<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>İsrailli aşırı sağcı Bakan, Filistinli kadın esirle burası otel değil ifadeleriyle alay etti </title>
      <link>https://www.canligaste.com/israilli-asiri-sagci-bakan-filistinli-kadin-esirle-burasi-otel-degil-ifadeleriyle-alay-etti/888083/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/israilli-asiri-sagci-bakan-filistinli-kadin-esirle-burasi-otel-degil-ifadeleriyle-alay-etti/888083/</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:39:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kudüs / İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, İsrail hapishanesinde alıkoydukları Filistinli kadın esirle Burası otel değil.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kudüs Haberleri : İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, İsrail hapishanesinde alıkoydukları Filistinli kadın esirle Burası otel değil. ifadeleriyle alay etti.Bakan Ben-Gvir, dün Telegram hesabından bir İsrail hapishanesinde alıkonulan Filistinli kadın esirin tutulduğu hücreyi bastığı anların videosunu paylaştı.Filistinli esirin tutulduğu koşulların son derece kötü olduğunu, temiz su ve iyi yemeğe erişemediklerini, tıbbi tedaviden mahrum olduklarını söylemesi üzerine Ben-Gvir, hücredeki su şişesine işaret ederek hak ihlallerini tehditkar bir dille inkar etti.Filistinli kadın esire, Su var aslında, görüyorum. Ama yemeklerin iyi olması gerekmiyor. Burası otel değil. Eskiden burası bir oteldi. Bugün otel değil. ifadelerini kullanan Ben-Gvir, hapishanelerde alıkoydukları Filistinli esirlerin temel insan haklarını ihlal ettiklerini açıkça söyledi.Ben-Gvir'in Ulusal Güvenlik Bakanlığı görevine gelmesinden bu yana İsrail'de Filistinli esirlere yönelik hak ihlalleri giderek arttı.Filistinli ve uluslararası insan hakları kuruluşlarına göre, İsrail hapishanelerinde 350'si çocuk, 84'ü kadın olmak üzere 9 bin 600'den fazla Filistinli esir tutuluyor.Açlık, işkence ve tıbbi ihmal gibi son derece ağır şartlar altında yaşam mücadelesi veren onlarca esir, söz konusu kötü muameleler nedeniyle hayatını kaybetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kudüs Haberleri : İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, İsrail hapishanesinde alıkoydukları Filistinli kadın esirle Burası otel değil. ifadeleriyle alay etti.Bakan Ben-Gvir, dün Telegram hesabından bir İsrail hapishanesinde alıkonulan Filistinli kadın esirin tutulduğu hücreyi bastığı anların videosunu paylaştı.Filistinli esirin tutulduğu koşulların son derece kötü olduğunu, temiz su ve iyi yemeğe erişemediklerini, tıbbi tedaviden mahrum olduklarını söylemesi üzerine Ben-Gvir, hücredeki su şişesine işaret ederek hak ihlallerini tehditkar bir dille inkar etti.Filistinli kadın esire, Su var aslında, görüyorum. Ama yemeklerin iyi olması gerekmiyor. Burası otel değil. Eskiden burası bir oteldi. Bugün otel değil. ifadelerini kullanan Ben-Gvir, hapishanelerde alıkoydukları Filistinli esirlerin temel insan haklarını ihlal ettiklerini açıkça söyledi.Ben-Gvir'in Ulusal Güvenlik Bakanlığı görevine gelmesinden bu yana İsrail'de Filistinli esirlere yönelik hak ihlalleri giderek arttı.Filistinli ve uluslararası insan hakları kuruluşlarına göre, İsrail hapishanelerinde 350'si çocuk, 84'ü kadın olmak üzere 9 bin 600'den fazla Filistinli esir tutuluyor.Açlık, işkence ve tıbbi ihmal gibi son derece ağır şartlar altında yaşam mücadelesi veren onlarca esir, söz konusu kötü muameleler nedeniyle hayatını kaybetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/israilli-asiri-sagci-bakan-filistinli-kadin-esirle-burasi-otel-degil-ifadeleriyle-alay-etti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yeni Ankara Stadında koltuklar yerleştirilmeye başlandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yeni-ankara-stadinda-koltuklar-yerlestirilmeye-baslandi/888082/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yeni-ankara-stadinda-koltuklar-yerlestirilmeye-baslandi/888082/</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:39:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: 51 bin seyirci kapasiteli statta kırmızı ve beyaz renkli koltuklarla Türkiye yazısı oluşturuldu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- Başkent Ankara'da yapımı süren ve Türkiye'nin en modern spor tesislerinden biri olacak yeni statta koltuklar yerleştirilmeye başlandı.ASL Yıldızlar Ortak Girişimi Ankara Stadyumu Proje Müdürü Cem Saraçlar'dan alınan bilgiye göre kırmızı ve beyaz koltukların yerleştirildiği tribün bölümünde, beyaz koltuklarla Türkiye yazısı oluşturuldu.Gençlik ve Spor Bakanlığı adına TOKİ tarafından inşa edilen 51 bin seyirci kapasiteli stadın, Türkiye'nin en modern spor tesislerinden biri olması hedeflenirken statta yapım çalışmaları son aşamaya geldi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- Başkent Ankara'da yapımı süren ve Türkiye'nin en modern spor tesislerinden biri olacak yeni statta koltuklar yerleştirilmeye başlandı.ASL Yıldızlar Ortak Girişimi Ankara Stadyumu Proje Müdürü Cem Saraçlar'dan alınan bilgiye göre kırmızı ve beyaz koltukların yerleştirildiği tribün bölümünde, beyaz koltuklarla Türkiye yazısı oluşturuldu.Gençlik ve Spor Bakanlığı adına TOKİ tarafından inşa edilen 51 bin seyirci kapasiteli stadın, Türkiye'nin en modern spor tesislerinden biri olması hedeflenirken statta yapım çalışmaları son aşamaya geldi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/yeni-ankara-stadinda-koltuklar-yerlestirilmeye-baslandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Fenerbahçe'nin borcunun 27 milyar 961 milyon lira olduğu açıklandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/fenerbahce-nin-borcunun-27-milyar-961-milyon-lira-oldugu-aciklandi/888080/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/fenerbahce-nin-borcunun-27-milyar-961-milyon-lira-oldugu-aciklandi/888080/</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:36:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Fenerbahçe Kulübünün 1 Haziran 2025-31 Mayıs 2026 dönemini kapsayan raporuna göre toplam borcunun 27 milyar 961 milyon lira olduğu bildirildiKalamış'taki Faruk Ilgaz Tesisleri'nde gerçekleştirilen olağan yüksek divan kurulu toplantısında konuşan Fenerbahçe Denetim Kurulu Başkanı Mehmet Vodina, 1 Haziran 2025-31 Mayıs 2026 dönemini kapsayan rapora göre kulübün kısa vadeli yükümlülüklerinin 17 milyar 195 milyon lira, uzun vadeli yükümlülüklerinin 10 milyar 776 milyon lira, özkaynak birikmiş zararının 1 milyar 538 milyon lira ve toplam borcunun 27 milyar 961 milyon lira olduğunu duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- Fenerbahçe Kulübünün 1 Haziran 2025-31 Mayıs 2026 dönemini kapsayan raporuna göre toplam borcunun 27 milyar 961 milyon lira olduğu bildirildiKalamış'taki Faruk Ilgaz Tesisleri'nde gerçekleştirilen olağan yüksek divan kurulu toplantısında konuşan Fenerbahçe Denetim Kurulu Başkanı Mehmet Vodina, 1 Haziran 2025-31 Mayıs 2026 dönemini kapsayan rapora göre kulübün kısa vadeli yükümlülüklerinin 17 milyar 195 milyon lira, uzun vadeli yükümlülüklerinin 10 milyar 776 milyon lira, özkaynak birikmiş zararının 1 milyar 538 milyon lira ve toplam borcunun 27 milyar 961 milyon lira olduğunu duyurdu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- Fenerbahçe Kulübünün 1 Haziran 2025-31 Mayıs 2026 dönemini kapsayan raporuna göre toplam borcunun 27 milyar 961 milyon lira olduğu bildirildiKalamış'taki Faruk Ilgaz Tesisleri'nde gerçekleştirilen olağan yüksek divan kurulu toplantısında konuşan Fenerbahçe Denetim Kurulu Başkanı Mehmet Vodina, 1 Haziran 2025-31 Mayıs 2026 dönemini kapsayan rapora göre kulübün kısa vadeli yükümlülüklerinin 17 milyar 195 milyon lira, uzun vadeli yükümlülüklerinin 10 milyar 776 milyon lira, özkaynak birikmiş zararının 1 milyar 538 milyon lira ve toplam borcunun 27 milyar 961 milyon lira olduğunu duyurdu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/fenerbahce-nin-borcunun-27-milyar-961-milyon-lira-oldugu-aciklandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Huzur İstanbul uygulamasında 726 kişi yakalandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/huzur-istanbul-uygulamasinda-726-kisi-yakalandi/888079/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/huzur-istanbul-uygulamasinda-726-kisi-yakalandi/888079/</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:33:09 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / Kentte 24 ruhsatsız ve 7 kurusıkı tabanca ile 2 tüfeğin ele geçirildiği uygulamada, trafik kurallarına uymayan sürücülere 2 milyon 244 bin 551 lira idari para cezası kesildi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : İstanbul'da düzenlenen Huzur İstanbul uygulamasında, çeşitli suçlardan aranan 351 şüphelinin de aralarında bulunduğu toplam 726 kişi gözaltına alındı.İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü koordinesinde dün gerçekleştirilen uygulama, iki aşamalı yapıldı.İlk aşamada 20.00-22.00 saatlerinde 195 noktada 1130 personelin katılımıyla sabit yol uygulaması gerçekleştirildi. Uygulamaya ayrıca bir polis helikopteri ile Deniz Limanı Şube Müdürlüğüne bağlı 5 bot da destek verdi.İkinci aşamada ise 22.00-23.59 saatlerinde 1015 personelin katılımıyla umuma açık yerlere yönelik denetimler yapıldı.Uygulama kapsamında 317 bin 188 kişinin Genel Bilgi Toplama (GBT) sorgulaması yapıldı. Aralarında çeşitli suçlardan aranan 351 şüphelinin de bulunduğu toplam 726 kişi gözaltına alındı.Denetimlerde, 24 ruhsatsız tabanca, 2 tüfek, 7 kurusıkı tabanca, 141 fişek, 797 gram uyuşturucu, 12 uyuşturucu hap ile uyuşturucudan elde edildiği değerlendirilen 6 bin 765 lira, 105 avro ve 5 dolar ele geçirildi.Ekiplerce 507 umuma açık iş yeri denetlendi.Trafik denetimlerinde ise 41 bin 856 araç ile 2 bin 8 motosiklet kontrol edildi, 2 bin 520 araç ve motosiklet ile 39 sürücüye işlem uygulanırken, 10 araç trafikten men edildi.Denetimlerde, sürücülere 2 milyon 244 bin 551 lira idari para cezası uygulandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : İstanbul'da düzenlenen Huzur İstanbul uygulamasında, çeşitli suçlardan aranan 351 şüphelinin de aralarında bulunduğu toplam 726 kişi gözaltına alındı.İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü koordinesinde dün gerçekleştirilen uygulama, iki aşamalı yapıldı.İlk aşamada 20.00-22.00 saatlerinde 195 noktada 1130 personelin katılımıyla sabit yol uygulaması gerçekleştirildi. Uygulamaya ayrıca bir polis helikopteri ile Deniz Limanı Şube Müdürlüğüne bağlı 5 bot da destek verdi.İkinci aşamada ise 22.00-23.59 saatlerinde 1015 personelin katılımıyla umuma açık yerlere yönelik denetimler yapıldı.Uygulama kapsamında 317 bin 188 kişinin Genel Bilgi Toplama (GBT) sorgulaması yapıldı. Aralarında çeşitli suçlardan aranan 351 şüphelinin de bulunduğu toplam 726 kişi gözaltına alındı.Denetimlerde, 24 ruhsatsız tabanca, 2 tüfek, 7 kurusıkı tabanca, 141 fişek, 797 gram uyuşturucu, 12 uyuşturucu hap ile uyuşturucudan elde edildiği değerlendirilen 6 bin 765 lira, 105 avro ve 5 dolar ele geçirildi.Ekiplerce 507 umuma açık iş yeri denetlendi.Trafik denetimlerinde ise 41 bin 856 araç ile 2 bin 8 motosiklet kontrol edildi, 2 bin 520 araç ve motosiklet ile 39 sürücüye işlem uygulanırken, 10 araç trafikten men edildi.Denetimlerde, sürücülere 2 milyon 244 bin 551 lira idari para cezası uygulandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İran Silahlı Kuvvetleri: “ABD, bölgesel savaşı tırmandıracak bir savaş kışkırtıcılığı politikası takip ediyor”</title>
      <link>https://www.canligaste.com/iran-silahli-kuvvetleri-abd-bolgesel-savasi-tirmandiracak-bir-savas-kiskirticiligi-politikasi-takip-ediyor/888078/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/iran-silahli-kuvvetleri-abd-bolgesel-savasi-tirmandiracak-bir-savas-kiskirticiligi-politikasi-takip-ediyor/888078/</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:33:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya / İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaşı yürüten birimi Hatemül Enbiya Merkez Karargahı Komutanı Ali Abdullahi, ABD’den İran’a yönelik yapılan açıklamalar hakkında, “ABD, bölgesel savaşı tırmandıracak bir savaş kışkırtıcılığı politikası takip ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri : İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaşı yürüten birimi Hatemül Enbiya Merkez Karargahı Komutanı Ali Abdullahi, ABD’den İran’a yönelik yapılan açıklamalar hakkında, “ABD, bölgesel savaşı tırmandıracak bir savaş kışkırtıcılığı politikası takip ediyor.” dedi.İran basınına yansıyan haberlere göre, Abdullahi, ABD’den İran’a ilişkin gelen açıklamalar hakkında konuştu.“ABD, bölgesel savaşı tırmandıracak bir savaş kışkırtıcılığı politikası takip ediyor.” diyen Abdullahi, ABD’nin bu politikasını, bölgede meşru olmayacak şekilde hakimiyet kurma stratejisinin tehlikeli bir sonucu olarak nitelendirdi.Abdullahi, ABD’nin İran’a yönelik 28 Şubat'ta başlattığı saldırıyla birlikte, “şeytani” hedeflerine ulaşmak için Müslümanların çıkarlarına ve kaynaklarına yönelik yıkım temelli saldırılarından kaçınmayacağını gösterdiğini söyledi.Bölge ülkelerine de uyarılarda bulunan Abdullahi, ABD’nin bölgedeki ülkelerin zenginliğini ve altyapısını “çürümüş ordusuna” siper yaptığını ve ayrıca İsrail’in güvenliğini sağlamak için kullandığını öne sürdü.Abdullahi ayrıca, ABD’nin savaşın maliyetini bölge ülkelerinin üzerine yıkmaya çalıştığını söyleyerek, bölge ülkelerinin ABD ile olan iş birliklerini gözden geçirmesi gerektiğini aksi halde ABD’ye “kalkan” görevi gören ülkelerin de savaştan olumsuz yönde etkileneceğini söyledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri : İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaşı yürüten birimi Hatemül Enbiya Merkez Karargahı Komutanı Ali Abdullahi, ABD’den İran’a yönelik yapılan açıklamalar hakkında, “ABD, bölgesel savaşı tırmandıracak bir savaş kışkırtıcılığı politikası takip ediyor.” dedi.İran basınına yansıyan haberlere göre, Abdullahi, ABD’den İran’a ilişkin gelen açıklamalar hakkında konuştu.