<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>ABD'de kağıt fabrikasında meydana gelen patlamada 1 kişi hayatını kaybetti, 9 kişi yaralandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/abd-de-kagit-fabrikasinda-meydana-gelen-patlamada-1-kisi-hayatini-kaybetti-9-kisi-yaralandi/853508/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/abd-de-kagit-fabrikasinda-meydana-gelen-patlamada-1-kisi-hayatini-kaybetti-9-kisi-yaralandi/853508/</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 12:12:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — ABD'nin Washington eyaletindeki bir kağıt ve ambalaj tesisinde kimyasal madde tankının patlaması sonucu 1 kişinin hayatını kaybettiği, 9 kişinin yaralandığı ve 9 kişiye de ulaşılamadığı bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — ABD'nin Washington eyaletindeki bir kağıt ve ambalaj tesisinde kimyasal madde tankının patlaması sonucu 1 kişinin hayatını kaybettiği, 9 kişinin yaralandığı ve 9 kişiye de ulaşılamadığı bildirildi.CNN'in haberine göre, Washington eyaletinin Longview kentindeki Nippon Dynawave Packaging isimli kağıt ve ambalaj tesisinde yerel saatle 07.30 sularında patlama meydana geldi.Longview İtfaiye Departmanı, kağıt üretim sürecinde kullanılan white liquor (beyaz sıvı) isimli bir kimyasal karışımın bulunduğu tankın patladığını açıkladı.Yetkililer, olay yerinin çevredekiler için herhangi bir tehdit oluşturmadığını ancak yine de insanların bölgeden uzak durması gerektiğini ifade etti.İlk belirlemelere göre 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 8'i şirket çalışanı 1'i itfaiyeci olmak üzere 9 kişinin yaralandığını aktaran yetkililer, 9 kişiye ise ulaşılamadığı bilgisini paylaştı.Yetkililer, yapısal riskler nedeniyle olay yerindeki arama, kurtarma ve güvenlik çalışmalarının sürdüğünü kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — ABD'nin Washington eyaletindeki bir kağıt ve ambalaj tesisinde kimyasal madde tankının patlaması sonucu 1 kişinin hayatını kaybettiği, 9 kişinin yaralandığı ve 9 kişiye de ulaşılamadığı bildirildi.CNN'in haberine göre, Washington eyaletinin Longview kentindeki Nippon Dynawave Packaging isimli kağıt ve ambalaj tesisinde yerel saatle 07.30 sularında patlama meydana geldi.Longview İtfaiye Departmanı, kağıt üretim sürecinde kullanılan white liquor (beyaz sıvı) isimli bir kimyasal karışımın bulunduğu tankın patladığını açıkladı.Yetkililer, olay yerinin çevredekiler için herhangi bir tehdit oluşturmadığını ancak yine de insanların bölgeden uzak durması gerektiğini ifade etti.İlk belirlemelere göre 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 8'i şirket çalışanı 1'i itfaiyeci olmak üzere 9 kişinin yaralandığını aktaran yetkililer, 9 kişiye ise ulaşılamadığı bilgisini paylaştı.Yetkililer, yapısal riskler nedeniyle olay yerindeki arama, kurtarma ve güvenlik çalışmalarının sürdüğünü kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/abd-de-kagit-fabrikasinda-meydana-gelen-patlamada-1-kisi-hayatini-kaybetti-9-kisi-yaralandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Milli pentatlet İlke'nin ilkleri kaptırmama yolculuğu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/milli-pentatlet-ilke-nin-ilkleri-kaptirmama-yolculugu/853507/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/milli-pentatlet-ilke-nin-ilkleri-kaptirmama-yolculugu/853507/</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 12:12:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Türkiye'yi olimpiyatlarda modern pentatlonda ilk kez temsil eden ve bu branşta Türkiye'nin dünya kupasındaki ilk altın madalyasını kazanan İlke Özyüksel: - (Olimpiyat madalyası) İlk olmak ve bunu başkasına kaptırmamak yıllardır hedeflerimden biriydi - Artık 'İlke var' diye korkuyorlar. İnsanlara bakan değil bakılan taraf olduk - Türkiye Modern Pentatlon Federasyonu Başkanı Serhat Aydın: Türkiye'de ilk defa modern pentatlonun beşli branşının yapıldığı antrenman alanı oluşturduk]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — ÇAĞLANUR TUNCEL - Türkiye'yi olimpiyatlarda modern pentatlon branşında ilk kez temsil eden ve dünya kupasında Türkiye'nin ilk altın madalyasını kazanan İlke Özyüksel, ilklere imza atarak ilerlediğini söyledi.Modern Pentatlon Dünya Kupası'nın Bulgaristan'daki 2. ayağında şampiyon olarak Türkiye tarihine adını yazdıran İlke Özyüksel Mihrioğlu ile Türkiye Modern Pentatlon Federasyonu Başkanı Serhat Aydın, AA Ankara Spor Haberleri Müdür Yardımcısı Erkan Tiryaki'nin sunuculuğunu yaptığı AA Spor Masası'na konuk oldu.Milli pentatlet, Türkiye'nin dünya kupasında modern pentatlondaki ilk altın madalyası için İlk olmak ve bunu başkasına kaptırmamak yıllardır hedeflerimden biriydi. Bunu, biraz uzun ve meşakkatli bir yol sonucu kazanabildim ancak bunu yapacağıma her zaman inanıyordum. Bu süreçte hiç pes etmeden çalışmak çok yardımcı oldu. Yarışmada bir sürü değişken faktör, olumsuz hava şartları vardı. Buna rağmen bu süreci iyi yönetebilmek, çok yoğun bir çeyrek final ve yarı final sonrasında bu finalin üstesinden gelebilmek açıkçası kendimi de geliştirdiğim ve yendiğim bir süreç oldu. Olimpiyat adına güzel bir adım olduğu için de çok mutluyum. ifadelerini kullandı.Madalyaların diğer yarışmalar öncesi sinyal anlamına geldiğini aktaran İlke, Önümüzde ilk olarak ağustos ayında İstanbul'da düzenlenecek Avrupa Şampiyonası, sonrasında Çin'de gerçekleştirilecek Dünya Şampiyonası var. Ama en büyük hedefimiz kotayı alarak 2028 Los Angeles Olimpiyat Oyunları'na en iyi şekilde hazırlanıp olimpiyatlardaki ilk madalyayı ülkemize kazandırmak. Federasyonumuz ve antrenörlerimizle daha bilinçli, programlı, çok daha organize çalışıyoruz. Madalya için tek yürek olmuş durumdayız. Dördüncü olimpiyatımız olacak, gerçekten çok tecrübeliyiz ve tecrübenin ne demek olduğunu yaşadıkça ve öğrendikçe daha iyi anladım. Umarım dördüncü olimpiyatımız ülkemize madalyayla taçlanır. Çoklu branşlarda tarih yazarız ve Türkiye'nin de var olduğunu, bu branşta çok güçlü olduğumuzu bütün dünyaya gösteririz. dedi.- Buralara gelmek hiç kolay olmadıİlke, modern pentatlona yeni katılan parkur branşını 28 yaşında öğrenmenin dezavantaj olmasına rağmen çok çalışarak açığını kapattığını dile getirdi.Üst bölgem çok zayıf, çok kaslı bir vücuda ve güçlü bir el pençe kuvvetine sahip bir sporcu değilim ama ona rağmen gerçekten çok çalıştım. diyen İlke, şöyle devam etti:Günde 4-5 saat parkurdan hiç çıkmadım. İlk gelen ben oldum, son giden ben oldum. Çok emek sarf ettim, çünkü biliyordum bunu istiyorsan gerekliliklerini yerine getirmen gerekiyor. İlk başladığımda 2-3 aydan sonra 3 tane omuz yırtığıyla baş ettim ama çok şükür tedavilerimiz güzel oldu, korumasını da güçlendirmesini de çok güzel yaptık. En büyük hedeflerim sağlığımı korumak ve tabii ki performans anlamında gelişmek. Avrupa Şampiyonası, şu anda madalyaya hiç uzak bakmadığım, düşününce panik yapıp heyecanlanmadığım bir an oldu. Çok ulaşılabilir bir hedef haline geldi.Yeni branşta kendini geliştirdikten sonra rakipleri tarafından korkulan bir sporcu olmaya başladığını vurgulayan İlke, Dünyaya ve Avrupa'ya korku salmamız, adımızı onlara kabul ettirmemiz bizim için çok önemliydi. Artık bir yarışa girdiğimizde, örneğin elemelerde, yarı finalde, finalde, artık 'İlke var' diye korkuyorlar. İnsanlara bakan taraf değil bakılan taraf olduk. Bu yüzden çok mutluyuz. Özellikle modern pentatlonun hiç var olmadığı, çok yeni oluşan bir ülkede buralara gelmek hiç kolay olmadı. 1900'lü yıllarda olimpiyat şampiyonları çıkaran ülkeler varken modern pentatlon federasyonu kurulduğunda bizim daha antrenörümüz dahi yoktu. Böyle ülkelere varlığımızı kabul ettirmek ülkemiz ve bizim açımızdan çok değerli. diye konuştu.Milli pentatlet, İstanbul'da bir Avrupa Şampiyonluğu'ndan sonra Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dan telefonu bekliyor musun? sorusuna ise Bekliyorum evet. Bizim için çok önemli bir şey tabii ki. Türkiye'nin en büyük adamı, temsilcisi sizi tanıyor, sizinle ilgileniyor ve size destek oluyor. Bundan daha onur duyulan, daha güzel bir şey olabilir mi? Biz de bayrak için çalışıyoruz ama varlığımızın ve emeklerimizin desteklenip fark edilmesi bizim için inanılmaz motivasyon kaynağı. Bunu Sayın Cumhurbaşkanımızın yapması paha biçilemez bir değer bizim için. Tabii ki en büyük hayalim. yanıtını verdi.- Elimizde İlke gibi bir cevher vardıTürkiye Modern Pentatlon Federasyonu Başkanı Serhat Aydın, 2018 yılında federasyona geldiklerinde elit sporculardan çok altyapıyı geliştirmeye yönelik çalışmalarla işe başladıklarını aktardı.Aydın, Bir de elimizde İlke gibi bir cevher vardı. İlke'nin analizlerini çıkarttık, her zaman kendisiyle de bu konuyu görüşüyorduk. Onun teknik ve çalışma ekibiyle alakalı projeler hazırladık, TMOK (Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi) ile çalışmalar yaptık. Kupa önümüzde duruyor ama bu İlke'nin başarısı, mücadelesi. Bizler de idari yapının içerisinde sporcularımıza hep sahip çıktık, devamında da sahip çıkmaya çalışacağız. İlke'nin arkasından da sporcular gelmeye başladı, 15, 16 ve 17 yaşında sporcularımız var. İnşallah İlke ablalarının izinden gidebilirlerse onlar için de başarılar gelecektir. değerlendirmesinde bulundu.- Avrupa şampiyonası heyecanı İstanbul'daİstanbul'da ağustos ayında yapılacak Avrupa şampiyonasında iyi sonuçlar elde etmeyi hedeflediklerini aktaran Aydın, Şu anda oraya kanalize olmuş durumdayız. İlke'nin yanı sıra erkek sporcularımız Kıvanç Taşyaran, Buğra Ünal, Muhammed Emir Kurtulan, Arda Meriç gibi genç sporcularımızla başarı yakalayacağız. dedi.Göreve geldikten sonra yeni yapılanmayla küçük yaş gruplarında Türkiye yarışmalarını arttırdıklarına dikkati çeken Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:Binicilik branşının yerine engel parkuru branşının gelmesiyle 2024 yılından sonra 9 ve 11 yaş altı yarışlarını Türkiye'de yoğun bir şekilde yapmaya başladık. İllerimize engel parkurları kurduk. Şu anda 24 ilimizde engel parkuru var. Antrenörler ve veliler yoğun bir şekilde bize gelmeye başladı. Daha önce yaş gruplarında 100-150 şimdi, 600-700 sporcuyla yarışlar yapıyoruz. Eryaman'da Türkiye'de ilk defa modern pentatlonun beşli branşının yapıldığı antrenman alanı oluşturduk. Orada yüzme havuzumuz, atletizm sahamız, atış poligonumuz, içeride engel parkurumuz ve eskrim salonumuz var. Atletizm sahasına iki tane büyük engel parkuru daha yapıyoruz. İnşallah ilerleyen süreçte atletizm sahasının üstünü kapatıp altyapı sporcularına daha net bir şekilde antrenman yapabilecekleri bir alan oluşturmaya çalışıyoruz. 2021 yılından itibaren 'Laser Run' dediğimiz kombinasyonda kullandığımız tabancaların yerlisini üretmeye başladık. Eskrimde sinyalizasyon cihazı yaparak kulüplerimize verdik. Sayın Cumhurbaşkanımızın spor vizyonu, Sayın Spor Bakanımız Osman Aşkın Bak'ın spora yaptığı yatırımlar, Bakan Yardımcımız Sayın Hamza Yerlikaya'nın bize destekleri ve önceki dönem Federasyon Başkanımız, şu andaki Spor Hizmetleri Genel Müdürümüz ve TMOK Başkanımız Veli Ozan Çakır'ın bize açtığı yoldan ilerleyerek altyapıyı geliştirme organizasyonları yapabilme kabiliyetine ulaştık. Kendilerine çok teşekkür ediyoruz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — ÇAĞLANUR TUNCEL - Türkiye'yi olimpiyatlarda modern pentatlon branşında ilk kez temsil eden ve dünya kupasında Türkiye'nin ilk altın madalyasını kazanan İlke Özyüksel, ilklere imza atarak ilerlediğini söyledi.Modern Pentatlon Dünya Kupası'nın Bulgaristan'daki 2. ayağında şampiyon olarak Türkiye tarihine adını yazdıran İlke Özyüksel Mihrioğlu ile Türkiye Modern Pentatlon Federasyonu Başkanı Serhat Aydın, AA Ankara Spor Haberleri Müdür Yardımcısı Erkan Tiryaki'nin sunuculuğunu yaptığı AA Spor Masası'na konuk oldu.Milli pentatlet, Türkiye'nin dünya kupasında modern pentatlondaki ilk altın madalyası için İlk olmak ve bunu başkasına kaptırmamak yıllardır hedeflerimden biriydi. Bunu, biraz uzun ve meşakkatli bir yol sonucu kazanabildim ancak bunu yapacağıma her zaman inanıyordum. Bu süreçte hiç pes etmeden çalışmak çok yardımcı oldu. Yarışmada bir sürü değişken faktör, olumsuz hava şartları vardı. Buna rağmen bu süreci iyi yönetebilmek, çok yoğun bir çeyrek final ve yarı final sonrasında bu finalin üstesinden gelebilmek açıkçası kendimi de geliştirdiğim ve yendiğim bir süreç oldu. Olimpiyat adına güzel bir adım olduğu için de çok mutluyum. ifadelerini kullandı.Madalyaların diğer yarışmalar öncesi sinyal anlamına geldiğini aktaran İlke, Önümüzde ilk olarak ağustos ayında İstanbul'da düzenlenecek Avrupa Şampiyonası, sonrasında Çin'de gerçekleştirilecek Dünya Şampiyonası var. Ama en büyük hedefimiz kotayı alarak 2028 Los Angeles Olimpiyat Oyunları'na en iyi şekilde hazırlanıp olimpiyatlardaki ilk madalyayı ülkemize kazandırmak. Federasyonumuz ve antrenörlerimizle daha bilinçli, programlı, çok daha organize çalışıyoruz. Madalya için tek yürek olmuş durumdayız. Dördüncü olimpiyatımız olacak, gerçekten çok tecrübeliyiz ve tecrübenin ne demek olduğunu yaşadıkça ve öğrendikçe daha iyi anladım. Umarım dördüncü olimpiyatımız ülkemize madalyayla taçlanır. Çoklu branşlarda tarih yazarız ve Türkiye'nin de var olduğunu, bu branşta çok güçlü olduğumuzu bütün dünyaya gösteririz. dedi.- Buralara gelmek hiç kolay olmadıİlke, modern pentatlona yeni katılan parkur branşını 28 yaşında öğrenmenin dezavantaj olmasına rağmen çok çalışarak açığını kapattığını dile getirdi.Üst bölgem çok zayıf, çok kaslı bir vücuda ve güçlü bir el pençe kuvvetine sahip bir sporcu değilim ama ona rağmen gerçekten çok çalıştım. diyen İlke, şöyle devam etti:Günde 4-5 saat parkurdan hiç çıkmadım. İlk gelen ben oldum, son giden ben oldum. Çok emek sarf ettim, çünkü biliyordum bunu istiyorsan gerekliliklerini yerine getirmen gerekiyor. İlk başladığımda 2-3 aydan sonra 3 tane omuz yırtığıyla baş ettim ama çok şükür tedavilerimiz güzel oldu, korumasını da güçlendirmesini de çok güzel yaptık. En büyük hedeflerim sağlığımı korumak ve tabii ki performans anlamında gelişmek. Avrupa Şampiyonası, şu anda madalyaya hiç uzak bakmadığım, düşününce panik yapıp heyecanlanmadığım bir an oldu. Çok ulaşılabilir bir hedef haline geldi.Yeni branşta kendini geliştirdikten sonra rakipleri tarafından korkulan bir sporcu olmaya başladığını vurgulayan İlke, Dünyaya ve Avrupa'ya korku salmamız, adımızı onlara kabul ettirmemiz bizim için çok önemliydi. Artık bir yarışa girdiğimizde, örneğin elemelerde, yarı finalde, finalde, artık 'İlke var' diye korkuyorlar. İnsanlara bakan taraf değil bakılan taraf olduk. Bu yüzden çok mutluyuz. Özellikle modern pentatlonun hiç var olmadığı, çok yeni oluşan bir ülkede buralara gelmek hiç kolay olmadı. 1900'lü yıllarda olimpiyat şampiyonları çıkaran ülkeler varken modern pentatlon federasyonu kurulduğunda bizim daha antrenörümüz dahi yoktu. Böyle ülkelere varlığımızı kabul ettirmek ülkemiz ve bizim açımızdan çok değerli. diye konuştu.Milli pentatlet, İstanbul'da bir Avrupa Şampiyonluğu'ndan sonra Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dan telefonu bekliyor musun? sorusuna ise Bekliyorum evet. Bizim için çok önemli bir şey tabii ki. Türkiye'nin en büyük adamı, temsilcisi sizi tanıyor, sizinle ilgileniyor ve size destek oluyor. Bundan daha onur duyulan, daha güzel bir şey olabilir mi? Biz de bayrak için çalışıyoruz ama varlığımızın ve emeklerimizin desteklenip fark edilmesi bizim için inanılmaz motivasyon kaynağı. Bunu Sayın Cumhurbaşkanımızın yapması paha biçilemez bir değer bizim için. Tabii ki en büyük hayalim. yanıtını verdi.- Elimizde İlke gibi bir cevher vardıTürkiye Modern Pentatlon Federasyonu Başkanı Serhat Aydın, 2018 yılında federasyona geldiklerinde elit sporculardan çok altyapıyı geliştirmeye yönelik çalışmalarla işe başladıklarını aktardı.Aydın, Bir de elimizde İlke gibi bir cevher vardı. İlke'nin analizlerini çıkarttık, her zaman kendisiyle de bu konuyu görüşüyorduk. Onun teknik ve çalışma ekibiyle alakalı projeler hazırladık, TMOK (Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi) ile çalışmalar yaptık. Kupa önümüzde duruyor ama bu İlke'nin başarısı, mücadelesi. Bizler de idari yapının içerisinde sporcularımıza hep sahip çıktık, devamında da sahip çıkmaya çalışacağız. İlke'nin arkasından da sporcular gelmeye başladı, 15, 16 ve 17 yaşında sporcularımız var. İnşallah İlke ablalarının izinden gidebilirlerse onlar için de başarılar gelecektir. değerlendirmesinde bulundu.- Avrupa şampiyonası heyecanı İstanbul'daİstanbul'da ağustos ayında yapılacak Avrupa şampiyonasında iyi sonuçlar elde etmeyi hedeflediklerini aktaran Aydın, Şu anda oraya kanalize olmuş durumdayız. İlke'nin yanı sıra erkek sporcularımız Kıvanç Taşyaran, Buğra Ünal, Muhammed Emir Kurtulan, Arda Meriç gibi genç sporcularımızla başarı yakalayacağız. dedi.Göreve geldikten sonra yeni yapılanmayla küçük yaş gruplarında Türkiye yarışmalarını arttırdıklarına dikkati çeken Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:Binicilik branşının yerine engel parkuru branşının gelmesiyle 2024 yılından sonra 9 ve 11 yaş altı yarışlarını Türkiye'de yoğun bir şekilde yapmaya başladık. İllerimize engel parkurları kurduk. Şu anda 24 ilimizde engel parkuru var. Antrenörler ve veliler yoğun bir şekilde bize gelmeye başladı. Daha önce yaş gruplarında 100-150 şimdi, 600-700 sporcuyla yarışlar yapıyoruz. Eryaman'da Türkiye'de ilk defa modern pentatlonun beşli branşının yapıldığı antrenman alanı oluşturduk. Orada yüzme havuzumuz, atletizm sahamız, atış poligonumuz, içeride engel parkurumuz ve eskrim salonumuz var. Atletizm sahasına iki tane büyük engel parkuru daha yapıyoruz. İnşallah ilerleyen süreçte atletizm sahasının üstünü kapatıp altyapı sporcularına daha net bir şekilde antrenman yapabilecekleri bir alan oluşturmaya çalışıyoruz. 2021 yılından itibaren 'Laser Run' dediğimiz kombinasyonda kullandığımız tabancaların yerlisini üretmeye başladık. Eskrimde sinyalizasyon cihazı yaparak kulüplerimize verdik. Sayın Cumhurbaşkanımızın spor vizyonu, Sayın Spor Bakanımız Osman Aşkın Bak'ın spora yaptığı yatırımlar, Bakan Yardımcımız Sayın Hamza Yerlikaya'nın bize destekleri ve önceki dönem Federasyon Başkanımız, şu andaki Spor Hizmetleri Genel Müdürümüz ve TMOK Başkanımız Veli Ozan Çakır'ın bize açtığı yoldan ilerleyerek altyapıyı geliştirme organizasyonları yapabilme kabiliyetine ulaştık. Kendilerine çok teşekkür ediyoruz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Amerikan Doları Kaç TL? Güncel USD/TL Öğle Kuru (27 Mayıs 2026)</title>
      <link>https://www.canligaste.com/amerikan-dolari-kac-tl-guncel-usd-tl-ogle-kuru-27-mayis-2026/853504/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/amerikan-dolari-kac-tl-guncel-usd-tl-ogle-kuru-27-mayis-2026/853504/</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 12:10:02 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum: Dolar kuru 27 Mayıs 2026 Öğle saatlerinde 45,91 TL seviyesinde işlem görüyor. Saat 12:10 itibarıyla USD/TL kuru yüzde 0,04 yükseliş gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum - Dolar/TL kuru güne yüzde sınırlı yükselişle başladı. Serbest piyasada Öğle saatlerinde dolar, yukarı yönlü seyrini koruyor.

Tikopara.com.tr verilerine göre 27 Mayıs 2026 saat 12:10 itibarıyla:

1 Amerikan Doları (USD): 45,9055 TL

Günlük değişim: Yüzde 0,04 yükseldi gösterdi.

1 Amerikan Doları (USD) Alış 45,9021 TL, 1 Amerikan Doları satış fiyatı ise 45,9055 TL olarak gerçekleşti.

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentiler ve yurt içi ekonomik gelişmeler, dolar kurunun seyrinde etkili olmaya devam ediyor.

Güncel dolar kuru, anlık fiyatlar ve piyasa verileri tikopara.com.tr üzerinden canlı olarak takip edilebiliyor.

Öğle saatlerinde serbest döviz piyasasında:

Dolar alış fiyatı: 45,9021 TL

Dolar satış fiyatı: 45,9055 TL

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentiler ile yurt içindeki ekonomik gelişmeler, dolar kurunun seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor.

