<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Sağlık Bakanlığından LGS sınavı öncesi öğrencilere tavsiye:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/saglik-bakanligindan-lgs-sinavi-oncesi-ogrencilere-tavsiye/862137/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/saglik-bakanligindan-lgs-sinavi-oncesi-ogrencilere-tavsiye/862137/</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:48:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Düzenli ve yeterli uyku alışkanlığı sürdürülmeli, dengeli ve sağlıklı beslenilmeli, yeterli miktarda su tüketilmeli, ekran kullanım süreleri sınırlandırılmalıdır - Aile ve öğretmenlerden alınan destek, öğrencilerin sınav öncesi kaygı düzeylerinin azaltılmasına ve sınava psikolojik açıdan daha hazır hissetmelerine katkı sağlamaktadır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Sağlık Bakanlığı, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında yarın yapılacak sınava hazırlanan öğrencilere, düzenli uyku, dengeli beslenme ve ekran süresi sınırlaması konusunda uyarılarda bulundu.Bakanlıktan yapılan açıklamada, sınav dönemlerinin öğrenciler için yoğun bir öğrenme sürecinin yanı sıra duygusal açıdan da önemli bir yük oluşturabildiği belirtilerek, sınav kaygısının öğrencilerin performansını olumsuz etkileyebileceği ifade edildi.Belirli düzeydeki kaygının dikkat ve motivasyonu artırabileceği ancak kontrol edilemediğinde odaklanma güçlüğü, özgüven azalması ve çeşitli fiziksel belirtilere yol açabileceği vurgulandı.Açıklamada, özellikle sınav sonucuna aşırı odaklanmanın, olumsuz senaryolar üretmenin ve kişinin kendi yeterliliğine dair olumsuz düşüncelere kapılmasının kaygıyı tırmandırdığına dikkat çekildi.- Sınav sürecinde psikolojik hazırlık akademik hazırlık kadar önem taşıyorSınav sürecinde akademik bilginin yanı sıra öğrencilerin dikkatlerini sürdürebilmeleri, motivasyonlarını koruyabilmeleri ve sınav kaygısını yönetebilmelerinin başarı üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu belirtildi.Bu nedenle öğrencilerin çalışma süreçlerini planlı ve hedef odaklı şekilde yürütmeleri, zamanı etkili kullanmaları ve çalışma programlarını sürdürülebilir bir şekilde oluşturmalarının gerektiği vurgulandı.Sınava yönelik kontrol hissinin güçlenmesinin kaygının azaltılmasına ve öğrencilerin kendilerine olan güvenlerinin artmasına katkı sağladığının altı çizildi.- Sağlıklı yaşam alışkanlıkları kaygı yönetimine katkı sağlıyorSınav döneminde fiziksel ve ruhsal iyilik halinin korunması büyük önem taşıdığı ifade edilen açıklamada, şöyle devam edildi:Bu kapsamda düzenli ve yeterli uyku alışkanlığı sürdürülmeli, dengeli ve sağlıklı beslenilmeli, yeterli miktarda su tüketilmeli, ekran kullanım süreleri sınırlandırılmalı, düzenli fiziksel aktivitelere zaman ayrılmalı, günlük yaşam rutini mümkün olduğunca korunmalıdır. Ayrıca derin nefes alma, gevşeme egzersizleri, dikkat odağını mevcut göreve yöneltme ve olumlu içsel konuşmalar gibi yöntemler kaygının yönetilmesine destek olabilmektedir.- Sağlıklı hayat merkezlerinde çocuklara yönelik danışmanlık hizmeti sunuluyorÇocukluk ve ergenlik döneminin fiziksel, duygusal, sosyal ve bilişsel gelişimin hızla devam ettiği, bireyin yaşam boyu sağlık alışkanlıklarının şekillendiği önemli bir süreç olduğuna dikkati çekilen açıklamada, Sağlıklı hayat merkezlerinde sunulan çocuk ve ergen sağlığı danışmanlığı kapsamında çocuk ve ergenlerin gelişim süreçleri izlenmekte, ruhsal ve sosyal iyilik hallerinin güçlendirilmesine yönelik danışmanlık hizmetleri verilmektedir. Ayrıca ailelere çocukların yaş dönemlerine uygun gelişim özellikleri, etkili iletişim yöntemleri ve sağlıklı ebeveyn tutumları konusunda rehberlik sağlanmaktadır. ifadeleri kullanıldı.- Aile ve öğretmen desteği öğrencilerin psikolojik dayanıklılığını güçlendiriyorSınava yönelik ailelerin ve öğretmenlerin tutumunun öğrencilerin psikolojik dayanıklılıkları üzerinde önemli bir rol oynadığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:Anlayışlı, destekleyici ve güven veren bir yaklaşım, öğrencilerin kendilerine olan inançlarını güçlendirmekte ve süreci daha sağlıklı yönetmelerine katkı sağlamaktadır. Öğrencilere sınavların bireyin değerini belirleyen bir unsur olmadığı, mevcut bilgi ve becerilerin değerlendirilmesine yönelik bir araç olduğu hatırlatılmalıdır. Aile ve öğretmenlerden alınan destek, öğrencilerin sınav öncesi kaygı düzeylerinin azaltılmasına ve sınava psikolojik açıdan daha hazır hissetmelerine katkı sağlamaktadır.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Sağlık Bakanlığı, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında yarın yapılacak sınava hazırlanan öğrencilere, düzenli uyku, dengeli beslenme ve ekran süresi sınırlaması konusunda uyarılarda bulundu.Bakanlıktan yapılan açıklamada, sınav dönemlerinin öğrenciler için yoğun bir öğrenme sürecinin yanı sıra duygusal açıdan da önemli bir yük oluşturabildiği belirtilerek, sınav kaygısının öğrencilerin performansını olumsuz etkileyebileceği ifade edildi.Belirli düzeydeki kaygının dikkat ve motivasyonu artırabileceği ancak kontrol edilemediğinde odaklanma güçlüğü, özgüven azalması ve çeşitli fiziksel belirtilere yol açabileceği vurgulandı.Açıklamada, özellikle sınav sonucuna aşırı odaklanmanın, olumsuz senaryolar üretmenin ve kişinin kendi yeterliliğine dair olumsuz düşüncelere kapılmasının kaygıyı tırmandırdığına dikkat çekildi.- Sınav sürecinde psikolojik hazırlık akademik hazırlık kadar önem taşıyorSınav sürecinde akademik bilginin yanı sıra öğrencilerin dikkatlerini sürdürebilmeleri, motivasyonlarını koruyabilmeleri ve sınav kaygısını yönetebilmelerinin başarı üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu belirtildi.Bu nedenle öğrencilerin çalışma süreçlerini planlı ve hedef odaklı şekilde yürütmeleri, zamanı etkili kullanmaları ve çalışma programlarını sürdürülebilir bir şekilde oluşturmalarının gerektiği vurgulandı.Sınava yönelik kontrol hissinin güçlenmesinin kaygının azaltılmasına ve öğrencilerin kendilerine olan güvenlerinin artmasına katkı sağladığının altı çizildi.- Sağlıklı yaşam alışkanlıkları kaygı yönetimine katkı sağlıyorSınav döneminde fiziksel ve ruhsal iyilik halinin korunması büyük önem taşıdığı ifade edilen açıklamada, şöyle devam edildi:Bu kapsamda düzenli ve yeterli uyku alışkanlığı sürdürülmeli, dengeli ve sağlıklı beslenilmeli, yeterli miktarda su tüketilmeli, ekran kullanım süreleri sınırlandırılmalı, düzenli fiziksel aktivitelere zaman ayrılmalı, günlük yaşam rutini mümkün olduğunca korunmalıdır. Ayrıca derin nefes alma, gevşeme egzersizleri, dikkat odağını mevcut göreve yöneltme ve olumlu içsel konuşmalar gibi yöntemler kaygının yönetilmesine destek olabilmektedir.- Sağlıklı hayat merkezlerinde çocuklara yönelik danışmanlık hizmeti sunuluyorÇocukluk ve ergenlik döneminin fiziksel, duygusal, sosyal ve bilişsel gelişimin hızla devam ettiği, bireyin yaşam boyu sağlık alışkanlıklarının şekillendiği önemli bir süreç olduğuna dikkati çekilen açıklamada, Sağlıklı hayat merkezlerinde sunulan çocuk ve ergen sağlığı danışmanlığı kapsamında çocuk ve ergenlerin gelişim süreçleri izlenmekte, ruhsal ve sosyal iyilik hallerinin güçlendirilmesine yönelik danışmanlık hizmetleri verilmektedir. Ayrıca ailelere çocukların yaş dönemlerine uygun gelişim özellikleri, etkili iletişim yöntemleri ve sağlıklı ebeveyn tutumları konusunda rehberlik sağlanmaktadır. ifadeleri kullanıldı.- Aile ve öğretmen desteği öğrencilerin psikolojik dayanıklılığını güçlendiriyorSınava yönelik ailelerin ve öğretmenlerin tutumunun öğrencilerin psikolojik dayanıklılıkları üzerinde önemli bir rol oynadığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:Anlayışlı, destekleyici ve güven veren bir yaklaşım, öğrencilerin kendilerine olan inançlarını güçlendirmekte ve süreci daha sağlıklı yönetmelerine katkı sağlamaktadır. Öğrencilere sınavların bireyin değerini belirleyen bir unsur olmadığı, mevcut bilgi ve becerilerin değerlendirilmesine yönelik bir araç olduğu hatırlatılmalıdır. Aile ve öğretmenlerden alınan destek, öğrencilerin sınav öncesi kaygı düzeylerinin azaltılmasına ve sınava psikolojik açıdan daha hazır hissetmelerine katkı sağlamaktadır.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/saglik-bakanligindan-lgs-sinavi-oncesi-ogrencilere-tavsiye.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İsrail ordusu, ateşkese rağmen Lübnan'a güneyindeki beldelere saldırılar düzenledi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/israil-ordusu-ateskese-ragmen-lubnan-a-guneyindeki-beldelere-saldirilar-duzenledi/862136/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/israil-ordusu-ateskese-ragmen-lubnan-a-guneyindeki-beldelere-saldirilar-duzenledi/862136/</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:48:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Beyrut — İsrail ordusunun ateşkese ve İran'ın uyarılarına rağmen bugün Lübnan'ın güneyine düzenlediği saldırılarda 1 kişi yaralandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Beyrut Haberleri — İsrail ordusunun ateşkese ve İran'ın uyarılarına rağmen bugün Lübnan'ın güneyine düzenlediği saldırılarda 1 kişi yaralandı.İsrail ordusu, 17 Nisan'da yürürlüğe giren ve 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatılan ateşkese rağmen Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor.Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail'e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sur kent merkezine düzenlediği saldırıda 1 kişi yaralandı.İsrail savaş uçakları güneydeki Kalav ve Arid Dibbin beldelerine hava saldırıları düzenlerken, topçu birlikleri de Sur'a bağlı Buyut es-Seyyad beldesinin çevresini hedef aldı.Nebatiye kentine bağlı Cebşit beldesi de İsrail'e ait bir İHA'nın saldırısına uğradı.İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaşı yürüten birimi Hatemu'l Enbiya Karargahı, 8 Haziran'da, İsrail'e yönelik askeri operasyonların durdurulduğunu açıklamış ancak İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürmesi halinde daha sert karşılık verileceği uyarısında bulunmuştu.İsrail basını ise Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'ın talebi üzerine İran'a saldırıları durdurmayı kabul ettiğini ancak Lübnan'a saldırıların tüm gücüyle devam edeceğini öne sürmüştü.- İsrail'in Lübnan'a saldırıları ve ateşkesİsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.Lübnan hükümeti bu sürede, ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.ABD arabuluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında 14-15 Mayıs'ta gerçekleştirilen 3. tur görüşmeler sonucunda, 17 Mayıs itibarıyla ateşkesin 45 gün uzatılması kararlaştırılmıştı.Lübnan Sağlık Bakanlığı, son açıklamasında, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda 3 bin 711 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmişti.ABD Dışişleri Bakanlığı, Washington'daki 4. tur görüşmelerin ardından 3 Haziran'da İsrail ve Lübnan'ın, Hizbullah'ın saldırılarını tamamen durdurması ve tüm unsurlarını Litani Nehri'nin güneyinden çekmesi şartıyla geniş kapsamlı ateşkes konusunda mutabakata vardığını duyurmuştu. Hizbullah ise şartlı ateşkesi reddettiğini açıklamıştı.Ancak duyurulan ateşkes anlaşmalarına rağmen İsrail ordusu saldırılarını sürdürüyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Beyrut Haberleri — İsrail ordusunun ateşkese ve İran'ın uyarılarına rağmen bugün Lübnan'ın güneyine düzenlediği saldırılarda 1 kişi yaralandı.İsrail ordusu, 17 Nisan'da yürürlüğe giren ve 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatılan ateşkese rağmen Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor.Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail'e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sur kent merkezine düzenlediği saldırıda 1 kişi yaralandı.İsrail savaş uçakları güneydeki Kalav ve Arid Dibbin beldelerine hava saldırıları düzenlerken, topçu birlikleri de Sur'a bağlı Buyut es-Seyyad beldesinin çevresini hedef aldı.Nebatiye kentine bağlı Cebşit beldesi de İsrail'e ait bir İHA'nın saldırısına uğradı.İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaşı yürüten birimi Hatemu'l Enbiya Karargahı, 8 Haziran'da, İsrail'e yönelik askeri operasyonların durdurulduğunu açıklamış ancak İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürmesi halinde daha sert karşılık verileceği uyarısında bulunmuştu.İsrail basını ise Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'ın talebi üzerine İran'a saldırıları durdurmayı kabul ettiğini ancak Lübnan'a saldırıların tüm gücüyle devam edeceğini öne sürmüştü.- İsrail'in Lübnan'a saldırıları ve ateşkesİsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.Lübnan hükümeti bu sürede, ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.ABD arabuluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında 14-15 Mayıs'ta gerçekleştirilen 3. tur görüşmeler sonucunda, 17 Mayıs itibarıyla ateşkesin 45 gün uzatılması kararlaştırılmıştı.Lübnan Sağlık Bakanlığı, son açıklamasında, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda 3 bin 711 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmişti.ABD Dışişleri Bakanlığı, Washington'daki 4. tur görüşmelerin ardından 3 Haziran'da İsrail ve Lübnan'ın, Hizbullah'ın saldırılarını tamamen durdurması ve tüm unsurlarını Litani Nehri'nin güneyinden çekmesi şartıyla geniş kapsamlı ateşkes konusunda mutabakata vardığını duyurmuştu. Hizbullah ise şartlı ateşkesi reddettiğini açıklamıştı.Ancak duyurulan ateşkes anlaşmalarına rağmen İsrail ordusu saldırılarını sürdürüyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/israil-ordusu-ateskese-ragmen-lubnan-a-guneyindeki-beldelere-saldirilar-duzenledi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Antalya merkezli 27 ilde yasa dışı bahis operasyonunda 68 şüpheli adliyeye sevk edildi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/antalya-merkezli-27-ilde-yasa-disi-bahis-operasyonunda-68-supheli-adliyeye-sevk-edildi/862135/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/antalya-merkezli-27-ilde-yasa-disi-bahis-operasyonunda-68-supheli-adliyeye-sevk-edildi/862135/</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:48:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Antalya — Antalya merkezli 27 ilde yürütülen yasa dışı bahis soruşturması kapsamında gözaltına alınan 72 şüpheliden 68’i adliyeye sevk edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Antalya Haberleri — Antalya merkezli 27 ilde yürütülen yasa dışı bahis soruşturması kapsamında gözaltına alınan 72 şüpheliden 68’i adliyeye sevk edildi.Serik ilçesinde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan şüphelilerden ifade işlemleri tamamlanan 68'i, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye gönderildi.Şüphelilerle birlikte ele geçirilen çok sayıda dijital materyal ve dosyanın da koliler halinde adliyeye taşındığı görüldü.Gözaltındaki 4 şüphelinin ise emniyetteki ifade işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.- OperasyonSerik Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, bir internet sitesinde 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet suçunun işlendiği tespit edilmesi üzerine çalışma başlatılmıştı.Soruşturmada 84 şüpheli belirlenmiş, bunlardan 72'si 27 ilde eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınmıştı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Antalya Haberleri — Antalya merkezli 27 ilde yürütülen yasa dışı bahis soruşturması kapsamında gözaltına alınan 72 şüpheliden 68’i adliyeye sevk edildi.Serik ilçesinde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan şüphelilerden ifade işlemleri tamamlanan 68'i, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye gönderildi.