<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>İsrailli eski istihbarat şefi, ABD/İsrail'in İran yönetimini devirme planını Türkiye'nin engellediğini söyledi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/israilli-eski-istihbarat-sefi-abd-israil-in-iran-yonetimini-devirme-planini-turkiye-nin-engelledigini-soyledi/855857/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/israilli-eski-istihbarat-sefi-abd-israil-in-iran-yonetimini-devirme-planini-turkiye-nin-engelledigini-soyledi/855857/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:18:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kudüs — İsrail ordusu eski İstihbarat Dairesi (AMAN) Başkanı Tamir Hayman, ABD ve İsrail'in terör örgütü PKK uzantılı oluşumun da aralarında olduğu bazı grupları İran'a saldırtma planının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump'ı ikna etmesi neticesinde akamete uğradığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kudüs Haberleri — İsrail ordusu eski İstihbarat Dairesi (AMAN) Başkanı Tamir Hayman, ABD ve İsrail'in terör örgütü PKK uzantılı oluşumun da aralarında olduğu bazı grupları İran'a saldırtma planının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump'ı ikna etmesi neticesinde akamete uğradığını söyledi.ABD'de yayın yapan PBS kanalına röportaj veren Emekli Tümgeneral Hayman, ABD/İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattıkları ve geçici ateşkesle sonuçlanan saldırılar çerçevesinde Tahran yönetimini devirmek için aralarında terör örgütü PKK uzantılarının da bulunduğu bazı grupların saldırılar başlatması ve eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın başa getirilmesi dahil olmak üzere bir dizi gizli planı yürütmeye çalıştığını söyledi.The New York Times gazetesinin 20 Mayıs'ta yayımladığı ABD ve İsrail'in İran'da mevcut yönetimi devirerek Ahmedinejad'ı başa geçirmeyi planladığı yönündeki haberin doğru olduğunu söyleyen Hayman, sözlerini şöyle sürdürdü:Ahmedinejad konusuna gelecek olursak, gerçekleştirilmesi planlanan çok ama çok benzersiz bir özel operasyonlar silsilesi vardı ve Ahmedinejad da bu silsilenin bir parçasıydı. Kürt harekatı hariç, operasyonların geri kalanı kamuoyuna tamamen açıklanmadı. Zira tüm bu operasyonlar zincirinin, Kürt harekatıyla başlatılması öngörülüyordu.Hayman, ABD ve İsrail'in etnik tabanlı bazı silahlı gruplar üzerinden İran'a karşı yürütmeye çalıştığı planın akamete uğramasına ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD Başkanı Trump'ı ikna ederek planın iptal edilmesine sebep olduğuna dikkati çekti.- İran'a yönelik saldırı kararı İsrail için sürpriz olduHayman, kamuoyundaki İsrail'in Trump'ı İran'a saldırmaya ikna ettiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını da savundu.Trump'ın Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu hedef alan ABD müdahalesine ilişkin yaşadığı başarı hissiyatı nedeniyle bu yönde bir adım attığını ileri süren Heyman, şöyle devam etti:Venezuela'daki süreç, Trump'ın rejim karşıtı protestoculara hitaben 'yardım yolda' şeklinde bir sosyal medya paylaşımı yapmasına yol açtı. Bu durum İsrailliler için büyük bir sürpriz oldu. Trump 'yardım yolda' dediğinde ve İran'a saldırmaya karar verdiğinde İsrail hazırlıksız yakalandı. Bu olay ocak ayının başındaydı.İsrail'in o dönemde bir askeri saldırı planı olmadığını ileri süren Hayman, Trump bir anda ortaya çıkarak İsraillileri şaşırttı ve İran'ı vuracağını söyledi. Bu hamle durumu değiştirdi. Trump'ın bu çıkışının ardından İsrail'in planlaması ve ABD'nin motivasyonu birleşti; süreç 28 Şubat'taki askeri hareketliliğe kadar uzandı. değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kudüs Haberleri — İsrail ordusu eski İstihbarat Dairesi (AMAN) Başkanı Tamir Hayman, ABD ve İsrail'in terör örgütü PKK uzantılı oluşumun da aralarında olduğu bazı grupları İran'a saldırtma planının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump'ı ikna etmesi neticesinde akamete uğradığını söyledi.ABD'de yayın yapan PBS kanalına röportaj veren Emekli Tümgeneral Hayman, ABD/İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattıkları ve geçici ateşkesle sonuçlanan saldırılar çerçevesinde Tahran yönetimini devirmek için aralarında terör örgütü PKK uzantılarının da bulunduğu bazı grupların saldırılar başlatması ve eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın başa getirilmesi dahil olmak üzere bir dizi gizli planı yürütmeye çalıştığını söyledi.The New York Times gazetesinin 20 Mayıs'ta yayımladığı ABD ve İsrail'in İran'da mevcut yönetimi devirerek Ahmedinejad'ı başa geçirmeyi planladığı yönündeki haberin doğru olduğunu söyleyen Hayman, sözlerini şöyle sürdürdü:Ahmedinejad konusuna gelecek olursak, gerçekleştirilmesi planlanan çok ama çok benzersiz bir özel operasyonlar silsilesi vardı ve Ahmedinejad da bu silsilenin bir parçasıydı. Kürt harekatı hariç, operasyonların geri kalanı kamuoyuna tamamen açıklanmadı. Zira tüm bu operasyonlar zincirinin, Kürt harekatıyla başlatılması öngörülüyordu.Hayman, ABD ve İsrail'in etnik tabanlı bazı silahlı gruplar üzerinden İran'a karşı yürütmeye çalıştığı planın akamete uğramasına ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD Başkanı Trump'ı ikna ederek planın iptal edilmesine sebep olduğuna dikkati çekti.- İran'a yönelik saldırı kararı İsrail için sürpriz olduHayman, kamuoyundaki İsrail'in Trump'ı İran'a saldırmaya ikna ettiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını da savundu.Trump'ın Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu hedef alan ABD müdahalesine ilişkin yaşadığı başarı hissiyatı nedeniyle bu yönde bir adım attığını ileri süren Heyman, şöyle devam etti:Venezuela'daki süreç, Trump'ın rejim karşıtı protestoculara hitaben 'yardım yolda' şeklinde bir sosyal medya paylaşımı yapmasına yol açtı. Bu durum İsrailliler için büyük bir sürpriz oldu. Trump 'yardım yolda' dediğinde ve İran'a saldırmaya karar verdiğinde İsrail hazırlıksız yakalandı. Bu olay ocak ayının başındaydı.İsrail'in o dönemde bir askeri saldırı planı olmadığını ileri süren Hayman, Trump bir anda ortaya çıkarak İsraillileri şaşırttı ve İran'ı vuracağını söyledi. Bu hamle durumu değiştirdi. Trump'ın bu çıkışının ardından İsrail'in planlaması ve ABD'nin motivasyonu birleşti; süreç 28 Şubat'taki askeri hareketliliğe kadar uzandı. değerlendirmesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>TSK'nın keskin gözleri hedefi 12'den vuruyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tsk-nin-keskin-gozleri-hedefi-12-den-vuruyor/855856/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tsk-nin-keskin-gozleri-hedefi-12-den-vuruyor/855856/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:18:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Antalya — Düşman unsurların korkulu rüyası haline gelen Türk Silahlı Kuvvetleri'nin özel görev nişancıları, 2 bin metreye kadar hedeflerini tutturuyor - Rüzgardan rakıma, sıcaklıktan nem oranına kadar atışlarını hassas bir şekilde ayarlayan özel görev nişancıları, Isparta Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi'ndeki zorlu arazi şartlarında yaklaşık 4 ay eğitim görüyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Antalya Haberleri — SÜLEYMAN ELÇİN - Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) operasyonlarında önemli bir rol üstlenen özel görev nişancıları, hedeflerini tam isabet vurarak yok ediyor.TSK'nın keskin gözleri özel görev nişancıları, Eğirdir Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkezi'ndeki yaklaşık 4 aylık zorlu eğitimin ardından bu ünvanı elde ediyor.Silahlı kuvvetlerin göz bebeği özel görev nişancıları, bu eğitimlerin ardından her türlü arazi ve doğa şartında 2 bin metreye kadar hedeflerini vurma kabiliyetine sahip oluyor.Kayalık, ormanlık, çöl gibi arazi şartlarına uygun kamuflajları ile ansızın ortaya çıkan özel görev nişancıları, düşman hedeflerin korkulu rüyası haline geliyor.Özel görev nişancıları yanlarındaki nişancı yardımcısıyla, fark edilmeden hedefe doğru ilerleyerek düşman unsurları yok ediyor.-⁠ Kamuflajlarıyla yakın mesafeden bile fark edilmiyorlarAtış yaparken rüzgardan rakıma, sıcaklıktan nem oranına kadar birçok unsuru göz önünde bulunduran özel görev nişancıları, hedefleri tam isabet vuruyor.Her gün planlı eğitimler yaparak olası operasyonlara hazırlanan özel görev nişancılarının Isparta Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi'ndeki zorlu arazi şartlarındaki çalışmaları Anadolu Ajansı ekibince görüntülendi.Özel görev nişancıları eğitimler sırasında kamuflajları ile arazide adeta kayboluyor. Nişancıların ağaçlık ve otluk alanlarda, karlık ve kayalık bölgelere uygun kamuflajları ile yakın mesafeden bile fark edilmemesi dikkati çekiyor.Bir anda gizlendikleri yerden çıkan özel görev nişancıları, hedef tespiti ve hedefe sızma gerçekleştiriyor. Nişancılar, düşmanın kendilerini fark etmelerine izin vermeden atışını yaptıktan sonra yine aynı yöntemle üslerine dönüyor.Hareketli platformdan atış, gazlı ve sisli alanlarda sızma ve atış eğitimleri de alan keskin nişancılar ayrıca Eğirdir Gölü'nde bot üzerinde atış yapıyor, hedeflerini 12'den vuruyor.Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi'ndeki Özel Görev Nişancı Kurulunda görev yapan öğretmen, özel görev nişancılarının her türlü arazi ve iklim şartlarında görev yapabilecek şekilde zorlu ve uzun bir eğitim süreci sonunda yetiştiğini kaydetti.Özel görev nişancılarını tanımlayan esas faktörlerin gizlilik ve isabet olduğunu belirten öğretmen, Nişancılara zorlu kurs sürecinde her türlü iklim ve hava şartında muharebe sahasında karşılaşabilecekleri farklı durumlara karşı çeşitli atış pozisyonlarında farklı kalibre silahlarla atışlar yaptırılarak atış melekeleri en üst düzeye çıkarılır. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Antalya Haberleri — SÜLEYMAN ELÇİN - Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) operasyonlarında önemli bir rol üstlenen özel görev nişancıları, hedeflerini tam isabet vurarak yok ediyor.TSK'nın keskin gözleri özel görev nişancıları, Eğirdir Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkezi'ndeki yaklaşık 4 aylık zorlu eğitimin ardından bu ünvanı elde ediyor.Silahlı kuvvetlerin göz bebeği özel görev nişancıları, bu eğitimlerin ardından her türlü arazi ve doğa şartında 2 bin metreye kadar hedeflerini vurma kabiliyetine sahip oluyor.Kayalık, ormanlık, çöl gibi arazi şartlarına uygun kamuflajları ile ansızın ortaya çıkan özel görev nişancıları, düşman hedeflerin korkulu rüyası haline geliyor.Özel görev nişancıları yanlarındaki nişancı yardımcısıyla, fark edilmeden hedefe doğru ilerleyerek düşman unsurları yok ediyor.-⁠ Kamuflajlarıyla yakın mesafeden bile fark edilmiyorlarAtış yaparken rüzgardan rakıma, sıcaklıktan nem oranına kadar birçok unsuru göz önünde bulunduran özel görev nişancıları, hedefleri tam isabet vuruyor.Her gün planlı eğitimler yaparak olası operasyonlara hazırlanan özel görev nişancılarının Isparta Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi'ndeki zorlu arazi şartlarındaki çalışmaları Anadolu Ajansı ekibince görüntülendi.Özel görev nişancıları eğitimler sırasında kamuflajları ile arazide adeta kayboluyor. Nişancıların ağaçlık ve otluk alanlarda, karlık ve kayalık bölgelere uygun kamuflajları ile yakın mesafeden bile fark edilmemesi dikkati çekiyor.Bir anda gizlendikleri yerden çıkan özel görev nişancıları, hedef tespiti ve hedefe sızma gerçekleştiriyor. Nişancılar, düşmanın kendilerini fark etmelerine izin vermeden atışını yaptıktan sonra yine aynı yöntemle üslerine dönüyor.Hareketli platformdan atış, gazlı ve sisli alanlarda sızma ve atış eğitimleri de alan keskin nişancılar ayrıca Eğirdir Gölü'nde bot üzerinde atış yapıyor, hedeflerini 12'den vuruyor.Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi'ndeki Özel Görev Nişancı Kurulunda görev yapan öğretmen, özel görev nişancılarının her türlü arazi ve iklim şartlarında görev yapabilecek şekilde zorlu ve uzun bir eğitim süreci sonunda yetiştiğini kaydetti.Özel görev nişancılarını tanımlayan esas faktörlerin gizlilik ve isabet olduğunu belirten öğretmen, Nişancılara zorlu kurs sürecinde her türlü iklim ve hava şartında muharebe sahasında karşılaşabilecekleri farklı durumlara karşı çeşitli atış pozisyonlarında farklı kalibre silahlarla atışlar yaptırılarak atış melekeleri en üst düzeye çıkarılır. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/tsk-nin-keskin-gozleri-hedefi-12-den-vuruyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANALİZ - Etiyopya’nın 7. genel seçimleri: Güçlü iktidar, zorlu gündem</title>
      <link>https://www.canligaste.com/analiz-etiyopya-nin-7-genel-secimleri-guclu-iktidar-zorlu-gundem/855855/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/analiz-etiyopya-nin-7-genel-secimleri-guclu-iktidar-zorlu-gundem/855855/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Seçimler, Etiyopya’nın güvenlik sorunlarının tamamen sona ermediğini göstermekle birlikte, hükümetin ulusal diyalog, kurumsal yeniden yapılanma ve siyasi bütünleşme hedeflerini sürdürdüğü bir geçiş döneminin parçası olarak değerlendirilebilir - 2026 seçimlerinin gerçek anlamdaki sonucu, sandıktan çıkan tablo kadar seçim sonrasında izlenecek siyasi yol haritasında şekillenecektir. Etiyopya’nın istikrarı veya kırılganlığı, Sudan’daki güç dengelerinden Somali’nin güvenliğine, Nil Havzası’ndaki stratejik rekabetten Kızıldeniz jeopolitiğine kadar geniş bir bölgeyi doğrudan etkileme kapasitesine sahiptir - Seçimlerin ardından ortaya çıkacak yeni siyasi dönemin başarısı, yalnızca Refah Partisinin parlamentodaki çoğunluğuyla değil, Etiyopya’nın iç uzlaşıyı güçlendirme, güvenlik sorunlarını azaltma ve bölgesel işbirliğini derinleştirme kapasitesiyle ölçülecektir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — ORSAM Kuzey ve Doğu Afrika Çalışmaları Koordinatörü Dr. Kaan Devecioğlu, Etiyopya’da gerçekleştirilen 7. genel seçimlerin ülke iç siyaseti ve bölgesel dengeler açısından ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.***Afrika Boynuzu’nun siyasi ve jeostratejik ağırlık merkezi konumundaki Etiyopya’da 1 Haziran 2026’da gerçekleştirilen 7. genel seçimler, yalnızca bir iktidar yarışından ibaret değildir. Yaklaşık 130 milyonluk nüfusu, bölgesel güvenlik mimarisindeki belirleyici rolü ve Kızıldeniz havzasından Doğu Afrika’ya uzanan geniş etki alanı nedeniyle Etiyopya’daki siyasi gelişmeler, hem bölgesel dengeleri hem de uluslararası aktörlerin stratejik hesaplarını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle seçimler, ülkenin savaş sonrası yeniden yapılanma kapasitesini, federal sistemin sürdürülebilirliğini ve demokratik meşruiyetini test eden kritik bir eşik olarak değerlendirilmelidir.Yaklaşık 50 milyondan fazla kayıtlı seçmenin bulunduğu seçimlerde Etiyopyalılar, federal parlamentodaki 547 sandalye ile bölgesel konsey üyelerini belirlemek üzere sandık başına gitti. 42 siyasi partinin ve 10 binden fazla adayın yarıştığı seçimler, niceliksel açıdan Etiyopya tarihinin en kapsamlı demokratik süreçlerinden biri olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte seçimlerin ortaya çıkardığı tablo, Etiyopya’nın son yıllarda karşı karşıya bulunduğu güvenlik sorunları, devlet inşa süreci ve siyasi temsil tartışmalarının devam ettiğini göstermektedir.- Refah Partisinin hakimiyeti sürüyorSeçimlerin en dikkat çekici yönlerinden biri, Başbakan Abiy Ahmed liderliğindeki Refah Partisinin yeniden güçlü bir zafer elde etmesinin beklenmesidir. 2021 seçimlerinde parlamentodaki 484 sandalyenin 410’unu kazanan Refah Partisi, mevcut seçimlerde de benzer bir üstünlüğe sahip görünmektedir.Bu durumun arkasında birkaç temel faktör bulunmaktadır. Öncelikle Refah Partisi, Etiyopya siyasetinde uzun yıllardır belirleyici olan etnik temelli siyasi mobilizasyonun ötesine geçen ulusal birlik söylemini öne çıkarmaktadır. Özellikle son yıllarda gerçekleştirilen altyapı yatırımları, tarımsal üretim artışı, enerji projeleri ve ekonomik reformlar hükümetin seçim kampanyasında önemli yer tutmuştur.Ayrıca muhalefetin oldukça parçalı bir yapıya sahip olması da iktidar partisinin avantajını artırmaktadır. Muhalefet partilerinin önemli bir bölümü belirli etnik veya bölgesel tabanlara dayanırken ulusal ölçekte örgütlenebilen güçlü bir alternatif henüz ortaya çıkabilmiş değildir. Etiyopya’da uygulanan dar bölge çoğunluk sistemi de bu tabloyu iktidar lehine güçlendirdiği söylenebilir. Nitekim oyların ülke genelinde dağınık şekilde muhalefete yönelmesi, parlamentodaki sandalye dağılımında Refah Partisine önemli bir avantaj sağlamaktadır.- Güvenlik sorunları ve ulusal diyalog arasında seçim süreciSeçim sürecinin karşı karşıya kaldığı en önemli zorluklardan biri, ülkenin bazı bölgelerinde devam eden güvenlik sorunları oldu. Tigray’da seçimlerin gerçekleştirilememesi, Oromia ve Amhara’nın belirli bölgelerinde oy verme işlemlerinin aksaması ve güvenlik gerekçesiyle 143 sandığın açılamaması, seçimlerin ülke genelinde eş zamanlı ve tam kapsamlı şekilde uygulanmasını zorlaştırdı.Özellikle yaklaşık 6 milyon nüfusa sahip Tigray’ın üst üste ikinci kez genel seçim sürecinin dışında kalması, Pretoria Anlaşması sonrasında başlatılan siyasi geçiş ve normalleşme sürecinin henüz tamamlanmadığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte Addis Ababa yönetimi, yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil, aynı zamanda Etiyopya Ulusal Diyalog Komisyonu (ENDF) aracılığıyla uzun yıllardır biriken siyasi ve toplumsal sorunlara kalıcı çözümler üretmeye yönelik kapsamlı bir uzlaşı zemini oluşturmaya çalışmaktadır. Hükümet, Tigray’daki geçiş sürecinin tamamlanması, Oromia’da devam eden çatışmaların sona erdirilmesi ve Amhara’daki istikrarsızlığın giderilmesi için güvenlik politikalarını siyasi diyalog mekanizmalarıyla desteklemeyi hedeflemektedir. Oromia’da, Oromo Kurtuluş Ordusu (OLA) ile süren çatışmalar ve Amhara’da Fano güçlerinin bazı bölgelerdeki varlığı, devletin karşı karşıya bulunduğu güvenlik yükünün boyutunu gösterirken, seçimlerin büyük bölümünün ülke genelinde gerçekleştirilebilmiş olması ise federal kurumların işlevselliğini koruduğuna işaret etmektedir. Bu çerçevede seçimler, Etiyopya’nın güvenlik sorunlarının tamamen sona ermediğini göstermekle birlikte, hükümetin ulusal diyalog, kurumsal yeniden yapılanma ve siyasi bütünleşme hedeflerini sürdürdüğü bir geçiş döneminin parçası olarak değerlendirilebilir.- Asıl sınav seçim sonrası dönemdeÖnümüzdeki dönemde Etiyopya’nın geleceğini belirleyecek temel unsur, federal hükümetin Tigray, Oromia ve Amhara başta olmak üzere çatışma ve gerilim alanlarında güvenlik odaklı yaklaşımı siyasi uzlaşı süreçleriyle destekleyip destekleyemeyeceği olacaktır. Eğer Addis Ababa yönetimi etnik, bölgesel ve siyasi farklılıkları sistem içerisinde temsil edebilen daha kapsayıcı bir yapı inşa edebilirse, Etiyopya yalnızca iç istikrarını pekiştirmekle kalmayacak, aynı zamanda Kızıldeniz havzasının da ana aktörlerinden biri olarak Afrika’nın yükselen güç merkezlerinden biri olma potansiyelini de güçlendirecektir.Bu nedenle 2026 seçimlerinin gerçek anlamdaki sonucu, sandıktan çıkan tablo kadar seçim sonrasında izlenecek siyasi yol haritasında şekillenecektir. Etiyopya’nın istikrarı veya kırılganlığı, Sudan’daki güç dengelerinden Somali’nin güvenliğine, Nil Havzası’ndaki stratejik rekabetten Kızıldeniz jeopolitiğine kadar geniş bir bölgeyi doğrudan etkileme kapasitesine sahiptir.Bu durum, son yıllarda Afrika Boynuzu’nda diplomatik ve ekonomik etkinliğini artıran Türkiye açısından da yakından takip edilmesi gereken bir sürece işaret etmektedir. Ankara’nın Somali-Etiyopya normalleşmesine yönelik kolaylaştırıcılık girişimleri, Afrika Boynuzu’nda bağlantısallık projelerine verdiği destek ve bölgesel istikrarı önceleyen yaklaşımı dikkate alındığında, Etiyopya’daki siyasi istikrarın korunması yalnızca Addis Ababa’nın değil, bölgesel düzenin geleceği açısından da önem taşımaktadır. Bu nedenle seçimlerin ardından ortaya çıkacak yeni siyasi dönemin başarısı, yalnızca Refah Partisinin parlamentodaki çoğunluğuyla değil, Etiyopya’nın iç uzlaşıyı güçlendirme, güvenlik sorunlarını azaltma ve bölgesel işbirliğini derinleştirme kapasitesiyle ölçülecektir. Kızıldeniz havzası ve Afrika Boynuzu’nun merkez ülkesi olan Etiyopya’nın önümüzdeki yıllarda vereceği siyasi sınav yalnızca kendi geleceğini değil, bölgenin güvenlik ve ekonomik entegrasyon perspektifini de şekillendirecektir.