Güncel döviz kurları ve detaylı piyasa analizleri tikopara.com.tr üzerinden anlık olarak takip edilebiliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum - Dolar/TL kuru güne yüzde sınırlı yükselişle başladı. Serbest piyasada Öğle saatlerinde dolar, yukarı yönlü seyrini koruyor.

Tikopara.com.tr verilerine göre 27 Mayıs 2026 saat 12:10 itibarıyla:

1 Amerikan Doları (USD): 45,9055 TL

Günlük değişim: Yüzde 0,04 yükseldi gösterdi.

1 Amerikan Doları (USD) Alış 45,9021 TL, 1 Amerikan Doları satış fiyatı ise 45,9055 TL olarak gerçekleşti.

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentiler ve yurt içi ekonomik gelişmeler, dolar kurunun seyrinde etkili olmaya devam ediyor.

Güncel dolar kuru, anlık fiyatlar ve piyasa verileri tikopara.com.tr üzerinden canlı olarak takip edilebiliyor.

Öğle saatlerinde serbest döviz piyasasında:

Dolar alış fiyatı: 45,9021 TL

Dolar satış fiyatı: 45,9055 TL

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentiler ile yurt içindeki ekonomik gelişmeler, dolar kurunun seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor.

Güncel döviz kurları ve detaylı piyasa analizleri tikopara.com.tr üzerinden anlık olarak takip edilebiliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/amerikan-dolari-kac-tl-guncel-usd-tl-ogle-kuru-27-mayis-2026-20260527121002.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül'den Kurban Bayramı mesajı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-gures-federasyonu-baskani-taha-akgul-den-kurban-bayrami-mesaji/853502/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-gures-federasyonu-baskani-taha-akgul-den-kurban-bayrami-mesaji/853502/</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:54:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül, Kurban Bayramı dolayısıyla kutlama mesajı yayımladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül, Kurban Bayramı dolayısıyla kutlama mesajı yayımladı.Başkan Akgül, mesajında, başta güreş camiası olmak üzere herkesin bayramını kutlayarak birlik ve beraberlik vurgusu yaptı.Kurban Bayramı'nın, paylaşmanın ve vefanın en anlamlı zamanlarından biri olduğunu aktaran Akgül, Bayramın, camiamızdaki birlik ruhunu daha da pekiştirmesini, sporcularımıza moral ve motivasyon, ülkemiz sporuna ise yeni başarıların kapısını aralamasını temenni ediyorum. Başta sporcularımız, antrenörlerimiz, hakemlerimiz, kulüplerimiz olmak üzere herkese sağlık, huzur ve mutluluk dolu bir bayram diliyorum. Kurban Bayramımız mübarek olsun. ifadelerine yer verdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül, Kurban Bayramı dolayısıyla kutlama mesajı yayımladı.Başkan Akgül, mesajında, başta güreş camiası olmak üzere herkesin bayramını kutlayarak birlik ve beraberlik vurgusu yaptı.Kurban Bayramı'nın, paylaşmanın ve vefanın en anlamlı zamanlarından biri olduğunu aktaran Akgül, Bayramın, camiamızdaki birlik ruhunu daha da pekiştirmesini, sporcularımıza moral ve motivasyon, ülkemiz sporuna ise yeni başarıların kapısını aralamasını temenni ediyorum. Başta sporcularımız, antrenörlerimiz, hakemlerimiz, kulüplerimiz olmak üzere herkese sağlık, huzur ve mutluluk dolu bir bayram diliyorum. Kurban Bayramımız mübarek olsun. ifadelerine yer verdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/turkiye-gures-federasyonu-baskani-taha-akgul-den-kurban-bayrami-mesaji.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kayseri ve çevre illerde acemi kasaplar hastanelik oldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kayseri-ve-cevre-illerde-acemi-kasaplar-hastanelik-oldu/853501/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kayseri-ve-cevre-illerde-acemi-kasaplar-hastanelik-oldu/853501/</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:54:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kayseri — Kayseri, Sivas, Nevşehir, Niğde ve Kırşehir'de kurban keserken yaralanan vatandaşlar hastanelere başvurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kayseri Haberleri — Kayseri, Sivas, Nevşehir, Niğde ve Kırşehir'de kurban keserken yaralanan vatandaşlar hastanelere başvurdu.Kayseri'de bayram namazının ardından bazı vatandaşlar kurbanlarını kesmeye çalışırken ya da derisini yüzerken kendini yaraladı.Yaralılar sabahın erken saatlerinden itibaren Kayseri Devlet Hastanesi, Kayseri Şehir Hastanesi ve Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne geldi.Kendi imkanlarıyla ya da ambulanslarla hastanelere gelen yaralıların çoğu tedavilerinin ardından taburcu edildi.- SivasSivas'ta bıçak kesiği ya da hayvan darbeleriyle yaralananlar, Sivas Numune Hastanesi ile Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesinin acil servisine başvurdu.Hastanelere şu ana kadar başvuran 40 yaralıdan çoğu ayakta yapılan tedavilerinin ardından taburcu edildi.- NevşehirNevşehir'de kurban kesiminde yaralanan vatandaşlar, kentteki hastanelere başvurdu.Yaralılar, tedavilerinin ardından taburcu edildi.- NiğdeNiğde'de bayram namazının ardından bazı vatandaşlar kurbanlarını kesmeye çalışırken ya da derisini yüzerken kendini yaraladı.Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran yaralılar, tedavilerinin ardından taburcu edildi.- KırşehirKırşehir’de bayram namazının ardından bazı vatandaşlar kurbanlarını kesmeye çalışırken yaralandı.Hastanelere şu ana kadar başvuran 46 yaralıdan çoğu ayakta yapılan tedavilerinin ardından taburcu edildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kayseri Haberleri — Kayseri, Sivas, Nevşehir, Niğde ve Kırşehir'de kurban keserken yaralanan vatandaşlar hastanelere başvurdu.Kayseri'de bayram namazının ardından bazı vatandaşlar kurbanlarını kesmeye çalışırken ya da derisini yüzerken kendini yaraladı.Yaralılar sabahın erken saatlerinden itibaren Kayseri Devlet Hastanesi, Kayseri Şehir Hastanesi ve Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne geldi.Kendi imkanlarıyla ya da ambulanslarla hastanelere gelen yaralıların çoğu tedavilerinin ardından taburcu edildi.- SivasSivas'ta bıçak kesiği ya da hayvan darbeleriyle yaralananlar, Sivas Numune Hastanesi ile Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesinin acil servisine başvurdu.Hastanelere şu ana kadar başvuran 40 yaralıdan çoğu ayakta yapılan tedavilerinin ardından taburcu edildi.- NevşehirNevşehir'de kurban kesiminde yaralanan vatandaşlar, kentteki hastanelere başvurdu.Yaralılar, tedavilerinin ardından taburcu edildi.- NiğdeNiğde'de bayram namazının ardından bazı vatandaşlar kurbanlarını kesmeye çalışırken ya da derisini yüzerken kendini yaraladı.Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran yaralılar, tedavilerinin ardından taburcu edildi.- KırşehirKırşehir’de bayram namazının ardından bazı vatandaşlar kurbanlarını kesmeye çalışırken yaralandı.Hastanelere şu ana kadar başvuran 46 yaralıdan çoğu ayakta yapılan tedavilerinin ardından taburcu edildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/kayseri-ve-cevre-illerde-acemi-kasaplar-hastanelik-oldu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Milli atlet Güler'in Avrupa şampiyonasında derece hedefi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/milli-atlet-guler-in-avrupa-sampiyonasinda-derece-hedefi/853497/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/milli-atlet-guler-in-avrupa-sampiyonasinda-derece-hedefi/853497/</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:30:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Aksaray — Türkiye Şampiyonu ve Balkan ikincisi Tekbaş: - Avrupa şampiyonasında iyi yarışarak dereceye girmeyi hedefliyorum]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Aksaray Haberleri — ZEKERİYA KARADAVUT - Türkiye Şampiyonu ve Balkan ikincisi milli atlet Güler Tekbaş, atletizmde yeni hedeflerine ulaşmak için aralıksız çalışıyor.Aksaray'da yaşayan 16 yaşındaki Güler, 5 yıl önce beden eğitimi öğretmeninin tavsiyesiyle atletizme yöneldi. Milli atlet, İzmir'de mart ayında düzenlenen Balkan Yürüyüş Şampiyonası Yarı Maraton Kategorisinde ikinci oldu.Aksaray'daki Dağılgan Spor Kompleksi'nde çalışmalarını sürdüren Güler, 15-21 Temmuz'da İtalya'da düzenlenecek Avrupa Şampiyonasında altın madalya kazanma hedefiyle hazırlanıyor.Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi 10. sınıf öğrencisi Tekbaş, AA muhabirine, hem koşu hem de yürüyüş branşlarında yarıştığını söyledi.Güler, Kendimi daha çok yürüyüş tarafında geliştirmeye çalışıyorum. Haftanın 6 günü zorlu antrenmanlar yapıyoruz. Günden güne antrenman tempomuz değişiyor. Bazı günler çift antrenman yapıyoruz. Normal antrenmanlarımızda 5-6 kilometre, kros olduğunda ise 10-12 kilometre yürüyorum. Çok zorlandığım dönemler oluyor ama biz bu zorluğun üstesinden gelmeyi seviyoruz. diye konuştu.Güler, hedeflerine zamanla ulaştığını belirterek, şöyle devam etti:Birçok Türkiye Şampiyonluğum var, milli takıma seçildim ve Balkan ikincisi oldum. Şimdi Avrupa şampiyonasına hazırlanıyorum. İnşallah orada iyi yarışarak dereceye girmeyi hedefliyorum. En büyük hedefim olimpiyatlarda ülkemi temsil edebilmek. Yürüyüş sporunda milli sporcumuz Meryem Bekmez'i örnek alıyorum. Milli formayı giymek anlatılamayacak kadar büyük bir duygu. İlk giydiğimde kendimi çok mutlu hissetmiştim. Çok çalışıyorum ve bunun karşılığını alıyorum.Antrenör Orhan Kahraman ise yetenekli ve başarılı milli sporcu Güler ile hedeflerinin her zaman büyük olduğunu dile getirdi.Hedeflere ulaşabilmek için günde ortalama 4 saat çalıştıklarını aktaran Kahraman, Şu an performans açısından çok iyi bir yerdeyiz. Avrupa şampiyonasında derece alabilmesi için uğraşıyoruz. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Aksaray Haberleri — ZEKERİYA KARADAVUT - Türkiye Şampiyonu ve Balkan ikincisi milli atlet Güler Tekbaş, atletizmde yeni hedeflerine ulaşmak için aralıksız çalışıyor.Aksaray'da yaşayan 16 yaşındaki Güler, 5 yıl önce beden eğitimi öğretmeninin tavsiyesiyle atletizme yöneldi. Milli atlet, İzmir'de mart ayında düzenlenen Balkan Yürüyüş Şampiyonası Yarı Maraton Kategorisinde ikinci oldu.Aksaray'daki Dağılgan Spor Kompleksi'nde çalışmalarını sürdüren Güler, 15-21 Temmuz'da İtalya'da düzenlenecek Avrupa Şampiyonasında altın madalya kazanma hedefiyle hazırlanıyor.Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi 10. sınıf öğrencisi Tekbaş, AA muhabirine, hem koşu hem de yürüyüş branşlarında yarıştığını söyledi.Güler, Kendimi daha çok yürüyüş tarafında geliştirmeye çalışıyorum. Haftanın 6 günü zorlu antrenmanlar yapıyoruz. Günden güne antrenman tempomuz değişiyor. Bazı günler çift antrenman yapıyoruz. Normal antrenmanlarımızda 5-6 kilometre, kros olduğunda ise 10-12 kilometre yürüyorum. Çok zorlandığım dönemler oluyor ama biz bu zorluğun üstesinden gelmeyi seviyoruz. diye konuştu.Güler, hedeflerine zamanla ulaştığını belirterek, şöyle devam etti:Birçok Türkiye Şampiyonluğum var, milli takıma seçildim ve Balkan ikincisi oldum. Şimdi Avrupa şampiyonasına hazırlanıyorum. İnşallah orada iyi yarışarak dereceye girmeyi hedefliyorum. En büyük hedefim olimpiyatlarda ülkemi temsil edebilmek. Yürüyüş sporunda milli sporcumuz Meryem Bekmez'i örnek alıyorum. Milli formayı giymek anlatılamayacak kadar büyük bir duygu. İlk giydiğimde kendimi çok mutlu hissetmiştim. Çok çalışıyorum ve bunun karşılığını alıyorum.Antrenör Orhan Kahraman ise yetenekli ve başarılı milli sporcu Güler ile hedeflerinin her zaman büyük olduğunu dile getirdi.Hedeflere ulaşabilmek için günde ortalama 4 saat çalıştıklarını aktaran Kahraman, Şu an performans açısından çok iyi bir yerdeyiz. Avrupa şampiyonasında derece alabilmesi için uğraşıyoruz. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Mein Schiff 5 kruvaziyeriyle Marmaris'e 2 bin 670 turist geldi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/mein-schiff-5-kruvaziyeriyle-marmaris-e-2-bin-670-turist-geldi/853495/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/mein-schiff-5-kruvaziyeriyle-marmaris-e-2-bin-670-turist-geldi/853495/</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:27:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Muğla — Malta bayraklı kruvaziyer Mein Schiff 5, 2 bin 670 yolcusuyla Muğla'nın Marmaris ilçesine geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Muğla Haberleri — Malta bayraklı kruvaziyer Mein Schiff 5, 2 bin 670 yolcusuyla Muğla'nın Marmaris ilçesine geldi.Rodos Adası'ndan gelen 295 metrelik yolcu gemisi, Marmaris Limanı'nın büyük iskelesine yanaştırıldı.Gemide, çoğu Alman 2 bin 670 yolcu ve 922 personel bulunduğu belirtildi.Gümrük işlemlerinin ardından limandan ayrılan turistler, Marmaris Çarşısı, Marmaris Müzesi, Marmaris Yat Limanı ve Uzunyalı Sahili'ni gezdi.İlçe merkezindeki tarihi ve turistik yerleri gruplar halinde ziyaret eden yolcular, deniz kenarındaki restoran ve kafeteryalarda vakit geçirdi.Dalyan Kaunos ve günübirlik koy turlarına da çok sayıda turist katıldı.Kruvaziyerin gece saatlerinde Santorini Adası'na hareket edeceği öğrenildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Muğla Haberleri — Malta bayraklı kruvaziyer Mein Schiff 5, 2 bin 670 yolcusuyla Muğla'nın Marmaris ilçesine geldi.Rodos Adası'ndan gelen 295 metrelik yolcu gemisi, Marmaris Limanı'nın büyük iskelesine yanaştırıldı.Gemide, çoğu Alman 2 bin 670 yolcu ve 922 personel bulunduğu belirtildi.Gümrük işlemlerinin ardından limandan ayrılan turistler, Marmaris Çarşısı, Marmaris Müzesi, Marmaris Yat Limanı ve Uzunyalı Sahili'ni gezdi.İlçe merkezindeki tarihi ve turistik yerleri gruplar halinde ziyaret eden yolcular, deniz kenarındaki restoran ve kafeteryalarda vakit geçirdi.Dalyan Kaunos ve günübirlik koy turlarına da çok sayıda turist katıldı.Kruvaziyerin gece saatlerinde Santorini Adası'na hareket edeceği öğrenildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türk okçuluğunun gençlerde 6 madalya gururu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turk-okculugunun-genclerde-6-madalya-gururu/853492/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turk-okculugunun-genclerde-6-madalya-gururu/853492/</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:24:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Antalya — Okçuluk Milli Takımlar Teknik Direktörü Yusuf Göktuğ Ergin: - Sporcularımız gelişirken kariyerleri de gelişiyor. Madalyalar kazanarak büyüyorlar - İlerleyen dönemde ülkemize çok daha büyük başarılar kazandıracağına emin olduğumuz genç yeteneklerimiz var. Türk okçuluğunun geleceği açısından çok ümitliyiz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Antalya Haberleri — SÜLEYMAN ELÇİN - Okçuluk Milli Takımlar Teknik Direktörü Yusuf Göktuğ Ergin, Sporcularımız gelişirken kariyerleri de gelişiyor. Madalyalar kazanarak büyüyorlar. dedi.Ergin, AA muhabirine, Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da gerçekleştirilen 2026 Açık Hava Avrupa Okçuluk Şampiyonası'nda 3 altın, 3 gümüş madalya aldıklarına dikkati çekti.Avrupa Şampiyonası'nda sporcularının gösterdiği performanstan genel anlamda memnun olduğunu aktaran Ergin, önceki Avrupa Şampiyonası'nda olduğu gibi bu organizasyonu da takımlar sıralamasında da birinci bitirdiklerini dile getirdi.Türk okçuluğu olarak başarıyı sürdürülebilir hale getirdikleri ve Avrupa'da kurdukları üstünlüğü devam ettirdikleri için mutlu olduğunu ifade eden Ergin, Hedeflerimizin bir kısmına ulaştığımız bir kısmı için de ders aldığımız bir şampiyona oldu. Madalya sayımızı daha yukarıya çıkarabilirdik. Bazı madalyaları çok ufak detaylarla kaybettik. dedi.- Uzun yılları varErgin, Türkiye'nin çok genç bir milli takıma sahip olduğunu ifade etti.Sporcularımız gelişirken kariyerleri de gelişiyor. Madalyalar kazanarak büyüyorlar. diyen Ergin, şöyle devam etti: Elif Berra 19 yaşında. Dünya Yenihayat 17 yaşında. Birçok oyuncumuz 23 yaş altında ve önlerinde uzun yılları var. İlerleyen dönemde ülkemize çok daha büyük başarılar kazandıracağına emin olduğumuz genç yeteneklerimiz var. Türk okçuluğunun geleceği açısından çok ümitliyiz.Los Angeles Olimpiyatları'nda madalya başarısını arttıracaklarını anlatan Ergin, 2032 yılındaki Avustralya'nın Brisban kentindeki olimpiyatlarda son kurdukları stratejilerin en güzel meyvelerini alacaklarını, çok fazla başarı elde edeceklerini dile getirdi.Okçuluk milli takımının zorlu bir yarışma maratonundan geçtiğinin kaydeden Ergin, son 60 günlük süreçte 4 önemli yarışmaya katıldıklarını ve 25 madalya kazandıklarını sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Antalya Haberleri — SÜLEYMAN ELÇİN - Okçuluk Milli Takımlar Teknik Direktörü Yusuf Göktuğ Ergin, Sporcularımız gelişirken kariyerleri de gelişiyor. Madalyalar kazanarak büyüyorlar. dedi.Ergin, AA muhabirine, Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da gerçekleştirilen 2026 Açık Hava Avrupa Okçuluk Şampiyonası'nda 3 altın, 3 gümüş madalya aldıklarına dikkati çekti.Avrupa Şampiyonası'nda sporcularının gösterdiği performanstan genel anlamda memnun olduğunu aktaran Ergin, önceki Avrupa Şampiyonası'nda olduğu gibi bu organizasyonu da takımlar sıralamasında da birinci bitirdiklerini dile getirdi.Türk okçuluğu olarak başarıyı sürdürülebilir hale getirdikleri ve Avrupa'da kurdukları üstünlüğü devam ettirdikleri için mutlu olduğunu ifade eden Ergin, Hedeflerimizin bir kısmına ulaştığımız bir kısmı için de ders aldığımız bir şampiyona oldu. Madalya sayımızı daha yukarıya çıkarabilirdik. Bazı madalyaları çok ufak detaylarla kaybettik. dedi.- Uzun yılları varErgin, Türkiye'nin çok genç bir milli takıma sahip olduğunu ifade etti.Sporcularımız gelişirken kariyerleri de gelişiyor. Madalyalar kazanarak büyüyorlar. diyen Ergin, şöyle devam etti: Elif Berra 19 yaşında. Dünya Yenihayat 17 yaşında. Birçok oyuncumuz 23 yaş altında ve önlerinde uzun yılları var. İlerleyen dönemde ülkemize çok daha büyük başarılar kazandıracağına emin olduğumuz genç yeteneklerimiz var. Türk okçuluğunun geleceği açısından çok ümitliyiz.Los Angeles Olimpiyatları'nda madalya başarısını arttıracaklarını anlatan Ergin, 2032 yılındaki Avustralya'nın Brisban kentindeki olimpiyatlarda son kurdukları stratejilerin en güzel meyvelerini alacaklarını, çok fazla başarı elde edeceklerini dile getirdi.Okçuluk milli takımının zorlu bir yarışma maratonundan geçtiğinin kaydeden Ergin, son 60 günlük süreçte 4 önemli yarışmaya katıldıklarını ve 25 madalya kazandıklarını sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı İleri, 27 Mayıs darbesini değerlendirdi:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-ileri-27-mayis-darbesini-degerlendirdi/853491/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-ileri-27-mayis-darbesini-degerlendirdi/853491/</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:24:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — O sürece giden günlerde o dönemin muhalefet anlayışının katkısı ortaya konmalı. Bunun yanlış olduğu zikredilmeli ve bundan dolayı özür dilenmeli. Bu millet bunu hak ediyor. Çünkü bu millete çok büyük bir zarar verdi bu darbe süreci. O dönemin Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı'nın ortaya koyduğu yaklaşım irdelenmeli]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — AYNUR EKİZ - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer İleri, 27 Mayıs 1960 darbesine giden günlerde o dönemin muhalefet anlayışının katkısının ortaya konması gerektiğini belirterek, Bunun yanlış olduğu zikredilmeli ve bundan dolayı özür dilenmeli. Bu millet bunu hak ediyor. Çünkü bu millete çok büyük bir zarar verdi bu darbe süreci. O dönemin Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı'nın ortaya koyduğu yaklaşım irdelenmeli. dedi.İleri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Demokrat Parti hükümetlerinde 1950-1960 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığının da aralarında bulunduğu çeşitli bakanlık görevleri üstlenen dedesi Ahmet Tevfik İleri'yi anlattı ve 27 Mayıs 1960 darbesi sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Tevfik İleri'nin, darbenin ardından 1961'de idam edilen ve Türkiye tarihine demokrasi şehidi olarak geçen merhum Başbakan Adnan Menderes ile önemli siyasi mücadele vermiş aktörlerden biri olduğunu belirten İleri, dedesiyle tanışamadığını, bundan da her zaman hüzün duyduğunu dile getirdi.Dedesinin Yassıada'nın o zorlu günlerinde bile dik durmayı başarmış, vatan ve millet sevgisiyle yanıp tutuşan biri olduğunu anlatan İleri, Bize gurur duyduğumuz bir isim bıraktı ama aynı zamanda da önemli bir sorumluluk bıraktı. Ben de bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın kadrolarında aynı mücadeleyi devam ettirmekten dolayı büyük bir gurur duyuyorum. ifadelerini kullandı.