<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>KADEM'den Özel ve Kamusal Alanda Kadın Emeği Araştırması </title>
      <link>https://www.canligaste.com/kadem-den-ozel-ve-kamusal-alanda-kadin-emegi-arastirmasi/837659/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kadem-den-ozel-ve-kamusal-alanda-kadin-emegi-arastirmasi/837659/</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:33:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Canan Sarı: - Kadın emeğini yalnızca istihdam verileri ve çalışma hayatıyla sınırlı bir çerçevede ele almadık. Ücretli ve ücretsiz emek biçimlerini, bakım yükünü ve duygusal emeği birlikte değerlendirerek bütüncül bir çerçeve ortaya koyduk. Çünkü kadın emeği, yalnızca maaş bordrolarında görünen bir değer değil - Geçen yıl, pazar, atölye, kooperatif, kafe ve ev gibi çeşitli ortamlarda 563 katılımcıyla bir araya gelinerek yapılan araştırmaya göre kadınların, ücretli bir işte çalışması ev içi yükünü azaltmıyor, hem işte hem evde üretmeye devam eden kadın kesintisiz bir emek döngüsü yaşıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM) Yönetim Kurulu Başkanı Canan Sarı, Özel ve Kamusal Alanda Kadın Emeği Araştırmasında kadın emeğini yalnızca istihdam verileri ve çalışma hayatıyla sınırlı bir çerçevede ele almadıklarını belirterek, Ücretli ve ücretsiz emek biçimlerini, bakım yükünü ve duygusal emeği birlikte değerlendirerek bütüncül bir çerçeve ortaya koyduk. Çünkü kadın emeği, yalnızca maaş bordrolarında görünen bir değer değil. dedi. KADEM'in yürüttüğü Özel ve Kamusal Alanda Kadın Emeği Araştırmasının sonuçları, Beyoğlu'ndaki Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) düzenlenen toplantıda kamuoyuyla paylaşıldı.Etkinlikte konuşan KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Canan Sarı, yarın kutlanacak 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün kadın emeği söz konusu olduğunda, adaletin, fırsat eşitliğinin ve hak mücadelesinin simgesi olarak daha güçlü bir anlam kazandığını söyledi.Tarih boyunca kadının, üretimin her aşamasında emeğin öznesi, ekonomik ve toplumsal üretimin temel dayanaklarından biri olduğunu belirten Sarı, kadınların her alanda görünmeyen emeğiyle hayatın yükünü omuzladığını ifade etti.Sarı, kadın emeğini odaklarına alarak yürütülen araştırmayı kamuoyuyla ilk kez paylaştıklarını belirterek, Bu araştırma, bilgi ve deneyimlerimizi bilimsel verilerle güçlendirme ve kalıcı hale getirme çabamızın bir yansıması. KADEM olarak 13 yıldır kadının haklarını, fırsatlara erişimini ve toplumsal hayattaki yerini güçlendirmeyi hedefleyen çalışmalar yapıyoruz. Kadın sorunlarına gerçek ve kalıcı çözümler üretiyoruz. Kadın emeği konusu da bizim yabancı olduğumuz bir başlık değil. Yıllardır yürüttüğümüz faaliyetler, eğitim çalışmaları ve saha deneyimlerimiz sayesinde bu alanda bilgi ve deneyim edindik. ifadelerini kullandı.Türkiye'nin 58 ilindeki temsilcilikleriyle yürütülen saha çalışmalarıyla bu birikimi daha da derinleştirdiklerini dile getiren Sarı, bu birikimi yalnızca gözlem ve tecrübe düzeyinde bırakmayıp, bilimsel ve veriye dayalı bir temele oturttuklarını anlattı.- Kadın emeğinin görünür olduğu farklı alanlarda kadınların hikayeleri dinlendiSarı, bu doğrultuda Özel ve Kamusal Alanda Kadın Emeği Araştırmasını hayata geçirdiklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:Bu araştırma, 2025 yılı boyunca titizlikle yürütüldü. Sosyoloji, psikoloji ve siyaset bilimi gibi farklı disiplinlerden 40 kişilik bir araştırma ekibiyle gerçekleştirildi. Çalışma kapsamında 12 farklı şehirde sahaya inildi. Toplamda 563 katılımcıya ulaşılarak güçlü bir veri seti oluşturuldu. Bu rakamlar bize çok ciddi bir emeği, metodolojik titizliği ve sahaya dayalı bir bilimsel derinliği de gösteriyor. Kırsaldan kente, evden iş yerine, sosyal mekanlardan gündelik hayatın doğal akışına kadar kadın emeğinin görünür olduğu farklı alanlarda kadınların hikayeleri dinlendi.Araştırmanın önemli yönlerinden birinin de kadın emeğine yaklaşım olduğuna dikkati çeken Sarı, Kadın emeğini yalnızca istihdam verileri ve çalışma hayatıyla sınırlı bir çerçevede ele almadık. Ücretli ve ücretsiz emek biçimlerini, bakım yükünü ve duygusal emeği birlikte değerlendirerek bütüncül bir çerçeve ortaya koyduk. Çünkü kadın emeği, yalnızca maaş bordrolarında görünen bir değer değil. Çoğu zaman ev içinde, bakım süreçlerinde ve gündelik hayatın görünmeyen alanlarında varlığını sürdürüyor. değerlendirmesinde bulundu.Kadın emeğine ilişkin bulguları konu alan araştırmanın sunumunu, Marmara Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Nursem Keskin Aksay yaptı.Aksay, çalışmayla kadın emeğinin çok katmanlı bir haritasının ortaya konulmasının amaçlandığını aktararak, saha uygulamalarıyla farklı bölgelerden 12 şehre saha ziyareti, 230 yüz yüze görüşme, 48 odak grup görüşmesi ve 8 grup mülakatı olmak üzere toplam 563 katılımcıyla, pazar yerleri, atölyeler, kooperatifler, kafeler, iş yerleri, evler gibi çeşitli ortamlarda bir araya gelindiğini anlattı. - Araştırmanın sonuçlarıÇalışma kapsamında 2025 yılı boyunca farklı illerde kadınların ücretli çalışma hayatının yanı sıra duygusal, zihinsel ve bakım boyutları da ele alındı.Araştırma, kadınların yalnızca fiziksel değil, sürekli planlama, organize etme, ihtiyaçları öngörme ve aile içi duygusal dengeyi sağlama gibi görünmeyen bir zihinsel emek harcadığını ortaya koydu. Katılımcılar, ev içi düzenin sorumluluğunun büyük ölçüde kendilerinde olduğunu, destek görseler dahi planlama yükünün değişmediğini ifade etti.Araştırma bulgularına göre, ücretli bir işte çalışmak, kadınların ev içi yükünü azaltmıyor. Aksine kadınlar hem işte hem evde üretmeye devam ederek, kesintisiz bir emek döngüsü yaşıyor. Kadınların önemli bir bölümü, ev içi emeğin görünmez ve değersiz kabul edilmesinden yakınıyor.Kadınlar emeği yalnızca maddi kazanç olarak tanımlamıyor. Elde edilen veriler, emeğin aynı zamanda kimlik kazanma, özgürleşme, aileyi ayakta tutma ve hayatla mücadele etme biçimi olarak anlamlandırıldığını gösteriyor. Emek, kadınların anlatılarında yaşam boyu süren bir sorumluluk ve varoluş pratiği olarak öne çıkıyor.Araştırma, kadın emeğinin yalnızca istihdam oranları üzerinden değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu vurguluyor. Araştırmada, kadınların ücretsiz, duygusal ve zihinsel emeğini görünür kılan, iş-aile dengesini destekleyen ve adil iş bölümünü teşvik eden bütüncül sosyal politikalara ihtiyaç olduğu belirtiliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM) Yönetim Kurulu Başkanı Canan Sarı, Özel ve Kamusal Alanda Kadın Emeği Araştırmasında kadın emeğini yalnızca istihdam verileri ve çalışma hayatıyla sınırlı bir çerçevede ele almadıklarını belirterek, Ücretli ve ücretsiz emek biçimlerini, bakım yükünü ve duygusal emeği birlikte değerlendirerek bütüncül bir çerçeve ortaya koyduk. Çünkü kadın emeği, yalnızca maaş bordrolarında görünen bir değer değil. dedi. KADEM'in yürüttüğü Özel ve Kamusal Alanda Kadın Emeği Araştırmasının sonuçları, Beyoğlu'ndaki Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) düzenlenen toplantıda kamuoyuyla paylaşıldı.Etkinlikte konuşan KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Canan Sarı, yarın kutlanacak 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün kadın emeği söz konusu olduğunda, adaletin, fırsat eşitliğinin ve hak mücadelesinin simgesi olarak daha güçlü bir anlam kazandığını söyledi.Tarih boyunca kadının, üretimin her aşamasında emeğin öznesi, ekonomik ve toplumsal üretimin temel dayanaklarından biri olduğunu belirten Sarı, kadınların her alanda görünmeyen emeğiyle hayatın yükünü omuzladığını ifade etti.Sarı, kadın emeğini odaklarına alarak yürütülen araştırmayı kamuoyuyla ilk kez paylaştıklarını belirterek, Bu araştırma, bilgi ve deneyimlerimizi bilimsel verilerle güçlendirme ve kalıcı hale getirme çabamızın bir yansıması. KADEM olarak 13 yıldır kadının haklarını, fırsatlara erişimini ve toplumsal hayattaki yerini güçlendirmeyi hedefleyen çalışmalar yapıyoruz. Kadın sorunlarına gerçek ve kalıcı çözümler üretiyoruz. Kadın emeği konusu da bizim yabancı olduğumuz bir başlık değil. Yıllardır yürüttüğümüz faaliyetler, eğitim çalışmaları ve saha deneyimlerimiz sayesinde bu alanda bilgi ve deneyim edindik. ifadelerini kullandı.Türkiye'nin 58 ilindeki temsilcilikleriyle yürütülen saha çalışmalarıyla bu birikimi daha da derinleştirdiklerini dile getiren Sarı, bu birikimi yalnızca gözlem ve tecrübe düzeyinde bırakmayıp, bilimsel ve veriye dayalı bir temele oturttuklarını anlattı.- Kadın emeğinin görünür olduğu farklı alanlarda kadınların hikayeleri dinlendiSarı, bu doğrultuda Özel ve Kamusal Alanda Kadın Emeği Araştırmasını hayata geçirdiklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:Bu araştırma, 2025 yılı boyunca titizlikle yürütüldü. Sosyoloji, psikoloji ve siyaset bilimi gibi farklı disiplinlerden 40 kişilik bir araştırma ekibiyle gerçekleştirildi. Çalışma kapsamında 12 farklı şehirde sahaya inildi. Toplamda 563 katılımcıya ulaşılarak güçlü bir veri seti oluşturuldu. Bu rakamlar bize çok ciddi bir emeği, metodolojik titizliği ve sahaya dayalı bir bilimsel derinliği de gösteriyor. Kırsaldan kente, evden iş yerine, sosyal mekanlardan gündelik hayatın doğal akışına kadar kadın emeğinin görünür olduğu farklı alanlarda kadınların hikayeleri dinlendi.Araştırmanın önemli yönlerinden birinin de kadın emeğine yaklaşım olduğuna dikkati çeken Sarı, Kadın emeğini yalnızca istihdam verileri ve çalışma hayatıyla sınırlı bir çerçevede ele almadık. Ücretli ve ücretsiz emek biçimlerini, bakım yükünü ve duygusal emeği birlikte değerlendirerek bütüncül bir çerçeve ortaya koyduk. Çünkü kadın emeği, yalnızca maaş bordrolarında görünen bir değer değil. Çoğu zaman ev içinde, bakım süreçlerinde ve gündelik hayatın görünmeyen alanlarında varlığını sürdürüyor. değerlendirmesinde bulundu.Kadın emeğine ilişkin bulguları konu alan araştırmanın sunumunu, Marmara Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Nursem Keskin Aksay yaptı.Aksay, çalışmayla kadın emeğinin çok katmanlı bir haritasının ortaya konulmasının amaçlandığını aktararak, saha uygulamalarıyla farklı bölgelerden 12 şehre saha ziyareti, 230 yüz yüze görüşme, 48 odak grup görüşmesi ve 8 grup mülakatı olmak üzere toplam 563 katılımcıyla, pazar yerleri, atölyeler, kooperatifler, kafeler, iş yerleri, evler gibi çeşitli ortamlarda bir araya gelindiğini anlattı. - Araştırmanın sonuçlarıÇalışma kapsamında 2025 yılı boyunca farklı illerde kadınların ücretli çalışma hayatının yanı sıra duygusal, zihinsel ve bakım boyutları da ele alındı.Araştırma, kadınların yalnızca fiziksel değil, sürekli planlama, organize etme, ihtiyaçları öngörme ve aile içi duygusal dengeyi sağlama gibi görünmeyen bir zihinsel emek harcadığını ortaya koydu. Katılımcılar, ev içi düzenin sorumluluğunun büyük ölçüde kendilerinde olduğunu, destek görseler dahi planlama yükünün değişmediğini ifade etti.Araştırma bulgularına göre, ücretli bir işte çalışmak, kadınların ev içi yükünü azaltmıyor. Aksine kadınlar hem işte hem evde üretmeye devam ederek, kesintisiz bir emek döngüsü yaşıyor. Kadınların önemli bir bölümü, ev içi emeğin görünmez ve değersiz kabul edilmesinden yakınıyor.Kadınlar emeği yalnızca maddi kazanç olarak tanımlamıyor. Elde edilen veriler, emeğin aynı zamanda kimlik kazanma, özgürleşme, aileyi ayakta tutma ve hayatla mücadele etme biçimi olarak anlamlandırıldığını gösteriyor. Emek, kadınların anlatılarında yaşam boyu süren bir sorumluluk ve varoluş pratiği olarak öne çıkıyor.Araştırma, kadın emeğinin yalnızca istihdam oranları üzerinden değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu vurguluyor. Araştırmada, kadınların ücretsiz, duygusal ve zihinsel emeğini görünür kılan, iş-aile dengesini destekleyen ve adil iş bölümünü teşvik eden bütüncül sosyal politikalara ihtiyaç olduğu belirtiliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Tunus’ta cezaevindeki Nahda lideri Gannuşi’nin sağlık durumunun kötüleştiği açıklandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tunus-ta-cezaevindeki-nahda-lideri-gannusi-nin-saglik-durumunun-kotulestigi-aciklandi/837658/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tunus-ta-cezaevindeki-nahda-lideri-gannusi-nin-saglik-durumunun-kotulestigi-aciklandi/837658/</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:33:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Tunis — Tunus’ta cezaevindeki Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi’nin sağlık durumunun kötüleştiği ve hastaneye kaldırıldığı bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Tunis Haberleri — Tunus’ta cezaevindeki Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi’nin sağlık durumunun kötüleştiği ve hastaneye kaldırıldığı bildirildi.Nahda Hareketi tarafından yapılan yazılı açıklamada, Gannuşi’nin sağlık durumunda ani ve ciddi bir bozulma yaşandığı, bunun üzerine cezaevi yönetimi tarafından acilen hastaneye sevk edildiği belirtildi.Açıklamada, Gannuşi’nin birkaç gün boyunca müşahede altında tutulacağı ifade edildi.Gannuşi’nin keyfi şekilde hapiste tutulduğu” vurgulanan açıklamada, Nahda liderinin derhal serbest bırakılması talebi yinelendi.Açıklamada, Birleşmiş Milletler (BM) bünyesindeki kurumların kararlarına atıf yapılarak, Gannuşi’nin yargılanmasının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve yöneltilen suçlamaların hukuki dayanağının bulunmadığı belirtildi.Gannuşi’nin sağlık hakkına ve uluslararası sözleşmelere dikkat çekilen açıklamada, Nahda liderinin ailesinin yanında olması gerektiği kaydedildi.Tunus makamlarından konuya ilişkin henüz resmi açıklama yapılmadı.Gannuşi, 17 Nisan 2023’te evine düzenlenen operasyonla gözaltına alınmış, daha sonra “şiddet ve düzensizliğe teşvik” suçlamasıyla tutuklanmıştı. Tunus’ta bir mahkeme son olarak nisan ayında görülen ve kamuoyunda “ramazan sohbeti” olarak bilinen dava kapsamında Gannuşi hakkında 20 yıl hapis cezası vermişti. Ayrıca farklı davalarda da hakkında çeşitli hapis cezaları bulunan Gannuşi’nin, “devlet güvenliğine karşı komplo” suçlamasıyla verilen cezası da temyiz aşamasında artırılmıştı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Tunis Haberleri — Tunus’ta cezaevindeki Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi’nin sağlık durumunun kötüleştiği ve hastaneye kaldırıldığı bildirildi.Nahda Hareketi tarafından yapılan yazılı açıklamada, Gannuşi’nin sağlık durumunda ani ve ciddi bir bozulma yaşandığı, bunun üzerine cezaevi yönetimi tarafından acilen hastaneye sevk edildiği belirtildi.Açıklamada, Gannuşi’nin birkaç gün boyunca müşahede altında tutulacağı ifade edildi.Gannuşi’nin keyfi şekilde hapiste tutulduğu” vurgulanan açıklamada, Nahda liderinin derhal serbest bırakılması talebi yinelendi.Açıklamada, Birleşmiş Milletler (BM) bünyesindeki kurumların kararlarına atıf yapılarak, Gannuşi’nin yargılanmasının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve yöneltilen suçlamaların hukuki dayanağının bulunmadığı belirtildi.Gannuşi’nin sağlık hakkına ve uluslararası sözleşmelere dikkat çekilen açıklamada, Nahda liderinin ailesinin yanında olması gerektiği kaydedildi.Tunus makamlarından konuya ilişkin henüz resmi açıklama yapılmadı.Gannuşi, 17 Nisan 2023’te evine düzenlenen operasyonla gözaltına alınmış, daha sonra “şiddet ve düzensizliğe teşvik” suçlamasıyla tutuklanmıştı. Tunus’ta bir mahkeme son olarak nisan ayında görülen ve kamuoyunda “ramazan sohbeti” olarak bilinen dava kapsamında Gannuşi hakkında 20 yıl hapis cezası vermişti. Ayrıca farklı davalarda da hakkında çeşitli hapis cezaları bulunan Gannuşi’nin, “devlet güvenliğine karşı komplo” suçlamasıyla verilen cezası da temyiz aşamasında artırılmıştı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/tunus-ta-cezaevindeki-nahda-lideri-gannusi-nin-saglik-durumunun-kotulestigi-aciklandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu'ndan 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü mesajı:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tobb-baskani-hisarciklioglu-ndan-1-mayis-emek-ve-dayanisma-gunu-mesaji/837657/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tobb-baskani-hisarciklioglu-ndan-1-mayis-emek-ve-dayanisma-gunu-mesaji/837657/</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:32:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — İşçi ve işveren, çalışma hayatının birbirinden ayrı düşünülemeyecek iki asli unsurudur, müreffeh Türkiye'ye ancak bu birlik ve beraberlikle ulaşabiliriz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, alın teriyle çalışan, üreten ve değer katan tüm emekçilerin, güçlü Türkiye'nin inşasında büyük paya sahip olduğunu belirterek, İşçi ve işveren, çalışma hayatının birbirinden ayrı düşünülemeyecek iki asli unsurudur, müreffeh Türkiye'ye ancak bu birlik ve beraberlikle ulaşabiliriz. ifadesini kullandı. Hisarcıklıoğlu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, emeğin, üretimin ve kalkınmanın en temel unsuru olduğunu belirtti.Alın teriyle çalışan, üreten ve değer katan tüm emekçilerin, güçlü Türkiye'nin inşasında büyük paya sahip olduğuna işaret eden Hisarcıklıoğlu, İşçi ve işveren, unutmayalım ki çalışma hayatının birbirinden ayrı düşünülemeyecek iki asli unsurudur, müreffeh Türkiye'ye ancak bu birlik ve beraberlikle ulaşabiliriz. değerlendirmesinde bulundu.Hisarcıklıoğlu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün, emeğin kutsallığının, dayanışmanın gücünün ve birlikte üretmenin öneminin bir kez daha hatırlandığı anlamlı bir gün olduğunu ifade etti.TOBB olarak, girişimciliği, yatırımı önemsedikleri gibi iş dünyasının her kademesinde emeğin hakkının korunmasını, çalışma hayatının daha adil ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını da samimiyetle önemsediklerini vurgulayan Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:Ülkemizin büyümesi, refahın artması ve küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşması, işçi ve işverenin karşılıklı anlayış, diyalog ve işbirliği içinde hareket etmesiyle mümkündür. Ortak hedefimiz, daha fazla istihdam, daha güçlü üretim ve herkes için daha müreffeh bir Türkiye'dir. Ülkemizin kalkınmasına katkı sağlayan tüm emekçilerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü kutluyor, sağlık, huzur ve başarı dolu bir gelecek diliyorum.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, alın teriyle çalışan, üreten ve değer katan tüm emekçilerin, güçlü Türkiye'nin inşasında büyük paya sahip olduğunu belirterek, İşçi ve işveren, çalışma hayatının birbirinden ayrı düşünülemeyecek iki asli unsurudur, müreffeh Türkiye'ye ancak bu birlik ve beraberlikle ulaşabiliriz. ifadesini kullandı. Hisarcıklıoğlu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, emeğin, üretimin ve kalkınmanın en temel unsuru olduğunu belirtti.Alın teriyle çalışan, üreten ve değer katan tüm emekçilerin, güçlü Türkiye'nin inşasında büyük paya sahip olduğuna işaret eden Hisarcıklıoğlu, İşçi ve işveren, unutmayalım ki çalışma hayatının birbirinden ayrı düşünülemeyecek iki asli unsurudur, müreffeh Türkiye'ye ancak bu birlik ve beraberlikle ulaşabiliriz. değerlendirmesinde bulundu.Hisarcıklıoğlu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün, emeğin kutsallığının, dayanışmanın gücünün ve birlikte üretmenin öneminin bir kez daha hatırlandığı anlamlı bir gün olduğunu ifade etti.TOBB olarak, girişimciliği, yatırımı önemsedikleri gibi iş dünyasının her kademesinde emeğin hakkının korunmasını, çalışma hayatının daha adil ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını da samimiyetle önemsediklerini vurgulayan Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:Ülkemizin büyümesi, refahın artması ve küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşması, işçi ve işverenin karşılıklı anlayış, diyalog ve işbirliği içinde hareket etmesiyle mümkündür. Ortak hedefimiz, daha fazla istihdam, daha güçlü üretim ve herkes için daha müreffeh bir Türkiye'dir. Ülkemizin kalkınmasına katkı sağlayan tüm emekçilerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü kutluyor, sağlık, huzur ve başarı dolu bir gelecek diliyorum.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/tobb-baskani-hisarciklioglu-ndan-1-mayis-emek-ve-dayanisma-gunu-mesaji.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Adana'da uyuşturucu satarken yakalanan sanığa 18 yıl hapis cezası verildi </title>
      <link>https://www.canligaste.com/adana-da-uyusturucu-satarken-yakalanan-saniga-18-yil-hapis-cezasi-verildi/837656/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/adana-da-uyusturucu-satarken-yakalanan-saniga-18-yil-hapis-cezasi-verildi/837656/</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:27:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Adana — Adana'nın merkez Seyhan ilçesinde müstakil evinin bodrumuna sakladığı uyuşturucuyu satarken yakalanan tutuklu sanık, 18 yıl hapis ve 450 bin lira para cezasına çarptırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Adana Haberleri — Adana'nın merkez Seyhan ilçesinde müstakil evinin bodrumuna sakladığı uyuşturucuyu satarken yakalanan tutuklu sanık, 18 yıl hapis ve 450 bin lira para cezasına çarptırıldı.Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, sanık A.D. cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi aracılığıyla katıldı, avukatı ise duruşma salonunda hazır bulundu.Cumhuriyet savcısı, esasa ilişkin mütalaasında, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince 8 Aralık 2025'te Gülbahçesi Mahallesi'nde gece vakti müstakil evinin bodrumunda odunlar arasına sakladığı plastik kutu içindeki 12 gram sentetik uyuşturucu ve 700 uyuşturucu hapı satarken yakalanan sanığın, benzer suçlardan kaydının olduğunu belirtti.Sanığın, üst aramasında uyuşturucu satışından elde ettiği değerlendirilen bir miktar para, ikametin mutfağında hassas terazi ile uyuşturucu paketleme malzemesi ele geçirildiğini kaydeden savcı, A.D'nin uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 7 yıl 6 aydan 22 yıl 6 aya kadar cezalandırılmasını istedi.Savunmasında hakkındaki suçlamaları reddeden sanık, tahliye ve beraat talebinde bulundu.Mahkeme heyeti, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 18 yıl hapis ve 450 bin lira para cezasına çarptırdığı A.D'nin tutukluluk halinin devamına karar verdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Adana Haberleri — Adana'nın merkez Seyhan ilçesinde müstakil evinin bodrumuna sakladığı uyuşturucuyu satarken yakalanan tutuklu sanık, 18 yıl hapis ve 450 bin lira para cezasına çarptırıldı.Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, sanık A.D. cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi aracılığıyla katıldı, avukatı ise duruşma salonunda hazır bulundu.Cumhuriyet savcısı, esasa ilişkin mütalaasında, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince 8 Aralık 2025'te Gülbahçesi Mahallesi'nde gece vakti müstakil evinin bodrumunda odunlar arasına sakladığı plastik kutu içindeki 12 gram sentetik uyuşturucu ve 700 uyuşturucu hapı satarken yakalanan sanığın, benzer suçlardan kaydının olduğunu belirtti.Sanığın, üst aramasında uyuşturucu satışından elde ettiği değerlendirilen bir miktar para, ikametin mutfağında hassas terazi ile uyuşturucu paketleme malzemesi ele geçirildiğini kaydeden savcı, A.D'nin uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 7 yıl 6 aydan 22 yıl 6 aya kadar cezalandırılmasını istedi.Savunmasında hakkındaki suçlamaları reddeden sanık, tahliye ve beraat talebinde bulundu.Mahkeme heyeti, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 18 yıl hapis ve 450 bin lira para cezasına çarptırdığı A.D'nin tutukluluk halinin devamına karar verdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/adana-da-uyusturucu-satarken-yakalanan-saniga-18-yil-hapis-cezasi-verildi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü davasında görüntü çeken kişi gözaltına alındı </title>