“ABD, bölgesel savaşı tırmandıracak bir savaş kışkırtıcılığı politikası takip ediyor.” diyen Abdullahi, ABD’nin bu politikasını, bölgede meşru olmayacak şekilde hakimiyet kurma stratejisinin tehlikeli bir sonucu olarak nitelendirdi.Abdullahi, ABD’nin İran’a yönelik 28 Şubat'ta başlattığı saldırıyla birlikte, “şeytani” hedeflerine ulaşmak için Müslümanların çıkarlarına ve kaynaklarına yönelik yıkım temelli saldırılarından kaçınmayacağını gösterdiğini söyledi.Bölge ülkelerine de uyarılarda bulunan Abdullahi, ABD’nin bölgedeki ülkelerin zenginliğini ve altyapısını “çürümüş ordusuna” siper yaptığını ve ayrıca İsrail’in güvenliğini sağlamak için kullandığını öne sürdü.Abdullahi ayrıca, ABD’nin savaşın maliyetini bölge ülkelerinin üzerine yıkmaya çalıştığını söyleyerek, bölge ülkelerinin ABD ile olan iş birliklerini gözden geçirmesi gerektiğini aksi halde ABD’ye “kalkan” görevi gören ülkelerin de savaştan olumsuz yönde etkileneceğini söyledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Malazgirt'teki arkeolojik buluntular bölgenin tarihine ışık tutuyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/malazgirt-teki-arkeolojik-buluntular-bolgenin-tarihine-isik-tutuyor/888077/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/malazgirt-teki-arkeolojik-buluntular-bolgenin-tarihine-isik-tutuyor/888077/</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:30:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Muş / Kültür ve Turizm İl Müdürü Mehmet Şengül: - Bugüne kadar yaklaşık 2 bin eser gün yüzüne çıkarıldı. Bu eserler, yapımı son aşamaya gelen kazı evimizde muhafaza edilmektedir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Muş Haberleri : Muş'ta, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün desteği ve Muş Alparslan Üniversitesinin ortaklığında yürütülen Malazgirt Savaş Alanının Tespiti, Tarihi ve Arkeolojik Yüzey Araştırma Projesi kapsamında gün yüzüne çıkarılan arkeolojik buluntular, Malazgirt'in tarihsel geçmişine ilişkin önemli bilgiler sunuyor.2020'de başlatılan proje kapsamında arkeolog, antropolog, sanat tarihçisi ve tarihçilerden oluşan uzman ekip, Malazgirt ilçesine yaklaşık 7,5 kilometre uzaklıktaki Afşin Mahallesi'nde Selçuklu Şehitliği olduğu değerlendirilen alanda kazı çalışması yürütüyor.Kültür ve Turizm İl Müdürü Mehmet Şengül, projenin bilimsel yürütücüsü Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Çevik ile yürütülen çalışmalara ilişkin gazetecilere açıklamalarda bulundu.Şengül, 2020'den bu yana devam eden Malazgirt Savaş Alanı Tarihi ve Arkeolojik Yüzey Araştırması Projesi ile 2025 yılında başlatılan Tarihi Malazgirt Kenti Kazısı kapsamında bugüne kadar yaklaşık 2 bin arkeolojik eserin gün yüzüne çıkarıldığını söyledi.Yüzey araştırmalarında Roma ve Bizans dönemlerine ait sikkeler, çok sayıda ok ve mızrak ucu ile askeri nitelikli metal buluntuların tespit edildiğini belirten Şengül, İç Kale'de yeni mekanın ortaya çıkarıldığını, Arap Mezarlığı olarak bilinen tarihi Müslüman mezarlığında ise mezarların bilimsel yöntemlerle belgelenerek kayıt altına alındığını ifade etti.Malazgirt'te yürütülen çalışmaların hem 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi'nin gerçekleştiği alanın belirlenmesi hem de tarihi kent dokusunun ortaya çıkarılması açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Şengül, şunları kaydetti:Çalışmalar, Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile Kültür ve Turizm Bakanlığımızın himaye ve destekleriyle yürütülmektedir. İlk projemiz Prof. Dr. Adnan Çevik'in bilimsel yürütücülüğünde, Bitlis Ahlat Müze Müdürlüğü Başkanlığında ve denetiminde sürdürülen Malazgirt Savaş Alanı Tarihi ve Arkeolojik Yüzey Araştırması Projesi'dir. Projenin temel amacı, 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi'nin gerçekleştiği alanı bilimsel yöntemlerle tespit etmek, savaşın arkeolojik izlerini ortaya çıkarmak ve bölgenin tarihsel gelişimini aydınlatmaktır. Bu kapsamda Malazgirt ilçe merkezi ile Harabesor, Örenşar, Kanlıdere, Aydınlık Mevki, Afşin, Ziyarettepe, Aytaç Düzü, Gezo Düzü ve Çivi Düzü gibi geniş bir coğrafyada yüzey araştırmaları gerçekleştirilmektedir. İkinci projemiz ise Tarihi Malazgirt Kenti Kazısı'dır. Bu kazılar, Malazgirt Kalesi'nin iç bölümünde devam etmektedir. Çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğümüzün izin ve destekleriyle, Muş Alparslan Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Oğuzhan Karaçetin başkanlığında yürütülmektedir.2025'te İç Kale'de gerçekleştirilen kazılarda giriş bölümünde yer alan yeni bir mekanın gün yüzüne çıkarıldığını anlatan Şengül, Arap Mezarlığı olarak bilinen ve tarihi Müslüman mezarlığı niteliği taşıyan alanda yürütülen kazılarda ise yedi mezar ortaya çıkarılarak bilimsel yöntemlerle belgelenmiştir. İç Kale ve Arap Mezarlığı'nda gerçekleştirilen çalışmalar, Malazgirt'in Orta Çağ dönemine ilişkin tarihsel süreçlerin daha iyi anlaşılmasına önemli katkılar sağlamaktadır. Bugüne kadar yaklaşık 2 bin eser gün yüzüne çıkarıldı. Bu eserler, yapımı son aşamaya gelen kazı evimizde muhafaza edilmektedir. İlerleyen süreçte eserlerin hem Malazgirt'te hem de Muş Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmesi planlanmaktadır. diye konuştu.Yürütülen çalışmaların yalnızca arkeolojik kazılarla sınırlı olmadığını ifade eden Şengül, Malazgirt'in tarih, kültür ve turizm alanında hak ettiği konuma ulaşması için çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü aktardı.Kazı çalışmalarının devam ettiğini dile getiren Şengül, şöyle devam etti:Bu çalışmalarla temel amacımız, 1071 Malazgirt Zaferi'nden günümüze uzanan tarihi mirasımızı bilimsel yöntemlerle araştırmak, elde edilen bulguları gelecek nesillere aktarmak ve toplumumuzda tarih bilincini güçlendirmektir. Geçmişini bilen toplumların geleceğe daha güçlü yürüdüğü inancıyla tarihi mirasımızı koruyarak gelecek kuşaklara emanet etmeyi hedefliyoruz. Çalışmalarımızı genişleterek sürdürecek, elde ettiğimiz bulguları hem bilim dünyasıyla hem de vatandaşlarımızla paylaşacağız. Kazılarımız önümüzdeki yıllarda da aynı kararlılıkla devam edecektir.Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çevik de alanda yürütülen arkeolojik kazılara ilişkin teknik bilgileri paylaştı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Muş Haberleri : Muş'ta, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün desteği ve Muş Alparslan Üniversitesinin ortaklığında yürütülen Malazgirt Savaş Alanının Tespiti, Tarihi ve Arkeolojik Yüzey Araştırma Projesi kapsamında gün yüzüne çıkarılan arkeolojik buluntular, Malazgirt'in tarihsel geçmişine ilişkin önemli bilgiler sunuyor.2020'de başlatılan proje kapsamında arkeolog, antropolog, sanat tarihçisi ve tarihçilerden oluşan uzman ekip, Malazgirt ilçesine yaklaşık 7,5 kilometre uzaklıktaki Afşin Mahallesi'nde Selçuklu Şehitliği olduğu değerlendirilen alanda kazı çalışması yürütüyor.Kültür ve Turizm İl Müdürü Mehmet Şengül, projenin bilimsel yürütücüsü Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Çevik ile yürütülen çalışmalara ilişkin gazetecilere açıklamalarda bulundu.Şengül, 2020'den bu yana devam eden Malazgirt Savaş Alanı Tarihi ve Arkeolojik Yüzey Araştırması Projesi ile 2025 yılında başlatılan Tarihi Malazgirt Kenti Kazısı kapsamında bugüne kadar yaklaşık 2 bin arkeolojik eserin gün yüzüne çıkarıldığını söyledi.Yüzey araştırmalarında Roma ve Bizans dönemlerine ait sikkeler, çok sayıda ok ve mızrak ucu ile askeri nitelikli metal buluntuların tespit edildiğini belirten Şengül, İç Kale'de yeni mekanın ortaya çıkarıldığını, Arap Mezarlığı olarak bilinen tarihi Müslüman mezarlığında ise mezarların bilimsel yöntemlerle belgelenerek kayıt altına alındığını ifade etti.Malazgirt'te yürütülen çalışmaların hem 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi'nin gerçekleştiği alanın belirlenmesi hem de tarihi kent dokusunun ortaya çıkarılması açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Şengül, şunları kaydetti:Çalışmalar, Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile Kültür ve Turizm Bakanlığımızın himaye ve destekleriyle yürütülmektedir. İlk projemiz Prof. Dr. Adnan Çevik'in bilimsel yürütücülüğünde, Bitlis Ahlat Müze Müdürlüğü Başkanlığında ve denetiminde sürdürülen Malazgirt Savaş Alanı Tarihi ve Arkeolojik Yüzey Araştırması Projesi'dir. Projenin temel amacı, 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi'nin gerçekleştiği alanı bilimsel yöntemlerle tespit etmek, savaşın arkeolojik izlerini ortaya çıkarmak ve bölgenin tarihsel gelişimini aydınlatmaktır. Bu kapsamda Malazgirt ilçe merkezi ile Harabesor, Örenşar, Kanlıdere, Aydınlık Mevki, Afşin, Ziyarettepe, Aytaç Düzü, Gezo Düzü ve Çivi Düzü gibi geniş bir coğrafyada yüzey araştırmaları gerçekleştirilmektedir. İkinci projemiz ise Tarihi Malazgirt Kenti Kazısı'dır. Bu kazılar, Malazgirt Kalesi'nin iç bölümünde devam etmektedir. Çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğümüzün izin ve destekleriyle, Muş Alparslan Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Oğuzhan Karaçetin başkanlığında yürütülmektedir.2025'te İç Kale'de gerçekleştirilen kazılarda giriş bölümünde yer alan yeni bir mekanın gün yüzüne çıkarıldığını anlatan Şengül, Arap Mezarlığı olarak bilinen ve tarihi Müslüman mezarlığı niteliği taşıyan alanda yürütülen kazılarda ise yedi mezar ortaya çıkarılarak bilimsel yöntemlerle belgelenmiştir. İç Kale ve Arap Mezarlığı'nda gerçekleştirilen çalışmalar, Malazgirt'in Orta Çağ dönemine ilişkin tarihsel süreçlerin daha iyi anlaşılmasına önemli katkılar sağlamaktadır. Bugüne kadar yaklaşık 2 bin eser gün yüzüne çıkarıldı. Bu eserler, yapımı son aşamaya gelen kazı evimizde muhafaza edilmektedir. İlerleyen süreçte eserlerin hem Malazgirt'te hem de Muş Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmesi planlanmaktadır. diye konuştu.Yürütülen çalışmaların yalnızca arkeolojik kazılarla sınırlı olmadığını ifade eden Şengül, Malazgirt'in tarih, kültür ve turizm alanında hak ettiği konuma ulaşması için çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü aktardı.Kazı çalışmalarının devam ettiğini dile getiren Şengül, şöyle devam etti:Bu çalışmalarla temel amacımız, 1071 Malazgirt Zaferi'nden günümüze uzanan tarihi mirasımızı bilimsel yöntemlerle araştırmak, elde edilen bulguları gelecek nesillere aktarmak ve toplumumuzda tarih bilincini güçlendirmektir. Geçmişini bilen toplumların geleceğe daha güçlü yürüdüğü inancıyla tarihi mirasımızı koruyarak gelecek kuşaklara emanet etmeyi hedefliyoruz. Çalışmalarımızı genişleterek sürdürecek, elde ettiğimiz bulguları hem bilim dünyasıyla hem de vatandaşlarımızla paylaşacağız. Kazılarımız önümüzdeki yıllarda da aynı kararlılıkla devam edecektir.Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çevik de alanda yürütülen arkeolojik kazılara ilişkin teknik bilgileri paylaştı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/malazgirt-teki-arkeolojik-buluntular-bolgenin-tarihine-isik-tutuyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria'da biri çocuk 6 Filistinliyi gözaltına aldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/israil-ordusu-isgal-altindaki-bati-seria-da-biri-cocuk-6-filistinliyi-gozaltina-aldi/888076/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/israil-ordusu-isgal-altindaki-bati-seria-da-biri-cocuk-6-filistinliyi-gozaltina-aldi/888076/</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:24:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Işgal Altındaki Batı Şeria / İsrail ordusunun, işgal altındaki Batı Şeria'da düzenlediği baskınlarda biri çocuk 6 Filistinliyi gözaltına aldığı bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Işgal Altındaki Batı Şeria Haberleri : İsrail ordusunun, işgal altındaki Batı Şeria'da düzenlediği baskınlarda biri çocuk 6 Filistinliyi gözaltına aldığı bildirildi.Filistin resmi haber ajansı WAFA'da yer alan haberde, İsrail güçlerinin Batı Şeria'nın Nablus kentine bağlı beldelere girerek çok sayıda eve baskın yaptığı belirtildi.Nablus'taki baskınlarda 4 Filistinlinin gözaltına alındığı aktarılan haberde, İsrail ordusunun Nablus'a bağlı Asiriye beldesine yaptığı baskın sırasında onlarca Filistinliyi evlerinde mahsur bırakarak sorguya aldığı kaydedildi.Bölgedeki AA muhabirinin görgü tanıklarından edindiği bilgiye göre, evlerinde mahsur tutulan Filistinlilerin çoğu bir süre sonra serbest bırakıldı.WAFA'nın haberinde ayrıca, İsrail ordusunun Beytullahim kentinde de biri çocuk 2 Filistinliyi gözaltına aldığı bilgisi paylaşıldı.İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını başlattığı Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin baskın ve saldırılarında ciddi artış yaşanıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Işgal Altındaki Batı Şeria Haberleri : İsrail ordusunun, işgal altındaki Batı Şeria'da düzenlediği baskınlarda biri çocuk 6 Filistinliyi gözaltına aldığı bildirildi.Filistin resmi haber ajansı WAFA'da yer alan haberde, İsrail güçlerinin Batı Şeria'nın Nablus kentine bağlı beldelere girerek çok sayıda eve baskın yaptığı belirtildi.Nablus'taki baskınlarda 4 Filistinlinin gözaltına alındığı aktarılan haberde, İsrail ordusunun Nablus'a bağlı Asiriye beldesine yaptığı baskın sırasında onlarca Filistinliyi evlerinde mahsur bırakarak sorguya aldığı kaydedildi.Bölgedeki AA muhabirinin görgü tanıklarından edindiği bilgiye göre, evlerinde mahsur tutulan Filistinlilerin çoğu bir süre sonra serbest bırakıldı.WAFA'nın haberinde ayrıca, İsrail ordusunun Beytullahim kentinde de biri çocuk 2 Filistinliyi gözaltına aldığı bilgisi paylaşıldı.İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını başlattığı Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin baskın ve saldırılarında ciddi artış yaşanıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/israil-ordusu-isgal-altindaki-bati-seria-da-biri-cocuk-6-filistinliyi-gozaltina-aldi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Brezilyalı balon pilotu, peribacalarındaki festival için her yıl binlerce kilometre katediyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/brezilyali-balon-pilotu-peribacalarindaki-festival-icin-her-yil-binlerce-kilometre-katediyor/888075/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/brezilyali-balon-pilotu-peribacalarindaki-festival-icin-her-yil-binlerce-kilometre-katediyor/888075/</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:16:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya / Nevşehir'de 7'ncisi düzenlenen Kapadokya Balon Festivali'ne tukan kuşundan esinlenerek tasarlanan balonuyla katılan Filipe Tostes: - Kapadokya, sıcak hava balonculuğu alanında dünyanın en ikonik yerlerinden biri - Her balon pilotu, bir gün mutlaka Kapadokya'da olmak ve uçmak ister]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri : BEHÇET ALKAN - Brezilyalı balon pilotu Filipe Tostes, dünyada sıcak hava balonculuğunun merkezi konumundaki Kapadokya'da düzenlenen balon festivaline 7 yıldır aralıksız katılıyor.Brezilya'nın başkenti Brazilya'nın yaklaşık 200 kilometre kuzeyindeki Chapada dos Veadeiros Milli Parkı yakınlarında balon pilotu olarak çalışan 45 yaşındaki Tostes, kuş uçuşu 10 bin 500 kilometrelik mesafeyi aşarak Nevşehir'e geldi.Türkiye'nin yanı sıra ABD, Fransa, İngiltere, Belçika, Hollanda, Slovakya, Avusturya ve Polonya'dan çok sayıda figürlü balonun gökyüzünü renklendirdiği Kapadokya Balon Festivali'ne katılan Tostes, gösteri uçuşu için gün doğumunda kalkış alanında yer ekibiyle balonunu hazırladı. Tostes, daha sonra tukan kuşundan ilham alınarak tasarlanan balonuyla peribacalarıyla kaplı vadilerin üzerinde süzüldü.Filipe Tostes, AA muhabirine, yedincisi düzenlenen festivale her yıl binlerce kilometre uzaktan katıldığını söyledi.Kapadokya'nın doğal güzelliklerini gökyüzünden izlemenin çok keyifli olduğunu anlatan Tostes, bu tutku için Brezilya ile Kapadokya arasındaki mesafeyi önemsemediğini belirtti.Tostes, 16 yıldır sıcak hava balon pilotu olarak 2 bin 500 saatin üzerinde uçuş deneyimine sahip olduğunu, farklı ülkelerde gökyüzünde süzülme imkanı bulduğunu dile getirdi.Her balon pilotu bir gün mutlaka Kapadokya&#039;da uçmak isterBugüne kadar dünyada çok sayıda balon festivalinde özel şekilli balonlarla yaklaşık 600 saat uçuş yaptığını belirten Tostes, şöyle konuştu:2010 yılından beri balon pilotluğu yapıyorum. Sektöre yarış balonlarının uçuşa hazırlanmasını sağlayan yer ekibi olarak başlamıştım. 14 yıldır da kendi şirketim bünyesinde ticari balon pilotluğu yapıyorum. Brezilya'nın en güzel yerlerinden biri olan milli parka yakın alanda uçmaya devam ediyorum. Şimdiye kadar 32 ülkede uçtum. Kapadokya, sıcak hava balonculuğu alanında dünyanın en ikonik yerlerinden biri. Her balon pilotu, bir gün mutlaka Kapadokya'da olmak ve uçmak ister. Burada mükemmel bir hava, güzel bir manzara, turistleri ağırlayacak birçok otel var. Kapadokya, bana göre kesinlikle dünyanın en iyi yerlerinden biri. Burada tukan kuşu şekline sahip kendi balonumla uçuyorum. Yaşadığım yerde çok sayıda tukan var. Bu balon yaşadığım yere teşekkür etmenin bir yolu diyebilirim.Tostes, festivale gelecek yıllarda da katılmayı planladığını sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri : BEHÇET ALKAN - Brezilyalı balon pilotu Filipe Tostes, dünyada sıcak hava balonculuğunun merkezi konumundaki Kapadokya'da düzenlenen balon festivaline 7 yıldır aralıksız katılıyor.Brezilya'nın başkenti Brazilya'nın yaklaşık 200 kilometre kuzeyindeki Chapada dos Veadeiros Milli Parkı yakınlarında balon pilotu olarak çalışan 45 yaşındaki Tostes, kuş uçuşu 10 bin 500 kilometrelik mesafeyi aşarak Nevşehir'e geldi.Türkiye'nin yanı sıra ABD, Fransa, İngiltere, Belçika, Hollanda, Slovakya, Avusturya ve Polonya'dan çok sayıda figürlü balonun gökyüzünü renklendirdiği Kapadokya Balon Festivali'ne katılan Tostes, gösteri uçuşu için gün doğumunda kalkış alanında yer ekibiyle balonunu hazırladı. Tostes, daha sonra tukan kuşundan ilham alınarak tasarlanan balonuyla peribacalarıyla kaplı vadilerin üzerinde süzüldü.Filipe Tostes, AA muhabirine, yedincisi düzenlenen festivale her yıl binlerce kilometre uzaktan katıldığını söyledi.Kapadokya'nın doğal güzelliklerini gökyüzünden izlemenin çok keyifli olduğunu anlatan Tostes, bu tutku için Brezilya ile Kapadokya arasındaki mesafeyi önemsemediğini belirtti.Tostes, 16 yıldır sıcak hava balon pilotu olarak 2 bin 500 saatin üzerinde uçuş deneyimine sahip olduğunu, farklı ülkelerde gökyüzünde süzülme imkanı bulduğunu dile getirdi.Her balon pilotu bir gün mutlaka Kapadokya&#039;da uçmak isterBugüne kadar dünyada çok sayıda balon festivalinde özel şekilli balonlarla yaklaşık 600 saat uçuş yaptığını belirten Tostes, şöyle konuştu:2010 yılından beri balon pilotluğu yapıyorum. Sektöre yarış balonlarının uçuşa hazırlanmasını sağlayan yer ekibi olarak başlamıştım. 14 yıldır da kendi şirketim bünyesinde ticari balon pilotluğu yapıyorum. Brezilya'nın en güzel yerlerinden biri olan milli parka yakın alanda uçmaya devam ediyorum. Şimdiye kadar 32 ülkede uçtum. Kapadokya, sıcak hava balonculuğu alanında dünyanın en ikonik yerlerinden biri. Her balon pilotu, bir gün mutlaka Kapadokya'da olmak ve uçmak ister. Burada mükemmel bir hava, güzel bir manzara, turistleri ağırlayacak birçok otel var. Kapadokya, bana göre kesinlikle dünyanın en iyi yerlerinden biri. Burada tukan kuşu şekline sahip kendi balonumla uçuyorum. Yaşadığım yerde çok sayıda tukan var. Bu balon yaşadığım yere teşekkür etmenin bir yolu diyebilirim.Tostes, festivale gelecek yıllarda da katılmayı planladığını sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/brezilyali-balon-pilotu-peribacalarindaki-festival-icin-her-yil-binlerce-kilometre-katediyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Figürlü sıcak hava balonları Kapadokya semalarını renklendirdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/figurlu-sicak-hava-balonlari-kapadokya-semalarini-renklendirdi/888074/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/figurlu-sicak-hava-balonlari-kapadokya-semalarini-renklendirdi/888074/</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya / Festival alanını dolduran yerli ve yabancı ziyaretçiler, balina, kalp, baykuş, civciv, kurt, ördek, kuş, ahtapot, roket, dünya ve palyaço figürlü sıcak hava balonları arasında keyifli vakit geçirdi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri : Nevşehir'in Göreme beldesinde bu yıl 7'ncisi gerçekleştirilen Kapadokya Balon Festivali kapsamında, figürlü sıcak hava balonları bölge semalarında uçtu.Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen festivalde, Türkiye'nin yanı sıra ABD, Fransa, İngiltere, Belçika, Hollanda, Brezilya, Slovakya, Avusturya ve Polonya'dan gelen figürlü balonlar ile bölgede turistlere yönelik tur hizmeti sunan sıcak hava balonları görevlilerce kalkış için hazırlandı.Festival alanına gelen yerli ve yabancı ziyaretçiler, balina, kalp, baykuş, civciv, kurt, ördek, kuş, ahtapot, roket, dünya ve palyaço gibi figürlü balonlar arasında keyifli vakit geçirdi.Hazırlıkların ardından özel şekilli sıcak hava balonları peş peşe gökyüzüne yükselerek, peribacalarıyla kaplı vadiler arasında yaklaşık bir saat boyunca süzüldü.Balonları izlemek için bölgeye gelen turistler, Göreme-Avanos yolunda uzun araç kuyruğu oluşturdu.Festival alanı ile çevresindeki cadde ve sokaklarda oluşan araç ve insan yoğunluğu havadan görüntülendi.Etkinlik, yarın Göreme beldesindeki Kılıçlar ve Güllüdere vadileri çevresinde düzenlenecek gösteri uçuşunun ardından sona erecek.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri : Nevşehir'in Göreme beldesinde bu yıl 7'ncisi gerçekleştirilen Kapadokya Balon Festivali kapsamında, figürlü sıcak hava balonları bölge semalarında uçtu.Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen festivalde, Türkiye'nin yanı sıra ABD, Fransa, İngiltere, Belçika, Hollanda, Brezilya, Slovakya, Avusturya ve Polonya'dan gelen figürlü balonlar ile bölgede turistlere yönelik tur hizmeti sunan sıcak hava balonları görevlilerce kalkış için hazırlandı.Festival alanına gelen yerli ve yabancı ziyaretçiler, balina, kalp, baykuş, civciv, kurt, ördek, kuş, ahtapot, roket, dünya ve palyaço gibi figürlü balonlar arasında keyifli vakit geçirdi.Hazırlıkların ardından özel şekilli sıcak hava balonları peş peşe gökyüzüne yükselerek, peribacalarıyla kaplı vadiler arasında yaklaşık bir saat boyunca süzüldü.Balonları izlemek için bölgeye gelen turistler, Göreme-Avanos yolunda uzun araç kuyruğu oluşturdu.Festival alanı ile çevresindeki cadde ve sokaklarda oluşan araç ve insan yoğunluğu havadan görüntülendi.Etkinlik, yarın Göreme beldesindeki Kılıçlar ve Güllüdere vadileri çevresinde düzenlenecek gösteri uçuşunun ardından sona erecek.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/figurlu-sicak-hava-balonlari-kapadokya-semalarini-renklendirdi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Jandarmanın bilim üssünde izler adalet için delile dönüşüyor </title>
      <link>https://www.canligaste.com/jandarmanin-bilim-ussunde-izler-adalet-icin-delile-donusuyor/888073/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/jandarmanin-bilim-ussunde-izler-adalet-icin-delile-donusuyor/888073/</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İzmir / İzmir Bölge Jandarma Kriminal Laboratuvar Müdürlüğü, 9 ilden gelen delilleri ileri teknoloji ve bilimsel yöntemlerle inceleyerek adli süreçlere katkı sağlıyor - Her raporun en az iki uzman tarafından kontrol edildiği laboratuvarda 2026 yılında 8 bin 700 dosyaya ait 86 bin 850 bulgu analiz edildi - Laboratuvar Müdürü Binbaşı Gürdal Köse: - Hatasız raporlar çıkarılacak şekilde çalışmalarımızı yürütüyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İzmir Haberleri : METİN AYDEMİR - Olay yerlerinden titizlikle toplanan deliller, İzmir Bölge Jandarma Kriminal Laboratuvar Müdürlüğü'nde alanında uzman personel tarafından ileri teknoloji cihazlar ve bilimsel yöntemlerle incelenerek adaletin hizmetine sunuluyor.Aydın'da 2005 yılında faaliyete başlayan laboratuvar, artan ihtiyaç doğrultusunda 2025 yılında İzmir'deki yeni hizmet binasına taşındı.Tam donanımlı laboratuvar, İzmir, Manisa, Aydın, Denizli, Uşak, Isparta, Burdur, Muğla ve Antalya olmak üzere 9 ilin kriminal inceleme taleplerini karşılıyor.Jandarma teşkilatının bilim üssü olarak nitelendirilen laboratuvarda el yazısı ve doküman, biyolojik, veri, ses, görüntü, kimyasal, iz, balistik ve parmak izi incelemeleri yürütülüyor.Olay yerlerinden ilk bakışta fark edilemeyen suçun izleri, titizlikle toplanarak laboratuvara ulaştırılıyor. Her bulgu, alanında uzman personel tarafından ileri teknoloji cihazlar ve bilimsel yöntemlerle analiz edilerek delile dönüştürülüyor.Şüpheli ile suç arasındaki bağlantıyı ortaya koyan uzman ekiplerin hazırladığı raporlar, adli süreçlerde kullanılarak suçların aydınlatılmasında önemli rol üstleniyor.Yerli ve milli yazılımlarımızı kullanıyoruzİzmir Bölge Jandarma Kriminal Laboratuvar Müdürü Binbaşı Gürdal Köse, AA muhabirine, alanında uzman personelle hizmet verdiklerini söyledi.Yerli ve milli cihazların da laboratuvarda kullanıldığını anlatan Köse, Şu an parmak izi, balistik ve el yazısı doküman incelemelerinde yerli ve milli yazılımlarımızı kullanıyoruz. Olabildiğince yazılımlarımızı yerli ve milli hale getirip faydalanarak bu incelemeleri yapmaya devam ediyoruz. dedi.Köse, soruşturmaların seyri açısından delilleri hataya yer vermeyecek şekilde incelediklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:Burada yazacağımız raporların, bu dosyaların devamındaki sürecini ve dosyalarla muhatap olan kişilerin hayatını etkileyeceklerinin farkında olarak uzmanlarımız, çok ayrıntılı ve titiz bir çalışma yürütüyor. Bu çalışmaları da herhangi bir hata bırakmayacak şekilde yaptıktan sonra her raporu en az iki personel, birinin yaptığı incelemeyi arkasından farklı bir kişi tekrar en başından sonuna kadar yaparak kontrol ediyor. Bittikten sonra buradan çıkan raporlarda herhangi bir hata kalmayacak şekilde, hatasız raporlar çıkarılacak şekilde çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bunun sonucunda laboratuvarlar, suçun aydınlatılmasında etkin bir rol üstlenerek görevlerini ifa ediyor.104 haftalık kriminal inceleme eğitimiBinbaşı Gürdal Köse, laboratuvarların başarısında uzman personelin önemli payının bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti:Jandarma kriminal laboratuvarları, jandarma teşkilatının bilimsel üsleridir. Burada çalışacak personel, öncelikle jandarma personeli arasından sınavla seçilir. Başarılı olan personel, kendi uzmanlık alanlarıyla ilgili 104 haftalık kriminal inceleme eğitimine tabi tutulur. Eğitim sonucunda başarılı olan personel kriminal laboratuvarlarında uzman personel olarak çalışır. Jandarma Kriminal Başkanlığı içerisinde tüm laboratuvarlarda standart aynı yöntemlerle incelemeler ve eğitimler yapılır. Bu 4 laboratuvar içerisinde personelin değişimi sağlandığı için her laboratuvarda aynı raporlar standart şekilde çıkar.Yıllık ortalama 25 bin dosyaya baktıklarını dile getiren Köse, bu yıl şimdiye kadar 8 bin 700 dosyadan toplam 86 bin 850 bulgunun incelendiğini ifade etti.Vatandaşlara uyarıKöse, olay yerindeki bulguların bilinçsiz müdahaleler nedeniyle değişebileceğini belirterek, Bu konuda herkesin daha dikkatli olup herhangi bir olayla karşılaştığında 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak olay yerine yetkili birimlerin ulaşmasını sağlaması ve bu süre içerisinde olay yerine acil müdahale edilmesi gereken bir durum yoksa olay yerine girilmemesi ve olay yerindeki herhangi bir maddeye dokunulmaması önem arz etmektedir. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İzmir Haberleri : METİN AYDEMİR - Olay yerlerinden titizlikle toplanan deliller, İzmir Bölge Jandarma Kriminal Laboratuvar Müdürlüğü'nde alanında uzman personel tarafından ileri teknoloji cihazlar ve bilimsel yöntemlerle incelenerek adaletin hizmetine sunuluyor.Aydın'da 2005 yılında faaliyete başlayan laboratuvar, artan ihtiyaç doğrultusunda 2025 yılında İzmir'deki yeni hizmet binasına taşındı.Tam donanımlı laboratuvar, İzmir, Manisa, Aydın, Denizli, Uşak, Isparta, Burdur, Muğla ve Antalya olmak üzere 9 ilin kriminal inceleme taleplerini karşılıyor.Jandarma teşkilatının bilim üssü olarak nitelendirilen laboratuvarda el yazısı ve doküman, biyolojik, veri, ses, görüntü, kimyasal, iz, balistik ve parmak izi incelemeleri yürütülüyor.Olay yerlerinden ilk bakışta fark edilemeyen suçun izleri, titizlikle toplanarak laboratuvara ulaştırılıyor. Her bulgu, alanında uzman personel tarafından ileri teknoloji cihazlar ve bilimsel yöntemlerle analiz edilerek delile dönüştürülüyor.