<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Euro Kaç TL? Güncel EUR/TL Öğle Kuru (13 Ağustos 2026)</title>
      <link>https://www.canligaste.com/euro-kac-tl-guncel-eur-tl-ogle-kuru-13-agustos-2026/893298/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/euro-kac-tl-guncel-eur-tl-ogle-kuru-13-agustos-2026/893298/</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:20:02 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum: Euro kuru 13 Ağustos 2026 Öğle saatlerinde 55,21 TL seviyesinde işlem görüyor. Saat 12:20 itibarıyla EUR/TL kuru yüzde 0,19 yükseliş gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum - Euro/TL kuru güne yüzde sınırlı yükselişle başladı. Serbest piyasada Öğle saatlerinde euro, yukarı yönlü seyrini koruyor.

Tikopara.com.tr verilerine göre 13 Ağustos 2026 saat 12:20 itibarıyla:

1 Euro (EUR): 55,2091 TL

Günlük değişim: Yüzde 0,19 yükseldi gösterdi.

1 Euro (EUR) Alış 55,1949 TL, 1 Euro satış fiyatı ise 55,2091 TL olarak gerçekleşti.

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentiler ve yurt içi ekonomik gelişmeler, euro kurunun seyrinde etkili olmaya devam ediyor.

Güncel euro kuru, anlık fiyatlar ve piyasa verileri tikopara.com.tr üzerinden canlı olarak takip edilebiliyor.

Öğle saatlerinde serbest döviz piyasasında:

Euro alış fiyatı: 55,1949 TL

Euro satış fiyatı: 55,2091 TL

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentiler ile yurt içindeki ekonomik gelişmeler, euro kurunun seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor.

Güncel döviz kurları ve detaylı piyasa analizleri tikopara.com.tr üzerinden anlık olarak takip edilebiliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum - Euro/TL kuru güne yüzde sınırlı yükselişle başladı. Serbest piyasada Öğle saatlerinde euro, yukarı yönlü seyrini koruyor.

Tikopara.com.tr verilerine göre 13 Ağustos 2026 saat 12:20 itibarıyla:

1 Euro (EUR): 55,2091 TL

Günlük değişim: Yüzde 0,19 yükseldi gösterdi.

1 Euro (EUR) Alış 55,1949 TL, 1 Euro satış fiyatı ise 55,2091 TL olarak gerçekleşti.

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentiler ve yurt içi ekonomik gelişmeler, euro kurunun seyrinde etkili olmaya devam ediyor.

Güncel euro kuru, anlık fiyatlar ve piyasa verileri tikopara.com.tr üzerinden canlı olarak takip edilebiliyor.

Öğle saatlerinde serbest döviz piyasasında:

Euro alış fiyatı: 55,1949 TL

Euro satış fiyatı: 55,2091 TL

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentiler ile yurt içindeki ekonomik gelişmeler, euro kurunun seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor.

