<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Türkiye Noterler Birliği Başkanı Fulya Uysal Güler oldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-noterler-birligi-baskani-fulya-uysal-guler-oldu/867332/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-noterler-birligi-baskani-fulya-uysal-guler-oldu/867332/</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:24:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Ankara 65.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Ankara 65. Noteri Fulya Uysal Güler, Türkiye Noterler Birliği Başkanı oldu.Türkiye Noterler Birliğinden yapılan açıklamaya göre, Birliğin 55. Olağan Genel Kurulu kapsamında 7 Haziran'da seçim yapıldı.Bu kapsamda Yönetim Kurulunca 16 Haziran'da alınan karar doğrultusunda, Ankara 65. Noteri Fulya Uysal Güler, Türkiye Noterler Birliği Başkanı oldu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Ankara 65. Noteri Fulya Uysal Güler, Türkiye Noterler Birliği Başkanı oldu.Türkiye Noterler Birliğinden yapılan açıklamaya göre, Birliğin 55. Olağan Genel Kurulu kapsamında 7 Haziran'da seçim yapıldı.Bu kapsamda Yönetim Kurulunca 16 Haziran'da alınan karar doğrultusunda, Ankara 65. Noteri Fulya Uysal Güler, Türkiye Noterler Birliği Başkanı oldu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/turkiye-noterler-birligi-baskani-fulya-uysal-guler-oldu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İran Dışişleri Bakanı Erakçi, mutabakat görüşmeleri öncesi İsviçreli mevkidaşıyla bir araya geldi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/iran-disisleri-bakani-erakci-mutabakat-gorusmeleri-oncesi-isvicreli-mevkidasiyla-bir-araya-geldi/867331/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/iran-disisleri-bakani-erakci-mutabakat-gorusmeleri-oncesi-isvicreli-mevkidasiyla-bir-araya-geldi/867331/</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:21:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya — İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ile gerçekleştirilecek görüşme öncesinde, mutabakat zaptının uygulanma sürecine dair meseleleri İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis ile değerlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri — İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ile gerçekleştirilecek görüşme öncesinde, mutabakat zaptının uygulanma sürecine dair meseleleri İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis ile değerlendirdi.İran resmi ajansı IRNA’ya göre Erakçi, ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptının uygulanmasına dair temaslar gerçekleştirmek üzere gittiği İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında mevkidaşı Cassis ile görüştü.Haberde görüşmenin içeriğine ilişkin ise ayrıntılı bilgi verilmedi.   ​​​​​​​İran ile ABD, Pakistan aracılığında yapılan müzakere süreci kapsamında 14 Haziran'da savaşın durdurulması ve taraflar arasındaki sorunların görüşmelerle çözülmesini öngören 14 maddelik bir mutabakata vardıklarını duyurmuştu.ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptının uygulanmasına ilişkin ilk teknik görüşmeler, İsviçre'nin Nidwalden kantonuna bağlı Bürgenstock kasabasında başlayacak.ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner, İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile beraberindeki heyetlerin görüşmelere katılması bekleniyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri — İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ile gerçekleştirilecek görüşme öncesinde, mutabakat zaptının uygulanma sürecine dair meseleleri İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis ile değerlendirdi.İran resmi ajansı IRNA’ya göre Erakçi, ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptının uygulanmasına dair temaslar gerçekleştirmek üzere gittiği İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında mevkidaşı Cassis ile görüştü.Haberde görüşmenin içeriğine ilişkin ise ayrıntılı bilgi verilmedi.   ​​​​​​​İran ile ABD, Pakistan aracılığında yapılan müzakere süreci kapsamında 14 Haziran'da savaşın durdurulması ve taraflar arasındaki sorunların görüşmelerle çözülmesini öngören 14 maddelik bir mutabakata vardıklarını duyurmuştu.ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptının uygulanmasına ilişkin ilk teknik görüşmeler, İsviçre'nin Nidwalden kantonuna bağlı Bürgenstock kasabasında başlayacak.ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner, İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile beraberindeki heyetlerin görüşmelere katılması bekleniyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kolombiya'da kritik seçim: Sağcı ve solcu adaylar cumhurbaşkanlığı için karşı karşıya</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kolombiya-da-kritik-secim-sagci-ve-solcu-adaylar-cumhurbaskanligi-icin-karsi-karsiya/867330/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kolombiya-da-kritik-secim-sagci-ve-solcu-adaylar-cumhurbaskanligi-icin-karsi-karsiya/867330/</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:18:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Bogota — İlk turda salt çoğunluğu sağlayamayan sağ kanadın adayı Abelardo de la Espriella ile sol ittifakın iktidar partisi adayı Ivan Cepeda, ikinci turda cumhurbaşkanlığı koltuğu için yarışıyor - Özel şirket çalışanı 22 yaşındaki Maria Fernanda Rodriguez: - Bu ülkenin iyiye doğru ilerlemeye devam etmesini umuyorum. Cepeda’nın her zaman barıştan, anlayıştan ve Kolombiya’daki farklı siyasi pozisyonlar arasında diyalog kurmaktan yana olan hitabetini çok beğeniyorum - Elektrik teknisyeni 41 yaşındaki Juan Cortes: - Ben oyumu De la Espriella’ya vereceğim çünkü sevgili Kolombiya’mızın tamamen köklü bir değişime uğrayacağına dair büyük bir umut taşıyorum]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Bogota Haberleri — Kolombiya'da seçmenler, son yılların en kritik seçimlerinden biri kabul edilen cumhurbaşkanı seçiminde, 2026-2030 döneminde ülkeyi yönetecek sağcı ve solcu adaylar arasında tercih yapmak üzere sandık başına gidiyor.İlk turda salt çoğunluğu sağlayamayan sağ kanadın adayı Abelardo de la Espriella ile sol ittifakın iktidar partisi adayı Ivan Cepeda, ikinci turda cumhurbaşkanlığı koltuğu için yarışıyor.Seçim güvenliğini sağlamak amacıyla ülke genelinde geniş kapsamlı önlemler alındı, sandıkların kapanmasının ardından kazanan adayın kısa süre içinde netleşmesi bekleniyor.Ekonomik reformlar, yolsuzlukla mücadele ve ülkedeki yasa dışı silahlı gruplarla yürütülen müzakereler, seçmen tercihinde en belirleyici başlıklar olarak öne çıkıyor.İlk turda başarılı olamayan merkez ve diğer ittifak adaylarının seçmen tabanının sandıkta nasıl tavır alacakları, iki aday arasındaki dengeleri doğrudan değiştirebilecek güçte görülüyor.ABD Başkanı Donald Trump’ın De la Espriella’ya açık destek vererek Kolombiyalılara sandıkta iki ülke ilişkilerini dikkate alarak oy kullanmaları çağrısında bulunması, Cumhurbaşkanı Gustavo Petro’nun tepkisine yol açtı.Petro, halkın hiçbir dış baskı altında kalmadan özgürce oy vermesi gerektiğini ifade ediyor.Anket şirketleri, De la Espriella&#039;yı işaret ediyorİlk turda büyük ölçüde yanılan anket şirketleri ise bu kez sağcı aday De la Espriella'yı tüm araştırmalarda önde gösterdi.AtlasIntel’in Semana dergisi için yaptığı araştırmada De la Espriella, yüzde 52,6 ile önde görünürken sol görüşlü Cepeda ise yüzde 44,9’da kaldı.Benzer şekilde Guarumo ve Ecoanalítica’nın El Tiempo gazetesi için gerçekleştirdiği ankete göre De la Espriella yüzde 52,6, Cepeda ise yüzde 45 oy aldı.İlk turda De la Espriella 10,3 milyon oy (yüzde 43,74), Cepeda ise 9,7 milyon oy (yüzde 40,9) alırken ilk turu en isabetli tahmin eden araştırma şirketlerinden AtlasIntel başta olmak üzere Guarumo gibi kuruluşlar, yaklaşık 700 bin oyluk farkın ikinci turda sağ bloktaki seçmen konsolidasyonu nedeniyle De la Espriella lehine daha da açıldığını raporluyor.Bu ülkenin iyiye doğru ilerlemeye devam etmesini umuyorumAA muhabirine değerlendirmede bulunan Kolombiyalı seçmenler, iki aday arasındaki kutuplaşmaya dikkati çekti.Özel şirkette çalışan 22 yaşındaki Maria Fernanda Rodriguez, barış ve uzlaşma için iktidar partisi adayı Cepeda'ya oy vereceğini, diyalog ve uzlaşmadan yana olduğunu söyledi.Cepeda'yı barış ve doğaya önem verdiği için desteklediğini dile getiren Rodriguez, şunları kaydetti:Bu ülkenin iyiye doğru ilerlemeye devam etmesini umuyorum. Cepeda’nın her zaman barıştan, anlayıştan ve Kolombiya’daki farklı siyasi pozisyonlar arasında diyalog kurmaktan yana olan hitabetini çok beğeniyorum. Ülkede büyük bir bölünme olduğunu hepimiz biliyoruz ancak bana göre ülkeyi düzlüğe çıkarmanın yolu daha fazla şiddet ya da savaştan geçmiyor. 200 yıldır sahip olduğumuz tek şey buydu ve bize hiçbir faydası olmadı.Elektrik teknisyeni 41 yaşındaki Juan Cortes de ülkede köklü değişim ve güvenlik politikalarının daha sert uygulanması için De la Espriella’yı desteklediğini anlattı.Kolombiya'nın yeni bir rotaya girmesi gerektiğinin altını çizen Cortes, Ben oyumu De la Espriella’ya vereceğim çünkü sevgili Kolombiya’mızın tamamen köklü bir değişime uğrayacağına dair büyük bir umut taşıyorum. Beni en çok cezbeden vaatlerinden biri terörle mücadele etme sözü. Ülkemizin herhangi bir bölgesine, dilediğimiz yere gerilla korkusu olmadan, bize zarar verecekleri ya da çocukları zorla silah altına almaya devam edecekleri endişesini taşımadan özgürce gidebilmek istiyoruz. ifadelerini kullandı.Cepeda’nın  iktidarın halihazırda sürdürdüğü politikaları uygulayacağını düşündüğünü anlatan Cortes, Cepeda’yı desteklemiyorum çünkü o, sistemin bir parçası yani geçmiştekilerin aynısı. Her zaman karşılaştığımız bilindik yaklaşımları sürdürüyor. diye konuştu.Bence savaşa değil barışa yatırım yapmak çok daha doğru bir seçenekOyunu barıştan yana kullanacağına işaret eden muhasebe uzmanı Erika Mendez de Kolombiya'nın yeniden iç savaş sarmalına girmesinden endişe ettiğini söyledi.Mendez, Bence savaşa değil barışa yatırım yapmak çok daha doğru bir seçenek. Ben tercihimi yaşamdan yana kullanıyorum. Oyumu Cepeda’ya yani yaşamın, kültürün, doğanın ve hayvanların korunmasının tarafına vereceğim. şeklinde konuştu.De la Espriella'yı Kolombiya için tehlikeli gördüğünü belirten Mendez, Ne konuştuğu hakkında en ufak bir fikri dahi olmayan, üstelik bu ülkedeki mafyaları ve tüm yolsuzluk şebekelerini açıkça savunan birinin bizi yönetmesine izin veremeyiz. yorumunda bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Bogota Haberleri — Kolombiya'da seçmenler, son yılların en kritik seçimlerinden biri kabul edilen cumhurbaşkanı seçiminde, 2026-2030 döneminde ülkeyi yönetecek sağcı ve solcu adaylar arasında tercih yapmak üzere sandık başına gidiyor.İlk turda salt çoğunluğu sağlayamayan sağ kanadın adayı Abelardo de la Espriella ile sol ittifakın iktidar partisi adayı Ivan Cepeda, ikinci turda cumhurbaşkanlığı koltuğu için yarışıyor.Seçim güvenliğini sağlamak amacıyla ülke genelinde geniş kapsamlı önlemler alındı, sandıkların kapanmasının ardından kazanan adayın kısa süre içinde netleşmesi bekleniyor.Ekonomik reformlar, yolsuzlukla mücadele ve ülkedeki yasa dışı silahlı gruplarla yürütülen müzakereler, seçmen tercihinde en belirleyici başlıklar olarak öne çıkıyor.İlk turda başarılı olamayan merkez ve diğer ittifak adaylarının seçmen tabanının sandıkta nasıl tavır alacakları, iki aday arasındaki dengeleri doğrudan değiştirebilecek güçte görülüyor.ABD Başkanı Donald Trump’ın De la Espriella’ya açık destek vererek Kolombiyalılara sandıkta iki ülke ilişkilerini dikkate alarak oy kullanmaları çağrısında bulunması, Cumhurbaşkanı Gustavo Petro’nun tepkisine yol açtı.Petro, halkın hiçbir dış baskı altında kalmadan özgürce oy vermesi gerektiğini ifade ediyor.Anket şirketleri, De la Espriella&#039;yı işaret ediyorİlk turda büyük ölçüde yanılan anket şirketleri ise bu kez sağcı aday De la Espriella'yı tüm araştırmalarda önde gösterdi.AtlasIntel’in Semana dergisi için yaptığı araştırmada De la Espriella, yüzde 52,6 ile önde görünürken sol görüşlü Cepeda ise yüzde 44,9’da kaldı.Benzer şekilde Guarumo ve Ecoanalítica’nın El Tiempo gazetesi için gerçekleştirdiği ankete göre De la Espriella yüzde 52,6, Cepeda ise yüzde 45 oy aldı.İlk turda De la Espriella 10,3 milyon oy (yüzde 43,74), Cepeda ise 9,7 milyon oy (yüzde 40,9) alırken ilk turu en isabetli tahmin eden araştırma şirketlerinden AtlasIntel başta olmak üzere Guarumo gibi kuruluşlar, yaklaşık 700 bin oyluk farkın ikinci turda sağ bloktaki seçmen konsolidasyonu nedeniyle De la Espriella lehine daha da açıldığını raporluyor.Bu ülkenin iyiye doğru ilerlemeye devam etmesini umuyorumAA muhabirine değerlendirmede bulunan Kolombiyalı seçmenler, iki aday arasındaki kutuplaşmaya dikkati çekti.Özel şirkette çalışan 22 yaşındaki Maria Fernanda Rodriguez, barış ve uzlaşma için iktidar partisi adayı Cepeda'ya oy vereceğini, diyalog ve uzlaşmadan yana olduğunu söyledi.Cepeda'yı barış ve doğaya önem verdiği için desteklediğini dile getiren Rodriguez, şunları kaydetti:Bu ülkenin iyiye doğru ilerlemeye devam etmesini umuyorum. Cepeda’nın her zaman barıştan, anlayıştan ve Kolombiya’daki farklı siyasi pozisyonlar arasında diyalog kurmaktan yana olan hitabetini çok beğeniyorum. Ülkede büyük bir bölünme olduğunu hepimiz biliyoruz ancak bana göre ülkeyi düzlüğe çıkarmanın yolu daha fazla şiddet ya da savaştan geçmiyor. 200 yıldır sahip olduğumuz tek şey buydu ve bize hiçbir faydası olmadı.Elektrik teknisyeni 41 yaşındaki Juan Cortes de ülkede köklü değişim ve güvenlik politikalarının daha sert uygulanması için De la Espriella’yı desteklediğini anlattı.Kolombiya'nın yeni bir rotaya girmesi gerektiğinin altını çizen Cortes, Ben oyumu De la Espriella’ya vereceğim çünkü sevgili Kolombiya’mızın tamamen köklü bir değişime uğrayacağına dair büyük bir umut taşıyorum. Beni en çok cezbeden vaatlerinden biri terörle mücadele etme sözü. Ülkemizin herhangi bir bölgesine, dilediğimiz yere gerilla korkusu olmadan, bize zarar verecekleri ya da çocukları zorla silah altına almaya devam edecekleri endişesini taşımadan özgürce gidebilmek istiyoruz. ifadelerini kullandı.Cepeda’nın  iktidarın halihazırda sürdürdüğü politikaları uygulayacağını düşündüğünü anlatan Cortes, Cepeda’yı desteklemiyorum çünkü o, sistemin bir parçası yani geçmiştekilerin aynısı. Her zaman karşılaştığımız bilindik yaklaşımları sürdürüyor. diye konuştu.Bence savaşa değil barışa yatırım yapmak çok daha doğru bir seçenekOyunu barıştan yana kullanacağına işaret eden muhasebe uzmanı Erika Mendez de Kolombiya'nın yeniden iç savaş sarmalına girmesinden endişe ettiğini söyledi.Mendez, Bence savaşa değil barışa yatırım yapmak çok daha doğru bir seçenek. Ben tercihimi yaşamdan yana kullanıyorum. Oyumu Cepeda’ya yani yaşamın, kültürün, doğanın ve hayvanların korunmasının tarafına vereceğim. şeklinde konuştu.De la Espriella'yı Kolombiya için tehlikeli gördüğünü belirten Mendez, Ne konuştuğu hakkında en ufak bir fikri dahi olmayan, üstelik bu ülkedeki mafyaları ve tüm yolsuzluk şebekelerini açıkça savunan birinin bizi yönetmesine izin veremeyiz. yorumunda bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Ayakkabı boyacısı kemanıyla sokaklarda kulakların pasını siliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ayakkabi-boyacisi-kemaniyla-sokaklarda-kulaklarin-pasini-siliyor/867329/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ayakkabi-boyacisi-kemaniyla-sokaklarda-kulaklarin-pasini-siliyor/867329/</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:18:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Çanakkale — Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde ayakkabı boyacılığı yapan Turgut Dur, işinden arta kalan zamanlarda sokaklarda kemanıyla müzik ziyafeti sunuyor - Turgut Dur: - Herkes bez ayakkabı, spor ayakkabı veya sandalet giydiğinden dolayı boyacılık kış mevsimindeki gibi olmuyor. Dolayısıyla ben de burada müzik yaparak, evime bir katkı sağlamaya çalışıyorum]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Çanakkale Haberleri — DOĞAN ZELOVA - Çanakkale'nin Gelibolu ilçesinde yaşayan ayakkabı boyacısı 55 yaşındaki Turgut Dur, müşterisi olmadığı zamanlarda kemanıyla çaldığı şarkılarla sokaklarda kulakların pasını siliyor.Aileden müzisyen olan ve küçük yaşlarda kemana gönül veren Dur, ilkokul yıllarında kemanıyla okula gidip gelirken, gençlik döneminde de amcasıyla düğünlerde sahne aldı.Dur, düğünlerin ağırlıklı olarak yaz aylarında yapılması nedeniyle kış aylarında geçimini sağlamak amacıyla ikinci bir iş olarak ayakkabı boyacılığına yöneldi.Yaz aylarında terlik ve sandalet kullanımının daha yaygın olması üzerine emektar kemanına geri dönen Dur, müşterisi geldiğinde ayakkabı boyarken, boş kaldığı zamanlarda ise sokaklarda kemanıyla çaldığı şarkılarla dinleyenlere müzik ziyafeti sunuyor.Evli ve 3 çocuk babası olan Turgut Dur, kendisine ailesinden kalan en güzel mirasın keman olduğunu çünkü yazın ayakkabı boyacılığı azalsa da müziğin hiç bitmediğini dile getirdi.İnsanların yüzünde bir tebessüm oluşturmanın kendisi için en büyük kazanç olduğunu ifade eden Dur, Hayatımı yaz aylarında ağırlıklı olarak müzikle kazanıyorum. Gündüzleri ayakkabı boyacılığı yapıyorum fakat şu anda ayakkabı boyacılığını mevsimden dolayı yeterince yapamıyorum. Herkes bez ayakkabı, spor ayakkabı veya sandalet giydiğinden dolayı boyacılık kış mevsimindeki gibi olmuyor. Dolayısıyla ben de burada müzik yaparak, evime bir katkı sağlamaya çalışıyorum. dedi.Müzikten kopamıyorumMüziğe ilgisinin aileden geldiğini anlatan Dur, Amcam keman, kardeşlerim klarnet, kimisi kanun çalar. Bu bizim yaşantımızda, ailemizde var. Dolayısıyla seviyorum, bu müzik sanatından da kopamıyorum. Kemanımla düğünlerde çalıyorum, restoranlarda çalışıyorum. Bizi davet eden herkesin ortamında çalmaya, insanları mutlu etmeye çalışıyorum. Şu anda sokak müzisyenliği yapıyorum. Kemanımın sesini duyanlar dinliyorlar, kimisi 3-5 bahşiş atıyor. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Çanakkale Haberleri — DOĞAN ZELOVA - Çanakkale'nin Gelibolu ilçesinde yaşayan ayakkabı boyacısı 55 yaşındaki Turgut Dur, müşterisi olmadığı zamanlarda kemanıyla çaldığı şarkılarla sokaklarda kulakların pasını siliyor.Aileden müzisyen olan ve küçük yaşlarda kemana gönül veren Dur, ilkokul yıllarında kemanıyla okula gidip gelirken, gençlik döneminde de amcasıyla düğünlerde sahne aldı.Dur, düğünlerin ağırlıklı olarak yaz aylarında yapılması nedeniyle kış aylarında geçimini sağlamak amacıyla ikinci bir iş olarak ayakkabı boyacılığına yöneldi.Yaz aylarında terlik ve sandalet kullanımının daha yaygın olması üzerine emektar kemanına geri dönen Dur, müşterisi geldiğinde ayakkabı boyarken, boş kaldığı zamanlarda ise sokaklarda kemanıyla çaldığı şarkılarla dinleyenlere müzik ziyafeti sunuyor.Evli ve 3 çocuk babası olan Turgut Dur, kendisine ailesinden kalan en güzel mirasın keman olduğunu çünkü yazın ayakkabı boyacılığı azalsa da müziğin hiç bitmediğini dile getirdi.