<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Japonya hükümeti, silah ihracatına yönelik kısıtlamaların esnetilmesini onayladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/japonya-hukumeti-silah-ihracatina-yonelik-kisitlamalarin-esnetilmesini-onayladi/832241/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/japonya-hukumeti-silah-ihracatina-yonelik-kisitlamalarin-esnetilmesini-onayladi/832241/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:12:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae: - Barışçıl bir ulus olma ve temel ilkelerimizi savunma taahhüdümüzde hiçbir değişiklik yok. Teçhizat transferlerini stratejik olarak teşvik edeceğiz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Japonya'da hükümet, ölümcül silahların ve savunma ekipmanlarının diğer ülkelere satışındaki kısıtlamaların esnetilmesine ilişkin düzenlemeye onay verdi.Kyodo ajansının haberine göre, Japonya'da Kabine ve Ulusal Güvenlik Konseyi, ölümcül silahların ve savunma ekipmanlarının ihracatına yönelik kısıtlamaların esnetilmesine ilişkin teklifi değerlendirmek üzere toplandı.Toplantıda, yurt dışına silah satışını mümkün kılmak için savunma ekipmanı ihracatına ilişkin sınırlamaların kaldırılması onaylandı.Savunma ekipmanı ve teknolojisinin transferine ilişkin üç ilke ve uygulama kılavuzlarındaki onaylanan değişiklikler, ihracatı beş muharebe dışı kategoriyle (kurtarma, nakliye, uyarı, gözetim ve mayın temizleme) sınırlayan kuralları ortadan kaldırıyor.Düzenleme, savunma ekipmanlarını, ölümcül ve yıkıcı olup olmamalarına göre silah ve silah dışı şeklinde sınıflandırıyor.Radar sistemleri gibi silah harici ekipmanın ihracatındaki sınırlamayı kaldıran düzenleme, füze gibi silahların ise Japonya ile anlaşmalı ülkelere satışına izin vermeyi öngörüyor.Öte yandan, yeni düzenleme, çatışma halindeki ülkelere silah ihracatını yasaklamaya devam ederken, Japonya'nın güvenlik gereksinimlerinin göz önünde bulundurulduğu istisnai durumlarda silah satışına izin verecek.Ayrıca yeni değişikliklere göre parlamentoya silah ihracatıyla ilgili bilgilendirmeler, hükümetin ihracat onayının ardından yapılacak.- Başbakan'dan Huzurun ve güvenliğin tek başına korunamayacağı açıklamasıJaponya Başbakanı Takaiçi Sanae, sosyal medya hesabından konuya ilişkin paylaşımında, artık hiçbir ülkenin huzurunu ve güvenliğini tek başına koruyamayacağını bildirdi.Takaiçi, Barışçıl bir ulus olma ve temel ilkelerimizi savunma taahhüdümüzde hiçbir değişiklik yok. Teçhizat transferlerini stratejik olarak teşvik edeceğiz. ifadesini kullandı.Japonya Kabine Baş Sekreteri Kihara Minoru da bir basın toplantısında yaptığı açıklamada, Japonya'nın barışsever bir ulus olarak temel ilkelerine bağlı kalacağını söyledi.Hükümetin bu adımı, silah ihracatı konusunda katı kısıtlamalara sahip olan Japonya'nın savunma stratejisinde büyük değişiklik teşkil eden bir adım olarak görülüyor.Ulusal basında Japonya’nın bu hamleyle İkinci Dünya Savaşı sonrası ilk kez diğer ülkelere “ölümcül silah ihracatının” kapılarını açtığına dikkat çekildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Japonya'da hükümet, ölümcül silahların ve savunma ekipmanlarının diğer ülkelere satışındaki kısıtlamaların esnetilmesine ilişkin düzenlemeye onay verdi.Kyodo ajansının haberine göre, Japonya'da Kabine ve Ulusal Güvenlik Konseyi, ölümcül silahların ve savunma ekipmanlarının ihracatına yönelik kısıtlamaların esnetilmesine ilişkin teklifi değerlendirmek üzere toplandı.Toplantıda, yurt dışına silah satışını mümkün kılmak için savunma ekipmanı ihracatına ilişkin sınırlamaların kaldırılması onaylandı.Savunma ekipmanı ve teknolojisinin transferine ilişkin üç ilke ve uygulama kılavuzlarındaki onaylanan değişiklikler, ihracatı beş muharebe dışı kategoriyle (kurtarma, nakliye, uyarı, gözetim ve mayın temizleme) sınırlayan kuralları ortadan kaldırıyor.Düzenleme, savunma ekipmanlarını, ölümcül ve yıkıcı olup olmamalarına göre silah ve silah dışı şeklinde sınıflandırıyor.Radar sistemleri gibi silah harici ekipmanın ihracatındaki sınırlamayı kaldıran düzenleme, füze gibi silahların ise Japonya ile anlaşmalı ülkelere satışına izin vermeyi öngörüyor.Öte yandan, yeni düzenleme, çatışma halindeki ülkelere silah ihracatını yasaklamaya devam ederken, Japonya'nın güvenlik gereksinimlerinin göz önünde bulundurulduğu istisnai durumlarda silah satışına izin verecek.Ayrıca yeni değişikliklere göre parlamentoya silah ihracatıyla ilgili bilgilendirmeler, hükümetin ihracat onayının ardından yapılacak.- Başbakan'dan Huzurun ve güvenliğin tek başına korunamayacağı açıklamasıJaponya Başbakanı Takaiçi Sanae, sosyal medya hesabından konuya ilişkin paylaşımında, artık hiçbir ülkenin huzurunu ve güvenliğini tek başına koruyamayacağını bildirdi.Takaiçi, Barışçıl bir ulus olma ve temel ilkelerimizi savunma taahhüdümüzde hiçbir değişiklik yok. Teçhizat transferlerini stratejik olarak teşvik edeceğiz. ifadesini kullandı.Japonya Kabine Baş Sekreteri Kihara Minoru da bir basın toplantısında yaptığı açıklamada, Japonya'nın barışsever bir ulus olarak temel ilkelerine bağlı kalacağını söyledi.Hükümetin bu adımı, silah ihracatı konusunda katı kısıtlamalara sahip olan Japonya'nın savunma stratejisinde büyük değişiklik teşkil eden bir adım olarak görülüyor.Ulusal basında Japonya’nın bu hamleyle İkinci Dünya Savaşı sonrası ilk kez diğer ülkelere “ölümcül silah ihracatının” kapılarını açtığına dikkat çekildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/japonya-hukumeti-silah-ihracatina-yonelik-kisitlamalarin-esnetilmesini-onayladi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kocaeli merkezli rüşvet operasyonunda 21 şüpheli gözaltına alındı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kocaeli-merkezli-rusvet-operasyonunda-21-supheli-gozaltina-alindi/832240/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kocaeli-merkezli-rusvet-operasyonunda-21-supheli-gozaltina-alindi/832240/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:12:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kocaeli — Kocaeli merkezli 5 ilde düzenlenen rüşvet operasyonunda 21 zanlı gözaltına alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kocaeli Haberleri — Kocaeli merkezli 5 ilde düzenlenen rüşvet operasyonunda 21 zanlı gözaltına alındı.Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya kurulan örgüte üye olma, rüşvet, irtikap, resmi belgede sahtecilik, Orman Kanunu'na muhalefet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, görevi kötüye kullanma ile 3628 sayılı Kanun'a muhalefet kapsamında haksız mal edinme suçlarından 21 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.İl Jandarma Komutanlığı ve Kandıra İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince Kocaeli, Bolu, Sakarya, Afyonkarahisar ve Adana'da düzenlenen eş zamanlı operasyonda 21 zanlı yakalandı.Aralarında kamu görevlileri ve iş insanlarının da bulunduğu şüphelilerin jandarmadaki işlemleri sürüyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kocaeli Haberleri — Kocaeli merkezli 5 ilde düzenlenen rüşvet operasyonunda 21 zanlı gözaltına alındı.Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya kurulan örgüte üye olma, rüşvet, irtikap, resmi belgede sahtecilik, Orman Kanunu'na muhalefet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, görevi kötüye kullanma ile 3628 sayılı Kanun'a muhalefet kapsamında haksız mal edinme suçlarından 21 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.İl Jandarma Komutanlığı ve Kandıra İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince Kocaeli, Bolu, Sakarya, Afyonkarahisar ve Adana'da düzenlenen eş zamanlı operasyonda 21 zanlı yakalandı.Aralarında kamu görevlileri ve iş insanlarının da bulunduğu şüphelilerin jandarmadaki işlemleri sürüyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/kocaeli-merkezli-rusvet-operasyonunda-21-supheli-gozaltina-alindi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Rekabet Kurulu, özel okullara yönelik fiyat soruşturmasını genişletmeyi planlıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/rekabet-kurulu-ozel-okullara-yonelik-fiyat-sorusturmasini-genisletmeyi-planliyor/832239/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/rekabet-kurulu-ozel-okullara-yonelik-fiyat-sorusturmasini-genisletmeyi-planliyor/832239/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:12:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle: - (Özel okulların eğitim ile yemek ve kırtasiye gibi yan hizmet fiyatları) Bu konuda çok sayıda şikayet vardı. Tahmin ediyorum ki özel okullar soruşturması ciddi anlamda artan sayıyla devam edecek - Yapay zeka ile risk tespiti algoritmaları oluşturuyoruz. Daha önce konvansiyonel yöntemlerle yapılması çok zor olan şeyleri yapmaya başladık. Örneğin 550 sektörü aynı anda inceleyebiliyoruz, aynı anda mercek altına alabiliyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — MERT DAVUT - Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, eğitim ile yemek ve kırtasiye gibi yan hizmetlerin fiyatları nedeniyle 19 özel okul için soruşturma açtıklarını anımsatarak, Bu konuda çok sayıda şikayet vardı. Tahmin ediyorum ki özel okullar soruşturması ciddi anlamda artan sayıyla devam edecek. dedi.Küle, Kurum faaliyetlere ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulundu.Rekabet Kurulu olarak geçen yıl çok fazla soruşturma sonuçlandırdıklarını ve yeni soruşturmalara başladıklarını bildiren Küle, bu dönemde sektör araştırmalarına da önem verdiklerini söyledi.Küle, soruşturma ve sektör araştırmaları anlamında bu yıla da hızlı başladıklarına işaret ederek, Özellikle tarım sektöründe tohum, fide konusunda ciddi soruşturmalarımız var. Bu soruşturmalardan devam edenler var, uzlaşmayla sona erdirdiklerimiz var. Ancak şunu gördük ki özellikle tohum ve fide alanında rekabet hukuku bilinci çok yerleşmemiş. Çok fazla ihlalle karşılaştık. Ancak sektör adapte oluyor. Teşebbüslerin bir daha bu konuda ihlaller olmaması için aldıkları önlemler bizi mutlu ediyor. Yaklaşık 190 milyon liraya yakın ceza söz konusu oldu. diye konuştu.- Daha rekabetçi süt piyasası için çalışıyoruzSüt ve süt karşılığı yem alanlarına yönelik de soruşturmaları olduğunu anımsatan Küle, süt üreticilerinin birtakım sıkıntıları olduğunu, bu sıkıntılarla ilgili yaptıkları çalışmalarda hem çiğ süt alımı hem de çiğ süt karşılığı yem konusunda iki ayrı soruşturma açtıklarını ifade etti.Küle, bu soruşturmada uzlaşma başvurularını kabul etmediklerine dikkati çekerek, Bunun nedeni, soruşturmayı bitirirken, nihai kararımızı alırken, süt üreticisini koruyucu, süt sanayinde de rekabetçi, adil, şeffaf bir piyasa için düzenleme çalışmalarımız var. Düzenleme çalışmalarımızla ilgili uzmanlarımız 7 gün 24 saat çalışıyor. Bu konuda nihai kararda açıklayacağımız yükümlülüklerle birlikte hem çiğ süt tarafında hem de yem karşılığı süt alımlarında rekabetçi, şeffaf ve daha düzenli bir piyasanın oluşacağını düşünüyoruz. değerlendirmesinde bulundu.Bankacılık ve sigortacılık sektöründeki soruşturmaların devam ettiğini aktaran Küle, bu soruşturmada iş gücü mobilizasyonunun engellenmesine yönelik çok sayıda ihlalle karşılaştıklarını anlattı.Küle, yaklaşık 5 yıldır çok sayıda iş gücü dosyası yürüttüklerini dile getiren, İş gücü mobilizasyonunun engellenmesi, bizim için asla kabul edilemez bir şey. Bu, gelişimin önünde de bir engel. Gelir dağılımını da son derece bozan ve yurt dışına beyin göçünü tetikleyen bir unsur. ifadesini kullandı.Eğitim ile yemek ve kırtasiye gibi yan hizmetleri fiyatları nedeniyle açtıkları soruşturmayı anımsatan Küle, Özel okullar alanında da 19 teşebbüse soruşturma başlattık. Ancak sayının artacağını düşünüyorum. Her birimizin çocukları özel okullara gidiyor. Özel okullara ilişkin çok fazla şikayet geliyor bize. Bu şikayetler bizim soruşturma açmamıza neden oldu. Bu konuda çok sayıda şikayet vardı. Tahmin ediyorum ki özel okullar soruşturması ciddi anlamda artan sayıyla devam edecek. dedi.- Hızlı tüketim mallarında el terminallerinin kullanımını inceliyoruzKüle, dijital platformlarla ilgili çalışmalarının hızla devam ettiğini kaydederek, Apple, Google, Yemek Sepeti, Sahibinden gibi soruşturmalarımız oldu, devam edenler var. Alternatif ödeme sistemlerinin kısıtlanmasıyla çok karşılaşıyoruz burada. Bununla ilgili incelemelerimiz, soruşturmamız devam ediyor. Veri gücünün kullanımının rekabeti kısıtlayıcı etkisiyle çok karşılaşıyoruz. diye konuştu.Sektör incelemelerinin, piyasaları bütüncül şekilde analiz etmelerini sağladığını belirten Küle, bunların, olası rekabet sorunlarının ortaya çıkmadan tespiti için son derece önemli olduğunu söyledi.Küle, birkaç alandaki sektör incelemesinin sürdüğünü dile getirerek, hızlı tüketim mallarında el terminallerinin kullanımını incelediklerini ve bu çalışmanın bitmek üzere olduğunu anlattı.İlaç sektörüyle ilgili iki yılı aşkın süredir devam ettirdikleri bir inceleme olduğunu bildiren Küle, Bu sektör incelemesinde hem ilaç sanayisini, hem Sağlık ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıklarını ilgilendiren önemli bulgular elde ettik. Bunun belki eylülde çalıştayını yapacağız ve bu konuyu kamuoyuyla paylaşacağız. diye konuştu.Küle, ayrıca konteyner taşımacılığı ve liman işletmeciliği hizmetlerinde sektör incelemelerinin devam ettiğini ifade etti.- Dijital mecralara ilişkin net politika belirleme aşamasındayızDünyada rekabet otoritelerinin dijital mecrada, çok karmaşık ve boyutlu sorunla karşı karşıya olduğunu belirten Küle, her dosyada ve vakada yeni şeyler öğrendiklerini anlattı.Küle, rekabet otoritelerinin dikkatsiz ve katı davranması halinde yeniliklerin önünde set olabileceğini dile getirerek, Hem yeniliklere karşı gelmemek, yenilikleri engellememek için çaba sarf ediyoruz hem de burada dijital platformların pazarda hakim durumlarını kötüye kullanarak pazarı rakiplere kapatmalarının, mevcut pazardaki rakiplerini dışlamalarının önüne geçmek istiyoruz. ifadesini kullandı.Bu sektörde verinin önemine işaret eden Küle, Bu alanda hem sektör incelemelerimiz var hem soruşturmalar var. Mesela Google'da 9'uncu soruşturmamız devam ediyor. Apple ile ilgili şu anda devam eden iki soruşturmamız var, bir telefon fiziki pazarında, bir de Apple'ın uygulama alanında devam eden soruşturmamız var. Bir de henüz yeni aldığımız bir karar var. Dijital Çağda Rekabet Politikaları adı altında bir sektör incelemesi başlattık. Aslında net bir politika belirleme aşamasındayız. Bununla ilgili de yakın tarihte çalıştay yapacağız. Bütün paydaşları oraya davet edeceğiz, herkesin görüşünü, düşüncelerini almak istiyoruz. Üzerinde yoğun şekilde çalışacağız. değerlendirmesinde bulundu.- Yapay zeka ile 550 sektörü aynı anda inceleyebiliyoruzKüle, yapay zekanın, kurumsal kapasitelerini artıran stratejik ve önemli bir araç olduğunu, bu teknolojiyi çok yönlü kullandıklarını belirtti.Yapay zekayı inceleme ve denetim sürecinde kullandıklarını bildiren Küle, şu bilgileri paylaştı:Yapay zekayla daha önce çok uzun vakit alacağını bildiğimiz çalışmalarımızı ve analizlerimizi daha kolay ve daha kısa sürede yapmaya başladık. Ayrıca, adli bilişim ve veri analizinde kullanıyoruz. Yerinde incelemelerde teknolojiyi son derece iyi kullanan bir kurumuz. Adli bilişim ve denetimin veri analizi sürecinde yapay zekayı olabildiğince zorlayarak, kapasitemizi olabildiğince zorlayarak kullanıyoruz. Bir de eğitim ve kurumsal kapasite geliştirirken yapay zekadan çok yararlanıyoruz. Yapay zeka ile risk tespiti algoritmaları oluşturuyoruz. Daha önce konvansiyonel yöntemlerle yapılması çok zor olan şeyleri yapmaya başladık. Örneğin 550 sektörü aynı anda inceleyebiliyoruz, aynı anda mercek altına alabiliyoruz.Küle, Kamu İhale Kurumu ile yaptıkları protokol çerçevesinde kamu ihale verilerini alabildiklerine işaret ederek, Burada algoritmik danışıklılık projemiz var. Kamu ihalelerinde danışıklı tekliflerin tespitini, her ihale için kartel riski skorunu belirleyebiliyoruz. Bu bizim için artık çok kolay. Kamu ihalelerinde teklif dağılımları, firma davranışları, fiyat örüntüleri ve ihale dinamiklerini bütün bu değişkenleri birlikte analiz edebiliyoruz. Yapay zeka bu konuda bize çok önemli katkılar sundu. dedi.Kurumun Türkiye'de diğer ülkelerin rekabet otoritelerine göre çok iyi yerde olduğunu belirten Küle, şunları kaydetti:Bizi çok fazla soruşturmada görüyor vatandaşlarımız. Türkiye'de sürdürülebilir büyümeyi sağlamak için pazarda rekabetçi şartların mutlaka olması lazım, bütün amacımız bu. Bu da yetmez, Türkiye'nin kalkınması gerekiyor. Şu andaki durumundan çok daha ötede bir kalkınmışlık düzeyine ihtiyacımız var. Bunun için de rekabet olmazsa olmaz. Bütün çalışmalarımız daha iyi, daha kalkınmış bir Türkiye için.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — MERT DAVUT - Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, eğitim ile yemek ve kırtasiye gibi yan hizmetlerin fiyatları nedeniyle 19 özel okul için soruşturma açtıklarını anımsatarak, Bu konuda çok sayıda şikayet vardı. Tahmin ediyorum ki özel okullar soruşturması ciddi anlamda artan sayıyla devam edecek. dedi.Küle, Kurum faaliyetlere ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulundu.Rekabet Kurulu olarak geçen yıl çok fazla soruşturma sonuçlandırdıklarını ve yeni soruşturmalara başladıklarını bildiren Küle, bu dönemde sektör araştırmalarına da önem verdiklerini söyledi.Küle, soruşturma ve sektör araştırmaları anlamında bu yıla da hızlı başladıklarına işaret ederek, Özellikle tarım sektöründe tohum, fide konusunda ciddi soruşturmalarımız var. Bu soruşturmalardan devam edenler var, uzlaşmayla sona erdirdiklerimiz var. Ancak şunu gördük ki özellikle tohum ve fide alanında rekabet hukuku bilinci çok yerleşmemiş. Çok fazla ihlalle karşılaştık. Ancak sektör adapte oluyor. Teşebbüslerin bir daha bu konuda ihlaller olmaması için aldıkları önlemler bizi mutlu ediyor. Yaklaşık 190 milyon liraya yakın ceza söz konusu oldu. diye konuştu.- Daha rekabetçi süt piyasası için çalışıyoruzSüt ve süt karşılığı yem alanlarına yönelik de soruşturmaları olduğunu anımsatan Küle, süt üreticilerinin birtakım sıkıntıları olduğunu, bu sıkıntılarla ilgili yaptıkları çalışmalarda hem çiğ süt alımı hem de çiğ süt karşılığı yem konusunda iki ayrı soruşturma açtıklarını ifade etti.Küle, bu soruşturmada uzlaşma başvurularını kabul etmediklerine dikkati çekerek, Bunun nedeni, soruşturmayı bitirirken, nihai kararımızı alırken, süt üreticisini koruyucu, süt sanayinde de rekabetçi, adil, şeffaf bir piyasa için düzenleme çalışmalarımız var. Düzenleme çalışmalarımızla ilgili uzmanlarımız 7 gün 24 saat çalışıyor. Bu konuda nihai kararda açıklayacağımız yükümlülüklerle birlikte hem çiğ süt tarafında hem de yem karşılığı süt alımlarında rekabetçi, şeffaf ve daha düzenli bir piyasanın oluşacağını düşünüyoruz. değerlendirmesinde bulundu.Bankacılık ve sigortacılık sektöründeki soruşturmaların devam ettiğini aktaran Küle, bu soruşturmada iş gücü mobilizasyonunun engellenmesine yönelik çok sayıda ihlalle karşılaştıklarını anlattı.Küle, yaklaşık 5 yıldır çok sayıda iş gücü dosyası yürüttüklerini dile getiren, İş gücü mobilizasyonunun engellenmesi, bizim için asla kabul edilemez bir şey. Bu, gelişimin önünde de bir engel. Gelir dağılımını da son derece bozan ve yurt dışına beyin göçünü tetikleyen bir unsur. ifadesini kullandı.Eğitim ile yemek ve kırtasiye gibi yan hizmetleri fiyatları nedeniyle açtıkları soruşturmayı anımsatan Küle, Özel okullar alanında da 19 teşebbüse soruşturma başlattık. Ancak sayının artacağını düşünüyorum. Her birimizin çocukları özel okullara gidiyor. Özel okullara ilişkin çok fazla şikayet geliyor bize. Bu şikayetler bizim soruşturma açmamıza neden oldu. Bu konuda çok sayıda şikayet vardı. Tahmin ediyorum ki özel okullar soruşturması ciddi anlamda artan sayıyla devam edecek. dedi.- Hızlı tüketim mallarında el terminallerinin kullanımını inceliyoruzKüle, dijital platformlarla ilgili çalışmalarının hızla devam ettiğini kaydederek, Apple, Google, Yemek Sepeti, Sahibinden gibi soruşturmalarımız oldu, devam edenler var. Alternatif ödeme sistemlerinin kısıtlanmasıyla çok karşılaşıyoruz burada. Bununla ilgili incelemelerimiz, soruşturmamız devam ediyor. Veri gücünün kullanımının rekabeti kısıtlayıcı etkisiyle çok karşılaşıyoruz. diye konuştu.Sektör incelemelerinin, piyasaları bütüncül şekilde analiz etmelerini sağladığını belirten Küle, bunların, olası rekabet sorunlarının ortaya çıkmadan tespiti için son derece önemli olduğunu söyledi.Küle, birkaç alandaki sektör incelemesinin sürdüğünü dile getirerek, hızlı tüketim mallarında el terminallerinin kullanımını incelediklerini ve bu çalışmanın bitmek üzere olduğunu anlattı.İlaç sektörüyle ilgili iki yılı aşkın süredir devam ettirdikleri bir inceleme olduğunu bildiren Küle, Bu sektör incelemesinde hem ilaç sanayisini, hem Sağlık ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıklarını ilgilendiren önemli bulgular elde ettik. Bunun belki eylülde çalıştayını yapacağız ve bu konuyu kamuoyuyla paylaşacağız. diye konuştu.Küle, ayrıca konteyner taşımacılığı ve liman işletmeciliği hizmetlerinde sektör incelemelerinin devam ettiğini ifade etti.