<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Xiaomi elektrikli SUV serisi SkyNomad'ı tanıttı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/xiaomi-elektrikli-suv-serisi-skynomad-i-tanitti/887666/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/xiaomi-elektrikli-suv-serisi-skynomad-i-tanitti/887666/</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:33:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Xiaomi, Kunlun Platformu üzerine geliştirdiği elektrikli SUV serisi Xiaomi SkyNomad'ı tanıttı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Xiaomi, Kunlun Platformu üzerine geliştirdiği elektrikli SUV serisi Xiaomi SkyNomad'ı tanıttı.Şirketten yapılan açıklamaya göre, düzenlenen Xiaomi SkyNomad Teknoloji Lansmanı kapsamında tanıtılan Xiaomi SkyNomad, geniş iç mekanı, düz kabin zemini ve farklı ihtiyaçlara göre düzenlenebilen koltuk yapısıyla geliştirildi.İki modelden oluşan seri, Xiaomi Kunlun HyperRange, Xiaomi Armor Scale Batarya ve Xiaomi Kunlun Total Safety teknolojileriyle destekleniyor.Xiaomi SkyNomad Serisi, 7 koltuklu uzatılmış menzilli SUV modeli N90 Max ile 5 koltuklu dört tekerlekten çekişli (AWD) uzatılmış menzilli SUV modeli N70 Max olmak üzere iki modelden oluşuyor.Serinin Çin'deki ön satış fiyatları, N90 Max için 299 bin 900 yuan, N70 Max için 259 bin 900 yuan olarak belirlendi.Geleneksel büyük SUV modellerinde önce dış tasarım, güç aktarma sistemi ve şasi şekillendirilirken iç mekan bu tercihlerin ardından kalan alana göre oluşturuluyor. SkyNomad'da ise öncelik kullanıcıların ihtiyaç duyduğu yaşam alanına veriliyor ve tasarım bu ihtiyaca göre şekilleniyor.Aracın elektrikli kapıları dokunmatik kontrol veya sesli komutla açılabiliyor. Yaklaşık 90 derece açılabilen arka kapılar araca iniş ve binişi kolaylaştırırken, yapay zeka destekli 360 derece çarpışma önleme sistemi kapılar açılırken çevredeki engelleri algılıyor. İkinci ve üçüncü sıra için sunulan gizlilik perdeleri ile opsiyonel elektrikli yan basamak da kullanım kolaylığı sağlıyor.Konut iç mekan tasarımından ilham alan SkyNomad'ın kabininde geniş orta konsol, iki kollu direksiyon simidi, gizli hava kanalları ve 27 vatlık hızlı şarj destekli aksesuar bağlantısı yer alıyor.Ön ve ikinci sıra koltuklar 12 katmanlı yapısıyla geliştirilirken, ön koltuklarda standart olarak 16 noktalı masaj, havalandırma ve ısıtma özellikleri bulunuyor. Donanım seviyesine göre 4 adede kadar Zero Gravity koltuk seçeneği sunuluyor.Seride klasik volkan grisi renginin yanı sıra dağ yeşili ve vadi mavisi dış renk seçenekleri, iç mekanda ise krem bej ve mocha kahvesi renk alternatifleri yer alıyor.Xiaomi Kunlun Platformu, kabin içindeki yapısal bileşenlerin kapladığı alanı azaltmak amacıyla geliştirildi. Platformun yerleşim mimarisi sayesinde ön bölümdeki sistemler daha kompakt konumlandırılırken, arka süspansiyon ve elektrikli aktarma organları iç mekan hacmini artıracak şekilde tasarlandı. Bu mimari, ön koltuklardan bagaj bölümüne kadar uzanan düz zemin yapısını mümkün kıldı.N90 Max, toplam 2 bin 760 milimetre yaşam alanı ve 1,55 metreye ulaşan ikinci sıra diz mesafesi sunuyor. Araç, yedi yolcuyla birlikte yaklaşık 50 santimetre çapında yedi valizi taşıyabiliyor. Ultimate Storage Mode etkinleştirildiğinde bagaj hacmi 1831 litreye ulaşıyor, kabinde 34 farklı saklama alanı bulunuyor.Ön koltuklardan bagaj bölümüne kadar uzanan yaklaşık 3 metre uzunluğundaki düz zemin, geleneksel SUV modellerindeki basamaklı zemin tasarımını ortadan kaldırıyor. Uzun koltuk rayları sayesinde ikinci ve üçüncü sıra koltuklar geniş hareket alanı sunarken, hareketli orta konsolda 50 vatlık kablosuz şarj, 9 litrelik kompresörlü buzdolabı, çift USB-C bağlantısı ve ek saklama alanları yer alıyor. İsteğe bağlı dönebilen ön koltuklar da bulunuyor.Xiaomi Kunlun Total Safety yaklaşımı, gövde yapısı, batarya, hava yastıkları ve iç mekan güvenliğini kapsıyor. N90 Max'in gövdesinin yüzde 90,4'ü yüksek dayanımlı çelik ve alüminyum alaşımdan oluşuyor. Kritik noktalarda 2.200 MPa ultra yüksek dayanımlı çelik kullanılıyor.N90 Max, üç sıra boyunca koruma sağlayan 12 hava yastığını standart olarak sunuyor. Şirketin geliştirdiği Xiaomi Armor Scale Batarya, çok katmanlı yapısal koruma ve termal güvenlik çözümleriyle darbelere ve yüksek sıcaklıklara karşı dayanıklılık sağlıyor. Araç ayrıca elektrik kesintisinde mekanik olarak açılabilen kapı sistemi, üçüncü sıra yolcuları için acil çıkış çözümleri ve su baskını senaryolarına yönelik önlemlerle donatılıyor.SkyNomad'ın dijital kokpiti, Snapdragon 8 Gen 3 Mobil Platformu üzerine kurulu elektronik mimariyle çalışıyor. Çift 5G ve Wi-Fi 7 desteği sunan araçta, altı ekran arasında içerik paylaşımı yapılabiliyor. Araçta 25 hoparlörlü ses sistemi ve arka bölümde 6,9 inç kontrol ekranı yer alıyor. Yapay zeka destekli dijital asistan Hyper XiaoAi, tek bir sesli komutla koltuk düzeni, klima ve aydınlatma gibi fonksiyonları kontrol edebiliyor.Araçta LiDAR, 4D milimetre dalga radarı ve kameralar bulunuyor. N90 Serisi, arka LiDAR sensörüyle park sırasında engelleri algılayabiliyor. Xiaomi'nin HAD sürüş destek sistemi ve XLA mimarisi, sesli komutlarla çeşitli sürüş fonksiyonlarını destekliyor.SkyNomad, büyük kapasiteli batarya ile uzatılmış menzil teknolojisini bir araya getiren Kunlun HyperRange sistemiyle geliştirildi. Batarya kapasitesi versiyona göre 52 kilovatsaat ile 76 kilovatsaat arasında değişiyor. CLTC verilerine göre N70 Max tamamen elektrikli kullanımda 505 kilometreye, N90 Max ise 464 kilometreye kadar menzil sunuyor. Yakıt deposuyla birlikte N90 Max'in toplam menzili 1.705 kilometreye ulaşıyor.N90 Max, Xiaomi SU7 ve YU7 modellerinden aktarılan şasi altyapısını kullanıyor. Çift salıncaklı ön süspansiyon, çok bağlantılı arka süspansiyon ve ayarlanabilir havalı süspansiyon sistemiyle donatılan aracın çift motorlu dört tekerlekten çekiş sistemi 310 kilovat maksimum güç üretiyor. Yaklaşık 5,3 metre uzunluğundaki aracın dönüş çapı 5,95 metre olarak belirlendi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Xiaomi, Kunlun Platformu üzerine geliştirdiği elektrikli SUV serisi Xiaomi SkyNomad'ı tanıttı.Şirketten yapılan açıklamaya göre, düzenlenen Xiaomi SkyNomad Teknoloji Lansmanı kapsamında tanıtılan Xiaomi SkyNomad, geniş iç mekanı, düz kabin zemini ve farklı ihtiyaçlara göre düzenlenebilen koltuk yapısıyla geliştirildi.İki modelden oluşan seri, Xiaomi Kunlun HyperRange, Xiaomi Armor Scale Batarya ve Xiaomi Kunlun Total Safety teknolojileriyle destekleniyor.Xiaomi SkyNomad Serisi, 7 koltuklu uzatılmış menzilli SUV modeli N90 Max ile 5 koltuklu dört tekerlekten çekişli (AWD) uzatılmış menzilli SUV modeli N70 Max olmak üzere iki modelden oluşuyor.Serinin Çin'deki ön satış fiyatları, N90 Max için 299 bin 900 yuan, N70 Max için 259 bin 900 yuan olarak belirlendi.Geleneksel büyük SUV modellerinde önce dış tasarım, güç aktarma sistemi ve şasi şekillendirilirken iç mekan bu tercihlerin ardından kalan alana göre oluşturuluyor. SkyNomad'da ise öncelik kullanıcıların ihtiyaç duyduğu yaşam alanına veriliyor ve tasarım bu ihtiyaca göre şekilleniyor.Aracın elektrikli kapıları dokunmatik kontrol veya sesli komutla açılabiliyor. Yaklaşık 90 derece açılabilen arka kapılar araca iniş ve binişi kolaylaştırırken, yapay zeka destekli 360 derece çarpışma önleme sistemi kapılar açılırken çevredeki engelleri algılıyor. İkinci ve üçüncü sıra için sunulan gizlilik perdeleri ile opsiyonel elektrikli yan basamak da kullanım kolaylığı sağlıyor.Konut iç mekan tasarımından ilham alan SkyNomad'ın kabininde geniş orta konsol, iki kollu direksiyon simidi, gizli hava kanalları ve 27 vatlık hızlı şarj destekli aksesuar bağlantısı yer alıyor.Ön ve ikinci sıra koltuklar 12 katmanlı yapısıyla geliştirilirken, ön koltuklarda standart olarak 16 noktalı masaj, havalandırma ve ısıtma özellikleri bulunuyor. Donanım seviyesine göre 4 adede kadar Zero Gravity koltuk seçeneği sunuluyor.Seride klasik volkan grisi renginin yanı sıra dağ yeşili ve vadi mavisi dış renk seçenekleri, iç mekanda ise krem bej ve mocha kahvesi renk alternatifleri yer alıyor.Xiaomi Kunlun Platformu, kabin içindeki yapısal bileşenlerin kapladığı alanı azaltmak amacıyla geliştirildi. Platformun yerleşim mimarisi sayesinde ön bölümdeki sistemler daha kompakt konumlandırılırken, arka süspansiyon ve elektrikli aktarma organları iç mekan hacmini artıracak şekilde tasarlandı. Bu mimari, ön koltuklardan bagaj bölümüne kadar uzanan düz zemin yapısını mümkün kıldı.N90 Max, toplam 2 bin 760 milimetre yaşam alanı ve 1,55 metreye ulaşan ikinci sıra diz mesafesi sunuyor. Araç, yedi yolcuyla birlikte yaklaşık 50 santimetre çapında yedi valizi taşıyabiliyor. Ultimate Storage Mode etkinleştirildiğinde bagaj hacmi 1831 litreye ulaşıyor, kabinde 34 farklı saklama alanı bulunuyor.Ön koltuklardan bagaj bölümüne kadar uzanan yaklaşık 3 metre uzunluğundaki düz zemin, geleneksel SUV modellerindeki basamaklı zemin tasarımını ortadan kaldırıyor. Uzun koltuk rayları sayesinde ikinci ve üçüncü sıra koltuklar geniş hareket alanı sunarken, hareketli orta konsolda 50 vatlık kablosuz şarj, 9 litrelik kompresörlü buzdolabı, çift USB-C bağlantısı ve ek saklama alanları yer alıyor. İsteğe bağlı dönebilen ön koltuklar da bulunuyor.Xiaomi Kunlun Total Safety yaklaşımı, gövde yapısı, batarya, hava yastıkları ve iç mekan güvenliğini kapsıyor. N90 Max'in gövdesinin yüzde 90,4'ü yüksek dayanımlı çelik ve alüminyum alaşımdan oluşuyor. Kritik noktalarda 2.200 MPa ultra yüksek dayanımlı çelik kullanılıyor.N90 Max, üç sıra boyunca koruma sağlayan 12 hava yastığını standart olarak sunuyor. Şirketin geliştirdiği Xiaomi Armor Scale Batarya, çok katmanlı yapısal koruma ve termal güvenlik çözümleriyle darbelere ve yüksek sıcaklıklara karşı dayanıklılık sağlıyor. Araç ayrıca elektrik kesintisinde mekanik olarak açılabilen kapı sistemi, üçüncü sıra yolcuları için acil çıkış çözümleri ve su baskını senaryolarına yönelik önlemlerle donatılıyor.SkyNomad'ın dijital kokpiti, Snapdragon 8 Gen 3 Mobil Platformu üzerine kurulu elektronik mimariyle çalışıyor. Çift 5G ve Wi-Fi 7 desteği sunan araçta, altı ekran arasında içerik paylaşımı yapılabiliyor. Araçta 25 hoparlörlü ses sistemi ve arka bölümde 6,9 inç kontrol ekranı yer alıyor. Yapay zeka destekli dijital asistan Hyper XiaoAi, tek bir sesli komutla koltuk düzeni, klima ve aydınlatma gibi fonksiyonları kontrol edebiliyor.Araçta LiDAR, 4D milimetre dalga radarı ve kameralar bulunuyor. N90 Serisi, arka LiDAR sensörüyle park sırasında engelleri algılayabiliyor. Xiaomi'nin HAD sürüş destek sistemi ve XLA mimarisi, sesli komutlarla çeşitli sürüş fonksiyonlarını destekliyor.SkyNomad, büyük kapasiteli batarya ile uzatılmış menzil teknolojisini bir araya getiren Kunlun HyperRange sistemiyle geliştirildi. Batarya kapasitesi versiyona göre 52 kilovatsaat ile 76 kilovatsaat arasında değişiyor. CLTC verilerine göre N70 Max tamamen elektrikli kullanımda 505 kilometreye, N90 Max ise 464 kilometreye kadar menzil sunuyor. Yakıt deposuyla birlikte N90 Max'in toplam menzili 1.705 kilometreye ulaşıyor.N90 Max, Xiaomi SU7 ve YU7 modellerinden aktarılan şasi altyapısını kullanıyor. Çift salıncaklı ön süspansiyon, çok bağlantılı arka süspansiyon ve ayarlanabilir havalı süspansiyon sistemiyle donatılan aracın çift motorlu dört tekerlekten çekiş sistemi 310 kilovat maksimum güç üretiyor. Yaklaşık 5,3 metre uzunluğundaki aracın dönüş çapı 5,95 metre olarak belirlendi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Tokatlı kadınların hazırladığı coğrafi işaretli yaprak sarmaları Türkiye'nin dört bir yanına gönderiliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tokatli-kadinlarin-hazirladigi-cografi-isaretli-yaprak-sarmalari-turkiye-nin-dort-bir-yanina-gonderiliyor/887665/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tokatli-kadinlarin-hazirladigi-cografi-isaretli-yaprak-sarmalari-turkiye-nin-dort-bir-yanina-gonderiliyor/887665/</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:33:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Tokat / Yeşilırmak Kadın Kooperatifi Başkanı Asuman Özcan: - Kooperatifimizde günde 8 ila 10 kadın yaprak sarıyor. Haftada 500 kilogram yaprak sarması yapıyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Tokat Haberleri : EKBER TÜRKOĞLU - Tokat'ta kadınların bölgenin coğrafi işaretli yapraklarından hazırladığı sarmalar, talep üzerine Türkiye'nin her yerine gönderiliyor.Kentte 4 yıl önce kurulan Yeşilırmak Kadın Kooperatifine üye 10 kadın, bölgenin coğrafi işaretli yapraklarıyla sarma hazırlıyor.Türk Patent ve Marka Kurumunca 2019'da coğrafi işaretle tescillenen Tokat Narince salamura asma yaprağı, kadınlar tarafından pirinçli içle sarılıp paketleniyor. Daha sonra başta İstanbul ve Bodrum olmak üzere talep olan il ve ilçelere soğuk zincirle ulaştırılıyor.Yeşilırmak Kadın Kooperatifi Başkanı Asuman Özcan, AA muhabirine, yöresel lezzetleri olan yaprak sarmasını Türkiye'nin ardından yurt dışına da ulaştırma hedefinde olduklarını söyledi.Özcan, başta İstanbul ve Bodrum olmak üzere birçok yere sarma gönderdiklerini belirterek, Soğuk zincirli donuk biçimde gönderiyoruz. Sarmalarımızı keşfeden şeflerimiz bizim sarmaları tercih ediyorlar. Şu anda haftalık 250-300 kilogram sarma gönderiyoruz. dedi.Tokat yaprağının aroması ve tadının farklı olduğunu vurgulayan Özcan, Müşterilerimiz yaprağımızın tüysüz ve damarsız olmasını beğeniyorlar. Arkadaşlarımın emeklerine sağlık. Sayımızı gitgide artırarak hedefimiz Tokat'ın coğrafi işaretli yapraklarından hazırlanan sarmaları yurt dışına da göndermek. Kooperatifimizde günde 8 ila 10 kadın yaprak sarıyor. Haftada 500 kilogram yaprak sarması yapıyoruz. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Tokat Haberleri : EKBER TÜRKOĞLU - Tokat'ta kadınların bölgenin coğrafi işaretli yapraklarından hazırladığı sarmalar, talep üzerine Türkiye'nin her yerine gönderiliyor.Kentte 4 yıl önce kurulan Yeşilırmak Kadın Kooperatifine üye 10 kadın, bölgenin coğrafi işaretli yapraklarıyla sarma hazırlıyor.Türk Patent ve Marka Kurumunca 2019'da coğrafi işaretle tescillenen Tokat Narince salamura asma yaprağı, kadınlar tarafından pirinçli içle sarılıp paketleniyor. Daha sonra başta İstanbul ve Bodrum olmak üzere talep olan il ve ilçelere soğuk zincirle ulaştırılıyor.Yeşilırmak Kadın Kooperatifi Başkanı Asuman Özcan, AA muhabirine, yöresel lezzetleri olan yaprak sarmasını Türkiye'nin ardından yurt dışına da ulaştırma hedefinde olduklarını söyledi.Özcan, başta İstanbul ve Bodrum olmak üzere birçok yere sarma gönderdiklerini belirterek, Soğuk zincirli donuk biçimde gönderiyoruz. Sarmalarımızı keşfeden şeflerimiz bizim sarmaları tercih ediyorlar. Şu anda haftalık 250-300 kilogram sarma gönderiyoruz. dedi.Tokat yaprağının aroması ve tadının farklı olduğunu vurgulayan Özcan, Müşterilerimiz yaprağımızın tüysüz ve damarsız olmasını beğeniyorlar. Arkadaşlarımın emeklerine sağlık. Sayımızı gitgide artırarak hedefimiz Tokat'ın coğrafi işaretli yapraklarından hazırlanan sarmaları yurt dışına da göndermek. Kooperatifimizde günde 8 ila 10 kadın yaprak sarıyor. Haftada 500 kilogram yaprak sarması yapıyoruz. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/tokatli-kadinlarin-hazirladigi-cografi-isaretli-yaprak-sarmalari-turkiye-nin-dort-bir-yanina-gonderiliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Belçika ordusu, personel ihtiyacını karşılamak için sağlık kriterlerini gevşetme kararı aldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/belcika-ordusu-personel-ihtiyacini-karsilamak-icin-saglik-kriterlerini-gevsetme-karari-aldi/887664/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/belcika-ordusu-personel-ihtiyacini-karsilamak-icin-saglik-kriterlerini-gevsetme-karari-aldi/887664/</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:30:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Brüksel / Belçika Savunma Bakanı Theo Francken, ordunun personel ihtiyacını karşılamak amacıyla 1 Eylül'den itibaren askeri personel ve yedek asker alımlarında uygulanan sağlık kriterlerinin esnetileceğini bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Brüksel Haberleri : Belçika Savunma Bakanı Theo Francken, ordunun personel ihtiyacını karşılamak amacıyla 1 Eylül'den itibaren askeri personel ve yedek asker alımlarında uygulanan sağlık kriterlerinin esnetileceğini bildirdi.Belçika'nın Het Laatste Nieuws gazetesine konuşan Francken, mevcut sağlık koşullarının bazı görevler için gereğinden fazla katı olduğunu söyledi.Sağlık muayenelerinin daha esnek hale getirilmesi talimatını verdiğini duyuran Francken, yeni sağlık kriterlerinin Belçika Savunma Sağlık Hizmeti tarafından hazırlandığına işaret etti.Francken, ordunun personel ihtiyacını karşılamak amacıyla 1 Eylül'den itibaren askeri personel ve yedek asker alımlarında uygulanan sağlık kriterlerinin esnetileceğini belirtti.Yeni düzenlemeyle daha önce sağlık gerekçesiyle elenen adayların önemli bir bölümünün askeri eğitime kabul edilebileceğini kaydeden Francken, Bazı görevler için daha esnek davranmak mantıklı. Her askerin aynı derecede katı sağlık standartlarını karşılaması gerekmiyor. Örneğin görme seviyeniz mükemmel değilse bu, F-35 pilotu olmak istemediğiniz sürece sorun teşkil etmez. ifadelerini kullandı.Yeni uygulamayla, geçmişte sağlık kriterlerini karşılayamadığı için başvurusu reddedilen adayların yaklaşık yüzde 10 ila 20'sinin askeri eğitime başlayabileceği öngörülüyor.Belçika Savunma Bakanlığı, Eylül 2025'te açıkladığı yeni stratejik vizyon kapsamında, 2035 yılına kadar silahlı kuvvetlerin personel kapasitesinin önemli ölçüde artırılacağını duyurmuştu.Bakanlık, bu hedef doğrultusunda aktif asker sayısının 34 bin 500'e, yedek personel sayısının 12 bin 800'e ve sivil çalışan sayısının 8 bin 500'e çıkarılmasını öngördüğünü açıklamıştı.Personel alım hedeflerine ulaşılması amacıyla gönüllü askerlik uygulaması da başlatılmıştı.Belçika'da Eylül 2026'da başlayacak ilk gönüllü askerlik yılı için ülke genelinde 3 bin 248 genç başvuruda bulunmuş, Savunma Bakanlığı 500 adayı programa kabul edeceğini bildirmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Brüksel Haberleri : Belçika Savunma Bakanı Theo Francken, ordunun personel ihtiyacını karşılamak amacıyla 1 Eylül'den itibaren askeri personel ve yedek asker alımlarında uygulanan sağlık kriterlerinin esnetileceğini bildirdi.Belçika'nın Het Laatste Nieuws gazetesine konuşan Francken, mevcut sağlık koşullarının bazı görevler için gereğinden fazla katı olduğunu söyledi.Sağlık muayenelerinin daha esnek hale getirilmesi talimatını verdiğini duyuran Francken, yeni sağlık kriterlerinin Belçika Savunma Sağlık Hizmeti tarafından hazırlandığına işaret etti.Francken, ordunun personel ihtiyacını karşılamak amacıyla 1 Eylül'den itibaren askeri personel ve yedek asker alımlarında uygulanan sağlık kriterlerinin esnetileceğini belirtti.Yeni düzenlemeyle daha önce sağlık gerekçesiyle elenen adayların önemli bir bölümünün askeri eğitime kabul edilebileceğini kaydeden Francken, Bazı görevler için daha esnek davranmak mantıklı. Her askerin aynı derecede katı sağlık standartlarını karşılaması gerekmiyor. Örneğin görme seviyeniz mükemmel değilse bu, F-35 pilotu olmak istemediğiniz sürece sorun teşkil etmez. ifadelerini kullandı.Yeni uygulamayla, geçmişte sağlık kriterlerini karşılayamadığı için başvurusu reddedilen adayların yaklaşık yüzde 10 ila 20'sinin askeri eğitime başlayabileceği öngörülüyor.Belçika Savunma Bakanlığı, Eylül 2025'te açıkladığı yeni stratejik vizyon kapsamında, 2035 yılına kadar silahlı kuvvetlerin personel kapasitesinin önemli ölçüde artırılacağını duyurmuştu.Bakanlık, bu hedef doğrultusunda aktif asker sayısının 34 bin 500'e, yedek personel sayısının 12 bin 800'e ve sivil çalışan sayısının 8 bin 500'e çıkarılmasını öngördüğünü açıklamıştı.Personel alım hedeflerine ulaşılması amacıyla gönüllü askerlik uygulaması da başlatılmıştı.Belçika'da Eylül 2026'da başlayacak ilk gönüllü askerlik yılı için ülke genelinde 3 bin 248 genç başvuruda bulunmuş, Savunma Bakanlığı 500 adayı programa kabul edeceğini bildirmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/belcika-ordusu-personel-ihtiyacini-karsilamak-icin-saglik-kriterlerini-gevsetme-karari-aldi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria'da 14 Filistinliyi gözaltına aldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/israil-ordusu-isgal-altindaki-bati-seria-da-14-filistinliyi-gozaltina-aldi/887663/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/israil-ordusu-isgal-altindaki-bati-seria-da-14-filistinliyi-gozaltina-aldi/887663/</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:30:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Işgal Altındaki Batı Şeria / İsrail ordusu işgal altındaki Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerine düzenlediği baskınlarda 14 Filistinliyi gözaltına aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Işgal Altındaki Batı Şeria Haberleri : İsrail ordusu işgal altındaki Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerine düzenlediği baskınlarda 14 Filistinliyi gözaltına aldı.Yerel kaynaklardan ve Filistin Esirler Medya Ofisi'nden edinilen bilgiye göre, İsrail ordusunun Batı Şeria'nın birçok kentine düzenlediği baskınlarda aralarında daha önce serbest bırakılan Filistinlilerin de bulunduğu 14 kişiyi gözaltına aldığı belirtildi.Filistinlilerin evlerine zorla girerek arama yapan İsrail ordusunun, Nablus'ta 8, El Halil'de 2, Beytüllahim'de 2, Ramallah'ta 1 ve Tulkerim'de 1 Filistinliyi gözaltına aldığı aktarıldı.Esirler Medya Ofisi, Filistinlilerin gözaltına alınmasının İsrail'in, Filistin halkını hedef alma ve toplu ceza uygulama siyasetini yansıttığını vurguladı.İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını başlattığı Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin baskın ve saldırılarında ciddi artış yaşanıyor.Filistin resmi verilerine göre, söz konusu dönemden bu yana Batı Şeria'da İsrail güçleri ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 1182'den fazla Filistinli hayatını kaybetti, yaklaşık 13 bin kişi yaralandı, 24 bine yakın Filistinli gözaltına alındı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Işgal Altındaki Batı Şeria Haberleri : İsrail ordusu işgal altındaki Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerine düzenlediği baskınlarda 14 Filistinliyi gözaltına aldı.Yerel kaynaklardan ve Filistin Esirler Medya Ofisi'nden edinilen bilgiye göre, İsrail ordusunun Batı Şeria'nın birçok kentine düzenlediği baskınlarda aralarında daha önce serbest bırakılan Filistinlilerin de bulunduğu 14 kişiyi gözaltına aldığı belirtildi.Filistinlilerin evlerine zorla girerek arama yapan İsrail ordusunun, Nablus'ta 8, El Halil'de 2, Beytüllahim'de 2, Ramallah'ta 1 ve Tulkerim'de 1 Filistinliyi gözaltına aldığı aktarıldı.Esirler Medya Ofisi, Filistinlilerin gözaltına alınmasının İsrail'in, Filistin halkını hedef alma ve toplu ceza uygulama siyasetini yansıttığını vurguladı.İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını başlattığı Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin baskın ve saldırılarında ciddi artış yaşanıyor.Filistin resmi verilerine göre, söz konusu dönemden bu yana Batı Şeria'da İsrail güçleri ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 1182'den fazla Filistinli hayatını kaybetti, yaklaşık 13 bin kişi yaralandı, 24 bine yakın Filistinli gözaltına alındı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/israil-ordusu-isgal-altindaki-bati-seria-da-14-filistinliyi-gozaltina-aldi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bahşılı Kaymakamı Kazanasmaz Karaahmetli köyünü ziyaret etti </title>
