<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Küresel enerji şoku artarken Avrupa’da rafineri marjları tartışması büyüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kuresel-enerji-soku-artarken-avrupa-da-rafineri-marjlari-tartismasi-buyuyor/910274/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kuresel-enerji-soku-artarken-avrupa-da-rafineri-marjlari-tartismasi-buyuyor/910274/</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 11:06:21 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Orta Doğu'daki kriz ve artan rafineri marjları petrol devlerine rekor kar getirirken, 6 AB ülkesi ortak ek kar vergisi için harekete geçti - Petrol şirketlerinin yeni yatırımlar yapmak yerine yüksek fiyat dalgalanmalarından yararlanması, enerji sektörünü yıllık kar büyümesinde diğer tüm iş kollarının önüne geçirdi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : BAHATTİN GÖNÜLTAŞ - Orta Doğu'da tırmanan gerilimin küresel enerji piyasalarında yol açtığı arz şoku, Avrupa'da yükselen enerji maliyetleri ve petrol şirketlerinin artan rafineri marjlarıyla birlikte ek kar vergisi tartışmalarını yeniden gündeme taşıyor.Çatışma bölgelerinden yapılan işlenmiş ürün ihracatının kesintiye uğraması, Batı pazarında hazır yakıt arzını ciddi şekilde daraltırken, ham petrol fiyatlarındaki artışın çok üzerinde seyreden rafineri karları, krizin faturasını ödeyen kıta ülkelerinde büyük tepkiye yol açıyor.Tüketiciler fahiş akaryakıt maliyetleri ve artan yaşam pahalılığıyla mücadele ederken, kıta genelinde faaliyet gösteren petrol şirketlerinin ikinci çeyrek finansal sonuçlarında rafineri sıkışıklığından beslenen tarihi kar rekorları kırması, Avrupa ülkelerini blok düzeyinde ortak bir ek kar vergisi mekanizması kurmaya yöneltiyor.Avrupa genelinde ortak hareket etme kararı alan Almanya, İtalya, Avusturya, Polonya, Portekiz ve İspanya'dan oluşan 6 Avrupa Birliği üyesi ülke, dönem başkanlığını yürüten İrlanda'ya ortak mektup göndererek konunun 19 Eylül'de Dublin'de gerçekleştirilecek AB Gayriresmi Maliye Bakanları Toplantısı'nın (ECOFIN) gündemine alınmasını istedi.İrlanda'nın AB Konseyi Dönem Başkanlığı'nda düzenlenecek iki günlük kritik zirvede bakanların petrol şirketlerinin ham petrol fiyatlarındaki artışın çok üzerinde fahiş kar marjları elde ettiğini vurgulaması bekleniyor. Zirvede, 2022'de Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında uygulanan geçici kriz vergisi deneyimlerinden ders çıkarılması ve AB genelinde bağlayıcı bir yasal çerçeve oluşturulması hedefleniyor.Avrupa Komisyonu ve Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, kıta genelinde uygulanacak koordineli ek kar vergisinin 200 milyar avroya yakın bir kaynak üretebileceği öngörülüyor.Avrupa basınındaki son haberlere göre, İrlanda, konuyu gündeme almayı kabul etse de AB Komisyonu'nun ek vergi kararları her ülkenin kendi ulusal yetkisindedir duruşunu arkasına alarak konunun bağlayıcı bir AB ortak kararına dönüşmesine mesafeli yaklaşıyor.Hürmüz riski ve yüksek oynaklık rekor getirdiEnerji uzmanlarına göre, kıta genelindeki fahiş fiyatlar ve şirketlerdeki rekor karlar, nisan ayında kısa süreliğine 126 dolara kadar tırmanan Brent petrol ve Hürmüz Boğazı'ndaki lojistik aksamalardan kaynaklanıyor.Piyasalardaki bu sert oynaklık, özellikle büyük ticaret operasyonları yürüten Avrupalı petrol şirketlerine doğrudan avantaj sağladı. İngiliz enerji şirketi Shell'in yılın ikinci çeyreğindeki karı yüzde 130 artışla 9,84 milyar doları aştı. Aynı dönemde bp'nin karı yüzde 150 artışla 5,73 milyar dolara, Fransız TotalEnergies'in düzeltilmiş net karı yüzde 67 artışla 6 milyar dolara çıktı.Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, büyük 6 petrol şirketinin küresel piyasalarda günde ortalama 37 milyon dolar fazladan kar elde etmeye devam edeceğini öngörüyor.Kar marjları katlanırken, TotalEnergies gibi bazı Avrupalı üreticilerin petrol üretimine öncelik vermek adına 2050 karbon nötr taahhütlerini esnetmesi ise kıtanın yeşil dönüşüm hedeflerinde tartışmalara yol açıyor.Kar rekorlarının arkasında rafineri sıkışıklığı varUzmanlar, tüketicilerin fahiş fiyatlar altında ezilirken ExxonMobil, Chevron, Shell ve bp gibi küresel petrol devlerinin tarihi kar rekorları kırmasını üç temel piyasa mekanizmasına bağlıyor.İlk olarak, Hürmüz Boğazı'ndaki lojistik tıkanıklık nedeniyle Brent petrolün varil fiyatının 100 doların üzerine tırmanması piyasada yapısal bir değişim oluşturdu. Çatışma bölgesinin uzağında üretim yapan şirketler, hem ellerindeki petrolü yüksek savaş primiyle piyasaya sürdü hem de Orta Doğu petrolüne alternatif arayan rafinerilerin yoğun talebiyle kazançlarını katladı.İkinci önemli faktör ise rafineri marjlarındaki fahiş artış olarak öne çıkıyor. Orta Doğu'dan yapılan işlenmiş ürün ihracatının kesintiye uğraması, Batı pazarında hazır yakıt arzını ciddi şekilde daralttı. Arz sıkışıklığı nedeniyle akaryakıt fiyatlarının hızla yükselmesi, dev şirketlerin rafineri kollarındaki kar marjlarını tarihi seviyelere ulaştırdı.Son olarak şirketlerin, üretimi artıracak yeni yatırımlar yapmak yerine, mevcut yüksek fiyat dalgalanmalarından ve işletme kaldıracından yararlanarak maksimum nakit akışı sağlamaya odaklandığı belirtiliyor. Bu finansal rüzgar Wall Street verilerine de yansıdı. S&amp;P 500 endeksine göre enerji sektörü, yıllık bazda yüzde 135,3'lük kar büyümesiyle diğer tüm iş kollarını açık ara geride bıraktı.Ülke bazlı kriz müdahaleleri çeşitleniyorAvrupa içi dengelerde, ortak AB mevzuatı beklenirken ülkeler kendi ulusal modellerini de esnetmeye devam ediyor.İngiltere, Kuzey Denizi üreticilerine yönelik geçici Enerji Karları Vergisini yüzde 38 seviyesinde uygulayarak toplam vergi yükünü yüzde 65'e çıkardı ve bu geliri dar gelirli ailelerin faturalarını sübvanse etmek için kullanıyor.İtalya hükümeti enerji şirketlerinin ekstra karlarına uyguladığı özel vergiyi yüzde 25'e yükselterek topladığı 20 milyar avroyu aşkın kaynakla akaryakıt fiyatlarını pompada yapay olarak litre başına 30 sent düşürdü.Kriz vergisi uygulamalarında radikal adımlar atan Yunanistan, elektrik sağlayıcılarının fahiş karlarını vergilendirmek adına yüzde 90 oranında özel kriz vergisi uygulayarak elde ettiği 6,8 milyar avroyu​​​​​​​ doğrudan tüketicilere aktardı.İspanya ve Portekiz hükümetleri ise Avrupa Komisyonu'ndan aldıkları onay doğrultusunda elektrik üretimi için kullanılan gazın fiyatını megavatsaat başına ortalama 50 avroda sabitleyerek tüketicilerin elektrik faturalarını yüzde 20'ye varan oranda düşürdü.Avusturya hükümeti de benzer bir hamleyle, hidroelektrikten büyük kar elde eden Verbund şirketinden 400 milyon avroluk özel temettü tahsil ederek bunu halka enerji destek paketleri olarak dağıtma kararı aldı.Avrupa genelindeki güçlü eğilime rağmen iç siyasi açmazlar sürüyorÖte yandan, ortak AB mektubuna imza atan ülkelerde bile iç siyasi bölünmeler varlığını koruyor.Almanya gibi sanayi ülkelerinde tırmanan enerji maliyetleri, fabrikaların kapanma veya üretim hatlarını deniz aşırı ülkelere taşıma riskini artırarak kıta genelinde kalıcı bir sanayisizleşme endişesini tetikliyor. Almanya'da Sosyal Demokrat Parti lideri ve Maliye Bakanı Lars Klingbeil, petrol şirketlerinin fahiş kriz karlarının tüketicilere iade edilmesi gerektiğini savunarak bir kriz vergisinin getirilmesini ısrarla destekliyor.Klingbeil, Sürücülerin sırtından yapılan bu soygun artık son bulmalı diyerek tepki gösterirken, Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birlik ise bu tür müdahaleci ek vergilere kesin bir dille karşı çıkıyor.Üstelik bu verginin ekonomik karşılığı da tartışmalı. 2022-2023 enerji krizi döneminde uygulanan benzer bir vergiden 13 şirket etkilenmiş ve bütçeye yaklaşık 2,5 milyar avro gelir sağlanmıştı. Ancak bu rakam beklentilerin çok altında kalmıştı. Mevcut krizde verginin yeniden yürürlüğe girmesi halinde, ülkeye getirisinin çok daha düşük olacağı tahmin ediliyor.AB Komisyonu'nun henüz resmi bir yasa taslağı sunmamış olması, Klingbeil'in Avrupa düzeyine taşıdığı bu önerinin AB içinde çoğunluk bulamaması ve üye ülkelerin kendi içindeki bu siyasi ayrışmalar, Avrupa'nın ortak bir enerji politikası üretme hızını ciddi şekilde yavaşlatıyor.Avrupa radikal ek vergileri tartışırken, ABD yönetimi ExxonMobil ve Chevron gibi rekor kar açıklayan enerji şirketlerine ek vergi getirmek yerine üretimi artırma stratejisi izliyor. Bu durum, mali yüklerden kaçan Avrupalı enerji şirketlerinin merkezlerini veya borsa kotasyonlarını ABD pazarına taşıma riskini artırıyor.Diğer yandan Asya pazarında, Hürmüz Boğazı'ndaki lojistik krizden etkilenmeyen Çin ve Hindistan'ın Rus petrolünü yüksek iskontolarla tedarik etmeye devam etmesi, Avrupalı üreticilerin küresel rekabette ciddi bir maliyet dezavantajıyla karşı karşıya kalmasına yol açıyor.Türkiye&#039;de durumUluslararası piyasalarda yüksek seyreden petrol fiyatları, küresel enerji şirketlerinin karlarını ve rafinaj marjlarını artırırken, bu gelişme Türkiye'deki akaryakıt fiyatlarına da yansıyor.Türkiye'de motorin fiyatlarının belirlenmesinde ham petrol fiyatlarından ziyade İtalya'daki CIF MED (Genova/Lavera) Akdeniz ürün piyasasında oluşan işlenmiş ürün fiyatları belirleyici oluyor. Fiyatlandırmada ayrıca Merkez Bankasının dolar kuru, ÖTV ve KDV gibi unsurlar da rol oynuyor.Türkiye'de rafinaj faaliyetleri kapsamında motorin üretimi, yurt içi talebin yaklaşık yüzde 70'ini karşılıyor. Küresel rafinaj kapasitesindeki daralma ve risk priminin etkisiyle yükselen rafinaj marjları, rafinerilerin karlılığını da artırıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : BAHATTİN GÖNÜLTAŞ - Orta Doğu'da tırmanan gerilimin küresel enerji piyasalarında yol açtığı arz şoku, Avrupa'da yükselen enerji maliyetleri ve petrol şirketlerinin artan rafineri marjlarıyla birlikte ek kar vergisi tartışmalarını yeniden gündeme taşıyor.Çatışma bölgelerinden yapılan işlenmiş ürün ihracatının kesintiye uğraması, Batı pazarında hazır yakıt arzını ciddi şekilde daraltırken, ham petrol fiyatlarındaki artışın çok üzerinde seyreden rafineri karları, krizin faturasını ödeyen kıta ülkelerinde büyük tepkiye yol açıyor.Tüketiciler fahiş akaryakıt maliyetleri ve artan yaşam pahalılığıyla mücadele ederken, kıta genelinde faaliyet gösteren petrol şirketlerinin ikinci çeyrek finansal sonuçlarında rafineri sıkışıklığından beslenen tarihi kar rekorları kırması, Avrupa ülkelerini blok düzeyinde ortak bir ek kar vergisi mekanizması kurmaya yöneltiyor.Avrupa genelinde ortak hareket etme kararı alan Almanya, İtalya, Avusturya, Polonya, Portekiz ve İspanya'dan oluşan 6 Avrupa Birliği üyesi ülke, dönem başkanlığını yürüten İrlanda'ya ortak mektup göndererek konunun 19 Eylül'de Dublin'de gerçekleştirilecek AB Gayriresmi Maliye Bakanları Toplantısı'nın (ECOFIN) gündemine alınmasını istedi.İrlanda'nın AB Konseyi Dönem Başkanlığı'nda düzenlenecek iki günlük kritik zirvede bakanların petrol şirketlerinin ham petrol fiyatlarındaki artışın çok üzerinde fahiş kar marjları elde ettiğini vurgulaması bekleniyor. Zirvede, 2022'de Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında uygulanan geçici kriz vergisi deneyimlerinden ders çıkarılması ve AB genelinde bağlayıcı bir yasal çerçeve oluşturulması hedefleniyor.Avrupa Komisyonu ve Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, kıta genelinde uygulanacak koordineli ek kar vergisinin 200 milyar avroya yakın bir kaynak üretebileceği öngörülüyor.Avrupa basınındaki son haberlere göre, İrlanda, konuyu gündeme almayı kabul etse de AB Komisyonu'nun ek vergi kararları her ülkenin kendi ulusal yetkisindedir duruşunu arkasına alarak konunun bağlayıcı bir AB ortak kararına dönüşmesine mesafeli yaklaşıyor.Hürmüz riski ve yüksek oynaklık rekor getirdiEnerji uzmanlarına göre, kıta genelindeki fahiş fiyatlar ve şirketlerdeki rekor karlar, nisan ayında kısa süreliğine 126 dolara kadar tırmanan Brent petrol ve Hürmüz Boğazı'ndaki lojistik aksamalardan kaynaklanıyor.Piyasalardaki bu sert oynaklık, özellikle büyük ticaret operasyonları yürüten Avrupalı petrol şirketlerine doğrudan avantaj sağladı. İngiliz enerji şirketi Shell'in yılın ikinci çeyreğindeki karı yüzde 130 artışla 9,84 milyar doları aştı. Aynı dönemde bp'nin karı yüzde 150 artışla 5,73 milyar dolara, Fransız TotalEnergies'in düzeltilmiş net karı yüzde 67 artışla 6 milyar dolara çıktı.Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, büyük 6 petrol şirketinin küresel piyasalarda günde ortalama 37 milyon dolar fazladan kar elde etmeye devam edeceğini öngörüyor.Kar marjları katlanırken, TotalEnergies gibi bazı Avrupalı üreticilerin petrol üretimine öncelik vermek adına 2050 karbon nötr taahhütlerini esnetmesi ise kıtanın yeşil dönüşüm hedeflerinde tartışmalara yol açıyor.Kar rekorlarının arkasında rafineri sıkışıklığı varUzmanlar, tüketicilerin fahiş fiyatlar altında ezilirken ExxonMobil, Chevron, Shell ve bp gibi küresel petrol devlerinin tarihi kar rekorları kırmasını üç temel piyasa mekanizmasına bağlıyor.İlk olarak, Hürmüz Boğazı'ndaki lojistik tıkanıklık nedeniyle Brent petrolün varil fiyatının 100 doların üzerine tırmanması piyasada yapısal bir değişim oluşturdu. Çatışma bölgesinin uzağında üretim yapan şirketler, hem ellerindeki petrolü yüksek savaş primiyle piyasaya sürdü hem de Orta Doğu petrolüne alternatif arayan rafinerilerin yoğun talebiyle kazançlarını katladı.İkinci önemli faktör ise rafineri marjlarındaki fahiş artış olarak öne çıkıyor. Orta Doğu'dan yapılan işlenmiş ürün ihracatının kesintiye uğraması, Batı pazarında hazır yakıt arzını ciddi şekilde daralttı. Arz sıkışıklığı nedeniyle akaryakıt fiyatlarının hızla yükselmesi, dev şirketlerin rafineri kollarındaki kar marjlarını tarihi seviyelere ulaştırdı.Son olarak şirketlerin, üretimi artıracak yeni yatırımlar yapmak yerine, mevcut yüksek fiyat dalgalanmalarından ve işletme kaldıracından yararlanarak maksimum nakit akışı sağlamaya odaklandığı belirtiliyor. Bu finansal rüzgar Wall Street verilerine de yansıdı. S&amp;P 500 endeksine göre enerji sektörü, yıllık bazda yüzde 135,3'lük kar büyümesiyle diğer tüm iş kollarını açık ara geride bıraktı.Ülke bazlı kriz müdahaleleri çeşitleniyorAvrupa içi dengelerde, ortak AB mevzuatı beklenirken ülkeler kendi ulusal modellerini de esnetmeye devam ediyor.İngiltere, Kuzey Denizi üreticilerine yönelik geçici Enerji Karları Vergisini yüzde 38 seviyesinde uygulayarak toplam vergi yükünü yüzde 65'e çıkardı ve bu geliri dar gelirli ailelerin faturalarını sübvanse etmek için kullanıyor.İtalya hükümeti enerji şirketlerinin ekstra karlarına uyguladığı özel vergiyi yüzde 25'e yükselterek topladığı 20 milyar avroyu aşkın kaynakla akaryakıt fiyatlarını pompada yapay olarak litre başına 30 sent düşürdü.Kriz vergisi uygulamalarında radikal adımlar atan Yunanistan, elektrik sağlayıcılarının fahiş karlarını vergilendirmek adına yüzde 90 oranında özel kriz vergisi uygulayarak elde ettiği 6,8 milyar avroyu​​​​​​​ doğrudan tüketicilere aktardı.İspanya ve Portekiz hükümetleri ise Avrupa Komisyonu'ndan aldıkları onay doğrultusunda elektrik üretimi için kullanılan gazın fiyatını megavatsaat başına ortalama 50 avroda sabitleyerek tüketicilerin elektrik faturalarını yüzde 20'ye varan oranda düşürdü.Avusturya hükümeti de benzer bir hamleyle, hidroelektrikten büyük kar elde eden Verbund şirketinden 400 milyon avroluk özel temettü tahsil ederek bunu halka enerji destek paketleri olarak dağıtma kararı aldı.Avrupa genelindeki güçlü eğilime rağmen iç siyasi açmazlar sürüyorÖte yandan, ortak AB mektubuna imza atan ülkelerde bile iç siyasi bölünmeler varlığını koruyor.Almanya gibi sanayi ülkelerinde tırmanan enerji maliyetleri, fabrikaların kapanma veya üretim hatlarını deniz aşırı ülkelere taşıma riskini artırarak kıta genelinde kalıcı bir sanayisizleşme endişesini tetikliyor. Almanya'da Sosyal Demokrat Parti lideri ve Maliye Bakanı Lars Klingbeil, petrol şirketlerinin fahiş kriz karlarının tüketicilere iade edilmesi gerektiğini savunarak bir kriz vergisinin getirilmesini ısrarla destekliyor.Klingbeil, Sürücülerin sırtından yapılan bu soygun artık son bulmalı diyerek tepki gösterirken, Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birlik ise bu tür müdahaleci ek vergilere kesin bir dille karşı çıkıyor.Üstelik bu verginin ekonomik karşılığı da tartışmalı. 2022-2023 enerji krizi döneminde uygulanan benzer bir vergiden 13 şirket etkilenmiş ve bütçeye yaklaşık 2,5 milyar avro gelir sağlanmıştı. Ancak bu rakam beklentilerin çok altında kalmıştı. Mevcut krizde verginin yeniden yürürlüğe girmesi halinde, ülkeye getirisinin çok daha düşük olacağı tahmin ediliyor.AB Komisyonu'nun henüz resmi bir yasa taslağı sunmamış olması, Klingbeil'in Avrupa düzeyine taşıdığı bu önerinin AB içinde çoğunluk bulamaması ve üye ülkelerin kendi içindeki bu siyasi ayrışmalar, Avrupa'nın ortak bir enerji politikası üretme hızını ciddi şekilde yavaşlatıyor.Avrupa radikal ek vergileri tartışırken, ABD yönetimi ExxonMobil ve Chevron gibi rekor kar açıklayan enerji şirketlerine ek vergi getirmek yerine üretimi artırma stratejisi izliyor. Bu durum, mali yüklerden kaçan Avrupalı enerji şirketlerinin merkezlerini veya borsa kotasyonlarını ABD pazarına taşıma riskini artırıyor.Diğer yandan Asya pazarında, Hürmüz Boğazı'ndaki lojistik krizden etkilenmeyen Çin ve Hindistan'ın Rus petrolünü yüksek iskontolarla tedarik etmeye devam etmesi, Avrupalı üreticilerin küresel rekabette ciddi bir maliyet dezavantajıyla karşı karşıya kalmasına yol açıyor.Türkiye&#039;de durumUluslararası piyasalarda yüksek seyreden petrol fiyatları, küresel enerji şirketlerinin karlarını ve rafinaj marjlarını artırırken, bu gelişme Türkiye'deki akaryakıt fiyatlarına da yansıyor.Türkiye'de motorin fiyatlarının belirlenmesinde ham petrol fiyatlarından ziyade İtalya'daki CIF MED (Genova/Lavera) Akdeniz ürün piyasasında oluşan işlenmiş ürün fiyatları belirleyici oluyor. Fiyatlandırmada ayrıca Merkez Bankasının dolar kuru, ÖTV ve KDV gibi unsurlar da rol oynuyor.Türkiye'de rafinaj faaliyetleri kapsamında motorin üretimi, yurt içi talebin yaklaşık yüzde 70'ini karşılıyor. Küresel rafinaj kapasitesindeki daralma ve risk priminin etkisiyle yükselen rafinaj marjları, rafinerilerin karlılığını da artırıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/kuresel-enerji-soku-artarken-avrupa-da-rafineri-marjlari-tartismasi-buyuyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Uzay ekonomisinde özel sektörün payı ve yatırımları artıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/uzay-ekonomisinde-ozel-sektorun-payi-ve-yatirimlari-artiyor/910273/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/uzay-ekonomisinde-ozel-sektorun-payi-ve-yatirimlari-artiyor/910273/</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 11:06:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Özel operatörlerin fırlatılan uydulardaki payı, 2010'daki yüzde 23 seviyesinden 2025'te yüzde 88'e yükseldi - Küresel kamu uzay bütçesi geçen yıl yüzde 3 gerilerken uzay girişimlerine yönelik özel yatırımlar 11,7 milyar avroyla rekor kırdı - ABD özel yatırımlardaki artışta belirleyici olurken Çin yörüngeye taşınan kurumsal kütlede ilk sırada yer aldı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : ZEYNEP DUYAR/YUNUS TÜRK - Uzay ekonomisinde özel operatörlerin fırlatılan uydulardaki payı 2025'te yüzde 88'e yükselirken uzay girişimlerine yönelik özel yatırımlar, küresel kamu uzay bütçelerinin gerilediği aynı dönemde rekor seviyeye ulaştı.AA muhabirinin, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün (OECD) The Space Economy at a Glance 2026 (Bir Bakışta Uzay Ekonomisi) raporu ve Avrupa Uzay Ajansının (ESA) 2026 Uzay Ekonomisi Raporundan derlediği bilgilere göre, uzay ekonomisi, inovasyonu, yeni hizmetleri ve kamu politikası hedeflerini destekleyen büyüyen bir sanayi gücü haline geliyor.Özel operatörlerin fırlatılan uydulardaki payı, 2010'daki yüzde 23 seviyesinden 2025'te yüzde 88'e çıktı. Geçen yıl fırlatılan uyduların yüzde 82'sini telekomünikasyon uyduları oluşturdu.Uydu haberleşmesi, navigasyon, konum tabanlı hizmetler ve dünya gözlemi gibi alanları kapsayan aşağı yönlü uzay pazarı, geçen yıl 2024 yılına kıyasla yüzde 7 büyüyerek 489 milyar avroya çıktı. Bu pazarın yüzde 77'sini küresel uydu navigasyon sistemleri ve bunlara dayalı hizmetler, yüzde 22'sini uydu haberleşmesi, yüzde 1'ini dünya gözlem verileri ile katma değerli hizmetler meydana getirdi.Operasyonel uydu sayısı 15 bine yaklaştıDünya yörüngesindeki operasyonel uydu sayısı, 2025 sonu itibarıyla 14 bini aşarken 2026'nın ortasında 15 bine yaklaştı.Uluslararası Telekomünikasyon Birliğine (ITU) yapılan bildirimler ve uydu takımyıldızı projeleri, gelecekte fırlatılması olası 2 milyondan fazla uyduya işaret ediyor. OECD, bunların yalnızca bir bölümünün konuşlandırılmasının beklendiğini belirtiyor.En az bir uydusunu uzaya gönderen ülke sayısı, 2025 itibarıyla 109'a ulaşırken yörüngesel fırlatma faaliyetleri az sayıda aktörde yoğunlaşmaya devam etti. ABD geçen yıl 181, Çin 92, Avrupa ise 8 yörüngesel fırlatma girişiminde bulundu. Dünya genelinde yaklaşık 220 küçük ve mikro fırlatma aracı girişimi takip ediliyor.Sivil ve savunma amaçlı kurumsal programlar kapsamında yörüngeye taşınan kütlede Çin, 2025'te yüzde 46'yla ilk sırada geldi. ABD'nin payı yüzde 27 olurken Rusya yüzde 9, Avrupa yüzde 7 ve Japonya yüzde 4 pay aldı.Özel yatırımlardaki artışta ABD belirleyici olduDünya genelindeki uzay girişimlerine yönelik yatırımlar, 2021'de 10,5 milyar avroyla rekor kırmıştı. Bu rekorun ardından, sonraki yıllarda dalgalı seyir izleyen yatırımlar 2022'de 7,8 milyar avro, 2023'te 6,7 milyar avro ve 2024'te 7,3 milyar avro oldu. Girişim sermayesi dahil uzay sektörüne yönelik özel yatırımlar, 2025'te 11,7 milyar avroya ulaşarak 2021'den bu yana en yüksek seviyesine çıktı.Bu rekorda, ABD'deki yatırım hareketleri belirleyici oldu. ABD merkezli uzay şirketlerinin sağladığı özel yatırım, 2024'te yaklaşık 3 milyar avro seviyelerinden, geçen yıl yaklaşık 8 milyar avroya çıktı. Böylece, ABD'deki özel yatırım hacmi yüzde 177 yükseldi.Buna karşılık, Avrupa, Çin ve Japonya'daki uzay girişimlerinin sağladığı yatırım hacimleri geçen yıl sırasıyla yüzde 8, yüzde 15 ve yüzde 35 azaldı. Bu dönemde, dünyanın geri kalanında da uzay alanına özel sektör yatırımlarda yüzde 65 azalış görüldü.Küresel kamu uzay bütçesi yüzde 3 gerilediDünya genelinde sivil ve savunma programlarını kapsayan kamu uzay bütçesi, 2024'teki 123 milyar avro seviyesinden, 2025'te yüzde 3 azalışla 119 milyar avroya geriledi. Söz konusu bütçenin yüzde 53'ünü askeri haberleşme, erken uyarı, istihbarat ve keşif uyduları ile yörünge gözetleme sistemleri gibi savunma amaçlı programlar oluşturdu. Uzay araştırmaları, insanlı uzay uçuşları ve meteoroloji çalışmaları gibi sivil amaçlı programların payı ise yüzde 47 oldu.Ülke ve bölgeler bazında küresel kamu uzay bütçesinde ABD yüzde 58 ile ilk sırada yer alırken bu ülkeyi yüzde 15 ile Çin ve yüzde 11 ile Avrupa takip etti. Rusya ve Japonya'nın payı yüzde 5'er olarak kaydedildi. Raporda, kamuya açık bilgilerin sınırlılığı nedeniyle Çin'in uzay bütçesinin olduğundan düşük tahmin edilebileceğine de işaret edildi.OECD ülkelerinin sivil uzay bütçeleri, 2022'de 40,5 milyar dolar seviyesindeyken 2025'te 46,4 milyar dolara ulaştı.Askeri programların hükümetlerin uzay harcamalarındaki payı 2025'te ABD'de yüzde 46,3, Fransa'da yüzde 25 ve Japonya'da yüzde 14,8 oldu. Japonya'nın savunma amaçlı uzay harcamaları 2022-2025 döneminde yaklaşık 7 katına çıkarken Almanya 2030'a kadar uzayla bağlantılı savunma kabiliyetlerine 35 milyar avro yatırım yapmayı planladığını açıkladı.