<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Galatasaray Daikin'de CEV Kupası inancı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/galatasaray-daikin-de-cev-kupasi-inanci/823863/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/galatasaray-daikin-de-cev-kupasi-inanci/823863/</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:18:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Galatasaray Daikin Kadın Voleybol Takımı Başantrenörü Alberto Bigarelli: - İstanbul'da oynayacağımız için daha az baskı hissedeceğiz. Rakibimiz de bize karşılık vermeye çalışacaktır. Biz de bu mücadeleye hazır olacağız. Finalden galibiyetle ayrılıp kupayı kazanabiliriz - Kupayı kazanmaya çok yakınız ama önümüzde hala bir maç daha var - Sarı-kırmızılıların pasör çaprazı Alexia Carutasu: - Tamamen kupaya odaklanmış durumdayız]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — CAN ÖCAL/CEREN AYDINONAT - Galatasaray Daikin Kadın Voleybol Takımı'nda başantrenör Alberto Bigarelli ile milli oyuncu Alexia Carutasu, CEV Kupası'nı kazanacaklarına inandıklarını belirtti.Galatasaray Daikin Kadın Voleybol Takımı, CEV Kupası finalinin rövanş maçında yarın İtalya'nın Reale Mutua Fenera ekibini ağırlayacak. İlk maçı 3-2 kazanan sarı-kırmızılı takımda başantrenör Alberto Bigarelli ve oyunculardan Alexia Carutasu, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.Kupayı kazanmak için önlerinde bir maçın daha olduğunu belirten Alberto Bigarelli, Çalışmaya devam etmemiz lazım. Detaylar önemli. Deplasmandaki galibiyetimiz bize önemli avantaj sağladı ancak kupayı kazanmak için önümüzde bir karşılaşma daha var. İstanbul'da oynayacağımız için daha az baskı hissedeceğiz. Rakibimiz de bize karşılık vermeye çalışacaktır. Biz de bu mücadeleye hazır olacağız. Finalden galibiyetle ayrılıp kupayı kazanabiliriz. dedi.Reale Mutua Fenera'ya geçen sene CEV Challenge Kupası'nda yarı finalde elendiklerini hatırlatan İtalyan başantrenör, Kızlara 'Geçen seneyi unutmamamız lazım. Geçen sene olanları değiştirmek için fırsatımız var.' dedim. Bence dengeli maç olacak çünkü Reale Mutua Fenera iyi takım. Uzun ve zor bir maç bizi bekliyor. Oyuncularımın maça hazır olduğunu biliyorum. Ben de hazırım. Taraftarlar da hazır. Maç için sabırsızlanıyoruz. ifadelerini kullandı.- İtalya'daki maçta iyi bir performans gösterdikAlberto Bigarelli, İtalya'daki maça göre değiştirmeleri gereken fazla bir şeyin olmadığını söyledi.İlk maçta iyi bir performans gösterdiklerini aktaran 35 yaşındaki İtalyan çalıştırıcı, Bence ilk maça göre değiştirmemiz gereken çok fazla bir şey yok. İtalya'daki maçta iyi bir performans gösterdik. Belki 5 setin 5'inde de iyi değildik ama karşılaşmada iyi voleybol oynadığımız çok fazla an vardı. Sabırlı olmamız önemli çünkü maç çok uzun olacak. Blok yapmada ve defansta geçen maçtaki gibi olursak, kazanmak için iyi bir şans yakalarız. Belki geçen maça göre farklı bir karşılaşma da görebiliriz. Bazı detaylara göre değişikliklere gidebiliriz. Reale Mutua Fenera'nın gücünü biliyoruz. Bireysel anlamda iyi ve tecrübeli oyuncuları var. diye konuştu.- Galatasaray'ı çok seviyorumGalatasaray'ın başındayken Avrupa kupası kazanmanın çok büyük zevk olacağını dile getiren Bigarelli, Benim hayallerimden bir tanesi de burada Avrupa kupası kazanmak. Bu konuyu çok fazla düşünmek istemiyorum. Kupayı kazanmaya çok yakınız ama önümüzde hala bir maç daha var. Umarım bunu başarırız. Taraftarlar için bunu başarmak istiyoruz. Galatasaray'ı çok seviyorum. Herkes bunu biliyor. Biz de oynamaya hazırız. Taraftarlar, bu kupayı hak ediyor. Umarım onlar için kupayı kazanırız. dedi.Bigarelli, sarı-kırmızılı taraftarlara da Umarım taraftarlar, Burhan Felek Voleybol Salonu'nu doldurur. Bu benim hayalim. Orayı tamamen dolmuş görmek istiyorum. Orayı tamamen sarı-kırmızı görmek istiyorum. Taraftarlara ihtiyacımız var. Çok önemli bir maç oynayacağız. Bizim için uzun ve zor bir sezon oldu. Taraftarları bekliyoruz. mesajını verdi.- Carutasu: Herkesin desteğiyle elimizden gelenin en iyisini yapacağızSarı-kırmızılı pasör çaprazı Alexia Carutasu, CEV Kupası'nı kulübe getirmek için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.İlk maçı deplasmanda kazandıkları için mutlu olduğunu aktaran Alexia, Zor bir maçtı ama üstesinden geldik. Burada daha zor bir maç bizi bekliyor. Herkesin desteğiyle elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Galip gelmek istiyoruz. dedi.Genç voleybolcu, iki takımın da kupayı kazanmak için sonuna kadar çabalayacağını vurgulayarak şöyle devam etti:Geçen sene Reale Mutua Fenera'ya yarı finalde kaybetmiştik ama onlar da finalde kaybetmişti. İki takım da bu sene kupayı çok istiyor. Evimizde elimizden gelenin en iyisini yapıp kupayı kazanmak için mücadele edeceğiz. Şu an için hem antrenmanlar açısından hem de mental açıdan her şey çok iyi gidiyor. Tamamen kupaya odaklanmış durumdayız. Takım olarak kazanmak benim için önemli. Sahada elimden gelenin en iyisini yapmaya, takımıma yardımcı olmaya çalışıyorum.Vodafone Sultanlar Ligi'nde zorlu bir sezon geçirdiklerinden bahseden 22 yaşındaki pasör çaprazı, İyi işler yaptığımızı düşünüyorum. Hem kupayı hem de ligi en iyi şekilde bitirmek istiyoruz. Galatasaray'da evimde gibi hissediyorum. Burada olduğum için çok mutluyum. Güzel şeyler başarmak istiyorum. Bir sene daha buradayım ve bunun için çok mutluyum. Birçok şeyi birlikte başaracağımızı düşünüyorum. diye konuştu.Taraftardan şampiyonluk maçında destek isteyen Alexia, Sezon boyunca bizi hep desteklediler, yanımızda oldular. Finalde de onlara çok ihtiyacımız var ve geleceklerinden şüphemiz yok. Desteklerini bekliyorum. diyerek sözlerini tamamladı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — CAN ÖCAL/CEREN AYDINONAT - Galatasaray Daikin Kadın Voleybol Takımı'nda başantrenör Alberto Bigarelli ile milli oyuncu Alexia Carutasu, CEV Kupası'nı kazanacaklarına inandıklarını belirtti.Galatasaray Daikin Kadın Voleybol Takımı, CEV Kupası finalinin rövanş maçında yarın İtalya'nın Reale Mutua Fenera ekibini ağırlayacak. İlk maçı 3-2 kazanan sarı-kırmızılı takımda başantrenör Alberto Bigarelli ve oyunculardan Alexia Carutasu, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.Kupayı kazanmak için önlerinde bir maçın daha olduğunu belirten Alberto Bigarelli, Çalışmaya devam etmemiz lazım. Detaylar önemli. Deplasmandaki galibiyetimiz bize önemli avantaj sağladı ancak kupayı kazanmak için önümüzde bir karşılaşma daha var. İstanbul'da oynayacağımız için daha az baskı hissedeceğiz. Rakibimiz de bize karşılık vermeye çalışacaktır. Biz de bu mücadeleye hazır olacağız. Finalden galibiyetle ayrılıp kupayı kazanabiliriz. dedi.Reale Mutua Fenera'ya geçen sene CEV Challenge Kupası'nda yarı finalde elendiklerini hatırlatan İtalyan başantrenör, Kızlara 'Geçen seneyi unutmamamız lazım. Geçen sene olanları değiştirmek için fırsatımız var.' dedim. Bence dengeli maç olacak çünkü Reale Mutua Fenera iyi takım. Uzun ve zor bir maç bizi bekliyor. Oyuncularımın maça hazır olduğunu biliyorum. Ben de hazırım. Taraftarlar da hazır. Maç için sabırsızlanıyoruz. ifadelerini kullandı.- İtalya'daki maçta iyi bir performans gösterdikAlberto Bigarelli, İtalya'daki maça göre değiştirmeleri gereken fazla bir şeyin olmadığını söyledi.İlk maçta iyi bir performans gösterdiklerini aktaran 35 yaşındaki İtalyan çalıştırıcı, Bence ilk maça göre değiştirmemiz gereken çok fazla bir şey yok. İtalya'daki maçta iyi bir performans gösterdik. Belki 5 setin 5'inde de iyi değildik ama karşılaşmada iyi voleybol oynadığımız çok fazla an vardı. Sabırlı olmamız önemli çünkü maç çok uzun olacak. Blok yapmada ve defansta geçen maçtaki gibi olursak, kazanmak için iyi bir şans yakalarız. Belki geçen maça göre farklı bir karşılaşma da görebiliriz. Bazı detaylara göre değişikliklere gidebiliriz. Reale Mutua Fenera'nın gücünü biliyoruz. Bireysel anlamda iyi ve tecrübeli oyuncuları var. diye konuştu.- Galatasaray'ı çok seviyorumGalatasaray'ın başındayken Avrupa kupası kazanmanın çok büyük zevk olacağını dile getiren Bigarelli, Benim hayallerimden bir tanesi de burada Avrupa kupası kazanmak. Bu konuyu çok fazla düşünmek istemiyorum. Kupayı kazanmaya çok yakınız ama önümüzde hala bir maç daha var. Umarım bunu başarırız. Taraftarlar için bunu başarmak istiyoruz. Galatasaray'ı çok seviyorum. Herkes bunu biliyor. Biz de oynamaya hazırız. Taraftarlar, bu kupayı hak ediyor. Umarım onlar için kupayı kazanırız. dedi.Bigarelli, sarı-kırmızılı taraftarlara da Umarım taraftarlar, Burhan Felek Voleybol Salonu'nu doldurur. Bu benim hayalim. Orayı tamamen dolmuş görmek istiyorum. Orayı tamamen sarı-kırmızı görmek istiyorum. Taraftarlara ihtiyacımız var. Çok önemli bir maç oynayacağız. Bizim için uzun ve zor bir sezon oldu. Taraftarları bekliyoruz. mesajını verdi.- Carutasu: Herkesin desteğiyle elimizden gelenin en iyisini yapacağızSarı-kırmızılı pasör çaprazı Alexia Carutasu, CEV Kupası'nı kulübe getirmek için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.İlk maçı deplasmanda kazandıkları için mutlu olduğunu aktaran Alexia, Zor bir maçtı ama üstesinden geldik. Burada daha zor bir maç bizi bekliyor. Herkesin desteğiyle elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Galip gelmek istiyoruz. dedi.Genç voleybolcu, iki takımın da kupayı kazanmak için sonuna kadar çabalayacağını vurgulayarak şöyle devam etti:Geçen sene Reale Mutua Fenera'ya yarı finalde kaybetmiştik ama onlar da finalde kaybetmişti. İki takım da bu sene kupayı çok istiyor. Evimizde elimizden gelenin en iyisini yapıp kupayı kazanmak için mücadele edeceğiz. Şu an için hem antrenmanlar açısından hem de mental açıdan her şey çok iyi gidiyor. Tamamen kupaya odaklanmış durumdayız. Takım olarak kazanmak benim için önemli. Sahada elimden gelenin en iyisini yapmaya, takımıma yardımcı olmaya çalışıyorum.Vodafone Sultanlar Ligi'nde zorlu bir sezon geçirdiklerinden bahseden 22 yaşındaki pasör çaprazı, İyi işler yaptığımızı düşünüyorum. Hem kupayı hem de ligi en iyi şekilde bitirmek istiyoruz. Galatasaray'da evimde gibi hissediyorum. Burada olduğum için çok mutluyum. Güzel şeyler başarmak istiyorum. Bir sene daha buradayım ve bunun için çok mutluyum. Birçok şeyi birlikte başaracağımızı düşünüyorum. diye konuştu.Taraftardan şampiyonluk maçında destek isteyen Alexia, Sezon boyunca bizi hep desteklediler, yanımızda oldular. Finalde de onlara çok ihtiyacımız var ve geleceklerinden şüphemiz yok. Desteklerini bekliyorum. diyerek sözlerini tamamladı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/galatasaray-daikin-de-cev-kupasi-inanci.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Telekom, BKT Avrupa Kupası'nda Türk finali peşinde</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turk-telekom-bkt-avrupa-kupasi-nda-turk-finali-pesinde/823862/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turk-telekom-bkt-avrupa-kupasi-nda-turk-finali-pesinde/823862/</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:18:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Türk Telekom, yarı final üçüncü ve son maçında Cosea JL Bourg'u geçmesi durumunda finalde Beşiktaş GAİN ile kupa mücadelesi verecek - Başkent ekibinin turu geçmesi halinde organizasyon tarihinde ilk kez finalde iki Türk takımı karşı karşıya gelecek - Mavi-beyazlıların genel menajeri Önder Külçebaş: - İkinci maçta yeterince uygulayamadığımız doğruları sahaya yansıtmak istiyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — SALİH ULAŞ ŞAHAN - Türk Telekom Basketbol Takımı, BKT Avrupa Kupası yarı final üçüncü ve son maçında yarın deplasmanda Fransa'nın Cosea JL Bourg ekibi ile karşılaşacak.Bourg-en-Bresse kentindeki Ekinox Salonu'nda oynanacak müsabaka, TSİ 20.30'da başlayacak.Yarı final serisinin ilk maçında deplasmanda 28 sayı farkla 99-71 galip gelen başkent ekibi, Ankara Spor Salonu'ndaki rövanş karşılaşmasında ise JL Bourg'a 76-73 mağlup oldu.Durumun 1-1 olduğu seride kazanan takım, finalde Beşiktaş GAİN ile kupa mücadelesi verecek.Türk Telekom'un turu geçmesi halinde organizasyon tarihinde ilk kez finalde iki Türk takımı karşı karşıya gelecek.- En büyük organizasyonda bir Türk takımı dahaTürk Telekom, turu geçerse finalde Türk derbisi oynanacak ve kupa Türkiye'nin olacak.Avrupa Kupası şampiyonunun Avrupa Ligi vizesi aldığı formatta gelecek sezon Fenerbahçe Beko ve Anadolu Efes'in yanı sıra bir Türk takımı daha en büyük organizasyonda mücadele etme hakkı elde edecek.Türk Telekom, kupayı alması halinde 1997-1998 sezonundan sonra ilk kez Avrupa Ligi'nde mücadele verecek.- Türk takımları, daha önce iki kez şampiyon olduAvrupa Kupası'nda daha önce Türk takımları iki kez şampiyonluk yaşadı.Avrupa'nın kulüpler bazında en önemli ikinci organizasyonda Galatasaray 2016 yılında, Darüşşafaka ise 2018'de kupayı kazandı.Türk Telekom'un yarın rakibini elemesi durumunda kupa, üçüncü kez Türkiye'ye gelecek. Türk Telekom ya da Beşiktaş GAIN, bu durumda kupanın sahibi olacak.- Doğruları sahaya yansıtmak istiyoruzTürk Telekom Genel Menajeri Önder Külçebaş, AA muhabirine, karşılaşamada doğru oyunun sonucu belirleyeceğini söyledi.Başkent ekibinin serideki son iki maçının performansını değerlendiren Külçebaş, İlk maçta kusursuza yakın yaptığımız fakat ikinci maçta yeterince uygulayamadığımız doğruları sahaya yansıtmak istiyoruz. Rakibimizin bire birlerini durdurmak ve ikinci atış sayılarını azaltmak bizim için çok önemli. İkinci maçta rakibimize verdiğimiz 15 hücum ribaundu ve kritik anlardaki ikinci atış sayıları onlara ciddi avantaj sağladı. Deplasman takımı olarak top kayıplarına çok dikkat etmemiz gerekiyor. Hücumda ise ilk maçtaki 21 asistimizden sonra ikinci maçta 11 asistte kalmamız akıcılığımızı olumsuz etkiledi ve maçı kırmamıza engel oldu. Bu maçta boyalı alana daha çok atak ederek topu, daha çok paylaşıp doğru atışlar ile sonuçlandırmak istiyoruz. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — SALİH ULAŞ ŞAHAN - Türk Telekom Basketbol Takımı, BKT Avrupa Kupası yarı final üçüncü ve son maçında yarın deplasmanda Fransa'nın Cosea JL Bourg ekibi ile karşılaşacak.Bourg-en-Bresse kentindeki Ekinox Salonu'nda oynanacak müsabaka, TSİ 20.30'da başlayacak.Yarı final serisinin ilk maçında deplasmanda 28 sayı farkla 99-71 galip gelen başkent ekibi, Ankara Spor Salonu'ndaki rövanş karşılaşmasında ise JL Bourg'a 76-73 mağlup oldu.Durumun 1-1 olduğu seride kazanan takım, finalde Beşiktaş GAİN ile kupa mücadelesi verecek.Türk Telekom'un turu geçmesi halinde organizasyon tarihinde ilk kez finalde iki Türk takımı karşı karşıya gelecek.- En büyük organizasyonda bir Türk takımı dahaTürk Telekom, turu geçerse finalde Türk derbisi oynanacak ve kupa Türkiye'nin olacak.Avrupa Kupası şampiyonunun Avrupa Ligi vizesi aldığı formatta gelecek sezon Fenerbahçe Beko ve Anadolu Efes'in yanı sıra bir Türk takımı daha en büyük organizasyonda mücadele etme hakkı elde edecek.Türk Telekom, kupayı alması halinde 1997-1998 sezonundan sonra ilk kez Avrupa Ligi'nde mücadele verecek.- Türk takımları, daha önce iki kez şampiyon olduAvrupa Kupası'nda daha önce Türk takımları iki kez şampiyonluk yaşadı.Avrupa'nın kulüpler bazında en önemli ikinci organizasyonda Galatasaray 2016 yılında, Darüşşafaka ise 2018'de kupayı kazandı.Türk Telekom'un yarın rakibini elemesi durumunda kupa, üçüncü kez Türkiye'ye gelecek. Türk Telekom ya da Beşiktaş GAIN, bu durumda kupanın sahibi olacak.- Doğruları sahaya yansıtmak istiyoruzTürk Telekom Genel Menajeri Önder Külçebaş, AA muhabirine, karşılaşamada doğru oyunun sonucu belirleyeceğini söyledi.Başkent ekibinin serideki son iki maçının performansını değerlendiren Külçebaş, İlk maçta kusursuza yakın yaptığımız fakat ikinci maçta yeterince uygulayamadığımız doğruları sahaya yansıtmak istiyoruz. Rakibimizin bire birlerini durdurmak ve ikinci atış sayılarını azaltmak bizim için çok önemli. İkinci maçta rakibimize verdiğimiz 15 hücum ribaundu ve kritik anlardaki ikinci atış sayıları onlara ciddi avantaj sağladı. Deplasman takımı olarak top kayıplarına çok dikkat etmemiz gerekiyor. Hücumda ise ilk maçtaki 21 asistimizden sonra ikinci maçta 11 asistte kalmamız akıcılığımızı olumsuz etkiledi ve maçı kırmamıza engel oldu. Bu maçta boyalı alana daha çok atak ederek topu, daha çok paylaşıp doğru atışlar ile sonuçlandırmak istiyoruz. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/turk-telekom-bkt-avrupa-kupasi-nda-turk-finali-pesinde.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Sigarayı bırakıp spora başlayan polis, atletizmde başarıdan başarıya koşuyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/sigarayi-birakip-spora-baslayan-polis-atletizmde-basaridan-basariya-kosuyor/823861/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/sigarayi-birakip-spora-baslayan-polis-atletizmde-basaridan-basariya-kosuyor/823861/</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:18:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Erzurum — Erzurum İl Emniyet Müdürlüğünde görevli ve Atletizm Federasyonunun lisanslı maratoncusu 52 yaşındaki polis memuru Osman Sucuoğlu, 2007'de sigarayı bıraktıktan sonra başladığı sporda 1 kupa ve 19 madalya kazandı - Sucuoğlu: - Zorlu ve fedakar bir mesleğimiz var. Aracımın bagajında koşu ekipmanım her zaman hazırdır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Erzurum Haberleri — TALHA KOCA - Erzurum İl Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memuru 52 yaşındaki Osman Sucuoğlu, sigarayı bıraktıktan sonra sağlıklı yaşam için başladığı atletizmde çok sayıda madalya elde etti.Mesleğe 1995 yılında İstanbul'da başlayan 2 çocuk babası Amasya doğumlu Sucuoğlu, master atlet kimliğiyle dikkati çekiyor.Sucuoğlu, 2007'de sigarayı bıraktıktan sonra kilo almamak ve sağlıklı yaşam için başladığı yürüyüşün kendisine yetmediğini fark edince koşu sporuna geçti. Tunceli ve Samsun'da görev yaptıktan sonra 2021'de tayin olduğu Erzurum'da antrenmanlarını sürdürürken tanıştığı Palandöken Masterler Koşu Grubu'na katılan Sucuoğlu, 2022'de Atletizm Federasyonunun lisanslı sporcusu oldu.Sucuoğlu, yoğun iş temposuna rağmen aracının bagajında hazır bulundurduğu koşu ekipmanlarıyla mesai öncesi veya sonrası her fırsatta antrenmanlarını sürdürüyor.Sucuoğlu, Türkiye'de yarı maratonlarda madalyalar kazanan, Giresun'da 2024'te Uluslararası 7. Yarı Maratonu'nda 45-49 yaş kategorisinde ikincilik kupasını alan Sucuoğlu, 21 kilometre koşacağı İstanbul Yarımada Yarı Maratonu'na hazırlanıyor.- Son 4 yılda 1 kupa 19 madalyaYaklaşık 20 yıldır sporla geçen yaşamıyla meslektaşlarına örnek olan Sucuoğlu, son 4 yılda katıldığı 20 Uluslararası Yarı Maraton'da 1 kupa ve 19 madalya kazandı.Sucuoğlu, AA muhabirine, 10 kilometreyi 47 dakikanın altında koştuğunu ve bunu daha da geliştirmek için antrenmanlarını sürdürdüğünü söyledi.Haftada en az 3 gün antrenman yaptığını aktaran Sucuoğlu, Zorlu ve fedakar bir mesleğimiz var, çoğu zaman grupla antrenmana katılamadığımdan aracımın bagajında koşu ekipmanım her zaman hazırdır. Mesai çıkışı bazen de öncesinde hava şartlarına göre antrenmanlarımı sürekli yapıyorum. dedi.Sigarayı 2007'de bıraktığını, kilo almamak ve sağlıklı yaşam için yürüyüşe başladığını ancak yetersiz geldiğini hissettiğinde koşu sporuna geçtiğini anlatan Sucuoğlu, Yıllarca bireysel koştum. 