<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>GRAFİKLİ - Azerbaycan'ın bağımsızlık yolculuğunda tarihi dönüm noktası: 28 Mayıs 1918</title>
      <link>https://www.canligaste.com/grafikli-azerbaycan-in-bagimsizlik-yolculugunda-tarihi-donum-noktasi-28-mayis-1918/853817/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/grafikli-azerbaycan-in-bagimsizlik-yolculugunda-tarihi-donum-noktasi-28-mayis-1918/853817/</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 11:06:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Bakü — Müslüman doğunun ilk demokratik cumhuriyeti kabul edilen Azerbaycan Cumhuriyeti'nin faaliyet gösterdiği 23 aylık kısa sürede ekonomi, eğitim, din ve vicdan özgürlüğü alanında reformlar yapıldı, tüm yurttaşlara eşit haklar tanındı - Azerbaycan, Müslüman doğuda kadınlara seçme hakkı tanıyan ilk ülke oldu, Türk dili, devlet dili ilan edildi, ortaokullarda Türkçe eğitim zorunlu hale getirildi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Bakü Haberleri — RUSLAN REHİMOV - Azerbaycan'da, 28 Mayıs 1918'de ilan edilen cumhuriyetin yıl dönümü kutlanırken, söz konusu tarih ülkenin bağımsızlık tarihinde en önemli dönüm noktalarından biri olarak değerlendiriliyor.Birinci Dünya Savaşı sonrasında Rus İmparatorluğu'nun dağılmasıyla Kafkasya'da yeni siyasi dengelerin şekillendiği süreçte Azerbaycan halkı, kendi geleceğini belirleme iradesini ortaya koyarak 28 Mayıs 1918'de bağımsızlığını ilan etti.Tiflis'te bir araya gelen Azerbaycan Milli Şurasının ilan ettiği Azerbaycan Cumhuriyeti, Kafkasya ve Türk dünyasında halk iradesine dayalı ilk cumhuriyet olarak tarihte yerini aldı.Yeni kurulan cumhuriyet, yalnızca bağımsızlığını duyurmakla yetinmedi, aynı zamanda modern devlet yapılanmasının temel kurumlarını kısa sürede oluşturdu. Parlamento sistemi tesis edilerek çok partili siyasi düzene geçiş sağlandı.Hukuk, eğitim, dış politika ve ordu başta olmak üzere birçok alanda reform süreci başlatıldı. Bu dönemin en önemli gelişmelerinden biri de kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi oldu. Böylece Azerbaycan, kadınlara siyasi hak tanıyan ilk Müslüman ülke olarak kayıtlara geçti.Bakü'nün Ermeni ve Bolşevik silahlı gruplarının kontrolünde bulunması nedeniyle Azerbaycan hükümeti bir süre çalışmalarını ülkenin ikinci büyük şehri Gence'de sürdürdü.Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilk tanıyan devlet Osmanlı oldu. İki ülke arasında 4 Haziran 1918'de anlaşma imzalanırken, dönemin Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın talimatıyla kardeşi Nuri Paşa (Killigil) komutasında oluşturulan birlik Azerbaycan'a destek amacıyla gönderildi.Kafkas İslam Ordusu adı verilen birlikler, 15 Eylül 1918'de Bakü'yü işgalden kurtardı. Bunun ardından hükümet faaliyetlerini yeniden Bakü'de sürdürmeye başladı. Kafkas İslam Ordusu, Bakü'nün kurtuluşu için yürütülen çatışmalarda 1130 şehit verdi.Cumhuriyet döneminde ekonomi, eğitim ile din ve vicdan özgürlüğü alanlarında önemli düzenlemeler gerçekleştirildi. Irk, din, mezhep ve cinsiyet ayrımı yapılmaksızın tüm vatandaşlara eşit haklar tanındı.Azerbaycan, Müslüman doğuda kadınlara seçme hakkı veren ilk ülke oldu. Bu süreçte milli para birimi ve posta pulları dolaşıma sokuldu, Devlet Bankası ile Bakü Devlet Üniversitesi kuruldu.Dış tehditlere karşı savunma kapasitesini güçlendirmek amacıyla 26 Haziran'da Azerbaycan ordusu oluşturuldu. Ordunun teşkilatlanmasında Osmanlı subayları etkin görev üstlendi.Hükümetin 27 Haziran 1918 tarihli kararıyla Türk dili devlet dili ilan edildi. Daha önce ağırlıklı olarak Rusça eğitim verilen ortaokullarda Türkçe eğitim zorunlu hale getirildi.120 sandalyeden oluşan parlamento ise 7 Aralık 1918'de çalışmalarına başladı. Ülkedeki siyasi partiler ve farklı etnik toplulukların temsil edildiği parlamento, faaliyet gösterdiği 17 aylık dönemde 230 yasa tasarısını kabul etti.Azerbaycan Cumhuriyeti'nin ömrü 23 ay sürdü. 28 Nisan 1920'de Kızıl Ordu'nun Bakü'ye girmesiyle Sovyet işgali başladı ve cumhuriyetin faaliyetleri sona erdi. Buna rağmen kısa sürede gerçekleştirilen reformlar, Azerbaycan halkının bağımsızlık düşüncesini güçlendirerek siyasi hafızada kalıcı yer edindi.- Azerbaycan'ın kurucu lideri Mehmet Emin ResulzadeSovyet işgalinin ardından hükümet üyeleri ve çok sayıda aydın ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Ancak onlar, yaşamları boyunca Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesini savunmayı sürdürdü.Azerbaycan'ın kurucusu kabul edilen Mehmet Emin Resulzade'nin Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez sözü ise yıllar içinde tüm Azerbaycanlıların benimsediği bir slogana dönüştü.Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Azerbaycan yeniden bağımsızlığını ilan etti. Bağımsızlık bildirgesinde, 1918-1920 yıllarında faaliyet gösteren Azerbaycan Cumhuriyeti'nin mirasçısı olunduğu vurgulandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Bakü Haberleri — RUSLAN REHİMOV - Azerbaycan'da, 28 Mayıs 1918'de ilan edilen cumhuriyetin yıl dönümü kutlanırken, söz konusu tarih ülkenin bağımsızlık tarihinde en önemli dönüm noktalarından biri olarak değerlendiriliyor.Birinci Dünya Savaşı sonrasında Rus İmparatorluğu'nun dağılmasıyla Kafkasya'da yeni siyasi dengelerin şekillendiği süreçte Azerbaycan halkı, kendi geleceğini belirleme iradesini ortaya koyarak 28 Mayıs 1918'de bağımsızlığını ilan etti.Tiflis'te bir araya gelen Azerbaycan Milli Şurasının ilan ettiği Azerbaycan Cumhuriyeti, Kafkasya ve Türk dünyasında halk iradesine dayalı ilk cumhuriyet olarak tarihte yerini aldı.Yeni kurulan cumhuriyet, yalnızca bağımsızlığını duyurmakla yetinmedi, aynı zamanda modern devlet yapılanmasının temel kurumlarını kısa sürede oluşturdu. Parlamento sistemi tesis edilerek çok partili siyasi düzene geçiş sağlandı.Hukuk, eğitim, dış politika ve ordu başta olmak üzere birçok alanda reform süreci başlatıldı. Bu dönemin en önemli gelişmelerinden biri de kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi oldu. Böylece Azerbaycan, kadınlara siyasi hak tanıyan ilk Müslüman ülke olarak kayıtlara geçti.Bakü'nün Ermeni ve Bolşevik silahlı gruplarının kontrolünde bulunması nedeniyle Azerbaycan hükümeti bir süre çalışmalarını ülkenin ikinci büyük şehri Gence'de sürdürdü.Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilk tanıyan devlet Osmanlı oldu. İki ülke arasında 4 Haziran 1918'de anlaşma imzalanırken, dönemin Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın talimatıyla kardeşi Nuri Paşa (Killigil) komutasında oluşturulan birlik Azerbaycan'a destek amacıyla gönderildi.Kafkas İslam Ordusu adı verilen birlikler, 15 Eylül 1918'de Bakü'yü işgalden kurtardı. Bunun ardından hükümet faaliyetlerini yeniden Bakü'de sürdürmeye başladı. Kafkas İslam Ordusu, Bakü'nün kurtuluşu için yürütülen çatışmalarda 1130 şehit verdi.Cumhuriyet döneminde ekonomi, eğitim ile din ve vicdan özgürlüğü alanlarında önemli düzenlemeler gerçekleştirildi. Irk, din, mezhep ve cinsiyet ayrımı yapılmaksızın tüm vatandaşlara eşit haklar tanındı.Azerbaycan, Müslüman doğuda kadınlara seçme hakkı veren ilk ülke oldu. Bu süreçte milli para birimi ve posta pulları dolaşıma sokuldu, Devlet Bankası ile Bakü Devlet Üniversitesi kuruldu.Dış tehditlere karşı savunma kapasitesini güçlendirmek amacıyla 26 Haziran'da Azerbaycan ordusu oluşturuldu. Ordunun teşkilatlanmasında Osmanlı subayları etkin görev üstlendi.Hükümetin 27 Haziran 1918 tarihli kararıyla Türk dili devlet dili ilan edildi. Daha önce ağırlıklı olarak Rusça eğitim verilen ortaokullarda Türkçe eğitim zorunlu hale getirildi.120 sandalyeden oluşan parlamento ise 7 Aralık 1918'de çalışmalarına başladı. Ülkedeki siyasi partiler ve farklı etnik toplulukların temsil edildiği parlamento, faaliyet gösterdiği 17 aylık dönemde 230 yasa tasarısını kabul etti.Azerbaycan Cumhuriyeti'nin ömrü 23 ay sürdü. 28 Nisan 1920'de Kızıl Ordu'nun Bakü'ye girmesiyle Sovyet işgali başladı ve cumhuriyetin faaliyetleri sona erdi. Buna rağmen kısa sürede gerçekleştirilen reformlar, Azerbaycan halkının bağımsızlık düşüncesini güçlendirerek siyasi hafızada kalıcı yer edindi.- Azerbaycan'ın kurucu lideri Mehmet Emin ResulzadeSovyet işgalinin ardından hükümet üyeleri ve çok sayıda aydın ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Ancak onlar, yaşamları boyunca Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesini savunmayı sürdürdü.Azerbaycan'ın kurucusu kabul edilen Mehmet Emin Resulzade'nin Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez sözü ise yıllar içinde tüm Azerbaycanlıların benimsediği bir slogana dönüştü.Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Azerbaycan yeniden bağımsızlığını ilan etti. Bağımsızlık bildirgesinde, 1918-1920 yıllarında faaliyet gösteren Azerbaycan Cumhuriyeti'nin mirasçısı olunduğu vurgulandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ZEKA YAPAY YARIŞ GERÇEK - Çin yapay zekanın kapalı kutusu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/zeka-yapay-yaris-gercek-cin-yapay-zekanin-kapali-kutusu/853815/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/zeka-yapay-yaris-gercek-cin-yapay-zekanin-kapali-kutusu/853815/</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 11:06:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Çin, devlet yönlendirmesi, sanayi entegrasyonu, veri kapasitesi ve yerli teknoloji hamlesiyle yapay zekayı ekonomik dönüşüm aracı haline getirmeyi ve başta ABD olmak üzere rakiplerinin önüne geçmeyi hedefliyor - Yapay zeka artı stratejisiyle bu alandaki teknolojilerin farklı endüstrilere uyarlanmasına odaklanan Pekin yönetimi, sektördeki ekonomik hacmi 5 yılda yaklaşık 1,5 trilyon dolara ulaştırmayı öngörüyor - Yıllık 295 bin endüstriyel robot kurulumu yapan Çin, yeni yatırımlarla bu alandaki liderliğini pekiştirmeyi planlıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — quot;Zeka Yapay Yarış Gerçek başlıklı dosyasının dördüncü haberinde, Çin'in yapay zekaya yönelik devlet politikası ve özel sektör yatırımları ele alındı.Çin, ABD'nin özel sektör ve sermaye odaklı yapay zeka modeline karşı, devlet politikaları, sanayi entegrasyonu, veri altyapısı ve yerli çip hamleleriyle teknolojiyi ekonomik büyüme ve stratejik rekabet aracı olarak konumlandırıyor.Bu kapsamda Çin'in kapalı kutu olarak sürdürdüğü teknolojik gelişimi dünyada merak uyandırıyor. Ülkenin özellikle yapay zeka alanında açıkladığı politika ve programlar yakından takip ediliyor.Yapay Zeka Eylem Planı'nı geçen yıl açıklayan Pekin yönetimi, yapay zekayı insanlığın hizmetine sunarak kalkınmayı, güvenlik ve kontrol edilebilirliği de bu sayede artırmayı hedefliyor.Ülke, yapay zekanın yenilikçi gelişimini teşvik etmeyi, endüstriler arasında yapay zekanın güçlendirilmesini, dijital altyapı inşasının hızlanmasını ve çeşitli yenilikçi bir ekosistem oluşturmayı öngörüyor.Enerji ve çevre sorunlarını da yapay zeka ile ele almayı planlayan ülke, ortak standart ve normlar konusunda da anlayışı teşvik etmeye çalışıyor.- Yapay zekada 2030 hedefi 1,5 trilyon dolarlık hacme ulaşmakÇin, AI Plus stratejisiyle yapay zeka teknolojilerini farklı endüstrilere uyarlayarak bu teknolojiye bağlı uygulamaların alanını genişletmeyi planlıyor. Bu kapsamda yapay zeka bağlantılı endüstrilerde gelecek 5 yılda yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık hacme ulaşılması hedefleniyor.Ülkenin yapay zeka avantajı, yalnızca ileri seviye model geliştirme kapasitesinden değil, bu teknolojiyi geniş üretim ve hizmet alanlarına hızlı biçimde yayabilecek ölçekten (nüfus) kaynaklanıyor.Geniş nüfusu, yüksek dijitalleşme oranı, güçlü imalat altyapısı, yaygın mobil ödeme ve e-ticaret ekosistemi, yapay zeka uygulamalarının farklı sektörlerde hızlı test edilmesine ve yaygınlaştırılmasına imkan sağlıyor.Bu sayede Çin'de yapay zeka, yalnızca teknoloji şirketlerinin geliştirdiği modellerle sınırlı kalmayıp fabrikalarda kalite kontrol ve üretim planlamasından lojistikte rota optimizasyonuna, sağlıkta görüntü analizinden finans sektöründe risk yönetimine, kamu hizmetlerinde ise akıllı şehir ve yönetişim uygulamalarına kadar geniş bir alanda ekonomik dönüşüm aracı olarak konumlandırılıyor.- Küresel piyasalarda Çin-ABD yapay zeka gerilimiÇin'in küresel yapay zeka yarışındaki konumu son dönemde DeepSeekin geliştirdiği modellerle daha görünür hale geldi.DeepSeek-R1'in 2025 başında piyasaya çıkması, Çinli şirketlerin daha düşük maliyetlerle güçlü yapay zeka modelleri geliştirebileceği yönündeki öngörüleri artırdı.Bu durum Çin ve ABD arasındaki gerilimi yükseltirken piyasalarda satış baskısı da oluşturmuştu.ABD'nin ticaret tarifeleri ise Çinli şirketlerin Nvidia'nın yapay zeka çiplerine erişimini sınırlarken Pekin yönetimi Huawei, Cambricon ve diğer yerli üreticiler üzerinden yarı iletken bağımsızlığını artırmayı hedefliyor.Ayrıca Alibaba şirketinin Qwen, Moonshot AI'ın Kimi, MiniMax'ın aynı adı taşıyan modelleri ile görüntü üretiminde öne çıkan ByteDance'in Seedance 2.0 modeli son dönemde dünya genelinde hızla yayılan yapay zeka ürünleri olarak rekabetin ön safında yer aldı.- Trump'ın Çin ziyaretine yapay zeka damgasıABD Başkanı Donald Trump'ın Çin ziyareti sırasında heyetinde önde gelen teknoloji şirketlerinin üst yöneticilerinin bulunması, rekabetin gölgesinde iki ülke arasında bu konuda bir uzlaşma olabileceği yönündeki beklentileri artırdı. Trump'a, aralarında Nvidia, Apple, Tesla, Micron, Qualcomm, Coherent, Meta, Cisco gibi dünyanın önde gelen ABD'li teknoloji şirketlerinin üst yöneticileri de eşlik etmişti.Öte yandan iki ülke arasında faydalı model geliştirme konusunda da yarış devam ediyor. Bu kapsamda Çin yayınlar, atıflar ve patent verme konularında liderken ABD'nin patentleri ise daha yüksek etkili konumda bulunuyor.- Endüstriyel robotta lider ÇinÇin'in yapay zeka modeli aynı zamanda regülasyon ve kontrol boyutuyla da diğer ülkelerden ayrışıyor. Pekin yönetimi, üretken yapay zeka uygulamalarında veri güvenliği, algoritma denetimi, içerik kontrolü ve ulusal güvenlik başlıklarını öncelikli alanlar arasında değerlendiriyor.Ülke, endüstriyel robot kullanımında dünyada lider konumda bulunuyor. Çin, 2024 yılında 295 bin endüstriyel robot kurulumuyla Japonya'nın 6 katı seviyeye ulaştı. Japonya'da bu sayı söz konusu yılda 44 bin 500 seviyesindeyken ABD'de 34 bin 200 olarak tespit edildi.- Çip ve güvenlik kaygıları Çin'in de derdiBu nedenle Çin'in yapay zeka hikayesi yalnızca teknolojik ilerleme üzerinden okunmuyor. Ülke, devlet destekli planlama ve sanayi entegrasyonu sayesinde yapay zekayı ekonomik dönüşüm aracı haline getirmeye çalışıyor. Çip ihtiyacı, küresel yaptırımlar, veri mahremiyeti, algoritmik denetim ve uluslararası güvenlik kaygıları bu modelin önündeki temel sınamalar arasında yer alıyor.Ülke yönetimi, çip ihtiyacını büyük devlet destekleri, yerli üretici ekipman ekosistemi ve Çinli şirketlerle yerli yapay zeka donanımı-yazılımı kurarak gidermeye çalışıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — quot;Zeka Yapay Yarış Gerçek başlıklı dosyasının dördüncü haberinde, Çin'in yapay zekaya yönelik devlet politikası ve özel sektör yatırımları ele alındı.Çin, ABD'nin özel sektör ve sermaye odaklı yapay zeka modeline karşı, devlet politikaları, sanayi entegrasyonu, veri altyapısı ve yerli çip hamleleriyle teknolojiyi ekonomik büyüme ve stratejik rekabet aracı olarak konumlandırıyor.Bu kapsamda Çin'in kapalı kutu olarak sürdürdüğü teknolojik gelişimi dünyada merak uyandırıyor. Ülkenin özellikle yapay zeka alanında açıkladığı politika ve programlar yakından takip ediliyor.Yapay Zeka Eylem Planı'nı geçen yıl açıklayan Pekin yönetimi, yapay zekayı insanlığın hizmetine sunarak kalkınmayı, güvenlik ve kontrol edilebilirliği de bu sayede artırmayı hedefliyor.Ülke, yapay zekanın yenilikçi gelişimini teşvik etmeyi, endüstriler arasında yapay zekanın güçlendirilmesini, dijital altyapı inşasının hızlanmasını ve çeşitli yenilikçi bir ekosistem oluşturmayı öngörüyor.Enerji ve çevre sorunlarını da yapay zeka ile ele almayı planlayan ülke, ortak standart ve normlar konusunda da anlayışı teşvik etmeye çalışıyor.- Yapay zekada 2030 hedefi 1,5 trilyon dolarlık hacme ulaşmakÇin, AI Plus stratejisiyle yapay zeka teknolojilerini farklı endüstrilere uyarlayarak bu teknolojiye bağlı uygulamaların alanını genişletmeyi planlıyor. Bu kapsamda yapay zeka bağlantılı endüstrilerde gelecek 5 yılda yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık hacme ulaşılması hedefleniyor.Ülkenin yapay zeka avantajı, yalnızca ileri seviye model geliştirme kapasitesinden değil, bu teknolojiyi geniş üretim ve hizmet alanlarına hızlı biçimde yayabilecek ölçekten (nüfus) kaynaklanıyor.Geniş nüfusu, yüksek dijitalleşme oranı, güçlü imalat altyapısı, yaygın mobil ödeme ve e-ticaret ekosistemi, yapay zeka uygulamalarının farklı sektörlerde hızlı test edilmesine ve yaygınlaştırılmasına imkan sağlıyor.Bu sayede Çin'de yapay zeka, yalnızca teknoloji şirketlerinin geliştirdiği modellerle sınırlı kalmayıp fabrikalarda kalite kontrol ve üretim planlamasından lojistikte rota optimizasyonuna, sağlıkta görüntü analizinden finans sektöründe risk yönetimine, kamu hizmetlerinde ise akıllı şehir ve yönetişim uygulamalarına kadar geniş bir alanda ekonomik dönüşüm aracı olarak konumlandırılıyor.- Küresel piyasalarda Çin-ABD yapay zeka gerilimiÇin'in küresel yapay zeka yarışındaki konumu son dönemde DeepSeekin geliştirdiği modellerle daha görünür hale geldi.DeepSeek-R1'in 2025 başında piyasaya çıkması, Çinli şirketlerin daha düşük maliyetlerle güçlü yapay zeka modelleri geliştirebileceği yönündeki öngörüleri artırdı.Bu durum Çin ve ABD arasındaki gerilimi yükseltirken piyasalarda satış baskısı da oluşturmuştu.ABD'nin ticaret tarifeleri ise Çinli şirketlerin Nvidia'nın yapay zeka çiplerine erişimini sınırlarken Pekin yönetimi Huawei, Cambricon ve diğer yerli üreticiler üzerinden yarı iletken bağımsızlığını artırmayı hedefliyor.Ayrıca Alibaba şirketinin Qwen, Moonshot AI'ın Kimi, MiniMax'ın aynı adı taşıyan modelleri ile görüntü üretiminde öne çıkan ByteDance'in Seedance 2.0 modeli son dönemde dünya genelinde hızla yayılan yapay zeka ürünleri olarak rekabetin ön safında yer aldı.