      <link>https://www.canligaste.com/bahsili-kaymakami-kazanasmaz-karaahmetli-koyunu-ziyaret-etti/887661/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bahsili-kaymakami-kazanasmaz-karaahmetli-koyunu-ziyaret-etti/887661/</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:28:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kırıkkale / Bahşılı Kaymakamı Elif Yazıcıoğlu Kazanasmaz, Karaahmetli köyünde lavanta bahçesi ve çilek tarlasında incelemede bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kırıkkale Haberleri : Bahşılı Kaymakamı Elif Yazıcıoğlu Kazanasmaz, Karaahmetli köyünde lavanta bahçesi ve çilek tarlasında incelemede bulundu.İlk olarak Zübeyde ve Mehmet Bozkurt’a ait lavanta bahçesini ziyaret eden Kazanasmaz, üretici çiftten bilgi aldı.Ardından çilek üreticisi Hasan Tarık Bozkoyun’a ait çilek tarlasını gezen Kazanasmaz, her zaman üreticilere destek olacaklarını kaydetti.Ziyaretlere il genel meclis üyeleri ve kurum amirleri de katıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kırıkkale Haberleri : Bahşılı Kaymakamı Elif Yazıcıoğlu Kazanasmaz, Karaahmetli köyünde lavanta bahçesi ve çilek tarlasında incelemede bulundu.İlk olarak Zübeyde ve Mehmet Bozkurt’a ait lavanta bahçesini ziyaret eden Kazanasmaz, üretici çiftten bilgi aldı.Ardından çilek üreticisi Hasan Tarık Bozkoyun’a ait çilek tarlasını gezen Kazanasmaz, her zaman üreticilere destek olacaklarını kaydetti.Ziyaretlere il genel meclis üyeleri ve kurum amirleri de katıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/bahsili-kaymakami-kazanasmaz-karaahmetli-koyunu-ziyaret-etti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İspanya, son 24 saatte 49 binden fazla kişinin Sebte'ye geçtiğinin düşünüldüğünü bildirdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ispanya-son-24-saatte-49-binden-fazla-kisinin-sebte-ye-gectiginin-dusunuldugunu-bildirdi/887660/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ispanya-son-24-saatte-49-binden-fazla-kisinin-sebte-ye-gectiginin-dusunuldugunu-bildirdi/887660/</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:28:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : İspanya hükümeti, son 24 saatte Sebte (Ceuta) şehrine yüzerek veya yürüyerek giren kişi sayısının 49 binden fazla olduğunun tahmin edildiğini açıkladı.Uluslararası basında çıkan haberlere göre, İspanya İçişleri Bakanlığı, Sebte'ye giren düzensiz göçmenlere dair açıklamada bulundu.Açıklamada, son 24 saat içerisinde Sebte'ye yüzerek veya yürüyerek geçen kişi sayısının 49 bini aştığının düşünüldüğü belirtildi.Ne olmuştu?Fas'taki Castillejos kasabası kıyılarından, İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı olan Sebte'ye (Ceuta) yüzmeye çalışan 800'ü aşkın düzensiz göçmene müdahalede bulunulmuştu.İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, olaya ilişkin hükümetin mevcut tüm kaynaklarını seferber ettiğini bildirmişti.İspanya hükümeti, Ceuta'ya yönelik düzensiz göç girişimlerinin artması üzerine güvenliğin sağlanması amacıyla silahlı kuvvetlerin bölgeye konuşlandırılmasına karar vermişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : İspanya hükümeti, son 24 saatte Sebte (Ceuta) şehrine yüzerek veya yürüyerek giren kişi sayısının 49 binden fazla olduğunun tahmin edildiğini açıkladı.Uluslararası basında çıkan haberlere göre, İspanya İçişleri Bakanlığı, Sebte'ye giren düzensiz göçmenlere dair açıklamada bulundu.Açıklamada, son 24 saat içerisinde Sebte'ye yüzerek veya yürüyerek geçen kişi sayısının 49 bini aştığının düşünüldüğü belirtildi.Ne olmuştu?Fas'taki Castillejos kasabası kıyılarından, İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı olan Sebte'ye (Ceuta) yüzmeye çalışan 800'ü aşkın düzensiz göçmene müdahalede bulunulmuştu.İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, olaya ilişkin hükümetin mevcut tüm kaynaklarını seferber ettiğini bildirmişti.İspanya hükümeti, Ceuta'ya yönelik düzensiz göç girişimlerinin artması üzerine güvenliğin sağlanması amacıyla silahlı kuvvetlerin bölgeye konuşlandırılmasına karar vermişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/ispanya-son-24-saatte-49-binden-fazla-kisinin-sebte-ye-gectiginin-dusunuldugunu-bildirdi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Lübnanlı arıcılar, İsrail işgali nedeniyle kovanlarının akıbetini uydu görüntüleriyle öğrenmeye çalışıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/lubnanli-aricilar-israil-isgali-nedeniyle-kovanlarinin-akibetini-uydu-goruntuleriyle-ogrenmeye-calisiyor/887659/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/lubnanli-aricilar-israil-isgali-nedeniyle-kovanlarinin-akibetini-uydu-goruntuleriyle-ogrenmeye-calisiyor/887659/</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:27:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Beyrut / Şebaa Muhtarı Hasan Ali Zahra: - Bugün sadece kovanlarımızın hala yerinde olup olmadığını ya da yangınlarda yok olup olmadığını öğrenebilmek için uydu görüntüleri satın almak zorunda kalıyoruz - Arıcı Hasan Zahra: - Kovan dışarıdan sağlam görünse bile bakım yapılmaması, su eksikliği ile zararlı böcek ve eşek arılarının yayılması, kolonilerin tamamen yok olmasına neden olabilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Beyrut Haberleri : VESİM SEYFEDDİN/ETHEM EMRE ÖZCAN - İsrail'in saldırıları ve işgali nedeniyle kovanlarına erişemeyen Lübnanlı arıcılar, güneyde sınır hattında geride bıraktıkları kovanlarının akıbetini öğrenebilmek için uydu görüntüleri satın almak zorunda kalıyor.İsrail'in 2 Mart 2026'dan bu yana sürdürdüğü saldırılar nedeniyle Lübnan'ın güneyindeki sınır hattında binlerce kişi evlerini ve tarım arazilerini terk etti.İsrail ordusunun nisan ayında Litani Nehri'nin güneyinde sarı hat olarak adlandırdığı ve sınır hattına kadar uzanan bölgeyi güvenlik tampon bölgesi ilan etmesiyle de aralarında çiftçilerin de bulunduğu binlerce kişinin tarım arazilerine ve mülklerine erişimi engellendi.Bu süreçten arıcılar da etkilendi. Geçim kaynakları olan yüzlerce arı kovanını geride bırakmak zorunda kalan arıcılar, İsrail'in işgali, sürdürdüğü saldırılar ve uyguladığı erişim kısıtlamaları nedeniyle aylardır kovanlarına ulaşamıyor.Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye vilayetine bağlı Şebaa beldesinden arıcılar, AA muhabirine yaptıkları açıklamada, geride bıraktıkları kovanların durumunu öğrenebilmek için tek başvurabildikleri yöntemin uydu görüntüleri olduğunu anlattı.Ücret karşılığında temin ettikleri görüntüler sayesinde kovanların yerinde olup olmadığını görebildiklerini belirten arıcılar, arı kolonilerinin yaşayıp yaşamadığını ya da kovanların kullanılabilir durumda olup olmadığını ise bu görüntülerden anlamanın mümkün olmadığını ifade etti.Şebaa beldesinden 7 arıcının ülkenin güneybatısında İsrail işgalindeki Hamul bölgesinde geride bıraktığı yaklaşık 390 arı kovanı bulunuyor.Arıcılar, kovanlarının durumunu yerinde tespit edebilmek, uğradıkları zararı kayıt altına alabilmek ve yeniden üretime başlayabilmek için Lübnan makamlarından bölgeye erişim sağlayacak bir mekanizma oluşturulmasını talep ediyor.Kovanlar kuşatma altında kaldıŞebaa Muhtarı Hasan Ali Zahra, İsrail'in saldırılarının onlarca ailenin temel geçim kaynaklarından biri olan arıcılık sektörünü felç ettiğini söyledi.Arıcılık faaliyetlerinin mevsime göre kovanların dağlık bölgeler ile sahil kesimleri arasında taşınmasına dayandığını belirten Zahra, İsrail saldırılarının bu hareketliliği engellediğini ve kovanların sahil vadilerinde mahsur kaldığını ifade etti.Zahra, Bugün sadece kovanlarımızın hala yerinde olup olmadığını ya da yangınlarda yok olup olmadığını öğrenebilmek için uydu görüntüleri satın almak zorunda kalıyoruz. dedi.Güneyde sınır hattında yer alan Şebaa'dan Nakura beldesine kadar uzanan bölgede daha önce yüzlerce arı kovanı bulunduğunu belirten Zahra, İsrail'in saldırıları nedeniyle bu alanların artık ulaşılamaz hale geldiğini kaydetti.Kovanları kurtarma çabalarıÇiftçi Yusuf Atvi ise yaz aylarında arı kovanlarının aylarca susuz ve bakımsız bırakılmasının arıların kesin olarak telef olması anlamına geldiğini söyledi.Uydu görüntülerinde kovanların yerinde görünmesine rağmen kovanların, arıların ölmesi nedeniyle boşaldığını ifade eden Atvi, arıcıların yaşadığı belirsizliğin sürdüğünü dile getirdi.Arıcı Hasan Zahra ise kış meralarından yararlanmak amacıyla Nakura yakınlarındaki Hamul bölgesine taşıdığı yaklaşık 40 kovanının bulunduğunu söyledi.İsrail saldırılarının başlamasından bu yana bölgeye giremediklerini belirten Zahra, Resmi makamlar ve ilgili güvenlik birimleriyle iletişime geçerek kovanlarımızı boş bile olsa çıkarabilmek için izin istedik ancak herhangi bir onay alamadık. diye konuştu.Arıcıların uydu görüntüleri satın almak için ortak ödeme yaptığını aktaran Zahra, buna rağmen bu görüntülerin kovanların içindeki arıların hala canlı olup olmadığını göstermediğini ifade etti.Zahra, Kovan dışarıdan sağlam görünse bile bakım yapılmaması, su eksikliği ile zararlı böcek ve eşek arılarının yayılması, kolonilerin tamamen yok olmasına neden olabilir. dedi.Büyük ekonomik kayıpBölgedeki tarım kooperatifinin üyesi Hıdır Hassan da İsrail'in saldırıları ve arazi tahribatı nedeniyle 2023 sonlarından bu yana arılıkların büyük bölümünün zarar gördüğünü söyledi.Burkıt en-Nekkar bölgesindeki arazisinde bulunan yaklaşık 70 kovanını kaybettiğini, 140 kovanın bulunduğu başka bir arazisinin ise tamamen tahrip edildiğini anlatan Hassan, kalan kovanları Kefir, Hasbaya ve daha sonra Nakura'ya taşımaya çalıştıklarını ancak güvenlik koşulları nedeniyle bunun da mümkün olmadığını ifade etti.Doğrudan arılık ve altyapı zararının 200 bin doları aştığını belirten Hassan, Lübnan hükümetine yolların açılması ve arazi sahiplerinin zarar tespiti yapabilmesi için acil adım atılması çağrısında bulundu.İsrail ile Hizbullah arasında son aylarda ilan edilen ateşkesler ve 26 Haziran 2026'da ABD arabuluculuğunda Beyrut ile Tel Aviv arasında imzalanan çerçeve anlaşmasına rağmen İsrail, Lübnan topraklarına yönelik saldırılarını, patlatma ve kara saldırılarını sürdürüyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Beyrut Haberleri : VESİM SEYFEDDİN/ETHEM EMRE ÖZCAN - İsrail'in saldırıları ve işgali nedeniyle kovanlarına erişemeyen Lübnanlı arıcılar, güneyde sınır hattında geride bıraktıkları kovanlarının akıbetini öğrenebilmek için uydu görüntüleri satın almak zorunda kalıyor.İsrail'in 2 Mart 2026'dan bu yana sürdürdüğü saldırılar nedeniyle Lübnan'ın güneyindeki sınır hattında binlerce kişi evlerini ve tarım arazilerini terk etti.İsrail ordusunun nisan ayında Litani Nehri'nin güneyinde sarı hat olarak adlandırdığı ve sınır hattına kadar uzanan bölgeyi güvenlik tampon bölgesi ilan etmesiyle de aralarında çiftçilerin de bulunduğu binlerce kişinin tarım arazilerine ve mülklerine erişimi engellendi.Bu süreçten arıcılar da etkilendi. Geçim kaynakları olan yüzlerce arı kovanını geride bırakmak zorunda kalan arıcılar, İsrail'in işgali, sürdürdüğü saldırılar ve uyguladığı erişim kısıtlamaları nedeniyle aylardır kovanlarına ulaşamıyor.Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye vilayetine bağlı Şebaa beldesinden arıcılar, AA muhabirine yaptıkları açıklamada, geride bıraktıkları kovanların durumunu öğrenebilmek için tek başvurabildikleri yöntemin uydu görüntüleri olduğunu anlattı.Ücret karşılığında temin ettikleri görüntüler sayesinde kovanların yerinde olup olmadığını görebildiklerini belirten arıcılar, arı kolonilerinin yaşayıp yaşamadığını ya da kovanların kullanılabilir durumda olup olmadığını ise bu görüntülerden anlamanın mümkün olmadığını ifade etti.Şebaa beldesinden 7 arıcının ülkenin güneybatısında İsrail işgalindeki Hamul bölgesinde geride bıraktığı yaklaşık 390 arı kovanı bulunuyor.Arıcılar, kovanlarının durumunu yerinde tespit edebilmek, uğradıkları zararı kayıt altına alabilmek ve yeniden üretime başlayabilmek için Lübnan makamlarından bölgeye erişim sağlayacak bir mekanizma oluşturulmasını talep ediyor.Kovanlar kuşatma altında kaldıŞebaa Muhtarı Hasan Ali Zahra, İsrail'in saldırılarının onlarca ailenin temel geçim kaynaklarından biri olan arıcılık sektörünü felç ettiğini söyledi.Arıcılık faaliyetlerinin mevsime göre kovanların dağlık bölgeler ile sahil kesimleri arasında taşınmasına dayandığını belirten Zahra, İsrail saldırılarının bu hareketliliği engellediğini ve kovanların sahil vadilerinde mahsur kaldığını ifade etti.Zahra, Bugün sadece kovanlarımızın hala yerinde olup olmadığını ya da yangınlarda yok olup olmadığını öğrenebilmek için uydu görüntüleri satın almak zorunda kalıyoruz. dedi.Güneyde sınır hattında yer alan Şebaa'dan Nakura beldesine kadar uzanan bölgede daha önce yüzlerce arı kovanı bulunduğunu belirten Zahra, İsrail'in saldırıları nedeniyle bu alanların artık ulaşılamaz hale geldiğini kaydetti.Kovanları kurtarma çabalarıÇiftçi Yusuf Atvi ise yaz aylarında arı kovanlarının aylarca susuz ve bakımsız bırakılmasının arıların kesin olarak telef olması anlamına geldiğini söyledi.Uydu görüntülerinde kovanların yerinde görünmesine rağmen kovanların, arıların ölmesi nedeniyle boşaldığını ifade eden Atvi, arıcıların yaşadığı belirsizliğin sürdüğünü dile getirdi.Arıcı Hasan Zahra ise kış meralarından yararlanmak amacıyla Nakura yakınlarındaki Hamul bölgesine taşıdığı yaklaşık 40 kovanının bulunduğunu söyledi.İsrail saldırılarının başlamasından bu yana bölgeye giremediklerini belirten Zahra, Resmi makamlar ve ilgili güvenlik birimleriyle iletişime geçerek kovanlarımızı boş bile olsa çıkarabilmek için izin istedik ancak herhangi bir onay alamadık. diye konuştu.Arıcıların uydu görüntüleri satın almak için ortak ödeme yaptığını aktaran Zahra, buna rağmen bu görüntülerin kovanların içindeki arıların hala canlı olup olmadığını göstermediğini ifade etti.Zahra, Kovan dışarıdan sağlam görünse bile bakım yapılmaması, su eksikliği ile zararlı böcek ve eşek arılarının yayılması, kolonilerin tamamen yok olmasına neden olabilir. dedi.Büyük ekonomik kayıpBölgedeki tarım kooperatifinin üyesi Hıdır Hassan da İsrail'in saldırıları ve arazi tahribatı nedeniyle 2023 sonlarından bu yana arılıkların büyük bölümünün zarar gördüğünü söyledi.Burkıt en-Nekkar bölgesindeki arazisinde bulunan yaklaşık 70 kovanını kaybettiğini, 140 kovanın bulunduğu başka bir arazisinin ise tamamen tahrip edildiğini anlatan Hassan, kalan kovanları Kefir, Hasbaya ve daha sonra Nakura'ya taşımaya çalıştıklarını ancak güvenlik koşulları nedeniyle bunun da mümkün olmadığını ifade etti.Doğrudan arılık ve altyapı zararının 200 bin doları aştığını belirten Hassan, Lübnan hükümetine yolların açılması ve arazi sahiplerinin zarar tespiti yapabilmesi için acil adım atılması çağrısında bulundu.İsrail ile Hizbullah arasında son aylarda ilan edilen ateşkesler ve 26 Haziran 2026'da ABD arabuluculuğunda Beyrut ile Tel Aviv arasında imzalanan çerçeve anlaşmasına rağmen İsrail, Lübnan topraklarına yönelik saldırılarını, patlatma ve kara saldırılarını sürdürüyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Trabzonspor'un deneyimli kalecisi Onana'dan Fatih Tekke övgüsü:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/trabzonspor-un-deneyimli-kalecisi-onana-dan-fatih-tekke-ovgusu/887658/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/trabzonspor-un-deneyimli-kalecisi-onana-dan-fatih-tekke-ovgusu/887658/</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:27:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Fatih hocayla aramızdaki ilişkiyi şöyle ifade edebilirim; taktiksel anlamda bir çılgın. Taktiksel anlamda bize geçen sene yaptıklarıyla beraber bir kupa kazandırdı - Futbolda hiç kimsenin yeri doldurulamaz değildir. Bunun adı Uğurcan olsun, Onana olsun ya da benden sonra gelecek kaleci olsun. - Yolda arabamla giderken genelde taksi şoförleri tarafından arabamın önüne kırılarak hep durduruluyorum. Her zaman arabadan inip 'Bir fotoğraf çekilelim, gel bir sarılalım.' diyor insanlar. Asla bunun kötü bir şey olmadığını biliyordum ama çok garipsemiştim - Fenerbahçe maçında kulüp başkanının soyunma odasına inip oyuncuları tek tek tebrik etmesi ve kaybedilen maça rağmen prim vermesi, benim adıma pozitif anlamda unutamadığım anlardan biri oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- SELÇUK KILIÇ - Trabzonspor'un kalecisi Andre Onana, teknik direktör Fatih Tekke'ye övgüde bulunarak, Fatih hocayla aramızdaki ilişkiyi şöyle ifade edebilirim, hocayı şöyle tarif ediyorum; taktiksel anlamda bir çılgın. Taktiksel anlamda bize geçen sene yaptıklarıyla beraber bir kupa kazandırdı. dedi.Onana, yeni sezon hazırlıklarını Avusturya'da sürdüren bordo-mavili takımın kampında AA muhabirinin sorularını yanıtladı.Kampın iyi gittiğini ve gayet iyi çalıştıklarını belirten Onana, Çok yoğun antrenmanlar yapıyoruz. Takımımız birlik olmuş durumda. Bu da çok önemli. Önümüzde zorlu, uzun bir sezon olacak. Gayet iyi çalışıyoruz ve burada olmaktan dolayı çok mutluyum. şeklinde konuştu.Geçen sezon sonunda Görev tamamlandı.' şeklinde sosyal medyadan verdiği mesajın bir ayrılık gibi algılanmaması gerektiğini anlatan Onana, şöyle devam etti:Trabzonspor taraftarının bana gösterdiği sevgi için teşekkür ediyorum. Eğer bir başarı elde edildiyse, bu onların sevgisi ve desteği sayesinde mümkün oldu. Sezon sonunda 'Görev tamamlandı.' demiştim çünkü geçen sezonki hedefimiz başarılı olmak ve bir kupa kazanmaktı. Benim için görevimizi tamamlamak, takım olarak bir kupa kazanıp başarılı olmaktı. Bunu başardığımızı düşünüyorum. Hem kendi adıma hem de takım adına güzel bir sezon geçirdik. Kupa görevini tamamlamıştık.Başkanımız sözünde duran birisiDeneyimli kaleci Trabzon'a geri dönüş sürecindeki düşüncelerine ilişkin şu ifadeleri kullandı:Geri dönüş kararım çok basit oldu. Kupayı kazandığımız anda Ertuğrul başkanımız sahada yanıma gelip, 'Andre, 1 yıl daha kalmanı istiyorum.' dedi. Zaten ondan sonrasında şartları konuştuk. İki tarafın da çok mutlu olacağı şartlar üzerinde uzlaşıp çok da uzun sürmeden anlaşmayı tamamladık. Ben de buraya gelmeyi çok istemiştim. Çünkü başkanımız sözünde duran birisi. Bana bu talebi iletmişti ben de zaten mutlu olduğum yere tekrar gelmeyi çok kolay bir kararla aldım.Bu sezonun geçen sezona göre çok daha zor olacağına dikkati çeken Onana, şunları söyledi:Daha fazla çalışmamız gerekecek. Rakipler daha fazla bize odaklanacak. Daha iyi işler çıkarmamız gereken bir sezon olacak. Aynı zamanda zorlukları da aşmamız gereken bir sezon olacak. Çünkü çok kolay olmayabilir, zorluklar yaşayabiliriz. Ama bu zorlandığımız anlarda da belki de tek bundan çıkış yolu pozitif olmak olacak. Her zaman pozitif olmalıyız. Hem bütün takım arkadaşlarımız, taraftarlarımız herkes pozitif olmak durumunda. Çünkü bu takım bunu başardı, daha iyisini de yapacak. Zorluklar için de hazırız.Kupayı kazandığımız an çok mutlu hissettimOnana, geçen sezon özellikle penaltılarda gösterdiği başarı ile Türkiye Kupası'nı kazanmalarına ilişkin bir soru üzerine de şunları kaydetti:Kupayı kazandığımız an çok mutlu hissettim. Bu hem benim için hem de takımımızın verdiği emeğin karşılığı olması açısından çok önemliydi. Bu ödülü almak beni çok mutlu etti. Takım arkadaşlarım adına da unutulmaz bir andı. Büyük takım olmanın refleksini göstermeniz gereken anlar vardır. Kalecinin de takımın kendisine duyduğu güveni boşa çıkarmaması gerekir. Ben de bana duyulan güveni karşılıksız bırakmamak için elimden geleni yapıyorum. Penaltıları kurtarmış olmam önemli olabilir ancak bu başarıda asıl pay, takımımızın ortaya koyduğu büyük mücadeleye aittir.Tarih kazananları hatırlarSizin de bildiğiniz gibi tarihte her zaman kazanları hatırlar. diyen Kamerunlu kaleci, Bu anlamda bizim için gururla, mutlulukla hatırlanacak bir an