<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>YKS'de ilk 100'e giren TÜBİTAK Fen Lisesi öğrencisi tıp okumayı düşünüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yks-de-ilk-100-e-giren-tubitak-fen-lisesi-ogrencisi-tip-okumayi-dusunuyor/884194/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yks-de-ilk-100-e-giren-tubitak-fen-lisesi-ogrencisi-tip-okumayi-dusunuyor/884194/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:33:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Balıkesir — TÜBİTAK Fen Lisesi öğrencisi Aslıhan Buğa: - Tamamen okulumda gördüğüm destekle bu şekilde derece elde ettim]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Balıkesir Haberleri — MİRAÇ KAYA - 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sayısal alanında ilk 100'e giren TÜBİTAK Fen Lisesi öğrencisi Aslıhan Buğa, tıp okumayı hedefliyor.Uyguladığı özel öğretim programıyla temel bilimler, bilişim teknolojileri, yazılım ve havacılık ile uzay teknolojileri alanlarında Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu nitelikli bilim insanı adaylarını geleceğe hazırlayan TÜBİTAK Fen Lisesi, 2026 YKS'de öğrencilerinin elde ettiği başarılı sonuçlarla ön plana çıktı.Milli Teknoloji Hamlesinin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını yetiştirmeyi ve bilimle teknolojiye yön verecek, üreten, geliştiren, araştıran ve sorun çözen bir nesil yetiştirmeyi hedefleyen​​​​​​​ TÜBİTAK Fen Lisesinin ilk mezunlarından Aslıhan Buğa da Temel Yeterlilik Testi'nde (TYT) Türkiye 6'ncısı, Alan Yeterlilik Testi'nin (AYT) sayısal alanında ise Türkiye 19'uncusu oldu.Buğa, Yabancı Dil Testi'nde de Türkiye 87'ncisi oldu.Mezun olduktan sonra Balıkesir'e ailesinin yanına dönen Buğa, tıp eğitimi almayı planlıyor.Buğa, AA muhabirine, bilim olimpiyatlarında Avrupa Kızlar kategorisinde gümüş madalya sahibi olduğunu söyledi.Olimpiyatlara katıldığı için YKS hazırlığına biraz geç başladığını belirten Buğa, şöyle konuştu:Buna rağmen okulum çok fazla destek oldu. Bu konuda bütün imkanları sundular. Özellikle arkadaşlarım da hem akademik hem de sosyal manada bana çok destek oldular. Bir de üst dönemimiz olmadığı için arkadaşlar arasında götürerek ilerledik. Hocalarımız bütün desteklerini bizden eksik etmediler. Okul saatleri harici de okula gelip bizim sorularımız varsa çözdüler. Konu anlatımı yaptılar. Birebir ilgilendiler. Yani bu konuda gerçekten de ilgiyi eksik bırakmadılar. Sayın okul müdürümüz de bizimle hususi olarak ilgilendi. Sürekli motivasyon verdi ve motive etmeye çalıştı.Sanayi ve Teknoloji Bakanımız bize çok fazla imkan sunduTYT ve AYT'de toplamda 2 yanlışı olduğunu dile getiren Buğa, şunları ifade etti:Sanayi ve Teknoloji Bakanımız (Mehmet Fatih Kacır) bize çok fazla imkan sundu. TÜBİTAK Fen Lisesi adına özellikle okulumuza ziyaretler gerçekleştirip çözümler üretti, sorunlarımıza ve çok fazla imkan sağladılar. Lisemiz haricinde ben herhangi bir dershane ya da başka bir kurumdan destek almadım. Tamamen okulumda gördüğüm destekle bu şekilde derece elde ettim. Tıp okumayı düşünüyorum. Koç ve Medipol arasındayım. Henüz karar vermedim. Tıpta da teknolojiyle biraz daha birleştirerek bilgisayar geçmişimi de bir şekilde entegre etmek istiyorum.Buğa, hazırlık döneminde Milli Eğitim Bakanlığının yayınladığı kaynakların çok işe yaradığını anlatarak, gelecek yıl sınava girecek olanlara sürekli deneme çözmeleri tavsiyesinde bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Balıkesir Haberleri — MİRAÇ KAYA - 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sayısal alanında ilk 100'e giren TÜBİTAK Fen Lisesi öğrencisi Aslıhan Buğa, tıp okumayı hedefliyor.Uyguladığı özel öğretim programıyla temel bilimler, bilişim teknolojileri, yazılım ve havacılık ile uzay teknolojileri alanlarında Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu nitelikli bilim insanı adaylarını geleceğe hazırlayan TÜBİTAK Fen Lisesi, 2026 YKS'de öğrencilerinin elde ettiği başarılı sonuçlarla ön plana çıktı.Milli Teknoloji Hamlesinin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını yetiştirmeyi ve bilimle teknolojiye yön verecek, üreten, geliştiren, araştıran ve sorun çözen bir nesil yetiştirmeyi hedefleyen​​​​​​​ TÜBİTAK Fen Lisesinin ilk mezunlarından Aslıhan Buğa da Temel Yeterlilik Testi'nde (TYT) Türkiye 6'ncısı, Alan Yeterlilik Testi'nin (AYT) sayısal alanında ise Türkiye 19'uncusu oldu.Buğa, Yabancı Dil Testi'nde de Türkiye 87'ncisi oldu.Mezun olduktan sonra Balıkesir'e ailesinin yanına dönen Buğa, tıp eğitimi almayı planlıyor.Buğa, AA muhabirine, bilim olimpiyatlarında Avrupa Kızlar kategorisinde gümüş madalya sahibi olduğunu söyledi.Olimpiyatlara katıldığı için YKS hazırlığına biraz geç başladığını belirten Buğa, şöyle konuştu:Buna rağmen okulum çok fazla destek oldu. Bu konuda bütün imkanları sundular. Özellikle arkadaşlarım da hem akademik hem de sosyal manada bana çok destek oldular. Bir de üst dönemimiz olmadığı için arkadaşlar arasında götürerek ilerledik. Hocalarımız bütün desteklerini bizden eksik etmediler. Okul saatleri harici de okula gelip bizim sorularımız varsa çözdüler. Konu anlatımı yaptılar. Birebir ilgilendiler. Yani bu konuda gerçekten de ilgiyi eksik bırakmadılar. Sayın okul müdürümüz de bizimle hususi olarak ilgilendi. Sürekli motivasyon verdi ve motive etmeye çalıştı.Sanayi ve Teknoloji Bakanımız bize çok fazla imkan sunduTYT ve AYT'de toplamda 2 yanlışı olduğunu dile getiren Buğa, şunları ifade etti:Sanayi ve Teknoloji Bakanımız (Mehmet Fatih Kacır) bize çok fazla imkan sundu. TÜBİTAK Fen Lisesi adına özellikle okulumuza ziyaretler gerçekleştirip çözümler üretti, sorunlarımıza ve çok fazla imkan sağladılar. Lisemiz haricinde ben herhangi bir dershane ya da başka bir kurumdan destek almadım. Tamamen okulumda gördüğüm destekle bu şekilde derece elde ettim. Tıp okumayı düşünüyorum. Koç ve Medipol arasındayım. Henüz karar vermedim. Tıpta da teknolojiyle biraz daha birleştirerek bilgisayar geçmişimi de bir şekilde entegre etmek istiyorum.Buğa, hazırlık döneminde Milli Eğitim Bakanlığının yayınladığı kaynakların çok işe yaradığını anlatarak, gelecek yıl sınava girecek olanlara sürekli deneme çözmeleri tavsiyesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/yks-de-ilk-100-e-giren-tubitak-fen-lisesi-ogrencisi-tip-okumayi-dusunuyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'ndan Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümüne ilişkin paylaşım:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/chp-genel-baskani-kilicdaroglu-ndan-lozan-baris-antlasmasi-nin-103-yil-donumune-iliskin-paylasim/884193/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/chp-genel-baskani-kilicdaroglu-ndan-lozan-baris-antlasmasi-nin-103-yil-donumune-iliskin-paylasim/884193/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:33:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Lozan, milletimizin bağımsızlık iradesinin, egemenlik hakkının ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin en güçlü hukuki temelidir. Bu tarihi kazanımı, dün olduğu gibi bugün de aynı kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Lozan, milletimizin bağımsızlık iradesinin, egemenlik hakkının ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin en güçlü hukuki temelidir. Bu tarihi kazanımı, dün olduğu gibi bugün de aynı kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz. ifadesini kullandı.Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, büyük bir diplomasi zaferiyle bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası alanda tescilini sağlayan Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümünü kutladı.Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Lozan heyetinin başkanı İsmet İnönü olmak üzere tüm Milli Mücadele kahramanlarını saygı, rahmet ve minnetle anan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:Lozan, milletimizin bağımsızlık iradesinin, egemenlik hakkının ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin en güçlü hukuki temelidir. Bu tarihi kazanımı, dün olduğu gibi bugün de aynı kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz. Bir kez daha ifade ediyorum, Parlamento açıldığında sunacağımız ilk kanun tekliflerinden biri, Lozan Barış Antlaşması'nın imzalandığı 24 Temmuz'un 'Lozan Barış Günü' olarak resmi bayram ilan edilmesi olacaktır çünkü Lozan, milletimizin tapu senedidir, bağımsızlığımızın ve egemenliğimizin teminatıdır.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Lozan, milletimizin bağımsızlık iradesinin, egemenlik hakkının ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin en güçlü hukuki temelidir. Bu tarihi kazanımı, dün olduğu gibi bugün de aynı kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz. ifadesini kullandı.Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, büyük bir diplomasi zaferiyle bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası alanda tescilini sağlayan Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümünü kutladı.Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Lozan heyetinin başkanı İsmet İnönü olmak üzere tüm Milli Mücadele kahramanlarını saygı, rahmet ve minnetle anan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:Lozan, milletimizin bağımsızlık iradesinin, egemenlik hakkının ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin en güçlü hukuki temelidir. Bu tarihi kazanımı, dün olduğu gibi bugün de aynı kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz. Bir kez daha ifade ediyorum, Parlamento açıldığında sunacağımız ilk kanun tekliflerinden biri, Lozan Barış Antlaşması'nın imzalandığı 24 Temmuz'un 'Lozan Barış Günü' olarak resmi bayram ilan edilmesi olacaktır çünkü Lozan, milletimizin tapu senedidir, bağımsızlığımızın ve egemenliğimizin teminatıdır.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/chp-genel-baskani-kilicdaroglu-ndan-lozan-baris-antlasmasi-nin-103-yil-donumune-iliskin-paylasim.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Erzurum'da Gülistan Doku soruşturması kapsamında 3 şüpheli adliyede</title>
      <link>https://www.canligaste.com/erzurum-da-gulistan-doku-sorusturmasi-kapsaminda-3-supheli-adliyede/884191/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/erzurum-da-gulistan-doku-sorusturmasi-kapsaminda-3-supheli-adliyede/884191/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:33:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Erzurum — Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 12 şüpheliden 3'ü adliyeye sevk edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Erzurum Haberleri — Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 12 şüpheliden 3'ü adliyeye sevk edildi.Doku soruşturması kapsamında Tunceli ve Erzurum Cumhuriyet başsavcılıklarının talimatları doğrultusunda Elazığ, Malatya, Ankara, İstanbul ve Tunceli'de düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 12 şüpheliden 3'ünün emniyetteki işlemleri tamamlandı.Sağlık kontrolünden geçirilen 3 şüpheli, Erzurum Adliyesi'ne sevk edildi.13 zanlı tutuklanmıştıTunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca kasten öldürme, cinsel saldırı, suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi, bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suçu bildirmeme ve suçluyu kayırma suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 19 şüpheli gözaltına alınmıştı.Zanlılardan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer, Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu ile güvenlik korucusu Fatih Özmen tutuklanmış, Uğurcan A, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen B.Y. ve Y.E. ile iş insanı O.Y, haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.Soruşturmada, kırmızı bültenle aranan firari şüpheli Umut Altaş ise ABD'de gözaltına alınmıştı.Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, tanık olarak ifadeye çağrılmıştı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Erzurum Haberleri — Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 12 şüpheliden 3'ü adliyeye sevk edildi.Doku soruşturması kapsamında Tunceli ve Erzurum Cumhuriyet başsavcılıklarının talimatları doğrultusunda Elazığ, Malatya, Ankara, İstanbul ve Tunceli'de düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 12 şüpheliden 3'ünün emniyetteki işlemleri tamamlandı.Sağlık kontrolünden geçirilen 3 şüpheli, Erzurum Adliyesi'ne sevk edildi.13 zanlı tutuklanmıştıTunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca kasten öldürme, cinsel saldırı, suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi, bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suçu bildirmeme ve suçluyu kayırma suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 19 şüpheli gözaltına alınmıştı.Zanlılardan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer, Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu ile güvenlik korucusu Fatih Özmen tutuklanmış, Uğurcan A, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen B.Y. ve Y.E. ile iş insanı O.Y, haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.Soruşturmada, kırmızı bültenle aranan firari şüpheli Umut Altaş ise ABD'de gözaltına alınmıştı.Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, tanık olarak ifadeye çağrılmıştı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/erzurum-da-gulistan-doku-sorusturmasi-kapsaminda-3-supheli-adliyede.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>A Milli Kadın Voleybol Takımı, Milletler Ligi yarı finalinde yarın Çin ile karşılaşacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/a-milli-kadin-voleybol-takimi-milletler-ligi-yari-finalinde-yarin-cin-ile-karsilasacak/884190/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/a-milli-kadin-voleybol-takimi-milletler-ligi-yari-finalinde-yarin-cin-ile-karsilasacak/884190/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:30:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: A Milli Kadın Voleybol Takımı, 2026 FIVB Milletler Ligi (VNL) yarı finalinde yarın ev sahibi Çin ile karşılaşacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- A Milli Kadın Voleybol Takımı, 2026 FIVB Milletler Ligi (VNL) yarı finalinde yarın ev sahibi Çin ile karşılaşacak.Makau Özel İdari Bölgesi'ndeki East Asian Games Dome'da oynanacak karşılaşma, TSİ 14.30'da başlayacak.Türkiye, VNL lig etabını 9 galibiyetle 4. sırada tamamladı. Ev sahibi avantajıyla final etabına katılan rakibi Çin ise 6 galibiyetle 9. sırada yer aldı.Ay-yıldızlı ekip, yarı finalde rakibini mağlup ederek Çin karşısında elde ettiği son üç resmi maçlık galibiyet serisini sürdürmek için parkeye çıkacak.