Şüphelilerle birlikte ele geçirilen çok sayıda dijital materyal ve dosyanın da koliler halinde adliyeye taşındığı görüldü.Gözaltındaki 4 şüphelinin ise emniyetteki ifade işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.- OperasyonSerik Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, bir internet sitesinde 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet suçunun işlendiği tespit edilmesi üzerine çalışma başlatılmıştı.Soruşturmada 84 şüpheli belirlenmiş, bunlardan 72'si 27 ilde eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınmıştı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/antalya-merkezli-27-ilde-yasa-disi-bahis-operasyonunda-68-supheli-adliyeye-sevk-edildi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Rusya: Ukrayna'nın Tataristan'a yönelik İHA saldırısında 4 kişi yaralandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/rusya-ukrayna-nin-tataristan-a-yonelik-iha-saldirisinda-4-kisi-yaralandi/862134/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/rusya-ukrayna-nin-tataristan-a-yonelik-iha-saldirisinda-4-kisi-yaralandi/862134/</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:48:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Moskova — Rusya'ya bağlı Tataristan Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Almir Abaşev, Ukrayna ordusunun insansız hava aracı (İHA) saldırısında Nijnekamsk (Tübenkama) kentinde 4 kişinin yaralandığını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Moskova Haberleri — Rusya'ya bağlı Tataristan Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Almir Abaşev, Ukrayna ordusunun insansız hava aracı (İHA) saldırısında Nijnekamsk (Tübenkama) kentinde 4 kişinin yaralandığını bildirdi.Abaşev, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ukrayna ordusunun Tataristan'a yönelik İHA saldırısı düzenlediğini belirtti.İHA'lardan birinin Nijnekamsk'taki bir eve isabet ettiğini kaydeden Abaşev, Saldırıda 4 kişi yaralandı ve hastaneye kaldırıldı. Yaralılara tıbbi destek sağlanıyor. ifadelerini kullandı.Tataristan Cumhuriyeti Reisi Rustem Minnihanov da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İHA saldırısında Zakamye bölgesinde bulunan işletmelerin hasar gördüğünü belirtti.Olay yerinde çalışmaların sürdürüldüğünü aktaran Minnihanov, İşletmelerdeki üretim süreci durdurulmadı. açıklamasında bulundu.- 200'den fazla Ukrayna İHA'sı vurulduRusya Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada ise gece Ukrayna'ya ait 231 İHA'nın Moskova dahil çeşitli bölgeler ile Azak Denizi üzerinde etkisiz hale getirildiği bildirildi.Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, geceden bu yana Moskova'ya doğru uçan 14 İHA'nın yok edildiğini aktardı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Moskova Haberleri — Rusya'ya bağlı Tataristan Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Almir Abaşev, Ukrayna ordusunun insansız hava aracı (İHA) saldırısında Nijnekamsk (Tübenkama) kentinde 4 kişinin yaralandığını bildirdi.Abaşev, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ukrayna ordusunun Tataristan'a yönelik İHA saldırısı düzenlediğini belirtti.İHA'lardan birinin Nijnekamsk'taki bir eve isabet ettiğini kaydeden Abaşev, Saldırıda 4 kişi yaralandı ve hastaneye kaldırıldı. Yaralılara tıbbi destek sağlanıyor. ifadelerini kullandı.Tataristan Cumhuriyeti Reisi Rustem Minnihanov da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İHA saldırısında Zakamye bölgesinde bulunan işletmelerin hasar gördüğünü belirtti.Olay yerinde çalışmaların sürdürüldüğünü aktaran Minnihanov, İşletmelerdeki üretim süreci durdurulmadı. açıklamasında bulundu.- 200'den fazla Ukrayna İHA'sı vurulduRusya Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada ise gece Ukrayna'ya ait 231 İHA'nın Moskova dahil çeşitli bölgeler ile Azak Denizi üzerinde etkisiz hale getirildiği bildirildi.Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, geceden bu yana Moskova'ya doğru uçan 14 İHA'nın yok edildiğini aktardı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/rusya-ukrayna-nin-tataristan-a-yonelik-iha-saldirisinda-4-kisi-yaralandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Konya Valisi İbrahim Akın'dan Jandarma Teşkilatı'nın 187. kuruluş yıl dönümü mesajı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/konya-valisi-ibrahim-akin-dan-jandarma-teskilati-nin-187-kurulus-yil-donumu-mesaji/862133/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/konya-valisi-ibrahim-akin-dan-jandarma-teskilati-nin-187-kurulus-yil-donumu-mesaji/862133/</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:48:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Konya — Konya Valisi İbrahim Akın, Jandarma Teşkilatı'nın 187.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Konya Haberleri — Konya Valisi İbrahim Akın, Jandarma Teşkilatı'nın 187. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı.Akın, mesajında, Jandarma Teşkilatı'nın kurulduğu günden bu yana, köklü tarihi, nitelikli personeli ve yüksek görev bilinciyle milletin güvenine mazhar olduğunu belirtti.Jandarma Teşkilatı'nın vatan ve millet sevdasıyla gece gündüz demeden fedakarca görev yaptığını vurgulayan Akın, şunları kaydetti:Gidilmedik yer, ayak basılmadık toprak bırakmayarak ülkemizin dört bir köşesinde huzur ve güvenliğin teminatı olan Jandarma Teşkilatı'mızın 187. kuruluş yıl dönümünü gururla kutluyoruz. Konyalı hemşehrilerimizin huzuru, güvenliği ve şehrin asayişinin sağlanmasında büyük bir azim ve kararlılıkla çalışan, suç ve suçluyla mücadelede gösterdiği başarılarla göğsümüzü kabartan ilimizdeki jandarma personeli başta olmak üzere, tüm teşkilat mensuplarının bu özel gününü tebrik ediyorum. Bu anlamlı gün vesilesiyle, aziz vatanımız uğruna canlarını feda eden mukaddes şehitlerimizi rahmet ve minnetle yad ediyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Görev başındaki tüm Jandarma Teşkilatı mensuplarımıza sağlık, mutluluk ve başarılar diliyorum.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Konya Haberleri — Konya Valisi İbrahim Akın, Jandarma Teşkilatı'nın 187. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı.Akın, mesajında, Jandarma Teşkilatı'nın kurulduğu günden bu yana, köklü tarihi, nitelikli personeli ve yüksek görev bilinciyle milletin güvenine mazhar olduğunu belirtti.Jandarma Teşkilatı'nın vatan ve millet sevdasıyla gece gündüz demeden fedakarca görev yaptığını vurgulayan Akın, şunları kaydetti:Gidilmedik yer, ayak basılmadık toprak bırakmayarak ülkemizin dört bir köşesinde huzur ve güvenliğin teminatı olan Jandarma Teşkilatı'mızın 187. kuruluş yıl dönümünü gururla kutluyoruz. Konyalı hemşehrilerimizin huzuru, güvenliği ve şehrin asayişinin sağlanmasında büyük bir azim ve kararlılıkla çalışan, suç ve suçluyla mücadelede gösterdiği başarılarla göğsümüzü kabartan ilimizdeki jandarma personeli başta olmak üzere, tüm teşkilat mensuplarının bu özel gününü tebrik ediyorum. Bu anlamlı gün vesilesiyle, aziz vatanımız uğruna canlarını feda eden mukaddes şehitlerimizi rahmet ve minnetle yad ediyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Görev başındaki tüm Jandarma Teşkilatı mensuplarımıza sağlık, mutluluk ve başarılar diliyorum.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/konya-valisi-ibrahim-akin-dan-jandarma-teskilati-nin-187-kurulus-yil-donumu-mesaji.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İsrail basını: Bir bölge ülkesi, eski işbirliğine rağmen İran'a saldırılarda İsrail'e hava sahasını kapattı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/israil-basini-bir-bolge-ulkesi-eski-isbirligine-ragmen-iran-a-saldirilarda-israil-e-hava-sahasini-kapatti/862132/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/israil-basini-bir-bolge-ulkesi-eski-isbirligine-ragmen-iran-a-saldirilarda-israil-e-hava-sahasini-kapatti/862132/</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:45:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — İsrail'in bu hafta İran'a düzenlediği saldırılar sırasında bölgedeki bir ülkenin geçmişteki işbirliğine rağmen hava sahasını kapatmasıyla büyük bir sürpriz yaşayarak hazırlıksız yakalandığı bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — İsrail'in bu hafta İran'a düzenlediği saldırılar sırasında bölgedeki bir ülkenin geçmişteki işbirliğine rağmen hava sahasını kapatmasıyla büyük bir sürpriz yaşayarak hazırlıksız yakalandığı bildirildi.İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberine göre, adı açıklanmayan bir bölge ülkesi, geçmişteki saldırılarda izin vermesine rağmen bu hafta başında İran'a düzenlenen yeni saldırılar sırasında hava sahasını İsrail'e kapattı.Haberde, İsrail yönetiminin iki ülke arasında geçmişte olduğu gibi bir işbirliği beklemesi nedeniyle bu kararın sürpriz olduğu ve Tel Aviv'in hazırlıksız yakalandığı belirtildi.Habere göre İsrail, hava sahasını kapatma kararının siyasi bir mesaj verme amacı taşıdığına inanıyor.İsrail ordusu 7 Haziran'da ateşkese rağmen Lübnan'ın başkenti Beyrut'un Dahiye bölgesine hava saldırısı düzenlemiş, İranlı yetkililer İsrail'in bu saldırısına tepki göstererek karşılık vereceklerini açıklamıştı.İran'dan aynı gün akşam saatlerinde 3 dalga halinde ateşlenen füzeler nedeniyle İsrail'in kuzeyindeki birçok kentte sirenler çalmıştı.İsrail ordusu da İran'ın batı ve orta kesimini hedef aldığını açıklamış, Tahran da bu saldırılara füzelerle yanıt vermişti.Saldırıların 8 Haziran'da karşılıklı durdurulduğu bildirilmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — İsrail'in bu hafta İran'a düzenlediği saldırılar sırasında bölgedeki bir ülkenin geçmişteki işbirliğine rağmen hava sahasını kapatmasıyla büyük bir sürpriz yaşayarak hazırlıksız yakalandığı bildirildi.İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberine göre, adı açıklanmayan bir bölge ülkesi, geçmişteki saldırılarda izin vermesine rağmen bu hafta başında İran'a düzenlenen yeni saldırılar sırasında hava sahasını İsrail'e kapattı.Haberde, İsrail yönetiminin iki ülke arasında geçmişte olduğu gibi bir işbirliği beklemesi nedeniyle bu kararın sürpriz olduğu ve Tel Aviv'in hazırlıksız yakalandığı belirtildi.Habere göre İsrail, hava sahasını kapatma kararının siyasi bir mesaj verme amacı taşıdığına inanıyor.İsrail ordusu 7 Haziran'da ateşkese rağmen Lübnan'ın başkenti Beyrut'un Dahiye bölgesine hava saldırısı düzenlemiş, İranlı yetkililer İsrail'in bu saldırısına tepki göstererek karşılık vereceklerini açıklamıştı.İran'dan aynı gün akşam saatlerinde 3 dalga halinde ateşlenen füzeler nedeniyle İsrail'in kuzeyindeki birçok kentte sirenler çalmıştı.İsrail ordusu da İran'ın batı ve orta kesimini hedef aldığını açıklamış, Tahran da bu saldırılara füzelerle yanıt vermişti.Saldırıların 8 Haziran'da karşılıklı durdurulduğu bildirilmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Eski Arnavutluk Başbakanı Berisha'nın ABD'ye seyahat engeli kaldırıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/eski-arnavutluk-basbakani-berisha-nin-abd-ye-seyahat-engeli-kaldirildi/862131/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/eski-arnavutluk-basbakani-berisha-nin-abd-ye-seyahat-engeli-kaldirildi/862131/</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:45:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Arnavutluk — Eski Arnavutluk Başbakanı ve ana muhalefet Demokrat Partinin (PD) Genel Başkanı Sali Berisha, kendisinin ve aile üyelerinin ABD'ye seyahat engelinin kaldırıldığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Arnavutluk Haberleri — Eski Arnavutluk Başbakanı ve ana muhalefet Demokrat Partinin (PD) Genel Başkanı Sali Berisha, kendisinin ve aile üyelerinin ABD'ye seyahat engelinin kaldırıldığını açıkladı.Berisha, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, önceki ABD yönetiminin kendisine ve ailesine karşı aldığı haksız bir kararın düzeltildiğini belirtti. Sali Berisha, şu ifadeleri kullandı:Dün itibarıyla, ABD Dışişleri Bakanlığının davamı kapsamlı şekilde incelemesinin ardından, ben ve aile üyelerim artık ABD'ye seyahat etme fırsatından mahrum değiliz. Bu vesileyle, tamamen (Başbakan) Edi Rama ve akıl hocası George Soros'un yolsuz lobiciliğine dayanan bu haksız kararı düzelttikleri için Başkan (Donald) Trump ve Bakan (Marco) Rubio'nun yönetimine teşekkür etmek istiyorum.Berisha, PD üyeleri ve destekçilerini, Arnavut vatandaşlarının özgür oy hakkını ve hak ettikleri geleceği yeniden tesis etme çabalarını aralıksız sürdürmeye davet ettiğini kaydetti.- Berisha, Mayıs 2021'de ABD'ye girmeye uygun olmayan kişi ilan edilmiştiABD, Mayıs 2021'de Berisha'yı ABD'ye girmeye uygun olmayan kişi ilan etmişti.Karar, o dönemde eski ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken tarafından kamuoyuna duyurulmuştu.Kararda, Eski Arnavutluk Cumhurbaşkanı Sali Berisha'nın yolsuzluk içeren eylemleri Arnavutluk'ta demokrasiyi baltalamıştır. Berisha ve ailesinin ABD'ye girişine izin verilmeyeceğini kamuoyuna duyuruyoruz. ifadeleri kullanılmıştı.Ayrıca Berisha, Temmuz 2022'de İngiltere tarafından organize suç grupları ve suçlularla açık bağlantıları ve yolsuzluk nedeniyle istenmeyen kişi ilan edilmişti.Ülkede 1992-1997 yıllarında cumhurbaşkanı görevini üstlenen Berisha, 2005-2013'te başbakan ve birkaç dönem milletvekili olarak görev yapmıştı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Arnavutluk Haberleri — Eski Arnavutluk Başbakanı ve ana muhalefet Demokrat Partinin (PD) Genel Başkanı Sali Berisha, kendisinin ve aile üyelerinin ABD'ye seyahat engelinin kaldırıldığını açıkladı.Berisha, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, önceki ABD yönetiminin kendisine ve ailesine karşı aldığı haksız bir kararın düzeltildiğini belirtti. Sali Berisha, şu ifadeleri kullandı:Dün itibarıyla, ABD Dışişleri Bakanlığının davamı kapsamlı şekilde incelemesinin ardından, ben ve aile üyelerim artık ABD'ye seyahat etme fırsatından mahrum değiliz. Bu vesileyle, tamamen (Başbakan) Edi Rama ve akıl hocası George Soros'un yolsuz lobiciliğine dayanan bu haksız kararı düzelttikleri için Başkan (Donald) Trump ve Bakan (Marco) Rubio'nun yönetimine teşekkür etmek istiyorum.Berisha, PD üyeleri ve destekçilerini, Arnavut vatandaşlarının özgür oy hakkını ve hak ettikleri geleceği yeniden tesis etme çabalarını aralıksız sürdürmeye davet ettiğini kaydetti.- Berisha, Mayıs 2021'de ABD'ye girmeye uygun olmayan kişi ilan edilmiştiABD, Mayıs 2021'de Berisha'yı ABD'ye girmeye uygun olmayan kişi ilan etmişti.Karar, o dönemde eski ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken tarafından kamuoyuna duyurulmuştu.Kararda, Eski Arnavutluk Cumhurbaşkanı Sali Berisha'nın yolsuzluk içeren eylemleri Arnavutluk'ta demokrasiyi baltalamıştır. Berisha ve ailesinin ABD'ye girişine izin verilmeyeceğini kamuoyuna duyuruyoruz. ifadeleri kullanılmıştı.Ayrıca Berisha, Temmuz 2022'de İngiltere tarafından organize suç grupları ve suçlularla açık bağlantıları ve yolsuzluk nedeniyle istenmeyen kişi ilan edilmişti.