<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Tedavi edilmeyen varis pıhtı ve kapanmayan yaralara yol açabiliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tedavi-edilmeyen-varis-pihti-ve-kapanmayan-yaralara-yol-acabiliyor/907275/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tedavi-edilmeyen-varis-pihti-ve-kapanmayan-yaralara-yol-acabiliyor/907275/</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:20:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Çetin Murat Songur: - Hastalık ilerlediği zaman açık cerrahi gerekebilir. Daha ilerleyen zamanlarda genişlemiş toplardamarların içerisinde pıhtılaşmalar oluşmaya başlar. Buna rağmen tedavi edilmezse, ayakta kapanmayacak yaralara en ilerleyen aşamalarda ise bacak kaybına kadar varabilen sonuçlara yol açabilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : DUYGU YENER - Bacaklarda toplardamarların genişlemesiyle ortaya çıkan varisin yalnızca estetik bir sorun olmadığı, ilerleyici bir damar hastalığı kapsamında tedavi edilmediğinde pıhtılaşma, ciltte renk değişikliği ve kapanmayan yaralara kadar uzanan sorunlara neden olabileceği bildirildi.Ufuk Üniversitesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Çetin Murat Songur ile TOBB ETÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Kliniğinden Op. Dr. Cemal Aslan, varisin oluşum nedenleri, risk faktörleri, tedavisi ve korunma yollarına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.Prof. Dr. Çetin Murat Songur, varisin bacaklardaki toplardamarların kanı kalbe taşırken, kanın yer çekiminin etkisiyle geriye doğru kaçması sonucu oluştuğunu belirtti.Varisin özellikle uzun süre ayakta kalan meslek gruplarında sık görüldüğünü ifade eden Songur, kuaförler, sağlık çalışanları ve öğretmenlerde hastalığa daha fazla rastlandığını dile getirdi.Songur, genetik yatkınlığın yanı sıra ani kilo alımının, ailede varis öyküsünün ve kadınlarda gebelik sayısının artmasının da risk faktörleri arasında bulunduğunu kaydetti.Açık cerrahi riskiVarisin ilerleyici bir hastalık olduğuna dikkati çeken Songur, tedavi edilmediğinde daha ileri aşamalara taşınabildiğini söyledi.Songur, Hastalık ilerlediği zaman açık cerrahi gerekebilir. Daha ilerleyen zamanlarda genişlemiş toplardamarların içerisinde pıhtılaşmalar oluşmaya başlar. Buna rağmen tedavi edilmezse ayakta kapanmayacak yaralara, en ilerleyen aşamalarda ise bacak kaybına kadar varabilen sonuçlara yol açabilir. dedi.Prof. Dr. Songur, varisin tedavisinde geçmişe göre seçeneklerin arttığını belirterek, günümüzde lazer ve radyofrekans gibi kapalı yöntemlerin de kullanılabildiğini bildirdi.Dışarıdan görülen ince varislerde köpük tedavisinin uygulanabildiğini anlatan Songur, işlem öncesinde renkli doppler ultrasonografiyle damarların değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.Songur, daha derindeki toplardamarlarda bir kaçak varsa öncelikle bunun düzeltilmesi gerektiğini dile getirerek, altta yatan sorun giderildikten sonra kozmetik amaçlı köpük tedavisi uygulandığında olumlu sonuçların alındığını söyledi.Varis hastalarında tedavinin yanı sıra kilo kontrolünün önem taşıdığını belirterek, kilo verdikçe damar çapında ve şikayetlerde rahatlama sağlanabildiğini anlattı.Songur, bacak kaslarını güçlendiren egzersizlerin toplardamar dolaşımına katkı sağladığını ifade ederek, yürüyüş, bisiklet ve yüzme gibi aktivite önerisinde bulundu.Varis ilerleyen bir hastalıkTOBB ETÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Kliniğinden Op. Dr. Cemal Aslan da varisin özellikle bacaklarda görülen toplardamar sisteminin bir hastalığı olduğunu belirtti.Variste en önemli risk faktörlerinden birinin genetik yatkınlık olduğunu ifade eden Aslan, uzun süre hareketsiz kalan kişilerde de hastalığın daha sık görülebildiğini söyledi.Aslan, varisin soğuk havalarda azaldığını ancak havaların ısınmasıyla toplardamardaki genişlemelerin şikayetleri artırdığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:Varis ilerleyen bir hastalıktır. Hayat konforunu bozan bir hastalıktır. Sıcak havalarla beraber şikayetler ortaya çıkar. Tedavi edilmediği takdirde varisler ilerleyici bir hastalıktır. İltihaplı pıhtılaşmalar, deride renk değişiklikleri ilerleyen safhalarda ayak bileklerinde yaralar daha ilerleyen safhalarda da ana toplardamar tıkanıklığı dediğimiz derin ven trombozu oluşma riski içermekte. Varisi sadece estetik bir tedavi olarak görmemek lazım. Sonuçta bir damar hastalığıdır.Aslan, düzenli yürüyüş ve yüzmenin bacak kaslarını güçlendirdiğine dikkati çekerek, uzun süre hareketsiz veya ayakta kalınmamasını önerdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : DUYGU YENER - Bacaklarda toplardamarların genişlemesiyle ortaya çıkan varisin yalnızca estetik bir sorun olmadığı, ilerleyici bir damar hastalığı kapsamında tedavi edilmediğinde pıhtılaşma, ciltte renk değişikliği ve kapanmayan yaralara kadar uzanan sorunlara neden olabileceği bildirildi.Ufuk Üniversitesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Çetin Murat Songur ile TOBB ETÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Kliniğinden Op. Dr. Cemal Aslan, varisin oluşum nedenleri, risk faktörleri, tedavisi ve korunma yollarına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.Prof. Dr. Çetin Murat Songur, varisin bacaklardaki toplardamarların kanı kalbe taşırken, kanın yer çekiminin etkisiyle geriye doğru kaçması sonucu oluştuğunu belirtti.Varisin özellikle uzun süre ayakta kalan meslek gruplarında sık görüldüğünü ifade eden Songur, kuaförler, sağlık çalışanları ve öğretmenlerde hastalığa daha fazla rastlandığını dile getirdi.Songur, genetik yatkınlığın yanı sıra ani kilo alımının, ailede varis öyküsünün ve kadınlarda gebelik sayısının artmasının da risk faktörleri arasında bulunduğunu kaydetti.Açık cerrahi riskiVarisin ilerleyici bir hastalık olduğuna dikkati çeken Songur, tedavi edilmediğinde daha ileri aşamalara taşınabildiğini söyledi.Songur, Hastalık ilerlediği zaman açık cerrahi gerekebilir. Daha ilerleyen zamanlarda genişlemiş toplardamarların içerisinde pıhtılaşmalar oluşmaya başlar. Buna rağmen tedavi edilmezse ayakta kapanmayacak yaralara, en ilerleyen aşamalarda ise bacak kaybına kadar varabilen sonuçlara yol açabilir. dedi.Prof. Dr. Songur, varisin tedavisinde geçmişe göre seçeneklerin arttığını belirterek, günümüzde lazer ve radyofrekans gibi kapalı yöntemlerin de kullanılabildiğini bildirdi.Dışarıdan görülen ince varislerde köpük tedavisinin uygulanabildiğini anlatan Songur, işlem öncesinde renkli doppler ultrasonografiyle damarların değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.Songur, daha derindeki toplardamarlarda bir kaçak varsa öncelikle bunun düzeltilmesi gerektiğini dile getirerek, altta yatan sorun giderildikten sonra kozmetik amaçlı köpük tedavisi uygulandığında olumlu sonuçların alındığını söyledi.Varis hastalarında tedavinin yanı sıra kilo kontrolünün önem taşıdığını belirterek, kilo verdikçe damar çapında ve şikayetlerde rahatlama sağlanabildiğini anlattı.Songur, bacak kaslarını güçlendiren egzersizlerin toplardamar dolaşımına katkı sağladığını ifade ederek, yürüyüş, bisiklet ve yüzme gibi aktivite önerisinde bulundu.Varis ilerleyen bir hastalıkTOBB ETÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Kliniğinden Op. Dr. Cemal Aslan da varisin özellikle bacaklarda görülen toplardamar sisteminin bir hastalığı olduğunu belirtti.Variste en önemli risk faktörlerinden birinin genetik yatkınlık olduğunu ifade eden Aslan, uzun süre hareketsiz kalan kişilerde de hastalığın daha sık görülebildiğini söyledi.Aslan, varisin soğuk havalarda azaldığını ancak havaların ısınmasıyla toplardamardaki genişlemelerin şikayetleri artırdığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:Varis ilerleyen bir hastalıktır. Hayat konforunu bozan bir hastalıktır. Sıcak havalarla beraber şikayetler ortaya çıkar. Tedavi edilmediği takdirde varisler ilerleyici bir hastalıktır. İltihaplı pıhtılaşmalar, deride renk değişiklikleri ilerleyen safhalarda ayak bileklerinde yaralar daha ilerleyen safhalarda da ana toplardamar tıkanıklığı dediğimiz derin ven trombozu oluşma riski içermekte. Varisi sadece estetik bir tedavi olarak görmemek lazım. Sonuçta bir damar hastalığıdır.Aslan, düzenli yürüyüş ve yüzmenin bacak kaslarını güçlendirdiğine dikkati çekerek, uzun süre hareketsiz veya ayakta kalınmamasını önerdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/tedavi-edilmeyen-varis-pihti-ve-kapanmayan-yaralara-yol-acabiliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Samsun Devlet Opera ve Balesi yeni sezonda daha fazla sanatsevere ulaşmayı hedefliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/samsun-devlet-opera-ve-balesi-yeni-sezonda-daha-fazla-sanatsevere-ulasmayi-hedefliyor/907274/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/samsun-devlet-opera-ve-balesi-yeni-sezonda-daha-fazla-sanatsevere-ulasmayi-hedefliyor/907274/</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:18:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Samsun / SAMDOB Müdürü ve Sanat Yönetmeni Onur Türkeş: - Samsun'daki sanatseverlere nitelikli yapımlar sunmayı, opera ve bale sanatını daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Samsun Haberleri : ERKUT KARGIN - Samsun Devlet Opera ve Balesi (SAMDOB), 2026-2027 sanat sezonunda yeni prömiyerler, turneler, festival çalışmaları, konserler, çocuklara yönelik eserler ve eğitim programlarıyla daha fazla sanatsevere ulaşmak istiyor.Yeni sezon hazırlıklarını sürdüren SAMDOB, 12 Eylül Cumartesi saat 20.00'de Atatürk Kültür Merkezi Aydın Gün Sahnesi'nde gala konserini sanatseverlerle buluşturacak.Orkestra şefliğini Patrick David Murray'in üstleneceği gala konserinde, soprano Sezgi Elhüseyni, soprano Eda Bingöl Gürkan, mezzosoprano Didem Çelik, tenor Ali Murat Erengül, tenor Özer Öndeş ve bariton Iakov Shvetcov solist olarak sahne alacak.SAMDOB orkestrasının yer alacağı konserde başkemancı Didem Tepe görev yapacak, ışık tasarımını Erdem Kuzaytepe, video projeksiyonunu ise Murat Turgut üstlenecek.Repertuvarımızı iki önemli prömiyerle genişleteceğizYeni sezona dair AA muhabirine açıklamada bulunan Samsun Devlet Opera ve Balesi Müdürü ve Sanat Yönetmeni Onur Türkeş, 2026-2027 sanat sezonu kapsamında düzenlenecek gala konserinde sanatseverlere keyifli bir konser repertuvarı sunmak istediklerini söyledi.Geçen sezonun kendileri için yoğun ve verimli geçtiğini vurgulayan Türkeş, 2025-2026 sanat sezonunda toplam 186 temsil gerçekleştirdik. Bunların 146'sını Samsun'daki yerleşik sahnemizde, 40'ını ise turnelerde gerçekleştirdik. Toplam 51 bin 571 seyirciye ulaştık. Bu rakamlar Samsun'da ve turne yaptığımız şehirlerde opera ve baleye olan ilginin devam ettiğini gösteriyor. dedi.Sahnelenecek eserler hakkında bilgi veren Türkeş, şöyle devam etti:Yeni sezonda da hem Samsun'daki sanatseverlere nitelikli yapımlar sunmayı hem de opera ve bale sanatını daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyoruz. Repertuarımızı sezonumuzun ilk yarısında iki önemli prömiyerle genişleteceğiz. Bunlardan ilki ekimde sahneleyeceğimiz Ludwig Minkus'un Don Kişot balesi. Bir diğer önemli eserimiz ise Puccini'nin La Boheme operası. La Boheme'in prömiyerini kasım ayında gerçekleştireceğiz. La Boheme, dünya opera repertuvarının en önemli eserlerinden biri.Anadolu'nun farklı yörelerinde yaşayan vatandaşları da opera ve bale sanatıyla buluşturmayı önemsediklerini vurgulayan Türkeş, Anadolu Opera ve Bale Festivali'nin bu açıdan ayrı bir öneme sahip olduğunu dile getirdi.Türkeş, yeni eserler, turneler, festival çalışmaları, konserler, çocuklara yönelik eserler ve eğitim programlarıyla sanatseverlerle buluşmaya devam edeceklerini belirterek, Yeni sezonun güçlü ve verimli bir sezon olacağına inanıyorum. Bütün sanatseverleri Samsun Devlet Opera ve Balesi'nin yeni sezonuna bekliyoruz. ifadesini kullandı.Gala konserinde opera repertuvarından seçkiler seslendirilecekGala konserinin orkestra şefi Patrick David Murray ise yeni sezonda sanatseverlerle buluşmayı sabırsızlıkla beklediklerini söyledi.Konserde opera tarihinin genel bir panoramasını sunmayı amaçladıklarını belirten Murray, solistler ve orkestrayla birlikte büyük opera repertuvarından, özellikle de İtalyan opera repertuvarından seçilmiş eserleri seslendireceklerini anlatarak, sanatseverleri gala konserine davet etti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Samsun Haberleri : ERKUT KARGIN - Samsun Devlet Opera ve Balesi (SAMDOB), 2026-2027 sanat sezonunda yeni prömiyerler, turneler, festival çalışmaları, konserler, çocuklara yönelik eserler ve eğitim programlarıyla daha fazla sanatsevere ulaşmak istiyor.Yeni sezon hazırlıklarını sürdüren SAMDOB, 12 Eylül Cumartesi saat 20.00'de Atatürk Kültür Merkezi Aydın Gün Sahnesi'nde gala konserini sanatseverlerle buluşturacak.Orkestra şefliğini Patrick David Murray'in üstleneceği gala konserinde, soprano Sezgi Elhüseyni, soprano Eda Bingöl Gürkan, mezzosoprano Didem Çelik, tenor Ali Murat Erengül, tenor Özer Öndeş ve bariton Iakov Shvetcov solist olarak sahne alacak.SAMDOB orkestrasının yer alacağı konserde başkemancı Didem Tepe görev yapacak, ışık tasarımını Erdem Kuzaytepe, video projeksiyonunu ise Murat Turgut üstlenecek.Repertuvarımızı iki önemli prömiyerle genişleteceğizYeni sezona dair AA muhabirine açıklamada bulunan Samsun Devlet Opera ve Balesi Müdürü ve Sanat Yönetmeni Onur Türkeş, 2026-2027 sanat sezonu kapsamında düzenlenecek gala konserinde sanatseverlere keyifli bir konser repertuvarı sunmak istediklerini söyledi.Geçen sezonun kendileri için yoğun ve verimli geçtiğini vurgulayan Türkeş, 2025-2026 sanat sezonunda toplam 186 temsil gerçekleştirdik. Bunların 146'sını Samsun'daki yerleşik sahnemizde, 40'ını ise turnelerde gerçekleştirdik. Toplam 51 bin 571 seyirciye ulaştık. Bu rakamlar Samsun'da ve turne yaptığımız şehirlerde opera ve baleye olan ilginin devam ettiğini gösteriyor. dedi.Sahnelenecek eserler hakkında bilgi veren Türkeş, şöyle devam etti:Yeni sezonda da hem Samsun'daki sanatseverlere nitelikli yapımlar sunmayı hem de opera ve bale sanatını daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyoruz. Repertuarımızı sezonumuzun ilk yarısında iki önemli prömiyerle genişleteceğiz. Bunlardan ilki ekimde sahneleyeceğimiz Ludwig Minkus'un Don Kişot balesi. Bir diğer önemli eserimiz ise Puccini'nin La Boheme operası. La Boheme'in prömiyerini kasım ayında gerçekleştireceğiz. La Boheme, dünya opera repertuvarının en önemli eserlerinden biri.Anadolu'nun farklı yörelerinde yaşayan vatandaşları da opera ve bale sanatıyla buluşturmayı önemsediklerini vurgulayan Türkeş, Anadolu Opera ve Bale Festivali'nin bu açıdan ayrı bir öneme sahip olduğunu dile getirdi.Türkeş, yeni eserler, turneler, festival çalışmaları, konserler, çocuklara yönelik eserler ve eğitim programlarıyla sanatseverlerle buluşmaya devam edeceklerini belirterek, Yeni sezonun güçlü ve verimli bir sezon olacağına inanıyorum. Bütün sanatseverleri Samsun Devlet Opera ve Balesi'nin yeni sezonuna bekliyoruz. ifadesini kullandı.Gala konserinde opera repertuvarından seçkiler seslendirilecekGala konserinin orkestra şefi Patrick David Murray ise yeni sezonda sanatseverlerle buluşmayı sabırsızlıkla beklediklerini söyledi.Konserde opera tarihinin genel bir panoramasını sunmayı amaçladıklarını belirten Murray, solistler ve orkestrayla birlikte büyük opera repertuvarından, özellikle de İtalyan opera repertuvarından seçilmiş eserleri seslendireceklerini anlatarak, sanatseverleri gala konserine davet etti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/samsun-devlet-opera-ve-balesi-yeni-sezonda-daha-fazla-sanatsevere-ulasmayi-hedefliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İletişim Başkanı Duran'dan Rize'de yapımı tamamlanan yatırımlara ilişkin paylaşım:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/iletisim-baskani-duran-dan-rize-de-yapimi-tamamlanan-yatirimlara-iliskin-paylasim/907273/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/iletisim-baskani-duran-dan-rize-de-yapimi-tamamlanan-yatirimlara-iliskin-paylasim/907273/</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:18:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle Rize'de toplam yatırım bedeli 10 milyar lirayı bulan eser ve projelerin toplu açılışı bugün gerçekleştirilecek - Millet bahçelerinden toplu konut projelerine, eğitim yatırımlarından spor ve kültür alanlarına kadar birçok eser Rize'nin hizmetine sunulacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle Rize'de toplam yatırım bedeli 10 milyar lirayı bulan eser ve projelerin toplu açılışının bugün gerçekleştirileceğini belirtti.Duran, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle Rize'de toplam yatırım bedeli 10 milyar lirayı bulan eser ve projelerin toplu açılışı bugün gerçekleştirilecek. Millet bahçelerinden toplu konut projelerine, eğitim yatırımlarından spor ve kültür alanlarına kadar birçok eser Rize'nin hizmetine sunulacak. Şehrin yaşam kalitesini yükseltecek bu yatırımlar, Rize'nin sosyal ve ekonomik gelişimine de önemli katkılar sağlayacak. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Türkiye'nin dört bir yanında şehirlerimizin ihtiyaçlarını gözeten ve vatandaşlarımızın hayatına doğrudan dokunan yeni eser ve yatırımlar ülkemize kazandırılmaya devam edecek. Rize'mize hayırlı olsun.Duran paylaşımında, Rize Millet Bahçesi, Yağlıtaş TOKİ, İyidere Millet Bahçesi, Kendirli TOKİ, Madenli TOKİ, Rize Kültür Sokağı, Ahmet Tevfik İleri Yurdu, Hafize-Haşim Haşimoğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi, İkizdere Futbol Sahası, Pazar Kız Kalesi Kafe'nin aralarında bulunduğu birçok proje ve eserlerin toplu açılışının gerçekleştirileceğini bildirdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle Rize'de toplam yatırım bedeli 10 milyar lirayı bulan eser ve projelerin toplu açılışının bugün gerçekleştirileceğini belirtti.Duran, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle Rize'de toplam yatırım bedeli 10 milyar lirayı bulan eser ve projelerin toplu açılışı bugün gerçekleştirilecek. Millet bahçelerinden toplu konut projelerine, eğitim yatırımlarından spor ve kültür alanlarına kadar birçok eser Rize'nin hizmetine sunulacak. Şehrin yaşam kalitesini yükseltecek bu yatırımlar, Rize'nin sosyal ve ekonomik gelişimine de önemli katkılar sağlayacak. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Türkiye'nin dört bir yanında şehirlerimizin ihtiyaçlarını gözeten ve vatandaşlarımızın hayatına doğrudan dokunan yeni eser ve yatırımlar ülkemize kazandırılmaya devam edecek. Rize'mize hayırlı olsun.Duran paylaşımında, Rize Millet Bahçesi, Yağlıtaş TOKİ, İyidere Millet Bahçesi, Kendirli TOKİ, Madenli TOKİ, Rize Kültür Sokağı, Ahmet Tevfik İleri Yurdu, Hafize-Haşim Haşimoğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi, İkizdere Futbol Sahası, Pazar Kız Kalesi Kafe'nin aralarında bulunduğu birçok proje ve eserlerin toplu açılışının gerçekleştirileceğini bildirdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/iletisim-baskani-duran-dan-rize-de-yapimi-tamamlanan-yatirimlara-iliskin-paylasim.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Osmaniye OSB'de elektrik tüketiminin yüzde 18'i güneşten karşılanıyor </title>
