<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Şapinuva Antik Kenti'ndeki tarihi eserlerin onarımında Mısırlı restoratör de görev alıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/sapinuva-antik-kenti-ndeki-tarihi-eserlerin-onariminda-misirli-restorator-de-gorev-aliyor/899203/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/sapinuva-antik-kenti-ndeki-tarihi-eserlerin-onariminda-misirli-restorator-de-gorev-aliyor/899203/</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Çorum / Akademik eğitim için Mısır'dan Türkiye'ye gelen 32 yaşındaki restoratör, Hitit Kralı 2. Tuthaliya'ya ait kabartmanın bakım ve onarımı üzerinde çalışıyor - Basma Mohammed Elsayed Abdallah: - Bu çalışmaları yapmazsak tuz, taş yüzeyine toplanıyor. Kristalize olduğunda tuz, taşı çatlatabiliyor. Dolayısıyla bu kabartma kırılıp zarar görebilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Çorum Haberleri : KEMAL CEYLAN - Mısır'dan akademik eğitim için Türkiye'ye gelen Basma Mohammed Elsayed Abdallah, Çorum'un Ortaköy ilçesindeki Şapinuva Antik Kenti'nde yürütülen arkeolojik kazıda restoratör olarak görev yapıyor.Kahire Üniversitesi Konservasyon ve Restorasyon Bölümünden mezun olduktan sonra özel bir bursla Türkiye'ye gelen 32 yaşındaki Abdallah, Hitit Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nde yüksek lisans eğitimini tamamladı.Ardından İstanbul Üniversitesi'nde Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Anabilim Dalı'nda doktora eğitimine başlayan Abdallah, yaz döneminde arkeolojik kazılarda saha çalışmalarına katılıyor.Kazı ekibiyle her gün erken saatlerde kazı evinden Şapinuva Antik Kenti'ne giden Abdallah, Hitit medeniyetine ait binlerce yıllık tarihi eserlerin onarım ve restorasyonunu yapıyor.Abdallah ayrıca Hitit ve Mısır medeniyetleri arasındaki ilişkilere yönelik de araştırmalar yapıyor.Abdallah, AA muhabirine, Hititlere bir dönem başkentlik yaptığı bilinen Şapinuva Antik Kenti'nde Hitit Kralı 2. Tuthaliya'ya ait bir kabartmanın restorasyon ve onarımı üzerine çalışma yaptığını söyledi.Kabartmanın yıllar önce bir kazıda bulunduğunu ve bulunduğu yerde sergilendiğini belirten Abdallah, Hitit Kralı 2. Tuthaliya'ya ait bir kabartma. Restorasyonunu yaptık, uygulamalarını yaptık. Bu çalışmaları yapmazsak tuz, taş yüzeyine toplanıyor. Kristalize olduğunda tuz, taşı çatlatabiliyor. Dolayısıyla bu kabartma kırılıp zarar görebilir. dedi.Kabartmanın haricinde kazıda bulunan bütün eserleri de dikkatle incelediğini anlatan Abdallah, Kazıda çıkan bütün malzemelerle ilgileniyoruz. Buradaki kabartmanın yüzeyine topraktan gelen tuzu temizliyoruz. Saf su ile tuzları çıkarıyoruz. Çıkardıktan sonra izole ediyoruz. diye konuştu.Abdallah, doktora eğitiminin ardından akademik kariyerini Türkiye'de sürdürmek istediğini sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Çorum Haberleri : KEMAL CEYLAN - Mısır'dan akademik eğitim için Türkiye'ye gelen Basma Mohammed Elsayed Abdallah, Çorum'un Ortaköy ilçesindeki Şapinuva Antik Kenti'nde yürütülen arkeolojik kazıda restoratör olarak görev yapıyor.Kahire Üniversitesi Konservasyon ve Restorasyon Bölümünden mezun olduktan sonra özel bir bursla Türkiye'ye gelen 32 yaşındaki Abdallah, Hitit Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nde yüksek lisans eğitimini tamamladı.Ardından İstanbul Üniversitesi'nde Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Anabilim Dalı'nda doktora eğitimine başlayan Abdallah, yaz döneminde arkeolojik kazılarda saha çalışmalarına katılıyor.Kazı ekibiyle her gün erken saatlerde kazı evinden Şapinuva Antik Kenti'ne giden Abdallah, Hitit medeniyetine ait binlerce yıllık tarihi eserlerin onarım ve restorasyonunu yapıyor.Abdallah ayrıca Hitit ve Mısır medeniyetleri arasındaki ilişkilere yönelik de araştırmalar yapıyor.Abdallah, AA muhabirine, Hititlere bir dönem başkentlik yaptığı bilinen Şapinuva Antik Kenti'nde Hitit Kralı 2. Tuthaliya'ya ait bir kabartmanın restorasyon ve onarımı üzerine çalışma yaptığını söyledi.Kabartmanın yıllar önce bir kazıda bulunduğunu ve bulunduğu yerde sergilendiğini belirten Abdallah, Hitit Kralı 2. Tuthaliya'ya ait bir kabartma. Restorasyonunu yaptık, uygulamalarını yaptık. Bu çalışmaları yapmazsak tuz, taş yüzeyine toplanıyor. Kristalize olduğunda tuz, taşı çatlatabiliyor. Dolayısıyla bu kabartma kırılıp zarar görebilir. dedi.Kabartmanın haricinde kazıda bulunan bütün eserleri de dikkatle incelediğini anlatan Abdallah, Kazıda çıkan bütün malzemelerle ilgileniyoruz. Buradaki kabartmanın yüzeyine topraktan gelen tuzu temizliyoruz. Saf su ile tuzları çıkarıyoruz. Çıkardıktan sonra izole ediyoruz. diye konuştu.Abdallah, doktora eğitiminin ardından akademik kariyerini Türkiye'de sürdürmek istediğini sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yumurtalarından çıkan kaplumbağalar Akdeniz'in mavi sularıyla buluşuyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yumurtalarindan-cikan-kaplumbagalar-akdeniz-in-mavi-sulariyla-bulusuyor/899202/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yumurtalarindan-cikan-kaplumbagalar-akdeniz-in-mavi-sulariyla-bulusuyor/899202/</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Hatay / Hatay'ın Samandağ ilçesinde uzman ekipler ve gönüllüler, yumurtalarını kırıp kumsala ilk adımlarını atan yeşil deniz kaplumbağası yavrularının güvenle suya ulaşması için çalışıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Hatay Haberleri : MEHMET BAYRAK - Hatay'ın Samandağ ilçesindeki kumsallarda kuluçka dönemini tamamlayan yeşil deniz kaplumbağası yavruları, Akdeniz'e ulaşabilmek için mücadele veriyor.Yeşil deniz kaplumbağalarının önemli yuvalama alanlarından Samandağ, Çevlik, Meydan ve Tekebaşı sahillerinde yavru çıkışları sürüyor.Kumun altındaki yuvalarında kuluçka dönemini tamamlayan yavrular, gün doğumuyla yumurtadan çıkıp ilk adımlarını atıyor.Yeşil deniz kaplumbağası yavruları, Akdeniz'in mavi sularıyla buluşabilmek için kumsalda zorlu mücadeleler veriyor.İlçenin 14 kilometrelik sahil şeridinde çalışma yapan Hatay Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ekipleri, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi akademisyenleri ile Samandağ Çevre Koruma ve Turizm Derneği gönüllüleri, yuvalama alanlarını dış etkenlerden koruyor.Büyükşehir Belediyesi, sahil güvenlik, jandarma ve polis ekipleri de yavruların denize rahat ulaşması için kumsalların temiz tutulmasını sağlıyor.Yapay ışık, çevresel atık ve sahipsiz köpeklere karşı tedbir alındıHatay Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürü Nuri Akın, AA muhabirine, kaplumbağaların yuvalama ve yumurtadan çıkış süreçlerini titizlikle takip ettiklerini söyledi.Kaplumbağaların denize kavuşmasını engelleyebilecek yapay ışık, çevresel atık ve sahipsiz köpeklere karşı ilgili kurumlarca tedbir alındığını dile getiren Akın, Yuvalar korunmakta, sahaya giriş ve çıkışlar kontrol edilmektedir. Bu bölgeye zarar verilmemesi, doğal yapısının bozulmaması birinci önceliğimizdir. Burada 1500 ila 2 bin civarında yuva yapılıyor. Ortalama 120-130 bin yumurta tespit ediliyor. Çalışmalar devam ediyor. dedi.Akın, Müdürlüğe bağlı Deniz ve Kıyı Biyoçeşitliliği Şefliği kurulması için çalışmaların sürdüğünü belirterek, Bu birim kurulduğunda burada bir ekibimizin sürekli bulunması sağlanacak. Burası sadece deniz kaplumbağaları yuvalama kumsalı değil, aynı zamanda Mileyha Sulak Alanı da bu bölgede bulunuyor. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Hatay Haberleri : MEHMET BAYRAK - Hatay'ın Samandağ ilçesindeki kumsallarda kuluçka dönemini tamamlayan yeşil deniz kaplumbağası yavruları, Akdeniz'e ulaşabilmek için mücadele veriyor.Yeşil deniz kaplumbağalarının önemli yuvalama alanlarından Samandağ, Çevlik, Meydan ve Tekebaşı sahillerinde yavru çıkışları sürüyor.Kumun altındaki yuvalarında kuluçka dönemini tamamlayan yavrular, gün doğumuyla yumurtadan çıkıp ilk adımlarını atıyor.Yeşil deniz kaplumbağası yavruları, Akdeniz'in mavi sularıyla buluşabilmek için kumsalda zorlu mücadeleler veriyor.İlçenin 14 kilometrelik sahil şeridinde çalışma yapan Hatay Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ekipleri, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi akademisyenleri ile Samandağ Çevre Koruma ve Turizm Derneği gönüllüleri, yuvalama alanlarını dış etkenlerden koruyor.Büyükşehir Belediyesi, sahil güvenlik, jandarma ve polis ekipleri de yavruların denize rahat ulaşması için kumsalların temiz tutulmasını sağlıyor.Yapay ışık, çevresel atık ve sahipsiz köpeklere karşı tedbir alındıHatay Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürü Nuri Akın, AA muhabirine, kaplumbağaların yuvalama ve yumurtadan çıkış süreçlerini titizlikle takip ettiklerini söyledi.Kaplumbağaların denize kavuşmasını engelleyebilecek yapay ışık, çevresel atık ve sahipsiz köpeklere karşı ilgili kurumlarca tedbir alındığını dile getiren Akın, Yuvalar korunmakta, sahaya giriş ve çıkışlar kontrol edilmektedir. Bu bölgeye zarar verilmemesi, doğal yapısının bozulmaması birinci önceliğimizdir. Burada 1500 ila 2 bin civarında yuva yapılıyor. Ortalama 120-130 bin yumurta tespit ediliyor. Çalışmalar devam ediyor. dedi.Akın, Müdürlüğe bağlı Deniz ve Kıyı Biyoçeşitliliği Şefliği kurulması için çalışmaların sürdüğünü belirterek, Bu birim kurulduğunda burada bir ekibimizin sürekli bulunması sağlanacak. Burası sadece deniz kaplumbağaları yuvalama kumsalı değil, aynı zamanda Mileyha Sulak Alanı da bu bölgede bulunuyor. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Katar, İsrail’in Doğu Kudüs’te UNRWA’ya ait eğitim merkezine baskınını kınadı </title>
      <link>https://www.canligaste.com/katar-israil-in-dogu-kudus-te-unrwa-ya-ait-egitim-merkezine-baskinini-kinadi/899201/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/katar-israil-in-dogu-kudus-te-unrwa-ya-ait-egitim-merkezine-baskinini-kinadi/899201/</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Doha / Katar, İsrail askerlerinin işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) bağlı Kalendiya Mesleki Eğitim Merkezine baskın düzenlemesini şiddetle kınadı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Doha Haberleri : Katar, İsrail askerlerinin işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) bağlı Kalendiya Mesleki Eğitim Merkezine baskın düzenlemesini şiddetle kınadı. Katar Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail güçlerinin UNRWA’ya bağlı Kalendiya Mesleki Eğitim Merkezine düzenlediği baskının, uluslararası hukukun açık bir ihlali ve uluslararası iradeye açık bir meydan okuma olduğu belirtildi. Açıklamada, İsrail’in UNRWA’yı sistematik şekilde hedef almasının, nihayetinde kuruluşu ortadan kaldırmayı ve Gazze, Batı Şeria, Ürdün, Suriye ve Lübnan’daki milyonlarca Filistinliyi UNRWA’nın sunduğu hayati hizmetlerden mahrum bırakmayı amaçladığı ifade edildi.Uluslararası toplumun sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği vurgulanan açıklamada, UNRWA’nın merkezlerinin korunması ve İsrail’in yasa dışı uygulamalarına kararlı şekilde karşı çıkılması için acil adım atılması çağrısında bulunuldu. Açıklamada ayrıca, İsrail’in bu uygulamalarının felaket sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulunularak, Katar’ın Filistin halkının meşru haklarının, özellikle 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir devlet kurma hakkını desteklediği vurgulandı. UNRWA yetkilileri, Kalendiya Mesleki Eğitim Merkezine içeride 20 personel bulunduğu sırada 50'den fazla İsrailli görevli ve 4 zırhlı aracın tesise girdiğini bildirmiş ve bu izinsiz girişi kabul edilemez olarak nitelendirmişti.Filistin Yönetimine bağlı Kudüs Valiliğinden yapılan açıklamada, İsrail işgal güçleri, baskın düzenleyerek UNRWA personelinin tamamını Kalendiya Eğitim Merkezinden çıkardı. ifadeleri kullanılmıştı.İsrail, faaliyetlerini yasakladığı UNRWA&#039;nın merkezini yıkmıştıİsrail Meclisi, Ekim 2024'te bazı UNRWA çalışanlarının 7 Ekim 2023 olaylarına karıştığı iddiasıyla Ajansın İsrail ve Doğu Kudüs'teki faaliyetlerini yasaklayan düzenlemeyi onaylamıştı.Tel Aviv yönetiminin, UNRWA'yı yasaklama kararı 30 Ocak 2025'te yürürlüğe girmiş, BM çalışanları Doğu Kudüs'ü terk etmişti.İsrail güçleri, Ocak 2026'da ise UNRWA'nın Doğu Kudüs'te bulunan genel merkezine baskın düzenleyerek yerleşkeye el koymuş ve içerideki tesisleri yıkmıştı.UNRWA'nın faaliyetlerinin sona ermesi, Filistin topraklarındaki yaklaşık 2,5 milyon mültecinin hayatını olumsuz etkiliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Doha Haberleri : Katar, İsrail askerlerinin işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) bağlı Kalendiya Mesleki Eğitim Merkezine baskın düzenlemesini şiddetle kınadı. Katar Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail güçlerinin UNRWA’ya bağlı Kalendiya Mesleki Eğitim Merkezine düzenlediği baskının, uluslararası hukukun açık bir ihlali ve uluslararası iradeye açık bir meydan okuma olduğu belirtildi. Açıklamada, İsrail’in UNRWA’yı sistematik şekilde hedef almasının, nihayetinde kuruluşu ortadan kaldırmayı ve Gazze, Batı Şeria, Ürdün, Suriye ve Lübnan’daki milyonlarca Filistinliyi UNRWA’nın sunduğu hayati hizmetlerden mahrum bırakmayı amaçladığı ifade edildi.Uluslararası toplumun sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği vurgulanan açıklamada, UNRWA’nın merkezlerinin korunması ve İsrail’in yasa dışı uygulamalarına kararlı şekilde karşı çıkılması için acil adım atılması çağrısında bulunuldu. Açıklamada ayrıca, İsrail’in bu uygulamalarının felaket sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulunularak, Katar’ın Filistin halkının meşru haklarının, özellikle 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir devlet kurma hakkını desteklediği vurgulandı. UNRWA yetkilileri, Kalendiya Mesleki Eğitim Merkezine içeride 20 personel bulunduğu sırada 50'den fazla İsrailli görevli ve 4 zırhlı aracın tesise girdiğini bildirmiş ve bu izinsiz girişi kabul edilemez olarak nitelendirmişti.Filistin Yönetimine bağlı Kudüs Valiliğinden yapılan açıklamada, İsrail işgal güçleri, baskın düzenleyerek UNRWA personelinin tamamını Kalendiya Eğitim Merkezinden çıkardı. ifadeleri kullanılmıştı.İsrail, faaliyetlerini yasakladığı UNRWA&#039;nın merkezini yıkmıştıİsrail Meclisi, Ekim 2024'te bazı UNRWA çalışanlarının 7 Ekim 2023 olaylarına karıştığı iddiasıyla Ajansın İsrail ve Doğu Kudüs'teki faaliyetlerini yasaklayan düzenlemeyi onaylamıştı.Tel Aviv yönetiminin, UNRWA'yı yasaklama kararı 30 Ocak 2025'te yürürlüğe girmiş, BM çalışanları Doğu Kudüs'ü terk etmişti.İsrail güçleri, Ocak 2026'da ise UNRWA'nın Doğu Kudüs'te bulunan genel merkezine baskın düzenleyerek yerleşkeye el koymuş ve içerideki tesisleri yıkmıştı.UNRWA'nın faaliyetlerinin sona ermesi, Filistin topraklarındaki yaklaşık 2,5 milyon mültecinin hayatını olumsuz etkiliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/katar-israil-in-dogu-kudus-te-unrwa-ya-ait-egitim-merkezine-baskinini-kinadi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Eti Bakır'ın Elazığ'daki Salkaya Kazısı'na desteği sürüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/eti-bakir-in-elazig-daki-salkaya-kazisi-na-destegi-suruyor/899200/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/eti-bakir-in-elazig-daki-salkaya-kazisi-na-destegi-suruyor/899200/</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Eti Bakır, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün izniyle Elazığ'da yürütülen Salkaya Kazısı'nın ikinci yılında da desteğe devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Eti Bakır, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün izniyle Elazığ'da yürütülen Salkaya Kazısı'nın ikinci yılında da desteğe devam ediyor.Şirketten yapılan açıklamaya göre, Eti Bakır, Yerin Altındaki Bütün Cevherleri Çıkarıyoruz projesi kapsamında Anadolu'nun tarihi mirasına sahip çıkıyor.Türkiye'de madenden son ürüne üretim yapabilen tek şirket olan Eti Bakır, tarihi ve kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılmasına yönelik çalışmalarıyla da toplumsal değer üretmeye devam ediyor.Eti Bakır, Yerin Altındaki Bütün Cevherleri Çıkarıyoruz projesi kapsamında destek verdiği Elazığ'ın Salkaya Köyü'nde bulunan ve Roma Dönemi'ne ait olduğu değerlendirilen kazı çalışmalarına desteğini, ikinci yılında da sürdürüyor.Açıklamada görüşlerine yer verilen Eti Bakır Genel Müdürü Asım Akbaş, kültürel mirasın korunmasının toplumsal sorumluluk anlayışlarının önemli bir parçası olduğunu belirtti. Akbaş, Elazığ'da bu yıl faaliyete başlayacak yeni tesisin neredeyse tamamlandığına işaret ederek, 350 milyon dolarlık yatırımla kurduğumuz Elazığ tesisimizle birlikte kentimizin ekonomik kalkınmasına da katkı sunacağız. Yaklaşık 750 kişilik istihdama sahip olacak Elazığ İşletmemizde yılda 1 milyon ton bakır cevheri işleyeceğiz. Bizim için bulunduğumuz bölgelerde değer üretmek yalnızca sanayi yatırımlarıyla sınırlı değil. Elazığ'ın kültürel ve tarihi değerlerinin korunmasına katkı sağlamayı da aynı anlayışın bir parçası olarak görüyoruz. değerlendirmesinde bulundu. Destek verdikleri Salkaya Kazısı çalışmalarıyla, bölgenin kültürel mirasının gün yüzüne çıkarılmasına ve gelecek nesillere aktarılmasına katkı sunmaya devam edeceklerini belirten Akbaş, Tesisimiz üretime başladıktan sonra kentimizdeki değerler için çalışmalarımızı da artıracağız. ifadesini kullandı.Salkaya Kazısı Bilimsel Danışmanı ve Kafkas Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Kayhan Murat da 2023'te bir çiftçi tarafından şans eseri bulunan taban mozaiğinin, Roma dönemine ait bir yerleşim bölgesini ortaya çıkardığını, mozaiğin bir villaya ait olduğunu yeni kazılarla teyit edebildiklerini belirtti.Mozaik alanının güneyinde yer alan ve korunmuş plan özellikleriyle dikkat çeken hamam yapısının Elazığ'da tespit edilen ilk örnek olması bakımından önem taşıdığını kaydeden Murat, şunları kaydetti:Yapının batı kanadında hilal formundaki mimari birimlerle o dönemde geliştirilmiş bir tür zemin altı ısıtma sistemi anlamına gelen hypocaust elemanları açığa çıkarıldı. Geçen yıl devam eden kazı çalışmalarımızda bulunan şarap üretim atölyesinin hemen güneyinde bulduğumuz depo alanlarıyla diğer villalara da yaklaştığımızı düşünüyoruz. Hamamla mozaik arasında ortaya çıkmaya başlayan düzgün kesme taşlarından oluşan yollar, yapılar arasındaki bağlantıyı göz önüne seriyor. Önümüzdeki dört yıllık planlamamız, hamam ve mozaik arasındaki bağlantı yollarının devamını çıkarmak. Tespit ettiğimiz kilisenin kazı çalışmalarına da bu yıl başlayıp tamamını ortaya çıkarmak istiyoruz. Alanımızda duvarları bulunan ancak işlevleri belli olmayan bazı yapılar var, bu yıl o bölgede de kazı çalışmalarımızı artıracağız.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Eti Bakır, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün izniyle Elazığ'da yürütülen Salkaya Kazısı'nın ikinci yılında da desteğe devam ediyor.Şirketten yapılan açıklamaya göre, Eti Bakır, Yerin Altındaki Bütün Cevherleri Çıkarıyoruz projesi kapsamında Anadolu'nun tarihi mirasına sahip çıkıyor.Türkiye'de madenden son ürüne üretim yapabilen tek şirket olan Eti Bakır, tarihi ve kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılmasına yönelik çalışmalarıyla da toplumsal değer üretmeye devam ediyor.Eti Bakır, Yerin Altındaki Bütün Cevherleri Çıkarıyoruz projesi kapsamında destek verdiği Elazığ'ın Salkaya Köyü'nde bulunan ve Roma Dönemi'ne ait olduğu değerlendirilen kazı çalışmalarına desteğini, ikinci yılında da sürdürüyor.Açıklamada görüşlerine yer verilen Eti Bakır Genel Müdürü Asım Akbaş, kültürel mirasın korunmasının toplumsal sorumluluk anlayışlarının önemli bir parçası olduğunu belirtti. Akbaş, Elazığ'da bu yıl faaliyete başlayacak yeni tesisin neredeyse tamamlandığına işaret ederek, 350 milyon dolarlık yatırımla kurduğumuz Elazığ tesisimizle birlikte kentimizin ekonomik kalkınmasına da katkı sunacağız. Yaklaşık 750 kişilik istihdama sahip olacak Elazığ İşletmemizde yılda 1 milyon ton bakır cevheri işleyeceğiz. Bizim için bulunduğumuz bölgelerde değer üretmek yalnızca sanayi yatırımlarıyla sınırlı değil. Elazığ'ın kültürel ve tarihi değerlerinin korunmasına katkı sağlamayı da aynı anlayışın bir parçası olarak görüyoruz. değerlendirmesinde bulundu. Destek verdikleri Salkaya Kazısı çalışmalarıyla, bölgenin kültürel mirasının gün yüzüne çıkarılmasına ve gelecek nesillere aktarılmasına katkı sunmaya devam edeceklerini belirten Akbaş, Tesisimiz üretime başladıktan sonra kentimizdeki değerler için çalışmalarımızı da artıracağız. ifadesini kullandı.Salkaya Kazısı Bilimsel Danışmanı ve Kafkas Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Kayhan Murat da 2023'te bir çiftçi tarafından şans eseri bulunan taban mozaiğinin, Roma dönemine ait bir yerleşim bölgesini ortaya çıkardığını, mozaiğin bir villaya ait olduğunu yeni kazılarla teyit edebildiklerini belirtti.Mozaik alanının güneyinde yer alan ve korunmuş plan özellikleriyle dikkat çeken hamam yapısının Elazığ'da tespit edilen ilk örnek olması bakımından önem taşıdığını kaydeden Murat, şunları kaydetti:Yapının batı kanadında hilal formundaki mimari birimlerle o dönemde geliştirilmiş bir tür zemin altı ısıtma sistemi anlamına gelen hypocaust elemanları açığa çıkarıldı. Geçen yıl devam eden kazı çalışmalarımızda bulunan şarap üretim atölyesinin hemen güneyinde bulduğumuz depo alanlarıyla diğer villalara da yaklaştığımızı düşünüyoruz. Hamamla mozaik arasında ortaya çıkmaya başlayan düzgün kesme taşlarından oluşan yollar, yapılar arasındaki bağlantıyı göz önüne seriyor. Önümüzdeki dört yıllık planlamamız, hamam ve mozaik arasındaki bağlantı yollarının devamını çıkarmak. Tespit ettiğimiz kilisenin kazı çalışmalarına da bu yıl başlayıp tamamını ortaya çıkarmak istiyoruz. Alanımızda duvarları bulunan ancak işlevleri belli olmayan bazı yapılar var, bu yıl o bölgede de kazı çalışmalarımızı artıracağız.