<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Türk atletizmi büyük organizasyonlarda kota fazlası vermeye başladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turk-atletizmi-buyuk-organizasyonlarda-kota-fazlasi-vermeye-basladi/913262/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turk-atletizmi-buyuk-organizasyonlarda-kota-fazlasi-vermeye-basladi/913262/</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:06:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Ahmet Karadağ: - Akdeniz Oyunları'nda 15 madalya aldık ancak bu 15 madalyanın dışında Avrupa Şampiyonası'na tarihteki en yüksek kotayla gittik - Biz de artık kotaları fazladan geçen sporcularımızı elemek durumunda kaldık. Bu bizim sayısal olarak başarıyı elde ettiğimizi gösteriyor - Sportif başarılarımız çok şükür daha iyiye gidecek gibi görünüyor. Alttan gelen çok ciddi bir potansiyelimiz var]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- MURAT ASİL - Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Ahmet Karadağ, büyük organizasyonlarda kota fazlası vermeye başladıklarını ve artan kalitenin madalya sayısına yansıyacağını söyledi.Kayseri'de bu yıl 6'ncısı gerçekleştirilen Uluslararası Kayseri Yarı Maratonu'nu takip etmek için kente gelen Karadağ, AA muhabirine, atletizmde rekabetin ve kalitenin her geçen yıl arttığını, bunun meyvelerinin de zamanla toplanacağını belirtti.İngiltere'de 10-16 Ağustos tarihlerinde düzenlenen Avrupa Atletizm Şampiyonası'na rekor bir kotayla gidildiğini aktaran Karadağ, Bizim en büyük sıkıntımız kaliteli sporcu yetiştirmek konusundaydı ve son dönemlerde kaliteli sporcu sayımız arttı. dedi.Alttan gelen çok ciddi bir potansiyelimiz varBirçok branşta artık kota fazlası verir hale geldiklerini vurgulayan Karadağ, şöyle konuştu:Akdeniz Oyunları'nda 15 madalya aldık ancak bu 15 madalyanın dışında Avrupa Şampiyonası'na tarihteki en yüksek kotayla gittik. Biz hep, 'Amerika Birleşik Devletleri'ne bakın, 100 metrede olimpiyata gidebilecek 10 tane sporcusu var. Kendi arasından seçme yapıp 3 kişiyi götürüyor' derdik. Bizde de örneğin 3 bin metre engelli kadınlarda 5 kişi geçti kotayı ve 3 kişiyi götürmek zorunda kaldık. Yani biz de artık kotaları fazladan geçen sporcularımızı elemek durumunda kaldık. Bu bizim sayısal olarak başarıyı elde ettiğimizi gösteriyor. İleride de tabii kantite (sayı) artınca kalite de artacak. Madalya sayımız da böyle artacak. Aynı şekilde yürüyüş branşında çok ciddi kotalar geçtik. Kota fazlası olan sporcularımız oldu, yani kotanın üstünde. Orada da eleme yapmak durumunda kaldık. Sportif başarılarımız çok şükür daha iyiye gidecek gibi görünüyor. Alttan gelen çok ciddi bir potansiyelimiz var.Cumhurbaşkanlığı Yarı Maratonu 11 Ekim&#039;de yapılacak2036 Olimpiyatları İstanbul'da düzenlenirse çok başarılı atletlere ihtiyaç duyulacağına dikkati çeken Karadağ, Bu olimpiyatı nasip olursa Cumhurbaşkanımızın önderliğinde alacağız. Bunun için de ilk adımları attık. 11 Ekim'de buradan ilan ediyorum, ilk defa Cumhurbaşkanımızın himayesinde bir yarı maraton düzenleyeceğiz ve bunun devamında da inşallah daha büyük yarışmalar organize edeceğiz diye konuştu.Yakın zamanda Avrupa Kros Şampiyonası olduğunu ve buna hazırlanacaklarını belirten Karadağ, Kış mevsimi geldi artık. Pist mevsimini bıraktık. Sonrasında da salon şampiyonaları olacak. Onlara iştirak edeceğiz. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- MURAT ASİL - Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Ahmet Karadağ, büyük organizasyonlarda kota fazlası vermeye başladıklarını ve artan kalitenin madalya sayısına yansıyacağını söyledi.Kayseri'de bu yıl 6'ncısı gerçekleştirilen Uluslararası Kayseri Yarı Maratonu'nu takip etmek için kente gelen Karadağ, AA muhabirine, atletizmde rekabetin ve kalitenin her geçen yıl arttığını, bunun meyvelerinin de zamanla toplanacağını belirtti.İngiltere'de 10-16 Ağustos tarihlerinde düzenlenen Avrupa Atletizm Şampiyonası'na rekor bir kotayla gidildiğini aktaran Karadağ, Bizim en büyük sıkıntımız kaliteli sporcu yetiştirmek konusundaydı ve son dönemlerde kaliteli sporcu sayımız arttı. dedi.Alttan gelen çok ciddi bir potansiyelimiz varBirçok branşta artık kota fazlası verir hale geldiklerini vurgulayan Karadağ, şöyle konuştu:Akdeniz Oyunları'nda 15 madalya aldık ancak bu 15 madalyanın dışında Avrupa Şampiyonası'na tarihteki en yüksek kotayla gittik. Biz hep, 'Amerika Birleşik Devletleri'ne bakın, 100 metrede olimpiyata gidebilecek 10 tane sporcusu var. Kendi arasından seçme yapıp 3 kişiyi götürüyor' derdik. Bizde de örneğin 3 bin metre engelli kadınlarda 5 kişi geçti kotayı ve 3 kişiyi götürmek zorunda kaldık. Yani biz de artık kotaları fazladan geçen sporcularımızı elemek durumunda kaldık. Bu bizim sayısal olarak başarıyı elde ettiğimizi gösteriyor. İleride de tabii kantite (sayı) artınca kalite de artacak. Madalya sayımız da böyle artacak. Aynı şekilde yürüyüş branşında çok ciddi kotalar geçtik. Kota fazlası olan sporcularımız oldu, yani kotanın üstünde. Orada da eleme yapmak durumunda kaldık. Sportif başarılarımız çok şükür daha iyiye gidecek gibi görünüyor. Alttan gelen çok ciddi bir potansiyelimiz var.Cumhurbaşkanlığı Yarı Maratonu 11 Ekim&#039;de yapılacak2036 Olimpiyatları İstanbul'da düzenlenirse çok başarılı atletlere ihtiyaç duyulacağına dikkati çeken Karadağ, Bu olimpiyatı nasip olursa Cumhurbaşkanımızın önderliğinde alacağız. Bunun için de ilk adımları attık. 11 Ekim'de buradan ilan ediyorum, ilk defa Cumhurbaşkanımızın himayesinde bir yarı maraton düzenleyeceğiz ve bunun devamında da inşallah daha büyük yarışmalar organize edeceğiz diye konuştu.Yakın zamanda Avrupa Kros Şampiyonası olduğunu ve buna hazırlanacaklarını belirten Karadağ, Kış mevsimi geldi artık. Pist mevsimini bıraktık. Sonrasında da salon şampiyonaları olacak. Onlara iştirak edeceğiz. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Enver Altaylı sağlığının düzelmesi halinde Kozinoğlu soruşturmasında ifade verecek</title>
      <link>https://www.canligaste.com/enver-altayli-sagliginin-duzelmesi-halinde-kozinoglu-sorusturmasinda-ifade-verecek/913261/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/enver-altayli-sagliginin-duzelmesi-halinde-kozinoglu-sorusturmasinda-ifade-verecek/913261/</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:03:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturmada, başka bir davadan hükümlü Enver Altaylı'nın ifadesi sağlık durumunun düzelmesi halinde alınacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturmada, başka bir davadan hükümlü Enver Altaylı'nın ifadesi sağlık durumunun düzelmesi halinde alınacak.Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin kasten öldürme, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve üye olma ile 2937 sayılı yasaya muhalefet suçlarından başlatılan soruşturma sürüyor.Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) kapsamında yargılandığı silahlı terör örgütüne üye olmak ve siyasi ve askeri casusluk suçlarından hakkında verilen 23 yıl 4 ay hapis cezası 2024 yılında onanan Altaylı'nın soruşturma kapsamındaki ifadesinin sağlık sorunları sebebiyle alınamadığı öğrenildi.Altaylı'nın sağlık durumunun düzelmesi halinde ifadesinin alınacağı bilgisine ulaşıldı.⁠ ⁠Ne olmuştu?Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmaya yönelik açıklama yapmıştı.Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu Silivri 1 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda 12 Kasım 2011'de rahatsızlanarak Silivri Devlet Hastanesi'ne sevk edildiğini anımsatan Gürlek, Hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybetmiş olduğu tespit edilmiştir. Olayın ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş, ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve müteveffanın eşinin tanık ifadeleri alınmış, 10 Nisan 2012'de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. ifadelerini kullanmıştı.Bakan Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığınca dosyanın yeniden incelendiğini belirterek, şunları kaydetmişti:Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan değerlendirmeler ışığında Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararı kaldırılmış ve soruşturma yeniden başlatılmıştır. Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınmış, özel bir soruşturma ekibi oluşturularak olayın tüm yönleriyle yeniden aydınlatılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar başlatılmıştır. Bugün gelinen aşamada, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmış, 10 şüpheli gözaltına alınmış, 1 şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edilmiştir.Gözaltına alınan 10 şüpheliden 1'i tutuklanmış, 7'si adli kontrol şartıyla olmak üzere 9'u serbest bırakılmıştı.Soruşturma kapsamında yürütülen çalışmalarda, 1'i muhabir, 1'i kameraman ve 7'si sağlık çalışanı olmak üzere 9 şüpheli daha gözaltına alınmıştı.Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, adliyeye sevk edilmişti.Savcılıkça ifadeleri alınan 1'i muhabir 3 şüpheli tutuklanmaları, kameramanın da aralarında bulunduğu 3 zanlı yurt dışına çıkış yasağı ve imza atmak, diğer 3 şüpheli ise yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol uygulanması talebiyle hakimliğe sevk edilmişti.Hakimlik, muhabirin de arasında olduğu 3 şüphelinin tutuklanmasına, kameramanın da arasında bulunduğu 6 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermişti.Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, Kozinoğlu'nun kesin ölüm nedeninin ve ölümüne üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla alınan karar kapsamında fethi kabir işlemi gerçekleştirilmişti.Soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan bilgi sahibi sıfatıyla savcılığa ifade vermişti.Başsavcılıkça Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin incelenmesine karar verilmişti.Soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 6&#039;ya yükseldiSoruşturma kapsamında, olay tarihinde görev yapan Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan ve Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ve Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur gözaltına alınmıştı.Silivri Adliyesi'ne sevk edilen Doğan ve İşgören'in tutuklanmasına karar veren hakimlik, şüpheliler Ataman ve Uğur hakkında ise ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmetmişti.Soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 6'ya, hakkında adli kontrol tedbiri uygulanan şüpheli sayısı da 15'e yükselmişti.Devam eden çalışmalarda, eski gazeteci Osman Arslan, ambulans şoförü Süleyman Kaba, dönemin cezaevi müdürü Ömer Vatan ve dönemin vardiya amiri Kazım Beyke de gözaltına alınmıştı.Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ambulans şoförü Süleyman Kaba'nın, jandarmadaki ifadesinin ardından mevcut delil durumu da gözetilerek serbest bırakılmasına karar verilmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturmada, başka bir davadan hükümlü Enver Altaylı'nın ifadesi sağlık durumunun düzelmesi halinde alınacak.Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin kasten öldürme, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve üye olma ile 2937 sayılı yasaya muhalefet suçlarından başlatılan soruşturma sürüyor.Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) kapsamında yargılandığı silahlı terör örgütüne üye olmak ve siyasi ve askeri casusluk suçlarından hakkında verilen 23 yıl 4 ay hapis cezası 2024 yılında onanan Altaylı'nın soruşturma kapsamındaki ifadesinin sağlık sorunları sebebiyle alınamadığı öğrenildi.Altaylı'nın sağlık durumunun düzelmesi halinde ifadesinin alınacağı bilgisine ulaşıldı.⁠ ⁠Ne olmuştu?Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmaya yönelik açıklama yapmıştı.Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu Silivri 1 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda 12 Kasım 2011'de rahatsızlanarak Silivri Devlet Hastanesi'ne sevk edildiğini anımsatan Gürlek, Hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybetmiş olduğu tespit edilmiştir. Olayın ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş, ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve müteveffanın eşinin tanık ifadeleri alınmış, 10 Nisan 2012'de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. ifadelerini kullanmıştı.Bakan Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığınca dosyanın yeniden incelendiğini belirterek, şunları kaydetmişti:Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan değerlendirmeler ışığında Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararı kaldırılmış ve soruşturma yeniden başlatılmıştır. Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınmış, özel bir soruşturma ekibi oluşturularak olayın tüm yönleriyle yeniden aydınlatılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar başlatılmıştır. Bugün gelinen aşamada, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmış, 10 şüpheli gözaltına alınmış, 1 şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edilmiştir.Gözaltına alınan 10 şüpheliden 1'i tutuklanmış, 7'si adli kontrol şartıyla olmak üzere 9'u serbest bırakılmıştı.Soruşturma kapsamında yürütülen çalışmalarda, 1'i muhabir, 1'i kameraman ve 7'si sağlık çalışanı olmak üzere 9 şüpheli daha gözaltına alınmıştı.Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, adliyeye sevk edilmişti.Savcılıkça ifadeleri alınan 1'i muhabir 3 şüpheli tutuklanmaları, kameramanın da aralarında bulunduğu 3 zanlı yurt dışına çıkış yasağı ve imza atmak, diğer 3 şüpheli ise yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol uygulanması talebiyle hakimliğe sevk edilmişti.Hakimlik, muhabirin de arasında olduğu 3 şüphelinin tutuklanmasına, kameramanın da arasında bulunduğu 6 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermişti.Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, Kozinoğlu'nun kesin ölüm nedeninin ve ölümüne üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla alınan karar kapsamında fethi kabir işlemi gerçekleştirilmişti.Soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan bilgi sahibi sıfatıyla savcılığa ifade vermişti.Başsavcılıkça Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin incelenmesine karar verilmişti.Soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 6&#039;ya yükseldiSoruşturma kapsamında, olay tarihinde görev yapan Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan ve Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ve Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur gözaltına alınmıştı.Silivri Adliyesi'ne sevk edilen Doğan ve İşgören'in tutuklanmasına karar veren hakimlik, şüpheliler Ataman ve Uğur hakkında ise ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmetmişti.Soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 6'ya, hakkında adli kontrol tedbiri uygulanan şüpheli sayısı da 15'e yükselmişti.Devam eden çalışmalarda, eski gazeteci Osman Arslan, ambulans şoförü Süleyman Kaba, dönemin cezaevi müdürü Ömer Vatan ve dönemin vardiya amiri Kazım Beyke de gözaltına alınmıştı.Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ambulans şoförü Süleyman Kaba'nın, jandarmadaki ifadesinin ardından mevcut delil durumu da gözetilerek serbest bırakılmasına karar verilmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Sinop'ta kıyı balıkçılarının ağlarına 4 bin palamut takıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/sinop-ta-kiyi-balikcilarinin-aglarina-4-bin-palamut-takildi/913260/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/sinop-ta-kiyi-balikcilarinin-aglarina-4-bin-palamut-takildi/913260/</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:03:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Sinop / Sinop'un Türkeli ilçesinde küçük tekneleriyle denize açılan kıyı balıkçıları, 4 bin palamut avlayarak limana döndü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Sinop Haberleri : Sinop'un Türkeli ilçesinde küçük tekneleriyle denize açılan kıyı balıkçıları, 4 bin palamut avlayarak limana döndü.Palamut avcılığı için gece saatlerinde Karadeniz'e açılarak ağlarını denize bırakan balıkçıların yüzü, bol miktarda avladıkları palamutla güldü.Palamut dolu tekneleriyle Güzelkent Balıkçı Barınağı'na dönen balıkçılar, avcılığın ilerleyen günlerde de verimli geçmesini umut ediyor.Güzelkent Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Mürsel Sarısoy, AA muhabirine, palamut avcılığının yüzlerini güldürmeye devam ettiğini söyledi.Balıkçıların emeklerinin karşılığını almasının kendilerini memnun ettiğini belirten Sarısoy, Bu gece balıkçılık iyi geçti. Herkes bir şeyler aldı, emeğinin karşılığını buldu. Sezon iyi başladı. Palamudun fiyatı gününe göre 45, 50 ve 60 lira arasında değişiyor. Çevre illere ve ilçelere satışını yapıyoruz. Kasım ve aralık aylarının daha iyi geçeceğini düşünüyoruz. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Sinop Haberleri : Sinop'un Türkeli ilçesinde küçük tekneleriyle denize açılan kıyı balıkçıları, 4 bin palamut avlayarak limana döndü.Palamut avcılığı için gece saatlerinde Karadeniz'e açılarak ağlarını denize bırakan balıkçıların yüzü, bol miktarda avladıkları palamutla güldü.Palamut dolu tekneleriyle Güzelkent Balıkçı Barınağı'na dönen balıkçılar, avcılığın ilerleyen günlerde de verimli geçmesini umut ediyor.Güzelkent Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Mürsel Sarısoy, AA muhabirine, palamut avcılığının yüzlerini güldürmeye devam ettiğini söyledi.Balıkçıların emeklerinin karşılığını almasının kendilerini memnun ettiğini belirten Sarısoy, Bu gece balıkçılık iyi geçti. Herkes bir şeyler aldı, emeğinin karşılığını buldu. Sezon iyi başladı. Palamudun fiyatı gününe göre 45, 50 ve 60 lira arasında değişiyor. Çevre illere ve ilçelere satışını yapıyoruz. Kasım ve aralık aylarının daha iyi geçeceğini düşünüyoruz. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/sinop-ta-kiyi-balikcilarinin-aglarina-4-bin-palamut-takildi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'nin Afrika'daki barış çabaları kıtanın farklı bölgelerinde öne çıkıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-nin-afrika-daki-baris-cabalari-kitanin-farkli-bolgelerinde-one-cikiyor/913257/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-nin-afrika-daki-baris-cabalari-kitanin-farkli-bolgelerinde-one-cikiyor/913257/</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:03:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / AKEM Araştırmacısı Dr. Alioune Aboutalib Lo: - Türkiye'nin avantajı, bir çatışmada yer alan bütün taraflarla konuşabilmesi - Sudanlı akademisyen Dr. Tarık Nur: - Türkiye'nin Afrika'daki rolünü, bir taraf adına çözüm üretmekten ziyade tarafların kendi çözümlerini geliştirmelerine yardımcı olan bir kolaylaştırıcılık modeli olarak değerlendirmek daha isabetli]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : ADAMA BAMBA - Türkiye'nin Afrika'da arabuluculuk ve diplomasi başta olmak üzere insani yardım, kalkınma ve kapasite geliştirme alanlarında yürüttüğü çalışmalar, kıtanın farklı bölgelerindeki barış ve istikrar süreçlerine katkı sunuyor.Türkiye, 2005'te Afrika Birliği (AfB) nezdinde gözlemci statüsü elde ederken, 2008'de kıtanın stratejik ortağı ilan edildi. Barış ve güvenlik de Türkiye-Afrika ortaklığının öncelikli işbirliği alanları arasında yer alıyor.21 Eylül Uluslararası Barış Günü dolayısıyla AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Afrika Koordinasyon ve Eğitim Merkezi (AKEM) Araştırmacısı Dr. Alioune Aboutalib Lo ile Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Öğretim Üyesi Sudanlı akademisyen Dr. Tarık Nur, Türkiye'nin kıtadaki barış ve istikrara yönelik çalışmalarını değerlendirdi.Lo, barışın teşviki ve arabuluculuğun son 20 yılda Türkiye'nin Afrika politikasının önemli unsurlarından biri haline geldiğini belirterek, Ankara'nın kıtada hem çok taraflı hem de ikili düzeyde çeşitli süreçlerde yer aldığını söyledi.Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) bünyesindeki girişimler kapsamında Sierra Leone'deki barış faaliyetlerinin yanı sıra Birleşmiş Milletler Orta Afrika Cumhuriyeti Çok Boyutlu Entegre İstikrar Misyonu (MINUSCA) ve Birleşmiş Milletler Kongo Demokratik Cumhuriyeti İstikrar Misyonuna (MONUSCO) katkı sunduğuna dikkati çeken Lo, ikili düzeyde ise diplomasisini anlaşmazlık yaşayan tarafları yakınlaştırmak için kullandığını ifade etti.Lo, Somali ile Etiyopya arasındaki Ankara Süreci'nin bunun en somut örneklerinden olduğunu belirterek, Türkiye'nin ayrıca Somali ile Somaliland arasındaki görüşmelerde kolaylaştırıcılık yaptığını, Libya dosyasında rol üstlendiğini ve Etiyopya ile Mısır arasındaki Nil suları anlaşmazlığı konusunda diplomatik girişimlerde bulunduğunu anlattı.Türkiye'nin Afrika ülkeleriyle yıllar içinde geliştirdiği ilişkilerin Ankara'ya farklı taraflarla görüşebilme imkanı sağladığını vurgulayan Lo, Türkiye'nin avantajı, bir çatışmada yer alan bütün taraflarla konuşabilmesi. dedi.Lo, Türkiye'nin kıtada güçlendirdiği ikili ilişkiler sayesinde farklı aktörler arasında diyaloğu başlatabilecek bir konum elde ettiğini ve arabuluculuğu diplomatik araçlarından biri haline getirdiğini söyledi.Somali-Etiyopya sürecinde ikili ilişkiler etkili olduSomali ile Etiyopya arasındaki anlaşmazlığa değinen Lo, Türkiye'nin her iki ülkeyle sahip olduğu siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkilerin tarafların Ankara'da bir araya getirilmesinde etkili olduğunu belirtti.Türkiye'nin kolaylaştırıcılığında Temmuz 2024'te başlayan görüşmeler, 11 Aralık 2024'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde kabul edilen Ankara Bildirisi'yle sonuçlandı. Somali ve Etiyopya, birbirlerinin egemenliği, birliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne saygılarını teyit etti.Batı Afrika ve Sahel&#039;de güvenlik sorunuBatı Afrika ve Sahel'deki duruma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Lo, bölgenin barış ve güvenlik açısından giderek daha karmaşık hale geldiğini ve terörün bölge ülkelerinin karşı karşıya bulunduğu temel sorunlardan biri olduğunu söyledi.Türkiye'nin bölge ülkeleriyle ilişkilerinin son yıllarda güçlendiğine işaret eden Lo, Ankara'nın Batı Afrika ülkelerinin yanı sıra Sahel Devletleri İttifakı (AES) ülkeleriyle de ilişkilerini geliştirdiğini anlattı.Lo, Türkiye'nin bölgedeki rolünün diplomatik ve ekonomik ilişkilerin yanı sıra güvenlik alanına da uzandığını, bazı Sahel ülkelerinin terörle mücadele kapasitesinin geliştirilmesinde Türk savunma sanayi ürünlerinden yararlandığını ifade etti.Barış yalnızca ateşkesle sınırlı görülmemeliSudanlı akademisyen Nur ise Türkiye'nin Afrika'daki barış çabalarının yalnızca klasik arabuluculuk faaliyetleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, diplomasi, kalkınma işbirliği, insani yardım, eğitim ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesinin de uzun vadeli barışın parçaları olduğunu söyledi.Somali'yi Türkiye'nin çok boyutlu yaklaşımının en belirgin örneklerinden biri olarak gösteren Nur, Ankara Süreci'nin de Türkiye'nin doğrudan kolaylaştırıcılık kapasitesini ortaya koyduğunu vurguladı.Nur, Türkiye'nin Afrika'daki rolünü, bir taraf adına çözüm üretmekten ziyade tarafların kendi çözümlerini geliştirmelerine yardımcı olan bir kolaylaştırıcılık modeli olarak değerlendirmek daha isabetli. dedi.Ülkesinde devam eden savaşa ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Nur, Türkiye'nin Sudan'da diplomatik alan oluşturulması, insani yardımların ulaştırılması ve Sudanlı tarafların üzerinde uzlaşabileceği kapsayıcı bir siyasi sürecin desteklenmesinde rol oynayabileceğini belirtti.Türkiye'nin AfB, Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD), BM ve Sudan'ın komşularıyla koordineli hareket etmesinin daha etkili sonuçlar doğurabileceğine dikkati çeken Nur, Barış yalnızca ateşkesle sınırlı görülmemeli. ifadelerini kullandı.Nur, savaş sonrasında Sudan'daki devlet kurumlarının, üniversitelerin, eğitim ve sağlık altyapısının yeniden işler hale getirilmesinin sürdürülebilir barış açısından önem taşıdığını vurguladı.Türkiye'nin Afrika'nın kendi barış mekanizmalarıyla koordinasyonunu artırabileceğini belirten Nur, çatışma sonrası yeniden yapılanma ve insan kaynağının geliştirilmesinin de gelecek dönemde Türkiye'nin kıtadaki barış süreçlerine katkı sağlayabileceği alanlar arasında bulunduğunu kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : ADAMA BAMBA - Türkiye'nin Afrika'da arabuluculuk ve diplomasi başta olmak üzere insani yardım, kalkınma ve kapasite geliştirme alanlarında yürüttüğü çalışmalar, kıtanın farklı bölgelerindeki barış ve istikrar süreçlerine katkı sunuyor.Türkiye, 2005'te Afrika Birliği (AfB) nezdinde gözlemci statüsü elde ederken, 2008'de kıtanın stratejik ortağı ilan edildi. Barış ve güvenlik de Türkiye-Afrika ortaklığının öncelikli işbirliği alanları arasında yer alıyor.21 Eylül Uluslararası Barış Günü dolayısıyla AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Afrika Koordinasyon ve Eğitim Merkezi (AKEM) Araştırmacısı Dr. Alioune Aboutalib Lo ile Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Öğretim Üyesi Sudanlı akademisyen Dr. Tarık Nur, Türkiye'nin kıtadaki barış ve istikrara yönelik çalışmalarını değerlendirdi.Lo, barışın teşviki ve arabuluculuğun son 20 yılda Türkiye'nin Afrika politikasının önemli unsurlarından biri haline geldiğini belirterek, Ankara'nın kıtada hem çok taraflı hem de ikili düzeyde çeşitli süreçlerde yer aldığını söyledi.Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) bünyesindeki girişimler kapsamında Sierra Leone'deki barış faaliyetlerinin yanı sıra Birleşmiş Milletler Orta Afrika Cumhuriyeti Çok Boyutlu Entegre İstikrar Misyonu (MINUSCA) ve Birleşmiş Milletler Kongo Demokratik Cumhuriyeti İstikrar Misyonuna (MONUSCO) katkı sunduğuna dikkati çeken Lo, ikili düzeyde ise diplomasisini anlaşmazlık yaşayan tarafları yakınlaştırmak için kullandığını ifade etti.Lo, Somali ile Etiyopya arasındaki Ankara Süreci'nin bunun en somut örneklerinden olduğunu belirterek, Türkiye'nin ayrıca Somali ile Somaliland arasındaki görüşmelerde kolaylaştırıcılık yaptığını, Libya dosyasında rol üstlendiğini ve Etiyopya ile Mısır arasındaki Nil suları anlaşmazlığı konusunda diplomatik girişimlerde bulunduğunu anlattı.Türkiye'nin Afrika ülkeleriyle yıllar içinde geliştirdiği ilişkilerin Ankara'ya farklı taraflarla görüşebilme imkanı sağladığını vurgulayan Lo, Türkiye'nin avantajı, bir çatışmada yer alan bütün taraflarla konuşabilmesi. dedi.Lo, Türkiye'nin kıtada güçlendirdiği ikili ilişkiler sayesinde farklı aktörler arasında diyaloğu başlatabilecek bir konum elde ettiğini ve arabuluculuğu diplomatik araçlarından biri haline getirdiğini söyledi.Somali-Etiyopya sürecinde ikili ilişkiler etkili olduSomali ile Etiyopya arasındaki anlaşmazlığa değinen Lo, Türkiye'nin her iki ülkeyle sahip olduğu siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkilerin tarafların Ankara'da bir araya getirilmesinde etkili olduğunu belirtti.Türkiye'nin kolaylaştırıcılığında Temmuz 2024'te başlayan görüşmeler, 11 Aralık 2024'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde kabul edilen Ankara Bildirisi'yle sonuçlandı. Somali ve Etiyopya, birbirlerinin egemenliği, birliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne saygılarını teyit etti.Batı Afrika ve Sahel&#039;de güvenlik sorunuBatı Afrika ve Sahel'deki duruma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Lo, bölgenin barış ve güvenlik açısından giderek daha karmaşık hale geldiğini ve terörün bölge ülkelerinin karşı karşıya bulunduğu temel sorunlardan biri olduğunu söyledi.Türkiye'nin bölge ülkeleriyle ilişkilerinin son yıllarda güçlendiğine işaret eden Lo, Ankara'nın Batı Afrika ülkelerinin yanı sıra Sahel Devletleri İttifakı (AES) ülkeleriyle de ilişkilerini geliştirdiğini anlattı.Lo, Türkiye'nin bölgedeki rolünün diplomatik ve ekonomik ilişkilerin yanı sıra güvenlik alanına da uzandığını, bazı Sahel ülkelerinin terörle mücadele kapasitesinin geliştirilmesinde Türk savunma sanayi ürünlerinden yararlandığını ifade etti.Barış yalnızca ateşkesle sınırlı görülmemeliSudanlı akademisyen Nur ise Türkiye'nin Afrika'daki barış çabalarının yalnızca klasik arabuluculuk faaliyetleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, diplomasi, kalkınma işbirliği, insani yardım, eğitim ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesinin de uzun vadeli barışın parçaları olduğunu söyledi.Somali'yi Türkiye'nin çok boyutlu yaklaşımının en belirgin örneklerinden biri olarak gösteren Nur, Ankara Süreci'nin de Türkiye'nin doğrudan kolaylaştırıcılık kapasitesini ortaya koyduğunu vurguladı.Nur, Türkiye'nin Afrika'daki rolünü, bir taraf adına çözüm üretmekten ziyade tarafların kendi çözümlerini geliştirmelerine yardımcı olan bir kolaylaştırıcılık modeli olarak değerlendirmek daha isabetli. dedi.Ülkesinde devam eden savaşa ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Nur, Türkiye'nin Sudan'da diplomatik alan oluşturulması, insani yardımların ulaştırılması ve Sudanlı tarafların üzerinde uzlaşabileceği kapsayıcı bir siyasi sürecin desteklenmesinde rol oynayabileceğini belirtti.Türkiye'nin AfB, Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD), BM ve Sudan'ın komşularıyla koordineli hareket etmesinin daha etkili sonuçlar doğurabileceğine dikkati çeken Nur, Barış yalnızca ateşkesle sınırlı görülmemeli. ifadelerini kullandı.Nur, savaş sonrasında Sudan'daki devlet kurumlarının, üniversitelerin, eğitim ve sağlık altyapısının yeniden işler hale getirilmesinin sürdürülebilir barış açısından önem taşıdığını vurguladı.Türkiye'nin Afrika'nın kendi barış mekanizmalarıyla koordinasyonunu artırabileceğini belirten Nur, çatışma sonrası yeniden yapılanma ve insan kaynağının geliştirilmesinin de gelecek dönemde Türkiye'nin kıtadaki barış süreçlerine katkı sağlayabileceği alanlar arasında bulunduğunu kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>YAPAY ZEKA ÇETELEŞİYOR MU? - Yapay zekanın belirlenen sınırları aşan davranışları endişeye yol açıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yapay-zeka-cetelesiyor-mu-yapay-zekanin-belirlenen-sinirlari-asan-davranislari-endiseye-yol-aciyor/913256/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yapay-zeka-cetelesiyor-mu-yapay-zekanin-belirlenen-sinirlari-asan-davranislari-endiseye-yol-aciyor/913256/</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:03:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Verilen komutu yerine getirmek uğruna sınırlarının dışına çıkan sistemleri ifade eden haydut yapay zeka kavramı, son dönemde Anthropic ve OpenAI modellerinin siber güvenlik ihlalleriyle yeniden gündeme geldi - İngiltere'deki Oxford Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Bölümünden Dr. Petar Radanliev: - Bunlar, gerçek sonuçlar doğuran gerçek olaylardı ve güvenliğin kritik önem taşıdığı diğer sektörlerde iyi bilinen ancak bu sektörde henüz tutarlı şekilde benimsenmeyen mühendislik ve denetim uygulamalarından kaynaklandı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : quot;Yapay Zeka Çeteleşiyor mu? başlıklı üç bölümlük dosya haberinin ilk kısmında, yapay zeka sistemlerinin otonom eylemlerine dair giderek artan kamuoyu endişesi uzman görüşleriyle ele alındı.ABD merkezli yapay zeka şirketleri OpenAI ve Anthropic, temmuzda yaptıkları açıklamalarda, testlerde kullanılan modellerinin başka sistemlere sızdığını ve buralarda güvenlik ihlaline neden olduğunu bildirdi.Bu iki şirket, yapay zeka modellerinin kendileri için belirlenen sınırları aştığı olaylara ilişkin incelemelerinde elde edilen bulguları paylaşmayı sürdürürken, diğer firmalar da benzer duyurularla gündeme geldi.Yapay zekanın otonom kararlarının neden olduğu ihlallere yönelik bulgular artarken, bu tehdidin yakın gelecekte ne boyuta ulaşacağı ve ne ölçüde kontrol altında tutulabileceği ise endişeye yol açıyor.Hem şirketleri hem bireyleri etkileyen, bir yandan da yapay zeka teknolojisindeki gelişmelerin yavaşlatılması ve sıkı denetlemeye tabi tutulması çağrılarını beraberinde getiren bu olaylar, haydut yapay zeka (rogue AI) kavramını yeniden gündeme taşıdı.Bu kavram, programlanışına aykırı ve öngörülemez şekilde hareket eden ve böylece çevresine risk oluşturan yapay zeka sistemlerini anlatmak için kullanılıyor.İnsanlarca belirlenen etik çerçeveleri ve güvenlik tedbirlerini hiçe sayan haydut yapay zeka sistemleri, zafiyet keşfedebildiği kısayolları kullanan araçlar olarak öne çıkıyor.Tetikte olmak için makul sebepler varYapay zekanın otonom davranışlar sergilemesiyle ilgili duyuruların hemen ardından bazı büyük teknoloji şirketlerinden yetkililerin de bu teknolojiye dair endişelerini dile getirmesi, gelişimdeki süratin haydutlaşmada rol oynama olasılığını akıllara getirdi.Kanada'daki Trois-Rivieres Quebec Üniversitesi Matematik-Bilgisayar Bölümünden Prof. Dr. Jean-Sebastien Dessureault, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yapay zeka sistemlerinin artık sadece araçlardan ibaret olmadığını, insanların koyduğu hedeflerini yerine getirirken kendi hedeflerini de belirleyebileceğini söyledi.Dessureault, yapay zekanın kontrolden çıkmasının düşük etkili küçük eylemlerin yanı sıra tedarik zincirinde büyük çaplı aksaklıklar, tüm sistemlere ve internete sızılması, geniş ekonomik etkiler ve yeni virüslerin açığa çıkması gibi sonuçlar doğurabileceğini belirtti.Yapay zekanın kendi kabiliyetlerini geliştirebildiği ve dolayısıyla insana ihtiyaç olmadan yeni sistemler üretebildiği eşiğe yaklaşılmış olabileceğini dile getiren Dessureault, Yani evet, tetikte olmak için makul sebepler var. dedi.Dessureault, Eğer yapay zekayı arabayla kıyaslayacak olursak, gaz pedalını şu anda fren pedalından çok daha hızlı geliştiriyoruz. diyerek, yapay zeka geliştirme hızını düşürmenin tüm ülkeler ve kurumlar arasında eş zamanlı gerçekleşmesi gerektiğini vurguladı.Yapay zekanın haydutlaşmasında insan payı var mı?Yapay zekanın haydutlaştığı ve kontrol edilemez seviyelere yaklaştığına ilişkin endişeler sürerken, kimileri de OpenAI ve Anthropic örneklerindeki ihlallerde insan faktörüne dikkati çekiyor.İngiltere'deki Oxford Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Bölümünden Dr. Petar Radanliev, AA muhabirine yaptığı açıklamada, haydut yapay zeka kavramıyla anlatılmak istenenin, insanların bu sistemleri güvenilir şekilde yönlendirememe, düzeltememe ve durduramama durumu olduğunu belirtti.Şimdiye kadar kamuoyuyla paylaşılan vakaların olağan bir durumu gösterdiğini kaydeden Radanliev, testlerdeki ortamların yeterince dikkatli şekilde kurulmadığını ifade etti.Radanliev, Bunlar, gerçek sonuçlar doğuran gerçek olaylardı ve güvenliğin kritik önem taşıdığı diğer sektörlerde iyi bilinen ancak bu sektörde henüz tutarlı şekilde benimsenmeyen mühendislik ve denetim uygulamalarından kaynaklandı. değerlendirmesinde bulundu.Anthropic'in, kendi vakasındaki nedeni yapay zeka modelinin özellikleriyle ilgili bir sorun değil, operasyonel ve donanımsal arıza olarak tanımladığını hatırlatan Radanliev, OpenAI olayında sistemin en kötü senaryodaki yeteneklerini ölçmek için güvenlik önlemlerinin bilinçli şekilde azaltıldığına işaret etti.Şirketlerin rolü, soru işaretlerini artırıyorBir yandan da sektördeki en büyük şirketlerin, bu güvenlik testlerine dair açıklamaları ve yapay zekayla ilgili kaygılarını son günlerde dile getirmelerindeki amaçları sorgulanıyor.