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- A Milli Kadın Voleybol Takımı, 2026 FIVB Milletler Ligi (VNL) yarı finalinde yarın ev sahibi Çin ile karşılaşacak.Makau Özel İdari Bölgesi'ndeki East Asian Games Dome'da oynanacak karşılaşma, TSİ 14.30'da başlayacak.Türkiye, VNL lig etabını 9 galibiyetle 4. sırada tamamladı. Ev sahibi avantajıyla final etabına katılan rakibi Çin ise 6 galibiyetle 9. sırada yer aldı.Ay-yıldızlı ekip, yarı finalde rakibini mağlup ederek Çin karşısında elde ettiği son üç resmi maçlık galibiyet serisini sürdürmek için parkeye çıkacak.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/a-milli-kadin-voleybol-takimi-milletler-ligi-yari-finalinde-yarin-cin-ile-karsilasacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Rosatom: Akkuyu NGS’de devreye alma çalışmalarına aylar kaldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/rosatom-akkuyu-ngs-de-devreye-alma-calismalarina-aylar-kaldi/884188/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/rosatom-akkuyu-ngs-de-devreye-alma-calismalarina-aylar-kaldi/884188/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:27:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom'un Genel Müdürü Aleksey Likhachev, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde (NGS) devreye alma çalışmalarının başlamasına sayılı aylar kaldığını belirterek, projenin hızlandırılması için azami çaba gösterdiklerini kaydetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom'un Genel Müdürü Aleksey Likhachev, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde (NGS) devreye alma çalışmalarının başlamasına sayılı aylar kaldığını belirterek, projenin hızlandırılması için azami çaba gösterdiklerini kaydetti. Rosatom’dan yapılan açıklamada Likhachev, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile gerçekleştirdiği görüşmeyi değerlendirdi.Akkuyu NGS’de inşaat ile devreye alma çalışmalarının başarıyla sürdüğünü aktaran Likhachev, “Devreye alma çalışmalarının başlamasına sayılı aylar kaldı. Müşteri tarafının temsilcileriyle birlikte tüm üretim süreçlerini hızlandırmak için azami çabayı gösteriyoruz.” ifadelerini kullandı.Likhachev, projenin yabancı finans kuruluşlarının tutumu, Avrupalı tedarikçilerin engellemeleri ve bazı Batılı kamu kurumlarının doğrudan müdahaleleri nedeniyle baskı altında bulunduğunu vurgulayarak, bu durumun maliyetler ve takvim üzerinde etkili olduğunu kaydetti. Projedeki risklerin telafi edilmesi ve ekonomik verimliliğin artırılmasının önem taşıdığına işaret eden Likhachev, Türk tarafının da Akkuyu NGS dahil nükleer enerji sektörünü desteklemeye yönelik çeşitli yasal düzenlemeleri hayata geçirdiğini belirtti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom'un Genel Müdürü Aleksey Likhachev, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde (NGS) devreye alma çalışmalarının başlamasına sayılı aylar kaldığını belirterek, projenin hızlandırılması için azami çaba gösterdiklerini kaydetti. Rosatom’dan yapılan açıklamada Likhachev, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile gerçekleştirdiği görüşmeyi değerlendirdi.Akkuyu NGS’de inşaat ile devreye alma çalışmalarının başarıyla sürdüğünü aktaran Likhachev, “Devreye alma çalışmalarının başlamasına sayılı aylar kaldı. Müşteri tarafının temsilcileriyle birlikte tüm üretim süreçlerini hızlandırmak için azami çabayı gösteriyoruz.” ifadelerini kullandı.Likhachev, projenin yabancı finans kuruluşlarının tutumu, Avrupalı tedarikçilerin engellemeleri ve bazı Batılı kamu kurumlarının doğrudan müdahaleleri nedeniyle baskı altında bulunduğunu vurgulayarak, bu durumun maliyetler ve takvim üzerinde etkili olduğunu kaydetti. Projedeki risklerin telafi edilmesi ve ekonomik verimliliğin artırılmasının önem taşıdığına işaret eden Likhachev, Türk tarafının da Akkuyu NGS dahil nükleer enerji sektörünü desteklemeye yönelik çeşitli yasal düzenlemeleri hayata geçirdiğini belirtti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İsrailli aşırı sağcı Bakan Ben-Gvir, Batı Şeria'nın Gazze'de yaptıkları gibi yerle bir edilmesini istedi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/israilli-asiri-sagci-bakan-ben-gvir-bati-seria-nin-gazze-de-yaptiklari-gibi-yerle-bir-edilmesini-istedi/884187/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/israilli-asiri-sagci-bakan-ben-gvir-bati-seria-nin-gazze-de-yaptiklari-gibi-yerle-bir-edilmesini-istedi/884187/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:24:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya — Netanyahu'nun düzenleyeceği güvenlik toplantısında Batı Şeria'daki saldırı ve baskınların arttırılması konusunun görüşülmesi bekleniyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri — İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, işgal altındaki Batı Şeria'da 4 Filistinli ve 1 İsraillinin öldüğü olayın ardından,  Batı Şeria'nın da Gazze Şeridi'nde yaptıkları gibi yerle bir edilmesini istedi.Ben-Gvir, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, Batı Şeria'daki Filistin kent ve köylerinin Gazze Şeridi'nde İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Beyt Hanun gibi yerle bir  edilmesi çağrısında bulundu.Güvenlik toplantısına katılacağını belirten Ben-Gvir, Başbakan Binyamin Netanyahu ve İsrail ordusu yetkililerinden bölgedeki Filistinlilerin evlerinin havadan ve D9 buldozerleriyle dümdüz edilmesini isteyeceğini ifade etti.Ben-Gvir, Orta Doğu'da konuşulan dil budur ve bunu Gazze'de nasıl konuştuysak, artık Batı Şeria'da da konuşmanın zamanı gelmiştir. ifadeleriyle Gazze'de yaptıkları yıkımın Batı Şeria'da da tekrar edilmesini istedi.İsrail kabinesinin bir diğer aşırı sağcı ismi Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise gasbedilen Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşim yerlerinin İsrail'in koruyucu duvarı olduğunu öne sürerek İsrail ordusunun Filistinlilere sert saldırılarda bulunması çağrısını yaptı.İsrail Başbakanı Netanyahu ise işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyinde Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin başlattığı, 4 Filistinli ve 1 İsraillinin ölümüyle sonuçlanan olay üzerine güvenlik toplantısı düzenleme kararı aldı.İsrail Başbakanlık Ofisinden yapılan açıklamada, Netanyahu'nun İsrail güvenlik ve siyasi yetkilileriyle kısa süre içinde toplantı gerçekleştireceği bildirildi.Açıklamada, Batı Şeria'nın kuzeyindeki Havat Gilad isimli yasa dışı yerleşim yeri yakınlarında yaşanan olaya verilecek karşılığın ele alınacağı belirtildi.İsrail güçleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyindeki Tel beldesi yakınlarında açtığı ateş sonucu 4 Filistinli hayatını kaybetmiş, üçü ağır olmak üzere 4 Filistinli  yaralanmıştı.İsrail acil yardım servisi Kızıl Davud Yıldızı'ndan yapılan açıklamada, olayda yaralanan 4 İsrailliden birinin öldüğü, diğer ikisinin durumunun ağır olduğu belirtilmişti.İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığı Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.İsrail ordusunun bu dönemde işgal altındaki Batı Şeria'da Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerle işbirliği halinde tırmandırdığı gerilim, 1182 Filistinlinin ölümüne, yaklaşık 13 bin kişinin yaralanmasına, 24 bine yakın kişinin gözaltına alınmasına ve 33 bin kişinin zorla yerinden edilmesine yol açtı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri — İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, işgal altındaki Batı Şeria'da 4 Filistinli ve 1 İsraillinin öldüğü olayın ardından,  Batı Şeria'nın da Gazze Şeridi'nde yaptıkları gibi yerle bir edilmesini istedi.Ben-Gvir, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, Batı Şeria'daki Filistin kent ve köylerinin Gazze Şeridi'nde İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Beyt Hanun gibi yerle bir  edilmesi çağrısında bulundu.Güvenlik toplantısına katılacağını belirten Ben-Gvir, Başbakan Binyamin Netanyahu ve İsrail ordusu yetkililerinden bölgedeki Filistinlilerin evlerinin havadan ve D9 buldozerleriyle dümdüz edilmesini isteyeceğini ifade etti.Ben-Gvir, Orta Doğu'da konuşulan dil budur ve bunu Gazze'de nasıl konuştuysak, artık Batı Şeria'da da konuşmanın zamanı gelmiştir. ifadeleriyle Gazze'de yaptıkları yıkımın Batı Şeria'da da tekrar edilmesini istedi.İsrail kabinesinin bir diğer aşırı sağcı ismi Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise gasbedilen Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşim yerlerinin İsrail'in koruyucu duvarı olduğunu öne sürerek İsrail ordusunun Filistinlilere sert saldırılarda bulunması çağrısını yaptı.İsrail Başbakanı Netanyahu ise işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyinde Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin başlattığı, 4 Filistinli ve 1 İsraillinin ölümüyle sonuçlanan olay üzerine güvenlik toplantısı düzenleme kararı aldı.İsrail Başbakanlık Ofisinden yapılan açıklamada, Netanyahu'nun İsrail güvenlik ve siyasi yetkilileriyle kısa süre içinde toplantı gerçekleştireceği bildirildi.Açıklamada, Batı Şeria'nın kuzeyindeki Havat Gilad isimli yasa dışı yerleşim yeri yakınlarında yaşanan olaya verilecek karşılığın ele alınacağı belirtildi.İsrail güçleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyindeki Tel beldesi yakınlarında açtığı ateş sonucu 4 Filistinli hayatını kaybetmiş, üçü ağır olmak üzere 4 Filistinli  yaralanmıştı.İsrail acil yardım servisi Kızıl Davud Yıldızı'ndan yapılan açıklamada, olayda yaralanan 4 İsrailliden birinin öldüğü, diğer ikisinin durumunun ağır olduğu belirtilmişti.İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığı Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.İsrail ordusunun bu dönemde işgal altındaki Batı Şeria'da Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerle işbirliği halinde tırmandırdığı gerilim, 1182 Filistinlinin ölümüne, yaklaşık 13 bin kişinin yaralanmasına, 24 bine yakın kişinin gözaltına alınmasına ve 33 bin kişinin zorla yerinden edilmesine yol açtı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/israilli-asiri-sagci-bakan-ben-gvir-bati-seria-nin-gazze-de-yaptiklari-gibi-yerle-bir-edilmesini-istedi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Gümüşhane'deki Tomara Şelalesi doğa tutkunlarını ağırlıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/gumushane-deki-tomara-selalesi-doga-tutkunlarini-agirliyor/884184/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/gumushane-deki-tomara-selalesi-doga-tutkunlarini-agirliyor/884184/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:21:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Gümüşhane — Doğu Karadeniz'in önemli turizm destinasyonlarından Tomara Şelalesi, ziyaretçilerine doğayla iç içe vakit geçirme imkanı sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Gümüşhane Haberleri — Doğu Karadeniz'in önemli turizm destinasyonlarından Tomara Şelalesi, ziyaretçilerine doğayla iç içe vakit geçirme imkanı sunuyor.Gümüşhane'nin Şiran ilçesine bağlı Seydibaba köyündeki Tomara Şelalesi, 40 noktadan doğan suyun 15 metre yükseklikten akarak birleşmesi dolayısıyla yörede kırk gözeler olarak biliniyor.İl merkezine 130, ilçe merkezine 14 kilometre uzaklıktaki Tomara Şelalesi Tabiat Parkı'nın bulunduğu bölgeye gelen ziyaretçiler, gözelerden akan suyun tadına bakıyor, uygun noktalarda ayaklarını suya sokarak serinliyor.Şiran Belediye Başkanı Abdulbaki Kara, yaptığı açıklamada, Tomara Şelalesi'nin her geçen yıl ziyaretçi sayısını artıran önemli turizm destinasyonlarından birisi olduğunu söyledi.Mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklıklar nedeniyle ilginin fazla olduğunu belirten Kara, Şiran'ımızın hemen her noktası artık turizm açısından değer kazanmaya başladı. Ziyaretçilerimizin büyük bölümü yaklaşık 200 kilometrelik çevreden geliyor. Sivas, Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Erzincan, Bayburt ve bu illerin ilçelerinden günübirlik misafirlerimizin yanı sıra ulusal tur firmalarının düzenlediği turları da ağırlıyoruz. diye konuştu.Kara, en son 2018'de düzenlenen Tomara Şelalesi Kültür ve Turizm Festivali'ni bu yıl 7-8 Ağustos'ta düzenleyeceklerini kaydetti.Ziyaretçilerden Hüsniye Akçay ise şelaleyi daha önce internetten gördüğünü dile getirerek, Burası çok güzel. Geldiğimiz için memnunuz. Havası da serin. Herkese tavsiye ederim. dedi.Ailesiyle kente gelen İsmail Fındık, bölgede doğayı çok beğendiklerini, karşılaştığı manzara karşısında adeta büyülendiğini belirtti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Gümüşhane Haberleri — Doğu Karadeniz'in önemli turizm destinasyonlarından Tomara Şelalesi, ziyaretçilerine doğayla iç içe vakit geçirme imkanı sunuyor.Gümüşhane'nin Şiran ilçesine bağlı Seydibaba köyündeki Tomara Şelalesi, 40 noktadan doğan suyun 15 metre yükseklikten akarak birleşmesi dolayısıyla yörede kırk gözeler olarak biliniyor.İl merkezine 130, ilçe merkezine 14 kilometre uzaklıktaki Tomara Şelalesi Tabiat Parkı'nın bulunduğu bölgeye gelen ziyaretçiler, gözelerden akan suyun tadına bakıyor, uygun noktalarda ayaklarını suya sokarak serinliyor.Şiran Belediye Başkanı Abdulbaki Kara, yaptığı açıklamada, Tomara Şelalesi'nin her geçen yıl ziyaretçi sayısını artıran önemli turizm destinasyonlarından birisi olduğunu söyledi.Mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklıklar nedeniyle ilginin fazla olduğunu belirten Kara, Şiran'ımızın hemen her noktası artık turizm açısından değer kazanmaya başladı. Ziyaretçilerimizin büyük bölümü yaklaşık 200 kilometrelik çevreden geliyor. Sivas, Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Erzincan, Bayburt ve bu illerin ilçelerinden günübirlik misafirlerimizin yanı sıra ulusal tur firmalarının düzenlediği turları da ağırlıyoruz. diye konuştu.Kara, en son 2018'de düzenlenen Tomara Şelalesi Kültür ve Turizm Festivali'ni bu yıl 7-8 Ağustos'ta düzenleyeceklerini kaydetti.Ziyaretçilerden Hüsniye Akçay ise şelaleyi daha önce internetten gördüğünü dile getirerek, Burası çok güzel. Geldiğimiz için memnunuz. Havası da serin. Herkese tavsiye ederim. dedi.Ailesiyle kente gelen İsmail Fındık, bölgede doğayı çok beğendiklerini, karşılaştığı manzara karşısında adeta büyülendiğini belirtti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/gumushane-deki-tomara-selalesi-doga-tutkunlarini-agirliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İstanbul'da bu yılın ilk 6 ayında 130 milyon muayene gerçekleştirildi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/istanbul-da-bu-yilin-ilk-6-ayinda-130-milyon-muayene-gerceklestirildi/884183/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/istanbul-da-bu-yilin-ilk-6-ayinda-130-milyon-muayene-gerceklestirildi/884183/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:21:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner: - 2026 yılının ilk 6 ayında biz 130 milyon muayene yapmış durumdayız. 