<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Giresunspor Hentbol Takımı'nda Avrupa kupası heyecanı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/giresunspor-hentbol-takimi-nda-avrupa-kupasi-heyecani/900382/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/giresunspor-hentbol-takimi-nda-avrupa-kupasi-heyecani/900382/</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:33:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: EHF Avrupa Kupası'nda üst tur hedefleyen Giresunspor, Erkekler Süper Lig'de de bu sezon ilk 4'te yer almak için mücadele verecek - Antrenör Gökhan Kolukısaoğlu: - Giresunspor yer aldığı her kulvarda kupaya talip olmalı, ligde de aynı şeyi düşünüyoruz. Biz sahaya her zaman kazanmak için çıkacağız]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- GÜLTEKİN YETGİN - Hentbol Erkekler Süper Lig ekibi Giresunspor, ilk kez mücadele edeceği EHF Avrupa Kupası'nda başarı yakalamayı hedefliyor.Yeni sezon çalışmalarını sürdüren Karadeniz temsilcisi, gözünü Avrupa'ya çevirdi.Yeşil-beyazlı ekip, Erkekler EHF Avrupa Kupası ilk turunda Avusturya'nın HC Fivers WAT Margareten takımıyla 12-13 Eylül'de Giresun'da karşılaşacak. Rövanş mücadelesi ise 19-20 Eylül'de oynanacak.Taraftarlarına Avrupa heyecanı yaşatacak olan Giresunspor, tur atlama peşinde. Takım, ligde de geçen yılki play-off başarısını sürdürmek istiyor.Giresunspor Hentbol İcra Kurulu Başkanı Muslihiddin Aydın, AA muhabirine, Giresun'u Avrupa kupalarında temsil edecekleri için bu sezon daha iyi bir kadro oluşturmaya çalıştıklarını söyledi.İyi oyuncular transfer ettiklerini belirten Aydın, yaklaşık iki haftadır çalışmaları sürdürdüklerini anlattı.Muslihiddin Aydın, Giresun ve Giresunspor'u Avrupa'da temsil edecek olmanın kendilerine ayrı bir sorumluluk yüklediğinin altını çizdi.Defalarca Avrupa kupalarına katılmış güçlü bir rakiple oynayacaklarını dile getiren Aydın, turu geçmek istediklerini ifade etti.Aydın, ligde bu sezon play-off hattını hedeflediklerini belirterek, Geçen sene ligde 5'inci olduk, bu sene 3'üncülük ve 4'üncülük en gerçekçi hedeflerimizden biri ama ligi play-off hattında bitireceğimizi düşünüyorum. dedi.Takımın desteğe ihtiyacı olduğunu vurgulayan Aydın, Özellikle sponsorluk anlamında ciddi desteklere ihtiyacımız var. Bu yarışın içerisinde olmak tek başımıza verebileceğimiz mücadele değil. diye konuştu.Aydın, İstanbul'daki tüm Giresunlu taraftarları da ligin ilk haftasında yarın deplasmanda oynayacakları Beşiktaş maçına davet etti.Avrupa kupası oynayacak bir takım oluşturdukTakımın antrenörü Gökhan Kolukısaoğlu ise bu sezon ligi ilk dört içerisinde bitirme hedefiyle mücadele edeceklerini söyledi.Ligde ve Avrupa'da her maça kazanmak için çıkacaklarını belirten Kolukısaoğlu, Beşiktaş maçını da kazanmak istediklerini kaydetti.Kolukısaoğlu, Avrupa'da mücadele edecek olmaktan gurur duyduklarını dile getirerek, Bölgesel ligden başlayıp 5 yılda buraya kadar geleceğimiz sorulsa ben bile inanamazdım ama biz oradan başlayıp Avrupa kupası oynayacak bir takım oluşturduk. değerlendirmesinde bulundu.Turu geçmek istediklerini ifade eden Gökhan Kolukısaoğlu, Giresunspor yer aldığı her kulvarda kupaya talip olmalı, ligde de aynı şeyi düşünüyoruz. Biz sahaya her zaman kazanmak için çıkacağız. dedi.Giresunspor'un kentin en büyük markası olduğuna işaret eden Kolukısaoğlu, taraftarlardan her zaman takıma destek vermelerini istedi.Umarım Türk hentboluna yakışır bir şekilde galip gelirizTakım kaptanı Özgür Sarak da hazır olabilmek için biraz zamana ihtiyaçlarının olduğunu belirtti.Avrupa'da ilerlemek istediklerini belirten Sarak, Avusturya takımıyla oynayacağız. Hentbol açısından çok ekol ülkeler. Mücadelemizi vereceğiz, elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Umarım Türk hentboluna yakışır bir şekilde galip geliriz. diye konuştu.Takımın oyuncularından Taner Günay ise hem ligde hem Avrupa'da kazanmak için mücadele edeceklerini anlatarak, Avrupa kupasında taraftarların vereceği desteğin önemini vurguladı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- GÜLTEKİN YETGİN - Hentbol Erkekler Süper Lig ekibi Giresunspor, ilk kez mücadele edeceği EHF Avrupa Kupası'nda başarı yakalamayı hedefliyor.Yeni sezon çalışmalarını sürdüren Karadeniz temsilcisi, gözünü Avrupa'ya çevirdi.Yeşil-beyazlı ekip, Erkekler EHF Avrupa Kupası ilk turunda Avusturya'nın HC Fivers WAT Margareten takımıyla 12-13 Eylül'de Giresun'da karşılaşacak. Rövanş mücadelesi ise 19-20 Eylül'de oynanacak.Taraftarlarına Avrupa heyecanı yaşatacak olan Giresunspor, tur atlama peşinde. Takım, ligde de geçen yılki play-off başarısını sürdürmek istiyor.Giresunspor Hentbol İcra Kurulu Başkanı Muslihiddin Aydın, AA muhabirine, Giresun'u Avrupa kupalarında temsil edecekleri için bu sezon daha iyi bir kadro oluşturmaya çalıştıklarını söyledi.İyi oyuncular transfer ettiklerini belirten Aydın, yaklaşık iki haftadır çalışmaları sürdürdüklerini anlattı.Muslihiddin Aydın, Giresun ve Giresunspor'u Avrupa'da temsil edecek olmanın kendilerine ayrı bir sorumluluk yüklediğinin altını çizdi.Defalarca Avrupa kupalarına katılmış güçlü bir rakiple oynayacaklarını dile getiren Aydın, turu geçmek istediklerini ifade etti.Aydın, ligde bu sezon play-off hattını hedeflediklerini belirterek, Geçen sene ligde 5'inci olduk, bu sene 3'üncülük ve 4'üncülük en gerçekçi hedeflerimizden biri ama ligi play-off hattında bitireceğimizi düşünüyorum. dedi.Takımın desteğe ihtiyacı olduğunu vurgulayan Aydın, Özellikle sponsorluk anlamında ciddi desteklere ihtiyacımız var. Bu yarışın içerisinde olmak tek başımıza verebileceğimiz mücadele değil. diye konuştu.Aydın, İstanbul'daki tüm Giresunlu taraftarları da ligin ilk haftasında yarın deplasmanda oynayacakları Beşiktaş maçına davet etti.Avrupa kupası oynayacak bir takım oluşturdukTakımın antrenörü Gökhan Kolukısaoğlu ise bu sezon ligi ilk dört içerisinde bitirme hedefiyle mücadele edeceklerini söyledi.Ligde ve Avrupa'da her maça kazanmak için çıkacaklarını belirten Kolukısaoğlu, Beşiktaş maçını da kazanmak istediklerini kaydetti.Kolukısaoğlu, Avrupa'da mücadele edecek olmaktan gurur duyduklarını dile getirerek, Bölgesel ligden başlayıp 5 yılda buraya kadar geleceğimiz sorulsa ben bile inanamazdım ama biz oradan başlayıp Avrupa kupası oynayacak bir takım oluşturduk. değerlendirmesinde bulundu.Turu geçmek istediklerini ifade eden Gökhan Kolukısaoğlu, Giresunspor yer aldığı her kulvarda kupaya talip olmalı, ligde de aynı şeyi düşünüyoruz. Biz sahaya her zaman kazanmak için çıkacağız. dedi.Giresunspor'un kentin en büyük markası olduğuna işaret eden Kolukısaoğlu, taraftarlardan her zaman takıma destek vermelerini istedi.Umarım Türk hentboluna yakışır bir şekilde galip gelirizTakım kaptanı Özgür Sarak da hazır olabilmek için biraz zamana ihtiyaçlarının olduğunu belirtti.Avrupa'da ilerlemek istediklerini belirten Sarak, Avusturya takımıyla oynayacağız. Hentbol açısından çok ekol ülkeler. Mücadelemizi vereceğiz, elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Umarım Türk hentboluna yakışır bir şekilde galip geliriz. diye konuştu.Takımın oyuncularından Taner Günay ise hem ligde hem Avrupa'da kazanmak için mücadele edeceklerini anlatarak, Avrupa kupasında taraftarların vereceği desteğin önemini vurguladı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/giresunspor-hentbol-takimi-nda-avrupa-kupasi-heyecani.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Atlas Üniversitesi'nden sağlıklı beslenme için balık tüketimi tavsiyesi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/atlas-universitesi-nden-saglikli-beslenme-icin-balik-tuketimi-tavsiyesi/900381/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/atlas-universitesi-nden-saglikli-beslenme-icin-balik-tuketimi-tavsiyesi/900381/</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:32:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Emel Alphan: - Gerekli durumlarda, balık yağı, kapsüllerle alınabilir. Omega-3 yağ asitleri vücutta iltihap giderici, antioksidan, yağlanmayı önleyici etkiler gösterir. Büyüme ve gelişme üzerinde etkilidir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, sağlıklı beslenme için haftada en az 1-2 porsiyon balık tüketilmesi gerektiğini belirterek, özellikle yağlı balıkların çocuklar ve gebeler açısından değerli bir besin kaynağı olduğunu ifade etti.Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, denizlerde av yasağının sona ermesiyle balık sezonu 1 Eylül'de yeniden başlıyor. Sezonun açılmasıyla sofralarda daha fazla yer bulması beklenen balık, içerdiği kaliteli protein, vitamin ve minerallerin yanı sıra Omega-3 yağ asitleriyle sağlıklı beslenmenin önemli parçalarından biri olarak öne çıkıyor.Açıklamada görüşlerine yer verilen Alphan, balık etinin yaklaşık yüzde 18-20 oranında protein içerdiğini ve balığın yağ içeriğine göre enerji değerinin değiştiğini aktardı.Balık etinin doymamış yağ asidi içerdiğini ve kaliteli bir protein kaynağı olduğunu vurgulayan Alphan, Balık yağsız ise enerjisi düşük, yağlı ise enerjisi yüksektir. Yağsız balık etinde yüzde 2,5 yağ bulunmasına rağmen sığır etindeki yağ miktarı yüzde 18,5'e kadar yükselebilir ve bu, doymuş yağdır. Bu yüzden kalp ve damar hastalığı olanlara yağsız balık eti önerilir. ifadelerini kullandı.Alphan, doğrudan deniz kaynaklı Omega-3 tüketiminin bir gereklilik olduğuna işaret ederek, bitkisel kaynaklardan sağlanan ALA formunun vücutta EPA ve DHA'ya dönüştürülebilmesine rağmen bu dönüşümde hızın fizyolojik olarak yetersiz kaldığını, bu nedenle deniz kaynaklı tüketimin beslenme düzeni için gerekli olduğunu belirtti.Omega-3 yağ asitlerinin vücut tarafından sentezlenemediği için dışarıdan alınması zorunlu olduğunu ifade eden Alphan, şunları kaydetti:Omega-3 yağ asidi açısından en zengin balık, okyanuslarda yaşayan morina balığı. Ülkemizde Omega-3 kaynağı balıklar arasında levrek ve çipura başta gelir. Sardalya ve hamside de Omega-3 bulunur. Somon ve ton balığında ise Omega-3 oldukça azdır. Gerekli durumlarda, balık yağı, kapsüllerle alınabilir. Omega-3 yağ asitleri vücutta iltihap giderici, antioksidan, yağlanmayı önleyici etkiler gösterir. Büyüme ve gelişme üzerinde etkilidir. Anne karnındaki dönemde, bebeklerde ve çocuklarda beyin, merkezi sinir sistemi ve retina gelişiminin sağlıklı şekilde tamamlanmasında kritik rol üstlenirler. Gebelik ve emzirme dönemlerinde annenin düzenli balık tüketmesi, hem anne hem de bebeğin göz ve nörolojik sağlığını korur.Mental sağlığı destekliyorProf. Dr. Alphan, Omega-3'ün yetişkinlerde mental sağlığı desteklediğini ve yaşlılarda bilişsel işlev bozuklukları, bunama ve Alzheimer riskini düşürdüğünü de ifade etti.Kanın pıhtılaşmasını önleyici ve ritim bozukluğunu engelleyici etkileri sayesinde Omega-3'ün kalp krizlerine karşı koruyucu olduğunu vurgulayan Alphan, Kalp hastalıklarından korunmak için haftada en az 1-2 porsiyon pişmiş balık tüketilmesi önerilir. Doymuş yağların azaltılıp yerine bu çoklu doymamış yağ asitlerinin koyulması, kardiyometabolik riski düşürmede en etkili klinik yöntem. değerlendirmesini yaptı.Alphan, balığın kemiklerin kalsiyum depolamasına katkı sağladığını ve inflamasyonu baskılayıcı etkisiyle eklem iltihabı gelişimini yavaşlatıp astıma karşı koruyucu etki gösterdiğini de vurguladı.Balığın A ve D vitaminleri ile iyot, fosfor, selenyum gibi mineraller yönünden de zengin olduğuna dikkati çeken Alphan, şu değerlendirmelerde bulundu:Özellikle yağlı balıkları çocuklar ve gebeler sıkça yemeli. Balık yemekle günlük B vitaminleri ihtiyacının yüzde 5-15'i karşılanmış olur. Metilcıva, dioksin ve ağır metallerin özellikle bebeklerin, küçük çocukların ve hamilelerin beyin ve sinir sistemi gelişimine zarar vermesini önlemek için balık tercihleri dikkatli yapılmalı. EPA ve DHA yağ asidi içeriği yüksek, cıva seviyesi en düşük ve yüzeyde yaşayan hamsi, istavrit, palamut, uskumru, alabalık, çiftlik somonu, ton balığı, ringa balığı ve levrek güvenle tüketilebilir. Derinlerde yaşayan ve bünyesinde yüksek miktarda cıva ve ağır metal biriktirme riski olan kılıç balığı, kalkan balığı, midye ve benzeri kabuklu deniz ürünleri tüketilmemeli.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, sağlıklı beslenme için haftada en az 1-2 porsiyon balık tüketilmesi gerektiğini belirterek, özellikle yağlı balıkların çocuklar ve gebeler açısından değerli bir besin kaynağı olduğunu ifade etti.Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, denizlerde av yasağının sona ermesiyle balık sezonu 1 Eylül'de yeniden başlıyor. Sezonun açılmasıyla sofralarda daha fazla yer bulması beklenen balık, içerdiği kaliteli protein, vitamin ve minerallerin yanı sıra Omega-3 yağ asitleriyle sağlıklı beslenmenin önemli parçalarından biri olarak öne çıkıyor.Açıklamada görüşlerine yer verilen Alphan, balık etinin yaklaşık yüzde 18-20 oranında protein içerdiğini ve balığın yağ içeriğine göre enerji değerinin değiştiğini aktardı.Balık etinin doymamış yağ asidi içerdiğini ve kaliteli bir protein kaynağı olduğunu vurgulayan Alphan, Balık yağsız ise enerjisi düşük, yağlı ise enerjisi yüksektir. Yağsız balık etinde yüzde 2,5 yağ bulunmasına rağmen sığır etindeki yağ miktarı yüzde 18,5'e kadar yükselebilir ve bu, doymuş yağdır. Bu yüzden kalp ve damar hastalığı olanlara yağsız balık eti önerilir. ifadelerini kullandı.Alphan, doğrudan deniz kaynaklı Omega-3 tüketiminin bir gereklilik olduğuna işaret ederek, bitkisel kaynaklardan sağlanan ALA formunun vücutta EPA ve DHA'ya dönüştürülebilmesine rağmen bu dönüşümde hızın fizyolojik olarak yetersiz kaldığını, bu nedenle deniz kaynaklı tüketimin beslenme düzeni için gerekli olduğunu belirtti.Omega-3 yağ asitlerinin vücut tarafından sentezlenemediği için dışarıdan alınması zorunlu olduğunu ifade eden Alphan, şunları kaydetti:Omega-3 yağ asidi açısından en zengin balık, okyanuslarda yaşayan morina balığı. Ülkemizde Omega-3 kaynağı balıklar arasında levrek ve çipura başta gelir. Sardalya ve hamside de Omega-3 bulunur. Somon ve ton balığında ise Omega-3 oldukça azdır. Gerekli durumlarda, balık yağı, kapsüllerle alınabilir. Omega-3 yağ asitleri vücutta iltihap giderici, antioksidan, yağlanmayı önleyici etkiler gösterir. Büyüme ve gelişme üzerinde etkilidir. Anne karnındaki dönemde, bebeklerde ve çocuklarda beyin, merkezi sinir sistemi ve retina gelişiminin sağlıklı şekilde tamamlanmasında kritik rol üstlenirler. Gebelik ve emzirme dönemlerinde annenin düzenli balık tüketmesi, hem anne hem de bebeğin göz ve nörolojik sağlığını korur.Mental sağlığı destekliyorProf. Dr. Alphan, Omega-3'ün yetişkinlerde mental sağlığı desteklediğini ve yaşlılarda bilişsel işlev bozuklukları, bunama ve Alzheimer riskini düşürdüğünü de ifade etti.Kanın pıhtılaşmasını önleyici ve ritim bozukluğunu engelleyici etkileri sayesinde Omega-3'ün kalp krizlerine karşı koruyucu olduğunu vurgulayan Alphan, Kalp hastalıklarından korunmak için haftada en az 1-2 porsiyon pişmiş balık tüketilmesi önerilir. Doymuş yağların azaltılıp yerine bu çoklu doymamış yağ asitlerinin koyulması, kardiyometabolik riski düşürmede en etkili klinik yöntem. değerlendirmesini yaptı.Alphan, balığın kemiklerin kalsiyum depolamasına katkı sağladığını ve inflamasyonu baskılayıcı etkisiyle eklem iltihabı gelişimini yavaşlatıp astıma karşı koruyucu etki gösterdiğini de vurguladı.Balığın A ve D vitaminleri ile iyot, fosfor, selenyum gibi mineraller yönünden de zengin olduğuna dikkati çeken Alphan, şu değerlendirmelerde bulundu:Özellikle yağlı balıkları çocuklar ve gebeler sıkça yemeli. Balık yemekle günlük B vitaminleri ihtiyacının yüzde 5-15'i karşılanmış olur. Metilcıva, dioksin ve ağır metallerin özellikle bebeklerin, küçük çocukların ve hamilelerin beyin ve sinir sistemi gelişimine zarar vermesini önlemek için balık tercihleri dikkatli yapılmalı. EPA ve DHA yağ asidi içeriği yüksek, cıva seviyesi en düşük ve yüzeyde yaşayan hamsi, istavrit, palamut, uskumru, alabalık, çiftlik somonu, ton balığı, ringa balığı ve levrek güvenle tüketilebilir. Derinlerde yaşayan ve bünyesinde yüksek miktarda cıva ve ağır metal biriktirme riski olan kılıç balığı, kalkan balığı, midye ve benzeri kabuklu deniz ürünleri tüketilmemeli.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İsrail'de aşırı sağcı Bakan Smotrich, Filistinlilerin yaşadığı bölgeleri “işgal ettiğini” öne sürdü</title>
      <link>https://www.canligaste.com/israil-de-asiri-sagci-bakan-smotrich-filistinlilerin-yasadigi-bolgeleri-isgal-ettigini-one-surdu/900378/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/israil-de-asiri-sagci-bakan-smotrich-filistinlilerin-yasadigi-bolgeleri-isgal-ettigini-one-surdu/900378/</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:30:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İsrail / Smotrich, İsrail içinde Filistinli nüfusun yaşadığı bölgelerin işgal altındaki Batı Şeria gibi “Yahudileştirileceğini” savundu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İsrail Haberleri : İsrail'de aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, İsrail vatandaşı Filistinlilerin (1948 Arapları) yaşadığı Celile ve Necef bölgelerini işgal ettiğini öne sürerek, seçim kampanyası çerçevesinde işgal altındaki Batı Şeria'daki gasp politikalarını, Arap çoğunluklu bölgelerine “taşıyacağını ve buraları Yahudileştireceğini” duyurdu.Smotrich'in başında olduğu Dini Siyonizm Partisi, sosyal medyadan paylaştığı yapay zekaya hazırlatılan kısa videoda, İsrail’in kuzeyindeki Celile ve güneyindeki Necef bölgelerine yönelik yeni bir Yahudileştirme ve yerleşim planı başlatacağı belirtildi.Ahmed korkmakta haklı sloganıyla paylaşılan reklamda, işgal altındaki Batı Şeria'daki bir Filistinli, İsrail vatandaşı bir Filistinliyi arayarak Smotrich bize yaptığının aynısını size de yapmaya geliyor. ifadesini kullanıyor.Videodaki Filistinli, (Smotrich) Topraklara el koyacak, kasabalar ve çiftlikler kuracak; bizim için artık her şey kaybedildi. diye konuşuyor.Konuyla ilgili yaptığı basın toplantısında da aşırı sağcı Bakan Smotrich, İsrail vatandaşı olmalarına rağmen 1948 Arapları’nın “kuzeydeki Celile ve güneydeki Necef bölgelerini işgal ettiğini” ileri sürerek İsrail'in çeperindeki Arap çoğunluklu bölgeleri “Yahudileştirme planını” ana hatlarıyla ortaya koyan yeni bir kampanya başlattı.İşgal altındaki Batı Şeria'da yaptıklarını Celile ve Necef'te de gerçekleştireceğini ifade eden Smotrich, söz konusu bölgelerde “Filistinli nüfusun artmasını, İmar ve Planlama İdaresi'nin Siyonist idealleri terk eden politikalarına” bağladı. Kurumdaki yetkilileri Siyonizm karşıtı olmakla suçlayan Smotrich, Yahudi yerleşim planlarını hayata geçirebilmek için bu bürokratları görevden alıp yerlerine yenilerini getireceklerini dile getirdi.Mevcut hükümet döneminde bu planı neden uygulamadığı sorulduğunda ise Smotrich, Filistin topraklarından gasbedilen bölgelere İsrail yerleşimlerinin kurulduğu, giderek daha fazla Filistinlinin, saldırılar ve ev yıkımlarıyla yerinden edildiği ve mülksüzleştirildiği Batı Şeria’ya işaret ederek “Ama bunu Batı Şeria'da yaptım. yanıtını verdi.Savunma Bakanlığı bünyesinde bakan düzeyindeki yetkileriyle Batı Şeria'da geniş yetkileri elinde bulunduran Smotrich; işgal altındaki Doğu Kudüs'te yasa dışı E1 yerleşim projesi dahil olmak üzere yerleşimlerin genişletilmesini belirgin biçimde hızlandırmak, İsrail nezdinde yasa dışı kabul edilen kaçak yerleşimlere tek taraflı yasal statü tanımak ve 2005 yılındaki Gazze'den çekilme sürecinde boşaltılan Batı Şeria yerleşimlerini yeniden kurmak için yoğun çaba gösterdi.Mevcut hükümetin 2022'de göreve gelmesinden Nisan 2026'ya kadar, Filistin topraklarından gasbedilen 103 yasa dışı yeni yerleşim yeri kuruldu ya da geriye dönük olarak İsrail tarafından tek taraflı hukuki statü verildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İsrail Haberleri : İsrail'de aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, İsrail vatandaşı Filistinlilerin (1948 Arapları) yaşadığı Celile ve Necef bölgelerini işgal ettiğini öne sürerek, seçim kampanyası çerçevesinde işgal altındaki Batı Şeria'daki gasp politikalarını, Arap çoğunluklu bölgelerine “taşıyacağını ve buraları Yahudileştireceğini” duyurdu.Smotrich'in başında olduğu Dini Siyonizm Partisi, sosyal medyadan paylaştığı yapay zekaya hazırlatılan kısa videoda, İsrail’in kuzeyindeki Celile ve güneyindeki Necef bölgelerine yönelik yeni bir Yahudileştirme ve yerleşim planı başlatacağı belirtildi.Ahmed korkmakta haklı sloganıyla paylaşılan reklamda, işgal altındaki Batı Şeria'daki bir Filistinli, İsrail vatandaşı bir Filistinliyi arayarak Smotrich bize yaptığının aynısını size de yapmaya geliyor. ifadesini kullanıyor.Videodaki Filistinli, (Smotrich) Topraklara el koyacak, kasabalar ve çiftlikler kuracak; bizim için artık her şey kaybedildi. diye konuşuyor.Konuyla ilgili yaptığı basın toplantısında da aşırı sağcı Bakan Smotrich, İsrail vatandaşı olmalarına rağmen 1948 Arapları’nın “kuzeydeki Celile ve güneydeki Necef bölgelerini işgal ettiğini” ileri sürerek İsrail'in çeperindeki Arap çoğunluklu bölgeleri “Yahudileştirme planını” ana hatlarıyla ortaya koyan yeni bir kampanya başlattı.