      <link>https://www.canligaste.com/imamoglu-cikar-amacli-suc-orgutu-davasinda-goruntu-ceken-kisi-gozaltina-alindi/837655/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/imamoglu-cikar-amacli-suc-orgutu-davasinda-goruntu-ceken-kisi-gozaltina-alindi/837655/</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:27:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki duruşma salonunda devam eden yargılama sırasında izinsiz görüntü çeken kişinin gözaltına alındığını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki duruşma salonunda devam eden yargılama sırasında izinsiz görüntü çeken kişinin gözaltına alındığını bildirdi.Başsavcılıktan yapılan açıklamada, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'nde bulunan duruşma salonunda devam eden yargılama sırasında E.T'nin yetkisiz şekilde görüntü kaydı yaptığı belirtildi.Açıklamada, hakkında yetkisiz olarak ses veya görüntülerin kayda alınması suçundan soruşturma başlatılan şüphelinin gözaltına alındığı kaydedildi.İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütüne ilişkin 92'si tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan 30. duruşması sırasında, bir kişinin izinsiz görüntü çektiği belirlenmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki duruşma salonunda devam eden yargılama sırasında izinsiz görüntü çeken kişinin gözaltına alındığını bildirdi.Başsavcılıktan yapılan açıklamada, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'nde bulunan duruşma salonunda devam eden yargılama sırasında E.T'nin yetkisiz şekilde görüntü kaydı yaptığı belirtildi.Açıklamada, hakkında yetkisiz olarak ses veya görüntülerin kayda alınması suçundan soruşturma başlatılan şüphelinin gözaltına alındığı kaydedildi.İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütüne ilişkin 92'si tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan 30. duruşması sırasında, bir kişinin izinsiz görüntü çektiği belirlenmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/imamoglu-cikar-amacli-suc-orgutu-davasinda-goruntu-ceken-kisi-gozaltina-alindi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Almanya'da işsizlik oranı yüzde 6,4'te sabit kaldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/almanya-da-issizlik-orani-yuzde-6-4-te-sabit-kaldi/837653/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/almanya-da-issizlik-orani-yuzde-6-4-te-sabit-kaldi/837653/</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:24:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Berlin — Ülkede mevsimsel etkilerden arındırılmış işsiz sayısı nisan ayında 20 bin arttı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Berlin Haberleri — Almanya'da mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranı nisan ayında yüzde 6,4'te sabit kalırken işsiz sayısı beklentilerin üzerinde 20 bin artışla 3 milyon 6 bine yükseldi.Almanya Federal İş Ajansı (BA), işsizlik rakamlarına ilişkin nisan ayı verilerini açıkladı.Buna göre, ülkede mevsimsellikten arındırılmış işsiz sayısı, nisanda önceki aya göre 20 bin artarak 3 milyon 6 bin oldu. Bu sonuçla birlikte işsizlik rakamları, mevsimsellikten arındırılmış bazda kritik 3 milyon sınırının üzerinde kaldı.Piyasa beklentileri işsiz sayısındaki artışın 4 bin kişi düzeyinde kalacağı yönündeydi.Nisan 2025'e göre ise işsiz sayısı 77 bin artış kaydetti.Ülkede martta yüzde 6,4 olan işsizlik oranı, nisan ayında da aynı seviyeyi korudu.Ülkede mevsimsellikten arındırılmamış işsiz sayısı, nisanda aylık 13 bin kişi azalarak 3 milyon 8 bin, işsizlik oranı da yüzde 6,4 oldu. Böylece, Almanya'da mevsimsellikten arındırılmamış işsiz sayısı da nisan ayında 3 milyon sınırının üzerinde kaldı.İşsizlik rakamlarının, arındırılmamış verilerde art arda dördüncü ayda da 3 milyon barajının üzerinde kalması dikkati çekti.İşsizlik rakamlarının hem arındırılmış hem de arındırılmamış verilerde 3 milyon barajının üzerinde kalması, ekonomideki bahar canlanmasının beklentilerin altında kaldığına işaret etti.Açıklamada görüşlerine yer verilen Almanya Federal İş Ajansı Başkanı Andrea Nahles, iş gücü piyasasında henüz bir eğilim değişikliği görülmediğini belirterek, Bahar aylarında beklenen canlanma nisan ayında da zayıf kalıyor. değerlendirmesinde bulundu.Öte yandan, ülkede şirketlerin yeni iş gücü talebi de istikrarını korumakla birlikte düşük seviyelerde seyrediyor. Nisanda iş ajanslarına bildirilen açık iş pozisyonları, geçen yılın aynı ayına göre 5 bin azalarak 641 bine geriledi.Uzmanlar, iş gücü piyasası verilerinin Orta Doğu’daki çatışmalar gibi jeopolitik şoklara genellikle gecikmeli tepki verdiğini, şirketlerin istihdam politikalarında ekonomik görünümün netleşmesini beklediğini kaydediyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Berlin Haberleri — Almanya'da mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranı nisan ayında yüzde 6,4'te sabit kalırken işsiz sayısı beklentilerin üzerinde 20 bin artışla 3 milyon 6 bine yükseldi.Almanya Federal İş Ajansı (BA), işsizlik rakamlarına ilişkin nisan ayı verilerini açıkladı.Buna göre, ülkede mevsimsellikten arındırılmış işsiz sayısı, nisanda önceki aya göre 20 bin artarak 3 milyon 6 bin oldu. Bu sonuçla birlikte işsizlik rakamları, mevsimsellikten arındırılmış bazda kritik 3 milyon sınırının üzerinde kaldı.Piyasa beklentileri işsiz sayısındaki artışın 4 bin kişi düzeyinde kalacağı yönündeydi.Nisan 2025'e göre ise işsiz sayısı 77 bin artış kaydetti.Ülkede martta yüzde 6,4 olan işsizlik oranı, nisan ayında da aynı seviyeyi korudu.Ülkede mevsimsellikten arındırılmamış işsiz sayısı, nisanda aylık 13 bin kişi azalarak 3 milyon 8 bin, işsizlik oranı da yüzde 6,4 oldu. Böylece, Almanya'da mevsimsellikten arındırılmamış işsiz sayısı da nisan ayında 3 milyon sınırının üzerinde kaldı.İşsizlik rakamlarının, arındırılmamış verilerde art arda dördüncü ayda da 3 milyon barajının üzerinde kalması dikkati çekti.İşsizlik rakamlarının hem arındırılmış hem de arındırılmamış verilerde 3 milyon barajının üzerinde kalması, ekonomideki bahar canlanmasının beklentilerin altında kaldığına işaret etti.Açıklamada görüşlerine yer verilen Almanya Federal İş Ajansı Başkanı Andrea Nahles, iş gücü piyasasında henüz bir eğilim değişikliği görülmediğini belirterek, Bahar aylarında beklenen canlanma nisan ayında da zayıf kalıyor. değerlendirmesinde bulundu.Öte yandan, ülkede şirketlerin yeni iş gücü talebi de istikrarını korumakla birlikte düşük seviyelerde seyrediyor. Nisanda iş ajanslarına bildirilen açık iş pozisyonları, geçen yılın aynı ayına göre 5 bin azalarak 641 bine geriledi.Uzmanlar, iş gücü piyasası verilerinin Orta Doğu’daki çatışmalar gibi jeopolitik şoklara genellikle gecikmeli tepki verdiğini, şirketlerin istihdam politikalarında ekonomik görünümün netleşmesini beklediğini kaydediyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/almanya-da-issizlik-orani-yuzde-6-4-te-sabit-kaldi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Eğitim-Bir-Sen, İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na saldırısını kınadı:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/egitim-bir-sen-israil-in-kuresel-sumud-filosu-na-saldirisini-kinadi/837652/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/egitim-bir-sen-israil-in-kuresel-sumud-filosu-na-saldirisini-kinadi/837652/</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:24:07 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Tüm dünya devletlerini, siyonist rejimin uluslararası sularda gerçekleştirdiği terör saldırısına karşı somut adımlar atmaya ve uluslararası hukuku korumaya çağırıyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Eğitim-Bir-Sen, İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na saldırısını kınayarak, Tüm dünya devletlerini, siyonist rejimin uluslararası sularda gerçekleştirdiği terör saldırısına karşı somut adımlar atmaya ve uluslararası hukuku korumaya çağırıyoruz. ifadesini kullandı.Eğitim-Bir-Sen'den, İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na saldırısına ilişkin yapılan yazılı açıklamada, İsrail tarafından uygulanan soykırımın bir parçası olan ablukayı kırmak ve insani yardım ulaştırmak amacıyla Gazze'ye doğru yola çıkan, aralarında sendikanın genel merkez ve şube yöneticilerinin de bulunduğu 345 katılımcıyı taşıyan Özgürlük ve Sumud Filosu'nun, Akdeniz'de uluslararası sularda İsrail'in terör saldırısına uğradığı anımsatıldı. Açıklamada, siyonist rejimin bu terör saldırısının, sadece Gazze'ye yönelik yardım çabalarını değil, aynı zamanda insanlığın ortak değerlerini hedef alan bir alçaklık olduğu belirtildi.- Siyonist İsrail, Cenevre Sözleşmeleri'ni de ihlal etmiştirCenevre Sözleşmeleri ve ek protokollerine göre, sivillere yönelik insani muameleye ilişkin yasal standartların açıkça belirlendiği ve çatışmalara aktif olarak katılmayanların koruma altına alındığı aktarılan açıklamada, Bu kapsamda siviller ile insani yardım gönüllüleri özel korumadan yararlanır ve gözaltına alınamaz. Siviller, sağlık çalışanları ve yardım görevlileri gibi çatışmalara katılmayan kişilerden müteşekkil Özgürlük ve Sumud Filosu'nu hedef alan siyonist İsrail, Cenevre Sözleşmeleri'ni de ihlal etmiştir. değerlendirmesinde bulunuldu.Uluslararası hukuku ve bütün insani değerleri ayaklar altına almayı politika haline getirmiş siyonist rejimin bu terör saldırısı karşılıksız kalmamalıdır. ifadesine yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:Tüm devletler ortak hareket ederek, İsrail'i uluslararası toplumdan dışlamalı, bu yapının yöneticisi kılığında bulunan eşkıyalar, uluslararası hukuk karşısında yargılanmalıdır. Hukuk dışı müdahale ile alıkonulan Özgürlük ve Sumud Filosu'nda, aralarında sendikamızın genel merkez ve şubelerinden 10 yöneticisinin de yer aldığı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı tüm aktivistlerin ülkemize sağ salim getirilmesi için devletimizin başlattığı girişimleri takip ediyor ve ivedilikle sonuçlanmasını bekliyoruz. Tüm dünya devletlerini, siyonist rejimin uluslararası sularda gerçekleştirdiği terör saldırısına karşı somut adımlar atmaya ve uluslararası hukuku korumaya çağırıyoruz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Eğitim-Bir-Sen, İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na saldırısını kınayarak, Tüm dünya devletlerini, siyonist rejimin uluslararası sularda gerçekleştirdiği terör saldırısına karşı somut adımlar atmaya ve uluslararası hukuku korumaya çağırıyoruz. ifadesini kullandı.Eğitim-Bir-Sen'den, İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na saldırısına ilişkin yapılan yazılı açıklamada, İsrail tarafından uygulanan soykırımın bir parçası olan ablukayı kırmak ve insani yardım ulaştırmak amacıyla Gazze'ye doğru yola çıkan, aralarında sendikanın genel merkez ve şube yöneticilerinin de bulunduğu 345 katılımcıyı taşıyan Özgürlük ve Sumud Filosu'nun, Akdeniz'de uluslararası sularda İsrail'in terör saldırısına uğradığı anımsatıldı. Açıklamada, siyonist rejimin bu terör saldırısının, sadece Gazze'ye yönelik yardım çabalarını değil, aynı zamanda insanlığın ortak değerlerini hedef alan bir alçaklık olduğu belirtildi.- Siyonist İsrail, Cenevre Sözleşmeleri'ni de ihlal etmiştirCenevre Sözleşmeleri ve ek protokollerine göre, sivillere yönelik insani muameleye ilişkin yasal standartların açıkça belirlendiği ve çatışmalara aktif olarak katılmayanların koruma altına alındığı aktarılan açıklamada, Bu kapsamda siviller ile insani yardım gönüllüleri özel korumadan yararlanır ve gözaltına alınamaz. Siviller, sağlık çalışanları ve yardım görevlileri gibi çatışmalara katılmayan kişilerden müteşekkil Özgürlük ve Sumud Filosu'nu hedef alan siyonist İsrail, Cenevre Sözleşmeleri'ni de ihlal etmiştir. değerlendirmesinde bulunuldu.Uluslararası hukuku ve bütün insani değerleri ayaklar altına almayı politika haline getirmiş siyonist rejimin bu terör saldırısı karşılıksız kalmamalıdır. ifadesine yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:Tüm devletler ortak hareket ederek, İsrail'i uluslararası toplumdan dışlamalı, bu yapının yöneticisi kılığında bulunan eşkıyalar, uluslararası hukuk karşısında yargılanmalıdır. Hukuk dışı müdahale ile alıkonulan Özgürlük ve Sumud Filosu'nda, aralarında sendikamızın genel merkez ve şubelerinden 10 yöneticisinin de yer aldığı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı tüm aktivistlerin ülkemize sağ salim getirilmesi için devletimizin başlattığı girişimleri takip ediyor ve ivedilikle sonuçlanmasını bekliyoruz. Tüm dünya devletlerini, siyonist rejimin uluslararası sularda gerçekleştirdiği terör saldırısına karşı somut adımlar atmaya ve uluslararası hukuku korumaya çağırıyoruz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/egitim-bir-sen-israil-in-kuresel-sumud-filosu-na-saldirisini-kinadi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kastamonu'da ağaca çarpan otomobildeki 1 kişi öldü, 1 kişi yaralandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kastamonu-da-agaca-carpan-otomobildeki-1-kisi-oldu-1-kisi-yaralandi/837651/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kastamonu-da-agaca-carpan-otomobildeki-1-kisi-oldu-1-kisi-yaralandi/837651/</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:21:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kastamonu — Kastamonu'da otomobilin ağaca çarpması sonucu 1 kişi öldü, 1 kişi yaralandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kastamonu Haberleri — Kastamonu'da otomobilin ağaca çarpması sonucu 1 kişi öldü, 1 kişi yaralandı.Y.B. idaresindeki 06 BZH 145 plakalı otomobil, Cumhuriyet Caddesi Sinanbey Parkı yakınlarında kaldırımdaki ağaca çarptı.İhbar üzerine kaza yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.Kazada, Nesine 2. Lig'de mücadele eden GMG Kastamonuspor'un altyapısında forma giyen Eren Şah Ergün (19) olay yerinde yaşamını yitirdi.Yaralanan sürücü Y.B. ise sağlık ekiplerince Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kastamonu Haberleri — Kastamonu'da otomobilin ağaca çarpması sonucu 1 kişi öldü, 1 kişi yaralandı.Y.B. idaresindeki 06 BZH 145 plakalı otomobil, Cumhuriyet Caddesi Sinanbey Parkı yakınlarında kaldırımdaki ağaca çarptı.İhbar üzerine kaza yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.Kazada, Nesine 2. Lig'de mücadele eden GMG Kastamonuspor'un altyapısında forma giyen Eren Şah Ergün (19) olay yerinde yaşamını yitirdi.Yaralanan sürücü Y.B. ise sağlık ekiplerince Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/kastamonu-da-agaca-carpan-otomobildeki-1-kisi-oldu-1-kisi-yaralandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı'ndan Basra Körfezi'nin güvenliği, müzakere edilemez bir konudur açıklaması</title>