Şüpheli ile suç arasındaki bağlantıyı ortaya koyan uzman ekiplerin hazırladığı raporlar, adli süreçlerde kullanılarak suçların aydınlatılmasında önemli rol üstleniyor.Yerli ve milli yazılımlarımızı kullanıyoruzİzmir Bölge Jandarma Kriminal Laboratuvar Müdürü Binbaşı Gürdal Köse, AA muhabirine, alanında uzman personelle hizmet verdiklerini söyledi.Yerli ve milli cihazların da laboratuvarda kullanıldığını anlatan Köse, Şu an parmak izi, balistik ve el yazısı doküman incelemelerinde yerli ve milli yazılımlarımızı kullanıyoruz. Olabildiğince yazılımlarımızı yerli ve milli hale getirip faydalanarak bu incelemeleri yapmaya devam ediyoruz. dedi.Köse, soruşturmaların seyri açısından delilleri hataya yer vermeyecek şekilde incelediklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:Burada yazacağımız raporların, bu dosyaların devamındaki sürecini ve dosyalarla muhatap olan kişilerin hayatını etkileyeceklerinin farkında olarak uzmanlarımız, çok ayrıntılı ve titiz bir çalışma yürütüyor. Bu çalışmaları da herhangi bir hata bırakmayacak şekilde yaptıktan sonra her raporu en az iki personel, birinin yaptığı incelemeyi arkasından farklı bir kişi tekrar en başından sonuna kadar yaparak kontrol ediyor. Bittikten sonra buradan çıkan raporlarda herhangi bir hata kalmayacak şekilde, hatasız raporlar çıkarılacak şekilde çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bunun sonucunda laboratuvarlar, suçun aydınlatılmasında etkin bir rol üstlenerek görevlerini ifa ediyor.104 haftalık kriminal inceleme eğitimiBinbaşı Gürdal Köse, laboratuvarların başarısında uzman personelin önemli payının bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti:Jandarma kriminal laboratuvarları, jandarma teşkilatının bilimsel üsleridir. Burada çalışacak personel, öncelikle jandarma personeli arasından sınavla seçilir. Başarılı olan personel, kendi uzmanlık alanlarıyla ilgili 104 haftalık kriminal inceleme eğitimine tabi tutulur. Eğitim sonucunda başarılı olan personel kriminal laboratuvarlarında uzman personel olarak çalışır. Jandarma Kriminal Başkanlığı içerisinde tüm laboratuvarlarda standart aynı yöntemlerle incelemeler ve eğitimler yapılır. Bu 4 laboratuvar içerisinde personelin değişimi sağlandığı için her laboratuvarda aynı raporlar standart şekilde çıkar.Yıllık ortalama 25 bin dosyaya baktıklarını dile getiren Köse, bu yıl şimdiye kadar 8 bin 700 dosyadan toplam 86 bin 850 bulgunun incelendiğini ifade etti.Vatandaşlara uyarıKöse, olay yerindeki bulguların bilinçsiz müdahaleler nedeniyle değişebileceğini belirterek, Bu konuda herkesin daha dikkatli olup herhangi bir olayla karşılaştığında 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak olay yerine yetkili birimlerin ulaşmasını sağlaması ve bu süre içerisinde olay yerine acil müdahale edilmesi gereken bir durum yoksa olay yerine girilmemesi ve olay yerindeki herhangi bir maddeye dokunulmaması önem arz etmektedir. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Son Dakika Gelişmesi! Bakan Yumaklı: Balıkesir Gömeç, Mersin Aydıncık-Gülnar yangınlarını hamdolsun kontrol altına aldık</title>
      <link>https://www.canligaste.com/son-dakika-gelismesi-bakan-yumakli-balikesir-gomec-mersin-aydincik-gulnar-yanginlarini-hamdolsun-kontrol-altina-aldik/888072/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/son-dakika-gelismesi-bakan-yumakli-balikesir-gomec-mersin-aydincik-gulnar-yanginlarini-hamdolsun-kontrol-altina-aldik/888072/</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:12:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi Flaş Haber / Bakan Yumaklı: Balıkesir Gömeç, Mersin Aydıncık-Gülnar yangınlarını hamdolsun kontrol altına aldık.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Son Dakika Flaş Haber : Bakan Yumaklı: Balıkesir Gömeç, Mersin Aydıncık-Gülnar yangınlarını hamdolsun kontrol altına aldık.Bu flaş haber gelişmesidir! Haber güncellendikçe içerik eklenecektir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Son Dakika Flaş Haber : Bakan Yumaklı: Balıkesir Gömeç, Mersin Aydıncık-Gülnar yangınlarını hamdolsun kontrol altına aldık.Bu flaş haber gelişmesidir! Haber güncellendikçe içerik eklenecektir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/son-dakika-gelismesi-bakan-yumakli-balikesir-gomec-mersin-aydincik-gulnar-yanginlarini-hamdolsun-kontrol-altina-aldik.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bakan Göktaş'tan Mersin'de şiddete uğrayan çocukla ilgili açıklama:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bakan-goktas-tan-mersin-de-siddete-ugrayan-cocukla-ilgili-aciklama/888071/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bakan-goktas-tan-mersin-de-siddete-ugrayan-cocukla-ilgili-aciklama/888071/</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:12:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Uzman ekiplerimiz, hastanede tedavisi devam eden evladımızın ailesine yönelik psikososyal destek sürecini başlattı. Aileye ihtiyaç duyduğu tüm destek hizmetleri titizlikle sunulmaya devam edilecek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Mersin'in merkez Akdeniz ilçesinde bir markette şiddete uğrayan çocuğun ailesine yönelik psikososyal destek sürecinin başlatıldığını, ailenin ihtiyaç duyduğu tüm destek hizmetlerinin titizlikle sunulmaya devam edileceğini bildirdi.Bakan Göktaş, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, çocuğun ailesini telefonla arayıp geçmiş olsun dileklerini ilettiğini belirterek, tedavisi hastanede devam eden çocuğa acil şifalar diledi.Olayın tespit edilmesinin hemen ardından İl Müdürlüğüne bağlı ekiplerin ivedilikle harekete geçtiğini vurgulayan Göktaş, şunları kaydetti:Uzman ekiplerimiz, hastanede tedavisi devam eden evladımızın ailesine yönelik psikososyal destek sürecini başlattı. Aileye ihtiyaç duyduğu tüm destek hizmetleri titizlikle sunulmaya devam edilecek. Şiddet uygulayan şahıs emniyet birimlerince yakalanarak hakkında adli süreç başlatıldı. Bakanlık olarak davaya müdahil olacak, şiddet uygulayan şahsın hak ettiği cezayı alması için hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Çocuklarımızın üstün yararını esas alan anlayışımız doğrultusunda çocuklarımıza yönelik her türlü ihmal ve şiddetin karşısında olmaya, onların haklarını ve güvenliğini kararlılıkla korumaya devam edeceğiz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Mersin'in merkez Akdeniz ilçesinde bir markette şiddete uğrayan çocuğun ailesine yönelik psikososyal destek sürecinin başlatıldığını, ailenin ihtiyaç duyduğu tüm destek hizmetlerinin titizlikle sunulmaya devam edileceğini bildirdi.Bakan Göktaş, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, çocuğun ailesini telefonla arayıp geçmiş olsun dileklerini ilettiğini belirterek, tedavisi hastanede devam eden çocuğa acil şifalar diledi.Olayın tespit edilmesinin hemen ardından İl Müdürlüğüne bağlı ekiplerin ivedilikle harekete geçtiğini vurgulayan Göktaş, şunları kaydetti:Uzman ekiplerimiz, hastanede tedavisi devam eden evladımızın ailesine yönelik psikososyal destek sürecini başlattı. Aileye ihtiyaç duyduğu tüm destek hizmetleri titizlikle sunulmaya devam edilecek. Şiddet uygulayan şahıs emniyet birimlerince yakalanarak hakkında adli süreç başlatıldı. Bakanlık olarak davaya müdahil olacak, şiddet uygulayan şahsın hak ettiği cezayı alması için hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Çocuklarımızın üstün yararını esas alan anlayışımız doğrultusunda çocuklarımıza yönelik her türlü ihmal ve şiddetin karşısında olmaya, onların haklarını ve güvenliğini kararlılıkla korumaya devam edeceğiz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/bakan-goktas-tan-mersin-de-siddete-ugrayan-cocukla-ilgili-aciklama.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yapay zeka çiftçilerin mühendisi oluyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yapay-zeka-ciftcilerin-muhendisi-oluyor/888069/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yapay-zeka-ciftcilerin-muhendisi-oluyor/888069/</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:12:09 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Dijital dönüşümün hızlanmasıyla tarımla uğraşanlar, yapay zekayı otomasyondan veri toplamaya, hayvanların sağlık durumundan yeni tarımsal uygulamalara kadar birçok farklı amaçla kullanıyor - Yapay zekayı iş yapış biçimine entegre eden çiftçiler, maliyetlerini azaltmaya ve iş verimini artırmaya odaklanıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : MERT DAVUT - ZEYNEP ÖZTURHAN - Yapay zeka, insanlığın en eski mesleklerinden çiftçiliği yalnızca otomatikleştirmekle kalmıyor, küçük ve orta ölçekli çiftçilerin uzun yıllar boyunca satın almak zorunda kaldığı mühendislik bilgisinin maliyetini de düşürüyor.AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, dijitalleşmenin tarım sektörüne hızla nüfuz etmesiyle yapay zeka, hayvan sağlığı takibi, hastalık teşhisi, sulama otomasyonu ve uydu tabanlı ürün izleme gibi geniş bir yelpazede kullanılıyor.Bu çerçevede bazı çiftçiler, deneyimlerini yapay zekayla geliştirerek yeni bir boyuta taşıyor. Böylece uzun zaman ve istihdam maliyetini artıracak işlerini yapay zekaya devreden çiftçiler, aldıkları verimi de artırmaya odaklanıyor.Sensörler, robotik sistemler, uydu görüntüleri ve hava durumu verileri kullanılarak yem tüketimi, süt verimi ve bitki gelişimi anlık takip edilebiliyor. Görüntü analizi sayesinde bitki hastalıkları erken tespit edilirken üreticilere hızlı karar alma imkanı da sunuluyor.Kiralık ineklerden yapay zeka destekli hayvancılığaAilesindeki ilk çiftçi olan ABD'li Paul Windemuller, hayvancılıkta yapay zekayı verileri değerlendirme amacıyla kullanıyor.Bu kapsamda 2014'te kiraladığı 30 inekle kurduğu işletmesini bugün robotik sağım sistemlerinin kullanıldığı yüzlerce hayvanlık yapay zeka destekli tesise dönüştüren Windemuller, geleneksel çiftçilerde yıllar içinde oluşan hayvanı gözlemleme tecrübesini sensörler, veri analizi, robotik sistemler ve yapay zeka destekli araçlarla uygulamaya odaklanıyor.Çiftlikte inekler sensörlü sistemle takip edilirken yerel hava istasyonu sıcaklık, nem ve rüzgar gibi iklim verilerini sürekli kaydediyor. Süt kalitesi ve sevkiyat bilgisi ise ayrı dijital platform üzerinden tutuluyor.İnekleri takip edebilmek için her sabah saatlerce elektronik tablo üzerinde çalışması gereken Windemuller, Google'ın Gemini modeliyle geliştirdiği çok ajanlı yapay zeka sistemiyle bu süreci otomatikleştirdi.Sistem, sıcak ve nemli hava koşullarının ineklerin yem alımını nasıl düşürdüğünü, bunun sürü performansına ve süt kalitesine etkisini hesaplayarak Windemuller'a günlük özet sunuyor.Deneyimli çiftçilerin mühendisleri yapay zekaJaponya'da yaklaşık 10 yıldır tarımla ilgilenen Hiroki Tomiyasu, yaklaşık 100 hektarlık alanda brokoli, yeşil soğan ve fasulye yetiştiriyor.Yapay zekayı işine entegre eden Tomiyasu, brokolilerin üzerindeki siyah lekelerin fotoğrafını OpenAI şirketinin ChatGPT modeline göndererek olası hastalıkları değerlendiriyor.Tomiyasu, pahalı bir GPS otomatik yönlendirme sistemi satın almak yerine teknolojinin nasıl çalıştığını da yapay zekadan öğreniyor.Tarımda kullanılan araç gereçleri ve açık kaynaklardaki bilgileri yapay zekadan destek alarak öğrenen Tomiyasu, ihtiyacı olan sistemleri çok daha uygun maliyetle kurabiliyor.Tomiyasu, kendi tarla verilerine dayalı, uydu verisi alan ve düzenli olarak normalize edilmiş fark bitki örtüsü endeksi (NDVI) gibi verileri toplayan sistem sayesinde uydu görüntülerinden tarlasını haritalar yardımıyla inceleyebiliyor.Tarlayı, çalışanları, ilaçları, gübreyi, sensörleri ve görevleri birbirine bağlayan bir sistem oluşturan Tomiyasu, bunlar gibi farklı şekillerde kullandığı yapay zekayı son derece yetenekli bir mühendis olarak nitelendiriyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : MERT DAVUT - ZEYNEP ÖZTURHAN - Yapay zeka, insanlığın en eski mesleklerinden çiftçiliği yalnızca otomatikleştirmekle kalmıyor, küçük ve orta ölçekli çiftçilerin uzun yıllar boyunca satın almak zorunda kaldığı mühendislik bilgisinin maliyetini de düşürüyor.AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, dijitalleşmenin tarım sektörüne hızla nüfuz etmesiyle yapay zeka, hayvan sağlığı takibi, hastalık teşhisi, sulama otomasyonu ve uydu tabanlı ürün izleme gibi geniş bir yelpazede kullanılıyor.Bu çerçevede bazı çiftçiler, deneyimlerini yapay zekayla geliştirerek yeni bir boyuta taşıyor. Böylece uzun zaman ve istihdam maliyetini artıracak işlerini yapay zekaya devreden çiftçiler, aldıkları verimi de artırmaya odaklanıyor.Sensörler, robotik sistemler, uydu görüntüleri ve hava durumu verileri kullanılarak yem tüketimi, süt verimi ve bitki gelişimi anlık takip edilebiliyor. Görüntü analizi sayesinde bitki hastalıkları erken tespit edilirken üreticilere hızlı karar alma imkanı da sunuluyor.Kiralık ineklerden yapay zeka destekli hayvancılığaAilesindeki ilk çiftçi olan ABD'li Paul Windemuller, hayvancılıkta yapay zekayı verileri değerlendirme amacıyla kullanıyor.Bu kapsamda 2014'te kiraladığı 30 inekle kurduğu işletmesini bugün robotik sağım sistemlerinin kullanıldığı yüzlerce hayvanlık yapay zeka destekli tesise dönüştüren Windemuller, geleneksel çiftçilerde yıllar içinde oluşan hayvanı gözlemleme tecrübesini sensörler, veri analizi, robotik sistemler ve yapay zeka destekli araçlarla uygulamaya odaklanıyor.Çiftlikte inekler sensörlü sistemle takip edilirken yerel hava istasyonu sıcaklık, nem ve rüzgar gibi iklim verilerini sürekli kaydediyor. Süt kalitesi ve sevkiyat bilgisi ise ayrı dijital platform üzerinden tutuluyor.