[Dr. Kaan Devecioğlu, ORSAM Kuzey ve Doğu Afrika Çalışmaları Koordinatörüdür.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — ORSAM Kuzey ve Doğu Afrika Çalışmaları Koordinatörü Dr. Kaan Devecioğlu, Etiyopya’da gerçekleştirilen 7. genel seçimlerin ülke iç siyaseti ve bölgesel dengeler açısından ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.***Afrika Boynuzu’nun siyasi ve jeostratejik ağırlık merkezi konumundaki Etiyopya’da 1 Haziran 2026’da gerçekleştirilen 7. genel seçimler, yalnızca bir iktidar yarışından ibaret değildir. Yaklaşık 130 milyonluk nüfusu, bölgesel güvenlik mimarisindeki belirleyici rolü ve Kızıldeniz havzasından Doğu Afrika’ya uzanan geniş etki alanı nedeniyle Etiyopya’daki siyasi gelişmeler, hem bölgesel dengeleri hem de uluslararası aktörlerin stratejik hesaplarını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle seçimler, ülkenin savaş sonrası yeniden yapılanma kapasitesini, federal sistemin sürdürülebilirliğini ve demokratik meşruiyetini test eden kritik bir eşik olarak değerlendirilmelidir.Yaklaşık 50 milyondan fazla kayıtlı seçmenin bulunduğu seçimlerde Etiyopyalılar, federal parlamentodaki 547 sandalye ile bölgesel konsey üyelerini belirlemek üzere sandık başına gitti. 42 siyasi partinin ve 10 binden fazla adayın yarıştığı seçimler, niceliksel açıdan Etiyopya tarihinin en kapsamlı demokratik süreçlerinden biri olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte seçimlerin ortaya çıkardığı tablo, Etiyopya’nın son yıllarda karşı karşıya bulunduğu güvenlik sorunları, devlet inşa süreci ve siyasi temsil tartışmalarının devam ettiğini göstermektedir.- Refah Partisinin hakimiyeti sürüyorSeçimlerin en dikkat çekici yönlerinden biri, Başbakan Abiy Ahmed liderliğindeki Refah Partisinin yeniden güçlü bir zafer elde etmesinin beklenmesidir. 2021 seçimlerinde parlamentodaki 484 sandalyenin 410’unu kazanan Refah Partisi, mevcut seçimlerde de benzer bir üstünlüğe sahip görünmektedir.Bu durumun arkasında birkaç temel faktör bulunmaktadır. Öncelikle Refah Partisi, Etiyopya siyasetinde uzun yıllardır belirleyici olan etnik temelli siyasi mobilizasyonun ötesine geçen ulusal birlik söylemini öne çıkarmaktadır. Özellikle son yıllarda gerçekleştirilen altyapı yatırımları, tarımsal üretim artışı, enerji projeleri ve ekonomik reformlar hükümetin seçim kampanyasında önemli yer tutmuştur.Ayrıca muhalefetin oldukça parçalı bir yapıya sahip olması da iktidar partisinin avantajını artırmaktadır. Muhalefet partilerinin önemli bir bölümü belirli etnik veya bölgesel tabanlara dayanırken ulusal ölçekte örgütlenebilen güçlü bir alternatif henüz ortaya çıkabilmiş değildir. Etiyopya’da uygulanan dar bölge çoğunluk sistemi de bu tabloyu iktidar lehine güçlendirdiği söylenebilir. Nitekim oyların ülke genelinde dağınık şekilde muhalefete yönelmesi, parlamentodaki sandalye dağılımında Refah Partisine önemli bir avantaj sağlamaktadır.- Güvenlik sorunları ve ulusal diyalog arasında seçim süreciSeçim sürecinin karşı karşıya kaldığı en önemli zorluklardan biri, ülkenin bazı bölgelerinde devam eden güvenlik sorunları oldu. Tigray’da seçimlerin gerçekleştirilememesi, Oromia ve Amhara’nın belirli bölgelerinde oy verme işlemlerinin aksaması ve güvenlik gerekçesiyle 143 sandığın açılamaması, seçimlerin ülke genelinde eş zamanlı ve tam kapsamlı şekilde uygulanmasını zorlaştırdı.Özellikle yaklaşık 6 milyon nüfusa sahip Tigray’ın üst üste ikinci kez genel seçim sürecinin dışında kalması, Pretoria Anlaşması sonrasında başlatılan siyasi geçiş ve normalleşme sürecinin henüz tamamlanmadığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte Addis Ababa yönetimi, yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil, aynı zamanda Etiyopya Ulusal Diyalog Komisyonu (ENDF) aracılığıyla uzun yıllardır biriken siyasi ve toplumsal sorunlara kalıcı çözümler üretmeye yönelik kapsamlı bir uzlaşı zemini oluşturmaya çalışmaktadır. Hükümet, Tigray’daki geçiş sürecinin tamamlanması, Oromia’da devam eden çatışmaların sona erdirilmesi ve Amhara’daki istikrarsızlığın giderilmesi için güvenlik politikalarını siyasi diyalog mekanizmalarıyla desteklemeyi hedeflemektedir. Oromia’da, Oromo Kurtuluş Ordusu (OLA) ile süren çatışmalar ve Amhara’da Fano güçlerinin bazı bölgelerdeki varlığı, devletin karşı karşıya bulunduğu güvenlik yükünün boyutunu gösterirken, seçimlerin büyük bölümünün ülke genelinde gerçekleştirilebilmiş olması ise federal kurumların işlevselliğini koruduğuna işaret etmektedir. Bu çerçevede seçimler, Etiyopya’nın güvenlik sorunlarının tamamen sona ermediğini göstermekle birlikte, hükümetin ulusal diyalog, kurumsal yeniden yapılanma ve siyasi bütünleşme hedeflerini sürdürdüğü bir geçiş döneminin parçası olarak değerlendirilebilir.- Asıl sınav seçim sonrası dönemdeÖnümüzdeki dönemde Etiyopya’nın geleceğini belirleyecek temel unsur, federal hükümetin Tigray, Oromia ve Amhara başta olmak üzere çatışma ve gerilim alanlarında güvenlik odaklı yaklaşımı siyasi uzlaşı süreçleriyle destekleyip destekleyemeyeceği olacaktır. Eğer Addis Ababa yönetimi etnik, bölgesel ve siyasi farklılıkları sistem içerisinde temsil edebilen daha kapsayıcı bir yapı inşa edebilirse, Etiyopya yalnızca iç istikrarını pekiştirmekle kalmayacak, aynı zamanda Kızıldeniz havzasının da ana aktörlerinden biri olarak Afrika’nın yükselen güç merkezlerinden biri olma potansiyelini de güçlendirecektir.Bu nedenle 2026 seçimlerinin gerçek anlamdaki sonucu, sandıktan çıkan tablo kadar seçim sonrasında izlenecek siyasi yol haritasında şekillenecektir. Etiyopya’nın istikrarı veya kırılganlığı, Sudan’daki güç dengelerinden Somali’nin güvenliğine, Nil Havzası’ndaki stratejik rekabetten Kızıldeniz jeopolitiğine kadar geniş bir bölgeyi doğrudan etkileme kapasitesine sahiptir.Bu durum, son yıllarda Afrika Boynuzu’nda diplomatik ve ekonomik etkinliğini artıran Türkiye açısından da yakından takip edilmesi gereken bir sürece işaret etmektedir. Ankara’nın Somali-Etiyopya normalleşmesine yönelik kolaylaştırıcılık girişimleri, Afrika Boynuzu’nda bağlantısallık projelerine verdiği destek ve bölgesel istikrarı önceleyen yaklaşımı dikkate alındığında, Etiyopya’daki siyasi istikrarın korunması yalnızca Addis Ababa’nın değil, bölgesel düzenin geleceği açısından da önem taşımaktadır. Bu nedenle seçimlerin ardından ortaya çıkacak yeni siyasi dönemin başarısı, yalnızca Refah Partisinin parlamentodaki çoğunluğuyla değil, Etiyopya’nın iç uzlaşıyı güçlendirme, güvenlik sorunlarını azaltma ve bölgesel işbirliğini derinleştirme kapasitesiyle ölçülecektir. Kızıldeniz havzası ve Afrika Boynuzu’nun merkez ülkesi olan Etiyopya’nın önümüzdeki yıllarda vereceği siyasi sınav yalnızca kendi geleceğini değil, bölgenin güvenlik ve ekonomik entegrasyon perspektifini de şekillendirecektir.[Dr. Kaan Devecioğlu, ORSAM Kuzey ve Doğu Afrika Çalışmaları Koordinatörüdür.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kahramanmaraş'ta uyuşturucu operasyonunda 3 zanlı tutuklandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kahramanmaras-ta-uyusturucu-operasyonunda-3-zanli-tutuklandi/855854/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kahramanmaras-ta-uyusturucu-operasyonunda-3-zanli-tutuklandi/855854/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kahramanmaraş — Kahramanmaraş'ta düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 4 şüpheliden 3'ü tutuklandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kahramanmaraş Haberleri — Kahramanmaraş'ta düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 4 şüpheliden 3'ü tutuklandı.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince uyuşturucu ticareti ve kullanımının önlenmesine yönelik çalışma başlatıldı.Bu kapsamda ekipler, teknik ve fiziki takibin ardından belirledikleri adreslere eş zamanlı operasyon düzenledi. Adreslerdeki aramada, 187 bin 134 sentetik ecza hapı ile 3 ruhsatsız tabanca, 2 tüfek, 8 şarjör, 24 fişek ve bir miktar kokain ele geçirildi, 4 şüpheli gözaltına alındı.Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlılardan 3'ü tutuklandı, 1'i adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kahramanmaraş Haberleri — Kahramanmaraş'ta düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 4 şüpheliden 3'ü tutuklandı.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince uyuşturucu ticareti ve kullanımının önlenmesine yönelik çalışma başlatıldı.Bu kapsamda ekipler, teknik ve fiziki takibin ardından belirledikleri adreslere eş zamanlı operasyon düzenledi. Adreslerdeki aramada, 187 bin 134 sentetik ecza hapı ile 3 ruhsatsız tabanca, 2 tüfek, 8 şarjör, 24 fişek ve bir miktar kokain ele geçirildi, 4 şüpheli gözaltına alındı.Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlılardan 3'ü tutuklandı, 1'i adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/kahramanmaras-ta-uyusturucu-operasyonunda-3-zanli-tutuklandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bakan Çiftçi, Erzurum'da Kaymakamlara Yönelik Hizmet İçi Eğitim Seminerinde konuştu: (1)</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bakan-ciftci-erzurum-da-kaymakamlara-yonelik-hizmet-ici-egitim-seminerinde-konustu-1/855853/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bakan-ciftci-erzurum-da-kaymakamlara-yonelik-hizmet-ici-egitim-seminerinde-konustu-1/855853/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Erzurum — 'Terörsüz Türkiye' vizyonu milletimizin huzurunu ve güvenliğini önceleyerek, büyük ve güçlü Türkiye ideali doğrultusunda atılan bir adım, kerim devlet aklının stratejik yaklaşımıdır. Atılan her adım binlerce yıllık devlet aklıyla atılmaktadır. Ancak altını çizerek ifade ediyoruz, 'Terörsüz Türkiye' hedefi güvenlikten taviz anlamına gelmez - Şehirlerimizde büyük bir sorun yumağı haline gelen bu meselede hamdolsun büyük bir yol alınmıştır. Kim ne derse desin, biz merhamet, huzur ve güvenlik arasında bir denge inşa ederek bu meseleyi ülkemizin gündeminden çıkaracağız inşallah]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Erzurum Haberleri — İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 'Terörsüz Türkiye' vizyonu milletimizin huzurunu ve güvenliğini önceleyerek, büyük ve güçlü Türkiye ideali doğrultusunda atılan bir adım, kerim devlet aklının stratejik yaklaşımıdır. Atılan her adım binlerce yıllık devlet aklıyla atılmaktadır. dedi.Çiftçi, Erzurum'da Hizmet İçi Eğitim Merkezi'nde düzenlenen Kaymakamlara Yönelik Hizmet İçi Eğitim Seminerinde yaptığı konuşmada, seminerin hayırlara vesile olmasını dileyerek, devleti temsil eden kaymakamlarla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ortaya konulan Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda bir araya geldiklerini söyledi. Mülki İdare Amirinin, büyük bir mesuliyet bilinciyle milletin duasını zırh bilerek, kamu düzeninin sağlanması sorumluluğunu ve millete hizmet etme şuurunu taşıyan kişi olduğunu dile getiren Çiftçi, Sizler (kaymakamlar) görev yaptığınız yerlerde devletimizin gören gözü, işiten kulağı, uzanan eli ve vicdanısınız. Bu aziz millet devletin kapısını adaletin, merhametin ve hizmetin kapısı bilir. Bu nedenle devlet vakarıyla hareket etmekle mükellefiz. Bu bilinçten hareketle, devletimizle milletimiz arasında gönül köprüsünü kuracak olanlar sizlersiniz. diye konuştu.Çiftçi, bu gönül köprüsünün yıllar yılı kurulmadığını, kurulan köprülere ise hayat hakkı tanınmadığını anlatarak, şöyle devam etti:Devletiyle arasına duvarlar örülen bu aziz millet, merhum Abdurrahim Karakoç'un dizelerinde ifade ettiği üzere 'Gitmişti makama arz-ı hal için 'Bey' dedi, yutkundu eğdi başını. Bir azar yedi ki oldu o biçim.. 'Şey' dedi, yutkundu, eğdi başını. Ve yıllar yılı hep başını eğdi ve yutkundu.. Fakat o günler milletin bağrından çıkan irade ile artık geride kalmıştır. Jakoben zihniyet ve vesayet prangaları kırılmıştır. Milletin değerleriyle artık devletimizin istikameti bir kılınmıştır. 'Türkiye Yüzyılı' hedefi de tam olarak bu anlayış üzerinde yükselmektedir.Terörsüz Türkiye hedefi başlığı üzerinde hassasiyetle duracaklarını belirten Çiftçi, terör ve terörizmin, etnik, ideolojik, siber ve organize suç yapılarıyla bağlantılı tüm biçimleriyle kamu düzeninin yanı sıra toplumsal birlikteliği, ekonomik istikrarı ve milletin huzurunu hedef alan en büyük tehditlerden biri olduğunu vurguladı. - 'Terörsüz Türkiye' hedefi güvenlikten taviz anlamına gelmezBakan Çiftçi, 40 yılı aşkın süredir mücadele edilen bölücü terör örgütü ve uzantılarının, ülkenin aydınlık geleceğine gölge olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:Ancak devletin yurt içinde ve yurt dışında yürüttüğü kararlı mücadele neticesinde terör örgütü bitme noktasına getirilmiştir. Muhterem Cumhurbaşkanımız Erdoğan liderliğinde başlatılan 'Terörsüz Türkiye' süreci, bu meselenin ülkemizin gündeminden tamamıyla çıkarılması bakımından tarihi bir nitelik taşımaktadır. 'Terörsüz Türkiye' vizyonu milletimizin huzurunu ve güvenliğini önceleyerek, büyük ve güçlü Türkiye ideali doğrultusunda atılan bir adım, kerim devlet aklının stratejik yaklaşımıdır. Atılan her adım binlerce yıllık devlet aklıyla atılmaktadır. Ancak altını çizerek ifade ediyoruz, 'Terörsüz Türkiye' hedefi güvenlikten taviz anlamına gelmez. Kamu düzeni ve güvenliğimize tehdit oluşturacak hiçbir duruma ve sınamaya izin veremeyiz. Bu noktadan hareketle mülki idare amirlerimiz bu politika doğrultusunda huzuru ve güvenliği daha da güçlü kılma adına her zamankinden daha fazla çalışmak ve gayret göstermek durumundadır.Toplantıdaki ikinci önemli başlığın radikalleşme ile mücadele olduğunu aktaran Çiftçi, Bir sürecin ve sebepler zincirinin nihai sonucu olan radikalleşme bir anda ortaya çıkan bir durum değildir. Aile içinde yaşanan sorunlarla başlayan ve dışlanma hissi, aidiyet arayışı, sosyal yalnızlık, ekonomik kırılganlık, dezenformasyon gibi unsurların etkisiyle aşamalı biçimde gelişen bu sorunun üzerinde hassasiyetle durmamız gerekmektedir.  ifadesini kullandı. Çiftçi, uyuşturucu ve organize suçlarla mücadelenin, yeni güvenlik paradigmalarının en önemli alanlarından biri olduğuna dikkati çekerek, uyuşturucu ticareti ve organize suç faaliyetlerinin, insanı, aileyi, toplumsal düzeni, kamu güvenliğini ve devlet otoritesini hedef alan çağın vebası olduğunu belirtti. - Yeni güvenlik anlayışımız, olay olduktan sonra müdahale eden değil, riski önceden görenYeni nesil organize suç örgütlerinin teknolojik imkanlardan faydalanan, uluslararası bağlantılar kuran, farklı suç alanlarında faaliyet gösterebilen hibrit yapılara dönüştüğünü ve uyuşturucu gelirleri, kara para aklama, silah kaçakçılığı, düzensiz göç, dijital suçlar ve terör finansmanı gibi alanları da besleyebildiğini kaydeden Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:Göz aydınlığı çocuklarımız ve gençlerimiz ise bu tehdidin en hassas hedef kitlesidir. Dijital platformlar, çevrim içi oyun ağları ve sosyal medya üzerinden oluşan manipülasyon alanları, suç örgütlerinin etki alanına girmeleri bakımından ciddi riskler doğurmaktadır. Bu nedenle mücadelemizi operasyonel boyutta sürdürürken, aynı zamanda önleyici güvenlik anlayışıyla hareket etmek durumundayız. Yeni güvenlik anlayışımız, olay olduktan sonra müdahale eden değil, riski önceden gören, suçu oluşmadan engelleyen, veriyi analiz eden ve sahadaki koordinasyonu güçlendiren bir yaklaşıma dayanmaktadır. Mülki idare amirlerimizden beklentimiz, yerel düzeyde risk alanlarını doğru analiz etmeleri, kurumlar arası koordinasyonu sağlamaları, aile, eğitim, sosyal hizmet ve güvenlik birimlerini aynı masa etrafında buluşturmalarıdır. Uyuşturucu sebebiyle kaybedecek tek insanımıza dahi tahammülümüz yoktur.- Bu meseleyi (sahipsiz sokak hayvanları) ülkemizin gündeminden çıkaracağızBakan Çiftçi, sahipsiz sokak hayvanları konusunun, kamu düzeni, halk sağlığı ve toplumsal huzur bakımından büyük bir önem arz ettiğini, sokaklardaki sahipsiz hayvanların kontrolsüz şekilde çoğalması meselesinin insan hayatı başta olmak üzere trafik kazaları, bulaşıcı hastalık, doğal dengeyi bozma, kamusal alanda huzursuzluk ve güvensizlik gibi birçok soruna kaynaklık teşkil ettiğini dile getirdi. Çiftçi, Şehirlerimizde büyük bir sorun yumağı haline gelen bu meselede hamdolsun büyük bir yol alınmıştır. Kim ne derse desin, biz merhamet, huzur ve güvenlik arasında bir denge inşa ederek bu meseleyi ülkemizin gündeminden çıkaracağız inşallah. Biz yaralı bir kuş için vakıf kurmuş merhamet medeniyetinin mensuplarıyız. Yaratılan her canlının bir vazifesi ve o vazife etrafında bir doğal dengenin olduğunun idrakinden hareketle Allah'ın dilsiz kullarından da mükellefiz, sorumluyuz. Bu sorumluluk bilincinden hareketle bakanlığımızca bu alanda önemli bir çalışma ve seferberlik başlatılmış; sahipsiz sokak hayvanlarının toplanmasından aşılama ve kısırlaştırılmasına, hayvan bakımevlerinin kapasitesinin artırılmasından yerel yönetimlerle koordinasyona kadar birçok çalışma yürütülmektedir. Ancak bu sorun tamamen ortadan kalkmış değildir. Bu alandaki çalışmaların devamlılık içinde yürütülmesi ve bundan sonraki süreçte de mülki idare amirlerimizin konuyu yakından takip etmesi, belediye ve ilgili kurumlarımızı harekete geçirmesi önem arz etmektedir. değerlendirmesinde bulundu.- Kadına yönelik şiddetMustafa Çiftçi, kadına yönelik şiddetle mücadelenin, devlet-vatandaş ilişkisinin sahadaki en önemli güven testlerinden biri olduğunu ifade etti. Kadına yönelik şiddetin, aile kurumuna, toplumsal huzura ve milletin geleceğine yönelen ciddi bir tehdit olduğunu vurgulayan Çiftçi, şunları paylaştı:Bizim inanç dünyamızda kadın Allah'ın emanetidir. Bizim medeniyet tasavvurumuzda kadın, ailenin, toplumun ve hayatın merkezindedir. Ve dahi kurucusudur. 6284 sayılı Kanun, kadınların korunması ve şiddetin önlenmesi bakımından hayati bir hukuki araçtır. Bu kanunun etkinliğini sahada tahkim etmek ve güçlü kılmak noktasında mülki idare amirlerimizin takibi ve yaklaşımı hayati bir kıymet taşıyor. Bildiğiniz üzere; Mülki amirlerimiz, ihbar veya şikayet üzerine koruyucu tedbirlere karar verebilmekte ve gerekli hallerde bu tedbirlerin süratle uygulanmasını sağlayabilmektedir. Bu yetkinin zamanında ve etkin kullanılması, birçok olumsuz olayın önlenmesi bakımından büyük ehemmiyet taşımaktadır. Kadına Destek Uygulaması (KADES) yalnızca teknolojik bir uygulama değildir, buraya gelen her ihbar, muhtemel bir şiddet olayının önlenmesi için devlete uzanan bir yardım çağrısıdır. (Sürecek)]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Erzurum Haberleri — İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 'Terörsüz Türkiye' vizyonu milletimizin huzurunu ve güvenliğini önceleyerek, büyük ve güçlü Türkiye ideali doğrultusunda atılan bir adım, kerim devlet aklının stratejik yaklaşımıdır. Atılan her adım binlerce yıllık devlet aklıyla atılmaktadır. dedi.