- Trump'ın Çin ziyaretine yapay zeka damgasıABD Başkanı Donald Trump'ın Çin ziyareti sırasında heyetinde önde gelen teknoloji şirketlerinin üst yöneticilerinin bulunması, rekabetin gölgesinde iki ülke arasında bu konuda bir uzlaşma olabileceği yönündeki beklentileri artırdı. Trump'a, aralarında Nvidia, Apple, Tesla, Micron, Qualcomm, Coherent, Meta, Cisco gibi dünyanın önde gelen ABD'li teknoloji şirketlerinin üst yöneticileri de eşlik etmişti.Öte yandan iki ülke arasında faydalı model geliştirme konusunda da yarış devam ediyor. Bu kapsamda Çin yayınlar, atıflar ve patent verme konularında liderken ABD'nin patentleri ise daha yüksek etkili konumda bulunuyor.- Endüstriyel robotta lider ÇinÇin'in yapay zeka modeli aynı zamanda regülasyon ve kontrol boyutuyla da diğer ülkelerden ayrışıyor. Pekin yönetimi, üretken yapay zeka uygulamalarında veri güvenliği, algoritma denetimi, içerik kontrolü ve ulusal güvenlik başlıklarını öncelikli alanlar arasında değerlendiriyor.Ülke, endüstriyel robot kullanımında dünyada lider konumda bulunuyor. Çin, 2024 yılında 295 bin endüstriyel robot kurulumuyla Japonya'nın 6 katı seviyeye ulaştı. Japonya'da bu sayı söz konusu yılda 44 bin 500 seviyesindeyken ABD'de 34 bin 200 olarak tespit edildi.- Çip ve güvenlik kaygıları Çin'in de derdiBu nedenle Çin'in yapay zeka hikayesi yalnızca teknolojik ilerleme üzerinden okunmuyor. Ülke, devlet destekli planlama ve sanayi entegrasyonu sayesinde yapay zekayı ekonomik dönüşüm aracı haline getirmeye çalışıyor. Çip ihtiyacı, küresel yaptırımlar, veri mahremiyeti, algoritmik denetim ve uluslararası güvenlik kaygıları bu modelin önündeki temel sınamalar arasında yer alıyor.Ülke yönetimi, çip ihtiyacını büyük devlet destekleri, yerli üretici ekipman ekosistemi ve Çinli şirketlerle yerli yapay zeka donanımı-yazılımı kurarak gidermeye çalışıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/zeka-yapay-yaris-gercek-cin-yapay-zekanin-kapali-kutusu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>6 Şubat depremlerinin izleri Aşk ve Enkaz filmiyle beyaz perdeye taşınıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/6-subat-depremlerinin-izleri-ask-ve-enkaz-filmiyle-beyaz-perdeye-tasiniyor/853812/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/6-subat-depremlerinin-izleri-ask-ve-enkaz-filmiyle-beyaz-perdeye-tasiniyor/853812/</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 11:06:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kahramanmaraş — Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde çekilen Aşk ve Enkaz filmi, 6 Şubat depremlerinin gölgesinde şekillenen bir aşk hikayesi üzerinden kayıpları, umudu ve yeniden hayata tutunma mücadelesini beyaz perdeye taşıyacak - Filmin yapımcısı Zeki Sincar: - Asıl anlatmak istediğimiz, yaşanan büyük felaketin insanların hayatına bıraktığı izler - Oyuncu Mihriban Er: - Biz buraya geldiğimizde insanlar bize büyük bir sevgiyle yaklaştı sarıldılar, öptüler. Bir nebze de olsa umut olduk]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kahramanmaraş Haberleri — İZZET MAZI/HAKAN CERAN - Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'te meydana gelen depremlerin merkez üssü Elbistan ilçesinde istemediği evliliğe hazırlanan genç kızın hikayesi, Aşk ve Enkaz filmiyle beyaz perdeye taşınacak.Yapımcılığını Zeki Sincar ve Kürşat Güçlü'nün üstlendiği, senaryosunu ve yönetmenliğini Ali Ayyıldız'ın yaptığı film, 6 Şubat depremleri öncesinde ve sonrasında yaşanan olayları bir aşk hikayesi ekseninde anlatıyor.Çekimleri Elbistan'da tamamlanan yapımda, deprem sabahı istemediği bir evliliğe hazırlanan genç bir kadının hayatının yaşanan felaketle birlikte değişmesi konu ediliyor.Film, depremin yol açtığı yıkımın yanı sıra insanların umutlarını, kayıplarını ve yeniden hayata tutunma mücadelelerini de izleyiciye aktarmayı amaçlıyor.- Depremin hayatlarda bıraktığı izler anlatılıyorFilmin yapımcılarından Zeki Sincar, AA muhabirine, hikayenin yalnızca yıkılan binaları değil, insanların değişen hayatlarını ve kaderlerini anlattığını söyledi.Karakterlerin yaşadığı duygusal dönüşüme odaklandıklarını belirten Sincar, Deprem sahneleri filmde çok yoğun yer almıyor. Asıl anlatmak istediğimiz, yaşanan büyük felaketin insanların hayatlarında bıraktığı izler. Hikayeyi devam ettirecek ikinci film için de planlama yapıyoruz. dedi.Yapımcı Kürşat Güçlü ise projeyle hem Elbistan'ın tanıtımına katkı sunmayı hem de depremden etkilenen ailelerin yaşadıklarına dikkati çekmeyi hedeflediklerini ifade etti.Senarist ve yönetmen Ali Ayyıldız da çekim sürecinde ilçe halkının büyük destek verdiğini belirterek, hazırlıklarını titizlikle tamamladıkları projeyi sorunsuz şekilde hayata geçirdiklerini anlattı.- Bir nebze de olsa umut oldukOyuncu Mihriban Er, 6 Şubat depremlerinin acısını tüm Türkiye gibi kendilerinin de derinden hissettiklerini söyledi.Bölge halkıyla yaptığı görüşmelerde yaşanan kayıpların etkisini yakından gördüğünü dile getiren Er, şunları kaydetti:O deprem olduğunda bütün Türkiye ağladı, buna eminim. Belki de bütün dünya ağladı. Çünkü çok büyük bir felaketti ve ardında derin acılar bıraktı. Buraya geldiğimde halkla konuşurken dinlediğim her hikayede gözyaşlarına boğuldum. İnsanlar hayata tutunmaya çalışıyor. Mecburen yaşam devam ediyor, çocukları, hayalleri ve umutları var. Hayata sarılmalarını sağlayan şeyler bunlar. Ancak gözlerindeki ve seslerindeki acıyı, hüznü çok net gördüm. Bundan çok etkilendim. Belki de bu film, o yaraların sarılmasına küçük de olsa bir katkı sunar. Biz buraya geldiğimizde insanlar bize büyük bir sevgiyle yaklaştı sarıldılar, öptüler. Bir nebze de olsa umut olduk.Oyuncu Cem Özer de yapımın günlük yaşamın içinden bir hikayeyi anlattığını, final bölümünde ise izleyiciyi depremin acı gerçekliğiyle yüz yüze bıraktığını ifade etti.Özer, Senin için büyük acı olan da senin ölmen değil. Sen onu bilmiyorsun. Sevdiklerinin ölmesi, sevdiklerini kaybetmek çok zor bir şey. İşte bir ucundan bunu vermeye çalışıyoruz. diye konuştu.Filmde rol alan Güneş İnan ise psikolojik açıdan zorlayıcı bir karakteri canlandırdığını belirterek, depremin tüm insanlığın ortak acısı olduğunu söyledi.Çekimleri tamamlanan Aşk ve Enkaz filminin yakın zamanda sinemaseverlerle buluşması planlanıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kahramanmaraş Haberleri — İZZET MAZI/HAKAN CERAN - Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'te meydana gelen depremlerin merkez üssü Elbistan ilçesinde istemediği evliliğe hazırlanan genç kızın hikayesi, Aşk ve Enkaz filmiyle beyaz perdeye taşınacak.Yapımcılığını Zeki Sincar ve Kürşat Güçlü'nün üstlendiği, senaryosunu ve yönetmenliğini Ali Ayyıldız'ın yaptığı film, 6 Şubat depremleri öncesinde ve sonrasında yaşanan olayları bir aşk hikayesi ekseninde anlatıyor.Çekimleri Elbistan'da tamamlanan yapımda, deprem sabahı istemediği bir evliliğe hazırlanan genç bir kadının hayatının yaşanan felaketle birlikte değişmesi konu ediliyor.Film, depremin yol açtığı yıkımın yanı sıra insanların umutlarını, kayıplarını ve yeniden hayata tutunma mücadelelerini de izleyiciye aktarmayı amaçlıyor.- Depremin hayatlarda bıraktığı izler anlatılıyorFilmin yapımcılarından Zeki Sincar, AA muhabirine, hikayenin yalnızca yıkılan binaları değil, insanların değişen hayatlarını ve kaderlerini anlattığını söyledi.Karakterlerin yaşadığı duygusal dönüşüme odaklandıklarını belirten Sincar, Deprem sahneleri filmde çok yoğun yer almıyor. Asıl anlatmak istediğimiz, yaşanan büyük felaketin insanların hayatlarında bıraktığı izler. Hikayeyi devam ettirecek ikinci film için de planlama yapıyoruz. dedi.Yapımcı Kürşat Güçlü ise projeyle hem Elbistan'ın tanıtımına katkı sunmayı hem de depremden etkilenen ailelerin yaşadıklarına dikkati çekmeyi hedeflediklerini ifade etti.Senarist ve yönetmen Ali Ayyıldız da çekim sürecinde ilçe halkının büyük destek verdiğini belirterek, hazırlıklarını titizlikle tamamladıkları projeyi sorunsuz şekilde hayata geçirdiklerini anlattı.- Bir nebze de olsa umut oldukOyuncu Mihriban Er, 6 Şubat depremlerinin acısını tüm Türkiye gibi kendilerinin de derinden hissettiklerini söyledi.Bölge halkıyla yaptığı görüşmelerde yaşanan kayıpların etkisini yakından gördüğünü dile getiren Er, şunları kaydetti:O deprem olduğunda bütün Türkiye ağladı, buna eminim. Belki de bütün dünya ağladı. Çünkü çok büyük bir felaketti ve ardında derin acılar bıraktı. Buraya geldiğimde halkla konuşurken dinlediğim her hikayede gözyaşlarına boğuldum. İnsanlar hayata tutunmaya çalışıyor. Mecburen yaşam devam ediyor, çocukları, hayalleri ve umutları var. Hayata sarılmalarını sağlayan şeyler bunlar. Ancak gözlerindeki ve seslerindeki acıyı, hüznü çok net gördüm. Bundan çok etkilendim. Belki de bu film, o yaraların sarılmasına küçük de olsa bir katkı sunar. Biz buraya geldiğimizde insanlar bize büyük bir sevgiyle yaklaştı sarıldılar, öptüler. Bir nebze de olsa umut olduk.Oyuncu Cem Özer de yapımın günlük yaşamın içinden bir hikayeyi anlattığını, final bölümünde ise izleyiciyi depremin acı gerçekliğiyle yüz yüze bıraktığını ifade etti.Özer, Senin için büyük acı olan da senin ölmen değil. Sen onu bilmiyorsun. Sevdiklerinin ölmesi, sevdiklerini kaybetmek çok zor bir şey. İşte bir ucundan bunu vermeye çalışıyoruz. diye konuştu.Filmde rol alan Güneş İnan ise psikolojik açıdan zorlayıcı bir karakteri canlandırdığını belirterek, depremin tüm insanlığın ortak acısı olduğunu söyledi.Çekimleri tamamlanan Aşk ve Enkaz filminin yakın zamanda sinemaseverlerle buluşması planlanıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Olimpiyat madalyalı boksörlerin yetiştiği tesis yeni yüzüyle hizmete girdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/olimpiyat-madalyali-boksorlerin-yetistigi-tesis-yeni-yuzuyle-hizmete-girdi/853810/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/olimpiyat-madalyali-boksorlerin-yetistigi-tesis-yeni-yuzuyle-hizmete-girdi/853810/</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 11:06:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kastamonu — Türk boksuna 2012 yılından bu yana hizmet veren Kastamonu'daki Kadıdağı Boks Kamp Eğitim Merkezi, 15 milyon liralık yatırımla yenilendi - Türkiye Boks Federasyonu Başkanı Suat Hekimoğlu: - Çok güzel, tertemiz, pırıl pırıl bir yer oldu. Buradan çok olimpiyat madalyalı sporcu çıkacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kastamonu Haberleri — BİLAL KAHYAOĞLU - Kastamonu'da olimpiyat madalyalı boksörlerin yetiştiği Kadıdağı Boks Kamp Eğitim Merkezi, yenilenen yüzüyle hizmet vermeye başladı.Türk boksuna 2012 yılından bu yana hizmet veren Kadıdağı Boks Kamp Eğitim Merkezi'nde kapasite yetersizliği nedeniyle Türkiye Boks Federasyonu tarafından çalışma başlatıldı.Yaklaşık 7 ay süren çalışmanın ardından tesisteki boks salonu genişletildi, yeni fitness alanı kuruldu. İçindeki tüm spor aletlerinin de yenilendiği tesiste yeni ringler de oluşturuldu.Olimpiyat şampiyonu Busenaz Sürmeneli, 2 olimpiyat ikinciliği kazanan Buse Naz Çakıroğlu, olimpiyat üçüncüsü Esra Yıldız Kahraman ile dünya ve Avrupa şampiyonlarının yetiştiği boks merkezinde yapılan düzenlemelerle daha çok boksörün dünya arenasında başarı elde etmesi hedefleniyor.Türkiye Boks Federasyonu Başkanı Suat Hekimoğlu, AA muhabirine, Türk boksunu geliştirmek ve kalıcı eserler bırakmak istediklerini söyledi.Bunun için bir çalışmayı tamamladıklarını belirten Hekimoğlu, Harika bir salon oldu. Gençlik ve Spor Bakanımıza, Bakan Yardımcımız Hamza Yerlikaya'ya çok teşekkür ediyoruz. Buraya ilk geldiğimizde kötüydü. Şimdi torbaların dövüleceği, ringlerin olduğu yer ve fitness salonu dahil her şey yenilendi. Yaklaşık 15 milyon lira harcandı. dedi.Boksörlerin çalışma imkanlarını artırmaktan dolayı mutlu olduklarını dile getiren Suat Hekimoğlu, yapılan düzenlemelerle ikili ve üçlü kampların kolaylıkla yapılabileceğini anlattı.Yakın zamanda kamp merkezinde Rusya, İtalya ve diğer ülkelerle kamp yapılacağını anlatan Hekimoğlu, Bakanlığımızla görüşüyoruz. Bir bina daha yapmayı düşünüyoruz. Onu da inşallah bir yıl içerisinde federasyonumuzun demirbaşına katacağız. Sadece spor salonu anlamında değil, hem başarı hem de yaptıklarımızla boks sporunu Türkiye'ye sevdireceğiz. diye konuştu.Yapılan yatırımlarla başarının da artacağına inandığını vurgulayan Hekimoğlu, Burada çocuklar daha hevesli çalışıyor. Çok güzel, tertemiz, pırıl pırıl bir yer oldu. Buradan çok olimpiyat madalyalı sporcu çıkacak. ifadelerini kullandı.- Dünyada bizim gibi kamp yapan takım sayısı çok azKadın Boks Milli Takımı Antrenörü Nazım Yiğit ise boks salonunun yenilenmesiyle ülkelerin ortak kamp taleplerinin arttığına dikkati çekti.Salonda yapılan düzenlemelerin sporcuları motive ettiğinin altını çizen Yiğit, Bu, bizim için gurur verici. Dünyada bizim gibi kamp yerlerinde, imkanlarımızla kamp yapan takım sayısı çok az. Bu da bizim için güzel bir şey. Burada olimpiyata hazırlanıyoruz. O yüzden buraya bu yatırımın yapılması çok doğru ve yerinde bir karar. Biz de elimizden gelen tecrübelerimizi, fikirlerimizi sunduk. diye konuştu.- Bizim için buraya büyük yatırım yaptılarMilli boksör Busenaz Sürmeneli ise kamp merkezinin yeni halini çok beğendiğini dile getirerek, Başarı geldikçe imkanlar da artıyor. Gerçekten takım çok iyi gidiyor. Burayı seviyoruz. 2012'den beri buraya geliyorum. Çalışma ortamımız da güzel. Salon çok güzel. Bizim için buraya büyük yatırım yaptılar. İnşallah biz de onların başlarını öne eğmeyiz. şeklinde görüş belirtti.Milli boksör Büşra Işıldar ise eski salonda da uzun yıllar çalıştığını belirterek, Türkiye Boks Federasyonuna ve antrenörlere emeklerinden ve sağladıkları imkanlardan dolayı teşekkür etti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kastamonu Haberleri — BİLAL KAHYAOĞLU - Kastamonu'da olimpiyat madalyalı boksörlerin yetiştiği Kadıdağı Boks Kamp Eğitim Merkezi, yenilenen yüzüyle hizmet vermeye başladı.Türk boksuna 2012 yılından bu yana hizmet veren Kadıdağı Boks Kamp Eğitim Merkezi'nde kapasite yetersizliği nedeniyle Türkiye Boks Federasyonu tarafından çalışma başlatıldı.Yaklaşık 7 ay süren çalışmanın ardından tesisteki boks salonu genişletildi, yeni fitness alanı kuruldu. İçindeki tüm spor aletlerinin de yenilendiği tesiste yeni ringler de oluşturuldu.Olimpiyat şampiyonu Busenaz Sürmeneli, 2 olimpiyat ikinciliği kazanan Buse Naz Çakıroğlu, olimpiyat üçüncüsü Esra Yıldız Kahraman ile dünya ve Avrupa şampiyonlarının yetiştiği boks merkezinde yapılan düzenlemelerle daha çok boksörün dünya arenasında başarı elde etmesi hedefleniyor.Türkiye Boks Federasyonu Başkanı Suat Hekimoğlu, AA muhabirine, Türk boksunu geliştirmek ve kalıcı eserler bırakmak istediklerini söyledi.Bunun için bir çalışmayı tamamladıklarını belirten Hekimoğlu, Harika bir salon oldu. Gençlik ve Spor Bakanımıza, Bakan Yardımcımız Hamza Yerlikaya'ya çok teşekkür ediyoruz. Buraya ilk geldiğimizde kötüydü. Şimdi torbaların dövüleceği, ringlerin olduğu yer ve fitness salonu dahil her şey yenilendi. Yaklaşık 15 milyon lira harcandı. dedi.Boksörlerin çalışma imkanlarını artırmaktan dolayı mutlu olduklarını dile getiren Suat Hekimoğlu, yapılan düzenlemelerle ikili ve üçlü kampların kolaylıkla yapılabileceğini anlattı.Yakın zamanda kamp merkezinde Rusya, İtalya ve diğer ülkelerle kamp yapılacağını anlatan Hekimoğlu, Bakanlığımızla görüşüyoruz. Bir bina daha yapmayı düşünüyoruz. Onu da inşallah bir yıl içerisinde federasyonumuzun demirbaşına katacağız. Sadece spor salonu anlamında değil, hem başarı hem de yaptıklarımızla boks sporunu Türkiye'ye sevdireceğiz. diye konuştu.Yapılan yatırımlarla başarının da artacağına inandığını vurgulayan Hekimoğlu, Burada çocuklar daha hevesli çalışıyor. Çok güzel, tertemiz, pırıl pırıl bir yer oldu. Buradan çok olimpiyat madalyalı sporcu çıkacak. ifadelerini kullandı.- Dünyada bizim gibi kamp yapan takım sayısı çok azKadın Boks Milli Takımı Antrenörü Nazım Yiğit ise boks salonunun yenilenmesiyle ülkelerin ortak kamp taleplerinin arttığına dikkati çekti.Salonda yapılan düzenlemelerin sporcuları motive ettiğinin altını çizen Yiğit, Bu, bizim için gurur verici. Dünyada bizim gibi kamp yerlerinde, imkanlarımızla kamp yapan takım sayısı çok az. Bu da bizim için güzel bir şey. Burada olimpiyata hazırlanıyoruz. O yüzden buraya bu yatırımın yapılması çok doğru ve yerinde bir karar. Biz de elimizden gelen tecrübelerimizi, fikirlerimizi sunduk. diye konuştu.- Bizim için buraya büyük yatırım yaptılarMilli boksör Busenaz Sürmeneli ise kamp merkezinin yeni halini çok beğendiğini dile getirerek, Başarı geldikçe imkanlar da artıyor. Gerçekten takım çok iyi gidiyor. Burayı seviyoruz. 2012'den beri buraya geliyorum. Çalışma ortamımız da güzel. Salon çok güzel. Bizim için buraya büyük yatırım yaptılar. İnşallah biz de onların başlarını öne eğmeyiz. şeklinde görüş belirtti.Milli boksör Büşra Işıldar ise eski salonda da uzun yıllar çalıştığını belirterek, Türkiye Boks Federasyonuna ve antrenörlere emeklerinden ve sağladıkları imkanlardan dolayı teşekkür etti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKSAT ve ROKETSAN uydu ve uzay projelerinde güçlerini birleştirecek</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turksat-ve-roketsan-uydu-ve-uzay-projelerinde-guclerini-birlestirecek/853808/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turksat-ve-roketsan-uydu-ve-uzay-projelerinde-guclerini-birlestirecek/853808/</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 11:06:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Taraflar arasında imzalanan Uydu Fırlatma ve Uzay Sistemleri Alanında İşbirliği Protokolü ile iki kurum farklı disiplinlerdeki tecrübelerini bir araya getirerek, ortak çalışma yürütecek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — ARİFE YILDIZ ÜNAL - TÜRKSAT ve ROKETSAN arasında imzalanan Uydu Fırlatma ve Uzay Sistemleri Alanında İşbirliği Protokolü ile uydu ve uzay programları kapsamında ortak çalışmalar yürütülmesi hedefleniyor.AA muhabirinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı TÜRKSAT AŞ 2025 Yılı Faaliyet Raporu'ndan derlediği bilgiye göre, Özbekistan Savunma Bakanlığı bünyesinde uydu iletişim altyapısı kurulumuna yönelik gerçekleştirilen proje ilerleme toplantılarında, saha gereksinimleri ve sistem mimarisi değerlendirildi.Geçen yıl sevkiyat süreci tamamlanan donanımlarla sistem, Ku-band gateway uydu yer istasyonu, mobil ve sabit terminal kurulumları tamamlanırken, sistemin, bu yıl devreye alınması bekleniyor.