<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Kars'taki surlarla çevrili Tunçkaya köyü ziyaretçileri geçmişe götürüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kars-taki-surlarla-cevrili-tunckaya-koyu-ziyaretcileri-gecmise-goturuyor/884177/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kars-taki-surlarla-cevrili-tunckaya-koyu-ziyaretcileri-gecmise-goturuyor/884177/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:18:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kars — Yöre halkının yerleşim yerine tek giriş kapısı olan surlarla çevrili kale kapısını kullandığı köyde, cami, kilise gibi bazı tarihi yapıların kalıntıları da bulunuyor - Kafkas Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ani Ören Yeri Kazı Başkanı Doç. Dr. Muhammet Arslan: - Tunçkaya köyündeki kale yerleşimi Orta Çağ döneminden bugünkü şeklini almış bir kale ve halen daha köydeki yaşantıyla birlikte iç içe geçmişliğin en güzel örneklerinden biri]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kars Haberleri — CÜNEYT ÇELİK / HÜSEYİN YILDIZ - Kars'ın Kağızman ilçesine bağlı Tunçkaya köyü, yüzyıllardır ayakta kalan tarihi Keçivan Kalesi'nin surları içerisinde yaşamın sürdüğü ender yerleşimlerden biri olarak ziyaretçilerini adeta geçmişe götürüyor.Tunçkaya köylüleri, uzun yıllardır sarp kayalıklar üzerinde arazinin konumuna göre inşa edilen ve halen bazı sur kalıntılarının bulunduğu tarihi Keçivan Kalesi'nde yaşam sürüyor.Yöre halkının yerleşim yerine tek giriş kapısı olan surlarla çevrili kale kapısını kullandığı köyde, cami, kilise gibi bazı tarihi yapıların kalıntıları da bulunuyor.Yerleşim yerini çevreleyen surların bazı yerlerde yıkık vaziyette olduğu 80 haneli kale köy, bölgeye gelen yerli ve yabancı turistlerin de ilgisini çekiyor.Kafkas Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ani Ören Yeri Kazı Başkanı Doç. Dr. Muhammet Arslan, AA muhabirine, Aladağlar'ın eteklerinde Aras Nehri'nin hemen kenarında bulunan Keçivan Kalesi'nde Tunçkaya köylülerinin yaşamlarını sürdürdüğünü söyledi.Arslan, Keçivan Kalesi’nin bugünkü şeklini Orta Çağ'da aldığını belirterek, Tunçkaya köyündeki kale yerleşimi Orta Çağ'da bugünkü şeklini almış bir kale ve halen daha köydeki yaşantıyla birlikte iç içe geçmişliğin en güzel örneklerinden biri. Kalenin ilk kez kimler tarafından ve ne zaman kurulduğu bilinmemekte ancak tarihi kaynaklarda adının geçmesi itibarıyla biz ilk kez Romalılar döneminde inşa edildiğini tahmin etmekteyiz. Evliya Çelebi bu kaleyi bizzat görmüş, incelemiş ve Seyahatname'sinde de bahsetmiştir. Yine Evliya Çelebi'nin verdiği tarihsel bilgilere göre Abbasi hakimiyetinin burada söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. dedi.Çeşitli onarımlarla günümüze kadar ulaşabilmişKalenin Moğol saldırılarıyla yıkıldığını ve Timur ordularının da kaleyi tahribata uğrattığını anlatan Arslan, şunları kaydetti:Kanuni Sultan Süleyman döneminde Lala Mustafa Paşa’nın Nahçıvan Seferi esnasında bu kale de Osmanlı topraklarına dahil edilmiş ve çeşitli onarımlarla günümüze kadar ulaşabilmiş. Yine Evliya Çelebi’nin anlatılarından, burada Selçuklular dönemine ait 3 cami ve bir de Selçuklu kümbetinin varlığından haberdarız. Ama maalesef bu yapılar günümüze ulaşamamış, sadece bir caminin mihrap kalıntılarını görebilmekteyiz.Bunun yanı sıra bir şapeli de görmek mümkün. Dikdörtgen planlı küçük bir şapel. İçten yarım yuvarlak şekilli bir apsisi var ve dıştan da düz bir duvarla çevrelenmiş. Şapelin özellikle batı cephesindeki taçkapısı kıymetli. Taçkapının bordürlerinde Selçuklu kufi hattını hatırlatır geometrik bezemelerle süslenmiş olması açısından dikkat çekici.Kağızman Dağcılık ve Spor Kulübü Başkanı Harun Ağdaş da Tunçkaya'nın kale içerisinde yaşamın sürdüğü nadir köylerinden biri olduğuna işaret ederek, kalenin asırlardır yaşamın izlerini taşıdığını ifade etti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kars Haberleri — CÜNEYT ÇELİK / HÜSEYİN YILDIZ - Kars'ın Kağızman ilçesine bağlı Tunçkaya köyü, yüzyıllardır ayakta kalan tarihi Keçivan Kalesi'nin surları içerisinde yaşamın sürdüğü ender yerleşimlerden biri olarak ziyaretçilerini adeta geçmişe götürüyor.Tunçkaya köylüleri, uzun yıllardır sarp kayalıklar üzerinde arazinin konumuna göre inşa edilen ve halen bazı sur kalıntılarının bulunduğu tarihi Keçivan Kalesi'nde yaşam sürüyor.Yöre halkının yerleşim yerine tek giriş kapısı olan surlarla çevrili kale kapısını kullandığı köyde, cami, kilise gibi bazı tarihi yapıların kalıntıları da bulunuyor.Yerleşim yerini çevreleyen surların bazı yerlerde yıkık vaziyette olduğu 80 haneli kale köy, bölgeye gelen yerli ve yabancı turistlerin de ilgisini çekiyor.Kafkas Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ani Ören Yeri Kazı Başkanı Doç. Dr. Muhammet Arslan, AA muhabirine, Aladağlar'ın eteklerinde Aras Nehri'nin hemen kenarında bulunan Keçivan Kalesi'nde Tunçkaya köylülerinin yaşamlarını sürdürdüğünü söyledi.Arslan, Keçivan Kalesi’nin bugünkü şeklini Orta Çağ'da aldığını belirterek, Tunçkaya köyündeki kale yerleşimi Orta Çağ'da bugünkü şeklini almış bir kale ve halen daha köydeki yaşantıyla birlikte iç içe geçmişliğin en güzel örneklerinden biri. Kalenin ilk kez kimler tarafından ve ne zaman kurulduğu bilinmemekte ancak tarihi kaynaklarda adının geçmesi itibarıyla biz ilk kez Romalılar döneminde inşa edildiğini tahmin etmekteyiz. Evliya Çelebi bu kaleyi bizzat görmüş, incelemiş ve Seyahatname'sinde de bahsetmiştir. Yine Evliya Çelebi'nin verdiği tarihsel bilgilere göre Abbasi hakimiyetinin burada söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. dedi.Çeşitli onarımlarla günümüze kadar ulaşabilmişKalenin Moğol saldırılarıyla yıkıldığını ve Timur ordularının da kaleyi tahribata uğrattığını anlatan Arslan, şunları kaydetti:Kanuni Sultan Süleyman döneminde Lala Mustafa Paşa’nın Nahçıvan Seferi esnasında bu kale de Osmanlı topraklarına dahil edilmiş ve çeşitli onarımlarla günümüze kadar ulaşabilmiş. Yine Evliya Çelebi’nin anlatılarından, burada Selçuklular dönemine ait 3 cami ve bir de Selçuklu kümbetinin varlığından haberdarız. Ama maalesef bu yapılar günümüze ulaşamamış, sadece bir caminin mihrap kalıntılarını görebilmekteyiz.Bunun yanı sıra bir şapeli de görmek mümkün. Dikdörtgen planlı küçük bir şapel. İçten yarım yuvarlak şekilli bir apsisi var ve dıştan da düz bir duvarla çevrelenmiş. Şapelin özellikle batı cephesindeki taçkapısı kıymetli. Taçkapının bordürlerinde Selçuklu kufi hattını hatırlatır geometrik bezemelerle süslenmiş olması açısından dikkat çekici.Kağızman Dağcılık ve Spor Kulübü Başkanı Harun Ağdaş da Tunçkaya'nın kale içerisinde yaşamın sürdüğü nadir köylerinden biri olduğuna işaret ederek, kalenin asırlardır yaşamın izlerini taşıdığını ifade etti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/kars-taki-surlarla-cevrili-tunckaya-koyu-ziyaretcileri-gecmise-goturuyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yeni Partinin kuruluş evraklarını imzalayan Özgür Özel, CHP'den istifa etti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yeni-partinin-kurulus-evraklarini-imzalayan-ozgur-ozel-chp-den-istifa-etti/884176/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yeni-partinin-kurulus-evraklarini-imzalayan-ozgur-ozel-chp-den-istifa-etti/884176/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:18:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[TBMM — CHP TBMM Grup Başkanı ve Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Yeni Partinin kuruluş evraklarını imzalayarak CHP'den istifa ettiği bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[TBMM Haberleri — CHP TBMM Grup Başkanı ve Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Yeni Partinin kuruluş evraklarını imzalayarak CHP'den istifa ettiği bildirildi.Özel'in basın bilgilendirme grubundan yapılan açıklamaya göre, Yeni Partinin kuruluşuna ilişkin işlemler sürüyor.Özel'in Yeni Partinin kuruluş evraklarını imzalayarak Cumhuriyet Halk Partisinden istifa ettiği belirtilen açıklamada, Özel ile toplam 91 milletvekilinin CHP'den istifa ederek Yeni Parti Kurucular Kuruluna katıldığı kaydedildi.Açıklamada ayrıca Özel'in Yeni Partinin kuruluş evraklarını imzaladığı anlara ilişkin görüntüsü de paylaşıldı. Özel evrakları imzalamasının ardından, Vatana, millete, partimize, hepimize hayırlı olsun. ifadesini kullandı.Öte yandan, Yeni Partinin kuruluşuna ilişkin evrakların gün içinde İçişleri Bakanlığına teslim edilmesi bekleniyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[TBMM Haberleri — CHP TBMM Grup Başkanı ve Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Yeni Partinin kuruluş evraklarını imzalayarak CHP'den istifa ettiği bildirildi.Özel'in basın bilgilendirme grubundan yapılan açıklamaya göre, Yeni Partinin kuruluşuna ilişkin işlemler sürüyor.Özel'in Yeni Partinin kuruluş evraklarını imzalayarak Cumhuriyet Halk Partisinden istifa ettiği belirtilen açıklamada, Özel ile toplam 91 milletvekilinin CHP'den istifa ederek Yeni Parti Kurucular Kuruluna katıldığı kaydedildi.Açıklamada ayrıca Özel'in Yeni Partinin kuruluş evraklarını imzaladığı anlara ilişkin görüntüsü de paylaşıldı. Özel evrakları imzalamasının ardından, Vatana, millete, partimize, hepimize hayırlı olsun. ifadesini kullandı.Öte yandan, Yeni Partinin kuruluşuna ilişkin evrakların gün içinde İçişleri Bakanlığına teslim edilmesi bekleniyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/yeni-partinin-kurulus-evraklarini-imzalayan-ozgur-ozel-chp-den-istifa-etti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kars'ın doğası Yusufçuk böcekleriyle renklendi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kars-in-dogasi-yusufcuk-bocekleriyle-renklendi/884175/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kars-in-dogasi-yusufcuk-bocekleriyle-renklendi/884175/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:18:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kars — Türkiye'nin en yüksek yerleşim yerleri arasında yer alan Kars'ın Sarıkamış ilçesi, yağmurların ardından Yusufçuk böcekleriyle renklendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kars Haberleri — Türkiye'nin en yüksek yerleşim yerleri arasında yer alan Kars'ın Sarıkamış ilçesi, yağmurların ardından Yusufçuk böcekleriyle renklendi.Sulak alanların ve derelerin bulunduğu 2 bin 500 rakımlı Keklik Vadisi, Çamaşır Dere, Suludere ve Acısu bölgesinde ortaya çıkan kırmızı, mavi ve mor renkli Yusufçuklar, doğayı renklendirdi.Yağmurların ardından güneşin açmasıyla doğada daha çok görülmeye başlayan rengarenk Yusufçuklar, hem doğaya güzellik katıyor hem de tarıma zararlı canlılar ile beslendikleri için doğal dengenin sağlanmasına büyük katkı sağlıyor.KuzeyDoğa Derneği Bilim Koordinatörü Emrah Çoban, AA muhabirine, Sarıkamış'ta yaz yağmurlarından sonra Yusufçukların görsel bir şölen sunduğunu söyledi.Çoban, Yusufçukların tarım dostu olduğunu belirterek, Yusufçuklar, tarım dostu canlılar inanlara zararı yok. Çok iyi bir görüş açıları var, etrafta gezerek küçük böcek ve canlılarla besleniyor. Aynı zamanda biyolojik çeşitliliğin en önemli unsurlarından bir tanesidir. Çünkü özellikle üreme dönemlerinde temiz su kaynaklarını bularak burada ürüyorlar. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kars Haberleri — Türkiye'nin en yüksek yerleşim yerleri arasında yer alan Kars'ın Sarıkamış ilçesi, yağmurların ardından Yusufçuk böcekleriyle renklendi.Sulak alanların ve derelerin bulunduğu 2 bin 500 rakımlı Keklik Vadisi, Çamaşır Dere, Suludere ve Acısu bölgesinde ortaya çıkan kırmızı, mavi ve mor renkli Yusufçuklar, doğayı renklendirdi.Yağmurların ardından güneşin açmasıyla doğada daha çok görülmeye başlayan rengarenk Yusufçuklar, hem doğaya güzellik katıyor hem de tarıma zararlı canlılar ile beslendikleri için doğal dengenin sağlanmasına büyük katkı sağlıyor.KuzeyDoğa Derneği Bilim Koordinatörü Emrah Çoban, AA muhabirine, Sarıkamış'ta yaz yağmurlarından sonra Yusufçukların görsel bir şölen sunduğunu söyledi.Çoban, Yusufçukların tarım dostu olduğunu belirterek, Yusufçuklar, tarım dostu canlılar inanlara zararı yok. Çok iyi bir görüş açıları var, etrafta gezerek küçük böcek ve canlılarla besleniyor. Aynı zamanda biyolojik çeşitliliğin en önemli unsurlarından bir tanesidir. Çünkü özellikle üreme dönemlerinde temiz su kaynaklarını bularak burada ürüyorlar. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/kars-in-dogasi-yusufcuk-bocekleriyle-renklendi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Özyeğin Üniversitesinden lise öğrencileri için ÖzÜ'ye Sor rehberlik programı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ozyegin-universitesinden-lise-ogrencileri-icin-ozu-ye-sor-rehberlik-programi/884174/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ozyegin-universitesinden-lise-ogrencileri-icin-ozu-ye-sor-rehberlik-programi/884174/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:18:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan: - Aday öğrencilerimizin kararlarını aceleye getirmeden ve yılın her döneminde bilinçli bir şekilde vermelerine yardımcı olmayı önemsiyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Özyeğin Üniversitesi, ÖzÜ'ye Sor programı ile lise öğrencilerine üniversite yaşamını yerinde deneyimleme, akademik programlar ve kampüs kültürü hakkında doğrudan bilgi edinme fırsatı sunuyor.Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Özyeğin Üniversitesi, toplumsal etki ve yenilikçi öğrenme vizyonuyla gençlerin gelecek yolculuğunda onlara rehberlik etmeye devam ediyor.Tercih döneminde üniversiteyi yakından tanımak, akademisyenler ve öğrencilerle bir araya gelmek, kampüs yaşamını deneyimlemek ve geleceğine yön verecek kararı bilinçli bir şekilde vermek isteyen aday öğrenciler, Özyeğin Üniversitesi tercih dönemi tanıtım günleri kapsamında kampüsü ziyaret edebiliyor.Program kapsamında lise grupları, yıl boyunca akademik programlar, fakülte alanları ve sosyal imkanlarla ilgili, gönüllü Özyeğin Üniversitesi temsilcilerinden rehberlik alarak, kampüs turuna katılıyor.Aday öğrenciler, üniversitenin girişimci, sektörle bağlantılı ve sosyal etki odaklı eğitim yaklaşımını, dersliklerden araştırma merkezlerine, kütüphaneden sosyal yaşam alanlarına kadar doğrudan gözlemleme imkanı buluyor.Tercih dönemi boyunca her gün gerçekleştirilen kampüs ziyaretleri sayesinde aday öğrenciler, tercih sürecinde merak ettikleri sorulara yanıt bulma ve üniversite yaşamını yerinde deneyimleme olanağı elde ediyor.Program, öğrencilerin Özyeğin Üniversitesinin çok kültürlü ortamını, uluslararası işbirliklerini, uygulama alanlarını, araştırma stajlarını ve sektörle güçlü bağlarını yerinde gözlemlemesini sağlayarak onların akademik ve kişisel gelişimlerinde yeni perspektif açıyor.Gençler aynı zamanda üniversitenin sosyal etki vizyonunu, sürdürülebilirlik odaklı projelerini ve topluma katkı üreten öğrenci inisiyatiflerini yakından tanıyabiliyor.Üniversitenin teknoloji odaklı öğrenme altyapısını, girişimcilik merkezini, kuluçka programlarını ve yenilikçi bakış açısını keşfedebilen gençler, geleceğin mesleklerine yönelik yol haritalarını şekillendirebiliyor.