      <link>https://www.canligaste.com/osmaniye-osb-de-elektrik-tuketiminin-yuzde-18-i-gunesten-karsilaniyor/907272/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/osmaniye-osb-de-elektrik-tuketiminin-yuzde-18-i-gunesten-karsilaniyor/907272/</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:18:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Toprakkale ilçesinde yer alan OSB'de 2017'de kurulan güneş enerjisi santralinin kapasitesi, firmaların da desteğiyle 9 yılda 7,5 megavattan 210 megavata yükseltildi - Osmaniye OSB Genel Müdürü Musa Gönül: - Temiz enerjiyle beraber doğaya saygı gösteren bir üretim portföyüyle üretime devam ediyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : MUZAFFER ÇAĞLIYANER - Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB) elektrik tüketiminin yüzde 18'i sahada kurulu güneş enerjisi santralinden sağlanıyor.Toprakkale ilçesi sınırları içinde yer alan, metal, demir-çelik ve makine yan sanayisi başta olmak üzere 132 firmanın faaliyet gösterdiği OSB'de, 2017'de 7,5 megavat kapasiteli güneş enerjisi santrali kuruldu.Firmaların enerji maliyetlerini düşürmek ve temiz enerji kullanımını artırmak amacıyla kurulan santralin kapasitesi, sahadaki sanayicilerin de desteğiyle 9 yılda yaklaşık 28 katına çıkarılarak 210 megavata yükseltildi.OSB'deki firmalar yıllık 600 milyon kilovatsaat olan elektrik tüketimlerinin yüzde 18'lik kısmını güneş enerjisi santralinden karşılıyor.5 megavatlık yeni bir yatırım devam ediyorOsmaniye OSB Genel Müdürü Musa Gönül, AA muhabirine, yeşil enerjiye ilk yatırımın 2017 yılında yapıldığını ve yatırım maliyetlerinin fazlasıyla karşılandığını söyledi.Osmaniye OSB'nin temiz enerji üretimi konusunda Türkiye'nin öncü kuruluşlarından olduğunu belirten Gönül, son 9 yılda sanayicilerle işbirliği içinde bu konudaki yatırımlarına devam ettiklerini dile getirdi. Güneş enerjisi santrali yatırımlarının sürdüğünü anlatan Gönül, Halihazırda 5 megavatlık yeni bir yatırım devam ediyor. Akabinde de 70 megavata yakın talep sanayicilerimiz tarafından bizlere iletilmiştir. diye konuştu.Gönül, ağır sanayi tesislerinin yoğun olduğu Osmaniye OSB'de çevreye duyarlı yatırımların sürdüğünü vurgulayarak, şunları kaydetti:Temiz enerjiyle beraber doğaya saygı gösteren bir üretim portföyüyle üretime devam ediyoruz. Enerjinin elde edilmesi konusunda hem sanayicilerimizin hem Bakanlığımızın atmış olduğu adımlarla yatırımcılarımız bunu çok iyi değerlendirerek sahada bunu göstermişlerdir. 2017 yılından itibaren Osmaniye OSB'de yapılan yatırımlarda yaklaşık 30 kat bir büyüme yaşadık. Enerji, rekabet açısından çok önemli bir kalem olduğu için aynı zamanda da çevreye, doğaya saygılı bir üretim yapabilmek ve temiz enerji kullanmak adına güneş enerjisi santrali yatırımları önem arz ediyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : MUZAFFER ÇAĞLIYANER - Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB) elektrik tüketiminin yüzde 18'i sahada kurulu güneş enerjisi santralinden sağlanıyor.Toprakkale ilçesi sınırları içinde yer alan, metal, demir-çelik ve makine yan sanayisi başta olmak üzere 132 firmanın faaliyet gösterdiği OSB'de, 2017'de 7,5 megavat kapasiteli güneş enerjisi santrali kuruldu.Firmaların enerji maliyetlerini düşürmek ve temiz enerji kullanımını artırmak amacıyla kurulan santralin kapasitesi, sahadaki sanayicilerin de desteğiyle 9 yılda yaklaşık 28 katına çıkarılarak 210 megavata yükseltildi.OSB'deki firmalar yıllık 600 milyon kilovatsaat olan elektrik tüketimlerinin yüzde 18'lik kısmını güneş enerjisi santralinden karşılıyor.5 megavatlık yeni bir yatırım devam ediyorOsmaniye OSB Genel Müdürü Musa Gönül, AA muhabirine, yeşil enerjiye ilk yatırımın 2017 yılında yapıldığını ve yatırım maliyetlerinin fazlasıyla karşılandığını söyledi.Osmaniye OSB'nin temiz enerji üretimi konusunda Türkiye'nin öncü kuruluşlarından olduğunu belirten Gönül, son 9 yılda sanayicilerle işbirliği içinde bu konudaki yatırımlarına devam ettiklerini dile getirdi. Güneş enerjisi santrali yatırımlarının sürdüğünü anlatan Gönül, Halihazırda 5 megavatlık yeni bir yatırım devam ediyor. Akabinde de 70 megavata yakın talep sanayicilerimiz tarafından bizlere iletilmiştir. diye konuştu.Gönül, ağır sanayi tesislerinin yoğun olduğu Osmaniye OSB'de çevreye duyarlı yatırımların sürdüğünü vurgulayarak, şunları kaydetti:Temiz enerjiyle beraber doğaya saygı gösteren bir üretim portföyüyle üretime devam ediyoruz. Enerjinin elde edilmesi konusunda hem sanayicilerimizin hem Bakanlığımızın atmış olduğu adımlarla yatırımcılarımız bunu çok iyi değerlendirerek sahada bunu göstermişlerdir. 2017 yılından itibaren Osmaniye OSB'de yapılan yatırımlarda yaklaşık 30 kat bir büyüme yaşadık. Enerji, rekabet açısından çok önemli bir kalem olduğu için aynı zamanda da çevreye, doğaya saygılı bir üretim yapabilmek ve temiz enerji kullanmak adına güneş enerjisi santrali yatırımları önem arz ediyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/osmaniye-osb-de-elektrik-tuketiminin-yuzde-18-i-gunesten-karsilaniyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Almanya'dan bisikletiyle dünya turuna çıkan gezgin Mayer Kerkük'te mola verdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/almanya-dan-bisikletiyle-dunya-turuna-cikan-gezgin-mayer-kerkuk-te-mola-verdi/907270/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/almanya-dan-bisikletiyle-dunya-turuna-cikan-gezgin-mayer-kerkuk-te-mola-verdi/907270/</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:18:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Almanya / Almanya'nın Stuttgart kentinden bisikletiyle yola çıkan Alexander Mayer: - Türkiye’de geçirdiğim zaman çok güzeldi. Doğal güzelliklerden ve karşılaştığım insanların misafirperverliğinden çok etkilendim - Kerkük'ten Bağdat'a geçmeyi planlıyorum. Bu da yaklaşık iki gün sürecek. Başkentte bir süre kenti keşfetmeyi, daha sonra Bağdat’ın güneyindeki bazı önemli ve ilgi çekici kentleri ziyaret etmeyi planlıyorum]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Almanya Haberleri : ALİ MAKRAM GHAREEB - Almanya’nın Stuttgart kentinden yola çıkan Alexander Mayer, yaklaşık 5 aydır bisikletiyle farklı ülkeleri geçerek sürdürdüğü dünya turu kapsamında Irak’ın Kerkük kentine geldi.Türkiye üzerinden Irak’a geçen Mayer, yolculuğu sırasında İstanbul, Sivas, Amasya, Erzincan, Erzurum, Van ve Hakkari gibi kentleri ziyaret etti.AA muhabirine açıklamada bulunan Mayer, Türkiye’de geçirdiğim zaman çok güzeldi. Doğal güzelliklerden ve karşılaştığım insanların misafirperverliğinden çok etkilendim. dedi.Kerkük’te de sıcak karşılandığını anlatan Mayer, kentte tanıştığı insanların kendisine şehri gezdirdiğini ve görülmesi gereken yerleri gösterdiğini söyledi.Mayer, Kerküklü bir ailenin kendisini evlerinde ağırladığını ve akşam yemeği ikram ettiğini belirterek, kentte kendisini oldukça rahat hissettiğini dile getirdi.Dünyanın büyük ve güzel olduğunu ifade eden Mayer, mümkün olduğunca fazla yer görmek istediğini söyleyerek, yolculuğu için belirli bir zaman sınırı koymadığını ifade etti.Orta Doğu turunu Uman&#039;da tamamlayacakOrta Doğu'nun tamamını gezmek istediğini belirten Mayer, bu kapsamda nihai hedefinin Umman’ın başkenti Maskat’a ulaşmak olduğunu vurguladı.Mayer, Kerkük’ten Bağdat’a doğru yola çıkacağını aktararak, şöyle devam etti:Kerkük'ten Bağdat'a geçmeyi planlıyorum. Bu da yaklaşık iki gün sürecek. Başkentte bir süre kenti keşfetmeyi, daha sonra Bağdat’ın güneyindeki bazı önemli ve ilgi çekici kentleri ziyaret etmeyi planlıyorum.Irak'tan Ürdün’e geçerek Amman ve Petra’yı ziyaret edeceğini dile getiren Mayer, ardından Suudi Arabistan ve Umman’a gitmeyi hedeflediğini kaydetti.Mayer, yolculuğunun Umman sonrası bölümüne ilişkin kesin bir planının bulunmadığını kaydederek, Maskat’tan sonra bisikletiyle Afrika’ya geçme seçeneklerini değerlendirebileceğini söyledi.Son olarak Mayer, yaklaşık 5 aydır devam eden bisiklet yolculuğunda farklı ülkeleri, şehirleri ve kültürleri tanımanın kendisi için büyük bir deneyim olduğunu kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Almanya Haberleri : ALİ MAKRAM GHAREEB - Almanya’nın Stuttgart kentinden yola çıkan Alexander Mayer, yaklaşık 5 aydır bisikletiyle farklı ülkeleri geçerek sürdürdüğü dünya turu kapsamında Irak’ın Kerkük kentine geldi.Türkiye üzerinden Irak’a geçen Mayer, yolculuğu sırasında İstanbul, Sivas, Amasya, Erzincan, Erzurum, Van ve Hakkari gibi kentleri ziyaret etti.AA muhabirine açıklamada bulunan Mayer, Türkiye’de geçirdiğim zaman çok güzeldi. Doğal güzelliklerden ve karşılaştığım insanların misafirperverliğinden çok etkilendim. dedi.Kerkük’te de sıcak karşılandığını anlatan Mayer, kentte tanıştığı insanların kendisine şehri gezdirdiğini ve görülmesi gereken yerleri gösterdiğini söyledi.Mayer, Kerküklü bir ailenin kendisini evlerinde ağırladığını ve akşam yemeği ikram ettiğini belirterek, kentte kendisini oldukça rahat hissettiğini dile getirdi.Dünyanın büyük ve güzel olduğunu ifade eden Mayer, mümkün olduğunca fazla yer görmek istediğini söyleyerek, yolculuğu için belirli bir zaman sınırı koymadığını ifade etti.Orta Doğu turunu Uman&#039;da tamamlayacakOrta Doğu'nun tamamını gezmek istediğini belirten Mayer, bu kapsamda nihai hedefinin Umman’ın başkenti Maskat’a ulaşmak olduğunu vurguladı.Mayer, Kerkük’ten Bağdat’a doğru yola çıkacağını aktararak, şöyle devam etti:Kerkük'ten Bağdat'a geçmeyi planlıyorum. Bu da yaklaşık iki gün sürecek. Başkentte bir süre kenti keşfetmeyi, daha sonra Bağdat’ın güneyindeki bazı önemli ve ilgi çekici kentleri ziyaret etmeyi planlıyorum.Irak'tan Ürdün’e geçerek Amman ve Petra’yı ziyaret edeceğini dile getiren Mayer, ardından Suudi Arabistan ve Umman’a gitmeyi hedeflediğini kaydetti.Mayer, yolculuğunun Umman sonrası bölümüne ilişkin kesin bir planının bulunmadığını kaydederek, Maskat’tan sonra bisikletiyle Afrika’ya geçme seçeneklerini değerlendirebileceğini söyledi.Son olarak Mayer, yaklaşık 5 aydır devam eden bisiklet yolculuğunda farklı ülkeleri, şehirleri ve kültürleri tanımanın kendisi için büyük bir deneyim olduğunu kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/almanya-dan-bisikletiyle-dunya-turuna-cikan-gezgin-mayer-kerkuk-te-mola-verdi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kırıkkale'de 4 hükümlü yakalandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kirikkale-de-4-hukumlu-yakalandi/907269/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kirikkale-de-4-hukumlu-yakalandi/907269/</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:18:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kırıkkale / Kırıkkale'de haklarında çeşitli suçlardan kesinleşmiş hapis cezası bulunan 4 kişi yakalandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kırıkkale Haberleri : Kırıkkale'de haklarında çeşitli suçlardan kesinleşmiş hapis cezası bulunan 4 kişi yakalandı.Kırıkkale Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde arananların yakalanmasına yönelik çalışma yürüttü.Bu kapsamda uyuşturucu madde ticareti yapmak ve hükümlü veya tutuklunun cebir ve tehdit kullanarak kaçması suçlarından 16 yıl 4 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan U.K. (28), kasten yaralama suçundan 5 yıl 4 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan M.Y. (37), cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 4 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan H.E.Ç. (19) ile uyuşturucu madde satın almak, bulundurmak ve kullanmak suçundan 2 yıl 6 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan H.Y. (31) yakalandı.Hükümlüler, jandarmadaki işlemlerinin ardından cezaevine teslim edildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kırıkkale Haberleri : Kırıkkale'de haklarında çeşitli suçlardan kesinleşmiş hapis cezası bulunan 4 kişi yakalandı.Kırıkkale Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde arananların yakalanmasına yönelik çalışma yürüttü.Bu kapsamda uyuşturucu madde ticareti yapmak ve hükümlü veya tutuklunun cebir ve tehdit kullanarak kaçması suçlarından 16 yıl 4 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan U.K. (28), kasten yaralama suçundan 5 yıl 4 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan M.Y. (37), cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 4 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan H.E.Ç. (19) ile uyuşturucu madde satın almak, bulundurmak ve kullanmak suçundan 2 yıl 6 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan H.Y. (31) yakalandı.Hükümlüler, jandarmadaki işlemlerinin ardından cezaevine teslim edildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/kirikkale-de-4-hukumlu-yakalandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ABD'de 2026'da 132 yılın en sıcak yazı yaşandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/abd-de-2026-da-132-yilin-en-sicak-yazi-yasandi/907268/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/abd-de-2026-da-132-yilin-en-sicak-yazi-yasandi/907268/</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:18:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Abd / ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA), 2026 yazını ülke tarihinde kaydedilen en sıcak yaz dönemi olarak açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Abd Haberleri : ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA), 2026 yazını ülke tarihinde kaydedilen en sıcak yaz dönemi olarak açıkladı.NOAA, ağustos ayı verilerini içeren sıcaklık raporunu yayımladı.Rapora göre, NOAA 132 yıllık tarihinde (resmi ve sistematik hava durumu kayıtlarının tutulmaya başlandığı 1895 yılından günümüze) ABD'de en sıcak yaz mevsimini bu yıl kaydetti.Bu yılın sıcaklık ortalaması, 74,4 fahrenheit (23,5 santigrat) oldu ve bu değer ortalamanın 3 derece üzerinde.Ayrıca ABD'de bu yıl en sıcak ağustos ayı da yaşandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Abd Haberleri : ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA), 2026 yazını ülke tarihinde kaydedilen en sıcak yaz dönemi olarak açıkladı.NOAA, ağustos ayı verilerini içeren sıcaklık raporunu yayımladı.Rapora göre, NOAA 132 yıllık tarihinde (resmi ve sistematik hava durumu kayıtlarının tutulmaya başlandığı 1895 yılından günümüze) ABD'de en sıcak yaz mevsimini bu yıl kaydetti.Bu yılın sıcaklık ortalaması, 74,4 fahrenheit (23,5 santigrat) oldu ve bu değer ortalamanın 3 derece üzerinde.Ayrıca ABD'de bu yıl en sıcak ağustos ayı da yaşandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Diyarbakır'da depremde 77 kişinin öldüğü apartmanda kolon kesildiği uzman raporunda</title>