İnsanların yüzünde bir tebessüm oluşturmanın kendisi için en büyük kazanç olduğunu ifade eden Dur, Hayatımı yaz aylarında ağırlıklı olarak müzikle kazanıyorum. Gündüzleri ayakkabı boyacılığı yapıyorum fakat şu anda ayakkabı boyacılığını mevsimden dolayı yeterince yapamıyorum. Herkes bez ayakkabı, spor ayakkabı veya sandalet giydiğinden dolayı boyacılık kış mevsimindeki gibi olmuyor. Dolayısıyla ben de burada müzik yaparak, evime bir katkı sağlamaya çalışıyorum. dedi.Müzikten kopamıyorumMüziğe ilgisinin aileden geldiğini anlatan Dur, Amcam keman, kardeşlerim klarnet, kimisi kanun çalar. Bu bizim yaşantımızda, ailemizde var. Dolayısıyla seviyorum, bu müzik sanatından da kopamıyorum. Kemanımla düğünlerde çalıyorum, restoranlarda çalışıyorum. Bizi davet eden herkesin ortamında çalmaya, insanları mutlu etmeye çalışıyorum. Şu anda sokak müzisyenliği yapıyorum. Kemanımın sesini duyanlar dinliyorlar, kimisi 3-5 bahşiş atıyor. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/ayakkabi-boyacisi-kemaniyla-sokaklarda-kulaklarin-pasini-siliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kaya tırmanışını dağcılığın okulu Aladağlar'da öğreniyorlar</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kaya-tirmanisini-dagciligin-okulu-aladaglar-da-ogreniyorlar/867328/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kaya-tirmanisini-dagciligin-okulu-aladaglar-da-ogreniyorlar/867328/</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:16:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Dağcılığın okulu olarak nitelendirilen Aladağlar'daki Cımbar Vadisi'nde düzenlenen eğitimlerde, Türkiye'nin farklı illerinden gelen sporcular, doğal kaya rotalarında teorik ve uygulamalı çalışmalarla kaya tırmanışının temel ve ileri tekniklerini öğreniyor - Türkiye Dağcılık Federasyonu Niğde İl Temsilcisi Yusuf Biltekin: - Aladağlar, hem tırmanış hem de eğitim bölgesi olarak dünyada çok önemli bir yere sahip. Eğitimlerimize zaman zaman Balkanlar'dan veya Azerbaycan'dan katılan sporcular da oluyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- AHMET DEMİRCAN - Niğde'nin Çamardı ilçesindeki dağcılığın okulu olarak nitelendirilen Aladağlar'da, tek ip boyu kaya tırmanışıyla yeni sporcular yetiştiriliyor.Türkiye Dağcılık Federasyonunun (TDF) yaz dönemi faaliyetleri kapsamında Türkiye'nin farklı illerinden gelen 60 sporcu, 8 antrenör eşliğinde, 5 gün sürecek eğitimlerde lider tırmanış, emniyet sistemleri ve kaya tırmanışı teknikleri üzerine uygulamalı eğitim alıyor.TDF Niğde İl Temsilcisi Yusuf Biltekin, AA muhabirine, federasyonun yaz eğitimlerinin tamamının, dağ sporlarında önemli bir yere sahip Aladağlar'da yapıldığını söyledi.Eğitimlerin Cımbar Vadisi'nde verildiğini ifade eden Biltekin, şöyle konuştu:Sporcularımız, Mümtaz Çankaya Dağ Eğitim Merkezi'nde çadırda konaklıyor, dağ evinde ihtiyaçlarını karşılıyor. Teorik derslerimiz orada işleniyor. Uygulamalı eğitimlerimizin tamamı da burada 'dağcıların okulu' olarak bilinen Aladağlar'ın Cımbar mevkisinde yürütüyoruz. Eğitimlerimiz 5 gün sürecek. Şu anda çalışan 5 ekibimiz ve her bir ekibin başında 2 antrenörümüz var. Eğitimler sabah saat 08.30'da başlayıp öğlene kadar sürüyor. Öğleden sonra da akşam saat 18.00'e kadar hava şartlarına bağlı olarak devam ediliyor. Aladağlar, hem tırmanış hem de eğitim bölgesi olarak dünyada çok önemli bir yere sahip. Eğitimlerimize zaman zaman Balkanlar'dan veya Azerbaycan'dan katılan sporcular da oluyor.Türkiye&#039;de yetişen bütün sporcular buradan geçerBiltekin, gerçekleştirilen eğitimlerde Türkiye'nin farklı noktalarından gelen sporcuların da katıldığını dile getirdi.Eğitime katılanların tamamının kulüp sporcusu olduğunu ve bu faaliyetlerin kente katkı sağladığını belirten Biltekin, şunları kaydetti:Kulüpler, seçtiği sporcuları buraya eğitime gönderiyor. Bu 5 gün içerisinde Aladağlar'dan 60 ila 100 sporcu her hafta geçiyor. Yılda 5-6 eğitimimiz oluyor, bu kadar insanın buraya katkı sağlaması yadsınamaz. Kulüp sporcusu olmayıp, ferdi lisans çıkartıp faaliyetlere dahil olabiliyorsunuz. İlla kulüp sporcusu olmanıza gerek yok ama öncesinde müracaatlar alınıyor. Dışarıdan merak eden yabancılara antrenör arkadaşlarımız tanıtım amaçlı bilgilendirme ve emniyetli tırmanışlar yaptırıyor. Aladağlar çok önemli bir noktada, Türkiye'de yetişen bütün sporcular buradan geçer. Cımbar Vadisi dağcılığın okulu, ülkemizdeki bütün sporcular buraya muhakkak gelip hem eğitimlerini alır hem de kendilerini geliştirme amaçlı tırmanışlarını yaparlar.Bütün dağcıların görmesi gereken bir yerSporculardan Yusuf Sadi Özbayraktar da Aladağlar'a tek ip boylu kaya tırmanışı eğitimi için geldiğini söyledi.Yaklaşık 10 yıldır dağ sporlarıyla ilgilendiğini dile getiren Özbayraktar, 4 yıldır da kaya tırmanışı yapıyorum, Aladağlar'a ilk defa bu sene gelme fırsatım oldu. Aladağlar'ı çok beğendim, kaya tırmanışı için harika bir yer. Dağcılık için biçilmez bir kaftan ve her dağcının gelmesi gereken bir yer. Hem ülkemizden hem yurt dışından bütün dağcıların görmesi gereken bir yer. Burada tek ip boylu eğitimi alıyoruz. Bunun dışında hem boltlu rotalar var hem de geleneksel rotalar var. Uzunuyla kısasıyla bir sürü rotada kaya tırmanışı yapabiliyoruz. Zorlayan yerleri de var, kolay olan yerleri de. ifadelerini kullandı.Ayşe Betül Durak ise Karadeniz Teknik Üniversitesi Dağcılık Kulübü'yle dağcılığa başladığını belirtti.Yaklaşık 5 yıldır sporla uğraştığını anlatan Durak, Buraya da TDF'nin tek ip boylu eğitimi için geldik. Bu benim TDF'den aldığım üçüncü eğitim. Yaz ve kış eğitimini Trabzon'da almıştım. Aladağlar'a ilk gelişim, burası harika ve gerçekten geleneksel tırmanış için bir cennet. Tırmanmak için gözümüze kestirdiğimiz birkaç ip boylu rota var, onlar için çok heyecanlıyım. Eğitimden bir gün önce o rotalara çıktık. Geleneksel, botlu veya spor tırmanışı bambaşka bir şey. Bundan sonra da sık sık geleceğim gibi duruyor. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- AHMET DEMİRCAN - Niğde'nin Çamardı ilçesindeki dağcılığın okulu olarak nitelendirilen Aladağlar'da, tek ip boyu kaya tırmanışıyla yeni sporcular yetiştiriliyor.Türkiye Dağcılık Federasyonunun (TDF) yaz dönemi faaliyetleri kapsamında Türkiye'nin farklı illerinden gelen 60 sporcu, 8 antrenör eşliğinde, 5 gün sürecek eğitimlerde lider tırmanış, emniyet sistemleri ve kaya tırmanışı teknikleri üzerine uygulamalı eğitim alıyor.TDF Niğde İl Temsilcisi Yusuf Biltekin, AA muhabirine, federasyonun yaz eğitimlerinin tamamının, dağ sporlarında önemli bir yere sahip Aladağlar'da yapıldığını söyledi.Eğitimlerin Cımbar Vadisi'nde verildiğini ifade eden Biltekin, şöyle konuştu:Sporcularımız, Mümtaz Çankaya Dağ Eğitim Merkezi'nde çadırda konaklıyor, dağ evinde ihtiyaçlarını karşılıyor. Teorik derslerimiz orada işleniyor. Uygulamalı eğitimlerimizin tamamı da burada 'dağcıların okulu' olarak bilinen Aladağlar'ın Cımbar mevkisinde yürütüyoruz. Eğitimlerimiz 5 gün sürecek. Şu anda çalışan 5 ekibimiz ve her bir ekibin başında 2 antrenörümüz var. Eğitimler sabah saat 08.30'da başlayıp öğlene kadar sürüyor. Öğleden sonra da akşam saat 18.00'e kadar hava şartlarına bağlı olarak devam ediliyor. Aladağlar, hem tırmanış hem de eğitim bölgesi olarak dünyada çok önemli bir yere sahip. Eğitimlerimize zaman zaman Balkanlar'dan veya Azerbaycan'dan katılan sporcular da oluyor.Türkiye&#039;de yetişen bütün sporcular buradan geçerBiltekin, gerçekleştirilen eğitimlerde Türkiye'nin farklı noktalarından gelen sporcuların da katıldığını dile getirdi.Eğitime katılanların tamamının kulüp sporcusu olduğunu ve bu faaliyetlerin kente katkı sağladığını belirten Biltekin, şunları kaydetti:Kulüpler, seçtiği sporcuları buraya eğitime gönderiyor. Bu 5 gün içerisinde Aladağlar'dan 60 ila 100 sporcu her hafta geçiyor. Yılda 5-6 eğitimimiz oluyor, bu kadar insanın buraya katkı sağlaması yadsınamaz. Kulüp sporcusu olmayıp, ferdi lisans çıkartıp faaliyetlere dahil olabiliyorsunuz. İlla kulüp sporcusu olmanıza gerek yok ama öncesinde müracaatlar alınıyor. Dışarıdan merak eden yabancılara antrenör arkadaşlarımız tanıtım amaçlı bilgilendirme ve emniyetli tırmanışlar yaptırıyor. Aladağlar çok önemli bir noktada, Türkiye'de yetişen bütün sporcular buradan geçer. Cımbar Vadisi dağcılığın okulu, ülkemizdeki bütün sporcular buraya muhakkak gelip hem eğitimlerini alır hem de kendilerini geliştirme amaçlı tırmanışlarını yaparlar.Bütün dağcıların görmesi gereken bir yerSporculardan Yusuf Sadi Özbayraktar da Aladağlar'a tek ip boylu kaya tırmanışı eğitimi için geldiğini söyledi.Yaklaşık 10 yıldır dağ sporlarıyla ilgilendiğini dile getiren Özbayraktar, 4 yıldır da kaya tırmanışı yapıyorum, Aladağlar'a ilk defa bu sene gelme fırsatım oldu. Aladağlar'ı çok beğendim, kaya tırmanışı için harika bir yer. Dağcılık için biçilmez bir kaftan ve her dağcının gelmesi gereken bir yer. Hem ülkemizden hem yurt dışından bütün dağcıların görmesi gereken bir yer. Burada tek ip boylu eğitimi alıyoruz. Bunun dışında hem boltlu rotalar var hem de geleneksel rotalar var. Uzunuyla kısasıyla bir sürü rotada kaya tırmanışı yapabiliyoruz. Zorlayan yerleri de var, kolay olan yerleri de. ifadelerini kullandı.Ayşe Betül Durak ise Karadeniz Teknik Üniversitesi Dağcılık Kulübü'yle dağcılığa başladığını belirtti.Yaklaşık 5 yıldır sporla uğraştığını anlatan Durak, Buraya da TDF'nin tek ip boylu eğitimi için geldik. Bu benim TDF'den aldığım üçüncü eğitim. Yaz ve kış eğitimini Trabzon'da almıştım. Aladağlar'a ilk gelişim, burası harika ve gerçekten geleneksel tırmanış için bir cennet. Tırmanmak için gözümüze kestirdiğimiz birkaç ip boylu rota var, onlar için çok heyecanlıyım. Eğitimden bir gün önce o rotalara çıktık. Geleneksel, botlu veya spor tırmanışı bambaşka bir şey. Bundan sonra da sık sık geleceğim gibi duruyor. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kırım'da akaryakıt satışları durduruldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kirim-da-akaryakit-satislari-durduruldu/867327/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kirim-da-akaryakit-satislari-durduruldu/867327/</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Moskova — Rusya'nın yasa dışı ilhak ettiği Kırım'da, benzin istasyonlarında akaryakıt satışının durdurulduğu bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Moskova Haberleri — Rusya'nın yasa dışı ilhak ettiği Kırım'da, benzin istasyonlarında akaryakıt satışının durdurulduğu bildirildi.Kırım'ın sözde yönetim başkanı Sergey Aksyonov, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, bölgedeki akaryakıt satışına ilişkin alınan karara yer verdi.Bölgedeki benzin istasyonlarında akaryakıt satışının durdurulduğunu belirten Aksyonov, yakıtın yalnızca bölgedeki temel hizmetlerin sürdürülmesi ve güvenliğin sağlanmasından sorumlu kamu kurumlarına verileceğini kaydetti.Ukrayna'nın insansız hava araçlarıyla Rusya'daki petrol rafinerilerine düzenlediği saldırılar nedeniyle ülkede çok sayıda rafineri bakıma alınırken Rus hükümeti, akaryakıt piyasasında istikrarı sağlamak amacıyla zaman zaman ihracat kısıtlamalarına başvuruyor.Rusya'nın Tver bölgesinde de dün akaryakıt satışına kısıtlama getirilmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Moskova Haberleri — Rusya'nın yasa dışı ilhak ettiği Kırım'da, benzin istasyonlarında akaryakıt satışının durdurulduğu bildirildi.Kırım'ın sözde yönetim başkanı Sergey Aksyonov, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, bölgedeki akaryakıt satışına ilişkin alınan karara yer verdi.Bölgedeki benzin istasyonlarında akaryakıt satışının durdurulduğunu belirten Aksyonov, yakıtın yalnızca bölgedeki temel hizmetlerin sürdürülmesi ve güvenliğin sağlanmasından sorumlu kamu kurumlarına verileceğini kaydetti.Ukrayna'nın insansız hava araçlarıyla Rusya'daki petrol rafinerilerine düzenlediği saldırılar nedeniyle ülkede çok sayıda rafineri bakıma alınırken Rus hükümeti, akaryakıt piyasasında istikrarı sağlamak amacıyla zaman zaman ihracat kısıtlamalarına başvuruyor.Rusya'nın Tver bölgesinde de dün akaryakıt satışına kısıtlama getirilmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Meclise kadınlar da askere alınsın başvurusu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/meclise-kadinlar-da-askere-alinsin-basvurusu/867326/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/meclise-kadinlar-da-askere-alinsin-basvurusu/867326/</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kastamonu — Vatandaşların TBMM Dilekçe Komisyonuna yaptığı başvurular arasında, bedelli askerlik ücretinin taksitlendirilmesi, 20 yaşına gelen kadınlara zorunlu askerlik görevi getirilmesi, sahiplenilen kedi ve köpekler için belediyelerce hayvan sahipliği vergisi alınması ve heykel yapılmasının yasaklanması gibi talepler yer aldı - Dilekçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Adana Milletvekili Sunay Karamık: - Vatandaşlarımızın gündelik yaşamlarından kamu hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede dile getirdiği talepler, çözüm süreçlerimize ışık tutmuş, demokratik katılımı daha da güçlendirme yönündeki kararlılığımızı pekiştirmiştir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kastamonu Haberleri — GAZİ NOGAY - TBMM Dilekçe Komisyonuna gelen başvurular arasında bedelli askerlik ücretinin taksitlendirilmesi, 20 yaşına gelen kadınlara zorunlu askerlik görevi getirilmesi, sahiplenilen kedi ve köpekler için belediyelerce hayvan sahipliği vergisi alınması ve heykel yapılmasının yasaklanmasına ilişkin talepler dikkati çekti.AA muhabirinin, vatandaşların parlamentoya ilettiği dilek ve şikayetleri inceleyen TBMM Dilekçe Komisyonunun Mayıs Ayı Faaliyet Raporundan derlediği bilgilere göre, Komisyona geçen ay 1076 başvuru gerçekleştirildi.Dilekçelerden 163'ü kadınlardan gelirken, en çok komisyona yapılan başvuru işlemleri, çalışma ve sosyal güvenlik alanı ile adalete ilişkin konularda başvuru yapıldı.Komisyona en çok başvuru yapan iller sırasıyla İstanbul, Ankara ve İzmir oldu.Dilekçe Komisyonuna başvuran bir kişi, evlilik sürecinde ekonomik ve sosyal yük oluşturduğu gerekçesiyle düğün, nişan ve benzeri törenlerin yasaklanmasını talep etti.Bazı vatandaşlar da çeşitli konularda yasal düzenleme yapılması için Komisyona dilekçe yazdı. Başvurular arasında, ev hanımlarına SGK prim desteği verilmesi, çocukların hastalık sürecinde ebeveyn refakatinin yasal güvence altına alınması ve çocuk adına düzenlenen sağlık raporlarının ebeveyn için de geçerli sayılması, uzun süre boş tutulan konutlara yönelik boş konut vergisi alınması, mevcut konutların kiralama ve dönüşümlerinin teşvik edilmesi ile heykel yapılmasının yasaklanmasına ilişkin yasal düzenleme talepleri yer aldı.Dilekçe Komisyona gelen dikkat çeken taleplerden bazıları şöyle:Sigara ve alkol kullananların sağlık giderlerinin devlet tarafından karşılanmaması, 25 yıldan fazla evli ve en az üç çocuklu ailelere ÖTV'siz araç alım hakkı tanınması, her vatandaşa ücretsiz internet kotası verilmesi, hafta sonu tatillerinin kamu görevlilerinin yıllık izinlerinden sayılmaması, bedelli askerlik ücretinin taksitlendirilmesi, ev haczi gibi uygulamaların kaldırılması, 20 yaşına gelen kadınlara zorunlu askerlik getirilmesi, sahiplenilen kedi ve köpekler için belediyeler eliyle tahsil edilecek yıllık bir hayvan sahipliği vergisi alınması, cinsiyet değişikliğinin kesin olarak yasaklanması ve değiştirenlerin Türk vatandaşlığından çıkartılması, 5 ve daha fazla çocuklu aileler için vergi muafiyetleri getirilmesi.Komisyon, vatandaşların sorunlarının çözüme kavuşturulması ve taleplerinin karşılanmasında da aktif rol üstleniyor.Dilekçeler, bizlere önemli bir veri kaynağı oluşturmuşturTBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Adana Milletvekili Sunay Karamık, halkın dile getirdiği her sesin, demokrasiye güç veren bir katkı olduğu bilinciyle faaliyetlerini sürdürdüklerini belirtti.Dilekçe hakkının, yalnızca bireysel bir başvuru yolu değil, vatandaşların yönetime katılımının ve toplumsal beklentilerin Meclis'e taşınmasının en etkili araçlarından biri olduğunu vurgulayan Karamık, Bu dönemde Komisyonumuza ulaşan dilekçeler, toplumun farklı kesimlerinden gelen sorunları ve beklentileri yansıtarak bizlere önemli bir veri kaynağı oluşturmuştur. Vatandaşlarımızın gündelik yaşamlarından kamu hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede dile getirdiği talepler, çözüm süreçlerimize ışık tutmuş, demokratik katılımı daha da güçlendirme yönündeki kararlılığımızı pekiştirmiştir. ifadesini kullandı.Dijitalleşmenin sunduğu imkanlar doğrultusunda, e-Devlet üzerinden yapılan başvuruların artmasının, dilekçe hakkının erişilebilirliğini ve etkinliğini önemli ölçüde artırdığını dile getiren Karamık, Dilekçe Komisyonunun bu dönüşüme öncülük eden çalışmalarıyla e-demokrasi anlayışının gelişimine katkı sağladığını ve vatandaşların yönetime doğrudan katılımını teşvik ettiğini kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kastamonu Haberleri — GAZİ NOGAY - TBMM Dilekçe Komisyonuna gelen başvurular arasında bedelli askerlik ücretinin taksitlendirilmesi, 20 yaşına gelen kadınlara zorunlu askerlik görevi getirilmesi, sahiplenilen kedi ve köpekler için belediyelerce hayvan sahipliği vergisi alınması ve heykel yapılmasının yasaklanmasına ilişkin talepler dikkati çekti.AA muhabirinin, vatandaşların parlamentoya ilettiği dilek ve şikayetleri inceleyen TBMM Dilekçe Komisyonunun Mayıs Ayı Faaliyet Raporundan derlediği bilgilere göre, Komisyona geçen ay 1076 başvuru gerçekleştirildi.Dilekçelerden 163'ü kadınlardan gelirken, en çok komisyona yapılan başvuru işlemleri, çalışma ve sosyal güvenlik alanı ile adalete ilişkin konularda başvuru yapıldı.Komisyona en çok başvuru yapan iller sırasıyla İstanbul, Ankara ve İzmir oldu.Dilekçe Komisyonuna başvuran bir kişi, evlilik sürecinde ekonomik ve sosyal yük oluşturduğu gerekçesiyle düğün, nişan ve benzeri törenlerin yasaklanmasını talep etti.Bazı vatandaşlar da çeşitli konularda yasal düzenleme yapılması için Komisyona dilekçe yazdı. Başvurular arasında, ev hanımlarına SGK prim desteği verilmesi, çocukların hastalık sürecinde ebeveyn refakatinin yasal güvence altına alınması ve çocuk adına düzenlenen sağlık raporlarının ebeveyn için de geçerli sayılması, uzun süre boş tutulan konutlara yönelik boş konut vergisi alınması, mevcut konutların kiralama ve dönüşümlerinin teşvik edilmesi ile heykel yapılmasının yasaklanmasına ilişkin yasal düzenleme talepleri yer aldı.Dilekçe Komisyona gelen dikkat çeken taleplerden bazıları şöyle:Sigara ve alkol kullananların sağlık giderlerinin devlet tarafından karşılanmaması, 25 yıldan fazla evli ve en az üç çocuklu ailelere ÖTV'siz araç alım hakkı tanınması, her vatandaşa ücretsiz internet kotası verilmesi, hafta sonu tatillerinin kamu görevlilerinin yıllık izinlerinden sayılmaması, bedelli askerlik ücretinin taksitlendirilmesi, ev haczi gibi uygulamaların kaldırılması, 20 yaşına gelen kadınlara zorunlu askerlik getirilmesi, sahiplenilen kedi ve köpekler için belediyeler eliyle tahsil edilecek yıllık bir hayvan sahipliği vergisi alınması, cinsiyet değişikliğinin kesin olarak yasaklanması ve değiştirenlerin Türk vatandaşlığından çıkartılması, 5 ve daha fazla çocuklu aileler için vergi muafiyetleri getirilmesi.Komisyon, vatandaşların sorunlarının çözüme kavuşturulması ve taleplerinin karşılanmasında da aktif rol üstleniyor.Dilekçeler, bizlere önemli bir veri kaynağı oluşturmuşturTBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Adana Milletvekili Sunay Karamık, halkın dile getirdiği her sesin, demokrasiye güç veren bir katkı olduğu bilinciyle faaliyetlerini sürdürdüklerini belirtti.Dilekçe hakkının, yalnızca bireysel bir başvuru yolu değil, vatandaşların yönetime katılımının ve toplumsal beklentilerin Meclis'e taşınmasının en etkili araçlarından biri olduğunu vurgulayan Karamık, Bu dönemde Komisyonumuza ulaşan dilekçeler, toplumun farklı kesimlerinden gelen sorunları ve beklentileri yansıtarak bizlere önemli bir veri kaynağı oluşturmuştur. Vatandaşlarımızın gündelik yaşamlarından kamu hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede dile getirdiği talepler, çözüm süreçlerimize ışık tutmuş, demokratik katılımı daha da güçlendirme yönündeki kararlılığımızı pekiştirmiştir. ifadesini kullandı.Dijitalleşmenin sunduğu imkanlar doğrultusunda, e-Devlet üzerinden yapılan başvuruların artmasının, dilekçe hakkının erişilebilirliğini ve etkinliğini önemli ölçüde artırdığını dile getiren Karamık, Dilekçe Komisyonunun bu dönüşüme öncülük eden çalışmalarıyla e-demokrasi anlayışının gelişimine katkı sağladığını ve vatandaşların yönetime doğrudan katılımını teşvik ettiğini kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>TBMM'de bu hafta</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tbmm-de-bu-hafta/867325/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tbmm-de-bu-hafta/867325/</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:12:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kahramanmaraş — Genel Kurul'da, Emniyet Teşkilatına ve basına yönelik düzenlemeleri de içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşülecek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kahramanmaraş Haberleri — AHMET BUĞRA OLAÇ - Genel Kurul'da, Emniyet Teşkilatına ve basına yönelik düzenlemeleri de içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ele alınacak.Haftalık çalışmalarına 23 Haziran Salı günü başlayacak Genel Kurul, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ni görüşecek.