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/eti-bakir-in-elazig-daki-salkaya-kazisi-na-destegi-suruyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Homeros'un İzmir ile bağı, antik kaynaklar ve arkeolojik bulgularla tartışılıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/homeros-un-izmir-ile-bagi-antik-kaynaklar-ve-arkeolojik-bulgularla-tartisiliyor/899199/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/homeros-un-izmir-ile-bagi-antik-kaynaklar-ve-arkeolojik-bulgularla-tartisiliyor/899199/</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:09:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İzmir / İlyada ve Odysseia destanlarının ozanı Homeros'un İzmirli olduğuna ilişkin görüş, antik çağ yazarlarının anlatıları, Smyrna sikkeleri, Klaros'ta bulunan heykel ve kentin kültürel geçmişiyle destekleniyor - Bilim insanları, doğrudan arkeolojik kanıt bulunmadığını ancak mevcut verilerin Smyrna'yı güçlü adaylardan biri haline getirdiğini belirtiyor ​​​​​​​- Smyrna Höyüğü Kazı Başkanı Prof. Dr. Aylin Ümit Erdem: - Bayraklı'nın veya Smyrna'nın, Homeros'un doğduğu ve yaşadığı yer olduğu konusunda henüz elimizde doğrudan arkeolojik verimiz yok. Tüm verilerimiz antik çağ yazarlarının aktardığı bilgiler çerçevesinde elde ediliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İzmir Haberleri : HÜSEYİN BAĞIŞ - Antik dünyanın en önemli ozanlarından Homeros'un İzmirli olduğu yönündeki görüş, yazılı kaynaklar ve arkeolojik buluntular ışığında yeniden değerlendiriliyor. Uzmanlar, kesin bir arkeolojik kanıt bulunmadığını ancak antik çağ yazarlarının anlatılarının, Smyrna sikkelerinin ve Klaros'taki Homeros heykelinin bu hafızanın yüzyıllar boyunca korunduğunu gösterdiğini belirtiyor.Ünlü yönetmen Christopher Nolan'ın Homeros'un Odysseia destanından uyarladığı vizyondaki sinema filmi The Odyssey ünlü ozanı yeniden gündeme getirdi.İlyada ve Odysseia destanlarıyla özdeşleşen ve milattan önce 8. yüzyılda yaşadığı kabul edilen Homeros'un, antik çağ yazarları Herodot, Strabon ve Pausanias'ın anlatılarında Smyrnalı (İzmir'in antik dönemdeki adı) olduğu aktarılıyor.Homeros'un Melesigenes adıyla da anılması, İzmir'deki Meles Çayı ile ilişkilendirilen önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Meles'in oğlu ve Meles'in doğurduğu anlamına gelen Melesigenes adının, Homeros'un İzmir bağlantısına ilişkin anlatılarda yer aldığı belirtiliyor.Büyük ozanın İlyada ve Odysseia destanlarında kullandığı İyon ve Aiol lehçeleri de Bayraklı Smyrna'sının bulunduğu coğrafyayla ilişkilendiriliyor.Homeros'un İzmir'le bağlantısını ortaya koyan unsurlar arasında Smyrna sikkelerindeki tasvirler ve İzmir'in Menderes ilçesindeki Klaros Kutsal Alanı'nda bulunan heykel de yer alıyor.Antik çağ yazarları Smyrnalı olduğunu iddia ediyorEge Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Smyrna Höyüğü Kazı Başkanı Prof. Dr. Aylin Ümit Erdem, Homeros'un nereli olduğu tartışmasının yüzyıllardır devam ettiğini söyledi.Homeros'un milattan önce 8. yüzyılda yaşadığının kabul edildiğini aktaran Erdem, aynı dönemde Smyrna'daki yerleşimin Bayraklı Höyüğü'nde bulunduğunu belirtti.Erdem, Milattan önce 5. yüzyıldan itibaren Herodot ve Strabon başta olmak üzere birçok antik çağ yazarı bize Homeros'un Smyrnalı olduğunu iddia ediyor. ifadelerini kullandı.Homeros'un eserlerinde kullanılan lehçelerin de İzmir'le bağlantıyı güçlendiren unsurlardan biri olduğunu aktaran Erdem, İlyada ve Odysseia destanlarında İyon ve Aiol lehçelerinin bir arada görüldüğünü, Bayraklı'nın da bu iki kültürün sınırında yer aldığını belirterek, Bayraklı'nın konumuna baktığımızda tam da Aiol ve İyon kültürlerinin sınırında yer alıyor. Aslında ilk kuruluş olarak Aiol kenti olarak kabul ediliyor. Sonradan da 12 İyon şehrine dahil oluyor. dedi.Doğrudan arkeolojik verimiz yokHomeros'un yaşadığı dönem ile anlattığı Troya Savaşı arasında yaklaşık 400 yıllık zaman bulunduğuna dikkati çeken Erdem, bu nedenle destanların tek bir kişiye mi ait olduğu, yoksa kuşaktan kuşağa aktarılan sözlü geleneğin farklı ozanlar tarafından mı derlendiği sorularının da tartışıldığını söyledi.Erdem, tüm verilerin Homeros'un Bayraklı'da yaşamış olabileceğine işaret ettiğini ancak doğrudan arkeolojik kanıt bulunmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:Bayraklı'nın veya Smyrna'nın, Homeros'un doğduğu ve yaşadığı yer olduğu konusunda henüz elimizde doğrudan arkeolojik verimiz yok. Tüm verilerimiz antik çağ yazarlarının aktardığı bilgiler çerçevesinde elde ediliyor. Bu veriler çerçevesinde Homeros 8. yüzyılda Bayraklı'da yaşamışsa eğer, bu şehrin içinde eski Smyrna'nın sokaklarında dolaştığını, İzmir Körfezi'ne baktığını ve bu destanları belki oluştururken burada bulunduğunu hayal etmemiz çok da yanlış olmayacaktır.Homeros&#039;un tasviri sikkelerde yer aldıİzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Türk-İslam Arkeolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Smyrna Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy ise Homeros'un İzmirli olduğu yönündeki kanaati sürdürdüklerini ifade etti.Homeros'un Bayraklı Smyrna'sının sokaklarında dolaşmış olabileceğini düşündüklerini aktaran Ersoy, Helenistik dönemin başında eski Smyrna'nın Bayraklı'dan bugünkü Kadifekale ile Kemeraltı arasındaki yamaçlara taşındığını, kentin hatıralarının da yeni yerleşime aktarıldığını söyledi.Ersoy, antik çağ yazarı Strabon'un yeni Smyrna'yı anlatırken Homerium adı verilen, revaklarla çevrili bir yapıdan söz ettiğini belirterek, bunun ozanların bir araya geldiği bir kütüphane ya da dernek niteliğinde olabileceğini ifade etti.Homeros'un İzmir'le bağını gösteren dikkat çekici maddi buluntulardan birinin Smyrna sikkeleri olduğunu belirten Ersoy, Milattan önce 2. yüzyıldan itibaren Smyrna sikkeleri üzerinde Homeros'un kabartmasını görüyoruz. Klaros'ta bulunan oturur vaziyetteki heykelin formunda Smyrna sikkelerinin arka yüzüne basılmış. Ön tarafında da Apollon portresi var. Bu sikkeler, İzmir'de, kent ekonomisinde kendine yer bulmuş. Demek ki o hafıza, o hatıra hem Homerium üzerinden hem de Helenistik dönem sikkeleri üzerinden devam ediyor İzmir'de. diye konuştu.Ersoy, Roma'da Severuslar döneminde basılan bazı sikkelerde de Homeros'un, bir elinde İlyada ve Odysseia'yı temsil eden rulolarla tasvir edildiğini söyledi.Antik çağ yazarları Herodot ve Pausanias'ın anlatılarının yanı sıra Romalı entelektüel Cicero'nun da Homeros'u Smyrna ile ilişkilendirdiğini belirten Ersoy, Romalı entelektüellerden Cicero (Antik Roma Cumhuriyeti'nin son dönemlerinde yaşamış Marcus Tullius Cicero) Roma senatosunda konuşurken, Homeros'la Smyrna'yı eşlediğini görüyoruz. Strabon'u, Pausanias'ı bir kenara bıraksak Cicero'nun bile Homeros'un İzmirli olduğu konusunda bir fikri var. Bu hatıraları, sikkeler üzerinde Homeros'un İzmirliler tarafından benimsendiğini ve onun İzmirli olduğu ifadesi olarak karşımıza çıkar. ifadelerini kullandı.Klaros&#039;taki heykel Homeros&#039;un önemini gösteriyorEge Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Klaros Kutsal Alanı Kazı Başkanı Doç. Dr. Onur Zunal da Klaros'un antik dönemin önemli kehanet merkezlerinden biri olduğunu dile getirdi.1952 yılı kazılarında Homeros heykelinin gövdesine ait iki parçanın bulunduğunu, 1993'te ise baş kısmının ortaya çıkarıldığını anlatan Zunal, parçaların aynı heykele ait olduğunun anlaşılmasının ardından heykelin 2004'te birleştirilerek sergilenmeye başlandığını belirtti.Heykelin 2023'ten bu yana İzmir Kültür Sanat Fabrikası'ndaki Arkeoloji ve Etnografya Müzesi'nde ziyaretçilerini ağırladığını aktaran Zunal, Klaros'un bağlı olduğu Kolofon Antik Kenti'nin Helenistik ve Roma dönemi sikkelerinde de benzer Homeros tasvirlerinin bulunduğunu söyledi.Zunal, Kolofon'da, antik çağ yazarlarının Homerium adlı bir yapıdan bahsettiğini, ancak yapının henüz kazılarda ortaya çıkarılmadığını belirterek, bu verilerin Homeros'un İzmir sınırları içindeki Kolofon kentinden olabileceği ihtimalini de gündeme getirdiğini ifade etti.Homeros heykelinin Klaros'ta Apollon, Artemis ve Leto'ya ait kült heykelleriyle aynı dönemde ve aynı atölyede üretilmiş olmasının da dikkat çekici olduğunu vurgulayan Zunal, Klaros'ta Helenistik dönem Apollon Klarios Tapınağı'nın bildiğimiz kült heykelleri var. Apollon, kız kardeşi Artemis ve anneleri Leto. Homeros heykeli bu heykellerle aynı dönemde, aynı atölyede üretilip Klaros'a getirilmiş. Bu noktada da aslında Homeros'un ne kadar önemli olduğunu ve hatta tanrısallaştığını görebilmekteyiz. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İzmir Haberleri : HÜSEYİN BAĞIŞ - Antik dünyanın en önemli ozanlarından Homeros'un İzmirli olduğu yönündeki görüş, yazılı kaynaklar ve arkeolojik buluntular ışığında yeniden değerlendiriliyor. Uzmanlar, kesin bir arkeolojik kanıt bulunmadığını ancak antik çağ yazarlarının anlatılarının, Smyrna sikkelerinin ve Klaros'taki Homeros heykelinin bu hafızanın yüzyıllar boyunca korunduğunu gösterdiğini belirtiyor.Ünlü yönetmen Christopher Nolan'ın Homeros'un Odysseia destanından uyarladığı vizyondaki sinema filmi The Odyssey ünlü ozanı yeniden gündeme getirdi.İlyada ve Odysseia destanlarıyla özdeşleşen ve milattan önce 8. yüzyılda yaşadığı kabul edilen Homeros'un, antik çağ yazarları Herodot, Strabon ve Pausanias'ın anlatılarında Smyrnalı (İzmir'in antik dönemdeki adı) olduğu aktarılıyor.Homeros'un Melesigenes adıyla da anılması, İzmir'deki Meles Çayı ile ilişkilendirilen önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Meles'in oğlu ve Meles'in doğurduğu anlamına gelen Melesigenes adının, Homeros'un İzmir bağlantısına ilişkin anlatılarda yer aldığı belirtiliyor.Büyük ozanın İlyada ve Odysseia destanlarında kullandığı İyon ve Aiol lehçeleri de Bayraklı Smyrna'sının bulunduğu coğrafyayla ilişkilendiriliyor.Homeros'un İzmir'le bağlantısını ortaya koyan unsurlar arasında Smyrna sikkelerindeki tasvirler ve İzmir'in Menderes ilçesindeki Klaros Kutsal Alanı'nda bulunan heykel de yer alıyor.Antik çağ yazarları Smyrnalı olduğunu iddia ediyorEge Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Smyrna Höyüğü Kazı Başkanı Prof. Dr. Aylin Ümit Erdem, Homeros'un nereli olduğu tartışmasının yüzyıllardır devam ettiğini söyledi.Homeros'un milattan önce 8. yüzyılda yaşadığının kabul edildiğini aktaran Erdem, aynı dönemde Smyrna'daki yerleşimin Bayraklı Höyüğü'nde bulunduğunu belirtti.Erdem, Milattan önce 5. yüzyıldan itibaren Herodot ve Strabon başta olmak üzere birçok antik çağ yazarı bize Homeros'un Smyrnalı olduğunu iddia ediyor. ifadelerini kullandı.Homeros'un eserlerinde kullanılan lehçelerin de İzmir'le bağlantıyı güçlendiren unsurlardan biri olduğunu aktaran Erdem, İlyada ve Odysseia destanlarında İyon ve Aiol lehçelerinin bir arada görüldüğünü, Bayraklı'nın da bu iki kültürün sınırında yer aldığını belirterek, Bayraklı'nın konumuna baktığımızda tam da Aiol ve İyon kültürlerinin sınırında yer alıyor. Aslında ilk kuruluş olarak Aiol kenti olarak kabul ediliyor. Sonradan da 12 İyon şehrine dahil oluyor. dedi.Doğrudan arkeolojik verimiz yokHomeros'un yaşadığı dönem ile anlattığı Troya Savaşı arasında yaklaşık 400 yıllık zaman bulunduğuna dikkati çeken Erdem, bu nedenle destanların tek bir kişiye mi ait olduğu, yoksa kuşaktan kuşağa aktarılan sözlü geleneğin farklı ozanlar tarafından mı derlendiği sorularının da tartışıldığını söyledi.Erdem, tüm verilerin Homeros'un Bayraklı'da yaşamış olabileceğine işaret ettiğini ancak doğrudan arkeolojik kanıt bulunmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:Bayraklı'nın veya Smyrna'nın, Homeros'un doğduğu ve yaşadığı yer olduğu konusunda henüz elimizde doğrudan arkeolojik verimiz yok. Tüm verilerimiz antik çağ yazarlarının aktardığı bilgiler çerçevesinde elde ediliyor. Bu veriler çerçevesinde Homeros 8. yüzyılda Bayraklı'da yaşamışsa eğer, bu şehrin içinde eski Smyrna'nın sokaklarında dolaştığını, İzmir Körfezi'ne baktığını ve bu destanları belki oluştururken burada bulunduğunu hayal etmemiz çok da yanlış olmayacaktır.Homeros&#039;un tasviri sikkelerde yer aldıİzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Türk-İslam Arkeolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Smyrna Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy ise Homeros'un İzmirli olduğu yönündeki kanaati sürdürdüklerini ifade etti.Homeros'un Bayraklı Smyrna'sının sokaklarında dolaşmış olabileceğini düşündüklerini aktaran Ersoy, Helenistik dönemin başında eski Smyrna'nın Bayraklı'dan bugünkü Kadifekale ile Kemeraltı arasındaki yamaçlara taşındığını, kentin hatıralarının da yeni yerleşime aktarıldığını söyledi.Ersoy, antik çağ yazarı Strabon'un yeni Smyrna'yı anlatırken Homerium adı verilen, revaklarla çevrili bir yapıdan söz ettiğini belirterek, bunun ozanların bir araya geldiği bir kütüphane ya da dernek niteliğinde olabileceğini ifade etti.Homeros'un İzmir'le bağını gösteren dikkat çekici maddi buluntulardan birinin Smyrna sikkeleri olduğunu belirten Ersoy, Milattan önce 2. yüzyıldan itibaren Smyrna sikkeleri üzerinde Homeros'un kabartmasını görüyoruz. Klaros'ta bulunan oturur vaziyetteki heykelin formunda Smyrna sikkelerinin arka yüzüne basılmış. Ön tarafında da Apollon portresi var. Bu sikkeler, İzmir'de, kent ekonomisinde kendine yer bulmuş. Demek ki o hafıza, o hatıra hem Homerium üzerinden hem de Helenistik dönem sikkeleri üzerinden devam ediyor İzmir'de. diye konuştu.Ersoy, Roma'da Severuslar döneminde basılan bazı sikkelerde de Homeros'un, bir elinde İlyada ve Odysseia'yı temsil eden rulolarla tasvir edildiğini söyledi.Antik çağ yazarları Herodot ve Pausanias'ın anlatılarının yanı sıra Romalı entelektüel Cicero'nun da Homeros'u Smyrna ile ilişkilendirdiğini belirten Ersoy, Romalı entelektüellerden Cicero (Antik Roma Cumhuriyeti'nin son dönemlerinde yaşamış Marcus Tullius Cicero) Roma senatosunda konuşurken, Homeros'la Smyrna'yı eşlediğini görüyoruz. Strabon'u, Pausanias'ı bir kenara bıraksak Cicero'nun bile Homeros'un İzmirli olduğu konusunda bir fikri var. Bu hatıraları, sikkeler üzerinde Homeros'un İzmirliler tarafından benimsendiğini ve onun İzmirli olduğu ifadesi olarak karşımıza çıkar. ifadelerini kullandı.Klaros&#039;taki heykel Homeros&#039;un önemini gösteriyorEge Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Klaros Kutsal Alanı Kazı Başkanı Doç. Dr. Onur Zunal da Klaros'un antik dönemin önemli kehanet merkezlerinden biri olduğunu dile getirdi.1952 yılı kazılarında Homeros heykelinin gövdesine ait iki parçanın bulunduğunu, 1993'te ise baş kısmının ortaya çıkarıldığını anlatan Zunal, parçaların aynı heykele ait olduğunun anlaşılmasının ardından heykelin 2004'te birleştirilerek sergilenmeye başlandığını belirtti.Heykelin 2023'ten bu yana İzmir Kültür Sanat Fabrikası'ndaki Arkeoloji ve Etnografya Müzesi'nde ziyaretçilerini ağırladığını aktaran Zunal, Klaros'un bağlı olduğu Kolofon Antik Kenti'nin Helenistik ve Roma dönemi sikkelerinde de benzer Homeros tasvirlerinin bulunduğunu söyledi.Zunal, Kolofon'da, antik çağ yazarlarının Homerium adlı bir yapıdan bahsettiğini, ancak yapının henüz kazılarda ortaya çıkarılmadığını belirterek, bu verilerin Homeros'un İzmir sınırları içindeki Kolofon kentinden olabileceği ihtimalini de gündeme getirdiğini ifade etti.Homeros heykelinin Klaros'ta Apollon, Artemis ve Leto'ya ait kült heykelleriyle aynı dönemde ve aynı atölyede üretilmiş olmasının da dikkat çekici olduğunu vurgulayan Zunal, Klaros'ta Helenistik dönem Apollon Klarios Tapınağı'nın bildiğimiz kült heykelleri var. Apollon, kız kardeşi Artemis ve anneleri Leto. Homeros heykeli bu heykellerle aynı dönemde, aynı atölyede üretilip Klaros'a getirilmiş. Bu noktada da aslında Homeros'un ne kadar önemli olduğunu ve hatta tanrısallaştığını görebilmekteyiz. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Başkentte son iki haftada balata spreyinin yanlış kullanımı nedeniyle 4 kişide ciddi yanık oluştu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/baskentte-son-iki-haftada-balata-spreyinin-yanlis-kullanimi-nedeniyle-4-kiside-ciddi-yanik-olustu/899198/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/baskentte-son-iki-haftada-balata-spreyinin-yanlis-kullanimi-nedeniyle-4-kiside-ciddi-yanik-olustu/899198/</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:08:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Yanık Sorumlusu Doç. Dr. Sabri Demir: - Balata spreyi, güvenlik tedbirleri altında sadece amacına uygun kullanılması gereken özel bir malzemedir. Mangal yakmak için ya da birinin üzerine şaka yapmak için kullanılmaması lazım - Geçen iki hafta içerisinde balata spreyi sıkılması ve bunun alev almasıyla vücudunda ciddi yanık olan 4 hastamız geldi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : DUYGU YENER - Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Yanık Sorumlusu Doç. Dr. Sabri Demir, son iki haftada balata spreyinin mangal yakmak ve şaka yapmak amacıyla kullanılmasına bağlı vücudunda ciddi yanık gelişen 4 kişinin hastaneye başvurduğunu belirtti.Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocuklarda yaz-kış sıcak sıvılara bağlı yanıklarla karşılaştıklarını, özellikle yaz aylarında farklı nedenlerle oluşan ciddi yanıkların görülebildiğini söyledi.Son iki haftada Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'ne amacı dışında balata spreyi kullanımı sonucu vücutlarında ciddi yanık gelişen kişilerin başvurduğu bilgisini veren Demir, Geçen iki hafta içerisinde hastanemize balata spreyi sıkılması ve bunun alev almasıyla vücudunda ciddi yanık olan 4 hastamız geldi. dedi.Demir, balata spreylerinin fren balatalarını temizlemek için üretilen özel kimyasal maddeler olduğuna işaret ederek, ürünlerin içerisindeki solvent ve itici gazların yanıcı ve parlayıcı özellik taşıdığını vurguladı.Bu tür ürünlerin yanlış kullanımının ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkati çeken Demir, balata spreylerinin yanıcı özelliğinin farkında olunmasının sağlığın korunması açısından büyük önem taşıdığını söyledi.Kapalı ortamda kullanmayınBalata spreyinin yalnızca amacı doğrultusunda ve gerekli güvenlik önlemleri alınarak kullanılması gerektiğinin altını çizen Demir, ürünün özellikle kapalı ortamlarda kullanılmaması gerektiği uyarısında bulundu.Demir, balata spreyinin içerisindeki gazların solunmasının toksik etkilere yol açabileceğini belirterek, ürünü kullanacak kişilerin koruyucu eldiven ve gözlük takması gerektiğini söyledi.Balata spreyinin kullanımı sırasında sigara, çakmak, soba veya herhangi bir açık alev kaynağının ortamda bulunmaması gerektiğini vurgulayan Demir, Bunlar çok yüksek oranda parlayıcı ani ve ciddi büyük yangınlara sebep olabilir. Orada bulunan kişilerde de ciddi yanıklar meydana getirebilir. diye konuştu.Demir, son iki haftada balata spreyi nedeniyle hastaneye başvuran 4 vakadan 2'sinin ürünü mangalı tutuşturmak amacıyla kullandığını aktardı. Vatandaşların bu konuda özellikle dikkatli olması gerektiğini söyledi.Balata spreylerinin yalnızca fren balatalarının temizlenmesi amacıyla kullanılması gerektiğinin altını çizen Demir, Balata spreyi, güvenlik tedbirleri altında sadece amacına uygun kullanılması gereken özel bir malzemedir. Mangal yakmak ya da birinin üzerine şaka yapmak için kullanılmaması lazım. uyarısında bulundu.Yanıkların en iyi tedavisi yanmamakBalata spreyi kullanımına bağlı yanık gibi ciddi sağlık sorunlarının yaşanmaması için tedbir alınmasının tedaviden daha önemli olduğunu vurgulayan Demir, Yanıkların en iyi tedavisi yanmamak. dedi.Demir, çocuklarda görülen yanıkların yüzde 95'inin de evlerde meydana geldiğini belirterek, bunların önemli bölümünün basit tedbirlerle önlenebileceğini söyledi.Özellikle 5 yaşın altındaki çocuklarda yanıkların neredeyse tamamının ev ortamında görüldüğünü, daha büyük çocuklarda bu oranın yaklaşık yüzde 95 olduğunu ifade eden Demir, sıcak sıvılardan kaynaklanan yanıklara karşı ailelerin dikkatli olması gerektiğini kaydetti.Demir, kaynayan çaydanlık ve sıcak sıvıların çocukların ulaşabileceği yerlerde bırakılmaması, yemek pişirilirken çocukların mutfaktan uzak tutulması ve elektrik kablolarının gizlenmesi gibi basit önlemlerle ev kazalarının önüne geçilebileceğini bildirdi.Küçük yanıklarda çeşme suyu tutarak soğutmayı öneriyoruzYanık meydana geldiğinde ilk müdahalenin de önem taşıdığını anlatan Demir, küçük ve basit yanıklarda öncelikle kişinin üzerindeki kıyafetlerin çıkarılması gerektiğini anlattı.Demir, kıyafetlerin yanması veya üzerine sıcak sıvı dökülmesi halinde sıcaklığın vücuttan uzaklaştırılması gerektiğini belirterek, şu uyarıları yaptı:Özellikle elbiseler yanmış ya da üzerine sıcak su dökülmüşse o sıcaklığı vücuttan uzaklaştırmamız lazım. Eğer yanık alanı küçükse basit olarak çeşme suyu tutarak soğutma işlemini öneriyoruz. Hastanın şuur kaybı varsa 112'nin talimatları doğrultusunda gerekenleri yapıyoruz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : DUYGU YENER - Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Yanık Sorumlusu Doç. Dr. Sabri Demir, son iki haftada balata spreyinin mangal yakmak ve şaka yapmak amacıyla kullanılmasına bağlı vücudunda ciddi yanık gelişen 4 kişinin hastaneye başvurduğunu belirtti.Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocuklarda yaz-kış sıcak sıvılara bağlı yanıklarla karşılaştıklarını, özellikle yaz aylarında farklı nedenlerle oluşan ciddi yanıkların görülebildiğini söyledi.Son iki haftada Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'ne amacı dışında balata spreyi kullanımı sonucu vücutlarında ciddi yanık gelişen kişilerin başvurduğu bilgisini veren Demir, Geçen iki hafta içerisinde hastanemize balata spreyi sıkılması ve bunun alev almasıyla vücudunda ciddi yanık olan 4 hastamız geldi. dedi.Demir, balata spreylerinin fren balatalarını temizlemek için üretilen özel kimyasal maddeler olduğuna işaret ederek, ürünlerin içerisindeki solvent ve itici gazların yanıcı ve parlayıcı özellik taşıdığını vurguladı.Bu tür ürünlerin yanlış kullanımının ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkati çeken Demir, balata spreylerinin yanıcı özelliğinin farkında olunmasının sağlığın korunması açısından büyük önem taşıdığını söyledi.Kapalı ortamda kullanmayınBalata spreyinin yalnızca amacı doğrultusunda ve gerekli güvenlik önlemleri alınarak kullanılması gerektiğinin altını çizen Demir, ürünün özellikle kapalı ortamlarda kullanılmaması gerektiği uyarısında bulundu.Demir, balata spreyinin içerisindeki gazların solunmasının toksik etkilere yol açabileceğini belirterek, ürünü kullanacak kişilerin koruyucu eldiven ve gözlük takması gerektiğini söyledi.Balata spreyinin kullanımı sırasında sigara, çakmak, soba veya herhangi bir açık alev kaynağının ortamda bulunmaması gerektiğini vurgulayan Demir, Bunlar çok yüksek oranda parlayıcı ani ve ciddi büyük yangınlara sebep olabilir. Orada bulunan kişilerde de ciddi yanıklar meydana getirebilir. diye konuştu.Demir, son iki haftada balata spreyi nedeniyle hastaneye başvuran 4 vakadan 2'sinin ürünü mangalı tutuşturmak amacıyla kullandığını aktardı. Vatandaşların bu konuda özellikle dikkatli olması gerektiğini söyledi.Balata spreylerinin yalnızca fren balatalarının temizlenmesi amacıyla kullanılması gerektiğinin altını çizen Demir, Balata spreyi, güvenlik tedbirleri altında sadece amacına uygun kullanılması gereken özel bir malzemedir. Mangal yakmak ya da birinin üzerine şaka yapmak için kullanılmaması lazım. uyarısında bulundu.Yanıkların en iyi tedavisi yanmamakBalata spreyi kullanımına bağlı yanık gibi ciddi sağlık sorunlarının yaşanmaması için tedbir alınmasının tedaviden daha önemli olduğunu vurgulayan Demir, Yanıkların en iyi tedavisi yanmamak. dedi.Demir, çocuklarda görülen yanıkların yüzde 95'inin de evlerde meydana geldiğini belirterek, bunların önemli bölümünün basit tedbirlerle önlenebileceğini söyledi.Özellikle 5 yaşın altındaki çocuklarda yanıkların neredeyse tamamının ev ortamında görüldüğünü, daha büyük çocuklarda bu oranın yaklaşık yüzde 95 olduğunu ifade eden Demir, sıcak sıvılardan kaynaklanan yanıklara karşı ailelerin dikkatli olması gerektiğini kaydetti.Demir, kaynayan çaydanlık ve sıcak sıvıların çocukların ulaşabileceği yerlerde bırakılmaması, yemek pişirilirken çocukların mutfaktan uzak tutulması ve elektrik kablolarının gizlenmesi gibi basit önlemlerle ev kazalarının önüne geçilebileceğini bildirdi.Küçük yanıklarda çeşme suyu tutarak soğutmayı öneriyoruzYanık meydana geldiğinde ilk müdahalenin de önem taşıdığını anlatan Demir, küçük ve basit yanıklarda öncelikle kişinin üzerindeki kıyafetlerin çıkarılması gerektiğini anlattı.Demir, kıyafetlerin yanması veya üzerine sıcak sıvı dökülmesi halinde sıcaklığın vücuttan uzaklaştırılması gerektiğini belirterek, şu uyarıları yaptı:Özellikle elbiseler yanmış ya da üzerine sıcak su dökülmüşse o sıcaklığı vücuttan uzaklaştırmamız lazım. Eğer yanık alanı küçükse basit olarak çeşme suyu tutarak soğutma işlemini öneriyoruz. Hastanın şuur kaybı varsa 112'nin talimatları doğrultusunda gerekenleri yapıyoruz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/baskentte-son-iki-haftada-balata-spreyinin-yanlis-kullanimi-nedeniyle-4-kiside-ciddi-yanik-olustu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Çini ustası 30 yıllık birikimini geleneksel motiflere yansıtıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/cini-ustasi-30-yillik-birikimini-geleneksel-motiflere-yansitiyor/899195/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/cini-ustasi-30-yillik-birikimini-geleneksel-motiflere-yansitiyor/899195/</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:06:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kütahya / Kütahya'da 30 yıldır çini sanatını sürdüren 48 yaşındaki Rıdvan Aşar, resim eğitiminin de katkısıyla Osmanlı ve Selçuklu motiflerini özgün yorumlarla eserlerine taşıyor - Aşar: - Amacım geçmişten bize miras kalan bu sanatı bozmadan, en güzel haliyle gelecek nesillere aktarmak ve iz bırakmaktır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kütahya Haberleri : MUHARREM CİN - Kütahya'da yaşayan 48 yaşındaki çini ustası Rıdvan Aşar, 30 yıldır sürdürdüğü çini sanatında geleneksel Osmanlı ve Selçuklu motiflerini modern dokunuşlarla buluşturup geleceğe taşıyor.Ortaokul yıllarında minyatür sanatçısı ağabeyinin atölyesinde çiniyle tanışan Aşar, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nü 2012 yılında birincilikle tamamladı.Rıdvan Aşar, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Eski Çini Onarımları Bölümü'nde 2018 senesinde de yüksek lisans eğitimini tamamladı.Daha sonra çeşitli çini imalathanelerinde çalışan Aşar, 10 yıldır Çiniciler Çarşısı'ndaki kendisine ait atölyede çini ustası olan eşi Özlem Ayar ile çalışmalarını sürdürüyor.Osmanlı ve Selçuklu dönemlerine ait çinilerinden esinlenen Aşar, söz konusu dönemlere ait motiflere özgün yorumlar ekleyerek çeşitli eserler yapıyor.Çiçeklerin arasında kaybolmuş gibi hissediyorumAşar, AA muhabirine, ilkokul yıllarında resim öğretmeninin teşvikiyle başlayan sanat yolculuğunun, ortaokulda ağabeyinin yanında çini desenleri ve boyama çalışmalarıyla bir tutkuya dönüştüğünü söyledi.Akademik eğitimin kendisine renk, kompozisyon, perspektif ve denge konusunda büyük katkı sağladığını vurgulayan Aşar, şöyle konuştu:Atalarımız 16. yüzyılda muhteşem eserler üretmişler. O eserleri üretirken perspektif, oran-orantı, renklerin uyumu ve çizgideki usul beni her zaman çok etkiledi. Osmanlı ve Selçuklu çinilerinden esinlenerek, orijinalliğini bozmadan kabartmalar ve farklı renk oyunlarıyla mekanlara yakışacak eserler üretmeye çalışıyorum. Çiniyle uğraşırken vaktin nasıl geçtiğini anlayamıyorum. Boyama yaparken kendimi adeta çiçeklerin arasında kaybolmuş gibi hissediyorum.Çini sanatı tamamen sabır işidirAşar, Kütahya'dan temin ettiği bisküvi olarak adlandırılan, ilk pişirimi yapılmış çiniye desen ve kompozisyon çizip boyadıktan sonra atölyesinde sırlama ve fırınlama aşamasını gerçekleştirdiğini aktardı.Eserlerinde hem parlak hem de mat sırlar kullandığını ifade eden Aşar, şöyle devam etti:Bisküviyi aldıktan sonra deseni belirleyip çizimini ve boyamasını yapıyoruz. Ardından sırlayıp fırına diziyoruz. Yaklaşık 935 derece sıcaklıkta 5 saat süren pişirim sürecimiz var. Fırın kapandıktan sonra soğumasını sabırla bekliyoruz. Çini sanatı tamamen sabır işidir. Bu işte sabretmezseniz ateşte açan çiçekleri toplayamazsınız. Biz de acele etmeden, göz nuru ve emekle ürettiğimiz 'ateşte açan çiçeklerimizi' fırından yavaşça çıkartıyoruz.Eserleri metro istasyonundan kamu binalarına birçok mekanda sergileniyorAşar, geleneksel Osmanlı ve Selçuklu dönemi çini eserlerini örnek aldığını belirterek, bu eserlere kabartmalar ve renk oyunlarıyla yenilikçi yorumlar kattığını dile getirdi.Hazırladığı eserlerin geniş bir kullanım alanına ulaştığını kaydeden Aşar, Eserlerim, Kabataş Metro İstasyonu'nda, Pierre Loti teleferik binasında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin iç salonunda, Kütahya İl Özel İdaresi'nde ve Kütahya Şehirlerarası Otobüs Terminali'nde olmak üzere birçok önemli mekanda sergileniyor. Amacım geçmişten bize miras kalan bu sanatı bozmadan, en güzel haliyle gelecek nesillere aktarmak ve iz bırakmaktır. ifadelerini kullandı.Rıdvan Aşar, yaptığı eserler ve çini sanatını öğrettiği kişilerle gelecek nesillere kalıcı bir miras bırakmayı hedeflediğini sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kütahya Haberleri : MUHARREM CİN - Kütahya'da yaşayan 48 yaşındaki çini ustası Rıdvan Aşar, 30 yıldır sürdürdüğü çini sanatında geleneksel Osmanlı ve Selçuklu motiflerini modern dokunuşlarla buluşturup geleceğe taşıyor.Ortaokul yıllarında minyatür sanatçısı ağabeyinin atölyesinde çiniyle tanışan Aşar, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nü 2012 yılında birincilikle tamamladı.Rıdvan Aşar, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Eski Çini Onarımları Bölümü'nde 2018 senesinde de yüksek lisans eğitimini tamamladı.Daha sonra çeşitli çini imalathanelerinde çalışan Aşar, 10 yıldır Çiniciler Çarşısı'ndaki kendisine ait atölyede çini ustası olan eşi Özlem Ayar ile çalışmalarını sürdürüyor.Osmanlı ve Selçuklu dönemlerine ait çinilerinden esinlenen Aşar, söz konusu dönemlere ait motiflere özgün yorumlar ekleyerek çeşitli eserler yapıyor.Çiçeklerin arasında kaybolmuş gibi hissediyorumAşar, AA muhabirine, ilkokul yıllarında resim öğretmeninin teşvikiyle başlayan sanat yolculuğunun, ortaokulda ağabeyinin yanında çini desenleri ve boyama çalışmalarıyla bir tutkuya dönüştüğünü söyledi.Akademik eğitimin kendisine renk, kompozisyon, perspektif ve denge konusunda büyük katkı sağladığını vurgulayan Aşar, şöyle konuştu:Atalarımız 16. yüzyılda muhteşem eserler üretmişler. O eserleri üretirken perspektif, oran-orantı, renklerin uyumu ve çizgideki usul beni her zaman çok etkiledi. Osmanlı ve Selçuklu çinilerinden esinlenerek, orijinalliğini bozmadan kabartmalar ve farklı renk oyunlarıyla mekanlara yakışacak eserler üretmeye çalışıyorum. Çiniyle uğraşırken vaktin nasıl geçtiğini anlayamıyorum. Boyama yaparken kendimi adeta çiçeklerin arasında kaybolmuş gibi hissediyorum.Çini sanatı tamamen sabır işidirAşar, Kütahya'dan temin ettiği bisküvi olarak adlandırılan, ilk pişirimi yapılmış çiniye desen ve kompozisyon çizip boyadıktan sonra atölyesinde sırlama ve fırınlama aşamasını gerçekleştirdiğini aktardı.Eserlerinde hem parlak hem de mat sırlar kullandığını ifade eden Aşar, şöyle devam etti:Bisküviyi aldıktan sonra deseni belirleyip çizimini ve boyamasını yapıyoruz. Ardından sırlayıp fırına diziyoruz. Yaklaşık 935 derece sıcaklıkta 5 saat süren pişirim sürecimiz var. Fırın kapandıktan sonra soğumasını sabırla bekliyoruz. Çini sanatı tamamen sabır işidir. Bu işte sabretmezseniz ateşte açan çiçekleri toplayamazsınız. Biz de acele etmeden, göz nuru ve emekle ürettiğimiz 'ateşte açan çiçeklerimizi' fırından yavaşça çıkartıyoruz.Eserleri metro istasyonundan kamu binalarına birçok mekanda sergileniyorAşar, geleneksel Osmanlı ve Selçuklu dönemi çini eserlerini örnek aldığını belirterek, bu eserlere kabartmalar ve renk oyunlarıyla yenilikçi yorumlar kattığını dile getirdi.Hazırladığı eserlerin geniş bir kullanım alanına ulaştığını kaydeden Aşar, Eserlerim, Kabataş Metro İstasyonu'nda, Pierre Loti teleferik binasında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin iç salonunda, Kütahya İl Özel İdaresi'nde ve Kütahya Şehirlerarası Otobüs Terminali'nde olmak üzere birçok önemli mekanda sergileniyor. Amacım geçmişten bize miras kalan bu sanatı bozmadan, en güzel haliyle gelecek nesillere aktarmak ve iz bırakmaktır. ifadelerini kullandı.Rıdvan Aşar, yaptığı eserler ve çini sanatını öğrettiği kişilerle gelecek nesillere kalıcı bir miras bırakmayı hedeflediğini sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/cini-ustasi-30-yillik-birikimini-geleneksel-motiflere-yansitiyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Trabzon'da Muhammed Salah sevgisi duvara resmedildi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/trabzon-da-muhammed-salah-sevgisi-duvara-resmedildi/899194/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/trabzon-da-muhammed-salah-sevgisi-duvara-resmedildi/899194/</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:06:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Ressam Yıldıray Yıldırım, Trabzonspor'un dünyaca ünlü yıldızı Muhammed Salah'ın resmini, Ortahisar ilçesindeki sitenin bahçe duvarına çizdi - Vatandaşlar, bordo-mavili formalı Salah'ın resminin önünde fotoğraf çektiriyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- DUYĞU AVUNDUK - Trabzonspor'un Mısırlı yıldızı Muhammed Salah'a duyulan sevgiyi yansıtmak için Ortahisar ilçesindeki sitenin 40 metrelik bahçe duvarının bir bölümüne futbolcunun resmi yapıldı.Çamoba Mahallesi'ndeki sitenin yöneticisi Nihat Erkıvanç ve site sakinleri, Salah'ın Trabzonspor'a transferinin ardından Büyükşehir Belediyesinden duvara futbolcunun resminin yapılması için destek istedi.Talep üzerine ressam Yıldıray Yıldırım, duvarın bir bölümüne Salah'ın bordo-mavili formayla resmini yaptı.Salah'ın 10 numaralı formayla tasvir edildiği çalışmada, futbolcunun ismi ile Trabzonspor yazısına da yer verildi.Duvarın diğer bölümünde ise aynı mevkideki Trabzon Botanik Parkı'nda da bulunan tavşan, kuş ve kurbağa gibi hayvan figürleri çizildi.Yağlı boya ile hazırlanan çalışma, duvardaki görüntü kirliliğini ortadan kaldırırken, Salah'ın transferinin kentte oluşturduğu heyecanı da yansıttı.Vatandaşlar resim önünde fotoğraf çektiriyorRessam Yıldıray Yıldırım, AA muhabirine, Trabzon'un farklı noktalarında kenti temsil eden kişi ve figürleri duvarlara resmettiğini söyledi.Salah'ın transferinin ardından site yönetiminden gelen talep üzerine yaklaşık bir hafta önce çalışmaya başladığını belirten Yıldırım, futbolcunun kentin tanıtımına ve turizmine de katkı sunduğunu ifade etti.Yıldırım, ziyaretçilerin duvardaki çizimleri gördüklerinde mutlu olduklarını dile getirdi.Salah'ın önemli bir futbolcu olduğunu vurgulayan Yıldırım, Bize hem çok çabuk adapte oldu hem de açıkçası şehri tanıtmamıza faydası oldu. Futbolu zaten tartışılmaz. Hem sempatik hem bizden biri olarak görüyoruz. diye konuştu.Yıldırım, vatandaşların resim önünde fotoğraf çektirdiğini de kaydetti.Ortaya böyle şaheser bir Salah resmi çıktıSite yöneticisi Nihat Erkıvanç da transferin ardından Büyükşehir Belediyesinden duvara Salah'ın resminin yapılmasını talep ettiklerini belirtti.Çalışmadan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erkıvanç, Ortaya böyle şaheser bir Salah resmi çıktı. dedi.Erkıvanç, resmin yoldan geçenlerin ve bölgeyi ziyaret edenlerin dikkatini çektiğini vurgulayarak, duvarın ışıklandırılacağını da ifade etti.Salah'ın Trabzon ve Trabzonspor ile özdeşleşmeye başladığına dikkati çeken Erkıvanç, Trabzonspor taraftarı olarak bu sezon lig şampiyonluğu hedeflediklerini kaydetti.İnşallah kulüpte başarılı olur, şampiyon olurlarTatil için ailesiyle Suudi Arabistan'dan Trabzon'a gelen Ray El-Samma da kenti ve insanlarını çok beğendiğini söyledi.Salah'ın değerli bir futbolcu olduğunu belirten El-Samma, Trabzonspor'un ilk maçında iyi bir performans sergilediğini dile getirdi.El-Samma, Trabzon halkının futbolcunun gelişinden mutlu olduğuna işaret ederek, İnşallah kulüpte başarılı olur, şampiyon olurlar. ifadesini kullandı.Ömer Ertürk ise Salah'ın resmini duvarda görmekten mutlu olduğunu belirtti.Ertürk, dünya yıldızı Salah'ın Trabzonspor'a transferinin kentin tanıtımına da katkı sağlayacağına inandığını dile getirdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- DUYĞU AVUNDUK - Trabzonspor'un Mısırlı yıldızı Muhammed Salah'a duyulan sevgiyi yansıtmak için Ortahisar ilçesindeki sitenin 40 metrelik bahçe duvarının bir bölümüne futbolcunun resmi yapıldı.Çamoba Mahallesi'ndeki sitenin yöneticisi Nihat Erkıvanç ve site sakinleri, Salah'ın Trabzonspor'a transferinin ardından Büyükşehir Belediyesinden duvara futbolcunun resminin yapılması için destek istedi.Talep üzerine ressam Yıldıray Yıldırım, duvarın bir bölümüne Salah'ın bordo-mavili formayla resmini yaptı.Salah'ın 10 numaralı formayla tasvir edildiği çalışmada, futbolcunun ismi ile Trabzonspor yazısına da yer verildi.Duvarın diğer bölümünde ise aynı mevkideki Trabzon Botanik Parkı'nda da bulunan tavşan, kuş ve kurbağa gibi hayvan figürleri çizildi.Yağlı boya ile hazırlanan çalışma, duvardaki görüntü kirliliğini ortadan kaldırırken, Salah'ın transferinin kentte oluşturduğu heyecanı da yansıttı.Vatandaşlar resim önünde fotoğraf çektiriyorRessam Yıldıray Yıldırım, AA muhabirine, Trabzon'un farklı noktalarında kenti temsil eden kişi ve figürleri duvarlara resmettiğini söyledi.Salah'ın transferinin ardından site yönetiminden gelen talep üzerine yaklaşık bir hafta önce çalışmaya başladığını belirten Yıldırım, futbolcunun kentin tanıtımına ve turizmine de katkı sunduğunu ifade etti.Yıldırım, ziyaretçilerin duvardaki çizimleri gördüklerinde mutlu olduklarını dile getirdi.Salah'ın önemli bir futbolcu olduğunu vurgulayan Yıldırım, Bize hem çok çabuk adapte oldu hem de açıkçası şehri tanıtmamıza faydası oldu. Futbolu zaten tartışılmaz. Hem sempatik hem bizden biri olarak görüyoruz. diye konuştu.Yıldırım, vatandaşların resim önünde fotoğraf çektirdiğini de kaydetti.Ortaya böyle şaheser bir Salah resmi çıktıSite yöneticisi Nihat Erkıvanç da transferin ardından Büyükşehir Belediyesinden duvara Salah'ın resminin yapılmasını talep ettiklerini belirtti.Çalışmadan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erkıvanç, Ortaya böyle şaheser bir Salah resmi çıktı. dedi.Erkıvanç, resmin yoldan geçenlerin ve bölgeyi ziyaret edenlerin dikkatini çektiğini vurgulayarak, duvarın ışıklandırılacağını da ifade etti.Salah'ın Trabzon ve Trabzonspor ile özdeşleşmeye başladığına dikkati çeken Erkıvanç, Trabzonspor taraftarı olarak bu sezon lig şampiyonluğu hedeflediklerini kaydetti.İnşallah kulüpte başarılı olur, şampiyon olurlarTatil için ailesiyle Suudi Arabistan'dan Trabzon'a gelen Ray El-Samma da kenti ve insanlarını çok beğendiğini söyledi.Salah'ın değerli bir futbolcu olduğunu belirten El-Samma, Trabzonspor'un ilk maçında iyi bir performans sergilediğini dile getirdi.El-Samma, Trabzon halkının futbolcunun gelişinden mutlu olduğuna işaret ederek, İnşallah kulüpte başarılı olur, şampiyon olurlar. ifadesini kullandı.Ömer Ertürk ise Salah'ın resmini duvarda görmekten mutlu olduğunu belirtti.Ertürk, dünya yıldızı Salah'ın Trabzonspor'a transferinin kentin tanıtımına da katkı sağlayacağına inandığını dile getirdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/trabzon-da-muhammed-salah-sevgisi-duvara-resmedildi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Aksaray'da Portatif Çadır Ağıl Projesi sürüyü olumsuz hava koşullarından koruyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/aksaray-da-portatif-cadir-agil-projesi-suruyu-olumsuz-hava-kosullarindan-koruyor/899193/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/aksaray-da-portatif-cadir-agil-projesi-suruyu-olumsuz-hava-kosullarindan-koruyor/899193/</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:04:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Aksaray / Tarım ve Orman Bakanlığı ile KOP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı işbirliğiyle hayata geçirilen Portatif Çadır Ağıl Projesi ile mevsimsel şartların sürü sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri ortadan kaldırılıyor - Aksaray İl Tarım ve Orman Müdürü Nejdet Demir: - Portatif çadırlarımızın en büyük özelliği iklim şartlarına dayanıklı olması. Kışın soğuktan, yağmurdan, kardan ve rüzgardan yazın ise sıcak hava şartlarından hayvanları koruyor. Hayvanlarımızın konforu arttıkça aldığımız verim de aynı ölçüde artıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Aksaray Haberleri : ZEKERİYA KARADAVUT / HACI ÖZKAN - Aksaray'da Tarım ve Orman Bakanlığı ile Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı işbirliğiyle hayata geçirilen Portatif Çadır Ağıl Projesi ile hayvanların mevsimsel şartların olumsuz etkilerinden korunması sağlanıyor.Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde anaç sayısını artırmak, kırmızı et üretimindeki küçükbaş payını yükseltmek ve yetiştiricileri teşvik etmek amacıyla uygulanan projeden kent genelinde 80 üretici yararlandı.Dört katmanlı özel izolasyon yapısı ve havalandırma pencereleri sayesinde yazın serin, kışın ise sıcak bir ortam sunan portatif tesisler, hayvan refahını artırıyor.Sürülerin mevsimsel şartlardan olumsuz etkilenmesini önleyen ağıl sistemi, sadece küçükbaş değil, buzağı yetiştiren üreticiler tarafından da tercih ediliyor.