- Onun idealleri, vatan ve millet sevgisi bize her daim hissettirildiDedesi Tevfik İleri'nin de içinde bulunduğu Demokrat Parti kadrolarının, Türkiye'nin gerçek anlamda çok partili deneyimi ilk defa yaşadığı, uluslararası boyutta çalkantıların, ülke içinde ciddi sıkıntıların olduğu bir dönemde hizmet etme telaşında olduğunu anlatan İleri, Bir gece sabaha karşı evlerinden alındı bu insanlar, Yassıada denen cehenneme hapsedildiler. dedi.27 Mayıs 1960 darbesinin hem Türkiye hem de ailesi için bir travma olduğunu vurgulayan İleri, Ama bizim ailemizde her daim Tevfik İleri varlığını hissettirdi. Onun idealleri, vatan ve millet sevgisi bize her daim hissettirildi. Bizler bildik ki bu millete hizmet etmek zordur, bu millete hizmet edenin de düşmanı olur. Ama buna rağmen hizmet etmek esastır. Biz böyle yetiştirildik. diye konuştu.1946 seçimlerinin dünyada eşi benzeri olmadığını belirten İleri, açık oy, kapalı sayım usulüyle yapılan seçimlerin denetiminin Yüksek Seçim Kurulu'nda değil, valiliklerde olduğunu, oy pusulalarının yakıldığını, buna rağmen Demokrat Parti'nin başarı kazandığını anımsattı.İleri, o dönem CHP'nin çok partili hayata geçiş sürecini bir anlamda gereksiz gördüğünü ve bunun o dönemin önde gelen CHP'li isimlerinin beyanatlarına yansıdığını söyledi.Dönemin CHP yönetiminin, İkinci Dünya Savaşı'nın hemen sonrasında başlayan siyasal liberalleşme ve demokratikleşme çabalarını birer taklit arzusu olarak gördüğünü ve yönetimin bu tür taklit, fikir ve akımlara karşı çıkacağını belirttiğini aktaran İleri, dönemin önde gelen isimlerinden Şükrü Saraçoğlu'nun ise bir beyanatında tek parti yönetimini sadece Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılayan bir rejim değil, bütün dünyaya örnek olacak bir rejim olarak değerlendirdiğini anlattı.- O darbe, Türkiye'ye zaman kaybettirmekle kalmadı, Türkiye'nin kimyasını bozduTürkiye'yi 27 Mayıs 1960 askeri darbesine götüren en önemli olaylardan birinin 28-29 Nisan 1960 tarihindeki sokak olayları olduğunu anımsatan İleri, CHP'nin bu olayların organize edilmesinde bizzat rol oynadığını, bunu dönemin CHP Gençlik Kolları Başkanı Orhan Birgit ve Milli Birlik Komitesi üyelerinin anılarından bildiklerini söyledi.O yaptıkları darbe, Türkiye'ye zaman kaybettirmekle kalmadı, Türkiye'nin kimyasını bozdu. değerlendirmesini yapan İleri, bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde vesayete karşı çok önemli bir mücadele verildiğinin altını çizdi. İleri, O dönemden bugüne miras kalan yıkıcı muhalefet anlayışı maalesef hala devam ediyor. Bu milletin takdiriyle inşallah bu yıkıcı muhalefet anlayışı da rafa kalkacaktır. ifadelerini kullandı.- Başsavcı Egesel, diktatörlükle suçladığı DP'den milletvekili olmak için başvuruda bulunmuşİleri, Yassıada duruşmalarında Demokrat Partilileri 1953 yılından itibaren çıkardığınız kanunlarla bu ülkeyi diktatörlüğe götürmeye çalıştınız. diyerek suçlayan Başsavcı Ömer Egesel'in 1954'te Demokrat Parti'den milletvekili olmak için başvuruda bulunduğunu anlattı.Ömer İleri, 27 Mayıs 1960 darbesine giden süreçte CHP yönetimindeki isimlerin açıklamalarını, Dönemin Cumhuriyet Halk Partisi anlayışı maalesef darbe sürecini teşvik etmişti. Darbe sürecinin içinde bulunmuştur. Darbeden sonraki süreçte de bu süreci meşrulaştırmak noktasında seferber olmuştur. Yassıada mahkemelerinin kurulması da bu sürecin bir parçasıdır. sözleriyle değerlendirdi.- 27 Mayıs'ın en büyük zararı; Türkiye'deki siyasete olan yaklaşımı bozması olduTürkiye'nin sanayileşmesinin 1940'lı yıllarda durdurulduğunu, Demokrat Parti döneminin ise tam tersine sanayileşmenin hızlandığı bir dönem olduğunu dile getiren İleri, o dönem Demokrat Parti toprak ağalarına yaranmak için çiftçiyi topraksız bıraktı şeklinde tezviratların yapıldığını oysa partinin topraksız köylülerin toprak sahibi olması amacıyla 1 Temmuz 1952'de bir düzenleme yaptığını söyledi.Kendi toprağını işleyen ailelerin sayısı 1950'de 2 milyon 300 binken, bu sayının 3 milyon 100 bine ulaştığını kaydeden İleri, Adnan Menderes'in dededen kalma toplam 40 bin dönüm arazisinin 36 bin 500 dönümünü bağış ve uzun vadeli satış yoluyla Aydın'ın Çakırbeyli köylülerine dağıttığını da sözlerine ekledi.Demokrasinin etkin olması için muhalefetin de demokrasiyi benimsemesi gerektiğinin altını çizen İleri, Maalesef muhalefetin siyaset anlayışında o yıllardan kalan kötü alışkanlıklar devam ediyor. Karşımızdaki muhalefet anlayışı sıkıştığı zaman sistemi bozmaya yönelik hareket ediyor. ifadelerini kullandı.27 Mayıs'ın en büyük zararı; Türkiye'deki siyasete olan yaklaşımı bozması oldu. diyen İleri, Çok şükür bunu büyük ölçüde tamir ettik kanaatindeyim. Ama artık buradaki son merhale de; CHP'nin bu süreçle yüzleşmesi, bu süreçten kendi adına dersler çıkarması ve bu milletten özür dilemesi. dedi.TBMM Genel Kurulu'nun 2 Nisan 2026 tarihli görüşmeleri sırasında CHP'nin verdiği bir araştırma önergesinde Darbelerin CHP'nin iktidara yürüyüşünü engellemek için tertiplendiği iddiasının yer aldığını kaydeden İleri, Yıl olmuş 2026, kafa hala bu kafa. dedi.Ömer İleri, bu durumu özetlemek için dedesi Tevfik İleri'nin bir konuşmasında yer alan Her partinin iktidara gelmeyi istemesi haktır. Fakat her ne pahasına olursa olsun iktidara gelmek hırsı ile memleketin menfaatlerini baltalamak hak değildir. ifadelerini anımsattı.İleri, 27 Mayıs 1960 askeri darbesine giden sürece işaret ederek, O sürece giden günlerde o dönemin muhalefet anlayışının katkısı ortaya konmalı. Bunun yanlış olduğu zikredilmeli ve bundan dolayı özür dilenmeli. Bu millet bunu hak ediyor. Çünkü bu millete çok büyük bir zarar verdi bu darbe süreci. O dönemin Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı'nın ortaya koyduğu yaklaşım irdelenmeli. değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — AYNUR EKİZ - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer İleri, 27 Mayıs 1960 darbesine giden günlerde o dönemin muhalefet anlayışının katkısının ortaya konması gerektiğini belirterek, Bunun yanlış olduğu zikredilmeli ve bundan dolayı özür dilenmeli. Bu millet bunu hak ediyor. Çünkü bu millete çok büyük bir zarar verdi bu darbe süreci. O dönemin Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı'nın ortaya koyduğu yaklaşım irdelenmeli. dedi.İleri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Demokrat Parti hükümetlerinde 1950-1960 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığının da aralarında bulunduğu çeşitli bakanlık görevleri üstlenen dedesi Ahmet Tevfik İleri'yi anlattı ve 27 Mayıs 1960 darbesi sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Tevfik İleri'nin, darbenin ardından 1961'de idam edilen ve Türkiye tarihine demokrasi şehidi olarak geçen merhum Başbakan Adnan Menderes ile önemli siyasi mücadele vermiş aktörlerden biri olduğunu belirten İleri, dedesiyle tanışamadığını, bundan da her zaman hüzün duyduğunu dile getirdi.Dedesinin Yassıada'nın o zorlu günlerinde bile dik durmayı başarmış, vatan ve millet sevgisiyle yanıp tutuşan biri olduğunu anlatan İleri, Bize gurur duyduğumuz bir isim bıraktı ama aynı zamanda da önemli bir sorumluluk bıraktı. Ben de bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın kadrolarında aynı mücadeleyi devam ettirmekten dolayı büyük bir gurur duyuyorum. ifadelerini kullandı.- Onun idealleri, vatan ve millet sevgisi bize her daim hissettirildiDedesi Tevfik İleri'nin de içinde bulunduğu Demokrat Parti kadrolarının, Türkiye'nin gerçek anlamda çok partili deneyimi ilk defa yaşadığı, uluslararası boyutta çalkantıların, ülke içinde ciddi sıkıntıların olduğu bir dönemde hizmet etme telaşında olduğunu anlatan İleri, Bir gece sabaha karşı evlerinden alındı bu insanlar, Yassıada denen cehenneme hapsedildiler. dedi.27 Mayıs 1960 darbesinin hem Türkiye hem de ailesi için bir travma olduğunu vurgulayan İleri, Ama bizim ailemizde her daim Tevfik İleri varlığını hissettirdi. Onun idealleri, vatan ve millet sevgisi bize her daim hissettirildi. Bizler bildik ki bu millete hizmet etmek zordur, bu millete hizmet edenin de düşmanı olur. Ama buna rağmen hizmet etmek esastır. Biz böyle yetiştirildik. diye konuştu.1946 seçimlerinin dünyada eşi benzeri olmadığını belirten İleri, açık oy, kapalı sayım usulüyle yapılan seçimlerin denetiminin Yüksek Seçim Kurulu'nda değil, valiliklerde olduğunu, oy pusulalarının yakıldığını, buna rağmen Demokrat Parti'nin başarı kazandığını anımsattı.İleri, o dönem CHP'nin çok partili hayata geçiş sürecini bir anlamda gereksiz gördüğünü ve bunun o dönemin önde gelen CHP'li isimlerinin beyanatlarına yansıdığını söyledi.Dönemin CHP yönetiminin, İkinci Dünya Savaşı'nın hemen sonrasında başlayan siyasal liberalleşme ve demokratikleşme çabalarını birer taklit arzusu olarak gördüğünü ve yönetimin bu tür taklit, fikir ve akımlara karşı çıkacağını belirttiğini aktaran İleri, dönemin önde gelen isimlerinden Şükrü Saraçoğlu'nun ise bir beyanatında tek parti yönetimini sadece Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılayan bir rejim değil, bütün dünyaya örnek olacak bir rejim olarak değerlendirdiğini anlattı.- O darbe, Türkiye'ye zaman kaybettirmekle kalmadı, Türkiye'nin kimyasını bozduTürkiye'yi 27 Mayıs 1960 askeri darbesine götüren en önemli olaylardan birinin 28-29 Nisan 1960 tarihindeki sokak olayları olduğunu anımsatan İleri, CHP'nin bu olayların organize edilmesinde bizzat rol oynadığını, bunu dönemin CHP Gençlik Kolları Başkanı Orhan Birgit ve Milli Birlik Komitesi üyelerinin anılarından bildiklerini söyledi.O yaptıkları darbe, Türkiye'ye zaman kaybettirmekle kalmadı, Türkiye'nin kimyasını bozdu. değerlendirmesini yapan İleri, bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde vesayete karşı çok önemli bir mücadele verildiğinin altını çizdi. İleri, O dönemden bugüne miras kalan yıkıcı muhalefet anlayışı maalesef hala devam ediyor. Bu milletin takdiriyle inşallah bu yıkıcı muhalefet anlayışı da rafa kalkacaktır. ifadelerini kullandı.- Başsavcı Egesel, diktatörlükle suçladığı DP'den milletvekili olmak için başvuruda bulunmuşİleri, Yassıada duruşmalarında Demokrat Partilileri 1953 yılından itibaren çıkardığınız kanunlarla bu ülkeyi diktatörlüğe götürmeye çalıştınız. diyerek suçlayan Başsavcı Ömer Egesel'in 1954'te Demokrat Parti'den milletvekili olmak için başvuruda bulunduğunu anlattı.Ömer İleri, 27 Mayıs 1960 darbesine giden süreçte CHP yönetimindeki isimlerin açıklamalarını, Dönemin Cumhuriyet Halk Partisi anlayışı maalesef darbe sürecini teşvik etmişti. Darbe sürecinin içinde bulunmuştur. Darbeden sonraki süreçte de bu süreci meşrulaştırmak noktasında seferber olmuştur. Yassıada mahkemelerinin kurulması da bu sürecin bir parçasıdır. sözleriyle değerlendirdi.- 27 Mayıs'ın en büyük zararı; Türkiye'deki siyasete olan yaklaşımı bozması olduTürkiye'nin sanayileşmesinin 1940'lı yıllarda durdurulduğunu, Demokrat Parti döneminin ise tam tersine sanayileşmenin hızlandığı bir dönem olduğunu dile getiren İleri, o dönem Demokrat Parti toprak ağalarına yaranmak için çiftçiyi topraksız bıraktı şeklinde tezviratların yapıldığını oysa partinin topraksız köylülerin toprak sahibi olması amacıyla 1 Temmuz 1952'de bir düzenleme yaptığını söyledi.Kendi toprağını işleyen ailelerin sayısı 1950'de 2 milyon 300 binken, bu sayının 3 milyon 100 bine ulaştığını kaydeden İleri, Adnan Menderes'in dededen kalma toplam 40 bin dönüm arazisinin 36 bin 500 dönümünü bağış ve uzun vadeli satış yoluyla Aydın'ın Çakırbeyli köylülerine dağıttığını da sözlerine ekledi.Demokrasinin etkin olması için muhalefetin de demokrasiyi benimsemesi gerektiğinin altını çizen İleri, Maalesef muhalefetin siyaset anlayışında o yıllardan kalan kötü alışkanlıklar devam ediyor. Karşımızdaki muhalefet anlayışı sıkıştığı zaman sistemi bozmaya yönelik hareket ediyor. ifadelerini kullandı.27 Mayıs'ın en büyük zararı; Türkiye'deki siyasete olan yaklaşımı bozması oldu. diyen İleri, Çok şükür bunu büyük ölçüde tamir ettik kanaatindeyim. Ama artık buradaki son merhale de; CHP'nin bu süreçle yüzleşmesi, bu süreçten kendi adına dersler çıkarması ve bu milletten özür dilemesi. dedi.TBMM Genel Kurulu'nun 2 Nisan 2026 tarihli görüşmeleri sırasında CHP'nin verdiği bir araştırma önergesinde Darbelerin CHP'nin iktidara yürüyüşünü engellemek için tertiplendiği iddiasının yer aldığını kaydeden İleri, Yıl olmuş 2026, kafa hala bu kafa. dedi.Ömer İleri, bu durumu özetlemek için dedesi Tevfik İleri'nin bir konuşmasında yer alan Her partinin iktidara gelmeyi istemesi haktır. Fakat her ne pahasına olursa olsun iktidara gelmek hırsı ile memleketin menfaatlerini baltalamak hak değildir. ifadelerini anımsattı.İleri, 27 Mayıs 1960 askeri darbesine giden sürece işaret ederek, O sürece giden günlerde o dönemin muhalefet anlayışının katkısı ortaya konmalı. Bunun yanlış olduğu zikredilmeli ve bundan dolayı özür dilenmeli. Bu millet bunu hak ediyor. Çünkü bu millete çok büyük bir zarar verdi bu darbe süreci. O dönemin Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı'nın ortaya koyduğu yaklaşım irdelenmeli. değerlendirmesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-ileri-27-mayis-darbesini-degerlendirdi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Pakistan'da dün meydana gelen depremde 1 kişi hayatını kaybetti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/pakistan-da-dun-meydana-gelen-depremde-1-kisi-hayatini-kaybetti/853490/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/pakistan-da-dun-meydana-gelen-depremde-1-kisi-hayatini-kaybetti/853490/</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:21:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Pakistan'ın Pencap eyaletinin Jhelum Bölgesi'nde dün meydana gelen 4,8 büyüklüğündeki depremde ilk belirlemelere göre 1 kişinin öldüğü, 11 kişinin yaralandığı bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Pakistan'ın Pencap eyaletinin Jhelum Bölgesi'nde dün meydana gelen 4,8 büyüklüğündeki depremde ilk belirlemelere göre 1 kişinin öldüğü, 11 kişinin yaralandığı bildirildi.Dawn gazetesinin haberine göre, Pakistan Meteoroloji Birimi, dün Pencap eyaletinin Jhelum Bölgesi'nin 58 kilometre güneybatısında 4,8 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini açıkladı.Deprem, yerel saatle 19.06'da, 12 kilometre derinlikte meydana geldi.Yetkililer, depremin özellikle Pind Dadan Khan kentinde çok sayıda evde ağır hasara yol açtığını aktardı.Yaklaşık 10 evin ciddi şekilde hasar gördüğünü ve en az 1 kişinin hayatını kaybettiğini belirten yetkililer, depremde yaralanan 11 kişinin ise hastaneye sevk edildiğini bildirdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Pakistan'ın Pencap eyaletinin Jhelum Bölgesi'nde dün meydana gelen 4,8 büyüklüğündeki depremde ilk belirlemelere göre 1 kişinin öldüğü, 11 kişinin yaralandığı bildirildi.Dawn gazetesinin haberine göre, Pakistan Meteoroloji Birimi, dün Pencap eyaletinin Jhelum Bölgesi'nin 58 kilometre güneybatısında 4,8 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini açıkladı.Deprem, yerel saatle 19.06'da, 12 kilometre derinlikte meydana geldi.Yetkililer, depremin özellikle Pind Dadan Khan kentinde çok sayıda evde ağır hasara yol açtığını aktardı.Yaklaşık 10 evin ciddi şekilde hasar gördüğünü ve en az 1 kişinin hayatını kaybettiğini belirten yetkililer, depremde yaralanan 11 kişinin ise hastaneye sevk edildiğini bildirdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/pakistan-da-dun-meydana-gelen-depremde-1-kisi-hayatini-kaybetti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kazakistan'da An-2 tipi uçağın düşmesi sonucu pilot öldü</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kazakistan-da-an-2-tipi-ucagin-dusmesi-sonucu-pilot-oldu/853489/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kazakistan-da-an-2-tipi-ucagin-dusmesi-sonucu-pilot-oldu/853489/</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:21:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kazakistan — Kazakistan'ın Pavlodar bölgesinde An-2 tipi uçağın düşmesi sonucu iki pilottan biri öldü, diğeri yaralı kurtuldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kazakistan Haberleri — Kazakistan'ın Pavlodar bölgesinde An-2 tipi uçağın düşmesi sonucu iki pilottan biri öldü, diğeri yaralı kurtuldu.Kazakistan Ulaştırma Bakanlığından yapılan açıklamada, kazanın ülkenin Pavlodar bölgesine bağlı Jelezinka köyü yakınlarında meydana geldiği bildirildi.Açıklamada, Hafif ve Ultra Hafif Havacılık İşletmecileri Birliği (ELISA) tarafından işletilen An-2 tipi uçağın tarımsal havacılık faaliyetleri kapsamında uçuş gerçekleştirdiği aktarıldı.İlk belirlemelere göre uçağın elektrik iletim hatlarına temas ettiği ifade edildi.Kazada, iki kişilik mürettebatın bulunduğu uçakta pilotlardan birinin hayatını kaybettiği bildirildi.Diğer pilotun Acil Durumlar Departmanı ekipleri tarafından enkazdan çıkarıldığı ve bilincinin açık olduğu kaydedildi.Kazanın, Kazakistan Ulaştırma Bakanlığına bağlı Ulaşım Olayları ve Kazaları Araştırma Dairesi tarafından yürütülecek soruşturma kapsamında inceleneceği ve ilgili ekiplerin olay yerine sevk edildiği bilgisi verildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kazakistan Haberleri — Kazakistan'ın Pavlodar bölgesinde An-2 tipi uçağın düşmesi sonucu iki pilottan biri öldü, diğeri yaralı kurtuldu.Kazakistan Ulaştırma Bakanlığından yapılan açıklamada, kazanın ülkenin Pavlodar bölgesine bağlı Jelezinka köyü yakınlarında meydana geldiği bildirildi.Açıklamada, Hafif ve Ultra Hafif Havacılık İşletmecileri Birliği (ELISA) tarafından işletilen An-2 tipi uçağın tarımsal havacılık faaliyetleri kapsamında uçuş gerçekleştirdiği aktarıldı.İlk belirlemelere göre uçağın elektrik iletim hatlarına temas ettiği ifade edildi.Kazada, iki kişilik mürettebatın bulunduğu uçakta pilotlardan birinin hayatını kaybettiği bildirildi.Diğer pilotun Acil Durumlar Departmanı ekipleri tarafından enkazdan çıkarıldığı ve bilincinin açık olduğu kaydedildi.Kazanın, Kazakistan Ulaştırma Bakanlığına bağlı Ulaşım Olayları ve Kazaları Araştırma Dairesi tarafından yürütülecek soruşturma kapsamında inceleneceği ve ilgili ekiplerin olay yerine sevk edildiği bilgisi verildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/kazakistan-da-an-2-tipi-ucagin-dusmesi-sonucu-pilot-oldu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Fenerbahçe otobüsüne saldırı dosyası yeniden ele alınacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/fenerbahce-otobusune-saldiri-dosyasi-yeniden-ele-alinacak/853488/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/fenerbahce-otobusune-saldiri-dosyasi-yeniden-ele-alinacak/853488/</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:20:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Adalet Bakanı Gürlek: - Bakanlığımız bünyesinde faaliyet gösteren Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi tarafından söz konusu dosya yeniden ve titizlikle incelendi. Yapılan inceleme neticesinde, dosyaya ilişkin 'kanun yararına bozma' kararı dün itibarıyla alındı - Amacımız, bu menfur saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması, varsa ihmallerin ortaya çıkarılması ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesinin sağlanmasıdır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Adalet Bakanı Akın Gürlek, Fenerbahçe Spor Kulübü futbol takımına 4 Nisan 2015'te Trabzon'da gerçekleştirilen silahlı saldırıya ilişkin dosyada kanun yararına bozma kararı alındığını belirterek, Amacımız, bu menfur saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması, varsa ihmallerin ortaya çıkarılması ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesinin sağlanmasıdır. ifadelerini kullandı.Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, Fenerbahçe Spor Kulübü futbol takımına yönelik olarak 4 Nisan 2015'te Trabzon'da gerçekleştirilen silahlı saldırının, milletin hafızasında derin izler bıraktığını, sporun ruhuna ve toplumsal huzura yönelmiş kabul edilemez bir eylem olarak kayıtlara geçtiğini ifade etti.Aradan geçen zamana rağmen olayın tüm yönleriyle aydınlatılamamış olması ve soruşturmanın takipsizlik kararıyla sonuçlanmasının, kamu vicdanını rahatsız etmeye devam ettiğini kaydeden Gürlek, Vatandaşlarımızdan gelen haklı tepkileri ve adalet beklentisini dikkatle takip ettik. Bu kapsamda, Bakanlığımız bünyesinde faaliyet gösteren Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi tarafından söz konusu dosya yeniden ve titizlikle incelendi. Yapılan inceleme neticesinde, dosyaya ilişkin 'kanun yararına bozma' kararı dün itibarıyla alındı. bilgisini paylaştı.Gürlek, paylaşımında şunları kaydetti:Bu kararla birlikte, daha önce verilen takipsizlik kararının hukuki yönden yeniden değerlendirilmesinin önü açıldı. Amacımız, bu menfur saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması, varsa ihmallerin ortaya çıkarılması ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesinin sağlanmasıdır.Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın verdiği vazife doğrultusunda adaletin tecellisi için sürecin sonuna kadar kararlılıkla takipçisi olacağız. Hiçbir dosyanın karanlıkta kalmasına izin vermeyecek; kamu vicdanını yaralayan hiçbir olayın üzerinin örtülmesine müsaade etmeyeceğiz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Adalet Bakanı Akın Gürlek, Fenerbahçe Spor Kulübü futbol takımına 4 Nisan 2015'te Trabzon'da gerçekleştirilen silahlı saldırıya ilişkin dosyada kanun yararına bozma kararı alındığını belirterek, Amacımız, bu menfur saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması, varsa ihmallerin ortaya çıkarılması ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesinin sağlanmasıdır. ifadelerini kullandı.Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, Fenerbahçe Spor Kulübü futbol takımına yönelik olarak 4 Nisan 2015'te Trabzon'da gerçekleştirilen silahlı saldırının, milletin hafızasında derin izler bıraktığını, sporun ruhuna ve toplumsal huzura yönelmiş kabul edilemez bir eylem olarak kayıtlara geçtiğini ifade etti.Aradan geçen zamana rağmen olayın tüm yönleriyle aydınlatılamamış olması ve soruşturmanın takipsizlik kararıyla sonuçlanmasının, kamu vicdanını rahatsız etmeye devam ettiğini kaydeden Gürlek, Vatandaşlarımızdan gelen haklı tepkileri ve adalet beklentisini dikkatle takip ettik. Bu kapsamda, Bakanlığımız bünyesinde faaliyet gösteren Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi tarafından söz konusu dosya yeniden ve titizlikle incelendi. Yapılan inceleme neticesinde, dosyaya ilişkin 'kanun yararına bozma' kararı dün itibarıyla alındı. bilgisini paylaştı.Gürlek, paylaşımında şunları kaydetti:Bu kararla birlikte, daha önce verilen takipsizlik kararının hukuki yönden yeniden değerlendirilmesinin önü açıldı. Amacımız, bu menfur saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması, varsa ihmallerin ortaya çıkarılması ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesinin sağlanmasıdır.Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın verdiği vazife doğrultusunda adaletin tecellisi için sürecin sonuna kadar kararlılıkla takipçisi olacağız. Hiçbir dosyanın karanlıkta kalmasına izin vermeyecek; kamu vicdanını yaralayan hiçbir olayın üzerinin örtülmesine müsaade etmeyeceğiz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bodrum'a AIDAblu kruvaziyeriyle 2 bin 377 yolcu geldi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bodrum-a-aidablu-kruvaziyeriyle-2-bin-377-yolcu-geldi/853485/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bodrum-a-aidablu-kruvaziyeriyle-2-bin-377-yolcu-geldi/853485/</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:18:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Muğla — Muğla'nın Bodrum ilçesine AIDAblu isimli kruvaziyer 2 bin 377 yolcu getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Muğla Haberleri — Muğla'nın Bodrum ilçesine AIDAblu isimli kruvaziyer 2 bin 377 yolcu getirdi.Rodos'tan Bodrum'a ulaşan İtalyan bayraklı, 253 metre uzunluğundaki gemi, yolcu limanı iskelesine yanaştırıldı.Gemide çoğu Alman 2 bin 377 yolcu ile 641 personelin bulunduğu belirtildi.Gemiden inen turistler, gümrük işlemlerinin ardından tarihi ve turistik yerleri ziyaret etmek üzere limandan ayrıldı.Geminin bir sonraki durağı Kandiye Limanı olacak.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Muğla Haberleri — Muğla'nın Bodrum ilçesine AIDAblu isimli kruvaziyer 2 bin 377 yolcu getirdi.Rodos'tan Bodrum'a ulaşan İtalyan bayraklı, 253 metre uzunluğundaki gemi, yolcu limanı iskelesine yanaştırıldı.Gemide çoğu Alman 2 bin 377 yolcu ile 641 personelin bulunduğu belirtildi.Gemiden inen turistler, gümrük işlemlerinin ardından tarihi ve turistik yerleri ziyaret etmek üzere limandan ayrıldı.Geminin bir sonraki durağı Kandiye Limanı olacak.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>PORTRE - Sanat tarihinin hafızası ve pusulası: Prof. Dr. Semavi Eyice</title>
      <link>https://www.canligaste.com/portre-sanat-tarihinin-hafizasi-ve-pusulasi-prof-dr-semavi-eyice/853483/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/portre-sanat-tarihinin-hafizasi-ve-pusulasi-prof-dr-semavi-eyice/853483/</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — ASYA SETİNAY KARAGÜL - Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü sahibi, Türkiye'nin ilk Bizans tarihi uzmanı, tarihçi, akademisyen Prof.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — ASYA SETİNAY KARAGÜL - Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü sahibi, Türkiye'nin ilk Bizans tarihi uzmanı, tarihçi, akademisyen Prof. Dr. Semavi Eyice'nin vefatının ardından 8 yıl geçti.Kendini İstanbul'un ve Osmanlı coğrafyasının kentsel hafızasını kayıt altına almaya adayan Eyice, modern sanat tarihçiliğinin metodolojik altyapısını kuran en önemli isimlerden biri olarak tarihe geçti.Deniz subayı Mehmet Kamil Bey ile Hatice Hanım'ın oğlu olarak 1922'de Kadıköy'de dünyaya gelen Eyice, şehre ve henüz ilkokuldayken eski eserlere tutkusunu keşfetti.Ünlü tarihçi ilk ve orta öğrenimini Kadıköy'deki Saint Louis ve Saint Joseph Fransız okullarında tamamladı.Galatasaray Lisesi'nde öğrenciyken İstanbul'un fethiyle ilgili hazırladığı bir ödev sonucu, doğup büyüdüğü şehri aslında hiç tanımadığını fark eden Eyice, arkadaşlarıyla çıktığı İstanbul gezileriyle ömür boyu sürecek araştırmacılığının temelini attı.- Avrupa'da arkeoloji ve sanat tarihi eğitimi aldıSemavi Eyice, 1943'te liseden mezun oldu.Babasının, hariciyeci olması yönündeki isteğine rağmen arkeoloji ve sanat tarihi üzerine çalışmayı tercih eden Eyice, Alman arkeolog ve İstanbul tarihi uzmanı Alfons Maria Schneider'in davetiyle 1944'te Göttingen'e giderek Bizans sanatı ve arkeolojisi üzerine yoğunlaştı.Prof. Dr. Eyice, 2. Dünya Savaşı'nın zorlu günlerinde Viyana ve Berlin üniversitelerinde Bizans tarihi eğitimi aldı, Kızıl Ordu'nun Berlin'e ilerlemesi üzerine öğrenimini yarım bırakıp Türkiye'ye döndü. Dönemin politik şartları nedeniyle Danimarka üzerinden Türkiye'ye gelmeye çalışırken bir süre cezaevinde kaldı.- Türkiye'de akademik kariyer ve kürsü çalışmalarıTürkiye'ye dönüşünün ardından kayıt olduğu İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinden 1948'de mezun olan tarihçi, İstanbul Minareleri konulu bitirme tezini Prof. Ernst Diez danışmanlığında hazırladı. Eyice, Türk-İslam sanatı dersi veren Diez'in yanında asistan olarak çalışmaya başladı. Akademik hayata adım atan Eyice, Prof. Dr. Philipp Schweinfurth’un da asistanlığını yürüttü.Bu süreçte edebiyat fakültesinde her yıl konferans şeklinde dersler veren Prof. Albert Gabriel'in derslerini Fransızca'dan, Schweinfurth ve Kurt Erdmann'ın derslerini ise Almancadan Türkçeye çeviren Eyice, Türkiye'de sanat tarihi terminolojisinin oluşmasına önemli katkı sağladı.Semavi Eyice, ilk bilimsel makalesini 1949'da Reşad Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'nde yayımladı. Fatih'in Çarşamba semtindeki Hirami Ahmet Paşa Mescidi hakkındaki bu makalenin ardından pek çok maddeyle ansiklopediye katkıda bulundu.Ord. Prof. Dr. Arif Müfid Mansel başkanlığındaki Side kazılarına 1950-1953'te katılan Eyice, 1952'de Side'de Bizans Yapıları teziyle doktorasını tamamladı.Eyice, 1954'te Kamran Yalgın ile evlendi. İkilinin, Gülfem ve Gülsen adını verdiği iki çocuğu oldu.- Uluslararası alanda tanınan bir otorite olduSon Devir Bizans Mimarisi adlı eseriyle 1955'te doçentlik unvanını alan usta tarihçi, aynı yıl Fransa hükümeti tarafından Legion d'Honneur nişanı ile ödüllendirildi. Eyice, İlk Osmanlı Devrinin Dini-İçtimai Bir Müessesesi: Zaviyeler başlıklı çalışmasıyla profesörlüğe yükseldi ve Bizans Sanatı Kürsüsü başkanlığına atandı.Humboldt bursuyla 1958'de gittiği Münih Üniversitesi'ndeki araştırmalarını 13 ay sürdüren Eyice, ardından İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölüm Başkanlığı görevine dönerek Bizans tarihi dersleri vermeye başladı.Prof. Dr. Eyice, akademik çalışmalarında medeniyet ve sanat tarihi genel başlığı altında Bizans sanatı ve tarihi, İstanbul tarihi, Türk medeniyeti, mimarisi ve sanatı konularıyla Osmanlı coğrafyasındaki Türk eserleri alanlarında yoğunlaştı. Bizans Sanatı Tarihi Kürsüsü'nün kaldırılması üzerine İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölüm başkanlığını yürüten Eyice, 1990'da emekli oldu.Emeklilik döneminde de üretkenliğini kaybetmeyen Eyice, Almanya'da Bochum Üniversitesi'nde Fransa'da Sorbonne ve College de France'da, İsviçre'de Geneve Üniversitesi'nde dersler verdi.Eyice Brüksel, Belgrad, Roma, Venedik, Washington, Berlin ve Selanik başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında düzenlenen bilimsel kongrelerde bildiriler sundu. Türk Tarih Kurumu ile Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu üyeliklerinde bulunarak tarihi mirasın korunması için bürokratik ve akademik mücadele verdi.- Sanatı kültür tarihinin bir parçası olarak ele aldıSemavi Eyice, sanat tarihini sadece biçimsel yapı analizlerinden ibaret görmeyip kültür tarihinin ve sosyolojinin bir parçası olarak ele aldı. Yaşamı boyunca memleket irfanı için diyerek, İstanbul'un kültürel mirasını çözümleyen bir arkeolog gibi, mimarideki etkileşimleri, dönüşümleri ve en geniş manasıyla mekanları şekil analizin ötesine geçerek inceleyen bir araştırmacıydı.İstanbul'u sokak sokak gezerek fotoğraflayan usta tarihçi, anıtsal yapıların gölgesinde kalmış çeşmeler, bedestenler, köprüler, hanlar ve su kemerleri üzerine yoğunlaşarak Türk-İslam sanatının Avrupa'da doğru tanınmasını sağladı.Eyice, yurt içi ve yurt dışında birçok üniversitede ders verdi, eğitim öğretim çalışmalarının yanı sıra Bizans ve Osmanlı sanatı konularında inceleme ve yüzey araştırmaları yaptı. Bizans sanatı araştırmalarına ek olarak Türk sanatının Avrupalılara tanıtılmasında da hizmet etti.- İslam Ansiklopedisi'ne 440 madde yazdıTürkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi'nin kuruluşundan itibaren çalışmalarına önemli katkılarda bulunan Eyice, mimarlık ve sanat tarihi alanında yaklaşık 440 madde ve madde bölümü yazdı. Türk Ansiklopedisi, MEB İslam Ansiklopedisi, Meydan Larousse, Küçük Türk İslam Ansiklopedisi, Anadolu Uygarlıkları Ansiklopedisi, Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Türkiye Ansiklopedisi'ne yazdıklarıyla sanat tarihi alanındaki birikimini yansıtan Eyice'nin yaşamı boyunca bini aşkın kitapta makalesi ve araştırması yayımlandı.Türkiye'de Bizans sanatının tanınmasında ve Osmanlı sanatıyla karşılaştırılmasında önemli rol oynayan Eyice, İstanbul Minareleri, Son Devir Bizans Mimarisi, Galata ve Kulesi, Bizans Devrinde Boğaziçi, Eski İstanbul'dan Notlar, Ayasofya, Tarih Boyunca İstanbul, Atatürk ve Pietro Canonica, Fotoğraflarla Fatih Anıtları (M.Tunay-B.Tanman'la), Istanbul Petit Guide, İstanbul: City of Domes, Karadağ ve Karaman Çevresinde Arkeolojik İncelemeler adlı kitapların yanı sıra 400'ü aşkın bilimsel makaleye imza attı.Eyice'nin birçok yerli ve yabancı toplu monografisi, kaybolan tarihi eserler hakkında çalışmaları, İstanbul ve Türk medeniyetine hizmet etmiş kişileri kapsayan çok sayıda yazısı da bulunuyor.Kariyeri boyunca TÜBİTAK Hizmet Ödülü (1997), Atatürk Kültür Merkezi Hizmet Ödülü (2009), Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü (2011), Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği Özel Ödülü (2012) ve Diyanet İşleri Başkanlığı Yüzyılın İslam Kültür Hizmeti Onur Ödülü (2014) başta olmak üzere çok sayıda ulusal ve uluslararası takdire layık görülen Prof. Dr. Semavi Eyice, 28 Mayıs 2018'de tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumdu.Eyice'nin naaşı, İstanbul'un tarihi kimliği üzerine birlikte büyük emek verdiği meslektaşı Prof. Dr. Halil İnalcık'ın yanına, Fatih Camisi Haziresi'ne defnedildi. Kendisinin çocukluğundan itibaren hayatını kronolojik olarak anlattığı söyleşiler, 2014'te biyografik bir kaynak olarak literatürdeki yerini aldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — ASYA SETİNAY KARAGÜL - Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü sahibi, Türkiye'nin ilk Bizans tarihi uzmanı, tarihçi, akademisyen Prof. Dr. Semavi Eyice'nin vefatının ardından 8 yıl geçti.Kendini İstanbul'un ve Osmanlı coğrafyasının kentsel hafızasını kayıt altına almaya adayan Eyice, modern sanat tarihçiliğinin metodolojik altyapısını kuran en önemli isimlerden biri olarak tarihe geçti.Deniz subayı Mehmet Kamil Bey ile Hatice Hanım'ın oğlu olarak 1922'de Kadıköy'de dünyaya gelen Eyice, şehre ve henüz ilkokuldayken eski eserlere tutkusunu keşfetti.Ünlü tarihçi ilk ve orta öğrenimini Kadıköy'deki Saint Louis ve Saint Joseph Fransız okullarında tamamladı.Galatasaray Lisesi'nde öğrenciyken İstanbul'un fethiyle ilgili hazırladığı bir ödev sonucu, doğup büyüdüğü şehri aslında hiç tanımadığını fark eden Eyice, arkadaşlarıyla çıktığı İstanbul gezileriyle ömür boyu sürecek araştırmacılığının temelini attı.- Avrupa'da arkeoloji ve sanat tarihi eğitimi aldıSemavi Eyice, 1943'te liseden mezun oldu.Babasının, hariciyeci olması yönündeki isteğine rağmen arkeoloji ve sanat tarihi üzerine çalışmayı tercih eden Eyice, Alman arkeolog ve İstanbul tarihi uzmanı Alfons Maria Schneider'in davetiyle 1944'te Göttingen'e giderek Bizans sanatı ve arkeolojisi üzerine yoğunlaştı.Prof. Dr. Eyice, 2. Dünya Savaşı'nın zorlu günlerinde Viyana ve Berlin üniversitelerinde Bizans tarihi eğitimi aldı, Kızıl Ordu'nun Berlin'e ilerlemesi üzerine öğrenimini yarım bırakıp Türkiye'ye döndü. Dönemin politik şartları nedeniyle Danimarka üzerinden Türkiye'ye gelmeye çalışırken bir süre cezaevinde kaldı.- Türkiye'de akademik kariyer ve kürsü çalışmalarıTürkiye'ye dönüşünün ardından kayıt olduğu İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinden 1948'de mezun olan tarihçi, İstanbul Minareleri konulu bitirme tezini Prof. Ernst Diez danışmanlığında hazırladı. Eyice, Türk-İslam sanatı dersi veren Diez'in yanında asistan olarak çalışmaya başladı. Akademik hayata adım atan Eyice, Prof. Dr. Philipp Schweinfurth’un da asistanlığını yürüttü.Bu süreçte edebiyat fakültesinde her yıl konferans şeklinde dersler veren Prof. Albert Gabriel'in derslerini Fransızca'dan, Schweinfurth ve Kurt Erdmann'ın derslerini ise Almancadan Türkçeye çeviren Eyice, Türkiye'de sanat tarihi terminolojisinin oluşmasına önemli katkı sağladı.Semavi Eyice, ilk bilimsel makalesini 1949'da Reşad Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'nde yayımladı. Fatih'in Çarşamba semtindeki Hirami Ahmet Paşa Mescidi hakkındaki bu makalenin ardından pek çok maddeyle ansiklopediye katkıda bulundu.Ord. Prof. Dr. Arif Müfid Mansel başkanlığındaki Side kazılarına 1950-1953'te katılan Eyice, 1952'de Side'de Bizans Yapıları teziyle doktorasını tamamladı.Eyice, 1954'te Kamran Yalgın ile evlendi. İkilinin, Gülfem ve Gülsen adını verdiği iki çocuğu oldu.- Uluslararası alanda tanınan bir otorite olduSon Devir Bizans Mimarisi adlı eseriyle 1955'te doçentlik unvanını alan usta tarihçi, aynı yıl Fransa hükümeti tarafından Legion d'Honneur nişanı ile ödüllendirildi. Eyice, İlk Osmanlı Devrinin Dini-İçtimai Bir Müessesesi: Zaviyeler başlıklı çalışmasıyla profesörlüğe yükseldi ve Bizans Sanatı Kürsüsü başkanlığına atandı.Humboldt bursuyla 1958'de gittiği Münih Üniversitesi'ndeki araştırmalarını 13 ay sürdüren Eyice, ardından İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölüm Başkanlığı görevine dönerek Bizans tarihi dersleri vermeye başladı.Prof. Dr. Eyice, akademik çalışmalarında medeniyet ve sanat tarihi genel başlığı altında Bizans sanatı ve tarihi, İstanbul tarihi, Türk medeniyeti, mimarisi ve sanatı konularıyla Osmanlı coğrafyasındaki Türk eserleri alanlarında yoğunlaştı. Bizans Sanatı Tarihi Kürsüsü'nün kaldırılması üzerine İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölüm başkanlığını yürüten Eyice, 1990'da emekli oldu.Emeklilik döneminde de üretkenliğini kaybetmeyen Eyice, Almanya'da Bochum Üniversitesi'nde Fransa'da Sorbonne ve College de France'da, İsviçre'de Geneve Üniversitesi'nde dersler verdi.Eyice Brüksel, Belgrad, Roma, Venedik, Washington, Berlin ve Selanik başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında düzenlenen bilimsel kongrelerde bildiriler sundu. Türk Tarih Kurumu ile Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu üyeliklerinde bulunarak tarihi mirasın korunması için bürokratik ve akademik mücadele verdi.- Sanatı kültür tarihinin bir parçası olarak ele aldıSemavi Eyice, sanat tarihini sadece biçimsel yapı analizlerinden ibaret görmeyip kültür tarihinin ve sosyolojinin bir parçası olarak ele aldı. Yaşamı boyunca memleket irfanı için diyerek, İstanbul'un kültürel mirasını çözümleyen bir arkeolog gibi, mimarideki etkileşimleri, dönüşümleri ve en geniş manasıyla mekanları şekil analizin ötesine geçerek inceleyen bir araştırmacıydı.İstanbul'u sokak sokak gezerek fotoğraflayan usta tarihçi, anıtsal yapıların gölgesinde kalmış çeşmeler, bedestenler, köprüler, hanlar ve su kemerleri üzerine yoğunlaşarak Türk-İslam sanatının Avrupa'da doğru tanınmasını sağladı.Eyice, yurt içi ve yurt dışında birçok üniversitede ders verdi, eğitim öğretim çalışmalarının yanı sıra Bizans ve Osmanlı sanatı konularında inceleme ve yüzey araştırmaları yaptı. Bizans sanatı araştırmalarına ek olarak Türk sanatının Avrupalılara tanıtılmasında da hizmet etti.- İslam Ansiklopedisi'ne 440 madde yazdıTürkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi'nin kuruluşundan itibaren çalışmalarına önemli katkılarda bulunan Eyice, mimarlık ve sanat tarihi alanında yaklaşık 440 madde ve madde bölümü yazdı. Türk Ansiklopedisi, MEB İslam Ansiklopedisi, Meydan Larousse, Küçük Türk İslam Ansiklopedisi, Anadolu Uygarlıkları Ansiklopedisi, Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Türkiye Ansiklopedisi'ne yazdıklarıyla sanat tarihi alanındaki birikimini yansıtan Eyice'nin yaşamı boyunca bini aşkın kitapta makalesi ve araştırması yayımlandı.Türkiye'de Bizans sanatının tanınmasında ve Osmanlı sanatıyla karşılaştırılmasında önemli rol oynayan Eyice, İstanbul Minareleri, Son Devir Bizans Mimarisi, Galata ve Kulesi, Bizans Devrinde Boğaziçi, Eski İstanbul'dan Notlar, Ayasofya, Tarih Boyunca İstanbul, Atatürk ve Pietro Canonica, Fotoğraflarla Fatih Anıtları (M.Tunay-B.Tanman'la), Istanbul Petit Guide, İstanbul: City of Domes, Karadağ ve Karaman Çevresinde Arkeolojik İncelemeler adlı kitapların yanı sıra 400'ü aşkın bilimsel makaleye imza attı.Eyice'nin birçok yerli ve yabancı toplu monografisi, kaybolan tarihi eserler hakkında çalışmaları, İstanbul ve Türk medeniyetine hizmet etmiş kişileri kapsayan çok sayıda yazısı da bulunuyor.Kariyeri boyunca TÜBİTAK Hizmet Ödülü (1997), Atatürk Kültür Merkezi Hizmet Ödülü (2009), Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü (2011), Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği Özel Ödülü (2012) ve Diyanet İşleri Başkanlığı Yüzyılın İslam Kültür Hizmeti Onur Ödülü (2014) başta olmak üzere çok sayıda ulusal ve uluslararası takdire layık görülen Prof. Dr. Semavi Eyice, 28 Mayıs 2018'de tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumdu.Eyice'nin naaşı, İstanbul'un tarihi kimliği üzerine birlikte büyük emek verdiği meslektaşı Prof. Dr. Halil İnalcık'ın yanına, Fatih Camisi Haziresi'ne defnedildi. Kendisinin çocukluğundan itibaren hayatını kronolojik olarak anlattığı söyleşiler, 2014'te biyografik bir kaynak olarak literatürdeki yerini aldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/portre-sanat-tarihinin-hafizasi-ve-pusulasi-prof-dr-semavi-eyice.