2021'de Erzurum'a tayin oldum, burada bireysel antrenman yaparken Palandöken Masterler Koşu Grubu ile tanıştım. Bu benim için bir dönüm noktası oldu. Daha profesyonel çalışmaya başladım. Grupla ülkemizdeki maratonların çoğuna katılıyoruz. Yaş gruplarında dereceye girebiliyorum, ilk üçe girebilmek hedefim doğrultusunda çalışıyorum. Mesleğimde fiziksel dayanıklılığımın arttığını hissettim, stres yönetimimde daha iyi fayda sağladığımı gördüm. Konulara daha disiplinli ve odaklı yaklaştığımı hissettim. Bu yüzden tüm meslektaşlarıma sporu tavsiye ediyorum. diye konuştu.Kıtalar arası İstanbul Maratonu'na her sene katılmaya çalıştığını dile getiren Sucuoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:Dünyada tek olan kıtalara arası İstanbul Maratonu'nun benim için özel yeri var. Ona her sene katılıyorum, önümüzde İstanbul Yarı Maratonu var, onun hazırlıkları ve çalışmalarını son hızla devam ettiriyorum. Bu zamana kadar 20 yarı maratona katıldım ve her seferinde daha iyi bir başarı elde ettiğimi fark ettim. Bu da benim için bir tutku ve zevk oluşturdu. Her zaman kendi yaş grubumda ilk üçe girerek derece alabilmek ve sporu bir yaşam biçimi haline getirip mümkün olduğunca yaşam boyu koşmayı hedefliyorum.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Erzurum Haberleri — TALHA KOCA - Erzurum İl Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memuru 52 yaşındaki Osman Sucuoğlu, sigarayı bıraktıktan sonra sağlıklı yaşam için başladığı atletizmde çok sayıda madalya elde etti.Mesleğe 1995 yılında İstanbul'da başlayan 2 çocuk babası Amasya doğumlu Sucuoğlu, master atlet kimliğiyle dikkati çekiyor.Sucuoğlu, 2007'de sigarayı bıraktıktan sonra kilo almamak ve sağlıklı yaşam için başladığı yürüyüşün kendisine yetmediğini fark edince koşu sporuna geçti. Tunceli ve Samsun'da görev yaptıktan sonra 2021'de tayin olduğu Erzurum'da antrenmanlarını sürdürürken tanıştığı Palandöken Masterler Koşu Grubu'na katılan Sucuoğlu, 2022'de Atletizm Federasyonunun lisanslı sporcusu oldu.Sucuoğlu, yoğun iş temposuna rağmen aracının bagajında hazır bulundurduğu koşu ekipmanlarıyla mesai öncesi veya sonrası her fırsatta antrenmanlarını sürdürüyor.Sucuoğlu, Türkiye'de yarı maratonlarda madalyalar kazanan, Giresun'da 2024'te Uluslararası 7. Yarı Maratonu'nda 45-49 yaş kategorisinde ikincilik kupasını alan Sucuoğlu, 21 kilometre koşacağı İstanbul Yarımada Yarı Maratonu'na hazırlanıyor.- Son 4 yılda 1 kupa 19 madalyaYaklaşık 20 yıldır sporla geçen yaşamıyla meslektaşlarına örnek olan Sucuoğlu, son 4 yılda katıldığı 20 Uluslararası Yarı Maraton'da 1 kupa ve 19 madalya kazandı.Sucuoğlu, AA muhabirine, 10 kilometreyi 47 dakikanın altında koştuğunu ve bunu daha da geliştirmek için antrenmanlarını sürdürdüğünü söyledi.Haftada en az 3 gün antrenman yaptığını aktaran Sucuoğlu, Zorlu ve fedakar bir mesleğimiz var, çoğu zaman grupla antrenmana katılamadığımdan aracımın bagajında koşu ekipmanım her zaman hazırdır. Mesai çıkışı bazen de öncesinde hava şartlarına göre antrenmanlarımı sürekli yapıyorum. dedi.Sigarayı 2007'de bıraktığını, kilo almamak ve sağlıklı yaşam için yürüyüşe başladığını ancak yetersiz geldiğini hissettiğinde koşu sporuna geçtiğini anlatan Sucuoğlu, Yıllarca bireysel koştum. 2021'de Erzurum'a tayin oldum, burada bireysel antrenman yaparken Palandöken Masterler Koşu Grubu ile tanıştım. Bu benim için bir dönüm noktası oldu. Daha profesyonel çalışmaya başladım. Grupla ülkemizdeki maratonların çoğuna katılıyoruz. Yaş gruplarında dereceye girebiliyorum, ilk üçe girebilmek hedefim doğrultusunda çalışıyorum. Mesleğimde fiziksel dayanıklılığımın arttığını hissettim, stres yönetimimde daha iyi fayda sağladığımı gördüm. Konulara daha disiplinli ve odaklı yaklaştığımı hissettim. Bu yüzden tüm meslektaşlarıma sporu tavsiye ediyorum. diye konuştu.Kıtalar arası İstanbul Maratonu'na her sene katılmaya çalıştığını dile getiren Sucuoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:Dünyada tek olan kıtalara arası İstanbul Maratonu'nun benim için özel yeri var. Ona her sene katılıyorum, önümüzde İstanbul Yarı Maratonu var, onun hazırlıkları ve çalışmalarını son hızla devam ettiriyorum. Bu zamana kadar 20 yarı maratona katıldım ve her seferinde daha iyi bir başarı elde ettiğimi fark ettim. Bu da benim için bir tutku ve zevk oluşturdu. Her zaman kendi yaş grubumda ilk üçe girerek derece alabilmek ve sporu bir yaşam biçimi haline getirip mümkün olduğunca yaşam boyu koşmayı hedefliyorum.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Hatay'da Asi Nehri'nde erkek cesedi bulundu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/hatay-da-asi-nehri-nde-erkek-cesedi-bulundu/823860/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/hatay-da-asi-nehri-nde-erkek-cesedi-bulundu/823860/</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:15:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Hatay — Hatay'ın merkez Antakya ilçesinden geçen Asi Nehri'nde erkek cesedi bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Hatay Haberleri — Hatay'ın merkez Antakya ilçesinden geçen Asi Nehri'nde erkek cesedi bulundu.Demirköprü Mahallesi'nde nehirde ceset olduğunu görenler, durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi.İhbar üzerine olay yerine polis, sağlık ve Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi Sualtı Arama ekipleri sevk edildi.Ekiplerin çalışmasıyla sudan çıkarılan erkek cesedi, kimlik tespiti ve otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Hatay Haberleri — Hatay'ın merkez Antakya ilçesinden geçen Asi Nehri'nde erkek cesedi bulundu.Demirköprü Mahallesi'nde nehirde ceset olduğunu görenler, durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi.İhbar üzerine olay yerine polis, sağlık ve Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi Sualtı Arama ekipleri sevk edildi.Ekiplerin çalışmasıyla sudan çıkarılan erkek cesedi, kimlik tespiti ve otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/hatay-da-asi-nehri-nde-erkek-cesedi-bulundu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Basketbol Süper Ligi'ne tutunma mücadelesinde son 5 haftaya giriliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/basketbol-super-ligi-ne-tutunma-mucadelesinde-son-5-haftaya-giriliyor/823859/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/basketbol-super-ligi-ne-tutunma-mucadelesinde-son-5-haftaya-giriliyor/823859/</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İzmir — Onvo Büyükçekmece ve Karşıyaka'nın küme düşme hattında yer aldığı son 5 haftada alt sıradaki ekipler, kritik müsabakalara çıkacak - Ligde 2 şampiyonluğu bulunan Karşıyaka'nın küme düşmemesi için sadece kazanması değil, rakiplerinin de puan kaybetmesi gerekecek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İzmir Haberleri — ALİ KORKMAZ - Normal sezonda son 5 haftaya girilen ve ilk 8 takımın büyük ölçüde belli olduğu Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi'nde kümede kalma mücadelesi son haftalarda büyük heyecana sahne olacak.Türk Telekom'un BKT Avrupa Kupası maçı nedeniyle ertelenen Türk Telekom-Safiport Erokspor karşılaşması dışında tamamlanan 25. hafta müsabakalarının ardından Fenerbahçe Beko, Beşiktaş GAİN'in önünde averajla lider durumda bulunuyor.Play-off oynayacak ilk 8 takımın büyük ölçüde belli olduğu ligde ilk 2 sıra dışında Bahçeşehir Koleji, Trabzonspor, Anadolu Efes, Türk Telekom, Galatasaray MCT Technic ve Safiport Erokspor, son 5 haftaya play-off barajında girdi.- Düşme hattıOnvo Büyükçekmece Basketbol'un 4 galibiyetle son sırada yer aldığı ligde 5 galibiyeti bulunan Karşıyaka, son 5 haftaya düşme hattında girdi.Bu iki ekip, 11 Nisan Cumartesi günü İzmir'de karşılaşacak. Ligde 1986-1987 ve 2014-2015 sezonlarında şampiyonluğa ulaşan Karşıyaka'nın kalan maçlarında sadece galibiyet alması yetmeyecek. İzmir temsilcisi, bu süreçte rakiplerinin de hata yapmasını beklemek zorunda.Düşme hattının hemen üzerinde bulunan Bursaspor ve Aliağa Petkimspor'un yedişer, Glint Manisa Basket'in 8 ve Mersin Spor'un 9 galibiyeti bulunuyor.Bu ekiplerin kalan maçları şöyle:Mersin Spor: Safiport Erokspor (D), Bursaspor Basketbol, Yukatel Merkezefendi Belediyesi Basket (D), Anadolu Efes, Trabzonspor (D)Glint Manisa Basket: Bahçeşehir Koleji (D), TOFAŞ, Aliağa Petkimspor (D), Galatasaray MCT Technic (D), Türk TelekomAliağa Petkimspor: Trabzonspor (D), Glint Manisa Basket, Beşiktaş GAİN (D), Bahçeşehir Koleji, TOFAŞ (D)Bursaspor Basketbol: Türk Telekom, Mersin Spor (D), Onvo Büyükçekmece Basketbol, Safiport Erokspor (D), Karşıyaka (D)Karşıyaka: Onvo Büyükçekmece Basketbol, Bahçeşehir Koleji (D), Safiport Erokspor, TOFAŞ (D), Bursaspor BasketbolOnvo Büyükçekmece Basketbol: Karşıyaka (D), Safiport Erokspor, Bursaspor Basketbol (D), Yukatel Merkezefendi Belediyesi Basket, Anadolu Efes (D)- Puan durumuLigde son 5 hafta öncesindeki puan durumu ve 26. haftanın programı şöyle:TakımlarOGMAYAv.P1. Fenerbahçe Beko2521422121981231462. Beşiktaş GAİN2521421691910259463. Bahçeşehir Koleji2519620821926156444. Trabzonspor2517821702046124425. Anadolu Efes2516921882021167416. Türk Telekom2416820841922162407. Galatasaray MCT Technic2515102162209666408. Safiport Erokspor2414101969189079389. Yukatel Merkezefendi B.25101520192162-1433510. TOFAŞ25101521022134-323511. Mersin  Spor2591621162197-813412. Glint Manisa Basket2581720172139-1223313. Aliağa Petkimspor2571819932194-2013214. Bursaspor Basketbol2571820072235-2283215. Karşıyaka2552019942230-2363016. Onvo Büyükçekmece Basketbol2542120302231-20129- 26. hafta programı11 Nisan Cumartesi:13.00 Safiport Erokspor-Mersin Spor (Sinan Erdem)15.30 Yukatel Merkezefendi Belediyesi Basket-Galatasaray MCT Technic (Pamukkale Üniversitesi)18.00 Beşiktaş GAİN-Bahçeşehir Koleji (Beşiktaş GAİN)20.30 Karşıyaka-Onvo Büyükçekmece Basketbol (Mustafa Kemal Atatürk Karşıyaka)12 Nisan Pazar:13.00 Glint Manisa Basket-TOFAŞ (Muradiye)15.30 Trabzonspor-Aliağa Petkimspor (Hayri Gür)18.00 Bursaspor Basketbol-Türk Telekom (TOFAŞ)13 Nisan Pazartesi:19.00 Anadolu Efes-Fenerbahçe Beko (Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi)]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İzmir Haberleri — ALİ KORKMAZ - Normal sezonda son 5 haftaya girilen ve ilk 8 takımın büyük ölçüde belli olduğu Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi'nde kümede kalma mücadelesi son haftalarda büyük heyecana sahne olacak.Türk Telekom'un BKT Avrupa Kupası maçı nedeniyle ertelenen Türk Telekom-Safiport Erokspor karşılaşması dışında tamamlanan 25. hafta müsabakalarının ardından Fenerbahçe Beko, Beşiktaş GAİN'in önünde averajla lider durumda bulunuyor.Play-off oynayacak ilk 8 takımın büyük ölçüde belli olduğu ligde ilk 2 sıra dışında Bahçeşehir Koleji, Trabzonspor, Anadolu Efes, Türk Telekom, Galatasaray MCT Technic ve Safiport Erokspor, son 5 haftaya play-off barajında girdi.- Düşme hattıOnvo Büyükçekmece Basketbol'un 4 galibiyetle son sırada yer aldığı ligde 5 galibiyeti bulunan Karşıyaka, son 5 haftaya düşme hattında girdi.Bu iki ekip, 11 Nisan Cumartesi günü İzmir'de karşılaşacak. Ligde 1986-1987 ve 2014-2015 sezonlarında şampiyonluğa ulaşan Karşıyaka'nın kalan maçlarında sadece galibiyet alması yetmeyecek. İzmir temsilcisi, bu süreçte rakiplerinin de hata yapmasını beklemek zorunda.Düşme hattının hemen üzerinde bulunan Bursaspor ve Aliağa Petkimspor'un yedişer, Glint Manisa Basket'in 8 ve Mersin Spor'un 9 galibiyeti bulunuyor.Bu ekiplerin kalan maçları şöyle:Mersin Spor: Safiport Erokspor (D), Bursaspor Basketbol, Yukatel Merkezefendi Belediyesi Basket (D), Anadolu Efes, Trabzonspor (D)Glint Manisa Basket: Bahçeşehir Koleji (D), TOFAŞ, Aliağa Petkimspor (D), Galatasaray MCT Technic (D), Türk TelekomAliağa Petkimspor: Trabzonspor (D), Glint Manisa Basket, Beşiktaş GAİN (D), Bahçeşehir Koleji, TOFAŞ (D)Bursaspor Basketbol: Türk Telekom, Mersin Spor (D), Onvo Büyükçekmece Basketbol, Safiport Erokspor (D), Karşıyaka (D)Karşıyaka: Onvo Büyükçekmece Basketbol, Bahçeşehir Koleji (D), Safiport Erokspor, TOFAŞ (D), Bursaspor BasketbolOnvo Büyükçekmece Basketbol: Karşıyaka (D), Safiport Erokspor, Bursaspor Basketbol (D), Yukatel Merkezefendi Belediyesi Basket, Anadolu Efes (D)- Puan durumuLigde son 5 hafta öncesindeki puan durumu ve 26. haftanın programı şöyle:TakımlarOGMAYAv.P1. Fenerbahçe Beko2521422121981231462. Beşiktaş GAİN2521421691910259463. Bahçeşehir Koleji2519620821926156444. Trabzonspor2517821702046124425. Anadolu Efes2516921882021167416. Türk Telekom2416820841922162407. Galatasaray MCT Technic2515102162209666408. Safiport Erokspor2414101969189079389. Yukatel Merkezefendi B.25101520192162-1433510. TOFAŞ25101521022134-323511. Mersin  Spor2591621162197-813412. Glint Manisa Basket2581720172139-1223313. Aliağa Petkimspor2571819932194-2013214. Bursaspor Basketbol2571820072235-2283215. Karşıyaka2552019942230-2363016. Onvo Büyükçekmece Basketbol2542120302231-20129- 26. hafta programı11 Nisan Cumartesi:13.00 Safiport Erokspor-Mersin Spor (Sinan Erdem)15.30 Yukatel Merkezefendi Belediyesi Basket-Galatasaray MCT Technic (Pamukkale Üniversitesi)18.00 Beşiktaş GAİN-Bahçeşehir Koleji (Beşiktaş GAİN)20.30 Karşıyaka-Onvo Büyükçekmece Basketbol (Mustafa Kemal Atatürk Karşıyaka)12 Nisan Pazar:13.00 Glint Manisa Basket-TOFAŞ (Muradiye)15.30 Trabzonspor-Aliağa Petkimspor (Hayri Gür)18.00 Bursaspor Basketbol-Türk Telekom (TOFAŞ)13 Nisan Pazartesi:19.00 Anadolu Efes-Fenerbahçe Beko (Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi)]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/basketbol-super-ligi-ne-tutunma-mucadelesinde-son-5-haftaya-giriliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İnegöllü mobilyacılar evlenecek çiftlere indirim desteği veriyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/inegollu-mobilyacilar-evlenecek-ciftlere-indirim-destegi-veriyor/823858/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/inegollu-mobilyacilar-evlenecek-ciftlere-indirim-destegi-veriyor/823858/</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Bursa — Bursa'nın İnegöl ilçesinde Ertuğrulgazi Mobilyacılar Caddesi Derneği üyeleri, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının Aile ve Nüfus 10 Yılı vizyonu doğrultusunda evlenecek çiftlere yüzde 15 indirim kampanyası başlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Bursa Haberleri — Bursa'nın İnegöl ilçesinde Ertuğrulgazi Mobilyacılar Caddesi Derneği üyeleri, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının Aile ve Nüfus 10 Yılı vizyonu doğrultusunda evlenecek çiftlere yüzde 15 indirim kampanyası başlattı.Dernek bünyesindeki tüm mobilya mağazalarının katılımıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında koltuk takımı, yatak odası ve yemek odası gruplarında yüzde 15 indirim sağlanıyor.Mobilya üretim ve ticaretinde önemli merkezlerden İnegöl'de hayata geçirilen kampanyanın, genç çiftlere ekonomik kolaylık sağlaması ve sektörde hareketlilik oluşturması hedefleniyor.İnegöl Ertuğrul Gazi Mobilyacılar Caddesi Derneği Başkanı Alican Yavaş, AA muhabirine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın aileye çok önem verdiğini söyledi.Dernek olarak Aile ve Nüfus 10 Yılı vizyonuna destek vermek istediklerini belirten Yavaş, Biz de vatandaşlarımızın yanındayız. Bu kapsamda caddemizde mobilya alışveriş için gelen yeni evlenecek vatandaşlarımıza seçili ürünlerde yüzde 15 indirim uygulamaktayız. Devletimizin uyguladığı kampanyayı destekliyoruz. dedi.Kampanyadan faydalanan Ali Çavuşlar, Aile ve Nüfus 10 Yılı vizyonu doğrultusunda devletten destek aldıklarını anlatarak, Bu zor dönemde bizim için çok faydalı oldu. Cumhurbaşkanımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ederiz. 'Mobilya' denilince akla ilk gelen yer olan İnegöl Ertuğrulgazi Mobilyacılar Caddesi'ne geldik. Burada tüm mağazalarda yüzde 15 indirim olduğunu öğrenince bizim için sürpriz oldu ve bundan da faydalandık. ifadesini kullandı.Betül Şen ise devlet desteğinin kendileri için önemli olduğunu anlattı.Verilen destek dolayısıyla eğitimlere başladıklarını dile getiren Şen, Eğitimlerde evliliğin başından sonrasına, çocuk bakımından evliliğin yürütülmesine kadar her şey anlatılıyor. Şu anda psikolojik danışmanlık hizmeti de alıyoruz. Mobilya indirimi de bizim için sürpriz oldu. Evlilik sürecimiz günden güne daha da güzel ilerliyor. diye konuştu.Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç de İnegöl'deki mobilyacıların uygulamasını tebrik ederek, sektörün devletin projelerine her zaman destek verdiğini kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Bursa Haberleri — Bursa'nın İnegöl ilçesinde Ertuğrulgazi Mobilyacılar Caddesi Derneği üyeleri, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının Aile ve Nüfus 10 Yılı vizyonu doğrultusunda evlenecek çiftlere yüzde 15 indirim kampanyası başlattı.Dernek bünyesindeki tüm mobilya mağazalarının katılımıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında koltuk takımı, yatak odası ve yemek odası gruplarında yüzde 15 indirim sağlanıyor.Mobilya üretim ve ticaretinde önemli merkezlerden İnegöl'de hayata geçirilen kampanyanın, genç çiftlere ekonomik kolaylık sağlaması ve sektörde hareketlilik oluşturması hedefleniyor.İnegöl Ertuğrul Gazi Mobilyacılar Caddesi Derneği Başkanı Alican Yavaş, AA muhabirine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın aileye çok önem verdiğini söyledi.Dernek olarak Aile ve Nüfus 10 Yılı vizyonuna destek vermek istediklerini belirten Yavaş, Biz de vatandaşlarımızın yanındayız. Bu kapsamda caddemizde mobilya alışveriş için gelen yeni evlenecek vatandaşlarımıza seçili ürünlerde yüzde 15 indirim uygulamaktayız. Devletimizin uyguladığı kampanyayı destekliyoruz. dedi.Kampanyadan faydalanan Ali Çavuşlar, Aile ve Nüfus 10 Yılı vizyonu doğrultusunda devletten destek aldıklarını anlatarak, Bu zor dönemde bizim için çok faydalı oldu. Cumhurbaşkanımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ederiz. 'Mobilya' denilince akla ilk gelen yer olan İnegöl Ertuğrulgazi Mobilyacılar Caddesi'ne geldik. Burada tüm mağazalarda yüzde 15 indirim olduğunu öğrenince bizim için sürpriz oldu ve bundan da faydalandık. ifadesini kullandı.Betül Şen ise devlet desteğinin kendileri için önemli olduğunu anlattı.Verilen destek dolayısıyla eğitimlere başladıklarını dile getiren Şen, Eğitimlerde evliliğin başından sonrasına, çocuk bakımından evliliğin yürütülmesine kadar her şey anlatılıyor. Şu anda psikolojik danışmanlık hizmeti de alıyoruz. Mobilya indirimi de bizim için sürpriz oldu. Evlilik sürecimiz günden güne daha da güzel ilerliyor. diye konuştu.Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç de İnegöl'deki mobilyacıların uygulamasını tebrik ederek, sektörün devletin projelerine her zaman destek verdiğini kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>EuroPalestine Derneği Başkanı Zemor, Filistin'i savunduğu için skandal bir ceza aldığını söyledi:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/europalestine-dernegi-baskani-zemor-filistin-i-savundugu-icin-skandal-bir-ceza-aldigini-soyledi/823857/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/europalestine-dernegi-baskani-zemor-filistin-i-savundugu-icin-skandal-bir-ceza-aldigini-soyledi/823857/</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ile-De-France — Soykırım devam ediyor, soykırım kelimesi hoşlarına gitmese de doğru olan tek kelime budur. Gazze'de ve Batı Şeria'da her gün kadınların, erkeklerin ve çocukların öldürüldüğünü ve insani yardımın engellendiğini görüyorsunuz - Bu bir uyarı, görünüşe göre sadece EuroPalestine'e yönelik değil, ayrıca Filistin için mücadele eden veya Filistin'e sempati duyan herkes için]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ile-De-France Haberleri — ESRA TAŞKIN - Filistin meselesiyle ilgili yazıları nedeniyle Fransa'da geçen ay 2 yıl tecilli hapis cezasına çarptırılan EuroPalestine Derneği Başkanı Olivia Zemor, Filistin'i savunmaya devam ettiği için yargı tarafından skandal bir cezaya çarptırıldığını belirtti.Fransa'nın başkenti Paris'te yıllardır Filistin'e destek gösterileri organize eden EuroPalestine Derneğinin sitesinde, 7-8 Ekim 2023'te Filistin ve Gazze'de yaşananlarla ilgili 2 ayrı yazı paylaşıldı.Dernek, 7 Ekim 2023 tarihli paylaşımında, Gazze: İsrail, direnişin saldırısı tarafından gafil avlandı başlığını kullandı.Söz konusu paylaşımlarında terör propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanan Zemor, Paris Adli Mahkemesince 26 Mart'ta 2 yıl tecilli hapis ve 5 yıl siyasetten men cezasına çarptırıldı.Mahkeme ayrıca Zemor'un, Fransa'da terör suçları işleyenler listesine alınmasına hükmetti.Zemor'un eşi, EuroPalestine Derneği'nin Başkan Yardımcısı Nicolas Shahshahani de 17 Mart'ta terör propagandası yaptığı iddiasıyla evi arandıktan sonra gözaltına alındı. Shahshahani, bir gün sonra serbest bırakıldı.Zemor, Paris'te AA muhabirine yaptığı açıklamada, hakkındaki mahkeme kararı ve Filistin'i destekleyen aktivistlerin Fransa'da karşılaştığı zorlukları anlattı.Paris Mahkemesinin, kendisini Filistin'i savunmaya devam ettiği ve Hamas'ı bir terör örgütü olarak tanımlamayı reddettiği için skandal bir cezaya çarptırdığını dile getiren Zemor, Hükümetimizin olduğu gibi, soykırımcıların yanında olmayacağız. dedi.Zemor, 2 yıl tecilli hapis cezası ve 5 yıl siyasetten men yasağına çarptırıldığını aktararak, Bu da demek oluyor ki (Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un) yerini alamayacağım. şeklinde konuştu.- Bence bir uyarıda bulunmak istiyorlarAyrıca Fransa'da terör suçları işleyenlerin listesine alındığını belirten Zemor, Tüm bunlar ne için? EuroPalestine sitesinde 7 ve 8 Ekim sabahı 2 yazı yazdığım için. Burada direnişin, İsrail apartheid rejimini hazırlıksız yakaladığını söylüyordum, Gazze'deki toplama kampından bahsediyordum. ifadelerini kullandı.Zemor, söz konusu yazılarda ayrıca, Gazze ile İsrail arasındaki sınıra yaklaşmaya çalışan Filistinlilerin o tarihe kadar yaralandığı ve öldürüldüğünden de bahsettiğini söyleyerek Bütün bunlar memnun etmedi. Bence bir uyarıda bulunmak istiyorlar ve sadece EuroPalestine'e karşı değil. yorumunda bulundu.EuroPalestine Derneğinin 24 yıldır varlığını sürdürdüğünü ve uzun zamandır Fransa'daki İsrail lobisinin hedefinde olduğunu savunan Zemor, daha önce kitabevlerinin de hasar gördüğünü anlattı.Zemor, hakkındaki davayı temyize ve gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşıyacağını ifade ederek, AİHM'nin Fransa'ya karşı açılan davada, İsrail ürünlerinin boykot edilmesi çağrısı konusunda 2020 tarihli kararında aktivistleri haklı bulduğunu hatırlattı.Fransa'da Filistin destekçisi aktivistler hakkındaki adli süreçlere de değinen Zemor, bu aktivistler hakkında Fransa'da terör propagandası gerekçesiyle yargılanmakta olan veya yargılanmış 800'den fazla aktivistiz, bu nedenle çeşitli cezalara çarptırıldık veya bazıları hakimler tarafından beraat ettirildi. diye konuştu.Zemor, eşi Shahshahani'nin evlerinde sert şekilde gözaltına alındığını, evlerindeki polis araması sırasında kırılan kapılar olduğunu belirterek Ayrıca, evimizde bazı evraklar dahi kayboldu. dedi.- Mahkeme kararı tesadüf değilShahshahani'nin gözaltına alınması ve kendisi hakkındaki mahkeme kararının tesadüf olmadığını dile getiren Zemor, eşinin yalnızca silahlı direniş dediği için kelepçeli şekilde gözaltına alındığını aktardı.Zemor, konuşmasını şöyle sürdürdü:(Shahshahani) Silahlı direnişin, İsrail'i 7 Ekim'de gafil avladığını söyledi. Bu kadar. Bunu söylemiş olması da tüm bu yaygaraya neden oldu. Bu bir uyarı, görünüşe göre sadece EuroPalestine'e yönelik değil, ayrıca Filistin için mücadele eden veya Filistin'e sempati duyan herkes için.Bu şekilde Filistin meselesiyle ilgilenenlerin korkutulmaya çalışıldığını ve onlara evlerinizde kalın mesajı verildiğini savunan Zemor, Bence hükümet tam tersi etkiye yol açmakta. ifadesini kullandı.Zemor, eşi ve kendisinin yaşadıkları karşısında Fransa, Filistin dahil tüm dünyadan binlerce destek mesajı aldıklarını, tüm bu yaşananların Filistin için daha büyük seferberliğe yol açacağına inandığını dile getirdi.- Soykırım devam ediyorSoykırım devam ediyor, soykırım kelimesi hoşlarına gitmese de doğru olan tek kelime budur. Gazze'de ve Batı Şeria'da her gün kadınların, erkeklerin ve çocukların öldürüldüğünü ve insani yardımın engellendiğini görüyorsunuz. ifadelerini kullanan Zemor, Gazzelilerin su baskınları, tonlarca atık, İsrail askerlerinin işkenceleri nedeniyle zorlu şartlar altında yaşadığına dikkati çekti.Zemor, İsrail'in Gazze'ye akaryakıt ve makine girişini yasakladığı ve kanalizasyon sisteminin tamamını yıktığı için bölgede giderek artan hastalıklar olduğunu vurgulayarak, İsrailli askerlerin Filistinli babasını konuşturmak istediği bir bebeğin üzerinde sigara söndürerek işkence yaptığını belirtti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ile-De-France Haberleri — ESRA TAŞKIN - Filistin meselesiyle ilgili yazıları nedeniyle Fransa'da geçen ay 2 yıl tecilli hapis cezasına çarptırılan EuroPalestine Derneği Başkanı Olivia Zemor, Filistin'i savunmaya devam ettiği için yargı tarafından skandal bir cezaya çarptırıldığını belirtti.Fransa'nın başkenti Paris'te yıllardır Filistin'e destek gösterileri organize eden EuroPalestine Derneğinin sitesinde, 7-8 Ekim 2023'te Filistin ve Gazze'de yaşananlarla ilgili 2 ayrı yazı paylaşıldı.Dernek, 7 Ekim 2023 tarihli paylaşımında, Gazze: İsrail, direnişin saldırısı tarafından gafil avlandı başlığını kullandı.Söz konusu paylaşımlarında terör propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanan Zemor, Paris Adli Mahkemesince 26 Mart'ta 2 yıl tecilli hapis ve 5 yıl siyasetten men cezasına çarptırıldı.Mahkeme ayrıca Zemor'un, Fransa'da terör suçları işleyenler listesine alınmasına hükmetti.Zemor'un eşi, EuroPalestine Derneği'nin Başkan Yardımcısı Nicolas Shahshahani de 17 Mart'ta terör propagandası yaptığı iddiasıyla evi arandıktan sonra gözaltına alındı. Shahshahani, bir gün sonra serbest bırakıldı.Zemor, Paris'te AA muhabirine yaptığı açıklamada, hakkındaki mahkeme kararı ve Filistin'i destekleyen aktivistlerin Fransa'da karşılaştığı zorlukları anlattı.Paris Mahkemesinin, kendisini Filistin'i savunmaya devam ettiği ve Hamas'ı bir terör örgütü olarak tanımlamayı reddettiği için skandal bir cezaya çarptırdığını dile getiren Zemor, Hükümetimizin olduğu gibi, soykırımcıların yanında olmayacağız. dedi.Zemor, 2 yıl tecilli hapis cezası ve 5 yıl siyasetten men yasağına çarptırıldığını aktararak, Bu da demek oluyor ki (Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un) yerini alamayacağım. şeklinde konuştu.- Bence bir uyarıda bulunmak istiyorlarAyrıca Fransa'da terör suçları işleyenlerin listesine alındığını belirten Zemor, Tüm bunlar ne için? EuroPalestine sitesinde 7 ve 8 Ekim sabahı 2 yazı yazdığım için. Burada direnişin, İsrail apartheid rejimini hazırlıksız yakaladığını söylüyordum, Gazze'deki toplama kampından bahsediyordum. ifadelerini kullandı.Zemor, söz konusu yazılarda ayrıca, Gazze ile İsrail arasındaki sınıra yaklaşmaya çalışan Filistinlilerin o tarihe kadar yaralandığı ve öldürüldüğünden de bahsettiğini söyleyerek Bütün bunlar memnun etmedi. Bence bir uyarıda bulunmak istiyorlar ve sadece EuroPalestine'e karşı değil. yorumunda bulundu.EuroPalestine Derneğinin 24 yıldır varlığını sürdürdüğünü ve uzun zamandır Fransa'daki İsrail lobisinin hedefinde olduğunu savunan Zemor, daha önce kitabevlerinin de hasar gördüğünü anlattı.Zemor, hakkındaki davayı temyize ve gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşıyacağını ifade ederek, AİHM'nin Fransa'ya karşı açılan davada, İsrail ürünlerinin boykot edilmesi çağrısı konusunda 2020 tarihli kararında aktivistleri haklı bulduğunu hatırlattı.Fransa'da Filistin destekçisi aktivistler hakkındaki adli süreçlere de değinen Zemor, bu aktivistler hakkında Fransa'da terör propagandası gerekçesiyle yargılanmakta olan veya yargılanmış 800'den fazla aktivistiz, bu nedenle çeşitli cezalara çarptırıldık veya bazıları hakimler tarafından beraat ettirildi. diye konuştu.Zemor, eşi Shahshahani'nin evlerinde sert şekilde gözaltına alındığını, evlerindeki polis araması sırasında kırılan kapılar olduğunu belirterek Ayrıca, evimizde bazı evraklar dahi kayboldu. dedi.- Mahkeme kararı tesadüf değilShahshahani'nin gözaltına alınması ve kendisi hakkındaki mahkeme kararının tesadüf olmadığını dile getiren Zemor, eşinin yalnızca silahlı direniş dediği için kelepçeli şekilde gözaltına alındığını aktardı.Zemor, konuşmasını şöyle sürdürdü:(Shahshahani) Silahlı direnişin, İsrail'i 7 Ekim'de gafil avladığını söyledi. Bu kadar. Bunu söylemiş olması da tüm bu yaygaraya neden oldu. Bu bir uyarı, görünüşe göre sadece EuroPalestine'e yönelik değil, ayrıca Filistin için mücadele eden veya Filistin'e sempati duyan herkes için.Bu şekilde Filistin meselesiyle ilgilenenlerin korkutulmaya çalışıldığını ve onlara evlerinizde kalın mesajı verildiğini savunan Zemor, Bence hükümet tam tersi etkiye yol açmakta. ifadesini kullandı.Zemor, eşi ve kendisinin yaşadıkları karşısında Fransa, Filistin dahil tüm dünyadan binlerce destek mesajı aldıklarını, tüm bu yaşananların Filistin için daha büyük seferberliğe yol açacağına inandığını dile getirdi.- Soykırım devam ediyorSoykırım devam ediyor, soykırım kelimesi hoşlarına gitmese de doğru olan tek kelime budur. Gazze'de ve Batı Şeria'da her gün kadınların, erkeklerin ve çocukların öldürüldüğünü ve insani yardımın engellendiğini görüyorsunuz. ifadelerini kullanan Zemor, Gazzelilerin su baskınları, tonlarca atık, İsrail askerlerinin işkenceleri nedeniyle zorlu şartlar altında yaşadığına dikkati çekti.Zemor, İsrail'in Gazze'ye akaryakıt ve makine girişini yasakladığı ve kanalizasyon sisteminin tamamını yıktığı için bölgede giderek artan hastalıklar olduğunu vurgulayarak, İsrailli askerlerin Filistinli babasını konuşturmak istediği bir bebeğin üzerinde sigara söndürerek işkence yaptığını belirtti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>GRAFİKLİ - Ruanda Soykırımı'nın mirası 32 yıl sonra da Doğu ve Orta Afrika’da sürüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/grafikli-ruanda-soykirimi-nin-mirasi-32-yil-sonra-da-dogu-ve-orta-afrika-da-suruyor/823856/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/grafikli-ruanda-soykirimi-nin-mirasi-32-yil-sonra-da-dogu-ve-orta-afrika-da-suruyor/823856/</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Yüz binlerce insanın öldüğü 1994 tarihli Ruanda'daki soykırım, Doğu ve Orta Afrika’nın siyasi ve güvenlik yapısını bugüne kadar etkileyen tarihsel bir kırılma olarak hafızalara kazındı - Kitlesel yerinden edilme, sınır ötesi silahlı yapılanmalar ve KDC’nin doğusunda derinleşen istikrarsızlık, Ruanda Soykırımı'nın yalnızca geçmişe ait bir trajedi olmadığını, bugünkü bölgesel krizlerin de tarihsel arka planını oluşturduğunu gösteriyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — GÜLSÜM İNCEKAYA - Ruanda'da 100 gün süren soykırım, yalnızca yüz binlerce kişinin hayatını kaybettiği bir insanlık trajedisi olmadı, aynı zamanda Doğu ve Orta Afrika'nın siyasi ve güvenlik yapısını kalıcı biçimde etkileyen tarihsel bir kırılma noktası olarak hafızalara kazındı.Üzerinden 32 yıl geçen Ruanda Soykırımı, her yıl 7 Nisan’da Ruanda Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü kapsamında anılırken, olayın mirası bölgesel istikrar ve güvenlik tartışmalarında hala merkezi bir referans noktası olmayı sürdürüyor.1994'te yaklaşık 100 gün boyunca devam eden sistematik saldırılarda, çoğunluğu Tutsi siviller olmak üzere yüz binlerce kişi ile katliamlara karşı çıkan ılımlı Hutular yaşamını yitirdi. Bu süreç, yalnızca ülke içinde değil sınır ötesinde de milyonlarca kişiyi etkileyen insani ve siyasi bir yıkıma yol açtı.Soykırım, Ruanda'daki devlet-toplum ilişkilerini derinden sarsarken, komşu ülkelerdeki güvenlik dengelerini ve bölgesel kriz hatlarını da yeniden şekillendirdi.Kitlesel yerinden edilme, sınır ötesi silahlı yapılanmalar ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin (KDC) doğusunda derinleşen istikrarsızlık, Ruanda Soykırımı'nın yalnızca geçmişe ait bir trajedi olmadığını, bugünkü bölgesel krizlerin de tarihsel arka planını oluşturduğunu gösteriyor.- Sömürge döneminden 1994'e uzanan süreçRuanda'daki etnik ve siyasi gerilimlerin kökeni, yaklaşık 80 yıl süren sömürge yönetimi altındaki toplumsal mühendislik çalışmalarına dayanıyor. 1885 Berlin Konferansı ile Alman Doğu Afrikasının parçası olan ülke, Birinci Dünya Savaşı sonrası 1916'da Belçika idaresine geçti.Sömürge öncesi dönemde sosyal statü odaklı ve daha esnek olan Hutu-Tutsi kimlikleri, özellikle Belçika yönetiminin 1933 yılında etnik kimlik kartı uygulamasını zorunlu tutmasıyla genetik ve kalıcı sınıflara dönüştürüldü.Böl ve yönet stratejisiyle azınlıktaki Tutsilerin yönetim kademelerinde önceliklendirilmesi, çoğunluktaki Hutular arasında on yıllar sürecek bir toplumsal öfkenin temelini atarken, toplumsal fay hattını da derinleştirdi.1 Temmuz 1962'deki bağımsızlık öncesinde 1959 Hutu Devrimi ile değişen dengeler sonucunda on binlerce Tutsi komşu ülkelere sığınmak zorunda kalırken, bu sürgün dalgaları ilerleyen yıllardaki çatışma zemininin ilk halkasını oluşturdu.1959'daki Hutu Devrimi, 1962'de bağımsızlığın kazanılması ve sonraki yıllarda yaşanan şiddet olayları, toplumsal fay hatlarını daha da derinleştirdi. Bu dönemde çok sayıda Tutsi komşu ülkelere sığınırken, sürgündeki topluluklar ve içerideki gerilimler ilerleyen yıllarda yeni bir çatışma zemini hazırladı.1990'da Uganda'dan Ruanda'nın kuzeyine yönelen saldırılarla Ruanda Yurtsever Cephesi (RPF) sahneye çıktı. 1993'te imzalanan Arusha Barış Anlaşması, hükümet ile RPF arasında bir geçiş süreci oluşturmayı hedeflese de siyasi kutuplaşma, milis yapılanmaları ve nefret söylemi bu zemini ortadan kaldırmadı.Soykırıma giden sürecin en kritik kırılma anı, 6 Nisan 1994'te dönemin Ruanda Cumhurbaşkanı Juvenal Habyarimana ile Burundi Cumhurbaşkanı Cyprien Ntaryamira'yı taşıyan uçağın Kigali yakınlarında düşürülmesi oldu. Uçağın düşmesinin ardından aynı gece içinde organize öldürmeler başladı ve kısa sürede ülke geneline yayıldı.- 100 gün süren katliamSoykırımın ilk saldırıları 7 Nisan 1994'te Kigali ve çevresinde başladı. Takip eden günlerde ordu unsurları, milis gruplar ve aşırılık yanlısı ağlar, ülke genelinde sistematik saldırılar yürüttü. Hedefte yalnızca Tutsi siviller değil, aynı zamanda katliamlara karşı çıkan Hutu siyasetçiler, kamu görevlileri ve siviller de vardı.Uluslararası kaynaklarda katliamların yaklaşık 100 gün sürdüğü ve çoğunluğu Tutsi olmak üzere en az 800 bin kişinin hayatını kaybettiği kaydediliyor. Ancak Birleşmiş Milletler ve Ruanda'nın resmi makamları, kurban sayısının bir milyonun üzerinde olduğuna işaret ediyor. BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) verilerine göre, soykırımda ölenlerin 300 bini çocuktu.Kentlerde ve kırsal alanlarda gerçekleşen katliamlar, yalnızca kitlesel ölümlere değil, toplumun temel güven ağlarının çökmesine de neden oldu. Komşuların birbirine düşman edildiği, ailelerin parçalandığı ve çocukların toplu şiddetin ortasında kaldığı bu dönem, Ruanda toplumunda nesiller boyunca taşınan derin bir travma bıraktı.Soykırımın son aşamasında RPF'nin askeri ilerleyişi belirleyici oldu. Nisan ayından itibaren Kigali çevresinde ilerleyen RPF güçleri, Temmuz 1994'e gelindiğinde ülkenin büyük bölümünde kontrolü sağladı.Kigali'nin ele geçirilmesi ve aşırılık yanlısı geçici yönetimin çökmesiyle soykırım fiilen sona erdi. Ancak katliamların sona ermesi, ülke ve bölge için krizin bittiği anlamına gelmedi.- Soykırımda Fransa'nin rolüRuanda'da 1994’te yaşanan soykırımda Dönemin Cumhurbaşkanı François Mitterrand yönetimindeki Fransız hükümeti, soykırım öncesinde Hutulara silah ve mühimmat desteği sağladı, Ruanda Yurtsever Cephesi’nin ilerleyişini kısıtladı.Fransa, Turkuaz Operasyonu kapsamında sığınmacılar için güvenli bölge oluşturma bahanesiyle müdahalede bulunmasına rağmen, bu soykırımın önlenmesine katkı sağlamadı.Ayrıca Fransız istihbaratı, soykırım öncesinde hükümeti uyardığı halde dönemin Fransız hükümeti bu uyarıları görmezden geldi ve bazı soykırım faillerinin Fransa'ya sığınmasına izin verdi.Yıllar süren tartışmalar ve belgeler, Fransız ordusunun ve istihbaratının soykırımın olacağı yönünde uyarılara rağmen müdahale etmediğini ortaya koyarken, Cumhurbaşkanları Nicolas Sarkozy ve Emmanuel Macron da Fransa'nın soykırımda doğrudan suç ortaklığı olmasa da ciddi hatalar yaptığını ve ağır sorumluluk taşıdığını kabul etti.- Medya, uluslararası toplum ve geciken müdahaleSoykırım sürecinde medyanın rolü kritik oldu. RTLM ve Radyo Ruanda gibi yayın organları, Tutsileri hedef gösteren nefret söylemleri yaydı ve şiddetin yayılmasında etkili araçlar haline geldi.Uluslararası toplum ise müdahalede yetersiz kaldı. BM, tampon güç ve gözlem amacıyla bölgede bulundurduğu Mavi Berelilerin sayısını azaltırken, alınan önlemler sivil kayıpları durdurmaya yetmedi. Fransa'nın Turkuaz Operasyonu kapsamında verdiği destek de uzun yıllar tartışma konusu oldu.Ruanda Soykırımı, yalnızca faillerin işlediği suçlarla değil, dünyanın büyük bölümünün olup biteni durdurmakta geç kalmasıyla da hafızalara kazındı. Bu nedenle 7 Nisan, yalnızca kaybedilen hayatların değil, uluslararası sistemin başarısızlığının da hatırlandığı bir tarih olarak öne çıktı.- Soykırımın sınır ötesine taşan mirasıSoykırım sonrası milyonlarca kişi yerinden edildi. İnsanlar, başta KDC olmak üzere Tanzanya, Burundi ve Uganda’ya göç etti. Bu göç dalgasında sivillerin yanı sıra eski Ruanda rejimine bağlı unsurlar ve milisler de yer aldı.Doğu KDC'de oluşan bu düzensiz yapı, yerel gerilimleri artırırken uzun vadeli güvenlik sorunlarının temelini attı. 1996-1997’de Birinci Kongo Savaşı ve ardından gelen İkinci Kongo Savaşı, bu sınır ötesi etkilerin doğrudan sonucu olarak ortaya çıktı.Bugün de bölgede süren silahlı grup faaliyetleri, mülteci hareketliliği ve Ruanda-KDC hattındaki diplomatik gerilimler, 1994 sonrasının mirasıdır. Bu tablo, Ruanda Soykırımı'nın yalnızca bir ülkenin iç meselesi olmadığını, Büyük Göller bölgesinin bugünkü güvenlik denkleminde hala yaşayan bir kırılma olduğunu ortaya koyuyor.