<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Bakır ustasının çelik uçlu kalemlerle şekil verdiği ürünler yurt dışından talep görüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bakir-ustasinin-celik-uclu-kalemlerle-sekil-verdigi-urunler-yurt-disindan-talep-goruyor/885649/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bakir-ustasinin-celik-uclu-kalemlerle-sekil-verdigi-urunler-yurt-disindan-talep-goruyor/885649/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:20:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya — Kahramanmaraş'ta 6 Şubat 2023'teki depremlerde iş yerinin yıkılmasının ardından memleketi Sivas'a dönen Mevlüt Çetin, ürettiği bakır çay ve salep makineleri, semaver, çaydanlık, cezve takımları ile hediyelik eşyaları ABD, Rusya, Almanya ve Orta Doğu ülkelerine gönderiyor - Bakır ustası Çetin: - Hem kültürel mirasın korunması adına hem de tarihi zanaatla birleştiren meslek olduğu için bakırcılığın gelecek nesillere aktarılması gerekiyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri — HALİFE YALÇINKAYA - Sivaslı bakır ustası Mevlüt Çetin'in çelik uçlu kalemlerle şekil verdiği ürünler yurt içinden ve dışından talep görüyor.Kahramanmaraş'ta 6 Şubat 2023'teki depremlerde iş yerinin yıkılmasının ardından memleketine dönen 45 yaşındaki Çetin, Gültepe Mahallesi Toptancılar Sitesi'ndeki 400 metrekarelik atölyesinde el emeği bakır ürünler yapmaya devam ediyor.Atölyesinde bakır çay ve salep makineleri, semaver, çaydanlık, cezve takımları ve hediyelik eşyalar üreten Çetin, ürünlerini ABD, Rusya, Almanya ve Orta Doğu ülkelerine de gönderiyor.Mevlüt Çetin, AA muhabirine, mesleğe 1996 yılında İstanbul Kapalıçarşı'da başladığını söyledi.İlk olarak gümüşçülükte çıraklık, daha sonra da kalfalık yaptığını anlatan Çetin, Yaklaşık 27 yıl sonra Kahramanmaraş'tan kendi memleketime döndüm. Kahramanmaraş'ta bir işletmem vardı, 6 Şubat depremlerinde yıkıldı. Daha sonra orada enkaz çalışmaları tamamlandıktan sonra memleketime döndüm. Bakırcılığı Sivas'ta sürdürmeye çalışıyorum. Sivas'ta bu işi yapan tek usta benim, bu sanatı yaşatmak için memleketime döndüm. Burada çırak yetiştirmek istiyorum. diye konuştu.Ürün kalemimiz oldukça genişÇetin, çırakların bakır işleme mesleğine ilgisinin olmadığını belirterek, bakırcılığın biraz zor ve sabır isteyen bir sanat olduğunu dile getirdi.Öğrendikten sonra da zevkli bir sanat olduğunu vurgulayan Çetin, Unutulmaya yüz tutan sanatlar içerisinde belki de ilk sıralarda diyebilirim. Bu beni gerçekten üzüyor. Atölyemde çay ve salep makineleri, semaver çeşitleri, çaydanlık, hediyelik eşyalar, kahve sunumları ve cezve takımları yapıyorum. Ürün kalemimiz oldukça geniş. dedi.Çetin, ürünlerin bazılarını yurt dışına ihraç ettiğine dikkati çekerek, ABD, Rusya, Almanya ve Orta Doğu'da birkaç ülkeye ürün gönderdiğini söyledi.Yurt içinde de genelde endüstriyel mutfakçılara ve hediyelik eşyacılara çalıştığını ifade eden Çetin, Onlar da bu ürünleri restoran, kafe tarzı yerlere satıyor. Özellikle yurt dışından salep makinelerimiz rağbet görüyor. Onlara mikserli ve motorlu salep kazanları yapıyoruz. Onun haricinde çay makineleri ile hediyelik gruplar da rağbet görüyor. ifadesini kullandı.Depremde birçok arkadaşım, meslektaşım vefat ettiBakırcılığın sadece bir üretim mesleği olmadığını ifade eden Çetin, şunları kaydetti:Hem kültürel mirasın korunması adına hem de tarihi zanaatla birleştiren meslek olduğu için bakırcılığın gelecek nesillere aktarılması gerekiyor. Biz de bu yola çıktık. Allah'ın izniyle Sivas'ta bu sanatı yaşatmaya devam edeceğiz. Kahramanmaraş'tan döndükten sonra tam da deprem psikolojisini atabilmiş değiliz. Çünkü depremde birçok arkadaşım, meslektaşım vefat etti. Yine Kahramanmaraş'a gidip geliyorum, bir taraftan üretimimiz orada da devam ediyor. Buradaki faaliyetimiz yüzde 100'e ulaşınca üretimi tamamen buraya alacağız. Sivas, kültürü zengin bir şehir. Sultan şehrimizde ürünleri üreterek ciddi pazarlar yakalamak istiyoruz. Usta yetiştirme konularında üniversitelerden, belediyeden, valilikten alabileceğimiz desteklerle turizme de katkı sağlamak istiyoruz.Ürünleri yaparken haz aldığını dile getiren Çetin, Bakır çok güzel bir maden, gümüşten daha çok seviyorum. Yıllarca gümüşten hediyelik eşya üretimi yaptım ama bakırı daha çok seviyorum. Bakır bende bir aşk. Bu mesleği öğrensinler, gerçekten gelecek vadeden bir meslek. Ekonomik anlamda iyi getirisi olan ve aynı zamanda keyifli bir meslek. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri — HALİFE YALÇINKAYA - Sivaslı bakır ustası Mevlüt Çetin'in çelik uçlu kalemlerle şekil verdiği ürünler yurt içinden ve dışından talep görüyor.Kahramanmaraş'ta 6 Şubat 2023'teki depremlerde iş yerinin yıkılmasının ardından memleketine dönen 45 yaşındaki Çetin, Gültepe Mahallesi Toptancılar Sitesi'ndeki 400 metrekarelik atölyesinde el emeği bakır ürünler yapmaya devam ediyor.Atölyesinde bakır çay ve salep makineleri, semaver, çaydanlık, cezve takımları ve hediyelik eşyalar üreten Çetin, ürünlerini ABD, Rusya, Almanya ve Orta Doğu ülkelerine de gönderiyor.Mevlüt Çetin, AA muhabirine, mesleğe 1996 yılında İstanbul Kapalıçarşı'da başladığını söyledi.İlk olarak gümüşçülükte çıraklık, daha sonra da kalfalık yaptığını anlatan Çetin, Yaklaşık 27 yıl sonra Kahramanmaraş'tan kendi memleketime döndüm. Kahramanmaraş'ta bir işletmem vardı, 6 Şubat depremlerinde yıkıldı. Daha sonra orada enkaz çalışmaları tamamlandıktan sonra memleketime döndüm. Bakırcılığı Sivas'ta sürdürmeye çalışıyorum. Sivas'ta bu işi yapan tek usta benim, bu sanatı yaşatmak için memleketime döndüm. Burada çırak yetiştirmek istiyorum. diye konuştu.Ürün kalemimiz oldukça genişÇetin, çırakların bakır işleme mesleğine ilgisinin olmadığını belirterek, bakırcılığın biraz zor ve sabır isteyen bir sanat olduğunu dile getirdi.Öğrendikten sonra da zevkli bir sanat olduğunu vurgulayan Çetin, Unutulmaya yüz tutan sanatlar içerisinde belki de ilk sıralarda diyebilirim. Bu beni gerçekten üzüyor. Atölyemde çay ve salep makineleri, semaver çeşitleri, çaydanlık, hediyelik eşyalar, kahve sunumları ve cezve takımları yapıyorum. Ürün kalemimiz oldukça geniş. dedi.Çetin, ürünlerin bazılarını yurt dışına ihraç ettiğine dikkati çekerek, ABD, Rusya, Almanya ve Orta Doğu'da birkaç ülkeye ürün gönderdiğini söyledi.Yurt içinde de genelde endüstriyel mutfakçılara ve hediyelik eşyacılara çalıştığını ifade eden Çetin, Onlar da bu ürünleri restoran, kafe tarzı yerlere satıyor. Özellikle yurt dışından salep makinelerimiz rağbet görüyor. Onlara mikserli ve motorlu salep kazanları yapıyoruz. Onun haricinde çay makineleri ile hediyelik gruplar da rağbet görüyor. ifadesini kullandı.Depremde birçok arkadaşım, meslektaşım vefat ettiBakırcılığın sadece bir üretim mesleği olmadığını ifade eden Çetin, şunları kaydetti:Hem kültürel mirasın korunması adına hem de tarihi zanaatla birleştiren meslek olduğu için bakırcılığın gelecek nesillere aktarılması gerekiyor. Biz de bu yola çıktık. Allah'ın izniyle Sivas'ta bu sanatı yaşatmaya devam edeceğiz. Kahramanmaraş'tan döndükten sonra tam da deprem psikolojisini atabilmiş değiliz. Çünkü depremde birçok arkadaşım, meslektaşım vefat etti. Yine Kahramanmaraş'a gidip geliyorum, bir taraftan üretimimiz orada da devam ediyor. Buradaki faaliyetimiz yüzde 100'e ulaşınca üretimi tamamen buraya alacağız. Sivas, kültürü zengin bir şehir. Sultan şehrimizde ürünleri üreterek ciddi pazarlar yakalamak istiyoruz. Usta yetiştirme konularında üniversitelerden, belediyeden, valilikten alabileceğimiz desteklerle turizme de katkı sağlamak istiyoruz.Ürünleri yaparken haz aldığını dile getiren Çetin, Bakır çok güzel bir maden, gümüşten daha çok seviyorum. Yıllarca gümüşten hediyelik eşya üretimi yaptım ama bakırı daha çok seviyorum. Bakır bende bir aşk. Bu mesleği öğrensinler, gerçekten gelecek vadeden bir meslek. Ekonomik anlamda iyi getirisi olan ve aynı zamanda keyifli bir meslek. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Motif motif işlenen taşlarda gölgeler yüzyıllardır kıyama duruyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/motif-motif-islenen-taslarda-golgeler-yuzyillardir-kiyama-duruyor/885648/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/motif-motif-islenen-taslarda-golgeler-yuzyillardir-kiyama-duruyor/885648/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:20:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Sivas — UNESCO'nun Dünya Kültür Mirası Listesinde yer alan Sivas'taki Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nın binlerce asimetrik motife sahip kapılarında günün belirli saatlerinde namaz kılan erkek ve kadın gölgeleri ile düşünen ve Kur'an-ı Kerim okuyan insan silüetleri beliriyor - Alanda gönüllü rehberlik yapan Mustafa Yıldırım: - Eserin kapılarında binlerce motif var, sadece Cennet Kapı 2 saat anlatılır. Taşların konuştuğu bir kapı, her motifin anlamı fazla]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Sivas Haberleri — SERHAT ZAFER/TUNAHAN AKGÜN - Avrupalı bilim insanlarınca Anadolu'nun El-Hamrası olarak da nitelendirilen, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nın 3 boyutlu binlerce motife sahip kapılarında, yılın belirli aylarında ve saatlerinde oluşan gölgeler ziyaretçileri hayran bırakıyor.Anadolu beyliklerinden Mengücekoğulları döneminde hükümdar Süleyman Şah'ın oğlu Ahmed Şah tarafından 1228 yılında yaptırılan Divriği Ulu Camii ile bitişiğinde Behram Şah'ın kızı Melike Turan Melek'in aynı yıl yaptırdığı darüşşifa, gerek taş işlemeciliğindeki mimari yapısı, gerekse estetiğiyle görenleri adeta büyülüyor.Anadolu Selçukluları döneminde bitişik nizamda bir kadın ve bir erkeğin yaptırmış olduğu tek eser olan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, inanç ve tarih turizmi açısından önem arz ediyor.Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde Onu anlatmaya diller kısır, kalemler kırık kalır. diyerek övdüğü eşsiz yapının kapılarında yılın belirli aylarında ve belirli saatlerde ortaya çıkan gölgeler ilgi görüyor.Cennet Kapısı'nda temmuz ve ağustos aylarında sabah saat 7.00 sıralarında namaz kılan kadın gölgesi, ikindi vakti ise Taç (Batı) Kapısı'nda ise önce Kur'an-ı Kerim okuyan, sonrasında ise namaz kılan erkek gölgesi görülüyor.Yine Şah Kapısı'nda ise eseri yaptıran Ahmed Şah'ın başını temsil ettiğine inanılan erkek kafası ile Şifahane Kapısı'nda düşünen adam silüeti beliriyor.UNESCO'nun Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alan eseri görmeye gelenler, ziyaret saatlerini namaz kılan insan gölgelerinin çıktığı ikindi vaktine denk getirmeye çalışıyor.İlmek ilmek işlenen taşlarla dikkati çeken eserin kapılarında birbirini tekrar etmeyecek şekilde tasarlanan binlerce asimetrik motif de taş işçiliğinin eşsiz örnekleri arasında yer alıyor.Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nda gönüllü olarak rehberlik yapan Mustafa Yıldırım, AA muhabirine, Görmeden Ölmeyin sloganıyla tanıtılan eseri anlatmaya kelimelerin kifayetsiz kaldığını söyledi.Eserin 4 kapısının bulunduğunu anlatan Yıldırım, taş işçiliğinin zirve yaptığı Cennet Kapısı'nda bütün hünerlerin toplandığını ifade etti.Yıldırım, kapının anlatılmasının çok uzun olduğunu vurgulayarak, Bu kapının ismi de fazla. Kaleye baktığı için Kale Kapı, kuzeye baktığı için Kuzey Kapı da denir. dedi.Caminin girişinin kıble tarafından olduğu için kapının bir diğer isminin Kıble Kapı olduğunu ve çıkışın kıbleye sırt dönülmemesi için yan taraftaki Taç Kapı'dan yapıldığına dikkati çeken Yıldırım, Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen güller, laleler, sarmaşıklar, cennetten minik bahçecikler bu kapıda olduğu için bir ismi de Cennet Kapı. 'Cennet anaların ayakları altındadır.' hadis-i şerifinden yola çıkarak bu kapıda temmuz ve ağustos aylarında sabah 07.00'de eli göğsünden bağlı, başında fesi olan, kirpiği bile belli namaz kılan kadın gölgesi oluşmakta. diye konuştu.Kapılarda binlerce motif varYıldırım, Evliya Çelebi'nin eseri gezdikten sonra Üstad-ı mermer bu camiye öyle emek sarf edip, kapı ve duvarları öyle nakış bukalemun eylemiş ki methinde diller kısır, kalem kırıktır. ifadesini kullandığını anımsatarak, Biz de Divriği Ulu Camii için diyoruz ki parolamız 'Görmeden ölmeyin', gördükten sonra Allah uzun ömürler versin ve tam doymayın ki yine gelesiniz. ifadelerini kullandı.Eserin kapılarında binlerce motifin yer aldığını vurgulayan Yıldırım, şunları kaydetti:Eserin kapılarında binlerce motif var, sadece Cennet Kapı 2 saat anlatılır. Taşların konuştuğu bir kapı, her motifin anlamı fazla. En can alıcı nokta kapının üzerinde bülbül ve gül var. 'Biz bu camiyi bülbül ile güle olan aşkımızdan yaptık. Bize camiyi yaptıran bülbül ile güle olan aşktır.' Arifler duygularını anlatamaz, sembollerle belirtir. Tam da burası gül ve bülbül. Ahmet Şah tarafından yaptırılan bu eserin baş mimarı Ahlatlı mimar Hürremşah'tır. İlk ve son eseridir, başka eseri yoktur. Gelen ziyaretçilerimiz burada hayranlıklarını gizleyemiyor. Antalya'dan bir beyin cerrahı geldi, burada secdeye yattı ve hüngür hüngür ağladı.Kapılardaki silüetleri Japon turist keşfetmişYıldırım, 2005 yılında Japon bir turistin Batı Kapı'da namaz kılan ve Kur'an-ı Kerim okuyan erkek silüetini keşfettiğini, daha sonra diğer kapılardaki silüetlerin keşfedildiğini dile getirdi.Şah Kapısı'nın küçük olduğunu anlatan Yıldırım, Küçük olmasının sebebinin, üzerinde 'Mülk Allah'ındır!' yazmakta. Şah buradan eğilerek girsin, gururunu kırsın, Allah'tan başkasının huzurunda eğilmeme mesajı versin. ifadesini kullandı.Anadolu&#039;nun El-HamrasıAnadolu beyliklerinden Mengücekoğulları döneminde Hükümdar Süleyman Şah'ın oğlu Ahmed Şah tarafından 1228 yılında yaptırılan Divriği Ulu Camii 1280 metrekare, caminin bitişiğinde Behram Şah'ın kızı Melike Turan Melek'in aynı yıl yaptırdığı Darüşşifa da 768 metrekarelik alanda bulunuyor.İspanya'nın Granada kentindeki İslam mimarisinin en önemli eserleri arasında yer alan El Hamra Sarayı'na benzediği için Avrupalı bilim adamlarınca Anadolu'nun El Hamra'sı olarak görülen eser, mimari yapısı ile başta sanat tarihçileri olmak üzere mimar ve mühendisleri etkiliyor.Darüşşifa Taç Kapısı ile caminin Kuzey ve Batı Taç Kapıları ve Şah Mahfili Taç Kapısı'nın her biri birbirinden farklı eşsiz bezemeleri ile göz kamaştırıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Sivas Haberleri — SERHAT ZAFER/TUNAHAN AKGÜN - Avrupalı bilim insanlarınca Anadolu'nun El-Hamrası olarak da nitelendirilen, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nın 3 boyutlu binlerce motife sahip kapılarında, yılın belirli aylarında ve saatlerinde oluşan gölgeler ziyaretçileri hayran bırakıyor.Anadolu beyliklerinden Mengücekoğulları döneminde hükümdar Süleyman Şah'ın oğlu Ahmed Şah tarafından 1228 yılında yaptırılan Divriği Ulu Camii ile bitişiğinde Behram Şah'ın kızı Melike Turan Melek'in aynı yıl yaptırdığı darüşşifa, gerek taş işlemeciliğindeki mimari yapısı, gerekse estetiğiyle görenleri adeta büyülüyor.Anadolu Selçukluları döneminde bitişik nizamda bir kadın ve bir erkeğin yaptırmış olduğu tek eser olan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, inanç ve tarih turizmi açısından önem arz ediyor.Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde Onu anlatmaya diller kısır, kalemler kırık kalır. diyerek övdüğü eşsiz yapının kapılarında yılın belirli aylarında ve belirli saatlerde ortaya çıkan gölgeler ilgi görüyor.Cennet Kapısı'nda temmuz ve ağustos aylarında sabah saat 7.00 sıralarında namaz kılan kadın gölgesi, ikindi vakti ise Taç (Batı) Kapısı'nda ise önce Kur'an-ı Kerim okuyan, sonrasında ise namaz kılan erkek gölgesi görülüyor.Yine Şah Kapısı'nda ise eseri yaptıran Ahmed Şah'ın başını temsil ettiğine inanılan erkek kafası ile Şifahane Kapısı'nda düşünen adam silüeti beliriyor.UNESCO'nun Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alan eseri görmeye gelenler, ziyaret saatlerini namaz kılan insan gölgelerinin çıktığı ikindi vaktine denk getirmeye çalışıyor.İlmek ilmek işlenen taşlarla dikkati çeken eserin kapılarında birbirini tekrar etmeyecek şekilde tasarlanan binlerce asimetrik motif de taş işçiliğinin eşsiz örnekleri arasında yer alıyor.Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nda gönüllü olarak rehberlik yapan Mustafa Yıldırım, AA muhabirine, Görmeden Ölmeyin sloganıyla tanıtılan eseri anlatmaya kelimelerin kifayetsiz kaldığını söyledi.Eserin 4 kapısının bulunduğunu anlatan Yıldırım, taş işçiliğinin zirve yaptığı Cennet Kapısı'nda bütün hünerlerin toplandığını ifade etti.Yıldırım, kapının anlatılmasının çok uzun olduğunu vurgulayarak, Bu kapının ismi de fazla. Kaleye baktığı için Kale Kapı, kuzeye baktığı için Kuzey Kapı da denir. dedi.Caminin girişinin kıble tarafından olduğu için kapının bir diğer isminin Kıble Kapı olduğunu ve çıkışın kıbleye sırt dönülmemesi için yan taraftaki Taç Kapı'dan yapıldığına dikkati çeken Yıldırım, Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen güller, laleler, sarmaşıklar, cennetten minik bahçecikler bu kapıda olduğu için bir ismi de Cennet Kapı. 'Cennet anaların ayakları altındadır.' hadis-i şerifinden yola çıkarak bu kapıda temmuz ve ağustos aylarında sabah 07.00'de eli göğsünden bağlı, başında fesi olan, kirpiği bile belli namaz kılan kadın gölgesi oluşmakta. diye konuştu.Kapılarda binlerce motif varYıldırım, Evliya Çelebi'nin eseri gezdikten sonra Üstad-ı mermer bu camiye öyle emek sarf edip, kapı ve duvarları öyle nakış bukalemun eylemiş ki methinde diller kısır, kalem kırıktır. ifadesini kullandığını anımsatarak, Biz de Divriği Ulu Camii için diyoruz ki parolamız 'Görmeden ölmeyin', gördükten sonra Allah uzun ömürler versin ve tam doymayın ki yine gelesiniz. ifadelerini kullandı.Eserin kapılarında binlerce motifin yer aldığını vurgulayan Yıldırım, şunları kaydetti:Eserin kapılarında binlerce motif var, sadece Cennet Kapı 2 saat anlatılır. Taşların konuştuğu bir kapı, her motifin anlamı fazla. En can alıcı nokta kapının üzerinde bülbül ve gül var. 'Biz bu camiyi bülbül ile güle olan aşkımızdan yaptık. Bize camiyi yaptıran bülbül ile güle olan aşktır.' Arifler duygularını anlatamaz, sembollerle belirtir. Tam da burası gül ve bülbül. Ahmet Şah tarafından yaptırılan bu eserin baş mimarı Ahlatlı mimar Hürremşah'tır. İlk ve son eseridir, başka eseri yoktur. Gelen ziyaretçilerimiz burada hayranlıklarını gizleyemiyor. Antalya'dan bir beyin cerrahı geldi, burada secdeye yattı ve hüngür hüngür ağladı.Kapılardaki silüetleri Japon turist keşfetmişYıldırım, 2005 yılında Japon bir turistin Batı Kapı'da namaz kılan ve Kur'an-ı Kerim okuyan erkek silüetini keşfettiğini, daha sonra diğer kapılardaki silüetlerin keşfedildiğini dile getirdi.Şah Kapısı'nın küçük olduğunu anlatan Yıldırım, Küçük olmasının sebebinin, üzerinde 'Mülk Allah'ındır!' yazmakta. Şah buradan eğilerek girsin, gururunu kırsın, Allah'tan başkasının huzurunda eğilmeme mesajı versin. ifadesini kullandı.Anadolu&#039;nun El-HamrasıAnadolu beyliklerinden Mengücekoğulları döneminde Hükümdar Süleyman Şah'ın oğlu Ahmed Şah tarafından 1228 yılında yaptırılan Divriği Ulu Camii 1280 metrekare, caminin bitişiğinde Behram Şah'ın kızı Melike Turan Melek'in aynı yıl yaptırdığı Darüşşifa da 768 metrekarelik alanda bulunuyor.İspanya'nın Granada kentindeki İslam mimarisinin en önemli eserleri arasında yer alan El Hamra Sarayı'na benzediği için Avrupalı bilim adamlarınca Anadolu'nun El Hamra'sı olarak görülen eser, mimari yapısı ile başta sanat tarihçileri olmak üzere mimar ve mühendisleri etkiliyor.Darüşşifa Taç Kapısı ile caminin Kuzey ve Batı Taç Kapıları ve Şah Mahfili Taç Kapısı'nın her biri birbirinden farklı eşsiz bezemeleri ile göz kamaştırıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANALİZ - Küresel güç rekabetinde “Üçüncü Yol”: Türkiye-ASEAN stratejik yakınlaşması</title>