- Dijital mecralara ilişkin net politika belirleme aşamasındayızDünyada rekabet otoritelerinin dijital mecrada, çok karmaşık ve boyutlu sorunla karşı karşıya olduğunu belirten Küle, her dosyada ve vakada yeni şeyler öğrendiklerini anlattı.Küle, rekabet otoritelerinin dikkatsiz ve katı davranması halinde yeniliklerin önünde set olabileceğini dile getirerek, Hem yeniliklere karşı gelmemek, yenilikleri engellememek için çaba sarf ediyoruz hem de burada dijital platformların pazarda hakim durumlarını kötüye kullanarak pazarı rakiplere kapatmalarının, mevcut pazardaki rakiplerini dışlamalarının önüne geçmek istiyoruz. ifadesini kullandı.Bu sektörde verinin önemine işaret eden Küle, Bu alanda hem sektör incelemelerimiz var hem soruşturmalar var. Mesela Google'da 9'uncu soruşturmamız devam ediyor. Apple ile ilgili şu anda devam eden iki soruşturmamız var, bir telefon fiziki pazarında, bir de Apple'ın uygulama alanında devam eden soruşturmamız var. Bir de henüz yeni aldığımız bir karar var. Dijital Çağda Rekabet Politikaları adı altında bir sektör incelemesi başlattık. Aslında net bir politika belirleme aşamasındayız. Bununla ilgili de yakın tarihte çalıştay yapacağız. Bütün paydaşları oraya davet edeceğiz, herkesin görüşünü, düşüncelerini almak istiyoruz. Üzerinde yoğun şekilde çalışacağız. değerlendirmesinde bulundu.- Yapay zeka ile 550 sektörü aynı anda inceleyebiliyoruzKüle, yapay zekanın, kurumsal kapasitelerini artıran stratejik ve önemli bir araç olduğunu, bu teknolojiyi çok yönlü kullandıklarını belirtti.Yapay zekayı inceleme ve denetim sürecinde kullandıklarını bildiren Küle, şu bilgileri paylaştı:Yapay zekayla daha önce çok uzun vakit alacağını bildiğimiz çalışmalarımızı ve analizlerimizi daha kolay ve daha kısa sürede yapmaya başladık. Ayrıca, adli bilişim ve veri analizinde kullanıyoruz. Yerinde incelemelerde teknolojiyi son derece iyi kullanan bir kurumuz. Adli bilişim ve denetimin veri analizi sürecinde yapay zekayı olabildiğince zorlayarak, kapasitemizi olabildiğince zorlayarak kullanıyoruz. Bir de eğitim ve kurumsal kapasite geliştirirken yapay zekadan çok yararlanıyoruz. Yapay zeka ile risk tespiti algoritmaları oluşturuyoruz. Daha önce konvansiyonel yöntemlerle yapılması çok zor olan şeyleri yapmaya başladık. Örneğin 550 sektörü aynı anda inceleyebiliyoruz, aynı anda mercek altına alabiliyoruz.Küle, Kamu İhale Kurumu ile yaptıkları protokol çerçevesinde kamu ihale verilerini alabildiklerine işaret ederek, Burada algoritmik danışıklılık projemiz var. Kamu ihalelerinde danışıklı tekliflerin tespitini, her ihale için kartel riski skorunu belirleyebiliyoruz. Bu bizim için artık çok kolay. Kamu ihalelerinde teklif dağılımları, firma davranışları, fiyat örüntüleri ve ihale dinamiklerini bütün bu değişkenleri birlikte analiz edebiliyoruz. Yapay zeka bu konuda bize çok önemli katkılar sundu. dedi.Kurumun Türkiye'de diğer ülkelerin rekabet otoritelerine göre çok iyi yerde olduğunu belirten Küle, şunları kaydetti:Bizi çok fazla soruşturmada görüyor vatandaşlarımız. Türkiye'de sürdürülebilir büyümeyi sağlamak için pazarda rekabetçi şartların mutlaka olması lazım, bütün amacımız bu. Bu da yetmez, Türkiye'nin kalkınması gerekiyor. Şu andaki durumundan çok daha ötede bir kalkınmışlık düzeyine ihtiyacımız var. Bunun için de rekabet olmazsa olmaz. Bütün çalışmalarımız daha iyi, daha kalkınmış bir Türkiye için.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/rekabet-kurulu-ozel-okullara-yonelik-fiyat-sorusturmasini-genisletmeyi-planliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>TEKNOLOJİNİN KALBİ SAHA'DA ATACAK - SAHA 2026 kapılarını rekorlarla açacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/teknolojinin-kalbi-saha-da-atacak-saha-2026-kapilarini-rekorlarla-acacak/832237/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/teknolojinin-kalbi-saha-da-atacak-saha-2026-kapilarini-rekorlarla-acacak/832237/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — SAHA 2026, 400 bin metrekare alanda 120'den fazla ülkeden 1700’ün üzerinde katılımcı firma ile 5-9 Mayıs tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek - Etkinlik boyunca 25 binin üzerinde planlı B2B görüşme gerçekleştirilmesi ve 200 bini aşkın ziyaretçiye ulaşılması hedefleniyor - Teknoloji transferi, birlikte geliştirme ve uzun vadeli tedarik ortaklıklarına dönük anlaşmaların duyurulacağı imza törenleri ile birlikte, fuarda kara-deniz-hava-uzay ve insansız sistemlerde 300'ün üzerinde yeni ürünün lansmanının yapılması planlanıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — quot;Teknolojinin kalbi SAHA'da atacak başlıklı dosyasının ilk haberinde SAHA 2026 hazırlıkları ve fuar kapsamında gerçekleştirilecek etkinliklere yer verildi.SAHA 2026, 5-9 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde beşinci kez kapılarını açmaya hazırlanıyor.Ana mesajı Teknolojiye hükmet, geleceği şekillendir vizyonu ile konumlandırılan fuar, yatırım, iş geliştirme ve ticarileşme odaklı bir stratejik platform olarak kurgulanıyor.Küçük ve orta ölçekli işletmelere (KOBİ) savunma, havacılık ve uzay sanayilerinde küresel ekosisteme giriş kapısı açmak için düzenlenen SAHA 2026, geçen sürede sektörün uluslararası alanda prestijli etkinlikleri arasına girdi.Savunma, havacılık ve uzay sanayisi için 2018'den bu yana önemli bir buluşma noktası haline gelen etkinlik, her geçen yıl sınırlarını genişletiyor. Öyle ki SAHA 2026, milli savunma sanayisinin üretim gücünü, AR-GE kapasitesini ve ihracat potansiyelini dünyaya tanıtan bir vitrin olmanın ötesine geçti. Etkinlik savunma, havacılık, denizcilik, uzay, siber güvenlik ve yapay zeka gibi geleceğin teknolojilerini de kapsayan geniş bir yelpazede uluslararası işbirliklerine zemin hazırlıyor.İlk kez 2018'de 12 ülkeden 183 firma (152 yerli, 31 yabancı) ile 2 bin 600 metrekarelik alanda düzenlenen etkinlikte, 600'ün üzerinde B2B görüşme gerçekleştirildi ve 13 bini aşkın ziyaretçi ağırlandı.Etkinlik 2021'de 30 ülkeye yayılan katılımla 40 bin metrekarelik alanda yapıldı. Katılımcı sayısı 600'ün üzerine çıkarken toplam ziyaretçi 25 bini aştı.2022'de etkinliğin ölçeği ve uluslararasılaşma ivmesi belirginleşti. Bu yıl 109 ülkeden 957 firma (567 yerli, 390 yabancı) etkinlikte yer aldı. 60 bin metrekarelik alanda 80 binin üzerinde ziyaretçi ağırlandı. Bunun 40 bini sektör profesyonellerinden oluştu. 268 resmi ve 112 ticari delegasyon katıldı, 1 milyar doları aşan toplam değerle 114 imza atıldı.SAHA, 2024’te hem hacim hem nitelik açısından zirve noktasına ulaştı. 121 ülkeden 1478 katılımcı firma, 80 bini kapalı, 10 bini açık olmak üzere toplam 90 bin metrekare alanda stant açtı. Toplam ziyaretçi 101 bin 337, profesyonel ziyaretçi 25 bin 944 olarak kayda geçti. Etkinlikte 22 bin 467 planlı B2B görüşme icra edildi. 488 resmi ve 178 ticari heyet üyesi ağırlandı. 27 bakan, 6 savunma sanayii başkanı ve 6 genelkurmay başkanı fuarı ziyaret etti. Toplam 208 ürün lansmanı yapıldı ve 6,2 milyar dolar değerinde 133 imza atıldı.- Savunma ve teknolojinin büyüyen SAHA'sıSAHA, her geçen yıl uluslararası savunma sanayisi tedarik zincirine Türk firmalarının daha güçlü şekilde entegre olmasına katkı sağlıyor. Yurt dışından gelen büyük savunma sanayisi şirketleri, Türk üreticilerle ortak projeler, tedarik anlaşmaları ve teknoloji paylaşımı gibi konularda masaya oturuyor. Bu sayede hem Türkiye'nin ihracat kapasitesi artıyor hem de yerli firmalar küresel pazarda görünürlük kazanıyor.Fuar aynı zamanda yerli-milli teknolojilerin sergilendiği bir inovasyon merkezi haline geldi. Savunma sanayisindeki dijitalleşme, yapay zeka destekli sistemler, yeni nesil mühimmat teknolojileri, insansız kara-hava-deniz araçları, otonom sistemler ve elektronik harp çözümleri gibi alanlarda geliştirilen ürünler, SAHA'da ilk kez görücüye çıkıyor.Fuarın 2026 ayağı için de yoğun bir çalışma yürütülüyor. SAHA 2026, 400 bin metrekare alanda 120'den fazla ülkeden 1700’ün üzerinde katılımcı firma ile kapılarını açacak. Etkinlik boyunca 25 binin üzerinde planlı B2B görüşme gerçekleştirilmesi ve 200 bini aşkın ziyaretçiye ulaşılacak. Bu hedefler SAHA için yeni rekorlara işaret ediyor.- Savunma sanayisi ekosistemi karar vericilerle buluşacakFuarın en kritik bileşenlerinden biri, ticari ve resmi heyetlerin yüksek düzeyli katılımı olacak. Satın alma ve tedarik heyetleri, katılımcı firmaların yetkinliklerini sahada değerlendirerek tedarik, ortak üretim, program bazlı işbirlikleri ve uzun vadeli kapasite planlaması için doğrudan temas kurarken, resmi delegasyonlar ve kurumsal karar vericiler, ekosistemin kapasite haritasını yerinde görerek yüksek düzeyli koordinasyon, güven temelli işbirliği ve stratejik gündem inşası için güçlü bir zemin elde edecek.SAHA 2026'nın yenilikçi program kurgusu, sektörün ihtiyacına karşılık verecek biçimde genişliyor. Genişletilmiş Dış Sergi Alanı ile Sarayburnu ve Ataköy Limanı'ndaki deniz unsurlarının ziyaretleri ile tam ölçekli platformlarda yakın inceleme ve etkileşim imkanı sunulurken, FPV Dron Alanı, SAHA İnsansız Kara Aracı Mücadelesi ve SAHA Rover Mücadelesi gibi canlı gösterim ve yarışmalar, operasyonel senaryoya yakın demonstrasyonlarla sahaya dönük karakteri güçlendirecek.Bir diğer önemli etkinlik olan World Drone Wars, dünyada ilk kez FPV dron teknolojilerini gerçek harp ortamında test etmeye ve yenilikçi çözümleri kısa sürede olgunlaştırmaya imkan tanıyan, çıktı odaklı bir platform olarak konumlanıyor. Bu yapı, Türkiye'nin FPV alanındaki referans ülke konumunu güçlendirmeyi ve FPV dronların doktrin–teknoloji–operasyon ekseninde yönlendirilerek yüksek etkinlikte bir kabiliyete dönüşmesine katkı sunmayı hedefliyor.- Yeni ürünler vitrine çıkacakSAHA Talks oturumları ve keynote oturumlarında dijital dönüşüm, yapay zeka, çift kullanım (dual-use) teknolojiler ve değişen tehdit ortamı gibi başlıklar, karar verici perspektifiyle ele alınacak.Uzay teknolojileri odağında bir planetaryum tarzında tasarlanan Space Dome ise panellerin ve keynote konuşmaların gerçekleştiği, uluslararası konukları, astronotları, sektör liderlerini ve karar vericileri aynı kubbe altında buluşturan odaklı bir etkinlik sahnesi olarak konumlanıyor.Ayrıca teknoloji transferi, birlikte geliştirme ve uzun vadeli tedarik ortaklıklarına dönük anlaşmaların duyurulacağı imza törenleri ile birlikte, kara-deniz-hava-uzay ve insansız sistemlerde 300'ün üzerinde yeni ürünün lansmanının yapılacağı öngörülüyor.SAHA 2026, savunma inovasyonunun küresel yatırım gündemiyle kesiştiği alanlarda da etkin bir buluşma zemini sunacak. NATO DIANA ve NATO Innovation Fund (NIF) gibi mekanizmaların öncelik alanlarıyla örtüşen dual-use teknoloji başlıklarında, girişimler, ölçeklenebilir KOBİ'ler, kurumsal yatırımcılar ve stratejik ortaklar için görünürlük, eşleştirme ve ölçekleme odaklı temaslar hedefleniyor. Bu çerçevede SAHA 2026, inovasyonun yalnızca fikri değil; tedarik zinciri, üretim kabiliyeti ve pazara erişim boyutlarıyla birlikte ele alındığı yatırım temelli bir fuar yaklaşımını güçlendiriyor.SAHA 2026, sergi, deneyim, toplantı ve içerik katmanlarını tek bir stratejik çatı altında birleştirerek, Türkiye'yi teknoloji üretiminde küresel bir güç haline getirme vizyonunu güçlü bir biçimde destekleyen, savunma ve havacılık ekosisteminde uluslararası iş birliği ve teknolojik derinleşmeyi hızlandıran, katılımcılar için ise çıktı üreten bir iş geliştirme platformu olarak İstanbul'da konumlanıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — quot;Teknolojinin kalbi SAHA'da atacak başlıklı dosyasının ilk haberinde SAHA 2026 hazırlıkları ve fuar kapsamında gerçekleştirilecek etkinliklere yer verildi.SAHA 2026, 5-9 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde beşinci kez kapılarını açmaya hazırlanıyor.Ana mesajı Teknolojiye hükmet, geleceği şekillendir vizyonu ile konumlandırılan fuar, yatırım, iş geliştirme ve ticarileşme odaklı bir stratejik platform olarak kurgulanıyor.Küçük ve orta ölçekli işletmelere (KOBİ) savunma, havacılık ve uzay sanayilerinde küresel ekosisteme giriş kapısı açmak için düzenlenen SAHA 2026, geçen sürede sektörün uluslararası alanda prestijli etkinlikleri arasına girdi.Savunma, havacılık ve uzay sanayisi için 2018'den bu yana önemli bir buluşma noktası haline gelen etkinlik, her geçen yıl sınırlarını genişletiyor. Öyle ki SAHA 2026, milli savunma sanayisinin üretim gücünü, AR-GE kapasitesini ve ihracat potansiyelini dünyaya tanıtan bir vitrin olmanın ötesine geçti. Etkinlik savunma, havacılık, denizcilik, uzay, siber güvenlik ve yapay zeka gibi geleceğin teknolojilerini de kapsayan geniş bir yelpazede uluslararası işbirliklerine zemin hazırlıyor.İlk kez 2018'de 12 ülkeden 183 firma (152 yerli, 31 yabancı) ile 2 bin 600 metrekarelik alanda düzenlenen etkinlikte, 600'ün üzerinde B2B görüşme gerçekleştirildi ve 13 bini aşkın ziyaretçi ağırlandı.Etkinlik 2021'de 30 ülkeye yayılan katılımla 40 bin metrekarelik alanda yapıldı. Katılımcı sayısı 600'ün üzerine çıkarken toplam ziyaretçi 25 bini aştı.2022'de etkinliğin ölçeği ve uluslararasılaşma ivmesi belirginleşti. Bu yıl 109 ülkeden 957 firma (567 yerli, 390 yabancı) etkinlikte yer aldı. 60 bin metrekarelik alanda 80 binin üzerinde ziyaretçi ağırlandı. Bunun 40 bini sektör profesyonellerinden oluştu. 268 resmi ve 112 ticari delegasyon katıldı, 1 milyar doları aşan toplam değerle 114 imza atıldı.SAHA, 2024’te hem hacim hem nitelik açısından zirve noktasına ulaştı. 121 ülkeden 1478 katılımcı firma, 80 bini kapalı, 10 bini açık olmak üzere toplam 90 bin metrekare alanda stant açtı. Toplam ziyaretçi 101 bin 337, profesyonel ziyaretçi 25 bin 944 olarak kayda geçti. Etkinlikte 22 bin 467 planlı B2B görüşme icra edildi. 488 resmi ve 178 ticari heyet üyesi ağırlandı. 27 bakan, 6 savunma sanayii başkanı ve 6 genelkurmay başkanı fuarı ziyaret etti. Toplam 208 ürün lansmanı yapıldı ve 6,2 milyar dolar değerinde 133 imza atıldı.- Savunma ve teknolojinin büyüyen SAHA'sıSAHA, her geçen yıl uluslararası savunma sanayisi tedarik zincirine Türk firmalarının daha güçlü şekilde entegre olmasına katkı sağlıyor. Yurt dışından gelen büyük savunma sanayisi şirketleri, Türk üreticilerle ortak projeler, tedarik anlaşmaları ve teknoloji paylaşımı gibi konularda masaya oturuyor. Bu sayede hem Türkiye'nin ihracat kapasitesi artıyor hem de yerli firmalar küresel pazarda görünürlük kazanıyor.Fuar aynı zamanda yerli-milli teknolojilerin sergilendiği bir inovasyon merkezi haline geldi. Savunma sanayisindeki dijitalleşme, yapay zeka destekli sistemler, yeni nesil mühimmat teknolojileri, insansız kara-hava-deniz araçları, otonom sistemler ve elektronik harp çözümleri gibi alanlarda geliştirilen ürünler, SAHA'da ilk kez görücüye çıkıyor.Fuarın 2026 ayağı için de yoğun bir çalışma yürütülüyor. SAHA 2026, 400 bin metrekare alanda 120'den fazla ülkeden 1700’ün üzerinde katılımcı firma ile kapılarını açacak. Etkinlik boyunca 25 binin üzerinde planlı B2B görüşme gerçekleştirilmesi ve 200 bini aşkın ziyaretçiye ulaşılacak. Bu hedefler SAHA için yeni rekorlara işaret ediyor.- Savunma sanayisi ekosistemi karar vericilerle buluşacakFuarın en kritik bileşenlerinden biri, ticari ve resmi heyetlerin yüksek düzeyli katılımı olacak. Satın alma ve tedarik heyetleri, katılımcı firmaların yetkinliklerini sahada değerlendirerek tedarik, ortak üretim, program bazlı işbirlikleri ve uzun vadeli kapasite planlaması için doğrudan temas kurarken, resmi delegasyonlar ve kurumsal karar vericiler, ekosistemin kapasite haritasını yerinde görerek yüksek düzeyli koordinasyon, güven temelli işbirliği ve stratejik gündem inşası için güçlü bir zemin elde edecek.SAHA 2026'nın yenilikçi program kurgusu, sektörün ihtiyacına karşılık verecek biçimde genişliyor. Genişletilmiş Dış Sergi Alanı ile Sarayburnu ve Ataköy Limanı'ndaki deniz unsurlarının ziyaretleri ile tam ölçekli platformlarda yakın inceleme ve etkileşim imkanı sunulurken, FPV Dron Alanı, SAHA İnsansız Kara Aracı Mücadelesi ve SAHA Rover Mücadelesi gibi canlı gösterim ve yarışmalar, operasyonel senaryoya yakın demonstrasyonlarla sahaya dönük karakteri güçlendirecek.Bir diğer önemli etkinlik olan World Drone Wars, dünyada ilk kez FPV dron teknolojilerini gerçek harp ortamında test etmeye ve yenilikçi çözümleri kısa sürede olgunlaştırmaya imkan tanıyan, çıktı odaklı bir platform olarak konumlanıyor. Bu yapı, Türkiye'nin FPV alanındaki referans ülke konumunu güçlendirmeyi ve FPV dronların doktrin–teknoloji–operasyon ekseninde yönlendirilerek yüksek etkinlikte bir kabiliyete dönüşmesine katkı sunmayı hedefliyor.- Yeni ürünler vitrine çıkacakSAHA Talks oturumları ve keynote oturumlarında dijital dönüşüm, yapay zeka, çift kullanım (dual-use) teknolojiler ve değişen tehdit ortamı gibi başlıklar, karar verici perspektifiyle ele alınacak.Uzay teknolojileri odağında bir planetaryum tarzında tasarlanan Space Dome ise panellerin ve keynote konuşmaların gerçekleştiği, uluslararası konukları, astronotları, sektör liderlerini ve karar vericileri aynı kubbe altında buluşturan odaklı bir etkinlik sahnesi olarak konumlanıyor.Ayrıca teknoloji transferi, birlikte geliştirme ve uzun vadeli tedarik ortaklıklarına dönük anlaşmaların duyurulacağı imza törenleri ile birlikte, kara-deniz-hava-uzay ve insansız sistemlerde 300'ün üzerinde yeni ürünün lansmanının yapılacağı öngörülüyor.SAHA 2026, savunma inovasyonunun küresel yatırım gündemiyle kesiştiği alanlarda da etkin bir buluşma zemini sunacak. NATO DIANA ve NATO Innovation Fund (NIF) gibi mekanizmaların öncelik alanlarıyla örtüşen dual-use teknoloji başlıklarında, girişimler, ölçeklenebilir KOBİ'ler, kurumsal yatırımcılar ve stratejik ortaklar için görünürlük, eşleştirme ve ölçekleme odaklı temaslar hedefleniyor. Bu çerçevede SAHA 2026, inovasyonun yalnızca fikri değil; tedarik zinciri, üretim kabiliyeti ve pazara erişim boyutlarıyla birlikte ele alındığı yatırım temelli bir fuar yaklaşımını güçlendiriyor.SAHA 2026, sergi, deneyim, toplantı ve içerik katmanlarını tek bir stratejik çatı altında birleştirerek, Türkiye'yi teknoloji üretiminde küresel bir güç haline getirme vizyonunu güçlü bir biçimde destekleyen, savunma ve havacılık ekosisteminde uluslararası iş birliği ve teknolojik derinleşmeyi hızlandıran, katılımcılar için ise çıktı üreten bir iş geliştirme platformu olarak İstanbul'da konumlanıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/teknolojinin-kalbi-saha-da-atacak-saha-2026-kapilarini-rekorlarla-acacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Saygınlar Kulübünün 65 yaş üstü üyeleri seslerini birleştirdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/sayginlar-kulubunun-65-yas-ustu-uyeleri-seslerini-birlestirdi/832236/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/sayginlar-kulubunun-65-yas-ustu-uyeleri-seslerini-birlestirdi/832236/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kocaeli — Kocaeli Büyükşehir Belediyesince kurulan merkez bünyesindeki Saygınlar Korosu'nun farklı meslek geçmişine ve yaşam hikayesine sahip üyeleri, keyifli vakit geçirmelerinin yanı sıra konserlerde sahne alarak kulakların pasını siliyor - 75 yaşındaki koro üyesi Pakize Esin: - Müzik, ruhun gıdası. Biz burada gençleşiyoruz, çocuklaşıyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kocaeli Haberleri — MAKBULE BEYZA GÜNBEY - Kocaeli'deki Saygınlar Kulübü Aktif Yaşlanma Merkezi'nin 65 yaş üstü üyeleri, müziğin gücünden faydalanarak oluşturdukları koroyla hayatlarına ses kattı.Büyükşehir Belediyesince İzmit'te kurulan merkez, 65 yaş üstündekilere spordan sanata çeşitli etkinliklerle kaliteli zaman geçirme ve sosyalleşme imkanı sunuyor.Merkezde bir araya gelen farklı meslek geçmişine ve yaşam hikayesine sahip üyeler, yaklaşık 1 yıl önce koro kurdu.Haftanın belirli günlerinde bir araya gelen 56 kişilik koro, ağırlıklı olarak Türk sanat müziği ve Türk halk müziği eserleri seslendiriyor.Keyifli vakit geçirmenin yanı sıra konserlerde sahne alarak kulakların pasını silen koro üyeleri, 22 Mayıs'ta Süleyman Demirel Kültür Merkezi'ndeki konsere hazırlanıyor.- Evde zaman geçiremiyoruz, burada ise zaman yetmiyorKoronun 75 yaşındaki şefi Şadan Sağlam, AA muhabirine, çok çalışarak hatırı sayılır yol kat ettiklerini söyledi.Eline hiç mikrofon almamış kişilerin koroda iyi performans sergilediğini belirten Sağlam, Evde zaman geçiremiyoruz, burada ise zaman yetmiyor. O kadar gönüllüler, o kadar iştahlılar. Görsel ve duyusal olarak bu işi yürütüyoruz. diye konuştu.Sağlam, koro çalışmalarından keyif aldıklarını dile getirerek, Çalışmaya çarşamba ve cumartesi günleri geliyoruz, hatta cumartesi günlerini burada bahçede halkın da katılımıyla konser havasında geçiriyoruz. dedi.Kendilerine bu imkanı sağlayan Büyükşehir Belediyesine teşekkür eden Sağlam, İçimizde ukde kalan, yapamadığımız her şeyi burada (merkezde) yapıyoruz. Piknikler düzenliyoruz, yaş günlerimizi yapıyoruz. Kendimizi çok genç hissediyoruz bu sayede. ifadelerini kullandı.- Burada kendimi bulmaya başladımKoro üyesi 65 yaşındaki Hakan Yağcıoğlu da önceden müzik dinlemeyi sevdiğini ama hiç şarkı söylemediğini anlatarak, Buraya dinlenmek, zaman geçirmek için geldim. Okudum, yazdım. Kitaplarımı yazmaya devam ediyorum. Koroya da katıldım. Türk halk müziğini ve Türk sanat müziğini seviyoruz. Şadan hocam bu saatten sonra bana şarkı söylemeyi öğretti. şeklinde konuştu.Yağcıoğlu, merkezin ve koronun sosyal hayatına katkı sağladığını, zamanın nasıl geçtiğini anlamadığını dile getirerek, Burada kendimi bulmaya başladım. dedi.75 yaşındaki Pakize Esin ise müziği çok sevdiğini, koro kurulduğunu duyunca hemen üye olduğunu kaydetti.Emeklilik hayatında bir şeylerle meşgul olmanın kendisine iyi geldiğini, haftada 3 gün geldiği merkezde günlerinin dolu dolu geçtiğini belirten Esin, Mutluyuz burada. Gelmediğimiz günler bomboşmuş meğer. Müzik, ruhun gıdası. Burada gençleşiyoruz, çocuklaşıyoruz. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kocaeli Haberleri — MAKBULE BEYZA GÜNBEY - Kocaeli'deki Saygınlar Kulübü Aktif Yaşlanma Merkezi'nin 65 yaş üstü üyeleri, müziğin gücünden faydalanarak oluşturdukları koroyla hayatlarına ses kattı.Büyükşehir Belediyesince İzmit'te kurulan merkez, 65 yaş üstündekilere spordan sanata çeşitli etkinliklerle kaliteli zaman geçirme ve sosyalleşme imkanı sunuyor.Merkezde bir araya gelen farklı meslek geçmişine ve yaşam hikayesine sahip üyeler, yaklaşık 1 yıl önce koro kurdu.Haftanın belirli günlerinde bir araya gelen 56 kişilik koro, ağırlıklı olarak Türk sanat müziği ve Türk halk müziği eserleri seslendiriyor.Keyifli vakit geçirmenin yanı sıra konserlerde sahne alarak kulakların pasını silen koro üyeleri, 22 Mayıs'ta Süleyman Demirel Kültür Merkezi'ndeki konsere hazırlanıyor.- Evde zaman geçiremiyoruz, burada ise zaman yetmiyorKoronun 75 yaşındaki şefi Şadan Sağlam, AA muhabirine, çok çalışarak hatırı sayılır yol kat ettiklerini söyledi.Eline hiç mikrofon almamış kişilerin koroda iyi performans sergilediğini belirten Sağlam, Evde zaman geçiremiyoruz, burada ise zaman yetmiyor. O kadar gönüllüler, o kadar iştahlılar. Görsel ve duyusal olarak bu işi yürütüyoruz. diye konuştu.Sağlam, koro çalışmalarından keyif aldıklarını dile getirerek, Çalışmaya çarşamba ve cumartesi günleri geliyoruz, hatta cumartesi günlerini burada bahçede halkın da katılımıyla konser havasında geçiriyoruz. dedi.Kendilerine bu imkanı sağlayan Büyükşehir Belediyesine teşekkür eden Sağlam, İçimizde ukde kalan, yapamadığımız her şeyi burada (merkezde) yapıyoruz. Piknikler düzenliyoruz, yaş günlerimizi yapıyoruz. Kendimizi çok genç hissediyoruz bu sayede. ifadelerini kullandı.- Burada kendimi bulmaya başladımKoro üyesi 65 yaşındaki Hakan Yağcıoğlu da önceden müzik dinlemeyi sevdiğini ama hiç şarkı söylemediğini anlatarak, Buraya dinlenmek, zaman geçirmek için geldim. Okudum, yazdım. Kitaplarımı yazmaya devam ediyorum. Koroya da katıldım. Türk halk müziğini ve Türk sanat müziğini seviyoruz. Şadan hocam bu saatten sonra bana şarkı söylemeyi öğretti. şeklinde konuştu.Yağcıoğlu, merkezin ve koronun sosyal hayatına katkı sağladığını, zamanın nasıl geçtiğini anlamadığını dile getirerek, Burada kendimi bulmaya başladım. dedi.75 yaşındaki Pakize Esin ise müziği çok sevdiğini, koro kurulduğunu duyunca hemen üye olduğunu kaydetti.Emeklilik hayatında bir şeylerle meşgul olmanın kendisine iyi geldiğini, haftada 3 gün geldiği merkezde günlerinin dolu dolu geçtiğini belirten Esin, Mutluyuz burada. Gelmediğimiz günler bomboşmuş meğer. Müzik, ruhun gıdası. Burada gençleşiyoruz, çocuklaşıyoruz. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Tarihi Kasımiye Medresesi'nde bir asır sonra akademik eğitim veriliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tarihi-kasimiye-medresesi-nde-bir-asir-sonra-akademik-egitim-veriliyor/832235/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tarihi-kasimiye-medresesi-nde-bir-asir-sonra-akademik-egitim-veriliyor/832235/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Mardin — Mardin'de yaklaşık 520 yıl boyunca binlerce alim yetiştiren tarihi medresenin 5 dersliğinde Mardin Artuklu Üniversitesi öğrencileri haftanın 5 günü lisans ve lisansüstü eğitim görüyor - Rektör Prof. Dr. İbrahim Özcoşar: - Geçmişte El-Cezeri gibi birçok bilim adamının yetiştiği mekanlardan biri Kasımiye Medresesi. Medresenin sahip olduğu bir gelenek bu aslında. Bu geleneği yeniden canlandırıp, bilimi insanlığın faydasına sunulabilecek yeni bir gelişme süreci içine sokmak istiyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Mardin Haberleri — HALİL İBRAHİM SİNCAR - Binlerce yıl farklı medeniyetlere beşiklik eden Mardin'e 15. yüzyılda kazandırılan tarihi Kasımiye Medresesi, bir asır aradan sonra yeniden eğitim yuvasına dönüştü.Yapımına 13. yüzyılda Artuklu Dönemi'nde başlanan, Timur dönemindeki Moğol saldırıları sebebiyle yarım kalan Kasımiye Medresesi'nin inşası, Akkoyunlu Sultanı Kasım İbn Cihangir döneminde 1469 yılında tamamlandı.Tarihi kentte taş işçiliğinin en güzel örneklerinden biri olan medresede, türbe, çeşme ve 23 derslik bulunuyor.Dönemin en önemli eğitim merkezlerinden olan Kasımiye Medresesi'nde 1. Dünya Savaşı'na kadar eğitim kesintisiz sürdü.Dini eğitimin yanı sıra tıp, astronomi, matematik, kimya gibi pozitif bilimlerde de binlerce alim yetiştiren medresedeki dersliklerin kapılarında hangi alanda derslerin verildiğini ifade eden simgeler bulunuyor.Savaşın başladığı dönemden 1940 yılına kadar asker konağı olarak hizmet veren medrese daha sonra restore edilerek bir dönem müze olarak kullanıldı.Mardin Artuklu Üniversitesi tarafından 2020 yılında İslam Bilim ve Sanat Merkezi olarak kullanılmaya başlanan medresede, ilk yıllarda mimarlık, edebiyat ve turizm fakültelerinin bazı dersleri uygulamalı olarak verildi.Tarihi medresenin 5 dersliğinde geçen yıldan bu yana Mardin Artuklu Üniversitesi öğrencileri turizm, mimarlık, ilahiyat ve güzel sanatlar alanında haftanın 5 günü lisans ve lisansüstü eğitim alıyor.Yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine de açık olan tarihi medresede Mardin Artuklu Üniversitesi Turizm Rehberliği Bölümü öğrencileri de uygulamalı rehberlik eğitimi görüyor.- Kasımiye'nin bilim geleneğini canlandırmaya yönelik strateji belirledikRektör Prof. Dr. İbrahim Özcoşar, AA muhabirine, Mardin'in farklı inançların, kültürlerin ve dillerin bugüne kadar bir arada yaşama becerisini gösterebildiği, modern ve dünyaya çok önemli mesajlar veren bir şehir olduğunu söyledi.Tarihi şehirdeki geleneksel ilim, irfan, hikmet deneyiminin bugün de mimari yapılar aracılığıyla taşındığını ifade eden Özcoşar, Bu yapıların en önde gelenlerinden biri de Kasımiye Medresesi'dir. Artuklu'dan Akkoyunlu'ya geçiş sürecinde inşa edilmiş ve bugünkü modern bilimlerin temelini oluşturulacak birçok bilim dalının ders olarak işlendiği, bilim dalı olarak incelendiği bir medrese olma özelliği taşıyor. Üniversitemiz Kasımiye'nin bilim geleneğini yeniden canlandırmaya yönelik bir yeni strateji belirlemiş durumda. Bu çerçevede üniversitemizin birçok programındaki birçok ders Kasımiye Medresesi'nde gerçekleştiriliyor. dedi.Özcoşar, tarihinden ve ruhundan ilham aldıkları medresenin, üniversitenin yeni kampüs alanlarından birine dönüştüğüne işaret ederek, öğrencilerin burada derslerini tarihin ruhunu hissederek işlediğini belirtti.Öğrencilerden olumlu geri dönüşler aldıklarını ifade eden Özcoşar, sözlerini şöyle sürdürdü:Mekanın kendine has bir ruhu var. Bu ruhun öğrencilere, meseleleri anlama, değerlendirme, geçmişle ilişki kurma konusunda çok daha somut ve etkili bir deneyim kazandıracağı açık. Bu mekanın verdiği havayı solumak bile bir değer ve anlam ifade ediyor. Bunun ötesinde bir sanat tarihçisinin doğrudan sanat tarihini ilgilendiren taşlara dokunması, bir mimarın aslında mimari bir şaheser olarak değerlendirebileceğimiz bir yapı içinde mimarlık derslerini alması günümüzün modern kampüslerinin verebileceği faydadan çok daha ileri düzeydedir. Geçmişte El-Cezeri gibi birçok bilim adamının yetiştiği mekanlardan biri Kasımiye Medresesi. Medresenin sahip olduğu bir gelenek bu aslında. Bu geleneği yeniden canlandırıp, bilimi insanlığın faydasına sunulabilecek yeni bir gelişme süreci içine sokmak istiyoruz.- Üniversitemizin bize bu fırsatı tanıması çok önemliTurizm Rehberliği bölümünde okuyan Özlem Tekin, Van'dan geldiğini belirterek, tarihi medresede uygulamalı eğitim görmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi.Mimarisi ile dikkati çeken ve her köşesinin tarih koktuğu bir yapıda eğitim almanın önemli bir fırsat olduğunu vurgulayan Tekin, Üniversitemizin bize bu fırsatı tanıması çok önemli. Burası zamanın üniversitesi. Buna şahit olmak, burayı bu şekilde tanıtmak muazzam. diye konuştu.Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünde öğrenim gören Fatma Nur Tunç ise İstanbul'dan geldiğini, asırlık bir medresede eğitim görmenin ayrı bir haz verdiğini dile getirdi.Tunç, Buranın tarihi, mimarisi beni çok etkiledi. Kasımiye'nin bir ruhu olduğuna inanıyorum. Burada ders gördüğüm için kendimi çok şanslı ve mutlu hissediyorum. Geçmişte burada birçok ilim insanı yetişti. Onlar gibi burada ders görmem geçmişte yolculuk yaşattı. dedi.- El-Cezeri'nin eğitim gördüğü bir medresede eğitim almak olağanüstüİlahiyat Fakültesinde okuyan öğrencilerden Lütfi Baran da Diyarbakır'dan geldiğini, bölgede daha önce de birçok medresede eğitim gördüğünü kaydetti.Kasımiye Medresesi'nde hadis ve tefsir gibi dersleri görmelerinin ayrı bir duygu olduğunu anlatan Baran, Tarih ile iç içe yaşamak, El-Cezeri'nin eğitim gördüğü bir medresede eğitim almak olağanüstü bir duygu. Burada yetişen ve insanlığa rol model olan insanların izinden gitmek güzel bir duygu. İnşallah biz de onların izinden gideceğiz ve insanlığa faydalı birer birey olacağız. ifadelerini kullandı.Muhammed Admış ise yaşadığı Mardin'de 4 yıl medrese eğitimi aldığını, birçok insana rol model olan alimlerin okuduğu bu mekanda eğitim görmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti.Edebiyat Fakültesinde Sanat Tarihi ve Arkeoloji bölümlerinde çift ana dal öğrenimi gören Mardinli Esra Ergin de Kasımiye Medresesi'nin tekrar eğitim merkezi olarak kullanılmasının önemine değinerek, Anadolu Selçuklu, Orta Çağ İslam Sanatı, Beylikler Dönemi'nden de Artuklu ve Akkoyunlu dönemi derslerini bu yapıda işliyoruz uygulamalı olarak. Görerek, yaşayarak işliyoruz derslerimizi. Hocalarımızın anlatımıyla o dönemi yaşıyor hissine kapılıyoruz. dedi.Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde okuyan Nehir Durmaz da Hakkari'den geldiğini belirterek, tarihi medresede eğitim görmenin çok değerli ve anlamlı olduğunu söyledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Mardin Haberleri — HALİL İBRAHİM SİNCAR - Binlerce yıl farklı medeniyetlere beşiklik eden Mardin'e 15. yüzyılda kazandırılan tarihi Kasımiye Medresesi, bir asır aradan sonra yeniden eğitim yuvasına dönüştü.Yapımına 13. yüzyılda Artuklu Dönemi'nde başlanan, Timur dönemindeki Moğol saldırıları sebebiyle yarım kalan Kasımiye Medresesi'nin inşası, Akkoyunlu Sultanı Kasım İbn Cihangir döneminde 1469 yılında tamamlandı.Tarihi kentte taş işçiliğinin en güzel örneklerinden biri olan medresede, türbe, çeşme ve 23 derslik bulunuyor.Dönemin en önemli eğitim merkezlerinden olan Kasımiye Medresesi'nde 1. Dünya Savaşı'na kadar eğitim kesintisiz sürdü.Dini eğitimin yanı sıra tıp, astronomi, matematik, kimya gibi pozitif bilimlerde de binlerce alim yetiştiren medresedeki dersliklerin kapılarında hangi alanda derslerin verildiğini ifade eden simgeler bulunuyor.Savaşın başladığı dönemden 1940 yılına kadar asker konağı olarak hizmet veren medrese daha sonra restore edilerek bir dönem müze olarak kullanıldı.Mardin Artuklu Üniversitesi tarafından 2020 yılında İslam Bilim ve Sanat Merkezi olarak kullanılmaya başlanan medresede, ilk yıllarda mimarlık, edebiyat ve turizm fakültelerinin bazı dersleri uygulamalı olarak verildi.Tarihi medresenin 5 dersliğinde geçen yıldan bu yana Mardin Artuklu Üniversitesi öğrencileri turizm, mimarlık, ilahiyat ve güzel sanatlar alanında haftanın 5 günü lisans ve lisansüstü eğitim alıyor.Yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine de açık olan tarihi medresede Mardin Artuklu Üniversitesi Turizm Rehberliği Bölümü öğrencileri de uygulamalı rehberlik eğitimi görüyor.- Kasımiye'nin bilim geleneğini canlandırmaya yönelik strateji belirledikRektör Prof. Dr. İbrahim Özcoşar, AA muhabirine, Mardin'in farklı inançların, kültürlerin ve dillerin bugüne kadar bir arada yaşama becerisini gösterebildiği, modern ve dünyaya çok önemli mesajlar veren bir şehir olduğunu söyledi.Tarihi şehirdeki geleneksel ilim, irfan, hikmet deneyiminin bugün de mimari yapılar aracılığıyla taşındığını ifade eden Özcoşar, Bu yapıların en önde gelenlerinden biri de Kasımiye Medresesi'dir. Artuklu'dan Akkoyunlu'ya geçiş sürecinde inşa edilmiş ve bugünkü modern bilimlerin temelini oluşturulacak birçok bilim dalının ders olarak işlendiği, bilim dalı olarak incelendiği bir medrese olma özelliği taşıyor. Üniversitemiz Kasımiye'nin bilim geleneğini yeniden canlandırmaya yönelik bir yeni strateji belirlemiş durumda. Bu çerçevede üniversitemizin birçok programındaki birçok ders Kasımiye Medresesi'nde gerçekleştiriliyor. dedi.Özcoşar, tarihinden ve ruhundan ilham aldıkları medresenin, üniversitenin yeni kampüs alanlarından birine dönüştüğüne işaret ederek, öğrencilerin burada derslerini tarihin ruhunu hissederek işlediğini belirtti.Öğrencilerden olumlu geri dönüşler aldıklarını ifade eden Özcoşar, sözlerini şöyle sürdürdü:Mekanın kendine has bir ruhu var. Bu ruhun öğrencilere, meseleleri anlama, değerlendirme, geçmişle ilişki kurma konusunda çok daha somut ve etkili bir deneyim kazandıracağı açık. Bu mekanın verdiği havayı solumak bile bir değer ve anlam ifade ediyor. Bunun ötesinde bir sanat tarihçisinin doğrudan sanat tarihini ilgilendiren taşlara dokunması, bir mimarın aslında mimari bir şaheser olarak değerlendirebileceğimiz bir yapı içinde mimarlık derslerini alması günümüzün modern kampüslerinin verebileceği faydadan çok daha ileri düzeydedir. Geçmişte El-Cezeri gibi birçok bilim adamının yetiştiği mekanlardan biri Kasımiye Medresesi. Medresenin sahip olduğu bir gelenek bu aslında. Bu geleneği yeniden canlandırıp, bilimi insanlığın faydasına sunulabilecek yeni bir gelişme süreci içine sokmak istiyoruz.- Üniversitemizin bize bu fırsatı tanıması çok önemliTurizm Rehberliği bölümünde okuyan Özlem Tekin, Van'dan geldiğini belirterek, tarihi medresede uygulamalı eğitim görmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi.Mimarisi ile dikkati çeken ve her köşesinin tarih koktuğu bir yapıda eğitim almanın önemli bir fırsat olduğunu vurgulayan Tekin, Üniversitemizin bize bu fırsatı tanıması çok önemli. Burası zamanın üniversitesi. Buna şahit olmak, burayı bu şekilde tanıtmak muazzam. diye konuştu.Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünde öğrenim gören Fatma Nur Tunç ise İstanbul'dan geldiğini, asırlık bir medresede eğitim görmenin ayrı bir haz verdiğini dile getirdi.Tunç, Buranın tarihi, mimarisi beni çok etkiledi. Kasımiye'nin bir ruhu olduğuna inanıyorum. Burada ders gördüğüm için kendimi çok şanslı ve mutlu hissediyorum. Geçmişte burada birçok ilim insanı yetişti. Onlar gibi burada ders görmem geçmişte yolculuk yaşattı. dedi.- El-Cezeri'nin eğitim gördüğü bir medresede eğitim almak olağanüstüİlahiyat Fakültesinde okuyan öğrencilerden Lütfi Baran da Diyarbakır'dan geldiğini, bölgede daha önce de birçok medresede eğitim gördüğünü kaydetti.Kasımiye Medresesi'nde hadis ve tefsir gibi dersleri görmelerinin ayrı bir duygu olduğunu anlatan Baran, Tarih ile iç içe yaşamak, El-Cezeri'nin eğitim gördüğü bir medresede eğitim almak olağanüstü bir duygu. Burada yetişen ve insanlığa rol model olan insanların izinden gitmek güzel bir duygu. İnşallah biz de onların izinden gideceğiz ve insanlığa faydalı birer birey olacağız. ifadelerini kullandı.Muhammed Admış ise yaşadığı Mardin'de 4 yıl medrese eğitimi aldığını, birçok insana rol model olan alimlerin okuduğu bu mekanda eğitim görmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti.Edebiyat Fakültesinde Sanat Tarihi ve Arkeoloji bölümlerinde çift ana dal öğrenimi gören Mardinli Esra Ergin de Kasımiye Medresesi'nin tekrar eğitim merkezi olarak kullanılmasının önemine değinerek, Anadolu Selçuklu, Orta Çağ İslam Sanatı, Beylikler Dönemi'nden de Artuklu ve Akkoyunlu dönemi derslerini bu yapıda işliyoruz uygulamalı olarak. Görerek, yaşayarak işliyoruz derslerimizi. Hocalarımızın anlatımıyla o dönemi yaşıyor hissine kapılıyoruz. dedi.Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde okuyan Nehir Durmaz da Hakkari'den geldiğini belirterek, tarihi medresede eğitim görmenin çok değerli ve anlamlı olduğunu söyledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/tarihi-kasimiye-medresesi-nde-bir-asir-sonra-akademik-egitim-veriliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yaşlılarda enfeksiyonlara karşı en etkili koruma aşı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yaslilarda-enfeksiyonlara-karsi-en-etkili-koruma-asi/832234/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yaslilarda-enfeksiyonlara-karsi-en-etkili-koruma-asi/832234/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:09:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Akademik Geriatri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Meltem Gülhan Halil: - 65 yaş üzerindeki her bireyin enfeksiyonlara karşı korunabilmesi ya da enfeksiyon geçirdikleri zaman daha hafif geçirmeleri için mutlaka aşılanmaları gerekir - 65 yaş üzeri bireyler de tıpkı çocukluk çağı gibi özel bir grup olarak değerlendirilmelidir. Çünkü, bu yaş grubunda hem bağışıklık sistemimiz zayıflıyor hem de eşlik eden hastalıkların sayısı artıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — DİLHAN TÜRKER YILDIZ - Akademik Geriatri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Meltem Gülhan Halil, 65 yaş üstündekilerin enfeksiyonlara karşı korunabilmesi ya da hastalıkları daha hafif geçirmeleri için mutlaka Sağlık Bakanlığınca tanımlanan aşıları yaptırmaları gerektiğini bildirdi.Prof. Dr. Halil, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geriatrinin 65 yaş üstündekilerin hastalıkları, sağlık durumları ve koruyucu hekimlik uygulamalarını kapsadığını belirterek, dernek olarak bu yıl yaşlılarda sık görülen hastalıklarla, koruyucu hekimlik uygulamalarına yönelik farkındalığın artırılmasını hedeflediklerini söyledi.Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de yaşlı nüfusun giderek arttığını vurgulayan Halil, Türkiye'de 65 yaş üstü nüfusun oranı yüzde 11'leri geçmiş durumda. Türkiye, artık yaşlı bir nüfusa sahip. Özellikle son 5 yılda yaşlı nüfusumuz çok arttı ve bu şekilde giderse 2050'de belki de dünyanın en yaşlı ülkeleri arasında yerimizi alacağımız öngörülüyor. değerlendirmesinde bulundu.Halil, yaşlı nüfusun artmasıyla bakım ihtiyacının da çeşitlendiğine işaret ederek, ayaktan takip edilen hastaların yanı sıra kırılgan olarak tanımlanan, birden fazla hastalığın bir arada görüldüğü yaşlılara da özel bakım gerektiğini bildirdi.- Yaşlanmayla birlikte bağışıklık sisteminde zayıflama meydana geliyorYaşlanma süreciyle bağışıklık sisteminin zayıfladığına işaret eden Halil, bu durumun ise yaşlılarda enfeksiyonların daha kolay gelişmesine, hastalık sürecinin uzun sürmesine ve daha ağır seyretmesine neden olduğunu aktardı.Halil, yaşlı bireylerde enfeksiyonların her zaman tipik belirtilerle ortaya çıkmadığına dikkati çekerek, Genç bir kişi zatürre geçiriyorsa ateş, öksürük ve balgam gibi şikayetleri olabilir ama yaşlı bir kişi zatürre geçirirken bu tipik semptomları görmüyoruz. Sık sık düşme şikayetleri olabiliyor veya kafa karışıklığı yaşayabiliyor. Nerede olduğunu bilmeyebiliyor, sizi tanımıyor. Hasta yakınları, 'annemin birkaç gündür aklı gidip geliyor, bizi bir tanıyor, bir tanımıyor' diye ifade ediyorsa bu 'delirium' tablosudur. Yaşlılarda enfeksiyonlar da genellikle böyle görünüyor. diye konuştu.Yaşlılarda solunum yolu enfeksiyonlarının viral ve bakteriyel olarak ikiye ayrıldığı bilgisini veren Halil, viral enfeksiyonlarda en sık influenza ve halk arasında solunum yolu enfeksiyonu olarak bilinen Respiratuar Sinsityal Virüs'ün (RSV) görüldüğünü, bakteriyel enfeksiyonlarda ise zatürreye neden olan pnömokok bakterisinin öne çıktığını ifade etti.-  Aşılanmamış bireylerin hastaneye yatma oranları çok daha yüksekProf. Dr. Halil, enfeksiyonlardan korunmak için yaşlılarda aşılamanın önemine dikkati çekerek, 65 yaş üzeri bireyler de tıpkı çocukluk çağı gibi özel bir grup olarak değerlendirilmelidir. Çünkü, bu yaş grubunda hem bağışıklık sistemimiz zayıflıyor hem de eşlik eden hastalıkların sayısı artıyor. Bu nedenle 65 yaş üzerindeki her bireyin enfeksiyonlara karşı korunabilmesi ya da enfeksiyon geçirdikleri zaman daha hafif geçirmeleri için mutlaka aşılanmaları gerekir. ifadelerini kullandı.Gerekli aşılarını yaptırmamış olan kişilerin kliniğe ve özellikle yoğun bakıma yatış ile ölüm oranlarının aşılanmış bireylere göre çok daha yüksek olduğunu vurgulayan Halil, Akademik Geriatri Derneği olarak, aşı farkındalığını yaşlı bireylerde artırmayı amaçladıklarını söyledi.Halil, ağır enfeksiyon geçiren yaşlılarda kas kaybı ve beslenme bozukluğu gibi sağlık sorunlarının da gelişebildiğinin altını çizdi.Yaşlıların yaptırması gereken aşılara ilişkin de bilgi veren Halil, Bazı aşılar için mevsimsel zamanlamalar önemli. İnfluenza ve RSV virüslerinin en sık görüldüğü dönem ekim sonrası başlayıp marta kadar devam ediyor. Bu nedenle bu virüslere karşı aşılamaların sonbahar ve kış döneminde yapılması daha etkili oluyor. Zatürreye neden olan pnömokok bakterisine karşı aşılarla tetanoz ve zona aşıları yılın herhangi bir döneminde yapılabilir. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — DİLHAN TÜRKER YILDIZ - Akademik Geriatri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Meltem Gülhan Halil, 65 yaş üstündekilerin enfeksiyonlara karşı korunabilmesi ya da hastalıkları daha hafif geçirmeleri için mutlaka Sağlık Bakanlığınca tanımlanan aşıları yaptırmaları gerektiğini bildirdi.Prof. Dr. Halil, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geriatrinin 65 yaş üstündekilerin hastalıkları, sağlık durumları ve koruyucu hekimlik uygulamalarını kapsadığını belirterek, dernek olarak bu yıl yaşlılarda sık görülen hastalıklarla, koruyucu hekimlik uygulamalarına yönelik farkındalığın artırılmasını hedeflediklerini söyledi.Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de yaşlı nüfusun giderek arttığını vurgulayan Halil, Türkiye'de 65 yaş üstü nüfusun oranı yüzde 11'leri geçmiş durumda. Türkiye, artık yaşlı bir nüfusa sahip. Özellikle son 5 yılda yaşlı nüfusumuz çok arttı ve bu şekilde giderse 2050'de belki de dünyanın en yaşlı ülkeleri arasında yerimizi alacağımız öngörülüyor. değerlendirmesinde bulundu.Halil, yaşlı nüfusun artmasıyla bakım ihtiyacının da çeşitlendiğine işaret ederek, ayaktan takip edilen hastaların yanı sıra kırılgan olarak tanımlanan, birden fazla hastalığın bir arada görüldüğü yaşlılara da özel bakım gerektiğini bildirdi.- Yaşlanmayla birlikte bağışıklık sisteminde zayıflama meydana geliyorYaşlanma süreciyle bağışıklık sisteminin zayıfladığına işaret eden Halil, bu durumun ise yaşlılarda enfeksiyonların daha kolay gelişmesine, hastalık sürecinin uzun sürmesine ve daha ağır seyretmesine neden olduğunu aktardı.Halil, yaşlı bireylerde enfeksiyonların her zaman tipik belirtilerle ortaya çıkmadığına dikkati çekerek, Genç bir kişi zatürre geçiriyorsa ateş, öksürük ve balgam gibi şikayetleri olabilir ama yaşlı bir kişi zatürre geçirirken bu tipik semptomları görmüyoruz. Sık sık düşme şikayetleri olabiliyor veya kafa karışıklığı yaşayabiliyor. Nerede olduğunu bilmeyebiliyor, sizi tanımıyor. Hasta yakınları, 'annemin birkaç gündür aklı gidip geliyor, bizi bir tanıyor, bir tanımıyor' diye ifade ediyorsa bu 'delirium' tablosudur. Yaşlılarda enfeksiyonlar da genellikle böyle görünüyor. diye konuştu.Yaşlılarda solunum yolu enfeksiyonlarının viral ve bakteriyel olarak ikiye ayrıldığı bilgisini veren Halil, viral enfeksiyonlarda en sık influenza ve halk arasında solunum yolu enfeksiyonu olarak bilinen Respiratuar Sinsityal Virüs'ün (RSV) görüldüğünü, bakteriyel enfeksiyonlarda ise zatürreye neden olan pnömokok bakterisinin öne çıktığını ifade etti.-  Aşılanmamış bireylerin hastaneye yatma oranları çok daha yüksekProf. Dr. Halil, enfeksiyonlardan korunmak için yaşlılarda aşılamanın önemine dikkati çekerek, 65 yaş üzeri bireyler de tıpkı çocukluk çağı gibi özel bir grup olarak değerlendirilmelidir. Çünkü, bu yaş grubunda hem bağışıklık sistemimiz zayıflıyor hem de eşlik eden hastalıkların sayısı artıyor. Bu nedenle 65 yaş üzerindeki her bireyin enfeksiyonlara karşı korunabilmesi ya da enfeksiyon geçirdikleri zaman daha hafif geçirmeleri için mutlaka aşılanmaları gerekir. ifadelerini kullandı.Gerekli aşılarını yaptırmamış olan kişilerin kliniğe ve özellikle yoğun bakıma yatış ile ölüm oranlarının aşılanmış bireylere göre çok daha yüksek olduğunu vurgulayan Halil, Akademik Geriatri Derneği olarak, aşı farkındalığını yaşlı bireylerde artırmayı amaçladıklarını söyledi.Halil, ağır enfeksiyon geçiren yaşlılarda kas kaybı ve beslenme bozukluğu gibi sağlık sorunlarının da gelişebildiğinin altını çizdi.Yaşlıların yaptırması gereken aşılara ilişkin de bilgi veren Halil, Bazı aşılar için mevsimsel zamanlamalar önemli. İnfluenza ve RSV virüslerinin en sık görüldüğü dönem ekim sonrası başlayıp marta kadar devam ediyor. Bu nedenle bu virüslere karşı aşılamaların sonbahar ve kış döneminde yapılması daha etkili oluyor. Zatürreye neden olan pnömokok bakterisine karşı aşılarla tetanoz ve zona aşıları yılın herhangi bir döneminde yapılabilir. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Hamas: Gazze'deki ateşkesin ikinci aşamasına hazırlık kapsamında Kahire'de görüşmeler yapılıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/hamas-gazze-deki-ateskesin-ikinci-asamasina-hazirlik-kapsaminda-kahire-de-gorusmeler-yapiliyor/832233/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/hamas-gazze-deki-ateskesin-ikinci-asamasina-hazirlik-kapsaminda-kahire-de-gorusmeler-yapiliyor/832233/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:09:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Gazze — Hamas, Gazze'de İsrail ile varılan ateşkesin ikinci aşamasına hazırlık kapsamında Mısır'da arabulucular ve Filistinli gruplarla görüşmeler yürütüldüğünü duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Gazze Haberleri — Hamas, Gazze'de İsrail ile varılan ateşkesin ikinci aşamasına hazırlık kapsamında Mısır'da arabulucular ve Filistinli gruplarla görüşmeler yürütüldüğünü duyurdu.Hamas'tan yapılan yazılı açıklamada, görüşmelerde sunulan önerilere olumlu yaklaşıldığı belirtildi.Açıklamada, Kahire'de arabulucular ve Filistinli gruplarla yürütülen temaslarda, Şarm eş-Şeyh Mutabakatı'nın birinci aşamasında yerine getirilmeyen yükümlülüklerin uygulanması ve ikinci aşamaya hazırlık kapsamında çeşitli istişarelerin yapıldığı kaydedildi.Önerilere sorumluluk bilinciyle yaklaşıyoruz. ifadelerinin yer aldığı açıklamada, kabul edilebilir bir anlaşmaya varılması amacıyla Filistinli gruplar arasındaki istişarelerin tamamlanmasının ardından resmi yanıtın iletileceği aktarıldı.Açıklamada, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve mevcut engellerin aşılması için arabulucularla müzakere sürecini sürdürmeye kararlı olunduğu vurgulandı.Hamas heyeti, Ekim 2025'ten bu yana yürürlükte olan ateşkes anlaşmasının takibi ve Mısır yönetimiyle temaslarda bulunmak üzere 2 Nisan'da Kahire'ye gitmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Gazze Haberleri — Hamas, Gazze'de İsrail ile varılan ateşkesin ikinci aşamasına hazırlık kapsamında Mısır'da arabulucular ve Filistinli gruplarla görüşmeler yürütüldüğünü duyurdu.Hamas'tan yapılan yazılı açıklamada, görüşmelerde sunulan önerilere olumlu yaklaşıldığı belirtildi.Açıklamada, Kahire'de arabulucular ve Filistinli gruplarla yürütülen temaslarda, Şarm eş-Şeyh Mutabakatı'nın birinci aşamasında yerine getirilmeyen yükümlülüklerin uygulanması ve ikinci aşamaya hazırlık kapsamında çeşitli istişarelerin yapıldığı kaydedildi.Önerilere sorumluluk bilinciyle yaklaşıyoruz. ifadelerinin yer aldığı açıklamada, kabul edilebilir bir anlaşmaya varılması amacıyla Filistinli gruplar arasındaki istişarelerin tamamlanmasının ardından resmi yanıtın iletileceği aktarıldı.Açıklamada, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve mevcut engellerin aşılması için arabulucularla müzakere sürecini sürdürmeye kararlı olunduğu vurgulandı.Hamas heyeti, Ekim 2025'ten bu yana yürürlükte olan ateşkes anlaşmasının takibi ve Mısır yönetimiyle temaslarda bulunmak üzere 2 Nisan'da Kahire'ye gitmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/hamas-gazze-deki-ateskesin-ikinci-asamasina-hazirlik-kapsaminda-kahire-de-gorusmeler-yapiliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>YEDAM sayesinde uyuşturucu bağımlılığından kurtulan genç, hayatına yeni bir sayfa açtı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yedam-sayesinde-uyusturucu-bagimliligindan-kurtulan-genc-hayatina-yeni-bir-sayfa-acti/832232/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yedam-sayesinde-uyusturucu-bagimliligindan-kurtulan-genc-hayatina-yeni-bir-sayfa-acti/832232/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:09:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Bitlis — Bitlis'in Ahlat ilçesinde yaşayan 23 yaşındaki K.K, arkadaş ortamının sürüklediği uyuşturucu batağından Yeşilay Danışmanlık Merkezi'nde 3 yıldır gördüğü terapilerle kurtulmayı başardı - Yeni bir hayat kuran K.K: - Madde kullanan herkese YEDAM'a müracaat etmelerini tavsiye ediyorum. Ben kurtuldum, herkesin de kurtulmasını isterim]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Bitlis Haberleri — ŞENER TOKTAŞ - Bitlis'in Ahlat ilçesinde arkadaş ortamı nedeniyle uyuşturucu kullanmaya başlayan 23 yaşındaki K.K, Yeşilay Danışmanlık Merkezinden (YEDAM) aldığı destekle 5 yıl süren bağımlılıktan kurtularak hayatına yeni bir sayfa açtı.Arkadaş çevresinden etkilenerek yıllar önce uyuşturucu kullanmaya başlayan K.K, bu sürede hem kilo kaybı hem de ruhsal sorunlar yaşadı.İki yıl boyunca destek almadan kendi imkanlarıyla uyuşturucuyu bırakmaya çalışan ancak başarılı olamayan K.K, yine madde kullanmaya devam etti.Yeşilay'ın paydaş ilişkileri sayesinde 3 yıl önce YEDAM ile yolu kesişen K.K, bağımlılıktan kurtulmak ve yaşadığı kötü günleri geride bırakmak için destek almaya karar verdi.YEDAM'da 3 yıldır terapi gören ve bir yıldır bağımlılıktan kurtularak kendisine yeni bir hayat kuran K.K, bağımlılıktan kurtulmak isteyenleri YEDAM'a davet etti.- Herkese YEDAM'ı tavsiye ediyorumBağımlılıktan kurtulmanın mutluluğunu yaşayan K.K, AA muhabirine, arkadaş çevresinden dolayı uyuşturucu ile tanıştığını ve 5 yıl bağımlılık süreci yaşadığını söyledi.Üç yıl önce YEDAM'la ve burada görevli personelle tanıştığını anlatan K.K, şöyle konuştu:Şu anda düzenli ilerliyoruz. 5 yıl madde kullandım. 2 yıl boyunca destek alamadan bırakmaya çalıştım ancak başaramadım. 3 yıl önce YEDAM'la tanıştım ve bir senedir madde kullanmıyorum. Madde kullandığımda fiziksel olarak zayıflamıştım. Ruhsal olarak da zaten çöküntüdeydim. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum.Aldığı destekler sonrasında bedensel olarak kendisini toparladığını, ruhsal olarak da daha olumlu düşünebildiğini belirten K.K, Tetikleyici olan şeylere hayır diyebiliyorum. Madde kullandığım için çok pişman oldum. Madde kullanan herkese YEDAM'a müracaat etmelerini tavsiye ediyorum. Ben kurtuldum, herkesin de kurtulmasını isterim. O yüzden herkese YEDAM'ı tavsiye ediyorum. diye konuştu.- Ailelere verdiğimiz psikolojik eğitimlerle de danışanların ruhsal süreçlerini olumlu etkiliyoruzYEDAM'da görevli psikolog Gizem Açar ise Yeşilay Danışmanlık Merkezleri olarak danışanlarla farkındalık çalışmaları yaptıklarını belirtti.Stres, kaygı, boşluk hissinin bağımlılığı oldukça tetikleyen duygular olduğunu ifade eden Açar, şunları söyledi:Seanslarımızda, terapi süreçlerimizde bunlarla nasıl başa çıkılacağından bahsetmekteyiz. Bağımlılık süreçleri hem fiziksel hem de ruhsal açıdan danışanlarımıza olumsuz bir dönem yaşatmaktadır. Bu sebeple iyileşme sürecinde hem fiziksel hem de ruhsal açıdan destek olunması gerekir. Bu süreçte aileleri de işin içine katmaktayız. Ailelere verdiğimiz psikolojik eğitimlerle de danışanların ruhsal süreçlerini olumlu etkiliyoruz ve destek veriyoruz.YEDAM'a 3 yıl önce başvuran danışanla bir terapi süreci geçirdiklerini anlatan Açar, şöyle devam etti:Kendi etrafına bağımlılık bir duvar örmüşken, biz de terapide danışanın aslında kendi hayatını yeniden inşa etmesine destek sağladık. Danışanın o duvarı inşa ederken hayatına kattığı yeni küçük pencereler içeriye ışık almasına yardımcı oldu. Her umut bağımlılığa karşı 'artık kontrol bende' diyebilmesine destek sağladı. Şu an danışanımız çok daha kolay şekilde diğer bağımlılıklara da 'hayır' diyebilmektedir.YEDAM'da görevli sosyal hizmet uzmanı Yaren Mutlu İkizek de 3 yıl önce YEDAM'a başvuran danışanın risk ve ihtiyaç analizini çıkararak bireyselleştirilmiş uygulama planı şeklinde ilerlemeye başladıklarını belirtti.İlk olarak sorumluluk alma becerileri üzerine çalışılarak danışanının istikrarlı şekilde görüşmelere gelmesinin hedeflendiğini dile getiren İkizek, Bu sürede arkadaş ilişkilerinin kendisinin madde kullanımının üzerinde rol oynadığı gözlemlendiği için arkadaş ilişkileri, riskli sosyal ağları yeniden düzenleme, hedef belirleme ve yaşadığı çevreyi değiştirme konuları üzerine çalıştık. Şehir dışına yerleştirdiğimiz danışanımız ailesiyle yaşamayı tercih etti. Bu danışanımız üzerinde oldukça olumlu etki etti. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Bitlis Haberleri — ŞENER TOKTAŞ - Bitlis'in Ahlat ilçesinde arkadaş ortamı nedeniyle uyuşturucu kullanmaya başlayan 23 yaşındaki K.K, Yeşilay Danışmanlık Merkezinden (YEDAM) aldığı destekle 5 yıl süren bağımlılıktan kurtularak hayatına yeni bir sayfa açtı.Arkadaş çevresinden etkilenerek yıllar önce uyuşturucu kullanmaya başlayan K.K, bu sürede hem kilo kaybı hem de ruhsal sorunlar yaşadı.İki yıl boyunca destek almadan kendi imkanlarıyla uyuşturucuyu bırakmaya çalışan ancak başarılı olamayan K.K, yine madde kullanmaya devam etti.Yeşilay'ın paydaş ilişkileri sayesinde 3 yıl önce YEDAM ile yolu kesişen K.K, bağımlılıktan kurtulmak ve yaşadığı kötü günleri geride bırakmak için destek almaya karar verdi.YEDAM'da 3 yıldır terapi gören ve bir yıldır bağımlılıktan kurtularak kendisine yeni bir hayat kuran K.K, bağımlılıktan kurtulmak isteyenleri YEDAM'a davet etti.- Herkese YEDAM'ı tavsiye ediyorumBağımlılıktan kurtulmanın mutluluğunu yaşayan K.K, AA muhabirine, arkadaş çevresinden dolayı uyuşturucu ile tanıştığını ve 5 yıl bağımlılık süreci yaşadığını söyledi.Üç yıl önce YEDAM'la ve burada görevli personelle tanıştığını anlatan K.K, şöyle konuştu:Şu anda düzenli ilerliyoruz. 5 yıl madde kullandım. 2 yıl boyunca destek alamadan bırakmaya çalıştım ancak başaramadım. 3 yıl önce YEDAM'la tanıştım ve bir senedir madde kullanmıyorum. Madde kullandığımda fiziksel olarak zayıflamıştım. Ruhsal olarak da zaten çöküntüdeydim. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum.Aldığı destekler sonrasında bedensel olarak kendisini toparladığını, ruhsal olarak da daha olumlu düşünebildiğini belirten K.K, Tetikleyici olan şeylere hayır diyebiliyorum. Madde kullandığım için çok pişman oldum. Madde kullanan herkese YEDAM'a müracaat etmelerini tavsiye ediyorum. Ben kurtuldum, herkesin de kurtulmasını isterim. O yüzden herkese YEDAM'ı tavsiye ediyorum. diye konuştu.- Ailelere verdiğimiz psikolojik eğitimlerle de danışanların ruhsal süreçlerini olumlu etkiliyoruzYEDAM'da görevli psikolog Gizem Açar ise Yeşilay Danışmanlık Merkezleri olarak danışanlarla farkındalık çalışmaları yaptıklarını belirtti.Stres, kaygı, boşluk hissinin bağımlılığı oldukça tetikleyen duygular olduğunu ifade eden Açar, şunları söyledi:Seanslarımızda, terapi süreçlerimizde bunlarla nasıl başa çıkılacağından bahsetmekteyiz. Bağımlılık süreçleri hem fiziksel hem de ruhsal açıdan danışanlarımıza olumsuz bir dönem yaşatmaktadır. Bu sebeple iyileşme sürecinde hem fiziksel hem de ruhsal açıdan destek olunması gerekir. Bu süreçte aileleri de işin içine katmaktayız. Ailelere verdiğimiz psikolojik eğitimlerle de danışanların ruhsal süreçlerini olumlu etkiliyoruz ve destek veriyoruz.YEDAM'a 3 yıl önce başvuran danışanla bir terapi süreci geçirdiklerini anlatan Açar, şöyle devam etti:Kendi etrafına bağımlılık bir duvar örmüşken, biz de terapide danışanın aslında kendi hayatını yeniden inşa etmesine destek sağladık. Danışanın o duvarı inşa ederken hayatına kattığı yeni küçük pencereler içeriye ışık almasına yardımcı oldu. Her umut bağımlılığa karşı 'artık kontrol bende' diyebilmesine destek sağladı. Şu an danışanımız çok daha kolay şekilde diğer bağımlılıklara da 'hayır' diyebilmektedir.YEDAM'da görevli sosyal hizmet uzmanı Yaren Mutlu İkizek de 3 yıl önce YEDAM'a başvuran danışanın risk ve ihtiyaç analizini çıkararak bireyselleştirilmiş uygulama planı şeklinde ilerlemeye başladıklarını belirtti.İlk olarak sorumluluk alma becerileri üzerine çalışılarak danışanının istikrarlı şekilde görüşmelere gelmesinin hedeflendiğini dile getiren İkizek, Bu sürede arkadaş ilişkilerinin kendisinin madde kullanımının üzerinde rol oynadığı gözlemlendiği için arkadaş ilişkileri, riskli sosyal ağları yeniden düzenleme, hedef belirleme ve yaşadığı çevreyi değiştirme konuları üzerine çalıştık. Şehir dışına yerleştirdiğimiz danışanımız ailesiyle yaşamayı tercih etti. Bu danışanımız üzerinde oldukça olumlu etki etti. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/yedam-sayesinde-uyusturucu-bagimliligindan-kurtulan-genc-hayatina-yeni-bir-sayfa-acti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İkiz dönüşüm yatırımları şirket maliyetlerinin düşmesine katkı sağlayacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ikiz-donusum-yatirimlari-sirket-maliyetlerinin-dusmesine-katki-saglayacak/832231/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ikiz-donusum-yatirimlari-sirket-maliyetlerinin-dusmesine-katki-saglayacak/832231/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — İstanbul Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Ziya Taşkent: - Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ile AB'ye ihraç edilen ürünlerde karbon ayak izinin maliyet oluşturacak olması, bu dönüşümü pazar payını korumak için zorunluluk haline getirmektedir - (İkiz Dönüşüm Mali Destek Programı) Programdaki temel amaçlarımızdan birisi işletmelerin rekabet edebilirliğini artırmak olup dijital ve yeşil dönüşüme yönelik işletmelerin yapacağı çalışmalar önemli kazanımlar sağlayacaktır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — KAAN ULU - İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) Genel Sekreteri Ziya Taşkent, ikiz dönüşüme yönelik yatırımların uzun vadede üretim süreçlerini dijital ve yeşil teknolojilerle dönüştürerek verimliliği artırıp şirket maliyetlerinin somut bir şekilde düşmesini sağlayacağını söyledi.Taşkent, İkiz Dönüşüm Mali Destek Programı'nın detaylarına ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, programın 12. Kalkınma Planı ve 2024-2028 İstanbul Bölge Planı ile uyumlu olarak, imalat sanayisinde yeşil ve dijital dönüşüm yoluyla rekabet gücü ve verimliliği artırarak yüksek katma değerli üretime geçişi hedeflediğini ve bu doğrultuda sürdürülebilir arayüz yapılarının kurulmasını önceliklendirdiğini belirtti.İkiz Dönüşüm Mali Destek Programı kapsamında 12 projenin destek almaya hak kazandığını ifade eden Taşkent, bu projelerin toplam bütçesinin 173 milyon lira, Ajans tarafından sağlanacak destek miktarının ise 150 milyon lira olduğunu dile getirdi.Taşkent, ikiz dönüşümün, üretim süreçlerinde yapay zeka, robotik ve büyük veri gibi dijital teknolojiler kullanılarak enerji ve kaynak tüketiminin (su, ham madde) en aza indirilmesi ve karbon emisyonunun azaltılması olarak tanımlanabileceğini belirterek, İkiz Dönüşüm Mali Destek Programı ile yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerinde işletmelere rehberlik ve teknik hizmet sunacak arayüz yapılarının oluşturulmasının amaçlandığını ifade etti. - Bütün bu çalışmalar işletmelerin rekabet edebilirliğini artıracaktırTaşkent, beklenen temel çıktılar ve başarı göstergeleri arasında desteklenecek projeler ile yeşil dönüşüm merkezleri, sektörel ara yüzler ve laboratuvarlar gibi kurumsal altyapıların kurulmasının hedeflendiğini, projelerin uygulama sürecinde ise yeşil yakalı iş gücünün yetiştirilmesi veya mevcut iş gücünün dönüştürülmesi, dijital ve yeşil olgunluk analizleri ve yol haritaları yapılması, karbon ayak izi ölçümleri, yaşam döngüsü analizleri, finansmana erişimin sağlanması gibi çıktıların elde edileceğini anlattı.İSTKA Genel Sekreteri Taşkent, sözlerini şöyle sürdürdü:Büyük şirketlerin, nitelikli iş gücü istihdamı, yönetim danışmanlığı hizmeti almaları ve finansmana erişim çalışmaları dikkate alındığında ikiz dönüşüm çalışmalarına daha çok önem verdiği görülmektedir. KOBİ'lerin iş gücünün kapasitesinin artırılması, dijital ve yeşil dönüşüm konusunda yönetim danışmanlığı verilmesi ve finansman imkanlarına erişiminin sağlanmasıyla bu dönüşümde yer almaları mümkün olabilecektir. Tasarladığımız program kapsamında mali destek almaya hak kazanan projeler bu amaca hizmet etmektedir.İkiz Dönüşüm Mali Destek Programı'na dahil olan şirketlerin verimlilik, ihracat, rekabet durumlarına yönelik Taşkent, Program kapsamında desteklenen projelerle ulaşılan işletmeler ikiz dönüşüm çalışmalarına başlayarak çalışanlarının niteliğinin artırılması, üretim süreçlerinde verimlilik, karbon emisyonunun azaltılmasına yönelik faaliyetleri ve dönüşüm için gerekli finansmana erişim gibi konularda kazanımlar elde edecek. Bütün bu çalışmalar işletmelerin rekabet edebilirliğini artıracaktır. değerlendirmesinde bulundu.Taşkent, araştırmaların KOBİ'lerin yeşil dönüşümde dijital dönüşüme kıyasla çok daha fazla zorlandığını ve bu alanda henüz başlangıç seviyesinde kaldıklarını gösterdiğini belirterek, bunun temel nedenleri arasında farkındalık, mali kapasite, yeşil becerilere sahip iş gücü sayısı gibi hususlarda yaşanan eksiklerin yer aldığını söyledi.İkiz Dönüşüm Mali Destek Programı kapsamında İSTKA tarafından desteklenen projeler aracılığıyla firmalara ikiz dönüşüme yönelik teknik rehberlik, eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunulacağını belirten Taşkent, şunları ifade etti:Dijital/yeşil dönüşüm olgunluk analizi, karbon ayak izi ölçümü, yaşam döngüsü analizi (LCA) ve temiz üretim gibi konularda teknik uzmanlık sağlanacak, her firmaya özel stratejik yol haritaları hazırlanacaktır. Ayrıca, 'yeşil yakalı' iş gücü yetiştirilmesine yönelik eğitim programları, teknoloji üreticileri ile kullanıcıların eşleştirilmesi, test ve analiz altyapılarının kullandırılması ile finansmana erişim danışmanlığı gibi katma değerli hizmetlerle işletmelerin uygulama aşamasındaki teknik ihtiyaçlarının bütüncül bir şekilde karşılanması hedeflenmektedir.- Uluslararası yaptırımlardan kaynaklanabilecek mali risklere karşı da koruyacakTaşkent, ikiz dönüşüm için gerekli olan yatırım maliyetlerinin özellikle işletmelerin finansmana erişim becerilerini geliştirecek danışmanlık hizmetleriyle belirli ölçüde karşılanabileceğini dile getirerek, ulusal ölçekte dijital ve yeşil dönüşüme yönelik birçok hibe ve teşvik mekanizmasının halihazırda aktif olarak bulunduğunu, program kapsamında destekledikleri arayüz yapılarının işletmelerin bahse konu ulusal hibe ve teşviklere erişimini artıracak danışmanlık hizmetleri sunacağını söyledi.Ziya Taşkent, şöyle dedi:İkiz dönüşüme yönelik yatırımlar, uzun vadede üretim süreçlerini dijital ve yeşil teknolojilerle dönüştürerek verimliliği artıracak ve şirket maliyetlerinin somut bir şekilde düşmesini sağlayacaktır. Başlangıçtaki yüksek yatırım miktarlarına rağmen dijitalleşme ve yeşil teknolojilerin entegrasyonuyla elde edilen kaynak verimliliği firmaları Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi uluslararası yaptırımlardan kaynaklanabilecek mali risklere karşı da koruyacaktır.