- 7 Nisan toplumun travmayı hafızasında canlı tuttuğu bir günSoykırımın ardından hem ulusal hem uluslararası düzeyde çeşitli adalet mekanizmaları devreye girdi. Uluslararası Ruanda Ceza Mahkemesi (ICTR) üst düzey sorumluları yargılarken, Gacaca mahkemeleri, soykırım sonrası Ruanda'da toplumsal yüzleşme ve yerel düzeyde adalet arayışı için kurulan halk temelli yargı mekanizmaları olarak öne çıktı.Bugün Ruanda'da 7 Nisan anmaları, yalnızca geçmişin yasını tutmakla sınırlı kalmıyor. Aynı zamanda toplumun kendisini tanımladığı, travmayı hafızada tuttuğu ve bir daha asla ilkesini canlı tutmaya çalıştığı bir gün olarak varlığını sürdürüyor.Ruanda Soykırımı'nın üzerinden geçen onlarca yıla rağmen, 1994'ün izleri yalnızca anma törenlerinde ya da tarih kitaplarında yaşamıyor. Güvenlik, sınır, mülteci hareketliliği, silahlı gruplar ve devletler arası gerilim gibi başlıklar ele alındığında, o dönemde yaşananların etkileri bugün de hissediliyor.Bu nedenle 7 Nisan, yalnızca kurbanları anma günü değil, aynı zamanda bölgenin bugününü anlamak için geçmişle yeniden yüzleşme tarihi olma niteliği taşıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — GÜLSÜM İNCEKAYA - Ruanda'da 100 gün süren soykırım, yalnızca yüz binlerce kişinin hayatını kaybettiği bir insanlık trajedisi olmadı, aynı zamanda Doğu ve Orta Afrika'nın siyasi ve güvenlik yapısını kalıcı biçimde etkileyen tarihsel bir kırılma noktası olarak hafızalara kazındı.Üzerinden 32 yıl geçen Ruanda Soykırımı, her yıl 7 Nisan’da Ruanda Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü kapsamında anılırken, olayın mirası bölgesel istikrar ve güvenlik tartışmalarında hala merkezi bir referans noktası olmayı sürdürüyor.1994'te yaklaşık 100 gün boyunca devam eden sistematik saldırılarda, çoğunluğu Tutsi siviller olmak üzere yüz binlerce kişi ile katliamlara karşı çıkan ılımlı Hutular yaşamını yitirdi. Bu süreç, yalnızca ülke içinde değil sınır ötesinde de milyonlarca kişiyi etkileyen insani ve siyasi bir yıkıma yol açtı.Soykırım, Ruanda'daki devlet-toplum ilişkilerini derinden sarsarken, komşu ülkelerdeki güvenlik dengelerini ve bölgesel kriz hatlarını da yeniden şekillendirdi.Kitlesel yerinden edilme, sınır ötesi silahlı yapılanmalar ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin (KDC) doğusunda derinleşen istikrarsızlık, Ruanda Soykırımı'nın yalnızca geçmişe ait bir trajedi olmadığını, bugünkü bölgesel krizlerin de tarihsel arka planını oluşturduğunu gösteriyor.- Sömürge döneminden 1994'e uzanan süreçRuanda'daki etnik ve siyasi gerilimlerin kökeni, yaklaşık 80 yıl süren sömürge yönetimi altındaki toplumsal mühendislik çalışmalarına dayanıyor. 1885 Berlin Konferansı ile Alman Doğu Afrikasının parçası olan ülke, Birinci Dünya Savaşı sonrası 1916'da Belçika idaresine geçti.Sömürge öncesi dönemde sosyal statü odaklı ve daha esnek olan Hutu-Tutsi kimlikleri, özellikle Belçika yönetiminin 1933 yılında etnik kimlik kartı uygulamasını zorunlu tutmasıyla genetik ve kalıcı sınıflara dönüştürüldü.Böl ve yönet stratejisiyle azınlıktaki Tutsilerin yönetim kademelerinde önceliklendirilmesi, çoğunluktaki Hutular arasında on yıllar sürecek bir toplumsal öfkenin temelini atarken, toplumsal fay hattını da derinleştirdi.1 Temmuz 1962'deki bağımsızlık öncesinde 1959 Hutu Devrimi ile değişen dengeler sonucunda on binlerce Tutsi komşu ülkelere sığınmak zorunda kalırken, bu sürgün dalgaları ilerleyen yıllardaki çatışma zemininin ilk halkasını oluşturdu.1959'daki Hutu Devrimi, 1962'de bağımsızlığın kazanılması ve sonraki yıllarda yaşanan şiddet olayları, toplumsal fay hatlarını daha da derinleştirdi. Bu dönemde çok sayıda Tutsi komşu ülkelere sığınırken, sürgündeki topluluklar ve içerideki gerilimler ilerleyen yıllarda yeni bir çatışma zemini hazırladı.1990'da Uganda'dan Ruanda'nın kuzeyine yönelen saldırılarla Ruanda Yurtsever Cephesi (RPF) sahneye çıktı. 1993'te imzalanan Arusha Barış Anlaşması, hükümet ile RPF arasında bir geçiş süreci oluşturmayı hedeflese de siyasi kutuplaşma, milis yapılanmaları ve nefret söylemi bu zemini ortadan kaldırmadı.Soykırıma giden sürecin en kritik kırılma anı, 6 Nisan 1994'te dönemin Ruanda Cumhurbaşkanı Juvenal Habyarimana ile Burundi Cumhurbaşkanı Cyprien Ntaryamira'yı taşıyan uçağın Kigali yakınlarında düşürülmesi oldu. Uçağın düşmesinin ardından aynı gece içinde organize öldürmeler başladı ve kısa sürede ülke geneline yayıldı.- 100 gün süren katliamSoykırımın ilk saldırıları 7 Nisan 1994'te Kigali ve çevresinde başladı. Takip eden günlerde ordu unsurları, milis gruplar ve aşırılık yanlısı ağlar, ülke genelinde sistematik saldırılar yürüttü. Hedefte yalnızca Tutsi siviller değil, aynı zamanda katliamlara karşı çıkan Hutu siyasetçiler, kamu görevlileri ve siviller de vardı.Uluslararası kaynaklarda katliamların yaklaşık 100 gün sürdüğü ve çoğunluğu Tutsi olmak üzere en az 800 bin kişinin hayatını kaybettiği kaydediliyor. Ancak Birleşmiş Milletler ve Ruanda'nın resmi makamları, kurban sayısının bir milyonun üzerinde olduğuna işaret ediyor. BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) verilerine göre, soykırımda ölenlerin 300 bini çocuktu.Kentlerde ve kırsal alanlarda gerçekleşen katliamlar, yalnızca kitlesel ölümlere değil, toplumun temel güven ağlarının çökmesine de neden oldu. Komşuların birbirine düşman edildiği, ailelerin parçalandığı ve çocukların toplu şiddetin ortasında kaldığı bu dönem, Ruanda toplumunda nesiller boyunca taşınan derin bir travma bıraktı.Soykırımın son aşamasında RPF'nin askeri ilerleyişi belirleyici oldu. Nisan ayından itibaren Kigali çevresinde ilerleyen RPF güçleri, Temmuz 1994'e gelindiğinde ülkenin büyük bölümünde kontrolü sağladı.Kigali'nin ele geçirilmesi ve aşırılık yanlısı geçici yönetimin çökmesiyle soykırım fiilen sona erdi. Ancak katliamların sona ermesi, ülke ve bölge için krizin bittiği anlamına gelmedi.- Soykırımda Fransa'nin rolüRuanda'da 1994’te yaşanan soykırımda Dönemin Cumhurbaşkanı François Mitterrand yönetimindeki Fransız hükümeti, soykırım öncesinde Hutulara silah ve mühimmat desteği sağladı, Ruanda Yurtsever Cephesi’nin ilerleyişini kısıtladı.Fransa, Turkuaz Operasyonu kapsamında sığınmacılar için güvenli bölge oluşturma bahanesiyle müdahalede bulunmasına rağmen, bu soykırımın önlenmesine katkı sağlamadı.Ayrıca Fransız istihbaratı, soykırım öncesinde hükümeti uyardığı halde dönemin Fransız hükümeti bu uyarıları görmezden geldi ve bazı soykırım faillerinin Fransa'ya sığınmasına izin verdi.Yıllar süren tartışmalar ve belgeler, Fransız ordusunun ve istihbaratının soykırımın olacağı yönünde uyarılara rağmen müdahale etmediğini ortaya koyarken, Cumhurbaşkanları Nicolas Sarkozy ve Emmanuel Macron da Fransa'nın soykırımda doğrudan suç ortaklığı olmasa da ciddi hatalar yaptığını ve ağır sorumluluk taşıdığını kabul etti.- Medya, uluslararası toplum ve geciken müdahaleSoykırım sürecinde medyanın rolü kritik oldu. RTLM ve Radyo Ruanda gibi yayın organları, Tutsileri hedef gösteren nefret söylemleri yaydı ve şiddetin yayılmasında etkili araçlar haline geldi.Uluslararası toplum ise müdahalede yetersiz kaldı. BM, tampon güç ve gözlem amacıyla bölgede bulundurduğu Mavi Berelilerin sayısını azaltırken, alınan önlemler sivil kayıpları durdurmaya yetmedi. Fransa'nın Turkuaz Operasyonu kapsamında verdiği destek de uzun yıllar tartışma konusu oldu.Ruanda Soykırımı, yalnızca faillerin işlediği suçlarla değil, dünyanın büyük bölümünün olup biteni durdurmakta geç kalmasıyla da hafızalara kazındı. Bu nedenle 7 Nisan, yalnızca kaybedilen hayatların değil, uluslararası sistemin başarısızlığının da hatırlandığı bir tarih olarak öne çıktı.- Soykırımın sınır ötesine taşan mirasıSoykırım sonrası milyonlarca kişi yerinden edildi. İnsanlar, başta KDC olmak üzere Tanzanya, Burundi ve Uganda’ya göç etti. Bu göç dalgasında sivillerin yanı sıra eski Ruanda rejimine bağlı unsurlar ve milisler de yer aldı.Doğu KDC'de oluşan bu düzensiz yapı, yerel gerilimleri artırırken uzun vadeli güvenlik sorunlarının temelini attı. 1996-1997’de Birinci Kongo Savaşı ve ardından gelen İkinci Kongo Savaşı, bu sınır ötesi etkilerin doğrudan sonucu olarak ortaya çıktı.Bugün de bölgede süren silahlı grup faaliyetleri, mülteci hareketliliği ve Ruanda-KDC hattındaki diplomatik gerilimler, 1994 sonrasının mirasıdır. Bu tablo, Ruanda Soykırımı'nın yalnızca bir ülkenin iç meselesi olmadığını, Büyük Göller bölgesinin bugünkü güvenlik denkleminde hala yaşayan bir kırılma olduğunu ortaya koyuyor.- 7 Nisan toplumun travmayı hafızasında canlı tuttuğu bir günSoykırımın ardından hem ulusal hem uluslararası düzeyde çeşitli adalet mekanizmaları devreye girdi. Uluslararası Ruanda Ceza Mahkemesi (ICTR) üst düzey sorumluları yargılarken, Gacaca mahkemeleri, soykırım sonrası Ruanda'da toplumsal yüzleşme ve yerel düzeyde adalet arayışı için kurulan halk temelli yargı mekanizmaları olarak öne çıktı.Bugün Ruanda'da 7 Nisan anmaları, yalnızca geçmişin yasını tutmakla sınırlı kalmıyor. Aynı zamanda toplumun kendisini tanımladığı, travmayı hafızada tuttuğu ve bir daha asla ilkesini canlı tutmaya çalıştığı bir gün olarak varlığını sürdürüyor.Ruanda Soykırımı'nın üzerinden geçen onlarca yıla rağmen, 1994'ün izleri yalnızca anma törenlerinde ya da tarih kitaplarında yaşamıyor. Güvenlik, sınır, mülteci hareketliliği, silahlı gruplar ve devletler arası gerilim gibi başlıklar ele alındığında, o dönemde yaşananların etkileri bugün de hissediliyor.Bu nedenle 7 Nisan, yalnızca kurbanları anma günü değil, aynı zamanda bölgenin bugününü anlamak için geçmişle yeniden yüzleşme tarihi olma niteliği taşıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Tarım arazilerindeki kaçak yapılar için yıkım kararı alındı, uzmanlar fırsatçılara karşı uyardı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tarim-arazilerindeki-kacak-yapilar-icin-yikim-karari-alindi-uzmanlar-firsatcilara-karsi-uyardi/823855/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tarim-arazilerindeki-kacak-yapilar-icin-yikim-karari-alindi-uzmanlar-firsatcilara-karsi-uyardi/823855/</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Gayrimenkul Hukuku Enstitüsü Başkanı Ali Yüksel: - Tarım arazilerini yönetmeliğe aykırı şekilde bölerek ya da çok hisseli hale getirerek satışına aracılık eden emlak firmaları da buralarda izinsiz yapı ve tesislerin inşasına ve projesine destek veren mühendis ve mimar gibi kişiler de ceza alacak - Gayrimenkul Hukuku Derneği Başkanı Ali Güvenç Kiraz: - Bugünden itibaren vatandaşların bu tür yapıları varsa eski hale getirmelerini, bizzat kendilerinin yıkmalarını ve bu tür yapıları satışa çıkarmamalarını, ilanda/satışta olan yapıları da vatandaşlarımızın almamalarını önermekteyiz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — UĞUR ASLANHAN - Hukukçular, tarım arazilerinde villa, bungalov ve hobi bahçesi gibi yapılaşmaların büyük ölçüde yasaklandığını belirterek, izinsiz yapıların yıkılacağı ve ilgililerin para ve hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanan Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelikle Türkiye’nin toprak ve arazi varlığının belirlenmesi ile bu varlığın kullanımına ilişkin usul ve esaslar düzenlendi.Yönetmelik çerçevesinde tarımsal amaçlı yapılarda ve tarım dışı arazi kullanımlarında izin alınması ve toprak koruma projelerine uyulması zorunlu olacak. İzinsiz tüm yapıların yıkılması ve arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesi gerektiği belediyelere veya il özel idarelerine bildirilecek. İlgili belediye veya il özel idaresi bir ay içinde yıkımı gerçekleştirecek ve arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesini sağlayacak.Hakkında yıkım kararı alınmış olmasına rağmen bir ay içinde belediye veya il özel idarelerince yıkılmayan yapılar, Bakanlıkça yıkılabilecek veya yıktırılabilecek.Hukukçular, AA muhabirine yaptıkları açıklamalarda yönetmeliğe ilişkin merak edilenleri anlattı.- “Artık tarım alanlarına villa ve bungalov gibi yapılar yapılamayacak”Gayrimenkul Hukuku Enstitüsü Başkanı Ali Yüksel, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 2005 yılında yürürlüğe girdiğini anımsatarak, kanunun ana amacının “toprak yapısını ve tarımsal arazileri korumak ve sürdürülebilir şekilde işlemek” olduğunu ifade etti.Kanuna rağmen tarımsal alanlar ile orman veya meralarda kaçak yapılaşmanın son yıllarda arttığını, Kovid-19 döneminde ise bu alanlara bağ evi, köy evi, kooperatif hissesi, kulübe, çiftlik evi ve bungalov gibi yapıların yoğun şekilde yapıldığını dile getiren Yüksel, sözlerini şöyle sürdürdü:“İzinsiz yapılan ve ‘tarım alanı gecekonduları’ olarak da adlandırılan bu plansız yapıların Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının tüm uyarılarına karşın alınıp satıldığını görüyoruz. 2017’de çıkarılan yönetmelik tarım arazilerindeki işgal ve kötü kullanımı engelleyememiştir. Bu nedenle iki ayrı yeni yönetmelik yayımlanmıştır. Bu kapsamda artık tarım alanlarında bina, apartman, villa, imalat iş yeri, köy evi, çiftlik evi ve bungalov gibi yapılar yapılamayacaktır. Sadece 2005’teki kanundan önce yapılmış binaların kazanılmış hakkı vardır.”- Yönetmelikte izin verilen yapı türleriAli Yüksel, yeni yönetmelikle tarımsal amaca dönük yem, depolama ve saklama tesislerine, bozulacak ürünlerin işlendiği tesislere, tarımsal işlemeyi desteklemek amaçlı bağ evlerine ve enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılan küçük çaplı güneş enerji santrali tesislerine izin verildiğini belirterek, “En verimsiz arazilerde tarım dışı olabilecek maden işletmeleri ve enerji tesisleri ise özel izinle yapılabilecektir. Buna göre izinli yapılmış bağ evleri hariç diğer konaklama amaçlı yapılar kaçak duruma düşmüştür.” diye konuştu.Tarım dışı kullanım amaçlı talepler için Toprak Koruma Kurulu kararı gerektiğini vurgulayan Yüksel, kuru marjinal tarım arazilerinde yapılacak tarım dışı kullanım taleplerinin valilik tarafından izne bağlanacağını söyledi.- “Kaçak yapı yıkılacak, para ve hapis cezası uygulanacak”Gayrimenkul Hukuku Enstitüsü Başkanı Yüksel, yönetmeliğe aykırılık halinde hem kaçak yapının yıkılacağını hem de para ve hapis cezası uygulanacağını belirterek, “Kaçak yapıyı yıktırmak belediye ve kaymakamlıkların görevidir. Bunların işlem yapmaması halinde Bakanlık kendisi de yıkabilecektir. İlgili plan ve projelere aykırı hareket edilmesi halinde bozulan arazinin her metrekaresi için idari para cezası uygulanacak ve projeye uygunluk sağlanması için azami iki ay süre verilecektir.” ifadelerini kullandı.Sürenin sonunda aykırı kullanımların devam etmesi durumunda faaliyetin durdurulacağını ve idari para cezasının üç katı olarak uygulanacağını vurgulayan Yüksel, arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesi için yıkım ve temizleme masraflarının sorumlulardan tahsil edileceğini, bu bedelin bazı şartlarda yüzde 100 fazlasının alınacağını anlattı.Yüksel, bu bedelin tahsil edilememesi durumunda belediyelere ve il özel idarelerine devletten yapılacak ödemelerden kesinti uygulanacağını kaydederek, yönetmeliğe uyulduğu ve arazinin tarımsal üretime uygun hale getirildiğinin belirlenmesi halinde sınırlamaların ve hak mahrumiyetlerinin ortadan kalkacağını bildirdi.Ali Yüksel, “Tarım arazilerini yönetmeliğe aykırı şekilde bölerek ya da çok hisseli hale getirerek satışına aracılık eden emlak firmaları da buralarda izinsiz yapı ve tesislerin inşasına ve projesine destek veren mühendis ve mimar gibi kişiler de ceza alacak.” şeklinde konuştu.- “Araziler adeta gizli bir şekilde imara açılıyor”Gayrimenkul Hukuku Derneği Başkanı Ali Güvenç Kiraz da burada amacın “tarımsal alanların korunması ve mevzuata aykırı yapılaşmanın tarımın önünü kesmemesi” olduğunu belirterek, yönetmeliğin kırsal alanlarda yapılabilecek yapı türlerini, ölçüleri ve kullanım amaçlarını tanımladığını söyledi.Son yıllarda Türkiye’de turizm, şehircilik ve tarımsal amaçlı arazilerin kullanımıyla ilgili yasaların göz ardı edilmesiyle imar mevzuatına aykırı bazı uygulamaların ortaya çıktığını belirten Kiraz, sözlerini şöyle sürdürdü:“Ekolojik tarım arazilerindeki yapıların yanı sıra tarım arazilerinde son dönemde örnekleri artan hobi bahçeleri veya bungalovlarla imar mevzuatının delindiğini ve bu arazilerin adeta gizli bir şekilde imara açıldığı görülüyor. Bu durumlar turizm amaçlı arazilerin turizm yönünden, tarım arazilerinin de tarımsal amaçlı kullanımdan uzak kalmasına yol açıyor ve mevzuata aykırı durum ortaya çıkıyor. Son dönemde turizm imarlı bir yerde konut amaçlı uygulama varsa Kültür ve Turizm Bakanlığı, tarımsal amaçlı kullanım varsa Tarım ve Orman Bakanlığı, bunları 'bypass' etmek isteyenlere karşı da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı adeta ‘milli bir dava’ yürütüyor. Üç bakanlık tarafından özellikle Çanakkale ve Balıkesir’de imar mevzuatına aykırı yapılaşmanın önünü kesecek şekilde son 2 yılda genelgeler yayımlandı ve bu illerde imar mevzuatına aykırı yapılaşma engellendi.”- “Arazilerdeki yapılaşma izni valiliklerden ya da il özel idarelerden öğrenilebilir”Ali Güvenç Kiraz, yönetmeliğin tarımsal amaçlı kullanım dışı yapılaşma konusunda esasları düzenlediğini, yeni bir kurul oluşumunu getirdiğini ve istisnai kullanımların (jeotermal, savunma, madencilik gibi) sınırlarını çizdiğini anlattı.Artık tarım arazilerinde kurulu tüm hobi bahçesi veya bungalov tarzındaki yapıların kanuna ve yönetmeliğe aykırı kabul edileceğini vurgulayan Kiraz, şu uyarılarda bulundu:“Buna devam edenler idari para cezaları ve yıkım kararları dışında 3 katına kadar para cezası ile karşı karşıya kalacak, aleyhlerinde Cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunulacak ve kamu davası açılacaktır. Bugünden itibaren vatandaşların bu tür yapıları varsa eski hale getirmelerini, bizzat kendilerinin yıkmalarını ve bu tür yapıları satışa çıkarmamalarını, ilanda/satışta olan yapıları da vatandaşlarımızın almamalarını önermekteyiz. ‘Ben bunu bilmiyordum’ denilmesi idari para cezası veya soruşturmalardan kurtaramayacaktır. Arazisini tarımsal amaçlı kullanan tüm vatandaşlar bu arazilerde ne şekilde yapılaşma izni olduğunu valiliklerden ya da il özel idarelerden öğrenebilir. Kimsenin bu tür araziler için bir af beklentisi içerisinde olmaması gerekiyor.”]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — UĞUR ASLANHAN - Hukukçular, tarım arazilerinde villa, bungalov ve hobi bahçesi gibi yapılaşmaların büyük ölçüde yasaklandığını belirterek, izinsiz yapıların yıkılacağı ve ilgililerin para ve hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanan Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelikle Türkiye’nin toprak ve arazi varlığının belirlenmesi ile bu varlığın kullanımına ilişkin usul ve esaslar düzenlendi.Yönetmelik çerçevesinde tarımsal amaçlı yapılarda ve tarım dışı arazi kullanımlarında izin alınması ve toprak koruma projelerine uyulması zorunlu olacak. İzinsiz tüm yapıların yıkılması ve arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesi gerektiği belediyelere veya il özel idarelerine bildirilecek. İlgili belediye veya il özel idaresi bir ay içinde yıkımı gerçekleştirecek ve arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesini sağlayacak.Hakkında yıkım kararı alınmış olmasına rağmen bir ay içinde belediye veya il özel idarelerince yıkılmayan yapılar, Bakanlıkça yıkılabilecek veya yıktırılabilecek.Hukukçular, AA muhabirine yaptıkları açıklamalarda yönetmeliğe ilişkin merak edilenleri anlattı.