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Rusya'da savaş ekonomisi personel kıtlığını derinleştiriyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/rusya-da-savas-ekonomisi-personel-kitligini-derinlestiriyor/853481/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/rusya-da-savas-ekonomisi-personel-kitligini-derinlestiriyor/853481/</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Moskova — Ülkede savunma ve güvenlik harcamaları üretimi desteklerken düşük işsizlik ve sınırlı iş gücü havuzu, sivil sektörlerde çalışan bulma sorununu artırıyor - Rusya Merkez Bankasının sıkı para politikası, yatırım ve kredi koşullarını zorlaştırırken Rus şirketleri, iş gücü açığını kapatmak için Hindistan ve Asya ülkelerinden işçi bulmaya çalışıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Moskova Haberleri — EMRE GÜRKAN ABAY - Rusya'nın savunma sanayisindeki üretim artışı, Ukrayna ile savaşın beşinci yılında ekonomik büyümeyi ayakta tutan unsurlar arasında yer alırken tarihi düşük seviyelerdeki işsizlik ve sınırlı istihdam havuzu, sivil sektörlerdeki baskıyı artırıyor.AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Rusya'nın 2026 bütçesinde savunma ve güvenlik harcamaları, öncelikli alanlar arasında bulunuyor.Rusya Maliye Bakanlığına göre, 2026’da federal bütçe gelirlerinin 40,3 trilyon ruble, harcamalarının 44,1 trilyon ruble, bütçe açığının ise 3,8 trilyon ruble düzeyinde gerçekleşmesi öngörülüyor.Savunma siparişleri ve bütçe harcamaları üretimi desteklerken bu, aynı zamanda ekonominin diğer alanlarında iş gücü bulma sorununu daha görünür hale getiriyor.Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verilerine göre, ülkede işsizlik martta yüzde 2,2 seviyesinde gerçekleşirken işsizlik oranı, tarihi düşük seviyelere yakın kalmayı sürdürüyor.Rus yetkililer, bu oran nedeniyle ekonomide istihdamın güçlü olduğuna işaret etse de aynı zamanda şirketler açısından derinleşen personel açığı sorunu konusunda uyarıda bulunuyor.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de şubatta yaptığı açıklamada, bazı sektörlerdeki personel açığı koşullarında iş gücü verimliliğinin artırılmasının öncelikli görevlerden olduğunu belirterek, Rus ekonomisinde büyümenin yalnızca yeni çalışan teminiyle değil iş gücünün daha verimli kullanılmasıyla da sürdürülebileceğine işaret etti.- Rusya Merkez Bankası ücret baskısına dikkati çekiyorRusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, nisanda yaptığı açıklamada, ülkedeki iş gücü piyasasının olağan dışı ölçüde sıkı olduğuna işaret ederek, “Modern Rusya tarihinde hiçbir zaman böyle bir iş gücü açığıyla yaşamadık.” ifadesini kullandı.Nabiullina, bu durumun enflasyon görünümünü ve para politikası kararlarını da etkilediğini söyledi. Rusya Merkez Bankasının değerlendirmelerine göre, iş gücü piyasasındaki gerilim son dönemde kısmen azalsa da şirketlerin çalışan bulma ve elde tutma konusundaki rekabeti yüksek seyrediyor.Banka, 2026'ya ilişkin maaş artışı planlarının önceki yıllara kıyasla daha ılımlı hale geldiğini, buna karşın ücret artışlarının verimlilik artışını aşmayı sürdürdüğü değerlendirmesinde bulunuyor.Rusya Merkez Bankası, bu durumun Rus ekonomisinde iki yönlü baskı oluşturduğuna işaret ediyor. Buna göre şirketler, üretimi sürdürebilmek için çalışanlarına daha yüksek ücretler teklif etmek zorunda kalırken ücretlerdeki artış, şirket maliyetleri ve enflasyon üzerinde ek baskı yaratıyor.Bazı şirketlerin talepteki zayıflamaya rağmen geçmiş dönemde yaşanan personel sıkıntısı nedeniyle çalışanlarını elde tutmayı tercih ettiklerine dikkati çeken banka yönetimi, bu nedenle iş gücünün sektörler arasındaki yeniden dağılımının zorlaştığını belirtiyor.- Sıkı para politikası yatırım iştahını sınırlıyorİş gücü sıkıntısına ek olarak, ülkedeki sıkı para politikası da şirketler üzerindeki baskıyı artırıyor. Rusya Merkez Bankası, 24 Nisan'da politika faizini yüzde 14,5'e indirirken para koşullarının hala sıkı olduğunu vurguladı.Bankaya göre, yatırım aktivitesi genel olarak gerilerken kredi faaliyetleri de 2026'nın başından bu yana ılımlı seyrediyor. Şirketler, yüksek finansman maliyetleri ve belirsizlik nedeniyle yatırım, işe alım ve ücret artışı planlarında daha temkinli davranıyor.Uzmanlar, bu tablonun, bir yandan savaş ekonomisi ve kamu harcamalarının üretimi desteklediği, diğer yandan sıkı para politikası ve iş gücü açığının özel sektörün genişleme kapasitesini sınırladığı karmaşık bir görünüm oluşturduğu görüşünü paylaşıyor.- Sivil sektörlerde çalışan rekabeti artıyorPersonel açığı, özellikle savunma sanayisiyle benzer nitelikte iş gücüne ihtiyaç duyan sektörlerde daha belirgin hissedilirken imalat sanayisi, lojistik, inşaat, perakende, hizmetler ve bilişim teknolojileri alanlarında faaliyet gösteren şirketler, hem nitelikli işçi hem de teknik uzman bulmakta zorlanıyor.Ülkede savunma şirketlerinin devlet siparişleriyle desteklenmesi ve bazı alanlarda daha cazip ücret koşulları sunabilmesi, sivil sektörlerin rekabet gücünü sınırlıyor. Rus savunma sanayisinin yüksek tempoda çalışması, mühendis, teknisyen, üretim işçisi ve nitelikli uzmanlara yönelik talebi artırırken bu durum aynı çalışan profiline ihtiyaç duyan sivil sektörlerde personel açığını derinleştiriyor.Rusya Başbakanı Mihail Mişustin, nisan ayında yaptığı açıklamada, 2032’ye kadar Rus ekonomisinin yaklaşık 12 milyon yeni çalışana ihtiyaç duyacağına işaret ederek, en fazla personel ihtiyacının imalat sanayisi, ulaştırma ve depolama ile bilgi ve iletişim alanlarında ortaya çıkacağını söyledi.Rus hükümeti de Kadrolar adlı milli projeyi başlatarak bu ihtiyaca yanıt vermeyi hedefliyor. Program kapsamında mesleki eğitimin güçlendirilmesi, eğitim sistemiyle iş gücü piyasasının ihtiyaçları arasındaki uyumun artırılması ve gençlerin daha hızlı şekilde istihdama dahil edilmesi amaçlanıyor.- Göçmen iş gücü arayışı genişliyorSon dönemde Rusya'da yabancı işçilere yönelik idari denetimler sıkılaşırken göçmenlerin kayıt, çalışma izni ve ikamet koşullarına ilişkin düzenlemeler daha yakından izleniyor. Bu adımlar, özellikle Orta Asya ülkelerinden geleneksel iş gücü akışını daha maliyetli ve karmaşık hale getirdi.Personel açığını kapatmak isteyen bazı Rus şirketleri, Hindistan, Sri Lanka, Bangladeş ve Çin gibi ülkelerden organize iş gücü teminine yöneliyor. Rus basınında yer alan haberlerde, 2026’da en az 40 bin Hint işçinin Rusya’ya gelebileceği, Hindistan’dan gelecek işçiler için özellikle sanayi, inşaat ve hizmet sektörlerinde talep yaşandığı belirtiliyor.Yetkililer, Rusya’nın iş gücü açığının yalnızca iç eğitim programlarıyla çözülemeyeceğini, dışarıdan kontrollü ve sözleşmeli işçi teminiyle hafifletilmesi gerektiğini vurguluyor.- Büyüme kapasitesi için risk oluşturuyorRusya’da iş gücü piyasasındaki sıkışıklığın arkasında savunma sanayisindeki gelişmelerin yanı sıra Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana yaşanan demografik sorunlar da bulunuyor.Rus yetkililer, demografik eğilimleri, çalışma çağındaki nüfusun sınırlı artışını, bazı bölgelerde iş gücü hareketliliğinin düşük kalmasını ve bazı sektörlerde ücretlerin cazibesini kaybetmesini, istihdam kıtlığını derinleştiren unsurlar arasında gösteriyor.Savaş koşullarında savunma sanayisinin yüksek üretim temposu, bu yapısal sorunları daha görünür hale getiriyor. Kamu tarafından desteklenen savunma işletmeleri, üretimi artırırken sivil sektörlerde kapasite genişletme, yatırım planlarını uygulama ve verimlilik artışı sağlama imkanları sınırlanıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Moskova Haberleri — EMRE GÜRKAN ABAY - Rusya'nın savunma sanayisindeki üretim artışı, Ukrayna ile savaşın beşinci yılında ekonomik büyümeyi ayakta tutan unsurlar arasında yer alırken tarihi düşük seviyelerdeki işsizlik ve sınırlı istihdam havuzu, sivil sektörlerdeki baskıyı artırıyor.AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Rusya'nın 2026 bütçesinde savunma ve güvenlik harcamaları, öncelikli alanlar arasında bulunuyor.Rusya Maliye Bakanlığına göre, 2026’da federal bütçe gelirlerinin 40,3 trilyon ruble, harcamalarının 44,1 trilyon ruble, bütçe açığının ise 3,8 trilyon ruble düzeyinde gerçekleşmesi öngörülüyor.Savunma siparişleri ve bütçe harcamaları üretimi desteklerken bu, aynı zamanda ekonominin diğer alanlarında iş gücü bulma sorununu daha görünür hale getiriyor.Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verilerine göre, ülkede işsizlik martta yüzde 2,2 seviyesinde gerçekleşirken işsizlik oranı, tarihi düşük seviyelere yakın kalmayı sürdürüyor.Rus yetkililer, bu oran nedeniyle ekonomide istihdamın güçlü olduğuna işaret etse de aynı zamanda şirketler açısından derinleşen personel açığı sorunu konusunda uyarıda bulunuyor.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de şubatta yaptığı açıklamada, bazı sektörlerdeki personel açığı koşullarında iş gücü verimliliğinin artırılmasının öncelikli görevlerden olduğunu belirterek, Rus ekonomisinde büyümenin yalnızca yeni çalışan teminiyle değil iş gücünün daha verimli kullanılmasıyla da sürdürülebileceğine işaret etti.- Rusya Merkez Bankası ücret baskısına dikkati çekiyorRusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, nisanda yaptığı açıklamada, ülkedeki iş gücü piyasasının olağan dışı ölçüde sıkı olduğuna işaret ederek, “Modern Rusya tarihinde hiçbir zaman böyle bir iş gücü açığıyla yaşamadık.” ifadesini kullandı.Nabiullina, bu durumun enflasyon görünümünü ve para politikası kararlarını da etkilediğini söyledi. Rusya Merkez Bankasının değerlendirmelerine göre, iş gücü piyasasındaki gerilim son dönemde kısmen azalsa da şirketlerin çalışan bulma ve elde tutma konusundaki rekabeti yüksek seyrediyor.Banka, 2026'ya ilişkin maaş artışı planlarının önceki yıllara kıyasla daha ılımlı hale geldiğini, buna karşın ücret artışlarının verimlilik artışını aşmayı sürdürdüğü değerlendirmesinde bulunuyor.Rusya Merkez Bankası, bu durumun Rus ekonomisinde iki yönlü baskı oluşturduğuna işaret ediyor. Buna göre şirketler, üretimi sürdürebilmek için çalışanlarına daha yüksek ücretler teklif etmek zorunda kalırken ücretlerdeki artış, şirket maliyetleri ve enflasyon üzerinde ek baskı yaratıyor.Bazı şirketlerin talepteki zayıflamaya rağmen geçmiş dönemde yaşanan personel sıkıntısı nedeniyle çalışanlarını elde tutmayı tercih ettiklerine dikkati çeken banka yönetimi, bu nedenle iş gücünün sektörler arasındaki yeniden dağılımının zorlaştığını belirtiyor.- Sıkı para politikası yatırım iştahını sınırlıyorİş gücü sıkıntısına ek olarak, ülkedeki sıkı para politikası da şirketler üzerindeki baskıyı artırıyor. Rusya Merkez Bankası, 24 Nisan'da politika faizini yüzde 14,5'e indirirken para koşullarının hala sıkı olduğunu vurguladı.Bankaya göre, yatırım aktivitesi genel olarak gerilerken kredi faaliyetleri de 2026'nın başından bu yana ılımlı seyrediyor. Şirketler, yüksek finansman maliyetleri ve belirsizlik nedeniyle yatırım, işe alım ve ücret artışı planlarında daha temkinli davranıyor.Uzmanlar, bu tablonun, bir yandan savaş ekonomisi ve kamu harcamalarının üretimi desteklediği, diğer yandan sıkı para politikası ve iş gücü açığının özel sektörün genişleme kapasitesini sınırladığı karmaşık bir görünüm oluşturduğu görüşünü paylaşıyor.- Sivil sektörlerde çalışan rekabeti artıyorPersonel açığı, özellikle savunma sanayisiyle benzer nitelikte iş gücüne ihtiyaç duyan sektörlerde daha belirgin hissedilirken imalat sanayisi, lojistik, inşaat, perakende, hizmetler ve bilişim teknolojileri alanlarında faaliyet gösteren şirketler, hem nitelikli işçi hem de teknik uzman bulmakta zorlanıyor.Ülkede savunma şirketlerinin devlet siparişleriyle desteklenmesi ve bazı alanlarda daha cazip ücret koşulları sunabilmesi, sivil sektörlerin rekabet gücünü sınırlıyor. Rus savunma sanayisinin yüksek tempoda çalışması, mühendis, teknisyen, üretim işçisi ve nitelikli uzmanlara yönelik talebi artırırken bu durum aynı çalışan profiline ihtiyaç duyan sivil sektörlerde personel açığını derinleştiriyor.Rusya Başbakanı Mihail Mişustin, nisan ayında yaptığı açıklamada, 2032’ye kadar Rus ekonomisinin yaklaşık 12 milyon yeni çalışana ihtiyaç duyacağına işaret ederek, en fazla personel ihtiyacının imalat sanayisi, ulaştırma ve depolama ile bilgi ve iletişim alanlarında ortaya çıkacağını söyledi.Rus hükümeti de Kadrolar adlı milli projeyi başlatarak bu ihtiyaca yanıt vermeyi hedefliyor. Program kapsamında mesleki eğitimin güçlendirilmesi, eğitim sistemiyle iş gücü piyasasının ihtiyaçları arasındaki uyumun artırılması ve gençlerin daha hızlı şekilde istihdama dahil edilmesi amaçlanıyor.- Göçmen iş gücü arayışı genişliyorSon dönemde Rusya'da yabancı işçilere yönelik idari denetimler sıkılaşırken göçmenlerin kayıt, çalışma izni ve ikamet koşullarına ilişkin düzenlemeler daha yakından izleniyor. Bu adımlar, özellikle Orta Asya ülkelerinden geleneksel iş gücü akışını daha maliyetli ve karmaşık hale getirdi.Personel açığını kapatmak isteyen bazı Rus şirketleri, Hindistan, Sri Lanka, Bangladeş ve Çin gibi ülkelerden organize iş gücü teminine yöneliyor. Rus basınında yer alan haberlerde, 2026’da en az 40 bin Hint işçinin Rusya’ya gelebileceği, Hindistan’dan gelecek işçiler için özellikle sanayi, inşaat ve hizmet sektörlerinde talep yaşandığı belirtiliyor.Yetkililer, Rusya’nın iş gücü açığının yalnızca iç eğitim programlarıyla çözülemeyeceğini, dışarıdan kontrollü ve sözleşmeli işçi teminiyle hafifletilmesi gerektiğini vurguluyor.- Büyüme kapasitesi için risk oluşturuyorRusya’da iş gücü piyasasındaki sıkışıklığın arkasında savunma sanayisindeki gelişmelerin yanı sıra Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana yaşanan demografik sorunlar da bulunuyor.Rus yetkililer, demografik eğilimleri, çalışma çağındaki nüfusun sınırlı artışını, bazı bölgelerde iş gücü hareketliliğinin düşük kalmasını ve bazı sektörlerde ücretlerin cazibesini kaybetmesini, istihdam kıtlığını derinleştiren unsurlar arasında gösteriyor.Savaş koşullarında savunma sanayisinin yüksek üretim temposu, bu yapısal sorunları daha görünür hale getiriyor. Kamu tarafından desteklenen savunma işletmeleri, üretimi artırırken sivil sektörlerde kapasite genişletme, yatırım planlarını uygulama ve verimlilik artışı sağlama imkanları sınırlanıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/rusya-da-savas-ekonomisi-personel-kitligini-derinlestiriyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Aynı turnuvanın şampiyonları wushucu baba ile oğul yeni başarılar peşinde</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ayni-turnuvanin-sampiyonlari-wushucu-baba-ile-ogul-yeni-basarilar-pesinde/853480/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ayni-turnuvanin-sampiyonlari-wushucu-baba-ile-ogul-yeni-basarilar-pesinde/853480/</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Zonguldak — Balkan şampiyonluğu bulunan Bekir Kaya ve oğlu Abdurrahman Kaya, Yalova'da 19-23 Ağustos'ta yapılacak 9. Açık Balkan Wushu Kung Fu Şampiyonası Avrasya Kupasında başarılarını tekrar etmek istiyor - Milli sporcu ve milli antrenör Bekir Kaya: - Sporu, gençleri yetiştirmekte büyük araç olarak görüyoruz - 10 yaşındaki Abdurrahman:  - Babamla çalışmak beni mutlu ediyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Zonguldak Haberleri — GÖKHAN YILMAZ / HÜSEYİN EKİNCİ - Wushu kung fu branşında Balkan şampiyonlukları bulunan baba Bekir ile 10 yaşındaki oğlu Abdurrahman Kaya, madalyalarına yenilerini eklemek için birlikte form tutuyor.Zonguldak'ın Devrek ilçesinde yaşayan milli antrenör ve milli sporcu 40 yaşındaki Bekir Kaya, kariyerinde birçok Türkiye şampiyonluğunun yanı sıra iki kez Avrupa ikinciliği ve iki kez de Balkan şampiyonluğu elde etti.Her fırsatta antrenmanlara ve şampiyonalara götürdüğü oğlunun da bu spora gönül vermesiyle turnuvalara onunla hazırlanmaya başlayan Kaya, dördüncü sınıf öğrencisi Abdurrahman'ın iki Türkiye şampiyonluğu kazanmasında antrenörü olarak pay sahibi oldu.Son olarak geçen yıl Edirne'de düzenlenen 8. Açık Balkan Wushu Kung Fu Şampiyonası Avrasya Kupasında Kaya büyükler, oğlu ise minikler kategorisinde altın madalya kazandı.Çalışmalarına hız kesmeden devam eden baba ve oğlu, Yalova'da 19-23 Ağustos'ta yapılacak 9. Açık Balkan Wushu Kung Fu Şampiyonası Avrasya Kupasında yine birinciliği hedefliyorlar.- Oğlum bayrağı devralıp devam edecekBekir Kaya, AA muhabirine, oğlunun dünyaya geldiği gün Hırvatistan'da milli sporcu olarak Avrupa Şampiyonası'nda bulunduğunu ve bu nedenle doğumunda yer alamadığını söyledi.Oğlunu küçük yaşlardan itibaren bütün antrenmanlarına götürdüğünü anlatan Kaya, oğlunun ilk katıldığı turnuvalarda derece yapamadığını ancak istikrarlı şekilde çalışmaya devam ettiğini kaydetti.Kaya, Abdurrahman'ın zamanla tecrübe kazandığını belirterek Daha çok çalıştı, azmetti. Oğlum ve diğer öğrencilerimle Türkiye şampiyonlarında şampiyonluklar yaşadık. Edirne'deki Balkan Şampiyonası'nda baba oğul şampiyon olduk. dedi.Oğluyla başarılı sonuçlar almanın kendisini mutlu ettiğini dile getiren Kaya, Sporu, gençleri yetiştirmekte büyük araç olarak görüyoruz. Bizimle spor yapmaları bize gurur ve heyecan veriyor. Bizim de yaşımız geçiyor, artık müsabakaları bırakacağız. Oğlumun devam ettirmesi mutluluk veriyor. diye konuştu.Kaya, baba oğul bu sporu yaptıkları için görenlerin kendilerini takdir ettiğini, Abdurrahman'nın gelecekte başarılı bir sporcu olmasını istediğini, bu yönde çalıştığını ve kariyeri boyunca milli takımı en iyi şekilde temsil etmesini istediğini anlattı.Balkan Şampiyonası'nda bu yıl yine boy göstereceklerine değinen Kaya, Muhtemelen benim son şampiyonam olacak. Oğlum artık bu bayrağı devralıp devam edecek. dedi.- Babamla yeni başarı kazanmak istiyoruzAbdurrahman Kaya da babasından ve profesyonel sporcuların antrenmanlarından etkilenerek spora başladığını söyledi.Sporla ilgilenmeyi sevdiğini belirten Abdurrahman, ileride dünya ve Avrupa şampiyonu olmak istediğini kaydetti.Abdurrahman, kariyerindeki ilk karşılaşmada heyecanlandığını, ilk maçını kaybedince üzüldüğünü ancak pes etmeden antrenman yapmaya devam ettiğini ve bu sayede şampiyonluklar elde etmeye başladığını anlattı.Babasıyla aynı sporu yapmanın ve başarılar elde etmenin kendisi için gurur verici olduğunu dile getiren Abdurrahman, şampiyon olduğu zaman insanların kendisini tebrik etmesinden mutluluk duyduğunu ifade etti.Abdurrahman, okuldan kalan zamanlarda salona gelip çalışmalarını sürdürdüğünden bahsederek, Babamla çalışmak beni mutlu ediyor. Onunla yeni başarı kazanmak istiyoruz. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Zonguldak Haberleri — GÖKHAN YILMAZ / HÜSEYİN EKİNCİ - Wushu kung fu branşında Balkan şampiyonlukları bulunan baba Bekir ile 10 yaşındaki oğlu Abdurrahman Kaya, madalyalarına yenilerini eklemek için birlikte form tutuyor.Zonguldak'ın Devrek ilçesinde yaşayan milli antrenör ve milli sporcu 40 yaşındaki Bekir Kaya, kariyerinde birçok Türkiye şampiyonluğunun yanı sıra iki kez Avrupa ikinciliği ve iki kez de Balkan şampiyonluğu elde etti.Her fırsatta antrenmanlara ve şampiyonalara götürdüğü oğlunun da bu spora gönül vermesiyle turnuvalara onunla hazırlanmaya başlayan Kaya, dördüncü sınıf öğrencisi Abdurrahman'ın iki Türkiye şampiyonluğu kazanmasında antrenörü olarak pay sahibi oldu.Son olarak geçen yıl Edirne'de düzenlenen 8. Açık Balkan Wushu Kung Fu Şampiyonası Avrasya Kupasında Kaya büyükler, oğlu ise minikler kategorisinde altın madalya kazandı.Çalışmalarına hız kesmeden devam eden baba ve oğlu, Yalova'da 19-23 Ağustos'ta yapılacak 9. Açık Balkan Wushu Kung Fu Şampiyonası Avrasya Kupasında yine birinciliği hedefliyorlar.- Oğlum bayrağı devralıp devam edecekBekir Kaya, AA muhabirine, oğlunun dünyaya geldiği gün Hırvatistan'da milli sporcu olarak Avrupa Şampiyonası'nda bulunduğunu ve bu nedenle doğumunda yer alamadığını söyledi.Oğlunu küçük yaşlardan itibaren bütün antrenmanlarına götürdüğünü anlatan Kaya, oğlunun ilk katıldığı turnuvalarda derece yapamadığını ancak istikrarlı şekilde çalışmaya devam ettiğini kaydetti.Kaya, Abdurrahman'ın zamanla tecrübe kazandığını belirterek Daha çok çalıştı, azmetti. Oğlum ve diğer öğrencilerimle Türkiye şampiyonlarında şampiyonluklar yaşadık. Edirne'deki Balkan Şampiyonası'nda baba oğul şampiyon olduk. dedi.Oğluyla başarılı sonuçlar almanın kendisini mutlu ettiğini dile getiren Kaya, Sporu, gençleri yetiştirmekte büyük araç olarak görüyoruz. Bizimle spor yapmaları bize gurur ve heyecan veriyor. Bizim de yaşımız geçiyor, artık müsabakaları bırakacağız. Oğlumun devam ettirmesi mutluluk veriyor. diye konuştu.Kaya, baba oğul bu sporu yaptıkları için görenlerin kendilerini takdir ettiğini, Abdurrahman'nın gelecekte başarılı bir sporcu olmasını istediğini, bu yönde çalıştığını ve kariyeri boyunca milli takımı en iyi şekilde temsil etmesini istediğini anlattı.Balkan Şampiyonası'nda bu yıl yine boy göstereceklerine değinen Kaya, Muhtemelen benim son şampiyonam olacak. Oğlum artık bu bayrağı devralıp devam edecek. dedi.