Üretim ve fırlatma pazarı 75 milyar avroya ulaştıKüresel uzay bağlantılı gelirlerin, 2025'te 550 milyar ila 600 milyar dolar arasında olduğu ve bu büyüklüğün, 2024'te yaklaşık 620 milyar dolar değerindeki küresel yarı iletken endüstrisine yaklaştığı tahmin ediliyor.Uzay araçlarının üretim ve fırlatma pazar büyüklüğü de geçen yıl bir önceki yıla kıyasla yüzde 20 artarak, 75 milyar avroya ulaştı. Söz konusu pazarda üretimin payı yüzde 78, fırlatma faaliyetlerinin payı ise yüzde 22 oldu.Küresel uzay araştırma ağlarına katılan ülke sayısı, 2000'de 80'den 2024'te 119'a yükseldi. ABD, 2020-2023 dönemindeki uzay bağlantılı patent başvurularının yüzde 34,2'sini gerçekleştirirken bu ülkeyi Avrupa Birliği, Japonya ve Çin izledi.Uzay alanındaki inovasyon yapay zeka destekli analizler, kuantum uygulamaları, uzay enkazının azaltılması, yörünge içi sistemler ve gelişmiş güç teknolojileri gibi alanlarda yoğunlaşıyor. Uzay araçlarına yönelik elektrik güç teknolojileri, 2023'te uzay bağlantılı patent başvurularının yüzde 46'sını oluşturdu.Büyüme, yörünge ve tedarik zinciri risklerini artırıyorUzay ekonomisindeki hızlı genişleme, yörünge enkazı, trafik yönetiminden siber tehditlere ve tedarik zinciri kırılganlıklarına kadar çeşitli riskleri de beraberinde getiriyor.Yörüngede yaklaşık 45 bin 860 uzay enkazı parçası düzenli olarak takip edilirken takip edilemeyecek kadar küçük ancak hasara yol açabilecek 140 milyondan fazla parçanın bulunduğu tahmin ediliyor.Tedarik zincirindeki yoğunlaşma da sektörün önemli riskleri arasında yer alıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : ZEYNEP DUYAR/YUNUS TÜRK - Uzay ekonomisinde özel operatörlerin fırlatılan uydulardaki payı 2025'te yüzde 88'e yükselirken uzay girişimlerine yönelik özel yatırımlar, küresel kamu uzay bütçelerinin gerilediği aynı dönemde rekor seviyeye ulaştı.AA muhabirinin, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün (OECD) The Space Economy at a Glance 2026 (Bir Bakışta Uzay Ekonomisi) raporu ve Avrupa Uzay Ajansının (ESA) 2026 Uzay Ekonomisi Raporundan derlediği bilgilere göre, uzay ekonomisi, inovasyonu, yeni hizmetleri ve kamu politikası hedeflerini destekleyen büyüyen bir sanayi gücü haline geliyor.Özel operatörlerin fırlatılan uydulardaki payı, 2010'daki yüzde 23 seviyesinden 2025'te yüzde 88'e çıktı. Geçen yıl fırlatılan uyduların yüzde 82'sini telekomünikasyon uyduları oluşturdu.Uydu haberleşmesi, navigasyon, konum tabanlı hizmetler ve dünya gözlemi gibi alanları kapsayan aşağı yönlü uzay pazarı, geçen yıl 2024 yılına kıyasla yüzde 7 büyüyerek 489 milyar avroya çıktı. Bu pazarın yüzde 77'sini küresel uydu navigasyon sistemleri ve bunlara dayalı hizmetler, yüzde 22'sini uydu haberleşmesi, yüzde 1'ini dünya gözlem verileri ile katma değerli hizmetler meydana getirdi.Operasyonel uydu sayısı 15 bine yaklaştıDünya yörüngesindeki operasyonel uydu sayısı, 2025 sonu itibarıyla 14 bini aşarken 2026'nın ortasında 15 bine yaklaştı.Uluslararası Telekomünikasyon Birliğine (ITU) yapılan bildirimler ve uydu takımyıldızı projeleri, gelecekte fırlatılması olası 2 milyondan fazla uyduya işaret ediyor. OECD, bunların yalnızca bir bölümünün konuşlandırılmasının beklendiğini belirtiyor.En az bir uydusunu uzaya gönderen ülke sayısı, 2025 itibarıyla 109'a ulaşırken yörüngesel fırlatma faaliyetleri az sayıda aktörde yoğunlaşmaya devam etti. ABD geçen yıl 181, Çin 92, Avrupa ise 8 yörüngesel fırlatma girişiminde bulundu. Dünya genelinde yaklaşık 220 küçük ve mikro fırlatma aracı girişimi takip ediliyor.Sivil ve savunma amaçlı kurumsal programlar kapsamında yörüngeye taşınan kütlede Çin, 2025'te yüzde 46'yla ilk sırada geldi. ABD'nin payı yüzde 27 olurken Rusya yüzde 9, Avrupa yüzde 7 ve Japonya yüzde 4 pay aldı.Özel yatırımlardaki artışta ABD belirleyici olduDünya genelindeki uzay girişimlerine yönelik yatırımlar, 2021'de 10,5 milyar avroyla rekor kırmıştı. Bu rekorun ardından, sonraki yıllarda dalgalı seyir izleyen yatırımlar 2022'de 7,8 milyar avro, 2023'te 6,7 milyar avro ve 2024'te 7,3 milyar avro oldu. Girişim sermayesi dahil uzay sektörüne yönelik özel yatırımlar, 2025'te 11,7 milyar avroya ulaşarak 2021'den bu yana en yüksek seviyesine çıktı.Bu rekorda, ABD'deki yatırım hareketleri belirleyici oldu. ABD merkezli uzay şirketlerinin sağladığı özel yatırım, 2024'te yaklaşık 3 milyar avro seviyelerinden, geçen yıl yaklaşık 8 milyar avroya çıktı. Böylece, ABD'deki özel yatırım hacmi yüzde 177 yükseldi.Buna karşılık, Avrupa, Çin ve Japonya'daki uzay girişimlerinin sağladığı yatırım hacimleri geçen yıl sırasıyla yüzde 8, yüzde 15 ve yüzde 35 azaldı. Bu dönemde, dünyanın geri kalanında da uzay alanına özel sektör yatırımlarda yüzde 65 azalış görüldü.Küresel kamu uzay bütçesi yüzde 3 gerilediDünya genelinde sivil ve savunma programlarını kapsayan kamu uzay bütçesi, 2024'teki 123 milyar avro seviyesinden, 2025'te yüzde 3 azalışla 119 milyar avroya geriledi. Söz konusu bütçenin yüzde 53'ünü askeri haberleşme, erken uyarı, istihbarat ve keşif uyduları ile yörünge gözetleme sistemleri gibi savunma amaçlı programlar oluşturdu. Uzay araştırmaları, insanlı uzay uçuşları ve meteoroloji çalışmaları gibi sivil amaçlı programların payı ise yüzde 47 oldu.Ülke ve bölgeler bazında küresel kamu uzay bütçesinde ABD yüzde 58 ile ilk sırada yer alırken bu ülkeyi yüzde 15 ile Çin ve yüzde 11 ile Avrupa takip etti. Rusya ve Japonya'nın payı yüzde 5'er olarak kaydedildi. Raporda, kamuya açık bilgilerin sınırlılığı nedeniyle Çin'in uzay bütçesinin olduğundan düşük tahmin edilebileceğine de işaret edildi.OECD ülkelerinin sivil uzay bütçeleri, 2022'de 40,5 milyar dolar seviyesindeyken 2025'te 46,4 milyar dolara ulaştı.Askeri programların hükümetlerin uzay harcamalarındaki payı 2025'te ABD'de yüzde 46,3, Fransa'da yüzde 25 ve Japonya'da yüzde 14,8 oldu. Japonya'nın savunma amaçlı uzay harcamaları 2022-2025 döneminde yaklaşık 7 katına çıkarken Almanya 2030'a kadar uzayla bağlantılı savunma kabiliyetlerine 35 milyar avro yatırım yapmayı planladığını açıkladı.Üretim ve fırlatma pazarı 75 milyar avroya ulaştıKüresel uzay bağlantılı gelirlerin, 2025'te 550 milyar ila 600 milyar dolar arasında olduğu ve bu büyüklüğün, 2024'te yaklaşık 620 milyar dolar değerindeki küresel yarı iletken endüstrisine yaklaştığı tahmin ediliyor.Uzay araçlarının üretim ve fırlatma pazar büyüklüğü de geçen yıl bir önceki yıla kıyasla yüzde 20 artarak, 75 milyar avroya ulaştı. Söz konusu pazarda üretimin payı yüzde 78, fırlatma faaliyetlerinin payı ise yüzde 22 oldu.Küresel uzay araştırma ağlarına katılan ülke sayısı, 2000'de 80'den 2024'te 119'a yükseldi. ABD, 2020-2023 dönemindeki uzay bağlantılı patent başvurularının yüzde 34,2'sini gerçekleştirirken bu ülkeyi Avrupa Birliği, Japonya ve Çin izledi.Uzay alanındaki inovasyon yapay zeka destekli analizler, kuantum uygulamaları, uzay enkazının azaltılması, yörünge içi sistemler ve gelişmiş güç teknolojileri gibi alanlarda yoğunlaşıyor. Uzay araçlarına yönelik elektrik güç teknolojileri, 2023'te uzay bağlantılı patent başvurularının yüzde 46'sını oluşturdu.Büyüme, yörünge ve tedarik zinciri risklerini artırıyorUzay ekonomisindeki hızlı genişleme, yörünge enkazı, trafik yönetiminden siber tehditlere ve tedarik zinciri kırılganlıklarına kadar çeşitli riskleri de beraberinde getiriyor.Yörüngede yaklaşık 45 bin 860 uzay enkazı parçası düzenli olarak takip edilirken takip edilemeyecek kadar küçük ancak hasara yol açabilecek 140 milyondan fazla parçanın bulunduğu tahmin ediliyor.Tedarik zincirindeki yoğunlaşma da sektörün önemli riskleri arasında yer alıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/uzay-ekonomisinde-ozel-sektorun-payi-ve-yatirimlari-artiyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>DEVLET KORUMASINDAKİ ÇOCUKLARA ADANAN ÖMÜRLER - Kimsesiz bebeğin parmağını tutmasıyla başlayan gönüllü anneliği 30 yıldır sürüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/devlet-korumasindaki-cocuklara-adanan-omurler-kimsesiz-bebegin-parmagini-tutmasiyla-baslayan-gonullu-anneligi-30-yildir-suruyor/910271/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/devlet-korumasindaki-cocuklara-adanan-omurler-kimsesiz-bebegin-parmagini-tutmasiyla-baslayan-gonullu-anneligi-30-yildir-suruyor/910271/</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 11:06:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / Yurdanur Altuner, yıllar önce kimsesiz bebeğin parmağını tutmasıyla başlayan gönüllü anneliğini, bugün devlet korumasında büyüyen çocukların eğitimine ve ihtiyaçlarının karşılanmasına destek olduğu iyilik zinciriyle sürdürüyor - 75 yaşındaki Altuner: - Bir çocuğun başını okşamak, onunla konuşmak, masal anlatmak bile çok önemli. İnsanlar mutlu olmak için tatile gidiyor, alışveriş yapıyor. Halbuki buraya gelip iki çocuğun gönlünü hoş etse kendi de mutlu olacak. Buralar insanı rehabilite eder. Doktora, ilaca gerek yok]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : quot;Devlet Korumasındaki Çocuklara Adanan Ömürler başlıklı dosya haberinin 4. bölümünde, hayatının 30 yılını devlet korumasındaki kimsesiz çocuklara adayan, her durumda ihtiyaçlarına koşan Yurdanur Altuner'in hikayesi anlatıldı.Altuner'in çocuklarla kurduğu bağ, yıllar önce Şeyh Sayıt Çocuk Yuvasına gönüllü gitmesiyle başladı. Daha önce huzurevindeki yaşlıları evinde ağırlayan ve onlarla vakit geçiren Altuner, kayınvalidesinin vefatının ardından gönüllülük çalışmalarını çocuklarla sürdürmeye karar verdi.Yuvaya gittiğinde yalnızca çocukları ziyaret etmekle kalmayan Altuner, onların bakımına da yardımcı oldu. Altuner, bebekleri yıkadı, çocuklarla oyun oynadı, yemek yaptı, onları dinledi ve ihtiyaç duyduklarında yanlarında oldu.Zamanla çocukların kendisine anne diye seslenmesiyle gönüllülük, Altuner için düzenli ziyaretlerin ötesine geçti. Çocukların yalnızca kurumda kaldıkları dönemde değil, büyüdüklerinde de yanında olmaya çalışan Altuner, onların eğitimlerine devam etmeleri ve kendi hayatlarını kurmaları için destek verdi.Kurumda zaman zaman zorlanan çocukların yanına giderek onları dinleyen Altuner, onlara yaşadıkları şartların, hayatlarının tamamını belirlemeyeceğini göstermeye çalıştı.Çocuklarla kurduğu ilişki kurumdan ayrıldıklarında da devam ettiÇocukların ihtiyaçları için de çevresini harekete geçiren, tekstil sektöründeki tanıdıklarından kıyafet desteği isteyen, üniversite öğrencileri için burs arayan Altuner, zamanla yardım etmek isteyen kişileri de çocukların hayatına dahil etti.Altuner, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bünyesindeki Çocuk Evleri Sitesine birlikte gittiği kişilerin çocuklarla tanışmasını sağladı. Böylece çevresinde gönüllülerden oluşan bir dayanışma ağı oluşturan Altuner'in kızları ve torunları da zamanla bu çalışmalara katılarak çocuklara destek vermeye başladı.Altuner'in çocuklarla kurduğu ilişki kurumdan ayrılmalarıyla da sona ermedi. Yıllar önce yanında olan çocukların eğitimlerini, mesleklerini, evliliklerini takip eden Altuner, farklı şehirlerde yaşayanlarla da iletişimini sürdürdü, zaman zaman eski çocukların yeniden bir araya gelmesi için yemek ve piknikler düzenledi.Onun için gönüllü annelik, çocukların maddi ihtiyaçlarını karşılamaktan çok daha fazlası oldu. Bugün de insanları çocuklara yalnızca maddi destek vermeye değil, zaman ayırmaya, onlarla konuşmaya, oyun oynamaya ve yanlarında olmaya çağıran Altuner, bir çocuğun hayatına dokunmak için büyük imkanlara sahip olmak gerekmediğini düşünüyor.O küçücük ellerin parmağımı tutması beni çok etkilediYurdanur Altuner, AA muhabirine, Evde yaşlı bir kayınvalidem vardı, huzurevinden misafirler alırdım eve. Onlara pasta, börek yapardım, beraber otururduk. Onlarla beraber mutlu olurduk. dedi.Kayınvalidesi vefat edince Artık çocuklarla biraz gençleşeyim. dediğini belirten Altuner, 30 yıl evvel, Şeyh Sayıt Çocuk Yuvası'nda başladım. Çok küçük bebeklerle de ilgileniyordum. Bebekleri yıkamaya girerdim. Onları yıkarken parmağımı tutarlardı, bırakmayayım, gitmeyeyim diye. O küçücük ellerin parmağımı tutması beni çok etkiledi. Ondan sonra devam etti. Bir de Barış vardı, terk bebekti. Onu çok severdim. Alırdım kucağıma, yıkar, paklar, severdim. Böyle çocuklarla bağ kurdukça insan bırakamıyor. diye konuştu.Altuner, çocuklardan birinin hayatına dokunduğunu hissettiği en özel anlardan biri olan, sokakta karşılaştığı Osman ile yaşadığı anısını şöyle anlattı:Alışverişe gidiyordum, sokakta bir çocuk gördüm. Bana yalvaran gözlerle baktı. Para versem ona madde alacak diye düşündüm. 'Oğlum gel, sana bir şeyler yedireyim.' dedim. Çok aç olduğunu söyledi. Birlikte börekçiye gittik. Orada Florya'daki merkezi anlattım, 'Gel seni oraya gönderelim, okuluna devam et.' dedim. Sonra ekip arabasını çağırdım, çocuğu merkeze gönderdim. Bir hafta sonra kuruma gittiğimde arkamdan 'anne' diye seslenen bir çocuk vardı. Tanıyamadım. Sonra 'Ben Osman'ım, hani beraber börek yemiştik.' dedi. Ben artık koptum orada, döndüm arkamı, nasıl ağlıyorum. 'Bir çocuk daha kazanmışım.' dedim. Osman orada okudu, sonra hayatını kurdu. Böyle çocukların düzeldiğini, okuduğunu, meslek sahibi olduğunu görmek insana çok büyük mutluluk veriyor.Anne demeleri beni aşırı mutlu ederÇocukların yalnızca o gününü değil, geleceğini de düşünerek onlara eğitim ve meslek hayalleri kurdurduğunu dile getiren Altuner, şunları kaydetti:Çocuklar bazen yaramazlık yaparlardı, bakıcı anneler 'Yurdanur anne gel.' derlerdi. Ben de gider, hepsini etrafıma toplardım. 'Siz şimdi ilkokula gidiyorsunuz, sonra ortaokula, sonra üniversiteye gideceksiniz.' 'Ben üniversiteye bastonum elimde geleceğim.' derdim. 'Anne sen yaşlanmayacak mısın?' diye sorarlardı. 'Yaşlanacağım ama yavaş yavaş geleceğim.' derdim. Onlara üniversiteyi, amfileri, kitapları anlatırdım. 'Kantinde oturacağız, yemek yiyeceğiz, sinemaya gideceğiz.' derdim. Bu hayalle çocuklar büyüdü. Şimdi kimi evlendi kimi fizyoterapist oldu kimi başka meslekler edindi. Bir zamanlar sadece hayalini kurdurduğum şeylerin gerçekleştiğini görmek beni aşırı mutlu ediyor.Altuner, gençken erkek çocuk sahibi olmanın hayalini kurduğunu belirterek, Bu hayalim gerçek oldu. Kurumda mangal yaparken çocuklar sıraya girerdi, 'Anne bana da yap.' derlerdi. Bana anne demeleri beni aşırı mutlu eder. Çünkü onların hayatında bir yeriniz olduğunu hissediyorsunuz. Yıllar geçiyor, büyüyorlar ama yine sizi arıyorlar. Anneler Günü'nde arıyorlar, bayramda arıyorlar. Kimi uzakta oluyor, gelemiyor ama seslerini duyuyorum. Bir anneyle çocuk arasındaki bağ gibi, aradan yıllar geçse de kopmuyor. ifadelerini kullandı.Birileri mutlu olursa ben de mutlu oluyorumZamanla çevresindeki insanları da gönüllülük sürecine dahil ederek iyilik zincirini büyüttüklerini anlatan Altuner, şöyle konuştu:Bir yakınımı görürüm, 'Gel bir yuvaya gidelim, çocukları gör.' derim. Gidiyoruz, çocukların insanların bacaklarına sarıldığını, 'Annem mi geldi?' diye sevindiğini görüyorlar. Sonra onlar da 'Ne olur, giderken ben de geleyim.' diyorlar. Böyle böyle insanlar alışıyor. İhtiyaç olduğunda bir iş insanını arıyorum, 'Arkadaşım, sen herhalde Sırat Köprüsü'nü unuttun.' diyorum. 'Yurdanur anne ne istiyorsun?' diyorlar. Ben de çocukların ihtiyacını söylüyorum. Kendim için bir şey istemem. Benim iki kızım, başımı sokacak bir evim, emekli kocam vardı. Başka bir şeyim yok ama ben bu halimle mutluyum. Birileri mutlu olursa ben de mutlu oluyorum.Altuner, çocuklara kıyafet bulduklarını, üniversiteye giden varsa burs ayarladıklarını söyleyerek, Hiçbir şeyi olmayan insan da yardım edebilir. 'Ben çocuklara masal anlatayım.' diyebilir. Bunun için zengin olmaya gerek yok. İnsanların elinden ne geliyorsa onu yapması yeterli. Bir zincir halkası olduk. Biri bir şey yapıyor, sonra onun yanındaki 'Ben de bir şey yapayım.' diyor. Böyle böyle büyüyor. ifadelerini kullandı.Eşim de benimle gelirdiAltuner, gönüllülük çalışmalarını sürdürürken ailesinin desteğinin de önemli olduğunu belirterek, Eşim Allah razı olsun, rahmetli oldu. Bana bazen 'Yurdanur, yine mi gideceksin?' derdi. Ben de 'Evet Necdet, bak iki çocuğu da kazansak, onlar beni bekliyor.' derdim. O da benimle gelirdi. Çocuklar onu görünce 'baba, baba' diye etrafında dolanırlardı. dedi.Kızlarının zamanla bu işin içine girdiğini, torunlarının da gönüllü olduğunu dile getiren Altuner, Şimdi hepimizin çocuklar için ayırdığı bir şey var. Bazen kurum müdürüyle konuşup çocukları bir araya getiriyoruz. Bursa'dan gelen oluyor, başka yerden gelen oluyor, hepsi toplanıyor. Piknik yapıyoruz, mangallar yanıyor. Çocuklar büyüdü ama benim için yine çocuklar. Onların hayatında ne olduğunu merak ediyorum, iyi olduklarını bilmek istiyorum. diye konuştu.Altuner, insanların yalnızca maddi destekle değil zaman ayırarak da çocukların hayatına dokunabileceğini vurgulayarak, şunları kaydetti:İnsanların çok parası olması gerekmiyor. Bir yarım gününü ayırsın, gelsin çocuklarla vakit geçirsin. Çocuklar anneye babaya özlem duyuyor. Gelen birinin bacağına sarılıp 'Anne geldin mi?' diyorlar. Bir çocuğun başını okşamak, onunla konuşmak, masal anlatmak bile çok önemli. İnsanlar mutlu olmak için tatile gidiyor, alışveriş yapıyor. Halbuki buraya gelip iki çocuğun gönlünü hoş etse kendi de mutlu olacak. Buralar insanı rehabilite eder. Doktora, ilaca gerek yok. Ben doğduğum zaman babam kız oldu diye çok üzülmüş. Annem de 'Ben bu kızı Allah'a hizmetçi doğurdum.' demiş. Annem benimle gurur duyardı. Belki bu da bana çok şey kattı. Onlara sahip çıkınca insan kendini de başka türlü hissediyor. Ben bir çocuğun hayatına dokunuyorsam, bir çocuğu kazanıyorsam bundan daha büyük mutluluk yok. Çocukların mutlu olması beni mutlu ediyor. Sağlığım elverdiği sürece de onların yanında olmaya devam edeceğim.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : quot;Devlet Korumasındaki Çocuklara Adanan Ömürler başlıklı dosya haberinin 4. bölümünde, hayatının 30 yılını devlet korumasındaki kimsesiz çocuklara adayan, her durumda ihtiyaçlarına koşan Yurdanur Altuner'in hikayesi anlatıldı.Altuner'in çocuklarla kurduğu bağ, yıllar önce Şeyh Sayıt Çocuk Yuvasına gönüllü gitmesiyle başladı. Daha önce huzurevindeki yaşlıları evinde ağırlayan ve onlarla vakit geçiren Altuner, kayınvalidesinin vefatının ardından gönüllülük çalışmalarını çocuklarla sürdürmeye karar verdi.Yuvaya gittiğinde yalnızca çocukları ziyaret etmekle kalmayan Altuner, onların bakımına da yardımcı oldu. Altuner, bebekleri yıkadı, çocuklarla oyun oynadı, yemek yaptı, onları dinledi ve ihtiyaç duyduklarında yanlarında oldu.Zamanla çocukların kendisine anne diye seslenmesiyle gönüllülük, Altuner için düzenli ziyaretlerin ötesine geçti. Çocukların yalnızca kurumda kaldıkları dönemde değil, büyüdüklerinde de yanında olmaya çalışan Altuner, onların eğitimlerine devam etmeleri ve kendi hayatlarını kurmaları için destek verdi.Kurumda zaman zaman zorlanan çocukların yanına giderek onları dinleyen Altuner, onlara yaşadıkları şartların, hayatlarının tamamını belirlemeyeceğini göstermeye çalıştı.Çocuklarla kurduğu ilişki kurumdan ayrıldıklarında da devam ettiÇocukların ihtiyaçları için de çevresini harekete geçiren, tekstil sektöründeki tanıdıklarından kıyafet desteği isteyen, üniversite öğrencileri için burs arayan Altuner, zamanla yardım etmek isteyen kişileri de çocukların hayatına dahil etti.Altuner, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bünyesindeki Çocuk Evleri Sitesine birlikte gittiği kişilerin çocuklarla tanışmasını sağladı. Böylece çevresinde gönüllülerden oluşan bir dayanışma ağı oluşturan Altuner'in kızları ve torunları da zamanla bu çalışmalara katılarak çocuklara destek vermeye başladı.Altuner'in çocuklarla kurduğu ilişki kurumdan ayrılmalarıyla da sona ermedi. Yıllar önce yanında olan çocukların eğitimlerini, mesleklerini, evliliklerini takip eden Altuner, farklı şehirlerde yaşayanlarla da iletişimini sürdürdü, zaman zaman eski çocukların yeniden bir araya gelmesi için yemek ve piknikler düzenledi.Onun için gönüllü annelik, çocukların maddi ihtiyaçlarını karşılamaktan çok daha fazlası oldu. Bugün de insanları çocuklara yalnızca maddi destek vermeye değil, zaman ayırmaya, onlarla konuşmaya, oyun oynamaya ve yanlarında olmaya çağıran Altuner, bir çocuğun hayatına dokunmak için büyük imkanlara sahip olmak gerekmediğini düşünüyor.O küçücük ellerin parmağımı tutması beni çok etkilediYurdanur Altuner, AA muhabirine, Evde yaşlı bir kayınvalidem vardı, huzurevinden misafirler alırdım eve. Onlara pasta, börek yapardım, beraber otururduk. Onlarla beraber mutlu olurduk. dedi.Kayınvalidesi vefat edince Artık çocuklarla biraz gençleşeyim. dediğini belirten Altuner, 30 yıl evvel, Şeyh Sayıt Çocuk Yuvası'nda başladım. Çok küçük bebeklerle de ilgileniyordum. Bebekleri yıkamaya girerdim. Onları yıkarken parmağımı tutarlardı, bırakmayayım, gitmeyeyim diye. O küçücük ellerin parmağımı tutması beni çok etkiledi. Ondan sonra devam etti. Bir de Barış vardı, terk bebekti. Onu çok severdim. Alırdım kucağıma, yıkar, paklar, severdim. Böyle çocuklarla bağ kurdukça insan bırakamıyor. diye konuştu.Altuner, çocuklardan birinin hayatına dokunduğunu hissettiği en özel anlardan biri olan, sokakta karşılaştığı Osman ile yaşadığı anısını şöyle anlattı:Alışverişe gidiyordum, sokakta bir çocuk gördüm. Bana yalvaran gözlerle baktı. Para versem ona madde alacak diye düşündüm. 'Oğlum gel, sana bir şeyler yedireyim.' dedim. Çok aç olduğunu söyledi. Birlikte börekçiye gittik. Orada Florya'daki merkezi anlattım, 'Gel seni oraya gönderelim, okuluna devam et.' dedim. Sonra ekip arabasını çağırdım, çocuğu merkeze gönderdim. Bir hafta sonra kuruma gittiğimde arkamdan 'anne' diye seslenen bir çocuk vardı. Tanıyamadım. Sonra 'Ben Osman'ım, hani beraber börek yemiştik.' dedi. Ben artık koptum orada, döndüm arkamı, nasıl ağlıyorum. 'Bir çocuk daha kazanmışım.' dedim. Osman orada okudu, sonra hayatını kurdu. Böyle çocukların düzeldiğini, okuduğunu, meslek sahibi olduğunu görmek insana çok büyük mutluluk veriyor.Anne demeleri beni aşırı mutlu ederÇocukların yalnızca o gününü değil, geleceğini de düşünerek onlara eğitim ve meslek hayalleri kurdurduğunu dile getiren Altuner, şunları kaydetti:Çocuklar bazen yaramazlık yaparlardı, bakıcı anneler 'Yurdanur anne gel.' derlerdi. Ben de gider, hepsini etrafıma toplardım. 'Siz şimdi ilkokula gidiyorsunuz, sonra ortaokula, sonra üniversiteye gideceksiniz.' 'Ben üniversiteye bastonum elimde geleceğim.' derdim. 'Anne sen yaşlanmayacak mısın?' diye sorarlardı. 'Yaşlanacağım ama yavaş yavaş geleceğim.' derdim. Onlara üniversiteyi, amfileri, kitapları anlatırdım. 'Kantinde oturacağız, yemek yiyeceğiz, sinemaya gideceğiz.' derdim. Bu hayalle çocuklar büyüdü. Şimdi kimi evlendi kimi fizyoterapist oldu kimi başka meslekler edindi. Bir zamanlar sadece hayalini kurdurduğum şeylerin gerçekleştiğini görmek beni aşırı mutlu ediyor.Altuner, gençken erkek çocuk sahibi olmanın hayalini kurduğunu belirterek, Bu hayalim gerçek oldu. Kurumda mangal yaparken çocuklar sıraya girerdi, 'Anne bana da yap.' derlerdi. Bana anne demeleri beni aşırı mutlu eder. Çünkü onların hayatında bir yeriniz olduğunu hissediyorsunuz. Yıllar geçiyor, büyüyorlar ama yine sizi arıyorlar. Anneler Günü'nde arıyorlar, bayramda arıyorlar. Kimi uzakta oluyor, gelemiyor ama seslerini duyuyorum. Bir anneyle çocuk arasındaki bağ gibi, aradan yıllar geçse de kopmuyor. ifadelerini kullandı.Birileri mutlu olursa ben de mutlu oluyorumZamanla çevresindeki insanları da gönüllülük sürecine dahil ederek iyilik zincirini büyüttüklerini anlatan Altuner, şöyle konuştu:Bir yakınımı görürüm, 'Gel bir yuvaya gidelim, çocukları gör.' derim. Gidiyoruz, çocukların insanların bacaklarına sarıldığını, 'Annem mi geldi?' diye sevindiğini görüyorlar. Sonra onlar da 'Ne olur, giderken ben de geleyim.' diyorlar. Böyle böyle insanlar alışıyor. İhtiyaç olduğunda bir iş insanını arıyorum, 'Arkadaşım, sen herhalde Sırat Köprüsü'nü unuttun.' diyorum. 'Yurdanur anne ne istiyorsun?' diyorlar. Ben de çocukların ihtiyacını söylüyorum. Kendim için bir şey istemem. Benim iki kızım, başımı sokacak bir evim, emekli kocam vardı. Başka bir şeyim yok ama ben bu halimle mutluyum. Birileri mutlu olursa ben de mutlu oluyorum.Altuner, çocuklara kıyafet bulduklarını, üniversiteye giden varsa burs ayarladıklarını söyleyerek, Hiçbir şeyi olmayan insan da yardım edebilir. 'Ben çocuklara masal anlatayım.' diyebilir. Bunun için zengin olmaya gerek yok. İnsanların elinden ne geliyorsa onu yapması yeterli. Bir zincir halkası olduk. Biri bir şey yapıyor, sonra onun yanındaki 'Ben de bir şey yapayım.' diyor. Böyle böyle büyüyor. ifadelerini kullandı.Eşim de benimle gelirdiAltuner, gönüllülük çalışmalarını sürdürürken ailesinin desteğinin de önemli olduğunu belirterek, Eşim Allah razı olsun, rahmetli oldu. Bana bazen 'Yurdanur, yine mi gideceksin?' derdi. Ben de 'Evet Necdet, bak iki çocuğu da kazansak, onlar beni bekliyor.' derdim. O da benimle gelirdi. Çocuklar onu görünce 'baba, baba' diye etrafında dolanırlardı. dedi.Kızlarının zamanla bu işin içine girdiğini, torunlarının da gönüllü olduğunu dile getiren Altuner, Şimdi hepimizin çocuklar için ayırdığı bir şey var. Bazen kurum müdürüyle konuşup çocukları bir araya getiriyoruz. Bursa'dan gelen oluyor, başka yerden gelen oluyor, hepsi toplanıyor. Piknik yapıyoruz, mangallar yanıyor. Çocuklar büyüdü ama benim için yine çocuklar. Onların hayatında ne olduğunu merak ediyorum, iyi olduklarını bilmek istiyorum. diye konuştu.Altuner, insanların yalnızca maddi destekle değil zaman ayırarak da çocukların hayatına dokunabileceğini vurgulayarak, şunları kaydetti:İnsanların çok parası olması gerekmiyor. Bir yarım gününü ayırsın, gelsin çocuklarla vakit geçirsin. Çocuklar anneye babaya özlem duyuyor. Gelen birinin bacağına sarılıp 'Anne geldin mi?' diyorlar. Bir çocuğun başını okşamak, onunla konuşmak, masal anlatmak bile çok önemli. İnsanlar mutlu olmak için tatile gidiyor, alışveriş yapıyor. Halbuki buraya gelip iki çocuğun gönlünü hoş etse kendi de mutlu olacak. Buralar insanı rehabilite eder. Doktora, ilaca gerek yok. Ben doğduğum zaman babam kız oldu diye çok üzülmüş. Annem de 'Ben bu kızı Allah'a hizmetçi doğurdum.' demiş. Annem benimle gurur duyardı. Belki bu da bana çok şey kattı. Onlara sahip çıkınca insan kendini de başka türlü hissediyor. Ben bir çocuğun hayatına dokunuyorsam, bir çocuğu kazanıyorsam bundan daha büyük mutluluk yok. Çocukların mutlu olması beni mutlu ediyor. Sağlığım elverdiği sürece de onların yanında olmaya devam edeceğim.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İsviçre, daha sıkı tarafsızlık politikası için halk oylamasına gidecek</title>