İsviçre'deki Fribourg Üniversitesinde insan ve teknoloji etkileşimi üzerine araştırmalar yapan Dr. Jascha Bareis ise AA muhabirine verdiği demeçte, yapay zekaya ilişkin kıyamet senaryolarının 1950'lerden bu yana sık sık gündeme geldiğini söyledi.Bareis, yapay zeka şirketlerinin kar tahminlerinin düştüğüne, veri merkezlerine ilişkin haberlerin olumlu yönde olmadığına, birçok ülkede eleştirilerin arttığına ve firmaların kamuoyundaki imajları konusunda endişeli olduğuna dikkati çekti.Yapay zeka sistemlerinin tek başına kontrolden çıkamayacağını, bu durumun ortam şartlarıyla mümkün kılındığını ifade eden Bareis, Yapay zekayı belirleyici bir güç olarak görmeyi bırakmalı ve hep bir adım geriye gidip sormalıyız: Altyapı nerede, güç nerede, para nerede? İşin içinde kimler var? Bunu ne tür bir siyasi güdüyle kullanıyorlar? ifadelerini kullandı.Bareis, ürettikleri modellerin toplum için varoluşsal risk oluşturduğunu bilerek üretime devam eden şirketlerin suç işlemiş olacağını belirterek, Ben bunun ikiyüzlülük ve medyanın ilgisini daha fazla çekmek için yapılan bir tür pazarlama hilesi olduğunu düşünüyorum. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : quot;Yapay Zeka Çeteleşiyor mu? başlıklı üç bölümlük dosya haberinin ilk kısmında, yapay zeka sistemlerinin otonom eylemlerine dair giderek artan kamuoyu endişesi uzman görüşleriyle ele alındı.ABD merkezli yapay zeka şirketleri OpenAI ve Anthropic, temmuzda yaptıkları açıklamalarda, testlerde kullanılan modellerinin başka sistemlere sızdığını ve buralarda güvenlik ihlaline neden olduğunu bildirdi.Bu iki şirket, yapay zeka modellerinin kendileri için belirlenen sınırları aştığı olaylara ilişkin incelemelerinde elde edilen bulguları paylaşmayı sürdürürken, diğer firmalar da benzer duyurularla gündeme geldi.Yapay zekanın otonom kararlarının neden olduğu ihlallere yönelik bulgular artarken, bu tehdidin yakın gelecekte ne boyuta ulaşacağı ve ne ölçüde kontrol altında tutulabileceği ise endişeye yol açıyor.Hem şirketleri hem bireyleri etkileyen, bir yandan da yapay zeka teknolojisindeki gelişmelerin yavaşlatılması ve sıkı denetlemeye tabi tutulması çağrılarını beraberinde getiren bu olaylar, haydut yapay zeka (rogue AI) kavramını yeniden gündeme taşıdı.Bu kavram, programlanışına aykırı ve öngörülemez şekilde hareket eden ve böylece çevresine risk oluşturan yapay zeka sistemlerini anlatmak için kullanılıyor.İnsanlarca belirlenen etik çerçeveleri ve güvenlik tedbirlerini hiçe sayan haydut yapay zeka sistemleri, zafiyet keşfedebildiği kısayolları kullanan araçlar olarak öne çıkıyor.Tetikte olmak için makul sebepler varYapay zekanın otonom davranışlar sergilemesiyle ilgili duyuruların hemen ardından bazı büyük teknoloji şirketlerinden yetkililerin de bu teknolojiye dair endişelerini dile getirmesi, gelişimdeki süratin haydutlaşmada rol oynama olasılığını akıllara getirdi.Kanada'daki Trois-Rivieres Quebec Üniversitesi Matematik-Bilgisayar Bölümünden Prof. Dr. Jean-Sebastien Dessureault, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yapay zeka sistemlerinin artık sadece araçlardan ibaret olmadığını, insanların koyduğu hedeflerini yerine getirirken kendi hedeflerini de belirleyebileceğini söyledi.Dessureault, yapay zekanın kontrolden çıkmasının düşük etkili küçük eylemlerin yanı sıra tedarik zincirinde büyük çaplı aksaklıklar, tüm sistemlere ve internete sızılması, geniş ekonomik etkiler ve yeni virüslerin açığa çıkması gibi sonuçlar doğurabileceğini belirtti.Yapay zekanın kendi kabiliyetlerini geliştirebildiği ve dolayısıyla insana ihtiyaç olmadan yeni sistemler üretebildiği eşiğe yaklaşılmış olabileceğini dile getiren Dessureault, Yani evet, tetikte olmak için makul sebepler var. dedi.Dessureault, Eğer yapay zekayı arabayla kıyaslayacak olursak, gaz pedalını şu anda fren pedalından çok daha hızlı geliştiriyoruz. diyerek, yapay zeka geliştirme hızını düşürmenin tüm ülkeler ve kurumlar arasında eş zamanlı gerçekleşmesi gerektiğini vurguladı.Yapay zekanın haydutlaşmasında insan payı var mı?Yapay zekanın haydutlaştığı ve kontrol edilemez seviyelere yaklaştığına ilişkin endişeler sürerken, kimileri de OpenAI ve Anthropic örneklerindeki ihlallerde insan faktörüne dikkati çekiyor.İngiltere'deki Oxford Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Bölümünden Dr. Petar Radanliev, AA muhabirine yaptığı açıklamada, haydut yapay zeka kavramıyla anlatılmak istenenin, insanların bu sistemleri güvenilir şekilde yönlendirememe, düzeltememe ve durduramama durumu olduğunu belirtti.Şimdiye kadar kamuoyuyla paylaşılan vakaların olağan bir durumu gösterdiğini kaydeden Radanliev, testlerdeki ortamların yeterince dikkatli şekilde kurulmadığını ifade etti.Radanliev, Bunlar, gerçek sonuçlar doğuran gerçek olaylardı ve güvenliğin kritik önem taşıdığı diğer sektörlerde iyi bilinen ancak bu sektörde henüz tutarlı şekilde benimsenmeyen mühendislik ve denetim uygulamalarından kaynaklandı. değerlendirmesinde bulundu.Anthropic'in, kendi vakasındaki nedeni yapay zeka modelinin özellikleriyle ilgili bir sorun değil, operasyonel ve donanımsal arıza olarak tanımladığını hatırlatan Radanliev, OpenAI olayında sistemin en kötü senaryodaki yeteneklerini ölçmek için güvenlik önlemlerinin bilinçli şekilde azaltıldığına işaret etti.Şirketlerin rolü, soru işaretlerini artırıyorBir yandan da sektördeki en büyük şirketlerin, bu güvenlik testlerine dair açıklamaları ve yapay zekayla ilgili kaygılarını son günlerde dile getirmelerindeki amaçları sorgulanıyor.İsviçre'deki Fribourg Üniversitesinde insan ve teknoloji etkileşimi üzerine araştırmalar yapan Dr. Jascha Bareis ise AA muhabirine verdiği demeçte, yapay zekaya ilişkin kıyamet senaryolarının 1950'lerden bu yana sık sık gündeme geldiğini söyledi.Bareis, yapay zeka şirketlerinin kar tahminlerinin düştüğüne, veri merkezlerine ilişkin haberlerin olumlu yönde olmadığına, birçok ülkede eleştirilerin arttığına ve firmaların kamuoyundaki imajları konusunda endişeli olduğuna dikkati çekti.Yapay zeka sistemlerinin tek başına kontrolden çıkamayacağını, bu durumun ortam şartlarıyla mümkün kılındığını ifade eden Bareis, Yapay zekayı belirleyici bir güç olarak görmeyi bırakmalı ve hep bir adım geriye gidip sormalıyız: Altyapı nerede, güç nerede, para nerede? İşin içinde kimler var? Bunu ne tür bir siyasi güdüyle kullanıyorlar? ifadelerini kullandı.Bareis, ürettikleri modellerin toplum için varoluşsal risk oluşturduğunu bilerek üretime devam eden şirketlerin suç işlemiş olacağını belirterek, Ben bunun ikiyüzlülük ve medyanın ilgisini daha fazla çekmek için yapılan bir tür pazarlama hilesi olduğunu düşünüyorum. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/yapay-zeka-cetelesiyor-mu-yapay-zekanin-belirlenen-sinirlari-asan-davranislari-endiseye-yol-aciyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Suudi petrolünün Asya sevkiyatında gemiden gemiye transfer yöntemi öne çıkıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/suudi-petrolunun-asya-sevkiyatinda-gemiden-gemiye-transfer-yontemi-one-cikiyor/913255/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/suudi-petrolunun-asya-sevkiyatinda-gemiden-gemiye-transfer-yontemi-one-cikiyor/913255/</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:03:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Suudi Arabistan'ın ulusal petrol şirketi Saudi Aramco, eylül ve ekimde Ras Tanura rafinerisinden yaklaşık 60 milyon varil ham petrolü Sohar Limanı açıklarında STS yöntemiyle satmayı planlıyor - Sohar Limanı'nın resmi verilerine göre, limanda yılın ilk yarısında 24,38 milyon metrik ton STS yük elleçlendi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : HÜMEYRA AYAZ - Suudi Arabistan'ın Asya'ya ham petrol sevkiyatında, Hürmüz Boğazı'ndaki taşımacılık riskleri nedeniyle Umman'ın Sohar Limanı açıklarında gemiden gemiye transfer (STS) yöntemi öne çıkıyor.STS yönteminde ham petrol, Suudi Arabistan'dan tankerlerle Umman açıklarına getiriliyor ve burada başka tankerlere aktarılıyor. Petrol daha sonra bu tankerlerle Asya'daki rafinerilere taşınıyor.Saudi Aramco, eylül ve ekimde Ras Tanura rafinerisinden yaklaşık 60 milyon varil ham petrolü Sohar Limanı açıklarında STS yöntemiyle satmayı planlarken, söz konusu miktar iki aylık döneme yayıldığında günlük ortalama 1 milyon varile karşılık geliyor.Sohar Limanı'nın resmi verilerine göre, limanda yılın ilk yarısında 24,38 milyon metrik ton STS yük elleçlendi.Hürmüz Boğazı güzergahı çok önemliOxford Üniversitesi Enerji Sistemleri Öğretim Görevlisi Dr. Adi Imsirovic, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan'ın Asya'ya petrol sevkiyatında Hürmüz Boğazı'nın önemini koruduğuna dikkati çekti.Sohar açıklarındaki STS operasyonlarının Hürmüz Boğazı'nı devre dışı bırakan alternatif bir güzergah anlamına gelmediğini belirten Imsirovic, Hürmüz Boğazı güzergahı çok önemli. Bu güzergah olmadan, doğu-batı boru hattını kullanarak yaptıkları ihracat neredeyse yarıya iniyor. dedi.Imsirovic, Sohar açıklarında gerçekleştirilen STS operasyonlarında daha küçük tankerlerin kullanıldığını belirterek, şunları kaydetti:Bu tankerlerin yüklenmesi ve boşaltılması daha hızlıdır. Tespit edilmeleri ve vurulmaları da daha zordur. Vurulmaları halinde kayıplar çok daha küçük olur. STS operasyonları genellikle Aframax veya Suezmax sınıfı gemiler kullanılarak yapılıyor. Aframax tankerler 600-800 bin varil, Suezmax tankerler ise yaklaşık 1 milyon varil taşıyabiliyor.Imsirovic, söz konusu operasyonlarının daha fazla tankerin daha uzun süre kullanılmasını gerektirebileceğini vurgulayarak, bunun nakliye maliyetlerini artırabileceğini ve Asya'ya teslimat süreleri üzerinde etkili olabileceğini dile getirdi.Sohar açıklarında gerçekleştirilen STS operasyonlarının, Hürmüz Boğazı'na alternatif bir rota olmaktan ziyade, sevkiyatın farklı şekilde yapılması olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Imsirovic, Hürmüz Boğazı'na ilişkin lojistik riskler tamamen ortadan kalkmıyor. Petrol, Hürmüz Boğazı'ndan taşınıyor. Sadece daha küçük gemilerle. ifadesini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : HÜMEYRA AYAZ - Suudi Arabistan'ın Asya'ya ham petrol sevkiyatında, Hürmüz Boğazı'ndaki taşımacılık riskleri nedeniyle Umman'ın Sohar Limanı açıklarında gemiden gemiye transfer (STS) yöntemi öne çıkıyor.STS yönteminde ham petrol, Suudi Arabistan'dan tankerlerle Umman açıklarına getiriliyor ve burada başka tankerlere aktarılıyor. Petrol daha sonra bu tankerlerle Asya'daki rafinerilere taşınıyor.Saudi Aramco, eylül ve ekimde Ras Tanura rafinerisinden yaklaşık 60 milyon varil ham petrolü Sohar Limanı açıklarında STS yöntemiyle satmayı planlarken, söz konusu miktar iki aylık döneme yayıldığında günlük ortalama 1 milyon varile karşılık geliyor.Sohar Limanı'nın resmi verilerine göre, limanda yılın ilk yarısında 24,38 milyon metrik ton STS yük elleçlendi.Hürmüz Boğazı güzergahı çok önemliOxford Üniversitesi Enerji Sistemleri Öğretim Görevlisi Dr. Adi Imsirovic, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan'ın Asya'ya petrol sevkiyatında Hürmüz Boğazı'nın önemini koruduğuna dikkati çekti.Sohar açıklarındaki STS operasyonlarının Hürmüz Boğazı'nı devre dışı bırakan alternatif bir güzergah anlamına gelmediğini belirten Imsirovic, Hürmüz Boğazı güzergahı çok önemli. Bu güzergah olmadan, doğu-batı boru hattını kullanarak yaptıkları ihracat neredeyse yarıya iniyor. dedi.Imsirovic, Sohar açıklarında gerçekleştirilen STS operasyonlarında daha küçük tankerlerin kullanıldığını belirterek, şunları kaydetti:Bu tankerlerin yüklenmesi ve boşaltılması daha hızlıdır. Tespit edilmeleri ve vurulmaları da daha zordur. Vurulmaları halinde kayıplar çok daha küçük olur. STS operasyonları genellikle Aframax veya Suezmax sınıfı gemiler kullanılarak yapılıyor. Aframax tankerler 600-800 bin varil, Suezmax tankerler ise yaklaşık 1 milyon varil taşıyabiliyor.Imsirovic, söz konusu operasyonlarının daha fazla tankerin daha uzun süre kullanılmasını gerektirebileceğini vurgulayarak, bunun nakliye maliyetlerini artırabileceğini ve Asya'ya teslimat süreleri üzerinde etkili olabileceğini dile getirdi.Sohar açıklarında gerçekleştirilen STS operasyonlarının, Hürmüz Boğazı'na alternatif bir rota olmaktan ziyade, sevkiyatın farklı şekilde yapılması olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Imsirovic, Hürmüz Boğazı'na ilişkin lojistik riskler tamamen ortadan kalkmıyor. Petrol, Hürmüz Boğazı'ndan taşınıyor. Sadece daha küçük gemilerle. ifadesini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>YAPAY ZEKA ÇETELEŞİYOR MU? - OpenAI testinde yapay zeka ajanları organize oldu, ekibin lideri görev paylaşımı yaptı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yapay-zeka-cetelesiyor-mu-openai-testinde-yapay-zeka-ajanlari-organize-oldu-ekibin-lideri-gorev-paylasimi-yapti/913253/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yapay-zeka-cetelesiyor-mu-openai-testinde-yapay-zeka-ajanlari-organize-oldu-ekibin-lideri-gorev-paylasimi-yapti/913253/</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:03:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / OpenAI testinde sınırları aşan yapay zeka ajanları, kendilerine kolektif adını vererek iş bölümü yaptı ve gruba liderlik eden Phase one 10841 adlı yapay zeka ajanı, diğerlerine görev ve araştırma projeleri dağıttı - Oxford Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Bölümünden Dr. Lin Li: - Bu olayı, gelecekte ortaya çıkabilecek gerçek bir sorun türü hakkında erken uyarı olarak görüyorum. Tek tek küçük eylemleri bir araya getirebilen, zayıf halkaları istismar edebilen, diğer ajanlarla koordinasyon kurabilen ve uzun zaman dilimlerinde faaliyet gösterebilen ajan sistemleri hakkında]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : quot;Yapay Zeka Çeteleşiyor mu? başlıklı dosya haberinin ikinci bölümünde, OpenAI'ın yapay zeka modellerinin kabiliyetlerini ölçmeye yönelik testlerinde meydana gelen güvenlik ihlali ve buna karşı alınması gereken önlemler ele alındı.OpenAI'ın Temmuz 2026'da yapay zeka modellerinin kabiliyetlerini ölçmeye yönelik yürüttüğü testler, ciddi bir güvenlik olayına dönüştü.Şirketin 26 Ağustos'ta yayımladığı inceleme raporuna göre, OpenAI'ın yalnızca araştırmalarda kullandığı Internal Model 1 (IM1) adlı modeli olayda başrol oynadı.Yapay zeka ajanı, testte başarılı olmak için kendisine konulan sınırları aşarak şirketin sistemleri ile internete erişti ve başka yapay zeka ajanlarıyla iletişim kurdu.Yapay zeka ajanlarından biri, açık kaynaklı yapay zeka modelleri platformu Hugging Facee erişim sağlayabilecek 14 kimlik bilgisini tespit etti ve bunları diğer ajanlarla paylaştı.Ajanlar, daha sonra Hugging Face'in sistemlerindeki güvenlik açıklarından yararlanarak sunucularda kod çalıştırdı, özel verilere ve farklı sistemlere ait erişim bilgilerine ulaştı.Normalde birbirinden bağımsız çalışması gereken ajanlar, erişebildikleri şirket içi bir sistemi mesaj panosu gibi kullandı ve buldukları güvenlik açıkları ile internete erişme yöntemlerini birbirleriyle paylaşmaya başladı.Ajanlar, zamanla güvenlik açığı arama, erişim bilgilerini toplama ve koordinasyon gibi görevleri paylaşarak iş bölümü yaptı ve kendilerine kolektif adını taktı.Bazı ajanlar, kendilerine ayrı ayrı isimler verirken, özellikle aktif olanlardan biri kendisini Phase one 10841 olarak adlandırdı. Grup içinde liderlik rolü üstlenen Phase one 10841, daha küçük ajan ekiplerine görevler ve araştırma projeleri dağıttı.Öte yandan, olaylar sırasında, ajanlardan biri Hugging Face'e yönelik faaliyetlerin verilen görevin dışında ve yetkisiz olabileceğini fark etti. Ancak başka bir ajanın go mesajını yetkilendirme olarak yorumlayarak faaliyete devam etti.OpenAI'ın kendi sistemlerine de eriştilerAjanların faaliyetleri Hugging Face ile sınırlı kalmadı. Ajanlar, 13-19 Temmuz arasında OpenAI'nın şirket içi altyapısındaki güvenlik açıklarından yararlandı ve araştırma sistemlerinden birine yönetici düzeyinde erişim sağladı.OpenAI'nın güvenlik sistemi, 19 Temmuz'da olağan dışı faaliyetleri tespit ederek uyarı verdi.Şirket, bunun üzerine yürütülen siber güvenlik değerlendirmelerini durdurdu ve kapsamlı soruşturma başlattı.OpenAI, olayı ciddi bir uyarı olarak nitelendirdiOpenAI, yeterli güvenlik önlemi bulunmadığında gelişmiş yapay zeka ajanlarının, birden fazla bilgisayar sistemindeki güvenlik açıklarını bulup kullanabilecek, diğer ajanlarla işbirliği yapabilecek ve insanların açık şekilde izin vermediği işlemleri gerçekleştirebilecek kadar geliştiğini bildirdi.Şirket, bu nedenle Hugging Face olayını hem şirket hem de yapay zeka sektörü için ciddi bir uyarı ve dönüm noktası olarak nitelendirdi.OpenAI, olayın ardından gelişmiş modellerine yönelik bazı eğitim çalışmalarını durdurdu. Bu modellerin kullanıldığı testlerde internet ve ağ erişimine yönelik kısıtlamaları artırdı ve söz konusu modellerin faaliyetlerinin daha yakından izlenmesi için yeni önlemler açıkladı.Şirket ayrıca yapay zeka ajanlarının imkansız, bozuk veya yetkilerinin dışında kalan bir görevle karşılaştığında başka yollar aramaya devam etmek yerine durmayı veya insandan yardım istemeyi öğrenmesi gerektiğini belirtti.Yapay zeka neden görevin dışına çıktı?Olayın ardından model davranışlarını inceleyen OpenAI, dört farklı uyumlanma sorunu tespit ettiklerini belirterek, bunların ödül hackleme, mümkün olmayan görevlerde ısrar etme, yetkisiz iletişim ve ajanların birbirlerinin hedeflerini benimsemesi olduğunu açıkladı.Yapay zeka modellerine, eğitim sırasında doğru sonuçlara ulaşmaları karşılığında bir tür başarı puanı veriliyor ama model bazen aynı başarı puanını elde etmenin daha kolay bir yolunu bulabiliyor. Ödül hackleme adı verilen bu durum, bir öğrencinin test esnasında problemi çözmek yerine cevap anahtarını bulmaya çalışmasına benzetiliyor.