- Afrika kıtasındaki pek çok ülkede hizmet sunumu devam ediyorTÜRKSAT, ulusal ve uluslararası askeri kurumların ihtiyaç duyduğu güvenli ve kesintisiz haberleşme altyapısını katma değerli hizmetlerle sunuyor.Yurt içi ve dışı talepler yerli uydu filosu kapsamında karşılanırken, kapsama alanının dışında kalan bölgelerde ise küresel işbirlikleri aracılığıyla hizmet sunularak bu alan stratejik gelir kalemine dönüştürüldü. Bu doğrultuda Afrika kıtasındaki pek çok ülkede hizmet sunumu devam ediyor.Küresel işbirlikleriyle elde edilen gelir hacminde kayda değer artış sağlanırken, 2024 yılında 3,4 milyon dolar olan gelir, 2025 yılında 7,1 milyon dolar seviyesine ulaştı. Ayrıca Özbekistan Savunma Bakanlığı ile yürütülen VSAT HUB, donanım ve uydu kapasite temini projesi yurt dışı askeri kuruluşlarla işbirliği vizyonunu güçlendirdi.TÜRKSAT, uydu veri haberleşmesi alanında yalnızca kapasite sunan operatör olmanın ötesine geçerek dijital dönüşümün çözüm ortağı haline geldi. Kuramsal, kamu, denizcilik ve mobil platformlarda ulaşılan yaklaşık 7 bin 600 terminal, operasyonel yetkinliğin ve pazardaki güçlü güvenin göstergesi oldu.- TÜRKSAT uydu hizmetleri çeşitlendirilecekTürkiye adına ilk kez olmak üzere yakın yörünge (LEO) ve orta yörünge (MEO) takım uydu sistemlerine ilişkin Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) nezdinde uluslararası başvurular gerçekleştirildi ve bu suretle GEO olmayan yörüngeler (NGSO) alanında ilk somut adımlar atıldı.Söz konusu takım uydu şebeke başvuruları, TÜRKSAT tarafından fizibilite çalışmaları yürütülmekte olan LEO/MEO takım uydu projeleri için yörünge ve spektrum haklarının kazanılması açısından stratejik adım niteliği taşıyor. Diğer taraftan, küresel bağlamda LEO/MEO takım uydu operatörleri ile stratejik işbirlikleri yapılıyor.Çalışmalar kapsamında TÜRKSAT uydu hizmetlerinin çeşitlendirilmesi ve çok yörüngeli uydu sistemleri üzerinden çözümler sunulması sağlanabilecek.- İki köklü kurum tecrübelerini paylaşacakTÜRKSAT ve ROKETSAN arasında uydu haberleşme sistemleri, fırlatma teknolojileri ve yörüngeye erişim kapsamında işbirliğinin artırılması, tasarım ve üretim kabiliyetlerinin geliştirilmesi hedeflenerek geçen yıl Uydu Fırlatma ve Uzay Sistemleri Alanında İşbirliği Protokolü imzalandı.Protokolle tarafların deneyimlerini birbirlerine aktarmaları, uygulanabilir teknolojilerin sanayiye aktarımını sağlamaları, gerekli olduğunda planlanan proje ve çalışmaların ortak yürütülmesine olanak sağlanması, geliştirilen ürünlerin tarafların sorumluluğundaki uydu ve uzay programlarında kullanımı kapsamında ortak çalışmaların yürütülmesi hedefleniyor.İki köklü kurum, farklı disiplinlerdeki tecrübelerini bir araya getirerek yurt içindeki ve dışındaki uydu haberleşme ve uzay projelerinde güç birliği yapacak.- Coğrafi kapsama alanı genişletildiTÜRKSAT Gözlemevi, geçen yıl içinde planlanan rutin gözlem faaliyetlerini başarıyla sürdürürken, yerel gözlem programlarının yanı sıra farklı ülkelerden araştırma gruplarıyla ortak yürütülen uluslararası gözlem kampanyalarına katkı sağlandı.Uluslararası işbirliği protokolü çalışmaları kapsamında öncelikli olarak çevre komşu ülkeler ve Türk Cumhuriyetleri olmak üzere optik gözlemevi altyapısına sahip ve işbirliğine açık kurumlarla temas kuruldu. Bu çerçevede coğrafi kapsama alanı genişletilerek Arap Yarımadası ve Afrika ülkeleri de sürece dahil edildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — ARİFE YILDIZ ÜNAL - TÜRKSAT ve ROKETSAN arasında imzalanan Uydu Fırlatma ve Uzay Sistemleri Alanında İşbirliği Protokolü ile uydu ve uzay programları kapsamında ortak çalışmalar yürütülmesi hedefleniyor.AA muhabirinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı TÜRKSAT AŞ 2025 Yılı Faaliyet Raporu'ndan derlediği bilgiye göre, Özbekistan Savunma Bakanlığı bünyesinde uydu iletişim altyapısı kurulumuna yönelik gerçekleştirilen proje ilerleme toplantılarında, saha gereksinimleri ve sistem mimarisi değerlendirildi.Geçen yıl sevkiyat süreci tamamlanan donanımlarla sistem, Ku-band gateway uydu yer istasyonu, mobil ve sabit terminal kurulumları tamamlanırken, sistemin, bu yıl devreye alınması bekleniyor.- Afrika kıtasındaki pek çok ülkede hizmet sunumu devam ediyorTÜRKSAT, ulusal ve uluslararası askeri kurumların ihtiyaç duyduğu güvenli ve kesintisiz haberleşme altyapısını katma değerli hizmetlerle sunuyor.Yurt içi ve dışı talepler yerli uydu filosu kapsamında karşılanırken, kapsama alanının dışında kalan bölgelerde ise küresel işbirlikleri aracılığıyla hizmet sunularak bu alan stratejik gelir kalemine dönüştürüldü. Bu doğrultuda Afrika kıtasındaki pek çok ülkede hizmet sunumu devam ediyor.Küresel işbirlikleriyle elde edilen gelir hacminde kayda değer artış sağlanırken, 2024 yılında 3,4 milyon dolar olan gelir, 2025 yılında 7,1 milyon dolar seviyesine ulaştı. Ayrıca Özbekistan Savunma Bakanlığı ile yürütülen VSAT HUB, donanım ve uydu kapasite temini projesi yurt dışı askeri kuruluşlarla işbirliği vizyonunu güçlendirdi.TÜRKSAT, uydu veri haberleşmesi alanında yalnızca kapasite sunan operatör olmanın ötesine geçerek dijital dönüşümün çözüm ortağı haline geldi. Kuramsal, kamu, denizcilik ve mobil platformlarda ulaşılan yaklaşık 7 bin 600 terminal, operasyonel yetkinliğin ve pazardaki güçlü güvenin göstergesi oldu.- TÜRKSAT uydu hizmetleri çeşitlendirilecekTürkiye adına ilk kez olmak üzere yakın yörünge (LEO) ve orta yörünge (MEO) takım uydu sistemlerine ilişkin Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) nezdinde uluslararası başvurular gerçekleştirildi ve bu suretle GEO olmayan yörüngeler (NGSO) alanında ilk somut adımlar atıldı.Söz konusu takım uydu şebeke başvuruları, TÜRKSAT tarafından fizibilite çalışmaları yürütülmekte olan LEO/MEO takım uydu projeleri için yörünge ve spektrum haklarının kazanılması açısından stratejik adım niteliği taşıyor. Diğer taraftan, küresel bağlamda LEO/MEO takım uydu operatörleri ile stratejik işbirlikleri yapılıyor.Çalışmalar kapsamında TÜRKSAT uydu hizmetlerinin çeşitlendirilmesi ve çok yörüngeli uydu sistemleri üzerinden çözümler sunulması sağlanabilecek.- İki köklü kurum tecrübelerini paylaşacakTÜRKSAT ve ROKETSAN arasında uydu haberleşme sistemleri, fırlatma teknolojileri ve yörüngeye erişim kapsamında işbirliğinin artırılması, tasarım ve üretim kabiliyetlerinin geliştirilmesi hedeflenerek geçen yıl Uydu Fırlatma ve Uzay Sistemleri Alanında İşbirliği Protokolü imzalandı.Protokolle tarafların deneyimlerini birbirlerine aktarmaları, uygulanabilir teknolojilerin sanayiye aktarımını sağlamaları, gerekli olduğunda planlanan proje ve çalışmaların ortak yürütülmesine olanak sağlanması, geliştirilen ürünlerin tarafların sorumluluğundaki uydu ve uzay programlarında kullanımı kapsamında ortak çalışmaların yürütülmesi hedefleniyor.İki köklü kurum, farklı disiplinlerdeki tecrübelerini bir araya getirerek yurt içindeki ve dışındaki uydu haberleşme ve uzay projelerinde güç birliği yapacak.- Coğrafi kapsama alanı genişletildiTÜRKSAT Gözlemevi, geçen yıl içinde planlanan rutin gözlem faaliyetlerini başarıyla sürdürürken, yerel gözlem programlarının yanı sıra farklı ülkelerden araştırma gruplarıyla ortak yürütülen uluslararası gözlem kampanyalarına katkı sağlandı.Uluslararası işbirliği protokolü çalışmaları kapsamında öncelikli olarak çevre komşu ülkeler ve Türk Cumhuriyetleri olmak üzere optik gözlemevi altyapısına sahip ve işbirliğine açık kurumlarla temas kuruldu. Bu çerçevede coğrafi kapsama alanı genişletilerek Arap Yarımadası ve Afrika ülkeleri de sürece dahil edildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/turksat-ve-roketsan-uydu-ve-uzay-projelerinde-guclerini-birlestirecek.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Benim adım Vatan dedi, ay-yıldızlı formayı seçti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/benim-adim-vatan-dedi-ay-yildizli-formayi-secti/853807/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/benim-adim-vatan-dedi-ay-yildizli-formayi-secti/853807/</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 11:06:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Greater London — Norwich City forması giyen Vatan Özcan: Türk Milli Takımı beni çağırdığı zaman düşünmeden 'evet' dedim. Çünkü benim adım Vatan - Ben de Ferdi agabey gibi Premier Lig'de oynamak istiyorum. A Milli Takım'ın değişmez sol beki olmak istiyorum]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Greater London Haberleri — YUNUS KAYMAZ - İngiltere Championship takımlarından Norwich City'nin 21 yaş altı takımında forma giyen Vatan Özcan, Ferdi Kadıoğlu'nu takip ettiğini ve gelecekte Türk Milli Takımı'nın değişmez sol beki olmak istediğini söyledi.Norwich City'nin alt yaş takımlarıyla 22 maça çıkan ve iki asist yapan 18 yaşındaki Vatan, futbola 6 yaşında başladığını belirterek, 7 yaşında Chesterton Eagles'a katıldım. Orada 1-2 sene oynadıktan sonra Milton Colts'a geçtim. Norwich City beni iki hafta denedi, çok beğendi. 7 yıldır buradayım, her yaş grubunda oynadım ve çok geliştim. diye konuştu.İngiltere'nin alt yaş milli takımlarıyla sahaya çıktığını ve çok güzel deneyim kazandığını kaydeden genç sol bek, Ama Türk Milli Takımı beni çağırdığı zaman düşünmeden 'evet' dedim. Çünkü benim adım Vatan. Evim Türkiye, ailem Türkiye'den geldi. Tatillerde zaten hep oraya dönüyorum. Milli takım benim için çok önemli. Kısa süre içinde önce Ümit Milli Takım formasını, sonrasında da A Milli Takım formasını giymek istiyorum. İnşallah ondan sonra da her turnuvada güzel şeyler yaşayacağım. ifadelerini kullandı.- Türk lokumu ya da Türk maestro diyorlarHollanda, Portekiz, İtalya ve Türkiye'den takımların ilgisinin kendisini çok mutlu ettiğini aktaran Vatan, Ben de Ferdi ağabey (Kadıoğlu) gibi Premier Lig'de oynamak istiyorum. Ferdi ağabeyi beğenerek izliyorum. O da Premier Lig'de oynuyor. Bu sezon harika bir gol attı. A Milli Takım'ın değişmez sol beki olmak istiyorum. Norwich City'de A takımda forma giymeye yaklaştığıma inanıyorum. Şans gelecek inşallah. şeklinde görüş belirtti.Norwich City'de takım arkadaşlarıyla ilişkisinin çok iyi olduğunu dile getiren Vatan, Türk olduğum için bana hep takılıyorlar. 'Türk lokumu' ya da 'Türk maestro' diyorlar. Maestro demelerini daha çok seviyorum. Çünkü bazen takımı ben yönlendiriyorum. dedi.Hafta boyunca Norwich'te sıkı bir çalışma tempolarının olduğunu, ailesini ve Türk yemeklerini çok özlediğini anlatan Vatan, Hafta sonları eve dönüyorum. Annemin Türk yemeklerini yiyorum. Çok özlüyorum. Norwich'te olduğum zamanlar da bir Türk restoranı var, hafta 2-3 kez orada gidiyorum. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Greater London Haberleri — YUNUS KAYMAZ - İngiltere Championship takımlarından Norwich City'nin 21 yaş altı takımında forma giyen Vatan Özcan, Ferdi Kadıoğlu'nu takip ettiğini ve gelecekte Türk Milli Takımı'nın değişmez sol beki olmak istediğini söyledi.Norwich City'nin alt yaş takımlarıyla 22 maça çıkan ve iki asist yapan 18 yaşındaki Vatan, futbola 6 yaşında başladığını belirterek, 7 yaşında Chesterton Eagles'a katıldım. Orada 1-2 sene oynadıktan sonra Milton Colts'a geçtim. Norwich City beni iki hafta denedi, çok beğendi. 7 yıldır buradayım, her yaş grubunda oynadım ve çok geliştim. diye konuştu.İngiltere'nin alt yaş milli takımlarıyla sahaya çıktığını ve çok güzel deneyim kazandığını kaydeden genç sol bek, Ama Türk Milli Takımı beni çağırdığı zaman düşünmeden 'evet' dedim. Çünkü benim adım Vatan. Evim Türkiye, ailem Türkiye'den geldi. Tatillerde zaten hep oraya dönüyorum. Milli takım benim için çok önemli. Kısa süre içinde önce Ümit Milli Takım formasını, sonrasında da A Milli Takım formasını giymek istiyorum. İnşallah ondan sonra da her turnuvada güzel şeyler yaşayacağım. ifadelerini kullandı.- Türk lokumu ya da Türk maestro diyorlarHollanda, Portekiz, İtalya ve Türkiye'den takımların ilgisinin kendisini çok mutlu ettiğini aktaran Vatan, Ben de Ferdi ağabey (Kadıoğlu) gibi Premier Lig'de oynamak istiyorum. Ferdi ağabeyi beğenerek izliyorum. O da Premier Lig'de oynuyor. Bu sezon harika bir gol attı. A Milli Takım'ın değişmez sol beki olmak istiyorum. Norwich City'de A takımda forma giymeye yaklaştığıma inanıyorum. Şans gelecek inşallah. şeklinde görüş belirtti.Norwich City'de takım arkadaşlarıyla ilişkisinin çok iyi olduğunu dile getiren Vatan, Türk olduğum için bana hep takılıyorlar. 'Türk lokumu' ya da 'Türk maestro' diyorlar. Maestro demelerini daha çok seviyorum. Çünkü bazen takımı ben yönlendiriyorum. dedi.Hafta boyunca Norwich'te sıkı bir çalışma tempolarının olduğunu, ailesini ve Türk yemeklerini çok özlediğini anlatan Vatan, Hafta sonları eve dönüyorum. Annemin Türk yemeklerini yiyorum. Çok özlüyorum. Norwich'te olduğum zamanlar da bir Türk restoranı var, hafta 2-3 kez orada gidiyorum. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Böbreğini verdi, oğlunu yeniden hayata bağladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bobregini-verdi-oglunu-yeniden-hayata-bagladi/853806/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bobregini-verdi-oglunu-yeniden-hayata-bagladi/853806/</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 11:04:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Azerbaycan'da yaşayan ve annesinden yapılan böbrek nakliyle Türkiye'de sağlığına kavuşan 35 yaşındaki Süleyman Valiyev:  - Anneme teşekkür ederim. Bana böbreğini verdi, iyi ki var. Her zaman da annemin yanında olacağım - Anne Güler Valiyeva: - Gözümü bile istese veririm. Evlat... Anne ve babalar evladı için fedakarlık yapmanın ne anlama geldiğini çok iyi bilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — DUYGU YENER - Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de yaşayan Süleyman Valiyev için annesinin yaptığı fedakarlık, yeniden başlayan bir hayatın kapısını araladı.Çocukluk yıllarından bu yana böbrek rahatsızlığıyla mücadele eden 35 yaşındaki Valiyev'in hastalığı yıllar içinde ilerledi. Böbrek yetmezliği nedeniyle yaklaşık 8 ay önce diyalize girmeye başlayan Valiyev, sağlık sorunları nedeniyle çalışamaz hale geldi.Nakil umuduyla Türkiye'ye gelen Valiyev için en büyük desteği annesi verdi.Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde yapılan nakille 56 yaşındaki Güler Valiyeva, böbreğini oğlu Süleyman Valiyev'e verdi.AA muhabirine konuşan anne Valiyeva, oğlunun uzun yıllar zorlu bir süreçten geçtiğini ifade ederek, Anneler evladı için canını verir. Ben de aynısını yaptım. Ne isterse, öbür böbreğimi de veririm. O kadar, evladıma canımı feda ederim. dedi.Oğlunun rahatsızlığının 20 yaşından sonra başladığını aktaran Valiyeva, Tedaviler ve ilaçlar, süreç biraz uzadı. Ameliyat için Türkiye'ye geldi. Çok şükür şu anda iyi. Gözümü bile istese veririm. Evlat... Anne ve babalar evladı için fedakarlık yapmanın ne anlama geldiğini çok iyi bilir. İyileşme süreci tamamlanınca, iyi toparladıktan sonra Bakü'ye gidecek. diye konuştu.Süleyman Valiyev de annesinin fedakarlığı sayesinde yeniden umutlandığını dile getirdi.Yaklaşık 8 aydır diyalize girdiğini anlatan Valiyev, Son yıllarda çalışamadım. Süreç zorlu geçti. Anneme teşekkür ederim. Bana böbreğini verdi, iyi ki var. Her zaman da annemin yanında olacağım. dedi.- Diyaliz ihtiyacı ortadan kalktıAnkara Bilkent Şehir Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Yusuf Kasapkara, hastanın uzun süredir böbrek yetmezliğiyle mücadele ettiğini belirterek, Hastamız son 8 aydır rutin hemodiyaliz programındaydı. Vericisi de annesiydi. Onun da bilinen, belirgin bir hastalığı olmadığı için yapılan tetkiklerde donör olması uygun bulundu ve operasyonu planlandı. Her ikisi de gayet iyi durumda. Diyaliz ihtiyacı da olmayacak şekilde hayatına devam edebilecek. bilgisini verdi.Kasapkara, Türkiye'de yaklaşık 30 bin kişinin organ nakli beklediğini belirterek, böbrek nakillerinin büyük kısmının canlı vericilerden yapıldığını, kadavra bağışının artırılmasının önem taşıdığını kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — DUYGU YENER - Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de yaşayan Süleyman Valiyev için annesinin yaptığı fedakarlık, yeniden başlayan bir hayatın kapısını araladı.Çocukluk yıllarından bu yana böbrek rahatsızlığıyla mücadele eden 35 yaşındaki Valiyev'in hastalığı yıllar içinde ilerledi. Böbrek yetmezliği nedeniyle yaklaşık 8 ay önce diyalize girmeye başlayan Valiyev, sağlık sorunları nedeniyle çalışamaz hale geldi.Nakil umuduyla Türkiye'ye gelen Valiyev için en büyük desteği annesi verdi.Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde yapılan nakille 56 yaşındaki Güler Valiyeva, böbreğini oğlu Süleyman Valiyev'e verdi.AA muhabirine konuşan anne Valiyeva, oğlunun uzun yıllar zorlu bir süreçten geçtiğini ifade ederek, Anneler evladı için canını verir. Ben de aynısını yaptım. Ne isterse, öbür böbreğimi de veririm. O kadar, evladıma canımı feda ederim. dedi.Oğlunun rahatsızlığının 20 yaşından sonra başladığını aktaran Valiyeva, Tedaviler ve ilaçlar, süreç biraz uzadı. Ameliyat için Türkiye'ye geldi. Çok şükür şu anda iyi. Gözümü bile istese veririm. Evlat... Anne ve babalar evladı için fedakarlık yapmanın ne anlama geldiğini çok iyi bilir. İyileşme süreci tamamlanınca, iyi toparladıktan sonra Bakü'ye gidecek. diye konuştu.Süleyman Valiyev de annesinin fedakarlığı sayesinde yeniden umutlandığını dile getirdi.Yaklaşık 8 aydır diyalize girdiğini anlatan Valiyev, Son yıllarda çalışamadım. Süreç zorlu geçti. Anneme teşekkür ederim. Bana böbreğini verdi, iyi ki var. Her zaman da annemin yanında olacağım. dedi.