<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Çin'den artan küresel rekabet ortamında güvenli ve kontrol edilebilir yapay zeka çağrısı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/cin-den-artan-kuresel-rekabet-ortaminda-guvenli-ve-kontrol-edilebilir-yapay-zeka-cagrisi/880581/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/cin-den-artan-kuresel-rekabet-ortaminda-guvenli-ve-kontrol-edilebilir-yapay-zeka-cagrisi/880581/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:12:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Çin — Çin Devlet Başkanı Şi Cinping: - Yapay zeka gelişimi tek bir ülkenin solo performansı değil, uluslararası işbirliğinin bir senfonisi olmalı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Çin Haberleri — Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, yüksek teknoloji alanındaki artan küresel rekabet ortamında güvenli ve kontrol edilebilir yapay zeka geliştirilmesi çağrısında bulundu.Şinhua ajansının haberine göre, Çin'in Şanghay kentinde, Daha Parlak Bir Gelecek İçin Yapay Zeka Ortaklığı temasıyla 2026 Dünya Yapay Zeka Konferansı düzenlendi.Konferans açılışında konuşan Şi, dün Çin'in liderliğinde küresel düzeyde 29 ülkenin katılımıyla Dünya Yapay Zeka İşbirliği Örgütünün (WAICO) kurulduğuna işaret etti.Dünyanın yapay zeka teknolojilerinde benzeri görülmemiş derecede güçlü bir inovasyon dönemine girdiğini belirten Şi, bu durumun büyük fırsatların yanı sıra yönetim zorluklarını da beraberinde getirdiğini söyledi.Şi, yapay zekayı insanlığın kolektif bilgeliğini özetleyen paha biçilmez bir varlık olarak nitelendirerek, yapay zekanın güvenilir bir araç olması için yasa ve düzenlemeler, teknolojik uyarılar ve acil durum müdahale sistemlerinin yürürlüğe girmesi gerektiğini vurguladı.Yüksek teknoloji alanındaki artan küresel rekabet ortamında güvenli ve kontrol edilebilir yapay zeka geliştirilmesi çağrısında bulunan Şi, yapay zeka gelişiminde ulusal güvenlik kavramının aşırı genişletilmesine karşı uyarıda bulundu.Şi, Yapay zeka gelişimi tek bir ülkenin solo performansı değil, uluslararası işbirliğinin bir senfonisi olmalı. Açıklık ve kazan-kazan ilkesine bağlı kalmalı ve yenilik odaklı kalkınmayı desteklemeliyiz. Risk farkındalığını güçlendirmeli ve yapay zekanın güvenli ve kontrol edilebilir olmasını sağlamalıyız. Kapsayıcılığı teşvik etmeli ve küresel yönetişimi geliştirmeliyiz. diye konuştu.WAICOŞanghay'da aralarında Rusya, Pakistan ve Endonezya'nın da yer aldığı 29 ülkenin katılımıyla kurulan WAICO, yapay zekanın faydalı, güvenli ve adil şekilde geliştirilmesi için küresel işbirliğini hedefliyor.WAICO'nun kuruluş anlaşmasının imza törenine Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres de katıldı.Merkezi Şanghay'da bulunacak WAICO'nun, BM Şartı'nın ilkelerini desteklemesi, ortak katkıya dayalı ve insan odaklı bir anlayışla faaliyet göstermesi öngörülüyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Çin Haberleri — Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, yüksek teknoloji alanındaki artan küresel rekabet ortamında güvenli ve kontrol edilebilir yapay zeka geliştirilmesi çağrısında bulundu.Şinhua ajansının haberine göre, Çin'in Şanghay kentinde, Daha Parlak Bir Gelecek İçin Yapay Zeka Ortaklığı temasıyla 2026 Dünya Yapay Zeka Konferansı düzenlendi.Konferans açılışında konuşan Şi, dün Çin'in liderliğinde küresel düzeyde 29 ülkenin katılımıyla Dünya Yapay Zeka İşbirliği Örgütünün (WAICO) kurulduğuna işaret etti.Dünyanın yapay zeka teknolojilerinde benzeri görülmemiş derecede güçlü bir inovasyon dönemine girdiğini belirten Şi, bu durumun büyük fırsatların yanı sıra yönetim zorluklarını da beraberinde getirdiğini söyledi.Şi, yapay zekayı insanlığın kolektif bilgeliğini özetleyen paha biçilmez bir varlık olarak nitelendirerek, yapay zekanın güvenilir bir araç olması için yasa ve düzenlemeler, teknolojik uyarılar ve acil durum müdahale sistemlerinin yürürlüğe girmesi gerektiğini vurguladı.Yüksek teknoloji alanındaki artan küresel rekabet ortamında güvenli ve kontrol edilebilir yapay zeka geliştirilmesi çağrısında bulunan Şi, yapay zeka gelişiminde ulusal güvenlik kavramının aşırı genişletilmesine karşı uyarıda bulundu.Şi, Yapay zeka gelişimi tek bir ülkenin solo performansı değil, uluslararası işbirliğinin bir senfonisi olmalı. Açıklık ve kazan-kazan ilkesine bağlı kalmalı ve yenilik odaklı kalkınmayı desteklemeliyiz. Risk farkındalığını güçlendirmeli ve yapay zekanın güvenli ve kontrol edilebilir olmasını sağlamalıyız. Kapsayıcılığı teşvik etmeli ve küresel yönetişimi geliştirmeliyiz. diye konuştu.WAICOŞanghay'da aralarında Rusya, Pakistan ve Endonezya'nın da yer aldığı 29 ülkenin katılımıyla kurulan WAICO, yapay zekanın faydalı, güvenli ve adil şekilde geliştirilmesi için küresel işbirliğini hedefliyor.WAICO'nun kuruluş anlaşmasının imza törenine Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres de katıldı.Merkezi Şanghay'da bulunacak WAICO'nun, BM Şartı'nın ilkelerini desteklemesi, ortak katkıya dayalı ve insan odaklı bir anlayışla faaliyet göstermesi öngörülüyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/cin-den-artan-kuresel-rekabet-ortaminda-guvenli-ve-kontrol-edilebilir-yapay-zeka-cagrisi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Elektronik sigara kullanımı diş eti hastalığı riskini artırıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/elektronik-sigara-kullanimi-dis-eti-hastaligi-riskini-artiriyor/880580/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/elektronik-sigara-kullanimi-dis-eti-hastaligi-riskini-artiriyor/880580/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:12:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — Biruni Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Burcu Karaduman: - Diş eti kanaması, kızarıklık, şişlik, ağız kokusu, dişlerin daha uzun görünmesi, diş köklerinde hassasiyet, dişler arasında yeni boşlukların oluşması ve dişlerde sallanma periodontal hastalık belirtisi olabilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Biruni Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Burcu Karaduman, elektronik sigara kullanımının periodontal hastalık riskini artırabileceğini belirtti.Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Karaduman, elektronik sigaranın diş eti ve ağız sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Karaduman, elektronik sigaranın, zararsız bir seçenek olarak değerlendirilmemesi gerektiğini aktararak, Elektronik sigaralar özel sıvıların ısıtılmasıyla aerosol oluşturuyor ve bu aerosol nikotin başta olmak üzere ağız dokularını etkileyebilecek çeşitli kimyasal maddeler içerebiliyor. Duman çıkmaması, diş etinin zarar görmediği anlamına gelmez. ifadelerini kullandı. Araştırmaların, elektronik sigara kullananlarda diş eti ceplerinin derinleşmesi, dişleri çevreleyen dokularda tutunma kaybı ve çene kemiğinde kayıp gibi periodontal göstergelerin olumsuz etkilenebileceğine işaret ettiğini belirten Karaduman, uzun dönemli etkilerin ise ilerleyen dönemlerde ortaya çıkabileceğini kaydetti.Elektronik sigara kullanan birçok kişinin, ürünün yanma oluşturmaması nedeniyle ağız ve diş sağlığına zarar vermediğini düşündüğünü aktaran Karaduman, şu ifadeleri kullandı:Oluşan aerosol doğrudan ağız boşluğuyla temas ediyor. İçeriğindeki nikotin ve diğer kimyasal maddeler diş eti hücrelerini, ağız içindeki bakteri dengesini ve dokuların iyileşme kapasitesini olumsuz etkileyebilir. Elektronik sigara kullanıcılarının ağızlarındaki bakteri yapısını inceleyen araştırmalarda, diş eti hastalıklarıyla ilişkili bazı mikroorganizmaların artabildiği görüldü. Bu değişim, plak birikimi ve iltihabi süreçler açısından risk oluşturabiliyor.- İleri aşamalarda dişlerde sallanma ve diş kayıpları görülebilirProf. Dr. Karaduman, elektronik sigara kullanımının ardından ağız kuruluğu, boğazda tahriş ve ağızda kötü tat gibi şikayetlerin görülebileceğini belirterek, tükürüğün ağız ve diş sağlığındaki koruyucu rolüne dikkati çekti.Tükürüğün diş yüzeylerinin temizlenmesine, ağızdaki asitlerin dengelenmesine ve zararlı mikroorganizmaların çoğalmasının kontrol edilmesine yardımcı olduğunu anlatan Karaduman, elektronik sigara kullanan kişilerin diş etlerindeki değişimleri yakından takip etmesi gerektiğine işaret etti.Diş eti hastalıklarının erken dönemde kontrol altına alınmaması halinde dişleri çevreleyen kemiğe ilerleyebileceğini aktaran Karaduman, şu değerlendirmelerde bulundu:Diş eti kanaması, kızarıklık, şişlik, ağız kokusu, dişlerin daha uzun görünmesi, diş köklerinde hassasiyet, dişler arasında yeni boşlukların oluşması ve dişlerde sallanma periodontal hastalık belirtisi olabilir. Kanama görülmemesi de diş etlerinin tamamen sağlıklı olduğu anlamına gelmez. İleri aşamalarda dişlerde sallanma ve diş kayıpları görülebilir. En etkili korunma yöntemi elektronik sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanımını bırakmaktır. Dişler günde iki kez uygun teknikle fırçalanmalı, diş araları düzenli olarak temizlenmeli ve periodontal muayeneler aksatılmamalıdır.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Biruni Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Burcu Karaduman, elektronik sigara kullanımının periodontal hastalık riskini artırabileceğini belirtti.Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Karaduman, elektronik sigaranın diş eti ve ağız sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Karaduman, elektronik sigaranın, zararsız bir seçenek olarak değerlendirilmemesi gerektiğini aktararak, Elektronik sigaralar özel sıvıların ısıtılmasıyla aerosol oluşturuyor ve bu aerosol nikotin başta olmak üzere ağız dokularını etkileyebilecek çeşitli kimyasal maddeler içerebiliyor. Duman çıkmaması, diş etinin zarar görmediği anlamına gelmez. ifadelerini kullandı. Araştırmaların, elektronik sigara kullananlarda diş eti ceplerinin derinleşmesi, dişleri çevreleyen dokularda tutunma kaybı ve çene kemiğinde kayıp gibi periodontal göstergelerin olumsuz etkilenebileceğine işaret ettiğini belirten Karaduman, uzun dönemli etkilerin ise ilerleyen dönemlerde ortaya çıkabileceğini kaydetti.Elektronik sigara kullanan birçok kişinin, ürünün yanma oluşturmaması nedeniyle ağız ve diş sağlığına zarar vermediğini düşündüğünü aktaran Karaduman, şu ifadeleri kullandı:Oluşan aerosol doğrudan ağız boşluğuyla temas ediyor. İçeriğindeki nikotin ve diğer kimyasal maddeler diş eti hücrelerini, ağız içindeki bakteri dengesini ve dokuların iyileşme kapasitesini olumsuz etkileyebilir. Elektronik sigara kullanıcılarının ağızlarındaki bakteri yapısını inceleyen araştırmalarda, diş eti hastalıklarıyla ilişkili bazı mikroorganizmaların artabildiği görüldü. Bu değişim, plak birikimi ve iltihabi süreçler açısından risk oluşturabiliyor.- İleri aşamalarda dişlerde sallanma ve diş kayıpları görülebilirProf. Dr. Karaduman, elektronik sigara kullanımının ardından ağız kuruluğu, boğazda tahriş ve ağızda kötü tat gibi şikayetlerin görülebileceğini belirterek, tükürüğün ağız ve diş sağlığındaki koruyucu rolüne dikkati çekti.Tükürüğün diş yüzeylerinin temizlenmesine, ağızdaki asitlerin dengelenmesine ve zararlı mikroorganizmaların çoğalmasının kontrol edilmesine yardımcı olduğunu anlatan Karaduman, elektronik sigara kullanan kişilerin diş etlerindeki değişimleri yakından takip etmesi gerektiğine işaret etti.Diş eti hastalıklarının erken dönemde kontrol altına alınmaması halinde dişleri çevreleyen kemiğe ilerleyebileceğini aktaran Karaduman, şu değerlendirmelerde bulundu:Diş eti kanaması, kızarıklık, şişlik, ağız kokusu, dişlerin daha uzun görünmesi, diş köklerinde hassasiyet, dişler arasında yeni boşlukların oluşması ve dişlerde sallanma periodontal hastalık belirtisi olabilir. Kanama görülmemesi de diş etlerinin tamamen sağlıklı olduğu anlamına gelmez. İleri aşamalarda dişlerde sallanma ve diş kayıpları görülebilir. En etkili korunma yöntemi elektronik sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanımını bırakmaktır. Dişler günde iki kez uygun teknikle fırçalanmalı, diş araları düzenli olarak temizlenmeli ve periodontal muayeneler aksatılmamalıdır.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Amerikan Doları Kaç TL? Güncel USD/TL Öğle Kuru (17 Temmuz 2026)</title>
      <link>https://www.canligaste.com/amerikan-dolari-kac-tl-guncel-usd-tl-ogle-kuru-17-temmuz-2026/880579/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/amerikan-dolari-kac-tl-guncel-usd-tl-ogle-kuru-17-temmuz-2026/880579/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:10:02 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum: Dolar kuru 17 Temmuz 2026 Öğle saatlerinde 47,17 TL seviyesinde işlem görüyor. Saat 12:10 itibarıyla USD/TL kuru yüzde 0,14 yükseliş gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum - Dolar/TL kuru güne yüzde sınırlı yükselişle başladı. Serbest piyasada Öğle saatlerinde dolar, yukarı yönlü seyrini koruyor.

Tikopara.com.tr verilerine göre 17 Temmuz 2026 saat 12:10 itibarıyla:

1 Amerikan Doları (USD): 47,1669 TL

Günlük değişim: Yüzde 0,14 yükseldi gösterdi.

1 Amerikan Doları (USD) Alış 47,1632 TL, 1 Amerikan Doları satış fiyatı ise 47,1669 TL olarak gerçekleşti.

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentiler ve yurt içi ekonomik gelişmeler, dolar kurunun seyrinde etkili olmaya devam ediyor.

Güncel dolar kuru, anlık fiyatlar ve piyasa verileri tikopara.com.tr üzerinden canlı olarak takip edilebiliyor.

Öğle saatlerinde serbest döviz piyasasında:

Dolar alış fiyatı: 47,1632 TL

Dolar satış fiyatı: 47,1669 TL

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentiler ile yurt içindeki ekonomik gelişmeler, dolar kurunun seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor.

Güncel döviz kurları ve detaylı piyasa analizleri tikopara.com.tr üzerinden anlık olarak takip edilebiliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum - Dolar/TL kuru güne yüzde sınırlı yükselişle başladı. Serbest piyasada Öğle saatlerinde dolar, yukarı yönlü seyrini koruyor.

Tikopara.com.tr verilerine göre 17 Temmuz 2026 saat 12:10 itibarıyla:

1 Amerikan Doları (USD): 47,1669 TL

Günlük değişim: Yüzde 0,14 yükseldi gösterdi.

1 Amerikan Doları (USD) Alış 47,1632 TL, 1 Amerikan Doları satış fiyatı ise 47,1669 TL olarak gerçekleşti.

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentiler ve yurt içi ekonomik gelişmeler, dolar kurunun seyrinde etkili olmaya devam ediyor.

Güncel dolar kuru, anlık fiyatlar ve piyasa verileri tikopara.com.tr üzerinden canlı olarak takip edilebiliyor.

Öğle saatlerinde serbest döviz piyasasında:

Dolar alış fiyatı: 47,1632 TL

Dolar satış fiyatı: 47,1669 TL

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentiler ile yurt içindeki ekonomik gelişmeler, dolar kurunun seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor.