130 milyon muayenenin yüzde 88'i kamu hastaneleri tarafından gerçekleştirildi - 2026 ilk 6 ayında 1 milyon 630 bin ameliyat yapmış durumdayız. Çok yüksek rakamlar bunlar. Bunların çoğu ABC grubu ameliyatlar. Biz 2 saniyede bir İstanbul'da ameliyat yapıyoruz. Yani nefesimizi alıp verdiğimiz durumda bile belki bir ameliyat gerçekleşmiş oluyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — HİKMET FARUK BAŞER - İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, 2026 yılının ilk 6 ayında 130 milyon muayene yapıldığını belirterek, bunların yüzde 88'inin kamu hastaneleri tarafından gerçekleştirildiğini bildirdi.Güner, AA muhabirine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde 2002 yılından itibaren hayata geçirilen sağlıkta dönüşüm sürecinin Türkiye'de sağlık hizmetlerini farklı noktaya taşıdığını söyledi.İstanbul'un dünyanın dört bir yanından hastalara sağlık hizmeti sunduğunu belirten Güner, estetik ve plastik cerrahinin yanı sıra genel cerrahi, ortopedi ve onkoloji gibi birçok branşta yabancı hastaların İstanbul'u tercih ettiğini dile getirdi.Güner, Türkiye'de Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu'nun ortaya koyduğu Koruyan, Üreten ve Geliştiren Sağlık Modeli doğrultusunda hizmet sunduklarını, önceliği koruyucu sağlık hizmetlerine verdiklerini vurguladı.Vatandaşların sağlığını kaybetmeden önce aile hekimlikleri ve Sağlıklı Hayat Merkezleri aracılığıyla koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanmasını amaçladıklarını aktaran Güner, hastalık durumunda ise güçlü 112 altyapısı ve hastaneler aracılığıyla hızlı şekilde sağlık hizmeti sunduklarını ifade etti.Güner, birinci basamak sağlık hizmetlerinin etkin kullanımının önemine işaret ederek, aile hekimliklerinden başlayarak eğitim ve araştırma hastaneleri, şehir hastaneleri ve üniversite hastanelerine uzanan güçlü bir sağlık sistemi oluşturduklarını belirtti.Bu aslında güçlü sağlık modelimizin bir tezahürüDoç. Dr. Güner, Türkiye'de herkesin ücretsiz şekilde en üst düzey sağlık hizmetine ulaşabildiğini belirterek, bunun her geçen yıl gelişerek devam ettiğini kaydetti.Geçen yıl İstanbul'da yaklaşık 210 milyon muayene yapıldığı bilgisini veren Güner, 2026 yılının ilk 6 ayında biz 130 milyon muayene yapmış durumdayız. 130 milyon muayenenin yüzde 88'i kamu hastaneleri tarafından gerçekleştirildi. Bu aslında güçlü sağlık modelimizin bir tezahürü. Ancak vatandaşlarımızın doğru hekime doğru zamanda ulaşabilmesi için birinci basamağı daha aktif kullanmamız gerekiyor. dedi.Güner, İstanbul'da vatandaşların ortalama 7 dakikalık yürüme mesafesinde aile sağlığı merkezine ulaşabildiğini anlatarak, kentteki aile sağlığı merkezi sayısının 1120'ye ulaştığını, yıl sonuna kadar bu sayıyı 1200'e çıkarmayı hedeflediklerini bildirdi.Bir aile hekiminin hizmet verdiği ortalama nüfusun 4 binlerden 2 bin 900 seviyesine düştüğünü aktaran Güner, hedeflerinin bu rakamı 2 bin 500'ün altına indirmek olduğunu kaydetti.Güner, Sağlıklı Hayat Merkezlerinin de koruyucu sağlık hizmetlerinde önemli rol üstlendiğini, bu merkezlerde psikolog, aile danışmanı, çocuk gelişimci ve çeşitli sağlık profesyonellerinin görev yaptığını aktardı.Yılın ilk 6 ayında yaklaşık 21 milyon görüntüleme gerçekleştirildiPandemi döneminde ertelenen ameliyatların büyük bölümünün tamamlandığını dile getiren Güner, devlet hastaneleri ile şehir hastaneleri arasındaki koordinasyon sayesinde ameliyat bekleme sürelerinin önemli ölçüde azaldığını söyledi.Güner, 2025 yılında İstanbul'da 2 milyon 700 bin ameliyat gerçekleştirildiğini hatırlatarak, 2026 ilk 6 ayında 1 milyon 630 bin ameliyat yapmış durumdayız. Çok yüksek rakamlar bunlar. Bunların çoğu ABC grubu ameliyatlar. Biz 2 saniyede bir İstanbul'da ameliyat yapıyoruz. Yani nefesimizi alıp verdiğimiz durumda bile belki bir ameliyat gerçekleşmiş oluyor. diye konuştu.İstanbul'da 127 bin kamu sağlık personeliyle hizmet verildiğini belirten Güner, sağlık hizmetlerinde kaliteden ödün vermeden çalıştıklarını ifade etti.Güner, yurt içinden olduğu kadar dünyanın birçok ülkesinden hastaların da İstanbul'a tedavi olmak için geldiğini, bunun sağlık hizmetlerinin başarısını gösterdiğini belirtti.Radyolojik görüntüleme hizmetlerinde de yüksek kapasiteyle çalıştıklarını aktaran Güner, yılın ilk 6 ayında yaklaşık 21 milyon görüntüleme gerçekleştirildiğini bildirdi.Doç. Dr. Güner, vatandaşların ihtiyaç duyduğu her alanda güçlü sağlık sistemiyle hizmet vermeye devam edeceklerini söyleyerek, Vatandaşımızın neye ihtiyacı olursa olsun, hangi sağlık problemiyle ilgili ihtiyacı olursa olsun güçlü sağlık sistemimizle onlara cevap vermeye, 7 gün 24 saat mesai kavramı olmaksızın, bayram seyran dinlemeksizin hizmet vermeye devam edeceğiz. Dünyanın sağlık başkentinde şükür olsun sağlık emin ellerde. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — HİKMET FARUK BAŞER - İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, 2026 yılının ilk 6 ayında 130 milyon muayene yapıldığını belirterek, bunların yüzde 88'inin kamu hastaneleri tarafından gerçekleştirildiğini bildirdi.Güner, AA muhabirine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde 2002 yılından itibaren hayata geçirilen sağlıkta dönüşüm sürecinin Türkiye'de sağlık hizmetlerini farklı noktaya taşıdığını söyledi.İstanbul'un dünyanın dört bir yanından hastalara sağlık hizmeti sunduğunu belirten Güner, estetik ve plastik cerrahinin yanı sıra genel cerrahi, ortopedi ve onkoloji gibi birçok branşta yabancı hastaların İstanbul'u tercih ettiğini dile getirdi.Güner, Türkiye'de Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu'nun ortaya koyduğu Koruyan, Üreten ve Geliştiren Sağlık Modeli doğrultusunda hizmet sunduklarını, önceliği koruyucu sağlık hizmetlerine verdiklerini vurguladı.Vatandaşların sağlığını kaybetmeden önce aile hekimlikleri ve Sağlıklı Hayat Merkezleri aracılığıyla koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanmasını amaçladıklarını aktaran Güner, hastalık durumunda ise güçlü 112 altyapısı ve hastaneler aracılığıyla hızlı şekilde sağlık hizmeti sunduklarını ifade etti.Güner, birinci basamak sağlık hizmetlerinin etkin kullanımının önemine işaret ederek, aile hekimliklerinden başlayarak eğitim ve araştırma hastaneleri, şehir hastaneleri ve üniversite hastanelerine uzanan güçlü bir sağlık sistemi oluşturduklarını belirtti.Bu aslında güçlü sağlık modelimizin bir tezahürüDoç. Dr. Güner, Türkiye'de herkesin ücretsiz şekilde en üst düzey sağlık hizmetine ulaşabildiğini belirterek, bunun her geçen yıl gelişerek devam ettiğini kaydetti.Geçen yıl İstanbul'da yaklaşık 210 milyon muayene yapıldığı bilgisini veren Güner, 2026 yılının ilk 6 ayında biz 130 milyon muayene yapmış durumdayız. 130 milyon muayenenin yüzde 88'i kamu hastaneleri tarafından gerçekleştirildi. Bu aslında güçlü sağlık modelimizin bir tezahürü. Ancak vatandaşlarımızın doğru hekime doğru zamanda ulaşabilmesi için birinci basamağı daha aktif kullanmamız gerekiyor. dedi.Güner, İstanbul'da vatandaşların ortalama 7 dakikalık yürüme mesafesinde aile sağlığı merkezine ulaşabildiğini anlatarak, kentteki aile sağlığı merkezi sayısının 1120'ye ulaştığını, yıl sonuna kadar bu sayıyı 1200'e çıkarmayı hedeflediklerini bildirdi.Bir aile hekiminin hizmet verdiği ortalama nüfusun 4 binlerden 2 bin 900 seviyesine düştüğünü aktaran Güner, hedeflerinin bu rakamı 2 bin 500'ün altına indirmek olduğunu kaydetti.Güner, Sağlıklı Hayat Merkezlerinin de koruyucu sağlık hizmetlerinde önemli rol üstlendiğini, bu merkezlerde psikolog, aile danışmanı, çocuk gelişimci ve çeşitli sağlık profesyonellerinin görev yaptığını aktardı.Yılın ilk 6 ayında yaklaşık 21 milyon görüntüleme gerçekleştirildiPandemi döneminde ertelenen ameliyatların büyük bölümünün tamamlandığını dile getiren Güner, devlet hastaneleri ile şehir hastaneleri arasındaki koordinasyon sayesinde ameliyat bekleme sürelerinin önemli ölçüde azaldığını söyledi.Güner, 2025 yılında İstanbul'da 2 milyon 700 bin ameliyat gerçekleştirildiğini hatırlatarak, 2026 ilk 6 ayında 1 milyon 630 bin ameliyat yapmış durumdayız. Çok yüksek rakamlar bunlar. Bunların çoğu ABC grubu ameliyatlar. Biz 2 saniyede bir İstanbul'da ameliyat yapıyoruz. Yani nefesimizi alıp verdiğimiz durumda bile belki bir ameliyat gerçekleşmiş oluyor. diye konuştu.İstanbul'da 127 bin kamu sağlık personeliyle hizmet verildiğini belirten Güner, sağlık hizmetlerinde kaliteden ödün vermeden çalıştıklarını ifade etti.Güner, yurt içinden olduğu kadar dünyanın birçok ülkesinden hastaların da İstanbul'a tedavi olmak için geldiğini, bunun sağlık hizmetlerinin başarısını gösterdiğini belirtti.Radyolojik görüntüleme hizmetlerinde de yüksek kapasiteyle çalıştıklarını aktaran Güner, yılın ilk 6 ayında yaklaşık 21 milyon görüntüleme gerçekleştirildiğini bildirdi.Doç. Dr. Güner, vatandaşların ihtiyaç duyduğu her alanda güçlü sağlık sistemiyle hizmet vermeye devam edeceklerini söyleyerek, Vatandaşımızın neye ihtiyacı olursa olsun, hangi sağlık problemiyle ilgili ihtiyacı olursa olsun güçlü sağlık sistemimizle onlara cevap vermeye, 7 gün 24 saat mesai kavramı olmaksızın, bayram seyran dinlemeksizin hizmet vermeye devam edeceğiz. Dünyanın sağlık başkentinde şükür olsun sağlık emin ellerde. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Ağaçların gövdesindeki halkalar iklim değişikliğinden yangınlara kadar doğanın hafızasını taşıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/agaclarin-govdesindeki-halkalar-iklim-degisikliginden-yanginlara-kadar-doganin-hafizasini-tasiyor/884182/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/agaclarin-govdesindeki-halkalar-iklim-degisikliginden-yanginlara-kadar-doganin-hafizasini-tasiyor/884182/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:21:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ender Makineci: - Yağış artabilir, azalabilir, sıcaklık artabilir ya da düşebilir. Bu değişimler yıllık halkaların genişliklerinde meydana gelen farklılıklarla izlenebilir. Yıllık halkalara bakarak iklim değişikliğinin ağacı ne ölçüde etkilediğini doğrudan görebiliyoruz. Yıllık halka analizleri sayesinde bir ağacın hangi yılda yangın geçirdiğini de görebiliyoruz - Yıllık halka genişliklerindeki değişimleri tespit ederek yıllar önce burada bir kuraklık stresi olup olmadığını anlayabiliyoruz. Ya da herhangi bir nedenle normal yıllık halka gelişiminde bir daralma gördüğümüzde o dönemin kurak geçtiğini, ağacın çap artımını gerçekleştiremediğini veya bunu zor gerçekleştirdiğini yorumlayabiliyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — ŞADUMAN TÜRKAY - Ağaçların gövdelerinde her yıl oluşan halkalar, ağacın kaç yaşında olduğunu göstermesinin yanı sıra bulunduğu coğrafyada yıllar önce yaşanan kuraklıkları, yangınları, hava kirliliğini ve iklim değişikliğinin etkilerini de ortaya koyan doğal bir arşiv niteliği taşıyor.Uzun yıllar yaşayan ağaçlar, yaşamları boyunca maruz kaldıkları çevresel değişimlerin izlerini gövdelerinde oluşan yıllık halkalarda saklıyor.İlkbahar ve yaz mevsimlerinde meydana gelen büyüme halkalarının genişliği, şekli ve bıraktığı izlerden, ağacın hangi dönemlerde elverişli koşullarda geliştiği, hangi yıllarda kuraklık stresi yaşadığı, yangınlara maruz kaldığı ya da hava kirliliğinden etkilendiği bilimsel yöntemlerle ortaya çıkarılabiliyor.Bilim insanlarının yıllık halka analizi olarak adlandırdığı bu yöntem, yalnızca tek bir ağacın yaşam öyküsünü değil, bulunduğu bölgenin onlarca hatta yüzlerce yıllık çevresel geçmişini de gözler önüne seriyor.Gövde kesitlerinden elde edilen veriler sayesinde geçmişte yaşanan iklim değişiklikleri, yağış rejimindeki farklılıklar, sıcaklık artışları, kuraklık dönemleri ve büyük yangınların izleri kronolojik olarak belirlenebiliyor.Araştırmalarda elde edilen veriler, iklim değişikliğinin ekosistemler üzerindeki etkilerinin anlaşılmasında önemli bir kaynak oluşturuyor.Bilim insanları, yıllık halka analizlerinden elde edilen bulguları meteorolojik kayıtlar ve çevresel verilerle değerlendirerek geçmişte yaşanan olayların etkilerini ortaya koyarken, bu çalışmaların iklim değişikliğine uyum politikalarından orman yönetimine, çevresel izleme faaliyetlerinden yangın araştırmalarına kadar birçok alanda önemli katkı sağlaması bekleniyor.Yıllık halka oluşumu mevsimsel büyümeyle bağlantılıİstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ender Makineci, AA muhabirine, Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü'nde yaptıkları yıllık halka sayımını ağaç üzerinde uygulamalı olarak gösterdi.Makineci, ağaçların gövdelerinde oluşan yıllık halkaların bilim insanlarına geçmişe dönük önemli çevresel veriler sunduğunu belirterek, binlerce yıl yaşayabilen ağaçların yaşlarının, gövde kesitlerinden alınan yıllık halkalar sayılarak tespit edildiğini anlattı.Ağaçların her yıl çap artımı yoluyla gövdelerini genişlettiğini anlatan Makineci, bunun temelinde de fotosentezle büyüme, çap ve boy artımı, yeni organ ve yeni hücre gelişimlerinin yer aldığını aktardı. Yıllık halkaların oluşumunun doğrudan mevsimsel büyümeyle bağlantılı olduğunu, ilkbahar ve yaz dönemlerinde oluşan odun dokularının birlikte bir yılı temsil ettiğini dile getiren Makineci, yıllık halkaların yalnızca ağacın yaşını göstermediğini, o dönemdeki çevresel koşullar hakkında da önemli bilgiler verdiğini kaydetti.Halkaların daralması ve genişlemesi ağacın büyüdüğü koşulları gösteriyorProf. Dr. Makineci, ağaçtaki yıllık halkanın, bahar ayında açık renkli ve geniş odun halkası ile yaz aylarında suyun az, buharlaşma ve sıcaklığın fazla olduğu dönemdeki daha dar ve koyu renkli odunun birlikte değerlendirilmesiyle oluştuğunu aktardı.Meydana gelen iki farklı durumun birlikte bir yıllık çap artımını gösterdiğini dile getiren Makineci, Yıllık halkaların genişliği bize ağacın o dönemdeki beslenme koşullarını gösteriyor. Halka daraldığında büyüme koşullarının azaldığını, genişlediğinde ise ağacın daha iyi koşullarda büyüyebildiğini ve çap artımı yapabildiğini yorumlayabiliyoruz. Bunlar ölçülerek ve halka genişlikleri belirlenerek değerlendiriliyor. Genelde genç yaşlarda daha geniş yıllık halkalar oluşuyor. Yaşlandıkça fizyolojik ömrüne yaklaştığı için daha dar yıllık halkalar yapmaya başlıyor. ifadelerini kullandı.