İşgal altındaki Batı Şeria'da yaptıklarını Celile ve Necef'te de gerçekleştireceğini ifade eden Smotrich, söz konusu bölgelerde “Filistinli nüfusun artmasını, İmar ve Planlama İdaresi'nin Siyonist idealleri terk eden politikalarına” bağladı. Kurumdaki yetkilileri Siyonizm karşıtı olmakla suçlayan Smotrich, Yahudi yerleşim planlarını hayata geçirebilmek için bu bürokratları görevden alıp yerlerine yenilerini getireceklerini dile getirdi.Mevcut hükümet döneminde bu planı neden uygulamadığı sorulduğunda ise Smotrich, Filistin topraklarından gasbedilen bölgelere İsrail yerleşimlerinin kurulduğu, giderek daha fazla Filistinlinin, saldırılar ve ev yıkımlarıyla yerinden edildiği ve mülksüzleştirildiği Batı Şeria’ya işaret ederek “Ama bunu Batı Şeria'da yaptım. yanıtını verdi.Savunma Bakanlığı bünyesinde bakan düzeyindeki yetkileriyle Batı Şeria'da geniş yetkileri elinde bulunduran Smotrich; işgal altındaki Doğu Kudüs'te yasa dışı E1 yerleşim projesi dahil olmak üzere yerleşimlerin genişletilmesini belirgin biçimde hızlandırmak, İsrail nezdinde yasa dışı kabul edilen kaçak yerleşimlere tek taraflı yasal statü tanımak ve 2005 yılındaki Gazze'den çekilme sürecinde boşaltılan Batı Şeria yerleşimlerini yeniden kurmak için yoğun çaba gösterdi.Mevcut hükümetin 2022'de göreve gelmesinden Nisan 2026'ya kadar, Filistin topraklarından gasbedilen 103 yasa dışı yeni yerleşim yeri kuruldu ya da geriye dönük olarak İsrail tarafından tek taraflı hukuki statü verildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Lider Kayserispor namağlup ünvanını Bursaspor karşısında korumak istiyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/lider-kayserispor-namaglup-unvanini-bursaspor-karsisinda-korumak-istiyor/900377/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/lider-kayserispor-namaglup-unvanini-bursaspor-karsisinda-korumak-istiyor/900377/</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:27:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Teknik direktör Atila Gerin: - Muhteşem bir atmosfere ve maça tanık olacağımızı düşünüyorum. Biz o güne hazırlık yapıyoruz - Çok ciddi bir yarış ve çekişme olacak gibi duruyor. Bu kadar fazla takımın hedefe oynayacağı bir lig, herhalde son yıllarda ilk defa oluyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- SERCAN KÜÇÜKŞAHİN - Trendyol 1. Lig'de lider konumda bulunan Metro Holding Kayserispor, 4. haftada ağırlayacağı Bursaspor maçını kayıpsız geçmek istiyor.Ligin ilk 3 haftasında sahadan galibiyetle ayrılarak topladığı 9 puanla zirveye yerleşen sarı-kırmızılı ekip, Süper Lig yolundaki en büyük rakiplerinden Bursaspor'u yenerek yoluna kayıpsız devam etmeyi hedefliyor.Kayserispor, 11 yıl sonra mücadele ettiği 1. Lig'e Vanspor FK karşısında aldığı 2-0'lık galibiyetle başladı. Ligin ikinci haftasında konuk ettiği Sivasspor'u da aynı skorla geçen sarı-kırmızılı ekip, 3. haftada ise Iğdır FK'yi 1-0 yendi.Metro Holding Kayserispor, 4. haftada karşılaşacağı ligin güçlü ekiplerinden Bursaspor'u da yenerek avantaj yakalamak istiyor.Teknik direktör Atila Gerin, AA muhabirine, takımda birlikteliğin oluştuğunu ve bunun da artarak devam edeceğini söyledi.Lige 3 galibiyetle başlamanın önemli olduğuna dikkati çeken Gerin, Lig uzun bir maraton ve bu maçları oynayacağız. Zaten futbolun da güzelliği burada. Bu maçlarla daha güzel oluyor. Biz moral motivasyon olarak iyi durumdayız. Çalışma olarak da üstüne koya koya gidiyoruz. dedi.Oyuncularımız birbirine yeni alışıyorBursaspor'un sezon başından beri ligde favori gösterildiğini vurgulayan Atila Gerin, şöyle konuştu:Bursaspor, ligin en ağır favorisi ilan edilen, şehir ve taraftar olarak da Türkiye'nin sayılı takımlarından biridir. Ben de Bursaspor'da çalıştım. Muhteşem bir atmosfere ve maça tanık olacağımızı düşünüyorum. Biz o güne hazırlık yapıyoruz. Sürekli onları analiz ediyoruz. Çok güçlü başladıkları sezonda bir mağlubiyet aldılar. Fakat yenildikleri maçta bile çok güçlü oynadılar. Onlar güçlü oyunla yaralı olarak geliyorlar. Bu da bizim dikkat etmemiz gereken bir konu. Rehavete kapılacak durumda değiliz. Yeni kurulduk, oyuncularımız birbirine yeni alışıyor. Maça iyi hazırlanıyoruz. Sayısal olarak eksiğimizin olduğu bir durumda inşallah bir sakatlık da yaşamayız. Çünkü şu anda herhangi bir eksiği tamamlayacak durumda değiliz. Çocuklarım iyi çalışıyor, iyi hazırlanıyoruz. En iyi halimizde sahada olmak istiyoruz.4&#039;te 4 yapmak moral motivasyonu daha yukarı çıkaracakAtila Gerin, sezon sonunda başarıya ulaşmak için motivasyonu hep üst seviyede tutmaları gerektiğine dikkati çekti.Takımların bazı haftalarda galibiyet serileri yaşayabileceğini dile getiren Gerin, Yakaladığımız 3 haftalık galibiyet serisi de özgüvene ihtiyacı olan ve yeni kurulan bir takıma iyi geldi. Galibiyetlere bu açıdan bakmak istiyorum. Bursaspor gibi bir takımı yenip 4'te 4 yapmak tabii ki moral motivasyonu daha yukarı çıkaracak. Onun da kıymetini bilip yine varsa eksiklerimizi tamamlayarak devam etmek zorundayız. Çünkü hiçbir şey bitmiyor. Ne bir galibiyetle zafer geliyor ne bir mağlubiyetle başarısızlık geliyor. Bunların hepsini değerlendirip evimizdeki maça öyle çıkacağız. Avantajlıyız çünkü ikinci yarı rakibimize gideceğiz. Oraya kredilerle gitmek istiyoruz. Onun için taraftarlarımızın önünde en iyi halimizle hazırlanıp çıkmayı düşünüyoruz. ifadelerini kullandı.Finansal gücü çok iyi olan takımlar var1. Lig'de uzun yıllar çalıştığını ve bu yılın hepsinden farklı olduğunu belirten Gerin, şunları kaydetti:Bu sene gerçekten en zorlu sezon gözüküyor. Çünkü büyük camia takımları var ve hepsi de hazır, hepsi de hedefe oynuyorlar. Bunun altında finansal gücü çok iyi olan takımlar var. Taraftar gücü gözükmese de yapılanması iyi takımlar bulunuyor. Geçen sene final oynayan Erokspor, 2-3 senedir bu işi zorlayan Iğdır FK, geçen sene ilk devreyi lider bitiren Pendikspor, yeni bir heyecan yaşayan Batman Petrolspor, Mardinspor gibi moral ve kondisyonla gelen takımlar var. Hepsi çok ciddi yatırımlar yapıyor. Hepsinin belli bir futbol kültürleri var. Çok ciddi bir yarış ve çekişme olacak gibi duruyor. Bu kadar fazla takımın hedefe oynayacağı bir lig, herhalde son yıllarda ilk defa oluyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- SERCAN KÜÇÜKŞAHİN - Trendyol 1. Lig'de lider konumda bulunan Metro Holding Kayserispor, 4. haftada ağırlayacağı Bursaspor maçını kayıpsız geçmek istiyor.Ligin ilk 3 haftasında sahadan galibiyetle ayrılarak topladığı 9 puanla zirveye yerleşen sarı-kırmızılı ekip, Süper Lig yolundaki en büyük rakiplerinden Bursaspor'u yenerek yoluna kayıpsız devam etmeyi hedefliyor.Kayserispor, 11 yıl sonra mücadele ettiği 1. Lig'e Vanspor FK karşısında aldığı 2-0'lık galibiyetle başladı. Ligin ikinci haftasında konuk ettiği Sivasspor'u da aynı skorla geçen sarı-kırmızılı ekip, 3. haftada ise Iğdır FK'yi 1-0 yendi.Metro Holding Kayserispor, 4. haftada karşılaşacağı ligin güçlü ekiplerinden Bursaspor'u da yenerek avantaj yakalamak istiyor.Teknik direktör Atila Gerin, AA muhabirine, takımda birlikteliğin oluştuğunu ve bunun da artarak devam edeceğini söyledi.Lige 3 galibiyetle başlamanın önemli olduğuna dikkati çeken Gerin, Lig uzun bir maraton ve bu maçları oynayacağız. Zaten futbolun da güzelliği burada. Bu maçlarla daha güzel oluyor. Biz moral motivasyon olarak iyi durumdayız. Çalışma olarak da üstüne koya koya gidiyoruz. dedi.Oyuncularımız birbirine yeni alışıyorBursaspor'un sezon başından beri ligde favori gösterildiğini vurgulayan Atila Gerin, şöyle konuştu:Bursaspor, ligin en ağır favorisi ilan edilen, şehir ve taraftar olarak da Türkiye'nin sayılı takımlarından biridir. Ben de Bursaspor'da çalıştım. Muhteşem bir atmosfere ve maça tanık olacağımızı düşünüyorum. Biz o güne hazırlık yapıyoruz. Sürekli onları analiz ediyoruz. Çok güçlü başladıkları sezonda bir mağlubiyet aldılar. Fakat yenildikleri maçta bile çok güçlü oynadılar. Onlar güçlü oyunla yaralı olarak geliyorlar. Bu da bizim dikkat etmemiz gereken bir konu. Rehavete kapılacak durumda değiliz. Yeni kurulduk, oyuncularımız birbirine yeni alışıyor. Maça iyi hazırlanıyoruz. Sayısal olarak eksiğimizin olduğu bir durumda inşallah bir sakatlık da yaşamayız. Çünkü şu anda herhangi bir eksiği tamamlayacak durumda değiliz. Çocuklarım iyi çalışıyor, iyi hazırlanıyoruz. En iyi halimizde sahada olmak istiyoruz.4&#039;te 4 yapmak moral motivasyonu daha yukarı çıkaracakAtila Gerin, sezon sonunda başarıya ulaşmak için motivasyonu hep üst seviyede tutmaları gerektiğine dikkati çekti.Takımların bazı haftalarda galibiyet serileri yaşayabileceğini dile getiren Gerin, Yakaladığımız 3 haftalık galibiyet serisi de özgüvene ihtiyacı olan ve yeni kurulan bir takıma iyi geldi. Galibiyetlere bu açıdan bakmak istiyorum. Bursaspor gibi bir takımı yenip 4'te 4 yapmak tabii ki moral motivasyonu daha yukarı çıkaracak. Onun da kıymetini bilip yine varsa eksiklerimizi tamamlayarak devam etmek zorundayız. Çünkü hiçbir şey bitmiyor. Ne bir galibiyetle zafer geliyor ne bir mağlubiyetle başarısızlık geliyor. Bunların hepsini değerlendirip evimizdeki maça öyle çıkacağız. Avantajlıyız çünkü ikinci yarı rakibimize gideceğiz. Oraya kredilerle gitmek istiyoruz. Onun için taraftarlarımızın önünde en iyi halimizle hazırlanıp çıkmayı düşünüyoruz. ifadelerini kullandı.Finansal gücü çok iyi olan takımlar var1. Lig'de uzun yıllar çalıştığını ve bu yılın hepsinden farklı olduğunu belirten Gerin, şunları kaydetti:Bu sene gerçekten en zorlu sezon gözüküyor. Çünkü büyük camia takımları var ve hepsi de hazır, hepsi de hedefe oynuyorlar. Bunun altında finansal gücü çok iyi olan takımlar var. Taraftar gücü gözükmese de yapılanması iyi takımlar bulunuyor. Geçen sene final oynayan Erokspor, 2-3 senedir bu işi zorlayan Iğdır FK, geçen sene ilk devreyi lider bitiren Pendikspor, yeni bir heyecan yaşayan Batman Petrolspor, Mardinspor gibi moral ve kondisyonla gelen takımlar var. Hepsi çok ciddi yatırımlar yapıyor. Hepsinin belli bir futbol kültürleri var. Çok ciddi bir yarış ve çekişme olacak gibi duruyor. Bu kadar fazla takımın hedefe oynayacağı bir lig, herhalde son yıllarda ilk defa oluyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/lider-kayserispor-namaglup-unvanini-bursaspor-karsisinda-korumak-istiyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Fransız milletvekili Delogu sivil polislerle yaşadığı tartışma nedeniyle yargılanacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/fransiz-milletvekili-delogu-sivil-polislerle-yasadigi-tartisma-nedeniyle-yargilanacak/900376/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/fransiz-milletvekili-delogu-sivil-polislerle-yasadigi-tartisma-nedeniyle-yargilanacak/900376/</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:21:21 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya / Fransız milletvekili Sebastien Delogu'nun, sivil polislerle yaşadığı tartışma nedeniyle 13 Kasım'da yargılanacağı belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri : Fransız milletvekili Sebastien Delogu'nun, sivil polislerle yaşadığı tartışma nedeniyle 13 Kasım'da yargılanacağı belirtildi.Marsilya'da dün gözaltına alınan solcu Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) Milletvekili Delogu, serbest bırakıldığını ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamayla duyurdu.Delogu, aldığı destek mesajları için teşekkür ederek, gözaltı süreci hakkında Kusursuz bir tutum sergileyen kolluk kuvvetlerine ayrıca teşekkür etmek isterim. Şu anda evimde dinleniyorum ve yakında açıklama yapacağım. ifadelerini kullandı.Ulusal basındaki haberlere göre, sivil polislerle yaşadığı tartışmaya ilişkin dün gözaltına alınan Delogu, gece saatlerinde serbest bırakıldı.Delogu, söz konusu tartışmayla ilgili kamu yetkisi olan kişiye yönelik hakaret gerekçesiyle 13 Kasım'da Marsilya Ceza Mahkemesi'nde yargılanacak.Delogu'nun Marsilya'da yaşadığı apartmanın girişinde 24 Ağustos'ta, Fransız milletvekili ve sivil kıyafetli polisler arasında tartışma yaşanmıştı.Olayla ilgili 3 polis kamu yetkisi olan kişiye yönelik hakaret gerekçesiyle ve Delogu ise kasıtlı şiddet gerekçesiyle ayrı ayrı şikayetçi olmuştu.Polisler bir lüks saatin çalındığına dair ihbar aldıktan sonra olay yerine intikal ettiklerini, Delogu'nun apartmana girmelerine izin vermediğini ve kendilerine hakaret ettiğini iddia ediyor.Delogu ise sivil kıyafetli kişilerin polis olduğuna dair kanıtın olmadığını, polislerden birinin kendisini ittiğini ileri sürüyor.Görüntüleri kısmen basına yansıyan olayla ilgili soruşturma başlatılmıştı.Delogu, tartışmayla ilgili ifade vermek üzere dün öğle saatlerinde Marsilya kentindeki karakola gitmişti.Marsilya Savcılığı, dün yaptığı açıklamada, aynı soruşturma kapsamında Delogu'nun gözaltına alındığını bildirmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri : Fransız milletvekili Sebastien Delogu'nun, sivil polislerle yaşadığı tartışma nedeniyle 13 Kasım'da yargılanacağı belirtildi.Marsilya'da dün gözaltına alınan solcu Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) Milletvekili Delogu, serbest bırakıldığını ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamayla duyurdu.Delogu, aldığı destek mesajları için teşekkür ederek, gözaltı süreci hakkında Kusursuz bir tutum sergileyen kolluk kuvvetlerine ayrıca teşekkür etmek isterim. Şu anda evimde dinleniyorum ve yakında açıklama yapacağım. ifadelerini kullandı.Ulusal basındaki haberlere göre, sivil polislerle yaşadığı tartışmaya ilişkin dün gözaltına alınan Delogu, gece saatlerinde serbest bırakıldı.Delogu, söz konusu tartışmayla ilgili kamu yetkisi olan kişiye yönelik hakaret gerekçesiyle 13 Kasım'da Marsilya Ceza Mahkemesi'nde yargılanacak.Delogu'nun Marsilya'da yaşadığı apartmanın girişinde 24 Ağustos'ta, Fransız milletvekili ve sivil kıyafetli polisler arasında tartışma yaşanmıştı.Olayla ilgili 3 polis kamu yetkisi olan kişiye yönelik hakaret gerekçesiyle ve Delogu ise kasıtlı şiddet gerekçesiyle ayrı ayrı şikayetçi olmuştu.Polisler bir lüks saatin çalındığına dair ihbar aldıktan sonra olay yerine intikal ettiklerini, Delogu'nun apartmana girmelerine izin vermediğini ve kendilerine hakaret ettiğini iddia ediyor.Delogu ise sivil kıyafetli kişilerin polis olduğuna dair kanıtın olmadığını, polislerden birinin kendisini ittiğini ileri sürüyor.Görüntüleri kısmen basına yansıyan olayla ilgili soruşturma başlatılmıştı.Delogu, tartışmayla ilgili ifade vermek üzere dün öğle saatlerinde Marsilya kentindeki karakola gitmişti.Marsilya Savcılığı, dün yaptığı açıklamada, aynı soruşturma kapsamında Delogu'nun gözaltına alındığını bildirmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Milli motosikletçi Deniz Öncü, Dünya Moto2 Şampiyonası'nın İspanya ayağında yarışacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/milli-motosikletci-deniz-oncu-dunya-moto2-sampiyonasi-nin-ispanya-ayaginda-yarisacak/900375/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/milli-motosikletci-deniz-oncu-dunya-moto2-sampiyonasi-nin-ispanya-ayaginda-yarisacak/900375/</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:21:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Milli motosikletçi Deniz Öncü, Dünya Moto2 Şampiyonası'nın 13.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- Milli motosikletçi Deniz Öncü, Dünya Moto2 Şampiyonası'nın 13. ayağında İspanya'daki Aragon Grand Prix'te piste çıkacak.Türkiye Motosiklet Federasyonunun açıklamasına göre ELF Marc VDS Takımı adına yarışacak milli sporcu, Aragon Pisti'nde yarın sıralamada en iyi zamanı yapmak için ter dökecek. Etapta 19 turluk ana yarış, 30 Ağustos Pazar günü saat 13.15'te start alacak.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- Milli motosikletçi Deniz Öncü, Dünya Moto2 Şampiyonası'nın 13. ayağında İspanya'daki Aragon Grand Prix'te piste çıkacak.Türkiye Motosiklet Federasyonunun açıklamasına göre ELF Marc VDS Takımı adına yarışacak milli sporcu, Aragon Pisti'nde yarın sıralamada en iyi zamanı yapmak için ter dökecek. Etapta 19 turluk ana yarış, 30 Ağustos Pazar günü saat 13.15'te start alacak.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Filistinli gönüllüler, İsrail’in Gazze’de bombaladığı Ebu Selim Camisi’nin kalıntılarını korumaya aldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/filistinli-gonulluler-israil-in-gazze-de-bombaladigi-ebu-selim-camisi-nin-kalintilarini-korumaya-aldi/900374/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/filistinli-gonulluler-israil-in-gazze-de-bombaladigi-ebu-selim-camisi-nin-kalintilarini-korumaya-aldi/900374/</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:18:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Gazze / Deyr el-Belah Belediye Başkanı Halil Ebu Semra: Bu camiyi uzun yıllar boyunca koruduk ancak sonunda işgalci İsrail'in saldırısına maruz kaldı. Şu anda da Miras Muhafızları’nın ve Vatan Muhafızları'nın gayretleriyle inşallah yeniden restore edilecek ve eski haline dönecek - Filistinli gönüllü İtimad Hamude: Bugün 'Ebu Selim’in Işıkları Sönmeyecek' kampanyasıyla Deyr el-Belah'taki kültürel mirası yeniden yaşatmak ve yok olmasını önlemek için buradayız]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Gazze Haberleri : HÜSNÜ NEDİM - Filistinli gönüllüler, İsrail'in Gazze Şeridi'nde düzenlediği saldırılar sonucu büyük ölçüde hasar gören tarihi Ebu Selim Camisi’nin ileride restore edilmesini sağlamak amacıyla kalıntılarını koruma altına aldı.Filistin Mirası Muhafızları ekibi ile Meysem Kültür ve Sanat Derneği, İsrail ordusunun 24 Ağustos’ta Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Belah kentinde hava saldırılarıyla kısmen yıktığı 75 yıllık Ebu Selim Camisi’nin ileride restore edilmesi için taşlarını ve mermer sütunlarını koruma çalışmaları başlattı.Bu çerçevede gönüllüler, İsrail'in bombardımanı sonucu Ebu Selim Camisi'nin dağılan taşlarını ve mermer sütunlardan restorasyon sırasında kullanılabilecek olanları toplayarak güvenli bir yere aldı.Deyr el-Belah Belediye Başkanı Halil Ebu Semra, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ebu Selim Camisi’nin 1951’de Hacı Muhammed Ebu Selim’in kendi imkanlarıyla yaptırdığı bir tarihi eser olduğunu ve Osmanlı mimarisi tarzında tasarlandığını söyledi.Caminin tarihi taşlar ve mermer parçaları barındırdığına dikkati çeken Ebu Semra, kent sakinleri ile gönüllülerin yapıyı koruma konusundaki kararlılığının önemini vurguladı.Ebu Selim Camisi'nin Gazze'de 75 yıl boyunca korunduğunun altını çizen Ebu Semra, Bu camiyi uzun yıllar boyunca koruduk ancak sonunda işgalci İsrail'in saldırısına maruz kaldı. Şu anda da Miras Muhafızları’nın ve Vatan Muhafızları'nın gayretleriyle inşallah yeniden restore edilecek ve eski haline dönecek. dedi.