Güncel döviz kurları ve detaylı piyasa analizleri tikopara.com.tr üzerinden anlık olarak takip edilebiliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/euro-kac-tl-guncel-eur-tl-ogle-kuru-13-agustos-2026-20260813122002.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Sivasspor, Kayserispor maçının hazırlıklarını sürdürdü</title>
      <link>https://www.canligaste.com/sivasspor-kayserispor-macinin-hazirliklarini-surdurdu/893297/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/sivasspor-kayserispor-macinin-hazirliklarini-surdurdu/893297/</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:18:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Ekenler Beton Sivasspor, Trendyol 1.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- Ekenler Beton Sivasspor, Trendyol 1. Lig'in 2. haftasında Metro Holding Kayserispor ile deplasmanda yapacağı maçın hazırlıklarına devam etti.Kulüpten yapılan açıklamaya göre kulüp tesislerinde teknik direktör İsmet Taşdemir yönetiminde gerçekleştirilen antrenman, ısınma hareketleriyle başladı. Kırmızı-beyazlı ekip, pas çalışmaları, taktik organizasyonlar ve dar alan oyunlarıyla antrenmanı tamamladı.Sivasspor, yarın yapacağı antrenmanla karşılaşmanın hazırlıklarını sürdürecek.Metro Holding Kayserispor ile Ekenler Beton Sivasspor, 16 Ağustos Pazar günü saat 19.00'da RHG Enertürk Enerji Stadı'nda karşılaşacak.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- Ekenler Beton Sivasspor, Trendyol 1. Lig'in 2. haftasında Metro Holding Kayserispor ile deplasmanda yapacağı maçın hazırlıklarına devam etti.Kulüpten yapılan açıklamaya göre kulüp tesislerinde teknik direktör İsmet Taşdemir yönetiminde gerçekleştirilen antrenman, ısınma hareketleriyle başladı. Kırmızı-beyazlı ekip, pas çalışmaları, taktik organizasyonlar ve dar alan oyunlarıyla antrenmanı tamamladı.Sivasspor, yarın yapacağı antrenmanla karşılaşmanın hazırlıklarını sürdürecek.Metro Holding Kayserispor ile Ekenler Beton Sivasspor, 16 Ağustos Pazar günü saat 19.00'da RHG Enertürk Enerji Stadı'nda karşılaşacak.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/sivasspor-kayserispor-macinin-hazirliklarini-surdurdu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yemen'deki Husiler, Suudi Arabistan'a yönelik tehditlerinin ardından ülkede çatışma çemberini genişletiyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yemen-deki-husiler-suudi-arabistan-a-yonelik-tehditlerinin-ardindan-ulkede-catisma-cemberini-genisletiyor/893296/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yemen-deki-husiler-suudi-arabistan-a-yonelik-tehditlerinin-ardindan-ulkede-catisma-cemberini-genisletiyor/893296/</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:18:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / Sahadan gelen verilere göre Husiler, Kızıldeniz'in yanı sıra Marib, Taiz, Dali ve Şebve vilayetlerinde hükümete bağlı güçlere yönelik saldırılarını sürdürüyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : MAHMUT GELDİ - Yemen'deki İran destekli Husiler, Suudi Arabistan'ı balistik füze ve insansız hava araçlarıyla hedef almalarının ardından Yemen'de de hükümetin kontrolündeki bölgelerde çatışma çemberini genişletme yolunu izliyor.Yemen'de 2014'te başkent Sana ve diğer birçok bölgeyi ele geçiren İran destekli Husiler ile hükümet güçleri arasında uzun yıllar devam eden çatışma süreci, altyapının olmadığı ülkedeki açlık ve yoksulluğu uluslararası toplumun gündemine taşıdı.Bunun üzerine Birleşmiş Milletler'in bölge ülkeleriyle yürüttüğü müzakereler sonucu Nisan 2022'de ateşkese varıldı.Yemen'de büyük çaplı cephe çatışmalarını önemli ölçüde azaltan ateşkes süreci, 13 Temmuz'da İran'a ait bir uçağın Husilerin kontrolündeki Sana Uluslararası Havalimanı'na inme girişimiyle yeni bir aşamaya girdi.Yemen hükümeti, İran'dan gelen bir uçağın Sana Havalimanı'na inişini engellemek amacıyla havalimanı pistini hedef aldığını açıkladı.Husiler ise Sana Havalimanı'na yapılan saldırıdan Riyad'ı sorumlu tutarak, Suudi Arabistan'ın güneyinde yer alan Abha Havalimanı'nı balistik füze ve İHA'larla hedef aldı.Husiler, saldırıları Kızıldeniz ve Babulmendeb Boğazı&#039;na taşıdıHusiler, Suudi Arabistan'daki havalimanlarının ardından, 20 Temmuz itibarıyla Kızıldeniz ve Babulmendeb Boğazı'nda Suudi Arabistan bağlantılı gemilere yönelik deniz ablukası ilan etti.Bu kararının ardından Husiler, Suudi Arabistan'a ait gemileri Kızıldeniz'de hedef almaya başladı.Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, bugüne kadar Kızıldeniz ve Babulmendeb Boğazı'nda Suudi Arabistan'a ait 9 gemiyi hedef aldıklarını duyurdu.Suudi Arabistan topraklarında da petrol tesisleri ve limanlara yönelik saldırılar sürdürdüklerini öne süren Husiler, son günlerde Yemen'in Kızıldeniz'e açılan limanlarına yoğun şekilde saldırıyor.İran destekli Husilerin Suudi Arabistan ve Yemen'e ait gemi ve limanları hedef alma tehdidinde bulunduğu bu dönemde, Kızıldeniz ve Babulmendeb Boğazı güzergahını kullanan yabancı ülkelere ait bazı ticari gemiler de saldırıya uğradı.Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu ise saldırılara karşılık Yemen'in batısındaki Hudeyde vilayetinde Husilere ait bazı hedefleri vurduğunu, ancak Hudeyde Limanı'nın hedef alınmadığını açıkladı.Husiler, Yemen&#039;de birkaç yıllık ateşkesten sonra çatışmaları yeniden başlattıSuudi Arabistan'la yaşanan gerilimin yanı sıra Kızıldeniz ve Babulmendeb Boğazı'ndaki gerilimi de bir süre sürdüren Husiler, Yemen'de hükümet güçlerini hedef almaya başladı.Husiler, 6 Ağustos'ta Yemen'in kuzeybatısında yer alan Marib ve doğudaki Hadramevt vilayetlerinde hükümet güçlerine ait askeri bölgelere balistik füze ve İHA'larla saldırdı.Husiler, Suudi Arabistan'ın kendilerine yönelik bir saldırıya hazırlandığını ve bu amaçla büyük bir askeri yığınak yaptığını öne sürerek hükümet güçlerine geniş çaplı saldırılar düzenledi.Yemen'in kuzeybatısındaki Marib kenti, zengin petrol yataklarının yanı sıra Husilerin 2014'te başlattığı çatışmalar nedeniyle yerinden edilen yaklaşık 2 milyon sivilin sığındığı önemli merkezlerden biri konumunda.Marib, sahip olduğu petrol yatakları nedeniyle birçok kez Husilerin geniş çaplı saldırılarına maruz kaldı ancak Husiler, her defasında yüzlerce kayıp vererek geri püskürtüldü.Bu saldırılarla, Yemen'de 2022'de varılan ateşkesin ardından taraflar arasında büyük ölçüde duran çatışmalar yeniden başladı.Husiler, Kızıldeniz&#039;deki Yemen limanları ve gemilerine saldırıyorHusiler, 9 Ağustos Pazar günü, Yemen'in Kızıldeniz'e açılan Taiz vilayetine bağlı El-Muha Limanı ve ilçe merkezini balistik füze ve İHA'larla vurarak saldırının, Suudi Arabistan güçlerinin Yemen'in batı kıyısı ve Taiz ilindeki askeri faaliyetlerine karşılık düzenlendiği iddiasını yineledi.Kızıldeniz'deki saldırılarını sürdüren Husiler, 11 Ağustos'ta ise Yemen'in Tihame adlı ticari gemisine birkaç füzeyle saldırdı.Husiler, gemi mürettebatını kurtarmak ve gemiyi çekmek için yürütülen çalışmalara katılan Yemen Deniz Kuvvetleri ile Sahil Güvenlik ekiplerini de İHA'larla hedef almaya devam etti.Husilerin saldırıları sürdürdüğü cepheler ve hükümetin tutumuSahadan gelen verilere göre Husiler, ülkenin kuzeybatısındaki Marib vilayeti ve güneybatısındaki Taiz vilayetinin yanı sıra güneyde yer alan Dali ve Şebve vilayetlerinde hükümete bağlı güçlere yönelik saldırılarını sürdürüyor.Hükümet güçleri ise tüm cephelerde Husilerin saldırılarına karşılık vermek ve karadan düzenledikleri saldırıları püskürtmekle yetiniyor.Yemenli uzmanlar ise Husilerin, hükümet güçlerinin kontrolündeki bölgelere yönelik saldırılarını genişleterek çatışma alanını büyütmeye devam edeceğine dikkati çekiyor.Uzmanlar, İran destekli Husilerin gerilimi tırmandırarak ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın bölgeye yayılmasını hedeflediğini vurguluyor.İran destekli Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana başta olmak üzere Yemen'in bazı bölgelerinin kontrolünü elinde bulunduruyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise Mart 2015'ten bu yana Yemen hükümetine destek veriyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : MAHMUT GELDİ - Yemen'deki İran destekli Husiler, Suudi Arabistan'ı balistik füze ve insansız hava araçlarıyla hedef almalarının ardından Yemen'de de hükümetin kontrolündeki bölgelerde çatışma çemberini genişletme yolunu izliyor.Yemen'de 2014'te başkent Sana ve diğer birçok bölgeyi ele geçiren İran destekli Husiler ile hükümet güçleri arasında uzun yıllar devam eden çatışma süreci, altyapının olmadığı ülkedeki açlık ve yoksulluğu uluslararası toplumun gündemine taşıdı.Bunun üzerine Birleşmiş Milletler'in bölge ülkeleriyle yürüttüğü müzakereler sonucu Nisan 2022'de ateşkese varıldı.Yemen'de büyük çaplı cephe çatışmalarını önemli ölçüde azaltan ateşkes süreci, 13 Temmuz'da İran'a ait bir uçağın Husilerin kontrolündeki Sana Uluslararası Havalimanı'na inme girişimiyle yeni bir aşamaya girdi.Yemen hükümeti, İran'dan gelen bir uçağın Sana Havalimanı'na inişini engellemek amacıyla havalimanı pistini hedef aldığını açıkladı.Husiler ise Sana Havalimanı'na yapılan saldırıdan Riyad'ı sorumlu tutarak, Suudi Arabistan'ın güneyinde yer alan Abha Havalimanı'nı balistik füze ve İHA'larla hedef aldı.Husiler, saldırıları Kızıldeniz ve Babulmendeb Boğazı&#039;na taşıdıHusiler, Suudi Arabistan'daki havalimanlarının ardından, 20 Temmuz itibarıyla Kızıldeniz ve Babulmendeb Boğazı'nda Suudi Arabistan bağlantılı gemilere yönelik deniz ablukası ilan etti.Bu kararının ardından Husiler, Suudi Arabistan'a ait gemileri Kızıldeniz'de hedef almaya başladı.Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, bugüne kadar Kızıldeniz ve Babulmendeb Boğazı'nda Suudi Arabistan'a ait 9 gemiyi hedef aldıklarını duyurdu.Suudi Arabistan topraklarında da petrol tesisleri ve limanlara yönelik saldırılar sürdürdüklerini öne süren Husiler, son günlerde Yemen'in Kızıldeniz'e açılan limanlarına yoğun şekilde saldırıyor.İran destekli Husilerin Suudi Arabistan ve Yemen'e ait gemi ve limanları hedef alma tehdidinde bulunduğu bu dönemde, Kızıldeniz ve Babulmendeb Boğazı güzergahını kullanan yabancı ülkelere ait bazı ticari gemiler de saldırıya uğradı.Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu ise saldırılara karşılık Yemen'in batısındaki Hudeyde vilayetinde Husilere ait bazı hedefleri vurduğunu, ancak Hudeyde Limanı'nın hedef alınmadığını açıkladı.Husiler, Yemen&#039;de birkaç yıllık ateşkesten sonra çatışmaları yeniden başlattıSuudi Arabistan'la yaşanan gerilimin yanı sıra Kızıldeniz ve Babulmendeb Boğazı'ndaki gerilimi de bir süre sürdüren Husiler, Yemen'de hükümet güçlerini hedef almaya başladı.Husiler, 6 Ağustos'ta Yemen'in kuzeybatısında yer alan Marib ve doğudaki Hadramevt vilayetlerinde hükümet güçlerine ait askeri bölgelere balistik füze ve İHA'larla saldırdı.Husiler, Suudi Arabistan'ın kendilerine yönelik bir saldırıya hazırlandığını ve bu amaçla büyük bir askeri yığınak yaptığını öne sürerek hükümet güçlerine geniş çaplı saldırılar düzenledi.Yemen'in kuzeybatısındaki Marib kenti, zengin petrol yataklarının yanı sıra Husilerin 2014'te başlattığı çatışmalar nedeniyle yerinden edilen yaklaşık 2 milyon sivilin sığındığı önemli merkezlerden biri konumunda.Marib, sahip olduğu petrol yatakları nedeniyle birçok kez Husilerin geniş çaplı saldırılarına maruz kaldı ancak Husiler, her defasında yüzlerce kayıp vererek geri püskürtüldü.Bu saldırılarla, Yemen'de 2022'de varılan ateşkesin ardından taraflar arasında büyük ölçüde duran çatışmalar yeniden başladı.Husiler, Kızıldeniz&#039;deki Yemen limanları ve gemilerine saldırıyorHusiler, 9 Ağustos Pazar günü, Yemen'in Kızıldeniz'e açılan Taiz vilayetine bağlı El-Muha Limanı ve ilçe merkezini balistik füze ve İHA'larla vurarak saldırının, Suudi Arabistan güçlerinin Yemen'in batı kıyısı ve Taiz ilindeki askeri faaliyetlerine karşılık düzenlendiği iddiasını yineledi.Kızıldeniz'deki saldırılarını sürdüren Husiler, 11 Ağustos'ta ise Yemen'in Tihame adlı ticari gemisine birkaç füzeyle saldırdı.Husiler, gemi mürettebatını kurtarmak ve gemiyi çekmek için yürütülen çalışmalara katılan Yemen Deniz Kuvvetleri ile Sahil Güvenlik ekiplerini de İHA'larla hedef almaya devam etti.Husilerin saldırıları sürdürdüğü cepheler ve hükümetin tutumuSahadan gelen verilere göre Husiler, ülkenin kuzeybatısındaki Marib vilayeti ve güneybatısındaki Taiz vilayetinin yanı sıra güneyde yer alan Dali ve Şebve vilayetlerinde hükümete bağlı güçlere yönelik saldırılarını sürdürüyor.Hükümet güçleri ise tüm cephelerde Husilerin saldırılarına karşılık vermek ve karadan düzenledikleri saldırıları püskürtmekle yetiniyor.Yemenli uzmanlar ise Husilerin, hükümet güçlerinin kontrolündeki bölgelere yönelik saldırılarını genişleterek çatışma alanını büyütmeye devam edeceğine dikkati çekiyor.Uzmanlar, İran destekli Husilerin gerilimi tırmandırarak ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın bölgeye yayılmasını hedeflediğini vurguluyor.İran destekli Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana başta olmak üzere Yemen'in bazı bölgelerinin kontrolünü elinde bulunduruyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise Mart 2015'ten bu yana Yemen hükümetine destek veriyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/yemen-deki-husiler-suudi-arabistan-a-yonelik-tehditlerinin-ardindan-ulkede-catisma-cemberini-genisletiyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title> Göbeklitepe'nin kuzeyinde ilk kez kazı çalışmaları başladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/gobeklitepe-nin-kuzeyinde-ilk-kez-kazi-calismalari-basladi/893295/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/gobeklitepe-nin-kuzeyinde-ilk-kez-kazi-calismalari-basladi/893295/</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:18:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy: - Geleceğe Miras Projemiz kapsamında, höyüğün kuzey kesimindeki yaklaşık 80'e 70 metrelik alanda ilk kez kazı çalışmalarına başladık]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Geleceğe Miras Projesi kapsamında Göbeklitepe'nin kuzey kesiminde ilk kez kazı çalışmalarına başladıklarını bildirdi.Bakan Ersoy, NSosyal hesabındaki paylaşımında, Göbeklitepe'de araştırmaları yeni alanlara taşıdıklarını belirtti.Geleceğe Miras Projemiz kapsamında, höyüğün kuzey kesimindeki yaklaşık 80'e 70 metrelik alanda ilk kez kazı çalışmalarına başladık. Yüzey taramalarından elde edilen veriler ve jeomanyetik ölçümler, bu bölgede de büyük boyutlarda kamusal yapılar ile dörtgen planlı yapıların ve kulübelerin bulunduğuna işaret ediyor. ifadelerini kullanan Ersoy, yeni kazı alanının yanı sıra GT1 ve GT2 alanlarında da çalışmaları eş zamanlı olarak sürdürdüklerini kaydetti.Ersoy, şimdiye kadar açığa çıkan yapıların, Göbeklitepe'nin bilinmeyenlerine ilişkin yeni veriler sunduğuna işaret ederek, Kazılarla birlikte koruma çalışmalarına da büyük önem veriyoruz. C Yapısı'ndaki dikilitaşın yüzeyine ait son parçaları yerine yerleştirirken D Yapısı'nın duvarlarını ve merkezindeki iki dikilitaşın zemin bağlantılarını güçlendirdik. Dikilitaşları sarsıntılara karşı çelik halatlarla daha güvenli hale getiriyoruz. ifadelerine yer verdi.Ayrıca yeni kazı alanları dikkate alınarak yenilenen yürüyüş yollarının yakında ziyaretçilerin erişimine açılacağını aktaran Ersoy, Göbeklitepe'nin farklı noktalarında kazı, restorasyon ve koruma çalışmalarını eş zamanlı yürüterek bu eşsiz mirası bütüncül bir yaklaşımla geleceğe taşıyoruz. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğümüze, kazı heyetimize, bilim insanlarımıza ve sahada özveriyle çalışan tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Geleceğe Miras Projesi kapsamında Göbeklitepe'nin kuzey kesiminde ilk kez kazı çalışmalarına başladıklarını bildirdi.Bakan Ersoy, NSosyal hesabındaki paylaşımında, Göbeklitepe'de araştırmaları yeni alanlara taşıdıklarını belirtti.Geleceğe Miras Projemiz kapsamında, höyüğün kuzey kesimindeki yaklaşık 80'e 70 metrelik alanda ilk kez kazı çalışmalarına başladık. Yüzey taramalarından elde edilen veriler ve jeomanyetik ölçümler, bu bölgede de büyük boyutlarda kamusal yapılar ile dörtgen planlı yapıların ve kulübelerin bulunduğuna işaret ediyor. ifadelerini kullanan Ersoy, yeni kazı alanının yanı sıra GT1 ve GT2 alanlarında da çalışmaları eş zamanlı olarak sürdürdüklerini kaydetti.Ersoy, şimdiye kadar açığa çıkan yapıların, Göbeklitepe'nin bilinmeyenlerine ilişkin yeni veriler sunduğuna işaret ederek, Kazılarla birlikte koruma çalışmalarına da büyük önem veriyoruz. C Yapısı'ndaki dikilitaşın yüzeyine ait son parçaları yerine yerleştirirken D Yapısı'nın duvarlarını ve merkezindeki iki dikilitaşın zemin bağlantılarını güçlendirdik. Dikilitaşları sarsıntılara karşı çelik halatlarla daha güvenli hale getiriyoruz. ifadelerine yer verdi.Ayrıca yeni kazı alanları dikkate alınarak yenilenen yürüyüş yollarının yakında ziyaretçilerin erişimine açılacağını aktaran Ersoy, Göbeklitepe'nin farklı noktalarında kazı, restorasyon ve koruma çalışmalarını eş zamanlı yürüterek bu eşsiz mirası bütüncül bir yaklaşımla geleceğe taşıyoruz. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğümüze, kazı heyetimize, bilim insanlarımıza ve sahada özveriyle çalışan tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. değerlendirmesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/gobeklitepe-nin-kuzeyinde-ilk-kez-kazi-calismalari-basladi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANALİZ - Somali siyasetinde yeni dönem: Abdülkadir Muhammed Nur’un Meclis Başkanlığı ne anlatıyor?</title>
      <link>https://www.canligaste.com/analiz-somali-siyasetinde-yeni-donem-abdulkadir-muhammed-nur-un-meclis-baskanligi-ne-anlatiyor/893294/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/analiz-somali-siyasetinde-yeni-donem-abdulkadir-muhammed-nur-un-meclis-baskanligi-ne-anlatiyor/893294/</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:15:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / Muhammed Nur'un seçilmesi, bir siyasi yarışın sonundan çok yeni bir dönemin başlangıcı olarak okunmalıdır. Asıl ölçü, Meclis Başkanlığının iktidar ile muhalefet ve merkez ile federal eyaletler arasında bir uzlaşı üretip üretemeyeceği olacaktır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : SETA Dış Politika Araştırmacısı Dr. Tunç Demirtaş, Somali'de Abdülkadir Muhammed Nur'un Meclis Başkanı seçilmesinin siyasi sonuçlarını ve bölgesel dinamiklere etkisini​​​​​​​ AA Analiz için kaleme aldı. ***Somali Federal Parlamentosu Halk Meclisi, 10 Ağustos 2026'da yeni başkanını seçti. Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Muhammed Nur, kullanılan 171 oyun 142'sini alarak rakibi milletvekili Abdülkadir Ömer Maalin'i geride bıraktı.Sonucun kendisi kadar, ortaya çıktığı zemin de dikkat çekici. Mart ayındaki anayasal gerilimlerin ve haziran ayında yaşananların ardından üst düzey bir makamın oylamayla ve tartışmasız bir farkla belirlenmesi, Somali siyasetinde rekabetin yeniden kurumsal mecraya dönebildiğine işaret ediyor.142 oy ve parlamentodaki güç dengesiNur'un oy kullanan milletvekillerinin yaklaşık yüzde 83'ünün desteğini alması, güçlü bir mutabakata işaret ediyor. İttifakların hızla değişebildiği, klan dengelerinin ve merkez-eyalet ilişkilerinin parlamento davranışını doğrudan etkilediği bir sistemde bu ölçekte bir destek küçümsenecek bir sonuç değil. Yeni başkan görevine belirgin bir hareket alanıyla başlıyor.Somali siyasal sisteminde Cumhurbaşkanlığı ile Halk Meclisi Başkanlığı, siyasi güç dağılımının iki temel merkezini oluşturuyor. Cumhurbaşkanının hükümet kurma kapasitesi de nihayetinde parlamentoda oluşturabildiği desteğin genişliğiyle yakından ilişkili. Bu açıdan Abdülkadir Muhammed Nur’un 142 oyla Meclis Başkanlığına seçilmesi hem yeni başkana yönelik bir güven göstergesi hem de Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un Meclis içindeki koalisyonunu hala etkili biçimde yönlendirebildiğinin işareti. 10 Ağustos seçiminden çıkan en önemli siyasi sonuçlardan biri, Villa Somalia’nın yasama üzerindeki ağırlığını koruduğunun görülmesi oldu.Bu tablo muhalefetin Somali siyasetindeki önemini ortadan kaldırmıyor. Ancak mevcut güç dağılımında muhalif aktörlerin parlamentodaki kurumsal etkisinin sahip oldukları daha geniş siyasi ve toplumsal görünürlüğün gerisinde kaldığını gösteriyor. 2027’ye doğru ilerlerken bu dengenin nasıl şekilleneceği, seçim ve anayasa tartışmalarının seyri üzerinde belirleyici olacaktır. Meclis Başkanlığının farklı siyasi aktörler arasında oluşturabileceği çalışma zemini de bu açıdan önem taşıyor.Asıl soru, bu başlangıç avantajının nasıl kullanılacağı. Halk Meclisi 275 sandalyeden oluşuyor ve oylamaya 171 milletvekili katıldı. Katılmayan 104 milletvekilini tek bir siyasi blok olarak değerlendirmek doğru olmaz. Aralarında mazereti bulunan veya yurt dışında olduğu için oylamaya katılamayan isimler de vardı. Öte yandan Nur’un aldığı 142 oyun tamamını Villa Somalia’nın parlamento desteği olarak okumak da tabloyu eksik bırakır. Oylamaya katılan milletvekilleri arasında Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un siyasi çizgisinde yer almayan, buna karşın Nur’un adaylığını destekleyen isimler bulunuyordu. Eski Meclis Başkanı Mohamed Mursal Sheikh Abdurahman’ın Nur’a açık destek vermesi bunun dikkat çekici örneklerinden biri. Bu durum, Nur’un adaylığının mevcut iktidar koalisyonunun sınırlarını aşan bir destek üretebildiğini gösteriyor. Yeni başkanın önündeki görev, seçim sırasında ortaya çıkan bu desteği parlamento içindeki farklı siyasi kümeler arasında kalıcı bir çalışma zeminine dönüştürmek olacaktır.Öte yandan Somali'de Meclis Başkanlığı sembolik bir makam değil. Başkan meclis gündemini belirliyor, hangi tasarının ne zaman oylanacağına karar veriyor, anayasa ve seçim mevzuatı süreçlerinin ritmini yönetiyor, hükümet-parlamento ilişkisinin ve güven oylamalarının usulünü kontrol ediyor. Bu yetki yoğunluğu, makamın iki farklı amaçla kullanılmasına olanak tanıyor. Makam, yürütme ile yasama arasındaki koordinasyonu güçlendiren bir araç olarak kullanılabileceği gibi; geniş anlamda muhalefetle diyalog, seçim yasaları üzerinde uzlaşı ve federal eyaletlerle bağların onarılması için bir kaldıraca da dönüştürülebilir. Nur'un aldığı yüksek oy, ikinci seçeneği zorlamak için gereken siyasi ağırlığı ona zaten sağlamış durumda.Yeni idari-siyasi kuşağın yükselişiAbdülkadir Muhammed Nur, Somali devletinin 2010'lardan sonra yetiştirdiği teknokrat-siyasetçi kuşağının en dikkat çeken isimlerinden biri. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu. Türkiye Bursları kapsamında geldiği Türkiye'de yaklaşık sekiz yıl yaşadı, uluslararası ilişkiler eğitimi aldı ve Somali'nin Ankara Büyükelçiliğinde diplomat olarak görev yaptı. Türkçeyi akıcı biçimde konuşuyor.Ülkesine döndükten sonra istihbarat teşkilatında başkan yardımcılığı ve başkan vekilliği yaptı. 2018-2020 arasında dönemin Meclis Başkanının kıdemli danışmanlığını yürüttü. 2020'de Adalet Bakanı, Aralık 2021'de Savunma Bakanı oldu. Savunma Bakanlığı dönemi, terör örgütü ​​​​​​​El-Şebab'a karşı yürütülen kapsamlı operasyonlara ve ordunun yeniden yapılandırılması çalışmalarına denk düştü. Mart 2025'te Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanlığı görevine getirildi.Bu profil, tek tek makamların ötesinde bir olguya işaret ediyor. Somali’de 2010’lu yıllardan itibaren yeniden inşa edilen devlet kurumları, yurt dışında eğitim almış, kurumsal deneyimi bakanlık düzeyinde kazanmış ve göreli olarak genç bir idari elit tarafından doldurulmaya başlandı. Nur'un yasamanın en üst makamına gelmesi, bu kuşağın artık yürütmeyle sınırlı kalmadığının göstergesi.Somali&#039;nin gündemi genişliyorNur'un kariyer çizgisi sadece kişisel bir yükseliş hikayesi değil; Somali'nin devlet gündeminin geçirdiği dönüşümü de yansıtıyor. Son on beş yıl boyunca Mogadişu'nun önceliği devlet inşası ve terörle mücadeleydi. Bu başlıklar önemini korumakla birlikte, ülkenin gündemine artık deniz güvenliği, liman altyapısı, enerji arama faaliyetleri, balıkçılık ekonomisi ve bölgesel bağlantısallık gibi başlıklar ekleniyor. Kızıldeniz ve Aden Körfezi hattındaki hareketlilik, Somali'yi 3.333 kilometrelik kıyı şeridi ve geniş münhasır ekonomik bölgesiyle bu denklemin merkezine yerleştiriyor.Denizcilik ve savunma dosyalarını bakanlık düzeyinde yürütmüş bir ismin yasamanın başına geçmesi, bu genişleyen gündemin parlamentoda da teknik olarak karşılanabilmesi açısından anlamlı. Önümüzdeki dönemde Halk Meclisinin önüne gelecek düzenlemelerin önemli bir bölümü, klasik iç siyaset başlıklarından çok bu alanlarda olacak gibi görünüyor.Türkiye-Somali ilişkilerinin yasama ayağıSomali Geçici Anayasası'na göre uluslararası anlaşmalar Bakanlar Kurulu tarafından önerilir, Halk Meclisi tarafından onaylanır ve Cumhurbaşkanı tarafından imzalanır. Yasama organı, dış ilişkilerin kurumsallaşmasında belirleyici bir halka.Şubat 2024'te imzalanan on yıllık Savunma ve Ekonomik İş Birliği Çerçeve Anlaşmasını Somali adına, dönemin Savunma Bakanı sıfatıyla Abdülkadir Muhammed Nur imzalamıştı. Anlaşma Somali parlamentosundan 213'e karşı 3 oyla geçmişti.Ankara açısından burada önemli olan, Türkiye'yi yakından tanıyan bir ismin Meclis Başkanı olması değil; iki ülke ilişkilerinin savunma, enerji ve denizcilik gibi giderek daha teknik alanlara genişlediği bir dönemde, bu dosyaların hem müzakere hem de yasama boyutunu bilen bir muhatabın ortaya çıkmasıdır. Bu, kişisel yakınlıktan ziyade kurumsal hafızadan doğan bir avantaj.Bu noktada daha geniş bir okuma da mümkün. Türkiye'nin Somali'deki en kalıcı yatırımlarından biri insan sermayesidir. Nur'un kariyeri, on beş yıllık eğitim diplomasisinin sonuçlarının ölçülebildiği somut bir örnek sunuyor. Bu durum uzun vadeli iş birliğinin hangi araçlarla kurumsallaştığının kanıtı olarak okunabilir.2027 seçimlerine giden yolSomali, 2027 seçim sürecine giderken anayasal düzenin uygulanması, seçim sisteminin hukuki altyapısı ve federal eyaletlerle ilişkilerin onarılması gibi üç eş zamanlı başlıkla karşı karşıya. Bu başlıkların üçü de doğrudan Halk Meclisinin çalışma kapasitesine bağlı. Karşılaştırmalı bir ölçüt burada yol gösterici olabilir. 2018'deki Meclis Başkanlığı seçimine 265 milletvekili katılmıştı. Aradaki siyasi şartlar birebir aynı olmasa da bu rakam, parlamenter katılımın genişleyebileceği tarihsel bir referans noktası sunuyor. Nitelikli çoğunluk gerektiren düzenlemelerin önündeki asıl imkan da burada.Bu nedenle Abdülkadir Muhammed Nur'un seçilmesi, bir siyasi yarışın sonundan çok yeni bir dönemin başlangıcı olarak okunmalıdır. Önümüzdeki aylarda asıl ölçü, Meclis Başkanlığının iktidar ile muhalefet, merkez ile federal eyaletler ve bugünün anayasal düzeni ile 2027'nin seçim sistemi arasında bir uzlaşı zemini üretip üretemeyeceği olacaktır.[Dr. Tunç Demirtaş, SETA Dış Politika Araştırmacısıdır.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.Muhabir: Muhammed Utku Asker]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : SETA Dış Politika Araştırmacısı Dr. Tunç Demirtaş, Somali'de Abdülkadir Muhammed Nur'un Meclis Başkanı seçilmesinin siyasi sonuçlarını ve bölgesel dinamiklere etkisini​​​​​​​ AA Analiz için kaleme aldı. ***Somali Federal Parlamentosu Halk Meclisi, 10 Ağustos 2026'da yeni başkanını seçti. Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Muhammed Nur, kullanılan 171 oyun 142'sini alarak rakibi milletvekili Abdülkadir Ömer Maalin'i geride bıraktı.Sonucun kendisi kadar, ortaya çıktığı zemin de dikkat çekici. Mart ayındaki anayasal gerilimlerin ve haziran ayında yaşananların ardından üst düzey bir makamın oylamayla ve tartışmasız bir farkla belirlenmesi, Somali siyasetinde rekabetin yeniden kurumsal mecraya dönebildiğine işaret ediyor.142 oy ve parlamentodaki güç dengesiNur'un oy kullanan milletvekillerinin yaklaşık yüzde 83'ünün desteğini alması, güçlü bir mutabakata işaret ediyor. İttifakların hızla değişebildiği, klan dengelerinin ve merkez-eyalet ilişkilerinin parlamento davranışını doğrudan etkilediği bir sistemde bu ölçekte bir destek küçümsenecek bir sonuç değil. Yeni başkan görevine belirgin bir hareket alanıyla başlıyor.Somali siyasal sisteminde Cumhurbaşkanlığı ile Halk Meclisi Başkanlığı, siyasi güç dağılımının iki temel merkezini oluşturuyor. Cumhurbaşkanının hükümet kurma kapasitesi de nihayetinde parlamentoda oluşturabildiği desteğin genişliğiyle yakından ilişkili. Bu açıdan Abdülkadir Muhammed Nur’un 142 oyla Meclis Başkanlığına seçilmesi hem yeni başkana yönelik bir güven göstergesi hem de Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un Meclis içindeki koalisyonunu hala etkili biçimde yönlendirebildiğinin işareti. 10 Ağustos seçiminden çıkan en önemli siyasi sonuçlardan biri, Villa Somalia’nın yasama üzerindeki ağırlığını koruduğunun görülmesi oldu.Bu tablo muhalefetin Somali siyasetindeki önemini ortadan kaldırmıyor. Ancak mevcut güç dağılımında muhalif aktörlerin parlamentodaki kurumsal etkisinin sahip oldukları daha geniş siyasi ve toplumsal görünürlüğün gerisinde kaldığını gösteriyor. 2027’ye doğru ilerlerken bu dengenin nasıl şekilleneceği, seçim ve anayasa tartışmalarının seyri üzerinde belirleyici olacaktır. Meclis Başkanlığının farklı siyasi aktörler arasında oluşturabileceği çalışma zemini de bu açıdan önem taşıyor.Asıl soru, bu başlangıç avantajının nasıl kullanılacağı. Halk Meclisi 275 sandalyeden oluşuyor ve oylamaya 171 milletvekili katıldı. Katılmayan 104 milletvekilini tek bir siyasi blok olarak değerlendirmek doğru olmaz. Aralarında mazereti bulunan veya yurt dışında olduğu için oylamaya katılamayan isimler de vardı. Öte yandan Nur’un aldığı 142 oyun tamamını Villa Somalia’nın parlamento desteği olarak okumak da tabloyu eksik bırakır. Oylamaya katılan milletvekilleri arasında Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un siyasi çizgisinde yer almayan, buna karşın Nur’un adaylığını destekleyen isimler bulunuyordu. Eski Meclis Başkanı Mohamed Mursal Sheikh Abdurahman’ın Nur’a açık destek vermesi bunun dikkat çekici örneklerinden biri. Bu durum, Nur’un adaylığının mevcut iktidar koalisyonunun sınırlarını aşan bir destek üretebildiğini gösteriyor. Yeni başkanın önündeki görev, seçim sırasında ortaya çıkan bu desteği parlamento içindeki farklı siyasi kümeler arasında kalıcı bir çalışma zeminine dönüştürmek olacaktır.Öte yandan Somali'de Meclis Başkanlığı sembolik bir makam değil. Başkan meclis gündemini belirliyor, hangi tasarının ne zaman oylanacağına karar veriyor, anayasa ve seçim mevzuatı süreçlerinin ritmini yönetiyor, hükümet-parlamento ilişkisinin ve güven oylamalarının usulünü kontrol ediyor. Bu yetki yoğunluğu, makamın iki farklı amaçla kullanılmasına olanak tanıyor. Makam, yürütme ile yasama arasındaki koordinasyonu güçlendiren bir araç olarak kullanılabileceği gibi; geniş anlamda muhalefetle diyalog, seçim yasaları üzerinde uzlaşı ve federal eyaletlerle bağların onarılması için bir kaldıraca da dönüştürülebilir. Nur'un aldığı yüksek oy, ikinci seçeneği zorlamak için gereken siyasi ağırlığı ona zaten sağlamış durumda.Yeni idari-siyasi kuşağın yükselişiAbdülkadir Muhammed Nur, Somali devletinin 2010'lardan sonra yetiştirdiği teknokrat-siyasetçi kuşağının en dikkat çeken isimlerinden biri. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu. Türkiye Bursları kapsamında geldiği Türkiye'de yaklaşık sekiz yıl yaşadı, uluslararası ilişkiler eğitimi aldı ve Somali'nin Ankara Büyükelçiliğinde diplomat olarak görev yaptı. Türkçeyi akıcı biçimde konuşuyor.Ülkesine döndükten sonra istihbarat teşkilatında başkan yardımcılığı ve başkan vekilliği yaptı. 2018-2020 arasında dönemin Meclis Başkanının kıdemli danışmanlığını yürüttü. 2020'de Adalet Bakanı, Aralık 2021'de Savunma Bakanı oldu. Savunma Bakanlığı dönemi, terör örgütü ​​​​​​​El-Şebab'a karşı yürütülen kapsamlı operasyonlara ve ordunun yeniden yapılandırılması çalışmalarına denk düştü. Mart 2025'te Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanlığı görevine getirildi.Bu profil, tek tek makamların ötesinde bir olguya işaret ediyor. Somali’de 2010’lu yıllardan itibaren yeniden inşa edilen devlet kurumları, yurt dışında eğitim almış, kurumsal deneyimi bakanlık düzeyinde kazanmış ve göreli olarak genç bir idari elit tarafından doldurulmaya başlandı. Nur'un yasamanın en üst makamına gelmesi, bu kuşağın artık yürütmeyle sınırlı kalmadığının göstergesi.Somali&#039;nin gündemi genişliyorNur'un kariyer çizgisi sadece kişisel bir yükseliş hikayesi değil; Somali'nin devlet gündeminin geçirdiği dönüşümü de yansıtıyor. Son on beş yıl boyunca Mogadişu'nun önceliği devlet inşası ve terörle mücadeleydi. Bu başlıklar önemini korumakla birlikte, ülkenin gündemine artık deniz güvenliği, liman altyapısı, enerji arama faaliyetleri, balıkçılık ekonomisi ve bölgesel bağlantısallık gibi başlıklar ekleniyor. Kızıldeniz ve Aden Körfezi hattındaki hareketlilik, Somali'yi 3.333 kilometrelik kıyı şeridi ve geniş münhasır ekonomik bölgesiyle bu denklemin merkezine yerleştiriyor.Denizcilik ve savunma dosyalarını bakanlık düzeyinde yürütmüş bir ismin yasamanın başına geçmesi, bu genişleyen gündemin parlamentoda da teknik olarak karşılanabilmesi açısından anlamlı. Önümüzdeki dönemde Halk Meclisinin önüne gelecek düzenlemelerin önemli bir bölümü, klasik iç siyaset başlıklarından çok bu alanlarda olacak gibi görünüyor.Türkiye-Somali ilişkilerinin yasama ayağıSomali Geçici Anayasası'na göre uluslararası anlaşmalar Bakanlar Kurulu tarafından önerilir, Halk Meclisi tarafından onaylanır ve Cumhurbaşkanı tarafından imzalanır. Yasama organı, dış ilişkilerin kurumsallaşmasında belirleyici bir halka.Şubat 2024'te imzalanan on yıllık Savunma ve Ekonomik İş Birliği Çerçeve Anlaşmasını Somali adına, dönemin Savunma Bakanı sıfatıyla Abdülkadir Muhammed Nur imzalamıştı. Anlaşma Somali parlamentosundan 213'e karşı 3 oyla geçmişti.Ankara açısından burada önemli olan, Türkiye'yi yakından tanıyan bir ismin Meclis Başkanı olması değil; iki ülke ilişkilerinin savunma, enerji ve denizcilik gibi giderek daha teknik alanlara genişlediği bir dönemde, bu dosyaların hem müzakere hem de yasama boyutunu bilen bir muhatabın ortaya çıkmasıdır. Bu, kişisel yakınlıktan ziyade kurumsal hafızadan doğan bir avantaj.Bu noktada daha geniş bir okuma da mümkün. Türkiye'nin Somali'deki en kalıcı yatırımlarından biri insan sermayesidir. Nur'un kariyeri, on beş yıllık eğitim diplomasisinin sonuçlarının ölçülebildiği somut bir örnek sunuyor. Bu durum uzun vadeli iş birliğinin hangi araçlarla kurumsallaştığının kanıtı olarak okunabilir.2027 seçimlerine giden yolSomali, 2027 seçim sürecine giderken anayasal düzenin uygulanması, seçim sisteminin hukuki altyapısı ve federal eyaletlerle ilişkilerin onarılması gibi üç eş zamanlı başlıkla karşı karşıya. Bu başlıkların üçü de doğrudan Halk Meclisinin çalışma kapasitesine bağlı. Karşılaştırmalı bir ölçüt burada yol gösterici olabilir. 2018'deki Meclis Başkanlığı seçimine 265 milletvekili katılmıştı. Aradaki siyasi şartlar birebir aynı olmasa da bu rakam, parlamenter katılımın genişleyebileceği tarihsel bir referans noktası sunuyor. Nitelikli çoğunluk gerektiren düzenlemelerin önündeki asıl imkan da burada.Bu nedenle Abdülkadir Muhammed Nur'un seçilmesi, bir siyasi yarışın sonundan çok yeni bir dönemin başlangıcı olarak okunmalıdır. Önümüzdeki aylarda asıl ölçü, Meclis Başkanlığının iktidar ile muhalefet, merkez ile federal eyaletler ve bugünün anayasal düzeni ile 2027'nin seçim sistemi arasında bir uzlaşı zemini üretip üretemeyeceği olacaktır.[Dr. Tunç Demirtaş, SETA Dış Politika Araştırmacısıdır.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.Muhabir: Muhammed Utku Asker]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/analiz-somali-siyasetinde-yeni-donem-abdulkadir-muhammed-nur-un-meclis-baskanligi-ne-anlatiyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İngiliz Sterlini Kaç TL? Güncel GBP/TL Öğle Kuru (13 Ağustos 2026)</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ingiliz-sterlini-kac-tl-guncel-gbp-tl-ogle-kuru-13-agustos-2026/893293/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ingiliz-sterlini-kac-tl-guncel-gbp-tl-ogle-kuru-13-agustos-2026/893293/</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:15:01 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum: Sterlin kuru 13 Ağustos 2026 Öğle saatlerinde 64,56 TL seviyesinde işlem görüyor. Saat 12:15 itibarıyla GBP/TL kuru yüzde 0,00 yükseliş gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum - Sterlin/TL kuru güne yüzde sınırlı yükselişle başladı. Serbest piyasada Öğle saatlerinde sterlin, yukarı yönlü seyrini koruyor.

Tikopara.com.tr verilerine göre 13 Ağustos 2026 saat 12:15 itibarıyla:

1 İngiliz Sterlini (GBP): 64,5565 TL

Günlük değişim: Yüzde 0,00 yükseldi gösterdi.

1 İngiliz Sterlini (GBP) Alış 64,4432 TL, 1 İngiliz Sterlini satış fiyatı ise 64,5565 TL olarak gerçekleşti.

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentiler ve yurt içi ekonomik gelişmeler, sterlin kurunun seyrinde etkili olmaya devam ediyor.

Güncel sterlin kuru, anlık fiyatlar ve piyasa verileri tikopara.com.tr üzerinden canlı olarak takip edilebiliyor.

Öğle saatlerinde serbest döviz piyasasında:

Sterlin alış fiyatı: 64,4432 TL

Sterlin satış fiyatı: 64,5565 TL

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentiler ile yurt içindeki ekonomik gelişmeler, sterlin kurunun seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor.

Güncel döviz kurları ve detaylı piyasa analizleri tikopara.com.tr üzerinden anlık olarak takip edilebiliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum - Sterlin/TL kuru güne yüzde sınırlı yükselişle başladı. Serbest piyasada Öğle saatlerinde sterlin, yukarı yönlü seyrini koruyor.

Tikopara.com.tr verilerine göre 13 Ağustos 2026 saat 12:15 itibarıyla:

1 İngiliz Sterlini (GBP): 64,5565 TL

Günlük değişim: Yüzde 0,00 yükseldi gösterdi.

1 İngiliz Sterlini (GBP) Alış 64,4432 TL, 1 İngiliz Sterlini satış fiyatı ise 64,5565 TL olarak gerçekleşti.

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentiler ve yurt içi ekonomik gelişmeler, sterlin kurunun seyrinde etkili olmaya devam ediyor.

Güncel sterlin kuru, anlık fiyatlar ve piyasa verileri tikopara.com.tr üzerinden canlı olarak takip edilebiliyor.

Öğle saatlerinde serbest döviz piyasasında:

Sterlin alış fiyatı: 64,4432 TL

Sterlin satış fiyatı: 64,5565 TL

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentiler ile yurt içindeki ekonomik gelişmeler, sterlin kurunun seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor.