Şirketin belirlediği ikinci önemli sorun ise ajanların çözülemeyen görevlerde vazgeçmeyi bilmemesi. Bu vakada olduğu gibi ajanlar, görev çözülemediğinde durmak yerine giderek daha farklı ve riskli yöntemler deneyebiliyor.Yüksek riskli işlemlerde son karar insanlarda olmalıİngiltere merkezli Oxford Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Bölümünden Dr. Lin Li, AA muhabirine yaptığı açıklamada, OpenAI'nın yapay zeka modelinin, kabiliyet ölçmeye yönelik testin sınırlarını aşmasına ilişkin değerlendirmede bulundu.Lin, Bu olayı, gelecekte ortaya çıkabilecek gerçek bir sorun türü hakkında erken uyarı olarak görüyorum. Tek tek küçük eylemleri bir araya getirebilen, zayıf halkaları istismar edebilen, diğer ajanlarla koordinasyon kurabilen ve uzun zaman dilimlerinde faaliyet gösterebilen ajan sistemleri hakkında. ifadelerini kullandı.Kimlik doğrulama veya yetkilendirme kararları verilirken sadece modelin kendisine güvenilemeyeceğine işaret eden Lin, Yapay zeka ajanları, talimatları uygulayan sistemler olarak ele alınmalı. Kimlik, kimlik doğrulama, izinler ve yetkilendirme ise geleneksel güvenlik mekanizmaları aracılığıyla dışarıdan sağlanmalı. görüşünü paylaştı.Lin, Mevcut yapay zeka ajanları için teknik kontrolün mümkün olduğuna inanıyorum. Basit bir yaklaşım, özellikle önemli eylemlerde insanı döngü içinde tutmak. dedi. Öte yandan, insanın dikkat kapasitesinin sınırlı olduğunu vurgulayan Lin, binlerce yapay zeka ajanının birlikte çalıştığı sistemlerde yalnızca insan uzmanlar istihdam etmenin kısa sürede ekonomik ve operasyonel açıdan sürdürülemez hale gelebileceğini vurguladı. Lin, düşük riskli işlemlerin otomatik sistemler veya yapay zeka ajanları tarafından denetlenebileceğini ifade ederek, yüksek riskli ve geri döndürülemez işlemlere ilişkin kararların ise insanların sorumluluğunda kalması gerektiğini belirtti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : quot;Yapay Zeka Çeteleşiyor mu? başlıklı dosya haberinin ikinci bölümünde, OpenAI'ın yapay zeka modellerinin kabiliyetlerini ölçmeye yönelik testlerinde meydana gelen güvenlik ihlali ve buna karşı alınması gereken önlemler ele alındı.OpenAI'ın Temmuz 2026'da yapay zeka modellerinin kabiliyetlerini ölçmeye yönelik yürüttüğü testler, ciddi bir güvenlik olayına dönüştü.Şirketin 26 Ağustos'ta yayımladığı inceleme raporuna göre, OpenAI'ın yalnızca araştırmalarda kullandığı Internal Model 1 (IM1) adlı modeli olayda başrol oynadı.Yapay zeka ajanı, testte başarılı olmak için kendisine konulan sınırları aşarak şirketin sistemleri ile internete erişti ve başka yapay zeka ajanlarıyla iletişim kurdu.Yapay zeka ajanlarından biri, açık kaynaklı yapay zeka modelleri platformu Hugging Facee erişim sağlayabilecek 14 kimlik bilgisini tespit etti ve bunları diğer ajanlarla paylaştı.Ajanlar, daha sonra Hugging Face'in sistemlerindeki güvenlik açıklarından yararlanarak sunucularda kod çalıştırdı, özel verilere ve farklı sistemlere ait erişim bilgilerine ulaştı.Normalde birbirinden bağımsız çalışması gereken ajanlar, erişebildikleri şirket içi bir sistemi mesaj panosu gibi kullandı ve buldukları güvenlik açıkları ile internete erişme yöntemlerini birbirleriyle paylaşmaya başladı.Ajanlar, zamanla güvenlik açığı arama, erişim bilgilerini toplama ve koordinasyon gibi görevleri paylaşarak iş bölümü yaptı ve kendilerine kolektif adını taktı.Bazı ajanlar, kendilerine ayrı ayrı isimler verirken, özellikle aktif olanlardan biri kendisini Phase one 10841 olarak adlandırdı. Grup içinde liderlik rolü üstlenen Phase one 10841, daha küçük ajan ekiplerine görevler ve araştırma projeleri dağıttı.Öte yandan, olaylar sırasında, ajanlardan biri Hugging Face'e yönelik faaliyetlerin verilen görevin dışında ve yetkisiz olabileceğini fark etti. Ancak başka bir ajanın go mesajını yetkilendirme olarak yorumlayarak faaliyete devam etti.OpenAI'ın kendi sistemlerine de eriştilerAjanların faaliyetleri Hugging Face ile sınırlı kalmadı. Ajanlar, 13-19 Temmuz arasında OpenAI'nın şirket içi altyapısındaki güvenlik açıklarından yararlandı ve araştırma sistemlerinden birine yönetici düzeyinde erişim sağladı.OpenAI'nın güvenlik sistemi, 19 Temmuz'da olağan dışı faaliyetleri tespit ederek uyarı verdi.Şirket, bunun üzerine yürütülen siber güvenlik değerlendirmelerini durdurdu ve kapsamlı soruşturma başlattı.OpenAI, olayı ciddi bir uyarı olarak nitelendirdiOpenAI, yeterli güvenlik önlemi bulunmadığında gelişmiş yapay zeka ajanlarının, birden fazla bilgisayar sistemindeki güvenlik açıklarını bulup kullanabilecek, diğer ajanlarla işbirliği yapabilecek ve insanların açık şekilde izin vermediği işlemleri gerçekleştirebilecek kadar geliştiğini bildirdi.Şirket, bu nedenle Hugging Face olayını hem şirket hem de yapay zeka sektörü için ciddi bir uyarı ve dönüm noktası olarak nitelendirdi.OpenAI, olayın ardından gelişmiş modellerine yönelik bazı eğitim çalışmalarını durdurdu. Bu modellerin kullanıldığı testlerde internet ve ağ erişimine yönelik kısıtlamaları artırdı ve söz konusu modellerin faaliyetlerinin daha yakından izlenmesi için yeni önlemler açıkladı.Şirket ayrıca yapay zeka ajanlarının imkansız, bozuk veya yetkilerinin dışında kalan bir görevle karşılaştığında başka yollar aramaya devam etmek yerine durmayı veya insandan yardım istemeyi öğrenmesi gerektiğini belirtti.Yapay zeka neden görevin dışına çıktı?Olayın ardından model davranışlarını inceleyen OpenAI, dört farklı uyumlanma sorunu tespit ettiklerini belirterek, bunların ödül hackleme, mümkün olmayan görevlerde ısrar etme, yetkisiz iletişim ve ajanların birbirlerinin hedeflerini benimsemesi olduğunu açıkladı.Yapay zeka modellerine, eğitim sırasında doğru sonuçlara ulaşmaları karşılığında bir tür başarı puanı veriliyor ama model bazen aynı başarı puanını elde etmenin daha kolay bir yolunu bulabiliyor. Ödül hackleme adı verilen bu durum, bir öğrencinin test esnasında problemi çözmek yerine cevap anahtarını bulmaya çalışmasına benzetiliyor.Şirketin belirlediği ikinci önemli sorun ise ajanların çözülemeyen görevlerde vazgeçmeyi bilmemesi. Bu vakada olduğu gibi ajanlar, görev çözülemediğinde durmak yerine giderek daha farklı ve riskli yöntemler deneyebiliyor.Yüksek riskli işlemlerde son karar insanlarda olmalıİngiltere merkezli Oxford Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Bölümünden Dr. Lin Li, AA muhabirine yaptığı açıklamada, OpenAI'nın yapay zeka modelinin, kabiliyet ölçmeye yönelik testin sınırlarını aşmasına ilişkin değerlendirmede bulundu.Lin, Bu olayı, gelecekte ortaya çıkabilecek gerçek bir sorun türü hakkında erken uyarı olarak görüyorum. Tek tek küçük eylemleri bir araya getirebilen, zayıf halkaları istismar edebilen, diğer ajanlarla koordinasyon kurabilen ve uzun zaman dilimlerinde faaliyet gösterebilen ajan sistemleri hakkında. ifadelerini kullandı.Kimlik doğrulama veya yetkilendirme kararları verilirken sadece modelin kendisine güvenilemeyeceğine işaret eden Lin, Yapay zeka ajanları, talimatları uygulayan sistemler olarak ele alınmalı. Kimlik, kimlik doğrulama, izinler ve yetkilendirme ise geleneksel güvenlik mekanizmaları aracılığıyla dışarıdan sağlanmalı. görüşünü paylaştı.Lin, Mevcut yapay zeka ajanları için teknik kontrolün mümkün olduğuna inanıyorum. Basit bir yaklaşım, özellikle önemli eylemlerde insanı döngü içinde tutmak. dedi. Öte yandan, insanın dikkat kapasitesinin sınırlı olduğunu vurgulayan Lin, binlerce yapay zeka ajanının birlikte çalıştığı sistemlerde yalnızca insan uzmanlar istihdam etmenin kısa sürede ekonomik ve operasyonel açıdan sürdürülemez hale gelebileceğini vurguladı. Lin, düşük riskli işlemlerin otomatik sistemler veya yapay zeka ajanları tarafından denetlenebileceğini ifade ederek, yüksek riskli ve geri döndürülemez işlemlere ilişkin kararların ise insanların sorumluluğunda kalması gerektiğini belirtti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/yapay-zeka-cetelesiyor-mu-openai-testinde-yapay-zeka-ajanlari-organize-oldu-ekibin-lideri-gorev-paylasimi-yapti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İTO Başkanı Avdagiç'ten Türkiye kendi yapay zeka vatanını geliştirmeli mesajı:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ito-baskani-avdagic-ten-turkiye-kendi-yapay-zeka-vatanini-gelistirmeli-mesaji/913252/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ito-baskani-avdagic-ten-turkiye-kendi-yapay-zeka-vatanini-gelistirmeli-mesaji/913252/</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:03:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Türkiye yapay zeka bağımsızlığını ilan etmek için kendi yapay zeka teknolojilerini üreten bir aşamaya geçmelidir. Bir başka deyişle Türkiye kendi 'yapay zeka vatanını' geliştirmeli - Gümrük tarife engelleri gibi yapay zeka duvarlarıyla karşılaşmamak için Türkiye'nin yapay zeka bağımsızlığını ilan edecek kendi yapay zeka teknolojimizi geliştirmeliyiz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : AYLİN RANA AYDİN - İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye'nin yapay zeka bağımsızlığını ilan etmek için kendi yapay zeka teknolojilerini üreten bir aşamaya geçmesi gerektiğini belirtti.Avdagiç, AA muhabirine, yapay zekada teknolojik bağımsızlık, veri merkezi altyapısı, enerji ve Türkiye'nin yeniden sanayileşmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Yapay zeka yarışının yalnızca yazılım ve algoritmalardan oluşmadığına işaret eden Avdagiç, bu yarışın arkasında çip, GPU, veri merkezi, elektrik ve enerji, soğutma, enerji depolama sistemleri, robotik, sensörler, ileri malzeme ve savunma teknolojileri ile bunları birbirine bağlayan yazılımın bulunduğunu kaydetti.Avdagiç, hem dünya ile rekabet eden üstün yapay zeka modellerinin geliştirilmesi hem de bu modelleri çalıştırabilecek veri merkezi altyapılarının kurulması gerektiğini belirterek, Çünkü çok açık ki yapay zeka modelleri küresel ambargo tehdidine dönüşüyor. dedi.Küresel yapay zeka rekabetinin yeni engeller doğuracağı uyarısında bulunan Avdagiç, ChatGPT-6 Astra ve Claude Fable 5.1 gibi modellerin Yapay Genel Zekayı (AGI) oluşturacak sonraki aşamalarının ülkelere kullandırılmasının gümrük tarifelerine benzer yeni engel ve şartlara bağlanabileceğini, hatta bazı ülkelerin kritik yapay zeka teknolojisini diğer ülkelere hiç kullandırmayabileceğini söyledi.Türkiye kendi modellerini geliştirmeli, kendi yolunu oluşturmalıŞekib Avdagiç, Türkiye'nin kendi yapay zeka bağımsızlığını ilan etmek için kendi yapay zeka teknolojilerini üreten bir aşamaya geçmesi gerektiğini belirterek, Yapay zeka modelleri, çok uzak olmayan bir gelecekte ekonomilere yönelik küresel ambargo tehdidi haline dönüşebilir. Gümrük tarife engelleri gibi yapay zeka duvarlarıyla karşılaşmamak için Türkiye'nin yapay zeka bağımsızlığını ilan edecek kendi yapay zeka teknolojimizi geliştirmeliyiz. ifadelerini kullandı.Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde'ın geçen hafta yaptığı konuşmada, Avrupa'nın özellikle ABD'den ithal edilen yapay zeka teknolojilerine bağımlılığının, erişimin kesilmesi veya koşulların değiştirilmesi halinde ekonomik açıdan risk oluşturabileceğine dikkati çektiğini anımsatan Avdagiç, bu değerlendirmelerin Türkiye açısından da dikkate alınması gerektiğini söyledi.Avdagiç, ABD'nin yapay zeka alanındaki yatırımlarının Avrupa sermaye piyasalarıyla bağlantısına da değinerek, Christine Lagarde'ın 'ABD'nin AI patlamasını Avrupa parasıyla finanse etmemeliyiz' sözünü Türkiye için de düşünmek zorundayız. Çok açık ki Türkiye kendi modellerini geliştirmeli, kendi yolunu oluşturmalıdır. diye konuştu.Türkiye'nin yapay zeka alanında yalnızca dışarıda geliştirilen teknolojileri kullanan bir ülke olmaması gerektiğini dile getiren Avdagiç, şunları kaydetti:Türkiye yapay zeka bağımsızlığını ilan etmek için kendi yapay zeka teknolojilerini üreten bir aşamaya geçmelidir. Bir başka deyişle Türkiye kendi 'yapay zeka vatanını' geliştirmeli. Mavi Vatan ve Siber Vatan konseptlerinin yanına 'Yapay Zeka Vatan'ı, 'AI Vatan'ı eklemeliyiz. Amerikan yapay zekasını ithal etmemiz yeni bir bağımlılık sürecinin başlamasıdır. Kendi yapay zeka modellerimizi ve robotik teknolojilerimizi geliştirmeyi, tıpkı savunma sanayisinde olduğu gibi bir beka meselesi görmek mecburiyetindeyiz.Teknolojiyi tüketen değil üreten ülke olmalıyızİTO Başkanı Avdagiç, yapay zekada 2030 vizyonuna ilişkin, AGI'nin insanı aşan genel yeteneklere kavuşacağı öngörülen 2030'da Türkiye'yi dünyanın geliştirdiği yapay zekayı kullanan bir ülke olarak mı, yoksa dünyanın kullandığı yapay zekayı, robotu, çipi ve teknolojiyi üreten ülkelerden biri olarak mı görmek istiyoruz? Bizim tercihimiz belli. Teknolojiyi tüketen değil üreten, kullanan değil geliştiren, pazarı takip eden değil şekillendiren ülke olmalıyız. ifadelerini kullandı.Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı (2026-2030) konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ni değerlendiren Avdagiç, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde hazırlanan Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı'nı, ülkemizin yapay zeka alanındaki hedeflerini somut bir yol haritasına dönüştürmesi bakımından son derece kıymetli buluyoruz. dedi.Avdagiç, planın Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda kamu, özel sektör, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle hazırlandığını anımsatarak, Türkiye'nin yapay zekayı sadece kullanan değil, geliştiren, üreten ve ihraç eden bir ülke olması yönündeki bu iradeyi önemli bulduklarını söyledi.İş dünyası olarak Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır'ın ortaya koyduğu Türkiye'nin yapay zeka alanında öncü ülkelerden olma hedefine her türlü katkıyı vermeye hazır olduklarını belirten Avdagiç, İş dünyası olarak bu dönüşümün üretimden ihracata, verimlilikten rekabet gücüne kadar ekonomimizin bütün alanlarında karşılık bulması için üzerimize düşen katkıyı sunmaya hazırız. değerlendirmesinde bulundu.Avdagiç, eylem planı kapsamında 2030'a kadar veri merkezi kurulu gücünün en az 1 gigavat seviyesine çıkarılmasının hedeflendiğini aktararak, şunları kaydetti:Yapay zeka altyapılarında en az 10 milyar dolarlık özel sektör ağırlıklı kaynağın harekete geçirilmesi ve iki yıl içinde 5 milyon kişiye yapay zeka okuryazarlığı eğitimi verilmesi hedefleniyor. Bunların hepsi çok değerli. Kendi modellerimizi, kendi yazılımlarımızı, kendi çip tasarımlarımızı, kendi robotlarımızı ve kendi yapay zeka uygulamalarımızı geliştirmeliyiz. Savunmada, kamuda, finansta, sağlıkta ve diğer kritik alanlarda stratejik bağımsızlığa sahip olmamız gerekiyor. Çünkü teknoloji üretmek kadar teknolojinin kurallarını belirlemek de önemlidir.Yapay zekanın Türkiye'nin yeniden sanayileşmesinin merkezinde bulunması gerektiğini belirten Avdagiç, Eskiden fabrika dediğimizde işçi, makine ve enerji aklımıza gelirdi. Bugünün fabrikasında ise insan, robot, yapay zeka, veri, sensör ve enerji birlikte çalışıyor. dedi.Yapay zeka artı savunma sanayi formülü Türkiye için önemli bir fırsat alanıŞekib Avdagiç, Türkiye'de 114 teknoparkta yaklaşık 13 bin firmanın faaliyet gösterdiğini anımsatarak, teknoloji girişimlerinin küresel teknoloji şirketlerine dönüşmesi gerektiğini ifade etti.Türkiye'nin Turcorn (unicorn) sayısının ağustosta yapay zeka odaklı HubX'in 1,2 milyar dolarlık ön yatırım değerlemesine ulaşmasıyla 8'e çıktığını aktaran Avdagiç, teknoloji girişimlerinin sayısının 100 bine, Turcorn'ların toplam değerlemesinin ise 100 milyar dolara çıkarılması hedefini desteklediklerini kaydetti.Avdagiç, Türkiye'nin savunma sanayisinde elde ettiği birikimin önemli avantajlarından biri olduğunu belirterek, Yapay zeka artı savunma sanayi formülü Türkiye için önemli bir fırsat alanı oluşturuyor. Bu birikimi tarımda, lojistikte, otomotivde, sağlıkta ve sanayide kullanmalıyız. diye konuştu.Yapay zeka yarışında yalnızca yazılıma odaklanılamayacağını vurgulayan Avdagiç, yapay zekanın petrolünün elektrik olduğunu ifade etti.Avdagiç, gelecekte yapay zeka yarışında yalnızca güçlü algoritmalara sahip ülkelerin değil, yüksek hesaplama gücünü güvenilir, sürdürülebilir ve rekabetçi enerjiyle sağlayabilen ülkelerin de avantaj elde edeceğini kaydederek, Türkiye'nin 2030'a kadar en az 1 gigavat veri merkezi kapasitesi hedefinin ekonomik ve teknolojik egemenlik açısından da değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : AYLİN RANA AYDİN - İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye'nin yapay zeka bağımsızlığını ilan etmek için kendi yapay zeka teknolojilerini üreten bir aşamaya geçmesi gerektiğini belirtti.Avdagiç, AA muhabirine, yapay zekada teknolojik bağımsızlık, veri merkezi altyapısı, enerji ve Türkiye'nin yeniden sanayileşmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Yapay zeka yarışının yalnızca yazılım ve algoritmalardan oluşmadığına işaret eden Avdagiç, bu yarışın arkasında çip, GPU, veri merkezi, elektrik ve enerji, soğutma, enerji depolama sistemleri, robotik, sensörler, ileri malzeme ve savunma teknolojileri ile bunları birbirine bağlayan yazılımın bulunduğunu kaydetti.Avdagiç, hem dünya ile rekabet eden üstün yapay zeka modellerinin geliştirilmesi hem de bu modelleri çalıştırabilecek veri merkezi altyapılarının kurulması gerektiğini belirterek, Çünkü çok açık ki yapay zeka modelleri küresel ambargo tehdidine dönüşüyor. dedi.Küresel yapay zeka rekabetinin yeni engeller doğuracağı uyarısında bulunan Avdagiç, ChatGPT-6 Astra ve Claude Fable 5.1 gibi modellerin Yapay Genel Zekayı (AGI) oluşturacak sonraki aşamalarının ülkelere kullandırılmasının gümrük tarifelerine benzer yeni engel ve şartlara bağlanabileceğini, hatta bazı ülkelerin kritik yapay zeka teknolojisini diğer ülkelere hiç kullandırmayabileceğini söyledi.Türkiye kendi modellerini geliştirmeli, kendi yolunu oluşturmalıŞekib Avdagiç, Türkiye'nin kendi yapay zeka bağımsızlığını ilan etmek için kendi yapay zeka teknolojilerini üreten bir aşamaya geçmesi gerektiğini belirterek, Yapay zeka modelleri, çok uzak olmayan bir gelecekte ekonomilere yönelik küresel ambargo tehdidi haline dönüşebilir. Gümrük tarife engelleri gibi yapay zeka duvarlarıyla karşılaşmamak için Türkiye'nin yapay zeka bağımsızlığını ilan edecek kendi yapay zeka teknolojimizi geliştirmeliyiz. ifadelerini kullandı.Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde'ın geçen hafta yaptığı konuşmada, Avrupa'nın özellikle ABD'den ithal edilen yapay zeka teknolojilerine bağımlılığının, erişimin kesilmesi veya koşulların değiştirilmesi halinde ekonomik açıdan risk oluşturabileceğine dikkati çektiğini anımsatan Avdagiç, bu değerlendirmelerin Türkiye açısından da dikkate alınması gerektiğini söyledi.Avdagiç, ABD'nin yapay zeka alanındaki yatırımlarının Avrupa sermaye piyasalarıyla bağlantısına da değinerek, Christine Lagarde'ın 'ABD'nin AI patlamasını Avrupa parasıyla finanse etmemeliyiz' sözünü Türkiye için de düşünmek zorundayız. Çok açık ki Türkiye kendi modellerini geliştirmeli, kendi yolunu oluşturmalıdır. diye konuştu.Türkiye'nin yapay zeka alanında yalnızca dışarıda geliştirilen teknolojileri kullanan bir ülke olmaması gerektiğini dile getiren Avdagiç, şunları kaydetti:Türkiye yapay zeka bağımsızlığını ilan etmek için kendi yapay zeka teknolojilerini üreten bir aşamaya geçmelidir. Bir başka deyişle Türkiye kendi 'yapay zeka vatanını' geliştirmeli. Mavi Vatan ve Siber Vatan konseptlerinin yanına 'Yapay Zeka Vatan'ı, 'AI Vatan'ı eklemeliyiz. Amerikan yapay zekasını ithal etmemiz yeni bir bağımlılık sürecinin başlamasıdır. Kendi yapay zeka modellerimizi ve robotik teknolojilerimizi geliştirmeyi, tıpkı savunma sanayisinde olduğu gibi bir beka meselesi görmek mecburiyetindeyiz.Teknolojiyi tüketen değil üreten ülke olmalıyızİTO Başkanı Avdagiç, yapay zekada 2030 vizyonuna ilişkin, AGI'nin insanı aşan genel yeteneklere kavuşacağı öngörülen 2030'da Türkiye'yi dünyanın geliştirdiği yapay zekayı kullanan bir ülke olarak mı, yoksa dünyanın kullandığı yapay zekayı, robotu, çipi ve teknolojiyi üreten ülkelerden biri olarak mı görmek istiyoruz? Bizim tercihimiz belli. Teknolojiyi tüketen değil üreten, kullanan değil geliştiren, pazarı takip eden değil şekillendiren ülke olmalıyız. ifadelerini kullandı.Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı (2026-2030) konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ni değerlendiren Avdagiç, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde hazırlanan Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı'nı, ülkemizin yapay zeka alanındaki hedeflerini somut bir yol haritasına dönüştürmesi bakımından son derece kıymetli buluyoruz. dedi.Avdagiç, planın Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda kamu, özel sektör, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle hazırlandığını anımsatarak, Türkiye'nin yapay zekayı sadece kullanan değil, geliştiren, üreten ve ihraç eden bir ülke olması yönündeki bu iradeyi önemli bulduklarını söyledi.İş dünyası olarak Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır'ın ortaya koyduğu Türkiye'nin yapay zeka alanında öncü ülkelerden olma hedefine her türlü katkıyı vermeye hazır olduklarını belirten Avdagiç, İş dünyası olarak bu dönüşümün üretimden ihracata, verimlilikten rekabet gücüne kadar ekonomimizin bütün alanlarında karşılık bulması için üzerimize düşen katkıyı sunmaya hazırız. değerlendirmesinde bulundu.Avdagiç, eylem planı kapsamında 2030'a kadar veri merkezi kurulu gücünün en az 1 gigavat seviyesine çıkarılmasının hedeflendiğini aktararak, şunları kaydetti:Yapay zeka altyapılarında en az 10 milyar dolarlık özel sektör ağırlıklı kaynağın harekete geçirilmesi ve iki yıl içinde 5 milyon kişiye yapay zeka okuryazarlığı eğitimi verilmesi hedefleniyor. Bunların hepsi çok değerli. Kendi modellerimizi, kendi yazılımlarımızı, kendi çip tasarımlarımızı, kendi robotlarımızı ve kendi yapay zeka uygulamalarımızı geliştirmeliyiz. Savunmada, kamuda, finansta, sağlıkta ve diğer kritik alanlarda stratejik bağımsızlığa sahip olmamız gerekiyor. Çünkü teknoloji üretmek kadar teknolojinin kurallarını belirlemek de önemlidir.Yapay zekanın Türkiye'nin yeniden sanayileşmesinin merkezinde bulunması gerektiğini belirten Avdagiç, Eskiden fabrika dediğimizde işçi, makine ve enerji aklımıza gelirdi. Bugünün fabrikasında ise insan, robot, yapay zeka, veri, sensör ve enerji birlikte çalışıyor. dedi.Yapay zeka artı savunma sanayi formülü Türkiye için önemli bir fırsat alanıŞekib Avdagiç, Türkiye'de 114 teknoparkta yaklaşık 13 bin firmanın faaliyet gösterdiğini anımsatarak, teknoloji girişimlerinin küresel teknoloji şirketlerine dönüşmesi gerektiğini ifade etti.Türkiye'nin Turcorn (unicorn) sayısının ağustosta yapay zeka odaklı HubX'in 1,2 milyar dolarlık ön yatırım değerlemesine ulaşmasıyla 8'e çıktığını aktaran Avdagiç, teknoloji girişimlerinin sayısının 100 bine, Turcorn'ların toplam değerlemesinin ise 100 milyar dolara çıkarılması hedefini desteklediklerini kaydetti.Avdagiç, Türkiye'nin savunma sanayisinde elde ettiği birikimin önemli avantajlarından biri olduğunu belirterek, Yapay zeka artı savunma sanayi formülü Türkiye için önemli bir fırsat alanı oluşturuyor. Bu birikimi tarımda, lojistikte, otomotivde, sağlıkta ve sanayide kullanmalıyız. diye konuştu.Yapay zeka yarışında yalnızca yazılıma odaklanılamayacağını vurgulayan Avdagiç, yapay zekanın petrolünün elektrik olduğunu ifade etti.Avdagiç, gelecekte yapay zeka yarışında yalnızca güçlü algoritmalara sahip ülkelerin değil, yüksek hesaplama gücünü güvenilir, sürdürülebilir ve rekabetçi enerjiyle sağlayabilen ülkelerin de avantaj elde edeceğini kaydederek, Türkiye'nin 2030'a kadar en az 1 gigavat veri merkezi kapasitesi hedefinin ekonomik ve teknolojik egemenlik açısından da değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/ito-baskani-avdagic-ten-turkiye-kendi-yapay-zeka-vatanini-gelistirmeli-mesaji.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>GRAFİKLİ - Basketbolda 39. Erkekler Cumhurbaşkanlığı Kupası, yarın sahibini bulacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/grafikli-basketbolda-39-erkekler-cumhurbaskanligi-kupasi-yarin-sahibini-bulacak/913251/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/grafikli-basketbolda-39-erkekler-cumhurbaskanligi-kupasi-yarin-sahibini-bulacak/913251/</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:03:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Basketbol Süper Ligi ve Türkiye Kupası'nın son şampiyonu Fenerbahçe Tarfin ile ikincisi Beşiktaş'ın karşılaşacağı derbi, saat 20.00'de başlayacak - Fenerbahçe, kupayı 8 kez müzesine götürürken, Beşiktaş bir kez şampiyonluk yaşadı - Anadolu Efes, 14 şampiyonlukla Cumhurbaşkanlığı Kupası'nın en başarılı takımı konumunda bulunuyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- EMRE DOĞAN - Basketbol 39. Erkekler Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda yarın Fenerbahçe Tarfin ile Beşiktaş karşı karşıya gelecek.Basketbol Süper Ligi ile Türkiye Kupası'nda 2025-2026 sezonunun şampiyonu Fenerbahçe ile ikincisi Beşiktaş, Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı müzesine götürmek için mücadele edecek.Sinan Erdem Spor Salonu'nda oynanacak derbi, saat 20.00'de başlayacak.Özlem Yalman, Alper Altuğ Köselerli ve Kaan Büyükçil hakem üçlüsünün görev yapacağı karşılaşma, TRT 1'den canlı yayınlanacak.Cumhurbaşkanlığı Kupası&#039;nda ikinci randevuFenerbahçe Tarfin ile Beşiktaş, Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda ikinci kez karşılaşacak.İki takım arasında 24 Eylül 2025'te Sinan Erdem Spor Salonu'nda oynanan maçta sarı-lacivertli takım, siyah-beyazlıları 85-83 yenerek kupanın sahibi oldu.Fenerbahçe, 8 şampiyonluk elde ettiSarı-lacivertli ekip, Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı 8 kez müzesine götürdü.Fenerbahçe, kupadaki ilk şampiyonluğunu 1990 yılında Galatasaray'ı 95-86 yenerek elde etti.1991 ve 1994'te de Cumhurbaşkanlığı Kupası'nın sahibi olan sarı-lacivertliler, ardından uzun bir süre organizasyonda yer alamadı. 2007'de Anadolu Efes'i 79-77 yenerek 13 yıl sonra yeniden şampiyon olan Fenerbahçe Tarfin, 2013, 2016, 2017 ve 2025'te de kupayı kazandı.Sarı-lacivertli takım, kupada 11 kez ise ikinci oldu.Beşiktaş, bir kez kazandıSiyah-beyazlı takım, Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda bir kez şampiyonluk yaşadı.Beşiktaş, 30 Eylül 2012'de oynanan karşılaşmada Anadolu Efes'i 77-75 yenerek kupayı müzesine götürdü.Siyah-beyazlılar, organizasyonda 1987'de Karşıyaka'ya, 2025'te ise Fenerbahçe'ye mağlup oldu.Anadolu Efes, 14 şampiyonlukla zirvedeLacivert-beyazlılar, Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda en fazla şampiyonluk yaşayan takım konumunda bulunuyor.Anadolu Efes, 1986, 1992, 1993, 1996, 1998, 2000, 2006, 2009, 2010, 2015, 2018, 2019, 2022 ve 2024'te kupayı müzesine götürdü.Lacivert-beyazlı takım, 14 şampiyonluğun ilk 9'unu Efes Pilsen, son 5'ini Anadolu Efes adı altında kazandı.Ülkerspor, üst üste 5 kez kazanan tek ekipCumhurbaşkanlığı Kupası'nın 6 kez sahibi olan Ülkerspor, üst üste 5 şampiyonluk yaşayan tek takım olarak dikkati çekiyor.Ülkerspor, kupada 1995, 2001, 2002, 2003, 2004 ve 2005'te şampiyon oldu.1985'ten bu yana düzenlenen turnuvada Galatasaray, Pınar Karşıyaka ve Türk Telekom ikişer, Eczacıbaşı, Çukurova ve TOFAŞ ise birer kez mutlu sona ulaştı.Cumhurbaşkanlığı Kupası şampiyonlarıErkekler Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı kazanan takımlar ve ikinciler şöyle:YılŞampiyonİkinci1985GalatasarayFenerbahçe1986Efes PilsenGalatasaray1987KarşıyakaBeşiktaş1988EczacıbaşıFenerbahçe1989ÇukurovaEczacıbaşı1990FenerbahçeGalatasaray1991FenerbahçeTOFAŞ SAS1992Efes PilsenPaşabahçe1993Efes PilsenTOFAŞ SAS1994FenerbahçeEfes Pilsen1995ÜlkersporGalatasaray1996Efes PilsenTürk Telekom1997Türk TelekomEfes Pilsen1998Efes PilsenÜlkerspor1999TOFAŞEfes Pilsen2000Efes PilsenÜlkerspor2001ÜlkersporEfes Pilsen2002ÜlkersporEfes Pilsen2003ÜlkersporEfes Pilsen2004ÜlkersporEfes Pilsen2005ÜlkersporEfes Pilsen2006Efes PilsenAlpella2007Fenerbahçe ÜlkerEfes Pilsen2008Türk TelekomFenerbahçe Ülker2009Efes PilsenFenerbahçe Ülker2010Efes PilsenFenerbahçe Ülker2011Galatasaray Medical ParkFenerbahçe Ülker2012BeşiktaşAnadolu Efes2013Fenerbahçe ÜlkerGalatasaray Liv Hospital2014Pınar KarşıyakaFenerbahçe Ülker2015Anadolu EfesPınar Karşıyaka2016FenerbahçeAnadolu Efes2017Fenerbahçe DoğuşBanvit2018Anadolu EfesFenerbahçe2019Anadolu EfesFenerbahçe2022Anadolu EfesFenerbahçe Beko2024Anadolu EfesFenerbahçe Beko2025Fenerbahçe BekoBeşiktaş GAİNNOT: Erkekler Cumhurbaşkanlığı Kupası, 2020 ve 2021 yıllarında Kovid-19 salgını, 2023 senesinde ise Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle oynanmadı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- EMRE DOĞAN - Basketbol 39. Erkekler Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda yarın Fenerbahçe Tarfin ile Beşiktaş karşı karşıya gelecek.Basketbol Süper Ligi ile Türkiye Kupası'nda 2025-2026 sezonunun şampiyonu Fenerbahçe ile ikincisi Beşiktaş, Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı müzesine götürmek için mücadele edecek.Sinan Erdem Spor Salonu'nda oynanacak derbi, saat 20.00'de başlayacak.Özlem Yalman, Alper Altuğ Köselerli ve Kaan Büyükçil hakem üçlüsünün görev yapacağı karşılaşma, TRT 1'den canlı yayınlanacak.Cumhurbaşkanlığı Kupası&#039;nda ikinci randevuFenerbahçe Tarfin ile Beşiktaş, Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda ikinci kez karşılaşacak.İki takım arasında 24 Eylül 2025'te Sinan Erdem Spor Salonu'nda oynanan maçta sarı-lacivertli takım, siyah-beyazlıları 85-83 yenerek kupanın sahibi oldu.Fenerbahçe, 8 şampiyonluk elde ettiSarı-lacivertli ekip, Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı 8 kez müzesine götürdü.Fenerbahçe, kupadaki ilk şampiyonluğunu 1990 yılında Galatasaray'ı 95-86 yenerek elde etti.1991 ve 1994'te de Cumhurbaşkanlığı Kupası'nın sahibi olan sarı-lacivertliler, ardından uzun bir süre organizasyonda yer alamadı. 2007'de Anadolu Efes'i 79-77 yenerek 13 yıl sonra yeniden şampiyon olan Fenerbahçe Tarfin, 2013, 2016, 2017 ve 2025'te de kupayı kazandı.Sarı-lacivertli takım, kupada 11 kez ise ikinci oldu.Beşiktaş, bir kez kazandıSiyah-beyazlı takım, Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda bir kez şampiyonluk yaşadı.Beşiktaş, 30 Eylül 2012'de oynanan karşılaşmada Anadolu Efes'i 77-75 yenerek kupayı müzesine götürdü.Siyah-beyazlılar, organizasyonda 1987'de Karşıyaka'ya, 2025'te ise Fenerbahçe'ye mağlup oldu.Anadolu Efes, 14 şampiyonlukla zirvedeLacivert-beyazlılar, Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda en fazla şampiyonluk yaşayan takım konumunda bulunuyor.Anadolu Efes, 1986, 1992, 1993, 1996, 1998, 2000, 2006, 2009, 2010, 2015, 2018, 2019, 2022 ve 2024'te kupayı müzesine götürdü.Lacivert-beyazlı takım, 14 şampiyonluğun ilk 9'unu Efes Pilsen, son 5'ini Anadolu Efes adı altında kazandı.Ülkerspor, üst üste 5 kez kazanan tek ekipCumhurbaşkanlığı Kupası'nın 6 kez sahibi olan Ülkerspor, üst üste 5 şampiyonluk yaşayan tek takım olarak dikkati çekiyor.Ülkerspor, kupada 1995, 2001, 2002, 2003, 2004 ve 2005'te şampiyon oldu.1985'ten bu yana düzenlenen turnuvada Galatasaray, Pınar Karşıyaka ve Türk Telekom ikişer, Eczacıbaşı, Çukurova ve TOFAŞ ise birer kez mutlu sona ulaştı.Cumhurbaşkanlığı Kupası şampiyonlarıErkekler Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı kazanan takımlar ve ikinciler şöyle:YılŞampiyonİkinci1985GalatasarayFenerbahçe1986Efes PilsenGalatasaray1987KarşıyakaBeşiktaş1988EczacıbaşıFenerbahçe1989ÇukurovaEczacıbaşı1990FenerbahçeGalatasaray1991FenerbahçeTOFAŞ SAS1992Efes PilsenPaşabahçe1993Efes PilsenTOFAŞ SAS1994FenerbahçeEfes Pilsen1995ÜlkersporGalatasaray1996Efes PilsenTürk Telekom1997Türk TelekomEfes Pilsen1998Efes PilsenÜlkerspor1999TOFAŞEfes Pilsen2000Efes PilsenÜlkerspor2001ÜlkersporEfes Pilsen2002ÜlkersporEfes Pilsen2003ÜlkersporEfes Pilsen2004ÜlkersporEfes Pilsen2005ÜlkersporEfes Pilsen2006Efes PilsenAlpella2007Fenerbahçe ÜlkerEfes Pilsen2008Türk TelekomFenerbahçe Ülker2009Efes PilsenFenerbahçe Ülker2010Efes PilsenFenerbahçe Ülker2011Galatasaray Medical ParkFenerbahçe Ülker2012BeşiktaşAnadolu Efes2013Fenerbahçe ÜlkerGalatasaray Liv Hospital2014Pınar KarşıyakaFenerbahçe Ülker2015Anadolu EfesPınar Karşıyaka2016FenerbahçeAnadolu Efes2017Fenerbahçe DoğuşBanvit2018Anadolu EfesFenerbahçe2019Anadolu EfesFenerbahçe2022Anadolu EfesFenerbahçe Beko2024Anadolu EfesFenerbahçe Beko2025Fenerbahçe BekoBeşiktaş GAİNNOT: Erkekler Cumhurbaşkanlığı Kupası, 2020 ve 2021 yıllarında Kovid-19 salgını, 2023 senesinde ise Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle oynanmadı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/grafikli-basketbolda-39-erkekler-cumhurbaskanligi-kupasi-yarin-sahibini-bulacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun eserleri ilk kez dijital sergide </title>
      <link>https://www.canligaste.com/bedri-rahmi-eyuboglu-nun-eserleri-ilk-kez-dijital-sergide/913250/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bedri-rahmi-eyuboglu-nun-eserleri-ilk-kez-dijital-sergide/913250/</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:03:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Türk resim ve edebiyatının çok yönlü sanatçılarından Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun eserleri, CerModern ve Reo-Tek işbirliğiyle hazırlanan proje kapsamında, ilk kez dijital sergide sanatseverlerle buluşacak - Kasım ayında açılacak sergide Eyüboğlu'nun eserleri yeniden yorumlanacak, bir resmin küçük bir ayrıntısı büyüyerek bütün mekanı kaplayacak, renkler hareket edecek, figürler ışık ve sesle yeniden kurulacak - CerModern Sanat Yönetmeni Zihni Tümer: - Bedri Rahmi'nin eserlerini teknoloji aracılığıyla yeniden yorumlarken amacımız onun sanatının özünü değiştirmek değil, o büyük mirasa yeni bir bakış penceresi açmak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : FATMA NUR CANDAN - Türk modern sanatının öncü isimlerinden ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun eserleri, CerModern ve Reo-Tek işbirliğiyle hazırlanan proje kapsamında dijital ortama taşınarak kasım ayında sanatseverlerle buluşacak.CerModern Flow Dijital Sahnesi'nde izleyiciye sunulacak sergi, Bir Bedri Rahmi resmi hareket edebilseydi ne olurdu? Balıkları yüzse, kuşları kanatlansa, Anadolu'nun kilimlerinden, yazmalarından ve duvarlarından resimlerine taşıdığı motifler tuvalden çıkarak bütün bir mekana yayılsa neler olurdu? sorusundan yola çıkarak oluşturuldu. Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun eserlerinin yeniden yorumlanacağı sergide, bir resmin küçük bir ayrıntısı büyüyerek bütün mekanı kaplayacak, renkler hareket edecek, motifler çoğalacak, figürler ışık ve sesle yeniden kurulacak.Flow Dijital Sahnesi'nin teknolojik altyapısıyla oluşturulacak deneyimde sanatçının tuval üzerinde kurduğu dünya, mekanın tamamına yayılan görsel ve işitsel bir anlatıya dönüşecek.Bedri Rahmi&#039;nin öncü ruhunu geleceğe taşıyan bir ilke imza atıyoruzCerModern Sanat Yönetmeni Zihni Tümer, Türkiye'de bir Türk ressamın eserlerinin bu kapsamda ilk kez dijital bir sergi deneyimine dönüştürülecek olmasının projeye ayrı bir anlam kattığını belirtti.Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun yalnızca Türk sanatının büyük ustalarından biri değil, kendi döneminin sınırlarını aşmış gerçek bir öncü olduğunu ifade eden Tümer, şunları kaydetti:Resimden şiire, mozaikten seramiğe uzanan üretiminde hep yeni yollar aradı, Anadolu'nun görsel belleğini modern sanatla buluşturdu. Bu nedenle Türkiye'de bir Türk sanatçının eserlerini bu kapsamda ilk kez dijital bir sanat deneyimine dönüştürecek projenin Bedri Rahmi ile başlamasını son derece anlamlı buluyoruz. 