<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Şeker-İş Genel Başkanı Gök'ten iklim kriziyle mücadeleye ilişkin açıklama:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/seker-is-genel-baskani-gok-ten-iklim-kriziyle-mucadeleye-iliskin-aciklama/859541/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/seker-is-genel-baskani-gok-ten-iklim-kriziyle-mucadeleye-iliskin-aciklama/859541/</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:27:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Düşük karbonlu ekonomiye geçiş süreci, çalışanların mağdur edildiği değil, yeni istihdam alanlarının oluşturulduğu, mesleki dönüşüm programlarının uygulandığı ve adil geçiş ilkelerinin benimsendiği bir anlayışla yürütülmelidir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri (Şeker-İş) Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, Düşük karbonlu ekonomiye geçiş süreci, çalışanların mağdur edildiği değil, yeni istihdam alanlarının oluşturulduğu, mesleki dönüşüm programlarının uygulandığı ve adil geçiş ilkelerinin benimsendiği bir anlayışla yürütülmelidir. ifadelerini kullandı.Gök, yaptığı yazılı açıklamada, iklim krizinin üretimden istihdama, gıda arzından enerji güvenliğine, sanayiden dış ticarete kadar ekonominin ve toplumsal yaşamın bütün alanlarını etkileyen stratejik bir mesele haline geldiğini belirtti.İklim krizinin mevcut ekonomik ve sosyal sorunları derinleştiren bir risk çarpanı niteliği taşıdığına dikkati çeken Gök, meseleye yalnız çevre politikaları değil, kalkınma, güvenlik, sanayi ve sosyal politika perspektiflerinden de yaklaşılması gerektiğini vurguladı.İklim politikalarının çevrenin korunmasının yanında çalışanların haklarının güvence altına alınmasını da içermesi gerektiğini savunan Gök, şunları kaydetti:Düşük karbonlu ekonomiye geçiş süreci, çalışanların mağdur edildiği değil, yeni istihdam alanlarının oluşturulduğu, mesleki dönüşüm programlarının uygulandığı ve adil geçiş ilkelerinin benimsendiği bir anlayışla yürütülmelidir. Türkiye'nin 2026 yılında gerçekleştirilecek COP31 İklim Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak olması bu açıdan önemli bir fırsattır. Bu süreç yalnız uluslararası bir organizasyon olarak değerlendirilmemeli, sanayiden tarıma, yerel yönetimlerden üniversitelere, iş dünyasından sendikalara kadar tüm paydaşların katılımıyla güçlü bir ulusal farkındalık ve dönüşüm hamlesine dönüştürülmelidir.- Tüm kesimleri ortak bir irade etrafında buluşmaya davet ediyoruzŞeker-İş'in iklim krizine karşı mücadeleyi üretimin sürdürülebilirliği, çalışanların refahı ve gelecek nesillere karşı sorumluluğun bir gereği olarak gördüğünü vurgulayan Gök, şöyle devam etti:Karar vericileri, özel sektörü, yerel yönetimleri ve tüm toplumsal kesimleri ortak bir irade etrafında buluşmaya davet ediyoruz. Çünkü iklim krizi yalnız doğayı değil, üretimi, istihdamı, gıda güvenliğini, ekonomik bağımsızlığı ve ülkemizin gelecekteki kalkınma kapasitesini de doğrudan etkilemektedir. Bugün alınacak kararlar, yarının Türkiye'sinin ekonomik gücünü ve toplumsal dayanıklılığını belirleyecektir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri (Şeker-İş) Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, Düşük karbonlu ekonomiye geçiş süreci, çalışanların mağdur edildiği değil, yeni istihdam alanlarının oluşturulduğu, mesleki dönüşüm programlarının uygulandığı ve adil geçiş ilkelerinin benimsendiği bir anlayışla yürütülmelidir. ifadelerini kullandı.Gök, yaptığı yazılı açıklamada, iklim krizinin üretimden istihdama, gıda arzından enerji güvenliğine, sanayiden dış ticarete kadar ekonominin ve toplumsal yaşamın bütün alanlarını etkileyen stratejik bir mesele haline geldiğini belirtti.İklim krizinin mevcut ekonomik ve sosyal sorunları derinleştiren bir risk çarpanı niteliği taşıdığına dikkati çeken Gök, meseleye yalnız çevre politikaları değil, kalkınma, güvenlik, sanayi ve sosyal politika perspektiflerinden de yaklaşılması gerektiğini vurguladı.İklim politikalarının çevrenin korunmasının yanında çalışanların haklarının güvence altına alınmasını da içermesi gerektiğini savunan Gök, şunları kaydetti:Düşük karbonlu ekonomiye geçiş süreci, çalışanların mağdur edildiği değil, yeni istihdam alanlarının oluşturulduğu, mesleki dönüşüm programlarının uygulandığı ve adil geçiş ilkelerinin benimsendiği bir anlayışla yürütülmelidir. Türkiye'nin 2026 yılında gerçekleştirilecek COP31 İklim Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak olması bu açıdan önemli bir fırsattır. Bu süreç yalnız uluslararası bir organizasyon olarak değerlendirilmemeli, sanayiden tarıma, yerel yönetimlerden üniversitelere, iş dünyasından sendikalara kadar tüm paydaşların katılımıyla güçlü bir ulusal farkındalık ve dönüşüm hamlesine dönüştürülmelidir.- Tüm kesimleri ortak bir irade etrafında buluşmaya davet ediyoruzŞeker-İş'in iklim krizine karşı mücadeleyi üretimin sürdürülebilirliği, çalışanların refahı ve gelecek nesillere karşı sorumluluğun bir gereği olarak gördüğünü vurgulayan Gök, şöyle devam etti:Karar vericileri, özel sektörü, yerel yönetimleri ve tüm toplumsal kesimleri ortak bir irade etrafında buluşmaya davet ediyoruz. Çünkü iklim krizi yalnız doğayı değil, üretimi, istihdamı, gıda güvenliğini, ekonomik bağımsızlığı ve ülkemizin gelecekteki kalkınma kapasitesini de doğrudan etkilemektedir. Bugün alınacak kararlar, yarının Türkiye'sinin ekonomik gücünü ve toplumsal dayanıklılığını belirleyecektir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/seker-is-genel-baskani-gok-ten-iklim-kriziyle-mucadeleye-iliskin-aciklama.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Aliağa Petkimspor, Thomas Akyazılı'yı transfer etti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/aliaga-petkimspor-thomas-akyazili-yi-transfer-etti/859540/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/aliaga-petkimspor-thomas-akyazili-yi-transfer-etti/859540/</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:27:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İzmir — Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi ekiplerinden Aliağa Petkimspor, Thomas Akyazılı'yı kadrosuna kattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İzmir Haberleri — Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi ekiplerinden Aliağa Petkimspor, Thomas Akyazılı'yı kadrosuna kattı.Kulüpten yapılan açıklamada, Kariyerinde daha önce Antwerp Giants, Karşıyaka ve Erokspor formaları giyen Belçika Milli Takımı tecrübesine sahip milli guard Thomas Akyazılı, 'birlikte hedefe' yolculuğumuz için aramıza katıldı. denildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İzmir Haberleri — Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi ekiplerinden Aliağa Petkimspor, Thomas Akyazılı'yı kadrosuna kattı.Kulüpten yapılan açıklamada, Kariyerinde daha önce Antwerp Giants, Karşıyaka ve Erokspor formaları giyen Belçika Milli Takımı tecrübesine sahip milli guard Thomas Akyazılı, 'birlikte hedefe' yolculuğumuz için aramıza katıldı. denildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Letonya: NATO savaş uçakları, ülke hava sahasını ihlal eden İHA'yı düşürdü</title>
      <link>https://www.canligaste.com/letonya-nato-savas-ucaklari-ulke-hava-sahasini-ihlal-eden-iha-yi-dusurdu/859539/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/letonya-nato-savas-ucaklari-ulke-hava-sahasini-ihlal-eden-iha-yi-dusurdu/859539/</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:24:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Brüksel — Letonya, NATO savaş uçaklarının ülkenin hava sahasını ihlal eden insansız hava aracını (İHA) düşürdüğünü bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Brüksel Haberleri — Letonya, NATO savaş uçaklarının ülkenin hava sahasını ihlal eden insansız hava aracını (İHA) düşürdüğünü bildirdi.Letonya Silahlı Kuvvetleri, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından olaya ilişkin açıklama yaptı.Açıklamada, Letonya hava sahasında tehdit bulunduğu, vatandaşlardan kapalı alanlara geçmelerinin istendiği belirtildi.Daha sonra NATO'nun Baltık Hava Polisliği görevi kapsamında faaliyet gösteren savaş uçaklarının havalandırıldığı bilgisine yer verilen açıklamada, tehdidin sona erdiği kaydedildi.Açıklamada, Müttefik savaş uçakları, Letonya hava sahasına giren bir İHA'yı başarıyla düşürdü. ifadeleri kullanılırken, paylaşımda Fransız bayrağına da yer verildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Brüksel Haberleri — Letonya, NATO savaş uçaklarının ülkenin hava sahasını ihlal eden insansız hava aracını (İHA) düşürdüğünü bildirdi.Letonya Silahlı Kuvvetleri, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından olaya ilişkin açıklama yaptı.Açıklamada, Letonya hava sahasında tehdit bulunduğu, vatandaşlardan kapalı alanlara geçmelerinin istendiği belirtildi.Daha sonra NATO'nun Baltık Hava Polisliği görevi kapsamında faaliyet gösteren savaş uçaklarının havalandırıldığı bilgisine yer verilen açıklamada, tehdidin sona erdiği kaydedildi.Açıklamada, Müttefik savaş uçakları, Letonya hava sahasına giren bir İHA'yı başarıyla düşürdü. ifadeleri kullanılırken, paylaşımda Fransız bayrağına da yer verildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/letonya-nato-savas-ucaklari-ulke-hava-sahasini-ihlal-eden-iha-yi-dusurdu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Erzurum'un asırlık çınarı Salli nine 114 yaşında</title>
      <link>https://www.canligaste.com/erzurum-un-asirlik-cinari-salli-nine-114-yasinda/859538/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/erzurum-un-asirlik-cinari-salli-nine-114-yasinda/859538/</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:24:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Erzurum — Çocuk yaşta anne ve babasını kaybetmesine rağmen zorluklarla dolu hayatında üretmekten vazgeçmeyen, yıllarca tarlalarda çalışan Salli Yalçın, 100 yaşına kadar neredeyse hiç hastaneye gitmeden sağlıklı bir yaşam sürdü - Son 14 yıldır yatağa bağımlı yaşayan asırlık çınarın bakımını oğlu ve gelini yapıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Erzurum Haberleri — TEVHİD FURKAN NEHRİ - Erzurum'da 100 yaşına kadar neredeyse hiç hastaneye gitmeyen 114 yaşındaki Salli nine, doğduğu köyde hayatını sürdürüyor.Erzurum'un İspir ilçesinde 1 Temmuz 1912'de dünyaya gelen Salli Yalçın, 1,5 yaşında annesini, 3 yaşında babasını kaybetti.Teyzesinin büyüttüğü Yalçın, zorluklarla dolu bir hayat geçirdi. Genç yaşta evlenen Yalçın, şu an en büyüğü 80 yaşında olan 5 çocuk dünyaya getirdi.Çiftçilikle uğraşan ve üretmekten vazgeçmeyen Yalçın, İspir'de başkalarının tarlalarını sürerek aile bütçesine katkı sağlamaya çalıştı, yaya olarak Artvin yaylalarına da giderek göçerlik yaptı.Ürünlerini başta Artvin ve Rize olmak üzere bölge illerindeki pazarlarda sepetin içinde satan Yalçın, doğayla ve toprakla iç içe bir yaşam sürdü.100 yaşına kadar neredeyse hiç hastaneye gitmeyen Yalçın, bir asrı aşkın zaman önce doğduğu Elmalı Mahallesi'ndeki oğlunun evinde hayatına devam ediyor.İlerleyen yaşına bağlı olarak son 14 yıldır yatağa bağımlı yaşayan asırlık çınarın en büyük destekçisi ise 76 yaşındaki oğlu Hüseyin ve gelini 65 yaşındaki Ayşe Yalçın.Yaklaşık yarım asırdır aynı çatı altında yaşayan Ayşe Yalçın, kayınvalidesinin tüm günlük ihtiyaçlarıyla yakından ilgileniyor.Gelininin gösterdiği özen ve sevgiyle yaşama tutunan Yalçın, gelinine duasını eksik etmiyor.Hayat arkadaşını 22 sene önce kaybeden Salli Yalçın, yaz mevsimini İspir'in Elmalı Mahallesi'nde, kış aylarını ise genellikle Rize'de geçiriyor.- Torunlarının torunlarını gördüGelin Ayşe Yalçın, AA muhabirine, sevgiyle kayınvalidesinin hizmetini yaptığını söyledi.Anne ve babasından ne gördüyse onu devam ettirdiğine dikkati çeken Yalçın, Annem babam vefat etti. Anne olarak ben onu biliyorum. Onu asla kayınvalide olarak görmedim. O bana Allah'ın verdiği bir nimet. Canıgönülden bakıyorum. O bizim bebeğimiz. ifadelerini kullandı.Yalçın, Annem hep 'Minderi koyan kendi oturur.' derdi. Biz de minderimizi koyduk. Evlatlarımız da inşallah bize bakar. İyilik de yaparsak kendimize, kötülük de yaparsak kendimize. diye konuştu.Yaşlılara sevgi ve saygı gösterilmesinin önemini vurgulayan Yalçın, Bir bardak su verdiğin zaman güler yüzle vereceksin. dedi.Ayşe Yalçın, Bazen torunları ziyarete geliyor. Torunlarının torunlarını gördü. Benim torunumun çocuğunu gördü. ifadesini kullandı.Salli ninenin oğlu Hüseyin Yalçın ise annesinin yaşlılık dışında ömrü boyunca neredeyse hiç hastaneye gitmediğini söyledi.Yalçın, Annemin bu kadar yaşa kadar sağlıklı olmasının sırrı buralarda yaşamaktı. Biz çocukken tarlaları hep annem biçerdi. Kendi halinde yıllarca hep çalıştı. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Erzurum Haberleri — TEVHİD FURKAN NEHRİ - Erzurum'da 100 yaşına kadar neredeyse hiç hastaneye gitmeyen 114 yaşındaki Salli nine, doğduğu köyde hayatını sürdürüyor.Erzurum'un İspir ilçesinde 1 Temmuz 1912'de dünyaya gelen Salli Yalçın, 1,5 yaşında annesini, 3 yaşında babasını kaybetti.Teyzesinin büyüttüğü Yalçın, zorluklarla dolu bir hayat geçirdi. Genç yaşta evlenen Yalçın, şu an en büyüğü 80 yaşında olan 5 çocuk dünyaya getirdi.Çiftçilikle uğraşan ve üretmekten vazgeçmeyen Yalçın, İspir'de başkalarının tarlalarını sürerek aile bütçesine katkı sağlamaya çalıştı, yaya olarak Artvin yaylalarına da giderek göçerlik yaptı.Ürünlerini başta Artvin ve Rize olmak üzere bölge illerindeki pazarlarda sepetin içinde satan Yalçın, doğayla ve toprakla iç içe bir yaşam sürdü.100 yaşına kadar neredeyse hiç hastaneye gitmeyen Yalçın, bir asrı aşkın zaman önce doğduğu Elmalı Mahallesi'ndeki oğlunun evinde hayatına devam ediyor.İlerleyen yaşına bağlı olarak son 14 yıldır yatağa bağımlı yaşayan asırlık çınarın en büyük destekçisi ise 76 yaşındaki oğlu Hüseyin ve gelini 65 yaşındaki Ayşe Yalçın.Yaklaşık yarım asırdır aynı çatı altında yaşayan Ayşe Yalçın, kayınvalidesinin tüm günlük ihtiyaçlarıyla yakından ilgileniyor.Gelininin gösterdiği özen ve sevgiyle yaşama tutunan Yalçın, gelinine duasını eksik etmiyor.Hayat arkadaşını 22 sene önce kaybeden Salli Yalçın, yaz mevsimini İspir'in Elmalı Mahallesi'nde, kış aylarını ise genellikle Rize'de geçiriyor.- Torunlarının torunlarını gördüGelin Ayşe Yalçın, AA muhabirine, sevgiyle kayınvalidesinin hizmetini yaptığını söyledi.Anne ve babasından ne gördüyse onu devam ettirdiğine dikkati çeken Yalçın, Annem babam vefat etti. Anne olarak ben onu biliyorum. Onu asla kayınvalide olarak görmedim. O bana Allah'ın verdiği bir nimet. Canıgönülden bakıyorum. O bizim bebeğimiz. ifadelerini kullandı.Yalçın, Annem hep 'Minderi koyan kendi oturur.' derdi. Biz de minderimizi koyduk. Evlatlarımız da inşallah bize bakar. İyilik de yaparsak kendimize, kötülük de yaparsak kendimize. diye konuştu.Yaşlılara sevgi ve saygı gösterilmesinin önemini vurgulayan Yalçın, Bir bardak su verdiğin zaman güler yüzle vereceksin. dedi.Ayşe Yalçın, Bazen torunları ziyarete geliyor. Torunlarının torunlarını gördü. Benim torunumun çocuğunu gördü. ifadesini kullandı.Salli ninenin oğlu Hüseyin Yalçın ise annesinin yaşlılık dışında ömrü boyunca neredeyse hiç hastaneye gitmediğini söyledi.Yalçın, Annemin bu kadar yaşa kadar sağlıklı olmasının sırrı buralarda yaşamaktı. Biz çocukken tarlaları hep annem biçerdi. Kendi halinde yıllarca hep çalıştı. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/erzurum-un-asirlik-cinari-salli-nine-114-yasinda.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANALİZ - Türkiye'nin Güneydoğu Asya hamlesi: Bölgesel ve küresel yansımalar</title>