ÖzÜ'nün küresel hedefleri doğrultusunda geliştirdiği uluslararası eğitim standartları da öğrencilerin dünyaya açılan öğrenme yolculuğunu daha yakından keşfetmesine imkan tanıyor. Aday öğrenciler, detaylı bilgi ve kayıt formuna üniversitenin internet adresinden ulaşabiliyor.Küresel ölçekte etki yaratan üniversite olma vizyonuyla hareket ediyoruzAçıklamada görüşlerine yer verilen Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan, öğrenciyi odağına alan, girişimcilik kültürünü destekleyen, araştırma ve yenilik üretmeyi teşvik eden, küresel ölçekte etki yaratan üniversite olma vizyonuyla hareket ettiklerini belirtti.Üniversite tercihinin, gençlerin hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri olduğuna dikkati çeken Tan, Biz, bu süreçte aday öğrencilerimizin kararlarını aceleye getirmeden ve yılın her döneminde bilinçli bir şekilde vermelerine yardımcı olmayı önemsiyoruz. Etki yaratmayı önceleyen, girişimcilik ruhunu besleyen, uygulama ve araştırma olanaklarını bir arada sunan bir üniversite modeli geliştirme vizyonumuz doğrultusunda; gençlerin laboratuvarlarımızı, araştırma merkezlerimizi, uygulama alanlarımızı, dijital ve fiziksel öğrenme ekosistemimizi doğrudan gözlemlemelerine imkan sağlıyoruz. ifadelerini kullandı.Söz konusu program sayesinde, gençlerin Özyeğin Üniversitesini bire bir deneyimleyerek tanıdığını aktaran Tan, şunları kaydetti:Fakültelerimize, akademik imkanlarımıza, kampüs kültürümüze, araştırma merkezlerimize ve öğrencilerimizin deneyimlerine doğrudan şahit olmaları, onların ufkunu genişletmenin yanı sıra üniversitemizin bir misyonu olan sosyal etkiyi de güçlendiriyor. Böylece gençlerin hem kendi geleceklerine dair daha sağlıklı kararlar almaları konusunda onlara destek oluyor hem de üniversite-toplum bağının gelişmesine katkı sunuyoruz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Özyeğin Üniversitesi, ÖzÜ'ye Sor programı ile lise öğrencilerine üniversite yaşamını yerinde deneyimleme, akademik programlar ve kampüs kültürü hakkında doğrudan bilgi edinme fırsatı sunuyor.Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Özyeğin Üniversitesi, toplumsal etki ve yenilikçi öğrenme vizyonuyla gençlerin gelecek yolculuğunda onlara rehberlik etmeye devam ediyor.Tercih döneminde üniversiteyi yakından tanımak, akademisyenler ve öğrencilerle bir araya gelmek, kampüs yaşamını deneyimlemek ve geleceğine yön verecek kararı bilinçli bir şekilde vermek isteyen aday öğrenciler, Özyeğin Üniversitesi tercih dönemi tanıtım günleri kapsamında kampüsü ziyaret edebiliyor.Program kapsamında lise grupları, yıl boyunca akademik programlar, fakülte alanları ve sosyal imkanlarla ilgili, gönüllü Özyeğin Üniversitesi temsilcilerinden rehberlik alarak, kampüs turuna katılıyor.Aday öğrenciler, üniversitenin girişimci, sektörle bağlantılı ve sosyal etki odaklı eğitim yaklaşımını, dersliklerden araştırma merkezlerine, kütüphaneden sosyal yaşam alanlarına kadar doğrudan gözlemleme imkanı buluyor.Tercih dönemi boyunca her gün gerçekleştirilen kampüs ziyaretleri sayesinde aday öğrenciler, tercih sürecinde merak ettikleri sorulara yanıt bulma ve üniversite yaşamını yerinde deneyimleme olanağı elde ediyor.Program, öğrencilerin Özyeğin Üniversitesinin çok kültürlü ortamını, uluslararası işbirliklerini, uygulama alanlarını, araştırma stajlarını ve sektörle güçlü bağlarını yerinde gözlemlemesini sağlayarak onların akademik ve kişisel gelişimlerinde yeni perspektif açıyor.Gençler aynı zamanda üniversitenin sosyal etki vizyonunu, sürdürülebilirlik odaklı projelerini ve topluma katkı üreten öğrenci inisiyatiflerini yakından tanıyabiliyor.Üniversitenin teknoloji odaklı öğrenme altyapısını, girişimcilik merkezini, kuluçka programlarını ve yenilikçi bakış açısını keşfedebilen gençler, geleceğin mesleklerine yönelik yol haritalarını şekillendirebiliyor.ÖzÜ'nün küresel hedefleri doğrultusunda geliştirdiği uluslararası eğitim standartları da öğrencilerin dünyaya açılan öğrenme yolculuğunu daha yakından keşfetmesine imkan tanıyor. Aday öğrenciler, detaylı bilgi ve kayıt formuna üniversitenin internet adresinden ulaşabiliyor.Küresel ölçekte etki yaratan üniversite olma vizyonuyla hareket ediyoruzAçıklamada görüşlerine yer verilen Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan, öğrenciyi odağına alan, girişimcilik kültürünü destekleyen, araştırma ve yenilik üretmeyi teşvik eden, küresel ölçekte etki yaratan üniversite olma vizyonuyla hareket ettiklerini belirtti.Üniversite tercihinin, gençlerin hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri olduğuna dikkati çeken Tan, Biz, bu süreçte aday öğrencilerimizin kararlarını aceleye getirmeden ve yılın her döneminde bilinçli bir şekilde vermelerine yardımcı olmayı önemsiyoruz. Etki yaratmayı önceleyen, girişimcilik ruhunu besleyen, uygulama ve araştırma olanaklarını bir arada sunan bir üniversite modeli geliştirme vizyonumuz doğrultusunda; gençlerin laboratuvarlarımızı, araştırma merkezlerimizi, uygulama alanlarımızı, dijital ve fiziksel öğrenme ekosistemimizi doğrudan gözlemlemelerine imkan sağlıyoruz. ifadelerini kullandı.Söz konusu program sayesinde, gençlerin Özyeğin Üniversitesini bire bir deneyimleyerek tanıdığını aktaran Tan, şunları kaydetti:Fakültelerimize, akademik imkanlarımıza, kampüs kültürümüze, araştırma merkezlerimize ve öğrencilerimizin deneyimlerine doğrudan şahit olmaları, onların ufkunu genişletmenin yanı sıra üniversitemizin bir misyonu olan sosyal etkiyi de güçlendiriyor. Böylece gençlerin hem kendi geleceklerine dair daha sağlıklı kararlar almaları konusunda onlara destek oluyor hem de üniversite-toplum bağının gelişmesine katkı sunuyoruz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Isparta'da 1500 yıllık demirci atölyesi gün yüzüne çıkarıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/isparta-da-1500-yillik-demirci-atolyesi-gun-yuzune-cikarildi/884173/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/isparta-da-1500-yillik-demirci-atolyesi-gun-yuzune-cikarildi/884173/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:18:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Isparta — Isparta'daki Seleukeia Sidera Antik Kenti'nde sürdürülen kazı çalışmalarında, milattan sonra (MS) 5'inci yüzyıla tarihlenen yaklaşık 1500 yıllık demirci atölyesi ortaya çıkarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Isparta Haberleri — Isparta'daki Seleukeia Sidera Antik Kenti'nde sürdürülen kazı çalışmalarında, milattan sonra (MS) 5'inci yüzyıla tarihlenen yaklaşık 1500 yıllık demirci atölyesi ortaya çıkarıldı.Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) adına, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle 12 ay yürütülen kazılarda, demir üretim ocağı, örs, odun kömürü deposu, demir soğutma havuzu ile çok sayıda demir işçiliğine ilişkin buluntu tespit edildi.Isparta İl Kültür ve Turizm Müdürü Vural Oğuzlar, gazetecilere, Seleukeia Sidera'nın kazı çalışmalarının bu yıl artırılan personel desteğiyle hız kazandığını söyledi.Ticari yaşamın sürdüğü antik çarşı alanında önemli bulgulara ulaşıldığını kaydeden Oğuzlar, Kazı ekibi çalışmalarını yoğun şekilde sürdürüyor. Çalışmalar çok hızlı ilerliyor ve bulgulara kısa sürede ulaşıyoruz. dedi.- Demir üretiminin tüm aşamaları ortaya çıkarıldıSDÜ Arkeoloji Bölümü Başkanı ve Seleukeia Sidera Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilge Hürmüzlü Kortholt da yüzey araştırmalarında elde edilen demir üretim atıkları ve jeofizik çalışmaların ardından MS 5'inci yüzyıla ait demirci atölyesine ulaştıklarını dile getirdi.Atölyede yalnızca demir üretimine değil, farklı üretim faaliyetlerine ilişkin izlere de rastladıklarını belirten Kortholt, demir üretim ocağı, örs, odun kömürü deposu ve demir soğutma havuzunun gün yüzüne çıkarıldığını kaydetti.Kortholt, kazılarda ayrıca yarı mamul at nalları, çiviler, bıçaklar ve kalın demir parçalarının bulunduğuna işaret ederek, ele geçirilen eserlerin Isparta Müze Müdürlüğüne teslim edildiğini ifade etti.Atölyenin antik kentin sanayi mahallesi içerisinde yer aldığını aktaran Kortholt, şunları söyledi:Aslında bütün bir demirci atölyesinde olması gereken mimari düzeni ve mekansal organizasyonu burada tespit etmiş olduk. Anadolu'da bu kadar iyi korunmuş örneklerin sayısı oldukça az. Bu nedenle bulduğumuz atölye büyük önem taşıyor. Seleukeia Sidera'nın yalnızca 330 hektarlık kent merkezinden ibaret olmadığını gördük, kent Çünür, Sav ve Harmanören'i kapsayan geniş bir yerleşim alanına sahip. İki göl ve Akçay Nehri'nin sağladığı imkanlarla tarım, hayvancılık ve sanayinin geliştiğini tespit ettik. Bulgularımız Seleukeia Sidera'nın güçlü sanayi mahalleleri ve üretim kapasitesiyle dönemin önemli ekonomik merkezlerinden biri olduğunu gösteriyor.2017 yılında Isparta Müze Müdürlüğü ile başlatılan kazılar, 2019 yılından bu yana Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı statüsünde yürütülüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının Geleceğe Miras Projesi kapsamına 2024 yılında alınan antik kentte, işçiler dışında yaklaşık 47 kişilik uzman ve öğrenci ekibi görev yapıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Isparta Haberleri — Isparta'daki Seleukeia Sidera Antik Kenti'nde sürdürülen kazı çalışmalarında, milattan sonra (MS) 5'inci yüzyıla tarihlenen yaklaşık 1500 yıllık demirci atölyesi ortaya çıkarıldı.Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) adına, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle 12 ay yürütülen kazılarda, demir üretim ocağı, örs, odun kömürü deposu, demir soğutma havuzu ile çok sayıda demir işçiliğine ilişkin buluntu tespit edildi.Isparta İl Kültür ve Turizm Müdürü Vural Oğuzlar, gazetecilere, Seleukeia Sidera'nın kazı çalışmalarının bu yıl artırılan personel desteğiyle hız kazandığını söyledi.Ticari yaşamın sürdüğü antik çarşı alanında önemli bulgulara ulaşıldığını kaydeden Oğuzlar, Kazı ekibi çalışmalarını yoğun şekilde sürdürüyor. Çalışmalar çok hızlı ilerliyor ve bulgulara kısa sürede ulaşıyoruz. dedi.- Demir üretiminin tüm aşamaları ortaya çıkarıldıSDÜ Arkeoloji Bölümü Başkanı ve Seleukeia Sidera Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilge Hürmüzlü Kortholt da yüzey araştırmalarında elde edilen demir üretim atıkları ve jeofizik çalışmaların ardından MS 5'inci yüzyıla ait demirci atölyesine ulaştıklarını dile getirdi.Atölyede yalnızca demir üretimine değil, farklı üretim faaliyetlerine ilişkin izlere de rastladıklarını belirten Kortholt, demir üretim ocağı, örs, odun kömürü deposu ve demir soğutma havuzunun gün yüzüne çıkarıldığını kaydetti.Kortholt, kazılarda ayrıca yarı mamul at nalları, çiviler, bıçaklar ve kalın demir parçalarının bulunduğuna işaret ederek, ele geçirilen eserlerin Isparta Müze Müdürlüğüne teslim edildiğini ifade etti.Atölyenin antik kentin sanayi mahallesi içerisinde yer aldığını aktaran Kortholt, şunları söyledi:Aslında bütün bir demirci atölyesinde olması gereken mimari düzeni ve mekansal organizasyonu burada tespit etmiş olduk. Anadolu'da bu kadar iyi korunmuş örneklerin sayısı oldukça az. Bu nedenle bulduğumuz atölye büyük önem taşıyor. Seleukeia Sidera'nın yalnızca 330 hektarlık kent merkezinden ibaret olmadığını gördük, kent Çünür, Sav ve Harmanören'i kapsayan geniş bir yerleşim alanına sahip. İki göl ve Akçay Nehri'nin sağladığı imkanlarla tarım, hayvancılık ve sanayinin geliştiğini tespit ettik. Bulgularımız Seleukeia Sidera'nın güçlü sanayi mahalleleri ve üretim kapasitesiyle dönemin önemli ekonomik merkezlerinden biri olduğunu gösteriyor.2017 yılında Isparta Müze Müdürlüğü ile başlatılan kazılar, 2019 yılından bu yana Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı statüsünde yürütülüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının Geleceğe Miras Projesi kapsamına 2024 yılında alınan antik kentte, işçiler dışında yaklaşık 47 kişilik uzman ve öğrenci ekibi görev yapıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/isparta-da-1500-yillik-demirci-atolyesi-gun-yuzune-cikarildi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Sulak alanlarda doğal olarak yetişen goga otu çiftçilerin gelir kapısı oldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/sulak-alanlarda-dogal-olarak-yetisen-goga-otu-ciftcilerin-gelir-kapisi-oldu/884172/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/sulak-alanlarda-dogal-olarak-yetisen-goga-otu-ciftcilerin-gelir-kapisi-oldu/884172/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:15:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Samsun — UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti'ndeki sulak alanlarda doğal olarak yetişen ve halk arasında goga otu olarak bilinen hasır otu, alınan izinle toplanarak çiftçilere ek gelir sağlıyor - Toplandıktan sonra alanda 20-25 gün kurumaya bırakılan goga otu, ardından talep edenlere gönderiliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Samsun Haberleri — İLYAS GÜN - UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti'ndeki sulak alanlarda doğal olarak yetişen ve halk arasında goga otu olarak bilinen hasır otu, çiftçilere gelir kapısı oldu.Kızılırmak'ın Karadeniz'e döküldüğü bölgede bulunan Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti, sulak alanları ile önemli biyoçeşitliliğe ev sahipliği yapıyor. Deltada doğal olarak goga otu da yetişiyor.19 Mayıs ilçesinin Yörükler Mahallesi'nde yaşayan çiftçiler, Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar 11. Bölge Müdürlüğü, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile Samsun Büyükşehir Belediyesinden özel izin alarak, deltadaki goga otunu topluyor.Sabahın ilk ışıklarında deltaya giden çiftçiler, erkek ve dişi olarak yetişen bitkinin dişisini tek tek söküyor. Sökülen goga otlarını açık alanda 20-25 gün kurumaya bırakan çiftçiler, daha sonra otu farklı alanlarda kullanılmak üzere kilogramı 100 ila 120 lira arasında satarak gelir elde ediyor.Bölgede 20 yıldır goga otu toplayan İsmail Düzenli, AA muhabirine, goga otunun söküm zamanının temmuz ve ağustos ayları olduğunu söyledi.Sulak alandan goga otlarını topladıklarını belirten Düzenli, Sabah 7'de çıkıyoruz, akşam 6-7 gibi dönüyoruz. Ekip arkadaşlarımız var 15-20 kişi. Sonra burada kurutuyoruz. Ardından bağlayıp Kahramanmaraş'a gönderiyoruz. Üzerinde tarhana kurutuyorlar. dedi.Otun çiçekçiler tarafından çelenk yapımında da kullanıldığını anlatan Düzenli, Çelengin etrafını dönüyorlar. Ailemize ek gelir sağlamış oluyoruz. ifadesini kullandı.Biraz zor, herkesin yapacağı bir iş değilBurhan Düzenli ise goga otunu ailesine destek olmak amacıyla topladığını dile getirerek, Yazın bana ek gelir sağlıyor. Bu işi ailem yapıyor. Yazın 2-3 ay bu işle uğraşıyoruz. Geliri de güzel. Biraz zor, herkesin yapacağı bir iş değil. Bir kişi günde 2 bin liraya yakın gelir elde edebilir. Ben 10 yaşından itibaren bu işi yapıyorum. 