Çevresel stres de halkalara yansıyorİklim değişikliğiyle birlikte artan çevresel stresin de yıllık halkalara yansıdığını belirten Makineci, hava kirliliği gibi çevresel etkenlerin de ağaç gelişimini doğrudan etkilediğini söyledi.Makineci, ağaçlardaki iklim değişikliğinin ve yangınların etkisini şöyle anlattı:Yağış artabilir, azalabilir, sıcaklık artabilir ya da düşebilir. İşte bu değişimler yıllık halkaların genişliklerinde meydana gelen farklılıklarla izlenebilir. Yıllık halkalara bakarak iklim değişikliğinin ağacı ne ölçüde etkilediğini doğrudan görebiliyoruz. Yangınlar ağaç gövdelerinde yıllar boyunca kalacak izler bırakabilir. Yıllık halka analizleri sayesinde bir ağacın hangi yılda yangın geçirdiğini de görebiliyoruz. Yangın gövde kabuğunu etkileyebilecek şiddette gerçekleştiği zaman kabuk üzerinde iz bırakıyor. Eğer ağaç yangından sonra ölmeden yaşamaya ve artımına devam edebiliyorsa, o izden hangi yılda bu gövdenin yangın geçirdiğini tespit edebiliyoruz.Makineci, yıllık halka çalışmalarının Türkiye'de daha çok anıt ağaçlar ile bilimsel araştırmaların yürütüldüğü alanlarda gerçekleştirildiği bilgisini vererek, yapılan araştırmaların bilimsel yayınlarla kayıt altına alındığını, bu çalışmaların uzun yıllara yayılan çevresel değişimlerin ortaya konulmasına katkı sağladığını kaydetti.Ağaçların halkaları, hava kirliliğinin izlerini de gösteriyorMakineci, yaşlı ağaçların geçmişte yaşanan çevresel olaylara ilişkin adeta doğal bir arşiv niteliği taşıdığını vurgulayarak, şöyle devam etti:Yaşlı bir ağaçta yıllık halka analizi yaptığınız zaman çok uzun yıllar boyunca nasıl bir değişimin gerçekleştiğini görebiliriz. Yıllık halka genişliklerindeki değişimleri tespit ederek yıllar önce burada bir kuraklık stresi olup olmadığını anlayabiliyoruz. Ya da herhangi bir nedenle normal yıllık halka gelişiminde bir daralma gördüğümüzde o dönemin kurak geçtiğini, ağacın çap artımını gerçekleştiremediğini veya bunu zor gerçekleştirdiğini yorumlayabiliyoruz. Böylece o dönem hakkında bize önemli bilgiler vermiş oluyor.Makineci, iklim değişikliğinin etkilerinin değerlendirilmesinde yıllık halka sayımları ile halka genişliği ölçümlerinden de yararlanıldığını belirterek, bu yöntemlerin bilimsel araştırmalarda aktif olarak kullanıldığını söyledi.Hava kirliliğinin de ağaçların gelişimini olumsuz etkilediğini belirten Makineci, yıllık halka sayımları ve halka genişliği ölçümleriyle bu etkilerin tespit edilebildiğini kaydetti.Kendi yürüttükleri araştırmalardan da örnek veren Makineci, termik santral kaynaklı hava kirliliğinin ağaçların büyümesini olumsuz etkilediğini yıllık halka analizleriyle ortaya koyduklarını anlattı.Yıllık halka analizlerinin bilim insanlarına geçmişe dönük kronolojik veriler sunduğunu vurgulayan Makineci, bu kayıtların farklı disiplinlerde yürütülen araştırmalara da katkı sağladığını ifade etti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — ŞADUMAN TÜRKAY - Ağaçların gövdelerinde her yıl oluşan halkalar, ağacın kaç yaşında olduğunu göstermesinin yanı sıra bulunduğu coğrafyada yıllar önce yaşanan kuraklıkları, yangınları, hava kirliliğini ve iklim değişikliğinin etkilerini de ortaya koyan doğal bir arşiv niteliği taşıyor.Uzun yıllar yaşayan ağaçlar, yaşamları boyunca maruz kaldıkları çevresel değişimlerin izlerini gövdelerinde oluşan yıllık halkalarda saklıyor.İlkbahar ve yaz mevsimlerinde meydana gelen büyüme halkalarının genişliği, şekli ve bıraktığı izlerden, ağacın hangi dönemlerde elverişli koşullarda geliştiği, hangi yıllarda kuraklık stresi yaşadığı, yangınlara maruz kaldığı ya da hava kirliliğinden etkilendiği bilimsel yöntemlerle ortaya çıkarılabiliyor.Bilim insanlarının yıllık halka analizi olarak adlandırdığı bu yöntem, yalnızca tek bir ağacın yaşam öyküsünü değil, bulunduğu bölgenin onlarca hatta yüzlerce yıllık çevresel geçmişini de gözler önüne seriyor.Gövde kesitlerinden elde edilen veriler sayesinde geçmişte yaşanan iklim değişiklikleri, yağış rejimindeki farklılıklar, sıcaklık artışları, kuraklık dönemleri ve büyük yangınların izleri kronolojik olarak belirlenebiliyor.Araştırmalarda elde edilen veriler, iklim değişikliğinin ekosistemler üzerindeki etkilerinin anlaşılmasında önemli bir kaynak oluşturuyor.Bilim insanları, yıllık halka analizlerinden elde edilen bulguları meteorolojik kayıtlar ve çevresel verilerle değerlendirerek geçmişte yaşanan olayların etkilerini ortaya koyarken, bu çalışmaların iklim değişikliğine uyum politikalarından orman yönetimine, çevresel izleme faaliyetlerinden yangın araştırmalarına kadar birçok alanda önemli katkı sağlaması bekleniyor.Yıllık halka oluşumu mevsimsel büyümeyle bağlantılıİstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ender Makineci, AA muhabirine, Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü'nde yaptıkları yıllık halka sayımını ağaç üzerinde uygulamalı olarak gösterdi.Makineci, ağaçların gövdelerinde oluşan yıllık halkaların bilim insanlarına geçmişe dönük önemli çevresel veriler sunduğunu belirterek, binlerce yıl yaşayabilen ağaçların yaşlarının, gövde kesitlerinden alınan yıllık halkalar sayılarak tespit edildiğini anlattı.Ağaçların her yıl çap artımı yoluyla gövdelerini genişlettiğini anlatan Makineci, bunun temelinde de fotosentezle büyüme, çap ve boy artımı, yeni organ ve yeni hücre gelişimlerinin yer aldığını aktardı. Yıllık halkaların oluşumunun doğrudan mevsimsel büyümeyle bağlantılı olduğunu, ilkbahar ve yaz dönemlerinde oluşan odun dokularının birlikte bir yılı temsil ettiğini dile getiren Makineci, yıllık halkaların yalnızca ağacın yaşını göstermediğini, o dönemdeki çevresel koşullar hakkında da önemli bilgiler verdiğini kaydetti.Halkaların daralması ve genişlemesi ağacın büyüdüğü koşulları gösteriyorProf. Dr. Makineci, ağaçtaki yıllık halkanın, bahar ayında açık renkli ve geniş odun halkası ile yaz aylarında suyun az, buharlaşma ve sıcaklığın fazla olduğu dönemdeki daha dar ve koyu renkli odunun birlikte değerlendirilmesiyle oluştuğunu aktardı.Meydana gelen iki farklı durumun birlikte bir yıllık çap artımını gösterdiğini dile getiren Makineci, Yıllık halkaların genişliği bize ağacın o dönemdeki beslenme koşullarını gösteriyor. Halka daraldığında büyüme koşullarının azaldığını, genişlediğinde ise ağacın daha iyi koşullarda büyüyebildiğini ve çap artımı yapabildiğini yorumlayabiliyoruz. Bunlar ölçülerek ve halka genişlikleri belirlenerek değerlendiriliyor. Genelde genç yaşlarda daha geniş yıllık halkalar oluşuyor. Yaşlandıkça fizyolojik ömrüne yaklaştığı için daha dar yıllık halkalar yapmaya başlıyor. ifadelerini kullandı.Çevresel stres de halkalara yansıyorİklim değişikliğiyle birlikte artan çevresel stresin de yıllık halkalara yansıdığını belirten Makineci, hava kirliliği gibi çevresel etkenlerin de ağaç gelişimini doğrudan etkilediğini söyledi.Makineci, ağaçlardaki iklim değişikliğinin ve yangınların etkisini şöyle anlattı:Yağış artabilir, azalabilir, sıcaklık artabilir ya da düşebilir. İşte bu değişimler yıllık halkaların genişliklerinde meydana gelen farklılıklarla izlenebilir. Yıllık halkalara bakarak iklim değişikliğinin ağacı ne ölçüde etkilediğini doğrudan görebiliyoruz. Yangınlar ağaç gövdelerinde yıllar boyunca kalacak izler bırakabilir. Yıllık halka analizleri sayesinde bir ağacın hangi yılda yangın geçirdiğini de görebiliyoruz. Yangın gövde kabuğunu etkileyebilecek şiddette gerçekleştiği zaman kabuk üzerinde iz bırakıyor. Eğer ağaç yangından sonra ölmeden yaşamaya ve artımına devam edebiliyorsa, o izden hangi yılda bu gövdenin yangın geçirdiğini tespit edebiliyoruz.Makineci, yıllık halka çalışmalarının Türkiye'de daha çok anıt ağaçlar ile bilimsel araştırmaların yürütüldüğü alanlarda gerçekleştirildiği bilgisini vererek, yapılan araştırmaların bilimsel yayınlarla kayıt altına alındığını, bu çalışmaların uzun yıllara yayılan çevresel değişimlerin ortaya konulmasına katkı sağladığını kaydetti.Ağaçların halkaları, hava kirliliğinin izlerini de gösteriyorMakineci, yaşlı ağaçların geçmişte yaşanan çevresel olaylara ilişkin adeta doğal bir arşiv niteliği taşıdığını vurgulayarak, şöyle devam etti:Yaşlı bir ağaçta yıllık halka analizi yaptığınız zaman çok uzun yıllar boyunca nasıl bir değişimin gerçekleştiğini görebiliriz. Yıllık halka genişliklerindeki değişimleri tespit ederek yıllar önce burada bir kuraklık stresi olup olmadığını anlayabiliyoruz. Ya da herhangi bir nedenle normal yıllık halka gelişiminde bir daralma gördüğümüzde o dönemin kurak geçtiğini, ağacın çap artımını gerçekleştiremediğini veya bunu zor gerçekleştirdiğini yorumlayabiliyoruz. Böylece o dönem hakkında bize önemli bilgiler vermiş oluyor.Makineci, iklim değişikliğinin etkilerinin değerlendirilmesinde yıllık halka sayımları ile halka genişliği ölçümlerinden de yararlanıldığını belirterek, bu yöntemlerin bilimsel araştırmalarda aktif olarak kullanıldığını söyledi.Hava kirliliğinin de ağaçların gelişimini olumsuz etkilediğini belirten Makineci, yıllık halka sayımları ve halka genişliği ölçümleriyle bu etkilerin tespit edilebildiğini kaydetti.Kendi yürüttükleri araştırmalardan da örnek veren Makineci, termik santral kaynaklı hava kirliliğinin ağaçların büyümesini olumsuz etkilediğini yıllık halka analizleriyle ortaya koyduklarını anlattı.Yıllık halka analizlerinin bilim insanlarına geçmişe dönük kronolojik veriler sunduğunu vurgulayan Makineci, bu kayıtların farklı disiplinlerde yürütülen araştırmalara da katkı sağladığını ifade etti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Ocağın yanında unuttuğu benzin bidonu canından ediyordu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ocagin-yaninda-unuttugu-benzin-bidonu-canindan-ediyordu/884181/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ocagin-yaninda-unuttugu-benzin-bidonu-canindan-ediyordu/884181/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:21:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Erzurum — Erzurum'da ateş yaktığı sırada ocağın yanında unuttuğu benzin bidonunun parlamasıyla vücudunda ikinci ve üçüncü derece yanıklar oluşan Müfit Tuysuz, yaşadığı olayın etkisinden kurtulamıyor - Müfit Tuysuz: - Ocağı yaktım. O sırada dalgındım, bidonu kaldırmayı unutmuşum. Aslında olacak bir iş değildi bidondaki benzin birden parladı. Bir anlık dalgınlık felaketle sonuçlandı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Erzurum Haberleri — İLHAMİ ERKILIÇ - Erzurum'da çay demlerken bir anlık dalgınlıkla ocağın yanında unuttuğu benzin bidonunun parlaması sonucu ağır yaralanan 71 yaşındaki Müfit Tuysuz, iyileşeceği günü bekliyor.Pasinler ilçesinin Küçüktüy Mahallesi'nde yaşayan 3 çocuk babası Tuysuz, bir süre önce köye gelen çocuklarına evin bahçesindeki ocakta çay hazırlamak istedi.Ocağın yanına bıraktığı benzin dolu bidonu kaldırmayı unutan Tuysuz'un, kıvılcımların bidona sıçraması üzerine meydana gelen parlama sonucu kıyafetleri tutuştu.Alev alan kıyafetlerini çıkarmakta zorlanan Tuysuz, çareyi evinin yakınından geçen dereye atlamakta buldu.Yüzünde ve vücudunun çeşitli yerlerinde ikinci ve üçüncü derece yanık oluşan Tuysuz, çocuklarının yardımıyla Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.Tuysuz, buradaki müdahalenin ardından Erzurum Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi'ne sevk edilerek tedavi altına alındı.Bir anlık dalgınlık sonucu yaralanan Tuysuz, yaşadığı olayın etkisinden kurtulamıyor.Suya atlayıp kendimi kurtardımTedavisi süren Müfit Tuysuz, AA muhabirine, köye ziyaretine gelen çocuklarına çay demlerken talihsiz olayın gerçekleştiğini söyledi.Ateş yaktığı ocağın yanında benzin dolu bidonun bulunduğunu anlatan Tuysuz, Ocağın yakınında benzin bidonu vardı birden parladı, havalandı üstüme geldi. Suya atlayıp kendimi kurtardım. Kıyafetlerin baştan aşağı alev aldı, çaya atladım. Sonra çocuklarım yetişti, beni görünce onlar da şaşırdılar. dedi.Tuysuz, olay sonrası vücudunun çoğu yerinde yanıklar oluştuğunu belirterek, hastanenin Yanık Tedavi Merkezi'ndeki hizmetlerden çok memnun kaldığını vurguladı.Bir anlık dalgınlık felaketle sonuçlandıYaşadığı olayın etkisinden kurtulamadığını ifade eden Tuysuz, şunları kaydetti:Benzin bidonunu ocağın yanında koymuştum. Ocağı yaktım. O sırada dalgındım, bidonu kaldırmayı unutmuşum. Aslında olacak bir iş değildi, bidondaki benzin birden parladı gitti. Bir anlık dalgınlık felaketle sonuçlandı. Allah devletimizi başımızdan eksik etmesin, devletimiz var olsun. Sağlık çalışanlarımız Allah'a emanet olsun. Sağlık Bakanımızdan, hastane başhekimimizden, doktor ve hemşirelerden Allah razı olsun, evimde böyle hizmet eden olmadı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan sayesinde bu hizmetleri alıyoruz, eskiden böyle hizmet yoktu, hamdolsun, şükürler olsun.Tuysuz, yaşadığı olaydan herkesin ders almasını, bu tarz durumlara karşı vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmasını istedi.Yanık Tedavi Merkezi doktorlarından Emre Nohutçu da vücudunun çeşitli yerlerinde 2. ve 3. derece yanıklar oluşan Tuysuz'u yakından takip ettiklerini, medikal ve pansuman tedavilerinin sürdüğünü belirterek, ilerleyen süreçte cerrahi tedavi açısından değerlendirileceğini söyledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Erzurum Haberleri — İLHAMİ ERKILIÇ - Erzurum'da çay demlerken bir anlık dalgınlıkla ocağın yanında unuttuğu benzin bidonunun parlaması sonucu ağır yaralanan 71 yaşındaki Müfit Tuysuz, iyileşeceği günü bekliyor.Pasinler ilçesinin Küçüktüy Mahallesi'nde yaşayan 3 çocuk babası Tuysuz, bir süre önce köye gelen çocuklarına evin bahçesindeki ocakta çay hazırlamak istedi.Ocağın yanına bıraktığı benzin dolu bidonu kaldırmayı unutan Tuysuz'un, kıvılcımların bidona sıçraması üzerine meydana gelen parlama sonucu kıyafetleri tutuştu.Alev alan kıyafetlerini çıkarmakta zorlanan Tuysuz, çareyi evinin yakınından geçen dereye atlamakta buldu.Yüzünde ve vücudunun çeşitli yerlerinde ikinci ve üçüncü derece yanık oluşan Tuysuz, çocuklarının yardımıyla Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.Tuysuz, buradaki müdahalenin ardından Erzurum Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi'ne sevk edilerek tedavi altına alındı.Bir anlık dalgınlık sonucu yaralanan Tuysuz, yaşadığı olayın etkisinden kurtulamıyor.Suya atlayıp kendimi kurtardımTedavisi süren Müfit Tuysuz, AA muhabirine, köye ziyaretine gelen çocuklarına çay demlerken talihsiz olayın gerçekleştiğini söyledi.Ateş yaktığı ocağın yanında benzin dolu bidonun bulunduğunu anlatan Tuysuz, Ocağın yakınında benzin bidonu vardı birden parladı, havalandı üstüme geldi. Suya atlayıp kendimi kurtardım. Kıyafetlerin baştan aşağı alev aldı, çaya atladım. Sonra çocuklarım yetişti, beni görünce onlar da şaşırdılar. dedi.Tuysuz, olay sonrası vücudunun çoğu yerinde yanıklar oluştuğunu belirterek, hastanenin Yanık Tedavi Merkezi'ndeki hizmetlerden çok memnun kaldığını vurguladı.Bir anlık dalgınlık felaketle sonuçlandıYaşadığı olayın etkisinden kurtulamadığını ifade eden Tuysuz, şunları kaydetti:Benzin bidonunu ocağın yanında koymuştum. Ocağı yaktım. O sırada dalgındım, bidonu kaldırmayı unutmuşum. Aslında olacak bir iş değildi, bidondaki benzin birden parladı gitti. Bir anlık dalgınlık felaketle sonuçlandı. Allah devletimizi başımızdan eksik etmesin, devletimiz var olsun. Sağlık çalışanlarımız Allah'a emanet olsun. Sağlık Bakanımızdan, hastane başhekimimizden, doktor ve hemşirelerden Allah razı olsun, evimde böyle hizmet eden olmadı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan sayesinde bu hizmetleri alıyoruz, eskiden böyle hizmet yoktu, hamdolsun, şükürler olsun.Tuysuz, yaşadığı olaydan herkesin ders almasını, bu tarz durumlara karşı vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmasını istedi.Yanık Tedavi Merkezi doktorlarından Emre Nohutçu da vücudunun çeşitli yerlerinde 2. ve 3. derece yanıklar oluşan Tuysuz'u yakından takip ettiklerini, medikal ve pansuman tedavilerinin sürdüğünü belirterek, ilerleyen süreçte cerrahi tedavi açısından değerlendirileceğini söyledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/ocagin-yaninda-unuttugu-benzin-bidonu-canindan-ediyordu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Suriyeli düşünür Cevdet Said'in torunu Hacıbayram, ailesinin Suriye'den göç hikayesini anlattı:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/suriyeli-dusunur-cevdet-said-in-torunu-hacibayram-ailesinin-suriye-den-goc-hikayesini-anlatti/884179/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/suriyeli-dusunur-cevdet-said-in-torunu-hacibayram-ailesinin-suriye-den-goc-hikayesini-anlatti/884179/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:21:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ailesinin Suriye — O zamanlar (2012) 30 kişiydik. Ailece bir karar aldık ve 'Artık burada kalamayız.' dedik. Aynı anda zaten istihbarat dedemi istiyordu. 