- Diyaliz ihtiyacı ortadan kalktıAnkara Bilkent Şehir Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Yusuf Kasapkara, hastanın uzun süredir böbrek yetmezliğiyle mücadele ettiğini belirterek, Hastamız son 8 aydır rutin hemodiyaliz programındaydı. Vericisi de annesiydi. Onun da bilinen, belirgin bir hastalığı olmadığı için yapılan tetkiklerde donör olması uygun bulundu ve operasyonu planlandı. Her ikisi de gayet iyi durumda. Diyaliz ihtiyacı da olmayacak şekilde hayatına devam edebilecek. bilgisini verdi.Kasapkara, Türkiye'de yaklaşık 30 bin kişinin organ nakli beklediğini belirterek, böbrek nakillerinin büyük kısmının canlı vericilerden yapıldığını, kadavra bağışının artırılmasının önem taşıdığını kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>e-Ticarette en fazla kargo Tuzla'dan gönderildi, Çankaya'dan alındı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/e-ticarette-en-fazla-kargo-tuzla-dan-gonderildi-cankaya-dan-alindi/853805/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/e-ticarette-en-fazla-kargo-tuzla-dan-gonderildi-cankaya-dan-alindi/853805/</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 11:04:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Türkiye'de, e-ticaret ortamında geçen yıl en fazla kargo gönderimi İstanbul'un Tuzla ilçesinden yapılırken, bunu Bağcılar takip etti - Bu dönemde, en fazla kargo gönderisi ise Ankara'nın Çankaya ve İstanbul'un Esenyurt ilçelerinden teslim alındı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — SEDA TOLMAÇ - Türkiye'de, geçen yıl elektronik ticaret (e-ticaret) ortamında, en çok kargo gönderimini İstanbul'un Tuzla ilçesi yaparken, en fazla gönderiyi Ankara'nın Çankaya ilçesi aldı.AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, kargo ve lojistik sektörü, e-ticaretin en önemli paydaşlarından birini oluşturuyor.Siparişlerin, tüketicilere ulaştırılma hızındaki değişim, e-ticaret altyapısındaki gelişimin önemli göstergeleri arasında bulunuyor. Bu kapsamda, teslimat süreçlerinde sağlanan hız ve verimlilik artışı, tüketici memnuniyetini doğrudan etkiliyor.Özellikle, aynı gün ve ertesi gün teslimat uygulamalarının yaygınlaşması, sektördeki rekabeti artırıyor.- Paketlerin çoğu 24-48 saatte teslim edildiTicaret Bakanlığınca yayımlanan, Türkiye'de e-Ticaretin Görünümü Raporunda geçen yıl kargo teslim sürelerindeki gelişmeler de ele alındı. Rapora göre, ülkede e-ticaret ortamında gerçekleştirilen gönderilerin yüzde 17'si şehir içi, yüzde 83'ü şehirler arası teslim edildi.Türkiye'de, 2023'te 46,2 saat olan ortalama kargo teslim süresi, geçen yıl 42,2 saate geriledi. Teslimatların büyük bir bölümü, 24-48 saatte alıcısına ulaştırılırken, bu zaman aralığı yüzde 53,1 ile en yüksek paya sahip oldu. Dağıtımların yüzde 26,3'ü 48-72 saatte, yüzde 13,8'i ise 24 saat içinde yapıldı.En fazla kargo gönderimini, geçen yıl yüzde 53,5 ile İstanbul yaptı. Bunu yüzde 7,5 ile Ankara, yüzde 7,3 ile Kocaeli, yüzde 5,9 ile İzmir ve yüzde 3,5 ile Bursa takip etti.İstanbul'un Tuzla ilçesi, geçen yıl yüzde 8,7 ile en fazla gönderimin yapıldığı yer olurken, Bağcılar yüzde 5,2 ile ikinci sırada geldi. Kocaeli'nin Gebze ilçesi yüzde 4,8 ile kargo gönderiminde üçüncü sıraya yerleşti.Ankara'nın Çankaya ilçesi, geçen yıl yüzde 2,5 ile en yüksek kargo gönderisi alan ilçe oldu. Bunu yüzde 1,6 ile İstanbul'un Esenyurt ilçesi, yüzde 1,5 ile Sarıyer ve Tuzla ilçeleri takip etti.- En hızlı teslimat Sakarya'dan İstanbul'a yapıldıKargo teslim hızında öne çıkan güzergahlar da raporda belirtildi.Bu çerçevede, saat bazında en hızlı teslimat Sakarya'dan İstanbul'a yapıldı. Ankara'dan İstanbul'a, Kocaeli'den İstanbul, Bursa ve Ankara'ya ulaştırılan kargolar da en kısa teslim süreleri arasında yer aldı.Marmara, Ege, Akdeniz ve İç Anadolu, kişi başına en çok kargo paketinin düştüğü bölgeler oldu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — SEDA TOLMAÇ - Türkiye'de, geçen yıl elektronik ticaret (e-ticaret) ortamında, en çok kargo gönderimini İstanbul'un Tuzla ilçesi yaparken, en fazla gönderiyi Ankara'nın Çankaya ilçesi aldı.AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, kargo ve lojistik sektörü, e-ticaretin en önemli paydaşlarından birini oluşturuyor.Siparişlerin, tüketicilere ulaştırılma hızındaki değişim, e-ticaret altyapısındaki gelişimin önemli göstergeleri arasında bulunuyor. Bu kapsamda, teslimat süreçlerinde sağlanan hız ve verimlilik artışı, tüketici memnuniyetini doğrudan etkiliyor.Özellikle, aynı gün ve ertesi gün teslimat uygulamalarının yaygınlaşması, sektördeki rekabeti artırıyor.- Paketlerin çoğu 24-48 saatte teslim edildiTicaret Bakanlığınca yayımlanan, Türkiye'de e-Ticaretin Görünümü Raporunda geçen yıl kargo teslim sürelerindeki gelişmeler de ele alındı. Rapora göre, ülkede e-ticaret ortamında gerçekleştirilen gönderilerin yüzde 17'si şehir içi, yüzde 83'ü şehirler arası teslim edildi.Türkiye'de, 2023'te 46,2 saat olan ortalama kargo teslim süresi, geçen yıl 42,2 saate geriledi. Teslimatların büyük bir bölümü, 24-48 saatte alıcısına ulaştırılırken, bu zaman aralığı yüzde 53,1 ile en yüksek paya sahip oldu. Dağıtımların yüzde 26,3'ü 48-72 saatte, yüzde 13,8'i ise 24 saat içinde yapıldı.En fazla kargo gönderimini, geçen yıl yüzde 53,5 ile İstanbul yaptı. Bunu yüzde 7,5 ile Ankara, yüzde 7,3 ile Kocaeli, yüzde 5,9 ile İzmir ve yüzde 3,5 ile Bursa takip etti.İstanbul'un Tuzla ilçesi, geçen yıl yüzde 8,7 ile en fazla gönderimin yapıldığı yer olurken, Bağcılar yüzde 5,2 ile ikinci sırada geldi. Kocaeli'nin Gebze ilçesi yüzde 4,8 ile kargo gönderiminde üçüncü sıraya yerleşti.Ankara'nın Çankaya ilçesi, geçen yıl yüzde 2,5 ile en yüksek kargo gönderisi alan ilçe oldu. Bunu yüzde 1,6 ile İstanbul'un Esenyurt ilçesi, yüzde 1,5 ile Sarıyer ve Tuzla ilçeleri takip etti.- En hızlı teslimat Sakarya'dan İstanbul'a yapıldıKargo teslim hızında öne çıkan güzergahlar da raporda belirtildi.Bu çerçevede, saat bazında en hızlı teslimat Sakarya'dan İstanbul'a yapıldı. Ankara'dan İstanbul'a, Kocaeli'den İstanbul, Bursa ve Ankara'ya ulaştırılan kargolar da en kısa teslim süreleri arasında yer aldı.Marmara, Ege, Akdeniz ve İç Anadolu, kişi başına en çok kargo paketinin düştüğü bölgeler oldu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>TİHEK'ten çalışanına yönelik uygulamaları nedeniyle ilçe belediyesine idari para cezası</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tihek-ten-calisanina-yonelik-uygulamalari-nedeniyle-ilce-belediyesine-idari-para-cezasi/853804/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tihek-ten-calisanina-yonelik-uygulamalari-nedeniyle-ilce-belediyesine-idari-para-cezasi/853804/</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 11:04:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — TİHEK, Ereğli Belediyesinde görev yapan bir çalışanın yerel seçimlerin ardından mesleki ünvanıyla bağdaşmayan farklı birimlerde görevlendirilmesini ayrımcılık yasağının ihlali olarak değerlendirdi - Kurul belediyeye 256 bin 357 lira idari para cezası uygulanmasına hükmetti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — ZEHRA TEKECİ ESER - Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), Konya'daki bir ilçe belediyesinde görev yapan çalışanın, siyasi görüşü nedeniyle iş yerinde yıldırma eylemlerine maruz kaldığına ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine hükmederek, belediyeye 256 bin 357 lira idari para cezası verdi.TİHEK'in kararına göre, Ereğli Belediye Başkanlığı bünyesinde kadrolu görev yapan bir çalışan, 31 Mart 2024'te gerçekleştirilen Mahalli İdareler Seçimi sonrasında siyasi görüşü nedeniyle sistematik bir yıldırma ve ayrımcılığa maruz kaldığı iddiasıyla Kurum'a başvurdu.Mesleğiyle ilgisi olmayan ve şehir merkezine yaklaşık 65 kilometre uzaklıktaki bir koordinasyon merkezine geçici olarak görevlendirildiğini ileri süren çalışan, işlemin Konya 3. İdare Mahkemesince iptal edilmesine rağmen farklı müdürlüklere görevlendirilmeye devam edildiğini, bu süreç nedeniyle başka bir belediyeye tayin istemek zorunda kaldığını savundu.Başvuru üzerine başlatılan inceleme kapsamında belediyeden görüş istendi.Sunulan yazılı görüşte, çalışanın 2019'da sözleşmeli personel olarak göreve başladığı, 2023'te kadroya geçtiği ve farklı tarihlerde çeşitli müdürlüklerde görevlendirildiği belirtildi.TİHEK incelemesinde, çalışanın yerel seçimden sonra mesleki durumuna uygun olmayan görevlendirmelerinin farklı tarihlerde ve birden fazla işlemle gerçekleştirildiğini tespit etti.Çalışanın siyasi görüşü sebebiyle sistematik ve sürekli olarak, iş yerinde yıldırma eylemlerine maruz bırakıldığına ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine hükmeden Kurul, Ereğli Belediye Başkanlığı hakkında 256 bin 357 lira idari para cezası uygulanmasına karar verdi.- Kararın gerekçesindenKurul kararında, çalışma hakkının hem uluslararası hem de ulusal mevzuat ile güvence altına alındığı vurgulandı.İlgili mevzuatlara atıf yapılan kararda, 6701 sayılı Kanun'a göre bir kişinin hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit şekilde yararlanmasını felsefi ve siyasi görüşleri nedeniyle engelleyen veya zorlaştıran her türlü farklı muamele, felsefi ve siyasi görüş temelinde doğrudan ayrımcılık oluşturmaktadır. ifadeleri kullanıldı.6701 sayılı Kanun'un literatürde mobbing olarak geçen kavramı iş yerinde yıldırma olarak tanımladığı aktarılan kararda, Buna göre, 'iş yerinde yıldırma bu kanunda sayılan ayrımcılık temellerine dayanılarak kişiyi işinden soğutmak, dışlamak, bıktırmak amacıyla kasıtlı olarak yapılan eylemler' olarak ifade edilmiştir. bilgisine yer verildi.Kararda, çalışanın yerel seçim sonrası mesleki durumuna uygun olmayan görevlendirmelerle farklı tarihlerde birden fazla kez farklı birimlerde çalıştırıldığı belirtildi.Çalışanın mesleki ünvanı ile bağdaşmayan geçici görevlendirmeye maruz kaldığının mahkeme kararıyla tespit edilmesinin ardından yine mesleki ünvanına uygun olmayan başka bir geçici görevlendirme yapıldığı vurgulanan kararda, şunlar kaydedildi:Başvuranın siyasi görüşü sebebiyle muhatap ile arasındaki iş ilişkisi çerçevesinde, sistematik ve sürekli olarak, muhatap tarafından yıldırma kastıyla iş yerinde yıldırma eylemlerine maruz bırakıldığı, muhatabın aksini ispatlayamadığı, dolayısıyla 6701 sayılı Kanun'da sayılan ayrımcılık türlerinden biri olan iş yerinde yıldırma unsurlarının gerçekleştiği ve muhatap tarafından ayrımcılık yasağının ihlal edildiği kanaatine varılmıştır.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — ZEHRA TEKECİ ESER - Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), Konya'daki bir ilçe belediyesinde görev yapan çalışanın, siyasi görüşü nedeniyle iş yerinde yıldırma eylemlerine maruz kaldığına ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine hükmederek, belediyeye 256 bin 357 lira idari para cezası verdi.TİHEK'in kararına göre, Ereğli Belediye Başkanlığı bünyesinde kadrolu görev yapan bir çalışan, 31 Mart 2024'te gerçekleştirilen Mahalli İdareler Seçimi sonrasında siyasi görüşü nedeniyle sistematik bir yıldırma ve ayrımcılığa maruz kaldığı iddiasıyla Kurum'a başvurdu.Mesleğiyle ilgisi olmayan ve şehir merkezine yaklaşık 65 kilometre uzaklıktaki bir koordinasyon merkezine geçici olarak görevlendirildiğini ileri süren çalışan, işlemin Konya 3. İdare Mahkemesince iptal edilmesine rağmen farklı müdürlüklere görevlendirilmeye devam edildiğini, bu süreç nedeniyle başka bir belediyeye tayin istemek zorunda kaldığını savundu.Başvuru üzerine başlatılan inceleme kapsamında belediyeden görüş istendi.Sunulan yazılı görüşte, çalışanın 2019'da sözleşmeli personel olarak göreve başladığı, 2023'te kadroya geçtiği ve farklı tarihlerde çeşitli müdürlüklerde görevlendirildiği belirtildi.TİHEK incelemesinde, çalışanın yerel seçimden sonra mesleki durumuna uygun olmayan görevlendirmelerinin farklı tarihlerde ve birden fazla işlemle gerçekleştirildiğini tespit etti.Çalışanın siyasi görüşü sebebiyle sistematik ve sürekli olarak, iş yerinde yıldırma eylemlerine maruz bırakıldığına ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine hükmeden Kurul, Ereğli Belediye Başkanlığı hakkında 256 bin 357 lira idari para cezası uygulanmasına karar verdi.- Kararın gerekçesindenKurul kararında, çalışma hakkının hem uluslararası hem de ulusal mevzuat ile güvence altına alındığı vurgulandı.İlgili mevzuatlara atıf yapılan kararda, 6701 sayılı Kanun'a göre bir kişinin hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit şekilde yararlanmasını felsefi ve siyasi görüşleri nedeniyle engelleyen veya zorlaştıran her türlü farklı muamele, felsefi ve siyasi görüş temelinde doğrudan ayrımcılık oluşturmaktadır. ifadeleri kullanıldı.6701 sayılı Kanun'un literatürde mobbing olarak geçen kavramı iş yerinde yıldırma olarak tanımladığı aktarılan kararda, Buna göre, 'iş yerinde yıldırma bu kanunda sayılan ayrımcılık temellerine dayanılarak kişiyi işinden soğutmak, dışlamak, bıktırmak amacıyla kasıtlı olarak yapılan eylemler' olarak ifade edilmiştir. bilgisine yer verildi.Kararda, çalışanın yerel seçim sonrası mesleki durumuna uygun olmayan görevlendirmelerle farklı tarihlerde birden fazla kez farklı birimlerde çalıştırıldığı belirtildi.Çalışanın mesleki ünvanı ile bağdaşmayan geçici görevlendirmeye maruz kaldığının mahkeme kararıyla tespit edilmesinin ardından yine mesleki ünvanına uygun olmayan başka bir geçici görevlendirme yapıldığı vurgulanan kararda, şunlar kaydedildi:Başvuranın siyasi görüşü sebebiyle muhatap ile arasındaki iş ilişkisi çerçevesinde, sistematik ve sürekli olarak, muhatap tarafından yıldırma kastıyla iş yerinde yıldırma eylemlerine maruz bırakıldığı, muhatabın aksini ispatlayamadığı, dolayısıyla 6701 sayılı Kanun'da sayılan ayrımcılık türlerinden biri olan iş yerinde yıldırma unsurlarının gerçekleştiği ve muhatap tarafından ayrımcılık yasağının ihlal edildiği kanaatine varılmıştır.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>KDK'den istenmeyen mesaj ve aramalar için ilave tedbirler alınsın kararı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kdk-den-istenmeyen-mesaj-ve-aramalar-icin-ilave-tedbirler-alinsin-karari/853803/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kdk-den-istenmeyen-mesaj-ve-aramalar-icin-ilave-tedbirler-alinsin-karari/853803/</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 11:03:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Üyeliği bulunmadığı halde bahis ve sanal kumar sitelerinden telefonuna mesaj gelen kişi, ilgili numaraları engelleyememesi üzerine KDK'ye başvurdu - KDK, konuyla ilgili ilave tedbirler alınması adına Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna tavsiyede bulundu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — İSMET KARAKAŞ - Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), istenmeyen kısa mesajlar ile aramaların engellenmesi adına ilave tedbirler alınması yönünde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna (BTK) tavsiye kararı verdi.KDK'nin kararına göre, kendisine çeşitli numaralardan tanıtım ve reklam içerikli mesajlar gelen bir kişi, GSM operatöründen söz konusu mesajların engellenmesi için talepte bulundu. Operatör başvurusundan sonuç elde edemeyen kişi, mesaj atan numaraları e-Devlet üzerinden engellemeye çalıştı ancak özellikle bahis sitelerinden mesajlar gelmeye devam etti.Kişi, konuyla ilgili işlem yapılması ve mağduriyetinin giderilmesi adına KDK'ye başvurdu.Başvuruyu inceleyen KDK, yasa dışı bahis ve sanal kumar siteleriyle herhangi bir bağı bulunmadığı tespit edilen başvurucunun mağduriyetinin giderilmesi ve ilave tedbirlerin alınması adına BTK'ye tavsiye kararı verilmesine hükmetti. Ayrıca, KDK, gereğinin yerine getirilmesi adına karar örneğinin Kişisel Verileri Koruma Kurumu ile Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğüne tebliğ edilmesini kararlaştırdı.- KarardanKDK'nin kararında, başvurucunun yasa dışı bahis ve sanal kumar siteleriyle herhangi bir bağı bulunmadığı halde iletişim bilgilerinin yasa dışı yöntemlerle edinilerek, bilgi ve iradesi dışında kendisine kısa mesaj gönderildiği ifade edildi.Başvurucunun ve vatandaşların bu konudaki mağduriyetlerinin önüne geçilmesi gerektiği belirtilen kararda, bu alandaki hak ihlallerinin engellenmesi, yasa dışı bahis ile sanal kumar sitelerinin reklam ve tanıtımına katkı yapılmasının önlenmesi açısından gerekli hukuki, idari ve teknik önlemlerin alınması gerektiği kaydedildi.İşletmecilerin, kullanıcılarına ait kişisel verilerin güvenliğini sağlamak adına gerek teknik gerekse idari tedbirleri alması gerektiğine işaret edilen kararda, Kişisel veriler işlenirken, belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenmesi ve işlendikleri amaç için gerekli süre kadar muhafaza edilmesi zaruridir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca, kişisel verilerin işlenmesinde hukuka ve dürüstlük kuralına uygun hareket edilmesi şarttır. değerlendirmesine yer verildi.Konuyla ilgili 2025/18 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'nde, Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı'nın yer aldığı anımsatılan kararda, İlgili kurum ve kuruluşlarca yapılacak ortak çalışmalar doğrultusunda, konunun çözümü adına yürürlüğe giren uygulama ve düzenlemelerin gözden geçirilerek, ilave tedbirlerin alınması gerekir. ifadeleri kullanıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — İSMET KARAKAŞ - Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), istenmeyen kısa mesajlar ile aramaların engellenmesi adına ilave tedbirler alınması yönünde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna (BTK) tavsiye kararı verdi.KDK'nin kararına göre, kendisine çeşitli numaralardan tanıtım ve reklam içerikli mesajlar gelen bir kişi, GSM operatöründen söz konusu mesajların engellenmesi için talepte bulundu. Operatör başvurusundan sonuç elde edemeyen kişi, mesaj atan numaraları e-Devlet üzerinden engellemeye çalıştı ancak özellikle bahis sitelerinden mesajlar gelmeye devam etti.Kişi, konuyla ilgili işlem yapılması ve mağduriyetinin giderilmesi adına KDK'ye başvurdu.Başvuruyu inceleyen KDK, yasa dışı bahis ve sanal kumar siteleriyle herhangi bir bağı bulunmadığı tespit edilen başvurucunun mağduriyetinin giderilmesi ve ilave tedbirlerin alınması adına BTK'ye tavsiye kararı verilmesine hükmetti. Ayrıca, KDK, gereğinin yerine getirilmesi adına karar örneğinin Kişisel Verileri Koruma Kurumu ile Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğüne tebliğ edilmesini kararlaştırdı.