Güncel döviz kurları ve detaylı piyasa analizleri tikopara.com.tr üzerinden anlık olarak takip edilebiliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/amerikan-dolari-kac-tl-guncel-usd-tl-ogle-kuru-17-temmuz-2026-20260717121002.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İstanbul'da 15 Temmuz Uluslararası Medya Programı düzenlendi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/istanbul-da-15-temmuz-uluslararasi-medya-programi-duzenlendi/880578/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/istanbul-da-15-temmuz-uluslararasi-medya-programi-duzenlendi/880578/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:09:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Vali Davut Gül: - Türkiye Cumhuriyeti, DEAŞ'tan FETÖ'ye kadar alfabenin hangi harfini kullanırsa kullansın terörle mücadelede en ilkeli davranan ülkelerin başında geliyor. Bunun neticesinde de gelecek kuşaklara bırakacağımız en önemli miras, ilkeli tavrımız, meseleler karşısında nerede durduğumuz. Biz mazlumun yanında zalimin karşısında duruyoruz. Haklıya haklı, haksıza haksız diyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin 10. yılı dolayısıyla uluslararası medya temsilcilerinin katılımıyla İstanbul Valiliği'nde 15 Temmuz Uluslararası Medya Programı düzenlendi.Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı desteğiyle organize edilen programda, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün 10. yıl dönümü dolayısıyla ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Arnavutluk, Bosna Hersek, Güney Kore, Fas, Etiyopya, Polonya, Güney Afrika, Kazakistan, Katar, Nijerya, Karadağ, Özbekistan, Mozambik, Senegal, Tanzanya ve KKTC dahil 21 ülkeden 41 uluslararası medya temsilcisi bir araya geldi.Vali Davut Gül, programdaki konuşmasında, kentte 15 Temmuz kapsamında binlerce etkinlik düzenlendiğini söyledi.İstanbul'un darbe girişimine karşı direnişin sembolü bir şehir olduğunu belirten Gül, bu topraklarda ve coğrafyada bu direnişin izlerinin çok rahat görülebildiğini dile getirdi.Gül, Türkiye'nin çok köklü bir devlet geleneği olduğuna işaret ederek, Yüzyıllardır ismi değişse bile bu topraklarda o devletin işleyişini görebilirsiniz. Vatandaşlarımızın, hemşehrilerimizin devletle bağı çok güçlü. Bu devlet, ağaç kavuğundan çıkan ya da sonradan '3-5 kişi bir araya geldik, devlet kuralım' denilen bir ülke değil. ifadelerini kullandı.Suç işleyenlerin, hukukun dışına çıkanların hukuk terazisinde mahkemeler tarafından yargılandığını belirten Gül, Fetullahçı Terör Örgütü bunların dışında farklı bir yöntemle devletin kurumlarına sızıp devleti ele geçirmeye çalışan bir yapıdaydı. 40-50 yıl içerisinde kuyumcu terazisiyle, işçiliğiyle sabırla adım adım, nesil nesil kurumlara nüfuz etmeye gayret etti. Fetullahçı Terör Örgütü mensupları toplum içerisinde okumak isteyen ama ekonomik anlamda sıkıntısı olan kişileri kendi evlerinde, yurtlarında barındırarak bir şekilde nüfuz alanı sağlamaya çalıştı. Ayrıca dini kullandı. Dini referanslarla bir finansmana erişti, evrensel değerleri kullandı. diye konuştu.Vali Gül, FETÖ'nün sınav sorularını çalarak kendi mensuplarının başarılı olmasını sağladığını, sonrasında tayin ve terfilerle kamudaki rakiplerini ortadan kaldırmak için kumpaslar kurduklarını anlattı.Türkiye'nin 81 ilindeki emniyet teşkilatının istihbarat müdürlerinin FETÖ mensubu olduğunun ortaya çıktığını, bununla devlet tarafından fark edilmesiyle yasal sürecin başladığını kaydeden Gül, orduda, emniyette, yargıda ve buna benzer kritik kurumlarda tasfiye süreci de başlayınca 15 Temmuz darbe girişiminin gündeme geldiğini söyledi.Bütün terör örgütleri insanlık için birinci derecede tehdittirGül, 15 Temmuz'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın cesareti, dirayeti, milletin ferasetiyle darbe girişiminin başarısız olduğunu vurguladı.Türk Silahlı Kuvvetlerinin içerisinde vicdanını, beynini herhangi bir yapıya satmayan namuslu askerlerin darbenin karşısında durduğunu aktaran Gül, emniyet teşkilatının içindeki namuslu polislerin de vatandaşlarla birlikte darbenin karşısında durduğunu kaydetti.Vali Gül, 15 Temmuz'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önderliğinde herkesin sokaklara çıktığını, 26 gün demokrasi nöbetleri tutulduğunu anlatarak, Bunun neticesinde de darbe görünümlü işgal girişimi başarısız oldu. Sonrasında kurumlar kendi içerisinde suça bulaşanları adalet önüne çıkardılar, masum olanlar beraat ettiler. Dolayısıyla da o arınma süreci devletin, milletin içerisinde kendi mekanizmalarıyla işledi, kurtulmuş olduk. ifadelerini kullandı.Fetullahçılığın iflah olmaz bir hastalık olduğunu ifade eden Gül, şunları söyledi:Fetullahçılığa bulaşan adamın iflah, pişman, tedavi olma ihtimali yoktur. Fetullahçılıkta din, milliyet, kişilik önemli değildir. Gizlilik ve iftira üzerine kurulu bir yaşam tarzları var. 40 sene kendini saklar, 41'inci sene ortaya çıkar. Terörün, teröristin iyisi olmaz. 'Sizin teröristiniz iyidir, benim teröristim kötüdür' anlayışı doğru bir anlayış değil. Terörist teröristtir. Hangi ülkede konuşlandığı ya da birinci tehdidin hangi ülke olduğu çok önemli değil. Günün sonunda terörü meşru bir araç olarak kullanan ve bu anlamda terör faaliyeti yapan ismi ne olursa olsun, bütün terör örgütleri dünyanın bütün ülkeleri, bütün insanlık için birinci derecede tehdittir. Türkiye Cumhuriyeti, DEAŞ'tan FETÖ'ye kadar alfabenin hangi harfini kullanırsa kullansın terörle mücadelede en ilkeli davranan ülkelerin başında geliyor. Bunun neticesinde de gelecek kuşaklara bırakacağımız en önemli miras ilkeli tavrımız, meseleler karşısında nerede durduğumuz. Biz mazlumun yanında zalimin karşısında duruyoruz. Haklıya haklı, haksıza haksız diyoruz.Toplantıya, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İstanbul Bölge Müdürü Murat Arslan ve İletişim Başkanlığı Uluslararası Medya Koordinatörü Gözde Kirişçioğlu ile yabancı basın mensupları katıldı.Program, katılımcıların İstanbul Valiliği önünde hatıra fotoğrafı çektirmelerinin ardından sona erdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin 10. yılı dolayısıyla uluslararası medya temsilcilerinin katılımıyla İstanbul Valiliği'nde 15 Temmuz Uluslararası Medya Programı düzenlendi.Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı desteğiyle organize edilen programda, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün 10. yıl dönümü dolayısıyla ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Arnavutluk, Bosna Hersek, Güney Kore, Fas, Etiyopya, Polonya, Güney Afrika, Kazakistan, Katar, Nijerya, Karadağ, Özbekistan, Mozambik, Senegal, Tanzanya ve KKTC dahil 21 ülkeden 41 uluslararası medya temsilcisi bir araya geldi.Vali Davut Gül, programdaki konuşmasında, kentte 15 Temmuz kapsamında binlerce etkinlik düzenlendiğini söyledi.İstanbul'un darbe girişimine karşı direnişin sembolü bir şehir olduğunu belirten Gül, bu topraklarda ve coğrafyada bu direnişin izlerinin çok rahat görülebildiğini dile getirdi.Gül, Türkiye'nin çok köklü bir devlet geleneği olduğuna işaret ederek, Yüzyıllardır ismi değişse bile bu topraklarda o devletin işleyişini görebilirsiniz. Vatandaşlarımızın, hemşehrilerimizin devletle bağı çok güçlü. Bu devlet, ağaç kavuğundan çıkan ya da sonradan '3-5 kişi bir araya geldik, devlet kuralım' denilen bir ülke değil. ifadelerini kullandı.Suç işleyenlerin, hukukun dışına çıkanların hukuk terazisinde mahkemeler tarafından yargılandığını belirten Gül, Fetullahçı Terör Örgütü bunların dışında farklı bir yöntemle devletin kurumlarına sızıp devleti ele geçirmeye çalışan bir yapıdaydı. 40-50 yıl içerisinde kuyumcu terazisiyle, işçiliğiyle sabırla adım adım, nesil nesil kurumlara nüfuz etmeye gayret etti. Fetullahçı Terör Örgütü mensupları toplum içerisinde okumak isteyen ama ekonomik anlamda sıkıntısı olan kişileri kendi evlerinde, yurtlarında barındırarak bir şekilde nüfuz alanı sağlamaya çalıştı. Ayrıca dini kullandı. Dini referanslarla bir finansmana erişti, evrensel değerleri kullandı. diye konuştu.Vali Gül, FETÖ'nün sınav sorularını çalarak kendi mensuplarının başarılı olmasını sağladığını, sonrasında tayin ve terfilerle kamudaki rakiplerini ortadan kaldırmak için kumpaslar kurduklarını anlattı.Türkiye'nin 81 ilindeki emniyet teşkilatının istihbarat müdürlerinin FETÖ mensubu olduğunun ortaya çıktığını, bununla devlet tarafından fark edilmesiyle yasal sürecin başladığını kaydeden Gül, orduda, emniyette, yargıda ve buna benzer kritik kurumlarda tasfiye süreci de başlayınca 15 Temmuz darbe girişiminin gündeme geldiğini söyledi.Bütün terör örgütleri insanlık için birinci derecede tehdittirGül, 15 Temmuz'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın cesareti, dirayeti, milletin ferasetiyle darbe girişiminin başarısız olduğunu vurguladı.Türk Silahlı Kuvvetlerinin içerisinde vicdanını, beynini herhangi bir yapıya satmayan namuslu askerlerin darbenin karşısında durduğunu aktaran Gül, emniyet teşkilatının içindeki namuslu polislerin de vatandaşlarla birlikte darbenin karşısında durduğunu kaydetti.Vali Gül, 15 Temmuz'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önderliğinde herkesin sokaklara çıktığını, 26 gün demokrasi nöbetleri tutulduğunu anlatarak, Bunun neticesinde de darbe görünümlü işgal girişimi başarısız oldu. Sonrasında kurumlar kendi içerisinde suça bulaşanları adalet önüne çıkardılar, masum olanlar beraat ettiler. Dolayısıyla da o arınma süreci devletin, milletin içerisinde kendi mekanizmalarıyla işledi, kurtulmuş olduk. ifadelerini kullandı.Fetullahçılığın iflah olmaz bir hastalık olduğunu ifade eden Gül, şunları söyledi:Fetullahçılığa bulaşan adamın iflah, pişman, tedavi olma ihtimali yoktur. Fetullahçılıkta din, milliyet, kişilik önemli değildir. Gizlilik ve iftira üzerine kurulu bir yaşam tarzları var. 40 sene kendini saklar, 41'inci sene ortaya çıkar. Terörün, teröristin iyisi olmaz. 'Sizin teröristiniz iyidir, benim teröristim kötüdür' anlayışı doğru bir anlayış değil. Terörist teröristtir. Hangi ülkede konuşlandığı ya da birinci tehdidin hangi ülke olduğu çok önemli değil. Günün sonunda terörü meşru bir araç olarak kullanan ve bu anlamda terör faaliyeti yapan ismi ne olursa olsun, bütün terör örgütleri dünyanın bütün ülkeleri, bütün insanlık için birinci derecede tehdittir. Türkiye Cumhuriyeti, DEAŞ'tan FETÖ'ye kadar alfabenin hangi harfini kullanırsa kullansın terörle mücadelede en ilkeli davranan ülkelerin başında geliyor. Bunun neticesinde de gelecek kuşaklara bırakacağımız en önemli miras ilkeli tavrımız, meseleler karşısında nerede durduğumuz. Biz mazlumun yanında zalimin karşısında duruyoruz. Haklıya haklı, haksıza haksız diyoruz.Toplantıya, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İstanbul Bölge Müdürü Murat Arslan ve İletişim Başkanlığı Uluslararası Medya Koordinatörü Gözde Kirişçioğlu ile yabancı basın mensupları katıldı.Program, katılımcıların İstanbul Valiliği önünde hatıra fotoğrafı çektirmelerinin ardından sona erdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Dışişleri Bakan Yardımcısı Gümrükçü, ABD'de Siyasi Terörizmin Yeniden Canlanması toplantısına katıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/disisleri-bakan-yardimcisi-gumrukcu-abd-de-siyasi-terorizmin-yeniden-canlanmasi-toplantisina-katildi/880577/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/disisleri-bakan-yardimcisi-gumrukcu-abd-de-siyasi-terorizmin-yeniden-canlanmasi-toplantisina-katildi/880577/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:06:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Abd — Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Zeki Levent Gümrükçü, ABD Dışişleri Bakanlığınca Washington'da düzenlenen Siyasi Terörizmin Yeniden Canlanması konulu toplantıya iştirak etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Abd Haberleri — Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Zeki Levent Gümrükçü, ABD Dışişleri Bakanlığınca Washington'da düzenlenen Siyasi Terörizmin Yeniden Canlanması konulu toplantıya iştirak etti.Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan paylaşıma göre, Gümrükçü, Washington'daki Siyasi Terörizmin Yeniden Canlanması konulu Bakanlar Toplantısı'na, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ı temsilen katıldı.Gümrükçü, toplantıda, Türkiye'nin FETÖ ve diğer terör örgütleriyle mücadelesi hakkında bilgi verdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Abd Haberleri — Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Zeki Levent Gümrükçü, ABD Dışişleri Bakanlığınca Washington'da düzenlenen Siyasi Terörizmin Yeniden Canlanması konulu toplantıya iştirak etti.Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan paylaşıma göre, Gümrükçü, Washington'daki Siyasi Terörizmin Yeniden Canlanması konulu Bakanlar Toplantısı'na, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ı temsilen katıldı.Gümrükçü, toplantıda, Türkiye'nin FETÖ ve diğer terör örgütleriyle mücadelesi hakkında bilgi verdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İran Devrim Muhafızları Ordusu: Ürdün'deki üste konuşlu ABD uçakları hedef alındı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/iran-devrim-muhafizlari-ordusu-urdun-deki-uste-konuslu-abd-ucaklari-hedef-alindi/880575/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/iran-devrim-muhafizlari-ordusu-urdun-deki-uste-konuslu-abd-ucaklari-hedef-alindi/880575/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:06:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya — İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD'nin Ürdün'deki üste konuşlu savaş uçakları ile yakıt ikmal uçaklarının füzeler ve kamikaze insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alındığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri — İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD'nin Ürdün'deki üste konuşlu savaş uçakları ile yakıt ikmal uçaklarının füzeler ve kamikaze insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alındığını açıkladı.Devrim Muhafızları Ordusu'ndan yapılan yazılı açıklamada, Bender Abbas kentindeki köprüler, yerleşim yerleri ve su aktarım merkezine yönelik ABD saldırılarına karşılık 14. dalga operasyon kapsamında ABD uçaklarının hedef alındığı belirtildi.Açıklamada, iki aşamalı saldırıda Ürdün'de konuşlu ABD savaş uçakları ve yakıt ikmal uçaklarının çok sayıda balistik füze ve kamikaze İHA ile hedef alındığı belirtilerek, bazılarının imha edildiği ileri sürüldü.Bahreyn, Kuveyt ve Umman&#039;daki ABD noktalarına saldırıDevrim Muhafızları Ordusu, 11. ve 12. saldırı dalgalarına ilişkin yayımladığı bildirilerde, Bahreyn ve Kuveyt'teki ABD hedeflerine yönelik saldırılar düzenlendiğini duyurmuştu.Bu kapsamda, 11. saldırı dalgasında ABD ordusuna ait keşif uçakları ve helikopterlerin bulunduğu Bahreyn'deki Sakhir Hava Üssü'nün kamikaze insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alındığı belirtilmişti.Aynı şekilde 12. saldırı dalgasında ise ABD'nin saldırılarına karşılık olarak Kuveyt'teki füze savunma tespit ve erken uyarı radarı, silah depoları, karadan karaya füze fırlatma rampası ile bu sistemlere ait çok sayıda yedek füzenin hedef alındığı ifade edilmişti.Devrim Muhafızları Ordusu 13. saldırı dalgasında da Umman'daki Ganem bölgesinde bulunan hava kontrol radarı ile Selame Kayalıkları'ndaki deniz kontrol radarının hedef alındığını duyurmuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri — İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD'nin Ürdün'deki üste konuşlu savaş uçakları ile yakıt ikmal uçaklarının füzeler ve kamikaze insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alındığını açıkladı.Devrim Muhafızları Ordusu'ndan yapılan yazılı açıklamada, Bender Abbas kentindeki köprüler, yerleşim yerleri ve su aktarım merkezine yönelik ABD saldırılarına karşılık 14. dalga operasyon kapsamında ABD uçaklarının hedef alındığı belirtildi.Açıklamada, iki aşamalı saldırıda Ürdün'de konuşlu ABD savaş uçakları ve yakıt ikmal uçaklarının çok sayıda balistik füze ve kamikaze İHA ile hedef alındığı belirtilerek, bazılarının imha edildiği ileri sürüldü.Bahreyn, Kuveyt ve Umman&#039;daki ABD noktalarına saldırıDevrim Muhafızları Ordusu, 11. ve 12. saldırı dalgalarına ilişkin yayımladığı bildirilerde, Bahreyn ve Kuveyt'teki ABD hedeflerine yönelik saldırılar düzenlendiğini duyurmuştu.Bu kapsamda, 11. saldırı dalgasında