      <link>https://www.canligaste.com/analiz-turkiye-nin-guneydogu-asya-hamlesi-bolgesel-ve-kuresel-yansimalar/859537/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/analiz-turkiye-nin-guneydogu-asya-hamlesi-bolgesel-ve-kuresel-yansimalar/859537/</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:24:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Singapur, Endonezya, Güney Kore ve Bangladeş'i kapsayan yoğun diplomasi trafiği, Türkiye'nin çok kutuplu dünya düzeninde bağımsız ve etkin bir aktör olma iradesinin tecessümüdür]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Müşterek Harp Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi Hayati Ünlü, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Güneydoğu Asya temaslarını ve bu ziyaretlerin Türkiye’nin Yeniden Asya girişimi ile bölgesel diplomasi açısından ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.***Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın 1-6 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirdiği Singapur, Endonezya, Güney Kore ve Bangladeş'i kapsayan Asya-Pasifik turu, Türkiye'nin Yeniden Asya Girişimi vizyonunu somutlaştıran stratejik bir dönüm noktası olmuştur. Bu ziyaretler, Ankara'nın yalnızca bölgesel bir aktör olmaktan çıkarak ASEAN ile tam diyalog ortaklığı hedefiyle Güney Asya ve Pasifik coğrafyasında etkin bir konumlanışa geçtiğini göstermiştir.- Singapur: Dijital ve stratejik ortaklığın merkeziTemasların ilk ayağı, Türkiye'nin bölgedeki en köklü stratejik ortaklarından biri olan Singapur'a yapıldı. Bakan Fidan, 2 Haziran'da Singapur Başbakanı Lawrence Wong ve Dışişleri Bakanı Vivian Balakrishnan ile bir araya gelerek 2014'ten beri süren stratejik ortaklık ilişkisini derinleştirme kararlılığını yinelemiştir.İki ülke arasında 2017'de yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşması (STA), ticaret hacminde önemli artış sağlarken Eylül 2025'te güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile bağlantısallık daha da güçlendirilmiştir. Bakan Fidan'ın gündeminde yarı iletkenler, yapay zeka, yeşil enerji ve elektrikli araçlar gibi stratejik sektörlerde işbirliği imkanlarının değerlendirilmesi yer almıştır.Bakan Fidan'ın Singapur'daki en önemli çıkışlarından biri, The International Institute for Strategic Studies (IISS) isimli düşünce kuruluşu tarafından düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşma olmuştur. Global sistemdeki stratejik teslimiyete karşı duran Fidan, Türkiye ve Singapur'un akıllı ve sorumlu ülkeler olduğunu vurgulamıştır.- Endonezya: Yükselen işbirliği ve ASEAN hedefiFidan'ın Endonezya ziyareti, iki ülke arasındaki stratejik yakınlaşmanın en somut örneğidir. Ocak 2026'da Ankara'da gerçekleştirilen 2+2 Dışişleri ve Savunma Bakanları Toplantısı'nın devamı niteliğindeki bu ziyarette Endonezya'nın, Türkiye'nin ASEAN'a tam diyalog ortaklığı statüsüne yükselme teklifine verdiği destek bir kez daha teyit edilmiştir.Endonezya Dışişleri Bakanı Sugiono, Ankara'daki ortak basın toplantısında, Endonezya, Türkiye'nin ASEAN'ın tam diyalog ortağı olma hedefini memnuniyetle karşılıyor ve tam destek vermeye hazır. ifadelerini kullanmıştır. Bu destek, iki ülke arasındaki savunma sanayi işbirliğinin doğal bir uzantısıdır. Zira 2025'te imzalanan anlaşmalarla ortak insansız hava aracı (İHA) fabrikasının kurulması ve KAAN savaş uçaklarının tedariki gibi projeler hayata geçirilmiştir. Görüşmelerde ayrıca ikili ticaret hacminin 10 milyar dolara çıkarılması hedefi ele alınmıştır.- Güney Kore: Teknolojiden savunma sanayisine stratejik ittifakTemasların üçüncü ayağı olan Güney Kore ziyareti, Türkiye'nin Asya'nın ileri teknoloji üsleriyle entegrasyon kurma hedefini yansıtmaktadır. Ziyaretin ana gündem maddeleri arasında Altay Tankı Projesi örneğinde olduğu gibi savunma sanayisi işbirliğinin geliştirilmesi ve STA'nın yarı iletkenler, yapay zeka ve yeşil dönüşüm gibi stratejik sektörleri kapsayacak şekilde genişletilmesi yer almıştır.- Bangladeş: Yeni açılım ve stratejik derinlikZiyaretin en dikkat çekici ayağını, Bakan Fidan'ın 5-6 Haziran'da gerçekleştirdiği Bangladeş ziyareti oluşturmuştur. Bu ziyaret, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Bangladeş'e yaptığı ilk resmi ziyaret olma özelliğini taşımaktadır. Bangladeş Başbakanı Tarık Rahman ve Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman ile gerçekleştirilen görüşmelerde ikili ilişkilerin stratejik düzeye taşınması konusunda mutabakata varılmıştır.Ziyaretin en somut çıktısı, iki ülke arasında yıllık 2+2 Dışişleri ve Savunma Bakanları toplantıları yapılması kararıdır. Bu mekanizma, Türkiye'nin daha önce Endonezya ile tesis ettiği yapıya benzemekte olup Bangladeş ile ilişkilerin stratejik bir boyut kazanacağının açık göstergesidir.Savunma sanayisi alanında işbirliğinin derinleştirilmesi de ziyaretin ana gündem maddelerinden biri olmuştur. Bangladeş, daha önce Türkiye'den Bayraktar TB2 tipi İHA'lar, zırhlı araçlar ve çok namlulu roketatar sistemleri tedarik etmiştir. Yeni dönemde ortak savunma sanayisi üretim tesisi kurulması ve teknoloji transferi konuları ele alınmıştır . Ayrıca, ikili ticaret hacminin mevcut 1,3 milyar dolar seviyesinden 2 milyar dolara çıkarılması hedefi doğrultusunda Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması ihtimali değerlendirilmiştir.Bakan Fidan'ın Bangladeş programının en anlamlı bölümlerinden biri ise Cox's Bazar'daki Rohingya mülteci kamplarını ziyaret etmesi olmuştur. Burada Türkiye'nin bölgede TİKA, AFAD, Kızılay ve Türkiye Diyanet Vakfı aracılığıyla yürüttüğü insani yardım faaliyetlerini yerinde inceleyen Fidan, Türkiye'nin bugüne kadar Rohingyalılara yönelik 80 milyon doları aşan insani yardım sağladığını ve bu desteğin devam edeceğini vurgulamıştır.- Ziyaretlerin stratejik okumasıHakan Fidan'ın Singapur, Endonezya, Güney Kore ve Bangladeş'i kapsayan bu yoğun diplomasi trafiği, Türkiye'nin çok kutuplu dünya düzeninde bağımsız ve etkin bir aktör olma iradesinin tecessümüdür. 2017'den beri sahip olunan Sektörel Diyalog Ortaklığı statüsünün tam diyalog ortaklığına evrilmesi yönündeki çabalar, Endonezya başta olmak üzere bölge ülkelerinin desteğiyle somut bir hedef haline gelmiştir.Bangladeş ziyaretinin en önemli kazanımı ise iki ülke arasında yıllık 2+2 mekanizmasının kurulması ve savunma sanayisi işbirliğinin stratejik zemine oturtulmasıdır. Bu adım, Türkiye'nin Güney Asya'daki varlığını derinleştirirken Bangladeş'in de savunma kapasitesine katkı sunmaktadır.Hakan Fidan'ın ziyaretleriyle Türkiye, yalnızca Orta Doğu veya Avrupa ülkesi olarak değil Hint-Pasifik'in ayrılmaz ekonomik, güvenlik ve insani yardım ortağı olarak konumlanmakta, savunma sanayisinden dijital ekonomiye, ticaretten insani diplomasiye uzanan geniş yelpazede kazan-kazan ilkesini tesis etmektedir. Bu vizyon, Türkiye'nin küresel sistemdeki belirsizliklere karşı istikrar adası olma iddiasının en güçlü diplomatik tezahürüdür.[Dr. Hayati Ünlü, Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Müşterek Harp Enstitüsü Öğretim Üyesidir.]* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Müşterek Harp Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi Hayati Ünlü, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Güneydoğu Asya temaslarını ve bu ziyaretlerin Türkiye’nin Yeniden Asya girişimi ile bölgesel diplomasi açısından ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.***Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın 1-6 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirdiği Singapur, Endonezya, Güney Kore ve Bangladeş'i kapsayan Asya-Pasifik turu, Türkiye'nin Yeniden Asya Girişimi vizyonunu somutlaştıran stratejik bir dönüm noktası olmuştur. Bu ziyaretler, Ankara'nın yalnızca bölgesel bir aktör olmaktan çıkarak ASEAN ile tam diyalog ortaklığı hedefiyle Güney Asya ve Pasifik coğrafyasında etkin bir konumlanışa geçtiğini göstermiştir.- Singapur: Dijital ve stratejik ortaklığın merkeziTemasların ilk ayağı, Türkiye'nin bölgedeki en köklü stratejik ortaklarından biri olan Singapur'a yapıldı. Bakan Fidan, 2 Haziran'da Singapur Başbakanı Lawrence Wong ve Dışişleri Bakanı Vivian Balakrishnan ile bir araya gelerek 2014'ten beri süren stratejik ortaklık ilişkisini derinleştirme kararlılığını yinelemiştir.İki ülke arasında 2017'de yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşması (STA), ticaret hacminde önemli artış sağlarken Eylül 2025'te güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile bağlantısallık daha da güçlendirilmiştir. Bakan Fidan'ın gündeminde yarı iletkenler, yapay zeka, yeşil enerji ve elektrikli araçlar gibi stratejik sektörlerde işbirliği imkanlarının değerlendirilmesi yer almıştır.Bakan Fidan'ın Singapur'daki en önemli çıkışlarından biri, The International Institute for Strategic Studies (IISS) isimli düşünce kuruluşu tarafından düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşma olmuştur. Global sistemdeki stratejik teslimiyete karşı duran Fidan, Türkiye ve Singapur'un akıllı ve sorumlu ülkeler olduğunu vurgulamıştır.- Endonezya: Yükselen işbirliği ve ASEAN hedefiFidan'ın Endonezya ziyareti, iki ülke arasındaki stratejik yakınlaşmanın en somut örneğidir. Ocak 2026'da Ankara'da gerçekleştirilen 2+2 Dışişleri ve Savunma Bakanları Toplantısı'nın devamı niteliğindeki bu ziyarette Endonezya'nın, Türkiye'nin ASEAN'a tam diyalog ortaklığı statüsüne yükselme teklifine verdiği destek bir kez daha teyit edilmiştir.Endonezya Dışişleri Bakanı Sugiono, Ankara'daki ortak basın toplantısında, Endonezya, Türkiye'nin ASEAN'ın tam diyalog ortağı olma hedefini memnuniyetle karşılıyor ve tam destek vermeye hazır. ifadelerini kullanmıştır. Bu destek, iki ülke arasındaki savunma sanayi işbirliğinin doğal bir uzantısıdır. Zira 2025'te imzalanan anlaşmalarla ortak insansız hava aracı (İHA) fabrikasının kurulması ve KAAN savaş uçaklarının tedariki gibi projeler hayata geçirilmiştir. Görüşmelerde ayrıca ikili ticaret hacminin 10 milyar dolara çıkarılması hedefi ele alınmıştır.- Güney Kore: Teknolojiden savunma sanayisine stratejik ittifakTemasların üçüncü ayağı olan Güney Kore ziyareti, Türkiye'nin Asya'nın ileri teknoloji üsleriyle entegrasyon kurma hedefini yansıtmaktadır. Ziyaretin ana gündem maddeleri arasında Altay Tankı Projesi örneğinde olduğu gibi savunma sanayisi işbirliğinin geliştirilmesi ve STA'nın yarı iletkenler, yapay zeka ve yeşil dönüşüm gibi stratejik sektörleri kapsayacak şekilde genişletilmesi yer almıştır.- Bangladeş: Yeni açılım ve stratejik derinlikZiyaretin en dikkat çekici ayağını, Bakan Fidan'ın 5-6 Haziran'da gerçekleştirdiği Bangladeş ziyareti oluşturmuştur. Bu ziyaret, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Bangladeş'e yaptığı ilk resmi ziyaret olma özelliğini taşımaktadır. Bangladeş Başbakanı Tarık Rahman ve Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman ile gerçekleştirilen görüşmelerde ikili ilişkilerin stratejik düzeye taşınması konusunda mutabakata varılmıştır.Ziyaretin en somut çıktısı, iki ülke arasında yıllık 2+2 Dışişleri ve Savunma Bakanları toplantıları yapılması kararıdır. Bu mekanizma, Türkiye'nin daha önce Endonezya ile tesis ettiği yapıya benzemekte olup Bangladeş ile ilişkilerin stratejik bir boyut kazanacağının açık göstergesidir.Savunma sanayisi alanında işbirliğinin derinleştirilmesi de ziyaretin ana gündem maddelerinden biri olmuştur. Bangladeş, daha önce Türkiye'den Bayraktar TB2 tipi İHA'lar, zırhlı araçlar ve çok namlulu roketatar sistemleri tedarik etmiştir. Yeni dönemde ortak savunma sanayisi üretim tesisi kurulması ve teknoloji transferi konuları ele alınmıştır . Ayrıca, ikili ticaret hacminin mevcut 1,3 milyar dolar seviyesinden 2 milyar dolara çıkarılması hedefi doğrultusunda Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması ihtimali değerlendirilmiştir.Bakan Fidan'ın Bangladeş programının en anlamlı bölümlerinden biri ise Cox's Bazar'daki Rohingya mülteci kamplarını ziyaret etmesi olmuştur. Burada Türkiye'nin bölgede TİKA, AFAD, Kızılay ve Türkiye Diyanet Vakfı aracılığıyla yürüttüğü insani yardım faaliyetlerini yerinde inceleyen Fidan, Türkiye'nin bugüne kadar Rohingyalılara yönelik 80 milyon doları aşan insani yardım sağladığını ve bu desteğin devam edeceğini vurgulamıştır.- Ziyaretlerin stratejik okumasıHakan Fidan'ın Singapur, Endonezya, Güney Kore ve Bangladeş'i kapsayan bu yoğun diplomasi trafiği, Türkiye'nin çok kutuplu dünya düzeninde bağımsız ve etkin bir aktör olma iradesinin tecessümüdür. 2017'den beri sahip olunan Sektörel Diyalog Ortaklığı statüsünün tam diyalog ortaklığına evrilmesi yönündeki çabalar, Endonezya başta olmak üzere bölge ülkelerinin desteğiyle somut bir hedef haline gelmiştir.Bangladeş ziyaretinin en önemli kazanımı ise iki ülke arasında yıllık 2+2 mekanizmasının kurulması ve savunma sanayisi işbirliğinin stratejik zemine oturtulmasıdır. Bu adım, Türkiye'nin Güney Asya'daki varlığını derinleştirirken Bangladeş'in de savunma kapasitesine katkı sunmaktadır.Hakan Fidan'ın ziyaretleriyle Türkiye, yalnızca Orta Doğu veya Avrupa ülkesi olarak değil Hint-Pasifik'in ayrılmaz ekonomik, güvenlik ve insani yardım ortağı olarak konumlanmakta, savunma sanayisinden dijital ekonomiye, ticaretten insani diplomasiye uzanan geniş yelpazede kazan-kazan ilkesini tesis etmektedir. Bu vizyon, Türkiye'nin küresel sistemdeki belirsizliklere karşı istikrar adası olma iddiasının en güçlü diplomatik tezahürüdür.[Dr. Hayati Ünlü, Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Müşterek Harp Enstitüsü Öğretim Üyesidir.]* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye ile İtalya arasında tekvando iş birliği</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-ile-italya-arasinda-tekvando-is-birligi/859536/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-ile-italya-arasinda-tekvando-is-birligi/859536/</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:24:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Türkiye Tekvando Federasyonu ile İtalya Tekvando Federasyonu arasında işbirliği protokolü imzalandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Türkiye Tekvando Federasyonu ile İtalya Tekvando Federasyonu arasında işbirliği protokolü imzalandı.Federasyonun açıklamasına göre başkent Roma'daki 2026 Dünya Tekvando Grand Prix'si sırasında imzalanan protokole, Türkiye Tekvando Federasyonu Başkanı Bahri Tanrıkulu ile İtalya Tekvando Federasyonu Başkanı Angelo Cito imza attı.Dört yıl süreyle yürürlükte olacak protokol, uluslararası eğitim kampları, Erasmus+ projeleri, gençlik hareketlilik programları, para tekvando çalışmaları ve spor teknolojileri alanlarında ortak faaliyetleri kapsayacak.Protokolle iki ülke federasyonu arasında bilgi ve deneyim paylaşımı, uluslararası projelerde ortak hareket ve tekvandonun gelişimine katkı hedefleniyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Türkiye Tekvando Federasyonu ile İtalya Tekvando Federasyonu arasında işbirliği protokolü imzalandı.Federasyonun açıklamasına göre başkent Roma'daki 2026 Dünya Tekvando Grand Prix'si sırasında imzalanan protokole, Türkiye Tekvando Federasyonu Başkanı Bahri Tanrıkulu ile İtalya Tekvando Federasyonu Başkanı Angelo Cito imza attı.Dört yıl süreyle yürürlükte olacak protokol, uluslararası eğitim kampları, Erasmus+ projeleri, gençlik hareketlilik programları, para tekvando çalışmaları ve spor teknolojileri alanlarında ortak faaliyetleri kapsayacak.Protokolle iki ülke federasyonu arasında bilgi ve deneyim paylaşımı, uluslararası projelerde ortak hareket ve tekvandonun gelişimine katkı hedefleniyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İran devlet televizyonu: Başkent Tahran’da patlama sesi duyuldu ve hava savunma sistemleri aktif hale geldi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/iran-devlet-televizyonu-baskent-tahran-da-patlama-sesi-duyuldu-ve-hava-savunma-sistemleri-aktif-hale-geldi/859535/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/iran-devlet-televizyonu-baskent-tahran-da-patlama-sesi-duyuldu-ve-hava-savunma-sistemleri-aktif-hale-geldi/859535/</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:18:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İran — ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İran Haberleri —]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İran Haberleri —]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/iran-devlet-televizyonu-baskent-tahran-da-patlama-sesi-duyuldu-ve-hava-savunma-sistemleri-aktif-hale-geldi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İsrail'in Lübnan'ın güneyine gece düzenlediği saldırıda 4 kişi öldü</title>