İmkanlarının kısıtlı olmasına rağmen belediye, sivil toplum kuruluşları, hayırseverler ve kent sakinlerinin katılımıyla caminin onarılması için çalışacaklarını dile getiren Ebu Semra, Bu camiden geriye kalanları koruyacağız. Deyr el-Belah'ın tarihi bir simgesi ve kültürel miras alanı olarak varlığını sürdürmesini sağlayacağız. diye konuştu.İsrail'in Gazze'deki tarihi yapılara yönelik saldırılarının bölgedeki hafızayı yok etme amacı taşıdığının altını çizen Ebu Semra, Tarih çocuklarımızın hafızasında korunuyor. Büyükler ölür ancak çocuklar unutmaz. ifadelerini kullandı.Camideki tarihi ve kültürel değerleri korumaMeysem Kültür ve Sanat Derneği'ne bağlı Filistin Mirası Muhafızları ekibinin gönüllüsü İtimad Hamude de bu kampanyayla Ebu Selim Camisi'ndeki tarihi ve kültürel değere sahip parçalar ile kitapları kurtarmayı hedeflediklerini söyledi.Hamude, gerekli koruma ve restorasyon malzemelerinin temin edilmesi halinde Deyr el-Belah Belediyesiyle işbirliği içinde caminin onarılması için çalışacaklarını dile getirirken bu süre içerisinde eserleri yeniden yaşatmak amacıyla koruma altına aldıklarını aktardı.Ebu Selim Camisi’nin Osmanlı ile Mısır mimarisinin izlerini taşıdığını anlatan Hamude, caminin Deyr el-Belah sakinleri tarafından korunan önemli bir kültürel miras olduğunu ifade etti.İsrail saldırılarında Gazze Şeridi’ndeki çok sayıda tarihi yapı ve müzenin yıkıldığını belirten Hamude, Büyük Ömer Camisi, Paşa Sarayı, es-Semra Hamamı, Berkuk Kalesi ve Karara Kültür Müzesi’nin de zarar gören kültürel miras alanları arasında bulunduğunu kaydetti.Hamude, Filistin Mirası Muhafızları ekibinin daha önce de saldırılarda zarar gören müze koleksiyonlarını kurtarmak için çalışmalar yürüttüğünü belirterek, Bugün de 'Ebu Selim’in Işıkları Sönmeyecek' kampanyasıyla Deyr el-Belah'taki kültürel mirası yeniden yaşatmak ve yok olmasını önlemek için buradayız. ifadelerini kullandı.İsrail&#039;in son saldırılarında hedef alınan Ebu Selim CamisiDeyr el-Belah’ın öne çıkan dini ve mimari yapılarından biri olarak bilinen Ebu Selim Camisi, 1951’de el-Hudbe el-Kıbliyye olarak bilinen yüksek bir bölgede inşa edildi.Camide, 2010 yılında eski mimari unsurlarını koruyan bir restorasyon gerçekleştirildi.İsrail ordusu, 2014 yılında da Ebu Selim Camisi'nin minaresinin üst bölümünü hedef aldı. Minare daha sonra geleneksel mimari alanında faaliyet gösteren Rivak Merkezi ile miras mimarisi alanında çalışan İvan Merkezi’nin işbirliğiyle restore edildi.Cami son olarak 24 Ağustos 2026'da İsrail ordusunun yeni saldırılarının hedefi oldu. İsrail'in saldırıları sonucu Ebu Selim Camisi'nin avlusu ve ana yapısının bir bölümü büyük ölçüde yıkıldı.AA kameramanı tarafından çekilen görüntülerde Ebu Selim Camisi ve çevresinde geniş çaplı hasar görülüyor.Gazze’deki Vakıflar ve Dini İşler Bakanlığına göre İsrail, savaş öncesinde bölgede bulunan 1275 camiden 1050’sini tamamen yıktı, 191 camiye de kısmen zarar verdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Gazze Haberleri : HÜSNÜ NEDİM - Filistinli gönüllüler, İsrail'in Gazze Şeridi'nde düzenlediği saldırılar sonucu büyük ölçüde hasar gören tarihi Ebu Selim Camisi’nin ileride restore edilmesini sağlamak amacıyla kalıntılarını koruma altına aldı.Filistin Mirası Muhafızları ekibi ile Meysem Kültür ve Sanat Derneği, İsrail ordusunun 24 Ağustos’ta Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Belah kentinde hava saldırılarıyla kısmen yıktığı 75 yıllık Ebu Selim Camisi’nin ileride restore edilmesi için taşlarını ve mermer sütunlarını koruma çalışmaları başlattı.Bu çerçevede gönüllüler, İsrail'in bombardımanı sonucu Ebu Selim Camisi'nin dağılan taşlarını ve mermer sütunlardan restorasyon sırasında kullanılabilecek olanları toplayarak güvenli bir yere aldı.Deyr el-Belah Belediye Başkanı Halil Ebu Semra, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ebu Selim Camisi’nin 1951’de Hacı Muhammed Ebu Selim’in kendi imkanlarıyla yaptırdığı bir tarihi eser olduğunu ve Osmanlı mimarisi tarzında tasarlandığını söyledi.Caminin tarihi taşlar ve mermer parçaları barındırdığına dikkati çeken Ebu Semra, kent sakinleri ile gönüllülerin yapıyı koruma konusundaki kararlılığının önemini vurguladı.Ebu Selim Camisi'nin Gazze'de 75 yıl boyunca korunduğunun altını çizen Ebu Semra, Bu camiyi uzun yıllar boyunca koruduk ancak sonunda işgalci İsrail'in saldırısına maruz kaldı. Şu anda da Miras Muhafızları’nın ve Vatan Muhafızları'nın gayretleriyle inşallah yeniden restore edilecek ve eski haline dönecek. dedi.İmkanlarının kısıtlı olmasına rağmen belediye, sivil toplum kuruluşları, hayırseverler ve kent sakinlerinin katılımıyla caminin onarılması için çalışacaklarını dile getiren Ebu Semra, Bu camiden geriye kalanları koruyacağız. Deyr el-Belah'ın tarihi bir simgesi ve kültürel miras alanı olarak varlığını sürdürmesini sağlayacağız. diye konuştu.İsrail'in Gazze'deki tarihi yapılara yönelik saldırılarının bölgedeki hafızayı yok etme amacı taşıdığının altını çizen Ebu Semra, Tarih çocuklarımızın hafızasında korunuyor. Büyükler ölür ancak çocuklar unutmaz. ifadelerini kullandı.Camideki tarihi ve kültürel değerleri korumaMeysem Kültür ve Sanat Derneği'ne bağlı Filistin Mirası Muhafızları ekibinin gönüllüsü İtimad Hamude de bu kampanyayla Ebu Selim Camisi'ndeki tarihi ve kültürel değere sahip parçalar ile kitapları kurtarmayı hedeflediklerini söyledi.Hamude, gerekli koruma ve restorasyon malzemelerinin temin edilmesi halinde Deyr el-Belah Belediyesiyle işbirliği içinde caminin onarılması için çalışacaklarını dile getirirken bu süre içerisinde eserleri yeniden yaşatmak amacıyla koruma altına aldıklarını aktardı.Ebu Selim Camisi’nin Osmanlı ile Mısır mimarisinin izlerini taşıdığını anlatan Hamude, caminin Deyr el-Belah sakinleri tarafından korunan önemli bir kültürel miras olduğunu ifade etti.İsrail saldırılarında Gazze Şeridi’ndeki çok sayıda tarihi yapı ve müzenin yıkıldığını belirten Hamude, Büyük Ömer Camisi, Paşa Sarayı, es-Semra Hamamı, Berkuk Kalesi ve Karara Kültür Müzesi’nin de zarar gören kültürel miras alanları arasında bulunduğunu kaydetti.Hamude, Filistin Mirası Muhafızları ekibinin daha önce de saldırılarda zarar gören müze koleksiyonlarını kurtarmak için çalışmalar yürüttüğünü belirterek, Bugün de 'Ebu Selim’in Işıkları Sönmeyecek' kampanyasıyla Deyr el-Belah'taki kültürel mirası yeniden yaşatmak ve yok olmasını önlemek için buradayız. ifadelerini kullandı.İsrail&#039;in son saldırılarında hedef alınan Ebu Selim CamisiDeyr el-Belah’ın öne çıkan dini ve mimari yapılarından biri olarak bilinen Ebu Selim Camisi, 1951’de el-Hudbe el-Kıbliyye olarak bilinen yüksek bir bölgede inşa edildi.Camide, 2010 yılında eski mimari unsurlarını koruyan bir restorasyon gerçekleştirildi.İsrail ordusu, 2014 yılında da Ebu Selim Camisi'nin minaresinin üst bölümünü hedef aldı. Minare daha sonra geleneksel mimari alanında faaliyet gösteren Rivak Merkezi ile miras mimarisi alanında çalışan İvan Merkezi’nin işbirliğiyle restore edildi.Cami son olarak 24 Ağustos 2026'da İsrail ordusunun yeni saldırılarının hedefi oldu. İsrail'in saldırıları sonucu Ebu Selim Camisi'nin avlusu ve ana yapısının bir bölümü büyük ölçüde yıkıldı.AA kameramanı tarafından çekilen görüntülerde Ebu Selim Camisi ve çevresinde geniş çaplı hasar görülüyor.Gazze’deki Vakıflar ve Dini İşler Bakanlığına göre İsrail, savaş öncesinde bölgede bulunan 1275 camiden 1050’sini tamamen yıktı, 191 camiye de kısmen zarar verdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/filistinli-gonulluler-israil-in-gazze-de-bombaladigi-ebu-selim-camisi-nin-kalintilarini-korumaya-aldi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Evlat acısını organ bağışıyla umuda dönüştürdüler</title>
      <link>https://www.canligaste.com/evlat-acisini-organ-bagisiyla-umuda-donusturduler/900372/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/evlat-acisini-organ-bagisiyla-umuda-donusturduler/900372/</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:18:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Antalya / Antalya'da trafik kazasında 15 yaşında hayatını kaybeden ve organları 7 kişiye nakledilen Ömer Mert Sökmen'in ailesi, yaşadıkları acıya rağmen diğer hastaları hayata bağlamanın gururunu yaşıyor - Mantar fabrikasında işçi olarak çalışan acılı anne Suna Sökmen: - Oğlum vefat etse de diğer hastalara hayat verdi, başka bedenlerde yaşamaya devam ediyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Antalya Haberleri : AYŞE YILDIZ - Antalya'da trafik kazasında 15 yaşındaki oğullarını kaybeden Sökmen ailesi, yaşadıkları büyük acıya rağmen organ bağışı kararı alarak 7 kişinin yeniden hayata tutunmasına vesile oldu.Korkuteli ilçesinde mantar fabrikasında işçi olarak çalışan anne Suna Sökmen ile fırın işçisi Mehmet Sökmen'in oğulları Ömer Mert Sökmen, 5 Nisan'da geçirdiği trafik kazasında ağır yaralandı.Antalya Şehir Hastanesine kaldırılan Sökmen, 24 Nisan'da yaşam mücadelesini kaybetti. Hastanenin organ nakli ekibi, beyin ölümü gerçekleşen gencin ailesiyle görüşerek, organ bağışının önemini anlattı.Aile, en acılı anında karar alarak, çocuklarının organlarını bağışladı. Farklı hastanelerin organ nakli merkezlerinde uzun yıllardır tedavi gören hastalara, gencin kalbi, böbrekleri, korneaları, 2 hastaya da karaciğeri bölünerek nakledildi.Antalya Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Nedim Ongun, örnek davranış sergileyen Sökmen ailesini kabul ederek, teşekkür plaketi verdi, bağış için teşekkür etti.Başka anneler üzülmesin, başka canlar yanmasınAnne Suna Sökmen, AA muhabirine, oğlunun kalbinin başkasında attığını, böbreklerinin, karaciğerinin, kornealarının başkalarına umut olduğunu söyledi.Evladını kaybetmenin üzüntüsünü yaşayan Sökmen, Anne olarak evladımı kaybettiğim için çok üzüldüm ama başkalarına hayat verdiği için mutluyum. Oğlum vefat etse de diğer hastalara hayat verdi, başka bedenlerde yaşamaya devam ediyor. diye konuştu.Sökmen, en acılı anlarında bağış kararı almanın zor olduğunu ama başkalarının yaşaması için bunu yapmak gerektiğini ifade etti.Organ bağışı çağrısında bulunan Sökmen, Aynı durumda olanların bağış yapmasını, duyarlı olmasını isterim. Başka anneler üzülmesin, başka canlar yanmasın. O kararı verirken hep bunu düşündüm. Çünkü toprakta çürüyüp gideceği yere başkalarına yaşam oldu. dedi.Baba Mehmet Sökmen ise organ bağışı konusunda bilinçli olduğunu, evladının beyin ölümünün gerçekleştiğini öğrenince bu kararı aldıklarını belirtti.Nakil olan hastalara şifa dileyen Sökmen, Bizim çocuğumuz yaşamadı, organları nakledilenler yaşasın. İstediğimiz bu. Oğlum sanayide çalışıyordu. En büyük hayali motor almaktı. Bu yıl ona motor alacaktık, nasip olmadı. diye konuştu.İkiz kardeş Şeyda Yağmur Sökmen, Kardeşim, ikizim kendisi yaşayamadı ama başkalarını yaşattı, çok yardımseverdi. ifadesini kullandı.Gerçekten bu çok büyük insanlık örneğiAntalya Şehir Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Hakkı Ergüden ise yaptıkları görüşmede Sökmen ailesinin Biz oğlumuzu yaşatamadık ama başka aileler çocuklarını yaşatsınlar diyerek bağış kararı aldığını vurguladı.Bunun acılı anda zor bir karar olduğunu dile getiren Ergüden, şunları kaydetti:Gerçekten bu çok büyük insanlık örneği. Kolay verilebilecek bir karar değil ama çok güzel bir karar verdiler, çocuklarının organlarını bağışlayarak, 7 kişiye umut oldular. 15 yaşındaki bir gencin ailesiyle görüşüp organ bağışı istemek bizim için de çok zor. Ailelerin en umutsuz, en acılı oldukları anlarda kritik bir süreçte kısa bir zaman diliminde görüşme yapıyorsunuz. Ben de babayım, iki evladım var. Görüşmeleri yaparken empati kuruyoruz.32 bin 865 hasta nakil bekliyorErgüden, 25 bin 845 böbrek, 1566 kalp, 2 bin 410 karaciğer, 239 pankreas, 206 akciğer, 2 bin 597 kornea, iki ince bağırsak nakli bekleyen hasta olduğunu hatırlatarak, her yaş grubunun bağışlanan organlarını aldıklarını söyledi.Hastanenin organ naklinden sorumlu başhekim yardımcısı uzman doktor Gül Ayhan Tülibaş ise beyin ölümü tanısının uzman hekimlerce değerlendirilerek komite tarafından karara bağlandığını hatırlattı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Antalya Haberleri : AYŞE YILDIZ - Antalya'da trafik kazasında 15 yaşındaki oğullarını kaybeden Sökmen ailesi, yaşadıkları büyük acıya rağmen organ bağışı kararı alarak 7 kişinin yeniden hayata tutunmasına vesile oldu.Korkuteli ilçesinde mantar fabrikasında işçi olarak çalışan anne Suna Sökmen ile fırın işçisi Mehmet Sökmen'in oğulları Ömer Mert Sökmen, 5 Nisan'da geçirdiği trafik kazasında ağır yaralandı.Antalya Şehir Hastanesine kaldırılan Sökmen, 24 Nisan'da yaşam mücadelesini kaybetti. Hastanenin organ nakli ekibi, beyin ölümü gerçekleşen gencin ailesiyle görüşerek, organ bağışının önemini anlattı.Aile, en acılı anında karar alarak, çocuklarının organlarını bağışladı. Farklı hastanelerin organ nakli merkezlerinde uzun yıllardır tedavi gören hastalara, gencin kalbi, böbrekleri, korneaları, 2 hastaya da karaciğeri bölünerek nakledildi.Antalya Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Nedim Ongun, örnek davranış sergileyen Sökmen ailesini kabul ederek, teşekkür plaketi verdi, bağış için teşekkür etti.Başka anneler üzülmesin, başka canlar yanmasınAnne Suna Sökmen, AA muhabirine, oğlunun kalbinin başkasında attığını, böbreklerinin, karaciğerinin, kornealarının başkalarına umut olduğunu söyledi.Evladını kaybetmenin üzüntüsünü yaşayan Sökmen, Anne olarak evladımı kaybettiğim için çok üzüldüm ama başkalarına hayat verdiği için mutluyum. Oğlum vefat etse de diğer hastalara hayat verdi, başka bedenlerde yaşamaya devam ediyor. diye konuştu.Sökmen, en acılı anlarında bağış kararı almanın zor olduğunu ama başkalarının yaşaması için bunu yapmak gerektiğini ifade etti.Organ bağışı çağrısında bulunan Sökmen, Aynı durumda olanların bağış yapmasını, duyarlı olmasını isterim. Başka anneler üzülmesin, başka canlar yanmasın. O kararı verirken hep bunu düşündüm. Çünkü toprakta çürüyüp gideceği yere başkalarına yaşam oldu. dedi.Baba Mehmet Sökmen ise organ bağışı konusunda bilinçli olduğunu, evladının beyin ölümünün gerçekleştiğini öğrenince bu kararı aldıklarını belirtti.Nakil olan hastalara şifa dileyen Sökmen, Bizim çocuğumuz yaşamadı, organları nakledilenler yaşasın. İstediğimiz bu. Oğlum sanayide çalışıyordu. En büyük hayali motor almaktı. Bu yıl ona motor alacaktık, nasip olmadı. diye konuştu.İkiz kardeş Şeyda Yağmur Sökmen, Kardeşim, ikizim kendisi yaşayamadı ama başkalarını yaşattı, çok yardımseverdi. ifadesini kullandı.Gerçekten bu çok büyük insanlık örneğiAntalya Şehir Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Hakkı Ergüden ise yaptıkları görüşmede Sökmen ailesinin Biz oğlumuzu yaşatamadık ama başka aileler çocuklarını yaşatsınlar diyerek bağış kararı aldığını vurguladı.Bunun acılı anda zor bir karar olduğunu dile getiren Ergüden, şunları kaydetti:Gerçekten bu çok büyük insanlık örneği. Kolay verilebilecek bir karar değil ama çok güzel bir karar verdiler, çocuklarının organlarını bağışlayarak, 7 kişiye umut oldular. 15 yaşındaki bir gencin ailesiyle görüşüp organ bağışı istemek bizim için de çok zor. Ailelerin en umutsuz, en acılı oldukları anlarda kritik bir süreçte kısa bir zaman diliminde görüşme yapıyorsunuz. Ben de babayım, iki evladım var. Görüşmeleri yaparken empati kuruyoruz.32 bin 865 hasta nakil bekliyorErgüden, 25 bin 845 böbrek, 1566 kalp, 2 bin 410 karaciğer, 239 pankreas, 206 akciğer, 2 bin 597 kornea, iki ince bağırsak nakli bekleyen hasta olduğunu hatırlatarak, her yaş grubunun bağışlanan organlarını aldıklarını söyledi.Hastanenin organ naklinden sorumlu başhekim yardımcısı uzman doktor Gül Ayhan Tülibaş ise beyin ölümü tanısının uzman hekimlerce değerlendirilerek komite tarafından karara bağlandığını hatırlattı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Tarihi tabyada 4 yıldır Kars'ın peynir kültürü yaşatılıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tarihi-tabyada-4-yildir-kars-in-peynir-kulturu-yasatiliyor/900371/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tarihi-tabyada-4-yildir-kars-in-peynir-kulturu-yasatiliyor/900371/</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:18:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kars / Dünyanın 18'inci peynir rotası olarak belirlenen Kars'ta üretim sürecinin anlatıldığı peynir müzesi, tarihi tabyada açıldığı tarihten bu yana ilgi görüyor - Kars Peynir Müzesi Müdürü Yeşim Koç: - 2026 yılının 7 ayında yaklaşık 72 bin civarında ziyaretçi sayımız oldu, çok seviniyorum, çok mutlu oluyorum çünkü her geçen gün bu sayı daha da artıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kars Haberleri : CÜNEYT ÇELİK - Kars'taki tarihi Süvari Tabyası'nda 2022 yılında kurulan Türkiye'nin ilk tematik peynir müzesinde şehrin peynir kültürü yaşatılıyor.Gravyer, çeçil ve kaşar başta olmak üzere birçok peynir çeşidinin üretildiği Kars, süt ürünleri imalatıyla adından söz ettiriyor.Kültür ve Turizm Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile Anadolu Efes ortaklığında yürütülen Gelecek Turizmde Projesi kapsamında 2020'de dünyanın 18'inci peynir rotası olarak belirlenen kentte üretim sürecinin anlatıldığı Kars Peynir Müzesi ilgi görüyor.Tarihi tabyada kurulan Kars Peynir Müzesi'nde büyükbaş hayvanların tükettiği endemik bitkilerden ahır bölümüne, süt dolu güğümlerden yayla yaşamına ve peynirin yapım sürecine kadar birçok tema ziyaretçilere sunuluyor.Mart 2022'de hizmete açılan ve 1100 metrekare dolaşılabilir alana sahip müzede, kentte üretilen peynirlerin lezzetine katkı sağlayan endemik çiçekler de tanıtılıyor.Kars'ta üretilen gravyer peyniri kalıplarının ziyaretçileri karşıladığı müze, tarihi tabya içinde yer almasıyla da dikkati çekiyor. Gravyer yapımı, peynir salonu, video odası, temsili Kars Garı, Kars'ın bitki örtüsü, Ankara Gazi Garı, Kars evleri, şef ve atölye bölümlerinin yer aldığı müzede ziyaretçiler, yaylalarda elde edilen sütün peynire dönüşüm serüvenini öğreniyor.Türkiye'nin ilk tematik Peynir Müzesi, bu yılın 7 ayında 72 bin yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırladı.Ziyaretçi potansiyeli her yıl artıyorKars Peynir Müzesi Müdürü Yeşim Koç, AA muhabirine, Türkiye'nin ilk tematik peynir müzesi olan merkezin her yıl daha fazla ziyaretçiyi ağırladığını söyledi.Peynir Müzesi'nin 4 yıldır yerli ve yabancı turistleri ağırladığını ifade eden Koç, 2026 yılının 7 ayında yaklaşık 72 bin civarında ziyaretçi sayımız oldu, çok seviniyorum, çok mutlu oluyorum çünkü her geçen gün bu sayı daha da artıyor. Yıl sonuna kadar da tabii 120 binleri umarım aşacağız. Bizler, aslında ziyaretçilerimize burada sadece peynirin serüvenini anlatmıyoruz, tamamen tarihsel bir dokuya sahip müze, tabyanın içerisinde. O yüzden geçmişe de götürüyoruz. Hem tarihi hem Kars'ın kültürünü anlatıyoruz. dedi.Koç, peynirin serüveninin sütle değil bitkilerle başladığına dikkati çekerek, Türkiye'deki en uzun süreli yayla hayvancılığı Kars'ta yapıldığı için bitkiler zaten bizim için çok önemli bu konuda. Kars'ta 1600 bitki içerisinde yaklaşık 80 civarında bir endemik bitki topluluğu var. Bunların hepsi de literatüre geçmiş vaziyette. Bu endemik bitkilerden dolayı sütün çok farklı bir lezzeti oluyor ve bu lezzet de doğrudan peynire yansıyor. diye konuştu.Yılda 19-20 bin ton civarında Kars gravyeri ve Kars kaşarı üretildiğini anlatan Koç, peynircilikte artık yavaş yavaş Avrupa'ya açılacaklarını dile getirdi.Ziyaretçiler, müzeye hayran kalıyorİstanbul'dan gelen Şeyda Maral da müzeyi çok beğendiklerini ve herkesin görmesi gerektiğini belirtti.