oldu. Hem bireysel anlamda hem kolektif anlamda hem de taraftarlarımız için gerçekten unutulmayacak anlar oldu. Tabii ki bunda bir payım varsa ben de çok mutlu olurum ama takım arkadaşlarımın değeri de aynı zamanda önemli. Trabzonspor'a geliş amacım bu zaten. Belki de Trabzonspor'a transfer edilişim bu yüzden. Bu zorlu anlarda öne çıkabilmek, sorumluluk almam gereken durumlarda o sorumluluğu alabilmek, üstlenebilmek. İşler bazen iyi gidebilir bazen kötü gidebilir ama o anlarda sorumluluğu almak gerekir. ifadesini kullandı.Kendi performansından çok takım arkadaşlarının başarısının ön plana çıkarılması gerektiğini belirten Onana, Penaltıları gole çeviren takım arkadaşlarım olmasaydı bu kupayı kazanamazdık. Elbette kurtarışlarımda kendi yaptığım ufak ipuçları var. Bunu kendime saklayayım. şeklinde konuştu.Maç içerisinde eğlenmeye çalışıyorum.Onana, kalede rahat olmasına ilişkin olarak, Tecrübe diyebilirim. Çünkü sizin de bildiğiniz gibi elit seviyede, bu seviyelerde çok uzun süredir oynuyorum. Yaklaşık 10-12 yıl oldu bu seviyelerde oynuyorum. Buna benzer birçok maç oynadım. Bu seviyelerde çok maç oynamış olmak da size bir sakinlik getiriyor ama benim en çok yapmaya çalıştığım şey tadını çıkarmak. diye konuştu.Maç içerisinde rakip takımın kendilerine nasıl pres yaptığını, hangi tarafa bastığını, baskının birebir gelip gelmediğini, hangi yönde boşluk olduğunu görmeye çalıştığını aktaran Onana, sözlerini şöyle sürdürdü:Bunu görürken de tadını çıkarmaya, eğlenmeye çalışıyorum maç içesinde. Ama sadece bu benim başarım değil, bu sakinliği bana veren takım arkadaşlarım. Çünkü takım arkadaşlarımın mücadelesi, onların boşa çıkması, doğru alanları değerlendirmesi olmasa benim de bu konuda başarılı olmam mümkün değil. Kalede, bu kadar sakin kalabilmem mümkün değil. Aynı zamanda tabii ki onların bana karşı gösterdiği güven de beni ayrıca kalede daha da sakin kalmaya itiyor.Futbolda hiç kimsenin yeri doldurulamaz değilOnana, Uğurcan Çakır'ın Galatasaray'a transfer olmasının ardından kaleyi devralmasına ilişkin bir soru üzerine şunları söyledi:Futbolda hiç kimsenin yeri doldurulamaz değil. Bunun adı Uğurcan olsun, Onana olsun ya da benden sonra gelecek kaleci olsun. Herhangi bir oyuncunun ya da herhangi bir pozisyondaki ismin yeri doldurulabilir. Ama bunu söylerken şunu da ifade etmem gerekir; Uğurcan gerçekten çok beğendiğim, saygı duyduğum, A Milli Takım'ın kalesini koruyan ve bu takımla çok önemli başarılara imza atmış büyük bir kaleci. Kendimi değerlendirecek olursam ben de kariyerimde önemli başarılar elde etmiş bir kaleciyim. Ancak ne ben ne Uğurcan ne de başka biri vazgeçilmez değildir. Ben de bu takımdan ayrıldığımda mutlaka yerim dolacaktır.Trabzonspor'un kalesinde geleceğe yönelik önemli isimlerin bulunduğunu da belirten Onana, Bu isimler Erol Can, Ahmet ve Onuralp. Çok değerli, çok genç kaleciler. Uzun yıllar Trabzonspor'un kalesini koruyacaklarına inanıyorum. Taraftarlar da emin olsun; Trabzonspor'un kalesi uzun yıllar emin ellerde olacak. Gerçekten çok başarılı olacaklarına inanıyorum. dedi.Onana, geleceğe yönelik planlarının bulunduğunu belirterek, Planlar her zaman yapılır ancak hayat her zaman planlandığı gibi ilerlemeyebilir. Bu hayatta bir hafta, hatta bir saat sonra ne olacağını bilemiyorsunuz. Dolayısıyla bir yıl sonrasına ilişkin elbette planlarım ve düşüncelerim var ama gelecekte neler olacağını öngörmek mümkün değil. diye konuştu.Futbol korkuyla oynanmazDeneyimli kaleci, Avrupa kupalarında takım olarak neler başarabileceklerine ilişkin de şu değerlendirmelerde bulundu:Futbol anlardan ibaret bir oyun. Doğru anı yakalarsanız ve gelişiminizi sürdürürseniz bu takımlara karşı başarılı olabilirsiniz. Ajax'ta oynadığım dönemde, henüz çok genç bir oyuncuyken Real Madrid ve Juventus gibi takımlara karşı önemli galibiyetler aldık. Belki o maçlardan önce kimse bu takımları yenebileceğimizi düşünmüyordu. Futbol böyle bir oyun. Her şey mümkün. Önemli olan o anları doğru oynamak. Futbol korkuyla oynanmaz. Her zaman cesur olmalısınız. Kazanırsanız büyük mutluluk yaşarsınız, kaybederseniz de ders çıkarırsınız. Sonraki maçı kazanmak için yeniden sahaya çıkmanız gerekir. Her zaman kazanma mentalitesiyle sahada olmak gerekir. Korkuyla futbol oynanmaz.Türkiye'de çok kaliteli hücum oyuncularına karşı mücadele ettiğini dile getiren Onana, Oynamaya devam ediyorum. Türkiye liginde çok kaliteli santrforlar ve hücum oyuncuları var. Her takımda beni olumlu anlamda şaşırtan futbolcular bulunuyor. Kolay bir lig değil. Çok önemli oyuncuların forma giydiği, seviyesi yüksek bir lig. ifadelerini kullandı.Fatih Tekke korkmayan biriOnana, teknik direktör Fatih Tekke'den övgüyle söz ederek şunları aktardı:Fatih hocayla aramızdaki ilişkiyi şöyle ifade edebilirim, hocayı şöyle tarif ediyorum; taktiksel anlamda bir çılgın. Bunu tamamen olumlu anlamda söylüyorum. Geçen sezon taktiksel anlayışıyla bize bir kupa kazandırdı. Futbol konusunda çok net fikirleri var ve bunları anlatmaktan ya da uygulamaktan çekinmeyen biri. Risk almaktan korkmuyor, oyundan korkmuyor ve yapılması gereken her şeyi yerine getirmeye çalışıyor. Dolayısıyla kendisiyle çalışmaktan büyük keyif alıyorum.Fatih Tekke için Hem kendi adıma iyi bir arkadaş hem de çok iyi bir antrenör. diyen Onana, Burada ne kadar kalacağımı bilmiyorum. Bu yıl da olabilir, sonraki yıl da. Ne kadar birlikte çalışacağımız belli değil. Ancak hocamı her zaman iyi hatırlayacağım. Kendisine her zaman en iyi dileklerimi iletiyor ve nerede olursam olayım başarılar diliyorum. ifadelerini kullandı.Trabzon duygularla yaşanan bir yerTrabzon'da çok fazla dışarı çıkmadığını, genellikle evde ya da kulüpte vakit geçirdiğini anlatan Onana, şöyle konuştu:Genelde ya evde ya da kulüpteyim. Çok dışarı çıkmasam da insanların sevgisini her zaman hissediyorum. Burada futbol da hayat da duygularla yaşanıyor. Daha önce birçok ülke gördüm. Daha yoğun ve daha taktiksel futbolun oynandığı yerlerde bulundum. Ancak burası tamamen duygularla yaşayan bir şehir. Tutkunun en yoğun hissedildiği yerlerden biri.Trabzon'da taraftarlarla yaşadığı anılara da değinen Onana, şunları söyledi:Yolda arabamla giderken taksi şoförleri beni durduruyor. Bunu olumsuz anlamda söylemiyorum, aksine çok hoşuma gidiyor. Arabadan inip 'Bir fotoğraf çekilelim, gel bir sarılalım.' diyorlar. İlk başta bunu çok garipsemiştim ama bunun sevginin bir göstergesi olduğunu anladım. Bazen iletişim konusunda zorluk yaşayabiliyoruz. Onlar İngilizce bilmiyor, ben de Türkçe bilmiyorum. Böyle durumlarda tercümanlarımız bize yardımcı oluyor. Ama sevgilerini yürekten hissediyorum.Onana, taraftarlara da şu mesajı verdi:Sadece taksi şoförleri değil, ayrıca benim önümü arabasıyla kesen herkese şunu söylemek istiyorum; tabii ki bundan çok mutluyum. Bunu anlatırken herhangi bir şekilde asla olumsuz bir şeyden bahsetmiyorum, bunlar çok mutlu olduğum anlar. İnsanlar size sevgisini gösteriyorlar. Keşke önümüzde bir dil bariyeri olmasaydı da daha net anlaşabilseydik o insanlarla. Ama aynı dili konuşmasak dahi aynı sevgi dilini konuştuğumuz için aynı sevgiyi birbirimize gösterdiğimiz için çok iyi anlaştığımızı, o insanlarla o sevgiyi paylaştığımızı görebiliyorum. Zaten onlarla birlikte mutlu olabiliyoruz, onlarla başarıları kazanabiliyoruz. Buradan Trabzonspor taraftarlarına mesajım şu; Bu yıl zor bir yıl olacak bizim adımıza. Geçen sezondan daha zor olacak. Ama hep beraberiz, iyi anlarda kötü anlarda da beraberiz. Bu işi başarabileceksek beraber başaracağız.Başkan Doğan&#039;ın kaybedilen Fenerbahçe maçına prim vermesiTürkiye'de unutamadığı anlardan birini de paylaşan Onana, şunları kaydetti:Trabzonspor ve Türkiye'de yaşadığım en ilginç, belki de hiç unutamayacağım anlardan biri buydu. Fenerbahçe deplasmanında Okay'ın kırmızı kart gördüğü ve kaybettiğimiz maçta son ana kadar mücadele ettik. Hatta son saniyelerde beraberlik şansı bile yakaladık. Maçın ardından soyunma odasında arkadaşlarımı tebrik ettim. Daha sonra hocamız konuşmasını yaptı. Ardından beni en çok şaşırtan olay yaşandı. Başkanımız soyunma odasına geldi. Daha önce forma giydiğim takımlarda primlerin yalnızca kazanılan maçlardan sonra verildiğini görmüştüm. Hayatımda ilk kez bir başkanın mücadeleyi ödüllendirdiğine tanık oldum. Maçtan sonra kulüp başkanının soyunma odasına inip oyuncuları tek tek tebrik etmesi ve kaybedilen maça rağmen prim vermesi, benim adıma pozitif anlamda unutamadığım anlardan biri oldu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- SELÇUK KILIÇ - Trabzonspor'un kalecisi Andre Onana, teknik direktör Fatih Tekke'ye övgüde bulunarak, Fatih hocayla aramızdaki ilişkiyi şöyle ifade edebilirim, hocayı şöyle tarif ediyorum; taktiksel anlamda bir çılgın. Taktiksel anlamda bize geçen sene yaptıklarıyla beraber bir kupa kazandırdı. dedi.Onana, yeni sezon hazırlıklarını Avusturya'da sürdüren bordo-mavili takımın kampında AA muhabirinin sorularını yanıtladı.Kampın iyi gittiğini ve gayet iyi çalıştıklarını belirten Onana, Çok yoğun antrenmanlar yapıyoruz. Takımımız birlik olmuş durumda. Bu da çok önemli. Önümüzde zorlu, uzun bir sezon olacak. Gayet iyi çalışıyoruz ve burada olmaktan dolayı çok mutluyum. şeklinde konuştu.Geçen sezon sonunda Görev tamamlandı.' şeklinde sosyal medyadan verdiği mesajın bir ayrılık gibi algılanmaması gerektiğini anlatan Onana, şöyle devam etti:Trabzonspor taraftarının bana gösterdiği sevgi için teşekkür ediyorum. Eğer bir başarı elde edildiyse, bu onların sevgisi ve desteği sayesinde mümkün oldu. Sezon sonunda 'Görev tamamlandı.' demiştim çünkü geçen sezonki hedefimiz başarılı olmak ve bir kupa kazanmaktı. Benim için görevimizi tamamlamak, takım olarak bir kupa kazanıp başarılı olmaktı. Bunu başardığımızı düşünüyorum. Hem kendi adıma hem de takım adına güzel bir sezon geçirdik. Kupa görevini tamamlamıştık.Başkanımız sözünde duran birisiDeneyimli kaleci Trabzon'a geri dönüş sürecindeki düşüncelerine ilişkin şu ifadeleri kullandı:Geri dönüş kararım çok basit oldu. Kupayı kazandığımız anda Ertuğrul başkanımız sahada yanıma gelip, 'Andre, 1 yıl daha kalmanı istiyorum.' dedi. Zaten ondan sonrasında şartları konuştuk. İki tarafın da çok mutlu olacağı şartlar üzerinde uzlaşıp çok da uzun sürmeden anlaşmayı tamamladık. Ben de buraya gelmeyi çok istemiştim. Çünkü başkanımız sözünde duran birisi. Bana bu talebi iletmişti ben de zaten mutlu olduğum yere tekrar gelmeyi çok kolay bir kararla aldım.Bu sezonun geçen sezona göre çok daha zor olacağına dikkati çeken Onana, şunları söyledi:Daha fazla çalışmamız gerekecek. Rakipler daha fazla bize odaklanacak. Daha iyi işler çıkarmamız gereken bir sezon olacak. Aynı zamanda zorlukları da aşmamız gereken bir sezon olacak. Çünkü çok kolay olmayabilir, zorluklar yaşayabiliriz. Ama bu zorlandığımız anlarda da belki de tek bundan çıkış yolu pozitif olmak olacak. Her zaman pozitif olmalıyız. Hem bütün takım arkadaşlarımız, taraftarlarımız herkes pozitif olmak durumunda. Çünkü bu takım bunu başardı, daha iyisini de yapacak. Zorluklar için de hazırız.Kupayı kazandığımız an çok mutlu hissettimOnana, geçen sezon özellikle penaltılarda gösterdiği başarı ile Türkiye Kupası'nı kazanmalarına ilişkin bir soru üzerine de şunları kaydetti:Kupayı kazandığımız an çok mutlu hissettim. Bu hem benim için hem de takımımızın verdiği emeğin karşılığı olması açısından çok önemliydi. Bu ödülü almak beni çok mutlu etti. Takım arkadaşlarım adına da unutulmaz bir andı. Büyük takım olmanın refleksini göstermeniz gereken anlar vardır. Kalecinin de takımın kendisine duyduğu güveni boşa çıkarmaması gerekir. Ben de bana duyulan güveni karşılıksız bırakmamak için elimden geleni yapıyorum. Penaltıları kurtarmış olmam önemli olabilir ancak bu başarıda asıl pay, takımımızın ortaya koyduğu büyük mücadeleye aittir.Tarih kazananları hatırlarSizin de bildiğiniz gibi tarihte her zaman kazanları hatırlar. diyen Kamerunlu kaleci, Bu anlamda bizim için gururla, mutlulukla hatırlanacak bir an oldu. Hem bireysel anlamda hem kolektif anlamda hem de taraftarlarımız için gerçekten unutulmayacak anlar oldu. Tabii ki bunda bir payım varsa ben de çok mutlu olurum ama takım arkadaşlarımın değeri de aynı zamanda önemli. Trabzonspor'a geliş amacım bu zaten. Belki de Trabzonspor'a transfer edilişim bu yüzden. Bu zorlu anlarda öne çıkabilmek, sorumluluk almam gereken durumlarda o sorumluluğu alabilmek, üstlenebilmek. İşler bazen iyi gidebilir bazen kötü gidebilir ama o anlarda sorumluluğu almak gerekir. ifadesini kullandı.Kendi performansından çok takım arkadaşlarının başarısının ön plana çıkarılması gerektiğini belirten Onana, Penaltıları gole çeviren takım arkadaşlarım olmasaydı bu kupayı kazanamazdık. Elbette kurtarışlarımda kendi yaptığım ufak ipuçları var. Bunu kendime saklayayım. şeklinde konuştu.Maç içerisinde eğlenmeye çalışıyorum.Onana, kalede rahat olmasına ilişkin olarak, Tecrübe diyebilirim. Çünkü sizin de bildiğiniz gibi elit seviyede, bu seviyelerde çok uzun süredir oynuyorum. Yaklaşık 10-12 yıl oldu bu seviyelerde oynuyorum. Buna benzer birçok maç oynadım. Bu seviyelerde çok maç oynamış olmak da size bir sakinlik getiriyor ama benim en çok yapmaya çalıştığım şey tadını çıkarmak. diye konuştu.Maç içerisinde rakip takımın kendilerine nasıl pres yaptığını, hangi tarafa bastığını, baskının birebir gelip gelmediğini, hangi yönde boşluk olduğunu görmeye çalıştığını aktaran Onana, sözlerini şöyle sürdürdü:Bunu görürken de tadını çıkarmaya, eğlenmeye çalışıyorum maç içesinde. Ama sadece bu benim başarım değil, bu sakinliği bana veren takım arkadaşlarım. Çünkü takım arkadaşlarımın mücadelesi, onların boşa çıkması, doğru alanları değerlendirmesi olmasa benim de bu konuda başarılı olmam mümkün değil. Kalede, bu kadar sakin kalabilmem mümkün değil. Aynı zamanda tabii ki onların bana karşı gösterdiği güven de beni ayrıca kalede daha da sakin kalmaya itiyor.Futbolda hiç kimsenin yeri doldurulamaz değilOnana, Uğurcan Çakır'ın Galatasaray'a transfer olmasının ardından kaleyi devralmasına ilişkin bir soru üzerine şunları söyledi:Futbolda hiç kimsenin yeri doldurulamaz değil. Bunun adı Uğurcan olsun, Onana olsun ya da benden sonra gelecek kaleci olsun. Herhangi bir oyuncunun ya da herhangi bir pozisyondaki ismin yeri doldurulabilir. Ama bunu söylerken şunu da ifade etmem gerekir; Uğurcan gerçekten çok beğendiğim, saygı duyduğum, A Milli Takım'ın kalesini koruyan ve bu takımla çok önemli başarılara imza atmış büyük bir kaleci. Kendimi değerlendirecek olursam ben de kariyerimde önemli başarılar elde etmiş bir kaleciyim. Ancak ne ben ne Uğurcan ne de başka biri vazgeçilmez değildir. Ben de bu takımdan ayrıldığımda mutlaka yerim dolacaktır.Trabzonspor'un kalesinde geleceğe yönelik önemli isimlerin bulunduğunu da belirten Onana, Bu isimler Erol Can, Ahmet ve Onuralp. Çok değerli, çok genç kaleciler. Uzun yıllar Trabzonspor'un kalesini koruyacaklarına inanıyorum. Taraftarlar da emin olsun; Trabzonspor'un kalesi uzun yıllar emin ellerde olacak. Gerçekten çok başarılı olacaklarına inanıyorum. dedi.Onana, geleceğe yönelik planlarının bulunduğunu belirterek, Planlar her zaman yapılır ancak hayat her zaman planlandığı gibi ilerlemeyebilir. Bu hayatta bir hafta, hatta bir saat sonra ne olacağını bilemiyorsunuz. Dolayısıyla bir yıl sonrasına ilişkin elbette planlarım ve düşüncelerim var ama gelecekte neler olacağını öngörmek mümkün değil. diye konuştu.Futbol korkuyla oynanmazDeneyimli kaleci, Avrupa kupalarında takım olarak neler başarabileceklerine ilişkin de şu değerlendirmelerde bulundu:Futbol anlardan ibaret bir oyun. Doğru anı yakalarsanız ve gelişiminizi sürdürürseniz bu takımlara karşı başarılı olabilirsiniz. Ajax'ta oynadığım dönemde, henüz çok genç bir oyuncuyken Real Madrid ve Juventus gibi takımlara karşı önemli galibiyetler aldık. Belki o maçlardan önce kimse bu takımları yenebileceğimizi düşünmüyordu. Futbol böyle bir oyun. Her şey mümkün. Önemli olan o anları doğru oynamak. Futbol korkuyla oynanmaz. Her zaman cesur olmalısınız. Kazanırsanız büyük mutluluk yaşarsınız, kaybederseniz de ders çıkarırsınız. Sonraki maçı kazanmak için yeniden sahaya çıkmanız gerekir. Her zaman kazanma mentalitesiyle sahada olmak gerekir. Korkuyla futbol oynanmaz.Türkiye'de çok kaliteli hücum oyuncularına karşı mücadele ettiğini dile getiren Onana, Oynamaya devam ediyorum. Türkiye liginde çok kaliteli santrforlar ve hücum oyuncuları var. Her takımda beni olumlu anlamda şaşırtan futbolcular bulunuyor. Kolay bir lig değil. Çok önemli oyuncuların forma giydiği, seviyesi yüksek bir lig. ifadelerini kullandı.Fatih Tekke korkmayan biriOnana, teknik direktör Fatih Tekke'den övgüyle söz ederek şunları aktardı:Fatih hocayla aramızdaki ilişkiyi şöyle ifade edebilirim, hocayı şöyle tarif ediyorum; taktiksel anlamda bir çılgın. Bunu tamamen olumlu anlamda söylüyorum. Geçen sezon taktiksel anlayışıyla bize bir kupa kazandırdı. Futbol konusunda çok net fikirleri var ve bunları anlatmaktan ya da uygulamaktan çekinmeyen biri. Risk almaktan korkmuyor, oyundan korkmuyor ve yapılması gereken her şeyi yerine getirmeye çalışıyor. Dolayısıyla kendisiyle çalışmaktan büyük keyif alıyorum.Fatih Tekke için Hem kendi adıma iyi bir arkadaş hem de çok iyi bir antrenör. diyen Onana, Burada ne kadar kalacağımı bilmiyorum. Bu yıl da olabilir, sonraki yıl da. Ne kadar birlikte çalışacağımız belli değil. Ancak hocamı her zaman iyi hatırlayacağım. Kendisine her zaman en iyi dileklerimi iletiyor ve nerede olursam olayım başarılar diliyorum. ifadelerini kullandı.Trabzon duygularla yaşanan bir yerTrabzon'da çok fazla dışarı çıkmadığını, genellikle evde ya da kulüpte vakit geçirdiğini anlatan Onana, şöyle konuştu:Genelde ya evde ya da kulüpteyim. Çok dışarı çıkmasam da insanların sevgisini her zaman hissediyorum. Burada futbol da hayat da duygularla yaşanıyor. Daha önce birçok ülke gördüm. Daha yoğun ve daha taktiksel futbolun oynandığı yerlerde bulundum. Ancak burası tamamen duygularla yaşayan bir şehir. Tutkunun en yoğun hissedildiği yerlerden biri.Trabzon'da taraftarlarla yaşadığı anılara da değinen Onana, şunları söyledi:Yolda arabamla giderken taksi şoförleri beni durduruyor. Bunu olumsuz anlamda söylemiyorum, aksine çok hoşuma gidiyor. Arabadan inip 'Bir fotoğraf çekilelim, gel bir sarılalım.' diyorlar. İlk başta bunu çok garipsemiştim ama bunun sevginin bir göstergesi olduğunu anladım. Bazen iletişim konusunda zorluk yaşayabiliyoruz. Onlar İngilizce bilmiyor, ben de Türkçe bilmiyorum. Böyle durumlarda tercümanlarımız bize yardımcı oluyor. Ama sevgilerini yürekten hissediyorum.Onana, taraftarlara da şu mesajı verdi:Sadece taksi şoförleri değil, ayrıca benim önümü arabasıyla kesen herkese şunu söylemek istiyorum; tabii ki bundan çok mutluyum. Bunu anlatırken herhangi bir şekilde asla olumsuz bir şeyden bahsetmiyorum, bunlar çok mutlu olduğum anlar. İnsanlar size sevgisini gösteriyorlar. Keşke önümüzde bir dil bariyeri olmasaydı da daha net anlaşabilseydik o insanlarla. Ama aynı dili konuşmasak dahi aynı sevgi dilini konuştuğumuz için aynı sevgiyi birbirimize gösterdiğimiz için çok iyi anlaştığımızı, o insanlarla o sevgiyi paylaştığımızı görebiliyorum. Zaten onlarla birlikte mutlu olabiliyoruz, onlarla başarıları kazanabiliyoruz. Buradan Trabzonspor taraftarlarına mesajım şu; Bu yıl zor bir yıl olacak bizim adımıza. Geçen sezondan daha zor olacak. Ama hep beraberiz, iyi anlarda kötü anlarda da beraberiz. Bu işi başarabileceksek beraber başaracağız.Başkan Doğan&#039;ın kaybedilen Fenerbahçe maçına prim vermesiTürkiye'de unutamadığı anlardan birini de paylaşan Onana, şunları kaydetti:Trabzonspor ve Türkiye'de yaşadığım en ilginç, belki de hiç unutamayacağım anlardan biri buydu. Fenerbahçe deplasmanında Okay'ın kırmızı kart gördüğü ve kaybettiğimiz maçta son ana kadar mücadele ettik. Hatta son saniyelerde beraberlik şansı bile yakaladık. Maçın ardından soyunma odasında arkadaşlarımı tebrik ettim. Daha sonra hocamız konuşmasını yaptı. Ardından beni en çok şaşırtan olay yaşandı. Başkanımız soyunma odasına geldi. Daha önce forma giydiğim takımlarda primlerin yalnızca kazanılan maçlardan sonra verildiğini görmüştüm. Hayatımda ilk kez bir başkanın mücadeleyi ödüllendirdiğine tanık oldum. Maçtan sonra kulüp başkanının soyunma odasına inip oyuncuları tek tek tebrik etmesi ve kaybedilen maça rağmen prim vermesi, benim adıma pozitif anlamda unutamadığım anlardan biri oldu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/trabzonspor-un-deneyimli-kalecisi-onana-dan-fatih-tekke-ovgusu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İstanbul'da yasa dışı bahis, uyuşturucu ticareti ve organize suç yapılarına yönelik operasyon başlatıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/istanbul-da-yasa-disi-bahis-uyusturucu-ticareti-ve-organize-suc-yapilarina-yonelik-operasyon-baslatildi/887657/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/istanbul-da-yasa-disi-bahis-uyusturucu-ticareti-ve-organize-suc-yapilarina-yonelik-operasyon-baslatildi/887657/</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:24:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Adalet Bakanı Gürlek: - (Yasa dışı bahis reklamı) Soruşturma kapsamında gözaltına alınmalarına karar verilen 33 şüphelinin yakalanmasına yönelik İstanbul merkezli operasyon başlatılmıştır - Ambarlı Limanı'na yanaşan Çin bayraklı bir gemideki konteynerde önemli miktarda uyuşturucu ele geçirilmiştir. Güney Asya'daki bir ülkeden getirildiği belirlenen konteynerde, yeşil reçeteli ilaçların üretiminde kullanılan ve kötüye kullanılması halinde ciddi bir tehdit oluşturan 3 ton pregabalin maddesi tespit edilmiştir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Adalet Bakanı Akın Gürlek, yasa dışı bahis, uyuşturucu ticareti ve organize suç yapılarına yönelik İstanbul merkezli operasyon başlatıldığını bildirdi.Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Adalet, İçişleri ve Ticaret bakanlıkları arasındaki güçlü koordinasyon ve kesintisiz işbirliğiyle, yasa dışı bahis, uyuşturucu ticareti ve organize suç yapılarıyla mücadeleyi tavizsiz şekilde sürdürdüklerini vurguladı.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Yasa Dışı Bahis ve Spor Soruşturma Bürosu koordinasyonunda yürütülen soruşturma kapsamında, vatandaşların cep telefonlarına farklı numaralardan toplu mesajlar göndererek yasa dışı bahsi teşvik edenlere yönelik kapsamlı bir çalışma gerçekleştirildiğini belirten Gürlek, şunları kaydetti:İstanbul Emniyet Müdürlüğümüz Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce geliştirilen yapay zeka destekli analiz sistemleri ve ileri algoritmaların kullanıldığı çalışmalar sonucu, başta 0850'li hatlar olmak üzere çeşitli numaralar üzerinden vatandaşlarımıza yasa dışı bahis reklamı içeren toplu mesajlar gönderildiği tespit edilmiştir. Soruşturma kapsamında gözaltına alınmalarına karar verilen 33 şüphelinin yakalanmasına yönelik olarak İstanbul merkezli operasyon başlatılmıştır.Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen bir diğer soruşturmada ise İstanbul İl Jandarma Komutanlığımız ile İstanbul Gümrük Muhafaza ve İstihbarat Müdürlüğümüzün koordineli çalışmaları sonucunda, Ambarlı Limanı'na yanaşan Çin bayraklı bir gemide bulunan konteynerde önemli miktarda uyuşturucu madde ele geçirilmiştir. Güney Asya'daki bir ülkeden getirildiği belirlenen konteynerde, yeşil reçeteli ilaçların üretiminde kullanılan ve kötüye kullanılması halinde ciddi bir tehdit oluşturan 3 ton pregabalin maddesi tespit edilmiştir. Ele geçirilen maddenin maddi değerinin yaklaşık 2 milyar 100 milyon lira olduğu değerlendirilmiştir. Uyuşturucu maddenin alıcılarına ve bağlantılı kişilere ulaşılması amacıyla kontrollü teslimat ve teknik takip işlemleri gerçekleştirilmiş, olayda kullanılan tır muhafaza altına alınmış, 3 şüpheli gözaltına alınmış ve şüphelilere ait dijital materyallere el konulmuştur. Suç ağının bütünüyle deşifre edilmesine yönelik çalışmalar titizlikle sürdürülmektedir.Gürlek, soruşturmaları yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına, operasyonları başarıyla gerçekleştiren İstanbul Emniyet Müdürlüğüne, İstanbul İl Jandarma Komutanlığına ve İstanbul Gümrük Muhafaza ve İstihbarat Müdürlüğüne teşekkür etti.Teknolojinin sağladığı bütün imkanları kullanarak suçun izini süreceklerini vurgulayan Gürlek, Gençlerimizi ve vatandaşlarımızı hedef alan hiçbir suç odağına müsamaha göstermeyeceğiz. Suç gelirlerinin ve suç organizasyonlarının üzerine, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla gitmeye devam edeceğiz. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Adalet Bakanı Akın Gürlek, yasa dışı bahis, uyuşturucu ticareti ve organize suç yapılarına yönelik İstanbul merkezli operasyon başlatıldığını bildirdi.Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Adalet, İçişleri ve Ticaret bakanlıkları arasındaki güçlü koordinasyon ve kesintisiz işbirliğiyle, yasa dışı bahis, uyuşturucu ticareti ve organize suç yapılarıyla mücadeleyi tavizsiz şekilde sürdürdüklerini vurguladı.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Yasa Dışı Bahis ve Spor Soruşturma Bürosu koordinasyonunda yürütülen soruşturma kapsamında, vatandaşların cep telefonlarına farklı numaralardan toplu mesajlar göndererek yasa dışı bahsi teşvik edenlere yönelik kapsamlı bir çalışma gerçekleştirildiğini belirten Gürlek, şunları kaydetti:İstanbul Emniyet Müdürlüğümüz Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce geliştirilen yapay zeka destekli analiz sistemleri ve ileri algoritmaların kullanıldığı çalışmalar sonucu, başta 0850'li hatlar olmak üzere çeşitli numaralar üzerinden vatandaşlarımıza yasa dışı bahis reklamı içeren toplu mesajlar gönderildiği tespit edilmiştir. Soruşturma kapsamında gözaltına alınmalarına karar verilen 33 şüphelinin yakalanmasına yönelik olarak İstanbul merkezli operasyon başlatılmıştır.Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen bir diğer soruşturmada ise İstanbul İl Jandarma Komutanlığımız ile İstanbul Gümrük Muhafaza ve İstihbarat Müdürlüğümüzün koordineli çalışmaları sonucunda, Ambarlı Limanı'na yanaşan Çin bayraklı bir gemide bulunan konteynerde önemli miktarda uyuşturucu madde ele geçirilmiştir. Güney Asya'daki bir ülkeden getirildiği belirlenen konteynerde, yeşil reçeteli ilaçların üretiminde kullanılan ve kötüye kullanılması halinde ciddi bir tehdit oluşturan 3 ton pregabalin maddesi tespit edilmiştir. Ele geçirilen maddenin maddi değerinin yaklaşık 2 milyar 100 milyon lira olduğu değerlendirilmiştir. Uyuşturucu maddenin alıcılarına ve bağlantılı kişilere ulaşılması amacıyla kontrollü teslimat ve teknik takip işlemleri gerçekleştirilmiş, olayda kullanılan tır muhafaza altına alınmış, 3 şüpheli gözaltına alınmış ve şüphelilere ait dijital materyallere el konulmuştur. Suç ağının bütünüyle deşifre edilmesine yönelik çalışmalar titizlikle sürdürülmektedir.Gürlek, soruşturmaları yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına, operasyonları başarıyla gerçekleştiren İstanbul Emniyet Müdürlüğüne, İstanbul İl Jandarma Komutanlığına ve İstanbul Gümrük Muhafaza ve İstihbarat Müdürlüğüne teşekkür etti.Teknolojinin sağladığı bütün imkanları kullanarak suçun izini süreceklerini vurgulayan Gürlek, Gençlerimizi ve vatandaşlarımızı hedef alan hiçbir suç odağına müsamaha göstermeyeceğiz. Suç gelirlerinin ve suç organizasyonlarının üzerine, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla gitmeye devam edeceğiz. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/istanbul-da-yasa-disi-bahis-uyusturucu-ticareti-ve-organize-suc-yapilarina-yonelik-operasyon-baslatildi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yeditepe Üniversitesinden uluslararası işbirlikleriyle küresel eğitim deneyimi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yeditepe-universitesinden-uluslararasi-isbirlikleriyle-kuresel-egitim-deneyimi/887656/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yeditepe-universitesinden-uluslararasi-isbirlikleriyle-kuresel-egitim-deneyimi/887656/</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:18:22 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman: - Geleceğin başarılı profesyonelleri, kendi alanlarında uzmanlaşırken farklı kültürlerle etkili iletişim kurabilen, değişime uyum sağlayan ve uluslararası ortamlarda değer üretebilen bireyler olacaktır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Yeditepe Üniversitesi, 42 ülkede 400'den fazla akademik işbirliği bulunan yapısı ve 50'den fazla uluslararası akademisyenleriyle öğrencilerine dünyanın farklı kültürleriyle sürekli etkileşim halinde olma, birlikte yaşama ve öğrenme fırsatı sunuyor.Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, üniversite tercih dönemine girilirken adaylar, üniversitelerin eğitim kalitesinin yanı sıra uluslararası deneyim, yabancı dil olanakları, değişim programları ve mezuniyet sonrası kariyer fırsatlarını da dikkate alıyor. Bu süreçte üniversitelerin dünya genelinde yaptığı işbirlikleri ve öğrencilere kazandırdığı küresel bakış açısı, tercih kriterleri arasında önem kazanıyor.Üniversitenin Ataşehir'deki 26 Ağustos Yerleşimi, 1000'e yakın yabancı uyruklu öğrencisi ve 50'den fazla uluslararası akademisyeniyle öne çıkıyor. ABD'den Çin'e, Hollanda'dan Avustralya'ya, İsveç'ten Nijerya'ya kadar farklı ülkelerden gelen öğrenciler, aynı sınıfları, laboratuvarları ve sosyal yaşamı paylaşıyor. Akademik kadrodaki uluslararası çeşitlilik ise farklı eğitim sistemleri ve araştırma kültürlerini bir araya getiriyor.30 yılda 65 binden fazla mezun veren Yeditepe Üniversitesinde 13 fakülte ve 1 yüksekokulda 67 lisans ve 140'tan fazla lisansüstü program bulunuyor.Eğitim programlarının çoğunluğu İngilizce yürütülürken, öğrenci değişim anlaşmaları, çift diploma olanakları ve uluslararası işbirlikleriyle öğrenciler uluslararası akademik çevrelerle bağ kuruyor.İngilizce eğitim programının yanı sıra üç bölümde Almanca, Fransızca ve Rusça eğitim veren üniversitede öğrenciler 7 farklı dil öğrenme olanağı buluyor.Üniversitenin çift diploma anlaşmaları arasında İşletme Bölümü'nde University of North Carolina Wilmington (ABD), Uluslararası İşletme Yönetimi Bölümü'nde Fachhochschule Kiel Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (Almanya), Ekonomi Bölümü'nde Huron Üniversitesi (Kanada), Fizik Bölümü'nde Coe College (ABD) ile Uluslararası Finans Bölümü'nde State University of New York at New Paltz (ABD) ve King's University College at Western University (Kanada) yer alıyor.Yeditepe Üniversitesi, Türkiye'de üniversiteler bünyesinde kurulan 4 Konfüçyüs Enstitüsü'nden birine sahip bulunuyor. Çin Halk Cumhuriyeti Nankai Üniversitesi ile ortaklaşa kurulan enstitü, Türkiye ile Çin arasında Çince dil öğretimini ve kültürel alışverişi destekliyor. Son 3 yıldır Tianjin'deki Nankai Üniversitesinde düzenlenen yaz kampları, eğitim fırsatları ve burslarla enstitü, Çin'de eğitimlerine devam etmeyi amaçlayan Türk öğrencilere destek veriyor.Avrupa'daki yaklaşık 900 üniversiteyi temsil eden Avrupa Üniversiteler Birliği'nin (EUA) Yıllık Konferansı, bu yıl nisan ayında Türkiye'de gerçekleştirildi.Uluslararası Sürdürülebilir Kampüs Ağı (ISCN) ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı (UN SDSN) üyesi olan Yeditepe Üniversitesi, BM'nin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda Times Higher Education'ın uluslararası üniversiteler için hazırladığı 17 sıralamanın tamamında yer aldı.Yeditepe Üniversitesi, 500'den fazla laboratuvarı, 14 araştırma merkezi ve uluslararası projeleriyle araştırma çalışmalarını sürdürüyor.Üniversite, bu akademik yıl içinde Teknopark İstanbul bünyesinde Girişim Stüdyosu, Bilişim ve Yapay Zeka Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Karbon Çözümleri Laboratuvarı olmak üzere üç ayrı birimi hayata geçirdi. Yeditepe Üniversitesi Teknoloji Merkez Üssü olarak adlandırılan merkezde, Fraunhofer Enstitüsü ve IIB ile yapay zeka alanında iş birliği başta olmak üzere ulusal ve uluslararası çok sayıda teknoloji projesinin yürütülmesi hedefleniyor. Merkezde yeni teknolojilerin geliştirilmesi, girişimlerin kurulması ve fikirden ürüne giden süreçlerin desteklenmesi amaçlanıyor.Kariyer Gelişim ve Mezunlarla İletişim Ofisi ile Mezunlar Derneğinin çalışmaları, uzun ve kısa dönem staj olanakları ve eğitim içi uygulamalarıyla üniversite, öğrencilerine iş dünyasıyla kampüste tanışma imkanı sunuyor.Yeditepe Üniversitesinin fakültelerinin sahip olduğu ulusal ve uluslararası akreditasyonlar, öğrencilere uluslararası alanda geçerlilik sağlıyor. Diş Hekimliği Fakültesi mezunları, CODA akreditasyonu sayesinde ABD diplomasına eşdeğer bir diploma alıyor ve ABD'deki diş hekimliği mezunlarıyla aynı haklara sahip oluyor.Kampüs içindeki yurtları, dinlenme alanları, kafeleri, spor alanları, kapalı ve açık yüzme havuzları, market ve banka gibi olanaklarıyla öğrencilerin günlük ihtiyaçlarını karşılayabildiği üniversitede, 50 öğrenci kulübü ile 38 branşta faaliyet gösteren 55 spor takımı bulunuyor. Öğretim üyelerinin danışmanlığında, öğrenci kulüplerinin organizasyonuyla kültür, sanat, bilim ve spor alanlarında her yıl yüzlerce etkinlik ve sosyal sorumluluk projesi gerçekleştiriliyor.Üniversitenin çeşitli birimlerinde belirli zamanlarda çalışan bazı öğrenciler, yemek veya ulaşım bursu hakkı elde ediyor.Öğrencilerimizin farklı ülkelerle etkileşim halinde olmasını sağlıyoruzAçıklamada görüşlerine yer verilen Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, öğrencilere küresel bakış açısı kazandırmanın da yükseköğretimin önemli bir parçası haline geldiğini belirtti.Üniversite eğitiminin, yalnızca meslek edinme süreci olmadığını, farklı kültürlerle birlikte yaşamayı, birlikte üretmeyi ve küresel ölçekte düşünebilmeyi öğrenme yolculuğu olduğunu aktaran Durman, şunları kaydetti:Yeditepe Üniversitesi olarak dünyanın farklı ülkelerinden öğrencileri ve akademisyenleri aynı kampüste buluşturuyor, küresel ölçekte yaptığımız anlaşmalarla da öğrencilerimizin farklı ülkelerle etkileşim halinde olmasını sağlıyoruz. Böylece gençlerimize bu deneyimi mezun olmadan önce yaşatıyoruz. Çünkü inanıyoruz ki geleceğin başarılı profesyonelleri, kendi alanlarında uzmanlaşırken farklı kültürlerle etkili iletişim kurabilen, değişime uyum sağlayan ve uluslararası ortamlarda değer üretebilen bireyler olacaktır.Dünya Yeditepe'de, Yeditepe Dünya'da anlayışlarının da tam olarak bu yaklaşımı ifade ettiğini vurgulayan Durman, öğrencileri bilgi, araştırma, girişimcilik ve uluslararası işbirlikleriyle dünyanın her yerinde rekabet edebilecek donanımla yetiştirdiklerini ve üniversite tercihi yapacak gençlere de seçecekleri üniversitenin kendilerine yaşam boyu sürecek küresel bir vizyon kazandırıp kazandırmayacağını değerlendirmelerini önerdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Yeditepe Üniversitesi, 42 ülkede 400'den fazla akademik işbirliği bulunan yapısı ve 50'den fazla uluslararası akademisyenleriyle öğrencilerine dünyanın farklı kültürleriyle sürekli etkileşim halinde olma, birlikte yaşama ve öğrenme fırsatı sunuyor.Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, üniversite tercih dönemine girilirken adaylar, üniversitelerin eğitim kalitesinin yanı sıra uluslararası deneyim, yabancı dil olanakları, değişim programları ve mezuniyet sonrası kariyer fırsatlarını da dikkate alıyor. Bu süreçte üniversitelerin dünya genelinde yaptığı işbirlikleri ve öğrencilere kazandırdığı küresel bakış açısı, tercih kriterleri arasında önem kazanıyor.Üniversitenin Ataşehir'deki 26 Ağustos Yerleşimi, 1000'e yakın yabancı uyruklu öğrencisi ve 50'den fazla uluslararası akademisyeniyle öne çıkıyor. ABD'den Çin'e, Hollanda'dan Avustralya'ya, İsveç'ten Nijerya'ya kadar farklı ülkelerden gelen öğrenciler, aynı sınıfları, laboratuvarları ve sosyal yaşamı paylaşıyor. Akademik kadrodaki uluslararası çeşitlilik ise farklı eğitim sistemleri ve araştırma kültürlerini bir araya getiriyor.30 yılda 65 binden fazla mezun veren Yeditepe Üniversitesinde 13 fakülte ve 1 yüksekokulda 67 lisans ve 140'tan fazla lisansüstü program bulunuyor.Eğitim programlarının çoğunluğu İngilizce yürütülürken, öğrenci değişim anlaşmaları, çift diploma olanakları ve uluslararası işbirlikleriyle öğrenciler uluslararası akademik çevrelerle bağ kuruyor.İngilizce eğitim programının yanı sıra üç bölümde Almanca, Fransızca ve Rusça eğitim veren üniversitede öğrenciler 7 farklı dil öğrenme olanağı buluyor.Üniversitenin çift diploma anlaşmaları arasında İşletme Bölümü'nde University of North Carolina Wilmington (ABD), Uluslararası İşletme Yönetimi Bölümü'nde Fachhochschule Kiel Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (Almanya), Ekonomi Bölümü'nde Huron Üniversitesi (Kanada), Fizik Bölümü'nde Coe College (ABD) ile Uluslararası Finans Bölümü'nde State University of New York at New Paltz (ABD) ve King's University College at Western University (Kanada) yer alıyor.Yeditepe Üniversitesi, Türkiye'de üniversiteler bünyesinde kurulan 4 Konfüçyüs Enstitüsü'nden birine sahip bulunuyor. Çin Halk Cumhuriyeti Nankai Üniversitesi ile ortaklaşa kurulan enstitü, Türkiye ile Çin arasında Çince dil öğretimini ve kültürel alışverişi destekliyor. Son 3 yıldır Tianjin'deki Nankai Üniversitesinde düzenlenen yaz kampları, eğitim fırsatları ve burslarla enstitü, Çin'de eğitimlerine devam etmeyi amaçlayan Türk öğrencilere destek veriyor.Avrupa'daki yaklaşık 900 üniversiteyi temsil eden Avrupa Üniversiteler Birliği'nin (EUA) Yıllık Konferansı, bu yıl nisan ayında Türkiye'de gerçekleştirildi.Uluslararası Sürdürülebilir Kampüs Ağı (ISCN) ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı (UN SDSN) üyesi olan Yeditepe Üniversitesi, BM'nin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda Times Higher Education'ın uluslararası üniversiteler için hazırladığı 17 sıralamanın tamamında yer aldı.Yeditepe Üniversitesi, 500'den fazla laboratuvarı, 14 araştırma merkezi ve uluslararası projeleriyle araştırma çalışmalarını sürdürüyor.Üniversite, bu akademik yıl içinde Teknopark İstanbul bünyesinde Girişim Stüdyosu, Bilişim ve Yapay Zeka Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Karbon Çözümleri Laboratuvarı olmak üzere üç ayrı birimi hayata geçirdi. Yeditepe Üniversitesi Teknoloji Merkez Üssü olarak adlandırılan merkezde, Fraunhofer Enstitüsü ve IIB ile yapay zeka alanında iş birliği başta olmak üzere ulusal ve uluslararası çok sayıda teknoloji projesinin yürütülmesi hedefleniyor. Merkezde yeni teknolojilerin geliştirilmesi, girişimlerin kurulması ve fikirden ürüne giden süreçlerin desteklenmesi amaçlanıyor.Kariyer Gelişim ve Mezunlarla İletişim Ofisi ile Mezunlar Derneğinin çalışmaları, uzun ve kısa dönem staj olanakları ve eğitim içi uygulamalarıyla üniversite, öğrencilerine iş dünyasıyla kampüste tanışma imkanı sunuyor.Yeditepe Üniversitesinin fakültelerinin sahip olduğu ulusal ve uluslararası akreditasyonlar, öğrencilere uluslararası alanda geçerlilik sağlıyor. Diş Hekimliği Fakültesi mezunları, CODA akreditasyonu sayesinde ABD diplomasına eşdeğer bir diploma alıyor ve ABD'deki diş hekimliği mezunlarıyla aynı haklara sahip oluyor.Kampüs içindeki yurtları, dinlenme alanları, kafeleri, spor alanları, kapalı ve açık yüzme havuzları, market ve banka gibi olanaklarıyla öğrencilerin günlük ihtiyaçlarını karşılayabildiği üniversitede, 50 öğrenci kulübü ile 38 branşta faaliyet gösteren 55 spor takımı bulunuyor. Öğretim üyelerinin danışmanlığında, öğrenci kulüplerinin organizasyonuyla kültür, sanat, bilim ve spor alanlarında her yıl yüzlerce etkinlik ve sosyal sorumluluk projesi gerçekleştiriliyor.Üniversitenin çeşitli birimlerinde belirli zamanlarda çalışan bazı öğrenciler, yemek veya ulaşım bursu hakkı elde ediyor.Öğrencilerimizin farklı ülkelerle etkileşim halinde olmasını sağlıyoruzAçıklamada görüşlerine yer verilen Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, öğrencilere küresel bakış açısı kazandırmanın da yükseköğretimin önemli bir parçası haline geldiğini belirtti.Üniversite eğitiminin, yalnızca meslek edinme süreci olmadığını, farklı kültürlerle birlikte yaşamayı, birlikte üretmeyi ve küresel ölçekte düşünebilmeyi öğrenme yolculuğu olduğunu aktaran Durman, şunları kaydetti:Yeditepe Üniversitesi olarak dünyanın farklı ülkelerinden öğrencileri ve akademisyenleri aynı kampüste buluşturuyor, küresel ölçekte yaptığımız anlaşmalarla da öğrencilerimizin farklı ülkelerle etkileşim halinde olmasını sağlıyoruz. Böylece gençlerimize bu deneyimi mezun olmadan önce yaşatıyoruz. Çünkü inanıyoruz ki geleceğin başarılı profesyonelleri, kendi alanlarında uzmanlaşırken farklı kültürlerle etkili iletişim kurabilen, değişime uyum sağlayan ve uluslararası ortamlarda değer üretebilen bireyler olacaktır.Dünya Yeditepe'de, Yeditepe Dünya'da anlayışlarının da tam olarak bu yaklaşımı ifade ettiğini vurgulayan Durman, öğrencileri bilgi, araştırma, girişimcilik ve uluslararası işbirlikleriyle dünyanın her yerinde rekabet edebilecek donanımla yetiştirdiklerini ve üniversite tercihi yapacak gençlere de seçecekleri üniversitenin kendilerine yaşam boyu sürecek küresel bir vizyon kazandırıp kazandırmayacağını değerlendirmelerini önerdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/yeditepe-universitesinden-uluslararasi-isbirlikleriyle-kuresel-egitim-deneyimi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Ankara Keçiörengücü yeni sezonda zirve yarışında yer almak istiyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ankara-keciorengucu-yeni-sezonda-zirve-yarisinda-yer-almak-istiyor/887655/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ankara-keciorengucu-yeni-sezonda-zirve-yarisinda-yer-almak-istiyor/887655/</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:18:22 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Orta saha oyuncusu İshak Karaoğul: Bu sezon çok zor bir lig olacağını düşünüyorum. Alttan gelen takımlar gerçekten çok güçlü. Yukarıdan düşen takımları zaten hiç söylememe gerek yok. Bizim için de zor olacak ama kendimize inanıyoruz - Defans oyuncusu Abdullah Çelik: Hedefimiz her zamanki gibi üst sıralar]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- ZAFER GÖDER - Trendyol 1. Lig ekiplerinden Keçtaş Ankara Keçiörengücü, yeni sezonda zirve yarışında yer almayı hedefliyor.Takımının tecrübeli isimlerinden İshak Karaoğul ile Abdullah Çelik, AA muhabirine Bolu kampını ve yeni sezon hedeflerini değerlendirdi.Ankara, Gerede ve Bolu olmak üzere üç etap kamp gerçekleştiren Ankara Keçiörengücü, hazırlık maçlarıyla hem takım içi uyumu geliştirdi hem de yeni sezon öncesinde eksiklerini görme fırsatı buldu.İshak Karaoğul: Yoğun tempoda yeni sezona hazırlandıkOrta saha oyuncusu İshak Karaoğul,  kamp sürecinin hem fiziksel hem de taktiksel açıdan verimli geçtiğini söyledi.Takıma yeni katılan oyuncuların olduğunu belirten Karaoğul, yoğun tempoda yeni sezona hazırlandıklarını kaydetti.Hazırlık maçlarının takıma önemli katkılar sağladığını dile getiren Karaoğul, bu karşılaşmalarda eksiklerini görme fırsatı bulduklarını ifade etti.Yeni sezona ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karaoğul, Geçen sezona baktığımız zaman, bu sene gerçekten çok zor bir lig olacağını düşünüyorum. Alttan gelen takımlar gerçekten çok güçlü. Yukarıdan düşen takımları zaten hiç söylememe gerek yok. Bizim için de zor olacak ama kendimize inanıyoruz. İnşallah güzel bir sezon geçiririz. ifadelerini kullandı.Karaoğul, taraftarlara da takımlarını destekleme çağrısında bulundu.Abdullah Çelik: Ligi üst taraflarda bitirmeyi hedefliyoruzDefans oyuncusu Abdullah Çelik de Bolu kampının verimli geçtiğini, sezon öncesinde fiziksel olarak iyi durumda olduklarını söyledi.Sezonun başlamasına kısa bir süre kaldığını hatırlatan Çelik, Takım olarak kendimizi çok iyi hissediyoruz. Çok çalışıyoruz. İnşallah güzel maçlar çıkaracağız. Sezona Antalya'da galibiyetle başlamak istiyoruz. diye konuştu.