      <link>https://www.canligaste.com/analiz-kuresel-guc-rekabetinde-ucuncu-yol-turkiye-asean-stratejik-yakinlasmasi/885647/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/analiz-kuresel-guc-rekabetinde-ucuncu-yol-turkiye-asean-stratejik-yakinlasmasi/885647/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:18:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — ASEAN içinde üye ülke statüsünün hemen ardından gelen ve daha önce sadece 11 devletin kabul edildiği bir konuma ulaşmak Ankara’nın Güneydoğu Asya’daki diplomatik varlığının tescili niteliğindedir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Bridge Turkey kurucu ortağı Mustafa Cem Koyuncu, Türkiye'nin ASEAN Diyalog Ortağı statüsünün ekonomik, diplomatik ve jeopolitik yansımalarını AA Analiz için kaleme aldı.***ABD ve Çin arasındaki küresel güç mücadelesinin ana sahalarından birisi haline gelen Hint-Pasifik, günümüzde giderek kritik hale gelen tedarik zincirlerinin ve ticaret koridorlarının kalbi konumundadır. Bu kritik hattın tam merkezinde yer alan Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN), Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana bölgesel mimarinin inşasında kilit bir mekanizma olarak öne çıkmıştır.ABD ve Çin rekabetinin son yıllarda derinleşmesi ve çok boyutlu hale gelmesi ASEAN için süreç içerisinde hem fırsatlar hem de tehditler yaratmıştır. Bir yandan Çin’in ve ABD’nin ekonomik projelerinden ve ikili ticaretinden yararlanmak isteyen öte yandan bölgenin güvenlikleştirilen ve askerileştirilen yapısından sakınmak arasında ince bir çizgide gidip gelen ASEAN, tarafsız duruşundan taviz vermeden kazancını maksimize etmek istemektedir. Bu bağlamda başta Endonezya olmak üzere bölge devletlerinin savunduğu “ASEAN Merkeziyetçiliği” doktrini, bölgedeki küresel çatışma risklerine karşı bir kalkan görevi görüyor. Bu açıdan ele aldığımızda ASEAN hem kendi üye devletlerine hem diğer bölge ülkelerine hem de bölge dışı devletlere 3. bir yol sunuyor. Bu alternatif yolu; Çin veya ABD’nin kendi çıkarlarını takip etmek yerine daha yapıcı, kazan-kazan politikasını merkeze alan ve bölgesel istikrarı savunan bir stratejik yöneliş olarak adlandırabiliriz. Bu politika aynı zamanda Türkiye’nin de kendi dış politikasında savunduğu değerler olduğundan Türkiye-ASEAN ilişkilerinde ciddi bir ivme yaratıyor.Diyalog Ortağı statüsüKısa bir süre önce ASEAN Dışişleri Bakanlarının Filipinler’in başkenti Manila’da aldığı kararla, Türkiye’yi ASEAN’ın Diyalog Ortağı olarak kabul etmesi bu artan ivmenin en güncel ve en güçlü vurgusu olmuştur. Türkiye’nin stratejik özerkliğini ve bağımsız çıkarlarını temel alan çok katmanlı aktif tarafsız dış politika vizyonunda ve bu kapsamda 2019 yılında başlatılan Yeniden Asya “Asia Anew” açılımı, Güneydoğu Asya ve onun birliği ASEAN’ı öncelikli bir eksen olarak vurgulamış ve son yıllarda öne çıkarmıştı. Diplomatik alanda atılan bu stratejik adım Türkiye’nin kültürel, dini ve coğrafi hafızasıyla birleşerek, ASEAN’ın kurumsal yapısı içinde ve tek tek üye devletler nezdinde ciddi karşılık bulmuştur. ASEAN içinde üye ülke statüsünün hemen ardından gelen ve daha önce sadece 11 devletin kabul edildiği bir konuma ulaşmak Ankara’nın Güneydoğu Asya’daki diplomatik varlığının tescili niteliğindedir. Bu sayede Ankara sadece teknik alanlarda ve alt komitelerde temas kurmayacak aynı zamanda ASEAN’ın en üst düzey karar alma organı olan ASEAN Zirveleri ve dışişleri bakanları toplantılarına kurumsal ve düzenli olarak katılım sağlayacaktır.Bu adım hem Türkiye’nin aktif tarafsızlık politikasının hem de ASEAN’ın merkeziyetçilik politikasının içinde bulunduğumuz kaotik ve kuralsızlık döneminde de pozitif sonuçlar üretebildiğini göstermiştir. Şüphesiz bu karar her iki tarafın dış politikasına yeni bir boyut ekleyerek jeopolitik dalgalara daha dirençli bir hale getirecektir. ASEAN üye ülkeleriyle son yıllarda artan diplomatik ilişkilerin yanında ekonomik ilişkilerin seyri de pozitif bir rotada ilerlemektedir. Bu ilerleyişin en görünür olduğu alanların başında savunma sanayi gelmektedir. Özellikle ASEAN ülkelerinin Çin ve ABD’nin baskısından kaçınmak için alternatif askeri teçhizatlara yönelmesinin ardından başlayan ASEAN-Türkiye savunma sanayi işbirlikleri daha da hızlanacaktır.Türk yapımı insansız savaş araçları, füze platformları, tanklar, deniz sistemleri ve mühimmatların savaş alanında kendini kanıtlamış yetenekleri ve hibrit tehditlere yönelik yeni nesil teknoloji üstünlüğü, birlik üyelerinin büyük güç rekabetinden kaçınırken kendi savunmalarını tahkim etmek için en iyi seçenek olarak görülüyor. Üstelik Türk firmaların sadece rekabetçi fiyat ve hızlı teslimatlarla nihai ürün sistemleri satmak yerine uzun vadeli endüstriyel ortaklıklar kurma eğilimi sergilemesi, üye devletlerin kendi savunma kapasitelerini inşa etme olanağı da sunuyor. Bununla birlikte, Türkiye’nin aktif ve tarafsız dış politikalarının bir sonucu olarak dünyadaki ekonomik yaptırım furyasından etkilenmemesi, ASEAN ülkeleri içinde “made in Türkiye” ürünlerini daha da ön plana çıkartacaktır. Bu kapsamda Türkiye-ASEAN ilişkilerinde açılacak bir sonraki faslın ekonomik başlık taşıyacağını öngörmek mümkün.Ortaklığının ekonomik ve jeopolitik boyutlarıTürkiye ve Malezya arasında 2015 yılında ve Türkiye-Singapur arasında 2017 yılında yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşması (STA) haricinde Türkiye’nin tüm ASEAN bloğunu kapsayan bütüncül bir Serbest Ticaret Anlaşması bulunmamaktadır. Her ne kadar Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “2010’da ASEAN’la kurumsal ilişkilerimizin temelini atmamızdan bu yana, ASEAN ülkeleriyle her alanda işbirliğimizi artırmış ve ticaret hacmimizi 6,5 milyar dolardan 16 milyar dolara çıkardık.” açıklaması yakalanan ivmenin en somut verileri olsa da dünyanın en büyük 5. ekonomik bloğu olan ve 700 milyona yaklaşan nüfusuyla ASEAN’ın Türkiye ile yapacağı kapsamlı bir ticaret anlaşması geleceğe yönelik daha büyük fırsatlar yaratacaktır.ASEAN, Türkiye’nin Avrupa, Orta Asya, Kafkasya, Orta Doğu ve Körfezdeki ekonomik ilişkileri ve diplomatik araçları üzerinden söz konusu bölgelerin pazarlarına daha kolay erişebilme imkânı yakalarken, Türkiye ise ASEAN’ın kurumsal yapısı içerisinde elde ettiği ticari anlaşmayla Asya pazarında daha etkin bir ticari partner olma şansını yakalayacaktır. Şüphesiz böyle bir anlaşmanın sağlayacağı gümrük vergisi avantajı hem ASEAN devletlerinin şirketlerini hem de Türk şirketlerini rekabetçi bir konuma taşıyarak günümüzün en kritik sorunlarından biri olan tedarik zinciri güvenliği açısından her iki tarafı da daha dirençli kılacaktır.Ekonomik ilişkilerin artacağı beklentisi ile birlikte ASEAN’ın kurumsal yapısı içinde bazı alanlarda Türkiye'nin, Güneydoğu Asya’da yapıcı ve çözüm üreten bir aktör olarak görüleceğini söylemek yanlış olmaz. ASEAN içinde Myanmar krizi gibi siyasi sorunların ve deniz yetki alanlarına ilişkin sınır anlaşmazlıklarının çözümünde Türkiye'nin oynayacağı rol, ASEAN'ın kronikleşen sorunlarına yönelik alternatif diplomatik çözümler geliştirilmesi açısından önemli katkılar sağlayacaktır. Zira Ankara dünyanın farklı bölgelerindeki en karmaşık krizlerde bile yapıcı diplomatik bir rol oynamış ve bu kapsamda kapasitesini defalarca kanıtlamıştır.Son olarak, göz ardı edilmemesi gereken husus bu katılımın zamanlamasıdır. Türkiye'nin kısa bir süre önce NATO Zirvesi'ne başarılı bir şekilde ev sahipliği yapmasının hemen ardından Asya'nın kalbinde bu önemli kararın alınması, hem zamanlama hem de dış politika derinliği açısından Ankara'nın küresel gelişmeleri okuma kapasitesini ve büyük devlet refleksini ortaya koymuştur. Bu gelişme aynı zamanda, Ankara'nın çift başlı kartal sembolünden ilham alan, Doğu ile Batı arasında eşit mesafeyi esas alan aktif tarafsızlık politikasını da teyit etmiştir. Her dönem gündeme gelen eksen kayması tartışmalarına Ankara, peş peşe gelen NATO ve ASEAN gelişmeleriyle yanıt vermiştir. Eski uluslararası düzenin çözülmeye, yenisinin ise şekillenmeye başladığı bu dönemde Türkiye, kendi stratejik eksenini belirlediğinin sinyalini bir kez daha ortaya koymuştur.[Mustafa Cem Koyuncu, Bridge Turkey kurucu ortağı ve doktora adayıdır.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Bridge Turkey kurucu ortağı Mustafa Cem Koyuncu, Türkiye'nin ASEAN Diyalog Ortağı statüsünün ekonomik, diplomatik ve jeopolitik yansımalarını AA Analiz için kaleme aldı.***ABD ve Çin arasındaki küresel güç mücadelesinin ana sahalarından birisi haline gelen Hint-Pasifik, günümüzde giderek kritik hale gelen tedarik zincirlerinin ve ticaret koridorlarının kalbi konumundadır. Bu kritik hattın tam merkezinde yer alan Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN), Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana bölgesel mimarinin inşasında kilit bir mekanizma olarak öne çıkmıştır.ABD ve Çin rekabetinin son yıllarda derinleşmesi ve çok boyutlu hale gelmesi ASEAN için süreç içerisinde hem fırsatlar hem de tehditler yaratmıştır. Bir yandan Çin’in ve ABD’nin ekonomik projelerinden ve ikili ticaretinden yararlanmak isteyen öte yandan bölgenin güvenlikleştirilen ve askerileştirilen yapısından sakınmak arasında ince bir çizgide gidip gelen ASEAN, tarafsız duruşundan taviz vermeden kazancını maksimize etmek istemektedir. Bu bağlamda başta Endonezya olmak üzere bölge devletlerinin savunduğu “ASEAN Merkeziyetçiliği” doktrini, bölgedeki küresel çatışma risklerine karşı bir kalkan görevi görüyor. Bu açıdan ele aldığımızda ASEAN hem kendi üye devletlerine hem diğer bölge ülkelerine hem de bölge dışı devletlere 3. bir yol sunuyor. Bu alternatif yolu; Çin veya ABD’nin kendi çıkarlarını takip etmek yerine daha yapıcı, kazan-kazan politikasını merkeze alan ve bölgesel istikrarı savunan bir stratejik yöneliş olarak adlandırabiliriz. Bu politika aynı zamanda Türkiye’nin de kendi dış politikasında savunduğu değerler olduğundan Türkiye-ASEAN ilişkilerinde ciddi bir ivme yaratıyor.Diyalog Ortağı statüsüKısa bir süre önce ASEAN Dışişleri Bakanlarının Filipinler’in başkenti Manila’da aldığı kararla, Türkiye’yi ASEAN’ın Diyalog Ortağı olarak kabul etmesi bu artan ivmenin en güncel ve en güçlü vurgusu olmuştur. Türkiye’nin stratejik özerkliğini ve bağımsız çıkarlarını temel alan çok katmanlı aktif tarafsız dış politika vizyonunda ve bu kapsamda 2019 yılında başlatılan Yeniden Asya “Asia Anew” açılımı, Güneydoğu Asya ve onun birliği ASEAN’ı öncelikli bir eksen olarak vurgulamış ve son yıllarda öne çıkarmıştı. Diplomatik alanda atılan bu stratejik adım Türkiye’nin kültürel, dini ve coğrafi hafızasıyla birleşerek, ASEAN’ın kurumsal yapısı içinde ve tek tek üye devletler nezdinde ciddi karşılık bulmuştur. ASEAN içinde üye ülke statüsünün hemen ardından gelen ve daha önce sadece 11 devletin kabul edildiği bir konuma ulaşmak Ankara’nın Güneydoğu Asya’daki diplomatik varlığının tescili niteliğindedir. Bu sayede Ankara sadece teknik alanlarda ve alt komitelerde temas kurmayacak aynı zamanda ASEAN’ın en üst düzey karar alma organı olan ASEAN Zirveleri ve dışişleri bakanları toplantılarına kurumsal ve düzenli olarak katılım sağlayacaktır.Bu adım hem Türkiye’nin aktif tarafsızlık politikasının hem de ASEAN’ın merkeziyetçilik politikasının içinde bulunduğumuz kaotik ve kuralsızlık döneminde de pozitif sonuçlar üretebildiğini göstermiştir. Şüphesiz bu karar her iki tarafın dış politikasına yeni bir boyut ekleyerek jeopolitik dalgalara daha dirençli bir hale getirecektir. ASEAN üye ülkeleriyle son yıllarda artan diplomatik ilişkilerin yanında ekonomik ilişkilerin seyri de pozitif bir rotada ilerlemektedir. Bu ilerleyişin en görünür olduğu alanların başında savunma sanayi gelmektedir. Özellikle ASEAN ülkelerinin Çin ve ABD’nin baskısından kaçınmak için alternatif askeri teçhizatlara yönelmesinin ardından başlayan ASEAN-Türkiye savunma sanayi işbirlikleri daha da hızlanacaktır.Türk yapımı insansız savaş araçları, füze platformları, tanklar, deniz sistemleri ve mühimmatların savaş alanında kendini kanıtlamış yetenekleri ve hibrit tehditlere yönelik yeni nesil teknoloji üstünlüğü, birlik üyelerinin büyük güç rekabetinden kaçınırken kendi savunmalarını tahkim etmek için en iyi seçenek olarak görülüyor. Üstelik Türk firmaların sadece rekabetçi fiyat ve hızlı teslimatlarla nihai ürün sistemleri satmak yerine uzun vadeli endüstriyel ortaklıklar kurma eğilimi sergilemesi, üye devletlerin kendi savunma kapasitelerini inşa etme olanağı da sunuyor. Bununla birlikte, Türkiye’nin aktif ve tarafsız dış politikalarının bir sonucu olarak dünyadaki ekonomik yaptırım furyasından etkilenmemesi, ASEAN ülkeleri içinde “made in Türkiye” ürünlerini daha da ön plana çıkartacaktır. Bu kapsamda Türkiye-ASEAN ilişkilerinde açılacak bir sonraki faslın ekonomik başlık taşıyacağını öngörmek mümkün.Ortaklığının ekonomik ve jeopolitik boyutlarıTürkiye ve Malezya arasında 2015 yılında ve Türkiye-Singapur arasında 2017 yılında yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşması (STA) haricinde Türkiye’nin tüm ASEAN bloğunu kapsayan bütüncül bir Serbest Ticaret Anlaşması bulunmamaktadır. Her ne kadar Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “2010’da ASEAN’la kurumsal ilişkilerimizin temelini atmamızdan bu yana, ASEAN ülkeleriyle her alanda işbirliğimizi artırmış ve ticaret hacmimizi 6,5 milyar dolardan 16 milyar dolara çıkardık.” açıklaması yakalanan ivmenin en somut verileri olsa da dünyanın en büyük 5. ekonomik bloğu olan ve 700 milyona yaklaşan nüfusuyla ASEAN’ın Türkiye ile yapacağı kapsamlı bir ticaret anlaşması geleceğe yönelik daha büyük fırsatlar yaratacaktır.ASEAN, Türkiye’nin Avrupa, Orta Asya, Kafkasya, Orta Doğu ve Körfezdeki ekonomik ilişkileri ve diplomatik araçları üzerinden söz konusu bölgelerin pazarlarına daha kolay erişebilme imkânı yakalarken, Türkiye ise ASEAN’ın kurumsal yapısı içerisinde elde ettiği ticari anlaşmayla Asya pazarında daha etkin bir ticari partner olma şansını yakalayacaktır. Şüphesiz böyle bir anlaşmanın sağlayacağı gümrük vergisi avantajı hem ASEAN devletlerinin şirketlerini hem de Türk şirketlerini rekabetçi bir konuma taşıyarak günümüzün en kritik sorunlarından biri olan tedarik zinciri güvenliği açısından her iki tarafı da daha dirençli kılacaktır.Ekonomik ilişkilerin artacağı beklentisi ile birlikte ASEAN’ın kurumsal yapısı içinde bazı alanlarda Türkiye'nin, Güneydoğu Asya’da yapıcı ve çözüm üreten bir aktör olarak görüleceğini söylemek yanlış olmaz. ASEAN içinde Myanmar krizi gibi siyasi sorunların ve deniz yetki alanlarına ilişkin sınır anlaşmazlıklarının çözümünde Türkiye'nin oynayacağı rol, ASEAN'ın kronikleşen sorunlarına yönelik alternatif diplomatik çözümler geliştirilmesi açısından önemli katkılar sağlayacaktır. Zira Ankara dünyanın farklı bölgelerindeki en karmaşık krizlerde bile yapıcı diplomatik bir rol oynamış ve bu kapsamda kapasitesini defalarca kanıtlamıştır.Son olarak, göz ardı edilmemesi gereken husus bu katılımın zamanlamasıdır. Türkiye'nin kısa bir süre önce NATO Zirvesi'ne başarılı bir şekilde ev sahipliği yapmasının hemen ardından Asya'nın kalbinde bu önemli kararın alınması, hem zamanlama hem de dış politika derinliği açısından Ankara'nın küresel gelişmeleri okuma kapasitesini ve büyük devlet refleksini ortaya koymuştur. Bu gelişme aynı zamanda, Ankara'nın çift başlı kartal sembolünden ilham alan, Doğu ile Batı arasında eşit mesafeyi esas alan aktif tarafsızlık politikasını da teyit etmiştir. Her dönem gündeme gelen eksen kayması tartışmalarına Ankara, peş peşe gelen NATO ve ASEAN gelişmeleriyle yanıt vermiştir. Eski uluslararası düzenin çözülmeye, yenisinin ise şekillenmeye başladığı bu dönemde Türkiye, kendi stratejik eksenini belirlediğinin sinyalini bir kez daha ortaya koymuştur.[Mustafa Cem Koyuncu, Bridge Turkey kurucu ortağı ve doktora adayıdır.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye 5 kıtada 85 ülkeye yardım ulaştırdı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-5-kitada-85-ulkeye-yardim-ulastirdi/885646/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-5-kitada-85-ulkeye-yardim-ulastirdi/885646/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:09:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — AFAD koordinasyonunda uluslararası insani yardım faaliyetleriyle bugüne kadar 85 ülkeye gıda, barınma, sağlık ve temel yaşam malzemelerinin yanı sıra nakdi yardım, lojistik destek ve arama kurtarma ekipmanları gönderildi - Gazze'ye 14 uçak ve 21 gemi ile 109 bin 332 ton insani yardım malzemesi ulaştırıldı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — CEM DAĞISTANLI - Türkiye, İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda yürüttüğü uluslararası insani yardım faaliyetleriyle bugüne kadar 5 kıtada 85 ülke ve topluluğa yardım ulaştırdı.AFAD, yalnızca yurt içinde değil, afet diplomasisi kapsamında dünyanın farklı bölgelerinde de arama kurtarma ve insani yardım faaliyetlerini sürdürüyor.Türkiye, AFAD koordinasyonunda bugüne kadar 5 kıtada 85 ülke ve topluluğa, gıda, barınma, sağlık ve temel yaşam malzemelerinin yanı sıra nakdi yardım, lojistik destek ve arama kurtarma ekipmanları gönderdi.AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Türkiye'nin uluslararası insani yardım çalışmalarında en büyük operasyonlardan biri Gazze için gerçekleştirildi.İsrail saldırılarından etkilenen bölgeye AFAD koordinasyonunda 14 uçak ve 21 gemiyle toplam 109 bin 332 ton insani yardım malzemesi ulaştırıldı.Yardımlar kapsamında AFAD tarafından 7 milyon dolar, Türk Kızılay tarafından ise 500 bin dolar olmak üzere toplam 7,5 milyon dolar bağış yapıldı.25 İyilik TreniAfganistan'a yönelik insani yardım faaliyetleri kapsamında ise 25 İyilik Treni seferiyle 11 bin 739 ton insani yardım malzemesi gönderildi. Ülkeye ayrıca 6 uçak seferi düzenlendi.Sudan'a 6 gemiyle 10 bin 206 ton insani yardım malzemesi ve 30 bin çadırla yardım eli uzatıldı. Pakistan'a 9 bin 79 ton, Somali'ye 3 bin ton, Lübnan'a ise 730 ton insani yardım malzemesi sevk edildi.Bangladeş'e 64 bin 992 insani yardım paketi, Bosna Hersek'e 60 konteyner evin yanı sıra yakacak, hijyen malzemesi, jeneratör ve temel yaşam malzemeleri ulaştırıldı.Suriye'ye bugüne kadar 13 bin 938 insani yardım tırı sevk edildi. Zambiya'ya 25 bin dolar değerinde yardım malzemesi ve 600 gıda paketi, Kongo'ya 54 bin 70 dolar, Burundi'ye ise 60 bin dolar değerinde yardım desteği sağlandı.Türkiye'nin son uluslararası insani yardım operasyonlarından biri de Venezuela için gerçekleştirildi. Haziran ayında meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki depremlerin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatları doğrultusunda AFAD koordinasyonunda bölgeye 2 askeri kargo uçağıyla yardım malzemesi gönderildi.Sevkiyat kapsamında AFAD tarafından temin edilen 275 çadır ile Sağlık Bakanlığınca sağlanan 7 ton tıbbi malzemenin de yer aldığı toplam 30 ton insani yardım malzemesi Venezuela'ya ulaştırıldı.İspanya'da sel felaketinin ardından yürütülen destek çalışmaları kapsamında ise 250 adet 1100 litre kapasiteli plastik atık konteyneri ile 2 yol temizleme aracıyla yardım sağlandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — CEM DAĞISTANLI - Türkiye, İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda yürüttüğü uluslararası insani yardım faaliyetleriyle bugüne kadar 5 kıtada 85 ülke ve topluluğa yardım ulaştırdı.AFAD, yalnızca yurt içinde değil, afet diplomasisi kapsamında dünyanın farklı bölgelerinde de arama kurtarma ve insani yardım faaliyetlerini sürdürüyor.Türkiye, AFAD koordinasyonunda bugüne kadar 5 kıtada 85 ülke ve topluluğa, gıda, barınma, sağlık ve temel yaşam malzemelerinin yanı sıra nakdi yardım, lojistik destek ve arama kurtarma ekipmanları gönderdi.AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Türkiye'nin uluslararası insani yardım çalışmalarında en büyük operasyonlardan biri Gazze için gerçekleştirildi.İsrail saldırılarından etkilenen bölgeye AFAD koordinasyonunda 14 uçak ve 21 gemiyle toplam 109 bin 332 ton insani yardım malzemesi ulaştırıldı.Yardımlar kapsamında AFAD tarafından 7 milyon dolar, Türk Kızılay tarafından ise 500 bin dolar olmak üzere toplam 7,5 milyon dolar bağış yapıldı.25 İyilik TreniAfganistan'a yönelik insani yardım faaliyetleri kapsamında ise 25 İyilik Treni seferiyle 11 bin 739 ton insani yardım malzemesi gönderildi. Ülkeye ayrıca 6 uçak seferi düzenlendi.Sudan'a 6 gemiyle 10 bin 206 ton insani yardım malzemesi ve 30 bin çadırla yardım eli uzatıldı. Pakistan'a 9 bin 79 ton, Somali'ye 3 bin ton, Lübnan'a ise 730 ton insani yardım malzemesi sevk edildi.Bangladeş'e 64 bin 992 insani yardım paketi, Bosna Hersek'e 60 konteyner evin yanı sıra yakacak, hijyen malzemesi, jeneratör ve temel yaşam malzemeleri ulaştırıldı.Suriye'ye bugüne kadar 13 bin 938 insani yardım tırı sevk edildi. Zambiya'ya 25 bin dolar değerinde yardım malzemesi ve 600 gıda paketi, Kongo'ya 54 bin 70 dolar, Burundi'ye ise 60 bin dolar değerinde yardım desteği sağlandı.Türkiye'nin son uluslararası insani yardım operasyonlarından biri de Venezuela için gerçekleştirildi. Haziran ayında meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki depremlerin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatları doğrultusunda AFAD koordinasyonunda bölgeye 2 askeri kargo uçağıyla yardım malzemesi gönderildi.Sevkiyat kapsamında AFAD tarafından temin edilen 275 çadır ile Sağlık Bakanlığınca sağlanan 7 ton tıbbi malzemenin de yer aldığı toplam 30 ton insani yardım malzemesi Venezuela'ya ulaştırıldı.İspanya'da sel felaketinin ardından yürütülen destek çalışmaları kapsamında ise 250 adet 1100 litre kapasiteli plastik atık konteyneri ile 2 yol temizleme aracıyla yardım sağlandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/turkiye-5-kitada-85-ulkeye-yardim-ulastirdi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Küresel merkez bankaları peş peşe faiz kararlarını açıklayacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kuresel-merkez-bankalari-pes-pese-faiz-kararlarini-aciklayacak/885645/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kuresel-merkez-bankalari-pes-pese-faiz-kararlarini-aciklayacak/885645/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:09:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — Orta Doğu'da yeniden yükselen gerilim nedeniyle geçen hafta petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerine çıkması, küresel enflasyon görünümüne ilişkin riskleri artırarak merkez bankalarının para politikalarında hareket alanını daralttı - Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Fed'in politika faizini bu ayki toplantıda yüzde 66 ihtimalle sabit bırakacağı öngörülürken bankanın yıl sonuna kadar en az bir faiz artırımına gidebileceğine yönelik beklentiler gücünü koruyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : ALİ CANBERK ÖZBUĞUTU - Orta Doğu'da devam eden jeopolitik gerilimler küresel enflasyon ve büyüme görünümünü olumsuz etkilerken küresel merkez bankalarının bu hafta alacağı para politikası kararları yatırımcıların odağına yerleşti.ABD ile İran arasındaki gerilimin​​​​​​​ enerji fiyatları üzerinden enflasyonist baskıları artırabileceğine yönelik endişeler ile ABD yönetiminin uygulamaya aldığı tarifelerin fiyat artışlarını hızlandırabileceğine ilişkin soru işaretleri, küresel merkez bankalarının bu hafta vereceği mesajların önemini artırıyor.Orta Doğu'da yeniden yükselen gerilim nedeniyle geçen hafta petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerine çıkması, küresel enflasyon görünümüne ilişkin riskleri artırarak merkez bankalarının para politikalarında hareket alanını daralttı. Enerji maliyetlerindeki artışın enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabileceği değerlendirilirken para otoritelerinin fiyat istikrarını önceleyen söylemlerini koruması bekleniyor.