<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan Denizli'deki otobüs kazasında hayatını kaybedenler için başsağlığı mesajı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tbmm-baskani-kurtulmus-tan-denizli-deki-otobus-kazasinda-hayatini-kaybedenler-icin-bassagligi-mesaji/854968/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tbmm-baskani-kurtulmus-tan-denizli-deki-otobus-kazasinda-hayatini-kaybedenler-icin-bassagligi-mesaji/854968/</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:27:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Tbmm — TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Denizli'nin Sarayköy ilçesinde yolcu otobüsünün bariyerlere çarparak yanması sonucu meydana gelen kazada hayatını kaybedenler için başsağlığı mesajı yayımladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Tbmm Haberleri — TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Denizli'nin Sarayköy ilçesinde yolcu otobüsünün bariyerlere çarparak yanması sonucu meydana gelen kazada hayatını kaybedenler için başsağlığı mesajı yayımladı.Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Denizli Sarayköy'de meydana gelen elim otobüs kazasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Aziz milletimizin başı sağ olsun. ifadelerine yer verdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Tbmm Haberleri — TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Denizli'nin Sarayköy ilçesinde yolcu otobüsünün bariyerlere çarparak yanması sonucu meydana gelen kazada hayatını kaybedenler için başsağlığı mesajı yayımladı.Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Denizli Sarayköy'de meydana gelen elim otobüs kazasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Aziz milletimizin başı sağ olsun. ifadelerine yer verdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/tbmm-baskani-kurtulmus-tan-denizli-deki-otobus-kazasinda-hayatini-kaybedenler-icin-bassagligi-mesaji.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>e-Duruşma sistemiyle 5,3 milyondan fazla duruşma dijital ortamda yapıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/e-durusma-sistemiyle-5-3-milyondan-fazla-durusma-dijital-ortamda-yapildi/854967/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/e-durusma-sistemiyle-5-3-milyondan-fazla-durusma-dijital-ortamda-yapildi/854967/</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:27:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Adalet Bakanlığınca geliştirilen e-Duruşma sistemi, uygulama kapsamının genişletilmesiyle 81 ilde ve tüm hukuk mahkemelerinde kullanılabilir hale getirildi - Sistemle 5 bin 630 hukuk mahkemesinde avukatların bulundukları yerlerden, sesli ve görüntülü şekilde çevrim içi olarak duruşmalara katılmalarına imkan sağlanıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Adalet Bakanlığı, 2020'den bu yana 5 bin 630 hukuk mahkemesinde aktif olarak kullanılan e-Duruşma sistemi sayesinde, 5 milyon 383 bin 748 duruşmanın dijital ortamda gerçekleştirildiğini bildirdi.Bakanlıktan yapılan açıklamada, yargıdaki teknolojik dönüşüm ve dijitalleşme hamleleriyle duruşma süreçlerinin artık daha hızlı ve erişilebilir hale geldiği belirtildi.Adliyeye gitmeden, kilometrelerce yol yapmadan ve zaman kaybetmeden gerçekleştirilen e-Duruşmalar sayesinde hem avukatlar hem de vatandaşların büyük kolaylık yaşadığı aktarılan açıklamada, Adalet Bakanlığı bilişim altyapısı ile kurulan e-Duruşma sisteminin ülke genelindeki 5 bin 630 hukuk mahkemesinde kullanıldığı kaydedildi.Açıklamada, bu kapsamda sistemin uygulanmaya başlandığı 15 Eylül 2020'den bugüne kadar 5 milyon 383 bin 748 duruşmanın e-Duruşma ile yapıldığı vurgulandı.Adalet Bakanlığı mühendislerince yerli ve milli imkanlarla geliştirilen e-Duruşma sisteminin uygulama kapsamının genişletilmesiyle 81 ilde ve tüm hukuk mahkemelerinde kullanılabilir hale getirildiği belirtilen açıklamada, sistemle yargılamalarda emek ve zaman tasarrufu sağladığı, hukuk mahkemelerinde avukatların bulundukları yerlerden, sesli ve görüntülü şekilde çevrim içi olarak duruşmalara katılmalarına imkan sağlandığı bildirildi.Açıklamada, sistemin adalet hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması bakımından büyük önem taşıdığı, avukatlar açısından da emek ve zaman tasarrufu sağladığına işaret edildi.Açıklamada, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in, e-Duruşma uygulamasının ilk derece mahkemelerinin yanı sıra bölge adliye mahkemelerinde de hayata geçirileceğine ilişkin sözlerine yer verildi. Ayrıca Gürlek'in Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu kararları doğrultusunda belirlenen hastanelerde yürütülen işlemlerin de e-Duruşma kapsamına dahil edileceğini belirttiği hatırlatıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Adalet Bakanlığı, 2020'den bu yana 5 bin 630 hukuk mahkemesinde aktif olarak kullanılan e-Duruşma sistemi sayesinde, 5 milyon 383 bin 748 duruşmanın dijital ortamda gerçekleştirildiğini bildirdi.Bakanlıktan yapılan açıklamada, yargıdaki teknolojik dönüşüm ve dijitalleşme hamleleriyle duruşma süreçlerinin artık daha hızlı ve erişilebilir hale geldiği belirtildi.Adliyeye gitmeden, kilometrelerce yol yapmadan ve zaman kaybetmeden gerçekleştirilen e-Duruşmalar sayesinde hem avukatlar hem de vatandaşların büyük kolaylık yaşadığı aktarılan açıklamada, Adalet Bakanlığı bilişim altyapısı ile kurulan e-Duruşma sisteminin ülke genelindeki 5 bin 630 hukuk mahkemesinde kullanıldığı kaydedildi.Açıklamada, bu kapsamda sistemin uygulanmaya başlandığı 15 Eylül 2020'den bugüne kadar 5 milyon 383 bin 748 duruşmanın e-Duruşma ile yapıldığı vurgulandı.Adalet Bakanlığı mühendislerince yerli ve milli imkanlarla geliştirilen e-Duruşma sisteminin uygulama kapsamının genişletilmesiyle 81 ilde ve tüm hukuk mahkemelerinde kullanılabilir hale getirildiği belirtilen açıklamada, sistemle yargılamalarda emek ve zaman tasarrufu sağladığı, hukuk mahkemelerinde avukatların bulundukları yerlerden, sesli ve görüntülü şekilde çevrim içi olarak duruşmalara katılmalarına imkan sağlandığı bildirildi.Açıklamada, sistemin adalet hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması bakımından büyük önem taşıdığı, avukatlar açısından da emek ve zaman tasarrufu sağladığına işaret edildi.Açıklamada, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in, e-Duruşma uygulamasının ilk derece mahkemelerinin yanı sıra bölge adliye mahkemelerinde de hayata geçirileceğine ilişkin sözlerine yer verildi. Ayrıca Gürlek'in Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu kararları doğrultusunda belirlenen hastanelerde yürütülen işlemlerin de e-Duruşma kapsamına dahil edileceğini belirttiği hatırlatıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/e-durusma-sistemiyle-5-3-milyondan-fazla-durusma-dijital-ortamda-yapildi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Savcılık, karısını öldüren şüphelinin önceden çelenk göndermesini planlı cinayetin delili saydı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/savcilik-karisini-olduren-suphelinin-onceden-celenk-gondermesini-planli-cinayetin-delili-saydi/854965/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/savcilik-karisini-olduren-suphelinin-onceden-celenk-gondermesini-planli-cinayetin-delili-saydi/854965/</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:27:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — İfadesinde eşini öldürmek istemediğini savunan şüpheli, olay günü alkollü olduğunu ve üzerindeki silahın ne olduğunu anlamadan ateş aldığını öne sürdü - Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan fezlekede zanlının cinayetten bir gün önce eşine çelenk gönderdiğine işaret edilerek, öldürme eylemini tasarlayarak planlı şekilde işlediği belirtildi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — ELİF SOMUNCU - Çatalca'da otobüs durağında öldürdüğü karısına bir gün önce çelenk gönderdiği belirlenen şüpheli hakkında eşe karşı tasarlayarak kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ruhsatsız silah taşımaktan da 4 yıla kadar hapis cezası talep edildi.Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı, 21 Şubat'ta D-100 kara yolu Edirne istikametindeki otobüs durağında bekleyen Gülten Ürkmez'in (41), eşi Serkan Ürkmez (49) tarafından silahla vurularak öldürülmesine ilişkin fezleke hazırladı.Fezlekede cinayetin ardından motosikletle kaçan şüpheli Serkan Ürkmez'in kolluk kuvvetlerince tarlada yakalandığı anlatıldı. Zanlının telefonunda gerçekleştirilen incelemede, mesajlaşma uygulamasındaki profilinde siyah çelenkli durum paylaşımı yaptığının tespit edildiği belirtildi.Şüpheli Ürkmez'in kumar oynaması ve alkol kullanması sebebiyle eşiyle arasında sorunların olduğu ve bir süredir evde yaşamadığı kaydedilen fezlekede, zanlının bir gün önce olayda kullandığı silahın fotoğrafını sosyal medyada Birazdan her şey son bulacak yazarak paylaştığına işaret edildi.- Cinayetten önce çelenk yaptırıp iş yerine göndermişFezlekede, şüphelinin ayrıca sosyal medyada eşinin fotoğrafını paylaşarak, 26 senelik eşim ret veriyor ise kime ne diyebilirim? mesajını yazdığı, ayrıca büyük boy çelenk yaptırıp eşinin iş yerine gönderdiği, çelengin üzerinde Ben seni ölümsüz sevdim, Serkan ifadelerinin bulunduğu belirtildi.Fezlekede, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi Başkanlığınca hazırlanan otopsi raporuna göre, maktul Gülten Ürkmez'in vücudundaki mermi çekirdeği girişinin bitişik atış mesafesinden olduğu bildirildi.Şüpheli Serkan Ürkmez, fezlekede yer verilen ifadesinde eşi ile arasındaki sorunları düzeltmeye çalıştığını savundu.Olay günü çocuklarını görmek için eve gittiği esnada eşini durakta gördüğünü söyleyen Ürkmez, eşinin yanına giderek sarılmaya ve konuşmaya çalıştığını iddia etti.Olay günü alkollü olduğunu ve yanında silah bulunduğunu belirten Ürkmez, ne olduğunu anlamadan silahın ateş aldığını, eşini değil kendini öldürmek istediğini ve üzgün olduğunu ifade etti.Şüpheli Ürkmez, daha önce eşine yolladığı çelengi kendini öldürmeye karar verdiği için gönderdiğini, sosyal medyada yaptığı silahlı paylaşımdaki Birazdan her şey son bulacak ifadesini de kendisi için yazdığını öne sürdü.- Tasarlayarak öldürme değerlendirmesiFezlekede, Olayın öncesi ve meydana geliş şekli değerlendirildiğinde, öldürme eyleminin ani şekilde gerçekleştiğini kabul etmenin mümkün olmadığı, olayın bir bütün halinde planlı şekilde öldürme niyeti ve saikini ortaya koyduğu ve şüphelinin eyleminin tasarlayarak planlı şekilde olduğu ifade edildi.Olay günü şüphelinin motosikletle takip ettiği eşini ruhsatsız silahla otobüs durağında öldürdüğü belirtilen fezlekede, zanlının barışma teklifini kabul etmeyen eşine husumet beslediği, öldürme kararı aldığı ve hazırlık yaparak olayda kullandığı silahı temin ettiği anlatıldı.Fezlekede, şüpheli Serkan Ürkmez hakkında eşe karşı tasarlayarak kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma suçundan da 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı, fezlekeyi Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — ELİF SOMUNCU - Çatalca'da otobüs durağında öldürdüğü karısına bir gün önce çelenk gönderdiği belirlenen şüpheli hakkında eşe karşı tasarlayarak kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ruhsatsız silah taşımaktan da 4 yıla kadar hapis cezası talep edildi.Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı, 21 Şubat'ta D-100 kara yolu Edirne istikametindeki otobüs durağında bekleyen Gülten Ürkmez'in (41), eşi Serkan Ürkmez (49) tarafından silahla vurularak öldürülmesine ilişkin fezleke hazırladı.Fezlekede cinayetin ardından motosikletle kaçan şüpheli Serkan Ürkmez'in kolluk kuvvetlerince tarlada yakalandığı anlatıldı. Zanlının telefonunda gerçekleştirilen incelemede, mesajlaşma uygulamasındaki profilinde siyah çelenkli durum paylaşımı yaptığının tespit edildiği belirtildi.Şüpheli Ürkmez'in kumar oynaması ve alkol kullanması sebebiyle eşiyle arasında sorunların olduğu ve bir süredir evde yaşamadığı kaydedilen fezlekede, zanlının bir gün önce olayda kullandığı silahın fotoğrafını sosyal medyada Birazdan her şey son bulacak yazarak paylaştığına işaret edildi.- Cinayetten önce çelenk yaptırıp iş yerine göndermişFezlekede, şüphelinin ayrıca sosyal medyada eşinin fotoğrafını paylaşarak, 26 senelik eşim ret veriyor ise kime ne diyebilirim? mesajını yazdığı, ayrıca büyük boy çelenk yaptırıp eşinin iş yerine gönderdiği, çelengin üzerinde Ben seni ölümsüz sevdim, Serkan ifadelerinin bulunduğu belirtildi.Fezlekede, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi Başkanlığınca hazırlanan otopsi raporuna göre, maktul Gülten Ürkmez'in vücudundaki mermi çekirdeği girişinin bitişik atış mesafesinden olduğu bildirildi.Şüpheli Serkan Ürkmez, fezlekede yer verilen ifadesinde eşi ile arasındaki sorunları düzeltmeye çalıştığını savundu.Olay günü çocuklarını görmek için eve gittiği esnada eşini durakta gördüğünü söyleyen Ürkmez, eşinin yanına giderek sarılmaya ve konuşmaya çalıştığını iddia etti.Olay günü alkollü olduğunu ve yanında silah bulunduğunu belirten Ürkmez, ne olduğunu anlamadan silahın ateş aldığını, eşini değil kendini öldürmek istediğini ve üzgün olduğunu ifade etti.Şüpheli Ürkmez, daha önce eşine yolladığı çelengi kendini öldürmeye karar verdiği için gönderdiğini, sosyal medyada yaptığı silahlı paylaşımdaki Birazdan her şey son bulacak ifadesini de kendisi için yazdığını öne sürdü.- Tasarlayarak öldürme değerlendirmesiFezlekede, Olayın öncesi ve meydana geliş şekli değerlendirildiğinde, öldürme eyleminin ani şekilde gerçekleştiğini kabul etmenin mümkün olmadığı, olayın bir bütün halinde planlı şekilde öldürme niyeti ve saikini ortaya koyduğu ve şüphelinin eyleminin tasarlayarak planlı şekilde olduğu ifade edildi.Olay günü şüphelinin motosikletle takip ettiği eşini ruhsatsız silahla otobüs durağında öldürdüğü belirtilen fezlekede, zanlının barışma teklifini kabul etmeyen eşine husumet beslediği, öldürme kararı aldığı ve hazırlık yaparak olayda kullandığı silahı temin ettiği anlatıldı.Fezlekede, şüpheli Serkan Ürkmez hakkında eşe karşı tasarlayarak kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma suçundan da 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı, fezlekeyi Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kask kullanımının Arabistanlı Lawrenceın motosiklet kazasında kuşkulu ölümünün ardından yaygınlaşma hikayesi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kask-kullaniminin-arabistanli-lawrencein-motosiklet-kazasinda-kuskulu-olumunun-ardindan-yayginlasma-hikayesi/854964/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kask-kullaniminin-arabistanli-lawrencein-motosiklet-kazasinda-kuskulu-olumunun-ardindan-yayginlasma-hikayesi/854964/</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:24:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Orta Doğu'daki ajanlık ve provokasyon faaliyetleriyle bilinen İngiliz casusu Thomas Edward Lawrence'ın 1935'te motosiklet kazasında ölümü, ilerleyen yıllarda kask kullanımının zorunlu hale getirilmesine giden süreci başlattı - Clarkson Üniversitesinden Tarih Profesörü Stephen Casper: - (Lawrence'ın ölümü) İnsanlar, biriyle kendilerini özdeşleştirene kadar değişim gerçekleşmez]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — TUĞBA ALTUN - Motosiklet ve benzeri araçların kullanımında hayat kurtaran kaskların yaygınlaşma hikayesi, Birinci Dünya Savaşı sırasında Orta Doğu'daki faaliyetleriyle bilinen İngiliz ajanı Thomas Edward Lawrence'ın 1935'teki şaibeli ölümüyle başladı.Birinci Dünya Savaşı'ndaki espiyonaj ve katliam faaliyetleriyle bilinenArabistanlı Lawrence, bunun dışında da kullanımı zorunlu motosiklet kasklarının yaygınlaşması açısından da önem arz eden bir isim.AA muhabiri, Lawrence’ın ölümünün ardından çalışma başlatan doktor Sir Hugh Cairns'in kasklara yönelik araştırmalarını ve bu alandaki çalışmalarını uzman görüşleriyle derledi.19 Mayıs 1935’te geçirdiği motosiklet kazasında başından ağır yaralanan Lawrence’ın ölümü, bazı çevreler tarafından şaibeli olarak değerlendirilirken kazaya ilişkin otopsi ve hastane kayıtlarının eksik olduğu yönünde iddialar da bulunuyor.Bir tanık, kaza sırasında bölgede siyah araç gördüğünü öne sürdü, bu ifadenin ardından görüldüğü öne sürülen aracın Lawrence'ın yoldan çıkmasına neden olma ihtimaline dair iddialar gündeme geldi.Lawrence'ın kuşkulu ölümü,  kafa travmalarını engellemek için Ne yapılabilir? diye soran doktor Sir Hugh Cairns'in bu alanda çalışmasına yol açtı.- Lawrence'ın kazasıBasında yer alan haberlere ve açık kaynaklara göre Lawrence, İngiltere'nin güneybatısında yer alan Dorset'te motosikletini sürerken bisikletli iki çocuğa çarpmamak için ani manevra nedeniyle kaza yaptı.Motosikletten fırlayan ve kafatası çatlayan Lawrence, 6 gün komada kalmasının ardından öldü.Lawrence’ın ölümünün ardından yapılan otopside kaza sırasında başını yere çarpması sonucu beyninin ciddi şekilde hasar gördüğü belirlendi ve hayatta kalması durumunda dahi körlük ya da konuşma yetisini kaybetme gibi ağır sağlık sorunlarıyla karşılaşabileceği ifade edildi.Lawrence'ın kazada başına aldığı darbelerin nedenine ilişkin o dönemde en çok motosikletlerin kasksız kullanılması gündeme getirildi.Kazanın ardından İngiltere'nin ilk beyin cerrahlarından Cairns da birçok ünlü cerrahla Lawrence'ın ölümüyle ilgilenenler arasındaydı.- Lawrence değil de sıradan biri o kazada ölseydi sonuç aynı olmazdıABD'deki Clarkson Üniversitesinden Tarih Profesörü Stephen Casper, AA muhabirine Lawrence'ın ölümünün o dönemde İngiliz toplumundaki belli bir elit grupta kişisel trajedi olarak tanımlandığını söyledi.Casper, kazada Lawrence değil de sıradan birinin ölmüş olması halinde kask konusunun gündeme gelip gelmeyeceğine ilişkin, Hayır. 1939'da çok fazla insan araba ya da motosiklet kazasında öldü. dedi.Lawrence'ın ölümünün gerçekten kişisel hissettirdiğine dikkati çeken Casper, Burada 'bizden birinin başına böyle bir şey geldiği ve bu konuda bir şeyler yapmamız gerektiği hissi' var. Tarih, aslında genelde böyle ve bu sinir bozucu hissettirebilir. diye konuştu.Casper, tıp tarihinin uzun geçmişine atıfta bulunarak, İnsanlar, biriyle kendilerini özdeşleştirene kadar değişim gerçekleşmez. dedi.