Ülkede 1992-1997 yıllarında cumhurbaşkanı görevini üstlenen Berisha, 2005-2013'te başbakan ve birkaç dönem milletvekili olarak görev yapmıştı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İran basınına göre, ABD ile İran arasındaki mutabakat taslağının yeni detayları ortaya çıktı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/iran-basinina-gore-abd-ile-iran-arasindaki-mutabakat-taslaginin-yeni-detaylari-ortaya-cikti/862130/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/iran-basinina-gore-abd-ile-iran-arasindaki-mutabakat-taslaginin-yeni-detaylari-ortaya-cikti/862130/</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:45:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — İran basını, İran-ABD arasındaki 14 maddelik mutabakat zaptı taslağına ilişkin yeni detayların ortaya çıktığını ileri sürerek konunun füze programı dahil edilmeden nükleer ve ekonomik konular çerçevesinde yürütüleceğini ileri sürdü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — İran basını, İran-ABD arasındaki 14 maddelik mutabakat zaptı taslağına ilişkin yeni detayların ortaya çıktığını ileri sürerek konunun füze programı dahil edilmeden nükleer ve ekonomik konular çerçevesinde yürütüleceğini ileri sürdü.Yarı resmi Mehr haber Ajansının haberine göre, ABD ile İran arasındaki 14 maddelik mutabakat taslağı hakkında yeni detaylar ortaya çıktı.Buna göre, mutabakat taslağı, ABD’nin yaptırımları kaldırma, İran çevresindeki güçlerini çekme, deniz ablukasını kaldırma, Hürmüz Boğazı'nı yeniden açma, petrol yaptırımlarını kaldırma ve dondurulmuş İran fonlarını serbest bırakma taahhüdünü içeriyor.ABD’nin İran ekonomisini yeniden inşa etme planı sunması gerektiği ifade edilen detayda, İki ülke arasındaki nihai müzakereler ise İran'ın füze programı gündeme alınmadan, nükleer ve ekonomik konular üzerinde yürütülmelidir. ifadelerine yer verildi.İleri sürülen taslağa ilişkin ilgili taraflardan henüz resmi bir açıklama yapılmadı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — İran basını, İran-ABD arasındaki 14 maddelik mutabakat zaptı taslağına ilişkin yeni detayların ortaya çıktığını ileri sürerek konunun füze programı dahil edilmeden nükleer ve ekonomik konular çerçevesinde yürütüleceğini ileri sürdü.Yarı resmi Mehr haber Ajansının haberine göre, ABD ile İran arasındaki 14 maddelik mutabakat taslağı hakkında yeni detaylar ortaya çıktı.Buna göre, mutabakat taslağı, ABD’nin yaptırımları kaldırma, İran çevresindeki güçlerini çekme, deniz ablukasını kaldırma, Hürmüz Boğazı'nı yeniden açma, petrol yaptırımlarını kaldırma ve dondurulmuş İran fonlarını serbest bırakma taahhüdünü içeriyor.ABD’nin İran ekonomisini yeniden inşa etme planı sunması gerektiği ifade edilen detayda, İki ülke arasındaki nihai müzakereler ise İran'ın füze programı gündeme alınmadan, nükleer ve ekonomik konular üzerinde yürütülmelidir. ifadelerine yer verildi.İleri sürülen taslağa ilişkin ilgili taraflardan henüz resmi bir açıklama yapılmadı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/iran-basinina-gore-abd-ile-iran-arasindaki-mutabakat-taslaginin-yeni-detaylari-ortaya-cikti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Biruni Üniversitesinden Öğrenme Güçlüğünde Tanıdan Uygulamaya Öğretmen Mentörlüğü projesi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/biruni-universitesinden-ogrenme-guclugunde-tanidan-uygulamaya-ogretmen-mentorlugu-projesi/862129/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/biruni-universitesinden-ogrenme-guclugunde-tanidan-uygulamaya-ogretmen-mentorlugu-projesi/862129/</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:44:09 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Biruni Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ayşin Kaplan Sayı: - Öğretmenlerimizin öğrenme güçlüğünün türlerini tanımalarını, öğrencilerin ihtiyaçlarını analiz etmelerini ve sınıf içi öğretim süreçlerini kişiselleştirebilmelerini amaçlıyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Biruni Üniversitesi, TÜBİTAK 4008 kapsamında desteklenmeye hak kazanan Fark Et, Uyarla, Takip Et: Öğrenme Güçlüğünde Tanıdan Uygulamaya Öğretmen Mentörlüğü projesi ile öğrenme güçlüğü yaşayan öğrenciler için öğretmenlere yapay zeka destekli eğitim sunacak.Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Biruni Üniversitesi tarafından yürütülen ve TÜBİTAK 4008 kapsamında desteklenmeye hak kazanan Fark Et, Uyarla, Takip Et: Öğrenme Güçlüğünde Tanıdan Uygulamaya Öğretmen Mentörlüğü projesi ile devlet okullarında görev yapan İngilizce öğretmenlerinin öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencileri daha iyi tanımaları, eğitim süreçlerini bireyselleştirmeleri ve yapay zeka destekli araçları etkili şekilde kullanmaları hedefleniyor.Proje kapsamında gerçekleştirilecek etkileşimli seminerler ve uygulamalı atölyelerde disleksi, disgrafi, dikkat eksikliği ve benzeri öğrenme güçlüklerinin tanınması, öğretim süreçlerinin bireyselleştirilmesi, yapay zekâ destekli araçların kullanımı ve öğretmen mentörlüğü uygulamaları ele alınacak.Biruni Üniversitesinin yanı sıra Boğaziçi Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve İstanbul Gedik Üniversitesi akademisyenlerinin katkılarıyla gerçekleştirilecek projenin sonunda öğretmenlerin öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencileri daha etkin şekilde destekleyebilmeleri, yabancı dil öğretiminde kapsayıcı uygulamaların yaygınlaşması ve yapay zeka destekli bireyselleştirilmiş eğitim yaklaşımlarının sınıf ortamlarına taşınması hedefleniyor.Açıklamada görüşlerine yer verilen Biruni Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ayşin Kaplan Sayı, öğrencilerin farklı öğrenme biçimlerine sahip olduğuna dikkati çekti.Öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların çoğu zaman derslerde zorlanabildiğinin bilgisini paylaşan Sayı, Ancak bu durum onların potansiyellerinin düşük olduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine doğru yaklaşımla desteklendiklerinde yaratıcı, üretken ve topluma değer katan bireyler olarak öne çıkabiliyorlar. Bu nedenle öğretmenlerimizin bu öğrencileri fark edebilmesi ve ihtiyaçlarına uygun eğitim ortamları oluşturabilmesi büyük önem taşıyor. ifadelerini kullandı.Proje kapsamında İstanbul'daki devlet okullarında görev yapan 25 İngilizce öğretmenine eğitim verileceğini belirten Sayı, şunları kaydetti:Öğretmenlerimizin öğrenme güçlüğünün türlerini tanımalarını, öğrencilerin ihtiyaçlarını analiz etmelerini ve sınıf içi öğretim süreçlerini kişiselleştirebilmelerini amaçlıyoruz. Bunun yanında yapay zeka destekli uygulamaların eğitimde nasıl kullanılabileceğine ilişkin uygulamalı eğitimler de sunacağız. Böylece öğretmenlerimiz hem akademik hem de teknolojik açıdan güçlenecek.Biruni Üniversitesi Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Gizem Mutlu Gülbak da öğrenme güçlüğü yaşayan öğrenciler için bireyselleştirilmiş öğretim süreçlerinin öneminin altını çizdi.Gülbak, Her öğrencinin öğrenme biçimi farklıdır. Yapay zeka destekli araçlar öğretmenlere öğrencilerin ihtiyaçlarını daha hızlı analiz etme ve kişiye özel materyaller geliştirme konusunda önemli avantajlar sağlıyor. Bu proje sayesinde öğretmenlerimiz teknolojiyi pedagojik yaklaşımlarla birleştirerek daha kapsayıcı öğrenme ortamları oluşturabilecek. değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Biruni Üniversitesi, TÜBİTAK 4008 kapsamında desteklenmeye hak kazanan Fark Et, Uyarla, Takip Et: Öğrenme Güçlüğünde Tanıdan Uygulamaya Öğretmen Mentörlüğü projesi ile öğrenme güçlüğü yaşayan öğrenciler için öğretmenlere yapay zeka destekli eğitim sunacak.Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Biruni Üniversitesi tarafından yürütülen ve TÜBİTAK 4008 kapsamında desteklenmeye hak kazanan Fark Et, Uyarla, Takip Et: Öğrenme Güçlüğünde Tanıdan Uygulamaya Öğretmen Mentörlüğü projesi ile devlet okullarında görev yapan İngilizce öğretmenlerinin öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencileri daha iyi tanımaları, eğitim süreçlerini bireyselleştirmeleri ve yapay zeka destekli araçları etkili şekilde kullanmaları hedefleniyor.Proje kapsamında gerçekleştirilecek etkileşimli seminerler ve uygulamalı atölyelerde disleksi, disgrafi, dikkat eksikliği ve benzeri öğrenme güçlüklerinin tanınması, öğretim süreçlerinin bireyselleştirilmesi, yapay zekâ destekli araçların kullanımı ve öğretmen mentörlüğü uygulamaları ele alınacak.Biruni Üniversitesinin yanı sıra Boğaziçi Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve İstanbul Gedik Üniversitesi akademisyenlerinin katkılarıyla gerçekleştirilecek projenin sonunda öğretmenlerin öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencileri daha etkin şekilde destekleyebilmeleri, yabancı dil öğretiminde kapsayıcı uygulamaların yaygınlaşması ve yapay zeka destekli bireyselleştirilmiş eğitim yaklaşımlarının sınıf ortamlarına taşınması hedefleniyor.Açıklamada görüşlerine yer verilen Biruni Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ayşin Kaplan Sayı, öğrencilerin farklı öğrenme biçimlerine sahip olduğuna dikkati çekti.Öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların çoğu zaman derslerde zorlanabildiğinin bilgisini paylaşan Sayı, Ancak bu durum onların potansiyellerinin düşük olduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine doğru yaklaşımla desteklendiklerinde yaratıcı, üretken ve topluma değer katan bireyler olarak öne çıkabiliyorlar. Bu nedenle öğretmenlerimizin bu öğrencileri fark edebilmesi ve ihtiyaçlarına uygun eğitim ortamları oluşturabilmesi büyük önem taşıyor. ifadelerini kullandı.Proje kapsamında İstanbul'daki devlet okullarında görev yapan 25 İngilizce öğretmenine eğitim verileceğini belirten Sayı, şunları kaydetti:Öğretmenlerimizin öğrenme güçlüğünün türlerini tanımalarını, öğrencilerin ihtiyaçlarını analiz etmelerini ve sınıf içi öğretim süreçlerini kişiselleştirebilmelerini amaçlıyoruz. Bunun yanında yapay zeka destekli uygulamaların eğitimde nasıl kullanılabileceğine ilişkin uygulamalı eğitimler de sunacağız. Böylece öğretmenlerimiz hem akademik hem de teknolojik açıdan güçlenecek.Biruni Üniversitesi Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Gizem Mutlu Gülbak da öğrenme güçlüğü yaşayan öğrenciler için bireyselleştirilmiş öğretim süreçlerinin öneminin altını çizdi.Gülbak, Her öğrencinin öğrenme biçimi farklıdır. Yapay zeka destekli araçlar öğretmenlere öğrencilerin ihtiyaçlarını daha hızlı analiz etme ve kişiye özel materyaller geliştirme konusunda önemli avantajlar sağlıyor. Bu proje sayesinde öğretmenlerimiz teknolojiyi pedagojik yaklaşımlarla birleştirerek daha kapsayıcı öğrenme ortamları oluşturabilecek. değerlendirmesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Afyonkarahisar'da ailesinin kayıp başvurusunda bulunduğu kişi aranıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/afyonkarahisar-da-ailesinin-kayip-basvurusunda-bulundugu-kisi-araniyor/862128/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/afyonkarahisar-da-ailesinin-kayip-basvurusunda-bulundugu-kisi-araniyor/862128/</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:42:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Afyonkarahisar — Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesinde kaybolan 82 yaşındaki Alzheimer hastası için arama çalışması başlatıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Afyonkarahisar Haberleri — Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesinde kaybolan 82 yaşındaki Alzheimer hastası için arama çalışması başlatıldı.Karadirek köyündeki evinden dün ayrıldıktan sonra geri dönmeyen Halil Kocabıyık'ın yakınları, 112 Acil Çağrı Merkezi'ne kayıp başvurusunda bulundu.Bölgeye, jandarma, AFAD ve AKUT ekipleri sevk edildi.Ekipler, vatandaşların da desteğiyle Kocabıyık'ın bulunması için çalışmalarını sürdürüyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Afyonkarahisar Haberleri — Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesinde kaybolan 82 yaşındaki Alzheimer hastası için arama çalışması başlatıldı.Karadirek köyündeki evinden dün ayrıldıktan sonra geri dönmeyen Halil Kocabıyık'ın yakınları, 112 Acil Çağrı Merkezi'ne kayıp başvurusunda bulundu.Bölgeye, jandarma, AFAD ve AKUT ekipleri sevk edildi.Ekipler, vatandaşların da desteğiyle Kocabıyık'ın bulunması için çalışmalarını sürdürüyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/afyonkarahisar-da-ailesinin-kayip-basvurusunda-bulundugu-kisi-araniyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Hazine haftaya 3 ihale ve 1 doğrudan satış gerçekleştirecek</title>
      <link>https://www.canligaste.com/hazine-haftaya-3-ihale-ve-1-dogrudan-satis-gerceklestirecek/862127/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/hazine-haftaya-3-ihale-ve-1-dogrudan-satis-gerceklestirecek/862127/</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:42:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Hazine ve Maliye Bakanlığı, gelecek hafta 3 ihale ile 1 doğrudan satışa imza atacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Hazine ve Maliye Bakanlığı, gelecek hafta 3 ihale ile 1 doğrudan satışa imza atacak.Bakanlığın yayımladığı iç borç ihraç takvimine göre 15 Haziran Pazartesi günü 8 ay (238 gün) vadeli hazine bonosunun ilk ihracı gerçekleştirilecek.Aynı gün, 2 yıl (637 gün) vadeli, 6 ayda bir kupon ödemeli sabit kuponlu devlet tahvilinin yeniden ihracı yapılacak.Bakanlık, 16 Haziran Salı günü 1 yıl (364 gün) vadeli, 6 ayda bir kira ödemeli Türk lirası gecelik katılım referans getiri oranına (TLREFK) endeksli kira sertifikasının doğrudan satışını gerçekleştirecek.Aynı gün 5 yıl (1764 gün) vadeli, 6 ayda bir kupon ödemeli sabit kuponlu devlet tahvilinin yeniden ihracına imza atılacak.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Hazine ve Maliye Bakanlığı, gelecek hafta 3 ihale ile 1 doğrudan satışa imza atacak.Bakanlığın yayımladığı iç borç ihraç takvimine göre 15 Haziran Pazartesi günü 8 ay (238 gün) vadeli hazine bonosunun ilk ihracı gerçekleştirilecek.Aynı gün, 2 yıl (637 gün) vadeli, 6 ayda bir kupon ödemeli sabit kuponlu devlet tahvilinin yeniden ihracı yapılacak.Bakanlık, 16 Haziran Salı günü 1 yıl (364 gün) vadeli, 6 ayda bir kira ödemeli Türk lirası gecelik katılım referans getiri oranına (TLREFK) endeksli kira sertifikasının doğrudan satışını gerçekleştirecek.Aynı gün 5 yıl (1764 gün) vadeli, 6 ayda bir kupon ödemeli sabit kuponlu devlet tahvilinin yeniden ihracına imza atılacak.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Abdi İbrahim yeni işe alım programını hayata geçirdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/abdi-ibrahim-yeni-ise-alim-programini-hayata-gecirdi/862126/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/abdi-ibrahim-yeni-ise-alim-programini-hayata-gecirdi/862126/</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:42:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Abdi İbrahim Reçeteli Ürünler Pazarlama ve Satış Grup Başkanı Figen Bilgen: - İşe alım programıyla deneyimli profesyonellerin bilgi ve birikimini genç yeteneklerin potansiyeliyle buluşturmayı hedefliyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Abdi İbrahim, yeni işe alım programını hayata geçirdi.