Özellikle enflasyon görünümü, enerji fiyatlarının para politikasına etkisi ve faiz patikasına ilişkin verilecek sinyallerin küresel varlık fiyatları üzerinde belirleyici olması bekleniyor.Bu çerçevede yatırımcıların odağı, bu hafta açıklanacak ABD Merkez Bankasının (Fed), Japonya Merkez Bankasının (BoJ) ve İngiltere Merkez Bankasının (BoE) para politikası kararlarına çevrildi. Karar metinleri ile merkez bankası yetkililerinin yapacağı açıklamaların, yılın geri kalanına ilişkin faiz patikasına yönelik beklentileri şekillendirmesi bekleniyor.Fed&#039;in mesajları küresel piyasaların yönü açısından kritik olacakKüresel finans mimarisinde belirleyici konumda bulunan Fed'in çarşamba günü alacağı para politikası kararı, piyasaların en önemli gündem maddesi olarak öne çıkıyor.Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Fed'in politika faizini bu toplantıda yüzde 66 ihtimalle sabit bırakacağı öngörülürken bankanın yıl sonuna kadar en az bir faiz artırımına gidebileceğine yönelik beklentiler gücünü koruyor. Petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon görünümüne yönelik riskleri artırması da bu beklentileri destekleyen unsurlar arasında yer alıyor.Kararın ardından Fed Başkanı Kevin Warsh'un yapacağı sözlü yönlendirmeler ise piyasalar açısından büyük önem taşıyor. Yatırımcılar, Warsh'un yönlendirmelerinde bankanın eylül, ekim ve aralık toplantılarındaki olası adımlarına ilişkin ipuçları arayacak.Warsh, Fed Başkanı olarak kameraların karşısına geçtiği ilk toplantısında önemli açıklamalarda bulunmuştu.Warsh, ileriye dönük yönlendirme yapmaktan kaçınırken basın toplantısında birçok kez fiyat istikrarı ifadesini kullanmıştı. Ayrıca Warsh, Fiyat istikrarı hedefimizi gerçekleştirme kapasitesine ve kararlılığına sahibiz, tam olarak yapacağımız şey de budur. değerlendirmesinde bulunmuştu.Avrupa&#039;da ECB&#039;nin ardından gözler BoE'deBu gelişmeler, Avrupa tarafında para politikalarının şekillenmesini etkiledi. Geçen hafta Avrupa Merkez Bankası (ECB), 3 temel politika faizini piyasa beklentileri doğrultusunda sabit bıraktı. Karar sonrasında ECB Başkanı Christine Lagarde, Orta Doğu'daki savaş nedeniyle yaşanan enerji şokunun enflasyona ilişkin tam etkilerinin henüz ortaya çıkmadığını söyledi.Lagarde, belirli bir faiz patikasına önceden bağlı olmadıklarını dile getirerek, Faiz kararlarımız gelecek ekonomik ve finansal veriler ışığında enflasyon görünümüne ve bu görünüm etrafındaki risklere, temel enflasyon dinamiklerine ve para politikasının ekonomiye aktarım gücüne ilişkin değerlendirmelerimize dayanacak. diye konuştu.ECB'nin geçen hafta aldığı faiz kararının ardından gözler, perşembe günü para politikası kararını açıklayacak BoE'ye çevrildi.Para piyasalarındaki fiyatlamalarda BoE'nin bu toplantıda politika faizini sabit bırakmasına kesin gözüyle bakılırken piyasa beklentileri yıl sonuna kadar bankanın bir faiz artırımına gideceğine işaret ediyor.Öte yandan İngiltere'de yeni Başbakan Andy Burnham göreve başladı. Burnham, ülke ekonomisini devletin rolünü güçlendirecek yeni bir modelle büyütme hedefini gözetiyor. Yeni Başbakan, ekonomik karar alma gücünün bölgelere yayılması, ülkenin yeniden sanayileştirilmesi ve kamu politikalarının yerli üretimi destekleyecek şekilde kullanılmasını amaçlıyor.Asya&#039;da gözler BoJ'un kararındaOrta Doğu'daki gelişmelerin dolaylı etkileri Asya ekonomilerinde de hissedilirken Japonya'da enflasyonist baskıların sürmesi ülkede faiz patikasına yönelik beklentilerin şahin kanatta kalmasına neden oluyor.Japonya'da yıllık enflasyon haziranda yüzde 1,7'ye yükselerek son 6 ayın en yüksek seviyesini gördü. Ülkede hızlanan çekirdek enflasyon da enerji maliyetlerinin ekonominin geneline yansımaya devam ettiğini gösterdi.Haziran toplantısında politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 1'e yükselterek 31 yılın en yüksek seviyesine çıkaran BoJ'un cuma günkü toplantısında temkinli duruş sergilemesi bekleniyor. Para piyasalarında, BoJ'un yıl sonuna kadar bir kez faiz artışı yapabileceği fiyatlanıyor.Öte yandan dolar, yen karşısında 40 yılın en yüksek seviyelerinde seyrederken yendeki bu değer kaybı Japon ekonomi yönetiminin karar almasını zorlaştırıyor.Geçen hafta 164'e yaklaşarak 40 yılın en yüksek seviyelerinde işlem görmeye devam eden dolar/yen paritesi, Japon ekonomi yönetiminin kura müdahale etme ihtimalini masada tutuyor.Bu gelişmelerle küresel merkez bankalarının bu hafta atacağı adımlar piyasalarda dikkatle izlenecek. Analistler, karar metinleri ve merkez bankası başkanlarının açıklamalarında kullanılacak tonlamanın piyasaların yönü üzerinde etkili olacağını belirtiyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : ALİ CANBERK ÖZBUĞUTU - Orta Doğu'da devam eden jeopolitik gerilimler küresel enflasyon ve büyüme görünümünü olumsuz etkilerken küresel merkez bankalarının bu hafta alacağı para politikası kararları yatırımcıların odağına yerleşti.ABD ile İran arasındaki gerilimin​​​​​​​ enerji fiyatları üzerinden enflasyonist baskıları artırabileceğine yönelik endişeler ile ABD yönetiminin uygulamaya aldığı tarifelerin fiyat artışlarını hızlandırabileceğine ilişkin soru işaretleri, küresel merkez bankalarının bu hafta vereceği mesajların önemini artırıyor.Orta Doğu'da yeniden yükselen gerilim nedeniyle geçen hafta petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerine çıkması, küresel enflasyon görünümüne ilişkin riskleri artırarak merkez bankalarının para politikalarında hareket alanını daralttı. Enerji maliyetlerindeki artışın enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabileceği değerlendirilirken para otoritelerinin fiyat istikrarını önceleyen söylemlerini koruması bekleniyor.Özellikle enflasyon görünümü, enerji fiyatlarının para politikasına etkisi ve faiz patikasına ilişkin verilecek sinyallerin küresel varlık fiyatları üzerinde belirleyici olması bekleniyor.Bu çerçevede yatırımcıların odağı, bu hafta açıklanacak ABD Merkez Bankasının (Fed), Japonya Merkez Bankasının (BoJ) ve İngiltere Merkez Bankasının (BoE) para politikası kararlarına çevrildi. Karar metinleri ile merkez bankası yetkililerinin yapacağı açıklamaların, yılın geri kalanına ilişkin faiz patikasına yönelik beklentileri şekillendirmesi bekleniyor.Fed&#039;in mesajları küresel piyasaların yönü açısından kritik olacakKüresel finans mimarisinde belirleyici konumda bulunan Fed'in çarşamba günü alacağı para politikası kararı, piyasaların en önemli gündem maddesi olarak öne çıkıyor.Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Fed'in politika faizini bu toplantıda yüzde 66 ihtimalle sabit bırakacağı öngörülürken bankanın yıl sonuna kadar en az bir faiz artırımına gidebileceğine yönelik beklentiler gücünü koruyor. Petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon görünümüne yönelik riskleri artırması da bu beklentileri destekleyen unsurlar arasında yer alıyor.Kararın ardından Fed Başkanı Kevin Warsh'un yapacağı sözlü yönlendirmeler ise piyasalar açısından büyük önem taşıyor. Yatırımcılar, Warsh'un yönlendirmelerinde bankanın eylül, ekim ve aralık toplantılarındaki olası adımlarına ilişkin ipuçları arayacak.Warsh, Fed Başkanı olarak kameraların karşısına geçtiği ilk toplantısında önemli açıklamalarda bulunmuştu.Warsh, ileriye dönük yönlendirme yapmaktan kaçınırken basın toplantısında birçok kez fiyat istikrarı ifadesini kullanmıştı. Ayrıca Warsh, Fiyat istikrarı hedefimizi gerçekleştirme kapasitesine ve kararlılığına sahibiz, tam olarak yapacağımız şey de budur. değerlendirmesinde bulunmuştu.Avrupa&#039;da ECB&#039;nin ardından gözler BoE'deBu gelişmeler, Avrupa tarafında para politikalarının şekillenmesini etkiledi. Geçen hafta Avrupa Merkez Bankası (ECB), 3 temel politika faizini piyasa beklentileri doğrultusunda sabit bıraktı. Karar sonrasında ECB Başkanı Christine Lagarde, Orta Doğu'daki savaş nedeniyle yaşanan enerji şokunun enflasyona ilişkin tam etkilerinin henüz ortaya çıkmadığını söyledi.Lagarde, belirli bir faiz patikasına önceden bağlı olmadıklarını dile getirerek, Faiz kararlarımız gelecek ekonomik ve finansal veriler ışığında enflasyon görünümüne ve bu görünüm etrafındaki risklere, temel enflasyon dinamiklerine ve para politikasının ekonomiye aktarım gücüne ilişkin değerlendirmelerimize dayanacak. diye konuştu.ECB'nin geçen hafta aldığı faiz kararının ardından gözler, perşembe günü para politikası kararını açıklayacak BoE'ye çevrildi.Para piyasalarındaki fiyatlamalarda BoE'nin bu toplantıda politika faizini sabit bırakmasına kesin gözüyle bakılırken piyasa beklentileri yıl sonuna kadar bankanın bir faiz artırımına gideceğine işaret ediyor.Öte yandan İngiltere'de yeni Başbakan Andy Burnham göreve başladı. Burnham, ülke ekonomisini devletin rolünü güçlendirecek yeni bir modelle büyütme hedefini gözetiyor. Yeni Başbakan, ekonomik karar alma gücünün bölgelere yayılması, ülkenin yeniden sanayileştirilmesi ve kamu politikalarının yerli üretimi destekleyecek şekilde kullanılmasını amaçlıyor.Asya&#039;da gözler BoJ'un kararındaOrta Doğu'daki gelişmelerin dolaylı etkileri Asya ekonomilerinde de hissedilirken Japonya'da enflasyonist baskıların sürmesi ülkede faiz patikasına yönelik beklentilerin şahin kanatta kalmasına neden oluyor.Japonya'da yıllık enflasyon haziranda yüzde 1,7'ye yükselerek son 6 ayın en yüksek seviyesini gördü. Ülkede hızlanan çekirdek enflasyon da enerji maliyetlerinin ekonominin geneline yansımaya devam ettiğini gösterdi.Haziran toplantısında politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 1'e yükselterek 31 yılın en yüksek seviyesine çıkaran BoJ'un cuma günkü toplantısında temkinli duruş sergilemesi bekleniyor. Para piyasalarında, BoJ'un yıl sonuna kadar bir kez faiz artışı yapabileceği fiyatlanıyor.Öte yandan dolar, yen karşısında 40 yılın en yüksek seviyelerinde seyrederken yendeki bu değer kaybı Japon ekonomi yönetiminin karar almasını zorlaştırıyor.Geçen hafta 164'e yaklaşarak 40 yılın en yüksek seviyelerinde işlem görmeye devam eden dolar/yen paritesi, Japon ekonomi yönetiminin kura müdahale etme ihtimalini masada tutuyor.Bu gelişmelerle küresel merkez bankalarının bu hafta atacağı adımlar piyasalarda dikkatle izlenecek. Analistler, karar metinleri ve merkez bankası başkanlarının açıklamalarında kullanılacak tonlamanın piyasaların yönü üzerinde etkili olacağını belirtiyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/kuresel-merkez-bankalari-pes-pese-faiz-kararlarini-aciklayacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>UCM Başsavcısı'nın görevden alınması, İsrailli yetkililere yönelik soruşturmayı durdurmayacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ucm-bassavcisi-nin-gorevden-alinmasi-israilli-yetkililere-yonelik-sorusturmayi-durdurmayacak/885644/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ucm-bassavcisi-nin-gorevden-alinmasi-israilli-yetkililere-yonelik-sorusturmayi-durdurmayacak/885644/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya — İngiltere Sussex Üniversitesi emekli Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Profesörü Martin Shaw: - Filistin soruşturmasını ve Gazze suçlamalarını geriletmek isteyen dahili ve harici unsurlar, Han'ın gönderilmesi kararıyla daha da güçlendi - Kanada York Üniversitesi Osgoode Hall Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Heidi Matthews: - Görevden alma kararı, Mahkemenin çalışmalarını itibarsızlaştırmaya ve aksatmaya yönelik eşi görülmemiş siyasi çabalardan ayrı düşünülemez]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri — SELMAN AKSÜNGER - Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han'ın görevden alınmasının İsrailli yetkililere yönelik soruşturmayı durdurmayacağı belirtildi.Uzmanlar, UCM Başsavcısı Han'ın görevden alınması kararını, Mahkemenin bağımsızlığını tehlikeye atan siyasi bir adım olarak değerlendiriyor.İngiltere Sussex Üniversitesi emekli Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Profesörü Martin Shaw ile Kanada York Üniversitesi Osgoode Hall Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Heidi Matthews, AA muhabirine yaptıkları değerlendirmede, ABD ve İsrail'in Mahkemeye yönelik baskılarının bu sürecin arka planında göz önünde bulundurulması gerektiğini, Han'ın görevden alınmasının başta Filistin soruşturması olmak üzere devam eden davaları zayıflatmak için bir zemin oluşturabileceği uyarısında bulundu.Taraf Devletler Meclisinin (ASP) 24 Temmuz'da New York'ta düzenlenen özel oturumunda 125 üye ülkeden 82'sinin oyuyla Han görevden alınırken, Başsavcı'nın avukatları kararın usul yönünden adil olmadığını, müvekkillerinin kendilerini savunma fırsatı bulamadan görevden alındığını belirtiyor.Prof. Martin Shaw, yaklaşık 25 yıldır faaliyette olan UCM'nin daha önce ağırlıklı olarak Afrikalı liderleri yargıladığını ve bu nedenle eleştirildiğini, son üç yılda Kerim Han döneminde tablonun değiştiğini söyledi.Han'ın Gazze'deki soykırımın başlamasıyla İsrail ve Hamas'a yönelik soruşturmayı ilerlettiğini, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun yanı sıra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında da tutuklama kararı çıkarttığını hatırlatan Shaw, Mahkeme, son yıllarda Batılı devletler de dahil olmak üzere güçlü aktörlerin işlediği uluslararası suçları ciddiye alan bir kurum olarak çalışmaya başlamıştı. dedi.Shaw, ASP'nin görevden alma gerekçesi olarak Han'ın kişisel davranışını gösterdiğini ancak Mahkemenin kendi görevlendirdiği yargıç panelinin Han'ı ciddi bir suistimalden mahkum edecek bulguya ulaşamadığını vurguladı.Bunun siyasi bir karar olduğunu dile getiren Shaw, Kerim Han'ın avukatları dün bunun siyasetin bir yansıması olduğunu söyledi. Bence de bu, güçlü devletlerin siyasetinden başka bir şey değil. ifadelerini kullandı.İsrail ve ABD, Mahkemeyi çökertmeye çalışıyorABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun geçen hafta Mahkemeye yönelik kampanyayı yeniden başlattığına işaret eden Shaw, İsrail ve ABD, Mahkemeyi çökertmeye çalışıyor. Bunu, bu krizin bir parçası olarak görmemek mümkün değil. diye konuştu.Görevden alma kararının resmi olarak devam eden soruşturmayı ve suçlamaları değiştirmediğini aktaran Shaw, asıl endişesinin Mahkemenin bundan sonraki tutumu olduğunu kaydetti.Yeni başsavcının, güçlü devletleri rahatsız edecek adımlar atması halinde kendisinin de görevden alınabileceğinin farkında olacağını dile getiren Shaw, Filistin soruşturmasını ve Gazze suçlamalarını geriletmek isteyen dahili ve harici unsurlar, Han'ın gönderilmesi kararıyla daha da güçlendi. değerlendirmesini yaptı.24 yıllık tarihin en ciddi kurumsal kriziDr. Heidi Matthews, Han'ın görevden alınmasının UCM'nin 24 yıllık tarihindeki en ciddi kurumsal kriz olduğunu vurgulayarak, Han hakkında şikayette bulunan kişinin iddialarıyla bu iddiaları değerlendirme sürecinin ve Mahkemeye yönelik siyasi saldırıların birbirinden ayrı ele alınması gerektiğinin altını çizdi.Han hakkındaki iddiaları ele alan ve bağımsız yargıçlardan oluşan panelin Han'ın görevini suistimal ettiğine ilişkin makul şüphenin ötesinde delil ve suçun oluştuğunu tespit etmesi için yeterli hukuki temel bulunmadığını, buna rağmen Taraf Devletler Meclisinin ihtilafları yok etmek için soruşturmayı detaylandırmak yerine doğrudan görevden alma oylamasına gittiğini anlatan Matthews, kararın Trump yönetiminin mahkemeye yönelik topyekün saldırısı bağlamında alındığını söyledi.Rubio'nun UCM'ye yönelik alınan kararların hükümetin tamamını kapsayan bir kampanya olarak tanımladığını aktaran Matthews, Görevden alma kararı, Mahkemenin çalışmalarını itibarsızlaştırmaya ve aksatmaya yönelik eşi görülmemiş siyasi çabalardan ayrı düşünülemez. dedi.Filistin soruşturması, Mahkemenin meşruiyet turnusoluNetanyahu ve eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkındaki tutuklama kararlarının halen yürürlükte olduğunu belirten Matthews, yeni başsavcının kim olacağının ve bu sürecin de siyasi baskı altında yürütüleceğinin bilinmediğine işaret etti.Geçen ay Darfur davasında sanık Abdullah Banda hakkındaki suçlamaların, başsavcının delillerin yetersizliğini öne sürmesi üzerine yargıçlarca geri çekilmesine izin verildiğini anımsatan Matthews, benzer bir gerekçenin Netanyahu ve Gallant davalarında da öne sürülebileceği uyarısında bulundu.Filistin'deki durumun uluslararası ceza hukuku camiasında, Mahkemenin meşruiyetinin bir turnusol testi olarak görüldüğünü dile getiren Matthews, aynı soruşturma kapsamında Hamas liderleri hakkında da üç tutuklama kararı çıkarıldığını ancak bu kişilerin İsrail tarafından öldürülmesi nedeniyle davaların ilerlemediğini kaydetti.Matthews, Yeni başsavcı bu soruşturmayı terk ederse, Mahkemenin Batılı devletler ya da müttefikleri tarafından işlenen suçlara ciddi şekilde eğilme kapasitesi açısından kritik bir dönüm noktasında olacağız. değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri — SELMAN AKSÜNGER - Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han'ın görevden alınmasının İsrailli yetkililere yönelik soruşturmayı durdurmayacağı belirtildi.Uzmanlar, UCM Başsavcısı Han'ın görevden alınması kararını, Mahkemenin bağımsızlığını tehlikeye atan siyasi bir adım olarak değerlendiriyor.İngiltere Sussex Üniversitesi emekli Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Profesörü Martin Shaw ile Kanada York Üniversitesi Osgoode Hall Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Heidi Matthews, AA muhabirine yaptıkları değerlendirmede, ABD ve İsrail'in Mahkemeye yönelik baskılarının bu sürecin arka planında göz önünde bulundurulması gerektiğini, Han'ın görevden alınmasının başta Filistin soruşturması olmak üzere devam eden davaları zayıflatmak için bir zemin oluşturabileceği uyarısında bulundu.Taraf Devletler Meclisinin (ASP) 24 Temmuz'da New York'ta düzenlenen özel oturumunda 125 üye ülkeden 82'sinin oyuyla Han görevden alınırken, Başsavcı'nın avukatları kararın usul yönünden adil olmadığını, müvekkillerinin kendilerini savunma fırsatı bulamadan görevden alındığını belirtiyor.Prof. Martin Shaw, yaklaşık 25 yıldır faaliyette olan UCM'nin daha önce ağırlıklı olarak Afrikalı liderleri yargıladığını ve bu nedenle eleştirildiğini, son üç yılda Kerim Han döneminde tablonun değiştiğini söyledi.Han'ın Gazze'deki soykırımın başlamasıyla İsrail ve Hamas'a yönelik soruşturmayı ilerlettiğini, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun yanı sıra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında da tutuklama kararı çıkarttığını hatırlatan Shaw, Mahkeme, son yıllarda Batılı devletler de dahil olmak üzere güçlü aktörlerin işlediği uluslararası suçları ciddiye alan bir kurum olarak çalışmaya başlamıştı. dedi.Shaw, ASP'nin görevden alma gerekçesi olarak Han'ın kişisel davranışını gösterdiğini ancak Mahkemenin kendi görevlendirdiği yargıç panelinin Han'ı ciddi bir suistimalden mahkum edecek bulguya ulaşamadığını vurguladı.Bunun siyasi bir karar olduğunu dile getiren Shaw, Kerim Han'ın avukatları dün bunun siyasetin bir yansıması olduğunu söyledi. Bence de bu, güçlü devletlerin siyasetinden başka bir şey değil. ifadelerini kullandı.İsrail ve ABD, Mahkemeyi çökertmeye çalışıyorABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun geçen hafta Mahkemeye yönelik kampanyayı yeniden başlattığına işaret eden Shaw, İsrail ve ABD, Mahkemeyi çökertmeye çalışıyor. Bunu, bu krizin bir parçası olarak görmemek mümkün değil. diye konuştu.Görevden alma kararının resmi olarak devam eden soruşturmayı ve suçlamaları değiştirmediğini aktaran Shaw, asıl endişesinin Mahkemenin bundan sonraki tutumu olduğunu kaydetti.Yeni başsavcının, güçlü devletleri rahatsız edecek adımlar atması halinde kendisinin de görevden alınabileceğinin farkında olacağını dile getiren Shaw, Filistin soruşturmasını ve Gazze suçlamalarını geriletmek isteyen dahili ve harici unsurlar, Han'ın gönderilmesi kararıyla daha da güçlendi. değerlendirmesini yaptı.24 yıllık tarihin en ciddi kurumsal kriziDr. Heidi Matthews, Han'ın görevden alınmasının UCM'nin 24 yıllık tarihindeki en ciddi kurumsal kriz olduğunu vurgulayarak, Han hakkında şikayette bulunan kişinin iddialarıyla bu iddiaları değerlendirme sürecinin ve Mahkemeye yönelik siyasi saldırıların birbirinden ayrı ele alınması gerektiğinin altını çizdi.Han hakkındaki iddiaları ele alan ve bağımsız yargıçlardan oluşan panelin Han'ın görevini suistimal ettiğine ilişkin makul şüphenin ötesinde delil ve suçun oluştuğunu tespit etmesi için yeterli hukuki temel bulunmadığını, buna rağmen Taraf Devletler Meclisinin ihtilafları yok etmek için soruşturmayı detaylandırmak yerine doğrudan görevden alma oylamasına gittiğini anlatan Matthews, kararın Trump yönetiminin mahkemeye yönelik topyekün saldırısı bağlamında alındığını söyledi.Rubio'nun UCM'ye yönelik alınan kararların hükümetin tamamını kapsayan bir kampanya olarak tanımladığını aktaran Matthews, Görevden alma kararı, Mahkemenin çalışmalarını itibarsızlaştırmaya ve aksatmaya yönelik eşi görülmemiş siyasi çabalardan ayrı düşünülemez. dedi.Filistin soruşturması, Mahkemenin meşruiyet turnusoluNetanyahu ve eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkındaki tutuklama kararlarının halen yürürlükte olduğunu belirten Matthews, yeni başsavcının kim olacağının ve bu sürecin de siyasi baskı altında yürütüleceğinin bilinmediğine işaret etti.Geçen ay Darfur davasında sanık Abdullah Banda hakkındaki suçlamaların, başsavcının delillerin yetersizliğini öne sürmesi üzerine yargıçlarca geri çekilmesine izin verildiğini anımsatan Matthews, benzer bir gerekçenin Netanyahu ve Gallant davalarında da öne sürülebileceği uyarısında bulundu.Filistin'deki durumun uluslararası ceza hukuku camiasında, Mahkemenin meşruiyetinin bir turnusol testi olarak görüldüğünü dile getiren Matthews, aynı soruşturma kapsamında Hamas liderleri hakkında da üç tutuklama kararı çıkarıldığını ancak bu kişilerin İsrail tarafından öldürülmesi nedeniyle davaların ilerlemediğini kaydetti.Matthews, Yeni başsavcı bu soruşturmayı terk ederse, Mahkemenin Batılı devletler ya da müttefikleri tarafından işlenen suçlara ciddi şekilde eğilme kapasitesi açısından kritik bir dönüm noktasında olacağız. değerlendirmesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Altın Portakal Film Festivali'nde Genç Başarı Ödülleri sahiplerini buldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/altin-portakal-film-festivali-nde-genc-basari-odulleri-sahiplerini-buldu/885643/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/altin-portakal-film-festivali-nde-genc-basari-odulleri-sahiplerini-buldu/885643/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Antalya — Ödüle bu yıl Cem Yiğit Üzümoğlu ve Leyla Smyrna Cabas layık görüldü]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Antalya Haberleri — 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında verilen Genç Başarı Ödülleri, bu yıl oyuncular Cem Yiğit Üzümoğlu ile Leyla Smyrna Cabas'a takdim edilecek.Antalya Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, 24-31 Ekim'de düzenlenecek festivalin hazırlıkları sürüyor.Festival kapsamında bu yıl, dizi ve sinema dünyasında yer aldığı projelerle öne çıkan Cem Yiğit Üzümoğlu ile kariyerinin henüz başında olmasına rağmen performansıyla dikkati çeken 16 yaşındaki Leyla Smyrna Cabas, Genç Başarı Ödülüne layık görüldü.Oyuncu ve fotoğrafçı Üzümoğlu, 2022'de düzenlenen 59. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde LCV (Lütfen Cevap Veriniz) filmindeki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanmıştı.Cabas ise ilk sinema deneyimini, Ayçıl Yeltan'ın yazıp yönettiği ve başrolünü üstlendiği Fidan filmiyle yaşadı.Film, 61. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Kurgu ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödüllerini kazanırken, Roma'da düzenlenen Cinema D'iDEA Kadın Filmleri Festivali'nde yönetmen Ayçıl Yeltan ve oyuncu Ayça Bingöl ile birlikte Özel Ödüle layık görüldü.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Antalya Haberleri — 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında verilen Genç Başarı Ödülleri, bu yıl oyuncular Cem Yiğit Üzümoğlu ile Leyla Smyrna Cabas'a takdim edilecek.Antalya Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, 24-31 Ekim'de düzenlenecek festivalin hazırlıkları sürüyor.Festival kapsamında bu yıl, dizi ve sinema dünyasında yer aldığı projelerle öne çıkan Cem Yiğit Üzümoğlu ile kariyerinin henüz başında olmasına rağmen performansıyla dikkati çeken 16 yaşındaki Leyla Smyrna Cabas, Genç Başarı Ödülüne layık görüldü.Oyuncu ve fotoğrafçı Üzümoğlu, 2022'de düzenlenen 59. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde LCV (Lütfen Cevap Veriniz) filmindeki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanmıştı.Cabas ise ilk sinema deneyimini, Ayçıl Yeltan'ın yazıp yönettiği ve başrolünü üstlendiği Fidan filmiyle yaşadı.Film, 61. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Kurgu ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödüllerini kazanırken, Roma'da düzenlenen Cinema D'iDEA Kadın Filmleri Festivali'nde yönetmen Ayçıl Yeltan ve oyuncu Ayça Bingöl ile birlikte Özel Ödüle layık görüldü.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/altin-portakal-film-festivali-nde-genc-basari-odulleri-sahiplerini-buldu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Sağlık için yüzmeye başlayan engelli sporcu 3 kez üst üste Türkiye şampiyonu oldu </title>
      <link>https://www.canligaste.com/saglik-icin-yuzmeye-baslayan-engelli-sporcu-3-kez-ust-uste-turkiye-sampiyonu-oldu/885642/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/saglik-icin-yuzmeye-baslayan-engelli-sporcu-3-kez-ust-uste-turkiye-sampiyonu-oldu/885642/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Konya'da düzenlenen Açık Yaş Türkiye Yüzme Şampiyonası ve Milli Takım Aday Kadro Belirleme Yarışları'na katılan zihinsel ve ortopedik engelli Ali Eren Durğut, mücadele ettiği 5 kategoride madalya sevinci yaşadı - Sporcunun annesi Zehra Durğut: - Yürüdüğü zaman kestiğimiz kurbanlar ve 'anne' desin diye dua ettiğim günler gözümün önüne geliyor. Dolayısıyla etraftaki insanlar 'Ali Eren Türkiye şampiyonu' diyor ama o benim için olimpiyatlarda başarı elde etmiş bir sporcu gibi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- MEHMET UMUT BAKAY - Mersin'de daha sağlıklı olmak için başladığı yüzmede 200 metre kelebek stilde 3 kez üst üste Türkiye şampiyonu olan 22 yaşındaki zihinsel ve ortopedik engelli sporcu Ali Eren Durğut, başarısını milli takıma taşımayı hedefliyor. Zehra ve Erdal çiftinin ilk çocuğu Ali Eren Durğut, dünyaya zihinsel ve ortopedik engelli olarak geldi.Ali Eren, vücudunun sol bölümündeki engelinin dezavantajlarını azaltmak için 10 yaşında yüzme eğitimi almaya başladı.Zamanla kendini geliştirip yarışmalara katılan Ali Eren, 2024'te Antalya, 2025'te Konya'da düzenlenen Türkiye şampiyonalarında 200 metre kelebek stilde birinci oldu.Ali Eren, Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu tarafından 20-21 Temmuz'da Konya'da düzenlenen Açık Yaş Türkiye Yüzme Şampiyonası ve Milli Takım Aday Kadro Belirleme Yarışları'nda da 5 kategoride madalya sevinci yaşadı.Şampiyonada, 200 metre kelebek ve 800 metre serbest stilde Türkiye şampiyonu olan Ali Eren, 200 metre karışıkta ikinci, 100 metre kelebek ve 1500 metre serbestte ise üçüncü oldu.Bu sonuçla 200 metre kelebekte üst üste 3. şampiyonluğa ulaşan Ali Eren, hazırlıklarını Mersin Olimpik Yüzme Havuzu'nda sürdürüyor.Yüzerken mutlu oluyorum, güzel bir şeyAli Eren Durğut, AA muhabirine, yüzmekten büyük keyif aldığını söyledi.Sağlığı için başladığı yüzmede elde ettiği başarıların hedeflerini büyüttüğünü dile getiren Ali Eren, Yüzerken mutlu oluyorum, güzel bir şey. Şampiyon olduğum için çok mutluyum. Şampiyonluğu kaybetmemek için her gün çalışıyor, haftada 6 kez antrenman yapıyorum. Mersin'i temsil etmekten gurur duyuyor ve milli takımda Türkiye'yi temsil etmek istiyorum. dedi.Anne Zehra Durğut da doğuştan engelli oğlunun 5 yıl fizik tedavi gördüğünü ve cihazlarla yürümeye başladığını anlattı.Oğlunun, fiziksel tedavisine katkı için yüzmeye başladığını belirten Durğut, şöyle konuştu:Ali Eren her depar taşına çıktığında yürümesi için ettiğim dualar, fizik tedavileri ve taktığımız cihazlar gözümün önüne geliyor. Yürüdüğü zaman kestiğimiz kurbanlar ve 'anne' desin diye dua ettiğim günler gözümün önüne geliyor. Dolayısıyla etraftaki insanlar 'Ali Eren Türkiye şampiyonu' diyor ama o benim için olimpiyatlarda başarı elde etmiş bir sporcu gibi.Yüzme antrenörü Buse Argun ise Ali Eren'in ilk özel sporcusu olduğunu söyledi.Sporcusuyla yoğun antrenman yaptıklarını ifade eden Argun, Ali Eren 3 senedir Türkiye şampiyonu. Sonraki süreçte bunu kaybetmek istemiyoruz. Milli takım kadroları için çalışmaya devam edeceğiz. İnşallah ilerleyen zamanda Ali Eren'i oralarda görmeyi çok istiyorum. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- MEHMET UMUT BAKAY - Mersin'de daha sağlıklı olmak için başladığı yüzmede 200 metre kelebek stilde 3 kez üst üste Türkiye şampiyonu olan 22 yaşındaki zihinsel ve ortopedik engelli sporcu Ali Eren Durğut, başarısını milli takıma taşımayı hedefliyor. Zehra ve Erdal çiftinin ilk çocuğu Ali Eren Durğut, dünyaya zihinsel ve ortopedik engelli olarak geldi.Ali Eren, vücudunun sol bölümündeki engelinin dezavantajlarını azaltmak için 10 yaşında yüzme eğitimi almaya başladı.Zamanla kendini geliştirip yarışmalara katılan Ali Eren, 2024'te Antalya, 2025'te Konya'da düzenlenen Türkiye şampiyonalarında 200 metre kelebek stilde birinci oldu.Ali Eren, Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu tarafından 20-21 Temmuz'da Konya'da düzenlenen Açık Yaş Türkiye Yüzme Şampiyonası ve Milli Takım Aday Kadro Belirleme Yarışları'nda da 5 kategoride madalya sevinci yaşadı.Şampiyonada, 200 metre kelebek ve 800 metre serbest stilde Türkiye şampiyonu olan Ali Eren, 200 metre karışıkta ikinci, 100 metre kelebek ve 1500 metre serbestte ise üçüncü oldu.Bu sonuçla 200 metre kelebekte üst üste 3. şampiyonluğa ulaşan Ali Eren, hazırlıklarını Mersin Olimpik Yüzme Havuzu'nda sürdürüyor.Yüzerken mutlu oluyorum, güzel bir şeyAli Eren Durğut, AA muhabirine, yüzmekten büyük keyif aldığını söyledi.Sağlığı için başladığı yüzmede elde ettiği başarıların hedeflerini büyüttüğünü dile getiren Ali Eren, Yüzerken mutlu oluyorum, güzel bir şey. Şampiyon olduğum için çok mutluyum. Şampiyonluğu kaybetmemek için her gün çalışıyor, haftada 6 kez antrenman yapıyorum. Mersin'i temsil etmekten gurur duyuyor ve milli takımda Türkiye'yi temsil etmek istiyorum. dedi.Anne Zehra Durğut da doğuştan engelli oğlunun 5 yıl fizik tedavi gördüğünü ve cihazlarla yürümeye başladığını anlattı.Oğlunun, fiziksel tedavisine katkı için yüzmeye başladığını belirten Durğut, şöyle konuştu:Ali Eren her depar taşına çıktığında yürümesi için ettiğim dualar, fizik tedavileri ve taktığımız cihazlar gözümün önüne geliyor. Yürüdüğü zaman kestiğimiz kurbanlar ve 'anne' desin diye dua ettiğim günler gözümün önüne geliyor. Dolayısıyla etraftaki insanlar 'Ali Eren Türkiye şampiyonu' diyor ama o benim için olimpiyatlarda başarı elde etmiş bir sporcu gibi.Yüzme antrenörü Buse Argun ise Ali Eren'in ilk özel sporcusu olduğunu söyledi.Sporcusuyla yoğun antrenman yaptıklarını ifade eden Argun, Ali Eren 3 senedir Türkiye şampiyonu. Sonraki süreçte bunu kaybetmek istemiyoruz. Milli takım kadroları için çalışmaya devam edeceğiz. İnşallah ilerleyen zamanda Ali Eren'i oralarda görmeyi çok istiyorum. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/saglik-icin-yuzmeye-baslayan-engelli-sporcu-3-kez-ust-uste-turkiye-sampiyonu-oldu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bağcılar'da üniversite adaylarına ücretsiz tercih danışmanlığı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bagcilar-da-universite-adaylarina-ucretsiz-tercih-danismanligi/885641/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bagcilar-da-universite-adaylarina-ucretsiz-tercih-danismanligi/885641/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Bağcılar — Bağcılar Belediyesi tarafından 15 Temmuz Demokrasi ve Milli İrade Meydanı'na kurulan stantta, üniversite tercih sürecindeki gençlere ücretsiz danışmanlık hizmeti veriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Bağcılar Haberleri — Bağcılar Belediyesi tarafından 15 Temmuz Demokrasi ve Milli İrade Meydanı'na kurulan stantta, üniversite tercih sürecindeki gençlere ücretsiz danışmanlık hizmeti veriliyor.Belediyeden yapılan açıklamaya göre, Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının açıklanmasının ardından 15 Temmuz Demokrasi ve Milli İrade Meydanı'nda tercih danışmanlığı standı kuruldu.Sınav sonuçlarıyla tercih merkezine gelen üniversite adayları, alanında uzman danışmanlar tarafından karşılanıyor. Adayların ilgi alanları, puanları ve başarı sıralamaları dikkate alınarak kendilerine en uygun tercihleri yapmaları konusunda rehberlik ediliyor.Açıklamada görüşlerine yer verilen Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız, gençlerin çok önemli bir süreçten geçtiğini belirterek, şöyle devam etti:Öğrencilerimize eğitim hayatlarının her aşamasında destek olmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şimdi ise geleceklerini şekillendirecek önemli bir kararın eşiğinde olan gençlerimizin tercih sürecinde ücretsiz danışmanlık hizmetimizle yanlarındayız. Uzman eğitmenlerimiz eşliğinde öğrencilerimizin kendileri için en doğru üniversiteyi ve bölümü seçmelerine yardımcı oluyoruz. Hayallerine giden yolda yapacakları tercihlerin şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Üniversiteye yerleşen öğrencilerimize her yıl olduğu gibi bu yıl da başarı bursu vereceğiz. Tüm öğrencilerimizi Bağcılar Meydanı'ndaki tercih danışmanlık noktamıza bekliyoruz.Tercih danışmanlık standı, 10 Ağustos'a kadar her gün 10.00-19.00 saatlerinde hizmet verecek.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Bağcılar Haberleri — Bağcılar Belediyesi tarafından 15 Temmuz Demokrasi ve Milli İrade Meydanı'na kurulan stantta, üniversite tercih sürecindeki gençlere ücretsiz danışmanlık hizmeti veriliyor.Belediyeden yapılan açıklamaya göre, Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının açıklanmasının ardından 15 Temmuz Demokrasi ve Milli İrade Meydanı'nda tercih danışmanlığı standı kuruldu.Sınav sonuçlarıyla tercih merkezine gelen üniversite adayları, alanında uzman danışmanlar tarafından karşılanıyor. Adayların ilgi alanları, puanları ve başarı sıralamaları dikkate alınarak kendilerine en uygun tercihleri yapmaları konusunda rehberlik ediliyor.Açıklamada görüşlerine yer verilen Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız, gençlerin çok önemli bir süreçten geçtiğini belirterek, şöyle devam etti:Öğrencilerimize eğitim hayatlarının her aşamasında destek olmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şimdi ise geleceklerini şekillendirecek önemli bir kararın eşiğinde olan gençlerimizin tercih sürecinde ücretsiz danışmanlık hizmetimizle yanlarındayız. Uzman eğitmenlerimiz eşliğinde öğrencilerimizin kendileri için en doğru üniversiteyi ve bölümü seçmelerine yardımcı oluyoruz. Hayallerine giden yolda yapacakları tercihlerin şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Üniversiteye yerleşen öğrencilerimize her yıl olduğu gibi bu yıl da başarı bursu vereceğiz. Tüm öğrencilerimizi Bağcılar Meydanı'ndaki tercih danışmanlık noktamıza bekliyoruz.Tercih danışmanlık standı, 10 Ağustos'a kadar her gün 10.00-19.00 saatlerinde hizmet verecek.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ASELSAN'ın ASELFLIR-500 sistemi, Güney Afrika üretimi Mwari uçağına entegre edildi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/aselsan-in-aselflir-500-sistemi-guney-afrika-uretimi-mwari-ucagina-entegre-edildi/885640/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/aselsan-in-aselflir-500-sistemi-guney-afrika-uretimi-mwari-ucagina-entegre-edildi/885640/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:09:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — Bu entegrasyonla, Mwari'nin keşif, gözetleme, hedef tespiti, takibi ve işaretlenmesine yönelik kabiliyetleri geliştirildi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : ASELSAN tarafından geliştirilen ASELFLIR-500 Elektro-Optik Keşif, Gözetleme ve Hedefleme Sistemi, Güney Afrika üretimi Mwari uçağına entegre edildi.AA muhabirinin ASELSAN'dan edindiği bilgiye göre, ASELFLIR-500'ün Paramount Aerospace Industries tarafından geliştirilen Mwari'ye entegrasyonu tamamlandı.Entegrasyonla, Mwari'nin keşif, gözetleme, hedef tespiti, takibi ve işaretlenmesine yönelik kabiliyetleri geliştirildi.İnsanlı ve insansız hava platformlarında kullanılmak üzere tasarlanan ASELFLIR-500, yüksek çözünürlüklü orta dalga kızılötesi kamera, gündüz görüş kamerası ve kısa dalga kızılötesi görüntüleme kanalını bünyesinde barındırıyor.Sistem, lazer mesafe ölçme, lazer hedef işaretleme, hedef takibi, hassas stabilizasyon ve gelişmiş görüntü işleme yetenekleriyle görev yapıyor. Yaklaşık 54 kilogram ağırlığındaki sistemin lazer hedef işaretleyici ve mesafe ölçerinin menzili 35 kilometreye kadar ulaşabiliyor.Yapay zeka destekli görüntü işleme kabiliyetine sahip ASELFLIR-500, farklı optik kanallardan elde edilen görüntülerin işlenmesiyle hedeflerin uzun mesafelerden tespit ve teşhis edilmesine imkan sağlıyor.Dört eksenli gimbal ve iki eksenli optik stabilizasyon yapısıyla geliştirilen sistem, hava aracının manevra ve titreşimlerinden kaynaklanan etkileri azaltarak hedefin görüntüde tutulabilmesine imkan tanıyor.Farklı görevler için yapılandırılabiliyorİki kişilik mürettebata sahip Mwari, açık mimarisi ve tak-çalıştır entegrasyon yaklaşımı sayesinde farklı sensör, silah ve görev sistemleriyle yapılandırılabiliyor. Uçak, istihbarat, gözetleme ve keşif, sınır ve kıyı güvenliği, isyan ve terörle mücadele ile hassas taarruz görevlerinde kullanılabiliyor.Tek motorlu turboprop Mwari, 6 kanat altı istasyonunda 1000 kilograma kadar faydalı yük taşıyabiliyor. Uçak, yaklaşık 230 knot azami seyir hızına, 21 bin feet servis tavanına ve 1150 deniz mili görev menziline sahip bulunuyor.ASELFLIR-500'ün Mwari'ye entegrasyonu, Türkiye'nin elektro-optik sistemlerdeki kabiliyetleri ile Güney Afrika'nın hava platformu geliştirme tecrübesini bir araya getirmiş oldu.Entegrasyonun, ASELSAN'ın yeni pazarlara erişimine ve Mwari uçağının farklı ülkelerdeki ihracat imkanlarının geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.Seri üretimine 2024'te başlanan ASELFLIR-500, Bayraktar TB2 ve Bayraktar TB3'ün de aralarında bulunduğu çeşitli hava araçlarına entegre edildi. Sistem, bugüne kadar 20'den fazla ülkeye ihraç edildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : ASELSAN tarafından geliştirilen ASELFLIR-500 Elektro-Optik Keşif, Gözetleme ve Hedefleme Sistemi, Güney Afrika üretimi Mwari uçağına entegre edildi.AA muhabirinin ASELSAN'dan edindiği bilgiye göre, ASELFLIR-500'ün Paramount Aerospace Industries tarafından geliştirilen Mwari'ye entegrasyonu tamamlandı.Entegrasyonla, Mwari'nin keşif, gözetleme, hedef tespiti, takibi ve işaretlenmesine yönelik kabiliyetleri geliştirildi.İnsanlı ve insansız hava platformlarında kullanılmak üzere tasarlanan ASELFLIR-500, yüksek çözünürlüklü orta dalga kızılötesi kamera, gündüz görüş kamerası ve kısa dalga kızılötesi görüntüleme kanalını bünyesinde barındırıyor.Sistem, lazer mesafe ölçme, lazer hedef işaretleme, hedef takibi, hassas stabilizasyon ve gelişmiş görüntü işleme yetenekleriyle görev yapıyor. Yaklaşık 54 kilogram ağırlığındaki sistemin lazer hedef işaretleyici ve mesafe ölçerinin menzili 35 kilometreye kadar ulaşabiliyor.Yapay zeka destekli görüntü işleme kabiliyetine sahip ASELFLIR-500, farklı optik kanallardan elde edilen görüntülerin işlenmesiyle hedeflerin uzun mesafelerden tespit ve teşhis edilmesine imkan sağlıyor.Dört eksenli gimbal ve iki eksenli optik stabilizasyon yapısıyla geliştirilen sistem, hava aracının manevra ve titreşimlerinden kaynaklanan etkileri azaltarak hedefin görüntüde tutulabilmesine imkan tanıyor.Farklı görevler için yapılandırılabiliyorİki kişilik mürettebata sahip Mwari, açık mimarisi ve tak-çalıştır entegrasyon yaklaşımı sayesinde farklı sensör, silah ve görev sistemleriyle yapılandırılabiliyor. Uçak, istihbarat, gözetleme ve keşif, sınır ve kıyı güvenliği, isyan ve terörle mücadele ile hassas taarruz görevlerinde kullanılabiliyor.Tek motorlu turboprop Mwari, 6 kanat altı istasyonunda 1000 kilograma kadar faydalı yük taşıyabiliyor. Uçak, yaklaşık 230 knot azami seyir hızına, 21 bin feet servis tavanına ve 1150 deniz mili görev menziline sahip bulunuyor.ASELFLIR-500'ün Mwari'ye entegrasyonu, Türkiye'nin elektro-optik sistemlerdeki kabiliyetleri ile Güney Afrika'nın hava platformu geliştirme tecrübesini bir araya getirmiş oldu.Entegrasyonun, ASELSAN'ın yeni pazarlara erişimine ve Mwari uçağının farklı ülkelerdeki ihracat imkanlarının geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.Seri üretimine 2024'te başlanan ASELFLIR-500, Bayraktar TB2 ve Bayraktar TB3'ün de aralarında bulunduğu çeşitli hava araçlarına entegre edildi. Sistem, bugüne kadar 20'den fazla ülkeye ihraç edildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Devlet korumasındaki çocuklar geleceklerini mutfakta mayalıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/devlet-korumasindaki-cocuklar-geleceklerini-mutfakta-mayaliyor/885639/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/devlet-korumasindaki-cocuklar-geleceklerini-mutfakta-mayaliyor/885639/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:06:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — İstanbul'da devlet koruması altındaki çocuklar için hayata geçirilen Geleceği Mayalayan Eller projesi kapsamında üniversite mutfağında eğitim alan çocuklar, hazırladıkları ürünlerle hem yeteneklerini sergiledi hem de geleceğe ilişkin hedeflerini güçlendirdi - İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ömer Turan: - Ana tema çocuklarımızın el yeteneklerini geliştirip onları psikolojik, ruhsal anlamda hayata hazırlamak. Üniversite öğrencilerimizin onların önünde olması, çocuklarımızın onları görmesi, evlatlarımızın gelecekte kendilerine vizyon çizmesi, hedef koyması anlamında çok önemli]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — ŞADUMAN TÜRKAY - Devlet korumasındaki çocukları üniversite öğrencileriyle aynı mutfakta buluşturan Geleceği Mayalayan Eller projesi, çocukların mutfak becerilerini geliştirmenin yanı sıra ekip çalışmasını deneyimlemelerine, öz güven kazanmalarına ve üniversite ortamını yakından tanıyarak geleceğe ilişkin yeni hedefler oluşturmalarına katkı sağlıyor.Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, İstanbul Aydın Üniversitesi ile Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfının işbirliğiyle Geleceği Mayalayan Eller projesini hayata geçirdi.Proje kapsamında, 7-12 yaş arası devlet korumasındaki çocuklar haftalar süren mutfak atölyelerinin ardından İstanbul Aydın Üniversitesi Anadolu BİL Meslek Yüksekokulu Aşçılık Programı öğrencileriyle birlikte hünerlerini sergiledi.Kurumun bakımındaki çocuklarla üniversite öğrencileri, projenin final programında gerçekleştirilen Birlikte Pişiriyoruz Yarışmasında aynı takımın parçası olarak mutfağa girdi.Malzemeleri birlikte hazırlayan, tarifleri birlikte uygulayan ve aynı hedef için çalışan çocuklar ile üniversite öğrencileri, rekabetten çok dayanışmanın öne çıktığı bir atmosfer oluşturdu.Proje kapsamında çocuklar mutfak kültürünü tanıdı, ekip çalışmasını deneyimledi, sorumluluk almayı, planlama yapmayı ve birlikte üretmeyi öğrendi. Üniversite öğrencileri ise çocuklarla bire bir zaman geçirerek sosyal sorumluluk bilincini geliştirme fırsatı buldu.