- Lawrence'ın ölümüne dek beyin cerrahisi işlemleri genelde ABD'de yapılıyorduCasper, o döneme kadar çoğu beyin cerrahisi işleminin ABD'de yapıldığına ve dünya çapındaki ilk nesil beyin cerrahlarının çoğunu ABD'li nörobilimcilerin yetiştirdiğine dikkati çekerek, Avustralyalı Cairns'in de bu geleneğe uygun şekilde bu ülkede eğitim aldığını anlattı.Cairns'in de o dönemde İngiltere'de çok tanınmadığını ve iyi karşılanmadığını, kendisini bir anda çok önemli tarihi bir olayın içinde bulduğunu belirten Casper, gayriihtiyari Cairns'e Lawrence meselesinin fayda sağladığını söyledi.Cairns'in en büyük mirasının tıp literatürüne önlenebilir ölüm kavramının dahil edilmesi olduğunu belirten Casper, İngiltere'de beyin cerrahisini mümkün kıldığını ve yeni beyin cerrahisi yönteminin en başarılı öncülerinden olduğunu dile getirdi.- Cairns'in çalışmalarıCairns, Lawrence'ın ölümünden etkilenmesinin ardından bisiklet ve motosiklet kazalarında kafa yaralanması vakalarını araştırmaya başladı.Motosiklet kaskları, Lawrence'ın ölümünden 21 yıl önce 1914'te icat edilse de o dönemde genellikle sadece yarışlarda kullanılıyordu.Profesör Casper da Birinci Dünya Savaşı döneminde savaş yaralanmalarıyla mücadele ve madenlerde çalışanlar için kafatasının korunmasına yönelik kaskların kullanıldığını hatırlattı.Casper, kaskların 1950'den sonra değişmeye başladığını ve İkinci Dünya Savaşı'yla kask kullanımının kabullenilmesi ve yaygınlaşmasının hızlandığını anlattı.İkinci Dünya Savaşı'nın başlangıcında Cairns, Sağlık Bakanlığında kafa yaralanmaları ve İngiliz ordusuna beyin cerrahisi alanında danışmanlık yapmaya başladı. Bu dönemde Cairns, askeri sevkiyat gerçekleştiren sürücülerin yaşadığı kafa travmaları konusunda araştırma yaptı.Ekim 1941'de Cairns, araştırmalarının ilk sonucunu British Medical Journal'de Motosiklet Sürücülerinde Kafa Yaralanmaları: Kaza Kaskının Önemi başlıklı makalesiyle yayımladı.Cairns, makalede İkinci Dünya Savaşı'nın ilk 21 ayında 2 bin 279 motosiklet sürücüsü ve yolcusunun kaza sonucu kafalarına aldığı darbeler nedeniyle öldüğü vakaları ele aldı. Cairns, incelediği 7 vakada kask takan motosiklet sürücülerinin ölümcül derecede yaralanmadığını ortaya koydu.- Cairns'in çalışmaları olmadan bu karar hızlı alınamazdıSavaşta orduda her hafta iki motosiklet sürücüsü hayatını kaybediyordu ve böylece Kasım 1941'de ordu mensubu sürücülere kask dağıtılması emri verildi.Casper, bu kararın Cairns'in çalışması olmadan bu kadar hızlı alınmasının mümkün olmadığına işaret ederek, Cairns'in çevresinde çok iyi konumlarda onu dinleyecek doktorların bulunduğunu söyledi.Cairns'in 1946'da British Medical Journal'de yayımlanan Kasklar başlıklı makalesinde orduda kaskın zorunlu hale gelmesiyle motosiklet sürücülerinin ölümünde görece düşüş yaşandığı ifade edildi. Cairns, sivil motosiklet sürücülerinin de kask kullanımının artmasının önemli düzeyde hayatı kurtarabileceğine dikkati çekti.Sivillerin kask kullanmasının da birçok hayat kurtaracağına inanan Cairns, bunu kanıtlamaya çalıştı ancak Avam Kamarası, 1973'e kadar motosikletlilerin kask kullanmalarını zorunlu hale getirmedi.Casper, kask kullanımına yönelik isteksizliğin bir nedeninin de kültürel olduğuna işaret ederek, tarih boyunca kask türü ürünlerin savaş şartlarında kullanıldığını söyledi.Bu konudaki yeniliğin araç ve makinelerin de farklı güvenlik ekipmanlarını gerektirmesi olduğuna dikkati çeken Casper, 1930'larda kask üretmek için gerekli materyallerin yeterli olmadığını anlattı.Casper, kask üretimi için farklı bir yaklaşım, tasarım ve fizik gerektiğine işaret ederek, kültürün de ötesinde uygulanabilirlik zorluğunun bulunduğunu ve bunun da neredeyse 1970'lere kadar tam olarak çözülemediğini belirtti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — TUĞBA ALTUN - Motosiklet ve benzeri araçların kullanımında hayat kurtaran kaskların yaygınlaşma hikayesi, Birinci Dünya Savaşı sırasında Orta Doğu'daki faaliyetleriyle bilinen İngiliz ajanı Thomas Edward Lawrence'ın 1935'teki şaibeli ölümüyle başladı.Birinci Dünya Savaşı'ndaki espiyonaj ve katliam faaliyetleriyle bilinenArabistanlı Lawrence, bunun dışında da kullanımı zorunlu motosiklet kasklarının yaygınlaşması açısından da önem arz eden bir isim.AA muhabiri, Lawrence’ın ölümünün ardından çalışma başlatan doktor Sir Hugh Cairns'in kasklara yönelik araştırmalarını ve bu alandaki çalışmalarını uzman görüşleriyle derledi.19 Mayıs 1935’te geçirdiği motosiklet kazasında başından ağır yaralanan Lawrence’ın ölümü, bazı çevreler tarafından şaibeli olarak değerlendirilirken kazaya ilişkin otopsi ve hastane kayıtlarının eksik olduğu yönünde iddialar da bulunuyor.Bir tanık, kaza sırasında bölgede siyah araç gördüğünü öne sürdü, bu ifadenin ardından görüldüğü öne sürülen aracın Lawrence'ın yoldan çıkmasına neden olma ihtimaline dair iddialar gündeme geldi.Lawrence'ın kuşkulu ölümü,  kafa travmalarını engellemek için Ne yapılabilir? diye soran doktor Sir Hugh Cairns'in bu alanda çalışmasına yol açtı.- Lawrence'ın kazasıBasında yer alan haberlere ve açık kaynaklara göre Lawrence, İngiltere'nin güneybatısında yer alan Dorset'te motosikletini sürerken bisikletli iki çocuğa çarpmamak için ani manevra nedeniyle kaza yaptı.Motosikletten fırlayan ve kafatası çatlayan Lawrence, 6 gün komada kalmasının ardından öldü.Lawrence’ın ölümünün ardından yapılan otopside kaza sırasında başını yere çarpması sonucu beyninin ciddi şekilde hasar gördüğü belirlendi ve hayatta kalması durumunda dahi körlük ya da konuşma yetisini kaybetme gibi ağır sağlık sorunlarıyla karşılaşabileceği ifade edildi.Lawrence'ın kazada başına aldığı darbelerin nedenine ilişkin o dönemde en çok motosikletlerin kasksız kullanılması gündeme getirildi.Kazanın ardından İngiltere'nin ilk beyin cerrahlarından Cairns da birçok ünlü cerrahla Lawrence'ın ölümüyle ilgilenenler arasındaydı.- Lawrence değil de sıradan biri o kazada ölseydi sonuç aynı olmazdıABD'deki Clarkson Üniversitesinden Tarih Profesörü Stephen Casper, AA muhabirine Lawrence'ın ölümünün o dönemde İngiliz toplumundaki belli bir elit grupta kişisel trajedi olarak tanımlandığını söyledi.Casper, kazada Lawrence değil de sıradan birinin ölmüş olması halinde kask konusunun gündeme gelip gelmeyeceğine ilişkin, Hayır. 1939'da çok fazla insan araba ya da motosiklet kazasında öldü. dedi.Lawrence'ın ölümünün gerçekten kişisel hissettirdiğine dikkati çeken Casper, Burada 'bizden birinin başına böyle bir şey geldiği ve bu konuda bir şeyler yapmamız gerektiği hissi' var. Tarih, aslında genelde böyle ve bu sinir bozucu hissettirebilir. diye konuştu.Casper, tıp tarihinin uzun geçmişine atıfta bulunarak, İnsanlar, biriyle kendilerini özdeşleştirene kadar değişim gerçekleşmez. dedi.- Lawrence'ın ölümüne dek beyin cerrahisi işlemleri genelde ABD'de yapılıyorduCasper, o döneme kadar çoğu beyin cerrahisi işleminin ABD'de yapıldığına ve dünya çapındaki ilk nesil beyin cerrahlarının çoğunu ABD'li nörobilimcilerin yetiştirdiğine dikkati çekerek, Avustralyalı Cairns'in de bu geleneğe uygun şekilde bu ülkede eğitim aldığını anlattı.Cairns'in de o dönemde İngiltere'de çok tanınmadığını ve iyi karşılanmadığını, kendisini bir anda çok önemli tarihi bir olayın içinde bulduğunu belirten Casper, gayriihtiyari Cairns'e Lawrence meselesinin fayda sağladığını söyledi.Cairns'in en büyük mirasının tıp literatürüne önlenebilir ölüm kavramının dahil edilmesi olduğunu belirten Casper, İngiltere'de beyin cerrahisini mümkün kıldığını ve yeni beyin cerrahisi yönteminin en başarılı öncülerinden olduğunu dile getirdi.- Cairns'in çalışmalarıCairns, Lawrence'ın ölümünden etkilenmesinin ardından bisiklet ve motosiklet kazalarında kafa yaralanması vakalarını araştırmaya başladı.Motosiklet kaskları, Lawrence'ın ölümünden 21 yıl önce 1914'te icat edilse de o dönemde genellikle sadece yarışlarda kullanılıyordu.Profesör Casper da Birinci Dünya Savaşı döneminde savaş yaralanmalarıyla mücadele ve madenlerde çalışanlar için kafatasının korunmasına yönelik kaskların kullanıldığını hatırlattı.Casper, kaskların 1950'den sonra değişmeye başladığını ve İkinci Dünya Savaşı'yla kask kullanımının kabullenilmesi ve yaygınlaşmasının hızlandığını anlattı.İkinci Dünya Savaşı'nın başlangıcında Cairns, Sağlık Bakanlığında kafa yaralanmaları ve İngiliz ordusuna beyin cerrahisi alanında danışmanlık yapmaya başladı. Bu dönemde Cairns, askeri sevkiyat gerçekleştiren sürücülerin yaşadığı kafa travmaları konusunda araştırma yaptı.Ekim 1941'de Cairns, araştırmalarının ilk sonucunu British Medical Journal'de Motosiklet Sürücülerinde Kafa Yaralanmaları: Kaza Kaskının Önemi başlıklı makalesiyle yayımladı.Cairns, makalede İkinci Dünya Savaşı'nın ilk 21 ayında 2 bin 279 motosiklet sürücüsü ve yolcusunun kaza sonucu kafalarına aldığı darbeler nedeniyle öldüğü vakaları ele aldı. Cairns, incelediği 7 vakada kask takan motosiklet sürücülerinin ölümcül derecede yaralanmadığını ortaya koydu.- Cairns'in çalışmaları olmadan bu karar hızlı alınamazdıSavaşta orduda her hafta iki motosiklet sürücüsü hayatını kaybediyordu ve böylece Kasım 1941'de ordu mensubu sürücülere kask dağıtılması emri verildi.Casper, bu kararın Cairns'in çalışması olmadan bu kadar hızlı alınmasının mümkün olmadığına işaret ederek, Cairns'in çevresinde çok iyi konumlarda onu dinleyecek doktorların bulunduğunu söyledi.Cairns'in 1946'da British Medical Journal'de yayımlanan Kasklar başlıklı makalesinde orduda kaskın zorunlu hale gelmesiyle motosiklet sürücülerinin ölümünde görece düşüş yaşandığı ifade edildi. Cairns, sivil motosiklet sürücülerinin de kask kullanımının artmasının önemli düzeyde hayatı kurtarabileceğine dikkati çekti.Sivillerin kask kullanmasının da birçok hayat kurtaracağına inanan Cairns, bunu kanıtlamaya çalıştı ancak Avam Kamarası, 1973'e kadar motosikletlilerin kask kullanmalarını zorunlu hale getirmedi.Casper, kask kullanımına yönelik isteksizliğin bir nedeninin de kültürel olduğuna işaret ederek, tarih boyunca kask türü ürünlerin savaş şartlarında kullanıldığını söyledi.Bu konudaki yeniliğin araç ve makinelerin de farklı güvenlik ekipmanlarını gerektirmesi olduğuna dikkati çeken Casper, 1930'larda kask üretmek için gerekli materyallerin yeterli olmadığını anlattı.Casper, kask üretimi için farklı bir yaklaşım, tasarım ve fizik gerektiğine işaret ederek, kültürün de ötesinde uygulanabilirlik zorluğunun bulunduğunu ve bunun da neredeyse 1970'lere kadar tam olarak çözülemediğini belirtti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/kask-kullaniminin-arabistanli-lawrencein-motosiklet-kazasinda-kuskulu-olumunun-ardindan-yayginlasma-hikayesi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Ulusal Süt Konseyinden Dünya Süt Günü mesajı: </title>
      <link>https://www.canligaste.com/ulusal-sut-konseyinden-dunya-sut-gunu-mesaji/854963/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ulusal-sut-konseyinden-dunya-sut-gunu-mesaji/854963/</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:21:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Sürdürülebilir üretim anlayışı, kalite odaklı dönüşüm ve modern üretim altyapısındaki gelişmeler sayesinde Türkiye, katma değerli süt ürünleri ihracatında dünyada çok daha güçlü bir oyuncu olabilir - Bunun için üretimin artırılması, kaliteli çiğ süt arzının sürdürülebilir şekilde devam etmesi ve sektörün tüm paydaşlarının ortak vizyonla hareket etmesi büyük önem taşımaktadır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Ulusal Süt Konseyi (USK), Türkiye'nin sürdürülebilir üretim anlayışı, kalite odaklı dönüşüm ve modern üretim altyapısındaki gelişmelerle katma değerli süt ürünleri ihracatında dünyada güçlü bir oyuncu olabileceğini bildirdi.Konseyden yapılan açıklamada, 1 Haziran Dünya Süt Günü'ne ilişkin değerlendirmede bulunuldu.Türkiye'de süt tüketiminin artırılmasının halk sağlığı, çocuk gelişimi ve sürdürülebilir tarımsal üretim açısından stratejik önem taşıdığı belirtilen açıklamada, Avrupa ülkelerinde kişi başı yıllık içme sütü tüketiminin ortalama 60 litrenin üzerinde olduğu, özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde bu miktarın 100 litrenin üzerine çıktığı aktarıldı.Açıklamada, Türkiye'de kişi başına içme sütü tüketiminin yaklaşık 30 litre seviyelerinde bulunduğuna işaret edilerek, bu miktarın artırılmasının toplum sağlığı açısından önemli bir gereklilik olduğu ifade edildi.- Süt tüketimine yönelik bazı iddialar, bilimsel verilerle desteklenmiyorSon dönemde bazı sosyal medya platformlarında süt tüketimine yönelik bilimsel temelden uzak ve kamuoyunu yanıltıcı iddiaların yer aldığına dikkati çekilen açıklamada, özellikle süt içmenin yetişkinlerde erken yaşlanmaya neden olduğu yönündeki söylemlerin bilimsel dayanağının bulunmadığının altı çizildi. Açıklamada, Süt ve süt ürünleri hakkında zaman zaman ortaya atılan bazı iddialar, bilimsel verilerle desteklenmemektedir. Bilimsel gerçekler yerine sosyal medya kaynaklı bilgi kirliliğinin esas alınması, toplum sağlığı açısından risk oluşturmaktadır. değerlendirmesinde bulunuldu. - Sektör yenilikçi ürünlerle büyüme potansiyelini güçlendiriyorAçıklamada, Türkiye'de son yıllarda sektörde özellikle katma değerli ürünlerdeki büyümenin dikkati çekici olduğu, başta ayran ve kefir olmak üzere fonksiyonel ve fermente süt ürünlerine yönelik tüketici ilgisinin arttığı belirtilerek, sektörün yenilikçi ürünlerle hem iç pazarda hem de ihracatta büyüme potansiyelini güçlendirdiği vurgulandı.Özellikle çiğ süt kalitesinde sağlanan gelişimin sektör adına önemli bir kazanım olduğu belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:Sürdürülebilir üretim anlayışı, kalite odaklı dönüşüm ve modern üretim altyapısındaki gelişmeler sayesinde Türkiye, katma değerli süt ürünleri ihracatında dünyada çok daha güçlü bir oyuncu olabilir. Bunun için üretimin artırılması, kaliteli çiğ süt arzının sürdürülebilir şekilde devam etmesi ve sektörün tüm paydaşlarının ortak vizyonla hareket etmesi büyük önem taşımaktadır.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Ulusal Süt Konseyi (USK), Türkiye'nin sürdürülebilir üretim anlayışı, kalite odaklı dönüşüm ve modern üretim altyapısındaki gelişmelerle katma değerli süt ürünleri ihracatında dünyada güçlü bir oyuncu olabileceğini bildirdi.Konseyden yapılan açıklamada, 1 Haziran Dünya Süt Günü'ne ilişkin değerlendirmede bulunuldu.Türkiye'de süt tüketiminin artırılmasının halk sağlığı, çocuk gelişimi ve sürdürülebilir tarımsal üretim açısından stratejik önem taşıdığı belirtilen açıklamada, Avrupa ülkelerinde kişi başı yıllık içme sütü tüketiminin ortalama 60 litrenin üzerinde olduğu, özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde bu miktarın 100 litrenin üzerine çıktığı aktarıldı.Açıklamada, Türkiye'de kişi başına içme sütü tüketiminin yaklaşık 30 litre seviyelerinde bulunduğuna işaret edilerek, bu miktarın artırılmasının toplum sağlığı açısından önemli bir gereklilik olduğu ifade edildi.- Süt tüketimine yönelik bazı iddialar, bilimsel verilerle desteklenmiyorSon dönemde bazı sosyal medya platformlarında süt tüketimine yönelik bilimsel temelden uzak ve kamuoyunu yanıltıcı iddiaların yer aldığına dikkati çekilen açıklamada, özellikle süt içmenin yetişkinlerde erken yaşlanmaya neden olduğu yönündeki söylemlerin bilimsel dayanağının bulunmadığının altı çizildi. Açıklamada, Süt ve süt ürünleri hakkında zaman zaman ortaya atılan bazı iddialar, bilimsel verilerle desteklenmemektedir. Bilimsel gerçekler yerine sosyal medya kaynaklı bilgi kirliliğinin esas alınması, toplum sağlığı açısından risk oluşturmaktadır. değerlendirmesinde bulunuldu. - Sektör yenilikçi ürünlerle büyüme potansiyelini güçlendiriyorAçıklamada, Türkiye'de son yıllarda sektörde özellikle katma değerli ürünlerdeki büyümenin dikkati çekici olduğu, başta ayran ve kefir olmak üzere fonksiyonel ve fermente süt ürünlerine yönelik tüketici ilgisinin arttığı belirtilerek, sektörün yenilikçi ürünlerle hem iç pazarda hem de ihracatta büyüme potansiyelini güçlendirdiği vurgulandı.Özellikle çiğ süt kalitesinde sağlanan gelişimin sektör adına önemli bir kazanım olduğu belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:Sürdürülebilir üretim anlayışı, kalite odaklı dönüşüm ve modern üretim altyapısındaki gelişmeler sayesinde Türkiye, katma değerli süt ürünleri ihracatında dünyada çok daha güçlü bir oyuncu olabilir. Bunun için üretimin artırılması, kaliteli çiğ süt arzının sürdürülebilir şekilde devam etmesi ve sektörün tüm paydaşlarının ortak vizyonla hareket etmesi büyük önem taşımaktadır.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Dünya Kupası tarihi: 1962</title>