Çocuklarına yörenin kültürünü anlatmak istediğini söyleyen Maral, Çocuklarımıza geçmişimizi tanıtmak, göstermek için geldik. Peynir Müzesi'ne ben de ilk kez geldim ama çok güzel bir ortam yapmışlar. Tarihimizi tanıtmak adına güzel bir ortam olmuş. ifadelerini kullandı.Yozgat'tan gelen Adem Akkaya da beklediklerinin çok üzerinde bir ortamla karşılaştıklarını dile getirerek, Biraz ön yargıyla gelmiştik. Hani 'Peynirden ne bekleriz?' kafasıyla geldik ama gerçekten tarihini çok güzel anlatmışlar. Müzeyi çok güzel restore etmişler, çok güzel bir anlatım olmuş. Müzenin Kars'a turistik açısından güzel bir etkisi olmuş. Yerli ve yabancı turistlere Kars'a gelecekleri zaman hatta Kars'ın yakın illerine bile gelecekleri zaman buraya gelmelerini kesinlikle tavsiye ediyorum. değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kars Haberleri : CÜNEYT ÇELİK - Kars'taki tarihi Süvari Tabyası'nda 2022 yılında kurulan Türkiye'nin ilk tematik peynir müzesinde şehrin peynir kültürü yaşatılıyor.Gravyer, çeçil ve kaşar başta olmak üzere birçok peynir çeşidinin üretildiği Kars, süt ürünleri imalatıyla adından söz ettiriyor.Kültür ve Turizm Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile Anadolu Efes ortaklığında yürütülen Gelecek Turizmde Projesi kapsamında 2020'de dünyanın 18'inci peynir rotası olarak belirlenen kentte üretim sürecinin anlatıldığı Kars Peynir Müzesi ilgi görüyor.Tarihi tabyada kurulan Kars Peynir Müzesi'nde büyükbaş hayvanların tükettiği endemik bitkilerden ahır bölümüne, süt dolu güğümlerden yayla yaşamına ve peynirin yapım sürecine kadar birçok tema ziyaretçilere sunuluyor.Mart 2022'de hizmete açılan ve 1100 metrekare dolaşılabilir alana sahip müzede, kentte üretilen peynirlerin lezzetine katkı sağlayan endemik çiçekler de tanıtılıyor.Kars'ta üretilen gravyer peyniri kalıplarının ziyaretçileri karşıladığı müze, tarihi tabya içinde yer almasıyla da dikkati çekiyor. Gravyer yapımı, peynir salonu, video odası, temsili Kars Garı, Kars'ın bitki örtüsü, Ankara Gazi Garı, Kars evleri, şef ve atölye bölümlerinin yer aldığı müzede ziyaretçiler, yaylalarda elde edilen sütün peynire dönüşüm serüvenini öğreniyor.Türkiye'nin ilk tematik Peynir Müzesi, bu yılın 7 ayında 72 bin yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırladı.Ziyaretçi potansiyeli her yıl artıyorKars Peynir Müzesi Müdürü Yeşim Koç, AA muhabirine, Türkiye'nin ilk tematik peynir müzesi olan merkezin her yıl daha fazla ziyaretçiyi ağırladığını söyledi.Peynir Müzesi'nin 4 yıldır yerli ve yabancı turistleri ağırladığını ifade eden Koç, 2026 yılının 7 ayında yaklaşık 72 bin civarında ziyaretçi sayımız oldu, çok seviniyorum, çok mutlu oluyorum çünkü her geçen gün bu sayı daha da artıyor. Yıl sonuna kadar da tabii 120 binleri umarım aşacağız. Bizler, aslında ziyaretçilerimize burada sadece peynirin serüvenini anlatmıyoruz, tamamen tarihsel bir dokuya sahip müze, tabyanın içerisinde. O yüzden geçmişe de götürüyoruz. Hem tarihi hem Kars'ın kültürünü anlatıyoruz. dedi.Koç, peynirin serüveninin sütle değil bitkilerle başladığına dikkati çekerek, Türkiye'deki en uzun süreli yayla hayvancılığı Kars'ta yapıldığı için bitkiler zaten bizim için çok önemli bu konuda. Kars'ta 1600 bitki içerisinde yaklaşık 80 civarında bir endemik bitki topluluğu var. Bunların hepsi de literatüre geçmiş vaziyette. Bu endemik bitkilerden dolayı sütün çok farklı bir lezzeti oluyor ve bu lezzet de doğrudan peynire yansıyor. diye konuştu.Yılda 19-20 bin ton civarında Kars gravyeri ve Kars kaşarı üretildiğini anlatan Koç, peynircilikte artık yavaş yavaş Avrupa'ya açılacaklarını dile getirdi.Ziyaretçiler, müzeye hayran kalıyorİstanbul'dan gelen Şeyda Maral da müzeyi çok beğendiklerini ve herkesin görmesi gerektiğini belirtti.Çocuklarına yörenin kültürünü anlatmak istediğini söyleyen Maral, Çocuklarımıza geçmişimizi tanıtmak, göstermek için geldik. Peynir Müzesi'ne ben de ilk kez geldim ama çok güzel bir ortam yapmışlar. Tarihimizi tanıtmak adına güzel bir ortam olmuş. ifadelerini kullandı.Yozgat'tan gelen Adem Akkaya da beklediklerinin çok üzerinde bir ortamla karşılaştıklarını dile getirerek, Biraz ön yargıyla gelmiştik. Hani 'Peynirden ne bekleriz?' kafasıyla geldik ama gerçekten tarihini çok güzel anlatmışlar. Müzeyi çok güzel restore etmişler, çok güzel bir anlatım olmuş. Müzenin Kars'a turistik açısından güzel bir etkisi olmuş. Yerli ve yabancı turistlere Kars'a gelecekleri zaman hatta Kars'ın yakın illerine bile gelecekleri zaman buraya gelmelerini kesinlikle tavsiye ediyorum. değerlendirmesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/tarihi-tabyada-4-yildir-kars-in-peynir-kulturu-yasatiliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Tunceli'de 3 bin metre rakımda peynir mesaisi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tunceli-de-3-bin-metre-rakimda-peynir-mesaisi/900370/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tunceli-de-3-bin-metre-rakimda-peynir-mesaisi/900370/</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:18:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Tunceli / Ovacık ilçesindeki Munzur ve Mercan dağlarında yaylalara çıkan köylüler, zorlu doğa şartlarında baktıkları küçükbaş hayvanların sütünden peynir, yoğurt ve tereyağı üretip satıyor - Üretici Hıdır Çakmaz: - Kepır Yaylası'nda koyunların süt verimi artıyor ve bu da peynirin kalitesini etkiliyor. Yağ oranı da yüksek oluyor ve üretilen ürünlerin lezzeti bir başka oluyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Tunceli Haberleri : SİDAR CAN EREN - Tunceli'nin Ovacık ilçesinde yaylalara çıkan köylüler, zorlu doğa şartlarında otardıkları küçükbaş hayvanlarının sütünden peynir, tereyağı ve yoğurt yaparak hem kendi ihtiyaçlarını karşılıyor hem de bu ürünleri satıp geçimlerini sağlıyor. İlçenin Gözeler, Havuzlu ve Şahverdi köylerinde yaşayan üreticiler, her yıl yaz aylarında sürülerini Munzur ve Mercan dağlarının yüksek kesimlerine çıkarıyor.Belirledikleri yaylalarda çadırda konaklayan köylüler, günün erken saatlerinde uyanarak küçükbaş hayvanlarını meralarda otlatmaya götürüyor.Gün boyu sürülerinin peşinde kilometrelerce yol kateden köylüler, hayvanlarını 3 bin rakımlı dağ yamaçlarında, çayırlarda ve vadilerde otlatıyor. Bozayı, kurt ve çakal saldırılarına karşı sürekli nöbet tutan köylüler, küçükbaş hayvanlarını günde iki kez konakladıkları bölgeye getirerek sağım yapıyor.Köylüler, daha sonra bu sütlerle peynir, yoğurt ve tereyağı hazırlıyor.Yayla yollarında özellikle at ve traktör kullanan köylüler, zaman zaman değişen hava koşulları ve ani yağışlar nedeniyle de zorluk çekiyor.Genellikle ekim ayına kadar yaylalarda kalan köylüler, ürettikleri ürünlerin bir kısmını kendilerine ayırıyor kalanını da satıp geçimlerini sağlıyor.Köpeklerimiz olmasa yaban hayvanlarıyla mücadele etmek çok zorKöylülerden Perihan Çakmaz, AA muhabirine, hayvanlarını günün ilk ışıklarıyla meraya çıkardıklarını, öğle ve akşam saatlerinde de yaylaya getirdiklerini söyledi.Sürüleri geceleri ağıllara koyduklarını ifade eden Çakmaz, Sabah kalkıyoruz peynirle uğraşıyoruz, peynir süzüyoruz. Ondan sonra yemek yapıyoruz, çadırdaki işlerle uğraşıyoruz. Bölgede kurtlar ve ayılar çok. Bazen hayvanlarımızı takip edip saldırıyorlar. Köpeklerimiz olmasa yaban hayvanlarıyla mücadele etmek çok zor. dedi.Hıdır Çakmaz da havaların ısınmasıyla alçaktaki yaylalardan zirvelerdeki yaylalara doğru çıktıklarını dile getirdi.En son duraklarının Munzur Dağları'ndaki Kepır Yaylası olduğunu belirten Çakmaz, şöyle konuştu:Yaylaya ulaşım konusunda birkaç yıl öncesine kadar hep at kullanıyorduk. Şimdi ise yaylalara yol yapıldığından traktör kullanıyoruz. Yaylalarda özellikle akşamları kurt, bozayı ve çakal gibi yırtıcıları görmek mümkün. Yani bunlar da ister istemez bizi zorluyor. Çok dikkatli olmazsak eğer hayvanlarımızı telef edebiliyorlar.Munzur Dağları verimli meralara ve su kaynaklarına sahipÇakmaz, Munzur Dağları'nın verimli meralara ve su kaynaklarına sahip olduğunu belirterek, Kepır Yaylası'nda koyunların süt verimi artıyor ve bu da peynirin kalitesini etkiliyor. Yağ oranı da yüksek oluyor ve üretilen ürünlerin lezzeti bir başka oluyor. dedi.Behzad Celali de yaklaşık 3 yıldır Ovacık'ta çobanlık yaptığını söyledi.Mesleğinin zorlu yanlarının olduğunu ifade eden Celali, Hayvanları genelde gece otlatıyoruz. Kepır Yaylası'nda kurtlar ve bozayılar çok fazla var ama bizim Kangal köpeklerimiz onları kovalayıp sürüye yaklaşmalarına izin vermiyor. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Tunceli Haberleri : SİDAR CAN EREN - Tunceli'nin Ovacık ilçesinde yaylalara çıkan köylüler, zorlu doğa şartlarında otardıkları küçükbaş hayvanlarının sütünden peynir, tereyağı ve yoğurt yaparak hem kendi ihtiyaçlarını karşılıyor hem de bu ürünleri satıp geçimlerini sağlıyor. İlçenin Gözeler, Havuzlu ve Şahverdi köylerinde yaşayan üreticiler, her yıl yaz aylarında sürülerini Munzur ve Mercan dağlarının yüksek kesimlerine çıkarıyor.Belirledikleri yaylalarda çadırda konaklayan köylüler, günün erken saatlerinde uyanarak küçükbaş hayvanlarını meralarda otlatmaya götürüyor.Gün boyu sürülerinin peşinde kilometrelerce yol kateden köylüler, hayvanlarını 3 bin rakımlı dağ yamaçlarında, çayırlarda ve vadilerde otlatıyor. Bozayı, kurt ve çakal saldırılarına karşı sürekli nöbet tutan köylüler, küçükbaş hayvanlarını günde iki kez konakladıkları bölgeye getirerek sağım yapıyor.Köylüler, daha sonra bu sütlerle peynir, yoğurt ve tereyağı hazırlıyor.Yayla yollarında özellikle at ve traktör kullanan köylüler, zaman zaman değişen hava koşulları ve ani yağışlar nedeniyle de zorluk çekiyor.Genellikle ekim ayına kadar yaylalarda kalan köylüler, ürettikleri ürünlerin bir kısmını kendilerine ayırıyor kalanını da satıp geçimlerini sağlıyor.Köpeklerimiz olmasa yaban hayvanlarıyla mücadele etmek çok zorKöylülerden Perihan Çakmaz, AA muhabirine, hayvanlarını günün ilk ışıklarıyla meraya çıkardıklarını, öğle ve akşam saatlerinde de yaylaya getirdiklerini söyledi.Sürüleri geceleri ağıllara koyduklarını ifade eden Çakmaz, Sabah kalkıyoruz peynirle uğraşıyoruz, peynir süzüyoruz. Ondan sonra yemek yapıyoruz, çadırdaki işlerle uğraşıyoruz. Bölgede kurtlar ve ayılar çok. Bazen hayvanlarımızı takip edip saldırıyorlar. Köpeklerimiz olmasa yaban hayvanlarıyla mücadele etmek çok zor. dedi.Hıdır Çakmaz da havaların ısınmasıyla alçaktaki yaylalardan zirvelerdeki yaylalara doğru çıktıklarını dile getirdi.En son duraklarının Munzur Dağları'ndaki Kepır Yaylası olduğunu belirten Çakmaz, şöyle konuştu:Yaylaya ulaşım konusunda birkaç yıl öncesine kadar hep at kullanıyorduk. Şimdi ise yaylalara yol yapıldığından traktör kullanıyoruz. Yaylalarda özellikle akşamları kurt, bozayı ve çakal gibi yırtıcıları görmek mümkün. Yani bunlar da ister istemez bizi zorluyor. Çok dikkatli olmazsak eğer hayvanlarımızı telef edebiliyorlar.Munzur Dağları verimli meralara ve su kaynaklarına sahipÇakmaz, Munzur Dağları'nın verimli meralara ve su kaynaklarına sahip olduğunu belirterek, Kepır Yaylası'nda koyunların süt verimi artıyor ve bu da peynirin kalitesini etkiliyor. Yağ oranı da yüksek oluyor ve üretilen ürünlerin lezzeti bir başka oluyor. dedi.Behzad Celali de yaklaşık 3 yıldır Ovacık'ta çobanlık yaptığını söyledi.Mesleğinin zorlu yanlarının olduğunu ifade eden Celali, Hayvanları genelde gece otlatıyoruz. Kepır Yaylası'nda kurtlar ve bozayılar çok fazla var ama bizim Kangal köpeklerimiz onları kovalayıp sürüye yaklaşmalarına izin vermiyor. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/tunceli-de-3-bin-metre-rakimda-peynir-mesaisi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Avrupa'da bu yıl orman yangınları 600 bin hektardan fazla alanı etkiledi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/avrupa-da-bu-yil-orman-yanginlari-600-bin-hektardan-fazla-alani-etkiledi/900369/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/avrupa-da-bu-yil-orman-yanginlari-600-bin-hektardan-fazla-alani-etkiledi/900369/</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:18:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Avrupa / Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu Ormancılık İşleri Sorumlusu Roman Michalak: - (Sıcaklar) Sezon erken başladı, sadece Temmuz 2026'da bir hafta içinde yaklaşık 200 bin hektarlık orman yandı. Bu, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde rekor kıran 2025'te kaydedilen değerin çok üzerinde - Orman yangınlarının çoğu insan kaynaklı, bu nedenle birçoğu muhtemelen önlenebilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Avrupa Haberleri : MUHAMMET İKBAL ARSLAN - Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNECE) Ormancılık İşleri Sorumlusu Roman Michalak, Avrupa'da bu yıl orman yangınlarının bu yıl şimdiye kadar 600 bin hektarlık alanı etkilediğini bildirdi.Michalak, bu yıl Avrupa'da etkili olan orman yangınları ve bunun etkilerine ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.2026'nın Avrupa'daki ormanları ciddi şekilde etkileyen yıllardan biri olduğunu vurgulayan Michalak, (Sıcaklar) Sezon erken başladı, sadece Temmuz 2026'da bir hafta içinde yaklaşık 200 bin hektarlık orman yandı. Bu, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde rekor kıran önceki yıl olan 2025'te kaydedilen değerin çok üzerinde. Bu yangınların insanları, altyapıyı ve diğer arazileri de ciddi şekilde etkilediğini belirtmek de önemlidir. Sadece İspanya ve Fransa'da yaklaşık 400 bin kişi tahliye edilmek zorunda kaldı. Dolayısıyla mevcut durum endişe verici. ifadelerini kullandı.Michalak, orman yangınlarıyla ilgili istatistiklerin önceki rekor kıran yıla benzediğini ve yaz sezonunun henüz bitmediğini vurguladı.Avrupa Orman Yangınları Bilgi Sistemi (EFFIS) verilerine göre, bu yıl bugüne dek 600 bin hektardan fazla alanın yangınlardan etkilendiğini, geçen yıl ise 1 milyon hektardan fazla ormanın yandığı bilgisini veren Michalak, yangınların çalılıkları, tarım arazilerini ve kentsel alanları da etkilediğine işaret etti.Bu istatistiklerin 30 hektardan büyük yangınları kapsadığını söyleyen Michalak, buna dahil olmayan birçok alanda da küçük çaplı orman yangınlarının yaşandığını kaydetti.2026&#039;da orman yangınlarından en çok etkilenen ülke İspanya olduMichalak, (Orman yangınları) 2026'da en çok etkilenen ülke İspanya oldu. Yaklaşık 300 bin hektar alan kül oldu ve sadece Avila bölgesinde 40 bin hektardan fazla orman yandı. Bu, İspanya'da izleme tarihindeki kaydedilen en büyük orman yangınıydı. İkinci olarak Fransa'yı örnek gösterebilirim, 100 bin hektardan fazla alan yandı. Bu, İspanya'dakinden daha az olsa da bu ülkeler için ortalamanın üç katı. (Fransa'da) Özellikle etkilenen bölge ise 40 bin hektardan fazla alanın yandığı Gironde oldu. diye konuştu.Orman yangınlarının insan ve doğanın etkileşiminin başlangıcından bu yana var olduğunu dile getiren Michalak, değişen durumun yangınları söndürme teknolojisi ve yöntemlerindeki gelişmeler olduğunu, bunun da yangınların artık tamamen kontrol edilebileceği izlenimi oluşturduğunu belirtti.Michalak, Bence özellikle son gelişmeler, her şeyin kontrol edilemeyeceğini, çok daha fazlasının yapılması gerektiğini, orman yangınlarının sadece ormancılar ve itfaiye ekipleri için bir mesele olmadığını anlamamızı sağladı. Bu, günümüzde tüm toplumun meselesi. (Orman yangınlarından) Bence çıkarılan derslerden biri, belki de yeni bir normal olmadıkları ancak yaşamımızda, yaşam biçimimizde, ayrıca ekonomimizin ve toplumumuzun bu konudaki işleyişinde çok daha fazla yer almaları gerektiğidir. ifadelerini kullandı.Orman yangınlarına karşı ülkelerin işbirliği içerisinde olduğunu aktaran Michalak, bu durumun, tüm toplum tarafından kapsamlı şekilde ele alınması ve ilgilenilmesi gereken bir konu olması gerektiğini dile getirdi.Yangınlarla mücadelenin yalnızca söndürmeyle sınırlı olmadığını da vurgulayan Michalak, etkili bir yangın yönetiminin hazırlık, önleme, arazi kullanım planlaması, güvenlik tedbirleri ve kapsamlı bir kontrol sisteminden geçtiğine dikkati çekti.Orman yangınlarının çoğu insan kaynaklı, bu nedenle birçoğu muhtemelen önlenebilir. diyen Michalak, bu riskin farkında olmaları ve davranışlarını etkilemeleri için toplumlarla ve insanlarla çalışmaya devam etmeleri gerektiğinin altını çizdi.İklim değişikliği elbette yangınlara doğrudan neden olmazUNECE'nin orman yangınları konusunu sürekli gündemde tuttuğunu vurgulayan Michalak, Avrupa ülkelerindeki durum hakkındaki bilgi paylaşımının, bu konudaki ilk işlevleri olduğunu, aynı zamanda ülkelerle orman yangınıyla mücadeledeki önlemleri tartıştıklarını söyledi.Michalak, şunları kaydetti:İklim değişikliği elbette yangınlara doğrudan neden olmaz, burada önemli olan koşullardır. Son verilerde artan sıcaklıkları, uzayan yangın mevsimini, ayrıca iklim anomalilerinin miktarını ve yoğunluğunu zaten gözlemledik. Yani bu zaten oluyor ve tahminlere göre durum daha da kötüleşiyor. Bu nedenle yangınlar daha sık olacak, yani orman yangınları riski artıyor. Bu da onları daha sık, geniş kapsamlı ve yoğun hale getirebilir. Bu konunun yangın mevsimi boyunca kamu ve siyasi gündemlerde de yüksek bir yer tuttuğunu gözlemliyoruz. Ancak günümüzde bu konu bizim için tüm yıl boyunca çalışma konusu olmalıdır, bu riskin yangınların neden olduğu hasarın artmasına dönüşmemesini sağlamanın tek yolu budur ve bu mümkündür.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Avrupa Haberleri : MUHAMMET İKBAL ARSLAN - Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNECE) Ormancılık İşleri Sorumlusu Roman Michalak, Avrupa'da bu yıl orman yangınlarının bu yıl şimdiye kadar 600 bin hektarlık alanı etkilediğini bildirdi.Michalak, bu yıl Avrupa'da etkili olan orman yangınları ve bunun etkilerine ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.2026'nın Avrupa'daki ormanları ciddi şekilde etkileyen yıllardan biri olduğunu vurgulayan Michalak, (Sıcaklar) Sezon erken başladı, sadece Temmuz 2026'da bir hafta içinde yaklaşık 200 bin hektarlık orman yandı. Bu, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde rekor kıran önceki yıl olan 2025'te kaydedilen değerin çok üzerinde. Bu yangınların insanları, altyapıyı ve diğer arazileri de ciddi şekilde etkilediğini belirtmek de önemlidir. Sadece İspanya ve Fransa'da yaklaşık 400 bin kişi tahliye edilmek zorunda kaldı. Dolayısıyla mevcut durum endişe verici. ifadelerini kullandı.Michalak, orman yangınlarıyla ilgili istatistiklerin önceki rekor kıran yıla benzediğini ve yaz sezonunun henüz bitmediğini vurguladı.Avrupa Orman Yangınları Bilgi Sistemi (EFFIS) verilerine göre, bu yıl bugüne dek 600 bin hektardan fazla alanın yangınlardan etkilendiğini, geçen yıl ise 1 milyon hektardan fazla ormanın yandığı bilgisini veren Michalak, yangınların çalılıkları, tarım arazilerini ve kentsel alanları da etkilediğine işaret etti.Bu istatistiklerin 30 hektardan büyük yangınları kapsadığını söyleyen Michalak, buna dahil olmayan birçok alanda da küçük çaplı orman yangınlarının yaşandığını kaydetti.2026&#039;da orman yangınlarından en çok etkilenen ülke İspanya olduMichalak, (Orman yangınları) 2026'da en çok etkilenen ülke İspanya oldu. Yaklaşık 300 bin hektar alan kül oldu ve sadece Avila bölgesinde 40 bin hektardan fazla orman yandı. Bu, İspanya'da izleme tarihindeki kaydedilen en büyük orman yangınıydı. İkinci olarak Fransa'yı örnek gösterebilirim, 100 bin hektardan fazla alan yandı. Bu, İspanya'dakinden daha az olsa da bu ülkeler için ortalamanın üç katı. (Fransa'da) Özellikle etkilenen bölge ise 40 bin hektardan fazla alanın yandığı Gironde oldu. diye konuştu.Orman yangınlarının insan ve doğanın etkileşiminin başlangıcından bu yana var olduğunu dile getiren Michalak, değişen durumun yangınları söndürme teknolojisi ve yöntemlerindeki gelişmeler olduğunu, bunun da yangınların artık tamamen kontrol edilebileceği izlenimi oluşturduğunu belirtti.Michalak, Bence özellikle son gelişmeler, her şeyin kontrol edilemeyeceğini, çok daha fazlasının yapılması gerektiğini, orman yangınlarının sadece ormancılar ve itfaiye ekipleri için bir mesele olmadığını anlamamızı sağladı. Bu, günümüzde tüm toplumun meselesi. (Orman yangınlarından) Bence çıkarılan derslerden biri, belki de yeni bir normal olmadıkları ancak yaşamımızda, yaşam biçimimizde, ayrıca ekonomimizin ve toplumumuzun bu konudaki işleyişinde çok daha fazla yer almaları gerektiğidir. ifadelerini kullandı.Orman yangınlarına karşı ülkelerin işbirliği içerisinde olduğunu aktaran Michalak, bu durumun, tüm toplum tarafından kapsamlı şekilde ele alınması ve ilgilenilmesi gereken bir konu olması gerektiğini dile getirdi.Yangınlarla mücadelenin yalnızca söndürmeyle sınırlı olmadığını da vurgulayan Michalak, etkili bir yangın yönetiminin hazırlık, önleme, arazi kullanım planlaması, güvenlik tedbirleri ve kapsamlı bir kontrol sisteminden geçtiğine dikkati çekti.Orman yangınlarının çoğu insan kaynaklı, bu nedenle birçoğu muhtemelen önlenebilir. diyen Michalak, bu riskin farkında olmaları ve davranışlarını etkilemeleri için toplumlarla ve insanlarla çalışmaya devam etmeleri gerektiğinin altını çizdi.