      <link>https://www.canligaste.com/iran-cumhurbaskani-yardimcisi-ndan-basra-korfezi-nin-guvenligi-muzakere-edilemez-bir-konudur-aciklamasi/837649/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/iran-cumhurbaskani-yardimcisi-ndan-basra-korfezi-nin-guvenligi-muzakere-edilemez-bir-konudur-aciklamasi/837649/</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:21:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, Basra Körfezi'nin güvenliğinin, İran hükümeti ve milleti için müzakere edilemez bir konu olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, Basra Körfezi'nin güvenliğinin, İran hükümeti ve milleti için müzakere edilemez bir konu olduğunu söyledi.İran devlet televizyonuna göre, Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Arif, Ulusal Fars (Basra) Körfezi Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, ABD’nin deniz ablukası girişimlerinden söz etti.Fars Körfezi'nin güvenliği, İran hükümeti ve milleti için müzakere edilemez bir konudur. diyen Arif, şunları kaydetti:Güney komşularımıza, artık hayal ürünü taktiklerin ötesine geçme ve stratejik hesaplamaları değiştirme zamanının geldiğini vurguluyoruz. Tarih, ABD önderliğindeki bölgesel güçlerin yalnızca sömürgeci çıkarlarını gözettiğini ve zor zamanlarda ortaklarını terk edeceğini defalarca kanıtlamıştır.Körfez'deki güvenliğin ancak bölge ülkelerinin birleşmesiyle ve yabancı güçlerin müdahalesi olmadan sağlanması gerektiğini vurgulayan Arif, Güçlü bir İran ile olan bağ, kalıcı barış ve ekonomik refahı garanti eder çünkü kaderlerimiz coğrafya ve din yoluyla birbirine bağlıdır. değerlendirmesinde bulundu.- İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması ve ABD'nin deniz ablukasıİran, ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta ortak saldırılarıyla başlayan savaş sonrasında küresel enerjinin stratejik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı'nı geçişlere kapatmıştı. Bu kararla petrol fiyatlarında savaş öncesine kıyasla yüzde 80'lere kadar artış görüldü.ABD ile İran arasında 8 Nisan'da varılan ateşkes anlaşması sonrasında Pakistan arabuluculuğunda yapılan görüşmelerde sonuç çıkmayınca ABD, 13 Nisan'da İran'a deniz ablukası uygulama kararı almış ve Hürmüz Boğazı'na giriş yapan ve çıkan İran bağlantılı gemilere müdahale etmeye başlamıştı.İran, 17 Nisan'da Lübnan'da ateşkes sağlanması üzerine ateşkes süresince Hürmüz Boğazı'nın İran donanması ile koordinasyon halinde olmak şartıyla ticari gemilerin geçişlerine açık olduğunu duyurmuş ancak ABD'nin deniz ablukasına devam edeceğini duyurması üzerine boğazdan geçişlere yeniden kısıtlamalar getirdiğini açıklamıştı.ABD, bu süreçte Umman Denizi ve Hint Okyanusu'nda İran'a ait bazı ticari gemilere saldırarak ele geçirmiş, İran da buna karşılık Hürmüz Boğazı yakınlarında biri İsrail'le bağlantılı bazı gemilere müdahale ederek el koymuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, Basra Körfezi'nin güvenliğinin, İran hükümeti ve milleti için müzakere edilemez bir konu olduğunu söyledi.İran devlet televizyonuna göre, Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Arif, Ulusal Fars (Basra) Körfezi Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, ABD’nin deniz ablukası girişimlerinden söz etti.Fars Körfezi'nin güvenliği, İran hükümeti ve milleti için müzakere edilemez bir konudur. diyen Arif, şunları kaydetti:Güney komşularımıza, artık hayal ürünü taktiklerin ötesine geçme ve stratejik hesaplamaları değiştirme zamanının geldiğini vurguluyoruz. Tarih, ABD önderliğindeki bölgesel güçlerin yalnızca sömürgeci çıkarlarını gözettiğini ve zor zamanlarda ortaklarını terk edeceğini defalarca kanıtlamıştır.Körfez'deki güvenliğin ancak bölge ülkelerinin birleşmesiyle ve yabancı güçlerin müdahalesi olmadan sağlanması gerektiğini vurgulayan Arif, Güçlü bir İran ile olan bağ, kalıcı barış ve ekonomik refahı garanti eder çünkü kaderlerimiz coğrafya ve din yoluyla birbirine bağlıdır. değerlendirmesinde bulundu.- İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması ve ABD'nin deniz ablukasıİran, ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta ortak saldırılarıyla başlayan savaş sonrasında küresel enerjinin stratejik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı'nı geçişlere kapatmıştı. Bu kararla petrol fiyatlarında savaş öncesine kıyasla yüzde 80'lere kadar artış görüldü.ABD ile İran arasında 8 Nisan'da varılan ateşkes anlaşması sonrasında Pakistan arabuluculuğunda yapılan görüşmelerde sonuç çıkmayınca ABD, 13 Nisan'da İran'a deniz ablukası uygulama kararı almış ve Hürmüz Boğazı'na giriş yapan ve çıkan İran bağlantılı gemilere müdahale etmeye başlamıştı.İran, 17 Nisan'da Lübnan'da ateşkes sağlanması üzerine ateşkes süresince Hürmüz Boğazı'nın İran donanması ile koordinasyon halinde olmak şartıyla ticari gemilerin geçişlerine açık olduğunu duyurmuş ancak ABD'nin deniz ablukasına devam edeceğini duyurması üzerine boğazdan geçişlere yeniden kısıtlamalar getirdiğini açıklamıştı.ABD, bu süreçte Umman Denizi ve Hint Okyanusu'nda İran'a ait bazı ticari gemilere saldırarak ele geçirmiş, İran da buna karşılık Hürmüz Boğazı yakınlarında biri İsrail'le bağlantılı bazı gemilere müdahale ederek el koymuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/iran-cumhurbaskani-yardimcisi-ndan-basra-korfezi-nin-guvenligi-muzakere-edilemez-bir-konudur-aciklamasi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Güney Kore, Trump'ın Almanya çıkışı sonrası ABD ile asker azaltma konusunu görüşmediklerini belirtti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/guney-kore-trump-in-almanya-cikisi-sonrasi-abd-ile-asker-azaltma-konusunu-gorusmediklerini-belirtti/837648/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/guney-kore-trump-in-almanya-cikisi-sonrasi-abd-ile-asker-azaltma-konusunu-gorusmediklerini-belirtti/837648/</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:18:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Güney Kore, ABD Başkanı Donald Trump'ın Almanya'daki ABD askerlerinin azaltılmasının değerlendirildiğine ilişkin açıklamasının ardından, bölgede konuşlu yaklaşık 28 bin 500 askerin sayısının düşürülmesine yönelik Washington ile herhangi bir görüşme yapılmadığını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Güney Kore, ABD Başkanı Donald Trump'ın Almanya'daki ABD askerlerinin azaltılmasının değerlendirildiğine ilişkin açıklamasının ardından, bölgede konuşlu yaklaşık 28 bin 500 askerin sayısının düşürülmesine yönelik Washington ile herhangi bir görüşme yapılmadığını bildirdi.Korea Times gazetesinin haberine göre​​​​​​​ Trump'ın Almanya çıkışı üzerine açıklama yapan Güney Kore Savunma Bakanlığı Sözcüsü Chung Binna, iki ülke arasında böyle bir konunun gündeme gelmediğini belirtti.Chung, ABD Kore Kuvvetlerinin (USFK) unsurlarının azaltılmasına ilişkin Güney Kore ile ABD arasında hiçbir görüşme yapılmamıştır. ifadesini kullandı.Sözcü Chung, 28 bin 500 askerden oluşan USFK'nin temel görevinin, Güney Kore ordusuyla birlikte savunma duruşunu sürdürerek Kuzey Kore'den gelebilecek tehdit ve provokasyonları caydırmak ve bunlara karşılık vermek olduğunu söyledi.Öte yandan, Trump yönetiminin müttefiklerin savunma harcamalarına daha fazla katkı yapmasını isteyen ittifakları modernize etme yaklaşımı çerçevesinde, ilerleyen dönemde asker sayısında olası düzenleme ihtimalinin tamamen dışlanmadığı ifade ediliyor.Güney Kore Savunma Bakanlığı 4 Mart'ta, USFK'nin geçici olarak Orta Doğu'da konuşlandırılıp konuşlandırılmayacağına ilişkin ABD ile iletişimde olacaklarını bildirmişti.ABD yönetiminin, 9 Nisan'da, Trump'ın ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaş sırasında kendilerine yardımcı olmadıklarını düşündüğü bazı NATO üyelerini cezalandırmaya yönelik bir plan üzerinde çalıştığı iddia edilmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Güney Kore, ABD Başkanı Donald Trump'ın Almanya'daki ABD askerlerinin azaltılmasının değerlendirildiğine ilişkin açıklamasının ardından, bölgede konuşlu yaklaşık 28 bin 500 askerin sayısının düşürülmesine yönelik Washington ile herhangi bir görüşme yapılmadığını bildirdi.Korea Times gazetesinin haberine göre​​​​​​​ Trump'ın Almanya çıkışı üzerine açıklama yapan Güney Kore Savunma Bakanlığı Sözcüsü Chung Binna, iki ülke arasında böyle bir konunun gündeme gelmediğini belirtti.Chung, ABD Kore Kuvvetlerinin (USFK) unsurlarının azaltılmasına ilişkin Güney Kore ile ABD arasında hiçbir görüşme yapılmamıştır. ifadesini kullandı.Sözcü Chung, 28 bin 500 askerden oluşan USFK'nin temel görevinin, Güney Kore ordusuyla birlikte savunma duruşunu sürdürerek Kuzey Kore'den gelebilecek tehdit ve provokasyonları caydırmak ve bunlara karşılık vermek olduğunu söyledi.Öte yandan, Trump yönetiminin müttefiklerin savunma harcamalarına daha fazla katkı yapmasını isteyen ittifakları modernize etme yaklaşımı çerçevesinde, ilerleyen dönemde asker sayısında olası düzenleme ihtimalinin tamamen dışlanmadığı ifade ediliyor.Güney Kore Savunma Bakanlığı 4 Mart'ta, USFK'nin geçici olarak Orta Doğu'da konuşlandırılıp konuşlandırılmayacağına ilişkin ABD ile iletişimde olacaklarını bildirmişti.ABD yönetiminin, 9 Nisan'da, Trump'ın ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaş sırasında kendilerine yardımcı olmadıklarını düşündüğü bazı NATO üyelerini cezalandırmaya yönelik bir plan üzerinde çalıştığı iddia edilmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/guney-kore-trump-in-almanya-cikisi-sonrasi-abd-ile-asker-azaltma-konusunu-gorusmediklerini-belirtti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Karadenizli balıkçılar ağ bakımı mesaisine başladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/karadenizli-balikcilar-ag-bakimi-mesaisine-basladi/837647/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/karadenizli-balikcilar-ag-bakimi-mesaisine-basladi/837647/</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:18:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ordu — Ordu'da av sezonunun sona ermesinin ardından balıkçılar ağların onarımına başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ordu Haberleri — Ordu'da av sezonunun sona ermesinin ardından balıkçılar ağların onarımına başladı.1 Eylül'de Vira bismillah diyerek denize açılan Karadenizli balıkçılar, 15 Nisan'da sezonun kapanmasının ardından mesailerini karada sürdürüyor.Fatsa ilçesinde teknelerini limana demirleyen balıkçılar, sezon boyunca yıpranan ve yırtılan ağları onarıyor.Balıkçılar, ağların bakımını temmuza kadar tamamlamayı planlanıyor.İlçede 35 yıldır balıkçılık yaptığını belirten Ümit Yaşar Şener, Sezonu tamamladık, şimdi de yeni sezon hazırlıklarına başladık. Ağların tamirini yapıyoruz. Temmuza kadar bu işleri tamamlamayı hedefliyoruz. dedi.Nihat Atik ise sabah erken saatlerde ağ bakımına başladığını anlatarak, günde 8 saat yıpranan ve yırtılan ağları onardığını ifade etti.Ağ onarımının dikkat gerektirdiğine işaret eden Atik, özveriyle çalıştıklarını kaydetti.Mehmet Şahin de yeni av sezonunda sorunla karşılaşmamak için ağ bakım ve onarımının önemli olduğunun altını çizdi.Mustafa Topal da ağların tek tek gözden geçirildiğini, yıpranan bölümlerin titizlikle onarıldığını belirtti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ordu Haberleri — Ordu'da av sezonunun sona ermesinin ardından balıkçılar ağların onarımına başladı.1 Eylül'de Vira bismillah diyerek denize açılan Karadenizli balıkçılar, 15 Nisan'da sezonun kapanmasının ardından mesailerini karada sürdürüyor.Fatsa ilçesinde teknelerini limana demirleyen balıkçılar, sezon boyunca yıpranan ve yırtılan ağları onarıyor.Balıkçılar, ağların bakımını temmuza kadar tamamlamayı planlanıyor.