      <link>https://www.canligaste.com/dunya-kupasi-tarihi-1962/854962/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/dunya-kupasi-tarihi-1962/854962/</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Şili'de 1962 yılında düzenlenen yedinci Dünya Kupası'nı, üst üste ikinci kez Brezilya kazandı - İlk kez averaj hesabının uygulandığı, en sert turnuva olarak akıllarda yer eden 1962 Dünya Kupası'nın grup aşamasında Pele dahil 37 futbolcu sakatlandı - Şili basınında İtalyanların turnuvaya yanlışlıkla dövüş takımını getirdiği haberleri yer aldı - İsviçre 1954'te Macaristan forması giyen Puskas, Şili'de İspanya adına sahaya çıktı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — MUTLU DEMİRTAŞTAN - Avrupa ülkeleri İsviçre ve İsveç'te yapılan Dünya Kupası organizasyonlarının ardından ev sahipliği bir kez daha Güney Amerika'ya geçti ve turnuva 1962 yılında Şili'de düzenlendi.Batı Almanya ve Arjantin gibi güçlü adayları geride bırakan Şili, seçimi kazanarak yedinci Dünya Kupası'nı düzenlemeye hak kazandı.Şili 1962'ye 16 ülke katıldı. Avrupa'dan 10, Güney Amerika'dan 5, Kuzey Amerika'dan ise bir ekip, Şili'de mücadele etti.Avrupa'dan Bulgaristan, Çekoslovakya, İngiltere, Batı Almanya, Macaristan, İtalya, SSCB, İspanya, İsviçre ve Yugoslavya, Güney Amerika'dan Arjantin, Brezilya, Şili, Kolombiya ve Uruguay ile Kuzey Amerika'dan Meksika, 1962'deki organizasyona katılan ülkeler oldu.- Sertliği getiren takım: İtalyaŞili'nin ev sahipliğindeki 1962 FIFA Dünya Kupası, en sert geçen turnuva olarak tarihe not düşüldü.Henüz turnuvanın ilk turu tamamlandığında başta Brezilya'nın yıldız ismi Pele olmak üzere 37 futbolcu sakatlanarak kupa dışında kaldı.Birçok futbolcunun, turnuvaya sertliği getiren takım görülen İtalya'nın maçlarında sakatlanması dikkati çekti. Öyle ki Şili basınında İtalyanların turnuvaya yanlışlıkla dövüş takımını getirdiği haberleri yer aldı.- İlk kez averaj uygulamasıŞili'deki Dünya Kupası'nda ilk kez averaj uygulamasına geçildi.Daha önceki turnuvalarda aynı puana sahip takımlar, baraj maçı oynadı. Şili'deki organizasyonla ilk defa averaj uygulamasına geçildi ve üst sırada yer alacak ekip, bu kuralla belirlendi.- Puskas bu kez İspanya formasıylaFerenc Puskas, iki farklı ülke forması altında Dünya Kupası'nda forma giydi.İsviçre 1954'te Macaristan forması ile mücadele eden golcü futbolcu, Şili'de ise İspanya adına sahaya çıktı.Puskas'ın yanı sıra bu turnuvada Jose Santamaria ve Jose Altafini de farklı milli takımları tercih etti. İsviçre 1954'te Uruguay adına sahaya çıkan Santamaria, bu kez İspanya'da, İsveç 1958'de Brezilya'da oynayan Altafini ise bu defa İtalya'da görev aldı.1930'da Arjantin milli takımındaki Attilio Demaria ve Luis Monti, 1934'te kupaya uzanan İtalya'nın formasını giydi.- Brezilya, Pele olmadan zafere ulaştıSon şampiyon Brezilya, yıldızı Pele'nin grup maçlarında sakatlanmasına rağmen namağlup geldiği finalde Çekoslovakya'yı 3-1 yenerek şampiyonluğa ulaştı.Santiago'da 17 Haziran 1962'de yaklaşık 68 bin seyirci önünde oynanan finalde Çekoslovakya, 15. dakikada Josef Masopust'un golüyle 1-0 öne geçti. Sambacılar, rakibine 17. dakikada Amarildo, 69. dakikada Zito ve 78. dakikada Vava'nın golleriyle karşılık vererek maçtan 3-1 galip ayrıldı ve üst üste ikinci şampiyonluğuna imza attı.- İlk kez birden fazla gol kralı çıktıŞili'deki organizasyonda, Dünya Kupası tarihinde ilk kez birden fazla gol kralı çıktı.Rakip fileleri 4'er kez havalandıran Macaristan'dan Florian Albert, SSCB'den Valentin Ivanov, Yugoslavya'dan Drazen Jerkovic, Şili'den Leonel Sanchez, Brezilya'dan Vava ve Garrincha, gol krallığını paylaştı.- 32 maçta 89 gol atıldıŞili 1962'de yapılan 32 maçta 89 gol atıldı.Maç başına 2,8 gol ortalaması yakalanan kupanın en golcü takımları ise 14 golle Brezilya ve 10'ar golle Yugoslavya ile Şili oldu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — MUTLU DEMİRTAŞTAN - Avrupa ülkeleri İsviçre ve İsveç'te yapılan Dünya Kupası organizasyonlarının ardından ev sahipliği bir kez daha Güney Amerika'ya geçti ve turnuva 1962 yılında Şili'de düzenlendi.Batı Almanya ve Arjantin gibi güçlü adayları geride bırakan Şili, seçimi kazanarak yedinci Dünya Kupası'nı düzenlemeye hak kazandı.Şili 1962'ye 16 ülke katıldı. Avrupa'dan 10, Güney Amerika'dan 5, Kuzey Amerika'dan ise bir ekip, Şili'de mücadele etti.Avrupa'dan Bulgaristan, Çekoslovakya, İngiltere, Batı Almanya, Macaristan, İtalya, SSCB, İspanya, İsviçre ve Yugoslavya, Güney Amerika'dan Arjantin, Brezilya, Şili, Kolombiya ve Uruguay ile Kuzey Amerika'dan Meksika, 1962'deki organizasyona katılan ülkeler oldu.- Sertliği getiren takım: İtalyaŞili'nin ev sahipliğindeki 1962 FIFA Dünya Kupası, en sert geçen turnuva olarak tarihe not düşüldü.Henüz turnuvanın ilk turu tamamlandığında başta Brezilya'nın yıldız ismi Pele olmak üzere 37 futbolcu sakatlanarak kupa dışında kaldı.Birçok futbolcunun, turnuvaya sertliği getiren takım görülen İtalya'nın maçlarında sakatlanması dikkati çekti. Öyle ki Şili basınında İtalyanların turnuvaya yanlışlıkla dövüş takımını getirdiği haberleri yer aldı.- İlk kez averaj uygulamasıŞili'deki Dünya Kupası'nda ilk kez averaj uygulamasına geçildi.Daha önceki turnuvalarda aynı puana sahip takımlar, baraj maçı oynadı. Şili'deki organizasyonla ilk defa averaj uygulamasına geçildi ve üst sırada yer alacak ekip, bu kuralla belirlendi.- Puskas bu kez İspanya formasıylaFerenc Puskas, iki farklı ülke forması altında Dünya Kupası'nda forma giydi.İsviçre 1954'te Macaristan forması ile mücadele eden golcü futbolcu, Şili'de ise İspanya adına sahaya çıktı.Puskas'ın yanı sıra bu turnuvada Jose Santamaria ve Jose Altafini de farklı milli takımları tercih etti. İsviçre 1954'te Uruguay adına sahaya çıkan Santamaria, bu kez İspanya'da, İsveç 1958'de Brezilya'da oynayan Altafini ise bu defa İtalya'da görev aldı.1930'da Arjantin milli takımındaki Attilio Demaria ve Luis Monti, 1934'te kupaya uzanan İtalya'nın formasını giydi.- Brezilya, Pele olmadan zafere ulaştıSon şampiyon Brezilya, yıldızı Pele'nin grup maçlarında sakatlanmasına rağmen namağlup geldiği finalde Çekoslovakya'yı 3-1 yenerek şampiyonluğa ulaştı.Santiago'da 17 Haziran 1962'de yaklaşık 68 bin seyirci önünde oynanan finalde Çekoslovakya, 15. dakikada Josef Masopust'un golüyle 1-0 öne geçti. Sambacılar, rakibine 17. dakikada Amarildo, 69. dakikada Zito ve 78. dakikada Vava'nın golleriyle karşılık vererek maçtan 3-1 galip ayrıldı ve üst üste ikinci şampiyonluğuna imza attı.- İlk kez birden fazla gol kralı çıktıŞili'deki organizasyonda, Dünya Kupası tarihinde ilk kez birden fazla gol kralı çıktı.Rakip fileleri 4'er kez havalandıran Macaristan'dan Florian Albert, SSCB'den Valentin Ivanov, Yugoslavya'dan Drazen Jerkovic, Şili'den Leonel Sanchez, Brezilya'dan Vava ve Garrincha, gol krallığını paylaştı.- 32 maçta 89 gol atıldıŞili 1962'de yapılan 32 maçta 89 gol atıldı.Maç başına 2,8 gol ortalaması yakalanan kupanın en golcü takımları ise 14 golle Brezilya ve 10'ar golle Yugoslavya ile Şili oldu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/dunya-kupasi-tarihi-1962.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Dünya Kupası tarihi: 1966</title>
      <link>https://www.canligaste.com/dunya-kupasi-tarihi-1966/854961/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/dunya-kupasi-tarihi-1966/854961/</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:15:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — İngiltere'de 1966 yılında düzenlenen sekizinci Dünya Kupası'nı, ev sahibi ülke kazandı - Turnuvaya damga vuran olay, final maçında İngiliz futbolcu Hurst'ün uzatmalarda kaydettiği golde topun çizgiyi geçip geçmediği oldu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — MUTLU DEMİRTAŞTAN - 1966 Dünya Kupası, futbolun beşiği adlandırılan İngiltere'nin ev sahipliğinde yapıldı.Adaylık sürecinde Batı Almanya ve İspanya'yı geride bırakan İngiltere, sekizinci Dünya Kupası'nı düzenlemeye hak kazandı.İngiltere 1966'ya 16 ülke katıldı. Avrupa'dan 10, Güney Amerika'dan 4, Asya ve Kuzey Amerika'dan ise birer ekip, İngiltere'de mücadele etti.Avrupa'dan Bulgaristan, İngiltere, Fransa, Batı Almanya, Macaristan, İtalya, Portekiz, SSCB, İspanya ve İsviçre, Güney Amerika'dan Arjantin, Brezilya, Şili, Uruguay, Asya'dan Kuzey Kore ve Kuzey Amerika'dan Meksika, 1966'daki organizasyonda yer aldı.- İngiltere'nin tartışmalı şampiyonluğuİngiltere'de ilk kez düzenlenen Dünya Kupası'nda seyircisi önünde zafere ulaşan ev sahibi takımın şampiyonluğu, finalde Geoff Hurst'ün attığı gol nedeniyle uzun süre tartışıldı.Londra'da 30 Temmuz 1966'da yaklaşık 97 bin seyirci önünde oynanan finalde İngiltere, uzatmada Batı Almanya'yı 4-2 yenerek tarihinin ilk ve tek şampiyonluğuna ulaştı.Batı Almanya 12. dakikada Helmut Haller'in golüyle 1-0 öne geçti. İngiltere, 18. dakikada Hurst ile skora denge getirdi ve ilk devre 1-1 sona erdi. Ev sahibi ülke, 78. dakikada Martin Peters ile öne geçse de normal süre, 89. dakikada Wolfgang Weber'in golüyle 2-2 sonuçlandı. İngiltere, Hurst ile 101. dakikada bir kez daha üstünlüğü yakalarken topun çizgiyi geçip geçmediği tartışmalara neden oldu. 120. dakikada tekrar sahneye çıkan Hurst, maçın skorunu belirledi ve İngiltere, sahadan 4-2 galip ayrıldı.Hurst, attığı 3 golle final maçında hat-trick yapan ilk oyuncu olmayı da başardı.- Carbajal tarihe geçtiMeksika'nın efsane kalecilerinden Antonio Carbajal, 5 kez Dünya Kupası organizasyonlarında mücadele eden ilk oyuncu oldu.Carbajal, 1950, 1954, 1958 ve 1962'den sonra İngiltere 1966'da da takımının kalesini koruyarak Dünya Kupası tarihine geçti. Meksikalı kaleci, 37 yaşındayken takımının formasını Uruguay ile grupta oynanan ve 0-0 sona eren karşılaşmada son kez giydi.- Gol kralı Eusebioİngiltere'deki turnuvanın gol kralı, Portekiz'den Eusebio oldu.Rakip fileleri 9 kez havalandıran Eusebio'nun gol krallığına ulaştığı turnuvada Batı Almanya'dan Helmut Haller 6 golle ikinci, SSCB'den Valeriy Porkuyan, İngiltere'den Geoff Hurst, Macaristan'dan Ferenc Bene ve Almanya'dan Franz Beckenbauer, dörder golle üçüncü sırayı aldı.- 32 maçta 89 gol atıldıİngiltere 1966'da yapılan 32 maçta 89 gol atıldı.Maç başına 2,8 gol ortalaması yakalanan kupanın en golcü takımları ise 17 golle Portekiz ve 15 golle Batı Almanya oldu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — MUTLU DEMİRTAŞTAN - 1966 Dünya Kupası, futbolun beşiği adlandırılan İngiltere'nin ev sahipliğinde yapıldı.Adaylık sürecinde Batı Almanya ve İspanya'yı geride bırakan İngiltere, sekizinci Dünya Kupası'nı düzenlemeye hak kazandı.İngiltere 1966'ya 16 ülke katıldı. Avrupa'dan 10, Güney Amerika'dan 4, Asya ve Kuzey Amerika'dan ise birer ekip, İngiltere'de mücadele etti.Avrupa'dan Bulgaristan, İngiltere, Fransa, Batı Almanya, Macaristan, İtalya, Portekiz, SSCB, İspanya ve İsviçre, Güney Amerika'dan Arjantin, Brezilya, Şili, Uruguay, Asya'dan Kuzey Kore ve Kuzey Amerika'dan Meksika, 1966'daki organizasyonda yer aldı.- İngiltere'nin tartışmalı şampiyonluğuİngiltere'de ilk kez düzenlenen Dünya Kupası'nda seyircisi önünde zafere ulaşan ev sahibi takımın şampiyonluğu, finalde Geoff Hurst'ün attığı gol nedeniyle uzun süre tartışıldı.Londra'da 30 Temmuz 1966'da yaklaşık 97 bin seyirci önünde oynanan finalde İngiltere, uzatmada Batı Almanya'yı 4-2 yenerek tarihinin ilk ve tek şampiyonluğuna ulaştı.Batı Almanya 12. dakikada Helmut Haller'in golüyle 1-0 öne geçti. İngiltere, 18. dakikada Hurst ile skora denge getirdi ve ilk devre 1-1 sona erdi. Ev sahibi ülke, 78. dakikada Martin Peters ile öne geçse de normal süre, 89. dakikada Wolfgang Weber'in golüyle 2-2 sonuçlandı. İngiltere, Hurst ile 101. dakikada bir kez daha üstünlüğü yakalarken topun çizgiyi geçip geçmediği tartışmalara neden oldu. 120. dakikada tekrar sahneye çıkan Hurst, maçın skorunu belirledi ve İngiltere, sahadan 4-2 galip ayrıldı.Hurst, attığı 3 golle final maçında hat-trick yapan ilk oyuncu olmayı da başardı.- Carbajal tarihe geçtiMeksika'nın efsane kalecilerinden Antonio Carbajal, 5 kez Dünya Kupası organizasyonlarında mücadele eden ilk oyuncu oldu.Carbajal, 1950, 1954, 1958 ve 1962'den sonra İngiltere 1966'da da takımının kalesini koruyarak Dünya Kupası tarihine geçti. Meksikalı kaleci, 37 yaşındayken takımının formasını Uruguay ile grupta oynanan ve 0-0 sona eren karşılaşmada son kez giydi.- Gol kralı Eusebioİngiltere'deki turnuvanın gol kralı, Portekiz'den Eusebio oldu.Rakip fileleri 9 kez havalandıran Eusebio'nun gol krallığına ulaştığı turnuvada Batı Almanya'dan Helmut Haller 6 golle ikinci, SSCB'den Valeriy Porkuyan, İngiltere'den Geoff Hurst, Macaristan'dan Ferenc Bene ve Almanya'dan Franz Beckenbauer, dörder golle üçüncü sırayı aldı.- 32 maçta 89 gol atıldıİngiltere 1966'da yapılan 32 maçta 89 gol atıldı.Maç başına 2,8 gol ortalaması yakalanan kupanın en golcü takımları ise 17 golle Portekiz ve 15 golle Batı Almanya oldu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/dunya-kupasi-tarihi-1966.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye ile Kuzey Makedonya 9. randevuda</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-ile-kuzey-makedonya-9-randevuda/854960/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-ile-kuzey-makedonya-9-randevuda/854960/</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Türkiye, Kuzey Makedonya ile 4'ü deplasman, 3'ü sahasında, 1'i tarafsız sahadaki 8 karşılaşmada 5 galibiyet elde etti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — HİLMİ SEVER - Türkiye ile Kuzey Makedonya, yarınki hazırlık maçıyla 9'uncu kez karşı karşıya gelecek.Chobani Stadı'ndaki müsabaka, saat 20.30'da başlayacak.İki ülke A milli futbol takımları, 4'ü Makedonya'da, 3'ü Türkiye'de, 1'i tarafsız sahada, 4'ü resmi, 4'ü özel 8 maç yaptı. Bu karşılaşmaların 5'ini kazanan Türkiye, 2 beraberlik ve 1 yenilgi aldı.Makedonya'ya 8 maçta 14 gol atan milliler, kalesindeki 9 gole engel olamadı.Milli takım, rakibiyle deplasmandaki 4 maçtan 3'ünü kazanırken kalesinde gördüğü 2 gole, 6 golle karşılık verdi. Ay-yıldızlı ekip, Türkiye'de oynanan 3 maçta ise 2 galibiyet ve 1 yenilgi yaşadı.- Son maç 9 sene önceİki takım arasındaki son karşılaşma 9 sene önce oynandı.Teknik direktör Fatih Terim yönetimindeki milli takımın Üsküp'teki hazırlık maçı, golsüz eşitlikle sona erdi.Türkiye ile Kuzey Makedonya arasında maçları ve sonuçlar şöyle:TarihOrganizasyonSkor31 Ağustos 1994Özel maç2 - 030 Ağustos 1995Özel maç2 - 128 Mart 20012002 Dünya Kupası Elemeleri2 - 16 Haziran 20012002 Dünya Kupası Elemeleri3 - 312 Ekim 20022004 Avrupa Şampiyonası Elemeleri2 - 111 Haziran 20032004 Avrupa Şampiyonası Elemeleri3 - 24 Haziran 2006Özel maç0 - 16 Haziran 2017Özel maç0 - 0Not: Tablonun skor bölümünde ilk takım Türkiye olarak alınmıştır.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — HİLMİ SEVER - Türkiye ile Kuzey Makedonya, yarınki hazırlık maçıyla 9'uncu kez karşı karşıya gelecek.Chobani Stadı'ndaki müsabaka, saat 20.30'da başlayacak.İki ülke A milli futbol takımları, 4'ü Makedonya'da, 3'ü Türkiye'de, 1'i tarafsız sahada, 4'ü resmi, 4'ü özel 8 maç yaptı. Bu karşılaşmaların 5'ini kazanan Türkiye, 2 beraberlik ve 1 yenilgi aldı.Makedonya'ya 8 maçta 14 gol atan milliler, kalesindeki 9 gole engel olamadı.Milli takım, rakibiyle deplasmandaki 4 maçtan 3'ünü kazanırken kalesinde gördüğü 2 gole, 6 golle karşılık verdi. Ay-yıldızlı ekip, Türkiye'de oynanan 3 maçta ise 2 galibiyet ve 1 yenilgi yaşadı.- Son maç 9 sene önceİki takım arasındaki son karşılaşma 9 sene önce oynandı.Teknik direktör Fatih Terim yönetimindeki milli takımın Üsküp'teki hazırlık maçı, golsüz eşitlikle sona erdi.Türkiye ile Kuzey Makedonya arasında maçları ve sonuçlar şöyle:TarihOrganizasyonSkor31 Ağustos 1994Özel maç2 - 030 Ağustos 1995Özel maç2 - 128 Mart 20012002 Dünya Kupası Elemeleri2 - 16 Haziran 20012002 Dünya Kupası Elemeleri3 - 312 Ekim 20022004 Avrupa Şampiyonası Elemeleri2 - 111 Haziran 20032004 Avrupa Şampiyonası Elemeleri3 - 24 Haziran 2006Özel maç0 - 16 Haziran 2017Özel maç0 - 0Not: Tablonun skor bölümünde ilk takım Türkiye olarak alınmıştır.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Dünya Kupası'nın en uzun süre gol yemeyen kalecisi Zenga</title>
      <link>https://www.canligaste.com/dunya-kupasi-nin-en-uzun-sure-gol-yemeyen-kalecisi-zenga/854959/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/dunya-kupasi-nin-en-uzun-sure-gol-yemeyen-kalecisi-zenga/854959/</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:12:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — İtalyan Walter Zenga, 1990'da ülkesinde düzenlenen organizasyonda 517 dakikayla turnuvanın en uzun süre gol yemeyen kalecisi ünvanını aldı - Bir turnuvada en çok gol yiyen kaleci Güney Koreli Hong (16), bir maçta en çok gol yiyen file bekçisi ise El Salvadorlu Mora (10) olarak kayıtlara geçti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — MUTLU DEMİRTAŞTAN - FIFA Dünya Kupası tarihinde en uzun süre gol yemeyen kaleci, İtalyan Walter Zenga oldu.Gaziantepspor'da bir dönem  teknik direktörlük yapan Zenga, ülkesinde düzenlenen 1990 Dünya Kupası'nda 517 dakika gol yemedi.A Grubu'nda mücadele eden İtalya'nın kalecisi Zenga, Çekoslovakya, Avusturya ve ABD karşısında kalesini gole kapattı. Son 16 turunda Uruguay, çeyrek finalde İrlanda Cumhuriyeti karşısında da gol yemeyen Zenga, Napoli'de Arjantin ile oynanan yarı final maçının 67. dakikasında Claudio Caniggia'nın golüne engel olamadı ve 517 dakika sonra kalesinde gol gördü.- Shilton ve Barthez 10 maçta kalesini gole kapattıDünya Kupası'nda en fazla maçta gol yemeyen kaleciler, İngiliz Peter Shilton ve Fransız Fabien Barthez oldu.Shilton, 1982 ile 1990 yılları arasında, Barthez ise 1998 ile 2006 arasındaki turnuvalarda 17'şer maça çıkıp bunların 10'unda kalelerini gole kapattı.- Carbajal ve Al DeayeaMeksikalı kaleci Antonio Carbajal ile Suudi Arabistan'dan Muhammed Al-Deayea, turnuvada en çok gol yiyen kaleciler olarak kayıtlara geçti.Carbajal 1950-1966, Al Deayea ise 1994-2006 yıllarında düzenlenen turnuvalarda 25'er gol yedi.- Bir turnuvada en çok gol yiyen kaleciGüney Koreli Hong Deok-young, bir turnuvada en çok gol yiyen kaleci olarak tarihe yazıldı.Hong, İsviçre'de 1954 yılında düzenlenen kupada 7'si Türkiye'den olmak üzere kalesinde 16 gol gördü.- Bir maçta en çok gol yiyen kaleciKupa tarihinde bir maçta en fazla gol yiyen kaleci, El Salvadorlu Luis Guevara Mora oldu.Mora, 1982 İspanya'da Macaristan ile oynadıkları maçta 10 gol yedi. 10-1 biten karşılaşma, Dünya Kupası'nın da en farklı galibiyeti olarak dikkati çekti.- Bir turnuvada gol yemeyen kaleciDünya Kupası tarihinde takımının tüm maçlarında forma giydiği bir turnuvayı gol yemeden kapatan tek kaleci bulunuyor.Almanya 2006'da oynadığı 4 maçta gol yemeyen İsviçre'nin kalecisi Pascal Zuberbühler, tarihi başarıya imza attı. Grubunu lider tamamlayıp son 16 takım arasına kalan İsviçre, bu turda Ukrayna ile 0-0 berabere kalıp penaltılarla elendi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — MUTLU DEMİRTAŞTAN - FIFA Dünya Kupası tarihinde en uzun süre gol yemeyen kaleci, İtalyan Walter Zenga oldu.Gaziantepspor'da bir dönem  teknik direktörlük yapan Zenga, ülkesinde düzenlenen 1990 Dünya Kupası'nda 517 dakika gol yemedi.A Grubu'nda mücadele eden İtalya'nın kalecisi Zenga, Çekoslovakya, Avusturya ve ABD karşısında kalesini gole kapattı. Son 16 turunda Uruguay, çeyrek finalde İrlanda Cumhuriyeti karşısında da gol yemeyen Zenga, Napoli'de Arjantin ile oynanan yarı final maçının 67. dakikasında Claudio Caniggia'nın golüne engel olamadı ve 517 dakika sonra kalesinde gol gördü.- Shilton ve Barthez 10 maçta kalesini gole kapattıDünya Kupası'nda en fazla maçta gol yemeyen kaleciler, İngiliz Peter Shilton ve Fransız Fabien Barthez oldu.Shilton, 1982 ile 1990 yılları arasında, Barthez ise 1998 ile 2006 arasındaki turnuvalarda 17'şer maça çıkıp bunların 10'unda kalelerini gole kapattı.- Carbajal ve Al DeayeaMeksikalı kaleci Antonio Carbajal ile Suudi Arabistan'dan Muhammed Al-Deayea, turnuvada en çok gol yiyen kaleciler olarak kayıtlara geçti.Carbajal 1950-1966, Al Deayea ise 1994-2006 yıllarında düzenlenen turnuvalarda 25'er gol yedi.- Bir turnuvada en çok gol yiyen kaleciGüney Koreli Hong Deok-young, bir turnuvada en çok gol yiyen kaleci olarak tarihe yazıldı.Hong, İsviçre'de 1954 yılında düzenlenen kupada 7'si Türkiye'den olmak üzere kalesinde 16 gol gördü.- Bir maçta en çok gol yiyen kaleciKupa tarihinde bir maçta en fazla gol yiyen kaleci, El Salvadorlu Luis Guevara Mora oldu.Mora, 1982 İspanya'da Macaristan ile oynadıkları maçta 10 gol yedi. 10-1 biten karşılaşma, Dünya Kupası'nın da en farklı galibiyeti olarak dikkati çekti.- Bir turnuvada gol yemeyen kaleciDünya Kupası tarihinde takımının tüm maçlarında forma giydiği bir turnuvayı gol yemeden kapatan tek kaleci bulunuyor.Almanya 2006'da oynadığı 4 maçta gol yemeyen İsviçre'nin kalecisi Pascal Zuberbühler, tarihi başarıya imza attı. Grubunu lider tamamlayıp son 16 takım arasına kalan İsviçre, bu turda Ukrayna ile 0-0 berabere kalıp penaltılarla elendi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/dunya-kupasi-nin-en-uzun-sure-gol-yemeyen-kalecisi-zenga.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Dünya Kupası tarihinin en çok kart gören futbolcusu Mascherano</title>