      <link>https://www.canligaste.com/israil-in-lubnan-in-guneyine-gece-duzenledigi-saldirida-4-kisi-oldu/859534/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/israil-in-lubnan-in-guneyine-gece-duzenledigi-saldirida-4-kisi-oldu/859534/</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Beyrut — İsrail ordusunun, ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye vilayetine bağlı Zefta beldesine düzenlediği hava saldırılarında 4 kişi hayatını kaybetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Beyrut Haberleri — İsrail ordusunun, ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye vilayetine bağlı Zefta beldesine düzenlediği hava saldırılarında 4 kişi hayatını kaybetti.İsrail ordusu, 17 Nisan'da yürürlüğe giren ve 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatılan ateşkese rağmen Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor.Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail savaş uçakları gece yarısından sonra Zefta beldesine bir dizi hava saldırısı düzenledi. Zefta'daki bir barınma merkezini hedef alan saldırıda 4 kişi yaşamını yitirdi.İsrail savaş uçakları ayrıca sabah saatlerinde Nebatiye'ye bağlı Ayn Kana beldesine de hava saldırısı düzenledi.Bu sabah saat 10.00 sularında Şarkiye beldesine düzenlenen hava saldırısında bir ev yıkıldı.Hava saldırılarıyla eş zamanlı olarak Nebatiye kentinde aralıklı topçu atışları da gerçekleştirildi.İsrail uçakları sabah saatlerinde de Sur kentine bağlı Yatir ve Safad el-Battih beldelerini hedef almıştı.- İsrail'in Lübnan'a saldırıları ve ateşkesİsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.Lübnan hükümeti bu sürede, ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.ABD arabuluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında 14-15 Mayıs'ta gerçekleştirilen 3. tur görüşmeler sonucunda, 17 Mayıs itibarıyla ateşkesin 45 gün uzatılması kararlaştırılmıştı.Lübnan Sağlık Bakanlığı, son açıklamasında, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda 3 bin 613 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmişti.ABD Dışişleri Bakanlığı, Washington'daki 4. tur görüşmelerin ardından 3 Haziran'da İsrail ve Lübnan'ın, Hizbullah'ın saldırılarını tamamen durdurması ve tüm unsurlarını Litani Nehri'nin güneyinden çekmesi şartıyla geniş kapsamlı ateşkes konusunda mutabakata vardığını duyurmuştu. Hizbullah ise şartlı ateşkesi reddettiğini açıklamıştı.Ancak duyurulan ateşkes anlaşmalarına rağmen İsrail ordusu saldırılarını sürdürüyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Beyrut Haberleri — İsrail ordusunun, ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye vilayetine bağlı Zefta beldesine düzenlediği hava saldırılarında 4 kişi hayatını kaybetti.İsrail ordusu, 17 Nisan'da yürürlüğe giren ve 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatılan ateşkese rağmen Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor.Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail savaş uçakları gece yarısından sonra Zefta beldesine bir dizi hava saldırısı düzenledi. Zefta'daki bir barınma merkezini hedef alan saldırıda 4 kişi yaşamını yitirdi.İsrail savaş uçakları ayrıca sabah saatlerinde Nebatiye'ye bağlı Ayn Kana beldesine de hava saldırısı düzenledi.Bu sabah saat 10.00 sularında Şarkiye beldesine düzenlenen hava saldırısında bir ev yıkıldı.Hava saldırılarıyla eş zamanlı olarak Nebatiye kentinde aralıklı topçu atışları da gerçekleştirildi.İsrail uçakları sabah saatlerinde de Sur kentine bağlı Yatir ve Safad el-Battih beldelerini hedef almıştı.- İsrail'in Lübnan'a saldırıları ve ateşkesİsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.Lübnan hükümeti bu sürede, ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.ABD arabuluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında 14-15 Mayıs'ta gerçekleştirilen 3. tur görüşmeler sonucunda, 17 Mayıs itibarıyla ateşkesin 45 gün uzatılması kararlaştırılmıştı.Lübnan Sağlık Bakanlığı, son açıklamasında, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda 3 bin 613 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmişti.ABD Dışişleri Bakanlığı, Washington'daki 4. tur görüşmelerin ardından 3 Haziran'da İsrail ve Lübnan'ın, Hizbullah'ın saldırılarını tamamen durdurması ve tüm unsurlarını Litani Nehri'nin güneyinden çekmesi şartıyla geniş kapsamlı ateşkes konusunda mutabakata vardığını duyurmuştu. Hizbullah ise şartlı ateşkesi reddettiğini açıklamıştı.Ancak duyurulan ateşkes anlaşmalarına rağmen İsrail ordusu saldırılarını sürdürüyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/israil-in-lubnan-in-guneyine-gece-duzenledigi-saldirida-4-kisi-oldu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yaşlıların ihtiyaçları telsizle ulaştıkları belediye ekiplerince gideriliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yaslilarin-ihtiyaclari-telsizle-ulastiklari-belediye-ekiplerince-gideriliyor/859533/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yaslilarin-ihtiyaclari-telsizle-ulastiklari-belediye-ekiplerince-gideriliyor/859533/</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Afyonkarahisar — Afyonkarahisar'ın Emirdağ ilçesinde hayata geçirilen acil iletişim hizmetiyle telefon kullanmakta zorlanan yaşlılar taleplerini telsizle yetkililere bildiriyor - Emirdağ Belediye Başkanı Serkan Koyuncu: - Yanlarında kimsesi olmayan ve dar gelirli 100 yaşlı kişiye telsiz gönderdik. Ekiplerimiz gelen talebi hızlı şekilde yerine getiriyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Afyonkarahisar Haberleri — ARİF YAVUZ - Afyonkarahisar'ın Emirdağ ilçesinde telefon kullanmakta zorlanan yalnız yaşayan yaşlıların ihtiyaçları, evlerine bırakılan telsizle ulaştıkları belediye ekiplerince gideriliyor.Emirdağ Belediyesi iki yıl önce Bas-Konuş Projesi'ni hayata geçirdi.Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının da desteklediği proje kapsamında, ilçe merkezinde telefon kullanmakta zorlanan, yalnız yaşayan ve ihtiyaç sahibi kişiler tespit edildi. Alınan telsizler, belirlenen kişilere dağıtılarak proje hakkında bilgilendirme yapıldı.Acil iletişim hizmetiyle yaşlılar, ihtiyaçlarını telsizle ulaştıkları belediye ekiplerine bildiriyor.- İhtiyaçları günün her saatinde yerine getirilmeye çalışılıyorEmirdağ Belediye Başkanı Serkan Koyuncu, AA muhabirine, Belçika başta olmak üzere yurt dışında yaklaşık 250 bin hemşehrisinin yaşadığını söyledi.Gurbettekilerin anne ve babalarının da Emirdağ'da yaşadığını anlatan Koyuncu, şöyle konuştu:Yanında kimse olmayan yaşlılar için 'Bas-Konuş Projesi'ni hazırladık. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da projemizi çok beğendi ve uygun gördü. Projemize destek verdi. Buradan 7/24 hizmet veriliyor. Yanlarında kimsesi olmayan ve dar gelirli 100 yaşlı kişiye telsiz gönderdik. Ekiplerimiz gelen talebi hızlı şekilde yerine getiriyor. Bu hizmetimiz çok beğenildi. Anne ve babalarının güvende olduğunu hissediyorlar. Belediye olarak ihtiyaç anında her zaman vatandaşlarımızın yanında olmaya çalışıyoruz.- Benim de gönlümü alıp gidiyorlarProjeden faydalanan 83 yaşındaki Yeter Özçelik, telsize basıp ihtiyaçlarını belediyeye bildirdiğini ve taleplerinin kısa sürede karşılandığını dile getirdi.Belediye ekiplerinin evine tansiyon ve şeker ölçümüne bile geldiğini vurgulayan Özçelik, Yalnız yaşıyorum. Kimsem yok. Belediye ekipleri ilaçlarımı alıyor, ihtiyaçlarımı görüyorlar. Benim de gönlümü alıp gidiyorlar. dedi.KOAH hastası 66 yaşındaki Orhan Yeşildağ da Bas-Konuş Projesi'yle ihtiyaçları belediye personelince karşılandığı için çok memnun olduğunu ifade etti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Afyonkarahisar Haberleri — ARİF YAVUZ - Afyonkarahisar'ın Emirdağ ilçesinde telefon kullanmakta zorlanan yalnız yaşayan yaşlıların ihtiyaçları, evlerine bırakılan telsizle ulaştıkları belediye ekiplerince gideriliyor.Emirdağ Belediyesi iki yıl önce Bas-Konuş Projesi'ni hayata geçirdi.Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının da desteklediği proje kapsamında, ilçe merkezinde telefon kullanmakta zorlanan, yalnız yaşayan ve ihtiyaç sahibi kişiler tespit edildi. Alınan telsizler, belirlenen kişilere dağıtılarak proje hakkında bilgilendirme yapıldı.Acil iletişim hizmetiyle yaşlılar, ihtiyaçlarını telsizle ulaştıkları belediye ekiplerine bildiriyor.- İhtiyaçları günün her saatinde yerine getirilmeye çalışılıyorEmirdağ Belediye Başkanı Serkan Koyuncu, AA muhabirine, Belçika başta olmak üzere yurt dışında yaklaşık 250 bin hemşehrisinin yaşadığını söyledi.Gurbettekilerin anne ve babalarının da Emirdağ'da yaşadığını anlatan Koyuncu, şöyle konuştu:Yanında kimse olmayan yaşlılar için 'Bas-Konuş Projesi'ni hazırladık. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da projemizi çok beğendi ve uygun gördü. Projemize destek verdi. Buradan 7/24 hizmet veriliyor. Yanlarında kimsesi olmayan ve dar gelirli 100 yaşlı kişiye telsiz gönderdik. Ekiplerimiz gelen talebi hızlı şekilde yerine getiriyor. Bu hizmetimiz çok beğenildi. Anne ve babalarının güvende olduğunu hissediyorlar. Belediye olarak ihtiyaç anında her zaman vatandaşlarımızın yanında olmaya çalışıyoruz.- Benim de gönlümü alıp gidiyorlarProjeden faydalanan 83 yaşındaki Yeter Özçelik, telsize basıp ihtiyaçlarını belediyeye bildirdiğini ve taleplerinin kısa sürede karşılandığını dile getirdi.Belediye ekiplerinin evine tansiyon ve şeker ölçümüne bile geldiğini vurgulayan Özçelik, Yalnız yaşıyorum. Kimsem yok. Belediye ekipleri ilaçlarımı alıyor, ihtiyaçlarımı görüyorlar. Benim de gönlümü alıp gidiyorlar. dedi.KOAH hastası 66 yaşındaki Orhan Yeşildağ da Bas-Konuş Projesi'yle ihtiyaçları belediye personelince karşılandığı için çok memnun olduğunu ifade etti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/yaslilarin-ihtiyaclari-telsizle-ulastiklari-belediye-ekiplerince-gideriliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Muş'ta müzeye dönüştürülen 88 yıllık okul binası geçmişe ışık tutuyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/mus-ta-muzeye-donusturulen-88-yillik-okul-binasi-gecmise-isik-tutuyor/859531/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/mus-ta-muzeye-donusturulen-88-yillik-okul-binasi-gecmise-isik-tutuyor/859531/</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:12:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Muş — Taş işçiliğiyle inşa edilen tarihi okul binası, geçmişin izlerini geleceğe taşıyan Muş Müzesi olarak ziyaretçilerini ağırlıyor - Muş Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Şengül: - Müze ilimizin tanıtımına katkı sağlıyor. Kültürel mirasımızı gelecek nesillere aktarmak için çalışıyoruz. Halihazırda müzemizde 2 bin 162 eser bulunmaktadır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Muş Haberleri — İBRAHİM YALDIZ - Muş'ta 1938'de taş işçiliğiyle inşa edilen ve yüzlerce öğrencinin yetiştirildiği tarihi Atatürk İlkokulu'nun binası, müzeye dönüştürülerek binlerce yıllık geçmişin izlerini taşıyan eserlere ev sahipliği yapıyor.Minare Mahallesi'nde 4 bin 500 metrekare alana kurulu 88 yıllık tarihi okul binası, Valilik tarafından yürütülen restorasyon çalışmalarının ardından 2021'den bu yana Muş Müzesi olarak hizmet veriyor.Çağdaş müzecilik anlayışıyla tasarlanan müzenin Arkeolojik Teşhir Salonu'nda Kalkolitik, Tunç ve Demir Çağları, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserler sergileniyor.Etnografik Teşhir Salonu'nda ise Osmanlı dönemine ait gerdanlıklar, kemerler, kemer tokaları, bilezikler, tepelikler, şifa tasları, vazolar, şamdanlar, semaverler, ağızlıklar, kahve öğütücüleri, kılıçlar, kamalar, barutluklar ve tabancalar bulunuyor.2 bin 162 eserin bulunduğu müzede, Sultan Alparslan ve Malazgirt Savaşı Salonu da ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiği bölümler arasında yer alıyor.Müzeyi gezen yerli ve yabancı ziyaretçiler, binlerce yıllık geçmişe ışık tutan eserleri görme fırsatı buluyor.Muş Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Şengül, AA muhabirine, Atatürk İlkokulu'nun 1938'de inşa edildiğini ve 2021'de müzeye dönüştürüldüğünü söyledi.Muş'un adeta açık hava müzesi gibi olduğunu ifade eden Şengül, şöyle konuştu:Başta Medler, Persler, Urartular, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar olmak üzere birçok medeniyet bu topraklarda hüküm sürmüştür. Bugün yaklaşık 40 kişilik arkeolog, sanat tarihçisi, müze uzmanı, güvenlik görevlisi ve personelimizle halkımıza hizmet veriyoruz. Müze ilimizin tanıtımına katkı sağlıyor. Kültürel mirasımızı gelecek nesillere aktarmak için çalışıyoruz. Halihazırda müzemizde 2 bin 162 eser bulunmaktadır. 2021'den bu yana müzemizi sürekli geliştirmeye çalışıyoruz. Müzemiz, yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktalarından biri. Artık insanlar Muş'a geldiklerinde burada bir müze olduğunu biliyor ve ziyaret ediyor.Müzenin 4 bin 500 metrekare alana kurulduğunu anlatan Şengül, İki katlı tarihi yapıyı hem korumak hem de gençlerimizin geçmişini öğrenmesini sağlamak amacıyla müzeye dönüştürdük. Gençlerimiz, halkımız ve ilimiz için hayırlı olmasını diliyorum. dedi.- Yıllık ortalama 17 bin ziyaretçi ağırlıyoruzMuş Müze Müdürü Yunus Mübarek Gürler de müzenin açıldığı günden bu yana ilgi gördüğünü ifade etti.Tarihi binada 1938'den 2021 yılına kadar eğitim faaliyetlerinin devam ettiğini dile getiren Gürler, şunları kaydetti:Bina, 2021'de müzeye dönüştürülerek Kültür ve Turizm Bakanlığımız bünyesinde halkın hizmetine sunulmuştur. Müzemizdeki eserler arkeolojik, etnografik ve sikke koleksiyonlarından oluşmaktadır. Bu eserler teşhir salonlarımızda ziyaretçilerin beğenisine sunulmaktadır. Yıllık ortalama 17 bin ziyaretçi ağırlıyoruz. Düzenlediğimiz etkinlikler sayesinde ziyaretçi sayımız her geçen yıl artıyor.- Eğitim gördüğüm binada şimdi çalışıyor olmak beni mutlu ediyorMüzede görev yapan arkeolog Cemal Aykurt, tarihi Atatürk İlkokulu'nda eğitim gördüğünü belirtti.Müzeye dönüştürülen binada sergilenen eserlerin ilgi gördüğünü vurgulayan Aykurt, Müzemiz zaman zaman oldukça yoğun oluyor ve ziyaretçilerimiz memnuniyetlerini dile getiriyor. Muş, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış kadim bir şehirdir. Urartulardan Bizanslılara, Selçuklulardan Osmanlılara ve Cumhuriyet dönemine kadar uzanan zengin kültürel mirasın izlerini burada görmek mümkündür. Eser çeşitliliğimiz de bunun en önemli göstergelerinden biridir. Benim için ayrıca özel bir anlam taşıyor çünkü daha önce burada öğrenciydim. O dönem öğretmenler odası olan yerler bugün sergi salonlarına dönüşmüş durumda. Daha önce eğitim gördüğüm bu binada şimdi çalışıyor olmak beni mutlu ediyor. ifadelerini kullandı.Ziyaretçilerden Fatma Cumhur da üniversitede akademisyen olarak görev yaptığını bildirerek, İlk kez Muş Müzesi'ni ziyaret ettim. Okul binasının müzeye dönüştürüldüğünü öğrenince görmek istedim. Müzede Muş'un tarihine ışık tutan çok sayıda eser bulunuyor. Tarihi eserleri incelerken adeta geçmişe yolculuk yaptım. Taslar, takılar, kolyeler, bıçaklar ve daha birçok tarihi obje gerçekten dikkati çekiciydi. Eserlerin tarihi değeri insanı etkiliyor ve hayran bırakıyor. Müzeyi gezen herkesin tekrar görmek isteyeceğini düşünüyorum. Herkese Muş Müzesi'ni ziyaret etmelerini tavsiye ediyorum. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Muş Haberleri — İBRAHİM YALDIZ - Muş'ta 1938'de taş işçiliğiyle inşa edilen ve yüzlerce öğrencinin yetiştirildiği tarihi Atatürk İlkokulu'nun binası, müzeye dönüştürülerek binlerce yıllık geçmişin izlerini taşıyan eserlere ev sahipliği yapıyor.Minare Mahallesi'nde 4 bin 500 metrekare alana kurulu 88 yıllık tarihi okul binası, Valilik tarafından yürütülen restorasyon çalışmalarının ardından 2021'den bu yana Muş Müzesi olarak hizmet veriyor.Çağdaş müzecilik anlayışıyla tasarlanan müzenin Arkeolojik Teşhir Salonu'nda Kalkolitik, Tunç ve Demir Çağları, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserler sergileniyor.Etnografik Teşhir Salonu'nda ise Osmanlı dönemine ait gerdanlıklar, kemerler, kemer tokaları, bilezikler, tepelikler, şifa tasları, vazolar, şamdanlar, semaverler, ağızlıklar, kahve öğütücüleri, kılıçlar, kamalar, barutluklar ve tabancalar bulunuyor.2 bin 162 eserin bulunduğu müzede, Sultan Alparslan ve Malazgirt Savaşı Salonu da ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiği bölümler arasında yer alıyor.Müzeyi gezen yerli ve yabancı ziyaretçiler, binlerce yıllık geçmişe ışık tutan eserleri görme fırsatı buluyor.Muş Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Şengül, AA muhabirine, Atatürk İlkokulu'nun 1938'de inşa edildiğini ve 2021'de müzeye dönüştürüldüğünü söyledi.Muş'un adeta açık hava müzesi gibi olduğunu ifade eden Şengül, şöyle konuştu:Başta Medler, Persler, Urartular, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar olmak üzere birçok medeniyet bu topraklarda hüküm sürmüştür. Bugün yaklaşık 40 kişilik arkeolog, sanat tarihçisi, müze uzmanı, güvenlik görevlisi ve personelimizle halkımıza hizmet veriyoruz. Müze ilimizin tanıtımına katkı sağlıyor. Kültürel mirasımızı gelecek nesillere aktarmak için çalışıyoruz. Halihazırda müzemizde 2 bin 162 eser bulunmaktadır. 2021'den bu yana müzemizi sürekli geliştirmeye çalışıyoruz. Müzemiz, yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktalarından biri. Artık insanlar Muş'a geldiklerinde burada bir müze olduğunu biliyor ve ziyaret ediyor.Müzenin 4 bin 500 metrekare alana kurulduğunu anlatan Şengül, İki katlı tarihi yapıyı hem korumak hem de gençlerimizin geçmişini öğrenmesini sağlamak amacıyla müzeye dönüştürdük. Gençlerimiz, halkımız ve ilimiz için hayırlı olmasını diliyorum. dedi.- Yıllık ortalama 17 bin ziyaretçi ağırlıyoruzMuş Müze Müdürü Yunus Mübarek Gürler de müzenin açıldığı günden bu yana ilgi gördüğünü ifade etti.Tarihi binada 1938'den 2021 yılına kadar eğitim faaliyetlerinin devam ettiğini dile getiren Gürler, şunları kaydetti:Bina, 2021'de müzeye dönüştürülerek Kültür ve Turizm Bakanlığımız bünyesinde halkın hizmetine sunulmuştur. Müzemizdeki eserler arkeolojik, etnografik ve sikke koleksiyonlarından oluşmaktadır. Bu eserler teşhir salonlarımızda ziyaretçilerin beğenisine sunulmaktadır. Yıllık ortalama 17 bin ziyaretçi ağırlıyoruz. Düzenlediğimiz etkinlikler sayesinde ziyaretçi sayımız her geçen yıl artıyor.- Eğitim gördüğüm binada şimdi çalışıyor olmak beni mutlu ediyorMüzede görev yapan arkeolog Cemal Aykurt, tarihi Atatürk İlkokulu'nda eğitim gördüğünü belirtti.Müzeye dönüştürülen binada sergilenen eserlerin ilgi gördüğünü vurgulayan Aykurt, Müzemiz zaman zaman oldukça yoğun oluyor ve ziyaretçilerimiz memnuniyetlerini dile getiriyor. Muş, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış kadim bir şehirdir. Urartulardan Bizanslılara, Selçuklulardan Osmanlılara ve Cumhuriyet dönemine kadar uzanan zengin kültürel mirasın izlerini burada görmek mümkündür. Eser çeşitliliğimiz de bunun en önemli göstergelerinden biridir. Benim için ayrıca özel bir anlam taşıyor çünkü daha önce burada öğrenciydim. O dönem öğretmenler odası olan yerler bugün sergi salonlarına dönüşmüş durumda. Daha önce eğitim gördüğüm bu binada şimdi çalışıyor olmak beni mutlu ediyor. ifadelerini kullandı.Ziyaretçilerden Fatma Cumhur da üniversitede akademisyen olarak görev yaptığını bildirerek, İlk kez Muş Müzesi'ni ziyaret ettim. Okul binasının müzeye dönüştürüldüğünü öğrenince görmek istedim. Müzede Muş'un tarihine ışık tutan çok sayıda eser bulunuyor. Tarihi eserleri incelerken adeta geçmişe yolculuk yaptım. Taslar, takılar, kolyeler, bıçaklar ve daha birçok tarihi obje gerçekten dikkati çekiciydi. Eserlerin tarihi değeri insanı etkiliyor ve hayran bırakıyor. Müzeyi gezen herkesin tekrar görmek isteyeceğini düşünüyorum. Herkese Muş Müzesi'ni ziyaret etmelerini tavsiye ediyorum. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/mus-ta-muzeye-donusturulen-88-yillik-okul-binasi-gecmise-isik-tutuyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>YÖK Başkanı Özvar, Türk Dünyası Yükseköğretim Alanı için çalışmaların hızlandırılması gerektiğini söyledi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yok-baskani-ozvar-turk-dunyasi-yuksekogretim-alani-icin-calismalarin-hizlandirilmasi-gerektigini-soyledi/859530/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yok-baskani-ozvar-turk-dunyasi-yuksekogretim-alani-icin-calismalarin-hizlandirilmasi-gerektigini-soyledi/859530/</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:12:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kazakistan — Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kazakistan Haberleri — Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Türk Dünyası Yükseköğretim Alanı’nın oluşturulmasına yönelik çalışmaların hızlandırılması gerektiğini belirterek, Türk Dünyası Yükseköğretim Alanı’nın kurum ve ilkeleriyle tesis edilmesi, aktif bir şekilde işlemesi hepimizin ortak sorumluluğudur. dedi.Özvar, Kazakistan’ın Türkistan kentinde düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 9. Eğitim Bakanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, eğitim alanındaki işbirliğinin Türk devletleri açısından stratejik önem taşıdığını söyledi.Türk Dünyası Yükseköğretim Alanı’nın oluşturulmasının üye ülkelerin ortak hedeflerinden biri olduğunu vurgulayan Özvar, 7 Ekim 2025 tarihinde Gebele’de düzenlenen TDT 12. Zirvesi sonunda kabul edilen bildiride de bu hedefe yer verildiğini hatırlattı.Özvar, şöyle devam etti:Devlet başkanlarımızın mutabık olduğu üzere, Türk Dünyası Yükseköğretim Alanı’nın kurum ve ilkeleriyle tesis edilmesi, aktif bir şekilde işlemesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu yöndeki çalışmaları süratle başlatmamız ve bir sonraki zirve toplantısında devlet başkanlarımıza çalışmaların safahatı hakkında bilgi vermemiz önem arz etmektedir.Şuşa’da gerçekleştirilen 8. Eğitim Bakanları Toplantısı’nda Türk Dünyası Yükseköğretim Alanı Veri Bankası, Diplomaların Tanınması ve Denkliğinden Sorumlu Ajans, Türk Devletleri Teşkilatı Yükseköğretim Vakfı ve Türk Dünyası Yükseköğretim Alanı Kalite Güvence Ajansı kurulmasına yönelik öneriler sunduklarını anımsatan Özvar, bu girişimlerin yükseköğretim sistemleri arasında daha güçlü uyum sağlamayı amaçladığını belirtti.Özvar, Müfredat ve kredi sistemlerinin uyumlaştırılması ile diplomaların ve akademik yeterliliklerin karşılıklı olarak tanınması yoluyla Türk Dünyası Yükseköğretim Alanı’nı daha işlevsel, bütünleşik ve kurumsal bir yapıya kavuşturmayı hedefliyoruz. dedi.Önerilere verilen desteğin Gebele Zirvesi’nde liderlerin Türk Dünyası Yükseköğretim Alanı vizyonuna destek vermesine katkı sunduğunu ifade eden Özvar, teknik istişarelerin başlatılması konusunda Türk Devletleri Teşkilatı Sekretaryası’nın koordinasyonunun önem taşıdığını söyledi.- Orhun Değişim Programı için fon kurulmasını destekliyoruzTürk Üniversiteler Birliği (TURKUNIB) Genel Kurulunda gündeme gelen Orhun Değişim Programı için özel fon kurulması önerisini desteklediklerini dile getiren Özvar, söz konusu yapının öğrenci ve akademisyen hareketliliğinin artırılmasına katkı sağlayacağını kaydetti.Özvar, Bu şekilde üniversite öğrencilerimizin ve öğretim elemanlarının akademik hareketliliğini teşvik etmek ve gerekli finansmanı sağlamak mümkün olacaktır. dedi.Fonun finansman kaynakları arasında kalkınma ortakları ve özel sektör katkılarının da yer aldığını hatırlatan Özvar, bu katkıların yöntem ve çerçevesinin üye ülkeler arasında müzakere edilmesi gerektiğini ifade etti.TURKUNIB bünyesinde daimi bir sekretarya kurulması önerisini de desteklediklerini dile getiren Özvar, kurumsal kapasitenin güçlendirilmesinin önemine işaret etti.- Türkiye’nin ortak üniversite projeleri sürüyorÖzvar, Türkiye’nin TDT üyesi ülkelerle yükseköğretim alanındaki işbirliğine büyük önem verdiğini vurgulayarak, ortak üniversite projelerinin başarıyla devam ettiğini söyledi.Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi ile Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesinin faaliyetlerini başarıyla sürdürdüğünü belirten Özvar, 2024'te kurulan Türkiye-Azerbaycan Üniversitesinin de akademik çalışmalarına devam ettiğini anlattı.Özvar, Kazakistan ile yükseköğretim alanındaki işbirliğinin somut sonucu olarak Gazi Üniversitesinin Güney Kazakistan’da şube açma kararı aldığını anımsattı.Türkiye ile Özbekistan arasındaki işbirliği kapsamında Taşkent’te kurulan Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesinin de önemli bir proje olduğuna işaret eden Özvar, Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesinde, Türk Devletleri Teşkilatı üyesi her ülke için kontenjan ayrılmıştır. dedi.Özvar, bu üniversitelerde eğitim görecek öğrencilerin Türk dünyası içerisindeki beşeri bağların güçlenmesine katkı sağlayacağını vurgulayarak, ortak eğitim projelerinin gelecekte daha da yaygınlaştırılacağını söyledi.- Türk Akademisi ile işbirliği stratejik bir adım olduTürk dünyasında yükseköğretim işbirliğini yalnızca üniversiteler arası ilişkilerle sınırlı görmediklerini belirten Özvar, geçen yıl Türk Akademisi ile imzalanan mutabakat zaptının bilimsel ve akademik bütünleşme açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu dile getirdi.Özvar, Bu işbirliği sayesinde yükseköğretim, bilim ve teknoloji alanlarında ortak projelerin geliştirilmesi, akademik hareketliliğin artırılması, kalite güvencesi ve akademik tanınma mekanizmalarının güçlendirilmesi yönünde daha kurumsal bir zemine kavuşmuş bulunuyoruz. ifadelerini kullandı.Türk Dünyası Vizyonu 2040 hedeflerine ulaşılmasında yükseköğretim alanındaki işbirliğinin kritik rol oynayacağının altını çizen Özvar, toplantıda ele alınan konuların yalnızca teknik işbirliği başlıkları olmadığını belirtti.Özvar, Bunlar aynı zamanda ortak geleceğimize, ortak insan kaynağımıza ve Türk dünyasının bilimsel rekabet gücüne yapılan yatırımlardır. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kazakistan Haberleri — Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Türk Dünyası Yükseköğretim Alanı’nın oluşturulmasına yönelik çalışmaların hızlandırılması gerektiğini belirterek, Türk Dünyası Yükseköğretim Alanı’nın kurum ve ilkeleriyle tesis edilmesi, aktif bir şekilde işlemesi hepimizin ortak sorumluluğudur. dedi.Özvar, Kazakistan’ın Türkistan kentinde düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 9. Eğitim Bakanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, eğitim alanındaki işbirliğinin Türk devletleri açısından stratejik önem taşıdığını söyledi.Türk Dünyası Yükseköğretim Alanı’nın oluşturulmasının üye ülkelerin ortak hedeflerinden biri olduğunu vurgulayan Özvar, 7 Ekim 2025 tarihinde Gebele’de düzenlenen TDT 12. Zirvesi sonunda kabul edilen bildiride de bu hedefe yer verildiğini hatırlattı.Özvar, şöyle devam etti:Devlet başkanlarımızın mutabık olduğu üzere, Türk Dünyası Yükseköğretim Alanı’nın kurum ve ilkeleriyle tesis edilmesi, aktif bir şekilde işlemesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu yöndeki çalışmaları süratle başlatmamız ve bir sonraki zirve toplantısında devlet başkanlarımıza çalışmaların safahatı hakkında bilgi vermemiz önem arz etmektedir.Şuşa’da gerçekleştirilen 8. Eğitim Bakanları Toplantısı’nda Türk Dünyası Yükseköğretim Alanı Veri Bankası, Diplomaların Tanınması ve Denkliğinden Sorumlu Ajans, Türk Devletleri Teşkilatı Yükseköğretim Vakfı ve Türk Dünyası Yükseköğretim Alanı Kalite Güvence Ajansı kurulmasına yönelik öneriler sunduklarını anımsatan Özvar, bu girişimlerin yükseköğretim sistemleri arasında daha güçlü uyum sağlamayı amaçladığını belirtti.Özvar, Müfredat ve kredi sistemlerinin uyumlaştırılması ile diplomaların ve akademik yeterliliklerin karşılıklı olarak tanınması yoluyla Türk Dünyası Yükseköğretim Alanı’nı daha işlevsel, bütünleşik ve kurumsal bir yapıya kavuşturmayı hedefliyoruz. dedi.Önerilere verilen desteğin Gebele Zirvesi’nde liderlerin Türk Dünyası Yükseköğretim Alanı vizyonuna destek vermesine katkı sunduğunu ifade eden Özvar, teknik istişarelerin başlatılması konusunda Türk Devletleri Teşkilatı Sekretaryası’nın koordinasyonunun önem taşıdığını söyledi.- Orhun Değişim Programı için fon kurulmasını destekliyoruzTürk Üniversiteler Birliği (TURKUNIB) Genel Kurulunda gündeme gelen Orhun Değişim Programı için özel fon kurulması önerisini desteklediklerini dile getiren Özvar, söz konusu yapının öğrenci ve akademisyen hareketliliğinin artırılmasına katkı sağlayacağını kaydetti.Özvar, Bu şekilde üniversite öğrencilerimizin ve öğretim elemanlarının akademik hareketliliğini teşvik etmek ve gerekli finansmanı sağlamak mümkün olacaktır. dedi.Fonun finansman kaynakları arasında kalkınma ortakları ve özel sektör katkılarının da yer aldığını hatırlatan Özvar, bu katkıların yöntem ve çerçevesinin üye ülkeler arasında müzakere edilmesi gerektiğini ifade etti.TURKUNIB bünyesinde daimi bir sekretarya kurulması önerisini de desteklediklerini dile getiren Özvar, kurumsal kapasitenin güçlendirilmesinin önemine işaret etti.- Türkiye’nin ortak üniversite projeleri sürüyorÖzvar, Türkiye’nin TDT üyesi ülkelerle yükseköğretim alanındaki işbirliğine büyük önem verdiğini vurgulayarak, ortak üniversite projelerinin başarıyla devam ettiğini söyledi.Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi ile Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesinin faaliyetlerini başarıyla sürdürdüğünü belirten Özvar, 2024'te kurulan Türkiye-Azerbaycan Üniversitesinin de akademik çalışmalarına devam ettiğini anlattı.Özvar, Kazakistan ile yükseköğretim alanındaki işbirliğinin somut sonucu olarak Gazi Üniversitesinin Güney Kazakistan’da şube açma kararı aldığını anımsattı.Türkiye ile Özbekistan arasındaki işbirliği kapsamında Taşkent’te kurulan Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesinin de önemli bir proje olduğuna işaret eden Özvar, Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesinde, Türk Devletleri Teşkilatı üyesi her ülke için kontenjan ayrılmıştır. dedi.Özvar, bu üniversitelerde eğitim görecek öğrencilerin Türk dünyası içerisindeki beşeri bağların güçlenmesine katkı sağlayacağını vurgulayarak, ortak eğitim projelerinin gelecekte daha da yaygınlaştırılacağını söyledi.- Türk Akademisi ile işbirliği stratejik bir adım olduTürk dünyasında yükseköğretim işbirliğini yalnızca üniversiteler arası ilişkilerle sınırlı görmediklerini belirten Özvar, geçen yıl Türk Akademisi ile imzalanan mutabakat zaptının bilimsel ve akademik bütünleşme açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu dile getirdi.Özvar, Bu işbirliği sayesinde yükseköğretim, bilim ve teknoloji alanlarında ortak projelerin geliştirilmesi, akademik hareketliliğin artırılması, kalite güvencesi ve akademik tanınma mekanizmalarının güçlendirilmesi yönünde daha kurumsal bir zemine kavuşmuş bulunuyoruz. ifadelerini kullandı.Türk Dünyası Vizyonu 2040 hedeflerine ulaşılmasında yükseköğretim alanındaki işbirliğinin kritik rol oynayacağının altını çizen Özvar, toplantıda ele alınan konuların yalnızca teknik işbirliği başlıkları olmadığını belirtti.