2 ayda 150-200 bin lira kazanıyorum. diye konuştu.Turan Düzenli de goga bitkisinin bataklık kenarlarında yetiştiğine işaret ederek, Sabah erkenden otu tek tek toplamaya başlıyoruz. Otun satışı yaş ve kuru olarak yapılıyor. Sadece doğadan toplamakla işimiz bitmiyor. Güneşte kurumaya bırakıyoruz. Bitki biraz hassas olduğu için tellere seriyoruz. Yerde nemleniyor. Genelde Kahramanmaraş bölgesine satıyoruz. Tarhana kurutmada kullanılıyor. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Samsun Haberleri — İLYAS GÜN - UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti'ndeki sulak alanlarda doğal olarak yetişen ve halk arasında goga otu olarak bilinen hasır otu, çiftçilere gelir kapısı oldu.Kızılırmak'ın Karadeniz'e döküldüğü bölgede bulunan Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti, sulak alanları ile önemli biyoçeşitliliğe ev sahipliği yapıyor. Deltada doğal olarak goga otu da yetişiyor.19 Mayıs ilçesinin Yörükler Mahallesi'nde yaşayan çiftçiler, Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar 11. Bölge Müdürlüğü, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile Samsun Büyükşehir Belediyesinden özel izin alarak, deltadaki goga otunu topluyor.Sabahın ilk ışıklarında deltaya giden çiftçiler, erkek ve dişi olarak yetişen bitkinin dişisini tek tek söküyor. Sökülen goga otlarını açık alanda 20-25 gün kurumaya bırakan çiftçiler, daha sonra otu farklı alanlarda kullanılmak üzere kilogramı 100 ila 120 lira arasında satarak gelir elde ediyor.Bölgede 20 yıldır goga otu toplayan İsmail Düzenli, AA muhabirine, goga otunun söküm zamanının temmuz ve ağustos ayları olduğunu söyledi.Sulak alandan goga otlarını topladıklarını belirten Düzenli, Sabah 7'de çıkıyoruz, akşam 6-7 gibi dönüyoruz. Ekip arkadaşlarımız var 15-20 kişi. Sonra burada kurutuyoruz. Ardından bağlayıp Kahramanmaraş'a gönderiyoruz. Üzerinde tarhana kurutuyorlar. dedi.Otun çiçekçiler tarafından çelenk yapımında da kullanıldığını anlatan Düzenli, Çelengin etrafını dönüyorlar. Ailemize ek gelir sağlamış oluyoruz. ifadesini kullandı.Biraz zor, herkesin yapacağı bir iş değilBurhan Düzenli ise goga otunu ailesine destek olmak amacıyla topladığını dile getirerek, Yazın bana ek gelir sağlıyor. Bu işi ailem yapıyor. Yazın 2-3 ay bu işle uğraşıyoruz. Geliri de güzel. Biraz zor, herkesin yapacağı bir iş değil. Bir kişi günde 2 bin liraya yakın gelir elde edebilir. Ben 10 yaşından itibaren bu işi yapıyorum. 2 ayda 150-200 bin lira kazanıyorum. diye konuştu.Turan Düzenli de goga bitkisinin bataklık kenarlarında yetiştiğine işaret ederek, Sabah erkenden otu tek tek toplamaya başlıyoruz. Otun satışı yaş ve kuru olarak yapılıyor. Sadece doğadan toplamakla işimiz bitmiyor. Güneşte kurumaya bırakıyoruz. Bitki biraz hassas olduğu için tellere seriyoruz. Yerde nemleniyor. Genelde Kahramanmaraş bölgesine satıyoruz. Tarhana kurutmada kullanılıyor. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/sulak-alanlarda-dogal-olarak-yetisen-goga-otu-ciftcilerin-gelir-kapisi-oldu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Sinop'ta 3 leylek yavrusu uydu vericisi takılarak takibe alındı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/sinop-ta-3-leylek-yavrusu-uydu-vericisi-takilarak-takibe-alindi/884171/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/sinop-ta-3-leylek-yavrusu-uydu-vericisi-takilarak-takibe-alindi/884171/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:15:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Sinop — Sinop'un Saraydüzü ilçesinde yürütülen Cuma Ovası'nda Leylek Popülasyonu Projesi kapsamında 3 leylek yavrusuna uydu vericisi takıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Sinop Haberleri — Sinop'un Saraydüzü ilçesinde yürütülen Cuma Ovası'nda Leylek Popülasyonu Projesi kapsamında 3 leylek yavrusuna uydu vericisi takıldı.Sinop Üniversitesi tarafından Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Saraydüzü Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesinin katkılarıyla, Cuma Ovası'nda Leylek Popülasyonu Projesi yürütülüyor.Proje kapsamında 20 Haziran'da düzenlenen şenlikte Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından uydu vericisi takılan bir leylek yavrusunun ardından 2 yavru daha verici ile takibe alındı.Uydu vericilerinden elde edilen verilerle leyleklerin göç rotaları, konaklama alanları ve yaşam alanları takip edilecek, karşılaştıkları riskler ortaya konulacak.Leylek yavrularına GPS (küresel konumlama sistemi) cihazı takılması işlemi, Doğa Koruma ve Milli Parklar 10. Bölge Müdürlüğünden Serhat Oral tarafından gerçekleştirildi.Çalışmaya Sinop Üniversitesinden Doç. Dr. Evrim Sönmez, Ondokuz Mayıs Üniversitesinden Dr. Öğretim Üyesi Kübra Gerbaga Özsemir ve Öğretim Görevlisi Dr. Arif Cemal Özsemir, Doğa Koruma ve Milli Parklar 10. Bölge Müdür Yardımcısı Ali Çalışkan, Boyabat Şefi Mücahit Karadağ ve Saraydüzü Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesi Müdürü Orhan Okur katıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Sinop Haberleri — Sinop'un Saraydüzü ilçesinde yürütülen Cuma Ovası'nda Leylek Popülasyonu Projesi kapsamında 3 leylek yavrusuna uydu vericisi takıldı.Sinop Üniversitesi tarafından Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Saraydüzü Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesinin katkılarıyla, Cuma Ovası'nda Leylek Popülasyonu Projesi yürütülüyor.Proje kapsamında 20 Haziran'da düzenlenen şenlikte Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından uydu vericisi takılan bir leylek yavrusunun ardından 2 yavru daha verici ile takibe alındı.Uydu vericilerinden elde edilen verilerle leyleklerin göç rotaları, konaklama alanları ve yaşam alanları takip edilecek, karşılaştıkları riskler ortaya konulacak.Leylek yavrularına GPS (küresel konumlama sistemi) cihazı takılması işlemi, Doğa Koruma ve Milli Parklar 10. Bölge Müdürlüğünden Serhat Oral tarafından gerçekleştirildi.Çalışmaya Sinop Üniversitesinden Doç. Dr. Evrim Sönmez, Ondokuz Mayıs Üniversitesinden Dr. Öğretim Üyesi Kübra Gerbaga Özsemir ve Öğretim Görevlisi Dr. Arif Cemal Özsemir, Doğa Koruma ve Milli Parklar 10. Bölge Müdür Yardımcısı Ali Çalışkan, Boyabat Şefi Mücahit Karadağ ve Saraydüzü Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesi Müdürü Orhan Okur katıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/sinop-ta-3-leylek-yavrusu-uydu-vericisi-takilarak-takibe-alindi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Çin, Licien-1 roketiyle 5 uydu fırlattı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/cin-licien-1-roketiyle-5-uydu-firlatti/884170/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/cin-licien-1-roketiyle-5-uydu-firlatti/884170/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya — Çin, 5 uydu taşıyan Licien-1 roketini uzaya başarıyla fırlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri — Çin, 5 uydu taşıyan Licien-1 roketini uzaya başarıyla fırlattı.Xinhua ajansının haberine göre, uydular, Licien-1 roketiyle Gobi Çölü'ndeki Dongfeng Ticari Uzay İnovasyon Pilot Bölgesi'ndeki platformdan fırlatıldı.Beş uydunun planlanan yörünge konumlarına yerleştiği fırlatış, Licien-1 roketleriyle gerçekleştirilen 15'inci taşıma görevi oldu.Çin Bilimler Akademisinin (CAS) Mekanik Enstitüsüne bağlı CAS Space şirketince geliştirilen Licien-1 roketi, katı yakıtla çalışan fırlatma platformu olarak Alçak Yer Yörüngesi'ne 1,5 ton, Güneş Eş Zamanlı Yörünge'ye 2 ton yük taşıyabiliyor.Adı Çince güçlü roket anlamına gelen, İngilizcede Kinetica-1 olarak da anılan Licien-1, farklı türde ve çok sayıda uydu fırlatılışına yönelik küresel talebi karşılama hedefiyle geliştirildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri — Çin, 5 uydu taşıyan Licien-1 roketini uzaya başarıyla fırlattı.Xinhua ajansının haberine göre, uydular, Licien-1 roketiyle Gobi Çölü'ndeki Dongfeng Ticari Uzay İnovasyon Pilot Bölgesi'ndeki platformdan fırlatıldı.Beş uydunun planlanan yörünge konumlarına yerleştiği fırlatış, Licien-1 roketleriyle gerçekleştirilen 15'inci taşıma görevi oldu.Çin Bilimler Akademisinin (CAS) Mekanik Enstitüsüne bağlı CAS Space şirketince geliştirilen Licien-1 roketi, katı yakıtla çalışan fırlatma platformu olarak Alçak Yer Yörüngesi'ne 1,5 ton, Güneş Eş Zamanlı Yörünge'ye 2 ton yük taşıyabiliyor.Adı Çince güçlü roket anlamına gelen, İngilizcede Kinetica-1 olarak da anılan Licien-1, farklı türde ve çok sayıda uydu fırlatılışına yönelik küresel talebi karşılama hedefiyle geliştirildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/cin-licien-1-roketiyle-5-uydu-firlatti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Ayasofya 6 yılda 30 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ayasofya-6-yilda-30-milyondan-fazla-ziyaretciyi-agirladi/884169/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ayasofya-6-yilda-30-milyondan-fazla-ziyaretciyi-agirladi/884169/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:12:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, 86 yıl müze olarak kullanıldıktan sonra 24 Temmuz 2020'de yeniden ibadete açılmasından bu yana yerli ve yabancı ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi görüyor - İstanbul Müftü Yardımcısı Arif Cevlek: - Yeniden ibadete açılmasının ardından 30 milyondan fazla insan ziyaret etti. Hem içeride hem girişlerde hem çıkışlarda her zaman yoğunluk var]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — MÜCAHİT TÜRETKEN - Yerli ve yabancı ziyaretçilerin İstanbul'daki önemli duraklarından biri olan Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, yeniden ibadete açılmasının üzerinden geçen 6 yılda 30 milyondan fazla kişiyi ağırladı.İstanbul'un fethine kadar 916 yıl kilise olarak kullanılan, 1453'te Fatih Sultan Mehmet'in vakfıyla camiye dönüştürülen Ayasofya, 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye çevrildi ve 86 yıl boyunca müze olarak faaliyet gösterdi.Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneğinin, Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açtığı dava, 10 Temmuz 2020'de sonuçlandı. Danıştay 10. Dairesinin 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını oy birliğiyle iptal etmesiyle Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasının hukuki yolu açıldı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da aynı gün Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasına ilişkin kararı imzaladı. Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin Diyanet İşleri Başkanlığına devredilerek ibadete açılmasına ilişkin karar Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlandı.Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, 24 Temmuz 2020'de 86 yıl aradan sonra kılınan ilk cuma namazıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı törenle yeniden ibadete açıldı.Hasretle yanan gönüllere su serptiİstanbul Müftü Yardımcısı Arif Cevlek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin ibadete açılma kararının Türkiye'de ve İslam dünyasında büyük sevinçle karşılandığını söyledi.Ayasofya'nın yeniden asli hüviyetine kavuşmasının uzun yıllar beklenen bir gelişme olduğunu belirten Cevlek, Tekrar asli hüviyetine çevrilmesi İslam dünyasında özellikle Türkiye'deki Müslümanlar arasında, yıllarca 'Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın' sloganıyla bu hasretle yanan gönüllere tabiri caizse su serpti. Çünkü fethin sembolüydü burası. ifadelerini kullandı.Cevlek, yeniden ibadete açılmasının ardından camiye gösterilen ilginin ilk günkü canlılığını koruduğunu belirterek, yerli ve yabancı ziyaretçilerin hem ibadet hem de tarihi ve sanatsal yönünü görmek amacıyla Ayasofya'yı ziyaret ettiğini anlattı.Ayasofya'nın yalnızca bir ibadet mekanı olmadığını vurgulayan Cevlek, Fatih Sultan Mehmet'in vakfiyesi doğrultusunda camide hadis, Buhari ve irfan derslerinin yıl boyunca devam ettiğini, her gün hatim okunduğunu, cuma günleri ise sala ile ezan arasında mukabeleli hatim geleneğinin sürdürüldüğünü aktardı.Cami görevlilerinin bireysel kurslarla Kur'an-ı Kerim, kıraat ve musiki eğitimi de verdiğini aktaran Cevlek, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde görev yapan rehberlik personelinin özellikle yabancı ziyaretçilere dini rehberlik hizmeti sunduğunu kaydetti.Ayasofya'nın manevi atmosferinin farklı ülkelerden gelen ziyaretçiler üzerinde etkili olduğunu aktaran Cevlek, Burayı gören, buranın manevi atmosferinden istifade edip etkilenen insanlar İslam'la müşerref oluyorlar. Günlük, haftalık mutlaka ihtida konularına şahitlik ediyoruz. dedi.Uzak Doğu ve Orta Asya&#039;dan gelen ziyaretçi sayısı arttıArif Cevlek, Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasına yönelik geçmişte dile getirilen ihtiyaç yok yönündeki eleştirilerin ziyaretçi yoğunluğuyla karşılık bulmadığını vurgulayarak, Yeniden ibadete açılmasının ardından 30 milyondan fazla insan ziyaret etti. Hem içeride hem girişlerde hem çıkışlarda her zaman yoğunluk var. Hiçbir zaman da bir kargaşaya mahal vermeyen bir yoğunluk. diye konuştu.Özbekistan, Malezya ve Endonezya gibi ülkelerin umre organizasyonlarına İstanbul ve Ayasofya'yı da dahil ettiğini belirten Cevlek, özellikle Uzak Doğu ve Orta Asya'dan gelen ziyaretçi sayısında belirgin artış yaşandığını dile getirdi.Restorasyon sürerken hizmet devam ediyorCevlek, Ayasofya'da devam eden restorasyon çalışmalarının ziyaretçi güvenliği gözetilerek yürütüldüğünü, çalışmalar nedeniyle ziyaretçilerin camiye kontrollü olarak alındığını söyledi.Restorasyonun tamamlanmasıyla daha fazla kişinin aynı anda camiyi ziyaret edebileceğinin altını çizen Cevlek, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı bünyesinde yaklaşık 30 personelin görev yaptığı camide Vakıflar Genel Müdürlüğünün temizlik, güvenlik ve idari personeliyle birlikte günde yaklaşık 120 kişinin ziyaretçilere hizmet verdiğini kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — MÜCAHİT TÜRETKEN - Yerli ve yabancı ziyaretçilerin İstanbul'daki önemli duraklarından biri olan Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, yeniden ibadete açılmasının üzerinden geçen 6 yılda 30 milyondan fazla kişiyi ağırladı.İstanbul'un fethine kadar 916 yıl kilise olarak kullanılan, 1453'te Fatih Sultan Mehmet'in vakfıyla camiye dönüştürülen Ayasofya, 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye çevrildi ve 86 yıl boyunca müze olarak faaliyet gösterdi.Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneğinin, Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açtığı dava, 10 Temmuz 2020'de sonuçlandı. Danıştay 10. Dairesinin 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını oy birliğiyle iptal etmesiyle Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasının hukuki yolu açıldı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da aynı gün Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasına ilişkin kararı imzaladı. Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin Diyanet İşleri Başkanlığına devredilerek ibadete açılmasına ilişkin karar Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlandı.Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, 24 Temmuz 2020'de 86 yıl aradan sonra kılınan ilk cuma namazıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı törenle yeniden ibadete açıldı.Hasretle yanan gönüllere su serptiİstanbul Müftü Yardımcısı Arif Cevlek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin ibadete açılma kararının Türkiye'de ve İslam dünyasında büyük sevinçle karşılandığını söyledi.Ayasofya'nın yeniden asli hüviyetine kavuşmasının uzun yıllar beklenen bir gelişme olduğunu belirten Cevlek, Tekrar asli hüviyetine çevrilmesi İslam dünyasında özellikle Türkiye'deki Müslümanlar arasında, yıllarca 'Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın' sloganıyla bu hasretle yanan gönüllere tabiri caizse su serpti. Çünkü fethin sembolüydü burası. ifadelerini kullandı.Cevlek, yeniden ibadete açılmasının ardından camiye gösterilen ilginin ilk günkü canlılığını koruduğunu belirterek, yerli ve yabancı ziyaretçilerin hem ibadet hem de tarihi ve sanatsal yönünü görmek amacıyla Ayasofya'yı ziyaret ettiğini anlattı.Ayasofya'nın yalnızca bir ibadet mekanı olmadığını vurgulayan Cevlek, Fatih Sultan Mehmet'in vakfiyesi doğrultusunda camide hadis, Buhari ve irfan derslerinin yıl boyunca devam ettiğini, her gün hatim okunduğunu, cuma günleri ise sala ile ezan arasında mukabeleli hatim geleneğinin sürdürüldüğünü aktardı.Cami görevlilerinin bireysel kurslarla Kur'an-ı Kerim, kıraat ve musiki eğitimi de verdiğini aktaran Cevlek, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde görev yapan rehberlik personelinin özellikle yabancı ziyaretçilere dini rehberlik hizmeti sunduğunu kaydetti.Ayasofya'nın manevi atmosferinin farklı ülkelerden gelen ziyaretçiler üzerinde etkili olduğunu aktaran Cevlek, Burayı gören, buranın manevi atmosferinden istifade edip etkilenen insanlar İslam'la müşerref oluyorlar. Günlük, haftalık mutlaka ihtida konularına şahitlik ediyoruz. dedi.Uzak Doğu ve Orta Asya&#039;dan gelen ziyaretçi sayısı arttıArif Cevlek, Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasına yönelik geçmişte dile getirilen ihtiyaç yok yönündeki eleştirilerin ziyaretçi yoğunluğuyla karşılık bulmadığını vurgulayarak, Yeniden ibadete açılmasının ardından 30 milyondan fazla insan ziyaret etti. Hem içeride hem girişlerde hem çıkışlarda her zaman yoğunluk var. Hiçbir zaman da bir kargaşaya mahal vermeyen bir yoğunluk. diye konuştu.Özbekistan, Malezya ve Endonezya gibi ülkelerin umre organizasyonlarına İstanbul ve Ayasofya'yı da dahil ettiğini belirten Cevlek, özellikle Uzak Doğu ve Orta Asya'dan gelen ziyaretçi sayısında belirgin artış yaşandığını dile getirdi.Restorasyon sürerken hizmet devam ediyorCevlek, Ayasofya'da devam eden restorasyon çalışmalarının ziyaretçi güvenliği gözetilerek yürütüldüğünü, çalışmalar nedeniyle ziyaretçilerin camiye kontrollü olarak alındığını söyledi.Restorasyonun tamamlanmasıyla daha fazla kişinin aynı anda camiyi ziyaret edebileceğinin altını çizen Cevlek, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı bünyesinde yaklaşık 30 personelin görev yaptığı camide Vakıflar Genel Müdürlüğünün temizlik, güvenlik ve idari personeliyle birlikte günde yaklaşık 120 kişinin ziyaretçilere hizmet verdiğini kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Beşiktaş'taki tarihi çınarların kurtarılamamasına yanlış uygulamalar yol açtı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/besiktas-taki-tarihi-cinarlarin-kurtarilamamasina-yanlis-uygulamalar-yol-acti/884167/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/besiktas-taki-tarihi-cinarlarin-kurtarilamamasina-yanlis-uygulamalar-yol-acti/884167/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:12:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Marmara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeki Severoğlu: - Ağaçların sağlıklarının sürekliliği önemli, sağlanamadı. Bakım yapılmadı ve yaralanmalarının önüne geçilemedi. Sürekli olarak inşaat faaliyetleri, asfaltlama veya kaldırım yapma gibi şeylerde özensiz bir işçilik yapıldığı için ağaçlar mutlaka yaralanıyor. Yaralanan ağaçlar ocak oluyor, hemen sağındaki solundaki ağaçların da kurumasına sebep oluyor. Belediyenin bu konuda özen göstermediğini bütün halk görüyor - İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Araştırma Görevlisi Abdullah Eser: - Yaptığımız çalışmalarda hastalıklı bir ağacı budadığınızda, ağacın ölüm süreci hızlanıyor. Çünkü ağacı her budadığınızda, ağacın öz suyu dışına çıkıyor, buradaki yaralardan sporlar daha hızlı giriyor. Sporların daha hızlı girmesi sonucu ağaçta ölüm daha hızlı oluyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Beşiktaş'taki asırlık çınarların çınar kanseri nedeniyle kurumasına ilişkin konuşan uzmanlar, hastalığın tedavisinin olmadığını ancak budamanın durdurulması ve hastalığın yayılmasını önleyecek tedbirlerin alınmasıyla bu durumun önlenebileceğini belirterek, yanlış uygulamaların ağaçların kurtarılmamasına neden olduğunu ifade etti.Dolmabahçe ve Çırağan caddelerinde bulunan asırlık çınarların İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) gerçekleştirdiği çalışmaların ardından kuruması kamuoyunda tartışma ve tepkilere neden olurken, uzmanlar süreci bilimsel açıdan değerlendirdi.Hastalığın Türkiye'deki yayılış sürecini, yürütülen çalışmaları ve alınması gereken önlemleri anlatan uzmanlar, yanlış budama uygulamaları ile bakım ve koruma süreçlerindeki eksikliklerin hastalığın yayılmasını hızlandırdığını belirtti.Uzmanlar, tedavisi bulunmayan hastalıkla mücadelede erken müdahale, doğru bakım uygulamaları ve hastalıklı ağaçların bilimsel yöntemlerle alandan uzaklaştırılmasının önemine dikkati çekti.Marmara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeki Severoğlu, AA muhabirine, hastalığın yıllar önce yurt dışından getirilen çınarlarla yaygınlaştığını, özellikle çeşitli sebeplerden kuruyan ağaçların arasına dikilen bu çınarların bölgedeki 130 ila 180 yıl arasında değişen ağaçların hastalanmasına sebep olduğunu söyledi.Severoğlu, Türkiye'de bu hastalığı 2010'da örnekleri alarak ilk kez kendisinin tespit ettiğini dile getirerek, Ölümcül bir hastalık, bulaştığı zaman ağacı kesinlikle götürüyor. Bilinen herhangi bir kimyasal veya biyolojik tedavisi yok. Bulaşmaması gerekiyor. Bulaşmasının engellenmesinin yollarından birisi budama yapılmaması, mekanik hasar, bitkilerin dokularında herhangi bir yara, bere izi olmaması. Aynı zamanda hastalıklı ağaçlarla sağlıklı ağaçların kök temasının olmaması. Bütün bunların yanında bazı böceklerin de hastalıklı ağaçlardan aldıkları hastalıklı spor ve misellerini diğer ağaçlara bulaştırmaması gerekiyor. Yani komple bir mücadele gerekiyor. diye konuştu.Bu konuda bir rapor verdiğini ve o raporun güzel bir şekilde uygulandığını ifade eden Severoğlu, sağlıklı gibi gözüken iki ağacın kesilmesini talep ettiklerini ancak sağlıklı olduğu öne sürülerek kesilmediklerini, o iki ağaçtan sonra yıllar içinde 200'den fazla ağacın hastalandığını ve çoğunun da öldüğünü kaydetti.Ağaçlardaki hastalığın yayılmasının engellenmesi için 4 yıl önce rapor hazırlandıDoç. Dr. Severoğlu, 2020, 2021 ve 2022'de kuruyan ağaçların usulüne uygun kesilmediğini belirterek, şunları aktardı.Orman Mühendisleri Odası, Tarım ve Orman Bakanlığı bu konuda bazı girişimlerde bulununca basına yansıdı. Benim haberim yoktu. Bana geldiler 'Böyle bir durum var, sizin de bir raporunuz var. Bu ağaçları ne yapmamız lazım? Belediye bunları kesti, doğru mu?' diye. Ben de yerlerini bildiğim için gidip gezdim. Bunların hastalık olduğunu, hastalığın çok yayıldığını, (ağaçların kesimi) doğru yapıldığını ama uzaklaştırırken yanlışlıklar yapıldığını söyledim, gösterdim. 2022'de belediye bir rapor hazırlamamı istedi. Belediyenin 17 personeli, benim de 4 öğrencimle 2,5 ay boyunca çalışma yaptık. Hastalıklı bütün ağaçları tespit ettik. 230 çınar ağacının uzaklaştırılması gerektiğini raporumuzda belirttik. Budamaların 5 ila 10 yıl arasında yasaklanmasını, çınar budamasının yapılmamasını, ölmek üzere olan ağaçların alandan uzaklaştırılarak yakılması şeklinde 22 sayfalık bir rapor hazırladık.Severoğlu, Sarıyer'den Zincirlikuyu'ya kadar birçok yeni ve eski çınarın bu sene de budandığını ve bunun yanlış olduğunu kaydederek, şöyle konuştu:Eğer bir hasta ağacı budadıktan sonra diğerlerini de buduyorsanız diğer bütün ağaçlara sıçraması demek. Aletlerinizi çok iyi steril etseniz dahi yara yüzeyi oluşturduğunuz için oradan çıkan ıslaklıkların üzerine gelen sporlar çimlenme ortamı buluyor ve ağacın o kesilmiş yüzeyinden içeriye giriyor. Bunlar çok hızla çoğalan ve aynı zamanda sistemin, yani ağacın iletim demetlerinin içerisine giren bir mantar. Sporlar anında çimleniyor. Ağacın iletim demetleri boyunca 3 ila 5 ay içerisinde bazı dayanıklı, Doğu çınarı gibi, bizim Türkiye'nin çınarları gibi çınar türlerinde de 2 ila 3 yıla kadar kesin ölümcül bir hastalık oluyor.Söz konusu hastalık nedeniyle sistemin suyu yukarıya iletemediğini, yukarıda özümleme, fotosentez sonucunda oluşan besinlerin de aşağıya indirilemediğini, dolayısıyla bu şekilde iletim bozukluğunun oluştuğunu belirten Severoğlu, Türkçede buna doku bozuklaşması mantarı adını verdiklerini ve bu şekilde ağacın ölümünün kaçınılmaz olduğunu söyledi.Belediyenin bu konuda özen göstermediğini bütün halk görüyorDoç. Dr. Severoğlu, ağaçların hastalık sürecinde bu hususlara dikkat edilmediğini vurgulayarak, 2 yıl içinde, özellikle Şubat 2026'dan geriye doğru 2024'e kadar 3 veya 4 kere Daire Başkanı ile görüştüğünü, bunların kesilmesiyle daha önce ölmesi muhtemel dedikleri ağaçların hepsinin öldüğünü, yayılmanın daha fazla olmaması için bunların derhal uzaklaştırılması gerektiğini söylediğini, ancak onların da suçu Anıtlar Kurulu'na attığını dile getirdi.Severoğlu, raporunun Valiliğe ve 39 kaymakamlığa, aynı zamanda tarım il müdürlüklerine gönderildiğini ifade ederek, Valilik tarafından da bu rapora uyulması konusunda uyarılmalarına rağmen raporumuzu hiçe sayarak yanlış işler yapıldı. dedi.Ağaçların ölmesinde bakımların yeterince yapılmamasının da bir etken olduğuna işaret eden Severoğlu, Çünkü sağlıklı ağaç dışarıdan gelebilecek, ağacı zayıflatan diğer sekonder etmen veya etkenlere karşı dayanıklı olduğunda ona bir tepki veriyor. Eğer sağlığı bozulmuşsa o tepkiyi veremediği için kısa zamanda ölüyor. İnsan gibi bunlar da. diye konuştu. Severoğlu, hastalığın tedavisinin olmadığını, yayılmasının engellenebileceğini ancak engellenmediğini aktararak, Çünkü dikkat edilmedi. Ağaçların sağlıklarının sürekliliği önemli, sağlanamadı. Bakım yapılmadı ve yaralanmaların önüne geçilemedi. Sürekli olarak inşaat faaliyetleri, asfaltlama veya kaldırım yapma gibi şeylerde özensiz bir işçilik yapıldığı için ağaçlar mutlaka yaralanıyor. Yaralanan ağaçlar ocak oluyor, hemen sağındaki solundaki ağaçların da kurumasına sebep oluyor. Belediyenin bu konuda özen göstermediğini bütün halk görüyor. değerlendirmesinde bulundu.Hastalıklı bir ağacı budadığınızda ölüm süreci hızlanıyorBitki hastalıkları üzerine çalışmalarda bulunan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Araştırma Görevlisi Abdullah Eser, çınar kanseri olarak bilinen ağaçlardaki mantar hastalığının, Kuzey Amerika kökenli olduğunu, 2. Dünya Savaşı sırasında Avrupa'ya taşındığını ve Fransa ile İtalya taraflarında kayda alındığını, akabinde ise hastalığın dış ithalatla Türkiye'ye giriş yaptığını anlattı.Hastalığın bulaştıktan sonra ağacı 2 ila 10 yıl arasında öldürdüğünü kaydeden Eser, Kimyasal olarak şu an bu hastalıkla bir mücadele yöntemi yok. Hastalık ağaca bulaştıktan sonra ağacın ömrünü uzatabildiğimiz kadar uzatmaya çalışıyoruz. Bunun farklı yöntemleri var. Buradaki ağaçlar, anıt ağaç niteliğinde. Osmanlı'nın sonunda Cumhuriyet'in başında dikilen ağaçlar olduğu için bunlara ağaçtan ziyade bir anıt, bir eser gibi bakıyoruz. diye konuştu.Eser, ağaçlarda bu hastalığın tespit edilmesi durumunda neler yapılacağını anlatarak, Tespit edilmesi durumunda hastalıklı ağacın, bulunduğu bölgeden doğrudan çıkartılması gerekiyor. Çünkü hastalıklı ağaç çok hızlı bir şekilde mantar sporlarını, etrafındaki ağaçlara yayıyor. Hastalığın ilerlememesi için ağacı çıkartıyoruz, kütüğünü köklüyoruz ve toprağına da işlem yapıyoruz. Çünkü bu mantarın sporları toprakta da kalıyor. ifadelerini kullandı.Ağaçların budanmasına değinen Eser, şunları söyledi:Yaptığımız çalışmalarda hastalıklı bir ağacı budadığınızda, ağacın ölüm süreci hızlanıyor. Çünkü ağacı her budadığınızda, ağacın öz suyu dışına çıkıyor, buradaki yaralardan sporlar daha hızlı giriyor. Sporların daha hızlı girmesi sonucu ağaçta ölüm daha hızlı oluyor. İstanbul'un öbür ucundaki kullandığımız bir budama aleti, oradan hastalığı alıp tüm Dolmabahçe, Çırağan tarafındaki 250-300 ağaca bulaştırabiliyor. Buradaki çözüm direkt ağacı ya keseceğiz ya da budama yapmayacağız. Endoterapi yöntemleri veya enjeksiyon modelleriyle ağacın ömrünü uzatabiliriz ama bu da ağacın ölümüne engel olmuyor sadece yaşam süresini biraz daha uzatıyor.Diğer ağaçların kurtarılması için geniş çaplı bir rehabilitasyon süreci yapılması gerekiyorEser, hastalığın ilk tepki gösterdiği ağaçlar belirlenerek çok hızlı bir şekilde uzaklaştırılıp toprağın ıslah edilmesi halinde, diğer ağaçlara bulaşma ihtimalinin çok düşük olacağını ancak hastalık bilinmediği için birçok ağaca bulaştıktan sonra göze çarpmaya başladığını söyledi.Dolmabahçe ve Çırağan'da şu anda budanmış şekilde duran çınar ağaçlarına dikili kuru denildiğini aktaran Eser, O ağaçlar ayakta duruyor gibi gözüküyor ama artık fotosentez yapmıyor. Herhangi bir yaprak açmıyor. Herhangi bir ağacın yapması gereken hayati fonksiyonları yerine getiremiyor. Şu an dikili, ölmüş bir şekilde duruyor. Sadece alanın çıplak gözükmemesi için görsel olarak orada bulunuyor. dedi.