'ilklerin sanatçısı'nın bugün bir başka ilke öncülük etmesi, projenin ruhunu da çok güzel anlatıyor.Kültürel miras ile teknolojiyi aynı sahnede buluşturuyoruzCerModern'in de yalnızca bugünün sanatını sergileyen değil, sanatın gelecekte nasıl deneyimleneceğine ilişkin yeni alanlar açan bir kültür kurumu olmasını önemsediklerini ifade eden Tümer, Dijitalleşmeyi sanatın yerine geçen bir unsur olarak değil, sanatla yeni ilişkiler kurmamıza imkan veren başka bir ifade alanı olarak görüyoruz. Bedri Rahmi'nin eserlerini teknoloji aracılığıyla yeniden yorumlarken amacımız onun sanatının özünü değiştirmek değil, o büyük mirasa yeni bir bakış penceresi açmak. Genç bir ziyaretçinin Bedri Rahmi'nin renkleriyle ilk kez dijital bir ortamda karşılaşması ve ardından onun eserlerini, şiirlerini ve yaşamını daha fazla merak etmesi bile bu projenin en değerli sonuçlarından biri olacaktır. ifadelerini kullandı. Tümer, CerModern ve Reo-Tek işbirliğiyle gerçekleştirdiğimiz bu projeyle kültürel miras ile teknolojiyi aynı sahnede buluşturuyoruz. Bedri Rahmi'nin öncü ruhunun yıllar sonra yine bir 'ilk'le geleceğe taşınacak olması bizim için ayrıca heyecan verici. dedi.Bedri Rahmi yeni kuşaklarla başka bir dilde buluşacakProje aynı zamanda Türkiye sanat tarihinin önemli bir mirasını yeni kuşakların deneyimleme biçimleriyle buluşturmayı hedefliyor.Bedri Rahmi'yi kitaplardan, müzelerden ve sanat tarihi anlatılarından tanıyan genç kuşakların, bu kez sanatçının dünyasını çevrelerini saran dijital bir deneyimin içinde keşfetmesine fırsat sunuluyor.CerModern ve Reo-Tek işbirliğiyle hazırlanan Bedri Rahmi Eyüboğlu Dijital Sergisi, kasım ayında CerModern Flow Dijital Sahnesi'nde izleyiciyle buluşacak. Serginin açılış tarihi ve programa ilişkin ayrıntılar ilerleyen günlerde açıklanacak.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : FATMA NUR CANDAN - Türk modern sanatının öncü isimlerinden ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun eserleri, CerModern ve Reo-Tek işbirliğiyle hazırlanan proje kapsamında dijital ortama taşınarak kasım ayında sanatseverlerle buluşacak.CerModern Flow Dijital Sahnesi'nde izleyiciye sunulacak sergi, Bir Bedri Rahmi resmi hareket edebilseydi ne olurdu? Balıkları yüzse, kuşları kanatlansa, Anadolu'nun kilimlerinden, yazmalarından ve duvarlarından resimlerine taşıdığı motifler tuvalden çıkarak bütün bir mekana yayılsa neler olurdu? sorusundan yola çıkarak oluşturuldu. Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun eserlerinin yeniden yorumlanacağı sergide, bir resmin küçük bir ayrıntısı büyüyerek bütün mekanı kaplayacak, renkler hareket edecek, motifler çoğalacak, figürler ışık ve sesle yeniden kurulacak.Flow Dijital Sahnesi'nin teknolojik altyapısıyla oluşturulacak deneyimde sanatçının tuval üzerinde kurduğu dünya, mekanın tamamına yayılan görsel ve işitsel bir anlatıya dönüşecek.Bedri Rahmi&#039;nin öncü ruhunu geleceğe taşıyan bir ilke imza atıyoruzCerModern Sanat Yönetmeni Zihni Tümer, Türkiye'de bir Türk ressamın eserlerinin bu kapsamda ilk kez dijital bir sergi deneyimine dönüştürülecek olmasının projeye ayrı bir anlam kattığını belirtti.Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun yalnızca Türk sanatının büyük ustalarından biri değil, kendi döneminin sınırlarını aşmış gerçek bir öncü olduğunu ifade eden Tümer, şunları kaydetti:Resimden şiire, mozaikten seramiğe uzanan üretiminde hep yeni yollar aradı, Anadolu'nun görsel belleğini modern sanatla buluşturdu. Bu nedenle Türkiye'de bir Türk sanatçının eserlerini bu kapsamda ilk kez dijital bir sanat deneyimine dönüştürecek projenin Bedri Rahmi ile başlamasını son derece anlamlı buluyoruz. 'ilklerin sanatçısı'nın bugün bir başka ilke öncülük etmesi, projenin ruhunu da çok güzel anlatıyor.Kültürel miras ile teknolojiyi aynı sahnede buluşturuyoruzCerModern'in de yalnızca bugünün sanatını sergileyen değil, sanatın gelecekte nasıl deneyimleneceğine ilişkin yeni alanlar açan bir kültür kurumu olmasını önemsediklerini ifade eden Tümer, Dijitalleşmeyi sanatın yerine geçen bir unsur olarak değil, sanatla yeni ilişkiler kurmamıza imkan veren başka bir ifade alanı olarak görüyoruz. Bedri Rahmi'nin eserlerini teknoloji aracılığıyla yeniden yorumlarken amacımız onun sanatının özünü değiştirmek değil, o büyük mirasa yeni bir bakış penceresi açmak. Genç bir ziyaretçinin Bedri Rahmi'nin renkleriyle ilk kez dijital bir ortamda karşılaşması ve ardından onun eserlerini, şiirlerini ve yaşamını daha fazla merak etmesi bile bu projenin en değerli sonuçlarından biri olacaktır. ifadelerini kullandı. Tümer, CerModern ve Reo-Tek işbirliğiyle gerçekleştirdiğimiz bu projeyle kültürel miras ile teknolojiyi aynı sahnede buluşturuyoruz. Bedri Rahmi'nin öncü ruhunun yıllar sonra yine bir 'ilk'le geleceğe taşınacak olması bizim için ayrıca heyecan verici. dedi.Bedri Rahmi yeni kuşaklarla başka bir dilde buluşacakProje aynı zamanda Türkiye sanat tarihinin önemli bir mirasını yeni kuşakların deneyimleme biçimleriyle buluşturmayı hedefliyor.Bedri Rahmi'yi kitaplardan, müzelerden ve sanat tarihi anlatılarından tanıyan genç kuşakların, bu kez sanatçının dünyasını çevrelerini saran dijital bir deneyimin içinde keşfetmesine fırsat sunuluyor.CerModern ve Reo-Tek işbirliğiyle hazırlanan Bedri Rahmi Eyüboğlu Dijital Sergisi, kasım ayında CerModern Flow Dijital Sahnesi'nde izleyiciyle buluşacak. Serginin açılış tarihi ve programa ilişkin ayrıntılar ilerleyen günlerde açıklanacak.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/bedri-rahmi-eyuboglu-nun-eserleri-ilk-kez-dijital-sergide.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kırşehir'de 26 yıl 24 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan hükümlü yakalandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kirsehir-de-26-yil-24-ay-kesinlesmis-hapis-cezasi-bulunan-hukumlu-yakalandi/913249/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kirsehir-de-26-yil-24-ay-kesinlesmis-hapis-cezasi-bulunan-hukumlu-yakalandi/913249/</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:01:09 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kırşehir / Kırşehir'de hakkında 26 yıl 24 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan firari hükümlü yakalandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kırşehir Haberleri : Kırşehir'de hakkında 26 yıl 24 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan firari hükümlü yakalandı.İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş ve İstihbarat şubeleri ekipleri, kent genelinde arananların yakalanmasına yönelik çalışma yürüttü.Bu kapsamda ekipler, çeşitli suçlardan toplam 26 yıl 24 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan O.A'yı saklandığı adreste yakaladı.Hükümlü, işlemlerinin ardından cezaevine teslim edildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kırşehir Haberleri : Kırşehir'de hakkında 26 yıl 24 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan firari hükümlü yakalandı.İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş ve İstihbarat şubeleri ekipleri, kent genelinde arananların yakalanmasına yönelik çalışma yürüttü.Bu kapsamda ekipler, çeşitli suçlardan toplam 26 yıl 24 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan O.A'yı saklandığı adreste yakaladı.Hükümlü, işlemlerinin ardından cezaevine teslim edildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/kirsehir-de-26-yil-24-ay-kesinlesmis-hapis-cezasi-bulunan-hukumlu-yakalandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye Sinema Festivali kapsamında 26-27 Eylül'de tüm filmlerin biletleri 90 lira olacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-sinema-festivali-kapsaminda-26-27-eylul-de-tum-filmlerin-biletleri-90-lira-olacak/913247/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-sinema-festivali-kapsaminda-26-27-eylul-de-tum-filmlerin-biletleri-90-lira-olacak/913247/</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 10:58:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy: - Geçen yıl ilk kez düzenlenen ve 780 binden fazla seyirciyi beyaz perde etrafında buluşturan festivali, bu yıl 26-27 Eylül tarihlerinde 75 ilimizde, yaklaşık 1500 salonda gerçekleştireceğiz, 17 yerli ve yabancı filmi izleyiciyle buluşturacağız]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Sinema Festivali'nin bu yıl 26-27 Eylül'de 75 ilde, yaklaşık 1500 salonda gerçekleştirileceğini, 17 yerli ve yabancı filmin izleyiciyle buluşacağını belirterek, festival süresince tüm filmlerin biletlerinin 90 lira olacağını bildirdi.Bakan Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye Sinema Festivali'nin, ikinci yılında daha geniş bir kapsamla sinemaseverlerle buluşacağını duyurdu.Sinemanın birleştirici gücünü Türkiye'nin dört bir yanında yeniden hissedeceğiz ifadesini kullanan Ersoy, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:Bakanlığımızın destekleriyle, Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği tarafından GNÇ ana sponsorluğunda düzenlenen Türkiye Sinema Festivali, ikinci yılında daha geniş bir kapsamla sinemaseverlerle buluşacak. Geçen yıl ilk kez düzenlenen ve 780 binden fazla seyirciyi beyaz perde etrafında buluşturan festivali, bu yıl 26-27 Eylül tarihlerinde 75 ilimizde, yaklaşık 1500 salonda gerçekleştireceğiz, 17 yerli ve yabancı filmi izleyiciyle buluşturacağız.İki gün boyunca tüm filmlerin biletleri 90 lira olacak, biletler bugünden itibaren satışa sunulacak. Başta gençlerimiz ve ailelerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımızı sinema salonlarımızı doldurmaya, ortak seyir heyecanını paylaşmaya ve bu kültür şölenine ortak olmaya davet ediyorum.Sinema salonlarına güçlü destekBakanlıktan yapılan açıklamaya göre, festival sinemanın yalnızca bir içerik değil, büyük perdede, karanlık salonda ve izleyicilerle birlikte deneyimlenen güçlü bir kültür ve sanat etkinliği olduğunu hatırlatmayı amaçlıyor.Festivalle, sinema salonlarının sürdürülebilirliğine katkı sunulurken, her yaştan sinemaseverin sinemaya erişiminin de kolaylaştırılması hedefleniyor.Aile filmlerinden büyük bütçeli yapımlara geniş seçkiFestival programında yılın merakla beklenen yapımlarının yanı sıra farklı türlerden yerli ve yabancı filmler yer alacak.Katılımcılar, aile filmlerinden animasyonlara, macera yapımlarından büyük bütçeli gişe filmlerine kadar geniş bir seçkiyi avantajlı fiyatlarla izleme fırsatı bulacak.Festival kapsamında gösterilecek filmler arasında Avengers: Endgame, Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün, Odyssey ve Oyuncak Hikayesi 5 gibi yapımlar da yer alıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Sinema Festivali'nin bu yıl 26-27 Eylül'de 75 ilde, yaklaşık 1500 salonda gerçekleştirileceğini, 17 yerli ve yabancı filmin izleyiciyle buluşacağını belirterek, festival süresince tüm filmlerin biletlerinin 90 lira olacağını bildirdi.Bakan Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye Sinema Festivali'nin, ikinci yılında daha geniş bir kapsamla sinemaseverlerle buluşacağını duyurdu.Sinemanın birleştirici gücünü Türkiye'nin dört bir yanında yeniden hissedeceğiz ifadesini kullanan Ersoy, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:Bakanlığımızın destekleriyle, Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği tarafından GNÇ ana sponsorluğunda düzenlenen Türkiye Sinema Festivali, ikinci yılında daha geniş bir kapsamla sinemaseverlerle buluşacak. Geçen yıl ilk kez düzenlenen ve 780 binden fazla seyirciyi beyaz perde etrafında buluşturan festivali, bu yıl 26-27 Eylül tarihlerinde 75 ilimizde, yaklaşık 1500 salonda gerçekleştireceğiz, 17 yerli ve yabancı filmi izleyiciyle buluşturacağız.İki gün boyunca tüm filmlerin biletleri 90 lira olacak, biletler bugünden itibaren satışa sunulacak. Başta gençlerimiz ve ailelerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımızı sinema salonlarımızı doldurmaya, ortak seyir heyecanını paylaşmaya ve bu kültür şölenine ortak olmaya davet ediyorum.Sinema salonlarına güçlü destekBakanlıktan yapılan açıklamaya göre, festival sinemanın yalnızca bir içerik değil, büyük perdede, karanlık salonda ve izleyicilerle birlikte deneyimlenen güçlü bir kültür ve sanat etkinliği olduğunu hatırlatmayı amaçlıyor.Festivalle, sinema salonlarının sürdürülebilirliğine katkı sunulurken, her yaştan sinemaseverin sinemaya erişiminin de kolaylaştırılması hedefleniyor.Aile filmlerinden büyük bütçeli yapımlara geniş seçkiFestival programında yılın merakla beklenen yapımlarının yanı sıra farklı türlerden yerli ve yabancı filmler yer alacak.Katılımcılar, aile filmlerinden animasyonlara, macera yapımlarından büyük bütçeli gişe filmlerine kadar geniş bir seçkiyi avantajlı fiyatlarla izleme fırsatı bulacak.Festival kapsamında gösterilecek filmler arasında Avengers: Endgame, Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün, Odyssey ve Oyuncak Hikayesi 5 gibi yapımlar da yer alıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/turkiye-sinema-festivali-kapsaminda-26-27-eylul-de-tum-filmlerin-biletleri-90-lira-olacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Trump'ın, Suudi Arabistan'ın Husilere karşı askeri destek talebiyle ilgili kararını ertelediği iddiası</title>
      <link>https://www.canligaste.com/trump-in-suudi-arabistan-in-husilere-karsi-askeri-destek-talebiyle-ilgili-kararini-erteledigi-iddiasi/913246/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/trump-in-suudi-arabistan-in-husilere-karsi-askeri-destek-talebiyle-ilgili-kararini-erteledigi-iddiasi/913246/</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 10:58:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya / ABD Başkanı Donald Trump'ın, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki İran destekli Husilere karşı ABD'nin hava saldırıları düzenlemesi yönündeki talebiyle ilgili kararını ertelediği öne sürüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri : ABD Başkanı Donald Trump'ın, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki İran destekli Husilere karşı ABD'nin hava saldırıları düzenlemesi yönündeki talebiyle ilgili kararını ertelediği öne sürüldü.New York Times (NYT) gazetesinin ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre Trump, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Husilerin ilerleyişini durdurmak için ABD'den yeniden yardım istemesinin ardından ABD Savunma Bakanlığına (Pentagon) Husilere yönelik hava saldırıları için hazırlık yapma talimatı verdi.Yetkililer Trump'ın, Bin Selman ile görüşmesinden bir gün önce danışmanlarına Husilere yönelik saldırılara sıcak bakmadığını söylediğini ancak telefon görüşmesinin ardından tutumunu değiştirdiğini iddia etti.Ancak yetkililer, Trump'ın pazar günü saldırı kararından geri adım attığını ve ABD'nin şu aşamada Husilere yönelik hava saldırısı düzenlemeyeceğine karar verdiğini ileri sürdü.Yemen'deki İran destekli Husiler, Sana'ya gönderilen insansız hava araçları nedeniyle Suudi Arabistan'ı suçlamış ve karşılık verecekleri tehdidinde bulunmuştu.Bu açıklamadan sonra Suudi Arabistan makamları, ülkenin güneyindeki birçok bölgede saldırı uyarısında bulunmuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri : ABD Başkanı Donald Trump'ın, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki İran destekli Husilere karşı ABD'nin hava saldırıları düzenlemesi yönündeki talebiyle ilgili kararını ertelediği öne sürüldü.New York Times (NYT) gazetesinin ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre Trump, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Husilerin ilerleyişini durdurmak için ABD'den yeniden yardım istemesinin ardından ABD Savunma Bakanlığına (Pentagon) Husilere yönelik hava saldırıları için hazırlık yapma talimatı verdi.Yetkililer Trump'ın, Bin Selman ile görüşmesinden bir gün önce danışmanlarına Husilere yönelik saldırılara sıcak bakmadığını söylediğini ancak telefon görüşmesinin ardından tutumunu değiştirdiğini iddia etti.Ancak yetkililer, Trump'ın pazar günü saldırı kararından geri adım attığını ve ABD'nin şu aşamada Husilere yönelik hava saldırısı düzenlemeyeceğine karar verdiğini ileri sürdü.Yemen'deki İran destekli Husiler, Sana'ya gönderilen insansız hava araçları nedeniyle Suudi Arabistan'ı suçlamış ve karşılık verecekleri tehdidinde bulunmuştu.Bu açıklamadan sonra Suudi Arabistan makamları, ülkenin güneyindeki birçok bölgede saldırı uyarısında bulunmuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/trump-in-suudi-arabistan-in-husilere-karsi-askeri-destek-talebiyle-ilgili-kararini-erteledigi-iddiasi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Avrupa borsaları pozitif seyrediyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/avrupa-borsalari-pozitif-seyrediyor/913245/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/avrupa-borsalari-pozitif-seyrediyor/913245/</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 10:58:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Avrupa borsaları, Orta Doğu'da jeopolitik risklerin azalabileceğine yönelik iyimserlikle haftanın ilk işlem gününde pozitif seyrediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Avrupa borsaları, Orta Doğu'da jeopolitik risklerin azalabileceğine yönelik iyimserlikle haftanın ilk işlem gününde pozitif seyrediyor.Küresel piyasalar, ABD'de düzenlenecek Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu kapsamında liderler düzeyinde yürütülecek görüşmelere ilişkin iyimserliklerin etkisiyle haftaya pozitif seyirle başladı.Piyasalarda, gözler bu hafta ABD'de gerçekleştirilecek BM Zirvesi'ne çevrildi. Zirvede, başta ABD ile Çin olmak üzere liderler düzeyinde birçok toplantı ve görüşme düzenlenecek.Bu görüşmelerden olumlu sonuçlar alınarak jeopolitik risklerin azalabileceği ve dolayısıyla enerji arzının artabileceğine yönelik umutlarla petrol fiyatları haftaya düşüşle başladı.Petrol