Özvar, Bunlar aynı zamanda ortak geleceğimize, ortak insan kaynağımıza ve Türk dünyasının bilimsel rekabet gücüne yapılan yatırımlardır. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Iğdır'da asırlık karabatak geleneği yaşatılıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/igdir-da-asirlik-karabatak-gelenegi-yasatiliyor/859529/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/igdir-da-asirlik-karabatak-gelenegi-yasatiliyor/859529/</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:12:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Iğdır — Yüzyıllardır Iğdır, Nahçıvan ve çevresinde kadınların boynunu süsleyen karabatak gerdanlığı, yörede yalnızca bir takı olarak değil, kültürel mirasın önemli bir parçası olarak görülüyor - Karabatak gerdanlıkları, annelerden kızlarına, kayınvalidelerden gelinlerine emanet edilerek gelecek nesillere aktarılıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Iğdır Haberleri — HÜSEYİN YILDIZ - Iğdır'da kuşaktan kuşağa miras bırakılan karabatak gerdanlığı geleneği yaşatılmaya devam ediyor.Kentte düğünlerin ve özel günlerin vazgeçilmez takıları arasında yer alan karabatak gerdanlığı, annelerden kızlarına, kayınvalidelerden gelinlerine emanet edilerek gelecek nesillere aktarılıyor.Ay-yıldız ya da at nalı-yıldız motifleriyle hazırlanan, kimi zaman siyah ve mavi taşlarla süslenen karabatak, yalnızca bir takı olarak değil, kültürel mirasın önemli bir parçası olarak görülüyor.Son yıllarda artan tanıtım faaliyetleriyle daha geniş kitleler tarafından tanınan gerdanlığa yurt içi ve dışından talep gelirken, kentteki kuyumcular da bu talebi karşılamak için ürünleri tedarik ediyor.- Bu yöreye ait bir unsur olarak karşımıza çıkıyorIğdır Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Halk Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Doğan, AA muhabirine, karabatak gerdanlığının arka planına bakıldığında 18. ve 19. yüzyıllarda Revan Hanlığı dönemindeki altın işçiliğiyle karşılaşıldığını söyledi.Tarihi kökeninin çok daha eskilere dayandığını belirten Doğan, Özellikle Nahçıvan bölgesindeki Ovcular Tepesi'nde yapılan kazıda milattan önce çok eski dönemlere, yaklaşık 5 bin yıllık bir arka plana sahip Güney Kafkasya'nın en eski takısı bulunuyor. Bu takı karakteristik özellikleri bakımından günümüzde kullandığımız karabatak gerdanlığına benziyor. İşleme özellikle yapı açısından da bu yöreye ait bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. diye konuştu.Karabatak üzerinde dikkati çeken iki unsur olduğunu anlatan Doğan, şöyle devam etti:Bunlardan birisi gerdanlığın içerisindeki siyah taş ve altın. Siyah, insanoğlunun bilinçaltını sembolize eden bir yapı, altın ise bilince karşılık geliyor. Zıtlıkların birleşimi noktasında da düğünde geline takılır. Malum olduğu üzere evren dualist bir yapıya sahip, her şey zıttıyla var. Böyle olunca da altın burada özellikle karanlıktan bilince geçişin sembolize edilmesi bağlamında kolye ile takılıyor. Yani arka planında kültürel bir hafıza barındırmakta. Bu da özellikle Türk altın işçiliğinin yapısını ve geleneksel arka planını bize göstermesi açısından oldukça önemli.Bu gerdanlığın tarihine dair araştırma yapıldığını ve önemli bilgilere ulaşıldığını belirten Doğan, şunları kaydetti:Karabatak nesilden nesile devredilen bir miras. Böyle olunca Kurtuluş Savaşı sırasında buradaki ninelerimiz boyunlarındaki karabatakları cephede askerlere göndermek maksadıyla eritmiş ve bunu farklı bir forma döndürmüştür. Bundan ötürü de elimizde çok fazla malzeme bulunmamakta fakat günümüzde ustalar hala Iğdır bölgesinde bu karabatak gerdanlığını yapmakta, geleneksel motifleri ve ölçüleri de kullanmaya devam etmektedir.- Karabatak, Iğdır'ın aslında bir imzasıdırKentte kuyumculuk yapan Murat Aras da Karabatak yüzyıllardır Iğdır'da, bu topraklarda genelde nineden toruna kalan çok özel bir mirastır hatta günümüzde de düğünlerde, genç kızların, gelinlerin özellikle taktığı bir takıdır. Aslında yüzyıllardır var bu topraklarda ve biz yıllardır da satıyoruz ama son dönemlerde bayağı bir moda oldu. Hem yurt içinden hem yurt dışından bayağı bir talep aldık. Sipariş yoğunluğumuz var şu anda. Karabatak, Iğdır'ın aslında bir imzasıdır diyebilirim. diye konuştu.- Bunu gelinime takarken de bu emaneti yaşasın isterimNurcan Tuna, karabatak gerdanlığının çok değerli bir takı olduğunu ve kadınların vazgeçilmezleri arasında yer aldığını anlatarak, şunları söyledi:Bu bana eşimin babaannesinden doğumda hediye edildi. Babaannem bunu bana emanet ederken dualarla etti ve ben bunu sürekli böyle günlük yaşamda da kullanırım. Herhangi bir düğüne, gün sofrasına ya da farklı bir özel toplantıya da takarak giderim. Bunu gelinime takarken de bu emaneti yaşasın isterim. Bizim güzel, yöresel, değerli, anlamları olan bir takımımızdır.Annesinin doğum gününde hediye ettiği karabatak gerdanlığını tanıtan Damla Güneş de Karabatak bizim için sadece bir takı değil, bir gelenek, bir anane, bir geçmiş, gelecek ve mirastır. Biz de mirasımıza elimizden geldiğince değer gösterip onu koruyup kolluyoruz. Bunu bana annem doğum günü hediyem olarak armağan etti. Sadece gelinlerin takacağı bir takı değil, bekar kızların da takabileceği bir takıdır. Iğdır'da bir kadına hediye edilebilecek en güzel takı, karabataktır. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Iğdır Haberleri — HÜSEYİN YILDIZ - Iğdır'da kuşaktan kuşağa miras bırakılan karabatak gerdanlığı geleneği yaşatılmaya devam ediyor.Kentte düğünlerin ve özel günlerin vazgeçilmez takıları arasında yer alan karabatak gerdanlığı, annelerden kızlarına, kayınvalidelerden gelinlerine emanet edilerek gelecek nesillere aktarılıyor.Ay-yıldız ya da at nalı-yıldız motifleriyle hazırlanan, kimi zaman siyah ve mavi taşlarla süslenen karabatak, yalnızca bir takı olarak değil, kültürel mirasın önemli bir parçası olarak görülüyor.Son yıllarda artan tanıtım faaliyetleriyle daha geniş kitleler tarafından tanınan gerdanlığa yurt içi ve dışından talep gelirken, kentteki kuyumcular da bu talebi karşılamak için ürünleri tedarik ediyor.- Bu yöreye ait bir unsur olarak karşımıza çıkıyorIğdır Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Halk Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Doğan, AA muhabirine, karabatak gerdanlığının arka planına bakıldığında 18. ve 19. yüzyıllarda Revan Hanlığı dönemindeki altın işçiliğiyle karşılaşıldığını söyledi.Tarihi kökeninin çok daha eskilere dayandığını belirten Doğan, Özellikle Nahçıvan bölgesindeki Ovcular Tepesi'nde yapılan kazıda milattan önce çok eski dönemlere, yaklaşık 5 bin yıllık bir arka plana sahip Güney Kafkasya'nın en eski takısı bulunuyor. Bu takı karakteristik özellikleri bakımından günümüzde kullandığımız karabatak gerdanlığına benziyor. İşleme özellikle yapı açısından da bu yöreye ait bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. diye konuştu.Karabatak üzerinde dikkati çeken iki unsur olduğunu anlatan Doğan, şöyle devam etti:Bunlardan birisi gerdanlığın içerisindeki siyah taş ve altın. Siyah, insanoğlunun bilinçaltını sembolize eden bir yapı, altın ise bilince karşılık geliyor. Zıtlıkların birleşimi noktasında da düğünde geline takılır. Malum olduğu üzere evren dualist bir yapıya sahip, her şey zıttıyla var. Böyle olunca da altın burada özellikle karanlıktan bilince geçişin sembolize edilmesi bağlamında kolye ile takılıyor. Yani arka planında kültürel bir hafıza barındırmakta. Bu da özellikle Türk altın işçiliğinin yapısını ve geleneksel arka planını bize göstermesi açısından oldukça önemli.Bu gerdanlığın tarihine dair araştırma yapıldığını ve önemli bilgilere ulaşıldığını belirten Doğan, şunları kaydetti:Karabatak nesilden nesile devredilen bir miras. Böyle olunca Kurtuluş Savaşı sırasında buradaki ninelerimiz boyunlarındaki karabatakları cephede askerlere göndermek maksadıyla eritmiş ve bunu farklı bir forma döndürmüştür. Bundan ötürü de elimizde çok fazla malzeme bulunmamakta fakat günümüzde ustalar hala Iğdır bölgesinde bu karabatak gerdanlığını yapmakta, geleneksel motifleri ve ölçüleri de kullanmaya devam etmektedir.- Karabatak, Iğdır'ın aslında bir imzasıdırKentte kuyumculuk yapan Murat Aras da Karabatak yüzyıllardır Iğdır'da, bu topraklarda genelde nineden toruna kalan çok özel bir mirastır hatta günümüzde de düğünlerde, genç kızların, gelinlerin özellikle taktığı bir takıdır. Aslında yüzyıllardır var bu topraklarda ve biz yıllardır da satıyoruz ama son dönemlerde bayağı bir moda oldu. Hem yurt içinden hem yurt dışından bayağı bir talep aldık. Sipariş yoğunluğumuz var şu anda. Karabatak, Iğdır'ın aslında bir imzasıdır diyebilirim. diye konuştu.- Bunu gelinime takarken de bu emaneti yaşasın isterimNurcan Tuna, karabatak gerdanlığının çok değerli bir takı olduğunu ve kadınların vazgeçilmezleri arasında yer aldığını anlatarak, şunları söyledi:Bu bana eşimin babaannesinden doğumda hediye edildi. Babaannem bunu bana emanet ederken dualarla etti ve ben bunu sürekli böyle günlük yaşamda da kullanırım. Herhangi bir düğüne, gün sofrasına ya da farklı bir özel toplantıya da takarak giderim. Bunu gelinime takarken de bu emaneti yaşasın isterim. Bizim güzel, yöresel, değerli, anlamları olan bir takımımızdır.Annesinin doğum gününde hediye ettiği karabatak gerdanlığını tanıtan Damla Güneş de Karabatak bizim için sadece bir takı değil, bir gelenek, bir anane, bir geçmiş, gelecek ve mirastır. Biz de mirasımıza elimizden geldiğince değer gösterip onu koruyup kolluyoruz. Bunu bana annem doğum günü hediyem olarak armağan etti. Sadece gelinlerin takacağı bir takı değil, bekar kızların da takabileceği bir takıdır. Iğdır'da bir kadına hediye edilebilecek en güzel takı, karabataktır. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/igdir-da-asirlik-karabatak-gelenegi-yasatiliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İstanbul ve Adıyaman'da kaçak tütün operasyonunda yakalanan 24 zanlı adliyede</title>
      <link>https://www.canligaste.com/istanbul-ve-adiyaman-da-kacak-tutun-operasyonunda-yakalanan-24-zanli-adliyede/859528/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/istanbul-ve-adiyaman-da-kacak-tutun-operasyonunda-yakalanan-24-zanli-adliyede/859528/</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:12:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — İstanbul ve Adıyaman'da düzenlenen kaçak tütün mamulleri operasyonunda gözaltına alınan toplam 24 şüpheli adliyeye sevk edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — İstanbul ve Adıyaman'da düzenlenen kaçak tütün mamulleri operasyonunda gözaltına alınan toplam 24 şüpheli adliyeye sevk edildi.İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda düzenlenen operasyonda yakalanan 24 zanlının emniyetteki işlemleri tamamlandı.Sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler Bakırköy Adliyesi'ne sevk edildi.- OperasyonBakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul ile Adıyaman'da, kaçak tütün mamullerinin dağıtımını yaparak haksız kazanç elde ettiği belirlenen 22 şüpheli için gözaltı talimatı vermişti.Polis ekiplerinin İstanbul ve Adıyaman'da düzenlediği eş zamanlı operasyonda ilk etapta 22 şüpheli, daha sonra da 2 şüpheli gözaltına alınmıştı.Adreslerdeki aramalarda ise yaklaşık 15 milyon liralık tütün mamulü ele geçirilmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — İstanbul ve Adıyaman'da düzenlenen kaçak tütün mamulleri operasyonunda gözaltına alınan toplam 24 şüpheli adliyeye sevk edildi.İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda düzenlenen operasyonda yakalanan 24 zanlının emniyetteki işlemleri tamamlandı.Sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler Bakırköy Adliyesi'ne sevk edildi.- OperasyonBakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul ile Adıyaman'da, kaçak tütün mamullerinin dağıtımını yaparak haksız kazanç elde ettiği belirlenen 22 şüpheli için gözaltı talimatı vermişti.Polis ekiplerinin İstanbul ve Adıyaman'da düzenlediği eş zamanlı operasyonda ilk etapta 22 şüpheli, daha sonra da 2 şüpheli gözaltına alınmıştı.Adreslerdeki aramalarda ise yaklaşık 15 milyon liralık tütün mamulü ele geçirilmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>“Rusya’nın Davos'unda yeni büyüme arayışı öne çıktı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/rusya-nin-davos-unda-yeni-buyume-arayisi-one-cikti/859526/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/rusya-nin-davos-unda-yeni-buyume-arayisi-one-cikti/859526/</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:09:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Moskova — St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu kapsamında toplam 1084 anlaşma imzalanırken anlaşmaların toplam değeri 6 trilyon 642 milyar rubleye (yaklaşık 89,5 milyar dolar) ulaştı - Rusya'nın yaptırımlar altında ekonomik çöküş yaşamadığı vurgulanan forumda, mevcut büyüme dinamiklerinin sınırları da daha açık biçimde tartışıldı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Moskova Haberleri — EMRE GÜRKAN ABAY - “Rusya’nın Davos’u” olarak nitelenen St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF), 6,6 trilyon rubleyi aşan anlaşmalarla sona ererken Moskova’nın yaptırım dönemindeki dayanıklılık mesajı yerini, Rus ekonomisinin bundan sonra hangi kaynaklarla büyüyeceği tartışmasına bıraktı.Rusya’nın St. Petersburg kentinde 3-6 Haziran’da 29’uncusu düzenlenen SPIEF'e 142 ülkeden temsilci katıldı, etkinlik kapsamında 150’den fazla oturum düzenlendi.Bu yıl forumun ana teması “Pragmatik diyalog-istikrarlı geleceğe giden yol” şeklinde belirlenirken Rusya, Batı yaptırımlarına rağmen uluslararası ekonomi sahnesinden çekilmediğini, Asya, Orta Doğu, Afrika ve Küresel Güney ile yeni bağlar kurduğunu göstermeye çalıştı.Üst düzey açıklamalar, Rus ekonomisinin ilk yaptırım şokunu atlattığını fakat yeni büyüme döngüsü için faiz, iş gücü, bütçe ve teknoloji başlıklarında daha zor bir döneme girdiğini ortaya koydu.- 6,6 trilyon rublelik anlaşmalarSPIEF kapsamında toplam 1084 anlaşma imzalanırken anlaşmaların toplam değeri 6 trilyon 642 milyar rubleye (yaklaşık 89,5 milyar dolar) ulaştı. Böylece forum, Rusya açısından siyasi vitrin niteliğinin yanında yatırım ve bölgesel kalkınma projeleri için de önemini korudu.Konuk ülkenin Suudi Arabistan seçilmesi dikkati çekti. Riyad'la diplomatik ilişkilerin 100'üncü yılına denk gelen bu yılki forum, Rusya'nın enerji piyasaları, yatırım fonları ve Orta Doğu sermayesiyle ilişkilerini daha görünür kılma çabasını yansıttı. Rusya ile Suudi Arabistan arasında forum kapsamında 30 işbirliği anlaşması imzalandı.Forumda MAX ulusal mesajlaşma uygulaması üzerinden temassız ödeme hizmeti kurulması, Rusya'nın çeşitli bölgelerinde veri merkezi yatırımı ve çeşitli bölgesel altyapı projeleri de gündeme geldi.- Putin'den vergi ve bölgelere kalkınma mesajıRusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in forumdaki konuşmasında iş dünyasının vergi yükü ve bölgelerin kalkınması başlıkları ön plana çıktı.Putin, KDV ödeme yükümlülüğü için gelir eşiğinin düşürülmesinin ertelenmesini ve mevcut 20 milyon ruble seviyesinde sabitlenmesini önerdi. Söz konusu yaklaşım, ekonomistler tarafından küçük ve orta ölçekli işletmelerin artan maliyet baskısına karşı Kremlin'den gelen kısmi rahatlama sinyali şeklinde değerlendirildi.Savaş harcamaları ve bütçe baskısının arttığı bir dönemde Putin'in iş dünyasına vergi eşiği üzerinden mesaj vermesi, Kremlin'in özel sektörü tamamen sıkıştırmak istemediğine işaret etti.Putin ayrıca, bazı büyük şirketlerin ofislerinin Moskova'dan bölgelere taşınmasına ilişkin hazırlıklardan söz ederek bu adımın bölgelerde iş ortamını canlandırmak için gerekli olduğunu belirtti.