İlk 13 maddesi kabul edilen teklifle, Emniyet Genel Müdürlüğü eğitim ve öğretim kurumlarına girişte aranan sağlık şartlarını taşımadıkları gerekçesiyle eğitim ve öğretim kurumlarından ilişiği kesilenlerden yargı kararına istinaden eğitim ve öğretime devam ederek mezun olan ve polis memuru veya polis amiri rütbesiyle Emniyet Hizmetleri Sınıfı'na atanan, daha sonra sağlık sebeplerine dayanan yargı kararı gereğince devlet memurluğundan ilişiği kesilmiş olanlar, Genel İdare Hizmetleri Sınıfı'ndaki ünvanlara atanabilecek.Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulunca, gazete, dergi ve internet haber sitelerine, bu Kanunda öngörülen vasıfları taşımamaları veya ödevleri yerine getirmemeleri halinde ihlalin niteliği, ağırlığı ve süresi gözetilerek 1 günden 10 güne kadar resmi ilan ve/veya reklam kesme müeyyidesi uygulanmasına karar verilecek.Taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunanlardan bu faaliyetlerinden kaynaklanan hasılatlarının tamamını, elektronik ücret toplama sistemleri olmaksızın kullanma zorunluluğu getirilen taksi mali cihazla tespit ve belgelendirmek suretiyle elde edenler de talep etmeleri halinde tespit edilen kazançları üzerinden vergilendirilecek.İl özel idareleri ve belediyeler ile bunlar tarafından kurulan mahalli idare birliklerine ait taşınmazların satış bedeli peşin veya taksitle ödenebilecek.Gerçek usulde gelir vergisi mükelleflerinin sahip oldukları taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakaların devri KDV'den istisna olacak.Genel Kurulda, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda belirlenen 2 aday arasından Sayıştay Başkanlığı için seçim yapılması da bekleniyor.Sayıştay Başkanı Metin Yener ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı Bütçe Genel Müdürü Bahtiyar Sazlık arasında yapılacak seçimde, TBMM üye tamsayısının dörtte birinin 1 fazlasından az olmamak kaydıyla toplantıya katılanların salt çoğunluğunun oyu aranacak.İki adaydan biri, Genel Kurulda yapılacak gizli oylamayla Sayıştayın yeni başkanı olacak.Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta okullarda meydana gelen olaylar ile çocukların dijital ortamlarda karşılaştıkları riskler ve olumsuz etkilerin tüm yönleriyle ele alınarak araştırılması, çözüm önerileri geliştirilmesi ve benzer olayların önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu toplanacak.Salı ve çarşamba günleri, Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin grup toplantıları gerçekleştirilecek. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda milletvekillerine hitap edecek.​​​​​​​]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kahramanmaraş Haberleri — AHMET BUĞRA OLAÇ - Genel Kurul'da, Emniyet Teşkilatına ve basına yönelik düzenlemeleri de içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ele alınacak.Haftalık çalışmalarına 23 Haziran Salı günü başlayacak Genel Kurul, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ni görüşecek.İlk 13 maddesi kabul edilen teklifle, Emniyet Genel Müdürlüğü eğitim ve öğretim kurumlarına girişte aranan sağlık şartlarını taşımadıkları gerekçesiyle eğitim ve öğretim kurumlarından ilişiği kesilenlerden yargı kararına istinaden eğitim ve öğretime devam ederek mezun olan ve polis memuru veya polis amiri rütbesiyle Emniyet Hizmetleri Sınıfı'na atanan, daha sonra sağlık sebeplerine dayanan yargı kararı gereğince devlet memurluğundan ilişiği kesilmiş olanlar, Genel İdare Hizmetleri Sınıfı'ndaki ünvanlara atanabilecek.Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulunca, gazete, dergi ve internet haber sitelerine, bu Kanunda öngörülen vasıfları taşımamaları veya ödevleri yerine getirmemeleri halinde ihlalin niteliği, ağırlığı ve süresi gözetilerek 1 günden 10 güne kadar resmi ilan ve/veya reklam kesme müeyyidesi uygulanmasına karar verilecek.Taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunanlardan bu faaliyetlerinden kaynaklanan hasılatlarının tamamını, elektronik ücret toplama sistemleri olmaksızın kullanma zorunluluğu getirilen taksi mali cihazla tespit ve belgelendirmek suretiyle elde edenler de talep etmeleri halinde tespit edilen kazançları üzerinden vergilendirilecek.İl özel idareleri ve belediyeler ile bunlar tarafından kurulan mahalli idare birliklerine ait taşınmazların satış bedeli peşin veya taksitle ödenebilecek.Gerçek usulde gelir vergisi mükelleflerinin sahip oldukları taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakaların devri KDV'den istisna olacak.Genel Kurulda, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda belirlenen 2 aday arasından Sayıştay Başkanlığı için seçim yapılması da bekleniyor.Sayıştay Başkanı Metin Yener ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı Bütçe Genel Müdürü Bahtiyar Sazlık arasında yapılacak seçimde, TBMM üye tamsayısının dörtte birinin 1 fazlasından az olmamak kaydıyla toplantıya katılanların salt çoğunluğunun oyu aranacak.İki adaydan biri, Genel Kurulda yapılacak gizli oylamayla Sayıştayın yeni başkanı olacak.Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta okullarda meydana gelen olaylar ile çocukların dijital ortamlarda karşılaştıkları riskler ve olumsuz etkilerin tüm yönleriyle ele alınarak araştırılması, çözüm önerileri geliştirilmesi ve benzer olayların önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu toplanacak.Salı ve çarşamba günleri, Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin grup toplantıları gerçekleştirilecek. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda milletvekillerine hitap edecek.​​​​​​​]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/tbmm-de-bu-hafta.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>DSÖ, iklim krizi ve insan sağlığı ilişkisinin COP31'de daha güçlü ele alınmasını bekliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/dso-iklim-krizi-ve-insan-sagligi-iliskisinin-cop31-de-daha-guclu-ele-alinmasini-bekliyor/867324/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/dso-iklim-krizi-ve-insan-sagligi-iliskisinin-cop31-de-daha-guclu-ele-alinmasini-bekliyor/867324/</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:12:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Antalya — Dünya Sağlık Örgütü Türkiye Temsilcisi ve Ofis Başkanı Dr. Tasnim Atatrah: - Sağlık konusunun iklim müzakereleri ve uygulama çerçeveleri içinde daha da güçlendirilmesine ihtiyaç var. İklim ve sağlık politikalarının birbirinden ayrı düşünülemeyeceği her geçen gün daha güçlü bir şekilde kabul ediliyor - COP31'in Türkiye'de yapılması, iklimle ilgili çalışmaların, sağlık, su güvenliği ve iklim krizine karşı savunmasız insanların korunması gibi konularla birlikte ele alınmasına yardımcı olacaktır. Türkiye'nin tecrübesi dünyada daha insani ve kapsayıcı iklim politikalarına katkı sağlayabilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Antalya Haberleri — YETER ADA ŞEKO - Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye Temsilcisi ve Ofis Başkanı Dr. Tasnim Atatrah, COP31'in, iklim ve sağlık gündemini güçlendirmek için önemli bir fırsat olduğunu, Türkiye'nin ev sahipliğinin, iklim eyleminin insan sağlığı ve toplumların geleceğini koruma amacını daha görünür kılabileceğini kaydetti.Atatrah, AA muhabirine, iklim krizinin aynı zamanda bir sağlık krizi olduğunu ve halihazırda dünyanın tüm bölgelerinde insan sağlığını etkilediğini söyledi.İklim değişikliği etkilerinin gelecekteki hastalık yükü, sağlık güvenliği ve sağlık sistemlerinin dayanıklılığı üzerinde giderek daha belirleyici hale geldiğini vurgulayan Atatrah, bu etkilerin hem doğrudan hem de dolaylı şekilde ortaya çıkabileceğini belirtti.Paris Anlaşması ile belirlenen 1,5 derece hedefini aynı zamanda kritik bir halk sağlığı eşiği olarak nitelendiren Atatrah, Küresel ısınmanın 1,5 dereceyi aşması halinde daha sık ve daha şiddetli aşırı hava olayları, sıcaklığa bağlı ölümlerde artış, gıda ve su sistemleri üzerindeki baskının yoğunlaşması ile salgın hastalık ve yerinden edilme risklerinin artması muhtemel görünüyor. dedi.Aşırı hava olaylarının hastaneler ve acil sağlık hizmetlerinde kapasite sorunlarına yol açabildiğine dikkati çeken Atatrah, bu durumun tedarik zincirlerini bozabildiğini, altyapıya zarar verebildiğini ve elektrik ile suya erişimi kesintiye uğratarak hem acil hem de uzun vadeli bakım ihtiyacını artırabildiğini aktardı.İklim ve sağlık politikaları birbirinden ayrı düşünülemezTasnim Atatrah, sağlık sistemlerinin yalnızca acil durumlara değil, bulaşıcı hastalıklar, hava kirliliğine bağlı rahatsızlıklar, ruh sağlığı sorunları ve kronik hastalıkların kötüleşmesi gibi ikincil etkilere de yanıt vermek zorunda kaldığını bildirdi.İklim değişikliğinin sağlık boyutunun iklim müzakerelerinde artık daha görünür olduğuna değinen Atatrah, sözlerini şöyle sürdürdü:Ancak sağlık konusunun iklim müzakereleri ve uygulama çerçeveleri içinde daha da güçlendirilmesine ihtiyaç var. İklim ve sağlık politikalarının birbirinden ayrı düşünülemeyeceği her geçen gün daha güçlü bir şekilde kabul ediliyor. Şimdi önemli olan, bu farkındalığı daha güçlü operasyonel entegrasyona, finansmana ve sektörler arası somut işbirliklerine dönüştürmek.COP31&#039;in Türkiye&#039;de yapılması bir fırsat olabilirTürkiye’nin dayanıklılık, hazırlık kapasitesi, sürdürülebilir kalkınma ve halk sağlığının korunması alanlarında güçlü bir liderlik sergilediğini ifade eden Atatrah, COP31'e Antalya'nın ev sahipliği yapacak olması, iklim ve sağlık arasındaki küresel tartışmayı daha da görünür kılmak açısından son derece değerli bir fırsat olacak. değerlendirmesinde bulundu.Atatrah, Türkiye'nin, hükümet ve Sağlık Bakanlığının çalışmalarıyla acil durumlara karşı hazırlığını güçlendirirken sağlık sistemine yatırım yapmayı sürdürdüğüne, sağlık güvenliği ve çevre sağlığı alanındaki çalışmalarıyla da iklim tartışmalarında sağlık konusunu daha fazla öne çıkardığına işaret etti.Antalya'nın da bu anlamda hem sembolik hem de stratejik bir öneme sahip olduğunu belirten Atatrah, şunları paylaştı:Akdeniz bölgesi, yükselen sıcaklıklar, su stresi, orman yangınları ve çevresel sorunlar gibi iklim kaynaklı baskılardan giderek daha fazla etkileniyor. Aynı zamanda Antalya, sağlıklı çevrelerin, sürdürülebilir kalkınmanın ve dayanıklılığın önemini de yansıtıyor. Bu nedenle Antalya’nın ev sahipliği, iklim eyleminin, özünde insanları, sağlığı ve toplumların geleceğini korumaya yönelik olduğu yönündeki temel mesajı güçlendirebilir. COP31'in Türkiye'de yapılması, iklimle ilgili çalışmaların, sağlık, su güvenliği ve iklim krizine karşı savunmasız insanların korunması gibi konularla birlikte ele alınmasına yardımcı olacaktır. Türkiye'nin tecrübesi dünyada daha insani ve kapsayıcı iklim politikalarına katkı sağlayabilir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Antalya Haberleri — YETER ADA ŞEKO - Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye Temsilcisi ve Ofis Başkanı Dr. Tasnim Atatrah, COP31'in, iklim ve sağlık gündemini güçlendirmek için önemli bir fırsat olduğunu, Türkiye'nin ev sahipliğinin, iklim eyleminin insan sağlığı ve toplumların geleceğini koruma amacını daha görünür kılabileceğini kaydetti.Atatrah, AA muhabirine, iklim krizinin aynı zamanda bir sağlık krizi olduğunu ve halihazırda dünyanın tüm bölgelerinde insan sağlığını etkilediğini söyledi.İklim değişikliği etkilerinin gelecekteki hastalık yükü, sağlık güvenliği ve sağlık sistemlerinin dayanıklılığı üzerinde giderek daha belirleyici hale geldiğini vurgulayan Atatrah, bu etkilerin hem doğrudan hem de dolaylı şekilde ortaya çıkabileceğini belirtti.Paris Anlaşması ile belirlenen 1,5 derece hedefini aynı zamanda kritik bir halk sağlığı eşiği olarak nitelendiren Atatrah, Küresel ısınmanın 1,5 dereceyi aşması halinde daha sık ve daha şiddetli aşırı hava olayları, sıcaklığa bağlı ölümlerde artış, gıda ve su sistemleri üzerindeki baskının yoğunlaşması ile salgın hastalık ve yerinden edilme risklerinin artması muhtemel görünüyor. dedi.Aşırı hava olaylarının hastaneler ve acil sağlık hizmetlerinde kapasite sorunlarına yol açabildiğine dikkati çeken Atatrah, bu durumun tedarik zincirlerini bozabildiğini, altyapıya zarar verebildiğini ve elektrik ile suya erişimi kesintiye uğratarak hem acil hem de uzun vadeli bakım ihtiyacını artırabildiğini aktardı.İklim ve sağlık politikaları birbirinden ayrı düşünülemezTasnim Atatrah, sağlık sistemlerinin yalnızca acil durumlara değil, bulaşıcı hastalıklar, hava kirliliğine bağlı rahatsızlıklar, ruh sağlığı sorunları ve kronik hastalıkların kötüleşmesi gibi ikincil etkilere de yanıt vermek zorunda kaldığını bildirdi.İklim değişikliğinin sağlık boyutunun iklim müzakerelerinde artık daha görünür olduğuna değinen Atatrah, sözlerini şöyle sürdürdü:Ancak sağlık konusunun iklim müzakereleri ve uygulama çerçeveleri içinde daha da güçlendirilmesine ihtiyaç var. İklim ve sağlık politikalarının birbirinden ayrı düşünülemeyeceği her geçen gün daha güçlü bir şekilde kabul ediliyor. Şimdi önemli olan, bu farkındalığı daha güçlü operasyonel entegrasyona, finansmana ve sektörler arası somut işbirliklerine dönüştürmek.COP31&#039;in Türkiye&#039;de yapılması bir fırsat olabilirTürkiye’nin dayanıklılık, hazırlık kapasitesi, sürdürülebilir kalkınma ve halk sağlığının korunması alanlarında güçlü bir liderlik sergilediğini ifade eden Atatrah, COP31'e Antalya'nın ev sahipliği yapacak olması, iklim ve sağlık arasındaki küresel tartışmayı daha da görünür kılmak açısından son derece değerli bir fırsat olacak. değerlendirmesinde bulundu.Atatrah, Türkiye'nin, hükümet ve Sağlık Bakanlığının çalışmalarıyla acil durumlara karşı hazırlığını güçlendirirken sağlık sistemine yatırım yapmayı sürdürdüğüne, sağlık güvenliği ve çevre sağlığı alanındaki çalışmalarıyla da iklim tartışmalarında sağlık konusunu daha fazla öne çıkardığına işaret etti.Antalya'nın da bu anlamda hem sembolik hem de stratejik bir öneme sahip olduğunu belirten Atatrah, şunları paylaştı:Akdeniz bölgesi, yükselen sıcaklıklar, su stresi, orman yangınları ve çevresel sorunlar gibi iklim kaynaklı baskılardan giderek daha fazla etkileniyor. Aynı zamanda Antalya, sağlıklı çevrelerin, sürdürülebilir kalkınmanın ve dayanıklılığın önemini de yansıtıyor. Bu nedenle Antalya’nın ev sahipliği, iklim eyleminin, özünde insanları, sağlığı ve toplumların geleceğini korumaya yönelik olduğu yönündeki temel mesajı güçlendirebilir. COP31'in Türkiye'de yapılması, iklimle ilgili çalışmaların, sağlık, su güvenliği ve iklim krizine karşı savunmasız insanların korunması gibi konularla birlikte ele alınmasına yardımcı olacaktır. Türkiye'nin tecrübesi dünyada daha insani ve kapsayıcı iklim politikalarına katkı sağlayabilir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/dso-iklim-krizi-ve-insan-sagligi-iliskisinin-cop31-de-daha-guclu-ele-alinmasini-bekliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>TBMM, NATO Parlamenter Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tbmm-nato-parlamenter-zirvesi-ne-ev-sahipligi-yapacak/867323/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tbmm-nato-parlamenter-zirvesi-ne-ev-sahipligi-yapacak/867323/</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:09:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Tbmm — TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 28-29 Haziranda İstanbul'da düzenlenecek NATO Parlamenter Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Tbmm Haberleri — TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 28-29 Haziranda İstanbul'da düzenlenecek NATO Parlamenter Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak.Meclis Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Ankara'da 7-8 Temmuz'da düzenlenecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde NATO'ya üye ülkelerin meclis başkanları ve delegasyonları İstanbul'da bir araya gelecek.