      <link>https://www.canligaste.com/diyarbakir-da-depremde-77-kisinin-oldugu-apartmanda-kolon-kesildigi-uzman-raporunda/907267/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/diyarbakir-da-depremde-77-kisinin-oldugu-apartmanda-kolon-kesildigi-uzman-raporunda/907267/</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:15:28 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Diyarbakır / Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat'taki depremlerde yıkılan, 77 kişinin hayatını kaybettiği, 29 kişinin yaralandığı Serin-2 Apartmanı'na ilişkin hazırlanan yeni bilirkişi raporundan: - Kolonun kesilmesini gerçekleştiren, yaptıran veya bu işleme karar veren kişi veya kişilerin, binanın deprem direncinin azalmasına doğrudan katkıda bulunmaları nedeniyle önemli düzeyde teknik sorumluluk taşıdıkları değerlendirilmiştir - Yıkılan binanın enkazı altında kalan anne ve babasını kaybeden avukat Hüseyin Kıratlı: - Bugüne kadar binadaki iş yerlerinde kolon kesildiği iddiasında bulunmuştuk. Gelen rapor tüm iddialarımızı ispatlıyor. Bu raporun yargılamayı etkileyeceğine inanıyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Diyarbakır Haberleri : AZİZ ASLAN - Diyarbakır'da, 6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan Serin-2 Apartmanı'na ilişkin hazırlanan yeni bilirkişi raporu dava dosyasına girdi.Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılması sonucu 77 kişinin hayatını kaybettiği, 29 kişinin yaralandığı Serin-2 Apartmanı'na ilişkin tutuksuz 4 sanığın yargılandığı Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin talebi doğrultusunda Ankara ve Orta Doğu Teknik üniversitelerinden oluşturulan 4 kişilik heyet yeni bilirkişi raporu hazırladı.Raporda sorumluluk ve beton kalitesi hakkında tespitler yapıldı, binanın altında bulunan iş yerlerinde kolon kesilip kesilmediğine ilişkin görsellere de yer verildi.Binada kullanılan betonun kalitesinin ciddi ölçüde yetersiz olduğu belirtilen raporda, bunun binanın deprem sırasında ağır hasar görmesine ve yıkılmasına önemli ölçüde neden olduğu vurgulandı.Raporda, şunlar kaydedildi:Serin-2 Apartmanı'na yaklaşık 19 metre uzaklıkta gerçekleştirilen yol ve alt geçit yapım çalışmalarının binanın temel sistemi ve deprem dayanımı üzerindeki etkisine ilişkin binanın temel seviyesi, kazı alanına olan uzaklığı, kazı geometrisi ve ilgili zemin koşulları birlikte değerlendirilmiştir. Gerçekleştirilen kazının binanın temelini ve temel altındaki zemini zayıflatacak nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır. Tarafımızca yapılan incelemelerde de bu değerlendirmenin aksini ortaya koyacak herhangi bir teknik bulguya rastlanmamıştır. Bu şekilde dosya kapsamında yol yapımında kullanılan araç ve kamyonların oluşturduğu titreşimlerin binanın temelinde veya taşıyıcı sisteminde deprem direncini azaltacak ölçüde bir hasar meydana getirdiğini gösteren herhangi bir tespit bulunmamaktadır. Yol ve alt geçit yapım çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen kazının, çalışma sırasında oluşan araç ve kamyon titreşimlerinin, temel çevresinde gözlenen nemin veya sınırlı su akışının binanın temel sistemini ya da taşıyıcı sistemini binanın deprem direncini anlamlı ölçüde azaltacak şekilde zayıflattığını​​​​​​​ gösteren teknik bir bulgu bulunmadığı değerlendirilmektedir.Binada, statik projede öngörülen donatı detaylarına uyulmadığı bilgisi verilen raporda, etriye aralıklarının ve kanca detaylarının yürürlükteki yönetmelik hükümlerine aykırı uygulandığı, taşıyıcı elemanlarda ciddi ölçüde düşük kaliteli beton kullanıldığı belirtildi.Raporun sonuç ve değerlendirme kısmında, şunlar aktarıldı:Binanın taşıyıcı sistemine ait bir kolonun sonradan kesildiği dosya kapsamındaki bulgulardan açıkça anlaşılmaktadır. Taşıyıcı bir kolonun kesilmesi, yapının dikey ve yatay yük taşıma kapasitesini azaltmakta, taşıyıcı sistemin yük aktarım düzenini değiştirmekte ve özellikle deprem etkileri altında komşu taşıyıcı elemanlarda ilave zorlanmalara neden olmaktadır. Kolonun kesilmesini gerçekleştiren, yaptıran veya bu işleme karar veren kişi veya kişilerin binanın deprem direncinin azalmasını doğrudan katkıda bulunmaları nedeniyle önemli​​​​​​​ düzeyde teknik sorumluluk taşıdıkları değerlendirilmiştir. Binada tespit edilen yaygın malzeme, uygulama ve taşıyıcı sistem yetersizlikleri dikkate alındığında kolon kesilmesine ilişkin sorumluluğun yapım aşamasındaki malzeme ve uygulama kusurlarından kaynaklanan sorumluluktan daha düşük düzeyde olduğu değerlendirilmiştir. Binanın yıkılmasına ilişkin en yüksek teknik sorumluluğun yapım ve uygulama aşamasındaki ağır malzeme ve donatı kusurlarından sorumlu olan fenni mesul, sürveyan, şantiye şefi ve bina müteahhidine aittir. Kolonun kesilmesinden sorumlu kişi veya kişilerin ikinci derecede ancak önemli bir teknik sorumluluk taşımaktadır. Statik proje müellifi ile projenin teknik yönden incelenmesi ve onaylanmasında görevli kişi veya mercilerin ise daha sınırlı ve ikincil düzeyde teknik sorumluluk taşıdığı değerlendirilmiştir. Binanın yıkılmasının tek bir kusur veya ihmalden kaynaklanmadığı, uygulama taşıyıcı sistem ve sonradan yapılan müdahalelerle binanın deprem direncini azalttığı ve meydana gelen sonuca katkıda bulunduğu kanaatine varılmıştır.Bu raporun yargılamayı etkileyeceğine inanıyoruzDava dosyasında mağdurların avukatlığını yapan Hüseyin Kıratlı, AA muhabirine, depremde yıkılan Serin-2 Apartmanı'nın enkazı altında kalan anne ve babasını kaybettiğini söyledi.Dava dosyasında 3 farklı üniversite tarafından hazırlanan bilirkişi raporlarının yer aldığını anlatan Kıratlı, şunları kaydetti:Dava dosyasına gelen bilirkişi raporunun, kolon kesme iddialarımızı teyit edecek nitelikte olduğu ispatlandı. Enkaz çalışmalarından bugüne kadar binadaki iş yerlerinde kolon kesildiği iddiasında bulunmuştuk. Bu talebimiz o zaman ispatlanamamıştı. Gelen rapor tüm iddialarımızı ispatlıyor. Bu raporun yargılamayı etkileyeceğine inanıyoruz. Dolayısıyla bu rapor iddialarımızı ispat ettiği için dosyanın seyri değişecek ve maddi gerçeğin ortaya çıkacağı düşüncesindeyiz. Annem ve babam ile komşularımız adına hukuk mücadelesini devam ettirirken dosyaya eklenen rapor yüreğimize bir nebze su serpti. Hukuk mücadelesini sonuna kadar devam ettireceğim. Kolon kesilme iddialarımızı ispatlar nitelikte olan raporun, sürecin bizim açımızdan olumlu yürümesine katkı sunacağı inancındayım.Depremde toplum olarak büyük acılar ve kayıplar yaşadıklarını belirten Kıratlı, bu acıların son olması dileğinde bulundu.Kıratlı, Bu depremlerden umarım ders çıkarırız ve yaşanan acılar bir daha yaşanmaz. Depremde kolon kesmelerin etkili olduğunu yaşadık. İş yeri sahipleri bu tarz şeylere teşebbüs etmesin ve canlar yanmasın. Çok kişiyi depremde kaybettik. Kolon kesilmesi de bunun bir sebebiydi. Etkin bir denetim ve kontrol yapılmamıştı. Umarım bu son olur ve toplum olarak bu tarz acıları yaşamayız. ifadelerini kullandı.İddianamede, tutuksuz sanıklardan binanın müteahhidi Hüseyin B, binanın statik proje müellifi Cihan U, statik betonarme projesine onay veren Nasir Ç. ve bina fenni mesulü Ekrem B. hakkında bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına neden olma suçundan 22 yıl 6'şar aya kadar hapis cezası isteniyor.Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturma kapsamında Serin-2 Apartmanı'nın depremde yıkılmasına ilişkin Fırat Üniversitesi, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi ve Dicle Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Bölümü akademisyenlerinden oluşan heyetler tarafından 3 ayrı bilirkişi raporu hazırlanmıştı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Diyarbakır Haberleri : AZİZ ASLAN - Diyarbakır'da, 6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan Serin-2 Apartmanı'na ilişkin hazırlanan yeni bilirkişi raporu dava dosyasına girdi.Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılması sonucu 77 kişinin hayatını kaybettiği, 29 kişinin yaralandığı Serin-2 Apartmanı'na ilişkin tutuksuz 4 sanığın yargılandığı Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin talebi doğrultusunda Ankara ve Orta Doğu Teknik üniversitelerinden oluşturulan 4 kişilik heyet yeni bilirkişi raporu hazırladı.Raporda sorumluluk ve beton kalitesi hakkında tespitler yapıldı, binanın altında bulunan iş yerlerinde kolon kesilip kesilmediğine ilişkin görsellere de yer verildi.Binada kullanılan betonun kalitesinin ciddi ölçüde yetersiz olduğu belirtilen raporda, bunun binanın deprem sırasında ağır hasar görmesine ve yıkılmasına önemli ölçüde neden olduğu vurgulandı.Raporda, şunlar kaydedildi:Serin-2 Apartmanı'na yaklaşık 19 metre uzaklıkta gerçekleştirilen yol ve alt geçit yapım çalışmalarının binanın temel sistemi ve deprem dayanımı üzerindeki etkisine ilişkin binanın temel seviyesi, kazı alanına olan uzaklığı, kazı geometrisi ve ilgili zemin koşulları birlikte değerlendirilmiştir. Gerçekleştirilen kazının binanın temelini ve temel altındaki zemini zayıflatacak nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır. Tarafımızca yapılan incelemelerde de bu değerlendirmenin aksini ortaya koyacak herhangi bir teknik bulguya rastlanmamıştır. Bu şekilde dosya kapsamında yol yapımında kullanılan araç ve kamyonların oluşturduğu titreşimlerin binanın temelinde veya taşıyıcı sisteminde deprem direncini azaltacak ölçüde bir hasar meydana getirdiğini gösteren herhangi bir tespit bulunmamaktadır. Yol ve alt geçit yapım çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen kazının, çalışma sırasında oluşan araç ve kamyon titreşimlerinin, temel çevresinde gözlenen nemin veya sınırlı su akışının binanın temel sistemini ya da taşıyıcı sistemini binanın deprem direncini anlamlı ölçüde azaltacak şekilde zayıflattığını​​​​​​​ gösteren teknik bir bulgu bulunmadığı değerlendirilmektedir.Binada, statik projede öngörülen donatı detaylarına uyulmadığı bilgisi verilen raporda, etriye aralıklarının ve kanca detaylarının yürürlükteki yönetmelik hükümlerine aykırı uygulandığı, taşıyıcı elemanlarda ciddi ölçüde düşük kaliteli beton kullanıldığı belirtildi.Raporun sonuç ve değerlendirme kısmında, şunlar aktarıldı:Binanın taşıyıcı sistemine ait bir kolonun sonradan kesildiği dosya kapsamındaki bulgulardan açıkça anlaşılmaktadır. Taşıyıcı bir kolonun kesilmesi, yapının dikey ve yatay yük taşıma kapasitesini azaltmakta, taşıyıcı sistemin yük aktarım düzenini değiştirmekte ve özellikle deprem etkileri altında komşu taşıyıcı elemanlarda ilave zorlanmalara neden olmaktadır. Kolonun kesilmesini gerçekleştiren, yaptıran veya bu işleme karar veren kişi veya kişilerin binanın deprem direncinin azalmasını doğrudan katkıda bulunmaları nedeniyle önemli​​​​​​​ düzeyde teknik sorumluluk taşıdıkları değerlendirilmiştir. Binada tespit edilen yaygın malzeme, uygulama ve taşıyıcı sistem yetersizlikleri dikkate alındığında kolon kesilmesine ilişkin sorumluluğun yapım aşamasındaki malzeme ve uygulama kusurlarından kaynaklanan sorumluluktan daha düşük düzeyde olduğu değerlendirilmiştir. Binanın yıkılmasına ilişkin en yüksek teknik sorumluluğun yapım ve uygulama aşamasındaki ağır malzeme ve donatı kusurlarından sorumlu olan fenni mesul, sürveyan, şantiye şefi ve bina müteahhidine aittir. Kolonun kesilmesinden sorumlu kişi veya kişilerin ikinci derecede ancak önemli bir teknik sorumluluk taşımaktadır. Statik proje müellifi ile projenin teknik yönden incelenmesi ve onaylanmasında görevli kişi veya mercilerin ise daha sınırlı ve ikincil düzeyde teknik sorumluluk taşıdığı değerlendirilmiştir. Binanın yıkılmasının tek bir kusur veya ihmalden kaynaklanmadığı, uygulama taşıyıcı sistem ve sonradan yapılan müdahalelerle binanın deprem direncini azalttığı ve meydana gelen sonuca katkıda bulunduğu kanaatine varılmıştır.Bu raporun yargılamayı etkileyeceğine inanıyoruzDava dosyasında mağdurların avukatlığını yapan Hüseyin Kıratlı, AA muhabirine, depremde yıkılan Serin-2 Apartmanı'nın enkazı altında kalan anne ve babasını kaybettiğini söyledi.Dava dosyasında 3 farklı üniversite tarafından hazırlanan bilirkişi raporlarının yer aldığını anlatan Kıratlı, şunları kaydetti:Dava dosyasına gelen bilirkişi raporunun, kolon kesme iddialarımızı teyit edecek nitelikte olduğu ispatlandı. Enkaz çalışmalarından bugüne kadar binadaki iş yerlerinde kolon kesildiği iddiasında bulunmuştuk. Bu talebimiz o zaman ispatlanamamıştı. Gelen rapor tüm iddialarımızı ispatlıyor. Bu raporun yargılamayı etkileyeceğine inanıyoruz. Dolayısıyla bu rapor iddialarımızı ispat ettiği için dosyanın seyri değişecek ve maddi gerçeğin ortaya çıkacağı düşüncesindeyiz. Annem ve babam ile komşularımız adına hukuk mücadelesini devam ettirirken dosyaya eklenen rapor yüreğimize bir nebze su serpti. Hukuk mücadelesini sonuna kadar devam ettireceğim. Kolon kesilme iddialarımızı ispatlar nitelikte olan raporun, sürecin bizim açımızdan olumlu yürümesine katkı sunacağı inancındayım.Depremde toplum olarak büyük acılar ve kayıplar yaşadıklarını belirten Kıratlı, bu acıların son olması dileğinde bulundu.Kıratlı, Bu depremlerden umarım ders çıkarırız ve yaşanan acılar bir daha yaşanmaz. Depremde kolon kesmelerin etkili olduğunu yaşadık. İş yeri sahipleri bu tarz şeylere teşebbüs etmesin ve canlar yanmasın. Çok kişiyi depremde kaybettik. Kolon kesilmesi de bunun bir sebebiydi. Etkin bir denetim ve kontrol yapılmamıştı. Umarım bu son olur ve toplum olarak bu tarz acıları yaşamayız. ifadelerini kullandı.İddianamede, tutuksuz sanıklardan binanın müteahhidi Hüseyin B, binanın statik proje müellifi Cihan U, statik betonarme projesine onay veren Nasir Ç. ve bina fenni mesulü Ekrem B. hakkında bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına neden olma suçundan 22 yıl 6'şar aya kadar hapis cezası isteniyor.Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturma kapsamında Serin-2 Apartmanı'nın depremde yıkılmasına ilişkin Fırat Üniversitesi, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi ve Dicle Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Bölümü akademisyenlerinden oluşan heyetler tarafından 3 ayrı bilirkişi raporu hazırlanmıştı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/diyarbakir-da-depremde-77-kisinin-oldugu-apartmanda-kolon-kesildigi-uzman-raporunda.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Dip çamuru temizliği deniz ekosisteminin iyileşmesine katkı sağlıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/dip-camuru-temizligi-deniz-ekosisteminin-iyilesmesine-katki-sagliyor/907265/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/dip-camuru-temizligi-deniz-ekosisteminin-iyilesmesine-katki-sagliyor/907265/</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:15:26 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Koray Özhan: - Sağlıklı ve iyi karışan bir kıyıda tabana ulaşan organik maddelerin büyük bölümü parçalanır. Ancak su dolaşımının zayıf olduğu ortamlarda malzeme çökeldiği hızda parçalanamaz ve yıllar içinde organik maddece zengin bir çamur tabakası oluşur - Karadan gelen dış yükü tamamen kesseniz bile, çamurda çok fazla besin ve organik madde birikmişse bu depo yıllarca su kolonuna karışmaya devam edebilir. Buna iç yükleme diyoruz. Dip çamuru geçmiş kirliliğin hafızasıdır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : GÜLSELİ KENARLI - Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Koray Özhan, denizlerdeki dip çamurunun geçmişteki kirliliğin hafızası olduğunu, temizlenmesinin, tabanda biriken organik madde ve besin yükünü azaltarak ekosistemin iyileşmesine ve su dolaşımının artmasına katkı sağlayabileceğini bildirdi.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca Fethiye'de başlatılan dip çamuru temizliği kapsamında, yaklaşık 600 hektarlık alanda biriken 16,2 milyon metreküp dip çamurunun 3 yılda çıkarılması ve çalışma sonunda iç körfezde ortalama 3,4 metre su derinliğine ulaşılması hedefleniyor.Özhan, AA muhabirine, dip çamurunun deniz veya göl tabanında biriken ince taneli malzeme olduğunu, içerisinde kil ve silt gibi mineral taneciklerin yanı sıra organik madde ve gözenek suyu bulunduğunu söyledi.Dip çamurunun özellikle körfezler, koylar ve iç denizler gibi görece kapalı, sığ ve su dolaşımının kısıtlı olduğu alanlarda biriktiğini belirten Özhan, Sağlıklı ve iyi karışan bir kıyıda tabana ulaşan organik maddelerin büyük bölümü parçalanır. Ancak su dolaşımının zayıf olduğu ortamlarda malzeme çökeldiği hızda parçalanamaz ve yıllar içinde organik maddece zengin bir çamur tabakası oluşur. dedi.Özhan, söz konusu organik maddelerin mikroorganizmalar tarafından parçalanması sırasında oksijen tüketildiğini, bu nedenle kapalı körfezlerde suyun yenilenme süresinin uzun olması nedeniyle dip suyunda oksijen azalmasının yoğun şekilde görülebildiğini anlattı.Oksijenin azalmasıyla tabanın kimyasının değiştiğini ve sedimanda bağlı bulunan fosfatın su kolonuna geçerek fitoplankton üretimini artırabildiğini aktaran Özhan, oksijensiz koşullarda dip çamuruna da rengini ve kokusunu veren hidrojen sülfür oluşabildiğini kaydetti.Dip çamuru aslında bir sonuçDip çamuru birikiminin temel kaynaklarının planktonların oluşturduğu biyolojik materyal, akarsular ve karadan taşınan kirleticiler gibi malzemeler ile yeterince arıtılmamış evsel ve endüstriyel atık sular ile tarımsal akışlar olduğunu ifade eden Özhan, şöyle devam etti: Dip çamuru aslında bir sonuç. Havzadan gelen aşırı kirletici ve organik yükün tabanda biriktiği yerdir. Dip çamuru geçmişteki kirliliğin birikmiş göstergesi olmasının yanı sıra su kolonuna yeniden besin sağlayabilir. Karadan gelen dış yükü tamamen kesseniz bile, çamurda çok fazla besin ve organik madde birikmişse bu depo yıllarca su kolonuna karışmaya devam edebilir. Buna iç yükleme diyoruz. Dip çamuru geçmiş kirliliğin hafızasıdır. Denizlerde yapılacak dip çamuru temizliği, tabanda birikmiş organik madde ve besin yükünü fiziksel olarak ortamdan uzaklaştırarak oksijen tüketimini ve besin salınımını azaltabilir. Böylece ekosistemin iyileşmesine büyük katkı sunuyor, sığlaşmış alanlarda derinliği artırarak su dolaşımının iyileşmesine katkı sağlıyor. Bu, hastalığın kendisini değil, belirtisini tedavi ediyor. Dış kaynaklar devam ederse aktif besinler yeniden tabana çöker ve taramanın etkisi yıllar içerisinde zayıflar. Uzun vadeli başarı dış yüklerin azaltılmasına bağlıFethiye İç Körfezi'nin görece kapalı, sığ ve su dolaşımının kısıtlı olması nedeniyle dip taramasının bilimsel açıdan anlamlı bir müdahale olabileceğine işaret eden Özhan, çalışmanın uzun vadeli başarısının dış yüklerin azaltılmasına, çıkarılan çamurun niteliğinin analiz edilerek uygun şekilde bertaraf edilmesine ve tarama sırasında oluşabilecek bulanıklık ile yeniden askıya kalkmanın kontrol edilmesine bağlı olduğunu ifade etti.Bölgede ayrıca deniz çayırlarının korunması amacıyla mapa-şamandıra sisteminin taramayla birlikte uygulanmasının da olumlu olduğuna değinen Özhan, sözlerini şöyle tamamladı:Başarı ilan edilmez, ölçülerek gösterilir. Çalışma öncesinde, sırasında ve sonrasında çözünmüş oksijen, besin tuzları, bulanıklık, taban canlıları ve deniz çayırları düzenli olarak izlenmeli. Dışarıdan gelen besin ve organik yük kesilir, çamur doğru yönetilir ve süreç bilimsel olarak izlenirse körfezin toparlanmasına önemli katkı sağlanabilir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : GÜLSELİ KENARLI - Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Koray Özhan, denizlerdeki dip çamurunun geçmişteki kirliliğin hafızası olduğunu, temizlenmesinin, tabanda biriken organik madde ve besin yükünü azaltarak ekosistemin iyileşmesine ve su dolaşımının artmasına katkı sağlayabileceğini bildirdi.