Çiftçi, Erzurum'da Hizmet İçi Eğitim Merkezi'nde düzenlenen Kaymakamlara Yönelik Hizmet İçi Eğitim Seminerinde yaptığı konuşmada, seminerin hayırlara vesile olmasını dileyerek, devleti temsil eden kaymakamlarla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ortaya konulan Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda bir araya geldiklerini söyledi. Mülki İdare Amirinin, büyük bir mesuliyet bilinciyle milletin duasını zırh bilerek, kamu düzeninin sağlanması sorumluluğunu ve millete hizmet etme şuurunu taşıyan kişi olduğunu dile getiren Çiftçi, Sizler (kaymakamlar) görev yaptığınız yerlerde devletimizin gören gözü, işiten kulağı, uzanan eli ve vicdanısınız. Bu aziz millet devletin kapısını adaletin, merhametin ve hizmetin kapısı bilir. Bu nedenle devlet vakarıyla hareket etmekle mükellefiz. Bu bilinçten hareketle, devletimizle milletimiz arasında gönül köprüsünü kuracak olanlar sizlersiniz. diye konuştu.Çiftçi, bu gönül köprüsünün yıllar yılı kurulmadığını, kurulan köprülere ise hayat hakkı tanınmadığını anlatarak, şöyle devam etti:Devletiyle arasına duvarlar örülen bu aziz millet, merhum Abdurrahim Karakoç'un dizelerinde ifade ettiği üzere 'Gitmişti makama arz-ı hal için 'Bey' dedi, yutkundu eğdi başını. Bir azar yedi ki oldu o biçim.. 'Şey' dedi, yutkundu, eğdi başını. Ve yıllar yılı hep başını eğdi ve yutkundu.. Fakat o günler milletin bağrından çıkan irade ile artık geride kalmıştır. Jakoben zihniyet ve vesayet prangaları kırılmıştır. Milletin değerleriyle artık devletimizin istikameti bir kılınmıştır. 'Türkiye Yüzyılı' hedefi de tam olarak bu anlayış üzerinde yükselmektedir.Terörsüz Türkiye hedefi başlığı üzerinde hassasiyetle duracaklarını belirten Çiftçi, terör ve terörizmin, etnik, ideolojik, siber ve organize suç yapılarıyla bağlantılı tüm biçimleriyle kamu düzeninin yanı sıra toplumsal birlikteliği, ekonomik istikrarı ve milletin huzurunu hedef alan en büyük tehditlerden biri olduğunu vurguladı. - 'Terörsüz Türkiye' hedefi güvenlikten taviz anlamına gelmezBakan Çiftçi, 40 yılı aşkın süredir mücadele edilen bölücü terör örgütü ve uzantılarının, ülkenin aydınlık geleceğine gölge olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:Ancak devletin yurt içinde ve yurt dışında yürüttüğü kararlı mücadele neticesinde terör örgütü bitme noktasına getirilmiştir. Muhterem Cumhurbaşkanımız Erdoğan liderliğinde başlatılan 'Terörsüz Türkiye' süreci, bu meselenin ülkemizin gündeminden tamamıyla çıkarılması bakımından tarihi bir nitelik taşımaktadır. 'Terörsüz Türkiye' vizyonu milletimizin huzurunu ve güvenliğini önceleyerek, büyük ve güçlü Türkiye ideali doğrultusunda atılan bir adım, kerim devlet aklının stratejik yaklaşımıdır. Atılan her adım binlerce yıllık devlet aklıyla atılmaktadır. Ancak altını çizerek ifade ediyoruz, 'Terörsüz Türkiye' hedefi güvenlikten taviz anlamına gelmez. Kamu düzeni ve güvenliğimize tehdit oluşturacak hiçbir duruma ve sınamaya izin veremeyiz. Bu noktadan hareketle mülki idare amirlerimiz bu politika doğrultusunda huzuru ve güvenliği daha da güçlü kılma adına her zamankinden daha fazla çalışmak ve gayret göstermek durumundadır.Toplantıdaki ikinci önemli başlığın radikalleşme ile mücadele olduğunu aktaran Çiftçi, Bir sürecin ve sebepler zincirinin nihai sonucu olan radikalleşme bir anda ortaya çıkan bir durum değildir. Aile içinde yaşanan sorunlarla başlayan ve dışlanma hissi, aidiyet arayışı, sosyal yalnızlık, ekonomik kırılganlık, dezenformasyon gibi unsurların etkisiyle aşamalı biçimde gelişen bu sorunun üzerinde hassasiyetle durmamız gerekmektedir.  ifadesini kullandı. Çiftçi, uyuşturucu ve organize suçlarla mücadelenin, yeni güvenlik paradigmalarının en önemli alanlarından biri olduğuna dikkati çekerek, uyuşturucu ticareti ve organize suç faaliyetlerinin, insanı, aileyi, toplumsal düzeni, kamu güvenliğini ve devlet otoritesini hedef alan çağın vebası olduğunu belirtti. - Yeni güvenlik anlayışımız, olay olduktan sonra müdahale eden değil, riski önceden görenYeni nesil organize suç örgütlerinin teknolojik imkanlardan faydalanan, uluslararası bağlantılar kuran, farklı suç alanlarında faaliyet gösterebilen hibrit yapılara dönüştüğünü ve uyuşturucu gelirleri, kara para aklama, silah kaçakçılığı, düzensiz göç, dijital suçlar ve terör finansmanı gibi alanları da besleyebildiğini kaydeden Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:Göz aydınlığı çocuklarımız ve gençlerimiz ise bu tehdidin en hassas hedef kitlesidir. Dijital platformlar, çevrim içi oyun ağları ve sosyal medya üzerinden oluşan manipülasyon alanları, suç örgütlerinin etki alanına girmeleri bakımından ciddi riskler doğurmaktadır. Bu nedenle mücadelemizi operasyonel boyutta sürdürürken, aynı zamanda önleyici güvenlik anlayışıyla hareket etmek durumundayız. Yeni güvenlik anlayışımız, olay olduktan sonra müdahale eden değil, riski önceden gören, suçu oluşmadan engelleyen, veriyi analiz eden ve sahadaki koordinasyonu güçlendiren bir yaklaşıma dayanmaktadır. Mülki idare amirlerimizden beklentimiz, yerel düzeyde risk alanlarını doğru analiz etmeleri, kurumlar arası koordinasyonu sağlamaları, aile, eğitim, sosyal hizmet ve güvenlik birimlerini aynı masa etrafında buluşturmalarıdır. Uyuşturucu sebebiyle kaybedecek tek insanımıza dahi tahammülümüz yoktur.- Bu meseleyi (sahipsiz sokak hayvanları) ülkemizin gündeminden çıkaracağızBakan Çiftçi, sahipsiz sokak hayvanları konusunun, kamu düzeni, halk sağlığı ve toplumsal huzur bakımından büyük bir önem arz ettiğini, sokaklardaki sahipsiz hayvanların kontrolsüz şekilde çoğalması meselesinin insan hayatı başta olmak üzere trafik kazaları, bulaşıcı hastalık, doğal dengeyi bozma, kamusal alanda huzursuzluk ve güvensizlik gibi birçok soruna kaynaklık teşkil ettiğini dile getirdi. Çiftçi, Şehirlerimizde büyük bir sorun yumağı haline gelen bu meselede hamdolsun büyük bir yol alınmıştır. Kim ne derse desin, biz merhamet, huzur ve güvenlik arasında bir denge inşa ederek bu meseleyi ülkemizin gündeminden çıkaracağız inşallah. Biz yaralı bir kuş için vakıf kurmuş merhamet medeniyetinin mensuplarıyız. Yaratılan her canlının bir vazifesi ve o vazife etrafında bir doğal dengenin olduğunun idrakinden hareketle Allah'ın dilsiz kullarından da mükellefiz, sorumluyuz. Bu sorumluluk bilincinden hareketle bakanlığımızca bu alanda önemli bir çalışma ve seferberlik başlatılmış; sahipsiz sokak hayvanlarının toplanmasından aşılama ve kısırlaştırılmasına, hayvan bakımevlerinin kapasitesinin artırılmasından yerel yönetimlerle koordinasyona kadar birçok çalışma yürütülmektedir. Ancak bu sorun tamamen ortadan kalkmış değildir. Bu alandaki çalışmaların devamlılık içinde yürütülmesi ve bundan sonraki süreçte de mülki idare amirlerimizin konuyu yakından takip etmesi, belediye ve ilgili kurumlarımızı harekete geçirmesi önem arz etmektedir. değerlendirmesinde bulundu.- Kadına yönelik şiddetMustafa Çiftçi, kadına yönelik şiddetle mücadelenin, devlet-vatandaş ilişkisinin sahadaki en önemli güven testlerinden biri olduğunu ifade etti. Kadına yönelik şiddetin, aile kurumuna, toplumsal huzura ve milletin geleceğine yönelen ciddi bir tehdit olduğunu vurgulayan Çiftçi, şunları paylaştı:Bizim inanç dünyamızda kadın Allah'ın emanetidir. Bizim medeniyet tasavvurumuzda kadın, ailenin, toplumun ve hayatın merkezindedir. Ve dahi kurucusudur. 6284 sayılı Kanun, kadınların korunması ve şiddetin önlenmesi bakımından hayati bir hukuki araçtır. Bu kanunun etkinliğini sahada tahkim etmek ve güçlü kılmak noktasında mülki idare amirlerimizin takibi ve yaklaşımı hayati bir kıymet taşıyor. Bildiğiniz üzere; Mülki amirlerimiz, ihbar veya şikayet üzerine koruyucu tedbirlere karar verebilmekte ve gerekli hallerde bu tedbirlerin süratle uygulanmasını sağlayabilmektedir. Bu yetkinin zamanında ve etkin kullanılması, birçok olumsuz olayın önlenmesi bakımından büyük ehemmiyet taşımaktadır. Kadına Destek Uygulaması (KADES) yalnızca teknolojik bir uygulama değildir, buraya gelen her ihbar, muhtemel bir şiddet olayının önlenmesi için devlete uzanan bir yardım çağrısıdır. (Sürecek)]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/bakan-ciftci-erzurum-da-kaymakamlara-yonelik-hizmet-ici-egitim-seminerinde-konustu-1.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İsrail'in şebekelerini tahrip ettiği ve ablukayı sürdürdüğü Gazze'de su krizi büyüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/israil-in-sebekelerini-tahrip-ettigi-ve-ablukayi-surdurdugu-gazze-de-su-krizi-buyuyor/855852/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/israil-in-sebekelerini-tahrip-ettigi-ve-ablukayi-surdurdugu-gazze-de-su-krizi-buyuyor/855852/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Gazze — Aksa Üniversitesi'nde su istasyonu ve jeneratörlerden sorumlu Ebu Muhammed el-Kafarna: Bu jeneratörler bozulacak olursa insanların hayatı cehenneme döner. Jeneratörlerin tamamen bozulmasını önlemek için şu anda sınırlı saatlerde çalıştırıyoruz. Eskiden günde 6 ila 8 saat çalıştırırdık ancak şimdi motor yağı bulunmadığı için dört saatten fazla çalıştıramıyoruz - Han Yunus Belediyesi Basın Sorumlusu Yunus Saib el-Lekkan: İsrail, 300 bin metreden fazla su şebekesini tamamen yok ettiği gibi 34 su kuyusunu da doğrudan hedef aldı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Gazze Haberleri — İsrail'in 2 yılı aşkın sürdürdüğü saldırılarla altyapıyı yok ettiği Gazze Şeridi'nde ablukanın da devam etmesi nedeniyle yerinden edilen binlerce Filistinlinin hayatını tehdit eden su krizi yaşanıyor.Gazze'de şebekeler ile kuyuların tahrip olmasıyla yaşanan su krizi, sağlam kalan kuyulardan su çekmede kullanılan jeneratörler için gerekli yakıt ve yedek parçanın bulunamaması nedeniyle her geçen gün daha da büyüyor.Gazze'nin güneyindeki Han Yunus kentinde yer alan Aksa Üniversitesi yerleşkesi içinde ve çevresinde yaşayan yaklaşık 30 bin yerinden edilmiş insan, hava sıcaklarının yükselmesi ve suya olan ihtiyacın artmasıyla birlikte suya ulaşabilmek için uzun mesafeler katetmek zorunda kalıyor.- Jeneratörler her an durabilirDaha önce bir ilim yuvasıyken barınma merkezine dönüşen Aksa Üniversitesi'nde su istasyonu ve jeneratörlerden sorumlu Ebu Muhammed el-Kafarna, su krizinin, bölgede yaşayan Filistinlilerin hayatında meydana getirdiği zorlukları anlattı.Jeneratörleri çalıştırmak için gerekli yakıt ile yedek parçayı bulmakta sıkıntı çektiklerini ifade eden Kafarna, jeneratör motorlarının yakıt eksikliği nedeniyle hararet yaptığını, motoru soğutmak için gerekli ekipman olmadığı için bunu manuel yöntemlerle yapmak zorunda kaldıklarını kaydetti.Buldukları bu çözümün geçici olduğunu aktaran Kafarna, Bu jeneratörler bozulacak olursa insanların hayatı cehenneme döner. Jeneratörlerin tamamen bozulmasını önlemek için şu anda sınırlı saatlerde çalıştırıyoruz. Eskiden günde 6 ila 8 saat çalıştırırdık ancak şimdi motor yağı bulunmadığı için dört saatten fazla çalıştıramıyoruz. dedi.- Su ve salgın hastalık kriziAksa Üniversitesi Barınma Konseyi Başkanı Fayiz Ebu Hacar ise yaşanan su krizinin yanı sıra halk sağlığını tehdit eden diğer krizlere dikkati çekti.Yerleşke içinde ve dışındaki çadırların büyük kısmının kanalizasyon suları altında kaldığına işaret eden Ebu Hacar, bunun özellikle çocuklar, kadınlar ve yaşlılar arasında salgın hastalıklar ve cilt hastalıklarının yayılmasına neden olduğunu söyledi.Ebu Hacar, barınma merkezindeki jeneratörlerin çalıştırılması ve kuyulardan su çekilmesi için yakıt ve onarım için gerekli yedek parçaların temin edilmesi çağrısı yaptı.- Nüfus dar bir alana hapsedildi, su kaynakları imha edildiHan Yunus Belediyesi Basın Sorumlusu Yunus Saib el-Lekkan ise İsrail, 300 bin metreden fazla su şebekesini tamamen yok ettiği gibi 34 su kuyusunu da doğrudan hedef aldı. diyerek, Gazze'deki su krizinin nedenlerine değindi.25 kilometrekareyi aşmayan bir alanda 900 binden fazla insan yaşıyor. diyen Lekkan, Han Yunus'un batısındaki nüfus yoğunluğunun sınırlı su kaynakları üzerindeki baskıyı da artırdığını dile getirdi.Yakıt ve yağ sıkıntısı nedeniyle, çalışır durumdaki su pompaları ve kuyularının da devre dışı kalabileceği ve bunun da bölgede insani bir kriz yaşanmasına neden olabileceği uyarısı yapan Lekkan, çadırların etrafında biriken atıkların da kemirgenler ile böceklerin yayılmasına, bunun da çevre krizinin yanı sıra cilt hastalıklarına yol açtığına dikkati çekti.- Su yok, hastalık çokÜniversite çevresinde bir çadırda yaşayan Muhammed el-Mısri de ailesinin içme ve kullanma suyu sıkıntısı yaşadığını söyledi.Mısri, suyun 4 günde bir geldiğini, çocuklarının su kıtlığı ve kirlilik nedeniyle cilt hastalıklarına yakalandığını dile getirdi.Çevrelerinde biriken atıklara işaret eden ve sivrisinekler, böcekler ve kemirgenlerle birlikte yaşadıklarını aktaran Mısri, su ve salgın hastalık sorununa çözüm bulunmasını istedi.Ummu Abdullah da su, çöp, sinek ve haşerattan çok çektiklerini anlattı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Gazze Haberleri — İsrail'in 2 yılı aşkın sürdürdüğü saldırılarla altyapıyı yok ettiği Gazze Şeridi'nde ablukanın da devam etmesi nedeniyle yerinden edilen binlerce Filistinlinin hayatını tehdit eden su krizi yaşanıyor.Gazze'de şebekeler ile kuyuların tahrip olmasıyla yaşanan su krizi, sağlam kalan kuyulardan su çekmede kullanılan jeneratörler için gerekli yakıt ve yedek parçanın bulunamaması nedeniyle her geçen gün daha da büyüyor.Gazze'nin güneyindeki Han Yunus kentinde yer alan Aksa Üniversitesi yerleşkesi içinde ve çevresinde yaşayan yaklaşık 30 bin yerinden edilmiş insan, hava sıcaklarının yükselmesi ve suya olan ihtiyacın artmasıyla birlikte suya ulaşabilmek için uzun mesafeler katetmek zorunda kalıyor.- Jeneratörler her an durabilirDaha önce bir ilim yuvasıyken barınma merkezine dönüşen Aksa Üniversitesi'nde su istasyonu ve jeneratörlerden sorumlu Ebu Muhammed el-Kafarna, su krizinin, bölgede yaşayan Filistinlilerin hayatında meydana getirdiği zorlukları anlattı.Jeneratörleri çalıştırmak için gerekli yakıt ile yedek parçayı bulmakta sıkıntı çektiklerini ifade eden Kafarna, jeneratör motorlarının yakıt eksikliği nedeniyle hararet yaptığını, motoru soğutmak için gerekli ekipman olmadığı için bunu manuel yöntemlerle yapmak zorunda kaldıklarını kaydetti.Buldukları bu çözümün geçici olduğunu aktaran Kafarna, Bu jeneratörler bozulacak olursa insanların hayatı cehenneme döner. Jeneratörlerin tamamen bozulmasını önlemek için şu anda sınırlı saatlerde çalıştırıyoruz. Eskiden günde 6 ila 8 saat çalıştırırdık ancak şimdi motor yağı bulunmadığı için dört saatten fazla çalıştıramıyoruz. dedi.- Su ve salgın hastalık kriziAksa Üniversitesi Barınma Konseyi Başkanı Fayiz Ebu Hacar ise yaşanan su krizinin yanı sıra halk sağlığını tehdit eden diğer krizlere dikkati çekti.Yerleşke içinde ve dışındaki çadırların büyük kısmının kanalizasyon suları altında kaldığına işaret eden Ebu Hacar, bunun özellikle çocuklar, kadınlar ve yaşlılar arasında salgın hastalıklar ve cilt hastalıklarının yayılmasına neden olduğunu söyledi.Ebu Hacar, barınma merkezindeki jeneratörlerin çalıştırılması ve kuyulardan su çekilmesi için yakıt ve onarım için gerekli yedek parçaların temin edilmesi çağrısı yaptı.- Nüfus dar bir alana hapsedildi, su kaynakları imha edildiHan Yunus Belediyesi Basın Sorumlusu Yunus Saib el-Lekkan ise İsrail, 300 bin metreden fazla su şebekesini tamamen yok ettiği gibi 34 su kuyusunu da doğrudan hedef aldı. diyerek, Gazze'deki su krizinin nedenlerine değindi.25 kilometrekareyi aşmayan bir alanda 900 binden fazla insan yaşıyor. diyen Lekkan, Han Yunus'un batısındaki nüfus yoğunluğunun sınırlı su kaynakları üzerindeki baskıyı da artırdığını dile getirdi.Yakıt ve yağ sıkıntısı nedeniyle, çalışır durumdaki su pompaları ve kuyularının da devre dışı kalabileceği ve bunun da bölgede insani bir kriz yaşanmasına neden olabileceği uyarısı yapan Lekkan, çadırların etrafında biriken atıkların da kemirgenler ile böceklerin yayılmasına, bunun da çevre krizinin yanı sıra cilt hastalıklarına yol açtığına dikkati çekti.- Su yok, hastalık çokÜniversite çevresinde bir çadırda yaşayan Muhammed el-Mısri de ailesinin içme ve kullanma suyu sıkıntısı yaşadığını söyledi.Mısri, suyun 4 günde bir geldiğini, çocuklarının su kıtlığı ve kirlilik nedeniyle cilt hastalıklarına yakalandığını dile getirdi.Çevrelerinde biriken atıklara işaret eden ve sivrisinekler, böcekler ve kemirgenlerle birlikte yaşadıklarını aktaran Mısri, su ve salgın hastalık sorununa çözüm bulunmasını istedi.Ummu Abdullah da su, çöp, sinek ve haşerattan çok çektiklerini anlattı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/israil-in-sebekelerini-tahrip-ettigi-ve-ablukayi-surdurdugu-gazze-de-su-krizi-buyuyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İş makinelerinde yapay zeka dönüşümü hızlanıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/is-makinelerinde-yapay-zeka-donusumu-hizlaniyor/855851/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/is-makinelerinde-yapay-zeka-donusumu-hizlaniyor/855851/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — İMDER Yönetim Kurulu Başkanı Özer Şahin: - Yapay zeka destekli çözümler, verimlilik, iş güvenliği ve sürdürülebilirlik alanlarında önemli bir dönüşüm sağlıyor - İSDER Başkanı Serkan Karataş: - Elektrikli ve otonom sistemler, depo ve lojistik operasyonlarında sektörün yeni standartlarını oluşturuyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — ALİ ATAR - İş ve istif makineleri sektöründe küresel bir gündem haline gelen yapay zeka destekli yeni nesil sistemler, makine performansını anlık izleyerek arıza risklerini önceden tespit ediyor, enerji tüketimini optimize ediyor ve iş güvenliğini artırıyor.Avrupa’da düşük emisyonlu ve sıfır karbon hedefli şantiye uygulamalarının yaygınlaşması, sektörün dönüşüm sürecini hızlandırırken özellikle madencilik, altyapı, liman, depo ve lojistik operasyonlarında teknolojik çözümler öne çıkıyor.Türkiye İş Makinaları Distribütörleri ve İmalatçıları Birliği (İMDER) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Şahin, AA muhabirine, iş makinelerinin artık yalnızca sahada çalışan ekipmanlar olmaktan çıktığını, veri üreten, analiz eden ve karar süreçlerini destekleyen akıllı sistemler haline geldiğini belirtti.Şahin, sektörün teknoloji eksenli yeni bir sürece girdiğini vurgulayarak, yapay zeka destekli çözümlerin verimlilik, iş güvenliği ve sürdürülebilirlik alanlarında önemli bir dönüşüm sağladığını bildirdi.Özellikle büyük ölçekli madencilik projelerinde otonom sistemlerin öneminin artacağına dikkati çeken Şahin, Yarı otonom, otonom ve uzaktan yönetilebilen sistemler, riskli sahalarda insan müdahalesini azaltarak iş güvenliğini güçlendiriyor. dedi.Şahin, söz konusu sistemlerin yakıt tüketiminin optimize edilmesi, makine duruş sürelerinin azaltılması ve önleyici bakım uygulamalarıyla maliyetlerin düşürülmesine de katkı sağladığını kaydetti.- Depo ve lojistik operasyonlarında yeni standartlarİstif Makinaları Distribütörleri ve İmalatçıları Derneği (İSDER) Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Karataş da depo ve lojistik operasyonlarında yapay zeka tabanlı sistemlerin hızla yaygınlaştığını aktardı.Karataş, söz konusu operasyonlarda hız, enerji yönetimi ve operasyon güvenliğinin giderek daha kritik hale geldiğine işaret ederek, yapay zeka tabanlı filo yönetimi, operatörsüz forkliftler, rota optimizasyonu sağlayan yazılımlar ve elektrikli istif makinelerinin artık yatırım kararlarında daha fazla öne çıktığını bildirdi.Küresel pazarda elektrikli ve bağlantılı sistemlere geçişin hızlandığını belirten Karataş, Elektrikli ve otonom sistemler, depo ve lojistik operasyonlarında sektörün yeni standartlarını oluşturuyor. Türkiye’de e-ticaret, sanayi üretimi ve lojistik yatırımları büyüdükçe bu teknolojilere olan talep de artacak. değerlendirmesinde bulundu.