- “Artık tarım alanlarına villa ve bungalov gibi yapılar yapılamayacak”Gayrimenkul Hukuku Enstitüsü Başkanı Ali Yüksel, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 2005 yılında yürürlüğe girdiğini anımsatarak, kanunun ana amacının “toprak yapısını ve tarımsal arazileri korumak ve sürdürülebilir şekilde işlemek” olduğunu ifade etti.Kanuna rağmen tarımsal alanlar ile orman veya meralarda kaçak yapılaşmanın son yıllarda arttığını, Kovid-19 döneminde ise bu alanlara bağ evi, köy evi, kooperatif hissesi, kulübe, çiftlik evi ve bungalov gibi yapıların yoğun şekilde yapıldığını dile getiren Yüksel, sözlerini şöyle sürdürdü:“İzinsiz yapılan ve ‘tarım alanı gecekonduları’ olarak da adlandırılan bu plansız yapıların Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının tüm uyarılarına karşın alınıp satıldığını görüyoruz. 2017’de çıkarılan yönetmelik tarım arazilerindeki işgal ve kötü kullanımı engelleyememiştir. Bu nedenle iki ayrı yeni yönetmelik yayımlanmıştır. Bu kapsamda artık tarım alanlarında bina, apartman, villa, imalat iş yeri, köy evi, çiftlik evi ve bungalov gibi yapılar yapılamayacaktır. Sadece 2005’teki kanundan önce yapılmış binaların kazanılmış hakkı vardır.”- Yönetmelikte izin verilen yapı türleriAli Yüksel, yeni yönetmelikle tarımsal amaca dönük yem, depolama ve saklama tesislerine, bozulacak ürünlerin işlendiği tesislere, tarımsal işlemeyi desteklemek amaçlı bağ evlerine ve enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılan küçük çaplı güneş enerji santrali tesislerine izin verildiğini belirterek, “En verimsiz arazilerde tarım dışı olabilecek maden işletmeleri ve enerji tesisleri ise özel izinle yapılabilecektir. Buna göre izinli yapılmış bağ evleri hariç diğer konaklama amaçlı yapılar kaçak duruma düşmüştür.” diye konuştu.Tarım dışı kullanım amaçlı talepler için Toprak Koruma Kurulu kararı gerektiğini vurgulayan Yüksel, kuru marjinal tarım arazilerinde yapılacak tarım dışı kullanım taleplerinin valilik tarafından izne bağlanacağını söyledi.- “Kaçak yapı yıkılacak, para ve hapis cezası uygulanacak”Gayrimenkul Hukuku Enstitüsü Başkanı Yüksel, yönetmeliğe aykırılık halinde hem kaçak yapının yıkılacağını hem de para ve hapis cezası uygulanacağını belirterek, “Kaçak yapıyı yıktırmak belediye ve kaymakamlıkların görevidir. Bunların işlem yapmaması halinde Bakanlık kendisi de yıkabilecektir. İlgili plan ve projelere aykırı hareket edilmesi halinde bozulan arazinin her metrekaresi için idari para cezası uygulanacak ve projeye uygunluk sağlanması için azami iki ay süre verilecektir.” ifadelerini kullandı.Sürenin sonunda aykırı kullanımların devam etmesi durumunda faaliyetin durdurulacağını ve idari para cezasının üç katı olarak uygulanacağını vurgulayan Yüksel, arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesi için yıkım ve temizleme masraflarının sorumlulardan tahsil edileceğini, bu bedelin bazı şartlarda yüzde 100 fazlasının alınacağını anlattı.Yüksel, bu bedelin tahsil edilememesi durumunda belediyelere ve il özel idarelerine devletten yapılacak ödemelerden kesinti uygulanacağını kaydederek, yönetmeliğe uyulduğu ve arazinin tarımsal üretime uygun hale getirildiğinin belirlenmesi halinde sınırlamaların ve hak mahrumiyetlerinin ortadan kalkacağını bildirdi.Ali Yüksel, “Tarım arazilerini yönetmeliğe aykırı şekilde bölerek ya da çok hisseli hale getirerek satışına aracılık eden emlak firmaları da buralarda izinsiz yapı ve tesislerin inşasına ve projesine destek veren mühendis ve mimar gibi kişiler de ceza alacak.” şeklinde konuştu.- “Araziler adeta gizli bir şekilde imara açılıyor”Gayrimenkul Hukuku Derneği Başkanı Ali Güvenç Kiraz da burada amacın “tarımsal alanların korunması ve mevzuata aykırı yapılaşmanın tarımın önünü kesmemesi” olduğunu belirterek, yönetmeliğin kırsal alanlarda yapılabilecek yapı türlerini, ölçüleri ve kullanım amaçlarını tanımladığını söyledi.Son yıllarda Türkiye’de turizm, şehircilik ve tarımsal amaçlı arazilerin kullanımıyla ilgili yasaların göz ardı edilmesiyle imar mevzuatına aykırı bazı uygulamaların ortaya çıktığını belirten Kiraz, sözlerini şöyle sürdürdü:“Ekolojik tarım arazilerindeki yapıların yanı sıra tarım arazilerinde son dönemde örnekleri artan hobi bahçeleri veya bungalovlarla imar mevzuatının delindiğini ve bu arazilerin adeta gizli bir şekilde imara açıldığı görülüyor. Bu durumlar turizm amaçlı arazilerin turizm yönünden, tarım arazilerinin de tarımsal amaçlı kullanımdan uzak kalmasına yol açıyor ve mevzuata aykırı durum ortaya çıkıyor. Son dönemde turizm imarlı bir yerde konut amaçlı uygulama varsa Kültür ve Turizm Bakanlığı, tarımsal amaçlı kullanım varsa Tarım ve Orman Bakanlığı, bunları 'bypass' etmek isteyenlere karşı da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı adeta ‘milli bir dava’ yürütüyor. Üç bakanlık tarafından özellikle Çanakkale ve Balıkesir’de imar mevzuatına aykırı yapılaşmanın önünü kesecek şekilde son 2 yılda genelgeler yayımlandı ve bu illerde imar mevzuatına aykırı yapılaşma engellendi.”- “Arazilerdeki yapılaşma izni valiliklerden ya da il özel idarelerden öğrenilebilir”Ali Güvenç Kiraz, yönetmeliğin tarımsal amaçlı kullanım dışı yapılaşma konusunda esasları düzenlediğini, yeni bir kurul oluşumunu getirdiğini ve istisnai kullanımların (jeotermal, savunma, madencilik gibi) sınırlarını çizdiğini anlattı.Artık tarım arazilerinde kurulu tüm hobi bahçesi veya bungalov tarzındaki yapıların kanuna ve yönetmeliğe aykırı kabul edileceğini vurgulayan Kiraz, şu uyarılarda bulundu:“Buna devam edenler idari para cezaları ve yıkım kararları dışında 3 katına kadar para cezası ile karşı karşıya kalacak, aleyhlerinde Cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunulacak ve kamu davası açılacaktır. Bugünden itibaren vatandaşların bu tür yapıları varsa eski hale getirmelerini, bizzat kendilerinin yıkmalarını ve bu tür yapıları satışa çıkarmamalarını, ilanda/satışta olan yapıları da vatandaşlarımızın almamalarını önermekteyiz. ‘Ben bunu bilmiyordum’ denilmesi idari para cezası veya soruşturmalardan kurtaramayacaktır. Arazisini tarımsal amaçlı kullanan tüm vatandaşlar bu arazilerde ne şekilde yapılaşma izni olduğunu valiliklerden ya da il özel idarelerden öğrenebilir. Kimsenin bu tür araziler için bir af beklentisi içerisinde olmaması gerekiyor.”]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kapadokya'daki mağaralar yatak limona kıvam ve aroma kazandırıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kapadokya-daki-magaralar-yatak-limona-kivam-ve-aroma-kazandiriyor/823853/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kapadokya-daki-magaralar-yatak-limona-kivam-ve-aroma-kazandiriyor/823853/</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:08:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Nevşehir — Nevşehir'in Ürgüp ilçesine bağlı Ortahisar beldesinde yatak limona adını veren bölgedeki mağaralarda muhafaza edilen limonlar, doğal ortamda kıvam ve aroma kazandıktan sonra yıl boyunca yurt içi ve yurt dışına gönderiliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Nevşehir Haberleri — BEHÇET ALKAN - Nevşehir'in Ürgüp ilçesine bağlı Ortahisar beldesinde yatak limona adını veren bölgedeki mağaralar limon deposu olarak kullanılıyor.Geçmişte koyun sürülerinin dinlenme noktası olmasından dolayı Yatak adı verilen bölgede 1960'larda tüf kayalar oyularak oluşturulan mağara depolar, uzun süredir limona lezzet katıyor.Mersin yöresinde hasat edildikten sonra Kapadokya'daki depolara getirilen ve bu yerlerdeki doğal ısı ve nem sayesinde kabukları incelip sululuk oranı artan limonlar, doğal ortamda kıvam ve özel bir aroma kazanıyor.Geçmişte insanların el yordamıyla kazdığı mağaralarda aylarca muhafaza edilen ürün, talebe göre yurt içi ve yurt dışına gönderiliyor.Ortahisar Belde Belediye Başkanı Mustafa Ateş, AA muhabirine, milyonlarca yıl önce peribacalarını oluşturan bölgeye özgü tüf kayaların turizmin yanı sıra tarım ve gıdaya da hizmet ettiğini söyledi.Ateş, bölgedeki kaya oyma mekanların insanlık tarihi boyunca gıda depolanmasına da imkan sunduğunu, bu özelliğin zamanla ekonomiye kazandırıldığını ifade etti.Limon depoculuğunun 3 bin 47 nüfusa sahip beldelerinde önemli gelir kaynaklarından biri olduğunu vurgulayan Ateş, beldede önceden özellikle küçükbaş hayvan çobanlarının koyunlarını otlattıktan sonra akşam saatlerinde bilhassa bu bölgede dinlendirdiklerini anlattı.- Son dönemde ortalama 1 milyon sandık civarında limon depolanıyorAteş, o yüzden bu bölgenin adının Yatak olarak kaldığını belirterek, şunları kaydetti:Yatak bölgesi daha sonra adını buradaki soğuk hava depolarındaki limonlara vermiş. Yatak limonun hikayesi buradan geliyor. Bunlar insan gücüyle kesildiği için hepsinin tavan boyları yaklaşık 2,5 metre çünkü insanlar o dönemde elindeki kazmaya benzer külük dediğimiz aletlerle bu depoları oymuş. Kasabamızda bulunan yaklaşık bin tane soğuk hava deposunun kapasitesi 5 milyon sandıktır ancak son dönemde ortalama 1 milyon sandık civarında limon depolanıyor. Depolanan limonlar genelde ihraç ediliyor çünkü bunlar birinci sınıf limon ve tamamen doğal vaziyette yurt dışına gönderiliyor. Sandıklarda gelen limonlar yaklaşık 20 kilo civarında depolara girer. Burada işçiler vasıtasıyla fireler seçilir, örneğin bir sandıkta 2 kilo fire olursa 18 kilo kalması gerekirken, burada sulandığı için 21-22 kilo civarında depodan çıkar.Beldede yıllardır depoculuk faaliyetinin ekonomi ve istihdama katkı sunduğunu ifade eden Ateş, Son dönemde turizm biraz daha ön plana çıktı ancak soğuk hava depoculuğu hala kasabamızda devam etmekte. Gerek bu depolarda çalışan işçiler gerekse depo sahipleri tarafından çok ciddi bir ekonomik döngü sağlanmakta. dedi.Limon deposu işletmecilerinden Ahmet Şişman ise beldelerinin Türkiye'nin önemli limon depolama merkezlerinden biri konumunda olduğunu dile getirdi.Mersin'de kışın limon hasat edildiğini belirten Şişman, Kasım, aralık ve ocak aylarında Ortahisar'a getirilir. Yaklaşık 8-10 ay civarında kalır, yurt içi ve yurt dışı piyasaya buradan sevk edilir. Depoların özelliği, limonun kabuğunu inceltir, limon daha çok sulanır, kendine has aromaya sahip olur. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Nevşehir Haberleri — BEHÇET ALKAN - Nevşehir'in Ürgüp ilçesine bağlı Ortahisar beldesinde yatak limona adını veren bölgedeki mağaralar limon deposu olarak kullanılıyor.Geçmişte koyun sürülerinin dinlenme noktası olmasından dolayı Yatak adı verilen bölgede 1960'larda tüf kayalar oyularak oluşturulan mağara depolar, uzun süredir limona lezzet katıyor.Mersin yöresinde hasat edildikten sonra Kapadokya'daki depolara getirilen ve bu yerlerdeki doğal ısı ve nem sayesinde kabukları incelip sululuk oranı artan limonlar, doğal ortamda kıvam ve özel bir aroma kazanıyor.Geçmişte insanların el yordamıyla kazdığı mağaralarda aylarca muhafaza edilen ürün, talebe göre yurt içi ve yurt dışına gönderiliyor.Ortahisar Belde Belediye Başkanı Mustafa Ateş, AA muhabirine, milyonlarca yıl önce peribacalarını oluşturan bölgeye özgü tüf kayaların turizmin yanı sıra tarım ve gıdaya da hizmet ettiğini söyledi.Ateş, bölgedeki kaya oyma mekanların insanlık tarihi boyunca gıda depolanmasına da imkan sunduğunu, bu özelliğin zamanla ekonomiye kazandırıldığını ifade etti.Limon depoculuğunun 3 bin 47 nüfusa sahip beldelerinde önemli gelir kaynaklarından biri olduğunu vurgulayan Ateş, beldede önceden özellikle küçükbaş hayvan çobanlarının koyunlarını otlattıktan sonra akşam saatlerinde bilhassa bu bölgede dinlendirdiklerini anlattı.- Son dönemde ortalama 1 milyon sandık civarında limon depolanıyorAteş, o yüzden bu bölgenin adının Yatak olarak kaldığını belirterek, şunları kaydetti:Yatak bölgesi daha sonra adını buradaki soğuk hava depolarındaki limonlara vermiş. Yatak limonun hikayesi buradan geliyor. Bunlar insan gücüyle kesildiği için hepsinin tavan boyları yaklaşık 2,5 metre çünkü insanlar o dönemde elindeki kazmaya benzer külük dediğimiz aletlerle bu depoları oymuş. Kasabamızda bulunan yaklaşık bin tane soğuk hava deposunun kapasitesi 5 milyon sandıktır ancak son dönemde ortalama 1 milyon sandık civarında limon depolanıyor. Depolanan limonlar genelde ihraç ediliyor çünkü bunlar birinci sınıf limon ve tamamen doğal vaziyette yurt dışına gönderiliyor. Sandıklarda gelen limonlar yaklaşık 20 kilo civarında depolara girer. Burada işçiler vasıtasıyla fireler seçilir, örneğin bir sandıkta 2 kilo fire olursa 18 kilo kalması gerekirken, burada sulandığı için 21-22 kilo civarında depodan çıkar.Beldede yıllardır depoculuk faaliyetinin ekonomi ve istihdama katkı sunduğunu ifade eden Ateş, Son dönemde turizm biraz daha ön plana çıktı ancak soğuk hava depoculuğu hala kasabamızda devam etmekte. Gerek bu depolarda çalışan işçiler gerekse depo sahipleri tarafından çok ciddi bir ekonomik döngü sağlanmakta. dedi.Limon deposu işletmecilerinden Ahmet Şişman ise beldelerinin Türkiye'nin önemli limon depolama merkezlerinden biri konumunda olduğunu dile getirdi.Mersin'de kışın limon hasat edildiğini belirten Şişman, Kasım, aralık ve ocak aylarında Ortahisar'a getirilir. Yaklaşık 8-10 ay civarında kalır, yurt içi ve yurt dışı piyasaya buradan sevk edilir. Depoların özelliği, limonun kabuğunu inceltir, limon daha çok sulanır, kendine has aromaya sahip olur. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/kapadokya-daki-magaralar-yatak-limona-kivam-ve-aroma-kazandiriyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türk kadın voleybolu, kulüpler düzeyinde 26. kupaya çok yakın</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turk-kadin-voleybolu-kulupler-duzeyinde-26-kupaya-cok-yakin/823852/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turk-kadin-voleybolu-kulupler-duzeyinde-26-kupaya-cok-yakin/823852/</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:06:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — CEV Kupası finalinde deplasmanda 3-2 yendiği İtalya'nın Reale Mutua Fenera ekibini yarınki rövanşta konuk edecek Galatasaray Daikin, tarihinin ilk Avrupa kupasını kazanmak için sahaya çıkacak - Sarı-kırmızılıların kupayı kaldırması durumunda Türkiye, kadın voleybolunda 26. uluslararası kupasını kazanacak - Organizasyonda Türk takımları, 5 kez şampiyonluğa ulaştı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — CEREN AYDINONAT - Türkiye, kadın voleybolunda kulüpler düzeyindeki 26. uluslararası kupasını kazanmaya çok yakın.Galatasaray Daikin Kadın Voleybol Takımı, CEV Kupası finali rövanş maçında yarın İtalya'nın Reale Mutua Fenera ekibini konuk edecek.Burhan Felek Vestel Voleybol Salonu'nda oynanacak mücadele, saat 20.00'de başlayacak.Sarı-kırmızılılar, deplasmandaki ilk mücadelede rakibini 3-2 mağlup ederek şampiyonluk yolunda önemli bir avantaj elde etti.Galatasaray Daikin, yarın kazanması halinde kupayı müzesine götürecek.- Sarı-kırmızılı takımın Avrupa'daki ilk kupası olacakGalatasaray Daikin, Avrupa'nın iki numaralı organizasyonu CEV Kupası'nda şampiyonluğa bir maç uzakta.İtalya'da oynanan ilk müsabakada rakibini 3-2 yenen sarı kırmızılı takım, evinde de galip gelmesi halinde tarihindeki ilk Avrupa kupasını kazanmış olacak.CEV Challenge Kupası'nda 2009-2010 sezonunda 3. olan Galatasaray, CEV Kupası'nda ise 2011-2012, 2015-2016 ve 2020-2021 sezonlarında ikincilik derecesi elde etti.- Türkiye'nin 8 dünya şampiyonluğu varTürk takımları, dünya çapında 8 kez şampiyon oldu.1991 yılından bu yana Uluslararası Voleybol Federasyonu (FIVB) tarafından düzenlenen Kadınlar Dünya Kulüpler Şampiyonası'nda Türkiye, daha önce 3 farklı takımla 8 kez şampiyonluğa ulaştı.VakıfBank'ın 4 kez ile zirvede yer aldığı organizasyonda Eczacıbaşı 3, Fenerbahçe ise 1 kez dünya şampiyonluğu elde etti.- CEV Şampiyonlar Ligi'nde de kupa 8 kez Türkiye'deTürk takımları, Kadınlar CEV Şampiyonlar Ligi'nde 8 kez şampiyonluk yaşadı.İlk olarak 2011 sezonunda VakıfBank'ın aldığı Şampiyonlar Ligi kupası, sonrasında 7 kez daha Türk takımlarının müzesine girdi. Bu süreçte VakıfBank, 6 kez kupayı alarak en fazla şampiyonluk yakalayan ay-yıldızlı ekip oldu. Birer kez de Fenerbahçe ile Eczacıbaşı bu organizasyonda şampiyonluğa ulaştı.VakıfBank, 2011, 2013, 2017, 2018, 2022 ve 2023'te, Fenerbahçe 2012, Eczacıbaşı ise 2015'te kupayı kaldırma sevincini yaşadı.- CEV Kupası ve CEV Challenge KupasıTürkiye, Avrupa'nın iki numaralı organizasyonu Kadınlar CEV Kupası'nda 5, üç numaralı turnuvası Kadınlar CEV Challenge Kupası'nda 4 şampiyonluk kazandı.İlk olarak 1999'da Kadınlar CEV Kupası'nda şampiyonluğa ulaşan Eczacıbaşı, 2018 ve 2022'de de bu kupayı müzesine götürdü. VakıfBank Güneş Sigorta 2004'te, Fenerbahçe ise 2014'te bu kulvarda şampiyon oldu.Kadınlar CEV Challenge Kupası'nda da Bursa Büyükşehir Belediyespor 2015 ve 2017'de mutlu sona ulaşarak Türkiye'ye kupayı getirdi. Bu organizasyonda diğer şampiyonluklar 2008'de VakıfBank Güneş Sigorta ve 2021'de Yeşilyurt tarafından getirildi.- En başarılısı VakıfBankTürkiye'nin uluslararası alandaki en başarılı takımı VakıfBank oldu.Söz konusu 4 organizasyon dikkate alındığında sarı-siyahlı ekip, 12 kupayla en başarılı takım konumunda. VakıfBank'ı 7 kupayla Eczacıbaşı, 3 kupayla Fenerbahçe, 2 kupayla Bursa Büyükşehir Belediyespor ve 1 kupayla Yeşilyurt takip etti.VakıfBank, Şampiyonlar Ligi'nde 6, Dünya Kulüpler Şampiyonası'nda 4, Kadınlar CEV Kupası ve Challenge Kupası'nda birer şampiyonluk yaşadı.Eczacıbaşı, FIVB Kadınlar Dünya Kulüpler Şampiyonası'nda 3, Şampiyonlar Ligi'nde 1, CEV Kupası'nda 3 kez mutlu sona ulaştı.Fenerbahçe, birer kez Kadınlar CEV Şampiyonlar Ligi, FIVB Kadınlar Dünya Kulüpler Şampiyonası ve Kadınlar CEV Kupası şampiyonlukları elde etti.Bursa Büyükşehir Belediyespor, CEV Challenge Kupası'nda 2, Yeşilyurt da aynı organizasyonda 1 kez şampiyon oldu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — CEREN AYDINONAT - Türkiye, kadın voleybolunda kulüpler düzeyindeki 26. uluslararası kupasını kazanmaya çok yakın.Galatasaray Daikin Kadın Voleybol Takımı, CEV Kupası finali rövanş maçında yarın İtalya'nın Reale Mutua Fenera ekibini konuk edecek.Burhan Felek Vestel Voleybol Salonu'nda oynanacak mücadele, saat 20.00'de başlayacak.Sarı-kırmızılılar, deplasmandaki ilk mücadelede rakibini 3-2 mağlup ederek şampiyonluk yolunda önemli bir avantaj elde etti.Galatasaray Daikin, yarın kazanması halinde kupayı müzesine götürecek.- Sarı-kırmızılı takımın Avrupa'daki ilk kupası olacakGalatasaray Daikin, Avrupa'nın iki numaralı organizasyonu CEV Kupası'nda şampiyonluğa bir maç uzakta.İtalya'da oynanan ilk müsabakada rakibini 3-2 yenen sarı kırmızılı takım, evinde de galip gelmesi halinde tarihindeki ilk Avrupa kupasını kazanmış olacak.CEV Challenge Kupası'nda 2009-2010 sezonunda 3. olan Galatasaray, CEV Kupası'nda ise 2011-2012, 2015-2016 ve 2020-2021 sezonlarında ikincilik derecesi elde etti.- Türkiye'nin 8 dünya şampiyonluğu varTürk takımları, dünya çapında 8 kez şampiyon oldu.1991 yılından bu yana Uluslararası Voleybol Federasyonu (FIVB) tarafından düzenlenen Kadınlar Dünya Kulüpler Şampiyonası'nda Türkiye, daha önce 3 farklı takımla 8 kez şampiyonluğa ulaştı.VakıfBank'ın 4 kez ile zirvede yer aldığı organizasyonda Eczacıbaşı 3, Fenerbahçe ise 1 kez dünya şampiyonluğu elde etti.- CEV Şampiyonlar Ligi'nde de kupa 8 kez Türkiye'deTürk takımları, Kadınlar CEV Şampiyonlar Ligi'nde 8 kez şampiyonluk yaşadı.İlk olarak 2011 sezonunda VakıfBank'ın aldığı Şampiyonlar Ligi kupası, sonrasında 7 kez daha Türk takımlarının müzesine girdi. Bu süreçte VakıfBank, 6 kez kupayı alarak en fazla şampiyonluk yakalayan ay-yıldızlı ekip oldu. Birer kez de Fenerbahçe ile Eczacıbaşı bu organizasyonda şampiyonluğa ulaştı.VakıfBank, 2011, 2013, 2017, 2018, 2022 ve 2023'te, Fenerbahçe 2012, Eczacıbaşı ise 2015'te kupayı kaldırma sevincini yaşadı.