      <link>https://www.canligaste.com/dunya-kupasi-tarihinin-en-cok-kart-goren-futbolcusu-mascherano/854958/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/dunya-kupasi-tarihinin-en-cok-kart-goren-futbolcusu-mascherano/854958/</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:12:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Arjantinli Javier Mascherano, Dünya Kupası'nda 7 kez sarı kartla cezalandırıldı ve bu istatistikte en üst basamakta yer aldı - Fransız Zidane, Meksikalı Marquez ve Brezilyalı Cafu, 6'şar kez kartla cezalandırıldı - Organizasyon tarihinde 2 kırmızı kart gören oyuncular, Zidane ve Kamerunlu Song oldu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — MUTLU DEMİRTAŞTAN - Dünya Kupası tarihinde en çok kart gören oyuncu, Arjantinli Javier Mascherano oldu.Mascherano, katıldığı 4 Dünya Kupası'nda 20 maça çıktı ve 7 sarı kart gördü.Kupada kırmızı kart görmeyen Arjantinli futbolcu, 2006, 2010 ve 2018'de ikişer, 2014'te ise bir defa sarı kartla cezalandırıldı.- Zidane, Marquez ve CafuFransız Zinedine Zidane, Meksikalı Rafael Marquez ve Brezilyalı Cafu, gördükleri 6'şar kartla bu alanda Mascherano'yu takip etti.Zidane 12 maçta 4 sarı, 2 kırmızı, Marquez 19 maçta 5 sarı, 1 kırmızı, Cafu da 20 maçta 6 sarı kart gördü.Kamerunlu Rigobert Song, Arjantinli Diego Armando Maradona ve Avustralyalı Tim Cahill ise 5'er kartla bu oyuncuları izledi.Dünya Kupası tarihinde en çok kart gören 5 futbolcu şöyle:FutbolcuMaçSarıKırmızıToplam1. Javier Mascherano207072. Zinedine Zidane124263. Cafu206064. Rafael Marquez195165. Rigobert Song9325- Zidane, Materazzi'ye kafa attıDünya Kupası'na 1998, 2002 ve 2006'da katılan Fransızların unutulmaz oyuncusu Zidane'ın en çok ses getiren kırmızı kartı, 2006 Almanya'da İtalya ile yaptıkları final maçında çıktı.Berlin Olimpiyat Stadı'ndaki finalde Zidane, 7. dakikada attığı penaltı golüyle takımını 1-0 öne geçirdi. İtalya Marco Materazzi'nin 19. dakikada attığı golle karşılık verdi ve maçın normal süresi 1-1 berabere sonuçlandı. Zidane, maçın 110. dakikasında Materazzi'ye attığı kafayla kırmızı kart görürken bu kart uzun süre spor dünyasının gündeminde yerini aldı. 1-1 sona karşılaşma sonunda İtalya penaltı atışlarıyla 5-3 kazanıp Dünya Kupası'nı müzesine götürürken bu şampiyonluktan çok Zidane'ın kafa atması konuşuldu.- En çabuk kırmızı kartTurnuva tarihinde en çabuk kırmızı kartı, Uruguaylı Sergio Batista gördü.Batista, Meksika'da 1986'daki kupada İskoçya maçının henüz 56. saniyesinde kırmızı kartla cezalandırıldı ve Dünya Kupası'nın en çabuk kırmızı kart gören oyuncusu olarak kayıtlara geçti.- Song ve Zidane iki kupada kırmızı kartla cezalandırıldıDünya Kupası'nın en hırçın ekipleri arasında yer alan Kamerun'un savunma oyuncusu Rigobert Song ile Fransa Milli Takımı'nın yıldız oyuncusu Zinedine Zidane, iki kupada kırmızı kart gören futbolcular olarak adlarını tarihe yazdırdı.Galatasaray ve Trabzonspor'da da bir dönem  forma giyen Song, 1994'te Brezilya, 1998'de de Şili maçlarında kırmızı kart görerek oyun dışı kaldı. Zidane ise 1998'de Suudi Arabistan ve 2006'da İtalya karşılaşmalarında kırmızı kart sonucu sahayı terk etti.- Kırmızı kart gören ilk kaleci PagliucaKupada kırmızı kart gören ilk kaleci, ABD 1994'te İtalyan Gianluca Pagliuca oldu.Pagliuca, Norveç ile oynanan grup maçının 21. dakikasında kırmızı kartla oyun dışında kaldı. Gök Mavililer 10 kişi oynamalarına rağmen Dino Baggio'nun 69. dakikada attığı golle sahadan 1-0 galip ayrıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — MUTLU DEMİRTAŞTAN - Dünya Kupası tarihinde en çok kart gören oyuncu, Arjantinli Javier Mascherano oldu.Mascherano, katıldığı 4 Dünya Kupası'nda 20 maça çıktı ve 7 sarı kart gördü.Kupada kırmızı kart görmeyen Arjantinli futbolcu, 2006, 2010 ve 2018'de ikişer, 2014'te ise bir defa sarı kartla cezalandırıldı.- Zidane, Marquez ve CafuFransız Zinedine Zidane, Meksikalı Rafael Marquez ve Brezilyalı Cafu, gördükleri 6'şar kartla bu alanda Mascherano'yu takip etti.Zidane 12 maçta 4 sarı, 2 kırmızı, Marquez 19 maçta 5 sarı, 1 kırmızı, Cafu da 20 maçta 6 sarı kart gördü.Kamerunlu Rigobert Song, Arjantinli Diego Armando Maradona ve Avustralyalı Tim Cahill ise 5'er kartla bu oyuncuları izledi.Dünya Kupası tarihinde en çok kart gören 5 futbolcu şöyle:FutbolcuMaçSarıKırmızıToplam1. Javier Mascherano207072. Zinedine Zidane124263. Cafu206064. Rafael Marquez195165. Rigobert Song9325- Zidane, Materazzi'ye kafa attıDünya Kupası'na 1998, 2002 ve 2006'da katılan Fransızların unutulmaz oyuncusu Zidane'ın en çok ses getiren kırmızı kartı, 2006 Almanya'da İtalya ile yaptıkları final maçında çıktı.Berlin Olimpiyat Stadı'ndaki finalde Zidane, 7. dakikada attığı penaltı golüyle takımını 1-0 öne geçirdi. İtalya Marco Materazzi'nin 19. dakikada attığı golle karşılık verdi ve maçın normal süresi 1-1 berabere sonuçlandı. Zidane, maçın 110. dakikasında Materazzi'ye attığı kafayla kırmızı kart görürken bu kart uzun süre spor dünyasının gündeminde yerini aldı. 1-1 sona karşılaşma sonunda İtalya penaltı atışlarıyla 5-3 kazanıp Dünya Kupası'nı müzesine götürürken bu şampiyonluktan çok Zidane'ın kafa atması konuşuldu.- En çabuk kırmızı kartTurnuva tarihinde en çabuk kırmızı kartı, Uruguaylı Sergio Batista gördü.Batista, Meksika'da 1986'daki kupada İskoçya maçının henüz 56. saniyesinde kırmızı kartla cezalandırıldı ve Dünya Kupası'nın en çabuk kırmızı kart gören oyuncusu olarak kayıtlara geçti.- Song ve Zidane iki kupada kırmızı kartla cezalandırıldıDünya Kupası'nın en hırçın ekipleri arasında yer alan Kamerun'un savunma oyuncusu Rigobert Song ile Fransa Milli Takımı'nın yıldız oyuncusu Zinedine Zidane, iki kupada kırmızı kart gören futbolcular olarak adlarını tarihe yazdırdı.Galatasaray ve Trabzonspor'da da bir dönem  forma giyen Song, 1994'te Brezilya, 1998'de de Şili maçlarında kırmızı kart görerek oyun dışı kaldı. Zidane ise 1998'de Suudi Arabistan ve 2006'da İtalya karşılaşmalarında kırmızı kart sonucu sahayı terk etti.- Kırmızı kart gören ilk kaleci PagliucaKupada kırmızı kart gören ilk kaleci, ABD 1994'te İtalyan Gianluca Pagliuca oldu.Pagliuca, Norveç ile oynanan grup maçının 21. dakikasında kırmızı kartla oyun dışında kaldı. Gök Mavililer 10 kişi oynamalarına rağmen Dino Baggio'nun 69. dakikada attığı golle sahadan 1-0 galip ayrıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/dunya-kupasi-tarihinin-en-cok-kart-goren-futbolcusu-mascherano.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bitlis'te Yeşilay ekipleri kapı kapı gezerek aileleri bağımlılık konusunda bilinçlendiriyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bitlis-te-yesilay-ekipleri-kapi-kapi-gezerek-aileleri-bagimlilik-konusunda-bilinclendiriyor/854957/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bitlis-te-yesilay-ekipleri-kapi-kapi-gezerek-aileleri-bagimlilik-konusunda-bilinclendiriyor/854957/</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:09:22 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Bitlis — Bağımlılığın önlenmesi amacıyla ev ziyaretleri yapan ekipler, sigara, uyuşturucu, alkol, kumar ve teknoloji bağımlılığı hakkında ailelere bilgi veriyor - Yeşilay Şube Sorumlusu Selmin Köysu Kalkan: - Toplumda bağımlılıklarla mücadele konusunda farkındalık oluşturmayı amaçladığımız çalışmamızda vatandaşların ilgisi ve desteği bizleri çok mutlu etti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Bitlis Haberleri — ŞENER TOKTAŞ - Bitlis'te Yeşilay Şubesi'nde görevli personel ve gönüllüler, kapı kapı dolaşarak aileleri bağımlılık türleri hakkında bilgilendiriyor.Bağımsızlık Seferberliği mottosuyla bağımlılıkla mücadele konusunda farkındalık oluşturmayı hedefleyen Yeşilay personeli ve gönüllülerden oluşan ekipler, mahalleleri dolaşarak ailelerle bir araya geliyor.Yeşilay Danışmanlık Merkezinde (YEDAM) ve sahada çalışmalarını sürdüren ekipler, ziyaret ettikleri ailelere sigara, uyuşturucu, alkol, kumar ve teknoloji bağımlılığı konusunda bilgi aktarıyor.Son olarak Hersan Mahallesi'nde evleri ziyaret ederek ailelerle birebir iletişim kuran Yeşilay ekibi, bağımlılığın zararları, korunma yöntemleri ve destek alma yollarını anlattı.Ailelerin çocuklarını bağımlılığın olumsuz etkilerinden korumasına destek olmayı hedefleyen ekipler, sağlıklı bir gelecek için yaptıkları ziyaretleri sürdürerek daha fazla aileye ulaşmayı amaçlıyor.- Vatandaşların ilgisi ve desteği bizleri çok mutlu ettiYeşilay Şube Sorumlusu Selmin Köysu Kalkan, AA muhabirine, sağlıklı yaşamı teşvik eden Yeşilay'ın bağımlılıklarla mücadele ederek toplumsal farkındalık oluşturmaya çalıştığını söyledi.Yeşilay'ın, alkol, tütün, madde, kumar ve teknoloji bağımlılığına karşı eğitimler, etkinlikler ve sosyal projeler gerçekleştirerek her yaş grubuna ulaşmayı hedeflediğini belirten Kalkan, YEDAM, bağımlılıklarla mücadele eden bireylere ve ailelerine ücretsiz psikolojik ve sosyal destek sunan bir danışmanlık merkezidir. Uzman psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarıyla danışmanlar, kişilerin sağlıklı bir yaşama adım atmasına destek olur. ifadelerini kullandı.Saha çalışmalarında vatandaşlarla bir araya gelerek broşür dağıttıklarını anlatan Kalkan, şunları kaydetti:Yeşilay ve YEDAM'ın çalışmalarıyla ilgili bilgilendirmelerde bulunduk. Sağlıklı ve bilinçli bir toplum için farkındalık çalışmaları yapmaya devam edeceğiz. Olumsuz hava koşullarına rağmen kapı kapı dolaşarak broşür dağıttık. Toplumda bağımlılıklarla mücadele konusunda farkındalık oluşturmayı amaçladığımız çalışmamızda vatandaşların ilgisi ve desteği bizleri çok mutlu etti. Sağlıklı nesiller ve bilinçli bir toplum için sahada aktif olarak çalışmalarımıza devam edeceğiz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Bitlis Haberleri — ŞENER TOKTAŞ - Bitlis'te Yeşilay Şubesi'nde görevli personel ve gönüllüler, kapı kapı dolaşarak aileleri bağımlılık türleri hakkında bilgilendiriyor.Bağımsızlık Seferberliği mottosuyla bağımlılıkla mücadele konusunda farkındalık oluşturmayı hedefleyen Yeşilay personeli ve gönüllülerden oluşan ekipler, mahalleleri dolaşarak ailelerle bir araya geliyor.Yeşilay Danışmanlık Merkezinde (YEDAM) ve sahada çalışmalarını sürdüren ekipler, ziyaret ettikleri ailelere sigara, uyuşturucu, alkol, kumar ve teknoloji bağımlılığı konusunda bilgi aktarıyor.Son olarak Hersan Mahallesi'nde evleri ziyaret ederek ailelerle birebir iletişim kuran Yeşilay ekibi, bağımlılığın zararları, korunma yöntemleri ve destek alma yollarını anlattı.Ailelerin çocuklarını bağımlılığın olumsuz etkilerinden korumasına destek olmayı hedefleyen ekipler, sağlıklı bir gelecek için yaptıkları ziyaretleri sürdürerek daha fazla aileye ulaşmayı amaçlıyor.- Vatandaşların ilgisi ve desteği bizleri çok mutlu ettiYeşilay Şube Sorumlusu Selmin Köysu Kalkan, AA muhabirine, sağlıklı yaşamı teşvik eden Yeşilay'ın bağımlılıklarla mücadele ederek toplumsal farkındalık oluşturmaya çalıştığını söyledi.Yeşilay'ın, alkol, tütün, madde, kumar ve teknoloji bağımlılığına karşı eğitimler, etkinlikler ve sosyal projeler gerçekleştirerek her yaş grubuna ulaşmayı hedeflediğini belirten Kalkan, YEDAM, bağımlılıklarla mücadele eden bireylere ve ailelerine ücretsiz psikolojik ve sosyal destek sunan bir danışmanlık merkezidir. Uzman psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarıyla danışmanlar, kişilerin sağlıklı bir yaşama adım atmasına destek olur. ifadelerini kullandı.Saha çalışmalarında vatandaşlarla bir araya gelerek broşür dağıttıklarını anlatan Kalkan, şunları kaydetti:Yeşilay ve YEDAM'ın çalışmalarıyla ilgili bilgilendirmelerde bulunduk. Sağlıklı ve bilinçli bir toplum için farkındalık çalışmaları yapmaya devam edeceğiz. Olumsuz hava koşullarına rağmen kapı kapı dolaşarak broşür dağıttık. Toplumda bağımlılıklarla mücadele konusunda farkındalık oluşturmayı amaçladığımız çalışmamızda vatandaşların ilgisi ve desteği bizleri çok mutlu etti. Sağlıklı nesiller ve bilinçli bir toplum için sahada aktif olarak çalışmalarımıza devam edeceğiz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/bitlis-te-yesilay-ekipleri-kapi-kapi-gezerek-aileleri-bagimlilik-konusunda-bilinclendiriyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'deki hayırseverlerin desteğiyle Nijer'de açılan kuyularla bölge halkı temiz suya kavuştu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-deki-hayirseverlerin-destegiyle-nijer-de-acilan-kuyularla-bolge-halki-temiz-suya-kavustu/854956/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-deki-hayirseverlerin-destegiyle-nijer-de-acilan-kuyularla-bolge-halki-temiz-suya-kavustu/854956/</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:09:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Niamey — Türkiye Diyanet Vakfına bağış yapan hayırseverlerin desteğiyle Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı Niamey Din Hizmetleri Müşavirliği öncülüğünde Nijer'de iki yılda 50 su kuyusu açıldı, 5 mescit inşa edildi - Niamey Din Hizmetleri Müşaviri Salih Şengezen: - Nijerli kardeşlerimiz suya ulaşmak için kilometrelerce yol katediyordu. Yaptığımız su kuyuları vesilesiyle çok daha yakın mesafeden temiz suya ulaşma fırsatı elde ediyorlar. Bundan dolayı Türkiye'deki hayırsever kardeşlerimize dualarını iletiyor ve memnuniyetlerini dile getiriyorlar]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Niamey Haberleri — İBRAHİM YALDIZ - Türkiye Diyanet Vakfına bağış yapan hayırseverlerin desteğiyle Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı Niamey Din Hizmetleri Müşavirliği öncülüğünde Nijer'de açılan kuyular sayesinde insanların temiz suya erişimi sağlandı.Türkiye'den yapılan bağışlarla yürütülen Bir Damla Hayat Projesi kapsamında, özellikle temiz suya erişimde zorluk yaşanan bölgelerde açılan su kuyuları, binlerce kişinin günlük su ihtiyacının karşılanmasına katkı sundu.Kuraklık ve yetersiz altyapı nedeniyle su sıkıntısının yoğun yaşandığı Nijer'deki kırsal bölgelerde iki yılda hizmete alınan 50 su kuyusu sayesinde insanlar temiz içme suyuna ulaşırken inşa edilen mescitler de bölge halkının ibadetlerini rahat bir şekilde yerine getirmesini sağlıyor.Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı Niamey Din Hizmetleri Müşaviri Salih Şengezen, AA muhabirine, Türkiye Diyanet Vakfına bağış yapan hayırseverlerin yardımlarıyla Nijer'in farklı bölgelerinde su kuyuları açtıklarını ve mescitler yaptıklarını söyledi.Hayırseverlerin yardımlarıyla çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Şengezen, Türkiye Diyanet Vakfının faaliyetleri olarak son 2 yılda Nijer'de 50 su kuyusu açtık ve 5 mescit inşa ettik. Bu su kuyusu ve mescitlerden 50 bini aşkın Nijerli kardeşimiz istifade etmektedir. Türkiye Diyanet Vakfının Bir Damla Hayat Projesi kapsamında gerçekleştirilen bu çalışmalarla Türkiye'deki Müslüman kardeşlerimizle, Nijer'deki Müslüman kardeşlerimiz arasında gönül köprüsü kurmak için büyük bir fırsat elimize geçmiş oluyor. Bu sayede aramızdaki kardeşlik bağları yeşermiş oluyor. dedi.- 15'i aşkın su kuyusu ve 2-3 mescit projemiz daha varEllerinden geldiğince yardımlaşmaya, birlik ve beraberlik içerisinde yaşamaya ve muhabbeti güçlendirmeye devam edeceklerini ifade eden Şengezer, şunları kaydetti:Nijer'de su kuyusu açtığımızda kardeşlerimizin mutluluğunu yüzlerinden okuyabiliyoruz. 'Su bulmak için 7-8 kilometre yol gidiyorduk' diyorlar. Su kuyusundan sonra Nijerli kardeşlerimiz bizlere çok büyük mutluluk duyduklarını ifade ediyor. Belki evlerine kadar suyu götüremiyoruz ama suya ulaşmak için çektikleri zahmetleri bir nebze hafifletmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Bizlere ve bu bağışı yapan kardeşlerimize çok teşekkür ve dua ediyorlar. 15'i aşkın su kuyusu ve 2-3 mescit projemiz daha var. Allah nasip ederse onları da bu yıl içerisinde gerçekleştireceğiz. Bu şekilde yardımlarımızı Nijer'deki kardeşlerimize ulaştırmaya devam edeceğiz.