Güncel döviz kurları ve detaylı piyasa analizleri tikopara.com.tr üzerinden anlık olarak takip edilebiliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/ingiliz-sterlini-kac-tl-guncel-gbp-tl-ogle-kuru-13-agustos-2026-20260813121501.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Tekirdağ'da poyraz deniz ulaşımını olumsuz etkiliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tekirdag-da-poyraz-deniz-ulasimini-olumsuz-etkiliyor/893292/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tekirdag-da-poyraz-deniz-ulasimini-olumsuz-etkiliyor/893292/</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Tekirdağ / Marmara Denizi'nde etkili olan poyraz, Tekirdağ'da deniz ulaşımında aksamalara neden oluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Tekirdağ Haberleri : Marmara Denizi'nde etkili olan poyraz, Tekirdağ'da deniz ulaşımında aksamalara neden oluyor.Hızı zaman zaman saatte 40 kilometreye ulaşan poyraz nedeniyle yerli ve yabancı bandıralı 8 şilep ile tanker, Tekirdağ açıklarında bekliyor.Öte yandan, poyrazla oluşan dalgalar kıyıya yosun ve çeşitli atıklar sürükledi.Hava sıcaklığının 30 derece ölçüldüğü kentte, poyrazın etkisini cumartesi gününe kadar sürdürmesi bekleniyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Tekirdağ Haberleri : Marmara Denizi'nde etkili olan poyraz, Tekirdağ'da deniz ulaşımında aksamalara neden oluyor.Hızı zaman zaman saatte 40 kilometreye ulaşan poyraz nedeniyle yerli ve yabancı bandıralı 8 şilep ile tanker, Tekirdağ açıklarında bekliyor.Öte yandan, poyrazla oluşan dalgalar kıyıya yosun ve çeşitli atıklar sürükledi.Hava sıcaklığının 30 derece ölçüldüğü kentte, poyrazın etkisini cumartesi gününe kadar sürdürmesi bekleniyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/tekirdag-da-poyraz-deniz-ulasimini-olumsuz-etkiliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Aydın'da ormanlık alanda çıkan yangın büyük ölçüde kontrol altında</title>
      <link>https://www.canligaste.com/aydin-da-ormanlik-alanda-cikan-yangin-buyuk-olcude-kontrol-altinda/893291/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/aydin-da-ormanlik-alanda-cikan-yangin-buyuk-olcude-kontrol-altinda/893291/</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Aydın / Aydın'ın Kuyucak ilçesinde dün ormanlık alanda çıkan yangın büyük ölçüde kontrol altına alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Aydın Haberleri : Aydın'ın Kuyucak ilçesinde dün ormanlık alanda çıkan yangın büyük ölçüde kontrol altına alındı.Gencelli mevkisindeki yangına ekiplerin müdahalesi gece boyunca sürdü.Zorlu arazi koşulları ekiplerin mücadelesini zorlaştırdı.Yangın, havadan ve karadan yapılan müdahaleyle büyük ölçüde kontrol altına alındı.Ekiplerin bölgedeki çalışması sürüyor.Gencelli mevkisinde dün çıkan orman yangınına, Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı 11 helikopter ve 6 uçak ile Aydın Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri sevk edilmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Aydın Haberleri : Aydın'ın Kuyucak ilçesinde dün ormanlık alanda çıkan yangın büyük ölçüde kontrol altına alındı.Gencelli mevkisindeki yangına ekiplerin müdahalesi gece boyunca sürdü.Zorlu arazi koşulları ekiplerin mücadelesini zorlaştırdı.Yangın, havadan ve karadan yapılan müdahaleyle büyük ölçüde kontrol altına alındı.Ekiplerin bölgedeki çalışması sürüyor.Gencelli mevkisinde dün çıkan orman yangınına, Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı 11 helikopter ve 6 uçak ile Aydın Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri sevk edilmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/aydin-da-ormanlik-alanda-cikan-yangin-buyuk-olcude-kontrol-altinda.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>MSB'de basın bilgilendirme toplantısı yapıldı (1)</title>
      <link>https://www.canligaste.com/msb-de-basin-bilgilendirme-toplantisi-yapildi-2/893290/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/msb-de-basin-bilgilendirme-toplantisi-yapildi-2/893290/</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:12:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk: - Mekke Ortak Savunma Anlaşması, NATO'ya alternatif veya rakip bir yapı olmayıp bölgesel güvenlik ve istikrara katkı sağlayarak uluslararası güvenlik mimarisini tamamlayıcı bir mekanizma olarak değerlendirilmektedir - Söz konusu anlaşma savunma amaçlı olup herhangi bir ülkeyi ortak düşman ya da hasım olarak tanımlamamaktadır - (Yalova'da kırıma uğrayan F-16 uçağı) Fırlatma koltuğuyla uçaktan ayrılan pilotumuzun sağlık durumu iyidir. Kırımın nedeni yapılacak detaylı inceleme sonucu belirlenecektir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, NATO'ya alternatif veya rakip bir yapı olmayıp bölgesel güvenlik ve istikrara katkı sağlayarak uluslararası güvenlik mimarisini tamamlayıcı bir mekanizma olarak değerlendirildiğini belirtti.MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlık'ta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.Aktürk, Kıbrıs Türkü'nün hak ve güvenliğini teminat altına almak ve maruz kaldığı zulmü sona erdirmek amacıyla 14 Ağustos 1974'te icra edilen İkinci Kıbrıs Barış Harekatı'nın yıl dönümü dolayısıyla şehitleri ve ebediyete irtihal eden gazileri andı.Terörle mücadeleAktürk, Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmaların, terörün Türkiye'nin gündeminden kalıcı olarak çıkarılması, milletin huzur ve güvenliğinin güçlendirilmesi, toplumsal birlikteliğin pekiştirilmesi ile bölgede kalıcı barış ve istikrarın tesis edilmesi açısından tarihi öneme sahip olduğunu vurguladı.Gelinen aşamada en büyük payın vatan uğruna fedakarlığın en yüce örneğini sergileyen şehitlere, kahraman gazilere ve ailelerine ait olduğunu ifade eden Aktürk, şunları söyledi:Bakanlığımızca, Kanun'un 8'inci maddesinin uygulanmasına yönelik olarak devletimizin ilgili kurumlarıyla tam bir uyum ve koordinasyon içerisinde gerekli çalışmalara başlanmıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, ülkemizin beka ve güvenliğine yönelen her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini, sınırlarımızda ve ötesinde kesintisiz ve kararlı şekilde sürdürmektedir. Bu kapsamda geçtiğimiz hafta içerisinde barınma alanlarından kaçan 3 terör örgütü PKK mensubu daha teslim olmuştur.Sınır güvenliği en üst seviyede tesis ediliyorAktürk, sınırlarda güvenliğin 7 gün 24 saat esasıyla en üst seviyede tesis edildiğini bildirdi.Sınır güvenliğine ilişkin bilgi veren Aktürk, şunları kaydetti:Hudutlarımızda son bir haftada 1'i terör örgütü mensubu olmak üzere yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 499 şahıs yakalanmış, 716 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece, 1 Ocak'tan bugüne kadar sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 7 bin 942, engellenen kişi sayısı da 45 bin 518 olmuştur. Ayrıca, bu hafta içerisinde Van, Hakkari ve Hatay hudut hatlarında yapılan arama-tarama faaliyetlerinde 304 kilo uyuşturucu madde ele geçirilmiştir.Bölgesel ve küresel barış ile istikrara katkılarAktürk, ikili işbirlikleri, bölgesel inisiyatifler ve çok uluslu görevler kapsamında birçok coğrafyada başarıyla görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerinin, bölgesel ve küresel barış için öncü rol oynamaya devam ettiğini vurguladı.Bu kapsamda Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos'ta Mekke Ortak Savunma Anlaşması imzalandığını hatırlatan Aktürk, üç ülke arasındaki mevcut dostluk ve kardeşlik ilişkilerinin savunma, güvenlik alanında daha kurumsal ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasının amaçlandığını söyledi.Anlaşmanın temel hedefinin bölgesel güvenlik ve istikrara katkı sağlamak, üç ülke arasındaki askeri işbirliğini geliştirmek ve muhtemel krizlere karşı ortak hareket kabiliyetini güçlendirmek olduğunu belirten Aktürk, Söz konusu anlaşma savunma amaçlı olup herhangi bir ülkeyi ortak düşman ya da hasım olarak tanımlamamaktadır. dedi.Aktürk, anlaşma kapsamında savunma bakanları, dışişleri bakanları ile genelkurmay başkanları, silahlı kuvvetler komutanlarının katılımıyla stratejik siyasi ve askeri mekanizmaların oluşturulması ve üç ülke arasındaki koordinasyonun en üst düzeyde yürütülmesinin öngörüldüğünü ifade etti.Anlaşmayla askeri işbirliğinin kademeli olarak geliştirilmesinin planlandığını bildiren Aktürk, Bu kapsamda komuta yeri ve arazi tatbikatlarından başlayarak, ilerleyen aşamalarda kara, deniz, hava, hava savunma ve insansız sistemlerin katılımıyla müşterek tatbikatların icra edilmesi hedeflenmektedir. bilgisini verdi.Zeki Aktürk, tatbikatlarla muhtemel krizler öncesinde ihtiyaç ve eksikliklerin tespit edilmesi, elde edilen tecrübelerin doktrin, eğitim ve planlama süreçlerine aktarılması ile müşterek harekat kabiliyetinin sürekli geliştirilmesinin amaçlandığını belirtti.Savunma sanayi işbirliğinin anlaşmanın önemli unsurlarından biri olduğuna dikkati çeken Aktürk, Bu kapsamda yalnızca ürün ve sistem tedariki değil, ortak geliştirme ve üretim, teknoloji işbirliği ile sürdürülebilir bakım ve lojistik desteğin sağlanması hedeflenmektedir. diye konuştu.İnsansız ve otonom sistemlerin, elektronik harp ve yapay zeka destekli kabiliyetlerin öncelikli işbirliği alanları arasında yer aldığını vurgulayan Aktürk, şunları kaydetti:Mekke Ortak Savunma Anlaşması, NATO'ya alternatif veya rakip bir yapı olmayıp bölgesel güvenlik ve istikrara katkı sağlayarak uluslararası güvenlik mimarisini tamamlayıcı bir mekanizma olarak değerlendirilmektedir. Mekanizmanın olgunlaşmasıyla birlikte, gerekli mutabakatın sağlanması halinde diğer ülkelerin katılımı da değerlendirilebilecektir. Nihai hedefimiz, barış döneminde etkin şekilde işleyen, muhtemel krizlere hazırlıklı ve ihtiyaç halinde somut askeri destek sağlayabilen kurumsal bir mekanizma oluşturmaktır. Bu işbirliğinin, ülkelerimizin güvenliğinin yanı sıra bölgesel barış, istikrar ve caydırıcılığa da önemli katkı sağlayacağını değerlendiriyoruz. Bu vesileyle dost ve kardeş ülke Pakistan'ın Bağımsızlık Günü'nü şimdiden kutluyoruz.İsrail, Gazze&#039;deki insani krizi derinleştiren saldırılarını sürdürüyorAktürk, Orta Doğu'daki gelişmeler kapsamında bölgede kalıcı barış ve istikrarın sağlanmasının, İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki işgal ve saldırılarına son vermesiyle mümkün olduğunu söyledi. İsrail'in, Birleşmiş Milletler raporlarına da yansıyan ve Gazze'deki insani krizi derinleştiren saldırılarını sürdürdüğünü ifade eden Aktürk, şunları dile getirdi:İsrail'in 15 maddelik Gazze Planı'nı da reddetmesi, bölgesel yayılmacı politika izlediğinin bir diğer göstergesi olmuştur. Öte yandan İsrail, imzalanan çerçeve anlaşmasına rağmen benzer şekilde Lübnan'ın güneyindeki saldırılarına ve askeri faaliyetlerine de devam etmektedir. Uluslararası toplumun, İsrail'in bu eylemlerine karşı uluslararası hukuka ve insani değerlere sahip çıkarak daha kararlı ve güçlü bir tutum sergilemesinin, bölgede barış ve istikrarın tesisi açısından elzem olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.Düşen F-16 uçağıAktürk, dün Yalova'da kırıma uğrayan F-16 uçağına ilişkin de bilgi verdi.Zeki Aktürk, konuya ilişkin, 12 Ağustos'ta 18'inci Ana Üs Komutanlığı/Yalova'da 2026 yılı Hava Harp Okulu Öğrenci Seçme Uçuşları kapsamında eğitim uçuşu gerçekleştiren Hava Kuvvetlerimize ait bir adet F-16 uçağımız kırıma uğramıştır. Fırlatma koltuğuyla uçaktan ayrılan pilotumuzun sağlık durumu iyidir. Kırımın nedeni yapılacak detaylı inceleme sonucu belirlenecektir. açıklamasını yaptı. Envantere yeni giren silah sistemleriAktürk, yerli ve milli savunma sanayisinin kara, deniz, hava ve siber alanlarında geliştirdiği kritik sistemlerle Türk Silahlı Kuvvetlerinin caydırıcılığını ve harekat kabiliyetini güçlendirmeye devam ettiğini vurguladı.Bu kapsamda yapılan faaliyetlere ilişkin bilgi veren Aktürk, şunları kaydetti:Geçtiğimiz hafta içerisinde Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda, dikine iniş kalkış yapabilen Kamikaze İnsansız Hava Aracı (KİHA) Sistemleri ile 5,56 milimetre hafif makineli tüfeğin muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır. Diğer yandan, 20-23 Ağustos tarihleri arasında Gölcük Deniz Ana Üs ve Gölcük Tersanesi Komutanlıklarımızda düzenlenecek, ülkemizin ve Deniz Kuvvetlerimizin denizlerdeki gücü ile bu alandaki ileri teknolojik yetkinliğini katılımcılarla buluşturacak TEKNOFEST Mavi Vatan'a, gençlerimiz başta olmak üzere tüm halkımızı bekliyoruz.Öğrenci ve personel teminiAktürk, personel ve askeri öğrenci alım faaliyetlerinin planlanan takvime uygun olarak devam ettiğini duyurdu.Bu kapsamda 24 Temmuz’da başlayan Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları'nda istihdam edilmek üzere 2026 yılı 3'üncü Dönem Uzman Erbaş Temini, 4'üncü Dönem Teknik Sınıf Uzman Erbaş Temini ile 2'nci Dönem Sözleşmeli Er Temini başvurularının 17 Ağustos'a kadar uzatıldığı bilgisini veren Aktürk, şunları kaydetti:Bakanlığımız ile Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğinde, ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik düzenlenen 'Kahramanım Mehmetçik ve Vatan' konulu resim yarışmasında halk oylaması devam etmektedir. Öğrencilerimizin bayrağımıza, vatanımıza ve Mehmetçiğimize duydukları sevgi ve bağlılığı sanat yoluyla ifade etmelerine imkan sağlayan yarışma kapsamında seçici kurul tarafından belirlenen eserler Bakanlığımızın X hesabında vatandaşlarımızın beğenisine sunulmuştur. İlkokul kategorisinin ardından ortaokul kategorisinde devam eden halk oylaması yarın sona erecek, yarışma sonuçları ise 21 Ağustos'ta Bakanlığımız ile Milli Eğitim Bakanlığının resmi sosyal medya hesapları ve internet siteleri üzerinden ilan edilecektir.(Sürecek)]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, NATO'ya alternatif veya rakip bir yapı olmayıp bölgesel güvenlik ve istikrara katkı sağlayarak uluslararası güvenlik mimarisini tamamlayıcı bir mekanizma olarak değerlendirildiğini belirtti.MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlık'ta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.Aktürk, Kıbrıs Türkü'nün hak ve güvenliğini teminat altına almak ve maruz kaldığı zulmü sona erdirmek amacıyla 14 Ağustos 1974'te icra edilen İkinci Kıbrıs Barış Harekatı'nın yıl dönümü dolayısıyla şehitleri ve ebediyete irtihal eden gazileri andı.Terörle mücadeleAktürk, Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmaların, terörün Türkiye'nin gündeminden kalıcı olarak çıkarılması, milletin huzur ve güvenliğinin güçlendirilmesi, toplumsal birlikteliğin pekiştirilmesi ile bölgede kalıcı barış ve istikrarın tesis edilmesi açısından tarihi öneme sahip olduğunu vurguladı.Gelinen aşamada en büyük payın vatan uğruna fedakarlığın en yüce örneğini sergileyen şehitlere, kahraman gazilere ve ailelerine ait olduğunu ifade eden Aktürk, şunları söyledi:Bakanlığımızca, Kanun'un 8'inci maddesinin uygulanmasına yönelik olarak devletimizin ilgili kurumlarıyla tam bir uyum ve koordinasyon içerisinde gerekli çalışmalara başlanmıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, ülkemizin beka ve güvenliğine yönelen her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini, sınırlarımızda ve ötesinde kesintisiz ve kararlı şekilde sürdürmektedir. Bu kapsamda geçtiğimiz hafta içerisinde barınma alanlarından kaçan 3 terör örgütü PKK mensubu daha teslim olmuştur.Sınır güvenliği en üst seviyede tesis ediliyorAktürk, sınırlarda güvenliğin 7 gün 24 saat esasıyla en üst seviyede tesis edildiğini bildirdi.Sınır güvenliğine ilişkin bilgi veren Aktürk, şunları kaydetti:Hudutlarımızda son bir haftada 1'i terör örgütü mensubu olmak üzere yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 499 şahıs yakalanmış, 716 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece, 1 Ocak'tan bugüne kadar sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 7 bin 942, engellenen kişi sayısı da 45 bin 518 olmuştur. Ayrıca, bu hafta içerisinde Van, Hakkari ve Hatay hudut hatlarında yapılan arama-tarama faaliyetlerinde 304 kilo uyuşturucu madde ele geçirilmiştir.Bölgesel ve küresel barış ile istikrara katkılarAktürk, ikili işbirlikleri, bölgesel inisiyatifler ve çok uluslu görevler kapsamında birçok coğrafyada başarıyla görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerinin, bölgesel ve küresel barış için öncü rol oynamaya devam ettiğini vurguladı.Bu kapsamda Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos'ta Mekke Ortak Savunma Anlaşması imzalandığını hatırlatan Aktürk, üç ülke arasındaki mevcut dostluk ve kardeşlik ilişkilerinin savunma, güvenlik alanında daha kurumsal ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasının amaçlandığını söyledi.Anlaşmanın temel hedefinin bölgesel güvenlik ve istikrara katkı sağlamak, üç ülke arasındaki askeri işbirliğini geliştirmek ve muhtemel krizlere karşı ortak hareket kabiliyetini güçlendirmek olduğunu belirten Aktürk, Söz konusu anlaşma savunma amaçlı olup herhangi bir ülkeyi ortak düşman ya da hasım olarak tanımlamamaktadır. dedi.Aktürk, anlaşma kapsamında savunma bakanları, dışişleri bakanları ile genelkurmay başkanları, silahlı kuvvetler komutanlarının katılımıyla stratejik siyasi ve askeri mekanizmaların oluşturulması ve üç ülke arasındaki koordinasyonun en üst düzeyde yürütülmesinin öngörüldüğünü ifade etti.Anlaşmayla askeri işbirliğinin kademeli olarak geliştirilmesinin planlandığını bildiren Aktürk, Bu kapsamda komuta yeri ve arazi tatbikatlarından başlayarak, ilerleyen aşamalarda kara, deniz, hava, hava savunma ve insansız sistemlerin katılımıyla müşterek tatbikatların icra edilmesi hedeflenmektedir. bilgisini verdi.Zeki Aktürk, tatbikatlarla muhtemel krizler öncesinde ihtiyaç ve eksikliklerin tespit edilmesi, elde edilen tecrübelerin doktrin, eğitim ve planlama süreçlerine aktarılması ile müşterek harekat kabiliyetinin sürekli geliştirilmesinin amaçlandığını belirtti.Savunma sanayi işbirliğinin anlaşmanın önemli unsurlarından biri olduğuna dikkati çeken Aktürk, Bu kapsamda yalnızca ürün ve sistem tedariki değil, ortak geliştirme ve üretim, teknoloji işbirliği ile sürdürülebilir bakım ve lojistik desteğin sağlanması hedeflenmektedir. diye konuştu.İnsansız ve otonom sistemlerin, elektronik harp ve yapay zeka destekli kabiliyetlerin öncelikli işbirliği alanları arasında yer aldığını vurgulayan Aktürk, şunları kaydetti:Mekke Ortak Savunma Anlaşması, NATO'ya alternatif veya rakip bir yapı olmayıp bölgesel güvenlik ve istikrara katkı sağlayarak uluslararası güvenlik mimarisini tamamlayıcı bir mekanizma olarak değerlendirilmektedir. Mekanizmanın olgunlaşmasıyla birlikte, gerekli mutabakatın sağlanması halinde diğer ülkelerin katılımı da değerlendirilebilecektir. Nihai hedefimiz, barış döneminde etkin şekilde işleyen, muhtemel krizlere hazırlıklı ve ihtiyaç halinde somut askeri destek sağlayabilen kurumsal bir mekanizma oluşturmaktır. Bu işbirliğinin, ülkelerimizin güvenliğinin yanı sıra bölgesel barış, istikrar ve caydırıcılığa da önemli katkı sağlayacağını değerlendiriyoruz. Bu vesileyle dost ve kardeş ülke Pakistan'ın Bağımsızlık Günü'nü şimdiden kutluyoruz.İsrail, Gazze&#039;deki insani krizi derinleştiren saldırılarını sürdürüyorAktürk, Orta Doğu'daki gelişmeler kapsamında bölgede kalıcı barış ve istikrarın sağlanmasının, İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki işgal ve saldırılarına son vermesiyle mümkün olduğunu söyledi. İsrail'in, Birleşmiş Milletler raporlarına da yansıyan ve Gazze'deki insani krizi derinleştiren saldırılarını sürdürdüğünü ifade eden Aktürk, şunları dile getirdi:İsrail'in 15 maddelik Gazze Planı'nı da reddetmesi, bölgesel yayılmacı politika izlediğinin bir diğer göstergesi olmuştur. Öte yandan İsrail, imzalanan çerçeve anlaşmasına rağmen benzer şekilde Lübnan'ın güneyindeki saldırılarına ve askeri faaliyetlerine de devam etmektedir. Uluslararası toplumun, İsrail'in bu eylemlerine karşı uluslararası hukuka ve insani değerlere sahip çıkarak daha kararlı ve güçlü bir tutum sergilemesinin, bölgede barış ve istikrarın tesisi açısından elzem olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.Düşen F-16 uçağıAktürk, dün Yalova'da kırıma uğrayan F-16 uçağına ilişkin de bilgi verdi.Zeki Aktürk, konuya ilişkin, 12 Ağustos'ta 18'inci Ana Üs Komutanlığı/Yalova'da 2026 yılı Hava Harp Okulu Öğrenci Seçme Uçuşları kapsamında eğitim uçuşu gerçekleştiren Hava Kuvvetlerimize ait bir adet F-16 uçağımız kırıma uğramıştır. Fırlatma koltuğuyla uçaktan ayrılan pilotumuzun sağlık durumu iyidir. Kırımın nedeni yapılacak detaylı inceleme sonucu belirlenecektir. açıklamasını yaptı. Envantere yeni giren silah sistemleriAktürk, yerli ve milli savunma sanayisinin kara, deniz, hava ve siber alanlarında geliştirdiği kritik sistemlerle Türk Silahlı Kuvvetlerinin caydırıcılığını ve harekat kabiliyetini güçlendirmeye devam ettiğini vurguladı.Bu kapsamda yapılan faaliyetlere ilişkin bilgi veren Aktürk, şunları kaydetti:Geçtiğimiz hafta içerisinde Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda, dikine iniş kalkış yapabilen Kamikaze İnsansız Hava Aracı (KİHA) Sistemleri ile 5,56 milimetre hafif makineli tüfeğin muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır. Diğer yandan, 20-23 Ağustos tarihleri arasında Gölcük Deniz Ana Üs ve Gölcük Tersanesi Komutanlıklarımızda düzenlenecek, ülkemizin ve Deniz Kuvvetlerimizin denizlerdeki gücü ile bu alandaki ileri teknolojik yetkinliğini katılımcılarla buluşturacak TEKNOFEST Mavi Vatan'a, gençlerimiz başta olmak üzere tüm halkımızı bekliyoruz.Öğrenci ve personel teminiAktürk, personel ve askeri öğrenci alım faaliyetlerinin planlanan takvime uygun olarak devam ettiğini duyurdu.Bu kapsamda 24 Temmuz’da başlayan Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları'nda istihdam edilmek üzere 2026 yılı 3'üncü Dönem Uzman Erbaş Temini, 4'üncü Dönem Teknik Sınıf Uzman Erbaş Temini ile 2'nci Dönem Sözleşmeli Er Temini başvurularının 17 Ağustos'a kadar uzatıldığı bilgisini veren Aktürk, şunları kaydetti:Bakanlığımız ile Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğinde, ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik düzenlenen 'Kahramanım Mehmetçik ve Vatan' konulu resim yarışmasında halk oylaması devam etmektedir. Öğrencilerimizin bayrağımıza, vatanımıza ve Mehmetçiğimize duydukları sevgi ve bağlılığı sanat yoluyla ifade etmelerine imkan sağlayan yarışma kapsamında seçici kurul tarafından belirlenen eserler Bakanlığımızın X hesabında vatandaşlarımızın beğenisine sunulmuştur. İlkokul kategorisinin ardından ortaokul kategorisinde devam eden halk oylaması yarın sona erecek, yarışma sonuçları ise 21 Ağustos'ta Bakanlığımız ile Milli Eğitim Bakanlığının resmi sosyal medya hesapları ve internet siteleri üzerinden ilan edilecektir.(Sürecek)]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/msb-de-basin-bilgilendirme-toplantisi-yapildi-2.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Amerikan Doları Kaç TL? Güncel USD/TL Öğle Kuru (13 Ağustos 2026)</title>
      <link>https://www.canligaste.com/amerikan-dolari-kac-tl-guncel-usd-tl-ogle-kuru-13-agustos-2026/893289/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/amerikan-dolari-kac-tl-guncel-usd-tl-ogle-kuru-13-agustos-2026/893289/</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:10:02 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum: Dolar kuru 13 Ağustos 2026 Öğle saatlerinde 47,78 TL seviyesinde işlem görüyor. Saat 12:10 itibarıyla USD/TL kuru yüzde 0,02 yükseliş gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum - Dolar/TL kuru güne yüzde sınırlı yükselişle başladı. Serbest piyasada Öğle saatlerinde dolar, yukarı yönlü seyrini koruyor.