ABD ordusuna ait keşif uçakları ve helikopterlerin bulunduğu Bahreyn'deki Sakhir Hava Üssü'nün kamikaze insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alındığı belirtilmişti.Aynı şekilde 12. saldırı dalgasında ise ABD'nin saldırılarına karşılık olarak Kuveyt'teki füze savunma tespit ve erken uyarı radarı, silah depoları, karadan karaya füze fırlatma rampası ile bu sistemlere ait çok sayıda yedek füzenin hedef alındığı ifade edilmişti.Devrim Muhafızları Ordusu 13. saldırı dalgasında da Umman'daki Ganem bölgesinde bulunan hava kontrol radarı ile Selame Kayalıkları'ndaki deniz kontrol radarının hedef alındığını duyurmuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/iran-devrim-muhafizlari-ordusu-urdun-deki-uste-konuslu-abd-ucaklari-hedef-alindi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Sivasspor'un yardımcı antrenörü Ziya Erdal çok mutlu:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/sivasspor-un-yardimci-antrenoru-ziya-erdal-cok-mutlu/880574/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/sivasspor-un-yardimci-antrenoru-ziya-erdal-cok-mutlu/880574/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:04:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Burada tekrar bulunduğum için çok mutluyum. Evime, yuvama geri döndüğüm için ayrıca gururluyum]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- Trendyol 1. Lig ekiplerinden Sivasspor'un eski kaptanı Ziya Erdal, kırmızı-beyazlı kulübe yardımcı antrenör olarak hizmet edeceği için mutlu ve gururlu olduğunu söyledi.Erdal, kulüp tesislerinde gerçekleştirilen antrenman öncesi gazetecilere, yeni görevi ve Sivasspor'un hedefleri hakkında açıklamalarda bulundu.Yıllarca futbolcu olarak mücadele ettiği sahalara, bu kez teknik ekipte görev alarak dönmenin mutluluğunu yaşadığını anlatan Erdal, İnşallah hayırlı olur, bu sahada yıllarca antrenman yaptık. Şimdi farklı bir görevde bulunuyoruz. İnşallah tecrübemizle, birikimimizle kulübümüze yardımcı olacağız. Burada tekrar bulunduğum için çok mutluyum. Evime, yuvama geri döndüğüm için ayrıca gururluyum. dedi. Erdal, antrenörlüğü her zaman düşündüğünü belirterek, Bunun için öncelikle B diploması almam gerekiyordu ve onu da aldım. Hocalık yapmak ve bu süreçte kendimi geliştirerek, İsmet Taşdemir hocamızın birikimleriyle Sivasspor'a ve takım arkadaşlarıma yardımcı olmaya çalışacağım. diye konuştu.Teknik adamlığın futbolculuktan çok farklı olduğuna değinen Erdal, Çalışma süreci çok daha kapsamlı. Hocalık çok farklı bir kulvar. 24 saat çalışırsın. Futbolculukta 3-4 saat yeterli oluyordu ama hocalıkta bunun analizi var, rakip analizi var, antrenman metodu var, bireysel analizin var, oynatacağın taktiğe göre bir antrenman programın var, bir sürü çalışma ortamı var. ifadelerini kullandı.Erdal, kendisine güvenen ve takıma gelmesine katkı sağlayanlara teşekkür ederek, Sivasspor'u layık olduğu yere taşımak için elinden gelen katkıyı vermeye  çalışacağını söyledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- Trendyol 1. Lig ekiplerinden Sivasspor'un eski kaptanı Ziya Erdal, kırmızı-beyazlı kulübe yardımcı antrenör olarak hizmet edeceği için mutlu ve gururlu olduğunu söyledi.Erdal, kulüp tesislerinde gerçekleştirilen antrenman öncesi gazetecilere, yeni görevi ve Sivasspor'un hedefleri hakkında açıklamalarda bulundu.Yıllarca futbolcu olarak mücadele ettiği sahalara, bu kez teknik ekipte görev alarak dönmenin mutluluğunu yaşadığını anlatan Erdal, İnşallah hayırlı olur, bu sahada yıllarca antrenman yaptık. Şimdi farklı bir görevde bulunuyoruz. İnşallah tecrübemizle, birikimimizle kulübümüze yardımcı olacağız. Burada tekrar bulunduğum için çok mutluyum. Evime, yuvama geri döndüğüm için ayrıca gururluyum. dedi. Erdal, antrenörlüğü her zaman düşündüğünü belirterek, Bunun için öncelikle B diploması almam gerekiyordu ve onu da aldım. Hocalık yapmak ve bu süreçte kendimi geliştirerek, İsmet Taşdemir hocamızın birikimleriyle Sivasspor'a ve takım arkadaşlarıma yardımcı olmaya çalışacağım. diye konuştu.Teknik adamlığın futbolculuktan çok farklı olduğuna değinen Erdal, Çalışma süreci çok daha kapsamlı. Hocalık çok farklı bir kulvar. 24 saat çalışırsın. Futbolculukta 3-4 saat yeterli oluyordu ama hocalıkta bunun analizi var, rakip analizi var, antrenman metodu var, bireysel analizin var, oynatacağın taktiğe göre bir antrenman programın var, bir sürü çalışma ortamı var. ifadelerini kullandı.Erdal, kendisine güvenen ve takıma gelmesine katkı sağlayanlara teşekkür ederek, Sivasspor'u layık olduğu yere taşımak için elinden gelen katkıyı vermeye  çalışacağını söyledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/sivasspor-un-yardimci-antrenoru-ziya-erdal-cok-mutlu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Gökbilimciler, kayalık bir ötegezegende atmosfer keşfetti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/gokbilimciler-kayalik-bir-otegezegende-atmosfer-kesfetti/880572/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/gokbilimciler-kayalik-bir-otegezegende-atmosfer-kesfetti/880572/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:00:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Gökbilimciler, yıldızının yaşanabilir bölgesinde bulunan kayalık bir ötegezegende ilk kez bir atmosfer tespit etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Gökbilimciler, yıldızının yaşanabilir bölgesinde bulunan kayalık bir ötegezegende ilk kez bir atmosfer tespit etti.Space.com internet sitesinin haberine göre, bilim insanları, Dünya'ya 48 ışık yılı uzaklıktaki LHS 1140 b isimli kayalık yapıya sahip ötegezende atmosfer saptadı.Bu keşif, sıvı suyun var olabilmesi için yıldızına uygun mesafede, yıldızının yaşanabilir Goldilocks Bölgesi'nde bulunan bir kayalık gezegende gözlemlenen ilk atmosfer keşfi olarak kayda geçti.Araştırmanın baş yazarı Collin Cherubim, gezegenin atmosferinde helyum tespit edildiğini, bunun herhangi bir kayalık ötegezegen için yapılan ilk doğrudan tespit olduğunu ifade etti.Ötegezegenin 2017'de keşfine dahil olan ve bu yeni çalışmanın araştırmacılarından Jason Dittmann, Bu gezegen yaklaşık 10 yıl önce keşfedilmişti ve ancak şimdi 'Tamam, bu bir atmosfere sahip.' diyebiliyoruz. ifadesini kullandı.Gezegenin sera etkisi yaratabilecek miktarda atmosferi olduğunu belirten Cherubim, Büyük olasılıkla, (bu ötegezegen) Dünya'da yaşamaya elverişli olarak kabul ettiğimiz koşullara ve sıvı suyun varlığını destekleyebilecek koşullara sahip olacaktır. dedi.Araştırma, Science dergisinde yayımlandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Gökbilimciler, yıldızının yaşanabilir bölgesinde bulunan kayalık bir ötegezegende ilk kez bir atmosfer tespit etti.Space.com internet sitesinin haberine göre, bilim insanları, Dünya'ya 48 ışık yılı uzaklıktaki LHS 1140 b isimli kayalık yapıya sahip ötegezende atmosfer saptadı.Bu keşif, sıvı suyun var olabilmesi için yıldızına uygun mesafede, yıldızının yaşanabilir Goldilocks Bölgesi'nde bulunan bir kayalık gezegende gözlemlenen ilk atmosfer keşfi olarak kayda geçti.Araştırmanın baş yazarı Collin Cherubim, gezegenin atmosferinde helyum tespit edildiğini, bunun herhangi bir kayalık ötegezegen için yapılan ilk doğrudan tespit olduğunu ifade etti.Ötegezegenin 2017'de keşfine dahil olan ve bu yeni çalışmanın araştırmacılarından Jason Dittmann, Bu gezegen yaklaşık 10 yıl önce keşfedilmişti ve ancak şimdi 'Tamam, bu bir atmosfere sahip.' diyebiliyoruz. ifadesini kullandı.Gezegenin sera etkisi yaratabilecek miktarda atmosferi olduğunu belirten Cherubim, Büyük olasılıkla, (bu ötegezegen) Dünya'da yaşamaya elverişli olarak kabul ettiğimiz koşullara ve sıvı suyun varlığını destekleyebilecek koşullara sahip olacaktır. dedi.Araştırma, Science dergisinde yayımlandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/gokbilimciler-kayalik-bir-otegezegende-atmosfer-kesfetti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Topkapı Sarayı'nın Şerbethane bölümü 452 eserlik yeni seçkisiyle ziyarete açıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/topkapi-sarayi-nin-serbethane-bolumu-452-eserlik-yeni-seckisiyle-ziyarete-acildi/880570/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/topkapi-sarayi-nin-serbethane-bolumu-452-eserlik-yeni-seckisiyle-ziyarete-acildi/880570/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:57:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Yenilenen sergileme düzeniyle Osmanlı saray mutfağının şerbet, tatlı, macun, esans ve sunum kültürü daha kapsamlı bir koleksiyonla ziyaretçilere sunuluyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Milli Saraylar Başkanlığına bağlı Topkapı Sarayı'nda, restorasyon ve yeni teşhir düzenlemesi tamamlanan Şerbethane, yeniden ziyarete açıldı.Topkapı Sarayı'nın ikinci avlusunda, Matbah-ı Amire yapıları içinde yer alan yapı, yenilenen sergileme düzeniyle Osmanlı saray mutfağının şerbet, tatlı, macun, esans ve sunum kültürünü daha kapsamlı bir koleksiyonla ziyaretçilere sunuyor.Topkapı Sarayı Daire Başkanı İlhan Kocaman, Şerbethane'de yürütülen restorasyon, yeni teşhir düzenlemesi ve sergilenen eserlerle ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulundu.Kocaman, Şerbethane'nin 2010'dan açıldığını, zamanla da zarar gördüğünü belirterek, Burada hem eserleri çoğaltmak, var olan eserleri yenilemek hem de mekanın restorasyonunu tamamlamak amacıyla yaklaşık 9 aylık çalışma yürüttük ve bugün itibariyle tamamladık. Daha önce 174 olan eser sayısını 452'ye çıkardık. dedi.Osmanlı'da içeceklerin yanında tatlıların da burada hazırlandığını aktaran Kocaman, şunları kaydetti:Hekimbaşı tarafından çeşitli macunlar ve benzeri ilaçlar da burada hazırlanıyordu. Burası sadece hünkara, padişaha değil aynı zamanda sarayda yaşayanlarına ve saraydaki diğer görevlilere de hizmet veriyordu. Tatlıların yanında içecekler veriliyordu. Yine muharrem ayında aşure, Osmanlı'da önemli bir yer tutar. O da burada hazırlanarak takdim ediliyordu. Burada ziyaretçilerimiz daha önce görünmeyen birçok eseri görebilecekler.Sarayın şerbet ve tatlı merkeziŞerbethane, Osmanlı sarayında Helvahane'nin bir bölümü olarak faaliyet gösteriyor ve başta padişah olmak üzere saray halkı için baklava, helva, şerbet ve çeşitli tatlıların hazırlandığı merkezlerden biri olarak öne çıkıyor.Bölümde ayrıca hekimbaşı denetiminde ilaç, macun ve esans üretimi de gerçekleştiriliyor. Bu yönüyle Şerbethane, saray mutfağının yalnızca ikram geleneğini değil, şifa ve koku kültürünü de yansıtan önemli mekanlar arasında yer alıyor.Yenilenen seçkide porselen nevruziyelikler, gümüş, tombak ve porselen aşure testileri, kapaklı tatlı hokkaları, Çin porseleni turşu küpleri, şerbet küpleri, şerbet bardakları, şerbet makramaları, buhurdanlar ve gülabdanlar gibi çok sayıda eser sergileniyor.Restorasyon ve yeni teşhir düzeniMatbah-ı Amire yapıları, 2010'da kapsamlı restorasyondan geçirilerek, yaklaşık 15 yıllık kullanımın ardından müzecilik ihtiyaçları doğrultusunda yeniden düzenlendi.Geçen yıl yoğunlaşan çalışmalar, 2026'da küratoryal düzenleme, koleksiyon seçkisi ve yerleştirme uygulamalarının tamamlanmasıyla sonuçlandı.Restorasyon kapsamında tarihi doku korunarak taşıyıcı sistem güçlendirildi, bazalt taş döşemeler yenilendi, yeni vitrin sistemleri oluşturuldu ve bilgilendirme panoları tarihi yapıya uygun şekilde tasarlandı.Şerbethane, Topkapı Sarayı'nın kapalı olduğu salı günleri dışında her gün 09.00-17.30 saatlerinde ziyaret edilebilecek.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Milli Saraylar Başkanlığına bağlı Topkapı Sarayı'nda, restorasyon ve yeni teşhir düzenlemesi tamamlanan Şerbethane, yeniden ziyarete açıldı.Topkapı Sarayı'nın ikinci avlusunda, Matbah-ı Amire yapıları içinde yer alan yapı, yenilenen sergileme düzeniyle Osmanlı saray mutfağının şerbet, tatlı, macun, esans ve sunum kültürünü daha kapsamlı bir koleksiyonla ziyaretçilere sunuyor.Topkapı Sarayı Daire Başkanı İlhan Kocaman, Şerbethane'de yürütülen restorasyon, yeni teşhir düzenlemesi ve sergilenen eserlerle ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulundu.Kocaman, Şerbethane'nin 2010'dan açıldığını, zamanla da zarar gördüğünü belirterek, Burada hem eserleri çoğaltmak, var olan eserleri yenilemek hem de mekanın restorasyonunu tamamlamak amacıyla yaklaşık 9 aylık çalışma yürüttük ve bugün itibariyle tamamladık. Daha önce 174 olan eser sayısını 452'ye çıkardık. dedi.Osmanlı'da içeceklerin yanında tatlıların da burada hazırlandığını aktaran Kocaman, şunları kaydetti:Hekimbaşı tarafından çeşitli macunlar ve benzeri ilaçlar da burada hazırlanıyordu. Burası sadece hünkara, padişaha değil aynı zamanda sarayda yaşayanlarına ve saraydaki diğer görevlilere de hizmet veriyordu. Tatlıların yanında içecekler veriliyordu. Yine muharrem ayında aşure, Osmanlı'da önemli bir yer tutar. O da burada hazırlanarak takdim ediliyordu. Burada ziyaretçilerimiz daha önce görünmeyen birçok eseri görebilecekler.Sarayın şerbet ve tatlı merkeziŞerbethane, Osmanlı sarayında Helvahane'nin bir bölümü olarak faaliyet gösteriyor ve başta padişah olmak üzere saray halkı için baklava, helva, şerbet ve çeşitli tatlıların hazırlandığı merkezlerden biri olarak öne çıkıyor.Bölümde ayrıca hekimbaşı denetiminde ilaç, macun ve esans üretimi de gerçekleştiriliyor. Bu yönüyle Şerbethane, saray mutfağının yalnızca ikram geleneğini değil, şifa ve koku kültürünü de yansıtan önemli mekanlar arasında yer alıyor.Yenilenen seçkide porselen nevruziyelikler, gümüş, tombak ve porselen aşure testileri, kapaklı tatlı hokkaları, Çin porseleni turşu küpleri, şerbet küpleri, şerbet bardakları, şerbet makramaları, buhurdanlar ve gülabdanlar gibi çok sayıda eser sergileniyor.Restorasyon ve yeni teşhir düzeniMatbah-ı Amire yapıları, 2010'da kapsamlı restorasyondan geçirilerek, yaklaşık 15 yıllık kullanımın ardından müzecilik ihtiyaçları doğrultusunda yeniden düzenlendi.Geçen yıl yoğunlaşan çalışmalar, 2026'da küratoryal düzenleme, koleksiyon seçkisi ve yerleştirme uygulamalarının tamamlanmasıyla sonuçlandı.Restorasyon kapsamında tarihi doku korunarak taşıyıcı sistem güçlendirildi, bazalt taş döşemeler yenilendi, yeni vitrin sistemleri oluşturuldu ve bilgilendirme panoları tarihi yapıya uygun şekilde tasarlandı.Şerbethane, Topkapı Sarayı'nın kapalı olduğu salı günleri dışında her gün 09.00-17.30 saatlerinde ziyaret edilebilecek.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>FSMVÜ'de 10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim, Zafer Bizim paneli yapıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/fsmvu-de-10-yilinda-15-temmuz-irade-bizim-zafer-bizim-paneli-yapildi/880569/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/fsmvu-de-10-yilinda-15-temmuz-irade-bizim-zafer-bizim-paneli-yapildi/880569/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:57:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) tarafından 10.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) tarafından 10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim, Zafer Bizim başlıklı panel, konferans ve sergi programı düzenlendi.Üniversitenin Ayasofya Yerleşkesi Ayasofya Medresesi'nde gerçekleştirilen programın açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Nevzat Şimşek, aradan geçen 10 yılın, 15 Temmuz'un anlamını daha da belirgin hale getirdiğini ifade etti.Şimşek, Fetullahçı Terör Örgütü'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimiyle sadece devlet kurumlarının hedef alınmadığını, Türkiye'nin bağımsız geleceği, milletin kaderine yön verme iradesi ve devletin karar alma kabiliyetinin hedef alındığını dile getirdi.Türk milletinin tarihinden aldığı güçle darbe girişimine geçit vermediğini vurgulayan Şimşek, İstanbul'un fethinden Çanakkale'ye, Milli Mücadele'den 15 Temmuz'a uzanan tarihi çizginin Türk milletinin istiklalini koruma iradesinin hiçbir zaman zayıflamadığını gösterdiğini söyledi.Şimşek, Tarih bize gösteriyor ki Türkiye'yi hedef alan yöntemler değişmektedir, kimi zaman cephede, kimi zaman ekonomiyle, kimi zaman diplomasiyle, kimi zaman terör örgütleri ve darbe girişimleri üzerinden yürütülmektedir. Değişmeyen ise milletimizin duruşu ve bağımsız yaşama iradesidir. 