İstanbul'daki çınarlarda görülen hastalığa değinen Eser, Çınar ağaçlarındaki mantar hastalığı devam ediyor. Şu anda Yeniköy taraflarına doğru hastalık ilerliyor. Hastalık kesilmedi, aktif bir şekilde alanda duruyor. Bu ağaçların artık alandan çıkarılması ve toprağın ıslah edilmesi gerekiyor. Diğer ağaçların kurtarılması için geniş çaplı bir rehabilitasyon süreci yapılması gerekiyor. uyarılarında bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Beşiktaş'taki asırlık çınarların çınar kanseri nedeniyle kurumasına ilişkin konuşan uzmanlar, hastalığın tedavisinin olmadığını ancak budamanın durdurulması ve hastalığın yayılmasını önleyecek tedbirlerin alınmasıyla bu durumun önlenebileceğini belirterek, yanlış uygulamaların ağaçların kurtarılmamasına neden olduğunu ifade etti.Dolmabahçe ve Çırağan caddelerinde bulunan asırlık çınarların İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) gerçekleştirdiği çalışmaların ardından kuruması kamuoyunda tartışma ve tepkilere neden olurken, uzmanlar süreci bilimsel açıdan değerlendirdi.Hastalığın Türkiye'deki yayılış sürecini, yürütülen çalışmaları ve alınması gereken önlemleri anlatan uzmanlar, yanlış budama uygulamaları ile bakım ve koruma süreçlerindeki eksikliklerin hastalığın yayılmasını hızlandırdığını belirtti.Uzmanlar, tedavisi bulunmayan hastalıkla mücadelede erken müdahale, doğru bakım uygulamaları ve hastalıklı ağaçların bilimsel yöntemlerle alandan uzaklaştırılmasının önemine dikkati çekti.Marmara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeki Severoğlu, AA muhabirine, hastalığın yıllar önce yurt dışından getirilen çınarlarla yaygınlaştığını, özellikle çeşitli sebeplerden kuruyan ağaçların arasına dikilen bu çınarların bölgedeki 130 ila 180 yıl arasında değişen ağaçların hastalanmasına sebep olduğunu söyledi.Severoğlu, Türkiye'de bu hastalığı 2010'da örnekleri alarak ilk kez kendisinin tespit ettiğini dile getirerek, Ölümcül bir hastalık, bulaştığı zaman ağacı kesinlikle götürüyor. Bilinen herhangi bir kimyasal veya biyolojik tedavisi yok. Bulaşmaması gerekiyor. Bulaşmasının engellenmesinin yollarından birisi budama yapılmaması, mekanik hasar, bitkilerin dokularında herhangi bir yara, bere izi olmaması. Aynı zamanda hastalıklı ağaçlarla sağlıklı ağaçların kök temasının olmaması. Bütün bunların yanında bazı böceklerin de hastalıklı ağaçlardan aldıkları hastalıklı spor ve misellerini diğer ağaçlara bulaştırmaması gerekiyor. Yani komple bir mücadele gerekiyor. diye konuştu.Bu konuda bir rapor verdiğini ve o raporun güzel bir şekilde uygulandığını ifade eden Severoğlu, sağlıklı gibi gözüken iki ağacın kesilmesini talep ettiklerini ancak sağlıklı olduğu öne sürülerek kesilmediklerini, o iki ağaçtan sonra yıllar içinde 200'den fazla ağacın hastalandığını ve çoğunun da öldüğünü kaydetti.Ağaçlardaki hastalığın yayılmasının engellenmesi için 4 yıl önce rapor hazırlandıDoç. Dr. Severoğlu, 2020, 2021 ve 2022'de kuruyan ağaçların usulüne uygun kesilmediğini belirterek, şunları aktardı.Orman Mühendisleri Odası, Tarım ve Orman Bakanlığı bu konuda bazı girişimlerde bulununca basına yansıdı. Benim haberim yoktu. Bana geldiler 'Böyle bir durum var, sizin de bir raporunuz var. Bu ağaçları ne yapmamız lazım? Belediye bunları kesti, doğru mu?' diye. Ben de yerlerini bildiğim için gidip gezdim. Bunların hastalık olduğunu, hastalığın çok yayıldığını, (ağaçların kesimi) doğru yapıldığını ama uzaklaştırırken yanlışlıklar yapıldığını söyledim, gösterdim. 2022'de belediye bir rapor hazırlamamı istedi. Belediyenin 17 personeli, benim de 4 öğrencimle 2,5 ay boyunca çalışma yaptık. Hastalıklı bütün ağaçları tespit ettik. 230 çınar ağacının uzaklaştırılması gerektiğini raporumuzda belirttik. Budamaların 5 ila 10 yıl arasında yasaklanmasını, çınar budamasının yapılmamasını, ölmek üzere olan ağaçların alandan uzaklaştırılarak yakılması şeklinde 22 sayfalık bir rapor hazırladık.Severoğlu, Sarıyer'den Zincirlikuyu'ya kadar birçok yeni ve eski çınarın bu sene de budandığını ve bunun yanlış olduğunu kaydederek, şöyle konuştu:Eğer bir hasta ağacı budadıktan sonra diğerlerini de buduyorsanız diğer bütün ağaçlara sıçraması demek. Aletlerinizi çok iyi steril etseniz dahi yara yüzeyi oluşturduğunuz için oradan çıkan ıslaklıkların üzerine gelen sporlar çimlenme ortamı buluyor ve ağacın o kesilmiş yüzeyinden içeriye giriyor. Bunlar çok hızla çoğalan ve aynı zamanda sistemin, yani ağacın iletim demetlerinin içerisine giren bir mantar. Sporlar anında çimleniyor. Ağacın iletim demetleri boyunca 3 ila 5 ay içerisinde bazı dayanıklı, Doğu çınarı gibi, bizim Türkiye'nin çınarları gibi çınar türlerinde de 2 ila 3 yıla kadar kesin ölümcül bir hastalık oluyor.Söz konusu hastalık nedeniyle sistemin suyu yukarıya iletemediğini, yukarıda özümleme, fotosentez sonucunda oluşan besinlerin de aşağıya indirilemediğini, dolayısıyla bu şekilde iletim bozukluğunun oluştuğunu belirten Severoğlu, Türkçede buna doku bozuklaşması mantarı adını verdiklerini ve bu şekilde ağacın ölümünün kaçınılmaz olduğunu söyledi.Belediyenin bu konuda özen göstermediğini bütün halk görüyorDoç. Dr. Severoğlu, ağaçların hastalık sürecinde bu hususlara dikkat edilmediğini vurgulayarak, 2 yıl içinde, özellikle Şubat 2026'dan geriye doğru 2024'e kadar 3 veya 4 kere Daire Başkanı ile görüştüğünü, bunların kesilmesiyle daha önce ölmesi muhtemel dedikleri ağaçların hepsinin öldüğünü, yayılmanın daha fazla olmaması için bunların derhal uzaklaştırılması gerektiğini söylediğini, ancak onların da suçu Anıtlar Kurulu'na attığını dile getirdi.Severoğlu, raporunun Valiliğe ve 39 kaymakamlığa, aynı zamanda tarım il müdürlüklerine gönderildiğini ifade ederek, Valilik tarafından da bu rapora uyulması konusunda uyarılmalarına rağmen raporumuzu hiçe sayarak yanlış işler yapıldı. dedi.Ağaçların ölmesinde bakımların yeterince yapılmamasının da bir etken olduğuna işaret eden Severoğlu, Çünkü sağlıklı ağaç dışarıdan gelebilecek, ağacı zayıflatan diğer sekonder etmen veya etkenlere karşı dayanıklı olduğunda ona bir tepki veriyor. Eğer sağlığı bozulmuşsa o tepkiyi veremediği için kısa zamanda ölüyor. İnsan gibi bunlar da. diye konuştu. Severoğlu, hastalığın tedavisinin olmadığını, yayılmasının engellenebileceğini ancak engellenmediğini aktararak, Çünkü dikkat edilmedi. Ağaçların sağlıklarının sürekliliği önemli, sağlanamadı. Bakım yapılmadı ve yaralanmaların önüne geçilemedi. Sürekli olarak inşaat faaliyetleri, asfaltlama veya kaldırım yapma gibi şeylerde özensiz bir işçilik yapıldığı için ağaçlar mutlaka yaralanıyor. Yaralanan ağaçlar ocak oluyor, hemen sağındaki solundaki ağaçların da kurumasına sebep oluyor. Belediyenin bu konuda özen göstermediğini bütün halk görüyor. değerlendirmesinde bulundu.Hastalıklı bir ağacı budadığınızda ölüm süreci hızlanıyorBitki hastalıkları üzerine çalışmalarda bulunan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Araştırma Görevlisi Abdullah Eser, çınar kanseri olarak bilinen ağaçlardaki mantar hastalığının, Kuzey Amerika kökenli olduğunu, 2. Dünya Savaşı sırasında Avrupa'ya taşındığını ve Fransa ile İtalya taraflarında kayda alındığını, akabinde ise hastalığın dış ithalatla Türkiye'ye giriş yaptığını anlattı.Hastalığın bulaştıktan sonra ağacı 2 ila 10 yıl arasında öldürdüğünü kaydeden Eser, Kimyasal olarak şu an bu hastalıkla bir mücadele yöntemi yok. Hastalık ağaca bulaştıktan sonra ağacın ömrünü uzatabildiğimiz kadar uzatmaya çalışıyoruz. Bunun farklı yöntemleri var. Buradaki ağaçlar, anıt ağaç niteliğinde. Osmanlı'nın sonunda Cumhuriyet'in başında dikilen ağaçlar olduğu için bunlara ağaçtan ziyade bir anıt, bir eser gibi bakıyoruz. diye konuştu.Eser, ağaçlarda bu hastalığın tespit edilmesi durumunda neler yapılacağını anlatarak, Tespit edilmesi durumunda hastalıklı ağacın, bulunduğu bölgeden doğrudan çıkartılması gerekiyor. Çünkü hastalıklı ağaç çok hızlı bir şekilde mantar sporlarını, etrafındaki ağaçlara yayıyor. Hastalığın ilerlememesi için ağacı çıkartıyoruz, kütüğünü köklüyoruz ve toprağına da işlem yapıyoruz. Çünkü bu mantarın sporları toprakta da kalıyor. ifadelerini kullandı.Ağaçların budanmasına değinen Eser, şunları söyledi:Yaptığımız çalışmalarda hastalıklı bir ağacı budadığınızda, ağacın ölüm süreci hızlanıyor. Çünkü ağacı her budadığınızda, ağacın öz suyu dışına çıkıyor, buradaki yaralardan sporlar daha hızlı giriyor. Sporların daha hızlı girmesi sonucu ağaçta ölüm daha hızlı oluyor. İstanbul'un öbür ucundaki kullandığımız bir budama aleti, oradan hastalığı alıp tüm Dolmabahçe, Çırağan tarafındaki 250-300 ağaca bulaştırabiliyor. Buradaki çözüm direkt ağacı ya keseceğiz ya da budama yapmayacağız. Endoterapi yöntemleri veya enjeksiyon modelleriyle ağacın ömrünü uzatabiliriz ama bu da ağacın ölümüne engel olmuyor sadece yaşam süresini biraz daha uzatıyor.Diğer ağaçların kurtarılması için geniş çaplı bir rehabilitasyon süreci yapılması gerekiyorEser, hastalığın ilk tepki gösterdiği ağaçlar belirlenerek çok hızlı bir şekilde uzaklaştırılıp toprağın ıslah edilmesi halinde, diğer ağaçlara bulaşma ihtimalinin çok düşük olacağını ancak hastalık bilinmediği için birçok ağaca bulaştıktan sonra göze çarpmaya başladığını söyledi.Dolmabahçe ve Çırağan'da şu anda budanmış şekilde duran çınar ağaçlarına dikili kuru denildiğini aktaran Eser, O ağaçlar ayakta duruyor gibi gözüküyor ama artık fotosentez yapmıyor. Herhangi bir yaprak açmıyor. Herhangi bir ağacın yapması gereken hayati fonksiyonları yerine getiremiyor. Şu an dikili, ölmüş bir şekilde duruyor. Sadece alanın çıplak gözükmemesi için görsel olarak orada bulunuyor. dedi.İstanbul'daki çınarlarda görülen hastalığa değinen Eser, Çınar ağaçlarındaki mantar hastalığı devam ediyor. Şu anda Yeniköy taraflarına doğru hastalık ilerliyor. Hastalık kesilmedi, aktif bir şekilde alanda duruyor. Bu ağaçların artık alandan çıkarılması ve toprağın ıslah edilmesi gerekiyor. Diğer ağaçların kurtarılması için geniş çaplı bir rehabilitasyon süreci yapılması gerekiyor. uyarılarında bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Almanya'da bileşik PMI temmuzda yeniden büyüme bölgesine geçti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/almanya-da-bilesik-pmi-temmuzda-yeniden-buyume-bolgesine-gecti/884165/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/almanya-da-bilesik-pmi-temmuzda-yeniden-buyume-bolgesine-gecti/884165/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:12:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — Almanya'da bileşik Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) temmuzda 51,2 puana yükselerek dört ay sonra ilk kez büyüme bölgesine geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Almanya'da bileşik Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) temmuzda 51,2 puana yükselerek dört ay sonra ilk kez büyüme bölgesine geçti.S&amp;P Global, Almanya'nın temmuz ayına ilişkin öncü PMI verilerini açıkladı.Buna göre, imalat sanayisindeki üretimin belirgin şekilde hızlanması Almanya ekonomisindeki hareketliliği destekledi.Büyüme, mal ve hizmetlere yönelik talebin güçlenmesinin yanı sıra yeni ihracat siparişlerinde yeniden artış görülmesiyle gerçekleşti. Şirketlerin gelecek 12 aya ilişkin faaliyet beklentilerinde de iyileşme görülürken, bu durum istihdam kayıplarının hız kesmesine yansıdı.Fiyatlar tarafında ise üçüncü çeyreğin başında, özellikle hizmet sektöründe maliyet baskılarının artması nedeniyle girdi maliyetlerindeki yükseliş hafif hızlandı. Buna karşı, mal ve hizmet satış fiyatlarındaki artış son dört ayın en yavaş hızında gerçekleşti. Ancak bu artış, Orta Doğu'daki savaşın başlamasından hemen önceki şubat ayına kıyasla hala belirgin şekilde daha yüksek seviyede kaldı.S&amp;P Global öncü verilerine göre, imalat ve hizmet sektörlerini kapsayan bileşik PMI üretim endeksi hazirandaki 49,5 seviyesinden temmuzda 51,2'ye yükselerek dört ay sonra ilk kez büyüme eşiği olan 50 değerinin üzerine çıktı.İmalat sanayi üretim endeksi de 54,7 puana yükselerek yaklaşık 4,5 yılın en güçlü artışını kaydetti.Şirketler, daha yüksek sipariş hacmi, kapasite kullanımındaki artış ve öne çekilen siparişlerin üretimi desteklediğini raporladı. İmalat PMI 52,2 puanla son dört ayın en yüksek seviyesini gördü.Hizmet sektörü aktivitesi ise 49,6 puanla büyüme bölgesinin altında kalmasına rağmen, son dört ayın en yüksek seviyesine çıktı.S&amp;P Global Market Intelligence Ekonomi Direktör Yardımcısı Phil Smith, verilere ilişkin değerlendirmesinde, Almanya ekonomisinin üçüncü çeyreğe olumlu bir başlangıç yaptığını belirterek, Bileşik PMI, Orta Doğu'da savaşın başlamasının ardından üç ay boyunca daralmaya işaret ettikten sonra yeniden büyüme bölgesine döndü. Ancak yaklaşık son bir haftada bölgede çatışmaların yeniden şiddetlenmesi ve bunun küresel enerji fiyatları üzerinde yeni yukarı yönlü baskı yaratması nedeniyle sürdürülebilir bir toparlanmaya giden yolun hala oldukça belirsiz olduğu görülüyor. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Almanya'da bileşik Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) temmuzda 51,2 puana yükselerek dört ay sonra ilk kez büyüme bölgesine geçti.S&amp;P Global, Almanya'nın temmuz ayına ilişkin öncü PMI verilerini açıkladı.Buna göre, imalat sanayisindeki üretimin belirgin şekilde hızlanması Almanya ekonomisindeki hareketliliği destekledi.Büyüme, mal ve hizmetlere yönelik talebin güçlenmesinin yanı sıra yeni ihracat siparişlerinde yeniden artış görülmesiyle gerçekleşti. Şirketlerin gelecek 12 aya ilişkin faaliyet beklentilerinde de iyileşme görülürken, bu durum istihdam kayıplarının hız kesmesine yansıdı.Fiyatlar tarafında ise üçüncü çeyreğin başında, özellikle hizmet sektöründe maliyet baskılarının artması nedeniyle girdi maliyetlerindeki yükseliş hafif hızlandı. Buna karşı, mal ve hizmet satış fiyatlarındaki artış son dört ayın en yavaş hızında gerçekleşti. Ancak bu artış, Orta Doğu'daki savaşın başlamasından hemen önceki şubat ayına kıyasla hala belirgin şekilde daha yüksek seviyede kaldı.S&amp;P Global öncü verilerine göre, imalat ve hizmet sektörlerini kapsayan bileşik PMI üretim endeksi hazirandaki 49,5 seviyesinden temmuzda 51,2'ye yükselerek dört ay sonra ilk kez büyüme eşiği olan 50 değerinin üzerine çıktı.İmalat sanayi üretim endeksi de 54,7 puana yükselerek yaklaşık 4,5 yılın en güçlü artışını kaydetti.Şirketler, daha yüksek sipariş hacmi, kapasite kullanımındaki artış ve öne çekilen siparişlerin üretimi desteklediğini raporladı. İmalat PMI 52,2 puanla son dört ayın en yüksek seviyesini gördü.Hizmet sektörü aktivitesi ise 49,6 puanla büyüme bölgesinin altında kalmasına rağmen, son dört ayın en yüksek seviyesine çıktı.S&amp;P Global Market Intelligence Ekonomi Direktör Yardımcısı Phil Smith, verilere ilişkin değerlendirmesinde, Almanya ekonomisinin üçüncü çeyreğe olumlu bir başlangıç yaptığını belirterek, Bileşik PMI, Orta Doğu'da savaşın başlamasının ardından üç ay boyunca daralmaya işaret ettikten sonra yeniden büyüme bölgesine döndü. Ancak yaklaşık son bir haftada bölgede çatışmaların yeniden şiddetlenmesi ve bunun küresel enerji fiyatları üzerinde yeni yukarı yönlü baskı yaratması nedeniyle sürdürülebilir bir toparlanmaya giden yolun hala oldukça belirsiz olduğu görülüyor. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/almanya-da-bilesik-pmi-temmuzda-yeniden-buyume-bolgesine-gecti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Hürmüz'deki LNG arz şoku elektrik fiyatlarında küresel ayrışmayı derinleştirdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/hurmuz-deki-lng-arz-soku-elektrik-fiyatlarinda-kuresel-ayrismayi-derinlestirdi/884164/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/hurmuz-deki-lng-arz-soku-elektrik-fiyatlarinda-kuresel-ayrismayi-derinlestirdi/884164/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:12:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — Hürmüz Boğazı'ndan LNG sevkiyatındaki kesintiler, doğal gaza bağımlı elektrik piyasalarında fiyatları yukarı çekerken, güçlü yenilenebilir üretim ve batarya kapasitesi bulunan ülkelerde fiyat artışı sınırlı kaldı - AB'de ortalama toptan elektrik fiyatı 2026'nın ilk yarısında yüzde 15 yükselirken, Avustralya ve Hindistan'da sırasıyla yüzde 30 ve yüzde 7 geriledi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : GÖKÇE KÜÇÜK TOPBAŞ - Hürmüz Boğazı üzerinden LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) sevkiyatında yaşanan aksamaların tetiklediği arz şoku, LNG fiyatlarına duyarlı ve doğal gaz santrallerinin fiyat belirleyici olduğu piyasalarda elektrik fiyatlarını artırırken, yenilenebilir üretim, batarya kapasitesi ve düşük maliyetli yerli gazın güçlü olduğu ülkelerde fiyat baskısı sınırlı kaldı.Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) Yıl Ortası Elektrik Sektörü Güncellemesi raporundan derlenen verilere göre, yurt içi doğal gaz fiyatlarının LNG fiyatlarından daha fazla etkilendiği ve doğal gaz santrallerinin toptan elektrik fiyatlarını belirlediği bazı Avrupa ve Asya piyasalarında elektrik fiyatları yükseldi.Buna karşılık güçlü yenilenebilir üretim, artan batarya kapasitesi, ithal LNG'nin elektrik üretimindeki sınırlı rolü ve düşük maliyetli yerli doğal gaz, küresel LNG fiyatlarındaki artışın elektrik piyasalarına yansımasını bazı ülkelerde sınırladı.AB'de ortalama toptan elektrik fiyatı 2026'nın ilk yarısında yıllık bazda yüzde 15 yükseldi. Elektrik fiyatları Japonya'da ikinci çeyrekte yüzde 30'dan fazla artarken, Avustralya ve Hindistan'da yılın ilk yarısında sırasıyla yüzde 30 ve yüzde 7 geriledi.LNG bağımlılığı ve doğal gaz santrallerinin rolü belirleyici olduRapora göre, 2 Mart-16 Temmuz döneminde Asya spot LNG fiyatları kriz öncesi seviyelere göre ortalama yüzde 65, Avrupa’nın gösterge doğal gaz fiyatı TTF ise yüzde 50’den fazla yükseldi.IEA, LNG fiyatlarındaki artışın elektrik piyasalarına yansımasında iki temel unsurun öne çıktığını bildirdi. Bunları, ülkelerdeki doğal gaz fiyatlarının LNG fiyatlarından ne ölçüde etkilendiği ve doğal gaz santrallerinin toptan elektrik fiyatlarını belirlediği saatlerin payı oluşturdu.Japonya'da LNG fiyatları martta kriz öncesi seviyenin termal megavatsaat başına yaklaşık 40 dolar üzerine çıktı. Bu artış, üçüncü çeyreğe yönelik elektrik vadeli fiyatlarının megavatsaat başına yaklaşık 75 dolar yükselmesine yol açtı.Avrupa'da doğal gaz fiyatlarındaki termal megavatsaat başına yaklaşık 30 dolarlık artış, elektrik vadeli fiyatlarında İtalya'da yaklaşık 60, Birleşik Krallık'ta 40 ve Almanya'da 30 dolarlık yükselişe yansıdı.AB'de yılın ilk yarısındaki ortalama toptan elektrik fiyatı megavatsaat başına yaklaşık 105 dolar oldu. Fiyatlar İtalya'da yüzde 18, Almanya'da yüzde 17 yükselirken, güçlü rüzgar ve güneş üretimi ile yüksek hidroelektrik rezervuar seviyelerinin etkili olduğu İspanya'da yüzde 16 geriledi.Yenilenebilir üretim ve batarya kapasitesi fiyat baskısını sınırladıAvustralya Ulusal Elektrik Piyasası'nda ortalama toptan elektrik fiyatı yılın ilk yarısında yüzde 30 düşerek megavatsaat başına 49 dolara geriledi.Yeni batarya kapasitesi, gündüz saatlerinden akşam saatlerine kaydırılan elektrik miktarının 2026'nın ilk çeyreğinde üç katına çıkmasına katkı sağladı. Bu gelişme, yüksek talep saatlerinde pahalı doğal gaz ve kömür santrallerinin kullanımını azaltarak fiyat sıçramalarını sınırladı.Hindistan'da ithal LNG'nin elektrik üretimindeki rolünün sınırlı olması nedeniyle Orta Doğu'daki savaşın spot elektrik fiyatları üzerinde belirgin bir etkisi görülmedi. Ülkede ortalama toptan elektrik fiyatı ilk yarıda yüzde 7 düşerek megavatsaat başına 48 dolar oldu.ABD'de ise küresel LNG fiyatlarına kıyasla daha düşük maliyetli yerli doğal gaz, fiyat şokunun elektrik piyasasına geçişini sınırladı. Ülkede ilk yarıdaki toptan elektrik fiyatları, büyük ölçüde ocaktaki aşırı soğukların etkisiyle yüzde 10 yükselerek megavatsaat başına 52 dolara çıktı.ABD Enerji Enformasyon İdaresi tahminine göre, ülkedeki ortalama toptan elektrik fiyatının yılın ikinci yarısında yüzde 8 düşerek megavatsaat başına yaklaşık 48 dolara gerilemesi bekleniyor.IEA'ya göre, Kuzey Amerika'daki yeni LNG sıvılaştırma projeleri, diğer ihracatçıların üretimlerini artırması ve yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payının büyümesi, mevcut krizin elektrik fiyatlarına etkisinin 2022'deki enerji krizine kıyasla daha sınırlı kalmasına katkı sağladı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : GÖKÇE KÜÇÜK TOPBAŞ - Hürmüz Boğazı üzerinden LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) sevkiyatında yaşanan aksamaların tetiklediği arz şoku, LNG fiyatlarına duyarlı ve doğal gaz santrallerinin fiyat belirleyici olduğu piyasalarda elektrik fiyatlarını artırırken, yenilenebilir üretim, batarya kapasitesi ve düşük maliyetli yerli gazın güçlü olduğu ülkelerde fiyat baskısı sınırlı kaldı.Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) Yıl Ortası Elektrik Sektörü Güncellemesi raporundan derlenen verilere göre, yurt içi doğal gaz fiyatlarının LNG fiyatlarından daha fazla etkilendiği ve doğal gaz santrallerinin toptan elektrik fiyatlarını belirlediği bazı Avrupa ve Asya piyasalarında elektrik fiyatları yükseldi.Buna karşılık güçlü yenilenebilir üretim, artan batarya kapasitesi, ithal LNG'nin elektrik üretimindeki sınırlı rolü ve düşük maliyetli yerli doğal gaz, küresel LNG fiyatlarındaki artışın elektrik piyasalarına yansımasını bazı ülkelerde sınırladı.AB'de ortalama toptan elektrik fiyatı 2026'nın ilk yarısında yıllık bazda yüzde 15 yükseldi. Elektrik fiyatları Japonya'da ikinci çeyrekte yüzde 30'dan fazla artarken, Avustralya ve Hindistan'da yılın ilk yarısında sırasıyla yüzde 30 ve yüzde 7 geriledi.LNG bağımlılığı ve doğal gaz santrallerinin rolü belirleyici olduRapora göre, 2 Mart-16 Temmuz döneminde Asya spot LNG fiyatları kriz öncesi seviyelere göre ortalama yüzde 65, Avrupa’nın gösterge doğal gaz fiyatı TTF ise yüzde 50’den fazla yükseldi.IEA, LNG fiyatlarındaki artışın elektrik piyasalarına yansımasında iki temel unsurun öne çıktığını bildirdi. Bunları, ülkelerdeki doğal gaz fiyatlarının LNG fiyatlarından ne ölçüde etkilendiği ve doğal gaz santrallerinin toptan elektrik fiyatlarını belirlediği saatlerin payı oluşturdu.Japonya'da LNG fiyatları martta kriz öncesi seviyenin termal megavatsaat başına yaklaşık 40 dolar üzerine çıktı. Bu artış, üçüncü çeyreğe yönelik elektrik vadeli fiyatlarının megavatsaat başına yaklaşık 75 dolar yükselmesine yol açtı.Avrupa'da doğal gaz fiyatlarındaki termal megavatsaat başına yaklaşık 30 dolarlık artış, elektrik vadeli fiyatlarında İtalya'da yaklaşık 60, Birleşik Krallık'ta 40 ve Almanya'da 30 dolarlık yükselişe yansıdı.AB'de yılın ilk yarısındaki ortalama toptan elektrik fiyatı megavatsaat başına yaklaşık 105 dolar oldu. Fiyatlar İtalya'da yüzde 18, Almanya'da yüzde 17 yükselirken, güçlü rüzgar ve güneş üretimi ile yüksek hidroelektrik rezervuar seviyelerinin etkili olduğu İspanya'da yüzde 16 geriledi.Yenilenebilir üretim ve batarya kapasitesi fiyat baskısını sınırladıAvustralya Ulusal Elektrik Piyasası'nda ortalama toptan elektrik fiyatı yılın ilk yarısında yüzde 30 düşerek megavatsaat başına 49 dolara geriledi.Yeni batarya kapasitesi, gündüz saatlerinden akşam saatlerine kaydırılan elektrik miktarının 2026'nın ilk çeyreğinde üç katına çıkmasına katkı sağladı. Bu gelişme, yüksek talep saatlerinde pahalı doğal gaz ve kömür santrallerinin kullanımını azaltarak fiyat sıçramalarını sınırladı.Hindistan'da ithal LNG'nin elektrik üretimindeki rolünün sınırlı olması nedeniyle Orta Doğu'daki savaşın spot elektrik fiyatları üzerinde belirgin bir etkisi görülmedi. Ülkede ortalama toptan elektrik fiyatı ilk yarıda yüzde 7 düşerek megavatsaat başına 48 dolar oldu.ABD'de ise küresel LNG fiyatlarına kıyasla daha düşük maliyetli yerli doğal gaz, fiyat şokunun elektrik piyasasına geçişini sınırladı. Ülkede ilk yarıdaki toptan elektrik fiyatları, büyük ölçüde ocaktaki aşırı soğukların etkisiyle yüzde 10 yükselerek megavatsaat başına 52 dolara çıktı.ABD Enerji Enformasyon İdaresi tahminine göre, ülkedeki ortalama toptan elektrik fiyatının yılın ikinci yarısında yüzde 8 düşerek megavatsaat başına yaklaşık 48 dolara gerilemesi bekleniyor.IEA'ya göre, Kuzey Amerika'daki yeni LNG sıvılaştırma projeleri, diğer ihracatçıların üretimlerini artırması ve yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payının büyümesi, mevcut krizin elektrik fiyatlarına etkisinin 2022'deki enerji krizine kıyasla daha sınırlı kalmasına katkı sağladı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Eski hükümlü, devlet desteğiyle başladığı hayvancılıkta modern tesis kurmak istiyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/eski-hukumlu-devlet-destegiyle-basladigi-hayvancilikta-modern-tesis-kurmak-istiyor/884163/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/eski-hukumlu-devlet-destegiyle-basladigi-hayvancilikta-modern-tesis-kurmak-istiyor/884163/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kırklareli — Kırklareli'nin Babaeski ilçesinde yaşayan eski hükümlü Memiş Aydemir, hayvanlarından elde ettiği sütün satışıyla geçimini sağlıyor - Aydemir: - Her eski hükümlü gidip bu tür projelere başvursun. Suça karışacaklarına devletimiz imkan sağlıyor, alsın devletimizden hayvanını, iş yerini kursun. Devlete, millete, insanlığa katkıda bulunsun]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kırklareli Haberleri — ÖZGÜN TİRAN - Kırklareli'nin Babaeski ilçesinde yaşayan 51 yaşındaki eski hükümlü Memiş Aydemir, devlet desteğiyle 3 gebe düve alarak başladığı hayvancılıkta, modern bir tesis kurmak istiyor.İlçeye bağlı Hazinedar köyünde yaşayan Aydemir, 2024 yılında cezaevinden çıktıktan sonra Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün eski hükümlülere yönelik çalışmalarından haberdar oldu.Kırklareli Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ile İŞKUR İl Müdürlüğünün desteğiyle 2026'da hazırladığı projesi uygun bulunan Aydemir, yaklaşık 500 bin lira hibeyle 3 gebe düve alarak hayvan besiciliğine başladı.Kısa sürede hayvan sayısını artırmayı hedefleyen Aydemir, modern tesis kurmak için çalışıyor.Yeni bir sayfa açtımAydemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni bir sayfa açtığı hayatında geleceğe umutla baktığını söyledi.Hayvancılık sayesinde hayatının düzene girdiğini belirten Aydemir, hayvanlarının kendisi için düzenli bir gelir kapısı haline geldiğini ifade etti.Aydemir, elde ettiği kazançla ekonomik özgürlüğüne kavuştuğunu vurgulayarak, Şu an her ay 20-25 bin lira gelir var. Hiçbir gelirim yoktu. Şimdi her ay emekli maaşı gibi para alıyorum. Sabah 1 saat, akşam 1 saat bakıyorum ama param her ay cebime giriyor. diye konuştu.Bana yardım eden herkesten Allah razı olsunDevlete ve millete katkı sunmak için çalışmaya devam edeceğini dile getiren Aydemir, kendisine sunulan imkanlardan dolayı büyük mutluluk duyduğunu kaydetti.Aydemir, hayvanlarına büyük bir özenle baktığını ifade ederek şunları kaydetti:Bana yardım eden herkesten, bütün devlet erkanından Allah razı olsun. Beni mal sahibi ettiler. Kimse kimseye durduk yere 500 bin lira vermez. 3 inek aldım. Her girdiğimde kapıdan hayvanlarıma bakarım. Çünkü onlar benim bir evladım gibiler. Bakacaksın ki onlar da sana baksın.Her eski hükümlü gidip bu tür projelere başvursun. Suça karışacaklarına devletimiz imkan sağlıyor, alsın devletimizden hayvanını, iş yerini kursun. Devlete, millete, insanlığa katkıda bulunsun. Milli gelirdir bu. Devletimizden Allah razı olsun.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kırklareli Haberleri — ÖZGÜN TİRAN - Kırklareli'nin Babaeski ilçesinde yaşayan 51 yaşındaki eski hükümlü Memiş Aydemir, devlet desteğiyle 3 gebe düve alarak başladığı hayvancılıkta, modern bir tesis kurmak istiyor.İlçeye bağlı Hazinedar köyünde yaşayan Aydemir, 2024 yılında cezaevinden çıktıktan sonra Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün eski hükümlülere yönelik çalışmalarından haberdar oldu.Kırklareli Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ile İŞKUR İl Müdürlüğünün desteğiyle 2026'da hazırladığı projesi uygun bulunan Aydemir, yaklaşık 500 bin lira hibeyle 3 gebe düve alarak hayvan besiciliğine başladı.Kısa sürede hayvan sayısını artırmayı hedefleyen Aydemir, modern tesis kurmak için çalışıyor.Yeni bir sayfa açtımAydemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni bir sayfa açtığı hayatında geleceğe umutla baktığını söyledi.Hayvancılık sayesinde hayatının düzene girdiğini belirten Aydemir, hayvanlarının kendisi için düzenli bir gelir kapısı haline geldiğini ifade etti.Aydemir, elde ettiği kazançla ekonomik özgürlüğüne kavuştuğunu vurgulayarak, Şu an her ay 20-25 bin lira gelir var. Hiçbir gelirim yoktu. Şimdi her ay emekli maaşı gibi para alıyorum. Sabah 1 saat, akşam 1 saat bakıyorum ama param her ay cebime giriyor. diye konuştu.Bana yardım eden herkesten Allah razı olsunDevlete ve millete katkı sunmak için çalışmaya devam edeceğini dile getiren Aydemir, kendisine sunulan imkanlardan dolayı büyük mutluluk duyduğunu kaydetti.Aydemir, hayvanlarına büyük bir özenle baktığını ifade ederek şunları kaydetti:Bana yardım eden herkesten, bütün devlet erkanından Allah razı olsun. Beni mal sahibi ettiler. Kimse kimseye durduk yere 500 bin lira vermez. 3 inek aldım. Her girdiğimde kapıdan hayvanlarıma bakarım. Çünkü onlar benim bir evladım gibiler. Bakacaksın ki onlar da sana baksın.Her eski hükümlü gidip bu tür projelere başvursun. Suça karışacaklarına devletimiz imkan sağlıyor, alsın devletimizden hayvanını, iş yerini kursun. Devlete, millete, insanlığa katkıda bulunsun. Milli gelirdir bu. Devletimizden Allah razı olsun.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/eski-hukumlu-devlet-destegiyle-basladigi-hayvancilikta-modern-tesis-kurmak-istiyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Faraşin Yaylası'nda yağışlarla yeşeren meralar hayvanlarda süt verimini artırdı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/farasin-yaylasi-nda-yagislarla-yeseren-meralar-hayvanlarda-sut-verimini-artirdi/884162/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/farasin-yaylasi-nda-yagislarla-yeseren-meralar-hayvanlarda-sut-verimini-artirdi/884162/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Şırnak — Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesindeki 2 bin 625 rakımlı Faraşin Yaylası'nda yağışlarla yeşeren meralarda otlatılan hayvanların süt verimindeki artış, üreticilerin yüzünü güldürdü - Besici İsmet Arslan: - Bu yıl çok fazla kar yağdığı için su bol. Süt verimimiz diğer yıllara göre yaklaşık 10 kat arttı. Çevremizde halen kar var, her taraf yemyeşil]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Şırnak Haberleri — EKREM PAYAN/FADIL ASLAN - Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesindeki 2 bin 625 rakımlı Faraşin Yaylası'nda bol yağışlarla yeşeren meralar, hayvanlarda süt verimini artırdı.