      <link>https://www.canligaste.com/isvicre-daha-siki-tarafsizlik-politikasi-icin-halk-oylamasina-gidecek/910269/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/isvicre-daha-siki-tarafsizlik-politikasi-icin-halk-oylamasina-gidecek/910269/</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 11:06:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Cenevre / Tarafsızlık politikası konusunda ülkede derin fikir ayrılıkları bulunuyor - Uluslararası Cenevre ve Tarafsızlığı Komitesi Başkanı Samuel Sommaruga: - Bu girişimi destekliyorum çünkü İsviçre'nin tarafsızlığının geçici hükümetlerin ve uluslararası krizlerin ötesinde, güvenilir, tutarlı ve öngörülebilir kalmasını istiyorum - İsviçreli sivil toplum kuruluşu Public Eye yetkilisi Robert Bachmann: - İsviçre'nin güvenliği, Avrupa'daki komşu ülkelerin güvenliğiyle sıkı sıkıya bağlantılı. Söz konusu girişim, İsviçre'nin diğer devletler ve kuruluşlarla güvenlik konularındaki işbirliği kapsamını sınırlandıracak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Cenevre Haberleri : MUHAMMET İKBAL ARSLAN - İsviçreli seçmenler, ülkenin geleneksel tarafsızlık politikasının muhafaza edilmesine karşın bu tutumun ülkeyi uluslararası arenada yalnızlığa iteceği ve güvenliğini zayıflatacağına yönelik derin görüş ayrılıklarının yaşandığı bir süreçte daha sıkı tarafsızlık politikası modeli öngören halk oylaması için 27 Eylül'de sandığa gidecek.İsviçre'nin tarafsızlığını destekleyen Uluslararası Cenevre ve Tarafsızlığı Komitesi (COGIN) Başkanı Samuel Sommaruga ve Public Eye isimli İsviçreli sivil toplum kuruluşunda politika analisti olarak görev yapan Robert Bachmann, seçmenlerin 27 Eylül'de oylayacağı, derin tartışma ve fikir ayrılıklarına neden olan tarafsızlık politikasıyla ilgili halk oylamasına ilişkin soruları AA muhabirine değerlendirdi.Sommaruga, girişimin, İsviçre'nin dünyadaki konumu ve barışa sunmak istediğimiz katkıyla alakalı olduğuna işaret ederek, ülkesinin başkalarının kapattığı diyalog kanallarını açık tutmak gibi özel bir sorumluluğu bulunduğunu kaydetti.Bu girişimi destekliyorum çünkü İsviçre'nin tarafsızlığının geçici hükümetlerin ve uluslararası krizlerin ötesinde, güvenilir, tutarlı ve öngörülebilir kalmasını istiyorum. ifadelerini kullanan Sommaruga, giderek kutuplaşan bir dünyada, karşıt taraflarla konuşabilen ülkelerin vazgeçilmez olduğunu belirtti.Sommaruga, Tarafsızlık, saldırganlık veya uluslararası hukuk ihlalleri karşısında sessiz kalmayı gerektirmez. İsviçre, mağdurlar ve failler kim olursa olsun Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nı, Cenevre Sözleşmelerini ve sivillerin korunması ilkesini savunmalı. İnsanlara pratikte yardım edebilmek için gereken diplomatik ilişkileri sürdürürken, aynı zamanda bu ilkeleri de koruyabiliriz. değerlendirmesinde bulundu.İsviçre'nin tarafsızlığının, hem kendi güvenliğine hem de daha geniş çaplı bir uluslararası ihtiyaca hizmet ettiğine dikkati çeken Sommaruga, İsviçre'nin, düşman tarafların hala bir araya gelebildiği bir zemin sunabildiğini söyledi.Sommaruga, bu girişimin reddedilmesinin İsviçre'nin tarafsızlığını ortadan kaldırmayacağına işaret ederek, İsviçre'nin giderek bir jeopolitik bloğa daha fazla yakınlaşmasına yol açan ardışık siyasi kararlar yoluyla tarafsızlığının kademeli olarak aşınmasından endişe duyduğunun altını çizdi.Kendimizi güvenilir ilan etmekle yetinemeyizİyi niyet çabalarının, karşıt tarafların kendilerinin kabul etme isteğine bağlı olduğunu vurgulayan Sommaruga, Kendimizi güvenilir ilan etmekle yetinemeyiz. Bu güven inşa edilmeli ve korunmalı. Eğer zayıflarsa İsviçre'nin müzakereleri kolaylaştırma, diplomatik ilişkilerini kesmiş devletlerin çıkarlarını temsil etme veya insani anlaşmaları destekleme fırsatları azalabilir. ifadelerini kullandı.Sommaruga, Cenevre'nin diplomatik rolünün uzun yıllar boyunca inşa edildiğini belirterek, bunun geleceğinin, derin anlaşmazlıkları olan hükümetlerin birlikte çalışabileceği bir yer olarak kalmasına bağlı olduğunu kaydetti.Bu girişimi, uzun vadeli bu misyonu korumanın yolu olarak gördüğünü aktaran Sommaruga, Ancak hiçbir anayasal hüküm başka bir ülkenin güvenini garanti edemez. görüşünü paylaştı.Sommaruga, girişimin reddedilmesi hususunda İsviçre'nin, taraf tutmaya yönelik daha güçlü baskı, jeopolitik çatışmaya daha derinden karışma ve bağımsız diplomasi için daha az alan gibi risklerle karşılaşabileceği konusunda endişeli olduğunu vurguladı.Tarafsızlığın kendilerini her tehditten koruyamayacağının altını çizen Sommaruga, şunları kaydetti:İsviçre'nin hala güvenilir bir savunmaya, uluslararası işbirliğine ve dirençli kurumlara ihtiyacı var. Ancak askeri tarafsızlığa net bir bağlılığın karar verme özgürlüğümüzü korumaya yardımcı olduğuna inanıyorum. İsviçre'nin uluslararası önemi kısmen, ilişkiler bozulduğunda diyalog için müsait kalabilme yeteneğine dayanıyor. Bu yeteneği korumak, İsviçre'de ve ötesinde gelecek nesillere karşı bir sorumluluk.Girişim, İsviçre&#039;nin diğer devletler ve kuruluşlarla güvenlik konularındaki işbirliği kapsamını sınırlandıracakPublic Eye yetkilisi Bachmann ise tarafsızlık girişiminin İsviçre'yi yaptırım uygulanan kişi ve faaliyetler için güvenli limana dönüştüreceğini, artık Avrupa Birliği (AB) yaptırımlarını uygulayamaz hale getireceğini söyledi.İsviçre'nin küresel bir finans ve emtia ticareti merkezi olduğunu anımsatan Bachmann, ülkenin her iki sektörünün de siyasi nüfuz sahibi kişilerce yoğun bir şekilde kullanıldığını ve bu nedenle yaptırımlara büyük ölçüde maruz kaldığını ifade etti.Bachmann, savaşlardan veya insan hakları ihlallerinden kazanç sağlanmadığından emin olma sorumluluğunu da hatırlatarak, tarafsızlığın bir iş modeline dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.Girişimin kabul edilmesi halinde Avrupa'da yaptırım uygulanan ticari faaliyetlere ve finansal işlemlere İsviçre'de izin verileceğine işaret eden Bachmann, şu değerlendirmede bulundu:Bu durum şu anda özellikle petrol, doğal gaz ve kömür gibi Rus emtialarının ticaretiyle ilgilidir. İsviçre, Rusya'ya yönelik AB yaptırımlarını neredeyse eksiksiz bir şekilde uyguluyor. Söz konusu girişim, İsviçre'nin bu yaptırımları ve AB'den alınan diğer tüm yaptırımları kaldırmasını talep ediyor. Bu durum, yaptırım uygulanan kişiler ile yabancı banka ve şirketler için komşu ülkelerde yasaklanmış olan ticari faaliyetleri İsviçre'ye kaydırma konusunda güçlü bir teşvik oluşturacak. Böylece siyasi tarafsızlığımız bir iş modeline dönüşecek.Girişimin kabul edilmesi halinde Avrupa Birliği ile ilişkilerin olumsuz etkileneceğini savunan Bachmann, Brüksel ve komşu ülkelerin, Avrupa'nın kalbinde yaptırımların etrafından dolaşılıp etkisiz hale getirilebileceği bir yasal boşluğun varlığını anlayışla karşılamayacaklarının ve kabul etmeyeceklerinin altını çizdi.Bachmann, İsviçre'nin güvenliği, Avrupa'daki komşu ülkelerin güvenliğiyle sıkı sıkıya bağlantılı. Söz konusu girişim, İsviçre'nin diğer devletler ve kuruluşlarla güvenlik konularındaki işbirliği kapsamını sınırlandıracak. ifadelerini kullandı.Rusya-Ukrayna Savaşı'nın, İsviçre'de farklı bir siyasi reform projesini de beraberinde getirdiğine değinen Bachmann, savunma sanayisinin, demokratik ilkeleri ve insan haklarını ihlal eden ülkelere savaş malzemesi ihracatını engelleyen kuralları esnetmeye çalıştığını kaydetti.Bu reform projesinin gerekçesinin, İsviçre'nin daha önce İsviçre menşeli savaş malzemesi satın almış olan Almanya gibi üçüncü ülkelerin, bu malzemeleri Ukrayna'ya yeniden ihraç etmesine izin verememesi olduğunu aktaran Bachmann, uluslararası hukukun, İsviçre'nin üçüncü taraflar aracılığıyla Ukrayna'ya silah sevkiyatına izin vermesini engellemeye devam edeceğini belirtti.Bachmann, Ancak girişimin kabul edilmesi halinde bu reform, İsviçre silahlarının insan haklarını ve demokratik ilkeleri ihlal edecek şekilde kullanılmasını engelleyen ihracat kurallarını esnetecek. İsviçre halkı kasım ayında da bu konuyu oylayacak. Public Eye da bu sorunlu reforma karşı aktif bir kampanya yürütüyor. ifadesine yer verdi.Tarafsızlık girişimi nedir?Sağcı İsviçre Halk Partisi (SVP) ve Pro Schweiz hareketinin desteklediği İsviçre'nin Tarafsızlığının Korunması (Tarafsızlık Girişimi) başlıklı halk oylaması, tarafsızlığa daha sıkı bir yaklaşım çağrısında bulunarak, İsviçre'nin tarafsızlığının sürekli ve silahlı olmasını öngören bir hükmün Anayasa'ya dahil edilmesini amaçlıyor.Ülkenin herhangi bir askeri veya savunma ittifakına katılmasını yasaklamayı ve diğer ülkelerle askeri işbirliklerine daha katı kurallar getirmeyi öngören girişim, bu tutumun Anayasa'da katı kurallarla güvence altına alınmasını talep ediyor.Seçmenler, referandumda ülkenin ekonomik yaptırımlarla ilgili adımlarını veya NATO ile işbirliği yapmasını dahi engelleyecek daha kısıtlayıcı bir tarafsızlık düzenlemesi üzerine karar verecek.Girişim, İsviçre'nin askeri bir saldırı altında olmadığı veya saldırı yakın olmadığı sürece, herhangi bir askeri veya savunma ittifakına katılmaması veya bu tür bir ittifakla işbirliği yapmamasını öngörüyor.Ayrıca, İsviçre'nin üçüncü ülkeler arasındaki askeri çatışmalara katılmaması veya savaşan devletlere yaptırım uygulamaması isteniyor. İstisnalar arasında Birleşmiş Milletler (BM) yaptırımları ve yaptırımların aşılmasını önlemeye yönelik önlemler yer alıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Cenevre Haberleri : MUHAMMET İKBAL ARSLAN - İsviçreli seçmenler, ülkenin geleneksel tarafsızlık politikasının muhafaza edilmesine karşın bu tutumun ülkeyi uluslararası arenada yalnızlığa iteceği ve güvenliğini zayıflatacağına yönelik derin görüş ayrılıklarının yaşandığı bir süreçte daha sıkı tarafsızlık politikası modeli öngören halk oylaması için 27 Eylül'de sandığa gidecek.İsviçre'nin tarafsızlığını destekleyen Uluslararası Cenevre ve Tarafsızlığı Komitesi (COGIN) Başkanı Samuel Sommaruga ve Public Eye isimli İsviçreli sivil toplum kuruluşunda politika analisti olarak görev yapan Robert Bachmann, seçmenlerin 27 Eylül'de oylayacağı, derin tartışma ve fikir ayrılıklarına neden olan tarafsızlık politikasıyla ilgili halk oylamasına ilişkin soruları AA muhabirine değerlendirdi.Sommaruga, girişimin, İsviçre'nin dünyadaki konumu ve barışa sunmak istediğimiz katkıyla alakalı olduğuna işaret ederek, ülkesinin başkalarının kapattığı diyalog kanallarını açık tutmak gibi özel bir sorumluluğu bulunduğunu kaydetti.Bu girişimi destekliyorum çünkü İsviçre'nin tarafsızlığının geçici hükümetlerin ve uluslararası krizlerin ötesinde, güvenilir, tutarlı ve öngörülebilir kalmasını istiyorum. ifadelerini kullanan Sommaruga, giderek kutuplaşan bir dünyada, karşıt taraflarla konuşabilen ülkelerin vazgeçilmez olduğunu belirtti.Sommaruga, Tarafsızlık, saldırganlık veya uluslararası hukuk ihlalleri karşısında sessiz kalmayı gerektirmez. İsviçre, mağdurlar ve failler kim olursa olsun Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nı, Cenevre Sözleşmelerini ve sivillerin korunması ilkesini savunmalı. İnsanlara pratikte yardım edebilmek için gereken diplomatik ilişkileri sürdürürken, aynı zamanda bu ilkeleri de koruyabiliriz. değerlendirmesinde bulundu.İsviçre'nin tarafsızlığının, hem kendi güvenliğine hem de daha geniş çaplı bir uluslararası ihtiyaca hizmet ettiğine dikkati çeken Sommaruga, İsviçre'nin, düşman tarafların hala bir araya gelebildiği bir zemin sunabildiğini söyledi.Sommaruga, bu girişimin reddedilmesinin İsviçre'nin tarafsızlığını ortadan kaldırmayacağına işaret ederek, İsviçre'nin giderek bir jeopolitik bloğa daha fazla yakınlaşmasına yol açan ardışık siyasi kararlar yoluyla tarafsızlığının kademeli olarak aşınmasından endişe duyduğunun altını çizdi.Kendimizi güvenilir ilan etmekle yetinemeyizİyi niyet çabalarının, karşıt tarafların kendilerinin kabul etme isteğine bağlı olduğunu vurgulayan Sommaruga, Kendimizi güvenilir ilan etmekle yetinemeyiz. Bu güven inşa edilmeli ve korunmalı. Eğer zayıflarsa İsviçre'nin müzakereleri kolaylaştırma, diplomatik ilişkilerini kesmiş devletlerin çıkarlarını temsil etme veya insani anlaşmaları destekleme fırsatları azalabilir. ifadelerini kullandı.Sommaruga, Cenevre'nin diplomatik rolünün uzun yıllar boyunca inşa edildiğini belirterek, bunun geleceğinin, derin anlaşmazlıkları olan hükümetlerin birlikte çalışabileceği bir yer olarak kalmasına bağlı olduğunu kaydetti.Bu girişimi, uzun vadeli bu misyonu korumanın yolu olarak gördüğünü aktaran Sommaruga, Ancak hiçbir anayasal hüküm başka bir ülkenin güvenini garanti edemez. görüşünü paylaştı.Sommaruga, girişimin reddedilmesi hususunda İsviçre'nin, taraf tutmaya yönelik daha güçlü baskı, jeopolitik çatışmaya daha derinden karışma ve bağımsız diplomasi için daha az alan gibi risklerle karşılaşabileceği konusunda endişeli olduğunu vurguladı.Tarafsızlığın kendilerini her tehditten koruyamayacağının altını çizen Sommaruga, şunları kaydetti:İsviçre'nin hala güvenilir bir savunmaya, uluslararası işbirliğine ve dirençli kurumlara ihtiyacı var. Ancak askeri tarafsızlığa net bir bağlılığın karar verme özgürlüğümüzü korumaya yardımcı olduğuna inanıyorum. İsviçre'nin uluslararası önemi kısmen, ilişkiler bozulduğunda diyalog için müsait kalabilme yeteneğine dayanıyor. Bu yeteneği korumak, İsviçre'de ve ötesinde gelecek nesillere karşı bir sorumluluk.Girişim, İsviçre&#039;nin diğer devletler ve kuruluşlarla güvenlik konularındaki işbirliği kapsamını sınırlandıracakPublic Eye yetkilisi Bachmann ise tarafsızlık girişiminin İsviçre'yi yaptırım uygulanan kişi ve faaliyetler için güvenli limana dönüştüreceğini, artık Avrupa Birliği (AB) yaptırımlarını uygulayamaz hale getireceğini söyledi.İsviçre'nin küresel bir finans ve emtia ticareti merkezi olduğunu anımsatan Bachmann, ülkenin her iki sektörünün de siyasi nüfuz sahibi kişilerce yoğun bir şekilde kullanıldığını ve bu nedenle yaptırımlara büyük ölçüde maruz kaldığını ifade etti.Bachmann, savaşlardan veya insan hakları ihlallerinden kazanç sağlanmadığından emin olma sorumluluğunu da hatırlatarak, tarafsızlığın bir iş modeline dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.Girişimin kabul edilmesi halinde Avrupa'da yaptırım uygulanan ticari faaliyetlere ve finansal işlemlere İsviçre'de izin verileceğine işaret eden Bachmann, şu değerlendirmede bulundu:Bu durum şu anda özellikle petrol, doğal gaz ve kömür gibi Rus emtialarının ticaretiyle ilgilidir. İsviçre, Rusya'ya yönelik AB yaptırımlarını neredeyse eksiksiz bir şekilde uyguluyor. Söz konusu girişim, İsviçre'nin bu yaptırımları ve AB'den alınan diğer tüm yaptırımları kaldırmasını talep ediyor. Bu durum, yaptırım uygulanan kişiler ile yabancı banka ve şirketler için komşu ülkelerde yasaklanmış olan ticari faaliyetleri İsviçre'ye kaydırma konusunda güçlü bir teşvik oluşturacak. Böylece siyasi tarafsızlığımız bir iş modeline dönüşecek.Girişimin kabul edilmesi halinde Avrupa Birliği ile ilişkilerin olumsuz etkileneceğini savunan Bachmann, Brüksel ve komşu ülkelerin, Avrupa'nın kalbinde yaptırımların etrafından dolaşılıp etkisiz hale getirilebileceği bir yasal boşluğun varlığını anlayışla karşılamayacaklarının ve kabul etmeyeceklerinin altını çizdi.Bachmann, İsviçre'nin güvenliği, Avrupa'daki komşu ülkelerin güvenliğiyle sıkı sıkıya bağlantılı. Söz konusu girişim, İsviçre'nin diğer devletler ve kuruluşlarla güvenlik konularındaki işbirliği kapsamını sınırlandıracak. ifadelerini kullandı.Rusya-Ukrayna Savaşı'nın, İsviçre'de farklı bir siyasi reform projesini de beraberinde getirdiğine değinen Bachmann, savunma sanayisinin, demokratik ilkeleri ve insan haklarını ihlal eden ülkelere savaş malzemesi ihracatını engelleyen kuralları esnetmeye çalıştığını kaydetti.Bu reform projesinin gerekçesinin, İsviçre'nin daha önce İsviçre menşeli savaş malzemesi satın almış olan Almanya gibi üçüncü ülkelerin, bu malzemeleri Ukrayna'ya yeniden ihraç etmesine izin verememesi olduğunu aktaran Bachmann, uluslararası hukukun, İsviçre'nin üçüncü taraflar aracılığıyla Ukrayna'ya silah sevkiyatına izin vermesini engellemeye devam edeceğini belirtti.Bachmann, Ancak girişimin kabul edilmesi halinde bu reform, İsviçre silahlarının insan haklarını ve demokratik ilkeleri ihlal edecek şekilde kullanılmasını engelleyen ihracat kurallarını esnetecek. İsviçre halkı kasım ayında da bu konuyu oylayacak. Public Eye da bu sorunlu reforma karşı aktif bir kampanya yürütüyor. ifadesine yer verdi.Tarafsızlık girişimi nedir?Sağcı İsviçre Halk Partisi (SVP) ve Pro Schweiz hareketinin desteklediği İsviçre'nin Tarafsızlığının Korunması (Tarafsızlık Girişimi) başlıklı halk oylaması, tarafsızlığa daha sıkı bir yaklaşım çağrısında bulunarak, İsviçre'nin tarafsızlığının sürekli ve silahlı olmasını öngören bir hükmün Anayasa'ya dahil edilmesini amaçlıyor.Ülkenin herhangi bir askeri veya savunma ittifakına katılmasını yasaklamayı ve diğer ülkelerle askeri işbirliklerine daha katı kurallar getirmeyi öngören girişim, bu tutumun Anayasa'da katı kurallarla güvence altına alınmasını talep ediyor.Seçmenler, referandumda ülkenin ekonomik yaptırımlarla ilgili adımlarını veya NATO ile işbirliği yapmasını dahi engelleyecek daha kısıtlayıcı bir tarafsızlık düzenlemesi üzerine karar verecek.Girişim, İsviçre'nin askeri bir saldırı altında olmadığı veya saldırı yakın olmadığı sürece, herhangi bir askeri veya savunma ittifakına katılmaması veya bu tür bir ittifakla işbirliği yapmamasını öngörüyor.Ayrıca, İsviçre'nin üçüncü ülkeler arasındaki askeri çatışmalara katılmaması veya savaşan devletlere yaptırım uygulamaması isteniyor. İstisnalar arasında Birleşmiş Milletler (BM) yaptırımları ve yaptırımların aşılmasını önlemeye yönelik önlemler yer alıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/isvicre-daha-siki-tarafsizlik-politikasi-icin-halk-oylamasina-gidecek.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Senkronize buz pateni takımı, yüksek rakımlı Kars'ta güç depoluyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/senkronize-buz-pateni-takimi-yuksek-rakimli-kars-ta-guc-depoluyor/910267/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/senkronize-buz-pateni-takimi-yuksek-rakimli-kars-ta-guc-depoluyor/910267/</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 11:06:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Kışın Çıldır Gölü'nün doğal buzunda gösteriler yapan 12 kişilik senkronize buz pateni takımı, Dünya Şampiyonası hedefiyle Kars'ta kampa girerek yeni sezona hazırlanıyor - Başantrenör Ezo Mina Gökgündüz: Riga'da uluslararası yarışmada Dünya Şampiyonası'na gidebilmek için belli bir kotayla hak kazanmaya çalışıyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- CÜNEYT ÇELİK - Kışın Çıldır Gölü'nün doğal buzunda gösteriler yapan senkronize buz pateni takımı, Dünya Şampiyonası hedefiyle sezon hazırlıklarına Türkiye'nin en yüksek rakımlı illerinden Kars'ta başladı.Ankara'dan Kars'a gelen 12 kişilik Vizyon Buz Sporları Kulübünün senkronize buz pateni takımı, Kars Olimpik Buz Sporları Salonu'nda yoğun bir kamp programı uyguluyor.Sporcular, antrenmanlarda kayış tekniği ve hız çalışmalarının yanı sıra programdaki elementlerin tekrarı, takım içi koordinasyon, koreografi, program geçişleri ile müzik ve hareket uyumu üzerine çalışıyor.Geçen sezon Türkiye Şampiyonası ile Hollanda'daki bir organizasyonda önemli dereceler elde eden ekip, uluslararası yarışmalarda milli takım düzeyinde Türkiye'yi temsil etti.Takım, Türkiye Şampiyonası'nın ardından Letonya'nın başkenti Riga'da düzenlenecek uluslararası yarışmada Dünya Şampiyonası'na katılabilmek için gerekli derece ve kotayı elde etmeyi hedefliyor.Sezonun devamında milli takım bünyesinde İngiltere'de düzenlenecek Dünya Şampiyonası'nda Türkiye'yi temsil etmek isteyen sporcular, çalışmalarını bu hedef doğrultusunda sürdürüyor.Vizyon Buz Sporları Kulübü Başantrenörü Ezo Mina Gökgündüz, AA muhabirine, Kars kampıyla yeni sezonu açtıklarını söyledi.İngiltere&#039;deki Dünya Şampiyonası&#039;na gideceğizGeçen yıl Çıldır Gölü'nde gösteri yaptıklarını anlatan Gökgündüz, Kars'a gelmemizin sebebi geçen sene Çıldır Gölü'nde çocuklar bir gösteri yapmıştı. Ondan sonra Kars Valisi ile konuştuk, Kars'ı çok beğendiğimizi ilettik. Biz de sezona Kars kampımızla birlikte başlamak istedik. dedi.Gökgündüz, geçen sezon Hollanda'daki organizasyon ve Türkiye Şampiyonası'nda iyi dereceler elde ettiklerini belirterek, bu sezon da önemli hedeflerinin bulunduğunu ifade etti.Riga'daki uluslararası yarışmanın Dünya Şampiyonası yolunda önemli olduğunu aktaran Gökgündüz, Riga'da uluslararası yarışmada Dünya Şampiyonası'na gidebilmek için belli bir kotayla hak kazanmaya çalışıyoruz. Sonrasında milli takımımızla Türkiye'yi temsilen İngiltere'deki Dünya Şampiyonası'na gideceğiz. diye konuştu.Gökgündüz, Ankara'dan geldikleri için Kars'ın rakımının sporcular açısından farklı bir deneyim olduğunu dile getirdi.Takım kaptanı 17 yaşındaki Umut Baytar ise yoğun geçen çalışmaların sezon hedeflerine ulaşmak açısından önemli olduğunu belirterek, Bu seneki hedeflerimiz Dünya Şampiyonası ve iki yurt dışı yarışmasına katılmak. Kars'ı çok beğendik, gerek insan olsun gerek dışarıdaki insanlar olsun gayet iyi karşıladılar bizi, şu anda da iyi karşılanıyoruz. ifadelerini kullandı.Hedeflerimiz iki yurt dışı yarışmasında kaymakTakım sporcularından Derin Özer ise altı yıldır Vizyon Buz Sporları Kulübünde bulunduğunu belirterek, Kars kampında yoğun bir çalışma programı uyguladıklarını ifade etti.Genç sporcular için kampın bir başka özelliğinin ise farklı bir pistte çalışma imkanı sağlanması olduğunu anlatan Derin Özer, şunları kaydetti:Çok mutluyuz, hedeflerimiz iki yurt dışı yarışmasında kaymak. Türkiye'de güzel dereceler yapmak ve Dünya Şampiyonası'na gitmek. Antrenmanlarda kayışımızı geliştirecek hareketler yapıyoruz. Kayışımızı hızlandıracak elementlerin tek tek üstünden geçiyoruz, koreografi oluşturuyoruz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- CÜNEYT ÇELİK - Kışın Çıldır Gölü'nün doğal buzunda gösteriler yapan senkronize buz pateni takımı, Dünya Şampiyonası hedefiyle sezon hazırlıklarına Türkiye'nin en yüksek rakımlı illerinden Kars'ta başladı.Ankara'dan Kars'a gelen 12 kişilik Vizyon Buz Sporları Kulübünün senkronize buz pateni takımı, Kars Olimpik Buz Sporları Salonu'nda yoğun bir kamp programı uyguluyor.Sporcular, antrenmanlarda kayış tekniği ve hız çalışmalarının yanı sıra programdaki elementlerin tekrarı, takım içi koordinasyon, koreografi, program geçişleri ile müzik ve hareket uyumu üzerine çalışıyor.Geçen sezon Türkiye Şampiyonası ile Hollanda'daki bir organizasyonda önemli dereceler elde eden ekip, uluslararası yarışmalarda milli takım düzeyinde Türkiye'yi temsil etti.Takım, Türkiye Şampiyonası'nın ardından Letonya'nın başkenti Riga'da düzenlenecek uluslararası yarışmada Dünya Şampiyonası'na katılabilmek için gerekli derece ve kotayı elde etmeyi hedefliyor.Sezonun devamında milli takım bünyesinde İngiltere'de düzenlenecek Dünya Şampiyonası'nda Türkiye'yi temsil etmek isteyen sporcular, çalışmalarını bu hedef doğrultusunda sürdürüyor.Vizyon Buz Sporları Kulübü Başantrenörü Ezo Mina Gökgündüz, AA muhabirine, Kars kampıyla yeni sezonu açtıklarını söyledi.