Şengezen, Nijerli kardeşlerimiz suya ulaşmak için kilometrelerce yol katediyordu. Yaptığımız su kuyuları vesilesiyle çok daha yakın mesafeden temiz suya ulaşma fırsatı elde ediyorlar. Bundan dolayı Türkiye'deki hayırsever kardeşlerimize dualarını iletiyor ve memnuniyetlerini dile getiriyorlar. dedi.Köyüne mescit inşa edilen Nijerli Ömer Ahmet de Ülkemize su kuyusu açan ve mescit yapan Türkiye Diyanet Vakfına teşekkür ediyorum. Açılan kuyulardan ve mescitlerden dolayı çok mutlu olduk ayrıca kurban eti dağıtıyorlar. Onun için de teşekkür ediyorum. diye konuştu.Mescit inşasının yanı sıra köylerinin yakınlarına su kuyusu açıldığını dile getiren Ömer Ahmet, Köyde mescit açıldıktan sonra insanlarımız daha rahat namaz kılıyor, (mescidin) yanına suyu kuyusu da yapsalar daha da mutlu olacağız. ifadesini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Niamey Haberleri — İBRAHİM YALDIZ - Türkiye Diyanet Vakfına bağış yapan hayırseverlerin desteğiyle Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı Niamey Din Hizmetleri Müşavirliği öncülüğünde Nijer'de açılan kuyular sayesinde insanların temiz suya erişimi sağlandı.Türkiye'den yapılan bağışlarla yürütülen Bir Damla Hayat Projesi kapsamında, özellikle temiz suya erişimde zorluk yaşanan bölgelerde açılan su kuyuları, binlerce kişinin günlük su ihtiyacının karşılanmasına katkı sundu.Kuraklık ve yetersiz altyapı nedeniyle su sıkıntısının yoğun yaşandığı Nijer'deki kırsal bölgelerde iki yılda hizmete alınan 50 su kuyusu sayesinde insanlar temiz içme suyuna ulaşırken inşa edilen mescitler de bölge halkının ibadetlerini rahat bir şekilde yerine getirmesini sağlıyor.Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı Niamey Din Hizmetleri Müşaviri Salih Şengezen, AA muhabirine, Türkiye Diyanet Vakfına bağış yapan hayırseverlerin yardımlarıyla Nijer'in farklı bölgelerinde su kuyuları açtıklarını ve mescitler yaptıklarını söyledi.Hayırseverlerin yardımlarıyla çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Şengezen, Türkiye Diyanet Vakfının faaliyetleri olarak son 2 yılda Nijer'de 50 su kuyusu açtık ve 5 mescit inşa ettik. Bu su kuyusu ve mescitlerden 50 bini aşkın Nijerli kardeşimiz istifade etmektedir. Türkiye Diyanet Vakfının Bir Damla Hayat Projesi kapsamında gerçekleştirilen bu çalışmalarla Türkiye'deki Müslüman kardeşlerimizle, Nijer'deki Müslüman kardeşlerimiz arasında gönül köprüsü kurmak için büyük bir fırsat elimize geçmiş oluyor. Bu sayede aramızdaki kardeşlik bağları yeşermiş oluyor. dedi.- 15'i aşkın su kuyusu ve 2-3 mescit projemiz daha varEllerinden geldiğince yardımlaşmaya, birlik ve beraberlik içerisinde yaşamaya ve muhabbeti güçlendirmeye devam edeceklerini ifade eden Şengezer, şunları kaydetti:Nijer'de su kuyusu açtığımızda kardeşlerimizin mutluluğunu yüzlerinden okuyabiliyoruz. 'Su bulmak için 7-8 kilometre yol gidiyorduk' diyorlar. Su kuyusundan sonra Nijerli kardeşlerimiz bizlere çok büyük mutluluk duyduklarını ifade ediyor. Belki evlerine kadar suyu götüremiyoruz ama suya ulaşmak için çektikleri zahmetleri bir nebze hafifletmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Bizlere ve bu bağışı yapan kardeşlerimize çok teşekkür ve dua ediyorlar. 15'i aşkın su kuyusu ve 2-3 mescit projemiz daha var. Allah nasip ederse onları da bu yıl içerisinde gerçekleştireceğiz. Bu şekilde yardımlarımızı Nijer'deki kardeşlerimize ulaştırmaya devam edeceğiz.Şengezen, Nijerli kardeşlerimiz suya ulaşmak için kilometrelerce yol katediyordu. Yaptığımız su kuyuları vesilesiyle çok daha yakın mesafeden temiz suya ulaşma fırsatı elde ediyorlar. Bundan dolayı Türkiye'deki hayırsever kardeşlerimize dualarını iletiyor ve memnuniyetlerini dile getiriyorlar. dedi.Köyüne mescit inşa edilen Nijerli Ömer Ahmet de Ülkemize su kuyusu açan ve mescit yapan Türkiye Diyanet Vakfına teşekkür ediyorum. Açılan kuyulardan ve mescitlerden dolayı çok mutlu olduk ayrıca kurban eti dağıtıyorlar. Onun için de teşekkür ediyorum. diye konuştu.Mescit inşasının yanı sıra köylerinin yakınlarına su kuyusu açıldığını dile getiren Ömer Ahmet, Köyde mescit açıldıktan sonra insanlarımız daha rahat namaz kılıyor, (mescidin) yanına suyu kuyusu da yapsalar daha da mutlu olacağız. ifadesini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türk zırhlısı HIZIR’a yeni görev</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turk-zirhlisi-hizir-a-yeni-gorev/854955/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turk-zirhlisi-hizir-a-yeni-gorev/854955/</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:09:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Katmerciler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen yeni nesil HIZIR araçlarının ilk teslimatlarını gerçekleştirdi - Modern operasyonel ihtiyaçlara cevap verecek şekilde tasarlanan HIZIR, Türk savunma sanayisi ürünü sistemler entegreli görev yapacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — FİRDEVS BULUT KARTAL - Türk savunma sanayisinin zırhlı kara aracı üreticilerinden Katmerciler, yenilenen HIZIR 4x4 Mayına Karşı Korumalı Zırhlı Araç ile ilk teslimatına imza attı.Milli Savunma Bakanlığının gerçekleştirdiği alım kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen yeni nesil HIZIR araçlarının teslimatı tamamlandı.NATO standartlarına uygun geliştirilen yeni versiyon HIZIR, 3 kapılı yapısı ve 5 personel taşıma kapasitesiyle modern operasyonel ihtiyaçlara cevap verecek şekilde tasarlandı. Araçların üzerlerindeki Türk savunma sanayisi ürünü sistemler, entegreli görev yapacak.400 beygir motor gücüne sahip yeni nesil HIZIR, yüzde 70 dik meyil tırmanma kabiliyeti, yüksek mayın ve balistik koruma seviyesi, tam otomatik şanzımanı, yüksek manevra kabiliyeti ve kullanıcı dostu sürüş özellikleriyle dikkati çekiyor.Katmerciler, proje kapsamında kalan teslimatların yıl sonuna kadar tamamlanacağını, araçların üretim faaliyetlerinin devam ettiğini açıkladı.-  HIZIR platformuna yönelik yurt dışı talepler artarak devam ediyorKatmerciler İcra Kurulu Başkan Vekili Furkan Katmerci, AA muhabirine, Türk Silahlı Kuvvetlerinin modern operasyonel ihtiyaçlarına yanıt veren yeni nesil HIZIR araçlarının ilk teslimatını gerçekleştirmekten büyük gurur duyduklarını söyledi.Katmerci, NATO standartlarında, en zorlu coğrafi ve iklim koşullarına uyum sağlayacak şekilde yeniledikleri HIZIR 4x4'ün, üstün mayın ve balistik koruma seviyesiyle Mehmetçiğin sahadaki gücüne güç katacağını vurguladı.Yerli ekosistem tarafından geliştirilen alt sistemlerin entegre edildiği bu yeni versiyonun, mühendislik kabiliyetlerinin ulaştığı noktayı da gözler önüne serdiğine işaret eden Furkan Katmerci, şu değerlendirmelerde bulundu:Yıl sonuna kadar tamamlamayı hedeflediğimiz teslimatlarımızla ordumuzun emrinde olmaya devam ederken bu başarıyı uluslararası pazarlara taşıyarak ülkemizin ihracat hedeflerine de katkı sunmayı sürdüreceğiz. HIZIR platformuna yönelik yurt dışı talepler artarak devam ediyor. Özellikle dost ve müttefik ülkelerden gelen yoğun ilgi yeni işbirliği fırsatlarını beraberinde getiriyor. İhracat odaklı büyüme stratejisi kapsamında yıl içerisinde yeni uluslararası kontratlar imzalamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda farklı coğrafyalarda görüşme ve değerlendirme süreçlerimiz sürüyor.​​​​​​​]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — FİRDEVS BULUT KARTAL - Türk savunma sanayisinin zırhlı kara aracı üreticilerinden Katmerciler, yenilenen HIZIR 4x4 Mayına Karşı Korumalı Zırhlı Araç ile ilk teslimatına imza attı.Milli Savunma Bakanlığının gerçekleştirdiği alım kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen yeni nesil HIZIR araçlarının teslimatı tamamlandı.NATO standartlarına uygun geliştirilen yeni versiyon HIZIR, 3 kapılı yapısı ve 5 personel taşıma kapasitesiyle modern operasyonel ihtiyaçlara cevap verecek şekilde tasarlandı. Araçların üzerlerindeki Türk savunma sanayisi ürünü sistemler, entegreli görev yapacak.400 beygir motor gücüne sahip yeni nesil HIZIR, yüzde 70 dik meyil tırmanma kabiliyeti, yüksek mayın ve balistik koruma seviyesi, tam otomatik şanzımanı, yüksek manevra kabiliyeti ve kullanıcı dostu sürüş özellikleriyle dikkati çekiyor.Katmerciler, proje kapsamında kalan teslimatların yıl sonuna kadar tamamlanacağını, araçların üretim faaliyetlerinin devam ettiğini açıkladı.-  HIZIR platformuna yönelik yurt dışı talepler artarak devam ediyorKatmerciler İcra Kurulu Başkan Vekili Furkan Katmerci, AA muhabirine, Türk Silahlı Kuvvetlerinin modern operasyonel ihtiyaçlarına yanıt veren yeni nesil HIZIR araçlarının ilk teslimatını gerçekleştirmekten büyük gurur duyduklarını söyledi.Katmerci, NATO standartlarında, en zorlu coğrafi ve iklim koşullarına uyum sağlayacak şekilde yeniledikleri HIZIR 4x4'ün, üstün mayın ve balistik koruma seviyesiyle Mehmetçiğin sahadaki gücüne güç katacağını vurguladı.Yerli ekosistem tarafından geliştirilen alt sistemlerin entegre edildiği bu yeni versiyonun, mühendislik kabiliyetlerinin ulaştığı noktayı da gözler önüne serdiğine işaret eden Furkan Katmerci, şu değerlendirmelerde bulundu:Yıl sonuna kadar tamamlamayı hedeflediğimiz teslimatlarımızla ordumuzun emrinde olmaya devam ederken bu başarıyı uluslararası pazarlara taşıyarak ülkemizin ihracat hedeflerine de katkı sunmayı sürdüreceğiz. HIZIR platformuna yönelik yurt dışı talepler artarak devam ediyor. Özellikle dost ve müttefik ülkelerden gelen yoğun ilgi yeni işbirliği fırsatlarını beraberinde getiriyor. İhracat odaklı büyüme stratejisi kapsamında yıl içerisinde yeni uluslararası kontratlar imzalamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda farklı coğrafyalarda görüşme ve değerlendirme süreçlerimiz sürüyor.​​​​​​​]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/turk-zirhlisi-hizir-a-yeni-gorev.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>GRAFİKLİ - A Milli Futbol Takımı 650. maçına çıkacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/grafikli-a-milli-futbol-takimi-650-macina-cikacak/854954/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/grafikli-a-milli-futbol-takimi-650-macina-cikacak/854954/</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:09:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — 2026 Dünya Kupası öncesinde ilk hazırlık maçında yarın Kuzey Makedonya ile İstanbul'da karşılaşacak Türkiye, 103 yıllık tarihinde 1'i hükmen 257 galibiyet, 151 beraberlik, 241 yenilgi yaşadı - Ay-yıldızlılar, İtalyan teknik direktör Vincenzo Montella yönetiminde 32'nci maçını oynayacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — HİLMİ SEVER - 2026 Dünya Kupası öncesindeki ilk hazırlık maçında yarın İstanbul'da Kuzey Makedonya ile karşılaşacak A Milli Futbol Takımı, tarihindeki 650'nci müsabakaya çıkacak.Türkiye, 103 yıllık tarihinde 362'si resmi, 287'si özel toplam 649 maç oynayıp 1'i hükmen 257 galibiyet, 151 beraberlik, 241 yenilgi yaşadı.Ay-yıldızlılar, 279'u deplasmanda, 280'i Türkiye'de, 90'ı tarafsız sahadakimaçlarda, 3'ü hükmen galibiyet sonucunda 897 gol attı, kalesinde 926 gol gördü.Bugüne kadar 92 ülke takımıyla karşılaşan milliler, 649 müsabakanın 563'ünü Avrupa, 34'ünü Asya, 24'ünü Afrika, 25'ini Amerika, 3'ünü de Okyanusya temsilcileriyle yaptı.- Hükmen galibiyet ve Kosova maçıMilliler, 649 maçta tek hükmen galibiyeti Yunanistan karşısında aldı.Türkiye ile Yunanistan arasında 17 Kasım 2015'te Başakşehir Fatih Terim Stadı'nda oynanan özel maç, 0-0 sona erdi. Bu müsabakadan 6 ay sonra FIFA, Yunanistan'ın kural dışı futbolcu oynattığı gerekçesiyle karşılaşmayı Türkiye lehine 3-0 tescil etti.Ay-yıldızlı ekibin 21 Mayıs 2014'te deplasmanda Kosova ile yaptığı ve 6-1 kazandığı özel maç ise söz konusu tarihte bu ülkenin UEFA ile FIFA üyesi olmaması nedeniyle değerlendirmeye alınmadı.- Vincenzo Montella yönetiminde 32'nci mücadeleTürkiye, İtalyan teknik adam Vincenzo Montella yönetiminde 32'nci sınavını Kuzey Makedonya karşısında verecek.İtalyan teknik adamla 24'ü resmi, 7'si özel 31 maça çıkan milliler, 18 galibiyet, 8 mağlubiyet, 5 beraberlik yaşadı. Bu müsabakalarda rakip fileleri 55 kez havalandıran ay-yıldızlı ekip, kalesinde 41 gole engel olamadı.Türkiye'nin İtalyan teknik adam idaresindeki maçlarının sonuçları şöyle:TarihMaçOrganizasyonSonuç12.10.2023Hırvatistan-TürkiyeEURO 2024 Elemeleri0-115.10.2023Türkiye-LetonyaEURO 2024 Elemeleri4-018.11.2023Almanya-TürkiyeÖzel2-321.11.2023Galler-TürkiyeEURO 2024 Elemeleri1-122.03.2024Macaristan-TürkiyeÖzel1-026.03.2024Avusturya-TürkiyeÖzel6-104.06.2024İtalya-TürkiyeÖzel0-010.06.2024Polonya-TürkiyeÖzel2-118.06.2024Türkiye-GürcistanEURO 20243-122.06.2024Türkiye-PortekizEURO 20240-326.06.2024Çekya-TürkiyeEURO 20241-202.07.2024Avusturya-TürkiyeEURO 20241-206.07.2024Hollanda-TürkiyeEURO 20242-106.09.2024Galler-TürkiyeUEFA Uluslar Ligi0-009.09.2024Türkiye-İzlandaUEFA Uluslar Ligi3-111.10.2024Türkiye-KaradağUEFA Uluslar Ligi1-014.10.2024İzlanda-TürkiyeUEFA Uluslar Ligi2-416.11.2024Türkiye-GallerUEFA Uluslar Ligi0-019.11.2024Karadağ-TürkiyeUEFA Uluslar Ligi3-120.03.2025Türkiye-MacaristanUEFA Uluslar Ligi3-123.03.2025Macaristan-TürkiyeUEFA Uluslar Ligi0-307.06.2025ABD-TürkiyeÖzel1-210.06.2025Meksika-TürkiyeÖzel1-004.09.2025Gürcistan-Türkiye2026 Dünya Kupası Elemeleri2-307.09.2025Türkiye-İspanya2026 Dünya Kupası Elemeleri0-611.10.2025Bulgaristan-Türkiye2026 Dünya Kupası Elemeleri1-614.10.2025Türkiye-Gürcistan2026 Dünya Kupası Elemeleri4-115.11.2025Türkiye-Bulgaristan2026 Dünya Kupası Elemeleri2-018.11.2025İspanya-Türkiye2026 Dünya Kupası Elemeleri2-226.03.2026Türkiye-Romanya2026 Dünya Kupası play-off yarı finali1-031.03.2026Kosova-Türkiye2026 Dünya Kupası play-off finali0-1]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — HİLMİ SEVER - 2026 Dünya Kupası öncesindeki ilk hazırlık maçında yarın İstanbul'da Kuzey Makedonya ile karşılaşacak A Milli Futbol Takımı, tarihindeki 650'nci müsabakaya çıkacak.Türkiye, 103 yıllık tarihinde 362'si resmi, 287'si özel toplam 649 maç oynayıp 1'i hükmen 257 galibiyet, 151 beraberlik, 241 yenilgi yaşadı.Ay-yıldızlılar, 279'u deplasmanda, 280'i Türkiye'de, 90'ı tarafsız sahadakimaçlarda, 3'ü hükmen galibiyet sonucunda 897 gol attı, kalesinde 926 gol gördü.Bugüne kadar 92 ülke takımıyla karşılaşan milliler, 649 müsabakanın 563'ünü Avrupa, 34'ünü Asya, 24'ünü Afrika, 25'ini Amerika, 3'ünü de Okyanusya temsilcileriyle yaptı.- Hükmen galibiyet ve Kosova maçıMilliler, 649 maçta tek hükmen galibiyeti Yunanistan karşısında aldı.Türkiye ile Yunanistan arasında 17 Kasım 2015'te Başakşehir Fatih Terim Stadı'nda oynanan özel maç, 0-0 sona erdi. Bu müsabakadan 6 ay sonra FIFA, Yunanistan'ın kural dışı futbolcu oynattığı gerekçesiyle karşılaşmayı Türkiye lehine 3-0 tescil etti.Ay-yıldızlı ekibin 21 Mayıs 2014'te deplasmanda Kosova ile yaptığı ve 6-1 kazandığı özel maç ise söz konusu tarihte bu ülkenin UEFA ile FIFA üyesi olmaması nedeniyle değerlendirmeye alınmadı.- Vincenzo Montella yönetiminde 32'nci mücadeleTürkiye, İtalyan teknik adam Vincenzo Montella yönetiminde 32'nci sınavını Kuzey Makedonya karşısında verecek.İtalyan teknik adamla 24'ü resmi, 7'si özel 31 maça çıkan milliler, 18 galibiyet, 8 mağlubiyet, 5 beraberlik yaşadı. Bu müsabakalarda rakip fileleri 55 kez havalandıran ay-yıldızlı ekip, kalesinde 41 gole engel olamadı.Türkiye'nin İtalyan teknik adam idaresindeki maçlarının sonuçları şöyle:TarihMaçOrganizasyonSonuç12.10.2023Hırvatistan-TürkiyeEURO 2024 Elemeleri0-115.10.2023Türkiye-LetonyaEURO 2024 Elemeleri4-018.11.2023Almanya-TürkiyeÖzel2-321.11.2023Galler-TürkiyeEURO 2024 Elemeleri1-122.03.2024Macaristan-TürkiyeÖzel1-026.03.2024Avusturya-TürkiyeÖzel6-104.06.2024İtalya-TürkiyeÖzel0-010.06.2024Polonya-TürkiyeÖzel2-118.06.2024Türkiye-GürcistanEURO 20243-122.06.2024Türkiye-PortekizEURO 20240-326.06.2024Çekya-TürkiyeEURO 20241-202.07.2024Avusturya-TürkiyeEURO 20241-206.07.2024Hollanda-TürkiyeEURO 20242-106.09.2024Galler-TürkiyeUEFA Uluslar Ligi0-009.09.2024Türkiye-İzlandaUEFA Uluslar Ligi3-111.10.2024Türkiye-KaradağUEFA Uluslar Ligi1-014.10.2024İzlanda-TürkiyeUEFA Uluslar Ligi2-416.11.2024Türkiye-GallerUEFA Uluslar Ligi0-019.11.2024Karadağ-TürkiyeUEFA Uluslar Ligi3-120.03.2025Türkiye-MacaristanUEFA Uluslar Ligi3-123.03.2025Macaristan-TürkiyeUEFA Uluslar Ligi0-307.06.2025ABD-TürkiyeÖzel1-210.06.2025Meksika-TürkiyeÖzel1-004.09.2025Gürcistan-Türkiye2026 Dünya Kupası Elemeleri2-307.09.2025Türkiye-İspanya2026 Dünya Kupası Elemeleri0-611.10.2025Bulgaristan-Türkiye2026 Dünya Kupası Elemeleri1-614.10.2025Türkiye-Gürcistan2026 Dünya Kupası Elemeleri4-115.11.2025Türkiye-Bulgaristan2026 Dünya Kupası Elemeleri2-018.11.2025İspanya-Türkiye2026 Dünya Kupası Elemeleri2-226.03.2026Türkiye-Romanya2026 Dünya Kupası play-off yarı finali1-031.03.2026Kosova-Türkiye2026 Dünya Kupası play-off finali0-1]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/grafikli-a-milli-futbol-takimi-650-macina-cikacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Şampiyon milli boksör Yonca Gül'ün 2028 ve 2032 hedefi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/sampiyon-milli-boksor-yonca-gul-un-2028-ve-2032-hedefi/854953/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/sampiyon-milli-boksor-yonca-gul-un-2028-ve-2032-hedefi/854953/</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:09:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kırşehir — Boksta 2 Avrupa ve 1 dünya şampiyonluğu ile farklı yarışmalarda birçok derece elde eden milli sporcu Yonca Gül Yılmaz: - Hedefim 2028 Yaz Olimpiyat Oyunları'nda ülkemi en iyi şekilde temsil etmek. Ardından 2032'de de aynı şekilde temsil ederek, altın madalya kazanmak istiyorum]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kırşehir Haberleri — SERKAN GÜNER - Kırşehir'de 10 yaşında başladığı boksta 2 Avrupa ve 1 dünya şampiyonluğu bulunan milli sporcu Yonca Gül Yılmaz, olimpiyat şampiyonluğu hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor.Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Antrenörlük Bölümü 1. sınıf öğrencisi Yılmaz, kendisini boksa başlatan antrenörü Mehmet Dalbudak ile çalışmalarına devam ediyor.Milli boksör Yonca Gül Yılmaz, AA muhabirine, farklı kategorilerde 8 kez Türkiye, 2 Avrupa ve 1 dünya şampiyonluğu elde ettiğini belirterek 3 kez Avrupa üçüncülüğü ile bir dünya ikinciliğinin bulunduğunu söyledi.Antrenörü Dalbudak ile 10 yaşında boksa başladığını ve başarılı sonuçlar aldığını anlatan Yonca Gül, özellikle Avrupa ve dünya şampiyonluklarının ardından ailesi, arkadaşları ve çevresinin mutluluğunu paylaştığını, herkesin kendisiyle gurur duyduğunu dile getirdi.En büyük destekçilerinden birinin annesi olduğunu ifade eden Yonca Gül, En büyük destekçim ama yine de her anne gibi o da kıyamıyor. Çünkü sonuç olarak yumruk yiyoruz, canım acıyor, sakatlanıyorum, onca şey oluyor. O da bu duruma alıştı artık. Bu benim mesleğim. O yüzden annem de saygı duyuyor. diye konuştu.