Şırnak, Hakkari ve Van üçgenindeki 2 bin 625 rakımlı Faraşin Yaylası, geniş meraları, serin havası ve bol su kaynaklarıyla her yıl besicilerin tercihi oluyor.Farklı il ve ilçelerden yaylaya çıkan besiciler, meralarda otlattıkları hayvanlarından elde ettikleri sütle peynir ve yoğurt üreterek geçimlerini sağlıyor.Bu yıl beklenenin üzerinde yağış alan yayladaki meralarda su kaynaklarının çoğalması ve ot çeşitliliğinin artması sayesinde küçükbaş hayvanlar daha kaliteli besleniyor. Bu sayede hayvanlarda da süt verimi arttı.Diğer yıllara nazaran bu yıl çok kar yağdıBesicilerden İsmet Arslan, AA muhabirine, Faraşin Yaylası'nın hayvancılık açısından çok uygun bir yer olduğunu söyledi.Faraşin Yaylası'nın çıktıkları diğer yaylalardan daha verimli olduğunu belirten Arslan, şunları kaydetti:Buranın havasını, suyunu ve ot çeşidini gittiğimiz hiçbir yerde görmedik. O nedenle burayı tercih ediyoruz. Bu yıl çok fazla kar yağdığı için su bol. Süt verimimiz diğer yıllara göre yaklaşık 10 kat arttı. Çevremizde halen kar var, her taraf yemyeşil. Koyunlarımız kar suyundan faydalanıyor. Burada otlayan hayvanın eti daha lezzetli ve güzeldir. Faraşin Yaylası'nda yetişen hayvan diğer hayvanlardan da daha değerlidir.Serin ve yeşilliği bol olduğu için burayı tercih ediyoruzŞırnak'ın İdil ilçesinden gelen besici Nuri Baykara da 30 yıldır hayvancılıkla uğraştığını dile getirerek, mayıs ayının sonunda yola çıktıklarını ve bir aylık yolculuktan sonra Faraşin Yaylası'na vardıklarını belirtti.Ekim ayına kadar yaylada kalacaklarını ifade eden Baykara, Serin ve yeşilliği bol olduğu için burayı tercih ediyoruz. Geçen yıllara göre 1 ay gecikmeli geldik çünkü bu yıl çok yağışlı ve karlı geçti. Burası verimli bir yer, memnunuz. Temmuz ayındayız ama burada halen kar var. Bazen ağustos ayına kadar kar yerde kalıyor. dedi.Gülizar Yıldız ise hayvanlarını günde iki kez sağdıklarını anlattı.Hayvanların sütünden peynir ve yoğurt elde ederek geçimlerini sağladıklarını belirten Yıldız, Bizim işimiz hayvancılık. Kendimi bildim bileli hayvancılıkla uğraşıyorum. Sabah namazından sonra kalkıyoruz akşama kadar hayvanlarla ilgileniyoruz. Çok zorlu ve meşakkatli ama bizim yaz kış işimiz bu şekilde. Bu yıl yağış çok olduğu için süt verimi iyi. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Şırnak Haberleri — EKREM PAYAN/FADIL ASLAN - Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesindeki 2 bin 625 rakımlı Faraşin Yaylası'nda bol yağışlarla yeşeren meralar, hayvanlarda süt verimini artırdı.Şırnak, Hakkari ve Van üçgenindeki 2 bin 625 rakımlı Faraşin Yaylası, geniş meraları, serin havası ve bol su kaynaklarıyla her yıl besicilerin tercihi oluyor.Farklı il ve ilçelerden yaylaya çıkan besiciler, meralarda otlattıkları hayvanlarından elde ettikleri sütle peynir ve yoğurt üreterek geçimlerini sağlıyor.Bu yıl beklenenin üzerinde yağış alan yayladaki meralarda su kaynaklarının çoğalması ve ot çeşitliliğinin artması sayesinde küçükbaş hayvanlar daha kaliteli besleniyor. Bu sayede hayvanlarda da süt verimi arttı.Diğer yıllara nazaran bu yıl çok kar yağdıBesicilerden İsmet Arslan, AA muhabirine, Faraşin Yaylası'nın hayvancılık açısından çok uygun bir yer olduğunu söyledi.Faraşin Yaylası'nın çıktıkları diğer yaylalardan daha verimli olduğunu belirten Arslan, şunları kaydetti:Buranın havasını, suyunu ve ot çeşidini gittiğimiz hiçbir yerde görmedik. O nedenle burayı tercih ediyoruz. Bu yıl çok fazla kar yağdığı için su bol. Süt verimimiz diğer yıllara göre yaklaşık 10 kat arttı. Çevremizde halen kar var, her taraf yemyeşil. Koyunlarımız kar suyundan faydalanıyor. Burada otlayan hayvanın eti daha lezzetli ve güzeldir. Faraşin Yaylası'nda yetişen hayvan diğer hayvanlardan da daha değerlidir.Serin ve yeşilliği bol olduğu için burayı tercih ediyoruzŞırnak'ın İdil ilçesinden gelen besici Nuri Baykara da 30 yıldır hayvancılıkla uğraştığını dile getirerek, mayıs ayının sonunda yola çıktıklarını ve bir aylık yolculuktan sonra Faraşin Yaylası'na vardıklarını belirtti.Ekim ayına kadar yaylada kalacaklarını ifade eden Baykara, Serin ve yeşilliği bol olduğu için burayı tercih ediyoruz. Geçen yıllara göre 1 ay gecikmeli geldik çünkü bu yıl çok yağışlı ve karlı geçti. Burası verimli bir yer, memnunuz. Temmuz ayındayız ama burada halen kar var. Bazen ağustos ayına kadar kar yerde kalıyor. dedi.Gülizar Yıldız ise hayvanlarını günde iki kez sağdıklarını anlattı.Hayvanların sütünden peynir ve yoğurt elde ederek geçimlerini sağladıklarını belirten Yıldız, Bizim işimiz hayvancılık. Kendimi bildim bileli hayvancılıkla uğraşıyorum. Sabah namazından sonra kalkıyoruz akşama kadar hayvanlarla ilgileniyoruz. Çok zorlu ve meşakkatli ama bizim yaz kış işimiz bu şekilde. Bu yıl yağış çok olduğu için süt verimi iyi. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/farasin-yaylasi-nda-yagislarla-yeseren-meralar-hayvanlarda-sut-verimini-artirdi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Japonya ve Avustralya, ABD'nin yeni tarife kararına tepki gösterdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/japonya-ve-avustralya-abd-nin-yeni-tarife-kararina-tepki-gosterdi/884161/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/japonya-ve-avustralya-abd-nin-yeni-tarife-kararina-tepki-gosterdi/884161/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya — ABD'nin zorla çalıştırılan iş gücü ile üretim gerekçesiyle 60 ticaret ortağına yönelik aldığı tarife kararına Japonya ve Avustralya'dan tepki geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri — ABD'nin zorla çalıştırılan iş gücü ile üretim gerekçesiyle 60 ticaret ortağına yönelik aldığı tarife kararına Japonya ve Avustralya'dan tepki geldi.Kyodo News'in haberine göre, Japonya Kabine Baş Sekreteri Kihara Minoru, ABD'nin tarife kararına ilişkin açıklamada bulundu.Söz konusu kararı üzücü olarak tanımlayan Kihara, Japonya'nın sanayi ve ticaret uygulamalarının uluslararası kurallara uygun olduğunu vurguladı.Kihara, bu kapsamda Washington yönetimiyle iletişim halinde kalacaklarını belirtti.ABC News'in haberine göre ise Avustralya Ticaret Bakanı Don Farrell da karara tepki göstererek, Avustralya'ya uygulanan bu yüksek tarifeler haksızdır ve kaldırılması için lobi faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. dedi.ABD&#039;den zorla çalıştırılan iş gücü ile üretim gerekçesiyle tarifeABD yönetimi, mart ayında zorla çalıştırılan iş gücüyle üretilen malların ithalatını yasaklamada ve bu yasağı etkin şekilde uygulamada yetersiz kaldıkları gerekçesiyle 60 ticaret ortağı hakkında 1974 tarihli Ticaret Yasası'nın 301. Bölümü kapsamında soruşturma başlatmıştı.ABD Ticaret Temsilciliği (USTR), soruşturmalar sonucunda​​​​​​​ 60 ticaret ortağına yüzde 10 veya yüzde 12,5 oranında gümrük vergisi uygulanacağını duyurmuştu.Söz konusu vergilerin 24 Temmuz itibarıyla ABD'ye giriş yapan veya depodan çekilen ürünler için geçerli olacağı kaydedilmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri — ABD'nin zorla çalıştırılan iş gücü ile üretim gerekçesiyle 60 ticaret ortağına yönelik aldığı tarife kararına Japonya ve Avustralya'dan tepki geldi.Kyodo News'in haberine göre, Japonya Kabine Baş Sekreteri Kihara Minoru, ABD'nin tarife kararına ilişkin açıklamada bulundu.Söz konusu kararı üzücü olarak tanımlayan Kihara, Japonya'nın sanayi ve ticaret uygulamalarının uluslararası kurallara uygun olduğunu vurguladı.Kihara, bu kapsamda Washington yönetimiyle iletişim halinde kalacaklarını belirtti.ABC News'in haberine göre ise Avustralya Ticaret Bakanı Don Farrell da karara tepki göstererek, Avustralya'ya uygulanan bu yüksek tarifeler haksızdır ve kaldırılması için lobi faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. dedi.ABD&#039;den zorla çalıştırılan iş gücü ile üretim gerekçesiyle tarifeABD yönetimi, mart ayında zorla çalıştırılan iş gücüyle üretilen malların ithalatını yasaklamada ve bu yasağı etkin şekilde uygulamada yetersiz kaldıkları gerekçesiyle 60 ticaret ortağı hakkında 1974 tarihli Ticaret Yasası'nın 301. Bölümü kapsamında soruşturma başlatmıştı.ABD Ticaret Temsilciliği (USTR), soruşturmalar sonucunda​​​​​​​ 60 ticaret ortağına yüzde 10 veya yüzde 12,5 oranında gümrük vergisi uygulanacağını duyurmuştu.Söz konusu vergilerin 24 Temmuz itibarıyla ABD'ye giriş yapan veya depodan çekilen ürünler için geçerli olacağı kaydedilmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/japonya-ve-avustralya-abd-nin-yeni-tarife-kararina-tepki-gosterdi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Isparta'nın özgün halıcılık mirası yeniden canlandırılıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/isparta-nin-ozgun-halicilik-mirasi-yeniden-canlandiriliyor/884160/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/isparta-nin-ozgun-halicilik-mirasi-yeniden-canlandiriliyor/884160/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Isparta — Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında yürütülen projeyle Isparta'da geleneksel halıcılığın özgün desenleri gün yüzüne çıkarılıyor - Isparta Belediyesi Halı Üretim Koordinatörü İhsan Akkuş: - Halımızda toplam 810 bin tel, 1171 sıra ve 986 bin düğüm bulunuyor. Bu halıyı 3 kadın yaklaşık 3,5 ayda dokudu. Buna desen tasarımı, yıkama ve onarım süreçleri de eklendiğinde halımız yaklaşık 6 aylık bir çalışmanın sonunda tamamlandı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Isparta Haberleri — YALÇIN ÇELEN - Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında yürütülen projeyle Isparta'da geleneksel halıcılığın özgün desenleri yeniden gün yüzüne çıkarılırken, kentte bugüne kadar dokunan en büyük halılar arasında yer alan bir eser üretildi.Atölyede dokunan halı, ölçüleri, düğüm sayısı ve yoğun el işçiliğiyle dikkati çekiyor.Yaklaşık 6 ay süren üretim sürecinde desen tasarımı, doğal boyama, dokuma, yıkama ve onarım aşamalarının tamamı proje ekibi tarafından gerçekleştirildi.Isparta Belediyesi Halı Üretim Koordinatörü İhsan Akkuş, AA muhabirine, SOGEP kapsamında yürütülen projeyle yalnızca büyük ebatlı halılar üretmediklerini, aynı zamanda Isparta'nın özgün halıcılık mirasını yeniden canlandırmayı amaçladıklarını söyledi.Atölyelerde bugüne kadar ağırlıklı olarak 1 ila 5 metrekare büyüklüğünde halılar dokuduklarını belirten Akkuş, sahip oldukları teknik altyapı ve yetişmiş insan kaynağı sayesinde daha büyük ebatlarda ve farklı tekniklerde halılar üretebildiklerini ifade etti.Proje kapsamında iki desinatör, iki doğal boya uzmanı ve üç restoratör yetiştirildiğini aktaran Akkuş, halının deseninden iplerin doğal yöntemlerle boyanmasına, restorasyondan dokuma sürecine kadar tüm aşamalar proje ekibi tarafından yürütüldüğünü ifade etti.Geçmişte Isparta halısı adıyla bilinen ürünlerin önemli bölümünün kumpanya döneminde Avrupa pazarına yönelik farklı motiflerle üretildiğini anlatan Akkuş, Bu halıların içinde Çin, goblen, İran, Osmanlı ve Selçuklu desenleri bulunuyor. Bunlar satılabilecek halılar olduğu için dokutulmuş. dedi.Üretim süreci 6 ay sürdüAkkuş, Isparta'nın köklü bir halıcılık kültürüne sahip olduğunu belirterek, Dokuduğumuz halı 2 metre 60 santimetre eninde, 3 metre 90 santimetre boyunda. Halımızda toplam 810 bin tel, 1171 sıra ve 986 bin düğüm bulunuyor. Bu halıyı 3 kadın yaklaşık 3,5 ayda dokudu. Buna desen tasarımı, yıkama ve onarım süreçleri de eklendiğinde halımız yaklaşık 6 aylık bir çalışmanın sonunda tamamlandı. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Isparta Haberleri — YALÇIN ÇELEN - Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında yürütülen projeyle Isparta'da geleneksel halıcılığın özgün desenleri yeniden gün yüzüne çıkarılırken, kentte bugüne kadar dokunan en büyük halılar arasında yer alan bir eser üretildi.Atölyede dokunan halı, ölçüleri, düğüm sayısı ve yoğun el işçiliğiyle dikkati çekiyor.Yaklaşık 6 ay süren üretim sürecinde desen tasarımı, doğal boyama, dokuma, yıkama ve onarım aşamalarının tamamı proje ekibi tarafından gerçekleştirildi.Isparta Belediyesi Halı Üretim Koordinatörü İhsan Akkuş, AA muhabirine, SOGEP kapsamında yürütülen projeyle yalnızca büyük ebatlı halılar üretmediklerini, aynı zamanda Isparta'nın özgün halıcılık mirasını yeniden canlandırmayı amaçladıklarını söyledi.Atölyelerde bugüne kadar ağırlıklı olarak 1 ila 5 metrekare büyüklüğünde halılar dokuduklarını belirten Akkuş, sahip oldukları teknik altyapı ve yetişmiş insan kaynağı sayesinde daha büyük ebatlarda ve farklı tekniklerde halılar üretebildiklerini ifade etti.Proje kapsamında iki desinatör, iki doğal boya uzmanı ve üç restoratör yetiştirildiğini aktaran Akkuş, halının deseninden iplerin doğal yöntemlerle boyanmasına, restorasyondan dokuma sürecine kadar tüm aşamalar proje ekibi tarafından yürütüldüğünü ifade etti.Geçmişte Isparta halısı adıyla bilinen ürünlerin önemli bölümünün kumpanya döneminde Avrupa pazarına yönelik farklı motiflerle üretildiğini anlatan Akkuş, Bu halıların içinde Çin, goblen, İran, Osmanlı ve Selçuklu desenleri bulunuyor. Bunlar satılabilecek halılar olduğu için dokutulmuş. dedi.Üretim süreci 6 ay sürdüAkkuş, Isparta'nın köklü bir halıcılık kültürüne sahip olduğunu belirterek, Dokuduğumuz halı 2 metre 60 santimetre eninde, 3 metre 90 santimetre boyunda. Halımızda toplam 810 bin tel, 1171 sıra ve 986 bin düğüm bulunuyor. Bu halıyı 3 kadın yaklaşık 3,5 ayda dokudu. Buna desen tasarımı, yıkama ve onarım süreçleri de eklendiğinde halımız yaklaşık 6 aylık bir çalışmanın sonunda tamamlandı. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/isparta-nin-ozgun-halicilik-mirasi-yeniden-canlandiriliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>GSB Gençlik Yaz Kulübü etkinlikleriyle öğrenciler tatili dolu geçiriyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/gsb-genclik-yaz-kulubu-etkinlikleriyle-ogrenciler-tatili-dolu-geciriyor/884159/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/gsb-genclik-yaz-kulubu-etkinlikleriyle-ogrenciler-tatili-dolu-geciriyor/884159/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:12:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Diyarbakır — Diyarbakır'da Gençlik ve Spor Bakanlığınca hayata geçirilen GSB Gençlik Yaz Kulübü kapsamında gençlik merkezlerinde öğrencilere yönelik sosyal, kültürel, sportif ve sanatsal faaliyetler gerçekleştiriliyor - Bağlar Gençlik Merkezi Müdürü İskan Erpin: - Yaz tatilinde çocuk ve gençlerimizin zamanlarını verimli değerlendirmelerini istiyoruz. Sokakta vakit geçirmek yerine devletimizin imkanlarıyla hizmet veren gençlik merkezlerimize gelerek yeni beceriler kazanmalarını ve güvenli bir ortamda sosyal faaliyetlere katılmalarını arzu ediyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Diyarbakır Haberleri — OSMAN BİLGİN - Diyarbakır'da Gençlik ve Spor Bakanlığınca hayata geçirilen GSB Gençlik Yaz Kulübü kapsamında gençlik merkezlerinde düzenlenen etkinliklerle öğrenciler tatili dolu geçiriyor.Gençlik ve Spor Bakanlığınca 6 Temmuz-5 Eylül tarihleri arasında uygulanan GSB Gençlik Yaz Kulübü ile Diyarbakır'daki 11 gençlik merkezinde 9-12 ve 13-15 yaş gruplarındaki öğrencilere yönelik sosyal, kültürel, sportif ve sanatsal faaliyetler gerçekleştiriliyor.Merkezlerde düzenlenen atölye çalışmaları ve etkinliklerle öğrenciler yeteneklerini keşfediyor, yaz tatillerini eğitici ve eğlenceli faaliyetlerle değerlendirme imkanı buluyor.