- CEV Kupası ve CEV Challenge KupasıTürkiye, Avrupa'nın iki numaralı organizasyonu Kadınlar CEV Kupası'nda 5, üç numaralı turnuvası Kadınlar CEV Challenge Kupası'nda 4 şampiyonluk kazandı.İlk olarak 1999'da Kadınlar CEV Kupası'nda şampiyonluğa ulaşan Eczacıbaşı, 2018 ve 2022'de de bu kupayı müzesine götürdü. VakıfBank Güneş Sigorta 2004'te, Fenerbahçe ise 2014'te bu kulvarda şampiyon oldu.Kadınlar CEV Challenge Kupası'nda da Bursa Büyükşehir Belediyespor 2015 ve 2017'de mutlu sona ulaşarak Türkiye'ye kupayı getirdi. Bu organizasyonda diğer şampiyonluklar 2008'de VakıfBank Güneş Sigorta ve 2021'de Yeşilyurt tarafından getirildi.- En başarılısı VakıfBankTürkiye'nin uluslararası alandaki en başarılı takımı VakıfBank oldu.Söz konusu 4 organizasyon dikkate alındığında sarı-siyahlı ekip, 12 kupayla en başarılı takım konumunda. VakıfBank'ı 7 kupayla Eczacıbaşı, 3 kupayla Fenerbahçe, 2 kupayla Bursa Büyükşehir Belediyespor ve 1 kupayla Yeşilyurt takip etti.VakıfBank, Şampiyonlar Ligi'nde 6, Dünya Kulüpler Şampiyonası'nda 4, Kadınlar CEV Kupası ve Challenge Kupası'nda birer şampiyonluk yaşadı.Eczacıbaşı, FIVB Kadınlar Dünya Kulüpler Şampiyonası'nda 3, Şampiyonlar Ligi'nde 1, CEV Kupası'nda 3 kez mutlu sona ulaştı.Fenerbahçe, birer kez Kadınlar CEV Şampiyonlar Ligi, FIVB Kadınlar Dünya Kulüpler Şampiyonası ve Kadınlar CEV Kupası şampiyonlukları elde etti.Bursa Büyükşehir Belediyespor, CEV Challenge Kupası'nda 2, Yeşilyurt da aynı organizasyonda 1 kez şampiyon oldu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/turk-kadin-voleybolu-kulupler-duzeyinde-26-kupaya-cok-yakin.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Fransa Dışişleri Bakanı, İran'daki sivil alt yapılara yönelik her türlü saldırıya karşı olduklarını söyledi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/fransa-disisleri-bakani-iran-daki-sivil-alt-yapilara-yonelik-her-turlu-saldiriya-karsi-olduklarini-soyledi/823851/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/fransa-disisleri-bakani-iran-daki-sivil-alt-yapilara-yonelik-her-turlu-saldiriya-karsi-olduklarini-soyledi/823851/</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:06:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'a yönelik saldırılarda sivil alt yapıları da hedef alacaklarını yinelediği bir dönemde, enerji ve sivil alt yapıları hedef alan her türlü saldırıya karşı olduklarını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'a yönelik saldırılarda sivil alt yapıları da hedef alacaklarını yinelediği bir dönemde, enerji ve sivil alt yapıları hedef alan her türlü saldırıya karşı olduklarını belirtti.Bakan Barrot, France Info'ya yaptığı açıklamada, Orta Doğu'da yaşanan gerilim ve ABD/İsrail-İran Savaşı'na ilişkin değerlendirmede bulundu.ABD Başkanı Donald Trump'ın, Hürmüz Boğazı'nı açmaması halinde İran'ın sivil ve enerji alt yapılarını vuracaklarını söylemesine karşılık Barrot, bu tür sivil alt yapıları hedef alan saldırıların halihazırda endişe verici olan durumu daha da kötüleştirerek, yeni bir gerilimi artırma ve misilleme aşamasına kapı aralayacağını ifade etti.Bu nedenle uluslararası hukuku ihlal eden bu saldırıların tamamına karşı olduklarını dile getiren Barrot, bunun savaşın bölgeye yayılma riskini artıracağına, bu tür saldırıların kriz nedeniyle akaryakıt fiyatlarında yaşanan artışı körükleyebileceğine işaret etti.Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve güvenliğinin garanti altına alınması çağrılarını da yineleyen Barrot, denizlerde seyrüsefer özgürlüğünün sağlanmasının ortak faydaya hizmet edeceğini söyledi.Ülkesinin bu savaştaki rolünü ise savaşın olumsuz sonuçlarını kısıtlamak ve arabuluculuk çabalarını desteklemek olarak tanımlayan Barrot, Avrupa'nın kabiliyeti, yeni imparatorlukların tahakkümüne karşı bir alternatif olduğunu göstermesidir. Bu, bizim seçmediğimiz ve sonuçlarıyla ilgilendiğimiz bir savaş. diye konuştu.Barrot ayrıca, savaş bağlamında önceliklerinin Fransız çıkarlarının ve vatandaşlarının korunması olduğunu vurguladı.ABD'nin olası bir kara harekatına ilişkin ise Irak ve Afganistan örneklerini hatırlatan Barrot, bunun faydasından çok zararı olacağı değerlendirmesinde bulundu.⁠- ABD/İsrail ve İran Savaşıİsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat'ta İran'a askeri saldırı başlattı.İran da İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.ABD-İsrail saldırılarında, eski İran lideri Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'a yönelik saldırılarda sivil alt yapıları da hedef alacaklarını yinelediği bir dönemde, enerji ve sivil alt yapıları hedef alan her türlü saldırıya karşı olduklarını belirtti.Bakan Barrot, France Info'ya yaptığı açıklamada, Orta Doğu'da yaşanan gerilim ve ABD/İsrail-İran Savaşı'na ilişkin değerlendirmede bulundu.ABD Başkanı Donald Trump'ın, Hürmüz Boğazı'nı açmaması halinde İran'ın sivil ve enerji alt yapılarını vuracaklarını söylemesine karşılık Barrot, bu tür sivil alt yapıları hedef alan saldırıların halihazırda endişe verici olan durumu daha da kötüleştirerek, yeni bir gerilimi artırma ve misilleme aşamasına kapı aralayacağını ifade etti.Bu nedenle uluslararası hukuku ihlal eden bu saldırıların tamamına karşı olduklarını dile getiren Barrot, bunun savaşın bölgeye yayılma riskini artıracağına, bu tür saldırıların kriz nedeniyle akaryakıt fiyatlarında yaşanan artışı körükleyebileceğine işaret etti.Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve güvenliğinin garanti altına alınması çağrılarını da yineleyen Barrot, denizlerde seyrüsefer özgürlüğünün sağlanmasının ortak faydaya hizmet edeceğini söyledi.Ülkesinin bu savaştaki rolünü ise savaşın olumsuz sonuçlarını kısıtlamak ve arabuluculuk çabalarını desteklemek olarak tanımlayan Barrot, Avrupa'nın kabiliyeti, yeni imparatorlukların tahakkümüne karşı bir alternatif olduğunu göstermesidir. Bu, bizim seçmediğimiz ve sonuçlarıyla ilgilendiğimiz bir savaş. diye konuştu.Barrot ayrıca, savaş bağlamında önceliklerinin Fransız çıkarlarının ve vatandaşlarının korunması olduğunu vurguladı.ABD'nin olası bir kara harekatına ilişkin ise Irak ve Afganistan örneklerini hatırlatan Barrot, bunun faydasından çok zararı olacağı değerlendirmesinde bulundu.⁠- ABD/İsrail ve İran Savaşıİsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat'ta İran'a askeri saldırı başlattı.İran da İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.ABD-İsrail saldırılarında, eski İran lideri Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/fransa-disisleri-bakani-iran-daki-sivil-alt-yapilara-yonelik-her-turlu-saldiriya-karsi-olduklarini-soyledi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Galatasaray ile Göztepe, 64. randevuda</title>
      <link>https://www.canligaste.com/galatasaray-ile-goztepe-64-randevuda/823850/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/galatasaray-ile-goztepe-64-randevuda/823850/</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:06:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — İki takım arasında ligde yapılan maçlarda Galatasaray'ın galibiyetlerde 38-12, gol sayılarında da 102-46 üstünlüğü bulunuyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — CAN ÖCAL - Galatasaray ile Göztepe, Süper Lig'de yarın 64. kez karşı karşıya gelecek.İki takım arasında geride kalan 63 maçtan 38'ini Galatasaray, 12'sini Göztepe kazandı. 13 müsabaka ise berabere sonuçlandı.Atılan gollerde de Galatasaray'ın Göztepe'ye 102-46 üstünlüğü bulunuyor.- İzmir'deki maçlarGalatasaray ile Göztepe, Süper Lig tarihinde İzmir'de 32. kez karşılaşacak.Geride kalan müsabakalarda Galatasaray'ın galibiyetlerde 17-9 üstünlüğü bulunurken, 5 karşılaşmada taraflar beraberlikle sahadan ayrıldı.İzmir'deki maçlarda Galatasaray 47, Göztepe ise 27 gol attı.- Galatasaray, rakibiyle oynadığı son 8 maçtan galibiyetle ayrıldıGalatasaray, Göztepe ile oynadığı son 8 Süper Lig maçını kazandı.İstanbul'un sarı-kırmızılı ekibi, 2019-2020 sezonunun 33. haftasında 3-1 kazandığı maçla başlayan süreçte rakibini ligde üst üste 8 kez mağlup etti.Söz konusu maçlarda rakibinin filelerini 21 kez havalandıran Galatasaray, 8 golü kalesinde gördü.- Galatasaray, İzmir deplasmanında son 7 maçın 6'sını kazandıGalatasaray, Göztepe'ye konuk olduğu son 7 lig maçının 6'sından galip ayrıldı.İki takım arasında oynanan son 7 lig maçında İstanbul'un sarı-kırmızılı ekibi 3 kez 1-0, birer kez de 3-1, 3-2 ve 2-0'lık skorlarla galibiyet sevinci yaşadı.İzmir temsilcisi ise bu maçlarda sadece bir kez 2-1'lik skorla 3 puanı aldı.- Farklı skorlarTaraflar arasında geride kalan 63 lig maçında en farklı skorları Galatasaray elde etti.Cimbom, 1978-1979 sezonunda İstanbul'da 6-1, 1959'daki ilk sezonda ise İzmir'de 5-0 galip geldi.Göztepe ise rakibi karşısında en fazla 2 farklı galibiyetler elde etti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — CAN ÖCAL - Galatasaray ile Göztepe, Süper Lig'de yarın 64. kez karşı karşıya gelecek.İki takım arasında geride kalan 63 maçtan 38'ini Galatasaray, 12'sini Göztepe kazandı. 13 müsabaka ise berabere sonuçlandı.Atılan gollerde de Galatasaray'ın Göztepe'ye 102-46 üstünlüğü bulunuyor.- İzmir'deki maçlarGalatasaray ile Göztepe, Süper Lig tarihinde İzmir'de 32. kez karşılaşacak.Geride kalan müsabakalarda Galatasaray'ın galibiyetlerde 17-9 üstünlüğü bulunurken, 5 karşılaşmada taraflar beraberlikle sahadan ayrıldı.İzmir'deki maçlarda Galatasaray 47, Göztepe ise 27 gol attı.- Galatasaray, rakibiyle oynadığı son 8 maçtan galibiyetle ayrıldıGalatasaray, Göztepe ile oynadığı son 8 Süper Lig maçını kazandı.İstanbul'un sarı-kırmızılı ekibi, 2019-2020 sezonunun 33. haftasında 3-1 kazandığı maçla başlayan süreçte rakibini ligde üst üste 8 kez mağlup etti.Söz konusu maçlarda rakibinin filelerini 21 kez havalandıran Galatasaray, 8 golü kalesinde gördü.- Galatasaray, İzmir deplasmanında son 7 maçın 6'sını kazandıGalatasaray, Göztepe'ye konuk olduğu son 7 lig maçının 6'sından galip ayrıldı.İki takım arasında oynanan son 7 lig maçında İstanbul'un sarı-kırmızılı ekibi 3 kez 1-0, birer kez de 3-1, 3-2 ve 2-0'lık skorlarla galibiyet sevinci yaşadı.İzmir temsilcisi ise bu maçlarda sadece bir kez 2-1'lik skorla 3 puanı aldı.- Farklı skorlarTaraflar arasında geride kalan 63 lig maçında en farklı skorları Galatasaray elde etti.Cimbom, 1978-1979 sezonunda İstanbul'da 6-1, 1959'daki ilk sezonda ise İzmir'de 5-0 galip geldi.Göztepe ise rakibi karşısında en fazla 2 farklı galibiyetler elde etti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/galatasaray-ile-goztepe-64-randevuda.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Curling Federasyonu Başkanı Şebin, 10 yılda dünya 5'incisi olmanın gururunu yaşıyor:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/curling-federasyonu-baskani-sebin-10-yilda-dunya-5-incisi-olmanin-gururunu-yasiyor/823849/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/curling-federasyonu-baskani-sebin-10-yilda-dunya-5-incisi-olmanin-gururunu-yasiyor/823849/</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:06:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Tabii 2016 yılında başlayan bir serüven... Federasyonumuzun 10. yılı ve dünya 5'inciliği hakikaten çok zor. Dünyada 67 ülke bu sporu yapıyor. 10 yılda bunu yakalamamız öyle kolay değil - Daha çok tiyatro salonu, daha çok sanatsal faaliyetlerin yapıldığı tesisin hapishaneler, hastaneler, adliyelerden daha çok olması noktasında büyük çaba sarf ediyoruz - Stratejinizi 4 yıllık değil de en az 40 yıllık yapmak zorundasınız. Spor öyle kısa vadeyle oluşabilecek bir süreç değil]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — HÜSEYİN BURAK DEMİRER - Türkiye Curling Federasyonu Başkanı Kenan Şebin, 10 yıllık bir federasyon oldukları düşünüldüğünde A Milli Kadın Curling Takımı'nın dünya 5'inciliğinin, elde edilmesi zor bir başarı olduğunu söyledi.Federasyonun kurulduğu 2016'dan bu yana başkanlık görevini yürüten Şebin, kadınlarda gelen dünya 5'inciliği, curlingin bilinirliğini artırma çalışmaları, tesisleşmenin önemi ve hedefleri hakkında AA muhabirine açıklamalarda bulundu.Şebin; Dilşat Yıldız, Öznur Polat, İclal Karaman, Berfin Şengül ve Melisa Cömert'ten oluşan A Milli Kadın Curling Takımı'nın Dünya Şampiyonası'nda 5. olarak tarihinin en iyi derecesini elde etmesine ilişkin, Tabii 2016 yılında başlayan bir serüven... Federasyonumuzun 10. yılı ve dünya 5'inciliği hakikaten çok zor. Biz bir defa erkeklerde de Avrupa 3'üncüsü (Avrupa B Klasman Şampiyonası) olduk. Genç kızlarda dünya 3'üncüsü olduk. Şimdi hem A grubunda yarışıyor kızlarımız hem de erkekler artık dünya şampiyonasında direkt yarışan bir ülke oldu. Karışık çiftlerde dünya şampiyonasında yarışan bir ülkeyiz. Curling branşı olarak dünyanın en üst seviyesindeki liglerde yarışan bir ülkeyiz. Dünyada 67 ülke bu sporu yapıyor. 10 yılda bunu yakalamamız öyle kolay değil. Hem federasyonu sıfırdan kurmak, kurumsal yapısını oluşturmak, tanıtımını yapmak, ülke geneline yaymak, insanlara curlingi anlatmak; bir taraftan da performans noktasında başarı elde etmek gerçekten çok zor bir olay. değerlendirmesinde bulundu.Dünya 5'inciliğinin, Milano Cortina 2026 Kış Olimpiyatları'na kota veren 2025'teki dünya şampiyonasında değil de 2026'da kazanılmasının nasıl hissettirdiği sorulan Şebin, Maalesef biz o gün bir maçla olimpiyata gitme hakkını elde edemedik. Ha bugün olsaydı keşke son iki yılda alınan puanlarla gidildiği için direkt katılan bir ülke durumuna geliyorduk. Çocuklarımız ve antrenörlerimizle birlikte gerçekten çok üzüldük. Çünkü biz olimpiyata zaten gittik gözüyle bakıyorduk, derece elde etmeyi hedeflemiştik. yorumunu yaptı.Şebin, 5'inciliğin arkasındaki başlıca faktörleri kaybedilen olimpiyat kotası, 'biz bu işi başarırız' motivasyonu, sporcuları yurt dışındaki önemli turnuvalara göndermek olarak sıraladı.- Spor tesislerinin sayısı hapishaneler, hastaneler, adliyelerden fazla olmalıCurling branşının yaygınlaşmasına büyük katkısı olduğunu söylediği floor curlingin Türkiye'de giderek geliştiğini anlatan Şebin, Okul sporlarında özellikle en çok lisanslı sporcu sayısına sahip branşlardan biri, ilk 10'a girdik. Bu da 4 yılda olan bir olay. Bunu niye yapıyoruz? Buzu Türkiye'nin her tarafına götürmemiz mümkün değil. Curlingi nasıl anlatacaktık? Şimdi geldiğimiz noktada bütün Türkiye'de herkes, bütün okullar en azından floor curling yapıyor, curlingin ne olduğunu biliyor. Dolayısıyla hem bir farkındalık oluşturduk hem de curlingdeki başarı geldikçe insanların ilgisi arttı. Bugün sosyal medya verilerine baktığımız zaman bir sporcumuzun atışı, dünya gündemine gelebiliyor. Dünya 5'inciliğinin son bir haftada 180 bin kişiye ulaştığını görüyoruz. Bu da bizim için önemli bir tanıtım ve Türkiye'de bu branşın ne kadar çok geliştiğini gözler önüne koyuyor. ifadelerini kullandı.Federasyonun 4 Mayıs'ta düzenlenecek olağan genel kurulu öncesi yeniden aday olduğunu söyleyen Şebin, en büyük vaadinin ne olduğu sorusuna, Bir defa benim spor adamı olarak vaadim, bu ülkede daha çok spor tesisi olması. Daha çok tiyatro salonu, daha çok sanatsal faaliyetlerin yapıldığı tesisin hapishaneler, hastaneler, adliyelerden daha çok olması noktasında büyük çaba sarf ediyoruz. Bu ne demektir? Sağlıklı toplum oluşması noktasında, sağlıklı genç gelecek, sağlıklı nesil oluşması noktasında büyük gayret sarf ediyoruz. Olimpiyata gitmek tabii ki en büyük hedefimiz ama bir ilki başararak olimpiyatlarda derece de elde etmek. yanıtını verdi.- Stratejinizi 4 yıllık değil de en az 40 yıllık yapmak zorundasınızŞebin, bir dönem daha başkanlık yapmak istemesinin arkasındaki motivasyon ve hedeflerinin sorulması üzerine, Dünyadaki başarılı branşlara baktığınız zaman 25-30 yıllık yönetici kadrosuyla devam ettiklerini, kısa vadeli değil orta-uzun vadede çalıştıklarını, dolayısıyla bir hafızaya sahip olduklarını görürsünüz. Dünya Curling Federasyonundan tutun da Uluslararası Üniversite Sporları Federasyonuna baktığımız zaman özellikle futbolda, hentbolda, voleybolda çok uzun vadede çalışan insanlar. Yani stratejinizi 4 yıllık değil de en az 40 yıllık yapmak zorundasınız. Spor öyle kısa vadeyle oluşabilecek bir süreç değil. İlkokul 4'ten temelini attığınız bir plan-programda, en az üniversitede ancak derece elde edebiliyorsunuz ki bu bizim curling için gerçekten böyle. Gençler çok küçük yaşta başlamıyor, dünyada çok az genç yaşta sporcu var. Genelde hep çok yaşlı insanlar bu sporu yapıyor. Çünkü 7'den 70'e herkes bu sporu yapabiliyor. diye konuştu.Tesislerin ülke geneline yayılmasını amaçladıklarını dile getiren Şebin, şunları kaydetti:Tesisleşme noktası çok önemli. Bugün eğer sadece Erzurum'da bizim sporcu havuzumuz olmasaydı Ankara'da, İstanbul'da, Antalya'da, İzmir'de, Samsun'da, Trabzon'da da olsaydı belki biz dünya 5'inciliği değil dünya şampiyonluğunu konuşuyor olacaktık. Dolayısıyla sporcu havuzumuzu, tesisimizi genişlettiğimiz zaman bu başarılar daha kısa vadede gelmiş olacak. Sağ olsun, Spor Bakan Yardımcısı Hamza Yerlikaya'nın girişimiyle Sivas'ta bitmek üzere tesisimiz. Bir de Ankara'da 19 Mayıs Spor Kompleksi içinde 6 pistlik olimpik ölçülerde bir curling salonu yapılıyor. Bu da bize çok büyük katkı sunacaktır.﻿]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — HÜSEYİN BURAK DEMİRER - Türkiye Curling Federasyonu Başkanı Kenan Şebin, 10 yıllık bir federasyon oldukları düşünüldüğünde A Milli Kadın Curling Takımı'nın dünya 5'inciliğinin, elde edilmesi zor bir başarı olduğunu söyledi.Federasyonun kurulduğu 2016'dan bu yana başkanlık görevini yürüten Şebin, kadınlarda gelen dünya 5'inciliği, curlingin bilinirliğini artırma çalışmaları, tesisleşmenin önemi ve hedefleri hakkında AA muhabirine açıklamalarda bulundu.Şebin; Dilşat Yıldız, Öznur Polat, İclal Karaman, Berfin Şengül ve Melisa Cömert'ten oluşan A Milli Kadın Curling Takımı'nın Dünya Şampiyonası'nda 5. olarak tarihinin en iyi derecesini elde etmesine ilişkin, Tabii 2016 yılında başlayan bir serüven... Federasyonumuzun 10. yılı ve dünya 5'inciliği hakikaten çok zor. Biz bir defa erkeklerde de Avrupa 3'üncüsü (Avrupa B Klasman Şampiyonası) olduk. Genç kızlarda dünya 3'üncüsü olduk. Şimdi hem A grubunda yarışıyor kızlarımız hem de erkekler artık dünya şampiyonasında direkt yarışan bir ülke oldu. Karışık çiftlerde dünya şampiyonasında yarışan bir ülkeyiz. Curling branşı olarak dünyanın en üst seviyesindeki liglerde yarışan bir ülkeyiz. Dünyada 67 ülke bu sporu yapıyor. 10 yılda bunu yakalamamız öyle kolay değil. Hem federasyonu sıfırdan kurmak, kurumsal yapısını oluşturmak, tanıtımını yapmak, ülke geneline yaymak, insanlara curlingi anlatmak; bir taraftan da performans noktasında başarı elde etmek gerçekten çok zor bir olay. değerlendirmesinde bulundu.Dünya 5'inciliğinin, Milano Cortina 2026 Kış Olimpiyatları'na kota veren 2025'teki dünya şampiyonasında değil de 2026'da kazanılmasının nasıl hissettirdiği sorulan Şebin, Maalesef biz o gün bir maçla olimpiyata gitme hakkını elde edemedik. Ha bugün olsaydı keşke son iki yılda alınan puanlarla gidildiği için direkt katılan bir ülke durumuna geliyorduk. Çocuklarımız ve antrenörlerimizle birlikte gerçekten çok üzüldük. Çünkü biz olimpiyata zaten gittik gözüyle bakıyorduk, derece elde etmeyi hedeflemiştik. yorumunu yaptı.