- Küçüklerime örnek olduğumu düşünüyorumYonca Gül, boksa tutkuyla bağlı olduğunu ve antrenmansız gün geçirmediğini anlattı.Türk bayrağını uluslararası arenada dalgalandırmaya devam edeceğini vurgulayan Yonca Gül, Hedefim 2028 Yaz Olimpiyat Oyunları'nda ülkemi en iyi şekilde temsil etmek. Ardından 2032'de de aynı şekilde temsil ederek, altın madalya kazanmak. Onun yanında Avrupa ve dünya şampiyonlarında tekrar birinci olmak istiyorum. diye konuştu. Küçüklere örnek olduğunu aktaran Yonca Gül, Arkadaşlarıma ve küçüklere şu tavsiyede bulunmak istiyorum. İnternet kafede, sosyal medyada vaktinizi boşa harcamayın. Spor yapmalısınız, sporla başarılı olabilirsiniz. Kötü alışkanlıklarınız olmaz. Hem kendinizi hem şehrinizi iyi şekilde temsil edersiniz ve kendinizi geliştirirsiniz. Spor her zaman iyidir. tavsiyelerinde bulundu.- Teknik kapasitesi yüksekAntrenörü Mehmet Dalbudak, Yonca Gül'ün, Kırşehir'in ve ülkenin gururu olduğunu dile getirdi.Dalbudak, şunları kaydetti:İnşallah hedefimiz 2028 Yaz Olimpiyat Oyunları. Eğer onu yakalayamazsak, 2032'deki olimpiyatlarda kesinlikle Yonca Gül Yılmaz'ın ilimizi ve ülkemizi temsil edeceğine inanıyorum. Teknik kapasitesi yüksek, kendine güvenen bir sporcu. Sporcumuzun emeği, bizim de özverili çalışmamızdan dolayı bu başarıları elde ettik. Alttan gelen bütün gençlere, Kırşehir'de boks yapan bütün sporculara örnek olmuştur. Sporcularımız da Yonca Gül Yılmaz'ı örnek almaktadır.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kırşehir Haberleri — SERKAN GÜNER - Kırşehir'de 10 yaşında başladığı boksta 2 Avrupa ve 1 dünya şampiyonluğu bulunan milli sporcu Yonca Gül Yılmaz, olimpiyat şampiyonluğu hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor.Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Antrenörlük Bölümü 1. sınıf öğrencisi Yılmaz, kendisini boksa başlatan antrenörü Mehmet Dalbudak ile çalışmalarına devam ediyor.Milli boksör Yonca Gül Yılmaz, AA muhabirine, farklı kategorilerde 8 kez Türkiye, 2 Avrupa ve 1 dünya şampiyonluğu elde ettiğini belirterek 3 kez Avrupa üçüncülüğü ile bir dünya ikinciliğinin bulunduğunu söyledi.Antrenörü Dalbudak ile 10 yaşında boksa başladığını ve başarılı sonuçlar aldığını anlatan Yonca Gül, özellikle Avrupa ve dünya şampiyonluklarının ardından ailesi, arkadaşları ve çevresinin mutluluğunu paylaştığını, herkesin kendisiyle gurur duyduğunu dile getirdi.En büyük destekçilerinden birinin annesi olduğunu ifade eden Yonca Gül, En büyük destekçim ama yine de her anne gibi o da kıyamıyor. Çünkü sonuç olarak yumruk yiyoruz, canım acıyor, sakatlanıyorum, onca şey oluyor. O da bu duruma alıştı artık. Bu benim mesleğim. O yüzden annem de saygı duyuyor. diye konuştu.- Küçüklerime örnek olduğumu düşünüyorumYonca Gül, boksa tutkuyla bağlı olduğunu ve antrenmansız gün geçirmediğini anlattı.Türk bayrağını uluslararası arenada dalgalandırmaya devam edeceğini vurgulayan Yonca Gül, Hedefim 2028 Yaz Olimpiyat Oyunları'nda ülkemi en iyi şekilde temsil etmek. Ardından 2032'de de aynı şekilde temsil ederek, altın madalya kazanmak. Onun yanında Avrupa ve dünya şampiyonlarında tekrar birinci olmak istiyorum. diye konuştu. Küçüklere örnek olduğunu aktaran Yonca Gül, Arkadaşlarıma ve küçüklere şu tavsiyede bulunmak istiyorum. İnternet kafede, sosyal medyada vaktinizi boşa harcamayın. Spor yapmalısınız, sporla başarılı olabilirsiniz. Kötü alışkanlıklarınız olmaz. Hem kendinizi hem şehrinizi iyi şekilde temsil edersiniz ve kendinizi geliştirirsiniz. Spor her zaman iyidir. tavsiyelerinde bulundu.- Teknik kapasitesi yüksekAntrenörü Mehmet Dalbudak, Yonca Gül'ün, Kırşehir'in ve ülkenin gururu olduğunu dile getirdi.Dalbudak, şunları kaydetti:İnşallah hedefimiz 2028 Yaz Olimpiyat Oyunları. Eğer onu yakalayamazsak, 2032'deki olimpiyatlarda kesinlikle Yonca Gül Yılmaz'ın ilimizi ve ülkemizi temsil edeceğine inanıyorum. Teknik kapasitesi yüksek, kendine güvenen bir sporcu. Sporcumuzun emeği, bizim de özverili çalışmamızdan dolayı bu başarıları elde ettik. Alttan gelen bütün gençlere, Kırşehir'de boks yapan bütün sporculara örnek olmuştur. Sporcularımız da Yonca Gül Yılmaz'ı örnek almaktadır.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Filistin topraklarını gasbeden İsraillinin araçla ezme girişiminde bulunduğu Filistinli kız öğrenci yaralandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/filistin-topraklarini-gasbeden-israillinin-aracla-ezme-girisiminde-bulundugu-filistinli-kiz-ogrenci-yaralandi/854951/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/filistin-topraklarini-gasbeden-israillinin-aracla-ezme-girisiminde-bulundugu-filistinli-kiz-ogrenci-yaralandi/854951/</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:06:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Filistinlilerin topraklarını gasbeden bir İsraillinin, işgal altındaki Batı Şeria'da  aracıyla ezme girişiminde bulunduğu Filistinli kız öğrencinin yaralandığı belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Filistinlilerin topraklarını gasbeden bir İsraillinin, işgal altındaki Batı Şeria'da  aracıyla ezme girişiminde bulunduğu Filistinli kız öğrencinin yaralandığı belirtildi. Filistin resmi ajansı WAFA'nın güvenlik ve yerel kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Filistinlilerin topraklarını gasbeden bir İsrailli, sabah saatlerinde Nablus'un güneyinde okuluna gitmekte olan 11. sınıf öğrencisi Yemmame Abdülmümin Ahmed Abdullah'ı aracıyla ezme girişiminde bulundu. Saldırıda yaralanan Filistinli kız öğrenci, olay yerindeki ilk müdahalenin ardından Ramallah'taki bir hastaneye kaldırıldı.Haberde, olayın, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsrailliler ile İsrail güçlerinin Filistinlilere yönelik saldırılarının arttığı bir dönemde yaşandığına dikkat çekildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Filistinlilerin topraklarını gasbeden bir İsraillinin, işgal altındaki Batı Şeria'da  aracıyla ezme girişiminde bulunduğu Filistinli kız öğrencinin yaralandığı belirtildi. Filistin resmi ajansı WAFA'nın güvenlik ve yerel kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Filistinlilerin topraklarını gasbeden bir İsrailli, sabah saatlerinde Nablus'un güneyinde okuluna gitmekte olan 11. sınıf öğrencisi Yemmame Abdülmümin Ahmed Abdullah'ı aracıyla ezme girişiminde bulundu. Saldırıda yaralanan Filistinli kız öğrenci, olay yerindeki ilk müdahalenin ardından Ramallah'taki bir hastaneye kaldırıldı.Haberde, olayın, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsrailliler ile İsrail güçlerinin Filistinlilere yönelik saldırılarının arttığı bir dönemde yaşandığına dikkat çekildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/filistin-topraklarini-gasbeden-israillinin-aracla-ezme-girisiminde-bulundugu-filistinli-kiz-ogrenci-yaralandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Diyaliz cihazına bağlı geçen 10 yıl, kadavradan böbrek nakliyle sona erdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/diyaliz-cihazina-bagli-gecen-10-yil-kadavradan-bobrek-nakliyle-sona-erdi/854950/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/diyaliz-cihazina-bagli-gecen-10-yil-kadavradan-bobrek-nakliyle-sona-erdi/854950/</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:06:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Erzurum — Erzurum'da naklin ardından yeniden günlük yaşamına dönen Meryem Sari: - Yıllardır hacca gitme hayaliyle yaşadım, ama hac kurası çıkarsa böbrek hastası olduğum için götürmezlerse veya gidemem diye çok üzülüyordum. Bundan sonra hac çıkarsa Allah'ın izniyle rahatça giderim]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Erzurum Haberleri — İLHAMİ ERKILIÇ - Erzurum'da 10 yıldır evde diyaliz tedavisi gören 65 yaşındaki Meryem Sari, kadavradan nakledilen böbrekle yeniden sağlığına kavuşmanın ve yıllardır bağlı kaldığı diyaliz cihazından kurtulmanın sevincini yaşıyor.Erzurumlu 6 çocuk annesi olan ve böbrek yetmezliği nedeniyle evde diyaliz cihazına bağlı yaşayan Sari, böbrek nakli için Erzurum Atatürk Üniversitesi Organ Nakli Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi'ne başvurdu.Eşinin böbreği nakle uygun olmayan Sari, yıllarca uygun donör beklerken bir yandan da en büyük hayali olan hac ibadetini yerine getirebilme umudunu korudu.Merkezden yaklaşık 1 ay önce gelen haberle büyük sevinç yaşayan Sari, Giresun'da kadavradan kendisine uygun olabileceği değerlendirilen bir böbrek bulunduğu haberini aldı.Yapılan tetkikler sonucu kadavradan alınan böbreğin nakle uygun olduğunun tespiti üzerine Sari, ameliyata alındı.Merkezin Müdürü Doç. Dr. Necip Altundaş başkanlığındaki ekip tarafından yapılan başarılı operasyonla böbrek nakledilen Sari, sağlığına kavuşmanın ve yıllardır bağlı kaldığı diyaliz cihazından kurtulmanın sevincini yaşıyor.- Meryem teyzemiz çok iyiOrgan Nakli Merkezi'nde görevli Dr. Öğr. Üyesi Tarık Recep Kantarcı, AA muhabirine, kronik böbrek yetmezliği hastası Sari'nin periton diyalizi tedavisi gördüğünü ve bunun hayatını kısıtladığını söyledi.Giresun'da 3 Mayıs'ta beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın yakınlarının organ bağışladığını ifade eden Kantarcı, Beyin ölümü gerçekleşen hastadan çıkarılan 2 böbrek merkezimize verildi, biz de aynı gece Meryem teyzemize ve bir kişiye böbrek nakli gerçekleştirdik. Meryem teyzemiz çok iyi. dedi.Kantarcı, organ nakli bekleyen çok hasta olduğunu ifade ederek, organ nakliyle hastaların hayata tutunup hayallerine ulaşabildiğini aktardı.Kadavradan organ bağışının önemine işaret eden Kantarcı, Bir kadavra bağışında, kalp, böbrekler ve bazen karaciğer ikiye bölünüp yaklaşık 4-5 hastaya umut oluyor. Ama maalesef kadavradan bağışlar çok düşük. Teknik, cerrahi ve akademik olarak çok iyi durumdayız. Gönül ister ki beyin ölümü gerçekleşen hastalar organlarını bağışlayarak hiç tanımadığı insanlara hayat armağan etsin. şeklinde konuştu.- Organ nakli tesellim olduOrgan nakledilen Sari de 10 yıl önce ayaklarında şişlik ve çeşitli rahatsızlıklar sonucu başvurduğu hastanede, kendisine böbrek yetmezliği tanısı konulduğunu ifade etti.İlaç tedavisinden sonuç alamadığını anlatan Sari, 10 yıldır evde periton diyaliz görüyorum. Bir yere çıkıp gidemiyordum, sürekli makineye bağlıydım. Allah organ bağışı yapandan razı olsun, vefat eden kişinin mekanı cennet olsun, peygamberimize komşu olsun. dedi.Sari, kendisine böbreklerini vermek isteyen çocuklarına genç oldukları için müsaade etmediğini aktardı.Nakli yapan Doç. Dr. Altundaş ve ekibine teşekkür eden Sari, şöyle konuştu:10 yıldır organ nakli bekliyordum, çağırdılar geldim. Şimdi daha iyiyim. Yıllardır hacca gitme hayaliyle yaşadım ama hac kurası çıkarsa, böbrek hastası olduğum için götürmezlerse veya gidemem diye çok üzülüyordum. Bundan sonra hac çıkarsa Allah'ın izniyle rahatça giderim, organ nakli tesellim oldu.- Organ bağışlayana hatim okuyup hayır yapacakSari, diyaliz makinesinden kurtulduğunu, yeme ve içmesinin düzeldiğini dile getirdi.Organ nakliyle sağlığına kavuştuğunu ve çifte bayram yaşadığını kaydeden Sari, Çok uzun ve zor süreçti, bu bayram uğurlu geldi, yeni doğmuş gibiyim. Organ bağışı yapana hatim okuyacağım, hayır işleyeceğim ve sürekli dua ediyorum. Allah onu cennetine koysun, organlar toprak olup çürüyeceğine insanları yaşatsınlar. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Erzurum Haberleri — İLHAMİ ERKILIÇ - Erzurum'da 10 yıldır evde diyaliz tedavisi gören 65 yaşındaki Meryem Sari, kadavradan nakledilen böbrekle yeniden sağlığına kavuşmanın ve yıllardır bağlı kaldığı diyaliz cihazından kurtulmanın sevincini yaşıyor.Erzurumlu 6 çocuk annesi olan ve böbrek yetmezliği nedeniyle evde diyaliz cihazına bağlı yaşayan Sari, böbrek nakli için Erzurum Atatürk Üniversitesi Organ Nakli Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi'ne başvurdu.Eşinin böbreği nakle uygun olmayan Sari, yıllarca uygun donör beklerken bir yandan da en büyük hayali olan hac ibadetini yerine getirebilme umudunu korudu.Merkezden yaklaşık 1 ay önce gelen haberle büyük sevinç yaşayan Sari, Giresun'da kadavradan kendisine uygun olabileceği değerlendirilen bir böbrek bulunduğu haberini aldı.Yapılan tetkikler sonucu kadavradan alınan böbreğin nakle uygun olduğunun tespiti üzerine Sari, ameliyata alındı.Merkezin Müdürü Doç. Dr. Necip Altundaş başkanlığındaki ekip tarafından yapılan başarılı operasyonla böbrek nakledilen Sari, sağlığına kavuşmanın ve yıllardır bağlı kaldığı diyaliz cihazından kurtulmanın sevincini yaşıyor.- Meryem teyzemiz çok iyiOrgan Nakli Merkezi'nde görevli Dr. Öğr. Üyesi Tarık Recep Kantarcı, AA muhabirine, kronik böbrek yetmezliği hastası Sari'nin periton diyalizi tedavisi gördüğünü ve bunun hayatını kısıtladığını söyledi.Giresun'da 3 Mayıs'ta beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın yakınlarının organ bağışladığını ifade eden Kantarcı, Beyin ölümü gerçekleşen hastadan çıkarılan 2 böbrek merkezimize verildi, biz de aynı gece Meryem teyzemize ve bir kişiye böbrek nakli gerçekleştirdik. Meryem teyzemiz çok iyi. dedi.Kantarcı, organ nakli bekleyen çok hasta olduğunu ifade ederek, organ nakliyle hastaların hayata tutunup hayallerine ulaşabildiğini aktardı.Kadavradan organ bağışının önemine işaret eden Kantarcı, Bir kadavra bağışında, kalp, böbrekler ve bazen karaciğer ikiye bölünüp yaklaşık 4-5 hastaya umut oluyor. Ama maalesef kadavradan bağışlar çok düşük. Teknik, cerrahi ve akademik olarak çok iyi durumdayız. Gönül ister ki beyin ölümü gerçekleşen hastalar organlarını bağışlayarak hiç tanımadığı insanlara hayat armağan etsin. şeklinde konuştu.- Organ nakli tesellim olduOrgan nakledilen Sari de 10 yıl önce ayaklarında şişlik ve çeşitli rahatsızlıklar sonucu başvurduğu hastanede, kendisine böbrek yetmezliği tanısı konulduğunu ifade etti.İlaç tedavisinden sonuç alamadığını anlatan Sari, 10 yıldır evde periton diyaliz görüyorum. Bir yere çıkıp gidemiyordum, sürekli makineye bağlıydım. Allah organ bağışı yapandan razı olsun, vefat eden kişinin mekanı cennet olsun, peygamberimize komşu olsun. dedi.Sari, kendisine böbreklerini vermek isteyen çocuklarına genç oldukları için müsaade etmediğini aktardı.Nakli yapan Doç. Dr. Altundaş ve ekibine teşekkür eden Sari, şöyle konuştu:10 yıldır organ nakli bekliyordum, çağırdılar geldim. Şimdi daha iyiyim. Yıllardır hacca gitme hayaliyle yaşadım ama hac kurası çıkarsa, böbrek hastası olduğum için götürmezlerse veya gidemem diye çok üzülüyordum. Bundan sonra hac çıkarsa Allah'ın izniyle rahatça giderim, organ nakli tesellim oldu.- Organ bağışlayana hatim okuyup hayır yapacakSari, diyaliz makinesinden kurtulduğunu, yeme ve içmesinin düzeldiğini dile getirdi.Organ nakliyle sağlığına kavuştuğunu ve çifte bayram yaşadığını kaydeden Sari, Çok uzun ve zor süreçti, bu bayram uğurlu geldi, yeni doğmuş gibiyim. Organ bağışı yapana hatim okuyacağım, hayır işleyeceğim ve sürekli dua ediyorum. Allah onu cennetine koysun, organlar toprak olup çürüyeceğine insanları yaşatsınlar. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Evcil hayvan sahipleri artık ekranları kedi ve köpekleri için açıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/evcil-hayvan-sahipleri-artik-ekranlari-kedi-ve-kopekleri-icin-aciyor/854948/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/evcil-hayvan-sahipleri-artik-ekranlari-kedi-ve-kopekleri-icin-aciyor/854948/</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:06:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Queen's Üniversitesinden Dr. Deborah Wells: - Araştırmalar, hayvanların farklı türdeki görsel uyaranlara karşı ilgi düzeylerinde farklılıklar olduğunu ortaya koyuyor ve bu da ekran içeriğini ayırt etme yeteneğine işaret ediyor - Bu tür bir yöntem, insan etkileşiminin yerine geçecek uzun vadeli bir alternatif değil]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — ŞİLAN TURP - Dijital platformlarda kedi ve köpeklere özel hazırlanan videolar milyonlarca kez izlenirken geçmişte yalnızca insanlar için açılan ekranlar artık evcil hayvanlar için açılıyor.Evlerdeki televizyonların yeni izleyicileri kedi ve köpekler haline geldi.YouTube'da hayvanlara özel hazırlanan içerikler hızla yayılıp milyonlarca kez izlenirken kedilerin ekrandaki kuş videolarını dikkatle takip etmesi ya da köpeklerin sakinleştirici müzik eşliğinde uykuya dalması, birçok evcil hayvan sahibinin günlük yaşamının bir parçası oldu.Bazı kedi ve köpek sahipleri, işe giderken evcil hayvanları yalnızlık ya da stres hissetmesin diye televizyonu açık bırakıyor. Böylece dijital içerikler, evcil hayvanların rutininde giderek daha görünür bir yer edinmeye başlıyor.Uzmanlar, söz konusu içeriklerin doğru ve sınırlı kullanıldığında hayvanlar için kısa süreliğine rahatlatıcı ya da dikkat dağıtıcı işlev görebileceğine işaret ederken dijital dünyanın evcil hayvanların davranışları üzerindeki etkisi ise tartışılmaya devam ediyor.- Dijital içerikler, evcil hayvanlarda strese karşı doğal bir çözüm yoluEvcil hayvanlar için tasarlanan ve alanında bir ilk olan Music for Pets girişiminin kurucusu ve eski sahibi Amman Ahmed, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şirketi yönettiği dönemde özellikle kaygı yaşayan kedi ve köpekler için rahatlatıcı müzik ve görseller hazırladıklarını anlattı.Ahmed, görsel ve işitsel içeriklerin, kedi ve köpeklerin yaşadığı kaygı için ilaç kullanımına alternatif olabilecek daha doğal bir yöntem olduğunu vurgulayarak, dünya genelinde milyarlarca dinlemeye ulaştıklarını söyledi.Kedi ve köpek sahiplerine etkili, kolay erişebilir ve düşük maliyetli bir araç sunduklarını kaydeden Ahmed, girişimin ilk dönemde deneme süreciyle başladığını ve zamanla kullanıcılar arasında kulaktan kulağa yayılarak büyüdüğünü dile getirdi.Ahmed, videoların gün içinde evde uzun süre yalnız kalan kedi ve köpeklere özel olarak 10 ila 20 saat uzunluğunda hazırlandığını belirterek, kullanılan görsel ve seslerin kaygı yaşayan hayvanlar için rahatlatıcı bir atmosfer yaratmayı amaçladığını ifade etti.Her hayvanın içeriklere farklı tepkiler verdiğine işaret eden Ahmed, Yıllarca neyin işe yarayıp neyin yaramadığını denedik, kullanıcılardan geri bildirim aldık, farklı enstrümanlar, farklı frekanslar, farklı görseller kullandık. diye konuştu.Ahmed, kullanıcılardan aldıkları geri dönüşlerin, içeriklerin hem kediler hem de köpekler üzerinde olumlu sonuç verdiği yönünde olduğunu kaydetti.Görsel ve işitsel materyallerin özellikle ayrılık kaygısı yaşayan evcil hayvanlarda olumlu etki yarattığını vurgulayan Ahmed, evcil hayvan sahiplerinin dijital içeriklere aşırı bağımlı hale gelmesinin ise riskli olabileceğine dikkati çekti.Bu tür içeriklerin rutinin bir parçası olduğunu söyleyen Ahmed, davranışsal sorunlar için tek başına çözüm olarak görülmemeleri gerektiğini belirtti.Ahmed, evcil hayvanlara yönelik dijital içeriklerin giderek artacağı ve günlük bakımın önemli bir parçası haline geleceği değerlendirmesini yaptı.