Çelik, yeni teknik direktör Osman Zeki Korkmaz yönetiminde yoğun çalıştıklarını anlatarak, yeni transferlerin takıma kısa sürede uyum sağladığını, kadro anlamında takım iskeletinin büyük ölçüde korunduğunu ifade etti.Her şeyin çok güzel gittiğini belirten Çelik, İnşallah bu sene de geçen seneki gibi güzel bir Keçiörengücü izleteceğiz. Hedefimiz her zamanki gibi üst taraflar, play-off veya play-off'tan çıkmak. dedi.Çelik, ligin bu sezon çok daha dengeli geçeceğini düşündüğünü dile getirerek, Bu sene geçen seneye göre daha zor bir lig olacağını düşünüyoruz. Geçen sene bir takımın düşeceği belliydi. Bu sene öyle bir şey yok. Bu sene herkes yukarıya oynayabilir. Herkeste potansiyel görüyoruz. Biz de ligi üst taraflarda bitirmeyi hedefliyoruz. diye konuştu.Önceliğinin takım başarısı olduğunu vurgulayan Çelik, Kendi açımdan da iyi performans göstermek istiyorum. Sezona damga vurmak istiyorum. İnşallah hem kulüp için hem benim için iyi olur. ifadesini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- ZAFER GÖDER - Trendyol 1. Lig ekiplerinden Keçtaş Ankara Keçiörengücü, yeni sezonda zirve yarışında yer almayı hedefliyor.Takımının tecrübeli isimlerinden İshak Karaoğul ile Abdullah Çelik, AA muhabirine Bolu kampını ve yeni sezon hedeflerini değerlendirdi.Ankara, Gerede ve Bolu olmak üzere üç etap kamp gerçekleştiren Ankara Keçiörengücü, hazırlık maçlarıyla hem takım içi uyumu geliştirdi hem de yeni sezon öncesinde eksiklerini görme fırsatı buldu.İshak Karaoğul: Yoğun tempoda yeni sezona hazırlandıkOrta saha oyuncusu İshak Karaoğul,  kamp sürecinin hem fiziksel hem de taktiksel açıdan verimli geçtiğini söyledi.Takıma yeni katılan oyuncuların olduğunu belirten Karaoğul, yoğun tempoda yeni sezona hazırlandıklarını kaydetti.Hazırlık maçlarının takıma önemli katkılar sağladığını dile getiren Karaoğul, bu karşılaşmalarda eksiklerini görme fırsatı bulduklarını ifade etti.Yeni sezona ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karaoğul, Geçen sezona baktığımız zaman, bu sene gerçekten çok zor bir lig olacağını düşünüyorum. Alttan gelen takımlar gerçekten çok güçlü. Yukarıdan düşen takımları zaten hiç söylememe gerek yok. Bizim için de zor olacak ama kendimize inanıyoruz. İnşallah güzel bir sezon geçiririz. ifadelerini kullandı.Karaoğul, taraftarlara da takımlarını destekleme çağrısında bulundu.Abdullah Çelik: Ligi üst taraflarda bitirmeyi hedefliyoruzDefans oyuncusu Abdullah Çelik de Bolu kampının verimli geçtiğini, sezon öncesinde fiziksel olarak iyi durumda olduklarını söyledi.Sezonun başlamasına kısa bir süre kaldığını hatırlatan Çelik, Takım olarak kendimizi çok iyi hissediyoruz. Çok çalışıyoruz. İnşallah güzel maçlar çıkaracağız. Sezona Antalya'da galibiyetle başlamak istiyoruz. diye konuştu.Çelik, yeni teknik direktör Osman Zeki Korkmaz yönetiminde yoğun çalıştıklarını anlatarak, yeni transferlerin takıma kısa sürede uyum sağladığını, kadro anlamında takım iskeletinin büyük ölçüde korunduğunu ifade etti.Her şeyin çok güzel gittiğini belirten Çelik, İnşallah bu sene de geçen seneki gibi güzel bir Keçiörengücü izleteceğiz. Hedefimiz her zamanki gibi üst taraflar, play-off veya play-off'tan çıkmak. dedi.Çelik, ligin bu sezon çok daha dengeli geçeceğini düşündüğünü dile getirerek, Bu sene geçen seneye göre daha zor bir lig olacağını düşünüyoruz. Geçen sene bir takımın düşeceği belliydi. Bu sene öyle bir şey yok. Bu sene herkes yukarıya oynayabilir. Herkeste potansiyel görüyoruz. Biz de ligi üst taraflarda bitirmeyi hedefliyoruz. diye konuştu.Önceliğinin takım başarısı olduğunu vurgulayan Çelik, Kendi açımdan da iyi performans göstermek istiyorum. Sezona damga vurmak istiyorum. İnşallah hem kulüp için hem benim için iyi olur. ifadesini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/ankara-keciorengucu-yeni-sezonda-zirve-yarisinda-yer-almak-istiyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANALİZ - Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın Ankara ziyareti: Lübnan'ın denge arayışı ve Türkiye'nin Levant stratejisi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/analiz-lubnan-cumhurbaskani-joseph-avn-in-ankara-ziyareti-lubnan-in-denge-arayisi-ve-turkiye-nin-levant-stratejisi/887654/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/analiz-lubnan-cumhurbaskani-joseph-avn-in-ankara-ziyareti-lubnan-in-denge-arayisi-ve-turkiye-nin-levant-stratejisi/887654/</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:15:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / Avn'ın Ankara ziyareti, Lübnan'ın dış destek ağını çeşitlendirme çabasıyla Türkiye'nin Levant'taki ağırlığını güvenlik boyutuna taşıma arayışının kesiştiği noktada duruyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : Polis Akademisi Dr. Öğretim Üyesi Özlem Acar, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Türkiye ziyaretini ve çıktılarını kaleme aldı.***Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, 30 Temmuz'da Ankara'ya gelerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından resmi törenle karşılandı. Erdoğan'ın ortak basın toplantısında hatırlattığı üzere bu temas, Lübnan'dan Türkiye'ye 17 yıl aradan sonra devlet başkanı düzeyinde gerçekleştirilen ilk ziyaret oldu. Bu ziyaret, Beyrut'un dış destek ağını çeşitlendirme çabasıyla Ankara'nın Lübnan'ın güneyindeki güvenlik mimarisinde rol üstlenme arayışının kesiştiği noktada duruyor.Avn'ın, bakanların eşlik etmediği sınırlı cumhurbaşkanlığı danışman heyetiyle, herhangi bir ikili anlaşmanın imzalanmasının öngörülmediği tek günlük program kapsamında Ankara'ya gelmesi, ziyaretin belge üretmekten ziyade iki lider arasında doğrudan iletişim kanalı tesis etmeyi ve son aylarda belirsizleşen ilişkilere yeni bir siyasi çerçeve kazandırmayı amaçladığını gösteriyor.Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam'ın 10 Temmuz'da İstanbul'da ağırlanması ve Avn'ın 21 Temmuz'daki Washington ziyareti sonrasında gerçekleşen Ankara temasları, bu sürecin tekil bir ikili ziyaretten ziyade üç ayaklı diplomasi turunun parçası olduğuna işaret ediyor.Başbakan Selam'ın İstanbul temasında elektrik bağlantısı, altyapı yatırımları ve ticaret rejiminin canlandırılması gibi başlıklar öne çıkmıştı. Bu hattın sürekliliği, Avn'ın Ankara Askeri Havalimanı'nda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar tarafından karşılanması ve Bayraktar'ın ziyarete refakat etmesiyle de görünürlük kazandı. Lübnan'ın kronik elektrik krizi, Ankara'nın Beyrut'a sunabileceği en somut sivil kaldıraç olma niteliğini koruyor.Ziyaretin zemini: Savaş ve çerçeve anlaşmasıZiyaret, Lübnan'ın 2026'da yaşadığı en ağır yıkımın gölgesinde gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın paylaştığı verilere göre, İsrail'in 2 Mart 2026'da başlayan saldırılarında 4 binden fazla Lübnanlı hayatını kaybetti, 2 binden fazlası yaralandı ve yaklaşık 1 milyon kişi yerinden edildi. Bu tırmanış, 28 Şubat 2026'da başlayan ABD/İsrail-İran Savaşı'nın bölgesel uzantısı olarak şekillendi. Pakistan'ın arabuluculuğuyla 8 Nisan'da ilan edilen ateşkes başlangıçta Lübnan'ı kapsamadı, 16 Nisan'da ayrı bir Lübnan ateşkesi sağlandı, 14 Haziran'daki ara mutabakat ise çatışmaları geçici olarak dondurdu.Bugünkü siyasi mimarinin merkezinde ise 26 Haziran 2026'da Washington'da imzalanan üçlü çerçeve anlaşması bulunuyor. ABD Dışişleri Bakanlığında, ABD'nin de taraf olduğu belgeye Lübnan ve İsrail büyükelçilerinin attığı imza, karşılıklı egemenliğin tanınmasını, Lübnan'ın güneyindeki iki pilot bölgeden kademeli İsrail çekilmesini ve bu bölgelere giren Lübnan ordusunun devlet dışı silahlı grupları tasfiye etmesini öngörüyor. Metnin kritik unsuru sıralama: İsrail'in geri çekilmesi ancak silahsızlandırmanın doğrulanmasının ardından tamamlanacak ve anlaşma net bir takvim içermiyor. Hizbullah, belgeyi teslimiyet olarak niteleyip reddetti.Sahadaki tablo da bu belirsizliği yansıtıyor. Lübnan ordusu, 21 Temmuz'da pilot bölgelere konuşlanmaya başlarken İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Lübnan'da kalmak için kimseden izin almadıklarını açıkladı. Dolayısıyla burada söz konusu olan, çekilmenin kategorik olarak reddedilmesi değil doğrulama mekanizmalarına bağlanmış ve takvimi netleştirilmemiş bir süreçtir.Görüşmenin kamuoyuna yansıyan en önemli sonucu güvenlik başlığında ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü'nün (UNIFIL) mevcut görev süresinin tamamlanmasının ardından Lübnan'ın güvenliğini ve egemenliğini desteklemeye yönelik her uluslararası girişimde yer almaya hazır olduklarını belirtti. Erdoğan, ayrıca Lübnan ordusuna desteğin süreceğini, İsrail saldırılarından yoğun şekilde etkilenen Lübnan'ın güneyinin yeniden inşasına her türlü katkının sunulabileceğini ve Beyrut-Şam diyaloğunu memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti.Bu açıklamanın ağırlığı takvimden kaynaklanıyor. BM Güvenlik Konseyinin 2790 sayılı kararı uyarınca, UNIFIL'in görev süresi 31 Aralık 2026'da sona erecek. Bu tarihin ardından yaklaşık 10 bin 800 kişilik personelin ve askeri teçhizatın bir yıl içinde tamamlanması öngörülen geri çekilme süreci başlayacak.Bu da 2027 boyunca Lübnan'ın güneyinde güvenlik mimarisi boşluğu anlamına geliyor ve boşluğu dolduracak düzenlemenin tasarımı şimdiden tartışılıyor. Türkiye'nin daha önce UNIFIL Deniz Görev Gücü'ne katkı sunmuş olması, Ankara'ya hem teknik hem hukuki bir emsal sağlıyor. Avn da ziyaret öncesinde verdiği demeçte, güneye ilişkin gelecekteki bir uluslararası düzenlemede olası Türk rolünü memnuniyetle karşılayacaklarını dile getirmişti.GKRY ile Deniz Yetki Alanı Anlaşması&#039;nın gölgesiAnkara'nın rahatsızlığı, Lübnan'ın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile 25 Kasım 2025'te Baabda'da imzaladığı münhasır ekonomik bölge (MEB) anlaşmasından kaynaklanıyor. Söz konusu dosya devam eden bir müzakere değil tamamlanmış bir işlem niteliğinde. Bu anlaşma, Türkiye'nin ilan ettiği kıta sahanlığı dışında kaldığı kabul edilerek Kıbrıs Türklerinin haklarının dışlanması ve GKRY'nin ada bütünü adına işlem yapması üzerine kurulmuştu. Türkiye, buna itiraz ediyor.Ziyaret öncesinde uluslararası basına konuşan Türk kaynaklarına göre ise Ankara'daki asıl kaygı farklı bir düzlemde bulunuyor: Beyrut'un deniz ve enerji tercihlerinin zamanla siyasi anlam kazanarak Lübnan'ı GKRY-Yunanistan-İsrail ekseninde şekillenen bir bölgesel çerçeveye çekmesi ihtimali. Aynı kaynaklara göre Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Avn'a iletmeyi hedeflediği asgari beklenti, Lübnan'ın bölgesel çatışmada tarafsızlığını koruması ve İsrail'in müttefiki konumuna sürüklenmemesi yönünde. Lübnan cephesinin yanıtı ise GKRY ve diğer aktörlerle ilişkilerin Türkiye'yi hedef almadığı, İsrail'le yürütülen müzakerelerin de stratejik bir ittifak değil çekilme ve egemenlik arayışı olduğu şeklinde şekilleniyor.Savunma işbirliği ve ABD yardımındaki daralmaAvn, Ankara'dan mevcut askeri destek ve eğitim programlarının genişletilmesini talep edeceğini ziyaret öncesinde açıklamıştı. Türk tarafının hazırlığı ise henüz somut bir tedarik paketi değil. Uluslararası basına yansıyan bilgilere göre Ankara, Lübnan ordu komutanını Türk savunma sanayisi tesislerini ziyarete davet etmeyi planlıyor. Bu bağlamda, Lübnan ordusunun ihtiyaçlarını resmi olarak tanımlaması halinde ciddi teçhizat sağlanması gündeme gelebilir. Türk savunma sanayisinin insansız hava aracı (İHA), zırhlı araç, haberleşme sistemleri ve deniz platformları alanındaki kapasitesi bu çerçevede bir seçenek olarak değerlendiriliyor.Bu arayışı anlamlı kılan, ABD desteğindeki yapısal daralma. Washington, 2006'dan bu yana Lübnan ordusuna toplamda 3 milyar doları aşan güvenlik desteği sağladı. Ancak 2027 mali yılı bütçe talebi Lübnan ordusu için yalnızca 36 milyon dolar güvenlik desteği öngörüyor ve bu kaynağın, Lübnan'ın daha önce bu amaçla kullanmadığı terörle mücadele fonu üzerinden aktarılması planlanıyor. ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesinin iki başkanı da silahsızlandırma konusunda ilerleme sağlanmaması halinde yardımın yeniden değerlendirileceği uyarısında bulunuyor. ABD Başkanı Donald Trump, 21 Temmuz'daki görüşmede Lübnan'a güçlü destek sözü vermiş ve 40 yılı aşkın süredir kesintiye uğrayan doğrudan Amerikan hava taşımacılığının yeniden başlatılacağını duyurmuş ancak somut bir mali taahhüt açıklamamıştı.Şam değişkeniDenklemin üçüncü halkasını Suriye oluşturuyor. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, 26 Temmuz'daki mülakatında çok sayıda ülkenin katılımıyla İsrail'le bir güvenlik anlaşması üzerinde çalışıldığını, bunun işgal altındaki Golan Tepeleri üzerindeki Suriye hakkından vazgeçilmeden kapsamlı barışa zemin hazırlayabileceğini belirtti. Şara, ayrıca Lübnan'a askeri müdahale niyeti taşımadıklarını yineledi. Türkiye'nin Şam üzerindeki etkisi, Beyrut açısından bu ihtimale karşı güvence işlevi görüyor.İsrail&#039;in bölgesel hamleleri ve Türkiye ile gerilim hattıBölgesel tabloyu şekillendiren asıl değişken, İsrail'in Gazze'nin ötesinde Lübnan ve Suriye'deki askeri varlığını kalıcılaştırma ve sahada yarattığı fiili durumları müzakerelerin başlangıç noktası haline getirme eğilimi. İsrail Savunma Bakanı Katz'ın Lübnan'ın güneyinde kalmak için kimseden izin almadıkları yönündeki açıklamaları, Tel Aviv'in çekilmeyi bir yükümlülük değil pazarlık unsuru olarak gördüğüne işaret ediyor. Aynı yaklaşım Suriye hattında da görülüyor: Şam'la yürütülen güvenlik müzakereleri, İsrail'in 2024 sonundan bu yana kontrol ettiği tampon bölgedeki ve Golan'daki fiili durumu değiştirmeksizin ilerliyor. UNIFIL'in görev süresinin sonlandırılması sürecinde İsrail ile ABD'nin oynadığı belirleyici rol de aynı stratejinin bir parçası olarak okunuyor. Zira uluslararası denetimin kalkması, İsrail'in Lübnan sahasındaki hareket serbestisini genişletme potansiyeli taşıyor.Türkiye ise bu yönelimi kendi güvenlik algısı ve bölgesel konumlanma hedefleriyle bağdaşmadığı için açıkça reddediyor. Ankara'nın Lübnan ve Suriye'de yerel hiziplerle değil doğrudan devlet kurumlarıyla temas kurma ısrarı, Beyrut'un egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verilen desteğin her fırsatta yinelenmesi ve UNIFIL sonrası düzenlemede rol üstlenme talebi, İsrail merkezli bölgesel mimariye alternatif çerçeve inşa etme çabası olarak değerlendiriliyor. Türk tarafının GKRY-Yunanistan-İsrail ekseninin genişlemesine yönelik hassasiyeti de aynı stratejik kaygının deniz yetki alanları boyutundaki uzantısını oluşturuyor.İkili ilişkiler nasıl seyredecek?Avn'ın Ankara ziyareti, Lübnan'ın dış destek ağını çeşitlendirme çabasıyla Türkiye'nin Levant'taki ağırlığını güvenlik boyutuna taşıma arayışının kesiştiği noktada duruyor. Önümüzdeki dönemin seyrini ise pilot bölge uygulamasının ilerleyip ilerlemeyeceği, İsrail'in çekilmesi için somut bir takvim belirlenip belirlenmeyeceği, UNIFIL sonrası güvenlik düzenlemesinin hangi formatta şekilleneceği, ABD'nin askeri yardım politikasının seyri ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarına ilişkin gelişmeler belirleyecek.[Dr. Özlem Acar, Polis Akademisi Öğretim Üyesidir.] *Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : Polis Akademisi Dr. Öğretim Üyesi Özlem Acar, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Türkiye ziyaretini ve çıktılarını kaleme aldı.***Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, 30 Temmuz'da Ankara'ya gelerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından resmi törenle karşılandı. Erdoğan'ın ortak basın toplantısında hatırlattığı üzere bu temas, Lübnan'dan Türkiye'ye 17 yıl aradan sonra devlet başkanı düzeyinde gerçekleştirilen ilk ziyaret oldu. Bu ziyaret, Beyrut'un dış destek ağını çeşitlendirme çabasıyla Ankara'nın Lübnan'ın güneyindeki güvenlik mimarisinde rol üstlenme arayışının kesiştiği noktada duruyor.Avn'ın, bakanların eşlik etmediği sınırlı cumhurbaşkanlığı danışman heyetiyle, herhangi bir ikili anlaşmanın imzalanmasının öngörülmediği tek günlük program kapsamında Ankara'ya gelmesi, ziyaretin belge üretmekten ziyade iki lider arasında doğrudan iletişim kanalı tesis etmeyi ve son aylarda belirsizleşen ilişkilere yeni bir siyasi çerçeve kazandırmayı amaçladığını gösteriyor.Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam'ın 10 Temmuz'da İstanbul'da ağırlanması ve Avn'ın 21 Temmuz'daki Washington ziyareti sonrasında gerçekleşen Ankara temasları, bu sürecin tekil bir ikili ziyaretten ziyade üç ayaklı diplomasi turunun parçası olduğuna işaret ediyor.Başbakan Selam'ın İstanbul temasında elektrik bağlantısı, altyapı yatırımları ve ticaret rejiminin canlandırılması gibi başlıklar öne çıkmıştı. Bu hattın sürekliliği, Avn'ın Ankara Askeri Havalimanı'nda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar tarafından karşılanması ve Bayraktar'ın ziyarete refakat etmesiyle de görünürlük kazandı. Lübnan'ın kronik elektrik krizi, Ankara'nın Beyrut'a sunabileceği en somut sivil kaldıraç olma niteliğini koruyor.Ziyaretin zemini: Savaş ve çerçeve anlaşmasıZiyaret, Lübnan'ın 2026'da yaşadığı en ağır yıkımın gölgesinde gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın paylaştığı verilere göre, İsrail'in 2 Mart 2026'da başlayan saldırılarında 4 binden fazla Lübnanlı hayatını kaybetti, 2 binden fazlası yaralandı ve yaklaşık 1 milyon kişi yerinden edildi. Bu tırmanış, 28 Şubat 2026'da başlayan ABD/İsrail-İran Savaşı'nın bölgesel uzantısı olarak şekillendi. Pakistan'ın arabuluculuğuyla 8 Nisan'da ilan edilen ateşkes başlangıçta Lübnan'ı kapsamadı, 16 Nisan'da ayrı bir Lübnan ateşkesi sağlandı, 14 Haziran'daki ara mutabakat ise çatışmaları geçici olarak dondurdu.Bugünkü siyasi mimarinin merkezinde ise 26 Haziran 2026'da Washington'da imzalanan üçlü çerçeve anlaşması bulunuyor. ABD Dışişleri Bakanlığında, ABD'nin de taraf olduğu belgeye Lübnan ve İsrail büyükelçilerinin attığı imza, karşılıklı egemenliğin tanınmasını, Lübnan'ın güneyindeki iki pilot bölgeden kademeli İsrail çekilmesini ve bu bölgelere giren Lübnan ordusunun devlet dışı silahlı grupları tasfiye etmesini öngörüyor. Metnin kritik unsuru sıralama: İsrail'in geri çekilmesi ancak silahsızlandırmanın doğrulanmasının ardından tamamlanacak ve anlaşma net bir takvim içermiyor. Hizbullah, belgeyi teslimiyet olarak niteleyip reddetti.Sahadaki tablo da bu belirsizliği yansıtıyor. Lübnan ordusu, 21 Temmuz'da pilot bölgelere konuşlanmaya başlarken İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Lübnan'da kalmak için kimseden izin almadıklarını açıkladı. Dolayısıyla burada söz konusu olan, çekilmenin kategorik olarak reddedilmesi değil doğrulama mekanizmalarına bağlanmış ve takvimi netleştirilmemiş bir süreçtir.Görüşmenin kamuoyuna yansıyan en önemli sonucu güvenlik başlığında ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü'nün (UNIFIL) mevcut görev süresinin tamamlanmasının ardından Lübnan'ın güvenliğini ve egemenliğini desteklemeye yönelik her uluslararası girişimde yer almaya hazır olduklarını belirtti. Erdoğan, ayrıca Lübnan ordusuna desteğin süreceğini, İsrail saldırılarından yoğun şekilde etkilenen Lübnan'ın güneyinin yeniden inşasına her türlü katkının sunulabileceğini ve Beyrut-Şam diyaloğunu memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti.Bu açıklamanın ağırlığı takvimden kaynaklanıyor. BM Güvenlik Konseyinin 2790 sayılı kararı uyarınca, UNIFIL'in görev süresi 31 Aralık 2026'da sona erecek. Bu tarihin ardından yaklaşık 10 bin 800 kişilik personelin ve askeri teçhizatın bir yıl içinde tamamlanması öngörülen geri çekilme süreci başlayacak.Bu da 2027 boyunca Lübnan'ın güneyinde güvenlik mimarisi boşluğu anlamına geliyor ve boşluğu dolduracak düzenlemenin tasarımı şimdiden tartışılıyor. Türkiye'nin daha önce UNIFIL Deniz Görev Gücü'ne katkı sunmuş olması, Ankara'ya hem teknik hem hukuki bir emsal sağlıyor. Avn da ziyaret öncesinde verdiği demeçte, güneye ilişkin gelecekteki bir uluslararası düzenlemede olası Türk rolünü memnuniyetle karşılayacaklarını dile getirmişti.GKRY ile Deniz Yetki Alanı Anlaşması&#039;nın gölgesiAnkara'nın rahatsızlığı, Lübnan'ın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile 25 Kasım 2025'te Baabda'da imzaladığı münhasır ekonomik bölge (MEB) anlaşmasından kaynaklanıyor. Söz konusu dosya devam eden bir müzakere değil tamamlanmış bir işlem niteliğinde. Bu anlaşma, Türkiye'nin ilan ettiği kıta sahanlığı dışında kaldığı kabul edilerek Kıbrıs Türklerinin haklarının dışlanması ve GKRY'nin ada bütünü adına işlem yapması üzerine kurulmuştu. Türkiye, buna itiraz ediyor.Ziyaret öncesinde uluslararası basına konuşan Türk kaynaklarına göre ise Ankara'daki asıl kaygı farklı bir düzlemde bulunuyor: Beyrut'un deniz ve enerji tercihlerinin zamanla siyasi anlam kazanarak Lübnan'ı GKRY-Yunanistan-İsrail ekseninde şekillenen bir bölgesel çerçeveye çekmesi ihtimali. Aynı kaynaklara göre Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Avn'a iletmeyi hedeflediği asgari beklenti, Lübnan'ın bölgesel çatışmada tarafsızlığını koruması ve İsrail'in müttefiki konumuna sürüklenmemesi yönünde. Lübnan cephesinin yanıtı ise GKRY ve diğer aktörlerle ilişkilerin Türkiye'yi hedef almadığı, İsrail'le yürütülen müzakerelerin de stratejik bir ittifak değil çekilme ve egemenlik arayışı olduğu şeklinde şekilleniyor.Savunma işbirliği ve ABD yardımındaki daralmaAvn, Ankara'dan mevcut askeri destek ve eğitim programlarının genişletilmesini talep edeceğini ziyaret öncesinde açıklamıştı. Türk tarafının hazırlığı ise henüz somut bir tedarik paketi değil. Uluslararası basına yansıyan bilgilere göre Ankara, Lübnan ordu komutanını Türk savunma sanayisi tesislerini ziyarete davet etmeyi planlıyor. Bu bağlamda, Lübnan ordusunun ihtiyaçlarını resmi olarak tanımlaması halinde ciddi teçhizat sağlanması gündeme gelebilir. Türk savunma sanayisinin insansız hava aracı (İHA), zırhlı araç, haberleşme sistemleri ve deniz platformları alanındaki kapasitesi bu çerçevede bir seçenek olarak değerlendiriliyor.Bu arayışı anlamlı kılan, ABD desteğindeki yapısal daralma. Washington, 2006'dan bu yana Lübnan ordusuna toplamda 3 milyar doları aşan güvenlik desteği sağladı. Ancak 2027 mali yılı bütçe talebi Lübnan ordusu için yalnızca 36 milyon dolar güvenlik desteği öngörüyor ve bu kaynağın, Lübnan'ın daha önce bu amaçla kullanmadığı terörle mücadele fonu üzerinden aktarılması planlanıyor. ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesinin iki başkanı da silahsızlandırma konusunda ilerleme sağlanmaması halinde yardımın yeniden değerlendirileceği uyarısında bulunuyor. ABD Başkanı Donald Trump, 21 Temmuz'daki görüşmede Lübnan'a güçlü destek sözü vermiş ve 40 yılı aşkın süredir kesintiye uğrayan doğrudan Amerikan hava taşımacılığının yeniden başlatılacağını duyurmuş ancak somut bir mali taahhüt açıklamamıştı.Şam değişkeniDenklemin üçüncü halkasını Suriye oluşturuyor. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, 26 Temmuz'daki mülakatında çok sayıda ülkenin katılımıyla İsrail'le bir güvenlik anlaşması üzerinde çalışıldığını, bunun işgal altındaki Golan Tepeleri üzerindeki Suriye hakkından vazgeçilmeden kapsamlı barışa zemin hazırlayabileceğini belirtti. Şara, ayrıca Lübnan'a askeri müdahale niyeti taşımadıklarını yineledi. Türkiye'nin Şam üzerindeki etkisi, Beyrut açısından bu ihtimale karşı güvence işlevi görüyor.İsrail&#039;in bölgesel hamleleri ve Türkiye ile gerilim hattıBölgesel tabloyu şekillendiren asıl değişken, İsrail'in Gazze'nin ötesinde Lübnan ve Suriye'deki askeri varlığını kalıcılaştırma ve sahada yarattığı fiili durumları müzakerelerin başlangıç noktası haline getirme eğilimi. İsrail Savunma Bakanı Katz'ın Lübnan'ın güneyinde kalmak için kimseden izin almadıkları yönündeki açıklamaları, Tel Aviv'in çekilmeyi bir yükümlülük değil pazarlık unsuru olarak gördüğüne işaret ediyor. Aynı yaklaşım Suriye hattında da görülüyor: Şam'la yürütülen güvenlik müzakereleri, İsrail'in 2024 sonundan bu yana kontrol ettiği tampon bölgedeki ve Golan'daki fiili durumu değiştirmeksizin ilerliyor. UNIFIL'in görev süresinin sonlandırılması sürecinde İsrail ile ABD'nin oynadığı belirleyici rol de aynı stratejinin bir parçası olarak okunuyor. Zira uluslararası denetimin kalkması, İsrail'in Lübnan sahasındaki hareket serbestisini genişletme potansiyeli taşıyor.Türkiye ise bu yönelimi kendi güvenlik algısı ve bölgesel konumlanma hedefleriyle bağdaşmadığı için açıkça reddediyor. Ankara'nın Lübnan ve Suriye'de yerel hiziplerle değil doğrudan devlet kurumlarıyla temas kurma ısrarı, Beyrut'un egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verilen desteğin her fırsatta yinelenmesi ve UNIFIL sonrası düzenlemede rol üstlenme talebi, İsrail merkezli bölgesel mimariye alternatif çerçeve inşa etme çabası olarak değerlendiriliyor. Türk tarafının GKRY-Yunanistan-İsrail ekseninin genişlemesine yönelik hassasiyeti de aynı stratejik kaygının deniz yetki alanları boyutundaki uzantısını oluşturuyor.İkili ilişkiler nasıl seyredecek?Avn'ın Ankara ziyareti, Lübnan'ın dış destek ağını çeşitlendirme çabasıyla Türkiye'nin Levant'taki ağırlığını güvenlik boyutuna taşıma arayışının kesiştiği noktada duruyor. Önümüzdeki dönemin seyrini ise pilot bölge uygulamasının ilerleyip ilerlemeyeceği, İsrail'in çekilmesi için somut bir takvim belirlenip belirlenmeyeceği, UNIFIL sonrası güvenlik düzenlemesinin hangi formatta şekilleneceği, ABD'nin askeri yardım politikasının seyri ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarına ilişkin gelişmeler belirleyecek.[Dr. Özlem Acar, Polis Akademisi Öğretim Üyesidir.] *Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/analiz-lubnan-cumhurbaskani-joseph-avn-in-ankara-ziyareti-lubnan-in-denge-arayisi-ve-turkiye-nin-levant-stratejisi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, orman yangınlarındaki son durumu paylaştı:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-orman-yanginlarindaki-son-durumu-paylasti/887653/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-orman-yanginlarindaki-son-durumu-paylasti/887653/</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Muğla/Fethiye yangını tamamen kontrol altına alınmıştır. Balıkesir/Gömeç, Antalya/Alanya ve Mersin/Gülnar-Aydıncık yangınları da büyük ölçüde kontrol altında]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Muğla/Fethiye yangınının tamamen, Balıkesir/Gömeç, Antalya/Alanya ve Mersin/Gülnar-Aydıncık yangınlarının büyük ölçüde kontrol altına alındığını bildirdi.Yumaklı, NSosyal hesabından orman yangınlarındaki son duruma ilişkin bilgi verdi.Yeşil vatan savunmasının aralıksız devam ettiğini belirten Yumaklı, şu ifadeleri kullandı:Sahada yürüttüğümüz özverili ve etkin mücadeleler neticesinde, Muğla/Fethiye yangını tamamen kontrol altına alınmıştır. Balıkesir/Gömeç, Antalya/Alanya ve Mersin/Gülnar-Aydıncık yangınları da büyük ölçüde kontrol altında. Aydın/Çine'de devam eden yangın tamamen kontrol altına alınıncaya kadar ekiplerimizin havadan ve karadan müdahalesi aralıksız devam edecek.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Muğla/Fethiye yangınının tamamen, Balıkesir/Gömeç, Antalya/Alanya ve Mersin/Gülnar-Aydıncık yangınlarının büyük ölçüde kontrol altına alındığını bildirdi.Yumaklı, NSosyal hesabından orman yangınlarındaki son duruma ilişkin bilgi verdi.Yeşil vatan savunmasının aralıksız devam ettiğini belirten Yumaklı, şu ifadeleri kullandı:Sahada yürüttüğümüz özverili ve etkin mücadeleler neticesinde, Muğla/Fethiye yangını tamamen kontrol altına alınmıştır. Balıkesir/Gömeç, Antalya/Alanya ve Mersin/Gülnar-Aydıncık yangınları da büyük ölçüde kontrol altında. Aydın/Çine'de devam eden yangın tamamen kontrol altına alınıncaya kadar ekiplerimizin havadan ve karadan müdahalesi aralıksız devam edecek.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-orman-yanginlarindaki-son-durumu-paylasti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Borsa Meydanı'nda şeffaf menü uygulaması ele alındı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/borsa-meydani-nda-seffaf-menu-uygulamasi-ele-alindi/887652/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/borsa-meydani-nda-seffaf-menu-uygulamasi-ele-alindi/887652/</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:12:21 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / İSTİB Meclis Başkanı Ahmet Bülent Kasap: - Türkiye’de hayata geçirilen sistem, içerik bilgisi, alerjen bildirimi ve kalori değerini aynı çerçevede ele alan daha kapsamlı bir bilgilendirme yaklaşımı ortaya koyuyor - Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber: - Tüketici artık yalnızca denetimin sonucunu öğrenen değil, karekod uygulamasıyla işletmenin son denetim tarihini görebilen ve karşılaştığı olumsuzluğu doğrudan bildirebilen aktif bir denetim paydaşı haline geliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : İstanbul Ticaret Borsasının (İSTİB) düzenlediği Borsa Meydanı'nda Sektörler Konuşuyor toplantısında şeffaf menü uygulaması ele alındı.İSTİB'den yapılan açıklamaya göre, Güvenilir Ürün Platformu işbirliğiyle düzenlenen toplantıda açılış konuşmasını İSTİB Meclis Başkanı Ahmet Bülent Kasap yaptı. Toplantıya, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, Tüm Gıda İşletmecileri Derneği Başkanı Yunus Emre Akkor, Ev Dışı Tüketim Gıda ve Gıda Dışı Tedarikçileri Derneği HORECA-DER Başkanı Murat Alıcılar ve İSTİB Meclis Üyesi Süleyman Tarakçı konuşmacı olarak katıldı.Toplantıda konuşan Kasap, tüketicinin artık yalnızca önüne gelen yemeğin lezzetine veya fiyatına bakmadığını, tüketicinin o ürünün hangi malzemelerle hazırlandığını, alerjen içerip içermediğini ve kalori miktarını da bilmek istediğini belirtti.Tüketilen her ürünün sağlığı doğrudan etkilediğini ifade eden Kasap, Tüketicinin ne yediğini bilmesi bir ayrıcalık değil, temel bir tüketici hakkıdır. Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından hayata geçirilen şeffaf menü uygulaması da bu anlayışla tüketicinin doğru ve açık bilgiye ulaşmasını sağlayan önemli bir adım. Türkiye’de hayata geçirilen sistem, içerik bilgisi, alerjen bildirimi ve kalori değerini aynı çerçevede ele alan daha kapsamlı bir bilgilendirme yaklaşımı ortaya koyuyor. Bu konuda dünyadaki ilk örneklerden biri olabiliriz. açıklamalarında bulundu.Tüketici, karşılaştığı olumsuzluğu doğrudan bildirebilen aktif bir denetim paydaşı haline geliyorTarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Dilber de tüketicinin yanıltılmadan doğru bilgiye ulaşmasını ve sağlıklı tercihler yapabilmesini amaçladıklarını belirterek, Türkiye genelinde yılda 1 milyondan fazla gıda denetimi gerçekleştirdiklerini, taklit ve tağşiş yaptığı laboratuvar sonuçlarıyla kesinleşen firmaları ise kamuoyuyla paylaştıklarını kaydetti.Gıda etiketlerinin ilk bakışta anlaşılabilmesi amacıyla Türk Gıda Kodeksi'nde​​​​​​​ düzenlemeler yapıldığını ve şeffaf menü uygulamasının ilk olarak zincir işletmelerde başlatıldığını hatırlatan Dilber, Tüketici artık yalnızca denetimin sonucunu öğrenen değil, karekod uygulamasıyla işletmenin son denetim tarihini görebilen ve karşılaştığı olumsuzluğu doğrudan bildirebilen aktif bir denetim paydaşı haline geliyor. ifadelerini kullandı.Dilber, özellikle alerji, diyabet ve benzeri sağlık hassasiyeti bulunan vatandaşların tükettiği ürünün içeriğini bilmesinin en doğal hakkı olduğunu belirterek, tüketicinin doğru bilgiye ulaşmasını ve güvenilir gıdayı bilinçli şekilde tercih etmesini sağlamayı amaçladıklarını vurguladı.Tüketicinin sağlıklı ve güvenilir ürüne erişimi güvence altına alınmalıİSTİB Meclis Üyesi Süleyman Tarakçı ise şeffaflığın yalnızca ürünün temel bileşenlerinin açıklanmasıyla sağlanamayacağını, kullanılan katkı maddelerinin hangi üründe ve ne miktarda bulunduğunun da tüketiciyle açık biçimde paylaşılması gerektiğini kaydetti.Sağlıklı ve güvenilir ürüne ulaşmanın giderek zorlaştığı bir dönemde aynı ürün grubundaki büyük fiyat farklılıklarının soru işaretlerine yol açtığına dikkati çeken Tarakçı, bu farkın yalnızca kaliteyle açıklanmasının her zaman mümkün olmadığını belirtti.Tarakçı, tüketicinin ödediği bedelin karşılığında nasıl bir ürün aldığını, hangi ham maddelerin ve katkı maddelerinin kullanıldığını bilmesi gerektiğini ifade ederek, Taklit ve tağşişli ürünlere yönelik denetimler hızlandırılmalı, sokak lezzetleri de dahil olmak üzere tüketicinin sağlıklı ve güvenilir ürüne erişimi güvence altına alınmalıdır. Bunun yolu da daha fazla şeffaflıktan geçiyor. değerlendirmesini yaptı.Tüketici yalnızca ana malzemeyi değil, tabağın tamamını bilmek isterTüm Gıda İşletmecileri Derneği Başkanı Yunus Emre Akkor da bir yemekte kullanılan sosların, hazır pürelerin, tatlandırıcıların ve diğer tamamlayıcı ürünlerin çok sayıda katkı maddesi içerebildiğine dikkati çekerek, Tüketici yalnızca ana malzemeyi değil, tabağın tamamını bilmek ister. Hamburgerde kullanılan etin ve ekmeğin yazılması önemlidir ancak sosların, glikoz türevlerinin, ‘E’ kodlu katkı maddelerinin ve tatlandırıcıların içeriği açıklanmazsa şeffaflık eksik kalır. görüşünü paylaştı.Menü içeriğinin farkında olan tüketicinin zamanla nitelikli restoranları da diğer işletmelerden ayırt edebileceğini aktaran Akkor, gıda odaklı yeme içme hizmetlerinin giderek pahalılaştığı bir dönemde tüketicinin tercih ettiği ürünün gerçek içeriğini bilmesinin daha da önem kazandığına işaret etti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : İstanbul Ticaret Borsasının (İSTİB) düzenlediği Borsa Meydanı'nda Sektörler Konuşuyor toplantısında şeffaf menü uygulaması ele alındı.İSTİB'den yapılan açıklamaya göre, Güvenilir Ürün Platformu işbirliğiyle düzenlenen toplantıda açılış konuşmasını İSTİB Meclis Başkanı Ahmet Bülent Kasap yaptı. Toplantıya, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, Tüm Gıda İşletmecileri Derneği Başkanı Yunus Emre Akkor, Ev Dışı Tüketim Gıda ve Gıda Dışı Tedarikçileri Derneği HORECA-DER Başkanı Murat Alıcılar ve İSTİB Meclis Üyesi Süleyman Tarakçı konuşmacı olarak katıldı.Toplantıda konuşan Kasap, tüketicinin artık yalnızca önüne gelen yemeğin lezzetine veya fiyatına bakmadığını, tüketicinin o ürünün hangi malzemelerle hazırlandığını, alerjen içerip içermediğini ve kalori miktarını da bilmek istediğini belirtti.Tüketilen her ürünün sağlığı doğrudan etkilediğini ifade eden Kasap, Tüketicinin ne yediğini bilmesi bir ayrıcalık değil, temel bir tüketici hakkıdır. Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından hayata geçirilen şeffaf menü uygulaması da bu anlayışla tüketicinin doğru ve açık bilgiye ulaşmasını sağlayan önemli bir adım. Türkiye’de hayata geçirilen sistem, içerik bilgisi, alerjen bildirimi ve kalori değerini aynı çerçevede ele alan daha kapsamlı bir bilgilendirme yaklaşımı ortaya koyuyor. Bu konuda dünyadaki ilk örneklerden biri olabiliriz. açıklamalarında bulundu.Tüketici, karşılaştığı olumsuzluğu doğrudan bildirebilen aktif bir denetim paydaşı haline geliyorTarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Dilber de tüketicinin yanıltılmadan doğru bilgiye ulaşmasını ve sağlıklı tercihler yapabilmesini amaçladıklarını belirterek, Türkiye genelinde yılda 1 milyondan fazla gıda denetimi gerçekleştirdiklerini, taklit ve tağşiş yaptığı laboratuvar sonuçlarıyla kesinleşen firmaları ise kamuoyuyla paylaştıklarını kaydetti.Gıda etiketlerinin ilk bakışta anlaşılabilmesi amacıyla Türk Gıda Kodeksi'nde​​​​​​​ düzenlemeler yapıldığını ve şeffaf menü uygulamasının ilk olarak zincir işletmelerde başlatıldığını hatırlatan Dilber, Tüketici artık yalnızca denetimin sonucunu öğrenen değil, karekod uygulamasıyla işletmenin son denetim tarihini görebilen ve karşılaştığı olumsuzluğu doğrudan bildirebilen aktif bir denetim paydaşı haline geliyor. ifadelerini kullandı.Dilber, özellikle alerji, diyabet ve benzeri sağlık hassasiyeti bulunan vatandaşların tükettiği ürünün içeriğini bilmesinin en doğal hakkı olduğunu belirterek, tüketicinin doğru bilgiye ulaşmasını ve güvenilir gıdayı bilinçli şekilde tercih etmesini sağlamayı amaçladıklarını vurguladı.Tüketicinin sağlıklı ve güvenilir ürüne erişimi güvence altına alınmalıİSTİB Meclis Üyesi Süleyman Tarakçı ise şeffaflığın yalnızca ürünün temel bileşenlerinin açıklanmasıyla sağlanamayacağını, kullanılan katkı maddelerinin hangi üründe ve ne miktarda bulunduğunun da tüketiciyle açık biçimde paylaşılması gerektiğini kaydetti.Sağlıklı ve güvenilir ürüne ulaşmanın giderek zorlaştığı bir dönemde aynı ürün grubundaki büyük fiyat farklılıklarının soru işaretlerine yol açtığına dikkati çeken Tarakçı, bu farkın yalnızca kaliteyle açıklanmasının her zaman mümkün olmadığını belirtti.Tarakçı, tüketicinin ödediği bedelin karşılığında nasıl bir ürün aldığını, hangi ham maddelerin ve katkı maddelerinin kullanıldığını bilmesi gerektiğini ifade ederek, Taklit ve tağşişli ürünlere yönelik denetimler hızlandırılmalı, sokak lezzetleri de dahil olmak üzere tüketicinin sağlıklı ve güvenilir ürüne erişimi güvence altına alınmalıdır. Bunun yolu da daha fazla şeffaflıktan geçiyor. değerlendirmesini yaptı.Tüketici yalnızca ana malzemeyi değil, tabağın tamamını bilmek isterTüm Gıda İşletmecileri Derneği Başkanı Yunus Emre Akkor da bir yemekte kullanılan sosların, hazır pürelerin, tatlandırıcıların ve diğer tamamlayıcı ürünlerin çok sayıda katkı maddesi içerebildiğine dikkati çekerek, Tüketici yalnızca ana malzemeyi değil, tabağın tamamını bilmek ister. Hamburgerde kullanılan etin ve ekmeğin yazılması önemlidir ancak sosların, glikoz türevlerinin, ‘E’ kodlu katkı maddelerinin ve tatlandırıcıların içeriği açıklanmazsa şeffaflık eksik kalır. görüşünü paylaştı.Menü içeriğinin farkında olan tüketicinin zamanla nitelikli restoranları da diğer işletmelerden ayırt edebileceğini aktaran Akkor, gıda odaklı yeme içme hizmetlerinin giderek pahalılaştığı bir dönemde tüketicinin tercih ettiği ürünün gerçek içeriğini bilmesinin daha da önem kazandığına işaret etti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/borsa-meydani-nda-seffaf-menu-uygulamasi-ele-alindi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Ağrı Dağı eteklerindeki yaylalarda ot bereketi besicileri sevindirdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/agri-dagi-eteklerindeki-yaylalarda-ot-bereketi-besicileri-sevindirdi/887651/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/agri-dagi-eteklerindeki-yaylalarda-ot-bereketi-besicileri-sevindirdi/887651/</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:12:21 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Iğdır / Kuraklığın etkili olduğu geçen yılın ardından bu sezon yağışların artırdığı ot verimi, Ağrı Dağı eteklerindeki yaylalarda hayvancılıkla geçimini sağlayan besicilerin yüzünü güldürdü - Korhan Yaylası'nda hayvancılık yapan Gaffer Çakar: - Bu sene yağışlar bol olduğu için ot çok. Hayvanlarımız rahatça otluyor, biz de burada kalıyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Iğdır Haberleri : BÜLENT MAVZER - Ağrı Dağı eteklerindeki yaylalarda bu yıl etkili olan yağışlarla otlakların zenginleşmesi, geçmiş yıllarda kuraklık nedeniyle zorluk yaşayan besicilerin sürülerini daha verimli meralarda otlatmasına imkan sağladı.Iğdır'dan başta Korhan olmak üzere Gevro, Kavaktepe, Serdarbulak ve Bilican yaylalarına çıkan besiciler, 2 bin ila 3 bin 500 metre rakımdaki bu bölgelerde yılın yaklaşık altı ayını geçiriyor.Kış mevsiminin uzun sürmesi ve ilkbahar ile yaz aylarında etkili olan yağışlar sayesinde yaylalarda ot verimi artarken, küçükbaş ve büyükbaş hayvanlar geniş meralarda rahatlıkla otlatılıyor.Yaylacılar, su ihtiyaçlarını ise Ağrı Dağı'nın zirvesindeki kar ve buzulların erimesiyle oluşan doğal kaynaklardan karşılıyor.Bu sene yağışlar bol olduğu için ot çok. Hayvanlarımız rahatça otluyorKorhan Yaylası'nda hayvancılık yapan Gaffer Çakar, AA muhabirine, yaylacılık geleneğini aile büyüklerinden devraldıklarını söyledi.Her yıl Karakuyu köyünden yaylaya geldiklerini anlatan Çakar, Bu sene yağışlar bol olduğu için ot çok. Hayvanlarımız rahatça otluyor, biz de burada kalıyoruz. Okullar açılınca çocuklar köye dönüyor. Biz ise kar yağıncaya kadar hayvanlarımızı burada otlatmaya devam ediyoruz. dedi.Yaz tatilini ailesiyle yaylada geçiren 8. sınıf öğrencisi Leyla Çakar ise yayla yaşamını sevdiğini dile getirdi.Yaz aylarında ailesine yardım ettiğini belirten Çakar, Yaylada olmak güzel. Ancak koyunlarla ilgilenmek bazen zor oluyor. Sıcak havalarda koyunları evimizin önünde sağıyoruz. Okullar tatil olunca buraya geliyor ve yaz tatilimi yaylada geçiriyorum. diye konuştu.Çocukluğundan bu yana her yıl yaylaya çıktığını anlatan Herdem Alagöz de nisan ayında yaylaya geldiklerini, eylülde köye döndüklerini söyledi.Yaylada hayatın bütün işlerini kendimiz yapıyoruzGeçen yıl kuraklığın otlakları olumsuz etkilediğini hatırlatan Çakır, bu yıl ise yağışların bereket getirdiğini söyledi.Hayvancılıkla geçimlerini sağladıklarını belirten Çakır, Bu yıl yağışlar bol olduğu için otlar çok güzel oldu. Burada koyun ve inek sağıyoruz, peynir üretiyoruz, ekmek pişiriyoruz, yemek yapıyoruz. Çamaşırlarımızı bile elde yıkıyoruz. Yaylada hayatın bütün işlerini kendimiz yapıyoruz. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Iğdır Haberleri : BÜLENT MAVZER - Ağrı Dağı eteklerindeki yaylalarda bu yıl etkili olan yağışlarla otlakların zenginleşmesi, geçmiş yıllarda kuraklık nedeniyle zorluk yaşayan besicilerin sürülerini daha verimli meralarda otlatmasına imkan sağladı.Iğdır'dan başta Korhan olmak üzere Gevro, Kavaktepe, Serdarbulak ve Bilican yaylalarına çıkan besiciler, 2 bin ila 3 bin 500 metre rakımdaki bu bölgelerde yılın yaklaşık altı ayını geçiriyor.Kış mevsiminin uzun sürmesi ve ilkbahar ile yaz aylarında etkili olan yağışlar sayesinde yaylalarda ot verimi artarken, küçükbaş ve büyükbaş hayvanlar geniş meralarda rahatlıkla otlatılıyor.Yaylacılar, su ihtiyaçlarını ise Ağrı Dağı'nın zirvesindeki kar ve buzulların erimesiyle oluşan doğal kaynaklardan karşılıyor.Bu sene yağışlar bol olduğu için ot çok. Hayvanlarımız rahatça otluyorKorhan Yaylası'nda hayvancılık yapan Gaffer Çakar, AA muhabirine, yaylacılık geleneğini aile büyüklerinden devraldıklarını söyledi.Her yıl Karakuyu köyünden yaylaya geldiklerini anlatan Çakar, Bu sene yağışlar bol olduğu için ot çok. Hayvanlarımız rahatça otluyor, biz de burada kalıyoruz. Okullar açılınca çocuklar köye dönüyor. Biz ise kar yağıncaya kadar hayvanlarımızı burada otlatmaya devam ediyoruz. dedi.Yaz tatilini ailesiyle yaylada geçiren 8. sınıf öğrencisi Leyla Çakar ise yayla yaşamını sevdiğini dile getirdi.Yaz aylarında ailesine yardım ettiğini belirten Çakar, Yaylada olmak güzel. Ancak koyunlarla ilgilenmek bazen zor oluyor. Sıcak havalarda koyunları evimizin önünde sağıyoruz. Okullar tatil olunca buraya geliyor ve yaz tatilimi yaylada geçiriyorum. diye konuştu.