İşletmelerin dijital ve yeşil dönüşüm sürecinde en önemli hususlardan birisi de yatırımın geri dönüş süresidir. İşletmelere yönelik hazırlanacak yol haritalarında bu husus üzerinde önemle durularak, işletmelere yatırım yapmadan önce gerekli fizibilite çalışmalarını yapmaları ve yatırım planlamalarını buna göre gerçekleştirmeleri noktasında yönlendirme yapılacaktır.İkiz dönüşümün Türkiye ekonomisine ve ihracatına etkisine değinen Taşkent, İstanbul'da yer alan imalat sanayisinin, özellikle kendi tedarik zincirleriyle birlikte dönüşmesi ve mevcut ihracat kapasitesini koruması ve artırması bölgemiz için büyük öneme sahiptir. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ile AB'ye ihraç edilen ürünlerde karbon ayak izinin maliyet oluşturacak olması, bu dönüşümü pazar payını korumak için zorunluluk haline getirmektedir. Programdaki temel amaçlarımızdan birisi de zaten işletmelerin rekabet edebilirliğini artırmak olup dijital ve yeşil dönüşüme yönelik işletmelerin yapacağı çalışmalar önemli kazanımlar sağlayacaktır. diye konuştu.Taşkent, İstanbul'un, ev sahipliği yaptığı girişimler, yüksek teknoloji üretimi yapan imalat sanayi, teknoloji ve girişimcilik merkezleri, yüksek nitelikli iş gücü, AR-GE merkezleri ve araştırmacıları gibi hususlar dikkate alındığında Avrupa'nın önemli yenilik ve teknoloji merkezlerinden biri olduğunu belirterek, İSTKA'nın da yeşil dönüşüm, dijitalleşme, döngüsel ekonomi, yaratıcı endüstriler ve teknoloji girişimciliği alanlarında yürüttüğü programlarla İstanbul'un bu yerini güçlendirmeye çalıştığını kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — KAAN ULU - İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) Genel Sekreteri Ziya Taşkent, ikiz dönüşüme yönelik yatırımların uzun vadede üretim süreçlerini dijital ve yeşil teknolojilerle dönüştürerek verimliliği artırıp şirket maliyetlerinin somut bir şekilde düşmesini sağlayacağını söyledi.Taşkent, İkiz Dönüşüm Mali Destek Programı'nın detaylarına ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, programın 12. Kalkınma Planı ve 2024-2028 İstanbul Bölge Planı ile uyumlu olarak, imalat sanayisinde yeşil ve dijital dönüşüm yoluyla rekabet gücü ve verimliliği artırarak yüksek katma değerli üretime geçişi hedeflediğini ve bu doğrultuda sürdürülebilir arayüz yapılarının kurulmasını önceliklendirdiğini belirtti.İkiz Dönüşüm Mali Destek Programı kapsamında 12 projenin destek almaya hak kazandığını ifade eden Taşkent, bu projelerin toplam bütçesinin 173 milyon lira, Ajans tarafından sağlanacak destek miktarının ise 150 milyon lira olduğunu dile getirdi.Taşkent, ikiz dönüşümün, üretim süreçlerinde yapay zeka, robotik ve büyük veri gibi dijital teknolojiler kullanılarak enerji ve kaynak tüketiminin (su, ham madde) en aza indirilmesi ve karbon emisyonunun azaltılması olarak tanımlanabileceğini belirterek, İkiz Dönüşüm Mali Destek Programı ile yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerinde işletmelere rehberlik ve teknik hizmet sunacak arayüz yapılarının oluşturulmasının amaçlandığını ifade etti. - Bütün bu çalışmalar işletmelerin rekabet edebilirliğini artıracaktırTaşkent, beklenen temel çıktılar ve başarı göstergeleri arasında desteklenecek projeler ile yeşil dönüşüm merkezleri, sektörel ara yüzler ve laboratuvarlar gibi kurumsal altyapıların kurulmasının hedeflendiğini, projelerin uygulama sürecinde ise yeşil yakalı iş gücünün yetiştirilmesi veya mevcut iş gücünün dönüştürülmesi, dijital ve yeşil olgunluk analizleri ve yol haritaları yapılması, karbon ayak izi ölçümleri, yaşam döngüsü analizleri, finansmana erişimin sağlanması gibi çıktıların elde edileceğini anlattı.İSTKA Genel Sekreteri Taşkent, sözlerini şöyle sürdürdü:Büyük şirketlerin, nitelikli iş gücü istihdamı, yönetim danışmanlığı hizmeti almaları ve finansmana erişim çalışmaları dikkate alındığında ikiz dönüşüm çalışmalarına daha çok önem verdiği görülmektedir. KOBİ'lerin iş gücünün kapasitesinin artırılması, dijital ve yeşil dönüşüm konusunda yönetim danışmanlığı verilmesi ve finansman imkanlarına erişiminin sağlanmasıyla bu dönüşümde yer almaları mümkün olabilecektir. Tasarladığımız program kapsamında mali destek almaya hak kazanan projeler bu amaca hizmet etmektedir.İkiz Dönüşüm Mali Destek Programı'na dahil olan şirketlerin verimlilik, ihracat, rekabet durumlarına yönelik Taşkent, Program kapsamında desteklenen projelerle ulaşılan işletmeler ikiz dönüşüm çalışmalarına başlayarak çalışanlarının niteliğinin artırılması, üretim süreçlerinde verimlilik, karbon emisyonunun azaltılmasına yönelik faaliyetleri ve dönüşüm için gerekli finansmana erişim gibi konularda kazanımlar elde edecek. Bütün bu çalışmalar işletmelerin rekabet edebilirliğini artıracaktır. değerlendirmesinde bulundu.Taşkent, araştırmaların KOBİ'lerin yeşil dönüşümde dijital dönüşüme kıyasla çok daha fazla zorlandığını ve bu alanda henüz başlangıç seviyesinde kaldıklarını gösterdiğini belirterek, bunun temel nedenleri arasında farkındalık, mali kapasite, yeşil becerilere sahip iş gücü sayısı gibi hususlarda yaşanan eksiklerin yer aldığını söyledi.İkiz Dönüşüm Mali Destek Programı kapsamında İSTKA tarafından desteklenen projeler aracılığıyla firmalara ikiz dönüşüme yönelik teknik rehberlik, eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunulacağını belirten Taşkent, şunları ifade etti:Dijital/yeşil dönüşüm olgunluk analizi, karbon ayak izi ölçümü, yaşam döngüsü analizi (LCA) ve temiz üretim gibi konularda teknik uzmanlık sağlanacak, her firmaya özel stratejik yol haritaları hazırlanacaktır. Ayrıca, 'yeşil yakalı' iş gücü yetiştirilmesine yönelik eğitim programları, teknoloji üreticileri ile kullanıcıların eşleştirilmesi, test ve analiz altyapılarının kullandırılması ile finansmana erişim danışmanlığı gibi katma değerli hizmetlerle işletmelerin uygulama aşamasındaki teknik ihtiyaçlarının bütüncül bir şekilde karşılanması hedeflenmektedir.- Uluslararası yaptırımlardan kaynaklanabilecek mali risklere karşı da koruyacakTaşkent, ikiz dönüşüm için gerekli olan yatırım maliyetlerinin özellikle işletmelerin finansmana erişim becerilerini geliştirecek danışmanlık hizmetleriyle belirli ölçüde karşılanabileceğini dile getirerek, ulusal ölçekte dijital ve yeşil dönüşüme yönelik birçok hibe ve teşvik mekanizmasının halihazırda aktif olarak bulunduğunu, program kapsamında destekledikleri arayüz yapılarının işletmelerin bahse konu ulusal hibe ve teşviklere erişimini artıracak danışmanlık hizmetleri sunacağını söyledi.Ziya Taşkent, şöyle dedi:İkiz dönüşüme yönelik yatırımlar, uzun vadede üretim süreçlerini dijital ve yeşil teknolojilerle dönüştürerek verimliliği artıracak ve şirket maliyetlerinin somut bir şekilde düşmesini sağlayacaktır. Başlangıçtaki yüksek yatırım miktarlarına rağmen dijitalleşme ve yeşil teknolojilerin entegrasyonuyla elde edilen kaynak verimliliği firmaları Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi uluslararası yaptırımlardan kaynaklanabilecek mali risklere karşı da koruyacaktır.İşletmelerin dijital ve yeşil dönüşüm sürecinde en önemli hususlardan birisi de yatırımın geri dönüş süresidir. İşletmelere yönelik hazırlanacak yol haritalarında bu husus üzerinde önemle durularak, işletmelere yatırım yapmadan önce gerekli fizibilite çalışmalarını yapmaları ve yatırım planlamalarını buna göre gerçekleştirmeleri noktasında yönlendirme yapılacaktır.İkiz dönüşümün Türkiye ekonomisine ve ihracatına etkisine değinen Taşkent, İstanbul'da yer alan imalat sanayisinin, özellikle kendi tedarik zincirleriyle birlikte dönüşmesi ve mevcut ihracat kapasitesini koruması ve artırması bölgemiz için büyük öneme sahiptir. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ile AB'ye ihraç edilen ürünlerde karbon ayak izinin maliyet oluşturacak olması, bu dönüşümü pazar payını korumak için zorunluluk haline getirmektedir. Programdaki temel amaçlarımızdan birisi de zaten işletmelerin rekabet edebilirliğini artırmak olup dijital ve yeşil dönüşüme yönelik işletmelerin yapacağı çalışmalar önemli kazanımlar sağlayacaktır. diye konuştu.Taşkent, İstanbul'un, ev sahipliği yaptığı girişimler, yüksek teknoloji üretimi yapan imalat sanayi, teknoloji ve girişimcilik merkezleri, yüksek nitelikli iş gücü, AR-GE merkezleri ve araştırmacıları gibi hususlar dikkate alındığında Avrupa'nın önemli yenilik ve teknoloji merkezlerinden biri olduğunu belirterek, İSTKA'nın da yeşil dönüşüm, dijitalleşme, döngüsel ekonomi, yaratıcı endüstriler ve teknoloji girişimciliği alanlarında yürüttüğü programlarla İstanbul'un bu yerini güçlendirmeye çalıştığını kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Martta elektrik üretiminin yüzde 65'i yenilenebilir kaynaklardan sağlandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/martta-elektrik-uretiminin-yuzde-65-i-yenilenebilir-kaynaklardan-saglandi/832230/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/martta-elektrik-uretiminin-yuzde-65-i-yenilenebilir-kaynaklardan-saglandi/832230/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Ember Enerji Analisti Çağlar Çeliköz: - Başta rüzgar ve güneş olmak üzere yenilenebilir enerjiyi merkeze alan politikalar sayesinde enerji ithalatı ve elektrik faturaları daha da düşürülebilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — HÜMEYRA AYAZ – Türkiye'de martta elektrik üretiminin yüzde 65’i yenilenebilir kaynaklardan sağlandı. Bu oran, yüzde 66 ile zirvenin görüldüğü ve Kovid-19 salgınının yaşandığı Nisan 2020’nin ardından tüm zamanların en yüksek ikinci seviyesi olarak kayıtlara geçti.Yenilenebilir kaynakların sistemdeki ağırlığının artması, Türkiye'nin enerji ithalatı faturasını aşağı çekiyor.AA muhabirinin Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) ve Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) verilerinden derlediği bilgilere göre, martta yağışlar geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 182, uzun yıllar ortalamasına göre ise yüzde 33 daha yüksek gerçekleşti.Marttaki elektrik üretim verileri, yüksek yağışların etkisiyle hidroelektrik kaynakların üretimde belirleyici rolünü sürdürdüğünü ortaya koydu.Bu dönemde hidroelektrik santrallerinin toplam üretim içindeki payı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 19'dan yüzde 36'ya yükseldi. Hidroelektrikten üretim yaklaşık 2 katına çıkarken barajlı santrallerde kapasite faktörü yüzde 45 ile mart rekoruna ulaştı.- Doğal gazın payı son 9 yılın en düşük seviyesindeHidroelektrikteki artış, doğal gaz santrallerinin üretimdeki payını belirgin şekilde düşürdü. Doğal gazdan elektrik üretimi geçen yılın aynı dönemine göre bazda yüzde 61 azalırken toplam üretimdeki payı yüzde 7'ye geriledi. Bu oran, aylık bazda son 9 yılın en düşük seviyesi oldu. Söz konusu düşüş sayesinde martta yaklaşık 185 milyon dolarlık enerji ithalatı önlendi.Güneş enerjisinin üretimdeki payı ise yüzde 11'e ulaştı. Rüzgar santrallerinin kapasite faktörü yüzde 33 ile normal seviyelerde kalırken kurulu güçteki yüzde 14'lük artışın etkisiyle üretimdeki payı yüzde 12,5'e yükselerek en yüksek mart ayı seviyesine ulaştı.Ocak ve şubatta olduğu gibi martta da üretilen elektriğin beşte birinden fazlasına karşılık gelen yüzde 23,4'ü rüzgar ve güneşten sağlandı. İthal kömür santrallerinin payı yüzde 15'e gerilerken yerli kömür santrallerinin payı yüzde 12,3 seviyesinde yatay seyretti.- Yenilenebilir kaynaklar fiyatları aşağı çektiUluslararası enerji düşünce kuruluşu Ember'de Enerji Analisti Çağlar Çeliköz, doğal gaz fiyatlarının küresel savaşın etkisiyle geçen yıla göre yüzde 25 yüksek seyrettiği bu dönemde, yenilenebilir kaynakların devreye girmesinin, Türkiye'nin enerji faturasını azaltmak açısından kritik önem taşıdığını söyledi.Çeliköz, yenilenebilir enerjinin toplam elektrik üretimindeki payının yüzde 65'e ulaştığını hatırlatarak, Bu sayede Mart 2026’da geçen yılın aynı dönemine göre toptan elektrik fiyatları yüzde 24, elektrik faturaları ise yüzde 10 düştü. ifadesini kullandı.Ancak yüksek yağışların gösterdiği olumlu tablonun geçici olabileceğini dile getiren Çeliköz, Son 30 yılda yaşanan kuraklıkların Türkiye'ye maliyeti yıllık ortalama 1,8 milyar dolarlık ek enerji ithalatı oldu. Dolayısıyla enerji planlamamızı kuraklık riskini merkeze alarak yapmalıyız. dedi.Çeliköz, bu noktada rüzgar ve güneş enerjisindeki pozitif ivmenin umut verici olduğunu belirterek, 2025'te elektriğin beşte birinden fazlasını sağlayan bu kaynakların payı, bu sene martta yüzde 23'e yükseldi. Başta rüzgar ve güneş olmak üzere yenilenebilir enerjiyi merkeze alan politikalar sayesinde enerji ithalatı ve elektrik faturaları daha da düşürülebilir. değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — HÜMEYRA AYAZ – Türkiye'de martta elektrik üretiminin yüzde 65’i yenilenebilir kaynaklardan sağlandı. Bu oran, yüzde 66 ile zirvenin görüldüğü ve Kovid-19 salgınının yaşandığı Nisan 2020’nin ardından tüm zamanların en yüksek ikinci seviyesi olarak kayıtlara geçti.Yenilenebilir kaynakların sistemdeki ağırlığının artması, Türkiye'nin enerji ithalatı faturasını aşağı çekiyor.AA muhabirinin Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) ve Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) verilerinden derlediği bilgilere göre, martta yağışlar geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 182, uzun yıllar ortalamasına göre ise yüzde 33 daha yüksek gerçekleşti.Marttaki elektrik üretim verileri, yüksek yağışların etkisiyle hidroelektrik kaynakların üretimde belirleyici rolünü sürdürdüğünü ortaya koydu.Bu dönemde hidroelektrik santrallerinin toplam üretim içindeki payı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 19'dan yüzde 36'ya yükseldi. Hidroelektrikten üretim yaklaşık 2 katına çıkarken barajlı santrallerde kapasite faktörü yüzde 45 ile mart rekoruna ulaştı.- Doğal gazın payı son 9 yılın en düşük seviyesindeHidroelektrikteki artış, doğal gaz santrallerinin üretimdeki payını belirgin şekilde düşürdü. Doğal gazdan elektrik üretimi geçen yılın aynı dönemine göre bazda yüzde 61 azalırken toplam üretimdeki payı yüzde 7'ye geriledi. Bu oran, aylık bazda son 9 yılın en düşük seviyesi oldu. Söz konusu düşüş sayesinde martta yaklaşık 185 milyon dolarlık enerji ithalatı önlendi.Güneş enerjisinin üretimdeki payı ise yüzde 11'e ulaştı. Rüzgar santrallerinin kapasite faktörü yüzde 33 ile normal seviyelerde kalırken kurulu güçteki yüzde 14'lük artışın etkisiyle üretimdeki payı yüzde 12,5'e yükselerek en yüksek mart ayı seviyesine ulaştı.Ocak ve şubatta olduğu gibi martta da üretilen elektriğin beşte birinden fazlasına karşılık gelen yüzde 23,4'ü rüzgar ve güneşten sağlandı. İthal kömür santrallerinin payı yüzde 15'e gerilerken yerli kömür santrallerinin payı yüzde 12,3 seviyesinde yatay seyretti.- Yenilenebilir kaynaklar fiyatları aşağı çektiUluslararası enerji düşünce kuruluşu Ember'de Enerji Analisti Çağlar Çeliköz, doğal gaz fiyatlarının küresel savaşın etkisiyle geçen yıla göre yüzde 25 yüksek seyrettiği bu dönemde, yenilenebilir kaynakların devreye girmesinin, Türkiye'nin enerji faturasını azaltmak açısından kritik önem taşıdığını söyledi.Çeliköz, yenilenebilir enerjinin toplam elektrik üretimindeki payının yüzde 65'e ulaştığını hatırlatarak, Bu sayede Mart 2026’da geçen yılın aynı dönemine göre toptan elektrik fiyatları yüzde 24, elektrik faturaları ise yüzde 10 düştü. ifadesini kullandı.Ancak yüksek yağışların gösterdiği olumlu tablonun geçici olabileceğini dile getiren Çeliköz, Son 30 yılda yaşanan kuraklıkların Türkiye'ye maliyeti yıllık ortalama 1,8 milyar dolarlık ek enerji ithalatı oldu. Dolayısıyla enerji planlamamızı kuraklık riskini merkeze alarak yapmalıyız. dedi.Çeliköz, bu noktada rüzgar ve güneş enerjisindeki pozitif ivmenin umut verici olduğunu belirterek, 2025'te elektriğin beşte birinden fazlasını sağlayan bu kaynakların payı, bu sene martta yüzde 23'e yükseldi. Başta rüzgar ve güneş olmak üzere yenilenebilir enerjiyi merkeze alan politikalar sayesinde enerji ithalatı ve elektrik faturaları daha da düşürülebilir. değerlendirmesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Ata toprağında enginar üretiyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ata-topraginda-enginar-uretiyor/832229/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ata-topraginda-enginar-uretiyor/832229/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Bursa — Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde babasından kalan araziyle başladığı enginar üretimini büyüten devlet memuru, ülkenin dört bir yanına ürün gönderiyor - Üretici Ali Rıza Alan: - Hafta içi mevcut işime devam ediyorum. Hafta sonu çiftçilik yapıyorum. 100-150 kilometre yol yaptığım, uykusuz kaldığım günler oluyor ama çalışmak güzel şey]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Bursa Haberleri — BURCU İNANIR - Bursa'da bir kamu kurumunda memur olan Ali Rıza Alan, babadan kalma araziyi değerlendirmek için başladığı enginar üretiminde talebe yetişmeye çalışıyor. Ali Rıza Alan (41), 3 yıl önce Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı kırsal Ormankadı Mahallesi'nde babasından kalan yaklaşık 40 dönüm arazide enginar yetiştirmeye başladı.Enginar üretiminde başarıyı yakalayan Alan, daha sonra satın aldığı ve kiraladığı arazilerle ekim alanını 165 dönüme çıkardı.Tüm üretim sürecinin videosunu çeken Alan, hafta içi şehir merkezinde kamu görevini sürdürüyor, hafta sonlarını da tarlada geçiriyor.İnternet üzerinden ön sipariş modeliyle çalışan Alan'ın ürettiği enginarlar başta İstanbul olmak üzere Türkiye'nin dört bir yanından alıcı buluyor.- Doğrudan bir üreticinin tüketiciye ulaştığı bu model ilgi gördüİki çocuk babası Ali Rıza Alan, AA muhabirine, yıllık 400 bin adet enginar kapasitesiyle üretime devam ettiğini söyledi.İyi tarım uygulamaları sertifikası ile üretim yaptığını belirten Alan, İnsanımıza, tüketicimize en doğru, en sağlıklı ürünü ulaştırmak, yetiştirmek için çalışmaya devam ediyoruz. dedi.Alan, coğrafi işaretli ürün olduğu için enginar üretmeye karar verdiğini dile getirerek, böylece kente ve üretime katma değer sağladığını söyledi.Bu mahallede doğup büyüdüğünü, babasının yıllarca geleneksel tarımla uğraştığını ifade eden Alan, Hafta içi mevcut işime devam ediyorum. Hafta sonu çiftçilik yapıyorum. 100-150 kilometre yol yaptığım, uykusuz kaldığım günler oluyor ama çalışmak güzel şey. diye konuştu.Alan, ürünlerini ağırlıklı olarak İstanbul'a gönderdiğini, ayrıca yurt dışından da sipariş aldığını söyledi.Ön sipariş modeliyle çalıştıklarını belirten Alan, Müşterilerin sofralarına koyacağı enginarın tüm üretim sürecini haftalık kısa videolarla göndermeye başladım. Bu, çok ciddi bir etki yarattı, talepleri artırdı. Doğrudan bir üreticinin tüketiciye ulaştığı bu model ilgi gördü. ifadesini kullandı.Alan, üretim kapasitesini 600-700 bin adede çıkarmayı hedeflediğini dile getirdi.Toprakta huzur bulduğunu söyleyen Alan, İnsanın toprağa ayağının basması, bitkiyle, üretimle ilgilenmesi bence stresten, yorgunluktan, karmaşadan uzaklaştırıyor. Bu daha sağlıklı bir yöntem diye düşünüyorum. Herkesin birazcık toprakla uğraştığı bir alan oluşturmasını tavsiye ederim. dedi.Ormankadı Mahallesi Muhtarı Mehmet Salih Kalınbacak da Ali Rıza Alan'ın başarısıyla gurur duyduklarını belirterek, üretimin artmasını temenni etti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Bursa Haberleri — BURCU İNANIR - Bursa'da bir kamu kurumunda memur olan Ali Rıza Alan, babadan kalma araziyi değerlendirmek için başladığı enginar üretiminde talebe yetişmeye çalışıyor. Ali Rıza Alan (41), 3 yıl önce Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı kırsal Ormankadı Mahallesi'nde babasından kalan yaklaşık 40 dönüm arazide enginar yetiştirmeye başladı.Enginar üretiminde başarıyı yakalayan Alan, daha sonra satın aldığı ve kiraladığı arazilerle ekim alanını 165 dönüme çıkardı.Tüm üretim sürecinin videosunu çeken Alan, hafta içi şehir merkezinde kamu görevini sürdürüyor, hafta sonlarını da tarlada geçiriyor.İnternet üzerinden ön sipariş modeliyle çalışan Alan'ın ürettiği enginarlar başta İstanbul olmak üzere Türkiye'nin dört bir yanından alıcı buluyor.- Doğrudan bir üreticinin tüketiciye ulaştığı bu model ilgi gördüİki çocuk babası Ali Rıza Alan, AA muhabirine, yıllık 400 bin adet enginar kapasitesiyle üretime devam ettiğini söyledi.İyi tarım uygulamaları sertifikası ile üretim yaptığını belirten Alan, İnsanımıza, tüketicimize en doğru, en sağlıklı ürünü ulaştırmak, yetiştirmek için çalışmaya devam ediyoruz. dedi.Alan, coğrafi işaretli ürün olduğu için enginar üretmeye karar verdiğini dile getirerek, böylece kente ve üretime katma değer sağladığını söyledi.Bu mahallede doğup büyüdüğünü, babasının yıllarca geleneksel tarımla uğraştığını ifade eden Alan, Hafta içi mevcut işime devam ediyorum. Hafta sonu çiftçilik yapıyorum. 100-150 kilometre yol yaptığım, uykusuz kaldığım günler oluyor ama çalışmak güzel şey. diye konuştu.Alan, ürünlerini ağırlıklı olarak İstanbul'a gönderdiğini, ayrıca yurt dışından da sipariş aldığını söyledi.Ön sipariş modeliyle çalıştıklarını belirten Alan, Müşterilerin sofralarına koyacağı enginarın tüm üretim sürecini haftalık kısa videolarla göndermeye başladım. Bu, çok ciddi bir etki yarattı, talepleri artırdı. Doğrudan bir üreticinin tüketiciye ulaştığı bu model ilgi gördü. ifadesini kullandı.Alan, üretim kapasitesini 600-700 bin adede çıkarmayı hedeflediğini dile getirdi.Toprakta huzur bulduğunu söyleyen Alan, İnsanın toprağa ayağının basması, bitkiyle, üretimle ilgilenmesi bence stresten, yorgunluktan, karmaşadan uzaklaştırıyor. Bu daha sağlıklı bir yöntem diye düşünüyorum. Herkesin birazcık toprakla uğraştığı bir alan oluşturmasını tavsiye ederim. dedi.Ormankadı Mahallesi Muhtarı Mehmet Salih Kalınbacak da Ali Rıza Alan'ın başarısıyla gurur duyduklarını belirterek, üretimin artmasını temenni etti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/ata-topraginda-enginar-uretiyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANADOLU'DA KALKINMA SEFERBERLİĞİ- Başkentten güç alan İç Anadolu'nun 13 ilindeki stratejik yatırımlara kapsamlı teşvik</title>