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca Fethiye'de başlatılan dip çamuru temizliği kapsamında, yaklaşık 600 hektarlık alanda biriken 16,2 milyon metreküp dip çamurunun 3 yılda çıkarılması ve çalışma sonunda iç körfezde ortalama 3,4 metre su derinliğine ulaşılması hedefleniyor.Özhan, AA muhabirine, dip çamurunun deniz veya göl tabanında biriken ince taneli malzeme olduğunu, içerisinde kil ve silt gibi mineral taneciklerin yanı sıra organik madde ve gözenek suyu bulunduğunu söyledi.Dip çamurunun özellikle körfezler, koylar ve iç denizler gibi görece kapalı, sığ ve su dolaşımının kısıtlı olduğu alanlarda biriktiğini belirten Özhan, Sağlıklı ve iyi karışan bir kıyıda tabana ulaşan organik maddelerin büyük bölümü parçalanır. Ancak su dolaşımının zayıf olduğu ortamlarda malzeme çökeldiği hızda parçalanamaz ve yıllar içinde organik maddece zengin bir çamur tabakası oluşur. dedi.Özhan, söz konusu organik maddelerin mikroorganizmalar tarafından parçalanması sırasında oksijen tüketildiğini, bu nedenle kapalı körfezlerde suyun yenilenme süresinin uzun olması nedeniyle dip suyunda oksijen azalmasının yoğun şekilde görülebildiğini anlattı.Oksijenin azalmasıyla tabanın kimyasının değiştiğini ve sedimanda bağlı bulunan fosfatın su kolonuna geçerek fitoplankton üretimini artırabildiğini aktaran Özhan, oksijensiz koşullarda dip çamuruna da rengini ve kokusunu veren hidrojen sülfür oluşabildiğini kaydetti.Dip çamuru aslında bir sonuçDip çamuru birikiminin temel kaynaklarının planktonların oluşturduğu biyolojik materyal, akarsular ve karadan taşınan kirleticiler gibi malzemeler ile yeterince arıtılmamış evsel ve endüstriyel atık sular ile tarımsal akışlar olduğunu ifade eden Özhan, şöyle devam etti: Dip çamuru aslında bir sonuç. Havzadan gelen aşırı kirletici ve organik yükün tabanda biriktiği yerdir. Dip çamuru geçmişteki kirliliğin birikmiş göstergesi olmasının yanı sıra su kolonuna yeniden besin sağlayabilir. Karadan gelen dış yükü tamamen kesseniz bile, çamurda çok fazla besin ve organik madde birikmişse bu depo yıllarca su kolonuna karışmaya devam edebilir. Buna iç yükleme diyoruz. Dip çamuru geçmiş kirliliğin hafızasıdır. Denizlerde yapılacak dip çamuru temizliği, tabanda birikmiş organik madde ve besin yükünü fiziksel olarak ortamdan uzaklaştırarak oksijen tüketimini ve besin salınımını azaltabilir. Böylece ekosistemin iyileşmesine büyük katkı sunuyor, sığlaşmış alanlarda derinliği artırarak su dolaşımının iyileşmesine katkı sağlıyor. Bu, hastalığın kendisini değil, belirtisini tedavi ediyor. Dış kaynaklar devam ederse aktif besinler yeniden tabana çöker ve taramanın etkisi yıllar içerisinde zayıflar. Uzun vadeli başarı dış yüklerin azaltılmasına bağlıFethiye İç Körfezi'nin görece kapalı, sığ ve su dolaşımının kısıtlı olması nedeniyle dip taramasının bilimsel açıdan anlamlı bir müdahale olabileceğine işaret eden Özhan, çalışmanın uzun vadeli başarısının dış yüklerin azaltılmasına, çıkarılan çamurun niteliğinin analiz edilerek uygun şekilde bertaraf edilmesine ve tarama sırasında oluşabilecek bulanıklık ile yeniden askıya kalkmanın kontrol edilmesine bağlı olduğunu ifade etti.Bölgede ayrıca deniz çayırlarının korunması amacıyla mapa-şamandıra sisteminin taramayla birlikte uygulanmasının da olumlu olduğuna değinen Özhan, sözlerini şöyle tamamladı:Başarı ilan edilmez, ölçülerek gösterilir. Çalışma öncesinde, sırasında ve sonrasında çözünmüş oksijen, besin tuzları, bulanıklık, taban canlıları ve deniz çayırları düzenli olarak izlenmeli. Dışarıdan gelen besin ve organik yük kesilir, çamur doğru yönetilir ve süreç bilimsel olarak izlenirse körfezin toparlanmasına önemli katkı sağlanabilir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İstanbul'daki okullarda 3 bin 13 bahçe görevlisi pazartesi göreve başlayacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/istanbul-daki-okullarda-3-bin-13-bahce-gorevlisi-pazartesi-goreve-baslayacak/907262/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/istanbul-daki-okullarda-3-bin-13-bahce-gorevlisi-pazartesi-goreve-baslayacak/907262/</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:15:24 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür: - Bahçe görevlileri, okul nöbetçisiyle ve okul idaresiyle beraber çocukların güvenli bir ortamda giriş çıkışlarını sağlayacak. Herhangi bir olumsuz durum varsa aciliyetle müdahale edecek, okul idaremize bilgi verecek - İstanbul'da bulunan tüm okullarımızda ayrıca bu sene dedektör olacak. Uygun görüldüğü zaman, riskli olan hususlarda dedektörle gerekli aramalar, incelemeler ve kontroller yapılacak. Okullarımızın daha güvenli hale gelmesi amacıyla 'okul polisi' uygulaması bu sene daha dikkatli ve sık bir şekilde yapılacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : MİKAİL BIYIKLI - İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, 2026-2027 eğitim öğretim yılında kentteki okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılacağını belirterek, öğrencilerin güvenli giriş çıkışlarının sağlanmasına ve okul bahçelerindeki güvenlik ve koordinasyona katkı sunacak 3 bin 13 bahçe görevlisinin pazartesi göreve başlayacağını bildirdi.İstanbul'da öğrenciler, yaz tatilinin ardından yeni eğitim öğretim yılının başlaması dolayısıyla 14 Eylül Pazartesi günü dersbaşı yapacak.Yeni dönem öncesinde kent genelindeki okullarda eğitim öğretim hazırlıklarının yanı sıra öğrencilerin güvenliğine yönelik çalışmalar yürütülüyor.İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, AA muhabirine, pazartesi 3 milyona yakın öğrencinin okulları ve öğretmenleriyle buluşacağını belirterek, yeni eğitim öğretim yılında en önemli önceliklerden birinin güvenli okul ortamının sağlanması olduğunu söyledi.Yentür, bu yıl ilk kez gerçekleştirilecek okullarda bahçe görevlisi uygulamasına ilişkin, Yaz tatilinde Bakanlığımızın çalışmalarıyla İstanbul'a 3 bin 13 bahçe görevlisi tahsis edildi. Anaokullarımız dahil bütün okullarımızın bahçelerinde güvenlik, koordine ve işbirliği amacıyla görev yapacaklar. Öğrencilerin daha uygun koşullarda eğitim öğretim görmelerine katkı sağlayacak bu görevliler, okul idaresiyle ve bahçede nöbetçilerimizle işbirliği yapacaklar. diye konuştu.Okullarda görevlendirilecek bahçe görevlilerinde öncelikli olarak güvenlik sertifikası şartı aradıklarını dile getiren Yentür, şöyle devam etti:Bulunmadığı takdirde de eğitim verebileceğimiz normal kişileri görevlendirmiş olacağız. Bu çalışmalar son sürat devam ediyor. Bahçe görevlileri, okul nöbetçisiyle ve okul idaresiyle beraber çocukların güvenli bir ortamda giriş çıkışlarını sağlayacak. Herhangi bir olumsuz durum varsa aciliyetle müdahale edecek, okul idaremize bilgi verecek. Bahçedeki nöbetçi öğretmenimizle işbirliği ve koordinasyonu sağlayacak. Çocuklarımızın güvenli bir ortamda giriş çıkışlarının ve teneffüslerinin yapılması noktasında adeta okulun gözü kulağı olacak.Yentür, Hiçbir ayrım gözetmeksizin İstanbul'daki bütün okullarımızda bahçe görevlisi olacak. 3 bin 13 bahçe görevlimiz pazartesi itibarıyla okullarımızda göreve başlayacak. Tüm okullarımızda bir kişi olacak. ifadelerini kullandı.Bahçesi geniş veya öğrenci mevcudu fazla okullarda nöbetçi öğretmen sayısının artırılabileceğini söyleyen Yentür, çalışmaların nöbetçi idareci ve müdür yardımcılarının gözetiminde koordine edileceğini belirtti.Yentür, bahçe görevlisi alımlarının her yıl tekrarlanacağını, eğitim öğretim yılının başlamasıyla yapılıp yaz tatilinde sona erecek görevlendirmelerin eylülde yeniden yapılacağını kaydetti.Okullarda okul polisi uygulaması daha sık yapılacakOkullardaki güvenlik tedbirlerinin Milli Eğitim Bakanlığı ve İstanbul Valiliği koordinasyonunda yürütüldüğünü belirten Yentür, şöyle konuştu:İstanbul'da bulunan tüm okullarımızda ayrıca bu sene dedektör olacak. Uygun görüldüğü zaman, riskli olan hususlarda dedektörle gerekli aramalar, incelemeler ve kontroller yapılacak. Ayrıca okullarımızın daha güvenli hale gelmesi amacıyla 'okul polisi' uygulaması bu sene daha dikkatli ve daha sık bir şekilde yapılacak. Tüm okullarımızda koordineli bir 'okul polisi' uygulamamız var. Bazı riskli okullarda ayrıca 'okul polisi' bulunacak. Her okulun irtibatlı olduğu, anında ulaşabileceği ve okulu takip eden bir 'okul polisi' olacak. Bu uygulama okul müdürümüzle işbirliği halinde devam edecek.Yentür, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İstanbul Valiliği ile çocukların güvenli ortamda eğitimlerini sürdürebilmeleri için gerekli tedbirleri aldıklarını, öğretmenlerin, okul idarelerinin ve okul aile birliklerinin de yeni dönemde bu konuda daha duyarlı hareket edeceğini vurguladı.Randevusu olmayan veliler okula alınmayacakÖğretmenlerin bu yıl önlük giymesini önemsediklerini ifade eden Yentür, uygulamayı öğretmenlerin rahatlığı ile öğrencilere örnek olma ve temsiliyet açısından tavsiye ettiklerini söyledi.Yentür, velilerin desteği olmadan eğitim öğretim süreçlerinin sağlıklı yürütülmesinin mümkün olmadığını dile getirdi.Okul randevu sisteminin bu yıl etkin uygulanacağını belirten Yentür, öğretmen veya okul idaresiyle görüşmek isteyen velilerin taleplerini elektronik ortamdan iletebileceğini, görüşmelerin okul müdürünün uygun gördüğü zaman dilimlerinde gerçekleştirileceğini kaydetti.Yentür, cep telefonu yasağının ailelerin desteğiyle bilinçli şekilde uygulanmasını istediklerini, öğrencilerin telefonlarını yalnızca okul çıkışında açarak ailelerine durumları hakkında bilgi verebileceğini anlatarak, Çünkü çocuklarımızın dijital bağımlılığının önlenmesi adına da okul süresinde telefondan uzak kalmasını çok önemsiyoruz. Öğretmenlerimiz de bu kurallara özel olarak riayet ediyor. dedi.Okul servislerinin İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ve okullarda oluşturulan komisyonlar tarafından denetlendiğini belirten Yentür, öğrencilerin okula güvenli geliş ve gidişlerinin yakından takip edileceğini söyledi.Yentür, sağlıklı beslenme ve belirlenen tarifelerin uygulanması konusunda kantinlerde de denetimlerin artırılacağına dikkati çekerek, okul idarelerinin satılan ürünlerin yanı sıra fiyatları kontrol edeceğini bildirdi.MEBİ&#039;nin kullanımı teşvik edilecekYentür, öğrencilerin eksiklerini tamamlamalarına ve kazanımlarını güçlendirmelerine yardımcı olan dijital eğitim imkanlarının kullanımını da yaygınlaştırmak istediklerini anlatarak, Bakanlığımızın sisteme koyduğu, öğrencilerimize bireysel olarak rehberlik eden, eksik kaldıkları konularda onları destekleyen ve kazanımlarını güçlendiren, tamamen ücretsiz 'MEBİ'nin hem velilerimiz hem de öğrencilerimiz tarafından yoğun bir şekilde kullanılmasını teşvik etmek ve desteklemek için çalışmalarımız olacak. ifadelerini kullandı.Yeni eğitim öğretim yılında çocukların sosyal, kültürel ve sanatsal kazanımlarla hayata hazırlanmasını hedeflediklerini vurgulayan Yentür, öğrencilerin yeteneklerinin keşfedilmesi, Türkçeyi etkin ve zengin kullanması ve iyi insan olarak yetişmesi için çalışacaklarını dile getirdi.İstanbul&#039;da 82 yeni okulumuz öğrencilerimizle buluşacakİl Milli Eğitim Müdürü Yentür, eğitimin yalnızca sınıf ve okulla sınırlı olmadığını, aile ortamının da çocukların gelişiminde önemli yeri bulunduğunu, bu nedenle anne ve babaların rehberlik servisleri, okul idareleri ve öğretmenlerle işbirliği içinde hareket etmesinin önem taşıdığını belirtti.İstanbul'u dünyanın en büyük açık hava dersliği olarak nitelendiren Yentür, ailelere hafta sonlarını çocuklarıyla kültür, sanat ve tarihi mekanları gezerek değerlendirmeleri, birlikte kitap seçip okumaları, tiyatro ve sinema gibi etkinliklere katılmaları tavsiyesinde bulunarak, yaparak ve yaşayarak öğrenmenin daha kalıcı ve keyifli olduğunu kaydetti.Yentür, şiddetin yalnızca fiziksel olmadığına dikkati çekerek, çocuklarla iletişimde kullanılan kelimelerin onların düşünce dünyasını şekillendirdiğini, bu nedenle Türkçenin nezaketli, zengin, duru ve güzel kullanılmasının önem taşıdığını dile getirdi.Öğretmenlerin toplumun rol modeli olduğunu, eğitmen yöneticilerin de öğrencileri kendi çocuklarından ayırmadan hareket ettiğini belirten Yentür, velilerin okul güvenliği konusunda endişe etmemelerini istedi.İhtiyaç olan her okulumuza mutlaka turnike kurulacakYentür, İstanbul'un bütün okulları çok güvenli. Güvenli olmayan hiçbir okulumuz yok. Güvenli olmayanları zaten boşalttık. Şu anda 14 Eylül itibarıyla İstanbul'da 82 yeni okulumuz öğrencilerimizle buluşacak. Bu okullar, depremden dolayı boşaltılmasının ardından yıkılıp yeniden ve sıfırdan yaptığımız okullar. İstanbul'umuz için hayırlı ve uğurlu olsun. diye konuştu.Yeni okulların öğrenciler ve öğretmenler için sosyal alanlar, laboratuvarlar, spor tesisleri, sanat ve müzik alanları ile çok amaçlı salonları barındırdığını anlatan Yentür, bu yönüyle okulların birer yaşam merkezi niteliği taşıdığını söyledi.Yentür, İstanbul'da 160 okulun inşaatının sürdüğünü belirterek, okul binalarının güvenliği konusunda velilerin endişe etmemesi gerektiğini dile getirdi.Öğrenci mevcudu yüksek okullarda turnike sistemlerinin de artırıldığını bildiren Yentür, Turnikeler noktasında özellikle mevcudu yüksek okullarımızdan 20'ye yakınına yaz tatilinde yeni turnike kuruldu ve turnike kurulmasına artarak devam ediliyor. Tüm okullarımızda turnike uygulaması yok. Ama uygun gördüğümüz, ihtiyaç olan her okulumuza mutlaka turnike kurulacak. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : MİKAİL BIYIKLI - İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, 2026-2027 eğitim öğretim yılında kentteki okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılacağını belirterek, öğrencilerin güvenli giriş çıkışlarının sağlanmasına ve okul bahçelerindeki güvenlik ve koordinasyona katkı sunacak 3 bin 13 bahçe görevlisinin pazartesi göreve başlayacağını bildirdi.İstanbul'da öğrenciler, yaz tatilinin ardından yeni eğitim öğretim yılının başlaması dolayısıyla 14 Eylül Pazartesi günü dersbaşı yapacak.Yeni dönem öncesinde kent genelindeki okullarda eğitim öğretim hazırlıklarının yanı sıra öğrencilerin güvenliğine yönelik çalışmalar yürütülüyor.İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, AA muhabirine, pazartesi 3 milyona yakın öğrencinin okulları ve öğretmenleriyle buluşacağını belirterek, yeni eğitim öğretim yılında en önemli önceliklerden birinin güvenli okul ortamının sağlanması olduğunu söyledi.Yentür, bu yıl ilk kez gerçekleştirilecek okullarda bahçe görevlisi uygulamasına ilişkin, Yaz tatilinde Bakanlığımızın çalışmalarıyla İstanbul'a 3 bin 13 bahçe görevlisi tahsis edildi. Anaokullarımız dahil bütün okullarımızın bahçelerinde güvenlik, koordine ve işbirliği amacıyla görev yapacaklar. Öğrencilerin daha uygun koşullarda eğitim öğretim görmelerine katkı sağlayacak bu görevliler, okul idaresiyle ve bahçede nöbetçilerimizle işbirliği yapacaklar. diye konuştu.Okullarda görevlendirilecek bahçe görevlilerinde öncelikli olarak güvenlik sertifikası şartı aradıklarını dile getiren Yentür, şöyle devam etti:Bulunmadığı takdirde de eğitim verebileceğimiz normal kişileri görevlendirmiş olacağız. Bu çalışmalar son sürat devam ediyor. Bahçe görevlileri, okul nöbetçisiyle ve okul idaresiyle beraber çocukların güvenli bir ortamda giriş çıkışlarını sağlayacak. Herhangi bir olumsuz durum varsa aciliyetle müdahale edecek, okul idaremize bilgi verecek. Bahçedeki nöbetçi öğretmenimizle işbirliği ve koordinasyonu sağlayacak. Çocuklarımızın güvenli bir ortamda giriş çıkışlarının ve teneffüslerinin yapılması noktasında adeta okulun gözü kulağı olacak.Yentür, Hiçbir ayrım gözetmeksizin İstanbul'daki bütün okullarımızda bahçe görevlisi olacak. 