Şimdiye kadar projemizden 80 yetiştiricimiz yararlandıAksaray İl Tarım ve Orman Müdürü Nejdet Demir, AA muhabirine, kentin 1 milyon 200 bin küçükbaş hayvan varlığıyla Türkiye'nin önde gelen hayvancılık merkezlerinden biri olduğunu söyledi.Meralara dayalı üretim sisteminde yüksek verim elde edilmesi amacıyla projeler geliştirdiklerini belirten Demir, şöyle konuştu:Üreticilerimizin yüksek verim elde edebilmesi için Bakanlığımız, Valiliğimiz ve KOP ile projeler üretiyoruz. Bu kapsamda hayata geçirdiğimiz proje ile 100 ila 300 baş hayvanı bulunan üreticilerimize yüzde 50 hibe destekli portatif çadır ağıl imkanı sağlıyoruz. Şimdiye kadar projemizden 80 yetiştiricimiz yararlandı. Bu yıl da KOP desteğiyle 25 üreticimiz daha çadır ağıl almaya hak kazandı. Ayrıca Bakanlığımıza 20 ağıl projesi daha sunduk. Onaylanması durumunda bu yıl içerisinde 45 çadır ağılı daha üreticilerimizin hizmetine sunacağız. Portatif çadırlarımızın en büyük özelliği iklim şartlarına dayanıklı olması. Kışın soğuktan, yağmurdan, kardan ve rüzgardan yazın ise sıcak hava şartlarından hayvanları koruyor. Hayvanlarımızın konforu arttıkça aldığımız verim de aynı ölçüde artıyor.Hayvanlarımız da çok rahat ettiHibe desteğinden yararlanan Kökez köyündeki üreticilerden Tuncer Derin ise çadır ağılların klasik yapılara kıyasla hayvan sağlığı açısından önemli avantajlar sunduğunu söyledi.Ağılı 2021'de devletin hibe desteğiyle kurduklarını ifade eden Derin, Çadır ağıl, dört katmanlı izolasyonlu yapısı sayesinde yazın gerçekten çok serin, kışın ise sıcak oluyor. Diğer ağıllar gibi değil, havalandırma pencerelerinden yapısına kadar her şeyiyle muntazam tasarlanmış. Hayvanlarımız da çok rahat etti. diye konuştu.Ağılın yaklaşık 250 metrekarelik bir alana sahip olduğunu ve 200'e yakın küçükbaş hayvanı barındırabildiklerini dile getiren Derin, Bu yapı sadece küçükbaş için değil, büyükbaş buzağı bakımı için de çok elverişli. Çevre köylerde bu ağıllarda 3-5 aylık buzağı besleyen üreticiler var ve onların da çok memnun kaldığını biliyoruz. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Aksaray Haberleri : ZEKERİYA KARADAVUT / HACI ÖZKAN - Aksaray'da Tarım ve Orman Bakanlığı ile Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı işbirliğiyle hayata geçirilen Portatif Çadır Ağıl Projesi ile hayvanların mevsimsel şartların olumsuz etkilerinden korunması sağlanıyor.Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde anaç sayısını artırmak, kırmızı et üretimindeki küçükbaş payını yükseltmek ve yetiştiricileri teşvik etmek amacıyla uygulanan projeden kent genelinde 80 üretici yararlandı.Dört katmanlı özel izolasyon yapısı ve havalandırma pencereleri sayesinde yazın serin, kışın ise sıcak bir ortam sunan portatif tesisler, hayvan refahını artırıyor.Sürülerin mevsimsel şartlardan olumsuz etkilenmesini önleyen ağıl sistemi, sadece küçükbaş değil, buzağı yetiştiren üreticiler tarafından da tercih ediliyor.Şimdiye kadar projemizden 80 yetiştiricimiz yararlandıAksaray İl Tarım ve Orman Müdürü Nejdet Demir, AA muhabirine, kentin 1 milyon 200 bin küçükbaş hayvan varlığıyla Türkiye'nin önde gelen hayvancılık merkezlerinden biri olduğunu söyledi.Meralara dayalı üretim sisteminde yüksek verim elde edilmesi amacıyla projeler geliştirdiklerini belirten Demir, şöyle konuştu:Üreticilerimizin yüksek verim elde edebilmesi için Bakanlığımız, Valiliğimiz ve KOP ile projeler üretiyoruz. Bu kapsamda hayata geçirdiğimiz proje ile 100 ila 300 baş hayvanı bulunan üreticilerimize yüzde 50 hibe destekli portatif çadır ağıl imkanı sağlıyoruz. Şimdiye kadar projemizden 80 yetiştiricimiz yararlandı. Bu yıl da KOP desteğiyle 25 üreticimiz daha çadır ağıl almaya hak kazandı. Ayrıca Bakanlığımıza 20 ağıl projesi daha sunduk. Onaylanması durumunda bu yıl içerisinde 45 çadır ağılı daha üreticilerimizin hizmetine sunacağız. Portatif çadırlarımızın en büyük özelliği iklim şartlarına dayanıklı olması. Kışın soğuktan, yağmurdan, kardan ve rüzgardan yazın ise sıcak hava şartlarından hayvanları koruyor. Hayvanlarımızın konforu arttıkça aldığımız verim de aynı ölçüde artıyor.Hayvanlarımız da çok rahat ettiHibe desteğinden yararlanan Kökez köyündeki üreticilerden Tuncer Derin ise çadır ağılların klasik yapılara kıyasla hayvan sağlığı açısından önemli avantajlar sunduğunu söyledi.Ağılı 2021'de devletin hibe desteğiyle kurduklarını ifade eden Derin, Çadır ağıl, dört katmanlı izolasyonlu yapısı sayesinde yazın gerçekten çok serin, kışın ise sıcak oluyor. Diğer ağıllar gibi değil, havalandırma pencerelerinden yapısına kadar her şeyiyle muntazam tasarlanmış. Hayvanlarımız da çok rahat etti. diye konuştu.Ağılın yaklaşık 250 metrekarelik bir alana sahip olduğunu ve 200'e yakın küçükbaş hayvanı barındırabildiklerini dile getiren Derin, Bu yapı sadece küçükbaş için değil, büyükbaş buzağı bakımı için de çok elverişli. Çevre köylerde bu ağıllarda 3-5 aylık buzağı besleyen üreticiler var ve onların da çok memnun kaldığını biliyoruz. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/aksaray-da-portatif-cadir-agil-projesi-suruyu-olumsuz-hava-kosullarindan-koruyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Engelli Ahmet Turan'ın umre hayalini hayırseverler gerçekleştirecek</title>
      <link>https://www.canligaste.com/engelli-ahmet-turan-in-umre-hayalini-hayirseverler-gerceklestirecek/899192/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/engelli-ahmet-turan-in-umre-hayalini-hayirseverler-gerceklestirecek/899192/</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:04:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / Sivas’ta yaşayan yüzde 75 zihinsel engelli Ahmet Turan İmamoğlu’nun umre talebine ilişkin görüntülerin sosyal medyada paylaşılması üzerine kayıtsız kalmayan hayırseverler, İmamoğlu ve ailesinin umre masraflarını üstlendi - Ayyıldız Camisi Müezzini Muhammed Ali Yazan: - Ahmet kardeşimiz, sadece bizim camimiz değil, şehrimizin farklı camilerinde, türbelerinde de mihmandarlık yapıyor. Bir şeye vesile olduk, mutluyuz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : HALİFE YALÇINKAYA - Sivas’ta yaşayan 38 yaşındaki Ahmet Turan İmamoğlu’nun umre hayali, sosyal medyada paylaşılan görüntüsünün ardından hayırseverlerin desteğiyle gerçeğe dönüşüyor.Emek Mahallesi’nde yaşayan yüzde 75 zihinsel engelli İmamoğlu, Ayyıldız Camisi İmamı Halis Kuru ve Müezzin Muhammed Ali Yazan'a umreye gitmek istediğini söyledi.İmamoğlu’nun umre istediğini anlattığı sırada kaydedilen görüntüler daha sonra sosyal medyada paylaşıldı.Paylaşımın ardından İmamoğlu'nun umre hayalini gerçekleştirmek isteyen hayırseverler, önce kendisinin, ardından babası ve annesinin umre masraflarını karşılamayı kabul etti.İmam Halis Kuru, AA muhabirine, Ahmet Turan İmamoğlu'nun Ayyıldız Camisi'ne namaza gelen özel biri olduğunu söyledi.Camide zaman zaman su dağıtan İmamoğlu'nun cemaate de yardımcı olduğunu belirten Kuru, Bize rüyasını anlattı. Rüyasını anlatırken video kaydına almak istedik. Tamamıyla istem dışı. Kendisinin söylemlerini kaydettik. dedi.Kuru, videonun camiye gelen ilahiyat fakültesi öğrencilerinden birinin sosyal medyada paylaşmasıyla beğeni aldığını dile getirdi.Öğrencinin, Hocam bu videoyu sosyal medyada yayınlarsak Ahmet'e birisi sponsor olur dediğini aktaran Kuru, çağrıya karşılık veren hayırseverlerin umre için sponsor olduğunu ifade etti.Kayıtsız kalmayan bütün kardeşlerimize çok teşekkür ediyorumİmamoğlu'nun özel bir birey olduğu için yurt dışına tek başına çıkamayacağını dile getiren Kuru, şunları kaydetti:Ahmet, babası olmadan yurt dışına çıkış yapamıyor. Bu nedenle Ahmetimizin babasına da yine hayırsever bir kardeşimiz sponsor oldu. Bunun üzerine Ahmet'in annesi beni aradı. Hocam 'Ahmet ve babası umreye gidiyor, ben gidemeyecek miyim' dedi. Allah bilir, dua edin, Allahımız bir kolaylık eylesin dedim. Kendisiyle bu konuşmayı bitirdikten sonra telefonum çaldı. Yine Ahmet'i umreye götürmek için sponsor olmaya niyetlenen bir kardeşimizdi. Biz kendisine durumu anlattık, 'Ahmet'in ve babasının sponsoru var. Eğer arzu ederseniz annesinin de masraflarını siz karşılayın' dedik. Telefondaki kişi bu teklifi kabul etti. Bu şekilde süreci başlatmış olduk. Sosyal medyada kardeşlerimizin takıldığı, odaklandığı 'Hocam beni Resulullah çağırıyor' cümlesi vardı. Allah razı olsun, bu cümleye maddi ve manevi destek veren çok kardeşimiz oldu. Kayıtsız kalmayan bütün kardeşlerimize çok teşekkür ediyorum.Müezzin Muhammed Ali Yazan da yaklaşık 3 yıldır Ayyıldız Camisi'nde görev yaptığını, bu süre zarfında da İmamoğlu ile camiye hizmet noktasında özel gün ve gecelerde tanıştıklarını anlattı.İmamoğlu'nun gördüğü rüyayı kendilerine anlatması üzerine harekete geçtiklerini ifade eden Yazan, şöyle devam etti:Gelen destekler üzerine Ahmet kardeşimizi inşallah nasip olursa Efendimizin huzuruna ekim ayı içerisinde uğurlayacağız. Ahmet kardeşimiz bizimle rüyasını paylaştıktan sonra ona destek olmak adına Halis hocamla istişarelerde bulunduk. Ahmet kardeşimiz, sadece bizim camimiz değil, şehrimizin farklı camilerinde, türbelerinde de mihmandarlık yapıyor. Bir şeye vesile olduk, mutluyuz.Kutsal topraklara gidecek olmanın mutluluğunu yaşıyorKutsal topraklara gidecek olmanın mutluluğunu yaşayan Ahmet Turan İmamoğlu da Rüyamda Peygamber Efendimizi gördüm. 'Neden gelmiyorsun' dedi. 'Bir türlü gelemiyorum. Gelmek istiyorum ama bir türlü olmuyor' dedim. Bu durumu Halis hocamlara anlattım. Mutluyum, sevinçliyim. dedi.Baba Mevlüt İmamoğlu ise oğlunun zihinsel bir rahatsızlığı olduğunu belirterek, Benim maddi durumum olmadığı için oğlumu götüremezdim. Oğlumun vasisi benim. Halis hocamlara 'Vasi kararını noterden size vereyim, umreye siz götürün' dedim. Bunun üzerine 'Babası daha iyi ilgilenir, belki siz ilgilenemezsiniz' demişler. Bunun için beni de götürüyorlar. Tüm hayır sahiplerinden Allah razı olsun. şeklinde konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : HALİFE YALÇINKAYA - Sivas’ta yaşayan 38 yaşındaki Ahmet Turan İmamoğlu’nun umre hayali, sosyal medyada paylaşılan görüntüsünün ardından hayırseverlerin desteğiyle gerçeğe dönüşüyor.Emek Mahallesi’nde yaşayan yüzde 75 zihinsel engelli İmamoğlu, Ayyıldız Camisi İmamı Halis Kuru ve Müezzin Muhammed Ali Yazan'a umreye gitmek istediğini söyledi.İmamoğlu’nun umre istediğini anlattığı sırada kaydedilen görüntüler daha sonra sosyal medyada paylaşıldı.Paylaşımın ardından İmamoğlu'nun umre hayalini gerçekleştirmek isteyen hayırseverler, önce kendisinin, ardından babası ve annesinin umre masraflarını karşılamayı kabul etti.İmam Halis Kuru, AA muhabirine, Ahmet Turan İmamoğlu'nun Ayyıldız Camisi'ne namaza gelen özel biri olduğunu söyledi.Camide zaman zaman su dağıtan İmamoğlu'nun cemaate de yardımcı olduğunu belirten Kuru, Bize rüyasını anlattı. Rüyasını anlatırken video kaydına almak istedik. Tamamıyla istem dışı. Kendisinin söylemlerini kaydettik. dedi.Kuru, videonun camiye gelen ilahiyat fakültesi öğrencilerinden birinin sosyal medyada paylaşmasıyla beğeni aldığını dile getirdi.Öğrencinin, Hocam bu videoyu sosyal medyada yayınlarsak Ahmet'e birisi sponsor olur dediğini aktaran Kuru, çağrıya karşılık veren hayırseverlerin umre için sponsor olduğunu ifade etti.Kayıtsız kalmayan bütün kardeşlerimize çok teşekkür ediyorumİmamoğlu'nun özel bir birey olduğu için yurt dışına tek başına çıkamayacağını dile getiren Kuru, şunları kaydetti:Ahmet, babası olmadan yurt dışına çıkış yapamıyor. Bu nedenle Ahmetimizin babasına da yine hayırsever bir kardeşimiz sponsor oldu. Bunun üzerine Ahmet'in annesi beni aradı. Hocam 'Ahmet ve babası umreye gidiyor, ben gidemeyecek miyim' dedi. Allah bilir, dua edin, Allahımız bir kolaylık eylesin dedim. Kendisiyle bu konuşmayı bitirdikten sonra telefonum çaldı. Yine Ahmet'i umreye götürmek için sponsor olmaya niyetlenen bir kardeşimizdi. Biz kendisine durumu anlattık, 'Ahmet'in ve babasının sponsoru var. Eğer arzu ederseniz annesinin de masraflarını siz karşılayın' dedik. Telefondaki kişi bu teklifi kabul etti. Bu şekilde süreci başlatmış olduk. Sosyal medyada kardeşlerimizin takıldığı, odaklandığı 'Hocam beni Resulullah çağırıyor' cümlesi vardı. Allah razı olsun, bu cümleye maddi ve manevi destek veren çok kardeşimiz oldu. Kayıtsız kalmayan bütün kardeşlerimize çok teşekkür ediyorum.Müezzin Muhammed Ali Yazan da yaklaşık 3 yıldır Ayyıldız Camisi'nde görev yaptığını, bu süre zarfında da İmamoğlu ile camiye hizmet noktasında özel gün ve gecelerde tanıştıklarını anlattı.İmamoğlu'nun gördüğü rüyayı kendilerine anlatması üzerine harekete geçtiklerini ifade eden Yazan, şöyle devam etti:Gelen destekler üzerine Ahmet kardeşimizi inşallah nasip olursa Efendimizin huzuruna ekim ayı içerisinde uğurlayacağız. Ahmet kardeşimiz bizimle rüyasını paylaştıktan sonra ona destek olmak adına Halis hocamla istişarelerde bulunduk. Ahmet kardeşimiz, sadece bizim camimiz değil, şehrimizin farklı camilerinde, türbelerinde de mihmandarlık yapıyor. Bir şeye vesile olduk, mutluyuz.Kutsal topraklara gidecek olmanın mutluluğunu yaşıyorKutsal topraklara gidecek olmanın mutluluğunu yaşayan Ahmet Turan İmamoğlu da Rüyamda Peygamber Efendimizi gördüm. 'Neden gelmiyorsun' dedi. 'Bir türlü gelemiyorum. Gelmek istiyorum ama bir türlü olmuyor' dedim. Bu durumu Halis hocamlara anlattım. Mutluyum, sevinçliyim. dedi.Baba Mevlüt İmamoğlu ise oğlunun zihinsel bir rahatsızlığı olduğunu belirterek, Benim maddi durumum olmadığı için oğlumu götüremezdim. Oğlumun vasisi benim. Halis hocamlara 'Vasi kararını noterden size vereyim, umreye siz götürün' dedim. Bunun üzerine 'Babası daha iyi ilgilenir, belki siz ilgilenemezsiniz' demişler. Bunun için beni de götürüyorlar. Tüm hayır sahiplerinden Allah razı olsun. şeklinde konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/engelli-ahmet-turan-in-umre-hayalini-hayirseverler-gerceklestirecek.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ABD/İsrail-İran savaşında 6 ayın ardından petrol fiyatlarındaki yön arayışı sürüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/abd-israil-iran-savasinda-6-ayin-ardindan-petrol-fiyatlarindaki-yon-arayisi-suruyor/899191/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/abd-israil-iran-savasinda-6-ayin-ardindan-petrol-fiyatlarindaki-yon-arayisi-suruyor/899191/</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:03:21 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Savaşın enerji piyasalarında yarattığı belirsizlik petrol fiyatlarını dalgalandırırken, altı ayda Brent petrol 70-126 dolar arasında geniş bir bantta hareket etti - Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Tanas Karagöl: - Küreselde petrol fiyatlarındaki artış, yalnızca akaryakıt pompasına yansıyan bir maliyet unsuru değil, enflasyon, cari açık, dış finansman ihtiyacı ve nihayetinde ekonomik büyüme üzerinde doğrudan belirleyici olan kapsamlı bir makroekonomik meseledir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : BAŞAK ERKALAN KÖPRÜBAŞILI - ABD/İsrail-İran savaşının başlangıcından bu yana geçen 6 ayda sert dalgalanmalar yaşayan küresel petrol fiyatları, enerji krizi ve artan jeopolitik risk algısının gölgesinde yön arayışına devam ediyor.Savaşın başlamasından bu yana geçen 6 aylık süreçte ABD Başkanı Donald Trump'ın zaman zaman İran'la anlaşmanın yakın olduğunu dile getirmesi ancak diplomatik sürecin sonuç vermemesi ve taraflar arasında kalıcı bir uzlaşı sağlanamaması petrol piyasalarında dalgalanmalar yaşattı.Uluslararası referans kabul edilen Brent türü ham petrolün vadeli varil fiyatı, saldırılardan önceki son işlem günü olan 27 Şubat'ta 72,48 dolardan kapanmıştı. Savaşın ilk günlerinden bu yana Hürmüz Boğazı ve Orta Doğu'daki üretim hatlarında yaşanan tedarik kesintileri piyasada arz kaygısı yaratarak fiyat artışına neden oldu.Brent petrolün varil fiyatı, nisan ayı boyunca müzakere ve bölgesel gerilim haberlerinin etkisiyle 86 ila 126 dolar aralığında keskin hareketlilik yaşadı. Nisan başında Trump'ın İran'ın taleplerini kabul ettiği ve kısa sürede uzlaşıya varılabileceği yönündeki açıklamaları piyasalardaki risk primini azaltırken, sürecin sonuç vermemesi ve savaşın yarattığı arz endişeleriyle 30 Nisan'da 126,41 dolara kadar çıkan Brent petrol, son 4 yılın en yüksek seviyesini gördü.Sonraki aylarda diplomatik temaslara yönelik beklentilerin güçlenmesi fiyatlarda aşağı yönlü baskı oluştururken, müzakere sürecine ilişkin çelişkili açıklamalar Brent petrolde dalgalı seyri destekledi.ABD ile İran arasında mutabakata varıldığı haberlerinin etkisiyle Brent petrol 2 Temmuz'da 70,14 dolara kadar geriledi. Böylece petrol fiyatı savaş öncesindeki seviyenin altına indi. Ancak müzakerelerin kalıcı sonuç getirmemesi, ABD yönetiminin yaptırım tehditleri ve Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin sınırlı kalması fiyatları 21 Ağustos'ta 93 dolara yaklaştırdı. Brent petrolün varil fiyatı, İran ve Umman'ın Hürmüz Boğazı'nda geçici bir koridor oluşturulması konusunda anlaşmasının ardından 26 Ağustos'ta yaklaşık 86 dolardan işlem görüyor.Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin sınırlı kalması, bölgede zaman zaman askeri çatışmaların yaşanması ve ülkelerin stratejik petrol stoklarını takviye etme arayışları, risk primini canlı tutarak petrol fiyatlarındaki belirsizliği destekliyor.Yüksek fiyatlar enflasyonist baskıyı artırıyorAnkara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Tanas Karagöl, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, dünyada petrol fiyatlarının yükselmesinin rafineri maliyetlerini artırarak benzin ve motorin fiyatlarını yukarı çektiğini, bu durumun da ulaştırma maliyetlerine hızla yansıdığını söyledi.Artan üretim maliyetlerinin taşımacılık ve lojistik masraflarını tırmandırdığını ifade eden Karagöl, bu durumun mal ve hizmet fiyatlarına da yansıdığını aktardı.Karagöl, yükselen petrol fiyatlarının hem üretici hem de tüketici enflasyonunu önemli ölçüde etkilediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:En kritik kanal olan 'beklentiler' kanalında ise sıçrayan petrol fiyatları genel enflasyon beklentilerini bozarak, piyasadaki ücret ayarlamaları ve firmaların fiyatlama davranışları üzerinde zincirleme bir baskı oluşturuyor. Dolayısıyla küreselde petrol fiyatlarındaki artış, yalnızca akaryakıt pompasına yansıyan bir maliyet unsuru değil, enflasyon, cari açık, dış finansman ihtiyacı ve nihayetinde ekonomik büyüme üzerinde doğrudan belirleyici olan kapsamlı bir makroekonomik meseledir.Enerji ithalatçısı konumundaki ülkelerde fiyat artışının dış ticaret dengesini bozarak maliyet bazlı bir enflasyon dalgası yarattığına işaret eden Karagöl, Artan petrol fiyatları hanehalkının satın alma gücünü düşürürken, sanayi ve lojistik sektörlerinde üretim maliyetlerini artırdı. dedi.Karagöl, net enerji ithalatçısı olan Türkiye'deki duruma bakıldığında, ham petrolün varil fiyatındaki her 10 dolarlık kalıcı artışın petrol fiyatına paralel hareket eden doğal gaz, LPG ve türev ürün ithalat maliyetlerini de eklediğinden cari açığı yıllık yaklaşık 4-5 milyar dolar artırdığını ifade etti. Karagöl, Artan enerji fiyatlarıyla gerçekleşen akaryakıt zamları ve dolaylı nakliye-üretim maliyeti geçişkenliğinin üretici ve tüketici fiyatları üzerinde ciddi baskı oluşturması nedeniyle dezenflasyon süreci yavaşlıyor. değerlendirmesinde bulundu.Karagöl, ABD ve İran arasında diplomatik yumuşama ve tedarik zincirlerinde rahatlama yaşanması halinde petrol fiyatlarının 70-80 dolar bandına çekildiği bir gevşeme sürecinin yaşanabileceğine işaret ederek, şunları kaydetti:Ayrıca, merkez bankalarının faiz indirim döngüsüne girmesi ve dolar endeksindeki gevşemenin sürmesi halinde altının, faiz getirisi sunmayan bir varlık olarak cazibesini koruyarak yüksek seyrini devam ettirmesi bekleniyor. Yani, jeopolitik gerilimlerin azaldığı, petroldeki risk priminin kalktığı ve merkez bankalarının faiz indirim döngüsüne girdiği bir ortamda petrol fiyatları düşerken altının yükseldiği ters yönlü bir ayrışma görülebilir. Dolayısıyla, bundan sonraki süreçte altın ve petrolün fiyatını, savaşın neden olduğu jeopolitik risklerden ziyade bu savaşın küresel faizler, reel getiriler ve enflasyon beklentileri üzerindeki makroekonomik etkileri belirleyecek.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : BAŞAK ERKALAN KÖPRÜBAŞILI - ABD/İsrail-İran savaşının başlangıcından bu yana geçen 6 ayda sert dalgalanmalar yaşayan küresel petrol fiyatları, enerji krizi ve artan jeopolitik risk algısının gölgesinde yön arayışına devam ediyor.Savaşın başlamasından bu yana geçen 6 aylık süreçte ABD Başkanı Donald Trump'ın zaman zaman İran'la anlaşmanın yakın olduğunu dile getirmesi ancak diplomatik sürecin sonuç vermemesi ve taraflar arasında kalıcı bir uzlaşı sağlanamaması petrol piyasalarında dalgalanmalar yaşattı.Uluslararası referans kabul edilen Brent türü ham petrolün vadeli varil fiyatı, saldırılardan önceki son işlem günü olan 27 Şubat'ta 72,48 dolardan kapanmıştı. Savaşın ilk günlerinden bu yana Hürmüz Boğazı ve Orta Doğu'daki üretim hatlarında yaşanan tedarik kesintileri piyasada arz kaygısı yaratarak fiyat artışına neden oldu.Brent petrolün varil fiyatı, nisan ayı boyunca müzakere ve bölgesel gerilim haberlerinin etkisiyle 86 ila 126 dolar aralığında keskin hareketlilik yaşadı. Nisan başında Trump'ın İran'ın taleplerini kabul ettiği ve kısa sürede uzlaşıya varılabileceği yönündeki açıklamaları piyasalardaki risk primini azaltırken, sürecin sonuç vermemesi ve savaşın yarattığı arz endişeleriyle 30 Nisan'da 126,41 dolara kadar çıkan Brent petrol, son 4 yılın en yüksek seviyesini gördü.Sonraki aylarda diplomatik temaslara yönelik beklentilerin güçlenmesi fiyatlarda aşağı yönlü baskı oluştururken, müzakere sürecine ilişkin çelişkili açıklamalar Brent petrolde dalgalı seyri destekledi.ABD ile İran arasında mutabakata varıldığı haberlerinin etkisiyle Brent petrol 2 Temmuz'da 70,14 dolara kadar geriledi. Böylece petrol fiyatı savaş öncesindeki seviyenin altına indi. Ancak müzakerelerin kalıcı sonuç getirmemesi, ABD yönetiminin yaptırım tehditleri ve Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin sınırlı kalması fiyatları 21 Ağustos'ta 93 dolara yaklaştırdı. Brent petrolün varil fiyatı, İran ve Umman'ın Hürmüz Boğazı'nda geçici bir koridor oluşturulması konusunda anlaşmasının ardından 26 Ağustos'ta yaklaşık 86 dolardan işlem görüyor.Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin sınırlı kalması, bölgede zaman zaman askeri çatışmaların yaşanması ve ülkelerin stratejik petrol stoklarını takviye etme arayışları, risk primini canlı tutarak petrol fiyatlarındaki belirsizliği destekliyor.Yüksek fiyatlar enflasyonist baskıyı artırıyorAnkara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Tanas Karagöl, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, dünyada petrol fiyatlarının yükselmesinin rafineri maliyetlerini artırarak benzin ve motorin fiyatlarını yukarı çektiğini, bu durumun da ulaştırma maliyetlerine hızla yansıdığını söyledi.Artan üretim maliyetlerinin taşımacılık ve lojistik masraflarını tırmandırdığını ifade eden Karagöl, bu durumun mal ve hizmet fiyatlarına da yansıdığını aktardı.Karagöl, yükselen petrol fiyatlarının hem üretici hem de tüketici enflasyonunu önemli ölçüde etkilediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:En kritik kanal olan 'beklentiler' kanalında ise sıçrayan petrol fiyatları genel enflasyon beklentilerini bozarak, piyasadaki ücret ayarlamaları ve firmaların fiyatlama davranışları üzerinde zincirleme bir baskı oluşturuyor. Dolayısıyla küreselde petrol fiyatlarındaki artış, yalnızca akaryakıt pompasına yansıyan bir maliyet unsuru değil, enflasyon, cari açık, dış finansman ihtiyacı ve nihayetinde ekonomik büyüme üzerinde doğrudan belirleyici olan kapsamlı bir makroekonomik meseledir.Enerji ithalatçısı konumundaki ülkelerde fiyat artışının dış ticaret dengesini bozarak maliyet bazlı bir enflasyon dalgası yarattığına işaret eden Karagöl, Artan petrol fiyatları hanehalkının satın alma gücünü düşürürken, sanayi ve lojistik sektörlerinde üretim maliyetlerini artırdı. dedi.Karagöl, net enerji ithalatçısı olan Türkiye'deki duruma bakıldığında, ham petrolün varil fiyatındaki her 10 dolarlık kalıcı artışın petrol fiyatına paralel hareket eden doğal gaz, LPG ve türev ürün ithalat maliyetlerini de eklediğinden cari açığı yıllık yaklaşık 4-5 milyar dolar artırdığını ifade etti. Karagöl, Artan enerji fiyatlarıyla gerçekleşen akaryakıt zamları ve dolaylı nakliye-üretim maliyeti geçişkenliğinin üretici ve tüketici fiyatları üzerinde ciddi baskı oluşturması nedeniyle dezenflasyon süreci yavaşlıyor. değerlendirmesinde bulundu.Karagöl, ABD ve İran arasında diplomatik yumuşama ve tedarik zincirlerinde rahatlama yaşanması halinde petrol fiyatlarının 70-80 dolar bandına çekildiği bir gevşeme sürecinin yaşanabileceğine işaret ederek, şunları kaydetti:Ayrıca, merkez bankalarının faiz indirim döngüsüne girmesi ve dolar endeksindeki gevşemenin sürmesi halinde altının, faiz getirisi sunmayan bir varlık olarak cazibesini koruyarak yüksek seyrini devam ettirmesi bekleniyor. Yani, jeopolitik gerilimlerin azaldığı, petroldeki risk priminin kalktığı ve merkez bankalarının faiz indirim döngüsüne girdiği bir ortamda petrol fiyatları düşerken altının yükseldiği ters yönlü bir ayrışma görülebilir. Dolayısıyla, bundan sonraki süreçte altın ve petrolün fiyatını, savaşın neden olduğu jeopolitik risklerden ziyade bu savaşın küresel faizler, reel getiriler ve enflasyon beklentileri üzerindeki makroekonomik etkileri belirleyecek.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İrfan Can Eğribayat Gençlerbirliği'nde yeniden doğdu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/irfan-can-egribayat-genclerbirligi-nde-yeniden-dogdu/899190/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/irfan-can-egribayat-genclerbirligi-nde-yeniden-dogdu/899190/</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:03:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Yeni transfer olduğu Gençlerbirliği'ndeki performansıyla dikkati çeken kaleci İrfan Can: Bu sezona 'Yeniden hayata dönüş, yeniden futbola dönüş' olarak bakıyorum. Hayatımla ilgili de çok daha fazla şeyi düzeltmeye başladım - İki maçta da verdiğim performanstan dolayı çok mutluyum. Saha içinde kalarak son ana kadar Gençlerbirliği forması için mücadele etmeye devam edeceğim - (Fenerbahçe'deyken Alanyaspor'a karşı oynadığı maç) Çok hatalara takılan bir insan olmadım. Çünkü hatalar bize hep bir şeyler öğretiyor. Hata yapmadan da hayatta doğruyu bulamıyorsun - Mourinho ile ilk antrenmana çıkacağım zaman futbol hayatım boyunca hiç heyecanlanmadığım kadar heyecanlanmıştım. Kendisinin en büyük özelliği bence ikili ilişkileri çok iyi - Metin hoca takımın babası gibi. Burada bir baba figürü oluşturmuş. Komutan, yarbay, albay görüntüsü de var. Gerçekten kendimizi onun askerleri gibi görüyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- HALİL İBRAHİM AVŞAR - Trendyol Süper Lig'de bu sezon ilk 2 maçını kazanan tek takım olan Gençlerbirliği'nin kurtarışlarıyla dikkati çeken kalecisi İrfan Can Eğribayat, Bu sezona 'Yeniden hayata dönüş, yeniden futbola dönüş' olarak bakıyorum. dedi.Fenerbahçe ve Göztepe maçlarında biri penaltı olmak üzere toplam 16 kurtarış yaparak sezona iyi bir başlangıç yapan İrfan Can Eğribayat, Beştepe İlhan Cavcav Tesisleri'nde AA muhabirine açıklamalarda bulundu.Teknik direktör Metin Diyadin'in liderliğinde bir oyun felsefelerinin bulunduğunu vurgulayan 28 yaşındaki kaleci, takımdaki birlik ve beraberliğe dikkati çekti.Her oyuncunun takım arkadaşının açığını kapatmak için mücadele ettiğini belirten İrfan Can, Böyle olduğu zaman zaten 2'de 2'ler, galibiyetler geliyor. Biz, maç maç bakıyoruz. Maçlara rakibe göre bir oyun sistemiyle hocalarımız bizi hazırlıyor. Öyle çıkıp kazanmak istiyoruz. Tabii ki 24 yıl sonra gelen bir başarı. Kulüp, şehir ve taraftarlarımız açısından çok muazzam bir şey. Ama önemli olan, bunun devamlılığını getirebilmek. diye konuştu.İlk 2 maçta eski takımları Fenerbahçe ve Göztepe'ye karşı görev yapan ve başarılı bir performans sergileyen İrfan Can, şöyle devam etti:Benim 4 senem Fenerbahçe'de geçti. İrfan Can Eğribayat olduysam, bu tabii ki Fenerbahçe sayesinde oldu. Bunu hiçbir zaman unutmayacağım. Eski takımına karşı oynamak kolay değil. Bir de ilk hafta oynamak bence hiç kolay olmadı. Çünkü 15-20 gün önce beraber çalıştığın arkadaşlarına karşı oynuyorsun. Ama röportajda da söylemiştim, her zaman formanın hakkını vermek gerekiyor. Ben de hep o yönde çalışıyorum. Bu sene de tamamıyla saha içinde kalan bir İrfan olarak sezona başlamak istedim. Transfer olmadan önceki süreçte Metin hocayla da bununla ilgili çok konuşmuştuk. Göztepe ile ilgili zaten çok da konuşmak istemiyorum, biliyorsunuz orada tatsız bir olay yaşamıştım. Ama orası da büyük bir camiadır. İki maçta da verdiğim performanstan dolayı çok mutluyum. Kendi başarım için de bunun devamlı olması gerekiyor. Saha içinde kalarak son ana kadar Gençlerbirliği forması için mücadele etmeye devam edeceğim.Gençlerbirliği&#039;ne transfer süreciİrfan Can Eğribayat, Gençlerbirliği'ne transferinde teknik direktör Metin Diyadin ile yaptığı görüşmenin ve eşinin etkili olduğunu dile getirdi.Fenerbahçe'de son sezonunda biraz sıkıntılar yaşadığına işaret eden İrfan Can, Sonra bir Samsun macerası oldu, orada da istediğim performansları veremedim, saha içinde çok fazla konsantre olamadım. Buraya gelirken Metin hoca konuşmamızda bana inanılmaz bir öz güven verdi. 'Ben seni tekrar futbola kazandırmak istiyorum.' dedi. Kendisi çok düzgün, karakterli bir insan. Onun sözüne çok güvendim ve ona karşı inanılmaz bir hissiyat aldım. 'Hocam ben geleceğim.' dedim. ifadelerini kullandı.Transfer sürecinde kendisini çok fazla takımın istediğini söyleyen İrfan Can, Fenerbahçe Kulübüne, hem eşimin Ankaralı olması hem de Metin hocanın bu kadar çok istemesi üzerine Gençlerbirliği'ne gitmek istediğimi belirttim. Sağ olsun Fenerbahçe, hem Gençlerbirliği'ne hem de bana yardımcı olarak bu transferin bitmesini sağladı. İnşallah güzel olacak, iyi bir başlangıç oldu. Bu transferde öncelik Metin hocanın diyebilirim, sonrasında da tabii ki eşimin faktörü etkili oldu. diye konuştu.Geçen sezon gösterdiği performansla kırmızı-siyahlı ekibin kümede kalmasında önemli rol oynayan Portekizli Ricardo Velho'nun ardından kaleyi devralan İrfan Can Eğribayat, taraftarların gönlünü kısa zamanda kazanmaktan dolayı mutlu olduğunu belirtti.İrfan Can, İlk maça çıktığımda, Fenerbahçe maçına, her yerden çağırdılar beni, o beni çok mutlu etti. Çünkü ister istemez bir tedirginlik oluyor, geçen sene dediğiniz gibi Velho iyi bir performans sergiledi. Ben dediğim gibi sahaya konsantre oldum, onlar da bana çok destek oldu. En son İzmir deplasmanında da çok destek oldular, geldiler bizi yalnız bırakmadılar. sözleriyle taraftarlara teşekkür etti.Erzurumspor FK maçı çok daha zorlu geçecekLigin 3. haftasında 28 Ağustos Cuma günü Ankara'da karşılaşacakları Erzurumspor FK'nin ilk 2 maçını kaybettiğinin hatırlatılması üzerine İrfan Can, Bence oynadığımız ilk 2 maçtan çok daha zorlu bir karşılaşma geçecek. Erzurumspor lige yeni çıkan, yeni yapılanmaya çalışan bir takım. İlk 2 maçı da zorlu rakiplere karşı oynadılar. Bu maça da tamamıyla 'Hayata geri dönme maçı' olarak bakıyorlar. Bizim 2'de 2 yaptık, 6 puan aldık rehavetine kapılmadan, yine aynı şekilde konsantre olup mücadelemizi vermemiz gerekiyor. Kazanmak istiyoruz ama dediğim gibi bence ilk 2 haftadan çok daha zorlu bir karşılaşma olacak. Takım olarak bunun bilincindeyiz. değerlendirmelerinde bulundu.Süper Lig'de 2012-2013 sezonunun ilk haftasından sonra ilk kez liderlik koltuğuna oturan Gençlerbirliği'nin bu sezonki hedefiyle ilgili konuşmak için henüz erken olduğunun altını çizen İrfan Can, Bunu konuşmak için zamana, devamlılığa ihtiyaç var. 2'de 2 yaptık diye 'Avrupa'ya gideceğiz ya da ligi ilk 10'da bitireceğiz' diye bir cümle kurmak şu an doğru olmaz. Ligi görüyorsunuz, herkes herkesi yenebiliyor. Söylediğim gibi maç maç bakıyoruz. Kazandıkça, kendini yukarı attıkça, yukarıda kalmaya devam ettikçe o zaman hedefler oturmaya başlar. şeklinde görüş belirtti.A Milli Takım hayaliİrfan Can, Göztepe maçının ardından Gençlerbirliği'nin sosyal medya hesaplarından yapılan Milli takıma kaleci önerimiz ektedir paylaşımıyla ilgili soruya, Her Türk gencinin olmak istediği yer orası. Her Türk genci milli takım, kendi ülkesi için bir şeyler yapmak istiyor. Sadece futbol anlamında değil, her anlamda. Tabii ki orada olmayı çok istiyorum. Bu, şu an ortaya çıkan bir hayalim değil, 15-16 yaşından beri olan bir hayalim. Genç yaş milli takımlarında her yaş kategorisinde bulundum. A Milli Takım'da da bulunmak isterim. Tabii ki hocalarımızın takdiri. Hocalarımızın takdirinden önce de benim sahada bu performansları devam ettirmem gerekiyor. Devamlılık çok önemli. yanıtını verdi.Neuer&#039;i örnek alıyorFenerbahçe kariyerinin son maçında Alanyaspor'a karşı son anlarda hatalı bir gol yiyen İrfan Can, bu karşılaşmadan sonra yaşadıklarıyla ilgili soru üzerine, Çok hatalara takılan bir insan olmadım. Çünkü hatalar bize hep bir şeyler öğretiyor. Hata yapmadan da hayatta doğruyu bulamıyorsun. Geçmiş, geçmişte kalmış olarak bakıyorum her zaman. Çünkü bunda da en büyük örneğim dünyada Manuel Neuer. Belki de hatalı gol yeme anlamında dünyada en fazla gol yiyen kaleci olabilir. Ama her golden sonra gidip kaleden topu alıp oyunu başlatması, maçı hiçbir zaman bırakmaması, sahaya her zaman konsantre olması... O konuda kendime örnek aldığım bir kaleci. ifadelerini kullandı.Mentörle çalışmaya başladığını aktaran 28 yaşındaki kaleci, Çünkü bu sezona 'Yeniden hayata dönüş, yeniden futbola dönüş' olarak bakıyorum. Sayın Prof. Dr. Turgay Biçer'le beraber çalışıyorum, kendisine çok teşekkür ediyorum. Bu süreçte bana maçtan önce, sonra çok destek oluyor. Normal hayatımla ilgili de çok daha fazla şeyi düzeltmeye başladım. Sadece bu sezonluk değil, kariyerimin bundan sonraki sezonlarında ya da ileride hoca olursam ya da herhangi bir iş yaptığımda, tamamıyla o işime konsantre olup hayatımı, kariyerimi, insanlığımı hep o yönde geliştirmek istiyorum. şeklinde konuştu.Mourinho ile çalışmak çok keyifliydiFenerbahçe kariyerinde kendisine en çok şansı Portekizli teknik adam Jose Mourinho'nun vermesiyle ilgili de konuşan İrfan Can, şunları kaydetti:Mourinho zaten dünyada kendini kanıtlamış, ilk geldiğinde de hepimizin çok heyecanlandığı bir isimdi. Mourinho ile ilk antrenmana çıkacağım zaman futbol hayatım boyunca hiç heyecanlanmadığım kadar heyecanlanmıştım. Kendisinin en büyük özelliği bence ikili ilişkileri çok iyi. Oynayacağın maçtan önce gelip seninle konuştuğu anda, işte o maça çıkarken dünyanın en iyi kalecisi olduğunu hissediyorsun. Aynısını burada Metin hocada da hissediyoruz. İşte o yüzden oyuncu grubu sahada bu mücadeleyi, öz güveni verebiliyor. Mourinho ile çalışmak benim için çok keyifliydi. Dediğiniz gibi benim arkamda çok durdu, beni çok sevdi, beğendi. Gittikten sonra da birkaç kez kendisiyle görüşme fırsatımız oldu. Çok büyük hocayla çalıştığım için çok mutluyum. Bana çok şey katmıştır, futbol anlamında olmasa da normal hayat anlamında da çok şey katmıştır. Kendisine de çok teşekkür ediyorum. Real Madrid'de yeni bir maceraya başladı, ona da buradan başarılar diliyorum.Metin hoca takımın babası gibiTeknik direktör Metin Diyadin'e de çok saygı duyduğunu ifade eden İrfan Can, Metin hoca takımın babası gibi. Gerçekten her oyuncu onu baba olarak görüyor. Burada bir baba figürü oluşturmuş. Babalıktan ziyade bir de komutan, yarbay, albay görüntüsü de var. Gerçekten kendimizi onun askerleri gibi görüyoruz. Sahada o ne derse onu yapmaya çalışıyoruz. Daha önce çok fazla hocayla çalıştım, amacım kimseyi yermek, kötülemek değil ama Metin hocanın yaptığı konuşmalar kadar oyuncuya öz güven veren bir konuşma daha önce görmedim, yaşamadım. Çünkü hep bireysel konuşup ne yapmak istediğini, ne yaptırmak istediğini çok güzel bir şekilde ifade ediyor. Sonuca hiç bakmayacağını söyleyip, 'Sadece mücadele eden, iyi futbol oynayan, söylediklerimizi yapmaya çalışan bir takım görmek istiyorum' diyor. Hem geçen sene son iki maçı kazandı hem de yeni sezona 2'de 2 ile başladı. Kendi kariyeri için de hocamızın müthiş bir başlangıç oldu. diyerek sözlerini tamamladı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- HALİL İBRAHİM AVŞAR - Trendyol Süper Lig'de bu sezon ilk 2 maçını kazanan tek takım olan Gençlerbirliği'nin kurtarışlarıyla dikkati çeken kalecisi İrfan Can Eğribayat, Bu sezona 'Yeniden hayata dönüş, yeniden futbola dönüş' olarak bakıyorum. dedi.Fenerbahçe ve Göztepe maçlarında biri penaltı olmak üzere toplam 16 kurtarış yaparak sezona iyi bir başlangıç yapan İrfan Can Eğribayat, Beştepe İlhan Cavcav Tesisleri'nde AA muhabirine açıklamalarda bulundu.Teknik direktör Metin Diyadin'in liderliğinde bir oyun felsefelerinin bulunduğunu vurgulayan 28 yaşındaki kaleci, takımdaki birlik ve beraberliğe dikkati çekti.Her oyuncunun takım arkadaşının açığını kapatmak için mücadele ettiğini belirten İrfan Can, Böyle olduğu zaman zaten 2'de 2'ler, galibiyetler geliyor. Biz, maç maç bakıyoruz. Maçlara rakibe göre bir oyun sistemiyle hocalarımız bizi hazırlıyor. Öyle çıkıp kazanmak istiyoruz. Tabii ki 24 yıl sonra gelen bir başarı. Kulüp, şehir ve taraftarlarımız açısından çok muazzam bir şey. Ama önemli olan, bunun devamlılığını getirebilmek. diye konuştu.İlk 2 maçta eski takımları Fenerbahçe ve Göztepe'ye karşı görev yapan ve başarılı bir performans sergileyen İrfan Can, şöyle devam etti:Benim 4 senem Fenerbahçe'de geçti. İrfan Can Eğribayat olduysam, bu tabii ki Fenerbahçe sayesinde oldu. Bunu hiçbir zaman unutmayacağım. Eski takımına karşı oynamak kolay değil. Bir de ilk hafta oynamak bence hiç kolay olmadı. Çünkü 15-20 gün önce beraber çalıştığın arkadaşlarına karşı oynuyorsun. Ama röportajda da söylemiştim, her zaman formanın hakkını vermek gerekiyor. Ben de hep o yönde çalışıyorum. Bu sene de tamamıyla saha içinde kalan bir İrfan olarak sezona başlamak istedim. Transfer olmadan önceki süreçte Metin hocayla da bununla ilgili çok konuşmuştuk. Göztepe ile ilgili zaten çok da konuşmak istemiyorum, biliyorsunuz orada tatsız bir olay yaşamıştım. Ama orası da büyük bir camiadır. İki maçta da verdiğim performanstan dolayı çok mutluyum. Kendi başarım için de bunun devamlı olması gerekiyor. Saha içinde kalarak son ana kadar Gençlerbirliği forması için mücadele etmeye devam edeceğim.Gençlerbirliği&#039;ne transfer süreciİrfan Can Eğribayat, Gençlerbirliği'ne transferinde teknik direktör Metin Diyadin ile yaptığı görüşmenin ve eşinin etkili olduğunu dile getirdi.Fenerbahçe'de son sezonunda biraz sıkıntılar yaşadığına işaret eden İrfan Can, Sonra bir Samsun macerası oldu, orada da istediğim performansları veremedim, saha içinde çok fazla konsantre olamadım. Buraya gelirken Metin hoca konuşmamızda bana inanılmaz bir öz güven verdi. 'Ben seni tekrar futbola kazandırmak istiyorum.' dedi. Kendisi çok düzgün, karakterli bir insan. Onun sözüne çok güvendim ve ona karşı inanılmaz bir hissiyat aldım. 'Hocam ben geleceğim.' dedim. ifadelerini kullandı.Transfer sürecinde kendisini çok fazla takımın istediğini söyleyen İrfan Can, Fenerbahçe Kulübüne, hem eşimin Ankaralı olması hem de Metin hocanın bu kadar çok istemesi üzerine Gençlerbirliği'ne gitmek istediğimi belirttim. Sağ olsun Fenerbahçe, hem Gençlerbirliği'ne hem de bana yardımcı olarak bu transferin bitmesini sağladı. İnşallah güzel olacak, iyi bir başlangıç oldu. Bu transferde öncelik Metin hocanın diyebilirim, sonrasında da tabii ki eşimin faktörü etkili oldu. diye konuştu.Geçen sezon gösterdiği performansla kırmızı-siyahlı ekibin kümede kalmasında önemli rol oynayan Portekizli Ricardo Velho'nun ardından kaleyi devralan İrfan Can Eğribayat, taraftarların gönlünü kısa zamanda kazanmaktan dolayı mutlu olduğunu belirtti.