- KarardanKDK'nin kararında, başvurucunun yasa dışı bahis ve sanal kumar siteleriyle herhangi bir bağı bulunmadığı halde iletişim bilgilerinin yasa dışı yöntemlerle edinilerek, bilgi ve iradesi dışında kendisine kısa mesaj gönderildiği ifade edildi.Başvurucunun ve vatandaşların bu konudaki mağduriyetlerinin önüne geçilmesi gerektiği belirtilen kararda, bu alandaki hak ihlallerinin engellenmesi, yasa dışı bahis ile sanal kumar sitelerinin reklam ve tanıtımına katkı yapılmasının önlenmesi açısından gerekli hukuki, idari ve teknik önlemlerin alınması gerektiği kaydedildi.İşletmecilerin, kullanıcılarına ait kişisel verilerin güvenliğini sağlamak adına gerek teknik gerekse idari tedbirleri alması gerektiğine işaret edilen kararda, Kişisel veriler işlenirken, belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenmesi ve işlendikleri amaç için gerekli süre kadar muhafaza edilmesi zaruridir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca, kişisel verilerin işlenmesinde hukuka ve dürüstlük kuralına uygun hareket edilmesi şarttır. değerlendirmesine yer verildi.Konuyla ilgili 2025/18 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'nde, Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı'nın yer aldığı anımsatılan kararda, İlgili kurum ve kuruluşlarca yapılacak ortak çalışmalar doğrultusunda, konunun çözümü adına yürürlüğe giren uygulama ve düzenlemelerin gözden geçirilerek, ilave tedbirlerin alınması gerekir. ifadeleri kullanıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/kdk-den-istenmeyen-mesaj-ve-aramalar-icin-ilave-tedbirler-alinsin-karari.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Ukraynalı gençler Rusya ile 4. yılı geride kalan savaşın bitmesini istiyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ukraynali-gencler-rusya-ile-4-yili-geride-kalan-savasin-bitmesini-istiyor/853802/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ukraynali-gencler-rusya-ile-4-yili-geride-kalan-savasin-bitmesini-istiyor/853802/</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 11:03:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kiev — 26 yaşındaki Anastasiia: - Ukraynalı bir genç olarak barış istiyorum. Ama bu barışın adil olmasını istiyorum - 18 yaşındaki Olena: - Bunun ne zaman sona ereceğini bilmiyorum ama umarım yakında sona erer]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kiev Haberleri — GÖKHAN ÇELİKER - Rusya-Ukrayna Savaşı 4. yılını geride bırakırken, Ukrayna'nın başkenti Kiev, savaşla yaşamayı öğrenen bir şehir haline geldi.Başkentte günlük hayat devam ederken, Rus saldırıları anında çalan sirenler hayatın bir parçası. Kiev sokaklarında gezerken ölen askerlerin fotoğraflarını ve savaşın izlerini neredeyse her yerde görmek mümkün.Rus ordusu, 24 Mayıs'ta da şehre yoğun hava saldırıları düzenledi.AA muhabiri, Kievli gençlere 4. yılını geride bırakan savaştaki yaşamları ve gelecekten beklentilerini sordu.26 yaşındaki Anastasiia, savaşın başında esir düşen babasını, serbest kalmasından 8 ay sonra kaybettiğini söyledi.Esarette bulunan ve savaşta kaybolan Ukrayna vatandaşlarının haklarını savunmak için aktivist olarak mücadele ettiğini kaydeden Anastasiia, Savaştan önce nasıl bir yaşamım vardı hatırlamıyorum. Çünkü benim ailem için savaş çok daha önce, 2014'te başladı. dedi.Babasının deniz piyadesi olduğunu ve 2022'deki savaş başladığında Mariupol şehrinde görev yaptığını aktaran Anastasiia, babasının yaklaşık 3 yıl boyunca Ruslar tarafından esir tutulduğunu belirtti.Anastasiia, babasına bu sürede mektuplar yazarak ulaşmaya çalıştığını ancak başaramadığını vurgulayarak Ukraynalı bir genç olarak barış istiyorum. Ama bu barışın adil olmasını istiyorum. Çünkü topraklarımız işgalden kurtarılıp adalet sağlanmadığı sürece bu saldırılar tekrar edecek. ifadelerini kullandı.Ayrıca gerçek barışın bütün esirlerin serbest bırakılmasıyla sağlanabileceğini aktaran Anastasiia, buna Ukraynalıların cenazelerinin teslim edilmesinin de dahil olduğunu dile getirdi.- Ukrayna'daki yaşam gergin ve stresliKiev'de sirenlerin çaldığı anlardan birinde konuşan 20 yaşındaki Yulia ise savaş nedeniyle yaşamlarının çok gergin ve stresli olduğunun altını çizerek, buna rağmen yaşamlarına devam ettiklerini anlattı.Ülkelerine destek olmak ve burada yaşamaya devam etmek için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştıklarına dikkati çeken Yulia, savaşın ne zaman biteceği konusunda fikri olmadığını ancak en iyisini ve barışı umut ettiklerini söyledi.18 yaşındaki öğrenci Olena da savaş döneminde Kiev'de yaşamanın zor olduğunu kaydederek, saldırılarla geçen gecelerin ardından uyanıp yaşamaya devam etmenin zor olduğunu ancak bu durumla başa çıkmaları gerektiğinin altını çizdi.- Barışı umut ediyoruz ama yakın gelecekte sağlanabileceğine inanmıyoruzÜlkesindeki durumun hiç iyi olmadığı ve savaşın ne zaman biteceğini söyleyemeyeceğini aktaran Olena, Bunun ne zaman sona ereceğini bilmiyorum ama umarım yakında sona erer. dedi.32 yaşındaki Petro, kış mevsimde neredeyse her gün saldırı alarmlarının devreye girdiğini, bunun kendileri için yorucu olduğunu vurguladı.Barışı umut ediyoruz lakin dürüst olmak gerekirse yakın gelecekte barış sağlanabileceğine inanmıyoruz. ifadesini kullanan Petro, şartlar ne olursa olsun ülkesinde yaşamaya devam edeceğini vurguladı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kiev Haberleri — GÖKHAN ÇELİKER - Rusya-Ukrayna Savaşı 4. yılını geride bırakırken, Ukrayna'nın başkenti Kiev, savaşla yaşamayı öğrenen bir şehir haline geldi.Başkentte günlük hayat devam ederken, Rus saldırıları anında çalan sirenler hayatın bir parçası. Kiev sokaklarında gezerken ölen askerlerin fotoğraflarını ve savaşın izlerini neredeyse her yerde görmek mümkün.Rus ordusu, 24 Mayıs'ta da şehre yoğun hava saldırıları düzenledi.AA muhabiri, Kievli gençlere 4. yılını geride bırakan savaştaki yaşamları ve gelecekten beklentilerini sordu.26 yaşındaki Anastasiia, savaşın başında esir düşen babasını, serbest kalmasından 8 ay sonra kaybettiğini söyledi.Esarette bulunan ve savaşta kaybolan Ukrayna vatandaşlarının haklarını savunmak için aktivist olarak mücadele ettiğini kaydeden Anastasiia, Savaştan önce nasıl bir yaşamım vardı hatırlamıyorum. Çünkü benim ailem için savaş çok daha önce, 2014'te başladı. dedi.Babasının deniz piyadesi olduğunu ve 2022'deki savaş başladığında Mariupol şehrinde görev yaptığını aktaran Anastasiia, babasının yaklaşık 3 yıl boyunca Ruslar tarafından esir tutulduğunu belirtti.Anastasiia, babasına bu sürede mektuplar yazarak ulaşmaya çalıştığını ancak başaramadığını vurgulayarak Ukraynalı bir genç olarak barış istiyorum. Ama bu barışın adil olmasını istiyorum. Çünkü topraklarımız işgalden kurtarılıp adalet sağlanmadığı sürece bu saldırılar tekrar edecek. ifadelerini kullandı.Ayrıca gerçek barışın bütün esirlerin serbest bırakılmasıyla sağlanabileceğini aktaran Anastasiia, buna Ukraynalıların cenazelerinin teslim edilmesinin de dahil olduğunu dile getirdi.- Ukrayna'daki yaşam gergin ve stresliKiev'de sirenlerin çaldığı anlardan birinde konuşan 20 yaşındaki Yulia ise savaş nedeniyle yaşamlarının çok gergin ve stresli olduğunun altını çizerek, buna rağmen yaşamlarına devam ettiklerini anlattı.Ülkelerine destek olmak ve burada yaşamaya devam etmek için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştıklarına dikkati çeken Yulia, savaşın ne zaman biteceği konusunda fikri olmadığını ancak en iyisini ve barışı umut ettiklerini söyledi.18 yaşındaki öğrenci Olena da savaş döneminde Kiev'de yaşamanın zor olduğunu kaydederek, saldırılarla geçen gecelerin ardından uyanıp yaşamaya devam etmenin zor olduğunu ancak bu durumla başa çıkmaları gerektiğinin altını çizdi.- Barışı umut ediyoruz ama yakın gelecekte sağlanabileceğine inanmıyoruzÜlkesindeki durumun hiç iyi olmadığı ve savaşın ne zaman biteceğini söyleyemeyeceğini aktaran Olena, Bunun ne zaman sona ereceğini bilmiyorum ama umarım yakında sona erer. dedi.32 yaşındaki Petro, kış mevsimde neredeyse her gün saldırı alarmlarının devreye girdiğini, bunun kendileri için yorucu olduğunu vurguladı.Barışı umut ediyoruz lakin dürüst olmak gerekirse yakın gelecekte barış sağlanabileceğine inanmıyoruz. ifadesini kullanan Petro, şartlar ne olursa olsun ülkesinde yaşamaya devam edeceğini vurguladı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/ukraynali-gencler-rusya-ile-4-yili-geride-kalan-savasin-bitmesini-istiyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Geleceğin kadın pilotları kritik uçuşlara hazır yetiştiriliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/gelecegin-kadin-pilotlari-kritik-ucuslara-hazir-yetistiriliyor/853800/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/gelecegin-kadin-pilotlari-kritik-ucuslara-hazir-yetistiriliyor/853800/</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 11:03:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Konya — Konya Ticaret Odası Karatay Üniversitesi pilotaj bölümünde eğitim alan öğrenciler, disiplinli eğitim programlarıyla hem teknik yeterliliklerini geliştiriyor hem de kriz anlarında doğru karar verebilme becerisi kazanıyor - İkinci sınıf öğrencisi 20 yaşındaki Sıla Can: - Bana duyulan güven, uçuşa tek başıma çıkmam, o trafiği yönetebilmem güzel bir duygu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Konya Haberleri — SERHAT ÇETİNKAYA - Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi pilotaj bölümünde eğitim alan kız öğrenciler, gökyüzündeki yerlerini almak için zorlu uçuş eğitimlerinden geçerek Türk havacılık sektörüne hazırlık yapıyor.Pilot olma hayaliyle üniversitenin Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Pilotaj Bölümünü tercih eden öğrenciler, yoğun teorik eğitimin yanı sıra planör, tek motorlu ve çok motorlu uçaklarla uygulamalı eğitim alıyor.Bölümde eğitim gören 149 öğrencinin 43'ünü kız öğrenciler oluştururken, aday pilotlar daha öğrencilik yıllarında karşılaşabilecekleri en zor senaryolara karşı hazırlıklı yetiştiriliyor.Eğitimlerin önemli aşamalarından birini oluşturan planör uçuşlarında pilot adayları, motorsuz hava araçlarını kontrol etmeyi öğreniyor.Aday pilotlar bu eğitimlerle, uçak motorlarının devre dışı kalabileceği olağanüstü durumlarda hava aracını güvenli şekilde yönlendirme ve iniş gerçekleştirme kabiliyeti kazanıyor.- Rüyalarımda hep uçtuğumu görürümİkinci sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Beril Namver, AA muhabirine, küçüklükten bu yana en büyük hayalinin uçmak olduğunu söyledi.Çocukluğunda 23 Nisan gösterisinde izlediği uçaklardan çok etkilendiğini vurgulayan Namver, gökyüzündeki özgürlük hissiyatının çok başka olduğunu dile getirdi.Meşakkatli ve disiplin gerektiren eğitim sürecinden geçerek, en riskli ve kritik durumlara hazırlıklı şekilde mesleki donanım kazandıklarını anlatan Namver, Bir hava yolu şirketine girmek istiyorum. Gidebildiğim yere kadar da ilerlemeyi düşünüyorum. Uçmak mükemmel bir şey. Rüyalarımda hep uçtuğumu görürüm. Yani uçakla değil, kendim uçtuğumu görürüm. Onu yaşıyorum resmen. Herkesin yaşamasını isterim. diye konuştu.İkinci sınıf öğrencisi 20 yaşındaki Sıla Can da Türk Yıldızları'ndan etkilenerek pilot olmaya karar verdiğini ifade etti.Kadın pilot sayısının her geçen gün artmasının gurur verici bulduğuna değinen Can, Olası bir acil durumunda o uçağı ben yönetiyorum. Ben varım sadece ve uçuyorum. Bu da çok profesyonel hissettiriyor. Bana duyulan güven, uçuşa tek başıma çıkmam, o trafiği yönetebilmem güzel bir duygu. dedi.- Öğrencilikten beri bu disiplini onlara vermekle mükellefizUçuş öğretmeni Emre Yasdıman ise havacılığın ciddi disiplin gerektirdiğine dikkati çekti.Öğrencilerin gün doğumundan batımına kadar uçuşlarının sürdüğünü belirten Yasdıman, Yorgun olmamaları, sağlıklarına çok dikkat etmeleri gerekiyor. Bu eğitimlerde 100 saate yakın bir uçuşu kendi başlarına yapacaklar. dedi.Öğrencilerin başarılarıyla ve uçuşlarıyla ön plana çıkma gayretine işaret eden Yasdıman, mezun olup hava yolu şirketlerinde mesleğe başlayanlarla da gurur duyduklarını kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Konya Haberleri — SERHAT ÇETİNKAYA - Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi pilotaj bölümünde eğitim alan kız öğrenciler, gökyüzündeki yerlerini almak için zorlu uçuş eğitimlerinden geçerek Türk havacılık sektörüne hazırlık yapıyor.Pilot olma hayaliyle üniversitenin Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Pilotaj Bölümünü tercih eden öğrenciler, yoğun teorik eğitimin yanı sıra planör, tek motorlu ve çok motorlu uçaklarla uygulamalı eğitim alıyor.Bölümde eğitim gören 149 öğrencinin 43'ünü kız öğrenciler oluştururken, aday pilotlar daha öğrencilik yıllarında karşılaşabilecekleri en zor senaryolara karşı hazırlıklı yetiştiriliyor.Eğitimlerin önemli aşamalarından birini oluşturan planör uçuşlarında pilot adayları, motorsuz hava araçlarını kontrol etmeyi öğreniyor.Aday pilotlar bu eğitimlerle, uçak motorlarının devre dışı kalabileceği olağanüstü durumlarda hava aracını güvenli şekilde yönlendirme ve iniş gerçekleştirme kabiliyeti kazanıyor.- Rüyalarımda hep uçtuğumu görürümİkinci sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Beril Namver, AA muhabirine, küçüklükten bu yana en büyük hayalinin uçmak olduğunu söyledi.Çocukluğunda 23 Nisan gösterisinde izlediği uçaklardan çok etkilendiğini vurgulayan Namver, gökyüzündeki özgürlük hissiyatının çok başka olduğunu dile getirdi.Meşakkatli ve disiplin gerektiren eğitim sürecinden geçerek, en riskli ve kritik durumlara hazırlıklı şekilde mesleki donanım kazandıklarını anlatan Namver, Bir hava yolu şirketine girmek istiyorum. Gidebildiğim yere kadar da ilerlemeyi düşünüyorum. Uçmak mükemmel bir şey. Rüyalarımda hep uçtuğumu görürüm. Yani uçakla değil, kendim uçtuğumu görürüm. Onu yaşıyorum resmen. Herkesin yaşamasını isterim. diye konuştu.İkinci sınıf öğrencisi 20 yaşındaki Sıla Can da Türk Yıldızları'ndan etkilenerek pilot olmaya karar verdiğini ifade etti.Kadın pilot sayısının her geçen gün artmasının gurur verici bulduğuna değinen Can, Olası bir acil durumunda o uçağı ben yönetiyorum. Ben varım sadece ve uçuyorum. Bu da çok profesyonel hissettiriyor. Bana duyulan güven, uçuşa tek başıma çıkmam, o trafiği yönetebilmem güzel bir duygu. dedi.- Öğrencilikten beri bu disiplini onlara vermekle mükellefizUçuş öğretmeni Emre Yasdıman ise havacılığın ciddi disiplin gerektirdiğine dikkati çekti.Öğrencilerin gün doğumundan batımına kadar uçuşlarının sürdüğünü belirten Yasdıman, Yorgun olmamaları, sağlıklarına çok dikkat etmeleri gerekiyor. Bu eğitimlerde 100 saate yakın bir uçuşu kendi başlarına yapacaklar. dedi.Öğrencilerin başarılarıyla ve uçuşlarıyla ön plana çıkma gayretine işaret eden Yasdıman, mezun olup hava yolu şirketlerinde mesleğe başlayanlarla da gurur duyduklarını kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/gelecegin-kadin-pilotlari-kritik-ucuslara-hazir-yetistiriliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Sosyal medyada milyonlara ulaşan Jodokcello klasik müziği yeniden yorumluyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/sosyal-medyada-milyonlara-ulasan-jodokcello-klasik-muzigi-yeniden-yorumluyor/853799/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/sosyal-medyada-milyonlara-ulasan-jodokcello-klasik-muzigi-yeniden-yorumluyor/853799/</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 11:03:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — İsviçreli çellist Jodok Vuille: - Wolfgang Amadeus Mozart, Ludwig van Beethoven, Sergey Rahmaninov ve Franz Schubert gibi klasik müzik sanatçılarıyla Taylor Swift, Ed Sheeran, Coldplay, Dua Lipa, Michael Jackson ve Hans Zimmer gibi modern büyük yıldızların eserlerini birleştirmeye çalışıyorum]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — ÖZLEM LİMON - Klasik müzik ve çağdaş hit şarkılar arasında köprü kuran İsviçreli çellist Jodok Vuille (Jodokcello), 1 Kasım'da Atatürk Kültür Merkezi'nde müzikseverlerle buluşacak.Geleneksel teknikleri modern seslerle harmanlayarak çelloya yeni bir bakış açısı getirmeye çalışan İsviçreli crossover çellist, sinematik anlatım, çarpıcı görseller ve yenilikçi dijital içerikler aracılığıyla klasik müziği küresel bir dinleyici kitlesi için yeniden uyarlıyor.Sanatsal vizyonu ve girişimci yaklaşımıyla Jodokcello, klasik müzik sanatçılarının yeni dalgasını temsil ederek müziğin, görsel kimliğin ve dijital stratejinin önde olduğu çalışmalarıyla izleyicilerle buluşuyor.- Dünya çapında milyonlarca izlenmeye ulaştımSanat yolculuğuna ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan Jodok Vuille, dünya çapında milyonları aşan takipçisi olduğunu belirterek, Müzik üretmeyi gerçekten çok seviyorum. Wolfgang Amadeus Mozart, Ludwig van Beethoven, Sergey Rahmaninov ve Franz Schubert gibi klasik müzik sanatçılarıyla Taylor Swift, Ed Sheeran, Coldplay, Dua Lipa, Michael Jackson ve Hans Zimmer gibi modern büyük yıldızların eserlerini birleştirmeye çalışıyorum. Bu konseptle dünya çapında milyonlarca izlenmeye ulaştım. dedi.Vuille, klasik müziğin öldüğünü savunarak, İnsanlar artık konserlere gitmiyor, dinleyici kitlesi gittikçe yaşlanıyor. Bu kitlenin daha fazla gelişime ihtiyacı var, kendini yenilemesi gerekiyor. Eğer klasik müziği Hans Zimmer'ın film müzikleriyle ya da Taylor Swift'le birleştirirseniz, konser salonlarını hemen doldurursunuz. Bu bağlantı sayesinde çok daha fazla genç insan klasik senfoni orkestralarına gelir. Bu önemli ve bizim kültürümüz. dedi.Gençlerin klasik müzikle çok yakın olmadığına değinen başarılı sanatçı, şunları kaydetti:Klasik müzik çok akademik, çok zeki bir müzik diyebiliriz çünkü Mozart gibi insanlar birer dahi. Bu biraz yemek gibi. Normal insanlar McDonald's'ı seviyor biliyorsunuz. McDonald's kötü bir yemek ama insanlar seviyor çünkü kolay, rahat, hemen tüketiliyor, güzel kokuyor. Birçok insan belki Michelin yıldızlı şeflerin yemekleri yerine McDonald's'ı tercih eder. Müzikte de aynı şey var. İnsanlar dört akorlu, basit, ticari pop müziği, Mozart senfonileri gibi yüksek kültür eserlerinden daha çok seviyor. Bu iki dünyayı birleştirmeliyiz. Yeni bir tarz, yeni bir müzik anlayışı kurmalıyız.