- Sektör ihracatta güçlü seyrini koruyorİMDER verilerine göre, Türkiye iş makineleri üretimi ve ihracatında istikrarlı büyümesini sürdürüyor.Sektörün 2025 yılı ihracatı yaklaşık 2 milyar dolara ulaşırken İnşaat ve Madencilik Makineleri grubu tüm makine grupları arasında en fazla ihraç edilen üçüncü grup oldu. İhracatta öne çıkan ilk dört pazar ise Almanya, Rusya, ABD ve Fransa olarak sıralandı.Sektörde bu yılın ocak ve şubat ayı verilerine göre iç pazarda daralma görülürken ihracat güçlü seyrini korudu. İnşaat ve madencilik makinelerinde ihracat, yılın ilk iki ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21 artışla 348 milyon dolara yükseldi.İSDER verilerine göre ise istif makineleri sektörünün ihracatı, tamamlayıcı alt sektörlerle birlikte yaklaşık 1 milyar dolar seviyesine ulaştı.Yarın başlayacak ve 6 Haziran'a kadar sürecek 18. Uluslararası İş ve İnşaat Makine, Teknoloji ve Aletleri İhtisas Fuarı KOMATEK, iş ve istif makineleri sektöründeki yeni teknolojileri ve uluslararası iş birliklerini yerinde görmek isteyen paydaşları İstanbul'da bir araya getirecek.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — ALİ ATAR - İş ve istif makineleri sektöründe küresel bir gündem haline gelen yapay zeka destekli yeni nesil sistemler, makine performansını anlık izleyerek arıza risklerini önceden tespit ediyor, enerji tüketimini optimize ediyor ve iş güvenliğini artırıyor.Avrupa’da düşük emisyonlu ve sıfır karbon hedefli şantiye uygulamalarının yaygınlaşması, sektörün dönüşüm sürecini hızlandırırken özellikle madencilik, altyapı, liman, depo ve lojistik operasyonlarında teknolojik çözümler öne çıkıyor.Türkiye İş Makinaları Distribütörleri ve İmalatçıları Birliği (İMDER) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Şahin, AA muhabirine, iş makinelerinin artık yalnızca sahada çalışan ekipmanlar olmaktan çıktığını, veri üreten, analiz eden ve karar süreçlerini destekleyen akıllı sistemler haline geldiğini belirtti.Şahin, sektörün teknoloji eksenli yeni bir sürece girdiğini vurgulayarak, yapay zeka destekli çözümlerin verimlilik, iş güvenliği ve sürdürülebilirlik alanlarında önemli bir dönüşüm sağladığını bildirdi.Özellikle büyük ölçekli madencilik projelerinde otonom sistemlerin öneminin artacağına dikkati çeken Şahin, Yarı otonom, otonom ve uzaktan yönetilebilen sistemler, riskli sahalarda insan müdahalesini azaltarak iş güvenliğini güçlendiriyor. dedi.Şahin, söz konusu sistemlerin yakıt tüketiminin optimize edilmesi, makine duruş sürelerinin azaltılması ve önleyici bakım uygulamalarıyla maliyetlerin düşürülmesine de katkı sağladığını kaydetti.- Depo ve lojistik operasyonlarında yeni standartlarİstif Makinaları Distribütörleri ve İmalatçıları Derneği (İSDER) Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Karataş da depo ve lojistik operasyonlarında yapay zeka tabanlı sistemlerin hızla yaygınlaştığını aktardı.Karataş, söz konusu operasyonlarda hız, enerji yönetimi ve operasyon güvenliğinin giderek daha kritik hale geldiğine işaret ederek, yapay zeka tabanlı filo yönetimi, operatörsüz forkliftler, rota optimizasyonu sağlayan yazılımlar ve elektrikli istif makinelerinin artık yatırım kararlarında daha fazla öne çıktığını bildirdi.Küresel pazarda elektrikli ve bağlantılı sistemlere geçişin hızlandığını belirten Karataş, Elektrikli ve otonom sistemler, depo ve lojistik operasyonlarında sektörün yeni standartlarını oluşturuyor. Türkiye’de e-ticaret, sanayi üretimi ve lojistik yatırımları büyüdükçe bu teknolojilere olan talep de artacak. değerlendirmesinde bulundu.- Sektör ihracatta güçlü seyrini koruyorİMDER verilerine göre, Türkiye iş makineleri üretimi ve ihracatında istikrarlı büyümesini sürdürüyor.Sektörün 2025 yılı ihracatı yaklaşık 2 milyar dolara ulaşırken İnşaat ve Madencilik Makineleri grubu tüm makine grupları arasında en fazla ihraç edilen üçüncü grup oldu. İhracatta öne çıkan ilk dört pazar ise Almanya, Rusya, ABD ve Fransa olarak sıralandı.Sektörde bu yılın ocak ve şubat ayı verilerine göre iç pazarda daralma görülürken ihracat güçlü seyrini korudu. İnşaat ve madencilik makinelerinde ihracat, yılın ilk iki ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21 artışla 348 milyon dolara yükseldi.İSDER verilerine göre ise istif makineleri sektörünün ihracatı, tamamlayıcı alt sektörlerle birlikte yaklaşık 1 milyar dolar seviyesine ulaştı.Yarın başlayacak ve 6 Haziran'a kadar sürecek 18. Uluslararası İş ve İnşaat Makine, Teknoloji ve Aletleri İhtisas Fuarı KOMATEK, iş ve istif makineleri sektöründeki yeni teknolojileri ve uluslararası iş birliklerini yerinde görmek isteyen paydaşları İstanbul'da bir araya getirecek.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/is-makinelerinde-yapay-zeka-donusumu-hizlaniyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Pakistan'da kerpiç evin çatısının çökmesi sonucu 6 çocuk hayatını kaybetti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/pakistan-da-kerpic-evin-catisinin-cokmesi-sonucu-6-cocuk-hayatini-kaybetti/855850/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/pakistan-da-kerpic-evin-catisinin-cokmesi-sonucu-6-cocuk-hayatini-kaybetti/855850/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Pakistan'ın Hayber Pahtunhva eyaletinde kerpiç evin çatısının çökmesi sonucu 6 çocuk öldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Pakistan'ın Hayber Pahtunhva eyaletinde kerpiç evin çatısının çökmesi sonucu 6 çocuk öldü. Dawn gazetesinin yetkililerin açıklamalarına dayandırdığı haberine göre, eyalete bağlı Shangla bölgesinde kerpiç evin çatısının çökmesi nedeniyle 7 çocuk enkaz altında kaldı.Kurtarma ekipleri 6 çocuğun cansız bedenine ulaşırken bir çocuk ağır yaralı kurtarıldı.Hayatını kaybeden ve yaralı çocuğun aynı aileden olduğu belirtilirken olayın sebebine ilişkin açıklama yapılmadı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Pakistan'ın Hayber Pahtunhva eyaletinde kerpiç evin çatısının çökmesi sonucu 6 çocuk öldü. Dawn gazetesinin yetkililerin açıklamalarına dayandırdığı haberine göre, eyalete bağlı Shangla bölgesinde kerpiç evin çatısının çökmesi nedeniyle 7 çocuk enkaz altında kaldı.Kurtarma ekipleri 6 çocuğun cansız bedenine ulaşırken bir çocuk ağır yaralı kurtarıldı.Hayatını kaybeden ve yaralı çocuğun aynı aileden olduğu belirtilirken olayın sebebine ilişkin açıklama yapılmadı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/pakistan-da-kerpic-evin-catisinin-cokmesi-sonucu-6-cocuk-hayatini-kaybetti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kahramanmaraş'ta nehirde kaybolan kişiyi arama çalışmaları sürüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kahramanmaras-ta-nehirde-kaybolan-kisiyi-arama-calismalari-suruyor/855849/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kahramanmaras-ta-nehirde-kaybolan-kisiyi-arama-calismalari-suruyor/855849/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:12:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kahramanmaraş — Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesinde nehirde kaybolan 62 yaşındaki Selman Aktaş'ın bulunması için arama çalışmaları 6.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kahramanmaraş Haberleri — Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesinde nehirde kaybolan 62 yaşındaki Selman Aktaş'ın bulunması için arama çalışmaları 6. gününde devam ediyor.Sarıgüzel Mahallesi Ceyhan Nehri Savruk Şelalesi mevkisinde 28 Mayıs Perşembe günü akrabalarıyla balık tutarken dengesini kaybederek suya düşen Aktaş'ı arama çalışmalarına sabah saatlerinde yeniden başlandı.AFAD, Jandarma Arama Kurtarma, Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Su Altı Arama Kurtarma ve Adıyaman'dan gelen polis su altı arama kurtarma ekipleri, bölgede çalışmalarını sürdürüyor.Yaklaşık 20 kişilik ekip, dron desteğiyle su altında ve bölgede arama yapıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kahramanmaraş Haberleri — Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesinde nehirde kaybolan 62 yaşındaki Selman Aktaş'ın bulunması için arama çalışmaları 6. gününde devam ediyor.Sarıgüzel Mahallesi Ceyhan Nehri Savruk Şelalesi mevkisinde 28 Mayıs Perşembe günü akrabalarıyla balık tutarken dengesini kaybederek suya düşen Aktaş'ı arama çalışmalarına sabah saatlerinde yeniden başlandı.AFAD, Jandarma Arama Kurtarma, Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Su Altı Arama Kurtarma ve Adıyaman'dan gelen polis su altı arama kurtarma ekipleri, bölgede çalışmalarını sürdürüyor.Yaklaşık 20 kişilik ekip, dron desteğiyle su altında ve bölgede arama yapıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/kahramanmaras-ta-nehirde-kaybolan-kisiyi-arama-calismalari-suruyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kiraladıkları tarım arazilerinde yılda 70 ton organik çilek üretiyorlar</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kiraladiklari-tarim-arazilerinde-yilda-70-ton-organik-cilek-uretiyorlar/855848/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kiraladiklari-tarim-arazilerinde-yilda-70-ton-organik-cilek-uretiyorlar/855848/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:12:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kayseri — Kayseri'de yaşayan Fatih ve Ayşegül Korkmaz çifti, 13 yıl önce başladıkları üretimi yıldan yıla artırarak kentin farklı noktalarında 20 bin metrekarelik ekim alanına ulaştı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kayseri Haberleri — ERGÜN HAKTANIYAN - Kayseri'de yaşayan Fatih ile Ayşegül Korkmaz çifti, kiraladıkları 20 bin metrekare tarım arazisinde yıllık 70 ton organik çilek üretiyor.Tayininin çıktığı Tomarza ilçesinde çilek üretimini öğrenen memur emeklisi Fatih Korkmaz ile eşi sağlık memuru Ayşegül Korkmaz, 2013'te küçük bir araziye deneme amaçlı ekim yaptı.Daha sonra kiraladıkları birçok arazide üretimi yıldan yıla artıran çift, 2026'da kentin farklı noktalarında 20 bin metrekarelik ekim alanına ulaştı.Otomasyonlu sulama sistemi bulunan tarlalarında çilek fidesi de üreten çift, her yıl ortalama 70 ton organik çilek hasadı ile hem kazancını artırıyor hem de sezon boyunca birçok kişiye istihdam sağlıyor.Çocuklarıyla bahçeye gelen aileler de ürünlerin tadına bakıyor, diledikleri kadar da çilek satın alabiliyor.- Eşimin desteği çokFatih Korkmaz, AA muhabirine, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde çalışırken Tomarza ilçesine tayin olduğunu ve burada çilek üretimini öğrendiğini anlattı.Becen, Eğribucak, Hisarcık ve Endürlük mahallelerinde üretim yaptıklarını belirten Korkmaz, şöyle konuştu:Şu anda da 20 bin metrekare kadar yerimiz var. Senelik aşağı yukarı 60-70 ton kadar çilekten ürün alıyoruz. Ben zaten tarıma bağlı, tarımı seven biriyim. Müşteri problemimiz de yok. Gelip kendileri topluyor. Çoluk çocuk içine girip bu mutluluğu yaşıyor. Biz de mutlu oluyoruz. Albion, Monterey, Camarosa, San Andreas çeşidi çilekleri üretiyoruz. Çeşitlerimizin geneli tatlı ve karasal iklime uygun. İyi tarıma kayıtlıyız. Biz zaten organikçiyiz. Hiçbir şekilde pestisit ve buna benzer ilaç katkısı da yok. Eşimin de desteği çok, sağ olsun. Eşimin desteğini hissetmek çok güzel bir duygu. O olmasa yapamam açıkçası.Toprak çeşitlerini araştırdığını ve üretimi buna göre yaptığını ifade eden Korkmaz, araştırmalar sonucunda kiraya veren yerlerle anlaşıp üretime geçtiğini dile getirdi.- Hobi olarak başladıkları işte profesyonelleştilerAyşegül Korkmaz da eşi ile uzun süredir organik çilek ürettiğini, hobi olarak başladıkları bir işte profesyonelleştiklerini söyledi.Evlerinin önünde başlayan bir hikayeyle büyüdüklerini vurgulayan Korkmaz, Gelen talepler çok güzeldi. Çocukların dalından kopardığı, ailelerin gelip huzur bulduğu, şehir ortamından uzak, onların her gülümsemesini görmek bizim için bir adım oldu. dedi.Korkmaz, birçok zorluğa rağmen çilek üretimini yaptıklarını anlatarak, Kayseri'nin birçok yerinde bahçelerimiz var. Halka açık hizmet sunuyoruz. İnsanlar geliyor burada dalından koparıyor. Çocuklar doğayla buluşuyor. Çocukların gözündeki mutluluk, ailelerin doğayla buluşması gerçekten bizim için kıymetli. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kayseri Haberleri — ERGÜN HAKTANIYAN - Kayseri'de yaşayan Fatih ile Ayşegül Korkmaz çifti, kiraladıkları 20 bin metrekare tarım arazisinde yıllık 70 ton organik çilek üretiyor.Tayininin çıktığı Tomarza ilçesinde çilek üretimini öğrenen memur emeklisi Fatih Korkmaz ile eşi sağlık memuru Ayşegül Korkmaz, 2013'te küçük bir araziye deneme amaçlı ekim yaptı.Daha sonra kiraladıkları birçok arazide üretimi yıldan yıla artıran çift, 2026'da kentin farklı noktalarında 20 bin metrekarelik ekim alanına ulaştı.Otomasyonlu sulama sistemi bulunan tarlalarında çilek fidesi de üreten çift, her yıl ortalama 70 ton organik çilek hasadı ile hem kazancını artırıyor hem de sezon boyunca birçok kişiye istihdam sağlıyor.Çocuklarıyla bahçeye gelen aileler de ürünlerin tadına bakıyor, diledikleri kadar da çilek satın alabiliyor.- Eşimin desteği çokFatih Korkmaz, AA muhabirine, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde çalışırken Tomarza ilçesine tayin olduğunu ve burada çilek üretimini öğrendiğini anlattı.Becen, Eğribucak, Hisarcık ve Endürlük mahallelerinde üretim yaptıklarını belirten Korkmaz, şöyle konuştu:Şu anda da 20 bin metrekare kadar yerimiz var. Senelik aşağı yukarı 60-70 ton kadar çilekten ürün alıyoruz. Ben zaten tarıma bağlı, tarımı seven biriyim. Müşteri problemimiz de yok. Gelip kendileri topluyor. Çoluk çocuk içine girip bu mutluluğu yaşıyor. Biz de mutlu oluyoruz. Albion, Monterey, Camarosa, San Andreas çeşidi çilekleri üretiyoruz. Çeşitlerimizin geneli tatlı ve karasal iklime uygun. İyi tarıma kayıtlıyız. Biz zaten organikçiyiz. Hiçbir şekilde pestisit ve buna benzer ilaç katkısı da yok. Eşimin de desteği çok, sağ olsun. Eşimin desteğini hissetmek çok güzel bir duygu. O olmasa yapamam açıkçası.Toprak çeşitlerini araştırdığını ve üretimi buna göre yaptığını ifade eden Korkmaz, araştırmalar sonucunda kiraya veren yerlerle anlaşıp üretime geçtiğini dile getirdi.- Hobi olarak başladıkları işte profesyonelleştilerAyşegül Korkmaz da eşi ile uzun süredir organik çilek ürettiğini, hobi olarak başladıkları bir işte profesyonelleştiklerini söyledi.Evlerinin önünde başlayan bir hikayeyle büyüdüklerini vurgulayan Korkmaz, Gelen talepler çok güzeldi. Çocukların dalından kopardığı, ailelerin gelip huzur bulduğu, şehir ortamından uzak, onların her gülümsemesini görmek bizim için bir adım oldu. dedi.Korkmaz, birçok zorluğa rağmen çilek üretimini yaptıklarını anlatarak, Kayseri'nin birçok yerinde bahçelerimiz var. Halka açık hizmet sunuyoruz. İnsanlar geliyor burada dalından koparıyor. Çocuklar doğayla buluşuyor. Çocukların gözündeki mutluluk, ailelerin doğayla buluşması gerçekten bizim için kıymetli. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/kiraladiklari-tarim-arazilerinde-yilda-70-ton-organik-cilek-uretiyorlar.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İYİ Parti, Türk Hukuk Çalıştayı düzenleyecek</title>
      <link>https://www.canligaste.com/iyi-parti-turk-hukuk-calistayi-duzenleyecek/855847/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/iyi-parti-turk-hukuk-calistayi-duzenleyecek/855847/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:09:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — 13-14 Haziran'da gerçekleştirilecek çalıştayda, parlamenter sistemden seçim güvenliğine, kadına karşı şiddetten dijital haklara kadar 10 alanda eş zamanlı oturumlar düzenlenecek - Hazırlanacak Hukuk Vizyon Belgesi, Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu tarafından kamuoyuna açıklanacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — ALPER ŞAŞMAZ - İYİ Parti'nin 13-14 Haziran'da Ankara'da düzenleyeceği Türk Hukuk Çalıştayı'nda, parlamenter sistem ve üniter devlet yapısından seçim güvenliğine, kadına karşı şiddetten dijital haklara kadar 10 kritik alanda eş zamanlı oturumlar yer alacak.AA muhabirinin parti kaynaklarından edindiği bilgilere göre, İYİ Parti Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun'un koordinasyonunda toplanacak çalıştay için hazırlıklar sürüyor.Ankara'da bir otelde gerçekleştirilecek çalıştayın ilk günü olan 13 Haziran'da, eş zamanlı oturumlar yapılacak.Oturumlarda, Üniter Devlet Yapısı ve Parlamenter Sistem, Hukuk Devleti Revizyonu ve İnsan Hakları, Mali Hukuk Normları ve İhale Mevzuatı, Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği: Kadına Karşı Şiddet, Çocuk Adalet Sistemi: Koruyucu ve Önleyici Politikalar, Adil Yargılanma ve Toplumsal Uzlaşı, Basın Özgürlüğü ve Dezenformasyon, Yargının Sacayakları: Mesleki Sorunlar ve İtibar, Dijitalleşen Dünyanın Hukuka Etkisi ve Yapay Zeka ile Seçim Hukuku ve Demokratik Meşruiyet konuları ele alınacak.Hukukun tüm paydaşlarını aynı masada buluşturmayı hedefleyen çalıştayda, savunma makamındaki avukatın, karar kürsüsündeki hakimin, bilginin kaynağı olan akademisyenin ve hukukun güven kapısı olan noterin sorunları gündeme gelecek.- Genel Başkan Dervişoğlu, Hukuk Vizyon Belgesini açıklayacakÇalıştayın son günü, oturumların özet sunumlarının ardından İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu kapanış konuşmasını gerçekleştirecek.Yargı, akademi, baro, medya ve siyaset dünyasından temsilcileri tek bir çatı altında buluşturacak çalıştay sonrası hazırlanacak Hukuk Vizyon Belgesi, 14 Haziran'da Dervişoğlu tarafından kamuoyuna açıklanacak.Çalıştaya Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Hakimler ve Savcılar Kurulu, Yüksek Seçim Kurulu üye ve hakimleri, Türkiye Barolar Birliği ve 81 il baro başkanı, hukuk fakültesi dekanları ve akademisyenler, TBMM'den hukukçu milletvekilleri ve Anayasa ile Adalet Komisyonu üyeleri, siyasi partilerin hukuk ve seçim işleri başkanları, hakim, savcı ve avukat sendikaları ile meslek kuruluşları, basın mensupları ve sivil toplum temsilcileri davet edilecek.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — ALPER ŞAŞMAZ - İYİ Parti'nin 13-14 Haziran'da Ankara'da düzenleyeceği Türk Hukuk Çalıştayı'nda, parlamenter sistem ve üniter devlet yapısından seçim güvenliğine, kadına karşı şiddetten dijital haklara kadar 10 kritik alanda eş zamanlı oturumlar yer alacak.AA muhabirinin parti kaynaklarından edindiği bilgilere göre, İYİ Parti Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun'un koordinasyonunda toplanacak çalıştay için hazırlıklar sürüyor.Ankara'da bir otelde gerçekleştirilecek çalıştayın ilk günü olan 13 Haziran'da, eş zamanlı oturumlar yapılacak.Oturumlarda, Üniter Devlet Yapısı ve Parlamenter Sistem, Hukuk Devleti Revizyonu ve İnsan Hakları, Mali Hukuk Normları ve İhale Mevzuatı, Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği: Kadına Karşı Şiddet, Çocuk Adalet Sistemi: Koruyucu ve Önleyici Politikalar, Adil Yargılanma ve Toplumsal Uzlaşı, Basın Özgürlüğü ve Dezenformasyon, Yargının Sacayakları: Mesleki Sorunlar ve İtibar, Dijitalleşen Dünyanın Hukuka Etkisi ve Yapay Zeka ile Seçim Hukuku ve Demokratik Meşruiyet konuları ele alınacak.Hukukun tüm paydaşlarını aynı masada buluşturmayı hedefleyen çalıştayda, savunma makamındaki avukatın, karar kürsüsündeki hakimin, bilginin kaynağı olan akademisyenin ve hukukun güven kapısı olan noterin sorunları gündeme gelecek.- Genel Başkan Dervişoğlu, Hukuk Vizyon Belgesini açıklayacakÇalıştayın son günü, oturumların özet sunumlarının ardından İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu kapanış konuşmasını gerçekleştirecek.Yargı, akademi, baro, medya ve siyaset dünyasından temsilcileri tek bir çatı altında buluşturacak çalıştay sonrası hazırlanacak Hukuk Vizyon Belgesi, 14 Haziran'da Dervişoğlu tarafından kamuoyuna açıklanacak.