3 bin 13 bahçe görevlimiz pazartesi itibarıyla okullarımızda göreve başlayacak. Tüm okullarımızda bir kişi olacak. ifadelerini kullandı.Bahçesi geniş veya öğrenci mevcudu fazla okullarda nöbetçi öğretmen sayısının artırılabileceğini söyleyen Yentür, çalışmaların nöbetçi idareci ve müdür yardımcılarının gözetiminde koordine edileceğini belirtti.Yentür, bahçe görevlisi alımlarının her yıl tekrarlanacağını, eğitim öğretim yılının başlamasıyla yapılıp yaz tatilinde sona erecek görevlendirmelerin eylülde yeniden yapılacağını kaydetti.Okullarda okul polisi uygulaması daha sık yapılacakOkullardaki güvenlik tedbirlerinin Milli Eğitim Bakanlığı ve İstanbul Valiliği koordinasyonunda yürütüldüğünü belirten Yentür, şöyle konuştu:İstanbul'da bulunan tüm okullarımızda ayrıca bu sene dedektör olacak. Uygun görüldüğü zaman, riskli olan hususlarda dedektörle gerekli aramalar, incelemeler ve kontroller yapılacak. Ayrıca okullarımızın daha güvenli hale gelmesi amacıyla 'okul polisi' uygulaması bu sene daha dikkatli ve daha sık bir şekilde yapılacak. Tüm okullarımızda koordineli bir 'okul polisi' uygulamamız var. Bazı riskli okullarda ayrıca 'okul polisi' bulunacak. Her okulun irtibatlı olduğu, anında ulaşabileceği ve okulu takip eden bir 'okul polisi' olacak. Bu uygulama okul müdürümüzle işbirliği halinde devam edecek.Yentür, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İstanbul Valiliği ile çocukların güvenli ortamda eğitimlerini sürdürebilmeleri için gerekli tedbirleri aldıklarını, öğretmenlerin, okul idarelerinin ve okul aile birliklerinin de yeni dönemde bu konuda daha duyarlı hareket edeceğini vurguladı.Randevusu olmayan veliler okula alınmayacakÖğretmenlerin bu yıl önlük giymesini önemsediklerini ifade eden Yentür, uygulamayı öğretmenlerin rahatlığı ile öğrencilere örnek olma ve temsiliyet açısından tavsiye ettiklerini söyledi.Yentür, velilerin desteği olmadan eğitim öğretim süreçlerinin sağlıklı yürütülmesinin mümkün olmadığını dile getirdi.Okul randevu sisteminin bu yıl etkin uygulanacağını belirten Yentür, öğretmen veya okul idaresiyle görüşmek isteyen velilerin taleplerini elektronik ortamdan iletebileceğini, görüşmelerin okul müdürünün uygun gördüğü zaman dilimlerinde gerçekleştirileceğini kaydetti.Yentür, cep telefonu yasağının ailelerin desteğiyle bilinçli şekilde uygulanmasını istediklerini, öğrencilerin telefonlarını yalnızca okul çıkışında açarak ailelerine durumları hakkında bilgi verebileceğini anlatarak, Çünkü çocuklarımızın dijital bağımlılığının önlenmesi adına da okul süresinde telefondan uzak kalmasını çok önemsiyoruz. Öğretmenlerimiz de bu kurallara özel olarak riayet ediyor. dedi.Okul servislerinin İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ve okullarda oluşturulan komisyonlar tarafından denetlendiğini belirten Yentür, öğrencilerin okula güvenli geliş ve gidişlerinin yakından takip edileceğini söyledi.Yentür, sağlıklı beslenme ve belirlenen tarifelerin uygulanması konusunda kantinlerde de denetimlerin artırılacağına dikkati çekerek, okul idarelerinin satılan ürünlerin yanı sıra fiyatları kontrol edeceğini bildirdi.MEBİ&#039;nin kullanımı teşvik edilecekYentür, öğrencilerin eksiklerini tamamlamalarına ve kazanımlarını güçlendirmelerine yardımcı olan dijital eğitim imkanlarının kullanımını da yaygınlaştırmak istediklerini anlatarak, Bakanlığımızın sisteme koyduğu, öğrencilerimize bireysel olarak rehberlik eden, eksik kaldıkları konularda onları destekleyen ve kazanımlarını güçlendiren, tamamen ücretsiz 'MEBİ'nin hem velilerimiz hem de öğrencilerimiz tarafından yoğun bir şekilde kullanılmasını teşvik etmek ve desteklemek için çalışmalarımız olacak. ifadelerini kullandı.Yeni eğitim öğretim yılında çocukların sosyal, kültürel ve sanatsal kazanımlarla hayata hazırlanmasını hedeflediklerini vurgulayan Yentür, öğrencilerin yeteneklerinin keşfedilmesi, Türkçeyi etkin ve zengin kullanması ve iyi insan olarak yetişmesi için çalışacaklarını dile getirdi.İstanbul&#039;da 82 yeni okulumuz öğrencilerimizle buluşacakİl Milli Eğitim Müdürü Yentür, eğitimin yalnızca sınıf ve okulla sınırlı olmadığını, aile ortamının da çocukların gelişiminde önemli yeri bulunduğunu, bu nedenle anne ve babaların rehberlik servisleri, okul idareleri ve öğretmenlerle işbirliği içinde hareket etmesinin önem taşıdığını belirtti.İstanbul'u dünyanın en büyük açık hava dersliği olarak nitelendiren Yentür, ailelere hafta sonlarını çocuklarıyla kültür, sanat ve tarihi mekanları gezerek değerlendirmeleri, birlikte kitap seçip okumaları, tiyatro ve sinema gibi etkinliklere katılmaları tavsiyesinde bulunarak, yaparak ve yaşayarak öğrenmenin daha kalıcı ve keyifli olduğunu kaydetti.Yentür, şiddetin yalnızca fiziksel olmadığına dikkati çekerek, çocuklarla iletişimde kullanılan kelimelerin onların düşünce dünyasını şekillendirdiğini, bu nedenle Türkçenin nezaketli, zengin, duru ve güzel kullanılmasının önem taşıdığını dile getirdi.Öğretmenlerin toplumun rol modeli olduğunu, eğitmen yöneticilerin de öğrencileri kendi çocuklarından ayırmadan hareket ettiğini belirten Yentür, velilerin okul güvenliği konusunda endişe etmemelerini istedi.İhtiyaç olan her okulumuza mutlaka turnike kurulacakYentür, İstanbul'un bütün okulları çok güvenli. Güvenli olmayan hiçbir okulumuz yok. Güvenli olmayanları zaten boşalttık. Şu anda 14 Eylül itibarıyla İstanbul'da 82 yeni okulumuz öğrencilerimizle buluşacak. Bu okullar, depremden dolayı boşaltılmasının ardından yıkılıp yeniden ve sıfırdan yaptığımız okullar. İstanbul'umuz için hayırlı ve uğurlu olsun. diye konuştu.Yeni okulların öğrenciler ve öğretmenler için sosyal alanlar, laboratuvarlar, spor tesisleri, sanat ve müzik alanları ile çok amaçlı salonları barındırdığını anlatan Yentür, bu yönüyle okulların birer yaşam merkezi niteliği taşıdığını söyledi.Yentür, İstanbul'da 160 okulun inşaatının sürdüğünü belirterek, okul binalarının güvenliği konusunda velilerin endişe etmemesi gerektiğini dile getirdi.Öğrenci mevcudu yüksek okullarda turnike sistemlerinin de artırıldığını bildiren Yentür, Turnikeler noktasında özellikle mevcudu yüksek okullarımızdan 20'ye yakınına yaz tatilinde yeni turnike kuruldu ve turnike kurulmasına artarak devam ediliyor. Tüm okullarımızda turnike uygulaması yok. Ama uygun gördüğümüz, ihtiyaç olan her okulumuza mutlaka turnike kurulacak. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/istanbul-daki-okullarda-3-bin-13-bahce-gorevlisi-pazartesi-goreve-baslayacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Dağcılar Munzur'un sarp kayalıklarında yeni rotaların peşinde</title>
      <link>https://www.canligaste.com/dagcilar-munzur-un-sarp-kayaliklarinda-yeni-rotalarin-pesinde/907261/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/dagcilar-munzur-un-sarp-kayaliklarinda-yeni-rotalarin-pesinde/907261/</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:15:24 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Tunceli / Tunceli'nin Ovacık ilçesindeki Munzur Dağları'nın sarp kayalıklarında tırmanış yapan sporcular, uzun ve zorlu parkurlarda zirveye ulaşmak için mücadele veriyor - Türkiye Dağcılık Federasyonu Tunceli İl Temsilcisi Bülent Ak: - Munzur Dağları'nda dağ evleri yapılabilirse burası tırmanış bahçesine dönüştürülebilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Tunceli Haberleri : SİDAR CAN EREN - Tunceli'nin Ovacık ilçesindeki Munzur Dağları, kaya tırmanışı yapmak isteyen sporculara zorlu ve heyecan dolu yeni rotalar sunuyor.Erzincan ile Tunceli arasında batıdan doğuya doğru yaklaşık 130 kilometre uzanan Munzur Dağları'nın 50'ye yakın zirvesi bulunuyor.Dört mevsim farklı güzellikler sunan Munzur Dağları, vadileri, yaylaları, şelaleleri, buzul gölleri ve kanyonlarıyla doğa sporları açısından önemli bir potansiyel barındırıyor.Bölgeye gelen dağcılar da yeni rotalar belirlemek ve kaya tırmanışları yapabilmek amacıyla günübirlik faaliyetler gerçekleştiriyor.Munzur Dağları'nın eteklerine kadar araçlarla giden dağcılar, daha sonra yolculuklarını yaya olarak sürdürüp tırmanış yapacakları alanlara ilerliyor.Birkaç saatlik yürüyüşle hedeflerine ulaşan sporcular, tırmanış öncesinde kayalık yüzeyi inceleyerek rotanın zorluk derecesini belirliyor, kask, tırmanış ipleri, emniyet sistemleri, uygun ayakkabı ve güvenlik malzemelerini hazırlıyor.Doğal çıkıntı ve tutamaklardan yararlanıyorlarArdından kaya yüzeyine çıkan ve ekip arkadaşlarınca güvenlikleri sağlanan dağcılar, doğal çıkıntı ve tutamaklardan yararlanarak metrelerce yükseğe tırmanıyor.Eğimin arttığı bölümlerde ilerlemekte zorlanan dağcılar, parkurdaki bazı noktalarda dinlenerek dağların zirvelerindeki doğal güzellikleri izliyor.Her adımda farklı heyecan yaşayan dağcılar, zirvelerdeki yaban keçileriyle de karşılaşma fırsatı buluyor.Türkiye Dağcılık Federasyonu Tunceli İl Temsilcisi Bülent Ak, AA muhabirine, Munzur Dağları'nın Toroslar'ın bir devamı ve kireç taşı yapısına sahip olduğunu söyledi.Dağların en önemli ve en yüksek zirvelerinin Erzincan'daki Akbaba ile Tunceli'deki Gediktepe olduğunu belirten Ak, Munzur Dağları kaya tırmanışı için uygun tutamak, basamak ve çeşitli derecelere sahip. Bu açıdan değerlendirilmesi gerekmektedir. dedi.Ak, Gediktepe Vadisi'ndeki Goman Yaylası'na yaklaşık 1,5 saatlik yürüyüşün sonunda ulaşarak, buradaki sarp kayalıklara tırmandıklarını kaydetti.Zorlu bir faaliyet gerçekleştirdiklerini belirten Ak, şöyle konuştu:6 ip boyu ve 7. derece bir kaya tırmanışı yaptık. Parkur bayağı uzundu ve bizi zorladı. Bunun için gece iniş yapmak zorunda kaldık. Munzur Dağları'nda dağ evleri yapılabilirse burası tırmanış bahçesine dönüştürülebilir. Onun dışında da Çemişgezek'te kaya tırmanışına yeni başlayan sporcuların kullanabileceği, düşük dereceli boltlu (tırmanış sırasında emniyeti sağlayan, kayaya sabitlenmiş metal noktalar) rotalar oluşturmayı hedefliyoruz.Burada yeni hatlar, uzun duvarlar ve geleneksel rotalar çok varŞahin Akdağ da yaklaşık 7 yıldır kaya tırmanışı sporuyla ilgilendiğini ve Türkiye'nin birçok yerinde tırmanış yaptığını anlattı.Tunceli'nin dağlarının kaya tırmanışına uygun olduğunu belirten Akdağ, 6 ip boylu alpin bir rota yaptık ve dereceler biraz sertti. Keyifli bir faaliyet oldu ve bütün alpinist camiayı Munzur Dağları'na davet ediyorum, gelip görsünler. Burada yeni hatlar, uzun duvarlar ve geleneksel rotalar çok var. ifadelerini kullandı.Akdağ, tırmanış sırasında heyecanlı anlar yaşadığını vurgulayarak, Kaya tırmanışı bir bağımlılıktır ve o mutluluk tarif edilemez. Zirveye varıldığında sanki bir sonsuzluğun içindeymişsin gibi oluyor. Zirveye çıktığımızda çevredeki diğer zirveleri gördüğümüz zaman onlar da cezbedici geliyor. Bu nedenle de Tunceli bölgesine tekrardan geleceğim. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Tunceli Haberleri : SİDAR CAN EREN - Tunceli'nin Ovacık ilçesindeki Munzur Dağları, kaya tırmanışı yapmak isteyen sporculara zorlu ve heyecan dolu yeni rotalar sunuyor.Erzincan ile Tunceli arasında batıdan doğuya doğru yaklaşık 130 kilometre uzanan Munzur Dağları'nın 50'ye yakın zirvesi bulunuyor.Dört mevsim farklı güzellikler sunan Munzur Dağları, vadileri, yaylaları, şelaleleri, buzul gölleri ve kanyonlarıyla doğa sporları açısından önemli bir potansiyel barındırıyor.Bölgeye gelen dağcılar da yeni rotalar belirlemek ve kaya tırmanışları yapabilmek amacıyla günübirlik faaliyetler gerçekleştiriyor.Munzur Dağları'nın eteklerine kadar araçlarla giden dağcılar, daha sonra yolculuklarını yaya olarak sürdürüp tırmanış yapacakları alanlara ilerliyor.Birkaç saatlik yürüyüşle hedeflerine ulaşan sporcular, tırmanış öncesinde kayalık yüzeyi inceleyerek rotanın zorluk derecesini belirliyor, kask, tırmanış ipleri, emniyet sistemleri, uygun ayakkabı ve güvenlik malzemelerini hazırlıyor.Doğal çıkıntı ve tutamaklardan yararlanıyorlarArdından kaya yüzeyine çıkan ve ekip arkadaşlarınca güvenlikleri sağlanan dağcılar, doğal çıkıntı ve tutamaklardan yararlanarak metrelerce yükseğe tırmanıyor.Eğimin arttığı bölümlerde ilerlemekte zorlanan dağcılar, parkurdaki bazı noktalarda dinlenerek dağların zirvelerindeki doğal güzellikleri izliyor.Her adımda farklı heyecan yaşayan dağcılar, zirvelerdeki yaban keçileriyle de karşılaşma fırsatı buluyor.Türkiye Dağcılık Federasyonu Tunceli İl Temsilcisi Bülent Ak, AA muhabirine, Munzur Dağları'nın Toroslar'ın bir devamı ve kireç taşı yapısına sahip olduğunu söyledi.Dağların en önemli ve en yüksek zirvelerinin Erzincan'daki Akbaba ile Tunceli'deki Gediktepe olduğunu belirten Ak, Munzur Dağları kaya tırmanışı için uygun tutamak, basamak ve çeşitli derecelere sahip. Bu açıdan değerlendirilmesi gerekmektedir. dedi.Ak, Gediktepe Vadisi'ndeki Goman Yaylası'na yaklaşık 1,5 saatlik yürüyüşün sonunda ulaşarak, buradaki sarp kayalıklara tırmandıklarını kaydetti.Zorlu bir faaliyet gerçekleştirdiklerini belirten Ak, şöyle konuştu:6 ip boyu ve 7. derece bir kaya tırmanışı yaptık. Parkur bayağı uzundu ve bizi zorladı. Bunun için gece iniş yapmak zorunda kaldık. Munzur Dağları'nda dağ evleri yapılabilirse burası tırmanış bahçesine dönüştürülebilir. Onun dışında da Çemişgezek'te kaya tırmanışına yeni başlayan sporcuların kullanabileceği, düşük dereceli boltlu (tırmanış sırasında emniyeti sağlayan, kayaya sabitlenmiş metal noktalar) rotalar oluşturmayı hedefliyoruz.Burada yeni hatlar, uzun duvarlar ve geleneksel rotalar çok varŞahin Akdağ da yaklaşık 7 yıldır kaya tırmanışı sporuyla ilgilendiğini ve Türkiye'nin birçok yerinde tırmanış yaptığını anlattı.Tunceli'nin dağlarının kaya tırmanışına uygun olduğunu belirten Akdağ, 6 ip boylu alpin bir rota yaptık ve dereceler biraz sertti. Keyifli bir faaliyet oldu ve bütün alpinist camiayı Munzur Dağları'na davet ediyorum, gelip görsünler. Burada yeni hatlar, uzun duvarlar ve geleneksel rotalar çok var. ifadelerini kullandı.Akdağ, tırmanış sırasında heyecanlı anlar yaşadığını vurgulayarak, Kaya tırmanışı bir bağımlılıktır ve o mutluluk tarif edilemez. Zirveye varıldığında sanki bir sonsuzluğun içindeymişsin gibi oluyor. Zirveye çıktığımızda çevredeki diğer zirveleri gördüğümüz zaman onlar da cezbedici geliyor. Bu nedenle de Tunceli bölgesine tekrardan geleceğim. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/dagcilar-munzur-un-sarp-kayaliklarinda-yeni-rotalarin-pesinde.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İçişleri Bakanı Çiftçi, Kazakistan ziyaretini değerlendirdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/icisleri-bakani-ciftci-kazakistan-ziyaretini-degerlendirdi/907259/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/icisleri-bakani-ciftci-kazakistan-ziyaretini-degerlendirdi/907259/</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:12:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri : İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kazakistan ziyaretinde, güvenlik alanındaki işbirliğinin güçlendirilmesine yönelik önemli konuların ele alındığını belirtti.Çiftçi, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) İçişleri Bakanları 3. Toplantısı kapsamında Kazakistan’ın başkenti Astana’da gerçekleştirdiği temaslarını gazetecilere değerlendirdi.Astana’da Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev tarafından kabul edildiklerini belirten Çiftçi, ardından TDT üyesi ülkelerin içişleri bakanlarıyla toplantı gerçekleştirdiklerini söyledi.Çiftçi, toplantıda sınır aşan suçlar, yeni nesil suç örgütleri, terör ve uyuşturucu şebekeleri, düzensiz göç, yasa dışı bahis ve kumarla mücadele konularının değerlendirildiğini, bu alanlardaki işbirliği imkanlarının ele alındığını ifade etti.“Türkpol’ün kurulmasını teklif ettim”Toplantının verimli ve başarılı geçtiğini aktaran Çiftçi, geçen yıl kasım ayında oluşturulan Türk Devletleri Teşkilatı Polis Akademileri Platformu’nun da gündeme geldiğini ve mekanizmanın yürürlüğe girdiğini bildirdi.Çiftçi, toplantıda ayrıca Suçla Mücadele Konseyi’nin oluşturulmasının ele alındığını belirterek, konseyin yeni nesil suç örgütleri, uyuşturucu ve terör suçları, düzensiz göç, yasa dışı bahis ve kumarla mücadele gibi önemli alanları kapsayacağını kaydetti.Bu mekanizmanın bir sonraki aşamasında Türk Devletleri arasında “Türkpol” teşkilatının kurulmasını teklif ettiğini dile getiren Çiftçi, “Nasıl Interpol var, Europol var, onun bir benzeri teşkilat olan Türkpol teşkilatının kurulmasıyla ilgili bu konuyu da ben teklif olarak dile getirdim.” ifadelerini kullandı.Çiftçi, Kazakistan, Azerbaycan, Kırgızistan ve Özbekistan içişleri bakanlarının bu öneriye olumlu yaklaştığını, Türkpol’ün kurulması halinde sınır aşan suçlar ve suçlularla mücadelede işbirliğinin daha da güçleneceğini dile getirdi.Türk Devletleri vatandaşları için ortak pasaport kontrol noktasıGüvenlik konularının yanı sıra Türk Devletleri vatandaşlarının seyahatlerini kolaylaştırmaya yönelik konuların da toplantıda ele alındığını belirten Çiftçi, havaalanlarında Türk Devletleri vatandaşları için ortak pasaport kontrol noktası oluşturulması yönünde çalışmaların sürdüğünü ifade etti.Çiftçi, Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan benzer bir sistemin Türk Devletleri arasında da hayata geçirilmesinin değerlendirildiği bilgisini verdi.Türk Devletleri arasında kimlikle seyahat imkanının getirilmesinin de gündemde olduğunu aktaran Çiftçi, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye ile Azerbaycan arasında uygulanan benzer mekanizmaların diğer Türk Devletleri arasında da hayata geçirilmesinin faydalı olacağını kaydetti.Kazakistan ziyaretinin, güvenlik alanındaki işbirliğinin yanı sıra Türk Devletleri arasındaki ortak anlayış ve dayanışmanın güçlendirilmesi açısından da önem taşıdığını belirten Çiftçi, “Bundan bin üç yüz yıl evvel dikilen Kül Tegin anıtında gece uyumadım, gündüz oturmadım diyen kutlu anlayışın bugünkü mirasçıları olmak için gayret ediyoruz, uğraşıyoruz.” dedi.Çiftçi, içişleri bakanları olarak sorumluluklarının bilincinde olduklarını, TDT ülkeleri arasındaki işbirliğinin gelecek dönemde daha da güçleneceğini belirtti.Gelecek ay Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde TDT Liderler Zirvesi’nin gerçekleştirileceğini hatırlatan Çiftçi, Astana’daki toplantının söz konusu zirvenin hazırlık aşamalarından birini oluşturduğunu ifade etti.