15 Temmuz'u sadece darbe girişimi olarak değerlendirmek eksik kalır. Bu hadise, küresel güç mücadelelerinin, vekalet savaşlarının, bölgesel hesapların Türkiye üzerinde nasıl baskı oluşturduğunu da göstermiştir. dedi.15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla meydanlarda ortaya konulan iradenin, bugün de milletin birliğinin en güçlü teminatı olduğunu belirten Şimşek, vatanı, bayrağı, ezanı ve devleti uğruna canlarını feda eden şehitleri rahmetle anıp, gazilere sağlık diledi.Program oturumlarla sürüyorKonuşmanın ardından FSMVÜ'den Prof. Dr. Turan Gökçe başkanlığında, FSMVÜ'den Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, Milli Savunma Üniversitesinden Prof. Dr. Hüseyin Alptekin ve İstanbul Üniversitesinden Doç. Dr. Turgay Yerlikaya'nın konuşmacı olduğu Hafıza, Medya ve Siyaset başlıklı birinci oturum düzenlendi.İlk oturumun ardından program, FSMVÜ'den Prof. Dr. Saadetdin Herdem moderatörlüğünde, FSMVÜ'den Doç. Dr. Bilal Bağış, İstanbul Medipol Üniversitesinden Doç. Dr. Faik Tanrıkulu ve Boğaziçi Üniversitesinden Dr. Öğretim Üyesi Ebubekir Koç'un konuşacağı Ekonomi, Diplomasi ve Milli Savunma Stratejisi başlıklı ikinci oturumla devam edecek.Daha sonra eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın 15 Temmuz: Milli Birlik ve İnançla Kazanılan Zafer başlıklı konferansının ardından program, En Uzun Gece ve Ertesi Gün sergisinin açılışıyla sona erecek.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) tarafından 10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim, Zafer Bizim başlıklı panel, konferans ve sergi programı düzenlendi.Üniversitenin Ayasofya Yerleşkesi Ayasofya Medresesi'nde gerçekleştirilen programın açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Nevzat Şimşek, aradan geçen 10 yılın, 15 Temmuz'un anlamını daha da belirgin hale getirdiğini ifade etti.Şimşek, Fetullahçı Terör Örgütü'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimiyle sadece devlet kurumlarının hedef alınmadığını, Türkiye'nin bağımsız geleceği, milletin kaderine yön verme iradesi ve devletin karar alma kabiliyetinin hedef alındığını dile getirdi.Türk milletinin tarihinden aldığı güçle darbe girişimine geçit vermediğini vurgulayan Şimşek, İstanbul'un fethinden Çanakkale'ye, Milli Mücadele'den 15 Temmuz'a uzanan tarihi çizginin Türk milletinin istiklalini koruma iradesinin hiçbir zaman zayıflamadığını gösterdiğini söyledi.Şimşek, Tarih bize gösteriyor ki Türkiye'yi hedef alan yöntemler değişmektedir, kimi zaman cephede, kimi zaman ekonomiyle, kimi zaman diplomasiyle, kimi zaman terör örgütleri ve darbe girişimleri üzerinden yürütülmektedir. Değişmeyen ise milletimizin duruşu ve bağımsız yaşama iradesidir. 15 Temmuz'u sadece darbe girişimi olarak değerlendirmek eksik kalır. Bu hadise, küresel güç mücadelelerinin, vekalet savaşlarının, bölgesel hesapların Türkiye üzerinde nasıl baskı oluşturduğunu da göstermiştir. dedi.15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla meydanlarda ortaya konulan iradenin, bugün de milletin birliğinin en güçlü teminatı olduğunu belirten Şimşek, vatanı, bayrağı, ezanı ve devleti uğruna canlarını feda eden şehitleri rahmetle anıp, gazilere sağlık diledi.Program oturumlarla sürüyorKonuşmanın ardından FSMVÜ'den Prof. Dr. Turan Gökçe başkanlığında, FSMVÜ'den Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, Milli Savunma Üniversitesinden Prof. Dr. Hüseyin Alptekin ve İstanbul Üniversitesinden Doç. Dr. Turgay Yerlikaya'nın konuşmacı olduğu Hafıza, Medya ve Siyaset başlıklı birinci oturum düzenlendi.İlk oturumun ardından program, FSMVÜ'den Prof. Dr. Saadetdin Herdem moderatörlüğünde, FSMVÜ'den Doç. Dr. Bilal Bağış, İstanbul Medipol Üniversitesinden Doç. Dr. Faik Tanrıkulu ve Boğaziçi Üniversitesinden Dr. Öğretim Üyesi Ebubekir Koç'un konuşacağı Ekonomi, Diplomasi ve Milli Savunma Stratejisi başlıklı ikinci oturumla devam edecek.Daha sonra eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın 15 Temmuz: Milli Birlik ve İnançla Kazanılan Zafer başlıklı konferansının ardından program, En Uzun Gece ve Ertesi Gün sergisinin açılışıyla sona erecek.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bakan Bolat: Ekonomik entegrasyon Türkiye'yi AB ekonomik alanının bir üyesi konumuna getirmiştir</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bakan-bolat-ekonomik-entegrasyon-turkiye-yi-ab-ekonomik-alaninin-bir-uyesi-konumuna-getirmistir/880568/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bakan-bolat-ekonomik-entegrasyon-turkiye-yi-ab-ekonomik-alaninin-bir-uyesi-konumuna-getirmistir/880568/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:54:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Brüksel — Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye'nin Gümrük Birliği ve Serbest Ticaret Anlaşması sayesinde Avrupa Birliği (AB) ile tam bir ekonomik entegrasyon içinde olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Brüksel Haberleri — Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye'nin Gümrük Birliği ve Serbest Ticaret Anlaşması sayesinde Avrupa Birliği (AB) ile tam bir ekonomik entegrasyon içinde olduğunu belirtti.Bolat, Brüksel'de temasları kapsamında Türkiye’nin AB Daimi Temsilciliği’nde sivil toplum kuruluşlarının (STK) temsilcileriyle bir araya geldi.Brüksel'de dün başlayan temaslarında 10'a yakın önemli görüşme gerçekleştirdiğini aktaran Bolat, Buraya gelmekteki amacımız, Türkiye-AB ilişkilerini Komisyon nezdinde, Avrupa Parlamentosu (AP) nezdinde, STK'ler, iş dünyası nezdinde ve basın nezdinde yenilemek, karşılıklı fikir alışverişinde bulunmak ve kritik konularda ülkemizin görüşlerini muhataplarımızla paylaşmak ve ilişkileri rayında götürmektir. ifadelerini kullandı.Bakan Bolat, Türkiye-AB ilişkilerinin Türkiye ve AB açısından çok önemli olduğunu vurguladı.Türkiye ve AB'nin siyasi, uluslararası siyaset, sosyal, enerji, savunma, ekonomi, ticaret ve ulaştırma gibi birçok alanda çok boyutlu bir ilişkiler zincirine sahip olduğunu vurgulayan Bolat, bağlantısallıktan enerji koridorlarına, arz tedarik zincirlerinden karşılıklı ticarete, ulaştırma alanından turizme ve tabi ki siyasi ilişkilere varıncaya kadar gerçekten çok boyutlu bir ilişkiler yumağı, genel siyaset ve savunma alanında son derece olumlu, yapıcı bir diyalog söz konusu olduğu değerlendirmesinde bulundu.Ekonomik entegrasyondan hem AB, hem Türkiye istifade ediyorBolat, aynı şekilde 30 yıl önce başlayan Gümrük Birliği'nin getirdiği imkanlar sayesinde Türkiye ve AB'nin başta sanayi ve hizmetler sektörleri olmak üzere hem yatırımlar boyutuyla karşılıklı olarak hem de ticaret boyutuyla karşılıklı olarak yüksek düzeyli bir ekonomik entegrasyon içinde olduğunu dile getirdi.Bundan hem AB'nin, hem de Türkiye'nin istifade ettiğini anımsatan Bolat, Dünya ekonomisi ve ticaretinin içinde bulunduğu çetin ve zor şartlar noktasında AB içinde özellikle ithalat noktasında ve ekonomik büyüme noktasında ciddi bir endişe var. Bu kaygılar, endişeler karşısında önemli arayışlar içindeler. değerlendirmesinde bulundu. Bolat, bu arayış çerçevesinde AB'nin Sanayi Hızlandırma Yasası'nın 4 Mart 2026 tarihinde AB Komisyonu tarafından kabul edildiğini aktararak, AB'nin yasama mevzuatı çerçevesinde bu konuda AP ve AB Konseyi'nin de bir karar alacağını, yasanın daha sonra nihai halini alarak uygulamaya gireceğini kaydetti.Yasanın ilk taslağında son derece sınırlayıcı bir nitelik bulunduğunu dile getiren Bolat, AB sanayi, 27 AB ülkesinin sanayilerinden ibaretti. 27 ülkenin dışarısına karşı biz tedbirler alabiliriz, alma hürriyetimiz vardır yaklaşımı bulunuyordu. dedi. Ekonomik entegrasyon Türkiye&#039;yi AB ekonomik alanının bir üyesi konumuna getirmiştirTürkiye'de bu alanda çok yoğun gayretler sarf edilmesinin ardından AB Komisyonu'nun Gümrük Birliği ve Serbest Ticaret Anlaşmalarının da Made in Europea dahil edildiğini ve Made with Europea doğru bir evrilme gerçekleştiğini kaydetti.Bakan Bolat, diğer taraftan yasa taslağının otomotiv sektörü ve karbonsuzlaşma konusunda AB üyeleri içinde önemli mali teşvikler gibi başlıklar arasında ve kamu alanlarında da bazı engellemeler ve sınırlayıcı hükümler bulunduğuna dikkati çekti.Söz konusu kısıtlayıcı hükümlerin kabul edilebilir bir tablo olmadığına işaret eden Bolat, bu çerçevede yoğun bir diplomasi trafiği yürütülerek Türkiye'nin tutumunun aktarıldığını bildirdi.Bolat, Türkiye'nin AB'nin resmi olarak üyesi olmasa da Gümrük Birliği ve Serbest Ticaret Anlaşması sayesinde AB'yle tam bir ekonomik entegrasyon içinde olduğunu belirterek, Ekonomik entegrasyon Türkiye'yi AB ekonomik alanının bir üyesi konumuna getirmiştir. Tedarik zincirleri noktasında artık uluslararası ekonomide ve ticarette öylesine girift bir yapı vardır ki bir ürün meydana geldiğinde içindeki parçalar çok sayıda ülkelerde, şirketlerde, farklı yerlerde üretilip birleştirilmektedir. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Brüksel Haberleri — Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye'nin Gümrük Birliği ve Serbest Ticaret Anlaşması sayesinde Avrupa Birliği (AB) ile tam bir ekonomik entegrasyon içinde olduğunu belirtti.Bolat, Brüksel'de temasları kapsamında Türkiye’nin AB Daimi Temsilciliği’nde sivil toplum kuruluşlarının (STK) temsilcileriyle bir araya geldi.Brüksel'de dün başlayan temaslarında 10'a yakın önemli görüşme gerçekleştirdiğini aktaran Bolat, Buraya gelmekteki amacımız, Türkiye-AB ilişkilerini Komisyon nezdinde, Avrupa Parlamentosu (AP) nezdinde, STK'ler, iş dünyası nezdinde ve basın nezdinde yenilemek, karşılıklı fikir alışverişinde bulunmak ve kritik konularda ülkemizin görüşlerini muhataplarımızla paylaşmak ve ilişkileri rayında götürmektir. ifadelerini kullandı.Bakan Bolat, Türkiye-AB ilişkilerinin Türkiye ve AB açısından çok önemli olduğunu vurguladı.Türkiye ve AB'nin siyasi, uluslararası siyaset, sosyal, enerji, savunma, ekonomi, ticaret ve ulaştırma gibi birçok alanda çok boyutlu bir ilişkiler zincirine sahip olduğunu vurgulayan Bolat, bağlantısallıktan enerji koridorlarına, arz tedarik zincirlerinden karşılıklı ticarete, ulaştırma alanından turizme ve tabi ki siyasi ilişkilere varıncaya kadar gerçekten çok boyutlu bir ilişkiler yumağı, genel siyaset ve savunma alanında son derece olumlu, yapıcı bir diyalog söz konusu olduğu değerlendirmesinde bulundu.Ekonomik entegrasyondan hem AB, hem Türkiye istifade ediyorBolat, aynı şekilde 30 yıl önce başlayan Gümrük Birliği'nin getirdiği imkanlar sayesinde Türkiye ve AB'nin başta sanayi ve hizmetler sektörleri olmak üzere hem yatırımlar boyutuyla karşılıklı olarak hem de ticaret boyutuyla karşılıklı olarak yüksek düzeyli bir ekonomik entegrasyon içinde olduğunu dile getirdi.Bundan hem AB'nin, hem de Türkiye'nin istifade ettiğini anımsatan Bolat, Dünya ekonomisi ve ticaretinin içinde bulunduğu çetin ve zor şartlar noktasında AB içinde özellikle ithalat noktasında ve ekonomik büyüme noktasında ciddi bir endişe var. Bu kaygılar, endişeler karşısında önemli arayışlar içindeler. değerlendirmesinde bulundu. Bolat, bu arayış çerçevesinde AB'nin Sanayi Hızlandırma Yasası'nın 4 Mart 2026 tarihinde AB Komisyonu tarafından kabul edildiğini aktararak, AB'nin yasama mevzuatı çerçevesinde bu konuda AP ve AB Konseyi'nin de bir karar alacağını, yasanın daha sonra nihai halini alarak uygulamaya gireceğini kaydetti.Yasanın ilk taslağında son derece sınırlayıcı bir nitelik bulunduğunu dile getiren Bolat, AB sanayi, 27 AB ülkesinin sanayilerinden ibaretti. 27 ülkenin dışarısına karşı biz tedbirler alabiliriz, alma hürriyetimiz vardır yaklaşımı bulunuyordu. dedi. Ekonomik entegrasyon Türkiye&#039;yi AB ekonomik alanının bir üyesi konumuna getirmiştirTürkiye'de bu alanda çok yoğun gayretler sarf edilmesinin ardından AB Komisyonu'nun Gümrük Birliği ve Serbest Ticaret Anlaşmalarının da Made in Europea dahil edildiğini ve Made with Europea doğru bir evrilme gerçekleştiğini kaydetti.Bakan Bolat, diğer taraftan yasa taslağının otomotiv sektörü ve karbonsuzlaşma konusunda AB üyeleri içinde önemli mali teşvikler gibi başlıklar arasında ve kamu alanlarında da bazı engellemeler ve sınırlayıcı hükümler bulunduğuna dikkati çekti.Söz konusu kısıtlayıcı hükümlerin kabul edilebilir bir tablo olmadığına işaret eden Bolat, bu çerçevede yoğun bir diplomasi trafiği yürütülerek Türkiye'nin tutumunun aktarıldığını bildirdi.Bolat, Türkiye'nin AB'nin resmi olarak üyesi olmasa da Gümrük Birliği ve Serbest Ticaret Anlaşması sayesinde AB'yle tam bir ekonomik entegrasyon içinde olduğunu belirterek, Ekonomik entegrasyon Türkiye'yi AB ekonomik alanının bir üyesi konumuna getirmiştir. Tedarik zincirleri noktasında artık uluslararası ekonomide ve ticarette öylesine girift bir yapı vardır ki bir ürün meydana geldiğinde içindeki parçalar çok sayıda ülkelerde, şirketlerde, farklı yerlerde üretilip birleştirilmektedir. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/bakan-bolat-ekonomik-entegrasyon-turkiye-yi-ab-ekonomik-alaninin-bir-uyesi-konumuna-getirmistir.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Sağlık Bakanı Memişoğlu'ndan, sağlıklı toplum vurgusu:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/saglik-bakani-memisoglu-ndan-saglikli-toplum-vurgusu/880567/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/saglik-bakani-memisoglu-ndan-saglikli-toplum-vurgusu/880567/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:54:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Aydın — Dünyanın en iyi sağlık hizmetleri Türkiye'de. Bunu sunarken de sağlıklı bir toplum olunması için uğraşıyoruz. Bu konuda da toplumumuzun özellikle bağımlılık, sigara, tütün gibi alışkanlıklardan uzak durmasını, kilolarına dikkat etmesini ve hareketli yaşamlarını sürdürmesini istiyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Aydın Haberleri — Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, dünyanın en iyi sağlık hizmetlerinin Türkiye'de uygulandığını, bunu sunarken de sağlıklı bir toplum için uğraştıklarını söyledi.Bakan Memişoğlu, Aydın'daki programları kapsamında Vali Osman Varol'u ziyaret etti.Daha sonra gazetecilere açıklama yapan Memişoğlu, Sağlıklı Türkiye Yüzyılı kapsamında kentte olduklarını ifade etti.Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yakın zamanda 1300 yataklı Aydın Şehir Hastanesi'nin yanı sıra Çine ve Didim devlet hastanelerini hizmete açtığını anımsatarak, Sağlıkta dönüşümle beraber Türkiye son 24 senede büyük bir hizmet kapasitesi artışına geçti. Sadece Aydın'da 71 tane tesis var, bunların da yaklaşık 33 tanesi ikinci ve üçüncü basamak. dedi.Aydın'da tarihi Atatürk Hastanesi'yle birlikte Aydın Devlet Hastanesi ile Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nin olduğunu hatırlatan Memişoğlu, bu anlamda yapacakları çalışmalarla bu hastaneleri daha etkin hale getireceklerini ifade etti.Yaz aylarında sağlıklı beslenme ve yürüyüş önerileriSağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'deki sağlık hizmetlerine de değinerek, şunları kaydetti:Dünyanın en iyi sağlık hizmetleri Türkiye'de. Bunu sunarken de sağlıklı bir toplum olunması için uğraşıyoruz. Bu konuda da toplumumuzun özellikle bağımlılık, sigara, tütün gibi alışkanlıklardan uzak durmasını, kilolarına dikkat etmesini ve hareketli yaşamlarını sürdürmesini istiyoruz. Özellikle yaz dönemlerinde insanlarımızın açık havada yürümelerini, egzersiz yapmalarını, sık sık hareketli olmalarını bekliyoruz ki sağlıklı olsunlar. Onun için bütün Aydın'a, Ege'ye de bunu tavsiye ediyorum. Çünkü burası, esasında sağlıklı beslenmenin merkezi. Burası zeytinin, zeytinyağının ve yeşilin, sebzenin en çok yenildiği bölgemiz. Türkiye'nin de esasında kilo anlamında en sağlıklı bölgesi. Onun için daha sağlıklı olmaları için de aynı zamanda sigarayı da bırakmalarını istiyoruz ve hareketlerini fazla yapmalarını istiyoruz.Kemal Memişoğlu'na Sağlık Bakanı Yardımcısı Nurullah Okumuş, AK Parti Aydın milletvekilleri Mustafa Savaş, Seda Sarıbaş ve Ömer Özmen, AK Parti İl Başkanı Mehmet Erdem ve MHP İl Başkanı Osmangazi Cihangiroğlu eşlik etti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Aydın Haberleri — Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, dünyanın en iyi sağlık hizmetlerinin Türkiye'de uygulandığını, bunu sunarken de sağlıklı bir toplum için uğraştıklarını söyledi.Bakan Memişoğlu, Aydın'daki programları kapsamında Vali Osman Varol'u ziyaret etti.Daha sonra gazetecilere açıklama yapan Memişoğlu, Sağlıklı Türkiye Yüzyılı kapsamında kentte olduklarını ifade etti.Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yakın zamanda 1300 yataklı Aydın Şehir Hastanesi'nin yanı sıra Çine ve Didim devlet hastanelerini hizmete açtığını anımsatarak, Sağlıkta dönüşümle beraber Türkiye son 24 senede büyük bir hizmet kapasitesi artışına geçti. Sadece Aydın'da 71 tane tesis var, bunların da yaklaşık 33 tanesi ikinci ve üçüncü basamak. dedi.Aydın'da tarihi Atatürk Hastanesi'yle birlikte Aydın Devlet Hastanesi ile Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nin olduğunu hatırlatan Memişoğlu, bu anlamda yapacakları çalışmalarla bu hastaneleri daha etkin hale getireceklerini ifade etti.Yaz aylarında sağlıklı beslenme ve yürüyüş önerileriSağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'deki sağlık hizmetlerine de değinerek, şunları kaydetti:Dünyanın en iyi sağlık hizmetleri Türkiye'de. Bunu sunarken de sağlıklı bir toplum olunması için uğraşıyoruz. Bu konuda da toplumumuzun özellikle bağımlılık, sigara, tütün gibi alışkanlıklardan uzak durmasını, kilolarına dikkat etmesini ve hareketli yaşamlarını sürdürmesini istiyoruz. Özellikle yaz dönemlerinde insanlarımızın açık havada yürümelerini, egzersiz yapmalarını, sık sık hareketli olmalarını bekliyoruz ki sağlıklı olsunlar. Onun için bütün Aydın'a, Ege'ye de bunu tavsiye ediyorum. Çünkü burası, esasında sağlıklı beslenmenin merkezi. Burası zeytinin, zeytinyağının ve yeşilin, sebzenin en çok yenildiği bölgemiz. Türkiye'nin de esasında kilo anlamında en sağlıklı bölgesi. Onun için daha sağlıklı olmaları için de aynı zamanda sigarayı da bırakmalarını istiyoruz ve hareketlerini fazla yapmalarını istiyoruz.Kemal Memişoğlu'na Sağlık Bakanı Yardımcısı Nurullah Okumuş, AK Parti Aydın milletvekilleri Mustafa Savaş, Seda Sarıbaş ve Ömer Özmen, AK Parti İl Başkanı Mehmet Erdem ve MHP İl Başkanı Osmangazi Cihangiroğlu eşlik etti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/saglik-bakani-memisoglu-ndan-saglikli-toplum-vurgusu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kayseri Büyükşehir Belediyesi yaz spor okullarına büyük ilgi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kayseri-buyuksehir-belediyesi-yaz-spor-okullarina-buyuk-ilgi/880565/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kayseri-buyuksehir-belediyesi-yaz-spor-okullarina-buyuk-ilgi/880565/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:52:09 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Kayseri Büyükşehir Belediyesi Spor AŞ bünyesinde açılan Yaz Spor Okulları, 2026 sezonunda da çocuk ve gençlerden yoğun ilgi görüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- Kayseri Büyükşehir Belediyesi Spor AŞ bünyesinde açılan Yaz Spor Okulları, 2026 sezonunda da çocuk ve gençlerden yoğun ilgi görüyor.Belediyeden yapılan açıklamaya göre, 2029 Dünya Spor Başkenti unvanını taşıyan Kayseri'de, çocukların yaz tatilini verimli geçirmesi ve sporla buluşması amacıyla düzenlenen eğitimlere şu ana kadar 10 bin 500 öğrenci kayıt yaptırdı.Kentin farklı noktalarındaki 23 modern tesiste uzman antrenörler eşliğinde verilen eğitimler, futbol, basketbol, voleybol, yüzme, tenis, cimnastik, buz pateni ve okçuluğun da aralarında bulunduğu 18 farklı branşta gerçekleştiriliyor.Yoğun ilgiyle karşılanan yaz spor okullarında kayıt süreci devam ederken, eğitimlerle çocuk ve gençlerin fiziksel gelişimlerinin yanı sıra takım ruhu, disiplin ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanmaları da hedefleniyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- Kayseri Büyükşehir Belediyesi Spor AŞ bünyesinde açılan Yaz Spor Okulları, 2026 sezonunda da çocuk ve gençlerden yoğun ilgi görüyor.Belediyeden yapılan açıklamaya göre, 2029 Dünya Spor Başkenti unvanını taşıyan Kayseri'de, çocukların yaz tatilini verimli geçirmesi ve sporla buluşması amacıyla düzenlenen eğitimlere şu ana kadar 10 bin 500 öğrenci kayıt yaptırdı.Kentin farklı noktalarındaki 23 modern tesiste uzman antrenörler eşliğinde verilen eğitimler, futbol, basketbol, voleybol, yüzme, tenis, cimnastik, buz pateni ve okçuluğun da aralarında bulunduğu 18 farklı branşta gerçekleştiriliyor.Yoğun ilgiyle karşılanan yaz spor okullarında kayıt süreci devam ederken, eğitimlerle çocuk ve gençlerin fiziksel gelişimlerinin yanı sıra takım ruhu, disiplin ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanmaları da hedefleniyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/kayseri-buyuksehir-belediyesi-yaz-spor-okullarina-buyuk-ilgi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bahreyn: İran'ın saldırıları hava savunma sistemleri tarafından engellendi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bahreyn-iran-in-saldirilari-hava-savunma-sistemleri-tarafindan-engellendi/880564/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bahreyn-iran-in-saldirilari-hava-savunma-sistemleri-tarafindan-engellendi/880564/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:51:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Bahreyn Savunma Kuvvetleri Genel Komutanlığı, İran'ın ülkeyi hedef alan saldırılarının hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Bahreyn Savunma Kuvvetleri Genel Komutanlığı, İran'ın ülkeyi hedef alan saldırılarının hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini açıkladı. Komutanlıktan yapılan yazılı açıklamada, İran'ın Bahreyn'deki sivilleri hedef alan düşmanca saldırılarını sürdürdüğü ifade edildi.Açıklamada, Bahreyn Savunma Kuvvetleri'ne bağlı hava savunma sistemlerinin bugün ülkeye yönelik düzenlenen çok sayıda İran kaynaklı hava saldırısını önleyerek imha ettiği belirtildiSilahlı kuvvetlerin tüm birlik ve unsurlarının ülkeyi savunmak amacıyla en yüksek hazırlık seviyesinde bulunduğu ifade edilen açıklamada, halktan saldırılar sonucu düşmüş olabilecek şüpheli cisimlere yaklaşmamaları ve bunları derhal yetkili makamlara bildirmeleri istendi.Açıklamada ayrıca İran'ın sivilleri ve özel mülkleri balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef almasının uluslararası insancıl hukukun açık ihlali olduğu ifade edildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Bahreyn Savunma Kuvvetleri Genel Komutanlığı, İran'ın ülkeyi hedef alan saldırılarının hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini açıkladı. Komutanlıktan yapılan yazılı açıklamada, İran'ın Bahreyn'deki sivilleri hedef alan düşmanca saldırılarını sürdürdüğü ifade edildi.Açıklamada, Bahreyn Savunma Kuvvetleri'ne bağlı hava savunma sistemlerinin bugün ülkeye yönelik düzenlenen çok sayıda İran kaynaklı hava saldırısını önleyerek imha ettiği belirtildiSilahlı kuvvetlerin tüm birlik ve unsurlarının ülkeyi savunmak amacıyla en yüksek hazırlık seviyesinde bulunduğu ifade edilen açıklamada, halktan saldırılar sonucu düşmüş olabilecek şüpheli cisimlere yaklaşmamaları ve bunları derhal yetkili makamlara bildirmeleri istendi.Açıklamada ayrıca İran'ın sivilleri ve özel mülkleri balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef almasının uluslararası insancıl hukukun açık ihlali olduğu ifade edildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Makinist eğitimleri için yerli simülasyon sistemi geliştirilecek</title>
      <link>https://www.canligaste.com/makinist-egitimleri-icin-yerli-simulasyon-sistemi-gelistirilecek/880563/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/makinist-egitimleri-icin-yerli-simulasyon-sistemi-gelistirilecek/880563/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:51:09 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu: - SİMURAY-KBÜ Projesi ile makinist adaylarımız gerçek sürüş koşullarını eğitim sürecinde deneyimleyebilecek - Adaylarımız, hız kontrolü, frenleme, sinyal takibi, istasyon yaklaşımı, duruş hassasiyeti, acil durum yönetimi ve operasyonel karar verme süreçlerini laboratuvar ortamında uygulamalı olarak öğrenecek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, SİMURAY-KBÜ Projesi ile tren makinisti eğitimlerinde kullanılmak üzere yerli yazılım ve donanım tabanlı gerçekçi bir raylı sistem araç kabin simülasyon sistemi geliştirileceğini bildirdi.Uraloğlu, yazılı açıklamasında, Karabük Üniversitesi tarafından geliştirilen, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Araştırmaları Merkezi Başkanlığı (UDHAM) tarafından desteklenmeye hak kazanan SİMURAY-KBÜ Projesi'ne ilişkin bilgi verdi.Projeyle tren makinisti eğitimlerinde kullanılmak üzere yerli yazılım ve donanım tabanlı gerçekçi raylı sistem araç kabin simülasyon sistemi geliştirileceğini belirten Uraloğlu, bu kapsamda Karabük Üniversitesi Eskipazar Meslek Yüksekokulu bünyesinde eğitim platformu kurulacağını ifade etti.Uraloğlu, söz konusu platformun, fiziksel makinist kabini, kabin içi kontrol sistemleri, görsel sürüş simülasyon yazılımı, eğitmen kontrol ve izleme arayüzü, yapay zeka destekli performans değerlendirme modülü ve eğitim senaryolarından oluşacağını anlattı.Projeyle öğrencilerin gerçek tren sürüşüne yakın bir ortamda eğitim alacağını vurgulayan Uraloğlu, SİMURAY-KBÜ Projesi ile makinist adaylarımız gerçek sürüş koşullarını eğitim sürecinde deneyimleyebilecek. Adaylarımız hız kontrolü, frenleme, sinyal takibi, istasyon yaklaşımı, duruş hassasiyeti, acil durum yönetimi ve operasyonel karar verme süreçlerini laboratuvar ortamında uygulamalı olarak öğrenecek. değerlendirmesinde bulundu.Gerçek zamanlı veri iletişimi kurulacakUraloğlu, projede programlanabilir mantıksal denetleyici (PLC) ve mikro denetleyici tabanlı kontrol altyapısıyla simülasyon yazılımı arasında gerçek zamanlı veri iletişimi kurulacağını, fiziksel kumandalar üzerinden verilen komutların doğrudan simülasyon ortamına aktarılacağı bilgisini verdi.Bu sayede hızlanma, yavaşlama, frenleme, sinyal takibi ve istasyon yaklaşımı gibi sürüş davranışlarının etkileşimli şekilde uygulanabileceğinin altını çizen Uraloğlu, öğrencilerin mezun olmadan önce gerçek işletme koşullarına yakın bir eğitim sürecinden geçeceğini bildirdi.Yapay zekayla performans ölçülecekUraloğlu, geliştirilecek yapay zeka destekli değerlendirme sistemiyle öğrencilerin sürüş performanslarının analiz edileceğini, eğitim sürecinin daha verimli ve ölçülebilir hale geleceğini vurguladı.Karabük Üniversitesi bünyesinde kurulacak Raylı Sistem Teknolojileri ve Sürüş Simülasyonu Laboratuvarı'nın sürüş eğitiminin yanı sıra insan-makine etkileşimi, sinyalizasyon farkındalığı, araç içi sistemler ve yolcu güvenliği alanlarında da uygulamalı eğitim imkanı sunacağını ifade eden Uraloğlu, projenin raylı sistemler alanındaki eğitim ve araştırma kapasitesini güçlendireceğini anlattı.Uraloğlu, projenin UDHAM tarafından yürütülen ve toplam 500 milyon lira bütçeye sahip Raylı Sistem Teknolojileri Çağrı Programı kapsamında desteklenmeye hak kazanan 29 proje arasında yer aldığını belirterek, bu sayede raylı sistemlerde yerli ve milli teknolojilerin geliştirilmesini, AR-GE kapasitesinin artırılmasını ve sektörün uluslararası rekabet gücünün güçlendirilmesini hedeflediklerini kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, SİMURAY-KBÜ Projesi ile tren makinisti eğitimlerinde kullanılmak üzere yerli yazılım ve donanım tabanlı gerçekçi bir raylı sistem araç kabin simülasyon sistemi geliştirileceğini bildirdi.Uraloğlu, yazılı açıklamasında, Karabük Üniversitesi tarafından geliştirilen, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Araştırmaları Merkezi Başkanlığı (UDHAM) tarafından desteklenmeye hak kazanan SİMURAY-KBÜ Projesi'ne ilişkin bilgi verdi.Projeyle tren makinisti eğitimlerinde kullanılmak üzere yerli yazılım ve donanım tabanlı gerçekçi raylı sistem araç kabin simülasyon sistemi geliştirileceğini belirten Uraloğlu, bu kapsamda Karabük Üniversitesi Eskipazar Meslek Yüksekokulu bünyesinde eğitim platformu kurulacağını ifade etti.Uraloğlu, söz konusu platformun, fiziksel makinist kabini, kabin içi kontrol sistemleri, görsel sürüş simülasyon yazılımı, eğitmen kontrol ve izleme arayüzü, yapay zeka destekli performans değerlendirme modülü ve eğitim senaryolarından oluşacağını anlattı.Projeyle öğrencilerin gerçek tren sürüşüne yakın bir ortamda eğitim alacağını vurgulayan Uraloğlu, SİMURAY-KBÜ Projesi ile makinist adaylarımız gerçek sürüş koşullarını eğitim sürecinde deneyimleyebilecek. Adaylarımız hız kontrolü, frenleme, sinyal takibi, istasyon yaklaşımı, duruş hassasiyeti, acil durum yönetimi ve operasyonel karar verme süreçlerini laboratuvar ortamında uygulamalı olarak öğrenecek. değerlendirmesinde bulundu.Gerçek zamanlı veri iletişimi kurulacakUraloğlu, projede programlanabilir mantıksal denetleyici (PLC) ve mikro denetleyici tabanlı kontrol altyapısıyla simülasyon yazılımı arasında gerçek zamanlı veri iletişimi kurulacağını, fiziksel kumandalar üzerinden verilen komutların doğrudan simülasyon ortamına aktarılacağı bilgisini verdi.Bu sayede hızlanma, yavaşlama, frenleme, sinyal takibi ve istasyon yaklaşımı gibi sürüş davranışlarının etkileşimli şekilde uygulanabileceğinin altını çizen Uraloğlu, öğrencilerin mezun olmadan önce gerçek işletme koşullarına yakın bir eğitim sürecinden geçeceğini bildirdi.Yapay zekayla performans ölçülecekUraloğlu, geliştirilecek yapay zeka destekli değerlendirme sistemiyle öğrencilerin sürüş performanslarının analiz edileceğini, eğitim sürecinin daha verimli ve ölçülebilir hale geleceğini vurguladı.Karabük Üniversitesi bünyesinde kurulacak Raylı Sistem Teknolojileri ve Sürüş Simülasyonu Laboratuvarı'nın sürüş eğitiminin yanı sıra insan-makine etkileşimi, sinyalizasyon farkındalığı, araç içi sistemler ve yolcu güvenliği alanlarında da uygulamalı eğitim imkanı sunacağını ifade eden Uraloğlu, projenin raylı sistemler alanındaki eğitim ve araştırma kapasitesini güçlendireceğini anlattı.Uraloğlu, projenin UDHAM tarafından yürütülen ve toplam 500 milyon lira bütçeye sahip Raylı Sistem Teknolojileri Çağrı Programı kapsamında desteklenmeye hak kazanan 29 proje arasında yer aldığını belirterek, bu sayede raylı sistemlerde yerli ve milli teknolojilerin geliştirilmesini, AR-GE kapasitesinin artırılmasını ve sektörün uluslararası rekabet gücünün güçlendirilmesini hedeflediklerini kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/makinist-egitimleri-icin-yerli-simulasyon-sistemi-gelistirilecek.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANALİZ - Azerbaycan-Filistin ilişkilerinin dünü ve bugünü</title>