Çalıştaya Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Hakimler ve Savcılar Kurulu, Yüksek Seçim Kurulu üye ve hakimleri, Türkiye Barolar Birliği ve 81 il baro başkanı, hukuk fakültesi dekanları ve akademisyenler, TBMM'den hukukçu milletvekilleri ve Anayasa ile Adalet Komisyonu üyeleri, siyasi partilerin hukuk ve seçim işleri başkanları, hakim, savcı ve avukat sendikaları ile meslek kuruluşları, basın mensupları ve sivil toplum temsilcileri davet edilecek.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Uyuşturucu kaynaklı şiddetin arttığı Brüksel'de geniş çaplı operasyonda 27 kişi gözaltına alındı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/uyusturucu-kaynakli-siddetin-arttigi-bruksel-de-genis-capli-operasyonda-27-kisi-gozaltina-alindi/855846/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/uyusturucu-kaynakli-siddetin-arttigi-bruksel-de-genis-capli-operasyonda-27-kisi-gozaltina-alindi/855846/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:09:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Brüksel — Belçika'nın başkenti Brüksel'de federal polis, uyuşturucu ticaretine bağlı güvenlik sorunlarının tırmandığı bir dönemde düzenlediği geniş çaplı operasyonda 27 kişiyi gözaltına aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Brüksel Haberleri — Belçika'nın başkenti Brüksel'de federal polis, uyuşturucu ticaretine bağlı güvenlik sorunlarının tırmandığı bir dönemde düzenlediği geniş çaplı operasyonda 27 kişiyi gözaltına aldı.Federal polisten yapılan açıklamada, Brüksel'in uyuşturucu merkezi haline gelen Anderlecht ilçesindeki operasyonun büyük miktarda uyuşturucu ithal edip dağıttığı belirtilen bir suç örgütünün özellikle alt kademelerini hedef aldığı ifade edildi.Polis ekiplerinin uyuşturucunun satıldığı, depolandığı ve paketlendiği çeşitli adreslere baskınlar düzenlediği kaydedilen açıklamada, soruşturma kapsamında örgüte ait lojistik yapılar, depolama alanları ve organize dağıtım mekanizmalarının tespit edildiği belirtildi.Açıklamada, operasyonda ateşli silahlar, uyuşturucu maddeler, on binlerce avro nakit para, araçlar ve çok sayıda dijital veri depolama cihazına el konulduğu aktarıldı.Operasyonda 27 kişinin gözaltına alındığına dikkati çekilen açıklamada, bu kişilerden 10'unun sorgu hakimi tarafından tutuklandığı ifade edildi.Açıklamada, bir çocuk şüphelinin özel gençlik bakım kurumuna yerleştirildiği, Belçika'da yasa dışı bulunduğu belirlenen bir kişinin kapalı gözaltı merkezine gönderildiği kaydedilen açıklamada, 2025 yılında başlatılan soruşturmanın, Brüksel bölgesindeki çeşitli satış noktalarına uyuşturucu tedariki, depolanması, paketlenmesi ve dağıtımını gerçekleştiren bir ağı ortaya çıkardığı belirtildi.- Avrupa'nın siyasi merkezinde uyuşturucu kaynaklı şiddet artıyorAB kurumlarına ev sahipliği yapan Brüksel, son yıllarda uyuşturucu kaçakçılığı ve çeteler arası hesaplaşmalar nedeniyle artan güvenlik sorunlarıyla gündeme geliyor.Avrupa'nın en büyük giriş kapılarından biri olan Anvers Limanı, Latin Amerika'dan Avrupa'ya gönderilen kokain sevkiyatlarının başlıca merkezleri arasında yer alıyor. Yetkililere göre ülkeye giren uyuşturucunun önemli bölümü Brüksel ve çevresindeki dağıtım ağları üzerinden piyasaya sürülüyor.Başkentte faaliyet gösteren suç örgütleri arasında yaşanan ölümcül hesaplaşmalar, son dönemde güvenlik güçlerinin en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.Belçika polisi, 2025 yılında Brüksel'de çoğu uyuşturucu ticaretiyle bağlantılı 96 silahlı saldırı kaydetmişti. Arka arkaya meydana gelen ve gündemi uzun süre meşgul eden bu olaylarda 8 kişi hayatını kaybetmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Brüksel Haberleri — Belçika'nın başkenti Brüksel'de federal polis, uyuşturucu ticaretine bağlı güvenlik sorunlarının tırmandığı bir dönemde düzenlediği geniş çaplı operasyonda 27 kişiyi gözaltına aldı.Federal polisten yapılan açıklamada, Brüksel'in uyuşturucu merkezi haline gelen Anderlecht ilçesindeki operasyonun büyük miktarda uyuşturucu ithal edip dağıttığı belirtilen bir suç örgütünün özellikle alt kademelerini hedef aldığı ifade edildi.Polis ekiplerinin uyuşturucunun satıldığı, depolandığı ve paketlendiği çeşitli adreslere baskınlar düzenlediği kaydedilen açıklamada, soruşturma kapsamında örgüte ait lojistik yapılar, depolama alanları ve organize dağıtım mekanizmalarının tespit edildiği belirtildi.Açıklamada, operasyonda ateşli silahlar, uyuşturucu maddeler, on binlerce avro nakit para, araçlar ve çok sayıda dijital veri depolama cihazına el konulduğu aktarıldı.Operasyonda 27 kişinin gözaltına alındığına dikkati çekilen açıklamada, bu kişilerden 10'unun sorgu hakimi tarafından tutuklandığı ifade edildi.Açıklamada, bir çocuk şüphelinin özel gençlik bakım kurumuna yerleştirildiği, Belçika'da yasa dışı bulunduğu belirlenen bir kişinin kapalı gözaltı merkezine gönderildiği kaydedilen açıklamada, 2025 yılında başlatılan soruşturmanın, Brüksel bölgesindeki çeşitli satış noktalarına uyuşturucu tedariki, depolanması, paketlenmesi ve dağıtımını gerçekleştiren bir ağı ortaya çıkardığı belirtildi.- Avrupa'nın siyasi merkezinde uyuşturucu kaynaklı şiddet artıyorAB kurumlarına ev sahipliği yapan Brüksel, son yıllarda uyuşturucu kaçakçılığı ve çeteler arası hesaplaşmalar nedeniyle artan güvenlik sorunlarıyla gündeme geliyor.Avrupa'nın en büyük giriş kapılarından biri olan Anvers Limanı, Latin Amerika'dan Avrupa'ya gönderilen kokain sevkiyatlarının başlıca merkezleri arasında yer alıyor. Yetkililere göre ülkeye giren uyuşturucunun önemli bölümü Brüksel ve çevresindeki dağıtım ağları üzerinden piyasaya sürülüyor.Başkentte faaliyet gösteren suç örgütleri arasında yaşanan ölümcül hesaplaşmalar, son dönemde güvenlik güçlerinin en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.Belçika polisi, 2025 yılında Brüksel'de çoğu uyuşturucu ticaretiyle bağlantılı 96 silahlı saldırı kaydetmişti. Arka arkaya meydana gelen ve gündemi uzun süre meşgul eden bu olaylarda 8 kişi hayatını kaybetmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Milli judocu İsa, ilk Balkan şampiyonluğu için hazırlanıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/milli-judocu-isa-ilk-balkan-sampiyonlugu-icin-hazirlaniyor/855845/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/milli-judocu-isa-ilk-balkan-sampiyonlugu-icin-hazirlaniyor/855845/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:09:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Hatay — Hatay'da yara almadan atlattığı depremin etkilerinden uzaklaşmak için judoya başlayan ve Minikler Balkan Şampiyonası'nda milli formayı temsil edecek 14 yaşındaki İsa Tümenci: - Hem ülkem hem de ilimi temsil edeceğim, Balkan Şampiyonası'nda birinci olmayı hedefliyorum]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Hatay Haberleri — ALİ KEMAL ZERENLİ - Hatay'da depremden sonra merak saldığı judoda milli takıma seçilen 14 yaşındaki İsa Tümenci, Kuzey Makedonya'da 5-7 Haziran'da düzenlenecek Minikler Balkan Şampiyonası'nda ilk altın madalyasını kazanmayı hedefliyor.Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'teki depremlere İskenderun ilçesindeki aile evinde yakalanan İsa, yara almadan atlattığı afetin etkilerinden uzaklaşmak için Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğünde judoya başladı.Branşta kısa zamanda kendini geliştiren İsa, 14-16 Mayıs'ta Karaman'da yapılan Spor Toto Türkiye Minikler Judo Şampiyonası'nda 60 kiloda üçüncü oldu.İsa, organizasyondaki performansı sayesinde U14 Minikler Judo Milli Takımı'na girmeye hak kazandı.Judo antrenörü Muhammet Karaben'in çalıştırdığı sporcu, Kuzey Makedonya'daki Minikler Balkan Şampiyonası'nda milli formayı temsil edecek.İlk kez katılacağı organizasyondan altın madalyayla dönmeyi isteyen İsa, hedefine ulaşmak için antrenmanlarını sürdürüyor.- Hem ülkemizi hem de ilimizi temsil edeceğimİsa Tümenci, AA muhabirine, judoda elde ettiği başarıların depremden sonra yüzünü güldürdüğünü söyledi.Kurban Bayramı tatilinde idmanlara ara vermediğini dile getiren İsa, Hem ülkem hem de ilimi temsil edeceğim, Balkan Şampiyonası'nda birinci olmayı hedefliyorum. dedi.İsa, milli takıma seçilmekten dolayı gurur duyduğunu belirterek, Sonraki hedefim 2036 Yaz Olimpiyatları'na katılmak. Milli judocu Salih Yıldız'ı örnek alıyorum. Olimpiyatlarda onun gibi ülkemi temsil etmek istiyorum. diye konuştu.- Öğrencime sonuna kadar güveniyorumAntrenör Karaben de ilçedeki genç sporcuların depremin izlerini sporla sildiğini vurguladı.İsa'nın başarılı olacağına inandığını ifade eden Karaben, şöyle konuştu:Kuzey Makedonya'da düzenlenecek Balkan Şampiyonası'nda şampiyonluk bekliyoruz. Bu hedefe göre çalışmalarımızı en iyi şekilde sürdürüyoruz. En büyük hedefimiz ise 2036'daki Olimpiyatlara Hatay'dan bir sporcu kazandırmak. Şu an temelden başladık, sıfırdan inşa ettik. Adım adım ilerliyoruz. Öğrencime sonuna kadar güveniyorum. Elinden geleni yapacaktır.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Hatay Haberleri — ALİ KEMAL ZERENLİ - Hatay'da depremden sonra merak saldığı judoda milli takıma seçilen 14 yaşındaki İsa Tümenci, Kuzey Makedonya'da 5-7 Haziran'da düzenlenecek Minikler Balkan Şampiyonası'nda ilk altın madalyasını kazanmayı hedefliyor.Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'teki depremlere İskenderun ilçesindeki aile evinde yakalanan İsa, yara almadan atlattığı afetin etkilerinden uzaklaşmak için Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğünde judoya başladı.Branşta kısa zamanda kendini geliştiren İsa, 14-16 Mayıs'ta Karaman'da yapılan Spor Toto Türkiye Minikler Judo Şampiyonası'nda 60 kiloda üçüncü oldu.İsa, organizasyondaki performansı sayesinde U14 Minikler Judo Milli Takımı'na girmeye hak kazandı.Judo antrenörü Muhammet Karaben'in çalıştırdığı sporcu, Kuzey Makedonya'daki Minikler Balkan Şampiyonası'nda milli formayı temsil edecek.İlk kez katılacağı organizasyondan altın madalyayla dönmeyi isteyen İsa, hedefine ulaşmak için antrenmanlarını sürdürüyor.- Hem ülkemizi hem de ilimizi temsil edeceğimİsa Tümenci, AA muhabirine, judoda elde ettiği başarıların depremden sonra yüzünü güldürdüğünü söyledi.Kurban Bayramı tatilinde idmanlara ara vermediğini dile getiren İsa, Hem ülkem hem de ilimi temsil edeceğim, Balkan Şampiyonası'nda birinci olmayı hedefliyorum. dedi.İsa, milli takıma seçilmekten dolayı gurur duyduğunu belirterek, Sonraki hedefim 2036 Yaz Olimpiyatları'na katılmak. Milli judocu Salih Yıldız'ı örnek alıyorum. Olimpiyatlarda onun gibi ülkemi temsil etmek istiyorum. diye konuştu.- Öğrencime sonuna kadar güveniyorumAntrenör Karaben de ilçedeki genç sporcuların depremin izlerini sporla sildiğini vurguladı.İsa'nın başarılı olacağına inandığını ifade eden Karaben, şöyle konuştu:Kuzey Makedonya'da düzenlenecek Balkan Şampiyonası'nda şampiyonluk bekliyoruz. Bu hedefe göre çalışmalarımızı en iyi şekilde sürdürüyoruz. En büyük hedefimiz ise 2036'daki Olimpiyatlara Hatay'dan bir sporcu kazandırmak. Şu an temelden başladık, sıfırdan inşa ettik. Adım adım ilerliyoruz. Öğrencime sonuna kadar güveniyorum. Elinden geleni yapacaktır.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Marmara Denizi'nden Çamlıca Kulesi'ni baştan aşağı örtebilecek büyüklükte hayalet ağ çıkarıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/marmara-denizi-nden-camlica-kulesi-ni-bastan-asagi-ortebilecek-buyuklukte-hayalet-ag-cikarildi/855844/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/marmara-denizi-nden-camlica-kulesi-ni-bastan-asagi-ortebilecek-buyuklukte-hayalet-ag-cikarildi/855844/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:09:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Deniz canlıları için ölüm tuzağına dönüşen hayalet ağlar, 4 gün süren operasyonla 6 noktadan çıkarılarak, ekosistemin daha fazla zarar görmesinin önüne geçildi - Deniz Yaşamını Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı: - Son dalışımızda yuvaya sıkışmış oldukça büyük bir dişi mığrı ve birçok deniz canlısı vardı. Küçük bir keşiş yengeci vardı. O kadar büyük korku hali vardı ki kolunun birine yavrusu sıkıca tutunmuştu. Su altında onları ağdan kurtardık]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — ŞADUMAN TÜRKAY - Deniz Yaşamını Koruma Derneğinin Tarım ve Orman Bakanlığı işbirliğinde hayata geçirdiği Mavi Atlas uygulaması kapsamında, Balıkesir'in Marmara Adası açıklarında 6 noktada yapılan operasyonda, yıllarca deniz canlıları için ölümcül tuzağa dönüşüp ekosistemi tehdit eden, Çamlıca Kulesi'ni baştan aşağı örtebilecek büyüklükte hayalet ağ çıkarıldı.Türkiye'nin denizel biyoçeşitliliğini bilimsel verilerle kayıt altına almayı ve vatandaş katılımıyla deniz koruma çalışmalarını güçlendirmeyi amaçlayan Mavi Atlas mobil uygulaması, Deniz Yaşamını Koruma Derneği ile Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü işbirliğiyle 10 ay önce hayata geçirildi.Mobil uygulama üzerinden vatandaşlar, deniz canlılarına ilişkin tür, derinlik ve konum bilgilerini sisteme yükleyerek Türkiye'nin denizel biyoçeşitlilik haritasının oluşturulmasına katkı sağlıyor.Deniz canlıları için büyük tehdit oluşturan hayalet ağlar da uygulama üzerinden ihbar edilerek, ekiplerin müdahalesine imkan tanınıyor.Uygulamanın devreye alınmasının ardından gelen ilk ihbarlardan biri Heybeliada açıklarından oldu. İhbar üzerine bölgeye dalış gerçekleştiren ekip, bir batığın üzerinde bulunan hayalet ağı çıkardı.Hayalet ağda aralarında pina yavrusunun da bulunduğu çok sayıda deniz canlısının öldüğü tespit edildi.- Hayalet ağların bulunduğu bölgede su altı kamerasıyla keşif çalışması yapıldıMavi Atlasa bu kez Marmara Adası sakini bir dalıcıdan gelen ihbar üzerine ekip yeniden harekete geçti. Ada açıklarında geniş bir alana yayılan hayalet ağların bulunduğu bilgisi üzerine operasyon hazırlıkları başlatıldı.Ekipte yer alan Deniz Yaşamını Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı, sanayi dalgıcı Engin Ege Gencer, gönüllü dalıcı Yener Kuşculuoğlu, hayalet ağ çıkarma teknesi kaptanı Şahin Tuna ve Gizem Ece, ağların çıkarılması için gerekli kaldırma balonları, kesici ekipman, su altı görüntüleme sistemleri ve güvenlik malzemelerini teknelere yükledi.Ekip, sabahın ilk ışıklarında Marmara Adası'na ulaşmak üzere yelkenli ve hayalet ağ çıkarma teknesiyle yola çıktı.Yaklaşık 25 knotu bulan rüzgar ve yağış altında ilerleyen ekip, olumsuz hava koşullarında yaklaşık 12 saat süren yolculuğun ardından gece adaya ulaştı. Hazırlık yaparak ihbar edilen koordinatlara açılan ekibe, Balıkesir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri de eşlik etti.Hayalet ağların bulunduğu bölgede ilk olarak su altı kamerası kullanılarak keşif çalışması yapıldı. Deniz tabanına indirilen kamera ile ağların kayalık alanlara ve oyuklara sıkıştığı görüldü.Ağların bazı bölümlerde kayalara sıkıca dolandığı, bazı bölümlerde ise akıntıyla birlikte deniz tabanında sürüklenerek adeta görünmez bir tuzağa dönüştüğü gözlemlendi.- Ağlara takılmış çok sayıda deniz canlısı bulunduAA ekibi tarafından görüntülenen operasyon sırasında, ağlara takılmış çok sayıda deniz canlısı bulundu. Su altında yapılan kontrollerde halen hayatta olan çok sayıda deniz canlısı, ağlardan dikkatlice kurtarılarak yeniden yaşam alanlarına bırakıldı.Bacağına yavrusu sıkıca tutunan dişi keşiş yengecinin kurtarıldığı anlar ise operasyonun en dikkati çeken görüntülerinden biri oldu.Bazı ağların içinde kalamar yumurtaları, deniz yıldızları, deniz patlıcanları, yengeçler ve çeşitli balık türleri bulundu. Çok sayıda canlının ise ağlarda uzun süre mahsur kaldığı için öldüğü belirlendi. Kontrollü şekilde yüzeye çıkarılan ağlar, daha sonra tekneye çekildi.Teknede yapılan kontroller sırasında da yaşam belirtisi gösteren canlılar tek tek ağlardan ayrılarak yeniden denize bırakıldı. Ağlardan çıkarılan canlıların bazıları ölçülüp kayıt altına alınırken, operasyon boyunca elde edilen veriler Mavi Atlas sistemine işlendi.- 15 bin metrekare büyüklüğünde hayalet ağ köy meydanına serildi4 gün 6 farklı noktada gerçekleştirilen 7 dalışta, yaklaşık 15 bin metrekare hayalet ağ, 200 metrekare misina ağ, 225 kilo kurşun ağırlık, 30 metre halat ve 50 metre trol kapı halatı çıkarıldı.Böylece hem deniz canlılarının yaşam alanları temizlendi hem de ağların yıllarca sürebilecek avcılık etkisinin önüne geçildi.Topağaç köyü meydanına serilen yaklaşık 2 futbol sahasından büyük, Çamlıca Kulesi'ni baştan aşağı örtebilecek büyüklükteki hayalet ağ, denizlerden ne kadar büyük bir tehlikenin bertaraf edildiğini ortaya koydu.Çıkarılan hayalet ağlar ham maddeye dönüştürülecek. Bu malzemelerden üretilecek güneş gözlüklerinin saplarına mercan, pina, deniz yıldızı, orka ve vatoz figürleri ile ağların çıkarıldığı koordinat bilgileri işlenecek.- Burada milyonlarca deniz canlısı yaşıyorDeniz Yaşamını Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı, AA muhabirine, hayalet ağların tüm dünyada sorun olduğunu, av araçlarının neredeyse yüzde 2'sinin denizde kaybolduğunu söyledi.Yaklaşık 10 yılda yaptıkları çalışmalarda 500 bin metrekareye yakın hayalet ağı deniz tabanından temizlediklerini belirten Narcı, denizlere terk edilen hayalet ağlarda milyonlarca deniz canlısının öldüğünü, o ağ çıkarılmadığı sürece ölümlerin sürdüğünü kaydetti.Narcı, Burada milyonlarca deniz canlısı yaşıyor. İçeriye giremedikleri için üreme yapamıyorlar ya da içeride kaldılarsa da beslenemedikleri için ölüyorlar. Ölenleri avlamaya gelen kuşlar dahil milyonlarca deniz canlısı, biz onu çıkarmadığımızda belki de 100 yıl boyunca devam edecek bir ölüme neden oluyor. Plastik bir ham maddesi olduğu için 100-150 yıl orada kalıyor. Düşünün ne kadar, milyonlarca deniz canlısını yok ettiğini. dedi.Mavi Atlas uygulamasına hayalet ağlara ilişkin gelen her ihbarı deniz canlılarını korumak adına değerlendirdiklerini ifade eden Narcı, bazen asılsız bile olsa o bölgeye gidip kontrollerini yaptıklarını bildirdi.Narcı, bu kapsamda Heybeliada açıkları için gelen ihbar üzerine ekiple yaptıkları dalışta bir batık ve onun üzerinde buldukları hayalet ağı çıkardıklarını anlattı.İlk ihbarlardan olan Marmara Adası açıklarında düzenlenen ağ çıkarma operasyonuna ilişkin Narcı, şunları söyledi:Oraya gittiğimizde teknemizde bulunan kamerayla ağın boyunu, derinliği, nasıl bir planlama yapacağımızı belirliyoruz. Akabinde dalışa hazırlanıyoruz. Balonlarla ve bazen de özel teknik malzemelerimizi kullanarak suyun altına iniyoruz. Her zaman ağlar düz bir zeminde olmuyor. Ağlar genelde taşlıklara takılı olduğu için bu taşlıkların içleri yuva dolu. Kameralarımız iniyor, ölçümler yapılıyor, sonra ekibimizle brifingimizi yapıyoruz ve sonra dalışa iniyoruz. Bazen ağlar çok hassas bir deniz ekosistemi içerisinde oluyor.- Deniz canlılarını ağdan kurtarıp tekrar denize ulaştırdıkAsmalı Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği ile Marmara Adalar Belediyesi destekleriyle çalışmalarını yürüttüklerini ifade eden Narcı, şöyle konuştu:Son dalışımızda yuvaya sıkışmış büyük dişi mığrı ve birçok deniz canlısı vardı. Küçük bir keşiş yengeci vardı. O kadar büyük korku hali vardı ki kolunun birine yavrusu sıkıca tutunmuştu, su altında onları ağdan kurtardık. Belki de bir aileyi suyun altında ölümden kurtardığımız bir süreç oldu. O canlılara yardım ediyor olmak, özellikle insan eliyle kirletilmiş bir yeri, başka bir insan eliyle temizlemek ve doğaya iyi gelmek, restorasyonun bir parçası olmak bizim için zaten en büyük mutluluk. Bir ağda çok fazla kalamar yumurtaları vardı. Ağdan ayırabildiğimizi suyun altında ayırdık. Tekneye çıkardığımızda da bütün deniz canlılarını ağdan kurtarıp tekrar denize ulaştırdık.Narcı, çıkardıkları ağların geri dönüşüme kazandırılıp güneş gözlüğüne dönüştürüleceğini belirterek, şunları kaydetti:Bu son dalışımızda ölçümlere bakarsak şu an için sanırım 15 bin metrekareden fazla bir ağ çıkarmış olduk. Bu oldukça yüksek bir ağ. Üzerindeki kurşunlarıyla beraber, onların hepsi şimdi geri dönüşüme gidecek. Bu bizim için aynı zamanda hem sıfır atık kapsamında hem de döngüsel ekonomi açısından da son derece önemli. Deniz koruma, sıfır atık ve döngüsel ekonomiyi bir araya getiren bu örnek uygulama, Türkiye'nin COP31 yolculuğunda küresel çevre vizyonumuzu dünyaya göstermek adına da kıymetli bir adım.