Çiftçi, toplantıda ele alınan konuların liderler düzeyinde de değerlendirileceğini belirterek, “Türk Devletleri arasında işbirliğinin ileriki dönemlerde daha da artacağına, daha da işbirliğimizin güçleneceğine canı gönülden inanıyorum.” diye konuştu.Çiftçi, kabulü dolayısıyla Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev’e, toplantıya ev sahipliği yapan Kazakistan İçişleri Bakanı’na ve toplantıya katılan diğer TDT ülkelerinin içişleri bakanlarına teşekkür etti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri : İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kazakistan ziyaretinde, güvenlik alanındaki işbirliğinin güçlendirilmesine yönelik önemli konuların ele alındığını belirtti.Çiftçi, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) İçişleri Bakanları 3. Toplantısı kapsamında Kazakistan’ın başkenti Astana’da gerçekleştirdiği temaslarını gazetecilere değerlendirdi.Astana’da Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev tarafından kabul edildiklerini belirten Çiftçi, ardından TDT üyesi ülkelerin içişleri bakanlarıyla toplantı gerçekleştirdiklerini söyledi.Çiftçi, toplantıda sınır aşan suçlar, yeni nesil suç örgütleri, terör ve uyuşturucu şebekeleri, düzensiz göç, yasa dışı bahis ve kumarla mücadele konularının değerlendirildiğini, bu alanlardaki işbirliği imkanlarının ele alındığını ifade etti.“Türkpol’ün kurulmasını teklif ettim”Toplantının verimli ve başarılı geçtiğini aktaran Çiftçi, geçen yıl kasım ayında oluşturulan Türk Devletleri Teşkilatı Polis Akademileri Platformu’nun da gündeme geldiğini ve mekanizmanın yürürlüğe girdiğini bildirdi.Çiftçi, toplantıda ayrıca Suçla Mücadele Konseyi’nin oluşturulmasının ele alındığını belirterek, konseyin yeni nesil suç örgütleri, uyuşturucu ve terör suçları, düzensiz göç, yasa dışı bahis ve kumarla mücadele gibi önemli alanları kapsayacağını kaydetti.Bu mekanizmanın bir sonraki aşamasında Türk Devletleri arasında “Türkpol” teşkilatının kurulmasını teklif ettiğini dile getiren Çiftçi, “Nasıl Interpol var, Europol var, onun bir benzeri teşkilat olan Türkpol teşkilatının kurulmasıyla ilgili bu konuyu da ben teklif olarak dile getirdim.” ifadelerini kullandı.Çiftçi, Kazakistan, Azerbaycan, Kırgızistan ve Özbekistan içişleri bakanlarının bu öneriye olumlu yaklaştığını, Türkpol’ün kurulması halinde sınır aşan suçlar ve suçlularla mücadelede işbirliğinin daha da güçleneceğini dile getirdi.Türk Devletleri vatandaşları için ortak pasaport kontrol noktasıGüvenlik konularının yanı sıra Türk Devletleri vatandaşlarının seyahatlerini kolaylaştırmaya yönelik konuların da toplantıda ele alındığını belirten Çiftçi, havaalanlarında Türk Devletleri vatandaşları için ortak pasaport kontrol noktası oluşturulması yönünde çalışmaların sürdüğünü ifade etti.Çiftçi, Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan benzer bir sistemin Türk Devletleri arasında da hayata geçirilmesinin değerlendirildiği bilgisini verdi.Türk Devletleri arasında kimlikle seyahat imkanının getirilmesinin de gündemde olduğunu aktaran Çiftçi, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye ile Azerbaycan arasında uygulanan benzer mekanizmaların diğer Türk Devletleri arasında da hayata geçirilmesinin faydalı olacağını kaydetti.Kazakistan ziyaretinin, güvenlik alanındaki işbirliğinin yanı sıra Türk Devletleri arasındaki ortak anlayış ve dayanışmanın güçlendirilmesi açısından da önem taşıdığını belirten Çiftçi, “Bundan bin üç yüz yıl evvel dikilen Kül Tegin anıtında gece uyumadım, gündüz oturmadım diyen kutlu anlayışın bugünkü mirasçıları olmak için gayret ediyoruz, uğraşıyoruz.” dedi.Çiftçi, içişleri bakanları olarak sorumluluklarının bilincinde olduklarını, TDT ülkeleri arasındaki işbirliğinin gelecek dönemde daha da güçleneceğini belirtti.Gelecek ay Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde TDT Liderler Zirvesi’nin gerçekleştirileceğini hatırlatan Çiftçi, Astana’daki toplantının söz konusu zirvenin hazırlık aşamalarından birini oluşturduğunu ifade etti.Çiftçi, toplantıda ele alınan konuların liderler düzeyinde de değerlendirileceğini belirterek, “Türk Devletleri arasında işbirliğinin ileriki dönemlerde daha da artacağına, daha da işbirliğimizin güçleneceğine canı gönülden inanıyorum.” diye konuştu.Çiftçi, kabulü dolayısıyla Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev’e, toplantıya ev sahipliği yapan Kazakistan İçişleri Bakanı’na ve toplantıya katılan diğer TDT ülkelerinin içişleri bakanlarına teşekkür etti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/icisleri-bakani-ciftci-kazakistan-ziyaretini-degerlendirdi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Çocukların beslenme çantasındaki bazı atıştırmalıklar diş çürüklerine yol açabiliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/cocuklarin-beslenme-cantasindaki-bazi-atistirmaliklar-dis-curuklerine-yol-acabiliyor/907258/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/cocuklarin-beslenme-cantasindaki-bazi-atistirmaliklar-dis-curuklerine-yol-acabiliyor/907258/</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Trabzon / Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Trabzon Haberleri : Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi İpek Nur Alemdağ, çocukların beslenme çantasına konulan kraker, jelibon, karamel ve simit gibi işlenmiş nişasta ve şeker içeren ürünlerin ağızda parçalanarak çürük oluşumuna zemin hazırlayabildiğini söyledi.Alemdağ, AA muhabirine, çocukların ağız ve diş sağlığının korunmasında günlük beslenme alışkanlıklarının önemli olduğunu belirtti.Ailelerin çocukları için hazırladıkları beslenme çantalarında meyve suyu yerine meyvenin kendisini, su veya sütü tercih etmeleri gerektiğini anlatan Alemdağ, meyve sularının asidik özellikleri nedeniyle zamanla diş dokusunda kayba yol açabileceğini vurguladı.Alemdağ, şekerin yemeğin hemen ardından tüketilmesinin diş sağlığı açısından daha uygun olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:Azar azar tüketmek ağız içerisindeki bu asidik ortamı sürekli arttırır ve dişler sürekli bu asit atağına maruz kalır. Çocuk bunu öğünler arasında değil de öğünün hemen ardından tüketirse bu şekilde asit atağını azaltmış oluruz ve dişlerin çürümesini engellemiş oluruz.Kraker, jelibon, karamel ve simit gibi işlenmiş nişasta ve şeker içeren ürünlerin ağızda parçalanarak çürük oluşumuna zemin hazırlayabileceğine dikkati çeken Alemdağ, bu tür ürünlerin beslenme çantasında mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğini vurguladı.Dengeli bir beslenme düzeninin oluşturulması önemliAlemdağ, beslenme çantasında süt ve süt ürünlerinin yanı sıra protein içeren yumurta ve çiğ kuruyemişlerin tercih edilebileceğini belirterek, sebzelerin de çocukların beslenmesinde önemli yer tuttuğunu bildirdi.Özellikle havuç, kereviz ve salatalık gibi çiğnemeyi artıran sebzelerin de beslenme çantasına eklenebileceğini kaydeden Alemdağ, dengeli bir beslenme düzeninin oluşturulmasının önemli olduğunu anlattı.Alemdağ, çocuklarda süt dişlerinin erken kaybedilmesinin çeşitli sorunlara yol açabileceğine dikkati çekerek, süt dişlerinin estetik ve çiğneme fonksiyonlarının yanı sıra çocukların psikososyal gelişimi açısından da önem taşıdığını ifade etti.Özellikle küçük yaşlarda ön dişlerin kaybedilmesinin psikososyal açıdan olumsuz etkiler oluşturabileceğine işaret ederek, Biz çocuk diş hekimleri olarak temel yaklaşımımız süt dişleri fizyolojik yani normal düşme yaşı gelene kadar ağızda onları sağlıklı bir şekilde tutmak. dedi.Alemdağ, ailelerin çocuklarının ağız bakım rutinini takip ederek, çürük oluşum süreci hakkında bilgi sahibi olabileceğini de sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Trabzon Haberleri : Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi İpek Nur Alemdağ, çocukların beslenme çantasına konulan kraker, jelibon, karamel ve simit gibi işlenmiş nişasta ve şeker içeren ürünlerin ağızda parçalanarak çürük oluşumuna zemin hazırlayabildiğini söyledi.Alemdağ, AA muhabirine, çocukların ağız ve diş sağlığının korunmasında günlük beslenme alışkanlıklarının önemli olduğunu belirtti.Ailelerin çocukları için hazırladıkları beslenme çantalarında meyve suyu yerine meyvenin kendisini, su veya sütü tercih etmeleri gerektiğini anlatan Alemdağ, meyve sularının asidik özellikleri nedeniyle zamanla diş dokusunda kayba yol açabileceğini vurguladı.Alemdağ, şekerin yemeğin hemen ardından tüketilmesinin diş sağlığı açısından daha uygun olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:Azar azar tüketmek ağız içerisindeki bu asidik ortamı sürekli arttırır ve dişler sürekli bu asit atağına maruz kalır. Çocuk bunu öğünler arasında değil de öğünün hemen ardından tüketirse bu şekilde asit atağını azaltmış oluruz ve dişlerin çürümesini engellemiş oluruz.Kraker, jelibon, karamel ve simit gibi işlenmiş nişasta ve şeker içeren ürünlerin ağızda parçalanarak çürük oluşumuna zemin hazırlayabileceğine dikkati çeken Alemdağ, bu tür ürünlerin beslenme çantasında mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğini vurguladı.Dengeli bir beslenme düzeninin oluşturulması önemliAlemdağ, beslenme çantasında süt ve süt ürünlerinin yanı sıra protein içeren yumurta ve çiğ kuruyemişlerin tercih edilebileceğini belirterek, sebzelerin de çocukların beslenmesinde önemli yer tuttuğunu bildirdi.Özellikle havuç, kereviz ve salatalık gibi çiğnemeyi artıran sebzelerin de beslenme çantasına eklenebileceğini kaydeden Alemdağ, dengeli bir beslenme düzeninin oluşturulmasının önemli olduğunu anlattı.Alemdağ, çocuklarda süt dişlerinin erken kaybedilmesinin çeşitli sorunlara yol açabileceğine dikkati çekerek, süt dişlerinin estetik ve çiğneme fonksiyonlarının yanı sıra çocukların psikososyal gelişimi açısından da önem taşıdığını ifade etti.Özellikle küçük yaşlarda ön dişlerin kaybedilmesinin psikososyal açıdan olumsuz etkiler oluşturabileceğine işaret ederek, Biz çocuk diş hekimleri olarak temel yaklaşımımız süt dişleri fizyolojik yani normal düşme yaşı gelene kadar ağızda onları sağlıklı bir şekilde tutmak. dedi.Alemdağ, ailelerin çocuklarının ağız bakım rutinini takip ederek, çürük oluşum süreci hakkında bilgi sahibi olabileceğini de sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Havacılık ve denizcilik sektöründe düşük karbonlu yakıt arayışı biyoyakıta yönelimi artırıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/havacilik-ve-denizcilik-sektorunde-dusuk-karbonlu-yakit-arayisi-biyoyakita-yonelimi-artiriyor/907257/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/havacilik-ve-denizcilik-sektorunde-dusuk-karbonlu-yakit-arayisi-biyoyakita-yonelimi-artiriyor/907257/</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Uluslararası Enerji Ajansına göre 2030'a kadar yeni biyoyakıt talebinin yüzde 75'ten fazlasının havacılık ve denizcilik sektörlerinden gelmesi bekleniyor - Küresel biyoyakıt talebinin 2030'da yıllık 215 milyar litreye ulaşacağı öngörülüyor - Eni, bp ve Shell gibi enerji şirketleri HVO, SAF ve atık bazlı biyoyakıt üretim kapasitesini artırmaya çalışıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : GÜLŞEN ÇAĞATAY - Hava ve denizcilik şirketlerinin düşük karbonlu yakıt arayışı, ulaştırma sektöründe biyoyakıtlara yönelik yatırımları hızlandırırken, dönüşüm son 10 yılda geleneksel etanol ve biyodizelden hidrojenle işlenmiş bitkisel yağ (HVO), sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) ve atık bazlı yeni nesil biyoyakıtlara doğru yöneliyor.AA muhabirinin Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve sektör raporlarından yaptığı derlemeye göre, bitkisel ve hayvansal yağ, tarımsal artık, organik atık ve diğer biyolojik kaynaklardan elde edilen yakıtları kapsayan biyoyakıtlar, uzun süredir özellikle kara taşımacılığında fosil yakıtlara alternatif olarak kullanılıyor.Biyoyakıtlar, fosil yakıtlara göre daha düşük sera gazı emisyonu oluşturduğu için iklim değişikliği ve küresel ısınmayla mücadelede önemli bir alternatif olarak görülüyor. Özellikle havacılık ve denizcilik gibi elektrifikasyonun zor olduğu sektörlerde SAF ve yenilenebilir dizel, fosil yakıt kullanımından kaynaklanan emisyonların azaltılmasına katkı sağlıyor.Buna karşılık havacılık ve denizcilik, enerji yoğunluğu ve operasyon koşulları nedeniyle elektrifikasyonun daha zor olduğu alanlar olarak öne çıkıyor. Bu nedenle düşük karbonlu sıvı yakıtlar, söz konusu sektörlerin emisyonlarını azaltmada önemli seçeneklerden biri haline geliyor.IEA'ya göre, biyoyakıtların toplam sıvı ulaşım yakıtları içindeki payının 2023'te yüzde 5,6'dan 2030'da yüzde 6,4'e yükselmesi ve küresel biyoyakıt talebinin yıllık 215 milyar litreye ulaşması bekleniyor.IEA, 2030'a kadar yeni biyoyakıt talebinin yüzde 75'ten fazlasının havacılık ve denizcilik sektörlerinden geleceğini öngörüyor. Bu iki sektörde biyoyakıt kullanımının 2023-2030 döneminde ortalama yüzde 30 artması beklenirken, büyümede Kuzey Amerika, Avrupa ve Japonya'daki politikaların etkili olacağı tahmin ediliyor.Öte yandan elektrikli araçların kara taşımacılığında yaygınlaşması, biyoyakıt türlerinin sektördeki büyümesini sınırlıyor.Son 10 yılda teknoloji değiştiBiyoyakıt sektörünün geçirdiği dönüşüm yalnızca talep tarafında değil, kullanılan teknolojilerde de görüldü.Geleneksel biyodizelin yanında HVO olarak adlandırılan yenilenebilir dizel, özellikle son yıllarda rafinerilerin ve enerji şirketlerinin yatırım yaptığı alanlardan biri haline geldi.HVO üretiminde bitkisel ve hayvansal yağlar ile kullanılmış yemeklik yağlar gibi ham maddeler hidrojenle işlenerek dizel özelliklerine sahip bir yakıta dönüştürülüyor.IEA'nın 2019'daki öngörüsünde 2019-2024 döneminde biyodizel ve HVO üretiminin yaklaşık yüzde 34 artarak 2024'te 57,1 milyar litreye ulaşması bekleniyordu. Aynı dönemde geleneksel etanol üretiminin yüzde 19 artması öngörülürken, yeni nesil ileri biyoyakıt üretiminde yüzde 100'lük artış tahmin edilmişti.Bu dönemde atık ve kalıntıların daha fazla kullanılması da sektörün temel eğilimlerinden biri oldu. Bunun nedeni, biyoyakıt üretiminin gıda ürünleri, arazi kullanımı ve ormansızlaşma üzerindeki etkilerini sınırlayacak daha sürdürülebilir ham maddelere duyulan ihtiyacın artması oldu.Teknolojik dönüşümün en dikkat çekici alanlarından biri ise SAF oldu. SAF, biyolojik atık ve kalıntılar dahil çeşitli ham maddelerden üretilebilen ve geleneksel jet yakıtıyla harmanlanarak mevcut uçak ve yakıt altyapısında kullanılabilen düşük karbonlu bir yakıt grubu olarak öne çıkıyor.Avrupa Birliği, SAF talebinin oluşması için düzenleyici hedefler belirlerken, ReFuelEU Aviation kapsamında AB havalimanlarında kullanılan yakıtın en az yüzde 2'sinin 2025'ten itibaren SAF olması, bu oranın 2030'da yüzde 6'ya ve 2050'de yüzde 70'e çıkarılması öngörülüyor.Bu düzenlemeler, biyoyakıt üreticileri ve petrol şirketleri açısından uzun vadeli bir pazar sinyali oluşturuyor.Petrol şirketleri rafinerilerini dönüştürüyorBiyoyakıt yatırımlarındaki artışta Eni, bp ve Shell gibi geleneksel petrol şirketlerinin stratejileri etkili oluyor.İtalya merkezli Eni, mevcut sanayi altyapısını biyoyakıt üretimine uyarlayan şirketlerin başında geliyor. Şirket, Enilive üzerinden biyoyakıt üretim kapasitesini mevcut yıllık 1,65 milyon tondan, 2028'de 3 milyon tonun, 2030'da ise 5 milyon tonun üzerine çıkarmayı ve bunun içinde 2 milyon tona kadar SAF üretme kapasitesine ulaşmayı hedefliyor.Eni ayrıca İtalya'nın Priolo bölgesinde yıllık 500 bin ton kapasiteli yeni bir biyorefineri planlıyor. Tesiste piyasa koşullarına göre HVO veya SAF üretilebilmesi hedefleniyor.bp de biyoyakıt ve SAF'ı geçiş stratejisindeki büyüme alanlarından biri olarak değerlendiriyor. Şirket, rafineri altyapısını kullanarak biyoyakıt üretimini artırmayı ve özellikle SAF kapasitesini geliştirmeyi hedefliyor. bp ayrıca HEFA olarak adlandırılan hidroişlenmiş esterler ve yağ asitleri teknolojisini kısa ve orta vadede SAF üretimindeki en ölçeklenebilir yöntemlerden biri olarak değerlendiriyor.Shell ise 2025'te dünya genelinde satılan yakıtlarına yaklaşık 10,3 milyar litre biyoyakıt harmanladı. Şirket SAF, yenilenebilir dizel ve biyogazı havacılık, kara taşımacılığı ve denizcilik sektörlerine sunduğunu belirtirken, Rotterdam'da planlanan biyoyakıt tesisinin inşasına ise ekonomik rekabet gücü gerekçesiyle yeniden başlamama kararı aldı.IEA, biyoyakıtların enerji dönüşümünde önemli bir rol oynamaya devam edeceğini ancak yüksek ham madde maliyetleri, politika belirsizlikleri ve bazı pazarlarda düşük üretici marjlarının sektör için risk oluşturduğunu belirtiyor. 2025'te özellikle ABD'de biyodizel, yenilenebilir dizel ve SAF üreticilerinin ekonomik koşullardan baskı gördüğü ifade ediliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : GÜLŞEN ÇAĞATAY - Hava ve denizcilik şirketlerinin düşük karbonlu yakıt arayışı, ulaştırma sektöründe biyoyakıtlara yönelik yatırımları hızlandırırken, dönüşüm son 10 yılda geleneksel etanol ve biyodizelden hidrojenle işlenmiş bitkisel yağ (HVO), sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) ve atık bazlı yeni nesil biyoyakıtlara doğru yöneliyor.AA muhabirinin Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve sektör raporlarından yaptığı derlemeye göre, bitkisel ve hayvansal yağ, tarımsal artık, organik atık ve diğer biyolojik kaynaklardan elde edilen yakıtları kapsayan biyoyakıtlar, uzun süredir özellikle kara taşımacılığında fosil yakıtlara alternatif olarak kullanılıyor.Biyoyakıtlar, fosil yakıtlara göre daha düşük sera gazı emisyonu oluşturduğu için iklim değişikliği ve küresel ısınmayla mücadelede önemli bir alternatif olarak görülüyor. Özellikle havacılık ve denizcilik gibi elektrifikasyonun zor olduğu sektörlerde SAF ve yenilenebilir dizel, fosil yakıt kullanımından kaynaklanan emisyonların azaltılmasına katkı sağlıyor.Buna karşılık havacılık ve denizcilik, enerji yoğunluğu ve operasyon koşulları nedeniyle elektrifikasyonun daha zor olduğu alanlar olarak öne çıkıyor. Bu nedenle düşük karbonlu sıvı yakıtlar, söz konusu sektörlerin emisyonlarını azaltmada önemli seçeneklerden biri haline geliyor.IEA'ya göre, biyoyakıtların toplam sıvı ulaşım yakıtları içindeki payının 2023'te yüzde 5,6'dan 2030'da yüzde 6,4'e yükselmesi ve küresel biyoyakıt talebinin yıllık 215 milyar litreye ulaşması bekleniyor.IEA, 2030'a kadar yeni biyoyakıt talebinin yüzde 75'ten fazlasının havacılık ve denizcilik sektörlerinden geleceğini öngörüyor. Bu iki sektörde biyoyakıt kullanımının 2023-2030 döneminde ortalama yüzde 30 artması beklenirken, büyümede Kuzey Amerika, Avrupa ve Japonya'daki politikaların etkili olacağı tahmin ediliyor.