- İç kaynak, verimlilik ve faiz baskısıRusya Maliye Bakanı Anton Siluanov, ülkenin dış borcunun halihazırda GSYH'nin yaklaşık yüzde 10'u seviyesinde bulunduğunu ancak yakın dönemde tamamen kapatılacağını söyledi. Siluanov'un emeklilik fonlarının uzun vadeli tasarruf sistemine aktarılmasına ilişkin planları teyit etmesi de ekonomi yönetiminin iç tasarrufları yatırım döngüsüne daha fazla dahil etmeye çalıştığını gösterdi.Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak ise yeni büyüme denkleminde emek verimliliğinin artırılması, teknolojik dönüşüm, iş yapma koşullarının iyileştirilmesi ve iş gücü akışlarının yeniden yönlendirilmesi başlıklarını öne çıkardı. Novak'ın açıklamaları, SPIEF'te ekonomi büyüyor mu? sorusundan çok bu büyüme hangi mekanizmayla sürecek? sorusunu gündeme getirdi.Forumun en dikkat çekici çıkışlarından biri Sber Üst Yöneticisi German Gref'ten geldi. Gref, Rus ekonomisinin önündeki temel engelleri mahşerin dört atlısına benzeterek yüksek politika faizi, yüksek vergi yükü, güçlü ruble ve idari engellere işaret etti. Gref, yüzde 10-12 seviyesindeki politika faizini iş dünyası açısından psikolojik eşik şeklinde tanımladı.Rusya Merkez Bankası enflasyon nedeniyle sıkı para politikasını korurken şirketler yatırım için daha düşük faiz talep ediyor. Güçlü ruble ise fiyat istikrarına katkı sağlasa da ihracatçıların gelirlerini baskılıyor. Söz konusu tablo, Rus ekonomisinde büyüme tartışmasının artık talep kadar verimlilik ve yatırım koşullarına da dayandığını gösteriyor.- Ekonomik mucize tartışmasıForumda Rus ekonomisine ilişkin iki ayrı anlatı aynı anda öne çıkarken Kremlin'e yakın isimler Rusya'nın Avrupa'dan daha hızlı büyüdüğünü vurguladı. Rusya Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Maksim Oreşkin, Avrupa ekonomisinin üç yılda yüzde 3, Rus ekonomisinin ise aynı dönemde yüzde 10 büyüdüğünü belirterek, ekonomide çöküş yok mesajı verdi.Öte yandan forumun genel ekonomik tartışmalarında 2024-2025 dönemindeki yüksek büyümenin kalıcılığına ilişkin daha temkinli bir ton hakimdi.Rus basınındaki değerlendirmelerde, söz konusu dönemde ekonomik mucize yaratan sonucu doğuran mekanizmaların henüz sistemli bir modele dönüştürülemediği vurgulandı.Uzmanlar, Rusya'nın yaptırımların ilk şokunu atlattığına, sanayi üretimi ve kamu harcamaları üzerinden güçlü büyüme yakaladığına ancak bu büyümenin kalıcı, özel sektör yatırımıyla desteklenen ve verimlilik artışına dayanan bir modele dönüşüp dönüşmeyeceği belirsizliğinin devam ettiğine işaret ediyor.Rusya'da düşük işsizlik uzun süredir resmi açıklamalarda başarı göstergesi niteliği taşırken forumda bu başlık detaylı biçimde tartışıldı.Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanı Maksim Reşetnikov, iş gücü piyasasındaki durumu karmaşık diye tanımlarken, mevcut işsizlik seviyesinin Rusya Merkez Bankasının faiz kararlarında hem sınırlayıcı hem de gösterge niteliği taşıdığını belirtti.- Yapay zeka forumun yeni vitriniSPIEF 2026'nın önceki yıllara kıyasla en belirgin farklarından biri, yapay zekanın forum gündeminin merkezinde yer edinmesiydi.Yüksek teknoloji ve yapay zeka başlığı ilk defa forumun panel başlıklarında bu seviyede yer alırken tartışmalarda yabancı yapay zekanın eğitim ve sağlık gibi kritik alanlarda yaratabileceği riskler gündeme geldi. Konuşmacılar, yasakçı yaklaşımın doğuracağı dijitalleşmeden geri dönüş tehlikesini de vurguladı.Rusya için yapay zeka artık veri egemenliği, eğitim sistemi, sağlık altyapısı, finansal teknoloji ve savunma sanayisiyle bağlantılı stratejik alan niteliği taşırken Sber söz konusu alanda forumun en görünür aktörlerinden biri haline geldi.Sber, yapay zeka, biyometri, yerel hesaplama ve dijital servisleri bir araya getiren Neo adlı ödeme terminalini tanıttı, ayrıca gerçek yapay zeka görevleri için geliştirilen evrensel optik hesaplayıcıyı sundu.Sber'in yapay zeka adımları, Rusya'da bankacılık sektörünün teknoloji altyapısı ve yapay zeka ekosistemi inşasında da rol üstlendiğini gösterirken Batı teknolojilerine erişimin kısıtlandığı koşullarda Rus bankalarının rolü stratejik anlam kazanıyor.Forumda büyük dil modellerinin altyapı maliyeti, veri depolama kapasitesi, enerji ve su tüketimi gibi başlıkların da tartışılması dikkati çekti. Yapay zekanın Rusya açısından yazılım geliştirme meselesini aşarak elektrik üretimi, veri merkezi yatırımları ve donanım kapasitesi meselesine dönüştüğü ortaya kondu.- Batı'ya kapı tamamen kapanmadıSPIEF'in son yıllardaki temel mesajlarından biri, Rusya'nın Batı dışı dünya ile ilişkilerini derinleştirdiği yönündeydi. Bu yıl da Asya, Afrika, Orta Doğu ve Küresel Güney'den katılım forumun dış politika zeminini belirledi.Foruma 10 yıl sonra ilk kez resmi bir ABD delegasyonu katılırken Rus yetkililer bu katılımı diyaloğun yavaş yavaş yeniden kurulması şeklinde yorumladı.Rusya'nın yaptırımlar altında ekonomik çöküş yaşamadığını gösterdiği forumda, mevcut büyüme dinamiklerinin sınırları da daha açık biçimde tartışıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Moskova Haberleri — EMRE GÜRKAN ABAY - “Rusya’nın Davos’u” olarak nitelenen St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF), 6,6 trilyon rubleyi aşan anlaşmalarla sona ererken Moskova’nın yaptırım dönemindeki dayanıklılık mesajı yerini, Rus ekonomisinin bundan sonra hangi kaynaklarla büyüyeceği tartışmasına bıraktı.Rusya’nın St. Petersburg kentinde 3-6 Haziran’da 29’uncusu düzenlenen SPIEF'e 142 ülkeden temsilci katıldı, etkinlik kapsamında 150’den fazla oturum düzenlendi.Bu yıl forumun ana teması “Pragmatik diyalog-istikrarlı geleceğe giden yol” şeklinde belirlenirken Rusya, Batı yaptırımlarına rağmen uluslararası ekonomi sahnesinden çekilmediğini, Asya, Orta Doğu, Afrika ve Küresel Güney ile yeni bağlar kurduğunu göstermeye çalıştı.Üst düzey açıklamalar, Rus ekonomisinin ilk yaptırım şokunu atlattığını fakat yeni büyüme döngüsü için faiz, iş gücü, bütçe ve teknoloji başlıklarında daha zor bir döneme girdiğini ortaya koydu.- 6,6 trilyon rublelik anlaşmalarSPIEF kapsamında toplam 1084 anlaşma imzalanırken anlaşmaların toplam değeri 6 trilyon 642 milyar rubleye (yaklaşık 89,5 milyar dolar) ulaştı. Böylece forum, Rusya açısından siyasi vitrin niteliğinin yanında yatırım ve bölgesel kalkınma projeleri için de önemini korudu.Konuk ülkenin Suudi Arabistan seçilmesi dikkati çekti. Riyad'la diplomatik ilişkilerin 100'üncü yılına denk gelen bu yılki forum, Rusya'nın enerji piyasaları, yatırım fonları ve Orta Doğu sermayesiyle ilişkilerini daha görünür kılma çabasını yansıttı. Rusya ile Suudi Arabistan arasında forum kapsamında 30 işbirliği anlaşması imzalandı.Forumda MAX ulusal mesajlaşma uygulaması üzerinden temassız ödeme hizmeti kurulması, Rusya'nın çeşitli bölgelerinde veri merkezi yatırımı ve çeşitli bölgesel altyapı projeleri de gündeme geldi.- Putin'den vergi ve bölgelere kalkınma mesajıRusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in forumdaki konuşmasında iş dünyasının vergi yükü ve bölgelerin kalkınması başlıkları ön plana çıktı.Putin, KDV ödeme yükümlülüğü için gelir eşiğinin düşürülmesinin ertelenmesini ve mevcut 20 milyon ruble seviyesinde sabitlenmesini önerdi. Söz konusu yaklaşım, ekonomistler tarafından küçük ve orta ölçekli işletmelerin artan maliyet baskısına karşı Kremlin'den gelen kısmi rahatlama sinyali şeklinde değerlendirildi.Savaş harcamaları ve bütçe baskısının arttığı bir dönemde Putin'in iş dünyasına vergi eşiği üzerinden mesaj vermesi, Kremlin'in özel sektörü tamamen sıkıştırmak istemediğine işaret etti.Putin ayrıca, bazı büyük şirketlerin ofislerinin Moskova'dan bölgelere taşınmasına ilişkin hazırlıklardan söz ederek bu adımın bölgelerde iş ortamını canlandırmak için gerekli olduğunu belirtti.- İç kaynak, verimlilik ve faiz baskısıRusya Maliye Bakanı Anton Siluanov, ülkenin dış borcunun halihazırda GSYH'nin yaklaşık yüzde 10'u seviyesinde bulunduğunu ancak yakın dönemde tamamen kapatılacağını söyledi. Siluanov'un emeklilik fonlarının uzun vadeli tasarruf sistemine aktarılmasına ilişkin planları teyit etmesi de ekonomi yönetiminin iç tasarrufları yatırım döngüsüne daha fazla dahil etmeye çalıştığını gösterdi.Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak ise yeni büyüme denkleminde emek verimliliğinin artırılması, teknolojik dönüşüm, iş yapma koşullarının iyileştirilmesi ve iş gücü akışlarının yeniden yönlendirilmesi başlıklarını öne çıkardı. Novak'ın açıklamaları, SPIEF'te ekonomi büyüyor mu? sorusundan çok bu büyüme hangi mekanizmayla sürecek? sorusunu gündeme getirdi.Forumun en dikkat çekici çıkışlarından biri Sber Üst Yöneticisi German Gref'ten geldi. Gref, Rus ekonomisinin önündeki temel engelleri mahşerin dört atlısına benzeterek yüksek politika faizi, yüksek vergi yükü, güçlü ruble ve idari engellere işaret etti. Gref, yüzde 10-12 seviyesindeki politika faizini iş dünyası açısından psikolojik eşik şeklinde tanımladı.Rusya Merkez Bankası enflasyon nedeniyle sıkı para politikasını korurken şirketler yatırım için daha düşük faiz talep ediyor. Güçlü ruble ise fiyat istikrarına katkı sağlasa da ihracatçıların gelirlerini baskılıyor. Söz konusu tablo, Rus ekonomisinde büyüme tartışmasının artık talep kadar verimlilik ve yatırım koşullarına da dayandığını gösteriyor.- Ekonomik mucize tartışmasıForumda Rus ekonomisine ilişkin iki ayrı anlatı aynı anda öne çıkarken Kremlin'e yakın isimler Rusya'nın Avrupa'dan daha hızlı büyüdüğünü vurguladı. Rusya Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Maksim Oreşkin, Avrupa ekonomisinin üç yılda yüzde 3, Rus ekonomisinin ise aynı dönemde yüzde 10 büyüdüğünü belirterek, ekonomide çöküş yok mesajı verdi.Öte yandan forumun genel ekonomik tartışmalarında 2024-2025 dönemindeki yüksek büyümenin kalıcılığına ilişkin daha temkinli bir ton hakimdi.Rus basınındaki değerlendirmelerde, söz konusu dönemde ekonomik mucize yaratan sonucu doğuran mekanizmaların henüz sistemli bir modele dönüştürülemediği vurgulandı.Uzmanlar, Rusya'nın yaptırımların ilk şokunu atlattığına, sanayi üretimi ve kamu harcamaları üzerinden güçlü büyüme yakaladığına ancak bu büyümenin kalıcı, özel sektör yatırımıyla desteklenen ve verimlilik artışına dayanan bir modele dönüşüp dönüşmeyeceği belirsizliğinin devam ettiğine işaret ediyor.Rusya'da düşük işsizlik uzun süredir resmi açıklamalarda başarı göstergesi niteliği taşırken forumda bu başlık detaylı biçimde tartışıldı.Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanı Maksim Reşetnikov, iş gücü piyasasındaki durumu karmaşık diye tanımlarken, mevcut işsizlik seviyesinin Rusya Merkez Bankasının faiz kararlarında hem sınırlayıcı hem de gösterge niteliği taşıdığını belirtti.- Yapay zeka forumun yeni vitriniSPIEF 2026'nın önceki yıllara kıyasla en belirgin farklarından biri, yapay zekanın forum gündeminin merkezinde yer edinmesiydi.Yüksek teknoloji ve yapay zeka başlığı ilk defa forumun panel başlıklarında bu seviyede yer alırken tartışmalarda yabancı yapay zekanın eğitim ve sağlık gibi kritik alanlarda yaratabileceği riskler gündeme geldi. Konuşmacılar, yasakçı yaklaşımın doğuracağı dijitalleşmeden geri dönüş tehlikesini de vurguladı.Rusya için yapay zeka artık veri egemenliği, eğitim sistemi, sağlık altyapısı, finansal teknoloji ve savunma sanayisiyle bağlantılı stratejik alan niteliği taşırken Sber söz konusu alanda forumun en görünür aktörlerinden biri haline geldi.Sber, yapay zeka, biyometri, yerel hesaplama ve dijital servisleri bir araya getiren Neo adlı ödeme terminalini tanıttı, ayrıca gerçek yapay zeka görevleri için geliştirilen evrensel optik hesaplayıcıyı sundu.Sber'in yapay zeka adımları, Rusya'da bankacılık sektörünün teknoloji altyapısı ve yapay zeka ekosistemi inşasında da rol üstlendiğini gösterirken Batı teknolojilerine erişimin kısıtlandığı koşullarda Rus bankalarının rolü stratejik anlam kazanıyor.Forumda büyük dil modellerinin altyapı maliyeti, veri depolama kapasitesi, enerji ve su tüketimi gibi başlıkların da tartışılması dikkati çekti. Yapay zekanın Rusya açısından yazılım geliştirme meselesini aşarak elektrik üretimi, veri merkezi yatırımları ve donanım kapasitesi meselesine dönüştüğü ortaya kondu.- Batı'ya kapı tamamen kapanmadıSPIEF'in son yıllardaki temel mesajlarından biri, Rusya'nın Batı dışı dünya ile ilişkilerini derinleştirdiği yönündeydi. Bu yıl da Asya, Afrika, Orta Doğu ve Küresel Güney'den katılım forumun dış politika zeminini belirledi.Foruma 10 yıl sonra ilk kez resmi bir ABD delegasyonu katılırken Rus yetkililer bu katılımı diyaloğun yavaş yavaş yeniden kurulması şeklinde yorumladı.Rusya'nın yaptırımlar altında ekonomik çöküş yaşamadığını gösterdiği forumda, mevcut büyüme dinamiklerinin sınırları da daha açık biçimde tartışıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/rusya-nin-davos-unda-yeni-buyume-arayisi-one-cikti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İspanya, Orta Doğu'da gerilimin acilen düşürülmesi çağrısında bulundu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ispanya-orta-dogu-da-gerilimin-acilen-dusurulmesi-cagrisinda-bulundu/859525/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ispanya-orta-dogu-da-gerilimin-acilen-dusurulmesi-cagrisinda-bulundu/859525/</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:09:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Madrid — İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, daha fazla acının önlenmesi için Orta Doğu'da gerilimin acilen düşürülmesi çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Madrid Haberleri — İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, daha fazla acının önlenmesi için Orta Doğu'da gerilimin acilen düşürülmesi çağrısında bulundu.Albares, ABD merkezli X şirketinin sosyal paylaşım hesabından yaptığı açıklamada, İsrail ve İran arasındaki ateşkesin bozulmasını kınadığını vurguladı.Şiddete geri dönüşün sadece daha fazla acı getireceğini vurgulayan Albares, Bölgede barış ve istikrarı ancak diyalog ve diplomasi sağlayabilir. Gerilimin acilen düşürülmesi gerekli. Orta Doğu'da askeri bir çözüm yoktur. ifadesini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Madrid Haberleri — İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, daha fazla acının önlenmesi için Orta Doğu'da gerilimin acilen düşürülmesi çağrısında bulundu.Albares, ABD merkezli X şirketinin sosyal paylaşım hesabından yaptığı açıklamada, İsrail ve İran arasındaki ateşkesin bozulmasını kınadığını vurguladı.Şiddete geri dönüşün sadece daha fazla acı getireceğini vurgulayan Albares, Bölgede barış ve istikrarı ancak diyalog ve diplomasi sağlayabilir. Gerilimin acilen düşürülmesi gerekli. Orta Doğu'da askeri bir çözüm yoktur. ifadesini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>YEDAM desteğiyle bağımlılığından kurtulup ailesine yeniden kavuştu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yedam-destegiyle-bagimliligindan-kurtulup-ailesine-yeniden-kavustu/859524/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yedam-destegiyle-bagimliligindan-kurtulup-ailesine-yeniden-kavustu/859524/</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Bingöl — Bingöl'de YEDAM'dan aldığı destekle madde kullanımını bırakan H.A: - İnsan farkında olmadan toplumdan, ailesinden ve arkadaşlarından uzaklaşıyor. Kendini iyi hissettiğini sanıyorsun ama aslında hayatındaki güzellikleri kaybediyorsun - Ben başardım, ailemi ve yuvamı kurtardım. Bu süreçte en önemli şeylerden biri çevreyi değiştirmek. Size sürekli 'Bir kereden bir şey olmaz.' diyen insanlardan uzak durmanız gerekiyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Bingöl Haberleri — RIDVAN KORKULUTAŞ - Bingöl'de arkadaş çevresinin etkisiyle başladığı madde kullanımı nedeniyle ailesini kaybetme noktasına gelen 30 yaşındaki H.A, Yeşilay Danışmanlık Merkezi'nden (YEDAM) aldığı destek sayesinde bağımlılıktan kurtularak yaşamında yeni bir sayfa açtı.H.A, AA muhabirine, yaklaşık 15 yıl önce arkadaş ortamının etkisiyle madde kullanmaya başladığını söyledi.Başlangıçta kullandığı maddenin kendisine zarar vermediğini düşündüğünü anlatan H.A, zamanla bunun hayatının merkezine yerleşen bir bağımlılığa dönüştüğünü fark ettiğini belirtti.Madde kullanımının ilk yıllarında yaşadığı ortamın ve arkadaş çevresinin kendisine cazip geldiğini ifade eden H.A, Arkadaş ortamında edilen sohbetler, eğlenceler ve yaşanan keyif bana güzel geliyordu. Her şeyin kontrolüm altında olduğunu düşünüyordum. 