- Daha önce aşağıda gördüğüm canlıların orada var olmadığını tespit ettimMavi Atlasa hayalet ağ ihbarında bulunan ada sakini dalıcı Ömer Altuncu ise 3-4 yıl önce yaptığı dalışta hayalet ağları gördüğünü ve tek başına olduğu için bir şey yapamadığını söyledi.Yakın zamanda yaptığı bir başka dalışta o ağların halen durduğunu fark etmesi üzerine Mavi Atlasa ihbarda bulunduğunu dile getiren Altuncu, Zaman içinde aynı yere tekrar gitme ihtiyacı hissettim. Aşağı gittiğimde ağların hala orada durduğunu fakat bu sefer daha önce aşağıda gördüğüm canlıların orada var olmadığını tespit ettim. Ağların hala çalıştığını, balık popülasyonunun ve diğer canlıların oradan kaybolmasına sebep verdiğini düşündüm. İhbar ettim. İhbarıma dönüş yapıp buraya geldiler, kendilerine eşlik ettim, çok güzel bir çalışma oldu. dedi.Altuncu, denizin dibinde bırakılmaması gereken ciddi bir ağ çıkardıklarını belirterek, Bunun yanı sıra trollerden kalma halatlar varmış, onları da çıkardık. Çıkarılan ağlarda deniz canlıları vardı, deniz yıldızları, deniz patlıcanı ve bir sürü canlı, en önemlisi kalamarların çok ciddi boyutta yumurta bıraktıklarını gördüm. Burada ağlar çok oluyor, aslında göz ardı edilmemesi gereken bir şey ama insanların biraz duyarsızlığı var bu konuda. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — ŞADUMAN TÜRKAY - Deniz Yaşamını Koruma Derneğinin Tarım ve Orman Bakanlığı işbirliğinde hayata geçirdiği Mavi Atlas uygulaması kapsamında, Balıkesir'in Marmara Adası açıklarında 6 noktada yapılan operasyonda, yıllarca deniz canlıları için ölümcül tuzağa dönüşüp ekosistemi tehdit eden, Çamlıca Kulesi'ni baştan aşağı örtebilecek büyüklükte hayalet ağ çıkarıldı.Türkiye'nin denizel biyoçeşitliliğini bilimsel verilerle kayıt altına almayı ve vatandaş katılımıyla deniz koruma çalışmalarını güçlendirmeyi amaçlayan Mavi Atlas mobil uygulaması, Deniz Yaşamını Koruma Derneği ile Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü işbirliğiyle 10 ay önce hayata geçirildi.Mobil uygulama üzerinden vatandaşlar, deniz canlılarına ilişkin tür, derinlik ve konum bilgilerini sisteme yükleyerek Türkiye'nin denizel biyoçeşitlilik haritasının oluşturulmasına katkı sağlıyor.Deniz canlıları için büyük tehdit oluşturan hayalet ağlar da uygulama üzerinden ihbar edilerek, ekiplerin müdahalesine imkan tanınıyor.Uygulamanın devreye alınmasının ardından gelen ilk ihbarlardan biri Heybeliada açıklarından oldu. İhbar üzerine bölgeye dalış gerçekleştiren ekip, bir batığın üzerinde bulunan hayalet ağı çıkardı.Hayalet ağda aralarında pina yavrusunun da bulunduğu çok sayıda deniz canlısının öldüğü tespit edildi.- Hayalet ağların bulunduğu bölgede su altı kamerasıyla keşif çalışması yapıldıMavi Atlasa bu kez Marmara Adası sakini bir dalıcıdan gelen ihbar üzerine ekip yeniden harekete geçti. Ada açıklarında geniş bir alana yayılan hayalet ağların bulunduğu bilgisi üzerine operasyon hazırlıkları başlatıldı.Ekipte yer alan Deniz Yaşamını Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı, sanayi dalgıcı Engin Ege Gencer, gönüllü dalıcı Yener Kuşculuoğlu, hayalet ağ çıkarma teknesi kaptanı Şahin Tuna ve Gizem Ece, ağların çıkarılması için gerekli kaldırma balonları, kesici ekipman, su altı görüntüleme sistemleri ve güvenlik malzemelerini teknelere yükledi.Ekip, sabahın ilk ışıklarında Marmara Adası'na ulaşmak üzere yelkenli ve hayalet ağ çıkarma teknesiyle yola çıktı.Yaklaşık 25 knotu bulan rüzgar ve yağış altında ilerleyen ekip, olumsuz hava koşullarında yaklaşık 12 saat süren yolculuğun ardından gece adaya ulaştı. Hazırlık yaparak ihbar edilen koordinatlara açılan ekibe, Balıkesir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri de eşlik etti.Hayalet ağların bulunduğu bölgede ilk olarak su altı kamerası kullanılarak keşif çalışması yapıldı. Deniz tabanına indirilen kamera ile ağların kayalık alanlara ve oyuklara sıkıştığı görüldü.Ağların bazı bölümlerde kayalara sıkıca dolandığı, bazı bölümlerde ise akıntıyla birlikte deniz tabanında sürüklenerek adeta görünmez bir tuzağa dönüştüğü gözlemlendi.- Ağlara takılmış çok sayıda deniz canlısı bulunduAA ekibi tarafından görüntülenen operasyon sırasında, ağlara takılmış çok sayıda deniz canlısı bulundu. Su altında yapılan kontrollerde halen hayatta olan çok sayıda deniz canlısı, ağlardan dikkatlice kurtarılarak yeniden yaşam alanlarına bırakıldı.Bacağına yavrusu sıkıca tutunan dişi keşiş yengecinin kurtarıldığı anlar ise operasyonun en dikkati çeken görüntülerinden biri oldu.Bazı ağların içinde kalamar yumurtaları, deniz yıldızları, deniz patlıcanları, yengeçler ve çeşitli balık türleri bulundu. Çok sayıda canlının ise ağlarda uzun süre mahsur kaldığı için öldüğü belirlendi. Kontrollü şekilde yüzeye çıkarılan ağlar, daha sonra tekneye çekildi.Teknede yapılan kontroller sırasında da yaşam belirtisi gösteren canlılar tek tek ağlardan ayrılarak yeniden denize bırakıldı. Ağlardan çıkarılan canlıların bazıları ölçülüp kayıt altına alınırken, operasyon boyunca elde edilen veriler Mavi Atlas sistemine işlendi.- 15 bin metrekare büyüklüğünde hayalet ağ köy meydanına serildi4 gün 6 farklı noktada gerçekleştirilen 7 dalışta, yaklaşık 15 bin metrekare hayalet ağ, 200 metrekare misina ağ, 225 kilo kurşun ağırlık, 30 metre halat ve 50 metre trol kapı halatı çıkarıldı.Böylece hem deniz canlılarının yaşam alanları temizlendi hem de ağların yıllarca sürebilecek avcılık etkisinin önüne geçildi.Topağaç köyü meydanına serilen yaklaşık 2 futbol sahasından büyük, Çamlıca Kulesi'ni baştan aşağı örtebilecek büyüklükteki hayalet ağ, denizlerden ne kadar büyük bir tehlikenin bertaraf edildiğini ortaya koydu.Çıkarılan hayalet ağlar ham maddeye dönüştürülecek. Bu malzemelerden üretilecek güneş gözlüklerinin saplarına mercan, pina, deniz yıldızı, orka ve vatoz figürleri ile ağların çıkarıldığı koordinat bilgileri işlenecek.- Burada milyonlarca deniz canlısı yaşıyorDeniz Yaşamını Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı, AA muhabirine, hayalet ağların tüm dünyada sorun olduğunu, av araçlarının neredeyse yüzde 2'sinin denizde kaybolduğunu söyledi.Yaklaşık 10 yılda yaptıkları çalışmalarda 500 bin metrekareye yakın hayalet ağı deniz tabanından temizlediklerini belirten Narcı, denizlere terk edilen hayalet ağlarda milyonlarca deniz canlısının öldüğünü, o ağ çıkarılmadığı sürece ölümlerin sürdüğünü kaydetti.Narcı, Burada milyonlarca deniz canlısı yaşıyor. İçeriye giremedikleri için üreme yapamıyorlar ya da içeride kaldılarsa da beslenemedikleri için ölüyorlar. Ölenleri avlamaya gelen kuşlar dahil milyonlarca deniz canlısı, biz onu çıkarmadığımızda belki de 100 yıl boyunca devam edecek bir ölüme neden oluyor. Plastik bir ham maddesi olduğu için 100-150 yıl orada kalıyor. Düşünün ne kadar, milyonlarca deniz canlısını yok ettiğini. dedi.Mavi Atlas uygulamasına hayalet ağlara ilişkin gelen her ihbarı deniz canlılarını korumak adına değerlendirdiklerini ifade eden Narcı, bazen asılsız bile olsa o bölgeye gidip kontrollerini yaptıklarını bildirdi.Narcı, bu kapsamda Heybeliada açıkları için gelen ihbar üzerine ekiple yaptıkları dalışta bir batık ve onun üzerinde buldukları hayalet ağı çıkardıklarını anlattı.İlk ihbarlardan olan Marmara Adası açıklarında düzenlenen ağ çıkarma operasyonuna ilişkin Narcı, şunları söyledi:Oraya gittiğimizde teknemizde bulunan kamerayla ağın boyunu, derinliği, nasıl bir planlama yapacağımızı belirliyoruz. Akabinde dalışa hazırlanıyoruz. Balonlarla ve bazen de özel teknik malzemelerimizi kullanarak suyun altına iniyoruz. Her zaman ağlar düz bir zeminde olmuyor. Ağlar genelde taşlıklara takılı olduğu için bu taşlıkların içleri yuva dolu. Kameralarımız iniyor, ölçümler yapılıyor, sonra ekibimizle brifingimizi yapıyoruz ve sonra dalışa iniyoruz. Bazen ağlar çok hassas bir deniz ekosistemi içerisinde oluyor.- Deniz canlılarını ağdan kurtarıp tekrar denize ulaştırdıkAsmalı Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği ile Marmara Adalar Belediyesi destekleriyle çalışmalarını yürüttüklerini ifade eden Narcı, şöyle konuştu:Son dalışımızda yuvaya sıkışmış büyük dişi mığrı ve birçok deniz canlısı vardı. Küçük bir keşiş yengeci vardı. O kadar büyük korku hali vardı ki kolunun birine yavrusu sıkıca tutunmuştu, su altında onları ağdan kurtardık. Belki de bir aileyi suyun altında ölümden kurtardığımız bir süreç oldu. O canlılara yardım ediyor olmak, özellikle insan eliyle kirletilmiş bir yeri, başka bir insan eliyle temizlemek ve doğaya iyi gelmek, restorasyonun bir parçası olmak bizim için zaten en büyük mutluluk. Bir ağda çok fazla kalamar yumurtaları vardı. Ağdan ayırabildiğimizi suyun altında ayırdık. Tekneye çıkardığımızda da bütün deniz canlılarını ağdan kurtarıp tekrar denize ulaştırdık.Narcı, çıkardıkları ağların geri dönüşüme kazandırılıp güneş gözlüğüne dönüştürüleceğini belirterek, şunları kaydetti:Bu son dalışımızda ölçümlere bakarsak şu an için sanırım 15 bin metrekareden fazla bir ağ çıkarmış olduk. Bu oldukça yüksek bir ağ. Üzerindeki kurşunlarıyla beraber, onların hepsi şimdi geri dönüşüme gidecek. Bu bizim için aynı zamanda hem sıfır atık kapsamında hem de döngüsel ekonomi açısından da son derece önemli. Deniz koruma, sıfır atık ve döngüsel ekonomiyi bir araya getiren bu örnek uygulama, Türkiye'nin COP31 yolculuğunda küresel çevre vizyonumuzu dünyaya göstermek adına da kıymetli bir adım.- Daha önce aşağıda gördüğüm canlıların orada var olmadığını tespit ettimMavi Atlasa hayalet ağ ihbarında bulunan ada sakini dalıcı Ömer Altuncu ise 3-4 yıl önce yaptığı dalışta hayalet ağları gördüğünü ve tek başına olduğu için bir şey yapamadığını söyledi.Yakın zamanda yaptığı bir başka dalışta o ağların halen durduğunu fark etmesi üzerine Mavi Atlasa ihbarda bulunduğunu dile getiren Altuncu, Zaman içinde aynı yere tekrar gitme ihtiyacı hissettim. Aşağı gittiğimde ağların hala orada durduğunu fakat bu sefer daha önce aşağıda gördüğüm canlıların orada var olmadığını tespit ettim. Ağların hala çalıştığını, balık popülasyonunun ve diğer canlıların oradan kaybolmasına sebep verdiğini düşündüm. İhbar ettim. İhbarıma dönüş yapıp buraya geldiler, kendilerine eşlik ettim, çok güzel bir çalışma oldu. dedi.Altuncu, denizin dibinde bırakılmaması gereken ciddi bir ağ çıkardıklarını belirterek, Bunun yanı sıra trollerden kalma halatlar varmış, onları da çıkardık. Çıkarılan ağlarda deniz canlıları vardı, deniz yıldızları, deniz patlıcanı ve bir sürü canlı, en önemlisi kalamarların çok ciddi boyutta yumurta bıraktıklarını gördüm. Burada ağlar çok oluyor, aslında göz ardı edilmemesi gereken bir şey ama insanların biraz duyarsızlığı var bu konuda. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bitlisli para tekvandocular dünya şampiyonluğunda ve olimpiyatta zirveyi hedefliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bitlisli-para-tekvandocular-dunya-sampiyonlugunda-ve-olimpiyatta-zirveyi-hedefliyor/855843/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bitlisli-para-tekvandocular-dunya-sampiyonlugunda-ve-olimpiyatta-zirveyi-hedefliyor/855843/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Bitlis — Tatvan ilçesinde yaşayan milli para tekvandocu Nurcihan Ekinci Gül ve Hamza Tarhan, bu yıl yapılacak dünya şampiyonasında ve 2028'de Los Angeles'taki paralimpik oyunlarında altın madalyayı almak için hazırlık yapıyor - Milli para tekvandocu Nurcihan Ekinci Gül: - Yıl sonunda dünya şampiyonası var. İnşallah eksik olan dünya şampiyonluğu madalyasını da haneme eklerim. Olimpiyat madalyası da nasip olursa artık benden mutlusu yok]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Bitlis Haberleri — ŞENER TOKTAŞ - Bitlis'in Tatvan ilçesinde milli para tekvandocu Nurcihan Ekinci Gül ile Hamza Tarhan, bu yıl yapılacak dünya şampiyonluğu ile 2028'de Los Angeles'taki paralimpik oyunlarında altın madalyaya odaklandı. Küçük yaşta yüksekten düşme sonucu sol kolunu kaybeden Nurcihan ile 4 yaşındayken saman makinesine kaptırması sonucu sağ kolu işlevsiz hale gelen Hamza'nın hayatı, öğretmenlerinin tavsiyesiyle tanıştıkları tekvando sayesinde değişti.Engellerine rağmen gösterdikleri azim ve disiplinli çalışma sonucu kısa sürede ülkenin başarılı sporcuları arasında yer alan tekvandocular, katıldıkları uluslararası şampiyonalarda adlarından söz ettirdi.Milli sporcu Nurcihan, bu yıl Amerika'da US Open Para Tekvando Championship'te üçüncülük ve Almanya'da Para Tekvando Avrupa Şampiyonası'nda ikincilik, Hamza da Almanya'da bronz madalya elde ederek yeni sezona başladı.Bu yıl yapılacak dünya şampiyonluğu ve Los Angeles'taki paralimpik oyunlarından başarılı sonuçlar almaya odaklanan sporcular, olimpiyata gidebilmek için Almanya'daki Başkanlık Kupası ile Roma'daki grand prix maçlarına hazırlanıyor.Tekvando antrenörü Sezer Köksel gözetiminde sporcu fabrikasında birlikte antrenman yapan Nurcihan ve Hamza, şampiyonalarda Türk bayrağını göndere çektirmek ve altın madalyayla ülkeye dönmek için ter döküyor.- Süreç heyecanlı ve verimli geçiyorNurcihan Ekinci Gül, AA muhabirine, yaklaşık 14 yıldır tekvando yaptığını belirterek, önceki sezonları kapatarak yeni sezona başladığını söyledi.Bu sezonda Amerika'da üçüncülük, Avrupa Şampiyonası'nda da ikincilik madalyası elde ettiğini anlatan Nurcihan, şöyle konuştu:Takım halinde Avrupa şampiyonu olduk. 2028 yılı olimpiyatları için 4 Haziran'da Roma'da Grand Prix, 7 Haziran'da da Almanya'da Başkanlık Kupası yarışması var. Bunlar olimpiyat için puan veren maçlar. Grand Prix serisinin ilk ayağı Roma'da olacak. Roma'dan Nürnberg'e başkanlık kupası maçına geçeceğiz. Süreç çok yorucu, heyecanlı ve bir o kadar da verimli geçiyor. Kamplarımız güzel oluyor. Gençlik ve Spor Bakanımız ile federasyon elinden geleni yapıyor, bizi destekliyor.Yoğun tempoyla sezona başladıklarını belirten başarılı tekvandocu, Umarım böyle devam eder ve başarılar elde ederiz. Yıl sonunda dünya şampiyonası var. İnşallah eksik olan dünya şampiyonluğu madalyasını da haneme eklerim. Olimpiyat madalyası da nasip olursa artık benden mutlusu yok. dedi.Bu coğrafyada kız çocukları için iyi bir emsal olmaktan mutluluk duyduğunu ve bunun kendisini daha da motive ettiğini vurgulayan Nurcihan, Birinin hayatına dokunmak ve yön vermek beni mutlu ediyor. Azmim, çabam iyi bir emsal olmak ve başarı elde etmek. Umarım zincirleri kırmışımdır, birilerine emsal olmuşumdur. Hayalleri ve hedefleri peşinde koşmak isteyen her bir birey için bir umut olmak istiyorum. Ben yılmadan, yorulmadan devam ettiysem onlar da yapabilir. ifadelerini kullandı.Geçen sezon Avrupa şampiyonalarında birincilik, ikişer kez ikincilik ve üçüncülük elde ettiğini söyleyen Nurcihan, madalya serisinde dünya birinciliği ile olimpiyat madalyasının eksik olduğunu belirterek, Önceki dönem ikinci olduğum dünya şampiyonasında bu yıl altın madalya kazanmak birinci hedefim. İkinci hedefim ise 2028'de Los Angeles'taki paralimpik oyunlar. İnşallah altın madalya nasip olur. Hedefim, çalışmalarım ve umudum bu yönde. Sonucun güzel olacağını umut ediyorum. diye konuştu.- Olimpiyatlara kadar puan toplayıp zirvede kalmak istiyorumHamza Tarhan ise Almanya'daki Avrupa şampiyonasında üçüncü olduğunu, şimdi de hazırlandığı Başkanlık Kupası maçında kürsünün en üst basamağında olmayı hedeflediğini vurguladı.Dünya ve Avrupa şampiyonaları ile olimpiyat madalyalarını hedeflediğini vurgulayan milli sporcu, Kasımdaki dünya şampiyonasında inşallah kürsünün en üst basamağında oluruz. İstiklal Marşı'mızı okutup bayrağımızı dalgalandırmak istiyorum. 2032'de olimpiyatlara katılarak altın madalya ile Türkiye'ye dönmek istiyorum. Badminton branşındayken öğretmenin tavsiyesiyle tekvandoya başladım. Allah daha ilerleye gitmemizi ve adımızın en iyi yerlerde geçmesini nasip etsin. Olimpiyatlara kadar puan toplayıp zirvede kalmak istiyorum. Engel, spora engel değil. Başkanlık Kupası'nda gözümü zirveye diktim. İnşallah o altın madalya benim olacak. şeklinde konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Bitlis Haberleri — ŞENER TOKTAŞ - Bitlis'in Tatvan ilçesinde milli para tekvandocu Nurcihan Ekinci Gül ile Hamza Tarhan, bu yıl yapılacak dünya şampiyonluğu ile 2028'de Los Angeles'taki paralimpik oyunlarında altın madalyaya odaklandı. Küçük yaşta yüksekten düşme sonucu sol kolunu kaybeden Nurcihan ile 4 yaşındayken saman makinesine kaptırması sonucu sağ kolu işlevsiz hale gelen Hamza'nın hayatı, öğretmenlerinin tavsiyesiyle tanıştıkları tekvando sayesinde değişti.Engellerine rağmen gösterdikleri azim ve disiplinli çalışma sonucu kısa sürede ülkenin başarılı sporcuları arasında yer alan tekvandocular, katıldıkları uluslararası şampiyonalarda adlarından söz ettirdi.Milli sporcu Nurcihan, bu yıl Amerika'da US Open Para Tekvando Championship'te üçüncülük ve Almanya'da Para Tekvando Avrupa Şampiyonası'nda ikincilik, Hamza da Almanya'da bronz madalya elde ederek yeni sezona başladı.Bu yıl yapılacak dünya şampiyonluğu ve Los Angeles'taki paralimpik oyunlarından başarılı sonuçlar almaya odaklanan sporcular, olimpiyata gidebilmek için Almanya'daki Başkanlık Kupası ile Roma'daki grand prix maçlarına hazırlanıyor.Tekvando antrenörü Sezer Köksel gözetiminde sporcu fabrikasında birlikte antrenman yapan Nurcihan ve Hamza, şampiyonalarda Türk bayrağını göndere çektirmek ve altın madalyayla ülkeye dönmek için ter döküyor.- Süreç heyecanlı ve verimli geçiyorNurcihan Ekinci Gül, AA muhabirine, yaklaşık 14 yıldır tekvando yaptığını belirterek, önceki sezonları kapatarak yeni sezona başladığını söyledi.Bu sezonda Amerika'da üçüncülük, Avrupa Şampiyonası'nda da ikincilik madalyası elde ettiğini anlatan Nurcihan, şöyle konuştu:Takım halinde Avrupa şampiyonu olduk. 2028 yılı olimpiyatları için 4 Haziran'da Roma'da Grand Prix, 7 Haziran'da da Almanya'da Başkanlık Kupası yarışması var. Bunlar olimpiyat için puan veren maçlar. Grand Prix serisinin ilk ayağı Roma'da olacak. Roma'dan Nürnberg'e başkanlık kupası maçına geçeceğiz. Süreç çok yorucu, heyecanlı ve bir o kadar da verimli geçiyor. Kamplarımız güzel oluyor. Gençlik ve Spor Bakanımız ile federasyon elinden geleni yapıyor, bizi destekliyor.Yoğun tempoyla sezona başladıklarını belirten başarılı tekvandocu, Umarım böyle devam eder ve başarılar elde ederiz. Yıl sonunda dünya şampiyonası var. İnşallah eksik olan dünya şampiyonluğu madalyasını da haneme eklerim. Olimpiyat madalyası da nasip olursa artık benden mutlusu yok. dedi.Bu coğrafyada kız çocukları için iyi bir emsal olmaktan mutluluk duyduğunu ve bunun kendisini daha da motive ettiğini vurgulayan Nurcihan, Birinin hayatına dokunmak ve yön vermek beni mutlu ediyor. Azmim, çabam iyi bir emsal olmak ve başarı elde etmek. Umarım zincirleri kırmışımdır, birilerine emsal olmuşumdur. Hayalleri ve hedefleri peşinde koşmak isteyen her bir birey için bir umut olmak istiyorum. Ben yılmadan, yorulmadan devam ettiysem onlar da yapabilir. ifadelerini kullandı.Geçen sezon Avrupa şampiyonalarında birincilik, ikişer kez ikincilik ve üçüncülük elde ettiğini söyleyen Nurcihan, madalya serisinde dünya birinciliği ile olimpiyat madalyasının eksik olduğunu belirterek, Önceki dönem ikinci olduğum dünya şampiyonasında bu yıl altın madalya kazanmak birinci hedefim. İkinci hedefim ise 2028'de Los Angeles'taki paralimpik oyunlar. İnşallah altın madalya nasip olur. Hedefim, çalışmalarım ve umudum bu yönde. Sonucun güzel olacağını umut ediyorum. diye konuştu.