Şirketten yapılan açıklamaya göre, Abdi İbrahim, İyileştiren Yüzler Arıyoruz sloganıyla başlattığı işe alım süreci kapsamında saha organizasyonunu yeni yeteneklerle güçlendirmeye hazırlanıyor.Türkiye genelinde yürütülecek programla şirket, tecrübesiyle değer katacak adayların yanı sıra ilaç sektöründe kariyerine güçlü bir başlangıç yapmak isteyen yeni mezun gençlere de gelişim, öğrenme ve uzun vadeli kariyer fırsatları sunuyor.Bu kapsamda hayata geçirilen 200 kişilik yeni istihdam planı doğrultusunda, farklı deneyim seviyelerinden adaylar Abdi İbrahim'in saha organizasyonuna katılacak. Toplam 6 bin çalışan ve 2 bin 400 kişilik satış ve pazarlama kadrosuyla şirket, insan kaynağını sürdürülebilir ve uzun vadeli başarının en önemli unsurlarından biri olarak görüyor.Tıbbi Tanıtım Temsilcisi olarak görev alacak adaylar, kapsamlı eğitim programları, mentörlük uygulamaları ve performans odaklı gelişim fırsatlarıyla desteklenecek. Rekabetçi ücretlendirme politikası, özel sağlık sigortası, prim sistemi, şirket aracı ve tablet gibi yan hakların yanı sıra çalışanlar, sektörün önemli kurumlarından birinde sürekli öğrenmeyi teşvik eden bir çalışma kültürünün parçası olacak.Açıklamada görüşlerine yer verilen Abdi İbrahim Reçeteli Ürünler Pazarlama ve Satış Grup Başkanı Figen Bilgen, Abdi İbrahim'in 114 yıllık iyileştirme yolculuğundaki en büyük gücünün her zaman insan olduğunu belirtti.Bilgen, saha ekiplerinin, sağlık profesyonelleriyle kurduğu güçlü bağın ve hastalara değer sunma yaklaşımlarının en önemli temsilcileri arasında yer aldığını vurgulayarak, şunları kaydetti:Bu işe alım programıyla deneyimli profesyonellerin bilgi ve birikimini genç yeteneklerin potansiyeliyle buluşturmayı hedefliyoruz. Aramıza katılacak yeni çalışma arkadaşlarımızın, saha organizasyonumuzun çevikliğini ve etki gücünü daha da artırarak Türkiye'deki liderliğimizi pekiştireceğine ve uluslararası pazarlardaki büyüme hedeflerimize katkı sağlayacağına inanıyoruz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Abdi İbrahim, yeni işe alım programını hayata geçirdi.Şirketten yapılan açıklamaya göre, Abdi İbrahim, İyileştiren Yüzler Arıyoruz sloganıyla başlattığı işe alım süreci kapsamında saha organizasyonunu yeni yeteneklerle güçlendirmeye hazırlanıyor.Türkiye genelinde yürütülecek programla şirket, tecrübesiyle değer katacak adayların yanı sıra ilaç sektöründe kariyerine güçlü bir başlangıç yapmak isteyen yeni mezun gençlere de gelişim, öğrenme ve uzun vadeli kariyer fırsatları sunuyor.Bu kapsamda hayata geçirilen 200 kişilik yeni istihdam planı doğrultusunda, farklı deneyim seviyelerinden adaylar Abdi İbrahim'in saha organizasyonuna katılacak. Toplam 6 bin çalışan ve 2 bin 400 kişilik satış ve pazarlama kadrosuyla şirket, insan kaynağını sürdürülebilir ve uzun vadeli başarının en önemli unsurlarından biri olarak görüyor.Tıbbi Tanıtım Temsilcisi olarak görev alacak adaylar, kapsamlı eğitim programları, mentörlük uygulamaları ve performans odaklı gelişim fırsatlarıyla desteklenecek. Rekabetçi ücretlendirme politikası, özel sağlık sigortası, prim sistemi, şirket aracı ve tablet gibi yan hakların yanı sıra çalışanlar, sektörün önemli kurumlarından birinde sürekli öğrenmeyi teşvik eden bir çalışma kültürünün parçası olacak.Açıklamada görüşlerine yer verilen Abdi İbrahim Reçeteli Ürünler Pazarlama ve Satış Grup Başkanı Figen Bilgen, Abdi İbrahim'in 114 yıllık iyileştirme yolculuğundaki en büyük gücünün her zaman insan olduğunu belirtti.Bilgen, saha ekiplerinin, sağlık profesyonelleriyle kurduğu güçlü bağın ve hastalara değer sunma yaklaşımlarının en önemli temsilcileri arasında yer aldığını vurgulayarak, şunları kaydetti:Bu işe alım programıyla deneyimli profesyonellerin bilgi ve birikimini genç yeteneklerin potansiyeliyle buluşturmayı hedefliyoruz. Aramıza katılacak yeni çalışma arkadaşlarımızın, saha organizasyonumuzun çevikliğini ve etki gücünü daha da artırarak Türkiye'deki liderliğimizi pekiştireceğine ve uluslararası pazarlardaki büyüme hedeflerimize katkı sağlayacağına inanıyoruz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANALİZ - Eğitimde algılar ve veriler: Türkiye'nin PISA karnesi bize ne söylüyor?</title>
      <link>https://www.canligaste.com/analiz-egitimde-algilar-ve-veriler-turkiye-nin-pisa-karnesi-bize-ne-soyluyor/862125/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/analiz-egitimde-algilar-ve-veriler-turkiye-nin-pisa-karnesi-bize-ne-soyluyor/862125/</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:39:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Türkiye yalnızca kendi içinde bir ilerleme kaydetmiyor, aynı zamanda küresel ölçekte rekabet ettiği ülkeler karşısında da konumunu güçlendiriyor. PISA gibi uluslararası ölçümler, ülkelerin eğitim sistemlerinin 15 yaşındaki öğrencileri gerçek hayat problemlerine, eleştirel düşünmeye ve karmaşık sorunları çözmeye ne ölçüde hazırladığını gösteriyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi'nde Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi alanında Öğretim Üyesi Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, Türkiye’nin Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’ndaki (PISA) konumunu ve bu durumun ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.***Türkiye’de eğitim meselesi, kamuoyunun en fazla tartıştığı alanlardan biri. Zaman zaman sosyal medyada, televizyon tartışmalarında veya gündelik siyasi polemiklerde eğitim sistemi üzerinden sert eleştiriler yapılıyor. Elbette eğitim gibi toplumun tamamını ilgilendiren bir alanda eleştiri doğaldır, hatta gereklidir. Ancak eğitim politikalarını değerlendirirken kısa vadeli gözlemlerle, münferit örneklerle ya da sosyal medyada öne çıkan olumsuzluklarla hüküm vermek bizi çoğu zaman eksik ve yanıltıcı sonuçlara götürebilir.Çünkü eğitim; sağlık, ulaştırma veya altyapı gibi alanlardan farklı olarak sonuçları hemen görülebilen bir politika sahası değil. Bir hastane yatırımı, yol, köprü, havaalanı ya da şehir hastanesi yapıldığında bunun topluma yansıması kısa sürede görülür. Vatandaş hizmete erişir, fiziki kapasiteyi fark eder, somut değişimi günlük hayatında hisseder. Oysa eğitimde yapılan bir müfredat değişikliğinin, öğretmen niteliğine yönelik bir yatırımın, dijital öğrenme platformlarının, mesleki eğitimi güçlendiren politikaların veya erken yaşta beceri gelişimine yönelik adımların sonuçları ancak yıllar içinde ortaya çıkar.- Algıların ötesinde bir başarı hikayesiEğitim uzun soluklu bir inşa sürecidir. Bugün yapılan bir yatırımın sonucu, bazen on yıl sonra Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) verilerinde, iş gücü piyasasında, üniversite başarısında, teknoloji üretiminde veya toplumsal hareketlilikte görünür hale gelir. Bu nedenle eğitimde “hemen sonuç” beklentisi çoğu zaman gerçekçi değildir. Asıl mesele, sistemin doğru yönde ilerleyip ilerlemediğini anlamaktır. İşte burada uluslararası karşılaştırmalar, özellikle de Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve PISA verileri önemli bir ayna işlevi görmektedir.Nitekim OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann’ın Türkiye’ye ilişkin son açıklaması, eğitim tartışmalarında çoğu zaman gözden kaçan bu uzun vadeli perspektifi hatırlatması bakımından son derece önemlidir. Cormann, Türkiye’nin PISA sonuçlarına atıfla, “son on yılda doğru yönde eğilim gösteren az sayıdaki ülkeden biri” olduğunu belirtmiş ve bir sonraki PISA için gelen verilerin de Türkiye’deki olumlu eğilimin devam ettiğini gösterdiğini ifade etmiştir. Daha da önemlisi eğitimin gelirleri, verimliliği ve yaşam standartlarını iyileştirmenin en etkili yollarından biri olduğunu ancak bu alandaki olumlu değişimin etkisini göstermesinin uzun zaman aldığını vurgulamıştır. Bu açıklama, Türkiye’de eğitim alanında yapılan tartışmalara daha serinkanlı ve veri temelli bakmamız gerektiğini gösteriyor. Çünkü kamuoyunda çoğu zaman sadece sorunlar konuşuluyor. Ancak uluslararası verilerde görülen iyileşme eğilimi yeterince tartışılmıyor. Oysa OECD’nin kendi değerlendirmesi de Türkiye’nin on yıldan uzun bir süre boyunca çoğu alanda PISA sonuçlarını iyileştiren az sayıdaki ülkeden biri olduğunu ortaya koyuyor. OECD’ye göre Türkiye’nin PISA 2022 sonuçları matematik ve fen alanlarında PISA’da şimdiye kadar ölçülen en yüksek seviyeler arasında yer almaktadır. Özellikle matematik ve fen performansı 2006 ve 2015 sonuçlarına göre daha iyi görünmektedir. - PISA verilerinde Türkiye’nin yükselen grafiğiUluslararası ölçümler, eğitimdeki gelişmeleri ideolojik tartışmaların ve gündelik algıların ötesinde, daha objektif bir zeminde değerlendirme imkanı sunmaktadır. PISA gibi karşılaştırmalı araştırmalar, ülkelerin eğitim performansını belirli aralıklarla, ortak ölçütler ve standart yöntemler üzerinden ortaya koyar. Bu nedenle Türkiye’nin eğitimdeki seyrini değerlendirirken yalnızca kamuoyundaki tartışmalara değil, yıllar içinde oluşan bu ölçülebilir verilere de bakmak gerekir.PISA 2022’de Türkiye matematikte 453 puan, fen bilimlerinde 476 puan, okuma becerilerinde ise 456 puan elde etti. Aynı testte OECD ortalaması matematikte 472, fen bilimlerinde 485, okuma becerilerinde ise 476 puandı. Evet, Türkiye hala OECD ortalamasının altında. Ancak asıl dikkat çekici olan, farkın yıllar içinde ciddi biçimde azalmasıdır. Matematikte Türkiye ile OECD ülkeleri arasındaki fark 2015'te 70 puan iken 2022’de 19 puana düştü. Fen bilimlerinde 2015’te 68 puan olan fark, 2022’de 9 puana kadar geriledi. Okuma becerilerinde ise 2015’te 62 puan olan fark, 2022’de 20 puana indi. Bu tablo, yalnızca olumlu bir istatistiksel yükselişe işaret etmemektedir. Aynı zamanda Türkiye’nin eğitim performansında OECD ortalamasına doğru kademeli bir yakınsama eğilimini göstermektedir. Daha da önemlisi, PISA 2022’nin Kovid-19 salgını sonrasında birçok ülkede öğrenme kayıplarının ve performans düşüşlerinin gözlendiği bir dönemde yapılmış olmasıdır. Buna rağmen Türkiye matematikte mevcut seviyesini büyük ölçüde korumuş, fen bilimlerinde ise performans artışı sağlamıştır. Sıralamalara baktığımızda da benzer bir iyileşme görülüyor. Türkiye, PISA 2018’de matematikte 79 ülke içinde 42. sıradayken, PISA 2022’de 81 ülke içinde 39. sıraya yükseldi. Fen bilimlerinde 39. sıradan 34. sıraya, okuma becerilerinde ise 40. sıradan 36. sıraya çıktı. OECD ülkeleri içinde de matematikte 33. sıradan 32. sıraya, fen bilimlerinde 30. sıradan 29. sıraya, okuma becerilerinde ise 31. sıradan 30. sıraya yükseldi. Yani katılımcı ülke sayısı artarken Türkiye her üç alanda da sıralamasını iyileştirdi. Burada özellikle altı çizilmesi gereken husus şu: Türkiye yalnızca kendi içinde bir ilerleme kaydetmiyor, aynı zamanda küresel ölçekte rekabet ettiği ülkeler karşısında da konumunu güçlendiriyor. PISA gibi uluslararası ölçümler, ülkelerin eğitim sistemlerinin 15 yaşındaki öğrencileri gerçek hayat problemlerine, eleştirel düşünmeye ve karmaşık sorunları çözmeye ne ölçüde hazırladığını gösteriyor.Dolayısıyla bu verileri salt bir sınav başarısı olarak okumak eksik bir yaklaşımdır. Söz konusu sonuçlar insan sermayesinin, üretkenliğin ve küresel rekabet gücünün geleceğine dair stratejik göstergeler niteliğindedir.- Temel becerilerde yeni hedef: Daha kapsayıcı başarıŞüphesiz ki bu olumlu ivme, eğitim sisteminin tüm yapısal sorunlarından arındığı şeklinde yorumlanmamalıdır. Mevcut uluslararası veriler, kat edilen mesafeyi teyit ederken bir yandan da stratejik müdahale gerektiren gelişim alanlarını net bir biçimde görünür kılmaktadır. OECD Skills Summit 2026’da Andreas Schleicher’in sunumunda dikkat çektiği üzere, Türkiye son yirmi yılda düşük performans gösteren öğrenci oranını azaltabilen ülkelerden biri olsa da hala 15 yaşındaki öğrencilerin yaklaşık yüzde 40’ı PISA temel yeterlilik eşiği olan Seviye 2’nin altında yer almaktadır. Aynı sunumda, Türkiye’nin tüm gençlerini temel beceri düzeyine çıkarabilmesi halinde bunun uzun vadede ekonomiye  Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 261’i düzeyinde katkı sağlayabileceği ve yaklaşık 5,8 trilyon dolar ek ekonomik değer anlamına gelebileceği ifade edilmektedir.Bu nedenle Türkiye’nin eğitimdeki yeni hedefi yalnızca “OECD ortalamasını yakalamak” olmamalı; her çocuğu asgari yeterlilik düzeyine ulaştırmak ve üst düzey beceri grubundaki öğrenci oranını artırmak olmalıdır. OECD verilerine göre matematikte Türkiye'deki öğrencilerin yüzde 61’i asgari düzey olan Seviye 2'ye ulaşırken (OECD ortalaması yüzde 69), üst performans olan Seviye 5 ve 6'daki öğrenci oranımız yüzde 5'te (OECD ortalaması yüzde 9) kalmıştır. Bugün yapılması gereken eğitimdeki hiçbir sorunu yok saymadan, uluslararası verilerle ispatlanan bu ilerlemeyi daha da güçlendirmektir. Şimdi asıl mesele, doğru yöndeki bu ivmeyi kalıcı, kapsayıcı ve Türkiye'yi yüksek beceri ekonomisine taşıyacak gerçek bir başarı hikayesine dönüştürmektir.[Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi'nde Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi alanında öğretim üyesidir.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi'nde Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi alanında Öğretim Üyesi Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, Türkiye’nin Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’ndaki (PISA) konumunu ve bu durumun ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.***Türkiye’de eğitim meselesi, kamuoyunun en fazla tartıştığı alanlardan biri. Zaman zaman sosyal medyada, televizyon tartışmalarında veya gündelik siyasi polemiklerde eğitim sistemi üzerinden sert eleştiriler yapılıyor. Elbette eğitim gibi toplumun tamamını ilgilendiren bir alanda eleştiri doğaldır, hatta gereklidir. Ancak eğitim politikalarını değerlendirirken kısa vadeli gözlemlerle, münferit örneklerle ya da sosyal medyada öne çıkan olumsuzluklarla hüküm vermek bizi çoğu zaman eksik ve yanıltıcı sonuçlara götürebilir.Çünkü eğitim; sağlık, ulaştırma veya altyapı gibi alanlardan farklı olarak sonuçları hemen görülebilen bir politika sahası değil. Bir hastane yatırımı, yol, köprü, havaalanı ya da şehir hastanesi yapıldığında bunun topluma yansıması kısa sürede görülür. Vatandaş hizmete erişir, fiziki kapasiteyi fark eder, somut değişimi günlük hayatında hisseder. Oysa eğitimde yapılan bir müfredat değişikliğinin, öğretmen niteliğine yönelik bir yatırımın, dijital öğrenme platformlarının, mesleki eğitimi güçlendiren politikaların veya erken yaşta beceri gelişimine yönelik adımların sonuçları ancak yıllar içinde ortaya çıkar.