- Babamla yeni başarı kazanmak istiyoruzAbdurrahman Kaya da babasından ve profesyonel sporcuların antrenmanlarından etkilenerek spora başladığını söyledi.Sporla ilgilenmeyi sevdiğini belirten Abdurrahman, ileride dünya ve Avrupa şampiyonu olmak istediğini kaydetti.Abdurrahman, kariyerindeki ilk karşılaşmada heyecanlandığını, ilk maçını kaybedince üzüldüğünü ancak pes etmeden antrenman yapmaya devam ettiğini ve bu sayede şampiyonluklar elde etmeye başladığını anlattı.Babasıyla aynı sporu yapmanın ve başarılar elde etmenin kendisi için gurur verici olduğunu dile getiren Abdurrahman, şampiyon olduğu zaman insanların kendisini tebrik etmesinden mutluluk duyduğunu ifade etti.Abdurrahman, okuldan kalan zamanlarda salona gelip çalışmalarını sürdürdüğünden bahsederek, Babamla çalışmak beni mutlu ediyor. Onunla yeni başarı kazanmak istiyoruz. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Gezi Parkı olaylarının üzerinden 13 yıl geçti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/gezi-parki-olaylarinin-uzerinden-13-yil-gecti/853479/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/gezi-parki-olaylarinin-uzerinden-13-yil-gecti/853479/</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:12:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında ağaçların başka yere taşınacağı gerekçesiyle bir grup tarafından başlatılan ve Türkiye geneline yayılan eylemler sebebiyle çok sayıda soruşturma açıldı, düzenlenen iddianamelere ilişkin yapılan yargılamalarda birçok kişi çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı - Yargılama sürecinde Osman Kavala'nın ağırlaştırılmış müebbet, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Miner Özerden ve Çiğdem Mater Utku'nun 18 yıllık hapis cezaları onandı - Menajer Ayşe Barım, şirketine bağlı sanatçılar aracılığıyla çağrı yapıp eylemcileri galeyana getirdiği ve şiddet olaylarının tırmanmasına zemin hazırlanmasını koordine ettiği iddiasıyla yargılandığı davada, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme suçundan 12 yıl 6 ay hapse çarptırıldı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — ZEYNEP YEŞİLDAL - Taksim'deki Gezi Parkı'nda 27 Mayıs 2013'te başlayıp ülke geneline yayılan eylemlerin üzerinden 13 yıl geçti.AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Gezi Parkı'nda Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında ağaçların başka yere taşınacağı gerekçesiyle bir grup tarafından 27 Mayıs 2013'te başlatılan eylem, kısa sürede ülke geneline yayıldı.Emniyet güçleri, terör örgütlerinin bayraklarının açıldığı ve sloganlarının atıldığı, kamu mallarına zararların verildiği eylemleri, 15 Haziran'da Gezi Parkı'na girip kontrolü sağlayarak sonlandırdı.Park, 8 Temmuz'da halka açılırken, eylemlerde 46 kamu binası, 231 polis aracı ve 44 ambulans kullanılmaz hale geldi, 326 iş yeri, 201 araç tahrip edildi, 80 belediye otobüsü ve 85 otobüs durağı yakıldı.Olayların hemen ardından başlatılan soruşturmalar davaya dönüşüp karara bağlanırken, yeni gelişmeler doğrultusunda Gezi Parkı odaklı eylemler dava konusu oldu.- Soruşturmalar ve davalarİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmada Gezi Parkı eylemleriyle ilgili 14 Haziran 2013'te ilk kez, silahlı terör örgütü üyeliği ve yardım etmek suçu gündeme geldi ve aralarında SDP üyesi Ulaş Bayraktaroğlu'nun da bulunduğu 4 şüpheli tutuklandı.Olaylara ilişkin yürütülen soruşturmada, gözaltına alınan Beşiktaş'ın taraftar gruplarından Çarşı üyelerinin bir kısmı da 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu'na muhalefet suçundan tutuklandı, ESP ile MLKP üyelerinin de yer aldığı çok sayıda kişinin, terör örgütü üyeliği ve kamu malına zarar vermek gibi suçlardan tutuklanmasına hükmedildi.Taksim'deki gösterilerde eylemcilere satırla saldıran ve Palalı Sabri olarak anılan Sabri Çelebi de hakkında açılan dava kapsamında 11 Mayıs 2017'de kasten yaralama suçundan 3 yıl hapse çarptırıldı, bir kadını zırhla yaraladığı gerekçesiyle de 9 bin lira adli para cezası aldı.Olayları organize ettikleri iddiasıyla Taksim Dayanışmasından Ali Çerkezoğlu, Mücella Yapıcı, Beyza Metin, Ender İmrek ve Haluk Ağabeyoğlu'nun da aralarında bulunduğu 26 sanık hakkında 4 Şubat 2014'te iddianame hazırlandı. Yargılama neticesinde 29 Nisan 2015'te tüm sanıkların beraatine karar verildi.- Berkin Elvan'ın ölümüOlaylar sırasında yaralanan 15 yaşındaki Berkin Elvan, kaldırıldığı hastanede 269 gün komada kaldıktan sonra 11 Mart 2014'te yaşamını yitirdi.Elvan'ın hastanedeki tedavi sürecinde devam eden protestolar, ölümünün ardından daha da artarken, gösterilere ilişkin 131 kişi gözaltına alındı. Berkin Elvan'ın cenaze töreni sonrası yapılan gösteriler sırasında silahla vurulan Burak Can Karamanoğlu (22) hayatını kaybetti.Elvan'ın ölümüyle ilgili 7 Aralık 2016'da polis memuru F.D. hakkında olası kastla öldürme suçundan müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinde 2017'de başlayan yargılama sonucunda, F.D'ye 18 Haziran 2021'de olası kastla öldürme suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Burakcan Karamanoğlu'nun ölümüyle ilgili de 1 sanık 22 yıl 6 ay, 4 sanık ise 1 yıl ile 2 yıl 6 ay arasında hapis cezası aldı.- Çadır yakma olayıyla ilgili davaGezi Parkı'ndaki eylemlerin başlamasına neden olarak gösterilen çadır yakma olayıyla ilgili İstanbul Büyükşehir Belediyesinin zabıta ekipleri hakkında dava açıldı.Çadırları yakma talimatı verdiği iddia edilen dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Yardımcısı Ramazan Emekli hakkında görevi kötüye kullanma ve yangın çıkarmaya azmettirmek suçlarından 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı. Mahkeme, 23 Mart 2018'de Emekli'yi iki ayrı suçtan 10 ay hapis cezasına çarptırdı, hükmün açıklanmasını geri bıraktı.Kamuoyunda kırmızılı kadın olarak bilinen Ceyda Sungur'a biber gazı sıktığı gerekçesiyle görevi kötüye kullanmak suçundan yargılanan polis memuru da 1 yıl 8 ay hapis cezası aldı. Bu cezayı erteleyen mahkeme, sanığa ayrıca 600 fidan dikme ve 6 ay boyunca bu fidanların bakımını üstlenme yükümlülüğü getirdi.- Bezmialem Valide Sultan Camisi'ne giren 255 kişiye davaDolmabahçe'deki Bezmialem Valide Sultan Camisi'ne girilmesinin de yer aldığı olaylara ilişkin 10 Aralık 2013'te 7'si yabancı uyruklu 255 şüpheli hakkında iddianame hazırlandı.Mahkeme 23 Ekim 2015'te 244 sanığa, 2,5 ay ile 1 yıl 2 ay arasında değişen hapis cezası verdi. Bu kişiler arasında yer alan 4 sanığa, camiyi kirlettikleri gerekçesiyle 10 ay hapis cezası veren mahkeme, bazı sanıkların dosyasını ayırdı.Göstericilerin sığındıkları Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi'nin o dönemki müezzini Fuat Yıldırım'ın, başka bir camiye atanması kararının iptali istemiyle idare mahkemesine açtığı dava da reddedildi.- Çarşı grubunun Gezi Parkı davası süreciAralarında Beşiktaş taraftar grubu Çarşı mensuplarının da bulunduğu 35 kişi hakkında 11 Eylül 2014'te, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. Mahkeme, 29 Aralık 2015'te sanıkların tamamının beraatine karar verdi.Başsavcılık 12 Ocak 2016'da Yargıtay Ceza Dairesine temyiz başvurusunda bulunarak, kararın bozulmasını istedi.Gezi Parkı eylemleri sırasında yaralı vatandaşlara izinsiz sağlık yardımı yapıldığı gerekçesiyle dönemin (2012-2014) İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Onur Kurulu'nun görevden alınması istemiyle İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan dava, 14 Kasım 2017'deki duruşmada reddedildi.- Osman Kavala'nın Gezi Parkı davası süreciGezi Parkı tartışmalarının odağındaki isim Anadolu Kültür AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala oldu. Gezi Parkı olaylarının organizatörü ve finansörü olduğu iddia edilen Kavala, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 17-25 Aralık kumpasları ve 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin soruşturmada 1 Kasım 2017'de tutuklandı.Gezi Parkı soruşturması kapsamında 5 Aralık 2018'de, yurt dışında yaşayan oyuncu Mehmet Ali Alabora ve gazeteci Can Dündar hakkında Gezi Parkı eylemlerinde etkin rol aldıkları gerekçesiyle tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı.Yürütülen soruşturma 20 Şubat 2019'da tamamlandı, 16 şüpheli hakkında Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle iddianame düzenlendi.Yargılama, 18 Şubat 2020'de karara bağlanırken, Osman Kavala, Ayşe Mücella Yapıcı, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman, Ali Hakan Altınay, Yiğit Aksakoğlu, Yiğit Ali Ekmekçi, Çiğdem Mater Utku ve Mine Özerden'in, somut ve kesin delil bulunmadığından beraatlerine, Kavala'nın tahliyesine hükmedildi. Firari sanıkların dosyası ayrıldı ve haklarında savunmaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı.Kavala, 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında 19 Şubat 2020'de cezaevinden tahliye edilmeden tekrar gözaltına alındı. Adliyeye getirilen Kavala, yeniden tutuklandı.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi (İstinaf), 22 Ocak 2021'de Gezi Parkı olaylarına ilişkin davada, Osman Kavala'nın da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında verilen beraat kararını bozdu.Tutuklu Kavala ve eski CIA danışmanı Henri Jak Barkey hakkında, FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimine ilişkin Anayasa'yı ihlal ve siyasal veya askeri casusluk suçlarından 29 Eylül 2020'de ikinci iddianame hazırlandı.Devam eden süreçte Çarşı taraftar grubu üyelerinin de içinde bulunduğu 35 sanıklı dava dosyası da bozuldu.- Yeniden görülen davada karar çıktıÇarşı davası, firari gezi davası sanıkları ve Osman Kavala ile Mücella Yapıcı'nın aralarında bulunduğu sanıkların bozulan gezi davası ile Osman Kavala ve eski CIA danışmanı Henri Barkey'in, FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimine ilişkin davalar, tek dosya olarak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde birleşti. Devam eden yargılama sürecinde Çarşı davası ana dosyadan ayrıldı.Mahkeme heyeti, 25 Nisan 2022'de Osman Kavala'yı, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet, sanıklar Ayşe Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi'yi Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım suçundan 18'er yıl hapis cezasına çarptırdı.Sanıklar, bu karar üzerine tutuklanırken, aralarında Henri Barkey, Can Dündar ve Mehmet Ali Alabora'nın da bulunduğu firari 9 sanığın dosyası ayrıldı. İstinaf, Osman Kavala'nın da bulunduğu 8 sanık hakkındaki kararı, 28 Aralık 2022'de hukuka uygun buldu.- Yargıtay süreciYargıtay 3. Ceza Dairesi, 28 Eylül 2023'te dosya üzerindeki incelemesini tamamladı.Kavala'ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis ile Türkiye İşçi Partisinden (TİP) milletvekili seçilen Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Çiğdem Mater Utku'ya verilen 18'er yıl hapis cezalarını onayan Yargıtay, Ali Hakan Altınay, Yiğit Ali Ekmekçi ve Ayşe Mücella Yapıcı hakkında verilen 18'er yıl hapis cezalarını bozdu. Yapıcı ile Altınay'ın adli kontrol hükümleri uygulanarak tahliyesine karar verdi.Tutuklu avukat Can Atalay'ın genel seçimlerde Türkiye İşçi Partisi'nden (TİP) Hatay Milletvekili seçilmesi üzerine avukatları hakkındaki yargılamanın durması ve tahliye edilmesi talebiyle Yargıtay'a başvuru yaptı. Yargıtay 3. Ceza Dairesi talebi reddetti.Bunun üzerine avukatları, milletvekili seçilerek yasama dokunulmazlığı kazanan Atalay'ın, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini öne sürerek Anayasa Mahkemesine (AYM) başvurdu. Bu süreçte Yargıtay 3. Ceza Dairesince Atalay'ın 18 yıllık hapis cezası onandı.Atalay'ın seçilme ve siyasi faaliyette bulunma ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine oy çokluğuyla hükmeden AYM, yeniden yargılama ve tahliye için kararını İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi. Mahkeme ise ihlal kararının, yerel mahkemenin hükmüne ilişkin olmadığı gerekçesiyle dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesine iletti. Daire, milletvekili seçilen hükümlü Atalay'ın tahliyesi ve hakkındaki yargılamanın durması istemini reddetti.Atalay'ın hakkındaki karara uyulmaması üzerine yeniden yapılan başvuruda AYM, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma, kişi hürriyeti ve güvenliği ile bireysel başvuruda bulunma haklarının ihlal edildiğine hükmetti.Yargıtay 3. Ceza Dairesi, AYM'nin Atalay hakkındaki ikinci ihlal kararına da uyulmasına yer olmadığına ve kararın TBMM Başkanlığına bir kez daha gönderilmesine kararlaştırdı.Atalay'ın milletvekilliği 30 Ocak 2024'te düşürüldü. AYM, Atalay'ın milletvekilliğinin düşürülmesinin yok hükmünde olduğunun tespiti için CHP'nin yaptığı başvuru ile Atalay'ın avukatlarının yaptığı yeni başvuruda, karar verilmesine yer olmadığına hükmetti.- Yeniden görülen Gezi Parkı olayları ve Çarşı grubu davasıGezi Parkı olaylarına ilişkin Osman Kavala'nın da yer aldığı 9'u firari 17 sanıklı davada haklarında verilen 18'er yıllık hapis cezası Yargıtay tarafından bozulan sanıklar Mücella Yapıcı, Ali Hakan Altınay ve Yiğit Ali Ekmekçi'nin yeniden yargılanmasına, 21 Şubat 2024'te başlandı. 11 Şubat 2025’teki duruşmada, delil yetersizliği gerekçesiyle sanıkların beraatine karar verildi.Osman Kavala'nın avukatlarının yaptığı yargılanmanın yenilenmesi talebi, 15 Mayıs 2024'te İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince oy birliğiyle reddedildi.Mahkeme, 24 Aralık 2024'te aralarında Beşiktaş taraftar grubu Çarşı üyelerinin de bulunduğu 35 sanığın yargılandığı davada 34 sanığın beraatine, yargılama sürecinde hayatını kaybeden sanık hakkındaki davanın ise düşürülmesine karar verdi.- Halit Ergenç ve Rıza Kocaoğlu yalan tanıklıktan ceza aldıİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, bazı sanatçı ve oyuncuların menajerliğini yapan Ayşe Barım hakkında, Taksim'deki Gezi Parkı odaklı olaylara iştirak ettiğine ilişkin yazılı ve görsel medyada çıkan iddialar üzerine soruşturma başlatıldı.Barım bu kapsamda, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan 28 Ocak 2025'te tutuklandı. Soruşturmada, oyuncular Halit Ergenç, Bergüzar Korel, Mehmet Günsur, Ceyda Düvenci, Nejat İşler, Rıza Kocaoğlu ve Nehir Erdoğan tanık olarak ifade verdi. Ergenç ile Kocaoğlu hakkında yalan tanıklık suçundan 4 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.Asliye Ceza Mahkemesi, Ergenç'i yalan tanıklık suçundan 1 yıl 10 ay 15 gün, Kocaoğlu'nu da aynı suçtan 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırarak, hükmün açıklanmasını geri bıraktı.- Menajer Ayşe Barım'a 12 yıl 6 ay hapis cezasıSoruşturma sonucunda Barım hakkında cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme suçundan 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapisle cezalandırılması talebiyle iddianame hazırlandı.İddianamede, Barım'ın Gezi Parkı olayları sürecinde kendisine ait ID İletişim Danışmanlık Anonim Şirketinin sosyal medya hesaplarından provokatif paylaşımlar yaptırdığı, şirketine bağlı sanatçılar aracılığıyla eylem çağrıları yapıp eylemcileri galeyana getirdiği ve şiddet olaylarının tırmanmasına zemin hazırlanmasını koordine ettiği ifade edildi.Barım'ın İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılama sürecinde tahliyesine karar verilirken, dava 11 Şubat'ta karara bağlandı. Mahkeme, Barım'ın Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verdi.Ayşe Barım'ın suçu yardım eden sıfatıyla işlediğine karar vererek cezayı 15 yıla indiren heyet, Barım'ın sabıkasız kişiliği ile yargılama sürecindeki tutum ve davranışlarını göz önüne alarak hapis cezasını oy birliğiyle 12 yıl 6 aya indirdi.Heyet, Barım hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin mevcut delil durumu, sanığın rahatsızlığı ve devam eden tedavi süreci ile buna ilişkin dosyaya sunulan evraklar ve Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda devamına karar verdi.- Gazeteci İsmail Saymaz hakkındaki soruşturmaGazeteci İsmail Saymaz da Gezi Parkı olaylarına ilişkin hakkında başlatılan soruşturma kapsamında Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etmek suçlamasıyla 19 Mart'ta gözaltına alındı. Saymaz hakkında ev hapsi şeklinde verilen adli kontrol kararı bir süre sonra kaldırıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — ZEYNEP YEŞİLDAL - Taksim'deki Gezi Parkı'nda 27 Mayıs 2013'te başlayıp ülke geneline yayılan eylemlerin üzerinden 13 yıl geçti.AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Gezi Parkı'nda Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında ağaçların başka yere taşınacağı gerekçesiyle bir grup tarafından 27 Mayıs 2013'te başlatılan eylem, kısa sürede ülke geneline yayıldı.Emniyet güçleri, terör örgütlerinin bayraklarının açıldığı ve sloganlarının atıldığı, kamu mallarına zararların verildiği eylemleri, 15 Haziran'da Gezi Parkı'na girip kontrolü sağlayarak sonlandırdı.Park, 8 Temmuz'da halka açılırken, eylemlerde 46 kamu binası, 231 polis aracı ve 44 ambulans kullanılmaz hale geldi, 326 iş yeri, 201 araç tahrip edildi, 80 belediye otobüsü ve 85 otobüs durağı yakıldı.Olayların hemen ardından başlatılan soruşturmalar davaya dönüşüp karara bağlanırken, yeni gelişmeler doğrultusunda Gezi Parkı odaklı eylemler dava konusu oldu.- Soruşturmalar ve davalarİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmada Gezi Parkı eylemleriyle ilgili 14 Haziran 2013'te ilk kez, silahlı terör örgütü üyeliği ve yardım etmek suçu gündeme geldi ve aralarında SDP üyesi Ulaş Bayraktaroğlu'nun da bulunduğu 4 şüpheli tutuklandı.Olaylara ilişkin yürütülen soruşturmada, gözaltına alınan Beşiktaş'ın taraftar gruplarından Çarşı üyelerinin bir kısmı da 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu'na muhalefet suçundan tutuklandı, ESP ile MLKP üyelerinin de yer aldığı çok sayıda kişinin, terör örgütü üyeliği ve kamu malına zarar vermek gibi suçlardan tutuklanmasına hükmedildi.Taksim'deki gösterilerde eylemcilere satırla saldıran ve Palalı Sabri olarak anılan Sabri Çelebi de hakkında açılan dava kapsamında 11 Mayıs 2017'de kasten yaralama suçundan 3 yıl hapse çarptırıldı, bir kadını zırhla yaraladığı gerekçesiyle de 9 bin lira adli para cezası aldı.Olayları organize ettikleri iddiasıyla Taksim Dayanışmasından Ali Çerkezoğlu, Mücella Yapıcı, Beyza Metin, Ender İmrek ve Haluk Ağabeyoğlu'nun da aralarında bulunduğu 26 sanık hakkında 4 Şubat 2014'te iddianame hazırlandı. Yargılama neticesinde 29 Nisan 2015'te tüm sanıkların beraatine karar verildi.- Berkin Elvan'ın ölümüOlaylar sırasında yaralanan 15 yaşındaki Berkin Elvan, kaldırıldığı hastanede 269 gün komada kaldıktan sonra 11 Mart 2014'te yaşamını yitirdi.Elvan'ın hastanedeki tedavi sürecinde devam eden protestolar, ölümünün ardından daha da artarken, gösterilere ilişkin 131 kişi gözaltına alındı. Berkin Elvan'ın cenaze töreni sonrası yapılan gösteriler sırasında silahla vurulan Burak Can Karamanoğlu (22) hayatını kaybetti.Elvan'ın ölümüyle ilgili 7 Aralık 2016'da polis memuru F.D. hakkında olası kastla öldürme suçundan müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinde 2017'de başlayan yargılama sonucunda, F.D'ye 18 Haziran 2021'de olası kastla öldürme suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Burakcan Karamanoğlu'nun ölümüyle ilgili de 1 sanık 22 yıl 6 ay, 4 sanık ise 1 yıl ile 2 yıl 6 ay arasında hapis cezası aldı.- Çadır yakma olayıyla ilgili davaGezi Parkı'ndaki eylemlerin başlamasına neden olarak gösterilen çadır yakma olayıyla ilgili İstanbul Büyükşehir Belediyesinin zabıta ekipleri hakkında dava açıldı.Çadırları yakma talimatı verdiği iddia edilen dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Yardımcısı Ramazan Emekli hakkında görevi kötüye kullanma ve yangın çıkarmaya azmettirmek suçlarından 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı. Mahkeme, 23 Mart 2018'de Emekli'yi iki ayrı suçtan 10 ay hapis cezasına çarptırdı, hükmün açıklanmasını geri bıraktı.Kamuoyunda kırmızılı kadın olarak bilinen Ceyda Sungur'a biber gazı sıktığı gerekçesiyle görevi kötüye kullanmak suçundan yargılanan polis memuru da 1 yıl 8 ay hapis cezası aldı. Bu cezayı erteleyen mahkeme, sanığa ayrıca 600 fidan dikme ve 6 ay boyunca bu fidanların bakımını üstlenme yükümlülüğü getirdi.