2012'nin aralık ayında Türkiye'ye gitmek zorunda kaldık - Tekrar geri döndüğümde köyde hayat yok ama anılar vardı. Sanki hiç gitmemişim gibi. Suriye'de yaşananlar bir 'kurtuluş savaşı'ydı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ailesinin Suriye Haberleri — ÖMER FARUK MADANOĞLU - Suriyeli düşünür Cevdet Said'in torunu İbni Rüşd Hacıbayram, Suriye'deki iç savaş döneminde köylerinin tamamen yıkıldığını belirterek, Tekrar geri döndüğümde köyde hayat yok ama anılar vardı. Sanki hiç gitmemişim gibi. Suriye'de yaşananlar bir 'kurtuluş savaşı'ydı. dedi.Hacıbayram, ailesinin Suriye iç savaşının başlamasının ardından Golan'dan ayrılarak Türkiye'ye geliş sürecini, dedesi Cevdet Said'in düşünce dünyasını ve yıllar sonra köyüne dönüşünde yaşadığı duyguları AA muhabirine anlattı.Ailesinin savaşın başlamasıyla birlikte Golan'dan ayrılmak zorunda kaldığını belirten Hacıbayram, Suriye iç savaşı başladığında köylerinden çıkmak zorunda kaldıklarını ve Şam'a geldiklerini söyledi.Hacıbayram, rejimin baskıları nedeniyle Şam'da da kalamayacaklarını anladıklarında ailece Türkiye'ye gitme kararı aldıklarına dikkati çekerek, O zamanlar (2012) 30 kişiydik. Ailece bir karar aldık ve 'Artık burada kalamayız.' dedik. Aynı anda zaten istihbarat dedemi istiyordu. 2012'nin aralık ayında Türkiye'ye gitmek zorunda kaldık. ifadelerini kullandı.Türkiye'ye dedesi Cevdet Said, annesi, kardeşleri ve dayısıyla birlikte geldiklerini aktaran Hacıbayram, devrik Esed rejiminin dedesini araması nedeniyle Suriye'den çıkmak için uzun ve çetrefilli bir kara yolunu tercih ettiklerini dile getirdi.Hacıbayram, 2012'den sonra hayatlarını Türkiye'de sürdürdüklerini anlatarak, 8 Aralık'tan sonra buraya geri geldik. 13 yıl Türkiye'de kaldık. Hayatımızı sürdürmeye çalışıyorduk aslında. Ben gittiğimde 9. sınıftaydım. Orada okula başlayıp ondan sonra üniversiteyi kazanıp diş hekimliğini bitirdim. diye konuştu.Golan'dan ayrıldıkları dönemde yaşadıklarının hafızasında derin izler bıraktığını söyleyen Hacıbayram, Biz buradan çıktığımızda yanı başımızda insanlar ölüyordu. Zor bir duyguydu. dedi.Hacıbayram, dedesi Cevdet Said'in köyde arıcılık ve hayvancılıkla uğraştığını vurgulayarak, bombardımanlarda yılların emeğinin yok olduğunu kaydetti.Dedesinin çocukluğundan itibaren Golan'da yaşadığını ve ailesinin Çerkez kökenli olduğunu anlatan Hacıbayram, tüm Çerkezler olarak Osmanlı döneminde bölgeye yerleştirildiklerini vurguladı.Cevdet Said bir değişim rüzgarı oluşturmaya çalışıyorduHacıbayram, Cevdet Said'in Suriye'nin çeşitli illerinde uzun yıllar öğretmenlik yaptığına değinerek, düşüncelerinin Esed rejimini rahatsız ettiğinin altını çizdi.Dedesinin arıcılık yaparken aynı zamanda kitap yazmayı sürdürdüğünü ve eserlerinden hiçbir maddi kazanç elde etmek istemediğini dile getiren Hacıbayram, Bir değişim rüzgarı oluşturmaya çalışıyordu. Devlet bunu hissedince öğretmenlikten onu çekti. Aynı anda zaten kitapları var ancak bu kitaplardan hiçbir şekilde para almıyordu. Diyordu ki bu zaten bir ilim, yeni bir şey. Bunu yaymamız gerekiyor. O yüzden bir kuruş bile almadı kitaplardan. ifadelerini kullandı.Dedem şiddetsizlik anlayışını savunuyorduCevdet Said'in düşünce dünyasının temelinde şiddetsizlik anlayışının bulunduğuna dikkati çeken Hacıbayram, dedesinin İslam'ın özünün de bu anlayış üzerine kurulu olduğunu savunduğunu ifade etti.Hacıbayram, Cevdet Said'in Hz. Muhammed'in Mekke'deki metodunu örnek aldığına işaret ederek, Cevdet Said diyor ki 'İslam'da zaten şiddetsizlik vardır. Şiddetsizlik anlayışıyla İslam yayıldı.' şeklinde konuştu.Geleneksel İslam anlayışının doğru yansıtılmadığını düşündüğünü belirten Hacıbayram, toplumsal değişimin bireyden başlaması gerektiğini söyledi.Cevdet Said'in insanları ikna ederek toplumun kurtulacağı fikrine sıkı sıkıya bağlı olduğunu aktaran Hacıbayram, 'Kimseyi ikna etmeden değiştiremezsiniz.' diyor. Arapların Gandi'si diyorlar ya da Ortadoğu'nun Gandi'si diyorlar onun için. Toplumu eğer değiştirmek istiyorsak ilk önce kendimizden başlamamız gerekiyor. Devletimizi değiştirmek istiyorsak kendimizden başlatmamız gerekiyor değiştirmeyi. görüşlerini paylaştı.Köyde hayat yok ama anılar vardıYıllar sonra yeniden köyüne döndüğünde yaşadığı duyguları anlatan Hacıbayram, gördüğü manzaranın kendisini derinden etkilediğini dile getirdi.Hacıbayram, iç savaş döneminde doğduğu evde ve köyde her şeyin yıkıldığının altını çizerek, Tekrar geri döndüğümde köyde hayat yok ama anılar vardı. Sanki hiç gitmemişim gibi. dedi.Çocukluğunu geçirdiği sokakları ve eğitim gördüğü okulları yeniden ziyaret ettiğini belirten Hacıbayram, Suriye'de yaşananlar bir 'kurtuluş savaşı'ydı. ifadesini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ailesinin Suriye Haberleri — ÖMER FARUK MADANOĞLU - Suriyeli düşünür Cevdet Said'in torunu İbni Rüşd Hacıbayram, Suriye'deki iç savaş döneminde köylerinin tamamen yıkıldığını belirterek, Tekrar geri döndüğümde köyde hayat yok ama anılar vardı. Sanki hiç gitmemişim gibi. Suriye'de yaşananlar bir 'kurtuluş savaşı'ydı. dedi.Hacıbayram, ailesinin Suriye iç savaşının başlamasının ardından Golan'dan ayrılarak Türkiye'ye geliş sürecini, dedesi Cevdet Said'in düşünce dünyasını ve yıllar sonra köyüne dönüşünde yaşadığı duyguları AA muhabirine anlattı.Ailesinin savaşın başlamasıyla birlikte Golan'dan ayrılmak zorunda kaldığını belirten Hacıbayram, Suriye iç savaşı başladığında köylerinden çıkmak zorunda kaldıklarını ve Şam'a geldiklerini söyledi.Hacıbayram, rejimin baskıları nedeniyle Şam'da da kalamayacaklarını anladıklarında ailece Türkiye'ye gitme kararı aldıklarına dikkati çekerek, O zamanlar (2012) 30 kişiydik. Ailece bir karar aldık ve 'Artık burada kalamayız.' dedik. Aynı anda zaten istihbarat dedemi istiyordu. 2012'nin aralık ayında Türkiye'ye gitmek zorunda kaldık. ifadelerini kullandı.Türkiye'ye dedesi Cevdet Said, annesi, kardeşleri ve dayısıyla birlikte geldiklerini aktaran Hacıbayram, devrik Esed rejiminin dedesini araması nedeniyle Suriye'den çıkmak için uzun ve çetrefilli bir kara yolunu tercih ettiklerini dile getirdi.Hacıbayram, 2012'den sonra hayatlarını Türkiye'de sürdürdüklerini anlatarak, 8 Aralık'tan sonra buraya geri geldik. 13 yıl Türkiye'de kaldık. Hayatımızı sürdürmeye çalışıyorduk aslında. Ben gittiğimde 9. sınıftaydım. Orada okula başlayıp ondan sonra üniversiteyi kazanıp diş hekimliğini bitirdim. diye konuştu.Golan'dan ayrıldıkları dönemde yaşadıklarının hafızasında derin izler bıraktığını söyleyen Hacıbayram, Biz buradan çıktığımızda yanı başımızda insanlar ölüyordu. Zor bir duyguydu. dedi.Hacıbayram, dedesi Cevdet Said'in köyde arıcılık ve hayvancılıkla uğraştığını vurgulayarak, bombardımanlarda yılların emeğinin yok olduğunu kaydetti.Dedesinin çocukluğundan itibaren Golan'da yaşadığını ve ailesinin Çerkez kökenli olduğunu anlatan Hacıbayram, tüm Çerkezler olarak Osmanlı döneminde bölgeye yerleştirildiklerini vurguladı.Cevdet Said bir değişim rüzgarı oluşturmaya çalışıyorduHacıbayram, Cevdet Said'in Suriye'nin çeşitli illerinde uzun yıllar öğretmenlik yaptığına değinerek, düşüncelerinin Esed rejimini rahatsız ettiğinin altını çizdi.Dedesinin arıcılık yaparken aynı zamanda kitap yazmayı sürdürdüğünü ve eserlerinden hiçbir maddi kazanç elde etmek istemediğini dile getiren Hacıbayram, Bir değişim rüzgarı oluşturmaya çalışıyordu. Devlet bunu hissedince öğretmenlikten onu çekti. Aynı anda zaten kitapları var ancak bu kitaplardan hiçbir şekilde para almıyordu. Diyordu ki bu zaten bir ilim, yeni bir şey. Bunu yaymamız gerekiyor. O yüzden bir kuruş bile almadı kitaplardan. ifadelerini kullandı.Dedem şiddetsizlik anlayışını savunuyorduCevdet Said'in düşünce dünyasının temelinde şiddetsizlik anlayışının bulunduğuna dikkati çeken Hacıbayram, dedesinin İslam'ın özünün de bu anlayış üzerine kurulu olduğunu savunduğunu ifade etti.Hacıbayram, Cevdet Said'in Hz. Muhammed'in Mekke'deki metodunu örnek aldığına işaret ederek, Cevdet Said diyor ki 'İslam'da zaten şiddetsizlik vardır. Şiddetsizlik anlayışıyla İslam yayıldı.' şeklinde konuştu.Geleneksel İslam anlayışının doğru yansıtılmadığını düşündüğünü belirten Hacıbayram, toplumsal değişimin bireyden başlaması gerektiğini söyledi.Cevdet Said'in insanları ikna ederek toplumun kurtulacağı fikrine sıkı sıkıya bağlı olduğunu aktaran Hacıbayram, 'Kimseyi ikna etmeden değiştiremezsiniz.' diyor. Arapların Gandi'si diyorlar ya da Ortadoğu'nun Gandi'si diyorlar onun için. Toplumu eğer değiştirmek istiyorsak ilk önce kendimizden başlamamız gerekiyor. Devletimizi değiştirmek istiyorsak kendimizden başlatmamız gerekiyor değiştirmeyi. görüşlerini paylaştı.Köyde hayat yok ama anılar vardıYıllar sonra yeniden köyüne döndüğünde yaşadığı duyguları anlatan Hacıbayram, gördüğü manzaranın kendisini derinden etkilediğini dile getirdi.Hacıbayram, iç savaş döneminde doğduğu evde ve köyde her şeyin yıkıldığının altını çizerek, Tekrar geri döndüğümde köyde hayat yok ama anılar vardı. Sanki hiç gitmemişim gibi. dedi.Çocukluğunu geçirdiği sokakları ve eğitim gördüğü okulları yeniden ziyaret ettiğini belirten Hacıbayram, Suriye'de yaşananlar bir 'kurtuluş savaşı'ydı. ifadesini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/suriyeli-dusunur-cevdet-said-in-torunu-hacibayram-ailesinin-suriye-den-goc-hikayesini-anlatti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kars'taki surlarla çevrili Tunçkaya köyü ziyaretçileri geçmişe götürüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kars-taki-surlarla-cevrili-tunckaya-koyu-ziyaretcileri-gecmise-goturuyor/884177/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kars-taki-surlarla-cevrili-tunckaya-koyu-ziyaretcileri-gecmise-goturuyor/884177/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:18:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kars — Yöre halkının yerleşim yerine tek giriş kapısı olan surlarla çevrili kale kapısını kullandığı köyde, cami, kilise gibi bazı tarihi yapıların kalıntıları da bulunuyor - Kafkas Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ani Ören Yeri Kazı Başkanı Doç. Dr. Muhammet Arslan: - Tunçkaya köyündeki kale yerleşimi Orta Çağ döneminden bugünkü şeklini almış bir kale ve halen daha köydeki yaşantıyla birlikte iç içe geçmişliğin en güzel örneklerinden biri]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kars Haberleri — CÜNEYT ÇELİK / HÜSEYİN YILDIZ - Kars'ın Kağızman ilçesine bağlı Tunçkaya köyü, yüzyıllardır ayakta kalan tarihi Keçivan Kalesi'nin surları içerisinde yaşamın sürdüğü ender yerleşimlerden biri olarak ziyaretçilerini adeta geçmişe götürüyor.Tunçkaya köylüleri, uzun yıllardır sarp kayalıklar üzerinde arazinin konumuna göre inşa edilen ve halen bazı sur kalıntılarının bulunduğu tarihi Keçivan Kalesi'nde yaşam sürüyor.Yöre halkının yerleşim yerine tek giriş kapısı olan surlarla çevrili kale kapısını kullandığı köyde, cami, kilise gibi bazı tarihi yapıların kalıntıları da bulunuyor.Yerleşim yerini çevreleyen surların bazı yerlerde yıkık vaziyette olduğu 80 haneli kale köy, bölgeye gelen yerli ve yabancı turistlerin de ilgisini çekiyor.Kafkas Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ani Ören Yeri Kazı Başkanı Doç. Dr. Muhammet Arslan, AA muhabirine, Aladağlar'ın eteklerinde Aras Nehri'nin hemen kenarında bulunan Keçivan Kalesi'nde Tunçkaya köylülerinin yaşamlarını sürdürdüğünü söyledi.Arslan, Keçivan Kalesi’nin bugünkü şeklini Orta Çağ'da aldığını belirterek, Tunçkaya köyündeki kale yerleşimi Orta Çağ'da bugünkü şeklini almış bir kale ve halen daha köydeki yaşantıyla birlikte iç içe geçmişliğin en güzel örneklerinden biri. Kalenin ilk kez kimler tarafından ve ne zaman kurulduğu bilinmemekte ancak tarihi kaynaklarda adının geçmesi itibarıyla biz ilk kez Romalılar döneminde inşa edildiğini tahmin etmekteyiz. Evliya Çelebi bu kaleyi bizzat görmüş, incelemiş ve Seyahatname'sinde de bahsetmiştir. Yine Evliya Çelebi'nin verdiği tarihsel bilgilere göre Abbasi hakimiyetinin burada söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. dedi.