İngiltere&#039;deki Dünya Şampiyonası&#039;na gideceğizGeçen yıl Çıldır Gölü'nde gösteri yaptıklarını anlatan Gökgündüz, Kars'a gelmemizin sebebi geçen sene Çıldır Gölü'nde çocuklar bir gösteri yapmıştı. Ondan sonra Kars Valisi ile konuştuk, Kars'ı çok beğendiğimizi ilettik. Biz de sezona Kars kampımızla birlikte başlamak istedik. dedi.Gökgündüz, geçen sezon Hollanda'daki organizasyon ve Türkiye Şampiyonası'nda iyi dereceler elde ettiklerini belirterek, bu sezon da önemli hedeflerinin bulunduğunu ifade etti.Riga'daki uluslararası yarışmanın Dünya Şampiyonası yolunda önemli olduğunu aktaran Gökgündüz, Riga'da uluslararası yarışmada Dünya Şampiyonası'na gidebilmek için belli bir kotayla hak kazanmaya çalışıyoruz. Sonrasında milli takımımızla Türkiye'yi temsilen İngiltere'deki Dünya Şampiyonası'na gideceğiz. diye konuştu.Gökgündüz, Ankara'dan geldikleri için Kars'ın rakımının sporcular açısından farklı bir deneyim olduğunu dile getirdi.Takım kaptanı 17 yaşındaki Umut Baytar ise yoğun geçen çalışmaların sezon hedeflerine ulaşmak açısından önemli olduğunu belirterek, Bu seneki hedeflerimiz Dünya Şampiyonası ve iki yurt dışı yarışmasına katılmak. Kars'ı çok beğendik, gerek insan olsun gerek dışarıdaki insanlar olsun gayet iyi karşıladılar bizi, şu anda da iyi karşılanıyoruz. ifadelerini kullandı.Hedeflerimiz iki yurt dışı yarışmasında kaymakTakım sporcularından Derin Özer ise altı yıldır Vizyon Buz Sporları Kulübünde bulunduğunu belirterek, Kars kampında yoğun bir çalışma programı uyguladıklarını ifade etti.Genç sporcular için kampın bir başka özelliğinin ise farklı bir pistte çalışma imkanı sağlanması olduğunu anlatan Derin Özer, şunları kaydetti:Çok mutluyuz, hedeflerimiz iki yurt dışı yarışmasında kaymak. Türkiye'de güzel dereceler yapmak ve Dünya Şampiyonası'na gitmek. Antrenmanlarda kayışımızı geliştirecek hareketler yapıyoruz. Kayışımızı hızlandıracak elementlerin tek tek üstünden geçiyoruz, koreografi oluşturuyoruz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/senkronize-buz-pateni-takimi-yuksek-rakimli-kars-ta-guc-depoluyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Beşiktaş'ın UEFA Avrupa Ligi serüveni</title>
      <link>https://www.canligaste.com/besiktas-in-uefa-avrupa-ligi-seruveni/910266/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/besiktas-in-uefa-avrupa-ligi-seruveni/910266/</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 11:06:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Siyah-beyazlı ekip, Kupa 2de çıktığı 139 maçta 62 galibiyet, 25 beraberlik ve 52 yenilgi yaşadı - Beşiktaş, Avrupa kupalarında en fazla maça çıktığı ve galibiyet aldığı organizasyonda 2003 ve 2017'de çeyrek finale yükseldi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- METİN ARSLANCAN - UEFA Avrupa Ligi'nin ilk haftasında yarın Fransa'nın Olimpik Marsilya takımını ağırlayacak Beşiktaş'ta bu sezon hedef Kupa 2de çeyrek finalin ötesini görmek. İtalyan teknik adam Vincenzo Italiano'nun yönetiminde sezona başlayan siyah-beyazlı futbol takımı, organizasyonun üç eleme turunu da başarıyla geçerek 36 takım arasında girmeye hak kazandı.Lig aşamasının ilk haftasında taraftarı önünde Olimpik Marsilya ile karşılaşacak Beşiktaş, daha önce iki kez çeyrek final oynadığı Kupa 2ye 3 puanla başlamayı hedefliyor.Avrupa&#039;da en fazla maç ve galibiyet Kupa 2deBeşiktaş, Avrupa futbolunun kulüpler düzeyindeki 2 numaralı organizasyonunda 139 maça çıktı.Siyah-beyazlı takım, 1955'te Fuar Şehirleri Kupası adı altında düzenlenmeye başlanan, 1971-1972 sezonundan itibaren UEFA Kupası adını alan ve 2009-2010'dan bu yana da UEFA Avrupa Ligi olarak organize edilen turnuvada 62 galibiyet, 25 beraberlik ve 52 yenilgi yaşadı.Kupa 2de oynadığı karşılaşmalarda 217 kez fileleri havalandıran Beşiktaş, kalesinde ise 181 gol gördü.11 kez gruplarda mücadele ettiBeşiktaş, UEFA Avrupa Ligi'nde 11 kez eski adı grup, yeni ismi lig aşaması olan formatta boy gösterdi.Siyah-beyazlı takım, Kupa 2de 9 kez elemeleri geçerek, 2 defa da doğrudan grup aşamasında mücadele etti. 2004-2005, 2005-2006 ve 2006-2007 sezonlarında gruplarda mücadele eden Beşiktaş, üst üste 3 sezonda da grubu 4. tamamlayarak elendi.2010-2011'de de Avrupa Ligi gruplarında yer alan siyah-beyazlılar, ikinci olarak üst tura yükseldi. 2011-2012 sezonunda bu organizasyonda yeniden grup aşamasında boy gösteren Beşiktaş, lider olarak 3. tura çıktı.2014-2015'te Avrupa Ligi gruplarında mücadele eden siyah-beyazlı ekip, lider olarak üst turda mücadele hakkı kazandı.2015-2016 ve 2018-2019 sezonlarında grubunu 3. bitiren Beşiktaş, 2019-2020'de 4. ve son basamakta yer aldı.Siyah-beyazlı takım, 2023-2024'te de 3. sırada kendine yer buldu ve Avrupa'ya veda etti. Beşiktaş, son olarak 2024-2025 sezonunda mücadele ettiği lig aşamasında ilk 24 takım arasına giremedi ve organizasyondan elendi.İki kez çeyrek final oynadıBeşiktaş, UEFA Avrupa Ligi'nde iki kez çeyrek finalde mücade etti.Siyah-beyazlı takım, Kupa 2de ilk olarak 2002-2003 sezonunda adını son 8 takım arasına yazdırdı.UEFA Kupası adı altında oynanan söz konusu sezonda sırasıyla Saraybosna, Alaves, Dinamo Kiev ve Slavia Prag'ı saf dışı bırakan Beşiktaş, çeyrek finalde ise Lazio'ya 1-0 ve 2-1'lik skorlarla yenilerek organizasyona veda etti.Siyah-beyazlılar, UEFA Avrupa Ligi'nde 2016-2017 sezonunda da yarı finalin kapısından döndü. Söz konusu sezonda UEFA Şampiyonlar Ligi grubunu 3. sırada tamamlayarak yoluna Avrupa Ligi'nde devam etme hakkı kazanan Beşiktaş, Hapoel Beer Sheva ve Olympiakos'u geçerek son 8 takım arasında yer aldı.Çeyrek finalde Olimpik Lyon ile eşleşen siyah-beyazlı ekip, ilk maçtan 2-1 mağlup ayrılsa da rövanşı aynı skorla kazanarak maçı uzatmalara taşıdı. Uzatma bölümlerinde de eşitliğin bozulmaması üzerine seri penaltı atışlarına gidilirken Beşiktaş, penaltılarda rakibine 7-6 mağlup olarak elendi.Italiano&#039;nun iki finali varBeşiktaş'ta teknik direktör Vincenzo Italiano'nun Avrupa kupalarında iki finali bulunuyor.Sezon başında siyah-beyazlı takımla sözleşme imzalayan Italiano, İtalyan ekibi Fiorentina'yı çalıştırdığı dönemde üst üste iki sezon UEFA Konferans Ligi'nde finale çıkma başarısı gösterdi.Floransa ekibiyle 2022-2023 ve 2023-2024 sezonlarında final gören 48 yaşındaki teknik adam, önce İngiliz takımı West Ham United'a, daha sonraki sene ise Yunan ekibi Olympiakos'a kaybetti ve kupaya uzanamadı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- METİN ARSLANCAN - UEFA Avrupa Ligi'nin ilk haftasında yarın Fransa'nın Olimpik Marsilya takımını ağırlayacak Beşiktaş'ta bu sezon hedef Kupa 2de çeyrek finalin ötesini görmek. İtalyan teknik adam Vincenzo Italiano'nun yönetiminde sezona başlayan siyah-beyazlı futbol takımı, organizasyonun üç eleme turunu da başarıyla geçerek 36 takım arasında girmeye hak kazandı.Lig aşamasının ilk haftasında taraftarı önünde Olimpik Marsilya ile karşılaşacak Beşiktaş, daha önce iki kez çeyrek final oynadığı Kupa 2ye 3 puanla başlamayı hedefliyor.Avrupa&#039;da en fazla maç ve galibiyet Kupa 2deBeşiktaş, Avrupa futbolunun kulüpler düzeyindeki 2 numaralı organizasyonunda 139 maça çıktı.Siyah-beyazlı takım, 1955'te Fuar Şehirleri Kupası adı altında düzenlenmeye başlanan, 1971-1972 sezonundan itibaren UEFA Kupası adını alan ve 2009-2010'dan bu yana da UEFA Avrupa Ligi olarak organize edilen turnuvada 62 galibiyet, 25 beraberlik ve 52 yenilgi yaşadı.Kupa 2de oynadığı karşılaşmalarda 217 kez fileleri havalandıran Beşiktaş, kalesinde ise 181 gol gördü.11 kez gruplarda mücadele ettiBeşiktaş, UEFA Avrupa Ligi'nde 11 kez eski adı grup, yeni ismi lig aşaması olan formatta boy gösterdi.Siyah-beyazlı takım, Kupa 2de 9 kez elemeleri geçerek, 2 defa da doğrudan grup aşamasında mücadele etti. 2004-2005, 2005-2006 ve 2006-2007 sezonlarında gruplarda mücadele eden Beşiktaş, üst üste 3 sezonda da grubu 4. tamamlayarak elendi.2010-2011'de de Avrupa Ligi gruplarında yer alan siyah-beyazlılar, ikinci olarak üst tura yükseldi. 2011-2012 sezonunda bu organizasyonda yeniden grup aşamasında boy gösteren Beşiktaş, lider olarak 3. tura çıktı.2014-2015'te Avrupa Ligi gruplarında mücadele eden siyah-beyazlı ekip, lider olarak üst turda mücadele hakkı kazandı.2015-2016 ve 2018-2019 sezonlarında grubunu 3. bitiren Beşiktaş, 2019-2020'de 4. ve son basamakta yer aldı.Siyah-beyazlı takım, 2023-2024'te de 3. sırada kendine yer buldu ve Avrupa'ya veda etti. Beşiktaş, son olarak 2024-2025 sezonunda mücadele ettiği lig aşamasında ilk 24 takım arasına giremedi ve organizasyondan elendi.İki kez çeyrek final oynadıBeşiktaş, UEFA Avrupa Ligi'nde iki kez çeyrek finalde mücade etti.Siyah-beyazlı takım, Kupa 2de ilk olarak 2002-2003 sezonunda adını son 8 takım arasına yazdırdı.UEFA Kupası adı altında oynanan söz konusu sezonda sırasıyla Saraybosna, Alaves, Dinamo Kiev ve Slavia Prag'ı saf dışı bırakan Beşiktaş, çeyrek finalde ise Lazio'ya 1-0 ve 2-1'lik skorlarla yenilerek organizasyona veda etti.Siyah-beyazlılar, UEFA Avrupa Ligi'nde 2016-2017 sezonunda da yarı finalin kapısından döndü. Söz konusu sezonda UEFA Şampiyonlar Ligi grubunu 3. sırada tamamlayarak yoluna Avrupa Ligi'nde devam etme hakkı kazanan Beşiktaş, Hapoel Beer Sheva ve Olympiakos'u geçerek son 8 takım arasında yer aldı.Çeyrek finalde Olimpik Lyon ile eşleşen siyah-beyazlı ekip, ilk maçtan 2-1 mağlup ayrılsa da rövanşı aynı skorla kazanarak maçı uzatmalara taşıdı. Uzatma bölümlerinde de eşitliğin bozulmaması üzerine seri penaltı atışlarına gidilirken Beşiktaş, penaltılarda rakibine 7-6 mağlup olarak elendi.Italiano&#039;nun iki finali varBeşiktaş'ta teknik direktör Vincenzo Italiano'nun Avrupa kupalarında iki finali bulunuyor.Sezon başında siyah-beyazlı takımla sözleşme imzalayan Italiano, İtalyan ekibi Fiorentina'yı çalıştırdığı dönemde üst üste iki sezon UEFA Konferans Ligi'nde finale çıkma başarısı gösterdi.Floransa ekibiyle 2022-2023 ve 2023-2024 sezonlarında final gören 48 yaşındaki teknik adam, önce İngiliz takımı West Ham United'a, daha sonraki sene ise Yunan ekibi Olympiakos'a kaybetti ve kupaya uzanamadı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/besiktas-in-uefa-avrupa-ligi-seruveni.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Avrupa'da tahvil piyasasında sular ısınıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/avrupa-da-tahvil-piyasasinda-sular-isiniyor/910265/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/avrupa-da-tahvil-piyasasinda-sular-isiniyor/910265/</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 11:06:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Almanya'da 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,57 ile 2009'dan, Fransa'da 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,55 ile 2008'den, İngiltere'de 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,43 ile 2007'den bu yana en yüksek seviyeyi gördü - ABN AMRO Kıdemli Faiz Stratejisti Larissa Fritz: - İran savaşı yeni bir enflasyon dalgasını tetikledi. Bu da piyasa katılımcılarının merkez bankalarının faiz oranlarını artırmasını ve faizleri daha uzun süre yüksek seviyelerde tutmasını beklemesine yol açtı - 2022-23 dönemindeki gibi önceki faiz artırımı döngülerinde, kısa vadeli faiz beklentilerindeki yükseliş de tahvil faizlerini yukarı itmişti ancak bu etki, negatif vade primi tarafından kısmen dengelenmişti şu anda böyle bir dengeleyici etki söz konusu değil]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : BURHAN SANSARLIOĞLU - Dünya genelinde tahvil faizleri enflasyon ve faizlerin uzun süre yüksek kalacağı endişeleriyle tarihi zirvelere çıkarken Avrupa'da da tahvil piyasalarında satış baskısı derinleşiyor.Orta Doğu'da artan jeopolitik gerilimlerin etkisiyle petrol fiyatlarında yaşanan hızlı yükseliş, enflasyonun kalıcı olabileceğine yönelik endişeleri tetikledi. Orta Doğu'daki gerilim Hürmüz Boğazı kaynaklı arz endişelerine neden olurken enerji fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesi tahvil getirilerinin artmasında etkili oldu.Bunun yanında Suudi Arabistan'ın Hürmüz Boğazı'na alternatif olarak devreye aldığı günlük 7 milyon varil kapasiteli Petroline isimli Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'nı Irak'tan düzenlenen saldırılar sebebiyle kapatması da petrol arzına ilişkin endişeleri tetikledi.Bu gelişmelerle ABD Merkez Bankasının (Fed) enflasyonla mücadele kapsamında para politikasını sıkılaştıracağına ilişkin beklentiler güçlendi. Güçlenen beklentiler ise tahvillerde satış baskısına neden oluyor.Avrupa'da da Orta Doğu'daki jeopolitik risklerden dolayı artan enerji maliyetleri enflasyonist endişeleri yükseltti. Bu durum bölgede faiz oranlarının uzun süre yüksek kalacağına yönelik endişeleri artırdı.Avrupa Merkez Bankası (ECB), Orta Doğu'da devam eden gerilimin tetiklediği enerji krizi ve yeniden tırmanışa geçen fiyat baskılarına karşı üç temel politika faizini beklentiler doğrultusunda 25'er baz puan artırdı.ECB Başkanı Christine Lagarde, Orta Doğu'daki çatışmalar ve Rusya-Ukrayna Savaşı'ndaki son gelişmelerin manşet enflasyonu uzun bir süre bankanın yüzde 2'lik hedefinin oldukça üzerinde tutacağı uyarısında bulunmuştu.Bölgede tahvil faizleri zirveleri gördüAlmanya'nın 2 yıllık tahvil faizi yüzde 3,32 ile 2011'den, 5 yıllık tahvil faizi yüzde 3,38 ile 2008'den, 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,57 ile 2009'dan, 20 yıllık tahvil faizi yüzde 3,89 ile 2011'den, 30 yıllık tahvil faizi yüzde 3,91 ile 2011'den bu yana en yüksek seviyeyi gördü.Benzer bir durum Fransa piyasalarında da yaşandı. Fransa'nın 2 yıllık tahvil faizi yüzde 3,54 ile 2023'ten, 5 yıllık tahvil faizi yüzde 4,003 ile 2008'den, 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,55 ile 2008'den, 20 yıllık tahvil faizi yüzde 4,99 ile 2008'den, 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,1766 ile 2002'den bu yana en yüksek seviyeye çıktı.Avrupa Birliği üyesi olmayan İngiltere'nin tahvil piyasalarında da satış baskısı var. İngiltere'nin 2 yıllık tahvil faizi yüzde 4,96 ile 2023'ten, 5 yıllık tahvil faizi yüzde 5,03 ile 2008'den, 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,43 ile 2007'den, 20 yıllık tahvil faizi yüzde 5,90 ile 1998'den, 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,95 ile 1998'den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.İngiltere Merkez Bankasının (BoE) eylül ayı toplantısında politika faizini sabit bırakması beklenmesine karşın bankanın kasım ayı toplantısında faiz artırımına gitmesi öngörülüyor.Önceki faiz artırımı döngülerinin aksine, geçmişte vade primini düşük tutan faktörlerin artık mevcut değilABN AMRO Kıdemli Faiz Stratejisti Larissa Fritz, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, İran savaşı yeni bir enflasyon dalgasını tetikledi. Bu da piyasa katılımcılarının merkez bankalarının faiz oranlarını artırmasını ve faizleri daha uzun süre yüksek seviyelerde tutmasını beklemesine yol açtı. dedi.Bozulan mali durumlar ve artan devlet tahvili arzının da vade priminin yükselmesine neden olduğunu bildiren Fritz, şunları kaydetti:Kısa vadeli faiz beklentilerinin yükselmesi ile vade priminin artması, tahvil faizlerinin tarihsel olarak yüksek seviyelere yükselmesine yol açtı. 2022-2023 dönemindeki gibi önceki faiz artırımı döngülerinde, kısa vadeli faiz beklentilerindeki yükseliş de tahvil faizlerini yukarı itmişti ancak bu etki, negatif vade primi tarafından kısmen dengelenmişti. Şu anda böyle bir dengeleyici etki söz konusu değil çünkü vade primi, kısa vadeli faiz beklentileriyle birlikte yükseliyor ve bu da tahvil faizlerinin çok daha yüksek seviyelere çıkmasına olanak sağlıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : BURHAN SANSARLIOĞLU - Dünya genelinde tahvil faizleri enflasyon ve faizlerin uzun süre yüksek kalacağı endişeleriyle tarihi zirvelere çıkarken Avrupa'da da tahvil piyasalarında satış baskısı derinleşiyor.Orta Doğu'da artan jeopolitik gerilimlerin etkisiyle petrol fiyatlarında yaşanan hızlı yükseliş, enflasyonun kalıcı olabileceğine yönelik endişeleri tetikledi. Orta Doğu'daki gerilim Hürmüz Boğazı kaynaklı arz endişelerine neden olurken enerji fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesi tahvil getirilerinin artmasında etkili oldu.Bunun yanında Suudi Arabistan'ın Hürmüz Boğazı'na alternatif olarak devreye aldığı günlük 7 milyon varil kapasiteli Petroline isimli Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'nı Irak'tan düzenlenen saldırılar sebebiyle kapatması da petrol arzına ilişkin endişeleri tetikledi.Bu gelişmelerle ABD Merkez Bankasının (Fed) enflasyonla mücadele kapsamında para politikasını sıkılaştıracağına ilişkin beklentiler güçlendi. Güçlenen beklentiler ise tahvillerde satış baskısına neden oluyor.Avrupa'da da Orta Doğu'daki jeopolitik risklerden dolayı artan enerji maliyetleri enflasyonist endişeleri yükseltti. Bu durum bölgede faiz oranlarının uzun süre yüksek kalacağına yönelik endişeleri artırdı.Avrupa Merkez Bankası (ECB), Orta Doğu'da devam eden gerilimin tetiklediği enerji krizi ve yeniden tırmanışa geçen fiyat baskılarına karşı üç temel politika faizini beklentiler doğrultusunda 25'er baz puan artırdı.ECB Başkanı Christine Lagarde, Orta Doğu'daki çatışmalar ve Rusya-Ukrayna Savaşı'ndaki son gelişmelerin manşet enflasyonu uzun bir süre bankanın yüzde 2'lik hedefinin oldukça üzerinde tutacağı uyarısında bulunmuştu.Bölgede tahvil faizleri zirveleri gördüAlmanya'nın 2 yıllık tahvil faizi yüzde 3,32 ile 2011'den, 5 yıllık tahvil faizi yüzde 3,38 ile 2008'den, 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,57 ile 2009'dan, 20 yıllık tahvil faizi yüzde 3,89 ile 2011'den, 30 yıllık tahvil faizi yüzde 3,91 ile 2011'den bu yana en yüksek seviyeyi gördü.Benzer bir durum Fransa piyasalarında da yaşandı. Fransa'nın 2 yıllık tahvil faizi yüzde 3,54 ile 2023'ten, 5 yıllık tahvil faizi yüzde 4,003 ile 2008'den, 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,55 ile 2008'den, 20 yıllık tahvil faizi yüzde 4,99 ile 2008'den, 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,1766 ile 2002'den bu yana en yüksek seviyeye çıktı.Avrupa Birliği üyesi olmayan İngiltere'nin tahvil piyasalarında da satış baskısı var. İngiltere'nin 2 yıllık tahvil faizi yüzde 4,96 ile 2023'ten, 5 yıllık tahvil faizi yüzde 5,03 ile 2008'den, 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,43 ile 2007'den, 20 yıllık tahvil faizi yüzde 5,90 ile 1998'den, 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,95 ile 1998'den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.İngiltere Merkez Bankasının (BoE) eylül ayı toplantısında politika faizini sabit bırakması beklenmesine karşın bankanın kasım ayı toplantısında faiz artırımına gitmesi öngörülüyor.Önceki faiz artırımı döngülerinin aksine, geçmişte vade primini düşük tutan faktörlerin artık mevcut değilABN AMRO Kıdemli Faiz Stratejisti Larissa Fritz, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, İran savaşı yeni bir enflasyon dalgasını tetikledi. Bu da piyasa katılımcılarının merkez bankalarının faiz oranlarını artırmasını ve faizleri daha uzun süre yüksek seviyelerde tutmasını beklemesine yol açtı. dedi.Bozulan mali durumlar ve artan devlet tahvili arzının da vade priminin yükselmesine neden olduğunu bildiren Fritz, şunları kaydetti:Kısa vadeli faiz beklentilerinin yükselmesi ile vade priminin artması, tahvil faizlerinin tarihsel olarak yüksek seviyelere yükselmesine yol açtı. 2022-2023 dönemindeki gibi önceki faiz artırımı döngülerinde, kısa vadeli faiz beklentilerindeki yükseliş de tahvil faizlerini yukarı itmişti ancak bu etki, negatif vade primi tarafından kısmen dengelenmişti. Şu anda böyle bir dengeleyici etki söz konusu değil çünkü vade primi, kısa vadeli faiz beklentileriyle birlikte yükseliyor ve bu da tahvil faizlerinin çok daha yüksek seviyelere çıkmasına olanak sağlıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Ağır okul çantaları çocuklarda duruş bozukluğu ve kas ağrılarına yol açabilir</title>