'İstersem bırakırım.' diyordum ama zamanla bunun öyle olmadığını gördüm. dedi.Yaklaşık 8 yıl boyunca düzenli şekilde madde kullandığını anlatan H.A, süreç ilerledikçe fiziksel ve ruhsal sorunlar yaşamaya başladığını belirtti.- Çocuğumun anne ve baba sevgisinden mahrum büyümesini istemedimMadde kullandığı süreçte uyku düzensizlikleri, unutkanlık ve sosyal hayattan uzaklaşma gibi sorunlarla karşı karşıya kaldığını anlatan H.A, şöyle devam etti:İnsan farkında olmadan toplumdan, ailesinden ve arkadaşlarından uzaklaşıyor. Kendini iyi hissettiğini sanıyorsun ama aslında hayatındaki güzellikleri kaybediyorsun. Eşimle, çocuğumla ve ailemle ciddi sorunlar yaşamaya başladım. Eşimle aramız açıldı, mahkeme süreçleri yaşadık. Bir süre sonra ailemi, çevremi ve kendimi kaybettiğimi fark ettim.Yaşadığı korkular nedeniyle uzun süre destek almadığını belirten H.A, Bir seçim yapmak zorundaydım. Ya bağımlılığı seçecektim ya da ailemi. Çocuğumun anne ve baba sevgisinden mahrum büyümesini istemedim. Burada aldığım destek sayesinde hayatın daha güzel yanlarını görmeye başladım. Eşimin ailesi bu durumu fark etti. Buradan aldığım desteği de gördü. Sonraki süreçte mahkemede olan boşanma dosyasını düşürmek için onlar da bir adım attı ve dava kapandı. ifadelerini kullandı.- İnsan geleceğini kurtarmak için yardım istemekten çekinmemeliH.A, duygularını şöyle dile getirdi:Ben başardım, ailemi ve yuvamı kurtardım. Bu süreçte en önemli şeylerden biri çevreyi değiştirmek. Size sürekli 'Bir kereden bir şey olmaz.' diyen insanlardan uzak durmanız gerekiyor. Ben de bunu yaptım. Şimdi çevremdeki insanlara da destek almaktan çekinmemelerini söylüyorum. Bu bir acizlik değil. İnsan hayatını, ailesini ve geleceğini kurtarmak için yardım istemekten çekinmemeli.Bağımlılık nedeniyle bir dönem 58 kiloya kadar düştüğünü anlatan H.A, tedavi sürecinin ardından yeniden sağlığına kavuştuğunu ve kilo aldığını ifade etti.- Tedavi süreci aileyi de yakından ilgilendirirYEDAM'da Klinik Psikolog Şeyma Meryem Yıldırım, bağımlılığın toplumda sanıldığı gibi bir irade zayıflığı değil bilimsel olarak kabul edilen bir beyin hastalığı olduğunu belirtti.Bağımlılığın yalnızca bireyi değil aileyi ve yakın çevreyi de etkilediğine işaret eden Yıldırım, şunları kaydetti:Tedavi süreci bağımlı birey kadar aileyi de yakından ilgilendirir ve etkiler. YEDAM'larda psikologlar ve sosyal hizmet uzmanları tarafından destek sağlanmaktadır. Bağımlılığın altında yatan nedenler ve eşlik eden ruhsal problemler ele alınmaktadır. Tedavi sürecinde yoğun yoksunluk belirtileri, madde kullanma isteği gibi durumlarla baş etme yöntemleri öğretilmektedir. Ayrıca sosyal çevrenin düzenlenmesi, yaşamın yeniden yapılandırılması ve aile ilişkilerinin iyileştirilmesi gibi konularda destek verilmektedir.Yıldırım, YEDAM hizmetlerinin ücretsiz ve gizlilik esasına dayalı yürütüldüğünü belirterek, destek almak isteyenlerin 115 Danışma Hattı'ndan kendilerine ulaşabileceklerini sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Bingöl Haberleri — RIDVAN KORKULUTAŞ - Bingöl'de arkadaş çevresinin etkisiyle başladığı madde kullanımı nedeniyle ailesini kaybetme noktasına gelen 30 yaşındaki H.A, Yeşilay Danışmanlık Merkezi'nden (YEDAM) aldığı destek sayesinde bağımlılıktan kurtularak yaşamında yeni bir sayfa açtı.H.A, AA muhabirine, yaklaşık 15 yıl önce arkadaş ortamının etkisiyle madde kullanmaya başladığını söyledi.Başlangıçta kullandığı maddenin kendisine zarar vermediğini düşündüğünü anlatan H.A, zamanla bunun hayatının merkezine yerleşen bir bağımlılığa dönüştüğünü fark ettiğini belirtti.Madde kullanımının ilk yıllarında yaşadığı ortamın ve arkadaş çevresinin kendisine cazip geldiğini ifade eden H.A, Arkadaş ortamında edilen sohbetler, eğlenceler ve yaşanan keyif bana güzel geliyordu. Her şeyin kontrolüm altında olduğunu düşünüyordum. 'İstersem bırakırım.' diyordum ama zamanla bunun öyle olmadığını gördüm. dedi.Yaklaşık 8 yıl boyunca düzenli şekilde madde kullandığını anlatan H.A, süreç ilerledikçe fiziksel ve ruhsal sorunlar yaşamaya başladığını belirtti.- Çocuğumun anne ve baba sevgisinden mahrum büyümesini istemedimMadde kullandığı süreçte uyku düzensizlikleri, unutkanlık ve sosyal hayattan uzaklaşma gibi sorunlarla karşı karşıya kaldığını anlatan H.A, şöyle devam etti:İnsan farkında olmadan toplumdan, ailesinden ve arkadaşlarından uzaklaşıyor. Kendini iyi hissettiğini sanıyorsun ama aslında hayatındaki güzellikleri kaybediyorsun. Eşimle, çocuğumla ve ailemle ciddi sorunlar yaşamaya başladım. Eşimle aramız açıldı, mahkeme süreçleri yaşadık. Bir süre sonra ailemi, çevremi ve kendimi kaybettiğimi fark ettim.Yaşadığı korkular nedeniyle uzun süre destek almadığını belirten H.A, Bir seçim yapmak zorundaydım. Ya bağımlılığı seçecektim ya da ailemi. Çocuğumun anne ve baba sevgisinden mahrum büyümesini istemedim. Burada aldığım destek sayesinde hayatın daha güzel yanlarını görmeye başladım. Eşimin ailesi bu durumu fark etti. Buradan aldığım desteği de gördü. Sonraki süreçte mahkemede olan boşanma dosyasını düşürmek için onlar da bir adım attı ve dava kapandı. ifadelerini kullandı.- İnsan geleceğini kurtarmak için yardım istemekten çekinmemeliH.A, duygularını şöyle dile getirdi:Ben başardım, ailemi ve yuvamı kurtardım. Bu süreçte en önemli şeylerden biri çevreyi değiştirmek. Size sürekli 'Bir kereden bir şey olmaz.' diyen insanlardan uzak durmanız gerekiyor. Ben de bunu yaptım. Şimdi çevremdeki insanlara da destek almaktan çekinmemelerini söylüyorum. Bu bir acizlik değil. İnsan hayatını, ailesini ve geleceğini kurtarmak için yardım istemekten çekinmemeli.Bağımlılık nedeniyle bir dönem 58 kiloya kadar düştüğünü anlatan H.A, tedavi sürecinin ardından yeniden sağlığına kavuştuğunu ve kilo aldığını ifade etti.- Tedavi süreci aileyi de yakından ilgilendirirYEDAM'da Klinik Psikolog Şeyma Meryem Yıldırım, bağımlılığın toplumda sanıldığı gibi bir irade zayıflığı değil bilimsel olarak kabul edilen bir beyin hastalığı olduğunu belirtti.Bağımlılığın yalnızca bireyi değil aileyi ve yakın çevreyi de etkilediğine işaret eden Yıldırım, şunları kaydetti:Tedavi süreci bağımlı birey kadar aileyi de yakından ilgilendirir ve etkiler. YEDAM'larda psikologlar ve sosyal hizmet uzmanları tarafından destek sağlanmaktadır. Bağımlılığın altında yatan nedenler ve eşlik eden ruhsal problemler ele alınmaktadır. Tedavi sürecinde yoğun yoksunluk belirtileri, madde kullanma isteği gibi durumlarla baş etme yöntemleri öğretilmektedir. Ayrıca sosyal çevrenin düzenlenmesi, yaşamın yeniden yapılandırılması ve aile ilişkilerinin iyileştirilmesi gibi konularda destek verilmektedir.Yıldırım, YEDAM hizmetlerinin ücretsiz ve gizlilik esasına dayalı yürütüldüğünü belirterek, destek almak isteyenlerin 115 Danışma Hattı'ndan kendilerine ulaşabileceklerini sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/yedam-destegiyle-bagimliligindan-kurtulup-ailesine-yeniden-kavustu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Dünya Kupası'nın baba oğulları</title>
      <link>https://www.canligaste.com/dunya-kupasi-nin-baba-ogullari/859523/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/dunya-kupasi-nin-baba-ogullari/859523/</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Paolo Maldini, Diego Forlan, Xabi Alonso, Youri Djorkaeff, Pepe Reina, Kasper Schmeichel ve Thiago Alcantara gibi futbolcular, babalarının izinden giderek Dünya Kupası'nda mücadele etti - Meksikalı Hernandez, babasından 24, büyükbabasından 56 yıl sonra Dünya Kupası'nda forma giydi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — MUTLU DEMİRTAŞTAN - Dünya Kupası'nda forma giyen birçok futbolcunun daha sonra oğulları da aynı heyecanı yaşadı.Dünya Kupası'nda mücadele eden babalar, bir süre sonra oğullarının aynı alanda mücadelesine tanıklık etti.Paolo Maldini, Diego Forlan, Xabi Alonso, Youri Djorkaeff, Pepe Reina, Kasper Schmeichel ve Thiago Alcantara gibi futbolcuların babaları da Dünya Kupası'nda ülkeleri adına forma giydi.Dünya Kupası'na katılan baba ve oğulları şöyle:BabaKupaTakımOğluKupaTakımLuis Perez    1930    Meksika    Mario Perez    1950   MeksikaMartin Vantolra1934İspanyaJose Vantolra1970MeksikaRoger Rio1934FransaPatrice Rio1978FransaDomingos da Guia1938BrezilyaAdemir da Guia1974BrezilyaVicente Asensi1950İspanyaJ.Manuel Asensi1978İspanyaTomas Balcazar1954MeksikaJ. Hernandez Gutierrez1986MeksikaCesare Maldini1962İtalyaPaolo Maldini1990, 1994, 1998, 2002İtalyaM.Sanchis Martinez1966İspanyaM.Sanchis Hontiyuelo1990İspanyaJean Djorkaeff1966FransaYouri Djorkaeff1998, 2002FransaMiguel Reina1966İspanyaPepe Reina2006, 2010, 2014, 2018İspanyaPablo Forlan1966, 1974UruguayDiego Forlan2002, 2010, 2014UruguayNicolea Lupescu1970RomanyaIonut Lupescu1990, 1994RomanyaJan Verheyen1970BelçikaGert Verheyen1998, 2002BelçikaJulio Montero Castillo1970, 1974UruguayPaolo Montero2002UruguayRoy Andersson1978İsveçPatrik Andersson1994, 2002İsveçRoy Andersson1978İsveçDaniel Andersson2002, 2006İsveçAnders Linderoth1978İsveçTobias Linderoth2002, 2006İsveçMiguel Angel Alonso1982İspanyaXabi Alonso2006, 2010, 2014İspanyaJan Kozak1982ÇekoslovakyaJan Kozak2010SlovakyaWlodzimierz Smolarek1982, 1986PolonyaEuzebiusz Smolarek2006PolonyaCha Bum-kun1986Güney KoreCha Du-ri2002, 2010Güney KoreJ.Hernandez Gutierrez1986MeksikaJavier Hernandez2010, 2014, 2018MeksikaVladimir Weiss1990ÇekoslovakyaVladimir Weiss2010SlovakyaAlexander Guimaraes1990Kosta RikaCelso Borges2014, 2018, 2022Kosta RikaDanny Blind1990, 1994HollandaDaley Blind2014, 2022HollandaPeter Schmeichel1998DanimarkaKasper Schmeichel2018, 2022DanimarkaMazinho1990, 1994BrezilyaThiago Alcantara2018İspanyaLilian Thuram    1998, 2002, 2006    Fransa    Marcus Thuram    2022    FransaClaudio Reyna    1994, 1998, 2002, 2006    ABD    Giovanni Reyna    2022    ABD- Aile boyu Dünya Kupası serüveniJavier Hernandez, Güney Afrika'daki 2010 Dünya Kupası'nda ailesinin 3. kuşak temsilcisi olarak Meksika Milli Takımı'nın formasını giydi.Hernandez, babasından 24, büyükbabasından da 56 yıl sonra Dünya Kupası'nda mücadele etme şansı yakaladı.Brezilya 2014 ve Rusya 2018'de de Meksika Milli Takımı'nda forma giyen Hernandez'in büyükbabası Tomas Balcazar 1954 Dünya Kupası'nda, babası Javier Hernandez Gutierrez ise 1986 Dünya Kupası'nda milli takım adına mücadele etti.- Babaları teknik direktör olanlarDünya Kupası'nda bazı futbolcuların teknik direktörlüklerini babaları yaptı.Babalarının yönetiminde Dünya Kupası maçlarına çıkan futbolcular şunlar:Teknik direktörFutbolcuÜlkeTarihOndino VieraMilton VieraUruguay1966Cesare MaldiniPaolo Maldiniİtalya1998Zlatko KranjcarNiko KranjcarHırvatistan2006Vladimir WeissVladimir WeissSlovakya2010Bob BradleyMichael BradleyABD2010]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — MUTLU DEMİRTAŞTAN - Dünya Kupası'nda forma giyen birçok futbolcunun daha sonra oğulları da aynı heyecanı yaşadı.Dünya Kupası'nda mücadele eden babalar, bir süre sonra oğullarının aynı alanda mücadelesine tanıklık etti.Paolo Maldini, Diego Forlan, Xabi Alonso, Youri Djorkaeff, Pepe Reina, Kasper Schmeichel ve Thiago Alcantara gibi futbolcuların babaları da Dünya Kupası'nda ülkeleri adına forma giydi.Dünya Kupası'na katılan baba ve oğulları şöyle:BabaKupaTakımOğluKupaTakımLuis Perez    1930    Meksika    Mario Perez    1950   MeksikaMartin Vantolra1934İspanyaJose Vantolra1970MeksikaRoger Rio1934FransaPatrice Rio1978FransaDomingos da Guia1938BrezilyaAdemir da Guia1974BrezilyaVicente Asensi1950İspanyaJ.Manuel Asensi1978İspanyaTomas Balcazar1954MeksikaJ. Hernandez Gutierrez1986MeksikaCesare Maldini1962İtalyaPaolo Maldini1990, 1994, 1998, 2002İtalyaM.Sanchis Martinez1966İspanyaM.Sanchis Hontiyuelo1990İspanyaJean Djorkaeff1966FransaYouri Djorkaeff1998, 2002FransaMiguel Reina1966İspanyaPepe Reina2006, 2010, 2014, 2018İspanyaPablo Forlan1966, 1974UruguayDiego Forlan2002, 2010, 2014UruguayNicolea Lupescu1970RomanyaIonut Lupescu1990, 1994RomanyaJan Verheyen1970BelçikaGert Verheyen1998, 2002BelçikaJulio Montero Castillo1970, 1974UruguayPaolo Montero2002UruguayRoy Andersson1978İsveçPatrik Andersson1994, 2002İsveçRoy Andersson1978İsveçDaniel Andersson2002, 2006İsveçAnders Linderoth1978İsveçTobias Linderoth2002, 2006İsveçMiguel Angel Alonso1982İspanyaXabi Alonso2006, 2010, 2014İspanyaJan Kozak1982ÇekoslovakyaJan Kozak2010SlovakyaWlodzimierz Smolarek1982, 1986PolonyaEuzebiusz Smolarek2006PolonyaCha Bum-kun1986Güney KoreCha Du-ri2002, 2010Güney KoreJ.Hernandez Gutierrez1986MeksikaJavier Hernandez2010, 2014, 2018MeksikaVladimir Weiss1990ÇekoslovakyaVladimir Weiss2010SlovakyaAlexander Guimaraes1990Kosta RikaCelso Borges2014, 2018, 2022Kosta RikaDanny Blind1990, 1994HollandaDaley Blind2014, 2022HollandaPeter Schmeichel1998DanimarkaKasper Schmeichel2018, 2022DanimarkaMazinho1990, 1994BrezilyaThiago Alcantara2018İspanyaLilian Thuram    1998, 2002, 2006    Fransa    Marcus Thuram    2022    FransaClaudio Reyna    1994, 1998, 2002, 2006    ABD    Giovanni Reyna    2022    ABD- Aile boyu Dünya Kupası serüveniJavier Hernandez, Güney Afrika'daki 2010 Dünya Kupası'nda ailesinin 3. kuşak temsilcisi olarak Meksika Milli Takımı'nın formasını giydi.Hernandez, babasından 24, büyükbabasından da 56 yıl sonra Dünya Kupası'nda mücadele etme şansı yakaladı.Brezilya 2014 ve Rusya 2018'de de Meksika Milli Takımı'nda forma giyen Hernandez'in büyükbabası Tomas Balcazar 1954 Dünya Kupası'nda, babası Javier Hernandez Gutierrez ise 1986 Dünya Kupası'nda milli takım adına mücadele etti.- Babaları teknik direktör olanlarDünya Kupası'nda bazı futbolcuların teknik direktörlüklerini babaları yaptı.Babalarının yönetiminde Dünya Kupası maçlarına çıkan futbolcular şunlar:Teknik direktörFutbolcuÜlkeTarihOndino VieraMilton VieraUruguay1966Cesare MaldiniPaolo Maldiniİtalya1998Zlatko KranjcarNiko KranjcarHırvatistan2006Vladimir WeissVladimir WeissSlovakya2010Bob BradleyMichael BradleyABD2010]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/dunya-kupasi-nin-baba-ogullari.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Safra kesesinden 3 binin üzerinde taş çıkarıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/safra-kesesinden-3-binin-uzerinde-tas-cikarildi/859522/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/safra-kesesinden-3-binin-uzerinde-tas-cikarildi/859522/</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Yalova — Mide, göğüs ve sırt ağrıları nedeniyle Yalova'da hastaneye başvuran 76 yaşındaki Nimet Gürkan'ın alınan safra kesesinden çıkan 3 binin üzerinde taş, yapay zeka yardımıyla sayılabildi   - Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Ali Yücesoy: - İlk ultrasonumuz taşın 3 santimetre olduğu yönündeydi. Bu kadar çok taş beklemiyorduk ama safra kesesini açtıktan sonra binlerce taş görmek bizi de şaşırttı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Yalova Haberleri — SITKI YILDIZ - Yalova'da uzun süredir ağrılarından şikayetçi olan 76 yaşındaki Nimet Gürkan'ın safra kesesinden 3 binin üzerinde taş çıkarıldı.