İklim değişikliği elbette yangınlara doğrudan neden olmazUNECE'nin orman yangınları konusunu sürekli gündemde tuttuğunu vurgulayan Michalak, Avrupa ülkelerindeki durum hakkındaki bilgi paylaşımının, bu konudaki ilk işlevleri olduğunu, aynı zamanda ülkelerle orman yangınıyla mücadeledeki önlemleri tartıştıklarını söyledi.Michalak, şunları kaydetti:İklim değişikliği elbette yangınlara doğrudan neden olmaz, burada önemli olan koşullardır. Son verilerde artan sıcaklıkları, uzayan yangın mevsimini, ayrıca iklim anomalilerinin miktarını ve yoğunluğunu zaten gözlemledik. Yani bu zaten oluyor ve tahminlere göre durum daha da kötüleşiyor. Bu nedenle yangınlar daha sık olacak, yani orman yangınları riski artıyor. Bu da onları daha sık, geniş kapsamlı ve yoğun hale getirebilir. Bu konunun yangın mevsimi boyunca kamu ve siyasi gündemlerde de yüksek bir yer tuttuğunu gözlemliyoruz. Ancak günümüzde bu konu bizim için tüm yıl boyunca çalışma konusu olmalıdır, bu riskin yangınların neden olduğu hasarın artmasına dönüşmemesini sağlamanın tek yolu budur ve bu mümkündür.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Okula dönüş alışverişleriyle aylık e-ticaret hacminin 400 milyar lirayı aşması bekleniyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/okula-donus-alisverisleriyle-aylik-e-ticaret-hacminin-400-milyar-lirayi-asmasi-bekleniyor/900368/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/okula-donus-alisverisleriyle-aylik-e-ticaret-hacminin-400-milyar-lirayi-asmasi-bekleniyor/900368/</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:18:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği Başkanı Hakan Çevikoğlu: - Sektördeki büyüme eğilimi, kampanyalar ve okula dönüş alışverişlerinin oluşturacağı ilave taleple birlikte bu dönemde aylık e-ticaret hacminin 400 milyar lira seviyesinin üzerine çıkabileceğini değerlendiriyoruz - TOBB E-ticaret Meclis Üyesi Sinan Akdal: - (Okul alışverişi döneminde) Özellikle bilgisayar kategorisinde yüzde 30'un üzerinde, teknoloji kategorisi genelinde ise yüzde 40'a varan talep artışları görülebiliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : AYLİN RANA AYDİN - Yeni eğitim ve öğretim yılı öncesinde e-ticaret platformlarında okula dönüş alışverişlerine yönelik hareketlilik hızlanırken, kampanyalar ve artan taleple birlikte aylık e-ticaret hacminin 400 milyar liranın üzerine çıkmasını bekleniyor.Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Başkanı Hakan Çevikoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni eğitim yılı öncesinde e-ticaret platformlarında okul alışverişlerine yönelik belirgin bir hareketlilik gözlemlediklerini söyledi.Tüketicilerin ürün çeşitliliğine kolay erişebilmesi, fiyatları karşılaştırabilmesi ve kampanyalardan yararlanabilmesinin, okul ihtiyaçlarının e-ticaret platformları üzerinden karşılanma eğilimini güçlendirdiğini ifade eden Çevikoğlu, özellikle ağustos ayının ikinci yarısından itibaren talebin hızlandığını belirtti.Okula dönüş döneminde sipariş adedinin geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 30 arttığı bilgisini veren Çevikoğlu, Okulların açılmasına yaklaştığımız günlerde ise bu artışın daha da güçlenmesini bekliyoruz. dedi.Çevikoğlu, okula dönüş döneminde en çok tercih edilen ürünlerin başında defter, kalem, boya, silgi ve kalem kutusu gibi temel kırtasiye malzemelerinin geldiğini, bu ürünleri okul ve beslenme çantaları, mataralar, okul kıyafetleri, ayakkabılar ve yardımcı kaynak kitapların takip ettiğini dile getirdi.Tablet, dizüstü bilgisayar, yazıcı, kulaklık ve çalışma masası ekipmanları gibi teknoloji ürünlerinde de hareketlilik gözlemlendiğini bildiren Çevikoğlu, birden fazla ihtiyacı bir araya getiren set ve paket ürünlerin ise sundukları fiyat avantajı nedeniyle tüketiciler tarafından daha fazla tercih edildiğini kaydetti.Ortalama sepet tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 40 arttıÇevikoğlu, okul alışverişlerinde ortalama sepet tutarının öğrencinin yaşına, eğitim seviyesine, ihtiyaç duyulan ürünlere ve alışverişin kapsamına göre oldukça geniş bir aralıkta değişebildiğini belirterek, şöyle devam etti:Bazı tüketiciler yalnızca kalem, defter, silgi ve boya gibi temel kırtasiye ihtiyaçlarını satın alırken bazıları okul çantası, beslenme çantası, matara, yardımcı kaynak kitaplar ve okul kıyafetleri gibi farklı kategorilerdeki ürünleri aynı sepette bir araya getirebiliyor. Tablet, bilgisayar, yazıcı ve diğer teknolojik ürünlerin sepete eklenmesi durumunda ise alışveriş tutarı önemli ölçüde farklılaşıyor. Ortalama sepet tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 40 arttı. Bu artışta ürün fiyatlarındaki değişimin yanı sıra çevrim içi alışverişe yönelik ilginin artması ve tüketicilerin farklı kategorilerdeki ihtiyaçlarını aynı siparişte karşılama eğiliminin güçlenmesi de etkili oluyor.Tüketicilerin fiyat karşılaştırması yapma eğiliminin belirgin biçimde arttığını bildiren Çevikoğlu, velilerin artık yalnızca ürünün satış fiyatına değil kargo avantajlarına, teslimat sürelerine, taksit seçeneklerine, kupon ve kampanyalara, satıcı puanlarına ve kullanıcı değerlendirmelerine de bir bütün olarak baktığını anlattı. Çevikoğlu, alışverişlerin daha planlı yapıldığını, ihtiyaç listelerinin önceden hazırlandığını ve aynı ürünün farklı satıcılardaki fiyat ve teslimat koşullarının karşılaştırıldığını belirterek, Sektördeki büyüme eğilimi, kampanyalar ve okula dönüş alışverişlerinin oluşturacağı ilave taleple birlikte bu dönemde aylık e-ticaret hacminin 400 milyar lira seviyesinin üzerine çıkabileceğini değerlendiriyoruz. ifadelerini kullandı.Eğitim sürecini destekleyen ürünlerde güçlü bir hareketlilik bekliyoruzTürkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) E-ticaret Meclis Üyesi Sinan Akdal da okula dönüş döneminin teknoloji ürünlerine yönelik çevrimiçi talebin en belirgin şekilde arttığı dönemlerden biri olduğuna işaret ederek, Özellikle bilgisayar, tablet, cep telefonu, yazıcı, çocuklara yönelik GPS özellikli akıllı saatler, kablosuz kulaklık, klavye, mouse ve diğer bilgisayar aksesuarları gibi eğitim sürecini destekleyen ürünlerde güçlü bir hareketlilik bekliyoruz. diye konuştu.Geçmiş yıllardaki eğilimler ve platformdaki alışveriş dinamiklerinin okulların açılmasına yakın dönemde teknoloji kategorisinin e-ticarette en fazla hareketlenen alanlardan biri olduğunu gösterdiğini söyleyen Akdal, şunları kaydetti:Özellikle bilgisayar kategorisinde yüzde 30'un üzerinde, teknoloji kategorisi genelinde ise yüzde 40'a varan talep artışları görülebiliyor. Ailelerin eğitim ihtiyaçlarını tek noktadan karşılayabilmesi, online kanallarda sunulan geniş ürün çeşitliliği, fiyat karşılaştırma imkanı ve kampanyalar, okula dönüş döneminde teknoloji alışverişlerinde e-ticareti öne çıkaran başlıca etkenler arasında yer alıyor.​​​​]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : AYLİN RANA AYDİN - Yeni eğitim ve öğretim yılı öncesinde e-ticaret platformlarında okula dönüş alışverişlerine yönelik hareketlilik hızlanırken, kampanyalar ve artan taleple birlikte aylık e-ticaret hacminin 400 milyar liranın üzerine çıkmasını bekleniyor.Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Başkanı Hakan Çevikoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni eğitim yılı öncesinde e-ticaret platformlarında okul alışverişlerine yönelik belirgin bir hareketlilik gözlemlediklerini söyledi.Tüketicilerin ürün çeşitliliğine kolay erişebilmesi, fiyatları karşılaştırabilmesi ve kampanyalardan yararlanabilmesinin, okul ihtiyaçlarının e-ticaret platformları üzerinden karşılanma eğilimini güçlendirdiğini ifade eden Çevikoğlu, özellikle ağustos ayının ikinci yarısından itibaren talebin hızlandığını belirtti.Okula dönüş döneminde sipariş adedinin geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 30 arttığı bilgisini veren Çevikoğlu, Okulların açılmasına yaklaştığımız günlerde ise bu artışın daha da güçlenmesini bekliyoruz. dedi.Çevikoğlu, okula dönüş döneminde en çok tercih edilen ürünlerin başında defter, kalem, boya, silgi ve kalem kutusu gibi temel kırtasiye malzemelerinin geldiğini, bu ürünleri okul ve beslenme çantaları, mataralar, okul kıyafetleri, ayakkabılar ve yardımcı kaynak kitapların takip ettiğini dile getirdi.Tablet, dizüstü bilgisayar, yazıcı, kulaklık ve çalışma masası ekipmanları gibi teknoloji ürünlerinde de hareketlilik gözlemlendiğini bildiren Çevikoğlu, birden fazla ihtiyacı bir araya getiren set ve paket ürünlerin ise sundukları fiyat avantajı nedeniyle tüketiciler tarafından daha fazla tercih edildiğini kaydetti.Ortalama sepet tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 40 arttıÇevikoğlu, okul alışverişlerinde ortalama sepet tutarının öğrencinin yaşına, eğitim seviyesine, ihtiyaç duyulan ürünlere ve alışverişin kapsamına göre oldukça geniş bir aralıkta değişebildiğini belirterek, şöyle devam etti:Bazı tüketiciler yalnızca kalem, defter, silgi ve boya gibi temel kırtasiye ihtiyaçlarını satın alırken bazıları okul çantası, beslenme çantası, matara, yardımcı kaynak kitaplar ve okul kıyafetleri gibi farklı kategorilerdeki ürünleri aynı sepette bir araya getirebiliyor. Tablet, bilgisayar, yazıcı ve diğer teknolojik ürünlerin sepete eklenmesi durumunda ise alışveriş tutarı önemli ölçüde farklılaşıyor. Ortalama sepet tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 40 arttı. Bu artışta ürün fiyatlarındaki değişimin yanı sıra çevrim içi alışverişe yönelik ilginin artması ve tüketicilerin farklı kategorilerdeki ihtiyaçlarını aynı siparişte karşılama eğiliminin güçlenmesi de etkili oluyor.Tüketicilerin fiyat karşılaştırması yapma eğiliminin belirgin biçimde arttığını bildiren Çevikoğlu, velilerin artık yalnızca ürünün satış fiyatına değil kargo avantajlarına, teslimat sürelerine, taksit seçeneklerine, kupon ve kampanyalara, satıcı puanlarına ve kullanıcı değerlendirmelerine de bir bütün olarak baktığını anlattı. Çevikoğlu, alışverişlerin daha planlı yapıldığını, ihtiyaç listelerinin önceden hazırlandığını ve aynı ürünün farklı satıcılardaki fiyat ve teslimat koşullarının karşılaştırıldığını belirterek, Sektördeki büyüme eğilimi, kampanyalar ve okula dönüş alışverişlerinin oluşturacağı ilave taleple birlikte bu dönemde aylık e-ticaret hacminin 400 milyar lira seviyesinin üzerine çıkabileceğini değerlendiriyoruz. ifadelerini kullandı.Eğitim sürecini destekleyen ürünlerde güçlü bir hareketlilik bekliyoruzTürkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) E-ticaret Meclis Üyesi Sinan Akdal da okula dönüş döneminin teknoloji ürünlerine yönelik çevrimiçi talebin en belirgin şekilde arttığı dönemlerden biri olduğuna işaret ederek, Özellikle bilgisayar, tablet, cep telefonu, yazıcı, çocuklara yönelik GPS özellikli akıllı saatler, kablosuz kulaklık, klavye, mouse ve diğer bilgisayar aksesuarları gibi eğitim sürecini destekleyen ürünlerde güçlü bir hareketlilik bekliyoruz. diye konuştu.Geçmiş yıllardaki eğilimler ve platformdaki alışveriş dinamiklerinin okulların açılmasına yakın dönemde teknoloji kategorisinin e-ticarette en fazla hareketlenen alanlardan biri olduğunu gösterdiğini söyleyen Akdal, şunları kaydetti:Özellikle bilgisayar kategorisinde yüzde 30'un üzerinde, teknoloji kategorisi genelinde ise yüzde 40'a varan talep artışları görülebiliyor. Ailelerin eğitim ihtiyaçlarını tek noktadan karşılayabilmesi, online kanallarda sunulan geniş ürün çeşitliliği, fiyat karşılaştırma imkanı ve kampanyalar, okula dönüş döneminde teknoloji alışverişlerinde e-ticareti öne çıkaran başlıca etkenler arasında yer alıyor.​​​​]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yuvadan düşen kumru yavrusu Boncuk esnafın şefkatiyle büyüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yuvadan-dusen-kumru-yavrusu-boncuk-esnafin-sefkatiyle-buyuyor/900367/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yuvadan-dusen-kumru-yavrusu-boncuk-esnafin-sefkatiyle-buyuyor/900367/</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:16:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Çankırı / Çankırı'da yuvasından düşen ve doğuştan tek gözü olmayan kumru yavrusu, kendisini bulan esnaf Murat Uzun'un yaklaşık 20 gündür sürdürdüğü bakım sayesinde uçmaya başladı - Murat Uzun: - İlerleyen zamanda şehirde değil de daha sakin bir ortamda doğaya bırakacağım, aramızda çok güzel bir dostluk oluştu inşallah geri gelir diye umut ediyorum]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Çankırı Haberleri : MUHAMMED KAYGIN - Çankırı'da yuvasından düşen ve doğuştan tek gözü olmayan kumru yavrusu, kendisini bulan esnafın dükkanında yeniden hayata tutundu.Alparslan Türkeş Caddesi'nde 15 yıldır bakkal işleten Murat Uzun, 5 Temmuz'da dükkanının önündeki çınar ağacının altında kumru yavrusu gördü.Yavruyu eline aldığında doğuştan tek gözü olmadığını fark eden Uzun, yavru kuşun yuvasından düştüğünü düşünerek annesi alsın diye bir süre ağaç dallarında bekletti. Annesi tarafından alınmayan yavru kuşa su ve yem veren Uzun, kuşun bakımını üstlenmeye karar verdi.İş yerinde bulunan eski bir kuş kafesini hazırlayan Uzun, kafese su ve yem koyarak yavruya özenle baktı.Boncuk adı verilen ve günler geçtikçe tüyleri ve kanatları gelişen kumru, artık kafesten çıkarak iş yerinde uçmaya başladı.Uzun, AA muhabirine, yaklaşık 20 gündür kumru yavrusuyla birlikte yaşadığını söyledi.Kumru yavrusunu bulduğunda tüylerinin tam olarak çıkmadığını ve uçamadığını anlatan Uzun, Kanat kısmı, tüyleri gayet güzel gelişmeye başladı, uçuyor da. İsmini de 'Boncuk' koydum. Sıkıntısı, yarası yok ama sadece doğuştan tek gözü maalesef yok. Muhtemel annesi de bazı canlılar böyle hasta olan kuşları atıyormuş yuvadan. Bu da herhalde yuvadan bu şekilde atıldı. Ben de sahiplendim. Bir süre daha bakıp doğaya salacağım. diye konuştu.Boncuku buğday, muhabbet kuşu yemi, bulgurla beslediğini anlatan Uzun, yıllardır hayvanlarla ilgilendiğini, kumru yavrusu bakımını üstlenmenin kendisi için farklı ve güzel bir deneyim olduğunu dile getirdi.Uzun, Doğaya salmak istemiyorum ama kafeste de sıkıldı, doğa hayvanı sonuçta. İlerleyen zamanda şehirde değil de daha sakin bir ortamda doğaya bırakacağım, aramızda çok güzel bir dostluk oluştu inşallah geri gelir diye umut ediyorum. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Çankırı Haberleri : MUHAMMED KAYGIN - Çankırı'da yuvasından düşen ve doğuştan tek gözü olmayan kumru yavrusu, kendisini bulan esnafın dükkanında yeniden hayata tutundu.Alparslan Türkeş Caddesi'nde 15 yıldır bakkal işleten Murat Uzun, 5 Temmuz'da dükkanının önündeki çınar ağacının altında kumru yavrusu gördü.Yavruyu eline aldığında doğuştan tek gözü olmadığını fark eden Uzun, yavru kuşun yuvasından düştüğünü düşünerek annesi alsın diye bir süre ağaç dallarında bekletti. Annesi tarafından alınmayan yavru kuşa su ve yem veren Uzun, kuşun bakımını üstlenmeye karar verdi.İş yerinde bulunan eski bir kuş kafesini hazırlayan Uzun, kafese su ve yem koyarak yavruya özenle baktı.Boncuk adı verilen ve günler geçtikçe tüyleri ve kanatları gelişen kumru, artık kafesten çıkarak iş yerinde uçmaya başladı.Uzun, AA muhabirine, yaklaşık 20 gündür kumru yavrusuyla birlikte yaşadığını söyledi.Kumru yavrusunu bulduğunda tüylerinin tam olarak çıkmadığını ve uçamadığını anlatan Uzun, Kanat kısmı, tüyleri gayet güzel gelişmeye başladı, uçuyor da. İsmini de 'Boncuk' koydum. Sıkıntısı, yarası yok ama sadece doğuştan tek gözü maalesef yok. Muhtemel annesi de bazı canlılar böyle hasta olan kuşları atıyormuş yuvadan. Bu da herhalde yuvadan bu şekilde atıldı. Ben de sahiplendim. Bir süre daha bakıp doğaya salacağım. diye konuştu.Boncuku buğday, muhabbet kuşu yemi, bulgurla beslediğini anlatan Uzun, yıllardır hayvanlarla ilgilendiğini, kumru yavrusu bakımını üstlenmenin kendisi için farklı ve güzel bir deneyim olduğunu dile getirdi.Uzun, Doğaya salmak istemiyorum ama kafeste de sıkıldı, doğa hayvanı sonuçta. İlerleyen zamanda şehirde değil de daha sakin bir ortamda doğaya bırakacağım, aramızda çok güzel bir dostluk oluştu inşallah geri gelir diye umut ediyorum. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/yuvadan-dusen-kumru-yavrusu-boncuk-esnafin-sefkatiyle-buyuyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bakan Ersoy, Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi'ndeki restorasyon çalışmalarını inceledi:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bakan-ersoy-ayasofya-i-kebir-camii-serifi-ndeki-restorasyon-calismalarini-inceledi/900366/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bakan-ersoy-ayasofya-i-kebir-camii-serifi-ndeki-restorasyon-calismalarini-inceledi/900366/</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Fatih'in emanetini tarihinin en kapsamlı restorasyonuna aldık ve Allah'ın izniyle bu eşsiz yapıyı minarelerinde ezan, salonlarında Kur'an yankılanan eşsiz bir cami ve insanlığı çatısı altında buluşturan ortak bir miras olarak gelecek nice nesillerimize ulaştıracağız]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi'nde yürütülen restorasyon çalışmalarını yerinde inceledi.Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre Bakan Ersoy, milletin kültür mirasına sahip çıkmak ve bu mirası gelecek nesillere ulaştırmak adına ciddi bir mesai yürüttüklerini, birçok kültür varlığının tarihlerinin en kapsamlı bakım ve onarım sürecine alındığını söyledi.Bakan Ersoy, Fethin nişanesi, Fatih'in emaneti Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi onlardan biri. değerlendirmesinde bulundu.4 etaptan 3&#039;ü tamamlandıAyasofya için son derece kapsamlı ve bütüncül rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin çizildiğini aktaran Ersoy, yapısal analiz sonucunda ana kubbe ve yarım kubbeler için güçlendirme projelerinin hazırlandığını, Koruma Kurulunun onayının ardından uygulama çalışmalarına adım adım başlandığını bildirdi.İlk etapta güney cephe bahçesindeki III. Mehmet, II. Selim, III. Murat ve Şehzadeler Türbesi'nde restorasyon uygulamalarının gerçekleştirildiğini belirten Ersoy, türbe kubbelerinin kurşun örtülerinin yenilendiğini, alt tabakalardaki niteliksiz bölümlerin düzenlendiğini, içlik, dışlık ve revzenlerde yenileme, ahşap kapak ve kepenklerde konservasyon, dış cephelerde ise temizlik işlemleri yapıldığını kaydetti.