- Algıların ötesinde bir başarı hikayesiEğitim uzun soluklu bir inşa sürecidir. Bugün yapılan bir yatırımın sonucu, bazen on yıl sonra Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) verilerinde, iş gücü piyasasında, üniversite başarısında, teknoloji üretiminde veya toplumsal hareketlilikte görünür hale gelir. Bu nedenle eğitimde “hemen sonuç” beklentisi çoğu zaman gerçekçi değildir. Asıl mesele, sistemin doğru yönde ilerleyip ilerlemediğini anlamaktır. İşte burada uluslararası karşılaştırmalar, özellikle de Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve PISA verileri önemli bir ayna işlevi görmektedir.Nitekim OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann’ın Türkiye’ye ilişkin son açıklaması, eğitim tartışmalarında çoğu zaman gözden kaçan bu uzun vadeli perspektifi hatırlatması bakımından son derece önemlidir. Cormann, Türkiye’nin PISA sonuçlarına atıfla, “son on yılda doğru yönde eğilim gösteren az sayıdaki ülkeden biri” olduğunu belirtmiş ve bir sonraki PISA için gelen verilerin de Türkiye’deki olumlu eğilimin devam ettiğini gösterdiğini ifade etmiştir. Daha da önemlisi eğitimin gelirleri, verimliliği ve yaşam standartlarını iyileştirmenin en etkili yollarından biri olduğunu ancak bu alandaki olumlu değişimin etkisini göstermesinin uzun zaman aldığını vurgulamıştır. Bu açıklama, Türkiye’de eğitim alanında yapılan tartışmalara daha serinkanlı ve veri temelli bakmamız gerektiğini gösteriyor. Çünkü kamuoyunda çoğu zaman sadece sorunlar konuşuluyor. Ancak uluslararası verilerde görülen iyileşme eğilimi yeterince tartışılmıyor. Oysa OECD’nin kendi değerlendirmesi de Türkiye’nin on yıldan uzun bir süre boyunca çoğu alanda PISA sonuçlarını iyileştiren az sayıdaki ülkeden biri olduğunu ortaya koyuyor. OECD’ye göre Türkiye’nin PISA 2022 sonuçları matematik ve fen alanlarında PISA’da şimdiye kadar ölçülen en yüksek seviyeler arasında yer almaktadır. Özellikle matematik ve fen performansı 2006 ve 2015 sonuçlarına göre daha iyi görünmektedir. - PISA verilerinde Türkiye’nin yükselen grafiğiUluslararası ölçümler, eğitimdeki gelişmeleri ideolojik tartışmaların ve gündelik algıların ötesinde, daha objektif bir zeminde değerlendirme imkanı sunmaktadır. PISA gibi karşılaştırmalı araştırmalar, ülkelerin eğitim performansını belirli aralıklarla, ortak ölçütler ve standart yöntemler üzerinden ortaya koyar. Bu nedenle Türkiye’nin eğitimdeki seyrini değerlendirirken yalnızca kamuoyundaki tartışmalara değil, yıllar içinde oluşan bu ölçülebilir verilere de bakmak gerekir.PISA 2022’de Türkiye matematikte 453 puan, fen bilimlerinde 476 puan, okuma becerilerinde ise 456 puan elde etti. Aynı testte OECD ortalaması matematikte 472, fen bilimlerinde 485, okuma becerilerinde ise 476 puandı. Evet, Türkiye hala OECD ortalamasının altında. Ancak asıl dikkat çekici olan, farkın yıllar içinde ciddi biçimde azalmasıdır. Matematikte Türkiye ile OECD ülkeleri arasındaki fark 2015'te 70 puan iken 2022’de 19 puana düştü. Fen bilimlerinde 2015’te 68 puan olan fark, 2022’de 9 puana kadar geriledi. Okuma becerilerinde ise 2015’te 62 puan olan fark, 2022’de 20 puana indi. Bu tablo, yalnızca olumlu bir istatistiksel yükselişe işaret etmemektedir. Aynı zamanda Türkiye’nin eğitim performansında OECD ortalamasına doğru kademeli bir yakınsama eğilimini göstermektedir. Daha da önemlisi, PISA 2022’nin Kovid-19 salgını sonrasında birçok ülkede öğrenme kayıplarının ve performans düşüşlerinin gözlendiği bir dönemde yapılmış olmasıdır. Buna rağmen Türkiye matematikte mevcut seviyesini büyük ölçüde korumuş, fen bilimlerinde ise performans artışı sağlamıştır. Sıralamalara baktığımızda da benzer bir iyileşme görülüyor. Türkiye, PISA 2018’de matematikte 79 ülke içinde 42. sıradayken, PISA 2022’de 81 ülke içinde 39. sıraya yükseldi. Fen bilimlerinde 39. sıradan 34. sıraya, okuma becerilerinde ise 40. sıradan 36. sıraya çıktı. OECD ülkeleri içinde de matematikte 33. sıradan 32. sıraya, fen bilimlerinde 30. sıradan 29. sıraya, okuma becerilerinde ise 31. sıradan 30. sıraya yükseldi. Yani katılımcı ülke sayısı artarken Türkiye her üç alanda da sıralamasını iyileştirdi. Burada özellikle altı çizilmesi gereken husus şu: Türkiye yalnızca kendi içinde bir ilerleme kaydetmiyor, aynı zamanda küresel ölçekte rekabet ettiği ülkeler karşısında da konumunu güçlendiriyor. PISA gibi uluslararası ölçümler, ülkelerin eğitim sistemlerinin 15 yaşındaki öğrencileri gerçek hayat problemlerine, eleştirel düşünmeye ve karmaşık sorunları çözmeye ne ölçüde hazırladığını gösteriyor.Dolayısıyla bu verileri salt bir sınav başarısı olarak okumak eksik bir yaklaşımdır. Söz konusu sonuçlar insan sermayesinin, üretkenliğin ve küresel rekabet gücünün geleceğine dair stratejik göstergeler niteliğindedir.- Temel becerilerde yeni hedef: Daha kapsayıcı başarıŞüphesiz ki bu olumlu ivme, eğitim sisteminin tüm yapısal sorunlarından arındığı şeklinde yorumlanmamalıdır. Mevcut uluslararası veriler, kat edilen mesafeyi teyit ederken bir yandan da stratejik müdahale gerektiren gelişim alanlarını net bir biçimde görünür kılmaktadır. OECD Skills Summit 2026’da Andreas Schleicher’in sunumunda dikkat çektiği üzere, Türkiye son yirmi yılda düşük performans gösteren öğrenci oranını azaltabilen ülkelerden biri olsa da hala 15 yaşındaki öğrencilerin yaklaşık yüzde 40’ı PISA temel yeterlilik eşiği olan Seviye 2’nin altında yer almaktadır. Aynı sunumda, Türkiye’nin tüm gençlerini temel beceri düzeyine çıkarabilmesi halinde bunun uzun vadede ekonomiye  Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 261’i düzeyinde katkı sağlayabileceği ve yaklaşık 5,8 trilyon dolar ek ekonomik değer anlamına gelebileceği ifade edilmektedir.Bu nedenle Türkiye’nin eğitimdeki yeni hedefi yalnızca “OECD ortalamasını yakalamak” olmamalı; her çocuğu asgari yeterlilik düzeyine ulaştırmak ve üst düzey beceri grubundaki öğrenci oranını artırmak olmalıdır. OECD verilerine göre matematikte Türkiye'deki öğrencilerin yüzde 61’i asgari düzey olan Seviye 2'ye ulaşırken (OECD ortalaması yüzde 69), üst performans olan Seviye 5 ve 6'daki öğrenci oranımız yüzde 5'te (OECD ortalaması yüzde 9) kalmıştır. Bugün yapılması gereken eğitimdeki hiçbir sorunu yok saymadan, uluslararası verilerle ispatlanan bu ilerlemeyi daha da güçlendirmektir. Şimdi asıl mesele, doğru yöndeki bu ivmeyi kalıcı, kapsayıcı ve Türkiye'yi yüksek beceri ekonomisine taşıyacak gerçek bir başarı hikayesine dönüştürmektir.[Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi'nde Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi alanında öğretim üyesidir.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Savunma sporu hapkido ile gençleri hayata hazırlıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/savunma-sporu-hapkido-ile-gencleri-hayata-hazirliyor/862124/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/savunma-sporu-hapkido-ile-gencleri-hayata-hazirliyor/862124/</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:39:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Dünya Hapkido Derneği Başkanı Şükrü Kınataş: - Gençler hapkidoyu tanıdıktan sonra bunu yaşam biçimi haline getiriyorlar - Onunla (boksör Muhammed Ali) İngiltere'deki Merkez Camisi'nde sohbetlere katılırdık]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — CEREN AYDINONAT - Dünya Hapkido Derneği (World All Hapkido Association / WAHA) Başkanı ve Ata Sporları Federasyonu Başkan Vekili Şükrü Kınataş, hapkido ile geliştirdikleri prensiplerin çocukların ve gençlerin gelişimi açısından çok önemli olduğunu söyledi.Kınataş, Türkiye'ye getirdiği savunma sporu hapkido ile çocukları gelecekte daha bilinçli bireyler olabilmeleri için eğitiyor, öz güvenlerini artırıyor ve antrenörler yetiştiriyor.Şükrü Kınataş, Bulgurlu'daki spor salonunda hapkido sporu, 8. Etnospor Kültür Festivali ve boksör Muhammed Ali ile anılarına dair AA muhabirine açıklamalarda bulundu.Hapkido ile Türkiye ve dünyada birçok seminer verdiklerini dile getiren Kınataş, En son Fas'a gittik. Ardından Etnospor Kültür Festivali'ne katıldık. Etnospor Kültür Festivali, dünya ülkeleri tarafından çok yakından takip edilen bir organizasyon. Bu anlamda Sayın Bilal Erdoğan, çok önemli bir boşluğu doldurdu. Ülkemizde geçmişten gelen kültürü tekrar canlandırarak yeni neslin tanımasına vesile oldu. Bu sene de çok kalabalık geçti. Okçuluk, at yarışları ve diğer branşlarla dolu dolu bir organizasyondu. Devletimiz bu anlamda önemli bir boşluğu doldurmuş oldu, öncülüğünü de Bilal Erdoğan yaptı. Bunun için kendisine teşekkür ediyorum. diye konuştu.Kınataş, kendisinin Türkiye'ye hapkido sporunu getirdiğini anlatarak, şunları söyledi:2006 yılında federasyonu kurduk. Sürekli Güney Kore'ye gittim, orada 5 yıl dünya federasyonunun asbaşkanlığını yaptım. Ardından WAHA'yı kurduk. Bütün ülkelerin kulüplerinin bağlı olduğu bir üst yapı. Uzak Doğu sporlarında bir eğilme hareketi vardır. Biz hapkidoda bu eğilme hareketini kaldırdık. Çok vurucu, kırıcı kuralları değil, daha yumuşak, kazanmaya yönelik kurallar getirdik. Eskiden kol kırma vardı, kıran kazanıyordu. Böyle şeyler bize ters geldi. Hapkidoda yumuşattığımız kurallarla beraber İslam ülkeleri, federasyonumuza daha çok üye olmaya başladı. Avrupalılar da bizi destekledi.- Bizimle çalışmak istiyorsanız doğru yolu seçinŞükrü Kınataş, hapkidoda sporcuların uyması gereken önemli prensiplerin olduğunun altını çizdi.Sekiz tane doğruları olduğunu ifade eden Kınataş, Bu 8 doğru; doğru bakmak, doğru görmek, doğru anlamak, doğru düşünmek, doğru konuşmak, doğru beslenmek, doğru emir vermek ve doğru emre uymak şeklinde. 6 prensibimiz var: Sabır, saygı, nezaket, terbiye, disiplin ve çalışmak. Hapkidoda 'Ebu Bekir gibi sadakatli, Ömer gibi adaletli, Osman gibi edepli, Ali gibi cesaretli olacağız' dedik. Beyaz kuşak çocuklara fazla bilgi yüklemeyiz ancak siyah kuşağa kadar bilgilerini artırıyoruz. Yüksek kuşaklarda şunu sorguluyoruz: Önünüzde iki yol var, biri doğru biri ise yanlış. Bizimle çalışmak istiyorsanız doğru yolu seçin. Bu durum çocukların gelişimi açısından çok faydalı oldu. dedi.Kınataş, çocukları küçük yaşta alıp onları hayata hazırladıklarını aktararak, Öz güvenlerini artırıyoruz. Savunmayı öğrenen çocuk saldırgan değildir. Savunması onu rahatlatır, kendini korumasını bilir. Maalesef ülkemizde Uzak Doğu sporları genelde kırsal kesimlerde yaygın. Bu çile çekmiş kırsal kesimin kendini gösterme çabasından kaynaklanır. Bunun için başarılı olurlar. Küçük yaşta çocuklarımızı kendi kültürümüzde yetiştirirsek büyüdüklerinde topluma karşı tehlikeli olmazlar. Bu duyguları öğretmeye çalışıyoruz. Bizi bir dövüş sporu gibi düşünüyorlar. Hapkido dövüş sporu değildir ama hapkidocular iyi dövüşebilir. Hapkido; judo, aikido ve diğer branşların iyi tekniklerini bünyesinde harmanlamış ve Koreliler tarafından geliştirilmiş bir spordur. Gençler hapkidoyu tanıdıktan sonra bunu yaşam biçimi haline getiriyorlar. Eski öğrencilerim çocuklarını, torunlarını bize getiriyor. Gençlerimizi rahatlatmamız lazım, baskıcı olmamamız gerekir. Bu yüzden hapkidoya sevgi sporu diyoruz. ifadelerini kullandı.Yetiştirdikleri antrenörlerin çoğunun kadın olduğunu vurgulayan Kınataş, şöyle konuştu:Bayanların anne şefkatiyle çocuklara yaklaşması çocukların ilgisini artırıyor. Gelecekte hapkidonun çok iyi yerlerde olacağına inanıyorum. Ben Avrupa Hapkido Birliği'nin ikinci başkanıyım. Türkiye'deki okulları çoğaltmak, milli takım düzeyinde sporcular yetiştirip ülkemizi gururla temsil etmek istiyoruz. İnşallah devletimiz elimizden tutarsa ve federe olursak çok daha iyi olacak. Tüm antrenör arkadaşlar, çocuklara bir ortam hazırlayıp onların yalnızlığını alıyor. Salonlar bizim için büyük nimet. Devletimiz salon açıp insanları teşvik ediyor. Hapkidoda federe değiliz, inşallah önümüzdeki günlerde öyle bir çalışmamız olacak. Federe olarak ülkemize hizmet etmek ve gençlerimizin elinden tutmak istiyoruz. Çocukları ekrandan ne kadar uzak tutarsak o kadar faydalı oluruz.Kınataş, sporun bir yaşam biçimi olduğunu belirterek, Ya spor salonlarını, ya da belirli bir yaştan sonra hastaneleri dolduracaksınız. Sporla yaşayın ve sağlıklı kalın. Böylelikle kendinizi sporda kanıtlama imkanınız olsun. Anadolu'da sporla birlikte insanlar taranmalı. Çocuklar eğer zeka olarak çok yetenekliyse örneğin uzay teknolojilerinde çalıştırılsın, tıbba yönlendirilsin. Fiziksel olarak güçlü çocuklar da sporda devam etsin. değerlendirmesinde bulundu.- (Muhammed Ali) Kendisi bana doğru yumruk atma tekniğini öğrettiŞükrü Kınataş, spor dünyasında tüm zamanların en büyüğü olarak anılan unutulmaz boksör ve Müslüman aktivist Muhammed Ali ile tanışma hikayesini aktardı.Muhammed Ali'nin çocukluğundan beri görmek istediği bir idolü olduğunu kaydeden Kınataş, Gece siyah-beyaz televizyondan maçlarını izlerdik. Onun çok yakın arkadaşı tekvandodan öğrencimdi. Bir gün bana 'hocam, Muhammed Ali gelecek, sizi tanıştırmak istiyorum' dedi. Onun vesilesiyle tanıştık. Muhammed Ali, kendini dine vermişti. Sihirbazlık hareketleri öğrenmişti ve bu hareketleri yaparak 'şeytanın oyunlarına aldanmayın' şeklinde tebliğde bulunurdu. Kuran'dan ayetler okurdu. Onunla İngiltere'deki Merkez Camisi'nde sohbetlere katılırdık. Kendisi bana doğru yumruk atma tekniğini öğretti. Yüzüne vurdum, daha sert vur dedi. Anısına resim çektik. Çok cana yakın, alçakgönüllü, yeri doldurulmamış bir sporcuydu. ifadelerini kullandı.Kınataş, 19 yıl önce geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden şarkıcı Barış Akarsu'nun siyah kuşaklı hapkidocu olduğunu dile getirerek, şunları söyledi:Gizli gizli salona gelip antrenman yapardı. Boş zamanlarını burada geçirirdi. Kılıca, sopaya meraklıydı. Federasyon kurduğumuzda ise yönetim kuruluna dahil oldu. Vefat ettiği hafta Kore'ye gitmeye niyetlenmiştik. 2005 yılında yaptığımız ilk seminere Barış Akarsu da katıldığı için Koreliler kendisini tanıyordu. Onun müziklerini dinliyorlardı. Vefat ettiğini duyunca çok üzüldüler ve onun anısına müsabaka düzenlemeyi teklif ettiler. Kore gazilerini de çağırdık. Koreliler, Kore gazilerinin önünde eğildiler, ellerini öptüler. 'Kore'yi size borçluyuz' dediler. Kore bizim kardeş ülkemiz, Türkiye'nin değerini biliyorlar.Türkiye'nin uluslararası alanda değerinin gözle görülür bir şekilde yükseldiğini vurgulayan Şükrü Kınataş, sözlerini, Gittiğimiz ülkelerde Türkiye'ye eski Türkiye olarak bakılmıyor. Eskiden çok değer görmüyorduk ama şimdi çok değerliyiz. Çok iyi karşılıyorlar bizi. Türkiye, nasıl İslam ülkelerinin lideri konumundaysa biz bunu sporda da değerlendirmeliyiz. Bu anlamda Bilal Erdoğan'ın çok güzel projeleri var. Bunlar desteklenmeli. Bizlere düşen görevi ülkemiz adına yapmalıyız. Sporun evrensel değerlere karşı saygılı olduğunu ve sporla birlikte barışın olacağını düşünüyorum. Spordaki dostluğu yaygınlaştıralım. Sporun faydaları saymakla bitmez. Özellikle 60 yaşını geçmiş eski hocaların tecrübesini gençliğin tekniğiyle birleştirip okullarda değerlendirmemiz gerekir diye düşünüyorum. Bu bütün sporlarda geçerli olmalıdır. diyerek sonlandırdı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — CEREN AYDINONAT - Dünya Hapkido Derneği (World All Hapkido Association / WAHA) Başkanı ve Ata Sporları Federasyonu Başkan Vekili Şükrü Kınataş, hapkido ile geliştirdikleri prensiplerin çocukların ve gençlerin gelişimi açısından çok önemli olduğunu söyledi.Kınataş, Türkiye'ye getirdiği savunma sporu hapkido ile çocukları gelecekte daha bilinçli bireyler olabilmeleri için eğitiyor, öz güvenlerini artırıyor ve antrenörler yetiştiriyor.Şükrü Kınataş, Bulgurlu'daki spor salonunda hapkido sporu, 8. Etnospor Kültür Festivali ve boksör Muhammed Ali ile anılarına dair AA muhabirine açıklamalarda bulundu.Hapkido ile Türkiye ve dünyada birçok seminer verdiklerini dile getiren Kınataş, En son Fas'a gittik. Ardından Etnospor Kültür Festivali'ne katıldık. Etnospor Kültür Festivali, dünya ülkeleri tarafından çok yakından takip edilen bir organizasyon. Bu anlamda Sayın Bilal Erdoğan, çok önemli bir boşluğu doldurdu. Ülkemizde geçmişten gelen kültürü tekrar canlandırarak yeni neslin tanımasına vesile oldu. Bu sene de çok kalabalık geçti. Okçuluk, at yarışları ve diğer branşlarla dolu dolu bir organizasyondu. Devletimiz bu anlamda önemli bir boşluğu doldurmuş oldu, öncülüğünü de Bilal Erdoğan yaptı. Bunun için kendisine teşekkür ediyorum. diye konuştu.Kınataş, kendisinin Türkiye'ye hapkido sporunu getirdiğini anlatarak, şunları söyledi:2006 yılında federasyonu kurduk. Sürekli Güney Kore'ye gittim, orada 5 yıl dünya federasyonunun asbaşkanlığını yaptım. Ardından WAHA'yı kurduk. Bütün ülkelerin kulüplerinin bağlı olduğu bir üst yapı. Uzak Doğu sporlarında bir eğilme hareketi vardır. Biz hapkidoda bu eğilme hareketini kaldırdık. Çok vurucu, kırıcı kuralları değil, daha yumuşak, kazanmaya yönelik kurallar getirdik. Eskiden kol kırma vardı, kıran kazanıyordu. Böyle şeyler bize ters geldi. Hapkidoda yumuşattığımız kurallarla beraber İslam ülkeleri, federasyonumuza daha çok üye olmaya başladı. Avrupalılar da bizi destekledi.- Bizimle çalışmak istiyorsanız doğru yolu seçinŞükrü Kınataş, hapkidoda sporcuların uyması gereken önemli prensiplerin olduğunun altını çizdi.Sekiz tane doğruları olduğunu ifade eden Kınataş, Bu 8 doğru; doğru bakmak, doğru görmek, doğru anlamak, doğru düşünmek, doğru konuşmak, doğru beslenmek, doğru emir vermek ve doğru emre uymak şeklinde. 