Çınarcık ilçesine bağlı Esenköy beldesinde yaşayan ve yaklaşık bir yıldır mide, göğüs ve sırt ağrıları bulunan Nimet Gürkan, Kurban Bayramı'nda ağrılarının artması üzerine Çınarcık Devlet Hastanesi'ne gitti.İleri tetkik için Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edilen Gürkan, gerekli tahlillerin ardından Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Ali Yücesoy tarafından hemen ameliyata alındı.Başarılı geçen operasyonda Yücesoy ve ekibi, Gürkan'ın safra kesesiyle içinde zamanla biriken ve yapay zeka yardımıyla sayılabilen 3 binin üzerinde taşı çıkardı.Sağlığına kavuşan 11 torun sahibi Gürkan, tedavisinin ardından taburcu edildi.- Binlerce taş görmek bizi de şaşırttıDr. Mehmet Ali Yücesoy, AA muhabirine, Gürkan'ın safra yolunda taş düşürme şikayetiyle acil servise geldiğini, ardından kendisine muayene olduğunu anlattı.Yapılan tetkikler sonrasında hemen ameliyat kararı aldıklarını belirten Yücesoy, İlk ultrasonumuz taşın 3 santimetre olduğu yönündeydi. Bu kadar çok taş beklemiyorduk ama safra kesesini açtıktan sonra binlerce taş görmek bizi de şaşırttı. Hastamızı şifayla taburcu ediyoruz. diye konuştu.Gürkan'ın safra kesesinden kolesterol ve pigment taşları çıktığını dile getiren Yücesoy, bu tarz ağrıları olanlara genel cerrahi veya dahiliye uzmanına görünmelerini tavsiye etti.- Bu kadar taşı nasıl kaldırmışım?Yaklaşık bir yıldır ağrılarının olduğunu ancak bir anlam veremediğini ifade eden Nimet Gürkan, ameliyatın ardından çok mutlu olduğunu söyledi.Safra kesesinden 3 binin üzerinde taş çıktığını duyduğunda çok şaşırdığını anlatan Gürkan, şöyle konuştu:Bu kadar taşı nasıl kaldırmışım? Göğsümde bir ağırlık oluyordu. Allah razı olsun çok şükür şimdi iyiyim. Eve gitmek istiyorum. Çok iyiyim, hafifledim. Cumhurbaşkanı'mızdan, doktorlarımızdan Allah razı olsun. Her imkanı tanıyorlar. Çok iyi bir hastane.- Biz 3 bini duyunca şok oldukGürkan'ın torunu Ertuğrul Gürkan da babaannesinin safra kesesinden olağan dışı bir taş kitlesinin çıktığını dile getirdi.Bu durum karşısında çok şaşırdıklarını belirten Gürkan, şunları kaydetti:3 binin üzerinde taştan bahsediliyor. Bu da bize bir anı olarak kalsın. Babaannemizin sağlık durumu iyi. Umarım tekrarlamaz çünkü bahçesi onu bekliyor. Bahçesini çok seviyor. Allah devletimizden razı olsun. Hastanedeki bakım, konfor, ameliyat, gerçekten çok iyi. Biz 3 bini duyunca şok olduk çünkü inanılmaz bir rakam. Nasıl dayandı, nasıl fark edemedik, biz de halen şok içerisindeyiz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Yalova Haberleri — SITKI YILDIZ - Yalova'da uzun süredir ağrılarından şikayetçi olan 76 yaşındaki Nimet Gürkan'ın safra kesesinden 3 binin üzerinde taş çıkarıldı.Çınarcık ilçesine bağlı Esenköy beldesinde yaşayan ve yaklaşık bir yıldır mide, göğüs ve sırt ağrıları bulunan Nimet Gürkan, Kurban Bayramı'nda ağrılarının artması üzerine Çınarcık Devlet Hastanesi'ne gitti.İleri tetkik için Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edilen Gürkan, gerekli tahlillerin ardından Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Ali Yücesoy tarafından hemen ameliyata alındı.Başarılı geçen operasyonda Yücesoy ve ekibi, Gürkan'ın safra kesesiyle içinde zamanla biriken ve yapay zeka yardımıyla sayılabilen 3 binin üzerinde taşı çıkardı.Sağlığına kavuşan 11 torun sahibi Gürkan, tedavisinin ardından taburcu edildi.- Binlerce taş görmek bizi de şaşırttıDr. Mehmet Ali Yücesoy, AA muhabirine, Gürkan'ın safra yolunda taş düşürme şikayetiyle acil servise geldiğini, ardından kendisine muayene olduğunu anlattı.Yapılan tetkikler sonrasında hemen ameliyat kararı aldıklarını belirten Yücesoy, İlk ultrasonumuz taşın 3 santimetre olduğu yönündeydi. Bu kadar çok taş beklemiyorduk ama safra kesesini açtıktan sonra binlerce taş görmek bizi de şaşırttı. Hastamızı şifayla taburcu ediyoruz. diye konuştu.Gürkan'ın safra kesesinden kolesterol ve pigment taşları çıktığını dile getiren Yücesoy, bu tarz ağrıları olanlara genel cerrahi veya dahiliye uzmanına görünmelerini tavsiye etti.- Bu kadar taşı nasıl kaldırmışım?Yaklaşık bir yıldır ağrılarının olduğunu ancak bir anlam veremediğini ifade eden Nimet Gürkan, ameliyatın ardından çok mutlu olduğunu söyledi.Safra kesesinden 3 binin üzerinde taş çıktığını duyduğunda çok şaşırdığını anlatan Gürkan, şöyle konuştu:Bu kadar taşı nasıl kaldırmışım? Göğsümde bir ağırlık oluyordu. Allah razı olsun çok şükür şimdi iyiyim. Eve gitmek istiyorum. Çok iyiyim, hafifledim. Cumhurbaşkanı'mızdan, doktorlarımızdan Allah razı olsun. Her imkanı tanıyorlar. Çok iyi bir hastane.- Biz 3 bini duyunca şok oldukGürkan'ın torunu Ertuğrul Gürkan da babaannesinin safra kesesinden olağan dışı bir taş kitlesinin çıktığını dile getirdi.Bu durum karşısında çok şaşırdıklarını belirten Gürkan, şunları kaydetti:3 binin üzerinde taştan bahsediliyor. Bu da bize bir anı olarak kalsın. Babaannemizin sağlık durumu iyi. Umarım tekrarlamaz çünkü bahçesi onu bekliyor. Bahçesini çok seviyor. Allah devletimizden razı olsun. Hastanedeki bakım, konfor, ameliyat, gerçekten çok iyi. Biz 3 bini duyunca şok olduk çünkü inanılmaz bir rakam. Nasıl dayandı, nasıl fark edemedik, biz de halen şok içerisindeyiz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>GÜNCELLEME 4 - Filipinler'in Mindanao bölgesinde meydana gelen 7,8 büyüklüğündeki depremde 15 kişi öldü</title>
      <link>https://www.canligaste.com/guncelleme-4-filipinler-in-mindanao-bolgesinde-meydana-gelen-7-8-buyuklugundeki-depremde-15-kisi-oldu/859521/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/guncelleme-4-filipinler-in-mindanao-bolgesinde-meydana-gelen-7-8-buyuklugundeki-depremde-15-kisi-oldu/859521/</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — ÖLÜ VE YARALI SAYISI GÜNCELLENDİ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Filipinler'in güneyindeki Mindanao bölgesinde meydana gelen 7,8 büyüklüğündeki depremde ilk belirlemelere göre 15 kişinin hayatını kaybettiği, 129 kişinin yaralandığı bildirildi.ABD Jeolojik Araştırma Merkezinden (USGS) yapılan açıklamaya göre Sarangani ilinin Soccsksargen bölgesindeki Kablalan ilçesinin 26 kilometre güneybatısında 7,8 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.USGS, depremin 55,2 kilometre derinlikte meydana geldiğini açıkladı.Depremin ardından 4,6 ila 6,5 büyüklüğünde birçok sarsıntı kaydedildi.Filipinler Sivil Savunma Ofisi tarafından yapılan açıklamada, Soccksargen bölgesinde 12 ve Davao kentinde 3 kişinin hayatını kaybettiği, 129 kişinin yaralandığı belirtildi.Depremde çok sayıda yapı hasar gördü, yerel basındaki haberlere göre sarsıntı nedeniyle ülkedeki bazı uçuşlar ile depremin meydana geldiği Mindanao bölgesindeki Davao'da tüm dersler iptal edildi.Depremin ardından Filipinler Volkanoloji ve Sismoloji Enstitüsü Direktörü Teresito Bacolcol, Associated Presse (AP) verdiği demeçte, ülkenin Sultan Kudarat ve Sarangani illerinde karada bulunan tsunami gözlem istasyonları tarafından 1 metrelik dalgaların izlendiğini söyledi.- Filipinler Devlet Başkanı'ndan Vatandaşlara yüksek bölgelere gidin çağrısıFilipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr, tsunamiye karşı savunmasız bölgelerdeki vatandaşlara derhal yüksek bölgelere gitmeleri için çağrıda bulundu.Hükümetin harekete geçtiğini belirten Marcos Jr, afet müdahale kurumlarının hazırda beklediğini bildirdi.- Japonya ve Endonezya da tsunami uyarısı yayımladıKyodo ajansının haberine göre, Japonya Meteoroloji Ajansı da Filipinler'deki depremin ardından Pasifik kıyıları için tsunami uyarısı yayımladı.Uyarının, İbaraki eyaletinden Okinawa eyaletine kadar uzanan bölgeleri kapsadığı bildirildi.Antara ajansının haberine göre, Endonezyalı yetkililer, depremin ülkenin kıyı bölgelerinde tsunamiye yol açma ihtimalinin bulunduğunu belirterek erken tsunami uyarısı yayımladı.Malezya Meteoroloji Dairesi de Borneo Adası'ndaki Sabah eyaleti için tsunami uyarısı yaptı. Yetkililer, depremden yaklaşık 5 saat sonra tsunami tehlikesinin büyük ölçüde geçtiğini açıkladı.Pasifik Ateş Çemberi olarak adlandırılan deprem ve volkan kuşağındaki Filipinler'de büyük çaplı depremler sık yaşanıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Filipinler'in güneyindeki Mindanao bölgesinde meydana gelen 7,8 büyüklüğündeki depremde ilk belirlemelere göre 15 kişinin hayatını kaybettiği, 129 kişinin yaralandığı bildirildi.ABD Jeolojik Araştırma Merkezinden (USGS) yapılan açıklamaya göre Sarangani ilinin Soccsksargen bölgesindeki Kablalan ilçesinin 26 kilometre güneybatısında 7,8 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.USGS, depremin 55,2 kilometre derinlikte meydana geldiğini açıkladı.Depremin ardından 4,6 ila 6,5 büyüklüğünde birçok sarsıntı kaydedildi.Filipinler Sivil Savunma Ofisi tarafından yapılan açıklamada, Soccksargen bölgesinde 12 ve Davao kentinde 3 kişinin hayatını kaybettiği, 129 kişinin yaralandığı belirtildi.Depremde çok sayıda yapı hasar gördü, yerel basındaki haberlere göre sarsıntı nedeniyle ülkedeki bazı uçuşlar ile depremin meydana geldiği Mindanao bölgesindeki Davao'da tüm dersler iptal edildi.Depremin ardından Filipinler Volkanoloji ve Sismoloji Enstitüsü Direktörü Teresito Bacolcol, Associated Presse (AP) verdiği demeçte, ülkenin Sultan Kudarat ve Sarangani illerinde karada bulunan tsunami gözlem istasyonları tarafından 1 metrelik dalgaların izlendiğini söyledi.- Filipinler Devlet Başkanı'ndan Vatandaşlara yüksek bölgelere gidin çağrısıFilipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr, tsunamiye karşı savunmasız bölgelerdeki vatandaşlara derhal yüksek bölgelere gitmeleri için çağrıda bulundu.Hükümetin harekete geçtiğini belirten Marcos Jr, afet müdahale kurumlarının hazırda beklediğini bildirdi.- Japonya ve Endonezya da tsunami uyarısı yayımladıKyodo ajansının haberine göre, Japonya Meteoroloji Ajansı da Filipinler'deki depremin ardından Pasifik kıyıları için tsunami uyarısı yayımladı.Uyarının, İbaraki eyaletinden Okinawa eyaletine kadar uzanan bölgeleri kapsadığı bildirildi.Antara ajansının haberine göre, Endonezyalı yetkililer, depremin ülkenin kıyı bölgelerinde tsunamiye yol açma ihtimalinin bulunduğunu belirterek erken tsunami uyarısı yayımladı.Malezya Meteoroloji Dairesi de Borneo Adası'ndaki Sabah eyaleti için tsunami uyarısı yaptı. Yetkililer, depremden yaklaşık 5 saat sonra tsunami tehlikesinin büyük ölçüde geçtiğini açıkladı.Pasifik Ateş Çemberi olarak adlandırılan deprem ve volkan kuşağındaki Filipinler'de büyük çaplı depremler sık yaşanıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/guncelleme-4-filipinler-in-mindanao-bolgesinde-meydana-gelen-7-8-buyuklugundeki-depremde-15-kisi-oldu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye küresel havacılıktaki konumuyla göz dolduruyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-kuresel-havaciliktaki-konumuyla-goz-dolduruyor/859520/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-kuresel-havaciliktaki-konumuyla-goz-dolduruyor/859520/</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Rio De Janeiro — Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği Afrika ve Orta Doğu Bölge Başkan Yardımcısı Kamil Alawadhi: - Türkiye'nin uçak siparişleri oldukça yüksek seviyede. Bu nedenle Türkiye'nin mevcut büyüklüğünde kalması mümkün değil. Türk havacılık sektörünün büyümesini sürdürmesini bekliyoruz - Türkiye son yıllarda uluslararası hava taşımacılığında önemli bir merkez haline geldi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Rio De Janeiro Haberleri — GÖKHAN YILDIZ - Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) Afrika ve Orta Doğu Bölge Başkan Yardımcısı Kamil Alawadhi, Türkiye'nin uçak siparişlerinin oldukça yüksek seviyede olduğunu belirterek, Bu nedenle Türkiye'nin mevcut büyüklüğünde kalması mümkün değil. dedi.Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen 82. IATA Yıllık Genel Kurulu ve Dünya Hava Taşımacılığı Zirvesi (WATS) kapsamında AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Alawadhi, Türkiye'nin havacılık sektörünü çok iyi anlayan ve sektörün ihtiyaçlarını başarılı şekilde yöneten ülkeler arasında yer aldığını söyledi.Türkiye'nin sivil havacılık alanında önemli ilerleme kaydettiğini vurgulayan Alawadhi, Türkiye, havalimanı altyapısı, hava yolu işletmeciliği ve sektör yönetimi açısından güçlü bir performans sergiliyor. diye konuştu.Alawadhi, Türk hava yolu şirketlerinin IATA'nın aktif üyeleri arasında bulunduğunu, bu şirketlerin birliğin çok sayıda komite ve çalışma grubunda görev aldığını dile getirdi.Türkiye ile yakın iletişim içinde olduklarını vurgulayan Alawadhi, Türkiye ile Afrika ve Orta Doğu'daki birçok ülkeden daha yoğun temas yürütüyoruz. ifadesini kullandı.- (Türkiye'nin) Küresel havacılık ağındaki rolü giderek artıyorKamil Alawadhi, Türkiye'nin havacılık sektöründe uzun yıllardır pozitif büyüme sergilediğini belirterek, ülkedeki hava yolu şirketlerinin verdiği büyük ölçekli uçak siparişlerinin geleceğe yönelik büyüme beklentilerini yansıttığını söyledi.Alawadhi, Türkiye'nin uçak siparişleri oldukça yüksek seviyede. Bu nedenle Türkiye'nin mevcut büyüklüğünde kalması mümkün değil. Türk havacılık sektörünün önümüzdeki dönemde büyümesini sürdürmesini bekliyoruz. değerlendirmesinde bulundu.Türkiye'nin son yıllarda uluslararası hava taşımacılığında önemli bir merkez haline geldiğini ifade eden Alawadhi, ülkenin coğrafi konumu, güçlü taşıyıcıları ve modern havalimanları sayesinde küresel havacılık ağındaki rolünü giderek artırdığını sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Rio De Janeiro Haberleri — GÖKHAN YILDIZ - Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) Afrika ve Orta Doğu Bölge Başkan Yardımcısı Kamil Alawadhi, Türkiye'nin uçak siparişlerinin oldukça yüksek seviyede olduğunu belirterek, Bu nedenle Türkiye'nin mevcut büyüklüğünde kalması mümkün değil. dedi.Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen 82. IATA Yıllık Genel Kurulu ve Dünya Hava Taşımacılığı Zirvesi (WATS) kapsamında AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Alawadhi, Türkiye'nin havacılık sektörünü çok iyi anlayan ve sektörün ihtiyaçlarını başarılı şekilde yöneten ülkeler arasında yer aldığını söyledi.Türkiye'nin sivil havacılık alanında önemli ilerleme kaydettiğini vurgulayan Alawadhi, Türkiye, havalimanı altyapısı, hava yolu işletmeciliği ve sektör yönetimi açısından güçlü bir performans sergiliyor. diye konuştu.Alawadhi, Türk hava yolu şirketlerinin IATA'nın aktif üyeleri arasında bulunduğunu, bu şirketlerin birliğin çok sayıda komite ve çalışma grubunda görev aldığını dile getirdi.Türkiye ile yakın iletişim içinde olduklarını vurgulayan Alawadhi, Türkiye ile Afrika ve Orta Doğu'daki birçok ülkeden daha yoğun temas yürütüyoruz. ifadesini kullandı.- (Türkiye'nin) Küresel havacılık ağındaki rolü giderek artıyorKamil Alawadhi, Türkiye'nin havacılık sektöründe uzun yıllardır pozitif büyüme sergilediğini belirterek, ülkedeki hava yolu şirketlerinin verdiği büyük ölçekli uçak siparişlerinin geleceğe yönelik büyüme beklentilerini yansıttığını söyledi.Alawadhi, Türkiye'nin uçak siparişleri oldukça yüksek seviyede. Bu nedenle Türkiye'nin mevcut büyüklüğünde kalması mümkün değil. Türk havacılık sektörünün önümüzdeki dönemde büyümesini sürdürmesini bekliyoruz. değerlendirmesinde bulundu.Türkiye'nin son yıllarda uluslararası hava taşımacılığında önemli bir merkez haline geldiğini ifade eden Alawadhi, ülkenin coğrafi konumu, güçlü taşıyıcıları ve modern havalimanları sayesinde küresel havacılık ağındaki rolünü giderek artırdığını sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