- Sadece güzel müzik çalmak artık yeterli değilVuille, hikaye anlatıcılığının sosyal medyadaki önemine işaret ederek, Bugünlerde algoritma hikaye anlatımını öne çıkarıyor. 3 yıl önce sadece doğada, ormanda güzel bir şarkı çalabiliyordum ve 30-40 milyon izlenme alıyordum. Ama artık sistem şöyle işliyor, sokağa gidiyorum, biri geliyor ve 'Michael Jackson çalar mısın?' diyor. Ben çalıyorum, sonra küçük bir çocuk geliyor ve benimle birlikte şarkı söylüyor. İnsanlar bir hikaye görmek istiyor. Yani biri geliyor, şarkı söylüyor ve böylece insanlar etkileşime giriyor. Sadece güzel müzik çalmak artık yeterli değil. Bir hikaye oluşturmanız gerekiyor. şeklinde konuştu.Kendi yaptığı çellosu ve sinematik anlatımı ile 1 Kasım'da AKM Türk Telekom Opera Salonu'nda konser vereceğini söyleyen sanatçı Vuille, Bu, Türkiye'deki ilk konserim olacak. Türkiye'de yüzbinlerce takipçim, hayranım var. Bu yüzden bilet alın ve konsere gelin. Harika olacak. Ayrıca Türkiye'nin en sevilen şarkıcılarından bazı parçalar da çalacağım. Mesela Tarkan şarkıları gibi...  ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — ÖZLEM LİMON - Klasik müzik ve çağdaş hit şarkılar arasında köprü kuran İsviçreli çellist Jodok Vuille (Jodokcello), 1 Kasım'da Atatürk Kültür Merkezi'nde müzikseverlerle buluşacak.Geleneksel teknikleri modern seslerle harmanlayarak çelloya yeni bir bakış açısı getirmeye çalışan İsviçreli crossover çellist, sinematik anlatım, çarpıcı görseller ve yenilikçi dijital içerikler aracılığıyla klasik müziği küresel bir dinleyici kitlesi için yeniden uyarlıyor.Sanatsal vizyonu ve girişimci yaklaşımıyla Jodokcello, klasik müzik sanatçılarının yeni dalgasını temsil ederek müziğin, görsel kimliğin ve dijital stratejinin önde olduğu çalışmalarıyla izleyicilerle buluşuyor.- Dünya çapında milyonlarca izlenmeye ulaştımSanat yolculuğuna ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan Jodok Vuille, dünya çapında milyonları aşan takipçisi olduğunu belirterek, Müzik üretmeyi gerçekten çok seviyorum. Wolfgang Amadeus Mozart, Ludwig van Beethoven, Sergey Rahmaninov ve Franz Schubert gibi klasik müzik sanatçılarıyla Taylor Swift, Ed Sheeran, Coldplay, Dua Lipa, Michael Jackson ve Hans Zimmer gibi modern büyük yıldızların eserlerini birleştirmeye çalışıyorum. Bu konseptle dünya çapında milyonlarca izlenmeye ulaştım. dedi.Vuille, klasik müziğin öldüğünü savunarak, İnsanlar artık konserlere gitmiyor, dinleyici kitlesi gittikçe yaşlanıyor. Bu kitlenin daha fazla gelişime ihtiyacı var, kendini yenilemesi gerekiyor. Eğer klasik müziği Hans Zimmer'ın film müzikleriyle ya da Taylor Swift'le birleştirirseniz, konser salonlarını hemen doldurursunuz. Bu bağlantı sayesinde çok daha fazla genç insan klasik senfoni orkestralarına gelir. Bu önemli ve bizim kültürümüz. dedi.Gençlerin klasik müzikle çok yakın olmadığına değinen başarılı sanatçı, şunları kaydetti:Klasik müzik çok akademik, çok zeki bir müzik diyebiliriz çünkü Mozart gibi insanlar birer dahi. Bu biraz yemek gibi. Normal insanlar McDonald's'ı seviyor biliyorsunuz. McDonald's kötü bir yemek ama insanlar seviyor çünkü kolay, rahat, hemen tüketiliyor, güzel kokuyor. Birçok insan belki Michelin yıldızlı şeflerin yemekleri yerine McDonald's'ı tercih eder. Müzikte de aynı şey var. İnsanlar dört akorlu, basit, ticari pop müziği, Mozart senfonileri gibi yüksek kültür eserlerinden daha çok seviyor. Bu iki dünyayı birleştirmeliyiz. Yeni bir tarz, yeni bir müzik anlayışı kurmalıyız.- Sadece güzel müzik çalmak artık yeterli değilVuille, hikaye anlatıcılığının sosyal medyadaki önemine işaret ederek, Bugünlerde algoritma hikaye anlatımını öne çıkarıyor. 3 yıl önce sadece doğada, ormanda güzel bir şarkı çalabiliyordum ve 30-40 milyon izlenme alıyordum. Ama artık sistem şöyle işliyor, sokağa gidiyorum, biri geliyor ve 'Michael Jackson çalar mısın?' diyor. Ben çalıyorum, sonra küçük bir çocuk geliyor ve benimle birlikte şarkı söylüyor. İnsanlar bir hikaye görmek istiyor. Yani biri geliyor, şarkı söylüyor ve böylece insanlar etkileşime giriyor. Sadece güzel müzik çalmak artık yeterli değil. Bir hikaye oluşturmanız gerekiyor. şeklinde konuştu.Kendi yaptığı çellosu ve sinematik anlatımı ile 1 Kasım'da AKM Türk Telekom Opera Salonu'nda konser vereceğini söyleyen sanatçı Vuille, Bu, Türkiye'deki ilk konserim olacak. Türkiye'de yüzbinlerce takipçim, hayranım var. Bu yüzden bilet alın ve konsere gelin. Harika olacak. Ayrıca Türkiye'nin en sevilen şarkıcılarından bazı parçalar da çalacağım. Mesela Tarkan şarkıları gibi...  ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kapadokya'daki konaklama tesisi sayısı son 7 yılda yüzde 100'ün üzerine çıktı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kapadokya-daki-konaklama-tesisi-sayisi-son-7-yilda-yuzde-100-un-uzerine-cikti/853797/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kapadokya-daki-konaklama-tesisi-sayisi-son-7-yilda-yuzde-100-un-uzerine-cikti/853797/</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 11:03:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Nevşehir — Kapadokya Otelciler ve Turistik İşletmeciler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Sucu: - Kapadokya bölgesinin kültür turizmi alanı olması nedeniyle bölgeye gelen ziyaretçilerimiz butik otellere rağbet gösteriyor - Turizmci Mehmet Dinler: - Talep bağlamında bölgemizdeki turizm yatırımları içinde konaklama tesisi yatırımları da pay aldı. Bunu artan talebin yatırıma yansıması olarak özetleyebiliriz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Nevşehir Haberleri — BEHÇET ALKAN - Peribacaları, sıcak hava balonları, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle dünyanın önemli turizm destinasyonları arasında gösterilen Kapadokya'da konaklama tesislerinin sayısı son 7 yılda yüzde 100'ü geçti.Kültür ve Turizm Bakanlığı verileri ile sektör temsilcilerinden derlenen bilgilere göre, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Kapadokya'da turizm hareketliliğinin artmasıyla konaklama yatırımları da hız kazandı.Kaya oyma mağara otel ve lüks konaklama konseptlerine yönelik yatırımların yoğunlaştığı bölgede, yeni tesislerin devreye alınmasıyla yatak kapasitesi önemli ölçüde yükseldi.Balon turizmi, gastronomi, kültür rotaları, trekking parkurları ve kış dönemine yönelik alternatif etkinliklerin çeşitlenmesiyle Kapadokya, yılın dört mevsimi ziyaretçi ağırlayan bir turizm merkezine dönüştü.Kapadokya'da 2019 yılında 343 konaklama tesisinde 11 bin oda ve 24 bin 208 yatak kapasitesi bulunurken, 2026 yılının ilk çeyreği itibarıyla tesis sayısı 764'e, oda sayısı 15 bin 238'e, yatak kapasitesi de 31 bin 150'ye yükseldi. Böylece tesis sayısında 7 yılda yüzde 100'ün üzerinde artış sağlandı.Turizm sektöründeki büyümenin yalnızca klasik otel yatırımlarıyla sınırlı kalmadığı bölgede, alternatif konaklama modelleri de yaygınlaşmaya başladı.Geçen yıl itibarıyla hizmete sunulan turizm amaçlı 117 kiralık konuttaki 450 oda ve 1484 yatak kapasitesi, konaklama imkanına ek kapasite oluşturdu.- Verilerdeki konaklama tesisi artışları butik otellerden kaynaklanmaktadırKapadokya Otelciler ve Turistik İşletmeciler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Sucu, AA muhabirine, bölgede artan tesis sayısının, bölge ekonomisine istihdam ve hizmet sektörü açısından da katkı sunduğunu söyledi.Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu desteği gibi devlet katkılarının bölgedeki tesis sayısının artırılmasına fayda sağladığını belirten Sucu, turizmin büyümesinin ulaşım gibi altyapı imkanlarının da büyümesine zemin sunduğunu ifade etti.Sucu, bölgeye gelen turistlerin sunulan hizmetler sayesinde memnun ayrıldığını dile getirerek, şunları kaydetti:Kapadokya bölgesinin kültür turizmi alanı olması nedeniyle bölgeye gelen ziyaretçilerimiz butik otellere rağbet gösteriyor. Dünyada eşi benzeri olmayan, bölgeye has mağara otellerimiz ve yine bölgenin doğal taşından yapılmış otellerimiz ilgi çekmektedir. Verilerdeki konaklama tesisi artışları butik otellerden kaynaklanmaktadır. Kapadokya Havalimanı'ndaki kapasite ciddi boyutta büyütüldü. Yakınımızdaki Kayseri Havalimanı'nda da genişleme çalışması yapıldı. Uçuş sayısı ve diğer alternatif ulaşım koşulları da artmaya başladı. Bu değerlerle beraber otel sayımızın ve bölgedeki aktivitelerin artmasının da bölgeye gelecek turist sayısında ciddi boyutta artış sağlayacağına inanıyorum.- Dünya turizminde de marka haline geldiBölgede otelcilik alanında da faaliyet yürüten şirketler grubunun sahibi Mehmet Dinler de yatırımlarla Kapadokya'nın Türkiye turizminde olduğu kadar dünya turizminde de marka haline geldiğini söyledi.Dinler, bölgenin, Türkiye'nin gözde turizm merkezlerinden İstanbul, Antalya ve Bodrum'la aynı düzeyde anılır hale geldiğini belirtti.Turizmi bacasız sanayi olarak nitelendiren ve Kapadokya'daki konaklama tesislerinin kaliteli hizmet sunulan kurumsallaşmış yapıda olduğunu vurgulayan Dinler, şöyle konuştu:Marka bilinirliğinin artması talebi olumlu yönde etkiledi. Talep bağlamında bölgemizdeki turizm yatırımları içinde konaklama tesisi yatırımları da pay aldı. Bunu artan talebin yatırıma yansıması olarak özetleyebiliriz. Yabancı misafirlerimiz Türkiye'ye gelirken bazen birkaç ülkeyi bu seyahat paketine dahil ediyor veya doğrudan Türkiye'ye geliyor. Yıllardır maalesef Kapadokya'mızın ortalama geceleme süresi 2 gece ama umarım bunu artan nitelikli yatırımlarla beraber 3 geceye çıkartacağız. Çok rahatlıkla söyleyebilirim ki bölgemizde yer alan farklı sınıflandırmalara tabi ve farklı bütçelere uygun tesislerin misafir memnuniyet ortalaması hem Türkiye'deki hem de Avrupa'daki popüler turizm destinasyonlarına kıyasla daha yüksek puana sahip.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Nevşehir Haberleri — BEHÇET ALKAN - Peribacaları, sıcak hava balonları, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle dünyanın önemli turizm destinasyonları arasında gösterilen Kapadokya'da konaklama tesislerinin sayısı son 7 yılda yüzde 100'ü geçti.Kültür ve Turizm Bakanlığı verileri ile sektör temsilcilerinden derlenen bilgilere göre, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Kapadokya'da turizm hareketliliğinin artmasıyla konaklama yatırımları da hız kazandı.Kaya oyma mağara otel ve lüks konaklama konseptlerine yönelik yatırımların yoğunlaştığı bölgede, yeni tesislerin devreye alınmasıyla yatak kapasitesi önemli ölçüde yükseldi.Balon turizmi, gastronomi, kültür rotaları, trekking parkurları ve kış dönemine yönelik alternatif etkinliklerin çeşitlenmesiyle Kapadokya, yılın dört mevsimi ziyaretçi ağırlayan bir turizm merkezine dönüştü.Kapadokya'da 2019 yılında 343 konaklama tesisinde 11 bin oda ve 24 bin 208 yatak kapasitesi bulunurken, 2026 yılının ilk çeyreği itibarıyla tesis sayısı 764'e, oda sayısı 15 bin 238'e, yatak kapasitesi de 31 bin 150'ye yükseldi. Böylece tesis sayısında 7 yılda yüzde 100'ün üzerinde artış sağlandı.Turizm sektöründeki büyümenin yalnızca klasik otel yatırımlarıyla sınırlı kalmadığı bölgede, alternatif konaklama modelleri de yaygınlaşmaya başladı.Geçen yıl itibarıyla hizmete sunulan turizm amaçlı 117 kiralık konuttaki 450 oda ve 1484 yatak kapasitesi, konaklama imkanına ek kapasite oluşturdu.- Verilerdeki konaklama tesisi artışları butik otellerden kaynaklanmaktadırKapadokya Otelciler ve Turistik İşletmeciler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Sucu, AA muhabirine, bölgede artan tesis sayısının, bölge ekonomisine istihdam ve hizmet sektörü açısından da katkı sunduğunu söyledi.Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu desteği gibi devlet katkılarının bölgedeki tesis sayısının artırılmasına fayda sağladığını belirten Sucu, turizmin büyümesinin ulaşım gibi altyapı imkanlarının da büyümesine zemin sunduğunu ifade etti.Sucu, bölgeye gelen turistlerin sunulan hizmetler sayesinde memnun ayrıldığını dile getirerek, şunları kaydetti:Kapadokya bölgesinin kültür turizmi alanı olması nedeniyle bölgeye gelen ziyaretçilerimiz butik otellere rağbet gösteriyor. Dünyada eşi benzeri olmayan, bölgeye has mağara otellerimiz ve yine bölgenin doğal taşından yapılmış otellerimiz ilgi çekmektedir. Verilerdeki konaklama tesisi artışları butik otellerden kaynaklanmaktadır. Kapadokya Havalimanı'ndaki kapasite ciddi boyutta büyütüldü. Yakınımızdaki Kayseri Havalimanı'nda da genişleme çalışması yapıldı. Uçuş sayısı ve diğer alternatif ulaşım koşulları da artmaya başladı. Bu değerlerle beraber otel sayımızın ve bölgedeki aktivitelerin artmasının da bölgeye gelecek turist sayısında ciddi boyutta artış sağlayacağına inanıyorum.- Dünya turizminde de marka haline geldiBölgede otelcilik alanında da faaliyet yürüten şirketler grubunun sahibi Mehmet Dinler de yatırımlarla Kapadokya'nın Türkiye turizminde olduğu kadar dünya turizminde de marka haline geldiğini söyledi.Dinler, bölgenin, Türkiye'nin gözde turizm merkezlerinden İstanbul, Antalya ve Bodrum'la aynı düzeyde anılır hale geldiğini belirtti.Turizmi bacasız sanayi olarak nitelendiren ve Kapadokya'daki konaklama tesislerinin kaliteli hizmet sunulan kurumsallaşmış yapıda olduğunu vurgulayan Dinler, şöyle konuştu:Marka bilinirliğinin artması talebi olumlu yönde etkiledi. Talep bağlamında bölgemizdeki turizm yatırımları içinde konaklama tesisi yatırımları da pay aldı. Bunu artan talebin yatırıma yansıması olarak özetleyebiliriz. Yabancı misafirlerimiz Türkiye'ye gelirken bazen birkaç ülkeyi bu seyahat paketine dahil ediyor veya doğrudan Türkiye'ye geliyor. Yıllardır maalesef Kapadokya'mızın ortalama geceleme süresi 2 gece ama umarım bunu artan nitelikli yatırımlarla beraber 3 geceye çıkartacağız. Çok rahatlıkla söyleyebilirim ki bölgemizde yer alan farklı sınıflandırmalara tabi ve farklı bütçelere uygun tesislerin misafir memnuniyet ortalaması hem Türkiye'deki hem de Avrupa'daki popüler turizm destinasyonlarına kıyasla daha yüksek puana sahip.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/kapadokya-daki-konaklama-tesisi-sayisi-son-7-yilda-yuzde-100-un-uzerine-cikti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>84 yaşında kendinden kök hücre nakli yapılan sayılı hastalardan oldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/84-yasinda-kendinden-kok-hucre-nakli-yapilan-sayili-hastalardan-oldu/853796/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/84-yasinda-kendinden-kok-hucre-nakli-yapilan-sayili-hastalardan-oldu/853796/</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 11:03:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Konya — Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kök Hücre Nakli Ünitesi Koordinatörü Doç. Dr. Mustafa Merter: - Literatür araştırmamıza göre Türkiye'de bu tanıyla kendinden ilik nakli yapılan en yaşlı hasta. Dünyada ise nakil yapılan en yaşlı ikinci hasta - 84 yaşında bir hastada bu tedavinin nasıl uygulanabildiğini meslektaşlarımızla paylaşmak gerekiyor. Bu vaka, kronolojik yaştan çok kişinin fiziksel durumunun belirleyici olduğunu gösteriyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Konya Haberleri — ABDULLAH DOĞAN - Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 84 yaşındaki hastaya kendinden kök hücre nakli yapıldı.Konya'nın Karapınar ilçesinde yaşayan Fevzi Uğur, belinde hissettiği ağrı ve halsizlik şikayetleriyle hastaneye başvurdu.Belindeki kitlenin ameliyatla alınmasının ardından Uğur'a, yönlendirildiği hematoloji bölümünde lenf kanseri teşhisi konuldu.NEÜ Dahili Tıp Bilimleri İç Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Demircioğlu ve Kök Hücre Nakli Ünitesi Koordinatörü Doç. Dr. Mustafa Merter hastanın genel sağlık durumunu değerlendirdi.Değerlendirmeler sonucunda, kemoterapi sonrası ileri yaşına rağmen otolog kök hücre nakli (kendinden kök hücre nakli) yapılmasına karar verildi.Nakil sürecinin başarıyla tamamlanması sonrasında hasta taburcu edildi.- Bu yaşta kök hücre nakli gibi ağır bir tedaviyi bu kadar iyi tolere etmesi bizi de şaşırttıDoç. Dr. Mustafa Merter, AA muhabirine, lenfomanın hematolojide sık görülen bir hastalık olduğunu, otolog kök hücre naklinin öncelikli tedavi yöntemlerinden biri olarak tercih edildiğini söyledi.Ancak bu tedavinin genellikle ileri yaş grubunda uygulanamadığına değinen Merter, şöyle konuştu:Bu hastamız 84 yaşında. Literatür araştırmamıza göre Türkiye'de bu tanıyla kendinden ilik nakli yapılan en yaşlı hasta. Dünyada ise nakil yapılan en yaşlı ikinci hasta. 86 yaşında İngiltere'den bir hasta bulunuyor. Onun dışında şimdiye kadar bu tedaviyi alabilmiş en yaşlı ikinci hasta. Bu yaşta kök hücre nakli gibi ağır bir tedaviyi bu kadar iyi tolere etmesi bizi de şaşırttı. Bu yaş grubunda lenfomada beklenen yaşam süresi genellikle bir yılın altındadır. Tek şifa sağlayıcı tedavi nakildir. Yaşı nedeniyle başta tereddüt ettik ancak fiziksel performansının iyi olması nedeniyle tedaviye karar verdik.Tedavinin ardından hastada aktif hastalık bulgusunun görülmediğini anlatan Merter, kemik iliğinin yeniden çalışmaya başladığını, hastanın kendisini toparladığını dile getirdi.Merter, vakanın akademik yayın haline getirilebileceğini belirterek 84 yaşında bir hastada bu tedavinin nasıl uygulanabildiğini meslektaşlarımızla paylaşmak gerekiyor. Bu vaka, kronolojik yaştan çok kişinin fiziksel durumunun belirleyici olduğunu gösteriyor. dedi.