6 prensibimiz var: Sabır, saygı, nezaket, terbiye, disiplin ve çalışmak. Hapkidoda 'Ebu Bekir gibi sadakatli, Ömer gibi adaletli, Osman gibi edepli, Ali gibi cesaretli olacağız' dedik. Beyaz kuşak çocuklara fazla bilgi yüklemeyiz ancak siyah kuşağa kadar bilgilerini artırıyoruz. Yüksek kuşaklarda şunu sorguluyoruz: Önünüzde iki yol var, biri doğru biri ise yanlış. Bizimle çalışmak istiyorsanız doğru yolu seçin. Bu durum çocukların gelişimi açısından çok faydalı oldu. dedi.Kınataş, çocukları küçük yaşta alıp onları hayata hazırladıklarını aktararak, Öz güvenlerini artırıyoruz. Savunmayı öğrenen çocuk saldırgan değildir. Savunması onu rahatlatır, kendini korumasını bilir. Maalesef ülkemizde Uzak Doğu sporları genelde kırsal kesimlerde yaygın. Bu çile çekmiş kırsal kesimin kendini gösterme çabasından kaynaklanır. Bunun için başarılı olurlar. Küçük yaşta çocuklarımızı kendi kültürümüzde yetiştirirsek büyüdüklerinde topluma karşı tehlikeli olmazlar. Bu duyguları öğretmeye çalışıyoruz. Bizi bir dövüş sporu gibi düşünüyorlar. Hapkido dövüş sporu değildir ama hapkidocular iyi dövüşebilir. Hapkido; judo, aikido ve diğer branşların iyi tekniklerini bünyesinde harmanlamış ve Koreliler tarafından geliştirilmiş bir spordur. Gençler hapkidoyu tanıdıktan sonra bunu yaşam biçimi haline getiriyorlar. Eski öğrencilerim çocuklarını, torunlarını bize getiriyor. Gençlerimizi rahatlatmamız lazım, baskıcı olmamamız gerekir. Bu yüzden hapkidoya sevgi sporu diyoruz. ifadelerini kullandı.Yetiştirdikleri antrenörlerin çoğunun kadın olduğunu vurgulayan Kınataş, şöyle konuştu:Bayanların anne şefkatiyle çocuklara yaklaşması çocukların ilgisini artırıyor. Gelecekte hapkidonun çok iyi yerlerde olacağına inanıyorum. Ben Avrupa Hapkido Birliği'nin ikinci başkanıyım. Türkiye'deki okulları çoğaltmak, milli takım düzeyinde sporcular yetiştirip ülkemizi gururla temsil etmek istiyoruz. İnşallah devletimiz elimizden tutarsa ve federe olursak çok daha iyi olacak. Tüm antrenör arkadaşlar, çocuklara bir ortam hazırlayıp onların yalnızlığını alıyor. Salonlar bizim için büyük nimet. Devletimiz salon açıp insanları teşvik ediyor. Hapkidoda federe değiliz, inşallah önümüzdeki günlerde öyle bir çalışmamız olacak. Federe olarak ülkemize hizmet etmek ve gençlerimizin elinden tutmak istiyoruz. Çocukları ekrandan ne kadar uzak tutarsak o kadar faydalı oluruz.Kınataş, sporun bir yaşam biçimi olduğunu belirterek, Ya spor salonlarını, ya da belirli bir yaştan sonra hastaneleri dolduracaksınız. Sporla yaşayın ve sağlıklı kalın. Böylelikle kendinizi sporda kanıtlama imkanınız olsun. Anadolu'da sporla birlikte insanlar taranmalı. Çocuklar eğer zeka olarak çok yetenekliyse örneğin uzay teknolojilerinde çalıştırılsın, tıbba yönlendirilsin. Fiziksel olarak güçlü çocuklar da sporda devam etsin. değerlendirmesinde bulundu.- (Muhammed Ali) Kendisi bana doğru yumruk atma tekniğini öğrettiŞükrü Kınataş, spor dünyasında tüm zamanların en büyüğü olarak anılan unutulmaz boksör ve Müslüman aktivist Muhammed Ali ile tanışma hikayesini aktardı.Muhammed Ali'nin çocukluğundan beri görmek istediği bir idolü olduğunu kaydeden Kınataş, Gece siyah-beyaz televizyondan maçlarını izlerdik. Onun çok yakın arkadaşı tekvandodan öğrencimdi. Bir gün bana 'hocam, Muhammed Ali gelecek, sizi tanıştırmak istiyorum' dedi. Onun vesilesiyle tanıştık. Muhammed Ali, kendini dine vermişti. Sihirbazlık hareketleri öğrenmişti ve bu hareketleri yaparak 'şeytanın oyunlarına aldanmayın' şeklinde tebliğde bulunurdu. Kuran'dan ayetler okurdu. Onunla İngiltere'deki Merkez Camisi'nde sohbetlere katılırdık. Kendisi bana doğru yumruk atma tekniğini öğretti. Yüzüne vurdum, daha sert vur dedi. Anısına resim çektik. Çok cana yakın, alçakgönüllü, yeri doldurulmamış bir sporcuydu. ifadelerini kullandı.Kınataş, 19 yıl önce geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden şarkıcı Barış Akarsu'nun siyah kuşaklı hapkidocu olduğunu dile getirerek, şunları söyledi:Gizli gizli salona gelip antrenman yapardı. Boş zamanlarını burada geçirirdi. Kılıca, sopaya meraklıydı. Federasyon kurduğumuzda ise yönetim kuruluna dahil oldu. Vefat ettiği hafta Kore'ye gitmeye niyetlenmiştik. 2005 yılında yaptığımız ilk seminere Barış Akarsu da katıldığı için Koreliler kendisini tanıyordu. Onun müziklerini dinliyorlardı. Vefat ettiğini duyunca çok üzüldüler ve onun anısına müsabaka düzenlemeyi teklif ettiler. Kore gazilerini de çağırdık. Koreliler, Kore gazilerinin önünde eğildiler, ellerini öptüler. 'Kore'yi size borçluyuz' dediler. Kore bizim kardeş ülkemiz, Türkiye'nin değerini biliyorlar.Türkiye'nin uluslararası alanda değerinin gözle görülür bir şekilde yükseldiğini vurgulayan Şükrü Kınataş, sözlerini, Gittiğimiz ülkelerde Türkiye'ye eski Türkiye olarak bakılmıyor. Eskiden çok değer görmüyorduk ama şimdi çok değerliyiz. Çok iyi karşılıyorlar bizi. Türkiye, nasıl İslam ülkelerinin lideri konumundaysa biz bunu sporda da değerlendirmeliyiz. Bu anlamda Bilal Erdoğan'ın çok güzel projeleri var. Bunlar desteklenmeli. Bizlere düşen görevi ülkemiz adına yapmalıyız. Sporun evrensel değerlere karşı saygılı olduğunu ve sporla birlikte barışın olacağını düşünüyorum. Spordaki dostluğu yaygınlaştıralım. Sporun faydaları saymakla bitmez. Özellikle 60 yaşını geçmiş eski hocaların tecrübesini gençliğin tekniğiyle birleştirip okullarda değerlendirmemiz gerekir diye düşünüyorum. Bu bütün sporlarda geçerli olmalıdır. diyerek sonlandırdı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Kızılaya bağışladığı 326 ünite kanla hastalara umut oldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turk-kizilaya-bagisladigi-326-unite-kanla-hastalara-umut-oldu/862123/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turk-kizilaya-bagisladigi-326-unite-kanla-hastalara-umut-oldu/862123/</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:39:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Adana — Adana'da 15 yıldır kan bağışında bulunan 63 yaşındaki emekli inşaat mühendisi Zeki Özen: - Kan acil bir ihtiyaç değil, sürekli olan bir ihtiyaçtır. İnsanlar bunu düzenli bir alışkanlık haline getirirlerse hem kendi sağlıkları hem de ülkemizin kan ihtiyacı için çok daha faydalı olacağına inanıyorum]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Adana Haberleri — KORAY KILIÇ - Adana'da 63 yaşındaki emekli inşaat mühendisi Zeki Özen, 15 yıldan bu yana Türk Kızılaya bağışladığı 326 ünite beyaz ve tam kanla çok sayıda hastaya umut oldu.Özen, duyarlılık göstermek adına 2011'de ilk kan bağışını yaptı. Süreç içerisinde kan bağışını tekrarlayan Özen, kendisini hem sağlık hem de manevi yönden daha iyi hissetmeye başladı.Belirli aralıklarla bağış yapmayı sürdüren Özen, 15 yılda 326 ünite beyaz ve tam kan vererek, çok sayıda hastaya umut oldu.Türk Kızılay tarafından bronz, gümüş ve altın madalyalarla ödüllendirilen Özen, çevresindekileri bağışçı olmaları konusunda teşvik etmeye devam ediyor.Bağışçı Zeki Özen, AA muhabirine, kan stoklarına katkıda bulunmanın çok önemli olduğunu söyledi.İnsanlara faydalı olmanın tarif edilemez bir duygu olduğunu anlatan Özen, Kan verirken bana beyaz kan ve aferez işleminden bahsettiler. Bunun kan kanseri çocuklarda çok faydalı olacağını söyledikleri için bu bana motivasyon oldu. dedi.Özen, 2011'den bu yana her yıl beyaz ve tam kan olmak üzere düzenli bağışta bulunduğunu kaydetti.Düzenli kan vermenin sağlığına da iyi geldiğini vurgulayan Özen, şöyle devam etti:326 defa kan vermiş olmak, binlerce kişiye dokunmuş olmanın mutluluğunu hissettiriyor. Bunun sadece manevi hazzı yeterli oluyor. Burada kan verirken karşılaştığım gençlerin hepsine bu işin önemini anlatmaya çalışıyorum. İnsan vücuduna bir zararı olmadan, aksine daha sağlıklı bir yaşam için düzenli kan vermenin kendi sağlıkları için daha iyi olacağını göstermeye çalışıyorum. Hatta onlara hedef koyarak, 'Beni geçin, ben 300 verdim ama siz yaş itibarıyla bunu 1000 yapabilirsiniz' diyerek onları motive etmeye çalışıyorum.- Kan acil bir ihtiyaç değil, sürekli olan bir ihtiyaçtırÖzen, kana sürekli ihtiyaç duyulduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:Kan acil bir ihtiyaç değil, sürekli olan bir ihtiyaçtır. İnsanlar bunu düzenli bir alışkanlık haline getirirlerse hem kendi sağlıkları hem de ülkemizin kan ihtiyacı için çok daha faydalı olacağına inanıyorum. Doğal afetlerde ya da ani bir olay olduğunda bir anda kan vermek için yığılmalar oluyor. Bunu önlemek için de insanların düzenli olarak kan vermesi ve bu verilen kanların stoklanması ve bu olaylardaki ilk müdahale anlarında da elde hazır kan stokunun olması çok önemli bir olaydır.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Adana Haberleri — KORAY KILIÇ - Adana'da 63 yaşındaki emekli inşaat mühendisi Zeki Özen, 15 yıldan bu yana Türk Kızılaya bağışladığı 326 ünite beyaz ve tam kanla çok sayıda hastaya umut oldu.Özen, duyarlılık göstermek adına 2011'de ilk kan bağışını yaptı. Süreç içerisinde kan bağışını tekrarlayan Özen, kendisini hem sağlık hem de manevi yönden daha iyi hissetmeye başladı.Belirli aralıklarla bağış yapmayı sürdüren Özen, 15 yılda 326 ünite beyaz ve tam kan vererek, çok sayıda hastaya umut oldu.Türk Kızılay tarafından bronz, gümüş ve altın madalyalarla ödüllendirilen Özen, çevresindekileri bağışçı olmaları konusunda teşvik etmeye devam ediyor.Bağışçı Zeki Özen, AA muhabirine, kan stoklarına katkıda bulunmanın çok önemli olduğunu söyledi.İnsanlara faydalı olmanın tarif edilemez bir duygu olduğunu anlatan Özen, Kan verirken bana beyaz kan ve aferez işleminden bahsettiler. Bunun kan kanseri çocuklarda çok faydalı olacağını söyledikleri için bu bana motivasyon oldu. dedi.Özen, 2011'den bu yana her yıl beyaz ve tam kan olmak üzere düzenli bağışta bulunduğunu kaydetti.Düzenli kan vermenin sağlığına da iyi geldiğini vurgulayan Özen, şöyle devam etti:326 defa kan vermiş olmak, binlerce kişiye dokunmuş olmanın mutluluğunu hissettiriyor. Bunun sadece manevi hazzı yeterli oluyor. Burada kan verirken karşılaştığım gençlerin hepsine bu işin önemini anlatmaya çalışıyorum. İnsan vücuduna bir zararı olmadan, aksine daha sağlıklı bir yaşam için düzenli kan vermenin kendi sağlıkları için daha iyi olacağını göstermeye çalışıyorum. Hatta onlara hedef koyarak, 'Beni geçin, ben 300 verdim ama siz yaş itibarıyla bunu 1000 yapabilirsiniz' diyerek onları motive etmeye çalışıyorum.- Kan acil bir ihtiyaç değil, sürekli olan bir ihtiyaçtırÖzen, kana sürekli ihtiyaç duyulduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:Kan acil bir ihtiyaç değil, sürekli olan bir ihtiyaçtır. İnsanlar bunu düzenli bir alışkanlık haline getirirlerse hem kendi sağlıkları hem de ülkemizin kan ihtiyacı için çok daha faydalı olacağına inanıyorum. Doğal afetlerde ya da ani bir olay olduğunda bir anda kan vermek için yığılmalar oluyor. Bunu önlemek için de insanların düzenli olarak kan vermesi ve bu verilen kanların stoklanması ve bu olaylardaki ilk müdahale anlarında da elde hazır kan stokunun olması çok önemli bir olaydır.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Edirne ve Kırklareli'nde 14 düzensiz göçmen yakalandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/edirne-ve-kirklareli-nde-14-duzensiz-gocmen-yakalandi/862122/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/edirne-ve-kirklareli-nde-14-duzensiz-gocmen-yakalandi/862122/</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:36:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kırklareli — Edirne ve Kırklareli'nde 14 düzensiz göçmen yakalandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kırklareli Haberleri — Edirne ve Kırklareli'nde 14 düzensiz göçmen yakalandı. Edirne'de güvenlik güçleri, kent genelindeki denetimlerde 8 yabancı uyruklunun yasa dışı yollarla yurda girdiğini tespit etti.Yabancı uyruklular, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne gönderildi.Kırklareli'nde de güvenlik güçleri, 6 düzensiz göçmeni yakaladı.Düzensiz göçmenler, Pehlivanköy Geri Gönderme Merkezine teslim edildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kırklareli Haberleri — Edirne ve Kırklareli'nde 14 düzensiz göçmen yakalandı. Edirne'de güvenlik güçleri, kent genelindeki denetimlerde 8 yabancı uyruklunun yasa dışı yollarla yurda girdiğini tespit etti.Yabancı uyruklular, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne gönderildi.Kırklareli'nde de güvenlik güçleri, 6 düzensiz göçmeni yakaladı.Düzensiz göçmenler, Pehlivanköy Geri Gönderme Merkezine teslim edildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/edirne-ve-kirklareli-nde-14-duzensiz-gocmen-yakalandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANALİZ- Anthropic’in itirafı: Yapay zeka kontrolden çıkıyor mu?</title>
      <link>https://www.canligaste.com/analiz-anthropic-in-itirafi-yapay-zeka-kontrolden-cikiyor-mu/862121/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/analiz-anthropic-in-itirafi-yapay-zeka-kontrolden-cikiyor-mu/862121/</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:36:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Özyinelemeli yapay zeka kapasitesi, geleceğin güç mimarisinde yalnızca bir araç değil, doğrudan gündem kurucu bir jeopolitik kapasite haline dönüşebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA araştırmacısı Prof. Dr. Erman Akıllı, yapay zekada kendi kendini geliştiren sistemlerin geleceğin güç dengeleri ve dijital egemenlik anlayışı üzerindeki etkilerini AA Analiz için kaleme aldı.***Yapay zeka teknolojisi geliştiricilerinden Anthropic, geçtiğimiz günlerde yayımladığı “When AI Builds Itself” (Yapay zeka kendini inşa ettiğinde) başlıklı yazıyla yapay zeka teknolojilerinin geleceğine dair önemli bir uyarıyı kamuoyuyla paylaştı. Yazının merkezinde, Türkçeye “özyinelemeli kendini geliştirme” olarak çevirebileceğimiz “recursive self improvement” kavramı bulunmaktadır. Anthropic bu kavramı, bir yapay zeka sisteminin insan müdahalesi olmaksızın kendisinden daha yetenekli bir halefi tasarlayıp eğitebilmesi olarak tanımlamaktadır. Şirket, henüz bu eşiğe ulaşılmadığını ve böyle bir sonucun kaçınılmaz olmadığını vurgulasa da söz konusu gelişmenin pek çok kurumun ve devletin hazırlıklı olduğundan çok daha erken gerçekleşebileceği uyarısında bulunmaktadır.- Yapay zekada yeni eşikBu uyarıyı önemli kılan husus, söz konusu gelişmenin soyut bir gelecek tasavvurundan değil, bizzat şirketin kendi faaliyetlerinden hareketle dile getiriliyor olmasıdır. Anthropic’in açıkladığına göre, kurumun kod tabanına eklenen kodun yüzde sekseninden fazlası Mayıs 2026 itibarıyla Claude tarafından yazılmaktadır. İki yıl önce yalnızca birkaç puan düzeyinde olan bu oran, bugün şirketin yapay zeka geliştirme sürecinin önemli bir kısmının yine yapay zeka tarafından yürütüldüğünü göstermektedir. Bir başka ifadeyle, yapay zekayı inşa eden insan eli giderek geri çekilmekte, yapay zekânın kendi gelişim sürecindeki payı ise hızla artmaktadır.Asıl can alıcı mesele tam da burada başlamaktadır. İnsan artık yalnızca üreten değil, yönlendiren, izleyen ve son aşamada doğrulayan bir konuma doğru itilmektedir. Bu ilk bakışta verimlilik artışı gibi görülebilir. Nitekim yapay zekanın kod yazması, araştırma süreçlerini hızlandırması, bilimsel keşiflere katkı sunması ve sağlık gibi alanlarda insanlığa büyük faydalar sağlaması mümkündür. Ancak aynı süreç, insanların yapay zeka sistemleri üzerindeki denetimini kaybetme ihtimalini de beraberinde getirmektedir. Anthropic’in açıklamasını önemli kılan da tam olarak bu “dürüstlüktür (!)”