Şebin, 5'inciliğin arkasındaki başlıca faktörleri kaybedilen olimpiyat kotası, 'biz bu işi başarırız' motivasyonu, sporcuları yurt dışındaki önemli turnuvalara göndermek olarak sıraladı.- Spor tesislerinin sayısı hapishaneler, hastaneler, adliyelerden fazla olmalıCurling branşının yaygınlaşmasına büyük katkısı olduğunu söylediği floor curlingin Türkiye'de giderek geliştiğini anlatan Şebin, Okul sporlarında özellikle en çok lisanslı sporcu sayısına sahip branşlardan biri, ilk 10'a girdik. Bu da 4 yılda olan bir olay. Bunu niye yapıyoruz? Buzu Türkiye'nin her tarafına götürmemiz mümkün değil. Curlingi nasıl anlatacaktık? Şimdi geldiğimiz noktada bütün Türkiye'de herkes, bütün okullar en azından floor curling yapıyor, curlingin ne olduğunu biliyor. Dolayısıyla hem bir farkındalık oluşturduk hem de curlingdeki başarı geldikçe insanların ilgisi arttı. Bugün sosyal medya verilerine baktığımız zaman bir sporcumuzun atışı, dünya gündemine gelebiliyor. Dünya 5'inciliğinin son bir haftada 180 bin kişiye ulaştığını görüyoruz. Bu da bizim için önemli bir tanıtım ve Türkiye'de bu branşın ne kadar çok geliştiğini gözler önüne koyuyor. ifadelerini kullandı.Federasyonun 4 Mayıs'ta düzenlenecek olağan genel kurulu öncesi yeniden aday olduğunu söyleyen Şebin, en büyük vaadinin ne olduğu sorusuna, Bir defa benim spor adamı olarak vaadim, bu ülkede daha çok spor tesisi olması. Daha çok tiyatro salonu, daha çok sanatsal faaliyetlerin yapıldığı tesisin hapishaneler, hastaneler, adliyelerden daha çok olması noktasında büyük çaba sarf ediyoruz. Bu ne demektir? Sağlıklı toplum oluşması noktasında, sağlıklı genç gelecek, sağlıklı nesil oluşması noktasında büyük gayret sarf ediyoruz. Olimpiyata gitmek tabii ki en büyük hedefimiz ama bir ilki başararak olimpiyatlarda derece de elde etmek. yanıtını verdi.- Stratejinizi 4 yıllık değil de en az 40 yıllık yapmak zorundasınızŞebin, bir dönem daha başkanlık yapmak istemesinin arkasındaki motivasyon ve hedeflerinin sorulması üzerine, Dünyadaki başarılı branşlara baktığınız zaman 25-30 yıllık yönetici kadrosuyla devam ettiklerini, kısa vadeli değil orta-uzun vadede çalıştıklarını, dolayısıyla bir hafızaya sahip olduklarını görürsünüz. Dünya Curling Federasyonundan tutun da Uluslararası Üniversite Sporları Federasyonuna baktığımız zaman özellikle futbolda, hentbolda, voleybolda çok uzun vadede çalışan insanlar. Yani stratejinizi 4 yıllık değil de en az 40 yıllık yapmak zorundasınız. Spor öyle kısa vadeyle oluşabilecek bir süreç değil. İlkokul 4'ten temelini attığınız bir plan-programda, en az üniversitede ancak derece elde edebiliyorsunuz ki bu bizim curling için gerçekten böyle. Gençler çok küçük yaşta başlamıyor, dünyada çok az genç yaşta sporcu var. Genelde hep çok yaşlı insanlar bu sporu yapıyor. Çünkü 7'den 70'e herkes bu sporu yapabiliyor. diye konuştu.Tesislerin ülke geneline yayılmasını amaçladıklarını dile getiren Şebin, şunları kaydetti:Tesisleşme noktası çok önemli. Bugün eğer sadece Erzurum'da bizim sporcu havuzumuz olmasaydı Ankara'da, İstanbul'da, Antalya'da, İzmir'de, Samsun'da, Trabzon'da da olsaydı belki biz dünya 5'inciliği değil dünya şampiyonluğunu konuşuyor olacaktık. Dolayısıyla sporcu havuzumuzu, tesisimizi genişlettiğimiz zaman bu başarılar daha kısa vadede gelmiş olacak. Sağ olsun, Spor Bakan Yardımcısı Hamza Yerlikaya'nın girişimiyle Sivas'ta bitmek üzere tesisimiz. Bir de Ankara'da 19 Mayıs Spor Kompleksi içinde 6 pistlik olimpik ölçülerde bir curling salonu yapılıyor. Bu da bize çok büyük katkı sunacaktır.﻿]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Trabzonspor'da hedef dış saha başarısını sürdürerek yoluna devam etmek</title>
      <link>https://www.canligaste.com/trabzonspor-da-hedef-dis-saha-basarisini-surdurerek-yoluna-devam-etmek/823846/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/trabzonspor-da-hedef-dis-saha-basarisini-surdurerek-yoluna-devam-etmek/823846/</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:06:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Trabzon — Süper Lig'in 29. haftasında Corendon Alanyaspor'a konuk olacak Trabzonspor, dış sahadaki başarısını sürdürerek şampiyonluk yolunda bir engeli daha aşmanın mücadelesini verecek - Ligde 63 puan ve averajla 3. sırada yer alan bordo-mavililer, deplasmanda ise 32 puanla en fazla puan toplayan takım konumunda bulunuyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Trabzon Haberleri — SELÇUK KILIÇ - Trendyol Süper Lig'in 29. haftasında Corendon Alanyaspor'a konuk olacak şampiyonluk adaylarından Trabzonspor, dış sahadaki başarılı sonuçlarıyla da dikkati çekiyor.Ligde geride kalan 28 haftada topladığı 63 puanla bir maçı eksik lider Galatasaray'ın 1 puan, aynı puana sahip  Fenerbahçe'nin de averajla gerisinde üçüncü sırada yer alan bordo-mavililer, dış sahada ise 32 puan ile en fazla puan toplayan takımın konumunda bulunuyor.Karadeniz ekibi, 11 Nisan Cumartesi günü Corendon Alanyaspor karşısında dış sahadaki başarısını sürdürerek şampiyonluk yolunda bir engeli daha aşmanın mücadelesini verecek.- İç sahadan 1 puan daha fazla topladıTrabzonspor, ligde deplasmanda oynadığı 14 karşılaşmada 10 galibiyet, 2 beraberlik ve 2 mağlubiyet ile 32 puan elde etti.Bordo-mavili takım, iç sahada ise 14 müsabakada 9 galibiyet, 4 beraberlik, 1 yenilgi ile 31 puan elde ederek dış saha puanının 1 puan daha az topladı.- 106 gündür bileği bükülmüyorTrabzonspor, ligde son deplasman yenilgisini 106 gün önce Gençlerbirliği karşısında 4-3'lük sonuçla aldı.İlk yarının son haftasında oynanan karşılaşmada aldığı mağlubiyetin ardından Karadeniz ekibi, son 6 dış saha maçında 5 galibiyet, 1 beraberlik alarak yenilgi yüzü görmedi.Bordo-mavililer, son 4 deplasman maçından galibiyetle ayrıldı.- Galibiyet serisini 7'ye çıkarma hesaplarıGalatasaray galibiyetiyle ligde 161 hafta sonra art arda 6 maçlık galibiyet serisi yakalayan Trabzonspor, Corendon Alanyaspor'u da mağlup ederek seriyi 7 maça çıkarmanın hesaplarını yapıyor.Ligde Gaziantep FK'yı 2-1, Mısırlı.com.tr Fatih Karagümrük ve Zecorner Kayserispor'u 3-1, Çaykur Rizespor ve İkas Eyüpspor'u 1-0, Galatasaray'ı 2-1 yenen bordo-mavili takım, teknik direktör Abdullah Avcı ile şampiyonluk yaşadığı 2021-2022 sezonunun 8 ile 15. haftaları arasındaki 8 maç art arda kazanma serisine 1 adım daha yaklaşmak istiyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Trabzon Haberleri — SELÇUK KILIÇ - Trendyol Süper Lig'in 29. haftasında Corendon Alanyaspor'a konuk olacak şampiyonluk adaylarından Trabzonspor, dış sahadaki başarılı sonuçlarıyla da dikkati çekiyor.Ligde geride kalan 28 haftada topladığı 63 puanla bir maçı eksik lider Galatasaray'ın 1 puan, aynı puana sahip  Fenerbahçe'nin de averajla gerisinde üçüncü sırada yer alan bordo-mavililer, dış sahada ise 32 puan ile en fazla puan toplayan takımın konumunda bulunuyor.Karadeniz ekibi, 11 Nisan Cumartesi günü Corendon Alanyaspor karşısında dış sahadaki başarısını sürdürerek şampiyonluk yolunda bir engeli daha aşmanın mücadelesini verecek.- İç sahadan 1 puan daha fazla topladıTrabzonspor, ligde deplasmanda oynadığı 14 karşılaşmada 10 galibiyet, 2 beraberlik ve 2 mağlubiyet ile 32 puan elde etti.Bordo-mavili takım, iç sahada ise 14 müsabakada 9 galibiyet, 4 beraberlik, 1 yenilgi ile 31 puan elde ederek dış saha puanının 1 puan daha az topladı.- 106 gündür bileği bükülmüyorTrabzonspor, ligde son deplasman yenilgisini 106 gün önce Gençlerbirliği karşısında 4-3'lük sonuçla aldı.İlk yarının son haftasında oynanan karşılaşmada aldığı mağlubiyetin ardından Karadeniz ekibi, son 6 dış saha maçında 5 galibiyet, 1 beraberlik alarak yenilgi yüzü görmedi.Bordo-mavililer, son 4 deplasman maçından galibiyetle ayrıldı.- Galibiyet serisini 7'ye çıkarma hesaplarıGalatasaray galibiyetiyle ligde 161 hafta sonra art arda 6 maçlık galibiyet serisi yakalayan Trabzonspor, Corendon Alanyaspor'u da mağlup ederek seriyi 7 maça çıkarmanın hesaplarını yapıyor.Ligde Gaziantep FK'yı 2-1, Mısırlı.com.tr Fatih Karagümrük ve Zecorner Kayserispor'u 3-1, Çaykur Rizespor ve İkas Eyüpspor'u 1-0, Galatasaray'ı 2-1 yenen bordo-mavili takım, teknik direktör Abdullah Avcı ile şampiyonluk yaşadığı 2021-2022 sezonunun 8 ile 15. haftaları arasındaki 8 maç art arda kazanma serisine 1 adım daha yaklaşmak istiyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/trabzonspor-da-hedef-dis-saha-basarisini-surdurerek-yoluna-devam-etmek.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Ozon maruziyetindeki artış kanser vakalarındaki ölüm riskini yükseltiyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ozon-maruziyetindeki-artis-kanser-vakalarindaki-olum-riskini-yukseltiyor/823843/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ozon-maruziyetindeki-artis-kanser-vakalarindaki-olum-riskini-yukseltiyor/823843/</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:06:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Kanser bağlantılı 9 milyondan fazla ölümün incelendiği uluslararası araştırmaya göre kısa süreli ozon maruziyeti, kanser kaynaklı tüm ölümlerin yüzde 6,37'sini oluşturuyor - Memorial Göztepe Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan: - Stratosferdeki ozon tabakası dünyayı koruyucu bir kalkan görevi görürken, solunum seviyesindeki ozon, canlı dokular için son derece reaktif ve tahrip edici bir moleküldür]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — YEŞİM YÜKSEL - Memorial Göztepe Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, stratosferdeki ozon tabakasının dünyayı koruyucu bir kalkan görevi üstlendiğini, insanların soluyabileceği düzeydeki ozonun ise canlı dokular için tehlikeli bir molekül olduğunu söyledi.Avustralya, Brezilya, Kanada, Şili, Güney Kore, Meksika, Yeni Zelanda ve Tayland'da kanser bağlantılı 9 milyon 223 bin 332  ölüme dayanan ve sonuçları Journal of Hazardous Materials bilim dergisinde yayımlanan çalışmada kısa vadeli ozon maruziyetiyle kanser türlerinden kaynaklanan ölümler arasındaki ilişki araştırıldı. 2000 yılında 261 bin 270 olan ozon bağlantılı ölümler 2023'te yüzde 80 artışla 469 bin 860'a çıkarken trafik ve orman yangınlarından kaynaklı emisyonlar, ozonla ilişkili kanser ölümlerinin başlıca nedeni olarak saptandı.Yıllık ozon konsantrasyonları trafikten kaynaklı metreküp başına 11 mikrogram, arazi yangınlarından metreküp başına 4,8 mikrogram ve endüstriyel faaliyetlerden metreküp başına 2,66 mikrogram olarak ölçüldü.Ozon konsantrasyonlarının kaynağı ülkelere göre değişirken Avustralya ve Brezilya'nın bazı bölgelerinde en büyük kaynak arazi yangınları olarak saptandı.- Ozon maruziyetinin kanser ölümlerine etkisiÇalışmaya göre, ozon maruziyetindeki her metreküp başına 10 mikrogramlık artış 24 yaygın kanser türündeki ölümlerde yüzde 0,84'lük bir artışla ilişkilendiriliyor.Bu artış kanser türlerine göre değişiyor. Ozon maruziyetinde her metreküp başına 10 mikrogramlık artışın, karaciğer kanserinde yüzde 0,42, tiroid kanserinde ise yüzde 1,43 artışa yol açtığı belirlendi.Kısa süreli ozon maruziyeti, kanser kaynaklı tüm ölümlerin yüzde 6,37'sini oluştururken, en büyük oranlar yüzde 10,8 ile Brezilya, yüzde 6,3 ile Şili ve yüzde 6 ile Tayland'da görüldü.- Ozonun tüm vücut üzerinde etkili olduğu kanıtlandıAA muhabirinin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, günlük ozon maruziyeti ve kanser arasındaki istatistiksel ilişkinin ozonun sadece solunum sistemi üzerinde değil, sistemik bir karsinojenik katalizör olarak tüm vücut üzerinde etkili olduğunun kanıtlandığını söyledi.Troposferik ozonun doğrudan bir emisyon kaynağından çıkmadığını belirten Özdoğan, Bunun yerine azot oksitlerin ve uçucu organik bileşiklerin, güneş ışığı varlığında girdiği fotokimyasal reaksiyonlar sonucunda oluşan ikincil bir kirleticidir. Stratosferdeki ozon tabakası dünyayı koruyucu bir kalkan görevi görürken, solunum seviyesindeki ozon, canlı dokular için son derece reaktif ve tahrip edici bir moleküldür. dedi.Kronik veya tekrarlayan kısa süreli ozon maruziyetinin, hücrelerin antioksidan savunma mekanizmalarını baskılayarak kalıcı bir oksidatif stres durumu oluşturduğunu ifade eden Özdoğan, bu durumun DNA hasarına, telomer kısalmasına ve genetik değişimlere yol açtığını aktardı.Özdoğan, bu etkilerin kanserle ilgili genleri bozarak hastalığın ilerlemesini hızlandırdığını vurguladı.Farklı çalışmalarda da ozon maruziyetinin risklerinin incelendiği bilgisini veren Özdoğan, şöyle devam etti:Çin'deki Fudan Üniversitesinde yapılan çalışmalar, ozonun etkilerinin 'akciğer-karaciğer ekseni' üzerinden yayıldığını göstermiştir. Ozon maruziyeti, akciğer mikrobiyotasını bozarak sistemik dolaşıma inflamatuar sinyaller gönderir ve bu sinyaller karaciğerde lipid metabolizmasını bozar ve demir bağımlı hücre ölümü mekanizmalarını tetikler. Bu bulgu, ozonun neden solunum sisteminden uzak organlarda kanser ölümünü artırdığını açıklayan temel bir biyolojik köprüdür.- Türkiye'deki hava kirliliği riskiTürkiye'de 2024'te metreküp başına 15,3 mikrogram olan PM2,5 ortalamasının 2025'te metreküp başına 19,2 mikrograma yükseldiğini hatırlatan Özdoğan, ozon kirliliğinde ise İstanbul gibi metropollerde 2024'te bir önceki yıla kıyasla yüzde 10 artış yaşandığından bahsetti.Özdoğan, Türkiye'de ozon için yasal sınır değerinin 8 saatlik ortalamada metreküp başına 120 mikrogram olduğunu, bunun Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği metreküp başına 100 mikrogramın üzerinde kaldığını anlattı.Kanser hastaları ve risk grubundaki bireyler için ozon maruziyetini en aza indirmenin tedavi başarısı ve yaşam kalitesini doğrudan etkilediğine değinen Özdoğan, ozon konsantrasyonlarının en yoğun olduğu saatlerde dış mekan aktivitelerinin kısıtlanması, hava kalitesi takibi, antioksidan destekli beslenme ve iç mekan güvenliğinin önemli olduğunu sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — YEŞİM YÜKSEL - Memorial Göztepe Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, stratosferdeki ozon tabakasının dünyayı koruyucu bir kalkan görevi üstlendiğini, insanların soluyabileceği düzeydeki ozonun ise canlı dokular için tehlikeli bir molekül olduğunu söyledi.Avustralya, Brezilya, Kanada, Şili, Güney Kore, Meksika, Yeni Zelanda ve Tayland'da kanser bağlantılı 9 milyon 223 bin 332  ölüme dayanan ve sonuçları Journal of Hazardous Materials bilim dergisinde yayımlanan çalışmada kısa vadeli ozon maruziyetiyle kanser türlerinden kaynaklanan ölümler arasındaki ilişki araştırıldı. 2000 yılında 261 bin 270 olan ozon bağlantılı ölümler 2023'te yüzde 80 artışla 469 bin 860'a çıkarken trafik ve orman yangınlarından kaynaklı emisyonlar, ozonla ilişkili kanser ölümlerinin başlıca nedeni olarak saptandı.Yıllık ozon konsantrasyonları trafikten kaynaklı metreküp başına 11 mikrogram, arazi yangınlarından metreküp başına 4,8 mikrogram ve endüstriyel faaliyetlerden metreküp başına 2,66 mikrogram olarak ölçüldü.Ozon konsantrasyonlarının kaynağı ülkelere göre değişirken Avustralya ve Brezilya'nın bazı bölgelerinde en büyük kaynak arazi yangınları olarak saptandı.- Ozon maruziyetinin kanser ölümlerine etkisiÇalışmaya göre, ozon maruziyetindeki her metreküp başına 10 mikrogramlık artış 24 yaygın kanser türündeki ölümlerde yüzde 0,84'lük bir artışla ilişkilendiriliyor.Bu artış kanser türlerine göre değişiyor. Ozon maruziyetinde her metreküp başına 10 mikrogramlık artışın, karaciğer kanserinde yüzde 0,42, tiroid kanserinde ise yüzde 1,43 artışa yol açtığı belirlendi.Kısa süreli ozon maruziyeti, kanser kaynaklı tüm ölümlerin yüzde 6,37'sini oluştururken, en büyük oranlar yüzde 10,8 ile Brezilya, yüzde 6,3 ile Şili ve yüzde 6 ile Tayland'da görüldü.- Ozonun tüm vücut üzerinde etkili olduğu kanıtlandıAA muhabirinin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, günlük ozon maruziyeti ve kanser arasındaki istatistiksel ilişkinin ozonun sadece solunum sistemi üzerinde değil, sistemik bir karsinojenik katalizör olarak tüm vücut üzerinde etkili olduğunun kanıtlandığını söyledi.Troposferik ozonun doğrudan bir emisyon kaynağından çıkmadığını belirten Özdoğan, Bunun yerine azot oksitlerin ve uçucu organik bileşiklerin, güneş ışığı varlığında girdiği fotokimyasal reaksiyonlar sonucunda oluşan ikincil bir kirleticidir. Stratosferdeki ozon tabakası dünyayı koruyucu bir kalkan görevi görürken, solunum seviyesindeki ozon, canlı dokular için son derece reaktif ve tahrip edici bir moleküldür. dedi.Kronik veya tekrarlayan kısa süreli ozon maruziyetinin, hücrelerin antioksidan savunma mekanizmalarını baskılayarak kalıcı bir oksidatif stres durumu oluşturduğunu ifade eden Özdoğan, bu durumun DNA hasarına, telomer kısalmasına ve genetik değişimlere yol açtığını aktardı.Özdoğan, bu etkilerin kanserle ilgili genleri bozarak hastalığın ilerlemesini hızlandırdığını vurguladı.Farklı çalışmalarda da ozon maruziyetinin risklerinin incelendiği bilgisini veren Özdoğan, şöyle devam etti:Çin'deki Fudan Üniversitesinde yapılan çalışmalar, ozonun etkilerinin 'akciğer-karaciğer ekseni' üzerinden yayıldığını göstermiştir. Ozon maruziyeti, akciğer mikrobiyotasını bozarak sistemik dolaşıma inflamatuar sinyaller gönderir ve bu sinyaller karaciğerde lipid metabolizmasını bozar ve demir bağımlı hücre ölümü mekanizmalarını tetikler. Bu bulgu, ozonun neden solunum sisteminden uzak organlarda kanser ölümünü artırdığını açıklayan temel bir biyolojik köprüdür.- Türkiye'deki hava kirliliği riskiTürkiye'de 2024'te metreküp başına 15,3 mikrogram olan PM2,5 ortalamasının 2025'te metreküp başına 19,2 mikrograma yükseldiğini hatırlatan Özdoğan, ozon kirliliğinde ise İstanbul gibi metropollerde 2024'te bir önceki yıla kıyasla yüzde 10 artış yaşandığından bahsetti.Özdoğan, Türkiye'de ozon için yasal sınır değerinin 8 saatlik ortalamada metreküp başına 120 mikrogram olduğunu, bunun Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği metreküp başına 100 mikrogramın üzerinde kaldığını anlattı.Kanser hastaları ve risk grubundaki bireyler için ozon maruziyetini en aza indirmenin tedavi başarısı ve yaşam kalitesini doğrudan etkilediğine değinen Özdoğan, ozon konsantrasyonlarının en yoğun olduğu saatlerde dış mekan aktivitelerinin kısıtlanması, hava kalitesi takibi, antioksidan destekli beslenme ve iç mekan güvenliğinin önemli olduğunu sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/ozon-maruziyetindeki-artis-kanser-vakalarindaki-olum-riskini-yukseltiyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yargıtay, zincirsiz köpek saldırısında yaralanan kişiye 2 milyon liralık tazminatı onadı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yargitay-zincirsiz-kopek-saldirisinda-yaralanan-kisiye-2-milyon-liralik-tazminati-onadi/823842/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yargitay-zincirsiz-kopek-saldirisinda-yaralanan-kisiye-2-milyon-liralik-tazminati-onadi/823842/</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:04:09 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Kayseri'deki bir evin bahçesinde zincirsiz tutulan köpeğin saldırması sonucunda 4 kez ameliyat olan ve yüzde 54 iş gücü kaybı yaşayan kişiye, köpeğin sahibi tarafından 2 milyon 3 bin 657 lira tazminat ödenmesine karar verildi - Yerel mahkemenin, köpeğin sahibinin gerekli özen yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle hükmettiği tazminat kararı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesince uygun bulundu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — ABDULLAH SARİCA - Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, bir evin bahçesinde zincirsiz tutulan köpeğin saldırısında yaralanan kişiye, köpeğin sahibi tarafından 2 milyon 3 bin 657 lira tazminat ödenmesine ilişkin yerel mahkeme kararını onadı.Dairenin kararına göre, Kayseri'de yaşayan bir kişi, Develi ilçesindeki bağ evine gittiği sırada etrafı tel örgüyle çevrili bir bahçede tasmasız duran köpeğin saldırısına uğradı.Vücudunun çeşitli yerlerinden yaralanan ve 4 kez ameliyat olan bu kişi, köpeğin sahibi hakkında Develi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde maddi ve manevi tazminat davası açtı.Saldırı nedeniyle yüzünde sabit iz kalma riski bulunduğunu ve psikolojisinin bozulduğunu belirten davacı, köpeğin zincirinin bağlı olmaması nedeniyle sahibinin saldırıda tam kusurlu olduğunu ifade etti.Davalı ise savunmasında, köpeğin zincire bağlı şekilde tel örgüyle çevrili bahçede bulunduğunu öne sürdü.Zinciri kıran köpeğin, tel örgünün altından çıkarak davacıya saldırdığını savunan davalı, şunları kaydetti:Köpeğim uysal bir hayvan. Daha öncesinde böyle bir şey yaşanmamıştı. Olaydan bir gün önce bahçemin dışında bulunan masada balta izleri gördüm. Uysal olan köpeğim birileri tarafından kızdırılmış olabilir. Ben köpeğimi zincire bağlayarak üzerime düşen özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirdim. Olayın meydana gelmesinde sorumluluğum yok.- Üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediDeveli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, olayda kusurlu bulduğu köpeğin sahibinin 1 milyon 953 bin 657 lira maddi, 50 bin lira manevi olmak üzere 2 milyon 3 bin 657 lira tazminat ödemesine hükmetti.Mahkemenin kararında, saldırı nedeniyle davacının yüzünde kalıcı iz oluştuğu, çalışma gücünü yüzde 54 oranında kaybettiği ve geçici iş göremezlik süresinin 4 ay olduğunun tespit edildiği aktarıldı.Dinlenen tanık beyanlarından, köpeğin zincirinin bağlı olmadığının anlaşıldığı bildirilen kararda, davalının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğinden tazminattan sorumlu olduğu vurgulandı.Temyiz üzerine dosyaya bakan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, yerel mahkeme kararını onadı. Dairenin kararında, davalının, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Hayvan bulunduranın sorumluluğu başlıklı 67. maddesi kapsamında olayda sorumluluğunun bulunduğu ifade edildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — ABDULLAH SARİCA - Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, bir evin bahçesinde zincirsiz tutulan köpeğin saldırısında yaralanan kişiye, köpeğin sahibi tarafından 2 milyon 3 bin 657 lira tazminat ödenmesine ilişkin yerel mahkeme kararını onadı.Dairenin kararına göre, Kayseri'de yaşayan bir kişi, Develi ilçesindeki bağ evine gittiği sırada etrafı tel örgüyle çevrili bir bahçede tasmasız duran köpeğin saldırısına uğradı.Vücudunun çeşitli yerlerinden yaralanan ve 4 kez ameliyat olan bu kişi, köpeğin sahibi hakkında Develi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde maddi ve manevi tazminat davası açtı.Saldırı nedeniyle yüzünde sabit iz kalma riski bulunduğunu ve psikolojisinin bozulduğunu belirten davacı, köpeğin zincirinin bağlı olmaması nedeniyle sahibinin saldırıda tam kusurlu olduğunu ifade etti.Davalı ise savunmasında, köpeğin zincire bağlı şekilde tel örgüyle çevrili bahçede bulunduğunu öne sürdü.Zinciri kıran köpeğin, tel örgünün altından çıkarak davacıya saldırdığını savunan davalı, şunları kaydetti:Köpeğim uysal bir hayvan. Daha öncesinde böyle bir şey yaşanmamıştı. Olaydan bir gün önce bahçemin dışında bulunan masada balta izleri gördüm. Uysal olan köpeğim birileri tarafından kızdırılmış olabilir. Ben köpeğimi zincire bağlayarak üzerime düşen özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirdim. Olayın meydana gelmesinde sorumluluğum yok.- Üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediDeveli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, olayda kusurlu bulduğu köpeğin sahibinin 1 milyon 953 bin 657 lira maddi, 50 bin lira manevi olmak üzere 2 milyon 3 bin 657 lira tazminat ödemesine hükmetti.Mahkemenin kararında, saldırı nedeniyle davacının yüzünde kalıcı iz oluştuğu, çalışma gücünü yüzde 54 oranında kaybettiği ve geçici iş göremezlik süresinin 4 ay olduğunun tespit edildiği aktarıldı.Dinlenen tanık beyanlarından, köpeğin zincirinin bağlı olmadığının anlaşıldığı bildirilen kararda, davalının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğinden tazminattan sorumlu olduğu vurgulandı.Temyiz üzerine dosyaya bakan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, yerel mahkeme kararını onadı. Dairenin kararında, davalının, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Hayvan bulunduranın sorumluluğu başlıklı 67. maddesi kapsamında olayda sorumluluğunun bulunduğu ifade edildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/yargitay-zincirsiz-kopek-saldirisinda-yaralanan-kisiye-2-milyon-liralik-tazminati-onadi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Pezeşkiyan'dan İran'ı savunmak için canımı feda etmeye hazırım açıklaması </title>
      <link>https://www.canligaste.com/pezeskiyan-dan-iran-i-savunmak-icin-canimi-feda-etmeye-hazirim-aciklamasi/823841/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/pezeskiyan-dan-iran-i-savunmak-icin-canimi-feda-etmeye-hazirim-aciklamasi/823841/</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:03:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 14 milyon İranlının ABD-İsrail'e karşı ülkesini savunmak için kayıt yaptırdığını belirterek, kendisinin de canını feda etmeye hazır olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 14 milyon İranlının ABD-İsrail'e karşı ülkesini savunmak için kayıt yaptırdığını belirterek, kendisinin de canını feda etmeye hazır olduğunu söyledi.Pezeşkiyan, X sosyal medya platformundan paylaştığı mesajında, savaşa katılmak isteyen gönüllüleri toplamayı amaçlayan Canfeda kampanyasına şu ana kadar 14 milyondan fazla İranlının kayıt yaptırdığını bildirdi.Pezeşkiyan, mesajında şu ifadelere yer verdi:Bugüne kadar 14 milyondan fazla cesur İranlı, İran'ı savunmak için canlarını feda etmeye hazır olduklarını açıkladı. Ben de İran için canımı feda ettim, ediyorum ve etmeye devam edeceğim.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 14 milyon İranlının ABD-İsrail'e karşı ülkesini savunmak için kayıt yaptırdığını belirterek, kendisinin de canını feda etmeye hazır olduğunu söyledi.Pezeşkiyan, X sosyal medya platformundan paylaştığı mesajında, savaşa katılmak isteyen gönüllüleri toplamayı amaçlayan Canfeda kampanyasına şu ana kadar 14 milyondan fazla İranlının kayıt yaptırdığını bildirdi.Pezeşkiyan, mesajında şu ifadelere yer verdi:Bugüne kadar 14 milyondan fazla cesur İranlı, İran'ı savunmak için canlarını feda etmeye hazır olduklarını açıkladı. Ben de İran için canımı feda ettim, ediyorum ve etmeye devam edeceğim.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/pezeskiyan-dan-iran-i-savunmak-icin-canimi-feda-etmeye-hazirim-aciklamasi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İş ve ekonomi dünyası 9-12 Nisan'da Uluslararası Ekonomi Zirvesi'nde buluşacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/is-ve-ekonomi-dunyasi-9-12-nisan-da-uluslararasi-ekonomi-zirvesi-nde-bulusacak/823840/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/is-ve-ekonomi-dunyasi-9-12-nisan-da-uluslararasi-ekonomi-zirvesi-nde-bulusacak/823840/</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:03:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in de katılması beklenen Sapanca'daki zirvenin bu yılki teması, Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası olarak belirlendi - Zirvede yeni yatırım modelleri, yatırımlar, ekonomideki yeni dengeler, yapay zeka, yeni tüketici alışkanlıkları, yeni dünya düzeni ve riskler masaya yatırılacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — HÜLYA ÖMÜR UYLAŞ - Ekonomi, siyaset, savunma ve iş dünyasından çok sayıda isim, 9-12 Nisan'da Sapanca'daki Uluslararası Ekonomi Zirvesi'nde bir araya gelecek.AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, bu yılki teması, Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası olarak belirlenen zirve, Capital, Ekonomist, Start Up ve CEOLife dergileri tarafından, 9-12 Nisan'da Sapanca'da düzenlenecek.Etkinliğin açılış konuşmasını, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in yapması bekleniyor.Zirvede yeni yatırım modelleri, yatırımlar, ekonomideki yeni dengeler, yapay zeka, yeni tüketici alışkanlıkları, yeni dünya düzeni ve riskler ele alınacak. Etkinlik kapsamında düzenlenecek panellerde ekonomi, siyaset, savunma ve iş dünyasından çok sayıda isim, görüşlerini dile getirecek. Birleşik Krallık Eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Lord Philip Hammond'ın ve Danimarka Eski Başbakanı Helle Thorning-Schmidt özel konuk konuşmacı olarak katılacağı panellerde, dünyadaki jeopolitik gerilimlerin küresel ekonomiye yansımaları değerlendirilecek.- Zirve kapsamında 12 panel gerçekleştirilecek.Etkinlikte, 12 panel yapılması planlanıyor. Söz konusu paneller, şu başlıklarda gerçekleştirilecek:Özel Konuk Konuşmacı: Jeopolitik Parçalanma Çağında Global Ekonominin Geleceği, Global Ekonomide Yeni Dengeler ve Türkiye, Küresel Ticarette Değişen Dengeler ve Türkiye İçin Yol Haritası, Liderlerin Gelecek Vizyonu, Yapay Zeka İş Yaşamını ve Sektörleri Nasıl Değiştirecek?, Çoklu Krizler Çağında Yeni Dünya Düzeni ve Riskler, Özel Konuk Konuşmacı: Jeopolitik Gerilimler ve Yeni Dünya Düzeni, Milyar Dolarlık Şirket Yolculuğu: Türkiye'de Unicorn Olmanın Dinamikleri, Teknoloji Çağında Yeni Tüketici ve Trendler, Dijital Dönüşüm Liderleri: Geleceğin Şirketini İnşa Edenler, Yeni Yatırım Modelleri Stratejiler Ve Fırsatlar, Gelecek İçin Liderlik: İnsan, Kültür, Veri Ve Teknoloji Odaklı Yönetim.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — HÜLYA ÖMÜR UYLAŞ - Ekonomi, siyaset, savunma ve iş dünyasından çok sayıda isim, 9-12 Nisan'da Sapanca'daki Uluslararası Ekonomi Zirvesi'nde bir araya gelecek.AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, bu yılki teması, Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası olarak belirlenen zirve, Capital, Ekonomist, Start Up ve CEOLife dergileri tarafından, 9-12 Nisan'da Sapanca'da düzenlenecek.Etkinliğin açılış konuşmasını, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in yapması bekleniyor.Zirvede yeni yatırım modelleri, yatırımlar, ekonomideki yeni dengeler, yapay zeka, yeni tüketici alışkanlıkları, yeni dünya düzeni ve riskler ele alınacak. Etkinlik kapsamında düzenlenecek panellerde ekonomi, siyaset, savunma ve iş dünyasından çok sayıda isim, görüşlerini dile getirecek. Birleşik Krallık Eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Lord Philip Hammond'ın ve Danimarka Eski Başbakanı Helle Thorning-Schmidt özel konuk konuşmacı olarak katılacağı panellerde, dünyadaki jeopolitik gerilimlerin küresel ekonomiye yansımaları değerlendirilecek.- Zirve kapsamında 12 panel gerçekleştirilecek.Etkinlikte, 12 panel yapılması planlanıyor. Söz konusu paneller, şu başlıklarda gerçekleştirilecek:Özel Konuk Konuşmacı: Jeopolitik Parçalanma Çağında Global Ekonominin Geleceği, Global Ekonomide Yeni Dengeler ve Türkiye, Küresel Ticarette Değişen Dengeler ve Türkiye İçin Yol Haritası, Liderlerin Gelecek Vizyonu, Yapay Zeka İş Yaşamını ve Sektörleri Nasıl Değiştirecek?, Çoklu Krizler Çağında Yeni Dünya Düzeni ve Riskler, Özel Konuk Konuşmacı: Jeopolitik Gerilimler ve Yeni Dünya Düzeni, Milyar Dolarlık Şirket Yolculuğu: Türkiye'de Unicorn Olmanın Dinamikleri, Teknoloji Çağında Yeni Tüketici ve Trendler, Dijital Dönüşüm Liderleri: Geleceğin Şirketini İnşa Edenler, Yeni Yatırım Modelleri Stratejiler Ve Fırsatlar, Gelecek İçin Liderlik: İnsan, Kültür, Veri Ve Teknoloji Odaklı Yönetim.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Artan yaşlı nüfusla mimaride esnek ve dönüştürülebilir mekan tasarımları önem kazandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/artan-yasli-nufusla-mimaride-esnek-ve-donusturulebilir-mekan-tasarimlari-onem-kazandi/823839/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/artan-yasli-nufusla-mimaride-esnek-ve-donusturulebilir-mekan-tasarimlari-onem-kazandi/823839/</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:03:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Türk Serbest Mimarlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Filiz Yurdakul: - İleri yetişkinlerin yaşam sürelerinin uzaması, mekansal talepleri de beraberinde getiriyor. Biz mimarlar, bu kavramları tasarımlarımıza dahil ederek her yaşa uygun çözümler üretmeyi amaçlıyoruz - Mekanların zaman içinde değişen ihtiyaçlara adapte olması çok önemli. Taşıyıcı sistemlerin esnek plan çözümlerine izin vermesi, ıslak hacimlerin yeterli genişlikte ve dönüştürülebilir olması gerekiyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — SERHAT TUTAK - Mimari tasarımlarda giderek önem kazanan ömür boyu yaşanabilir konut kavramı, bireylerin çocukluktan yaşlılığa kadar her dönemde fiziksel ve sosyal ihtiyaçlarına uyum sağlayan mekanların inşasını hedefliyor.Türk Serbest Mimarlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Filiz Yurdakul, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, tıp ve sağlık teknolojilerindeki gelişmelere paralel olarak insan ömrünün uzamasının, mimari talepleri de değiştirdiğini belirtti.Dünya genelinde demografik bir dönüşüm yaşandığına dikkati çeken Yurdakul, 2000 yılında yüzde 10 olan 60 yaş üstü nüfusun, 2050 yılında yaklaşık yüzde 22 seviyesine ulaşması bekleniyor. İleri yetişkinlerin yaşam sürelerinin uzaması, mekansal talepleri de beraberinde getiriyor. Biz mimarlar, bu kavramları tasarımlarımıza dahil ederek her yaşa uygun çözümler üretmeyi amaçlıyoruz. dedi.- Konutta ihtiyaç duyulabilecek değişiklikler kolayca yapılabilmeliYurdakul, konut stokunun bu dönüşüme hazırlıklı olması gerektiğine işaret ederek, özellikle 2013 öncesi yapılarda koridor genişlikleri, kot farkları ve asansör sistemleri noktasında eksiklikler bulunduğunu, yeni nesil mimaride ise bu sorunların esnek tasarım anlayışıyla aşılabildiğini söyledi.Ömür boyu yaşanabilir mekanların sadece yaşlılar için değil, tüm yaş grupları için kapsayıcı olması gerektiğini ifade eden Yurdakul, tasarımlarda şu kriterleri önceliklendirdiklerini anlattı:Mekanların zaman içinde değişen ihtiyaçlara adapte olması çok önemli. Taşıyıcı sistemlerin esnek plan çözümlerine izin vermesi, ıslak hacimlerin yeterli genişlikte ve dönüştürülebilir olması gerekiyor. Kapı geçişleri, koridor genişlikleri ve kot farklarının minimize edilmesi, yapının içinde zamanla ihtiyaç duyulabilecek değişikliklerin kolayca yapılabilmesine imkan sağlıyor. Bu sayede bir kişi, satın aldığı konutta hayatının her aşamasında konforla yaşayabiliyor.- 20 dakikalık mahalle kavramıYurdakul, konutun sadece iç tasarımının değil, bulunduğu çevrenin de erişilebilir olmasının önem taşıdığını bildirdi.Dünyada yaygınlaşan 20 dakikalık mahalle kavramına işaret eden Yurdakul, Bu kavram, insanların 20 dakika içerisinde yürüyerek okul, hastane, konut, ofis ve ticari alanlara ulaşabildiği bir yaşam döngüsünü ifade ediyor. Bu sadece yaşlıların değil, gençlerin ve çocukların da sosyal hayata katılımı için kritik. Mahalle ölçeğinde doğru bir planlama yapıldığında, şehir içindeki ulaşım sorunu da doğal bir çözüme kavuşuyor. diye konuştu.Yurdakul, vatandaşların konut alırken konforun yanı sıra fiyata da odaklandığını, esnek yapılı konutların maliyetiyle ilgili yanlış bir algı bulunduğunu belirterek, Esnek kullanımlı konutlar ile sektördeki standart konutlar arasında maliyet açısından bir fark yok. Bu tamamen bir bakış açısı ve vizyon meselesi. Tasarım aşamasında bu unsurları göz önünde bulundurmak, ek bir maliyet yaratmadan çok daha uzun ömürlü ve değerli mekanlar ortaya çıkarıyor. değerlendirmesinde bulundu.Mimarlığın, insanların hayatını iyileştirme sanatı olduğunu aktaran Yurdakul, her yaştan insanın kendine uyumlu mekanlarda yaşaması için çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — SERHAT TUTAK - Mimari tasarımlarda giderek önem kazanan ömür boyu yaşanabilir konut kavramı, bireylerin çocukluktan yaşlılığa kadar her dönemde fiziksel ve sosyal ihtiyaçlarına uyum sağlayan mekanların inşasını hedefliyor.Türk Serbest Mimarlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Filiz Yurdakul, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, tıp ve sağlık teknolojilerindeki gelişmelere paralel olarak insan ömrünün uzamasının, mimari talepleri de değiştirdiğini belirtti.Dünya genelinde demografik bir dönüşüm yaşandığına dikkati çeken Yurdakul, 2000 yılında yüzde 10 olan 60 yaş üstü nüfusun, 2050 yılında yaklaşık yüzde 22 seviyesine ulaşması bekleniyor. İleri yetişkinlerin yaşam sürelerinin uzaması, mekansal talepleri de beraberinde getiriyor. Biz mimarlar, bu kavramları tasarımlarımıza dahil ederek her yaşa uygun çözümler üretmeyi amaçlıyoruz. dedi.- Konutta ihtiyaç duyulabilecek değişiklikler kolayca yapılabilmeliYurdakul, konut stokunun bu dönüşüme hazırlıklı olması gerektiğine işaret ederek, özellikle 2013 öncesi yapılarda koridor genişlikleri, kot farkları ve asansör sistemleri noktasında eksiklikler bulunduğunu, yeni nesil mimaride ise bu sorunların esnek tasarım anlayışıyla aşılabildiğini söyledi.Ömür boyu yaşanabilir mekanların sadece yaşlılar için değil, tüm yaş grupları için kapsayıcı olması gerektiğini ifade eden Yurdakul, tasarımlarda şu kriterleri önceliklendirdiklerini anlattı:Mekanların zaman içinde değişen ihtiyaçlara adapte olması çok önemli. Taşıyıcı sistemlerin esnek plan çözümlerine izin vermesi, ıslak hacimlerin yeterli genişlikte ve dönüştürülebilir olması gerekiyor. Kapı geçişleri, koridor genişlikleri ve kot farklarının minimize edilmesi, yapının içinde zamanla ihtiyaç duyulabilecek değişikliklerin kolayca yapılabilmesine imkan sağlıyor. Bu sayede bir kişi, satın aldığı konutta hayatının her aşamasında konforla yaşayabiliyor.- 20 dakikalık mahalle kavramıYurdakul, konutun sadece iç tasarımının değil, bulunduğu çevrenin de erişilebilir olmasının önem taşıdığını bildirdi.Dünyada yaygınlaşan 20 dakikalık mahalle kavramına işaret eden Yurdakul, Bu kavram, insanların 20 dakika içerisinde yürüyerek okul, hastane, konut, ofis ve ticari alanlara ulaşabildiği bir yaşam döngüsünü ifade ediyor. Bu sadece yaşlıların değil, gençlerin ve çocukların da sosyal hayata katılımı için kritik. Mahalle ölçeğinde doğru bir planlama yapıldığında, şehir içindeki ulaşım sorunu da doğal bir çözüme kavuşuyor. diye konuştu.Yurdakul, vatandaşların konut alırken konforun yanı sıra fiyata da odaklandığını, esnek yapılı konutların maliyetiyle ilgili yanlış bir algı bulunduğunu belirterek, Esnek kullanımlı konutlar ile sektördeki standart konutlar arasında maliyet açısından bir fark yok. Bu tamamen bir bakış açısı ve vizyon meselesi. Tasarım aşamasında bu unsurları göz önünde bulundurmak, ek bir maliyet yaratmadan çok daha uzun ömürlü ve değerli mekanlar ortaya çıkarıyor. değerlendirmesinde bulundu.Mimarlığın, insanların hayatını iyileştirme sanatı olduğunu aktaran Yurdakul, her yaştan insanın kendine uyumlu mekanlarda yaşaması için çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