      <link>https://www.canligaste.com/agir-okul-cantalari-cocuklarda-durus-bozuklugu-ve-kas-agrilarina-yol-acabilir/910264/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/agir-okul-cantalari-cocuklarda-durus-bozuklugu-ve-kas-agrilarina-yol-acabilir/910264/</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 11:06:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Edirne / Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamdi Nezih Dağdeviren: - Çantanın ağırlığının çocuğun vücut ağırlığının yüzde 10'unu geçmemesini istiyoruz - Doğru çantanın alınması kadar doğru kullanılması da önemli]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Edirne Haberleri : SEMAY EZGİ ÖZÇETİN - Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamdi Nezih Dağdeviren, ağır ve dengesiz kullanılan okul çantalarının çocuklarda kas ağrıları ve duruş bozukluklarına neden olabileceğini belirtti.Dağdeviren, AA muhabirine, ağır ve dengesiz okul çantalarının özellikle sırt, omuz ve çevresindeki kaslara yük bindirebileceğini söyledi.Çantanın ağırlığının azaltılmasına rağmen dinlenmeyle geçmeyen veya zamanla artan ağrıların dikkate alınması gerektiğini belirten Dağdeviren, Okul çantalarının ağırlığı ve dengesiz taşınması çocukta duruş bozukluğuna, öncelikle de kas ağrılarına sebep olabilir. Bu ağrılar dinlenince geçmiyorsa ailelerin önce çantanın ağırlığını azaltmalarını, şikayetlerin devam etmesi halinde de çocuğu hekim kontrolüne getirmelerini faydalı buluyoruz. ifadelerini kullandı.Dağdeviren, Biz pratik olarak çocukların ağırlığının yüzde 10'unu geçmeyen çantaları istiyoruz. Mümkünse çok daha azını tercih ediyoruz. Doğru çantanın alınması kadar çantanın doğru kullanılması da önemli. Çift taraftan omuza takılabilen, omuz askıları olabildiğince geniş, ağırlığı vücuda eşit yayabilen çantaların mümkün olduğunca sırta yakın takılmasını istiyoruz. dedi.Çantanın sırta yakın tutulması, askılarının çocuğa göre ayarlanması ve yürürken dik duruşu bozmayacak şekilde kullanılması gerektiğini ifade eden Dağdeviren, tekerlekli çantaların bazı durumlarda tercih edilebileceğini ancak asıl önemli noktanın çocuğun sırtına gereğinden fazla yük bindirilmemesi olduğunu kaydetti.⁠Çocukların taşıdığı yük azaltılmalıDağdeviren, okul çantalarının hafifletilmesi konusunda ailelerin yanı sıra okullara görev düştüğünü söyledi.Öğrencilerin ihtiyaç duymadıkları kitap ve eğitim materyalini okulda bırakabilecekleri güvenli dolapların oluşturulmasının faydalı olabileceğini belirten Dağdeviren, ders programlarının da çocukların gün içerisinde daha az yük taşımasını sağlayacak şekilde planlanabileceğini dile getirdi.Dağdeviren, Çocukların taşıdığı yük azaltılmalı. Öğrencilerin gün içinde çok sayıda dersin kitap ve defterini taşımak yerine daha az malzemeyle okula gelmesini sağlayacak planlamalar yapılabilir. Milli Eğitim Bakanlığı, bakanlık kaynakları dışında kaynak kullanılmamasına yönelik uyarılar yapıyor. Bunun da öğrencilerin çantalarındaki ek yükün azalmasına katkı sağlayacağını düşünüyorum. diye konuştu.Skolyozun tek başına çantadan olduğunu söylemek doğru değilProf. Dr. Dağdeviren, ağır okul çantalarıyla skolyoz arasında doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurulmasının doğru olmadığını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:Skolyozun tek başına çantadan ötürü olduğunu söylemek doğru değil. Ancak kaslar bozulduysa, oturuş şekli değiştiyse ve o oturuş günlük hayatın her yerine tesir ettiyse, derste aynı şekilde oturuyorsa, evde tabletiyle çalışırken aynı şekilde oturuyorsa, televizyonu aynı oturuşta seyrediyorsa duruş değişiklikleri kalıcı hale gelebilir. Omurganın açısını da değiştirebilir. Çocukların yalnızca okul çantasını taşırken değil, günlük yaşamlarının tamamında doğru duruş alışkanlıkları kazanmasının önemli olduğuna işaret eden Dağdeviren, ailelerin ve çocukların bu konuda sağlık okuryazarlığının artırılması gerektiğini sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Edirne Haberleri : SEMAY EZGİ ÖZÇETİN - Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamdi Nezih Dağdeviren, ağır ve dengesiz kullanılan okul çantalarının çocuklarda kas ağrıları ve duruş bozukluklarına neden olabileceğini belirtti.Dağdeviren, AA muhabirine, ağır ve dengesiz okul çantalarının özellikle sırt, omuz ve çevresindeki kaslara yük bindirebileceğini söyledi.Çantanın ağırlığının azaltılmasına rağmen dinlenmeyle geçmeyen veya zamanla artan ağrıların dikkate alınması gerektiğini belirten Dağdeviren, Okul çantalarının ağırlığı ve dengesiz taşınması çocukta duruş bozukluğuna, öncelikle de kas ağrılarına sebep olabilir. Bu ağrılar dinlenince geçmiyorsa ailelerin önce çantanın ağırlığını azaltmalarını, şikayetlerin devam etmesi halinde de çocuğu hekim kontrolüne getirmelerini faydalı buluyoruz. ifadelerini kullandı.Dağdeviren, Biz pratik olarak çocukların ağırlığının yüzde 10'unu geçmeyen çantaları istiyoruz. Mümkünse çok daha azını tercih ediyoruz. Doğru çantanın alınması kadar çantanın doğru kullanılması da önemli. Çift taraftan omuza takılabilen, omuz askıları olabildiğince geniş, ağırlığı vücuda eşit yayabilen çantaların mümkün olduğunca sırta yakın takılmasını istiyoruz. dedi.Çantanın sırta yakın tutulması, askılarının çocuğa göre ayarlanması ve yürürken dik duruşu bozmayacak şekilde kullanılması gerektiğini ifade eden Dağdeviren, tekerlekli çantaların bazı durumlarda tercih edilebileceğini ancak asıl önemli noktanın çocuğun sırtına gereğinden fazla yük bindirilmemesi olduğunu kaydetti.⁠Çocukların taşıdığı yük azaltılmalıDağdeviren, okul çantalarının hafifletilmesi konusunda ailelerin yanı sıra okullara görev düştüğünü söyledi.Öğrencilerin ihtiyaç duymadıkları kitap ve eğitim materyalini okulda bırakabilecekleri güvenli dolapların oluşturulmasının faydalı olabileceğini belirten Dağdeviren, ders programlarının da çocukların gün içerisinde daha az yük taşımasını sağlayacak şekilde planlanabileceğini dile getirdi.Dağdeviren, Çocukların taşıdığı yük azaltılmalı. Öğrencilerin gün içinde çok sayıda dersin kitap ve defterini taşımak yerine daha az malzemeyle okula gelmesini sağlayacak planlamalar yapılabilir. Milli Eğitim Bakanlığı, bakanlık kaynakları dışında kaynak kullanılmamasına yönelik uyarılar yapıyor. Bunun da öğrencilerin çantalarındaki ek yükün azalmasına katkı sağlayacağını düşünüyorum. diye konuştu.Skolyozun tek başına çantadan olduğunu söylemek doğru değilProf. Dr. Dağdeviren, ağır okul çantalarıyla skolyoz arasında doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurulmasının doğru olmadığını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:Skolyozun tek başına çantadan ötürü olduğunu söylemek doğru değil. Ancak kaslar bozulduysa, oturuş şekli değiştiyse ve o oturuş günlük hayatın her yerine tesir ettiyse, derste aynı şekilde oturuyorsa, evde tabletiyle çalışırken aynı şekilde oturuyorsa, televizyonu aynı oturuşta seyrediyorsa duruş değişiklikleri kalıcı hale gelebilir. Omurganın açısını da değiştirebilir. Çocukların yalnızca okul çantasını taşırken değil, günlük yaşamlarının tamamında doğru duruş alışkanlıkları kazanmasının önemli olduğuna işaret eden Dağdeviren, ailelerin ve çocukların bu konuda sağlık okuryazarlığının artırılması gerektiğini sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/agir-okul-cantalari-cocuklarda-durus-bozuklugu-ve-kas-agrilarina-yol-acabilir.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bahçeşehir Koleji oyuncuları Malachi Flynn ile İsmet Akpınar, kadro kalitesinden memnun</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bahcesehir-koleji-oyunculari-malachi-flynn-ile-ismet-akpinar-kadro-kalitesinden-memnun/910262/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bahcesehir-koleji-oyunculari-malachi-flynn-ile-ismet-akpinar-kadro-kalitesinden-memnun/910262/</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 11:06:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: ABD asıllı Türk basketbolcu Malachi Flynn: Bence güzel bir kadro kuruldu. Takımımız, şu anda Avrupa Ligi'ne katılmayı hedefliyor. Biz de bunun için elimizden geleni yapacağız - Bahçeşehir Koleji'nin 31 yaşındaki oyun kurucusu İsmet Akpınar: Bu kadro BKT Avrupa Kupası şampiyonluğu için kuruldu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- CAN ÖCAL - Bahçeşehir Koleji Basketbol Takımı'nda Malachi Flynn ile İsmet Akpınar, yeni sezon öncesinde oluşturulan kadrodan memnun olduklarını dile getirdi.ABD asıllı Türk oyuncu Malachi Flynn ile 31 yaşındaki oyun kurucu İsmet Akpınar, Sinan Erdem Spor Salonu'nda AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.Flynn, yeni sezon öncesinde çok heyecanlı olduğunu belirterek, Bence iyi bir takıma sahibiz. Birçok farklı seviyede tecrübeler edinmiş oyuncular takıma katıldı. Kimyayı tutturabilirsek iyi bir sezon geçireceğiz. ifadelerini kullandı.Türk vatandaşlığına geçtiği için mutlu olduğunu aktaran 28 yaşındaki oyun kurucu, Bu benim için çok şey ifade ediyor. A Milli Takım'da oynamak her zaman için çok büyük bir gurur. Milli takımda oynadığım için mutluyum. Burada her zaman çok iyi bir atmosfer var. Takım bana çok güzel kucak açtı. O yüzden oldukça mutluyum. diye konuştu.Flynn, Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi'nde Türk statüsünde oynayacak olmasının takıma avantaj sağlayacağını kaydederek, Bu durum bize rotasyonda esneklik getirebilir. Yine de benim rolüm aynı olacak. Onun dışında takımımızda zaten çok iyi Türk oyuncularımız var. şeklinde görüş belirtti.Malachi Flynn, yeni sezon öncesinde iyi bir kadro kurduklarını vurgulayarak, BKT Avrupa Kupası'nda yer alan tüm takımları yenebiliriz. Basketbol Avrupa Ligi takımlarıyla da mücadele edebiliriz. Şu anda Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi'nde üç tane Avrupa Ligi takımı var. Onlarla da mücadele etmeye çalışıyoruz. Bence güzel bir kadro kuruldu. Takımımız, şu anda Avrupa Ligi'ne katılmayı hedefliyor. Biz de bunun için elimizden geleni yapacağız. değerlendirmesinde bulundu.Gelecek hedeflerine değinen 28 yaşındaki oyuncu, Üst seviye organizasyonlarda kazandığımız sürece kişisel başarılarla ilgilenmiyorum. Neler yapabildiğimi zaten gösterdim. Bundan sonra da yapabildiğim şeylere devam etmek istiyorum. dedi.İsmet Akpınar: BKT Avrupa Kupası, bu sezon kolay olmayacakBahçeşehir Koleji'nin Türk asıllı Alman oyuncusu İsmet Akpınar ise BKT Avrupa Kupası'nın bu sezon zorlu geçeceğini söyledi.Yeni sezon öncesinde güzel bir kadro kurduklarını belirten 31 yaşındaki oyuncu, Takımın çekirdeğini tuttuk. Kadroya güzel eklemeler yaptık. Başkanımız Begüm Yücel de iyi bir takım kurduğumuzu söyledi. Ona katılıyorum. Bence de Basketbol Avrupa Ligi seviyesinde bir kadromuz var. BKT Avrupa Kupası, bu sezon kolay olmayacak. PAOK ve Aris gibi takımlar var. Bazı İspanya takımları da organizasyonda yer alıyor. Kolay bir organizasyon değil ama kadromuz çok iyi. Bu yüzden Avrupa Kupası'nda şampiyon olabiliriz ama yolumuz daha uzun. değerlendirmesinde bulundu.İsmet Akpınar, takım olarak kendilerine yüksek hedefler koyduklarını ifade ederek, Bu kadro BKT Avrupa Kupası şampiyonluğu için kuruldu. Geçen sezon da ligde yarı finale kadar yükseldik. Bence finali hak etmiştik. Şampiyonluğu hedefliyoruz. Umarım güzel bir sezon olur. ifadelerini kullandı.Takımın yeni sezon öncesindeki hazırlık sürecine değinen İsmet, İlk hazırlıklara başladığımızda milli takımdan dolayı kısa oyuncu rotasyonumuzda 5 eksik vardı. Şimdi Gloria Cup turnuvasından geldik. Güzel bir turnuva geçirdik. Orada 3 maç kazandık. Kısa zamanda güzel bir kimyaya ulaştık. Umutluyum. Bizim için güzel bir sezon olacak. diye konuştu.İsmet Akpınar, Bahçeşehir Koleji'nde üçüncü sezonuna girdiğini aktararak, şunları kaydetti: Neredeyse ekipteki herkesi tanıyorum. Burası benim ailem gibi. Herkesi çok seviyorum. Umarım bu takımla kupa kazanırız. Ben takıma yardım etmek istiyorum. Rolüm ne olursa olsun ben takımıma yardımcı olmak istiyorum. Savunma yapabilirim, hücumda üçlük atabilirim, agresif oynayabilirim ve iyi bir takım arkadaşı olabilirim. Şampiyon olmak için takımın neye ihtiyacı varsa onu yapmak istiyorum.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- CAN ÖCAL - Bahçeşehir Koleji Basketbol Takımı'nda Malachi Flynn ile İsmet Akpınar, yeni sezon öncesinde oluşturulan kadrodan memnun olduklarını dile getirdi.ABD asıllı Türk oyuncu Malachi Flynn ile 31 yaşındaki oyun kurucu İsmet Akpınar, Sinan Erdem Spor Salonu'nda AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.Flynn, yeni sezon öncesinde çok heyecanlı olduğunu belirterek, Bence iyi bir takıma sahibiz. Birçok farklı seviyede tecrübeler edinmiş oyuncular takıma katıldı. Kimyayı tutturabilirsek iyi bir sezon geçireceğiz. ifadelerini kullandı.Türk vatandaşlığına geçtiği için mutlu olduğunu aktaran 28 yaşındaki oyun kurucu, Bu benim için çok şey ifade ediyor. A Milli Takım'da oynamak her zaman için çok büyük bir gurur. Milli takımda oynadığım için mutluyum. Burada her zaman çok iyi bir atmosfer var. Takım bana çok güzel kucak açtı. O yüzden oldukça mutluyum. diye konuştu.Flynn, Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi'nde Türk statüsünde oynayacak olmasının takıma avantaj sağlayacağını kaydederek, Bu durum bize rotasyonda esneklik getirebilir. Yine de benim rolüm aynı olacak. Onun dışında takımımızda zaten çok iyi Türk oyuncularımız var. şeklinde görüş belirtti.Malachi Flynn, yeni sezon öncesinde iyi bir kadro kurduklarını vurgulayarak, BKT Avrupa Kupası'nda yer alan tüm takımları yenebiliriz. Basketbol Avrupa Ligi takımlarıyla da mücadele edebiliriz. Şu anda Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi'nde üç tane Avrupa Ligi takımı var. Onlarla da mücadele etmeye çalışıyoruz. Bence güzel bir kadro kuruldu. Takımımız, şu anda Avrupa Ligi'ne katılmayı hedefliyor. Biz de bunun için elimizden geleni yapacağız. değerlendirmesinde bulundu.Gelecek hedeflerine değinen 28 yaşındaki oyuncu, Üst seviye organizasyonlarda kazandığımız sürece kişisel başarılarla ilgilenmiyorum. Neler yapabildiğimi zaten gösterdim. Bundan sonra da yapabildiğim şeylere devam etmek istiyorum. dedi.İsmet Akpınar: BKT Avrupa Kupası, bu sezon kolay olmayacakBahçeşehir Koleji'nin Türk asıllı Alman oyuncusu İsmet Akpınar ise BKT Avrupa Kupası'nın bu sezon zorlu geçeceğini söyledi.Yeni sezon öncesinde güzel bir kadro kurduklarını belirten 31 yaşındaki oyuncu, Takımın çekirdeğini tuttuk. Kadroya güzel eklemeler yaptık. Başkanımız Begüm Yücel de iyi bir takım kurduğumuzu söyledi. Ona katılıyorum. Bence de Basketbol Avrupa Ligi seviyesinde bir kadromuz var. BKT Avrupa Kupası, bu sezon kolay olmayacak. PAOK ve Aris gibi takımlar var. Bazı İspanya takımları da organizasyonda yer alıyor. Kolay bir organizasyon değil ama kadromuz çok iyi. Bu yüzden Avrupa Kupası'nda şampiyon olabiliriz ama yolumuz daha uzun. değerlendirmesinde bulundu.İsmet Akpınar, takım olarak kendilerine yüksek hedefler koyduklarını ifade ederek, Bu kadro BKT Avrupa Kupası şampiyonluğu için kuruldu. Geçen sezon da ligde yarı finale kadar yükseldik. Bence finali hak etmiştik. Şampiyonluğu hedefliyoruz. Umarım güzel bir sezon olur. ifadelerini kullandı.Takımın yeni sezon öncesindeki hazırlık sürecine değinen İsmet, İlk hazırlıklara başladığımızda milli takımdan dolayı kısa oyuncu rotasyonumuzda 5 eksik vardı. Şimdi Gloria Cup turnuvasından geldik. Güzel bir turnuva geçirdik. Orada 3 maç kazandık. Kısa zamanda güzel bir kimyaya ulaştık. Umutluyum. Bizim için güzel bir sezon olacak. diye konuştu.İsmet Akpınar, Bahçeşehir Koleji'nde üçüncü sezonuna girdiğini aktararak, şunları kaydetti: Neredeyse ekipteki herkesi tanıyorum. Burası benim ailem gibi. Herkesi çok seviyorum. Umarım bu takımla kupa kazanırız. Ben takıma yardım etmek istiyorum. Rolüm ne olursa olsun ben takımıma yardımcı olmak istiyorum. Savunma yapabilirim, hücumda üçlük atabilirim, agresif oynayabilirim ve iyi bir takım arkadaşı olabilirim. Şampiyon olmak için takımın neye ihtiyacı varsa onu yapmak istiyorum.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'nin en uzun nehri Kızılırmak'ı turizme kazandıracak proje sürüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-nin-en-uzun-nehri-kizilirmak-i-turizme-kazandiracak-proje-suruyor/910259/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-nin-en-uzun-nehri-kizilirmak-i-turizme-kazandiracak-proje-suruyor/910259/</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 11:04:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Sivas / Tarihi Eğri Köprü'nün bulunduğu alanda devam eden projenin 65 bin metrekarelik birinci etabının, bu yıl içerisinde tamamlanması planlanıyor - Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun: - Suyla şehrimize yeni bir yaşam alanı kazandıracağız ama aslında baktığınız zaman şehrimize yeni bir vizyon, yeni bir soluk getireceğiz inşallah. Artık Kızılırmak akıp Sivaslılar bakmayacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Sivas Haberleri : SERHAT ZAFER - Türkiye'nin en uzun nehri Kızılırmak'ın Sivas'tan geçen bölümünde hayata geçirilecek proje kapsamında kafe, restoran, yürüyüş, spor ve kültürel alanlar oluşturuluyor.Sivas Belediyesi tarafından Kızılırmak'ın şehrin sosyal hayatına ve turizme kazandırılması adına başlatılan proje, 4 etap halinde yapılacak.Tarihi Eğri Köprü'nün bulunduğu alanda devam eden projenin 65 bin metrekarelik birinci etabının, bu yıl içerisinde tamamlanması planlanıyor.Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun, AA muhabirine, Kızılırmak Projesinin Sivas'ın 40 yıllık hayali ve Kızılelması olduğunu söyledi.Göreve geldikten sonra projenin yapımı için düğmeye bastıklarını belirten Uzun, ilk olarak Eskişehir Porsuk Çayı Projesi'ni gerçekleştiren ekiple görüştüklerini ifade etti.Uzun, daha sonra proje hazırlama sürecini başlattıklarını anlatarak, Projeleri bitirdikten sonraki süreçte hemen bütçemizi oluşturduk ve birinci etabımızın ihalesini gerçekleştirdik. Birinci etap 65 bin metrekarelik bir alan, Fadlum Irmağı'ndan başlıyor ve tarihi Eğri Köprü'ye kadar uzanıyor. dedi.Projenin birinci etap çalışmaları hakkında bilgi veren Uzun, Yeme-içme mekanları koyduk, Fadlum Irmağı kenarına kafe ve restoran yapımı gerçekleştireceğiz. 24 dükkandan oluşan sokak lezzetleri alanı oluşturmuş olacağız. Çocuklar için oyun alanları olacak, dron futbolunu ön plana çıkartmak için dron futbol sahası kuracağız. Yürüyüş alanları, değirmen kafe, spor alanları, bisiklet yolları olacak. Meşhurlar Parkı'nda Sivas'ın tarihinde, kültüründe, edebiyatında, sanatında, sporunda ve bilim hayatında etkili olan 35 ismi komisyonla belirledik. Onların isimlerinin yer alacağı parkı oluşturmuş olacağız. diye konuştu.Burada bir yaşam alanı oluşturacağızProjenin Sivas açısından önemine dikkati çeken Uzun, şunları kaydetti:Kızılırmak Projesi'ni şehrimiz için yeni bir vizyon ve gelişim alanı olarak görüyor, yeni bir turizm alanı olarak da yorumluyoruz. İnşallah birinci etabımızı bu sene bitireceğiz. Akabinde 300 bin metrekareye yakın bir alan için 70 milyon liraya dolgu ihalesini yaptık. Önümüzdeki günlerde proje alanımızın yan tarafında yer alan cadde ve sokaklardan verimli toprağı alacağız, bu alanı dolduracağız. Kıştan önce burada yaklaşık 20 bin kamyon, 400 bin metreküp civarında toprağı bu alana doldurmuş olacağız. Gelecek seneye alanı hazırlamak istiyoruz, mart ayı içerisinde de Bağdat Caddesi ile Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı arasında yer alan ikinci etabın ihalesini gerçekleştirmiş olacağız. İkinci etap çok daha büyük bir alanı kapsıyor. İçerik itibarıyla da konser alanlarından tutun kuş vadisine, eğlence mekanlarına, 30 bin metrekarelik göl alanına, yürüyüş ve spor alanlarına ve müzelere kadar hatta nikah salonunu da buraya taşımayı planlıyoruz. Burada bir yaşam alanı oluşturacağız.Uzun, üçüncü etabın ise Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı ile Kayseri kara yolu arasında yer aldığını dile getirdi.Dördüncü etabı da Mısmılırmak'tan Aksu Projesi'nin olduğu yerden başlayıp Kızılırmak'a kadar devam eden alan olarak belirlediklerini kaydeden Uzun, Toplamda 700 bin metrekarelik bir alan. Hedefimiz, birinci ve ikinci etapları 2029 yılına kadar tamamlamak. 2030 yılı sonuna kadar da üçüncü ve dördüncü etapları tamamlayıp burada bir yaşam ve turizm alanı oluşturmak istiyoruz. ifadelerini kullandı.İnşallah burasını Avrupa şehri gibi yapacağızUzun, Kızılırmak'ın Sivas'a hayat veren, şiirlere, türkülere ve ağıtlara konu olan bir nehir olduğunu anlattı.Kızılırmak'ın şehrin ekonomisinde de önemli bir yerinin olduğunu vurgulayan Uzun, şunları dile getirdi:Avrupa'da genelde nehirler şehirlerin ortasından geçiyor ve geçtikleri yerlere hayat veriyor. Bizde de halk arasında Kızılırmak akıyor, Sivaslılar bakıyor' şeklinde tabir vardır. İnşallah burasını Avrupa şehri gibi yapacağız. Sivas halkı, 'Başkan Kızılırmak projesine başladı, Sivas'ı Venedik gibi yapacak.' diyor, bu kulağıma gelmeye başladı ve bundan da çok büyük mutluluk duyuyorum. Su, hayat ve canlılık demek. Suyla şehrimize yeni bir yaşam alanı kazandıracağız ama aslında baktığınız zaman şehrimize yeni bir vizyon, yeni bir soluk getireceğiz inşallah. Artık Kızılırmak akıp Sivaslılar bakmayacak.Uzun, Kızılırmak'ın yan tarafında bulunan Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı'nın olduğu bölgede imar ruhsatlarını vermeye başladıklarını belirterek, burasının yatay mimariyle Türkiye'de de örnek bir mahalle olacağını sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Sivas Haberleri : SERHAT ZAFER - Türkiye'nin en uzun nehri Kızılırmak'ın Sivas'tan geçen bölümünde hayata geçirilecek proje kapsamında kafe, restoran, yürüyüş, spor ve kültürel alanlar oluşturuluyor.Sivas Belediyesi tarafından Kızılırmak'ın şehrin sosyal hayatına ve turizme kazandırılması adına başlatılan proje, 4 etap halinde yapılacak.Tarihi Eğri Köprü'nün bulunduğu alanda devam eden projenin 65 bin metrekarelik birinci etabının, bu yıl içerisinde tamamlanması planlanıyor.Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun, AA muhabirine, Kızılırmak Projesinin Sivas'ın 40 yıllık hayali ve Kızılelması olduğunu söyledi.Göreve geldikten sonra projenin yapımı için düğmeye bastıklarını belirten Uzun, ilk olarak Eskişehir Porsuk Çayı Projesi'ni gerçekleştiren ekiple görüştüklerini ifade etti.Uzun, daha sonra proje hazırlama sürecini başlattıklarını anlatarak, Projeleri bitirdikten sonraki süreçte hemen bütçemizi oluşturduk ve birinci etabımızın ihalesini gerçekleştirdik. Birinci etap 65 bin metrekarelik bir alan, Fadlum Irmağı'ndan başlıyor ve tarihi Eğri Köprü'ye kadar uzanıyor. dedi.Projenin birinci etap çalışmaları hakkında bilgi veren Uzun, Yeme-içme mekanları koyduk, Fadlum Irmağı kenarına kafe ve restoran yapımı gerçekleştireceğiz. 24 dükkandan oluşan sokak lezzetleri alanı oluşturmuş olacağız. Çocuklar için oyun alanları olacak, dron futbolunu ön plana çıkartmak için dron futbol sahası kuracağız. Yürüyüş alanları, değirmen kafe, spor alanları, bisiklet yolları olacak. Meşhurlar Parkı'nda Sivas'ın tarihinde, kültüründe, edebiyatında, sanatında, sporunda ve bilim hayatında etkili olan 35 ismi komisyonla belirledik. Onların isimlerinin yer alacağı parkı oluşturmuş olacağız. diye konuştu.Burada bir yaşam alanı oluşturacağızProjenin Sivas açısından önemine dikkati çeken Uzun, şunları kaydetti:Kızılırmak Projesi'ni şehrimiz için yeni bir vizyon ve gelişim alanı olarak görüyor, yeni bir turizm alanı olarak da yorumluyoruz. İnşallah birinci etabımızı bu sene bitireceğiz. Akabinde 300 bin metrekareye yakın bir alan için 70 milyon liraya dolgu ihalesini yaptık. Önümüzdeki günlerde proje alanımızın yan tarafında yer alan cadde ve sokaklardan verimli toprağı alacağız, bu alanı dolduracağız. Kıştan önce burada yaklaşık 20 bin kamyon, 400 bin metreküp civarında toprağı bu alana doldurmuş olacağız. Gelecek seneye alanı hazırlamak istiyoruz, mart ayı içerisinde de Bağdat Caddesi ile Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı arasında yer alan ikinci etabın ihalesini gerçekleştirmiş olacağız. İkinci etap çok daha büyük bir alanı kapsıyor. İçerik itibarıyla da konser alanlarından tutun kuş vadisine, eğlence mekanlarına, 30 bin metrekarelik göl alanına, yürüyüş ve spor alanlarına ve müzelere kadar hatta nikah salonunu da buraya taşımayı planlıyoruz. Burada bir yaşam alanı oluşturacağız.Uzun, üçüncü etabın ise Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı ile Kayseri kara yolu arasında yer aldığını dile getirdi.Dördüncü etabı da Mısmılırmak'tan Aksu Projesi'nin olduğu yerden başlayıp Kızılırmak'a kadar devam eden alan olarak belirlediklerini kaydeden Uzun, Toplamda 700 bin metrekarelik bir alan. Hedefimiz, birinci ve ikinci etapları 2029 yılına kadar tamamlamak. 2030 yılı sonuna kadar da üçüncü ve dördüncü etapları tamamlayıp burada bir yaşam ve turizm alanı oluşturmak istiyoruz. ifadelerini kullandı.