Çocuk koruma hizmetlerinin toplum tarafından daha yakından tanınmasına katkı sunan proje, devlet korumasındaki çocukların sosyal yaşama katılımını destekleyen uygulamalar arasında yer aldı. Çocuklar, mutfakta geçirdikleri zaman boyunca hem yeni beceriler edindi hem de üniversite ortamını yakından tanıyarak geleceklerine ilişkin farklı hedefler kurma fırsatı yakaladı.Final etkinliğinde hazırlanan menüler jüri tarafından değerlendirilirken, günün sonunda tüm katılımcılar birlikte üretmenin ve aynı sofrayı paylaşmanın mutluluğunu yaşadı.Proje, çocukların eğitim ve sosyal gelişimlerini destekleyen çalışmaların yalnızca sınıf ortamıyla sınırlı kalmadığını, uygulamalı etkinliklerin öz güven kazanmaları, iletişim becerilerini geliştirmeleri ve toplumsal hayata daha güçlü katılmaları açısından önemli katkılar sunduğunu ortaya koydu.Her çocuğumuz aslında bir gelecekİstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ömer Turan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın liderliğinde koruma altındaki çocukları geleceğe hazırlarken onların becerilerini de ortaya çıkarmak için kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği halinde çalışmaya devam ettiklerini söyledi.Proje kapsamında, koruma altındaki çocukların üniversite bünyesinde 8 hafta eğitim alarak becerilerini ortaya çıkardıklarını belirten Turan, Evlatlarımızın yeteneklerinin ortaya çıkması, birlikte iş yapmaya alışabilmeleri ve vizyon sahibi olmaları için yürütülen bir kısım projelerden biri de bu. Ana tema çocuklarımızın el yeteneklerini geliştirip onları psikolojik, ruhsal anlamda hayata hazırlamak. Üniversite öğrencilerimizin onların önünde olması, çocuklarımızın onları görmesi, evlatlarımızın gelecekte kendilerine vizyon çizmesi, hedef koyması anlamında çok önemli. ifadelerini kullandı.Turan, bu eğitimi alan çocukların arasından çok başarılı aşçıların çıkabileceğini vurgulayarak, şöyle devam etti:İmkan sağlamak bizim elimizde olan bir şey. Kapısını açan birçok STK ve kamu kurumu var. Bunları birleştirdiğimizde, onların yeteneğini ortaya çıkardığımızda ve önünü açtığımızda, imkan sağladığımızda niye olmasın? Örnekleri çok fazla hayatımızın içinde var. Her çocuğumuz aslında bir gelecek. Yeteneği ortaya çıkarma anlamında hem meslek elemanlarımızla hem terapi yöntemlerimizle yapacağımız farklı uygulamalarla o yeteneği çıkarıp evlatlarımızın hayatın içinde kendilerini daha sağlam hissedebilmeleri, öz güveni yüksek, becerisi ortaya çıkarılmış halde hayata başlaması çok kıymetli. Sayın Bakan'ımızın çizdiği vizyon çerçevesinde açtığımız Ergen Danışma Merkezimizle, psikologlarımızla, klinik psikologlarımızla birlikte biz her çocuğumuzun bir yeteneğini ortaya çıkarıp onunla yaşaması için çalışıyoruz. Bu bazen spor, kültür, sanat, fark etmiyor. Yetenek neyse o noktada ilerleme anlamında bizim ciddi bir gayretimiz var.Turan, yeteneğin ortaya çıkarılmasının çocuğun psikolojik tedavisinde, travma gelişimi anlamında önemli olduğuna işaret ederek, Her evladımızın sağlam basıp geleceğe umutla bakması, yeteneği ortaya çıkarılmış halde hayata hazırlanması bu ülke için, vatan için, bayrak için çok kıymetli. dedi.Çocukların final programında yaptığı pizza ve pidelerin lezzetli olduğunu belirten Turan, bu yaş gruplarında bu tür yetenekler geliştirildiğinde çok kıymetli aşçıların ortaya çıkacağını dile getirdi.Yaratıcılığı geliştirmeyi destekleyen bir projeİstanbul Aydın Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Füsun Terzioğlu da projenin insana dokunduğunu, hem toplumsal sorumluluk hem sürdürülebilirlik içerdiğini belirtti.Geleceği Mayalayan Eller projesiyle çocuklara dokunmak istediklerini aktaran Terzioğlu, devlet korumasındaki çocukların üniversite kampüsünü görmeleri, üniversite öğrencileri ve akademisyenlerle bir araya gelerek toplumsal uyumlarını güçlendirmelerinin önemli olduğunu dile getirdi.Terzioğlu, projeyle çocukların ekip içinde çalışabilmelerinin, birbirleriyle uyumlu iletişim kurabilmelerinin, ortaya ortak bir ürün çıkarabilmelerinin ve bu süreçte yaratıcılıklarını geliştirmelerinin desteklendiğini ifade etti.Çocukların çok dikkatli çalıştığını ve onların heyecanlarına tanıklık etmenin güzel bir duygu olduğunu belirten Terzioğlu, Aslında sadece ciddi ürünler ortaya çıkarsınlar değil, sürdürülebilirlik konusunda da toplumsal bilinç kazandırmak ve bu kapsamda duyarlılıklarını artırmak istiyoruz. değerlendirmesinde bulundu.Prof. Dr. Terzioğlu, çocukların yaptıkları ürünlerin çok lezzetli ve başarılı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:Çocuklar gerçekten şahaneydi. Emek emek onu nasıl hazırladılar, hamurlarını nasıl yoğurdular, içerisindeki malzemeleri nasıl hazırladılar, nasıl pişirdiler ve bunları bir sunum haline nasıl getirdiklerini anlatırken yaşadıkları heyecan ve ürün oluşturmanın verdiği gurur, burada sıralarını beklerken duydukları heyecan gerçekten anlatılmaz yaşanır.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — ŞADUMAN TÜRKAY - Devlet korumasındaki çocukları üniversite öğrencileriyle aynı mutfakta buluşturan Geleceği Mayalayan Eller projesi, çocukların mutfak becerilerini geliştirmenin yanı sıra ekip çalışmasını deneyimlemelerine, öz güven kazanmalarına ve üniversite ortamını yakından tanıyarak geleceğe ilişkin yeni hedefler oluşturmalarına katkı sağlıyor.Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, İstanbul Aydın Üniversitesi ile Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfının işbirliğiyle Geleceği Mayalayan Eller projesini hayata geçirdi.Proje kapsamında, 7-12 yaş arası devlet korumasındaki çocuklar haftalar süren mutfak atölyelerinin ardından İstanbul Aydın Üniversitesi Anadolu BİL Meslek Yüksekokulu Aşçılık Programı öğrencileriyle birlikte hünerlerini sergiledi.Kurumun bakımındaki çocuklarla üniversite öğrencileri, projenin final programında gerçekleştirilen Birlikte Pişiriyoruz Yarışmasında aynı takımın parçası olarak mutfağa girdi.Malzemeleri birlikte hazırlayan, tarifleri birlikte uygulayan ve aynı hedef için çalışan çocuklar ile üniversite öğrencileri, rekabetten çok dayanışmanın öne çıktığı bir atmosfer oluşturdu.Proje kapsamında çocuklar mutfak kültürünü tanıdı, ekip çalışmasını deneyimledi, sorumluluk almayı, planlama yapmayı ve birlikte üretmeyi öğrendi. Üniversite öğrencileri ise çocuklarla bire bir zaman geçirerek sosyal sorumluluk bilincini geliştirme fırsatı buldu.Çocuk koruma hizmetlerinin toplum tarafından daha yakından tanınmasına katkı sunan proje, devlet korumasındaki çocukların sosyal yaşama katılımını destekleyen uygulamalar arasında yer aldı. Çocuklar, mutfakta geçirdikleri zaman boyunca hem yeni beceriler edindi hem de üniversite ortamını yakından tanıyarak geleceklerine ilişkin farklı hedefler kurma fırsatı yakaladı.Final etkinliğinde hazırlanan menüler jüri tarafından değerlendirilirken, günün sonunda tüm katılımcılar birlikte üretmenin ve aynı sofrayı paylaşmanın mutluluğunu yaşadı.Proje, çocukların eğitim ve sosyal gelişimlerini destekleyen çalışmaların yalnızca sınıf ortamıyla sınırlı kalmadığını, uygulamalı etkinliklerin öz güven kazanmaları, iletişim becerilerini geliştirmeleri ve toplumsal hayata daha güçlü katılmaları açısından önemli katkılar sunduğunu ortaya koydu.Her çocuğumuz aslında bir gelecekİstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ömer Turan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın liderliğinde koruma altındaki çocukları geleceğe hazırlarken onların becerilerini de ortaya çıkarmak için kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği halinde çalışmaya devam ettiklerini söyledi.Proje kapsamında, koruma altındaki çocukların üniversite bünyesinde 8 hafta eğitim alarak becerilerini ortaya çıkardıklarını belirten Turan, Evlatlarımızın yeteneklerinin ortaya çıkması, birlikte iş yapmaya alışabilmeleri ve vizyon sahibi olmaları için yürütülen bir kısım projelerden biri de bu. Ana tema çocuklarımızın el yeteneklerini geliştirip onları psikolojik, ruhsal anlamda hayata hazırlamak. Üniversite öğrencilerimizin onların önünde olması, çocuklarımızın onları görmesi, evlatlarımızın gelecekte kendilerine vizyon çizmesi, hedef koyması anlamında çok önemli. ifadelerini kullandı.Turan, bu eğitimi alan çocukların arasından çok başarılı aşçıların çıkabileceğini vurgulayarak, şöyle devam etti:İmkan sağlamak bizim elimizde olan bir şey. Kapısını açan birçok STK ve kamu kurumu var. Bunları birleştirdiğimizde, onların yeteneğini ortaya çıkardığımızda ve önünü açtığımızda, imkan sağladığımızda niye olmasın? Örnekleri çok fazla hayatımızın içinde var. Her çocuğumuz aslında bir gelecek. Yeteneği ortaya çıkarma anlamında hem meslek elemanlarımızla hem terapi yöntemlerimizle yapacağımız farklı uygulamalarla o yeteneği çıkarıp evlatlarımızın hayatın içinde kendilerini daha sağlam hissedebilmeleri, öz güveni yüksek, becerisi ortaya çıkarılmış halde hayata başlaması çok kıymetli. Sayın Bakan'ımızın çizdiği vizyon çerçevesinde açtığımız Ergen Danışma Merkezimizle, psikologlarımızla, klinik psikologlarımızla birlikte biz her çocuğumuzun bir yeteneğini ortaya çıkarıp onunla yaşaması için çalışıyoruz. Bu bazen spor, kültür, sanat, fark etmiyor. Yetenek neyse o noktada ilerleme anlamında bizim ciddi bir gayretimiz var.Turan, yeteneğin ortaya çıkarılmasının çocuğun psikolojik tedavisinde, travma gelişimi anlamında önemli olduğuna işaret ederek, Her evladımızın sağlam basıp geleceğe umutla bakması, yeteneği ortaya çıkarılmış halde hayata hazırlanması bu ülke için, vatan için, bayrak için çok kıymetli. dedi.Çocukların final programında yaptığı pizza ve pidelerin lezzetli olduğunu belirten Turan, bu yaş gruplarında bu tür yetenekler geliştirildiğinde çok kıymetli aşçıların ortaya çıkacağını dile getirdi.Yaratıcılığı geliştirmeyi destekleyen bir projeİstanbul Aydın Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Füsun Terzioğlu da projenin insana dokunduğunu, hem toplumsal sorumluluk hem sürdürülebilirlik içerdiğini belirtti.Geleceği Mayalayan Eller projesiyle çocuklara dokunmak istediklerini aktaran Terzioğlu, devlet korumasındaki çocukların üniversite kampüsünü görmeleri, üniversite öğrencileri ve akademisyenlerle bir araya gelerek toplumsal uyumlarını güçlendirmelerinin önemli olduğunu dile getirdi.Terzioğlu, projeyle çocukların ekip içinde çalışabilmelerinin, birbirleriyle uyumlu iletişim kurabilmelerinin, ortaya ortak bir ürün çıkarabilmelerinin ve bu süreçte yaratıcılıklarını geliştirmelerinin desteklendiğini ifade etti.Çocukların çok dikkatli çalıştığını ve onların heyecanlarına tanıklık etmenin güzel bir duygu olduğunu belirten Terzioğlu, Aslında sadece ciddi ürünler ortaya çıkarsınlar değil, sürdürülebilirlik konusunda da toplumsal bilinç kazandırmak ve bu kapsamda duyarlılıklarını artırmak istiyoruz. değerlendirmesinde bulundu.Prof. Dr. Terzioğlu, çocukların yaptıkları ürünlerin çok lezzetli ve başarılı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:Çocuklar gerçekten şahaneydi. Emek emek onu nasıl hazırladılar, hamurlarını nasıl yoğurdular, içerisindeki malzemeleri nasıl hazırladılar, nasıl pişirdiler ve bunları bir sunum haline nasıl getirdiklerini anlatırken yaşadıkları heyecan ve ürün oluşturmanın verdiği gurur, burada sıralarını beklerken duydukları heyecan gerçekten anlatılmaz yaşanır.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Sigorta sektörünün yılı yaklaşık 2 trilyon lira prim üretimiyle kapatması öngörülüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/sigorta-sektorunun-yili-yaklasik-2-trilyon-lira-prim-uretimiyle-kapatmasi-ongoruluyor/885638/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/sigorta-sektorunun-yili-yaklasik-2-trilyon-lira-prim-uretimiyle-kapatmasi-ongoruluyor/885638/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:06:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar: - Bireysel emeklilik sigortalarında yılbaşında devlet katkısında 10 puanlık azalma söz konusu oldu. Fakat burada bizim beklediğimiz gibi özellikle bireysel emeklilik sigortalarını satan sigorta şirketlerimizin, özel emeklilik sigorta şirketlerimizin performanslarıyla yeni satışlarla burada bir poliçe kaybına yani toplam hacim kaybına rastlamadık. Bu sevindirici - Bir an önce ZAS'ın yasalaşmasını ve ülkemizin koruma açıklarının kapanmasına önemli bir işlev sağlamasını ve COP31'e giderken de bu işin hayata geçmiş olmasını istiyoruz ve bekliyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : MÜCAHİT ENES SEVİNÇ/BAHAR YAKAR - Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, bu yılı 2 trilyon liraya yaklaşan bir prim üretimi hacmiyle kapatmayı öngördüklerini belirterek, Birliğimizin ortaya koyduğu 2030 yılı hedeflerinde 50 milyar dolarlık bir prim hacmine ulaşma hedefimiz var. dedi.TSB verilerine göre, sigorta sektörü, 2026 yılının ilk yarısında 743 milyar 851,9 milyon lira prim üretti. Geçen yılın aynı döneminde 576 milyar 846,5 milyon lira olan üretim nominal olarak yüzde 29 arttı.Bu dönemdeki toplam prim üretiminin yüzde 84,6'sını hayat dışı, yüzde 15,4'ünü ise hayat grubu oluşturdu. Hayat grubu yüzde 46,2, hayat dışı ise yüzde 26,2 büyüdü.AA muhabirine sigorta sektörünün yılın ilk 6 aylık performansıyla gelecek dönem hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan TSB Başkanı Yaşar, bu yıl haziran ayı itibarıyla sigorta sektörünün yaklaşık 744 milyar liralık prim üretimi gerçekleştirdiğini belirterek, bunun 629 milyar lirasının hayat dışı sigortalardan, geri kalan kısmının ise hayat sigortalarından elde edildiğini kaydetti.Yaşar, sigorta şirketlerinin bazı branşlardaki rekabetine değinerek, Aslında Türk sigorta sektörünün risklerin arttığı bu dönemde sigortalılarımıza ya da sigortalı adaylarımıza sigortalı olmak için iyi bir fırsat tanıdığı bir dönemin içerisindeyiz. değerlendirmesinde bulundu.Trafik ve kasko sigortalarında diğer branşlara göre reel büyümenin daha düşük kaldığını ifade eden Yaşar, Bunda tabii hem şu andaki enflasyonist ortamın etkisi hem de kredilerdeki daralmanın etkisi var. Dolayısıyla yeni araç alım satımında görece dönemsel olarak bir daralma var. Bunlar bu branşlardaki daralmaya sebep oluyor. diye konuştu.Vatandaşlarımızın sağlık sigortasına olan ilgisi artıyorYaşar, sigorta farkındalığının en çok arttığı branşların başında sağlık sigortalarının geldiğini dile getirerek, şunları kaydetti:Özellikle tamamlayıcı sağlık alanında vatandaşlarımızın talepleri, ihtiyaçları, sağlık sigortalarının giderek daha çok büyüyen bir branş olmasını ortaya koyuyor. Vatandaşlarımız, sağlık sigortaları alanında sisteme ne kadar erken girerlerse ve sistemde ne kadar kalıcı olurlarsa sürdürülebilirliği o kadar sağlayabileceklerini öğrenmiş oldular, farkındalıkları artmış oldu. Görece kampanya poliçeleri diyebileceğimiz birtakım poliçelerin geçtiğimiz dönemlerde piyasaya sunulmuş olması ve onun devamlılığının gelmesi adetsel olarak birtakım küçülmeleri bize gösterse de bunun aslında nitelikli sağlık poliçeleri açısından, hem özel sağlık sigortaları hem tamamlayıcı sağlık sigortaları açısından değerlendirdiğimizde, artan bir trend içerisinde olduğunu görüyoruz. Vatandaşlarımızın sağlık sigortasına olan ilgisi artıyor. Çünkü bir yandan nüfusumuz yaş alıyor. Dolayısıyla bizim daha çok sağlık sigortalarına ihtiyacımızı artırıyor ki önümüzdeki dönemde aynı zamanda yaşlı bakım sigortalarına olan ihtiyacımız da artıracak. Bunlar da bizim büyüme alanlarımızın içerisinde olan branşlar.Türk sigorta sektörü 3,5 trilyon liralık bir fon büyüklüğüne sahipTSB Başkanı Yaşar, Bireysel Emeklilik Sistemi'nde (BES) devlet katkısının düşürüldüğünü anımsatarak, Bireysel emeklilik sigortalarında yılbaşında devlet katkısında 10 puanlık azalma söz konusu oldu. Yüzde 30'dan yüzde 20'ye düştü. Fakat burada bizim beklediğimiz gibi özellikle bireysel emeklilik sigortalarını satan sigorta şirketlerimizin, özel emeklilik sigorta şirketlerimizin performanslarıyla yeni satışlarla burada bir poliçe kaybına yani toplam hacim kaybına rastlamadık. Bu sevindirici. diye konuştu.BES'te katılımcı sayısı ve sözleşme sayısının arttığına dikkati çeken Yaşar, BES'te 2,5 trilyon lira civarında bir fonumuz var. Otomatik Katılım Sistemi'nde her ne kadar henüz 100 milyar liralık bir fon olsa da katılımcı sayısında artışlar yaşıyoruz ve bu alandaki özellikle önümüzdeki dönemde Tamamlayıcı Emeklilik Sistemine giden yoldaki çalışmalarımızı da bir yandan sürdürüyoruz. şeklinde konuştu.Finansal piyasaların derinleşmesi ve dayanıklılığın artması, manipülasyonların azalması açısından bireysel emeklilik fonlarının ve sigorta fonlarının çok büyük önemi olduğunu aktaran Yaşar, sigorta fonlarının uzun dönemli, uzun kaynaklı fonlar olduğunu ve bu fonların büyüyor olmasının sadece sigorta sektörü açısından değil ekonomik açıdan da önemli olduğunu ifade etti.Yaşar, BES fonlarının 2,5 trilyon lira ve sigorta şirketlerinin diğer fonlarının yaklaşık 1 trilyon lira olduğunu dile getirerek, Türk sigorta sektörü, sigorta şirketlerimizin diğer fonlarıyla birlikte toplam 3,5 trilyon liralık bir fon büyüklüğüne sahip. Bu haliyle bile Türkiye'nin en büyük kurumsal yatırımcısı durumunda. açıklamasını yaptı.Topyekün sigortacılığı büyütmek adına da çalışmalar varYaşar, hayat ve hayat dışı alanında katılım sigortacılığının konvansiyonel sigortacılığa göre daha hızlı büyüdüğüne işaret ederek, bu alanda faaliyet gösteren şirketlerin büyüme oranlarının daha yüksek olduğunu gördüklerini belirtti.BES tarafında da vatandaşların oransal olarak yüzde 30'lardan daha yüksek bir miktarda katılım fonlarını tercih ettiklerini bildiren Yaşar, Bu rakamlar katılım sigortacılığı açısından umut verici. Bu alanda Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) birtakım yeni geliştirmeler ve düzenlemeler içinde. Sektörle istişare ettiği alanlar var. Özellikle katılım sigortalarına erişimi, ulaşımı hızlandırmak, kolaylaştırmak ve vatandaşlarımızın bu alandaki farkındalığını artırarak, tercihlerini çoğaltarak topyekün sigortacılığı büyütmek adına da çalışmalar var. değerlendirmelerinde bulundu.Sigorta yoluyla önce dirençli şehirlere ulaşmamız lazımYaşar, SEDDK'nin, trafik sigortalarındaki değer kaybı kaynaklı uyuşmazlıkların asgari seviyeye indirilmesi ve tazminat süreçlerinin etkin, adil ve hızlı şekilde yönetilmesi amacıyla hazırlanan eylem planı kapsamındaki yapısal reformlarını hatırlatarak, yapılan düzenlemelerin sektör için hızlı ve önemli çözümler olduğundan bahsetti.Ufak trafik kazası olduğunda bile hemen kendilerini telefonla arayan ya da kaza yerine gelerek kendisinden vekaletname almaya çalışan birtakım yapılarla karşı karşıya olunduğunu aktaran Yaşar, Bunların uzun yıllardır organize bir şekilde hareket ettikleri artık gayet aşikar bir şekilde ortada. Dolayısıyla bu yapılarla mücadele açısından hem Kişisel Verileri Koruma Kurulumuzun aldığı ilke kararı hem de SEDDK'nin bu konuda yaptığı yeni düzenlemeler artık bu örgütlerle mücadeleyi ve hukuki yollarla, savcılık aşamalarıyla bunlarla mücadelenin önünü açmış durumda. diye konuştu.Yaşar, geçen hafta sonunda duyurulan Alo 193 Ortak Hasar İhbar Merkezi (OHİM) hattı uygulamasının da 1 Eylül'de kullanılmaya başlayacağını anımsattı.Yaşar, Türkiye'nin bulunduğu jeopolitik konum ve dünyadaki iklim değişikliğine de değinerek, koruma açıklarının hızla kapatılması gerektiğini, zorunlu deprem sigortasında yüzde 58'ler civarında bir sigortalılık oranı olduğunu söyledi.6 Şubat 2023'teki Kahramanmaraş merkezli depremleri anımsatan Yaşar, Antakya'da gördük, depremden birkaç hafta sonra hızla yükselen sigortalılık oranları tekrar 2 ay geçmeden sönümlenmeye başladı ve aşağıya düştü. Yani vatandaşlarımız maalesef bu gerçeği görmezden geliyor. Sigortalılık oranını artırmamız lazım. Hepimizin refahı, ülkemizin refahı ve sürdürülebilirlik açısından, en medeni enstrüman olan sigorta yoluyla önce dirençli şehirlere ulaşmamız lazım. Kentsel dönüşüme ihtiyacımız var. Kentsel dönüşümün gerçekleşebilmesi için de bina tamamlama sigortasına ihtiyacımız var. ifadelerini kullandı.Yaşar, sadece deprem sigortasının değil aynı zamanda Türkiye'de yaşanabilecek doğal afetler için de koruma açığını kapatacak Zorunlu Afet Sigortasına (ZAS) yönelik çalışmaları da tamamladıklarını vurguladı.Ahmet Yaşar, Bir an önce ZAS'ın yasalaşmasını ve ülkemizin koruma açıklarının kapanmasına önemli bir işlev sağlamasını ve COP31'e giderken de bu işin hayata geçmiş olmasını istiyoruz ve bekliyoruz. dedi.2030 yılı hedeflerinde 50 milyar dolarlık bir prim hacmine ulaşma hedefimiz varTSB Başkanı Yaşar, primsel olarak reel büyümeyi gerçekleştiremeseler de ön göstergelerin adetsel büyümelerin başladığını gösterdiğine dikkati çekerek, bu büyümenin devam edeceğini beklediklerini dile getirdi.2025'te 1,2 trilyon liralık prim üretimi gerçekleştirdiklerini, 31 milyar dolarlık bir üretim hacmine ulaştıklarını hatırlatarak, Bu yılı 1,7 trilyon lira, 1,8 trilyon lira yani 2 trilyon liraya yaklaşan bir prim üretimi hacmiyle kapatacağımızı düşünüyoruz. Birliğimizin ortaya koyduğu 2030 yılı hedeflerinde 50 milyar dolarlık bir prim hacmine ulaşma hedefimiz var. Dolayısıyla dolar bazında da bu sene büyümeyi gerçekleştireceğimize inanıyorum. 