İnekleri takip edebilmek için her sabah saatlerce elektronik tablo üzerinde çalışması gereken Windemuller, Google'ın Gemini modeliyle geliştirdiği çok ajanlı yapay zeka sistemiyle bu süreci otomatikleştirdi.Sistem, sıcak ve nemli hava koşullarının ineklerin yem alımını nasıl düşürdüğünü, bunun sürü performansına ve süt kalitesine etkisini hesaplayarak Windemuller'a günlük özet sunuyor.Deneyimli çiftçilerin mühendisleri yapay zekaJaponya'da yaklaşık 10 yıldır tarımla ilgilenen Hiroki Tomiyasu, yaklaşık 100 hektarlık alanda brokoli, yeşil soğan ve fasulye yetiştiriyor.Yapay zekayı işine entegre eden Tomiyasu, brokolilerin üzerindeki siyah lekelerin fotoğrafını OpenAI şirketinin ChatGPT modeline göndererek olası hastalıkları değerlendiriyor.Tomiyasu, pahalı bir GPS otomatik yönlendirme sistemi satın almak yerine teknolojinin nasıl çalıştığını da yapay zekadan öğreniyor.Tarımda kullanılan araç gereçleri ve açık kaynaklardaki bilgileri yapay zekadan destek alarak öğrenen Tomiyasu, ihtiyacı olan sistemleri çok daha uygun maliyetle kurabiliyor.Tomiyasu, kendi tarla verilerine dayalı, uydu verisi alan ve düzenli olarak normalize edilmiş fark bitki örtüsü endeksi (NDVI) gibi verileri toplayan sistem sayesinde uydu görüntülerinden tarlasını haritalar yardımıyla inceleyebiliyor.Tarlayı, çalışanları, ilaçları, gübreyi, sensörleri ve görevleri birbirine bağlayan bir sistem oluşturan Tomiyasu, bunlar gibi farklı şekillerde kullandığı yapay zekayı son derece yetenekli bir mühendis olarak nitelendiriyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/yapay-zeka-ciftcilerin-muhendisi-oluyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Enerji dönüşümü kritik minerallerde arz güvenliği endişesini büyütüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/enerji-donusumu-kritik-minerallerde-arz-guvenligi-endisesini-buyutuyor/888068/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/enerji-donusumu-kritik-minerallerde-arz-guvenligi-endisesini-buyutuyor/888068/</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Türkiye Kritik Mineral İnisiyatifi Kurucusu Sait Uysal: - Yaşanan savaşlar kritik minerallere talebi ciddi anlamda tetikliyor - 2035'e kadar tamamlanması planlanan projelerde hiçbir iptal ya da gecikme olmasa bile kritik minerallerin bazılarında açık oluşması bekleniyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : BAŞAK ERKALAN KÖPRÜBAŞILI - Enerji dönüşümünün etkisiyle kritik minerallere yönelik küresel talep son dönemde yıllık ortalama yaklaşık yüzde 10 artış gösterirken, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) hızla büyüyen talep karşısında üretim ve rafinajın belirli ülkelerde yoğunlaşmasının arz güvenliği açısından önemli kırılganlıklar oluşturduğuna dikkati çekiyor.IEA'nın Küresel Kritik Mineraller Görünümü 2026 raporuna göre, bakır, lityum, nikel, kobalt, grafit ve nadir toprak elementlerini kapsayan temel enerji minerallerindeki talep artışının 2025'te yaklaşık yüzde 75'i enerji sektöründen kaynaklandı.Bu oran 2024'te yaklaşık yüzde 70 seviyesindeydi. Talep artışında elektrikli araç bataryaları ve enerji depolama sistemlerinin yanı sıra elektrik şebekeleri, rüzgar türbinleri ve güneş enerjisi sistemlerinde kullanılan mineraller etkili oldu.Rapora göre, temel enerji minerallerine yönelik talep son dönemde yıllık ortalama yaklaşık yüzde 10 artış gösterirken, bu oran alüminyum, kurşun ve çinko gibi baz metallere kıyasla belirgin şekilde daha yüksek gerçekleşti.Çin ve Endonezya'nın üretimdeki ağırlığı da artmaya devam etti. Rapora göre, Endonezya nikelde, Çin ise diğer temel enerji minerallerinin büyük bölümünde rafine üretim artışına öncülük etti. Bu iki ülke, 2023-2025 dönemindeki toplam rafine arz artışının dörtte üçünden fazlasını oluşturdu.Bu gelişmeler sonucunda enerji minerallerinde rafinaj faaliyetlerindeki yoğunlaşma 2025'te yeni bir rekor seviyeye ulaştı. En büyük rafine üreticisinin ortalama pazar payı 2020'de yaklaşık yüzde 70 iken 2025'te yaklaşık yüzde 72'ye yükseldi. Lityumda Çin'in kimyasal dönüşüm kapasitesine yaptığı yatırımlar, nikelde ise Endonezya'daki entegre sanayi bölgelerindeki kapasite artışları bu yükselişte etkili oldu.Rezervler artıyor ancak arz riski sürüyorRapora göre, enerji minerallerine yönelik rezervlerde de son yıllarda önemli artış yaşandı.Bakır, lityum, nikel, kobalt, doğal grafit ve nadir toprak elementlerini kapsayan enerji minerallerinin tahmini rezervleri 2010-2025 döneminde ortalama yüzde 120 artarken, baz metallerde bu artış yüzde 7 seviyesinde kaldı.En güçlü rezerv artışı doğal grafitte görülürken, lityum rezervleri Şili, Avustralya ve Arjantin öncülüğünde büyüdü. Nikel rezervlerinde ise Endonezya'nın küresel payı 2010'daki yaklaşık yüzde 5 seviyesinden 2025'te yüzde 40'ın üzerine çıktı.IEA, enerji dönüşümünün hızlanmasıyla birlikte kritik minerallere yönelik talebin güçlü seyrini sürdüreceğini, üretim ve rafinaj kapasitesindeki gelişmelerin ise piyasaların geleceğini belirlemeye devam edeceğini öngörüyor.Savaşlar kritik mineral talebini tetikliyorTürkiye Kritik Mineral İnisiyatifi Kurucusu Sait Uysal, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, enerji teknolojilerinin kritik mineral talebini belirleyen en önemli unsur haline geldiğini belirterek, Yaşanan savaşlar kritik minerallere talebi ciddi anlamda tetikliyor. Hürmüz Boğazı kriziyle yaşanan petrol krizi petrole bağımlı olmanın risklerini bir kez daha ortaya koyarken, Ukrayna'nın Rusya'ya ait petrol rafinerilerine yönelik saldırıları ve Rusya'da oluşan benzin ile dizel yakıt kıtlığı elektrikli araçlara olan talebi önemli ölçüde artırıyor ve dünyaya dikkat çekici bir örnek sunuyor. dedi.Elektrikli araçların kritik mineral talebini şekillendiren temel unsur olduğunu ifade eden Uysal, artan yenilenebilir enerji üretimi ve enerji depolama yatırımlarının da bu talebi desteklediğini söyledi.Uysal, Her ne kadar sodyum iyon pilleri gibi alternatif teknolojiler gündeme gelse de önümüzdeki 10 yılda lityum iyon pillerin özellikle elektrikli araçlar ve enerji depolama sistemlerinde temel teknoloji olmayı sürdüreceğini söyleyebiliriz. Bu da lityum pillerde kullanılan minerallere yönelik talebin daha hızlı artacağı anlamına geliyor. değerlendirmesinde bulundu.Bazı minerallerde arz açığı kaçınılmaz görünüyorElektrikli araç motorları ve rüzgar türbinlerinde kullanılan nadir toprak elementlerinin yanı sıra elektrifikasyon süreciyle bakıra olan talebin de hızla arttığına dikkati çeken Uysal, yeni bir bakır madeninin keşiften üretime geçmesinin ortalama 17 yıl sürdüğünü hatırlattı.Uysal, 2035'e kadar tamamlanması planlanan projelerde hiçbir iptal ya da gecikme olmasa bile kritik minerallerin bazılarında açık oluşması bekleniyor. Bununla birlikte daha az konuşulan fakat daha tehlikeli unsur coğrafi kırılganlık. Baskın tedarikçiyi devre dışı bıraktığınızda geriye kalan arz talebi karşılamaya yetmiyor. Bu açığın sebebi jeolojik değil, siyaset. ifadelerini kullandı.Bakır dışındaki birçok kritik mineralde rezerv sorunu bulunmadığına ancak üretim ve rafinaj kapasitesinin belirli ülkelerde yoğunlaşmasının asıl risk olduğuna işaret eden Uysal, Arz darboğazı artık bir ihtimal değil, mevcut yatırım eğilimi değişmediği sürece programlanmış bir sonuç. Asıl soru darboğazın gelip gelmeyeceği değil, hangi mineralde, ne zaman ve hangi şiddette yaşanacağıdır. diye konuştu.Uysal, enerji dönüşümünü hızlandıran ülkelerin kritik minerallerde sınırlı sayıdaki tedarikçilere bağımlılığı azaltacak uzun vadeli stratejiler geliştirmesinin önem taşıdığını sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : BAŞAK ERKALAN KÖPRÜBAŞILI - Enerji dönüşümünün etkisiyle kritik minerallere yönelik küresel talep son dönemde yıllık ortalama yaklaşık yüzde 10 artış gösterirken, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) hızla büyüyen talep karşısında üretim ve rafinajın belirli ülkelerde yoğunlaşmasının arz güvenliği açısından önemli kırılganlıklar oluşturduğuna dikkati çekiyor.IEA'nın Küresel Kritik Mineraller Görünümü 2026 raporuna göre, bakır, lityum, nikel, kobalt, grafit ve nadir toprak elementlerini kapsayan temel enerji minerallerindeki talep artışının 2025'te yaklaşık yüzde 75'i enerji sektöründen kaynaklandı.Bu oran 2024'te yaklaşık yüzde 70 seviyesindeydi. Talep artışında elektrikli araç bataryaları ve enerji depolama sistemlerinin yanı sıra elektrik şebekeleri, rüzgar türbinleri ve güneş enerjisi sistemlerinde kullanılan mineraller etkili oldu.Rapora göre, temel enerji minerallerine yönelik talep son dönemde yıllık ortalama yaklaşık yüzde 10 artış gösterirken, bu oran alüminyum, kurşun ve çinko gibi baz metallere kıyasla belirgin şekilde daha yüksek gerçekleşti.Çin ve Endonezya'nın üretimdeki ağırlığı da artmaya devam etti. Rapora göre, Endonezya nikelde, Çin ise diğer temel enerji minerallerinin büyük bölümünde rafine üretim artışına öncülük etti. Bu iki ülke, 2023-2025 dönemindeki toplam rafine arz artışının dörtte üçünden fazlasını oluşturdu.Bu gelişmeler sonucunda enerji minerallerinde rafinaj faaliyetlerindeki yoğunlaşma 2025'te yeni bir rekor seviyeye ulaştı. En büyük rafine üreticisinin ortalama pazar payı 2020'de yaklaşık yüzde 70 iken 2025'te yaklaşık yüzde 72'ye yükseldi. Lityumda Çin'in kimyasal dönüşüm kapasitesine yaptığı yatırımlar, nikelde ise Endonezya'daki entegre sanayi bölgelerindeki kapasite artışları bu yükselişte etkili oldu.Rezervler artıyor ancak arz riski sürüyorRapora göre, enerji minerallerine yönelik rezervlerde de son yıllarda önemli artış yaşandı.Bakır, lityum, nikel, kobalt, doğal grafit ve nadir toprak elementlerini kapsayan enerji minerallerinin tahmini rezervleri 2010-2025 döneminde ortalama yüzde 120 artarken, baz metallerde bu artış yüzde 7 seviyesinde kaldı.En güçlü rezerv artışı doğal grafitte görülürken, lityum rezervleri Şili, Avustralya ve Arjantin öncülüğünde büyüdü. Nikel rezervlerinde ise Endonezya'nın küresel payı 2010'daki yaklaşık yüzde 5 seviyesinden 2025'te yüzde 40'ın üzerine çıktı.IEA, enerji dönüşümünün hızlanmasıyla birlikte kritik minerallere yönelik talebin güçlü seyrini sürdüreceğini, üretim ve rafinaj kapasitesindeki gelişmelerin ise piyasaların geleceğini belirlemeye devam edeceğini öngörüyor.Savaşlar kritik mineral talebini tetikliyorTürkiye Kritik Mineral İnisiyatifi Kurucusu Sait Uysal, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, enerji teknolojilerinin kritik mineral talebini belirleyen en önemli unsur haline geldiğini belirterek, Yaşanan savaşlar kritik minerallere talebi ciddi anlamda tetikliyor. Hürmüz Boğazı kriziyle yaşanan petrol krizi petrole bağımlı olmanın risklerini bir kez daha ortaya koyarken, Ukrayna'nın Rusya'ya ait petrol rafinerilerine yönelik saldırıları ve Rusya'da oluşan benzin ile dizel yakıt kıtlığı elektrikli araçlara olan talebi önemli ölçüde artırıyor ve dünyaya dikkat çekici bir örnek sunuyor. dedi.Elektrikli araçların kritik mineral talebini şekillendiren temel unsur olduğunu ifade eden Uysal, artan yenilenebilir enerji üretimi ve enerji depolama yatırımlarının da bu talebi desteklediğini söyledi.Uysal, Her ne kadar sodyum iyon pilleri gibi alternatif teknolojiler gündeme gelse de önümüzdeki 10 yılda lityum iyon pillerin özellikle elektrikli araçlar ve enerji depolama sistemlerinde temel teknoloji olmayı sürdüreceğini söyleyebiliriz. Bu da lityum pillerde kullanılan minerallere yönelik talebin daha hızlı artacağı anlamına geliyor. değerlendirmesinde bulundu.Bazı minerallerde arz açığı kaçınılmaz görünüyorElektrikli araç motorları ve rüzgar türbinlerinde kullanılan nadir toprak elementlerinin yanı sıra elektrifikasyon süreciyle bakıra olan talebin de hızla arttığına dikkati çeken Uysal, yeni bir bakır madeninin keşiften üretime geçmesinin ortalama 17 yıl sürdüğünü hatırlattı.Uysal, 2035'e kadar tamamlanması planlanan projelerde hiçbir iptal ya da gecikme olmasa bile kritik minerallerin bazılarında açık oluşması bekleniyor. Bununla birlikte daha az konuşulan fakat daha tehlikeli unsur coğrafi kırılganlık. Baskın tedarikçiyi devre dışı bıraktığınızda geriye kalan arz talebi karşılamaya yetmiyor. Bu açığın sebebi jeolojik değil, siyaset. ifadelerini kullandı.Bakır dışındaki birçok kritik mineralde rezerv sorunu bulunmadığına ancak üretim ve rafinaj kapasitesinin belirli ülkelerde yoğunlaşmasının asıl risk olduğuna işaret eden Uysal, Arz darboğazı artık bir ihtimal değil, mevcut yatırım eğilimi değişmediği sürece programlanmış bir sonuç. Asıl soru darboğazın gelip gelmeyeceği değil, hangi mineralde, ne zaman ve hangi şiddette yaşanacağıdır. diye konuştu.Uysal, enerji dönüşümünü hızlandıran ülkelerin kritik minerallerde sınırlı sayıdaki tedarikçilere bağımlılığı azaltacak uzun vadeli stratejiler geliştirmesinin önem taşıdığını sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Dalgıçlar Van Gölü'nün derinliklerindeki tarihi ve doğal mirası keşfediyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/dalgiclar-van-golu-nun-derinliklerindeki-tarihi-ve-dogal-mirasi-kesfediyor/888067/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/dalgiclar-van-golu-nun-derinliklerindeki-tarihi-ve-dogal-mirasi-kesfediyor/888067/</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Van / Su altındaki tarihi kalıntıları, doğal oluşumları ve bir batık gemiyi barındıran Van Gölü, dalış turizmi açısından keşfedilmeyi bekleyen zenginlikleriyle dikkati çekiyor - Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Van İl Temsilcisi ve dalış eğitmeni Serkan Ök: - Türkiye'de ve dünyada çok sayıda suni batık bulunuyor. Buradaki ise savaş görmüş ve doğal afetler sonucu batmış gerçek bir gemi. Dalış tutkunları da en çok bu doğal batığı görmek istiyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Van Haberleri : ORHAN SAĞLAM - Van Gölü'nün derinliklerindeki tarihi ve doğal güzellikler, son dönemde artan dalış etkinlikleriyle dalgıçların ilgisini çekiyor.Türkiye'nin önemli dalış rotaları arasında gösterilen gölde, su altındaki batıklar ve doğal oluşumlar keşfedilirken bölgenin dalış turizmi potansiyeli de her geçen gün daha fazla öne çıkıyor.Van Gölü'nün eşsiz su altı zenginlikleri arasında yer alan tarihi kalıntılar, batıklar ve dünyanın en büyük mikrobiyalitleri (dikitleri) dalış tutkunlarına farklı deneyimler sunuyor.Gölün derinliklerindeki bu değerlerin görüntülenmesiyle hem su altı mirası kayıt altına alınıyor hem de bölgenin tanıtımına katkı sağlanıyor.Son olarak Van Diving Dalış Okulu tarafından Bitlis'in Tatvan ilçesine bağlı Reşadiye köyü açıklarında düzenlenen dalış etkinliğinde 32 kişilik ekip suya indi.Dalgıçlar, yaklaşık 17 metre derinlikte bulunan 40 metre uzunluğundaki Rus batık gemisini ve metrelerce uzunluktaki mikrobiyalitleri görüntüleyerek Van Gölü'nün su altındaki zenginliklerini görüntüledi.Dalış tutkunları da en çok bu doğal batığı görmek istiyorTürkiye Sualtı Sporları Federasyonu Van İl Temsilcisi ve dalış eğitmeni Serkan Ök, AA muhabirine, Van Gölü'nün su altındaki gizemlerini tanıtmak amacıyla bir araya geldiklerini söyledi.Van Gölü'nün son yıllarda dalış tutkunlarının ilgi odağı haline geldiğini belirten Ök, gölün dünyanın en büyük mikrobiyalitlerine ev sahipliği yaptığını ifade etti.Van Gölü'nde milattan öncesine tarihlenen batık şehir kalıntıları ile 1905 dönemine ait Rus batığının bulunduğunu hatırlatan Ök, şunları kaydetti:Van Gölü yaklaşık 600 bin yaşında ve binlerce yılda oluşan mikrobiyalitlere ev sahipliği yapıyor. İrtifa dalışı yapılabilen göl, bu özelliğiyle uzman dalgıçlar tarafından tercih ediliyor. Gölde yaklaşık 14 önemli dalış noktamız bulunuyor. Bunların en önemlilerinden biri de Reşadiye'deki mikrobiyalitler ile Rus batığının yer aldığı bölge. Bugün 32 dalgıçla burada dalış yaptık. Su sıcaklığı nedeniyle maksimum dalış derinliğimiz 17 metreyi geçmiyor ancak görüş mesafesi oldukça yüksek. Haziran, temmuz ve ağustos aylarında akıntının olmaması da bölgeye ilgiyi artırıyor.Van Gölü'nde bugüne kadar tespit edilen en büyük mikrobiyalitin 34,4 metre uzunluğunda olduğunu belirten Ök, bu oluşumun yaklaşık 100 bin yıllık geçmişe sahip olduğunu, daha büyük mikrobiyalitlerin bulunabileceğine inandıklarını ifade etti.Rus batığının dalış turizmi açısından önemli bir değer taşıdığını vurgulayan Ök, Türkiye'de ve dünyada çok sayıda suni batık bulunuyor. Buradaki ise savaş görmüş ve doğal afetler sonucu batmış gerçek bir gemi. Dalış tutkunları da en çok bu doğal batığı görmek istiyor. Bu nedenle düzenlediğimiz turlar yoğun ilgi görüyor. dedi.Heyecan verici ve keyifli bir dalış gerçekleştirdikDalış etkinliğine çocuklarıyla katılan Mehmet Akçan da Van Gölü'nde dalış eğitimi aldığını ve Türkiye'nin farklı bölgelerinde dalış yaptığını belirtti.