İnşallah burasını Avrupa şehri gibi yapacağızUzun, Kızılırmak'ın Sivas'a hayat veren, şiirlere, türkülere ve ağıtlara konu olan bir nehir olduğunu anlattı.Kızılırmak'ın şehrin ekonomisinde de önemli bir yerinin olduğunu vurgulayan Uzun, şunları dile getirdi:Avrupa'da genelde nehirler şehirlerin ortasından geçiyor ve geçtikleri yerlere hayat veriyor. Bizde de halk arasında Kızılırmak akıyor, Sivaslılar bakıyor' şeklinde tabir vardır. İnşallah burasını Avrupa şehri gibi yapacağız. Sivas halkı, 'Başkan Kızılırmak projesine başladı, Sivas'ı Venedik gibi yapacak.' diyor, bu kulağıma gelmeye başladı ve bundan da çok büyük mutluluk duyuyorum. Su, hayat ve canlılık demek. Suyla şehrimize yeni bir yaşam alanı kazandıracağız ama aslında baktığınız zaman şehrimize yeni bir vizyon, yeni bir soluk getireceğiz inşallah. Artık Kızılırmak akıp Sivaslılar bakmayacak.Uzun, Kızılırmak'ın yan tarafında bulunan Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı'nın olduğu bölgede imar ruhsatlarını vermeye başladıklarını belirterek, burasının yatay mimariyle Türkiye'de de örnek bir mahalle olacağını sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/turkiye-nin-en-uzun-nehri-kizilirmak-i-turizme-kazandiracak-proje-suruyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bozkırların yanlış ağaçlandırılması bitki ve kelebek çeşitliliğini azaltabiliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bozkirlarin-yanlis-agaclandirilmasi-bitki-ve-kelebek-cesitliligini-azaltabiliyor/910258/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bozkirlarin-yanlis-agaclandirilmasi-bitki-ve-kelebek-cesitliligini-azaltabiliyor/910258/</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 11:04:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / ODTÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyolojik Bilimler Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Didem Ambarlı: - Özellikle çam ağaçlandırmalarının altında kuş ve bitki çeşitliliği daha düşük ama ağaçlandırma bademlerle, mahleplerle çeşitlendirilirse çeşitlilik o kadar olumsuz etkilenmiyor. Demek ki dikilen ağaç türünün de dikkatli seçilmesi lazım - Özellikle nadir ve bozkırlara bağlı türlerin bulunduğu yerlerde ağaçlandırmadan kaçınılmalı. Bir bozkır alan görüldüğü zaman ilk refleks ağaçlandırma olmamalı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : BİRİZ ÖZBAKIR - Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyolojik Bilimler Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Didem Ambarlı, bozkır alanlarda yanlış ağaçlandırma uygulamalarının bitki ve kelebek çeşitliliğini azaltabildiğini belirterek, Özellikle nadir ve bozkırlara bağlı türlerin bulunduğu yerlerde ağaçlandırmadan kaçınılmalı. Bir bozkır alan görüldüğü zaman ilk refleks ağaçlandırma olmamalı. dedi.Ağaçsız yapılarına karşın farklı bitki ve hayvan türlerine ev sahipliği yapan bozkırların çeşitli amaçlarla ağaçlandırılmasının ekosistemler üzerindeki etkileri bilimsel araştırmalara konu oluyor.Bu kapsamda TÜBİTAK destekli Kurak Alanlardaki Ağaçlandırma Çalışmalarının Bitki, Kuş ve Kelebeklerin Çeşitliliğine Farklı Ölçeklerde Etkileri başlıklı araştırmada, İç Anadolu'nun orta kesimindeki Konya Kapalı Havzası'nda 6 alanda ağaçlandırılmış ve ağaçlandırılmamış bozkırlar karşılaştırıldı. Yaklaşık 3 yıl süren çalışmada damarlı bitkiler, üreyen kuşlar ve gündüz kelebekleri incelendi.Ambarlı'nın yürütücüsü olduğu araştırma kapsamında Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Evrim Karaçetin kelebekleri, ODTÜ araştırma görevlisi İbrahim Kaan Özgencil kuşları, Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Oktay Yıldız ve Dr. Abdullah Hüseyin Dönmez ise ağaçlandırma ve toprak özelliklerini inceledi.Ağaçlandırmanın etkilerini gösterebilecek üç farklı grubu çalışmak istedikAA muhabirinin sorularını yanıtlayan Ambarlı, bozkır gibi kurak ve doğal olarak ağaçsız ekosistemlerde yapılan ağaçlandırmanın burada yaşayan canlıları nasıl etkilediğini ortaya koymak amacıyla böyle bir çalışma yaptıklarını söyledi.Ağaçlandırmadan farklı şekillerde etkilendikleri için bitkileri, kelebekleri ve kuşları ayrı ayrı incelediklerini belirten Ambarlı, şöyle devam etti:Bitkiler topraktan etkileniyor. Ağaçlandırmanın toprak üzerindeki etkilerini gösterebilir. Kelebekler ağaçlandırmanın gölge etkisini, kuşlar ise bir ağacın orada olmasıyla, yuva ya da tüneme alanı potansiyelini gösterebilir. O yüzden ağaçlandırmanın farklı etkilerini gösterebilecek üç farklı grubu çalışmak istedik.Ambarlı, ağaçlandırmanın toprak üzerinde bazı olumlu sonuçlar doğurduğunu, bu sonuçlardan birinin topraktaki azot ve organik madde birikiminin artması olduğunu kaydetti.Buna karşın ağaçlar büyüdükçe bitki çeşitliliğinin azaldığını tespit ettiklerini anlatan Ambarlı, büyük çam ve sedir ağaçlarının oluşturduğu yoğun gölgeli alanların, açık alanlara uyum sağlamış bozkır bitkilerinin yaşamasını zorlaştırdığını aktardı.Dikilen ağaç türünün de dikkatli seçilmesi lazımAğaç türünün de biyoçeşitliliği etkileyen önemli bir faktör olduğunu tespit ettiklerini belirten Ambarlı, Özellikle çam ağaçlandırmalarının altında kuş ve bitki çeşitliliği daha düşük ama ağaçlandırma bademlerle, mahleplerle çeşitlendirilirse çeşitlilik o kadar olumsuz etkilenmiyor. Demek ki dikilen ağaç türünün de dikkatli seçilmesi lazım. diye konuştu.Kelebekler üzerinde de olumsuz sonuçlar gözlendiğini ancak bunun bitkilere kıyasla daha sınırlı olduğunu anlatan Ambarlı, şöyle devam etti:Özellikle koyu renkli kelebeklerin yaz sıcaklarında ağaçların gölgesini tercih ettiğini, o yüzden kelebek sayısının ağaç varlığından olumlu etkilenebildiğini bulduk ama kelebeklerin kullandığı nektar bitkisi ya da tırtıl bitkisi gibi bitkilerin sayısı azaldıkça kelebekler de onları takip ederek azalıyor. Yani besin zincirinde bir öğe azaldığı zaman ondan beslenen diğer öğe de azalıyor.Kuşlarda ise ağaçların avcı türlere tünek, bazı kuşlara da yuvalama ortamı sağlaması nedeniyle tür sayısında artış görüldüğünü dile getiren Ambarlı, geniş açık habitatlara ihtiyaç duyan bozkır ve çayır kuşlarının ise bölgeden uzaklaştığını kaydetti.Ambarlı, bu nedenle yoğun ağaçlandırma yerine ağaçlandırılmış sahalarla geniş açık bozkırların bir arada bulunduğu peyzajın daha uygun olabileceğini ifade etti.Bir bozkır alanı görüldüğü zaman ilk refleks ağaçlandırma olmamalıAnadolu'nun biyoçeşitlilik açısından özel bir konuma sahip olduğuna işaret eden Ambarlı, bozkırların yaz aylarında kuruyup boz görünmesinin canlı çeşitliliğinden yoksun olduğu anlamına gelmediğini vurguladı.Bozkırları, Yakından bakıldığında içi kelebekler, böcekler, bitkilerle dolu, rengarenk bir ekosistem şeklinde tanımlayan Ambarlı, ağaçlandırmayla birlikte bitki türlerindeki azalmanın Anadolu'nun biyoçeşitliliği açısından olumsuz olduğunu vurguladı.Ambarlı, Özellikle nadir ve bozkırlara bağlı türlerin bulunduğu yerlerde ağaçlandırmadan kaçınılmalı. Bir bozkır alan görüldüğü zaman ilk refleks ağaçlandırma olmamalı. diye konuştu.Ağaçlandırmada ekolojik planlama vurgusuEkolojik restorasyon amacıyla ağaçlandırma yapılacaksa bölgeye yakın doğal ormanlardaki türlere benzer, özellikle geniş yapraklı türlerin kullanılmasını, seyrek dikim yapılmasını ve geniş bozkır alanlarının ağaçlandırılmadan bırakılmasını tavsiye eden Ambarlı, küçük tepeler ve kayalıklar gibi mikrohabitatların korunmasının da önemli olduğunu dile getirdi.Tahrip olmuş bozkır alanlarda otlatmanın düzenlenmesi, toprak koşullarının iyileştirilmesi ve yok olmuş bitki türlerinin tohumlarla yeniden alana kazandırılmasını öneren Ambarlı, sözlerini şöyle tamamladı:Kurak alanların biyoçeşitliliğini korumada ağaçlandırma her zaman en uygun çözüm değildir. Kuraklığın arttığı bölgelerde ağaçlandırma yapmak iklim değişikliğiyle mücadelede her zaman olumlu sonuç vermeyebilir. Çalışmaların, ekolojik etkiler ve ağaçların yaşayabilme başarısı dikkate alınarak planlanması gerekiyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : BİRİZ ÖZBAKIR - Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyolojik Bilimler Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Didem Ambarlı, bozkır alanlarda yanlış ağaçlandırma uygulamalarının bitki ve kelebek çeşitliliğini azaltabildiğini belirterek, Özellikle nadir ve bozkırlara bağlı türlerin bulunduğu yerlerde ağaçlandırmadan kaçınılmalı. Bir bozkır alan görüldüğü zaman ilk refleks ağaçlandırma olmamalı. dedi.Ağaçsız yapılarına karşın farklı bitki ve hayvan türlerine ev sahipliği yapan bozkırların çeşitli amaçlarla ağaçlandırılmasının ekosistemler üzerindeki etkileri bilimsel araştırmalara konu oluyor.Bu kapsamda TÜBİTAK destekli Kurak Alanlardaki Ağaçlandırma Çalışmalarının Bitki, Kuş ve Kelebeklerin Çeşitliliğine Farklı Ölçeklerde Etkileri başlıklı araştırmada, İç Anadolu'nun orta kesimindeki Konya Kapalı Havzası'nda 6 alanda ağaçlandırılmış ve ağaçlandırılmamış bozkırlar karşılaştırıldı. Yaklaşık 3 yıl süren çalışmada damarlı bitkiler, üreyen kuşlar ve gündüz kelebekleri incelendi.Ambarlı'nın yürütücüsü olduğu araştırma kapsamında Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Evrim Karaçetin kelebekleri, ODTÜ araştırma görevlisi İbrahim Kaan Özgencil kuşları, Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Oktay Yıldız ve Dr. Abdullah Hüseyin Dönmez ise ağaçlandırma ve toprak özelliklerini inceledi.Ağaçlandırmanın etkilerini gösterebilecek üç farklı grubu çalışmak istedikAA muhabirinin sorularını yanıtlayan Ambarlı, bozkır gibi kurak ve doğal olarak ağaçsız ekosistemlerde yapılan ağaçlandırmanın burada yaşayan canlıları nasıl etkilediğini ortaya koymak amacıyla böyle bir çalışma yaptıklarını söyledi.Ağaçlandırmadan farklı şekillerde etkilendikleri için bitkileri, kelebekleri ve kuşları ayrı ayrı incelediklerini belirten Ambarlı, şöyle devam etti:Bitkiler topraktan etkileniyor. Ağaçlandırmanın toprak üzerindeki etkilerini gösterebilir. Kelebekler ağaçlandırmanın gölge etkisini, kuşlar ise bir ağacın orada olmasıyla, yuva ya da tüneme alanı potansiyelini gösterebilir. O yüzden ağaçlandırmanın farklı etkilerini gösterebilecek üç farklı grubu çalışmak istedik.Ambarlı, ağaçlandırmanın toprak üzerinde bazı olumlu sonuçlar doğurduğunu, bu sonuçlardan birinin topraktaki azot ve organik madde birikiminin artması olduğunu kaydetti.Buna karşın ağaçlar büyüdükçe bitki çeşitliliğinin azaldığını tespit ettiklerini anlatan Ambarlı, büyük çam ve sedir ağaçlarının oluşturduğu yoğun gölgeli alanların, açık alanlara uyum sağlamış bozkır bitkilerinin yaşamasını zorlaştırdığını aktardı.Dikilen ağaç türünün de dikkatli seçilmesi lazımAğaç türünün de biyoçeşitliliği etkileyen önemli bir faktör olduğunu tespit ettiklerini belirten Ambarlı, Özellikle çam ağaçlandırmalarının altında kuş ve bitki çeşitliliği daha düşük ama ağaçlandırma bademlerle, mahleplerle çeşitlendirilirse çeşitlilik o kadar olumsuz etkilenmiyor. Demek ki dikilen ağaç türünün de dikkatli seçilmesi lazım. diye konuştu.Kelebekler üzerinde de olumsuz sonuçlar gözlendiğini ancak bunun bitkilere kıyasla daha sınırlı olduğunu anlatan Ambarlı, şöyle devam etti:Özellikle koyu renkli kelebeklerin yaz sıcaklarında ağaçların gölgesini tercih ettiğini, o yüzden kelebek sayısının ağaç varlığından olumlu etkilenebildiğini bulduk ama kelebeklerin kullandığı nektar bitkisi ya da tırtıl bitkisi gibi bitkilerin sayısı azaldıkça kelebekler de onları takip ederek azalıyor. Yani besin zincirinde bir öğe azaldığı zaman ondan beslenen diğer öğe de azalıyor.Kuşlarda ise ağaçların avcı türlere tünek, bazı kuşlara da yuvalama ortamı sağlaması nedeniyle tür sayısında artış görüldüğünü dile getiren Ambarlı, geniş açık habitatlara ihtiyaç duyan bozkır ve çayır kuşlarının ise bölgeden uzaklaştığını kaydetti.Ambarlı, bu nedenle yoğun ağaçlandırma yerine ağaçlandırılmış sahalarla geniş açık bozkırların bir arada bulunduğu peyzajın daha uygun olabileceğini ifade etti.Bir bozkır alanı görüldüğü zaman ilk refleks ağaçlandırma olmamalıAnadolu'nun biyoçeşitlilik açısından özel bir konuma sahip olduğuna işaret eden Ambarlı, bozkırların yaz aylarında kuruyup boz görünmesinin canlı çeşitliliğinden yoksun olduğu anlamına gelmediğini vurguladı.Bozkırları, Yakından bakıldığında içi kelebekler, böcekler, bitkilerle dolu, rengarenk bir ekosistem şeklinde tanımlayan Ambarlı, ağaçlandırmayla birlikte bitki türlerindeki azalmanın Anadolu'nun biyoçeşitliliği açısından olumsuz olduğunu vurguladı.Ambarlı, Özellikle nadir ve bozkırlara bağlı türlerin bulunduğu yerlerde ağaçlandırmadan kaçınılmalı. Bir bozkır alan görüldüğü zaman ilk refleks ağaçlandırma olmamalı. diye konuştu.Ağaçlandırmada ekolojik planlama vurgusuEkolojik restorasyon amacıyla ağaçlandırma yapılacaksa bölgeye yakın doğal ormanlardaki türlere benzer, özellikle geniş yapraklı türlerin kullanılmasını, seyrek dikim yapılmasını ve geniş bozkır alanlarının ağaçlandırılmadan bırakılmasını tavsiye eden Ambarlı, küçük tepeler ve kayalıklar gibi mikrohabitatların korunmasının da önemli olduğunu dile getirdi.Tahrip olmuş bozkır alanlarda otlatmanın düzenlenmesi, toprak koşullarının iyileştirilmesi ve yok olmuş bitki türlerinin tohumlarla yeniden alana kazandırılmasını öneren Ambarlı, sözlerini şöyle tamamladı:Kurak alanların biyoçeşitliliğini korumada ağaçlandırma her zaman en uygun çözüm değildir. Kuraklığın arttığı bölgelerde ağaçlandırma yapmak iklim değişikliğiyle mücadelede her zaman olumlu sonuç vermeyebilir. Çalışmaların, ekolojik etkiler ve ağaçların yaşayabilme başarısı dikkate alınarak planlanması gerekiyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>TOKİ, 47 ilde 405 arsayı açık artırmayla satacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/toki-47-ilde-405-arsayi-acik-artirmayla-satacak/910257/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/toki-47-ilde-405-arsayi-acik-artirmayla-satacak/910257/</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 11:04:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Satışa sunulan taşınmazlar arasında Ankara'nın Çankaya, İstanbul'un Avcılar, Başakşehir ve Silivri ile İzmir'in Aliağa, Dikili ve Menemen ilçelerindeki alanlar yer alıyor - Alıcılar, arsalara yüzde 25 peşinat ve 48 ay vadeyle sahip olabilecek, peşin satışa sunulan bazı taşınmazlarda ise yüzde 15 indirim uygulanacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : FATMA SEVİNÇ ÇETİN - Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), 47 ilde 405 arsayı açık artırmayla satacak.AA muhabirinin TOKİ'den aldığı bilgiye göre, öngörülen satış bedeli 10 milyar 780 milyon 468 bin 297 lira olan toplam 1 milyon 767 bin 982 metrekare büyüklüğündeki Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Ardahan, Artvin, Aydın, Balıkesir, Batman, Bayburt, Bilecik, Bingöl, Bolu, Çankırı, Çorum, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Giresun, Hatay, Iğdır, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kilis, Konya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Sinop, Sivas, Tekirdağ, Van, Yozgat ve Zonguldak'ta bulunan 405 arsa açık artırmayla satılacak.Açık artırma, 29-30 Eylül'de saat 10.30'da Ankara Bilkent Otel ile TOKİ İstanbul Hizmet Binası'nda yapılacak. İlgilenenler, www.emlakmuzayede.com.tr adresi üzerinden teklif verebilecek.Satışa sunulan yerler arasında, Ankara'nın Çankaya ilçesindeki Alacaatlı ve Dodurga mahallelerindeki konut alanı, İstanbul'un Avcılar, Başakşehir ve Silivri ilçelerindeki alanlar ve İzmir'in Aliağa, Dikili ve Menemen ilçelerindeki konut alanları da bulunuyor.Detaylı bilgiler internet adresindeAlıcılar, konut, ticaret, turizm, eğitim, tarım, sanayi, spor, kentsel çalışma, plansız alan, rekreasyon alanı, depolama alanı, akaryakıt istasyon alanı, lojistik tesis alanı ve ağaçlandırılacak alan niteliğindeki arsalara, yüzde 25 peşinat ve 48 ay vadeyle sahip olabilecek.Peşin satışa sunulan bazı taşınmazlarda ise yüzde 15 indirim uygulanacak.Satışa ilişkin detaylı bilgiye, www.toki.gov.tr ile www.emlakmuzayede.com.tr internet adreslerinden ve (0212) 608 15 00 numaralı telefondan ulaşılabilecek.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : FATMA SEVİNÇ ÇETİN - Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), 47 ilde 405 arsayı açık artırmayla satacak.AA muhabirinin TOKİ'den aldığı bilgiye göre, öngörülen satış bedeli 10 milyar 780 milyon 468 bin 297 lira olan toplam 1 milyon 767 bin 982 metrekare büyüklüğündeki Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Ardahan, Artvin, Aydın, Balıkesir, Batman, Bayburt, Bilecik, Bingöl, Bolu, Çankırı, Çorum, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Giresun, Hatay, Iğdır, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kilis, Konya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Sinop, Sivas, Tekirdağ, Van, Yozgat ve Zonguldak'ta bulunan 405 arsa açık artırmayla satılacak.Açık artırma, 29-30 Eylül'de saat 10.30'da Ankara Bilkent Otel ile TOKİ İstanbul Hizmet Binası'nda yapılacak. İlgilenenler, www.emlakmuzayede.com.tr adresi üzerinden teklif verebilecek.Satışa sunulan yerler arasında, Ankara'nın Çankaya ilçesindeki Alacaatlı ve Dodurga mahallelerindeki konut alanı, İstanbul'un Avcılar, Başakşehir ve Silivri ilçelerindeki alanlar ve İzmir'in Aliağa, Dikili ve Menemen ilçelerindeki konut alanları da bulunuyor.Detaylı bilgiler internet adresindeAlıcılar, konut, ticaret, turizm, eğitim, tarım, sanayi, spor, kentsel çalışma, plansız alan, rekreasyon alanı, depolama alanı, akaryakıt istasyon alanı, lojistik tesis alanı ve ağaçlandırılacak alan niteliğindeki arsalara, yüzde 25 peşinat ve 48 ay vadeyle sahip olabilecek.Peşin satışa sunulan bazı taşınmazlarda ise yüzde 15 indirim uygulanacak.Satışa ilişkin detaylı bilgiye, www.toki.gov.tr ile www.emlakmuzayede.com.tr internet adreslerinden ve (0212) 608 15 00 numaralı telefondan ulaşılabilecek.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/toki-47-ilde-405-arsayi-acik-artirmayla-satacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Güney Kore mahkemesinden Kuzey Kore'ye 32,5 milyon dolar tazminat kararı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/guney-kore-mahkemesinden-kuzey-kore-ye-32-5-milyon-dolar-tazminat-karari/910256/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/guney-kore-mahkemesinden-kuzey-kore-ye-32-5-milyon-dolar-tazminat-karari/910256/</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 11:03:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Güney Kore'de mahkeme, Kuzey Kore'nin 2020'de iki ülke arasındaki irtibat bürosunu yıkması nedeniyle Seul yönetimine 32,5 milyon dolar tazminat ödemesine hükmetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Güney Kore'de mahkeme, Kuzey Kore'nin 2020'de iki ülke arasındaki irtibat bürosunu yıkması nedeniyle Seul yönetimine 32,5 milyon dolar tazminat ödemesine hükmetti.Yonhap ajansının haberine göre, Seul Merkez Bölge Mahkemesi, Kuzey Kore'nin irtibat bürosunu yıkmasının ardından Güney Kore hükümetinin Haziran 2023'te açtığı davada kararını açıkladı.Mahkeme, Pyongyang yönetiminin, davada talep edilen 32,5 milyon dolarlık tazminatın tamamını Güney Kore'ye ödemesine hükmetti.Öte yandan uzmanlar, Kuzey Kore'nin tazminatı ödemesini sağlayacak herhangi bir yaptırım mekanizmasının bulunmadığını belirtiyor.Kuzey Kore, iki ülke arasındaki iletişim ve işbirliğini geliştirmek amacıyla Eylül 2018'de açılan ortak irtibat bürosunu 16 Haziran 2020'de yıkmıştı.Pyongyang yönetimi, söz konusu adımı Güney Kore'nin, Kuzey Koreli sığınmacıların sınırın ötesine Kuzey Kore karşıtı broşürler göndermesini engellememesine tepki olarak atmıştı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Güney Kore'de mahkeme, Kuzey Kore'nin 2020'de iki ülke arasındaki irtibat bürosunu yıkması nedeniyle Seul yönetimine 32,5 milyon dolar tazminat ödemesine hükmetti.Yonhap ajansının haberine göre, Seul Merkez Bölge Mahkemesi, Kuzey Kore'nin irtibat bürosunu yıkmasının ardından Güney Kore hükümetinin Haziran 2023'te açtığı davada kararını açıkladı.Mahkeme, Pyongyang yönetiminin, davada talep edilen 32,5 milyon dolarlık tazminatın tamamını Güney Kore'ye ödemesine hükmetti.Öte yandan uzmanlar, Kuzey Kore'nin tazminatı ödemesini sağlayacak herhangi bir yaptırım mekanizmasının bulunmadığını belirtiyor.Kuzey Kore, iki ülke arasındaki iletişim ve işbirliğini geliştirmek amacıyla Eylül 2018'de açılan ortak irtibat bürosunu 16 Haziran 2020'de yıkmıştı.Pyongyang yönetimi, söz konusu adımı Güney Kore'nin, Kuzey Koreli sığınmacıların sınırın ötesine Kuzey Kore karşıtı broşürler göndermesini engellememesine tepki olarak atmıştı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/guney-kore-mahkemesinden-kuzey-kore-ye-32-5-milyon-dolar-tazminat-karari.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ABD, Husilerin saldırıları nedeniyle Suudi Arabistan'a seyahat uyarısını 3. seviyeye yükseltti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/abd-husilerin-saldirilari-nedeniyle-suudi-arabistan-a-seyahat-uyarisini-3-seviyeye-yukseltti/910255/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/abd-husilerin-saldirilari-nedeniyle-suudi-arabistan-a-seyahat-uyarisini-3-seviyeye-yukseltti/910255/</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 11:03:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya / ABD, İran'ın yanı sıra Yemen'deki Husilerin füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırı tehditleri, terör eylemleri ve yerel yasalardan doğan riskleri gerekçe göstererek vatandaşları için Suudi Arabistan'a yönelik seyahat uyarısını 3.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri : ABD, İran'ın yanı sıra Yemen'deki Husilerin füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırı tehditleri, terör eylemleri ve yerel yasalardan doğan riskleri gerekçe göstererek vatandaşları için Suudi Arabistan'a yönelik seyahat uyarısını 3. seviyeye çıkardı.ABD'nin Riyad Büyükelçiliğinden yapılan açıklamada, seyahat uyarısı Seviye 3: Seyahati Yeniden Değerlendirin kategorisine yükseltilirken, Husilerin saldırı tehdidi ve artan terör riski nedeniyle Yemen sınır hattı Seviye 4: Kesinlikle Seyahat Etmeyin kapsamına alındı.Açıklamada, Tahran yönetiminin yanı sıra İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'ı yeniden vurma tehdidinde bulunduğu vurgulandı.Husilerin ve İran kaynaklı unsurların sınır kasabaları, şehir merkezleri, askeri üsler ve kritik enerji altyapılarını İHA, füze ve roketlerle hedef alma riskinin sürdüğüne işaret edilen açıklamada, havada imha edilen mühimmatların şarapnel parçalarının da siviller için ciddi tehdit oluşturduğu kaydedildi.Açıklamada, güvenlik riskleri nedeniyle hükümet personelinin Yemen sınırına 20 milden (yaklaşık 32 kilometre) fazla yaklaşmasının ve zorunlu haller dışında Katif kentine gitmesinin yasaklandığı vurgulanarak Cizan, Asir ve Necran bölgelerine seyahatlerin de özel izne tabi tutulduğu belirtildi.Suudi Arabistan'daki yerel mevzuata dikkat çekilen açıklamada, ABD vatandaşlarına yönelik adli ve cezai uyarılarda bulunuldu.Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, Mekke'yi hedef aldıkları yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunmuştu.Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarda yalnızca petrol tesisleri ve askeri üsleri hedef aldıklarını belirten Seri, kutsal mekanlardan tamamen uzak bir strateji izlediklerini ifade etmişti.Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu Sözcüsü Tuğgeneral Turki el-Maliki ise ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, Husilerin, Suudi Arabistan'daki sivil altyapıya ve sivillere yönelik saldırılarına devam ettiğini aktarmıştı.Maliki, Hamis Muşayt, Ebha ve Taif şehirlerinde sivil altyapıya füze ve İHA'larla düzenlenen saldırılarda 13 sivilin yaralandığını, 7 ev ile 2 aracın hasar gördüğünü kaydetmişti.Husiler, Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu'nun askeri operasyonlarına misilleme olarak sık sık Suudi Arabistan'ın sınır bölgelerini ve güney vilayetlerini hedef alıyor.Bölgedeki askeri alanlar ve hayati öneme sahip tesisler, zaman zaman Yemen sınırından fırlatılan insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzelerle saldırılara maruz kalıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri : ABD, İran'ın yanı sıra Yemen'deki Husilerin füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırı tehditleri, terör eylemleri ve yerel yasalardan doğan riskleri gerekçe göstererek vatandaşları için Suudi Arabistan'a yönelik seyahat uyarısını 3. seviyeye çıkardı.ABD'nin Riyad Büyükelçiliğinden yapılan açıklamada, seyahat uyarısı Seviye 3: Seyahati Yeniden Değerlendirin kategorisine yükseltilirken, Husilerin saldırı tehdidi ve artan terör riski nedeniyle Yemen sınır hattı Seviye 4: Kesinlikle Seyahat Etmeyin kapsamına alındı.Açıklamada, Tahran yönetiminin yanı sıra İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'ı yeniden vurma tehdidinde bulunduğu vurgulandı.Husilerin ve İran kaynaklı unsurların sınır kasabaları, şehir merkezleri, askeri üsler ve kritik enerji altyapılarını İHA, füze ve roketlerle hedef alma riskinin sürdüğüne işaret edilen açıklamada, havada imha edilen mühimmatların şarapnel parçalarının da siviller için ciddi tehdit oluşturduğu kaydedildi.Açıklamada, güvenlik riskleri nedeniyle hükümet personelinin Yemen sınırına 20 milden (yaklaşık 32 kilometre) fazla yaklaşmasının ve zorunlu haller dışında Katif kentine gitmesinin yasaklandığı vurgulanarak Cizan, Asir ve Necran bölgelerine seyahatlerin de özel izne tabi tutulduğu belirtildi.Suudi Arabistan'daki yerel mevzuata dikkat çekilen açıklamada, ABD vatandaşlarına yönelik adli ve cezai uyarılarda bulunuldu.Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, Mekke'yi hedef aldıkları yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunmuştu.Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarda yalnızca petrol tesisleri ve askeri üsleri hedef aldıklarını belirten Seri, kutsal mekanlardan tamamen uzak bir strateji izlediklerini ifade etmişti.Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu Sözcüsü Tuğgeneral Turki el-Maliki ise ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, Husilerin, Suudi Arabistan'daki sivil altyapıya ve sivillere yönelik saldırılarına devam ettiğini aktarmıştı.Maliki, Hamis Muşayt, Ebha ve Taif şehirlerinde sivil altyapıya füze ve İHA'larla düzenlenen saldırılarda 13 sivilin yaralandığını, 7 ev ile 2 aracın hasar gördüğünü kaydetmişti.Husiler, Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu'nun askeri operasyonlarına misilleme olarak sık sık Suudi Arabistan'ın sınır bölgelerini ve güney vilayetlerini hedef alıyor.Bölgedeki askeri alanlar ve hayati öneme sahip tesisler, zaman zaman Yemen sınırından fırlatılan insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzelerle saldırılara maruz kalıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/abd-husilerin-saldirilari-nedeniyle-suudi-arabistan-a-seyahat-uyarisini-3-seviyeye-yukseltti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ASIRLIK MEKTEPLER - Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan eğitim mirası</title>