2025 yılını yüzde 2,68 penetrasyon oranıyla kapatmıştık. Bu yıl asıl hedefimiz olan yüzde 5'lere biraz daha yaklaşacağımıza inanıyorum. diye konuştu.6 milyon sigortalımızın ilk defa sigortayla tanıştığını görüyoruzYaşar, SEDDK ile bir yandan yeni sigorta ürünleri, türleri, alanları oluştururken bir yandan da düzenlemelerdeki mevzuattaki eksikliklerinin giderilmesi konusunda yakın çalışma içinde olduklarını söyledi.Artık bütünleşik sigorta adını verdikleri gömülü sigortacılık diye bilinen sigorta alanlarında birtakım geliştirmeler olacağını ifade eden Yaşar, Bugüne kadar mevzuatın el verdiği alanlarda 6 milyon sigortalımızın ilk defa sigortayla tanıştığını ve elektronik cihaz sigortalarında, cep telefonu sigortalarında, beyaz eşya sigortalarında 'gömülü sigortacılık' uygulamalarıyla sigorta sistemiyle tanıştığını görüyoruz. Bu uygulamaların daha da derinleşmesini ve birçok hizmet ve malın bu manada sigortalanabilir olmasını sağlamaya çalışacağız. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : MÜCAHİT ENES SEVİNÇ/BAHAR YAKAR - Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, bu yılı 2 trilyon liraya yaklaşan bir prim üretimi hacmiyle kapatmayı öngördüklerini belirterek, Birliğimizin ortaya koyduğu 2030 yılı hedeflerinde 50 milyar dolarlık bir prim hacmine ulaşma hedefimiz var. dedi.TSB verilerine göre, sigorta sektörü, 2026 yılının ilk yarısında 743 milyar 851,9 milyon lira prim üretti. Geçen yılın aynı döneminde 576 milyar 846,5 milyon lira olan üretim nominal olarak yüzde 29 arttı.Bu dönemdeki toplam prim üretiminin yüzde 84,6'sını hayat dışı, yüzde 15,4'ünü ise hayat grubu oluşturdu. Hayat grubu yüzde 46,2, hayat dışı ise yüzde 26,2 büyüdü.AA muhabirine sigorta sektörünün yılın ilk 6 aylık performansıyla gelecek dönem hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan TSB Başkanı Yaşar, bu yıl haziran ayı itibarıyla sigorta sektörünün yaklaşık 744 milyar liralık prim üretimi gerçekleştirdiğini belirterek, bunun 629 milyar lirasının hayat dışı sigortalardan, geri kalan kısmının ise hayat sigortalarından elde edildiğini kaydetti.Yaşar, sigorta şirketlerinin bazı branşlardaki rekabetine değinerek, Aslında Türk sigorta sektörünün risklerin arttığı bu dönemde sigortalılarımıza ya da sigortalı adaylarımıza sigortalı olmak için iyi bir fırsat tanıdığı bir dönemin içerisindeyiz. değerlendirmesinde bulundu.Trafik ve kasko sigortalarında diğer branşlara göre reel büyümenin daha düşük kaldığını ifade eden Yaşar, Bunda tabii hem şu andaki enflasyonist ortamın etkisi hem de kredilerdeki daralmanın etkisi var. Dolayısıyla yeni araç alım satımında görece dönemsel olarak bir daralma var. Bunlar bu branşlardaki daralmaya sebep oluyor. diye konuştu.Vatandaşlarımızın sağlık sigortasına olan ilgisi artıyorYaşar, sigorta farkındalığının en çok arttığı branşların başında sağlık sigortalarının geldiğini dile getirerek, şunları kaydetti:Özellikle tamamlayıcı sağlık alanında vatandaşlarımızın talepleri, ihtiyaçları, sağlık sigortalarının giderek daha çok büyüyen bir branş olmasını ortaya koyuyor. Vatandaşlarımız, sağlık sigortaları alanında sisteme ne kadar erken girerlerse ve sistemde ne kadar kalıcı olurlarsa sürdürülebilirliği o kadar sağlayabileceklerini öğrenmiş oldular, farkındalıkları artmış oldu. Görece kampanya poliçeleri diyebileceğimiz birtakım poliçelerin geçtiğimiz dönemlerde piyasaya sunulmuş olması ve onun devamlılığının gelmesi adetsel olarak birtakım küçülmeleri bize gösterse de bunun aslında nitelikli sağlık poliçeleri açısından, hem özel sağlık sigortaları hem tamamlayıcı sağlık sigortaları açısından değerlendirdiğimizde, artan bir trend içerisinde olduğunu görüyoruz. Vatandaşlarımızın sağlık sigortasına olan ilgisi artıyor. Çünkü bir yandan nüfusumuz yaş alıyor. Dolayısıyla bizim daha çok sağlık sigortalarına ihtiyacımızı artırıyor ki önümüzdeki dönemde aynı zamanda yaşlı bakım sigortalarına olan ihtiyacımız da artıracak. Bunlar da bizim büyüme alanlarımızın içerisinde olan branşlar.Türk sigorta sektörü 3,5 trilyon liralık bir fon büyüklüğüne sahipTSB Başkanı Yaşar, Bireysel Emeklilik Sistemi'nde (BES) devlet katkısının düşürüldüğünü anımsatarak, Bireysel emeklilik sigortalarında yılbaşında devlet katkısında 10 puanlık azalma söz konusu oldu. Yüzde 30'dan yüzde 20'ye düştü. Fakat burada bizim beklediğimiz gibi özellikle bireysel emeklilik sigortalarını satan sigorta şirketlerimizin, özel emeklilik sigorta şirketlerimizin performanslarıyla yeni satışlarla burada bir poliçe kaybına yani toplam hacim kaybına rastlamadık. Bu sevindirici. diye konuştu.BES'te katılımcı sayısı ve sözleşme sayısının arttığına dikkati çeken Yaşar, BES'te 2,5 trilyon lira civarında bir fonumuz var. Otomatik Katılım Sistemi'nde her ne kadar henüz 100 milyar liralık bir fon olsa da katılımcı sayısında artışlar yaşıyoruz ve bu alandaki özellikle önümüzdeki dönemde Tamamlayıcı Emeklilik Sistemine giden yoldaki çalışmalarımızı da bir yandan sürdürüyoruz. şeklinde konuştu.Finansal piyasaların derinleşmesi ve dayanıklılığın artması, manipülasyonların azalması açısından bireysel emeklilik fonlarının ve sigorta fonlarının çok büyük önemi olduğunu aktaran Yaşar, sigorta fonlarının uzun dönemli, uzun kaynaklı fonlar olduğunu ve bu fonların büyüyor olmasının sadece sigorta sektörü açısından değil ekonomik açıdan da önemli olduğunu ifade etti.Yaşar, BES fonlarının 2,5 trilyon lira ve sigorta şirketlerinin diğer fonlarının yaklaşık 1 trilyon lira olduğunu dile getirerek, Türk sigorta sektörü, sigorta şirketlerimizin diğer fonlarıyla birlikte toplam 3,5 trilyon liralık bir fon büyüklüğüne sahip. Bu haliyle bile Türkiye'nin en büyük kurumsal yatırımcısı durumunda. açıklamasını yaptı.Topyekün sigortacılığı büyütmek adına da çalışmalar varYaşar, hayat ve hayat dışı alanında katılım sigortacılığının konvansiyonel sigortacılığa göre daha hızlı büyüdüğüne işaret ederek, bu alanda faaliyet gösteren şirketlerin büyüme oranlarının daha yüksek olduğunu gördüklerini belirtti.BES tarafında da vatandaşların oransal olarak yüzde 30'lardan daha yüksek bir miktarda katılım fonlarını tercih ettiklerini bildiren Yaşar, Bu rakamlar katılım sigortacılığı açısından umut verici. Bu alanda Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) birtakım yeni geliştirmeler ve düzenlemeler içinde. Sektörle istişare ettiği alanlar var. Özellikle katılım sigortalarına erişimi, ulaşımı hızlandırmak, kolaylaştırmak ve vatandaşlarımızın bu alandaki farkındalığını artırarak, tercihlerini çoğaltarak topyekün sigortacılığı büyütmek adına da çalışmalar var. değerlendirmelerinde bulundu.Sigorta yoluyla önce dirençli şehirlere ulaşmamız lazımYaşar, SEDDK'nin, trafik sigortalarındaki değer kaybı kaynaklı uyuşmazlıkların asgari seviyeye indirilmesi ve tazminat süreçlerinin etkin, adil ve hızlı şekilde yönetilmesi amacıyla hazırlanan eylem planı kapsamındaki yapısal reformlarını hatırlatarak, yapılan düzenlemelerin sektör için hızlı ve önemli çözümler olduğundan bahsetti.Ufak trafik kazası olduğunda bile hemen kendilerini telefonla arayan ya da kaza yerine gelerek kendisinden vekaletname almaya çalışan birtakım yapılarla karşı karşıya olunduğunu aktaran Yaşar, Bunların uzun yıllardır organize bir şekilde hareket ettikleri artık gayet aşikar bir şekilde ortada. Dolayısıyla bu yapılarla mücadele açısından hem Kişisel Verileri Koruma Kurulumuzun aldığı ilke kararı hem de SEDDK'nin bu konuda yaptığı yeni düzenlemeler artık bu örgütlerle mücadeleyi ve hukuki yollarla, savcılık aşamalarıyla bunlarla mücadelenin önünü açmış durumda. diye konuştu.Yaşar, geçen hafta sonunda duyurulan Alo 193 Ortak Hasar İhbar Merkezi (OHİM) hattı uygulamasının da 1 Eylül'de kullanılmaya başlayacağını anımsattı.Yaşar, Türkiye'nin bulunduğu jeopolitik konum ve dünyadaki iklim değişikliğine de değinerek, koruma açıklarının hızla kapatılması gerektiğini, zorunlu deprem sigortasında yüzde 58'ler civarında bir sigortalılık oranı olduğunu söyledi.6 Şubat 2023'teki Kahramanmaraş merkezli depremleri anımsatan Yaşar, Antakya'da gördük, depremden birkaç hafta sonra hızla yükselen sigortalılık oranları tekrar 2 ay geçmeden sönümlenmeye başladı ve aşağıya düştü. Yani vatandaşlarımız maalesef bu gerçeği görmezden geliyor. Sigortalılık oranını artırmamız lazım. Hepimizin refahı, ülkemizin refahı ve sürdürülebilirlik açısından, en medeni enstrüman olan sigorta yoluyla önce dirençli şehirlere ulaşmamız lazım. Kentsel dönüşüme ihtiyacımız var. Kentsel dönüşümün gerçekleşebilmesi için de bina tamamlama sigortasına ihtiyacımız var. ifadelerini kullandı.Yaşar, sadece deprem sigortasının değil aynı zamanda Türkiye'de yaşanabilecek doğal afetler için de koruma açığını kapatacak Zorunlu Afet Sigortasına (ZAS) yönelik çalışmaları da tamamladıklarını vurguladı.Ahmet Yaşar, Bir an önce ZAS'ın yasalaşmasını ve ülkemizin koruma açıklarının kapanmasına önemli bir işlev sağlamasını ve COP31'e giderken de bu işin hayata geçmiş olmasını istiyoruz ve bekliyoruz. dedi.2030 yılı hedeflerinde 50 milyar dolarlık bir prim hacmine ulaşma hedefimiz varTSB Başkanı Yaşar, primsel olarak reel büyümeyi gerçekleştiremeseler de ön göstergelerin adetsel büyümelerin başladığını gösterdiğine dikkati çekerek, bu büyümenin devam edeceğini beklediklerini dile getirdi.2025'te 1,2 trilyon liralık prim üretimi gerçekleştirdiklerini, 31 milyar dolarlık bir üretim hacmine ulaştıklarını hatırlatarak, Bu yılı 1,7 trilyon lira, 1,8 trilyon lira yani 2 trilyon liraya yaklaşan bir prim üretimi hacmiyle kapatacağımızı düşünüyoruz. Birliğimizin ortaya koyduğu 2030 yılı hedeflerinde 50 milyar dolarlık bir prim hacmine ulaşma hedefimiz var. Dolayısıyla dolar bazında da bu sene büyümeyi gerçekleştireceğimize inanıyorum. 2025 yılını yüzde 2,68 penetrasyon oranıyla kapatmıştık. Bu yıl asıl hedefimiz olan yüzde 5'lere biraz daha yaklaşacağımıza inanıyorum. diye konuştu.6 milyon sigortalımızın ilk defa sigortayla tanıştığını görüyoruzYaşar, SEDDK ile bir yandan yeni sigorta ürünleri, türleri, alanları oluştururken bir yandan da düzenlemelerdeki mevzuattaki eksikliklerinin giderilmesi konusunda yakın çalışma içinde olduklarını söyledi.Artık bütünleşik sigorta adını verdikleri gömülü sigortacılık diye bilinen sigorta alanlarında birtakım geliştirmeler olacağını ifade eden Yaşar, Bugüne kadar mevzuatın el verdiği alanlarda 6 milyon sigortalımızın ilk defa sigortayla tanıştığını ve elektronik cihaz sigortalarında, cep telefonu sigortalarında, beyaz eşya sigortalarında 'gömülü sigortacılık' uygulamalarıyla sigorta sistemiyle tanıştığını görüyoruz. Bu uygulamaların daha da derinleşmesini ve birçok hizmet ve malın bu manada sigortalanabilir olmasını sağlamaya çalışacağız. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yılbaşından bu yana yaklaşık 500 bin litre sahte ve kaçak içki ele geçirildi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yilbasindan-bu-yana-yaklasik-500-bin-litre-sahte-ve-kacak-icki-ele-gecirildi/885637/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yilbasindan-bu-yana-yaklasik-500-bin-litre-sahte-ve-kacak-icki-ele-gecirildi/885637/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:06:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda kaçakçılık suçlarına yönelik ülke genelinde yılbaşından bu yana 22 bin 809 operasyon düzenlendi - Operasyonlarda 499 bin 614 litre sahte ve kaçak alkollü içki, 3 milyon 449 bin 419 litre akaryakıt, 9 milyon 82 bin 549 paket sigara, 224 bin 266 elektronik sigara ile 1 milyar 87 milyon 439 bin 576 makaron ele geçirildi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — CEM DAĞISTANLI - İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen kaçakçılıkla mücadele çalışmaları kapsamında, yılbaşından bu yana 499 bin 614 litre sahte ve kaçak alkollü içki ele geçirildi.Bakanlık koordinasyonunda sürdürülen çalışmalarda, kaçak ürünlerin üretim, depolama, sevkiyat ve satış aşamaları emniyet ve jandarma ekiplerince takip ediliyor.İstihbari çalışmalar, saha denetimleri ve teknik incelemelerle belirlenen adreslere düzenlenen operasyonlarla kaçak ürünlerin piyasaya ulaşması ve yasa dışı kazanç elde edilmesi engelleniyor.AA muhabirinin İçişleri Bakanlığı verilerinden derlediği bilgilere göre, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı birimlerince, kaçakçılık suçlarına yönelik ülke genelinde yılbaşından bu yana 22 bin 809 operasyon düzenlendi.Operasyonlarda 29 bin 543 şüpheli gözaltına alınırken, 742 şüpheli tutuklandı, 864 kişi hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı.Kaçakçılıkla mücadele operasyonlarında ele geçirilen sahte ve kaçak alkollü içki miktarı 499 bin 614 litreye ulaştı.Ayrıca 3 milyon 449 bin 419 litre akaryakıt, 9 milyon 82 bin 549 paket sigara, 224 bin 266 elektronik sigara ile 1 milyar 87 milyon 439 bin 576 makaron ele geçirildi.Yürütülen operasyonlarla 3 milyar 545 milyon liralık vergi kaybının önüne geçildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — CEM DAĞISTANLI - İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen kaçakçılıkla mücadele çalışmaları kapsamında, yılbaşından bu yana 499 bin 614 litre sahte ve kaçak alkollü içki ele geçirildi.Bakanlık koordinasyonunda sürdürülen çalışmalarda, kaçak ürünlerin üretim, depolama, sevkiyat ve satış aşamaları emniyet ve jandarma ekiplerince takip ediliyor.İstihbari çalışmalar, saha denetimleri ve teknik incelemelerle belirlenen adreslere düzenlenen operasyonlarla kaçak ürünlerin piyasaya ulaşması ve yasa dışı kazanç elde edilmesi engelleniyor.AA muhabirinin İçişleri Bakanlığı verilerinden derlediği bilgilere göre, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı birimlerince, kaçakçılık suçlarına yönelik ülke genelinde yılbaşından bu yana 22 bin 809 operasyon düzenlendi.Operasyonlarda 29 bin 543 şüpheli gözaltına alınırken, 742 şüpheli tutuklandı, 864 kişi hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı.Kaçakçılıkla mücadele operasyonlarında ele geçirilen sahte ve kaçak alkollü içki miktarı 499 bin 614 litreye ulaştı.Ayrıca 3 milyon 449 bin 419 litre akaryakıt, 9 milyon 82 bin 549 paket sigara, 224 bin 266 elektronik sigara ile 1 milyar 87 milyon 439 bin 576 makaron ele geçirildi.Yürütülen operasyonlarla 3 milyar 545 milyon liralık vergi kaybının önüne geçildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/yilbasindan-bu-yana-yaklasik-500-bin-litre-sahte-ve-kacak-icki-ele-gecirildi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Dünyanın ilk kadın nükleer buzkıran kaptanı, 'Yamal'daki seferini tamamladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/dunyanin-ilk-kadin-nukleer-buzkiran-kaptani-yamal-daki-seferini-tamamladi/885636/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/dunyanin-ilk-kadin-nukleer-buzkiran-kaptani-yamal-daki-seferini-tamamladi/885636/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:06:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — Avrupa ile Asya-Pasifik arasındaki en kısa deniz ticaret güzergahı olarak öne çıkan Kuzey Deniz Rotası'nda görev yapan Yamal'ın kaptanlığını üstlenen Marina Starovoitova, bu göreve getirilen ilk kadın oldu - Öğretmenlikten dünyanın en güçlü gemilerinden birinin kaptanlığına uzanan hikayesiyle Starovoitova, denizcilikte otoritenin cinsiyetle değil yetkinlikle kazanıldığını ispatlıyor - Yamal Buzkıranı'nın kaptanı Starovoitova: - Eksi 30 derecede açık güvertede saatlerce erkek denizcilerle birlikte çalışırken eşitlik hakkımı fiilen kanıtladım. Denizcilik mesleğinde en sağlam otorite, iş, yetkinlik ve sorumlulukla kazanılandır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : FİRDEVS YÜKSEL - Dünyanın ilk kadın nükleer buzkıran kaptanı Marina Starovoitova, Rusya'nın nükleer enerjiyle çalışan buzkıranı Yamal'ın komutasındaki ilk seferini tamamladı.Avrupa ile Asya-Pasifik arasındaki en kısa deniz ticaret güzergahı olarak öne çıkan Kuzey Deniz Rotası'nda görev yapan Yamal'ın kaptanlığını üstlenen Starovoitova, bu göreve getirilen ilk kadın oldu.Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom'un iştiraki Atomflot bünyesindeki dünyanın tek nükleer buzkıran filosunda görev yapan Starovoitova, AA muhabirine öğretmenlikten kaptanlığa uzanan kariyerini ve Arktik'teki deneyimlerini anlattı.Kariyerine Rus dili ve edebiyatı öğretmeni olarak başlayan Starovoitova, daha sonra Amiral S.O. Makarov Devlet Denizcilik Akademisi'nde Gemi Sevk ve İdaresi Mühendisliği eğitimi aldı.20 yılı aşkın denizcilik kariyerinin son 6 yılını nükleer filoda geçiren Starovoitova, baş kaptan yardımcılığına yükseldi. Ağustos 2025'te dünyanın ilk kadın nükleer buzkıran kaptanı unvanını alan Starovoitova, ardından Yamal'ın kaptanlığına getirildi.Denizcilik kariyerine mürettebat hizmetlerinde başladığını belirten Starovoitova, zamanla gemiyi yöneten ekibin parçası olmak istediğini söyledi.Denizcilik akademisine başladığında hedefinin vardiya zabiti olmak olduğunu ifade eden Starovoitova, Asıl hedefim unvan sahibi olmak değil, bu mesleği tamamen öğrenmekti. dedi.Yük taşımacılığı filosunda görev yaparken nükleer buzkıranlardan etkilendiğini anlatan Starovoitova, daha sonra bu filoya geçerek gerekli eğitim ve sınavları tamamladığını, kaptanlığa atanmasının bu sürecin doğal sonucu olduğunu dile getirdi.Eksi 30 derecede çalışarak kendimi kanıtladımStarovoitova, Arktik'in zorlu koşullarında dört ay boyunca kapalı bir ortamda çalışan deneyimli bir ekibi yönettiğini, bu görevin hızlı karar almayı gerektirdiğini söyledi.Mesleğe başladığı dönemde kadınların denizcilikte belirli görevlerle sınırlandırıldığı yönünde yaygın bir anlayış bulunduğunu kaydeden Starovoitova, gemi mürettebatına katıldığında bunun şaşkınlıkla karşılandığını anlattı.Starovoitova, 'Bu kadın işi değil, neden bunu yapmak istiyorsun?' sorusunu çok duydum. diyerek şunları kaydetti:Eksi 30 derecede açık güvertede saatlerce erkek denizcilerle birlikte çalışırken eşitlik hakkımı fiilen kanıtladım. Denizcilik mesleğinde en sağlam otorite, iş, yetkinlik ve sorumlulukla kazanılandır. Nükleer buzkıran filosunda kadınların sayısı her yıl artıyor. Kadınlar artık yalnızca yaşam hizmetlerinde görev almıyor. Seyir zabiti, nükleer enerji sistemi operatörü, elektromekanik uzmanı ve radyasyon güvenliği mühendisi olarak da çalışıyorlar. Önümüzdeki yıllarda nükleer buzkıran filosunda ilk kadın başmühendisi görürsek hiç şaşırmam.Kuzey Deniz Rotası&#039;nda nükleer buzkıranların stratejik rolüAtomflot filosunda Yamal'ın yanı sıra 50 Let Pobedy, Taimyr, Vaigach ile Proje 22220 kapsamında inşa edilen Arktika, Sibir, Ural ve Yakutia olmak üzere sekiz nükleer buzkıran bulunuyor.Yaklaşık 5 ila 7 yıl yakıt ikmali gerektirmeyen bu gemiler, kalın buz tabakalarını yararak ticari gemilere güvenli geçiş koridoru açıyor ve Kuzey Deniz Rotası'nda yıl boyunca seyrüseferin sürdürülebilmesinde kritik rol oynuyor.Kara Denizi'nden başlayarak Bering Boğazı'ndaki Dejnyov Burnu'na kadar uzanan yaklaşık 5 bin 600 kilometrelik Kuzey Deniz Rotası, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar, jeopolitik gerilimler ve alternatif ticaret koridorlarına yönelik arayış nedeniyle son yıllarda stratejik önemini daha da artırdı.İklim değişikliğinin etkisiyle Arktik'teki buz tabakasının incelmesi de rotayı ticari gemiler açısından daha erişilebilir hale getirirken, Kuzey Deniz Rotası üzerindeki yük trafiği hızla büyüyor.Rusya'nın da geliştirilmesine stratejik önem verdiği Kuzey Deniz Rotası'nda, özellikle kış aylarında kalın deniz buzuyla kaplanan sularda güvenli seyrüsefer büyük ölçüde nükleer buzkıranların desteğiyle sağlanıyor.Rosatom'a göre, rota üzerinden geçen yıl yaklaşık 37 milyon ton yük taşınırken, yıllık yük hacmi son 10 yılda yaklaşık 7 kat arttı.Dünyanın tek nükleer buzkıran filosuna sahip Rusya, yeni nükleer buzkıranların yanı sıra güzergah boyunca planladığı altyapı yatırımlarıyla Kuzey Deniz Rotası'ndaki yük hacmini artırmayı hedefliyor.Bu kapsamda Atomflot yeni nükleer buzkıranların inşasını sürdürürken, Rusya Ulaştırma Bakanlığının planlarına göre Kuzey Deniz Rotası'nda görev yapan buzkıran sayısının 2035'e kadar 18'e çıkarılması planlanıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : FİRDEVS YÜKSEL - Dünyanın ilk kadın nükleer buzkıran kaptanı Marina Starovoitova, Rusya'nın nükleer enerjiyle çalışan buzkıranı Yamal'ın komutasındaki ilk seferini tamamladı.Avrupa ile Asya-Pasifik arasındaki en kısa deniz ticaret güzergahı olarak öne çıkan Kuzey Deniz Rotası'nda görev yapan Yamal'ın kaptanlığını üstlenen Starovoitova, bu göreve getirilen ilk kadın oldu.Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom'un iştiraki Atomflot bünyesindeki dünyanın tek nükleer buzkıran filosunda görev yapan Starovoitova, AA muhabirine öğretmenlikten kaptanlığa uzanan kariyerini ve Arktik'teki deneyimlerini anlattı.Kariyerine Rus dili ve edebiyatı öğretmeni olarak başlayan Starovoitova, daha sonra Amiral S.O. Makarov Devlet Denizcilik Akademisi'nde Gemi Sevk ve İdaresi Mühendisliği eğitimi aldı.20 yılı aşkın denizcilik kariyerinin son 6 yılını nükleer filoda geçiren Starovoitova, baş kaptan yardımcılığına yükseldi. Ağustos 2025'te dünyanın ilk kadın nükleer buzkıran kaptanı unvanını alan Starovoitova, ardından Yamal'ın kaptanlığına getirildi.Denizcilik kariyerine mürettebat hizmetlerinde başladığını belirten Starovoitova, zamanla gemiyi yöneten ekibin parçası olmak istediğini söyledi.Denizcilik akademisine başladığında hedefinin vardiya zabiti olmak olduğunu ifade eden Starovoitova, Asıl hedefim unvan sahibi olmak değil, bu mesleği tamamen öğrenmekti. dedi.Yük taşımacılığı filosunda görev yaparken nükleer buzkıranlardan etkilendiğini anlatan Starovoitova, daha sonra bu filoya geçerek gerekli eğitim ve sınavları tamamladığını, kaptanlığa atanmasının bu sürecin doğal sonucu olduğunu dile getirdi.Eksi 30 derecede çalışarak kendimi kanıtladımStarovoitova, Arktik'in zorlu koşullarında dört ay boyunca kapalı bir ortamda çalışan deneyimli bir ekibi yönettiğini, bu görevin hızlı karar almayı gerektirdiğini söyledi.Mesleğe başladığı dönemde kadınların denizcilikte belirli görevlerle sınırlandırıldığı yönünde yaygın bir anlayış bulunduğunu kaydeden Starovoitova, gemi mürettebatına katıldığında bunun şaşkınlıkla karşılandığını anlattı.Starovoitova, 'Bu kadın işi değil, neden bunu yapmak istiyorsun?' sorusunu çok duydum. diyerek şunları kaydetti:Eksi 30 derecede açık güvertede saatlerce erkek denizcilerle birlikte çalışırken eşitlik hakkımı fiilen kanıtladım. Denizcilik mesleğinde en sağlam otorite, iş, yetkinlik ve sorumlulukla kazanılandır. Nükleer buzkıran filosunda kadınların sayısı her yıl artıyor. Kadınlar artık yalnızca yaşam hizmetlerinde görev almıyor. Seyir zabiti, nükleer enerji sistemi operatörü, elektromekanik uzmanı ve radyasyon güvenliği mühendisi olarak da çalışıyorlar. Önümüzdeki yıllarda nükleer buzkıran filosunda ilk kadın başmühendisi görürsek hiç şaşırmam.Kuzey Deniz Rotası&#039;nda nükleer buzkıranların stratejik rolüAtomflot filosunda Yamal'ın yanı sıra 50 Let Pobedy, Taimyr, Vaigach ile Proje 22220 kapsamında inşa edilen Arktika, Sibir, Ural ve Yakutia olmak üzere sekiz nükleer buzkıran bulunuyor.Yaklaşık 5 ila 7 yıl yakıt ikmali gerektirmeyen bu gemiler, kalın buz tabakalarını yararak ticari gemilere güvenli geçiş koridoru açıyor ve Kuzey Deniz Rotası'nda yıl boyunca seyrüseferin sürdürülebilmesinde kritik rol oynuyor.Kara Denizi'nden başlayarak Bering Boğazı'ndaki Dejnyov Burnu'na kadar uzanan yaklaşık 5 bin 600 kilometrelik Kuzey Deniz Rotası, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar, jeopolitik gerilimler ve alternatif ticaret koridorlarına yönelik arayış nedeniyle son yıllarda stratejik önemini daha da artırdı.İklim değişikliğinin etkisiyle Arktik'teki buz tabakasının incelmesi de rotayı ticari gemiler açısından daha erişilebilir hale getirirken, Kuzey Deniz Rotası üzerindeki yük trafiği hızla büyüyor.Rusya'nın da geliştirilmesine stratejik önem verdiği Kuzey Deniz Rotası'nda, özellikle kış aylarında kalın deniz buzuyla kaplanan sularda güvenli seyrüsefer büyük ölçüde nükleer buzkıranların desteğiyle sağlanıyor.Rosatom'a göre, rota üzerinden geçen yıl yaklaşık 37 milyon ton yük taşınırken, yıllık yük hacmi son 10 yılda yaklaşık 7 kat arttı.Dünyanın tek nükleer buzkıran filosuna sahip Rusya, yeni nükleer buzkıranların yanı sıra güzergah boyunca planladığı altyapı yatırımlarıyla Kuzey Deniz Rotası'ndaki yük hacmini artırmayı hedefliyor.Bu kapsamda Atomflot yeni nükleer buzkıranların inşasını sürdürürken, Rusya Ulaştırma Bakanlığının planlarına göre Kuzey Deniz Rotası'nda görev yapan buzkıran sayısının 2035'e kadar 18'e çıkarılması planlanıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Ağrı Dağı'nın kuzeydoğu rotası doğal güzellikleriyle dağcıları ağırlıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/agri-dagi-nin-kuzeydogu-rotasi-dogal-guzellikleriyle-dagcilari-agirliyor/885635/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/agri-dagi-nin-kuzeydogu-rotasi-dogal-guzellikleriyle-dagcilari-agirliyor/885635/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:06:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Iğdır — Türkiye'nin en yüksek dağı Ağrı Dağı'nın Iğdır sınırlarında yer alan kuzeydoğu rotası, ikiz meteor çukurları, buzullarla beslenen Küp Gölü ve yüksek rakımdaki güzellikleriyle ilgi görüyor - Kağızman Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü sporcusu Sergül Keskin: - Bütün dağcılarımızı ve doğaseverlerimizi bölgemizdeki bu doğal güzellikleri görmeye davet ediyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Iğdır Haberleri — BÜLENT MAVZER - Türkiye'nin çatısı olarak nitelendirilen Ağrı Dağı'nın Iğdır sınırlarında yer alan kuzeydoğu rotası, doğal güzellikleriyle dağcıları ve doğaseverleri ağırlıyor.Ağrı ile Iğdır sınırında bulunan 5 bin 137 metre yüksekliğindeki Ağrı Dağı'nın kuzeydoğu rotasında, 3 bin 500 metre rakımdaki ikiz meteor çukurları ile 3 bin 600 metre yükseklikte bulunan ve buzullarla beslenen Küp Gölü, tırmanış yapan doğaseverlerin uğrak noktaları arasında yer alıyor.Bölgenin eşsiz doğal güzelliklerini yakından görmek isteyen dağcılar ve doğaseverler, Iğdır üzerinden düzenlenen günübirlik faaliyetlerle Ağrı Dağı'nın kuzeydoğu rotasını keşfediyor.Sabah saatlerinde Iğdır'da bir araya gelen gruplar, yaklaşık 4 ila 5 saat süren tırmanışın ardından ikiz meteor çukurları ve Küp Gölü'ne ulaşıyor.Yüksek rakımda temiz havada doğayla iç içe vakit geçiren dağcılar, bölgenin eşsiz manzarasını da fotoğraflıyor.Bütün dağcılarımızı bu güzellikleri görmeye davet ediyoruzTırmanışa Kars'tan katılan Kağızman Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü sporcusu Sergül Keskin, AA muhabirine, yaklaşık 2 yıldan beri Kars'ta dağcılık yaptığını söyledi.Bölgede görülmesi gereken zirvelere çıkmaya çalıştığını ifade eden Keskin, Bugün de hem Iğdır'dan gelen hem de Karslı dağcılar olarak 17 kişilik ekiple Ağrı Dağı'nın eteklerinde 2 meteor çukurunu ziyaret ettik ve şimdi de Küp Gölü'ne geldik. Küp Gölü, Ağrı Dağı buzullarının erimesiyle oluşan 3 bin 600 metre rakımdaki bir gölümüz. Bütün dağcılarımızı ve doğaseverlerimizi bölgemizdeki bu doğal güzellikleri görmeye davet ediyoruz. diye konuştu.Iğdır Dağ Safari Dağcılık Kulübü Başkanı Yunus Gündoğdu da Ağrı Dağı'nın bütün güzel rotalarını keşfetmek istediklerini belirterek, Bugünkü faaliyetimiz Ağrı Dağı eteklerinde bulunan meteor çukurları ve Küp Gölü. Amacımız yeni rotalar çizip Ağrı Dağı'nı Iğdır tarafından turizme kazandırmak. Umarım bunda da başarılı olmuşuzdur. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Iğdır Haberleri — BÜLENT MAVZER - Türkiye'nin çatısı olarak nitelendirilen Ağrı Dağı'nın Iğdır sınırlarında yer alan kuzeydoğu rotası, doğal güzellikleriyle dağcıları ve doğaseverleri ağırlıyor.Ağrı ile Iğdır sınırında bulunan 5 bin 137 metre yüksekliğindeki Ağrı Dağı'nın kuzeydoğu rotasında, 3 bin 500 metre rakımdaki ikiz meteor çukurları ile 3 bin 600 metre yükseklikte bulunan ve buzullarla beslenen Küp Gölü, tırmanış yapan doğaseverlerin uğrak noktaları arasında yer alıyor.Bölgenin eşsiz doğal güzelliklerini yakından görmek isteyen dağcılar ve doğaseverler, Iğdır üzerinden düzenlenen günübirlik faaliyetlerle Ağrı Dağı'nın kuzeydoğu rotasını keşfediyor.Sabah saatlerinde Iğdır'da bir araya gelen gruplar, yaklaşık 4 ila 5 saat süren tırmanışın ardından ikiz meteor çukurları ve Küp Gölü'ne ulaşıyor.Yüksek rakımda temiz havada doğayla iç içe vakit geçiren dağcılar, bölgenin eşsiz manzarasını da fotoğraflıyor.Bütün dağcılarımızı bu güzellikleri görmeye davet ediyoruzTırmanışa Kars'tan katılan Kağızman Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü sporcusu Sergül Keskin, AA muhabirine, yaklaşık 2 yıldan beri Kars'ta dağcılık yaptığını söyledi.Bölgede görülmesi gereken zirvelere çıkmaya çalıştığını ifade eden Keskin, Bugün de hem Iğdır'dan gelen hem de Karslı dağcılar olarak 17 kişilik ekiple Ağrı Dağı'nın eteklerinde 2 meteor çukurunu ziyaret ettik ve şimdi de Küp Gölü'ne geldik. Küp Gölü, Ağrı Dağı buzullarının erimesiyle oluşan 3 bin 600 metre rakımdaki bir gölümüz. Bütün dağcılarımızı ve doğaseverlerimizi bölgemizdeki bu doğal güzellikleri görmeye davet ediyoruz. diye konuştu.Iğdır Dağ Safari Dağcılık Kulübü Başkanı Yunus Gündoğdu da Ağrı Dağı'nın bütün güzel rotalarını keşfetmek istediklerini belirterek, Bugünkü faaliyetimiz Ağrı Dağı eteklerinde bulunan meteor çukurları ve Küp Gölü. Amacımız yeni rotalar çizip Ağrı Dağı'nı Iğdır tarafından turizme kazandırmak. Umarım bunda da başarılı olmuşuzdur. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/agri-dagi-nin-kuzeydogu-rotasi-dogal-guzellikleriyle-dagcilari-agirliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Gençlerbirliği yönetiminde görev dağılımı yapıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/genclerbirligi-yonetiminde-gorev-dagilimi-yapildi/885634/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/genclerbirligi-yonetiminde-gorev-dagilimi-yapildi/885634/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:06:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Gençlerbirliği Kulübü Yönetim Kurulu'nda görev dağılımı gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- Gençlerbirliği Kulübü Yönetim Kurulu'nda görev dağılımı gerçekleştirildi.Kulübün açıklamasına göre 25 Temmuz Cumartesi günkü olağanüstü genel kurulda göreve getirilen Haydar Arda Çakmak başkanlığındaki yeni yönetim, ilk toplantısını Beştepe İlhan Cavcav Tesisleri'nde yaptı.Başkent temsilcisinin yönetim kurulunda görev dağılımı şöyle oluştu:Haydar Arda Çakmak: BaşkanArif Ölmez: Başkan yardımcısıGün Emre İçer: Başkan yardımcısıAhmet Turgut: Sponsorluktan sorumlu başkan yardımcısıMehmet Doğru: Altyapıdan sorumlu başkan yardımcısıHüseyin Şen: Futbol şubeden sorumlu başkan yardımcısıŞevder Oyman: Genel sekreterİbrahim Ethem Koşar: SaymanMurat Ilıkan: Basın sözcüsüSeçkin Altınel: Mali işlerden sorumlu asbaşkanGökhan Kavlak: TFF ile ilişkilerden sorumlu asbaşkanOktay Banlı: Sağlıktan sorumlu asbaşkanLatif Orhan: Tesislerden sorumlu asbaşkanHacı Altınok: Yerel yönetimlerden sorumlu yönetim kurulu üyesiHüseyin Yalçın: Yerel yönetimlerden sorumlu yönetim kurulu üyesiCevdet Toptaş: Amatör branşlardan sorumlu yönetim kurulu üyesiTayfun Bağlan: Taraftardan sorumlu yönetim kurulu üyesiHabib Aktaş: Hukuk işlerinden sorumlu yönetim kurulu üyesiTarık Demirelli: Kamudan sorumlu yönetim kurulu üyesiKadir Özgür Keskin: Gelir getirici işlerden sorumlu yönetim kurulu üyesiBahri Kavak: Gelir getirici faaliyetlerden sorumlu yönetim kurulu üyesiEnes Altınışık: Sportif AŞ'den sorumlu yönetim kurulu üyesiTolga Arslan: Sportif AŞ'den sorumlu yönetim kurulu üyesiMurat Kahramaner: Stadyumdan sorumlu yönetim kurulu üyesiArslan Atar: Tesislerden sorumlu yönetim kurulu üyesi]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- Gençlerbirliği Kulübü Yönetim Kurulu'nda görev dağılımı gerçekleştirildi.Kulübün açıklamasına göre 25 Temmuz Cumartesi günkü olağanüstü genel kurulda göreve getirilen Haydar Arda Çakmak başkanlığındaki yeni yönetim, ilk toplantısını Beştepe İlhan Cavcav Tesisleri'nde yaptı.Başkent temsilcisinin yönetim kurulunda görev dağılımı şöyle oluştu:Haydar Arda Çakmak: BaşkanArif Ölmez: Başkan yardımcısıGün Emre İçer: Başkan yardımcısıAhmet Turgut: Sponsorluktan sorumlu başkan yardımcısıMehmet Doğru: Altyapıdan sorumlu başkan yardımcısıHüseyin Şen: Futbol şubeden sorumlu başkan yardımcısıŞevder Oyman: Genel sekreterİbrahim Ethem Koşar: SaymanMurat Ilıkan: Basın sözcüsüSeçkin Altınel: Mali işlerden sorumlu asbaşkanGökhan Kavlak: TFF ile ilişkilerden sorumlu asbaşkanOktay Banlı: Sağlıktan sorumlu asbaşkanLatif Orhan: Tesislerden sorumlu asbaşkanHacı Altınok: Yerel yönetimlerden sorumlu yönetim kurulu üyesiHüseyin Yalçın: Yerel yönetimlerden sorumlu yönetim kurulu üyesiCevdet Toptaş: Amatör branşlardan sorumlu yönetim kurulu üyesiTayfun Bağlan: Taraftardan sorumlu yönetim kurulu üyesiHabib Aktaş: Hukuk işlerinden sorumlu yönetim kurulu üyesiTarık Demirelli: Kamudan sorumlu yönetim kurulu üyesiKadir Özgür Keskin: Gelir getirici işlerden sorumlu yönetim kurulu üyesiBahri Kavak: Gelir getirici faaliyetlerden sorumlu yönetim kurulu üyesiEnes Altınışık: Sportif AŞ'den sorumlu yönetim kurulu üyesiTolga Arslan: Sportif AŞ'den sorumlu yönetim kurulu üyesiMurat Kahramaner: Stadyumdan sorumlu yönetim kurulu üyesiArslan Atar: Tesislerden sorumlu yönetim kurulu üyesi]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/genclerbirligi-yonetiminde-gorev-dagilimi-yapildi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Saman doldurarak geçimini sağlayan işçiler, kavurucu sıcağa rağmen yoğun mesai harcıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/saman-doldurarak-gecimini-saglayan-isciler-kavurucu-sicaga-ragmen-yogun-mesai-harciyor/885633/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/saman-doldurarak-gecimini-saglayan-isciler-kavurucu-sicaga-ragmen-yogun-mesai-harciyor/885633/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:06:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Batman — Diyarbakır ve Batman'da tamamlanan hasadın ardından üretilen samanları başka illere gönderilmek üzere kamyonlara yükleyen işçiler, sıcak hava ve tozun oluşturduğu zorlu koşullarla mücadele ediyor - İşçilerden Suat Sevim: - Sıcak havada bu işi yapmak çok zor, tozu var, dumanı var. Bazen sıcaklık bölgede 48 dereceyi buluyor. Çok zor şartlarda çalışıyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Batman Haberleri — AYDIN ARİK - ŞAHİN SEÇEN - Diyarbakır ve Batman'da ekmeğini kamyonlara saman yükleyerek kazanan işçiler, kavurucu sıcağa rağmen yoğun mesai harcıyor.Diyarbakır ve Batman'da buğday ve arpa hasadının ardından hayvan yemi olarak kullanılan samanlar, başta Doğu Anadolu ve Karadeniz Bölgeleri olmak üzere Türkiye'nin farklı bölgelerine gönderiliyor.Müşterinin tercihine göre eski yöntemle yaba kullanılarak ya da makineyle preslenmiş samanları torbalara yerleştiren işçiler, bu torbaları, taşınması sırasında kamyonun dengesini bozmayacak şekilde bir duvar ustası gibi dizerek, kalın iplerle sıkıca bağlıyor.Yaklaşık 4 ay yoğun bir tempoyla çalışan işçiler, bölgede 40 dereceyi aşan sıcak havadan ve yükleme sırasında samandan çıkan tozdan etkileniyor.Geçimini saman doldurarak sağlayan işçiler, yüksek sıcaklığa rağmen ekmek parası için yoğun mesai harcıyor.Sıcak havada bu işi yapmak çok zorDiyarbakır'ın Bismil ilçesinin kırsal Güroluk Mahallesi'nde kamyona saman yükleyen işçilerden Suat Sevim (20), AA muhabirine, bölgede 40 dereceyi aşan sıcak hava ve toza karşı saman yüklediğini söyledi.Yaklaşık 6 yıldır bu işi yaptığını anlatan Sevim, Diyarbakır'da kamyonlara yükledikleri samanların farklı illere gönderildiğini belirtti.Sevim, iklim şartlarına bağlı olarak genellikle mayıs ayından itibaren çalışmaya başladıkları işin yıl sonuna kadar sürdüğünü dile getirerek, siparişlerin yoğunluğuna göre saat 04.30'da başlayıp bazen saat 22.00'ye kadar çalıştıklarını ​​​​​​​anlattı.İşlerinin sıcak hava nedeniyle gündüz vakti daha çok zorlaştığını kaydeden Sevim, şöyle konuştu:Geçimimi bu işle sağlıyorum. Sıcak havada bu işi yapmak çok zor, tozu var, dumanı var. Bazen sıcaklık bölgede 48 dereceyi buluyor. Çok zor şartlarda çalışıyoruz. Kamyonlara yüklediğimiz saman, Ardahan, Muş, Erzurum, Bingöl'e gönderiliyor. Yerine ve işin süresine göre bazen 2 bin, bazen de 4 bin 500 lira yevmiye alıyoruz. Günlüğümüz bazen 5 bin liraya kadar çıkıyor. Ama bu sıcaklıkta ve bu duman altında çalışmak çok zor.Şanlıurfa'dan gelen saman alıcısı ve kamyon şoförü Sinan İlemi (45) de evli ve 7 çocuk babası olduğunu, satın aldığı samanı Doğu ve Güneydoğu'daki iller başta olmak üzere Türkiye'nin farklı illerine götürdüğünü söyledi.Samandan kazandığı parayla geçimini sağladığını ifade eden İlemi, Yıllardır bu bölgede saman alıp satıyorum. Diyarbakır'ın samanı kuru ve ince kıyımlı olduğu için daha çok tercih ediliyor. Yaklaşık 10 yıldır bu işi yapıyorum. Bu havada bu işi yapmak gerçekten çok zor. dedi.Alın teriyle kazanıyoruzİşçilerden Veysi Bozkurt, Diyarbakır'ın Bismil ilçesinden Batman'ın Gercüş ilçesine saman doldurmaya geldiğini söyledi.Bozkurt, 9 kişilik ekiple günde yaklaşık 7 saat çalıştıklarını belirterek, Yevmiye olarak değil tonajla çalışıyoruz. İşimiz zor ama alıştığımız için bize artık kolay geliyor. Kazancı helaldir. Alın teriyle kazanıyoruz. Çok tozlu, dumanlı oluyor. Her şeye rağmen katlanıyoruz. Haziran ayında başlayan işimiz eylül ayına kadar sürüyor. ifadelerini kullandı.Tır şoförü Yasir Atay da yüklenen samanı Van'ın Bahçesaray ilçesine götüreceğini dile getirdi.Her gün farklı bir ile saman taşıdığını anlatan Atay, Günde ortalama 25-26 ton götürüyoruz. Yola çıkacağım gece samanı boşaltıp tekrar döneceğim. Van, Siirt, Şırnak gibi illere samanı götürüyoruz. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Batman Haberleri — AYDIN ARİK - ŞAHİN SEÇEN - Diyarbakır ve Batman'da ekmeğini kamyonlara saman yükleyerek kazanan işçiler, kavurucu sıcağa rağmen yoğun mesai harcıyor.Diyarbakır ve Batman'da buğday ve arpa hasadının ardından hayvan yemi olarak kullanılan samanlar, başta Doğu Anadolu ve Karadeniz Bölgeleri olmak üzere Türkiye'nin farklı bölgelerine gönderiliyor.Müşterinin tercihine göre eski yöntemle yaba kullanılarak ya da makineyle preslenmiş samanları torbalara yerleştiren işçiler, bu torbaları, taşınması sırasında kamyonun dengesini bozmayacak şekilde bir duvar ustası gibi dizerek, kalın iplerle sıkıca bağlıyor.Yaklaşık 4 ay yoğun bir tempoyla çalışan işçiler, bölgede 40 dereceyi aşan sıcak havadan ve yükleme sırasında samandan çıkan tozdan etkileniyor.Geçimini saman doldurarak sağlayan işçiler, yüksek sıcaklığa rağmen ekmek parası için yoğun mesai harcıyor.Sıcak havada bu işi yapmak çok zorDiyarbakır'ın Bismil ilçesinin kırsal Güroluk Mahallesi'nde kamyona saman yükleyen işçilerden Suat Sevim (20), AA muhabirine, bölgede 40 dereceyi aşan sıcak hava ve toza karşı saman yüklediğini söyledi.Yaklaşık 6 yıldır bu işi yaptığını anlatan Sevim, Diyarbakır'da kamyonlara yükledikleri samanların farklı illere gönderildiğini belirtti.Sevim, iklim şartlarına bağlı olarak genellikle mayıs ayından itibaren çalışmaya başladıkları işin yıl sonuna kadar sürdüğünü dile getirerek, siparişlerin yoğunluğuna göre saat 04.30'da başlayıp bazen saat 22.00'ye kadar çalıştıklarını ​​​​​​​anlattı.İşlerinin sıcak hava nedeniyle gündüz vakti daha çok zorlaştığını kaydeden Sevim, şöyle konuştu:Geçimimi bu işle sağlıyorum. Sıcak havada bu işi yapmak çok zor, tozu var, dumanı var. Bazen sıcaklık bölgede 48 dereceyi buluyor. Çok zor şartlarda çalışıyoruz. Kamyonlara yüklediğimiz saman, Ardahan, Muş, Erzurum, Bingöl'e gönderiliyor. Yerine ve işin süresine göre bazen 2 bin, bazen de 4 bin 500 lira yevmiye alıyoruz. Günlüğümüz bazen 5 bin liraya kadar çıkıyor. Ama bu sıcaklıkta ve bu duman altında çalışmak çok zor.Şanlıurfa'dan gelen saman alıcısı ve kamyon şoförü Sinan İlemi (45) de evli ve 7 çocuk babası olduğunu, satın aldığı samanı Doğu ve Güneydoğu'daki iller başta olmak üzere Türkiye'nin farklı illerine götürdüğünü söyledi.Samandan kazandığı parayla geçimini sağladığını ifade eden İlemi, Yıllardır bu bölgede saman alıp satıyorum. Diyarbakır'ın samanı kuru ve ince kıyımlı olduğu için daha çok tercih ediliyor. Yaklaşık 10 yıldır bu işi yapıyorum. Bu havada bu işi yapmak gerçekten çok zor. dedi.Alın teriyle kazanıyoruzİşçilerden Veysi Bozkurt, Diyarbakır'ın Bismil ilçesinden Batman'ın Gercüş ilçesine saman doldurmaya geldiğini söyledi.Bozkurt, 9 kişilik ekiple günde yaklaşık 7 saat çalıştıklarını belirterek, Yevmiye olarak değil tonajla çalışıyoruz. İşimiz zor ama alıştığımız için bize artık kolay geliyor. Kazancı helaldir. Alın teriyle kazanıyoruz. Çok tozlu, dumanlı oluyor. Her şeye rağmen katlanıyoruz. Haziran ayında başlayan işimiz eylül ayına kadar sürüyor. ifadelerini kullandı.Tır şoförü Yasir Atay da yüklenen samanı Van'ın Bahçesaray ilçesine götüreceğini dile getirdi.Her gün farklı bir ile saman taşıdığını anlatan Atay, Günde ortalama 25-26 ton götürüyoruz. Yola çıkacağım gece samanı boşaltıp tekrar döneceğim. Van, Siirt, Şırnak gibi illere samanı götürüyoruz. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/saman-doldurarak-gecimini-saglayan-isciler-kavurucu-sicaga-ragmen-yogun-mesai-harciyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>GRAFİKLİ - Fenerbahçe, Avrupa'da 302. maçına çıkacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/grafikli-fenerbahce-avrupa-da-302-macina-cikacak/885632/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/grafikli-fenerbahce-avrupa-da-302-macina-cikacak/885632/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:06:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: UEFA Şampiyonlar Ligi 2. eleme turu rövanşında yarın Polonya'nın Gornik Zabrze ekibine konuk olacak Fenerbahçe, Avrupa kupalarındaki 301 maçta 119 galibiyet, 65 beraberlik, 117 yenilgi yaşadı - Avrupa'nın kulüpler düzeyindeki en önemli organizasyonunda 43 eleme müsabakasına çıkan sarı-lacivertliler, 16 galibiyet elde ederken 13 beraberlik yaşadı ve 14 kez mağlup oldu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- SÜHA GÜR - UEFA Şampiyonlar Ligi 2. eleme turu rövanşında yarın Polonya'nın Gornik Zabrze takımına konuk olacak Fenerbahçe, Avrupa kupalarındaki 302. karşılaşmasına çıkacak.Sarı-lacivertliler, Avrupa kupalarındaki 301 müsabakada 119 galibiyet elde ederken 65 beraberlik yaşadı. Sahadan 117 kez mağlup ayrılan Fenerbahçe, 301 mücadelede rakip fileleri 410 kez havalandırdı, kalesinde 423 gol gördü.Şampiyonlar Ligi elemelerinde 44. maçFenerbahçe, Avrupa futbolunun 1 numaralı organizasyonunun elemelerinde yarın 44. maçını oynayacak.UEFA Şampiyonlar Ligi elemelerindeki 43 karşılaşmada 16 galibiyet elde eden sarı-lacivertliler, 13 maçta berabere kaldı. Fenerbahçe, 14 maçı ise mağlup tamamladı.Sarı-lacivertliler, 43 müsabakada 63 kez rakip fileleri havalandırırken kalesinde 51 gole engel olamadı.Avrupa kupaları performansıFenerbahçe'nin Avrupa kupalarındaki performansı şöyle:OrganizasyonOGBMAYUEFA Kupası541810267291UEFA Avrupa Ligi104503123148107Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası3394203070UEFA Şampiyonlar Ligi eleme431613146351UEFA Şampiyonlar Ligi40116234270Avrupa Kupa Galipleri Kupası93151111UEFA Konferans Ligi1812-64423TOPLAM30111965117410423]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- SÜHA GÜR - UEFA Şampiyonlar Ligi 2. eleme turu rövanşında yarın Polonya'nın Gornik Zabrze takımına konuk olacak Fenerbahçe, Avrupa kupalarındaki 302. karşılaşmasına çıkacak.Sarı-lacivertliler, Avrupa kupalarındaki 301 müsabakada 119 galibiyet elde ederken 65 beraberlik yaşadı. Sahadan 117 kez mağlup ayrılan Fenerbahçe, 301 mücadelede rakip fileleri 410 kez havalandırdı, kalesinde 423 gol gördü.