İlk kez mikrobiyalitlere daldığını anlatan Akçan, Bu sporu çocuklarıma da sevdirmeye çalışıyorum. Mikrobiyalitlerin ardından Rus batığını da gördük. Van Gölü'ndeki tek batık olması ve sunduğu görüntü, onu oldukça etkileyici kılıyor. Herkesi buraya dalış yapmaya davet ediyoruz. diye konuştu.Dalgıçlardan Lokman Güden ise Türkiye'nin farklı noktalarında dalış yaptığını ancak Van Gölü'ndeki deneyimin çok farklı olduğunu dile getirdi.Su altındaki manzaranın kendisine başka bir gezegendeymiş hissi verdiğini anlatan Güden, Mikrobiyalitler ve Rus batığı oldukça etkileyiciydi. Heyecan verici ve keyifli bir dalış gerçekleştirdik. Herkesin gelip bu güzellikleri görmesini tavsiye ederim. diye konuştu.Babasıyla birlikte dalış yaptığını belirten Gülsüm Akçan, su altındaki doğal oluşumları görmenin kendisi için unutulmaz bir deneyim olduğunu ifade ederek, Derinlere indikçe su soğuyor ve zaman zaman bizi zorluyor ancak mikrobiyalitleri görmek bütün yorgunluğa değiyor. şeklinde konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Van Haberleri : ORHAN SAĞLAM - Van Gölü'nün derinliklerindeki tarihi ve doğal güzellikler, son dönemde artan dalış etkinlikleriyle dalgıçların ilgisini çekiyor.Türkiye'nin önemli dalış rotaları arasında gösterilen gölde, su altındaki batıklar ve doğal oluşumlar keşfedilirken bölgenin dalış turizmi potansiyeli de her geçen gün daha fazla öne çıkıyor.Van Gölü'nün eşsiz su altı zenginlikleri arasında yer alan tarihi kalıntılar, batıklar ve dünyanın en büyük mikrobiyalitleri (dikitleri) dalış tutkunlarına farklı deneyimler sunuyor.Gölün derinliklerindeki bu değerlerin görüntülenmesiyle hem su altı mirası kayıt altına alınıyor hem de bölgenin tanıtımına katkı sağlanıyor.Son olarak Van Diving Dalış Okulu tarafından Bitlis'in Tatvan ilçesine bağlı Reşadiye köyü açıklarında düzenlenen dalış etkinliğinde 32 kişilik ekip suya indi.Dalgıçlar, yaklaşık 17 metre derinlikte bulunan 40 metre uzunluğundaki Rus batık gemisini ve metrelerce uzunluktaki mikrobiyalitleri görüntüleyerek Van Gölü'nün su altındaki zenginliklerini görüntüledi.Dalış tutkunları da en çok bu doğal batığı görmek istiyorTürkiye Sualtı Sporları Federasyonu Van İl Temsilcisi ve dalış eğitmeni Serkan Ök, AA muhabirine, Van Gölü'nün su altındaki gizemlerini tanıtmak amacıyla bir araya geldiklerini söyledi.Van Gölü'nün son yıllarda dalış tutkunlarının ilgi odağı haline geldiğini belirten Ök, gölün dünyanın en büyük mikrobiyalitlerine ev sahipliği yaptığını ifade etti.Van Gölü'nde milattan öncesine tarihlenen batık şehir kalıntıları ile 1905 dönemine ait Rus batığının bulunduğunu hatırlatan Ök, şunları kaydetti:Van Gölü yaklaşık 600 bin yaşında ve binlerce yılda oluşan mikrobiyalitlere ev sahipliği yapıyor. İrtifa dalışı yapılabilen göl, bu özelliğiyle uzman dalgıçlar tarafından tercih ediliyor. Gölde yaklaşık 14 önemli dalış noktamız bulunuyor. Bunların en önemlilerinden biri de Reşadiye'deki mikrobiyalitler ile Rus batığının yer aldığı bölge. Bugün 32 dalgıçla burada dalış yaptık. Su sıcaklığı nedeniyle maksimum dalış derinliğimiz 17 metreyi geçmiyor ancak görüş mesafesi oldukça yüksek. Haziran, temmuz ve ağustos aylarında akıntının olmaması da bölgeye ilgiyi artırıyor.Van Gölü'nde bugüne kadar tespit edilen en büyük mikrobiyalitin 34,4 metre uzunluğunda olduğunu belirten Ök, bu oluşumun yaklaşık 100 bin yıllık geçmişe sahip olduğunu, daha büyük mikrobiyalitlerin bulunabileceğine inandıklarını ifade etti.Rus batığının dalış turizmi açısından önemli bir değer taşıdığını vurgulayan Ök, Türkiye'de ve dünyada çok sayıda suni batık bulunuyor. Buradaki ise savaş görmüş ve doğal afetler sonucu batmış gerçek bir gemi. Dalış tutkunları da en çok bu doğal batığı görmek istiyor. Bu nedenle düzenlediğimiz turlar yoğun ilgi görüyor. dedi.Heyecan verici ve keyifli bir dalış gerçekleştirdikDalış etkinliğine çocuklarıyla katılan Mehmet Akçan da Van Gölü'nde dalış eğitimi aldığını ve Türkiye'nin farklı bölgelerinde dalış yaptığını belirtti.İlk kez mikrobiyalitlere daldığını anlatan Akçan, Bu sporu çocuklarıma da sevdirmeye çalışıyorum. Mikrobiyalitlerin ardından Rus batığını da gördük. Van Gölü'ndeki tek batık olması ve sunduğu görüntü, onu oldukça etkileyici kılıyor. Herkesi buraya dalış yapmaya davet ediyoruz. diye konuştu.Dalgıçlardan Lokman Güden ise Türkiye'nin farklı noktalarında dalış yaptığını ancak Van Gölü'ndeki deneyimin çok farklı olduğunu dile getirdi.Su altındaki manzaranın kendisine başka bir gezegendeymiş hissi verdiğini anlatan Güden, Mikrobiyalitler ve Rus batığı oldukça etkileyiciydi. Heyecan verici ve keyifli bir dalış gerçekleştirdik. Herkesin gelip bu güzellikleri görmesini tavsiye ederim. diye konuştu.Babasıyla birlikte dalış yaptığını belirten Gülsüm Akçan, su altındaki doğal oluşumları görmenin kendisi için unutulmaz bir deneyim olduğunu ifade ederek, Derinlere indikçe su soğuyor ve zaman zaman bizi zorluyor ancak mikrobiyalitleri görmek bütün yorgunluğa değiyor. şeklinde konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/dalgiclar-van-golu-nun-derinliklerindeki-tarihi-ve-dogal-mirasi-kesfediyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Altının onsunda ibre 5 ay sonra ilk kez yukarı döndü</title>
      <link>https://www.canligaste.com/altinin-onsunda-ibre-5-ay-sonra-ilk-kez-yukari-dondu/888066/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/altinin-onsunda-ibre-5-ay-sonra-ilk-kez-yukari-dondu/888066/</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Altının ons fiyatı temmuz ayında yüzde 1 artarak 4 bin 46 dolara çıktı ve 5 ay sonra ilk defa aylık bazda artış kaydetti - Intesa Sanpaolo Kıdemli Emtia Ekonomisti Daniela Corsini: - Piyasa, Fed'in enflasyon üzerinde sıkı bir kontrol sürdüreceğini beklediği sürece altının önceki zirvelerini yeniden test etmesi muhtemel görünmemektedir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : BURHAN SANSARLIOĞLU / EMİRHAN YILMAZ - Altının ons fiyatı, temmuz ayında Fed'in yakın zamanda faiz artırımına gitmeyebileceğine yönelik öngörülerle yüzde 1 artarak 4 bin 46 dolara çıktı ve 5 ay sonra ilk defa aylık bazda artış kaydetti.Yıl genelinde ABD/İsrail-İran savaşından dolayı yükselen petrol fiyatları ve bunların enflasyon üzerindeki etkisiyle ilgili artan endişeler merkez bankalarının şahin bir tutum sergiyeceğine dair tahminleri güçlendirirken, bu durum altının ons fiyatı üzerinde baskı oluşturdu.Bu süreçte güvenli liman olarak görülen dolara talebin artması da emtia piyasasında özellikle değerli metaller üzerinde satış baskısına sebep olurken, aralık ayı sonuna göre altın fiyatlarında yüzde 6'nın üzerinde düşüş görüldü.Temmuz ayı ise altının onsunun yükseldiği bir dönem olarak öne çıktı.ABD'de enflasyonda ve kişisel tüketim harcamalarında görülen yavaşlama Fed'in faiz oranlarını artırma konusunda acele etmeyeceğine yönelik iyimserliğin artması altının ons fiyatını olumlu etkileyen önde gelen unsurlar arasında yer aldı.Fed Başkanı Kevin Warsh'un temkinli yorumları, piyasalarda gelecekte herhangi bir politika hamlesinin zamanlaması konusundaki belirsizlikleri öne çıkarırken, bu durum da bankanın faiz artırımına gideceğine yönelik öngörülerin zayıflamasına neden oldu.Söz konusu gelişmelerle dolar endeksinde görülen düşüş de altının ons fiyatını destekledi.Bu gelişmelerle, altının ons fiyatı temmuz ayında yüzde 1 artarak 4 bin 46 dolara çıktı ve 5 ay sonra ilk defa aylık bazda artış kaydetti.En son şubat ayında yüzde 8,5 artan altının onsu mart ayında yüzde 11,3, nisan ayında yüzde 1, mayıs ayında yüzde 1,8, haziran ayında yüzde 11,7 değer kaybetmişti.Gümüşün onsu ise geçen ay yüzde 1,7 değer kaybederek 57,7 dolara indi. Orta Doğu'da gerilimin hala devam etmesi ve Fed'in uzun süre faiz indirimlerine gitmeyeceğine yönelik fiyatlamalar gümüş fiyatlarında satış baskısının oluşmasına neden oldu.Altının onsunda birkaç ay boyunca sınırlı fiyat hareketleri görülebilirIntesa Sanpaolo Kıdemli Emtia Ekonomisti Daniela Corsini, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, altının ons fiyatında gelecek birkaç ay boyunca yatay bir bantta sınırlı fiyat hareketleri görülebileceğini söyledi.Corsini, çeyreklik ortalamalar bazında ise 2026'nın 3'üncü çeyreğinde altının onsu için 4 bin 200 dolar, son çeyreğinde 4 bin dolar ve 2027 genelinde ortalama 4 bin 200 dolar seviyesini öngördüklerini bildirdi.Yakın vadede ana belirleyici unsurun muhtemelen dolar ve Fed'in para politikası olmaya devam edeceğine işaret eden Corsini, Nitekim piyasa esas olarak, İran'daki savaşın enerji fiyatlarını daha da yükselterek enflasyon baskılarını artırmasından ve bu durumun Fed'i faiz artırmaya zorlamasından endişe duymakta. Bu durum doları güçlendirecek ve faiz oranları yükseldiğinde zarar gören, faiz getirisi olmayan bir varlık olarak altını zayıflatacaktır. Piyasa, Fed'in enflasyon üzerinde sıkı bir kontrol sürdüreceğini beklediği sürece altının önceki zirvelerini yeniden test etmesi muhtemel görünmemektedir. diye konuştu.Aşağı yönlü risklere de değinen Corsini, altın fiyatlarında aşağı yönlü potansiyelin sınırlı olduğunu düşündüklerini belirtti.Corsini, Yatırımcıların güvenli liman talebini ve merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme talebini beslemeye devam eden jeopolitik riskler nedeniyle şu anda 3 bin 600-3 bin 800 dolar aralığında güçlü bir destek olduğuna dikkati çekiyoruz. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : BURHAN SANSARLIOĞLU / EMİRHAN YILMAZ - Altının ons fiyatı, temmuz ayında Fed'in yakın zamanda faiz artırımına gitmeyebileceğine yönelik öngörülerle yüzde 1 artarak 4 bin 46 dolara çıktı ve 5 ay sonra ilk defa aylık bazda artış kaydetti.Yıl genelinde ABD/İsrail-İran savaşından dolayı yükselen petrol fiyatları ve bunların enflasyon üzerindeki etkisiyle ilgili artan endişeler merkez bankalarının şahin bir tutum sergiyeceğine dair tahminleri güçlendirirken, bu durum altının ons fiyatı üzerinde baskı oluşturdu.Bu süreçte güvenli liman olarak görülen dolara talebin artması da emtia piyasasında özellikle değerli metaller üzerinde satış baskısına sebep olurken, aralık ayı sonuna göre altın fiyatlarında yüzde 6'nın üzerinde düşüş görüldü.Temmuz ayı ise altının onsunun yükseldiği bir dönem olarak öne çıktı.ABD'de enflasyonda ve kişisel tüketim harcamalarında görülen yavaşlama Fed'in faiz oranlarını artırma konusunda acele etmeyeceğine yönelik iyimserliğin artması altının ons fiyatını olumlu etkileyen önde gelen unsurlar arasında yer aldı.Fed Başkanı Kevin Warsh'un temkinli yorumları, piyasalarda gelecekte herhangi bir politika hamlesinin zamanlaması konusundaki belirsizlikleri öne çıkarırken, bu durum da bankanın faiz artırımına gideceğine yönelik öngörülerin zayıflamasına neden oldu.Söz konusu gelişmelerle dolar endeksinde görülen düşüş de altının ons fiyatını destekledi.Bu gelişmelerle, altının ons fiyatı temmuz ayında yüzde 1 artarak 4 bin 46 dolara çıktı ve 5 ay sonra ilk defa aylık bazda artış kaydetti.En son şubat ayında yüzde 8,5 artan altının onsu mart ayında yüzde 11,3, nisan ayında yüzde 1, mayıs ayında yüzde 1,8, haziran ayında yüzde 11,7 değer kaybetmişti.Gümüşün onsu ise geçen ay yüzde 1,7 değer kaybederek 57,7 dolara indi. Orta Doğu'da gerilimin hala devam etmesi ve Fed'in uzun süre faiz indirimlerine gitmeyeceğine yönelik fiyatlamalar gümüş fiyatlarında satış baskısının oluşmasına neden oldu.Altının onsunda birkaç ay boyunca sınırlı fiyat hareketleri görülebilirIntesa Sanpaolo Kıdemli Emtia Ekonomisti Daniela Corsini, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, altının ons fiyatında gelecek birkaç ay boyunca yatay bir bantta sınırlı fiyat hareketleri görülebileceğini söyledi.Corsini, çeyreklik ortalamalar bazında ise 2026'nın 3'üncü çeyreğinde altının onsu için 4 bin 200 dolar, son çeyreğinde 4 bin dolar ve 2027 genelinde ortalama 4 bin 200 dolar seviyesini öngördüklerini bildirdi.Yakın vadede ana belirleyici unsurun muhtemelen dolar ve Fed'in para politikası olmaya devam edeceğine işaret eden Corsini, Nitekim piyasa esas olarak, İran'daki savaşın enerji fiyatlarını daha da yükselterek enflasyon baskılarını artırmasından ve bu durumun Fed'i faiz artırmaya zorlamasından endişe duymakta. Bu durum doları güçlendirecek ve faiz oranları yükseldiğinde zarar gören, faiz getirisi olmayan bir varlık olarak altını zayıflatacaktır. Piyasa, Fed'in enflasyon üzerinde sıkı bir kontrol sürdüreceğini beklediği sürece altının önceki zirvelerini yeniden test etmesi muhtemel görünmemektedir. diye konuştu.Aşağı yönlü risklere de değinen Corsini, altın fiyatlarında aşağı yönlü potansiyelin sınırlı olduğunu düşündüklerini belirtti.Corsini, Yatırımcıların güvenli liman talebini ve merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme talebini beslemeye devam eden jeopolitik riskler nedeniyle şu anda 3 bin 600-3 bin 800 dolar aralığında güçlü bir destek olduğuna dikkati çekiyoruz. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>El çizimleriyle oluşan defter, tasarım ve sanatın buluşma noktası oldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/el-cizimleriyle-olusan-defter-tasarim-ve-sanatin-bulusma-noktasi-oldu/888065/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/el-cizimleriyle-olusan-defter-tasarim-ve-sanatin-bulusma-noktasi-oldu/888065/</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / Dünyanın önde gelen otomotiv markalarından birinde uzun yıllar çalıştıktan sonra kariyerine Türkiye'de devam eden Ege Argüden'in, çocukluk yıllarında başlayan çizim tutkusunu yansıttığı ve el çizimi eserlerle adeta bir sanat eserine dönüşen defteri, sosyal medyada büyük ilgi uyandırdı - Ege Argüden: - Bence el çizimi çok önemli ve her zaman önemli olmaya da devam edecek. Özellikle günümüzde yapay zekanın daha çok artmasıyla bir sürü insan el çizimindeki orijinal karakteri ve el emeğine daha da çok ilgi göstermeye başladı. Belki de o yüzden benim çizimlerim bu kadar ilgi gördü]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : HAMDİ DİNDİREK / ASUDE KÖKLÜ - Dünyanın önde gelen otomotiv markalarından birinde çalıştıktan sonra Türkiye'ye dönen Ege Argüden'in, çocukluk yıllarında başlayan çizim tutkusuyla Ayasofya'nın mimari detaylarından deniz canlılarına kadar uzanan gözlemlerini aktardığı defteri, sosyal medyada ilgi görüyor.