- Hastadan alınan kök hücre eksi 196 derecede saklanıyorProf. Dr. Sinan Demircioğlu ise nakil sürecinin ortalama iki hafta sürdüğünü anlattı. En riskli dönemin bağışıklık sisteminin zayıfladığı süreç olduğuna işaret eden Demircioğlu, Önce hastanın kök hücreleri damar yoluyla toplanıp eksi 196 derecede saklanıyor. Daha sonra yüksek doz kemoterapi uygulanıyor ve ardından dondurulan kök hücreler yeniden hastaya veriliyor. Bu hücreler kemik iliğinin tekrar çalışmasını sağlıyor. diye konuştu.Demircioğlu, ileri yaştaki hastaya uygulanan nakil sürecine ilişkin ise Hastamız büyük zorluklar yaşamadı. Genç hastalara benzer bir süreç geçirerek tedaviyi başarılı şekilde atlattı. Şu anda yürüyerek kontrollerine gelebiliyor. dedi.Tedavi sürecini anlatan Fevzi Uğur ise kanser teşhisi konulduğunda üzüldüğünü ancak nakil sonrası kendisini iyi hissettiğini kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Konya Haberleri — ABDULLAH DOĞAN - Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 84 yaşındaki hastaya kendinden kök hücre nakli yapıldı.Konya'nın Karapınar ilçesinde yaşayan Fevzi Uğur, belinde hissettiği ağrı ve halsizlik şikayetleriyle hastaneye başvurdu.Belindeki kitlenin ameliyatla alınmasının ardından Uğur'a, yönlendirildiği hematoloji bölümünde lenf kanseri teşhisi konuldu.NEÜ Dahili Tıp Bilimleri İç Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Demircioğlu ve Kök Hücre Nakli Ünitesi Koordinatörü Doç. Dr. Mustafa Merter hastanın genel sağlık durumunu değerlendirdi.Değerlendirmeler sonucunda, kemoterapi sonrası ileri yaşına rağmen otolog kök hücre nakli (kendinden kök hücre nakli) yapılmasına karar verildi.Nakil sürecinin başarıyla tamamlanması sonrasında hasta taburcu edildi.- Bu yaşta kök hücre nakli gibi ağır bir tedaviyi bu kadar iyi tolere etmesi bizi de şaşırttıDoç. Dr. Mustafa Merter, AA muhabirine, lenfomanın hematolojide sık görülen bir hastalık olduğunu, otolog kök hücre naklinin öncelikli tedavi yöntemlerinden biri olarak tercih edildiğini söyledi.Ancak bu tedavinin genellikle ileri yaş grubunda uygulanamadığına değinen Merter, şöyle konuştu:Bu hastamız 84 yaşında. Literatür araştırmamıza göre Türkiye'de bu tanıyla kendinden ilik nakli yapılan en yaşlı hasta. Dünyada ise nakil yapılan en yaşlı ikinci hasta. 86 yaşında İngiltere'den bir hasta bulunuyor. Onun dışında şimdiye kadar bu tedaviyi alabilmiş en yaşlı ikinci hasta. Bu yaşta kök hücre nakli gibi ağır bir tedaviyi bu kadar iyi tolere etmesi bizi de şaşırttı. Bu yaş grubunda lenfomada beklenen yaşam süresi genellikle bir yılın altındadır. Tek şifa sağlayıcı tedavi nakildir. Yaşı nedeniyle başta tereddüt ettik ancak fiziksel performansının iyi olması nedeniyle tedaviye karar verdik.Tedavinin ardından hastada aktif hastalık bulgusunun görülmediğini anlatan Merter, kemik iliğinin yeniden çalışmaya başladığını, hastanın kendisini toparladığını dile getirdi.Merter, vakanın akademik yayın haline getirilebileceğini belirterek 84 yaşında bir hastada bu tedavinin nasıl uygulanabildiğini meslektaşlarımızla paylaşmak gerekiyor. Bu vaka, kronolojik yaştan çok kişinin fiziksel durumunun belirleyici olduğunu gösteriyor. dedi.- Hastadan alınan kök hücre eksi 196 derecede saklanıyorProf. Dr. Sinan Demircioğlu ise nakil sürecinin ortalama iki hafta sürdüğünü anlattı. En riskli dönemin bağışıklık sisteminin zayıfladığı süreç olduğuna işaret eden Demircioğlu, Önce hastanın kök hücreleri damar yoluyla toplanıp eksi 196 derecede saklanıyor. Daha sonra yüksek doz kemoterapi uygulanıyor ve ardından dondurulan kök hücreler yeniden hastaya veriliyor. Bu hücreler kemik iliğinin tekrar çalışmasını sağlıyor. diye konuştu.Demircioğlu, ileri yaştaki hastaya uygulanan nakil sürecine ilişkin ise Hastamız büyük zorluklar yaşamadı. Genç hastalara benzer bir süreç geçirerek tedaviyi başarılı şekilde atlattı. Şu anda yürüyerek kontrollerine gelebiliyor. dedi.Tedavi sürecini anlatan Fevzi Uğur ise kanser teşhisi konulduğunda üzüldüğünü ancak nakil sonrası kendisini iyi hissettiğini kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bursa'da 20 yıldır üretilen terminatör böcek Türkiye'nin ormanlarını zararlılardan koruyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bursa-da-20-yildir-uretilen-terminator-bocek-turkiye-nin-ormanlarini-zararlilardan-koruyor/853795/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bursa-da-20-yildir-uretilen-terminator-bocek-turkiye-nin-ormanlarini-zararlilardan-koruyor/853795/</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 11:03:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Bursa — Bursa Orman Bölge Müdürlüğü bünyesindeki laboratuvar ortamında üretilen terminatör böcek ormanlarda ağaçlara zarar veren çam kese böcekleriyle mücadelede kullanılıyor - Orman Zararlılarıyla Mücadele Şube Müdürü Bünyamin Arslan: - Biyolojik çeşitliliğe zarar vermeden etkin sonuç alabilmek için biyolojik, biyoteknik ve mekanik yöntemlerin tamamını zararlının yoğunluğuna göre bir arada kullanıyoruz. Laboratuvarımızda ürettiğimiz böceklerimizi Türkiye'deki tüm ormanlık alanlara gönderiyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Bursa Haberleri — MUSTAFA BİKEÇ - Orman zararlısı çam kese böcekleriyle mücadele kapsamında Bursa Orman Bölge Müdürlüğü Biyolojik Mücadele Laboratuvarı'nda 20 yıldır üretilen terminatör böcek (calosoma sycophanta), Türkiye'nin dört bir yanındaki ormanlara salınıyor.Ormanlarda oluşturduğu tahribat nedeniyle dumansız yangın olarak nitelendirilen zararlı böceklerle mücadele amacıyla Bursa Orman Bölge Müdürlüğü bünyesinde 2006'dan bu yana terminatör böcek üretiliyor.Türkiye genelindeki ormanlarda gerekli görülen bölgelere bırakılan bu böcekler doğal dengenin sağlanmasına katkı sağlıyor.Bursa Orman Bölge Müdürlüğü Orman Zararlılarıyla Mücadele Şube Müdürü Bünyamin Arslan, AA muhabirine, müdürlük bünyesindeki laboratuvarda 20 yıldır faydalı böcek üretimi yapıldığını söyledi.Laboratuvarın 2018 yılında yenilendiğini belirten Arslan, üretim kapasitesiyle böcek çeşitliliğinin de artırıldığını anlattı.Arslan, sürdürülebilir orman yönetimi anlayışı doğrultusunda doğayla uyumlu mücadele yöntemleri uygulandığını dile getirerek, Böcek zararlısına karşı yürütülen çalışmalarda öncelikle zararlının popülasyonunu azaltmayı ve ilerleyen süreçte bozulan doğal dengenin yeniden kurulmasını hedefliyoruz. dedi.Çam kese böceklerinin çam ağaçlarının yapraklarını yiyerek beslendiğini anlatan Arslan, yaprak kaybına bağlı olarak fotosentez yapamayan ağaçların zayıf düştüğünü ve başka hastalıklara karşı savunmasız hale geldiğini kaydetti.Arslan, bu zararlıyla mücadele edilmemesi halinde ağaçların kuruyabileceğine işaret ederek, şöyle konuştu:Çam kese böceklerinin ağaçların yanı sıra insan ve hayvan sağlığına da zararları vardır. Çam kese böceği tırtıl döneminde vücutlarında zehirli ve tüysü yapılar taşır. Bu yapı alerjik reaksiyonlara, cilt tahrişine sebep olur. Vatandaşlarımızı bu konuda uyaralım özellikle çam kese böceklerinin yoğun olduğu bölgelerde piknik yaparken veya yürüyüş yaparken bu tırtıllara ve beyaz keselerine kesinlikle dokunulmamalıdır. Evcil hayvanların yemesi engellenmelidir.Terminatör böcek olarak bilinen calosoma sycophanta türünün, doğadaki besin zinciri içinde çam kese böceğinin larvalarıyla beslendiğini aktaran Arslan, amaçlarının zararlıyı tamamen yok etmek değil, popülasyonunu azaltarak doğal dengeyi korumak olduğunu söyledi.- 20 yılda 467 bin 835 terminatör böcek üretildiArslan, mart ayında ormanlık alanlardan toplanan anaç böceklerden laboratuvar ortamında üretim yapıldığını, nisan-mayıs döneminde zararlının görüldüğü alanlarda ağaç diplerine salım gerçekleştirildiğini dile getirerek, 2006 yılından bu yana laboratuvarımızda 467 bin 835 terminatör böcek üretilerek zararlının tespit edildiği ormanlara salım yapıldı. diye konuştu.Biyolojik mücadele çalışmalarının zaman ve sabır istediğini, bu yıl 27 bin böcek üretildiğini vurgulayan Arslan, sözlerini şöyle tamamladı:Biyolojik çeşitliliğe zarar vermeden etkin sonuç alabilmek için biyolojik, biyoteknik ve mekanik yöntemlerin tamamını zararlının yoğunluğuna göre bir arada kullanıyoruz. Laboratuvarımızda ürettiğimiz böceklerimizi Türkiye'deki tüm ormanlık alanlara gönderiyoruz. Kastamonu, Yalova, Bilecik ve yine diğer bölgelere de ihtiyaç ve talep doğrultusunda zararlıların olduğu alanlara gönderiyoruz. Ürettiğimiz böceklerin yıllık ortalama 10-15 binini diğer bölgelere gönderiyoruz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Bursa Haberleri — MUSTAFA BİKEÇ - Orman zararlısı çam kese böcekleriyle mücadele kapsamında Bursa Orman Bölge Müdürlüğü Biyolojik Mücadele Laboratuvarı'nda 20 yıldır üretilen terminatör böcek (calosoma sycophanta), Türkiye'nin dört bir yanındaki ormanlara salınıyor.Ormanlarda oluşturduğu tahribat nedeniyle dumansız yangın olarak nitelendirilen zararlı böceklerle mücadele amacıyla Bursa Orman Bölge Müdürlüğü bünyesinde 2006'dan bu yana terminatör böcek üretiliyor.Türkiye genelindeki ormanlarda gerekli görülen bölgelere bırakılan bu böcekler doğal dengenin sağlanmasına katkı sağlıyor.Bursa Orman Bölge Müdürlüğü Orman Zararlılarıyla Mücadele Şube Müdürü Bünyamin Arslan, AA muhabirine, müdürlük bünyesindeki laboratuvarda 20 yıldır faydalı böcek üretimi yapıldığını söyledi.Laboratuvarın 2018 yılında yenilendiğini belirten Arslan, üretim kapasitesiyle böcek çeşitliliğinin de artırıldığını anlattı.Arslan, sürdürülebilir orman yönetimi anlayışı doğrultusunda doğayla uyumlu mücadele yöntemleri uygulandığını dile getirerek, Böcek zararlısına karşı yürütülen çalışmalarda öncelikle zararlının popülasyonunu azaltmayı ve ilerleyen süreçte bozulan doğal dengenin yeniden kurulmasını hedefliyoruz. dedi.Çam kese böceklerinin çam ağaçlarının yapraklarını yiyerek beslendiğini anlatan Arslan, yaprak kaybına bağlı olarak fotosentez yapamayan ağaçların zayıf düştüğünü ve başka hastalıklara karşı savunmasız hale geldiğini kaydetti.Arslan, bu zararlıyla mücadele edilmemesi halinde ağaçların kuruyabileceğine işaret ederek, şöyle konuştu:Çam kese böceklerinin ağaçların yanı sıra insan ve hayvan sağlığına da zararları vardır. Çam kese böceği tırtıl döneminde vücutlarında zehirli ve tüysü yapılar taşır. Bu yapı alerjik reaksiyonlara, cilt tahrişine sebep olur. Vatandaşlarımızı bu konuda uyaralım özellikle çam kese böceklerinin yoğun olduğu bölgelerde piknik yaparken veya yürüyüş yaparken bu tırtıllara ve beyaz keselerine kesinlikle dokunulmamalıdır. Evcil hayvanların yemesi engellenmelidir.Terminatör böcek olarak bilinen calosoma sycophanta türünün, doğadaki besin zinciri içinde çam kese böceğinin larvalarıyla beslendiğini aktaran Arslan, amaçlarının zararlıyı tamamen yok etmek değil, popülasyonunu azaltarak doğal dengeyi korumak olduğunu söyledi.- 20 yılda 467 bin 835 terminatör böcek üretildiArslan, mart ayında ormanlık alanlardan toplanan anaç böceklerden laboratuvar ortamında üretim yapıldığını, nisan-mayıs döneminde zararlının görüldüğü alanlarda ağaç diplerine salım gerçekleştirildiğini dile getirerek, 2006 yılından bu yana laboratuvarımızda 467 bin 835 terminatör böcek üretilerek zararlının tespit edildiği ormanlara salım yapıldı. diye konuştu.Biyolojik mücadele çalışmalarının zaman ve sabır istediğini, bu yıl 27 bin böcek üretildiğini vurgulayan Arslan, sözlerini şöyle tamamladı:Biyolojik çeşitliliğe zarar vermeden etkin sonuç alabilmek için biyolojik, biyoteknik ve mekanik yöntemlerin tamamını zararlının yoğunluğuna göre bir arada kullanıyoruz. Laboratuvarımızda ürettiğimiz böceklerimizi Türkiye'deki tüm ormanlık alanlara gönderiyoruz. Kastamonu, Yalova, Bilecik ve yine diğer bölgelere de ihtiyaç ve talep doğrultusunda zararlıların olduğu alanlara gönderiyoruz. Ürettiğimiz böceklerin yıllık ortalama 10-15 binini diğer bölgelere gönderiyoruz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/bursa-da-20-yildir-uretilen-terminator-bocek-turkiye-nin-ormanlarini-zararlilardan-koruyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Batman'da Yaşayan Kütüphane kırsaldaki öğrencileri teknoloji ile buluşturuyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/batman-da-yasayan-kutuphane-kirsaldaki-ogrencileri-teknoloji-ile-bulusturuyor/853793/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/batman-da-yasayan-kutuphane-kirsaldaki-ogrencileri-teknoloji-ile-bulusturuyor/853793/</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 11:03:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Batman — Valilik, Kaymakamlık ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı işbirliğiyle Sason ilçesinde hizmete giren Yaşayan Kütüphaneden 3 ayda 1500 öğrenci yararlandı - Sason Kaymakamı Furkan Başar: - Öğrencilerimiz burada VR gözlüklerle sanal turlara katılırken aynı zamanda yazılım ve kodlama alanında eğitimler alıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Batman Haberleri — METİN ÖZMEN - Batman'ın Sason ilçesindeki Yaşayan Kütüphane kırsaldaki öğrencileri teknoloji ile buluşturuyor.Valilik, Kaymakamlık ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı işbirliğiyle Sason ilçesinde kırsaldaki öğrencileri teknoloji ile buluşturmak amacıyla oluşturulan Yaşayan Kütüphane mart ayında hizmete girdi.Kütüphane bünyesinde oluşturulan metaverse sınıfı, robotik kodlama sınıfı, çocuk kulübü ve dijital kütüphane bölümleriyle öğrencilerin teknolojiye erişimi artırıldı.Özellikle kırsal mahalle ve köylerde yaşayan öğrenciler sanal gerçeklik uygulamalarıyla tarihi ve kültürel mekanları dijital ortamda gezebiliyor.Kütüphanede, robotik kodlama, yapay zeka, bilişim teknolojileri ve sanal gerçeklik uygulamalarıyla öğrenciler hem eğleniyor hem de teknolojik gelişmeleri yaşayarak öğrenme fırsatı buluyor.Sason Kaymakamı Furkan Başar, AA muhabirine, kütüphanenin kısa sürede öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği bir eğitim alanına dönüştüğünü söyledi.Kütüphanede şimdiye kadar 1500 öğrenciyi misafir ettiklerini anlatan Başar, Öğrencilerimiz burada VR gözlüklerle sanal turlara katılırken aynı zamanda yazılım ve kodlama alanında eğitimler alıyor. dedi.- Merkezi çağın ihtiyaçlarına göre dizayn ettikİlçe Milli Eğitim Müdürü İdris Cihan da merkezin yalnızca kitap okuma alanı olmadığını dile getirdi.Kütüphane deyince akla kitapların yoğun olduğu alanlar geldiğini vurgulayan Cihan, Ancak bu merkezi tamamen çağın ihtiyaçlarına göre dizayn ettik. Kütüphanede bilişim, robotik kodlama, yapay zeka atölyesi ve sanal gerçeklik gözlüklerinin bulunduğu özel alanlarımız var. Amacımız çocuklarımızı çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde yetiştirmek. Bizim için en önemli konu fırsat eşitliğidir. Kırsalda yaşayan çocuklarımızın da çağın gerektirdiği eğitim imkanlarından mahrum kalmamasını istiyoruz. Çocuklarımız burada hem eğleniyor hem öğreniyor hem de yaşayarak öğrenme becerisi kazanıyor. diye konuştu.Kütüphane sorumlusu ve bilgisayar öğretmeni Semih Çetiner ise merkezde okul öncesinden ortaokul seviyesine kadar farklı yaş gruplarına yönelik eğitimler verildiğini söyledi.Küçük yaş grubuyla bilgisayarsız kodlama çalışmaları yaptıklarını, ileri yaş gruplarına ise robotik ve blok tabanlı kodlama eğitimleri verildiğini anlatan Çetiner, kütüphanede aktif şekilde eğitimlerin sürdüğünü, okul saatleri dışında da öğrencilerin kütüphanede ders alabildiğini belirtti. - Yazdığımız kodlarla bazı sistemleri çalıştırıyoruzÖğrencilerden Safiye Hüma Özmen, kütüphanede kodlama eğitimi aldıklarına değinerek, Burada kodlar yazıyoruz. Yazdığımız kodlarla bazı sistemleri çalıştırıyoruz. Bu şekilde yeni şeyler öğreniyoruz. ifadelerini kullandı. Umut Eymen Barış ise kodlama eğitimleri sayesinde farklı projeler geliştirdiklerini vurgulayarak, Burada araba ve trafik ışığı gibi sistemler yapıyoruz. Gelecekte bu çalışmalar sayesinde icatlar yapabiliriz. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Batman Haberleri — METİN ÖZMEN - Batman'ın Sason ilçesindeki Yaşayan Kütüphane kırsaldaki öğrencileri teknoloji ile buluşturuyor.Valilik, Kaymakamlık ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı işbirliğiyle Sason ilçesinde kırsaldaki öğrencileri teknoloji ile buluşturmak amacıyla oluşturulan Yaşayan Kütüphane mart ayında hizmete girdi.Kütüphane bünyesinde oluşturulan metaverse sınıfı, robotik kodlama sınıfı, çocuk kulübü ve dijital kütüphane bölümleriyle öğrencilerin teknolojiye erişimi artırıldı.Özellikle kırsal mahalle ve köylerde yaşayan öğrenciler sanal gerçeklik uygulamalarıyla tarihi ve kültürel mekanları dijital ortamda gezebiliyor.Kütüphanede, robotik kodlama, yapay zeka, bilişim teknolojileri ve sanal gerçeklik uygulamalarıyla öğrenciler hem eğleniyor hem de teknolojik gelişmeleri yaşayarak öğrenme fırsatı buluyor.Sason Kaymakamı Furkan Başar, AA muhabirine, kütüphanenin kısa sürede öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği bir eğitim alanına dönüştüğünü söyledi.Kütüphanede şimdiye kadar 1500 öğrenciyi misafir ettiklerini anlatan Başar, Öğrencilerimiz burada VR gözlüklerle sanal turlara katılırken aynı zamanda yazılım ve kodlama alanında eğitimler alıyor. dedi.- Merkezi çağın ihtiyaçlarına göre dizayn ettikİlçe Milli Eğitim Müdürü İdris Cihan da merkezin yalnızca kitap okuma alanı olmadığını dile getirdi.Kütüphane deyince akla kitapların yoğun olduğu alanlar geldiğini vurgulayan Cihan, Ancak bu merkezi tamamen çağın ihtiyaçlarına göre dizayn ettik. Kütüphanede bilişim, robotik kodlama, yapay zeka atölyesi ve sanal gerçeklik gözlüklerinin bulunduğu özel alanlarımız var. Amacımız çocuklarımızı çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde yetiştirmek. Bizim için en önemli konu fırsat eşitliğidir. Kırsalda yaşayan çocuklarımızın da çağın gerektirdiği eğitim imkanlarından mahrum kalmamasını istiyoruz. Çocuklarımız burada hem eğleniyor hem öğreniyor hem de yaşayarak öğrenme becerisi kazanıyor. diye konuştu.Kütüphane sorumlusu ve bilgisayar öğretmeni Semih Çetiner ise merkezde okul öncesinden ortaokul seviyesine kadar farklı yaş gruplarına yönelik eğitimler verildiğini söyledi.Küçük yaş grubuyla bilgisayarsız kodlama çalışmaları yaptıklarını, ileri yaş gruplarına ise robotik ve blok tabanlı kodlama eğitimleri verildiğini anlatan Çetiner, kütüphanede aktif şekilde eğitimlerin sürdüğünü, okul saatleri dışında da öğrencilerin kütüphanede ders alabildiğini belirtti. - Yazdığımız kodlarla bazı sistemleri çalıştırıyoruzÖğrencilerden Safiye Hüma Özmen, kütüphanede kodlama eğitimi aldıklarına değinerek, Burada kodlar yazıyoruz. Yazdığımız kodlarla bazı sistemleri çalıştırıyoruz. Bu şekilde yeni şeyler öğreniyoruz. ifadelerini kullandı. Umut Eymen Barış ise kodlama eğitimleri sayesinde farklı projeler geliştirdiklerini vurgulayarak, Burada araba ve trafik ışığı gibi sistemler yapıyoruz. Gelecekte bu çalışmalar sayesinde icatlar yapabiliriz. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/batman-da-yasayan-kutuphane-kirsaldaki-ogrencileri-teknoloji-ile-bulusturuyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Adana'da takip ettikleri kamyonetten 40 kilogram et çalan 2 zanlı tutuklandı </title>