fiyatlarındaki gevşemeyle enflasyon endişeleri bir miktar törpülenirken, riskli varlıklara yönelimin arttığı görüldü.Bu gelişmelerle, Avrupa borsalarında haftanın ilk işlem gününde pozitif bir seyir izleniyor.Avrupa piyasalarında saat 10.45 itibarıyla Stoxx Europe 600 gösterge endeksi yüzde 0,6 artışla 639,2 puanda, İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,4 yükselişle 10.697 puanda seyrediyor.Almanya'da DAX 40 endeksi önceki kapanışın yüzde 0,7 üstünde 25.484 puanda, İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,8 yükselişle 51.952 puanda, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,6 kazançla 8.109 puanda ve İspanya'da IBEX 35 endeksi yüzde 0,6 değer kazancıyla 19.635 puanda bulunuyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Avrupa borsaları, Orta Doğu'da jeopolitik risklerin azalabileceğine yönelik iyimserlikle haftanın ilk işlem gününde pozitif seyrediyor.Küresel piyasalar, ABD'de düzenlenecek Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu kapsamında liderler düzeyinde yürütülecek görüşmelere ilişkin iyimserliklerin etkisiyle haftaya pozitif seyirle başladı.Piyasalarda, gözler bu hafta ABD'de gerçekleştirilecek BM Zirvesi'ne çevrildi. Zirvede, başta ABD ile Çin olmak üzere liderler düzeyinde birçok toplantı ve görüşme düzenlenecek.Bu görüşmelerden olumlu sonuçlar alınarak jeopolitik risklerin azalabileceği ve dolayısıyla enerji arzının artabileceğine yönelik umutlarla petrol fiyatları haftaya düşüşle başladı.Petrol fiyatlarındaki gevşemeyle enflasyon endişeleri bir miktar törpülenirken, riskli varlıklara yönelimin arttığı görüldü.Bu gelişmelerle, Avrupa borsalarında haftanın ilk işlem gününde pozitif bir seyir izleniyor.Avrupa piyasalarında saat 10.45 itibarıyla Stoxx Europe 600 gösterge endeksi yüzde 0,6 artışla 639,2 puanda, İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,4 yükselişle 10.697 puanda seyrediyor.Almanya'da DAX 40 endeksi önceki kapanışın yüzde 0,7 üstünde 25.484 puanda, İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,8 yükselişle 51.952 puanda, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,6 kazançla 8.109 puanda ve İspanya'da IBEX 35 endeksi yüzde 0,6 değer kazancıyla 19.635 puanda bulunuyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Cezayir'de orman yakanlar ile çocuk istismarcılarına idam cezası tasarısı hazırlandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/cezayir-de-orman-yakanlar-ile-cocuk-istismarcilarina-idam-cezasi-tasarisi-hazirlandi/913243/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/cezayir-de-orman-yakanlar-ile-cocuk-istismarcilarina-idam-cezasi-tasarisi-hazirlandi/913243/</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 10:58:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Cezayir'de çocuk kaçıran, istismarda bulunan veya kasıtlı orman yangını çıkaran kişilere yönelik idam cezasını öngören yasa tasarısı meclise sunulmak üzere hazırlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Cezayir'de çocuk kaçıran, istismarda bulunan veya kasıtlı orman yangını çıkaran kişilere yönelik idam cezasını öngören yasa tasarısı meclise sunulmak üzere hazırlandı.Yerel basında çıkan haberlere göre, meclise sunulacak tasarı, sabotajcıları caydırmayı, çocuk ve mülkleri korumayı ve ülke genelinde istikrar ve huzurun tesis edilmesini amaçlıyor.Kasıtlı olarak orman yangını çıkarmayı, kamu güvenliğini, ülke ekonomisini ve toplumsal istikrarı tehdit eden organize bir suç olarak nitelendiren tasarı, yangın suçlarının insan hayatı, bitki örtüsü, ekolojik denge ve biyoçeşitlilik üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkati çekiyor.Hükümet, tasarının hazırlanma gerekçesini şu sözlerle açıkladı:Ülkenin çevresel ve ekonomik unsurları, kimi zaman dışarıdan yönlendirmeyle kasıtlı yangınlar çıkarılarak hedef alınmıştır. Bu durum, açık bir ihanet ve ulusal toprakların dokunulmazlığına zarar verme suçu teşkil etmektedir. Bu eylemlerin oluşturduğu suçun ve tehlikenin boyutu; hava koşullarının kötüye kullanılmasında, toplumsal istikrar ile güvenlik istikrarını sarsmak ve ağır hasara yol açmak amacıyla gelişmiş araçların kullanılmasında açıkça görülmektedir.Ülkedeki üst makamların, bu suç olgularını ortadan kaldırma, genel ve özel caydırıcılığı sağlama, ülkeyi bu tehlikeli suçtan koruma iradesini yansıttığı düşünülen tasarı, söz konusu suçlara verilen cezaların sertleştirilmesini sağlıyor.Tasarı, ormanlarda, fundalıklarda, ekili veya ekili olmayan tarlalarda, ağaçlarda, kesilmiş ağaç yığınlarında veya orman içindeki kübik ahşap yığınlarında kasıtlı olarak ateş yakan herkes için açıkça idam cezasının getirilmesini öngörüyor.Yabancı bir devletin talimatıyla veya yararına, ihanet ve casusluk suçları çerçevesinde ya da kamu güvenliğini hedef alacak şekilde yangın çıkaranları da kapsayan tasarıya göre, yangının bir veya birden fazla kişinin ölümüne yol açması halinde de fail doğrudan idam cezasına çarptırılıyor.Sosyal medya ile modern bilişim ve iletişim araçları dahil olmak üzere herhangi bir yolla yangın çıkarılması için kışkırtan veya bunları finanse eden ve çıkarılmasını kolaylaştıran herkes için de idam cezası öngörülüyor.İdam cezası aynı zamanda, bir çocuğu herhangi bir yolla kaçıran, ona işkence eden, cinsel saldırıda bulunan veya ona vahşice davranan herkesi de kapsıyor.Tasarıya göre, bu suçlardan mahkum olan kişiler kanunda yer alan hafifletici nedenlerden yararlanamayacak.Cezayir'de ağustos sonunda 12 kişinin ölümüne neden olan yıkıcı orman yangınlarının ardından Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, kasıtlı yangın çıkaranlar için idam cezası getirilmesi talimatını vermişti.İdam cezası, Cezayir ceza mevzuatında çeşitli suçlar için bulunsa da cezanın infazı 1993'ten bu yana uygulanmıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Cezayir'de çocuk kaçıran, istismarda bulunan veya kasıtlı orman yangını çıkaran kişilere yönelik idam cezasını öngören yasa tasarısı meclise sunulmak üzere hazırlandı.Yerel basında çıkan haberlere göre, meclise sunulacak tasarı, sabotajcıları caydırmayı, çocuk ve mülkleri korumayı ve ülke genelinde istikrar ve huzurun tesis edilmesini amaçlıyor.Kasıtlı olarak orman yangını çıkarmayı, kamu güvenliğini, ülke ekonomisini ve toplumsal istikrarı tehdit eden organize bir suç olarak nitelendiren tasarı, yangın suçlarının insan hayatı, bitki örtüsü, ekolojik denge ve biyoçeşitlilik üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkati çekiyor.Hükümet, tasarının hazırlanma gerekçesini şu sözlerle açıkladı:Ülkenin çevresel ve ekonomik unsurları, kimi zaman dışarıdan yönlendirmeyle kasıtlı yangınlar çıkarılarak hedef alınmıştır. Bu durum, açık bir ihanet ve ulusal toprakların dokunulmazlığına zarar verme suçu teşkil etmektedir. Bu eylemlerin oluşturduğu suçun ve tehlikenin boyutu; hava koşullarının kötüye kullanılmasında, toplumsal istikrar ile güvenlik istikrarını sarsmak ve ağır hasara yol açmak amacıyla gelişmiş araçların kullanılmasında açıkça görülmektedir.Ülkedeki üst makamların, bu suç olgularını ortadan kaldırma, genel ve özel caydırıcılığı sağlama, ülkeyi bu tehlikeli suçtan koruma iradesini yansıttığı düşünülen tasarı, söz konusu suçlara verilen cezaların sertleştirilmesini sağlıyor.Tasarı, ormanlarda, fundalıklarda, ekili veya ekili olmayan tarlalarda, ağaçlarda, kesilmiş ağaç yığınlarında veya orman içindeki kübik ahşap yığınlarında kasıtlı olarak ateş yakan herkes için açıkça idam cezasının getirilmesini öngörüyor.Yabancı bir devletin talimatıyla veya yararına, ihanet ve casusluk suçları çerçevesinde ya da kamu güvenliğini hedef alacak şekilde yangın çıkaranları da kapsayan tasarıya göre, yangının bir veya birden fazla kişinin ölümüne yol açması halinde de fail doğrudan idam cezasına çarptırılıyor.Sosyal medya ile modern bilişim ve iletişim araçları dahil olmak üzere herhangi bir yolla yangın çıkarılması için kışkırtan veya bunları finanse eden ve çıkarılmasını kolaylaştıran herkes için de idam cezası öngörülüyor.İdam cezası aynı zamanda, bir çocuğu herhangi bir yolla kaçıran, ona işkence eden, cinsel saldırıda bulunan veya ona vahşice davranan herkesi de kapsıyor.Tasarıya göre, bu suçlardan mahkum olan kişiler kanunda yer alan hafifletici nedenlerden yararlanamayacak.Cezayir'de ağustos sonunda 12 kişinin ölümüne neden olan yıkıcı orman yangınlarının ardından Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, kasıtlı yangın çıkaranlar için idam cezası getirilmesi talimatını vermişti.İdam cezası, Cezayir ceza mevzuatında çeşitli suçlar için bulunsa da cezanın infazı 1993'ten bu yana uygulanmıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/cezayir-de-orman-yakanlar-ile-cocuk-istismarcilarina-idam-cezasi-tasarisi-hazirlandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Sivas'ta iş yerinde gaz parlaması sonucu çıkan yangında 4 kişi yaralandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/sivas-ta-is-yerinde-gaz-parlamasi-sonucu-cikan-yanginda-4-kisi-yaralandi/913242/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/sivas-ta-is-yerinde-gaz-parlamasi-sonucu-cikan-yanginda-4-kisi-yaralandi/913242/</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 10:56:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Sivas / Sivas'ta LPG dönüşüm sistemi yapan bir iş yerinde gaz parlaması sonucu çıkan yangında 4 kişi yaralandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Sivas Haberleri : Sivas'ta LPG dönüşüm sistemi yapan bir iş yerinde gaz parlaması sonucu çıkan yangında 4 kişi yaralandı.Gültepe Mahallesi'nde LPG dönüşüm sistemi yapan bir iş yerinde henüz belirlenemeyen nedenle gaz parlaması sonucu yangın çıktı.İhbar üzerine olay yerine polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.Olayda yaralanan 4 kişi, sağlık ekiplerince hastaneye kaldırıldı.Yangın, itfaiye ekiplerince söndürüldü.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Sivas Haberleri : Sivas'ta LPG dönüşüm sistemi yapan bir iş yerinde gaz parlaması sonucu çıkan yangında 4 kişi yaralandı.Gültepe Mahallesi'nde LPG dönüşüm sistemi yapan bir iş yerinde henüz belirlenemeyen nedenle gaz parlaması sonucu yangın çıktı.İhbar üzerine olay yerine polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.Olayda yaralanan 4 kişi, sağlık ekiplerince hastaneye kaldırıldı.Yangın, itfaiye ekiplerince söndürüldü.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/sivas-ta-is-yerinde-gaz-parlamasi-sonucu-cikan-yanginda-4-kisi-yaralandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kaspersky SAS 2026'nın gündemini paylaştı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kaspersky-sas-2026-nin-gundemini-paylasti/913241/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kaspersky-sas-2026-nin-gundemini-paylasti/913241/</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 10:56:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Kaspersky GReAT Direktörü Igor Kuznetsov: - Neredeyse 20 yıldır Güvenlik Analistleri Zirvesi, dünyanın en parlak tehdit istihbaratı zihinlerinin bir araya geldiği, güvene dayalı bağlar kurduğu ve kritik keşiflerini paylaştığı öncü bir ekosistem olma görevini üstleniyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Kaspersky, siber güvenlik tehditlerinin ve çözüm önerilerinin ele alınacağı 18'inci Security Analyst Summit'in (SAS 2026) gündemini açıkladı.Şirketten yapılan açıklamaya göre, 20-23 Ekim'de Endonezya'nın Bali adasında düzenlenecek ve 200'ün üzerinde katılımcının yer alması beklenen SAS 2026, geleneksel etkinlik formatlarının dışına çıkarak siber anarşi konusuna odaklanacak.Karmaşık tehdit ortamına karşı en etkili yanıtın, bireysel çabaların işbirliğine dayalı bir siber güvenlik topluluğuna dönüştürülmesinden geçtiği ilkesinden hareket edecek etkinliğin programında, kritik güvenlik açıklarına ilişkin açıklamaların yanı sıra farklı dijital sektörleri hedef alan karmaşık saldırılara yönelik olay incelemeleri de yer alıyor.Zirvede sunulacak gelişmiş siber casusluk araştırmaları, geleneksel güvenlik araçlarını atlatma konusunda yetkinliğini giderek artıran yüksek düzey tehditlere odaklanacak. Kaspersky Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT) ekibinden Georgy Kucherin, diplomatik hedefleri odağına alan alt seviye bir UEFI bootkit kampanyasının detaylarını paylaşacak. Ekip arkadaşı Sojun Ryu ise adı gelişmiş kalıcı tehdit (APT) grubu Lazarus'un yeni nesil taktiklerine ışık tutan güncel bulguları aktaracak.Tüketici sistemlerini, otomotiv kontrol ünitelerini ve kamusal medya aygıtlarını hedef alan zararlı yazılımların ayrıntılı biçimde ele alınacağı organizasyonda, Kaspersky Tehdit Araştırmaları ekibinden Dmitry Kalinin, Android tabanlı araç multimedya ünitelerini hedef alan bir saldırı dalgasına ilişkin yeni bulguları sunacak.Güvenlik uzmanı Andy Nguyen, araştırmacıların PlayStation 5 üzerinde Linux işletim sistemini çalıştırmasını sağlayan kritik konsol güvenlik atlatma yöntemlerini anlatacak. Bağımsız araştırmacı Victor Pozdov ise Counter-Strike ve Dota 2 içinde tespit edilen uzaktan kod yürütme (RCE) açığının, oyuncuların bilgisayarlarına sızmak için nasıl kullanıldığını aktaracak.Ayrıca XLab'den Alex Turing, 31,4 Tbps boyutundaki Android TV botneti Kimwolfun detaylı analizini sunarken, Cellebrite Labs'ten Alfie CG, Coruna istismar kitinde silah haline getirilen iOS güvenlik atlatma zafiyeti Rocketı mercek altına alacak.SAS 2026'da makine öğrenmesi ile siber güvenliğin kesişimine de odaklanılacak. Ikotas Labs'ten Satoki Tsuji, herhangi bir Büyük Dil Modeli (LLM) devreye girmeden önce tıklama gerektirmeyen kod çalıştırma zincirlerinin, yapay zeka destekli kodlama sistemlerindeki güvenlik kısıtlamalarını tamamen nasıl aşabildiğini gösterecek.Huazhong Üniversitesinden Dr. Zhiniang Peng ise otonom ve LLM destekli bir güvenlik açığı tarama sistemini tanıtacak. Sistem, birden fazla akıllı telefon üreticisi tarafından kullanılan önde gelen Android dağıtımlarında 100'ün üzerinde sıfırıncı gün güvenlik açığının keşfedilmesini ve doğrulanmasını otomatikleştirmeyi sağlıyor.CTF 2026 Finalleri yapılacakEtkinlik kapsamında SAS Capture The Flag (CTF) 2026 Finalleri de düzenlenecek. Profesyonel SAS CTF elemelerinden çıkan 8 şampiyon ile Kaspersky küresel akademik ve kurumsal turnuvasının 5 bölgesel birincisi olmak üzere toplam 13 takım, yüksek tempolu Saldırı-Savunma formatında 18 bin dolarlık ödül havuzundan pay alabilmek için mücadele edecek.Açıklamada görüşlerine yer verilen Kaspersky GReAT Direktörü Igor Kuznetsov, küresel tehdit ortamının giderek daha karmaşık bir yapıya bürünürken, dijital geleceği korumak için güvenilir siber güvenlik araçlarının sahaya sürülmesini ve ekipler arasında aktif, uygulamalı bir işbirliğini zorunlu kıldığını belirtti.Kuznetsov, Neredeyse 20 yıldır Güvenlik Analistleri Zirvesi, dünyanın en parlak tehdit istihbaratı zihinlerinin bir araya geldiği, güvene dayalı bağlar kurduğu ve kritik keşiflerini paylaştığı öncü bir ekosistem olma görevini üstleniyor. Bu yılki siber anarşi teması da kalıpların dışına çıkan yaratıcı düşünceyi tetiklemek ve sofistike siber saldırılara karşı gereken ortak cepheyi inşa etmek üzere kurgulandı. değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Kaspersky, siber güvenlik tehditlerinin ve çözüm önerilerinin ele alınacağı 18'inci Security Analyst Summit'in (SAS 2026) gündemini açıkladı.