      <link>https://www.canligaste.com/analiz-azerbaycan-filistin-iliskilerinin-dunu-ve-bugunu/880562/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/analiz-azerbaycan-filistin-iliskilerinin-dunu-ve-bugunu/880562/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:51:09 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Azerbaycan'ın ve Türkiye'nin Filistin politikaları, başkenti Doğu Kudüs olan ve 1967 sınırları çerçevesinde bağımsız bir Filistin Devleti'nin kurulması noktasında benzerlik arz etmektedir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Uluslararası İlişkiler Analizler Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Cavid Valiyev, Azerbaycan-Filistin ilişkilerinin dünü ve bugününü AA Analiz için kaleme aldı.***16 Temmuz 2026 tarihinde Azerbaycan'ı ziyaret eden Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa; Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in yanı sıra Azerbaycan Başbakanı Ali Esedov ve Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Sahibe Gafarova ile görüşerek ikili ilişkilerin geliştirilmesi için çok boyutlu müzakereler gerçekleştirdi. Filistin'in bağımsızlığının uluslararası toplum tarafından tanınmasının yaygınlaştığı ve ülkenin izolasyondan kurtulmasına yönelik desteğin arttığı bir dönemde yaşanan bu gelişme, Azerbaycan'ın Filistin'e desteğinin somut bir göstergesi olarak değerlendirildi. Görüşmeler, Filistin tarım ürünlerinin Azerbaycan'a tercihli koşullarda ihraç edilmesi ve ikili ekonomik işbirliğinin genişletilmesi açısından da önemli.Muhammed Mustafa ile görüşmesinde İlham Aliyev, Doğu Kudüs'ü başkent olarak kabul eden bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti'nin kurulmasının Azerbaycan Devleti tarafından desteklendiğini vurguladı. Muhammed Mustafa ise Filistin meselesine sağlanan sürekli siyasi, diplomatik ve insani destek için Azerbaycan Devleti'ne ve halkına teşekkür ederek, bu desteğin Filistin halkı tarafından asla unutulmayacağını belirtti.Azerbaycan ile Filistin arasında diplomatik ilişkiler yeni değil. Neredeyse Azerbaycan'ın bağımsızlığına dayanıyor. Bu anlamıyla ilk diplomatik ilişkiler 15 Nisan 1992'de kuruluyor. Bu tarihten itibaren Azerbaycan, hem ikili düzeyde hem de uluslararası kurumlar çerçevesinde Filistin Devleti'nin kurulmasına destek vermiştir. İkili ilişkilerde kritik dönüm noktası, Ekim 2009'da Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki'nin Azerbaycan'ı ziyaret etmesi oldu. Maliki'nin ziyaretinde, Azerbaycan ve Filistin Dışişleri Bakanlıkları arasında siyasi istişarelere ilişkin mutabakat zaptı, uluslararası kuruluşlarda işbirliğinin güçlendirilmesi ve Filistinli diplomatların Azerbaycan'da eğitim almasına ilişkin anlaşmalar imzalandı. Bu ziyaretten kısa bir süre sonra, Ekim 2011'de Filistin'in Azerbaycan'da doğrudan temsilciliği açılmıştır. Günümüzde de faaliyetini sürdüren bu temsilciliğin masrafları Azerbaycan tarafından karşılanmaktadır.Mahmut Abbas&#039;ın 2011&#039;deki Azerbaycan ziyaretiMahmut Abbas'ın 2011'deki ziyareti, Filistin'den Azerbaycan'a en üst düzeyde gerçekleşen ilk ziyaretti. Ziyaret sırasında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Abbas'la görüşmesinde, egemen bir Filistin Devleti'nin bir an önce kurulması ve başkentinin Doğu Kudüs olması gerektiğini vurgulamıştır. Dolayısıyla Filistin meselesinin iki devletli çözümü, başından itibaren sürekli bir şekilde Azerbaycan'ın devlet politikası olmuştur. Azerbaycan, Filistin'e somut desteğini maddi ve manevi yardımlarla da sürdürmüştür.Mahmut Abbas'ın ziyareti sonrası ikili ilişkiler hızla gelişirken, diğer yandan Azerbaycan'ın Filistin'e maddi desteği de artmıştır. Örneğin, 11 Haziran 2013'te Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de Filistin halkına yardım amacıyla bir konferans düzenlenmiş ve bu konferansta Azerbaycan, Filistin Devleti'ne 5 milyon dolar tutarında yardımda bulunmuştur. Tam bir yıl sonra, 29 Eylül 2014'te Azerbaycan hükümeti, Gazze Şeridi'ndeki insani krizin çözümüne yardımcı olmak için 635 bin dolar aktarmıştır. Nisan 2018'de ise Bağlantısızlar Hareketi (NAM)'nin Sürdürülebilir Kalkınma için Uluslararası Barış ve Güvenliğin Desteklenmesi başlıklı 18. Ara Dönem Bakanlar Toplantısı'nın bir parçası olarak Bağlantısızlar Hareketi Filistin Bakanlar Komitesi'nin toplantısı Bakü'de yapılmıştır. Aynı yılın kasım ayında Filistin liderliğinin talebi üzerine Azerbaycan, Filistin Devleti'nin Asya'daki Büyükelçileri Konferansı'na ev sahipliği yapmıştır. Bu sürecin, Filistin üzerinde baskıların arttığı ve Doğu Kudüs'ün Filistin'in başkenti olmasına ilişkin tartışmaların yaşandığı bir dönem olması nedeniyle Azerbaycan'da yapılan toplantılar Filistin'e somut destek sağlamış ve meselenin uluslararası alanda gündeme gelmesine katkıda bulunmuştur.Karabağ Zaferi sonrası ilişkilerAzerbaycan'ın Karabağ Zaferi'nden sonra iki ülke ilişkileri daha da gelişerek derinlik kazanmıştır. Kasım 2022'de Azerbaycan Milli Meclisi, Filistin'de Azerbaycan temsilciliği açma kararını onaylamıştır. Filistin Dışişleri Bakanı Riyad Maliki bu kararı, başkenti Doğu Kudüs olan Filistin Devleti'nin kurulması adına önemli bir adım olarak nitelemiştir. 31 Mart 2023'te Azerbaycan'ın Filistin'deki temsilciliği açılmış ve aynı tarihlerde Filistin'de Azerbaycan tarafından bir okul inşa edilmesi kararlaştırılmıştır.Azerbaycan, BM Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) aracılığıyla bu ülkeye düzenli insani yardım sağlamaya halen devam etmektedir. Son olarak 2023 yılında Azerbaycan, Gazze'ye 2 milyon dolar yardım ayırmıştır. Günümüzde toplam 37 Filistinli öğrenci Azerbaycan'da eğitim almaktadır ve bunlardan 23'ü Haydar Aliyev Uluslararası Eğitim Bursu aracılığıyla eğitimini sürdürmektedir. Bu 23 öğrenci, savaşın devam ettiği bir dönemde Gazze'den Azerbaycan'a getirilmiştir.Azerbaycan, bağımsız Filistin Devleti'nin kurulması konusundaki desteğini Birleşmiş Milletler (BM) çerçevesinde de sürdürmüştür. Gazze soykırımının devam ettiği dönemde BM'de yapılan kritik oylamalarda Azerbaycan'ın Filistin'e olan desteği açık bir biçimde ortaya konmuştur. Örneğin Azerbaycan, 12 Haziran 2025 tarihinde BM Genel Kurulu tarafından yapılan oylamada; Gazze'de derhal ateşkes ilan edilmesini, tüm rehinelerin serbest bırakılmasını ve iki milyon Filistinliye acil ihtiyaç duyulan gıda yardımlarının engelsiz ulaştırılmasını talep eden kararın lehine oy kullanmıştır. Bunun yanı sıra, 19 Eylül 2025'te BM Genel Kurulu'nda yapılan oylamada, İsrail ve Filistin arasında iki devletli çözüm için somut, acil ve geri dönülmez adımlar öngören deklarasyon desteklenmiştir. Bu kararda Gazze'de sivillere ve sivil altyapıya yönelik İsrail saldırıları ile ablukası kınanmıştır. Karar ayrıca, BM Genel Kurul toplantısına katılacak Filistinli yetkililerin vizelerinin ABD tarafından iptal edilmesine karşı çıkarak, onların BM Genel Kurulu'nun 80. Toplantısı'na katılımlarını desteklemiştir. Bunlara ek olarak Azerbaycan'ın BM Temsilciliği, 3 Aralık 2025 tarihinde BM Genel Kurulu'nda; BM'nin Filistin'e karşı sorumluluğunu yeniden teyit eden ve 1967 sınırları çerçevesinde iki devletli çözümün desteklenmesini talep eden karar tasarısına da evet oyu vermiştir.Sonuç olarak, Azerbaycan'ın ve Türkiye'nin Filistin politikaları, başkenti Doğu Kudüs olan ve 1967 sınırları çerçevesinde bağımsız bir Filistin Devleti'nin kurulması noktasında benzerlik arz etmektedir. Yukarıda anlatılanlar ise Azerbaycan'ın Filistin'e sağladığı desteğin sadece bir kısmıdır. Azerbaycan bu desteği; kendi topraklarının işgal altında olduğu ve 1 milyon civarında göçmenin ülke ekonomisi üzerinde yük oluşturduğu zor dönemlerde dahi, üçüncü ülkelerin etkisinde kalmaksızın sağlamıştır. Azerbaycan'ın Filistin meselesine temel yaklaşımı BM Güvenlik Konseyi kararları ve uluslararası hukuk temelli olmuştur. Bu bağlamda Azerbaycan, kendi topraklarının işgal altında olduğu dönemde olduğu gibi, işgal bittikten sonraki süreçte de uluslararası hukukun temel ilkelerinin yerine getirilmesini desteklemiştir.[Dr. Cavid Veliyev, Uluslararası İlişkiler Analizler Merkezi Yönetim Kurulu Üyesidir.]* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Uluslararası İlişkiler Analizler Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Cavid Valiyev, Azerbaycan-Filistin ilişkilerinin dünü ve bugününü AA Analiz için kaleme aldı.***16 Temmuz 2026 tarihinde Azerbaycan'ı ziyaret eden Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa; Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in yanı sıra Azerbaycan Başbakanı Ali Esedov ve Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Sahibe Gafarova ile görüşerek ikili ilişkilerin geliştirilmesi için çok boyutlu müzakereler gerçekleştirdi. Filistin'in bağımsızlığının uluslararası toplum tarafından tanınmasının yaygınlaştığı ve ülkenin izolasyondan kurtulmasına yönelik desteğin arttığı bir dönemde yaşanan bu gelişme, Azerbaycan'ın Filistin'e desteğinin somut bir göstergesi olarak değerlendirildi. Görüşmeler, Filistin tarım ürünlerinin Azerbaycan'a tercihli koşullarda ihraç edilmesi ve ikili ekonomik işbirliğinin genişletilmesi açısından da önemli.Muhammed Mustafa ile görüşmesinde İlham Aliyev, Doğu Kudüs'ü başkent olarak kabul eden bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti'nin kurulmasının Azerbaycan Devleti tarafından desteklendiğini vurguladı. Muhammed Mustafa ise Filistin meselesine sağlanan sürekli siyasi, diplomatik ve insani destek için Azerbaycan Devleti'ne ve halkına teşekkür ederek, bu desteğin Filistin halkı tarafından asla unutulmayacağını belirtti.Azerbaycan ile Filistin arasında diplomatik ilişkiler yeni değil. Neredeyse Azerbaycan'ın bağımsızlığına dayanıyor. Bu anlamıyla ilk diplomatik ilişkiler 15 Nisan 1992'de kuruluyor. Bu tarihten itibaren Azerbaycan, hem ikili düzeyde hem de uluslararası kurumlar çerçevesinde Filistin Devleti'nin kurulmasına destek vermiştir. İkili ilişkilerde kritik dönüm noktası, Ekim 2009'da Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki'nin Azerbaycan'ı ziyaret etmesi oldu. Maliki'nin ziyaretinde, Azerbaycan ve Filistin Dışişleri Bakanlıkları arasında siyasi istişarelere ilişkin mutabakat zaptı, uluslararası kuruluşlarda işbirliğinin güçlendirilmesi ve Filistinli diplomatların Azerbaycan'da eğitim almasına ilişkin anlaşmalar imzalandı. Bu ziyaretten kısa bir süre sonra, Ekim 2011'de Filistin'in Azerbaycan'da doğrudan temsilciliği açılmıştır. Günümüzde de faaliyetini sürdüren bu temsilciliğin masrafları Azerbaycan tarafından karşılanmaktadır.Mahmut Abbas&#039;ın 2011&#039;deki Azerbaycan ziyaretiMahmut Abbas'ın 2011'deki ziyareti, Filistin'den Azerbaycan'a en üst düzeyde gerçekleşen ilk ziyaretti. Ziyaret sırasında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Abbas'la görüşmesinde, egemen bir Filistin Devleti'nin bir an önce kurulması ve başkentinin Doğu Kudüs olması gerektiğini vurgulamıştır. Dolayısıyla Filistin meselesinin iki devletli çözümü, başından itibaren sürekli bir şekilde Azerbaycan'ın devlet politikası olmuştur. Azerbaycan, Filistin'e somut desteğini maddi ve manevi yardımlarla da sürdürmüştür.Mahmut Abbas'ın ziyareti sonrası ikili ilişkiler hızla gelişirken, diğer yandan Azerbaycan'ın Filistin'e maddi desteği de artmıştır. Örneğin, 11 Haziran 2013'te Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de Filistin halkına yardım amacıyla bir konferans düzenlenmiş ve bu konferansta Azerbaycan, Filistin Devleti'ne 5 milyon dolar tutarında yardımda bulunmuştur. Tam bir yıl sonra, 29 Eylül 2014'te Azerbaycan hükümeti, Gazze Şeridi'ndeki insani krizin çözümüne yardımcı olmak için 635 bin dolar aktarmıştır. Nisan 2018'de ise Bağlantısızlar Hareketi (NAM)'nin Sürdürülebilir Kalkınma için Uluslararası Barış ve Güvenliğin Desteklenmesi başlıklı 18. Ara Dönem Bakanlar Toplantısı'nın bir parçası olarak Bağlantısızlar Hareketi Filistin Bakanlar Komitesi'nin toplantısı Bakü'de yapılmıştır. Aynı yılın kasım ayında Filistin liderliğinin talebi üzerine Azerbaycan, Filistin Devleti'nin Asya'daki Büyükelçileri Konferansı'na ev sahipliği yapmıştır. Bu sürecin, Filistin üzerinde baskıların arttığı ve Doğu Kudüs'ün Filistin'in başkenti olmasına ilişkin tartışmaların yaşandığı bir dönem olması nedeniyle Azerbaycan'da yapılan toplantılar Filistin'e somut destek sağlamış ve meselenin uluslararası alanda gündeme gelmesine katkıda bulunmuştur.Karabağ Zaferi sonrası ilişkilerAzerbaycan'ın Karabağ Zaferi'nden sonra iki ülke ilişkileri daha da gelişerek derinlik kazanmıştır. Kasım 2022'de Azerbaycan Milli Meclisi, Filistin'de Azerbaycan temsilciliği açma kararını onaylamıştır. Filistin Dışişleri Bakanı Riyad Maliki bu kararı, başkenti Doğu Kudüs olan Filistin Devleti'nin kurulması adına önemli bir adım olarak nitelemiştir. 31 Mart 2023'te Azerbaycan'ın Filistin'deki temsilciliği açılmış ve aynı tarihlerde Filistin'de Azerbaycan tarafından bir okul inşa edilmesi kararlaştırılmıştır.Azerbaycan, BM Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) aracılığıyla bu ülkeye düzenli insani yardım sağlamaya halen devam etmektedir. Son olarak 2023 yılında Azerbaycan, Gazze'ye 2 milyon dolar yardım ayırmıştır. Günümüzde toplam 37 Filistinli öğrenci Azerbaycan'da eğitim almaktadır ve bunlardan 23'ü Haydar Aliyev Uluslararası Eğitim Bursu aracılığıyla eğitimini sürdürmektedir. Bu 23 öğrenci, savaşın devam ettiği bir dönemde Gazze'den Azerbaycan'a getirilmiştir.Azerbaycan, bağımsız Filistin Devleti'nin kurulması konusundaki desteğini Birleşmiş Milletler (BM) çerçevesinde de sürdürmüştür. Gazze soykırımının devam ettiği dönemde BM'de yapılan kritik oylamalarda Azerbaycan'ın Filistin'e olan desteği açık bir biçimde ortaya konmuştur. Örneğin Azerbaycan, 12 Haziran 2025 tarihinde BM Genel Kurulu tarafından yapılan oylamada; Gazze'de derhal ateşkes ilan edilmesini, tüm rehinelerin serbest bırakılmasını ve iki milyon Filistinliye acil ihtiyaç duyulan gıda yardımlarının engelsiz ulaştırılmasını talep eden kararın lehine oy kullanmıştır. Bunun yanı sıra, 19 Eylül 2025'te BM Genel Kurulu'nda yapılan oylamada, İsrail ve Filistin arasında iki devletli çözüm için somut, acil ve geri dönülmez adımlar öngören deklarasyon desteklenmiştir. Bu kararda Gazze'de sivillere ve sivil altyapıya yönelik İsrail saldırıları ile ablukası kınanmıştır. Karar ayrıca, BM Genel Kurul toplantısına katılacak Filistinli yetkililerin vizelerinin ABD tarafından iptal edilmesine karşı çıkarak, onların BM Genel Kurulu'nun 80. Toplantısı'na katılımlarını desteklemiştir. Bunlara ek olarak Azerbaycan'ın BM Temsilciliği, 3 Aralık 2025 tarihinde BM Genel Kurulu'nda; BM'nin Filistin'e karşı sorumluluğunu yeniden teyit eden ve 1967 sınırları çerçevesinde iki devletli çözümün desteklenmesini talep eden karar tasarısına da evet oyu vermiştir.Sonuç olarak, Azerbaycan'ın ve Türkiye'nin Filistin politikaları, başkenti Doğu Kudüs olan ve 1967 sınırları çerçevesinde bağımsız bir Filistin Devleti'nin kurulması noktasında benzerlik arz etmektedir. Yukarıda anlatılanlar ise Azerbaycan'ın Filistin'e sağladığı desteğin sadece bir kısmıdır. Azerbaycan bu desteği; kendi topraklarının işgal altında olduğu ve 1 milyon civarında göçmenin ülke ekonomisi üzerinde yük oluşturduğu zor dönemlerde dahi, üçüncü ülkelerin etkisinde kalmaksızın sağlamıştır. Azerbaycan'ın Filistin meselesine temel yaklaşımı BM Güvenlik Konseyi kararları ve uluslararası hukuk temelli olmuştur. Bu bağlamda Azerbaycan, kendi topraklarının işgal altında olduğu dönemde olduğu gibi, işgal bittikten sonraki süreçte de uluslararası hukukun temel ilkelerinin yerine getirilmesini desteklemiştir.[Dr. Cavid Veliyev, Uluslararası İlişkiler Analizler Merkezi Yönetim Kurulu Üyesidir.]* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANALİZ - Hamas’ın Gazze’deki hükümeti feshi ve ateşkesin geleceği</title>
      <link>https://www.canligaste.com/analiz-hamas-in-gazze-deki-hukumeti-feshi-ve-ateskesin-gelecegi/880561/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/analiz-hamas-in-gazze-deki-hukumeti-feshi-ve-ateskesin-gelecegi/880561/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:45:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — İşgal devletine karşı mücadele yöntemini her daim güncellemeye çalışan ve Filistin’in siyasal varlığını kendi çıkarlarının önüne koyan Hamas için hükümetin istifa kararı, şüphesiz kendi tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biridir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammed Hüseyin Mercan, Hamas'ın Gazze'deki hükümeti feshetme kararının arka planını AA Analiz için kaleme aldı.***Hamas, 6 Temmuz Pazartesi günü Gazze Şeridi’nin geleceğini doğrudan ilgilendiren ve Filistin siyasetine etki edecek bir kararı tüm dünyaya duyurdu. 