Öte yandan elektrikli araçların kara taşımacılığında yaygınlaşması, biyoyakıt türlerinin sektördeki büyümesini sınırlıyor.Son 10 yılda teknoloji değiştiBiyoyakıt sektörünün geçirdiği dönüşüm yalnızca talep tarafında değil, kullanılan teknolojilerde de görüldü.Geleneksel biyodizelin yanında HVO olarak adlandırılan yenilenebilir dizel, özellikle son yıllarda rafinerilerin ve enerji şirketlerinin yatırım yaptığı alanlardan biri haline geldi.HVO üretiminde bitkisel ve hayvansal yağlar ile kullanılmış yemeklik yağlar gibi ham maddeler hidrojenle işlenerek dizel özelliklerine sahip bir yakıta dönüştürülüyor.IEA'nın 2019'daki öngörüsünde 2019-2024 döneminde biyodizel ve HVO üretiminin yaklaşık yüzde 34 artarak 2024'te 57,1 milyar litreye ulaşması bekleniyordu. Aynı dönemde geleneksel etanol üretiminin yüzde 19 artması öngörülürken, yeni nesil ileri biyoyakıt üretiminde yüzde 100'lük artış tahmin edilmişti.Bu dönemde atık ve kalıntıların daha fazla kullanılması da sektörün temel eğilimlerinden biri oldu. Bunun nedeni, biyoyakıt üretiminin gıda ürünleri, arazi kullanımı ve ormansızlaşma üzerindeki etkilerini sınırlayacak daha sürdürülebilir ham maddelere duyulan ihtiyacın artması oldu.Teknolojik dönüşümün en dikkat çekici alanlarından biri ise SAF oldu. SAF, biyolojik atık ve kalıntılar dahil çeşitli ham maddelerden üretilebilen ve geleneksel jet yakıtıyla harmanlanarak mevcut uçak ve yakıt altyapısında kullanılabilen düşük karbonlu bir yakıt grubu olarak öne çıkıyor.Avrupa Birliği, SAF talebinin oluşması için düzenleyici hedefler belirlerken, ReFuelEU Aviation kapsamında AB havalimanlarında kullanılan yakıtın en az yüzde 2'sinin 2025'ten itibaren SAF olması, bu oranın 2030'da yüzde 6'ya ve 2050'de yüzde 70'e çıkarılması öngörülüyor.Bu düzenlemeler, biyoyakıt üreticileri ve petrol şirketleri açısından uzun vadeli bir pazar sinyali oluşturuyor.Petrol şirketleri rafinerilerini dönüştürüyorBiyoyakıt yatırımlarındaki artışta Eni, bp ve Shell gibi geleneksel petrol şirketlerinin stratejileri etkili oluyor.İtalya merkezli Eni, mevcut sanayi altyapısını biyoyakıt üretimine uyarlayan şirketlerin başında geliyor. Şirket, Enilive üzerinden biyoyakıt üretim kapasitesini mevcut yıllık 1,65 milyon tondan, 2028'de 3 milyon tonun, 2030'da ise 5 milyon tonun üzerine çıkarmayı ve bunun içinde 2 milyon tona kadar SAF üretme kapasitesine ulaşmayı hedefliyor.Eni ayrıca İtalya'nın Priolo bölgesinde yıllık 500 bin ton kapasiteli yeni bir biyorefineri planlıyor. Tesiste piyasa koşullarına göre HVO veya SAF üretilebilmesi hedefleniyor.bp de biyoyakıt ve SAF'ı geçiş stratejisindeki büyüme alanlarından biri olarak değerlendiriyor. Şirket, rafineri altyapısını kullanarak biyoyakıt üretimini artırmayı ve özellikle SAF kapasitesini geliştirmeyi hedefliyor. bp ayrıca HEFA olarak adlandırılan hidroişlenmiş esterler ve yağ asitleri teknolojisini kısa ve orta vadede SAF üretimindeki en ölçeklenebilir yöntemlerden biri olarak değerlendiriyor.Shell ise 2025'te dünya genelinde satılan yakıtlarına yaklaşık 10,3 milyar litre biyoyakıt harmanladı. Şirket SAF, yenilenebilir dizel ve biyogazı havacılık, kara taşımacılığı ve denizcilik sektörlerine sunduğunu belirtirken, Rotterdam'da planlanan biyoyakıt tesisinin inşasına ise ekonomik rekabet gücü gerekçesiyle yeniden başlamama kararı aldı.IEA, biyoyakıtların enerji dönüşümünde önemli bir rol oynamaya devam edeceğini ancak yüksek ham madde maliyetleri, politika belirsizlikleri ve bazı pazarlarda düşük üretici marjlarının sektör için risk oluşturduğunu belirtiyor. 2025'te özellikle ABD'de biyodizel, yenilenebilir dizel ve SAF üreticilerinin ekonomik koşullardan baskı gördüğü ifade ediliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Gaziantep FK'nin kalecisi Tobiasz, Fenerbahçe maçında galibiyete inanıyor:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/gaziantep-fk-nin-kalecisi-tobiasz-fenerbahce-macinda-galibiyete-inaniyor/907256/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/gaziantep-fk-nin-kalecisi-tobiasz-fenerbahce-macinda-galibiyete-inaniyor/907256/</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Sahaya çıkıp mücadele edeceğiz ve yenmek için elimizden geleni yapacağız]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- Trendyol Süper Lig'in 5. haftasında 14 Eylül Pazartesi günü Fenerbahçe'yi konuk edecek Gaziantep FK'nin kalecisi Kacper Tobiasz, rakipleri karşısında kazanmak için mücadele edeceklerini söyledi.Tobiasz, antrenman öncesi basın mensuplarına yaptığı açıklamada, takıma yeni katıldığını ve çok mutlu olduğunu belirtti.Geçen hafta oynanan Göztepe maçında kurtardığı penaltı öncesinde havlusundaki notlara baktığı hatırlatılan Polonyalı kaleci, rakip oyuncuları analiz ettiğini ifade etti.Tobiasz, Notlar alıyorum kendim için. Her seferinde yüzde 100 garanti değil, bazen sonuç vermiyor ama bu sefer köşeyi doğru tahmin ettiğim için işe yaradı. O yüzden gerçekten çok mutluyum. dedi.Fenerbahçe karşılaşmasına da değinen Tobiasz, rakiplerinin Türkiye'nin büyük takımlarından biri olduğunu ancak kendileri için diğer maçlardan farklı olmadığını dile getirdi.Tobiasz, şunları kaydetti:Yüksek enerjili bir maç olacak. Zaten son maçtaki galibiyetten dolayı takımımızın morali çok iyi. O yüzden çok iyi bir maç olacağını düşünüyorum. Galip gelmeye, elimizden geleni yapmaya çalışacağız. Taraftarlarımızdan destek bekliyoruz. Fenerbahçe favori olarak görünmesi bizim sahaya çıkıp mücadele etmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Sahaya çıkıp mücadele edeceğiz ve yenmek için elimizden geleni yapacağız.Polonyalı kaleci, milli takımda oynamanın herkesin hayali olduğunu, bunun için de çok çalıştığını sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- Trendyol Süper Lig'in 5. haftasında 14 Eylül Pazartesi günü Fenerbahçe'yi konuk edecek Gaziantep FK'nin kalecisi Kacper Tobiasz, rakipleri karşısında kazanmak için mücadele edeceklerini söyledi.Tobiasz, antrenman öncesi basın mensuplarına yaptığı açıklamada, takıma yeni katıldığını ve çok mutlu olduğunu belirtti.Geçen hafta oynanan Göztepe maçında kurtardığı penaltı öncesinde havlusundaki notlara baktığı hatırlatılan Polonyalı kaleci, rakip oyuncuları analiz ettiğini ifade etti.Tobiasz, Notlar alıyorum kendim için. Her seferinde yüzde 100 garanti değil, bazen sonuç vermiyor ama bu sefer köşeyi doğru tahmin ettiğim için işe yaradı. O yüzden gerçekten çok mutluyum. dedi.Fenerbahçe karşılaşmasına da değinen Tobiasz, rakiplerinin Türkiye'nin büyük takımlarından biri olduğunu ancak kendileri için diğer maçlardan farklı olmadığını dile getirdi.Tobiasz, şunları kaydetti:Yüksek enerjili bir maç olacak. Zaten son maçtaki galibiyetten dolayı takımımızın morali çok iyi. O yüzden çok iyi bir maç olacağını düşünüyorum. Galip gelmeye, elimizden geleni yapmaya çalışacağız. Taraftarlarımızdan destek bekliyoruz. Fenerbahçe favori olarak görünmesi bizim sahaya çıkıp mücadele etmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Sahaya çıkıp mücadele edeceğiz ve yenmek için elimizden geleni yapacağız.Polonyalı kaleci, milli takımda oynamanın herkesin hayali olduğunu, bunun için de çok çalıştığını sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/gaziantep-fk-nin-kalecisi-tobiasz-fenerbahce-macinda-galibiyete-inaniyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'nin endüstriyel yapay zeka potansiyeli GITEX Ai Türkiye ile küresel vitrine çıkıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-nin-endustriyel-yapay-zeka-potansiyeli-gitex-ai-turkiye-ile-kuresel-vitrine-cikiyor/907255/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-nin-endustriyel-yapay-zeka-potansiyeli-gitex-ai-turkiye-ile-kuresel-vitrine-cikiyor/907255/</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:12:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / GITEX Başkan Yardımcısı Bilal Al Rais: - Türkiye'nin teknolojik gelişimi, teknopark ve AR-GE merkezi sayısı, derin teknolojiden belirli ölçüde kuantum teknolojilerine kadar uzanan inovasyon düzeyi dikkate alındığında, etkinliği ülkenin iş merkezi İstanbul'da düzenlemenin ve Türkiye'ye hakkını vermenin, en doğru yolu olduğunu düşündük]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : global iletişim ortağı olduğu, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisinin ev sahipliğinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının stratejik ortaklığında düzenlenen GITEX Ai Türkiye kapsamında AA muhabirinin sorularını yanıtladı.Dealroom verilerine göre, Türkiye'nin yükselen teknoloji ekosistemleri arasında Avrupa'da ilk, dünyada ise üçüncü sırada yer aldığını, özellikle perakende teknolojileri, e-ticaret, finansal teknolojiler, tarım teknolojileri ve imalat alanlarında önemli bir inovasyon kapasitesine sahip olduğunu belirten Rais, ülkedeki endüstriyel yapay zeka alanındaki çalışmaların dünya genelinde yeterince bilinmediğini ifade etti.Türkiye'deki küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ) ile girişimlerin geliştirdiği çözümleri GITEX'in küresel ağına taşımak istediklerini dile getiren Al Rais, şöyle konuştu:İnsanlar Dubai'de, Berlin'de veya Singapur'da Türk şirketleriyle karşılaştıklarında ekosistemin yalnızca küçük bir bölümünü görüyor, tamamını göremiyor. Biz, Türkiye'nin bütün teknoloji ekosistemini tanıtmak ve küresel işbirliğini teşvik etmek için buradayız. İstanbul, dünyanın en büyük merkezlerinden biri. Türkiye'nin teknolojik gelişimi, teknopark ve AR-GE merkezi sayısı, derin teknolojiden belirli ölçüde kuantum teknolojilerine kadar uzanan inovasyon düzeyi dikkate alındığında, etkinliği ülkenin iş merkezi İstanbul'da düzenlemenin ve Türkiye'ye hakkını vermenin, en doğru yolu olduğunu düşündük.Türkiye güçlü bir KOBİ ağına sahipTürkiye'deki KOBİ'leri bankacılıktan perakendeye ve sigortacılığa kadar farklı sektörlerde faaliyet gösteren işletme sahipleriyle buluşturarak, işlerini daha da büyütmesine destek olmak istediklerini kaydeden Al Rais, aynı zamanda yatırıma ihtiyaç duyan şirketlere de yardımcı olduklarını dile getirdi.Al Rais, Hırvatistan, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Japonya'nın da aralarında bulunduğu 70'ten fazla ülkeden yatırımcıları fuara çekmeyi başardıklarını aktararak, şunları kaydetti:Kendimizi yalnızca ulusal varlık fonlarıyla sınırlandırmıyor, özel aile yatırım ofislerine ve kurumsal girişim sermayesi şirketlerine de ulaşıyoruz. Ancak önemli bir noktaya yeniden dönmek istiyorum. Ekonominizin itici gücü girişimler değil, KOBİ'ler. Girişimleriniz büyüyerek, KOBİ'lere dönüşüyor. Türkiye, ölçeklenmelerine yardımcı olmak üzere burada bulunduğumuz güçlü bir KOBİ ağına sahip. Dolayısıyla GITEX yalnızca büyük teknoloji şirketlerinden veya girişimlerden ibaret değil. GITEX aynı zamanda ölçeklenmeye, büyümeye ve yeni iş bağlantıları kurmaya çalışan, bu iki grubun arasında yer alan şirketleri de kapsıyor. Bu şirketleri de desteklemek için buradayız ve bunu unutmamamız gerekiyor.Rais, GITEX'in yalnızca yapay zeka ve siber güvenliğe odaklanmadığını, bağlantı teknolojilerinden bulut bilişime, finansal teknolojilerden sağlık ve perakende teknolojilerine, ağ altyapısından farklı dijital çözümlere kadar teknoloji ekosisteminin tamamını kapsadığını söyledi.Bu yapı sayesinde şirketlere birden fazla çözümü aynı platformda inceleme imkanı sunduklarını aktaran Rais, sözlerini şöyle tamamladı:Hükümetleri, KOBİ'leri ve girişimleri bir araya getiriyoruz. Pek çok buluşma platformu bu üç gruptan yalnızca birine odaklanıyor. Biz ise üçünü de aynı yerde buluşturuyoruz. Çünkü hükümetlerin katılımı olmadan düzenlemeleri konuşamazsınız. Girişimlerden söz etmeden inovasyonu, KOBİ'lerden söz etmeden de piyasanın olgunluk düzeyini konuşamazsınız. Şirketlerin iş yapmasını sağlamak için buradayız. Onların yeni müşterilerle tanışmasını ve yeni görüşmeler gerçekleştirmesini, çalıştıkları mevcut çevreden çok daha büyük bir dünyanın bulunduğunu görmesini istiyoruz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : global iletişim ortağı olduğu, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisinin ev sahipliğinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının stratejik ortaklığında düzenlenen GITEX Ai Türkiye kapsamında AA muhabirinin sorularını yanıtladı.Dealroom verilerine göre, Türkiye'nin yükselen teknoloji ekosistemleri arasında Avrupa'da ilk, dünyada ise üçüncü sırada yer aldığını, özellikle perakende teknolojileri, e-ticaret, finansal teknolojiler, tarım teknolojileri ve imalat alanlarında önemli bir inovasyon kapasitesine sahip olduğunu belirten Rais, ülkedeki endüstriyel yapay zeka alanındaki çalışmaların dünya genelinde yeterince bilinmediğini ifade etti.Türkiye'deki küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ) ile girişimlerin geliştirdiği çözümleri GITEX'in küresel ağına taşımak istediklerini dile getiren Al Rais, şöyle konuştu:İnsanlar Dubai'de, Berlin'de veya Singapur'da Türk şirketleriyle karşılaştıklarında ekosistemin yalnızca küçük bir bölümünü görüyor, tamamını göremiyor. Biz, Türkiye'nin bütün teknoloji ekosistemini tanıtmak ve küresel işbirliğini teşvik etmek için buradayız. İstanbul, dünyanın en büyük merkezlerinden biri. Türkiye'nin teknolojik gelişimi, teknopark ve AR-GE merkezi sayısı, derin teknolojiden belirli ölçüde kuantum teknolojilerine kadar uzanan inovasyon düzeyi dikkate alındığında, etkinliği ülkenin iş merkezi İstanbul'da düzenlemenin ve Türkiye'ye hakkını vermenin, en doğru yolu olduğunu düşündük.Türkiye güçlü bir KOBİ ağına sahipTürkiye'deki KOBİ'leri bankacılıktan perakendeye ve sigortacılığa kadar farklı sektörlerde faaliyet gösteren işletme sahipleriyle buluşturarak, işlerini daha da büyütmesine destek olmak istediklerini kaydeden Al Rais, aynı zamanda yatırıma ihtiyaç duyan şirketlere de yardımcı olduklarını dile getirdi.Al Rais, Hırvatistan, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Japonya'nın da aralarında bulunduğu 70'ten fazla ülkeden yatırımcıları fuara çekmeyi başardıklarını aktararak, şunları kaydetti:Kendimizi yalnızca ulusal varlık fonlarıyla sınırlandırmıyor, özel aile yatırım ofislerine ve kurumsal girişim sermayesi şirketlerine de ulaşıyoruz. Ancak önemli bir noktaya yeniden dönmek istiyorum. Ekonominizin itici gücü girişimler değil, KOBİ'ler. Girişimleriniz büyüyerek, KOBİ'lere dönüşüyor. Türkiye, ölçeklenmelerine yardımcı olmak üzere burada bulunduğumuz güçlü bir KOBİ ağına sahip. Dolayısıyla GITEX yalnızca büyük teknoloji şirketlerinden veya girişimlerden ibaret değil. GITEX aynı zamanda ölçeklenmeye, büyümeye ve yeni iş bağlantıları kurmaya çalışan, bu iki grubun arasında yer alan şirketleri de kapsıyor. Bu şirketleri de desteklemek için buradayız ve bunu unutmamamız gerekiyor.Rais, GITEX'in yalnızca yapay zeka ve siber güvenliğe odaklanmadığını, bağlantı teknolojilerinden bulut bilişime, finansal teknolojilerden sağlık ve perakende teknolojilerine, ağ altyapısından farklı dijital çözümlere kadar teknoloji ekosisteminin tamamını kapsadığını söyledi.Bu yapı sayesinde şirketlere birden fazla çözümü aynı platformda inceleme imkanı sunduklarını aktaran Rais, sözlerini şöyle tamamladı:Hükümetleri, KOBİ'leri ve girişimleri bir araya getiriyoruz. Pek çok buluşma platformu bu üç gruptan yalnızca birine odaklanıyor. Biz ise üçünü de aynı yerde buluşturuyoruz. Çünkü hükümetlerin katılımı olmadan düzenlemeleri konuşamazsınız. Girişimlerden söz etmeden inovasyonu, KOBİ'lerden söz etmeden de piyasanın olgunluk düzeyini konuşamazsınız. Şirketlerin iş yapmasını sağlamak için buradayız. Onların yeni müşterilerle tanışmasını ve yeni görüşmeler gerçekleştirmesini, çalıştıkları mevcut çevreden çok daha büyük bir dünyanın bulunduğunu görmesini istiyoruz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/turkiye-nin-endustriyel-yapay-zeka-potansiyeli-gitex-ai-turkiye-ile-kuresel-vitrine-cikiyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Keman sanatçısı Javadoff, Türkiye'nin 31 kentinde müzikseverlerle buluşacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/keman-sanatcisi-javadoff-turkiye-nin-31-kentinde-muzikseverlerle-bulusacak/907254/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/keman-sanatcisi-javadoff-turkiye-nin-31-kentinde-muzikseverlerle-bulusacak/907254/</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:09:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / Klasik eserlerden Türk müziğine, dünya hitlerinden film ve dizi müziklerine uzanan repertuvarıyla dikkati çeken keman sanatçısı Javadoff, We Don't Say I Love You turnesi kapsamında Türkiye'nin birçok şehrinde konser verecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : Klasik eserlerden Türk müziğine, dünya hitlerinden film ve dizi müziklerine uzanan repertuvarıyla dikkati çeken keman sanatçısı Javadoff, We Don't Say I Love You turnesi kapsamında Türkiye'nin birçok şehrinde konser verecek.BKM Mutfak organizasyonuyla 16 Eylül'de Zonguldak'ta başlayacak turne, Bartın, Karabük, Kastamonu, İzmir, Afyonkarahisar, Kütahya, Bodrum, Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır, Malatya, Sakarya, Bandırma, Gaziantep, İskenderun, Mersin, Adana, Kilis, Bolu, Çorlu, Ankara, Antalya, Konya, Niğde, Aksaray, Nevşehir, Yozgat, Kırşehir ve Kayseri'de devam edecek.Turnenin son konseri ise 11 Aralık'ta Edirne'de gerçekleştirilecek.Farklı müzik türlerini kemanıyla buluşturuyorKüçük yaşlarda keman eğitimine başlayan Javadoff, uluslararası yarışmalarda kazandığı ödüllerin yanı sıra farklı müzik türlerini kendine özgü yorumuyla bir araya getirmesiyle tanınıyor.Sanatçı, kariyeri boyunca Eurovision birincisi Alexander Rybak ve dünyaca tanınan piyanist Lola Astanova gibi isimlerle aynı sahneyi paylaşırken, sosyal medyada yayımladığı keman performanslarıyla da geniş kitlelere ulaştı.Geçen yıl Türkiye'nin 40 şehrinde konser veren Javadoff, gösterilen ilgi dolayısıyla bu yıl da turne programını geniş tuttu.Sanatçı, yeni turnesinde orkestrasıyla birlikte sahne alarak kendi eserlerinin yanı sıra sevilen Türk müzikleri, Türk dizi müzikleri, yabancı film müzikleri, dünya hitleri ve klasik eserleri özel düzenlemelerle seslendirecek.We Don&#039;t Say I Love You müzikle duyguları anlatıyorTurneye adını veren We Don't Say I Love You konsepti, duyguların her zaman kelimelerle ifade edilmesine gerek olmadığı fikrinden hareket ediyor.Javadoff, konserlerinde farklı müzik kültürlerinden eserleri bir araya getirerek dinleyicilere, tanıdık melodilerden klasik eserlere uzanan geniş bir repertuvar sunacak.Sanatçı, güçlü keman tekniğini enerjik ve duygusal sahne performansıyla birleştirirken, farklı müzik türlerini aynı sahnede buluşturmayı amaçlıyor.Konser biletleri Bubilet üzerinden alınabilecek.