- Bezmialem Valide Sultan Camisi'ne giren 255 kişiye davaDolmabahçe'deki Bezmialem Valide Sultan Camisi'ne girilmesinin de yer aldığı olaylara ilişkin 10 Aralık 2013'te 7'si yabancı uyruklu 255 şüpheli hakkında iddianame hazırlandı.Mahkeme 23 Ekim 2015'te 244 sanığa, 2,5 ay ile 1 yıl 2 ay arasında değişen hapis cezası verdi. Bu kişiler arasında yer alan 4 sanığa, camiyi kirlettikleri gerekçesiyle 10 ay hapis cezası veren mahkeme, bazı sanıkların dosyasını ayırdı.Göstericilerin sığındıkları Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi'nin o dönemki müezzini Fuat Yıldırım'ın, başka bir camiye atanması kararının iptali istemiyle idare mahkemesine açtığı dava da reddedildi.- Çarşı grubunun Gezi Parkı davası süreciAralarında Beşiktaş taraftar grubu Çarşı mensuplarının da bulunduğu 35 kişi hakkında 11 Eylül 2014'te, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. Mahkeme, 29 Aralık 2015'te sanıkların tamamının beraatine karar verdi.Başsavcılık 12 Ocak 2016'da Yargıtay Ceza Dairesine temyiz başvurusunda bulunarak, kararın bozulmasını istedi.Gezi Parkı eylemleri sırasında yaralı vatandaşlara izinsiz sağlık yardımı yapıldığı gerekçesiyle dönemin (2012-2014) İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Onur Kurulu'nun görevden alınması istemiyle İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan dava, 14 Kasım 2017'deki duruşmada reddedildi.- Osman Kavala'nın Gezi Parkı davası süreciGezi Parkı tartışmalarının odağındaki isim Anadolu Kültür AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala oldu. Gezi Parkı olaylarının organizatörü ve finansörü olduğu iddia edilen Kavala, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 17-25 Aralık kumpasları ve 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin soruşturmada 1 Kasım 2017'de tutuklandı.Gezi Parkı soruşturması kapsamında 5 Aralık 2018'de, yurt dışında yaşayan oyuncu Mehmet Ali Alabora ve gazeteci Can Dündar hakkında Gezi Parkı eylemlerinde etkin rol aldıkları gerekçesiyle tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı.Yürütülen soruşturma 20 Şubat 2019'da tamamlandı, 16 şüpheli hakkında Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle iddianame düzenlendi.Yargılama, 18 Şubat 2020'de karara bağlanırken, Osman Kavala, Ayşe Mücella Yapıcı, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman, Ali Hakan Altınay, Yiğit Aksakoğlu, Yiğit Ali Ekmekçi, Çiğdem Mater Utku ve Mine Özerden'in, somut ve kesin delil bulunmadığından beraatlerine, Kavala'nın tahliyesine hükmedildi. Firari sanıkların dosyası ayrıldı ve haklarında savunmaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı.Kavala, 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında 19 Şubat 2020'de cezaevinden tahliye edilmeden tekrar gözaltına alındı. Adliyeye getirilen Kavala, yeniden tutuklandı.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi (İstinaf), 22 Ocak 2021'de Gezi Parkı olaylarına ilişkin davada, Osman Kavala'nın da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında verilen beraat kararını bozdu.Tutuklu Kavala ve eski CIA danışmanı Henri Jak Barkey hakkında, FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimine ilişkin Anayasa'yı ihlal ve siyasal veya askeri casusluk suçlarından 29 Eylül 2020'de ikinci iddianame hazırlandı.Devam eden süreçte Çarşı taraftar grubu üyelerinin de içinde bulunduğu 35 sanıklı dava dosyası da bozuldu.- Yeniden görülen davada karar çıktıÇarşı davası, firari gezi davası sanıkları ve Osman Kavala ile Mücella Yapıcı'nın aralarında bulunduğu sanıkların bozulan gezi davası ile Osman Kavala ve eski CIA danışmanı Henri Barkey'in, FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimine ilişkin davalar, tek dosya olarak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde birleşti. Devam eden yargılama sürecinde Çarşı davası ana dosyadan ayrıldı.Mahkeme heyeti, 25 Nisan 2022'de Osman Kavala'yı, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet, sanıklar Ayşe Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi'yi Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım suçundan 18'er yıl hapis cezasına çarptırdı.Sanıklar, bu karar üzerine tutuklanırken, aralarında Henri Barkey, Can Dündar ve Mehmet Ali Alabora'nın da bulunduğu firari 9 sanığın dosyası ayrıldı. İstinaf, Osman Kavala'nın da bulunduğu 8 sanık hakkındaki kararı, 28 Aralık 2022'de hukuka uygun buldu.- Yargıtay süreciYargıtay 3. Ceza Dairesi, 28 Eylül 2023'te dosya üzerindeki incelemesini tamamladı.Kavala'ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis ile Türkiye İşçi Partisinden (TİP) milletvekili seçilen Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Çiğdem Mater Utku'ya verilen 18'er yıl hapis cezalarını onayan Yargıtay, Ali Hakan Altınay, Yiğit Ali Ekmekçi ve Ayşe Mücella Yapıcı hakkında verilen 18'er yıl hapis cezalarını bozdu. Yapıcı ile Altınay'ın adli kontrol hükümleri uygulanarak tahliyesine karar verdi.Tutuklu avukat Can Atalay'ın genel seçimlerde Türkiye İşçi Partisi'nden (TİP) Hatay Milletvekili seçilmesi üzerine avukatları hakkındaki yargılamanın durması ve tahliye edilmesi talebiyle Yargıtay'a başvuru yaptı. Yargıtay 3. Ceza Dairesi talebi reddetti.Bunun üzerine avukatları, milletvekili seçilerek yasama dokunulmazlığı kazanan Atalay'ın, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini öne sürerek Anayasa Mahkemesine (AYM) başvurdu. Bu süreçte Yargıtay 3. Ceza Dairesince Atalay'ın 18 yıllık hapis cezası onandı.Atalay'ın seçilme ve siyasi faaliyette bulunma ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine oy çokluğuyla hükmeden AYM, yeniden yargılama ve tahliye için kararını İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi. Mahkeme ise ihlal kararının, yerel mahkemenin hükmüne ilişkin olmadığı gerekçesiyle dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesine iletti. Daire, milletvekili seçilen hükümlü Atalay'ın tahliyesi ve hakkındaki yargılamanın durması istemini reddetti.Atalay'ın hakkındaki karara uyulmaması üzerine yeniden yapılan başvuruda AYM, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma, kişi hürriyeti ve güvenliği ile bireysel başvuruda bulunma haklarının ihlal edildiğine hükmetti.Yargıtay 3. Ceza Dairesi, AYM'nin Atalay hakkındaki ikinci ihlal kararına da uyulmasına yer olmadığına ve kararın TBMM Başkanlığına bir kez daha gönderilmesine kararlaştırdı.Atalay'ın milletvekilliği 30 Ocak 2024'te düşürüldü. AYM, Atalay'ın milletvekilliğinin düşürülmesinin yok hükmünde olduğunun tespiti için CHP'nin yaptığı başvuru ile Atalay'ın avukatlarının yaptığı yeni başvuruda, karar verilmesine yer olmadığına hükmetti.- Yeniden görülen Gezi Parkı olayları ve Çarşı grubu davasıGezi Parkı olaylarına ilişkin Osman Kavala'nın da yer aldığı 9'u firari 17 sanıklı davada haklarında verilen 18'er yıllık hapis cezası Yargıtay tarafından bozulan sanıklar Mücella Yapıcı, Ali Hakan Altınay ve Yiğit Ali Ekmekçi'nin yeniden yargılanmasına, 21 Şubat 2024'te başlandı. 11 Şubat 2025’teki duruşmada, delil yetersizliği gerekçesiyle sanıkların beraatine karar verildi.Osman Kavala'nın avukatlarının yaptığı yargılanmanın yenilenmesi talebi, 15 Mayıs 2024'te İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince oy birliğiyle reddedildi.Mahkeme, 24 Aralık 2024'te aralarında Beşiktaş taraftar grubu Çarşı üyelerinin de bulunduğu 35 sanığın yargılandığı davada 34 sanığın beraatine, yargılama sürecinde hayatını kaybeden sanık hakkındaki davanın ise düşürülmesine karar verdi.- Halit Ergenç ve Rıza Kocaoğlu yalan tanıklıktan ceza aldıİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, bazı sanatçı ve oyuncuların menajerliğini yapan Ayşe Barım hakkında, Taksim'deki Gezi Parkı odaklı olaylara iştirak ettiğine ilişkin yazılı ve görsel medyada çıkan iddialar üzerine soruşturma başlatıldı.Barım bu kapsamda, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan 28 Ocak 2025'te tutuklandı. Soruşturmada, oyuncular Halit Ergenç, Bergüzar Korel, Mehmet Günsur, Ceyda Düvenci, Nejat İşler, Rıza Kocaoğlu ve Nehir Erdoğan tanık olarak ifade verdi. Ergenç ile Kocaoğlu hakkında yalan tanıklık suçundan 4 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.Asliye Ceza Mahkemesi, Ergenç'i yalan tanıklık suçundan 1 yıl 10 ay 15 gün, Kocaoğlu'nu da aynı suçtan 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırarak, hükmün açıklanmasını geri bıraktı.- Menajer Ayşe Barım'a 12 yıl 6 ay hapis cezasıSoruşturma sonucunda Barım hakkında cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme suçundan 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapisle cezalandırılması talebiyle iddianame hazırlandı.İddianamede, Barım'ın Gezi Parkı olayları sürecinde kendisine ait ID İletişim Danışmanlık Anonim Şirketinin sosyal medya hesaplarından provokatif paylaşımlar yaptırdığı, şirketine bağlı sanatçılar aracılığıyla eylem çağrıları yapıp eylemcileri galeyana getirdiği ve şiddet olaylarının tırmanmasına zemin hazırlanmasını koordine ettiği ifade edildi.Barım'ın İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılama sürecinde tahliyesine karar verilirken, dava 11 Şubat'ta karara bağlandı. Mahkeme, Barım'ın Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verdi.Ayşe Barım'ın suçu yardım eden sıfatıyla işlediğine karar vererek cezayı 15 yıla indiren heyet, Barım'ın sabıkasız kişiliği ile yargılama sürecindeki tutum ve davranışlarını göz önüne alarak hapis cezasını oy birliğiyle 12 yıl 6 aya indirdi.Heyet, Barım hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin mevcut delil durumu, sanığın rahatsızlığı ve devam eden tedavi süreci ile buna ilişkin dosyaya sunulan evraklar ve Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda devamına karar verdi.- Gazeteci İsmail Saymaz hakkındaki soruşturmaGazeteci İsmail Saymaz da Gezi Parkı olaylarına ilişkin hakkında başlatılan soruşturma kapsamında Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etmek suçlamasıyla 19 Mart'ta gözaltına alındı. Saymaz hakkında ev hapsi şeklinde verilen adli kontrol kararı bir süre sonra kaldırıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Genç koleksiyonerin 27 Mayıs arşivi, Cumhuriyet tarihinin karanlık dönemine ışık tutuyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/genc-koleksiyonerin-27-mayis-arsivi-cumhuriyet-tarihinin-karanlik-donemine-isik-tutuyor/853478/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/genc-koleksiyonerin-27-mayis-arsivi-cumhuriyet-tarihinin-karanlik-donemine-isik-tutuyor/853478/</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:12:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Lise yıllarında başladığı tutkuyla 27 Mayıs 1960 darbesine ilişkin belgeler toplayan Mert Tezcanlıol: - Yassıada'nın zulmünde, ıstırabında kaleme alınmış bir mektubu görüyor, ele alıyor, çalışıyor olmak tarifsiz duygular içeriyor. Kimi zaman heyecanlanıyorsunuz, o malzeme sizi farklı bir kapıya götürüyor, farklı bir araştırmanın önüne çıkartıyor. Kimi zaman da hüzünleniyorsunuz. Çünkü oradaki çaresizliğe, hüzne ve ıstıraba tanık oluyorsunuz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — BAŞAK AKBULUT YAZAR - İstanbul'da 31 yaşındaki koleksiyoner Mert Tezcanlıol, çok partili döneme geçiş ve Türk demokrasi tarihinin kara lekelerinden 27 Mayıs 1960 darbesine ilişkin lise yıllarından beri topladığı evrak, fotoğraf, mektup ve eşyalarla geniş bir arşiv oluşturdu.Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki bazı general ve subayların oluşturduğu Milli Birlik Komitesince 27 Mayıs 1960'ta yönetime el konulması ve ardından yaşananlar günümüzde de etkisini sürdürüyor.Yassıada'da yapılan yargılamanın ardından dönemin Başbakanı Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın idam edilmesi, askeri darbenin yıl dönümünde hüzünle anılıyor.Geride derin acılar ve siyasi tartışmalar bırakan 27 Mayıs darbesine ilişkin kayıtlar ise araştırmacıların ilgisini çekiyor.İstanbul'da yaşayan 31 yaşındaki koleksiyoner Mert Tezcanlıol, DP ve darbe dönemine ilişkin topladığı evrak, fotoğraf, mektup ve eşyalardan arşiv oluşturdu.Ortaokul çağlarından itibaren sahafları gezip eski kitap, defter, fotoğraf ve mektuplara ilgi duyan Tezcanlıol, öğrenci harçlıklarıyla koleksiyon yapmaya başladı.Tezcanlıol, lise yıllarında tanıştığı bir sahafın, Her şeyi toplayarak koleksiyoner olamazsın. Bir alana odaklanmalısın. tavsiyesi üzerine Türkiye'nin çok partili siyasi döneme geçtiği döneme, özellikle 1946-1965 yıllarına odaklandı.Zamanla 27 Mayıs 1960 darbesine yoğunlaşan Tezcanlıol, İstanbul'un Kurtuluş semtindeki evinin bir odasını arşivine ayırdı.Tezcanlıol, müzayedelerden, bit pazarlarından, sahaflardan edindiği Yassıada ve İmralı Adası'ndaki cezaevi notları, mahkeme evrakları, savunmalar ve dilekçeler, sanıkların cezaevinde ve duruşma salonunda çekilmiş fotoğrafları, Yassıada'ya gitmek için gerekli yaka kartları, dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın özel eşyaları, dönemin TBMM Başkanı Refik Koraltan'ın arşivinin büyük kısmı, DP'nin 10 yıllık iktidar dönemine ait evrakları topladı.Özel sektörde kurumsal iletişim alanında çalışan Tezcanlıol, işinden arta kalan zamanları arşivini düzenlemeye, genişletmeye ve okumalar yapmaya ayırıyor.- Keyifle başladığı yolculuk tutkuya dönüştüKoleksiyonunun bir kısmını bu yıl Demokratname isimli kitapta yayımlayan Tezcanlıol, sahafı andıran arşiv odasının kapısını AA ekibine açtı.Tezcanlıol, yaklaşık 20 yıldır yakın dönem Türk siyasi tarihi üstüne, çoğunluğu efemera denilen malzemelerden bir arşiv oluşturduğunu belirterek, Efemera aslında fotoğraflar, belgeler, dönem içerisinde basılmış ve yayınlanmış kitaplar, gazeteler, dergilerden meydana gelen bir bütünü ifade ediyor. Benim arşivim de daha çok 1946 ile 1965 arasında, özellikle Demokrat Parti devrine ait Türkiye'nin yakın dönem Türk siyasi tarihine dair belgeleri ve hatıraları içeriyor. dedi.Biriktirme yolculuğuna 2007'de yapılan genel seçimlerindeki propaganda malzemelerini toplayarak başladığını anlatan Tezcanlıol, İstanbul'un çok iyi kitapçı, sahaf ve antikacılar barındırdığı için koleksiyonerler açısından adeta bir vaha olduğunu ifade etti.Tezcanlıol, kitapçılar, bit pazarları, sahaflar, ölmüş kişilerin tereke dosyaları ve müzayedelerden istifade ettiğini, bunun yanı sıra ilgilendiği kişilerin aileleriyle yaptıkları görüşmelerde de kendisine arşiv ve özel eşyaları içeren hatıra mahiyetinde hediyeler verildiğini söyledi.Çoğu kimsenin daha önce görmediği fotoğraflar ve mektuplara dokunduğunu dile getiren Tezcanlıol, Bence önemli olan o dönemi bire bir hissedebiliyor olmak. Onun yolu da birinci derecedeki arşiv belgeleri ve ailelerden geçiyor. Aileleri yakından tanımak ve o belgeleri görmek çok özel bir his. Yassıada'da, Yassıada'nın zulmünde, ıstırabında kaleme alınmış bir mektubu görüyor, ele alıyor, çalışıyor olmak tarifsiz duygular içeriyor. Kimi zaman heyecanlanıyorsunuz, o malzeme sizi farklı bir kapıya götürüyor, farklı bir araştırmanın önüne çıkartıyor. Kimi zaman da hüzünleniyorsunuz. Çünkü oradaki çaresizliğe, hüzne ve ıstıraba tanık oluyorsunuz. Yani bütün duyguları eş zamanlı yaşamak mümkün. ifadelerini kullandı.Tezcanlıol, Keyifle başladığım bu yolculuk, bir yerden sonra artık aileleri tanımak, ailelerle sözlü tarih çalışmaları yapmak, nihayetinde bir tutkuya dönüştü. Bu tutku da en nihayetinde bir üretme arzusu meydana getiriyor. diye konuştu.Belgesel çalışması yapmak istediğinin altını çizen Tezcanlıol, şöyle devam etti:Benim için önemli olan hikayenin arkasındaki gerçeklik. 6-7 Eylül olaylarında İstanbul'da ne olduğu çok kıymetli ama aynı gün Namık Gedik'in (dönemin İçişleri Bakanı) evinde ne olduğu, ne konuşulduğu, o eve kimlerin misafir geldiği çok daha kıymetli. Bunun peşinden gitmeye çalışıyorum. Hiç beklemediğiniz anda karşınıza sürpriz hikayeler çıkabiliyor, o zaman da onu paylaşacak bir yer arıyorsunuz. Çok şanslıyım, eşim o konuda bana çok destek oluyor. Celal Bayar'ın torunu Emine Gürsoy Naskali bu konularda çok üreten, yazan, çizen bir kimsedir. Bu coşkuyu ve heyecanı onunla paylaşabiliyorum. Adına 'konteynerciler' dediğimiz arkadaş grubum da bu konulara çok meraklı. Onlarla paylaşarak bilgiyi aslında çeşitlendirmeye ve detaylandırmaya çalışıyoruz.- Koleksiyondaki bazı belgelerDarbecilerin kara propaganda faaliyetine karşı gerçeklik üzerinden çalışmalar yaptığını vurgulayan Tezcanlıol, 1950-1960 arası, hatasıyla sevabıyla geçen bir devre. Ama nihayetinde idamlarla sonuçlanması gereken bir devre değil. Yapılan olaylara, suçlamalara baktığınızda bunun bir kurgu olduğunu, adına 'yüksek' denilen ama maalesef kendisi alçak kararlar veren bir mahkemenin kurgu kararlarla insanları idama götürdüğünü görebiliyorsunuz. değerlendirmesini yaptı.Tezcanlıol, 27 Mayıs darbesini büyük bir zulüm olarak niteleyerek, Sadece DP'lileri değil, çevresinde yer alan pek çok ismi etkileyen bir zulüm. Bu zulümden herkes payına düşürülen eziyeti çekmiş. Bu isimlerden biri Sultan Abdulhamit'in torunu Nemika Sultan'ın kızı Satıa Hanım Sultan. 1927 senesinde sürgünde doğmuş bir hanımefendi. 1950'li yıllarda ünlü tarihçi Osman Turan ile evleniyor, Turan daha sonra DP'li milletvekili olarak mecliste yer alıyor. Elimde, Satıa Hanım Sultan'ın Turan'a 27 Temmuz 1961'de Çengelköy'den yazdığı bir mektup var. Sultan bu mektupta Osman Bey'in Yassıada'da bir rahatsızlık geçirmesi üzerine duyduğu endişeyi anlatıyor. Refik Koraltan'ın torunu Yavuz'un, 12 Ocak 1962'de Kayseri Cezaevi'ndeki dedesine 'Canım büyükbabacığım, kıymetli mektubunuzu aldım.' diye başlayan, kağıdını süslediği bir mektup var elimde. şeklinde konuştu.- Tutuklu hamile milletvekilinin hastaneden koğuş arkadaşlarına yazdığı mektupDP milletvekili Necla Tekinel'in Yassıada'ya götürüldüğünde hamileliğini gizlediğini, doğuma yaklaştığında Kasımpaşa Deniz Hastanesi'ne götürüldüğünü belirtenTezcanlıol, Tekinel'in hastane odasından 6 Şubat 1961'de Yassıada'daki koğuş arkadaşları Perihan Arıburun ve Talia Bali Aykan'a yazdığı mektubun kendisinde olduğunu, Tekinel'in satır aralarında Çocuk çok kibar olduğu için henüz teşrif etmedi ifadesini kullanarak henüz doğum yapmadığını bildirdiğini aktardı.Tezcanlıol, Refik Koraltan'a ulaşan bir başka mektup ve zarfı göstererek, şunları söyledi:Bu kez mektubun ulaştığı yer Yassıada değil İmralı. Yassıada mahkemesinde 15 Eylül'de verilen kararlar infaz edilmek üzere ilgili kişiler İmralı'ya götürülmüştür. Bu kişilerin arasında Refik Koraltan da vardır. Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan ve Adnan Menderes'in idamından sonra diğer 12 kişinin idam cezası ömür boyu hapse çevrilmiş ve ilgili kişiler Kayseri'ye götürülmek üzere hazırlanmıştır. Tam bu hazırlık sırasında 20 Eylül 1961 tarihli bu mektupta 'Dün sizden aldığımız mektubu sevinç gözyaşlarımızla okuduk. Mevla'ya yüzlerce ve yüzlerce şükrettik...' deniyor.- Savunma evraklarıAdnan Menderes'in avukatları Talat Asal ve Burhan Apaydın'ın mahkemeye sunduğu savunmaların orijinal metinlerinin de arşivinde yer aldığını bildiren Tezcanlıol, Burhan Apaydın diyor ki 'Artık iyice anlaşılmıştır ki sayın yüksek iddia makamı idam sehpaları kurmadıkça, kanlı siyaset meydanları tasvir etmedikçe, belagatının kıvamını bulamamakta, bu sebeple iddianamesini bir ölüm makinesi gibi işletmektedir.' Mahkemenin yüzüne bu gerçekliği vurabilmek çok kıymetli. Talat Asal yaptığı savunmada iddiaları reddederken konuşmayı şöyle bitiriyor, 'Güneş batarken bile gölgeleri büyüktür.' dedi.Demokrat Parti döneminin, Türkiye'nin demokrasi yolculuğunda çok önemli bir viraj olduğunu ifade eden Tezcanlıol, Bu virajın iyi anlaşılması, sonraki dönemlerdeki siyasi gelişmelerin de daha doğru tahlil edilmesine vesile olacaktır. ifadesini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — BAŞAK AKBULUT YAZAR - İstanbul'da 31 yaşındaki koleksiyoner Mert Tezcanlıol, çok partili döneme geçiş ve Türk demokrasi tarihinin kara lekelerinden 27 Mayıs 1960 darbesine ilişkin lise yıllarından beri topladığı evrak, fotoğraf, mektup ve eşyalarla geniş bir arşiv oluşturdu.Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki bazı general ve subayların oluşturduğu Milli Birlik Komitesince 27 Mayıs 1960'ta yönetime el konulması ve ardından yaşananlar günümüzde de etkisini sürdürüyor.Yassıada'da yapılan yargılamanın ardından dönemin Başbakanı Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın idam edilmesi, askeri darbenin yıl dönümünde hüzünle anılıyor.Geride derin acılar ve siyasi tartışmalar bırakan 27 Mayıs darbesine ilişkin kayıtlar ise araştırmacıların ilgisini çekiyor.