      <link>https://www.canligaste.com/anadolu-da-kalkinma-seferberligi-baskentten-guc-alan-ic-anadolu-nun-13-ilindeki-stratejik-yatirimlara-kapsamli-tesvik/832228/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/anadolu-da-kalkinma-seferberligi-baskentten-guc-alan-ic-anadolu-nun-13-ilindeki-stratejik-yatirimlara-kapsamli-tesvik/832228/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:08:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında, bölgede yer alan illerde savunma sanayisinden tıbbi cihaz üretimine kadar pek çok alanda yapılacak yatırımlara destek verilecek - Başkent Ankara'da asgari 1000 baş kapasiteli entegre tiftik keçisi yetiştiriciliği ve buna bağlı ürünlerin üretimi öne çıkarken, kırsal ilçelerde alternatif turizm yatırımları da teşvik kapsamına alındı - Konya'da akıllı tarım teknolojileri ve makineleri, Kırıkkale'de kritik kimyasallar ve mühimmat yatırımları, Eskişehir'de elektrikli ev aletlerine yönelik endüstriyel metal şekillendirme merkezlerinin kurulması teşvik edilecek alanlar arasında bulunuyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — quot;Anadolu'da Kalkınma Seferberliği başlıklı dosyasının 4'üncü haberinde, İç Anadolu Bölgesi'ndeki illerde yapılacak yatırımlara yönelik yerel kalkınma desteklerine yer verildi.Bakanlık koordinasyonunda yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında, İç Anadolu Bölgesi'ndeki 13 şehre, yerel üretim potansiyelinin değerlendirilmesi, atıl kaynakların harekete geçirilmesi ve yerel ihtiyaçların karşılanması yoluyla kalkınmanın yerelden başlatılması için destek sağlanacak.Böylece, bölgedeki illerin yetkinlik ve teknoloji üretim kapasitesinin artırılması, ithal girdilerin yerli imkanlarla üretilmesi ve tedarik zincirinin yerlileştirilmesine katkı sağlanması amaçlanıyor.Programla, belirlenen alanlardaki yatırımlara büyüklüğüne göre vergi indiriminden sigorta primi desteğine, faiz veya kar payı katkısından yatırım yeri tahsisine ve gelir vergisi muafiyetine kadar çeşitli destekler sunulacak. Yapılacak her yatırım için 301 milyon liraya kadar nakdi destek ve yatırımın yüzde 50'si kadar vergi indirimi sağlanması öngörülüyor.Bu kapsamda desteklenecek yatırım konuları arasında başkent Ankara'da özellikle asgari 1000 baş kapasiteli entegre tiftik keçisi yetiştiriciliği ve buna bağlı ürünlerin üretimi öne çıkarken, kırsal ilçelerde alternatif turizm yatırımları da teşvik alabilecek. Tıbbi cihaz üretimi ile toz metalurjisi ve bu alana yönelik makine üretimi de Ankara'nın öncelikli yatırım başlıkları arasında yer alıyor.Konya'da akıllı tarım teknolojileri, tarım makineleri ve ekipmanlarının üretimi desteklenecek alanlar arasında bulunurken, askeri araçlar, silah ve mühimmat üretimi ile motorlu taşıt parçaları üretimi de teşvik kapsamına dahil edildi. Raylı taşımacılık sistemlerine yönelik araç ve parça üretimi de Konya'nın öncelikli desteklenecek sektörleri arasında sıralanıyor.Kayseri'de elektrikli ev aletleri ve ölçüm cihazlarında kullanılan yüksek katma değerli ürünlerin üretimi, mobilya sektörüne yönelik yan sanayi yatırımları ile sivil havacılık ürünlerinin üretimi ve bakım merkezleri teşvik edilecek. Tıbbi cihaz üretimi de bu il için belirlenen yatırım alanları arasında yer aldı.- Eskişehir ve Sivas'a havacılık ve raylı sistemler için destekEskişehir'de elektrikli ev aletlerine yönelik endüstriyel metal şekillendirme, havacılık ve raylı sistemler için parça üretimi ile test ve belgelendirme merkezlerinin kurulması öncelikli sektörler olarak öne çıkıyor. Tarım makineleri aksam ve parça üretimi de teşvik edilecek alanlar arasında bulunuyor.Sivas'ta havacılık, raylı sistemler ve otomotiv sektörlerine yönelik mekanik ve elektrik bağlantı elemanları üretimi ile optik malzeme içeren ürünlerin imalatı desteklenecek. Ayrıca ulaşım araçları için döküm parça üretimi ile yapı malzemeleri ve yapı kimyasalları üretimi de desteklerden yararlanacak.Aksaray'da desteklenecek alanlar arasında, endüstriyel metal teknolojilerine yönelik katma değerli ürün, motorlu taşıt parçaları ile motosiklet ve benzeri araçları ile savunma sanayisine yönelik teknik aksam ve kritik bileşenlerin üretimi öne çıkıyor.Karaman'da 5 yıldızlı konaklama tesisleri, fonksiyonel gıdalar ve yüksek katma değerli gıda bileşenleri üretimi ile gıda makineleri ve endüstriyel mutfak ekipmanları üretimi için yapılacak yatırımlar teşvik edilecek. Ayrıca nitelikli ambalaj ve paketleme ürünleri üretimi de öncelikli desteklenecek alanlar arasında yer alıyor.- Kırıkkale'de mühimmat ve silah parçaları üretimi öne çıkacakKırıkkale'de kritik kimyasallar ve enerjetik malzemelerin üretimi ile petrokimya ara girdilerine dayalı ileri teknoloji ürünleri yatırımları desteklenecek. Savunma sanayisine yönelik metal işleme, mühimmat ve silah parçaları üretimi ile tuzdan katma değerli kimyasal üretimi de teşvik kapsamına alındı.Kırşehir'de en az 20 dekar büyüklüğünde entegre jeotermal sera yatırımlarıyla dört yıldız ve üzeri termal konaklama tesisleri öncelikli yatırım konuları arasında yer aldı. Tahıl ve bakliyat ürünlerinden katma değerli gıda üretimi ile yem katkı maddeleri üretimi de bu ilde desteklenecek.Nevşehir'de dondurulmuş patates ve patates bazlı katma değerli ürünlerin üretimi teşvik edilecek alanlar arasında sıralandı. Ayrıca, görsel-işitsel prodüksiyon altyapıları, nitelikli kültür endüstrileri yatırımları ve veri merkezleri de desteklenecek öncelikli sektörler arasında sıralandı.Niğde'de gıda ve içecek makineleri üretimi ile maden işleme makineleri üretimi desteklenecek. Bu ildeki meyve ve sebzeden katma değerli ürün üretimi ile mikronize kalsit bazlı ürünler de teşvik kapsamına alındı.Çankırı'da 4 yıldız ve üzeri konaklama tesisleri ile ambalajlı doğal kaynak suyu üretimi, çeşitli madenlerden katma değerli ürün üretimi ve otomotiv yan sanayi yatırımları da öncelikli alanlar arasında bulunuyor.Yozgat'ta da entegre jeotermal sera yatırımları, asgari 500 büyükbaşlık besi ve et işleme tesisleri, bakliyattan katma değerli ürün üretimi ile paketli hazır gıda yatırımları, teşvik edilecek sektörler olarak belirlendi.Program kapsamında belirlenen bu yatırım alanlarıyla, bölgesel kalkınmanın hızlandırılması, üretim çeşitliliğinin artırılması ve yüksek katma değerli sektörlerin desteklenmesi amaçlanıyor. Böylece, başkent Ankara başta olmak üzere bölgedeki diğer illerin kalkınma yolculuğuna katkı sağlanması hedefleniyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — quot;Anadolu'da Kalkınma Seferberliği başlıklı dosyasının 4'üncü haberinde, İç Anadolu Bölgesi'ndeki illerde yapılacak yatırımlara yönelik yerel kalkınma desteklerine yer verildi.Bakanlık koordinasyonunda yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında, İç Anadolu Bölgesi'ndeki 13 şehre, yerel üretim potansiyelinin değerlendirilmesi, atıl kaynakların harekete geçirilmesi ve yerel ihtiyaçların karşılanması yoluyla kalkınmanın yerelden başlatılması için destek sağlanacak.Böylece, bölgedeki illerin yetkinlik ve teknoloji üretim kapasitesinin artırılması, ithal girdilerin yerli imkanlarla üretilmesi ve tedarik zincirinin yerlileştirilmesine katkı sağlanması amaçlanıyor.Programla, belirlenen alanlardaki yatırımlara büyüklüğüne göre vergi indiriminden sigorta primi desteğine, faiz veya kar payı katkısından yatırım yeri tahsisine ve gelir vergisi muafiyetine kadar çeşitli destekler sunulacak. Yapılacak her yatırım için 301 milyon liraya kadar nakdi destek ve yatırımın yüzde 50'si kadar vergi indirimi sağlanması öngörülüyor.Bu kapsamda desteklenecek yatırım konuları arasında başkent Ankara'da özellikle asgari 1000 baş kapasiteli entegre tiftik keçisi yetiştiriciliği ve buna bağlı ürünlerin üretimi öne çıkarken, kırsal ilçelerde alternatif turizm yatırımları da teşvik alabilecek. Tıbbi cihaz üretimi ile toz metalurjisi ve bu alana yönelik makine üretimi de Ankara'nın öncelikli yatırım başlıkları arasında yer alıyor.Konya'da akıllı tarım teknolojileri, tarım makineleri ve ekipmanlarının üretimi desteklenecek alanlar arasında bulunurken, askeri araçlar, silah ve mühimmat üretimi ile motorlu taşıt parçaları üretimi de teşvik kapsamına dahil edildi. Raylı taşımacılık sistemlerine yönelik araç ve parça üretimi de Konya'nın öncelikli desteklenecek sektörleri arasında sıralanıyor.Kayseri'de elektrikli ev aletleri ve ölçüm cihazlarında kullanılan yüksek katma değerli ürünlerin üretimi, mobilya sektörüne yönelik yan sanayi yatırımları ile sivil havacılık ürünlerinin üretimi ve bakım merkezleri teşvik edilecek. Tıbbi cihaz üretimi de bu il için belirlenen yatırım alanları arasında yer aldı.- Eskişehir ve Sivas'a havacılık ve raylı sistemler için destekEskişehir'de elektrikli ev aletlerine yönelik endüstriyel metal şekillendirme, havacılık ve raylı sistemler için parça üretimi ile test ve belgelendirme merkezlerinin kurulması öncelikli sektörler olarak öne çıkıyor. Tarım makineleri aksam ve parça üretimi de teşvik edilecek alanlar arasında bulunuyor.Sivas'ta havacılık, raylı sistemler ve otomotiv sektörlerine yönelik mekanik ve elektrik bağlantı elemanları üretimi ile optik malzeme içeren ürünlerin imalatı desteklenecek. Ayrıca ulaşım araçları için döküm parça üretimi ile yapı malzemeleri ve yapı kimyasalları üretimi de desteklerden yararlanacak.Aksaray'da desteklenecek alanlar arasında, endüstriyel metal teknolojilerine yönelik katma değerli ürün, motorlu taşıt parçaları ile motosiklet ve benzeri araçları ile savunma sanayisine yönelik teknik aksam ve kritik bileşenlerin üretimi öne çıkıyor.Karaman'da 5 yıldızlı konaklama tesisleri, fonksiyonel gıdalar ve yüksek katma değerli gıda bileşenleri üretimi ile gıda makineleri ve endüstriyel mutfak ekipmanları üretimi için yapılacak yatırımlar teşvik edilecek. Ayrıca nitelikli ambalaj ve paketleme ürünleri üretimi de öncelikli desteklenecek alanlar arasında yer alıyor.- Kırıkkale'de mühimmat ve silah parçaları üretimi öne çıkacakKırıkkale'de kritik kimyasallar ve enerjetik malzemelerin üretimi ile petrokimya ara girdilerine dayalı ileri teknoloji ürünleri yatırımları desteklenecek. Savunma sanayisine yönelik metal işleme, mühimmat ve silah parçaları üretimi ile tuzdan katma değerli kimyasal üretimi de teşvik kapsamına alındı.Kırşehir'de en az 20 dekar büyüklüğünde entegre jeotermal sera yatırımlarıyla dört yıldız ve üzeri termal konaklama tesisleri öncelikli yatırım konuları arasında yer aldı. Tahıl ve bakliyat ürünlerinden katma değerli gıda üretimi ile yem katkı maddeleri üretimi de bu ilde desteklenecek.Nevşehir'de dondurulmuş patates ve patates bazlı katma değerli ürünlerin üretimi teşvik edilecek alanlar arasında sıralandı. Ayrıca, görsel-işitsel prodüksiyon altyapıları, nitelikli kültür endüstrileri yatırımları ve veri merkezleri de desteklenecek öncelikli sektörler arasında sıralandı.Niğde'de gıda ve içecek makineleri üretimi ile maden işleme makineleri üretimi desteklenecek. Bu ildeki meyve ve sebzeden katma değerli ürün üretimi ile mikronize kalsit bazlı ürünler de teşvik kapsamına alındı.Çankırı'da 4 yıldız ve üzeri konaklama tesisleri ile ambalajlı doğal kaynak suyu üretimi, çeşitli madenlerden katma değerli ürün üretimi ve otomotiv yan sanayi yatırımları da öncelikli alanlar arasında bulunuyor.Yozgat'ta da entegre jeotermal sera yatırımları, asgari 500 büyükbaşlık besi ve et işleme tesisleri, bakliyattan katma değerli ürün üretimi ile paketli hazır gıda yatırımları, teşvik edilecek sektörler olarak belirlendi.Program kapsamında belirlenen bu yatırım alanlarıyla, bölgesel kalkınmanın hızlandırılması, üretim çeşitliliğinin artırılması ve yüksek katma değerli sektörlerin desteklenmesi amaçlanıyor. Böylece, başkent Ankara başta olmak üzere bölgedeki diğer illerin kalkınma yolculuğuna katkı sağlanması hedefleniyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/anadolu-da-kalkinma-seferberligi-baskentten-guc-alan-ic-anadolu-nun-13-ilindeki-stratejik-yatirimlara-kapsamli-tesvik.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>HÜRJET'i uçuracak milli yazılıma ihracat kapısı da açıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/hurjet-i-ucuracak-milli-yazilima-ihracat-kapisi-da-acildi/832226/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/hurjet-i-ucuracak-milli-yazilima-ihracat-kapisi-da-acildi/832226/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:08:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — HAVELSAN tarafından geliştirilen Görev Planlama Sistemi, yeni nesil platformlara entegrasyon çalışmaları kapsamında HÜRJET için yakın zamanda devreye alınacak - HÜRJET'e entegre edilecek Görev Planlama Sistemi, TUSAŞ'ın imzaladığı sözleşme doğrultusunda İspanya'ya ihraç edilecek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — FİRDEVS BULUT KARTAL - Jet eğitim uçağı HÜRJET'te devreye alınacak Görev Planlama Sistemi, uçakla beraber İspanya'ya ihraç edilecek. HAVELSAN tarafından geliştirilen Görev Planlama Sistemi (FSGP), 2003 yılından bu yana sürdürülen geliştirme faaliyetleri ve 2007 yılından itibaren aktif kullanım tecrübesiyle, Türk Hava Kuvvetleri'nin kritik operasyonel ihtiyaçlarına yönelik milli ve güvenilir bir çözüm sunuyor.FSGP, görev planlama, görev değerlendirme ve görev sonrası değerlendirme süreçlerinde sağladığı zengin kabiliyetlerle kendini sahada kanıtladı, Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki uçak platformları ve mühimmatlar için entegre bir çözüm haline geldi.FSGP, halihazırda Türk Hava Kuvvetleri için ana görev planlama platformu olarak kullanılıyor, farklı platform ve görev ihtiyaçlarını tek bir çatı altında karşılayabilme yeteneğiyle öne çıkıyor.Yeni nesil platformlara entegrasyon çalışmaları kapsamında HÜRJET için FSGP sisteminin yakın zamanda devreye alınması planlanıyor. Milli Muharip Uçak KAAN için ise entegrasyon faaliyetleri başarıyla sürdürülüyor. FSGP'nin gelecek dönemde bu platformların tamamını yerli ve milli imkanlarla desteklemesi hedefleniyor.- Milli çözümler HÜRJET ile İspanya yolundaTürk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilen ve testleri süren HÜRJET'in Türk Hava Kuvvetlerine yapılacak teslimatları için seri üretim faaliyetleri devam ediyor. HÜRJET, bu gelişmeler sürerken ilk ihracat başarısını da İspanya ile imzalanan sözleşmeyle yakaladı. HÜRJET'in 2027'de Türkiye'de, 2028'de İspanya'da göreve başlaması planlanıyor.HAVELSAN, sahip olduğu kabiliyetlerle HÜRJET'in etkin şekilde göreve başlaması ve kullanılması için çalışmalar yürütüyor. Şirket, HÜRJET için geliştirdiği tam görev ve uçuş eğitim simülatörünü teslimatlara hazır hale getirmek için yoğun çalışma yürütüyor. Bu yıl Türk Hava Kuvvetleri için hazır hale getirilecek simülatör, HÜRJET ile beraber İspanya'ya ihraç edilecek.HÜRJET'e entegre edilecek Görev Planlama Sistemi de TUSAŞ'ın imzaladığı sözleşme doğrultusunda İspanya'ya ihraç edilecek.- Platforma kazandırılan yeteneklerFSGP, uçak görev planlama ve görev sonrası değerlendirme süreçleriyle entegre çalışan Akıllı Silah Görev Planlama kabiliyeti sunarken, aynı zamanda insansız hava aracı görev planlama ve kontrol istasyonu kabiliyetlerini kapsıyor.Uluslararası standartlara uyumlu yapısıyla FSGP, yeni nesil platformlar için görev planlama ve veri yönetimi gereksinimlerinin önemli bir bölümünü karşılayan yeteneklere sahip bulunuyor. Bu kapsamda sistem, düşük görünürlük, elektronik manyetik emisyon planlama, kızıl ötesi arama ve takip, yeni nesil veri bağı, ağa bağlı mühimmat görev planlama gibi yeni nesil platformların ihtiyaçlarını karşılamakla birlikte yapay zeka desteğiyle de insanlı-insansız hava araçlarının çoklu görev planlama yapabilmesine yönelik etkin ve güvenilir çözümler sunuyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — FİRDEVS BULUT KARTAL - Jet eğitim uçağı HÜRJET'te devreye alınacak Görev Planlama Sistemi, uçakla beraber İspanya'ya ihraç edilecek. HAVELSAN tarafından geliştirilen Görev Planlama Sistemi (FSGP), 2003 yılından bu yana sürdürülen geliştirme faaliyetleri ve 2007 yılından itibaren aktif kullanım tecrübesiyle, Türk Hava Kuvvetleri'nin kritik operasyonel ihtiyaçlarına yönelik milli ve güvenilir bir çözüm sunuyor.FSGP, görev planlama, görev değerlendirme ve görev sonrası değerlendirme süreçlerinde sağladığı zengin kabiliyetlerle kendini sahada kanıtladı, Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki uçak platformları ve mühimmatlar için entegre bir çözüm haline geldi.FSGP, halihazırda Türk Hava Kuvvetleri için ana görev planlama platformu olarak kullanılıyor, farklı platform ve görev ihtiyaçlarını tek bir çatı altında karşılayabilme yeteneğiyle öne çıkıyor.Yeni nesil platformlara entegrasyon çalışmaları kapsamında HÜRJET için FSGP sisteminin yakın zamanda devreye alınması planlanıyor. Milli Muharip Uçak KAAN için ise entegrasyon faaliyetleri başarıyla sürdürülüyor. FSGP'nin gelecek dönemde bu platformların tamamını yerli ve milli imkanlarla desteklemesi hedefleniyor.- Milli çözümler HÜRJET ile İspanya yolundaTürk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilen ve testleri süren HÜRJET'in Türk Hava Kuvvetlerine yapılacak teslimatları için seri üretim faaliyetleri devam ediyor. HÜRJET, bu gelişmeler sürerken ilk ihracat başarısını da İspanya ile imzalanan sözleşmeyle yakaladı. HÜRJET'in 2027'de Türkiye'de, 2028'de İspanya'da göreve başlaması planlanıyor.HAVELSAN, sahip olduğu kabiliyetlerle HÜRJET'in etkin şekilde göreve başlaması ve kullanılması için çalışmalar yürütüyor. Şirket, HÜRJET için geliştirdiği tam görev ve uçuş eğitim simülatörünü teslimatlara hazır hale getirmek için yoğun çalışma yürütüyor. Bu yıl Türk Hava Kuvvetleri için hazır hale getirilecek simülatör, HÜRJET ile beraber İspanya'ya ihraç edilecek.HÜRJET'e entegre edilecek Görev Planlama Sistemi de TUSAŞ'ın imzaladığı sözleşme doğrultusunda İspanya'ya ihraç edilecek.- Platforma kazandırılan yeteneklerFSGP, uçak görev planlama ve görev sonrası değerlendirme süreçleriyle entegre çalışan Akıllı Silah Görev Planlama kabiliyeti sunarken, aynı zamanda insansız hava aracı görev planlama ve kontrol istasyonu kabiliyetlerini kapsıyor.Uluslararası standartlara uyumlu yapısıyla FSGP, yeni nesil platformlar için görev planlama ve veri yönetimi gereksinimlerinin önemli bir bölümünü karşılayan yeteneklere sahip bulunuyor. Bu kapsamda sistem, düşük görünürlük, elektronik manyetik emisyon planlama, kızıl ötesi arama ve takip, yeni nesil veri bağı, ağa bağlı mühimmat görev planlama gibi yeni nesil platformların ihtiyaçlarını karşılamakla birlikte yapay zeka desteğiyle de insanlı-insansız hava araçlarının çoklu görev planlama yapabilmesine yönelik etkin ve güvenilir çözümler sunuyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Beşiktaş GAİN, Avrupa'da ikinci kupanın peşinde</title>