Şirketten yapılan açıklamaya göre, 20-23 Ekim'de Endonezya'nın Bali adasında düzenlenecek ve 200'ün üzerinde katılımcının yer alması beklenen SAS 2026, geleneksel etkinlik formatlarının dışına çıkarak siber anarşi konusuna odaklanacak.Karmaşık tehdit ortamına karşı en etkili yanıtın, bireysel çabaların işbirliğine dayalı bir siber güvenlik topluluğuna dönüştürülmesinden geçtiği ilkesinden hareket edecek etkinliğin programında, kritik güvenlik açıklarına ilişkin açıklamaların yanı sıra farklı dijital sektörleri hedef alan karmaşık saldırılara yönelik olay incelemeleri de yer alıyor.Zirvede sunulacak gelişmiş siber casusluk araştırmaları, geleneksel güvenlik araçlarını atlatma konusunda yetkinliğini giderek artıran yüksek düzey tehditlere odaklanacak. Kaspersky Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT) ekibinden Georgy Kucherin, diplomatik hedefleri odağına alan alt seviye bir UEFI bootkit kampanyasının detaylarını paylaşacak. Ekip arkadaşı Sojun Ryu ise adı gelişmiş kalıcı tehdit (APT) grubu Lazarus'un yeni nesil taktiklerine ışık tutan güncel bulguları aktaracak.Tüketici sistemlerini, otomotiv kontrol ünitelerini ve kamusal medya aygıtlarını hedef alan zararlı yazılımların ayrıntılı biçimde ele alınacağı organizasyonda, Kaspersky Tehdit Araştırmaları ekibinden Dmitry Kalinin, Android tabanlı araç multimedya ünitelerini hedef alan bir saldırı dalgasına ilişkin yeni bulguları sunacak.Güvenlik uzmanı Andy Nguyen, araştırmacıların PlayStation 5 üzerinde Linux işletim sistemini çalıştırmasını sağlayan kritik konsol güvenlik atlatma yöntemlerini anlatacak. Bağımsız araştırmacı Victor Pozdov ise Counter-Strike ve Dota 2 içinde tespit edilen uzaktan kod yürütme (RCE) açığının, oyuncuların bilgisayarlarına sızmak için nasıl kullanıldığını aktaracak.Ayrıca XLab'den Alex Turing, 31,4 Tbps boyutundaki Android TV botneti Kimwolfun detaylı analizini sunarken, Cellebrite Labs'ten Alfie CG, Coruna istismar kitinde silah haline getirilen iOS güvenlik atlatma zafiyeti Rocketı mercek altına alacak.SAS 2026'da makine öğrenmesi ile siber güvenliğin kesişimine de odaklanılacak. Ikotas Labs'ten Satoki Tsuji, herhangi bir Büyük Dil Modeli (LLM) devreye girmeden önce tıklama gerektirmeyen kod çalıştırma zincirlerinin, yapay zeka destekli kodlama sistemlerindeki güvenlik kısıtlamalarını tamamen nasıl aşabildiğini gösterecek.Huazhong Üniversitesinden Dr. Zhiniang Peng ise otonom ve LLM destekli bir güvenlik açığı tarama sistemini tanıtacak. Sistem, birden fazla akıllı telefon üreticisi tarafından kullanılan önde gelen Android dağıtımlarında 100'ün üzerinde sıfırıncı gün güvenlik açığının keşfedilmesini ve doğrulanmasını otomatikleştirmeyi sağlıyor.CTF 2026 Finalleri yapılacakEtkinlik kapsamında SAS Capture The Flag (CTF) 2026 Finalleri de düzenlenecek. Profesyonel SAS CTF elemelerinden çıkan 8 şampiyon ile Kaspersky küresel akademik ve kurumsal turnuvasının 5 bölgesel birincisi olmak üzere toplam 13 takım, yüksek tempolu Saldırı-Savunma formatında 18 bin dolarlık ödül havuzundan pay alabilmek için mücadele edecek.Açıklamada görüşlerine yer verilen Kaspersky GReAT Direktörü Igor Kuznetsov, küresel tehdit ortamının giderek daha karmaşık bir yapıya bürünürken, dijital geleceği korumak için güvenilir siber güvenlik araçlarının sahaya sürülmesini ve ekipler arasında aktif, uygulamalı bir işbirliğini zorunlu kıldığını belirtti.Kuznetsov, Neredeyse 20 yıldır Güvenlik Analistleri Zirvesi, dünyanın en parlak tehdit istihbaratı zihinlerinin bir araya geldiği, güvene dayalı bağlar kurduğu ve kritik keşiflerini paylaştığı öncü bir ekosistem olma görevini üstleniyor. Bu yılki siber anarşi teması da kalıpların dışına çıkan yaratıcı düşünceyi tetiklemek ve sofistike siber saldırılara karşı gereken ortak cepheyi inşa etmek üzere kurgulandı. değerlendirmesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İlaç sektöründe rekabet sorunları ve çözüm önerileri çalıştayda ele alındı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ilac-sektorunde-rekabet-sorunlari-ve-cozum-onerileri-calistayda-ele-alindi/913240/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ilac-sektorunde-rekabet-sorunlari-ve-cozum-onerileri-calistayda-ele-alindi/913240/</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 10:53:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle: - İktisadi düzen artık geriye döndürülemez şekilde küresel. Bu durum çok boyutlu, katmanlı karmaşık eşitsizliklere, yapısal birtakım reform alanlarına işaret ediyor - 50 yıl öncesinin, hatta belki 80 yıl öncesinin ön kabullerine, ön hükümlerine göre istikamet çizemeyiz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : İlaç sektöründe patent koruması, pazara giriş koşulları, dağıtım ve geri ödeme uygulamalarının rekabete etkileri ile sektördeki sorunlara yönelik çözüm önerileri, İlaç Sektöründe Rekabet Çalıştayında değerlendirildi.Rekabet Kurumu tarafından ATO Meclis Salonu'nda düzenlenen çalıştay, sektör paydaşlarını da bir araya getirdi. Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, insan zekası ve eylemlerinin, teknolojik ilerleme dahil her şeyi şekillendiren bir faktör olduğunu söyledi.Sektörel reformlar için sürekli çalıştıklarını belirten Küle, sektördeki sıkışmanın nedenlerini şöyle sıraladı:Birincisi inovasyon rekabeti. Her zaman eleştirel olabilmeli ve inovasyonun kaçınılmaz ve risksiz olduğu algısını bir yana bırakmalıyız. Sektör inovasyonu gerçekten değer zincirinin hangi noktasında gerçekleştiriyor? Pazarlama mı, nadir hastalıklara tedavide mi ya da bütün inovasyonun ilk ve en zor basamağı olan temel araştırmada mı? İkincisi, şirket yapılanmalarının, organizasyonlarının özellikle finansallaşma ile değişmesi ve yine değer zincirinde de entegrasyon parçalanmaların olmasının rekabete olan etkileri. Özellikle devralmalarda ve dolaylı kontrol yapılarında inovasyon riskleriyle birlikte dikkat edilmesi gereken alanlar mevcut. Son olarak, iktisadi düzen artık geriye döndürülemez şekilde küresel. Bu durum çok boyutlu, katmanlı karmaşık eşitsizliklere, yapısal birtakım reform alanlarına işaret ediyor. Bu bağlamda, 50 yıl öncesinin, hatta belki 80 yıl öncesinin ön kabullerine, ön hükümlerine göre istikamet çizemeyiz. Savunma ve ütopya sınırındaki sıkışmayı yenmek için realiteye daha yakından bakmalı, anlamalı ve en önemlisi daha ferah zihinler için cesarete sahip ve elbette fedakar olmalıyız.Sektördeki rekabet koşulları gündemdeÇalıştay kapsamında, ilaç sektörünün üretimden pazara girişe, dağıtımdan perakende aşamasına kadar farklı süreçlerinde rekabeti etkileyen unsurlar ele alınıyor. Patent ve rekabet ilişkisi, pazara giriş koşulları, ilaç dağıtımındaki münhasırlık uygulamaları, kamu ilaç alımlarında rekabet, geri ödeme sistemi ve kamu kurum iskontosu başta olmak üzere sektördeki güncel rekabet meselelerinin çok boyutlu masaya yatırıldığı çalıştay, Küle'nin konuşmasının ardından oturumlarla devam etti. İlaç Sektör İncelemesi Ön Raporu Sunumu başlıklı ilk oturumda, sektör incelemesi kapsamında hazırlanan ön raporun temel tespit ve değerlendirmeleri aktarıldı. Oturumda, ilaç sektöründe üretim, pazara giriş ve dağıtım aşamalarında rekabeti etkileyen unsurlar, patent koruması ile rekabet arasındaki ilişki, ruhsatlandırma ve geri ödeme düzenlemelerinin pazara giriş üzerindeki etkileri, ecza depoları arasındaki rekabet ve münhasırlık uygulamaları ile kamu kurum iskontosu uygulamasında karşılaşılan sorunlar ön plana çıktı. Ayrıca, sektör incelemesi kapsamında geliştirilen ve mevcut yasal, idari ve mali çerçevede gerçekleştirilebilecek iyileştirmelere yönelik öneriler de paylaşıldı.Programın ikinci oturumu, İlaç Sektöründe Rekabet ve Regülasyonun Geleceği: Kamu Temsilcilerinin Görüşleri başlığıyla düzenlendi. Bu oturum, ilaç sektörünün sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde işleyişinin sağlanması, ilaç politikalarının rekabetle etkileşimi ve etkin, öngörülebilir ve rekabetçi bir düzenleyici çerçevenin oluşturulmasına ilişkin yaklaşımların değerlendirilmesi amacıyla planlandı. Kamu kurumlarının ilaç sektöründeki düzenleyici ve uygulayıcı rolleri çerçevesinde, ilaçların ruhsatlandırılması, geri ödeme ve fiyatlandırma mekanizmaları, ilaca erişim, sağlık politikaları ve rekabet arasındaki ilişki farklı yönleriyle çalıştaya taşındı. İlaç Sektöründe Rekabet ve Regülasyonun Geleceği: Özel Sektör Temsilcilerinin Görüşleri başlıklı üçüncü oturumda ise ilaç sektörünün dinamikleri ve mevcut düzenlemelerin piyasa üzerindeki etkileri, sektör paydaşlarının karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri ana başlıklar olarak belirlendi. Rekabet, yatırım, inovasyon ve ilaca erişim arasındaki dengenin güçlendirilmesine yönelik yaklaşımlar ile ilaç sektörünün sürdürülebilir ve rekabetçi bir yapıya kavuşması için düzenleyici çerçevenin geliştirilmesi bu oturumun ana başlıklarını oluşturdu.Çalıştayda ilaç sektöründe rekabetin üretim, pazara giriş, dağıtım ve perakende aşamalarındaki görünümü, kamu kurumları, akademi ve sektör temsilcilerinin katkılarıyla çok yönlü biçimde aktarılması amaçlandı. Farklı paydaşların değerlendirmelerinin bir araya getirildiği oturumlarda, ilaç sektörünün kendine özgü yapısı ve yoğun düzenlemeye tabi olması dikkate alınarak rekabet politikası ile sağlık politikası arasındaki etkileşim ön plana çıktı.Etkinlik, ilaç sektörüne ilişkin inceleme kapsamında ortaya konulan tespit ve önerilerin farklı paydaşların görüşleriyle değerlendirilmesi yönüyle de sektör temsilcilerini bir araya getirmiş oldu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : İlaç sektöründe patent koruması, pazara giriş koşulları, dağıtım ve geri ödeme uygulamalarının rekabete etkileri ile sektördeki sorunlara yönelik çözüm önerileri, İlaç Sektöründe Rekabet Çalıştayında değerlendirildi.Rekabet Kurumu tarafından ATO Meclis Salonu'nda düzenlenen çalıştay, sektör paydaşlarını da bir araya getirdi. Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, insan zekası ve eylemlerinin, teknolojik ilerleme dahil her şeyi şekillendiren bir faktör olduğunu söyledi.Sektörel reformlar için sürekli çalıştıklarını belirten Küle, sektördeki sıkışmanın nedenlerini şöyle sıraladı:Birincisi inovasyon rekabeti. Her zaman eleştirel olabilmeli ve inovasyonun kaçınılmaz ve risksiz olduğu algısını bir yana bırakmalıyız. Sektör inovasyonu gerçekten değer zincirinin hangi noktasında gerçekleştiriyor? Pazarlama mı, nadir hastalıklara tedavide mi ya da bütün inovasyonun ilk ve en zor basamağı olan temel araştırmada mı? İkincisi, şirket yapılanmalarının, organizasyonlarının özellikle finansallaşma ile değişmesi ve yine değer zincirinde de entegrasyon parçalanmaların olmasının rekabete olan etkileri. Özellikle devralmalarda ve dolaylı kontrol yapılarında inovasyon riskleriyle birlikte dikkat edilmesi gereken alanlar mevcut. Son olarak, iktisadi düzen artık geriye döndürülemez şekilde küresel. Bu durum çok boyutlu, katmanlı karmaşık eşitsizliklere, yapısal birtakım reform alanlarına işaret ediyor. Bu bağlamda, 50 yıl öncesinin, hatta belki 80 yıl öncesinin ön kabullerine, ön hükümlerine göre istikamet çizemeyiz. Savunma ve ütopya sınırındaki sıkışmayı yenmek için realiteye daha yakından bakmalı, anlamalı ve en önemlisi daha ferah zihinler için cesarete sahip ve elbette fedakar olmalıyız.Sektördeki rekabet koşulları gündemdeÇalıştay kapsamında, ilaç sektörünün üretimden pazara girişe, dağıtımdan perakende aşamasına kadar farklı süreçlerinde rekabeti etkileyen unsurlar ele alınıyor. Patent ve rekabet ilişkisi, pazara giriş koşulları, ilaç dağıtımındaki münhasırlık uygulamaları, kamu ilaç alımlarında rekabet, geri ödeme sistemi ve kamu kurum iskontosu başta olmak üzere sektördeki güncel rekabet meselelerinin çok boyutlu masaya yatırıldığı çalıştay, Küle'nin konuşmasının ardından oturumlarla devam etti. İlaç Sektör İncelemesi Ön Raporu Sunumu başlıklı ilk oturumda, sektör incelemesi kapsamında hazırlanan ön raporun temel tespit ve değerlendirmeleri aktarıldı. Oturumda, ilaç sektöründe üretim, pazara giriş ve dağıtım aşamalarında rekabeti etkileyen unsurlar, patent koruması ile rekabet arasındaki ilişki, ruhsatlandırma ve geri ödeme düzenlemelerinin pazara giriş üzerindeki etkileri, ecza depoları arasındaki rekabet ve münhasırlık uygulamaları ile kamu kurum iskontosu uygulamasında karşılaşılan sorunlar ön plana çıktı. Ayrıca, sektör incelemesi kapsamında geliştirilen ve mevcut yasal, idari ve mali çerçevede gerçekleştirilebilecek iyileştirmelere yönelik öneriler de paylaşıldı.Programın ikinci oturumu, İlaç Sektöründe Rekabet ve Regülasyonun Geleceği: Kamu Temsilcilerinin Görüşleri başlığıyla düzenlendi. Bu oturum, ilaç sektörünün sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde işleyişinin sağlanması, ilaç politikalarının rekabetle etkileşimi ve etkin, öngörülebilir ve rekabetçi bir düzenleyici çerçevenin oluşturulmasına ilişkin yaklaşımların değerlendirilmesi amacıyla planlandı. Kamu kurumlarının ilaç sektöründeki düzenleyici ve uygulayıcı rolleri çerçevesinde, ilaçların ruhsatlandırılması, geri ödeme ve fiyatlandırma mekanizmaları, ilaca erişim, sağlık politikaları ve rekabet arasındaki ilişki farklı yönleriyle çalıştaya taşındı. İlaç Sektöründe Rekabet ve Regülasyonun Geleceği: Özel Sektör Temsilcilerinin Görüşleri başlıklı üçüncü oturumda ise ilaç sektörünün dinamikleri ve mevcut düzenlemelerin piyasa üzerindeki etkileri, sektör paydaşlarının karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri ana başlıklar olarak belirlendi. Rekabet, yatırım, inovasyon ve ilaca erişim arasındaki dengenin güçlendirilmesine yönelik yaklaşımlar ile ilaç sektörünün sürdürülebilir ve rekabetçi bir yapıya kavuşması için düzenleyici çerçevenin geliştirilmesi bu oturumun ana başlıklarını oluşturdu.Çalıştayda ilaç sektöründe rekabetin üretim, pazara giriş, dağıtım ve perakende aşamalarındaki görünümü, kamu kurumları, akademi ve sektör temsilcilerinin katkılarıyla çok yönlü biçimde aktarılması amaçlandı. Farklı paydaşların değerlendirmelerinin bir araya getirildiği oturumlarda, ilaç sektörünün kendine özgü yapısı ve yoğun düzenlemeye tabi olması dikkate alınarak rekabet politikası ile sağlık politikası arasındaki etkileşim ön plana çıktı.Etkinlik, ilaç sektörüne ilişkin inceleme kapsamında ortaya konulan tespit ve önerilerin farklı paydaşların görüşleriyle değerlendirilmesi yönüyle de sektör temsilcilerini bir araya getirmiş oldu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Pakistan ordusu: Pakistan Talibanı bağlantılı 8 militan etkisiz hale getirildi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/pakistan-ordusu-pakistan-talibani-baglantili-8-militan-etkisiz-hale-getirildi/913239/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/pakistan-ordusu-pakistan-talibani-baglantili-8-militan-etkisiz-hale-getirildi/913239/</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 10:53:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya / Pakistan güvenlik güçlerinden 2'si ve yanlarındaki 4 kişi çatışmada hayatını kaybetti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri : Pakistan ordusu, ülkenin kuzeybatısındaki Hayber Pahtunhva eyaletinde Pakistan Talibanı (TTP) bağlantılı olduğu belirtilen 8 militanın etkisiz hale getirildiğini bildirdi.Pakistan Silahlı Kuvvetleri Halkla İlişkiler Biriminin (ISPR) ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, Hayber Pahtunhva'nın Hangu bölgesinde güvenlik güçleriyle militanlar arasında çatışma çıktığı duyuruldu.TTP bağlantılı olduğu belirtilen 8 militanın etkisiz hale getirildiği kaydedilen açıklamada, çatışmada Pakistan güvenlik güçlerinden 2'si ile yanlarındaki 4 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi.Açıklamada, bölgede TTP bağlantılı başka militanların olması ihtimaline karşı operasyonun sürdürüldüğü ifade edildi.Pakistan&#039;daki terör sorunuPakistan'da silahlı saldırılar, özellikle Afganistan'a sınırı bulunan Hayber Pahtunhva ve Belucistan eyaletlerinde yoğunlaşıyor.Her iki eyalette de Peştun ve Beluci etnik gruplarının haklarını savunduklarını ileri süren silahlı gruplar, Pakistan güvenlik güçlerine ve sivillere yönelik saldırılarda bulunuyor.İslamabad, TTP'nin Afganistan'da mevzilendiğini ve saldırılarını buradan organize ettiğini savunurken, Afganistan yönetimi bu iddiaları reddediyor.Belucistan'da ise Belucistan Kurtuluş Ordusunun (BLA) saldırıları ön plana çıkıyor. BLA, Belucistan'ın Pakistan'dan ayrılmasını ve Beluç halkının bu bölgeyi yönetmesini istiyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri : Pakistan ordusu, ülkenin kuzeybatısındaki Hayber Pahtunhva eyaletinde Pakistan Talibanı (TTP) bağlantılı olduğu belirtilen 8 militanın etkisiz hale getirildiğini bildirdi.Pakistan Silahlı Kuvvetleri Halkla İlişkiler Biriminin (ISPR) ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, Hayber Pahtunhva'nın Hangu bölgesinde güvenlik güçleriyle militanlar arasında çatışma çıktığı duyuruldu.TTP bağlantılı olduğu belirtilen 8 militanın etkisiz hale getirildiği kaydedilen açıklamada, çatışmada Pakistan güvenlik güçlerinden 2'si ile yanlarındaki 4 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi.Açıklamada, bölgede TTP bağlantılı başka militanların olması ihtimaline karşı operasyonun sürdürüldüğü ifade edildi.Pakistan&#039;daki terör sorunuPakistan'da silahlı saldırılar, özellikle Afganistan'a sınırı bulunan Hayber Pahtunhva ve Belucistan eyaletlerinde yoğunlaşıyor.Her iki eyalette de Peştun ve Beluci etnik gruplarının haklarını savunduklarını ileri süren silahlı gruplar, Pakistan güvenlik güçlerine ve sivillere yönelik saldırılarda bulunuyor.İslamabad, TTP'nin Afganistan'da mevzilendiğini ve saldırılarını buradan organize ettiğini savunurken, Afganistan yönetimi bu iddiaları reddediyor.Belucistan'da ise Belucistan Kurtuluş Ordusunun (BLA) saldırıları ön plana çıkıyor. BLA, Belucistan'ın Pakistan'dan ayrılmasını ve Beluç halkının bu bölgeyi yönetmesini istiyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Fransa’da trenin otomobile çarptığı kaza demir yolu ulaşımını aksattı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/fransa-da-trenin-otomobile-carptigi-kaza-demir-yolu-ulasimini-aksatti/913238/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/fransa-da-trenin-otomobile-carptigi-kaza-demir-yolu-ulasimini-aksatti/913238/</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 10:53:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya / Fransa'nın güneybatısında trenle otomobilin karıştığı kazanın ardından bazı seferlerde aksamalar yaşandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri : Fransa'nın güneybatısında trenle otomobilin karıştığı kazanın ardından bazı seferlerde aksamalar yaşandı.Yerel basındaki haberlere göre Haute-Garonne vilayetine bağlı Belderaud geçidinde dün akşam saatlerinde Fransız demir yolu şirketi SNCF’ye ait tren otomobile çarptı.Kazada otomobili kullanan kadın ağır yaralandı.Kaza nedeniyle Haute-Garonne vilayetine bağlı Toulouse şehri ile Aude vilayetindeki Carcassonne arasındaki tren seferleri iki yönlü durduruldu.SNCF’den yapılan açıklamada teknik ekiplerin raylardaki hasarı onarmak için çalıştıkları ve iki yönlü seferlere yarın sabahtan itibaren başlanacağı bildirildi.Kazanın nedenine ilişkin henüz açıklama yapılmadı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri : Fransa'nın güneybatısında trenle otomobilin karıştığı kazanın ardından bazı seferlerde aksamalar yaşandı.Yerel basındaki haberlere göre Haute-Garonne vilayetine bağlı Belderaud geçidinde dün akşam saatlerinde Fransız demir yolu şirketi SNCF’ye ait tren otomobile çarptı.Kazada otomobili kullanan kadın ağır yaralandı.Kaza nedeniyle Haute-Garonne vilayetine bağlı Toulouse şehri ile Aude vilayetindeki Carcassonne arasındaki tren seferleri iki yönlü durduruldu.SNCF’den yapılan açıklamada teknik ekiplerin raylardaki hasarı onarmak için çalıştıkları ve iki yönlü seferlere yarın sabahtan itibaren başlanacağı bildirildi.Kazanın nedenine ilişkin henüz açıklama yapılmadı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/fransa-da-trenin-otomobile-carptigi-kaza-demir-yolu-ulasimini-aksatti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