İstanbul'daki zirveye, 32 müttefik ülkenin meclis başkanları ve delegasyon başkanlarının yanı sıra NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) Başkanı Marcos Perestrello, NATO PA Başkanlık Divanı üyeleri ve diğer üst düzey temsilcilerin katılması bekleniyor.NATO PA tarafından 2024'ten itibaren ev sahibi ülkelerle işbirliği içinde düzenlenmeye başlanan Zirve, NATO Liderler Zirvesi öncesinde parlamenter düzeyde istişare ve görüş alışverişine imkan sağlayan önemli bir platform niteliği taşıyor. Toplantının, müttefik ülkeler arasında parlamenter eş güdüm ve diyaloğun güçlendirilmesine katkı sunması amaçlanıyor.İstanbul'daki NATO Parlamenter Zirvesi, ABD ve Belçika'da düzenlenenlerin ardından üçüncü zirve olma özelliği taşıyor.Cumhurbaşkanı Erdoğan&#039;ın, katılımcılarla bir araya gelmesi bekleniyorNATO Meclis Başkanları Zirvesi Toplantısı 29 Haziran Pazartesi günü Dolmabahçe Sarayı'nda yapılacak. Toplantıda, meclis başkanları ve delegasyon başkanları konuşma yapacak.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Zirve kapsamında verilen resmi öğle yemeğinde katılımcılarla bir araya gelmesi ve hitapta bulunması bekleniyor.Zirve programı kapsamında aynı gün öğleden sonra katılımcılar için Baykar Milli Teknoloji Merkezi'ne saha ziyareti gerçekleştirilecek. Ziyarette, şirketin faaliyetleri, savunma teknolojileri alanındaki çalışmaları ve yenilikçi projeleri hakkında bilgi verilmesi planlanıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Tbmm Haberleri — TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 28-29 Haziranda İstanbul'da düzenlenecek NATO Parlamenter Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak.Meclis Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Ankara'da 7-8 Temmuz'da düzenlenecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde NATO'ya üye ülkelerin meclis başkanları ve delegasyonları İstanbul'da bir araya gelecek.İstanbul'daki zirveye, 32 müttefik ülkenin meclis başkanları ve delegasyon başkanlarının yanı sıra NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) Başkanı Marcos Perestrello, NATO PA Başkanlık Divanı üyeleri ve diğer üst düzey temsilcilerin katılması bekleniyor.NATO PA tarafından 2024'ten itibaren ev sahibi ülkelerle işbirliği içinde düzenlenmeye başlanan Zirve, NATO Liderler Zirvesi öncesinde parlamenter düzeyde istişare ve görüş alışverişine imkan sağlayan önemli bir platform niteliği taşıyor. Toplantının, müttefik ülkeler arasında parlamenter eş güdüm ve diyaloğun güçlendirilmesine katkı sunması amaçlanıyor.İstanbul'daki NATO Parlamenter Zirvesi, ABD ve Belçika'da düzenlenenlerin ardından üçüncü zirve olma özelliği taşıyor.Cumhurbaşkanı Erdoğan&#039;ın, katılımcılarla bir araya gelmesi bekleniyorNATO Meclis Başkanları Zirvesi Toplantısı 29 Haziran Pazartesi günü Dolmabahçe Sarayı'nda yapılacak. Toplantıda, meclis başkanları ve delegasyon başkanları konuşma yapacak.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Zirve kapsamında verilen resmi öğle yemeğinde katılımcılarla bir araya gelmesi ve hitapta bulunması bekleniyor.Zirve programı kapsamında aynı gün öğleden sonra katılımcılar için Baykar Milli Teknoloji Merkezi'ne saha ziyareti gerçekleştirilecek. Ziyarette, şirketin faaliyetleri, savunma teknolojileri alanındaki çalışmaları ve yenilikçi projeleri hakkında bilgi verilmesi planlanıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/tbmm-nato-parlamenter-zirvesi-ne-ev-sahipligi-yapacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kazada kaybettiği kocasının hobisini geçim kaynağına dönüştürdü</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kazada-kaybettigi-kocasinin-hobisini-gecim-kaynagina-donusturdu/867321/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kazada-kaybettigi-kocasinin-hobisini-gecim-kaynagina-donusturdu/867321/</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:06:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İzmir — Eşinin ölümünün ardından iki kızıyla önce Kütahya'ya ardından Uşak'a taşınan Elmas Göksu, yanından ayırmadığı kocasından miras arıları gelir kapısına çevirdi - Uşak'ta yaşayan ve çevre illerde gezgin arıcılık yapan Göksu: - Bu arıların yanında bütün dünya telaşımı, acılarımı unuttum. Başarmanın tadına vardım. Çocuklarımdan sonra arılar benim her şeyim, bütün dünyam oldu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İzmir Haberleri — MEHMET ÇALIK - Trafik kazasında ölen eşinin arıcılık hobisini meslek edinen 51 yaşındaki Elmas Göksu, 40 yaşından sonra bakmaya başladığı arılarla çocuklarına yeni bir hayat kurdu.Eşi ve çocuklarıyla Manisa'nın Soma ilçesinde yaşayan Elmas Göksu, 2015 yılında maden işçisi eşi Nedim Göksu'yu trafik kazasında kaybetti. Eşinin kaybıyla sarsılan Göksu, biri 3 diğeri 13 yaşındaki 2 kızıyla memleketi Kütahya'ya taşındı. Nedim Göksu'nun baktığı 15 kovandaki arılar da Kütahya'ya götürüldü.Çocuklarına bakabilmek için iş arayışına giren Göksu, kocasının hobi amaçlı yaptığı arıcılığı sürdürmeye karar verdi.Göksu, eşinden miras 15 kovanda arıcılık yaparken 2019 yılında büyük kızı Eda Nur, Uşak Üniversitesi Hemşirelik Bölümü'ne yerleşti. Baba mirası arılar, bu kez aileyle beraber Uşak'a taşındı. Göksu, burada İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce verilen arıcılık eğitimlerine katıldı, kendini geliştirdi.Arılarla yeni bir hayat kuran Göksu, onlardan elde ettiği kazançla ailesinin tüm ihtiyaçlarını karşılıyor.Arı ürünlerinin birçoğunu üretiyorGöksu, kızlarının büyümesiyle gezgin arıcılığa da yöneldi. Daha fazla bal için il il gezen anne, kovan sayısını 200'e kadar yükseltti.Arı ürünlerinin birçoğunu üreten, arı satışı yapan Göksu, hibe destekli ana arı ve arı zehri üretim ekipmanlarını da alarak üretim çalışmalarına girişti.Yılda 1-1,5 ton arasında bal ve 500-600 kilogram polenin yanı sıra arı sütü ve perga (arıların polenleri kovan içinde bal ve kendi enzimleriyle karıştırıp fermente ederek ürettiği arı ürünü) da üreten Göksu, yeni başladığı ana arı ve arı zehri üretimiyle kendisine yeni bir kazanç kapısı oluşturmayı hedefliyor.Arılar eşimin çocukları gibiydiElmas Göksu, AA muhabirine eşinin ani ölümünün ardından büyük bir üzüntü yaşasa da çocukları için mücadeleden bir an olsun vazgeçmediğini söyledi.Çocuğunun birinin çok küçük olması nedeniyle o dönem gün boyu sürecek bir işte çalışma imkanı bulamadığını anlatan Göksu, bu süreçte eşinin mirası arılarla hayata tutunduğunu belirtti.Göksu, arılarla uğraşmanın yaşadığı acıyı hafiflettiğine inandığını dile getirerek, şöyle konuştu:Bu arılar eşimin çocukları gibiydi. O çok seviyordu. Eşimi kaybettikten sonra çok büyük bir boşluğa, yalnızlığa düştüm. İki tane çocuğum için geçinebilmek adına bir şeyler yapmam lazımdı. Arılarla yola devam etmeye karar verdim. Bu arıların yanında bütün dünya telaşımı, acılarımı unuttum. Başarmanın tadına vardım. Çocuklarımdan sonra arılar benim her şeyim, bütün dünyam oldu. Sıkıntım, stresim olduğu zaman ben kendimi arıların yanında buluyorum.Daha fazla bal verimi alabilmek için gezgin arıcılık yapan Göksu, mevsime göre kovanlarını İzmir, Uşak ve Kütahya'ya götürüyor.Göksu sabit arıcılıkta bir kere bal alınabildiğini belirterek, Ama gezgincilikte birkaç sefer bal alma şansın var. Poleni daha fazla alma, çok fazla koloni üretme şansın var. Diğer arıcılar beni gördüğü zaman gerçekten çok şaşırıyorlar. Tek başıma yapıyorum dediğimde çoğu insan da inanmıyor zaten. 'Bu erkek işi. Tek başına yapılacak bir iş değil' diyorlar. Severek yaptıktan sonra herkesin yapabileceği bir iş. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İzmir Haberleri — MEHMET ÇALIK - Trafik kazasında ölen eşinin arıcılık hobisini meslek edinen 51 yaşındaki Elmas Göksu, 40 yaşından sonra bakmaya başladığı arılarla çocuklarına yeni bir hayat kurdu.Eşi ve çocuklarıyla Manisa'nın Soma ilçesinde yaşayan Elmas Göksu, 2015 yılında maden işçisi eşi Nedim Göksu'yu trafik kazasında kaybetti. Eşinin kaybıyla sarsılan Göksu, biri 3 diğeri 13 yaşındaki 2 kızıyla memleketi Kütahya'ya taşındı. Nedim Göksu'nun baktığı 15 kovandaki arılar da Kütahya'ya götürüldü.Çocuklarına bakabilmek için iş arayışına giren Göksu, kocasının hobi amaçlı yaptığı arıcılığı sürdürmeye karar verdi.Göksu, eşinden miras 15 kovanda arıcılık yaparken 2019 yılında büyük kızı Eda Nur, Uşak Üniversitesi Hemşirelik Bölümü'ne yerleşti. Baba mirası arılar, bu kez aileyle beraber Uşak'a taşındı. Göksu, burada İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce verilen arıcılık eğitimlerine katıldı, kendini geliştirdi.Arılarla yeni bir hayat kuran Göksu, onlardan elde ettiği kazançla ailesinin tüm ihtiyaçlarını karşılıyor.Arı ürünlerinin birçoğunu üretiyorGöksu, kızlarının büyümesiyle gezgin arıcılığa da yöneldi. Daha fazla bal için il il gezen anne, kovan sayısını 200'e kadar yükseltti.Arı ürünlerinin birçoğunu üreten, arı satışı yapan Göksu, hibe destekli ana arı ve arı zehri üretim ekipmanlarını da alarak üretim çalışmalarına girişti.Yılda 1-1,5 ton arasında bal ve 500-600 kilogram polenin yanı sıra arı sütü ve perga (arıların polenleri kovan içinde bal ve kendi enzimleriyle karıştırıp fermente ederek ürettiği arı ürünü) da üreten Göksu, yeni başladığı ana arı ve arı zehri üretimiyle kendisine yeni bir kazanç kapısı oluşturmayı hedefliyor.Arılar eşimin çocukları gibiydiElmas Göksu, AA muhabirine eşinin ani ölümünün ardından büyük bir üzüntü yaşasa da çocukları için mücadeleden bir an olsun vazgeçmediğini söyledi.Çocuğunun birinin çok küçük olması nedeniyle o dönem gün boyu sürecek bir işte çalışma imkanı bulamadığını anlatan Göksu, bu süreçte eşinin mirası arılarla hayata tutunduğunu belirtti.Göksu, arılarla uğraşmanın yaşadığı acıyı hafiflettiğine inandığını dile getirerek, şöyle konuştu:Bu arılar eşimin çocukları gibiydi. O çok seviyordu. Eşimi kaybettikten sonra çok büyük bir boşluğa, yalnızlığa düştüm. İki tane çocuğum için geçinebilmek adına bir şeyler yapmam lazımdı. Arılarla yola devam etmeye karar verdim. Bu arıların yanında bütün dünya telaşımı, acılarımı unuttum. Başarmanın tadına vardım. Çocuklarımdan sonra arılar benim her şeyim, bütün dünyam oldu. Sıkıntım, stresim olduğu zaman ben kendimi arıların yanında buluyorum.Daha fazla bal verimi alabilmek için gezgin arıcılık yapan Göksu, mevsime göre kovanlarını İzmir, Uşak ve Kütahya'ya götürüyor.Göksu sabit arıcılıkta bir kere bal alınabildiğini belirterek, Ama gezgincilikte birkaç sefer bal alma şansın var. Poleni daha fazla alma, çok fazla koloni üretme şansın var. Diğer arıcılar beni gördüğü zaman gerçekten çok şaşırıyorlar. Tek başıma yapıyorum dediğimde çoğu insan da inanmıyor zaten. 'Bu erkek işi. Tek başına yapılacak bir iş değil' diyorlar. Severek yaptıktan sonra herkesin yapabileceği bir iş. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/kazada-kaybettigi-kocasinin-hobisini-gecim-kaynagina-donusturdu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kene ve kahverengi kokarca tehdidine karşı keklik ve sülün ordusu hazır</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kene-ve-kahverengi-kokarca-tehdidine-karsi-keklik-ve-sulun-ordusu-hazir/867320/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kene-ve-kahverengi-kokarca-tehdidine-karsi-keklik-ve-sulun-ordusu-hazir/867320/</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:06:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Afyonkarahisar — Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı: - Bu yıl 39 bin 250 keklik ve 11 bin 750 sülün olmak üzere, toplam 51 bin kanatlıyı doğaya kazandırmayı hedefliyoruz - 62 ilde, 156 farklı alanda, keklik ve sülün salımları gerçekleştirilecek - Salınacak türler, kene ve kahverengi kokarca ile biyolojik mücadeleye destek verecek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Afyonkarahisar Haberleri — HÜLYA ÖMÜR UYLAŞ - Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bu yıl 39 bin 250 keklik ve 11 bin 750 sülün olmak üzere, toplam 51 bin kanatlıyı doğaya kazandırmayı hedeflediklerini belirterek, 62 ilde, 156 farklı alanda, keklik ve sülün salımları gerçekleştirilecek. Salınacak türler, kene ve kahverengi kokarca ile biyolojik mücadeleye destek verecek. dedi.Yumaklı, AA muhabirine, Bakanlığa bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğünün, kene ve kahverengi kokarca ile mücadele hazırlıklarına ilişkin açıklamalarda bulundu.Her yıl üretim merkezlerinde, binlerce keklik ve sülün üretilerek, uygun alanlarda doğaya salındığını anlatan Yumaklı, DKMP'nin kanatlı türleri doğayla buluşturmak üzere gerçekleştirdiği hazırlıkları bu yıl da tamamladığını söyledi.Yumaklı, yaban hayatının desteklenmesi, bozulan ekolojik dengenin yeniden tesis edilmesi ve yaban hayvanı popülasyonlarının güçlendirilmesi amacıyla doğaya salınan keklik ve sülünlerin doğal avlanma içgüdüleri sayesinde, kene ve kahverengi kokarca gibi zararlılarla biyolojik mücadeleye de katkı sağladığına işaret ederek, DKMP bünyesinde Afyonkarahisar, Kahramanmaraş, Yozgat, Gaziantep ve Malatya'daki istasyonlarda keklik, Samsun, İstanbul ve Gümüşhane'deki istasyonlarda ise sülün üretimi gerçekleştirildiğini aktardı.10 yılda 1 milyon kanatlıyı doğayla buluşturdukSöz konusu merkezlerde yetiştirilen kanatlı yaban hayvanlarının, doğaya salınarak hem popülasyonların desteklendiğini, hem de doğal dengenin güçlendirildiğine dikkati çeken Yumaklı, şu değerlendirmelerde bulundu:DKMP Genel Müdürlüğümüz, 2025 yılında 36 bin 250 keklik ve 9 bin sülünü doğayla buluşturdu. Bu yıl, 39 bin 250 keklik ve 11 bin 750 sülün olmak üzere, toplam 51 bin kanatlıyı doğaya kazandırmayı hedefliyoruz. Son 10 yılda, yaklaşık 750 bin keklik ve 250 bin sülün olmak üzere, 1 milyon kanatlıyı doğayla buluşturduk.Yumaklı, bu kapsamda arazi çalışmaları, habitat değerlendirmeleri ve teknik analizlerin yapıldığına değinerek, Bu yıl belirlenen 62 ilde, 156 farklı alanda, keklik ve sülün salımları gerçekleştirileceğiz. diye konuştu.Salım yapılan alanlar 3 yıl süreyle ava kapatılıyorSalım alanlarının seçiminde, büyük bir titizlikle çalışıldığının altını çizen Yumaklı, türlerin ekolojik gereksinimleri, habitat uygunluğu, besin ve su kaynaklarının yeterliliği, barınma imkanları, yırtıcı baskısı, insan faaliyetlerinin yoğunluğu ve önceki yıllara ait izleme sonuçlarının dikkate alındığını dile getirdi.Yumaklı, 50 ilde 116 noktada kınalı keklik, 16 ilde 34 noktada sülün ve 5 ilde 6 noktada çil keklik salımının planlandığını belirterek şunları kaydetti:Keklik ve sülün salımları, kene ve kahverengi kokarca ile biyolojik mücadeleye de katkı sağlıyor. Özellikle keklikler, salım öncesinde kene tutulumuna karşı ilaçlanıyor. Sülünler ise tarım zararlısı kahverengi kokarcayla biyolojik mücadele kapsamında, Karadeniz Bölgesi'ndeki illerde doğaya bırakılacak. Ayrıca salım yapılan alanlar, 3 yıl süreyle ava kapatılmaktadır. Bütün amacımız, yaban hayatının korunması, geliştirilmesi, bu alanlardan şuurlu, planlı faydalanılması, sürdürülebilir bir yönetim anlayışıyla, gelecek nesillere intikalinin sağlanmasıdır.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Afyonkarahisar Haberleri — HÜLYA ÖMÜR UYLAŞ - Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bu yıl 39 bin 250 keklik ve 11 bin 750 sülün olmak üzere, toplam 51 bin kanatlıyı doğaya kazandırmayı hedeflediklerini belirterek, 62 ilde, 156 farklı alanda, keklik ve sülün salımları gerçekleştirilecek. Salınacak türler, kene ve kahverengi kokarca ile biyolojik mücadeleye destek verecek. dedi.Yumaklı, AA muhabirine, Bakanlığa bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğünün, kene ve kahverengi kokarca ile mücadele hazırlıklarına ilişkin açıklamalarda bulundu.Her yıl üretim merkezlerinde, binlerce keklik ve sülün üretilerek, uygun alanlarda doğaya salındığını anlatan Yumaklı, DKMP'nin kanatlı türleri doğayla buluşturmak üzere gerçekleştirdiği hazırlıkları bu yıl da tamamladığını söyledi.Yumaklı, yaban hayatının desteklenmesi, bozulan ekolojik dengenin yeniden tesis edilmesi ve yaban hayvanı popülasyonlarının güçlendirilmesi amacıyla doğaya salınan keklik ve sülünlerin doğal avlanma içgüdüleri sayesinde, kene ve kahverengi kokarca gibi zararlılarla biyolojik mücadeleye de katkı sağladığına işaret ederek, DKMP bünyesinde Afyonkarahisar, Kahramanmaraş, Yozgat, Gaziantep ve Malatya'daki istasyonlarda keklik, Samsun, İstanbul ve Gümüşhane'deki istasyonlarda ise sülün üretimi gerçekleştirildiğini aktardı.10 yılda 1 milyon kanatlıyı doğayla buluşturdukSöz konusu merkezlerde yetiştirilen kanatlı yaban hayvanlarının, doğaya salınarak hem popülasyonların desteklendiğini, hem de doğal dengenin güçlendirildiğine dikkati çeken Yumaklı, şu değerlendirmelerde bulundu:DKMP Genel Müdürlüğümüz, 2025 yılında 36 bin 250 keklik ve 9 bin sülünü doğayla buluşturdu. Bu yıl, 39 bin 250 keklik ve 11 bin 750 sülün olmak üzere, toplam 51 bin kanatlıyı doğaya kazandırmayı hedefliyoruz. Son 10 yılda, yaklaşık 750 bin keklik ve 250 bin sülün olmak üzere, 1 milyon kanatlıyı doğayla buluşturduk.Yumaklı, bu kapsamda arazi çalışmaları, habitat değerlendirmeleri ve teknik analizlerin yapıldığına değinerek, Bu yıl belirlenen 62 ilde, 156 farklı alanda, keklik ve sülün salımları gerçekleştirileceğiz. diye konuştu.Salım yapılan alanlar 3 yıl süreyle ava kapatılıyorSalım alanlarının seçiminde, büyük bir titizlikle çalışıldığının altını çizen Yumaklı, türlerin ekolojik gereksinimleri, habitat uygunluğu, besin ve su kaynaklarının yeterliliği, barınma imkanları, yırtıcı baskısı, insan faaliyetlerinin yoğunluğu ve önceki yıllara ait izleme sonuçlarının dikkate alındığını dile getirdi.Yumaklı, 50 ilde 116 noktada kınalı keklik, 16 ilde 34 noktada sülün ve 5 ilde 6 noktada çil keklik salımının planlandığını belirterek şunları kaydetti:Keklik ve sülün salımları, kene ve kahverengi kokarca ile biyolojik mücadeleye de katkı sağlıyor. Özellikle keklikler, salım öncesinde kene tutulumuna karşı ilaçlanıyor. Sülünler ise tarım zararlısı kahverengi kokarcayla biyolojik mücadele kapsamında, Karadeniz Bölgesi'ndeki illerde doğaya bırakılacak. Ayrıca salım yapılan alanlar, 3 yıl süreyle ava kapatılmaktadır. Bütün amacımız, yaban hayatının korunması, geliştirilmesi, bu alanlardan şuurlu, planlı faydalanılması, sürdürülebilir bir yönetim anlayışıyla, gelecek nesillere intikalinin sağlanmasıdır.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/kene-ve-kahverengi-kokarca-tehdidine-karsi-keklik-ve-sulun-ordusu-hazir.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Emtia piyasalarında Fed'in mesajları ve ABD-İran mutabakatı etkili oldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/emtia-piyasalarinda-fed-in-mesajlari-ve-abd-iran-mutabakati-etkili-oldu/867319/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/emtia-piyasalarinda-fed-in-mesajlari-ve-abd-iran-mutabakati-etkili-oldu/867319/</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:06:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — Brent petrolde tamamlanan haftada, ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatın ardından Hürmüz Boğazı'nda tanker geçişlerinin yeniden başlaması fiyatları baskıladı - Dolar endeksinin değer kazanması, diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından değerli metallerin maliyetini yükseltirken, faizlerin uzun süre yüksek kalabileceğine ilişkin beklentiler de faiz getirisi bulunmayan metallere talebi azalttı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : TUNAHAN KÜKÜRT - Emtia piyasalarında tamamlanan haftada, ABD Merkez Bankasının (Fed) yeni Başkanı Kevin Warsh yönetiminde gerçekleştirilen ilk Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı ile ABD ve İran arasında sağlanan mutabakat fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.ABD ile İran'ın Pakistan'ın arabuluculuğunda yürüttüğü müzakerelerde 14 Haziran'da sağlanan 14 maddelik mutabakat, hafta başından itibaren küresel piyasalarda risk algısının azalmasını sağladı.