      <link>https://www.canligaste.com/besiktas-gain-avrupa-da-ikinci-kupanin-pesinde/832225/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/besiktas-gain-avrupa-da-ikinci-kupanin-pesinde/832225/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:06:32 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Siyah-beyazlı basketbol takımı, 2011-2012 sezonunda kazandığı FIBA EuroChallenge Kupası'nın ardından Avrupa'da ikinci zaferi hedefliyor - Beşiktaş, Türkiye'ye kulüpler bazında 20. Avrupa kupasını kazandırmaya çalışacak - Başantrenör Alimpijevic'in öğrencileri, siyah-beyazlı camiaya 13 sezon sonra ilk kupayı hediye etmek istiyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — METİN ARSLANCAN - BKT Avrupa Kupası (EuroCup) final serisi ilk maçında yarın Fransız ekibi Cosea JL Bourg ile karşılaşacak Beşiktaş GAİN, Avrupa'daki ikinci kupa zaferini hedefliyor. FIBA EuroChallenge Kupası'nı 2011-2012 sezonunda müzesine götüren siyah-beyazlılar, basketbolda Türkiye'ye ise kulüpler bazında 20. Avrupa kupasını kazandırmaya çalışacak.Başantrenör Dusan Alimpijevic'in öğrencileri, Beşiktaş camiasına da 13 sezon sonra ilk kupayı hediye etmek istiyor.- Türk takımlarının karnesiTürkiye, kadınlar ve erkeklerde daha önce Avrupa kupalarında 19 kez kupa sevinci yaşadı.Basketbolda daha önce erkeklerde Anadolu Efes 3, Fenerbahçe 2, Beşiktaş, Galatasaray, Darüşşafaka ve Bahçeşehir Koleji 1'er kez, kadınlarda ise Fenerbahçe 5, Galatasaray 3, ÇİMSA ÇBK Mersin, Yakın Doğu Üniversitesi de 1 defa Avrupa kupalarında şampiyonluk yaşadı.Erkeklerde Avrupa Ligi'ni Anadolu Efes ve Fenerbahçe Beko 2'şer kez kazandı. Galatasaray ve Darüşşafaka BKT Avrupa Kupası'nı, Bahçeşehir Koleji FIBA Avrupa Kupası'nı, Beşiktaş ise FIBA EuroChallenge Kupası'nı birer kez kazanma başarısı gösterdi. O zamanki adıyla Efes Pilsen de 1996'da Koraç Kupası'nı alarak Türkiye'ye ilk Avrupa zaferini getirdi.Kadınlarda ise Fenerbahçe 3, Galatasaray 1 defa Avrupa Ligi zaferi yaşadı. Galatasaray ayrıca 2 kez, Yakın Doğu Üniversitesi ve ÇİMSA ÇBK Mersin ise 1'er defa FIBA Avrupa Kupası'nı Türkiye'ye hediye etti. Fenerbahçe Kadın Takımı, ayrıca 2 kez Süper Kupa'yı da kazanarak Türk takımlarının Avrupa'daki kupa sayısını 19'a çıkardı.Beşiktaş GAİN, 2011-2012 sezonunda elde ettiği FIBA EuroChallenge Kupası'nın ardından Avrupa'da ikinci kez kupaya çok yakın. Siyah-beyazlılar, Fransız ekibi Cosea JL Bourg karşısında seriyi kazanması durumunda mutlu sona ulaşacak.- İlk kupa Anadolu Efes'tenTürk basketbolu, ilk Avrupa zaferini 1996'da Anadolu Efes ile yaşadı.Başantrenör Aydın Örs yönetiminde o zamanki adı Efes Pilsen olan lacivert-beyazlılar, Makedon oyuncusu Petar Naumoski'nin önderliğinde büyük bir başarıya imza attı.Anadolu Efes, 1995-1996 sezonunda Avrupa'nın iki numaralı kupası olan Koraç Kupası finalinde İtalya ekibi Stefanel Milano'yu geçerek, Türk basketbol tarihinin ilk büyük başarısını elde etti.- Bu sezon iki Avrupa kupası geldiTürk takımları bu sezon iki Avrupa kupasını daha Türkiye'ye getirdi.FIBA Kadınlar Avrupa Kupası finalinde deplasmanda 85-80 kazandığı maçın rövanşında Athinaikos Qualco'ya 77-75 yenilmesine rağmen şampiyon olan Çimsa ÇBK Mersin, Türkiye'ye bu sezonki ilk Avrupa zaferini yaşattı.İki Türk temsilcisi Fenerbahçe Opet ve Galatasaray Çağdaş Faktoring, FIBA Kadınlar Avrupa Ligi finalinde karşı karşıya geldi. İspanya'da oynanan final maçını 68-55 kazanan Fenerbahçe Opet, organizasyonu 3. kez kazanmayı başardı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — METİN ARSLANCAN - BKT Avrupa Kupası (EuroCup) final serisi ilk maçında yarın Fransız ekibi Cosea JL Bourg ile karşılaşacak Beşiktaş GAİN, Avrupa'daki ikinci kupa zaferini hedefliyor. FIBA EuroChallenge Kupası'nı 2011-2012 sezonunda müzesine götüren siyah-beyazlılar, basketbolda Türkiye'ye ise kulüpler bazında 20. Avrupa kupasını kazandırmaya çalışacak.Başantrenör Dusan Alimpijevic'in öğrencileri, Beşiktaş camiasına da 13 sezon sonra ilk kupayı hediye etmek istiyor.- Türk takımlarının karnesiTürkiye, kadınlar ve erkeklerde daha önce Avrupa kupalarında 19 kez kupa sevinci yaşadı.Basketbolda daha önce erkeklerde Anadolu Efes 3, Fenerbahçe 2, Beşiktaş, Galatasaray, Darüşşafaka ve Bahçeşehir Koleji 1'er kez, kadınlarda ise Fenerbahçe 5, Galatasaray 3, ÇİMSA ÇBK Mersin, Yakın Doğu Üniversitesi de 1 defa Avrupa kupalarında şampiyonluk yaşadı.Erkeklerde Avrupa Ligi'ni Anadolu Efes ve Fenerbahçe Beko 2'şer kez kazandı. Galatasaray ve Darüşşafaka BKT Avrupa Kupası'nı, Bahçeşehir Koleji FIBA Avrupa Kupası'nı, Beşiktaş ise FIBA EuroChallenge Kupası'nı birer kez kazanma başarısı gösterdi. O zamanki adıyla Efes Pilsen de 1996'da Koraç Kupası'nı alarak Türkiye'ye ilk Avrupa zaferini getirdi.Kadınlarda ise Fenerbahçe 3, Galatasaray 1 defa Avrupa Ligi zaferi yaşadı. Galatasaray ayrıca 2 kez, Yakın Doğu Üniversitesi ve ÇİMSA ÇBK Mersin ise 1'er defa FIBA Avrupa Kupası'nı Türkiye'ye hediye etti. Fenerbahçe Kadın Takımı, ayrıca 2 kez Süper Kupa'yı da kazanarak Türk takımlarının Avrupa'daki kupa sayısını 19'a çıkardı.Beşiktaş GAİN, 2011-2012 sezonunda elde ettiği FIBA EuroChallenge Kupası'nın ardından Avrupa'da ikinci kez kupaya çok yakın. Siyah-beyazlılar, Fransız ekibi Cosea JL Bourg karşısında seriyi kazanması durumunda mutlu sona ulaşacak.- İlk kupa Anadolu Efes'tenTürk basketbolu, ilk Avrupa zaferini 1996'da Anadolu Efes ile yaşadı.Başantrenör Aydın Örs yönetiminde o zamanki adı Efes Pilsen olan lacivert-beyazlılar, Makedon oyuncusu Petar Naumoski'nin önderliğinde büyük bir başarıya imza attı.Anadolu Efes, 1995-1996 sezonunda Avrupa'nın iki numaralı kupası olan Koraç Kupası finalinde İtalya ekibi Stefanel Milano'yu geçerek, Türk basketbol tarihinin ilk büyük başarısını elde etti.- Bu sezon iki Avrupa kupası geldiTürk takımları bu sezon iki Avrupa kupasını daha Türkiye'ye getirdi.FIBA Kadınlar Avrupa Kupası finalinde deplasmanda 85-80 kazandığı maçın rövanşında Athinaikos Qualco'ya 77-75 yenilmesine rağmen şampiyon olan Çimsa ÇBK Mersin, Türkiye'ye bu sezonki ilk Avrupa zaferini yaşattı.İki Türk temsilcisi Fenerbahçe Opet ve Galatasaray Çağdaş Faktoring, FIBA Kadınlar Avrupa Ligi finalinde karşı karşıya geldi. İspanya'da oynanan final maçını 68-55 kazanan Fenerbahçe Opet, organizasyonu 3. kez kazanmayı başardı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/besiktas-gain-avrupa-da-ikinci-kupanin-pesinde.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Fransa Maliye Bakanına göre ABD/İsrail-İran Savaşı'nın getirdiği krizin ülkesine maliyeti 4 ila 6 milyar avro</title>
      <link>https://www.canligaste.com/fransa-maliye-bakanina-gore-abd-israil-iran-savasi-nin-getirdigi-krizin-ulkesine-maliyeti-4-ila-6-milyar-avro/832221/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/fransa-maliye-bakanina-gore-abd-israil-iran-savasi-nin-getirdigi-krizin-ulkesine-maliyeti-4-ila-6-milyar-avro/832221/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:06:31 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure, Orta Doğu’da ABD/İsrail-İran Savaşı nedeniyle küresel petrol fiyatlarının dalgalandığı enerji krizinin ülkeye maliyetinin 4 ila 6 milyar avro civarında olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure, Orta Doğu’da ABD/İsrail-İran Savaşı nedeniyle küresel petrol fiyatlarının dalgalandığı enerji krizinin ülkeye maliyetinin 4 ila 6 milyar avro civarında olduğunu belirtti.Bakan Lescure, RTL kanalında katıldığı programda, Orta Doğu’da Hürmüz Boğazı’nın kapatılması nedeniyle yaşanan akaryakıt fiyatlarındaki artışa karşı hükümetin aldığı önlemleri değerlendirdi.Bakan Lescure, krizin başından bu yana 70 milyon avrosu nisan ayında belli sektörler için geçerli olmak üzere 130 milyon avro yardım açıklayan hükümetin bu yardımları uzatabileceğini ve yeni yardımları devreye sokabileceğini söyledi.Akaryakıt krizinin gidişatı, ekonomik etkileri ve kamu maliyeti üzerindeki etkileri açısından hala büyük ölçüde belirsiz olduğunu dile getiren Lescure, buna rağmen bu durumun Fransız ekonomisine maliyetinin 4 ile 6 milyar avro arasında olduğunu aktardı.Lescure, Fransız işçi sendikalarından temsilciler ve seçilmişler dahil farklı tarafların bugün Başbakanlık ofisinde bir araya gelerek krize karşı mücadeleyi sürdürmek için kararlar alacağını kaydetti.Akaryakıt krizini Fransızlar için bir fırsata çevirebileceklerini vurgulayan Lescure, elektrikli araçlar için şarj noktalarını 2035’e kadar 1,7 milyona çıkarmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.- Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiği, savaş nedeniyle kesilmiştiABD/İsrail-İran Savaşı'nın ardından Basra Körfezi'nde yaşanan gerilim nedeniyle, küresel mal ve enerji ticareti açısından kritik bir geçiş hattı olan Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiği büyük ölçüde kesilmişti.Savaşta Hürmüz Boğazı’nın anahtarını elinde bulundurduğunu yineleyen İran’da meclis Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti alınmasını öngören bir tasarı hazırlamıştı.Pakistan'da 11 Nisan’da gerçekleştirilen ve yaklaşık 21 saat süren İran-ABD görüşmelerinden bir sonuca varamadan ayrılan taraflar, anlaşmaya varılamamasındaki sebeplerden birinin Hürmüz Boğazı olduğunu bildirmişti.Görüşmelerde uzlaşıya varılamamasının ardından ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, İran limanlarına giren veya bu limanlardan çıkan tüm gemilere yönelik deniz ablukası başlatmıştı.Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Katar, Irak ve İran'ı dünya pazarlarına bağlayan Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25'inin, sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin ve gübre ticaretinin yaklaşık yüzde 30'unun ana güzergahı konumunda bulunuyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure, Orta Doğu’da ABD/İsrail-İran Savaşı nedeniyle küresel petrol fiyatlarının dalgalandığı enerji krizinin ülkeye maliyetinin 4 ila 6 milyar avro civarında olduğunu belirtti.Bakan Lescure, RTL kanalında katıldığı programda, Orta Doğu’da Hürmüz Boğazı’nın kapatılması nedeniyle yaşanan akaryakıt fiyatlarındaki artışa karşı hükümetin aldığı önlemleri değerlendirdi.Bakan Lescure, krizin başından bu yana 70 milyon avrosu nisan ayında belli sektörler için geçerli olmak üzere 130 milyon avro yardım açıklayan hükümetin bu yardımları uzatabileceğini ve yeni yardımları devreye sokabileceğini söyledi.Akaryakıt krizinin gidişatı, ekonomik etkileri ve kamu maliyeti üzerindeki etkileri açısından hala büyük ölçüde belirsiz olduğunu dile getiren Lescure, buna rağmen bu durumun Fransız ekonomisine maliyetinin 4 ile 6 milyar avro arasında olduğunu aktardı.Lescure, Fransız işçi sendikalarından temsilciler ve seçilmişler dahil farklı tarafların bugün Başbakanlık ofisinde bir araya gelerek krize karşı mücadeleyi sürdürmek için kararlar alacağını kaydetti.Akaryakıt krizini Fransızlar için bir fırsata çevirebileceklerini vurgulayan Lescure, elektrikli araçlar için şarj noktalarını 2035’e kadar 1,7 milyona çıkarmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.- Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiği, savaş nedeniyle kesilmiştiABD/İsrail-İran Savaşı'nın ardından Basra Körfezi'nde yaşanan gerilim nedeniyle, küresel mal ve enerji ticareti açısından kritik bir geçiş hattı olan Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiği büyük ölçüde kesilmişti.Savaşta Hürmüz Boğazı’nın anahtarını elinde bulundurduğunu yineleyen İran’da meclis Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti alınmasını öngören bir tasarı hazırlamıştı.Pakistan'da 11 Nisan’da gerçekleştirilen ve yaklaşık 21 saat süren İran-ABD görüşmelerinden bir sonuca varamadan ayrılan taraflar, anlaşmaya varılamamasındaki sebeplerden birinin Hürmüz Boğazı olduğunu bildirmişti.Görüşmelerde uzlaşıya varılamamasının ardından ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, İran limanlarına giren veya bu limanlardan çıkan tüm gemilere yönelik deniz ablukası başlatmıştı.Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Katar, Irak ve İran'ı dünya pazarlarına bağlayan Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25'inin, sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin ve gübre ticaretinin yaklaşık yüzde 30'unun ana güzergahı konumunda bulunuyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/fransa-maliye-bakanina-gore-abd-israil-iran-savasi-nin-getirdigi-krizin-ulkesine-maliyeti-4-ila-6-milyar-avro.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ING Türkiye'den emeklilere 32 bin liraya varan promosyon fırsatı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ing-turkiye-den-emeklilere-32-bin-liraya-varan-promosyon-firsati/832220/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ing-turkiye-den-emeklilere-32-bin-liraya-varan-promosyon-firsati/832220/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:06:30 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — ING Türkiye, emeklilere maaş tutarına göre 32 bin liraya varan nakit promosyon kazanma fırsatı sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — ING Türkiye, emeklilere maaş tutarına göre 32 bin liraya varan nakit promosyon kazanma fırsatı sunuyor.Bankadan yapılan açıklamaya göre, maaşını ilk kez ING'ye taşıyan emekliler, maaş tutarına göre 15 bin liraya varan ek koşulsuz nakit promosyon elde edebilirken, belirli koşulların yerine getirilmesi halinde müşteriler, toplamda 17 bin liraya varan ek nakit promosyonlardan yararlanma imkanı buluyor.Emekli maaşını 6–30 Nisan tarihleri arasında üç yıl boyunca ING'den alma taahhüdü veren mevcut ve yeni müşteriler, 17 bin liraya varan ek koşulsuz nakit promosyon kampanyasından faydalanabiliyor.Emekli maaşını ING'den almaya başlayanların bir aylık toplam gelir tutarına göre sunulan ek koşulsuz nakit promosyon tutarları, aylık geliri 10 bin liraya kadar olan emekliler içi 6 bin 250 lira, 10 bin lira–15 bin lira arasında olanlar 10 bin lira, 15 ve 20 bin lira arasında olanlar 12 bin 500 lira, 20 bin lira ve üzeri olanlar ise 15 bin lira ek koşulsuz nakit promosyon almaya hak kazanıyor.Emekli maaşını ilk defa ING'ye taşıyanlar, ING Turuncu Hesap'a 100 bin lira ve üzeri bakiye getirilmesi veya 75 bin lira ihtiyaç kredisi kullanılması halinde 4 bin 500 lira ek promosyon kazanabiliyor.Emekliler, vadesiz hesaplarına bağlı verecekleri otomatik fatura talimatlarıyla da toplamda 4 bin liraya varan ek nakit promosyonu elde edebiliyor.Ayrıca, maaşını ING'den almaya başlayan emekliler, maaş aldıkları aydan itibaren art arda sekiz ay içinde ING banka kartı ile yapacakları toplam 5 bin liralık harcama karşılığında 500 lira nakit iade kazanarak 4 bin lira tutarında ek nakit promosyondan yararlanabiliyor. Ek nakit promosyon kampanyalarının koşullarına ilişkin detaylı bilgiye ise ING Türkiye’nin internet sitesi üzerinden ulaşılabiliyor.ING Mobil'de yer alan SGK Emekli İşlemleri menüsü sayesinde emekliler, maaş taşıma işlemlerini zahmetsizce gerçekleştirebiliyor ve promosyon süreçlerini hızlı bir şekilde yönetebiliyor.Emekliler, ING Mobil üzerinden, e-Devlet Kapısı aracılığıyla, ING Telefon Bankacılığıyla veya ING şubelerini ziyaret ederek emekli maaşlarını kolayca ING'ye taşıyabiliyor.ING Türkiye ayrıca, masrafsız ve zahmetsiz bankacılık anlayışıyla tüm müşterilerine ING Mobil'den EFT, havale ve FAST işlemlerini ücretsiz sağlarken, ING Dijital Kredi Kartı ve ING Light Kredi Kartı'nı aidatsız, ING Bonus Kredi Kartı'nı ise aylık 5 bin lira harcama koşuluyla ücretsiz olarak sunuyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — ING Türkiye, emeklilere maaş tutarına göre 32 bin liraya varan nakit promosyon kazanma fırsatı sunuyor.Bankadan yapılan açıklamaya göre, maaşını ilk kez ING'ye taşıyan emekliler, maaş tutarına göre 15 bin liraya varan ek koşulsuz nakit promosyon elde edebilirken, belirli koşulların yerine getirilmesi halinde müşteriler, toplamda 17 bin liraya varan ek nakit promosyonlardan yararlanma imkanı buluyor.Emekli maaşını 6–30 Nisan tarihleri arasında üç yıl boyunca ING'den alma taahhüdü veren mevcut ve yeni müşteriler, 17 bin liraya varan ek koşulsuz nakit promosyon kampanyasından faydalanabiliyor.Emekli maaşını ING'den almaya başlayanların bir aylık toplam gelir tutarına göre sunulan ek koşulsuz nakit promosyon tutarları, aylık geliri 10 bin liraya kadar olan emekliler içi 6 bin 250 lira, 10 bin lira–15 bin lira arasında olanlar 10 bin lira, 15 ve 20 bin lira arasında olanlar 12 bin 500 lira, 20 bin lira ve üzeri olanlar ise 15 bin lira ek koşulsuz nakit promosyon almaya hak kazanıyor.Emekli maaşını ilk defa ING'ye taşıyanlar, ING Turuncu Hesap'a 100 bin lira ve üzeri bakiye getirilmesi veya 75 bin lira ihtiyaç kredisi kullanılması halinde 4 bin 500 lira ek promosyon kazanabiliyor.Emekliler, vadesiz hesaplarına bağlı verecekleri otomatik fatura talimatlarıyla da toplamda 4 bin liraya varan ek nakit promosyonu elde edebiliyor.Ayrıca, maaşını ING'den almaya başlayan emekliler, maaş aldıkları aydan itibaren art arda sekiz ay içinde ING banka kartı ile yapacakları toplam 5 bin liralık harcama karşılığında 500 lira nakit iade kazanarak 4 bin lira tutarında ek nakit promosyondan yararlanabiliyor. Ek nakit promosyon kampanyalarının koşullarına ilişkin detaylı bilgiye ise ING Türkiye’nin internet sitesi üzerinden ulaşılabiliyor.ING Mobil'de yer alan SGK Emekli İşlemleri menüsü sayesinde emekliler, maaş taşıma işlemlerini zahmetsizce gerçekleştirebiliyor ve promosyon süreçlerini hızlı bir şekilde yönetebiliyor.Emekliler, ING Mobil üzerinden, e-Devlet Kapısı aracılığıyla, ING Telefon Bankacılığıyla veya ING şubelerini ziyaret ederek emekli maaşlarını kolayca ING'ye taşıyabiliyor.ING Türkiye ayrıca, masrafsız ve zahmetsiz bankacılık anlayışıyla tüm müşterilerine ING Mobil'den EFT, havale ve FAST işlemlerini ücretsiz sağlarken, ING Dijital Kredi Kartı ve ING Light Kredi Kartı'nı aidatsız, ING Bonus Kredi Kartı'nı ise aylık 5 bin lira harcama koşuluyla ücretsiz olarak sunuyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Avrupa'da aşırı sağcı partiler, İsrail'den uzaklaşmaya başladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/avrupa-da-asiri-sagci-partiler-israil-den-uzaklasmaya-basladi/832218/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/avrupa-da-asiri-sagci-partiler-israil-den-uzaklasmaya-basladi/832218/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:06:27 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Hollanda — Uluslararası politika uzmanı Shaiel Ben-Ephraim: - İsrail, Avrupa'da ve dünyanın her yerinde seçmenler için belirleyici konu haline geldi. Birçok insanın oyu İsrail'e koyulan tavırdan etkilenecek. Hollanda'da Wilders ve Macaristan'da Orban, İsrail'den ağır şekilde etkilenirken güçlerinin çoğunu kaybettiler - Temel olarak İsrail sıkışmış durumda. Tamamen başarısız olan bir stratejiyi takip etti ve aksi takdirde yenilgiyi kabul etmiş sayılacağı için mevcut ilişkiyi sürdürme çabalarını ikiye katlayacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Hollanda Haberleri — SELMAN AKSÜNGER - Uluslararası politika uzmanı Shaiel Ben-Ephraim, Avrupa'daki aşırı sağcı partilerin İsrail'le ilişkilerinde değişim yaşandığını ve özellikle genç seçmenlerin bu ülkeye yönelik artan eleştirileri nedeniyle sağcı partilerin kendilerini İsrail'den uzaklaştırmaya başladığını belirtti.Ben-Ephraim, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, son dönemde Avrupa'daki aşırı sağcı partilerin İsrail ve Avrupa Birliği (AB) dış politikasına yaklaşımlarında kayda değer değişiklikler yaşandığını söyledi.Aşırı sağdan İsrail'e çok daha fazla eleştiri gördüklerini dile getiren Ben-Ephraim, İyi bir örnek şu anda Bulgaristan'da yaşananlar. Bulgaristan'daki aşırı sağcı parti, İsrail'in Gazze'de yaptıkları karşısında oylarını kaybetti. dedi.Ben-Ephraim, geleneksel olarak İsrail yanlısı Hollanda'daki Geert Wilders gibi aşırı sağcı liderlerin bir anda değişmeyeceğini ancak dünya genelinde gençlerin İsrail'e karşı giderek daha eleştirel hale geldiğini anlattı.İsrail’in Gazze, Lübnan ve İran’da gerçekleştirdiği saldırılarla sosyal medyada yaygınlaşan antisemitizm söylemlerinin, genç seçmenlerin Doğu Avrupa’daki aşırı sağcı partilerin benimsediği İsrail yanlısı tutuma karşı daha az hoşgörü göstermesine yol açtığına dikkati çeken Ben-Ephraim, şöyle devam etti:İsrail’in bu ilişkileri geliştirmek için ciddi miktarda kaynak harcadığını ve yoğun çaba sarf ettiğini görüyoruz. Özellikle eski başbakan Viktor Orban ile güçlü bağlar kurmuştu. Şimdi ise Fransa’da İsrail'in büyükelçisi Marine Le Pen ile görüştü. Ancak Avrupa’daki aşırı sağ açısından uzun vadeli eğilimler, dünyadaki genel yönelimle paralel biçimde, İsrail karşıtı bir çizgiye doğru evriliyor.- Netanyahu hükümeti aşırı sağa yatırım yapmaya devam edecek mi?İsrail ve Avrupa'daki aşırı sağcı partiler arasındaki ilişkinin İslam karşıtlığı ve Müslüman göçmenlere nefret üzerine inşa edildiğine işaret eden Ben-Ephraim, bu bağların zaten baştan zayıf, İsrail'in de bu durumun farkında olduğunu ve aşırı sağ ile bağlarını güçlendirmeye çalıştığını vurguladı.Ben-Ephraim, Netanyahu hükümetinin aşırı sağ ile bağlarına çok yatırım yaptığına değinerek, Avrupa’daki sağcı hükümetler, müttefiklerle bağlarını sürdüremedi. Ayrıca ABD ile ilişkileri yok etme sürecinde gibi görünüyor. Bir nebze başarılı oldukları tek odak noktası İsrail'deki aşırı sağcı partilerle bağları geliştirmekti. diye konuştu.İsrail'in Diaspora Bakanı Amichai Chikli'nin Avrupa'daki aşırı sağcı partilerle güçlü bağlara sahip olmaya takıntılı olduğunun altını çizen Ben-Ephraim, Bu ilişkiyi sürdürme arzusu devam edecek, çünkü bunun başarısız olduğunu kabul etmek dış politika için tam bir yenilgi olacak. Gösterebilecekleri tek şey bu ve ayrıca Trump ile ilişkileri. ifadesini kullandı.Ben-Ephraim, geçmişte Le Pen ile veya Romanya'da olduğu gibi Nazi geçmişi olan partilerle görüşmek konusundaki tabuların tümünün bir kenara bırakıldığını söyleyerek, İsrail'de de birçok kişi Chikli'nin Avrupa'daki sağcılarla bağları yönetme şeklinin bir felaket olduğunu, bu partilerle güçlü bağların ana akım liberal partiler, ana akım muhafazakar partiler ve kamuoyu karşıtlığına rağmen sürdürüldüğünü düşünüyor. şeklinde konuştu.İsrail’in Avrupa’daki aşırı sağcı partilerle ilişkisini sürdürme çabalarının başarısız olmasına ve geri tepmesine rağmen İsrail'in stratejiyi ikiye katlayacağını belirten Ben-Ephraim, Temel olarak İsrail sıkışmış durumda. Tamamen başarısız olan bir stratejiyi takip etti ve aksi takdirde yenilgiyi kabul etmiş sayılacağı için mevcut ilişkiyi sürdürme çabalarını ikiye katlayacak. dedi.- Seçim kaybetmeye başladıkça İsrail'den uzaklaşacaklarBen-Ephraim, Batı’daki hükümetlerin İsrail’le ilişkilerinin tereddütlü ve karmaşık ancak eğilimin çok net olduğunu dile getirerek, ABD'de de görüyoruz. Cumhuriyetçi Parti, çok İsrail yanlısı olmaktan İsrail karşıtı olmaya geçiyor. Bu değişimi yönlendiren şey 50 yaş altındaki insanlar. Zaman geçtikçe bu eğilim her yerde devam edecek. diye konuştu.Aşırı sağcı partilerin bu bağlar nedeniyle seçimleri kaybetmeye başladıkça kendilerini İsrail'den uzaklaştırmaya başlayacağını düşündüğünü vurgulayan Ben-Ephraim, şunları kaydetti:İsrail, Avrupa'da ve dünyanın her yerinde seçmenler için belirleyici konu haline geldi. Birçok insanın oyu İsrail'e koyulan tavırdan etkilenecek. Hollanda'da Wilders ve Macaristan'da Orban, İsrail'den ağır şekilde etkilenirken güçlerinin çoğunu kaybettiler. ABD'deki sağ kanadın, soldan çok daha fazla klişe antisemitik görüşlere sahip olduğunu gösteren bazı anketler gördüm. Bunun Avrupa'da da aynı olduğuna dair güçlü bir his var.Ben-Ephraim, özellikle genç Avrupalılar arasında görüş eğiliminin İsrail aleyhine dönmeye devam etmesiyle birlikte doğal olarak Avrupa’daki aşırı sağcı partilerin de kendilerini İsrail’den uzaklaştıracaklarına işaret etti.