. Şirket, kendi geliştirdiği teknolojinin yalnızca imkânlarını değil, denetlenemez hale gelme riskini de açıkça kabul etmektedir.- Teknolojik rekabetin ötesinde, tekelleşme riskiEğer özyinelemeli kendini geliştirme bir gerçekliğe dönüşürse, bu teknolojiye ilk ulaşan aktörlerin elindeki üstünlük yalnızca geçici bir avantaj olarak kalmayacak, aynı zamanda kalıcı ve telafisi güç bir dijital asimetriye dönüşecektir. Çünkü kendi halefini inşa edebilen bir yapay zeka sistemi, her yeni gelişim döngüsünde rakipleriyle arasındaki mesafeyi daha da açma potansiyeline sahip olacaktır. Bu durum, klasik anlamda teknolojik rekabetin ötesinde, yeni bir güç yoğunlaşması ve tekelci kapasite üretimi anlamına gelecektir. Zira bu aşamada belirleyici mesele artık kimin daha iyi bir model geliştirdiği değil, kimin kendi kendini geliştiren zeka döngüsünü önce kurduğu meselesi olacaktır.Bu noktada mesele, uluslararası ilişkiler teorisi açısından da son derece kritik bir boyut kazanmaktadır. John Mearsheimer’in saldırgan (ofansif) realizm anlayışında vurguladığı üzere, uluslararası sistemde güç yalnızca sahip olunan kapasite değil, aynı zamanda aktörlerin gündem belirleme ve diğer aktörlerin davranış alanını sınırlandırma kabiliyetidir. Benzer biçimde, yapay zeka çağında kendi kendini geliştiren model döngüsünü kuran aktör, yalnızca teknolojik üstünlük elde etmiş olmayacak, aynı zamanda uluslararası alanın stratejik gündemini de şekillendirme imkânına kavuşacaktır. Başka bir ifadeyle, özyinelemeli yapay zeka kapasitesi, geleceğin güç mimarisinde yalnızca bir araç değil, doğrudan gündem kurucu bir jeopolitik kapasite haline dönüşebilir.- Meşru, denetlenebilir ve çok katmanlı bir küresel yönetişimin gerekliliğiDevletler adına diğer bir risk alanı ise dijital asimetrinin epistemik bağımlılığa dönüşmesidir. Bilgiyi üreten, işleyen, sınıflandıran ve onaylayan altyapının belirli teknoloji merkezlerinde yoğunlaşması, geri kalan aktörleri yalnızca teknolojinin değil, o teknoloji aracılığıyla üretilen bilginin, kararın ve anlam dünyasının da bağımlı tüketicileri haline getirebilir. Bu nedenle özyinelemeli kendini geliştirme ihtimali, yalnızca daha güçlü yapay zeka modellerinin ortaya çıkması anlamına gelmez. Aynı zamanda egemenliğin veri, algoritma, hesaplama kapasitesi ve bilişsel altyapılar üzerinden yeniden tanımlandığı yeni bir uluslararası düzenin habercisidir. Dolayısıyla dijital otonomi artık teknik bir kapasite meselesi değil, egemenliğin yeni eşiği olarak görülmelidir.Anthropic’in önerdiği küresel koordinasyon çağrısı da meseleyi doğrudan uluslararası siyasetin merkezine taşımaktadır. Şirketin bu eşik aşılmadan önce gelişmeyi yavaşlatma ya da geçici olarak durdurma seçeneğinin elde tutulması gerektiğini savunması, yapay zeka denetiminin artık yeni bir silah kontrolü meselesi olarak ele alındığını göstermektedir. Ancak yapay zeka alanındaki denetim sorunu, nükleer silah kontrolünden çok daha karmaşık bir karaktere sahiptir. Bir eğitim sürecini gizlemek, füze rampalarını saklamaktan daha kolaydır. Veri merkezleri, çipler, yazılımlar ve model mimarileri hem sivil hem de stratejik amaçlarla kullanılabilir. Dahası, bu alanda sessizce kuralı ihlal ederek öne geçmenin getirisi son derece yüksektir. Bu nedenle yalnızca iyi niyete dayalı gönüllü yavaşlama rejimleri yeterli olmayacaktır. Asıl ihtiyaç, devletleri, teknoloji şirketlerini, uluslararası kuruluşları, akademiyi ve toplumları kapsayan meşru, denetlenebilir ve çok katmanlı bir küresel yönetişim mimarisidir.- Türkiye'nin milli egemenlik ve dijital diplomasi hamlesiTürkiye açısından bu tablonun ortaya koyduğu sonuç son derece açıktır. Yapay zekanın geleceğine dair kuralların, normların ve denetim mekanizmalarının yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye’nin bu tartışmanın yalnızca izleyicisi olması düşünülemez. Tam aksine, Türkiye bu sürecin hem ahlaki hem diplomatik hem de stratejik boyutlarında aktif bir rol üstlenmek zorundadır. Çünkü mesele yalnızca teknolojik rekabete ayak uydurmak değildir. Mesele, insanlığın geleceğini etkileyecek bir alanda kimin söz söyleyeceği, kimin norm üreteceği ve kimin meşruiyet zemini inşa edeceği meselesidir.Türkiye’nin farklı bloklar, bölgeler ve medeniyet havzaları arasında köprü kurabilen diplomatik tecrübesi, bilişsel diplomasi çağında önemli bir stratejik imkâna dönüşmektedir. Küresel kuzey ile küresel güney arasında, Batı ittifakı ile yükselen güç merkezleri arasında ve devlet merkezli uluslararası düzen ile teknoloji merkezli yeni güç yapıları arasında denge kurabilen Türkiye, yapay zeka yönetişiminde daha adil, kapsayıcı ve meşru bir düzenin norm girişimcisi olabilir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “daha adil bir dünya mümkün” vizyonu, bu noktada yalnızca klasik uluslararası siyaset için değil, dijital çağın yönetişim mimarisi için de anlamlı bir rehber niteliği taşımaktadır. Zira yapay zekanın geleceği sadece teknolojinin geleceği değil; aynı zamanda hakikatin, egemenliğin ve adaletin de geleceğidir.[Prof. Dr. Erman Akıllı, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nde Öğretim Üyesi ve SETA'da araştırmacıdır.]* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA araştırmacısı Prof. Dr. Erman Akıllı, yapay zekada kendi kendini geliştiren sistemlerin geleceğin güç dengeleri ve dijital egemenlik anlayışı üzerindeki etkilerini AA Analiz için kaleme aldı.***Yapay zeka teknolojisi geliştiricilerinden Anthropic, geçtiğimiz günlerde yayımladığı “When AI Builds Itself” (Yapay zeka kendini inşa ettiğinde) başlıklı yazıyla yapay zeka teknolojilerinin geleceğine dair önemli bir uyarıyı kamuoyuyla paylaştı. Yazının merkezinde, Türkçeye “özyinelemeli kendini geliştirme” olarak çevirebileceğimiz “recursive self improvement” kavramı bulunmaktadır. Anthropic bu kavramı, bir yapay zeka sisteminin insan müdahalesi olmaksızın kendisinden daha yetenekli bir halefi tasarlayıp eğitebilmesi olarak tanımlamaktadır. Şirket, henüz bu eşiğe ulaşılmadığını ve böyle bir sonucun kaçınılmaz olmadığını vurgulasa da söz konusu gelişmenin pek çok kurumun ve devletin hazırlıklı olduğundan çok daha erken gerçekleşebileceği uyarısında bulunmaktadır.- Yapay zekada yeni eşikBu uyarıyı önemli kılan husus, söz konusu gelişmenin soyut bir gelecek tasavvurundan değil, bizzat şirketin kendi faaliyetlerinden hareketle dile getiriliyor olmasıdır. Anthropic’in açıkladığına göre, kurumun kod tabanına eklenen kodun yüzde sekseninden fazlası Mayıs 2026 itibarıyla Claude tarafından yazılmaktadır. İki yıl önce yalnızca birkaç puan düzeyinde olan bu oran, bugün şirketin yapay zeka geliştirme sürecinin önemli bir kısmının yine yapay zeka tarafından yürütüldüğünü göstermektedir. Bir başka ifadeyle, yapay zekayı inşa eden insan eli giderek geri çekilmekte, yapay zekânın kendi gelişim sürecindeki payı ise hızla artmaktadır.Asıl can alıcı mesele tam da burada başlamaktadır. İnsan artık yalnızca üreten değil, yönlendiren, izleyen ve son aşamada doğrulayan bir konuma doğru itilmektedir. Bu ilk bakışta verimlilik artışı gibi görülebilir. Nitekim yapay zekanın kod yazması, araştırma süreçlerini hızlandırması, bilimsel keşiflere katkı sunması ve sağlık gibi alanlarda insanlığa büyük faydalar sağlaması mümkündür. Ancak aynı süreç, insanların yapay zeka sistemleri üzerindeki denetimini kaybetme ihtimalini de beraberinde getirmektedir. Anthropic’in açıklamasını önemli kılan da tam olarak bu “dürüstlüktür (!)”. Şirket, kendi geliştirdiği teknolojinin yalnızca imkânlarını değil, denetlenemez hale gelme riskini de açıkça kabul etmektedir.- Teknolojik rekabetin ötesinde, tekelleşme riskiEğer özyinelemeli kendini geliştirme bir gerçekliğe dönüşürse, bu teknolojiye ilk ulaşan aktörlerin elindeki üstünlük yalnızca geçici bir avantaj olarak kalmayacak, aynı zamanda kalıcı ve telafisi güç bir dijital asimetriye dönüşecektir. Çünkü kendi halefini inşa edebilen bir yapay zeka sistemi, her yeni gelişim döngüsünde rakipleriyle arasındaki mesafeyi daha da açma potansiyeline sahip olacaktır. Bu durum, klasik anlamda teknolojik rekabetin ötesinde, yeni bir güç yoğunlaşması ve tekelci kapasite üretimi anlamına gelecektir. Zira bu aşamada belirleyici mesele artık kimin daha iyi bir model geliştirdiği değil, kimin kendi kendini geliştiren zeka döngüsünü önce kurduğu meselesi olacaktır.Bu noktada mesele, uluslararası ilişkiler teorisi açısından da son derece kritik bir boyut kazanmaktadır. John Mearsheimer’in saldırgan (ofansif) realizm anlayışında vurguladığı üzere, uluslararası sistemde güç yalnızca sahip olunan kapasite değil, aynı zamanda aktörlerin gündem belirleme ve diğer aktörlerin davranış alanını sınırlandırma kabiliyetidir. Benzer biçimde, yapay zeka çağında kendi kendini geliştiren model döngüsünü kuran aktör, yalnızca teknolojik üstünlük elde etmiş olmayacak, aynı zamanda uluslararası alanın stratejik gündemini de şekillendirme imkânına kavuşacaktır. Başka bir ifadeyle, özyinelemeli yapay zeka kapasitesi, geleceğin güç mimarisinde yalnızca bir araç değil, doğrudan gündem kurucu bir jeopolitik kapasite haline dönüşebilir.- Meşru, denetlenebilir ve çok katmanlı bir küresel yönetişimin gerekliliğiDevletler adına diğer bir risk alanı ise dijital asimetrinin epistemik bağımlılığa dönüşmesidir. Bilgiyi üreten, işleyen, sınıflandıran ve onaylayan altyapının belirli teknoloji merkezlerinde yoğunlaşması, geri kalan aktörleri yalnızca teknolojinin değil, o teknoloji aracılığıyla üretilen bilginin, kararın ve anlam dünyasının da bağımlı tüketicileri haline getirebilir. Bu nedenle özyinelemeli kendini geliştirme ihtimali, yalnızca daha güçlü yapay zeka modellerinin ortaya çıkması anlamına gelmez. Aynı zamanda egemenliğin veri, algoritma, hesaplama kapasitesi ve bilişsel altyapılar üzerinden yeniden tanımlandığı yeni bir uluslararası düzenin habercisidir. Dolayısıyla dijital otonomi artık teknik bir kapasite meselesi değil, egemenliğin yeni eşiği olarak görülmelidir.Anthropic’in önerdiği küresel koordinasyon çağrısı da meseleyi doğrudan uluslararası siyasetin merkezine taşımaktadır. Şirketin bu eşik aşılmadan önce gelişmeyi yavaşlatma ya da geçici olarak durdurma seçeneğinin elde tutulması gerektiğini savunması, yapay zeka denetiminin artık yeni bir silah kontrolü meselesi olarak ele alındığını göstermektedir. Ancak yapay zeka alanındaki denetim sorunu, nükleer silah kontrolünden çok daha karmaşık bir karaktere sahiptir. Bir eğitim sürecini gizlemek, füze rampalarını saklamaktan daha kolaydır. Veri merkezleri, çipler, yazılımlar ve model mimarileri hem sivil hem de stratejik amaçlarla kullanılabilir. Dahası, bu alanda sessizce kuralı ihlal ederek öne geçmenin getirisi son derece yüksektir. Bu nedenle yalnızca iyi niyete dayalı gönüllü yavaşlama rejimleri yeterli olmayacaktır. Asıl ihtiyaç, devletleri, teknoloji şirketlerini, uluslararası kuruluşları, akademiyi ve toplumları kapsayan meşru, denetlenebilir ve çok katmanlı bir küresel yönetişim mimarisidir.- Türkiye'nin milli egemenlik ve dijital diplomasi hamlesiTürkiye açısından bu tablonun ortaya koyduğu sonuç son derece açıktır. Yapay zekanın geleceğine dair kuralların, normların ve denetim mekanizmalarının yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye’nin bu tartışmanın yalnızca izleyicisi olması düşünülemez. Tam aksine, Türkiye bu sürecin hem ahlaki hem diplomatik hem de stratejik boyutlarında aktif bir rol üstlenmek zorundadır. Çünkü mesele yalnızca teknolojik rekabete ayak uydurmak değildir. Mesele, insanlığın geleceğini etkileyecek bir alanda kimin söz söyleyeceği, kimin norm üreteceği ve kimin meşruiyet zemini inşa edeceği meselesidir.Türkiye’nin farklı bloklar, bölgeler ve medeniyet havzaları arasında köprü kurabilen diplomatik tecrübesi, bilişsel diplomasi çağında önemli bir stratejik imkâna dönüşmektedir. Küresel kuzey ile küresel güney arasında, Batı ittifakı ile yükselen güç merkezleri arasında ve devlet merkezli uluslararası düzen ile teknoloji merkezli yeni güç yapıları arasında denge kurabilen Türkiye, yapay zeka yönetişiminde daha adil, kapsayıcı ve meşru bir düzenin norm girişimcisi olabilir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “daha adil bir dünya mümkün” vizyonu, bu noktada yalnızca klasik uluslararası siyaset için değil, dijital çağın yönetişim mimarisi için de anlamlı bir rehber niteliği taşımaktadır. Zira yapay zekanın geleceği sadece teknolojinin geleceği değil; aynı zamanda hakikatin, egemenliğin ve adaletin de geleceğidir.[Prof. Dr. Erman Akıllı, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nde Öğretim Üyesi ve SETA'da araştırmacıdır.]* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/analiz-anthropic-in-itirafi-yapay-zeka-kontrolden-cikiyor-mu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Dünya genelinde yüzer rüzgar enerjisinde 10 yıl sonra ilk kez yeni kapasite devreye alınmadı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/dunya-genelinde-yuzer-ruzgar-enerjisinde-10-yil-sonra-ilk-kez-yeni-kapasite-devreye-alinmadi/862120/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/dunya-genelinde-yuzer-ruzgar-enerjisinde-10-yil-sonra-ilk-kez-yeni-kapasite-devreye-alinmadi/862120/</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:36:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Gelişmiş açık deniz teknolojilerinin önemli bileşeni olan yüzer rüzgarda geçen yıl yeni kapasite eklenmedi -Uzmanlar, buna rağmen derin denizlerdeki yüksek rüzgar potansiyeli nedeniyle sektörün uzun vadede büyümeyi sürdüreceğini öngörüyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — GÜLŞEN ÇAĞATAY - Yüzer rüzgar (floating wind) enerjisinde 10 yıl sonra ilk kez geçen yıl yeni kurulum gerçekleşmezken, bu durum sektörde geçici bir yavaşlama olarak kayıtlara geçirildi.AA muhabirinin Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyinin (GWEC) 2026 Küresel Deniz Üstü Rüzgar Raporu'ndan derlediği bilgilere göre, yüzer açık deniz rüzgar enerjisi, gelişmiş yüzer platformlar, dinamik bağlama ve kablolama sistemleri, hidrodinamik mühendislik ve yeni nesil açık deniz şebeke altyapısını bir araya getiren gelişmiş enerji teknolojileri arasında yer alıyor.Yüzer rüzgar teknolojileri, 2002-2022 döneminde açık deniz rüzgar enerjisine ilişkin yayımlanan 17 bin patentin yaklaşık yarısını oluştururken, bu alanda ortalama yıllık yüzde 18 büyüme kaydedildi.Ancak son yıllarda makroekonomik ve politika kaynaklı çeşitli zorluklar, yüzer rüzgar sektörünü olumsuz etkileyerek kurulu kapasite projeksiyonlarında aşağı yönlü revizyonlara yol açtı.Geçen yıl, 2015'ten bu yana ilk kez hiçbir yüzer rüzgar kapasitesi devreye alınmadı. Bu durum, sektörün büyüme hızında geçici bir yavaşlamaya işaret etti.Japonya'nın 2021'deki ilk yüzer açık deniz rüzgar ihalesini kazanan 16,8 megavatlık Goto Offshore Wind projesinde tüm türbinlerin kurulumu geçen yıl tamamlandı. Ancak tesis ancak 2026'nın başlarında devreye alınabildi.Öte yandan Fransa'da toplam 65 megavat kapasiteye sahip üç yüzer rüzgar projesi inşa aşamasında bulunurken, Çin'de de 16 megavatlık bir yüzer prototip devreye alınmaya hazır hale geldi. Söz konusu dört projenin bu yıl içinde faaliyete geçmesi bekleniyor.Geçen yıl sonunda dünya genelinde toplam net yüzer rüzgar kurulu gücü 278 megavat olarak kayıtlara geçti.Ülkelere göre dağılımda Norveç 101 megavatla ilk sırada yer aldı. Bu ülkeyi Birleşik Krallık 78 megavat, Çin 40 megavat, Fransa 27 megavat ve Portekiz 25 megavatla izledi. Japonya ve İspanya ise sırasıyla 5 ve 2 megavat kapasiteye sahip oldu.