      <link>https://www.canligaste.com/adana-da-takip-ettikleri-kamyonetten-40-kilogram-et-calan-2-zanli-tutuklandi/853791/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/adana-da-takip-ettikleri-kamyonetten-40-kilogram-et-calan-2-zanli-tutuklandi/853791/</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 11:00:09 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Adana — Şüphelinin, kasasına tutunduğu kamyonetle trafikte ilerlemesi güvenlik kameralarınca görüntülendi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Adana Haberleri — Adana'nın merkez Yüreğir ilçesinde takip ettikleri kamyonetin kasasındaki 40 kilogram eti çalan 2 zanlı tutuklandı.Haydaroğlu Mahallesi Karataş Bulvarı'nda bir şüpheli, Bekir Ç'nin kullandığı kamyonetin kasasına çıktı.Seyir halindeki aracın arkasına gizlenen zanlı, sürücünün trafik ışıklarında durmasını fırsat bilip kasadaki 40 kilogram eti çaldı.Olayı fark eden sürücünün ihbarı üzerine İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Hırsızlık ve Yankesicilik Büro Amirliği ekiplerince çalışma başlatıldı.Çevredeki güvenlik kameralarının kayıtlarını inceleyen ekipler, şüphelinin Ümit Ö. olduğunu ve Coşkun S'nin kullandığı motosikletle olay yerinden kaçtığını belirledi.Gözaltına alınan 2 zanlı, işlemlerinin ardından çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı.Ümit Ö'nün kasasına tutunduğu kamyonetle trafikte ilerlemesi, bölgedeki iş yerlerinin güvenlik kameralarınca kaydedildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Adana Haberleri — Adana'nın merkez Yüreğir ilçesinde takip ettikleri kamyonetin kasasındaki 40 kilogram eti çalan 2 zanlı tutuklandı.Haydaroğlu Mahallesi Karataş Bulvarı'nda bir şüpheli, Bekir Ç'nin kullandığı kamyonetin kasasına çıktı.Seyir halindeki aracın arkasına gizlenen zanlı, sürücünün trafik ışıklarında durmasını fırsat bilip kasadaki 40 kilogram eti çaldı.Olayı fark eden sürücünün ihbarı üzerine İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Hırsızlık ve Yankesicilik Büro Amirliği ekiplerince çalışma başlatıldı.Çevredeki güvenlik kameralarının kayıtlarını inceleyen ekipler, şüphelinin Ümit Ö. olduğunu ve Coşkun S'nin kullandığı motosikletle olay yerinden kaçtığını belirledi.Gözaltına alınan 2 zanlı, işlemlerinin ardından çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı.Ümit Ö'nün kasasına tutunduğu kamyonetle trafikte ilerlemesi, bölgedeki iş yerlerinin güvenlik kameralarınca kaydedildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/adana-da-takip-ettikleri-kamyonetten-40-kilogram-et-calan-2-zanli-tutuklandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Avusturya'da 81 yıl önce meydana gelen Drau Faciası'nda yaşamını yitirenler unutulmadı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/avusturya-da-81-yil-once-meydana-gelen-drau-faciasi-nda-yasamini-yitirenler-unutulmadi/853790/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/avusturya-da-81-yil-once-meydana-gelen-drau-faciasi-nda-yasamini-yitirenler-unutulmadi/853790/</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 10:57:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Kafkas Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Arıhan: - Bizler, bu programlara yalnızca yas olarak değil geleceğe dönük bir aktarım olarak da önem veriyoruz - Irschen Belediye Başkanı Manfred Dulling: - Burada Kafkasyalıları unutmamak ve onların tarihini gelecek nesillere aktarmak için bulunuyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Avusturya’nın Irschen kentinde bir araya gelen Kafkas diasporası, 81 yıl önce Drau Nehri kıyısında yaşanan trajediyi yeniden gündeme taşıdı.Kafkas Vakfı öncülüğünde düzenlenen anma programında, faciada hayatını kaybedenler için dualar edildi.Etkinliğe, Kafkas Vakfı heyetinin yanı sıra Irschen Belediyesi, Irschen Tarih Derneği, Avusturya Çerkes Derneği, Bremen Çerkes Derneği, Belçika Kafkas Kültür Derneği, Paris Çeçen Enstitüsü, Londra Abhaz Adige Derneği, Mönchengladbach Kafkas Kültür Derneği ve Avrupa Çerkes Dernekleri Federasyonu temsilcileri katıldı.Avusturya'nın Lienz kenti yakınlarındaki Drau Nehri kıyısında 8 Mayıs 1945'te Sovyetler Birliği'nden kaçarak İngiliz birliklerine sığınan Kuzey Kafkasyalı mültecilerin, İngilizler tarafından Sovyet ordusuna teslim edilmesiyle yaşanan trajik Drau Faciası, Kuzey Kafkasyalı halkların ortak hafızasında derin izler bırakmaya devam ediyor.Anıt önünde gerçekleştirilen törende yapılan konuşmalarda, Drau Faciası’nın yalnızca geçmişte yaşanmış bir trajedi olmadığı, gelecek nesillere aktarılması gerektiği vurgulandı.- Biz unutmamak için buradayızIrschen Belediye Başkanı Manfred Dulling, törende yaptığı konuşmada, Kafkasyalıları unutmamak ve onların tarihini gelecek nesillere aktarmak için bir araya geldiklerini ifade etti. Anma programlarının bu açıdan önem taşıdığını belirten Dulling, Birbirimize saygı ve sevgiyi hatırlatmak için bir aradayız. diye konuştu.Kafkas Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Arıhan ise facianın 81. yılında hayatını kaybedenleri rahmetle andıklarını dile getirdi. 2025'te gerçekleşen anma programında yer alan ve bu yıl aralarında bulunmayan, katliamın tanıklarından Albert Amberger’i de saygıyla anan Arıhan, Bizler bu programlara yalnızca yas olarak değil, geleceğe dönük bir aktarım olarak da önem veriyoruz. Kafkas Vakfı olarak yıllardır bu hafızanın izini sürdük. Sessiz kalan sesleri duyurmaya, unutulan izleri görünür kılmaya çalıştık. Bu anma alanları, Kafkasyalı halklar için kültürümüzü yaşatan hafıza mekanlarıdır. Unutulan her acı yeniden yaşanır. Biz unutmamak için buradayız. şeklinde konuştu.- “Anıt, insanlığın ortak vicdanının simgesidirIrschen Tarih Derneği Başkanı Hans George Mandler de Drau Faciası'nda hayatını kaybedenlerle kurulan bağın, programa gösterilen yoğun katılımla açıkça görüldüğünü vurguladı. Kafkasyalı General Kılıç Giray'ın kandırılarak Moskova’ya götürüldüğünü dile getiren Mandler, aynı yerde aynı akıbeti paylaşan çok sayıda insanın hayatının​​​​​​​ ellerinden alındığının altını çizdi.Avrupa Çerkes Dernekleri Federasyonu Başkan Yardımcısı Ersan Göztaş ise anmanın herhangi bir halka karşı nefret amacı taşımadığını vurgulayarak, Bugün onları anarken bunu başka halklara karşı nefretle değil, geçmişin acılarının unutulmaması gerektiğine olan inancımızla yapıyoruz. Ancak hatırlayanlar benzer trajedilerin tekrar yaşanmasını engelleyebilir. Drau'daki anıt yalnızca bir anıt değil, aynı zamanda insanlığın ortak vicdanının bir simgesidir. ifadelerini kullandı.Avrupa’dan gelen Kafkas kurumları adına konuşan Mönchengladbach Kafkas Kültür Derneği Başkanı Yusuf Bilgen de başta Irschen halkı olmak üzere anma programına katkı sunanlara teşekkür etti. Bilgen, programa katılan kurumların gösterdiği ilgi ve dayanışmanın büyük önem taşıdığını belirterek, katılımcı kurumlara şükranlarını sundu.Program boyunca yapılan konuşmalarda, Drau Faciası’nın Kuzey Kafkasyalı halkların ortak hafızasında yaşamaya devam ettiği ve Türkiye ile Avrupa’da yaşayan Kafkasyalıların katılımıyla bu acının unutulmadığı ifade edildi.Anma programı, dualar, konuşmalar ve Drau Nehri’ne kadar süren kortej yürüyüşünün ardından nehre bırakılan çiçeklerle sona erdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Avusturya’nın Irschen kentinde bir araya gelen Kafkas diasporası, 81 yıl önce Drau Nehri kıyısında yaşanan trajediyi yeniden gündeme taşıdı.Kafkas Vakfı öncülüğünde düzenlenen anma programında, faciada hayatını kaybedenler için dualar edildi.Etkinliğe, Kafkas Vakfı heyetinin yanı sıra Irschen Belediyesi, Irschen Tarih Derneği, Avusturya Çerkes Derneği, Bremen Çerkes Derneği, Belçika Kafkas Kültür Derneği, Paris Çeçen Enstitüsü, Londra Abhaz Adige Derneği, Mönchengladbach Kafkas Kültür Derneği ve Avrupa Çerkes Dernekleri Federasyonu temsilcileri katıldı.Avusturya'nın Lienz kenti yakınlarındaki Drau Nehri kıyısında 8 Mayıs 1945'te Sovyetler Birliği'nden kaçarak İngiliz birliklerine sığınan Kuzey Kafkasyalı mültecilerin, İngilizler tarafından Sovyet ordusuna teslim edilmesiyle yaşanan trajik Drau Faciası, Kuzey Kafkasyalı halkların ortak hafızasında derin izler bırakmaya devam ediyor.Anıt önünde gerçekleştirilen törende yapılan konuşmalarda, Drau Faciası’nın yalnızca geçmişte yaşanmış bir trajedi olmadığı, gelecek nesillere aktarılması gerektiği vurgulandı.- Biz unutmamak için buradayızIrschen Belediye Başkanı Manfred Dulling, törende yaptığı konuşmada, Kafkasyalıları unutmamak ve onların tarihini gelecek nesillere aktarmak için bir araya geldiklerini ifade etti. Anma programlarının bu açıdan önem taşıdığını belirten Dulling, Birbirimize saygı ve sevgiyi hatırlatmak için bir aradayız. diye konuştu.Kafkas Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Arıhan ise facianın 81. yılında hayatını kaybedenleri rahmetle andıklarını dile getirdi. 2025'te gerçekleşen anma programında yer alan ve bu yıl aralarında bulunmayan, katliamın tanıklarından Albert Amberger’i de saygıyla anan Arıhan, Bizler bu programlara yalnızca yas olarak değil, geleceğe dönük bir aktarım olarak da önem veriyoruz. Kafkas Vakfı olarak yıllardır bu hafızanın izini sürdük. Sessiz kalan sesleri duyurmaya, unutulan izleri görünür kılmaya çalıştık. Bu anma alanları, Kafkasyalı halklar için kültürümüzü yaşatan hafıza mekanlarıdır. Unutulan her acı yeniden yaşanır. Biz unutmamak için buradayız. şeklinde konuştu.- “Anıt, insanlığın ortak vicdanının simgesidirIrschen Tarih Derneği Başkanı Hans George Mandler de Drau Faciası'nda hayatını kaybedenlerle kurulan bağın, programa gösterilen yoğun katılımla açıkça görüldüğünü vurguladı. Kafkasyalı General Kılıç Giray'ın kandırılarak Moskova’ya götürüldüğünü dile getiren Mandler, aynı yerde aynı akıbeti paylaşan çok sayıda insanın hayatının​​​​​​​ ellerinden alındığının altını çizdi.Avrupa Çerkes Dernekleri Federasyonu Başkan Yardımcısı Ersan Göztaş ise anmanın herhangi bir halka karşı nefret amacı taşımadığını vurgulayarak, Bugün onları anarken bunu başka halklara karşı nefretle değil, geçmişin acılarının unutulmaması gerektiğine olan inancımızla yapıyoruz. Ancak hatırlayanlar benzer trajedilerin tekrar yaşanmasını engelleyebilir. Drau'daki anıt yalnızca bir anıt değil, aynı zamanda insanlığın ortak vicdanının bir simgesidir. ifadelerini kullandı.Avrupa’dan gelen Kafkas kurumları adına konuşan Mönchengladbach Kafkas Kültür Derneği Başkanı Yusuf Bilgen de başta Irschen halkı olmak üzere anma programına katkı sunanlara teşekkür etti. Bilgen, programa katılan kurumların gösterdiği ilgi ve dayanışmanın büyük önem taşıdığını belirterek, katılımcı kurumlara şükranlarını sundu.Program boyunca yapılan konuşmalarda, Drau Faciası’nın Kuzey Kafkasyalı halkların ortak hafızasında yaşamaya devam ettiği ve Türkiye ile Avrupa’da yaşayan Kafkasyalıların katılımıyla bu acının unutulmadığı ifade edildi.Anma programı, dualar, konuşmalar ve Drau Nehri’ne kadar süren kortej yürüyüşünün ardından nehre bırakılan çiçeklerle sona erdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/avusturya-da-81-yil-once-meydana-gelen-drau-faciasi-nda-yasamini-yitirenler-unutulmadi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>OPET, yeni finansal promosyon programı Doldur Kazanı hayata geçirdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/opet-yeni-finansal-promosyon-programi-doldur-kazani-hayata-gecirdi/853788/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/opet-yeni-finansal-promosyon-programi-doldur-kazani-hayata-gecirdi/853788/</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 10:51:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — OPET, Doldur Kazan programıyla akaryakıt alışverişini ödül ve avantajlarla buluşturarak müşteri deneyimini günlük hayatın farklı alanlarına taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — OPET, Doldur Kazan programıyla akaryakıt alışverişini ödül ve avantajlarla buluşturarak müşteri deneyimini günlük hayatın farklı alanlarına taşıdı.Şirketten yapılan açıklamaya göre, akaryakıt istasyonlarını birer fayda merkezi olarak konumlandıran OPET, müşteri deneyimini bir üst düzeye taşıyacak yeni finansal promosyon programı Doldur Kazanı hayata geçirdi.OPET, bu yeni programla akaryakıt alışverişini yalnızca bir harcama olmaktan çıkararak, kullanıcıların günlük yaşamlarında karşılık bulan somut fayda ve ödüllere dönüştürmeyi hedefliyor.Opet Mobil uygulaması üzerinden Doldur Kazan'a katılım sağlayanlar akaryakıt alımları karşılığında ödül puan kazanarak dayanıklı tüketimden tekstile kadar programda yer alan markalarda geçerli avantajlardan yararlanabilecek.Tanıt-kazan yöntemleri ile gerçekleştirdikleri akaryakıt alımları karşılığında kazanılan bu ödül puanlar ise anlaşmalı markalarda puan ya da hediye kuponu olarak kullanılabilecek. Böylece kullanıcılar farklı sektörlerdeki harcamalarında da avantaj elde edebilecek.Programa katılan kullanıcılar, OPET istasyonlarında Tanıt Kazan kapsamındaki tanıtma yöntemleri veya Opet Pay ile gerçekleştirdikleri tüm akaryakıt ödemeleri üzerinden, OPET ürünlerinde ve farklı markalarda geçerli olacak ödül puanlarını kazanmaya da başlıyor.Program kapsamında OPET'in dijital ödeme çözümü Opet Pay de önemli bir rol üstleniyor. Geleneksel ödeme yöntemlerinin sınırlarını ortadan kaldıran hızlı, güvenli ve pratik ödeme deneyimi sağlayan Opet Pay, mobil teknolojinin tüm imkanlarını kullanan bir uygulama.Anlık bilgilendirme, harcama takibi gibi özellikleriyle günlük yaşamı kolaylaştıran Opet Pay, sadece bir ödeme aracı değil, aynı zamanda kişiselleştirilmiş bir finansal asistan görevi görüyor. Opet Pay ile yapılan ödemelerde ise müşteriler, 3 kata kadar daha hızlı ödül puan kazanma avantajından yararlanabiliyor ve üç kata kadar daha hızlı ödüllere ulaşma fırsatından faydalanabiliyorlarAçıklamada görüşlerine yer verilen OPET Genel Müdürü Özgür Kahramanzade, Doldur Kazan programıyla müşteri deneyimini istasyon sınırlarının ötesine taşıdıklarını belirterek, şunları kaydetti:Günlük hayatın farklı temas noktalarına yayılan bir fayda ekosistemi oluşturmayı amaçlıyoruz. Perakendeden teknolojiye, hızlı tüketimden hazır giyime kadar geniş bir yelpazede kurduğumuz iş birlikleriyle müşterilerimize çeşitli avantajlar sunuyoruz. Opet Pay gibi yenilikçi çözümlerimizle bu deneyimi desteklerken, müşterilerimizin her temas noktasında kendilerini değerli hissettikleri bir sistem oluşturuyoruz. Önümüzdeki dönemde yeni iş birlikleri ve avantajlarla bu yapıyı daha da zenginleştirerek geliştirmeye devam edeceğiz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — OPET, Doldur Kazan programıyla akaryakıt alışverişini ödül ve avantajlarla buluşturarak müşteri deneyimini günlük hayatın farklı alanlarına taşıdı.Şirketten yapılan açıklamaya göre, akaryakıt istasyonlarını birer fayda merkezi olarak konumlandıran OPET, müşteri deneyimini bir üst düzeye taşıyacak yeni finansal promosyon programı Doldur Kazanı hayata geçirdi.OPET, bu yeni programla akaryakıt alışverişini yalnızca bir harcama olmaktan çıkararak, kullanıcıların günlük yaşamlarında karşılık bulan somut fayda ve ödüllere dönüştürmeyi hedefliyor.Opet Mobil uygulaması üzerinden Doldur Kazan'a katılım sağlayanlar akaryakıt alımları karşılığında ödül puan kazanarak dayanıklı tüketimden tekstile kadar programda yer alan markalarda geçerli avantajlardan yararlanabilecek.Tanıt-kazan yöntemleri ile gerçekleştirdikleri akaryakıt alımları karşılığında kazanılan bu ödül puanlar ise anlaşmalı markalarda puan ya da hediye kuponu olarak kullanılabilecek. Böylece kullanıcılar farklı sektörlerdeki harcamalarında da avantaj elde edebilecek.Programa katılan kullanıcılar, OPET istasyonlarında Tanıt Kazan kapsamındaki tanıtma yöntemleri veya Opet Pay ile gerçekleştirdikleri tüm akaryakıt ödemeleri üzerinden, OPET ürünlerinde ve farklı markalarda geçerli olacak ödül puanlarını kazanmaya da başlıyor.Program kapsamında OPET'in dijital ödeme çözümü Opet Pay de önemli bir rol üstleniyor. Geleneksel ödeme yöntemlerinin sınırlarını ortadan kaldıran hızlı, güvenli ve pratik ödeme deneyimi sağlayan Opet Pay, mobil teknolojinin tüm imkanlarını kullanan bir uygulama.Anlık bilgilendirme, harcama takibi gibi özellikleriyle günlük yaşamı kolaylaştıran Opet Pay, sadece bir ödeme aracı değil, aynı zamanda kişiselleştirilmiş bir finansal asistan görevi görüyor. Opet Pay ile yapılan ödemelerde ise müşteriler, 3 kata kadar daha hızlı ödül puan kazanma avantajından yararlanabiliyor ve üç kata kadar daha hızlı ödüllere ulaşma fırsatından faydalanabiliyorlarAçıklamada görüşlerine yer verilen OPET Genel Müdürü Özgür Kahramanzade, Doldur Kazan programıyla müşteri deneyimini istasyon sınırlarının ötesine taşıdıklarını belirterek, şunları kaydetti:Günlük hayatın farklı temas noktalarına yayılan bir fayda ekosistemi oluşturmayı amaçlıyoruz. Perakendeden teknolojiye, hızlı tüketimden hazır giyime kadar geniş bir yelpazede kurduğumuz iş birlikleriyle müşterilerimize çeşitli avantajlar sunuyoruz. Opet Pay gibi yenilikçi çözümlerimizle bu deneyimi desteklerken, müşterilerimizin her temas noktasında kendilerini değerli hissettikleri bir sistem oluşturuyoruz. Önümüzdeki dönemde yeni iş birlikleri ve avantajlarla bu yapıyı daha da zenginleştirerek geliştirmeye devam edeceğiz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