Öğrenciler akıl ve zeka oyunları, sportif faaliyetler, el sanatları, drama, halk oyunları, bilim ve deney etkinlikleri ile dijital güvenlik, sosyal medya okuryazarlığı, yapay zeka farkındalığı, çevre bilinci ve sağlıklı yaşam alanlarında hazırlanan atölyelere katılıyor.En iyi şekilde hizmet vermek için çalışıyoruzBağlar Gençlik Merkezi Müdürü İskan Erpin, AA muhabirine, Gençlik Yaz Kulübü ile çocuk ve gençlerin yaz tatilini verimli geçirmelerini amaçladıklarını söyledi.Gençlik merkezlerinin gençlerin kişisel gelişimlerine katkı sunan önemli yaşam alanları olduğunu belirten Erpin, Gençlerimizin merkezlerimize gelerek kendilerini geliştirmelerini istiyoruz. Onların kişisel gelişimlerine katkı sunmak ve en iyi şekilde hizmet vermek için çalışıyoruz. dedi.Merkezlerin gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri, yeteneklerini ortaya koyabilecekleri güvenli ortamlar sunduğunu dile getiren Erpin, şöyle konuştu:Gençlik merkezleri, gençlerimizin kendilerini geliştirebilecekleri güzel ortamlardır. Burada kendilerini ifade edebiliyor, yeteneklerini sergileyebiliyorlar. Bir gencimize yeni bir beceri kazandırdığımızda biz de en az onlar kadar mutlu oluyoruz. Yaz tatilinde çocuk ve gençlerimizin zamanlarını verimli değerlendirmelerini istiyoruz. Sokakta vakit geçirmek yerine devletimizin imkanlarıyla hizmet veren gençlik merkezlerimize gelerek yeni beceriler kazanmalarını ve güvenli bir ortamda sosyal faaliyetlere katılmalarını arzu ediyoruz.Ekran başında geçirdiğim süre azalıyorEtkinliklere katılan öğrencilerden Recep Çetin Albayrak da düzenlenen faaliyetlerde keyifli vakit geçirdiğini ve kendisini geliştirme imkanı bulduğunu söyledi.Merkezde ücretsiz olarak sunulan imkanlardan memnun olduğunu belirten Albayrak, Hocalarımız da bizimle yakından ilgileniyor. Tatilde evde telefonla vakit geçirmek yerine merkeze gelip müzikle ilgileniyorum. Burada ekran başında geçirdiğim süre azalıyor, aynı zamanda yeni insanlarla tanışıp sosyalleşme imkanı buluyorum. ifadelerini kullandı.Gülistan Musa da ablasının tavsiyesiyle gençlik merkeziyle tanıştığını, faaliyetlere katılmaktan mutluluk duyduğunu dile getirdi.Resim kursuna devam ettiğini belirten Musa, Resim yapmayı çok seviyorum. Buraya gelerek hem kendimi geliştiriyor hem de yeni şeyler öğreniyorum. Evde boş vakit geçirmek yerine burada olmak benim için daha güzel. Bence bütün gençler gençlik merkezlerine gelmeli. dedi.İbrahim Halil Çetiner de merkezde aldığı eğitimlerin kişisel gelişimine katkı sağladığını, ilgi duyduğu drama atölyesinde yer aldığı için mutlu olduğunu anlattı.Merkezde sunulan imkanlardan ücretsiz yararlanabildiklerini belirten Çetiner, Bu benim için büyük bir fırsat. Drama atölyesinde yer almak hayalimdi. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Diyarbakır Haberleri — OSMAN BİLGİN - Diyarbakır'da Gençlik ve Spor Bakanlığınca hayata geçirilen GSB Gençlik Yaz Kulübü kapsamında gençlik merkezlerinde düzenlenen etkinliklerle öğrenciler tatili dolu geçiriyor.Gençlik ve Spor Bakanlığınca 6 Temmuz-5 Eylül tarihleri arasında uygulanan GSB Gençlik Yaz Kulübü ile Diyarbakır'daki 11 gençlik merkezinde 9-12 ve 13-15 yaş gruplarındaki öğrencilere yönelik sosyal, kültürel, sportif ve sanatsal faaliyetler gerçekleştiriliyor.Merkezlerde düzenlenen atölye çalışmaları ve etkinliklerle öğrenciler yeteneklerini keşfediyor, yaz tatillerini eğitici ve eğlenceli faaliyetlerle değerlendirme imkanı buluyor.Öğrenciler akıl ve zeka oyunları, sportif faaliyetler, el sanatları, drama, halk oyunları, bilim ve deney etkinlikleri ile dijital güvenlik, sosyal medya okuryazarlığı, yapay zeka farkındalığı, çevre bilinci ve sağlıklı yaşam alanlarında hazırlanan atölyelere katılıyor.En iyi şekilde hizmet vermek için çalışıyoruzBağlar Gençlik Merkezi Müdürü İskan Erpin, AA muhabirine, Gençlik Yaz Kulübü ile çocuk ve gençlerin yaz tatilini verimli geçirmelerini amaçladıklarını söyledi.Gençlik merkezlerinin gençlerin kişisel gelişimlerine katkı sunan önemli yaşam alanları olduğunu belirten Erpin, Gençlerimizin merkezlerimize gelerek kendilerini geliştirmelerini istiyoruz. Onların kişisel gelişimlerine katkı sunmak ve en iyi şekilde hizmet vermek için çalışıyoruz. dedi.Merkezlerin gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri, yeteneklerini ortaya koyabilecekleri güvenli ortamlar sunduğunu dile getiren Erpin, şöyle konuştu:Gençlik merkezleri, gençlerimizin kendilerini geliştirebilecekleri güzel ortamlardır. Burada kendilerini ifade edebiliyor, yeteneklerini sergileyebiliyorlar. Bir gencimize yeni bir beceri kazandırdığımızda biz de en az onlar kadar mutlu oluyoruz. Yaz tatilinde çocuk ve gençlerimizin zamanlarını verimli değerlendirmelerini istiyoruz. Sokakta vakit geçirmek yerine devletimizin imkanlarıyla hizmet veren gençlik merkezlerimize gelerek yeni beceriler kazanmalarını ve güvenli bir ortamda sosyal faaliyetlere katılmalarını arzu ediyoruz.Ekran başında geçirdiğim süre azalıyorEtkinliklere katılan öğrencilerden Recep Çetin Albayrak da düzenlenen faaliyetlerde keyifli vakit geçirdiğini ve kendisini geliştirme imkanı bulduğunu söyledi.Merkezde ücretsiz olarak sunulan imkanlardan memnun olduğunu belirten Albayrak, Hocalarımız da bizimle yakından ilgileniyor. Tatilde evde telefonla vakit geçirmek yerine merkeze gelip müzikle ilgileniyorum. Burada ekran başında geçirdiğim süre azalıyor, aynı zamanda yeni insanlarla tanışıp sosyalleşme imkanı buluyorum. ifadelerini kullandı.Gülistan Musa da ablasının tavsiyesiyle gençlik merkeziyle tanıştığını, faaliyetlere katılmaktan mutluluk duyduğunu dile getirdi.Resim kursuna devam ettiğini belirten Musa, Resim yapmayı çok seviyorum. Buraya gelerek hem kendimi geliştiriyor hem de yeni şeyler öğreniyorum. Evde boş vakit geçirmek yerine burada olmak benim için daha güzel. Bence bütün gençler gençlik merkezlerine gelmeli. dedi.İbrahim Halil Çetiner de merkezde aldığı eğitimlerin kişisel gelişimine katkı sağladığını, ilgi duyduğu drama atölyesinde yer aldığı için mutlu olduğunu anlattı.Merkezde sunulan imkanlardan ücretsiz yararlanabildiklerini belirten Çetiner, Bu benim için büyük bir fırsat. Drama atölyesinde yer almak hayalimdi. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/gsb-genclik-yaz-kulubu-etkinlikleriyle-ogrenciler-tatili-dolu-geciriyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Devlet korumasındaki 75 genç YKS'de ilk yüz binde</title>
      <link>https://www.canligaste.com/devlet-korumasindaki-75-genc-yks-de-ilk-yuz-binde/884157/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/devlet-korumasindaki-75-genc-yks-de-ilk-yuz-binde/884157/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:12:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı kuruluşlarda korunma ve bakım altında bulunan veya koruyucu aile yanında yaşayan 659 öğrenciden 75'i YKS'de ilk 100 bine girdi - Bakanlık, öğrencileri tercih süreçlerinde yalnız bırakmayarak, yetenek ve ilgi alanlarına göre mesleklere yönlendirip tercih desteği de sağlıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — AYŞE KARAOSMANOĞLU - Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının sosyal hizmet modelleri kapsamında kuruluş bakımı ve koruyucu aile hizmetinden yararlanarak Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) giren öğrencilerden 75'i ilk 100 bin kişi arasında yer aldı.AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından 20-21 Haziran'da yapılan YKS'ye yaklaşık 2,5 milyon aday başvuruda bulundu.Adaylar arasında, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı kuruluşlarda bakım ve koruma altında bulunan veya koruyucu aile yanında yaşayan 12. sınıf öğrencileri ile mezun gençler de yer aldı.Bu kapsamda, bu yıl Bakanlığa bağlı kuruluşlarda korunma ve bakım altında bulunan veya koruyucu aile yanında kalan 12. sınıf öğrencisi ve mezun durumdaki gençlerden 659 kişi sınava girdi.Bolu, Diyarbakır, Bursa, İstanbul, Kütahya illerindeki çocuk bakım kuruluşlarında ve koruyucu aileler yanında korunma ve bakım altında bulunan 7 gençten 5'i sözelde, 2'si sayısalda ilk 10 binin içine girme başarısı elde etti.Ayrıca, 9'u sayısal alanda, 16'sı eşit ağırlıkta, 29'u sözelde ve 21'i de dilde olmak üzere 75 öğrenci ilk 100 bin kişi içinde yer aldı.Bakanlık, öğrencileri tercih süreçlerinde de yalnız bırakmayarak, yetenek ve ilgi alanlarına göre mesleklere yönlendirip, tercih desteği de sağlıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — AYŞE KARAOSMANOĞLU - Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının sosyal hizmet modelleri kapsamında kuruluş bakımı ve koruyucu aile hizmetinden yararlanarak Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) giren öğrencilerden 75'i ilk 100 bin kişi arasında yer aldı.AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından 20-21 Haziran'da yapılan YKS'ye yaklaşık 2,5 milyon aday başvuruda bulundu.Adaylar arasında, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı kuruluşlarda bakım ve koruma altında bulunan veya koruyucu aile yanında yaşayan 12. sınıf öğrencileri ile mezun gençler de yer aldı.Bu kapsamda, bu yıl Bakanlığa bağlı kuruluşlarda korunma ve bakım altında bulunan veya koruyucu aile yanında kalan 12. sınıf öğrencisi ve mezun durumdaki gençlerden 659 kişi sınava girdi.Bolu, Diyarbakır, Bursa, İstanbul, Kütahya illerindeki çocuk bakım kuruluşlarında ve koruyucu aileler yanında korunma ve bakım altında bulunan 7 gençten 5'i sözelde, 2'si sayısalda ilk 10 binin içine girme başarısı elde etti.Ayrıca, 9'u sayısal alanda, 16'sı eşit ağırlıkta, 29'u sözelde ve 21'i de dilde olmak üzere 75 öğrenci ilk 100 bin kişi içinde yer aldı.Bakanlık, öğrencileri tercih süreçlerinde de yalnız bırakmayarak, yetenek ve ilgi alanlarına göre mesleklere yönlendirip, tercih desteği de sağlıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/devlet-korumasindaki-75-genc-yks-de-ilk-yuz-binde.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Sosyal medya üzerinden Cumhurbaşkanına hakaret ettiği iddia edilen şüpheliye soruşturma</title>
      <link>https://www.canligaste.com/sosyal-medya-uzerinden-cumhurbaskanina-hakaret-ettigi-iddia-edilen-supheliye-sorusturma/884156/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/sosyal-medya-uzerinden-cumhurbaskanina-hakaret-ettigi-iddia-edilen-supheliye-sorusturma/884156/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, bir şüpheli hakkında sosyal medyada yayılan video içeriğindeki ifadeleri nedeniyle Cumhurbaşkanına hakaret suçundan soruşturma başlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, bir şüpheli hakkında sosyal medyada yayılan video içeriğindeki ifadeleri nedeniyle Cumhurbaşkanına hakaret suçundan soruşturma başlattı.Başsavcılık, internette yayınlanan bir video içeriğinde, şüpheli Murat Özün'ün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik hakaret içeren ifadeler kullandığının belirlenmesi üzerine, Cumhurbaşkanına hakaret suçundan resen soruşturma başlattı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, bir şüpheli hakkında sosyal medyada yayılan video içeriğindeki ifadeleri nedeniyle Cumhurbaşkanına hakaret suçundan soruşturma başlattı.Başsavcılık, internette yayınlanan bir video içeriğinde, şüpheli Murat Özün'ün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik hakaret içeren ifadeler kullandığının belirlenmesi üzerine, Cumhurbaşkanına hakaret suçundan resen soruşturma başlattı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/sosyal-medya-uzerinden-cumhurbaskanina-hakaret-ettigi-iddia-edilen-supheliye-sorusturma.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yusufeli Barajı'nın sularıyla oluşan Kayadibi Kanyonu kano sporcularını ağırlıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yusufeli-baraji-nin-sulariyla-olusan-kayadibi-kanyonu-kano-sporcularini-agirliyor/884155/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yusufeli-baraji-nin-sulariyla-olusan-kayadibi-kanyonu-kano-sporcularini-agirliyor/884155/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Erzurum — Erzurum'un Uzundere ilçesinin yanı başında bulunan Artvin'deki Yusufeli Barajı'nda bulunan kanyona gelen kano sporcuları, dik kayalıklar arasında kürek çekerek keyifli zaman geçiriyor - Sporculardan Abdurrahman Altuncu: - Kanyonun sonuna kadar gidip geldik. 1,5 kilometrelik kanyon ortalama 1,5 saatte gezilebiliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Erzurum Haberleri — MUHAMMED ONUR YAVRUTÜRK - Artvin'deki Yusufeli Barajı'nın su tutmasıyla ortaya çıkan Kayadibi Kanyonu, kano sporcularını ağırlıyor.Erzurum'un Uzundere ilçesinin yanı başında bulunan Artvin'deki Yusufeli Barajı ve çevresi doğal güzellikleriyle dikkati çekiyor.Barajın su tutmasıyla ortaya çıkan Kayadibi Kanyonu'na gelen kano sporcuları, dik kayalıklar arasında kürek çekerek keyifli zaman geçiriyor.Kanyon çevresindeki dağ keçilerini, leylekleri ve birçok türdeki kuşu yaşam alanlarında izleme şansı bulan sporcular ve doğa tutkunları, yaz sezonu boyunca tur firmaları aracılığıyla bölgeye gelmeye devam ediyor.1,5 kilometrelik kanyon ortalama 1,5 saatte gezilebiliyorSporculardan Abdurrahman Altuncu, bölgenin eski Artvin-Erzurum kara yolunda bulunduğunu söyledi.Baraj yapıldıktan sonra bölgenin su altında kaldığını anlatan Altuncu, şöyle konuştu:Suyla birlikte güzel bir kanyon ortaya çıktı. Biz de bu güzel manzaranın tadını çıkarmak için kano etkinliğine katıldık. Çok keyifliydi, sarp kayalıklar arasında muazzam atmosfer vardı. Yaklaşık 20 kişilik bir ekipleydik. Kanyonun sonuna kadar gidip geldik. 1,5 kilometrelik kanyon ortalama 1,5 saatte gezilebiliyor.Geziyi düzenleyen tur firması yetkilisi Ela Altuncu ise kanyonda kano turları ve gezintiler yaptıklarını belirterek, Yaklaşık 20 kişi katıldı. Doğanın bize sunmuş olduğu güzellikler de var. Leylekler, keçiler de bizlere eşlik ediyor. diye konuştu.Mustafa Taşoğlu da ekibiyle sulara açıldıklarını, barajdan dolayı oluşan kanyonda eğlenceli vakit geçirdiklerini dile getirerek, doğa tutkunlarını bölgeye davet etti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Erzurum Haberleri — MUHAMMED ONUR YAVRUTÜRK - Artvin'deki Yusufeli Barajı'nın su tutmasıyla ortaya çıkan Kayadibi Kanyonu, kano sporcularını ağırlıyor.Erzurum'un Uzundere ilçesinin yanı başında bulunan Artvin'deki Yusufeli Barajı ve çevresi doğal güzellikleriyle dikkati çekiyor.Barajın su tutmasıyla ortaya çıkan Kayadibi Kanyonu'na gelen kano sporcuları, dik kayalıklar arasında kürek çekerek keyifli zaman geçiriyor.Kanyon çevresindeki dağ keçilerini, leylekleri ve birçok türdeki kuşu yaşam alanlarında izleme şansı bulan sporcular ve doğa tutkunları, yaz sezonu boyunca tur firmaları aracılığıyla bölgeye gelmeye devam ediyor.1,5 kilometrelik kanyon ortalama 1,5 saatte gezilebiliyorSporculardan Abdurrahman Altuncu, bölgenin eski Artvin-Erzurum kara yolunda bulunduğunu söyledi.Baraj yapıldıktan sonra bölgenin su altında kaldığını anlatan Altuncu, şöyle konuştu:Suyla birlikte güzel bir kanyon ortaya çıktı. Biz de bu güzel manzaranın tadını çıkarmak için kano etkinliğine katıldık. Çok keyifliydi, sarp kayalıklar arasında muazzam atmosfer vardı. Yaklaşık 20 kişilik bir ekipleydik. Kanyonun sonuna kadar gidip geldik. 1,5 kilometrelik kanyon ortalama 1,5 saatte gezilebiliyor.Geziyi düzenleyen tur firması yetkilisi Ela Altuncu ise kanyonda kano turları ve gezintiler yaptıklarını belirterek, Yaklaşık 20 kişi katıldı. Doğanın bize sunmuş olduğu güzellikler de var. Leylekler, keçiler de bizlere eşlik ediyor. diye konuştu.Mustafa Taşoğlu da ekibiyle sulara açıldıklarını, barajdan dolayı oluşan kanyonda eğlenceli vakit geçirdiklerini dile getirerek, doğa tutkunlarını bölgeye davet etti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