Çocukluk yıllarında araç tasarımları çizmeye başlayan Argüden, genç yaşta stajlarla başladığı tasarım yolculuğunu ABD'deki eğitimi ve otomotiv kariyeriyle sürdürdü.İstanbul'da kendi tasarım stüdyosunu kuran Argüden, doğadan mimariye pek çok alandaki gözlemlerini çizimleriyle kayıt altına alıyor.Ayasofya'nın mimari detaylarını, balıkların yüzgeçlerini ya da doğadaki geometrik formları çizen Argüden, AA muhabirine yaptığı açıklamada, doğaya, otomobillere, uçaklara ve teknelere büyük ilgi duyduğunu söyledi.Babasının, 6 yaşındayken kendisine otomobil tasarımcılığı mesleğinden bahsettiğini belirten Argüden, o gün otomobil tasarımcısı olmaya karar verdiğini ifade etti.Küçük yaşlarda internetten araştırma yapıp, babasının getirdiği kitapları okuyarak ve diğer araba tasarımcılarının çizimlerini kopyalayarak çizim teknikleri hakkında çok fazla şey öğrendiğini kaydeden Argüden, 12 yaşıma geldiğimde elimde araba tasarımlarından oluşan bir portfolyo vardı. Ekber Onuk ve Eralp Noyan'la tanışma fırsatı buldum. Ekber Onuk zamanında ilk Türk arabası Anadol STC'yi tasarlayan ekibin başındaydı. Eralp Noyan da Anadol STC'nin tasarımcısıydı. dedi.Onuk ve Noyan'a portfolyosunu gösterdiğini ve onların da çok beğenerek kendisini staja davet ettiklerini anlatan Argüden, Orada birkaç sene staj yaptım. 15 yaşındayken Türk araba tasarım dünyasının duayeni olan Murat Günak, Türkiye'ye ziyarete gelmişti ve onunla tanışma fırsatı buldum. diye konuştu.Argüden, daha sonra Günak'ın davetiyle Almanya'da lise yıllarında staj yapma fırsatı bulduğunu belirterek, üniversite eğitimini ise Kaliforniya'daki ArtCenter College of Design'da araç tasarımı alanında tamamladığını söyledi.Hızlı not tuttuğum bir defterden daha çok araştırma defterine dönüştüMezuniyet projesi olarak yaptığı aracın çok ilgi gördüğünü ve birkaç markanın kendisiyle ilgilenmeye başladığını aktaran Argüden, Amerikan araba sanayisinin doğduğu yer olan Michigan'da dünyaca ünlü bir otomotiv firmasının tasarım stüdyosunda dış tasarımcı olarak çalışmaya başladığını anlattı.Argüden, yaklaşık 10 yıl çalıştığı otomotiv markasında farklı projelerde ve baş tasarımcı olarak görev aldıktan sonra, tasarım alanındaki çalışmalarını çeşitlendirmek amacıyla Türkiye’ye dönerek kendi stüdyosunu kurduğunu ve tekne, otomotiv ile endüstriyel tasarım alanlarında çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.Sosyal medyada çizimlerini paylaştığı defterin 'günlük' olarak nitelendirildiğini ancak bunun doğru bir tanımlama olmadığını aktaran Argüden, Daha çok bir eskiz ya da araştırma defteri demek daha doğru olur. dedi.Her zaman teknelere ilgi duyduğunu ve bu konuda bilgi sahibi olduğunu ifade eden Argüden, Ben doğadan hayatım boyunca çok ilham almışımdır. Bu yüzden deniz canlılarını araştırmaya başladım, çünkü teknenin formuna uygulayabileceğim bilgiler vardı. Bunları da aynı deftere resmettim ve üzerine notlar aldım. Her sayfada daha fazla özen göstererek çalışmaya başladım. Bu defter, hızlı not tuttuğum bir defter olmaktan çıkıp daha çok bir araştırma defterine dönüşmeye başladı. ifadesini kullandı. Dünya ve Türk mimarisini incelediğini söyleyen Argüden, defterinin hala devam eden bir araştırma alanı olduğunu kaydetti.Daha defterin bitmesine çok yol varHayatının kırılma noktasının 15 yaşındayken Murat Günak tarafından Almanya'ya davet edilip staja gitmesi olduğunun altını çizen Argüden, sözlerini şöyle sürdürdü: Tasarım sürecinde kullanabilecek farklı bir sürü araç var. Ama bence el çizimi çok önemli ve her zaman önemli olmaya da devam edecek. Özellikle günümüzde yapay zekanın daha çok artmasıyla bir sürü insan el çizimindeki orijinal karakteri ve el emeğine daha da çok ilgi göstermeye başladı. Belki de o yüzden benim çizimlerim bu kadar ilgi gördü.Argüden, yeteneğin bu işin küçük bir kısmı olduğunu, çizimde asıl önemli olanın temel bilgileri öğrenmek, mantığını kavramak ve sürekli pratik yapmak olduğunu dile getirdi.Defterindeki görsellerin sosyal medyada paylaşılmasının ardından kendisine çok sayıda mesaj geldiğini ve herkese teşekkür ettiğini belirten Argüden, 'Bu defteri paylaşacak mıyım?' diye çok soran oldu, almak isteyen oldu. Daha defterin bitmesine çok yol var. Bitirince mutlaka insanlarla paylaşmanın bir yolunu bulacağım. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : HAMDİ DİNDİREK / ASUDE KÖKLÜ - Dünyanın önde gelen otomotiv markalarından birinde çalıştıktan sonra Türkiye'ye dönen Ege Argüden'in, çocukluk yıllarında başlayan çizim tutkusuyla Ayasofya'nın mimari detaylarından deniz canlılarına kadar uzanan gözlemlerini aktardığı defteri, sosyal medyada ilgi görüyor.Çocukluk yıllarında araç tasarımları çizmeye başlayan Argüden, genç yaşta stajlarla başladığı tasarım yolculuğunu ABD'deki eğitimi ve otomotiv kariyeriyle sürdürdü.İstanbul'da kendi tasarım stüdyosunu kuran Argüden, doğadan mimariye pek çok alandaki gözlemlerini çizimleriyle kayıt altına alıyor.Ayasofya'nın mimari detaylarını, balıkların yüzgeçlerini ya da doğadaki geometrik formları çizen Argüden, AA muhabirine yaptığı açıklamada, doğaya, otomobillere, uçaklara ve teknelere büyük ilgi duyduğunu söyledi.Babasının, 6 yaşındayken kendisine otomobil tasarımcılığı mesleğinden bahsettiğini belirten Argüden, o gün otomobil tasarımcısı olmaya karar verdiğini ifade etti.Küçük yaşlarda internetten araştırma yapıp, babasının getirdiği kitapları okuyarak ve diğer araba tasarımcılarının çizimlerini kopyalayarak çizim teknikleri hakkında çok fazla şey öğrendiğini kaydeden Argüden, 12 yaşıma geldiğimde elimde araba tasarımlarından oluşan bir portfolyo vardı. Ekber Onuk ve Eralp Noyan'la tanışma fırsatı buldum. Ekber Onuk zamanında ilk Türk arabası Anadol STC'yi tasarlayan ekibin başındaydı. Eralp Noyan da Anadol STC'nin tasarımcısıydı. dedi.Onuk ve Noyan'a portfolyosunu gösterdiğini ve onların da çok beğenerek kendisini staja davet ettiklerini anlatan Argüden, Orada birkaç sene staj yaptım. 15 yaşındayken Türk araba tasarım dünyasının duayeni olan Murat Günak, Türkiye'ye ziyarete gelmişti ve onunla tanışma fırsatı buldum. diye konuştu.Argüden, daha sonra Günak'ın davetiyle Almanya'da lise yıllarında staj yapma fırsatı bulduğunu belirterek, üniversite eğitimini ise Kaliforniya'daki ArtCenter College of Design'da araç tasarımı alanında tamamladığını söyledi.Hızlı not tuttuğum bir defterden daha çok araştırma defterine dönüştüMezuniyet projesi olarak yaptığı aracın çok ilgi gördüğünü ve birkaç markanın kendisiyle ilgilenmeye başladığını aktaran Argüden, Amerikan araba sanayisinin doğduğu yer olan Michigan'da dünyaca ünlü bir otomotiv firmasının tasarım stüdyosunda dış tasarımcı olarak çalışmaya başladığını anlattı.Argüden, yaklaşık 10 yıl çalıştığı otomotiv markasında farklı projelerde ve baş tasarımcı olarak görev aldıktan sonra, tasarım alanındaki çalışmalarını çeşitlendirmek amacıyla Türkiye’ye dönerek kendi stüdyosunu kurduğunu ve tekne, otomotiv ile endüstriyel tasarım alanlarında çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.Sosyal medyada çizimlerini paylaştığı defterin 'günlük' olarak nitelendirildiğini ancak bunun doğru bir tanımlama olmadığını aktaran Argüden, Daha çok bir eskiz ya da araştırma defteri demek daha doğru olur. dedi.Her zaman teknelere ilgi duyduğunu ve bu konuda bilgi sahibi olduğunu ifade eden Argüden, Ben doğadan hayatım boyunca çok ilham almışımdır. Bu yüzden deniz canlılarını araştırmaya başladım, çünkü teknenin formuna uygulayabileceğim bilgiler vardı. Bunları da aynı deftere resmettim ve üzerine notlar aldım. Her sayfada daha fazla özen göstererek çalışmaya başladım. Bu defter, hızlı not tuttuğum bir defter olmaktan çıkıp daha çok bir araştırma defterine dönüşmeye başladı. ifadesini kullandı. Dünya ve Türk mimarisini incelediğini söyleyen Argüden, defterinin hala devam eden bir araştırma alanı olduğunu kaydetti.Daha defterin bitmesine çok yol varHayatının kırılma noktasının 15 yaşındayken Murat Günak tarafından Almanya'ya davet edilip staja gitmesi olduğunun altını çizen Argüden, sözlerini şöyle sürdürdü: Tasarım sürecinde kullanabilecek farklı bir sürü araç var. Ama bence el çizimi çok önemli ve her zaman önemli olmaya da devam edecek. Özellikle günümüzde yapay zekanın daha çok artmasıyla bir sürü insan el çizimindeki orijinal karakteri ve el emeğine daha da çok ilgi göstermeye başladı. Belki de o yüzden benim çizimlerim bu kadar ilgi gördü.Argüden, yeteneğin bu işin küçük bir kısmı olduğunu, çizimde asıl önemli olanın temel bilgileri öğrenmek, mantığını kavramak ve sürekli pratik yapmak olduğunu dile getirdi.Defterindeki görsellerin sosyal medyada paylaşılmasının ardından kendisine çok sayıda mesaj geldiğini ve herkese teşekkür ettiğini belirten Argüden, 'Bu defteri paylaşacak mıyım?' diye çok soran oldu, almak isteyen oldu. Daha defterin bitmesine çok yol var. Bitirince mutlaka insanlarla paylaşmanın bir yolunu bulacağım. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'nin ham çelik üretimi yılın ilk yarısında yüzde 8,1 artışla 19,8 milyon tona çıktı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-nin-ham-celik-uretimi-yilin-ilk-yarisinda-yuzde-8-1-artisla-19-8-milyon-tona-cikti/888064/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-nin-ham-celik-uretimi-yilin-ilk-yarisinda-yuzde-8-1-artisla-19-8-milyon-tona-cikti/888064/</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:09:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Veysel Yayan: - Türk çelik sektörünün mevcut üretim gücünü daha yüksek katma değerli, teknoloji odaklı ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürme, enerji verimliliği, düşük karbonlu üretim ve teknolojik modernizasyon yatırımlarını hızlandırma hedefleri için uzun vadeli ve uygun maliyetli finansman modellerinin oluşturulmasına ihtiyaç vardır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : ZEYNEP DUYAR - Türkiye'nin ham çelik üretimi, ocak-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,1 artışla 19,8 milyon tona yükseldi.AA muhabirinin, Türkiye Çelik Üreticileri Derneğinden (TÇÜD) edindiği bilgiye göre, haziranda ham çelik üretimi, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 14,7 yükselerek 3,3 milyon tona çıktı.Ocak-haziran döneminde de üretim yüzde 8,1 artışla 19,8 milyon ton oldu. Nihai mamul tüketimi haziranda yıllık bazda yüzde 0,4 artarak 3,1 milyon ton, ocak-haziran döneminde de yüzde 6,6 yükselişle 19,9 milyon ton olarak belirlendi.Çelik ürünleri ihracatı arttıÇelik ürünleri ihracatı, haziranda geçen yılın aynı ayına göre miktar yönünden yüzde 28,4 artışla 1,7 milyon tona, değer yönünden yüzde 29,7 yükselişle 1,2 milyar dolara ulaştı.İhracat, ocak-haziran döneminde 2025'in aynı dönemine kıyasla miktar bazında yüzde 2,5 yükselişle 7,8 milyon tona, değer bazında da yüzde 1,3 artışla 5,3 milyar dolara çıktı.Çelik ürünleri ithalatı haziranda azaldıİthalat, haziranda geçen yılın aynı ayına göre miktar bakımından yüzde 0,8 azalışla 1,8 milyon tona gerilerken değer yönünden yüzde 3,7 artışla 1,2 milyar dolara yükseldi.Ocak-haziran döneminde 2025'in aynı dönemine kıyasla ithalat, miktar bazında yüzde 0,3 artışla 9,3 milyon tona çıktı, değer itibarıyla ise yüzde 2,4 azalışla 6,3 milyar dolara düştü.Geçen yılın ocak-haziran döneminde yüzde 80 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, bu yılın aynı döneminde yüzde 83'e çıktı.Eximbank desteklerinin güçlendirilmeliTÇÜD Genel Sekreteri Veysel Yayan, AA muhabirine, Türkiye'nin, dünyanın en büyük ham çelik üreticileri arasında Almanya'nın önünde 7'nci sıradaki konumunu muhafaza ettiğini belirtti.Yılın ilk 5 ayındaki gerilemenin, hazirandaki güçlü performansla tersine döndüğüne dikkati çeken Yayan, bu gelişmede, özellikle Orta Doğu ve Güney Amerika pazarlarına yönelik güçlü talebin etkili olduğunu bildirdi.Yayan, haziranda Orta Doğu'ya ihracatın yüzde 80 artışla 212,6 bin tona, Güney Amerika'ya ihracatın yüzde 406 artışla 182,5 bin tona yükseldiği bilgisini verdi.İlk 6 ayda ihracatın yüzde 246 artışla 407 bin tona yükseldiği İngiltere'nin ve yüzde 81 artışla 643 bin tona ulaştığı Güney Amerika'nın, öne çıkan pazarlar olduğuna işaret eden Yayan, Avrupa Birliği (AB) pazarının ise zayıf seyrini sürdürdüğünü aktardı.Yayan, söz konusu dönemde AB'ye yönelik çelik ürünleri ihracatının yüzde 22 azalışla 2,6 milyon tona gerilediğini belirterek bölgesel bazda ihracatın düştüğü tek pazarın AB olduğunu ifade etti.Gelecek döneme ilişkin beklentilerine yönelik değerlendirmede bulunan Yayan, şunları kaydetti:Önümüzdeki dönemde Türk çelik sektörünün mevcut üretim gücünü daha yüksek katma değerli, teknoloji odaklı ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürme, enerji verimliliği, düşük karbonlu üretim ve teknolojik modernizasyon yatırımlarını hızlandırma hedefleri için uzun vadeli ve uygun maliyetli finansman modellerinin oluşturulmasına ihtiyaç vardır. Eximbank desteklerinin güçlendirilmesi ve yatırım kredilerine erişimin kolaylaştırılması önem taşımaktadır. Türkiye'nin yaklaşık 62 milyon tonluk ham çelik üretim kapasitesi, iç tüketimde gözlenen istikrarlı artış ve sektörün ihracat potansiyeli dikkate alındığında, haksız rekabete yol açan ithalat artışına karşı etkin ticaret politikası önlemlerinin daha kararlı şekilde uygulanması hayati önem taşımaktadır.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : ZEYNEP DUYAR - Türkiye'nin ham çelik üretimi, ocak-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,1 artışla 19,8 milyon tona yükseldi.AA muhabirinin, Türkiye Çelik Üreticileri Derneğinden (TÇÜD) edindiği bilgiye göre, haziranda ham çelik üretimi, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 14,7 yükselerek 3,3 milyon tona çıktı.Ocak-haziran döneminde de üretim yüzde 8,1 artışla 19,8 milyon ton oldu. Nihai mamul tüketimi haziranda yıllık bazda yüzde 0,4 artarak 3,1 milyon ton, ocak-haziran döneminde de yüzde 6,6 yükselişle 19,9 milyon ton olarak belirlendi.Çelik ürünleri ihracatı arttıÇelik ürünleri ihracatı, haziranda geçen yılın aynı ayına göre miktar yönünden yüzde 28,4 artışla 1,7 milyon tona, değer yönünden yüzde 29,7 yükselişle 1,2 milyar dolara ulaştı.