Tikopara.com.tr verilerine göre 13 Ağustos 2026 saat 12:10 itibarıyla:

1 Amerikan Doları (USD): 47,7842 TL

Günlük değişim: Yüzde 0,02 yükseldi gösterdi.

1 Amerikan Doları (USD) Alış 47,7663 TL, 1 Amerikan Doları satış fiyatı ise 47,7842 TL olarak gerçekleşti.

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentiler ve yurt içi ekonomik gelişmeler, dolar kurunun seyrinde etkili olmaya devam ediyor.

Güncel dolar kuru, anlık fiyatlar ve piyasa verileri tikopara.com.tr üzerinden canlı olarak takip edilebiliyor.

Öğle saatlerinde serbest döviz piyasasında:

Dolar alış fiyatı: 47,7663 TL

Dolar satış fiyatı: 47,7842 TL

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentiler ile yurt içindeki ekonomik gelişmeler, dolar kurunun seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor.

Güncel döviz kurları ve detaylı piyasa analizleri tikopara.com.tr üzerinden anlık olarak takip edilebiliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum - Dolar/TL kuru güne yüzde sınırlı yükselişle başladı. Serbest piyasada Öğle saatlerinde dolar, yukarı yönlü seyrini koruyor.

Tikopara.com.tr verilerine göre 13 Ağustos 2026 saat 12:10 itibarıyla:

1 Amerikan Doları (USD): 47,7842 TL

Günlük değişim: Yüzde 0,02 yükseldi gösterdi.

1 Amerikan Doları (USD) Alış 47,7663 TL, 1 Amerikan Doları satış fiyatı ise 47,7842 TL olarak gerçekleşti.

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentiler ve yurt içi ekonomik gelişmeler, dolar kurunun seyrinde etkili olmaya devam ediyor.

Güncel dolar kuru, anlık fiyatlar ve piyasa verileri tikopara.com.tr üzerinden canlı olarak takip edilebiliyor.

Öğle saatlerinde serbest döviz piyasasında:

Dolar alış fiyatı: 47,7663 TL

Dolar satış fiyatı: 47,7842 TL

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentiler ile yurt içindeki ekonomik gelişmeler, dolar kurunun seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor.