İlk etap kapsamında muvakkithane ve sıbyan mektebinin de restore edildiğini aktaran Ersoy, caminin güneybatı köşesindeki duvar dibi abdest alma kısmının aktif hale getirildiğini ve iç mekana kuş kovucu yerleştirildiğini ifade etti.Minarede depreme karşı güçlendirmeErsoy, devam eden ikinci etap kapsamında kuzey, güney ve doğu cephelerinde çimento esaslı sıva raspa işlemlerinin yapıldığını, güney cephede raspa sonrası tespitlerin, cephelerde ise temizlik işlemlerinin sürdüğünü bildirdi.Kuzeydoğu minaresindeki imalatların statik güçlendirme projesi doğrultusunda tamamlandığını açıklayan Ersoy, statik analizlerin ardından minarenin belirli bir kotuna kadar kontrollü sökülmesine karar verildiğini aktardı.Ersoy, bakır alemden başlayarak gövde bölümündeki altı sıra taş ve bunlara bağlı basamaklara kadar titiz bir söküm gerçekleştirildiğini, minarenin deprem etkileri altındaki yapısal performansını artırmak amacıyla paslanmaz çelik plakalar ve rod sistemleri uygulandığını kaydetti.Yapının güçlendirme ihtiyacının tespiti için sayısal modellemeler ve duvarlarda georadar taramaları yapıldığını belirten Ersoy, elde edilen veriler doğrultusunda kuzeydoğu ve güneydoğu merdiven kulelerinde güçlendirme uygulamalarına başlandığı bilgisini verdi.Ersoy, Ayasofya'nın mermer pencere elemanlarında da özgün malzemenin korunması esasıyla temizlik ve onarım uygulamalarının sürdüğünü ifade etti.Ana kubbe dış yüzeyden güçlendirilecekAna kubbe ve yarım kubbelerdeki güçlendirme uygulamalarının bütünsel olarak yapılacağına işaret eden Bakan Ersoy, iç yüzeyin mozaik kaplama olması nedeniyle kubbenin güçlendirme çalışmalarının dış yüzeyden gerçekleştirileceğini açıkladı.Onarım ihtiyacı ve kapsamlı güçlendirme uygulamaları nedeniyle tüm kurşun kaplamaların sökülmesinin zorunlu olduğunu kaydeden Ersoy, kurşun örtü kaldırılırken kubbenin mevsimsel hava şartlarından etkilenmemesi ve mozaiklerin zarar görmemesi için yüzeyin geçici olarak kapatılmasına karar verildiğini bildirdi.Geçici üst örtü sisteminin baza ve kubbe karkası kurulumuyla ana kubbenin branda ile kapatılması işleminin tamamlandığını dile getiren Ersoy, iç yüzeydeki mozaik süslemelerin konservasyon, restorasyon ve güçlendirme uygulamalarının güvenli ve kontrollü gerçekleştirilebilmesi için iç mekanda platform ve iskele sistemi oluşturulduğunu söyledi.İbadet ve restorasyon eş zamanlı sürüyorErsoy, camide ibadet ile restorasyon çalışmalarının eş zamanlı sürdürülebilmesi amacıyla dört ana kolon üzerine oturan çelik platform sisteminin kurulumunun tamamlandığını, buna bağlı mermer söküm, koruma, kapatma ve çelik bağlantı yolu kurulumu gibi imalatların bitirildiğini, platform üzerine mozaik uygulamaları için iskele kurulduğunu bildirdi.Ana kubbenin iç yüzeyindeki mozaiklerin mevcut durumunun belgelenmesi amacıyla lazer tarama ve fotogrametri çalışmaları gerçekleştirildiğini aktaran Ersoy, lazer tarama verileri sonucunda kubbenin farklı dönemlerde geçirdiği onarımların tespit edildiğini ve bulguların ilgili proje paftalarına işlendiğini aktardı.Bütün müdahalelerin fotografik belgeleme yöntemleriyle aşama aşama kayıt altına alındığına dikkati çeken Ersoy, yapı izleme sisteminin de kurulduğunu, veri aktarımı ve raporlama sürecinin başladığını ifade etti.Galeri Katı için üçüncü etap tamamlandıTamamlanan üçüncü etap kapsamında galeri katının ziyarete açılmasına yönelik çalışmalar yapıldığını bildiren Ersoy, ziyaretçi güzergahının düzenlendiğini, genel temizlik ve konservasyon işlerinin gerçekleştirildiğini söyledi.Giriş ve iniş rampaları ile geçici giriş tüneli ve bilet gişelerinin yapıldığını, X-Ray ve turnike sistemlerinin kurulduğunu aktaran Ersoy, galeri katındaki mermer ve ahşap yüzeylerde gerekli temizlik işlemleri ile lokal konservasyonların gerçekleştirildiğini belirtti.Ersoy, niteliksiz sıva raspaları, bölgesel derz çalışmaları ile sıvalardaki bölgesel onarım ve sağlamlaştırma uygulamalarının da yapıldığını kaydetti.Eski özgün korkulukların sağlamlaştırıldığını, eksik ve kırık camların yenilendiğini ve pencerelere kuşların girmesini önlemek amacıyla tel yerleştirildiğini bildiren Ersoy, aydınlatma, kamera, acil anons sistemleri ve internet gibi altyapı imalatları da tamamlandığını aktardı.Ersoy, dördüncü etap kapsamında ise iç ve dış mekanda güvenliği sağlamak amacıyla alüminyum akordiyon bariyer ve şerit bariyerlerin kullanıldığını, iç mekanda akustik kumaş kaplama gerçekleştirildiğini ifade etti.​​​​​​​Ana kubbe, yarım ve çeyrek kubbeler, Fatih ve Mimar Sinan minareleri, mermer, sıva, kalemişi, mozaik, ahşap ve diğer özgün elemanlar ile vaftizhane, şadırvan ve güney bahçesindeki türbeleri kapsayan geniş bir alanda çalışmalar yürütüleceğini bildiren Ersoy, biyolojik temizlikten söküm, güçlendirme ve yeniden yapıma, taş onarımlarından konservasyon ve yenilemeye kadar çalışmaların uzmanlar ve işçiler tarafından hassas bir süreç içerisinde yürütüleceğini dile getirdi.Ayasofya&#039;nın yer altında da restorasyon mesaisiBakan Ersoy, Ayasofya'daki çalışmaların yerin altında da sürdüğünü, ön çalışma niteliğindeki Mekan 1 ve Mekan 2 kazıları ile kuzey avludaki hipoje bölümü ve birden beşe kadar olan tünellerde kazı çalışmalarının başlatıldığını ve belgeleme yapıldığını söyledi.Ayasofya Camii Yeraltı Tünelleri Temizlik Bakım Onarım İşi kapsamında Vezir Bahçe ve Batı Bahçe bölümlerinde gerçekleştirilen temizlik çalışmalarının yüzde 90'ının tamamlandığını açıklayan Ersoy, Vezir Bahçe bölgesindeki kazıların tamamlandığını bildirdi.Batı Bahçe bölgesinde mekanlarla ilişkili dokuz tünel yapısının tespit edildiğini aktaran Ersoy, 2 ve 8 numaralı tüneller dışında tamamında dolgu toprak temizliği yapıldığını kaydetti.56 metre uzunluğundaki Mekan-2'de 18 metrelik hat boyunca hasarlı tonozlarda özgün olana eş bir malzemeyle tamamlama çalışmaları yapılarak yapısal hasarların giderildiğini belirten Ersoy, kalan bölümlerde çalışmaların sürdüğünü ifade etti.Tünel-4 ve Tünel-5'te de 10'ar metrelik hat boyunca aynı çalışmaların gerçekleştirildiğini aktaran Ersoy, Tünel-4'te 50 metrelik hat boyunca paslanmaz çelik tahkimatla güçlendirmenin tamamlandığını, Tünel-5'te ise bu çalışmanın 90 metrelik hat boyunca devam ettiğini bildirdi.Bakan Ersoy, Fatih'in emanetini tarihinin en kapsamlı restorasyonuna aldık ve Allah'ın izniyle bu eşsiz yapıyı minarelerinde ezan, salonlarında Kur'an yankılanan eşsiz bir cami ve insanlığı çatısı altında buluşturan ortak bir miras olarak gelecek nice nesillerimize ulaştıracağız. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi'nde yürütülen restorasyon çalışmalarını yerinde inceledi.Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre Bakan Ersoy, milletin kültür mirasına sahip çıkmak ve bu mirası gelecek nesillere ulaştırmak adına ciddi bir mesai yürüttüklerini, birçok kültür varlığının tarihlerinin en kapsamlı bakım ve onarım sürecine alındığını söyledi.Bakan Ersoy, Fethin nişanesi, Fatih'in emaneti Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi onlardan biri. değerlendirmesinde bulundu.4 etaptan 3&#039;ü tamamlandıAyasofya için son derece kapsamlı ve bütüncül rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin çizildiğini aktaran Ersoy, yapısal analiz sonucunda ana kubbe ve yarım kubbeler için güçlendirme projelerinin hazırlandığını, Koruma Kurulunun onayının ardından uygulama çalışmalarına adım adım başlandığını bildirdi.İlk etapta güney cephe bahçesindeki III. Mehmet, II. Selim, III. Murat ve Şehzadeler Türbesi'nde restorasyon uygulamalarının gerçekleştirildiğini belirten Ersoy, türbe kubbelerinin kurşun örtülerinin yenilendiğini, alt tabakalardaki niteliksiz bölümlerin düzenlendiğini, içlik, dışlık ve revzenlerde yenileme, ahşap kapak ve kepenklerde konservasyon, dış cephelerde ise temizlik işlemleri yapıldığını kaydetti.İlk etap kapsamında muvakkithane ve sıbyan mektebinin de restore edildiğini aktaran Ersoy, caminin güneybatı köşesindeki duvar dibi abdest alma kısmının aktif hale getirildiğini ve iç mekana kuş kovucu yerleştirildiğini ifade etti.Minarede depreme karşı güçlendirmeErsoy, devam eden ikinci etap kapsamında kuzey, güney ve doğu cephelerinde çimento esaslı sıva raspa işlemlerinin yapıldığını, güney cephede raspa sonrası tespitlerin, cephelerde ise temizlik işlemlerinin sürdüğünü bildirdi.Kuzeydoğu minaresindeki imalatların statik güçlendirme projesi doğrultusunda tamamlandığını açıklayan Ersoy, statik analizlerin ardından minarenin belirli bir kotuna kadar kontrollü sökülmesine karar verildiğini aktardı.Ersoy, bakır alemden başlayarak gövde bölümündeki altı sıra taş ve bunlara bağlı basamaklara kadar titiz bir söküm gerçekleştirildiğini, minarenin deprem etkileri altındaki yapısal performansını artırmak amacıyla paslanmaz çelik plakalar ve rod sistemleri uygulandığını kaydetti.Yapının güçlendirme ihtiyacının tespiti için sayısal modellemeler ve duvarlarda georadar taramaları yapıldığını belirten Ersoy, elde edilen veriler doğrultusunda kuzeydoğu ve güneydoğu merdiven kulelerinde güçlendirme uygulamalarına başlandığı bilgisini verdi.Ersoy, Ayasofya'nın mermer pencere elemanlarında da özgün malzemenin korunması esasıyla temizlik ve onarım uygulamalarının sürdüğünü ifade etti.Ana kubbe dış yüzeyden güçlendirilecekAna kubbe ve yarım kubbelerdeki güçlendirme uygulamalarının bütünsel olarak yapılacağına işaret eden Bakan Ersoy, iç yüzeyin mozaik kaplama olması nedeniyle kubbenin güçlendirme çalışmalarının dış yüzeyden gerçekleştirileceğini açıkladı.Onarım ihtiyacı ve kapsamlı güçlendirme uygulamaları nedeniyle tüm kurşun kaplamaların sökülmesinin zorunlu olduğunu kaydeden Ersoy, kurşun örtü kaldırılırken kubbenin mevsimsel hava şartlarından etkilenmemesi ve mozaiklerin zarar görmemesi için yüzeyin geçici olarak kapatılmasına karar verildiğini bildirdi.Geçici üst örtü sisteminin baza ve kubbe karkası kurulumuyla ana kubbenin branda ile kapatılması işleminin tamamlandığını dile getiren Ersoy, iç yüzeydeki mozaik süslemelerin konservasyon, restorasyon ve güçlendirme uygulamalarının güvenli ve kontrollü gerçekleştirilebilmesi için iç mekanda platform ve iskele sistemi oluşturulduğunu söyledi.İbadet ve restorasyon eş zamanlı sürüyorErsoy, camide ibadet ile restorasyon çalışmalarının eş zamanlı sürdürülebilmesi amacıyla dört ana kolon üzerine oturan çelik platform sisteminin kurulumunun tamamlandığını, buna bağlı mermer söküm, koruma, kapatma ve çelik bağlantı yolu kurulumu gibi imalatların bitirildiğini, platform üzerine mozaik uygulamaları için iskele kurulduğunu bildirdi.Ana kubbenin iç yüzeyindeki mozaiklerin mevcut durumunun belgelenmesi amacıyla lazer tarama ve fotogrametri çalışmaları gerçekleştirildiğini aktaran Ersoy, lazer tarama verileri sonucunda kubbenin farklı dönemlerde geçirdiği onarımların tespit edildiğini ve bulguların ilgili proje paftalarına işlendiğini aktardı.Bütün müdahalelerin fotografik belgeleme yöntemleriyle aşama aşama kayıt altına alındığına dikkati çeken Ersoy, yapı izleme sisteminin de kurulduğunu, veri aktarımı ve raporlama sürecinin başladığını ifade etti.Galeri Katı için üçüncü etap tamamlandıTamamlanan üçüncü etap kapsamında galeri katının ziyarete açılmasına yönelik çalışmalar yapıldığını bildiren Ersoy, ziyaretçi güzergahının düzenlendiğini, genel temizlik ve konservasyon işlerinin gerçekleştirildiğini söyledi.Giriş ve iniş rampaları ile geçici giriş tüneli ve bilet gişelerinin yapıldığını, X-Ray ve turnike sistemlerinin kurulduğunu aktaran Ersoy, galeri katındaki mermer ve ahşap yüzeylerde gerekli temizlik işlemleri ile lokal konservasyonların gerçekleştirildiğini belirtti.Ersoy, niteliksiz sıva raspaları, bölgesel derz çalışmaları ile sıvalardaki bölgesel onarım ve sağlamlaştırma uygulamalarının da yapıldığını kaydetti.Eski özgün korkulukların sağlamlaştırıldığını, eksik ve kırık camların yenilendiğini ve pencerelere kuşların girmesini önlemek amacıyla tel yerleştirildiğini bildiren Ersoy, aydınlatma, kamera, acil anons sistemleri ve internet gibi altyapı imalatları da tamamlandığını aktardı.Ersoy, dördüncü etap kapsamında ise iç ve dış mekanda güvenliği sağlamak amacıyla alüminyum akordiyon bariyer ve şerit bariyerlerin kullanıldığını, iç mekanda akustik kumaş kaplama gerçekleştirildiğini ifade etti.​​​​​​​Ana kubbe, yarım ve çeyrek kubbeler, Fatih ve Mimar Sinan minareleri, mermer, sıva, kalemişi, mozaik, ahşap ve diğer özgün elemanlar ile vaftizhane, şadırvan ve güney bahçesindeki türbeleri kapsayan geniş bir alanda çalışmalar yürütüleceğini bildiren Ersoy, biyolojik temizlikten söküm, güçlendirme ve yeniden yapıma, taş onarımlarından konservasyon ve yenilemeye kadar çalışmaların uzmanlar ve işçiler tarafından hassas bir süreç içerisinde yürütüleceğini dile getirdi.Ayasofya&#039;nın yer altında da restorasyon mesaisiBakan Ersoy, Ayasofya'daki çalışmaların yerin altında da sürdüğünü, ön çalışma niteliğindeki Mekan 1 ve Mekan 2 kazıları ile kuzey avludaki hipoje bölümü ve birden beşe kadar olan tünellerde kazı çalışmalarının başlatıldığını ve belgeleme yapıldığını söyledi.Ayasofya Camii Yeraltı Tünelleri Temizlik Bakım Onarım İşi kapsamında Vezir Bahçe ve Batı Bahçe bölümlerinde gerçekleştirilen temizlik çalışmalarının yüzde 90'ının tamamlandığını açıklayan Ersoy, Vezir Bahçe bölgesindeki kazıların tamamlandığını bildirdi.Batı Bahçe bölgesinde mekanlarla ilişkili dokuz tünel yapısının tespit edildiğini aktaran Ersoy, 2 ve 8 numaralı tüneller dışında tamamında dolgu toprak temizliği yapıldığını kaydetti.56 metre uzunluğundaki Mekan-2'de 18 metrelik hat boyunca hasarlı tonozlarda özgün olana eş bir malzemeyle tamamlama çalışmaları yapılarak yapısal hasarların giderildiğini belirten Ersoy, kalan bölümlerde çalışmaların sürdüğünü ifade etti.Tünel-4 ve Tünel-5'te de 10'ar metrelik hat boyunca aynı çalışmaların gerçekleştirildiğini aktaran Ersoy, Tünel-4'te 50 metrelik hat boyunca paslanmaz çelik tahkimatla güçlendirmenin tamamlandığını, Tünel-5'te ise bu çalışmanın 90 metrelik hat boyunca devam ettiğini bildirdi.Bakan Ersoy, Fatih'in emanetini tarihinin en kapsamlı restorasyonuna aldık ve Allah'ın izniyle bu eşsiz yapıyı minarelerinde ezan, salonlarında Kur'an yankılanan eşsiz bir cami ve insanlığı çatısı altında buluşturan ortak bir miras olarak gelecek nice nesillerimize ulaştıracağız. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/bakan-ersoy-ayasofya-i-kebir-camii-serifi-ndeki-restorasyon-calismalarini-inceledi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Gazze'de gönüllü görev yapan doktor çocukların umudu uçurtmaları unutmuyor </title>
      <link>https://www.canligaste.com/gazze-de-gonullu-gorev-yapan-doktor-cocuklarin-umudu-ucurtmalari-unutmuyor/900365/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/gazze-de-gonullu-gorev-yapan-doktor-cocuklarin-umudu-ucurtmalari-unutmuyor/900365/</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kütahya / Gazze'de gönüllü olarak 65 gün görev yapan çocuk cerrahı Prof. Dr. İbrahim Uygun: - Uçakların, dronların uçmasına rağmen sokakta neşe içinde koşturan, top oynayan, uçurtma uçuran çocuklar gördüm. Çarşı içlerinde ve Gazze sahillerinde uçurtma uçuran çocukların görüntüleri bende derin izler bıraktı - Soykırımcı güçler diyorlar ki 'Uçurtma bizim güvenliğimizi tehdit ediyor'. Uçurtma evrensel olarak özgürlüğü ifade eder. Bundan dolayı da işgalci güçler, Gazze'de ne çocukların ne yetişkinlerin neşeyle oynamasına, düğün yapmasına ya da uçurtma uçurmasına tahammül edebiliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kütahya Haberleri : MUHARREM CİN - Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) aracılığıyla geçen yıl Gazze'ye giderek 65 gün bölgedeki hastanelerde ameliyatlar gerçekleştiren Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Uygun, Gazzeli çocukların tüm zorluklara rağmen yaşam sevincini unutamıyor.DSÖ aracılığıyla geçen yıl gönüllü doktor olarak gittiği Gazze'de 65 gün görev yapan ve Gazzeli hemşire İman Uygun ile evlendikten sonra Türkiye'ye dönen Uygun, AA muhabirine, bölgedeki çocukların İsrail'in saldırılarının gölgesindeki yaşam mücadelesini anlattı.Uygun, Gazze'nin hem kuzey hem de güney bölgelerindeki hastaneleri gezdiğini, çok sayıda ameliyata girdiğini ve sokaklardaki yıkıma şahitlik ettiğini belirterek, Gazze'de yaşanan insanlık dramını kelimelerle anlatmakta zorlandığını vurguladı.Çocukların maruz kaldığı ağır hava saldırılarına rağmen gösterdikleri sabır ve cesarete dikkati çeken Uygun, şöyle konuştu:Gazze'nin çocukları gerçekten çok metanetli, çok sabırlı ve dindar insanlar. Siyonistlerin uçaklarından, bombalarından hiçbir şekilde korkmadan hayatlarını idame ettiriyorlar. Harap olmuş sokaklar arasında buldukları küçük bir top veya teneke kutusuyla maç yapıyorlar. Çocukluklarını yaşamaya devam ediyorlar. Hastanelerde uçakların saldırılarıyla yaralanan, hayatını kaybeden, felç kalan çocuklara da şahit oldum ancak tüm bu saldırılara rağmen geleceğin savunucuları olacak bu çocuklar kendilerini çok iyi yetiştiriyor. Uçakların, dronların uçmasına rağmen sokakta neşe içinde koşturan, top oynayan, uçurtma uçuran çocuklar gördüm. Çarşı içlerinde ve Gazze sahillerinde uçurtma uçuran çocukların görüntüleri bende derin izler bıraktı. Saldırıların hedefindeki çocuklarda moral ve umut var.Uçurtma evrensel olarak özgürlüğü ifade ederİbrahim Uygun, uçurtmanın evrensel olarak özgürlük, umut ve sonsuzluğu simgelediğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:Şimdi soykırımcı güçler diyorlar ki 'Uçurtma bizim güvenliğimizi tehdit ediyor.' Siz de biliyorsunuz ki uçurtma evrensel olarak özgürlüğü ifade eder. Bundan dolayı da işgalci güçler, Gazze'de ne çocukların ne yetişkinlerin neşeyle oynamasına, düğün yapmasına ya da uçurtma uçurmasına tahammül edebiliyor. İnsanların sürekli korku içinde ve sığınaklarda yaşamasını istiyorlar. Gazze'nin insanları, özellikle çocukları gerçekten imanlı insanlar ve savaşta da barışta da aynı şekilde yaşamaya devam ediyorlar.Uygun, İsrail'in söz konusu davranışıyla hedefinin uçurtma olmadığını belirterek, işgalci güçlerin esas hedefinin özgürlüğü ve mutluluğu öldürmek olduğunu dile getirdi.Bugün uçurtma uçuran çocukların gelecekte Mescid-i Aksa'yı özgürlüğüne kavuşturacağını dile getiren Uygun, Çocukların uçurtmalarını vurabilirler ancak oradaki çocukların yaşama ve özgürlük aşkını asla vuramazlar. Gazze'nin çocukları geleceğe dair inançlarını koruyor. Bugün uçurtma uçuran bu çocuklar eninde sonunda dronlar, SİHA'lar uçuracaklar ve yarın kendi topraklarını ve Mescid-i Aksa'yı özgürlüğüne kavuşturacak. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kütahya Haberleri : MUHARREM CİN - Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) aracılığıyla geçen yıl Gazze'ye giderek 65 gün bölgedeki hastanelerde ameliyatlar gerçekleştiren Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Uygun, Gazzeli çocukların tüm zorluklara rağmen yaşam sevincini unutamıyor.DSÖ aracılığıyla geçen yıl gönüllü doktor olarak gittiği Gazze'de 65 gün görev yapan ve Gazzeli hemşire İman Uygun ile evlendikten sonra Türkiye'ye dönen Uygun, AA muhabirine, bölgedeki çocukların İsrail'in saldırılarının gölgesindeki yaşam mücadelesini anlattı.Uygun, Gazze'nin hem kuzey hem de güney bölgelerindeki hastaneleri gezdiğini, çok sayıda ameliyata girdiğini ve sokaklardaki yıkıma şahitlik ettiğini belirterek, Gazze'de yaşanan insanlık dramını kelimelerle anlatmakta zorlandığını vurguladı.Çocukların maruz kaldığı ağır hava saldırılarına rağmen gösterdikleri sabır ve cesarete dikkati çeken Uygun, şöyle konuştu:Gazze'nin çocukları gerçekten çok metanetli, çok sabırlı ve dindar insanlar. Siyonistlerin uçaklarından, bombalarından hiçbir şekilde korkmadan hayatlarını idame ettiriyorlar. Harap olmuş sokaklar arasında buldukları küçük bir top veya teneke kutusuyla maç yapıyorlar. Çocukluklarını yaşamaya devam ediyorlar. Hastanelerde uçakların saldırılarıyla yaralanan, hayatını kaybeden, felç kalan çocuklara da şahit oldum ancak tüm bu saldırılara rağmen geleceğin savunucuları olacak bu çocuklar kendilerini çok iyi yetiştiriyor. Uçakların, dronların uçmasına rağmen sokakta neşe içinde koşturan, top oynayan, uçurtma uçuran çocuklar gördüm. Çarşı içlerinde ve Gazze sahillerinde uçurtma uçuran çocukların görüntüleri bende derin izler bıraktı. Saldırıların hedefindeki çocuklarda moral ve umut var.Uçurtma evrensel olarak özgürlüğü ifade ederİbrahim Uygun, uçurtmanın evrensel olarak özgürlük, umut ve sonsuzluğu simgelediğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:Şimdi soykırımcı güçler diyorlar ki 'Uçurtma bizim güvenliğimizi tehdit ediyor.' Siz de biliyorsunuz ki uçurtma evrensel olarak özgürlüğü ifade eder. Bundan dolayı da işgalci güçler, Gazze'de ne çocukların ne yetişkinlerin neşeyle oynamasına, düğün yapmasına ya da uçurtma uçurmasına tahammül edebiliyor. İnsanların sürekli korku içinde ve sığınaklarda yaşamasını istiyorlar. Gazze'nin insanları, özellikle çocukları gerçekten imanlı insanlar ve savaşta da barışta da aynı şekilde yaşamaya devam ediyorlar.Uygun, İsrail'in söz konusu davranışıyla hedefinin uçurtma olmadığını belirterek, işgalci güçlerin esas hedefinin özgürlüğü ve mutluluğu öldürmek olduğunu dile getirdi.Bugün uçurtma uçuran çocukların gelecekte Mescid-i Aksa'yı özgürlüğüne kavuşturacağını dile getiren Uygun, Çocukların uçurtmalarını vurabilirler ancak oradaki çocukların yaşama ve özgürlük aşkını asla vuramazlar. Gazze'nin çocukları geleceğe dair inançlarını koruyor. Bugün uçurtma uçuran bu çocuklar eninde sonunda dronlar, SİHA'lar uçuracaklar ve yarın kendi topraklarını ve Mescid-i Aksa'yı özgürlüğüne kavuşturacak. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/gazze-de-gonullu-gorev-yapan-doktor-cocuklarin-umudu-ucurtmalari-unutmuyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Genç su altı fotoğrafçısı, objektifiyle doğanın çığlığını duyuruyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/genc-su-alti-fotografcisi-objektifiyle-doganin-cigligini-duyuruyor/900364/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/genc-su-alti-fotografcisi-objektifiyle-doganin-cigligini-duyuruyor/900364/</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İzmir / İzmir'de ailesinin dalış merkezinde büyüyen 16 yaşındaki su altı fotoğrafçısı Doğa Ergün, objektifini denizin büyüleyici güzelliklerinden çok insanın doğaya bıraktığı izlere çeviriyor - Uluslararası başarılarıyla adından söz ettiren genç fotoğrafçı, su altındaki yaşamı ve çevre sorunlarını fotoğraf ve belgesellerle görünür kılmayı hedefliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İzmir Haberleri : HÜSEYİN BAĞIŞ - İzmir'in Çeşme ilçesinde ailesinin işlettiği dalış merkezinde büyüyen 16 yaşındaki Doğa Ergün, yaklaşık 6 yıldır su altında çektiği fotoğraflarla yalnızca su altının eşsiz güzelliklerini değil, insan faaliyetlerinin deniz ekosistemi üzerinde bıraktığı olumsuz etkileri de belgeliyor.Çeşme Hacı Murat-Hatice Özsoy Anadolu Lisesi 11. sınıf öğrencisi Ergün, ailesinin dalış merkezinde su altı dünyasının içinde büyüdü.Babası Erdinç Ergün'ün 1999 yılından bu yana Çeşme'de işlettiği Derin Doğa Dalış Merkezi'nde küçük yaşlardan itibaren teknede ailesine ve dalgıçlara yardım eden Ergün, zamanla önce yüzme ve şnorkelle dalış, ardından tüplü dalış yapmaya başladı.Suyun altında geçirdiği zaman arttıkça bu dünyanın kendisini daha fazla etkilediğini fark eden Ergün, bunun üzerine su altı fotoğrafçılığına yöneldi.İlk fotoğraflarını babasının küçük kamerasıyla çektiğini anlatan Ergün, daha sonra ağabeyinin kamerasını kullanarak çekimlerini geliştirdi.Kendi parasıyla makinesini aldıÇeşme'de 4 sergi açan Ergün, uluslararası fotoğraf yarışmalarına da katıldı.Sergilerden ve yaptığı çalışmalardan elde ettiği parayı biriktirerek kendisine yeni bir fotoğraf makinesi alan genç fotoğrafçı, ekipmanını geliştirmesiyle daha profesyonel çalışmalar yapmaya başladı.Ergün, Sony World Photography Awards'ın Gençlik kategorisinde yaklaşık 430 bin fotoğraf arasından ilk 9'a girerek fotoğrafını İngiltere'nin Somerset Sarayı'nda sergileme başarısı gösterdi.Doğa Ergün, AA muhabirine, bu işin içine doğduğunu, çevresinde sürekli fotoğrafçıların, su altı fotoğrafçılarının ve dalgıçların olduğunu söyledi.Büyüdükçe teknede ailesi ve dalgıçlara yardım etmeye başladığını ifade eden Ergün, bunun üzerine su altı fotoğrafçısı olmaya karar verdiğini anlattı.Su altı fotoğrafçılığında asıl anlatmak istediğinin yalnızca denizin güzelliklerini göstermek olmadığını vurgulayan Ergün, Fotoğraflarımda özellikle benim en çok göstermek istediğim alan, insan etkisi. İnsanların doğaya verdiği zararı göstermek. dedi.​​​​​​​Sony World Photography Awards'a gönderdiği fotoğrafın yaklaşık 430 bin çalışma arasından ilk 9'a kaldığını öğrenince büyük şaşkınlık yaşadığını belirten Ergün, Maillerimi kontrol ediyordum. Sony'den mail geldiğini fark ettim. Şaşırdım, yanlışlıkla gönderdiklerini düşündüm. Babamlara söyledim hemen. Çok sevinmiştim. Fotoğrafım, İngiltere'deki Somerset Sarayı'nda yaklaşık bir hafta boyunca sergilendi. diye konuştu.Litvanya'da düzenlenen 21. Yüzyılın Gençleri isimli fotoğraf yarışmasında da üçüncülük elde eden Ergün, çalışmalarının İngiltere'deki dergilerde de yayımlandığını aktardı.Ergün, Gelecekte de insan etkisini ve doğanın kırılganlığını göstermek istiyorum. Fakat sadece fotoğrafla değil, aynı zamanda belgeseli de işin içine katmak istiyorum. dedi.Erdinç Ergün, oğluyla gurur duyuyorÇeşme'de dalış merkezi işleten baba Erdinç Ergün ise 1990'da başladığı dalışı 1999'dan beri profesyonel olarak sürdürdüğünü söyledi.Ergün, çocukları Derin ve Doğa'nın küçük yaşlardan itibaren kendileriyle dalışlara geldiğini ifade etti.Doğa'nın çok sayıda fotoğraf çektikten sonra sergiler açmaya başladığını, yurt dışındaki yarışmalarda dereceler elde ettiğini dile getiren Erdinç Ergün, Antalya'nın Kaş ilçesinde düzenlenecek Altın Palet Sualtı Görüntüleme Türkiye Şampiyonası yarışmasına oğlunun Türkiye'nin en genç yarışmacısı olarak katılacağını dile getirdi.Ergün, Dereceye girip girmemesi önemli değil. Önemli olan bu yaştaki birisinin hem iyi dalış yapması, iyi bir dalgıç olması hem de su altında güzel kareler yakalaması çok önemli, çünkü örnek teşkil ediyor. Diğer gençlere, çocuklara örnek olduğu için ben çok mutluyum. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İzmir Haberleri : HÜSEYİN BAĞIŞ - İzmir'in Çeşme ilçesinde ailesinin işlettiği dalış merkezinde büyüyen 16 yaşındaki Doğa Ergün, yaklaşık 6 yıldır su altında çektiği fotoğraflarla yalnızca su altının eşsiz güzelliklerini değil, insan faaliyetlerinin deniz ekosistemi üzerinde bıraktığı olumsuz etkileri de belgeliyor.Çeşme Hacı Murat-Hatice Özsoy Anadolu Lisesi 11. sınıf öğrencisi Ergün, ailesinin dalış merkezinde su altı dünyasının içinde büyüdü.Babası Erdinç Ergün'ün 1999 yılından bu yana Çeşme'de işlettiği Derin Doğa Dalış Merkezi'nde küçük yaşlardan itibaren teknede ailesine ve dalgıçlara yardım eden Ergün, zamanla önce yüzme ve şnorkelle dalış, ardından tüplü dalış yapmaya başladı.Suyun altında geçirdiği zaman arttıkça bu dünyanın kendisini daha fazla etkilediğini fark eden Ergün, bunun üzerine su altı fotoğrafçılığına yöneldi.İlk fotoğraflarını babasının küçük kamerasıyla çektiğini anlatan Ergün, daha sonra ağabeyinin kamerasını kullanarak çekimlerini geliştirdi.Kendi parasıyla makinesini aldıÇeşme'de 4 sergi açan Ergün, uluslararası fotoğraf yarışmalarına da katıldı.Sergilerden ve yaptığı çalışmalardan elde ettiği parayı biriktirerek kendisine yeni bir fotoğraf makinesi alan genç fotoğrafçı, ekipmanını geliştirmesiyle daha profesyonel çalışmalar yapmaya başladı.Ergün, Sony World Photography Awards'ın Gençlik kategorisinde yaklaşık 430 bin fotoğraf arasından ilk 9'a girerek fotoğrafını İngiltere'nin Somerset Sarayı'nda sergileme başarısı gösterdi.Doğa Ergün, AA muhabirine, bu işin içine doğduğunu, çevresinde sürekli fotoğrafçıların, su altı fotoğrafçılarının ve dalgıçların olduğunu söyledi.Büyüdükçe teknede ailesi ve dalgıçlara yardım etmeye başladığını ifade eden Ergün, bunun üzerine su altı fotoğrafçısı olmaya karar verdiğini anlattı.Su altı fotoğrafçılığında asıl anlatmak istediğinin yalnızca denizin güzelliklerini göstermek olmadığını vurgulayan Ergün, Fotoğraflarımda özellikle benim en çok göstermek istediğim alan, insan etkisi. İnsanların doğaya verdiği zararı göstermek. dedi.​​​​​​​Sony World Photography Awards'a gönderdiği fotoğrafın yaklaşık 430 bin çalışma arasından ilk 9'a kaldığını öğrenince büyük şaşkınlık yaşadığını belirten Ergün, Maillerimi kontrol ediyordum. Sony'den mail geldiğini fark ettim. Şaşırdım, yanlışlıkla gönderdiklerini düşündüm. Babamlara söyledim hemen. Çok sevinmiştim. Fotoğrafım, İngiltere'deki Somerset Sarayı'nda yaklaşık bir hafta boyunca sergilendi. diye konuştu.Litvanya'da düzenlenen 21. Yüzyılın Gençleri isimli fotoğraf yarışmasında da üçüncülük elde eden Ergün, çalışmalarının İngiltere'deki dergilerde de yayımlandığını aktardı.Ergün, Gelecekte de insan etkisini ve doğanın kırılganlığını göstermek istiyorum. Fakat sadece fotoğrafla değil, aynı zamanda belgeseli de işin içine katmak istiyorum. dedi.Erdinç Ergün, oğluyla gurur duyuyorÇeşme'de dalış merkezi işleten baba Erdinç Ergün ise 1990'da başladığı dalışı 1999'dan beri profesyonel olarak sürdürdüğünü söyledi.Ergün, çocukları Derin ve Doğa'nın küçük yaşlardan itibaren kendileriyle dalışlara geldiğini ifade etti.Doğa'nın çok sayıda fotoğraf çektikten sonra sergiler açmaya başladığını, yurt dışındaki yarışmalarda dereceler elde ettiğini dile getiren Erdinç Ergün, Antalya'nın Kaş ilçesinde düzenlenecek Altın Palet Sualtı Görüntüleme Türkiye Şampiyonası yarışmasına oğlunun Türkiye'nin en genç yarışmacısı olarak katılacağını dile getirdi.Ergün, Dereceye girip girmemesi önemli değil. Önemli olan bu yaştaki birisinin hem iyi dalış yapması, iyi bir dalgıç olması hem de su altında güzel kareler yakalaması çok önemli, çünkü örnek teşkil ediyor. Diğer gençlere, çocuklara örnek olduğu için ben çok mutluyum. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İTO Başkanı Avdagiç'ten İstanbul yeni varlık merkezi olma fırsatını yakaladı değerlendirmesi:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ito-baskani-avdagic-ten-istanbul-yeni-varlik-merkezi-olma-firsatini-yakaladi-degerlendirmesi/900363/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ito-baskani-avdagic-ten-istanbul-yeni-varlik-merkezi-olma-firsatini-yakaladi-degerlendirmesi/900363/</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:12:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / İstanbul, dünyada Körfez başta olmak üzere rakip zenginlik üslerindeki konjonktürel gelişmeler ve belirsizlikten yararlanarak Avrupa, Orta Doğu ve Afrika'dan oluşan EMEA'nın yeni varlık merkezi olma fırsatını yakaladı - Şehirler bölgesel güvenli liman statüsü kazanmak için yeni bir yarışa giriyor. İstanbul bu çalkantıdan rahatsız olanları kendi bünyesine çekebilecek avantajlara sahip. Uzun vadeli sermaye birikimi için yeni teşviklerle büyük şirketlerin merkezlerini İstanbul'a çekebiliriz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : YUNUS TÜRK- İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye'nin bölgesel bir finans ve zenginlik merkezi olma iddiasının yeniden güçlendiğini belirterek, İstanbul, dünyada Körfez başta olmak üzere rakip zenginlik üslerindeki konjonktürel gelişmeler ve belirsizlikten yararlanarak Avrupa, Orta Doğu ve Afrika'dan oluşan EMEA'nın yeni varlık merkezi olma fırsatını yakaladı. dedi.Avdagiç, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin yabancı yatırımcılar ve uluslararası gelir elde eden bireyler için aldığı tedbirlerin önemli bir anlam ifade ettiğini dile getirdi.İstanbul'un bölge rakiplerindeki istikrarsızlıktan yararlanarak, bölgesel bir finans ve varlık merkezi olarak yeniden kendini konumlandırması için en uygun dönemde olunduğuna işaret eden Avdagiç, Yatırımcı güvenini artırarak, istikrarlı bir fon akışı çekmek için atacağımız yeni adımlar bu süreci destekleyecektir. ifadesini kullandı.Avdagiç, Türkiye'nin bölgede savaşın sakinleşmesiyle birlikte alacağı yeni tedbirler ve Orta Vadeli Program'da (OVP) yapılacak güncellemelerle bölgenin yeni cazibe merkezi olmayı başarabileceğine dikkati çekerek, Program kapsamında yabancı yatırımcılar ve uluslararası gelir elde eden bireyler için yurt dışı kaynaklı gelirlerde 20 yıllık vergi muafiyeti, düşük oranlı veraset intikal vergisi ve yurt dışındaki varlıkların düşük vergiyle Türkiye'ye getirilmesine imkan tanıyan varlık barışı hayata geçirildi. diye konuştu.Şirketlerin merkezlerini İstanbul&#039;a çekebilirizŞekib Avdagiç, ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının bölgesel güvenli liman arayışını hızlandırdığını vurgulayarak, şehirlerin bölgesel güvenli liman statüsü kazanmak için yeni bir yarışa girdiğinin altını çizdi.İstanbul'un bu çalkantıdan rahatsız olanları kendi bünyesine çekebilecek avantajlara sahip olduğunu aktaran Avdagiç, Uzun vadeli sermaye birikimi için yeni teşviklerle büyük şirketlerin merkezlerini İstanbul'a çekebiliriz. dedi.Avdagiç, Körfez'deki jeopolitik gerilimlerin bölgesel güvenli liman algısını sarsması ve Londra'da vergi rejiminin değişmesi, varlıklı yatırımcıları ve profesyonelleri yeni arayışlara yönelttiğini belirterek, Türkiye'nin coğrafi konumu, Avrupa'ya yakınlığı ve son dönemde hayata geçirdiği vergi teşvikleri bu noktada gerçek bir cazibe unsuru oluşturuyor. şeklinde konuştu.Bu dönüşümü başarmanın tam zamanıTürkiye'nin bölgesel bir yatırım merkezi olma iddiasının yeniden güçlendiğini söyleyen Avdagiç, ABD merkezli Bloomberg News'ün geçen günlerde yayımladığı haberinde dikkat çektiği gibi bölgedeki sermaye hareketliliğinin Türkiye'nin sermaye ve yatırımları çekme planını daha da hızlandıracağını kaydetti.Avdagiç, İstanbul, dünyada Körfez başta olmak üzere rakip zenginlik üslerindeki konjonktürel gelişmeler ve belirsizlikten yararlanarak Avrupa, Orta Doğu ve Afrika'dan oluşan EMEA'nın yeni varlık merkezi olma fırsatını yakaladı. dedi.Fırsatların kalıcı bir kazanıma dönüşmesinin kendiliğinden gerçekleşmeyeceğini vurgulayan Avdagiç, Sermayenin getiriden önce istikrar aradığını göz önüne alarak, İstanbul'un vergi avantajlarının yanı sıra öngörülebilir bir regülasyon ve güçlü kurumsal yönetim standartlarıyla rakip şehirlerin önüne geçmesi gerekiyor. Bu dönüşümü başarmanın tam zamanı. değerlendirmesinde bulundu.Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı&#039;nın sonuçlarını almak için uygun dönemdeyizAvdagiç, kıyaslamaların ve planların daha önce başarılanlarla değil, Singapur, Londra, Dubai'nin geldiği nokta üzerinden yapılması gerektiğine işaret etti.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın nisan ayında açıkladığı vergi teşvik paketine değinen Avdagiç, Cumhurbaşkanımızın açıkladığı Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı'nın sonuçlarını almak için uygun bir dönemdeyiz. ifadesini kullandı.Avdagiç, İstanbul'un coğrafi konumunun avantajına dikkati çekerek, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika'dan oluşan EMEA bölgesine coğrafi ve yaşam tarzı olarak yakınlığıyla birlikte tüm yatırımcıların dikkatini çok daha fazla çekecektir. dedi.Küresel yatırım döngüsünde yeni merkezler öne çıkıyorKüresel ticarette parçalanma eğiliminin devam ettiğini aktaran Avdagiç, tedarik zincirlerinde çeşitlendirme, kritik ara mallarda stoklama ve üretimin tüketici pazarlarına yakınlaştırılmasının ise maliyetleri artırdığını söyledi.Bu durumun Türkiye gibi Avrupa'ya yakın üretim kapasitesine sahip ülkeler için önemli fırsatlar getirdiğine işaret eden Avdagiç, küresel yatırım döngüsünde yeni merkezlerin öne çıktığını belirtti.Avdagiç, yapay zeka, veri merkezleri, yarı iletkenler ve ileri teknoloji yatırımlarının küresel yatırım döngüsünün yeni merkezleri olarak öne çıktığını vurgulayarak, Böylece küresel ekonomi geleneksel üretim sektörlerinde zayıflarken, teknoloji yatırımlarıyla da yeni bir büyüme alanı oluşturuyor. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : YUNUS TÜRK- İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye'nin bölgesel bir finans ve zenginlik merkezi olma iddiasının yeniden güçlendiğini belirterek, İstanbul, dünyada Körfez başta olmak üzere rakip zenginlik üslerindeki konjonktürel gelişmeler ve belirsizlikten yararlanarak Avrupa, Orta Doğu ve Afrika'dan oluşan EMEA'nın yeni varlık merkezi olma fırsatını yakaladı. dedi.Avdagiç, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin yabancı yatırımcılar ve uluslararası gelir elde eden bireyler için aldığı tedbirlerin önemli bir anlam ifade ettiğini dile getirdi.İstanbul'un bölge rakiplerindeki istikrarsızlıktan yararlanarak, bölgesel bir finans ve varlık merkezi olarak yeniden kendini konumlandırması için en uygun dönemde olunduğuna işaret eden Avdagiç, Yatırımcı güvenini artırarak, istikrarlı bir fon akışı çekmek için atacağımız yeni adımlar bu süreci destekleyecektir. ifadesini kullandı.Avdagiç, Türkiye'nin bölgede savaşın sakinleşmesiyle birlikte alacağı yeni tedbirler ve Orta Vadeli Program'da (OVP) yapılacak güncellemelerle bölgenin yeni cazibe merkezi olmayı başarabileceğine dikkati çekerek, Program kapsamında yabancı yatırımcılar ve uluslararası gelir elde eden bireyler için yurt dışı kaynaklı gelirlerde 20 yıllık vergi muafiyeti, düşük oranlı veraset intikal vergisi ve yurt dışındaki varlıkların düşük vergiyle Türkiye'ye getirilmesine imkan tanıyan varlık barışı hayata geçirildi. diye konuştu.Şirketlerin merkezlerini İstanbul&#039;a çekebilirizŞekib Avdagiç, ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının bölgesel güvenli liman arayışını hızlandırdığını vurgulayarak, şehirlerin bölgesel güvenli liman statüsü kazanmak için yeni bir yarışa girdiğinin altını çizdi.İstanbul'un bu çalkantıdan rahatsız olanları kendi bünyesine çekebilecek avantajlara sahip olduğunu aktaran Avdagiç, Uzun vadeli sermaye birikimi için yeni teşviklerle büyük şirketlerin merkezlerini İstanbul'a çekebiliriz. dedi.Avdagiç, Körfez'deki jeopolitik gerilimlerin bölgesel güvenli liman algısını sarsması ve Londra'da vergi rejiminin değişmesi, varlıklı yatırımcıları ve profesyonelleri yeni arayışlara yönelttiğini belirterek, Türkiye'nin coğrafi konumu, Avrupa'ya yakınlığı ve son dönemde hayata geçirdiği vergi teşvikleri bu noktada gerçek bir cazibe unsuru oluşturuyor. şeklinde konuştu.Bu dönüşümü başarmanın tam zamanıTürkiye'nin bölgesel bir yatırım merkezi olma iddiasının yeniden güçlendiğini söyleyen Avdagiç, ABD merkezli Bloomberg News'ün geçen günlerde yayımladığı haberinde dikkat çektiği gibi bölgedeki sermaye hareketliliğinin Türkiye'nin sermaye ve yatırımları çekme planını daha da hızlandıracağını kaydetti.Avdagiç, İstanbul, dünyada Körfez başta olmak üzere rakip zenginlik üslerindeki konjonktürel gelişmeler ve belirsizlikten yararlanarak Avrupa, Orta Doğu ve Afrika'dan oluşan EMEA'nın yeni varlık merkezi olma fırsatını yakaladı. dedi.Fırsatların kalıcı bir kazanıma dönüşmesinin kendiliğinden gerçekleşmeyeceğini vurgulayan Avdagiç, Sermayenin getiriden önce istikrar aradığını göz önüne alarak, İstanbul'un vergi avantajlarının yanı sıra öngörülebilir bir regülasyon ve güçlü kurumsal yönetim standartlarıyla rakip şehirlerin önüne geçmesi gerekiyor. Bu dönüşümü başarmanın tam zamanı. değerlendirmesinde bulundu.Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı&#039;nın sonuçlarını almak için uygun dönemdeyizAvdagiç, kıyaslamaların ve planların daha önce başarılanlarla değil, Singapur, Londra, Dubai'nin geldiği nokta üzerinden yapılması gerektiğine işaret etti.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın nisan ayında açıkladığı vergi teşvik paketine değinen Avdagiç, Cumhurbaşkanımızın açıkladığı Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı'nın sonuçlarını almak için uygun bir dönemdeyiz. ifadesini kullandı.Avdagiç, İstanbul'un coğrafi konumunun avantajına dikkati çekerek, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika'dan oluşan EMEA bölgesine coğrafi ve yaşam tarzı olarak yakınlığıyla birlikte tüm yatırımcıların dikkatini çok daha fazla çekecektir. dedi.Küresel yatırım döngüsünde yeni merkezler öne çıkıyorKüresel ticarette parçalanma eğiliminin devam ettiğini aktaran Avdagiç, tedarik zincirlerinde çeşitlendirme, kritik ara mallarda stoklama ve üretimin tüketici pazarlarına yakınlaştırılmasının ise maliyetleri artırdığını söyledi.Bu durumun Türkiye gibi Avrupa'ya yakın üretim kapasitesine sahip ülkeler için önemli fırsatlar getirdiğine işaret eden Avdagiç, küresel yatırım döngüsünde yeni merkezlerin öne çıktığını belirtti.Avdagiç, yapay zeka, veri merkezleri, yarı iletkenler ve ileri teknoloji yatırımlarının küresel yatırım döngüsünün yeni merkezleri olarak öne çıktığını vurgulayarak, Böylece küresel ekonomi geleneksel üretim sektörlerinde zayıflarken, teknoloji yatırımlarıyla da yeni bir büyüme alanı oluşturuyor. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yapay zeka okuryazarlık seviyesi e-Devlet üzerinden ölçülecek</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yapay-zeka-okuryazarlik-seviyesi-e-devlet-uzerinden-olculecek/900362/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yapay-zeka-okuryazarlik-seviyesi-e-devlet-uzerinden-olculecek/900362/</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:12:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / e-Devlet'e entegre edilecek sistemle, yapay zeka okuryazarlık düzeylerini ölçenler, seviyelerine uygun ücretsiz eğitimlere yönlendirilecek - Teknik bilgi gerektirmeyecek eğitimler, çevrim içi içeriklerin yanı sıra 81 ilde düzenlenecek yüz yüze atölyelerle vatandaşlara ulaştırılacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : ZEYNEP DUYAR/MERT DAVUT - Türkiye, vatandaşların yapay zeka okuryazarlık düzeylerini ölçebilmeleri ve ihtiyaçlarına uygun eğitimlere ulaşabilmeleri amacıyla e-Devlet'e entegre yapay zeka değerlendirme sistemini uygulamaya alacak.AA muhabirinin edindiği bilgiye göre ilgili kurum ve kuruluşlar, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinesinde yürütülen 2026-2030 dönemi Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı kapsamındaki toplumsal farkındalık ve yetkinlik hedeflerine odaklandı.Bu kapsamda kişilerin yapay zeka alanındaki bilgi ve farkındalık düzeylerinin belirlenebilmesi için e-Devlet üzerinden erişilebilecek bir değerlendirme sistemi oluşturulacak.Sistemi kullananlar, yapay zeka okuryazarlık seviyelerini ölçebilecek. Değerlendirme sonucunda her kullanıcı, mevcut bilgi düzeyine ve ihtiyacına uygun eğitim programlarına yönlendirilecek.Böylece vatandaşlara başlangıç seviyesinden ileri düzeye uzanan, kişiye uygun bir öğrenme süreci sunulacak.Eğitimler ücretsiz olacakDeğerlendirme sistemi, devreye alınacak Ulusal Yapay Zeka Okuryazarlığı Programı ile birlikte çalışacak.Teknik bilgi şartı aranmadan herkesin katılımına açık olacak program, ücretsiz çevrim içi içerikler ve yüz yüze atölyelerden oluşacak.Eğitimlere e-Devlet ve Eğitim Bilişim Ağı (EBA) başta olmak üzere mevcut dijital kanallar üzerinden erişilebilecek. Yüz yüze eğitim ve atölyeler ise halk kütüphaneleri ile toplum merkezleri gibi noktalarda düzenlenecek.Programla çocuklardan gençlere, çalışanlardan ileri yaştakilere kadar toplumun farklı kesimlerinin yapay zekanın sunduğu imkanlar ve beraberinde getirdiği riskler konusunda bilinçlendirilmesi amaçlanıyor.Eğitimlerle, yapay zeka araçlarının günlük yaşamda güvenli, sorumlu ve verimli biçimde kullanılabilmesi için gerekli temel bilgi ve farkındalığın kazandırılması hedefleniyor.Yılda bir Ulusal Yapay Zeka Haftası düzenlenerek farkındalığın ulusal ölçekte pekiştirilmesi planlanıyor.İki yılda 5 milyon kişiye ulaşılacakUlusal Yapay Zeka Okuryazarlığı Programı kapsamındaki eğitim ve atölyeler ülke geneline yayılacak.Programın ilk yılında 1,5 milyon vatandaşın eğitimlere katılması, iki yılın sonunda ise en az 5 milyon kişiye ulaşılması öngörülüyor.Çevrim içi içeriklerle geniş kitlelere erişilirken yüz yüze atölyelerle uygulamalı öğrenme imkanı sağlanacak.Nitelikli insan kaynağı da güçlendirilecekVatandaşlara yönelik okuryazarlık çalışmalarının yanı sıra yapay zeka alanındaki nitelikli insan kaynağını geliştirmek amacıyla uzmanlık programları yürütülecek.Bu kapsamda 2027 sonuna kadar 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanının yetiştirilmesi, 100 bin yapay zeka uygulama profesyonelinin mikroyeterlik ve sektörel sertifika programlarını tamamlaması hedefleniyor.Böylece toplum genelinde yapay zeka farkındalığı artırılırken Türkiye'nin yapay zeka teknolojilerini geliştirecek ve uygulayacak insan kaynağının da güçlendirilmesine odaklanılacak.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : ZEYNEP DUYAR/MERT DAVUT - Türkiye, vatandaşların yapay zeka okuryazarlık düzeylerini ölçebilmeleri ve ihtiyaçlarına uygun eğitimlere ulaşabilmeleri amacıyla e-Devlet'e entegre yapay zeka değerlendirme sistemini uygulamaya alacak.AA muhabirinin edindiği bilgiye göre ilgili kurum ve kuruluşlar, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinesinde yürütülen 2026-2030 dönemi Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı kapsamındaki toplumsal farkındalık ve yetkinlik hedeflerine odaklandı.Bu kapsamda kişilerin yapay zeka alanındaki bilgi ve farkındalık düzeylerinin belirlenebilmesi için e-Devlet üzerinden erişilebilecek bir değerlendirme sistemi oluşturulacak.Sistemi kullananlar, yapay zeka okuryazarlık seviyelerini ölçebilecek. Değerlendirme sonucunda her kullanıcı, mevcut bilgi düzeyine ve ihtiyacına uygun eğitim programlarına yönlendirilecek.Böylece vatandaşlara başlangıç seviyesinden ileri düzeye uzanan, kişiye uygun bir öğrenme süreci sunulacak.Eğitimler ücretsiz olacakDeğerlendirme sistemi, devreye alınacak Ulusal Yapay Zeka Okuryazarlığı Programı ile birlikte çalışacak.Teknik bilgi şartı aranmadan herkesin katılımına açık olacak program, ücretsiz çevrim içi içerikler ve yüz yüze atölyelerden oluşacak.Eğitimlere e-Devlet ve Eğitim Bilişim Ağı (EBA) başta olmak üzere mevcut dijital kanallar üzerinden erişilebilecek. Yüz yüze eğitim ve atölyeler ise halk kütüphaneleri ile toplum merkezleri gibi noktalarda düzenlenecek.Programla çocuklardan gençlere, çalışanlardan ileri yaştakilere kadar toplumun farklı kesimlerinin yapay zekanın sunduğu imkanlar ve beraberinde getirdiği riskler konusunda bilinçlendirilmesi amaçlanıyor.Eğitimlerle, yapay zeka araçlarının günlük yaşamda güvenli, sorumlu ve verimli biçimde kullanılabilmesi için gerekli temel bilgi ve farkındalığın kazandırılması hedefleniyor.Yılda bir Ulusal Yapay Zeka Haftası düzenlenerek farkındalığın ulusal ölçekte pekiştirilmesi planlanıyor.İki yılda 5 milyon kişiye ulaşılacakUlusal Yapay Zeka Okuryazarlığı Programı kapsamındaki eğitim ve atölyeler ülke geneline yayılacak.Programın ilk yılında 1,5 milyon vatandaşın eğitimlere katılması, iki yılın sonunda ise en az 5 milyon kişiye ulaşılması öngörülüyor.Çevrim içi içeriklerle geniş kitlelere erişilirken yüz yüze atölyelerle uygulamalı öğrenme imkanı sağlanacak.Nitelikli insan kaynağı da güçlendirilecekVatandaşlara yönelik okuryazarlık çalışmalarının yanı sıra yapay zeka alanındaki nitelikli insan kaynağını geliştirmek amacıyla uzmanlık programları yürütülecek.Bu kapsamda 2027 sonuna kadar 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanının yetiştirilmesi, 100 bin yapay zeka uygulama profesyonelinin mikroyeterlik ve sektörel sertifika programlarını tamamlaması hedefleniyor.Böylece toplum genelinde yapay zeka farkındalığı artırılırken Türkiye'nin yapay zeka teknolojilerini geliştirecek ve uygulayacak insan kaynağının da güçlendirilmesine odaklanılacak.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/yapay-zeka-okuryazarlik-seviyesi-e-devlet-uzerinden-olculecek.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye ile Suudi Arabistan yenilenebilir enerjide yeni projelere hazırlanıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-ile-suudi-arabistan-yenilenebilir-enerjide-yeni-projelere-hazirlaniyor/900361/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-ile-suudi-arabistan-yenilenebilir-enerjide-yeni-projelere-hazirlaniyor/900361/</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / İlk etapta Sivas ve Taşeli'nde 1000'er megavat olmak üzere toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Türkiye ile Suudi Arabistan arasında yenilenebilir enerji projelerinin geliştirilmesine yönelik işbirliğinin çerçevesini belirleyen hükümetlerarası anlaşma onaylandı.Riyad'da 3 Şubat'ta imzalanan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Yenilenebilir Enerji Santrali Projelerine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşma Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylanmasının ardından Resmi Gazete'de yayımlandı.Buna göre, anlaşmayla yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler ve inovasyon alanlarında iki ülke arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve yeşil dönüşüm hedeflerine katkı sağlayacak büyük ölçekli projelerin teşvik edilmesi amaçlanıyor.İlk aşamada Faz 1 Projeleri kapsamında Sivas ve Taşeli'nde 1000'er megavat olmak üzere toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali (GES) kurulacak.Anlaşma ayrıca Faz 2 Projeleri kapsamında toplam 3 bin megavat kurulu güce sahip ilave yenilenebilir enerji projelerinin geliştirilmesini öngörüyor. Faz 2 projelerinin sahaları, elektrik satış tarifeleri ve diğer koşulları taraflar arasında daha sonra yapılacak anlaşmalarla belirlenecek.Türkiye adına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Suudi Arabistan adına ise Enerji Bakanlığı anlaşmanın uygulanmasını koordine edecek. Tarafların karşılıklı mutabakatıyla projelerin geliştiricisi bir Suudi şirketi olacak ve her proje için Türkiye'de ayrı bir proje şirketi kurulacak. Suudi Arabistan, geliştiriciyi diplomatik kanallar aracılığıyla atayacak, Türk tarafı ise geliştiricinin onaylanmasına ilişkin kararını Suudi Arabistan'a bildirecek.Her bir yatırım anlaşması, santralin ticari işletmeye başlamasından itibaren 30 yıl yürürlükte kalacak, işletme süresinin ardından tesisin devreden çıkarılması için 2 yıla kadar ilave süre tanınabilecek.Her proje şirketi, yatırım kapsamında kararlaştırılan kurulu kapasitenin megavat başına 30 bin avro ile çarpılmasıyla hesaplanacak tutarda Türk tarafına teminat mektubu verecek. Anlaşma ayrıca, mevzuatta sonradan yapılacak değişikliklerin projelerin ekonomik dengesini olumlu veya olumsuz etkilemesi halinde, söz konusu dengenin korunmasına yönelik mekanizma uygulanmasını öngörüyor.İlk 5 yıl için megavatsaat başına 47,5 avro tarifeFaz 1 kapsamındaki Sivas ve Taşeli GES'te üretilen elektrik için ticari işletmeye başlangıçtan itibaren ilk 5 yıl megavatsaat başına 47,5 avro alım tarifesi uygulanacak. Beşinci yılın ardından tarife Sivas GES için megavatsaat başına 23,415 avro, Taşeli GES için ise 19,950 avro olacak. Tarifeler KDV hariç uygulanacak.Projeler için gerekli arazi hakları Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) tarafından edinilerek proje şirketlerine kiralanacak.Türk tarafı ayrıca projelerin uygulanması için gerekli izin, onay ve lisansların makul olmayan gecikmelere yol açılmadan düzenlenmesi, iletim sistemi kapasitesinin projelere uygun hale getirilmesi ve mümkün olduğu ölçüde yerli iş gücü, mal ve hizmet kullanımının desteklenmesi için gerekli çalışmaları yürütecek.Faz 1 projelerine ilişkin yatırım ve elektrik satın alma anlaşmalarının, hükümetlerarası anlaşmanın yürürlüğe girmesinden itibaren 18 ay içinde imzalanmaması halinde taraflardan her biri, herhangi bir yükümlülük altına girmeden anlaşmayı tek taraflı feshedebilecek.Anlaşma, taraflardan birinin diğer tarafa anlaşmanın yürürlüğe girmesi için ilgili kanunları uyarınca gerekli iç prosedürlerin tamamlandığını bildirdiği son bildirim tarihinde yürürlüğe girecek. Yatırım anlaşmaları, anlaşmanın sona ermesi, feshedilmesi veya yürürlük tarihinden itibaren 49 yıl geçmesi hallerinden hangisi önce gerçekleşirse o tarihe kadar geçerli olacak.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Türkiye ile Suudi Arabistan arasında yenilenebilir enerji projelerinin geliştirilmesine yönelik işbirliğinin çerçevesini belirleyen hükümetlerarası anlaşma onaylandı.Riyad'da 3 Şubat'ta imzalanan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Yenilenebilir Enerji Santrali Projelerine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşma Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylanmasının ardından Resmi Gazete'de yayımlandı.Buna göre, anlaşmayla yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler ve inovasyon alanlarında iki ülke arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve yeşil dönüşüm hedeflerine katkı sağlayacak büyük ölçekli projelerin teşvik edilmesi amaçlanıyor.İlk aşamada Faz 1 Projeleri kapsamında Sivas ve Taşeli'nde 1000'er megavat olmak üzere toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali (GES) kurulacak.Anlaşma ayrıca Faz 2 Projeleri kapsamında toplam 3 bin megavat kurulu güce sahip ilave yenilenebilir enerji projelerinin geliştirilmesini öngörüyor. Faz 2 projelerinin sahaları, elektrik satış tarifeleri ve diğer koşulları taraflar arasında daha sonra yapılacak anlaşmalarla belirlenecek.Türkiye adına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Suudi Arabistan adına ise Enerji Bakanlığı anlaşmanın uygulanmasını koordine edecek. Tarafların karşılıklı mutabakatıyla projelerin geliştiricisi bir Suudi şirketi olacak ve her proje için Türkiye'de ayrı bir proje şirketi kurulacak. Suudi Arabistan, geliştiriciyi diplomatik kanallar aracılığıyla atayacak, Türk tarafı ise geliştiricinin onaylanmasına ilişkin kararını Suudi Arabistan'a bildirecek.Her bir yatırım anlaşması, santralin ticari işletmeye başlamasından itibaren 30 yıl yürürlükte kalacak, işletme süresinin ardından tesisin devreden çıkarılması için 2 yıla kadar ilave süre tanınabilecek.Her proje şirketi, yatırım kapsamında kararlaştırılan kurulu kapasitenin megavat başına 30 bin avro ile çarpılmasıyla hesaplanacak tutarda Türk tarafına teminat mektubu verecek. Anlaşma ayrıca, mevzuatta sonradan yapılacak değişikliklerin projelerin ekonomik dengesini olumlu veya olumsuz etkilemesi halinde, söz konusu dengenin korunmasına yönelik mekanizma uygulanmasını öngörüyor.İlk 5 yıl için megavatsaat başına 47,5 avro tarifeFaz 1 kapsamındaki Sivas ve Taşeli GES'te üretilen elektrik için ticari işletmeye başlangıçtan itibaren ilk 5 yıl megavatsaat başına 47,5 avro alım tarifesi uygulanacak. Beşinci yılın ardından tarife Sivas GES için megavatsaat başına 23,415 avro, Taşeli GES için ise 19,950 avro olacak. Tarifeler KDV hariç uygulanacak.Projeler için gerekli arazi hakları Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) tarafından edinilerek proje şirketlerine kiralanacak.Türk tarafı ayrıca projelerin uygulanması için gerekli izin, onay ve lisansların makul olmayan gecikmelere yol açılmadan düzenlenmesi, iletim sistemi kapasitesinin projelere uygun hale getirilmesi ve mümkün olduğu ölçüde yerli iş gücü, mal ve hizmet kullanımının desteklenmesi için gerekli çalışmaları yürütecek.Faz 1 projelerine ilişkin yatırım ve elektrik satın alma anlaşmalarının, hükümetlerarası anlaşmanın yürürlüğe girmesinden itibaren 18 ay içinde imzalanmaması halinde taraflardan her biri, herhangi bir yükümlülük altına girmeden anlaşmayı tek taraflı feshedebilecek.Anlaşma, taraflardan birinin diğer tarafa anlaşmanın yürürlüğe girmesi için ilgili kanunları uyarınca gerekli iç prosedürlerin tamamlandığını bildirdiği son bildirim tarihinde yürürlüğe girecek. Yatırım anlaşmaları, anlaşmanın sona ermesi, feshedilmesi veya yürürlük tarihinden itibaren 49 yıl geçmesi hallerinden hangisi önce gerçekleşirse o tarihe kadar geçerli olacak.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/turkiye-ile-suudi-arabistan-yenilenebilir-enerjide-yeni-projelere-hazirlaniyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Gurbetçi kadın, Gaziantep'te öğrendiği ebru sanatını Almanya'da yaşatacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/gurbetci-kadin-gaziantep-te-ogrendigi-ebru-sanatini-almanya-da-yasatacak/900360/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/gurbetci-kadin-gaziantep-te-ogrendigi-ebru-sanatini-almanya-da-yasatacak/900360/</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Gaziantep / Şahinbey Belediyesi bünyesinde düzenlenen ebru kursunda eğitim gören 51 yaşındaki Arzu Dinler, usta öğreticilik belgesi edinerek bu sanatı yaşadığı Almanya'daki kadınlara öğretmeyi hedefliyor - Kültür elçisi olmak isteyen Dinler: - Burada yaptığım eserleri Almanya'da dernek, cami ve özellikle Türklerin yaşadığı bölgelerde tanıtacağım]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Gaziantep Haberleri : FEVZİ KEMAL KARAGÖZ - Almanya'da yaşayan 51 yaşındaki Arzu Dinler, memleketi Gaziantep'te öğrenmeye başladığı ebru sanatını yurt dışında tanıtarak kültür elçisi olmayı hedefliyor.Stuttgart kentinde yaşayan Dinler, memleketi Gaziantep'i ziyaretinde Şahinbey Millet Camisi'nde gördüğü ebru kursu sayesinde bu sanatı öğrenmeye karar verdi.Şahinbey Belediyesi bünyesinde düzenlenen ebru kursunda yaklaşık 1,5 aydır eğitim gören Dinler, sertifika aldıktan sonra usta öğreticilik belgesi edinerek bu sanatı Almanya'daki kadınlara öğretmeyi hedefliyor.Arzu Dinler, AA muhabirine, yaklaşık 34 yıldır Almanya'da yaşadığını söyledi.Yılda 3-4 kez ailesiyle Gaziantep'e geldiğini belirten Dinler, Almanya'da bu sanatı öğrenebileceğim bir kurs bulamadım. Gaziantep'e bu yaz geldiğimde Şahinbey Millet Camisi ve Külliyesi'ni ziyaret ettim. Ziyaretim sırasında cami avlusunda düzenlenen kursları gördüm ve ebru kursuna ilgi duydum. Ebru sanatının nasıl yapıldığını merak ettim ve başladım. dedi.Ebru sanatının kendisini rahatlattığını ifade eden Dinler, kursta kısa sürede önemli ilerleme kaydettiğini dile getirdi.Eserleri Almanya&#039;da yaşatacakDinler, kurs eğitmeninin kendisine yardımcı olduğunu belirterek, Osmanlı kültürünü yansıtan ebru sanatında kendimi daha iyi seviyeye getirmek için çalışmalarıma devam ediyorum. Burada yaptığım eserleri Almanya'da dernek, cami ve özellikle Türklerin yaşadığı bölgelerde tanıtacağım. diye konuştu.Eğitim sürecinde menekşe, lale ve gül gibi motifler yaptıklarını anlatan Dinler, geleneksel Türk sanatlarının gelecek nesillere aktarılmasının önemli olduğunu vurguladı.Dinler, ebru sanatını öğrenmekten büyük mutluluk duyduğunu sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Gaziantep Haberleri : FEVZİ KEMAL KARAGÖZ - Almanya'da yaşayan 51 yaşındaki Arzu Dinler, memleketi Gaziantep'te öğrenmeye başladığı ebru sanatını yurt dışında tanıtarak kültür elçisi olmayı hedefliyor.Stuttgart kentinde yaşayan Dinler, memleketi Gaziantep'i ziyaretinde Şahinbey Millet Camisi'nde gördüğü ebru kursu sayesinde bu sanatı öğrenmeye karar verdi.Şahinbey Belediyesi bünyesinde düzenlenen ebru kursunda yaklaşık 1,5 aydır eğitim gören Dinler, sertifika aldıktan sonra usta öğreticilik belgesi edinerek bu sanatı Almanya'daki kadınlara öğretmeyi hedefliyor.Arzu Dinler, AA muhabirine, yaklaşık 34 yıldır Almanya'da yaşadığını söyledi.Yılda 3-4 kez ailesiyle Gaziantep'e geldiğini belirten Dinler, Almanya'da bu sanatı öğrenebileceğim bir kurs bulamadım. Gaziantep'e bu yaz geldiğimde Şahinbey Millet Camisi ve Külliyesi'ni ziyaret ettim. Ziyaretim sırasında cami avlusunda düzenlenen kursları gördüm ve ebru kursuna ilgi duydum. Ebru sanatının nasıl yapıldığını merak ettim ve başladım. dedi.Ebru sanatının kendisini rahatlattığını ifade eden Dinler, kursta kısa sürede önemli ilerleme kaydettiğini dile getirdi.Eserleri Almanya&#039;da yaşatacakDinler, kurs eğitmeninin kendisine yardımcı olduğunu belirterek, Osmanlı kültürünü yansıtan ebru sanatında kendimi daha iyi seviyeye getirmek için çalışmalarıma devam ediyorum. Burada yaptığım eserleri Almanya'da dernek, cami ve özellikle Türklerin yaşadığı bölgelerde tanıtacağım. diye konuştu.Eğitim sürecinde menekşe, lale ve gül gibi motifler yaptıklarını anlatan Dinler, geleneksel Türk sanatlarının gelecek nesillere aktarılmasının önemli olduğunu vurguladı.Dinler, ebru sanatını öğrenmekten büyük mutluluk duyduğunu sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/gurbetci-kadin-gaziantep-te-ogrendigi-ebru-sanatini-almanya-da-yasatacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