2007 Haziran ayından bu yana Gazze’nin fiili yönetimini elinde tutan Hamas, 10 Ekim 2025’te uygulamaya giren ateşkes sürecinin sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi için hükümetin istifasını açıkladı. Hamas Sözcüsü Hazım Kasım tarafından duyurulan bu gelişme, işgal ordusunun ihlalleri ve saldırıları nedeniyle ateşkese dair belirsizliklerin devam ettiği bir süreçte oldukça önemli bir adımdı. Filistin’in ulusal çıkarlarını korumayı amaçlayan ve Tel Aviv’in ateşkes çerçevesine uymamak için öne sürdüğü bahaneleri ortadan kaldırmak niyetiyle verilen hükümetin feshi kararı, Hamas’ın sahanın gerçekliğiyle uyumlu stratejiler üretme esnekliği ve kapasitesini göstermesi bakımından ayrıca not edilmesi gereken bir husustur.Gazze’deki hükümetin tarihsel arka planı2006 yılında gerçekleştirilen Filistin Halk Meclisi seçimlerinden Hamas büyük bir zaferle çıkmıştı. Değişim ve Reform Listesi adı altında seçimlere katılan Hamas, meclisteki 132 sandalyenin 74’ünü kazanarak Filistin’i yönetme şansını elde etmişti. Bu, Filistin siyasal hayatında oldukça radikal bir kırılmanın yaşanması anlamına geliyordu. Uluslararası toplum nezdinde tanınan ve Filistin siyasal kimliğinin oluşmasında öncü rol oynayan el-Fetih Hareketi’nin toplumsal tabandaki karşılığını büyük oranda yitirdiğini gösteren seçimler, Filistin halkının tercihi ve iradesi bağlamında önemli mesajlar taşımaktaydı.Filistin lideri Yasir Arafat’ın ölümünün ardından yerine gelen Mahmud Abbas’ın selefinin sahip olduğu karizmadan yoksunluğu; İkinci İntifada boyunca Hamas’ın popülerliğinin artması ve seçim propaganda sürecinde Hamas’ın Fetih’e nazaran daha uygulanabilir programlarla toplum önüne çıkması, seçimlerdeki başarının altında yatan temel saiklerdi. Uluslararası gözlemcilerinin tamamının şeffaf ve adil bir seçim sürecinin tamamlandığı yönündeki raporları ve beyanlarına rağmen, seçimlerin meşruiyetine gölge düşürmek isteyen Siyonist yönetimin sonuçların tanınmayacağı ve Hamas’ın muhatap kabul edilmeyeceği yönündeki açıklamaları, Filistin tarihinin en büyük sistem içi güç mücadelesinin yaşanmasına sebebiyet verdi. İsmail Heniyye’nin başbakanlığında kurulan Filistin Hükümeti’ne yönelik Abbas’ın manipülatif yaklaşımı ve Fetih mensuplarının hükümeti dağıtma girişimleri, Gazze’de iki yapı arasında büyük bir çatışmaya yol açtı. Hamas’ın 14 Haziran 2007’de Gazze’de kontrolü sağlamasının ardından, fiili bir hükümetin kurulmasıyla Filistin’de çift başlı bir siyasal yapı ortaya çıktı.Mezkûr tarihten itibaren hem Mahmud Abbas ve Fetih elitlerinin baskısına hem de işgal ordusunun Gazze’ye yönelik saldırılarına ve ablukasına direnen Hamas, yaklaşık 20 yıldır yönettiği Gazze’deki konumunu sahada değişen şartlar gereği değiştirme yoluna gitti. İşgal devletine karşı mücadele yöntemini her daim güncellemeye çalışan ve Filistin’in siyasal varlığını kendi çıkarlarının önüne koyan Hamas için hükümetin istifasının verilmesi kararı, şüphesiz kendi tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biridir. Siyonist istila ve saldırganlığa karşı sorumluluk bilinciyle hareket eden Hamas yöneticileri, ateşkes çerçevesinde Gazze’yi yönetmesi öngörülen ve teknokratlardan oluşan Ulusal Komite’ye görevi devrederek ateşkes sonrası daha sürdürülebilir bir geçişin yaşanması için bu adımı atmaktan imtina etmemişlerdir.Ateşkesin geleceğiABD Başkanı Donald Trump’ın 20 maddelik planı uyarınca yürürlüğe giren ve BM Güvenlik Konseyi tarafından 17 Kasım 2025’te onaylanarak uygulamaya konan geçiş süreci çerçevesi kapsamında Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi kuruldu. İşgal ordusunun Gazze’deki varlığının sona erdirilmesi, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze’nin yeniden imarını düzenleyen planın sağlıklı bir şekilde işlemesini yönetecek bu geçici hükümet, ateşkesin garantörlüğünü üstlenen devletlerin mihmandarlığında süreçte aktif rol oynayacak. Gazze içinde alternatif bir güç odağının bulunmaması ve Trump’ın mezkûr planının uygulanmasında aksaklıklar yaşanmaması için Gazze’deki tüm idari yetkilerin bu komiteye devredilmesi gerekmekteydi. Hamas’ın Gazze yönetiminden ayrıldığını ve yeni komitede yer almayacağını duyurması, geçiş sürecinin rayına oturması ve daha önce defalarca duyurduğu gibi ateşkese bağlılığını bir kez daha teyit etmesi için alınan bir karardır. Buna rağmen, işgal ordusunun ateşkesi ihlalleri ve saldırılarına devam etmesi, sürecin kırılganlığını artırmakta ve Gazze’de hayatın normale dönmesini engellemektedir.İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve kabinesi, siyasal varlıklarını sürdürmek için ateşkes kapsamındaki sorumluluklarını yerine getirmemek konusunda direnç göstermektedir. Günlük sadece 200 kamyonun girişine izin verilirken, Gazze’nin hâlâ yüzde 70’i işgal ordusunun kontrolü altındadır. Hamas’ın varlığı üzerinden bir meşruiyet devşirip saldırganlığı daim kılmak isteyen işgal devletinin yöneticileri, bölgedeki kaosu derinleştirip istikrarsızlık ortamını kendi lehlerine dönüştürme gayesindedir. Tam da bu noktada Hamas, garantör ülkelerin daha aktif bir rol üstlenmesi ve Barış Kurulu’nun Netanyahu üzerindeki baskısını artırması için işgalcilerin elindeki argümanları yok etmek üzere hükümetten çekilmiş; ateşkese tam bir bağlılık kapsamında herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini ilan etmiştir.Hamas yöneticileri, Siyonist yönetimin Filistin topraklarındaki işgalini/istilasını sonlandırmadan mutlak silahsızlanmanın gerçekleşmeyeceğini her fırsatta belirtmektedir. İşgal ordusunun ateşkes protokolüne uygun davranması halinde silahların gömüleceği, yine Hamas tarafından ifade edilmektedir. Bu mesaj, direnişin şartlar gereği geri adım atsa dahi bunun bir son olmadığı; aksine, karşı tarafın sorumluluklarını yerine getirmemesi ve saldırgan tavrını sürdürmesi halinde yeniden sahada aktif mücadeleye dönüleceği anlamına gelmektedir.Siyonist yönetim, her ne kadar Gazze’deki hükümet feshi kararının sembolik olduğu ve Gazze’yi hâlâ Hamas’ın yönettiği şayiası üzerinden süreci baltalamaya çalışsa da Hamas’ın stratejik aklı bu noktada işgal devletinin meşruiyetini ortadan kaldıracak şekilde işlemektedir. Bugüne kadar sahadaki tüm ihlallere rağmen -ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana binden fazla Filistinli Siyonistlerce şehit edildi- Hamas’ın sabırlı, temkinli ve ateşkes kapsamında garantör ülkelerle istişare halinde izlediği tutarlı siyaset, Trump Planı’nı uygulamaya yanaşmayan tarafın Tel Aviv olduğunu açıkça göstermektedir.Hamas, hükümeti fesih kararı ile hem işgal devletinin manipülasyonlarının önüne geçmeyi başarmış hem de Filistin siyasal hayatında yeni denge oluşturmak için nüfuz kazanma bağlamında önemli bir fırsat yakalamıştır. Önümüzdeki aylarda Filistin’de yapılması planlanan halk meclisi seçimleri, bu kapsamda Hamas’ın stratejisi açısından da önemli bir sınama olacaktır. Hamas’ın akl-ı selim stratejileri karşısında tüm argümanları tükenen Siyonist yönetim ise saldırganlığı sürdürmek suretiyle Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin çalışmalarını engellemektedir. Hamas’ın bu radikal adımından sonra sürdürülebilir bir ateşkes ortamının garanti altına alınması için Barış Kurulu’nun daha fazla inisiyatif alması ve özellikle Beyaz Saray Yönetimi’nin Tel Aviv üzerindeki baskısını artırması gerekmektedir.[​​​​​​​Doç. Dr. Muhammed Hüseyin Mercan, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesidir.]* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammed Hüseyin Mercan, Hamas'ın Gazze'deki hükümeti feshetme kararının arka planını AA Analiz için kaleme aldı.***Hamas, 6 Temmuz Pazartesi günü Gazze Şeridi’nin geleceğini doğrudan ilgilendiren ve Filistin siyasetine etki edecek bir kararı tüm dünyaya duyurdu. 2007 Haziran ayından bu yana Gazze’nin fiili yönetimini elinde tutan Hamas, 10 Ekim 2025’te uygulamaya giren ateşkes sürecinin sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi için hükümetin istifasını açıkladı. Hamas Sözcüsü Hazım Kasım tarafından duyurulan bu gelişme, işgal ordusunun ihlalleri ve saldırıları nedeniyle ateşkese dair belirsizliklerin devam ettiği bir süreçte oldukça önemli bir adımdı. Filistin’in ulusal çıkarlarını korumayı amaçlayan ve Tel Aviv’in ateşkes çerçevesine uymamak için öne sürdüğü bahaneleri ortadan kaldırmak niyetiyle verilen hükümetin feshi kararı, Hamas’ın sahanın gerçekliğiyle uyumlu stratejiler üretme esnekliği ve kapasitesini göstermesi bakımından ayrıca not edilmesi gereken bir husustur.Gazze’deki hükümetin tarihsel arka planı2006 yılında gerçekleştirilen Filistin Halk Meclisi seçimlerinden Hamas büyük bir zaferle çıkmıştı. Değişim ve Reform Listesi adı altında seçimlere katılan Hamas, meclisteki 132 sandalyenin 74’ünü kazanarak Filistin’i yönetme şansını elde etmişti. Bu, Filistin siyasal hayatında oldukça radikal bir kırılmanın yaşanması anlamına geliyordu. Uluslararası toplum nezdinde tanınan ve Filistin siyasal kimliğinin oluşmasında öncü rol oynayan el-Fetih Hareketi’nin toplumsal tabandaki karşılığını büyük oranda yitirdiğini gösteren seçimler, Filistin halkının tercihi ve iradesi bağlamında önemli mesajlar taşımaktaydı.Filistin lideri Yasir Arafat’ın ölümünün ardından yerine gelen Mahmud Abbas’ın selefinin sahip olduğu karizmadan yoksunluğu; İkinci İntifada boyunca Hamas’ın popülerliğinin artması ve seçim propaganda sürecinde Hamas’ın Fetih’e nazaran daha uygulanabilir programlarla toplum önüne çıkması, seçimlerdeki başarının altında yatan temel saiklerdi. Uluslararası gözlemcilerinin tamamının şeffaf ve adil bir seçim sürecinin tamamlandığı yönündeki raporları ve beyanlarına rağmen, seçimlerin meşruiyetine gölge düşürmek isteyen Siyonist yönetimin sonuçların tanınmayacağı ve Hamas’ın muhatap kabul edilmeyeceği yönündeki açıklamaları, Filistin tarihinin en büyük sistem içi güç mücadelesinin yaşanmasına sebebiyet verdi. İsmail Heniyye’nin başbakanlığında kurulan Filistin Hükümeti’ne yönelik Abbas’ın manipülatif yaklaşımı ve Fetih mensuplarının hükümeti dağıtma girişimleri, Gazze’de iki yapı arasında büyük bir çatışmaya yol açtı. Hamas’ın 14 Haziran 2007’de Gazze’de kontrolü sağlamasının ardından, fiili bir hükümetin kurulmasıyla Filistin’de çift başlı bir siyasal yapı ortaya çıktı.Mezkûr tarihten itibaren hem Mahmud Abbas ve Fetih elitlerinin baskısına hem de işgal ordusunun Gazze’ye yönelik saldırılarına ve ablukasına direnen Hamas, yaklaşık 20 yıldır yönettiği Gazze’deki konumunu sahada değişen şartlar gereği değiştirme yoluna gitti. İşgal devletine karşı mücadele yöntemini her daim güncellemeye çalışan ve Filistin’in siyasal varlığını kendi çıkarlarının önüne koyan Hamas için hükümetin istifasının verilmesi kararı, şüphesiz kendi tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biridir. Siyonist istila ve saldırganlığa karşı sorumluluk bilinciyle hareket eden Hamas yöneticileri, ateşkes çerçevesinde Gazze’yi yönetmesi öngörülen ve teknokratlardan oluşan Ulusal Komite’ye görevi devrederek ateşkes sonrası daha sürdürülebilir bir geçişin yaşanması için bu adımı atmaktan imtina etmemişlerdir.Ateşkesin geleceğiABD Başkanı Donald Trump’ın 20 maddelik planı uyarınca yürürlüğe giren ve BM Güvenlik Konseyi tarafından 17 Kasım 2025’te onaylanarak uygulamaya konan geçiş süreci çerçevesi kapsamında Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi kuruldu. İşgal ordusunun Gazze’deki varlığının sona erdirilmesi, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze’nin yeniden imarını düzenleyen planın sağlıklı bir şekilde işlemesini yönetecek bu geçici hükümet, ateşkesin garantörlüğünü üstlenen devletlerin mihmandarlığında süreçte aktif rol oynayacak. Gazze içinde alternatif bir güç odağının bulunmaması ve Trump’ın mezkûr planının uygulanmasında aksaklıklar yaşanmaması için Gazze’deki tüm idari yetkilerin bu komiteye devredilmesi gerekmekteydi. Hamas’ın Gazze yönetiminden ayrıldığını ve yeni komitede yer almayacağını duyurması, geçiş sürecinin rayına oturması ve daha önce defalarca duyurduğu gibi ateşkese bağlılığını bir kez daha teyit etmesi için alınan bir karardır. Buna rağmen, işgal ordusunun ateşkesi ihlalleri ve saldırılarına devam etmesi, sürecin kırılganlığını artırmakta ve Gazze’de hayatın normale dönmesini engellemektedir.İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve kabinesi, siyasal varlıklarını sürdürmek için ateşkes kapsamındaki sorumluluklarını yerine getirmemek konusunda direnç göstermektedir. Günlük sadece 200 kamyonun girişine izin verilirken, Gazze’nin hâlâ yüzde 70’i işgal ordusunun kontrolü altındadır. Hamas’ın varlığı üzerinden bir meşruiyet devşirip saldırganlığı daim kılmak isteyen işgal devletinin yöneticileri, bölgedeki kaosu derinleştirip istikrarsızlık ortamını kendi lehlerine dönüştürme gayesindedir. Tam da bu noktada Hamas, garantör ülkelerin daha aktif bir rol üstlenmesi ve Barış Kurulu’nun Netanyahu üzerindeki baskısını artırması için işgalcilerin elindeki argümanları yok etmek üzere hükümetten çekilmiş; ateşkese tam bir bağlılık kapsamında herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini ilan etmiştir.Hamas yöneticileri, Siyonist yönetimin Filistin topraklarındaki işgalini/istilasını sonlandırmadan mutlak silahsızlanmanın gerçekleşmeyeceğini her fırsatta belirtmektedir. İşgal ordusunun ateşkes protokolüne uygun davranması halinde silahların gömüleceği, yine Hamas tarafından ifade edilmektedir. Bu mesaj, direnişin şartlar gereği geri adım atsa dahi bunun bir son olmadığı; aksine, karşı tarafın sorumluluklarını yerine getirmemesi ve saldırgan tavrını sürdürmesi halinde yeniden sahada aktif mücadeleye dönüleceği anlamına gelmektedir.Siyonist yönetim, her ne kadar Gazze’deki hükümet feshi kararının sembolik olduğu ve Gazze’yi hâlâ Hamas’ın yönettiği şayiası üzerinden süreci baltalamaya çalışsa da Hamas’ın stratejik aklı bu noktada işgal devletinin meşruiyetini ortadan kaldıracak şekilde işlemektedir. Bugüne kadar sahadaki tüm ihlallere rağmen -ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana binden fazla Filistinli Siyonistlerce şehit edildi- Hamas’ın sabırlı, temkinli ve ateşkes kapsamında garantör ülkelerle istişare halinde izlediği tutarlı siyaset, Trump Planı’nı uygulamaya yanaşmayan tarafın Tel Aviv olduğunu açıkça göstermektedir.Hamas, hükümeti fesih kararı ile hem işgal devletinin manipülasyonlarının önüne geçmeyi başarmış hem de Filistin siyasal hayatında yeni denge oluşturmak için nüfuz kazanma bağlamında önemli bir fırsat yakalamıştır. Önümüzdeki aylarda Filistin’de yapılması planlanan halk meclisi seçimleri, bu kapsamda Hamas’ın stratejisi açısından da önemli bir sınama olacaktır. Hamas’ın akl-ı selim stratejileri karşısında tüm argümanları tükenen Siyonist yönetim ise saldırganlığı sürdürmek suretiyle Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin çalışmalarını engellemektedir. Hamas’ın bu radikal adımından sonra sürdürülebilir bir ateşkes ortamının garanti altına alınması için Barış Kurulu’nun daha fazla inisiyatif alması ve özellikle Beyaz Saray Yönetimi’nin Tel Aviv üzerindeki baskısını artırması gerekmektedir.[​​​​​​​Doç. Dr. Muhammed Hüseyin Mercan, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesidir.]* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/analiz-hamas-in-gazze-deki-hukumeti-feshi-ve-ateskesin-gelecegi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Gaziantep'te yaşayan asırlık çift uzun ömrü doğal beslenmeye bağlıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/gaziantep-te-yasayan-asirlik-cift-uzun-omru-dogal-beslenmeye-bagliyor/880560/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/gaziantep-te-yasayan-asirlik-cift-uzun-omru-dogal-beslenmeye-bagliyor/880560/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:42:09 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Gaziantep — Gaziantep'in İslahiye ilçesinde yaşayan 100 yaşındaki Mehmet Balaban ile 103 yaşındaki eşi Cennet Balaban, uzun ve sağlıklı yaşamalarının sırrını az yemek, doğal beslenmek ve sofralarından yoğurdu eksik etmemek olarak anlatıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Gaziantep Haberleri — Gaziantep'in İslahiye ilçesinde yaşayan 100 yaşındaki Mehmet Balaban ile 103 yaşındaki eşi Cennet Balaban, uzun ve sağlıklı yaşamalarının sırrını az yemek, doğal beslenmek ve sofralarından yoğurdu eksik etmemek olarak anlatıyor.İslahiye'nin Dervişpaşa Mahallesi'nde yaşayan ve 1953'te evlenen Balaban çiftinin 3 oğlu, 4 kızı, 25 torunu ile 26 torun çocuğu bulunuyor.İleri yaşlarına rağmen günlük işlerini büyük ölçüde kendileri yapan çift, bugüne kadar ciddi bir sağlık sorunu yaşamadıklarını, yalnızca 2021 yılında salgın döneminde doktora başvurduklarını söyledi.Yörük kültürüyle yetiştiklerini ve avcılıkla hayatının geçtiğini anlatan Mehmet Balaban, yıllardır sofralarından tereyağı, yoğurt ve peyniri eksik etmediklerini belirtti.Yoğurdu etten daha çok sevdiğini ifade eden Balaban, güçlü bir öğün tükettiklerinde günün geri kalanını tek öğünle geçirdiklerini dile getirerek, Az yemek ve doğal beslenmek bizi bugüne kadar ayakta tuttu. dedi.103 yaşındaki Cennet Balaban ise evlilikleri boyunca eşiyle hiç kavga etmediklerini belirterek, Allah ondan razı olsun. Bir ömür huzur içinde yaşadık. diye konuştu.Her gün kendi elleriyle hazırladığı Türk kahvesini eşine ikram ettiğini anlatan Cennet Balaban, birlikte geçirdikleri her günün kıymetini bildiklerini söyledi.Yaz sıcaklarında evlerinin avlusunda dinlenen asırlık çift, el ele oturarak birbirlerine duydukları sevgi ve bağlılığı ilk günkü gibi yaşatmaya devam ediyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Gaziantep Haberleri — Gaziantep'in İslahiye ilçesinde yaşayan 100 yaşındaki Mehmet Balaban ile 103 yaşındaki eşi Cennet Balaban, uzun ve sağlıklı yaşamalarının sırrını az yemek, doğal beslenmek ve sofralarından yoğurdu eksik etmemek olarak anlatıyor.İslahiye'nin Dervişpaşa Mahallesi'nde yaşayan ve 1953'te evlenen Balaban çiftinin 3 oğlu, 4 kızı, 25 torunu ile 26 torun çocuğu bulunuyor.İleri yaşlarına rağmen günlük işlerini büyük ölçüde kendileri yapan çift, bugüne kadar ciddi bir sağlık sorunu yaşamadıklarını, yalnızca 2021 yılında salgın döneminde doktora başvurduklarını söyledi.Yörük kültürüyle yetiştiklerini ve avcılıkla hayatının geçtiğini anlatan Mehmet Balaban, yıllardır sofralarından tereyağı, yoğurt ve peyniri eksik etmediklerini belirtti.Yoğurdu etten daha çok sevdiğini ifade eden Balaban, güçlü bir öğün tükettiklerinde günün geri kalanını tek öğünle geçirdiklerini dile getirerek, Az yemek ve doğal beslenmek bizi bugüne kadar ayakta tuttu. dedi.103 yaşındaki Cennet Balaban ise evlilikleri boyunca eşiyle hiç kavga etmediklerini belirterek, Allah ondan razı olsun. Bir ömür huzur içinde yaşadık. diye konuştu.Her gün kendi elleriyle hazırladığı Türk kahvesini eşine ikram ettiğini anlatan Cennet Balaban, birlikte geçirdikleri her günün kıymetini bildiklerini söyledi.Yaz sıcaklarında evlerinin avlusunda dinlenen asırlık çift, el ele oturarak birbirlerine duydukları sevgi ve bağlılığı ilk günkü gibi yaşatmaya devam ediyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/gaziantep-te-yasayan-asirlik-cift-uzun-omru-dogal-beslenmeye-bagliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Hazine haftaya 3 doğrudan satış ve 2 ihale gerçekleştirecek</title>