İlçede 35 yıldır balıkçılık yaptığını belirten Ümit Yaşar Şener, Sezonu tamamladık, şimdi de yeni sezon hazırlıklarına başladık. Ağların tamirini yapıyoruz. Temmuza kadar bu işleri tamamlamayı hedefliyoruz. dedi.Nihat Atik ise sabah erken saatlerde ağ bakımına başladığını anlatarak, günde 8 saat yıpranan ve yırtılan ağları onardığını ifade etti.Ağ onarımının dikkat gerektirdiğine işaret eden Atik, özveriyle çalıştıklarını kaydetti.Mehmet Şahin de yeni av sezonunda sorunla karşılaşmamak için ağ bakım ve onarımının önemli olduğunun altını çizdi.Mustafa Topal da ağların tek tek gözden geçirildiğini, yıpranan bölümlerin titizlikle onarıldığını belirtti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/karadenizli-balikcilar-ag-bakimi-mesaisine-basladi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bulgaristan'ın yeni parlamentosu ilk oturumunu yaptı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bulgaristan-in-yeni-parlamentosu-ilk-oturumunu-yapti/837646/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bulgaristan-in-yeni-parlamentosu-ilk-oturumunu-yapti/837646/</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:18:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Sofya — Bulgaristan'da 19 Nisan'da yapılan erken genel seçimin ardından oluşturulan 52.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Sofya Haberleri — Bulgaristan'da 19 Nisan'da yapılan erken genel seçimin ardından oluşturulan 52. Dönem Parlamentosu, ilk oturumunu gerçekleştirdi.Cumhurbaşkanı İliyana Yotova, genel oturumun açılış konuşmasında, 19 Nisan’da yapılan ve son 5 yılda 8. kez düzenlenen genel seçimlerin umut seçimleri olduğunu ifade ederek yüksek katılım oranının parlamentoya yeni bir meşruiyet ve güçlü bir güvenoyu kazandırdığını vurguladı.Parlamentonun öncelikli görevlerinden birinin 2026 bütçesini kabul etmek olduğunu belirten Yotova, eski bütçenin süresinin uzatılmasının, geçmiş dönemde yaşanan siyasi tıkanıklığın en somut göstergelerinden biri olduğunu söyledi.Ulusal marş ve Avrupa Birliği (AB) marşının okunmasıyla başlayan oturumda, 240 üyeli mecliste temsil edilen 5 parti ve koalisyonun milletvekilleri yemin ederek görevlerine başladı. Yemin töreninin ardından Meclis’te temsil edilen siyasi parti ve koalisyonlar adına konuşmalar yapıldı.Parlamentoda 131 sandalye ile en büyük gruba sahip İlerici Bulgaristan Koalisyonunun Milletvekili Petar Vitanov, parlamentoya duyulan güvenin son yıllarda azaldığını belirterek seçmenlerin son seçimlerde yeni bir ahlak anlayışı, yeni bir siyasi dil ve yeni bir etik yaklaşım talep ettiğini ifade etti.Vitanov, halkın çalışan ve etkili bir parlamento beklediğini söyleyerek 2026 bütçesini kabul etmek ve devlet hazinesindeki sorunları çözmek zorundayız. dedi.Bulgaristan'ın Avrupalı Gelişimi İçin Yurttaşlar (GERB) partisi adına konuşan Milletvekili Toma Bikov ise Meclis Başkanlığı için İlerici Bulgaristan Koalisyonu temsilcisine destek vereceklerini açıklayarak bu kararın bir siyasi pazarlık ya da özel bir mesaj olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, bunun yalnızca geçmişteki parlamenter geleneği yeniden canlandırma ve Meclis'te daha saygılı, daha yüksek seviyeli bir siyasi dil oluşturma amacı taşıdığını ifade etti.Değişime Devam-Demokratik Bulgaristan İttifakı (PP-DB) Milletvekili Nadejda Yordanova da vatandaşların oylarına saygı duyduklarını belirterek muhalefet görevini üstleneceklerini ancak pasif bir izleyici olmayacaklarını söyledi.Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) Milletvekili Ayten Sabri, partilerinin yapıcı ve sorumlu bir muhalefet olacağını belirterek, halkın hak ve özgürlüklerini koruyan ve devletin çıkarına olan politikaları destekleyeceklerini ifade etti.Vızrajdane (Diriliş) partisi lideri Kostadin Kostadinov ise parlamentoyu yalanlar içinde bir tapınak olarak nitelendirerek, gerçeği söylemeye ve çözüm önerileri sunmaya devam edeceklerini savundu.Konuşmaların ardından yapılan oylamada İlerici Bulgaristan Milletvekili Mihaela Dotsova, Meclis Başkanı seçildi.Dotsova, seçilmesinin ardından yaptığı konuşmada, demokrasiye duyulan güvenin parlamentodan başladığını belirterek Bulgaristan'daki parlamenter geleneğe layık olalım ve burada hukukun ve Bulgar toplumunun yararı için çalışıldığına dair güveni yeniden tesis edelim. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Sofya Haberleri — Bulgaristan'da 19 Nisan'da yapılan erken genel seçimin ardından oluşturulan 52. Dönem Parlamentosu, ilk oturumunu gerçekleştirdi.Cumhurbaşkanı İliyana Yotova, genel oturumun açılış konuşmasında, 19 Nisan’da yapılan ve son 5 yılda 8. kez düzenlenen genel seçimlerin umut seçimleri olduğunu ifade ederek yüksek katılım oranının parlamentoya yeni bir meşruiyet ve güçlü bir güvenoyu kazandırdığını vurguladı.Parlamentonun öncelikli görevlerinden birinin 2026 bütçesini kabul etmek olduğunu belirten Yotova, eski bütçenin süresinin uzatılmasının, geçmiş dönemde yaşanan siyasi tıkanıklığın en somut göstergelerinden biri olduğunu söyledi.Ulusal marş ve Avrupa Birliği (AB) marşının okunmasıyla başlayan oturumda, 240 üyeli mecliste temsil edilen 5 parti ve koalisyonun milletvekilleri yemin ederek görevlerine başladı. Yemin töreninin ardından Meclis’te temsil edilen siyasi parti ve koalisyonlar adına konuşmalar yapıldı.Parlamentoda 131 sandalye ile en büyük gruba sahip İlerici Bulgaristan Koalisyonunun Milletvekili Petar Vitanov, parlamentoya duyulan güvenin son yıllarda azaldığını belirterek seçmenlerin son seçimlerde yeni bir ahlak anlayışı, yeni bir siyasi dil ve yeni bir etik yaklaşım talep ettiğini ifade etti.Vitanov, halkın çalışan ve etkili bir parlamento beklediğini söyleyerek 2026 bütçesini kabul etmek ve devlet hazinesindeki sorunları çözmek zorundayız. dedi.Bulgaristan'ın Avrupalı Gelişimi İçin Yurttaşlar (GERB) partisi adına konuşan Milletvekili Toma Bikov ise Meclis Başkanlığı için İlerici Bulgaristan Koalisyonu temsilcisine destek vereceklerini açıklayarak bu kararın bir siyasi pazarlık ya da özel bir mesaj olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, bunun yalnızca geçmişteki parlamenter geleneği yeniden canlandırma ve Meclis'te daha saygılı, daha yüksek seviyeli bir siyasi dil oluşturma amacı taşıdığını ifade etti.Değişime Devam-Demokratik Bulgaristan İttifakı (PP-DB) Milletvekili Nadejda Yordanova da vatandaşların oylarına saygı duyduklarını belirterek muhalefet görevini üstleneceklerini ancak pasif bir izleyici olmayacaklarını söyledi.Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) Milletvekili Ayten Sabri, partilerinin yapıcı ve sorumlu bir muhalefet olacağını belirterek, halkın hak ve özgürlüklerini koruyan ve devletin çıkarına olan politikaları destekleyeceklerini ifade etti.Vızrajdane (Diriliş) partisi lideri Kostadin Kostadinov ise parlamentoyu yalanlar içinde bir tapınak olarak nitelendirerek, gerçeği söylemeye ve çözüm önerileri sunmaya devam edeceklerini savundu.Konuşmaların ardından yapılan oylamada İlerici Bulgaristan Milletvekili Mihaela Dotsova, Meclis Başkanı seçildi.Dotsova, seçilmesinin ardından yaptığı konuşmada, demokrasiye duyulan güvenin parlamentodan başladığını belirterek Bulgaristan'daki parlamenter geleneğe layık olalım ve burada hukukun ve Bulgar toplumunun yararı için çalışıldığına dair güveni yeniden tesis edelim. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/bulgaristan-in-yeni-parlamentosu-ilk-oturumunu-yapti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>AYM'den 12 yıldan fazla süren dava için 330 bin liralık manevi tazminat kararı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/aym-den-12-yildan-fazla-suren-dava-icin-330-bin-liralik-manevi-tazminat-karari/837645/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/aym-den-12-yildan-fazla-suren-dava-icin-330-bin-liralik-manevi-tazminat-karari/837645/</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:18:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Anayasa Mahkemesi (AYM), tıbbi ihmal iddiasıyla açılan maddi ve manevi tazminat davasının 12 yıldan fazla sürmesi nedeniyle Anayasa'nın 17.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Anayasa Mahkemesi (AYM), tıbbi ihmal iddiasıyla açılan maddi ve manevi tazminat davasının 12 yıldan fazla sürmesi nedeniyle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine hükmederek, başvuruculara 330 bin lira manevi tazminat ödenmesine karar verdi.Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, 4, 5 ve 6 Mayıs 2013 tarihlerinde baş, kulak ve boğaz ağrısı şikayetiyle Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinin acil servisine giden A.K'ye, baş ağrısı, orta kulak iltihabı ve bademcik iltihaplanması teşhisi yapıldı.Damar yolu açılması, enjeksiyon yapılması ve ilaç verilmesi gibi tıbbi işlemlerin ardından taburcu edilen A.K, 6 Mayıs 2013'te özel bir hastaneye gitti.Özel hastanenin intaniye uzmanı bulunan merkezde takibini uygun görmesi üzerine Van'daki bir tıp merkezinde tedavi gören A.K, menenjit ve beyin apsesi sonrası gelişen ani kalp durması ve çoklu organ yetmezliği nedenleriyle 9 Mayıs 2013'te hayatını kaybetti.A.K'nin ailesi, ölümde tıbbi ihmal bulunduğu iddiasıyla Sağlık Bakanlığı aleyhine 50 bin lira maddi, 100 bin lira manevi tazminat talebiyle dava açtı. Dava dilekçesinde, A.K'nin, tedavi sürecindeki yanlışlıklar ve eksiklikler nedeniyle hastalığının teşhisi ve tedavisinde geç kalındığı için hayatını kaybettiği, idarenin hizmet kusuru olduğu öne sürüldü.Van 1. İdare Mahkemesince görülen dava, dosyadaki eksikliklerin tamamlanamaması nedeniyle 2 Aralık 2019'da karara bağlanabildi. Aileye 100 bin lira manevi tazminat ödenmesine karar veren mahkeme, maddi tazminat talebini ise reddetti.Mahkemenin kararında, Adli Tıp Kurumunca kusur değerlendirilmesi yapılabilmesi için temini talep edilen acil servis muayene formu ile hemşire takip formu gibi bir kısım tıbbi evrakın imha edildiğinin bildirildiği, bu durumda ölüm olayının meydana gelmesinde idarenin hizmet kusuru olduğunun ortaya konulamadığı için maddi tazminat isteminin reddedildiği belirtildi.Kararda, meydana gelen ölümle davalı idarenin tıbbi uygulamaları arasında kesin bir illiyet bağı kurulamamış ise de bu durumun tıbbi kayıtlardaki eksikliklerden ve kayıtların muhafaza edilmemesinden kaynaklandığı, davacıların maddi gerçeğe hiçbir zaman ulaşamayacakları, ömür boyu şüphe, endişe ve üzüntü duyacakları gözetildiğinde manevi tazminat isteminin kabulü gerektiği ifade edildi.- İstinaf, yerel mahkeme kararını bozduKarara itiraz edilmesi üzerine davaya bakan Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi, 22 Nisan 2022'de idare mahkemesi kararını kaldırarak, yeniden hüküm kurulmasını kararlaştırdı.Dairenin kararında, tedaviye ilişkin bilgi ve belgelerin eksik gönderilmesi nedeniyle Adli Tıp Kurumu tarafından tıbbi uygulama hatası yönünden olayın değerlendirilemediği, hizmet kusurunun varlığı konusunda kesin yargıya ulaşılamaması nedeniyle bütün külfetin davacılar üzerinde bırakılmasının hak arama hürriyetiyle bağdaşmayacağı ve hakkaniyete aykırı olacağı vurgulandı.Her türlü bilgi ve belgeyi saklamakla yükümlü olan idarenin maddi gerçeğin ortaya çıkması adına yükümlülüklerini tam ve eksiksiz yerine getirmediğine işaret edilen kararda, davalı idarenin olayda hizmet kusuru olduğu sonucuna ulaşıldığı bildirildi.- Maddi ve manevi tazminata hükmedildiVan 1. İdare Mahkemesinde yeniden yapılan yargılamada, A.K'nin ailesinin avukatı tarafından mahkemeye sunulan dilekçede, maddi tazminat talebi 1 milyon 680 bin 590 liraya, manevi tazminat talebi ise 600 bin liraya çıkarıldı.Mahkeme, 29 Aralık 2023 tarihli kararıyla 1 milyon 688 bin 422 lira maddi, 210 bin lira manevi tazminatın faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin ise reddine hükmetti.Aile, destekten yoksun kalma tazminatının eksik hesaplandığını, manevi tazminat miktarının ise çok düşük olduğunu savunarak, karara itiraz etti.Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesi, istinaf başvurusunu reddetti. Temyiz incelemesi Yargıtay'da sürüyor.- AYM'den ihlal kararıBunun üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunan aile, yargılamanın uzun bir süre daha devam edeceğini belirterek, yaşam hakkının, hak arama hürriyeti ile etkili başvuru hakkının, adil yargılanma, makul sürede yargılanma ve hakkaniyete uygun yargılanma haklarının, sağlığın ve aile bütünlüğünün korunması haklarının ihlal edildiğini ileri sürdü.Yüksek Mahkeme, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar vererek, başvuruculara 330 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.Yargılamaların makul sürede tamamlanması gerektiği vurgulanan AYM kararında, gecikme için inandırıcı ve makul gerekçeler bulunmadığı sürece yargılamaların uzunluğunun yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerin ihlaline neden olacağı belirtildi.Kararda, 4 Aralık 2013'te açılan davanın, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla 12 yıldan daha uzun süredir devam ettiğine işaret edilerek, şunlar kaydedildi:Yargılamanın yaşam hakkının gerektirdiği makul bir süratle yürütüldüğü söylenemez. Yargılamanın uzamasının başvuruculardan kaynaklanan haklı sebepleri olmadığı gibi sürenin uzamasının herhangi bir inandırıcı ve makul gerekçesi de yoktur. Sonuçtan bağımsız olarak yargılamada, yaşam hakkının usul boyutu kapsamında makul derecede ivedilik şartının sağlanmadığı görülmüştür. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Anayasa Mahkemesi (AYM), tıbbi ihmal iddiasıyla açılan maddi ve manevi tazminat davasının 12 yıldan fazla sürmesi nedeniyle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine hükmederek, başvuruculara 330 bin lira manevi tazminat ödenmesine karar verdi.Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, 4, 5 ve 6 Mayıs 2013 tarihlerinde baş, kulak ve boğaz ağrısı şikayetiyle Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinin acil servisine giden A.K'ye, baş ağrısı, orta kulak iltihabı ve bademcik iltihaplanması teşhisi yapıldı.Damar yolu açılması, enjeksiyon yapılması ve ilaç verilmesi gibi tıbbi işlemlerin ardından taburcu edilen A.K, 6 Mayıs 2013'te özel bir hastaneye gitti.Özel hastanenin intaniye uzmanı bulunan merkezde takibini uygun görmesi üzerine Van'daki bir tıp merkezinde tedavi gören A.K, menenjit ve beyin apsesi sonrası gelişen ani kalp durması ve çoklu organ yetmezliği nedenleriyle 9 Mayıs 2013'te hayatını kaybetti.A.K'nin ailesi, ölümde tıbbi ihmal bulunduğu iddiasıyla Sağlık Bakanlığı aleyhine 50 bin lira maddi, 100 bin lira manevi tazminat talebiyle dava açtı. Dava dilekçesinde, A.K'nin, tedavi sürecindeki yanlışlıklar ve eksiklikler nedeniyle hastalığının teşhisi ve tedavisinde geç kalındığı için hayatını kaybettiği, idarenin hizmet kusuru olduğu öne sürüldü.Van 1. İdare Mahkemesince görülen dava, dosyadaki eksikliklerin tamamlanamaması nedeniyle 2 Aralık 2019'da karara bağlanabildi. Aileye 100 bin lira manevi tazminat ödenmesine karar veren mahkeme, maddi tazminat talebini ise reddetti.Mahkemenin kararında, Adli Tıp Kurumunca kusur değerlendirilmesi yapılabilmesi için temini talep edilen acil servis muayene formu ile hemşire takip formu gibi bir kısım tıbbi evrakın imha edildiğinin bildirildiği, bu durumda ölüm olayının meydana gelmesinde idarenin hizmet kusuru olduğunun ortaya konulamadığı için maddi tazminat isteminin reddedildiği belirtildi.Kararda, meydana gelen ölümle davalı idarenin tıbbi uygulamaları arasında kesin bir illiyet bağı kurulamamış ise de bu durumun tıbbi kayıtlardaki eksikliklerden ve kayıtların muhafaza edilmemesinden kaynaklandığı, davacıların maddi gerçeğe hiçbir zaman ulaşamayacakları, ömür boyu şüphe, endişe ve üzüntü duyacakları gözetildiğinde manevi tazminat isteminin kabulü gerektiği ifade edildi.- İstinaf, yerel mahkeme kararını bozduKarara itiraz edilmesi üzerine davaya bakan Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi, 22 Nisan 2022'de idare mahkemesi kararını kaldırarak, yeniden hüküm kurulmasını kararlaştırdı.Dairenin kararında, tedaviye ilişkin bilgi ve belgelerin eksik gönderilmesi nedeniyle Adli Tıp Kurumu tarafından tıbbi uygulama hatası yönünden olayın değerlendirilemediği, hizmet kusurunun varlığı konusunda kesin yargıya ulaşılamaması nedeniyle bütün külfetin davacılar üzerinde bırakılmasının hak arama hürriyetiyle bağdaşmayacağı ve hakkaniyete aykırı olacağı vurgulandı.Her türlü bilgi ve belgeyi saklamakla yükümlü olan idarenin maddi gerçeğin ortaya çıkması adına yükümlülüklerini tam ve eksiksiz yerine getirmediğine işaret edilen kararda, davalı idarenin olayda hizmet kusuru olduğu sonucuna ulaşıldığı bildirildi.- Maddi ve manevi tazminata hükmedildiVan 1. İdare Mahkemesinde yeniden yapılan yargılamada, A.K'nin ailesinin avukatı tarafından mahkemeye sunulan dilekçede, maddi tazminat talebi 1 milyon 680 bin 590 liraya, manevi tazminat talebi ise 600 bin liraya çıkarıldı.Mahkeme, 29 Aralık 2023 tarihli kararıyla 1 milyon 688 bin 422 lira maddi, 210 bin lira manevi tazminatın faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin ise reddine hükmetti.Aile, destekten yoksun kalma tazminatının eksik hesaplandığını, manevi tazminat miktarının ise çok düşük olduğunu savunarak, karara itiraz etti.Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesi, istinaf başvurusunu reddetti. Temyiz incelemesi Yargıtay'da sürüyor.- AYM'den ihlal kararıBunun üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunan aile, yargılamanın uzun bir süre daha devam edeceğini belirterek, yaşam hakkının, hak arama hürriyeti ile etkili başvuru hakkının, adil yargılanma, makul sürede yargılanma ve hakkaniyete uygun yargılanma haklarının, sağlığın ve aile bütünlüğünün korunması haklarının ihlal edildiğini ileri sürdü.Yüksek Mahkeme, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar vererek, başvuruculara 330 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.Yargılamaların makul sürede tamamlanması gerektiği vurgulanan AYM kararında, gecikme için inandırıcı ve makul gerekçeler bulunmadığı sürece yargılamaların uzunluğunun yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerin ihlaline neden olacağı belirtildi.Kararda, 4 Aralık 2013'te açılan davanın, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla 12 yıldan daha uzun süredir devam ettiğine işaret edilerek, şunlar kaydedildi:Yargılamanın yaşam hakkının gerektirdiği makul bir süratle yürütüldüğü söylenemez. Yargılamanın uzamasının başvuruculardan kaynaklanan haklı sebepleri olmadığı gibi sürenin uzamasının herhangi bir inandırıcı ve makul gerekçesi de yoktur. Sonuçtan bağımsız olarak yargılamada, yaşam hakkının usul boyutu kapsamında makul derecede ivedilik şartının sağlanmadığı görülmüştür. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/aym-den-12-yildan-fazla-suren-dava-icin-330-bin-liralik-manevi-tazminat-karari.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Geleneksel Japon müziğinin mistik tınıları İstanbul'da yankılanacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/geleneksel-japon-muziginin-mistik-tinilari-istanbul-da-yankilanacak/837644/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/geleneksel-japon-muziginin-mistik-tinilari-istanbul-da-yankilanacak/837644/</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:15:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Japonya'nın İstanbul Başkonsolosluğu ve Beyoğlu Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen Shinobue (Japon flütü) ve Koto (Japon kanunu) Duo Konseri, 3 Mayıs’ta Metrohan’da gerçekleştirilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Japonya'nın İstanbul Başkonsolosluğu ve Beyoğlu Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen Shinobue (Japon flütü) ve Koto (Japon kanunu) Duo Konseri, 3 Mayıs’ta Metrohan’da gerçekleştirilecek.Japon kültürünün köklü ezgilerinin, iki kadim enstrümanın uyumuyla sergileneceği konserde, Japon flütleri Shinobue ve Nohkan’ın sadeliğini müziğine yansıtan Rika Ohno ile Türkiye’de yaşayan koto sanatçısı Atsuko Suetomi, müzikseverlerle buluşacak.Geleneksel Japon müziğinin mistik atmosferinin sahneleneceği konser, halka açık ve ücretsiz olarak düzenlenecek.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Japonya'nın İstanbul Başkonsolosluğu ve Beyoğlu Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen Shinobue (Japon flütü) ve Koto (Japon kanunu) Duo Konseri, 3 Mayıs’ta Metrohan’da gerçekleştirilecek.Japon kültürünün köklü ezgilerinin, iki kadim enstrümanın uyumuyla sergileneceği konserde, Japon flütleri Shinobue ve Nohkan’ın sadeliğini müziğine yansıtan Rika Ohno ile Türkiye’de yaşayan koto sanatçısı Atsuko Suetomi, müzikseverlerle buluşacak.Geleneksel Japon müziğinin mistik atmosferinin sahneleneceği konser, halka açık ve ücretsiz olarak düzenlenecek.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İçişleri Bakanı Çiftçi, Van'daki köpek saldırısıyla ilgili mülkiye müfettişi görevlendirildiğini bildirdi:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/icisleri-bakani-ciftci-van-daki-kopek-saldirisiyla-ilgili-mulkiye-mufettisi-gorevlendirildigini-bildirdi/837643/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/icisleri-bakani-ciftci-van-daki-kopek-saldirisiyla-ilgili-mulkiye-mufettisi-gorevlendirildigini-bildirdi/837643/</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:15:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Olayda ihmali ya da kusuru bulunan kişi veya kişiler hakkında gerekli adli ve idari süreçler hassasiyetle yürütülecektir. Bu kapsamda İçişleri Bakanlığımız tarafından mülkiye müfettişi görevlendirilmiştir - Bu elim hadise, kamu düzeni ve vatandaşlarımızın can güvenliği açısından, sahipsiz hayvanlara yönelik mevcut kanuni düzenlemelerin tavizsiz ve titizlikle uygulanmasının ne kadar zaruri olduğunu bir kez daha göstermiştir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Van'ın Saray ilçesinde sahipsiz köpeklerin saldırısı sonucu 5 yaşındaki Hamza Özsoy'un hayatını kaybettiği ve 10 yaşındaki kuzeni Ayaz Özsoy'un yaralandığı olayla ilgili mülkiye müfettişi görevlendirildiğini bildirdi.Bakan Çiftçi, NSosyal'deki hesabından yaptığı açıklamada, 5 yaşındaki Hamza Özsoy'un sahipsiz köpeklerin saldırısı sonucu hayatını kaybetmesinin kendilerini derinden üzdüğünü belirtti.Tedavisi devam eden Ayaz Özsoy'a Allah'tan acil şifalar dileyen Çiftçi, Ayaz Özsoy'un en kısa sürede sağlığına kavuşması temennisinde bulundu.Çiftçi, açıklamasında şunları kaydetti:Bu elim hadise, kamu düzeni ve vatandaşlarımızın can güvenliği açısından, sahipsiz hayvanlara yönelik mevcut kanuni düzenlemelerin tavizsiz ve titizlikle uygulanmasının ne kadar zaruri olduğunu bir kez daha göstermiştir. Olayda ihmali ya da kusuru bulunan kişi veya kişiler hakkında gerekli adli ve idari süreçler hassasiyetle yürütülecektir. Bu kapsamda İçişleri Bakanlığımız tarafından mülkiye müfettişi görevlendirilmiştir. Soruşturma sürecini dikkatle takip edeceğiz. Hayatını kaybeden yavrumuz Hamza Özsoy'a Allah’tan rahmet, kederli ailesine sabır ve başsağlığı diliyorum. Benzer acıların bir daha yaşanmaması için tüm tedbirleri gözden geçirmekte kararlıyız.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Van'ın Saray ilçesinde sahipsiz köpeklerin saldırısı sonucu 5 yaşındaki Hamza Özsoy'un hayatını kaybettiği ve 10 yaşındaki kuzeni Ayaz Özsoy'un yaralandığı olayla ilgili mülkiye müfettişi görevlendirildiğini bildirdi.Bakan Çiftçi, NSosyal'deki hesabından yaptığı açıklamada, 5 yaşındaki Hamza Özsoy'un sahipsiz köpeklerin saldırısı sonucu hayatını kaybetmesinin kendilerini derinden üzdüğünü belirtti.Tedavisi devam eden Ayaz Özsoy'a Allah'tan acil şifalar dileyen Çiftçi, Ayaz Özsoy'un en kısa sürede sağlığına kavuşması temennisinde bulundu.Çiftçi, açıklamasında şunları kaydetti:Bu elim hadise, kamu düzeni ve vatandaşlarımızın can güvenliği açısından, sahipsiz hayvanlara yönelik mevcut kanuni düzenlemelerin tavizsiz ve titizlikle uygulanmasının ne kadar zaruri olduğunu bir kez daha göstermiştir. Olayda ihmali ya da kusuru bulunan kişi veya kişiler hakkında gerekli adli ve idari süreçler hassasiyetle yürütülecektir. Bu kapsamda İçişleri Bakanlığımız tarafından mülkiye müfettişi görevlendirilmiştir. Soruşturma sürecini dikkatle takip edeceğiz. Hayatını kaybeden yavrumuz Hamza Özsoy'a Allah’tan rahmet, kederli ailesine sabır ve başsağlığı diliyorum. Benzer acıların bir daha yaşanmaması için tüm tedbirleri gözden geçirmekte kararlıyız.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/icisleri-bakani-ciftci-van-daki-kopek-saldirisiyla-ilgili-mulkiye-mufettisi-gorevlendirildigini-bildirdi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Borsa günün ilk yarısında yükseldi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/borsa-gunun-ilk-yarisinda-yukseldi/837642/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/borsa-gunun-ilk-yarisinda-yukseldi/837642/</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:15:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günün ilk yarısında yüzde 0,60 değer kazanarak 14.