İrfan Can, İlk maça çıktığımda, Fenerbahçe maçına, her yerden çağırdılar beni, o beni çok mutlu etti. Çünkü ister istemez bir tedirginlik oluyor, geçen sene dediğiniz gibi Velho iyi bir performans sergiledi. Ben dediğim gibi sahaya konsantre oldum, onlar da bana çok destek oldu. En son İzmir deplasmanında da çok destek oldular, geldiler bizi yalnız bırakmadılar. sözleriyle taraftarlara teşekkür etti.Erzurumspor FK maçı çok daha zorlu geçecekLigin 3. haftasında 28 Ağustos Cuma günü Ankara'da karşılaşacakları Erzurumspor FK'nin ilk 2 maçını kaybettiğinin hatırlatılması üzerine İrfan Can, Bence oynadığımız ilk 2 maçtan çok daha zorlu bir karşılaşma geçecek. Erzurumspor lige yeni çıkan, yeni yapılanmaya çalışan bir takım. İlk 2 maçı da zorlu rakiplere karşı oynadılar. Bu maça da tamamıyla 'Hayata geri dönme maçı' olarak bakıyorlar. Bizim 2'de 2 yaptık, 6 puan aldık rehavetine kapılmadan, yine aynı şekilde konsantre olup mücadelemizi vermemiz gerekiyor. Kazanmak istiyoruz ama dediğim gibi bence ilk 2 haftadan çok daha zorlu bir karşılaşma olacak. Takım olarak bunun bilincindeyiz. değerlendirmelerinde bulundu.Süper Lig'de 2012-2013 sezonunun ilk haftasından sonra ilk kez liderlik koltuğuna oturan Gençlerbirliği'nin bu sezonki hedefiyle ilgili konuşmak için henüz erken olduğunun altını çizen İrfan Can, Bunu konuşmak için zamana, devamlılığa ihtiyaç var. 2'de 2 yaptık diye 'Avrupa'ya gideceğiz ya da ligi ilk 10'da bitireceğiz' diye bir cümle kurmak şu an doğru olmaz. Ligi görüyorsunuz, herkes herkesi yenebiliyor. Söylediğim gibi maç maç bakıyoruz. Kazandıkça, kendini yukarı attıkça, yukarıda kalmaya devam ettikçe o zaman hedefler oturmaya başlar. şeklinde görüş belirtti.A Milli Takım hayaliİrfan Can, Göztepe maçının ardından Gençlerbirliği'nin sosyal medya hesaplarından yapılan Milli takıma kaleci önerimiz ektedir paylaşımıyla ilgili soruya, Her Türk gencinin olmak istediği yer orası. Her Türk genci milli takım, kendi ülkesi için bir şeyler yapmak istiyor. Sadece futbol anlamında değil, her anlamda. Tabii ki orada olmayı çok istiyorum. Bu, şu an ortaya çıkan bir hayalim değil, 15-16 yaşından beri olan bir hayalim. Genç yaş milli takımlarında her yaş kategorisinde bulundum. A Milli Takım'da da bulunmak isterim. Tabii ki hocalarımızın takdiri. Hocalarımızın takdirinden önce de benim sahada bu performansları devam ettirmem gerekiyor. Devamlılık çok önemli. yanıtını verdi.Neuer&#039;i örnek alıyorFenerbahçe kariyerinin son maçında Alanyaspor'a karşı son anlarda hatalı bir gol yiyen İrfan Can, bu karşılaşmadan sonra yaşadıklarıyla ilgili soru üzerine, Çok hatalara takılan bir insan olmadım. Çünkü hatalar bize hep bir şeyler öğretiyor. Hata yapmadan da hayatta doğruyu bulamıyorsun. Geçmiş, geçmişte kalmış olarak bakıyorum her zaman. Çünkü bunda da en büyük örneğim dünyada Manuel Neuer. Belki de hatalı gol yeme anlamında dünyada en fazla gol yiyen kaleci olabilir. Ama her golden sonra gidip kaleden topu alıp oyunu başlatması, maçı hiçbir zaman bırakmaması, sahaya her zaman konsantre olması... O konuda kendime örnek aldığım bir kaleci. ifadelerini kullandı.Mentörle çalışmaya başladığını aktaran 28 yaşındaki kaleci, Çünkü bu sezona 'Yeniden hayata dönüş, yeniden futbola dönüş' olarak bakıyorum. Sayın Prof. Dr. Turgay Biçer'le beraber çalışıyorum, kendisine çok teşekkür ediyorum. Bu süreçte bana maçtan önce, sonra çok destek oluyor. Normal hayatımla ilgili de çok daha fazla şeyi düzeltmeye başladım. Sadece bu sezonluk değil, kariyerimin bundan sonraki sezonlarında ya da ileride hoca olursam ya da herhangi bir iş yaptığımda, tamamıyla o işime konsantre olup hayatımı, kariyerimi, insanlığımı hep o yönde geliştirmek istiyorum. şeklinde konuştu.Mourinho ile çalışmak çok keyifliydiFenerbahçe kariyerinde kendisine en çok şansı Portekizli teknik adam Jose Mourinho'nun vermesiyle ilgili de konuşan İrfan Can, şunları kaydetti:Mourinho zaten dünyada kendini kanıtlamış, ilk geldiğinde de hepimizin çok heyecanlandığı bir isimdi. Mourinho ile ilk antrenmana çıkacağım zaman futbol hayatım boyunca hiç heyecanlanmadığım kadar heyecanlanmıştım. Kendisinin en büyük özelliği bence ikili ilişkileri çok iyi. Oynayacağın maçtan önce gelip seninle konuştuğu anda, işte o maça çıkarken dünyanın en iyi kalecisi olduğunu hissediyorsun. Aynısını burada Metin hocada da hissediyoruz. İşte o yüzden oyuncu grubu sahada bu mücadeleyi, öz güveni verebiliyor. Mourinho ile çalışmak benim için çok keyifliydi. Dediğiniz gibi benim arkamda çok durdu, beni çok sevdi, beğendi. Gittikten sonra da birkaç kez kendisiyle görüşme fırsatımız oldu. Çok büyük hocayla çalıştığım için çok mutluyum. Bana çok şey katmıştır, futbol anlamında olmasa da normal hayat anlamında da çok şey katmıştır. Kendisine de çok teşekkür ediyorum. Real Madrid'de yeni bir maceraya başladı, ona da buradan başarılar diliyorum.Metin hoca takımın babası gibiTeknik direktör Metin Diyadin'e de çok saygı duyduğunu ifade eden İrfan Can, Metin hoca takımın babası gibi. Gerçekten her oyuncu onu baba olarak görüyor. Burada bir baba figürü oluşturmuş. Babalıktan ziyade bir de komutan, yarbay, albay görüntüsü de var. Gerçekten kendimizi onun askerleri gibi görüyoruz. Sahada o ne derse onu yapmaya çalışıyoruz. Daha önce çok fazla hocayla çalıştım, amacım kimseyi yermek, kötülemek değil ama Metin hocanın yaptığı konuşmalar kadar oyuncuya öz güven veren bir konuşma daha önce görmedim, yaşamadım. Çünkü hep bireysel konuşup ne yapmak istediğini, ne yaptırmak istediğini çok güzel bir şekilde ifade ediyor. Sonuca hiç bakmayacağını söyleyip, 'Sadece mücadele eden, iyi futbol oynayan, söylediklerimizi yapmaya çalışan bir takım görmek istiyorum' diyor. Hem geçen sene son iki maçı kazandı hem de yeni sezona 2'de 2 ile başladı. Kendi kariyeri için de hocamızın müthiş bir başlangıç oldu. diyerek sözlerini tamamladı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/irfan-can-egribayat-genclerbirligi-nde-yeniden-dogdu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Topraktaki nem hububat ve tarla bitkilerinin sağlıklı gelişmesini sağladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/topraktaki-nem-hububat-ve-tarla-bitkilerinin-saglikli-gelismesini-sagladi/899189/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/topraktaki-nem-hububat-ve-tarla-bitkilerinin-saglikli-gelismesini-sagladi/899189/</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:03:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Tarım ve Orman Bakanlığının tespitlerine göre, mevsim normallerinin üzerinde seyreden yağışlar nedeniyle topraktaki nem artarken, bu da üretim açısından yüksek verim potansiyeline işaret ediyor - Mevcut meteorolojik koşulların devamı halinde hububat ve diğer tarımsal ürünlerde verim ve üretim miktarlarının beklentileri karşılayacağı değerlendiriliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : MEHMET CAN TOPTAŞ - Mevsim normallerinin üzerinde seyreden yağışlar nedeniyle hububat ve diğer tarımsal ürünlerde verim ve üretim miktarlarının beklentileri karşılaması öngörülüyor.AA muhabirinin, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğünce hazırlanan, temmuz ayına ilişkin İklim, Fenolojik Durum ve Sulama İzleme İstatistikleri bülteninden derlediği bilgiye göre, söz konusu ayda ortalama 18,4 milimetre yağış kaydedildi.Böylece temmuz ayında yağışlar, normaline göre yüzde 18, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 92 arttı.1 Ekim 2025-31 Temmuz dönemini kapsayan 10 aylık 2026 su yılı yağışları, normalinin yüzde 30 ve geçen yıl yağışlarının yüzde 76 üzerinde gerçekleşti. Su yılı yağışları 10 aylık dönemde son 66 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.Temmuz ayı sıcaklıkları da 1991-2020 dönemi normallerinin 0,3 santigrat derece üzerinde gerçekleşerek son 56 yılın en sıcak 19'uncu temmuzu olarak kayıtlara geçti.Sulama amaçlı barajların doluluk oranlarının 1 Temmuz itibarıyla yüzde 72,6 seviyesine ulaşması da su rezervleri açısından geçen yıla göre oldukça güçlü bir tablo oluşturdu.Ürün gelişimi olumlu seyrediyorAnalize göre, Türkiye genelinde 2025-2026 tarım yılının temmuz ayı itibarıyla meteorolojik ve tarımsal koşullar olumlu seyir izliyor. Yağışların belirgin şekilde artması, ülke genelinde toprak nemini artırarak bitki gelişimini destekledi.İklim koşullarının etkisiyle bazı bölgelerde hububat sezonu hasat aşamasına ulaşırken, bazı bölgelerde ise hasat büyük ölçüde tamamlandı.Yağışların mevsim normallerinde veya üzerinde gerçekleşmesi nedeniyle tarımsal kuraklık riski bulunmuyor. Ancak bazı bölgelerde aşırı yağış kaynaklı bitki sağlığı sorunları görülebiliyor. Söz konusu lokal hastalık riskleri dikkatle izleniyor.Toprakta nemli dönem başladıÜlke genelinde tarımsal faaliyetler büyük ölçüde sağlıklı ilerlerken, yağışların belirgin şekilde artmasıyla nemli dönem başladı ve bu durum toprak nemini artırarak bitki gelişimini destekledi.Hububat başta olmak üzere tarla bitkilerinin gelişimi tüm bölgelerde normal ve sağlıklı seyretti. Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Karadeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde de ürün gelişimi genel olarak olumlu devam ediyor.Mevcut iklim ve toprak nemi koşulları, üretim açısından yüksek verim potansiyeline işaret ederken, mevcut meteorolojik koşulların devam etmesi halinde ülke genelinde hububat ve diğer tarımsal ürünlerde verim ve üretim miktarlarının beklentileri karşılaması öngörülüyor.Bu kapsamda, temmuz itibarıyla 2025-2026 üretim sezonunda tarımsal üretim açısından olumlu, dengeli ve verimi yüksek bir dönem yaşanıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : MEHMET CAN TOPTAŞ - Mevsim normallerinin üzerinde seyreden yağışlar nedeniyle hububat ve diğer tarımsal ürünlerde verim ve üretim miktarlarının beklentileri karşılaması öngörülüyor.AA muhabirinin, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğünce hazırlanan, temmuz ayına ilişkin İklim, Fenolojik Durum ve Sulama İzleme İstatistikleri bülteninden derlediği bilgiye göre, söz konusu ayda ortalama 18,4 milimetre yağış kaydedildi.Böylece temmuz ayında yağışlar, normaline göre yüzde 18, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 92 arttı.1 Ekim 2025-31 Temmuz dönemini kapsayan 10 aylık 2026 su yılı yağışları, normalinin yüzde 30 ve geçen yıl yağışlarının yüzde 76 üzerinde gerçekleşti. Su yılı yağışları 10 aylık dönemde son 66 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.Temmuz ayı sıcaklıkları da 1991-2020 dönemi normallerinin 0,3 santigrat derece üzerinde gerçekleşerek son 56 yılın en sıcak 19'uncu temmuzu olarak kayıtlara geçti.Sulama amaçlı barajların doluluk oranlarının 1 Temmuz itibarıyla yüzde 72,6 seviyesine ulaşması da su rezervleri açısından geçen yıla göre oldukça güçlü bir tablo oluşturdu.Ürün gelişimi olumlu seyrediyorAnalize göre, Türkiye genelinde 2025-2026 tarım yılının temmuz ayı itibarıyla meteorolojik ve tarımsal koşullar olumlu seyir izliyor. Yağışların belirgin şekilde artması, ülke genelinde toprak nemini artırarak bitki gelişimini destekledi.İklim koşullarının etkisiyle bazı bölgelerde hububat sezonu hasat aşamasına ulaşırken, bazı bölgelerde ise hasat büyük ölçüde tamamlandı.Yağışların mevsim normallerinde veya üzerinde gerçekleşmesi nedeniyle tarımsal kuraklık riski bulunmuyor. Ancak bazı bölgelerde aşırı yağış kaynaklı bitki sağlığı sorunları görülebiliyor. Söz konusu lokal hastalık riskleri dikkatle izleniyor.Toprakta nemli dönem başladıÜlke genelinde tarımsal faaliyetler büyük ölçüde sağlıklı ilerlerken, yağışların belirgin şekilde artmasıyla nemli dönem başladı ve bu durum toprak nemini artırarak bitki gelişimini destekledi.Hububat başta olmak üzere tarla bitkilerinin gelişimi tüm bölgelerde normal ve sağlıklı seyretti. Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Karadeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde de ürün gelişimi genel olarak olumlu devam ediyor.Mevcut iklim ve toprak nemi koşulları, üretim açısından yüksek verim potansiyeline işaret ederken, mevcut meteorolojik koşulların devam etmesi halinde ülke genelinde hububat ve diğer tarımsal ürünlerde verim ve üretim miktarlarının beklentileri karşılaması öngörülüyor.Bu kapsamda, temmuz itibarıyla 2025-2026 üretim sezonunda tarımsal üretim açısından olumlu, dengeli ve verimi yüksek bir dönem yaşanıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>GRAFİKLİ - Trabzonspor, Avrupa kupalarında 157. maçını oynayacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/grafikli-besiktas-avrupa-kupalarinda-264-macina-cikacak/899188/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/grafikli-besiktas-avrupa-kupalarinda-264-macina-cikacak/899188/</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:03:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: UEFA Avrupa Ligi play-off turunda yarın Macaristan'ın Ferencvaros takımı ile deplasmanda karşılaşacak bordo-mavililer, Avrupa kupalarında çıktığı 156 maçta 56 galibiyet, 39 beraberlik ve 61 mağlubiyet yaşadı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- SELÇUK KILIÇ - UEFA Avrupa Ligi play-off turu rövanşında yarın Macaristan'ın Ferencvaros takımı ile deplasmanda karşılaşacak Trabzonspor, Avrupa kupalarındaki 157. maçına çıkacak.Bordo-mavili takım, Avrupa kupalarında daha önce oynadığı 156 müsabakanın 56'sından galibiyetle ayrıldı. 61 karşılaşmada mağlup olan Karadeniz ekibi, 39 kez de rakipleriyle berabere kaldı.Trabzonspor, ilk olarak 1976-1977 sezonunda başladığı Avrupa serüveninde Şampiyon Kulüpler Kupası/UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 30, UEFA Kupası/UEFA Avrupa Ligi'nde 98, Avrupa Kupa Galipleri Kupası'nda 12, UEFA Intertoto Kupası'nda 8 ve UEFA Konferans Ligi'nde 8 maç oynadı.Bordo-mavililer, bu müsabakalarda 194 gol atarken kalesinde 210 gol gördü.- UEFA Avrupa Ligi'nde 99. maçTrabzonspor, Ferencvaros ile oynayacağı maçla UEFA Kupası ve UEFA Avrupa Ligi adıyla düzenlenen Avrupa'nın 2 numaralı kupasında 99. maçına çıkacak.UEFA Kupası'nda ilk olarak 1982-1983 sezonunda Almanya'nın Kaiserslautern takımıyla eşleşen bordo-mavililer, bugüne dek oynadığı 98 maçın 38'inde sahadan galibiyetle ayrıldı. 22 maçta berabere kalan Karadeniz ekibi, 38 karşılaşmada ise sahadan mağlup ayrıldı.Bu maçlarda rakip fileleri 130 kez havalandıran Karadeniz ekibi, kalesinde 132 gol gördü.Ferencvaros ile 4. maçTrabzonspor, Macaristan temsilcisi Ferencvaros ile 4. kez karşılaşacak. Daha önce oynanan 3 maçta bordo-mavililer 1, rakibi ise 2 kez galip geldi.Trabzonspor, iki takım arasında 2022-2023 sezonunda oynanan UEFA Avrupa Ligi grup maçlarında Ferencvaros'a deplasmanda 3-2 kaybetmiş, evinde 1-0 galip gelmişti.Karadeniz ekibi, iki takım arasındaki ilk maçta ise sahadan 1-0 mağlup ayrılmıştı.Avrupa&#039;daki tarihi galibiyetlerTrabzonspor, Avrupa sınavlarında güçlü takımlara karşı da başarılı sonuçlar aldı.Bordo-mavililer, 1976-1977 sezonunda İngiltere'nin Liverpool, 1983-1984'te İtalya'nın Inter, 1990-1991 sezonunda İspanya'nın Barcelona takımını Hüseyin Avni Aker Stadı'nda 1-0'lık sonuçlarla yenmeyi başarmıştı.Karadeniz ekibi, 1983-1984 sezonunda yendiği Inter'i 14 Eylül 2011'de oynanan Şampiyonlar Ligi grup maçında deplasmanda 1-0 mağlup ederek Avrupa'da adından söz ettirmişti.En farklı galibiyetBordo-mavililer, Avrupa kupalarında en farklı galibiyetini Arnavutluk'un Vllaznia takımı karşısında aldı.Karadeniz temsilcisi, 2007-2008 sezonunda UEFA Intertoto Kupası'nda Arnavutluk temsilcisini sahasında 6-0'lık sonuçla mağlup ederek Avrupa'da en farklı galibiyetine imza attı.Karadeniz ekibi, Avrupa kupalarında en farklı yenilgiyi ise İspanya'nın Barcelona takımı karşısında yaşadı.Trabzonspor, 1990-1991 sezonundaki Avrupa Kupa Galipleri Kupası 1. tur rövanş maçında deplasmanda Barcelona'ya 7-2'lik sonuçla mağlup oldu.Bordo-mavili ekibin Avrupa kupaları tarihinde en fazla gol atan oyuncusu ise Hami Mandıralı oldu. Trabzonspor'un unutulmaz golcüsü, Avrupa kupalarında toplam 23 gol kaydetti.Avrupa performansıTrabzonspor'un Avrupa kupalarında oynadığı 156 maçın performans tablosu şöyle:OrganizasyonMaçGBMAYŞampiyon Kulüpler Kupası ve Şampiyonlar Ligi30108122536Kupa Galipleri Kupası124441318UEFA Kupası-Avrupa Ligi98382238130132UEFA Intertoto Kupası83141912UEFA Konferans Ligi8143712Toplam156563961194210]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- SELÇUK KILIÇ - UEFA Avrupa Ligi play-off turu rövanşında yarın Macaristan'ın Ferencvaros takımı ile deplasmanda karşılaşacak Trabzonspor, Avrupa kupalarındaki 157. maçına çıkacak.Bordo-mavili takım, Avrupa kupalarında daha önce oynadığı 156 müsabakanın 56'sından galibiyetle ayrıldı. 61 karşılaşmada mağlup olan Karadeniz ekibi, 39 kez de rakipleriyle berabere kaldı.Trabzonspor, ilk olarak 1976-1977 sezonunda başladığı Avrupa serüveninde Şampiyon Kulüpler Kupası/UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 30, UEFA Kupası/UEFA Avrupa Ligi'nde 98, Avrupa Kupa Galipleri Kupası'nda 12, UEFA Intertoto Kupası'nda 8 ve UEFA Konferans Ligi'nde 8 maç oynadı.Bordo-mavililer, bu müsabakalarda 194 gol atarken kalesinde 210 gol gördü.- UEFA Avrupa Ligi'nde 99. maçTrabzonspor, Ferencvaros ile oynayacağı maçla UEFA Kupası ve UEFA Avrupa Ligi adıyla düzenlenen Avrupa'nın 2 numaralı kupasında 99. maçına çıkacak.UEFA Kupası'nda ilk olarak 1982-1983 sezonunda Almanya'nın Kaiserslautern takımıyla eşleşen bordo-mavililer, bugüne dek oynadığı 98 maçın 38'inde sahadan galibiyetle ayrıldı. 22 maçta berabere kalan Karadeniz ekibi, 38 karşılaşmada ise sahadan mağlup ayrıldı.Bu maçlarda rakip fileleri 130 kez havalandıran Karadeniz ekibi, kalesinde 132 gol gördü.Ferencvaros ile 4. maçTrabzonspor, Macaristan temsilcisi Ferencvaros ile 4. kez karşılaşacak. Daha önce oynanan 3 maçta bordo-mavililer 1, rakibi ise 2 kez galip geldi.Trabzonspor, iki takım arasında 2022-2023 sezonunda oynanan UEFA Avrupa Ligi grup maçlarında Ferencvaros'a deplasmanda 3-2 kaybetmiş, evinde 1-0 galip gelmişti.Karadeniz ekibi, iki takım arasındaki ilk maçta ise sahadan 1-0 mağlup ayrılmıştı.Avrupa&#039;daki tarihi galibiyetlerTrabzonspor, Avrupa sınavlarında güçlü takımlara karşı da başarılı sonuçlar aldı.Bordo-mavililer, 1976-1977 sezonunda İngiltere'nin Liverpool, 1983-1984'te İtalya'nın Inter, 1990-1991 sezonunda İspanya'nın Barcelona takımını Hüseyin Avni Aker Stadı'nda 1-0'lık sonuçlarla yenmeyi başarmıştı.Karadeniz ekibi, 1983-1984 sezonunda yendiği Inter'i 14 Eylül 2011'de oynanan Şampiyonlar Ligi grup maçında deplasmanda 1-0 mağlup ederek Avrupa'da adından söz ettirmişti.En farklı galibiyetBordo-mavililer, Avrupa kupalarında en farklı galibiyetini Arnavutluk'un Vllaznia takımı karşısında aldı.Karadeniz temsilcisi, 2007-2008 sezonunda UEFA Intertoto Kupası'nda Arnavutluk temsilcisini sahasında 6-0'lık sonuçla mağlup ederek Avrupa'da en farklı galibiyetine imza attı.Karadeniz ekibi, Avrupa kupalarında en farklı yenilgiyi ise İspanya'nın Barcelona takımı karşısında yaşadı.Trabzonspor, 1990-1991 sezonundaki Avrupa Kupa Galipleri Kupası 1. tur rövanş maçında deplasmanda Barcelona'ya 7-2'lik sonuçla mağlup oldu.Bordo-mavili ekibin Avrupa kupaları tarihinde en fazla gol atan oyuncusu ise Hami Mandıralı oldu. Trabzonspor'un unutulmaz golcüsü, Avrupa kupalarında toplam 23 gol kaydetti.Avrupa performansıTrabzonspor'un Avrupa kupalarında oynadığı 156 maçın performans tablosu şöyle:OrganizasyonMaçGBMAYŞampiyon Kulüpler Kupası ve Şampiyonlar Ligi30108122536Kupa Galipleri Kupası124441318UEFA Kupası-Avrupa Ligi98382238130132UEFA Intertoto Kupası83141912UEFA Konferans Ligi8143712Toplam156563961194210]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/grafikli-besiktas-avrupa-kupalarinda-264-macina-cikacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türk limanlarına uğrayan gemi sayısı 7 ayda 34 bini aştı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turk-limanlarina-ugrayan-gemi-sayisi-7-ayda-34-bini-asti/899187/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turk-limanlarina-ugrayan-gemi-sayisi-7-ayda-34-bini-asti/899187/</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:03:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Limanlara uğrayan gemilerin 22 bin 71'i yabancı bayraklı, 12 bin 712'si Türk bayraklı oldu - En fazla geminin uğradığı liman başkanlığı, 4 bin 963 ile Kocaeli olarak hesaplandı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : MERTKAN ORUÇ - Türk limanlarına uğrayan gemi sayısı yılın 7 ayında 34 bin 783 olurken, bu gemilerin 22 bin 71'ini yabancı, 12 bin 712'sini Türk bayraklı gemiler oluşturdu.AA muhabirinin Denizcilik Genel Müdürlüğü verilerinden derlediği bilgilere göre, Türk limanları, jeopolitik risklere karşın bölgesel ve küresel önemini koruyor.Türk limanları, İran-ABD/İsrail Savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı'nda geçişlerin sekteye uğradığı, Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle Karadeniz'de gemi trafiğinin olumsuz etkilendiği ve küresel ticaret sisteminin ciddi değişimler geçirdiği 2026'da yoğunluğunu sürdürüyor.Türk limanlarına yılın 7 ayında 34 bin 783 gemi uğrarken, bunun 12 bin 712'si Türk bayraklı, 22 bin 71'i ise yabancı bayraklı olarak kayıtlara geçti.Limanlara uğrayan gemi sayısı geçen yılın aynı döneminde 35 bin 808 gemi olmuş ve bunların 12 bin 326'sı Türk bayraklı, 23 bin 482'si yabancı bayraklı olarak belirlenmişti.En fazla gemi Kocaeli&#039;deTürk limanlarına uğrayan gemi sayıları liman başkanlıklarına göre incelendiğinde, Kocaeli'nin ilk sırada yer aldığı görüldü.Kocaeli Liman Başkanlığına ocak-temmuz döneminde 1530'u Türk bayraklı, 3 bin 433'ü yabancı bayraklı olmak üzere 4 bin 963 gemi uğradı.Kocaeli'yi 1152'si Türk bayraklı, 2 bin 327'si yabancı bayraklı olmak üzere 3 bin 479 gemi ile Aliağa Liman Başkanlığı izledi.Bu limanları, 2 bin 335 gemiyle İskenderun, 2 bin 333 gemiyle Ambarlı ve 2 bin 138 gemiyle Mersin liman başkanlıkları takip etti.Yaklaşık 1,5 milyon araç taşındıRo-Ro gemilerinin yurt dışı bağlantılı hatlarında deniz yoluyla taşınan toplam araç sayısı da yılın 7 ayında 1 milyon 487 bin 171 olarak hesaplandı.Bu araçların 713 bin 940'ı gelen, 773 bin 231'i giden araç olarak kayıtlara geçti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : MERTKAN ORUÇ - Türk limanlarına uğrayan gemi sayısı yılın 7 ayında 34 bin 783 olurken, bu gemilerin 22 bin 71'ini yabancı, 12 bin 712'sini Türk bayraklı gemiler oluşturdu.AA muhabirinin Denizcilik Genel Müdürlüğü verilerinden derlediği bilgilere göre, Türk limanları, jeopolitik risklere karşın bölgesel ve küresel önemini koruyor.Türk limanları, İran-ABD/İsrail Savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı'nda geçişlerin sekteye uğradığı, Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle Karadeniz'de gemi trafiğinin olumsuz etkilendiği ve küresel ticaret sisteminin ciddi değişimler geçirdiği 2026'da yoğunluğunu sürdürüyor.Türk limanlarına yılın 7 ayında 34 bin 783 gemi uğrarken, bunun 12 bin 712'si Türk bayraklı, 22 bin 71'i ise yabancı bayraklı olarak kayıtlara geçti.Limanlara uğrayan gemi sayısı geçen yılın aynı döneminde 35 bin 808 gemi olmuş ve bunların 12 bin 326'sı Türk bayraklı, 23 bin 482'si yabancı bayraklı olarak belirlenmişti.En fazla gemi Kocaeli&#039;deTürk limanlarına uğrayan gemi sayıları liman başkanlıklarına göre incelendiğinde, Kocaeli'nin ilk sırada yer aldığı görüldü.Kocaeli Liman Başkanlığına ocak-temmuz döneminde 1530'u Türk bayraklı, 3 bin 433'ü yabancı bayraklı olmak üzere 4 bin 963 gemi uğradı.Kocaeli'yi 1152'si Türk bayraklı, 2 bin 327'si yabancı bayraklı olmak üzere 3 bin 479 gemi ile Aliağa Liman Başkanlığı izledi.Bu limanları, 2 bin 335 gemiyle İskenderun, 2 bin 333 gemiyle Ambarlı ve 2 bin 138 gemiyle Mersin liman başkanlıkları takip etti.Yaklaşık 1,5 milyon araç taşındıRo-Ro gemilerinin yurt dışı bağlantılı hatlarında deniz yoluyla taşınan toplam araç sayısı da yılın 7 ayında 1 milyon 487 bin 171 olarak hesaplandı.Bu araçların 713 bin 940'ı gelen, 773 bin 231'i giden araç olarak kayıtlara geçti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Rıdvan Yılmaz, Beşiktaş formasıyla dalya peşinde</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ridvan-yilmaz-besiktas-formasiyla-dalya-pesinde/899186/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ridvan-yilmaz-besiktas-formasiyla-dalya-pesinde/899186/</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:03:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: 25 yaşındaki sol bek, siyah-beyazlı formayı ilk olarak 2018-2019 sezonunda teknik direktör Şenol Güneş döneminde giydi - Rıdvan Yılmaz, siyah-beyazlı formayla Süper Lig'de 79, Ziraat Türkiye Kupası'nda 11, Avrupa kupalarında 8, TFF Süper Kupa'da ise 1 kez olmak üzere 99 maça çıktı - Siyah-beyazlı oyuncu, Beşiktaş kariyerinde 6 farklı teknik adamla çalıştı - Rıdvan Yılmaz, Beşiktaş'ta 1'er Süper Lig, Türkiye Kupası ve TFF Süper Kupa şampiyonluğu yaşadı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- METİN ARSLANCAN - Beşiktaş'ın sol beki Rıdvan Yılmaz, siyah-beyazlı formayla 100. maçına çıkmaya hazırlanıyor.Teknik direktör Vincenzo Italiano yönetiminde sezona 7 maçta alınan 6 galibiyet, 1 yenilgiyle başlayan Beşiktaş'ta 25 yaşındaki oyuncu, UEFA Avrupa Ligi play-off turunda yarın Kauno Zalgiris ile deplasmanda oynanacak rövanş müsabakasıyla farklı bir heyecanı yaşayacak.Siyah-beyazlı futbolcu, Litvanya ekibine karşı süre alması durumunda Beşiktaş formasıyla dalya diyecek.Beşiktaş altyapısından yetişen sol bek, siyah-beyazlı formayı ilk olarak 2018-2019 sezonunda teknik direktör Şenol Güneş döneminde giydi.99 maçta 4 gol kaydettiRıdvan Yılmaz, Beşiktaş'ta tüm kulvarda 99 maçta görev yaptı.Siyah-beyazlı oyuncu, Beşiktaş formasıyla Süper Lig'de 79, Ziraat Türkiye Kupası'nda 11, Avrupa kupalarında 8, TFF Süper Kupa'da ise 1 kez olmak üzere 99 maça çıktı.Rıdvan Yılmaz, söz konusu 99 müsabakada 4 kez gol sevinci yaşadı.