- Olimpiyatlara kadar puan toplayıp zirvede kalmak istiyorumHamza Tarhan ise Almanya'daki Avrupa şampiyonasında üçüncü olduğunu, şimdi de hazırlandığı Başkanlık Kupası maçında kürsünün en üst basamağında olmayı hedeflediğini vurguladı.Dünya ve Avrupa şampiyonaları ile olimpiyat madalyalarını hedeflediğini vurgulayan milli sporcu, Kasımdaki dünya şampiyonasında inşallah kürsünün en üst basamağında oluruz. İstiklal Marşı'mızı okutup bayrağımızı dalgalandırmak istiyorum. 2032'de olimpiyatlara katılarak altın madalya ile Türkiye'ye dönmek istiyorum. Badminton branşındayken öğretmenin tavsiyesiyle tekvandoya başladım. Allah daha ilerleye gitmemizi ve adımızın en iyi yerlerde geçmesini nasip etsin. Olimpiyatlara kadar puan toplayıp zirvede kalmak istiyorum. Engel, spora engel değil. Başkanlık Kupası'nda gözümü zirveye diktim. İnşallah o altın madalya benim olacak. şeklinde konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Hafta sonu 6 belde ve 362 mahallede ara seçimler yapılacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/hafta-sonu-6-belde-ve-362-mahallede-ara-secimler-yapilacak/855842/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/hafta-sonu-6-belde-ve-362-mahallede-ara-secimler-yapilacak/855842/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Belde statüsü kazanan Tokat'ın 4, Gümüşhane ve Nevşehir'in birer yerleşim yerinde belediye başkanı ve belediye meclis üyelerinin, ölüm, istifa ve çeşitli sebeplerle 362 mahallede de muhtar ve ihtiyar heyetlerinin belirlenmesi için 7 Haziran Pazar günü sandığa gidilecek - Oy verme başlangıç saati 08.00, sandıkların kapanma saati ise 17.00 olarak uygulanacak, belde seçimlerine 27 siyasi parti katılacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — İSMET KARAKAŞ - Belde statüsü kazanan Tokat'ın 4, Gümüşhane ve Nevşehir'in birer yerleşim yerinde belediye başkanı ve belediye meclis üyelerinin, 362 mahallede ise muhtar ve ihtiyar heyetlerinin belirlenmesi için 7 Haziran Pazar günü ara seçim yapılacak.Tokat'ın Reşadiye ilçesine bağlı Yolüstü ve Çevrecik, Almus ilçesine bağlı Bağtaşı, Yeşilyurt ilçesine bağlı Kuşçu, Gümüşhane'ye bağlı Tekke ve Nevşehir'in Ürgüp ilçesine bağlı Mustafapaşa beldeleri ile yurdun çeşitli bölgelerinden 362 mahallede, 7 Haziran Pazar günü sandık başına gidilecek.Seçimlerin sonucunda, 6 beldenin belediye başkanı ve belediye meclis üyeleri, ölüm, istifa ve çeşitli sebeplerle seçim yapılmasına karar verilen mahallelerde ise muhtar ile ihtiyar heyetleri belirlenecek.Seçimlerde oy verme başlangıç saati 08.00, sandıkların kapanış saati ise 17.00 olarak uygulanacak.Beldelerde yapılacak ara seçimlere 27 siyasi parti katılacak.Birleşik oy pusulasında siyasi partiler şu şekilde sıralanacak:Adalet Birlik Partisi, DEVA Partisi, Vatan Partisi, AK Parti, Doğru Yol Partisi, Büyük Birlik Partisi, Saadet Partisi, Yeni Türkiye Partisi, Türkiye Komünist Hareketi, CHP, Yerli ve Milli Parti, Anavatan Partisi, Demokratik Sol Parti, Gelecek Partisi, Teknoloji Kalkınma Partisi, İYİ Parti, Anahtar Parti, Yeniden Refah Partisi, Demokrat Parti, Adalet Partisi, Anadolu Birliği Partisi, Türkiye Komünist Partisi, MHP, Zafer Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi, Halkın Kurtuluş Partisi, Merkez Sağ Parti.Yüksek Seçim Kurulunca (YSK), belde statüsü kazanan 6 yerleşim biriminde 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun uyarınca ara seçim yapılmasına karar verilmiş, seçime katılacak partilerin birleşik oy pusulasındaki yerleri de 21 Nisan'daki kura ile belirlenmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — İSMET KARAKAŞ - Belde statüsü kazanan Tokat'ın 4, Gümüşhane ve Nevşehir'in birer yerleşim yerinde belediye başkanı ve belediye meclis üyelerinin, 362 mahallede ise muhtar ve ihtiyar heyetlerinin belirlenmesi için 7 Haziran Pazar günü ara seçim yapılacak.Tokat'ın Reşadiye ilçesine bağlı Yolüstü ve Çevrecik, Almus ilçesine bağlı Bağtaşı, Yeşilyurt ilçesine bağlı Kuşçu, Gümüşhane'ye bağlı Tekke ve Nevşehir'in Ürgüp ilçesine bağlı Mustafapaşa beldeleri ile yurdun çeşitli bölgelerinden 362 mahallede, 7 Haziran Pazar günü sandık başına gidilecek.Seçimlerin sonucunda, 6 beldenin belediye başkanı ve belediye meclis üyeleri, ölüm, istifa ve çeşitli sebeplerle seçim yapılmasına karar verilen mahallelerde ise muhtar ile ihtiyar heyetleri belirlenecek.Seçimlerde oy verme başlangıç saati 08.00, sandıkların kapanış saati ise 17.00 olarak uygulanacak.Beldelerde yapılacak ara seçimlere 27 siyasi parti katılacak.Birleşik oy pusulasında siyasi partiler şu şekilde sıralanacak:Adalet Birlik Partisi, DEVA Partisi, Vatan Partisi, AK Parti, Doğru Yol Partisi, Büyük Birlik Partisi, Saadet Partisi, Yeni Türkiye Partisi, Türkiye Komünist Hareketi, CHP, Yerli ve Milli Parti, Anavatan Partisi, Demokratik Sol Parti, Gelecek Partisi, Teknoloji Kalkınma Partisi, İYİ Parti, Anahtar Parti, Yeniden Refah Partisi, Demokrat Parti, Adalet Partisi, Anadolu Birliği Partisi, Türkiye Komünist Partisi, MHP, Zafer Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi, Halkın Kurtuluş Partisi, Merkez Sağ Parti.Yüksek Seçim Kurulunca (YSK), belde statüsü kazanan 6 yerleşim biriminde 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun uyarınca ara seçim yapılmasına karar verilmiş, seçime katılacak partilerin birleşik oy pusulasındaki yerleri de 21 Nisan'daki kura ile belirlenmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/hafta-sonu-6-belde-ve-362-mahallede-ara-secimler-yapilacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRSAB'dan muhafazakar tatil konsepti için yatırım ve teşvik çağrısı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tursab-dan-muhafazakar-tatil-konsepti-icin-yatirim-ve-tesvik-cagrisi/855840/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tursab-dan-muhafazakar-tatil-konsepti-icin-yatirim-ve-tesvik-cagrisi/855840/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:08:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Başkanı Firuz Bağlıkaya: - Turizm tahsislerinin özel olarak düzenlenerek, muhafazakar kesimin tatil yapacağı konsepte bu yatırımların teşvik edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu, bize Orta Doğu'dan da çok ciddi bir turizm hareketi sağlar - 2026 son dakika rezervasyonlarıyla gelişecek bir sezon olacak. Turizmin genel kaybı ne olur konusunda, çok büyük bir kayıp yaşayacağımızı düşünmüyorum]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — FURKAN GENÇOĞLU - MUHAMMET FATİH KABASAKAL - Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya, Türkiye'de muhafazakar tatil konsepti yatırımlarının teşvik edilmesi gerektiğini belirterek, Bu, bize Orta Doğu'dan da çok ciddi bir turizm hareketi sağlar. dedi.Anadolu Ajansı İş Dünyası Haberleri Departmanı tarafından hayata geçirilen Yönetim Katı programına konuk olan TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, son dönemde Orta Doğu'da yaşanan gerilimler ve belirsizliklerin seyahatleri olumsuz etkilediğini ancak bu durumun iç turizm ile dengelenmesini beklediklerini dile getirdi.Bağlıkaya, özellikle Avrupa kaynaklı seyahat ve rezervasyonlarda, bir düşüş beklediklerini, bu düşüş oranının ise Orta Doğu'da yaşanan gerilimin süresi ve seyriyle doğru orantılı olacağını kaydetti.İç turizmde ise artış beklediklerini vurgulayan Bağlıkaya, Avrupa piyasasındaki zayıf seyrin otel, konaklama ve seyahat fiyatlarında belirli bir düşüş yaratacağını, bu durumda da iç turizm dolayısıyla otellerdeki boşlukların doldurulmaya çalışılacağını aktardı.Bağlıkaya, Orta Doğu bölgesi ve İran tarafından yakın zamanda ciddi bir turizm hareketi beklemenin doğru olmayacağına işaret ederek, Rusya pazarında ise bir sıkıntı yaşanmayacağını düşündüğünü söyledi.Sektörel anlamda yaşanması muhtemel kayıpların iç turizm hareketi ve alternatif pazarlarla mümkün olduğu kadar kapatılmaya çalışılacağının altını çizen Bağlıkaya, 2026 son dakika rezervasyonlarıyla gelişecek bir sezon olacak. Turizmin genel kaybı ne olur konusunda, çok büyük bir kayıp yaşayacağımızı düşünmüyorum. Alternatif pazarlardan bu kayıplar telafi edilecektir. Ama hep son dakika rezervasyonlar ve sahada koşuşturmayla geçecek bir sezon olacağını düşünüyorum. şeklinde konuştu.Bağlıkaya, Türkiye'de sektörel anlamda döviz bazında maliyetlerin arttığını, fakat kitle turizmi yapan İngiltere, Almanya ve Yunanistan gibi ülkeler arasında fiyat anlamında Türkiye'nin hala rekabet gücünü koruduğunu ve dolayısıyla fiyat artışı yüzünden, insanların Türkiye'ye gelmemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını söyledi.- Vize başvurularında 'kara borsa' oluşturan bot hesaplarla mücadele ediyoruzSon dönemde yurt dışına turist gönderen outgoing seyahat acentelerinin ciddi vize sorunları yaşadığının altını çizen Bağlıkaya, acentelerin düzenli biçimde seyahat organizasyonlarını gerçekleştirebilmeleri için vize başvuru süreçlerinde kara borsa oluşturan bot hesaplarla mücadele ettiklerini kaydetti.Bağlıkaya, Ortada bir gerçek var, siz parayı verirseniz 3 gün içinde randevu alıyorsunuz. Peki nasıl oluyor bu iş, neden parayı yüksek veren bir biçimde randevuyu hemen alabiliyor? Çünkü bu randevuların yasal olarak açıldığı platformlardan bu randevuları alıp, rezerve edip saklayan yapılar var. diye konuştu.- Eşit şartlarda rekabet vurgusuBağlıkaya, 2027'de Türkiye'de gerçekleşecek Formula 1 yarışlarına da değinerek, İstanbul'un prestiji, itibarı ve imajı açısından pozitif etki yaratacağını aktardı.Türkiye'de faaliyet gösteren bazı seyahat platformlarının Türkiye'deki faaliyetlerinin durdurulmasına değinen Bağlıkaya, seyahat acenteleriyle rekabet eden söz konusu platformların kendileriyle aynı şartlarda çalışmasını istediklerine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:Bu platformların sıkıntısı nedir? Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun olmayan bir biçimde ticari faaliyet yapıyorlar. O ülkede o ticari faaliyetini yapanlarla aynı şartlarda çalışmıyorlar, inanılmaz bir avantajla giriyorlar. Şimdi devlete, kamu kurumlarına veya bizim gibi meslek örgütlerine düşen nedir? Bu şartları eşitlemeye çalışmaktır. Bizim seyahat acentemiz KDV, gelir vergisi, stopaj ödesin. Peki bu arkadaşlar neden ödemesin? Yani ya bunu sistemin içine alacağız ya bizi sistemin dışına çıkartacağız. Yoksa biz ticaret yapamayız burada.- Körfez yatırımları rekabeti artırıyorCoğrafi olarak dağcılıktan, golf turizmine, kayaktan, deniz turizmine, sağlıktan, kültür turizmine kadar Türkiye'nin her alanda zengin bir turizm çeşitliliğine sahip olduğunun altını çizen Bağlıkaya, buna rağmen ülkenin Orta Doğu'daki gerilimlerin sürmesinin turizm hareketliliği anlamında olumsuz yansımalara sebep olabildiğini aktardı.Bağlıkaya, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin Akdeniz kıyısında gerçekleştirdiği Neom projesi gibi ciddi yatırımlara da işaret ederek, bu yatırımların Türkiye'nin kitle turizmiyle ilgili uzun dönemde ciddi rekabet yaratabileceğini ve Türkiye'nin pazar payını ilerleyen dönemde zorlayabileceğini savundu.- Muhafazakar kesim Afyonkarahisar'a sıkışmış vaziyetteTürkiye'de turizm alanındaki yatırım fırsatlarına da dikkati çeken Bağlıkaya, yatırım olarak bakıldığında muhafazakar kesimin kendini rahat hissedeceği turizm yapılanmasının bulunmadığını belirterek, Muhafazakar kesim Afyonkarahisar'a sıkışmış vaziyette. Muhafazakar kesime hitap eden deniz kenarında birkaç tane otel var. Onlar da fiziki yapıları itibarıyla muhafazakar kesime uygun fiziki yapıda değiller. Otelin verdiği servisler öyle ama plajın yanında başka plaj var. Şimdi benim eksik gördüğüm kısım bu. Çok önemli bir pazar var Türkiye'de. Çok önemli bir sayı bu tür tatil yapmayı tercih edecek durumda. değerlendirmelerinde bulundu.Dolayısıyla turizm, otel ve bundan sonraki konaklama tahsislerinde bununla ilgili ayrı bir regülasyon olması gerektiği önerisinde bulunan Bağlıkaya, Turizm tahsislerinin özel olarak düzenlenerek, muhafazakar kesimin tatil yapacağı konsepte bu yatırımların teşvik edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu, bize Orta Doğu'dan da çok ciddi bir turizm hareketi sağlar. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — FURKAN GENÇOĞLU - MUHAMMET FATİH KABASAKAL - Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya, Türkiye'de muhafazakar tatil konsepti yatırımlarının teşvik edilmesi gerektiğini belirterek, Bu, bize Orta Doğu'dan da çok ciddi bir turizm hareketi sağlar. dedi.Anadolu Ajansı İş Dünyası Haberleri Departmanı tarafından hayata geçirilen Yönetim Katı programına konuk olan TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, son dönemde Orta Doğu'da yaşanan gerilimler ve belirsizliklerin seyahatleri olumsuz etkilediğini ancak bu durumun iç turizm ile dengelenmesini beklediklerini dile getirdi.Bağlıkaya, özellikle Avrupa kaynaklı seyahat ve rezervasyonlarda, bir düşüş beklediklerini, bu düşüş oranının ise Orta Doğu'da yaşanan gerilimin süresi ve seyriyle doğru orantılı olacağını kaydetti.İç turizmde ise artış beklediklerini vurgulayan Bağlıkaya, Avrupa piyasasındaki zayıf seyrin otel, konaklama ve seyahat fiyatlarında belirli bir düşüş yaratacağını, bu durumda da iç turizm dolayısıyla otellerdeki boşlukların doldurulmaya çalışılacağını aktardı.Bağlıkaya, Orta Doğu bölgesi ve İran tarafından yakın zamanda ciddi bir turizm hareketi beklemenin doğru olmayacağına işaret ederek, Rusya pazarında ise bir sıkıntı yaşanmayacağını düşündüğünü söyledi.Sektörel anlamda yaşanması muhtemel kayıpların iç turizm hareketi ve alternatif pazarlarla mümkün olduğu kadar kapatılmaya çalışılacağının altını çizen Bağlıkaya, 2026 son dakika rezervasyonlarıyla gelişecek bir sezon olacak. Turizmin genel kaybı ne olur konusunda, çok büyük bir kayıp yaşayacağımızı düşünmüyorum. Alternatif pazarlardan bu kayıplar telafi edilecektir. Ama hep son dakika rezervasyonlar ve sahada koşuşturmayla geçecek bir sezon olacağını düşünüyorum. şeklinde konuştu.Bağlıkaya, Türkiye'de sektörel anlamda döviz bazında maliyetlerin arttığını, fakat kitle turizmi yapan İngiltere, Almanya ve Yunanistan gibi ülkeler arasında fiyat anlamında Türkiye'nin hala rekabet gücünü koruduğunu ve dolayısıyla fiyat artışı yüzünden, insanların Türkiye'ye gelmemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını söyledi.- Vize başvurularında 'kara borsa' oluşturan bot hesaplarla mücadele ediyoruzSon dönemde yurt dışına turist gönderen outgoing seyahat acentelerinin ciddi vize sorunları yaşadığının altını çizen Bağlıkaya, acentelerin düzenli biçimde seyahat organizasyonlarını gerçekleştirebilmeleri için vize başvuru süreçlerinde kara borsa oluşturan bot hesaplarla mücadele ettiklerini kaydetti.Bağlıkaya, Ortada bir gerçek var, siz parayı verirseniz 3 gün içinde randevu alıyorsunuz. Peki nasıl oluyor bu iş, neden parayı yüksek veren bir biçimde randevuyu hemen alabiliyor? Çünkü bu randevuların yasal olarak açıldığı platformlardan bu randevuları alıp, rezerve edip saklayan yapılar var. diye konuştu.- Eşit şartlarda rekabet vurgusuBağlıkaya, 2027'de Türkiye'de gerçekleşecek Formula 1 yarışlarına da değinerek, İstanbul'un prestiji, itibarı ve imajı açısından pozitif etki yaratacağını aktardı.Türkiye'de faaliyet gösteren bazı seyahat platformlarının Türkiye'deki faaliyetlerinin durdurulmasına değinen Bağlıkaya, seyahat acenteleriyle rekabet eden söz konusu platformların kendileriyle aynı şartlarda çalışmasını istediklerine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:Bu platformların sıkıntısı nedir? Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun olmayan bir biçimde ticari faaliyet yapıyorlar. O ülkede o ticari faaliyetini yapanlarla aynı şartlarda çalışmıyorlar, inanılmaz bir avantajla giriyorlar. Şimdi devlete, kamu kurumlarına veya bizim gibi meslek örgütlerine düşen nedir? Bu şartları eşitlemeye çalışmaktır. Bizim seyahat acentemiz KDV, gelir vergisi, stopaj ödesin. Peki bu arkadaşlar neden ödemesin? Yani ya bunu sistemin içine alacağız ya bizi sistemin dışına çıkartacağız. Yoksa biz ticaret yapamayız burada.- Körfez yatırımları rekabeti artırıyorCoğrafi olarak dağcılıktan, golf turizmine, kayaktan, deniz turizmine, sağlıktan, kültür turizmine kadar Türkiye'nin her alanda zengin bir turizm çeşitliliğine sahip olduğunun altını çizen Bağlıkaya, buna rağmen ülkenin Orta Doğu'daki gerilimlerin sürmesinin turizm hareketliliği anlamında olumsuz yansımalara sebep olabildiğini aktardı.Bağlıkaya, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin Akdeniz kıyısında gerçekleştirdiği Neom projesi gibi ciddi yatırımlara da işaret ederek, bu yatırımların Türkiye'nin kitle turizmiyle ilgili uzun dönemde ciddi rekabet yaratabileceğini ve Türkiye'nin pazar payını ilerleyen dönemde zorlayabileceğini savundu.- Muhafazakar kesim Afyonkarahisar'a sıkışmış vaziyetteTürkiye'de turizm alanındaki yatırım fırsatlarına da dikkati çeken Bağlıkaya, yatırım olarak bakıldığında muhafazakar kesimin kendini rahat hissedeceği turizm yapılanmasının bulunmadığını belirterek, Muhafazakar kesim Afyonkarahisar'a sıkışmış vaziyette. Muhafazakar kesime hitap eden deniz kenarında birkaç tane otel var. Onlar da fiziki yapıları itibarıyla muhafazakar kesime uygun fiziki yapıda değiller. Otelin verdiği servisler öyle ama plajın yanında başka plaj var. Şimdi benim eksik gördüğüm kısım bu. Çok önemli bir pazar var Türkiye'de. Çok önemli bir sayı bu tür tatil yapmayı tercih edecek durumda. değerlendirmelerinde bulundu.Dolayısıyla turizm, otel ve bundan sonraki konaklama tahsislerinde bununla ilgili ayrı bir regülasyon olması gerektiği önerisinde bulunan Bağlıkaya, Turizm tahsislerinin özel olarak düzenlenerek, muhafazakar kesimin tatil yapacağı konsepte bu yatırımların teşvik edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu, bize Orta Doğu'dan da çok ciddi bir turizm hareketi sağlar. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>MHP Genel Başkanı Bahçeli: CHP, her şeyden önce kendi arınmasını yapmalı, toplumun hassasiyetlerini gözeterek arınmalı ve durulmalıdır</title>
      <link>https://www.canligaste.com/mhp-genel-baskani-bahceli-chp-her-seyden-once-kendi-arinmasini-yapmali-toplumun-hassasiyetlerini-gozeterek-arinmali-ve-durulmalidir/855839/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/mhp-genel-baskani-bahceli-chp-her-seyden-once-kendi-arinmasini-yapmali-toplumun-hassasiyetlerini-gozeterek-arinmali-ve-durulmalidir/855839/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:06:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Tbmm — ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Tbmm Haberleri —]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Tbmm Haberleri —]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/mhp-genel-baskani-bahceli-chp-her-seyden-once-kendi-arinmasini-yapmali-toplumun-hassasiyetlerini-gozeterek-arinmali-ve-durulmalidir.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Dünya Kupası tarihi: 1978</title>