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günün ilk yarısında yüzde 0,60 değer kazanarak 14.396,99 puana çıktı.Günün ilk yarısında yükseliş eğiliminde hareket eden BIST 100 endeksi, saat 13.00 itibarıyla önceki kapanışa göre 85,80 puan ve yüzde 0,60 artışla 14.396,99 puana çıktı.Toplam işlem hacmi 82,3 milyar lira oldu. Bankacılık endeksi yüzde 0,49 değer kazanırken holding endeksi ise yüzde 0,1 değer kaybetti.Sektör endekslerinden en çok yükselen 5,22 ile finansal kiralama faktoring, en fazla kaybeden ise yüzde 1,19 ile iletişim oldu.Küresel piyasalar, ABD ile İran arasındaki müzakerelerde çıkmaza girilmesine karşın Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğinin hızlanmasının ardından enerji fiyatlarında görülen düşüşün risk iştahını desteklemesiyle pozitif bir seyir izliyor.Analistler, günün geri kalanında Orta Doğu'daki gelişmelere ilişkin haber akışının yanı sıra Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının Para Politikası Kurulu toplantı özeti ile haftalık para ve banka istatistiklerinin, yurt dışında ise ABD'de kişisel tüketim harcamaları, büyüme başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.500 ve 14.600 puanın direnç, 14.300 ve 14.200 puanın destek konumunda olduğunu ifade etti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günün ilk yarısında yüzde 0,60 değer kazanarak 14.396,99 puana çıktı.Günün ilk yarısında yükseliş eğiliminde hareket eden BIST 100 endeksi, saat 13.00 itibarıyla önceki kapanışa göre 85,80 puan ve yüzde 0,60 artışla 14.396,99 puana çıktı.Toplam işlem hacmi 82,3 milyar lira oldu. Bankacılık endeksi yüzde 0,49 değer kazanırken holding endeksi ise yüzde 0,1 değer kaybetti.Sektör endekslerinden en çok yükselen 5,22 ile finansal kiralama faktoring, en fazla kaybeden ise yüzde 1,19 ile iletişim oldu.Küresel piyasalar, ABD ile İran arasındaki müzakerelerde çıkmaza girilmesine karşın Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğinin hızlanmasının ardından enerji fiyatlarında görülen düşüşün risk iştahını desteklemesiyle pozitif bir seyir izliyor.Analistler, günün geri kalanında Orta Doğu'daki gelişmelere ilişkin haber akışının yanı sıra Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının Para Politikası Kurulu toplantı özeti ile haftalık para ve banka istatistiklerinin, yurt dışında ise ABD'de kişisel tüketim harcamaları, büyüme başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.500 ve 14.600 puanın direnç, 14.300 ve 14.200 puanın destek konumunda olduğunu ifade etti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/borsa-gunun-ilk-yarisinda-yukseldi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde Çocukların Gözünden Dijital Dünya paneli düzenlendi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/istanbul-bilgi-universitesi-nde-cocuklarin-gozunden-dijital-dunya-paneli-duzenlendi/837641/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/istanbul-bilgi-universitesi-nde-cocuklarin-gozunden-dijital-dunya-paneli-duzenlendi/837641/</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:15:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — BİLGİ Çocuk Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci: - Çocuk güvenliği, ailelerin sorumluluğu olmanın yanı sıra başta dijital platformlar olmak üzere eğitimciler ve politika yapıcıların da ortak sorumluluğuyla desteklenen bütüncül bir yapıya dönüşmelidir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin BİLGİ Çocuk Çalışmaları Birimi (BİLGİ ÇOÇA), isim değişikliğinin ardından ilk etkinliğini Çocukların Gözünden Dijital Dünya paneliyle gerçekleştirdi.Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, BİLGİ ÇOÇA, çalışmalarına BİLGİ Çocuk Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak devam edecek.Santralistanbul Kampüsü'nde gerçekleştirilen ve çocukların dijital ortamdaki deneyimleriyle iyi olma halleri arasındaki ilişkinin ele alındığı panelde, çocuk hakları, çocuk katılımı ve dijital dayanıklılığı merkeze alan bütüncül politikaların önemine dikkat çekildi. Panel, BİLGİ Çocuk Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Başak Akkan'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilirken, BİLGİ Çocuk Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, TÜBİTAK desteğiyle Türkiye genelinde 29 ilde 1500 haneyle yürütülen Krizler Çağında Çocuk Olmak: Türkiye'de Pandemi Sonrasında Çocukların İyi Olma Halini Yeniden Düşünmek başlıklı araştırmanın dijital dünyaya ilişkin bulgularını değerlendirdi.Araştırmaya göre, çocukların yaklaşık yüzde 95'i internete erişebilirken, yüzde 47'si ailelerinin internet kullanımını sık sık kontrol ettiğini, yüzde 53'ü ise bu denetimin nadiren gerçekleştiğini ifade ediyor. Çocukların yarısından fazlası internette karşılaştığı olumsuz içerikleri aileleriyle paylaşmazken, yaklaşık yüzde 73'ü bilgisayar, telefon veya internet kullanımıyla ilgili ailelerinden neredeyse hiç destek almıyor.Bulgular, çocukların dijital dünyayı farklı şekillerde deneyimlediğini ve bu alanın hem riskler hem de fırsatlar barındırdığını ortaya koyuyor.Çocukların büyük bölümü dijital okuryazarlık konusunda bilgi sahibi olurken, düşük sosyoekonomik koşullara sahip çocuklar daha zayıf becerilere sahip bulunuyor ve siber zorbalığa karşı daha kırılgan bir yapı sergiliyor.- Çocukların deneyimleri dikkate alınmalıAçıklamada paneldeki konuşmasına yer verilen Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, çocukların kendi deneyimlerinin uzmanı olduğunu belirtti.Semerci, dijital dünyaya ilişkin politika ve tartışmalarda çocukların sesine yer verilmeden gerçek bir anlayış geliştirmenin mümkün olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:Çocuklar için dijital alan, doğdukları, yaşadıkları dünyanın parçası. Tıpkı yaşamın diğer alanlarında olduğu gibi bu alanda da çocuklar için güvenli alanlar yaratmak, onların riskleri yönetebilmelerini sağlayacak 'dijital dayanıklılık' becerilerini geliştirmek gerekiyor. Okullarda müfredata ve rehberlik hizmetlerine entegre edilmelidir. Ayrıca 'dijital çağda ebeveynlik' ailelerin dijital okuryazarlığını da geliştirmeyi gerekli kılıyor. Çocuk güvenliği, ailelerin sorumluluğu olmanın yanı sıra başta dijital platformlar olmak üzere eğitimciler ve politika yapıcıların da ortak sorumluluğuyla desteklenen bütüncül bir yapıya dönüşmelidir.İstanbul Bilgi Üniversitesi Dijital Medya ve Çocuk Platformu Kurucusu ve Medya Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Esra Ercan Bilgiç de dijital dünyada çocuklara yönelik içerik risklerine değindi.Bilgiç, Dijital dünyada çocuklara yönelik içerik riskleri, temas riskleri, siber zorbalık, ekran süresini yönetememe ve veri riskleri gibi riskler mevcut. Ancak çocuk hakları perspektifinden baktığımızda dijital dünyanın aynı zamanda ifade özgürlüğü, bilgiye erişim, haber alma, öğrenme, yaratıcılık ve katılım hakkı açısından önemli fırsatlar sunduğunu da görmek gerekiyor. ifadelerini kullandı. Çocuk hakları eğitmeni, danışmanı ve araştırmacısı Gözde Durmuş da dijital dünyaya ilişkin kısıtlamalar değerlendirilirken çocukların içinde bulunduğu fiziksel çevrenin de dikkate alınması gerektiğini belirterek,Çocukların neden hep evde ekranın karşısında oldukları sorusunu sormadan bir çözüm bulmak çok mümkün değil. Çocuklarla ilgili etkili bir politika geliştirebilmek için çocukların deneyimleri dikkate alınmalı. değerlendirmesini yaptı. Zemberek Teknoloji Sanat ve Öğrenme Derneği'nden Cansu Yalçıner, son yıllarda çocuklar arasında VPN kullanımının arttığına dikkati çekerken, Alper Kerpiççi de Türkiye'de çocukların kendilerine ait cihazlarla internete bağlanma oranının yüzde 65 olduğunu vurguladı.BİLGİ ÇOÇA Araştırmacısı Cem Demirayak da merkezin bir dayanışma ağıyla büyüdüğünü aktararak, BİLGİ ÇOÇA, yalnızca yakın çevresiyle değil, sivil toplum örgütlerinden yerel yönetimlere, akademisyenlerden sahada çocuklarla çalışan uzmanlara kadar geniş bir dayanışma ağıyla büyüdü. görüşlerini kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin BİLGİ Çocuk Çalışmaları Birimi (BİLGİ ÇOÇA), isim değişikliğinin ardından ilk etkinliğini Çocukların Gözünden Dijital Dünya paneliyle gerçekleştirdi.Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, BİLGİ ÇOÇA, çalışmalarına BİLGİ Çocuk Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak devam edecek.Santralistanbul Kampüsü'nde gerçekleştirilen ve çocukların dijital ortamdaki deneyimleriyle iyi olma halleri arasındaki ilişkinin ele alındığı panelde, çocuk hakları, çocuk katılımı ve dijital dayanıklılığı merkeze alan bütüncül politikaların önemine dikkat çekildi. Panel, BİLGİ Çocuk Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Başak Akkan'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilirken, BİLGİ Çocuk Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, TÜBİTAK desteğiyle Türkiye genelinde 29 ilde 1500 haneyle yürütülen Krizler Çağında Çocuk Olmak: Türkiye'de Pandemi Sonrasında Çocukların İyi Olma Halini Yeniden Düşünmek başlıklı araştırmanın dijital dünyaya ilişkin bulgularını değerlendirdi.Araştırmaya göre, çocukların yaklaşık yüzde 95'i internete erişebilirken, yüzde 47'si ailelerinin internet kullanımını sık sık kontrol ettiğini, yüzde 53'ü ise bu denetimin nadiren gerçekleştiğini ifade ediyor. Çocukların yarısından fazlası internette karşılaştığı olumsuz içerikleri aileleriyle paylaşmazken, yaklaşık yüzde 73'ü bilgisayar, telefon veya internet kullanımıyla ilgili ailelerinden neredeyse hiç destek almıyor.Bulgular, çocukların dijital dünyayı farklı şekillerde deneyimlediğini ve bu alanın hem riskler hem de fırsatlar barındırdığını ortaya koyuyor.Çocukların büyük bölümü dijital okuryazarlık konusunda bilgi sahibi olurken, düşük sosyoekonomik koşullara sahip çocuklar daha zayıf becerilere sahip bulunuyor ve siber zorbalığa karşı daha kırılgan bir yapı sergiliyor.- Çocukların deneyimleri dikkate alınmalıAçıklamada paneldeki konuşmasına yer verilen Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, çocukların kendi deneyimlerinin uzmanı olduğunu belirtti.Semerci, dijital dünyaya ilişkin politika ve tartışmalarda çocukların sesine yer verilmeden gerçek bir anlayış geliştirmenin mümkün olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:Çocuklar için dijital alan, doğdukları, yaşadıkları dünyanın parçası. Tıpkı yaşamın diğer alanlarında olduğu gibi bu alanda da çocuklar için güvenli alanlar yaratmak, onların riskleri yönetebilmelerini sağlayacak 'dijital dayanıklılık' becerilerini geliştirmek gerekiyor. Okullarda müfredata ve rehberlik hizmetlerine entegre edilmelidir. Ayrıca 'dijital çağda ebeveynlik' ailelerin dijital okuryazarlığını da geliştirmeyi gerekli kılıyor. Çocuk güvenliği, ailelerin sorumluluğu olmanın yanı sıra başta dijital platformlar olmak üzere eğitimciler ve politika yapıcıların da ortak sorumluluğuyla desteklenen bütüncül bir yapıya dönüşmelidir.İstanbul Bilgi Üniversitesi Dijital Medya ve Çocuk Platformu Kurucusu ve Medya Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Esra Ercan Bilgiç de dijital dünyada çocuklara yönelik içerik risklerine değindi.Bilgiç, Dijital dünyada çocuklara yönelik içerik riskleri, temas riskleri, siber zorbalık, ekran süresini yönetememe ve veri riskleri gibi riskler mevcut. Ancak çocuk hakları perspektifinden baktığımızda dijital dünyanın aynı zamanda ifade özgürlüğü, bilgiye erişim, haber alma, öğrenme, yaratıcılık ve katılım hakkı açısından önemli fırsatlar sunduğunu da görmek gerekiyor. ifadelerini kullandı. Çocuk hakları eğitmeni, danışmanı ve araştırmacısı Gözde Durmuş da dijital dünyaya ilişkin kısıtlamalar değerlendirilirken çocukların içinde bulunduğu fiziksel çevrenin de dikkate alınması gerektiğini belirterek,Çocukların neden hep evde ekranın karşısında oldukları sorusunu sormadan bir çözüm bulmak çok mümkün değil. Çocuklarla ilgili etkili bir politika geliştirebilmek için çocukların deneyimleri dikkate alınmalı. değerlendirmesini yaptı. Zemberek Teknoloji Sanat ve Öğrenme Derneği'nden Cansu Yalçıner, son yıllarda çocuklar arasında VPN kullanımının arttığına dikkati çekerken, Alper Kerpiççi de Türkiye'de çocukların kendilerine ait cihazlarla internete bağlanma oranının yüzde 65 olduğunu vurguladı.BİLGİ ÇOÇA Araştırmacısı Cem Demirayak da merkezin bir dayanışma ağıyla büyüdüğünü aktararak, BİLGİ ÇOÇA, yalnızca yakın çevresiyle değil, sivil toplum örgütlerinden yerel yönetimlere, akademisyenlerden sahada çocuklarla çalışan uzmanlara kadar geniş bir dayanışma ağıyla büyüdü. görüşlerini kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>TRT 2 mayısta dünya sinemasından filmleri ekrana taşıyacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/trt-2-mayista-dunya-sinemasindan-filmleri-ekrana-tasiyacak/837640/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/trt-2-mayista-dunya-sinemasindan-filmleri-ekrana-tasiyacak/837640/</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:12:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — TRT 2, mayısta farklı ülkelerden seçilmiş filmleri her akşam sinemaseverlerin beğenisine sunacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — TRT 2, mayısta farklı ülkelerden seçilmiş filmleri her akşam sinemaseverlerin beğenisine sunacak.TRT'den yapılan açıklamaya göre, Fransa'dan Danimarka'ya, Japonya'dan Avustralya'ya, Filistin'den Azerbaycan'a uzanan özel seçkide, ödüllü ve TV'de ilk kez gösterilecek filmler de izleyiciyle buluşacak.Programa göre, 1 Mayıs'ta Süleyman'ın Hikayesi, 2 Mayıs'ta Daha İyi Bir Hayat, 3 Mayıs'ta Uçuş Planı, 4 Mayıs'ta Sevgili, 5 Mayıs'ta Büyük Felaket: Asit Yağmuru, 6 Mayıs'ta Hatıra Kutusu, 7 Mayıs'ta Kusursuz Saray, 8 Mayıs'ta Başka Bir Dünya, 9 Mayıs'ta Umut Kuşu, 10 Mayıs'ta Anneye Giden Yol, 11 Mayıs'ta Keşke Kış Uykusuna Yatabilsem, 12 Mayıs'ta Tyson'ın Koşusu, 13 Mayıs'ta Çalışmak İçin İyi Bir Gün, 14 Mayıs'ta Asako I&amp;II, 15 Mayıs'ta Aşırıcılar filmleri yayımlanacak.Ayrıca 16 Mayıs'ta Sapan Manevrası, 17 Mayıs'ta Monte Cristo Kontu, 18 Mayıs'ta Son Çekiç Darbesi, 19 Mayıs'ta Vicdanın Sesi, 20 Mayıs'ta Komşuluk Halleri, 21 Mayıs'ta Işığın Muhafızı, 22 Mayıs'ta Kaptan Benim, 23 Mayıs'ta Suçlu, 24 Mayıs'ta Bütün Bir Ömür, 25 Mayıs'ta Elveda Gülsarı, 26 Mayıs'ta Ağlamak Yok, 27 Mayıs'ta Düğün Davetiyesi, 28 Mayıs'ta Meryem, 29 Mayıs'ta Küçük Cadı Kiki, 30 Mayıs'ta Girişte, 31 Mayıs'ta Çılgın Kalabalıktan Uzak filmleri izlenebilecek.Filmler, saat 21.30'da ekrana gelecek.