İlk maçı ligde Çaykur Rizespor&#039;a karşıRıdvan Yılmaz, resmi maçlarda siyah-beyazlı formayı ilk kez Çaykur Rizespor karşılaşmasında sırtına geçirdi.2018-2019 sezonunun 27. haftasında o dönem Şenol Güneş yönetimindeki Beşiktaş, 8 Nisan 2019 günü deplasmanda Çaykur Rizespor ile karşılaştı.Müsabakayı 7-2'lik skorla kazanan siyah-beyazlılarda o sezon 18 yaşındaki Rıdvan, 88. dakikada Adem Ljajic'in yerine ilk kez Beşiktaş formasıyla resmi bir maçta oyuna dahil oldu.Rangers&#039;a transfer olduRıdvan Yılmaz, 2022-2023 sezonu başında Rangers'a transfer oldu.Siyah-beyazlı kulübün altyapısında yetişen 25 yaşındaki sol bek, o dönem 4 milyon avro garanti, 2 milyon 250 bin avro da şarta bağlı bedel ile İskoç ekibine imza attı.Rangers'ta 3 sezon top koşturan Rıdvan Yılmaz, tüm kulvarlarda 77 karşılaşmada 2 kez gol sevinci yaşadı.İkinci Beşiktaş dönemiİskoçya temsilcisinde 3 sezon geçiren Rıdvan Yılmaz, geçen yıl yeniden yuvası Beşiktaş'a döndü.Kariyerindeki ikinci Beşiktaş döneminin başında havalimanında açıklamalarda bulunan Rıdvan, Çok mutluyum. İlk günkü gibi aynı his ve heyecanla buradayım. Beşiktaş formasını üstüme yeniden giydiğimde çok mutlu oldum. Beşiktaş'ı çok özlemiştim. ifadelerini kullanmıştı.Rıdvan Yılmaz, yeniden sırtına geçirdiği siyah-beyazlı formayla geçen sezon 30, bu sezon ise 7 maçta görev yaptı.Beşiktaş&#039;ta 6 farklı teknik adamla çalıştıSiyah-beyazlı futbolcu, Beşiktaş kariyerinde 6 farklı teknik adamla çalıştı.Teknik direktör Şenol Güneş yönetiminde 2018-2019 sezonunda ilk kez forma giyen Rıdvan Yılmaz, daha sonra sırasıyla Abdullah Avcı, Sergen Yalçın, Önder Karaveli, Valerien Ismael ve Vincenzo Italiano ile çalıştı.Beşiktaş&#039;ta kazanılan 3 kupaSiyah-beyazlı takımda 6. sezonunu geçiren Rıdvan Yılmaz, Beşiktaş formasıyla geride kalan 6 sezonda 3 kez kupa sevinci yaşadı.Rıdvan, siyah-beyazlı takım ile 1'er Süper Lig, Türkiye Kupası ve TFF Süper Kupa şampiyonluğuna uzandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- METİN ARSLANCAN - Beşiktaş'ın sol beki Rıdvan Yılmaz, siyah-beyazlı formayla 100. maçına çıkmaya hazırlanıyor.Teknik direktör Vincenzo Italiano yönetiminde sezona 7 maçta alınan 6 galibiyet, 1 yenilgiyle başlayan Beşiktaş'ta 25 yaşındaki oyuncu, UEFA Avrupa Ligi play-off turunda yarın Kauno Zalgiris ile deplasmanda oynanacak rövanş müsabakasıyla farklı bir heyecanı yaşayacak.Siyah-beyazlı futbolcu, Litvanya ekibine karşı süre alması durumunda Beşiktaş formasıyla dalya diyecek.Beşiktaş altyapısından yetişen sol bek, siyah-beyazlı formayı ilk olarak 2018-2019 sezonunda teknik direktör Şenol Güneş döneminde giydi.99 maçta 4 gol kaydettiRıdvan Yılmaz, Beşiktaş'ta tüm kulvarda 99 maçta görev yaptı.Siyah-beyazlı oyuncu, Beşiktaş formasıyla Süper Lig'de 79, Ziraat Türkiye Kupası'nda 11, Avrupa kupalarında 8, TFF Süper Kupa'da ise 1 kez olmak üzere 99 maça çıktı.Rıdvan Yılmaz, söz konusu 99 müsabakada 4 kez gol sevinci yaşadı.İlk maçı ligde Çaykur Rizespor&#039;a karşıRıdvan Yılmaz, resmi maçlarda siyah-beyazlı formayı ilk kez Çaykur Rizespor karşılaşmasında sırtına geçirdi.2018-2019 sezonunun 27. haftasında o dönem Şenol Güneş yönetimindeki Beşiktaş, 8 Nisan 2019 günü deplasmanda Çaykur Rizespor ile karşılaştı.Müsabakayı 7-2'lik skorla kazanan siyah-beyazlılarda o sezon 18 yaşındaki Rıdvan, 88. dakikada Adem Ljajic'in yerine ilk kez Beşiktaş formasıyla resmi bir maçta oyuna dahil oldu.Rangers&#039;a transfer olduRıdvan Yılmaz, 2022-2023 sezonu başında Rangers'a transfer oldu.Siyah-beyazlı kulübün altyapısında yetişen 25 yaşındaki sol bek, o dönem 4 milyon avro garanti, 2 milyon 250 bin avro da şarta bağlı bedel ile İskoç ekibine imza attı.Rangers'ta 3 sezon top koşturan Rıdvan Yılmaz, tüm kulvarlarda 77 karşılaşmada 2 kez gol sevinci yaşadı.İkinci Beşiktaş dönemiİskoçya temsilcisinde 3 sezon geçiren Rıdvan Yılmaz, geçen yıl yeniden yuvası Beşiktaş'a döndü.Kariyerindeki ikinci Beşiktaş döneminin başında havalimanında açıklamalarda bulunan Rıdvan, Çok mutluyum. İlk günkü gibi aynı his ve heyecanla buradayım. Beşiktaş formasını üstüme yeniden giydiğimde çok mutlu oldum. Beşiktaş'ı çok özlemiştim. ifadelerini kullanmıştı.Rıdvan Yılmaz, yeniden sırtına geçirdiği siyah-beyazlı formayla geçen sezon 30, bu sezon ise 7 maçta görev yaptı.Beşiktaş&#039;ta 6 farklı teknik adamla çalıştıSiyah-beyazlı futbolcu, Beşiktaş kariyerinde 6 farklı teknik adamla çalıştı.Teknik direktör Şenol Güneş yönetiminde 2018-2019 sezonunda ilk kez forma giyen Rıdvan Yılmaz, daha sonra sırasıyla Abdullah Avcı, Sergen Yalçın, Önder Karaveli, Valerien Ismael ve Vincenzo Italiano ile çalıştı.Beşiktaş&#039;ta kazanılan 3 kupaSiyah-beyazlı takımda 6. sezonunu geçiren Rıdvan Yılmaz, Beşiktaş formasıyla geride kalan 6 sezonda 3 kez kupa sevinci yaşadı.Rıdvan, siyah-beyazlı takım ile 1'er Süper Lig, Türkiye Kupası ve TFF Süper Kupa şampiyonluğuna uzandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/ridvan-yilmaz-besiktas-formasiyla-dalya-pesinde.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yapay zeka buluşları için Hızlı Hat geliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yapay-zeka-buluslari-icin-hizli-hat-geliyor/899185/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yapay-zeka-buluslari-icin-hizli-hat-geliyor/899185/</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:03:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / TÜRKPATENT bünyesinde devreye alınacak uygulamayla yapay zeka teknolojilerine ve yapay zeka kullanan buluşlara ilişkin sınai mülkiyet başvurularında hızlandırılmış inceleme süreçleri işletilecek - Sağlık, eğitim, istihdam, kredi değerlendirme, biyometrik tanıma, kolluk ve adalet gibi alanlardaki yüksek etkili yapay zeka sistemleri için Algoritmik Etki Değerlendirmesi ve Model Kartı zorunlu hale getirilecek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : ZEYNEP DUYAR - Türkiye, yapay zeka teknolojilerine yönelik buluşların sınai mülkiyet başvuru süreçlerini hızlandırmak amacıyla TÜRKPATENT bünyesinde Yapay Zeka Hızlı Hat uygulamasını devreye alacak.AA muhabirinin edindiği bilgiye göre ilgili kurum ve kuruluşlar, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinesinde yürütülen 2026-2030 dönemi Türkiye Yapay Zeka Eylem Planındaki hedeflere odaklandı.Vatandaşların haklarını koruyan ve yatırımcılara öngörülebilirlik sağlayan düzenleyici ortamın kurulması için çalışmalar da hızlandı.Bu kapsamda, yapay zeka teknolojileri ile bu teknolojileri kullanan buluşlara ilişkin sınai mülkiyet başvuruları teşvik edilecek.TÜRKPATENT tarafından yürütülecek Yapay Zeka Hızlı Hat uygulaması kapsamında başvurularda şeffaf beyan ve hızlandırılmış inceleme süreçleri işletilecek. Uygulamanın bir yıl içinde faaliyete geçirilmesi hedefleniyor.Düzenlemeyle yapay zeka alanındaki yenilikçi çalışmaların fikri mülkiyet haklarıyla korunması, başvuru süreçlerinin hızlandırılması ve teknoloji yatırımlarına daha öngörülebilir bir ortam sağlanması amaçlanıyor.Yapay zeka sistemlerine risk düzeyine göre yükümlülükEylem kapsamında güvenilir ve yenilikçi bir yapay zeka ekosisteminin oluşturulması için hukuki ve etik kurallar, güvenlik standartları, yanlış bilgiyle mücadele yöntemleri ve veri yönetişimi ilkeleri ortak bir çerçevede ele alınacak.Bu çerçevenin temelini, Avrupa Birliği'nin orantılı risk yaklaşımını dikkate alan ulusal yapay zeka hukuki ve etik çerçevesi oluşturacak.Yapay zeka sistemlerinin risk düzeyine göre kademeli yükümlülükler belirlenecek.Düşük riskli uygulamalar için sade kontrol listeleri, orta riskli uygulamalar için kısa form Algoritmik Etki Değerlendirmesi hazırlanacak. Yüksek etkili sistemlerde ise genişletilmiş Algoritmik Etki Değerlendirmesi, kamuya açık özet Model Kartı ve denetleyici kurumlara sunulacak ayrıntılı teknik dosya standart hale getirilecek.Sağlık, eğitim, istihdam, sosyal yardım, kredi değerlendirme, biyometrik tanıma, kolluk ve adalet süreçlerinde kullanılan sistemler ile çocukları ve hassas grupları doğrudan etkileyen uygulamalar yüksek etkili yapay zeka sistemi olarak tanımlanacak.Bir yıl içinde orantılı risk rehberi ile sektör eklerinin yayımlanması, yeni devreye alınan yüksek etkili kamu yapay zeka sistemlerinin tamamında Algoritmik Etki Değerlendirmesi ve Model Kartı paketinin uygulanması öngörülüyor.Yapay zekada kişisel verilerin işlenme koşullarına da odaklanılacakYapay zekada sınai mülkiyet haklarının yanı sıra kişisel verilerin işlenmesine ilişkin süreçler de ilgili kurum ve kuruluşların gündeminde bulunuyor.Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü arasındaki uyum, yapay zekaya özgü veri işleme senaryolarını kapsayacak şekilde güçlendirilecek.Bu doğrultuda otomatik karar alma süreçlerinde açıklanabilirlik yükümlülüğü, yapay zeka modellerinin eğitiminde kişisel verilerin işlenmesine ilişkin kurallar ve sınır ötesi veri transferi koşulları da ayrıntılandırılacak.Böylece bir yandan vatandaşların temel hak ve özgürlüklerinin korunması, diğer yandan yapay zeka alanında faaliyet gösteren girişimci ve yatırımcılar için güvenli, şeffaf ve öngörülebilir bir düzenleyici ortam oluşturulması amaçlanıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : ZEYNEP DUYAR - Türkiye, yapay zeka teknolojilerine yönelik buluşların sınai mülkiyet başvuru süreçlerini hızlandırmak amacıyla TÜRKPATENT bünyesinde Yapay Zeka Hızlı Hat uygulamasını devreye alacak.AA muhabirinin edindiği bilgiye göre ilgili kurum ve kuruluşlar, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinesinde yürütülen 2026-2030 dönemi Türkiye Yapay Zeka Eylem Planındaki hedeflere odaklandı.Vatandaşların haklarını koruyan ve yatırımcılara öngörülebilirlik sağlayan düzenleyici ortamın kurulması için çalışmalar da hızlandı.Bu kapsamda, yapay zeka teknolojileri ile bu teknolojileri kullanan buluşlara ilişkin sınai mülkiyet başvuruları teşvik edilecek.TÜRKPATENT tarafından yürütülecek Yapay Zeka Hızlı Hat uygulaması kapsamında başvurularda şeffaf beyan ve hızlandırılmış inceleme süreçleri işletilecek. Uygulamanın bir yıl içinde faaliyete geçirilmesi hedefleniyor.Düzenlemeyle yapay zeka alanındaki yenilikçi çalışmaların fikri mülkiyet haklarıyla korunması, başvuru süreçlerinin hızlandırılması ve teknoloji yatırımlarına daha öngörülebilir bir ortam sağlanması amaçlanıyor.Yapay zeka sistemlerine risk düzeyine göre yükümlülükEylem kapsamında güvenilir ve yenilikçi bir yapay zeka ekosisteminin oluşturulması için hukuki ve etik kurallar, güvenlik standartları, yanlış bilgiyle mücadele yöntemleri ve veri yönetişimi ilkeleri ortak bir çerçevede ele alınacak.Bu çerçevenin temelini, Avrupa Birliği'nin orantılı risk yaklaşımını dikkate alan ulusal yapay zeka hukuki ve etik çerçevesi oluşturacak.Yapay zeka sistemlerinin risk düzeyine göre kademeli yükümlülükler belirlenecek.Düşük riskli uygulamalar için sade kontrol listeleri, orta riskli uygulamalar için kısa form Algoritmik Etki Değerlendirmesi hazırlanacak. Yüksek etkili sistemlerde ise genişletilmiş Algoritmik Etki Değerlendirmesi, kamuya açık özet Model Kartı ve denetleyici kurumlara sunulacak ayrıntılı teknik dosya standart hale getirilecek.Sağlık, eğitim, istihdam, sosyal yardım, kredi değerlendirme, biyometrik tanıma, kolluk ve adalet süreçlerinde kullanılan sistemler ile çocukları ve hassas grupları doğrudan etkileyen uygulamalar yüksek etkili yapay zeka sistemi olarak tanımlanacak.Bir yıl içinde orantılı risk rehberi ile sektör eklerinin yayımlanması, yeni devreye alınan yüksek etkili kamu yapay zeka sistemlerinin tamamında Algoritmik Etki Değerlendirmesi ve Model Kartı paketinin uygulanması öngörülüyor.Yapay zekada kişisel verilerin işlenme koşullarına da odaklanılacakYapay zekada sınai mülkiyet haklarının yanı sıra kişisel verilerin işlenmesine ilişkin süreçler de ilgili kurum ve kuruluşların gündeminde bulunuyor.Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü arasındaki uyum, yapay zekaya özgü veri işleme senaryolarını kapsayacak şekilde güçlendirilecek.Bu doğrultuda otomatik karar alma süreçlerinde açıklanabilirlik yükümlülüğü, yapay zeka modellerinin eğitiminde kişisel verilerin işlenmesine ilişkin kurallar ve sınır ötesi veri transferi koşulları da ayrıntılandırılacak.Böylece bir yandan vatandaşların temel hak ve özgürlüklerinin korunması, diğer yandan yapay zeka alanında faaliyet gösteren girişimci ve yatırımcılar için güvenli, şeffaf ve öngörülebilir bir düzenleyici ortam oluşturulması amaçlanıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/yapay-zeka-buluslari-icin-hizli-hat-geliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Piyasalar, Fed Başkanı Warsh'un Jackson Hole'da yapacağı konuşmayı bekliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/piyasalar-fed-baskani-warsh-un-jackson-hole-da-yapacagi-konusmayi-bekliyor/899184/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/piyasalar-fed-baskani-warsh-un-jackson-hole-da-yapacagi-konusmayi-bekliyor/899184/</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:03:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / American Enterprise Institute Kıdemli Uzmanı Steven Kamin: - Son enflasyon verileri oldukça ılımlı geldiğinden, Warsh'un FOMC'nin fiyat istikrarını yeniden tesis etme konusundaki kararlılığına ilişkin yalnızca muğlak açıklamalar yapmaya devam etmesini bekliyorum - Fitch Ratings ABD Ekonomik Araştırmalar Başkanı Olu Sonola: - Para politikasının izleyeceği seyir ve zamanlamaya dair daha net bir yönlendirme sunan mütevazı bir sinyal bile piyasalar üzerinde olağanüstü bir etki yaratacaktır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : SEVGİ CEREN GÖKKOYUN - ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Kevin Warsh'un Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu'nda cuma günü yapacağı konuşma yatırımcıların odağında bulunuyor.Fed'in Kansas City şubesinin 1978'den bu yana düzenlediği Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu, 27-29 Ağustos'ta gerçekleştirilecek.ABD'nin Wyoming eyaletindeki Jackson Hole kasabasında, kritik ekonomik meseleleri ve uzun vadeli politika sorunlarını masaya yatırmak üzere merkez bankası yöneticileri, ekonomistler, finans piyasası aktörleri, akademisyenler ve hükümet temsilcileri bir araya gelecek.Organizasyonun odağında finansal inovasyon yer alacakKüresel ölçekte en köklü merkez bankacılığı etkinliklerinden biri sayılan sempozyum, dünya ekonomisi ve politika gündeminin değerlendirilmesi açısından da önemli bir zemin sağlayacak.Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu'nun bu yılki teması, Finansal İnovasyon: Ödemeler ve Politika Açısından Etkiler olacak. Sempozyumun katılımcıları modern dijital ödeme altyapılarının konvansiyonel bankacılığa yansımaları ile kural koyucuların hızla gelişen bu finansal yeniliklere nasıl adapte olması gerektiği gibi sorulara yanıt arayacak.Sunumlar, panel tartışmaları ve soru-cevap oturumlarını içeren sempozyum, katılımcılara ekonomik konular ve politika meseleleri üzerine derinlemesine tartışmalar yapma imkanı sunacak.Warsh, Fed Başkanı olarak ilk kez sempozyumdaFed Yönetim Kurulu üyesi olduğu 2006-2011 döneminde ve sonrasında Stanford Üniversitesindeki akademisyen kimliğiyle Jackson Hole'da aktif bir katılımcı olarak bulunan Warsh, Fed Başkanı olarak ilk kez bu etkinlikte yer alacak.Fed başkanlığı görevini mayıs ayında Jerome Powell'dan devralan Warsh'un cuma günü yapacağı konuşma, konferansın odak noktasında bulunacak. Fed'in 15-16 Eylül'de gerçekleştireceği bir sonraki Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı öncesi Warsh'un yapacağı açıklamalarda para politikasının geleceğine ilişkin ipuçları aranacak.Ayrıca Warsh'un Fed'in iletişim biçimi ve işleyişine yönelik yürütülen gözden geçirme süreci kapsamındaki değerlendirmeleri de takip edilecek.Warsh, enflasyon hedefinde yumuşamanın söz konusu olmadığını vurgulamıştıFed'in politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında tuttuğu son para politikası toplantısı sonrasında konuşan Warsh, fiyat istikrarını sağlama konusundaki kararlılığını ​​​​​​​yineleyerek enflasyon hedefinde herhangi bir yumuşamanın söz konusu olmadığını söylemişti.ABD'de tarım dışı istihdam temmuzda artış beklentilerinin aksine 23 bin kişi azalırken, işsizlik oranı yüzde 4,1'e gerileyerek beklentilerin altında gerçekleşmişti.Ülkede Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), temmuzda aylık yüzde 0,1, yıllık yüzde 3,4 ile beklentilere paralel artış kaydetmişti.Temmuz ayı istihdam verileri iş gücü piyasasında soğumaya işaret ederken, TÜFE verileri ise yıllık enflasyonda yavaşlamanın devam ettiğini göstermişti. Tahvil faizleri, tırmanan petrol fiyatları nedeniyle enflasyonun hedefe ulaşmasının gecikeceğine yönelik endişelerle yüksek seyrini sürdürüyor.ABD Hazine Bakanlığının uzun vadeli tahvil geri alım operasyonlarının büyüklüğünü iki katına çıkarma hamlesi, piyasadaki satış baskısını hafifletmede sınırlı bir etki yapıyor.Fed'in temmuz ayındaki toplantısında, üç üyenin faiz artışından yana olmaları nedeniyle karşı oy kullanması ve toplantı tutanaklarındaki şahin ton yılın geri kalanında faiz artışı ihtimalini canlı tutuyor.Warsh'un Jackson Hole'da yapacağı açıklamaların, bu gelişmeler karşısında Fed'in gelecek dönemde atabileceği adımlara dair beklentileri şekillendireceği öngörülüyor.Hangi gelişmelerin faizleri etkileyeceğine dair bir açıklama piyasaları yatıştırabilirAmerican Enterprise Institute Kıdemli Uzmanı Steven Kamin, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, eğer son açıklanan veriler enflasyonda yükselişe işaret etmiş olsaydı, Warsh'un enflasyonu yukarı yönlü iten unsurların neler olduğuna ve Fed'in buna karşı ne yapmaya hazırlandığına ilişkin görüşlerini ortaya koymak zorunda kalacağını belirtti.Kamin, Son enflasyon verileri oldukça ılımlı geldiğinden, FOMC'nin fiyat istikrarını yeniden tesis etme konusundaki kararlılığına ilişkin Warsh'un yalnızca muğlak açıklamalar yapmaya devam etmesini bekliyorum. diye konuştu.Hangi gelişmelerin FOMC'nin faizleri düşürmesine, hangi gelişmelerin ise faizleri artırmasına yol açacağına dair daha ayrıntılı bir açıklamanın piyasaların yatışmasına ve vade primlerinin bir ölçüde gerilemesine yardımcı olabileceğine işaret eden Kamin, ancak bunun gerçekleşmesini beklemediğini kaydetti.Yakın zamanda faiz artışına gidileceğine dair bir sinyal beklemiyoruzFitch Ratings ABD Ekonomik Araştırmalar Başkanı Olu Sonola da kısa vadeli enflasyon baskıları kontrol altında görünse de Orta Doğu'daki süregelen istikrarsızlık da dikkate alındığında, politika yapıcıların enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde yeniden yüzde 2 seviyesine döneceği konusunda henüz tam bir güvene sahip olmadığını ifade etti.Bu durumun temkinli olunmasını, yıl sonuna kadar politika faizinin değiştirilmemesini ve belirsiz görünümün vurgulanmaya devam edilmesini gerektirdiğini belirten Sonola, Yakın zamanda faiz artışına gidileceğine dair bir sinyal beklemiyoruz. dedi.Sonola, iletişim beklentisi çıtasının düşük tutulduğunu ve Warsh'un çok fazla şey söylemeyeceğini öngördüklerini vurgulayarak, Para politikasının izleyeceği seyir ve zamanlamaya dair daha net bir yönlendirme sunan mütevazı bir sinyal bile piyasalar üzerinde olağanüstü bir etki yaratacaktır. ifadesini kullandı.Warsh, enflasyonun seyrinin kontrol altında olduğu mesajını verebilirING Amerika Bölgesel Araştırma Başkanı Padhraic Garvey, Fed'in haziran ayında yayımladığı ekonomiye yönelik tahminlerine göre, FOMC içinde bu yıl faiz artırımı gerekip gerekmediği konusunda 9'a 9'luk bir bölünme olduğuna işaret etti.Fed Başkanı Kevin Warsh'un faiz beklentilerine ilişkin bir tahmin sunmadığını anımsatan Garvey, ancak güçlü kanaatin, görüş belirtmek zorunda kalsaydı, Warsh'un faiz artırımına karşı çıkan tarafta yer alacağı yönünde olduğunu dile getirdi.Garvey, faiz artırımı öngören 9 üyeden yalnızca 3'ünün bu yıl oy hakkına sahip olduğunu düşündüklerini ve söz konusu üyelerin zaten faiz artırımından yana oy verdiğini ifade ederek, Fed'in faiz artırımı yapabilmesi için istihdam ve enflasyon verilerinin, 'faiz artırımı yok' diyenleri, görüşlerini değiştirmeye ikna etmesi gerekiyor. Bu nedenle bizim görüşümüz, Fed'in 2027'nin ilerleyen dönemlerine kadar faizleri sabit tutacağı yönünde. diye konuştu.Fed Başkanı Warsh'un gelecek 12-18 aylık dönemde enflasyonun seyrinin kontrol altında olduğu mesajı vermesinin piyasalar üzerinde etkili olabileceğini söyleyen Garvey, savaş endişelerinin ve arz akışındaki kısıtlamaların azalmasına bağlı olarak benzin fiyatlarının manşet enflasyonun düşmesine katkıda bulunabileceğini anlattı.Garvey, TÜFE'de en yüksek ağırlığa sahip bileşen olan barınma maliyetlerinin 12 ay boyunca genel enflasyon üzerinde istikrarlı bir aşağı yönlü baskı oluşturmasının beklendiğini ifade etti.