      <link>https://www.canligaste.com/hazine-haftaya-3-dogrudan-satis-ve-2-ihale-gerceklestirecek/880559/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/hazine-haftaya-3-dogrudan-satis-ve-2-ihale-gerceklestirecek/880559/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:39:09 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — Hazine ve Maliye Bakanlığı, gelecek hafta 3 doğrudan satışa ve 2 ihaleye imza atacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Hazine ve Maliye Bakanlığı, gelecek hafta 3 doğrudan satışa ve 2 ihaleye imza atacak.Bakanlığın yayımladığı iç borç ihraç takvimine göre 20 Temmuz Pazartesi günü 2 yıl (728 gün) vadeli, 6 ayda bir kira ödemeli kira sertifikasının doğrudan satışı yapılacak.Bakanlık, 21 Temmuz Salı günkü ilk ihalede 7 ay (203 gün) vadeli hazine bonosunun yeniden ihracını gerçekleştirecek.İkinci ihalede, 2 yıl (602 gün) vadeli, 6 ayda bir kupon ödemeli sabit kuponlu devlet tahvili yeniden ihraç edilecek.Aynı gün, 2 yıl (728 gün) vadeli, 6 ayda bir kupon ödemeli dolar cinsi devlet tahvilinin doğrudan satışı yapılacak.Ayrıca, 2 yıl (728 gün) vadeli, 6 ayda bir kira ödemeli dolar cinsi kira sertifikasının doğrudan satışına da imza atılacak.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Hazine ve Maliye Bakanlığı, gelecek hafta 3 doğrudan satışa ve 2 ihaleye imza atacak.Bakanlığın yayımladığı iç borç ihraç takvimine göre 20 Temmuz Pazartesi günü 2 yıl (728 gün) vadeli, 6 ayda bir kira ödemeli kira sertifikasının doğrudan satışı yapılacak.Bakanlık, 21 Temmuz Salı günkü ilk ihalede 7 ay (203 gün) vadeli hazine bonosunun yeniden ihracını gerçekleştirecek.İkinci ihalede, 2 yıl (602 gün) vadeli, 6 ayda bir kupon ödemeli sabit kuponlu devlet tahvili yeniden ihraç edilecek.Aynı gün, 2 yıl (728 gün) vadeli, 6 ayda bir kupon ödemeli dolar cinsi devlet tahvilinin doğrudan satışı yapılacak.Ayrıca, 2 yıl (728 gün) vadeli, 6 ayda bir kira ödemeli dolar cinsi kira sertifikasının doğrudan satışına da imza atılacak.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Rus gazına yaptırım uygulayan AB, Moskova'dan LNG tedarikini sürdürüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/rus-gazina-yaptirim-uygulayan-ab-moskova-dan-lng-tedarikini-surduruyor/880558/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/rus-gazina-yaptirim-uygulayan-ab-moskova-dan-lng-tedarikini-surduruyor/880558/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:36:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — Rusya yılın ilk çeyreğinde yüzde 17,3'lük payla AB'nin LNG ithalaltında ikinci büyük tedarikçi konumunu korudu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : DUYGU ALHAN - Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ardından Rus gazına yaptırım uygulayan Avrupa Birliği (AB), sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalatına devam ediyor.Eurostat verilerine göre, AB'nin toplam LNG ithalatı bu yılın ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 5,2 artarak rekor seviyeye ulaşırken, savaş öncesindeki 2021'in ilk çeyreğine göre yüzde 121 yükseldi.AB'nin boru hattı yoluyla gaz ithalatı ise bu yılın ilk çeyreğinde yıllık bazda sınırlı artış gösterirken, LNG'ye yönelişin etkisiyle savaş öncesi döneme kıyasla yaklaşık yarı yarıya geriledi.Savaş öncesinde AB'nin LNG ithalatında ABD'nin payı yüzde 24,1, Rusya'nın payı ise yüzde 21,2 seviyesindeydi. Ancak ABD'nin payı bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 57,4'e yükseldi. Rusya'nın payı yüzde 17,3'e gerilemesine rağmen ülke AB'nin ikinci büyük LNG tedarikçisi olmayı sürdürdü.Avrupa'ya ulaşan Rus LNG'sinin büyük bölümünü sağlayan Yamal LNG tesisi, Moskova'nın AB LNG pazarındaki ağırlığını korumasında önemli rol oynadı.Kpler verilerine göre, Avrupa'ya ulaşan Rus LNG'sinin büyük bölümünü sağlayan Yamal LNG tesisinden AB'ye yapılan sevkiyatlar yılın ilk yarısında yaklaşık 9,9 milyon tona ulaşarak rekor kırdı. Bu miktar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16 artışa karşılık geldi.Böylece, söz konusu tesisten Avrupa'ya sevkiyatlar 2021'in ilk yarısındaki 7,7 milyon tondan bu yılın ilk yarısında 9,9 milyon tona yükselerek savaş öncesi döneme göre yaklaşık yüzde 29 arttı.Rus LNG&#039;sine yönelik aşamalı çıkış planı uygulanıyorAB, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırısının ardından enerji yaptırımlarını genişletirken, LNG ithalatına yönelik kısıtlamalar diğer enerji ürünlerine kıyasla daha sınırlı kaldı.Birlik, Haziran 2024'te Rus LNG'sinin AB limanları üzerinden üçüncü ülkelere yeniden yüklenmesini yasaklarken, üye ülkelerin kendi tüketimlerine yönelik ithalatı kapsam dışında bırakmıştı.Ancak AB bu yıl kabul ettiği düzenlemeyle Rus LNG ithalatının 2027'ye kadar tamamen sonlandırılması karara bağladı.Yamal LNG tesisinden Avrupa&#039;ya yapılan güçlü sevkiyatlar bizi şaşırtmıyorAA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Londra merkezli ICIS'in Küresel LNG Uzmanı Ed Cox, Rus LNG akışlarının güçlü seyrini koruduğunu ancak Avrupa'nın enerji tedarikinde Rusya'nın rolünün geçmişe kıyasla belirgin şekilde azaldığını söyledi.Cox, Yamal LNG tesisinden AB ülkelerine yönelik yüksek sevkiyatların uzun vadeli sözleşmeler nedeniyle beklenen bir gelişme olduğunu belirterek, Bu yıl Yamal LNG'den Avrupa'ya yapılan güçlü sevkiyatlar bizi şaşırtmıyor. Verilerimiz tesisin yüksek kapasiteyle çalıştığını gösteriyor. AB'nin nisanda kısa vadeli sözleşmeler kapsamındaki sevkiyatları hedef alan önlemleri sınırlı etki yarattı çünkü Yamal ihracatının büyük bölümü uzun vadeli kontratlara dayanıyor. dedi.AB'nin Rus LNG'sini aşamalı olarak devreden çıkarma planında şu aşamada değişiklik görmediklerini ifade eden Cox, Katar'ın Hürmüz Boğazı üzerinden yaptığı LNG ihracatı sınırlı kalırsa bu kararın ertelenmesine yönelik bazı baskılar oluşabilir. Ancak AB, olası arz sıkıntılarına rağmen Ukrayna'daki savaş nedeniyle Rus LNG'siyle ilişkisini sonlandırma hedefinden geri adım atmıyor. değerlendirmesinde bulundu.Cox, Avrupa'nın Rus LNG'sinden uzaklaşmasının en büyük kazananlarından birinin ABD olduğunu vurgulayarak, Önümüzdeki dönemde Avrupa LNG ithalatında ABD'nin payının daha da artmasını bekliyoruz. ifadesini kullandı.Avrupa'nın LNG'ye bağımlılığının arttığına işaret eden Cox, bunun özellikle Asya ile rekabeti yoğunlaştırarak bazı riskler yarattığını, ancak piyasanın dengelenmesi ve fiyatların gerilemesi halinde yeni fırsatlar sunacağını ifade etti.Avrupa&#039;nın LNG&#039;ye yöneliminin en büyük ekonomik kazananı ABD olduKpler Kıdemli LNG ve Doğal Gaz Uzmanı Charles Costerousse, Rus boru gazına bağımlılığını önemli ölçüde azaltan AB'nin ABD LNG'sine yöneldiğine dikkati çekerek, Kaybedilen Rus boru gazının büyük bölümü ABD LNG'si ile ikame edildi. Rus LNG'sinin AB ithalat sepetindeki payı büyük ölçüde benzer seviyelerde kalırken, ABD LNG'sinin payı 2021'deki yüzde 27 seviyesinden 2025'te yaklaşık yüzde 60'a yükseldi. dedi.Costerousse, Rus LNG'sinin uzun yıllar boyunca AB için güvenilir ve uygun maliyetli bir LNG arz kaynağı olduğunu belirterek, Rusya'dan halen yasal olarak ithal edilmesine izin verilen yıllık yaklaşık 12-15 milyon tonluk uzun vadeli kontrat hacmi, 1 Ocak 2027 itibarıyla sona erecek. Aynı düzeyde düzenli ve uygun fiyatlı arz sağlayabilecek alternatif tedarikçiler bulmak kolay olmayacak. Altyapı kısıtları ise daha sınırlı bir sorun çünkü AB son yıllarda, kısmen savaşın etkisiyle, yeniden gazlaştırma kapasitesini önemli ölçüde artırdı. değerlendirmesinde bulundu.Avrupa'nın LNG'ye yönelmesinden ekonomik açıdan en fazla ABD'nin fayda sağladığının altını çizen Costerousse, Bu süreçten en fazla yararlanan ülkenin ABD olduğu söylenebilir. Bunun temel nedenleri, son 3-4 yılda devreye alınan yeni LNG sıvılaştırma kapasitesi ile ABD'nin sahip olduğu ihracat esnekliğidir. ifadelerini kullandı.Araştırma kuruluşu Energy Aspects Gaz ve LNG Uzmanı Matt Drinkwater da Yamal LNG'den yapılan yüksek hacimli sevkiyatların, AB'nin Rus LNG'sine yönelik uzun vadeli ithalat yasağı yürürlüğe girmeden önce mevcut sözleşmeler kapsamındaki alımlarını sürdürmesinden kaynaklandığını anlattı.Drinkwater, Avrupalı şirketlerin yürürlükteki kontratlardan doğan yükümlülükleri ile Orta Doğu'daki savaşın küresel LNG arzını daraltmasının yarattığı enerji güvenliği endişelerinin Rus LNG'sinin tamamen ikame edilmesini zorlaştıran başlıca faktörler arasında yer aldığına dikkati çekerek, Rus gazının 2021-2022 döneminde siyasi bir araç olarak kullanılmasının Avrupa ekonomisine maliyeti oldukça yüksek oldu. Bu nedenle Rus gazına dönüş konusunda güçlü bir istek bulunmuyor. Bunun yanı sıra Gazprom ile eski müşterileri arasında tahkim kararlarından kaynaklanan önemli yükümlülükler bulunuyor. Bu sorunların kısa sürede ve kolayca çözülmesi pek olası görünmüyor. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : DUYGU ALHAN - Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ardından Rus gazına yaptırım uygulayan Avrupa Birliği (AB), sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalatına devam ediyor.Eurostat verilerine göre, AB'nin toplam LNG ithalatı bu yılın ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 5,2 artarak rekor seviyeye ulaşırken, savaş öncesindeki 2021'in ilk çeyreğine göre yüzde 121 yükseldi.AB'nin boru hattı yoluyla gaz ithalatı ise bu yılın ilk çeyreğinde yıllık bazda sınırlı artış gösterirken, LNG'ye yönelişin etkisiyle savaş öncesi döneme kıyasla yaklaşık yarı yarıya geriledi.Savaş öncesinde AB'nin LNG ithalatında ABD'nin payı yüzde 24,1, Rusya'nın payı ise yüzde 21,2 seviyesindeydi. Ancak ABD'nin payı bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 57,4'e yükseldi. Rusya'nın payı yüzde 17,3'e gerilemesine rağmen ülke AB'nin ikinci büyük LNG tedarikçisi olmayı sürdürdü.Avrupa'ya ulaşan Rus LNG'sinin büyük bölümünü sağlayan Yamal LNG tesisi, Moskova'nın AB LNG pazarındaki ağırlığını korumasında önemli rol oynadı.Kpler verilerine göre, Avrupa'ya ulaşan Rus LNG'sinin büyük bölümünü sağlayan Yamal LNG tesisinden AB'ye yapılan sevkiyatlar yılın ilk yarısında yaklaşık 9,9 milyon tona ulaşarak rekor kırdı. Bu miktar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16 artışa karşılık geldi.Böylece, söz konusu tesisten Avrupa'ya sevkiyatlar 2021'in ilk yarısındaki 7,7 milyon tondan bu yılın ilk yarısında 9,9 milyon tona yükselerek savaş öncesi döneme göre yaklaşık yüzde 29 arttı.Rus LNG&#039;sine yönelik aşamalı çıkış planı uygulanıyorAB, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırısının ardından enerji yaptırımlarını genişletirken, LNG ithalatına yönelik kısıtlamalar diğer enerji ürünlerine kıyasla daha sınırlı kaldı.Birlik, Haziran 2024'te Rus LNG'sinin AB limanları üzerinden üçüncü ülkelere yeniden yüklenmesini yasaklarken, üye ülkelerin kendi tüketimlerine yönelik ithalatı kapsam dışında bırakmıştı.Ancak AB bu yıl kabul ettiği düzenlemeyle Rus LNG ithalatının 2027'ye kadar tamamen sonlandırılması karara bağladı.Yamal LNG tesisinden Avrupa&#039;ya yapılan güçlü sevkiyatlar bizi şaşırtmıyorAA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Londra merkezli ICIS'in Küresel LNG Uzmanı Ed Cox, Rus LNG akışlarının güçlü seyrini koruduğunu ancak Avrupa'nın enerji tedarikinde Rusya'nın rolünün geçmişe kıyasla belirgin şekilde azaldığını söyledi.Cox, Yamal LNG tesisinden AB ülkelerine yönelik yüksek sevkiyatların uzun vadeli sözleşmeler nedeniyle beklenen bir gelişme olduğunu belirterek, Bu yıl Yamal LNG'den Avrupa'ya yapılan güçlü sevkiyatlar bizi şaşırtmıyor. Verilerimiz tesisin yüksek kapasiteyle çalıştığını gösteriyor. AB'nin nisanda kısa vadeli sözleşmeler kapsamındaki sevkiyatları hedef alan önlemleri sınırlı etki yarattı çünkü Yamal ihracatının büyük bölümü uzun vadeli kontratlara dayanıyor. dedi.AB'nin Rus LNG'sini aşamalı olarak devreden çıkarma planında şu aşamada değişiklik görmediklerini ifade eden Cox, Katar'ın Hürmüz Boğazı üzerinden yaptığı LNG ihracatı sınırlı kalırsa bu kararın ertelenmesine yönelik bazı baskılar oluşabilir. Ancak AB, olası arz sıkıntılarına rağmen Ukrayna'daki savaş nedeniyle Rus LNG'siyle ilişkisini sonlandırma hedefinden geri adım atmıyor. değerlendirmesinde bulundu.Cox, Avrupa'nın Rus LNG'sinden uzaklaşmasının en büyük kazananlarından birinin ABD olduğunu vurgulayarak, Önümüzdeki dönemde Avrupa LNG ithalatında ABD'nin payının daha da artmasını bekliyoruz. ifadesini kullandı.Avrupa'nın LNG'ye bağımlılığının arttığına işaret eden Cox, bunun özellikle Asya ile rekabeti yoğunlaştırarak bazı riskler yarattığını, ancak piyasanın dengelenmesi ve fiyatların gerilemesi halinde yeni fırsatlar sunacağını ifade etti.Avrupa&#039;nın LNG&#039;ye yöneliminin en büyük ekonomik kazananı ABD olduKpler Kıdemli LNG ve Doğal Gaz Uzmanı Charles Costerousse, Rus boru gazına bağımlılığını önemli ölçüde azaltan AB'nin ABD LNG'sine yöneldiğine dikkati çekerek, Kaybedilen Rus boru gazının büyük bölümü ABD LNG'si ile ikame edildi. Rus LNG'sinin AB ithalat sepetindeki payı büyük ölçüde benzer seviyelerde kalırken, ABD LNG'sinin payı 2021'deki yüzde 27 seviyesinden 2025'te yaklaşık yüzde 60'a yükseldi. dedi.Costerousse, Rus LNG'sinin uzun yıllar boyunca AB için güvenilir ve uygun maliyetli bir LNG arz kaynağı olduğunu belirterek, Rusya'dan halen yasal olarak ithal edilmesine izin verilen yıllık yaklaşık 12-15 milyon tonluk uzun vadeli kontrat hacmi, 1 Ocak 2027 itibarıyla sona erecek. Aynı düzeyde düzenli ve uygun fiyatlı arz sağlayabilecek alternatif tedarikçiler bulmak kolay olmayacak. Altyapı kısıtları ise daha sınırlı bir sorun çünkü AB son yıllarda, kısmen savaşın etkisiyle, yeniden gazlaştırma kapasitesini önemli ölçüde artırdı. değerlendirmesinde bulundu.Avrupa'nın LNG'ye yönelmesinden ekonomik açıdan en fazla ABD'nin fayda sağladığının altını çizen Costerousse, Bu süreçten en fazla yararlanan ülkenin ABD olduğu söylenebilir. Bunun temel nedenleri, son 3-4 yılda devreye alınan yeni LNG sıvılaştırma kapasitesi ile ABD'nin sahip olduğu ihracat esnekliğidir. ifadelerini kullandı.Araştırma kuruluşu Energy Aspects Gaz ve LNG Uzmanı Matt Drinkwater da Yamal LNG'den yapılan yüksek hacimli sevkiyatların, AB'nin Rus LNG'sine yönelik uzun vadeli ithalat yasağı yürürlüğe girmeden önce mevcut sözleşmeler kapsamındaki alımlarını sürdürmesinden kaynaklandığını anlattı.Drinkwater, Avrupalı şirketlerin yürürlükteki kontratlardan doğan yükümlülükleri ile Orta Doğu'daki savaşın küresel LNG arzını daraltmasının yarattığı enerji güvenliği endişelerinin Rus LNG'sinin tamamen ikame edilmesini zorlaştıran başlıca faktörler arasında yer aldığına dikkati çekerek, Rus gazının 2021-2022 döneminde siyasi bir araç olarak kullanılmasının Avrupa ekonomisine maliyeti oldukça yüksek oldu. Bu nedenle Rus gazına dönüş konusunda güçlü bir istek bulunmuyor. Bunun yanı sıra Gazprom ile eski müşterileri arasında tahkim kararlarından kaynaklanan önemli yükümlülükler bulunuyor. Bu sorunların kısa sürede ve kolayca çözülmesi pek olası görünmüyor. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/rus-gazina-yaptirim-uygulayan-ab-moskova-dan-lng-tedarikini-surduruyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