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — TRT 2, mayısta farklı ülkelerden seçilmiş filmleri her akşam sinemaseverlerin beğenisine sunacak.TRT'den yapılan açıklamaya göre, Fransa'dan Danimarka'ya, Japonya'dan Avustralya'ya, Filistin'den Azerbaycan'a uzanan özel seçkide, ödüllü ve TV'de ilk kez gösterilecek filmler de izleyiciyle buluşacak.Programa göre, 1 Mayıs'ta Süleyman'ın Hikayesi, 2 Mayıs'ta Daha İyi Bir Hayat, 3 Mayıs'ta Uçuş Planı, 4 Mayıs'ta Sevgili, 5 Mayıs'ta Büyük Felaket: Asit Yağmuru, 6 Mayıs'ta Hatıra Kutusu, 7 Mayıs'ta Kusursuz Saray, 8 Mayıs'ta Başka Bir Dünya, 9 Mayıs'ta Umut Kuşu, 10 Mayıs'ta Anneye Giden Yol, 11 Mayıs'ta Keşke Kış Uykusuna Yatabilsem, 12 Mayıs'ta Tyson'ın Koşusu, 13 Mayıs'ta Çalışmak İçin İyi Bir Gün, 14 Mayıs'ta Asako I&amp;II, 15 Mayıs'ta Aşırıcılar filmleri yayımlanacak.Ayrıca 16 Mayıs'ta Sapan Manevrası, 17 Mayıs'ta Monte Cristo Kontu, 18 Mayıs'ta Son Çekiç Darbesi, 19 Mayıs'ta Vicdanın Sesi, 20 Mayıs'ta Komşuluk Halleri, 21 Mayıs'ta Işığın Muhafızı, 22 Mayıs'ta Kaptan Benim, 23 Mayıs'ta Suçlu, 24 Mayıs'ta Bütün Bir Ömür, 25 Mayıs'ta Elveda Gülsarı, 26 Mayıs'ta Ağlamak Yok, 27 Mayıs'ta Düğün Davetiyesi, 28 Mayıs'ta Meryem, 29 Mayıs'ta Küçük Cadı Kiki, 30 Mayıs'ta Girişte, 31 Mayıs'ta Çılgın Kalabalıktan Uzak filmleri izlenebilecek.Filmler, saat 21.30'da ekrana gelecek.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>AB, İsraillilerin saldırılarından etkilenen Batı Şeria'daki Filistinlilere yardım programı başlatacağını duyurdu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ab-israillilerin-saldirilarindan-etkilenen-bati-seria-daki-filistinlilere-yardim-programi-baslatacagini-duyurdu/837639/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ab-israillilerin-saldirilarindan-etkilenen-bati-seria-daki-filistinlilere-yardim-programi-baslatacagini-duyurdu/837639/</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:12:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ramallah — Avrupa Birliği'nin (AB), işgal altındaki Batı Şeria’da Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarından etkilenen Filistinlilere yönelik yardım programı başlatacağı bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ramallah Haberleri — Avrupa Birliği'nin (AB), işgal altındaki Batı Şeria’da Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarından etkilenen Filistinlilere yönelik yardım programı başlatacağı bildirildi.Filistin resmi ajansı WAFA'da yayımlanan habere göre Stutzmann, AB’nin Orta Doğu Barış Süreci Özel Temsilcisi Christophe Bigot ile diplomatik misyon temsilcileri ve yabancı büyükelçiler eşliğinde Ramallah’ın doğusundaki Mugayyir köyünü ziyaret etti.Burada açıklamalarda bulunan Stutzmann, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin Batı Şeria’daki Filistinlilere saldırılarını alarm şeklinde değerlendirdiklerini belirterek, Ne yazık ki bu olayların yaşanmasını engelleyemedik ancak tekrar etmemesini sağlamak için çalışabiliriz. ifadelerini kullandı.AB’nin, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarının artmasını sınırlamaya yönelik çabalar kapsamında yardım programının başlatılması dahil kararlı siyasi tedbirleri değerlendirdiğini belirten Stutzmann, söz konusu programın sahada görev yapacak gönüllü gruplar aracılığıyla Filistinlilere koruma sağlanmasını ve güvenliklerini güçlendirecek entegre bir sistem kurulmasını öngördüğünü ifade etti.Bu adımın, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarını durdurmak ve Filistinli sivillere koruma sağlamak için uluslararası çağrıların arttığı bir dönemde geldiği kaydedildi.Filistin Sağlık Bakanlığı 21 Nisan’da yaptığı açıklamada, İsraillilerin Ramallah’ın doğusundaki Mugayyir köyünde bir okula düzenlediği silahlı saldırıda, 14 yaşındaki öğrenci Evs Hamdi el-Naasan ile 32 yaşındaki Cihad Merzuk Ebu Naim'in yaşamını yitirdiğini duyurmuştu.İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Batı Şeria'da neredeyse her gün Filistinlilere ve mülklerine yönelik saldırılar gerçekleştiriyor.Filistin resmi verilerine göre, Batı Şeria'da Ekim 2023'ten beri Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler ile İsrail ordusunun saldırılarında ciddi artış yaşanıyor.Bu süreçte düzenlenen saldırılarda en az 1154 Filistinli hayatını kaybetti, 11 bin 750 kişi yaralandı, yaklaşık 23 bin kişi gözaltına alındı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ramallah Haberleri — Avrupa Birliği'nin (AB), işgal altındaki Batı Şeria’da Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarından etkilenen Filistinlilere yönelik yardım programı başlatacağı bildirildi.Filistin resmi ajansı WAFA'da yayımlanan habere göre Stutzmann, AB’nin Orta Doğu Barış Süreci Özel Temsilcisi Christophe Bigot ile diplomatik misyon temsilcileri ve yabancı büyükelçiler eşliğinde Ramallah’ın doğusundaki Mugayyir köyünü ziyaret etti.Burada açıklamalarda bulunan Stutzmann, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin Batı Şeria’daki Filistinlilere saldırılarını alarm şeklinde değerlendirdiklerini belirterek, Ne yazık ki bu olayların yaşanmasını engelleyemedik ancak tekrar etmemesini sağlamak için çalışabiliriz. ifadelerini kullandı.AB’nin, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarının artmasını sınırlamaya yönelik çabalar kapsamında yardım programının başlatılması dahil kararlı siyasi tedbirleri değerlendirdiğini belirten Stutzmann, söz konusu programın sahada görev yapacak gönüllü gruplar aracılığıyla Filistinlilere koruma sağlanmasını ve güvenliklerini güçlendirecek entegre bir sistem kurulmasını öngördüğünü ifade etti.Bu adımın, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarını durdurmak ve Filistinli sivillere koruma sağlamak için uluslararası çağrıların arttığı bir dönemde geldiği kaydedildi.Filistin Sağlık Bakanlığı 21 Nisan’da yaptığı açıklamada, İsraillilerin Ramallah’ın doğusundaki Mugayyir köyünde bir okula düzenlediği silahlı saldırıda, 14 yaşındaki öğrenci Evs Hamdi el-Naasan ile 32 yaşındaki Cihad Merzuk Ebu Naim'in yaşamını yitirdiğini duyurmuştu.İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Batı Şeria'da neredeyse her gün Filistinlilere ve mülklerine yönelik saldırılar gerçekleştiriyor.Filistin resmi verilerine göre, Batı Şeria'da Ekim 2023'ten beri Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler ile İsrail ordusunun saldırılarında ciddi artış yaşanıyor.Bu süreçte düzenlenen saldırılarda en az 1154 Filistinli hayatını kaybetti, 11 bin 750 kişi yaralandı, yaklaşık 23 bin kişi gözaltına alındı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/ab-israillilerin-saldirilarindan-etkilenen-bati-seria-daki-filistinlilere-yardim-programi-baslatacagini-duyurdu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Gülistan Doku'nun ailesinden DNA örnekleri alındı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/gulistan-doku-nun-ailesinden-dna-ornekleri-alindi/837638/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/gulistan-doku-nun-ailesinden-dna-ornekleri-alindi/837638/</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:12:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Erzurum — Örneklerin eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in Gülistan Doku'nun kaybolduğu dönemde kullandığı araçtaki bulgularla karşılaştırılacağı öğrenildi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Erzurum Haberleri — Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, Gülistan'ın anne ve babasından DNA örnekleri alındı.Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 161/6. maddesi gereğince Valilerin kişisel suçlarından dolayı soruşturma yetkisinin suç tarihinde görev yaptıkları ilin bağlı olduğu Bölge Adliye Mahkemesinin bulunduğu yerdeki İl Cumhuriyet Başsavcılığına ait olması dolayısıyla eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sürüyor.Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in Gülistan'ın kaybolduğu dönemde kullandığı siyah renkli otomobilin peşine düşen Başsavcılık, aracın olaydan sonra satıldığını ve aynı modelde bir araçla değiştirildiğini tespit etti. Aracı İstanbul'da bulan ekipler, detaylı inceleme için önce İstanbul'da, ardından Ankara'da yaklaşık bir haftalık detaylı çalışma yaptı.Araçtaki bulgularla karşılaştırılmak üzere Gülistan'ın annesi Bedriye ve babası Halit Doku'dan Diyarbakır Adli Tıp Kurumu'nda DNA örnekleri alındı.- 12 zanlı tutuklanmıştıTunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca kasten öldürme, cinsel saldırı, suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi, bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suçu bildirmeme ve suçluyu kayırma suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 17 şüpheli gözaltına alınmıştı.Zanlılardan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun sim kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis memuru Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis memuru olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ile Tunceli Devlet Hastanesi bilgi işlem görevlileri B.Y. ve Y.E. haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.Yurt dışında olduğu tespit edilen firari şüpheli Umut Altaş için kırmızı bülten çıkarılmıştı. Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, Erzurum'da tanık sıfatıyla ifade vermişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Erzurum Haberleri — Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, Gülistan'ın anne ve babasından DNA örnekleri alındı.Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 161/6. maddesi gereğince Valilerin kişisel suçlarından dolayı soruşturma yetkisinin suç tarihinde görev yaptıkları ilin bağlı olduğu Bölge Adliye Mahkemesinin bulunduğu yerdeki İl Cumhuriyet Başsavcılığına ait olması dolayısıyla eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sürüyor.Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in Gülistan'ın kaybolduğu dönemde kullandığı siyah renkli otomobilin peşine düşen Başsavcılık, aracın olaydan sonra satıldığını ve aynı modelde bir araçla değiştirildiğini tespit etti. Aracı İstanbul'da bulan ekipler, detaylı inceleme için önce İstanbul'da, ardından Ankara'da yaklaşık bir haftalık detaylı çalışma yaptı.Araçtaki bulgularla karşılaştırılmak üzere Gülistan'ın annesi Bedriye ve babası Halit Doku'dan Diyarbakır Adli Tıp Kurumu'nda DNA örnekleri alındı.- 12 zanlı tutuklanmıştıTunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca kasten öldürme, cinsel saldırı, suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi, bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suçu bildirmeme ve suçluyu kayırma suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 17 şüpheli gözaltına alınmıştı.Zanlılardan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun sim kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis memuru Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis memuru olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ile Tunceli Devlet Hastanesi bilgi işlem görevlileri B.Y. ve Y.E. haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.Yurt dışında olduğu tespit edilen firari şüpheli Umut Altaş için kırmızı bülten çıkarılmıştı. Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, Erzurum'da tanık sıfatıyla ifade vermişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/gulistan-doku-nun-ailesinden-dna-ornekleri-alindi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