- Kediler yoğun hareketli videolara ilgi gösterirken, köpekler hayvanların bulunduğu görüntülere odaklanıyorQueen's Üniversitesi Psikoloji Bölümünde görev yapan ve hayvan davranışlarına odaklı çalışmalar yürüten Dr. Deborah Wells, kedi ve köpeklere yönelik dijital içeriklerin son dönemde artışa geçmesinin piyasada bulunan ürün çeşitliliğini ve ev sahiplerinin evde yalnız kalan evcil hayvanlarının refahına duydukları endişeyi yansıttığını belirtti.Evcil hayvanların televizyona yönelttiği bakışların, bu tür içeriklere duydukları ilginin en belirgin göstergesi olduğunu ifade eden Wells, Havlama ya da sızlanma gibi ses çıkarmalar ise genellikle hayal kırıklığına ya da aşırı heyecana işaret ediyor. Bu davranışların azalması ya da dinlenme süresinin artması, içeriklerin sakinleştirici etkisini yansıtabilir.dedi.Ekranların titreşim hızının görme sistemlerine uygun olmayabileceği yönündeki görüşlere rağmen bazı evcil hayvanların ekran içeriğine ilgi gösterdiğine işaret eden Wells, Araştırmalar, hayvanların farklı türdeki görsel uyaranlara karşı ilgi düzeylerinde farklılıklar olduğunu ortaya koyuyor ve bu da ekran içeriğini ayırt etme yeteneğine işaret ediyor. değerlendirmesini yaptı.Wells, kedi ve köpeklerin genellikle farklı türdeki içeriklerle ilgilendiğini de ifade etti.Kedilerin hareketin yoğun olduğu videolara daha fazla ilgi gösterme eğiliminde olduğunu aktaran Wells, Kedilerin av hayvanı olduğunu ve küçük hayvanlardaki hızlı hareketleri tespit etmede oldukça yetenekli olduklarını düşündüğümüzde, bu durum mantıklı geliyor. Buna karşılık köpekler, hayvanların yer aldığı ve kendileri için daha fazla biyolojik anlam taşıyabilecek videolara odaklanma eğilimindeler. diye konuştu.Öte yandan, aşırı heyecanlanmaya yatkın köpeklerin kapı zili veya başka bir köpeğin havlaması gibi seslerden rahatsızlık duyabileceğine dikkati çeken Wells, bazı hayvanların ise uyaranın üç boyutlu ortamda var olduğunu düşündürdüklerini gösteren davranışlar sergilediğini ifade etti.Wells, hayvanların izledikleri içeriğin ne olduğunu anlayıp anlamadıkları sorusunun cevabının ise henüz net şekilde bilinemediğini bildirdi.Bu alanda yürütülen davranış araştırmalarının köpeklerin ve kedilerin video materyallerine yalnızca az miktarda ilgi gösterdiğini ortaya koyduğunu kaydeden Wells, barınaktaki hayvanlar üzerinde yaptıkları araştırmaların köpeklerin toplam araştırma süresinin yalnızca yüzde 10'unda televizyondaki hareketli görüntülere baktığını, kedilerin ise bu sürenin sadece yüzde 6'sında ekrana odaklandığını gösterdiğini aktardı.Wells, hızlı bir alışma sürecinin ardından dijital içeriklere ilgi göstermeye başlayan hayvanların bu ilgisinin bir süre sonra azaldığı sonucuna vardıklarını ifade etti.Evcil hayvan videolarının gün içinde yalnız bırakılan hayvanlar için kısa süreli bir fayda sağlayabileceğini belirten Wells, Bir hayvanın bu tür içeriklere olan ilgisi muhtemelen kısa süreli ve geçicidir. Bu tür bir yöntem, insan etkileşiminin yerine geçecek uzun vadeli bir alternatif değil. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — ŞİLAN TURP - Dijital platformlarda kedi ve köpeklere özel hazırlanan videolar milyonlarca kez izlenirken geçmişte yalnızca insanlar için açılan ekranlar artık evcil hayvanlar için açılıyor.Evlerdeki televizyonların yeni izleyicileri kedi ve köpekler haline geldi.YouTube'da hayvanlara özel hazırlanan içerikler hızla yayılıp milyonlarca kez izlenirken kedilerin ekrandaki kuş videolarını dikkatle takip etmesi ya da köpeklerin sakinleştirici müzik eşliğinde uykuya dalması, birçok evcil hayvan sahibinin günlük yaşamının bir parçası oldu.Bazı kedi ve köpek sahipleri, işe giderken evcil hayvanları yalnızlık ya da stres hissetmesin diye televizyonu açık bırakıyor. Böylece dijital içerikler, evcil hayvanların rutininde giderek daha görünür bir yer edinmeye başlıyor.Uzmanlar, söz konusu içeriklerin doğru ve sınırlı kullanıldığında hayvanlar için kısa süreliğine rahatlatıcı ya da dikkat dağıtıcı işlev görebileceğine işaret ederken dijital dünyanın evcil hayvanların davranışları üzerindeki etkisi ise tartışılmaya devam ediyor.- Dijital içerikler, evcil hayvanlarda strese karşı doğal bir çözüm yoluEvcil hayvanlar için tasarlanan ve alanında bir ilk olan Music for Pets girişiminin kurucusu ve eski sahibi Amman Ahmed, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şirketi yönettiği dönemde özellikle kaygı yaşayan kedi ve köpekler için rahatlatıcı müzik ve görseller hazırladıklarını anlattı.Ahmed, görsel ve işitsel içeriklerin, kedi ve köpeklerin yaşadığı kaygı için ilaç kullanımına alternatif olabilecek daha doğal bir yöntem olduğunu vurgulayarak, dünya genelinde milyarlarca dinlemeye ulaştıklarını söyledi.Kedi ve köpek sahiplerine etkili, kolay erişebilir ve düşük maliyetli bir araç sunduklarını kaydeden Ahmed, girişimin ilk dönemde deneme süreciyle başladığını ve zamanla kullanıcılar arasında kulaktan kulağa yayılarak büyüdüğünü dile getirdi.Ahmed, videoların gün içinde evde uzun süre yalnız kalan kedi ve köpeklere özel olarak 10 ila 20 saat uzunluğunda hazırlandığını belirterek, kullanılan görsel ve seslerin kaygı yaşayan hayvanlar için rahatlatıcı bir atmosfer yaratmayı amaçladığını ifade etti.Her hayvanın içeriklere farklı tepkiler verdiğine işaret eden Ahmed, Yıllarca neyin işe yarayıp neyin yaramadığını denedik, kullanıcılardan geri bildirim aldık, farklı enstrümanlar, farklı frekanslar, farklı görseller kullandık. diye konuştu.Ahmed, kullanıcılardan aldıkları geri dönüşlerin, içeriklerin hem kediler hem de köpekler üzerinde olumlu sonuç verdiği yönünde olduğunu kaydetti.Görsel ve işitsel materyallerin özellikle ayrılık kaygısı yaşayan evcil hayvanlarda olumlu etki yarattığını vurgulayan Ahmed, evcil hayvan sahiplerinin dijital içeriklere aşırı bağımlı hale gelmesinin ise riskli olabileceğine dikkati çekti.Bu tür içeriklerin rutinin bir parçası olduğunu söyleyen Ahmed, davranışsal sorunlar için tek başına çözüm olarak görülmemeleri gerektiğini belirtti.Ahmed, evcil hayvanlara yönelik dijital içeriklerin giderek artacağı ve günlük bakımın önemli bir parçası haline geleceği değerlendirmesini yaptı.- Kediler yoğun hareketli videolara ilgi gösterirken, köpekler hayvanların bulunduğu görüntülere odaklanıyorQueen's Üniversitesi Psikoloji Bölümünde görev yapan ve hayvan davranışlarına odaklı çalışmalar yürüten Dr. Deborah Wells, kedi ve köpeklere yönelik dijital içeriklerin son dönemde artışa geçmesinin piyasada bulunan ürün çeşitliliğini ve ev sahiplerinin evde yalnız kalan evcil hayvanlarının refahına duydukları endişeyi yansıttığını belirtti.Evcil hayvanların televizyona yönelttiği bakışların, bu tür içeriklere duydukları ilginin en belirgin göstergesi olduğunu ifade eden Wells, Havlama ya da sızlanma gibi ses çıkarmalar ise genellikle hayal kırıklığına ya da aşırı heyecana işaret ediyor. Bu davranışların azalması ya da dinlenme süresinin artması, içeriklerin sakinleştirici etkisini yansıtabilir.dedi.Ekranların titreşim hızının görme sistemlerine uygun olmayabileceği yönündeki görüşlere rağmen bazı evcil hayvanların ekran içeriğine ilgi gösterdiğine işaret eden Wells, Araştırmalar, hayvanların farklı türdeki görsel uyaranlara karşı ilgi düzeylerinde farklılıklar olduğunu ortaya koyuyor ve bu da ekran içeriğini ayırt etme yeteneğine işaret ediyor. değerlendirmesini yaptı.Wells, kedi ve köpeklerin genellikle farklı türdeki içeriklerle ilgilendiğini de ifade etti.Kedilerin hareketin yoğun olduğu videolara daha fazla ilgi gösterme eğiliminde olduğunu aktaran Wells, Kedilerin av hayvanı olduğunu ve küçük hayvanlardaki hızlı hareketleri tespit etmede oldukça yetenekli olduklarını düşündüğümüzde, bu durum mantıklı geliyor. Buna karşılık köpekler, hayvanların yer aldığı ve kendileri için daha fazla biyolojik anlam taşıyabilecek videolara odaklanma eğilimindeler. diye konuştu.Öte yandan, aşırı heyecanlanmaya yatkın köpeklerin kapı zili veya başka bir köpeğin havlaması gibi seslerden rahatsızlık duyabileceğine dikkati çeken Wells, bazı hayvanların ise uyaranın üç boyutlu ortamda var olduğunu düşündürdüklerini gösteren davranışlar sergilediğini ifade etti.Wells, hayvanların izledikleri içeriğin ne olduğunu anlayıp anlamadıkları sorusunun cevabının ise henüz net şekilde bilinemediğini bildirdi.Bu alanda yürütülen davranış araştırmalarının köpeklerin ve kedilerin video materyallerine yalnızca az miktarda ilgi gösterdiğini ortaya koyduğunu kaydeden Wells, barınaktaki hayvanlar üzerinde yaptıkları araştırmaların köpeklerin toplam araştırma süresinin yalnızca yüzde 10'unda televizyondaki hareketli görüntülere baktığını, kedilerin ise bu sürenin sadece yüzde 6'sında ekrana odaklandığını gösterdiğini aktardı.Wells, hızlı bir alışma sürecinin ardından dijital içeriklere ilgi göstermeye başlayan hayvanların bu ilgisinin bir süre sonra azaldığı sonucuna vardıklarını ifade etti.Evcil hayvan videolarının gün içinde yalnız bırakılan hayvanlar için kısa süreli bir fayda sağlayabileceğini belirten Wells, Bir hayvanın bu tür içeriklere olan ilgisi muhtemelen kısa süreli ve geçicidir. Bu tür bir yöntem, insan etkileşiminin yerine geçecek uzun vadeli bir alternatif değil. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/evcil-hayvan-sahipleri-artik-ekranlari-kedi-ve-kopekleri-icin-aciyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İHA'ların izinsiz uçuşuna karşı özel takip sistemi geliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/iha-larin-izinsiz-ucusuna-karsi-ozel-takip-sistemi-geliyor/854947/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/iha-larin-izinsiz-ucusuna-karsi-ozel-takip-sistemi-geliyor/854947/</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:06:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan İnsansız Hava Aracı Sistemleri Talimatı taslağına göre İHA Takip ve Trafik Yönetim Sistemi ile bu araçların anlık konum takibi ve uçuş emniyeti tespitleri merkezden yapılabilecek - İşletici ve pilot, İHA'nın terör ve yasa dışı kullanımına karşı tedbir almakla yükümlü olacak, mahremiyet ihlalinde Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — ARİFE YILDIZ ÜNAL - Türkiye'ye getirilen ve Türk hava sahasında kullanılacak insansız hava araçlarının (İHA) güvenlik tehdidi oluşturmaması, operasyonlarını emniyetli şekilde gerçekleştirmesi, kayıtlı ve izinli uçuş yapabilmeleri amacıyla İHA Takip ve Trafik Yönetim Sistemi (İHATTYS) kuruluyor.Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), son dönemde sayıları ve kullanımları artan İHA'lara ilişkin İnsansız Hava Aracı Sistemleri Talimatı taslağı hazırladı.Genel görüşe sunulan taslak, İHA'ların tasarımı, üretimi, piyasaya arzı ve Türk hava sahasında işletilmesine ilişkin emniyet, güvenlik ile teknik usul ve esasları yeniden düzenliyor.Buna göre, İHA operasyonları riske göre açık, özel ve sertifikalı olmak üzere üç kategoriye ayrılıyor.Sertifikalı kategoride bulunanlar, kalabalık insan grupları üzerinden uçuş yapabilecek, insan ve tehlikeli madde taşınmasında kullanılabilecek.Yabancı tescilli İHA'lar için 20 gün önceden uçuş izni alınması gerekecek.Tarım ve Orman Bakanlığınca ruhsatlandırılmış İHA sistemleri ile izin verilen bitki koruma ürünlerinin uygulanması, tehlikeli madde taşımacılığı kapsamında değerlendirilmeyecek.Sertifikalı kategorideki İHA'lar için SHGM tarafından uçuşa elverişlilik sertifikası düzenlenecek.- İHA Takip ve Trafik Yönetim Sistemi ile kontrol artacakTürkiye'de İHA sistemlerine ilişkin tescil, kayıt, denetim ve yetkilendirme süreçlerini yürütmeye yetkili otorite olan SHGM, İHATTYS'ni kuracak ve işletecek.İHA trafiğini izleyip yönetmek amacıyla kurulacak sistemle anlık konum takibi ve uçuş emniyeti tespitleri merkezi olarak yapılabilecek.Genel Müdürlük, kayıtlı İHA'ların anlık konum ve uçuş durum bilgisini izleme, coğrafi bölge verilerini işleticilere makine tarafından okunabilir dijital formatta yayımlama ve gerçek zamanlı güncelleme, uçuş izni başvurularını, onaylarını ve iptallerini çevrim içi ve belgelenebilir biçimde kayıt altına alma, aynı hava sahasını aynı anda talep eden birden fazla İHA arasında çatışma tespiti yaparak işleticileri uyaracak biçimde sistemi tasarlama ve işletme çalışmalarını yönetecek.Tarım ve Orman Bakanlığınca ruhsatlandırılmış İHA sistemleri ile serbest bölgelerde (yeşil bölge) ve meskun mahal dışında gerçekleştirilecek tarımsal operasyonlarda, İHATTYS üzerinden yapılacak bildirim yeterli olacak, ayrıca operasyonel yetkilendirme aranmayacak.- Talimata aykırı hareket edenlere idari para cezasıTalimatta belirtilen usul ve esaslara aykırı hareket edenler hakkında 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu'nun ilgili ceza hükümleri ile SHGM Tarafından Verilecek İdari Para Cezaları Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanacak.Genel Müdürlük, emniyet denetimleri sonucu talimat gerekliliklerini karşılamadığı tespit edilen işleticilerin operasyonel yetkilendirmelerini, Hafif İHA İşleticisi Sertifikası ve pilotların yetkinlik belgelerini sınırlandırarak askıya alabilecek veya iptal edebilecek.Kurumdan gerekli izinler alınmadan veya belirlenen sahalar dışına çıkılarak gerçekleştirilen uçuşlarda, ilgili şahıs ve işletmeler hakkında idari yaptırım işlemleri başlatılacak ve suç teşkil eden fiiller bakımından Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacak.- Terör ve mahremiyet hassasiyetiİşletici ve pilot, İHA'nın terör ve yasa dışı kullanımına karşı tedbir almakla yükümlü olacak, mahremiyet ihlalinde Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanacak.Açık ve özel kategorilerde İHA kullanacak uzaktan pilotlar için yaş sınırı 16 olacak. Ancak C0 sınıfı İHA'nın işletilmesinde, azami kalkış ağırlığı 500 gramın altındaki İHA'ların kullanılmasında, 16 yaşından büyük yetkin pilotun doğrudan denetimi altında yapılan uçuşlarda asgari yaş sınırı aranmayacak.- Yabancı tescilli İHA operasyonlarıBaşka bir ülkede tescilli İHA işleticisi, Türk hava sahasında operasyon yapmak istediğinde tescil edildiği ülkenin otoritesinden aldığı geçerli operasyonel yetkilendirmeyi ve Genel Müdürlükçe talep edilen risk analizlerini sunacak.Genel Müdürlük veya onun yetkilendirdiği kurum ve kuruluşlar, sunulan yetkilendirmenin planlanan operasyon yeri ve şartları için uygunluğunu teyit ederek, yerel saha kısıtlamaları hakkında işleticiyi bilgilendirecek.Yabancı tescilli İHA'ların Türk hava sahasında gerçekleştireceği her türlü operasyon, en az 20 gün önce Genel Müdürlüğe başvuru yapılması ve izin alınması şartına bağlanacak. Acil durum, kamu güvenliği, basın-yayın faaliyetleri ve afet müdahalesi gibi öngörülemeyen hallerde Genel Müdürlük, başvuru süresini kısaltabilecek veya bu şartı aramaksızın geçici uçuş izni düzenleyebilecek.Yabancı pilotların lisanslarının tanınması, karşılıklılık (mütekabiliyet) ilkesi ve uluslararası antlaşmalar çerçevesinde Genel Müdürlükçe değerlendirilecek.- Kayıt zorunluluğuÖzel veya sertifikalı kategoride operasyon yapanlar ile açık kategoride azami kalkış ağırlığı 500 gram ve üstü olan veya üzerinde kamera, mikrofon gibi kişisel verileri kaydetmeye yarayan sensör bulunan İHA'ları işletenler, Genel Müdürlüğün sistemine kayıt yaptıracaklar.Sertifikalı kategorideki İHA'lar ile azami kalkış ağırlığı 150 kilogram ve üzerinde olanlar, Genel Müdürlük Hava Aracı Sicili'ne tescil edilecek ve buna ilişkin işaret alacak.Kayıt ve tescil başvuruları, diğer ilgili kurumların sonuçlandırmasını müteakip Genel Müdürlükçe en geç 15 iş günü içinde tamamlanacak.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — ARİFE YILDIZ ÜNAL - Türkiye'ye getirilen ve Türk hava sahasında kullanılacak insansız hava araçlarının (İHA) güvenlik tehdidi oluşturmaması, operasyonlarını emniyetli şekilde gerçekleştirmesi, kayıtlı ve izinli uçuş yapabilmeleri amacıyla İHA Takip ve Trafik Yönetim Sistemi (İHATTYS) kuruluyor.Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), son dönemde sayıları ve kullanımları artan İHA'lara ilişkin İnsansız Hava Aracı Sistemleri Talimatı taslağı hazırladı.Genel görüşe sunulan taslak, İHA'ların tasarımı, üretimi, piyasaya arzı ve Türk hava sahasında işletilmesine ilişkin emniyet, güvenlik ile teknik usul ve esasları yeniden düzenliyor.Buna göre, İHA operasyonları riske göre açık, özel ve sertifikalı olmak üzere üç kategoriye ayrılıyor.Sertifikalı kategoride bulunanlar, kalabalık insan grupları üzerinden uçuş yapabilecek, insan ve tehlikeli madde taşınmasında kullanılabilecek.Yabancı tescilli İHA'lar için 20 gün önceden uçuş izni alınması gerekecek.Tarım ve Orman Bakanlığınca ruhsatlandırılmış İHA sistemleri ile izin verilen bitki koruma ürünlerinin uygulanması, tehlikeli madde taşımacılığı kapsamında değerlendirilmeyecek.Sertifikalı kategorideki İHA'lar için SHGM tarafından uçuşa elverişlilik sertifikası düzenlenecek.- İHA Takip ve Trafik Yönetim Sistemi ile kontrol artacakTürkiye'de İHA sistemlerine ilişkin tescil, kayıt, denetim ve yetkilendirme süreçlerini yürütmeye yetkili otorite olan SHGM, İHATTYS'ni kuracak ve işletecek.