Çatışmaların sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve ABD'nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasının kaldırılmasını içeren mutabakatın taraflarca imzalanmasının ardından Boğazdaki tanker geçişleri yeniden başladı.Söz konusu gelişmeler, küresel enerji arzının toparlanabileceğine ilişkin beklentileri güçlendirerek petrol fiyatlarındaki jeopolitik risk primini azalttı. Bununla birlikte geçişlerin savaş öncesindeki seviyelerin altında kalması, gemilerden önceden izin alınmasının talep edilmesi ve bölgedeki güvenlik risklerinin tamamen ortadan kalkmaması piyasalardaki iyimserliği sınırladı.İsviçre'de yapılması planlanan takip görüşmelerinin ertelenmesi de mutabakatın kalıcı bir barış anlaşmasına dönüşmesine ilişkin belirsizliklerin sürdüğünü gösterdi.Fed ise 17-18 Haziran'da gerçekleştirilen toplantısında politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 3,5-3,75 aralığında oy birliğiyle sabit tuttu.Bankanın federal fon oranına ilişkin 2026 sonu medyan tahminini mart ayındaki yüzde 3,4'ten yüzde 3,8'e yükseltmesi ve yayımlanan nokta grafiğinde 18 katılımcıdan 9'unun yıl sonuna kadar en az bir faiz artırımı öngörmesi, Fed'in sıkı para politikasını uzun süre koruyabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi.Karar metninin önceki açıklamalara göre belirgin şekilde kısaltılması, ileriye dönük yönlendirme niteliğindeki ifadelerin çıkarılması ve Warsh'un nokta grafiğine kendi faiz tahminini dahil etmemesi de piyasalarda belirsizliğin artmasına yol açtı.Warsh'un basın toplantısında enflasyonun yüzde 2 hedefinin oldukça üzerinde seyrettiğini belirterek, fiyat istikrarının sağlanmasına yönelik kararlılığı vurgulaması, Bankanın şahin duruşunu destekledi.Bu gelişmelerle ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı 3 baz puan azalışla yüzde 4,46 seviyesinde tamamladı.Fed'in sıkı para politikasını sürdürebileceği ve yıl içinde faiz artırımına gidebileceği yönündeki beklentilerin güçlenmesiyle hafta içinde 101,1 seviyesine çıkarak son 13 ayın en yüksek seviyesini gören dolar endeksi, haftayı yüzde 1,1 artışla 100,8'den kapattı.Değerli metallerde güçlü dolar baskısıDeğerli metallerde hafta içinde Fed'in beklenenden daha şahin bir görünüm ortaya koyması ve dolar endeksinin son 13 ayın zirvesine çıkması satış baskısını artırdı.Dolar endeksinin değer kazanması, diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından değerli metallerin maliyetini yükseltirken, faizlerin uzun süre yüksek kalabileceğine ilişkin beklentiler de faiz getirisi bulunmayan metallere talebi azalttı.Bu gelişmelerle ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 5, platinde yüzde 3,2, paladyumda yüzde 1,9 ve altında yüzde 1,3 geriledi. Spot altının ons fiyatı haftayı 4 bin 169 dolar civarında tamamladı.Baz metallerde Çin ekonomisine ilişkin endişeler öne çıktıBaz metallerde ise Fed'in şahin duruşunun ardından güçlenen dolar ve Çin ekonomisine ilişkin açıklanan veriler fiyatlamalarda etkili oldu.Dolar endeksinin yükselmesi, dolar üzerinden fiyatlanan sanayi metallerini diğer para birimlerini kullanan alıcılar açısından daha pahalı hale getirerek satış baskısını artırdı.Dünyanın en büyük metal tüketicisi konumundaki Çin'de perakende satışların mayısta aylık bazda gerilemesi ve ocak-mayıs dönemindeki sabit varlık yatırımlarının yıllık yüzde 4,1 azalması, sanayi metalleri talebine ilişkin endişeleri güçlendirdi.Baz metallerde tezgah üstü piyasada libre bazında fiyatlar alüminyumda yüzde 4,4, bakırda yüzde 2, nikelde yüzde 1,2, çinkoda yüzde 0,6 ve kurşunda yüzde 0,5 düştü.Brent petrolde jeopolitik risk primi azaldıBrent petrolde ise aynı dönemde ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatın ardından Hürmüz Boğazı'nda tanker geçişlerinin yeniden başlaması fiyatları baskıladı.Mutabakat kapsamında geçiş ücretlerinin 60 günlük müzakere sürecinde alınmayacağının açıklanması ve bölgedeki petrol üreticilerinin ihracatı artırmaya başlaması, küresel arzın toparlanabileceğine ilişkin beklentileri güçlendirdi.Buna karşın gemilerin Boğazdan geçmeden önce izin almak zorunda olması, mayın ve sigorta risklerinin devam etmesi ve sevkiyatların savaş öncesindeki düzeylere henüz ulaşmaması, fiyatlardaki düşüşü sınırladı.Doğal gaz fiyatları ise mevsimsel soğutma talebinin güçlenebileceğine ve ihracat akışlarının artacağına ilişkin beklentilerle Brent petrole göre pozitif ayrıştı.Bu gelişmelerle haftalık bazda doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı yüzde 2,5 artarken, Brent petrolün varil fiyatı yüzde 6,7 geriledi.Tahıllarda teknik alımlar ve hava koşulları fiyatları desteklediTarım emtialarında ise tamamlanan haftada, ABD'deki hava koşulları, ürün gelişimine ilişkin beklentiler ve önceki hafta açıklanan ABD Tarım Bakanlığı verilerinin etkileri takip edildi.ABD Tarım Bakanlığının yayımladığı raporda, ülkedeki kışlık buğday üretiminin 1965-1966 sezonundan bu yana en düşük seviyeye gerileyeceğinin öngörülmesi, yeni haftada da arz endişelerinin gündemde kalmasına neden oldu.ABD'nin Orta Batı bölgesinde etkili olan yağışların tarla çalışmalarını aksatabileceğine ilişkin değerlendirmeler mısır ve soya fasulyesi fiyatlarını desteklerken, Çin'in ABD tarım ürünlerine yönelik talebinin yeniden canlanabileceğine ilişkin beklentiler de soya fasulyesindeki yükselişe katkı sağladı.Bu gelişmelerle Chicago Ticaret Borsası'nda kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 2,9, pirinçte yüzde 1,4, mısırda ve soya fasulyesinde yüzde 0,9 arttı.Kakao ve kahvede hava koşullarına ilişkin riskler izlendiYumuşak emtia piyasasında da Brezilya ile Batı Afrika'daki hava koşulları ve El Nino hava olayının tarımsal üretim üzerindeki olası etkileri fiyatlamalarda öne çıktı.Kakao fiyatlarında, Batı Afrika'daki üretim bölgelerinde aşırı yağışların hastalık riskini artırabileceğine ilişkin endişeler ve fonların satış pozisyonlarını azaltması sert yükselişi destekledi.Önceki hafta El Nino koşullarının başladığının açıklanmasının ardından tropikal ürünlerin üretim görünümüne ilişkin risklerin artması da kakao ve kahve fiyatlarındaki yükselişe katkıda bulundu.Kahvede, Brezilya'nın önemli üretim merkezi Minas Gerais dahil ülkenin güneydoğusundaki üretim bölgelerinde görülen aşırı yağışlar hasadı durdurdu.Bu gelişmelerle Intercontinental Exchange'te libre bazında fiyatlar kahvede yüzde 4,9 ve pamukta yüzde 4,4 yükselirken, şekerde yüzde 0,6 geriledi. Kakaonun ton başına fiyatı ise haftayı yüzde 10 artışla tamamladı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : TUNAHAN KÜKÜRT - Emtia piyasalarında tamamlanan haftada, ABD Merkez Bankasının (Fed) yeni Başkanı Kevin Warsh yönetiminde gerçekleştirilen ilk Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı ile ABD ve İran arasında sağlanan mutabakat fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.ABD ile İran'ın Pakistan'ın arabuluculuğunda yürüttüğü müzakerelerde 14 Haziran'da sağlanan 14 maddelik mutabakat, hafta başından itibaren küresel piyasalarda risk algısının azalmasını sağladı.Çatışmaların sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve ABD'nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasının kaldırılmasını içeren mutabakatın taraflarca imzalanmasının ardından Boğazdaki tanker geçişleri yeniden başladı.Söz konusu gelişmeler, küresel enerji arzının toparlanabileceğine ilişkin beklentileri güçlendirerek petrol fiyatlarındaki jeopolitik risk primini azalttı. Bununla birlikte geçişlerin savaş öncesindeki seviyelerin altında kalması, gemilerden önceden izin alınmasının talep edilmesi ve bölgedeki güvenlik risklerinin tamamen ortadan kalkmaması piyasalardaki iyimserliği sınırladı.İsviçre'de yapılması planlanan takip görüşmelerinin ertelenmesi de mutabakatın kalıcı bir barış anlaşmasına dönüşmesine ilişkin belirsizliklerin sürdüğünü gösterdi.Fed ise 17-18 Haziran'da gerçekleştirilen toplantısında politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 3,5-3,75 aralığında oy birliğiyle sabit tuttu.Bankanın federal fon oranına ilişkin 2026 sonu medyan tahminini mart ayındaki yüzde 3,4'ten yüzde 3,8'e yükseltmesi ve yayımlanan nokta grafiğinde 18 katılımcıdan 9'unun yıl sonuna kadar en az bir faiz artırımı öngörmesi, Fed'in sıkı para politikasını uzun süre koruyabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi.Karar metninin önceki açıklamalara göre belirgin şekilde kısaltılması, ileriye dönük yönlendirme niteliğindeki ifadelerin çıkarılması ve Warsh'un nokta grafiğine kendi faiz tahminini dahil etmemesi de piyasalarda belirsizliğin artmasına yol açtı.Warsh'un basın toplantısında enflasyonun yüzde 2 hedefinin oldukça üzerinde seyrettiğini belirterek, fiyat istikrarının sağlanmasına yönelik kararlılığı vurgulaması, Bankanın şahin duruşunu destekledi.Bu gelişmelerle ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı 3 baz puan azalışla yüzde 4,46 seviyesinde tamamladı.Fed'in sıkı para politikasını sürdürebileceği ve yıl içinde faiz artırımına gidebileceği yönündeki beklentilerin güçlenmesiyle hafta içinde 101,1 seviyesine çıkarak son 13 ayın en yüksek seviyesini gören dolar endeksi, haftayı yüzde 1,1 artışla 100,8'den kapattı.Değerli metallerde güçlü dolar baskısıDeğerli metallerde hafta içinde Fed'in beklenenden daha şahin bir görünüm ortaya koyması ve dolar endeksinin son 13 ayın zirvesine çıkması satış baskısını artırdı.Dolar endeksinin değer kazanması, diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından değerli metallerin maliyetini yükseltirken, faizlerin uzun süre yüksek kalabileceğine ilişkin beklentiler de faiz getirisi bulunmayan metallere talebi azalttı.Bu gelişmelerle ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 5, platinde yüzde 3,2, paladyumda yüzde 1,9 ve altında yüzde 1,3 geriledi. Spot altının ons fiyatı haftayı 4 bin 169 dolar civarında tamamladı.Baz metallerde Çin ekonomisine ilişkin endişeler öne çıktıBaz metallerde ise Fed'in şahin duruşunun ardından güçlenen dolar ve Çin ekonomisine ilişkin açıklanan veriler fiyatlamalarda etkili oldu.Dolar endeksinin yükselmesi, dolar üzerinden fiyatlanan sanayi metallerini diğer para birimlerini kullanan alıcılar açısından daha pahalı hale getirerek satış baskısını artırdı.Dünyanın en büyük metal tüketicisi konumundaki Çin'de perakende satışların mayısta aylık bazda gerilemesi ve ocak-mayıs dönemindeki sabit varlık yatırımlarının yıllık yüzde 4,1 azalması, sanayi metalleri talebine ilişkin endişeleri güçlendirdi.Baz metallerde tezgah üstü piyasada libre bazında fiyatlar alüminyumda yüzde 4,4, bakırda yüzde 2, nikelde yüzde 1,2, çinkoda yüzde 0,6 ve kurşunda yüzde 0,5 düştü.Brent petrolde jeopolitik risk primi azaldıBrent petrolde ise aynı dönemde ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatın ardından Hürmüz Boğazı'nda tanker geçişlerinin yeniden başlaması fiyatları baskıladı.Mutabakat kapsamında geçiş ücretlerinin 60 günlük müzakere sürecinde alınmayacağının açıklanması ve bölgedeki petrol üreticilerinin ihracatı artırmaya başlaması, küresel arzın toparlanabileceğine ilişkin beklentileri güçlendirdi.Buna karşın gemilerin Boğazdan geçmeden önce izin almak zorunda olması, mayın ve sigorta risklerinin devam etmesi ve sevkiyatların savaş öncesindeki düzeylere henüz ulaşmaması, fiyatlardaki düşüşü sınırladı.Doğal gaz fiyatları ise mevsimsel soğutma talebinin güçlenebileceğine ve ihracat akışlarının artacağına ilişkin beklentilerle Brent petrole göre pozitif ayrıştı.Bu gelişmelerle haftalık bazda doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı yüzde 2,5 artarken, Brent petrolün varil fiyatı yüzde 6,7 geriledi.Tahıllarda teknik alımlar ve hava koşulları fiyatları desteklediTarım emtialarında ise tamamlanan haftada, ABD'deki hava koşulları, ürün gelişimine ilişkin beklentiler ve önceki hafta açıklanan ABD Tarım Bakanlığı verilerinin etkileri takip edildi.ABD Tarım Bakanlığının yayımladığı raporda, ülkedeki kışlık buğday üretiminin 1965-1966 sezonundan bu yana en düşük seviyeye gerileyeceğinin öngörülmesi, yeni haftada da arz endişelerinin gündemde kalmasına neden oldu.ABD'nin Orta Batı bölgesinde etkili olan yağışların tarla çalışmalarını aksatabileceğine ilişkin değerlendirmeler mısır ve soya fasulyesi fiyatlarını desteklerken, Çin'in ABD tarım ürünlerine yönelik talebinin yeniden canlanabileceğine ilişkin beklentiler de soya fasulyesindeki yükselişe katkı sağladı.Bu gelişmelerle Chicago Ticaret Borsası'nda kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 2,9, pirinçte yüzde 1,4, mısırda ve soya fasulyesinde yüzde 0,9 arttı.Kakao ve kahvede hava koşullarına ilişkin riskler izlendiYumuşak emtia piyasasında da Brezilya ile Batı Afrika'daki hava koşulları ve El Nino hava olayının tarımsal üretim üzerindeki olası etkileri fiyatlamalarda öne çıktı.Kakao fiyatlarında, Batı Afrika'daki üretim bölgelerinde aşırı yağışların hastalık riskini artırabileceğine ilişkin endişeler ve fonların satış pozisyonlarını azaltması sert yükselişi destekledi.Önceki hafta El Nino koşullarının başladığının açıklanmasının ardından tropikal ürünlerin üretim görünümüne ilişkin risklerin artması da kakao ve kahve fiyatlarındaki yükselişe katkıda bulundu.Kahvede, Brezilya'nın önemli üretim merkezi Minas Gerais dahil ülkenin güneydoğusundaki üretim bölgelerinde görülen aşırı yağışlar hasadı durdurdu.Bu gelişmelerle Intercontinental Exchange'te libre bazında fiyatlar kahvede yüzde 4,9 ve pamukta yüzde 4,4 yükselirken, şekerde yüzde 0,6 geriledi. Kakaonun ton başına fiyatı ise haftayı yüzde 10 artışla tamamladı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/emtia-piyasalarinda-fed-in-mesajlari-ve-abd-iran-mutabakati-etkili-oldu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>GRAFİKLİ - Türk milletinin esareti reddettiğini dünyaya ilan eden belge: Amasya Genelgesi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/grafikli-turk-milletinin-esareti-reddettigini-dunyaya-ilan-eden-belge-amasya-genelgesi/867318/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/grafikli-turk-milletinin-esareti-reddettigini-dunyaya-ilan-eden-belge-amasya-genelgesi/867318/</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:06:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Amasya — Anadolu'nun düşman işgalinden kurtuluşunun yol haritasının belirlendiği, Türkiye Cumhuriyeti'nin doğum belgesi sayılan Amasya Genelgesi'nin yayımlanmasının üzerinden 107 yıl geçti - Amasya Üniversitesi Tarih Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Gürkan Cevger: - Amasya Genelgesi, Türk milletinin esaret altında yaşamayacağını gösteren ve tüm dünyaya ilan eden bir belge niteliği taşımaktadır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Amasya Haberleri — UMUT YEŞİLYURT - Türk milletinin esareti reddettiğini dünyaya ilan eden belge niteliğindeki Amasya Genelgesi'nin yayımlanmasının üzerinden 107 yıl geçti.Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 1918 yılında imzalanmasının ardından Anadolu, düşman tarafından işgal edilmeye başlandı.9. Ordu Müfettişi olarak Samsun'a atanan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, milletin bağımsızlığının tehlikede olduğunu görüp kurtuluş mücadelesini başlatmaya karar verdi.Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığının tehlikede olduğu dönemde tek kurtuluşun büyük Türk milletine güvenmek ve ona dayanmak olduğunu gören Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı.İngilizlerin denetimindeki Samsun'dan Havza'ya geçen Mustafa Kemal, daha güvenli olan Amasya'ya geçmek için Amasya Müftüsü Hacı Tevfik Efendi'ye telgraf göndererek, kente gelmek istediğini bildirdi.Hacı Tevfik Efendi'den Amasya halkı vatan, din ve devlet yolunda mücadele edenleri bağrına basmakla müftehir olacaktır. cevabını alan Büyük Önder, şehrin girişinde Hacı Tevfik Efendi ve vatandaşlar tarafından coşkuyla karşılandı.Hacı Tevfik Efendi'nin Beldemize hoş geldiğiniz Paşa. Bütün Amasya emrinizdedir. Gazanız mübarek olsun. sözleri, Mustafa Kemal'i son derece memnun etti.Ardından Saraydüzü Kışlası'nda 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa ve Hamidiye kahramanı olarak tanınan eski Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Bey, 3. Kolordu Komutanı Refet Bey, Kurmay Yarbay Arif Bey, eski İzmit Sancak Beyi İbrahim Süreyya Bey, Yüzbaşı Osman Nuri, Tufan Bey, Yedek Teğmen Recep Zühtü, Efganlı, Teğmen Abdurrahman, Maliye Müfettişi Arif Bey, Erzurum 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa, Yıldırım Kıtası Müfettişi Mersinli Cemal Paşa'nın yanı sıra Edirne'de 1. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Bey'in de telgraf vasıtasıyla katıldığı genelge görüşmeleri, 21 Haziran 1919'da başladı.Ertesi sabaha kadar devam eden görüşmelerin ardından bütün dünyaya, vatanın bütünlüğünün ve milletin istiklalinin amaçlandığı yüksek sesle duyuruldu.Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. cümlesi, alınan bütün kararların özeti ve bağımsızlığa giden yolun başlangıcını oluşturdu.Kurtuluş Savaşı'nın yol haritasının belirlendiği, 22 Haziran 1919'da açıklanan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin doğum belgesi sayılan Amasya Genelgesi'nin yayımlanmasının üzerinden 107 yıl geçti.Amasya, kurtuluşun kenti hüviyetini de kazanmıştırAmasya Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Gürkan Cevger, AA muhabirine, 1. Dünya Savaşı'nın kaybedilmesinden hemen sonra 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi ile İtilaf Devletleri'nin Anadolu'nun farklı yerlerinde işgal hareketlerine başladıklarını söyledi.