Çocukluğundan bu yana her yıl yaylaya çıktığını anlatan Herdem Alagöz de nisan ayında yaylaya geldiklerini, eylülde köye döndüklerini söyledi.Yaylada hayatın bütün işlerini kendimiz yapıyoruzGeçen yıl kuraklığın otlakları olumsuz etkilediğini hatırlatan Çakır, bu yıl ise yağışların bereket getirdiğini söyledi.Hayvancılıkla geçimlerini sağladıklarını belirten Çakır, Bu yıl yağışlar bol olduğu için otlar çok güzel oldu. Burada koyun ve inek sağıyoruz, peynir üretiyoruz, ekmek pişiriyoruz, yemek yapıyoruz. Çamaşırlarımızı bile elde yıkıyoruz. Yaylada hayatın bütün işlerini kendimiz yapıyoruz. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/agri-dagi-eteklerindeki-yaylalarda-ot-bereketi-besicileri-sevindirdi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>AB'nin yapay zeka kurallarında yeni dönem 2 Ağustos'ta başlıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ab-nin-yapay-zeka-kurallarinda-yeni-donem-2-agustos-ta-basliyor/887650/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ab-nin-yapay-zeka-kurallarinda-yeni-donem-2-agustos-ta-basliyor/887650/</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:12:21 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / AB Komisyonu, Yapay Zeka Yasası kapsamındaki şeffaflık yükümlülüklerinin uygulanmasına ilişkin bir rehber yayımladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : ATA UFUK ŞEKER - Avrupa Birliği'nde (AB), yapay zeka sistemlerine yönelik yeni şeffaflık yükümlülükleri 2 Ağustos itibarıyla uygulanmaya başlayacak.AB'de 1 Ağustos 2024'te yürürlüğe giren Yapay Zeka Yasası, yapay zeka sistemlerine risk düzeylerine göre farklı kurallar getiriyor. Yasa kapsamında kabul edilemez risk taşıyan bazı yapay zeka uygulamaları yasaklanırken, yüksek riskli sistemlere ise sıkı yükümlülükler uygulanıyor.Yapay zekaya ilişkin kuralların aşamalı olarak yürürlüğe girdiği Yapay Zeka Yasası'nda 2 Ağustos 2026, en önemli uygulama tarihlerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu tarihten itibaren şeffaflık yükümlülükleri uygulanmaya başlanacak.AB Komisyonu ile üye ülkelerin piyasa gözetim otoriteleri denetim ve yaptırım yetkilerini fiilen kullanabilecek.Yeni kurallarla, vatandaşların yapay zekayla etkileşimde bulunmaları ve karşılaştıkları içeriklerin yapay zeka tarafından üretilip üretilmediğini anlayabilmeleri amaçlanıyor. Böylece yapay zekanın aldatıcı veya yanıltıcı biçimde kullanılmasının önüne geçilmesi, bilgi ekosisteminde şeffaflığın artırılması ve dijital ortama duyulan güvenin güçlendirilmesi hedefleniyor.AB Komisyonu, Yapay Zeka Yasası kapsamındaki şeffaflık yükümlülüklerinin uygulanmasına ilişkin bir rehber yayımladı.Rehber, 2 Ağustos 2026'dan itibaren uygulanacak yükümlülükler kapsamında yapay zeka sistemlerini geliştirenler ile bunları kullanan kurum ve kuruluşların hangi durumlarda kullanıcıları bilgilendirmesi gerektiğini açıklıyor.Buna göre, sohbet botları (chatbot), yapay zeka ajanları ve benzeri etkileşimli yapay zeka sistemleri, kullanıcıları doğrudan yapay zekayla iletişim kurdukları konusunda açık şekilde bilgilendirmek zorunda olacak.Ayrıca, yapay zeka tarafından üretilen veya değiştirilen fotoğraf, video, ses ve belirli metin içeriklerine bunların yapay zeka tarafından oluşturulduğunun tespit edilmesini sağlayacak makine tarafından okunabilir işaretler eklenecek.Yapay zeka kullanılarak oluşturulan deepfake içeriklerin yapay olarak üretildiği açıkça belirtilecek.İnsan incelemesi veya editoryal denetimden geçmeyen ve kamu yararını ilgilendiren yapay zeka üretimi içeriklerde de bunun kullanıcıya bildirilmesi gerekecek.Duygu tanıma veya biyometrik sınıflandırma yapan yapay zeka sistemlerini kullanan kuruluşlar da kişileri bu tür sistemlere maruz kaldıkları konusunda açık biçimde bilgilendirmekle yükümlü olacak.Rehberde, yazım ve dil bilgisi düzeltmesi gibi standart düzenlemelerin ise bu yükümlülüklerin kapsamı dışında olduğu örneklerle açıklandı.Öte yandan, 2 Ağustos itibarıyla Yapay Zeka Yasası kapsamındaki kuralların büyük bölümü uygulanmaya başlayacak ve AB Komisyonu ile üye ülkelerin piyasa gözetim otoriteleri denetim ve yaptırım yetkilerini kullanabilecek.2 Ağustos 2026'dan önce piyasaya sunulan yapay zeka sistemlerine, yapay zeka üretimi içeriklerin işaretlenmesi ve tespit edilebilir olmasına ilişkin teknik yükümlülükler için 2 Aralık 2026'ya kadar geçiş süresi tanınacak.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : ATA UFUK ŞEKER - Avrupa Birliği'nde (AB), yapay zeka sistemlerine yönelik yeni şeffaflık yükümlülükleri 2 Ağustos itibarıyla uygulanmaya başlayacak.AB'de 1 Ağustos 2024'te yürürlüğe giren Yapay Zeka Yasası, yapay zeka sistemlerine risk düzeylerine göre farklı kurallar getiriyor. Yasa kapsamında kabul edilemez risk taşıyan bazı yapay zeka uygulamaları yasaklanırken, yüksek riskli sistemlere ise sıkı yükümlülükler uygulanıyor.Yapay zekaya ilişkin kuralların aşamalı olarak yürürlüğe girdiği Yapay Zeka Yasası'nda 2 Ağustos 2026, en önemli uygulama tarihlerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu tarihten itibaren şeffaflık yükümlülükleri uygulanmaya başlanacak.AB Komisyonu ile üye ülkelerin piyasa gözetim otoriteleri denetim ve yaptırım yetkilerini fiilen kullanabilecek.Yeni kurallarla, vatandaşların yapay zekayla etkileşimde bulunmaları ve karşılaştıkları içeriklerin yapay zeka tarafından üretilip üretilmediğini anlayabilmeleri amaçlanıyor. Böylece yapay zekanın aldatıcı veya yanıltıcı biçimde kullanılmasının önüne geçilmesi, bilgi ekosisteminde şeffaflığın artırılması ve dijital ortama duyulan güvenin güçlendirilmesi hedefleniyor.AB Komisyonu, Yapay Zeka Yasası kapsamındaki şeffaflık yükümlülüklerinin uygulanmasına ilişkin bir rehber yayımladı.Rehber, 2 Ağustos 2026'dan itibaren uygulanacak yükümlülükler kapsamında yapay zeka sistemlerini geliştirenler ile bunları kullanan kurum ve kuruluşların hangi durumlarda kullanıcıları bilgilendirmesi gerektiğini açıklıyor.Buna göre, sohbet botları (chatbot), yapay zeka ajanları ve benzeri etkileşimli yapay zeka sistemleri, kullanıcıları doğrudan yapay zekayla iletişim kurdukları konusunda açık şekilde bilgilendirmek zorunda olacak.Ayrıca, yapay zeka tarafından üretilen veya değiştirilen fotoğraf, video, ses ve belirli metin içeriklerine bunların yapay zeka tarafından oluşturulduğunun tespit edilmesini sağlayacak makine tarafından okunabilir işaretler eklenecek.Yapay zeka kullanılarak oluşturulan deepfake içeriklerin yapay olarak üretildiği açıkça belirtilecek.İnsan incelemesi veya editoryal denetimden geçmeyen ve kamu yararını ilgilendiren yapay zeka üretimi içeriklerde de bunun kullanıcıya bildirilmesi gerekecek.Duygu tanıma veya biyometrik sınıflandırma yapan yapay zeka sistemlerini kullanan kuruluşlar da kişileri bu tür sistemlere maruz kaldıkları konusunda açık biçimde bilgilendirmekle yükümlü olacak.Rehberde, yazım ve dil bilgisi düzeltmesi gibi standart düzenlemelerin ise bu yükümlülüklerin kapsamı dışında olduğu örneklerle açıklandı.Öte yandan, 2 Ağustos itibarıyla Yapay Zeka Yasası kapsamındaki kuralların büyük bölümü uygulanmaya başlayacak ve AB Komisyonu ile üye ülkelerin piyasa gözetim otoriteleri denetim ve yaptırım yetkilerini kullanabilecek.2 Ağustos 2026'dan önce piyasaya sunulan yapay zeka sistemlerine, yapay zeka üretimi içeriklerin işaretlenmesi ve tespit edilebilir olmasına ilişkin teknik yükümlülükler için 2 Aralık 2026'ya kadar geçiş süresi tanınacak.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/ab-nin-yapay-zeka-kurallarinda-yeni-donem-2-agustos-ta-basliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>The Odyssey filminin Troya'ya ilgiyi artırması bekleniyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/the-odyssey-filminin-troya-ya-ilgiyi-artirmasi-bekleniyor/887649/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/the-odyssey-filminin-troya-ya-ilgiyi-artirmasi-bekleniyor/887649/</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:12:21 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Çanakkale / Troya Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan: - Hiç kuşkusuz bu filmin de Troya turizmine, Troya ilgisine büyük katkısı olacağını söyleyebiliriz - Çanakkale Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Derneği Başkanı Nilgün Gökser: - Bugün dünya Odyssey'i konuşmaktadır. Biz ise bu küresel ilginin Troya'ya, Troya'nın kadim yurdu Çanakkale'ye ve bu eşsiz coğrafyanın kültürel zenginliklerine yönelmesini hedefliyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Çanakkale Haberleri : BURAK AKAY - Yıllık ortalama 400 bin yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Troya Antik Kenti'ne olan ilginin ünlü yönetmen Christopher Nolan'ın, Homeros'un Odysseia destanından uyarladığı vizyondaki sinema filmi The Odyssey ile artması öngörülüyor.Troya Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, AA muhabirine, mitolojik aksiyon türündeki filmin Truva Savaşı'nın ardından İthaka Kralı Odysseus'un ülkesine dönüş yolculuğunu konu aldığını belirterek, filmin Troya Antik Kenti'nin ve bölgenin tanıtımına büyük destek sağlayacağını söyledi.Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İtalya Kültür Bakanlığının işbirliğiyle haziran ayında Roma'daki Kolezyum'da açılan Troya Sergisi'nin uluslararası ilgiyi artırdığını belirten Aslan, bu ilginin Christopher Nolan'ın yeni filmiyle daha da güçlendiğini dile getirdi.Aslan, Roma'da açılan serginin son yılların en kapsamlı Troya sergilerinden biri olduğunu kaydederek, Troya ile bağlantılı Anadolu uygarlıklarına ait eserlerin de sergide yer aldığını, bunun uzun vadede bölge turizmine katkı sağlayacağını kaydetti. Daha önce Wolfgang Petersen'in yönettiği 2004 yapımı Troy filminin de Troya'ya ilgiyi artırdığını hatırlatan Aslan, Hiç kuşkusuz bu filmin de Troya turizmine, Troya ilgisine büyük katkısı olacağını söyleyebiliriz. dedi.Aslan, filmi Çanakkale'deki özel gösterimde izlediğini belirterek, Homeros destanına büyük ölçüde bağlı kalan Nolan'ın Odysseus'un dönüş yolculuğunu çağdaş sinema diliyle yeniden yorumladığını ifade etti.Dünya Odyssey&#039;i konuşuyorÇanakkale Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Derneği (ÇATOD) Başkanı Nilgün Gökser de yıllık ortalama 400 bin kişinin ziyaret ettiği Troya Antik Kenti'nin yalnızca tarihsel miras değil, aynı zamanda uluslararası ölçekte güçlü bir kültür ve turizm markası olduğunu belirtti. The Odyssey filminin Çanakkale'nin binlerce yıllık tarihini, kültürel zenginliğini ve turizm potansiyelini dünya ile buluşturmak açısından önemli bir fırsat sunduğunun altını çizen Gökser, şunları kaydetti:Bu fırsatın kalıcı bir destinasyon değerine dönüştürülmesi için kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin, meslek kuruluşlarının ve turizm sektörünün ortak hedefler doğrultusunda eşgüdüm içinde hareket etmesi büyük önem taşımaktadır. Bugün dünya Odyssey'i konuşmaktadır. Biz ise bu küresel ilginin Troya'ya, Troya'nın kadim yurdu Çanakkale'ye ve bu eşsiz coğrafyanın kültürel zenginliklerine yönelmesini hedefliyoruz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Çanakkale Haberleri : BURAK AKAY - Yıllık ortalama 400 bin yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Troya Antik Kenti'ne olan ilginin ünlü yönetmen Christopher Nolan'ın, Homeros'un Odysseia destanından uyarladığı vizyondaki sinema filmi The Odyssey ile artması öngörülüyor.Troya Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, AA muhabirine, mitolojik aksiyon türündeki filmin Truva Savaşı'nın ardından İthaka Kralı Odysseus'un ülkesine dönüş yolculuğunu konu aldığını belirterek, filmin Troya Antik Kenti'nin ve bölgenin tanıtımına büyük destek sağlayacağını söyledi.Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İtalya Kültür Bakanlığının işbirliğiyle haziran ayında Roma'daki Kolezyum'da açılan Troya Sergisi'nin uluslararası ilgiyi artırdığını belirten Aslan, bu ilginin Christopher Nolan'ın yeni filmiyle daha da güçlendiğini dile getirdi.Aslan, Roma'da açılan serginin son yılların en kapsamlı Troya sergilerinden biri olduğunu kaydederek, Troya ile bağlantılı Anadolu uygarlıklarına ait eserlerin de sergide yer aldığını, bunun uzun vadede bölge turizmine katkı sağlayacağını kaydetti. Daha önce Wolfgang Petersen'in yönettiği 2004 yapımı Troy filminin de Troya'ya ilgiyi artırdığını hatırlatan Aslan, Hiç kuşkusuz bu filmin de Troya turizmine, Troya ilgisine büyük katkısı olacağını söyleyebiliriz. dedi.Aslan, filmi Çanakkale'deki özel gösterimde izlediğini belirterek, Homeros destanına büyük ölçüde bağlı kalan Nolan'ın Odysseus'un dönüş yolculuğunu çağdaş sinema diliyle yeniden yorumladığını ifade etti.Dünya Odyssey&#039;i konuşuyorÇanakkale Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Derneği (ÇATOD) Başkanı Nilgün Gökser de yıllık ortalama 400 bin kişinin ziyaret ettiği Troya Antik Kenti'nin yalnızca tarihsel miras değil, aynı zamanda uluslararası ölçekte güçlü bir kültür ve turizm markası olduğunu belirtti. The Odyssey filminin Çanakkale'nin binlerce yıllık tarihini, kültürel zenginliğini ve turizm potansiyelini dünya ile buluşturmak açısından önemli bir fırsat sunduğunun altını çizen Gökser, şunları kaydetti:Bu fırsatın kalıcı bir destinasyon değerine dönüştürülmesi için kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin, meslek kuruluşlarının ve turizm sektörünün ortak hedefler doğrultusunda eşgüdüm içinde hareket etmesi büyük önem taşımaktadır. Bugün dünya Odyssey'i konuşmaktadır. Biz ise bu küresel ilginin Troya'ya, Troya'nın kadim yurdu Çanakkale'ye ve bu eşsiz coğrafyanın kültürel zenginliklerine yönelmesini hedefliyoruz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>GRAFİKLİ - Ön lisanslı depolamalı elektrik projelerinin kurulu gücü 28 bin megavatı aştı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/grafikli-on-lisansli-depolamali-elektrik-projelerinin-kurulu-gucu-28-bin-megavati-asti/887648/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/grafikli-on-lisansli-depolamali-elektrik-projelerinin-kurulu-gucu-28-bin-megavati-asti/887648/</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:12:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Üretim lisansı verilen 82 depolama projesinin toplam gücü 3 bin 500 megavatı aşarken 8 tesis işletmeye alındı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : GÖKÇE KÜÇÜK TOPBAŞ - Türkiye'de 28 bin 592 megavat kurulu güce sahip 568 depolamalı elektrik üretim projesinin tahsis ve ön lisans süreçleri tamamlandı.AA muhabirinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) verilerinden yaptığı derlemeye göre, yoğun ilgi kapsamında depolamalı elektrik üretim tesisi kurmak amacıyla toplam 5 bin 968 ön lisans müracaatı yapılırken başvuruların toplam kurulu gücü 260 bin 354 megavat olarak kayıtlara geçti.Başvurular kapsamında Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) tarafından yaklaşık 33 bin 300 megavat kapasite tahsis edilmişti. Yükümlülüklerini süresinde tamamlayamayan bazı projelerin ön lisanslarının iptal edilmesiyle aktif proje sayısı 568, bu projelerin toplam kurulu gücü ise 28 bin 592 megavat oldu.Ön lisans alan projelerin 240'ı rüzgar, 328'i güneş enerjisine dayanıyor. Bu projelerde rüzgarın kurulu gücü 16 bin 804 megavatı, güneşin kurulu gücü ise 11 bin 787 megavatı buluyor.Ön lisanslı projelerin yarısından fazlası için ÇED kararı alındıAktif ön lisanslı depolamalı elektrik projelerinde yatırım sürecinin önemli aşamalarından biri olan çevresel etki değerlendirmelerinde (ÇED) de ilerleme sağlandı.Bu kapsamda 220 güneş ve 137 rüzgar enerjisi projesi olmak üzere toplam 357 proje için ÇED kararı alındı. Böylece aktif ön lisanslı projelerin yüzde 62,8'i yatırım öncesi izin süreçlerinde yeni aşamaya geçti.ÇED kararı bulunan güneş enerjisi projelerinin kurulu gücü 7 bin 296 megavat, rüzgar enerjisi projelerinin kurulu gücü ise 8 bin 814 megavat olarak hesaplandı. Böylece, ÇED sürecinde ilerleme kaydeden depolamalı elektrik üretim projelerinin toplam kurulu gücü 16 bin 110 megavata ulaştı.ÇED kararlarıyla nihai lisans alma sürecinde ilerleme kaydeden projelerin diğer izin ve onay süreçleri devam ediyor.Yatırım sürecinde ilk santraller devreye girdiDepolamalı elektrik üretim tesislerinde Mart 2025'te başlayan üretim lisansı sürecinde 17'si rüzgar, 65'i güneş enerjisine dayalı olmak üzere toplam 82 projeye ise üretim lisansı verildi.Üretim lisansı verilen projelerin toplam kurulu gücü 3 bin 538,24 megavat olarak hesaplandı. Bunun 1233,44 megavatını rüzgar enerjisine dayalı projeler, 2 bin 304,80 megavatını ise güneş enerjisine dayalı projeler oluşturdu.Lisans verilen projelerden 2'si rüzgar, 6'sı güneş enerjisine dayalı olmak üzere toplam 8 tesis ise işletmeye alındı. İşletmedeki tesislerin toplam kurulu gücü 370,60 megavat, depolama kapasitesi ise 405,61 megavatsaat olarak kayıtlara geçti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : GÖKÇE KÜÇÜK TOPBAŞ - Türkiye'de 28 bin 592 megavat kurulu güce sahip 568 depolamalı elektrik üretim projesinin tahsis ve ön lisans süreçleri tamamlandı.AA muhabirinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) verilerinden yaptığı derlemeye göre, yoğun ilgi kapsamında depolamalı elektrik üretim tesisi kurmak amacıyla toplam 5 bin 968 ön lisans müracaatı yapılırken başvuruların toplam kurulu gücü 260 bin 354 megavat olarak kayıtlara geçti.Başvurular kapsamında Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) tarafından yaklaşık 33 bin 300 megavat kapasite tahsis edilmişti. Yükümlülüklerini süresinde tamamlayamayan bazı projelerin ön lisanslarının iptal edilmesiyle aktif proje sayısı 568, bu projelerin toplam kurulu gücü ise 28 bin 592 megavat oldu.Ön lisans alan projelerin 240'ı rüzgar, 328'i güneş enerjisine dayanıyor. Bu projelerde rüzgarın kurulu gücü 16 bin 804 megavatı, güneşin kurulu gücü ise 11 bin 787 megavatı buluyor.Ön lisanslı projelerin yarısından fazlası için ÇED kararı alındıAktif ön lisanslı depolamalı elektrik projelerinde yatırım sürecinin önemli aşamalarından biri olan çevresel etki değerlendirmelerinde (ÇED) de ilerleme sağlandı.Bu kapsamda 220 güneş ve 137 rüzgar enerjisi projesi olmak üzere toplam 357 proje için ÇED kararı alındı. Böylece aktif ön lisanslı projelerin yüzde 62,8'i yatırım öncesi izin süreçlerinde yeni aşamaya geçti.ÇED kararı bulunan güneş enerjisi projelerinin kurulu gücü 7 bin 296 megavat, rüzgar enerjisi projelerinin kurulu gücü ise 8 bin 814 megavat olarak hesaplandı. Böylece, ÇED sürecinde ilerleme kaydeden depolamalı elektrik üretim projelerinin toplam kurulu gücü 16 bin 110 megavata ulaştı.ÇED kararlarıyla nihai lisans alma sürecinde ilerleme kaydeden projelerin diğer izin ve onay süreçleri devam ediyor.Yatırım sürecinde ilk santraller devreye girdiDepolamalı elektrik üretim tesislerinde Mart 2025'te başlayan üretim lisansı sürecinde 17'si rüzgar, 65'i güneş enerjisine dayalı olmak üzere toplam 82 projeye ise üretim lisansı verildi.Üretim lisansı verilen projelerin toplam kurulu gücü 3 bin 538,24 megavat olarak hesaplandı. Bunun 1233,44 megavatını rüzgar enerjisine dayalı projeler, 2 bin 304,80 megavatını ise güneş enerjisine dayalı projeler oluşturdu.Lisans verilen projelerden 2'si rüzgar, 6'sı güneş enerjisine dayalı olmak üzere toplam 8 tesis ise işletmeye alındı. İşletmedeki tesislerin toplam kurulu gücü 370,60 megavat, depolama kapasitesi ise 405,61 megavatsaat olarak kayıtlara geçti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bursa'da yaş meyve ve sebze ihracatında 6 ürün için özel çalışma grubu oluşturulacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bursa-da-yas-meyve-ve-sebze-ihracatinda-6-urun-icin-ozel-calisma-grubu-olusturulacak/887647/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bursa-da-yas-meyve-ve-sebze-ihracatinda-6-urun-icin-ozel-calisma-grubu-olusturulacak/887647/</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:12:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Taner: - Bizim öncelikli hedefimiz ihracat. İhracatçıların yaşadığı sorunları çözmek, sorunları ilgili yerlere ulaştırmak bizim önceliğimiz ama aynı zamanda mevcut ihracat pazarlarını da artırmak istiyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : CEM ŞAN - Bursa'da yaş meyve ve sebze ihracatını artırmak amacıyla zeytin, siyah incir, armut, kiraz, şeftali ve domates olmak üzere 6 ürün grubu için çalışma grupları oluşturulacak.Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB) Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Taner, AA muhabirine, nisan ayında göreve başlayan yönetimin öncelikli hedefinin ihracatçı sayısını artırmak ve bölgenin ihracat kapasitesini geliştirmek olduğunu söyledi.Bursa'da 11'i coğrafi işaret tescilli olmak üzere yaklaşık 45 çeşit meyve ve sebze yetiştirildiğini belirten Taner, Birliğin yıllık yaklaşık 200 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini ifade etti.Taner, 2026 yılı sonunda ihracatı 250 milyon dolara, 4 yıllık görev sürelerinin sonunda ise 500 milyon dolara yükseltmeyi hedeflediklerini belirterek, üyelerin gümrük, kontrol ve destek süreçlerinde karşılaştıkları sorunların çözümüne yönelik çalışmalar yürüteceklerini dile getirdi.Yaş meyve ve sebze ihracatında her ürünün farklı dinamiklere sahip olduğunu vurgulayan Taner, şöyle konuştu:Birlik olarak 6 ürünümüz için çalışma gruplarının kurulmasına karar verdik. Zeytin, siyah incir, kiraz ve vişne, şeftali ve nektarin, Santa Maria ile Deveci armudu ile domates ve sebze gruplarında çalışma ekipleri kuracağız. Bu çalışma gruplarında hem yönetim kurulumuzdan bu ürünlerin ihracatını yapan temsilci arkadaşlarımız olacak, aynı zamanda üreticilerimiz, tarım ve orman il müdürlüklerinden, bakanlıklarımızdan temsilciler de olacak.