- Sürekli ve verimli enerji üretiminde yüzer rüzgar teknolojisi öne çıkıyorRapora göre, yüzer rüzgar enerjisi özellikle derin denizlerde sabit temelli türbinlerin kurulamadığı bölgelerde rüzgar potansiyelini değerlendirmeyi mümkün kılan yeni nesil bir teknoloji olarak öne çıkıyor.Karasal ve sığ deniz rüzgar sahalarının sınırlarına yaklaşan ülkeler açısından bu teknoloji önemli bir genişleme alanı sunuyor.Geleneksel deniz üstü rüzgar türbinlerinden farklı olarak deniz tabanına sabitlenmek yerine yüzer platformlar üzerine kurulan sistemler, daha derin ve güçlü rüzgar akımlarının bulunduğu açık deniz bölgelerine erişim sağlayarak enerji üretim kapasitesini artırabiliyor.Bu teknolojinin en önemli avantajlarından biri ise enerji üretiminde süreklilik ve yüksek verimlilik potansiyeli olarak değerlendiriliyor.- Kıyıdan uzak kurulan santraller çevresel etkiyi azaltıyorAçık denizlerde rüzgar hızlarının daha yüksek ve daha istikrarlı olması, yüzer rüzgar santrallerini daha yüksek kapasite faktörü ve öngörülebilir üretim açısından avantajlı hale getiriyor.Kıyıdan uzak bölgelerde kurulum yapılabilmesi ise görsel ve çevresel etkiyi azaltırken, kıyı ekosistemleri ve turizm üzerindeki baskıyı sınırlıyor.Bu özellikler, yüzer rüzgar enerjisini yalnızca bir enerji üretim çözümü değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik odaklı bir enerji stratejisi haline getiriyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — GÜLŞEN ÇAĞATAY - Yüzer rüzgar (floating wind) enerjisinde 10 yıl sonra ilk kez geçen yıl yeni kurulum gerçekleşmezken, bu durum sektörde geçici bir yavaşlama olarak kayıtlara geçirildi.AA muhabirinin Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyinin (GWEC) 2026 Küresel Deniz Üstü Rüzgar Raporu'ndan derlediği bilgilere göre, yüzer açık deniz rüzgar enerjisi, gelişmiş yüzer platformlar, dinamik bağlama ve kablolama sistemleri, hidrodinamik mühendislik ve yeni nesil açık deniz şebeke altyapısını bir araya getiren gelişmiş enerji teknolojileri arasında yer alıyor.Yüzer rüzgar teknolojileri, 2002-2022 döneminde açık deniz rüzgar enerjisine ilişkin yayımlanan 17 bin patentin yaklaşık yarısını oluştururken, bu alanda ortalama yıllık yüzde 18 büyüme kaydedildi.Ancak son yıllarda makroekonomik ve politika kaynaklı çeşitli zorluklar, yüzer rüzgar sektörünü olumsuz etkileyerek kurulu kapasite projeksiyonlarında aşağı yönlü revizyonlara yol açtı.Geçen yıl, 2015'ten bu yana ilk kez hiçbir yüzer rüzgar kapasitesi devreye alınmadı. Bu durum, sektörün büyüme hızında geçici bir yavaşlamaya işaret etti.Japonya'nın 2021'deki ilk yüzer açık deniz rüzgar ihalesini kazanan 16,8 megavatlık Goto Offshore Wind projesinde tüm türbinlerin kurulumu geçen yıl tamamlandı. Ancak tesis ancak 2026'nın başlarında devreye alınabildi.Öte yandan Fransa'da toplam 65 megavat kapasiteye sahip üç yüzer rüzgar projesi inşa aşamasında bulunurken, Çin'de de 16 megavatlık bir yüzer prototip devreye alınmaya hazır hale geldi. Söz konusu dört projenin bu yıl içinde faaliyete geçmesi bekleniyor.Geçen yıl sonunda dünya genelinde toplam net yüzer rüzgar kurulu gücü 278 megavat olarak kayıtlara geçti.Ülkelere göre dağılımda Norveç 101 megavatla ilk sırada yer aldı. Bu ülkeyi Birleşik Krallık 78 megavat, Çin 40 megavat, Fransa 27 megavat ve Portekiz 25 megavatla izledi. Japonya ve İspanya ise sırasıyla 5 ve 2 megavat kapasiteye sahip oldu.- Sürekli ve verimli enerji üretiminde yüzer rüzgar teknolojisi öne çıkıyorRapora göre, yüzer rüzgar enerjisi özellikle derin denizlerde sabit temelli türbinlerin kurulamadığı bölgelerde rüzgar potansiyelini değerlendirmeyi mümkün kılan yeni nesil bir teknoloji olarak öne çıkıyor.Karasal ve sığ deniz rüzgar sahalarının sınırlarına yaklaşan ülkeler açısından bu teknoloji önemli bir genişleme alanı sunuyor.Geleneksel deniz üstü rüzgar türbinlerinden farklı olarak deniz tabanına sabitlenmek yerine yüzer platformlar üzerine kurulan sistemler, daha derin ve güçlü rüzgar akımlarının bulunduğu açık deniz bölgelerine erişim sağlayarak enerji üretim kapasitesini artırabiliyor.Bu teknolojinin en önemli avantajlarından biri ise enerji üretiminde süreklilik ve yüksek verimlilik potansiyeli olarak değerlendiriliyor.- Kıyıdan uzak kurulan santraller çevresel etkiyi azaltıyorAçık denizlerde rüzgar hızlarının daha yüksek ve daha istikrarlı olması, yüzer rüzgar santrallerini daha yüksek kapasite faktörü ve öngörülebilir üretim açısından avantajlı hale getiriyor.Kıyıdan uzak bölgelerde kurulum yapılabilmesi ise görsel ve çevresel etkiyi azaltırken, kıyı ekosistemleri ve turizm üzerindeki baskıyı sınırlıyor.Bu özellikler, yüzer rüzgar enerjisini yalnızca bir enerji üretim çözümü değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik odaklı bir enerji stratejisi haline getiriyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/dunya-genelinde-yuzer-ruzgar-enerjisinde-10-yil-sonra-ilk-kez-yeni-kapasite-devreye-alinmadi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Iraklılar, 40 yıl sonra Dünya Kupası'na katılma hakkı kazanmanın sevincini yaşıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/iraklilar-40-yil-sonra-dunya-kupasi-na-katilma-hakki-kazanmanin-sevincini-yasiyor/862119/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/iraklilar-40-yil-sonra-dunya-kupasi-na-katilma-hakki-kazanmanin-sevincini-yasiyor/862119/</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:36:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Bağdat — HAYDAR KARAALP- Irak milli takımının 2026 FIFA Dünya Kupası'na katılma hakkı elde etmesini kutlayan Irak halkı, bu başarının ülkeleri için tarihi bir gurur kaynağı olduğunu ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Bağdat Haberleri — HAYDAR KARAALP- Irak milli takımının 2026 FIFA Dünya Kupası'na katılma hakkı elde etmesini kutlayan Irak halkı, bu başarının ülkeleri için tarihi bir gurur kaynağı olduğunu ifade etti.Uzun yıllardır Dünya Kupası hasreti çeken Irak halkı, 40 yılın ardından milli takımın elde ettiği başarının ülkede tüm kesimleri bir araya getirdiğini söyledi.Dünya Kupası'na katılmanın yalnızca sportif bir başarı olmadığını dile getiren Iraklılar, bu gelişmenin aynı zamanda Irak'ın uluslararası alandaki olumlu imajına katkı sağlayacağını belirtti.- Nesiller boyu bu heyecanı bekledikMuhammed Taki isimli taraftar, AA'ya yaptığı açıklamada, milli takımın başında beri iyi bir performans izlediğini belirterek, Nesiller boyu bu heyecanı bekledik. Belki kupayı alamayız ama güçlü takımlarla yarışmak ve sonuç elde etmeyi bekliyoruz. Milli takımımıza güvenimiz tam. dedi.Muhammed Nuri isimli taraftar ise milli takımın uzun uğraş ve zorluklar sonucu 2026 FIFA Dünya Kupası'na katılma hakkı kazanmasından mutluluk duyduklarını söyledi.Milli takımın 2026 FIFA Dünya Kupası'na katılma hakkına eriştiği günün sabahına kadar sokaklarda kutlamalar yaptıklarını anlatan Nuri, 40 yıl sonra gelen bu başarıyı sevinç göz yaşlarıyla kutladıklarını ifade etti.Nuri, takım oyuncularına seslenerek, Milli görev yapıyorsunuz ve bunu halk için başarıya ulaştırın. diye konuştu.- Bizim için büyük bir gururdurDiğer bir Iraklı futbolsever Muhammed Abdulkerim de, Milli takımın dünya kupasına katılması uzun bir hasretin sonucuydu. Bu bizim için büyük bir gurur. Bizim nesil bu sevinci yaşadığı için ayrıca şanslı. Sokaklarda ağlayarak kutlamalar yaptık. şeklinde konuştu.Ali Saad isimli bir diğer taraftar ise milli takımın 40 yıl sonra dünya kupasına katılacak olmasının halkın tüm kesimlerini birleştirdiğini kaydetti.Başkent Bağdat başta olmak üzere ülkenin birçok kentinde vatandaşlar, milli takımın Dünya Kupası vizesi almasını kutlamıştı. Taraftarlar araç konvoyları düzenlerken, meydanlarda Irak bayraklarıyla kutlamalar yapılmıştı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Bağdat Haberleri — HAYDAR KARAALP- Irak milli takımının 2026 FIFA Dünya Kupası'na katılma hakkı elde etmesini kutlayan Irak halkı, bu başarının ülkeleri için tarihi bir gurur kaynağı olduğunu ifade etti.Uzun yıllardır Dünya Kupası hasreti çeken Irak halkı, 40 yılın ardından milli takımın elde ettiği başarının ülkede tüm kesimleri bir araya getirdiğini söyledi.Dünya Kupası'na katılmanın yalnızca sportif bir başarı olmadığını dile getiren Iraklılar, bu gelişmenin aynı zamanda Irak'ın uluslararası alandaki olumlu imajına katkı sağlayacağını belirtti.- Nesiller boyu bu heyecanı bekledikMuhammed Taki isimli taraftar, AA'ya yaptığı açıklamada, milli takımın başında beri iyi bir performans izlediğini belirterek, Nesiller boyu bu heyecanı bekledik. Belki kupayı alamayız ama güçlü takımlarla yarışmak ve sonuç elde etmeyi bekliyoruz. Milli takımımıza güvenimiz tam. dedi.Muhammed Nuri isimli taraftar ise milli takımın uzun uğraş ve zorluklar sonucu 2026 FIFA Dünya Kupası'na katılma hakkı kazanmasından mutluluk duyduklarını söyledi.Milli takımın 2026 FIFA Dünya Kupası'na katılma hakkına eriştiği günün sabahına kadar sokaklarda kutlamalar yaptıklarını anlatan Nuri, 40 yıl sonra gelen bu başarıyı sevinç göz yaşlarıyla kutladıklarını ifade etti.Nuri, takım oyuncularına seslenerek, Milli görev yapıyorsunuz ve bunu halk için başarıya ulaştırın. diye konuştu.- Bizim için büyük bir gururdurDiğer bir Iraklı futbolsever Muhammed Abdulkerim de, Milli takımın dünya kupasına katılması uzun bir hasretin sonucuydu. Bu bizim için büyük bir gurur. Bizim nesil bu sevinci yaşadığı için ayrıca şanslı. Sokaklarda ağlayarak kutlamalar yaptık. şeklinde konuştu.Ali Saad isimli bir diğer taraftar ise milli takımın 40 yıl sonra dünya kupasına katılacak olmasının halkın tüm kesimlerini birleştirdiğini kaydetti.Başkent Bağdat başta olmak üzere ülkenin birçok kentinde vatandaşlar, milli takımın Dünya Kupası vizesi almasını kutlamıştı. Taraftarlar araç konvoyları düzenlerken, meydanlarda Irak bayraklarıyla kutlamalar yapılmıştı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/iraklilar-40-yil-sonra-dunya-kupasi-na-katilma-hakki-kazanmanin-sevincini-yasiyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bilek güreşinde Türkiye birincisi Sedanur Harman'ın hedefi yeni şampiyonluklar</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bilek-guresinde-turkiye-birincisi-sedanur-harman-in-hedefi-yeni-sampiyonluklar/862118/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bilek-guresinde-turkiye-birincisi-sedanur-harman-in-hedefi-yeni-sampiyonluklar/862118/</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:33:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Bitlis — Antrenmanlarını sürdüren 18 yaşındaki Sedanur Harman: Ailem izin vermiyordu ama ikna edip buraya kadar geldim. Üçüncülük, ikincilik ve son olarak da birincilik elde ettim. Bu, kadınların da başarıyla yapabileceği bir branş]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Bitlis Haberleri — BERFİN SİDAR AŞİT - Bitlis'in Mutki ilçesinde yaşayan 18 yaşındaki Sedanur Harman, Türkiye şampiyonluğunun ardından uluslararası organizasyonlarda da altın madalya kazanmayı hedefliyor.Kayabaşı köyünde yaşayan Sedanur Harman, dört yıl önce beden eğitimi öğretmeninin yönlendirmesiyle başladığı bilek güreşinde başarılarıyla adından söz ettiriyor.Geçen yıl Samsun'da düzenlenen Bilek Güreşi Okul Sporları Türkiye Şampiyonası'nda üçüncülük, bu yıl Yalova'da gerçekleştirilen Türkiye Bilek Güreşi Şampiyonası'nda ikincilik elde eden başarılı sporcu, 8 Şubat'ta Adana'da yapılan Okul Sporları Gençler Kız A Gençler Bilek Güreşi Türkiye Şampiyonası'nda 50 kiloda sağ ve sol kol kategorilerinde birinci oldu.Ailesinin başlangıçta karşı çıkmasına ve çevresindeki önyargılara rağmen kariyerine önemli başarılar katan Ziya Eren Spor Lisesi son sınıf öğrencisi Sedanur Harman, arkadaşlarını da spora teşvik ediyor.Beden eğitimi öğretmeni Safter Taşkaya'nın gözetiminde okulun spor salonunda antrenmanlarını sürdüren başarılı sporcu, milli takım formasıyla uluslararası organizasyonlarda yeni şampiyonluklara imza atmak istiyor.- Ailemin ve çevremin gurur duyması çok güzelSedanur Harman, AA muhabirine, bilek gücünü düzenli antrenmanlarla daha ileri bir seviyeye taşıdığını söyledi.Antrenmanlarla kendisini sürekli geliştirdiğini belirten Sedanur, şunları kaydetti:Ailem izin vermiyordu ama ikna edip buraya kadar geldim. Üçüncülük, ikincilik ve son olarak da birincilik elde ettim. Bu, kadınların da başarıyla yapabileceği bir branş. Bitlis'te katıldığım yarışmalarda bulunduğum kategoride henüz bileğimi büken kimse çıkmadı. Milli takıma seçilip Avrupa Şampiyonası'na katılmak istiyorum. Şampiyon olarak döndüğümde herkesin 'Çok iyisin, kimse seni yenemiyor.' demesi çok güzel bir duygu. Ailemin ve çevremin gurur duyması çok güzel.Beden eğitimi öğretmeni Safter Taşkaya ise Yaptığımız antrenmanların sonucunda Türkiye şampiyonluğu elde ettik. Bu, Bitlis'te bir ilk oldu. Çok şükür kızımız milli takım kampına da gitti. En büyük avantajımız, okul idarecimizin branşının beden eğitimi olması. Bize her türlü destek veriliyor. Kızımız, çabası, azmi ve başarısıyla bu seviyelere geldi ve Türkiye şampiyonu olup milli takım kampına gitti. Bütün kızlarımızı bu spora davet diyorum. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Bitlis Haberleri — BERFİN SİDAR AŞİT - Bitlis'in Mutki ilçesinde yaşayan 18 yaşındaki Sedanur Harman, Türkiye şampiyonluğunun ardından uluslararası organizasyonlarda da altın madalya kazanmayı hedefliyor.Kayabaşı köyünde yaşayan Sedanur Harman, dört yıl önce beden eğitimi öğretmeninin yönlendirmesiyle başladığı bilek güreşinde başarılarıyla adından söz ettiriyor.Geçen yıl Samsun'da düzenlenen Bilek Güreşi Okul Sporları Türkiye Şampiyonası'nda üçüncülük, bu yıl Yalova'da gerçekleştirilen Türkiye Bilek Güreşi Şampiyonası'nda ikincilik elde eden başarılı sporcu, 8 Şubat'ta Adana'da yapılan Okul Sporları Gençler Kız A Gençler Bilek Güreşi Türkiye Şampiyonası'nda 50 kiloda sağ ve sol kol kategorilerinde birinci oldu.Ailesinin başlangıçta karşı çıkmasına ve çevresindeki önyargılara rağmen kariyerine önemli başarılar katan Ziya Eren Spor Lisesi son sınıf öğrencisi Sedanur Harman, arkadaşlarını da spora teşvik ediyor.Beden eğitimi öğretmeni Safter Taşkaya'nın gözetiminde okulun spor salonunda antrenmanlarını sürdüren başarılı sporcu, milli takım formasıyla uluslararası organizasyonlarda yeni şampiyonluklara imza atmak istiyor.- Ailemin ve çevremin gurur duyması çok güzelSedanur Harman, AA muhabirine, bilek gücünü düzenli antrenmanlarla daha ileri bir seviyeye taşıdığını söyledi.Antrenmanlarla kendisini sürekli geliştirdiğini belirten Sedanur, şunları kaydetti:Ailem izin vermiyordu ama ikna edip buraya kadar geldim. Üçüncülük, ikincilik ve son olarak da birincilik elde ettim. Bu, kadınların da başarıyla yapabileceği bir branş. Bitlis'te katıldığım yarışmalarda bulunduğum kategoride henüz bileğimi büken kimse çıkmadı. Milli takıma seçilip Avrupa Şampiyonası'na katılmak istiyorum. Şampiyon olarak döndüğümde herkesin 'Çok iyisin, kimse seni yenemiyor.' demesi çok güzel bir duygu. Ailemin ve çevremin gurur duyması çok güzel.Beden eğitimi öğretmeni Safter Taşkaya ise Yaptığımız antrenmanların sonucunda Türkiye şampiyonluğu elde ettik. Bu, Bitlis'te bir ilk oldu. Çok şükür kızımız milli takım kampına da gitti. En büyük avantajımız, okul idarecimizin branşının beden eğitimi olması. Bize her türlü destek veriliyor. Kızımız, çabası, azmi ve başarısıyla bu seviyelere geldi ve Türkiye şampiyonu olup milli takım kampına gitti. Bütün kızlarımızı bu spora davet diyorum. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