Güncel döviz kurları ve detaylı piyasa analizleri tikopara.com.tr üzerinden anlık olarak takip edilebiliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/amerikan-dolari-kac-tl-guncel-usd-tl-ogle-kuru-13-agustos-2026-20260813121002.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Son Dakika Gelişmesi! Türkiye'nin en çok gelir vergisi ödeyen isimleri, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Genel Müdürü Haluk Bayraktar, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç oldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/son-dakika-gelismesi-turkiye-nin-en-cok-gelir-vergisi-odeyen-isimleri-baykar-yonetim-kurulu-baskani-selcuk-bayraktar-genel-muduru-haluk-bayraktar-koc-holding-seref-baskani-rahmi-koc-oldu/893288/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/son-dakika-gelismesi-turkiye-nin-en-cok-gelir-vergisi-odeyen-isimleri-baykar-yonetim-kurulu-baskani-selcuk-bayraktar-genel-muduru-haluk-bayraktar-koc-holding-seref-baskani-rahmi-koc-oldu/893288/</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:09:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara Flaş Haber / Türkiye'nin en çok gelir vergisi ödeyen isimleri, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Genel Müdürü Haluk Bayraktar, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Son Dakika Flaş Haber : Türkiye&#039;nin en çok gelir vergisi ödeyen isimleri, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Genel Müdürü Haluk Bayraktar, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç oldu.Bu flaş haber gelişmesidir! Haber güncellendikçe içerik eklenecektir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Son Dakika Flaş Haber : Türkiye&#039;nin en çok gelir vergisi ödeyen isimleri, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Genel Müdürü Haluk Bayraktar, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç oldu.Bu flaş haber gelişmesidir! Haber güncellendikçe içerik eklenecektir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/son-dakika-gelismesi-turkiye-nin-en-cok-gelir-vergisi-odeyen-isimleri-baykar-yonetim-kurulu-baskani-selcuk-bayraktar-genel-muduru-haluk-bayraktar-koc-holding-seref-baskani-rahmi-koc-oldu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bilim insanları, kara delik yıldızı olarak tanımladıkları yeni bir kozmik cisim keşfetti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bilim-insanlari-kara-delik-yildizi-olarak-tanimladiklari-yeni-bir-kozmik-cisim-kesfetti/893286/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bilim-insanlari-kara-delik-yildizi-olarak-tanimladiklari-yeni-bir-kozmik-cisim-kesfetti/893286/</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:09:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Gök bilimciler, Güneş Sistemi büyüklüğünde olduğu tahmin edilen ve parlak kırmızı ışık yayan, kara delik yıldızı olarak tanımladıkları yeni bir kozmik cisim keşfettiklerini bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Gök bilimciler, Güneş Sistemi büyüklüğünde olduğu tahmin edilen ve parlak kırmızı ışık yayan, kara delik yıldızı olarak tanımladıkları yeni bir kozmik cisim keşfettiklerini bildirdi.Uluslararası araştırma ekibi, ABD Havacılık ve Uzay Ajansının (NASA) James Webb Uzay Teleskobu tarafından elde edilen görüntülerden birinde yer alan MoM-BH*-1 adlı parlak kırmızı ışık yayan cisim üzerinde detaylı incelemeler yürüttü.Bilgisayar simülasyonları yardımıyla, cismin, nükleer füzyonla enerji üreten devasa bir yıldız olmadığını tespit eden bilim insanları, Güneş Sistemi büyüklüğünde olduğu tahmin edilen cismin, yoğun gaz tabakasıyla çevrili bir kara delik olabileceğini ortaya koydu.Yoğun gazın etkisiyle kozmik cismin, dışarıdan bakıldığında tıpkı bir yıldız gibi ışık yaydığını vurgulayan gök bilimciler, cismin görünüş bakımından dev bir yıldızı andırmasına rağmen bilinen herhangi bir yıldızın üretebileceğinden yaklaşık 100 milyar kat daha fazla enerji yaydığını belirledi.Araştırmacılar, Dünya'dan milyarlarca ışık yılı uzakta bulunan cismin, Büyük Patlama'dan yaklaşık 660 milyon yıl sonra oluştuğunun tahmin edildiğini aktardı.Çalışmanın başyazarı Massachusetts Teknoloji Enstitüsüne (MIT) bağlı Kavli Astrofizik ve Uzay Araştırmaları Enstitüsünden Dr. Rohan Naidu, Astrofizik alanında yeni bir cisim türü, bir 'kara delik yıldızı' keşfettik. ifadesini kullandı.Naidu, kara delik yıldızı olarak tanımladıkları cismin kara deliklerle ilişkilendirilen düzeyde enerji yayarken aynı zamanda yıldızlara özgü bazı özellikler gösterdiğini kaydetti.Araştırmanın sonuçları Nature bilim dergisinde yayımlandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Gök bilimciler, Güneş Sistemi büyüklüğünde olduğu tahmin edilen ve parlak kırmızı ışık yayan, kara delik yıldızı olarak tanımladıkları yeni bir kozmik cisim keşfettiklerini bildirdi.Uluslararası araştırma ekibi, ABD Havacılık ve Uzay Ajansının (NASA) James Webb Uzay Teleskobu tarafından elde edilen görüntülerden birinde yer alan MoM-BH*-1 adlı parlak kırmızı ışık yayan cisim üzerinde detaylı incelemeler yürüttü.Bilgisayar simülasyonları yardımıyla, cismin, nükleer füzyonla enerji üreten devasa bir yıldız olmadığını tespit eden bilim insanları, Güneş Sistemi büyüklüğünde olduğu tahmin edilen cismin, yoğun gaz tabakasıyla çevrili bir kara delik olabileceğini ortaya koydu.Yoğun gazın etkisiyle kozmik cismin, dışarıdan bakıldığında tıpkı bir yıldız gibi ışık yaydığını vurgulayan gök bilimciler, cismin görünüş bakımından dev bir yıldızı andırmasına rağmen bilinen herhangi bir yıldızın üretebileceğinden yaklaşık 100 milyar kat daha fazla enerji yaydığını belirledi.Araştırmacılar, Dünya'dan milyarlarca ışık yılı uzakta bulunan cismin, Büyük Patlama'dan yaklaşık 660 milyon yıl sonra oluştuğunun tahmin edildiğini aktardı.Çalışmanın başyazarı Massachusetts Teknoloji Enstitüsüne (MIT) bağlı Kavli Astrofizik ve Uzay Araştırmaları Enstitüsünden Dr. Rohan Naidu, Astrofizik alanında yeni bir cisim türü, bir 'kara delik yıldızı' keşfettik. ifadesini kullandı.Naidu, kara delik yıldızı olarak tanımladıkları cismin kara deliklerle ilişkilendirilen düzeyde enerji yayarken aynı zamanda yıldızlara özgü bazı özellikler gösterdiğini kaydetti.Araştırmanın sonuçları Nature bilim dergisinde yayımlandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/bilim-insanlari-kara-delik-yildizi-olarak-tanimladiklari-yeni-bir-kozmik-cisim-kesfetti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Uzmanlara göre, İsrail sonsuz savaş stratejisiyle ABD'yle ilişkileri en sıkıntılı dönemden geçiyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/uzmanlara-gore-israil-sonsuz-savas-stratejisiyle-abd-yle-iliskileri-en-sikintili-donemden-geciyor/893284/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/uzmanlara-gore-israil-sonsuz-savas-stratejisiyle-abd-yle-iliskileri-en-sikintili-donemden-geciyor/893284/</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:06:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya / İsrailli uzman Shaiel Ben-Ephraim: İsrail kamuoyu algısı savaşını kaybetti. Gelecekte ABD'nin İsrail'e silah göndermeyi durduracağı bir döneme girilecek. İsrail'e her istediğini yapma imkanı veren o açık çek artık yok Amerikalıların büyük bir kısmı, İsrail'in savaş suçları işlediğine inanıyor, önemli bir kesim bunun soykırım olduğunu düşünüyor, büyük bir kitle İsrail'in hiçbir askeri destek almaması gerektiğini savunuyor ve giderek daha fazla sayıda insan ABD yönetimi yerine Filistinlileri destekliyor - Marmara Üniversitesi Orta Doğu ve İslam Ülkeleri Araştırmaları Enstitüsü Dr. Öğr. Üyesi Selim Han Yeniacun: Gazze'de gerçekleşen soykırım ve katliamlar, Amerikan toplumunda ve hatta ABD'deki Yahudi toplumunda ciddi bir tepkiye yol açtı. İsrail'in saldırganlığı, ABD'nin sürdürülebilir bir Orta Doğu politikası ortaya koymasının önünde büyük bir engel oluşturuyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri : ÇAĞRI KOŞAK - İsrail'in sonsuz savaş adı verilen saldırgan politikalarıyla bölgede sorunlu ülke haline geldiğini belirten uzmanlar, Tel Aviv'in ABD'yle ilişkilerinin tarihindeki en sıkıntılı dönemden geçtiğini savundu.İsrail ordusunun eski çalışanlarından uzman Shaiel Ben-Ephraim, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail'in bölgesel saldırılarının sonsuz bir savaş olarak kurgulandığını ve bunun arkasında kendi kendini besleyen mekanizmalar bulunduğunu söyledi.İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun kaderini savaşın devamına bağladığını ifade eden Ben-Ephraim, Temelde 7 Ekim onun açısından büyük bir başarısızlıktı. 'Bay Güvenlik' itibarını yeniden kazanmak ve ülkeyi kendi başarısızlığının sonuçlarıyla yüzleştirmemek adına sürekli bir korku ve dikkat dağıtma hali oluşturmak zorunda kaldı. dedi.Ben-Ephraim, İsrail ordusunun her tehdidi aşırı güçle çözme eğiliminde olduğunu ve Netanyahu'nun bu eğilimin önünü tamamen açtığını dile getirerek, Dışişleri Bakanlığı gibi diplomatik kanalların ya da ABD baskısının artık dengeleyici bir rol oynamadığını aktardı.Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin güçlü bir lobiye sahip olduğuna dikkati çeken Ben-Ephraim, Sürekli devam eden savaşları yerleşim yerlerini genişletmek için doğrudan bir bahane olarak kullanıyorlar. Batı Şeria zaten yerleşimlerle dolu ancak Gazze'ye, Lübnan'a ve Suriye'ye de yerleşmeye çalışıyorlar. Dini ve mesiyanik hedefleri var. Tüm bu güçlerin koalisyonu sonsuz bir savaşa yol açıyor. değerlendirmesinde bulundu.ABD kamuoyunda İsrail&#039;e verilen destek eriyorABD ile İsrail arasındaki ilişkilerin tarihinin en sıkıntılı döneminden geçtiğini vurgulayan Ben-Ephraim, Amerikalıların büyük bir kısmı, İsrail'in savaş suçları işlediğine inanıyor, önemli bir kesim bunun soykırım olduğunu düşünüyor, büyük bir kitle İsrail'in hiçbir askeri destek almaması gerektiğini savunuyor ve giderek daha fazla sayıda insan ABD yönetimi yerine Filistinlileri destekliyor. İsrail kamuoyu algı savaşını kaybetti. Gelecekte ABD'nin İsrail'e silah göndermeyi durduracağı bir döneme girilecek. İsrail'e her istediğini yapma imkanı veren o açık çek artık yok. öngörüsünde bulundu.ABD'de Demokrat Parti'deki değişime ilişkin konuşan Ben-Ephraim, Gördüğümüz gibi Demokrat Parti, giderek daha fazla İsrail karşıtı kişileri seçiyor. Ciddi bir tepki olmasına rağmen Demokrat Parti yönetimi, biraz tereddüdün ardından (Abdul) El-Sayed ve (New York Belediye Başkanı Zohran) Mamdani gibi kişileri benimsiyor. ifadelerini kullandı.Ben-Ephraim, Ayrıca Cumhuriyetçi Parti bünyesinde de giderek büyüyen İsrail karşıtı bir kanat var ve J.D. Vance'in hitap ettiği kesim de bu. J.D. Vance, Cumhuriyetçi Parti'nin geleceğinin bu yönde olduğu üzerine planlarını yapıyor. değerlendirmesinde bulundu.İsrail&#039;de muhalefet ırkçılık sebebiyle birlikte çalışamıyorEkim ayında yapılması beklenen seçimlere de değinen Ben-Ephraim, Netanyahu popülerliğini kaybetti ve muhalefet daha fazla oy alacak. Ancak İsrail'de daha fazla oy almak yeterli değil. İsrail meclisinin yarısından fazlasını kontrol edebilmeniz ve sürdürülebilir bir koalisyona sahip olmanız gerekiyor. dedi.Ben-Ephraim, Netanyahu'ya muhalefet edenler uyumlu bir şekilde birlikte çalışamıyor. Bunun sebebi açıkça söylemek gerekirse ırkçılık. İki büyük Arap partisi var. Biri 6 milletvekili, diğeri ise 5 milletvekili çıkaracak gibi görünüyor. Bu iki parti birlikte, muhalefetin ihtiyacı olan 60 sandalyenin (hatta muhtemelen 70 sandalyenin) üzerine çıkmasını kolaylıkla sağlayabilir. değerlendirmesinde bulundu.İsrail siyasetinde Netanyahu'nun bu durumda akıllıca bir hamle yaptığını ifade eden Ben-Ephraim, Kendi tarafına geçeceğini düşündüğü partilerin önünü açıyor. Eski Likud üyesi Gilad Erdan gibi isimlerin, Netanyahu'dan hayal kırıklığına uğramış seçmenlerin oyunu alabilecek kendi partilerini kurmalarını sağlıyor. Bu isimler, Netanyahu kendilerine bir teklifte bulunursa büyük ihtimalle onunla masaya oturacaklar. şeklinde konuştu.İsrail'in bölgedeki sonsuz savaş stratejisine değinen Ben-Ephraim, Tel Aviv yönetiminin normalleşme fırsatlarını heba ettiğini ve İran'a karşı açılan savaşla ABD'nin Orta Doğu'daki gücünü zayıflattığı değerlendirmesini yaptı.Ben-Ephraim, İşte bu yüzden Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye arasındaki karşılıklı savunma anlaşması muazzam bir gelişme. Bölgeyi istikrara kavuşturmak için yerel güçlerin bir araya geldiğini görüyoruz. Türkiye için büyük bir başarı. diye konuştu.İsrail hükümeti aşırı sağcı unsurların eline mahkum durumdaMarmara Üniversitesi Orta Doğu ve İslam Ülkeleri Araştırmaları Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi Selim Han Yeniacun ise İsrail'in sonsuz savaş politikasını tetikleyen iç ve dış faktörler olduğunu belirtti.İç faktörlerin başında hükümetin aşırı sağcı ve ırkçı yapısının geldiğini vurgulayan Yeniacun, Netanyahu ve Likud, kendi içerisindeki parçalanmaları önleyebilmek, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich gibi aşırı ırkçı figürlerin desteğini kaybetmemek adına hükümeti güvenlik politikalarında bu ikilinin eline mahkum etmiş durumda. dedi.Yeniacun, İsrail'in 1948'den bu yana sürdürdüğü işgal ve savaş literatürünün Begin doktrini çerçevesinde şekillendiğini ve tehdit olarak görülen unsurlara önleyici saldırı düzenleme stratejisine dönüştüğünü kaydetti.ABD-İsrail ilişkilerinde medyanın ve toplumsal bilincin etkisiyle Amerikan kamuoyunun Filistin meselesine bakışının değiştiğini vurgulayan Yeniacun, Gazze'de gerçekleşen soykırım ve katliamlar, Amerikan toplumunda ve hatta ABD'deki Yahudi toplumunda ciddi bir tepkiye yol açtı. İsrail'in saldırganlığı, ABD'nin sürdürülebilir bir Orta Doğu politikası ortaya koymasının önünde büyük bir engel oluşturuyor. ifadelerini kullandı.Bölge ülkeleri İsrail&#039;in saldırganlığına karşı kenetleniyorYaklaşan seçimlerin İsrail siyaseti için milimetrik hesaplara dayandığına dikkati çeken Yeniacun, Netanyahu'nun hükümette kalabilmek adına aşırı ırkçı ve marjinal grupları konsolide etmeye çalıştığını belirtti.Yeniacun, Eğer Netanyahu tekrardan başbakan olursa kuracağı hükümet bugünkü karakteristiğinden çok daha zalim, çok daha şedit, çok daha soykırımcı bir karakteristiğe sahip olacaktır. değerlendirmesinde bulundu. İsrail'in Ekim 2023'te başlayan Gazze Şeridi'ndeki soykırımıyla başlayan süreçte bölgede giderek yalnızlaştığını ifade eden Yeniacun, Artık normalleşme diye bir şey kalmadı. İsrail'in de kuruluş kodeksinde yer alan David Ben-Gurion'un düşmana karşı düşman olmayan unsurlarla çevreleme politikası stratejisi, Netanyahu döneminde artık tamamen Begin doktrinine evrilerek, tehdit olarak gördüğünüz düşmanı o size saldırmaya fırsat bulmadan siz saldırın ve yok edin, misliyle karşılık verin doktrinine evrildiğini görüyoruz. İsrail'in bölgede yalnızlaşması öyle bir boyuta ulaştı ki ABD, İran'a saldırıyı durdurur ve bir mutabakat zaptı tam anlamıyla yürürlüğe girerse, İsrail'in bu saldırıları tek başına devam ettirmesi yönünde açıklamalar var. diye konuştu.İsrail'in bölgedeki saldırganlığı sebebiyle bölgede dışlandığına dikkati çeken Yeniacun, Bu yalnızlık sadece normalleşmenin ortadan kalkması değil, kendi müttefiklerinden de yalnızlaşmanın üzerine giden bir süreç. ifadelerini kullandı.Yeniacun, Türkiye gibi güçlerin ve bölgesel aktörlerin bir araya geldiğini görüyoruz. İyi örnek; etrafında ülkelerin, liderlerin, organizasyonların kenetlenmesine vesile oluyor. Türkiye'nin jeostratejik konumu ve bölgesel diplomasisi iyi bir örnek oluştururken, İsrail dışlandıkça mahallenin huzursuzluk çıkaran çocuğu gibi davranmaya devam ediyor. değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri : ÇAĞRI KOŞAK - İsrail'in sonsuz savaş adı verilen saldırgan politikalarıyla bölgede sorunlu ülke haline geldiğini belirten uzmanlar, Tel Aviv'in ABD'yle ilişkilerinin tarihindeki en sıkıntılı dönemden geçtiğini savundu.İsrail ordusunun eski çalışanlarından uzman Shaiel Ben-Ephraim, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail'in bölgesel saldırılarının sonsuz bir savaş olarak kurgulandığını ve bunun arkasında kendi kendini besleyen mekanizmalar bulunduğunu söyledi.İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun kaderini savaşın devamına bağladığını ifade eden Ben-Ephraim, Temelde 7 Ekim onun açısından büyük bir başarısızlıktı. 'Bay Güvenlik' itibarını yeniden kazanmak ve ülkeyi kendi başarısızlığının sonuçlarıyla yüzleştirmemek adına sürekli bir korku ve dikkat dağıtma hali oluşturmak zorunda kaldı. dedi.Ben-Ephraim, İsrail ordusunun her tehdidi aşırı güçle çözme eğiliminde olduğunu ve Netanyahu'nun bu eğilimin önünü tamamen açtığını dile getirerek, Dışişleri Bakanlığı gibi diplomatik kanalların ya da ABD baskısının artık dengeleyici bir rol oynamadığını aktardı.Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin güçlü bir lobiye sahip olduğuna dikkati çeken Ben-Ephraim, Sürekli devam eden savaşları yerleşim yerlerini genişletmek için doğrudan bir bahane olarak kullanıyorlar. Batı Şeria zaten yerleşimlerle dolu ancak Gazze'ye, Lübnan'a ve Suriye'ye de yerleşmeye çalışıyorlar. Dini ve mesiyanik hedefleri var. Tüm bu güçlerin koalisyonu sonsuz bir savaşa yol açıyor. değerlendirmesinde bulundu.ABD kamuoyunda İsrail&#039;e verilen destek eriyorABD ile İsrail arasındaki ilişkilerin tarihinin en sıkıntılı döneminden geçtiğini vurgulayan Ben-Ephraim, Amerikalıların büyük bir kısmı, İsrail'in savaş suçları işlediğine inanıyor, önemli bir kesim bunun soykırım olduğunu düşünüyor, büyük bir kitle İsrail'in hiçbir askeri destek almaması gerektiğini savunuyor ve giderek daha fazla sayıda insan ABD yönetimi yerine Filistinlileri destekliyor. İsrail kamuoyu algı savaşını kaybetti. Gelecekte ABD'nin İsrail'e silah göndermeyi durduracağı bir döneme girilecek. İsrail'e her istediğini yapma imkanı veren o açık çek artık yok. öngörüsünde bulundu.ABD'de Demokrat Parti'deki değişime ilişkin konuşan Ben-Ephraim, Gördüğümüz gibi Demokrat Parti, giderek daha fazla İsrail karşıtı kişileri seçiyor. Ciddi bir tepki olmasına rağmen Demokrat Parti yönetimi, biraz tereddüdün ardından (Abdul) El-Sayed ve (New York Belediye Başkanı Zohran) Mamdani gibi kişileri benimsiyor. ifadelerini kullandı.Ben-Ephraim, Ayrıca Cumhuriyetçi Parti bünyesinde de giderek büyüyen İsrail karşıtı bir kanat var ve J.D. Vance'in hitap ettiği kesim de bu. J.D. Vance, Cumhuriyetçi Parti'nin geleceğinin bu yönde olduğu üzerine planlarını yapıyor. değerlendirmesinde bulundu.İsrail&#039;de muhalefet ırkçılık sebebiyle birlikte çalışamıyorEkim ayında yapılması beklenen seçimlere de değinen Ben-Ephraim, Netanyahu popülerliğini kaybetti ve muhalefet daha fazla oy alacak. Ancak İsrail'de daha fazla oy almak yeterli değil. İsrail meclisinin yarısından fazlasını kontrol edebilmeniz ve sürdürülebilir bir koalisyona sahip olmanız gerekiyor. dedi.Ben-Ephraim, Netanyahu'ya muhalefet edenler uyumlu bir şekilde birlikte çalışamıyor. Bunun sebebi açıkça söylemek gerekirse ırkçılık. İki büyük Arap partisi var. Biri 6 milletvekili, diğeri ise 5 milletvekili çıkaracak gibi görünüyor. Bu iki parti birlikte, muhalefetin ihtiyacı olan 60 sandalyenin (hatta muhtemelen 70 sandalyenin) üzerine çıkmasını kolaylıkla sağlayabilir. değerlendirmesinde bulundu.İsrail siyasetinde Netanyahu'nun bu durumda akıllıca bir hamle yaptığını ifade eden Ben-Ephraim, Kendi tarafına geçeceğini düşündüğü partilerin önünü açıyor. Eski Likud üyesi Gilad Erdan gibi isimlerin, Netanyahu'dan hayal kırıklığına uğramış seçmenlerin oyunu alabilecek kendi partilerini kurmalarını sağlıyor. Bu isimler, Netanyahu kendilerine bir teklifte bulunursa büyük ihtimalle onunla masaya oturacaklar. şeklinde konuştu.İsrail'in bölgedeki sonsuz savaş stratejisine değinen Ben-Ephraim, Tel Aviv yönetiminin normalleşme fırsatlarını heba ettiğini ve İran'a karşı açılan savaşla ABD'nin Orta Doğu'daki gücünü zayıflattığı değerlendirmesini yaptı.Ben-Ephraim, İşte bu yüzden Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye arasındaki karşılıklı savunma anlaşması muazzam bir gelişme. Bölgeyi istikrara kavuşturmak için yerel güçlerin bir araya geldiğini görüyoruz. Türkiye için büyük bir başarı. diye konuştu.İsrail hükümeti aşırı sağcı unsurların eline mahkum durumdaMarmara Üniversitesi Orta Doğu ve İslam Ülkeleri Araştırmaları Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi Selim Han Yeniacun ise İsrail'in sonsuz savaş politikasını tetikleyen iç ve dış faktörler olduğunu belirtti.İç faktörlerin başında hükümetin aşırı sağcı ve ırkçı yapısının geldiğini vurgulayan Yeniacun, Netanyahu ve Likud, kendi içerisindeki parçalanmaları önleyebilmek, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich gibi aşırı ırkçı figürlerin desteğini kaybetmemek adına hükümeti güvenlik politikalarında bu ikilinin eline mahkum etmiş durumda. dedi.Yeniacun, İsrail'in 1948'den bu yana sürdürdüğü işgal ve savaş literatürünün Begin doktrini çerçevesinde şekillendiğini ve tehdit olarak görülen unsurlara önleyici saldırı düzenleme stratejisine dönüştüğünü kaydetti.ABD-İsrail ilişkilerinde medyanın ve toplumsal bilincin etkisiyle Amerikan kamuoyunun Filistin meselesine bakışının değiştiğini vurgulayan Yeniacun, Gazze'de gerçekleşen soykırım ve katliamlar, Amerikan toplumunda ve hatta ABD'deki Yahudi toplumunda ciddi bir tepkiye yol açtı. İsrail'in saldırganlığı, ABD'nin sürdürülebilir bir Orta Doğu politikası ortaya koymasının önünde büyük bir engel oluşturuyor. ifadelerini kullandı.Bölge ülkeleri İsrail&#039;in saldırganlığına karşı kenetleniyorYaklaşan seçimlerin İsrail siyaseti için milimetrik hesaplara dayandığına dikkati çeken Yeniacun, Netanyahu'nun hükümette kalabilmek adına aşırı ırkçı ve marjinal grupları konsolide etmeye çalıştığını belirtti.Yeniacun, Eğer Netanyahu tekrardan başbakan olursa kuracağı hükümet bugünkü karakteristiğinden çok daha zalim, çok daha şedit, çok daha soykırımcı bir karakteristiğe sahip olacaktır. değerlendirmesinde bulundu. İsrail'in Ekim 2023'te başlayan Gazze Şeridi'ndeki soykırımıyla başlayan süreçte bölgede giderek yalnızlaştığını ifade eden Yeniacun, Artık normalleşme diye bir şey kalmadı. İsrail'in de kuruluş kodeksinde yer alan David Ben-Gurion'un düşmana karşı düşman olmayan unsurlarla çevreleme politikası stratejisi, Netanyahu döneminde artık tamamen Begin doktrinine evrilerek, tehdit olarak gördüğünüz düşmanı o size saldırmaya fırsat bulmadan siz saldırın ve yok edin, misliyle karşılık verin doktrinine evrildiğini görüyoruz. İsrail'in bölgede yalnızlaşması öyle bir boyuta ulaştı ki ABD, İran'a saldırıyı durdurur ve bir mutabakat zaptı tam anlamıyla yürürlüğe girerse, İsrail'in bu saldırıları tek başına devam ettirmesi yönünde açıklamalar var. diye konuştu.İsrail'in bölgedeki saldırganlığı sebebiyle bölgede dışlandığına dikkati çeken Yeniacun, Bu yalnızlık sadece normalleşmenin ortadan kalkması değil, kendi müttefiklerinden de yalnızlaşmanın üzerine giden bir süreç. ifadelerini kullandı.Yeniacun, Türkiye gibi güçlerin ve bölgesel aktörlerin bir araya geldiğini görüyoruz. İyi örnek; etrafında ülkelerin, liderlerin, organizasyonların kenetlenmesine vesile oluyor. Türkiye'nin jeostratejik konumu ve bölgesel diplomasisi iyi bir örnek oluştururken, İsrail dışlandıkça mahallenin huzursuzluk çıkaran çocuğu gibi davranmaya devam ediyor. değerlendirmesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANALİZ - Nükleer güç yeniden yükseliyor: Dünya nereye gidiyor?</title>