İhracat, ocak-haziran döneminde 2025'in aynı dönemine kıyasla miktar bazında yüzde 2,5 yükselişle 7,8 milyon tona, değer bazında da yüzde 1,3 artışla 5,3 milyar dolara çıktı.Çelik ürünleri ithalatı haziranda azaldıİthalat, haziranda geçen yılın aynı ayına göre miktar bakımından yüzde 0,8 azalışla 1,8 milyon tona gerilerken değer yönünden yüzde 3,7 artışla 1,2 milyar dolara yükseldi.Ocak-haziran döneminde 2025'in aynı dönemine kıyasla ithalat, miktar bazında yüzde 0,3 artışla 9,3 milyon tona çıktı, değer itibarıyla ise yüzde 2,4 azalışla 6,3 milyar dolara düştü.Geçen yılın ocak-haziran döneminde yüzde 80 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, bu yılın aynı döneminde yüzde 83'e çıktı.Eximbank desteklerinin güçlendirilmeliTÇÜD Genel Sekreteri Veysel Yayan, AA muhabirine, Türkiye'nin, dünyanın en büyük ham çelik üreticileri arasında Almanya'nın önünde 7'nci sıradaki konumunu muhafaza ettiğini belirtti.Yılın ilk 5 ayındaki gerilemenin, hazirandaki güçlü performansla tersine döndüğüne dikkati çeken Yayan, bu gelişmede, özellikle Orta Doğu ve Güney Amerika pazarlarına yönelik güçlü talebin etkili olduğunu bildirdi.Yayan, haziranda Orta Doğu'ya ihracatın yüzde 80 artışla 212,6 bin tona, Güney Amerika'ya ihracatın yüzde 406 artışla 182,5 bin tona yükseldiği bilgisini verdi.İlk 6 ayda ihracatın yüzde 246 artışla 407 bin tona yükseldiği İngiltere'nin ve yüzde 81 artışla 643 bin tona ulaştığı Güney Amerika'nın, öne çıkan pazarlar olduğuna işaret eden Yayan, Avrupa Birliği (AB) pazarının ise zayıf seyrini sürdürdüğünü aktardı.Yayan, söz konusu dönemde AB'ye yönelik çelik ürünleri ihracatının yüzde 22 azalışla 2,6 milyon tona gerilediğini belirterek bölgesel bazda ihracatın düştüğü tek pazarın AB olduğunu ifade etti.Gelecek döneme ilişkin beklentilerine yönelik değerlendirmede bulunan Yayan, şunları kaydetti:Önümüzdeki dönemde Türk çelik sektörünün mevcut üretim gücünü daha yüksek katma değerli, teknoloji odaklı ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürme, enerji verimliliği, düşük karbonlu üretim ve teknolojik modernizasyon yatırımlarını hızlandırma hedefleri için uzun vadeli ve uygun maliyetli finansman modellerinin oluşturulmasına ihtiyaç vardır. Eximbank desteklerinin güçlendirilmesi ve yatırım kredilerine erişimin kolaylaştırılması önem taşımaktadır. Türkiye'nin yaklaşık 62 milyon tonluk ham çelik üretim kapasitesi, iç tüketimde gözlenen istikrarlı artış ve sektörün ihracat potansiyeli dikkate alındığında, haksız rekabete yol açan ithalat artışına karşı etkin ticaret politikası önlemlerinin daha kararlı şekilde uygulanması hayati önem taşımaktadır.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kuveyt, hava sahasında tespit edilen düşman İHA'ların imha edildiğini açıkladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kuveyt-hava-sahasinda-tespit-edilen-dusman-iha-larin-imha-edildigini-acikladi/888063/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kuveyt-hava-sahasinda-tespit-edilen-dusman-iha-larin-imha-edildigini-acikladi/888063/</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:09:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : Kuveyt Savunma Bakanlığı, ülkenin hava sahasında tespit edilen düşman insansız hava araçlarının (İHA) imha edildiğini bildirdi.Kuveyt Savunma Bakanlığı Sözcüsü Kurmay Albay Suud Abdulaziz el-Atvan, yaptığı açıklamada, silahlı kuvvetlerin bugün şafak vaktinden bu yana Kuveyt hava sahasında düşman İHA'lar tespit ettiğini ve bunların müdahale sonucu etkisiz hale getirildiğini belirtti.İran'ın düzenlediği saldırılarda ülkenin kuzeyindeki bir devlet tesisinin hedef alındığını aktaran Atvan, ayrıca Bubiyan Adası'nda sivil bir şirkete ait araçların da saldırılardan etkilendiğini ifade etti.Atvan, saldırılar sonucu şarapnel parçalarının düşmesi nedeniyle maddi hasar meydana geldiğini ancak herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığını aktardı.Kuveyt Silahlı Kuvvetlerinin görevlerini yüksek etkinlikle yerine getirmeyi sürdürdüğünü belirten Atvan, ülkenin egemenliğini korumak, güvenlik ve istikrarını sağlamak amacıyla ilgili kurumlarla koordinasyon halinde gerekli tüm tedbirlerin alındığını kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : Kuveyt Savunma Bakanlığı, ülkenin hava sahasında tespit edilen düşman insansız hava araçlarının (İHA) imha edildiğini bildirdi.Kuveyt Savunma Bakanlığı Sözcüsü Kurmay Albay Suud Abdulaziz el-Atvan, yaptığı açıklamada, silahlı kuvvetlerin bugün şafak vaktinden bu yana Kuveyt hava sahasında düşman İHA'lar tespit ettiğini ve bunların müdahale sonucu etkisiz hale getirildiğini belirtti.İran'ın düzenlediği saldırılarda ülkenin kuzeyindeki bir devlet tesisinin hedef alındığını aktaran Atvan, ayrıca Bubiyan Adası'nda sivil bir şirkete ait araçların da saldırılardan etkilendiğini ifade etti.Atvan, saldırılar sonucu şarapnel parçalarının düşmesi nedeniyle maddi hasar meydana geldiğini ancak herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığını aktardı.Kuveyt Silahlı Kuvvetlerinin görevlerini yüksek etkinlikle yerine getirmeyi sürdürdüğünü belirten Atvan, ülkenin egemenliğini korumak, güvenlik ve istikrarını sağlamak amacıyla ilgili kurumlarla koordinasyon halinde gerekli tüm tedbirlerin alındığını kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yaz aylarında açıkta bekleyen gıdalar bağırsak enfeksiyonu riskini artırıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yaz-aylarinda-acikta-bekleyen-gidalar-bagirsak-enfeksiyonu-riskini-artiriyor/888062/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yaz-aylarinda-acikta-bekleyen-gidalar-bagirsak-enfeksiyonu-riskini-artiriyor/888062/</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:08:09 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Bilkent Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği Uzmanı Prof. Dr. Adalet Altunsoy: - Gıdalar pişmiş bile olsa açık havada birkaç saat içerisinde milyonlarca bakteri çoğalabiliyor ve hastalık oluşturacak duruma geliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : DİLHAN TÜRKER YILDIZ - Yaz aylarında hava sıcaklıklarının artmasıyla bakteri, virüs ve parazitlerin daha hızlı çoğaldığı, uygun koşullarda saklanmayan ve uzun süre açıkta bekletilen gıdaların bağırsak enfeksiyonu ile besin zehirlenmesi riskini artırdığı bildirildi.Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği Uzmanı Prof. Dr. Adalet Altunsoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bağırsak enfeksiyonları, gıda zehirlenmeleri ve bunlara bağlı gelişebilecek sıvı ve elektrolit kaybına karşı uyarılarda bulundu.Artan hava sıcaklıklarının gıda güvenliği açısından risk oluşturduğunu belirten Altunsoy, Yaz ayları, bağırsak enfeksiyonları ve gıda zehirlenmelerinin arttığı bir dönem çünkü bakteriler, virüsler ve parazitler de sıcağı çok seviyor ve daha fazla çoğalıyorlar. Gıdalar pişmiş bile olsa açık havada birkaç saat içerisinde milyonlarca bakteri çoğalabiliyor ve hastalık oluşturacak duruma geliyor. dedi.Altunsoy, bağırsak enfeksiyonlarından korunmada gıda güvenliği kurallarına uyulmasının büyük önem taşıdığına dikkati çekerek, Soğuk zincir kuralına uyulmamış, uygun koşullarda saklanmamış, yeterince pişirilmemiş ya da uzun süre açıkta bekletilmiş gıdaların tüketilmesi bağırsak enfeksiyonu riskini artırabiliyor. bilgisini verdi.İshal ve kusmaya bağlı gelişen sıvı ve elektrolit kaybının önemine işaret eden Altunsoy, şunları kaydetti:Çocuklarda, yaşlılarda ve böbrek hastalığı, diyabet ya da kalp hastalığı bulunan kişilerde ishal daha ağır seyredebilir Hastalarımız ishal ya da bağırsak enfeksiyonlarından sonra sadece sıvı kaybetmez aynı zamanda sodyum, potasyum, bikarbonat gibi elektrolitler de kaybeder. İshalde yeterli sıvı alımına rağmen özellikle çocuklarda ve yaşlılarda gözlerde çökme, dilde kuruluk, halsizlik ve bilinç bozukluğu gelişiyorsa, bağırsak enfeksiyonuna eşlik eden ateş 2-3 günden uzun sürüyorsa, kanlı ishal veya şiddetli kusma varsa mutlaka vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.Besin zehirlenmeleriyle bağırsak enfeksiyonlarının belirtileri benzerlik gösteriyorBesin zehirlenmeleriyle bağırsak enfeksiyonlarının benzer belirtilerle seyrettiğini ifade eden Altunsoy, bağırsak enfeksiyonlarında karın ağrısı ve ishalin ön planda olduğunu, besin zehirlenmelerinde ise şüpheli gıda tüketiminin ardından önce kusma, daha sonra ishal görülebildiğini söyledi.Altunsoy, bağırsak enfeksiyonlarında yapılan yaygın hatalardan birinin antibiyotik kullanımı olduğunu belirterek, antibiyotiklerin bağırsak florasını bozabildiğini, ishal süresini uzatabildiğini ve antibiyotik direncine yol açabildiğini, tedavide ise önceliğin kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin yerine konulması olduğunu dile getirdi.Öte yandan Altunsoy, özellikle küçük çocuklarda ishal sırasında asitli içecekler ve meyve suyu verilmesinin yanlış uygulamalar arasında yer aldığını vurgulayarak, bu tür içeceklerin ishali uzatabildiği uyarısında bulundu.Et ve sebzeler için ayrı kesme tahtası kullanınAltunsoy, gıda hazırlama ve saklama sürecinde hijyen kurallarına uyulmasının büyük önem taşıdığını ifade ederek, Et ve et ürünleri ile süt ve süt ürünlerinin iyi pişirilmesi, pişirilen gıdaların uzun süre oda sıcaklığında bekletilmemesi, çiğ etler ve sebzeler için ayrı kesme tahtalarının kullanılması gerek. Sebze ve meyvelerin tüketilmeden önce iyice yıkanması besin zehirlenmeleri ile bağırsak enfeksiyonlarından korunmada önemli rol oynuyor. diye konuştu.Altunsoy, bağırsak enfeksiyonlarından korunmada el hijyeninin temel önem taşıdığına dikkati çekerek, yemek hazırlamadan ve yemek yemeden önce, tuvalet sonrası ile bebek ve küçük çocuklarda bez değişiminin ardından ellerin en az 20 saniye sabun ve suyla yıkanmasının çapraz bulaşmayı önlediğini ve enfeksiyon riskini azalttığını belirtti.Yaz aylarında havuz kullanımına ilişkin de uyarılarda bulunan Altunsoy, çocuklara havuz suyunu yutmamaları gerektiğinin mutlaka öğretilmesi gerektiğini, ishali bulunan bebek ve çocukların ise hem kendi sağlıklarını korumak hem de enfeksiyonun başkalarına bulaşmasını önlemek amacıyla havuza sokulmaması gerektiğinin altını çizdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : DİLHAN TÜRKER YILDIZ - Yaz aylarında hava sıcaklıklarının artmasıyla bakteri, virüs ve parazitlerin daha hızlı çoğaldığı, uygun koşullarda saklanmayan ve uzun süre açıkta bekletilen gıdaların bağırsak enfeksiyonu ile besin zehirlenmesi riskini artırdığı bildirildi.Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği Uzmanı Prof. Dr. Adalet Altunsoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bağırsak enfeksiyonları, gıda zehirlenmeleri ve bunlara bağlı gelişebilecek sıvı ve elektrolit kaybına karşı uyarılarda bulundu.Artan hava sıcaklıklarının gıda güvenliği açısından risk oluşturduğunu belirten Altunsoy, Yaz ayları, bağırsak enfeksiyonları ve gıda zehirlenmelerinin arttığı bir dönem çünkü bakteriler, virüsler ve parazitler de sıcağı çok seviyor ve daha fazla çoğalıyorlar. Gıdalar pişmiş bile olsa açık havada birkaç saat içerisinde milyonlarca bakteri çoğalabiliyor ve hastalık oluşturacak duruma geliyor. dedi.Altunsoy, bağırsak enfeksiyonlarından korunmada gıda güvenliği kurallarına uyulmasının büyük önem taşıdığına dikkati çekerek, Soğuk zincir kuralına uyulmamış, uygun koşullarda saklanmamış, yeterince pişirilmemiş ya da uzun süre açıkta bekletilmiş gıdaların tüketilmesi bağırsak enfeksiyonu riskini artırabiliyor. bilgisini verdi.İshal ve kusmaya bağlı gelişen sıvı ve elektrolit kaybının önemine işaret eden Altunsoy, şunları kaydetti:Çocuklarda, yaşlılarda ve böbrek hastalığı, diyabet ya da kalp hastalığı bulunan kişilerde ishal daha ağır seyredebilir Hastalarımız ishal ya da bağırsak enfeksiyonlarından sonra sadece sıvı kaybetmez aynı zamanda sodyum, potasyum, bikarbonat gibi elektrolitler de kaybeder. İshalde yeterli sıvı alımına rağmen özellikle çocuklarda ve yaşlılarda gözlerde çökme, dilde kuruluk, halsizlik ve bilinç bozukluğu gelişiyorsa, bağırsak enfeksiyonuna eşlik eden ateş 2-3 günden uzun sürüyorsa, kanlı ishal veya şiddetli kusma varsa mutlaka vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.Besin zehirlenmeleriyle bağırsak enfeksiyonlarının belirtileri benzerlik gösteriyorBesin zehirlenmeleriyle bağırsak enfeksiyonlarının benzer belirtilerle seyrettiğini ifade eden Altunsoy, bağırsak enfeksiyonlarında karın ağrısı ve ishalin ön planda olduğunu, besin zehirlenmelerinde ise şüpheli gıda tüketiminin ardından önce kusma, daha sonra ishal görülebildiğini söyledi.Altunsoy, bağırsak enfeksiyonlarında yapılan yaygın hatalardan birinin antibiyotik kullanımı olduğunu belirterek, antibiyotiklerin bağırsak florasını bozabildiğini, ishal süresini uzatabildiğini ve antibiyotik direncine yol açabildiğini, tedavide ise önceliğin kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin yerine konulması olduğunu dile getirdi.Öte yandan Altunsoy, özellikle küçük çocuklarda ishal sırasında asitli içecekler ve meyve suyu verilmesinin yanlış uygulamalar arasında yer aldığını vurgulayarak, bu tür içeceklerin ishali uzatabildiği uyarısında bulundu.Et ve sebzeler için ayrı kesme tahtası kullanınAltunsoy, gıda hazırlama ve saklama sürecinde hijyen kurallarına uyulmasının büyük önem taşıdığını ifade ederek, Et ve et ürünleri ile süt ve süt ürünlerinin iyi pişirilmesi, pişirilen gıdaların uzun süre oda sıcaklığında bekletilmemesi, çiğ etler ve sebzeler için ayrı kesme tahtalarının kullanılması gerek. Sebze ve meyvelerin tüketilmeden önce iyice yıkanması besin zehirlenmeleri ile bağırsak enfeksiyonlarından korunmada önemli rol oynuyor. diye konuştu.Altunsoy, bağırsak enfeksiyonlarından korunmada el hijyeninin temel önem taşıdığına dikkati çekerek, yemek hazırlamadan ve yemek yemeden önce, tuvalet sonrası ile bebek ve küçük çocuklarda bez değişiminin ardından ellerin en az 20 saniye sabun ve suyla yıkanmasının çapraz bulaşmayı önlediğini ve enfeksiyon riskini azalttığını belirtti.Yaz aylarında havuz kullanımına ilişkin de uyarılarda bulunan Altunsoy, çocuklara havuz suyunu yutmamaları gerektiğinin mutlaka öğretilmesi gerektiğini, ishali bulunan bebek ve çocukların ise hem kendi sağlıklarını korumak hem de enfeksiyonun başkalarına bulaşmasını önlemek amacıyla havuza sokulmaması gerektiğinin altını çizdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