Şampiyonlar Ligi elemelerinde 44. maçFenerbahçe, Avrupa futbolunun 1 numaralı organizasyonunun elemelerinde yarın 44. maçını oynayacak.UEFA Şampiyonlar Ligi elemelerindeki 43 karşılaşmada 16 galibiyet elde eden sarı-lacivertliler, 13 maçta berabere kaldı. Fenerbahçe, 14 maçı ise mağlup tamamladı.Sarı-lacivertliler, 43 müsabakada 63 kez rakip fileleri havalandırırken kalesinde 51 gole engel olamadı.Avrupa kupaları performansıFenerbahçe'nin Avrupa kupalarındaki performansı şöyle:OrganizasyonOGBMAYUEFA Kupası541810267291UEFA Avrupa Ligi104503123148107Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası3394203070UEFA Şampiyonlar Ligi eleme431613146351UEFA Şampiyonlar Ligi40116234270Avrupa Kupa Galipleri Kupası93151111UEFA Konferans Ligi1812-64423TOPLAM30111965117410423]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/grafikli-fenerbahce-avrupa-da-302-macina-cikacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Galatasaraylı futbolcu Gabriel Sara'nın hayali İngiltere Premier Lig'de oynamak:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/galatasarayli-futbolcu-gabriel-sara-nin-hayali-ingiltere-premier-lig-de-oynamak/885630/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/galatasarayli-futbolcu-gabriel-sara-nin-hayali-ingiltere-premier-lig-de-oynamak/885630/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:06:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: İngiltere Premier Lig'de oynama hayalim var. Bunun yeri ve zamanı var. Bulunduğum yerden çok memnunum. Galatasaray'da güzel işler başarmak istiyoruz - Çoğu insan bilmiyor ama beni Dünya Kupası kadrosuna sakatlıktan ötürü çağırmadılar. Bu sezon iyi bir performans verip, yeniden çağrılmayı istiyorum. Brezilya Milli Takımı'na çağrılmak ana hedeflerimden bir tanesi - Aslında baktığınız zaman Osimhen iyi bir arkadaşım. Şakalar yapıyoruz. Aramızdaki mücadele ve arkadaşlık seviyesi çok yüksek. Gıcık oluyorum kendisine ama iyi bir arkadaşım da diyebilirim]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- CAN ÖCAL - Galatasaray'ın Brezilyalı futbolcusu Gabriel Sara, İngiltere Premier Lig'de oynamayı hayal ettiğini ancak şu anda tamamen sarı-kırmızılı takıma odaklandığını söyledi. Yeni sezon hazırlıkları kapsamında Avusturya'nın Windischgarsten bölgesinde kamp yapan sarı-kırmızılı ekibin yıldızlarından Sara, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.Sezon sonunda hakkında çıkan transfer iddialarına değinen 27 yaşındaki oyuncu, Sosyal medyada çılgınca şeyler olabiliyor. 'Sezon sonunda gidecektim ama sakatlandım' gibi şeyler çıkabiliyor. Kulüp tarafına bile bir şey gelmemişken, böyle şeyler söylenebiliyordu. İngiltere Premier Lig'de oynama hayalim var. Bunun yeri ve zamanı var. Bulunduğum yerden çok memnunum. Galatasaray'da güzel işler başarmak istiyoruz. Trendyol Süper Lig'de üst üste beşinci kez şampiyon olmak istiyoruz. UEFA Şampiyonlar Ligi'nde belki de daha iyi yerlere gideceğiz. Şu anda tamamen Galatasaray'a odaklıyım. Yeri ve zamanı geldiğinde kulüp için de yararlı olursa bu durum düşünülür. diye konuştu.Galatasaray'da geçirdiği iki sezona değinen Sara, Ana hedefimiz her zaman kazanmaktı. Başarılardan dolayı kendimle ve takımımla gurur duyuyorum. Kazanmaya devam etmeniz lazım. Bundan dolayı planımız sürekli kazanmak. ifadelerini kullandı.Okan Buruk çok deneyimli biriSara, Galatasaray'ın teknik direktörü Okan Buruk ile çalışmaktan keyif aldığını belirtti.Okan Buruk gibi Galatasaray için efsaneleşmiş bir teknik adamla çalışmanın güzel olduğunu aktaran Brezilyalı orta saha oyuncusu, Bu kulüpte daha önce futbolcu olarak oynadığı için işlerin nasıl yürüdüğünü biliyor. Okan Buruk çok deneyimli biri. Onunla çalışmaktan keyif alıyorum. diye konuştu.Sara, maçlarda her pozisyonda oynayabileceğini belirterek 8 numara pozisyonunda daha iyi işler çıkarabildiğimi düşünüyorum. Bu pozisyona daha alışkınım, kendimi daha rahat hissediyorum. Hocam isterse 10 numara pozisyonunda da oynarım. Hocam isterse stoper bile oynarım. Çünkü ben sahada olmaktan keyif alıyorum. değerlendirmesinde bulundu.Her zaman Şampiyonlar Ligi&#039;nde oynamanın hayalini kurmuştumGabriel Sara, her zaman hayalinin UEFA Şampiyonlar Ligi'nde oynamak olduğunu söyledi.Geçen sezon UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 play-off turunda Juventus'u 5-2 yendikleri maçın oyuncusu seçilmesine değinen Brezilyalı futbolcu, O zaman hayalim gerçek olmuştu. Her zaman Şampiyonlar Ligi'nde oynamanın hayalini kurmuştum. Bir Şampiyonlar Ligi müsabakasında maçın adamı seçilmek de çok özel bir his. Bu tarz maçları daha fazla yaşamak isterim. ifadelerini kullandı.Sara, geçen sezonki UEFA Şampiyonlar Ligi performansını değerlendirerek Aslında performansımdan çok mutlu değildim. Yedek kulübesinde başladığım çok fazla maç oldu. Monaco, Union Saint-Gilloise ve Juventus maçlarında iyiydim. Yine de bu yeterli değil. Daha iyisini yapabileceğime inanıyorum ve daha iyisini yapmaya çalışacağım. şeklinde konuştu.Brezilyalı oyuncu, ilk Fenerbahçe derbisinde gol atmasına değinerek Benim için çok önemliydi. En büyük rakibimize karşı derbide gol atmak çok özeldi. Hatırlamak ayrı bir şey. Ben bir sonraki maçta gol atmak istiyorum. Önüme odaklanmam lazım. Ben sonraki maçıma odaklanıyorum. dedi.Sao Paulo ve Galatasaray birbirine çok benziyorGabriel Sara, Türkiye ve Brezilya'nın futbola bakış açılarının benzer olduğunu söyledi.Kariyerinde daha önce oynadığı Sao Paulo ve Norwich City ile Galatasaray'ı karşılaştıran Sara, Norwich City ile Galatasaray çok farklı. Norwich City'nin taraftarları az. Galatasaray ve Sao Paulo kadar taraftarları yok. Norwich City'de forma giydiğimde küçük bir şehirde yaşıyordum. Sao Paulo ve Galatasaray birbirine çok benziyor. Kültürel olarak da Türkiye ve Brezilya'nın futbola bakış açıları benzer. İki ülkede de futbol bir bağımlılık gibi. İki ülkede de deplasmana gittiğinizde taraftarlar çok tutkulu ve sürekli sizin yanınızdalar. Norwich City için daha çok beyin ve daha az duygu diyebiliriz. şeklinde görüş belirtti.Sarı-kırmızılı takımın orta sahasındaki forma rekabetine değinen Sara, Bu durum beni etkilemeyecek. Hocamız en iyi oynayanı seçecek. Eğer en iyi oynayan ben değilsem yedek kulübesinde olurum. Eğer en iyi oynayan bensem de sahada olurum. Bence bu kadar basit. dedi.Sara, bu sezon Trendyol Süper Lig'de üst üste 5. kez şampiyonluğa ulaşmanın kolay olmayacağını kaydederek Açıkçası geçtiğimiz yıllar içerisinde en zorlu sene bu olacak. Bunun sebebi rakiplerimiz değil, kendi mantalitemiz. Baktığınız zaman bu mantalite ile ilgili bir şey. Geçen şampiyonluk kutlamalarında bunun muhabbetini yapıyorduk. Üst üste beşinci şampiyonluğu almamız gerektiğini konuşuyorduk. Bu sezon için söz vermiyorum ama çok heyecanlıyım. Bu sezon şampiyonluğu kazanmak istiyoruz. ifadelerini kullandı.Brezilya Milli Takımı&#039;na çağrılmak ana hedeflerimden bir tanesiDaha önce verdiği bir röportajda, çocukken izlediği 2006 Dünya Kupası'ndaki Brezilya-Fransa maçında Zinedine Zidane'dan çok etkilendiğini belirten Sara, Brezilya Milli Takımı formasını ilk kez yine bir Fransa maçında giydiğinin hatırlatılması üzerine Bu duruma hiç bu açıdan bakmamıştım, gerçekten ilginç bir tesadüfmüş. O formayı giydiğiniz her an çok özeldir ancak ilk anın yeri bambaşka. Umarım Brezilya Milli Takımı'na yeniden seçilirim. değerlendirmesinde bulundu.Bu yıl düzenlenen FIFA Dünya Kupası'nda Brezilya Milli Takımı kadrosunda yer alamamasına değinen 27 yaşındaki orta saha oyuncusu, Daha motive oldum. Çağrılmayı bekliyordum ama sakatlığımdan ötürü beni çağırmamaları normal. Çoğu insan bilmiyor ama beni Dünya Kupası kadrosuna sakatlıktan ötürü çağırmadılar. Bu sezon iyi bir performans verip, yeniden çağrılmayı istiyorum. Brezilya Milli Takımı'na çağrılmak ana hedeflerimden bir tanesi. şeklinde konuştu.Osimhen iyi bir arkadaşımBrezilyalı yıldız, sarı-kırmızılıların Nijeryalı yıldızı Victor Osimhen ile aralarında iyi bir arkadaşlık olduğunu söyledi.Sara, Victor Osimhen ile arkadaşlığına değinerek (Gülerek) En büyük düşmanım. Aslında baktığınız zaman Osimhen iyi bir arkadaşım. Şakalar yapıyoruz. Aramızdaki mücadele ve arkadaşlık seviyesi çok yüksek. Gıcık oluyorum kendisine ama iyi bir arkadaşım da diyebilirim. dedi.Yemek yemeyi çok seviyorumGabriel Sara, Türk mutfağını çok sevdiğini dile getirdi.Yemek yerken çekilen görüntülerine taraftarların sosyal medyada yoğun ilgi göstermesine değinen Sara, Yemek yemeyi çok seviyorum. Bu hayattaki en güzel şeylerden biri yemek yemek. Brezilya mutfağını Türk mutfağından daha çok seviyorum. Türk mutfağını da çok seviyorum. Baklavayı çok seviyorum. Tavuğu nasıl yapıyorsunuz bilmiyorum ama onu da çok güzel yapıyorsunuz. Mantı da en sevdiğim yemek. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- CAN ÖCAL - Galatasaray'ın Brezilyalı futbolcusu Gabriel Sara, İngiltere Premier Lig'de oynamayı hayal ettiğini ancak şu anda tamamen sarı-kırmızılı takıma odaklandığını söyledi. Yeni sezon hazırlıkları kapsamında Avusturya'nın Windischgarsten bölgesinde kamp yapan sarı-kırmızılı ekibin yıldızlarından Sara, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.Sezon sonunda hakkında çıkan transfer iddialarına değinen 27 yaşındaki oyuncu, Sosyal medyada çılgınca şeyler olabiliyor. 'Sezon sonunda gidecektim ama sakatlandım' gibi şeyler çıkabiliyor. Kulüp tarafına bile bir şey gelmemişken, böyle şeyler söylenebiliyordu. İngiltere Premier Lig'de oynama hayalim var. Bunun yeri ve zamanı var. Bulunduğum yerden çok memnunum. Galatasaray'da güzel işler başarmak istiyoruz. Trendyol Süper Lig'de üst üste beşinci kez şampiyon olmak istiyoruz. UEFA Şampiyonlar Ligi'nde belki de daha iyi yerlere gideceğiz. Şu anda tamamen Galatasaray'a odaklıyım. Yeri ve zamanı geldiğinde kulüp için de yararlı olursa bu durum düşünülür. diye konuştu.Galatasaray'da geçirdiği iki sezona değinen Sara, Ana hedefimiz her zaman kazanmaktı. Başarılardan dolayı kendimle ve takımımla gurur duyuyorum. Kazanmaya devam etmeniz lazım. Bundan dolayı planımız sürekli kazanmak. ifadelerini kullandı.Okan Buruk çok deneyimli biriSara, Galatasaray'ın teknik direktörü Okan Buruk ile çalışmaktan keyif aldığını belirtti.Okan Buruk gibi Galatasaray için efsaneleşmiş bir teknik adamla çalışmanın güzel olduğunu aktaran Brezilyalı orta saha oyuncusu, Bu kulüpte daha önce futbolcu olarak oynadığı için işlerin nasıl yürüdüğünü biliyor. Okan Buruk çok deneyimli biri. Onunla çalışmaktan keyif alıyorum. diye konuştu.Sara, maçlarda her pozisyonda oynayabileceğini belirterek 8 numara pozisyonunda daha iyi işler çıkarabildiğimi düşünüyorum. Bu pozisyona daha alışkınım, kendimi daha rahat hissediyorum. Hocam isterse 10 numara pozisyonunda da oynarım. Hocam isterse stoper bile oynarım. Çünkü ben sahada olmaktan keyif alıyorum. değerlendirmesinde bulundu.Her zaman Şampiyonlar Ligi&#039;nde oynamanın hayalini kurmuştumGabriel Sara, her zaman hayalinin UEFA Şampiyonlar Ligi'nde oynamak olduğunu söyledi.Geçen sezon UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 play-off turunda Juventus'u 5-2 yendikleri maçın oyuncusu seçilmesine değinen Brezilyalı futbolcu, O zaman hayalim gerçek olmuştu. Her zaman Şampiyonlar Ligi'nde oynamanın hayalini kurmuştum. Bir Şampiyonlar Ligi müsabakasında maçın adamı seçilmek de çok özel bir his. Bu tarz maçları daha fazla yaşamak isterim. ifadelerini kullandı.Sara, geçen sezonki UEFA Şampiyonlar Ligi performansını değerlendirerek Aslında performansımdan çok mutlu değildim. Yedek kulübesinde başladığım çok fazla maç oldu. Monaco, Union Saint-Gilloise ve Juventus maçlarında iyiydim. Yine de bu yeterli değil. Daha iyisini yapabileceğime inanıyorum ve daha iyisini yapmaya çalışacağım. şeklinde konuştu.Brezilyalı oyuncu, ilk Fenerbahçe derbisinde gol atmasına değinerek Benim için çok önemliydi. En büyük rakibimize karşı derbide gol atmak çok özeldi. Hatırlamak ayrı bir şey. Ben bir sonraki maçta gol atmak istiyorum. Önüme odaklanmam lazım. Ben sonraki maçıma odaklanıyorum. dedi.Sao Paulo ve Galatasaray birbirine çok benziyorGabriel Sara, Türkiye ve Brezilya'nın futbola bakış açılarının benzer olduğunu söyledi.Kariyerinde daha önce oynadığı Sao Paulo ve Norwich City ile Galatasaray'ı karşılaştıran Sara, Norwich City ile Galatasaray çok farklı. Norwich City'nin taraftarları az. Galatasaray ve Sao Paulo kadar taraftarları yok. Norwich City'de forma giydiğimde küçük bir şehirde yaşıyordum. Sao Paulo ve Galatasaray birbirine çok benziyor. Kültürel olarak da Türkiye ve Brezilya'nın futbola bakış açıları benzer. İki ülkede de futbol bir bağımlılık gibi. İki ülkede de deplasmana gittiğinizde taraftarlar çok tutkulu ve sürekli sizin yanınızdalar. Norwich City için daha çok beyin ve daha az duygu diyebiliriz. şeklinde görüş belirtti.Sarı-kırmızılı takımın orta sahasındaki forma rekabetine değinen Sara, Bu durum beni etkilemeyecek. Hocamız en iyi oynayanı seçecek. Eğer en iyi oynayan ben değilsem yedek kulübesinde olurum. Eğer en iyi oynayan bensem de sahada olurum. Bence bu kadar basit. dedi.Sara, bu sezon Trendyol Süper Lig'de üst üste 5. kez şampiyonluğa ulaşmanın kolay olmayacağını kaydederek Açıkçası geçtiğimiz yıllar içerisinde en zorlu sene bu olacak. Bunun sebebi rakiplerimiz değil, kendi mantalitemiz. Baktığınız zaman bu mantalite ile ilgili bir şey. Geçen şampiyonluk kutlamalarında bunun muhabbetini yapıyorduk. Üst üste beşinci şampiyonluğu almamız gerektiğini konuşuyorduk. Bu sezon için söz vermiyorum ama çok heyecanlıyım. Bu sezon şampiyonluğu kazanmak istiyoruz. ifadelerini kullandı.Brezilya Milli Takımı&#039;na çağrılmak ana hedeflerimden bir tanesiDaha önce verdiği bir röportajda, çocukken izlediği 2006 Dünya Kupası'ndaki Brezilya-Fransa maçında Zinedine Zidane'dan çok etkilendiğini belirten Sara, Brezilya Milli Takımı formasını ilk kez yine bir Fransa maçında giydiğinin hatırlatılması üzerine Bu duruma hiç bu açıdan bakmamıştım, gerçekten ilginç bir tesadüfmüş. O formayı giydiğiniz her an çok özeldir ancak ilk anın yeri bambaşka. Umarım Brezilya Milli Takımı'na yeniden seçilirim. değerlendirmesinde bulundu.Bu yıl düzenlenen FIFA Dünya Kupası'nda Brezilya Milli Takımı kadrosunda yer alamamasına değinen 27 yaşındaki orta saha oyuncusu, Daha motive oldum. Çağrılmayı bekliyordum ama sakatlığımdan ötürü beni çağırmamaları normal. Çoğu insan bilmiyor ama beni Dünya Kupası kadrosuna sakatlıktan ötürü çağırmadılar. Bu sezon iyi bir performans verip, yeniden çağrılmayı istiyorum. Brezilya Milli Takımı'na çağrılmak ana hedeflerimden bir tanesi. şeklinde konuştu.Osimhen iyi bir arkadaşımBrezilyalı yıldız, sarı-kırmızılıların Nijeryalı yıldızı Victor Osimhen ile aralarında iyi bir arkadaşlık olduğunu söyledi.Sara, Victor Osimhen ile arkadaşlığına değinerek (Gülerek) En büyük düşmanım. Aslında baktığınız zaman Osimhen iyi bir arkadaşım. Şakalar yapıyoruz. Aramızdaki mücadele ve arkadaşlık seviyesi çok yüksek. Gıcık oluyorum kendisine ama iyi bir arkadaşım da diyebilirim. dedi.Yemek yemeyi çok seviyorumGabriel Sara, Türk mutfağını çok sevdiğini dile getirdi.Yemek yerken çekilen görüntülerine taraftarların sosyal medyada yoğun ilgi göstermesine değinen Sara, Yemek yemeyi çok seviyorum. Bu hayattaki en güzel şeylerden biri yemek yemek. Brezilya mutfağını Türk mutfağından daha çok seviyorum. Türk mutfağını da çok seviyorum. Baklavayı çok seviyorum. Tavuğu nasıl yapıyorsunuz bilmiyorum ama onu da çok güzel yapıyorsunuz. Mantı da en sevdiğim yemek. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/galatasarayli-futbolcu-gabriel-sara-nin-hayali-ingiltere-premier-lig-de-oynamak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Dünya Motokros Şampiyonası, spor turizmine katkı sağlıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/dunya-motokros-sampiyonasi-spor-turizmine-katki-sagliyor/885629/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/dunya-motokros-sampiyonasi-spor-turizmine-katki-sagliyor/885629/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:06:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: TMF Asbaşkanı Mahmut Nedim Akülke: Türkiye, MXGP ve NG Afyon MotoFest'i sevdi. Afyonkarahisar, yüz binlerce insanın sporla, sanatla ve kültürle buluşma noktası oldu - Artık izleyici sayısında belirli bir hedefe odaklanmak yerine, mümkün olduğunca kimseyi dışarıda bırakmamaya çalışıyoruz. Yerimiz de yeterli olmamaya başladı. Bununla ilgili önlemler alıyoruz, çalışmalar yapıyoruz. İnşallah, yine yüz binleri Afyonkarahisar'da buluşturacağız]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- ARİF YAVUZ - Türkiye Motosiklet Federasyonu (TMF) Asbaşkanı Mahmut Nedim Akülke, Türkiye'nin Dünya Motokros Şampiyonası (MXGP) ve NG Afyon MotoFest'i sevdiğini belirterek, Afyonkarahisar, yüz binlerce insanın sporla, sanatla ve kültürle buluşma noktası oldu. dedi.Afyonkarahisar Motorsporları Merkezi, MXGP'nin 17. ayağı ile NG Afyon MotoFest'e 2-6 Eylül'de ev sahipliği yapacak.Farklı bir organizasyon nedeniyle kente gelen TMF Asbaşkanı Mahmut Nedim Akülke, AA muhabirine, MXGP'nin 9 yıldır Afyonkarahisar'da gerçekleştirildiğini söyledi.Organizasyonun sadece sportif bir etkinlik olmadığını dile getiren Akülke, Aynı zamanda içinde NG Afyon MotoFest'i barındıran, sporu, sanatı ve gençleri bir araya getiren entegre bir gençlik festivali. Festival sayesinde yüz binlerce kişiyi Afyonkarahisar'da ağırlıyoruz. Bunun yanı sıra hem Afyonkarahisar'ı hem de ülkemizi dünyada en üst düzeyde tanıtıyoruz. diye konuştu.- Türkiye, MXGP ve NG Afyon MotoFest'i sevdiAkülke, organizasyonun hayata geçirilmesinde Afyonkarahisar Valiliği ve Afyonkarahisar Belediyesi başta olmak üzere TMF'nin, kulüplerin ve çalışanların büyük emeklerinin olduğunu dile getirdi.Afyonkarahisar'ın yıllar içinde motosiklet sporlarının önemli merkezlerinden biri haline geldiğini ve Türkiye'nin spor turizmine önemli katkı sunduğunu aktaran Akülke, şunları kaydetti:Biz Afyonkarahisar'ı sevdik, Afyonkarahisar da bizi sevdi. Türkiye, MXGP ve NG Afyon MotoFest'i sevdi. Afyonkarahisar, yüz binlerce insanın sporla, sanatla ve kültürle buluşma noktası oldu. Artık izleyici sayısında belirli bir hedefe odaklanmak yerine, mümkün olduğunca kimseyi dışarıda bırakmamaya çalışıyoruz. Yerimiz de yeterli olmamaya başladı. Bununla ilgili önlemler alıyoruz, çalışmalar yapıyoruz. İnşallah, yine yüz binleri Afyonkarahisar'da buluşturacağız.Dünyanın 25 farklı ülkesinden sporcu geliyorAkülke, MXGP'de her yıl yarışma kategorilerinden 1-2 tanesinin şampiyonlarının Afyonkarahisar'da belli olduğunu vurguladı.Bu yıl da şampiyonun Afyonkarahisar'da belli olmasını umut ettiklerine değinen Akülke, şöyle konuştu:Dünya Motokros Şampiyonası'na dünyanın 25 farklı ülkesinden sporcu geliyor. Sporcuların yanı sıra taraftarları da ülkemize geliyor. Biz bu sayının daha fazla artmasını istiyoruz. Uluslararası Motosiklet Federasyonu (FIM) yetkilileri ve yurt içinden çok sayıda davetlimiz olacak. Pist konusunda bu sene de yine ufak tefek değişikliğimiz olacak ama önümüzdeki 10'uncu yılımızda Afyonkarahisar'da daha farklı bir motokros pistini hep beraber göreceğiz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- ARİF YAVUZ - Türkiye Motosiklet Federasyonu (TMF) Asbaşkanı Mahmut Nedim Akülke, Türkiye'nin Dünya Motokros Şampiyonası (MXGP) ve NG Afyon MotoFest'i sevdiğini belirterek, Afyonkarahisar, yüz binlerce insanın sporla, sanatla ve kültürle buluşma noktası oldu. dedi.Afyonkarahisar Motorsporları Merkezi, MXGP'nin 17. ayağı ile NG Afyon MotoFest'e 2-6 Eylül'de ev sahipliği yapacak.Farklı bir organizasyon nedeniyle kente gelen TMF Asbaşkanı Mahmut Nedim Akülke, AA muhabirine, MXGP'nin 9 yıldır Afyonkarahisar'da gerçekleştirildiğini söyledi.Organizasyonun sadece sportif bir etkinlik olmadığını dile getiren Akülke, Aynı zamanda içinde NG Afyon MotoFest'i barındıran, sporu, sanatı ve gençleri bir araya getiren entegre bir gençlik festivali. Festival sayesinde yüz binlerce kişiyi Afyonkarahisar'da ağırlıyoruz. Bunun yanı sıra hem Afyonkarahisar'ı hem de ülkemizi dünyada en üst düzeyde tanıtıyoruz. diye konuştu.- Türkiye, MXGP ve NG Afyon MotoFest'i sevdiAkülke, organizasyonun hayata geçirilmesinde Afyonkarahisar Valiliği ve Afyonkarahisar Belediyesi başta olmak üzere TMF'nin, kulüplerin ve çalışanların büyük emeklerinin olduğunu dile getirdi.Afyonkarahisar'ın yıllar içinde motosiklet sporlarının önemli merkezlerinden biri haline geldiğini ve Türkiye'nin spor turizmine önemli katkı sunduğunu aktaran Akülke, şunları kaydetti:Biz Afyonkarahisar'ı sevdik, Afyonkarahisar da bizi sevdi. Türkiye, MXGP ve NG Afyon MotoFest'i sevdi. Afyonkarahisar, yüz binlerce insanın sporla, sanatla ve kültürle buluşma noktası oldu. Artık izleyici sayısında belirli bir hedefe odaklanmak yerine, mümkün olduğunca kimseyi dışarıda bırakmamaya çalışıyoruz. Yerimiz de yeterli olmamaya başladı. Bununla ilgili önlemler alıyoruz, çalışmalar yapıyoruz. İnşallah, yine yüz binleri Afyonkarahisar'da buluşturacağız.Dünyanın 25 farklı ülkesinden sporcu geliyorAkülke, MXGP'de her yıl yarışma kategorilerinden 1-2 tanesinin şampiyonlarının Afyonkarahisar'da belli olduğunu vurguladı.Bu yıl da şampiyonun Afyonkarahisar'da belli olmasını umut ettiklerine değinen Akülke, şöyle konuştu:Dünya Motokros Şampiyonası'na dünyanın 25 farklı ülkesinden sporcu geliyor. Sporcuların yanı sıra taraftarları da ülkemize geliyor. Biz bu sayının daha fazla artmasını istiyoruz. Uluslararası Motosiklet Federasyonu (FIM) yetkilileri ve yurt içinden çok sayıda davetlimiz olacak. Pist konusunda bu sene de yine ufak tefek değişikliğimiz olacak ama önümüzdeki 10'uncu yılımızda Afyonkarahisar'da daha farklı bir motokros pistini hep beraber göreceğiz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