Çeşitli onarımlarla günümüze kadar ulaşabilmişKalenin Moğol saldırılarıyla yıkıldığını ve Timur ordularının da kaleyi tahribata uğrattığını anlatan Arslan, şunları kaydetti:Kanuni Sultan Süleyman döneminde Lala Mustafa Paşa’nın Nahçıvan Seferi esnasında bu kale de Osmanlı topraklarına dahil edilmiş ve çeşitli onarımlarla günümüze kadar ulaşabilmiş. Yine Evliya Çelebi’nin anlatılarından, burada Selçuklular dönemine ait 3 cami ve bir de Selçuklu kümbetinin varlığından haberdarız. Ama maalesef bu yapılar günümüze ulaşamamış, sadece bir caminin mihrap kalıntılarını görebilmekteyiz.Bunun yanı sıra bir şapeli de görmek mümkün. Dikdörtgen planlı küçük bir şapel. İçten yarım yuvarlak şekilli bir apsisi var ve dıştan da düz bir duvarla çevrelenmiş. Şapelin özellikle batı cephesindeki taçkapısı kıymetli. Taçkapının bordürlerinde Selçuklu kufi hattını hatırlatır geometrik bezemelerle süslenmiş olması açısından dikkat çekici.Kağızman Dağcılık ve Spor Kulübü Başkanı Harun Ağdaş da Tunçkaya'nın kale içerisinde yaşamın sürdüğü nadir köylerinden biri olduğuna işaret ederek, kalenin asırlardır yaşamın izlerini taşıdığını ifade etti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kars Haberleri — CÜNEYT ÇELİK / HÜSEYİN YILDIZ - Kars'ın Kağızman ilçesine bağlı Tunçkaya köyü, yüzyıllardır ayakta kalan tarihi Keçivan Kalesi'nin surları içerisinde yaşamın sürdüğü ender yerleşimlerden biri olarak ziyaretçilerini adeta geçmişe götürüyor.Tunçkaya köylüleri, uzun yıllardır sarp kayalıklar üzerinde arazinin konumuna göre inşa edilen ve halen bazı sur kalıntılarının bulunduğu tarihi Keçivan Kalesi'nde yaşam sürüyor.Yöre halkının yerleşim yerine tek giriş kapısı olan surlarla çevrili kale kapısını kullandığı köyde, cami, kilise gibi bazı tarihi yapıların kalıntıları da bulunuyor.Yerleşim yerini çevreleyen surların bazı yerlerde yıkık vaziyette olduğu 80 haneli kale köy, bölgeye gelen yerli ve yabancı turistlerin de ilgisini çekiyor.Kafkas Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ani Ören Yeri Kazı Başkanı Doç. Dr. Muhammet Arslan, AA muhabirine, Aladağlar'ın eteklerinde Aras Nehri'nin hemen kenarında bulunan Keçivan Kalesi'nde Tunçkaya köylülerinin yaşamlarını sürdürdüğünü söyledi.Arslan, Keçivan Kalesi’nin bugünkü şeklini Orta Çağ'da aldığını belirterek, Tunçkaya köyündeki kale yerleşimi Orta Çağ'da bugünkü şeklini almış bir kale ve halen daha köydeki yaşantıyla birlikte iç içe geçmişliğin en güzel örneklerinden biri. Kalenin ilk kez kimler tarafından ve ne zaman kurulduğu bilinmemekte ancak tarihi kaynaklarda adının geçmesi itibarıyla biz ilk kez Romalılar döneminde inşa edildiğini tahmin etmekteyiz. Evliya Çelebi bu kaleyi bizzat görmüş, incelemiş ve Seyahatname'sinde de bahsetmiştir. Yine Evliya Çelebi'nin verdiği tarihsel bilgilere göre Abbasi hakimiyetinin burada söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. dedi.Çeşitli onarımlarla günümüze kadar ulaşabilmişKalenin Moğol saldırılarıyla yıkıldığını ve Timur ordularının da kaleyi tahribata uğrattığını anlatan Arslan, şunları kaydetti:Kanuni Sultan Süleyman döneminde Lala Mustafa Paşa’nın Nahçıvan Seferi esnasında bu kale de Osmanlı topraklarına dahil edilmiş ve çeşitli onarımlarla günümüze kadar ulaşabilmiş. Yine Evliya Çelebi’nin anlatılarından, burada Selçuklular dönemine ait 3 cami ve bir de Selçuklu kümbetinin varlığından haberdarız. Ama maalesef bu yapılar günümüze ulaşamamış, sadece bir caminin mihrap kalıntılarını görebilmekteyiz.Bunun yanı sıra bir şapeli de görmek mümkün. Dikdörtgen planlı küçük bir şapel. İçten yarım yuvarlak şekilli bir apsisi var ve dıştan da düz bir duvarla çevrelenmiş. Şapelin özellikle batı cephesindeki taçkapısı kıymetli. Taçkapının bordürlerinde Selçuklu kufi hattını hatırlatır geometrik bezemelerle süslenmiş olması açısından dikkat çekici.Kağızman Dağcılık ve Spor Kulübü Başkanı Harun Ağdaş da Tunçkaya'nın kale içerisinde yaşamın sürdüğü nadir köylerinden biri olduğuna işaret ederek, kalenin asırlardır yaşamın izlerini taşıdığını ifade etti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/kars-taki-surlarla-cevrili-tunckaya-koyu-ziyaretcileri-gecmise-goturuyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yeni Partinin kuruluş evraklarını imzalayan Özgür Özel, CHP'den istifa etti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yeni-partinin-kurulus-evraklarini-imzalayan-ozgur-ozel-chp-den-istifa-etti/884176/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yeni-partinin-kurulus-evraklarini-imzalayan-ozgur-ozel-chp-den-istifa-etti/884176/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:18:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[TBMM — CHP TBMM Grup Başkanı ve Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Yeni Partinin kuruluş evraklarını imzalayarak CHP'den istifa ettiği bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[TBMM Haberleri — CHP TBMM Grup Başkanı ve Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Yeni Partinin kuruluş evraklarını imzalayarak CHP'den istifa ettiği bildirildi.Özel'in basın bilgilendirme grubundan yapılan açıklamaya göre, Yeni Partinin kuruluşuna ilişkin işlemler sürüyor.Özel'in Yeni Partinin kuruluş evraklarını imzalayarak Cumhuriyet Halk Partisinden istifa ettiği belirtilen açıklamada, Özel ile toplam 91 milletvekilinin CHP'den istifa ederek Yeni Parti Kurucular Kuruluna katıldığı kaydedildi.Açıklamada ayrıca Özel'in Yeni Partinin kuruluş evraklarını imzaladığı anlara ilişkin görüntüsü de paylaşıldı. Özel evrakları imzalamasının ardından, Vatana, millete, partimize, hepimize hayırlı olsun. ifadesini kullandı.Öte yandan, Yeni Partinin kuruluşuna ilişkin evrakların gün içinde İçişleri Bakanlığına teslim edilmesi bekleniyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[TBMM Haberleri — CHP TBMM Grup Başkanı ve Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Yeni Partinin kuruluş evraklarını imzalayarak CHP'den istifa ettiği bildirildi.Özel'in basın bilgilendirme grubundan yapılan açıklamaya göre, Yeni Partinin kuruluşuna ilişkin işlemler sürüyor.Özel'in Yeni Partinin kuruluş evraklarını imzalayarak Cumhuriyet Halk Partisinden istifa ettiği belirtilen açıklamada, Özel ile toplam 91 milletvekilinin CHP'den istifa ederek Yeni Parti Kurucular Kuruluna katıldığı kaydedildi.Açıklamada ayrıca Özel'in Yeni Partinin kuruluş evraklarını imzaladığı anlara ilişkin görüntüsü de paylaşıldı. Özel evrakları imzalamasının ardından, Vatana, millete, partimize, hepimize hayırlı olsun. ifadesini kullandı.Öte yandan, Yeni Partinin kuruluşuna ilişkin evrakların gün içinde İçişleri Bakanlığına teslim edilmesi bekleniyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/yeni-partinin-kurulus-evraklarini-imzalayan-ozgur-ozel-chp-den-istifa-etti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kars'ın doğası Yusufçuk böcekleriyle renklendi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kars-in-dogasi-yusufcuk-bocekleriyle-renklendi/884175/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kars-in-dogasi-yusufcuk-bocekleriyle-renklendi/884175/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:18:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kars — Türkiye'nin en yüksek yerleşim yerleri arasında yer alan Kars'ın Sarıkamış ilçesi, yağmurların ardından Yusufçuk böcekleriyle renklendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kars Haberleri — Türkiye'nin en yüksek yerleşim yerleri arasında yer alan Kars'ın Sarıkamış ilçesi, yağmurların ardından Yusufçuk böcekleriyle renklendi.Sulak alanların ve derelerin bulunduğu 2 bin 500 rakımlı Keklik Vadisi, Çamaşır Dere, Suludere ve Acısu bölgesinde ortaya çıkan kırmızı, mavi ve mor renkli Yusufçuklar, doğayı renklendirdi.Yağmurların ardından güneşin açmasıyla doğada daha çok görülmeye başlayan rengarenk Yusufçuklar, hem doğaya güzellik katıyor hem de tarıma zararlı canlılar ile beslendikleri için doğal dengenin sağlanmasına büyük katkı sağlıyor.KuzeyDoğa Derneği Bilim Koordinatörü Emrah Çoban, AA muhabirine, Sarıkamış'ta yaz yağmurlarından sonra Yusufçukların görsel bir şölen sunduğunu söyledi.Çoban, Yusufçukların tarım dostu olduğunu belirterek, Yusufçuklar, tarım dostu canlılar inanlara zararı yok. Çok iyi bir görüş açıları var, etrafta gezerek küçük böcek ve canlılarla besleniyor. Aynı zamanda biyolojik çeşitliliğin en önemli unsurlarından bir tanesidir. Çünkü özellikle üreme dönemlerinde temiz su kaynaklarını bularak burada ürüyorlar. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kars Haberleri — Türkiye'nin en yüksek yerleşim yerleri arasında yer alan Kars'ın Sarıkamış ilçesi, yağmurların ardından Yusufçuk böcekleriyle renklendi.Sulak alanların ve derelerin bulunduğu 2 bin 500 rakımlı Keklik Vadisi, Çamaşır Dere, Suludere ve Acısu bölgesinde ortaya çıkan kırmızı, mavi ve mor renkli Yusufçuklar, doğayı renklendirdi.Yağmurların ardından güneşin açmasıyla doğada daha çok görülmeye başlayan rengarenk Yusufçuklar, hem doğaya güzellik katıyor hem de tarıma zararlı canlılar ile beslendikleri için doğal dengenin sağlanmasına büyük katkı sağlıyor.KuzeyDoğa Derneği Bilim Koordinatörü Emrah Çoban, AA muhabirine, Sarıkamış'ta yaz yağmurlarından sonra Yusufçukların görsel bir şölen sunduğunu söyledi.Çoban, Yusufçukların tarım dostu olduğunu belirterek, Yusufçuklar, tarım dostu canlılar inanlara zararı yok. Çok iyi bir görüş açıları var, etrafta gezerek küçük böcek ve canlılarla besleniyor. Aynı zamanda biyolojik çeşitliliğin en önemli unsurlarından bir tanesidir. Çünkü özellikle üreme dönemlerinde temiz su kaynaklarını bularak burada ürüyorlar. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/kars-in-dogasi-yusufcuk-bocekleriyle-renklendi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Özyeğin Üniversitesinden lise öğrencileri için ÖzÜ'ye Sor rehberlik programı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ozyegin-universitesinden-lise-ogrencileri-icin-ozu-ye-sor-rehberlik-programi/884174/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ozyegin-universitesinden-lise-ogrencileri-icin-ozu-ye-sor-rehberlik-programi/884174/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:18:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan: - Aday öğrencilerimizin kararlarını aceleye getirmeden ve yılın her döneminde bilinçli bir şekilde vermelerine yardımcı olmayı önemsiyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Özyeğin Üniversitesi, ÖzÜ'ye Sor programı ile lise öğrencilerine üniversite yaşamını yerinde deneyimleme, akademik programlar ve kampüs kültürü hakkında doğrudan bilgi edinme fırsatı sunuyor.Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Özyeğin Üniversitesi, toplumsal etki ve yenilikçi öğrenme vizyonuyla gençlerin gelecek yolculuğunda onlara rehberlik etmeye devam ediyor.Tercih döneminde üniversiteyi yakından tanımak, akademisyenler ve öğrencilerle bir araya gelmek, kampüs yaşamını deneyimlemek ve geleceğine yön verecek kararı bilinçli bir şekilde vermek isteyen aday öğrenciler, Özyeğin Üniversitesi tercih dönemi tanıtım günleri kapsamında kampüsü ziyaret edebiliyor.Program kapsamında lise grupları, yıl boyunca akademik programlar, fakülte alanları ve sosyal imkanlarla ilgili, gönüllü Özyeğin Üniversitesi temsilcilerinden rehberlik alarak, kampüs turuna katılıyor.Aday öğrenciler, üniversitenin girişimci, sektörle bağlantılı ve sosyal etki odaklı eğitim yaklaşımını, dersliklerden araştırma merkezlerine, kütüphaneden sosyal yaşam alanlarına kadar doğrudan gözlemleme imkanı buluyor.Tercih dönemi boyunca her gün gerçekleştirilen kampüs ziyaretleri sayesinde aday öğrenciler, tercih sürecinde merak ettikleri sorulara yanıt bulma ve üniversite yaşamını yerinde deneyimleme olanağı elde ediyor.Program, öğrencilerin Özyeğin Üniversitesinin çok kültürlü ortamını, uluslararası işbirliklerini, uygulama alanlarını, araştırma stajlarını ve sektörle güçlü bağlarını yerinde gözlemlemesini sağlayarak onların akademik ve kişisel gelişimlerinde yeni perspektif açıyor.Gençler aynı zamanda üniversitenin sosyal etki vizyonunu, sürdürülebilirlik odaklı projelerini ve topluma katkı üreten öğrenci inisiyatiflerini yakından tanıyabiliyor.Üniversitenin teknoloji odaklı öğrenme altyapısını, girişimcilik merkezini, kuluçka programlarını ve yenilikçi bakış açısını keşfedebilen gençler, geleceğin mesleklerine yönelik yol haritalarını şekillendirebiliyor.ÖzÜ'nün küresel hedefleri doğrultusunda geliştirdiği uluslararası eğitim standartları da öğrencilerin dünyaya açılan öğrenme yolculuğunu daha yakından keşfetmesine imkan tanıyor. Aday öğrenciler, detaylı bilgi ve kayıt formuna üniversitenin internet adresinden ulaşabiliyor.Küresel ölçekte etki yaratan üniversite olma vizyonuyla hareket ediyoruzAçıklamada görüşlerine yer verilen Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan, öğrenciyi odağına alan, girişimcilik kültürünü destekleyen, araştırma ve yenilik üretmeyi teşvik eden, küresel ölçekte etki yaratan üniversite olma vizyonuyla hareket ettiklerini belirtti.Üniversite tercihinin, gençlerin hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri olduğuna dikkati çeken Tan, Biz, bu süreçte aday öğrencilerimizin kararlarını aceleye getirmeden ve yılın her döneminde bilinçli bir şekilde vermelerine yardımcı olmayı önemsiyoruz. Etki yaratmayı önceleyen, girişimcilik ruhunu besleyen, uygulama ve araştırma olanaklarını bir arada sunan bir üniversite modeli geliştirme vizyonumuz doğrultusunda; gençlerin laboratuvarlarımızı, araştırma merkezlerimizi, uygulama alanlarımızı, dijital ve fiziksel öğrenme ekosistemimizi doğrudan gözlemlemelerine imkan sağlıyoruz. ifadelerini kullandı.Söz konusu program sayesinde, gençlerin Özyeğin Üniversitesini bire bir deneyimleyerek tanıdığını aktaran Tan, şunları kaydetti:Fakültelerimize, akademik imkanlarımıza, kampüs kültürümüze, araştırma merkezlerimize ve öğrencilerimizin deneyimlerine doğrudan şahit olmaları, onların ufkunu genişletmenin yanı sıra üniversitemizin bir misyonu olan sosyal etkiyi de güçlendiriyor. Böylece gençlerin hem kendi geleceklerine dair daha sağlıklı kararlar almaları konusunda onlara destek oluyor hem de üniversite-toplum bağının gelişmesine katkı sunuyoruz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Özyeğin Üniversitesi, ÖzÜ'ye Sor programı ile lise öğrencilerine üniversite yaşamını yerinde deneyimleme, akademik programlar ve kampüs kültürü hakkında doğrudan bilgi edinme fırsatı sunuyor.Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Özyeğin Üniversitesi, toplumsal etki ve yenilikçi öğrenme vizyonuyla gençlerin gelecek yolculuğunda onlara rehberlik etmeye devam ediyor.Tercih döneminde üniversiteyi yakından tanımak, akademisyenler ve öğrencilerle bir araya gelmek, kampüs yaşamını deneyimlemek ve geleceğine yön verecek kararı bilinçli bir şekilde vermek isteyen aday öğrenciler, Özyeğin Üniversitesi tercih dönemi tanıtım günleri kapsamında kampüsü ziyaret edebiliyor.Program kapsamında lise grupları, yıl boyunca akademik programlar, fakülte alanları ve sosyal imkanlarla ilgili, gönüllü Özyeğin Üniversitesi temsilcilerinden rehberlik alarak, kampüs turuna katılıyor.Aday öğrenciler, üniversitenin girişimci, sektörle bağlantılı ve sosyal etki odaklı eğitim yaklaşımını, dersliklerden araştırma merkezlerine, kütüphaneden sosyal yaşam alanlarına kadar doğrudan gözlemleme imkanı buluyor.Tercih dönemi boyunca her gün gerçekleştirilen kampüs ziyaretleri sayesinde aday öğrenciler, tercih sürecinde merak ettikleri sorulara yanıt bulma ve üniversite yaşamını yerinde deneyimleme olanağı elde ediyor.Program, öğrencilerin Özyeğin Üniversitesinin çok kültürlü ortamını, uluslararası işbirliklerini, uygulama alanlarını, araştırma stajlarını ve sektörle güçlü bağlarını yerinde gözlemlemesini sağlayarak onların akademik ve kişisel gelişimlerinde yeni perspektif açıyor.Gençler aynı zamanda üniversitenin sosyal etki vizyonunu, sürdürülebilirlik odaklı projelerini ve topluma katkı üreten öğrenci inisiyatiflerini yakından tanıyabiliyor.