      <link>https://www.canligaste.com/analiz-nukleer-guc-yeniden-yukseliyor-dunya-nereye-gidiyor/893283/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/analiz-nukleer-guc-yeniden-yukseliyor-dunya-nereye-gidiyor/893283/</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:06:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / 21. yüzyılın temel nükleer güvenlik sorusu, Kim daha güçlü nükleer silaha sahip olacak? değildir. Asıl soru, Uluslararası toplum bu gücü güvenli biçimde yönetebilecek mi? olmalıdır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : Giresun Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Nükleer Bilimler Uzmanı Prof. Dr. Ayhan Kara, nükleer gücün devletler tarafından kullanımını ve nükleer risklerin uluslararası toplum tarafından nasıl yönetilebileceğini AA Analiz için kaleme aldı.***Son yıllarda uluslararası güvenlik ortamı, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana en kırılgan dönemlerinden birini yaşıyor. Rusya-Ukrayna Savaşı, İran'ın nükleer programı etrafındaki gerilimler, Kuzey Kore'nin nükleer ve balistik füze programı ile Asya-Pasifik'te Çin ve ABD arasında giderek sertleşen stratejik rekabet, nükleer güvenliği yeniden küresel gündemin merkezine taşıdı. Yakın geçmişte iki nükleer güç olan Hindistan ile Pakistan arasında yeniden yükselen askeri gerilim ise bölgesel bir çatışmanın çok kısa sürede nükleer boyut kazanabileceğini ve nükleer caydırıcılığın her koşulda mutlak bir güvenlik garantisi sağlamadığını bir kez daha hatırlattı. Avrupa'da ise Fransa ve İngiltere'nin nükleer kapasitesinin kıtanın güvenliğindeki rolü yeniden tartışılıyor.Nükleer silahların yıkıcı tarihiAslında nükleer silahların ne kadar büyük bir yıkım potansiyeline sahip olduğunu anlamak için Hiroşima'ya bakmak yeterlidir. 6 Ağustos 1945'te Hiroşima'ya atılan yaklaşık 15 kilotonluk uranyum bombası (Little Boy), büyük bir yıkıma yol açmıştı. 1945'in sonuna kadar yaklaşık 140 bin kişinin hayatını kaybettiği, on binlerce insanın ise yaralanma ve radyasyonun etkileriyle karşı karşıya kaldığı tahmin edilmektedir. Üç gün sonra Nagasaki'ye yaklaşık 20 kilotonluk plütonyum (Fat Man) bombası atıldı ve on binlerce insan hayatını kaybetti. Böylece insanlık, nükleer silahların yıkıcı sonuçlarına yalnızca üç gün arayla iki kez tanıklık etti. Üstelik nükleer silahın yol açtığı insani yıkım patlamanın gerçekleştiği günle sınırlı kalmadı. Radyasyona maruz kalanlarda ilerleyen yıllarda lösemi ve çeşitli kanser vakalarında artış görüldü. Böylece Hiroşima ve Nagasaki, nükleer silahların yalnızca patlama anında değil on yıllara yayılan sağlık sonuçları doğurabileceğini de gösterdi.İnsanlık, daha sonra çok daha güçlü silahlar geliştirdi. Tarihte test edilmiş en güçlü nükleer silah olan, yaklaşık 50 megatonluk Çar Bombası, Hiroşima bombasının yaklaşık 3 bin 300 katı enerjiye sahipti. Mevcut nükleer kapasite, bugün bile insanlığın ve gezegenin büyük bölümünü geri dönülmez biçimde tahrip edebilecek düzeydedir ancak günümüzde asıl mesele, yalnızca savaş başlıklarının patlama gücü değildir. Yeni silah teknolojileri, nükleer güvenlik denklemini giderek karmaşıklaştırıyor.Rekabette yeni safhaRusya'nın Avangard hipersonik sistemi ve Poseidon insansız nükleer su altı aracı ile Çin'in DF-17 platformu, stratejik rekabetin yeni teknolojilere ve farklı platformlara taşındığını gösteriyor. Bu sistemlerin asıl önemi, erken uyarı ve savunma sistemlerini zorlamaları, karar sürelerini kısaltmaları ve kriz anlarında yanlış değerlendirme riskini artırmalarıdır.Dolayısıyla yeni bir nükleer silahlanma yarışından söz etmek mümkündür ancak bu yarış, Soğuk Savaş döneminden farklı olarak yalnızca savaş başlığı sayısı üzerinden değil hipersonik sistemler, füze savunması, siber kabiliyetler ve yapay zeka gibi teknolojiler üzerinden de şekillenmektedir. Nükleer silahların temel amacı kullanılmasından ziyade karşı tarafı saldırmaktan vazgeçirmek olsa da yeni teknolojiler, caydırıcılığın bu mantığını daha kırılgan hale getirmektedir. Nükleer çağın belki de en büyük tehlikelerinden biri devletlerin bilinçli olarak küresel bir nükleer savaş başlatmasından ziyade, kontrol edilmesi mümkün olmayan bir krizin nükleer çatışmaya dönüşmesidir.Rusya-Ukrayna Savaşı ise nükleer güvenliğin yalnızca nükleer silahlardan ibaret olmadığını gösterdi. Zaporijya Nükleer Güç Santrali'nin aktif savaş bölgesinde kalması, büyük bir ticari nükleer tesisin askeri çatışma koşullarında karşılaşabileceği riskleri bütün dünyanın gündemine taşıdı. Böylece Nükleer silah kullanılır mı? sorusunun yanına Savaş sırasında nükleer tesislerin güvenliği nasıl sağlanacak? sorusu da eklendi.Orta Doğu'da ise nükleer güvenlik tartışmalarının merkezinde İran'ın nükleer programı bulunuyor. İran, programının barışçıl amaçlara yönelik olduğunu belirtirken uranyum zenginleştirme kapasitesindeki ilerlemeler ve denetim süreçleri, programın geleceğine ilişkin tartışmaları canlı tutuyor ancak İran meselesini yalnızca Tahran’ın nükleer faaliyetleri üzerinden değerlendirmek, bölgede ve küresel sistemde ortaya çıkan daha geniş güvenlik sorununu açıklamak açısından yeterli değildir.Buradaki temel sorunlardan biri, nükleer silaha sahip devletlerle bu kapasiteye sahip olmayan devletler arasındaki güvenlik dengesizliğidir. Nükleer silahların, bu kapasiteye sahip olmayan ülkelere karşı siyasi veya askeri baskı aracı olarak kullanılması, yayılmanın önlenmesi çabalarını zayıflatabilir. Nükleer silahların dış müdahaleye karşı güvence sağladığı algısı ise daha fazla devleti benzer kapasitelere yöneltebilir.Asya-Pasifik'te Çin'in modernize ettiği nükleer kuvvetleri, ABD'nin bölgedeki nükleer caydırıcılık kapasitesi ve Kuzey Kore'nin nükleer programı aynı güvenlik denkleminde birleşmektedir. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda Asya-Pasifik'in küresel nükleer rekabetin en kritik merkezlerinden biri olması şaşırtıcı olmayacaktır.Uluslararası sistem, bütün bu riskleri yönetmekte ne kadar başarılı?Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT), Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ve çeşitli silah kontrol mekanizmaları, onlarca yıldır önemli bir güvenlik çerçevesi sağladı ancak bu sistemlerin önemli bir bölümü hipersonik silahların, gelişmiş siber saldırıların, yapay zeka destekli askeri sistemlerin ve bugünkü çok aktörlü stratejik rekabetin ortaya çıkmasından önce şekillendirildi. Bunun yanında, nükleer güvenlik düzeninin sürdürülebilirliği açısından kuralların ve denetim mekanizmalarının tüm ülkelere ayrım gözetmeksizin, şeffaf ve tutarlı biçimde uygulanması da büyük önem taşımaktadır. Farklı ülkelere farklı standartların uygulandığı yönündeki bir algı, uluslararası sisteme duyulan güveni zedeleyerek mevcut güvenlik asimetrisini daha da derinleştirebilir. Dolayısıyla uluslararası sistem başarısız değildir ancak hem yeni tehditlere aynı hızla uyum sağlamak hem de daha adil ve güvenilir nükleer güvenlik düzeni oluşturmak konusunda önemli sınamalarla karşı karşıyadır. Türkiye, nasıl konumlanmalı?Bu küresel kırılganlık ortamında Türkiye açısından asıl mesele, nükleer ve KBRN tehditlerine karşı ulusal dayanıklılığın güçlendirilmesidir. Türkiye'nin radyasyon ölçüm ve izleme sistemleri ile İKAS üzerinden sahip olduğu erken uyarı kapasitesi, bu açıdan önemli bir altyapı sunmaktadır ancak etkili bir KBRN hazırlığı yalnızca tehdidin erken tespitiyle sınırlı değildir. Olası bir krizde kritik altyapıların kesintisiz çalışması ve kurumların eş güdüm içinde hareket edebilmesi gerekir. Gerçekçi tatbikatların yaygınlaştırılması, toplumun bilinçlendirilmesi, korunaklı alanların ve tahliye güzergahlarının planlanması da bu hazırlığın önemli parçalarıdır. Türkiye, KBRN hazırlığını yalnızca afet müdahalesi olarak değil ulusal güvenlik ve stratejik dayanıklılığın bir unsuru olarak ele almalıdır. Güçlü sivil savunma kapasitesi, sivillerin korunmasını sağlarken askeri unsurların asli savunma görevlerine odaklanmasına da katkı sağlayacaktır. Bu nedenle sivillerin korunması, temel ihtiyaçlarının sürdürülebilmesi ve kriz koşullarında toplumsal düzenin devam ettirilebilmesi, yalnızca insani gereklilik değil ülkenin genel savunma kapasitesini destekleyen stratejik bir unsur olarak değerlendirilmelidir.Sonuç olarak 21. yüzyılın temel nükleer güvenlik sorusu, Kim daha güçlü nükleer silaha sahip olacak? değildir. Asıl soru, Uluslararası toplum, bu gücü güvenli biçimde yönetebilecek mi? olmalıdır. Nükleer silaha sahip olmayan ülkelerin güvenliği sağlanmadıkça kalıcı silahsızlanma ortamının kurulması güçtür. Güvenlik eşitsizliği devam ettiği sürece bazı devletlerin nükleer kapasiteye yönelme motivasyonu ortadan kalkmayacaktır.Atom çekirdeğinde saklı olan bu olağanüstü güç, insanlığa bir taraftan iklim değişikliğiyle mücadeleden tıbba ve uzay araştırmalarına kadar olağanüstü imkanlar sunarken diğer taraftan kendi geleceğini yok edebilecek bir kapasite yaratmıştır. Bu nedenle geleceğin nükleer kış mı yoksa nükleer bahar mı olacağını belirleyecek olan teknolojinin kendisinden çok, insanlığın bu gücü nasıl yöneteceğidir.[Prof. Dr. Ayhan Kara, Giresun Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Nükleer Bilimler Uzmanıdır.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.Muhabir: Sena Çavuş]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : Giresun Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Nükleer Bilimler Uzmanı Prof. Dr. Ayhan Kara, nükleer gücün devletler tarafından kullanımını ve nükleer risklerin uluslararası toplum tarafından nasıl yönetilebileceğini AA Analiz için kaleme aldı.***Son yıllarda uluslararası güvenlik ortamı, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana en kırılgan dönemlerinden birini yaşıyor. Rusya-Ukrayna Savaşı, İran'ın nükleer programı etrafındaki gerilimler, Kuzey Kore'nin nükleer ve balistik füze programı ile Asya-Pasifik'te Çin ve ABD arasında giderek sertleşen stratejik rekabet, nükleer güvenliği yeniden küresel gündemin merkezine taşıdı. Yakın geçmişte iki nükleer güç olan Hindistan ile Pakistan arasında yeniden yükselen askeri gerilim ise bölgesel bir çatışmanın çok kısa sürede nükleer boyut kazanabileceğini ve nükleer caydırıcılığın her koşulda mutlak bir güvenlik garantisi sağlamadığını bir kez daha hatırlattı. Avrupa'da ise Fransa ve İngiltere'nin nükleer kapasitesinin kıtanın güvenliğindeki rolü yeniden tartışılıyor.Nükleer silahların yıkıcı tarihiAslında nükleer silahların ne kadar büyük bir yıkım potansiyeline sahip olduğunu anlamak için Hiroşima'ya bakmak yeterlidir. 6 Ağustos 1945'te Hiroşima'ya atılan yaklaşık 15 kilotonluk uranyum bombası (Little Boy), büyük bir yıkıma yol açmıştı. 1945'in sonuna kadar yaklaşık 140 bin kişinin hayatını kaybettiği, on binlerce insanın ise yaralanma ve radyasyonun etkileriyle karşı karşıya kaldığı tahmin edilmektedir. Üç gün sonra Nagasaki'ye yaklaşık 20 kilotonluk plütonyum (Fat Man) bombası atıldı ve on binlerce insan hayatını kaybetti. Böylece insanlık, nükleer silahların yıkıcı sonuçlarına yalnızca üç gün arayla iki kez tanıklık etti. Üstelik nükleer silahın yol açtığı insani yıkım patlamanın gerçekleştiği günle sınırlı kalmadı. Radyasyona maruz kalanlarda ilerleyen yıllarda lösemi ve çeşitli kanser vakalarında artış görüldü. Böylece Hiroşima ve Nagasaki, nükleer silahların yalnızca patlama anında değil on yıllara yayılan sağlık sonuçları doğurabileceğini de gösterdi.İnsanlık, daha sonra çok daha güçlü silahlar geliştirdi. Tarihte test edilmiş en güçlü nükleer silah olan, yaklaşık 50 megatonluk Çar Bombası, Hiroşima bombasının yaklaşık 3 bin 300 katı enerjiye sahipti. Mevcut nükleer kapasite, bugün bile insanlığın ve gezegenin büyük bölümünü geri dönülmez biçimde tahrip edebilecek düzeydedir ancak günümüzde asıl mesele, yalnızca savaş başlıklarının patlama gücü değildir. Yeni silah teknolojileri, nükleer güvenlik denklemini giderek karmaşıklaştırıyor.Rekabette yeni safhaRusya'nın Avangard hipersonik sistemi ve Poseidon insansız nükleer su altı aracı ile Çin'in DF-17 platformu, stratejik rekabetin yeni teknolojilere ve farklı platformlara taşındığını gösteriyor. Bu sistemlerin asıl önemi, erken uyarı ve savunma sistemlerini zorlamaları, karar sürelerini kısaltmaları ve kriz anlarında yanlış değerlendirme riskini artırmalarıdır.Dolayısıyla yeni bir nükleer silahlanma yarışından söz etmek mümkündür ancak bu yarış, Soğuk Savaş döneminden farklı olarak yalnızca savaş başlığı sayısı üzerinden değil hipersonik sistemler, füze savunması, siber kabiliyetler ve yapay zeka gibi teknolojiler üzerinden de şekillenmektedir. Nükleer silahların temel amacı kullanılmasından ziyade karşı tarafı saldırmaktan vazgeçirmek olsa da yeni teknolojiler, caydırıcılığın bu mantığını daha kırılgan hale getirmektedir. Nükleer çağın belki de en büyük tehlikelerinden biri devletlerin bilinçli olarak küresel bir nükleer savaş başlatmasından ziyade, kontrol edilmesi mümkün olmayan bir krizin nükleer çatışmaya dönüşmesidir.Rusya-Ukrayna Savaşı ise nükleer güvenliğin yalnızca nükleer silahlardan ibaret olmadığını gösterdi. Zaporijya Nükleer Güç Santrali'nin aktif savaş bölgesinde kalması, büyük bir ticari nükleer tesisin askeri çatışma koşullarında karşılaşabileceği riskleri bütün dünyanın gündemine taşıdı. Böylece Nükleer silah kullanılır mı? sorusunun yanına Savaş sırasında nükleer tesislerin güvenliği nasıl sağlanacak? sorusu da eklendi.Orta Doğu'da ise nükleer güvenlik tartışmalarının merkezinde İran'ın nükleer programı bulunuyor. İran, programının barışçıl amaçlara yönelik olduğunu belirtirken uranyum zenginleştirme kapasitesindeki ilerlemeler ve denetim süreçleri, programın geleceğine ilişkin tartışmaları canlı tutuyor ancak İran meselesini yalnızca Tahran’ın nükleer faaliyetleri üzerinden değerlendirmek, bölgede ve küresel sistemde ortaya çıkan daha geniş güvenlik sorununu açıklamak açısından yeterli değildir.Buradaki temel sorunlardan biri, nükleer silaha sahip devletlerle bu kapasiteye sahip olmayan devletler arasındaki güvenlik dengesizliğidir. Nükleer silahların, bu kapasiteye sahip olmayan ülkelere karşı siyasi veya askeri baskı aracı olarak kullanılması, yayılmanın önlenmesi çabalarını zayıflatabilir. Nükleer silahların dış müdahaleye karşı güvence sağladığı algısı ise daha fazla devleti benzer kapasitelere yöneltebilir.Asya-Pasifik'te Çin'in modernize ettiği nükleer kuvvetleri, ABD'nin bölgedeki nükleer caydırıcılık kapasitesi ve Kuzey Kore'nin nükleer programı aynı güvenlik denkleminde birleşmektedir. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda Asya-Pasifik'in küresel nükleer rekabetin en kritik merkezlerinden biri olması şaşırtıcı olmayacaktır.Uluslararası sistem, bütün bu riskleri yönetmekte ne kadar başarılı?Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT), Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ve çeşitli silah kontrol mekanizmaları, onlarca yıldır önemli bir güvenlik çerçevesi sağladı ancak bu sistemlerin önemli bir bölümü hipersonik silahların, gelişmiş siber saldırıların, yapay zeka destekli askeri sistemlerin ve bugünkü çok aktörlü stratejik rekabetin ortaya çıkmasından önce şekillendirildi. Bunun yanında, nükleer güvenlik düzeninin sürdürülebilirliği açısından kuralların ve denetim mekanizmalarının tüm ülkelere ayrım gözetmeksizin, şeffaf ve tutarlı biçimde uygulanması da büyük önem taşımaktadır. Farklı ülkelere farklı standartların uygulandığı yönündeki bir algı, uluslararası sisteme duyulan güveni zedeleyerek mevcut güvenlik asimetrisini daha da derinleştirebilir. Dolayısıyla uluslararası sistem başarısız değildir ancak hem yeni tehditlere aynı hızla uyum sağlamak hem de daha adil ve güvenilir nükleer güvenlik düzeni oluşturmak konusunda önemli sınamalarla karşı karşıyadır. Türkiye, nasıl konumlanmalı?Bu küresel kırılganlık ortamında Türkiye açısından asıl mesele, nükleer ve KBRN tehditlerine karşı ulusal dayanıklılığın güçlendirilmesidir. Türkiye'nin radyasyon ölçüm ve izleme sistemleri ile İKAS üzerinden sahip olduğu erken uyarı kapasitesi, bu açıdan önemli bir altyapı sunmaktadır ancak etkili bir KBRN hazırlığı yalnızca tehdidin erken tespitiyle sınırlı değildir. Olası bir krizde kritik altyapıların kesintisiz çalışması ve kurumların eş güdüm içinde hareket edebilmesi gerekir. Gerçekçi tatbikatların yaygınlaştırılması, toplumun bilinçlendirilmesi, korunaklı alanların ve tahliye güzergahlarının planlanması da bu hazırlığın önemli parçalarıdır. Türkiye, KBRN hazırlığını yalnızca afet müdahalesi olarak değil ulusal güvenlik ve stratejik dayanıklılığın bir unsuru olarak ele almalıdır. Güçlü sivil savunma kapasitesi, sivillerin korunmasını sağlarken askeri unsurların asli savunma görevlerine odaklanmasına da katkı sağlayacaktır. Bu nedenle sivillerin korunması, temel ihtiyaçlarının sürdürülebilmesi ve kriz koşullarında toplumsal düzenin devam ettirilebilmesi, yalnızca insani gereklilik değil ülkenin genel savunma kapasitesini destekleyen stratejik bir unsur olarak değerlendirilmelidir.Sonuç olarak 21. yüzyılın temel nükleer güvenlik sorusu, Kim daha güçlü nükleer silaha sahip olacak? değildir. Asıl soru, Uluslararası toplum, bu gücü güvenli biçimde yönetebilecek mi? olmalıdır. Nükleer silaha sahip olmayan ülkelerin güvenliği sağlanmadıkça kalıcı silahsızlanma ortamının kurulması güçtür. Güvenlik eşitsizliği devam ettiği sürece bazı devletlerin nükleer kapasiteye yönelme motivasyonu ortadan kalkmayacaktır.Atom çekirdeğinde saklı olan bu olağanüstü güç, insanlığa bir taraftan iklim değişikliğiyle mücadeleden tıbba ve uzay araştırmalarına kadar olağanüstü imkanlar sunarken diğer taraftan kendi geleceğini yok edebilecek bir kapasite yaratmıştır. Bu nedenle geleceğin nükleer kış mı yoksa nükleer bahar mı olacağını belirleyecek olan teknolojinin kendisinden çok, insanlığın bu gücü nasıl yöneteceğidir.[Prof. Dr. Ayhan Kara, Giresun Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Nükleer Bilimler Uzmanıdır.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.Muhabir: Sena Çavuş]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Adalet Bakanı Gürlek, Trabzon Valiliğini ziyaretinde konuştu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/adalet-bakani-gurlek-trabzon-valiligini-ziyaretinde-konustu/893281/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/adalet-bakani-gurlek-trabzon-valiligini-ziyaretinde-konustu/893281/</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:03:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Trabzon Haberleri : Adalet Bakanı Akın Gürlek, Kimse dokunulmaz değildir, kimse kanunlar karşısında imtiyazlı değildir. Hukuk herkes için işler. Hukukun asli amacı, vatandaşı huzur ve güven içinde tutmaktır. dedi.Gürlek, Trabzon Valiliğini ziyaretinde yaptığı açıklamada, kentte bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selamını vatandaşlara iletti.Trabzon'un, insanıyla Karadeniz'e karakter kazandıran, birçok değeriyle bölgenin ve Türkiye'nin yeri asla doldurulamayacak müstesna şehri olduğunu belirten Gürlek, Trabzon'un 15 Ağustos'ta kutlanacak 565. fetih yıl dönümünü tebrik etti.Gürlek, Trabzon'un ve milletin hafızasında müstesna bir yere sahip, bayrak uğruna toprağa düşen Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Ferhat Gedik'i şehadetlerinin dokuzuncu yılında rahmet ve minnetle yad ederek, Tüm Türkiye'yi acıya boğan bu elim olayı bir kez daha hatırlarken, 'İyi ki varsın Eren' sözüyle hafızalarımıza kazınan Eren evladımızın, Ferhat Astsubayımızın ve vatanımız uğruna can veren bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun diyorum. ifadelerini kullandı.Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin büyük bir devlet olduğunun altını çizen Gürlek, şöyle devam etti:Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Ben ise 86 milyon vatandaşımızın Adalet Bakanıyım. Bu makamın sahibi değil, milletimizin ve devletimizin bize tevdi ettiği bu emanetin taşıyıcısıyım. Bu nedenle adalet hizmetlerini hiçbir ayrım gözetmeden, milletimizin tamamına karşı taşıdığımız bir sorumluluk olarak görüyorum. Kimse dokunulmaz değildir, kimse kanunlar karşısında imtiyazlı değildir. Hukuk herkes için işler. Hukukun asli amacı vatandaşı huzur ve güven içinde tutmaktır. Hukuk, nerede bir sorun görürse, nerede vatandaşımız ya da onun var ettiği devlet aleyhine bireysel ya da organize bir yapılanma görürse orada devreye girer, dosyanın üzerindeki isme bakmaz, hukuk gereğini yapar.Gürlek, Trabzonluların spor sevgisini, 7'den 77'ye Trabzonspor aşkını bildiğini belirterek, Adeta tüm dünyayı kıskandıracak kadar futbola olan duygu bağınızı takdir ediyorum. Bu şehrin yaşayan en değerli sevgi selini saygı ile selamlıyorum. Trabzon'un bu sezon yaptığı değerli transferleri yakından takip ediyor, Türk futboluna kazandırdığı dünyaca ünlü isimleri bize heyecanla seyrettirme fırsatı verdiği içinse ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum. Muhammed Salah, Trabzon camiasına hayırlı olsun. Trabzonspor'umuzun Avrupa Kupası maçlarından bir tanesinde muhteşem tribünlerinize misafir olarak katılıp bu deneyimi sizlerle beraber inşallah izlemeyi düşünüyorum. Trabzon'umuza Avrupa yolculuğunda şimdiden başarılar diliyorum. diye konuştu.Ucu nereye giderse gitsin, kimin karşısına çıkarsa çıksın, yolumuzdan şaşmayacağızBakan Gürlek, Türkiye Yüzyılı hedefine işaret ederek, Bu hedefi yalnızca ekonomik kalkınmanın, teknolojik ilerlemenin veya büyük yatırımların yüzyılı olarak görmüyoruz. Biz, Türkiye Yüzyılı'nı aynı zamanda Adaletin Yüzyılı olarak da görüyoruz. Adaletin Yüzyılı yapma hedefiyle çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Bu nedenle her geçen gün farklı şekillerde karşımıza çıkan suç ve suç örgütleriyle mücadeleye devam ediyoruz. dedi.Suçun yöntemi değişse de araçları değişse de örgütlerin kullandığı yollar değişse de değişmeyen bir şey var, devletin suçla mücadele iradesidir ifadesini kullanan Gürlek, şunları kaydetti:Uyuşturucudan yasa dışı bahis ve sanal kumara, sokak çetelerinden organize suç yapılanmalarına kadar milletimizin huzurunu hedef alan bütün suç odaklarının üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bu hafta da açıkça ifade ettik. Suç zincirinin yalnızca görünen kısmıyla ilgilenmiyoruz. Uyuşturucu suçlarında torbacısından baronuna, organize suçta suçun failinden azmettiricisine, yasa dışı bahiste hesabını kullandırandan o düzeni yönetenlere kadar zincirin tamamını ortaya çıkarıyoruz. Mattia Ahmet Minguzzi evladımızın, Atlas Çağlayan evladımızın ve nice çocuğumuzun katledilmesi hepimizin yüreğinde derin yaralar oluşturdu. Bizim görevimiz yalnızca suç işlendikten sonra faili cezalandırmak değil, bu acıların bir daha yaşanmaması için suçu ortaya çıkmadan önlemektir. Bu anlayışla, özellikle ağır suçlara karışan çocuklar bakımından daha caydırıcı bir infaz düzenlemesinin hazırlanmasında Adalet Bakanlığı olarak aktif rol üstlendik. Cezaların artırılması yönündeki çalışmalara önemli katkılar sağladık, çocukların suça sürüklenmesinde ailelerin sorumluluğunu güçlendiren düzenlemelerin de yer aldığı yasal düzenleme, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçerek yasalaştı. Çünkü çocuklarımız geleceğimizin en büyük teminatıdır. Onların yitip gitmesine, hayallerinin yarım kalmasına izin vermeyeceğiz. Çocuklarımızın güvenliği ve geleceği için üzerimize düşen ne varsa sonuna kadar kararlılıkla mücadele edeceğiz.Bakan Gürlek, sözlerini şöyle sürdürdü:Bizler yalnızca suçun ve suçlunun değil, suç düzenini ayakta tutan kara paranın da takipçisiyiz. Çünkü suçun damarını kesmeden, bu kaynağı kurutmadan suç örgütünün nefesini kesemezsiniz. Bu bağlamda bu düzene geçit vermeyeceğiz, operasyonlarımıza devam edeceğiz. Biz özellikle suçla mücadele konusunda büyük Türk milletinin hizmetindeyiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu irade son derece açıktır. Milletimizin huzurunu bozan hiçbir yapıya müsamaha gösterilmeyecektir. Biz de bu iradenin gereğini hukuk içerisinde yerine getireceğiz. Devletten daha güçlü bir yapı yoktur. Türk adaletinden kaçabilecekleri bir yer de yoktur. Suç işleyen kim olursa olsun, nereye giderse gitsin, yaptığı yanına kar kalmayacaktır.Adaletin önünde zaman aşınır, hakikat aşınmaz ifadesini kullanan Gürlek, Bir olayın üzerinden yıllar geçebilir, bir dosya rafta bekleyebilir ama faili meçhul kalan her ölüm devletin önünde kapanmamış bir hesaptır. Bu nedenle faili meçhul olayları, şüpheli ölümleri ve kamu vicdanında iz bırakan dosyaları yeniden açmaya devam edeceğiz. Şüpheyi dağıtacağız, delillerin izini süreceğiz, faili ortaya çıkaracağız. Sorumluyu adaletin karşısına çıkaracağız. Kararlıyız ve azimliyiz. Ucu nereye giderse gitsin, kimin karşısına çıkarsa çıksın, yolumuzdan şaşmayacağız. diye konuştu.Mesele, bütün vatandaşlarımızın çocuklarına daha huzurlu bir Türkiye bırakması meselesidirGürlek, Türkiye'nin çok uzun yıllar boyunca terörün ağır bedellerini ödediğine dikkati çekerek, Binlerce evladımızı şehit verdik. Nice anneler evladını toprağa verdi. Nice çocuklar babasız büyüdü. Nice ailelerin ocağına ateş düştü. Türkiye yalnızca canlarını kaybetmedi. Türkiye enerjisinden kaybetti, kaynaklarından kaybetti, kalkınma imkanlarından kaybetti. Hepsinden önemlisi, kardeşliğimiz defalarca hedef alındı. Bugün geldiğimiz noktada ise artık başka bir Türkiye vardır. dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu güçlü iradeyle başlayan Terörsüz Türkiye hedefinin, milletin sağduyusu ve Gazi Meclisin iradesiyle yeni ve tarihi bir aşamaya taşındığına işaret eden Gürlek, şu değerlendirmede bulundu:Meclisimizin gündemine gelen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 10 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda 468 kabul oyuyla yasalaşmıştır. Tarihe geçecek çok güçlü bir milli irade ortaya konulmuştur. Buradan bir kez daha emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Bu güçlü irade bize çok önemli bir şey söylüyor, Terörsüz Türkiye artık yalnızca bir temenni değildir. Devletimizin, siyaset kurumunun ve milletimizin ortak geleceğine dair ortaya konulmuş tarihi bir iradedir. Bu meselenin tarafı 86 milyon vatandaşımızdır. Kazananı da 