      <link>https://www.canligaste.com/dunya-kupasi-tarihi-1978/855838/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/dunya-kupasi-tarihi-1978/855838/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:06:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Arjantin, evinde düzenlenen Dünya Kupası'nda tarihinin ilk şampiyonluğunu elde etti - Hollandalı Cruyff ve Alman Breitner, Arjantin'deki askeri yönetimi protesto ederek kupaya katılmadı - Mario Kempes, 6 golle gol kralı oldu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — MUTLU DEMİRTAŞTAN - FIFA, 1978 Dünya Kupası'nın ev sahipliğini sürpriz bir kararla askeri rejimin başta olduğu Arjantin'e verirken birçok ülke bu durumu protesto etti. Yapılan tüm eleştirilere rağmen kupa, Arjantin'de düzenlendi. İktidarda olan cuntanın faaliyetleri ve propagandası, turnuvaya damga vurdu. Hollandalı Johan Cruyff ve Alman Paul Breitner, Arjantin'deki askeri yönetimi protesto ederek kupaya katılmadı.Arjantin, evinde düzenlenen Dünya Kupası'nda tarihinin ilk şampiyonluğunu yaşadı.- Katılan 16 ülkeArjantin'deki Dünya Kupası'na Avrupa'dan 10, Güney Amerika'dan 3, Kuzey Amerika, Asya ve Afrika'dan birer ülke katıldı.Tunus, İran, Avusturya, Fransa, Batı Almanya, Macaristan, İtalya, Hollanda, Polonya, İskoçya, İspanya, İsviçre, Meksika, Arjantin, Brezilya ve Peru, 1978 Dünya Kupası'nda mücadele eden ülkeler oldu.- Arjantin-Peru maçı akıllarda soru işareti bıraktıKupanın final grubunda oynanan Arjantin-Peru karşılaşmasının sonucu, akıllarda soru işaretleri bıraktı.Arjantin, Brezilya, Polonya ve Peru'nun yer aldığı final grubu, çekişmeli maçlara sahne oldu.Brezilya ile Arjantin, son maçlara aynı puanla girdi. Brezilya, Polonya'yı 3-1 yenip averajını +5'e çıkardı. Brezilya maçının skorunu öğrendikten sonra Peru karşısına çıkan Arjantin, en az 4 fark yapması gereken maçı 6-0 kazanarak adını finale yazdırdı. Peru kalecisinin Arjantin asıllı olduğu söylentileri kupaya gölge düşürdü. Brezilya, gruptan ikinci sırada çıkıp üçüncülük maçı oynamaya hak kazandı.- Kempes ve Bertoni ile gelen şampiyonlukEv sahibi Arjantin, kupanın finalinde turnuvanın favorilerinden Hollanda ile eşleşti.Buenos Aires'teki Monumental Stadı'nda 71 bin 483 seyirci önünde oynanan finalin 90 dakikası, 38. dakikada Mario Kempes'in, 81. dakikada da Dick Nanninga'nın attığı gollerle 1-1 berabere sonuçlandı. Arjantin, uzatmalarda Kempes ve Daniel Bertoni ile 2 gol buldu. Sahadan 3-1 galip ayrılan Tangocular, Dünya Kupası'nın sahibi oldu.Kupanın üçüncülük maçında ise Brezilya, İtalya'yı 2-1 mağlup etmeyi başardı.- Kempes gol kralı olduArjantinli Kempes, ülkesinde düzenlenen kupada 6 golle gol kralı oldu.Perulu Teofilo Cubillas ve Hollandalı Rob Rensenbrink, 5'er golle ikinci sırayı paylaştı.- Tunus, Afrika'ya ilk galibiyeti getirdiArjantin'de 2. grupta mücadele eden Tunus, Meksika'yı 3-1 yenerek Dünya Kupası'nda Afrika adına galibiyet alan ilk milli takım oldu.Arturo Vazquez Ayala'nın 45. dakikada penaltıdan attığı golle 1-0 geriye düşen Tunus, 55. dakikada Ali Kaabi, 79. dakikada Nejib Ghommidh ve 87. dakikada Mokhtar Douieb'in attığı gollerle sahadan 3-1 galip ayrıldı.Afrika temsilcisi, grubunu 1 galibiyet, 1 beraberlik, 1 yenilgiyle üçüncü sırada tamamladı ve elendi.- Brezilya-İsveç maçında ilginç kararBrezilya ile İsveç arasında oynanan ilk tur grup maçında Galli hakem Clive Thomas'ın son dakikada verdiği karar, tartışmalara yol açtı.Maç 1-1 berabere devam ederken son dakikada Brezilya korner atışı kazandı. Kornerden gelen topu Zico, kafayla ağlara gönderirken hakem Thomas, top havadayken maçın bitiş düdüğünü çaldığını belirterek golü iptal etti ve karşılaşma 1-1 berabere sonuçlandı.- 38 maçta 102 gol1978 Dünya Kupası'nda oynanan 38 maçta 102 gol atıldı.Maç başına 2,68 gol ortalaması yakalanan turnuvada Arjantin ve Hollanda, 15'er golle en skorer takımlar oldu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — MUTLU DEMİRTAŞTAN - FIFA, 1978 Dünya Kupası'nın ev sahipliğini sürpriz bir kararla askeri rejimin başta olduğu Arjantin'e verirken birçok ülke bu durumu protesto etti. Yapılan tüm eleştirilere rağmen kupa, Arjantin'de düzenlendi. İktidarda olan cuntanın faaliyetleri ve propagandası, turnuvaya damga vurdu. Hollandalı Johan Cruyff ve Alman Paul Breitner, Arjantin'deki askeri yönetimi protesto ederek kupaya katılmadı.Arjantin, evinde düzenlenen Dünya Kupası'nda tarihinin ilk şampiyonluğunu yaşadı.- Katılan 16 ülkeArjantin'deki Dünya Kupası'na Avrupa'dan 10, Güney Amerika'dan 3, Kuzey Amerika, Asya ve Afrika'dan birer ülke katıldı.Tunus, İran, Avusturya, Fransa, Batı Almanya, Macaristan, İtalya, Hollanda, Polonya, İskoçya, İspanya, İsviçre, Meksika, Arjantin, Brezilya ve Peru, 1978 Dünya Kupası'nda mücadele eden ülkeler oldu.- Arjantin-Peru maçı akıllarda soru işareti bıraktıKupanın final grubunda oynanan Arjantin-Peru karşılaşmasının sonucu, akıllarda soru işaretleri bıraktı.Arjantin, Brezilya, Polonya ve Peru'nun yer aldığı final grubu, çekişmeli maçlara sahne oldu.Brezilya ile Arjantin, son maçlara aynı puanla girdi. Brezilya, Polonya'yı 3-1 yenip averajını +5'e çıkardı. Brezilya maçının skorunu öğrendikten sonra Peru karşısına çıkan Arjantin, en az 4 fark yapması gereken maçı 6-0 kazanarak adını finale yazdırdı. Peru kalecisinin Arjantin asıllı olduğu söylentileri kupaya gölge düşürdü. Brezilya, gruptan ikinci sırada çıkıp üçüncülük maçı oynamaya hak kazandı.- Kempes ve Bertoni ile gelen şampiyonlukEv sahibi Arjantin, kupanın finalinde turnuvanın favorilerinden Hollanda ile eşleşti.Buenos Aires'teki Monumental Stadı'nda 71 bin 483 seyirci önünde oynanan finalin 90 dakikası, 38. dakikada Mario Kempes'in, 81. dakikada da Dick Nanninga'nın attığı gollerle 1-1 berabere sonuçlandı. Arjantin, uzatmalarda Kempes ve Daniel Bertoni ile 2 gol buldu. Sahadan 3-1 galip ayrılan Tangocular, Dünya Kupası'nın sahibi oldu.Kupanın üçüncülük maçında ise Brezilya, İtalya'yı 2-1 mağlup etmeyi başardı.- Kempes gol kralı olduArjantinli Kempes, ülkesinde düzenlenen kupada 6 golle gol kralı oldu.Perulu Teofilo Cubillas ve Hollandalı Rob Rensenbrink, 5'er golle ikinci sırayı paylaştı.- Tunus, Afrika'ya ilk galibiyeti getirdiArjantin'de 2. grupta mücadele eden Tunus, Meksika'yı 3-1 yenerek Dünya Kupası'nda Afrika adına galibiyet alan ilk milli takım oldu.Arturo Vazquez Ayala'nın 45. dakikada penaltıdan attığı golle 1-0 geriye düşen Tunus, 55. dakikada Ali Kaabi, 79. dakikada Nejib Ghommidh ve 87. dakikada Mokhtar Douieb'in attığı gollerle sahadan 3-1 galip ayrıldı.Afrika temsilcisi, grubunu 1 galibiyet, 1 beraberlik, 1 yenilgiyle üçüncü sırada tamamladı ve elendi.- Brezilya-İsveç maçında ilginç kararBrezilya ile İsveç arasında oynanan ilk tur grup maçında Galli hakem Clive Thomas'ın son dakikada verdiği karar, tartışmalara yol açtı.Maç 1-1 berabere devam ederken son dakikada Brezilya korner atışı kazandı. Kornerden gelen topu Zico, kafayla ağlara gönderirken hakem Thomas, top havadayken maçın bitiş düdüğünü çaldığını belirterek golü iptal etti ve karşılaşma 1-1 berabere sonuçlandı.- 38 maçta 102 gol1978 Dünya Kupası'nda oynanan 38 maçta 102 gol atıldı.Maç başına 2,68 gol ortalaması yakalanan turnuvada Arjantin ve Hollanda, 15'er golle en skorer takımlar oldu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/dunya-kupasi-tarihi-1978.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Dünya Kupası tarihinde mevkilerine göre en iyi 11'ler: Savunma</title>
      <link>https://www.canligaste.com/dunya-kupasi-tarihinde-mevkilerine-gore-en-iyi-11-ler-savunma/855837/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/dunya-kupasi-tarihinde-mevkilerine-gore-en-iyi-11-ler-savunma/855837/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:06:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Batı Almanya'nın İmparator lakaplı savunmacısı Franz Beckenbauer ve İngiltere'nin unutulmaz kaptanlarından Bobby Moore, lider taraflarıyla ön plana çıkarken dörder kez Dünya Kupası sahnesinde yer alan İtalya'nın kaptanları Paolo Maldini ve Fabio Cannavaro, istikrarlarıyla dikkati çekti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — MUTLU DEMİRTAŞTAN - 2026 FIFA Dünya Kupası, 11 Haziran-19 Temmuz tarihlerinde ABD, Kanada ve Meksika'nın ev sahipliğinde düzenlenecek. Oynadıkları bölge itibarıyla yeşil sahalarda hücumcuların korkulu rüyası haline gelen, defanstaki görevlerinin yanı sıra takımlarının başarılarında hücum anlamında da kilit role sahip savunma futbolcuları, Dünya Kupalarında da çoğu zaman belirleyici rol üstlendi.Batı Almanya'nın İmparator lakaplı savunmacısı Franz Beckenbauer ve İngiltere'nin unutulmaz kaptanlarından Bobby Moore, lider taraflarıyla ön plana çıkarken 4'er kez Dünya Kupası sahnesinde yer alan İtalya'nın kaptanları Paolo Maldini ve Fabio Cannavaro, istikrarlarıyla dikkati çekti.Dünya Kupası tarihinde aktif isimler dışında akıllarda yer eden savunma oyuncularından oluşan en iyi 11 şöyle:Nilton Santos (Brezilya):1954, 1958 ve 1962 Dünya Kupalarında Brezilya Milli Takımı'nın yıldızı Nilton Santos'un ismi, 1958'de FIFA Dünya Kupası All-Star Takımında ve 1998'de 20. Yüzyılın Dünya Takımında yer aldı.1954 Dünya Kupası'nda Brezilya'nın sürpriz 4-2-4 dizilişinin avantajını kullanan sol bek, hızı ve futbol yeteneğiyle tanındı. Brezilya'nın ilk dünya şampiyonluğunu kazandığı 1958 yılında, Santos 33 yaşındaydı.Cafu (Brezilya):İstikrarlı performansıyla futbol dünyasında uzun yıllar boyunca adından söz ettiren Cafu, 2002 Güney Kore-Japonya'da kaptanlığını yaptığı Brezilya Milli Takımı ile Dünya Kupası zaferi yaşadı.Cafu, savunmadaki başarısının yanında hücum anlamında da sağ kanadı en iyi kullanan futbolcular arasında yer alıyor. 1994, 1998, 2002 ve 2006 yıllarında olmak üzere 4 defa Dünya Kupası'nda boy gösteren Cafu, turnuva tarihinde 20 ve üzerinde maça çıkan az sayıda futbolcu arasında bulunuyor.Giacinto Facchetti (İtalya):1966, 1970 ve 1974 Dünya Kupalarına katılan İtalyan futbolcu Giacinto Facchetti, özellikle 1960'larda İtalya liginin kilit oyuncularından biriydi.İtalya ile 1970 Dünya Kupası'nda takım kaptanlığına yükselen Facchetti, yüksek savunma yeteneğiyle dikkatleri her zaman üzerine çekti.Bobby Moore (İngiltere):1966 Dünya Kupası'nda şampiyon olan İngiltere Milli Takımı'nın kaptanı Bobby Moore, zamanın yıldız futbolcularından Bobby Charlton tarafından Tehlikenin geleceği yeri hisseder ve onu hemen bertaraf ederdi. ifadeleriyle betimlenmişti.Takım arkadaşlarına esin kaynağı olması ve rakiplerini demoralize etmesiyle nam salan Moore, 108 kez milli formayı giydikten sonra 1973'te milli takıma veda etti.Moore, 1962, 1966 ve 1970 olmak üzere üç Dünya Kupası'nda mücadele etti.Franz Beckenbauer (Batı Almanya):O zamanki Batı Almanya takımıyla bir şampiyonluk, bir ikincilik, bir de yarı final gören, İmparator (Der Kaiser) lakaplı Franz Beckenbauer, fevkalade bir futbol yeteneğine sahip olmasa da büyük bir liderdi.Her şeyden önce futbolun kazanmak kısmıyla ilgilenen Beckenbauer, başarmak için doğmuş bir insan profili çizmişti.Beckenbauer, 1966, 1970 ve 1974'te Batı Almanya formasıyla üç defa Dünya Kupası'nda boy gösterdi.Roberto Carlos (Brezilya):Futbolculuk döneminde Türkiye'de Fenerbahçe forması giyen, ilk ciddi teknik adamlık kariyerine Sivasspor'da başlayan Brezilyalı Roberto Carlos, futbol dünyasında sol bek dendiğinde ilk akla gelen isim olma özelliğini taşıyor.Savunmadaki performansının yanı sıra hızı ve sert şutlarıyla hafızalarda yer eden Roberto Carlos, Güney Kore-Japonya ortaklığında düzenlenen 2002 yılındaki turnuvada Brezilya'nın şampiyonluğunun bir parçasıydı.1998, 2002 ve 2006 yıllarında üç kez Dünya Kupası deneyimi yaşayan başarılı futbolcu, 17 karşılaşmayla en fazla maça çıkan oyuncular sıralamasında da üst sıralarda bulunuyor.Daniel Passarella (Arjantin):Diğer büyük savunma oyuncuları gibi liderlik özelliği bulunan ve golcü kimliğiyle ön plana çıkan Daniel Passarella, ülkesi için çıktığı 70 maçta 22 gol kaydetti.Tıpkı Beckenbauer gibi İmparator lakabıyla anılan Passarella da bir libero oyuncusuydu. 1974'teki turnuvada forma giyen ve 1978'de kupayı kaldıran ilk Arjantin takımında yer alan futbolcu, Kupayı elinize aldığınızda hiçbir şey hissetmiyorsunuz. sözleriyle hafızalara kazınmıştı.Ancak Passarella, 1986 Dünya Kupası'nda şampiyonluğa ulaşan takımda, hastalığının yanı sıra Diego Armando Maradona ve Carlos Bilardo ile yaşadığı anlaşmazlık nedeniyle yer almamış, onun yerine Jose Luis Brown forma giymişti.Gaetano Scirea (İtalya):Maradona tarafından centilmen ve büyük rakip olarak tanımlanan İtalyan libero Scirea, 16 yıllık kariyeri boyunca tek bir sarı veya kırmızı kart görmedi.Yeteneğiyle ve nezaketiyle gönüllerde taht kuran Scirea, İtalya'nın 1982 Dünya Kupası'ndaki başarısının iskelet kadrosunu oluşturdu. 36 yaşında trafik kazasında hayatını kaybeden İtalyan futbolcu, 1978, 1982 ve 1986 yıllarında olmak üzere üç defa Dünya Kupası organizasyonlarında yer aldı.Franco Baresi (İtalya):Futbol tarihinin en büyük savunma oyuncularından Franco Baresi, kulüp bazında futbol kariyerinin tamamını Milan'da geçirdi.Kariyerinde 1990 ve 1994 Dünya Kupası'nda forma giyen Baresi, tekniği ve oyunu okuyabilme yeteneğiyle İtalya ve futbol dünyasının unutulmaz isimlerinden biri haline geldi.Paolo Maldini (İtalya):Milan'ın eski kaptanlarından Cesare Maldini'nin oğlu Paolo, tüm zamanların en iyilerinden biri kabul edildi.Manchester United'ın eski teknik direktörü Sir Alex Ferguson, 4 Dünya Kupası'nda forma giyen Paolo Maldini'yi Lionel Messi, Kaka ve Zinedine Zidane ile karşılaştırmış ve Hiç şüphesiz, benim favorim Paolo Maldini. Rekabet ruhu ve sporculuğuyla dünyanın en iyi tekniğine sahip olmasa bile Milano takımlarını etkilemiştir. ifadesini kullanmıştı.Maldini, 1990, 1994, 1998 ve 2002'de İtalya formasıyla Dünya Kupası'nda mücadele etti.Fabio Cannavaro (İtalya):FIFA tarafından yılın futbolcusu seçilen tek savunma oyuncusu Fabio Cannavaro, 1998, 2002, 2006 ve 2010'da olmak üzere 4 kez Dünya Kupası'na katıldı.Bir stopere göre uzun olmamasına karşın etkileyici sıçrayışlarıyla bilinen Cannavaro, hava toplarındaki hakimiyetiyle dikkati çekti.Karl-Heinz Rummenigge, İtalya'nın şampiyon olduğu 2006 Dünya Kupası'ndan sonra takım kaptanı Cannavaro için Dünya Kupası'nı hemen hemen kendi başına kazandı. yorumunu yapmıştı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — MUTLU DEMİRTAŞTAN - 2026 FIFA Dünya Kupası, 11 Haziran-19 Temmuz tarihlerinde ABD, Kanada ve Meksika'nın ev sahipliğinde düzenlenecek. Oynadıkları bölge itibarıyla yeşil sahalarda hücumcuların korkulu rüyası haline gelen, defanstaki görevlerinin yanı sıra takımlarının başarılarında hücum anlamında da kilit role sahip savunma futbolcuları, Dünya Kupalarında da çoğu zaman belirleyici rol üstlendi.Batı Almanya'nın İmparator lakaplı savunmacısı Franz Beckenbauer ve İngiltere'nin unutulmaz kaptanlarından Bobby Moore, lider taraflarıyla ön plana çıkarken 4'er kez Dünya Kupası sahnesinde yer alan İtalya'nın kaptanları Paolo Maldini ve Fabio Cannavaro, istikrarlarıyla dikkati çekti.Dünya Kupası tarihinde aktif isimler dışında akıllarda yer eden savunma oyuncularından oluşan en iyi 11 şöyle:Nilton Santos (Brezilya):1954, 1958 ve 1962 Dünya Kupalarında Brezilya Milli Takımı'nın yıldızı Nilton Santos'un ismi, 1958'de FIFA Dünya Kupası All-Star Takımında ve 1998'de 20. Yüzyılın Dünya Takımında yer aldı.1954 Dünya Kupası'nda Brezilya'nın sürpriz 4-2-4 dizilişinin avantajını kullanan sol bek, hızı ve futbol yeteneğiyle tanındı. Brezilya'nın ilk dünya şampiyonluğunu kazandığı 1958 yılında, Santos 33 yaşındaydı.Cafu (Brezilya):İstikrarlı performansıyla futbol dünyasında uzun yıllar boyunca adından söz ettiren Cafu, 2002 Güney Kore-Japonya'da kaptanlığını yaptığı Brezilya Milli Takımı ile Dünya Kupası zaferi yaşadı.Cafu, savunmadaki başarısının yanında hücum anlamında da sağ kanadı en iyi kullanan futbolcular arasında yer alıyor. 1994, 1998, 2002 ve 2006 yıllarında olmak üzere 4 defa Dünya Kupası'nda boy gösteren Cafu, turnuva tarihinde 20 ve üzerinde maça çıkan az sayıda futbolcu arasında bulunuyor.Giacinto Facchetti (İtalya):1966, 1970 ve 1974 Dünya Kupalarına katılan İtalyan futbolcu Giacinto Facchetti, özellikle 1960'larda İtalya liginin kilit oyuncularından biriydi.İtalya ile 1970 Dünya Kupası'nda takım kaptanlığına yükselen Facchetti, yüksek savunma yeteneğiyle dikkatleri her zaman üzerine çekti.Bobby Moore (İngiltere):1966 Dünya Kupası'nda şampiyon olan İngiltere Milli Takımı'nın kaptanı Bobby Moore, zamanın yıldız futbolcularından Bobby Charlton tarafından Tehlikenin geleceği yeri hisseder ve onu hemen bertaraf ederdi. ifadeleriyle betimlenmişti.Takım arkadaşlarına esin kaynağı olması ve rakiplerini demoralize etmesiyle nam salan Moore, 108 kez milli formayı giydikten sonra 1973'te milli takıma veda etti.Moore, 1962, 1966 ve 1970 olmak üzere üç Dünya Kupası'nda mücadele etti.Franz Beckenbauer (Batı Almanya):O zamanki Batı Almanya takımıyla bir şampiyonluk, bir ikincilik, bir de yarı final gören, İmparator (Der Kaiser) lakaplı Franz Beckenbauer, fevkalade bir futbol yeteneğine sahip olmasa da büyük bir liderdi.Her şeyden önce futbolun kazanmak kısmıyla ilgilenen Beckenbauer, başarmak için doğmuş bir insan profili çizmişti.Beckenbauer, 1966, 1970 ve 1974'te Batı Almanya formasıyla üç defa Dünya Kupası'nda boy gösterdi.Roberto Carlos (Brezilya):Futbolculuk döneminde Türkiye'de Fenerbahçe forması giyen, ilk ciddi teknik adamlık kariyerine Sivasspor'da başlayan Brezilyalı Roberto Carlos, futbol dünyasında sol bek dendiğinde ilk akla gelen isim olma özelliğini taşıyor.Savunmadaki performansının yanı sıra hızı ve sert şutlarıyla hafızalarda yer eden Roberto Carlos, Güney Kore-Japonya ortaklığında düzenlenen 2002 yılındaki turnuvada Brezilya'nın şampiyonluğunun bir parçasıydı.1998, 2002 ve 2006 yıllarında üç kez Dünya Kupası deneyimi yaşayan başarılı futbolcu, 17 karşılaşmayla en fazla maça çıkan oyuncular sıralamasında da üst sıralarda bulunuyor.Daniel Passarella (Arjantin):Diğer büyük savunma oyuncuları gibi liderlik özelliği bulunan ve golcü kimliğiyle ön plana çıkan Daniel Passarella, ülkesi için çıktığı 70 maçta 22 gol kaydetti.Tıpkı Beckenbauer gibi İmparator lakabıyla anılan Passarella da bir libero oyuncusuydu. 1974'teki turnuvada forma giyen ve 1978'de kupayı kaldıran ilk Arjantin takımında yer alan futbolcu, Kupayı elinize aldığınızda hiçbir şey hissetmiyorsunuz. sözleriyle hafızalara kazınmıştı.Ancak Passarella, 1986 Dünya Kupası'nda şampiyonluğa ulaşan takımda, hastalığının yanı sıra Diego Armando Maradona ve Carlos Bilardo ile yaşadığı anlaşmazlık nedeniyle yer almamış, onun yerine Jose Luis Brown forma giymişti.Gaetano Scirea (İtalya):Maradona tarafından centilmen ve büyük rakip olarak tanımlanan İtalyan libero Scirea, 16 yıllık kariyeri boyunca tek bir sarı veya kırmızı kart görmedi.Yeteneğiyle ve nezaketiyle gönüllerde taht kuran Scirea, İtalya'nın 1982 Dünya Kupası'ndaki başarısının iskelet kadrosunu oluşturdu. 36 yaşında trafik kazasında hayatını kaybeden İtalyan futbolcu, 1978, 1982 ve 1986 yıllarında olmak üzere üç defa Dünya Kupası organizasyonlarında yer aldı.Franco Baresi (İtalya):Futbol tarihinin en büyük savunma oyuncularından Franco Baresi, kulüp bazında futbol kariyerinin tamamını Milan'da geçirdi.Kariyerinde 1990 ve 1994 Dünya Kupası'nda forma giyen Baresi, tekniği ve oyunu okuyabilme yeteneğiyle İtalya ve futbol dünyasının unutulmaz isimlerinden biri haline geldi.Paolo Maldini (İtalya):Milan'ın eski kaptanlarından Cesare Maldini'nin oğlu Paolo, tüm zamanların en iyilerinden biri kabul edildi.Manchester United'ın eski teknik direktörü Sir Alex Ferguson, 4 Dünya Kupası'nda forma giyen Paolo Maldini'yi Lionel Messi, Kaka ve Zinedine Zidane ile karşılaştırmış ve Hiç şüphesiz, benim favorim Paolo Maldini. Rekabet ruhu ve sporculuğuyla dünyanın en iyi tekniğine sahip olmasa bile Milano takımlarını etkilemiştir. ifadesini kullanmıştı.Maldini, 1990, 1994, 1998 ve 2002'de İtalya formasıyla Dünya Kupası'nda mücadele etti.Fabio Cannavaro (İtalya):FIFA tarafından yılın futbolcusu seçilen tek savunma oyuncusu Fabio Cannavaro, 1998, 2002, 2006 ve 2010'da olmak üzere 4 kez Dünya Kupası'na katıldı.Bir stopere göre uzun olmamasına karşın etkileyici sıçrayışlarıyla bilinen Cannavaro, hava toplarındaki hakimiyetiyle dikkati çekti.Karl-Heinz Rummenigge, İtalya'nın şampiyon olduğu 2006 Dünya Kupası'ndan sonra takım kaptanı Cannavaro için Dünya Kupası'nı hemen hemen kendi başına kazandı. yorumunu yapmıştı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/dunya-kupasi-tarihinde-mevkilerine-gore-en-iyi-11-ler-savunma.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