İHA trafiğini izleyip yönetmek amacıyla kurulacak sistemle anlık konum takibi ve uçuş emniyeti tespitleri merkezi olarak yapılabilecek.Genel Müdürlük, kayıtlı İHA'ların anlık konum ve uçuş durum bilgisini izleme, coğrafi bölge verilerini işleticilere makine tarafından okunabilir dijital formatta yayımlama ve gerçek zamanlı güncelleme, uçuş izni başvurularını, onaylarını ve iptallerini çevrim içi ve belgelenebilir biçimde kayıt altına alma, aynı hava sahasını aynı anda talep eden birden fazla İHA arasında çatışma tespiti yaparak işleticileri uyaracak biçimde sistemi tasarlama ve işletme çalışmalarını yönetecek.Tarım ve Orman Bakanlığınca ruhsatlandırılmış İHA sistemleri ile serbest bölgelerde (yeşil bölge) ve meskun mahal dışında gerçekleştirilecek tarımsal operasyonlarda, İHATTYS üzerinden yapılacak bildirim yeterli olacak, ayrıca operasyonel yetkilendirme aranmayacak.- Talimata aykırı hareket edenlere idari para cezasıTalimatta belirtilen usul ve esaslara aykırı hareket edenler hakkında 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu'nun ilgili ceza hükümleri ile SHGM Tarafından Verilecek İdari Para Cezaları Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanacak.Genel Müdürlük, emniyet denetimleri sonucu talimat gerekliliklerini karşılamadığı tespit edilen işleticilerin operasyonel yetkilendirmelerini, Hafif İHA İşleticisi Sertifikası ve pilotların yetkinlik belgelerini sınırlandırarak askıya alabilecek veya iptal edebilecek.Kurumdan gerekli izinler alınmadan veya belirlenen sahalar dışına çıkılarak gerçekleştirilen uçuşlarda, ilgili şahıs ve işletmeler hakkında idari yaptırım işlemleri başlatılacak ve suç teşkil eden fiiller bakımından Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacak.- Terör ve mahremiyet hassasiyetiİşletici ve pilot, İHA'nın terör ve yasa dışı kullanımına karşı tedbir almakla yükümlü olacak, mahremiyet ihlalinde Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanacak.Açık ve özel kategorilerde İHA kullanacak uzaktan pilotlar için yaş sınırı 16 olacak. Ancak C0 sınıfı İHA'nın işletilmesinde, azami kalkış ağırlığı 500 gramın altındaki İHA'ların kullanılmasında, 16 yaşından büyük yetkin pilotun doğrudan denetimi altında yapılan uçuşlarda asgari yaş sınırı aranmayacak.- Yabancı tescilli İHA operasyonlarıBaşka bir ülkede tescilli İHA işleticisi, Türk hava sahasında operasyon yapmak istediğinde tescil edildiği ülkenin otoritesinden aldığı geçerli operasyonel yetkilendirmeyi ve Genel Müdürlükçe talep edilen risk analizlerini sunacak.Genel Müdürlük veya onun yetkilendirdiği kurum ve kuruluşlar, sunulan yetkilendirmenin planlanan operasyon yeri ve şartları için uygunluğunu teyit ederek, yerel saha kısıtlamaları hakkında işleticiyi bilgilendirecek.Yabancı tescilli İHA'ların Türk hava sahasında gerçekleştireceği her türlü operasyon, en az 20 gün önce Genel Müdürlüğe başvuru yapılması ve izin alınması şartına bağlanacak. Acil durum, kamu güvenliği, basın-yayın faaliyetleri ve afet müdahalesi gibi öngörülemeyen hallerde Genel Müdürlük, başvuru süresini kısaltabilecek veya bu şartı aramaksızın geçici uçuş izni düzenleyebilecek.Yabancı pilotların lisanslarının tanınması, karşılıklılık (mütekabiliyet) ilkesi ve uluslararası antlaşmalar çerçevesinde Genel Müdürlükçe değerlendirilecek.- Kayıt zorunluluğuÖzel veya sertifikalı kategoride operasyon yapanlar ile açık kategoride azami kalkış ağırlığı 500 gram ve üstü olan veya üzerinde kamera, mikrofon gibi kişisel verileri kaydetmeye yarayan sensör bulunan İHA'ları işletenler, Genel Müdürlüğün sistemine kayıt yaptıracaklar.Sertifikalı kategorideki İHA'lar ile azami kalkış ağırlığı 150 kilogram ve üzerinde olanlar, Genel Müdürlük Hava Aracı Sicili'ne tescil edilecek ve buna ilişkin işaret alacak.Kayıt ve tescil başvuruları, diğer ilgili kurumların sonuçlandırmasını müteakip Genel Müdürlükçe en geç 15 iş günü içinde tamamlanacak.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/iha-larin-izinsiz-ucusuna-karsi-ozel-takip-sistemi-geliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Afrika'da sigara tüketimi halen düşük olsa da artış eğilimi endişe yaratıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/afrika-da-sigara-tuketimi-halen-dusuk-olsa-da-artis-egilimi-endise-yaratiyor/854946/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/afrika-da-sigara-tuketimi-halen-dusuk-olsa-da-artis-egilimi-endise-yaratiyor/854946/</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:06:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Afrika'da sigara kullanımı ülkeden ülkeye farklılık gösterse de dini ve kültürel normların sigarayı ayıp bir davranış olarak görmesi, kıtayı dünyada tütün kullanımının en düşük olduğu bölgelerden biri yapıyor - Hızlı nüfus artışı, genç nüfus oranının yüksekliği ve tütün şirketlerinin yatırımları, bu tabloya ilişkin riski büyütüyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — GÜLSÜM İNCEKAYA/ADAM ABU BASHAL - Afrika'da sigara kullanımının dini ve kültürel normlar nedeniyle birçok toplumda ayıp bir davranış olarak görülmesi kıtayı dünyada tütün kullanımının en düşük olduğu bölgelerden biri haline getirirken, hızlı nüfus artışı, genç nüfus oranının yüksekliği ve tütün şirketlerinin yatırımları bu tabloya ilişkin endişeleri artırıyor.Dünya Tütünsüz Günü kapsamında her yıl 31 Mayıs'ta, tütün kullanımının zararlarına dikkat çekmek ve sigarayı bırakmayı teşvik etmek amacıyla çeşitli farkındalık etkinlikleri düzenleniyor.Afrika halen dünyadaki en düşük tütün kullanım oranına sahip bölge konumunda bulunuyor ancak uluslararası raporlar, hızlı nüfus artışı, genç nüfus oranının yüksekliği ve tütün şirketlerinin yatırımları nedeniyle gelecekte ciddi halk sağlığı riskleriyle karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor.Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) Küresel Tütün Eğilimleri Raporu'na göre Afrika, yaklaşık yüzde 9,5'lik oranla dünyada tütün kullanımının en düşük olduğu bölge olarak öne çıkıyor.Bununla birlikte raporda, kıtanın hızlı nüfus artışı nedeniyle tütün kullanan kişi sayısının mutlak olarak artmaya devam edeceği belirtilirken, mevcut eğilimlerin sürmesi halinde Afrika'nın gelecek yıllarda küresel tütün endüstrisinin en önemli büyüme alanlarından biri haline gelebileceği uyarısı yapılıyor.Bazı öngörüler ise tütün kontrol önlemlerinin güçlendirilmemesi halinde Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) ve Kamerun gibi ülkelerde tütün kullanım oranlarının 2050'ye kadar nüfusun yüzde 40'ını aşabileceğine işaret ediyor.DSÖ, tütün kullanımını, dünya genelinde önlenebilir ölüm nedenlerinin başında gösteriyor. Kuruluş verilerine göre tütün kaynaklı ölümlerin büyük bölümü düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana geliyor.- Tütün şirketleri Afrika'yı büyüme rotası olarak görüyorAfrika Tütün Kontrolü İttifakı'nın (ATCA) yayımladığı Afrika Tütün Endüstrisi Müdahale Endeksi raporları, uluslararası tütün şirketlerinin genç nüfus, ucuz iş gücü ve büyüyen ekonomiler nedeniyle Afrika'yı stratejik yatırım alanı olarak gördüğünü ortaya koyuyor.2025 verilerine göre Zambiya, Malavi ve Mozambik, tütün endüstrisinin hükümet politikalarına en fazla müdahale ettiği ülkeler arasında yer alıyor. Raporda, bu ülkelerde tütün kontrol politikalarının şirket baskısı nedeniyle zayıfladığı değerlendirmesi yapılıyor.Uganda, Etiyopya, Gabon ve Senegal ise tütün endüstrisinin halk sağlığı politikalarına müdahalesini sınırlandıran yasal düzenlemeleri nedeniyle olumlu örnekler arasında gösteriliyor.Kıta genelinde sigara kullanım oranları ülkeden ülkeye önemli farklılıklar gösteriyor. Bazı ülkelerde kullanım oranları düşük seviyelerde kalırken, bazı bölgelerde genç nüfus ve şehirleşmenin etkisiyle tüketim eğilimlerinde artış gözlemleniyor.Uzmanlar, bu farklılıkların yalnızca ekonomik koşullarla değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal normlarla da yakından ilişkili olduğunun altını çiziyor.- Nijerya'da sosyal baskı kullanımın görünürlüğünü azaltıyorAfrika'nın en kalabalık ülkesi Nijerya'da, sigara kullanımının birçok ülkeye kıyasla daha düşük seviyelerde seyrettiği görülüyor. Ülkede sigara içmenin özellikle kadınlar açısından olumsuz sosyal algıyla karşılandığı, bazı çevrelerde ayıp ve saygısız bir davranış olarak değerlendiriliyor.Bununla birlikte özellikle genç erkek nüfus arasında kullanım eğiliminin daha görünür olduğu gözlemleniyor. Sigaraya yönelik toplumsal baskı, kullanımın kamusal alanlardan daha kapalı ortamlara kaymasına neden oluyor.Gambiya'da ise sigara kullanımına yönelik yaklaşım daha çok dini ve kültürel değerlerle şekilleniyor. Nüfusun önemli bölümünün muhafazakar sosyal yapıya sahip olması, sigara kullanımını sınırlayıcı bir unsur olarak görülüyor.Sudan'da ise sigara kullanımı daha çok şehirleşme ve ekonomik koşullarla ilişkilendiriliyor. Kent merkezlerinde kullanım daha görünür hale gelirken, kırsal bölgelerde sosyal ve ekonomik faktörler nedeniyle daha düşük seviyelerde seyrediyor.Uzmanlar, ülkede tütün kontrol politikalarının uygulama kapasitesinin sınırlı olmasının kullanım davranışlarında bölgesel farklılıklara yol açtığını ifade ediyor.- Güney Afrika'da elektronik sigara alarmıGüney Afrika merkezli raporlar, elektronik sigara ve nikotin keseleri gibi yeni nesil ürünlerin özellikle genç nüfus arasında hızla yayıldığını ortaya koyuyor.Zarar azaltma söylemiyle pazarlanan bu ürünlerin, sigarayı bırakmayı teşvik etmek yerine bazı gruplarda sigaraya başlama oranlarını arttırıyor. Raporlarda ayrıca tütün şirketlerinin bazı yoksul bölgelerde sigaraları tek dal halinde satarak çocuklar ve düşük gelirli gruplar açısından erişimi kolaylaştırdığına dikkati çekiliyor.Uzmanlara göre Afrika genelindeki örnekler, sigara kullanımının yalnızca sağlık politikalarıyla değil, kültürel yapı, dini normlar ve toplumsal değerlerle de şekillendiğini ortaya koyuyor.Uluslararası sağlık kuruluşları da tütün kullanımının yalnızca bireysel sağlık sorunu olmadığını, aynı zamanda sağlık sistemleri üzerinde ciddi ekonomik yük oluşturduğunu vurguluyor. Tütün kaynaklı hastalıkların tedavi maliyetleri ve iş gücü kaybı özellikle düşük gelirli ülkelerde kalkınma süreçlerini olumsuz etkilediği de gözlemleniyor.Genel tablo, Afrika'da sigara kullanımının tek bir eğilim üzerinden açıklanamayacağını ortaya koyarken, Nijerya, Gambiya ve Sudan örnekleri kıtada tütün kullanımının sosyal algı, kültürel normlar ve ekonomik koşullarla şekillendiğini gösteriyor.- Sigara hayatımı ciddi şekilde etkiliyorduSigarayı bırakan 34 yaşındaki Nijeryalı Baaba Dan-Jayi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gençlik yıllarında sigarayı modern yaşamın bir parçası olarak gördüğünü ancak zamanla sağlık sorunları yaşamaya başladığını söyledi.Dan-Jayi, uzun yıllar sigara kullandığını belirterek, Çevremde birçok kişi sigara içiyordu. Özellikle şehir hayatında bu durum normalleşmişti. Ancak nefes darlığı ve sürekli yorgunluk yaşamaya başlayınca bunun hayatımı ciddi şekilde etkilediğini fark ettim. dedi.Sigara bırakma sürecinin kolay olmadığını ifade eden Dan-Jayi, ailesinin ve yakın çevresinin desteğinin bu süreçte belirleyici olduğunu dile getirdi.Dan-Jayi, Nijerya'da birçok insan sigaraya mesafeli bakıyor. Özellikle aile büyükleri bunu hoş karşılamıyor. Ben de zamanla bunun yalnızca bireysel bir tercih olmadığını, çevremdeki insanları da etkilediğini anladım. diye konuştu.Sigarayı bıraktıktan sonra hem fiziksel hem de psikolojik olarak kendisini daha iyi hissettiğini söyleyen Dan-Jayi, gençlere sigaraya başlamamaları tavsiyesinde bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — GÜLSÜM İNCEKAYA/ADAM ABU BASHAL - Afrika'da sigara kullanımının dini ve kültürel normlar nedeniyle birçok toplumda ayıp bir davranış olarak görülmesi kıtayı dünyada tütün kullanımının en düşük olduğu bölgelerden biri haline getirirken, hızlı nüfus artışı, genç nüfus oranının yüksekliği ve tütün şirketlerinin yatırımları bu tabloya ilişkin endişeleri artırıyor.Dünya Tütünsüz Günü kapsamında her yıl 31 Mayıs'ta, tütün kullanımının zararlarına dikkat çekmek ve sigarayı bırakmayı teşvik etmek amacıyla çeşitli farkındalık etkinlikleri düzenleniyor.Afrika halen dünyadaki en düşük tütün kullanım oranına sahip bölge konumunda bulunuyor ancak uluslararası raporlar, hızlı nüfus artışı, genç nüfus oranının yüksekliği ve tütün şirketlerinin yatırımları nedeniyle gelecekte ciddi halk sağlığı riskleriyle karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor.Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) Küresel Tütün Eğilimleri Raporu'na göre Afrika, yaklaşık yüzde 9,5'lik oranla dünyada tütün kullanımının en düşük olduğu bölge olarak öne çıkıyor.Bununla birlikte raporda, kıtanın hızlı nüfus artışı nedeniyle tütün kullanan kişi sayısının mutlak olarak artmaya devam edeceği belirtilirken, mevcut eğilimlerin sürmesi halinde Afrika'nın gelecek yıllarda küresel tütün endüstrisinin en önemli büyüme alanlarından biri haline gelebileceği uyarısı yapılıyor.Bazı öngörüler ise tütün kontrol önlemlerinin güçlendirilmemesi halinde Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) ve Kamerun gibi ülkelerde tütün kullanım oranlarının 2050'ye kadar nüfusun yüzde 40'ını aşabileceğine işaret ediyor.DSÖ, tütün kullanımını, dünya genelinde önlenebilir ölüm nedenlerinin başında gösteriyor. Kuruluş verilerine göre tütün kaynaklı ölümlerin büyük bölümü düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana geliyor.- Tütün şirketleri Afrika'yı büyüme rotası olarak görüyorAfrika Tütün Kontrolü İttifakı'nın (ATCA) yayımladığı Afrika Tütün Endüstrisi Müdahale Endeksi raporları, uluslararası tütün şirketlerinin genç nüfus, ucuz iş gücü ve büyüyen ekonomiler nedeniyle Afrika'yı stratejik yatırım alanı olarak gördüğünü ortaya koyuyor.2025 verilerine göre Zambiya, Malavi ve Mozambik, tütün endüstrisinin hükümet politikalarına en fazla müdahale ettiği ülkeler arasında yer alıyor. Raporda, bu ülkelerde tütün kontrol politikalarının şirket baskısı nedeniyle zayıfladığı değerlendirmesi yapılıyor.Uganda, Etiyopya, Gabon ve Senegal ise tütün endüstrisinin halk sağlığı politikalarına müdahalesini sınırlandıran yasal düzenlemeleri nedeniyle olumlu örnekler arasında gösteriliyor.Kıta genelinde sigara kullanım oranları ülkeden ülkeye önemli farklılıklar gösteriyor. Bazı ülkelerde kullanım oranları düşük seviyelerde kalırken, bazı bölgelerde genç nüfus ve şehirleşmenin etkisiyle tüketim eğilimlerinde artış gözlemleniyor.Uzmanlar, bu farklılıkların yalnızca ekonomik koşullarla değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal normlarla da yakından ilişkili olduğunun altını çiziyor.- Nijerya'da sosyal baskı kullanımın görünürlüğünü azaltıyorAfrika'nın en kalabalık ülkesi Nijerya'da, sigara kullanımının birçok ülkeye kıyasla daha düşük seviyelerde seyrettiği görülüyor. Ülkede sigara içmenin özellikle kadınlar açısından olumsuz sosyal algıyla karşılandığı, bazı çevrelerde ayıp ve saygısız bir davranış olarak değerlendiriliyor.Bununla birlikte özellikle genç erkek nüfus arasında kullanım eğiliminin daha görünür olduğu gözlemleniyor. Sigaraya yönelik toplumsal baskı, kullanımın kamusal alanlardan daha kapalı ortamlara kaymasına neden oluyor.Gambiya'da ise sigara kullanımına yönelik yaklaşım daha çok dini ve kültürel değerlerle şekilleniyor. Nüfusun önemli bölümünün muhafazakar sosyal yapıya sahip olması, sigara kullanımını sınırlayıcı bir unsur olarak görülüyor.Sudan'da ise sigara kullanımı daha çok şehirleşme ve ekonomik koşullarla ilişkilendiriliyor. Kent merkezlerinde kullanım daha görünür hale gelirken, kırsal bölgelerde sosyal ve ekonomik faktörler nedeniyle daha düşük seviyelerde seyrediyor.Uzmanlar, ülkede tütün kontrol politikalarının uygulama kapasitesinin sınırlı olmasının kullanım davranışlarında bölgesel farklılıklara yol açtığını ifade ediyor.- Güney Afrika'da elektronik sigara alarmıGüney Afrika merkezli raporlar, elektronik sigara ve nikotin keseleri gibi yeni nesil ürünlerin özellikle genç nüfus arasında hızla yayıldığını ortaya koyuyor.Zarar azaltma söylemiyle pazarlanan bu ürünlerin, sigarayı bırakmayı teşvik etmek yerine bazı gruplarda sigaraya başlama oranlarını arttırıyor. Raporlarda ayrıca tütün şirketlerinin bazı yoksul bölgelerde sigaraları tek dal halinde satarak çocuklar ve düşük gelirli gruplar açısından erişimi kolaylaştırdığına dikkati çekiliyor.Uzmanlara göre Afrika genelindeki örnekler, sigara kullanımının yalnızca sağlık politikalarıyla değil, kültürel yapı, dini normlar ve toplumsal değerlerle de şekillendiğini ortaya koyuyor.Uluslararası sağlık kuruluşları da tütün kullanımının yalnızca bireysel sağlık sorunu olmadığını, aynı zamanda sağlık sistemleri üzerinde ciddi ekonomik yük oluşturduğunu vurguluyor. Tütün kaynaklı hastalıkların tedavi maliyetleri ve iş gücü kaybı özellikle düşük gelirli ülkelerde kalkınma süreçlerini olumsuz etkilediği de gözlemleniyor.Genel tablo, Afrika'da sigara kullanımının tek bir eğilim üzerinden açıklanamayacağını ortaya koyarken, Nijerya, Gambiya ve Sudan örnekleri kıtada tütün kullanımının sosyal algı, kültürel normlar ve ekonomik koşullarla şekillendiğini gösteriyor.- Sigara hayatımı ciddi şekilde etkiliyorduSigarayı bırakan 34 yaşındaki Nijeryalı Baaba Dan-Jayi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gençlik yıllarında sigarayı modern yaşamın bir parçası olarak gördüğünü ancak zamanla sağlık sorunları yaşamaya başladığını söyledi.Dan-Jayi, uzun yıllar sigara kullandığını belirterek, Çevremde birçok kişi sigara içiyordu. Özellikle şehir hayatında bu durum normalleşmişti. Ancak nefes darlığı ve sürekli yorgunluk yaşamaya başlayınca bunun hayatımı ciddi şekilde etkilediğini fark ettim. dedi.Sigara bırakma sürecinin kolay olmadığını ifade eden Dan-Jayi, ailesinin ve yakın çevresinin desteğinin bu süreçte belirleyici olduğunu dile getirdi.Dan-Jayi, Nijerya'da birçok insan sigaraya mesafeli bakıyor. Özellikle aile büyükleri bunu hoş karşılamıyor. Ben de zamanla bunun yalnızca bireysel bir tercih olmadığını, çevremdeki insanları da etkilediğini anladım. diye konuştu.Sigarayı bıraktıktan sonra hem fiziksel hem de psikolojik olarak kendisini daha iyi hissettiğini söyleyen Dan-Jayi, gençlere sigaraya başlamamaları tavsiyesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