86 milyon vatandaşımız olacaktır. Milli şuuru yüksek Trabzon'umuz da bu süreci sağduyuyla anlatmalı ve güçlü şekilde sahiplenmelidir. Çünkü mesele bu topraklarda bir daha hiçbir annenin evladını teröre kurban vermemesi meselesidir. Mesele ülkemizin dağlarının, şehirlerinin ve sınırlarının terörle değil, üretimle, yatırımla, turizmle, bilimle ve gençlerimizin başarılarıyla anılması meselesidir. Mesele, bir daha hiçbir Eren Bülbül'ümüzün çocuk yaşta aramızdan koparılmaması meselesidir. Mesele, bütün vatandaşlarımızın çocuklarına daha huzurlu bir Türkiye bırakması meselesidir.Bakan Gürlek, şöyle devam etti:Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ifade ettiği gibi, hedefimiz Türkiye'yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmak, milli birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmek ve bölgemizde huzur iklimini sağlamaktır. Burada özellikle altını çiziyorum, şehitlerimizin aziz hatırasını incitecek hiçbir adım atılmamıştır, atılmayacaktır. Gazilerimizin fedakarlığı bizim için tartışmaya kapalıdır. Tek gayemiz güçlü Türkiye'dir. Güçlü Türkiye'ye giden yolda iç cepheyi güçlendirmektir. Yine Cumhurbaşkanı'mızın ifade ettiği gibi, Türkiye hepimizin ortak paydasıdır. Türkiye Cumhuriyeti hepimizin müşterek yuvasıdır. Hangi kökenden olursak olalım hepimiz Türk milletinin fertleriyiz. Ülkenin ve milletin yüksek çıkarları söz konusu olduğunda ortaklaşmak, bir araya gelmek, aynı zeminde buluşmak mecburiyetindeyiz. Bu, kendini Türk milletine ait hisseden herkes için milli bir ödevdir. İşte bu nedenle inanıyorum ki Milli Mücadele ruhunu hala damarlarında taşıyan Trabzon, Terörsüz Türkiye konusunda en güçlü sahiplenen iradelerden biri olacaktır.Türkiye'nin bugün artık sorunlarını erteleyen değil, sorunlarının üzerine giden bir ülke olduğunu vurgulayan Gürlek, Terör meselesinde de böyledir. Suç örgütleriyle mücadelede de böyledir. Adalet sistemimizin eksiklerinde de böyledir. Nerede bir eksiklik varsa gidereceğiz. Nerede vatandaşımızın haklı bir beklentisi varsa dinleyeceğiz. Nerede milletimizin huzuruna kasteden bir yapı varsa hukuk içerisinde karşısında duracağız. diye konuştu.Adalet teşkilatı daha güçlü hale getirilecekBakan Gürlek, adalet teşkilatını daha güçlü hale getirecek, yargılamanın etkinliğini artıracak, vatandaşın hakkına daha hızlı ulaşmasını sağlayacak reformları sürdüreceklerini söyledi.Bu anlayışla, Trabzon'da adalet hizmetlerinin fiziki altyapısını da güçlendirmeye devam ettiklerini anlatan Gürlek, şu bilgileri paylaştı:Vakfıkebir Adliyemizin proje çalışmalarını tamamladık, yapım ihalesini gerçekleştirdik. Of Adalet Sarayı projemizi de daha güçlü ve etkin bir yargı hizmeti sunacak şekilde hazırladık. Trabzon Bölge Adliye Mahkememizde kurulmasına karar verilen yeni hukuk ve ceza dairelerimizin faaliyete geçebilmesi için ihtiyaç duyulan hizmetleri inşallah yerinde tetkik edeceğiz, gerekirse yeni daire kurulmasını da sağlayacağız. Ve nihayetinde milletimizin yıllardır hak ettiği sivil, demokratik ve kuşatıcı bir anayasa hedefinden de vazgeçmeyeceğiz. Çünkü Türkiye Yüzyılı'nı geçmiş dönemlerin vesayet anlayışından kalan bir anayasal zeminin üzerine değil, milletin iradesini merkeze alan, insan onurunu ve temel hakları güvence altına alan güçlü bir hukuk düzeninin üzerine inşa etmek istiyoruz.Bakan Gürlek, Bizim hedefimiz büyük ama bu milletin gücü hedeflerimizden daha büyüktür. ifadesini kullanarak, şunları kaydetti:Bir asır önce yokluk içerisinde istiklal mücadelesi veren bu millet, bugün kendi savunma sanayisini kuruyor, kendi teknolojisini üretiyor, dünyanın dört bir yanında söz sahibi oluyor. Şimdi önümüzde yeni bir dönem var. Terörün gölgesinden tamamen kurtulmuş, suç örgütlerinin hareket alanının yok edildiği, hukuk güvenliğinin güçlendiği, ekonomisiyle, üretimiyle ve insan kaynağıyla çok daha büyük hedeflere yürüyen bir Türkiye dönemi. Biz buna inanıyoruz. Trabzon'un da bu yürüyüşte dün olduğu gibi bugün de en ön safta yer alacağına inanıyoruz. Yeşil vatanımızı koruyacak, ülkemizde her türlü suç örgütünü yok edecek ve milletimizin huzurunu bozan iç ve dış mihraklara asla fırsat vermeyeceğiz.Kadim şehir Trabzon'da kendilerini samimiyetle ağırlayan Vali Tahir Şahin, il protokolü ve Trabzonlulara teşekkür eden Gürlek, adaletin tecellisi için gece gündüz görev yapan hakimlere, cumhuriyet savcılarına, avukatlara ve adalet teşkilatının bütün mensuplarına, milletin huzuru ve güvenliği için fedakarca görev yapan emniyet ve jandarma teşkilatına şükranlarını sundu.Bakan Gürlek, birliğin, beraberliğin ve kardeşliğin daim olması temennisinde bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Trabzon Haberleri : Adalet Bakanı Akın Gürlek, Kimse dokunulmaz değildir, kimse kanunlar karşısında imtiyazlı değildir. Hukuk herkes için işler. Hukukun asli amacı, vatandaşı huzur ve güven içinde tutmaktır. dedi.Gürlek, Trabzon Valiliğini ziyaretinde yaptığı açıklamada, kentte bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selamını vatandaşlara iletti.Trabzon'un, insanıyla Karadeniz'e karakter kazandıran, birçok değeriyle bölgenin ve Türkiye'nin yeri asla doldurulamayacak müstesna şehri olduğunu belirten Gürlek, Trabzon'un 15 Ağustos'ta kutlanacak 565. fetih yıl dönümünü tebrik etti.Gürlek, Trabzon'un ve milletin hafızasında müstesna bir yere sahip, bayrak uğruna toprağa düşen Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Ferhat Gedik'i şehadetlerinin dokuzuncu yılında rahmet ve minnetle yad ederek, Tüm Türkiye'yi acıya boğan bu elim olayı bir kez daha hatırlarken, 'İyi ki varsın Eren' sözüyle hafızalarımıza kazınan Eren evladımızın, Ferhat Astsubayımızın ve vatanımız uğruna can veren bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun diyorum. ifadelerini kullandı.Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin büyük bir devlet olduğunun altını çizen Gürlek, şöyle devam etti:Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Ben ise 86 milyon vatandaşımızın Adalet Bakanıyım. Bu makamın sahibi değil, milletimizin ve devletimizin bize tevdi ettiği bu emanetin taşıyıcısıyım. Bu nedenle adalet hizmetlerini hiçbir ayrım gözetmeden, milletimizin tamamına karşı taşıdığımız bir sorumluluk olarak görüyorum. Kimse dokunulmaz değildir, kimse kanunlar karşısında imtiyazlı değildir. Hukuk herkes için işler. Hukukun asli amacı vatandaşı huzur ve güven içinde tutmaktır. Hukuk, nerede bir sorun görürse, nerede vatandaşımız ya da onun var ettiği devlet aleyhine bireysel ya da organize bir yapılanma görürse orada devreye girer, dosyanın üzerindeki isme bakmaz, hukuk gereğini yapar.Gürlek, Trabzonluların spor sevgisini, 7'den 77'ye Trabzonspor aşkını bildiğini belirterek, Adeta tüm dünyayı kıskandıracak kadar futbola olan duygu bağınızı takdir ediyorum. Bu şehrin yaşayan en değerli sevgi selini saygı ile selamlıyorum. Trabzon'un bu sezon yaptığı değerli transferleri yakından takip ediyor, Türk futboluna kazandırdığı dünyaca ünlü isimleri bize heyecanla seyrettirme fırsatı verdiği içinse ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum. Muhammed Salah, Trabzon camiasına hayırlı olsun. Trabzonspor'umuzun Avrupa Kupası maçlarından bir tanesinde muhteşem tribünlerinize misafir olarak katılıp bu deneyimi sizlerle beraber inşallah izlemeyi düşünüyorum. Trabzon'umuza Avrupa yolculuğunda şimdiden başarılar diliyorum. diye konuştu.Ucu nereye giderse gitsin, kimin karşısına çıkarsa çıksın, yolumuzdan şaşmayacağızBakan Gürlek, Türkiye Yüzyılı hedefine işaret ederek, Bu hedefi yalnızca ekonomik kalkınmanın, teknolojik ilerlemenin veya büyük yatırımların yüzyılı olarak görmüyoruz. Biz, Türkiye Yüzyılı'nı aynı zamanda Adaletin Yüzyılı olarak da görüyoruz. Adaletin Yüzyılı yapma hedefiyle çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Bu nedenle her geçen gün farklı şekillerde karşımıza çıkan suç ve suç örgütleriyle mücadeleye devam ediyoruz. dedi.Suçun yöntemi değişse de araçları değişse de örgütlerin kullandığı yollar değişse de değişmeyen bir şey var, devletin suçla mücadele iradesidir ifadesini kullanan Gürlek, şunları kaydetti:Uyuşturucudan yasa dışı bahis ve sanal kumara, sokak çetelerinden organize suç yapılanmalarına kadar milletimizin huzurunu hedef alan bütün suç odaklarının üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bu hafta da açıkça ifade ettik. Suç zincirinin yalnızca görünen kısmıyla ilgilenmiyoruz. Uyuşturucu suçlarında torbacısından baronuna, organize suçta suçun failinden azmettiricisine, yasa dışı bahiste hesabını kullandırandan o düzeni yönetenlere kadar zincirin tamamını ortaya çıkarıyoruz. Mattia Ahmet Minguzzi evladımızın, Atlas Çağlayan evladımızın ve nice çocuğumuzun katledilmesi hepimizin yüreğinde derin yaralar oluşturdu. Bizim görevimiz yalnızca suç işlendikten sonra faili cezalandırmak değil, bu acıların bir daha yaşanmaması için suçu ortaya çıkmadan önlemektir. Bu anlayışla, özellikle ağır suçlara karışan çocuklar bakımından daha caydırıcı bir infaz düzenlemesinin hazırlanmasında Adalet Bakanlığı olarak aktif rol üstlendik. Cezaların artırılması yönündeki çalışmalara önemli katkılar sağladık, çocukların suça sürüklenmesinde ailelerin sorumluluğunu güçlendiren düzenlemelerin de yer aldığı yasal düzenleme, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçerek yasalaştı. Çünkü çocuklarımız geleceğimizin en büyük teminatıdır. Onların yitip gitmesine, hayallerinin yarım kalmasına izin vermeyeceğiz. Çocuklarımızın güvenliği ve geleceği için üzerimize düşen ne varsa sonuna kadar kararlılıkla mücadele edeceğiz.Bakan Gürlek, sözlerini şöyle sürdürdü:Bizler yalnızca suçun ve suçlunun değil, suç düzenini ayakta tutan kara paranın da takipçisiyiz. Çünkü suçun damarını kesmeden, bu kaynağı kurutmadan suç örgütünün nefesini kesemezsiniz. Bu bağlamda bu düzene geçit vermeyeceğiz, operasyonlarımıza devam edeceğiz. Biz özellikle suçla mücadele konusunda büyük Türk milletinin hizmetindeyiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu irade son derece açıktır. Milletimizin huzurunu bozan hiçbir yapıya müsamaha gösterilmeyecektir. Biz de bu iradenin gereğini hukuk içerisinde yerine getireceğiz. Devletten daha güçlü bir yapı yoktur. Türk adaletinden kaçabilecekleri bir yer de yoktur. Suç işleyen kim olursa olsun, nereye giderse gitsin, yaptığı yanına kar kalmayacaktır.Adaletin önünde zaman aşınır, hakikat aşınmaz ifadesini kullanan Gürlek, Bir olayın üzerinden yıllar geçebilir, bir dosya rafta bekleyebilir ama faili meçhul kalan her ölüm devletin önünde kapanmamış bir hesaptır. Bu nedenle faili meçhul olayları, şüpheli ölümleri ve kamu vicdanında iz bırakan dosyaları yeniden açmaya devam edeceğiz. Şüpheyi dağıtacağız, delillerin izini süreceğiz, faili ortaya çıkaracağız. Sorumluyu adaletin karşısına çıkaracağız. Kararlıyız ve azimliyiz. Ucu nereye giderse gitsin, kimin karşısına çıkarsa çıksın, yolumuzdan şaşmayacağız. diye konuştu.Mesele, bütün vatandaşlarımızın çocuklarına daha huzurlu bir Türkiye bırakması meselesidirGürlek, Türkiye'nin çok uzun yıllar boyunca terörün ağır bedellerini ödediğine dikkati çekerek, Binlerce evladımızı şehit verdik. Nice anneler evladını toprağa verdi. Nice çocuklar babasız büyüdü. Nice ailelerin ocağına ateş düştü. Türkiye yalnızca canlarını kaybetmedi. Türkiye enerjisinden kaybetti, kaynaklarından kaybetti, kalkınma imkanlarından kaybetti. Hepsinden önemlisi, kardeşliğimiz defalarca hedef alındı. Bugün geldiğimiz noktada ise artık başka bir Türkiye vardır. dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu güçlü iradeyle başlayan Terörsüz Türkiye hedefinin, milletin sağduyusu ve Gazi Meclisin iradesiyle yeni ve tarihi bir aşamaya taşındığına işaret eden Gürlek, şu değerlendirmede bulundu:Meclisimizin gündemine gelen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 10 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda 468 kabul oyuyla yasalaşmıştır. Tarihe geçecek çok güçlü bir milli irade ortaya konulmuştur. Buradan bir kez daha emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Bu güçlü irade bize çok önemli bir şey söylüyor, Terörsüz Türkiye artık yalnızca bir temenni değildir. Devletimizin, siyaset kurumunun ve milletimizin ortak geleceğine dair ortaya konulmuş tarihi bir iradedir. Bu meselenin tarafı 86 milyon vatandaşımızdır. Kazananı da 86 milyon vatandaşımız olacaktır. Milli şuuru yüksek Trabzon'umuz da bu süreci sağduyuyla anlatmalı ve güçlü şekilde sahiplenmelidir. Çünkü mesele bu topraklarda bir daha hiçbir annenin evladını teröre kurban vermemesi meselesidir. Mesele ülkemizin dağlarının, şehirlerinin ve sınırlarının terörle değil, üretimle, yatırımla, turizmle, bilimle ve gençlerimizin başarılarıyla anılması meselesidir. Mesele, bir daha hiçbir Eren Bülbül'ümüzün çocuk yaşta aramızdan koparılmaması meselesidir. Mesele, bütün vatandaşlarımızın çocuklarına daha huzurlu bir Türkiye bırakması meselesidir.Bakan Gürlek, şöyle devam etti:Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ifade ettiği gibi, hedefimiz Türkiye'yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmak, milli birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmek ve bölgemizde huzur iklimini sağlamaktır. Burada özellikle altını çiziyorum, şehitlerimizin aziz hatırasını incitecek hiçbir adım atılmamıştır, atılmayacaktır. Gazilerimizin fedakarlığı bizim için tartışmaya kapalıdır. Tek gayemiz güçlü Türkiye'dir. Güçlü Türkiye'ye giden yolda iç cepheyi güçlendirmektir. Yine Cumhurbaşkanı'mızın ifade ettiği gibi, Türkiye hepimizin ortak paydasıdır. Türkiye Cumhuriyeti hepimizin müşterek yuvasıdır. Hangi kökenden olursak olalım hepimiz Türk milletinin fertleriyiz. Ülkenin ve milletin yüksek çıkarları söz konusu olduğunda ortaklaşmak, bir araya gelmek, aynı zeminde buluşmak mecburiyetindeyiz. Bu, kendini Türk milletine ait hisseden herkes için milli bir ödevdir. İşte bu nedenle inanıyorum ki Milli Mücadele ruhunu hala damarlarında taşıyan Trabzon, Terörsüz Türkiye konusunda en güçlü sahiplenen iradelerden biri olacaktır.Türkiye'nin bugün artık sorunlarını erteleyen değil, sorunlarının üzerine giden bir ülke olduğunu vurgulayan Gürlek, Terör meselesinde de böyledir. Suç örgütleriyle mücadelede de böyledir. Adalet sistemimizin eksiklerinde de böyledir. Nerede bir eksiklik varsa gidereceğiz. Nerede vatandaşımızın haklı bir beklentisi varsa dinleyeceğiz. Nerede milletimizin huzuruna kasteden bir yapı varsa hukuk içerisinde karşısında duracağız. diye konuştu.Adalet teşkilatı daha güçlü hale getirilecekBakan Gürlek, adalet teşkilatını daha güçlü hale getirecek, yargılamanın etkinliğini artıracak, vatandaşın hakkına daha hızlı ulaşmasını sağlayacak reformları sürdüreceklerini söyledi.Bu anlayışla, Trabzon'da adalet hizmetlerinin fiziki altyapısını da güçlendirmeye devam ettiklerini anlatan Gürlek, şu bilgileri paylaştı:Vakfıkebir Adliyemizin proje çalışmalarını tamamladık, yapım ihalesini gerçekleştirdik. Of Adalet Sarayı projemizi de daha güçlü ve etkin bir yargı hizmeti sunacak şekilde hazırladık. Trabzon Bölge Adliye Mahkememizde kurulmasına karar verilen yeni hukuk ve ceza dairelerimizin faaliyete geçebilmesi için ihtiyaç duyulan hizmetleri inşallah yerinde tetkik edeceğiz, gerekirse yeni daire kurulmasını da sağlayacağız. Ve nihayetinde milletimizin yıllardır hak ettiği sivil, demokratik ve kuşatıcı bir anayasa hedefinden de vazgeçmeyeceğiz. Çünkü Türkiye Yüzyılı'nı geçmiş dönemlerin vesayet anlayışından kalan bir anayasal zeminin üzerine değil, milletin iradesini merkeze alan, insan onurunu ve temel hakları güvence altına alan güçlü bir hukuk düzeninin üzerine inşa etmek istiyoruz.Bakan Gürlek, Bizim hedefimiz büyük ama bu milletin gücü hedeflerimizden daha büyüktür. ifadesini kullanarak, şunları kaydetti:Bir asır önce yokluk içerisinde istiklal mücadelesi veren bu millet, bugün kendi savunma sanayisini kuruyor, kendi teknolojisini üretiyor, dünyanın dört bir yanında söz sahibi oluyor. Şimdi önümüzde yeni bir dönem var. Terörün gölgesinden tamamen kurtulmuş, suç örgütlerinin hareket alanının yok edildiği, hukuk güvenliğinin güçlendiği, ekonomisiyle, üretimiyle ve insan kaynağıyla çok daha büyük hedeflere yürüyen bir Türkiye dönemi. Biz buna inanıyoruz. Trabzon'un da bu yürüyüşte dün olduğu gibi bugün de en ön safta yer alacağına inanıyoruz. Yeşil vatanımızı koruyacak, ülkemizde her türlü suç örgütünü yok edecek ve milletimizin huzurunu bozan iç ve dış mihraklara asla fırsat vermeyeceğiz.Kadim şehir Trabzon'da kendilerini samimiyetle ağırlayan Vali Tahir Şahin, il protokolü ve Trabzonlulara teşekkür eden Gürlek, adaletin tecellisi için gece gündüz görev yapan hakimlere, cumhuriyet savcılarına, avukatlara ve adalet teşkilatının bütün mensuplarına, milletin huzuru ve güvenliği için fedakarca görev yapan emniyet ve jandarma teşkilatına şükranlarını sundu.Bakan Gürlek, birliğin, beraberliğin ve kardeşliğin daim olması temennisinde bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/adalet-bakani-gurlek-trabzon-valiligini-ziyaretinde-konustu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kamerun’da ayrılıkçılar 13 sivili kaçırdı
</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kamerun-da-ayrilikcilar-13-sivili-kacirdi/893279/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kamerun-da-ayrilikcilar-13-sivili-kacirdi/893279/</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:03:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Yaounde / Kamerun’un Anglofon (İngilizce konuşulan) Kuzey-Batı bölgesinde ayrılıkçı grup üyesi silahlı kişiler, yolcu otobüsündeki 13 sivili kaçırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Yaounde Haberleri : Kamerun’un Anglofon (İngilizce konuşulan) Kuzey-Batı bölgesinde ayrılıkçı grup üyesi silahlı kişiler, yolcu otobüsündeki 13 sivili kaçırdı.Ulusal basındaki haberlere göre, Kuzey-Batı bölgesine bağlı Batibo ile Mamfe arasındaki kara yolunda seyreden yolcu otobüsü, Anglofon bölgesindeki silahlı kişiler tarafından durduruldu.Otobüsteki yolcuları araçtan indiren silahlı kişiler, yolcuların para ve kişisel eşyalarını gasbetti.Saldırganlar daha sonra 13 kişiyi zorla ormanlık alana götürdü.Kaçırılan kişilerin serbest bırakılması karşılığında fidye talep edildiği bildirildi.Anglofon kriziKamerun'da hükümetin, Anglofon (İngilizce konuşulan) Güney ve Kuzey Batı bölgesindeki okul ve mahkemelere İngilizce bilmeyen öğretmen ve hakimleri atamasına tepki olarak bölgede 2016'nın son aylarında gösteriler başlamış ve Anglofon krizi patlak vermişti.Ayrılıkçı gruplar, ülkenin 1961'de federalizme geçişinin yıl dönümü olan 1 Ekim 2017'de Ambazonya adını verdikleri sembolik devlet kurduklarını açıklamış ve resmi dili de İngilizce ilan etmişlerdi.Son verilere göre, Anglofon krizinde ordu ile ayrılıkçılar arasındaki çatışmalarda en az 6 bin kişi yaşamını yitirdi, 800 bin kişi yerinden oldu, 40 bin kişi ise komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Yaounde Haberleri : Kamerun’un Anglofon (İngilizce konuşulan) Kuzey-Batı bölgesinde ayrılıkçı grup üyesi silahlı kişiler, yolcu otobüsündeki 13 sivili kaçırdı.Ulusal basındaki haberlere göre, Kuzey-Batı bölgesine bağlı Batibo ile Mamfe arasındaki kara yolunda seyreden yolcu otobüsü, Anglofon bölgesindeki silahlı kişiler tarafından durduruldu.Otobüsteki yolcuları araçtan indiren silahlı kişiler, yolcuların para ve kişisel eşyalarını gasbetti.Saldırganlar daha sonra 13 kişiyi zorla ormanlık alana götürdü.Kaçırılan kişilerin serbest bırakılması karşılığında fidye talep edildiği bildirildi.Anglofon kriziKamerun'da hükümetin, Anglofon (İngilizce konuşulan) Güney ve Kuzey Batı bölgesindeki okul ve mahkemelere İngilizce bilmeyen öğretmen ve hakimleri atamasına tepki olarak bölgede 2016'nın son aylarında gösteriler başlamış ve Anglofon krizi patlak vermişti.Ayrılıkçı gruplar, ülkenin 1961'de federalizme geçişinin yıl dönümü olan 1 Ekim 2017'de Ambazonya adını verdikleri sembolik devlet kurduklarını açıklamış ve resmi dili de İngilizce ilan etmişlerdi.Son verilere göre, Anglofon krizinde ordu ile ayrılıkçılar arasındaki çatışmalarda en az 6 bin kişi yaşamını yitirdi, 800 bin kişi yerinden oldu, 40 bin kişi ise komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/kamerun-da-ayrilikcilar-13-sivili-kacirdi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Anadolu Efes'te hedef tüm kulvarlarda yeniden zirve</title>
      <link>https://www.canligaste.com/anadolu-efes-te-hedef-tum-kulvarlarda-yeniden-zirve/893278/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/anadolu-efes-te-hedef-tum-kulvarlarda-yeniden-zirve/893278/</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:00:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Genel direktör Alper Yılmaz: İlk hedefimiz, Anadolu Efes'i hak ettiği yere getirebilmek - Genç, başarıya aç ve sahada mücadeleyi hiçbir zaman bırakmayacak oyunculara yöneldik - Basketbol Süper Ligi'nde ilk hedefimiz şampiyonluk. Türkiye Kupası'nı da kazanmak istiyoruz. Avrupa Ligi'nde adım adım ilerlemek istiyoruz - Takıma katılacak bir oyuncu daha var. Cuma günü (Yarın) açıklarız diye düşünüyorum - Larkin, 8 senenin sonunda yönünü değiştirmek ve başka bir kulüp için oynamak istedi. Biz de buna anlayış gösterdik]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- EMRE DOĞAN - Anadolu Efes Genel Direktörü Alper Yılmaz, son 3 sezonda beklentileri karşılayamayan mavi-beyazlı basketbol takımını yeniden zirveye taşımayı hedeflediklerini belirterek, genç, başarıya aç ve mücadeleci oyuncuların yer aldığı bir takım kurduklarını söyledi.Yaklaşık 1,5 yıllık aranın ardından Anadolu Efes'e dönen Yılmaz, yeni sezon yapılanması, başantrenör Pablo Laso ile devam kararı, transfer çalışmaları, Shane Larkin'in ayrılığı, Mike James'in transferi, yeni sezon hedefleri ve Avrupa Ligi'ndeki (EuroLeague) ekonomik değişime ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.Mavi-beyazlılara dönüş sürecini anlatan Alper Yılmaz, Başkanımız Tuncay Özilhan beni görüşmeye çağırdı, geri dönmemi istediğini söyledi. Tuncay Bey söyledikten sonra 'Hayır' diyebilecek bir durumum yok. Anadolu Efes'te oyunculuk ve yöneticilikte yaklaşık 21 yılım geçti. Kariyerimin çok büyük bir bölümünü borçlu olduğum bir insan ve kulüp. 'Tabii ki başkanım' diyerek geri döndüm. Türkiye Basketbol Federasyonu, benim için değişik ve güzel bir deneyim oldu. Şu an Anadolu Efes'in genel direktörlük görevindeyim ve lacivert-beyazlı takımın başarısı için elimden geleni yapıyorum. ifadelerini kullandı.İlk hedefimiz, Anadolu Efes&#039;i hak ettiği yere getirebilmekAlper Yılmaz, Anadolu Efes'in istikrarlı bir şekilde yeniden Avrupa'nın zirvesinde yer almasını hedeflediklerini belirtti.Mavi-beyazlı takımın Avrupa Ligi'nde üst üste kazandığı 2 şampiyonluğun ardından son 3 sezonda beklentilerin altında kaldığını hatırlatan 51 yaşındaki basketbol adamı, şöyle konuştu:Anadolu Efes hep en yukarıya oynayan bir takım oldu. Türkiye'deki bütün kupaları en çok kazanan ekip olması da bunun en büyük göstergesi. Avrupa Ligi'nde üst üste şampiyon olan 3 takımdan biri. Tarihi başarılarla dolu. Her kulübün inişi ve çıkışı oluyor. Anadolu Efes, arka arkaya kazandığı şampiyonluklardan sonra bütün takımların ilk hedefi olmuştu. İstediğimiz başarıları elde edemediğimiz 3 sezon oldu. Önümüzdeki sezondan itibaren tekrar her kulvarda aynı başarıları hedefleyen bir takım olma yolundayız. Tarihimizde 2 kez Koraç Kupası'nda final oynadık. Birini kaybettik, diğerini kazandık. Avrupa Ligi'nde de 5 Dörtlü Finalimiz var. 2'sinde şampiyonluğa ulaşabildik. Hedefimiz, hep Dörtlü Final oynayabilmek ve bu başarıyı devam ettirebilmek. İstikrar sağlamayı hedefliyoruz.Kulüpte bir üzüntü hakimdiYeniden göreve geldiğinde değişime ihtiyaç olduğunu düşündüğünü vurgulayan Alper Yılmaz, şu görüşleri paylaştı:Göreve yeniden geldiğimde ilk olarak değişimin gelmesini düşünüyordum çünkü bir üzüntü hissi vardı. Anadolu Efes, başarıya alışık bir kulüp. Başarısızlıkların ya da istenilen performansı gösterememenin sonucunda bir üzüntü hakimdi. Öncelikli hedefimiz sezonu iyi bir şekilde bitirebilmekti. Play-off'ta gerçekten çok iyi mücadele ettik. Yarı finalde şampiyon Fenerbahçe'ye hepsini kazanabileceğimiz 4 maçın 3'ünü kaybederek elendik. Sezon bittikten sonra oyuncu, teknik ve idari ekiplerimizde değişiklikler yaptık. Önümüzdeki sezona yeni bir heyecanla ve başlangıçla elimizden gelenin en iyisini yapmak için hazırlanıyoruz. Hep en yukarıda olmak istiyoruz ve en yukarıda olamadığımız noktada üzüntü yaşıyoruz. Forma, taraftar ve basketbol sevgisi için mücadele eden oyunculardan kurulu bir kadromuz var. Son topa kadar mücadele etmek istiyoruz. Umuyorum ki başarılı bir sezon geçiririz. İlk hedefimiz, Anadolu Efes'i hak ettiği yere getirebilmek.Genç ve başarıya aç oyunculara yöneldikYeni sezon kadrosunu oluştururken tercih ettikleri oyuncu profilini anlatan Yılmaz, mücadele gücüne öncelik verdiklerini ifade etti.Kadroda önemli bir değişime gittiklerini aktaran mavi-beyazlıların genel direktörü, Genç, başarıya aç ve sahada mücadeleyi hiçbir zaman bırakmayacak oyunculara yönelmeyi istedik. En doğru ve en uygun fiyatlarla alabileceğimiz oyuncuları kadromuza katmaya çalıştık. Güzel bir takım oluşturduğumuzu düşünüyorum. Umuyorum başarılı bir kadro kurmuşuzdur. şeklinde konuştu.Laso&#039;nun kendi kurduğu bir takımda daha başarılı olacağını düşündükAlper Yılmaz, kendi kurduğu takımla daha başarılı olacağına inandıkları için başantrenör Pablo Laso'yla yola devam ettiklerini belirtti.