İstanbul'un 13 Kasım 1918'de işgal edilmesiyle artık Türk halkının istiklalinin ve bağımsızlığının tehlikeli altında olduğunu gören Mustafa Kemal Paşa'nın 16 Mayıs 1919'da hareket ederek 19 Mayıs'ta Samsun'a ulaştığını belirten Cevger, buradan da Havza'ya geçerek 28 Mayıs 1919'da Havza Genelgesi'ni ilan ettiğini, böylece işgallere halkın karşı çıkması ve bilinçlenmesinin istendiğini anlattı.Mustafa Kemal'in 12 Haziran 1919'da kurtuluşun ve kuruluşun kenti Amasya'ya geldiğini dile getiren Cevger, Kuruluşun kenti diyoruz çünkü bilindiği üzere 1402 Ankara Savaşı'nın kaybedilmesinden hemen sonra Çelebi Mehmet, Osmanlı Devleti'nin yeniden ayağa kaldırılma sürecini Amasya'dan idare etmiştir. Bundan dolayı Amasya, kuruluşun kenti olarak bir kimlik kazanmıştır. Mustafa Kemal Paşa'nın Amasya'ya teşrifleriyle Amasya, kurtuluşun kenti hüviyetini de kazanmıştır. dedi.Amasya halkının Mustafa Kemal Paşa'yı büyük coşku ve sevgiyle karşıladığına işaret eden Cevger, şöyle devam etti:Karşılama heyetinin başkanı ise Amasya Müftüsü Hacı Tevfik Efendi'dir. Hacı Tevfik Efendi'nin Mustafa Kemal Paşa'ya hitaben kullanmış olduğu 'Paşam, Amasya'ya hoş geldiniz, bütün Amasya emrinizdedir ve gazanız mübarek olsun' sözü de Mustafa Kemal Paşa tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Bu söz sadece Amasya halkının değil, bütün Türk halkının Milli Mücadele'ye ve Mustafa Kemal Paşa'ya olan desteğini göstermesi bakımından önem arz etmektedir. Mustafa Kemal Paşa, Amasya'ya geldikten hemen sonra hızla çalışmalara başlamış, 14 Haziran'da Amasya Müdafa-i Hukuk Cemiyeti'ni kurmuştur. Ali Fuat Paşa, Refet Bele, Rauf Orbay, Kazım Karabekir, Mersinli Cemal Paşa, Cafer Tayyar Paşa gibi Milli Mücadele'nin önemli simalarıyla istişare yaparak 22 Haziran 1919'da Amasya Genelgesi'ni ilan etmiştir. Amasya Genelgesi, Türk milletinin esaret altında yaşamayacağını gösteren ve tüm dünyaya ilan eden bir belge niteliği taşımaktadır. Milli Mücadele'nin amacının, gerekçesinin ve yönteminin tüm dünyaya ilan edildiği bir manifesto niteliği taşımaktadır.Amasya Genelgesi'nin milletin istiklalinin tehlikede olduğunu, İstanbul Hükümeti'nin üzerine düşen görevi yerine getirmediğini anlattığını belirten Cevger, şunları kaydetti:Aslında Milli Mücadele'nin önemini ortaya koymaktadır. Türk milletinin bağımsızlığını kendi azim ve kararlarıyla kurtarabileceğini söylemesi ise Milli Mücadele'nin yöntemini ortaya koymaktadır. Aynı zamanda Amasya Genelgesi'nin Milli Mücadele'de millet iradesine ilk kez atıfta bulunması hasebiyle, daha sonra kurulacak Türkiye Cumhuriyeti devletinin de milli iradeyi esas alarak oluşturulacağını ortaya koyuyor. Bu sebeple Amasya Genelgesi'ni Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir kuruluş belgesi, doğum senedi olarak da sayabiliriz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Amasya Haberleri — UMUT YEŞİLYURT - Türk milletinin esareti reddettiğini dünyaya ilan eden belge niteliğindeki Amasya Genelgesi'nin yayımlanmasının üzerinden 107 yıl geçti.Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 1918 yılında imzalanmasının ardından Anadolu, düşman tarafından işgal edilmeye başlandı.9. Ordu Müfettişi olarak Samsun'a atanan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, milletin bağımsızlığının tehlikede olduğunu görüp kurtuluş mücadelesini başlatmaya karar verdi.Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığının tehlikede olduğu dönemde tek kurtuluşun büyük Türk milletine güvenmek ve ona dayanmak olduğunu gören Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı.İngilizlerin denetimindeki Samsun'dan Havza'ya geçen Mustafa Kemal, daha güvenli olan Amasya'ya geçmek için Amasya Müftüsü Hacı Tevfik Efendi'ye telgraf göndererek, kente gelmek istediğini bildirdi.Hacı Tevfik Efendi'den Amasya halkı vatan, din ve devlet yolunda mücadele edenleri bağrına basmakla müftehir olacaktır. cevabını alan Büyük Önder, şehrin girişinde Hacı Tevfik Efendi ve vatandaşlar tarafından coşkuyla karşılandı.Hacı Tevfik Efendi'nin Beldemize hoş geldiğiniz Paşa. Bütün Amasya emrinizdedir. Gazanız mübarek olsun. sözleri, Mustafa Kemal'i son derece memnun etti.Ardından Saraydüzü Kışlası'nda 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa ve Hamidiye kahramanı olarak tanınan eski Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Bey, 3. Kolordu Komutanı Refet Bey, Kurmay Yarbay Arif Bey, eski İzmit Sancak Beyi İbrahim Süreyya Bey, Yüzbaşı Osman Nuri, Tufan Bey, Yedek Teğmen Recep Zühtü, Efganlı, Teğmen Abdurrahman, Maliye Müfettişi Arif Bey, Erzurum 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa, Yıldırım Kıtası Müfettişi Mersinli Cemal Paşa'nın yanı sıra Edirne'de 1. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Bey'in de telgraf vasıtasıyla katıldığı genelge görüşmeleri, 21 Haziran 1919'da başladı.Ertesi sabaha kadar devam eden görüşmelerin ardından bütün dünyaya, vatanın bütünlüğünün ve milletin istiklalinin amaçlandığı yüksek sesle duyuruldu.Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. cümlesi, alınan bütün kararların özeti ve bağımsızlığa giden yolun başlangıcını oluşturdu.Kurtuluş Savaşı'nın yol haritasının belirlendiği, 22 Haziran 1919'da açıklanan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin doğum belgesi sayılan Amasya Genelgesi'nin yayımlanmasının üzerinden 107 yıl geçti.Amasya, kurtuluşun kenti hüviyetini de kazanmıştırAmasya Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Gürkan Cevger, AA muhabirine, 1. Dünya Savaşı'nın kaybedilmesinden hemen sonra 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi ile İtilaf Devletleri'nin Anadolu'nun farklı yerlerinde işgal hareketlerine başladıklarını söyledi.İstanbul'un 13 Kasım 1918'de işgal edilmesiyle artık Türk halkının istiklalinin ve bağımsızlığının tehlikeli altında olduğunu gören Mustafa Kemal Paşa'nın 16 Mayıs 1919'da hareket ederek 19 Mayıs'ta Samsun'a ulaştığını belirten Cevger, buradan da Havza'ya geçerek 28 Mayıs 1919'da Havza Genelgesi'ni ilan ettiğini, böylece işgallere halkın karşı çıkması ve bilinçlenmesinin istendiğini anlattı.Mustafa Kemal'in 12 Haziran 1919'da kurtuluşun ve kuruluşun kenti Amasya'ya geldiğini dile getiren Cevger, Kuruluşun kenti diyoruz çünkü bilindiği üzere 1402 Ankara Savaşı'nın kaybedilmesinden hemen sonra Çelebi Mehmet, Osmanlı Devleti'nin yeniden ayağa kaldırılma sürecini Amasya'dan idare etmiştir. Bundan dolayı Amasya, kuruluşun kenti olarak bir kimlik kazanmıştır. Mustafa Kemal Paşa'nın Amasya'ya teşrifleriyle Amasya, kurtuluşun kenti hüviyetini de kazanmıştır. dedi.Amasya halkının Mustafa Kemal Paşa'yı büyük coşku ve sevgiyle karşıladığına işaret eden Cevger, şöyle devam etti:Karşılama heyetinin başkanı ise Amasya Müftüsü Hacı Tevfik Efendi'dir. Hacı Tevfik Efendi'nin Mustafa Kemal Paşa'ya hitaben kullanmış olduğu 'Paşam, Amasya'ya hoş geldiniz, bütün Amasya emrinizdedir ve gazanız mübarek olsun' sözü de Mustafa Kemal Paşa tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Bu söz sadece Amasya halkının değil, bütün Türk halkının Milli Mücadele'ye ve Mustafa Kemal Paşa'ya olan desteğini göstermesi bakımından önem arz etmektedir. Mustafa Kemal Paşa, Amasya'ya geldikten hemen sonra hızla çalışmalara başlamış, 14 Haziran'da Amasya Müdafa-i Hukuk Cemiyeti'ni kurmuştur. Ali Fuat Paşa, Refet Bele, Rauf Orbay, Kazım Karabekir, Mersinli Cemal Paşa, Cafer Tayyar Paşa gibi Milli Mücadele'nin önemli simalarıyla istişare yaparak 22 Haziran 1919'da Amasya Genelgesi'ni ilan etmiştir. Amasya Genelgesi, Türk milletinin esaret altında yaşamayacağını gösteren ve tüm dünyaya ilan eden bir belge niteliği taşımaktadır. Milli Mücadele'nin amacının, gerekçesinin ve yönteminin tüm dünyaya ilan edildiği bir manifesto niteliği taşımaktadır.Amasya Genelgesi'nin milletin istiklalinin tehlikede olduğunu, İstanbul Hükümeti'nin üzerine düşen görevi yerine getirmediğini anlattığını belirten Cevger, şunları kaydetti:Aslında Milli Mücadele'nin önemini ortaya koymaktadır. Türk milletinin bağımsızlığını kendi azim ve kararlarıyla kurtarabileceğini söylemesi ise Milli Mücadele'nin yöntemini ortaya koymaktadır. Aynı zamanda Amasya Genelgesi'nin Milli Mücadele'de millet iradesine ilk kez atıfta bulunması hasebiyle, daha sonra kurulacak Türkiye Cumhuriyeti devletinin de milli iradeyi esas alarak oluşturulacağını ortaya koyuyor. Bu sebeple Amasya Genelgesi'ni Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir kuruluş belgesi, doğum senedi olarak da sayabiliriz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/grafikli-turk-milletinin-esareti-reddettigini-dunyaya-ilan-eden-belge-amasya-genelgesi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Küresel yenilenebilir enerji kurulu gücü 5 teravatı aşarak 2030 hedefinin yarısına yaklaştı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kuresel-yenilenebilir-enerji-kurulu-gucu-5-teravati-asarak-2030-hedefinin-yarisina-yaklasti/867317/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kuresel-yenilenebilir-enerji-kurulu-gucu-5-teravati-asarak-2030-hedefinin-yarisina-yaklasti/867317/</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:06:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — Uluslararası raporlara göre, yenilenebilir enerji kaynaklı elektrifikasyon en hızlı, en ölçeklenebilir ve en maliyet etkin çözümlerden biri olarak öne çıkıyor - Güneş panelleri ve rüzgar türbinleri artık birçok ülkede yeni fosil yakıt santrallerinden daha ucuz hale geldiği için devletler ve özel sektör yatırımları bu alanlara kaydı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : GÜLŞEN ÇAĞATAY - Küresel yenilenebilir enerji kurulu gücünün geçen yıl sonunda rekor kurulumlarla 5,15 teravata ulaşmasıyla 2030 için hedeflenen 11,17 teravatlık temiz enerji kapasitesinin neredeyse yarısına ulaşıldı.AA muhabirinin 22 Haziran Dünya Yenilenebilir Enerji Günü kapsamında uluslararası raporlardan derlediği bilgilere göre, Dubai'de düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 28. Taraflar Konferansı'nda (COP28) küresel hedef 2030 için 11,17 teravat olarak hedeflenmişti.Güneş enerjisi bu dönemde 511 gigavat kurulu güç ilavesiyle ilk sırada yer alırken onu 159 gigavatla rüzgar enerjisi takip etti. Bu iki kaynak yenilenebilir enerji büyümesinin yüzde 97'sini oluşturdu.Kalan büyüme ise hidroelektrik, biyoenerji, jeotermal enerji gibi kaynaklardan geldi.Böylelikle, küresel yenilenebilir enerji kurulu gücünün geçen yıl sonunda rekor kurulumlarla 5,15 teravata ulaşmasıyla 2030 hedefinin  yarısına yaklaşıldı.Yenilenebilir enerji kaynaklı elektrifikasyon en hızlı, en ölçeklenebilir ve en maliyet etkin çözümlerden biri olarak öne çıkıyor.Güneş enerjisi en hızlı ve en ucuz ek kapasite kaynağı haline geldiEnerji talebinin ulaşım, sanayi, binalar ve dijitalleşme alanlarında hızla artmaya devam etmesiyle, enerji dönüşümünün yenilenebilir enerji kaynaklar lehine artması öngörülüyor.Yenilenebilir enerji sektöründe kurulumların son yıllarda hızlanmasının temel nedeni, özellikle güneş ve rüzgar teknolojilerindeki maliyet düşüşü ile kurulum hızının ciddi şekilde artması oldu.Güneş panelleri ve rüzgar türbinleri artık birçok ülkede yeni fosil yakıt santrallerinden daha ucuz hale geldiği için devletler ve özel sektör yatırımları bu alanlara kaydı.Buna ek olarak, enerji güvenliği endişeleri, özellikle 2022'den sonra yaşanan doğal gaz krizlerinin ardından karbon emisyonlarını azaltma hedefleri ve Çin başta olmak üzere büyük ekonomilerin devasa ölçekli üretim ve kurulum kapasitesi de büyümeyi hızlandırdı.Sonuç olarak, özellikle güneş enerjisi en hızlı ve en ucuz ek kapasite kaynağı haline gelerek toplam büyümenin ana sürücüsü oldu.Türkiye&#039;nin yenilenebilir enerjide rekor beklentisi varEnerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, geçen yıl sonunda yaptığı açıklamada, Türkiye'nin yenilenebilir enerjide 2035 hedefleri doğrultusunda büyüme patikasına girdiğini belirterek, Yenilenebilirde 2026, yeni bir rekor yılı olacak. ifadesini kullanmıştı.Türkiye'nin yenilenebilir enerji kurulu gücü 18 Haziran itibarıyla güneşte 26 bin 978 megavat, rüzgarda 15 bin 168 megavat, hidroelektrik santrallerde 32 bin 314 megavat, biyoenerjide 2 bin 140 megavat, jeotermal enerjide 1798 megavat ile toplamda 78 bin 398 megavat oldu.Türkiye'nin 2035'te 120 bin megavat yenilenebilir enerji kurulu gücü hedefi bulunuyor. Bu hedefe ulaşmak için Türkiye'nin her yıl yenilenebilir enerji kaynaklı 8-9 bin megavat kurulu gücün devreye alınması gerekiyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : GÜLŞEN ÇAĞATAY - Küresel yenilenebilir enerji kurulu gücünün geçen yıl sonunda rekor kurulumlarla 5,15 teravata ulaşmasıyla 2030 için hedeflenen 11,17 teravatlık temiz enerji kapasitesinin neredeyse yarısına ulaşıldı.AA muhabirinin 22 Haziran Dünya Yenilenebilir Enerji Günü kapsamında uluslararası raporlardan derlediği bilgilere göre, Dubai'de düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 28. Taraflar Konferansı'nda (COP28) küresel hedef 2030 için 11,17 teravat olarak hedeflenmişti.Güneş enerjisi bu dönemde 511 gigavat kurulu güç ilavesiyle ilk sırada yer alırken onu 159 gigavatla rüzgar enerjisi takip etti. Bu iki kaynak yenilenebilir enerji büyümesinin yüzde 97'sini oluşturdu.Kalan büyüme ise hidroelektrik, biyoenerji, jeotermal enerji gibi kaynaklardan geldi.Böylelikle, küresel yenilenebilir enerji kurulu gücünün geçen yıl sonunda rekor kurulumlarla 5,15 teravata ulaşmasıyla 2030 hedefinin  yarısına yaklaşıldı.Yenilenebilir enerji kaynaklı elektrifikasyon en hızlı, en ölçeklenebilir ve en maliyet etkin çözümlerden biri olarak öne çıkıyor.Güneş enerjisi en hızlı ve en ucuz ek kapasite kaynağı haline geldiEnerji talebinin ulaşım, sanayi, binalar ve dijitalleşme alanlarında hızla artmaya devam etmesiyle, enerji dönüşümünün yenilenebilir enerji kaynaklar lehine artması öngörülüyor.Yenilenebilir enerji sektöründe kurulumların son yıllarda hızlanmasının temel nedeni, özellikle güneş ve rüzgar teknolojilerindeki maliyet düşüşü ile kurulum hızının ciddi şekilde artması oldu.Güneş panelleri ve rüzgar türbinleri artık birçok ülkede yeni fosil yakıt santrallerinden daha ucuz hale geldiği için devletler ve özel sektör yatırımları bu alanlara kaydı.Buna ek olarak, enerji güvenliği endişeleri, özellikle 2022'den sonra yaşanan doğal gaz krizlerinin ardından karbon emisyonlarını azaltma hedefleri ve Çin başta olmak üzere büyük ekonomilerin devasa ölçekli üretim ve kurulum kapasitesi de büyümeyi hızlandırdı.Sonuç olarak, özellikle güneş enerjisi en hızlı ve en ucuz ek kapasite kaynağı haline gelerek toplam büyümenin ana sürücüsü oldu.Türkiye&#039;nin yenilenebilir enerjide rekor beklentisi varEnerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, geçen yıl sonunda yaptığı açıklamada, Türkiye'nin yenilenebilir enerjide 2035 hedefleri doğrultusunda büyüme patikasına girdiğini belirterek, Yenilenebilirde 2026, yeni bir rekor yılı olacak. ifadesini kullanmıştı.Türkiye'nin yenilenebilir enerji kurulu gücü 18 Haziran itibarıyla güneşte 26 bin 978 megavat, rüzgarda 15 bin 168 megavat, hidroelektrik santrallerde 32 bin 314 megavat, biyoenerjide 2 bin 140 megavat, jeotermal enerjide 1798 megavat ile toplamda 78 bin 398 megavat oldu.Türkiye'nin 2035'te 120 bin megavat yenilenebilir enerji kurulu gücü hedefi bulunuyor. Bu hedefe ulaşmak için Türkiye'nin her yıl yenilenebilir enerji kaynaklı 8-9 bin megavat kurulu gücün devreye alınması gerekiyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/kuresel-yenilenebilir-enerji-kurulu-gucu-5-teravati-asarak-2030-hedefinin-yarisina-yaklasti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Doğudaki tatilcilerin gözdesi Hazar Gölü'nde hareketlilik başladı </title>
      <link>https://www.canligaste.com/dogudaki-tatilcilerin-gozdesi-hazar-golu-nde-hareketlilik-basladi/867316/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/dogudaki-tatilcilerin-gozdesi-hazar-golu-nde-hareketlilik-basladi/867316/</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:06:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Elazığ — Elazığ'ın Sivrice ilçesindeki Hazar Gölü, plajları, kamp alanları ve tekne turlarıyla bölge illerinden gelen ziyaretçileri ağırlıyor - Göl kıyısında tesis işleten Mehmet Bahçeci: - Hız motoruyla ada turu düzenliyoruz. Jet ski, deniz bisikleti gibi aktivitelerimiz bulunuyor. Misafirlerimiz burada dolu dolu bir tatil geçirebilir. Okulların tatil olmasıyla yoğunluk daha da artacak. Şu an bile beklentimizin çok üzerinde bir ilgi var]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Elazığ Haberleri — SUAT ÖZTÜRK/FEVZİ DAĞ - Elazığ'ın Sivrice ilçesinde bulunan, doğası, kıyı şeridi ve sunulan aktiviteleriyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki tatilcilerin gözdesi olan Hazar Gölü'nde sezon başladı.Kent merkezine 26 kilometre mesafede, Hazarbaba ve Mastar dağları arasında uzanan 56 kilometrelik kıyı şeridine sahip Hazar Gölü, doğayla iç içe vakit geçirmek isteyenlerin yazın da uğrak noktası.Hazar Gölü'nün ziyaretçileri, bölgenin doğasının yanı sıra plajı, kamp ve tekne turu gibi aktiviteleriyle keyifli bir tatil geçirme fırsatı buluyor.Göl kıyısında Devlet Su İşleri, Karayolları Bölge Müdürlüğü ve Fırat Üniversitesine ait tesisler ile oteller, bungalovlar ve kıl çadırlar ziyaretçilere konaklama seçenekleri sunuyor.Su sporları yapılabiliyorHazar Gölü kıyısında tesis işleten Mehmet Bahçeci, AA muhabirine, sıcak havaların etkisini göstermesiyle sezonun erken başladığını söyledi.Ziyaretçilerin daha çok Diyarbakır, Mardin ve Batman gibi bölge illerinden geldiğini anlatan Bahçeci, tesislerinde 22 bungalov, üç kişilik ailelerin konaklayabileceği kıl çadırlarla hizmet verdiklerini belirtti.Bahçeci, Su sporları yapılabiliyor. Hız motoruyla ada turu düzenliyoruz. Jet ski, deniz bisikleti gibi aktivitelerimiz bulunuyor. Misafirlerimiz burada dolu dolu bir tatil geçirebilir. Okulların tatil olmasıyla yoğunluk daha da artacak. Şu an bile beklentimizin çok üzerinde bir ilgi var. dedi.Herkese tavsiye ediyoruzDiyarbakır'dan gelen tatilcilerden Sultan Nurbegen, ailesi ve arkadaşlarıyla kamp yapmak için Hazar Gölü'nü tercih ettiklerini söyledi.Hazar Gölü ve çevresini çok beğendiklerini ifade eden Nurbegen, Bölgemizde güzel bir değer burası. Geçen yıl da gelmiştik. Çocuklarımız çok eğleniyor. Suyu temiz ve berrak. Kamp yapmak isteyen herkese tavsiye ediyoruz. Mutluyuz, eğleniyoruz. Herkese tavsiye ediyoruz. diye konuştu.Bölge için önemli bir tatil destinasyonuEray Sakızlı da gölün temiz, çevresindeki tesislerin de düzenli olduğunu belirtti.Sakızlı, Bölge için önemli bir tatil destinasyonu. İmkanlar gayet güzel. Doğuda böyle imkanlar bulmak zor. Tam tatil yapılacak bir yer. Çocuklarımız şu anda suya giriyor. Suyun sıcaklığı da gayet güzel. Kamp yapmak isteyenler için çok uygun bir ortam var. ifadelerini kullandı.Sinan Nurbegen de Hazar Gölü'ne her yıl ailesiyle geldiklerini söyledi.Bölgenin sunduğu olanakların güzel olduğunu dile getiren Nurbegen, ailece vakit geçirdikleri ve çocuklarının güvenle eğlendiği bu ortamı herkese tavsiye ettiklerini belirtti.Doğan Ayaz ise yaklaşık 20 yıldır Hazar Gölü'ne geldiğini belirterek, Çocuklar çok seviyor. Ailece sürekli buraya geliyoruz. Benim değişmez mekanlarımdan. Yemekleri, kamp alanları, yeşil alanları ve sosyal imkanlarıyla çok güzel bir yer. Hafta sonları canlı müzik de oluyor. Herkese tavsiye ediyorum. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Elazığ Haberleri — SUAT ÖZTÜRK/FEVZİ DAĞ - Elazığ'ın Sivrice ilçesinde bulunan, doğası, kıyı şeridi ve sunulan aktiviteleriyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki tatilcilerin gözdesi olan Hazar Gölü'nde sezon başladı.Kent merkezine 26 kilometre mesafede, Hazarbaba ve Mastar dağları arasında uzanan 56 kilometrelik kıyı şeridine sahip Hazar Gölü, doğayla iç içe vakit geçirmek isteyenlerin yazın da uğrak noktası.Hazar Gölü'nün ziyaretçileri, bölgenin doğasının yanı sıra plajı, kamp ve tekne turu gibi aktiviteleriyle keyifli bir tatil geçirme fırsatı buluyor.Göl kıyısında Devlet Su İşleri, Karayolları Bölge Müdürlüğü ve Fırat Üniversitesine ait tesisler ile oteller, bungalovlar ve kıl çadırlar ziyaretçilere konaklama seçenekleri sunuyor.Su sporları yapılabiliyorHazar Gölü kıyısında tesis işleten Mehmet Bahçeci, AA muhabirine, sıcak havaların etkisini göstermesiyle sezonun erken başladığını söyledi.Ziyaretçilerin daha çok Diyarbakır, Mardin ve Batman gibi bölge illerinden geldiğini anlatan Bahçeci, tesislerinde 22 bungalov, üç kişilik ailelerin konaklayabileceği kıl çadırlarla hizmet verdiklerini belirtti.Bahçeci, Su sporları yapılabiliyor. Hız motoruyla ada turu düzenliyoruz. Jet ski, deniz bisikleti gibi aktivitelerimiz bulunuyor. Misafirlerimiz burada dolu dolu bir tatil geçirebilir. Okulların tatil olmasıyla yoğunluk daha da artacak. Şu an bile beklentimizin çok üzerinde bir ilgi var. dedi.Herkese tavsiye ediyoruzDiyarbakır'dan gelen tatilcilerden Sultan Nurbegen, ailesi ve arkadaşlarıyla kamp yapmak için Hazar Gölü'nü tercih ettiklerini söyledi.Hazar Gölü ve çevresini çok beğendiklerini ifade eden Nurbegen, Bölgemizde güzel bir değer burası. Geçen yıl da gelmiştik. Çocuklarımız çok eğleniyor. Suyu temiz ve berrak. Kamp yapmak isteyen herkese tavsiye ediyoruz. Mutluyuz, eğleniyoruz. Herkese tavsiye ediyoruz. diye konuştu.Bölge için önemli bir tatil destinasyonuEray Sakızlı da gölün temiz, çevresindeki tesislerin de düzenli olduğunu belirtti.Sakızlı, Bölge için önemli bir tatil destinasyonu. İmkanlar gayet güzel. Doğuda böyle imkanlar bulmak zor. Tam tatil yapılacak bir yer. Çocuklarımız şu anda suya giriyor. Suyun sıcaklığı da gayet güzel. Kamp yapmak isteyenler için çok uygun bir ortam var. ifadelerini kullandı.Sinan Nurbegen de Hazar Gölü'ne her yıl ailesiyle geldiklerini söyledi.Bölgenin sunduğu olanakların güzel olduğunu dile getiren Nurbegen, ailece vakit geçirdikleri ve çocuklarının güvenle eğlendiği bu ortamı herkese tavsiye ettiklerini belirtti.Doğan Ayaz ise yaklaşık 20 yıldır Hazar Gölü'ne geldiğini belirterek, Çocuklar çok seviyor. Ailece sürekli buraya geliyoruz. Benim değişmez mekanlarımdan. Yemekleri, kamp alanları, yeşil alanları ve sosyal imkanlarıyla çok güzel bir yer. Hafta sonları canlı müzik de oluyor. Herkese tavsiye ediyorum. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/dogudaki-tatilcilerin-gozdesi-hazar-golu-nde-hareketlilik-basladi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yeşilay sayesinde 6 yıllık sanal kumar bağımlılığından kurtuldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yesilay-sayesinde-6-yillik-sanal-kumar-bagimliligindan-kurtuldu/867314/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yesilay-sayesinde-6-yillik-sanal-kumar-bagimliligindan-kurtuldu/867314/</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:03:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Mardin — Mardin'de 25 yaşındayken sanal kumar oynamaya başlayan M.K, yıllarını karartan bağımlılıktan aldığı destekle geçen yıl kurtulup hayatında yeni bir sayfa açtı - M.K: - Tükenmişliğe son vermek için YEDAM'a başvurdum. Her randevu, her görüşme yeni bir yol, yeni bir umut kapısı oldu. Borçlarımı kapattım, huzurlu bir şekilde geçimimi sağlıyorum. İnsanlar bilsin ki hiçbir zaman geç değil]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Mardin Haberleri — HALİL İBRAHİM SİNCAR/BEŞİR ŞAVUR - Mardin'de yaşayan 32 yaşındaki sağlık çalışanı M.K, 6 yıl önce başlayan sanal kumar bağımlılığından Yeşilay Danışmanlık Merkezinden (YEDAM) aldığı destekle kurtuldu.Özel bir sağlık kuruluşunda görev yapan M.K, 25 yaşındayken arkadaşından etkilenerek sanal kumar oynamaya başladı.Aile ve iş yaşamında ciddi sorunlar yaşamaya başlayan M.K, yaşadığı sıkıntılı süreçten kurtulmaya karar verdi.YEDAM'da bir yıl tedavi gören M.K, geçen yıl sanal kumardan uzaklaşmayı başardı.M.K, maddi ve manevi kayıplarını telafi ederek yeniden huzurlu yaşam sürmeye başladı.Kendime ve sevdiklerime verdiğim zararı göremiyordumM.K, AA muhabirine, arkadaş etkisiyle başlayan sanal kumar bağımlılığı nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşadığını belirtti.Bağımlılık sürecinde yaşadıklarını anlatan M.K, şunları söyledi:Şansım yaver gidiyordu. Kazandıkça harcıyor, harcadıkça yine o sitelere geri dönüyordum. Bu kazanç illüzyonu hayatımı yavaş yavaş kemiren bir sürecin başlangıcıydı. Özel sektörde iyi kazanan biriydim fakat kazancımın matematiği bozulmuştu. 5 kazanıyorsam 4'ünü kaybediyor, kalan biriyle hayatta kalmaya çalışıyordum. Kayıplar arttıkça geri alma hırsıyla daha büyük oynamaya başladım. Bu bir kısır döngüydü. Çalışmama rağmen temel ihtiyaçlarımı karşılayamayız hale geldim, çevremden borç almaya başladım. Her borç talebi beraberinde bir yalanı getiriyordu. Ailem beni defalarca psikiyatra götürdü. Bu süreç 5-6 kez başa sardı. Kendime ve sevdiklerime verdiğim zararı göremiyordum. O dünyada kaybolmuştum.Ertelemek sadece kayıpları arttırıyorM.K, eşinin dahi sanal kumar bağımlılığındın haberinin olmadığını, yıllarca bunu ondan gizlediğini söyledi.Ağabeyinin Ne hale geldin, baksana? sözünden çok etkilendiğini anlatan M.K, Eşimle paylaşınca samimiyetle bana destek oldu, tedavime katkıda bulundu. Kendi başıma aşabileceğimi sanmıştım ama bu süreci daha da uzatıyor. Aslında kayıpları artırıyordum. Hem ailemin emeklerini boşa çıkarmamak hem de tükenmişliğe son vermek için YEDAM'a başvurdum. Burada karşılaştığım şeffaflık ve kurulan güven bağı gerçekten dünyaya bakış açımı tamamen değiştirdi. Her randevu, her görüşme benim için yeni bir yol, yeni bir umut kapısı oldu. dedi.M.K, kumarı bırakınca emeğinin karşılığının geçinmek için ne kadar yeterli olduğunu fark ettiğini belirterek, Borçlarımı kapattım, huzurlu şekilde geçimimi sağlıyorum. Kimse tek başına aşarım diyerek kendisini kandırmasın. Bunu denedim ama olmadı. Bu, destek almadan kazanılamayacak kadar büyük bir savaştı. Ertelemek sadece kayıpları arttırıyor. Yardım istemek özgürlüğe atılan ilk ve en büyük adım. İnsanlar bilsin ki hiçbir zaman geç değil. diye konuştu.Mardin YEDAM'da sosyal hizmet uzmanı Sultan Solmaz ise merkezde 2021 yılından bu yana alkol, madde, tütün, kumar ve teknoloji bağımlılığı konusunda problem yaşayanlar ile ailelerine hizmet sunduklarını söyledi.YEDAM'da 4 kişilik uzman bir ekiple hizmet verdiklerini ifade eden Solmaz, Kumar ve teknoloji bağımlılığı gibi davranışsal bağımlılık türlerinde de ücretsiz bir şekilde psikososyal destek hizmeti vermeye devam etmekteyiz. Bağımlılıkla ilgili problem yaşayanların, bu bireylerin yakınlarının ve bağımlılık riski taşıyan tüm bireylerin YEDAM'a başvurmalarını öneririz, ücretsiz hizmet sunuyoruz. Problem yaşayan tüm vatandaşlarımız '115' numaralı danışma hattı üzerinden gönül rahatlığıyla bize başvurabilirler. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Mardin Haberleri — HALİL İBRAHİM SİNCAR/BEŞİR ŞAVUR - Mardin'de yaşayan 32 yaşındaki sağlık çalışanı M.K, 6 yıl önce başlayan sanal kumar bağımlılığından Yeşilay Danışmanlık Merkezinden (YEDAM) aldığı destekle kurtuldu.Özel bir sağlık kuruluşunda görev yapan M.K, 25 yaşındayken arkadaşından etkilenerek sanal kumar oynamaya başladı.Aile ve iş yaşamında ciddi sorunlar yaşamaya başlayan M.K, yaşadığı sıkıntılı süreçten kurtulmaya karar verdi.YEDAM'da bir yıl tedavi gören M.K, geçen yıl sanal kumardan uzaklaşmayı başardı.M.K, maddi ve manevi kayıplarını telafi ederek yeniden huzurlu yaşam sürmeye başladı.Kendime ve sevdiklerime verdiğim zararı göremiyordumM.K, AA muhabirine, arkadaş etkisiyle başlayan sanal kumar bağımlılığı nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşadığını belirtti.Bağımlılık sürecinde yaşadıklarını anlatan M.K, şunları söyledi:Şansım yaver gidiyordu. Kazandıkça harcıyor, harcadıkça yine o sitelere geri dönüyordum. Bu kazanç illüzyonu hayatımı yavaş yavaş kemiren bir sürecin başlangıcıydı. Özel sektörde iyi kazanan biriydim fakat kazancımın matematiği bozulmuştu. 5 kazanıyorsam 4'ünü kaybediyor, kalan biriyle hayatta kalmaya çalışıyordum. Kayıplar arttıkça geri alma hırsıyla daha büyük oynamaya başladım. Bu bir kısır döngüydü. Çalışmama rağmen temel ihtiyaçlarımı karşılayamayız hale geldim, çevremden borç almaya başladım. Her borç talebi beraberinde bir yalanı getiriyordu. Ailem beni defalarca psikiyatra götürdü. Bu süreç 5-6 kez başa sardı. Kendime ve sevdiklerime verdiğim zararı göremiyordum. O dünyada kaybolmuştum.Ertelemek sadece kayıpları arttırıyorM.K, eşinin dahi sanal kumar bağımlılığındın haberinin olmadığını, yıllarca bunu ondan gizlediğini söyledi.Ağabeyinin Ne hale geldin, baksana? sözünden çok etkilendiğini anlatan M.K, Eşimle paylaşınca samimiyetle bana destek oldu, tedavime katkıda bulundu. Kendi başıma aşabileceğimi sanmıştım ama bu süreci daha da uzatıyor. Aslında kayıpları artırıyordum. Hem ailemin emeklerini boşa çıkarmamak hem de tükenmişliğe son vermek için YEDAM'a başvurdum. Burada karşılaştığım şeffaflık ve kurulan güven bağı gerçekten dünyaya bakış açımı tamamen değiştirdi. Her randevu, her görüşme benim için yeni bir yol, yeni bir umut kapısı oldu. dedi.M.K, kumarı bırakınca emeğinin karşılığının geçinmek için ne kadar yeterli olduğunu fark ettiğini belirterek, Borçlarımı kapattım, huzurlu şekilde geçimimi sağlıyorum. Kimse tek başına aşarım diyerek kendisini kandırmasın. Bunu denedim ama olmadı. Bu, destek almadan kazanılamayacak kadar büyük bir savaştı. Ertelemek sadece kayıpları arttırıyor. Yardım istemek özgürlüğe atılan ilk ve en büyük adım. İnsanlar bilsin ki hiçbir zaman geç değil. diye konuştu.Mardin YEDAM'da sosyal hizmet uzmanı Sultan Solmaz ise merkezde 2021 yılından bu yana alkol, madde, tütün, kumar ve teknoloji bağımlılığı konusunda problem yaşayanlar ile ailelerine hizmet sunduklarını söyledi.YEDAM'da 4 kişilik uzman bir ekiple hizmet verdiklerini ifade eden Solmaz, Kumar ve teknoloji bağımlılığı gibi davranışsal bağımlılık türlerinde de ücretsiz bir şekilde psikososyal destek hizmeti vermeye devam etmekteyiz. Bağımlılıkla ilgili problem yaşayanların, bu bireylerin yakınlarının ve bağımlılık riski taşıyan tüm bireylerin YEDAM'a başvurmalarını öneririz, ücretsiz hizmet sunuyoruz. Problem yaşayan tüm vatandaşlarımız '115' numaralı danışma hattı üzerinden gönül rahatlığıyla bize başvurabilirler. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/yesilay-sayesinde-6-yillik-sanal-kumar-bagimliligindan-kurtuldu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Çırak olarak yetiştikleri atölyede baba-oğul omuz omuza ustalık yapıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/cirak-olarak-yetistikleri-atolyede-baba-ogul-omuz-omuza-ustalik-yapiyor/867313/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/cirak-olarak-yetistikleri-atolyede-baba-ogul-omuz-omuza-ustalik-yapiyor/867313/</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:03:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Marangoz baba İhsan Dolcan: - Onun burada ustalığını görmek kesinlikle gurur verici. Müşterileriyle konuşuyorum, yaptığı işleri görüyorum. Müzik olarak belki onun kadar bilgim yok ama yaptığı bir eserini elime aldığım zaman kalitesini görebiliyorum. Bu da bir baba olarak çok güzel bir şey - Luthier Oğuz Dolcan: - Çalışkanlığı bana ilham oluyor. Babam şu an 62 yaşında, mesleğini hala ilk günkü aşkla devam ettiriyor. Bu, ilerleyen yıllarda bu meslekte onun gibi olmamda bana ilham veriyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — EROL DEĞİRMENCİ - Marangozluk yapan İhsan Dolcan ile luthier oğlu Oğuz Dolcan, yıllar önce çıraklıkla başlayan yolculuklarını bugün aynı atölyede ustalıkla sürdürerek zanaatkarlık geleneğini yaşatıyor.Mesleğe 12 yaşında çırak olarak başlayan İhsan Dolcan, yıllar içinde edindiği tecrübeyle 28 yaşında İstanbul'un Seyyid Ömer Mahallesi'nde kendi atölyesini kurdu. Dolcan, burada sürdürdüğü marangozluk mesleğini zamanla oğlu Oğuz Dolcan ile birlikte icra etmeye başladı.Küçük yaşlardan itibaren babasının atölyesine gidip gelen Oğuz Dolcan, babasının itirazlarına rağmen atölyeden kopamadı. Henüz 8 yaşındayken babasının çırağı olan Dolcan, ahşapla iç içe büyüdü.Bir dönem babasının da emeğinin bulunduğu el yapımı gitarları gören Oğuz Dolcan'ın müzik ve enstrüman yapımına ilgisi arttı. Babasıyla birlikte ilk gitarını yapan Dolcan, zamanla luthierliğe yöneldi.Üniversite eğitimini yarıda bırakarak atölyeye dönen Oğuz Dolcan, çocuk yaşta çırak olarak adım attığı atölyede bugün kendi ustalık eserlerini üretiyor.Meslek hayatında en büyük ilham kaynağı babası olan Dolcan, onun bilgi ve tecrübelerinden yararlanmayı sürdürüyor.Baba-oğul, aynı atölyede 10 yılı aşkın süredir birlikte çalışırken, birbirlerinden aldıkları güçle üretmeye ve zanaatkafv rlık geleneğini gelecek kuşaklara aktarmaya devam ediyor.Usta-çırak veya baba-oğul ilişkisinden ziyade zamanla arkadaşlık geliştirdikBabasıyla atölyede yaşadığı deneyimi AA muhabirine anlatan Oğuz Dolcan, aynı atölyede usta-çırak ve baba-oğulun ötesinde birbirlerine arkadaş olmayı başardıklarını, bundan keyif aldığını söyledi.Dolcan, yolculuğunun aldığı bir gitarla başladığını anlatarak, Babamla çalışmanın hem güzel hem de zor olan yolları vardı. İlk zamanlarda babam buraya gelmemi istemiyordu. Zamanla rüştümü ispatlayınca o da icazet verdi. Bu şekilde devam ettim. Açıkçası işin en keyif verici yanı babamla burada sürekli vakit geçirme, kendimi geliştirme imkanı buluyorum. Bir usta-çırak veya baba-oğul ilişkisinden ziyade burada zamanla arkadaşlık geliştirdik. Burada bir hayatı paylaşıyoruz. Bu çok keyifli bir şey. diye konuştu.Mesleklerinin dedesinden yadigar olduğunu, 70 yıldır sürdürdüklerini kaydeden Dolcan, Rahmetli dedem doğramacıydı, babam marangozluğu ben de luthierliği devam ettiriyorum. Onun çalışkanlığı bana ilham oluyor. Babam şu an 62 yaşında, mesleğini hala ilk günkü aşkla devam ettiriyor. Bu, ilerleyen yıllarda bu meslekte onun gibi olmamda bana ilham veriyor. ifadelerini kullandı.Atölyenin Oğuz tarafından devam ettirileceğini bilmek çok güzelBaba İhsan Dolcan da mesleğe çırak olarak yanında başlayan oğlunun ustalığını görmenin gurur verici olduğunu dile getirdi.Oğlunun hikayesinin çok eskiden yaptığı bir gitarla başladığını belirten Dolcan, şunları anlattı:Oğuz onu gördü. Beraber bir gitar yapmamızı istedi ve yaptık. Daha sonra bu işe gönül verdi. Akademi öncesinde buraya çok girip çıktı, buranın tozunu yuttu. Konservatuvara gitti, orada kendini geliştirdi ve şimdi burada baba oğul beraber çalışıyoruz. Onun burada ustalığını görmek kesinlikle gurur verici. Müşterileriyle konuşuyorum, yaptığı işleri görüyorum. Müzik olarak belki onun kadar bilgim yok ama yaptığı bir eserini elime aldığım zaman kalitesini görebiliyorum. Bu da bir baba olarak çok güzel bir şey.Dolcan, mesleğin son temsilcileri olduklarını ifade ederek, Bizden sonra bu atölyenin Oğuz tarafından devam ettirileceğini bilmek çok güzel. O yönden kendimi şanslı görüyorum. Oğlumun ilk ürününü görmenin hissini anlatamam. Yaptığı gerçekten kolay bir şey değil ve herkesin yapabileceği bir şey değil. Bir kere o ruhun, el hassaslığının olması lazım. En başta sabır gerekiyor. O yönde kendisini çok takdir ediyorum. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — EROL DEĞİRMENCİ - Marangozluk yapan İhsan Dolcan ile luthier oğlu Oğuz Dolcan, yıllar önce çıraklıkla başlayan yolculuklarını bugün aynı atölyede ustalıkla sürdürerek zanaatkarlık geleneğini yaşatıyor.Mesleğe 12 yaşında çırak olarak başlayan İhsan Dolcan, yıllar içinde edindiği tecrübeyle 28 yaşında İstanbul'un Seyyid Ömer Mahallesi'nde kendi atölyesini kurdu. Dolcan, burada sürdürdüğü marangozluk mesleğini zamanla oğlu Oğuz Dolcan ile birlikte icra etmeye başladı.Küçük yaşlardan itibaren babasının atölyesine gidip gelen Oğuz Dolcan, babasının itirazlarına rağmen atölyeden kopamadı. Henüz 8 yaşındayken babasının çırağı olan Dolcan, ahşapla iç içe büyüdü.Bir dönem babasının da emeğinin bulunduğu el yapımı gitarları gören Oğuz Dolcan'ın müzik ve enstrüman yapımına ilgisi arttı. Babasıyla birlikte ilk gitarını yapan Dolcan, zamanla luthierliğe yöneldi.Üniversite eğitimini yarıda bırakarak atölyeye dönen Oğuz Dolcan, çocuk yaşta çırak olarak adım attığı atölyede bugün kendi ustalık eserlerini üretiyor.Meslek hayatında en büyük ilham kaynağı babası olan Dolcan, onun bilgi ve tecrübelerinden yararlanmayı sürdürüyor.Baba-oğul, aynı atölyede 10 yılı aşkın süredir birlikte çalışırken, birbirlerinden aldıkları güçle üretmeye ve zanaatkafv rlık geleneğini gelecek kuşaklara aktarmaya devam ediyor.Usta-çırak veya baba-oğul ilişkisinden ziyade zamanla arkadaşlık geliştirdikBabasıyla atölyede yaşadığı deneyimi AA muhabirine anlatan Oğuz Dolcan, aynı atölyede usta-çırak ve baba-oğulun ötesinde birbirlerine arkadaş olmayı başardıklarını, bundan keyif aldığını söyledi.Dolcan, yolculuğunun aldığı bir gitarla başladığını anlatarak, Babamla çalışmanın hem güzel hem de zor olan yolları vardı. İlk zamanlarda babam buraya gelmemi istemiyordu. Zamanla rüştümü ispatlayınca o da icazet verdi. Bu şekilde devam ettim. Açıkçası işin en keyif verici yanı babamla burada sürekli vakit geçirme, kendimi geliştirme imkanı buluyorum. Bir usta-çırak veya baba-oğul ilişkisinden ziyade burada zamanla arkadaşlık geliştirdik. Burada bir hayatı paylaşıyoruz. Bu çok keyifli bir şey. diye konuştu.Mesleklerinin dedesinden yadigar olduğunu, 70 yıldır sürdürdüklerini kaydeden Dolcan, Rahmetli dedem doğramacıydı, babam marangozluğu ben de luthierliği devam ettiriyorum. Onun çalışkanlığı bana ilham oluyor. Babam şu an 62 yaşında, mesleğini hala ilk günkü aşkla devam ettiriyor. Bu, ilerleyen yıllarda bu meslekte onun gibi olmamda bana ilham veriyor. ifadelerini kullandı.Atölyenin Oğuz tarafından devam ettirileceğini bilmek çok güzelBaba İhsan Dolcan da mesleğe çırak olarak yanında başlayan oğlunun ustalığını görmenin gurur verici olduğunu dile getirdi.Oğlunun hikayesinin çok eskiden yaptığı bir gitarla başladığını belirten Dolcan, şunları anlattı:Oğuz onu gördü. Beraber bir gitar yapmamızı istedi ve yaptık. Daha sonra bu işe gönül verdi. Akademi öncesinde buraya çok girip çıktı, buranın tozunu yuttu. Konservatuvara gitti, orada kendini geliştirdi ve şimdi burada baba oğul beraber çalışıyoruz. Onun burada ustalığını görmek kesinlikle gurur verici. Müşterileriyle konuşuyorum, yaptığı işleri görüyorum. Müzik olarak belki onun kadar bilgim yok ama yaptığı bir eserini elime aldığım zaman kalitesini görebiliyorum. Bu da bir baba olarak çok güzel bir şey.Dolcan, mesleğin son temsilcileri olduklarını ifade ederek, Bizden sonra bu atölyenin Oğuz tarafından devam ettirileceğini bilmek çok güzel. O yönden kendimi şanslı görüyorum. Oğlumun ilk ürününü görmenin hissini anlatamam. Yaptığı gerçekten kolay bir şey değil ve herkesin yapabileceği bir şey değil. Bir kere o ruhun, el hassaslığının olması lazım. En başta sabır gerekiyor. O yönde kendisini çok takdir ediyorum. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>MSB Mobil Mehmetçiğin dijital platformlardaki sesi oldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/msb-mobil-mehmetcigin-dijital-platformlardaki-sesi-oldu/867312/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/msb-mobil-mehmetcigin-dijital-platformlardaki-sesi-oldu/867312/</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:03:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — MSB Muhabere ve Bilgi Sistem Daire Başkanlığında görev yapan personel tarafından geliştiren uygulamayla, bakanlığın faaliyetlerinden duyurulara, Anıtkabir ve Harbiye Askeri Müzesine kolay erişim sağlayan sanal turdan çocuk köşesine birçok interaktif içeriğe hızla erişim sağlanabiliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — UTKU ŞİMŞEK - YUSUF SOYKAN BAL - Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından geliştirilen MSB Mobil uygulamasıyla vatandaşlar, bakanlığın faaliyetlerine, duyurularına ve birçok interaktif içeriğe hızla erişim sağlayabiliyor.MSB Muhabere ve Bilgi Sistem Daire Başkanlığında görevli personel tarafından yazılımı yapılan ve MSB Basın ve Halka İlişkiler Müşavirliğince yönetilenMSB Mobil uygulamasında geliştirme çalışmaları sürekli takip edilerek yani uygulamalar sunuluyor.Tüm yazılım ve geliştirme faaliyetleri Bakanlığın kendi mühendisleri tarafından yapılan uygulamanın görsel ve metin bazlı içerikleri ise Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği personeli tarafından hazırlandı.Anıtkabir ve Harbiye Askeri Müzesine kolay erişim sağlayan sanal tur gibi interaktif birçok içeriğin yer aldığı uygulamada, Çocuk Köşesi adında ayrı bir sekme de yer alıyor.Bu kısımda, boyama kitabı, yap-boz ve videoların bulunduğu içerikler çocukların kullanımına sunuldu.Tamamı mühendislerimiz tarafından geliştirildiUygulama hakkında AA muhabirine bilgi veren MSB Muharebe ve Bilgi Sistem Dairesi Başkanlığı Örün Siteleri ve Mobil Yazılım Şube Müdürü Selda Mete, uygulamanın sürekli güncellendiğini ve yeni içerikler eklendiğini belirtti.Değişen ve gelişen teknolojileri yakından takip ederek, yeniliklere açık uygulamalar geliştirdiklerini anlatan Mete, buna paralel olarak yeni teknolojik faaliyetleri bakanlık hizmet birimlerine kazandırma hedefiyle yazılım faaliyetlerini sürdürdüklerini söyledi.Bu kapsamda oluşturulan MSB Mobil uygulamasının bakanlık öz kaynakları ve imkanları kullanılarak, tamamı başkanlık bünyesinde çalışan mühendisler tarafından geliştirildiğini ve hizmete alındığını aktaran Mete, uygulamanın her geçen gün ihtiyaçlar doğrultusunda yenilenerek hizmet vermeye devam ettiğini dile getirdi.Savunma yalnızca sahada değil, her yerde yapılırUygulamada ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Türk tarihinin önemli komutanları, harp tarihi, kahramanlık destanları, tarihe geçen önemli olaylar, şehitlerin anıları gibi özel başlıkları ele alan podcastler de yer alıyor.Sesli üretilen içeriklerin tamamında bakanlığın arşivlerinden yararlanıldı.Uygulamanın podcast bölümünde görev alan MSB Bütçe ve Mali Hizmetler Genel Müdürlüğü Mali Kontrol Uzmanı Emel Çakır, bakanlığın dijital platformlara büyük önem verdiğini vurguladı.Bakanlığın, MSB Mobil uygulamasıyla podcast dünyasındaki yerini aldığını belirterek, şunları kaydetti:Podcastlerimiz özel günler, önemli faaliyetler ve şanlı tarihimize ışık tutan birbirinden farklı içerikleri kapsamaktadır. Ben ve benim gibi seslendirme konusunda eğitim almış arkadaşlarım veya bu konuda istekli olanlarla birlikte, büyük bir özveri ve gayret sergileyerek, tamamen gönüllülük esasına dayalı olarak kendi işlerimizin yanında podcastleri hazırlıyoruz ve dinleyicilerimizin beğenisine sunuyoruz. MSB personeli olarak büyük bir emek ve özveriyle hazırladığımız podcastlerimizi 'MSB Mobil' uygulaması üzerinden dinleyebilirsiniz.MSB Teknik Hizmetler Genel Müdürlüğünde tercüman olarak çalışan ve podcast servisine de katkı sunan Binnur Akıncı Yeşil ise görevine ek olarak MSB bünyesinde kurulan mobil uygulamanın podcast servisine sesiyle destek vermeye çalıştığını anlattı.Bunu, hem Türkçe hem de İngilizce yapmaya çalıştığını ifade eden Yeşil, Bakanlığımız bünyesinde tamamen kendi öz kaynaklarıyla oluşturulmuş olan bu platform, sahada aktif olarak hizmet veren personelimize burada ses ve nefes oluyor. Çünkü biz şunun bilincindeyiz ki savunma yalnızca sahada değil, sesin ve bilginin ulaştığı her yerde yapılır. diye konuştu.Afiş çalışmaları, duvar kağıtları ve hikayeler de yer alıyorMSB Mobil uygulamasında, basın açıklamaları, asker alma duyuruları, personel temin bildirimleri gibi içeriklerin yanı sıra grafik birimi tarafından hazırlanan afiş çalışmaları, duvar kağıtları ve hikayeler de yer alıyor.Uygulama için içerik üreten ve MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği'nde grafiker olarak çalışan Damla Sağlam Çubukçu, Burada bizim görevimiz, yazılı ve dijital olarak çalışmalar hazırlamak. Son dönemde 'MSB Mobil' uygulaması üzerine yoğunlaştık. Bu uygulamada duvar kağıdı çalışmaları, haberlerin en güncel hallerini sunmaktayız. Çocuklara yönelik içerikler ve daha fazlası da var. Bizlere desteğinizi bekliyoruz. dedi.MSB Mobil uygulamasında askerlik görevini yerine getirecek gençler için, ilk er eğitim birliklerinin adresleri ve iletişim bilgileri, Türk Silahlı Kuvvetleri personeli için orduevi ile yerel ve özel eğitim merkezlerinin iletişim bilgileri, İngilizce sözlük ve İngilizce askeri terminolojinin kolayca öğrenilmesini sağlayacak sözcük eşleştirme aracı da bulunuyor.Uygulama ile bakanlığın etkin, saygın ve caydırıcı gücü, dijital ortamda da temsil ediliyor.Öte yandan, MSB tarafından hazırlanan podcastlerin artık dijital müzik platformu Spotify üzerinden de yayımlanacağı öğrenildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — UTKU ŞİMŞEK - YUSUF SOYKAN BAL - Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından geliştirilen MSB Mobil uygulamasıyla vatandaşlar, bakanlığın faaliyetlerine, duyurularına ve birçok interaktif içeriğe hızla erişim sağlayabiliyor.MSB Muhabere ve Bilgi Sistem Daire Başkanlığında görevli personel tarafından yazılımı yapılan ve MSB Basın ve Halka İlişkiler Müşavirliğince yönetilenMSB Mobil uygulamasında geliştirme çalışmaları sürekli takip edilerek yani uygulamalar sunuluyor.Tüm yazılım ve geliştirme faaliyetleri Bakanlığın kendi mühendisleri tarafından yapılan uygulamanın görsel ve metin bazlı içerikleri ise Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği personeli tarafından hazırlandı.Anıtkabir ve Harbiye Askeri Müzesine kolay erişim sağlayan sanal tur gibi interaktif birçok içeriğin yer aldığı uygulamada, Çocuk Köşesi adında ayrı bir sekme de yer alıyor.Bu kısımda, boyama kitabı, yap-boz ve videoların bulunduğu içerikler çocukların kullanımına sunuldu.Tamamı mühendislerimiz tarafından geliştirildiUygulama hakkında AA muhabirine bilgi veren MSB Muharebe ve Bilgi Sistem Dairesi Başkanlığı Örün Siteleri ve Mobil Yazılım Şube Müdürü Selda Mete, uygulamanın sürekli güncellendiğini ve yeni içerikler eklendiğini belirtti.Değişen ve gelişen teknolojileri yakından takip ederek, yeniliklere açık uygulamalar geliştirdiklerini anlatan Mete, buna paralel olarak yeni teknolojik faaliyetleri bakanlık hizmet birimlerine kazandırma hedefiyle yazılım faaliyetlerini sürdürdüklerini söyledi.Bu kapsamda oluşturulan MSB Mobil uygulamasının bakanlık öz kaynakları ve imkanları kullanılarak, tamamı başkanlık bünyesinde çalışan mühendisler tarafından geliştirildiğini ve hizmete alındığını aktaran Mete, uygulamanın her geçen gün ihtiyaçlar doğrultusunda yenilenerek hizmet vermeye devam ettiğini dile getirdi.Savunma yalnızca sahada değil, her yerde yapılırUygulamada ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Türk tarihinin önemli komutanları, harp tarihi, kahramanlık destanları, tarihe geçen önemli olaylar, şehitlerin anıları gibi özel başlıkları ele alan podcastler de yer alıyor.Sesli üretilen içeriklerin tamamında bakanlığın arşivlerinden yararlanıldı.Uygulamanın podcast bölümünde görev alan MSB Bütçe ve Mali Hizmetler Genel Müdürlüğü Mali Kontrol Uzmanı Emel Çakır, bakanlığın dijital platformlara büyük önem verdiğini vurguladı.Bakanlığın, MSB Mobil uygulamasıyla podcast dünyasındaki yerini aldığını belirterek, şunları kaydetti:Podcastlerimiz özel günler, önemli faaliyetler ve şanlı tarihimize ışık tutan birbirinden farklı içerikleri kapsamaktadır. Ben ve benim gibi seslendirme konusunda eğitim almış arkadaşlarım veya bu konuda istekli olanlarla birlikte, büyük bir özveri ve gayret sergileyerek, tamamen gönüllülük esasına dayalı olarak kendi işlerimizin yanında podcastleri hazırlıyoruz ve dinleyicilerimizin beğenisine sunuyoruz. MSB personeli olarak büyük bir emek ve özveriyle hazırladığımız podcastlerimizi 'MSB Mobil' uygulaması üzerinden dinleyebilirsiniz.MSB Teknik Hizmetler Genel Müdürlüğünde tercüman olarak çalışan ve podcast servisine de katkı sunan Binnur Akıncı Yeşil ise görevine ek olarak MSB bünyesinde kurulan mobil uygulamanın podcast servisine sesiyle destek vermeye çalıştığını anlattı.Bunu, hem Türkçe hem de İngilizce yapmaya çalıştığını ifade eden Yeşil, Bakanlığımız bünyesinde tamamen kendi öz kaynaklarıyla oluşturulmuş olan bu platform, sahada aktif olarak hizmet veren personelimize burada ses ve nefes oluyor. Çünkü biz şunun bilincindeyiz ki savunma yalnızca sahada değil, sesin ve bilginin ulaştığı her yerde yapılır. diye konuştu.Afiş çalışmaları, duvar kağıtları ve hikayeler de yer alıyorMSB Mobil uygulamasında, basın açıklamaları, asker alma duyuruları, personel temin bildirimleri gibi içeriklerin yanı sıra grafik birimi tarafından hazırlanan afiş çalışmaları, duvar kağıtları ve hikayeler de yer alıyor.Uygulama için içerik üreten ve MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği'nde grafiker olarak çalışan Damla Sağlam Çubukçu, Burada bizim görevimiz, yazılı ve dijital olarak çalışmalar hazırlamak. Son dönemde 'MSB Mobil' uygulaması üzerine yoğunlaştık. Bu uygulamada duvar kağıdı çalışmaları, haberlerin en güncel hallerini sunmaktayız. Çocuklara yönelik içerikler ve daha fazlası da var. Bizlere desteğinizi bekliyoruz. dedi.MSB Mobil uygulamasında askerlik görevini yerine getirecek gençler için, ilk er eğitim birliklerinin adresleri ve iletişim bilgileri, Türk Silahlı Kuvvetleri personeli için orduevi ile yerel ve özel eğitim merkezlerinin iletişim bilgileri, İngilizce sözlük ve İngilizce askeri terminolojinin kolayca öğrenilmesini sağlayacak sözcük eşleştirme aracı da bulunuyor.Uygulama ile bakanlığın etkin, saygın ve caydırıcı gücü, dijital ortamda da temsil ediliyor.Öte yandan, MSB tarafından hazırlanan podcastlerin artık dijital müzik platformu Spotify üzerinden de yayımlanacağı öğrenildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/msb-mobil-mehmetcigin-dijital-platformlardaki-sesi-oldu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Üç branşta ter döken Muhammed Can Yanmaz'ın hedefi milli formayla olimpiyatlara katılmak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/uc-bransta-ter-doken-muhammed-can-yanmaz-in-hedefi-milli-formayla-olimpiyatlara-katilmak/867311/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/uc-bransta-ter-doken-muhammed-can-yanmaz-in-hedefi-milli-formayla-olimpiyatlara-katilmak/867311/</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:03:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Balıkesir'de 14 yaşındaki Muhammed Can Yanmaz, basketbol, yüksek atlama ve uzun atlama branşlarında spor tutkusunu sürdürüyor - Muhammed Can Yanmaz: Hayalim milli formayla ülkemi büyük organizasyonlarda temsil etmek. Gerek yüksek atlama gerekse uzun atlamada ailemi ve ülkemi gururlandırmak istiyorum]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- MİRAÇ KAYA - Balıkesir'in merkez Karesi ilçesinde yaşayan 14 yaşındaki Muhammed Can Yanmaz, üç branşta sürdürdüğü spor tutkusunu milli formayla olimpiyatlara taşımayı hedefliyor.İlçeye bağlı Paşaalanı Mahallesi'nde yaşayan Muhammed Can Yanmaz, küçük yaşlardan itibaren spor yapmaya başladı.Babası Can Yanmaz'ın da destekleriyle basketbolun yanı sıra atletizmle de ilgilenen Muhammed Can, yüksek atlama ve uzun atlama branşlarında da kendisini geliştirdi.Katıldığı Anadolu Yıldızlar Ligi Türkiye şampiyonalarında birincilikleri bulunan Muhammed Can, bu başarısını derslerine de yansıtarak BİLSEM öğrencisi olmayı başardı.Haftada 10 idman yapan 1,94 metre boyundaki Muhammed Can, milli formayla olimpiyatlara katılmayı hedefliyor.Ailemi ve ülkemi gururlandırmak istiyorumMuhammed Can Yanmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilkokul dördüncü sınıfta öğretmeninin kendisini okul yarışmalarında keşfettiğini söyledi.Sporu çok sevdiğini belirten Muhammed Can, şöyle devam etti:Hayalim milli formayla ülkemi büyük organizasyonlarda temsil etmek. Gerek yüksek atlama gerekse uzun atlamada ailemi ve ülkemi gururlandırmak istiyorum. Günlerim hep yoğun geçiyor, bana tatil yok. Haftada 10 idman yapıyorum. Atletizmin her spora büyük katkısı var. O yüzden basketbola da aşırı katkısı oluyor. Yüksek ve uzun atlamada olimpiyatlara katılmak istiyorum. Benim gibi sporla ilgilenen arkadaşlarıma asla vazgeçmemelerini öneririm. Hep üzerine gitsinler, asla yılmasınlar.Baba Can Yanmaz ise çocukların iyi bir noktaya gelmesinde ailelere önemli görevler düştüğünü dile getirdi.Yanmaz, çocukların huzurlu bir ailede telefon, tablet ve televizyondan uzak durmaları gerektiğini anlatarak, Oğlum hedefleriyle ilgili ne yaparsa yapsın arkasındayım. Onun vereceği tüm kararlara saygı gösteriyorum. Önemli olan karakterli, kişilikli, ahlaklı, adam gibi bir adam olup büyüyebilmesidir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim' sözü bizim için çok değerlidir. ifadelerini kullandı.Can Yanmaz, spor yapan çocukların disiplinli olmayı başardıkları için bu durumun okula ve eğitimine de olumlu yansıdığını sözlerine ekledi.- Hedefe emin adımlarla yürüyeceğizMuhammed Can'ın atletizm antrenörü Metin Dilcioğlu, spora erken başlamanın çocuklara büyük avantaj sağladığını vurguladı.Dilcioğlu, Muhammed Can'ın çoklu branş yapmasının gelişimine olumlu yansıdığını ifade ederek, kendisinin şu anda yüksek atlama antrenmanlarında 180 santimetreyi geçtiğini söyledi.Yakın zamanda 16 Yaş Altı Türkiye Şampiyonası'nın yapılacağını belirten Dilcioğlu, şunları kaydetti:Yaklaşık 15 gün zamanımız kaldı. Antrenmanda biz bunu atlattık ama önemli olan bunu yarışa yansıtabilmek. 14 yaşındaki bir çocuğun 180 santimetreyi geçmesi basit bir derece değil. Onun için biz şimdi hem yüksek hem uzun yapıyoruz. İleri de yükseğe ağırlık vereceğiz. Muhammed Can şu anda elde ettiği başarılarla elit sporcu kategorisinde yer alıyor. Bu yıl göstereceği performansla tahmin ediyorum ki erken bir şekilde milli takım kadrosuna çağrılır. İnşallah önü de açık. Devamlı düzenli antrenman yapacağız. Hedefimizden sapmadan, planlarımızı bozmadan hedefe emin adımlarla yürüyeceğiz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- MİRAÇ KAYA - Balıkesir'in merkez Karesi ilçesinde yaşayan 14 yaşındaki Muhammed Can Yanmaz, üç branşta sürdürdüğü spor tutkusunu milli formayla olimpiyatlara taşımayı hedefliyor.İlçeye bağlı Paşaalanı Mahallesi'nde yaşayan Muhammed Can Yanmaz, küçük yaşlardan itibaren spor yapmaya başladı.Babası Can Yanmaz'ın da destekleriyle basketbolun yanı sıra atletizmle de ilgilenen Muhammed Can, yüksek atlama ve uzun atlama branşlarında da kendisini geliştirdi.Katıldığı Anadolu Yıldızlar Ligi Türkiye şampiyonalarında birincilikleri bulunan Muhammed Can, bu başarısını derslerine de yansıtarak BİLSEM öğrencisi olmayı başardı.Haftada 10 idman yapan 1,94 metre boyundaki Muhammed Can, milli formayla olimpiyatlara katılmayı hedefliyor.Ailemi ve ülkemi gururlandırmak istiyorumMuhammed Can Yanmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilkokul dördüncü sınıfta öğretmeninin kendisini okul yarışmalarında keşfettiğini söyledi.Sporu çok sevdiğini belirten Muhammed Can, şöyle devam etti:Hayalim milli formayla ülkemi büyük organizasyonlarda temsil etmek. Gerek yüksek atlama gerekse uzun atlamada ailemi ve ülkemi gururlandırmak istiyorum. Günlerim hep yoğun geçiyor, bana tatil yok. Haftada 10 idman yapıyorum. Atletizmin her spora büyük katkısı var. O yüzden basketbola da aşırı katkısı oluyor. Yüksek ve uzun atlamada olimpiyatlara katılmak istiyorum. Benim gibi sporla ilgilenen arkadaşlarıma asla vazgeçmemelerini öneririm. Hep üzerine gitsinler, asla yılmasınlar.Baba Can Yanmaz ise çocukların iyi bir noktaya gelmesinde ailelere önemli görevler düştüğünü dile getirdi.Yanmaz, çocukların huzurlu bir ailede telefon, tablet ve televizyondan uzak durmaları gerektiğini anlatarak, Oğlum hedefleriyle ilgili ne yaparsa yapsın arkasındayım. Onun vereceği tüm kararlara saygı gösteriyorum. Önemli olan karakterli, kişilikli, ahlaklı, adam gibi bir adam olup büyüyebilmesidir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim' sözü bizim için çok değerlidir. ifadelerini kullandı.Can Yanmaz, spor yapan çocukların disiplinli olmayı başardıkları için bu durumun okula ve eğitimine de olumlu yansıdığını sözlerine ekledi.- Hedefe emin adımlarla yürüyeceğizMuhammed Can'ın atletizm antrenörü Metin Dilcioğlu, spora erken başlamanın çocuklara büyük avantaj sağladığını vurguladı.Dilcioğlu, Muhammed Can'ın çoklu branş yapmasının gelişimine olumlu yansıdığını ifade ederek, kendisinin şu anda yüksek atlama antrenmanlarında 180 santimetreyi geçtiğini söyledi.Yakın zamanda 16 Yaş Altı Türkiye Şampiyonası'nın yapılacağını belirten Dilcioğlu, şunları kaydetti:Yaklaşık 15 gün zamanımız kaldı. Antrenmanda biz bunu atlattık ama önemli olan bunu yarışa yansıtabilmek. 14 yaşındaki bir çocuğun 180 santimetreyi geçmesi basit bir derece değil. Onun için biz şimdi hem yüksek hem uzun yapıyoruz. İleri de yükseğe ağırlık vereceğiz. Muhammed Can şu anda elde ettiği başarılarla elit sporcu kategorisinde yer alıyor. Bu yıl göstereceği performansla tahmin ediyorum ki erken bir şekilde milli takım kadrosuna çağrılır. İnşallah önü de açık. Devamlı düzenli antrenman yapacağız. Hedefimizden sapmadan, planlarımızı bozmadan hedefe emin adımlarla yürüyeceğiz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