      <link>https://www.canligaste.com/asirlik-mektepler-osmanli-dan-cumhuriyet-e-uzanan-egitim-mirasi/910254/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/asirlik-mektepler-osmanli-dan-cumhuriyet-e-uzanan-egitim-mirasi/910254/</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 11:03:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / Anadolu Ajansının Asırlık Mektepler başlıklı dosya haberi kapsamında Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan eğitim mirasının önemli temsilcileri arasında yer alan, yüzyıllar boyunca devlet adamları, bilim insanları, sanatçılar ve fikir insanları yetiştiren Türkiye'nin köklü okulları ele alınacak - İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür: - İstanbul'umuzda yaklaşık 140 tarihi okul binamız var. En güzeli ilk kuruluşundan bugüne öğrenciyle var olmuş bu binalar, bugün de öğrenciyle devam ediyor. İnşallah geçmişi en güzel şekilde geleceğe taşıma mirasını bizler sürdüreceğiz - Marmara Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Satan: - Tarihi okulların iklimi ve atmosferi öğrenciler için de son derece önemli. Çünkü eğitim, sonuçta öğrenciye birtakım şeylerin kazandırıldığı bir süreç ve o mimari yapı ister istemez öğrenci üzerinde etki oluşturuyor. Dolayısıyla hem estetik hem de fonksiyonel olan bu yapılar, öğrencilere tarihin getirdiği mirası da bir şekilde aktarıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : quot;Asırlık Mektepler başlıklı dosya haberi kapsamında Türkiye'de farklı dönemlerde kurulan, yüzyılı aşkın geçmişe sahip ve bugün de eğitim vermeyi sürdüren köklü okulların tarihi, mimari özellikleri, eğitim anlayışı ve gelecek vizyonu ele alınacak.AA, kapsamlı dosya haber çalışmasında, her gün köklü eğitim kurumlarından birini, okul yöneticileriyle yapılan söyleşiler eşliğinde okuyucuyla buluşturacak.Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan süreçte kimi saray yapılarında, kimi vakıf eserlerinde, kimi ise eğitim amacıyla inşa edilen özgün binalarda faaliyet gösteren okullar, İstanbul'un kültürel mirasının ayrılmaz parçaları arasında bulunuyor.Yüzyılı aşkın süredir eğitim veren birçok okul, tarihi dokularını korurken çağın ihtiyaçlarına uygun eğitim anlayışıyla da faaliyetlerini sürdürüyor.İstanbul'un silüetinin ayrılmaz parçaları haline gelen bu tarihi okullar, mimari değerlerinin yanı sıra yetiştirdikleri bilim insanları, sanatçılar, devlet adamları ve düşünce insanlarıyla da Türkiye'nin eğitim tarihinde önemli bir yer edindi.Bugün de özgün mimarileri korunarak eğitim vermeyi sürdüren bu kurumlar, geçmişin birikimini çağdaş eğitim anlayışıyla buluşturarak yeni nesilleri yetiştirmeye devam ediyor.Bu okulları yaşatmak bizim en önemli görevimizKöklü eğitim kurumlarının geçmişten geleceğe uzanan eğitim geleneğindeki yerini ve bu mirasın korunmasına yönelik çalışmaları AA muhabirine anlatan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, kentte şanlı tarihi aktaran çok güzel binalar olduğunu kaydetti.Yentür, Neredeyse şehrin kültürüyle, tarihiyle eşdeğer okullarımız var. İstanbul'un mimarisini, tarihi özelliklerini, sosyolojisini yansıtan eğitim binalarımız var. Türk eğitim tarihinin ulu çınarları var. dedi.Okul mimarilerinin şehrin mimarisini yansıtan bir felsefe olduğunu belirten Yentür, Tarihi kimliği ve misyonuyla bugün öğrencilerimize hizmet veren bu okullar, Türkiye'yi yarınlara taşıyacak güçlü bir neslin yetişmesine katkı sağlayan altyapısıyla, tarihi duvarları arasında çocuklarımız ve gençlerimizle çok daha anlamlı bir hale geliyor. Aslında İstanbul'un silüetine baktığınız zaman da bu tarihi eğitim binaları, şehrin bir nişanesi olarak şehri geleceğe taşıyan, geçmişin izlerini, hatıralarını taşıyan bir anıt eser olarak devam etmekte. ifadelerini kullandı.Geleceğe ışık tutan okullardan bazılarına değinen Yentür, şöyle devam etti:Millet Caddesi üzerinde Osmanlı'nın ilk öğretmen okulu var. Darülmuallimin-i Ali, Ahmet Cevdet Paşa tarafından kurulmuş, hala fen lisesi olarak devam ediyor. Fetih'le beraber 1453'ten itibaren hemen Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin karşısındaki Davutpaşa Anadolu Lisemiz hem semte hem İstanbul'a hizmet etmekte. İlk sivil lise diyebileceğimiz Vefa İdadisi... Pertevniyal Valide Sultan'ın hayrıyla kurulmuş, yüzyılları aşan kimliğiyle öğrencilerimize hizmet eden Pertevniyal Lisesi... Sultan Abdülhamit Han'ın bize eseri ve mirası, Boğaz'ın en güzel binalarından Kabataş Erkek Lisesi hala yüzyılı aşan varlığıyla İstanbul'umuza, Türkiye'mize hizmet etmeye devam ediyor. İlk kılıçhane olarak kurulan Sultanahmet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisemiz var. Gerçekten konumuyla, eğitim, öğretim durumuyla halen İstanbul'un hafızasındaki en taze okullarımızdan. Sıbyan mektebi dediğimiz taş binalardan yapılmış, özellikle camilere yakın bölgedeki okullarımız, Fatih ve Üsküdar semtinde halen çocuklarımıza ilkokul, ortaokul olarak hizmet vermeye devam ediyor.Eğitim yuvalarının kente değer kazandırdığını dile getiren Yentür, şunları kaydetti:Bunları yaşatmak bizim en önemli görevimiz, 26 eğitim binamızın restorasyonu ve güçlendirmesi tamamlandı, devam edenlerimiz var. Eğitim öğretimi de aksatmadan, uygun yerleri ayarlayarak, tarihi restorasyonuyla yenilenerek, eğitim kurumu olarak devam etmesi gerçekten son derece anlamlı. İstanbul'umuzda yaklaşık 140 tarihi okul binamız var. En güzeli ilk kuruluşundan bugüne öğrenciyle var olmuş bu binalar, bugün de öğrenciyle devam ediyor. İnşallah geçmişi en güzel şekilde geleceğe taşıma mirasını bizler sürdüreceğiz.Bu tür okulların ihya edilmesi, varlığını sürdürmesi son derece önemliMarmara Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Satan da Tanzimat Fermanı'nın Osmanlı İmparatorluğu'na getirmiş olduğu İttihad-ı Anasır yaklaşımıyla beraber bütün milletlerin bir arada eğitim yapabilecekleri bir ortamın oluşturulmasının amaçlandığını, böylece Osmanlı vatandaşı bilinci oluşturulmaya çalışıldığını söyledi.Prof. Dr. Satan, 1860'lı yıllardan itibaren hazırlanan Maarif Kanunu'yla devletin eğitimde daha belirleyici ve merkezi bir rol üstlendiğini, Milli Eğitim anlayışı çerçevesinde eğitime müdahil hale geldiğini anlattı.Bu dönemden sonraki okullaşmalara bakıldığında devletin varlığını, gücünü gösteren ciddi yapıların ortaya çıktığını aktaran Satan, şunları kaydetti:Osmanlı'dan Cumhuriyet'e intikal eden sandığımızdan çok daha fazla bir eğitim mirası söz konusudur. Bu genellikle ihmal ettiğimiz bir alan. 19. yüzyılda ve özellikle 2. Abdülhamit döneminde eğitime büyük bir önem verilmiş, eğitimin yaygınlaştırılması için büyük çaba gösterilmiş. Bu dönemde ciddi bir okullaşmadan bahsedebiliriz. Bu okullar gerek mimari yapısı, gerek eğitim müfredatı, yetiştirmiş oldukları öğrenciler itibarıyla Cumhuriyet'i de doğrudan etkilemiş hatta Cumhuriyet'in kuruluş kadrolarının yetiştiği okullardır.Satan, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş sürecinde bu okulların isimleri ve eğitim sistemlerinde yaşanan değişiklikler nedeniyle tarihsel geçmişlerinin yeterince bilinmediğini, bunun da genel bir sorun olduğunu ifade etti.Geçmişle bir bağ kurulması gerektiğini vurgulayan Satan, şunları dile getirdi:Bu bağ kurulduğu zaman tarihi okulların misyonunun ve özelliklerinin hem orada eğitim alanlara hem de o civarda yaşayanlara çok daha anlamlı şeyler hissettireceğini düşünüyorum. Tarihi okulların iklimi ve atmosferi öğrenciler için de son derece önemli. Çünkü eğitim, sonuçta öğrenciye birtakım şeylerin kazandırıldığı bir süreç ve o mimari yapı ister istemez öğrenci üzerinde etki oluşturuyor. Dolayısıyla hem estetik hem de fonksiyonel olan bu yapılar, öğrencilere tarihin getirdiği mirası da bir şekilde aktarıyor. O yüzden bu tür okulların ihya edilmesi, eğitimde kullanılması ve varlığını sürdürmesi son derece önemli. Milli Eğitim Bakanlığı da tarihi okulların ortaya çıkarılması ve korunmasına son yıllarda ayrıca önem veriyor. Bunun devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Bilgi eksiklerini gidererek ve yapıyla toplum arasındaki bağı yeterince kurarak daha iyi neticeler alacağımızı düşünüyorum.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : quot;Asırlık Mektepler başlıklı dosya haberi kapsamında Türkiye'de farklı dönemlerde kurulan, yüzyılı aşkın geçmişe sahip ve bugün de eğitim vermeyi sürdüren köklü okulların tarihi, mimari özellikleri, eğitim anlayışı ve gelecek vizyonu ele alınacak.AA, kapsamlı dosya haber çalışmasında, her gün köklü eğitim kurumlarından birini, okul yöneticileriyle yapılan söyleşiler eşliğinde okuyucuyla buluşturacak.Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan süreçte kimi saray yapılarında, kimi vakıf eserlerinde, kimi ise eğitim amacıyla inşa edilen özgün binalarda faaliyet gösteren okullar, İstanbul'un kültürel mirasının ayrılmaz parçaları arasında bulunuyor.Yüzyılı aşkın süredir eğitim veren birçok okul, tarihi dokularını korurken çağın ihtiyaçlarına uygun eğitim anlayışıyla da faaliyetlerini sürdürüyor.İstanbul'un silüetinin ayrılmaz parçaları haline gelen bu tarihi okullar, mimari değerlerinin yanı sıra yetiştirdikleri bilim insanları, sanatçılar, devlet adamları ve düşünce insanlarıyla da Türkiye'nin eğitim tarihinde önemli bir yer edindi.Bugün de özgün mimarileri korunarak eğitim vermeyi sürdüren bu kurumlar, geçmişin birikimini çağdaş eğitim anlayışıyla buluşturarak yeni nesilleri yetiştirmeye devam ediyor.Bu okulları yaşatmak bizim en önemli görevimizKöklü eğitim kurumlarının geçmişten geleceğe uzanan eğitim geleneğindeki yerini ve bu mirasın korunmasına yönelik çalışmaları AA muhabirine anlatan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, kentte şanlı tarihi aktaran çok güzel binalar olduğunu kaydetti.Yentür, Neredeyse şehrin kültürüyle, tarihiyle eşdeğer okullarımız var. İstanbul'un mimarisini, tarihi özelliklerini, sosyolojisini yansıtan eğitim binalarımız var. Türk eğitim tarihinin ulu çınarları var. dedi.Okul mimarilerinin şehrin mimarisini yansıtan bir felsefe olduğunu belirten Yentür, Tarihi kimliği ve misyonuyla bugün öğrencilerimize hizmet veren bu okullar, Türkiye'yi yarınlara taşıyacak güçlü bir neslin yetişmesine katkı sağlayan altyapısıyla, tarihi duvarları arasında çocuklarımız ve gençlerimizle çok daha anlamlı bir hale geliyor. Aslında İstanbul'un silüetine baktığınız zaman da bu tarihi eğitim binaları, şehrin bir nişanesi olarak şehri geleceğe taşıyan, geçmişin izlerini, hatıralarını taşıyan bir anıt eser olarak devam etmekte. ifadelerini kullandı.Geleceğe ışık tutan okullardan bazılarına değinen Yentür, şöyle devam etti:Millet Caddesi üzerinde Osmanlı'nın ilk öğretmen okulu var. Darülmuallimin-i Ali, Ahmet Cevdet Paşa tarafından kurulmuş, hala fen lisesi olarak devam ediyor. Fetih'le beraber 1453'ten itibaren hemen Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin karşısındaki Davutpaşa Anadolu Lisemiz hem semte hem İstanbul'a hizmet etmekte. İlk sivil lise diyebileceğimiz Vefa İdadisi... Pertevniyal Valide Sultan'ın hayrıyla kurulmuş, yüzyılları aşan kimliğiyle öğrencilerimize hizmet eden Pertevniyal Lisesi... Sultan Abdülhamit Han'ın bize eseri ve mirası, Boğaz'ın en güzel binalarından Kabataş Erkek Lisesi hala yüzyılı aşan varlığıyla İstanbul'umuza, Türkiye'mize hizmet etmeye devam ediyor. İlk kılıçhane olarak kurulan Sultanahmet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisemiz var. Gerçekten konumuyla, eğitim, öğretim durumuyla halen İstanbul'un hafızasındaki en taze okullarımızdan. Sıbyan mektebi dediğimiz taş binalardan yapılmış, özellikle camilere yakın bölgedeki okullarımız, Fatih ve Üsküdar semtinde halen çocuklarımıza ilkokul, ortaokul olarak hizmet vermeye devam ediyor.Eğitim yuvalarının kente değer kazandırdığını dile getiren Yentür, şunları kaydetti:Bunları yaşatmak bizim en önemli görevimiz, 26 eğitim binamızın restorasyonu ve güçlendirmesi tamamlandı, devam edenlerimiz var. Eğitim öğretimi de aksatmadan, uygun yerleri ayarlayarak, tarihi restorasyonuyla yenilenerek, eğitim kurumu olarak devam etmesi gerçekten son derece anlamlı. İstanbul'umuzda yaklaşık 140 tarihi okul binamız var. En güzeli ilk kuruluşundan bugüne öğrenciyle var olmuş bu binalar, bugün de öğrenciyle devam ediyor. İnşallah geçmişi en güzel şekilde geleceğe taşıma mirasını bizler sürdüreceğiz.Bu tür okulların ihya edilmesi, varlığını sürdürmesi son derece önemliMarmara Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Satan da Tanzimat Fermanı'nın Osmanlı İmparatorluğu'na getirmiş olduğu İttihad-ı Anasır yaklaşımıyla beraber bütün milletlerin bir arada eğitim yapabilecekleri bir ortamın oluşturulmasının amaçlandığını, böylece Osmanlı vatandaşı bilinci oluşturulmaya çalışıldığını söyledi.Prof. Dr. Satan, 1860'lı yıllardan itibaren hazırlanan Maarif Kanunu'yla devletin eğitimde daha belirleyici ve merkezi bir rol üstlendiğini, Milli Eğitim anlayışı çerçevesinde eğitime müdahil hale geldiğini anlattı.Bu dönemden sonraki okullaşmalara bakıldığında devletin varlığını, gücünü gösteren ciddi yapıların ortaya çıktığını aktaran Satan, şunları kaydetti:Osmanlı'dan Cumhuriyet'e intikal eden sandığımızdan çok daha fazla bir eğitim mirası söz konusudur. Bu genellikle ihmal ettiğimiz bir alan. 19. yüzyılda ve özellikle 2. Abdülhamit döneminde eğitime büyük bir önem verilmiş, eğitimin yaygınlaştırılması için büyük çaba gösterilmiş. Bu dönemde ciddi bir okullaşmadan bahsedebiliriz. Bu okullar gerek mimari yapısı, gerek eğitim müfredatı, yetiştirmiş oldukları öğrenciler itibarıyla Cumhuriyet'i de doğrudan etkilemiş hatta Cumhuriyet'in kuruluş kadrolarının yetiştiği okullardır.Satan, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş sürecinde bu okulların isimleri ve eğitim sistemlerinde yaşanan değişiklikler nedeniyle tarihsel geçmişlerinin yeterince bilinmediğini, bunun da genel bir sorun olduğunu ifade etti.Geçmişle bir bağ kurulması gerektiğini vurgulayan Satan, şunları dile getirdi:Bu bağ kurulduğu zaman tarihi okulların misyonunun ve özelliklerinin hem orada eğitim alanlara hem de o civarda yaşayanlara çok daha anlamlı şeyler hissettireceğini düşünüyorum. Tarihi okulların iklimi ve atmosferi öğrenciler için de son derece önemli. Çünkü eğitim, sonuçta öğrenciye birtakım şeylerin kazandırıldığı bir süreç ve o mimari yapı ister istemez öğrenci üzerinde etki oluşturuyor. Dolayısıyla hem estetik hem de fonksiyonel olan bu yapılar, öğrencilere tarihin getirdiği mirası da bir şekilde aktarıyor. O yüzden bu tür okulların ihya edilmesi, eğitimde kullanılması ve varlığını sürdürmesi son derece önemli. Milli Eğitim Bakanlığı da tarihi okulların ortaya çıkarılması ve korunmasına son yıllarda ayrıca önem veriyor. Bunun devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Bilgi eksiklerini gidererek ve yapıyla toplum arasındaki bağı yeterince kurarak daha iyi neticeler alacağımızı düşünüyorum.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/asirlik-mektepler-osmanli-dan-cumhuriyet-e-uzanan-egitim-mirasi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ABD, Güney Afrika'da ayrımcı politikaların uygulanmasından sorumlu kişilere vize kısıtlaması getirdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/abd-guney-afrika-da-ayrimci-politikalarin-uygulanmasindan-sorumlu-kisilere-vize-kisitlamasi-getirdi/910252/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/abd-guney-afrika-da-ayrimci-politikalarin-uygulanmasindan-sorumlu-kisilere-vize-kisitlamasi-getirdi/910252/</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 11:03:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Güney Afrika / ABD hükümeti, Güney Afrika'da etnik ve azınlık gruplara karşı ayrımcı politikaların uygulanmasından sorumlu tuttuğu bazı kişilere vize kısıtlaması getirildiğini duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Güney Afrika Haberleri : ABD hükümeti, Güney Afrika'da etnik ve azınlık gruplara karşı ayrımcı politikaların uygulanmasından sorumlu tuttuğu bazı kişilere vize kısıtlaması getirildiğini duyurdu.ABD Dışişleri Bakanlığından, Güney Afrika'ya yönelik yeni vize düzenlemesine ilişkin açıklama yapıldı.Buna göre, Güney Afrika'da, ırk temelli ayrımcı politikaların uygulanması ve Afrikanerler ve diğer azınlık veya etnik gruplara yönelik şiddetin teşvik edilmesinden endişe duyulduğu belirtildi.Güney Afrika hükümetinin dile getirilen endişeleri yeterince gideremediği gerekçesiyle bu ülkede azınlık veya etnik nüfusa yönelik ayrımcılık ve şiddeti teşvik eden, bu gruplara ait arazilerin tazminatsız kamulaştırılmasını öngören politikaların uygulanmasından sorumlu bazı kişilere vize kısıtlaması getirildiği bildirildi.Bu tür eylemlerin barış, ekonomik istikrar ve hukukun üstünlüğünü doğrudan zedelediği ve ABD dış politikasının temelleriyle bağdaşmadığı belirtilerek, Güney Afrika hükümetini, bu vahim eylemleri ivedilikle ele alması çağrısını güçlü şekilde yineliyoruz. ifadesine yer verildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Güney Afrika Haberleri : ABD hükümeti, Güney Afrika'da etnik ve azınlık gruplara karşı ayrımcı politikaların uygulanmasından sorumlu tuttuğu bazı kişilere vize kısıtlaması getirildiğini duyurdu.ABD Dışişleri Bakanlığından, Güney Afrika'ya yönelik yeni vize düzenlemesine ilişkin açıklama yapıldı.Buna göre, Güney Afrika'da, ırk temelli ayrımcı politikaların uygulanması ve Afrikanerler ve diğer azınlık veya etnik gruplara yönelik şiddetin teşvik edilmesinden endişe duyulduğu belirtildi.Güney Afrika hükümetinin dile getirilen endişeleri yeterince gideremediği gerekçesiyle bu ülkede azınlık veya etnik nüfusa yönelik ayrımcılık ve şiddeti teşvik eden, bu gruplara ait arazilerin tazminatsız kamulaştırılmasını öngören politikaların uygulanmasından sorumlu bazı kişilere vize kısıtlaması getirildiği bildirildi.Bu tür eylemlerin barış, ekonomik istikrar ve hukukun üstünlüğünü doğrudan zedelediği ve ABD dış politikasının temelleriyle bağdaşmadığı belirtilerek, Güney Afrika hükümetini, bu vahim eylemleri ivedilikle ele alması çağrısını güçlü şekilde yineliyoruz. ifadesine yer verildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ABD, Colorado eyaletinde Ürdün ile ortak askeri tatbikat başlattı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/abd-colorado-eyaletinde-urdun-ile-ortak-askeri-tatbikat-baslatti/910251/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/abd-colorado-eyaletinde-urdun-ile-ortak-askeri-tatbikat-baslatti/910251/</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 11:03:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Colorado eyaletinde Ürdün Silahlı Kuvvetleri ile iki haftalık ortak askeri tatbikat başlattığını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Colorado eyaletinde Ürdün Silahlı Kuvvetleri ile iki haftalık ortak askeri tatbikat başlattığını bildirdi.CENTCOM'dan yapılan yazılı açıklamaya göre Ürdün Silahlı Kuvvetlerinden askerler, Colorado'daki Fort Carson Askeri Üssü'ne geldi.İki ülkenin orduları arasında 12'ncisi düzenlenen Eager Lion 2026 adlı ortak askeri tatbikat başlatıldı.Her iki ülkeden 200'den fazla askeri personelin katıldığı iki haftalık tatbikatta, ordular arası işbirliğinin artırılması amaçlanıyor.ABD'nin ilk kez ev sahipliğini yaptığı tatbikatta terörle mücadele, hava savunması, deniz güvenliği, siber güvenlik ve afet müdahalesi alanlarında planlama ve işbirliğine odaklanılacak.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Colorado eyaletinde Ürdün Silahlı Kuvvetleri ile iki haftalık ortak askeri tatbikat başlattığını bildirdi.CENTCOM'dan yapılan yazılı açıklamaya göre Ürdün Silahlı Kuvvetlerinden askerler, Colorado'daki Fort Carson Askeri Üssü'ne geldi.İki ülkenin orduları arasında 12'ncisi düzenlenen Eager Lion 2026 adlı ortak askeri tatbikat başlatıldı.Her iki ülkeden 200'den fazla askeri personelin katıldığı iki haftalık tatbikatta, ordular arası işbirliğinin artırılması amaçlanıyor.ABD'nin ilk kez ev sahipliğini yaptığı tatbikatta terörle mücadele, hava savunması, deniz güvenliği, siber güvenlik ve afet müdahalesi alanlarında planlama ve işbirliğine odaklanılacak.