İspanyol başantrenörün Aralık 2025'te göreve geldiğini hatırlatan Yılmaz, Laso'nun kendi kurduğu bir takımda daha başarılı olacağını düşündük. Karşılıklı olarak devam etmenin daha doğru bir seçenek olduğuna karar verdik. Umut ediyorum o da eski başarılarını yakalayabileceği bir sezon geçirir, biz de hak ettiğimiz yerde ve tepelerde mücadele eden bir takıma dönebiliriz. değerlendirmesinde bulundu.Avrupa Ligi&#039;nde adım adım ilerlemek istiyoruzAnadolu Efes'in tüm kulvarlarda her zaman en yüksek hedeflere sahip olduğunu vurgulayan Alper Yılmaz, yeni sezonda Basketbol Süper Ligi ile Türkiye Kupası'nda şampiyon olmak istediklerini söyledi.Avrupa Ligi'nde adım adım ilerlemeleri gerektiğinin altını çizen 51 yaşındaki basketbol adamı, Anadolu Efes, bütün kulvarlarda her zaman en yükseği hedefleyen bir kulüp. Tabii ki Basketbol Süper Ligi'nde ilk hedefimiz şampiyonluk. Türkiye Kupası'nı da kazanmak istiyoruz. Avrupa Ligi'nde 20 takımlı sisteme geçtikten sonra sezon çok yoğun geçiyor. Burayı biraz adım adım gitmek lazım. Önce play-off'u daha sonra da Dörtlü Final'i hedefliyoruz. Adım adım ilerlemek istiyoruz. diye görüş belirtti.Takıma katılacak bir oyuncu daha varTransfer çalışmalarının sürdüğünü aktaran Yılmaz, 1 ve 2 numara pozisyonlarında görev yapabilen bir oyuncuyu daha kadroya katacaklarını kaydetti.Şu ana kadar 6 oyuncuyla sözleşme imzaladıklarını aktaran Alper Yılmaz, Yeni bir Anadolu Efes oluşturuyoruz. Sahada Anadolu Efes'i en iyi şekilde temsil edecek bir oyuncu topluluğuna ihtiyacımız var. Buna göre hareket ediyoruz. Takıma katılacak bir oyuncu daha var. Cuma günü (Yarın) açıklarız diye düşünüyorum. Geçen sezon çok büyük sakatlık problemi yaşadık. Geçen sezon başında sakatlanan Papagiannis ile sezon sonunda ameliyat olan Cordinier'nin bu sezon başında istediğimiz durumda olmayacaklarını düşünüyoruz. Bu sene Avrupa basketbolundaki piyasa biraz değişik. Çok yüksek bütçeler harcayan takımlar var. Transfer hiç bitmez. Sakatlık olabilir, çok uygun koşullarda çok iyi bir oyuncu denk gelebilir. Şu an ana kadromuzun tamamlandığını söyleyebilirim. Yeni transferimiz, 1-2 numarada oynayabilen bir oyuncu olacak. ifadelerini kullandı.Mike James, kulübümüze ve projemize inandıShane Larkin'in ayrılığının ardından Avrupa Ligi'nde tüm zamanların en skorer oyuncusu Mike James'i transfer etmelerine ilişkin görüşlerini paylaşan Alper Yılmaz, şunları kaydetti:Mike James, Avrupa basketbolunda çok önemli bir oyuncu. Anadolu Efes olarak bizim canımızı çok yakmış bir isim. Monaco'dan ayrılmaya karar vermişti. Larkin ile yollarımızı ayırdıktan sonra Mike James'in menajerleriyle iletişime geçtik. Buraya gelme konusunda çok istekliydi. Çok fazla teklif vardı. Kulübümüze ve projemize inandı. İletişim halindeyiz, geldiği günden beri takıma çok şey katmaya çalışıyor. Umut ediyorum, iki tarafın ve taraftarların mutlu olduğu bir süreç olur. Mike James'in Anadolu Efes'e ve Türk basketboluna çok şey katacağını düşünüyorum.Larkin, başka bir kulüp için oynamak istediSekiz sezon forma giydiği Anadolu Efes'te önemli başarılara imza atan milli basketbolcu Shane Larkin'in ayrılık sürecini anlatan Yılmaz, şöyle konuştu:Larkin, çok sevdiğim ve değer verdiğim biri. 2018'de transferinde görüşmeleri ben yapmıştım ve transfer olduğunda çok mutlu olmuştum. Ancak sonuçta profesyonel bir iş yapıyoruz. Bu işin karşılığında para alıyoruz. Larkin, 8 senenin sonunda yönünü değiştirmek ve başka bir kulüp için oynamak istedi. Bunu bize menajerleri aracılığıyla iletti. Biz de buna anlayış gösterdik. Kalmak istemeyen bir oyuncuyu takımda tutmanın çok anlamlı olduğunu düşünmüyorum. Larkin ve menajerleriyle görüştük. İki taraf için de doğru bir çözüm bulduğumuzu düşünüyorum. Umuyorum sağlıklı ve güzel bir sezon geçirir. Anadolu Efes'in tarihindeki en önemli oyunculardan biri. Hayatımıza devam ediyoruz. Larkin'in yerine en iyi oyuncuyu getirmeye çalıştık. Umuyorum getirdiğimiz oyuncu bizde eski takımından daha başarılı olur. Yıllar önce Petar Naumoski, Vasilije Micic ve Bryant Dunston geldi ve gitti. Larkin de bir gün gidecekti, bu sene oldu.Basketbolun gelirlerinin yükselmesine ihtiyacımız varAvrupa Ligi'ndeki transfer piyasasını da değerlendiren Alper Yılmaz, takım sayısının artması ve oyuncu havuzunun daralmasının maliyetleri yükselttiğine dikkati çekti.NCAA'in yanı sıra Japonya ve Çin'de oyuncu sözleşmelerindeki artışın da Avrupa basketbolunu etkilediğini belirten 51 yaşındaki basketbol adamı, Takım sayısının artması ve daralan oyuncu havuzu, piyasanın yükselmesine sebep oluyor. Bundan çok mutlu olduğumuzu söyleyemem. Ancak bir arz talep dengesi. Sonuçta oyuncunun alacağı miktar, taliplerinin ve onların harcayacağı paraya dayalı. Bir şekilde dengeye oturacaktır. NCAA'deki ve Japonya ile Çin'deki oyuncu sözleşmelerinin yükselmesinin bunda bir etkisi var. Çok fazla Avrupa kupası olmasının da bir etkisi var. Piyasanın yükselmesi kalitenin artmasını sağlayacaksa bizim için artı dönüş olacaktır. değerlendirmesinde bulundu.Avrupa basketbolunda kulüplerin gelirlerinin artırılması gerektiğinin altını çizen Yılmaz, şöyle devam etti:Basketbolun gelirlerinin yükselmesine ihtiyacımız var. Avrupa Ligi takımları olarak hep bu konuya kafa patlatıyoruz, çalışıyoruz. İnşallah orta bir noktada buluşacağız. Aslında Avrupa Ligi en büyük ve gelirleri en yüksek organizasyon. Ne kadar karşılamasa da diğer liglere göre çok daha fazla gelirimiz var. Avrupa Ligi'nin yeni yönetimi ortaklıklara dönmeye ve yatırımcı almaya varan planlar içinde. Anadolu Efes ve Fenerbahçe olarak ortakların içindeyiz. Amacımız en büyük geliri oluşturabilmek. Bu, uzun bir süreç. Yavaş yavaş oluyor. Doğru adımlar attığımızı düşünüyorum.Başarı sadece sahadaki mücadeleyle gelmiyor2026-2027 sezonu öncesinde Anadolu Efes taraftarına da destek çağrısında bulunan Alper Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:Başarı sadece sahadaki mücadeleyle gelmiyor. Taraftarın desteği de çok önemli. Onların desteğine ve mücadelemize katılmasına ihtiyacımız var. Bizi desteklemeye devam etsinler. Umuyorum ilk iç saha maçından son maça kadar bizimle beraber olurlar. En sonunda sezonu gülerek başarılı bir şekilde kapatırız.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- EMRE DOĞAN - Anadolu Efes Genel Direktörü Alper Yılmaz, son 3 sezonda beklentileri karşılayamayan mavi-beyazlı basketbol takımını yeniden zirveye taşımayı hedeflediklerini belirterek, genç, başarıya aç ve mücadeleci oyuncuların yer aldığı bir takım kurduklarını söyledi.Yaklaşık 1,5 yıllık aranın ardından Anadolu Efes'e dönen Yılmaz, yeni sezon yapılanması, başantrenör Pablo Laso ile devam kararı, transfer çalışmaları, Shane Larkin'in ayrılığı, Mike James'in transferi, yeni sezon hedefleri ve Avrupa Ligi'ndeki (EuroLeague) ekonomik değişime ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.Mavi-beyazlılara dönüş sürecini anlatan Alper Yılmaz, Başkanımız Tuncay Özilhan beni görüşmeye çağırdı, geri dönmemi istediğini söyledi. Tuncay Bey söyledikten sonra 'Hayır' diyebilecek bir durumum yok. Anadolu Efes'te oyunculuk ve yöneticilikte yaklaşık 21 yılım geçti. Kariyerimin çok büyük bir bölümünü borçlu olduğum bir insan ve kulüp. 'Tabii ki başkanım' diyerek geri döndüm. Türkiye Basketbol Federasyonu, benim için değişik ve güzel bir deneyim oldu. Şu an Anadolu Efes'in genel direktörlük görevindeyim ve lacivert-beyazlı takımın başarısı için elimden geleni yapıyorum. ifadelerini kullandı.İlk hedefimiz, Anadolu Efes&#039;i hak ettiği yere getirebilmekAlper Yılmaz, Anadolu Efes'in istikrarlı bir şekilde yeniden Avrupa'nın zirvesinde yer almasını hedeflediklerini belirtti.Mavi-beyazlı takımın Avrupa Ligi'nde üst üste kazandığı 2 şampiyonluğun ardından son 3 sezonda beklentilerin altında kaldığını hatırlatan 51 yaşındaki basketbol adamı, şöyle konuştu:Anadolu Efes hep en yukarıya oynayan bir takım oldu. Türkiye'deki bütün kupaları en çok kazanan ekip olması da bunun en büyük göstergesi. Avrupa Ligi'nde üst üste şampiyon olan 3 takımdan biri. Tarihi başarılarla dolu. Her kulübün inişi ve çıkışı oluyor. Anadolu Efes, arka arkaya kazandığı şampiyonluklardan sonra bütün takımların ilk hedefi olmuştu. İstediğimiz başarıları elde edemediğimiz 3 sezon oldu. Önümüzdeki sezondan itibaren tekrar her kulvarda aynı başarıları hedefleyen bir takım olma yolundayız. Tarihimizde 2 kez Koraç Kupası'nda final oynadık. Birini kaybettik, diğerini kazandık. Avrupa Ligi'nde de 5 Dörtlü Finalimiz var. 2'sinde şampiyonluğa ulaşabildik. Hedefimiz, hep Dörtlü Final oynayabilmek ve bu başarıyı devam ettirebilmek. İstikrar sağlamayı hedefliyoruz.Kulüpte bir üzüntü hakimdiYeniden göreve geldiğinde değişime ihtiyaç olduğunu düşündüğünü vurgulayan Alper Yılmaz, şu görüşleri paylaştı:Göreve yeniden geldiğimde ilk olarak değişimin gelmesini düşünüyordum çünkü bir üzüntü hissi vardı. Anadolu Efes, başarıya alışık bir kulüp. Başarısızlıkların ya da istenilen performansı gösterememenin sonucunda bir üzüntü hakimdi. Öncelikli hedefimiz sezonu iyi bir şekilde bitirebilmekti. Play-off'ta gerçekten çok iyi mücadele ettik. Yarı finalde şampiyon Fenerbahçe'ye hepsini kazanabileceğimiz 4 maçın 3'ünü kaybederek elendik. Sezon bittikten sonra oyuncu, teknik ve idari ekiplerimizde değişiklikler yaptık. Önümüzdeki sezona yeni bir heyecanla ve başlangıçla elimizden gelenin en iyisini yapmak için hazırlanıyoruz. Hep en yukarıda olmak istiyoruz ve en yukarıda olamadığımız noktada üzüntü yaşıyoruz. Forma, taraftar ve basketbol sevgisi için mücadele eden oyunculardan kurulu bir kadromuz var. Son topa kadar mücadele etmek istiyoruz. Umuyorum ki başarılı bir sezon geçiririz. İlk hedefimiz, Anadolu Efes'i hak ettiği yere getirebilmek.Genç ve başarıya aç oyunculara yöneldikYeni sezon kadrosunu oluştururken tercih ettikleri oyuncu profilini anlatan Yılmaz, mücadele gücüne öncelik verdiklerini ifade etti.Kadroda önemli bir değişime gittiklerini aktaran mavi-beyazlıların genel direktörü, Genç, başarıya aç ve sahada mücadeleyi hiçbir zaman bırakmayacak oyunculara yönelmeyi istedik. En doğru ve en uygun fiyatlarla alabileceğimiz oyuncuları kadromuza katmaya çalıştık. Güzel bir takım oluşturduğumuzu düşünüyorum. Umuyorum başarılı bir kadro kurmuşuzdur. şeklinde konuştu.Laso&#039;nun kendi kurduğu bir takımda daha başarılı olacağını düşündükAlper Yılmaz, kendi kurduğu takımla daha başarılı olacağına inandıkları için başantrenör Pablo Laso'yla yola devam ettiklerini belirtti.İspanyol başantrenörün Aralık 2025'te göreve geldiğini hatırlatan Yılmaz, Laso'nun kendi kurduğu bir takımda daha başarılı olacağını düşündük. Karşılıklı olarak devam etmenin daha doğru bir seçenek olduğuna karar verdik. Umut ediyorum o da eski başarılarını yakalayabileceği bir sezon geçirir, biz de hak ettiğimiz yerde ve tepelerde mücadele eden bir takıma dönebiliriz. değerlendirmesinde bulundu.Avrupa Ligi&#039;nde adım adım ilerlemek istiyoruzAnadolu Efes'in tüm kulvarlarda her zaman en yüksek hedeflere sahip olduğunu vurgulayan Alper Yılmaz, yeni sezonda Basketbol Süper Ligi ile Türkiye Kupası'nda şampiyon olmak istediklerini söyledi.Avrupa Ligi'nde adım adım ilerlemeleri gerektiğinin altını çizen 51 yaşındaki basketbol adamı, Anadolu Efes, bütün kulvarlarda her zaman en yükseği hedefleyen bir kulüp. Tabii ki Basketbol Süper Ligi'nde ilk hedefimiz şampiyonluk. Türkiye Kupası'nı da kazanmak istiyoruz. Avrupa Ligi'nde 20 takımlı sisteme geçtikten sonra sezon çok yoğun geçiyor. Burayı biraz adım adım gitmek lazım. Önce play-off'u daha sonra da Dörtlü Final'i hedefliyoruz. Adım adım ilerlemek istiyoruz. diye görüş belirtti.Takıma katılacak bir oyuncu daha varTransfer çalışmalarının sürdüğünü aktaran Yılmaz, 1 ve 2 numara pozisyonlarında görev yapabilen bir oyuncuyu daha kadroya katacaklarını kaydetti.Şu ana kadar 6 oyuncuyla sözleşme imzaladıklarını aktaran Alper Yılmaz, Yeni bir Anadolu Efes oluşturuyoruz. Sahada Anadolu Efes'i en iyi şekilde temsil edecek bir oyuncu topluluğuna ihtiyacımız var. Buna göre hareket ediyoruz. Takıma katılacak bir oyuncu daha var. Cuma günü (Yarın) açıklarız diye düşünüyorum. Geçen sezon çok büyük sakatlık problemi yaşadık. Geçen sezon başında sakatlanan Papagiannis ile sezon sonunda ameliyat olan Cordinier'nin bu sezon başında istediğimiz durumda olmayacaklarını düşünüyoruz. Bu sene Avrupa basketbolundaki piyasa biraz değişik. Çok yüksek bütçeler harcayan takımlar var. Transfer hiç bitmez. Sakatlık olabilir, çok uygun koşullarda çok iyi bir oyuncu denk gelebilir. Şu an ana kadromuzun tamamlandığını söyleyebilirim. Yeni transferimiz, 1-2 numarada oynayabilen bir oyuncu olacak. ifadelerini kullandı.Mike James, kulübümüze ve projemize inandıShane Larkin'in ayrılığının ardından Avrupa Ligi'nde tüm zamanların en skorer oyuncusu Mike James'i transfer etmelerine ilişkin görüşlerini paylaşan Alper Yılmaz, şunları kaydetti:Mike James, Avrupa basketbolunda çok önemli bir oyuncu. Anadolu Efes olarak bizim canımızı çok yakmış bir isim. Monaco'dan ayrılmaya karar vermişti. Larkin ile yollarımızı ayırdıktan sonra Mike James'in menajerleriyle iletişime geçtik. Buraya gelme konusunda çok istekliydi. Çok fazla teklif vardı. Kulübümüze ve projemize inandı. İletişim halindeyiz, geldiği günden beri takıma çok şey katmaya çalışıyor. Umut ediyorum, iki tarafın ve taraftarların mutlu olduğu bir süreç olur. Mike James'in Anadolu Efes'e ve Türk basketboluna çok şey katacağını düşünüyorum.Larkin, başka bir kulüp için oynamak istediSekiz sezon forma giydiği Anadolu Efes'te önemli başarılara imza atan milli basketbolcu Shane Larkin'in ayrılık sürecini anlatan Yılmaz, şöyle konuştu:Larkin, çok sevdiğim ve değer verdiğim biri. 2018'de transferinde görüşmeleri ben yapmıştım ve transfer olduğunda çok mutlu olmuştum. Ancak sonuçta profesyonel bir iş yapıyoruz. Bu işin karşılığında para alıyoruz. Larkin, 8 senenin sonunda yönünü değiştirmek ve başka bir kulüp için oynamak istedi. Bunu bize menajerleri aracılığıyla iletti. Biz de buna anlayış gösterdik. Kalmak istemeyen bir oyuncuyu takımda tutmanın çok anlamlı olduğunu düşünmüyorum. Larkin ve menajerleriyle görüştük. İki taraf için de doğru bir çözüm bulduğumuzu düşünüyorum. Umuyorum sağlıklı ve güzel bir sezon geçirir. Anadolu Efes'in tarihindeki en önemli oyunculardan biri. Hayatımıza devam ediyoruz. Larkin'in yerine en iyi oyuncuyu getirmeye çalıştık. Umuyorum getirdiğimiz oyuncu bizde eski takımından daha başarılı olur. Yıllar önce Petar Naumoski, Vasilije Micic ve Bryant Dunston geldi ve gitti. Larkin de bir gün gidecekti, bu sene oldu.Basketbolun gelirlerinin yükselmesine ihtiyacımız varAvrupa Ligi'ndeki transfer piyasasını da değerlendiren Alper Yılmaz, takım sayısının artması ve oyuncu havuzunun daralmasının maliyetleri yükselttiğine dikkati çekti.NCAA'in yanı sıra Japonya ve Çin'de oyuncu sözleşmelerindeki artışın da Avrupa basketbolunu etkilediğini belirten 51 yaşındaki basketbol adamı, Takım sayısının artması ve daralan oyuncu havuzu, piyasanın yükselmesine sebep oluyor. Bundan çok mutlu olduğumuzu söyleyemem. Ancak bir arz talep dengesi. Sonuçta oyuncunun alacağı miktar, taliplerinin ve onların harcayacağı paraya dayalı. Bir şekilde dengeye oturacaktır. NCAA'deki ve Japonya ile Çin'deki oyuncu sözleşmelerinin yükselmesinin bunda bir etkisi var. Çok fazla Avrupa kupası olmasının da bir etkisi var. Piyasanın yükselmesi kalitenin artmasını sağlayacaksa bizim için artı dönüş olacaktır. değerlendirmesinde bulundu.Avrupa basketbolunda kulüplerin gelirlerinin artırılması gerektiğinin altını çizen Yılmaz, şöyle devam etti:Basketbolun gelirlerinin yükselmesine ihtiyacımız var. Avrupa Ligi takımları olarak hep bu konuya kafa patlatıyoruz, çalışıyoruz. İnşallah orta bir noktada buluşacağız. Aslında Avrupa Ligi en büyük ve gelirleri en yüksek organizasyon. Ne kadar karşılamasa da diğer liglere göre çok daha fazla gelirimiz var. Avrupa Ligi'nin yeni yönetimi ortaklıklara dönmeye ve yatırımcı almaya varan planlar içinde. Anadolu Efes ve Fenerbahçe olarak ortakların içindeyiz. Amacımız en büyük geliri oluşturabilmek. Bu, uzun bir süreç. Yavaş yavaş oluyor. Doğru adımlar attığımızı düşünüyorum.Başarı sadece sahadaki mücadeleyle gelmiyor2026-2027 sezonu öncesinde Anadolu Efes taraftarına da destek çağrısında bulunan Alper Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:Başarı sadece sahadaki mücadeleyle gelmiyor. Taraftarın desteği de çok önemli. Onların desteğine ve mücadelemize katılmasına ihtiyacımız var. Bizi desteklemeye devam etsinler. Umuyorum ilk iç saha maçından son maça kadar bizimle beraber olurlar. En sonunda sezonu gülerek başarılı bir şekilde kapatırız.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/anadolu-efes-te-hedef-tum-kulvarlarda-yeniden-zirve.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Japonya, Rusya Devlet Başkanı Putin'in tartışmalı Kuril Adaları'na ziyaretini protesto etti (GÜNCELLEME)</title>
      <link>https://www.canligaste.com/japonya-rusya-devlet-baskani-putin-in-tartismali-kuril-adalari-na-ziyaretini-protesto-etti-guncelleme/893277/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/japonya-rusya-devlet-baskani-putin-in-tartismali-kuril-adalari-na-ziyaretini-protesto-etti-guncelleme/893277/</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:00:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya / Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, ziyaretin iki ülke ilişkilerinin düzeltilmesini zorlaştırdığını belirtti  JAPONYA BAŞBAKANI TAKAİÇİ SANAE'NİN AÇIKLAMASI EKLENDİ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri : Japonya, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in iki ülke arasında ihtilafa konu olan Kuril Adaları'nı ziyaret etmesini şiddetle protesto ettiğini bildirdi.Japonya Dışişleri Bakanlığının ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Putin'in, Kuril Adaları'nı ziyaret etmesine ilişkin açıklama yapıldı.Kuril Adaları'nın tarihsel olarak ve uluslararası hukuk uyarınca Japonya'nın toprağı olduğu belirtilen açıklamada, Tokyo hükümetinin Putin'in söz konusu adalara ziyaretini şiddetle protesto ettiği ifade edildi.Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae de yaptığı açıklamada, Japonya'nın Putin'in söz konusu bölgeyi ziyaret etmemesi yönündeki taleplerine rağmen gerçekleştirilen ziyaretin kesinlikle kabul edilemez olduğunu belirtti.Putin'in İturup Adası'nı ziyaretinin Japonya'nın bu konudaki değişmez tutumuyla bağdaşmadığını ifade eden Takaiçi, ziyaretin Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrasında zorlu bir dönemden geçen Japonya-Rusya ilişkilerinin orta ve uzun vadede düzeltilmesini daha da zorlaştırdığını kaydetti.Kremlin Sarayı'ndan sabah yapılan açıklamada, Putin'in, Kuril Adaları zincirinin parçası olan İturup Adası'nı ziyaret ettiği belirtilmişti.Rusya'nın Sahalin Bölgesi'ne bağlı İturup Adası, Kuril Adaları'nın güneyinde yer alıyor. İkinci Dünya Savaşı'nın sonuna kadar Japonya'nın hakimiyetinde bulunan Kuril Adaları, 1945'te eski Sovyetler Birliği'nin hakimiyetine geçmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri : Japonya, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in iki ülke arasında ihtilafa konu olan Kuril Adaları'nı ziyaret etmesini şiddetle protesto ettiğini bildirdi.Japonya Dışişleri Bakanlığının ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Putin'in, Kuril Adaları'nı ziyaret etmesine ilişkin açıklama yapıldı.Kuril Adaları'nın tarihsel olarak ve uluslararası hukuk uyarınca Japonya'nın toprağı olduğu belirtilen açıklamada, Tokyo hükümetinin Putin'in söz konusu adalara ziyaretini şiddetle protesto ettiği ifade edildi.Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae de yaptığı açıklamada, Japonya'nın Putin'in söz konusu bölgeyi ziyaret etmemesi yönündeki taleplerine rağmen gerçekleştirilen ziyaretin kesinlikle kabul edilemez olduğunu belirtti.Putin'in İturup Adası'nı ziyaretinin Japonya'nın bu konudaki değişmez tutumuyla bağdaşmadığını ifade eden Takaiçi, ziyaretin Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrasında zorlu bir dönemden geçen Japonya-Rusya ilişkilerinin orta ve uzun vadede düzeltilmesini daha da zorlaştırdığını kaydetti.Kremlin Sarayı'ndan sabah yapılan açıklamada, Putin'in, Kuril Adaları zincirinin parçası olan İturup Adası'nı ziyaret ettiği belirtilmişti.Rusya'nın Sahalin Bölgesi'ne bağlı İturup Adası, Kuril Adaları'nın güneyinde yer alıyor. İkinci Dünya Savaşı'nın sonuna kadar Japonya'nın hakimiyetinde bulunan Kuril Adaları, 1945'te eski Sovyetler Birliği'nin hakimiyetine geçmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/japonya-rusya-devlet-baskani-putin-in-tartismali-kuril-adalari-na-ziyaretini-protesto-etti-guncelleme.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Mersin'de motosiklet ile traktörün çarpıştığı kaza güvenlik kamerasında </title>
      <link>https://www.canligaste.com/mersin-de-motosiklet-ile-traktorun-carpistigi-kaza-guvenlik-kamerasinda/893275/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/mersin-de-motosiklet-ile-traktorun-carpistigi-kaza-guvenlik-kamerasinda/893275/</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 11:57:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Mersin / Mersin'in Mut ilçesinde traktörle çarpışan motosikletin sürücüsünün yaralandığı kaza güvenlik kamerasınca görüntülendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Mersin Haberleri : Mersin'in Mut ilçesinde traktörle çarpışan motosikletin sürücüsünün yaralandığı kaza güvenlik kamerasınca görüntülendi.Kale Mahallesi'nde plakaları öğrenilemeyen G.B. idaresindeki traktör ile M.D'nin kullandığı motosiklet çarpıştı.Kazada motosikletten düşen M.D. yaralandı.Yaralı, ihbar üzerine bölgeye sevk edilen sağlık ekibince hastaneye kaldırıldı.Kaza anı çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasınca kaydedildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Mersin Haberleri : Mersin'in Mut ilçesinde traktörle çarpışan motosikletin sürücüsünün yaralandığı kaza güvenlik kamerasınca görüntülendi.Kale Mahallesi'nde plakaları öğrenilemeyen G.B. idaresindeki traktör ile M.D'nin kullandığı motosiklet çarpıştı.Kazada motosikletten düşen M.D. yaralandı.Yaralı, ihbar üzerine bölgeye sevk edilen sağlık ekibince hastaneye kaldırıldı.Kaza anı çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasınca kaydedildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/mersin-de-motosiklet-ile-traktorun-carpistigi-kaza-guvenlik-kamerasinda.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Anadolu Yıldızlar Ligi Türkiye Judo Şampiyonası, Muğla'da başladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/anadolu-yildizlar-ligi-turkiye-judo-sampiyonasi-mugla-da-basladi/893273/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/anadolu-yildizlar-ligi-turkiye-judo-sampiyonasi-mugla-da-basladi/893273/</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 11:51:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Muğla'da düzenlenen Anadolu Yıldızlar Ligi Türkiye Judo Şampiyonası başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- Muğla'da düzenlenen Anadolu Yıldızlar Ligi Türkiye Judo Şampiyonası başladı.Menteşe Spor Salonu'nda iki gün sürecek şampiyonada, 33 ilden 119 erkek ve 105 kadın olmak üzere 224 sporcu mücadele ediyor.Dereceye girebilmek için tatamiye çıkan sporcuların müsabakaları, iki gün boyunca 09.00-16.00 saatlerinde yapılacak.Organizasyonun açılış seremonisi ise saat 13.00'te gerçekleştirilecek.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- Muğla'da düzenlenen Anadolu Yıldızlar Ligi Türkiye Judo Şampiyonası başladı.Menteşe Spor Salonu'nda iki gün sürecek şampiyonada, 33 ilden 119 erkek ve 105 kadın olmak üzere 224 sporcu mücadele ediyor.Dereceye girebilmek için tatamiye çıkan sporcuların müsabakaları, iki gün boyunca 09.00-16.00 saatlerinde yapılacak.Organizasyonun açılış seremonisi ise saat 13.00'te gerçekleştirilecek.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/anadolu-yildizlar-ligi-turkiye-judo-sampiyonasi-mugla-da-basladi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