İhracatçı ve üreticilerimizin yaşanan sorunlarla ilgili bilgileri toplayacağız ve her çalışma grubuna bu konuların çözümüyle ilgili projeler başlatacağız. Bizim öncelikli hedefimiz ihracat. İhracatçıların yaşadığı sorunları çözmek, sorunları ilgili yerlere ulaştırmak bizim önceliğimiz ama aynı zamanda mevcut ihracat pazarlarını da artırmak istiyoruz.Taner, sektörün kur, enflasyon ve artan üretim maliyetlerinin yanı sıra gümrüklerde yaşanan gecikmeler, uzun analiz süreçleri ve bazı pazarlarda karşılaşılan ilaç kalıntısı kaynaklı sorunlarla mücadele ettiğini belirterek, bu alanlarda ilgili kurumlarla ortak çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.Mevcut pazarlardaki ihracatı artırmayı ve yeni pazarlara açılmayı hedeflediklerini vurgulayan Taner, özellikle Çin'e kiraz, Japonya'ya ise siyah incir ihracatının başlatılması amacıyla ilgili kurumlarla görüşmelerin sürdüğünü sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : CEM ŞAN - Bursa'da yaş meyve ve sebze ihracatını artırmak amacıyla zeytin, siyah incir, armut, kiraz, şeftali ve domates olmak üzere 6 ürün grubu için çalışma grupları oluşturulacak.Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB) Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Taner, AA muhabirine, nisan ayında göreve başlayan yönetimin öncelikli hedefinin ihracatçı sayısını artırmak ve bölgenin ihracat kapasitesini geliştirmek olduğunu söyledi.Bursa'da 11'i coğrafi işaret tescilli olmak üzere yaklaşık 45 çeşit meyve ve sebze yetiştirildiğini belirten Taner, Birliğin yıllık yaklaşık 200 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini ifade etti.Taner, 2026 yılı sonunda ihracatı 250 milyon dolara, 4 yıllık görev sürelerinin sonunda ise 500 milyon dolara yükseltmeyi hedeflediklerini belirterek, üyelerin gümrük, kontrol ve destek süreçlerinde karşılaştıkları sorunların çözümüne yönelik çalışmalar yürüteceklerini dile getirdi.Yaş meyve ve sebze ihracatında her ürünün farklı dinamiklere sahip olduğunu vurgulayan Taner, şöyle konuştu:Birlik olarak 6 ürünümüz için çalışma gruplarının kurulmasına karar verdik. Zeytin, siyah incir, kiraz ve vişne, şeftali ve nektarin, Santa Maria ile Deveci armudu ile domates ve sebze gruplarında çalışma ekipleri kuracağız. Bu çalışma gruplarında hem yönetim kurulumuzdan bu ürünlerin ihracatını yapan temsilci arkadaşlarımız olacak, aynı zamanda üreticilerimiz, tarım ve orman il müdürlüklerinden, bakanlıklarımızdan temsilciler de olacak.İhracatçı ve üreticilerimizin yaşanan sorunlarla ilgili bilgileri toplayacağız ve her çalışma grubuna bu konuların çözümüyle ilgili projeler başlatacağız. Bizim öncelikli hedefimiz ihracat. İhracatçıların yaşadığı sorunları çözmek, sorunları ilgili yerlere ulaştırmak bizim önceliğimiz ama aynı zamanda mevcut ihracat pazarlarını da artırmak istiyoruz.Taner, sektörün kur, enflasyon ve artan üretim maliyetlerinin yanı sıra gümrüklerde yaşanan gecikmeler, uzun analiz süreçleri ve bazı pazarlarda karşılaşılan ilaç kalıntısı kaynaklı sorunlarla mücadele ettiğini belirterek, bu alanlarda ilgili kurumlarla ortak çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.Mevcut pazarlardaki ihracatı artırmayı ve yeni pazarlara açılmayı hedeflediklerini vurgulayan Taner, özellikle Çin'e kiraz, Japonya'ya ise siyah incir ihracatının başlatılması amacıyla ilgili kurumlarla görüşmelerin sürdüğünü sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/bursa-da-yas-meyve-ve-sebze-ihracatinda-6-urun-icin-ozel-calisma-grubu-olusturulacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye ile Japonya'nın ortak girişimiyle kurulan üniversite ilk öğrencilerini bekliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-ile-japonya-nin-ortak-girisimiyle-kurulan-universite-ilk-ogrencilerini-bekliyor/887646/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-ile-japonya-nin-ortak-girisimiyle-kurulan-universite-ilk-ogrencilerini-bekliyor/887646/</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:12:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, 2026-2027 akademik yılında 4 mühendislik programında toplam 80 öğrenciyle eğitim faaliyetlerine başlayacak - TJU Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök: - Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin temel hedefi, geleceğin kritik bilim ve teknoloji alanlarında araştırma yapabilen, uluslararası çalışma kültürüne sahip, yenilikçi ve yüksek nitelikli insan kaynağı yetiştirmektir - Uzun vadeli hedefimiz, üniversitemizi Türkiye ile Japonya arasında bilim ve teknoloji alanında kalıcı ve uluslararası düzeyde tanınan bir araştırma üniversitesi haline getirmek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : BUĞRAHAN AYHAN - Türkiye ile Japonya'nın ortak girişimiyle kurulan Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (TJU), 2026-2027 akademik yılında ilk lisans öğrencilerini kabul ederek dört mühendislik programında toplam 80 öğrenciyle eğitim faaliyetlerine başlayacak.Türkiye ile Japonya arasında imzalanan ilgili anlaşmaya dayalı olarak faaliyet gösterecek kamu tüzel kişiliğine sahip TJU'nun, kuruluş kanunu, 24 Haziran 2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak, yürürlüğe girmişti.Üniversitenin kuruluşuyla, özel statülü devlet üniversitesi modelinde, dünya çapında bir araştırma ve mükemmeliyet merkezi oluşturmak amaçlandı. Tokyo Üniversitesi, Tokyo Bilim Enstitüsü ve Tsukuba Üniversitesi başta olmak üzere önde gelen Japon üniversiteleriyle kurumsal düzeyde akademik ortaklık ve öğrenci hareketliliği anlaşmaları tamamlandı.Çankaya ilçesindeki Or-An kampüsünde bulunan TJU, yapay zeka ve hesaplamalı modelleme, akıllı algılama ve sistemler, iklim ve çevresel sistemler ile uzay sistemleri ve ileri malzemelere odaklanan Bilgisayar Mühendisliği, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Çevre Mühendisliği ile Malzeme Bilimi ve Mühendisliği bölümlerine 2026-2027 akademik yılı itibarıyla 20'şer öğrenci olmak üzere 80 öğrenci alacak.Lisans programlarının yanı sıra yapay zeka ve afet bilimleri alanlarında doktora programları da faaliyete geçecek.Özgün yapısıyla öğrenciler için güçlü tercih oluşturacağına inanıyorumTJU Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üniversitenin iki ülke arasındaki stratejik işbirliği çerçevesinde özel kanunla kurulmuş bir devlet üniversitesi olduğunu belirtti.İki ülke arasındaki birliğin tek yönlü bilgi aktarımına dayalı olmadığını, iki ülke akademisyenlerinin ve öğrencilerinin birlikte bilgi ve teknoloji üretmesine dayandığını aktaran Kök, Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin temel hedefi geleceğin kritik bilim ve teknoloji alanlarında araştırma yapabilen, uluslararası çalışma kültürüne sahip, yenilikçi ve yüksek nitelikli insan kaynağı yetiştirmektir. dedi.Üniversitenin 2026-2027 akademik yılı itibarıyla lisans öğrencisi kabul etmeye başlayacağını hatırlatan Kök, açılan 4 programa 20'şer öğrenci olmak üzere toplam 80 öğrencinin alınacağını söyledi.Öğrenci sayısının sınırlı olmasının çeşitli avantajları olduğunu dile getiren Kök, bu durumun öğrenciler açısından öğretim üyeleriyle daha yakın iletişim kurmalarına, laboratuvarlarda daha etkin çalışma ortamlarının oluşmasına ve öğrencilerin araştırma projelerine daha erken katılmasına imkan sağlayacağının altını çizdi.Üniversitenin yapısına değinen Kök, Sınırlı kontenjanı, İngilizce eğitim dili, Japonca dil ve kültür eğitimi, araştırma odaklı akademik yaklaşımı ve Türkiye-Japonya işbirliğine dayanan özgün yapısıyla üniversitemizin akademik başarısı yüksek ve uluslararası kariyer hedefleyen öğrenciler için çok güçlü bir tercih oluşturacağına inanıyorum. diye konuştu.Japonca ve İngilizce dil eğitimi verilecekProf. Dr. Kök, TJU'nun eğitim modelinin araştırma ve proje temelli mühendislik eğitimi anlayışına dayandığını bildirdi.Öğrencilerin teorik derslerin yanı sıra laboratuvar çalışmaları, araştırma projeleri, tasarım, modelleme, veri analizi, uygulamalı eğitim, staj ve prototip geliştirme süreçlerine de aktif olarak katılacağını vurgulayan Kök, Lisans programlarımız hazırlık eğitimi hariç olmak üzere akademik olarak başarılı öğrencilerimizin 3,5 yılda tamamlayabilmesine imkan sağlayacak şekilde yoğunlaştırılmış ve esnek bir yapı içerisinde tasarlanmıştır. Tabii ki mezuniyet için derslerin yanı sıra laboratuvarların, staj ve mezuniyet yeterliklerinin tamamıyla tamamlanması gerekecektir. ifadelerini kullandı.Lisans öğrencilerine yönelik İngilizce ve Japonca dil eğitimini kapsayan bir yıllık zorunlu hazırlık programı uygulanacağına dikkati çeken Kök, şöyle devam etti:Lisans programlarının öğrenim dili ise İngilizce olacaktır. Japonca dil eğitimi üniversitemizin Türk-Japon ortak üniversite kimliğini akademik ve kültürel açıdan güçlendiren temel unsurlardan biri olarak değerlendiriyoruz. Bu eğitim öğrencilerimizin Japon akademik ve çalışma kültürünü daha yakından tanımalarına katkı sağlamanın yanı sıra Japonya'daki araştırma, staj ve öğrenci değişim programlarından daha etkin biçimde yararlanmaları açısından da önemli bir avantaj sunacaktır.Üniversite bünyesindeki Teknopark gelecek yıl kurulacakTJU Rektörü Prof. Dr. Kök, üniversitenin temel hedeflerinden birinin öğrencilerine, Japonya'daki üniversiteler, araştırma merkezleri ve teknoloji kuruluşlarıyla akademik etkileşim imkanı sunmak olduğunu kaydetti. Staj imkanlarının ülkedeki Türk ve Japon şirketleri, teknoloji firmaları, araştırma merkezleri, kamu kurumları ve Japonya'daki üniversite ve araştırma kuruluşlarıyla geliştirilecek işbirlikleri çerçevesinde yapılandırılacağını belirten Kök, öğrencilerin çeşitli işbirlikleriyle Japon şirketlerle temas kurabileceklerini söyledi.Kök, üniversite bünyesinde gelecek yıl kurulması planlanan Teknopark'la da öğrencilerin ve araştırmacıların fikirlerini projeye, projelerini prototipe, prototiplerini ise toplumsal ve ekonomik değere dönüştürmelerine katkı sağlanacağını vurguladı.Lisansüstünde afetlere odaklanılacakTJU'de lisans programına ek olarak, lisansüstü programlarının da açılacağı bilgisini paylaşan Kök, şunları kaydetti:Lisans programlarımıza ek olarak üniversitemizde 2026-2027 güz döneminde Deprem Afet Bilimi ve Yapay Zeka ile Dijital Teknolojiler programları, 2027-2028 güz döneminde ise Enerji ve Çevre lisansüstü programları açılacaktır. Bu alanlar Türkiye'nin ve dünyanın karşı karşıya olduğu kritik sorunları dikkate alınarak belirlenen alanlardır. Türkiye ve Japonya bildiğimiz gibi deprem gerçeğiyle yaşayan iki ülke. Bu nedenle deprem mühendisliği, erken uyarı sistemleri, afet yönetimi, dirençli şehirler, veri analitiği ve afet sonrası iyileştirme konuları, iki ülkenin birlikte dünyaya katkı sağlayabileceği en önemli alanlardan biridir.Aynı şekilde Yapay Zeka ve Dijital Teknolojisi günümüzde sağlıktan enerjiye, çevreden üretime ve ulaşıma kadar hemen her alanı dönüştürmektedir. Bu program yapay zeka ve veri bilimi, robotik ve otonom sistemler ve siber güvenlik gibi başlıkları içeren disiplinler arası bir yapıda planlanmıştır. Enerji ve Çevre lisansüstü programımız ise enerji güvenliği, iklim değişikliği, sürdürülebilir ve çevresel sistemlerin yönetimi gibi stratejik konulara odaklanacaktır.Japon akademisyenler de ders verecekProf. Dr. Kök, üniversite bünyesinde araştırma yetkinliği yüksek, uluslararası projeler yürütebilecek, öğrenci yetiştirme konusunda güçlü ve Türkiye-Japonya akademik işbirliğine katkı sağlayabilecek bir akademik kadro oluşturduklarını belirtti.Ayrıca Japon üniversiteleri ve araştırma kuruluşlarından da akademisyenlerin üniversitede ders vereceğini, ortak danışmanlık ve araştırma faaliyetlerine katılacaklarını söyleyen Kök, Bu bağlamda 2026-2027 güz döneminde Japonya'dan iki akademisyenimiz deprem afet bilimi, yapay zeka ve dijital teknoloji alanlarında üniversitemizde çalışmaya başlayacak. Hem derslerde hem de araştırmalarda öğrencilerimizle birlikte olacak. diye konuştu.İlk öğrencilerimiz iki ülke arasında kurulan bilimsel ve teknolojik köprünün ilk temsilcileri olacakKök, öğrencilere, kampüste konaklama, burs ve öğrenci destekleri bakımından da imkanlar sunulabileceğini ifade ederek, şöyle konuştu:Uzun vadeli hedefimiz, üniversitemizi Türkiye ile Japonya arasında bilim ve teknoloji alanında kalıcı ve uluslararası düzeyde tanınan bir araştırma üniversitesi haline getirmektir. Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi olarak üniversitemizin başarısının bina veya öğrenci sayısı ile değil bilimsel kalite, nitelikli mezunlar, uluslararası araştırma projeleri, geliştirilen teknolojiler ve topluma sağlanan katkı ile ölçeceğiz. Bilimle kurulan dostluğu teknoloji ile ortak bir geleceğe dönüştürmek istiyoruz.Üniversiteyi tercih etmeyi düşünen öğrencilere seslenen Kök, İlk öğrencilerimiz yalnızca bir üniversitenin ilk öğrencileri olmayacaklar. Onlar aynı zamanda Türkiye ile Japonya arasında kurulan bilimsel ve teknolojik köprünün ilk temsilcileri olacaklar. Üniversitemizin akademik kültürünü, öğrenci geleneklerini, proje takımlarını ve kampüs yaşamını büyük ölçüde ilk öğrencilerimiz şekillendirecek. Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin ilk öğrencisi olmanın önemli bir fırsat olduğu kadar önemli bir sorumluluk olduğunu da düşünüyorum. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : BUĞRAHAN AYHAN - Türkiye ile Japonya'nın ortak girişimiyle kurulan Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (TJU), 2026-2027 akademik yılında ilk lisans öğrencilerini kabul ederek dört mühendislik programında toplam 80 öğrenciyle eğitim faaliyetlerine başlayacak.Türkiye ile Japonya arasında imzalanan ilgili anlaşmaya dayalı olarak faaliyet gösterecek kamu tüzel kişiliğine sahip TJU'nun, kuruluş kanunu, 24 Haziran 2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak, yürürlüğe girmişti.Üniversitenin kuruluşuyla, özel statülü devlet üniversitesi modelinde, dünya çapında bir araştırma ve mükemmeliyet merkezi oluşturmak amaçlandı. Tokyo Üniversitesi, Tokyo Bilim Enstitüsü ve Tsukuba Üniversitesi başta olmak üzere önde gelen Japon üniversiteleriyle kurumsal düzeyde akademik ortaklık ve öğrenci hareketliliği anlaşmaları tamamlandı.Çankaya ilçesindeki Or-An kampüsünde bulunan TJU, yapay zeka ve hesaplamalı modelleme, akıllı algılama ve sistemler, iklim ve çevresel sistemler ile uzay sistemleri ve ileri malzemelere odaklanan Bilgisayar Mühendisliği, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Çevre Mühendisliği ile Malzeme Bilimi ve Mühendisliği bölümlerine 2026-2027 akademik yılı itibarıyla 20'şer öğrenci olmak üzere 80 öğrenci alacak.Lisans programlarının yanı sıra yapay zeka ve afet bilimleri alanlarında doktora programları da faaliyete geçecek.Özgün yapısıyla öğrenciler için güçlü tercih oluşturacağına inanıyorumTJU Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üniversitenin iki ülke arasındaki stratejik işbirliği çerçevesinde özel kanunla kurulmuş bir devlet üniversitesi olduğunu belirtti.İki ülke arasındaki birliğin tek yönlü bilgi aktarımına dayalı olmadığını, iki ülke akademisyenlerinin ve öğrencilerinin birlikte bilgi ve teknoloji üretmesine dayandığını aktaran Kök, Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin temel hedefi geleceğin kritik bilim ve teknoloji alanlarında araştırma yapabilen, uluslararası çalışma kültürüne sahip, yenilikçi ve yüksek nitelikli insan kaynağı yetiştirmektir. dedi.Üniversitenin 2026-2027 akademik yılı itibarıyla lisans öğrencisi kabul etmeye başlayacağını hatırlatan Kök, açılan 4 programa 20'şer öğrenci olmak üzere toplam 80 öğrencinin alınacağını söyledi.Öğrenci sayısının sınırlı olmasının çeşitli avantajları olduğunu dile getiren Kök, bu durumun öğrenciler açısından öğretim üyeleriyle daha yakın iletişim kurmalarına, laboratuvarlarda daha etkin çalışma ortamlarının oluşmasına ve öğrencilerin araştırma projelerine daha erken katılmasına imkan sağlayacağının altını çizdi.Üniversitenin yapısına değinen Kök, Sınırlı kontenjanı, İngilizce eğitim dili, Japonca dil ve kültür eğitimi, araştırma odaklı akademik yaklaşımı ve Türkiye-Japonya işbirliğine dayanan özgün yapısıyla üniversitemizin akademik başarısı yüksek ve uluslararası kariyer hedefleyen öğrenciler için çok güçlü bir tercih oluşturacağına inanıyorum. diye konuştu.Japonca ve İngilizce dil eğitimi verilecekProf. Dr. Kök, TJU'nun eğitim modelinin araştırma ve proje temelli mühendislik eğitimi anlayışına dayandığını bildirdi.Öğrencilerin teorik derslerin yanı sıra laboratuvar çalışmaları, araştırma projeleri, tasarım, modelleme, veri analizi, uygulamalı eğitim, staj ve prototip geliştirme süreçlerine de aktif olarak katılacağını vurgulayan Kök, Lisans programlarımız hazırlık eğitimi hariç olmak üzere akademik olarak başarılı öğrencilerimizin 3,5 yılda tamamlayabilmesine imkan sağlayacak şekilde yoğunlaştırılmış ve esnek bir yapı içerisinde tasarlanmıştır. Tabii ki mezuniyet için derslerin yanı sıra laboratuvarların, staj ve mezuniyet yeterliklerinin tamamıyla tamamlanması gerekecektir. ifadelerini kullandı.Lisans öğrencilerine yönelik İngilizce ve Japonca dil eğitimini kapsayan bir yıllık zorunlu hazırlık programı uygulanacağına dikkati çeken Kök, şöyle devam etti:Lisans programlarının öğrenim dili ise İngilizce olacaktır. Japonca dil eğitimi üniversitemizin Türk-Japon ortak üniversite kimliğini akademik ve kültürel açıdan güçlendiren temel unsurlardan biri olarak değerlendiriyoruz. Bu eğitim öğrencilerimizin Japon akademik ve çalışma kültürünü daha yakından tanımalarına katkı sağlamanın yanı sıra Japonya'daki araştırma, staj ve öğrenci değişim programlarından daha etkin biçimde yararlanmaları açısından da önemli bir avantaj sunacaktır.Üniversite bünyesindeki Teknopark gelecek yıl kurulacakTJU Rektörü Prof. Dr. Kök, üniversitenin temel hedeflerinden birinin öğrencilerine, Japonya'daki üniversiteler, araştırma merkezleri ve teknoloji kuruluşlarıyla akademik etkileşim imkanı sunmak olduğunu kaydetti. Staj imkanlarının ülkedeki Türk ve Japon şirketleri, teknoloji firmaları, araştırma merkezleri, kamu kurumları ve Japonya'daki üniversite ve araştırma kuruluşlarıyla geliştirilecek işbirlikleri çerçevesinde yapılandırılacağını belirten Kök, öğrencilerin çeşitli işbirlikleriyle Japon şirketlerle temas kurabileceklerini söyledi.Kök, üniversite bünyesinde gelecek yıl kurulması planlanan Teknopark'la da öğrencilerin ve araştırmacıların fikirlerini projeye, projelerini prototipe, prototiplerini ise toplumsal ve ekonomik değere dönüştürmelerine katkı sağlanacağını vurguladı.Lisansüstünde afetlere odaklanılacakTJU'de lisans programına ek olarak, lisansüstü programlarının da açılacağı bilgisini paylaşan Kök, şunları kaydetti:Lisans programlarımıza ek olarak üniversitemizde 2026-2027 güz döneminde Deprem Afet Bilimi ve Yapay Zeka ile Dijital Teknolojiler programları, 2027-2028 güz döneminde ise Enerji ve Çevre lisansüstü programları açılacaktır. Bu alanlar Türkiye'nin ve dünyanın karşı karşıya olduğu kritik sorunları dikkate alınarak belirlenen alanlardır. Türkiye ve Japonya bildiğimiz gibi deprem gerçeğiyle yaşayan iki ülke. Bu nedenle deprem mühendisliği, erken uyarı sistemleri, afet yönetimi, dirençli şehirler, veri analitiği ve afet sonrası iyileştirme konuları, iki ülkenin birlikte dünyaya katkı sağlayabileceği en önemli alanlardan biridir.Aynı şekilde Yapay Zeka ve Dijital Teknolojisi günümüzde sağlıktan enerjiye, çevreden üretime ve ulaşıma kadar hemen her alanı dönüştürmektedir. Bu program yapay zeka ve veri bilimi, robotik ve otonom sistemler ve siber güvenlik gibi başlıkları içeren disiplinler arası bir yapıda planlanmıştır. Enerji ve Çevre lisansüstü programımız ise enerji güvenliği, iklim değişikliği, sürdürülebilir ve çevresel sistemlerin yönetimi gibi stratejik konulara odaklanacaktır.Japon akademisyenler de ders verecekProf. Dr. Kök, üniversite bünyesinde araştırma yetkinliği yüksek, uluslararası projeler yürütebilecek, öğrenci yetiştirme konusunda güçlü ve Türkiye-Japonya akademik işbirliğine katkı sağlayabilecek bir akademik kadro oluşturduklarını belirtti.Ayrıca Japon üniversiteleri ve araştırma kuruluşlarından da akademisyenlerin üniversitede ders vereceğini, ortak danışmanlık ve araştırma faaliyetlerine katılacaklarını söyleyen Kök, Bu bağlamda 2026-2027 güz döneminde Japonya'dan iki akademisyenimiz deprem afet bilimi, yapay zeka ve dijital teknoloji alanlarında üniversitemizde çalışmaya başlayacak. Hem derslerde hem de araştırmalarda öğrencilerimizle birlikte olacak. diye konuştu.İlk öğrencilerimiz iki ülke arasında kurulan bilimsel ve teknolojik köprünün ilk temsilcileri olacakKök, öğrencilere, kampüste konaklama, burs ve öğrenci destekleri bakımından da imkanlar sunulabileceğini ifade ederek, şöyle konuştu:Uzun vadeli hedefimiz, üniversitemizi Türkiye ile Japonya arasında bilim ve teknoloji alanında kalıcı ve uluslararası düzeyde tanınan bir araştırma üniversitesi haline getirmektir. Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi olarak üniversitemizin başarısının bina veya öğrenci sayısı ile değil bilimsel kalite, nitelikli mezunlar, uluslararası araştırma projeleri, geliştirilen teknolojiler ve topluma sağlanan katkı ile ölçeceğiz. Bilimle kurulan dostluğu teknoloji ile ortak bir geleceğe dönüştürmek istiyoruz.Üniversiteyi tercih etmeyi düşünen öğrencilere seslenen Kök, İlk öğrencilerimiz yalnızca bir üniversitenin ilk öğrencileri olmayacaklar. Onlar aynı zamanda Türkiye ile Japonya arasında kurulan bilimsel ve teknolojik köprünün ilk temsilcileri olacaklar. Üniversitemizin akademik kültürünü, öğrenci geleneklerini, proje takımlarını ve kampüs yaşamını büyük ölçüde ilk öğrencilerimiz şekillendirecek. Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin ilk öğrencisi olmanın önemli bir fırsat olduğu kadar önemli bir sorumluluk olduğunu da düşünüyorum. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/turkiye-ile-japonya-nin-ortak-girisimiyle-kurulan-universite-ilk-ogrencilerini-bekliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