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/abd-colorado-eyaletinde-urdun-ile-ortak-askeri-tatbikat-baslatti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ArşivNet Türkiye'de 50, KKTC'de 2 kurumun dijital arşivini koruyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/arsivnet-turkiye-de-50-kktc-de-2-kurumun-dijital-arsivini-koruyor/910249/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/arsivnet-turkiye-de-50-kktc-de-2-kurumun-dijital-arsivini-koruyor/910249/</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 11:03:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / TÜRKSAT tarafından oluşturulan sistem, kritik ve kişisel verilerin güvenli şekilde saklanmasının yanı sıra kurumların iş sürekliliğini destekleyen dijital yedekleme ve arşivleme hizmetleri sunuyor - e-Devlet Kapısı ile paralel çalışabilecek şekilde tasarlanan sistem, kamu kurumlarının kurumsal hafızalarının oluşturulmasına ve milyonlarca belgenin hızlı şekilde yönetilmesine imkan sağlıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : AYŞE BÖCÜOĞLU BODUR - Dijital arşiv sistemi ArşivNet, Türkiye'de 50, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) 2 kurumun dijital belleğine kalkan oluyor.AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Türkiye'nin dijital altyapısında önemli rol üstlenen TÜRKSAT AŞ kamu kurumlarının dijital arşiv ihtiyaçlarına yönelik ArşivNet Projesi'ni 2018 yılında devreye aldı.Kamu verilerinin yurt içinde saklanması ve güvenliğinin artırılması amacıyla geliştirilen sistem kapsamında, dijital arşiv altyapısının sunucu, depolama, ağ, veri tabanı ve yazılım hizmetleri şirket tarafından sağlanıyor.Türkiye'de 50, KKTC'de 2 kurumda kullanılan sistem, kritik ve kişisel verilerin güvenli şekilde saklanmasının yanı sıra kurumların iş sürekliliğini destekleyen dijital yedekleme ve arşivleme hizmetleri sunuyor. Halen Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne, Türkiye Elektrik Üretim AŞ'den Ankara Üniversitesine kadar bakanlıklardan bürokrasiye, akademik camiadan şirketlere kadar kurum ve kuruluşlar bu hizmetten yararlanıyor.Milyonlarca belge dijital ortamda saklanabiliyore-Devlet Kapısı ile paralel çalışabilecek şekilde tasarlanan ArşivNet, kamu kurumlarının kurumsal hafızalarının oluşturulmasına ve milyonlarca belgenin hızlı şekilde yönetilmesine imkan sağlıyor.Sistem sayesinde vatandaşlara ait belgeler, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na (KVKK) uygun şekilde Türkiye'deki altyapılarda muhafaza ediliyor.TÜRKSAT Dijital Arşiv ile de entegre çalışabilen ArşivNet'in, kamu kurumlarının yanı sıra belediyeler, kütüphaneler, hastaneler ve özel kuruluşların dijital arşiv ihtiyaçlarında da kullanılması planlanıyor.Dijital arşivleme sayesinde belge kopyalama, dosyalama ve fiziksel arşivleme süreçlerinde harcanan emek, zaman ve maliyetlerin azaltılması, milyonlarca evrakın dijital ortamda saklanmasıyla fiziksel arşivler için kullanılan geniş depolama alanlarının kamuya kazandırılması amaçlanıyor.OCR teknolojisiyle görseller metne dönüştürülebiliyorArşivNet'te detaylı yetkilendirme ve işlem geçmişinin izlenebilmesi sayesinde kurumların hassas ve gizli verilerini daha kontrollü şekilde yönetebilmesine imkan sağlanıyor.Sistemin görsel tarama (OCR) özelliğiyle fotoğraf ve taranmış belgelerdeki metinler dijital veriye dönüştürülerek kaydedilebiliyor.Güvenli klasör ve dosya paylaşımı özellikleri de bulunan ArşivNet ile kurumların veri saklama ve arşivleme süreçlerini dijital ortamda yürütmesi sağlanıyor.Sisteme farklı cihazlardan erişim imkanı sayesinde kullanıcılar, yetkileri doğrultusunda ihtiyaç duydukları belgelere hızlı şekilde ulaşabiliyor.ArşivNet'in, Cumhuriyet tarihi boyunca oluşturulan milyonlarca belgenin dijital ortama aktarılması ve erişilebilir hale getirilmesine yönelik çalışmalarda da kullanılabilmesi öngörülüyor.Siber güvenlik altyapısı 7 gün 24 saat izleniyorBaşta kamu kurumları olmak üzere eğitim kuruluşları, telekomünikasyon ve finans sektöründeki veri üreten kurumların da kullanımına sunulması planlanan ArşivNet kapsamında, kurumların ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş hizmetler de sağlanabiliyor.Sistemin, yurt dışı merkezli dijital arşiv hizmetlerine olan ihtiyacın azaltılması ve kamu verilerinin Türkiye'de tutulmasına katkı sağlaması hedefleniyor.ArşivNet altyapısı, TÜRKSAT tarafından izleme ve uyarı mekanizmalarıyla 7 gün 24 saat takip ediliyor. Böylece dijital arşiv hizmetinin yanı sıra altyapı ve siber güvenlik süreçlerinin de kesintisiz yürütülmesi amaçlanıyor.Sistemle kamu kurumlarının dijital arşiv ihtiyaçlarının yerli altyapı ve yazılım imkanlarıyla karşılanması, veri güvenliğinin güçlendirilmesi ve Türkiye'nin kurumsal hafızasının dijital ortamda korunmasına katkı sunuluyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : AYŞE BÖCÜOĞLU BODUR - Dijital arşiv sistemi ArşivNet, Türkiye'de 50, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) 2 kurumun dijital belleğine kalkan oluyor.AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Türkiye'nin dijital altyapısında önemli rol üstlenen TÜRKSAT AŞ kamu kurumlarının dijital arşiv ihtiyaçlarına yönelik ArşivNet Projesi'ni 2018 yılında devreye aldı.Kamu verilerinin yurt içinde saklanması ve güvenliğinin artırılması amacıyla geliştirilen sistem kapsamında, dijital arşiv altyapısının sunucu, depolama, ağ, veri tabanı ve yazılım hizmetleri şirket tarafından sağlanıyor.Türkiye'de 50, KKTC'de 2 kurumda kullanılan sistem, kritik ve kişisel verilerin güvenli şekilde saklanmasının yanı sıra kurumların iş sürekliliğini destekleyen dijital yedekleme ve arşivleme hizmetleri sunuyor. Halen Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne, Türkiye Elektrik Üretim AŞ'den Ankara Üniversitesine kadar bakanlıklardan bürokrasiye, akademik camiadan şirketlere kadar kurum ve kuruluşlar bu hizmetten yararlanıyor.Milyonlarca belge dijital ortamda saklanabiliyore-Devlet Kapısı ile paralel çalışabilecek şekilde tasarlanan ArşivNet, kamu kurumlarının kurumsal hafızalarının oluşturulmasına ve milyonlarca belgenin hızlı şekilde yönetilmesine imkan sağlıyor.Sistem sayesinde vatandaşlara ait belgeler, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na (KVKK) uygun şekilde Türkiye'deki altyapılarda muhafaza ediliyor.TÜRKSAT Dijital Arşiv ile de entegre çalışabilen ArşivNet'in, kamu kurumlarının yanı sıra belediyeler, kütüphaneler, hastaneler ve özel kuruluşların dijital arşiv ihtiyaçlarında da kullanılması planlanıyor.Dijital arşivleme sayesinde belge kopyalama, dosyalama ve fiziksel arşivleme süreçlerinde harcanan emek, zaman ve maliyetlerin azaltılması, milyonlarca evrakın dijital ortamda saklanmasıyla fiziksel arşivler için kullanılan geniş depolama alanlarının kamuya kazandırılması amaçlanıyor.OCR teknolojisiyle görseller metne dönüştürülebiliyorArşivNet'te detaylı yetkilendirme ve işlem geçmişinin izlenebilmesi sayesinde kurumların hassas ve gizli verilerini daha kontrollü şekilde yönetebilmesine imkan sağlanıyor.Sistemin görsel tarama (OCR) özelliğiyle fotoğraf ve taranmış belgelerdeki metinler dijital veriye dönüştürülerek kaydedilebiliyor.Güvenli klasör ve dosya paylaşımı özellikleri de bulunan ArşivNet ile kurumların veri saklama ve arşivleme süreçlerini dijital ortamda yürütmesi sağlanıyor.Sisteme farklı cihazlardan erişim imkanı sayesinde kullanıcılar, yetkileri doğrultusunda ihtiyaç duydukları belgelere hızlı şekilde ulaşabiliyor.ArşivNet'in, Cumhuriyet tarihi boyunca oluşturulan milyonlarca belgenin dijital ortama aktarılması ve erişilebilir hale getirilmesine yönelik çalışmalarda da kullanılabilmesi öngörülüyor.Siber güvenlik altyapısı 7 gün 24 saat izleniyorBaşta kamu kurumları olmak üzere eğitim kuruluşları, telekomünikasyon ve finans sektöründeki veri üreten kurumların da kullanımına sunulması planlanan ArşivNet kapsamında, kurumların ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş hizmetler de sağlanabiliyor.Sistemin, yurt dışı merkezli dijital arşiv hizmetlerine olan ihtiyacın azaltılması ve kamu verilerinin Türkiye'de tutulmasına katkı sağlaması hedefleniyor.ArşivNet altyapısı, TÜRKSAT tarafından izleme ve uyarı mekanizmalarıyla 7 gün 24 saat takip ediliyor. Böylece dijital arşiv hizmetinin yanı sıra altyapı ve siber güvenlik süreçlerinin de kesintisiz yürütülmesi amaçlanıyor.Sistemle kamu kurumlarının dijital arşiv ihtiyaçlarının yerli altyapı ve yazılım imkanlarıyla karşılanması, veri güvenliğinin güçlendirilmesi ve Türkiye'nin kurumsal hafızasının dijital ortamda korunmasına katkı sunuluyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türk yatırımcılar Kazakistan’ı Orta Asya’ya açılan stratejik merkez olarak görüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turk-yatirimcilar-kazakistan-i-orta-asya-ya-acilan-stratejik-merkez-olarak-goruyor/910248/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turk-yatirimcilar-kazakistan-i-orta-asya-ya-acilan-stratejik-merkez-olarak-goruyor/910248/</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 11:03:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Dünya Türk İş Konseyi Kazakistan Temsilcisi Ahmet Budan: - “Kazakistan’da üretim yapan bir Türk şirketi Orta Asya’ya, Çin’e ve Avrupa’ya ulaşabilecek stratejik bir lojistik merkezde yer alıyor. Dolayısıyla Kazakistan’a yapılan yatırım aslında çok daha geniş bir coğrafyaya yapılan yatırım anlamına geliyor” - Türk-Kazak İş İnsanları Birliği Başkanı Hikmet Atalay: - “Kazakistan’da Türklerle Kazakların ortak şirketler kurarak beraber yürümeleri, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geleceği açısından çok önemli”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : MEİRAMGÜL KUSSAİNOVA - Kazakistan’da uzun süredir faaliyet gösteren Türk iş insanları, ülkenin Orta Asya ve Avrasya’ya açılan stratejik bir merkez olma potansiyeline ve iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin daha fazla ortak yatırım ve üretim odaklı geliştirilmesi gerektiğine işaret ediyor.Kazakistan, 300 milyar doların üzerinde Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYH) ve Orta Asya’nın en büyük ekonomisi konumuyla Türk yatırımcıların ilgisini çeken başlıca ülkeler arasında yer alıyor. Çin ile Avrupa arasındaki Orta Koridor üzerinde sahip olduğu stratejik konumuyla son dönemde yabancı yatırımcıların gözdesi olan Kazakistan, aynı zamanda zengin doğal kaynakları ve yatırımcılara sunduğu teşviklerle de öne çıkıyor. Kazakistan’da şirket kurarak 20 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) Kazakistan Temsilcisi Ahmet Budan ve Türk-Kazak İş İnsanları Birliği (TÜKİB) Başkanı Hikmet Atalay, Kazakistan’daki faaliyetlerini ve ülkede gördükleri yatırım imkanlarını AA muhabirine değerlendirdi. Kazakistan Türk yatırımcılar için stratejik merkezDTİK Kazakistan Temsilcisi ve Sine Midas Stroy Yönetim Kurulu Başkanı Budan, 2002’de geldiği Kazakistan’da ilk olarak altyapı projelerinde görev aldığını, 2006’da ise Kazak ortaklı şirketini kurduğunu söyledi.Şirketin yol ve ulaşım altyapısı alanında faaliyet gösterdiğini aktaran Budan, yaklaşık 20 yıldır Kazakistan’ın çeşitli bölgelerinde ulaşım açısından stratejik öneme sahip yollar inşa ettiklerini bildirdi. Budan, Kazakistan’ın üretim, lojistik ve bölgesel ticaret merkezi olarak değerlendirilmesinin Türk şirketleri açısından daha büyük fırsatlar yaratacağını kaydetti. Kazakistan’ın halihazırda bölgede en çok yabancı yatırım çeken ülke olduğunu aktaran Budan, ülkedeki Türk yatırımlarının yaklaşık 6 milyar dolara ulaştığını ifade etti.Kazakistan, Türk şirketlerine geniş bölgesel pazar fırsatı sunuyorBudan, ülkede üretim yapan şirketlerin geniş bir bölgesel pazara erişim imkanına sahip olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:“Kazakistan’ın Çin ile Avrupa arasındaki konumu gerçekten çok değerli. Çin’den Avrupa’ya deniz yoluyla 45-60 günde ulaşan yükler, Türkiye ve Kazakistan üzerinden geçen Orta Koridor sayesinde yaklaşık 12 günde Avrupa’ya ulaştırılabiliyor. Bu durum Türk yatırımcılar açısından yalnızca taşımacılıkta değil, üretim ve ihracatta da yeni fırsatlar ortaya çıkarıyor. Kazakistan’da üretim yapan bir Türk şirketi Orta Asya’ya, Çin’e ve Avrupa’ya ulaşabilecek stratejik bir lojistik merkezde yer alıyor. Dolayısıyla Kazakistan’a yapılan yatırım aslında çok daha geniş bir coğrafyaya yapılan yatırım anlamına geliyor.”Türk yatırımcılar açısından Kazakistan’ın cazibesinde kültürel ve tarihi bağların da önemli rol oynadığını vurgulayan Budan, ülkede Türk şirketlerinin kendilerini yabancı hissetmediğini söyledi.Budan, Kazakistan’da yatırımcılara yönelik vergi teşvikleri, hazır altyapı ve yatırım ortamının yanı sıra Astana Uluslararası Finans Merkezi’nin (AIFC) sunduğu İngiliz hukuku temelli yapının da önemli avantajlar arasında bulunduğuna işaret etti. Türk şirketlerinin üretim tecrübesi ile Kazakistan’ın ham madde ve yatırım gücünü bir araya getirerek ikili ticareti artırabileceklerini kaydeden Budan, “Ben özellikle tarım teknolojileri, modern seracılık, maden ve inşaat makineleri, enerji, gıda işleme, iklimlendirme sistemleri, bilişim ve otomasyon alanlarında ciddi bir potansiyel görüyorum.” dedi. Budan, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılması hedefinin ulaşılabilir olduğunu ve DTİK olarak bunun için özellikle iş insanları arasındaki temasların artırılması ve somut iş eşleştirmelerinin yapılması yönünde faaliyetler yürüttüklerini bildirdi. Nakliye maliyetleri, bürokratik süreçler ve mevzuata ilişkin bilgi eksikliğinin yatırımcıların karşılaşabileceği başlıca sorunlar arasında bulunduğunu söyleyen Budan, bu sorunların yerel ortaklıklar ve başlangıçtan itibaren doğru hukuki planlama ile aşılabileceğini kaydetti. “Yaklaşık 2 milyon metrekarelik inşaatı tamamladık”Kazakistan’da 2005 yılından bu yana faaliyet gösteren ve inşaat ile mühendislik alanında çalışmalar yürüten “Kazstroypodryad” şirketinin kurucusu ve yöneticisi ve TÜKİB Başkanı Atalay, ülkede bugüne kadar konut, iş merkezi, otel, fabrika, hastane, ısı merkezi ve medya merkezi gibi çok sayıda projeyi tamamladıklarını belirtti.Yaklaşık 2 milyon metrekarelik inşaatı tamamladıklarını aktaran Atalay, Kazakistan’da geçirdiği 20 yılı aşkın sürede ülkeyi ve iş ortamını yakından tanıma fırsatı bulduğunu söyledi.Atalay, “Yılın nereden baksanız 300 günü buradayım. Kazakistan’da yaşamaktan memnunum, Kazakistan’ı ve insanlarını seviyorum.” dedi.Kazakistan’ın insan kaynağı, doğal zenginlikleri ve ticarete verdiği önem bakımından bölgede öne çıktığını ifade eden Atalay, Türk iş insanlarının ülkeye ilgisinin giderek arttığını dile getirdi.Atalay, “Kazakistan, bu coğrafyada iş yapılabilecek, çalışılabilecek hem insan kapasitesi hem yeraltı zenginliği hem de ticarete verilen önem bakımından ender ülkelerden biri.” ifadelerini kullandı.Kazakistan’ın son yıllarda eğitim ve bilim alanında da önemli ilerleme kaydettiğini belirten Atalay, “Türkiye’deki iş insanlarını Kazakistan’da iş yapmaya davet ediyorum.” diye konuştu. Türk ve Kazak şirketlerin ortaklığı ticari ilişkileri güçlendirecekAtalay, TÜKİB bünyesinde sağlık, turizm, inşaat, otelcilik, havacılık, tekstil, ilaç ve sanayi dahil çok sayıda sektörden şirketin bulunduğunu belirterek, Birliğin Türkiye’den gelen yatırımcılara Kazakistan’daki iş süreçlerinde rehberlik ettiğini söyledi.Türk yatırımcılara şirket kuruluşu, hukuki süreçler ve yerel kurumlarla iletişim konusunda destek verdiklerini ifade eden Atalay, gerektiğinde Kazakistan Ulusal Girişimciler Odası Atameken ile de yatırımcıları bir araya getirdiklerini aktardı.Atalay, Kazakistan’da sanayi, enerji, elektrik, su, kanalizasyon ve altyapı alanlarında yatırım yapmak isteyen Türk şirketleri için de önemli fırsatlar bulunduğunu belirterek, özellikle orta ölçekli yatırımların artırılması gerektiğini vurguladı.Kazakistan’daki aile işletmelerine ve küçük işletmelere de hitap edecek üretim altyapılarının oluşturulmasının iki ülke açısından önemli olduğunu söyleyen Atalay, “Türkiye’den daha fazla orta ölçekli sanayi ve tesis buraya gelmeli.” dedi.İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin yalnızca “kardeşlik” söylemiyle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade eden Atalay, “Kazakistan’da Türklerle Kazakların ortak şirketler kurarak beraber yürümeleri, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geleceği açısından çok önemli.” ifadesini kullandı. Atalay, iki ülke iş insanlarının birbirlerini yatırımda önceliklendirmesinin ticari ilişkilerin daha da büyümesini sağlayacağını dile getirdi. Bu arada, Kazakistan’da halihazırda yaklaşık 3 bin 800 Türk sermayeli şirket faaliyet gösterirken, Türk yatırımcıların ülkedeki faaliyetleri inşaat ve altyapının yanı sıra enerji, sağlık, tarım, lojistik, havacılık, tekstil, ilaç ve sanayi gibi çok sayıda sektöre yayılıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : MEİRAMGÜL KUSSAİNOVA - Kazakistan’da uzun süredir faaliyet gösteren Türk iş insanları, ülkenin Orta Asya ve Avrasya’ya açılan stratejik bir merkez olma potansiyeline ve iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin daha fazla ortak yatırım ve üretim odaklı geliştirilmesi gerektiğine işaret ediyor.Kazakistan, 300 milyar doların üzerinde Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYH) ve Orta Asya’nın en büyük ekonomisi konumuyla Türk yatırımcıların ilgisini çeken başlıca ülkeler arasında yer alıyor. Çin ile Avrupa arasındaki Orta Koridor üzerinde sahip olduğu stratejik konumuyla son dönemde yabancı yatırımcıların gözdesi olan Kazakistan, aynı zamanda zengin doğal kaynakları ve yatırımcılara sunduğu teşviklerle de öne çıkıyor. Kazakistan’da şirket kurarak 20 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) Kazakistan Temsilcisi Ahmet Budan ve Türk-Kazak İş İnsanları Birliği (TÜKİB) Başkanı Hikmet Atalay, Kazakistan’daki faaliyetlerini ve ülkede gördükleri yatırım imkanlarını AA muhabirine değerlendirdi. Kazakistan Türk yatırımcılar için stratejik merkezDTİK Kazakistan Temsilcisi ve Sine Midas Stroy Yönetim Kurulu Başkanı Budan, 2002’de geldiği Kazakistan’da ilk olarak altyapı projelerinde görev aldığını, 2006’da ise Kazak ortaklı şirketini kurduğunu söyledi.Şirketin yol ve ulaşım altyapısı alanında faaliyet gösterdiğini aktaran Budan, yaklaşık 20 yıldır Kazakistan’ın çeşitli bölgelerinde ulaşım açısından stratejik öneme sahip yollar inşa ettiklerini bildirdi. Budan, Kazakistan’ın üretim, lojistik ve bölgesel ticaret merkezi olarak değerlendirilmesinin Türk şirketleri açısından daha büyük fırsatlar yaratacağını kaydetti. Kazakistan’ın halihazırda bölgede en çok yabancı yatırım çeken ülke olduğunu aktaran Budan, ülkedeki Türk yatırımlarının yaklaşık 6 milyar dolara ulaştığını ifade etti.Kazakistan, Türk şirketlerine geniş bölgesel pazar fırsatı sunuyorBudan, ülkede üretim yapan şirketlerin geniş bir bölgesel pazara erişim imkanına sahip olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:“Kazakistan’ın Çin ile Avrupa arasındaki konumu gerçekten çok değerli. Çin’den Avrupa’ya deniz yoluyla 45-60 günde ulaşan yükler, Türkiye ve Kazakistan üzerinden geçen Orta Koridor sayesinde yaklaşık 12 günde Avrupa’ya ulaştırılabiliyor. Bu durum Türk yatırımcılar açısından yalnızca taşımacılıkta değil, üretim ve ihracatta da yeni fırsatlar ortaya çıkarıyor. Kazakistan’da üretim yapan bir Türk şirketi Orta Asya’ya, Çin’e ve Avrupa’ya ulaşabilecek stratejik bir lojistik merkezde yer alıyor. Dolayısıyla Kazakistan’a yapılan yatırım aslında çok daha geniş bir coğrafyaya yapılan yatırım anlamına geliyor.”Türk yatırımcılar açısından Kazakistan’ın cazibesinde kültürel ve tarihi bağların da önemli rol oynadığını vurgulayan Budan, ülkede Türk şirketlerinin kendilerini yabancı hissetmediğini söyledi.Budan, Kazakistan’da yatırımcılara yönelik vergi teşvikleri, hazır altyapı ve yatırım ortamının yanı sıra Astana Uluslararası Finans Merkezi’nin (AIFC) sunduğu İngiliz hukuku temelli yapının da önemli avantajlar arasında bulunduğuna işaret etti. Türk şirketlerinin üretim tecrübesi ile Kazakistan’ın ham madde ve yatırım gücünü bir araya getirerek ikili ticareti artırabileceklerini kaydeden Budan, “Ben özellikle tarım teknolojileri, modern seracılık, maden ve inşaat makineleri, enerji, gıda işleme, iklimlendirme sistemleri, bilişim ve otomasyon alanlarında ciddi bir potansiyel görüyorum.” dedi. Budan, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılması hedefinin ulaşılabilir olduğunu ve DTİK olarak bunun için özellikle iş insanları arasındaki temasların artırılması ve somut iş eşleştirmelerinin yapılması yönünde faaliyetler yürüttüklerini bildirdi. Nakliye maliyetleri, bürokratik süreçler ve mevzuata ilişkin bilgi eksikliğinin yatırımcıların karşılaşabileceği başlıca sorunlar arasında bulunduğunu söyleyen Budan, bu sorunların yerel ortaklıklar ve başlangıçtan itibaren doğru hukuki planlama ile aşılabileceğini kaydetti. “Yaklaşık 2 milyon metrekarelik inşaatı tamamladık”Kazakistan’da 2005 yılından bu yana faaliyet gösteren ve inşaat ile mühendislik alanında çalışmalar yürüten “Kazstroypodryad” şirketinin kurucusu ve yöneticisi ve TÜKİB Başkanı Atalay, ülkede bugüne kadar konut, iş merkezi, otel, fabrika, hastane, ısı merkezi ve medya merkezi gibi çok sayıda projeyi tamamladıklarını belirtti.Yaklaşık 2 milyon metrekarelik inşaatı tamamladıklarını aktaran Atalay, Kazakistan’da geçirdiği 20 yılı aşkın sürede ülkeyi ve iş ortamını yakından tanıma fırsatı bulduğunu söyledi.Atalay, “Yılın nereden baksanız 300 günü buradayım. Kazakistan’da yaşamaktan memnunum, Kazakistan’ı ve insanlarını seviyorum.” dedi.Kazakistan’ın insan kaynağı, doğal zenginlikleri ve ticarete verdiği önem bakımından bölgede öne çıktığını ifade eden Atalay, Türk iş insanlarının ülkeye ilgisinin giderek arttığını dile getirdi.Atalay, “Kazakistan, bu coğrafyada iş yapılabilecek, çalışılabilecek hem insan kapasitesi hem yeraltı zenginliği hem de ticarete verilen önem bakımından ender ülkelerden biri.” ifadelerini kullandı.Kazakistan’ın son yıllarda eğitim ve bilim alanında da önemli ilerleme kaydettiğini belirten Atalay, “Türkiye’deki iş insanlarını Kazakistan’da iş yapmaya davet ediyorum.” diye konuştu. Türk ve Kazak şirketlerin ortaklığı ticari ilişkileri güçlendirecekAtalay, TÜKİB bünyesinde sağlık, turizm, inşaat, otelcilik, havacılık, tekstil, ilaç ve sanayi dahil çok sayıda sektörden şirketin bulunduğunu belirterek, Birliğin Türkiye’den gelen yatırımcılara Kazakistan’daki iş süreçlerinde rehberlik ettiğini söyledi.Türk yatırımcılara şirket kuruluşu, hukuki süreçler ve yerel kurumlarla iletişim konusunda destek verdiklerini ifade eden Atalay, gerektiğinde Kazakistan Ulusal Girişimciler Odası Atameken ile de yatırımcıları bir araya getirdiklerini aktardı.Atalay, Kazakistan’da sanayi, enerji, elektrik, su, kanalizasyon ve altyapı alanlarında yatırım yapmak isteyen Türk şirketleri için de önemli fırsatlar bulunduğunu belirterek, özellikle orta ölçekli yatırımların artırılması gerektiğini vurguladı.Kazakistan’daki aile işletmelerine ve küçük işletmelere de hitap edecek üretim altyapılarının oluşturulmasının iki ülke açısından önemli olduğunu söyleyen Atalay, “Türkiye’den daha fazla orta ölçekli sanayi ve tesis buraya gelmeli.” dedi.İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin yalnızca “kardeşlik” söylemiyle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade eden Atalay, “Kazakistan’da Türklerle Kazakların ortak şirketler kurarak beraber yürümeleri, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geleceği açısından çok önemli.” ifadesini kullandı. Atalay, iki ülke iş insanlarının birbirlerini yatırımda önceliklendirmesinin ticari ilişkilerin daha da büyümesini sağlayacağını dile getirdi. Bu arada, Kazakistan’da halihazırda yaklaşık 3 bin 800 Türk sermayeli şirket faaliyet gösterirken, Türk yatırımcıların ülkedeki faaliyetleri inşaat ve altyapının yanı sıra enerji, sağlık, tarım, lojistik, havacılık, tekstil, ilaç ve sanayi gibi çok sayıda sektöre yayılıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Trabzon yaylaları sonbahar renklerine bürünüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/trabzon-yaylalari-sonbahar-renklerine-burunuyor/910246/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/trabzon-yaylalari-sonbahar-renklerine-burunuyor/910246/</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 11:03:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Trabzon / Trabzon'un Çaykara ilçesindeki Sultan Murat, Eğrisu ve Hanırmak yaylalarında sonbahar renkleri görülmeye başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Trabzon Haberleri : Trabzon'un Çaykara ilçesindeki Sultan Murat, Eğrisu ve Hanırmak yaylalarında sonbahar renkleri görülmeye başladı.İlçenin yüksek kesimlerinde yer alan yaylalar, geniş çayırları, çevresini kuşatan dağları ve doğal bitki örtüsüyle bölgenin dikkati çeken doğal alanları arasında yer alıyor.Yaz aylarında yeşilin farklı tonlarının hakim olduğu yaylalarda, havaların serinlemesiyle bitki örtüsünde renk değişimleri başladı.Dağların ve vadilerin arasına uzanan yaylalarda oluşan manzaralar, doğa ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor.Sultan Murat, Eğrisu ve Hanırmak yaylaları, doğal güzellikleri ve sakin atmosferiyle doğayla iç içe vakit geçirmek isteyenlere de alternatif sunuyor.Çaykara'nın yüksek kesimlerinde yer alan Şehitler Tepesi de çevresindeki dağ ve yayla manzaralarıyla bölgenin doğal güzelliklerini yansıtıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Trabzon Haberleri : Trabzon'un Çaykara ilçesindeki Sultan Murat, Eğrisu ve Hanırmak yaylalarında sonbahar renkleri görülmeye başladı.İlçenin yüksek kesimlerinde yer alan yaylalar, geniş çayırları, çevresini kuşatan dağları ve doğal bitki örtüsüyle bölgenin dikkati çeken doğal alanları arasında yer alıyor.Yaz aylarında yeşilin farklı tonlarının hakim olduğu yaylalarda, havaların serinlemesiyle bitki örtüsünde renk değişimleri başladı.Dağların ve vadilerin arasına uzanan yaylalarda oluşan manzaralar, doğa ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor.Sultan Murat, Eğrisu ve Hanırmak yaylaları, doğal güzellikleri ve sakin atmosferiyle doğayla iç içe vakit geçirmek isteyenlere de alternatif sunuyor.Çaykara'nın yüksek kesimlerinde yer alan Şehitler Tepesi de çevresindeki dağ ve yayla manzaralarıyla bölgenin doğal güzelliklerini yansıtıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/trabzon-yaylalari-sonbahar-renklerine-burunuyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