İstanbul'da yaşayan 31 yaşındaki koleksiyoner Mert Tezcanlıol, DP ve darbe dönemine ilişkin topladığı evrak, fotoğraf, mektup ve eşyalardan arşiv oluşturdu.Ortaokul çağlarından itibaren sahafları gezip eski kitap, defter, fotoğraf ve mektuplara ilgi duyan Tezcanlıol, öğrenci harçlıklarıyla koleksiyon yapmaya başladı.Tezcanlıol, lise yıllarında tanıştığı bir sahafın, Her şeyi toplayarak koleksiyoner olamazsın. Bir alana odaklanmalısın. tavsiyesi üzerine Türkiye'nin çok partili siyasi döneme geçtiği döneme, özellikle 1946-1965 yıllarına odaklandı.Zamanla 27 Mayıs 1960 darbesine yoğunlaşan Tezcanlıol, İstanbul'un Kurtuluş semtindeki evinin bir odasını arşivine ayırdı.Tezcanlıol, müzayedelerden, bit pazarlarından, sahaflardan edindiği Yassıada ve İmralı Adası'ndaki cezaevi notları, mahkeme evrakları, savunmalar ve dilekçeler, sanıkların cezaevinde ve duruşma salonunda çekilmiş fotoğrafları, Yassıada'ya gitmek için gerekli yaka kartları, dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın özel eşyaları, dönemin TBMM Başkanı Refik Koraltan'ın arşivinin büyük kısmı, DP'nin 10 yıllık iktidar dönemine ait evrakları topladı.Özel sektörde kurumsal iletişim alanında çalışan Tezcanlıol, işinden arta kalan zamanları arşivini düzenlemeye, genişletmeye ve okumalar yapmaya ayırıyor.- Keyifle başladığı yolculuk tutkuya dönüştüKoleksiyonunun bir kısmını bu yıl Demokratname isimli kitapta yayımlayan Tezcanlıol, sahafı andıran arşiv odasının kapısını AA ekibine açtı.Tezcanlıol, yaklaşık 20 yıldır yakın dönem Türk siyasi tarihi üstüne, çoğunluğu efemera denilen malzemelerden bir arşiv oluşturduğunu belirterek, Efemera aslında fotoğraflar, belgeler, dönem içerisinde basılmış ve yayınlanmış kitaplar, gazeteler, dergilerden meydana gelen bir bütünü ifade ediyor. Benim arşivim de daha çok 1946 ile 1965 arasında, özellikle Demokrat Parti devrine ait Türkiye'nin yakın dönem Türk siyasi tarihine dair belgeleri ve hatıraları içeriyor. dedi.Biriktirme yolculuğuna 2007'de yapılan genel seçimlerindeki propaganda malzemelerini toplayarak başladığını anlatan Tezcanlıol, İstanbul'un çok iyi kitapçı, sahaf ve antikacılar barındırdığı için koleksiyonerler açısından adeta bir vaha olduğunu ifade etti.Tezcanlıol, kitapçılar, bit pazarları, sahaflar, ölmüş kişilerin tereke dosyaları ve müzayedelerden istifade ettiğini, bunun yanı sıra ilgilendiği kişilerin aileleriyle yaptıkları görüşmelerde de kendisine arşiv ve özel eşyaları içeren hatıra mahiyetinde hediyeler verildiğini söyledi.Çoğu kimsenin daha önce görmediği fotoğraflar ve mektuplara dokunduğunu dile getiren Tezcanlıol, Bence önemli olan o dönemi bire bir hissedebiliyor olmak. Onun yolu da birinci derecedeki arşiv belgeleri ve ailelerden geçiyor. Aileleri yakından tanımak ve o belgeleri görmek çok özel bir his. Yassıada'da, Yassıada'nın zulmünde, ıstırabında kaleme alınmış bir mektubu görüyor, ele alıyor, çalışıyor olmak tarifsiz duygular içeriyor. Kimi zaman heyecanlanıyorsunuz, o malzeme sizi farklı bir kapıya götürüyor, farklı bir araştırmanın önüne çıkartıyor. Kimi zaman da hüzünleniyorsunuz. Çünkü oradaki çaresizliğe, hüzne ve ıstıraba tanık oluyorsunuz. Yani bütün duyguları eş zamanlı yaşamak mümkün. ifadelerini kullandı.Tezcanlıol, Keyifle başladığım bu yolculuk, bir yerden sonra artık aileleri tanımak, ailelerle sözlü tarih çalışmaları yapmak, nihayetinde bir tutkuya dönüştü. Bu tutku da en nihayetinde bir üretme arzusu meydana getiriyor. diye konuştu.Belgesel çalışması yapmak istediğinin altını çizen Tezcanlıol, şöyle devam etti:Benim için önemli olan hikayenin arkasındaki gerçeklik. 6-7 Eylül olaylarında İstanbul'da ne olduğu çok kıymetli ama aynı gün Namık Gedik'in (dönemin İçişleri Bakanı) evinde ne olduğu, ne konuşulduğu, o eve kimlerin misafir geldiği çok daha kıymetli. Bunun peşinden gitmeye çalışıyorum. Hiç beklemediğiniz anda karşınıza sürpriz hikayeler çıkabiliyor, o zaman da onu paylaşacak bir yer arıyorsunuz. Çok şanslıyım, eşim o konuda bana çok destek oluyor. Celal Bayar'ın torunu Emine Gürsoy Naskali bu konularda çok üreten, yazan, çizen bir kimsedir. Bu coşkuyu ve heyecanı onunla paylaşabiliyorum. Adına 'konteynerciler' dediğimiz arkadaş grubum da bu konulara çok meraklı. Onlarla paylaşarak bilgiyi aslında çeşitlendirmeye ve detaylandırmaya çalışıyoruz.- Koleksiyondaki bazı belgelerDarbecilerin kara propaganda faaliyetine karşı gerçeklik üzerinden çalışmalar yaptığını vurgulayan Tezcanlıol, 1950-1960 arası, hatasıyla sevabıyla geçen bir devre. Ama nihayetinde idamlarla sonuçlanması gereken bir devre değil. Yapılan olaylara, suçlamalara baktığınızda bunun bir kurgu olduğunu, adına 'yüksek' denilen ama maalesef kendisi alçak kararlar veren bir mahkemenin kurgu kararlarla insanları idama götürdüğünü görebiliyorsunuz. değerlendirmesini yaptı.Tezcanlıol, 27 Mayıs darbesini büyük bir zulüm olarak niteleyerek, Sadece DP'lileri değil, çevresinde yer alan pek çok ismi etkileyen bir zulüm. Bu zulümden herkes payına düşürülen eziyeti çekmiş. Bu isimlerden biri Sultan Abdulhamit'in torunu Nemika Sultan'ın kızı Satıa Hanım Sultan. 1927 senesinde sürgünde doğmuş bir hanımefendi. 1950'li yıllarda ünlü tarihçi Osman Turan ile evleniyor, Turan daha sonra DP'li milletvekili olarak mecliste yer alıyor. Elimde, Satıa Hanım Sultan'ın Turan'a 27 Temmuz 1961'de Çengelköy'den yazdığı bir mektup var. Sultan bu mektupta Osman Bey'in Yassıada'da bir rahatsızlık geçirmesi üzerine duyduğu endişeyi anlatıyor. Refik Koraltan'ın torunu Yavuz'un, 12 Ocak 1962'de Kayseri Cezaevi'ndeki dedesine 'Canım büyükbabacığım, kıymetli mektubunuzu aldım.' diye başlayan, kağıdını süslediği bir mektup var elimde. şeklinde konuştu.- Tutuklu hamile milletvekilinin hastaneden koğuş arkadaşlarına yazdığı mektupDP milletvekili Necla Tekinel'in Yassıada'ya götürüldüğünde hamileliğini gizlediğini, doğuma yaklaştığında Kasımpaşa Deniz Hastanesi'ne götürüldüğünü belirtenTezcanlıol, Tekinel'in hastane odasından 6 Şubat 1961'de Yassıada'daki koğuş arkadaşları Perihan Arıburun ve Talia Bali Aykan'a yazdığı mektubun kendisinde olduğunu, Tekinel'in satır aralarında Çocuk çok kibar olduğu için henüz teşrif etmedi ifadesini kullanarak henüz doğum yapmadığını bildirdiğini aktardı.Tezcanlıol, Refik Koraltan'a ulaşan bir başka mektup ve zarfı göstererek, şunları söyledi:Bu kez mektubun ulaştığı yer Yassıada değil İmralı. Yassıada mahkemesinde 15 Eylül'de verilen kararlar infaz edilmek üzere ilgili kişiler İmralı'ya götürülmüştür. Bu kişilerin arasında Refik Koraltan da vardır. Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan ve Adnan Menderes'in idamından sonra diğer 12 kişinin idam cezası ömür boyu hapse çevrilmiş ve ilgili kişiler Kayseri'ye götürülmek üzere hazırlanmıştır. Tam bu hazırlık sırasında 20 Eylül 1961 tarihli bu mektupta 'Dün sizden aldığımız mektubu sevinç gözyaşlarımızla okuduk. Mevla'ya yüzlerce ve yüzlerce şükrettik...' deniyor.- Savunma evraklarıAdnan Menderes'in avukatları Talat Asal ve Burhan Apaydın'ın mahkemeye sunduğu savunmaların orijinal metinlerinin de arşivinde yer aldığını bildiren Tezcanlıol, Burhan Apaydın diyor ki 'Artık iyice anlaşılmıştır ki sayın yüksek iddia makamı idam sehpaları kurmadıkça, kanlı siyaset meydanları tasvir etmedikçe, belagatının kıvamını bulamamakta, bu sebeple iddianamesini bir ölüm makinesi gibi işletmektedir.' Mahkemenin yüzüne bu gerçekliği vurabilmek çok kıymetli. Talat Asal yaptığı savunmada iddiaları reddederken konuşmayı şöyle bitiriyor, 'Güneş batarken bile gölgeleri büyüktür.' dedi.Demokrat Parti döneminin, Türkiye'nin demokrasi yolculuğunda çok önemli bir viraj olduğunu ifade eden Tezcanlıol, Bu virajın iyi anlaşılması, sonraki dönemlerdeki siyasi gelişmelerin de daha doğru tahlil edilmesine vesile olacaktır. ifadesini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>TOBB İş Dünyası Yapay Zeka Zirvesi iş dünyasını Ankara'da buluşacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tobb-is-dunyasi-yapay-zeka-zirvesi-is-dunyasini-ankara-da-bulusacak/853477/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tobb-is-dunyasi-yapay-zeka-zirvesi-is-dunyasini-ankara-da-bulusacak/853477/</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — TOBB Türkiye Yazılım Meclisi Başkanı Ertan Barut: - Zirve, yalnızca farkındalık oluşturmak için değil, gerçek işbirlikleri ve somut ticari çıktılar üretmek için kurgulandı - Vizyonumuz, yapay zekayı teoriden çıkararak, somut ve uygulanabilir çözümlerle iş süreçlerine entegre edilebilir hale getirmek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — ARİFE YILDIZ ÜNAL - Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Yazılım Meclisi himayesinde 17 Haziran'da Ankara'da düzenlenecek TOBB İş Dünyası Yapay Zeka Zirvesi, iş dünyasını, teknoloji ekosistemini ve karar vericileri aynı platformda bir araya getirecek.Meclis Başkanı Ertan Barut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yapay zeka çözümleri geliştiren teknoloji firmaları ile sanayicileri, KOBİ'leri ve karar vericilerin buluşturulacağı zirvenin, 1000 katılımcı, 500'den fazla karar verici, 1000 B2B görüşme ve 20'den fazla konuşmacıya ev sahipliği yapacağını söyledi.Barut, zirveyle yapay zekanın kurumların gerçek iş süreçlerine uygulanabilir, ölçülebilir ve sürdürülebilir çözümlerle entegre edilebilmesinin amaçlandığını bildirdi.Birçok kurumun yapay zekanın potansiyelinin farkında olduğunu dile getiren Barut, şöyle devam etti:Ancak iş dünyasının gündeminde hala şu kritik sorular var: Nereden başlanmalı, doğru çözüm ortağı nasıl seçilmeli, gerçek iş ihtiyaçları nasıl belirlenmeli, yapay zeka yatırımları nasıl önceliklendirilmeli? TOBB İş Dünyası Yapay Zeka Zirvesi, tam da bu ihtiyaçlara yanıt vermek üzere hayata geçirildi. Zirvede, katılımcıları, yapay zeka yatırımı planlayan KOBİ ve sanayicilerle birebir temas, gerçek saha deneyimi sunan teknoloji firmaları, yapay zeka destekli eşleştirme ile planlı B2B görüşmeler, yeni iş ortaklıkları ve sürdürülebilir işbirlikleri, Türkiye'nin önde gelen sektör temsilcileri ve vizyoner konuşmacıları bekliyor. Zirve, yalnızca farkındalık oluşturmak için değil, gerçek işbirlikleri ve somut ticari çıktılar üretmek için kurgulandı.Barut, zirvenin, Türkiye'nin sanayi ve hizmet sektöründe yapay zeka dönüşümünü hızlandırmak amacıyla hayata geçirilen, ulusal ölçekte farkındalık, eğitim ve işbirliği sağlayan vizyoner bir dönüşüm hareketi olduğunu belirterek, TOBB Türkiye Yazılım Meclisi himayesinde düzenlenen zirvenin, yapay zekayı teoriden çıkararak, firmaların gerçek iş süreçlerine entegre edilebilecek somut çözümler sunmayı hedeflediğini kaydetti.- Yapay zeka yatırımlarının doğru planlanmasını sağlayacağızTürkiye genelinde gerçekleştirilecek etkinliklerle sanayicileri, KOBİ'leri, karar vericileri ve teknoloji sağlayıcılarını aynı platformda buluşturacaklarını anlatan Barut, yapay zeka yatırımlarının doğru planlanmasının, doğru çözüm ortaklarıyla buluşmasının ve ölçülebilir çıktılara dönüşmesinin sağlanacağını bildirdi.Türkiye'de birçok firmanın yapay zekanın sunduğu fırsatların farkında olduğunu ancak dönüşüm sürecinde nereden başlanacağını, teknolojiyi iş süreçlerine nasıl entegre edeceğini ve doğru yatırım kararlarını nasıl vereceğini netleştirmekte zorlandığını anlatan Barut, Vizyonumuz, yapay zekayı teoriden çıkararak, somut ve uygulanabilir çözümlerle iş süreçlerine entegre edilebilir hale getirmek. Etkinlikle, Türkiye genelinde sürdürülebilir yapay zeka işbirliği ortamının gelişmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz. diye konuştu.Barut, zirve kapsamında firmaların kendi iş süreçlerine uygun teknolojileri değerlendirme ve karşılaştırma imkanı bulacaklarını dile getirerek, Bu sayede yatırım kararları daha bilinçli ve daha sağlıklı bir zeminde şekillendirilebiliyor. Çünkü inanıyoruz ki Türkiye'nin geleceği, yapay zekayı sadece konuşan değil, onu etkin kullanan bir üretim gücü olmasında yatıyor. değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — ARİFE YILDIZ ÜNAL - Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Yazılım Meclisi himayesinde 17 Haziran'da Ankara'da düzenlenecek TOBB İş Dünyası Yapay Zeka Zirvesi, iş dünyasını, teknoloji ekosistemini ve karar vericileri aynı platformda bir araya getirecek.Meclis Başkanı Ertan Barut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yapay zeka çözümleri geliştiren teknoloji firmaları ile sanayicileri, KOBİ'leri ve karar vericilerin buluşturulacağı zirvenin, 1000 katılımcı, 500'den fazla karar verici, 1000 B2B görüşme ve 20'den fazla konuşmacıya ev sahipliği yapacağını söyledi.Barut, zirveyle yapay zekanın kurumların gerçek iş süreçlerine uygulanabilir, ölçülebilir ve sürdürülebilir çözümlerle entegre edilebilmesinin amaçlandığını bildirdi.Birçok kurumun yapay zekanın potansiyelinin farkında olduğunu dile getiren Barut, şöyle devam etti:Ancak iş dünyasının gündeminde hala şu kritik sorular var: Nereden başlanmalı, doğru çözüm ortağı nasıl seçilmeli, gerçek iş ihtiyaçları nasıl belirlenmeli, yapay zeka yatırımları nasıl önceliklendirilmeli? TOBB İş Dünyası Yapay Zeka Zirvesi, tam da bu ihtiyaçlara yanıt vermek üzere hayata geçirildi. Zirvede, katılımcıları, yapay zeka yatırımı planlayan KOBİ ve sanayicilerle birebir temas, gerçek saha deneyimi sunan teknoloji firmaları, yapay zeka destekli eşleştirme ile planlı B2B görüşmeler, yeni iş ortaklıkları ve sürdürülebilir işbirlikleri, Türkiye'nin önde gelen sektör temsilcileri ve vizyoner konuşmacıları bekliyor. Zirve, yalnızca farkındalık oluşturmak için değil, gerçek işbirlikleri ve somut ticari çıktılar üretmek için kurgulandı.Barut, zirvenin, Türkiye'nin sanayi ve hizmet sektöründe yapay zeka dönüşümünü hızlandırmak amacıyla hayata geçirilen, ulusal ölçekte farkındalık, eğitim ve işbirliği sağlayan vizyoner bir dönüşüm hareketi olduğunu belirterek, TOBB Türkiye Yazılım Meclisi himayesinde düzenlenen zirvenin, yapay zekayı teoriden çıkararak, firmaların gerçek iş süreçlerine entegre edilebilecek somut çözümler sunmayı hedeflediğini kaydetti.- Yapay zeka yatırımlarının doğru planlanmasını sağlayacağızTürkiye genelinde gerçekleştirilecek etkinliklerle sanayicileri, KOBİ'leri, karar vericileri ve teknoloji sağlayıcılarını aynı platformda buluşturacaklarını anlatan Barut, yapay zeka yatırımlarının doğru planlanmasının, doğru çözüm ortaklarıyla buluşmasının ve ölçülebilir çıktılara dönüşmesinin sağlanacağını bildirdi.Türkiye'de birçok firmanın yapay zekanın sunduğu fırsatların farkında olduğunu ancak dönüşüm sürecinde nereden başlanacağını, teknolojiyi iş süreçlerine nasıl entegre edeceğini ve doğru yatırım kararlarını nasıl vereceğini netleştirmekte zorlandığını anlatan Barut, Vizyonumuz, yapay zekayı teoriden çıkararak, somut ve uygulanabilir çözümlerle iş süreçlerine entegre edilebilir hale getirmek. Etkinlikle, Türkiye genelinde sürdürülebilir yapay zeka işbirliği ortamının gelişmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz. diye konuştu.Barut, zirve kapsamında firmaların kendi iş süreçlerine uygun teknolojileri değerlendirme ve karşılaştırma imkanı bulacaklarını dile getirerek, Bu sayede yatırım kararları daha bilinçli ve daha sağlıklı bir zeminde şekillendirilebiliyor. Çünkü inanıyoruz ki Türkiye'nin geleceği, yapay zekayı sadece konuşan değil, onu etkin kullanan bir üretim gücü olmasında yatıyor. değerlendirmesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/tobb-is-dunyasi-yapay-zeka-zirvesi-is-dunyasini-ankara-da-bulusacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'deki havalimanları 5 yılda 8 milyondan fazla uçağı ağırladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-deki-havalimanlari-5-yilda-8-milyondan-fazla-ucagi-agirladi/853475/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-deki-havalimanlari-5-yilda-8-milyondan-fazla-ucagi-agirladi/853475/</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:12:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Sivil ticari uçak trafiğinin 4 milyon 290 bin 959'u iç hatlarda, 3 milyon 789 bin 183'ü dış hatlarda gerçekleşti - İstanbul Havalimanı, 2 milyon 277 bin 840'la sivil ticari uçak trafiğinin dörtte birinden fazlasına tek başına ev sahipliği yaptı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — MERTKAN ORUÇ - Türkiye'deki havalimanlarının sivil ticari uçak trafiği, 2021-2025 döneminde 8 milyon 80 bin 142'yi buldu.AA muhabirinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) verilerinden yaptığı derlemeye göre, Türkiye'de 58 havalimanı ile hizmet veren havacılık sektörü büyümesini sürdürüyor.Türkiye, son 5 yılda hava yolu yatırımlarında önemli projelere imza atarken bu dönemde Çukurova, Rize-Artvin ve Yeni Tokat havalimanları kullanıma sunuldu.Eş zamanlı üçlü bağımsız pist operasyonu devreye alınan İstanbul Havalimanı, üç uçağın birbirinden bağımsız pistlere aynı anda iniş veya kalkış yapabildiği Avrupa'da ilk havalimanı olarak öne çıktı.Antalya ve Esenboğa gibi havalimanlarında da yeni tesislerle kapasite artışı sağladı.Türkiye'nin sivil uçak trafiği, sektöre yönelik yeni yatırımlarla  2021-2025 döneminde önemli artış gösterdi.- Uçuş trafiği geçen yıl 1,9 milyonu aştıHavalimanlarına iniş ve kalkış yapan sivil ticari uçak trafiği 2021'de 1 milyon 204 bin 618 olurken, bu rakam Kovid-19 Salgını'nın etkilerinin ortadan kalkmasıyla 2022'de 1 milyon 488 bin 626'ya çıktı.Uçak trafiği, 2023'te 1 milyon 685 bin 877'ye ulaşırken, 2024'te 1 milyon 772 bin 610 olarak kayıtlara geçti.Havalimanlarındaki yoğunluk, geçen yıl 2024'e göre yüzde 8,8 artarak 1 milyon 928 bin 411'e ulaştı.Böylece Türkiye'deki havalimanlarına iniş-kalkış yapan uçak sayısı 5 yılda 8 milyon 80 bin 142'yi buldu.Toplam trafiğin 4 milyon 290 bin 959'u iç hatlarda, 3 milyon 789 bin 183'ü ise dış hatlarda gerçekleşti.İstanbul Havalimanı, sivil ticari uçak trafiğinin dörtte birinden fazlasına tek başına ev sahipliği yaparken, söz konusu dönemde bu havalimanından iniş-kalkış yapan uçak sayısı 2 milyon 277 bin 840 olarak kayıtlara geçti.Türkiye'deki havalimanlarının 2021-2025 dönemine ilişkin sivil ticari uçak trafiği verileri şöyle:Yıllarİç HatDış HatUçak Trafiği2021738.352466.2661.204.6182022786.150702.4761.488.6262023869.404816.4731.685.8772024903.060869.5501.772.6102025993.993934.4181.928.411TOPLAM4.290.9593.789.1838.080.142]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — MERTKAN ORUÇ - Türkiye'deki havalimanlarının sivil ticari uçak trafiği, 2021-2025 döneminde 8 milyon 80 bin 142'yi buldu.AA muhabirinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) verilerinden yaptığı derlemeye göre, Türkiye'de 58 havalimanı ile hizmet veren havacılık sektörü büyümesini sürdürüyor.Türkiye, son 5 yılda hava yolu yatırımlarında önemli projelere imza atarken bu dönemde Çukurova, Rize-Artvin ve Yeni Tokat havalimanları kullanıma sunuldu.Eş zamanlı üçlü bağımsız pist operasyonu devreye alınan İstanbul Havalimanı, üç uçağın birbirinden bağımsız pistlere aynı anda iniş veya kalkış yapabildiği Avrupa'da ilk havalimanı olarak öne çıktı.Antalya ve Esenboğa gibi havalimanlarında da yeni tesislerle kapasite artışı sağladı.Türkiye'nin sivil uçak trafiği, sektöre yönelik yeni yatırımlarla  2021-2025 döneminde önemli artış gösterdi.- Uçuş trafiği geçen yıl 1,9 milyonu aştıHavalimanlarına iniş ve kalkış yapan sivil ticari uçak trafiği 2021'de 1 milyon 204 bin 618 olurken, bu rakam Kovid-19 Salgını'nın etkilerinin ortadan kalkmasıyla 2022'de 1 milyon 488 bin 626'ya çıktı.Uçak trafiği, 2023'te 1 milyon 685 bin 877'ye ulaşırken, 2024'te 1 milyon 772 bin 610 olarak kayıtlara geçti.Havalimanlarındaki yoğunluk, geçen yıl 2024'e göre yüzde 8,8 artarak 1 milyon 928 bin 411'e ulaştı.Böylece Türkiye'deki havalimanlarına iniş-kalkış yapan uçak sayısı 5 yılda 8 milyon 80 bin 142'yi buldu.Toplam trafiğin 4 milyon 290 bin 959'u iç hatlarda, 3 milyon 789 bin 183'ü ise dış hatlarda gerçekleşti.İstanbul Havalimanı, sivil ticari uçak trafiğinin dörtte birinden fazlasına tek başına ev sahipliği yaparken, söz konusu dönemde bu havalimanından iniş-kalkış yapan uçak sayısı 2 milyon 277 bin 840 olarak kayıtlara geçti.Türkiye'deki havalimanlarının 2021-2025 dönemine ilişkin sivil ticari uçak trafiği verileri şöyle:Yıllarİç HatDış HatUçak Trafiği2021738.352466.2661.204.6182022786.150702.4761.488.6262023869.404816.4731.685.8772024903.060869.5501.772.6102025993.993934.4181.928.411TOPLAM4.290.9593.789.1838.080.142]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