Özel sektörde ücret artışı ve ortalama saatlik kazançlardaki artışın da enflasyon hedefiyle uyumlu olduğunu kaydeden Garvey, tarifelerin enflasyon üzerindeki yukarı yönlü etkisinin hızla azalacağı konusunda da daha fazla güven duyulabileceğini dile getirdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : SEVGİ CEREN GÖKKOYUN - ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Kevin Warsh'un Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu'nda cuma günü yapacağı konuşma yatırımcıların odağında bulunuyor.Fed'in Kansas City şubesinin 1978'den bu yana düzenlediği Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu, 27-29 Ağustos'ta gerçekleştirilecek.ABD'nin Wyoming eyaletindeki Jackson Hole kasabasında, kritik ekonomik meseleleri ve uzun vadeli politika sorunlarını masaya yatırmak üzere merkez bankası yöneticileri, ekonomistler, finans piyasası aktörleri, akademisyenler ve hükümet temsilcileri bir araya gelecek.Organizasyonun odağında finansal inovasyon yer alacakKüresel ölçekte en köklü merkez bankacılığı etkinliklerinden biri sayılan sempozyum, dünya ekonomisi ve politika gündeminin değerlendirilmesi açısından da önemli bir zemin sağlayacak.Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu'nun bu yılki teması, Finansal İnovasyon: Ödemeler ve Politika Açısından Etkiler olacak. Sempozyumun katılımcıları modern dijital ödeme altyapılarının konvansiyonel bankacılığa yansımaları ile kural koyucuların hızla gelişen bu finansal yeniliklere nasıl adapte olması gerektiği gibi sorulara yanıt arayacak.Sunumlar, panel tartışmaları ve soru-cevap oturumlarını içeren sempozyum, katılımcılara ekonomik konular ve politika meseleleri üzerine derinlemesine tartışmalar yapma imkanı sunacak.Warsh, Fed Başkanı olarak ilk kez sempozyumdaFed Yönetim Kurulu üyesi olduğu 2006-2011 döneminde ve sonrasında Stanford Üniversitesindeki akademisyen kimliğiyle Jackson Hole'da aktif bir katılımcı olarak bulunan Warsh, Fed Başkanı olarak ilk kez bu etkinlikte yer alacak.Fed başkanlığı görevini mayıs ayında Jerome Powell'dan devralan Warsh'un cuma günü yapacağı konuşma, konferansın odak noktasında bulunacak. Fed'in 15-16 Eylül'de gerçekleştireceği bir sonraki Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı öncesi Warsh'un yapacağı açıklamalarda para politikasının geleceğine ilişkin ipuçları aranacak.Ayrıca Warsh'un Fed'in iletişim biçimi ve işleyişine yönelik yürütülen gözden geçirme süreci kapsamındaki değerlendirmeleri de takip edilecek.Warsh, enflasyon hedefinde yumuşamanın söz konusu olmadığını vurgulamıştıFed'in politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında tuttuğu son para politikası toplantısı sonrasında konuşan Warsh, fiyat istikrarını sağlama konusundaki kararlılığını ​​​​​​​yineleyerek enflasyon hedefinde herhangi bir yumuşamanın söz konusu olmadığını söylemişti.ABD'de tarım dışı istihdam temmuzda artış beklentilerinin aksine 23 bin kişi azalırken, işsizlik oranı yüzde 4,1'e gerileyerek beklentilerin altında gerçekleşmişti.Ülkede Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), temmuzda aylık yüzde 0,1, yıllık yüzde 3,4 ile beklentilere paralel artış kaydetmişti.Temmuz ayı istihdam verileri iş gücü piyasasında soğumaya işaret ederken, TÜFE verileri ise yıllık enflasyonda yavaşlamanın devam ettiğini göstermişti. Tahvil faizleri, tırmanan petrol fiyatları nedeniyle enflasyonun hedefe ulaşmasının gecikeceğine yönelik endişelerle yüksek seyrini sürdürüyor.ABD Hazine Bakanlığının uzun vadeli tahvil geri alım operasyonlarının büyüklüğünü iki katına çıkarma hamlesi, piyasadaki satış baskısını hafifletmede sınırlı bir etki yapıyor.Fed'in temmuz ayındaki toplantısında, üç üyenin faiz artışından yana olmaları nedeniyle karşı oy kullanması ve toplantı tutanaklarındaki şahin ton yılın geri kalanında faiz artışı ihtimalini canlı tutuyor.Warsh'un Jackson Hole'da yapacağı açıklamaların, bu gelişmeler karşısında Fed'in gelecek dönemde atabileceği adımlara dair beklentileri şekillendireceği öngörülüyor.Hangi gelişmelerin faizleri etkileyeceğine dair bir açıklama piyasaları yatıştırabilirAmerican Enterprise Institute Kıdemli Uzmanı Steven Kamin, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, eğer son açıklanan veriler enflasyonda yükselişe işaret etmiş olsaydı, Warsh'un enflasyonu yukarı yönlü iten unsurların neler olduğuna ve Fed'in buna karşı ne yapmaya hazırlandığına ilişkin görüşlerini ortaya koymak zorunda kalacağını belirtti.Kamin, Son enflasyon verileri oldukça ılımlı geldiğinden, FOMC'nin fiyat istikrarını yeniden tesis etme konusundaki kararlılığına ilişkin Warsh'un yalnızca muğlak açıklamalar yapmaya devam etmesini bekliyorum. diye konuştu.Hangi gelişmelerin FOMC'nin faizleri düşürmesine, hangi gelişmelerin ise faizleri artırmasına yol açacağına dair daha ayrıntılı bir açıklamanın piyasaların yatışmasına ve vade primlerinin bir ölçüde gerilemesine yardımcı olabileceğine işaret eden Kamin, ancak bunun gerçekleşmesini beklemediğini kaydetti.Yakın zamanda faiz artışına gidileceğine dair bir sinyal beklemiyoruzFitch Ratings ABD Ekonomik Araştırmalar Başkanı Olu Sonola da kısa vadeli enflasyon baskıları kontrol altında görünse de Orta Doğu'daki süregelen istikrarsızlık da dikkate alındığında, politika yapıcıların enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde yeniden yüzde 2 seviyesine döneceği konusunda henüz tam bir güvene sahip olmadığını ifade etti.Bu durumun temkinli olunmasını, yıl sonuna kadar politika faizinin değiştirilmemesini ve belirsiz görünümün vurgulanmaya devam edilmesini gerektirdiğini belirten Sonola, Yakın zamanda faiz artışına gidileceğine dair bir sinyal beklemiyoruz. dedi.Sonola, iletişim beklentisi çıtasının düşük tutulduğunu ve Warsh'un çok fazla şey söylemeyeceğini öngördüklerini vurgulayarak, Para politikasının izleyeceği seyir ve zamanlamaya dair daha net bir yönlendirme sunan mütevazı bir sinyal bile piyasalar üzerinde olağanüstü bir etki yaratacaktır. ifadesini kullandı.Warsh, enflasyonun seyrinin kontrol altında olduğu mesajını verebilirING Amerika Bölgesel Araştırma Başkanı Padhraic Garvey, Fed'in haziran ayında yayımladığı ekonomiye yönelik tahminlerine göre, FOMC içinde bu yıl faiz artırımı gerekip gerekmediği konusunda 9'a 9'luk bir bölünme olduğuna işaret etti.Fed Başkanı Kevin Warsh'un faiz beklentilerine ilişkin bir tahmin sunmadığını anımsatan Garvey, ancak güçlü kanaatin, görüş belirtmek zorunda kalsaydı, Warsh'un faiz artırımına karşı çıkan tarafta yer alacağı yönünde olduğunu dile getirdi.Garvey, faiz artırımı öngören 9 üyeden yalnızca 3'ünün bu yıl oy hakkına sahip olduğunu düşündüklerini ve söz konusu üyelerin zaten faiz artırımından yana oy verdiğini ifade ederek, Fed'in faiz artırımı yapabilmesi için istihdam ve enflasyon verilerinin, 'faiz artırımı yok' diyenleri, görüşlerini değiştirmeye ikna etmesi gerekiyor. Bu nedenle bizim görüşümüz, Fed'in 2027'nin ilerleyen dönemlerine kadar faizleri sabit tutacağı yönünde. diye konuştu.Fed Başkanı Warsh'un gelecek 12-18 aylık dönemde enflasyonun seyrinin kontrol altında olduğu mesajı vermesinin piyasalar üzerinde etkili olabileceğini söyleyen Garvey, savaş endişelerinin ve arz akışındaki kısıtlamaların azalmasına bağlı olarak benzin fiyatlarının manşet enflasyonun düşmesine katkıda bulunabileceğini anlattı.Garvey, TÜFE'de en yüksek ağırlığa sahip bileşen olan barınma maliyetlerinin 12 ay boyunca genel enflasyon üzerinde istikrarlı bir aşağı yönlü baskı oluşturmasının beklendiğini ifade etti.Özel sektörde ücret artışı ve ortalama saatlik kazançlardaki artışın da enflasyon hedefiyle uyumlu olduğunu kaydeden Garvey, tarifelerin enflasyon üzerindeki yukarı yönlü etkisinin hızla azalacağı konusunda da daha fazla güven duyulabileceğini dile getirdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/piyasalar-fed-baskani-warsh-un-jackson-hole-da-yapacagi-konusmayi-bekliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Krunf'un temassız araç yıkama sistemleri su verimliliğine odaklanıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/krunf-un-temassiz-arac-yikama-sistemleri-su-verimliligine-odaklaniyor/899183/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/krunf-un-temassiz-arac-yikama-sistemleri-su-verimliligine-odaklaniyor/899183/</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:03:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Krunf, geliştirdiği temassız otomatik araç yıkama sistemleriyle su tüketiminin azaltılması, kullanılan suyun geri kazanılması ve yıkama süreçlerinin otomatikleştirilmesine yönelik çözümler sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Krunf, geliştirdiği temassız otomatik araç yıkama sistemleriyle su tüketiminin azaltılması, kullanılan suyun geri kazanılması ve yıkama süreçlerinin otomatikleştirilmesine yönelik çözümler sunuyor.Şirketten yapılan açıklamaya göre, iklim değişikliği ve nüfus artışının etkisiyle su kaynakları üzerindeki baskının gelecek dönemde artması beklenirken, yüksek miktarda su kullanılan temizlik ve yıkama uygulamalarında kaynak verimliliği de önem arz ediyor. Bu kapsamda, araç yıkama işletmelerinde su kullanımının kontrol altına alınması ve su verimliliği sağlayan yöntemler, daha çok tercih ediliyor.Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2025 verilerine göre, Türkiye'de trafiğe kayıtlı toplam motorlu kara taşıtı sayısı 33 milyon 612 bin 650'ye ulaşırken, bunların 17 milyon 373 bin 581'ini ve toplam araç parkının yüzde 51,7'sini otomobiller teşkil etti.Araçların ayda bir kez yıkandığı varsayımıyla dahi yıllık yıkama sayısının yüz milyonlar seviyesine ulaşması, yıkama başına kullanılan su miktarını ve geri kazanım oranını sektör açısından önemli bir sürdürülebilirlik parametresine dönüştürüyor.Yaklaşık 18 milyon otomobilin yılda 12 kez yıkandığı ve her yıkamada 150 litre su kullanıldığı teorik senaryoda, yıllık toplam su kullanımı yaklaşık 32,4 milyar litreye ulaşıyor. Bu suyun yüzde 80'inin geri kazanılması halinde yaklaşık 25,9 milyar litre suyun yeniden kullanıma kazandırılması mümkün olabiliyor. Söz konusu rakamlar, araçların gerçek yıkama sıklığı, kullanılan sistemin su tüketimi, yıkama programı ve geri kazanım altyapısının performansına göre değişebiliyor.- Temassız sistemlerde yıkama süreci otomatik yürütülüyorKrunf, geliştirdiği otomatik temassız araç yıkama robotlarıyla araç yüzeyine fiziksel temas etmeden temizlik yapılmasını sağlıyor. Türkiye'de tasarım, yazılım ve üretimini gerçekleştirdiği sistemlerde köpükleme, kir sökücü uygulama, cila, yüksek basınçlı ve salınımlı yıkama ile kurutma gibi farklı aşamalar, otomatik tamamlanabiliyor.Markanın araç yıkama robotları otomobil, SUV ve hafif ticari araçların yanı sıra minibüs ve midibüs gibi farklı araç tiplerine yönelik seçenekler barındırıyor. Firmanın ürün gamında tır ve otobüs yıkama sistemleri, minibüs yıkama robotları ve tekerlek yıkama üniteleri de yer alıyor. Otomatik araç yıkama sistemlerinde örnek yıkama programı yaklaşık 8 dakikada tamamlanırken, bazı modellerde araç altı yıkama, köpük, kir sökücü, cila ve kurutma aşamaları tek bir otomatik süreç içerisinde gerçekleştirilebiliyor.Araç yıkamada sürdürülebilirliğin, sadece daha az su kullanılmasıyla değil, kullanılan suyun yeniden sisteme kazandırılmasıyla da sağlanması hedefleniyor. Krunf, otomatik araç yıkama sistemleri için ters ozmos arıtma çözümleri sunuyor. Sistem, yüzde 80'e kadar geri kazanımlı çevrimle aynı suyun tekrar kullanılmasına imkan tanıyor. Ters ozmos teknolojisi, aynı zamanda sudaki mineral ve kirleticilerin azaltılması yoluyla araç yüzeyinde oluşabilecek leke ve kireçlenmelerin önlenmesine katkıda bulunuyor.Dünya geneleinde otomatik araç yıkama sektöründeki farklı sistemlerde de su geri kazanım teknolojileri kullanılırken, geri kazanım oranları, yıkama programı ve kullanılan arıtma teknolojisine bağlı olarak değişiyor.Sektörde sürdürülebilirliğin yanı sıra otomasyon da işletmelerin maliyet ve operasyon yönetiminde öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Krunf'un sistemleri, yıkama sürecinin belirli programlar üzerinden otomatik şekilde gerçekleştirilmesine imkan tanırken, QR kod, kredi kartı, abone kartı ve mobil uygulama gibi farklı ödeme ve kullanım seçenekleri de sağlıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Krunf, geliştirdiği temassız otomatik araç yıkama sistemleriyle su tüketiminin azaltılması, kullanılan suyun geri kazanılması ve yıkama süreçlerinin otomatikleştirilmesine yönelik çözümler sunuyor.Şirketten yapılan açıklamaya göre, iklim değişikliği ve nüfus artışının etkisiyle su kaynakları üzerindeki baskının gelecek dönemde artması beklenirken, yüksek miktarda su kullanılan temizlik ve yıkama uygulamalarında kaynak verimliliği de önem arz ediyor. Bu kapsamda, araç yıkama işletmelerinde su kullanımının kontrol altına alınması ve su verimliliği sağlayan yöntemler, daha çok tercih ediliyor.Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2025 verilerine göre, Türkiye'de trafiğe kayıtlı toplam motorlu kara taşıtı sayısı 33 milyon 612 bin 650'ye ulaşırken, bunların 17 milyon 373 bin 581'ini ve toplam araç parkının yüzde 51,7'sini otomobiller teşkil etti.Araçların ayda bir kez yıkandığı varsayımıyla dahi yıllık yıkama sayısının yüz milyonlar seviyesine ulaşması, yıkama başına kullanılan su miktarını ve geri kazanım oranını sektör açısından önemli bir sürdürülebilirlik parametresine dönüştürüyor.Yaklaşık 18 milyon otomobilin yılda 12 kez yıkandığı ve her yıkamada 150 litre su kullanıldığı teorik senaryoda, yıllık toplam su kullanımı yaklaşık 32,4 milyar litreye ulaşıyor. Bu suyun yüzde 80'inin geri kazanılması halinde yaklaşık 25,9 milyar litre suyun yeniden kullanıma kazandırılması mümkün olabiliyor. Söz konusu rakamlar, araçların gerçek yıkama sıklığı, kullanılan sistemin su tüketimi, yıkama programı ve geri kazanım altyapısının performansına göre değişebiliyor.- Temassız sistemlerde yıkama süreci otomatik yürütülüyorKrunf, geliştirdiği otomatik temassız araç yıkama robotlarıyla araç yüzeyine fiziksel temas etmeden temizlik yapılmasını sağlıyor. Türkiye'de tasarım, yazılım ve üretimini gerçekleştirdiği sistemlerde köpükleme, kir sökücü uygulama, cila, yüksek basınçlı ve salınımlı yıkama ile kurutma gibi farklı aşamalar, otomatik tamamlanabiliyor.Markanın araç yıkama robotları otomobil, SUV ve hafif ticari araçların yanı sıra minibüs ve midibüs gibi farklı araç tiplerine yönelik seçenekler barındırıyor. Firmanın ürün gamında tır ve otobüs yıkama sistemleri, minibüs yıkama robotları ve tekerlek yıkama üniteleri de yer alıyor. Otomatik araç yıkama sistemlerinde örnek yıkama programı yaklaşık 8 dakikada tamamlanırken, bazı modellerde araç altı yıkama, köpük, kir sökücü, cila ve kurutma aşamaları tek bir otomatik süreç içerisinde gerçekleştirilebiliyor.Araç yıkamada sürdürülebilirliğin, sadece daha az su kullanılmasıyla değil, kullanılan suyun yeniden sisteme kazandırılmasıyla da sağlanması hedefleniyor. Krunf, otomatik araç yıkama sistemleri için ters ozmos arıtma çözümleri sunuyor. Sistem, yüzde 80'e kadar geri kazanımlı çevrimle aynı suyun tekrar kullanılmasına imkan tanıyor. Ters ozmos teknolojisi, aynı zamanda sudaki mineral ve kirleticilerin azaltılması yoluyla araç yüzeyinde oluşabilecek leke ve kireçlenmelerin önlenmesine katkıda bulunuyor.Dünya geneleinde otomatik araç yıkama sektöründeki farklı sistemlerde de su geri kazanım teknolojileri kullanılırken, geri kazanım oranları, yıkama programı ve kullanılan arıtma teknolojisine bağlı olarak değişiyor.Sektörde sürdürülebilirliğin yanı sıra otomasyon da işletmelerin maliyet ve operasyon yönetiminde öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Krunf'un sistemleri, yıkama sürecinin belirli programlar üzerinden otomatik şekilde gerçekleştirilmesine imkan tanırken, QR kod, kredi kartı, abone kartı ve mobil uygulama gibi farklı ödeme ve kullanım seçenekleri de sağlıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Almanya'nın ihracat beklentileri son 4,5 yılın zirvesinde</title>
      <link>https://www.canligaste.com/almanya-nin-ihracat-beklentileri-son-4-5-yilin-zirvesinde/899182/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/almanya-nin-ihracat-beklentileri-son-4-5-yilin-zirvesinde/899182/</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:03:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Ülkede temmuz ayında eksi 2,8 puan olan Sanayi İhracat Beklenti Endeksi, ağustosta 9,6 puana yükseldi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Alman ihracat sektöründeki genel eğilim, Avrupa'dan gelen talep artışının etkisiyle son 4,5 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.Almanya Ekonomi Araştırma Enstitüsü (Ifo), ağustos ayı ihracat beklentileri anketinin sonuçlarını yayımladı.Buna göre, temmuzda eksi 2,8 puan olan Sanayi İhracat Beklenti Endeksi, ağustosta 9,6 puana çıktı. Böylece endeks, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başladığı Şubat 2022'den beri en yüksek seviyeye ulaştı. Endekste aylık bazda yaşanan artış ise Haziran 2020'den bu yana kaydedilen en güçlü yükseliş olarak kayıtlara geçti.Sektörel bazda, özellikle elektrikli ekipman üreticileri ile veri işleme cihazları, elektronik ve optik ürün üreticilerinin iyimserliği öne çıktı.Enstitü raporunda, dijitalleşme ve yapay zeka ivmesinin yerli sanayiye büyük katkı sağladığı, birçok sektörde veri merkezlerinin inşası için Alman teknolojisine yönelik talebin arttığı vurgulandı.Son dönemde zor günler geçiren otomotiv sektörü de ihracat beklentilerinde belirgin bir iyimserlik sergilerken metal ürünleri üreticilerinin güveni yeniden tazelendi. Buna karşın kağıt endüstrisi ile metal üretimi ve işleme sektöründeki şirketler ihracatta düşüş beklediklerini bildirdi.Anket sonuçlarını değerlendiren Ifo Makroekonomi ve Anketler Merkezi Müdürü Klaus Wohlrabe, konuya ilişkin açıklamasında, İhracat sektörü yeniden ivme kazanıyor. ifadesini kullandı.Wohlrabe, özellikle Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yapılan ihracatın canlı olduğunu, Çin'e yönelik ihracatın ise zayıflamaya devam ettiğini belirtti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Alman ihracat sektöründeki genel eğilim, Avrupa'dan gelen talep artışının etkisiyle son 4,5 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.Almanya Ekonomi Araştırma Enstitüsü (Ifo), ağustos ayı ihracat beklentileri anketinin sonuçlarını yayımladı.Buna göre, temmuzda eksi 2,8 puan olan Sanayi İhracat Beklenti Endeksi, ağustosta 9,6 puana çıktı. Böylece endeks, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başladığı Şubat 2022'den beri en yüksek seviyeye ulaştı. Endekste aylık bazda yaşanan artış ise Haziran 2020'den bu yana kaydedilen en güçlü yükseliş olarak kayıtlara geçti.Sektörel bazda, özellikle elektrikli ekipman üreticileri ile veri işleme cihazları, elektronik ve optik ürün üreticilerinin iyimserliği öne çıktı.Enstitü raporunda, dijitalleşme ve yapay zeka ivmesinin yerli sanayiye büyük katkı sağladığı, birçok sektörde veri merkezlerinin inşası için Alman teknolojisine yönelik talebin arttığı vurgulandı.Son dönemde zor günler geçiren otomotiv sektörü de ihracat beklentilerinde belirgin bir iyimserlik sergilerken metal ürünleri üreticilerinin güveni yeniden tazelendi. Buna karşın kağıt endüstrisi ile metal üretimi ve işleme sektöründeki şirketler ihracatta düşüş beklediklerini bildirdi.Anket sonuçlarını değerlendiren Ifo Makroekonomi ve Anketler Merkezi Müdürü Klaus Wohlrabe, konuya ilişkin açıklamasında, İhracat sektörü yeniden ivme kazanıyor. ifadesini kullandı.Wohlrabe, özellikle Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yapılan ihracatın canlı olduğunu, Çin'e yönelik ihracatın ise zayıflamaya devam ettiğini belirtti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/almanya-nin-ihracat-beklentileri-son-4-5-yilin-zirvesinde.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