Üniversitenin teknoloji odaklı öğrenme altyapısını, girişimcilik merkezini, kuluçka programlarını ve yenilikçi bakış açısını keşfedebilen gençler, geleceğin mesleklerine yönelik yol haritalarını şekillendirebiliyor.ÖzÜ'nün küresel hedefleri doğrultusunda geliştirdiği uluslararası eğitim standartları da öğrencilerin dünyaya açılan öğrenme yolculuğunu daha yakından keşfetmesine imkan tanıyor. Aday öğrenciler, detaylı bilgi ve kayıt formuna üniversitenin internet adresinden ulaşabiliyor.Küresel ölçekte etki yaratan üniversite olma vizyonuyla hareket ediyoruzAçıklamada görüşlerine yer verilen Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan, öğrenciyi odağına alan, girişimcilik kültürünü destekleyen, araştırma ve yenilik üretmeyi teşvik eden, küresel ölçekte etki yaratan üniversite olma vizyonuyla hareket ettiklerini belirtti.Üniversite tercihinin, gençlerin hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri olduğuna dikkati çeken Tan, Biz, bu süreçte aday öğrencilerimizin kararlarını aceleye getirmeden ve yılın her döneminde bilinçli bir şekilde vermelerine yardımcı olmayı önemsiyoruz. Etki yaratmayı önceleyen, girişimcilik ruhunu besleyen, uygulama ve araştırma olanaklarını bir arada sunan bir üniversite modeli geliştirme vizyonumuz doğrultusunda; gençlerin laboratuvarlarımızı, araştırma merkezlerimizi, uygulama alanlarımızı, dijital ve fiziksel öğrenme ekosistemimizi doğrudan gözlemlemelerine imkan sağlıyoruz. ifadelerini kullandı.Söz konusu program sayesinde, gençlerin Özyeğin Üniversitesini bire bir deneyimleyerek tanıdığını aktaran Tan, şunları kaydetti:Fakültelerimize, akademik imkanlarımıza, kampüs kültürümüze, araştırma merkezlerimize ve öğrencilerimizin deneyimlerine doğrudan şahit olmaları, onların ufkunu genişletmenin yanı sıra üniversitemizin bir misyonu olan sosyal etkiyi de güçlendiriyor. Böylece gençlerin hem kendi geleceklerine dair daha sağlıklı kararlar almaları konusunda onlara destek oluyor hem de üniversite-toplum bağının gelişmesine katkı sunuyoruz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Isparta'da 1500 yıllık demirci atölyesi gün yüzüne çıkarıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/isparta-da-1500-yillik-demirci-atolyesi-gun-yuzune-cikarildi/884173/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/isparta-da-1500-yillik-demirci-atolyesi-gun-yuzune-cikarildi/884173/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:18:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Isparta — Isparta'daki Seleukeia Sidera Antik Kenti'nde sürdürülen kazı çalışmalarında, milattan sonra (MS) 5'inci yüzyıla tarihlenen yaklaşık 1500 yıllık demirci atölyesi ortaya çıkarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Isparta Haberleri — Isparta'daki Seleukeia Sidera Antik Kenti'nde sürdürülen kazı çalışmalarında, milattan sonra (MS) 5'inci yüzyıla tarihlenen yaklaşık 1500 yıllık demirci atölyesi ortaya çıkarıldı.Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) adına, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle 12 ay yürütülen kazılarda, demir üretim ocağı, örs, odun kömürü deposu, demir soğutma havuzu ile çok sayıda demir işçiliğine ilişkin buluntu tespit edildi.Isparta İl Kültür ve Turizm Müdürü Vural Oğuzlar, gazetecilere, Seleukeia Sidera'nın kazı çalışmalarının bu yıl artırılan personel desteğiyle hız kazandığını söyledi.Ticari yaşamın sürdüğü antik çarşı alanında önemli bulgulara ulaşıldığını kaydeden Oğuzlar, Kazı ekibi çalışmalarını yoğun şekilde sürdürüyor. Çalışmalar çok hızlı ilerliyor ve bulgulara kısa sürede ulaşıyoruz. dedi.- Demir üretiminin tüm aşamaları ortaya çıkarıldıSDÜ Arkeoloji Bölümü Başkanı ve Seleukeia Sidera Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilge Hürmüzlü Kortholt da yüzey araştırmalarında elde edilen demir üretim atıkları ve jeofizik çalışmaların ardından MS 5'inci yüzyıla ait demirci atölyesine ulaştıklarını dile getirdi.Atölyede yalnızca demir üretimine değil, farklı üretim faaliyetlerine ilişkin izlere de rastladıklarını belirten Kortholt, demir üretim ocağı, örs, odun kömürü deposu ve demir soğutma havuzunun gün yüzüne çıkarıldığını kaydetti.Kortholt, kazılarda ayrıca yarı mamul at nalları, çiviler, bıçaklar ve kalın demir parçalarının bulunduğuna işaret ederek, ele geçirilen eserlerin Isparta Müze Müdürlüğüne teslim edildiğini ifade etti.Atölyenin antik kentin sanayi mahallesi içerisinde yer aldığını aktaran Kortholt, şunları söyledi:Aslında bütün bir demirci atölyesinde olması gereken mimari düzeni ve mekansal organizasyonu burada tespit etmiş olduk. Anadolu'da bu kadar iyi korunmuş örneklerin sayısı oldukça az. Bu nedenle bulduğumuz atölye büyük önem taşıyor. Seleukeia Sidera'nın yalnızca 330 hektarlık kent merkezinden ibaret olmadığını gördük, kent Çünür, Sav ve Harmanören'i kapsayan geniş bir yerleşim alanına sahip. İki göl ve Akçay Nehri'nin sağladığı imkanlarla tarım, hayvancılık ve sanayinin geliştiğini tespit ettik. Bulgularımız Seleukeia Sidera'nın güçlü sanayi mahalleleri ve üretim kapasitesiyle dönemin önemli ekonomik merkezlerinden biri olduğunu gösteriyor.2017 yılında Isparta Müze Müdürlüğü ile başlatılan kazılar, 2019 yılından bu yana Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı statüsünde yürütülüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının Geleceğe Miras Projesi kapsamına 2024 yılında alınan antik kentte, işçiler dışında yaklaşık 47 kişilik uzman ve öğrenci ekibi görev yapıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Isparta Haberleri — Isparta'daki Seleukeia Sidera Antik Kenti'nde sürdürülen kazı çalışmalarında, milattan sonra (MS) 5'inci yüzyıla tarihlenen yaklaşık 1500 yıllık demirci atölyesi ortaya çıkarıldı.Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) adına, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle 12 ay yürütülen kazılarda, demir üretim ocağı, örs, odun kömürü deposu, demir soğutma havuzu ile çok sayıda demir işçiliğine ilişkin buluntu tespit edildi.Isparta İl Kültür ve Turizm Müdürü Vural Oğuzlar, gazetecilere, Seleukeia Sidera'nın kazı çalışmalarının bu yıl artırılan personel desteğiyle hız kazandığını söyledi.Ticari yaşamın sürdüğü antik çarşı alanında önemli bulgulara ulaşıldığını kaydeden Oğuzlar, Kazı ekibi çalışmalarını yoğun şekilde sürdürüyor. Çalışmalar çok hızlı ilerliyor ve bulgulara kısa sürede ulaşıyoruz. dedi.- Demir üretiminin tüm aşamaları ortaya çıkarıldıSDÜ Arkeoloji Bölümü Başkanı ve Seleukeia Sidera Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilge Hürmüzlü Kortholt da yüzey araştırmalarında elde edilen demir üretim atıkları ve jeofizik çalışmaların ardından MS 5'inci yüzyıla ait demirci atölyesine ulaştıklarını dile getirdi.Atölyede yalnızca demir üretimine değil, farklı üretim faaliyetlerine ilişkin izlere de rastladıklarını belirten Kortholt, demir üretim ocağı, örs, odun kömürü deposu ve demir soğutma havuzunun gün yüzüne çıkarıldığını kaydetti.Kortholt, kazılarda ayrıca yarı mamul at nalları, çiviler, bıçaklar ve kalın demir parçalarının bulunduğuna işaret ederek, ele geçirilen eserlerin Isparta Müze Müdürlüğüne teslim edildiğini ifade etti.Atölyenin antik kentin sanayi mahallesi içerisinde yer aldığını aktaran Kortholt, şunları söyledi:Aslında bütün bir demirci atölyesinde olması gereken mimari düzeni ve mekansal organizasyonu burada tespit etmiş olduk. Anadolu'da bu kadar iyi korunmuş örneklerin sayısı oldukça az. Bu nedenle bulduğumuz atölye büyük önem taşıyor. Seleukeia Sidera'nın yalnızca 330 hektarlık kent merkezinden ibaret olmadığını gördük, kent Çünür, Sav ve Harmanören'i kapsayan geniş bir yerleşim alanına sahip. İki göl ve Akçay Nehri'nin sağladığı imkanlarla tarım, hayvancılık ve sanayinin geliştiğini tespit ettik. Bulgularımız Seleukeia Sidera'nın güçlü sanayi mahalleleri ve üretim kapasitesiyle dönemin önemli ekonomik merkezlerinden biri olduğunu gösteriyor.2017 yılında Isparta Müze Müdürlüğü ile başlatılan kazılar, 2019 yılından bu yana Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı statüsünde yürütülüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının Geleceğe Miras Projesi kapsamına 2024 yılında alınan antik kentte, işçiler dışında yaklaşık 47 kişilik uzman ve öğrenci ekibi görev yapıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/isparta-da-1500-yillik-demirci-atolyesi-gun-yuzune-cikarildi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Sulak alanlarda doğal olarak yetişen goga otu çiftçilerin gelir kapısı oldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/sulak-alanlarda-dogal-olarak-yetisen-goga-otu-ciftcilerin-gelir-kapisi-oldu/884172/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/sulak-alanlarda-dogal-olarak-yetisen-goga-otu-ciftcilerin-gelir-kapisi-oldu/884172/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:15:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Samsun — UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti'ndeki sulak alanlarda doğal olarak yetişen ve halk arasında goga otu olarak bilinen hasır otu, alınan izinle toplanarak çiftçilere ek gelir sağlıyor - Toplandıktan sonra alanda 20-25 gün kurumaya bırakılan goga otu, ardından talep edenlere gönderiliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Samsun Haberleri — İLYAS GÜN - UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti'ndeki sulak alanlarda doğal olarak yetişen ve halk arasında goga otu olarak bilinen hasır otu, çiftçilere gelir kapısı oldu.Kızılırmak'ın Karadeniz'e döküldüğü bölgede bulunan Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti, sulak alanları ile önemli biyoçeşitliliğe ev sahipliği yapıyor. Deltada doğal olarak goga otu da yetişiyor.19 Mayıs ilçesinin Yörükler Mahallesi'nde yaşayan çiftçiler, Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar 11. Bölge Müdürlüğü, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile Samsun Büyükşehir Belediyesinden özel izin alarak, deltadaki goga otunu topluyor.Sabahın ilk ışıklarında deltaya giden çiftçiler, erkek ve dişi olarak yetişen bitkinin dişisini tek tek söküyor. Sökülen goga otlarını açık alanda 20-25 gün kurumaya bırakan çiftçiler, daha sonra otu farklı alanlarda kullanılmak üzere kilogramı 100 ila 120 lira arasında satarak gelir elde ediyor.Bölgede 20 yıldır goga otu toplayan İsmail Düzenli, AA muhabirine, goga otunun söküm zamanının temmuz ve ağustos ayları olduğunu söyledi.Sulak alandan goga otlarını topladıklarını belirten Düzenli, Sabah 7'de çıkıyoruz, akşam 6-7 gibi dönüyoruz. Ekip arkadaşlarımız var 15-20 kişi. Sonra burada kurutuyoruz. Ardından bağlayıp Kahramanmaraş'a gönderiyoruz. Üzerinde tarhana kurutuyorlar. dedi.Otun çiçekçiler tarafından çelenk yapımında da kullanıldığını anlatan Düzenli, Çelengin etrafını dönüyorlar. Ailemize ek gelir sağlamış oluyoruz. ifadesini kullandı.Biraz zor, herkesin yapacağı bir iş değilBurhan Düzenli ise goga otunu ailesine destek olmak amacıyla topladığını dile getirerek, Yazın bana ek gelir sağlıyor. Bu işi ailem yapıyor. Yazın 2-3 ay bu işle uğraşıyoruz. Geliri de güzel. Biraz zor, herkesin yapacağı bir iş değil. Bir kişi günde 2 bin liraya yakın gelir elde edebilir. Ben 10 yaşından itibaren bu işi yapıyorum. 2 ayda 150-200 bin lira kazanıyorum. diye konuştu.Turan Düzenli de goga bitkisinin bataklık kenarlarında yetiştiğine işaret ederek, Sabah erkenden otu tek tek toplamaya başlıyoruz. Otun satışı yaş ve kuru olarak yapılıyor. Sadece doğadan toplamakla işimiz bitmiyor. Güneşte kurumaya bırakıyoruz. Bitki biraz hassas olduğu için tellere seriyoruz. Yerde nemleniyor. Genelde Kahramanmaraş bölgesine satıyoruz. Tarhana kurutmada kullanılıyor. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Samsun Haberleri — İLYAS GÜN - UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti'ndeki sulak alanlarda doğal olarak yetişen ve halk arasında goga otu olarak bilinen hasır otu, çiftçilere gelir kapısı oldu.Kızılırmak'ın Karadeniz'e döküldüğü bölgede bulunan Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti, sulak alanları ile önemli biyoçeşitliliğe ev sahipliği yapıyor. Deltada doğal olarak goga otu da yetişiyor.19 Mayıs ilçesinin Yörükler Mahallesi'nde yaşayan çiftçiler, Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar 11. Bölge Müdürlüğü, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile Samsun Büyükşehir Belediyesinden özel izin alarak, deltadaki goga otunu topluyor.Sabahın ilk ışıklarında deltaya giden çiftçiler, erkek ve dişi olarak yetişen bitkinin dişisini tek tek söküyor. Sökülen goga otlarını açık alanda 20-25 gün kurumaya bırakan çiftçiler, daha sonra otu farklı alanlarda kullanılmak üzere kilogramı 100 ila 120 lira arasında satarak gelir elde ediyor.Bölgede 20 yıldır goga otu toplayan İsmail Düzenli, AA muhabirine, goga otunun söküm zamanının temmuz ve ağustos ayları olduğunu söyledi.Sulak alandan goga otlarını topladıklarını belirten Düzenli, Sabah 7'de çıkıyoruz, akşam 6-7 gibi dönüyoruz. Ekip arkadaşlarımız var 15-20 kişi. Sonra burada kurutuyoruz. Ardından bağlayıp Kahramanmaraş'a gönderiyoruz. Üzerinde tarhana kurutuyorlar. dedi.Otun çiçekçiler tarafından çelenk yapımında da kullanıldığını anlatan Düzenli, Çelengin etrafını dönüyorlar. Ailemize ek gelir sağlamış oluyoruz. ifadesini kullandı.Biraz zor, herkesin yapacağı bir iş değilBurhan Düzenli ise goga otunu ailesine destek olmak amacıyla topladığını dile getirerek, Yazın bana ek gelir sağlıyor. Bu işi ailem yapıyor. Yazın 2-3 ay bu işle uğraşıyoruz. Geliri de güzel. Biraz zor, herkesin yapacağı bir iş değil. Bir kişi günde 2 bin liraya yakın gelir elde edebilir. Ben 10 yaşından itibaren bu işi yapıyorum. 2 ayda 150-200 bin lira kazanıyorum. diye konuştu.Turan Düzenli de goga bitkisinin bataklık kenarlarında yetiştiğine işaret ederek, Sabah erkenden otu tek tek toplamaya başlıyoruz. Otun satışı yaş ve kuru olarak yapılıyor. Sadece doğadan toplamakla işimiz bitmiyor. Güneşte kurumaya bırakıyoruz. Bitki biraz hassas olduğu için tellere seriyoruz. Yerde nemleniyor. Genelde Kahramanmaraş bölgesine satıyoruz. Tarhana kurutmada kullanılıyor. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/sulak-alanlarda-dogal-olarak-yetisen-goga-otu-ciftcilerin-gelir-kapisi-oldu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Sinop'ta 3 leylek yavrusu uydu vericisi takılarak takibe alındı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/sinop-ta-3-leylek-yavrusu-uydu-vericisi-takilarak-takibe-alindi/884171/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/sinop-ta-3-leylek-yavrusu-uydu-vericisi-takilarak-takibe-alindi/884171/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:15:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Sinop — Sinop'un Saraydüzü ilçesinde yürütülen Cuma Ovası'nda Leylek Popülasyonu Projesi kapsamında 3 leylek yavrusuna uydu vericisi takıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Sinop Haberleri — Sinop'un Saraydüzü ilçesinde yürütülen Cuma Ovası'nda Leylek Popülasyonu Projesi kapsamında 3 leylek yavrusuna uydu vericisi takıldı.Sinop Üniversitesi tarafından Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Saraydüzü Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesinin katkılarıyla, Cuma Ovası'nda Leylek Popülasyonu Projesi yürütülüyor.Proje kapsamında 20 Haziran'da düzenlenen şenlikte Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından uydu vericisi takılan bir leylek yavrusunun ardından 2 yavru daha verici ile takibe alındı.Uydu vericilerinden elde edilen verilerle leyleklerin göç rotaları, konaklama alanları ve yaşam alanları takip edilecek, karşılaştıkları riskler ortaya konulacak.Leylek yavrularına GPS (küresel konumlama sistemi) cihazı takılması işlemi, Doğa Koruma ve Milli Parklar 10. Bölge Müdürlüğünden Serhat Oral tarafından gerçekleştirildi.Çalışmaya Sinop Üniversitesinden Doç. Dr. Evrim Sönmez, Ondokuz Mayıs Üniversitesinden Dr. Öğretim Üyesi Kübra Gerbaga Özsemir ve Öğretim Görevlisi Dr. Arif Cemal Özsemir, Doğa Koruma ve Milli Parklar 10. Bölge Müdür Yardımcısı Ali Çalışkan, Boyabat Şefi Mücahit Karadağ ve Saraydüzü Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesi Müdürü Orhan Okur katıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Sinop Haberleri — Sinop'un Saraydüzü ilçesinde yürütülen Cuma Ovası'nda Leylek Popülasyonu Projesi kapsamında 3 leylek yavrusuna uydu vericisi takıldı.Sinop Üniversitesi tarafından Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Saraydüzü Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesinin katkılarıyla, Cuma Ovası'nda Leylek Popülasyonu Projesi yürütülüyor.Proje kapsamında 20 Haziran'da düzenlenen şenlikte Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından uydu vericisi takılan bir leylek yavrusunun ardından 2 yavru daha verici ile takibe alındı.Uydu vericilerinden elde edilen verilerle leyleklerin göç rotaları, konaklama alanları ve yaşam alanları takip edilecek, karşılaştıkları riskler ortaya konulacak.Leylek yavrularına GPS (küresel konumlama sistemi) cihazı takılması işlemi, Doğa Koruma ve Milli Parklar 10. Bölge Müdürlüğünden Serhat Oral tarafından gerçekleştirildi.Çalışmaya Sinop Üniversitesinden Doç. Dr. Evrim Sönmez, Ondokuz Mayıs Üniversitesinden Dr. Öğretim Üyesi Kübra Gerbaga Özsemir ve Öğretim Görevlisi Dr. Arif Cemal Özsemir, Doğa Koruma ve Milli Parklar 10. Bölge Müdür Yardımcısı Ali Çalışkan, Boyabat Şefi Mücahit Karadağ ve Saraydüzü Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesi Müdürü Orhan Okur katıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/sinop-ta-3-leylek-yavrusu-uydu-vericisi-takilarak-takibe-alindi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Çin, Licien-1 roketiyle 5 uydu fırlattı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/cin-licien-1-roketiyle-5-uydu-firlatti/884170/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/cin-licien-1-roketiyle-5-uydu-firlatti/884170/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya — Çin, 5 uydu taşıyan Licien-1 roketini uzaya başarıyla fırlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri — Çin, 5 uydu taşıyan Licien-1 roketini uzaya başarıyla fırlattı.Xinhua ajansının haberine göre, uydular, Licien-1 roketiyle Gobi Çölü'ndeki Dongfeng Ticari Uzay İnovasyon Pilot Bölgesi'ndeki platformdan fırlatıldı.Beş uydunun planlanan yörünge konumlarına yerleştiği fırlatış, Licien-1 roketleriyle gerçekleştirilen 15'inci taşıma görevi oldu.Çin Bilimler Akademisinin (CAS) Mekanik Enstitüsüne bağlı CAS Space şirketince geliştirilen Licien-1 roketi, katı yakıtla çalışan fırlatma platformu olarak Alçak Yer Yörüngesi'ne 1,5 ton, Güneş Eş Zamanlı Yörünge'ye 2 ton yük taşıyabiliyor.Adı Çince güçlü roket anlamına gelen, İngilizcede Kinetica-1 olarak da anılan Licien-1, farklı türde ve çok sayıda uydu fırlatılışına yönelik küresel talebi karşılama hedefiyle geliştirildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri — Çin, 5 uydu taşıyan Licien-1 roketini uzaya başarıyla fırlattı.Xinhua ajansının haberine göre, uydular, Licien-1 roketiyle Gobi Çölü'ndeki Dongfeng Ticari Uzay İnovasyon Pilot Bölgesi'ndeki platformdan fırlatıldı.Beş uydunun planlanan yörünge konumlarına yerleştiği fırlatış, Licien-1 roketleriyle gerçekleştirilen 15'inci taşıma görevi oldu.Çin Bilimler Akademisinin (CAS) Mekanik Enstitüsüne bağlı CAS Space şirketince geliştirilen Licien-1 roketi, katı yakıtla çalışan fırlatma platformu olarak Alçak Yer Yörüngesi'ne 1,5 ton, Güneş Eş Zamanlı Yörünge'ye 2 ton yük taşıyabiliyor.Adı Çince güçlü roket anlamına gelen, İngilizcede Kinetica-1 olarak da anılan Licien-1, farklı türde ve çok sayıda uydu fırlatılışına yönelik küresel talebi karşılama hedefiyle geliştirildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/cin-licien-1-roketiyle-5-uydu-firlatti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Ayasofya 6 yılda 30 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ayasofya-6-yilda-30-milyondan-fazla-ziyaretciyi-agirladi/884169/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ayasofya-6-yilda-30-milyondan-fazla-ziyaretciyi-agirladi/884169/</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:12:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, 86 yıl müze olarak kullanıldıktan sonra 24 Temmuz 2020'de yeniden ibadete açılmasından bu yana yerli ve yabancı ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi görüyor - İstanbul Müftü Yardımcısı Arif Cevlek: - Yeniden ibadete açılmasının ardından 30 milyondan fazla insan ziyaret etti. Hem içeride hem girişlerde hem çıkışlarda her zaman yoğunluk var]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — MÜCAHİT TÜRETKEN - Yerli ve yabancı ziyaretçilerin İstanbul'daki önemli duraklarından biri olan Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, yeniden ibadete açılmasının üzerinden geçen 6 yılda 30 milyondan fazla kişiyi ağırladı.İstanbul'un fethine kadar 916 yıl kilise olarak kullanılan, 1453'te Fatih Sultan Mehmet'in vakfıyla camiye dönüştürülen Ayasofya, 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye çevrildi ve 86 yıl boyunca müze olarak faaliyet gösterdi.Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneğinin, Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açtığı dava, 10 Temmuz 2020'de sonuçlandı. Danıştay 10. Dairesinin 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını oy birliğiyle iptal etmesiyle Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasının hukuki yolu açıldı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da aynı gün Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasına ilişkin kararı imzaladı. Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin Diyanet İşleri Başkanlığına devredilerek ibadete açılmasına ilişkin karar Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlandı.Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, 24 Temmuz 2020'de 86 yıl aradan sonra kılınan ilk cuma namazıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı törenle yeniden ibadete açıldı.Hasretle yanan gönüllere su serptiİstanbul Müftü Yardımcısı Arif Cevlek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin ibadete açılma kararının Türkiye'de ve İslam dünyasında büyük sevinçle karşılandığını söyledi.Ayasofya'nın yeniden asli hüviyetine kavuşmasının uzun yıllar beklenen bir gelişme olduğunu belirten Cevlek, Tekrar asli hüviyetine çevrilmesi İslam dünyasında özellikle Türkiye'deki Müslümanlar arasında, yıllarca 'Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın' sloganıyla bu hasretle yanan gönüllere tabiri caizse su serpti. Çünkü fethin sembolüydü burası. ifadelerini kullandı.Cevlek, yeniden ibadete açılmasının ardından camiye gösterilen ilginin ilk günkü canlılığını koruduğunu belirterek, yerli ve yabancı ziyaretçilerin hem ibadet hem de tarihi ve sanatsal yönünü görmek amacıyla Ayasofya'yı ziyaret ettiğini anlattı.Ayasofya'nın yalnızca bir ibadet mekanı olmadığını vurgulayan Cevlek, Fatih Sultan Mehmet'in vakfiyesi doğrultusunda camide hadis, Buhari ve irfan derslerinin yıl boyunca devam ettiğini, her gün hatim okunduğunu, cuma günleri ise sala ile ezan arasında mukabeleli hatim geleneğinin sürdürüldüğünü aktardı.Cami görevlilerinin bireysel kurslarla Kur'an-ı Kerim, kıraat ve musiki eğitimi de verdiğini aktaran Cevlek, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde görev yapan rehberlik personelinin özellikle yabancı ziyaretçilere dini rehberlik hizmeti sunduğunu kaydetti.Ayasofya'nın manevi atmosferinin farklı ülkelerden gelen ziyaretçiler üzerinde etkili olduğunu aktaran Cevlek, Burayı gören, buranın manevi atmosferinden istifade edip etkilenen insanlar İslam'la müşerref oluyorlar. Günlük, haftalık mutlaka ihtida konularına şahitlik ediyoruz. dedi.Uzak Doğu ve Orta Asya&#039;dan gelen ziyaretçi sayısı arttıArif Cevlek, Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasına yönelik geçmişte dile getirilen ihtiyaç yok yönündeki eleştirilerin ziyaretçi yoğunluğuyla karşılık bulmadığını vurgulayarak, Yeniden ibadete açılmasının ardından 30 milyondan fazla insan ziyaret etti. Hem içeride hem girişlerde hem çıkışlarda her zaman yoğunluk var. Hiçbir zaman da bir kargaşaya mahal vermeyen bir yoğunluk. diye konuştu.Özbekistan, Malezya ve Endonezya gibi ülkelerin umre organizasyonlarına İstanbul ve Ayasofya'yı da dahil ettiğini belirten Cevlek, özellikle Uzak Doğu ve Orta Asya'dan gelen ziyaretçi sayısında belirgin artış yaşandığını dile getirdi.Restorasyon sürerken hizmet devam ediyorCevlek, Ayasofya'da devam eden restorasyon çalışmalarının ziyaretçi güvenliği gözetilerek yürütüldüğünü, çalışmalar nedeniyle ziyaretçilerin camiye kontrollü olarak alındığını söyledi.Restorasyonun tamamlanmasıyla daha fazla kişinin aynı anda camiyi ziyaret edebileceğinin altını çizen Cevlek, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı bünyesinde yaklaşık 30 personelin görev yaptığı camide Vakıflar Genel Müdürlüğünün temizlik, güvenlik ve idari personeliyle birlikte günde yaklaşık 120 kişinin ziyaretçilere hizmet verdiğini kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — MÜCAHİT TÜRETKEN - Yerli ve yabancı ziyaretçilerin İstanbul'daki önemli duraklarından biri olan Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, yeniden ibadete açılmasının üzerinden geçen 6 yılda 30 milyondan fazla kişiyi ağırladı.İstanbul'un fethine kadar 916 yıl kilise olarak kullanılan, 1453'te Fatih Sultan Mehmet'in vakfıyla camiye dönüştürülen Ayasofya, 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye çevrildi ve 86 yıl boyunca müze olarak faaliyet gösterdi.Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneğinin, Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açtığı dava, 10 Temmuz 2020'de sonuçlandı. Danıştay 10. Dairesinin 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını oy birliğiyle iptal etmesiyle Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasının hukuki yolu açıldı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da aynı gün Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasına ilişkin kararı imzaladı. Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin Diyanet İşleri Başkanlığına devredilerek ibadete açılmasına ilişkin karar Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlandı.Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, 24 Temmuz 2020'de 86 yıl aradan sonra kılınan ilk cuma namazıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı törenle yeniden ibadete açıldı.Hasretle yanan gönüllere su serptiİstanbul Müftü Yardımcısı Arif Cevlek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin ibadete açılma kararının Türkiye'de ve İslam dünyasında büyük sevinçle karşılandığını söyledi.Ayasofya'nın yeniden asli hüviyetine kavuşmasının uzun yıllar beklenen bir gelişme olduğunu belirten Cevlek, Tekrar asli hüviyetine çevrilmesi İslam dünyasında özellikle Türkiye'deki Müslümanlar arasında, yıllarca 'Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın' sloganıyla bu hasretle yanan gönüllere tabiri caizse su serpti. Çünkü fethin sembolüydü burası. ifadelerini kullandı.Cevlek, yeniden ibadete açılmasının ardından camiye gösterilen ilginin ilk günkü canlılığını koruduğunu belirterek, yerli ve yabancı ziyaretçilerin hem ibadet hem de tarihi ve sanatsal yönünü görmek amacıyla Ayasofya'yı ziyaret ettiğini anlattı.Ayasofya'nın yalnızca bir ibadet mekanı olmadığını vurgulayan Cevlek, Fatih Sultan Mehmet'in vakfiyesi doğrultusunda camide hadis, Buhari ve irfan derslerinin yıl boyunca devam ettiğini, her gün hatim okunduğunu, cuma günleri ise sala ile ezan arasında mukabeleli hatim geleneğinin sürdürüldüğünü aktardı.Cami görevlilerinin bireysel kurslarla Kur'an-ı Kerim, kıraat ve musiki eğitimi de verdiğini aktaran Cevlek, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde görev yapan rehberlik personelinin özellikle yabancı ziyaretçilere dini rehberlik hizmeti sunduğunu kaydetti.Ayasofya'nın manevi atmosferinin farklı ülkelerden gelen ziyaretçiler üzerinde etkili olduğunu aktaran Cevlek, Burayı gören, buranın manevi atmosferinden istifade edip etkilenen insanlar İslam'la müşerref oluyorlar. Günlük, haftalık mutlaka ihtida konularına şahitlik ediyoruz. dedi.Uzak Doğu ve Orta Asya&#039;dan gelen ziyaretçi sayısı arttıArif Cevlek, Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasına yönelik geçmişte dile getirilen ihtiyaç yok yönündeki eleştirilerin ziyaretçi yoğunluğuyla karşılık bulmadığını vurgulayarak, Yeniden ibadete açılmasının ardından 30 milyondan fazla insan ziyaret etti. Hem içeride hem girişlerde hem çıkışlarda her zaman yoğunluk var. Hiçbir zaman da bir kargaşaya mahal vermeyen bir yoğunluk. diye konuştu.Özbekistan, Malezya ve Endonezya gibi ülkelerin umre organizasyonlarına İstanbul ve Ayasofya'yı da dahil ettiğini belirten Cevlek, özellikle Uzak Doğu ve Orta Asya'dan gelen ziyaretçi sayısında belirgin artış yaşandığını dile getirdi.Restorasyon sürerken hizmet devam ediyorCevlek, Ayasofya'da devam eden restorasyon çalışmalarının ziyaretçi güvenliği gözetilerek yürütüldüğünü, çalışmalar nedeniyle ziyaretçilerin camiye kontrollü olarak alındığını söyledi.Restorasyonun tamamlanmasıyla daha fazla kişinin aynı anda camiyi ziyaret edebileceğinin altını çizen Cevlek, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı bünyesinde yaklaşık 30 personelin görev yaptığı camide Vakıflar Genel Müdürlüğünün temizlik, güvenlik ve idari personeliyle birlikte günde yaklaşık 120 kişinin ziyaretçilere hizmet verdiğini kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