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : Klasik eserlerden Türk müziğine, dünya hitlerinden film ve dizi müziklerine uzanan repertuvarıyla dikkati çeken keman sanatçısı Javadoff, We Don't Say I Love You turnesi kapsamında Türkiye'nin birçok şehrinde konser verecek.BKM Mutfak organizasyonuyla 16 Eylül'de Zonguldak'ta başlayacak turne, Bartın, Karabük, Kastamonu, İzmir, Afyonkarahisar, Kütahya, Bodrum, Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır, Malatya, Sakarya, Bandırma, Gaziantep, İskenderun, Mersin, Adana, Kilis, Bolu, Çorlu, Ankara, Antalya, Konya, Niğde, Aksaray, Nevşehir, Yozgat, Kırşehir ve Kayseri'de devam edecek.Turnenin son konseri ise 11 Aralık'ta Edirne'de gerçekleştirilecek.Farklı müzik türlerini kemanıyla buluşturuyorKüçük yaşlarda keman eğitimine başlayan Javadoff, uluslararası yarışmalarda kazandığı ödüllerin yanı sıra farklı müzik türlerini kendine özgü yorumuyla bir araya getirmesiyle tanınıyor.Sanatçı, kariyeri boyunca Eurovision birincisi Alexander Rybak ve dünyaca tanınan piyanist Lola Astanova gibi isimlerle aynı sahneyi paylaşırken, sosyal medyada yayımladığı keman performanslarıyla da geniş kitlelere ulaştı.Geçen yıl Türkiye'nin 40 şehrinde konser veren Javadoff, gösterilen ilgi dolayısıyla bu yıl da turne programını geniş tuttu.Sanatçı, yeni turnesinde orkestrasıyla birlikte sahne alarak kendi eserlerinin yanı sıra sevilen Türk müzikleri, Türk dizi müzikleri, yabancı film müzikleri, dünya hitleri ve klasik eserleri özel düzenlemelerle seslendirecek.We Don&#039;t Say I Love You müzikle duyguları anlatıyorTurneye adını veren We Don't Say I Love You konsepti, duyguların her zaman kelimelerle ifade edilmesine gerek olmadığı fikrinden hareket ediyor.Javadoff, konserlerinde farklı müzik kültürlerinden eserleri bir araya getirerek dinleyicilere, tanıdık melodilerden klasik eserlere uzanan geniş bir repertuvar sunacak.Sanatçı, güçlü keman tekniğini enerjik ve duygusal sahne performansıyla birleştirirken, farklı müzik türlerini aynı sahnede buluşturmayı amaçlıyor.Konser biletleri Bubilet üzerinden alınabilecek.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İstanbul, Siyasi Partiler Arasında Kıtalararası Diyalog toplantısına ev sahipliği yapacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/istanbul-siyasi-partiler-arasinda-kitalararasi-diyalog-toplantisina-ev-sahipligi-yapacak/907253/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/istanbul-siyasi-partiler-arasinda-kitalararasi-diyalog-toplantisina-ev-sahipligi-yapacak/907253/</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:09:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / İlki Güney Kore'nin başkenti Seul'de gerçekleştirilen Siyasi Partiler Arasında Kıtalararası Diyalog toplantısının ikincisi, 2027'nin ilk yarısında İstanbul'da AK Parti'nin ev sahipliğinde düzenlenecek - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya: - Organizasyonun hazırlıklarına AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığı olarak şimdiden başladık - 2027'de İstanbul, yalnızca kıtaların ve kültürlerin değil, farklı siyasi geleneklerin, fikirlerin ve yaklaşımların da buluştuğu, dünya siyasetinin ve siyasi diyaloğun merkez noktalarından biri olacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : AYNUR EKİZ - İlki Güney Kore'nin başkenti Seul'de gerçekleştirilen Siyasi Partiler Arasında Kıtalararası Diyalog (ICDPP) toplantısının ikincisi, 2027'nin ilk yarısında AK Parti'nin ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenecek.Asya Siyasi Partiler Konferansı (ICAPP) tarafından 6-9 Eylül'de Seul'de düzenlenen Siyasi Partiler Arasında Kıtalararası Diyalog (ICDPP) Toplantısı'na katılan AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, buradaki temaslarının ardından AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.Sırakaya, Asya Siyasi Partiler Konferansı'nın inisiyatifiyle, Afrika Siyasi Partiler İnisiyatifi, Latin Amerika ve Karayipler Siyasi Partiler Konferansı, Latin Amerika Siyasi Partiler Birliği ile Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi'ndeki üç siyasi parti grubundan temsilcilerin katılımıyla ICDPP toplantılarının ilkini gerçekleştirdiklerini anlattı.Dört kıtadan siyasi parti temsilcilerini bir araya getiren toplantıda, kurucu üyelerin mutabakatıyla ICDPP'nin ikinci toplantısının 2027'nin ilk yarısında İstanbul'da AK Parti'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilmesini kararlaştırdıklarını bildiren Sırakaya, şunları kaydetti:Organizasyonun hazırlıklarına AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığı olarak şimdiden başladık. Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye artık yalnızca uluslararası gelişmelerin takip edildiği bir ülke değil, diplomasinin üretildiği, farklı görüşlerin aynı masa etrafında buluşabildiği ve küresel meselelere çözüm arandığı diplomasinin merkez ülkelerinden biridir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu lider diplomasisi, Türkiye'yi krizler karşısında inisiyatif alan, konuşmayan tarafları konuşturan ve diyaloğun kanallarını daima açık tutan bir aktör haline getirmiştir. Biz de AK Parti olarak bu güçlü diplomasi birikimini siyasi partiler diplomasisi alanında daha ileriye taşımayı hedefliyoruz.İstanbul dünya siyasetinin ve siyasi diyaloğun merkez noktalarından biri olacakAsya'dan Avrupa'ya, Afrika'dan dünyanın farklı coğrafyalarına uzanan geniş bir siyasi temsilin İstanbul'da bir araya gelmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini anlatan Sırakaya, 2027'de İstanbul yalnızca kıtaların ve kültürlerin değil, farklı siyasi geleneklerin, fikirlerin ve yaklaşımların da buluştuğu, dünya siyasetinin ve siyasi diyaloğun merkez noktalarından biri olacak. diye konuştu.Öte yandan Sırakaya, Seul'de başlayan kıtalararası diyaloğu, Asya ile Avrupa'nın buluşma noktası İstanbul'dan dünyanın farklı coğrafyalarına taşıyacak, siyasi partiler arasında yeni diyalog ve işbirliği kanallarının açılmasına öncülük edeceğiz. değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : AYNUR EKİZ - İlki Güney Kore'nin başkenti Seul'de gerçekleştirilen Siyasi Partiler Arasında Kıtalararası Diyalog (ICDPP) toplantısının ikincisi, 2027'nin ilk yarısında AK Parti'nin ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenecek.Asya Siyasi Partiler Konferansı (ICAPP) tarafından 6-9 Eylül'de Seul'de düzenlenen Siyasi Partiler Arasında Kıtalararası Diyalog (ICDPP) Toplantısı'na katılan AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, buradaki temaslarının ardından AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.Sırakaya, Asya Siyasi Partiler Konferansı'nın inisiyatifiyle, Afrika Siyasi Partiler İnisiyatifi, Latin Amerika ve Karayipler Siyasi Partiler Konferansı, Latin Amerika Siyasi Partiler Birliği ile Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi'ndeki üç siyasi parti grubundan temsilcilerin katılımıyla ICDPP toplantılarının ilkini gerçekleştirdiklerini anlattı.Dört kıtadan siyasi parti temsilcilerini bir araya getiren toplantıda, kurucu üyelerin mutabakatıyla ICDPP'nin ikinci toplantısının 2027'nin ilk yarısında İstanbul'da AK Parti'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilmesini kararlaştırdıklarını bildiren Sırakaya, şunları kaydetti:Organizasyonun hazırlıklarına AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığı olarak şimdiden başladık. Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye artık yalnızca uluslararası gelişmelerin takip edildiği bir ülke değil, diplomasinin üretildiği, farklı görüşlerin aynı masa etrafında buluşabildiği ve küresel meselelere çözüm arandığı diplomasinin merkez ülkelerinden biridir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu lider diplomasisi, Türkiye'yi krizler karşısında inisiyatif alan, konuşmayan tarafları konuşturan ve diyaloğun kanallarını daima açık tutan bir aktör haline getirmiştir. Biz de AK Parti olarak bu güçlü diplomasi birikimini siyasi partiler diplomasisi alanında daha ileriye taşımayı hedefliyoruz.İstanbul dünya siyasetinin ve siyasi diyaloğun merkez noktalarından biri olacakAsya'dan Avrupa'ya, Afrika'dan dünyanın farklı coğrafyalarına uzanan geniş bir siyasi temsilin İstanbul'da bir araya gelmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini anlatan Sırakaya, 2027'de İstanbul yalnızca kıtaların ve kültürlerin değil, farklı siyasi geleneklerin, fikirlerin ve yaklaşımların da buluştuğu, dünya siyasetinin ve siyasi diyaloğun merkez noktalarından biri olacak. diye konuştu.Öte yandan Sırakaya, Seul'de başlayan kıtalararası diyaloğu, Asya ile Avrupa'nın buluşma noktası İstanbul'dan dünyanın farklı coğrafyalarına taşıyacak, siyasi partiler arasında yeni diyalog ve işbirliği kanallarının açılmasına öncülük edeceğiz. değerlendirmesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/istanbul-siyasi-partiler-arasinda-kitalararasi-diyalog-toplantisina-ev-sahipligi-yapacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Tunceli Belediyesinden Dersim Engelliler Derneği binasının tahliye edildiği iddiasına ilişkin açıklama</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tunceli-belediyesinden-dersim-engelliler-dernegi-binasinin-tahliye-edildigi-iddiasina-iliskin-aciklama/907252/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tunceli-belediyesinden-dersim-engelliler-dernegi-binasinin-tahliye-edildigi-iddiasina-iliskin-aciklama/907252/</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:09:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Tunceli / Tunceli Belediyesi, bazı basın ve yayın organlarında yer alan Dersim Engelliler Derneği binasının belediye tarafından tahliye edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Tunceli Haberleri : Tunceli Belediyesi, bazı basın ve yayın organlarında yer alan Dersim Engelliler Derneği binasının belediye tarafından tahliye edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını bildirdi.Belediyeden yapılan açıklamada, konuya ilişkin kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla açıklama zaruretinin doğduğu belirtildi.İddia edildiği gibi müstakil dernek binası tahliyesinin kesinlikle söz konusu olmadığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:Bahse konu yer, belediyemize ait otogar binası içerisinde yer alan bir bürodur. Söz konusu büro, 2017 yılında ilgili derneğe süresiz değil yalnızca 3 yıl süreyle tahsis edilmiştir. Mevzuat gereği bu tür alanların süresiz ve tamamen ücretsiz tahsisi mümkün olmadığı gibi yapılan bu geçici tahsisin süresi 2020 yılında dolmuştur. Belediyemiz ana hizmet binasının hasarlı olması sebebiyle yıkılması neticesinde idari birimlerimiz için alan yetersizliği ortaya çıkmış olup söz konusu büronun ilgili dernek tarafından aktif kullanılmadığı ve fiilen atıl vaziyette tutulduğu tespit edilmiştir. Özellikle görev yaptığımız son 2 yıllık dönem göz önüne alındığında ilgili derneğin uzun süredir görünür ya da aktif herhangi bir çalışmasının, projesinin ve kamuoyuna yansıyan bir faaliyetinin bulunmadığı da açıktır. Bu gerekçeler doğrultusunda kamu alanının verimli kullanılması ve idari hizmetlerimizin aksamaması amacıyla derneğe büronun 15 gün içinde boşaltılması yönünde resmi bildirim yapılmıştır.Açıklamada, resmi kurumlarca teyit edilmemiş ve gerçeği yansıtmayan haberlere itibar edilmemesi istendi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Tunceli Haberleri : Tunceli Belediyesi, bazı basın ve yayın organlarında yer alan Dersim Engelliler Derneği binasının belediye tarafından tahliye edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını bildirdi.Belediyeden yapılan açıklamada, konuya ilişkin kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla açıklama zaruretinin doğduğu belirtildi.İddia edildiği gibi müstakil dernek binası tahliyesinin kesinlikle söz konusu olmadığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:Bahse konu yer, belediyemize ait otogar binası içerisinde yer alan bir bürodur. Söz konusu büro, 2017 yılında ilgili derneğe süresiz değil yalnızca 3 yıl süreyle tahsis edilmiştir. Mevzuat gereği bu tür alanların süresiz ve tamamen ücretsiz tahsisi mümkün olmadığı gibi yapılan bu geçici tahsisin süresi 2020 yılında dolmuştur. Belediyemiz ana hizmet binasının hasarlı olması sebebiyle yıkılması neticesinde idari birimlerimiz için alan yetersizliği ortaya çıkmış olup söz konusu büronun ilgili dernek tarafından aktif kullanılmadığı ve fiilen atıl vaziyette tutulduğu tespit edilmiştir. Özellikle görev yaptığımız son 2 yıllık dönem göz önüne alındığında ilgili derneğin uzun süredir görünür ya da aktif herhangi bir çalışmasının, projesinin ve kamuoyuna yansıyan bir faaliyetinin bulunmadığı da açıktır. Bu gerekçeler doğrultusunda kamu alanının verimli kullanılması ve idari hizmetlerimizin aksamaması amacıyla derneğe büronun 15 gün içinde boşaltılması yönünde resmi bildirim yapılmıştır.Açıklamada, resmi kurumlarca teyit edilmemiş ve gerçeği yansıtmayan haberlere itibar edilmemesi istendi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/tunceli-belediyesinden-dersim-engelliler-dernegi-binasinin-tahliye-edildigi-iddiasina-iliskin-aciklama.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Konya’da depreme dayanıksız olduğu belirlenen 5 katlı bina tahliye edildi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/konya-da-depreme-dayaniksiz-oldugu-belirlenen-5-katli-bina-tahliye-edildi/907251/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/konya-da-depreme-dayaniksiz-oldugu-belirlenen-5-katli-bina-tahliye-edildi/907251/</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:08:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Konya / Konya'nın Kulu ilçesinde depreme dayanıksız olduğu tespit edilen 10 daireden oluşan 5 katlı bina, tahliye edildikten sonra mühürlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Konya Haberleri : Konya'nın Kulu ilçesinde depreme dayanıksız olduğu tespit edilen 10 daireden oluşan 5 katlı bina, tahliye edildikten sonra mühürlendi.Kulu Belediyesi ekiplerince, Alparslan Mahallesi Ankara Caddesi'ndeki 5 katlı bir binada, şikayet üzerine inceleme başlatıldı.Binanın ana taşıyıcı kolonlarından birinin 2025 yılında meydana gelen 5.2 şiddetindeki depremde tahrip olduğu ve demirlerinin eğildiği belirlendi.Binada 6 dairenin gurbetçi vatandaşlara ait olduğu ve boş olduğu öğrenilirken, içerisinde ikamet eden 4 daire boşaltılarak güvenlik için şeridi çekildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Konya Haberleri : Konya'nın Kulu ilçesinde depreme dayanıksız olduğu tespit edilen 10 daireden oluşan 5 katlı bina, tahliye edildikten sonra mühürlendi.Kulu Belediyesi ekiplerince, Alparslan Mahallesi Ankara Caddesi'ndeki 5 katlı bir binada, şikayet üzerine inceleme başlatıldı.Binanın ana taşıyıcı kolonlarından birinin 2025 yılında meydana gelen 5.2 şiddetindeki depremde tahrip olduğu ve demirlerinin eğildiği belirlendi.Binada 6 dairenin gurbetçi vatandaşlara ait olduğu ve boş olduğu öğrenilirken, içerisinde ikamet eden 4 daire boşaltılarak güvenlik için şeridi çekildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/konya-da-depreme-dayaniksiz-oldugu-belirlenen-5-katli-bina-tahliye-edildi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