İsrail'in bu duruma muhtemelen daha ılımlı partilerle de bağlarını güçlendirmeye çalışarak yanıt vereceğini ve aşırı sağcı partilerle ilişkisinin hızlıca bitmeyeceğini anlatan Ben-Ephraim, Avrupa'daki sağcı partilerde gerçekten İsrail'i seven insanlar var ve ikisi arasında uzaklaşma zaman alacak çünkü çok fazla para, ilişki ve her türlü karanlık etki ağı var. Ancak bence süreç uzun vadede bunları birbirinden uzaklaştıracak. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Hollanda Haberleri — SELMAN AKSÜNGER - Uluslararası politika uzmanı Shaiel Ben-Ephraim, Avrupa'daki aşırı sağcı partilerin İsrail'le ilişkilerinde değişim yaşandığını ve özellikle genç seçmenlerin bu ülkeye yönelik artan eleştirileri nedeniyle sağcı partilerin kendilerini İsrail'den uzaklaştırmaya başladığını belirtti.Ben-Ephraim, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, son dönemde Avrupa'daki aşırı sağcı partilerin İsrail ve Avrupa Birliği (AB) dış politikasına yaklaşımlarında kayda değer değişiklikler yaşandığını söyledi.Aşırı sağdan İsrail'e çok daha fazla eleştiri gördüklerini dile getiren Ben-Ephraim, İyi bir örnek şu anda Bulgaristan'da yaşananlar. Bulgaristan'daki aşırı sağcı parti, İsrail'in Gazze'de yaptıkları karşısında oylarını kaybetti. dedi.Ben-Ephraim, geleneksel olarak İsrail yanlısı Hollanda'daki Geert Wilders gibi aşırı sağcı liderlerin bir anda değişmeyeceğini ancak dünya genelinde gençlerin İsrail'e karşı giderek daha eleştirel hale geldiğini anlattı.İsrail’in Gazze, Lübnan ve İran’da gerçekleştirdiği saldırılarla sosyal medyada yaygınlaşan antisemitizm söylemlerinin, genç seçmenlerin Doğu Avrupa’daki aşırı sağcı partilerin benimsediği İsrail yanlısı tutuma karşı daha az hoşgörü göstermesine yol açtığına dikkati çeken Ben-Ephraim, şöyle devam etti:İsrail’in bu ilişkileri geliştirmek için ciddi miktarda kaynak harcadığını ve yoğun çaba sarf ettiğini görüyoruz. Özellikle eski başbakan Viktor Orban ile güçlü bağlar kurmuştu. Şimdi ise Fransa’da İsrail'in büyükelçisi Marine Le Pen ile görüştü. Ancak Avrupa’daki aşırı sağ açısından uzun vadeli eğilimler, dünyadaki genel yönelimle paralel biçimde, İsrail karşıtı bir çizgiye doğru evriliyor.- Netanyahu hükümeti aşırı sağa yatırım yapmaya devam edecek mi?İsrail ve Avrupa'daki aşırı sağcı partiler arasındaki ilişkinin İslam karşıtlığı ve Müslüman göçmenlere nefret üzerine inşa edildiğine işaret eden Ben-Ephraim, bu bağların zaten baştan zayıf, İsrail'in de bu durumun farkında olduğunu ve aşırı sağ ile bağlarını güçlendirmeye çalıştığını vurguladı.Ben-Ephraim, Netanyahu hükümetinin aşırı sağ ile bağlarına çok yatırım yaptığına değinerek, Avrupa’daki sağcı hükümetler, müttefiklerle bağlarını sürdüremedi. Ayrıca ABD ile ilişkileri yok etme sürecinde gibi görünüyor. Bir nebze başarılı oldukları tek odak noktası İsrail'deki aşırı sağcı partilerle bağları geliştirmekti. diye konuştu.İsrail'in Diaspora Bakanı Amichai Chikli'nin Avrupa'daki aşırı sağcı partilerle güçlü bağlara sahip olmaya takıntılı olduğunun altını çizen Ben-Ephraim, Bu ilişkiyi sürdürme arzusu devam edecek, çünkü bunun başarısız olduğunu kabul etmek dış politika için tam bir yenilgi olacak. Gösterebilecekleri tek şey bu ve ayrıca Trump ile ilişkileri. ifadesini kullandı.Ben-Ephraim, geçmişte Le Pen ile veya Romanya'da olduğu gibi Nazi geçmişi olan partilerle görüşmek konusundaki tabuların tümünün bir kenara bırakıldığını söyleyerek, İsrail'de de birçok kişi Chikli'nin Avrupa'daki sağcılarla bağları yönetme şeklinin bir felaket olduğunu, bu partilerle güçlü bağların ana akım liberal partiler, ana akım muhafazakar partiler ve kamuoyu karşıtlığına rağmen sürdürüldüğünü düşünüyor. şeklinde konuştu.İsrail’in Avrupa’daki aşırı sağcı partilerle ilişkisini sürdürme çabalarının başarısız olmasına ve geri tepmesine rağmen İsrail'in stratejiyi ikiye katlayacağını belirten Ben-Ephraim, Temel olarak İsrail sıkışmış durumda. Tamamen başarısız olan bir stratejiyi takip etti ve aksi takdirde yenilgiyi kabul etmiş sayılacağı için mevcut ilişkiyi sürdürme çabalarını ikiye katlayacak. dedi.- Seçim kaybetmeye başladıkça İsrail'den uzaklaşacaklarBen-Ephraim, Batı’daki hükümetlerin İsrail’le ilişkilerinin tereddütlü ve karmaşık ancak eğilimin çok net olduğunu dile getirerek, ABD'de de görüyoruz. Cumhuriyetçi Parti, çok İsrail yanlısı olmaktan İsrail karşıtı olmaya geçiyor. Bu değişimi yönlendiren şey 50 yaş altındaki insanlar. Zaman geçtikçe bu eğilim her yerde devam edecek. diye konuştu.Aşırı sağcı partilerin bu bağlar nedeniyle seçimleri kaybetmeye başladıkça kendilerini İsrail'den uzaklaştırmaya başlayacağını düşündüğünü vurgulayan Ben-Ephraim, şunları kaydetti:İsrail, Avrupa'da ve dünyanın her yerinde seçmenler için belirleyici konu haline geldi. Birçok insanın oyu İsrail'e koyulan tavırdan etkilenecek. Hollanda'da Wilders ve Macaristan'da Orban, İsrail'den ağır şekilde etkilenirken güçlerinin çoğunu kaybettiler. ABD'deki sağ kanadın, soldan çok daha fazla klişe antisemitik görüşlere sahip olduğunu gösteren bazı anketler gördüm. Bunun Avrupa'da da aynı olduğuna dair güçlü bir his var.Ben-Ephraim, özellikle genç Avrupalılar arasında görüş eğiliminin İsrail aleyhine dönmeye devam etmesiyle birlikte doğal olarak Avrupa’daki aşırı sağcı partilerin de kendilerini İsrail’den uzaklaştıracaklarına işaret etti.İsrail'in bu duruma muhtemelen daha ılımlı partilerle de bağlarını güçlendirmeye çalışarak yanıt vereceğini ve aşırı sağcı partilerle ilişkisinin hızlıca bitmeyeceğini anlatan Ben-Ephraim, Avrupa'daki sağcı partilerde gerçekten İsrail'i seven insanlar var ve ikisi arasında uzaklaşma zaman alacak çünkü çok fazla para, ilişki ve her türlü karanlık etki ağı var. Ancak bence süreç uzun vadede bunları birbirinden uzaklaştıracak. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>TÜSEB Aşı Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ateş Kara'dan kızamık riskine karşı aşı uyarısı:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tuseb-asi-enstitusu-baskani-prof-dr-ates-kara-dan-kizamik-riskine-karsi-asi-uyarisi/832217/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tuseb-asi-enstitusu-baskani-prof-dr-ates-kara-dan-kizamik-riskine-karsi-asi-uyarisi/832217/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:06:25 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Amerika ve Avrupa'da kızamık vaka sayısı çok yüksek. Türkiye'de de tek tük vakaları görebiliyoruz. Türkiye, geliş gidişlerin olduğu bir ülke ve kızamık çok kolay bulaşabilen bir virüs. 100 kişilik grubun içerisinde 95-96'sı aşılı değilse oraya kızamık çok güzel gidiyor - Tek tük de olsa biz Türkiye'de de vakaları görüyoruz. O bakımdan aşımız eksikse hiç tereddüt yaşamayalım aşı olalım - Çocuklardaki aşı oranlarımız iyi ama büyükler arasında da kızamık aşısı olmayanlarımız varsa ölüm ve kayıp daha yüksek. Her yaş için sorgulayalım. Bir yaşından sonra en az iki doz aşı olduğumuzdan emin olalım]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — DUYGU YENER - Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Aşı Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ateş Kara, kızamığın yüksek bulaşıcılığı ve ciddi sonuçları nedeniyle aşıların eksiksiz yapılması gerektiğini bildirdi.Prof. Dr. Ateş Kara, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aşı konusunda ailelerin tereddüt yaşayabileceğini belirterek, bu durumda doğru bilginin uzmanlardan alınmasının önemine işaret etti.Türkiye'de uygulanan aşıların klinik kullanıma sunulmadan önce kapsamlı test ve analizlerden geçtiğini vurgulayan Kara, Aşı takvimimizde yer alan ve bazı özel durumlarda uyguladığımız aşıların çok ciddi testlerden geçmiş olmasını, analizlerin hepsini tamamlamış ve güvenliğinin yüzde yüz olmasını istiyoruz. dedi.Prof. Dr. Kara, aşıyla mikroorganizmayı vücuda tanıttıklarını ifade ederek, Aşı uygulamasından sonra ateş olabilir mi? Evet. Bazı aşılarda olur, olmasını da bekliyoruz. Herkes de olur mu? Hayır. Bir grubumuzda olabilir. Bazı aşılarda sadece yüz aşılanandan birisinde olur ama bazı aşılarda bu yüz aşılanandan 15 ila 20'sinde ateş olabilir. Vücuda biz bu mikrobu tanıtmak istediğimiz ve mikrobu verdiğimiz için vücut ona bir cevap veriyor.  bilgisini verdi.Kızamığın son derece bulaşıcı bir hastalık olduğuna dikkati çeken Kara, bir kişinin hastalığı 12 ile 18 kişiye bulaştırabildiğini belirtti.Aşı olmadığında kızamığın görülebildiğine ve bulaşının çok kolay olduğuna dikkati çeken Kara, Kovid döneminde başlangıçta 1-2 kişiye bulaştırabiliyordu. Zaman içerisinde bu rakam 10-12'ye geldiğinde herkes bir anda hastalanıyordu. Kızamıkta neredeyse bu rakam 12-18. O nedenle kızamık bir yere geldiğinde aşısız birisi varsa onu mutlaka hastalandırıyor ya da etrafta aşılılar sayesinde o anda aşısız kişi korunuyor. Toplumun diğerleri aşılandığı için kızamık bir şekilde o gruba girerse hastalanabiliyor. dedi.Prof. Dr. Kara, kızamığın erken dönemde ölüm, hastaneye yatış ve sakatlığa yol açabildiğini belirterek, 6-8 sene sonrasında bizim yavaş yavaş kişinin tüm zihinsel fonksiyonlarını kaybettiği bitkisel yaşama doğru girdiği ve ölümle sonuçlanabilen bir dönemi yaşayabiliyor. Bu bakımdan kızamık çok korkutucu bir hastalık. Aşılardan asla vazgeçmeyelim. diye konuştu.ABD'nin birkaç yıl öncesine kadar kızamık vakalarının oldukça nadir görüldüğü bir ülke olduğuna işaret eden Kara, Aşılama oranları çok iyiydi ve çok ciddi anlamda aşı uyguluyorlardı. Ancak aşıyla ilgili ailelerin yaşadığı tereddütler sonucu aşılanmayan bireylerin sayısı artınca, bu yıl ABD'deki vaka sayısı 5 binin üzerine çıktı ve ne yazık ki can kayıpları yaşandı. ifadesini kullandı.Kara, Fransa ve İngiltere'de de kızamığa bağlı çocuk ölümlerinin olabildiğini belirterek, Bizim ülkemizde şimdilik öyle bir durumumuz yok. Türkiye, kızamık aşısı eksik olan vatandaşını telefonla arıyor. Sağlık çalışanlarımız ulaşıyor ve aşısını hatırlatıyor. Lütfen, bu bir fırsat. Bugün bizim dezavantajımız, Avrupa'da, çevremizde, Amerika'da kızamık vakaları olduğu için Türkiye'ye de geliyor. Tek tük de olsa biz Türkiye'de de vakaları görüyoruz. O bakımdan aşımız eksikse hiç tereddüt yaşamayalım, aşı olalım. çağrısında bulundu.- Çocuklarımızın aşısının eksik olmadığından emin olalımAşı ile ilgili çok iddialar ortaya atıldığı ve bilgi kirliliği olduğunu dile getiren Kara, İnsanlar bazen duyduklarına kolay inanabiliyorlar. Bazen kendilerini belki öne çıkarmak, belki ilgi çekmek için olmadık ifadeler de kullanılabiliyor. Aşılar bu bakımdan en çok zarar gören ürünlerden birisi. Bu kadar hayat kurtarırken böyle şekilde zarar veya işaretler de alabiliyor. Lütfen bunları tartışarak, uzmanlarına sorarak, içimizin rahat olmasını da sağlayalım çünkü her yaşın bir aşısı var. diye konuştu.Prof. Dr. Kara, kızamığın özellikle çocuklarda çok kolay ve ağır hastalığa gidebildiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:Çocuklardaki aşı oranlarımız iyi ama büyükler arasında da kızamık aşısı olmayanlarımız varsa ölüm ve kayıp daha yüksek. Her yaş için sorgulayalım. Bir yaşından sonra en az iki doz aşı olduğumuzdan emin olalım. Böyle olursak, kızamığa bağlı en azından ölümün ve hastaneye yatışın olmayacağının garantisini verebiliriz.Amerika ve Avrupa'da kızamık vaka sayısı çok yüksek. Türkiye'de de tek tük vakaları görebiliyoruz. Türkiye, geliş gidişlerin olduğu bir ülke ve kızamık çok kolay bulaşabilen bir virüs. 100 kişilik grubun içerisinde 95-96'sı aşılı değilse oraya kızamık çok güzel gidiyor. Oradaki kişileri de hasta ediyor. Böyle bir özelliği var. O bakımdan aşımızın eksik olmadığından, özellikle çocuklarımızın aşısının eksik olmadığından emin olalım. Kayıtlarımıza bakalım, şüphemiz varsa da bir doz aşı olalım, çünkü aşı çok güvenilir bir aşı.- Okullarda suçiçeğinin de bulaşı çok yüksekSuçiçeği aşısının da Türkiye'de rutin olarak uygulandığını ve büyük bir başarı elde edildiğini dile getiren Prof. Dr. Kara, Suçiçeği aşısını tek doz uygularken ki amacımızı şöyle diyelim, 'çocuk ağır hasta olmasın, çocuğumuz hastaneye yatmasın' asıl amacımız bu. dedi.Prof. Dr. Kara, suçiçeği aşısı olduktan sonra suçiçeğinin geçirilme ihtimalinin bulunduğunu ancak çok ciddi ateş, halsiz ve yorgunluğun görülmeyeceğini, deri döküntüsünün de bir elin parmağını geçmeyecek sayıda az olduğunu aktardı.Bazı durumlarda ikinci doz aşıyı önerdiklerini ifade eden Prof. Dr. Ateş Kara, şu değerlendirmeyi yaptı:Ülkemizde şu anda özellikle 2012 sonrasında suçiçeği aşısını tek doz olarak uyguladığımızda suçiçeği tek tük görülebiliyor ama böyle bir ağır hastaneye yatış ve kayıplarımızı asla görmüyoruz. Bu büyük avantajdır. Bugün ise hem aşılanmamışların arasında hem de su çiçeği aşısı olup böyle tek tük döküntüyle hasta olan çocuklarımız var. Okullarda özellikle suçiçeğinde bulaşı çok yüksek. Suçiçeğinde de rakam 12-18. Okulda bir tek vakanın varlığında bile diğer çocuklar Allah korusun aşısız ise çok ağır geçirip kayıplara ya da hastaneye yatışa kadar gidebilir. Tek doz aşıları varsa orada da şöyle diyelim bir iki döküntüyle aşılı olanların yüzde 10-15'inin de bir iki döküntü ile hafif suçiçeği geçirebiliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — DUYGU YENER - Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Aşı Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ateş Kara, kızamığın yüksek bulaşıcılığı ve ciddi sonuçları nedeniyle aşıların eksiksiz yapılması gerektiğini bildirdi.Prof. Dr. Ateş Kara, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aşı konusunda ailelerin tereddüt yaşayabileceğini belirterek, bu durumda doğru bilginin uzmanlardan alınmasının önemine işaret etti.Türkiye'de uygulanan aşıların klinik kullanıma sunulmadan önce kapsamlı test ve analizlerden geçtiğini vurgulayan Kara, Aşı takvimimizde yer alan ve bazı özel durumlarda uyguladığımız aşıların çok ciddi testlerden geçmiş olmasını, analizlerin hepsini tamamlamış ve güvenliğinin yüzde yüz olmasını istiyoruz. dedi.Prof. Dr. Kara, aşıyla mikroorganizmayı vücuda tanıttıklarını ifade ederek, Aşı uygulamasından sonra ateş olabilir mi? Evet. Bazı aşılarda olur, olmasını da bekliyoruz. Herkes de olur mu? Hayır. Bir grubumuzda olabilir. Bazı aşılarda sadece yüz aşılanandan birisinde olur ama bazı aşılarda bu yüz aşılanandan 15 ila 20'sinde ateş olabilir. Vücuda biz bu mikrobu tanıtmak istediğimiz ve mikrobu verdiğimiz için vücut ona bir cevap veriyor.  bilgisini verdi.Kızamığın son derece bulaşıcı bir hastalık olduğuna dikkati çeken Kara, bir kişinin hastalığı 12 ile 18 kişiye bulaştırabildiğini belirtti.Aşı olmadığında kızamığın görülebildiğine ve bulaşının çok kolay olduğuna dikkati çeken Kara, Kovid döneminde başlangıçta 1-2 kişiye bulaştırabiliyordu. Zaman içerisinde bu rakam 10-12'ye geldiğinde herkes bir anda hastalanıyordu. Kızamıkta neredeyse bu rakam 12-18. O nedenle kızamık bir yere geldiğinde aşısız birisi varsa onu mutlaka hastalandırıyor ya da etrafta aşılılar sayesinde o anda aşısız kişi korunuyor. Toplumun diğerleri aşılandığı için kızamık bir şekilde o gruba girerse hastalanabiliyor. dedi.Prof. Dr. Kara, kızamığın erken dönemde ölüm, hastaneye yatış ve sakatlığa yol açabildiğini belirterek, 6-8 sene sonrasında bizim yavaş yavaş kişinin tüm zihinsel fonksiyonlarını kaybettiği bitkisel yaşama doğru girdiği ve ölümle sonuçlanabilen bir dönemi yaşayabiliyor. Bu bakımdan kızamık çok korkutucu bir hastalık. Aşılardan asla vazgeçmeyelim. diye konuştu.ABD'nin birkaç yıl öncesine kadar kızamık vakalarının oldukça nadir görüldüğü bir ülke olduğuna işaret eden Kara, Aşılama oranları çok iyiydi ve çok ciddi anlamda aşı uyguluyorlardı. Ancak aşıyla ilgili ailelerin yaşadığı tereddütler sonucu aşılanmayan bireylerin sayısı artınca, bu yıl ABD'deki vaka sayısı 5 binin üzerine çıktı ve ne yazık ki can kayıpları yaşandı. ifadesini kullandı.Kara, Fransa ve İngiltere'de de kızamığa bağlı çocuk ölümlerinin olabildiğini belirterek, Bizim ülkemizde şimdilik öyle bir durumumuz yok. Türkiye, kızamık aşısı eksik olan vatandaşını telefonla arıyor. Sağlık çalışanlarımız ulaşıyor ve aşısını hatırlatıyor. Lütfen, bu bir fırsat. Bugün bizim dezavantajımız, Avrupa'da, çevremizde, Amerika'da kızamık vakaları olduğu için Türkiye'ye de geliyor. Tek tük de olsa biz Türkiye'de de vakaları görüyoruz. O bakımdan aşımız eksikse hiç tereddüt yaşamayalım, aşı olalım. çağrısında bulundu.- Çocuklarımızın aşısının eksik olmadığından emin olalımAşı ile ilgili çok iddialar ortaya atıldığı ve bilgi kirliliği olduğunu dile getiren Kara, İnsanlar bazen duyduklarına kolay inanabiliyorlar. Bazen kendilerini belki öne çıkarmak, belki ilgi çekmek için olmadık ifadeler de kullanılabiliyor. Aşılar bu bakımdan en çok zarar gören ürünlerden birisi. Bu kadar hayat kurtarırken böyle şekilde zarar veya işaretler de alabiliyor. Lütfen bunları tartışarak, uzmanlarına sorarak, içimizin rahat olmasını da sağlayalım çünkü her yaşın bir aşısı var. diye konuştu.Prof. Dr. Kara, kızamığın özellikle çocuklarda çok kolay ve ağır hastalığa gidebildiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:Çocuklardaki aşı oranlarımız iyi ama büyükler arasında da kızamık aşısı olmayanlarımız varsa ölüm ve kayıp daha yüksek. Her yaş için sorgulayalım. Bir yaşından sonra en az iki doz aşı olduğumuzdan emin olalım. Böyle olursak, kızamığa bağlı en azından ölümün ve hastaneye yatışın olmayacağının garantisini verebiliriz.Amerika ve Avrupa'da kızamık vaka sayısı çok yüksek. Türkiye'de de tek tük vakaları görebiliyoruz. Türkiye, geliş gidişlerin olduğu bir ülke ve kızamık çok kolay bulaşabilen bir virüs. 100 kişilik grubun içerisinde 95-96'sı aşılı değilse oraya kızamık çok güzel gidiyor. Oradaki kişileri de hasta ediyor. Böyle bir özelliği var. O bakımdan aşımızın eksik olmadığından, özellikle çocuklarımızın aşısının eksik olmadığından emin olalım. Kayıtlarımıza bakalım, şüphemiz varsa da bir doz aşı olalım, çünkü aşı çok güvenilir bir aşı.- Okullarda suçiçeğinin de bulaşı çok yüksekSuçiçeği aşısının da Türkiye'de rutin olarak uygulandığını ve büyük bir başarı elde edildiğini dile getiren Prof. Dr. Kara, Suçiçeği aşısını tek doz uygularken ki amacımızı şöyle diyelim, 'çocuk ağır hasta olmasın, çocuğumuz hastaneye yatmasın' asıl amacımız bu. dedi.Prof. Dr. Kara, suçiçeği aşısı olduktan sonra suçiçeğinin geçirilme ihtimalinin bulunduğunu ancak çok ciddi ateş, halsiz ve yorgunluğun görülmeyeceğini, deri döküntüsünün de bir elin parmağını geçmeyecek sayıda az olduğunu aktardı.Bazı durumlarda ikinci doz aşıyı önerdiklerini ifade eden Prof. Dr. Ateş Kara, şu değerlendirmeyi yaptı:Ülkemizde şu anda özellikle 2012 sonrasında suçiçeği aşısını tek doz olarak uyguladığımızda suçiçeği tek tük görülebiliyor ama böyle bir ağır hastaneye yatış ve kayıplarımızı asla görmüyoruz. Bu büyük avantajdır. Bugün ise hem aşılanmamışların arasında hem de su çiçeği aşısı olup böyle tek tük döküntüyle hasta olan çocuklarımız var. Okullarda özellikle suçiçeğinde bulaşı çok yüksek. Suçiçeğinde de rakam 12-18. Okulda bir tek vakanın varlığında bile diğer çocuklar Allah korusun aşısız ise çok ağır geçirip kayıplara ya da hastaneye yatışa kadar gidebilir. Tek doz aşıları varsa orada da şöyle diyelim bir iki döküntüyle aşılı olanların yüzde 10-15'inin de bir iki döküntü ile hafif suçiçeği geçirebiliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/tuseb-asi-enstitusu-baskani-prof-dr-ates-kara-dan-kizamik-riskine-karsi-asi-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Göğüs ağrısı sandığı milyonda 7 kişide görülen omurilik tümöründen 6 saatte kurtuldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/gogus-agrisi-sandigi-milyonda-7-kiside-gorulen-omurilik-tumorunden-6-saatte-kurtuldu/832215/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/gogus-agrisi-sandigi-milyonda-7-kiside-gorulen-omurilik-tumorunden-6-saatte-kurtuldu/832215/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:06:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kars — Türkmenistanlı Hamid Mamedov'un omurilik zarındaki tümörü, Kars'ta ileri teknolojilerin kullanıldığı 6 saatlik başarılı operasyonla çıkarıldı - Kars Harakani Devlet Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Operatör Dr. Meftun Zerbizade: - Bu tümör, dünya literatüründe 1 milyon kişide yılda 7 hastada görülebiliyor, yani oldukça nadir görülen tümör. Hastanemizdeki ameliyathane şartlarını, cerrahinin isteğine uygun, çok güvenli ve rahat şekilde düzenleyerek ameliyatı yaptık]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kars Haberleri — CÜNEYT ÇELİK - Tavsiye üzerine İstanbul'dan Kars'a ameliyat için gelen Türkmenistanlı Hamid Mamedov, 1 milyonda yılda 7 kişide görülen omurilik zarı tümöründen 6 saatlik operasyonla kurtuldu.İstanbul'da yaşayan bir çocuk babası 38 yaşındaki Mamedov'a, 7 ay önce göğüs ağrısı şikayetiyle başvurduğu hastanelerde, ağrının sırt kaynaklı olduğu ifade edilerek omurilik zarı tümörü tanısı konuldu.Ameliyat için doktor araştıran Mamedov, tavsiye üzerine bir süre önce İstanbul'da özel bir hastanede çalışan ve halen Kars'ta Harakani Devlet Hastanesi'nde Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı olan Operatör Dr. Meftun Zerbizade'ye muayene oldu.Yapılan tetkik ve incelemelerinde, literatüre göre 1 milyonda yılda 7 kişide nadir görülen omurilik zarında tümör tespit edilen Mamedov, Dr. Zerbizade ve cerrahi ekip tarafından ameliyata alındı.- Hastanın nadir görülen omurilik tümörü 6 saatte çıkarıldıTürkmen hasta Mamedov, sinir hasarı riskini en aza indiren yüksek hassasiyetli teknikler ve teknolojiyle gerçekleştirilen 6 saatlik ameliyatla omurilik zarındaki tümörden kurtuldu.Operasyonda, ayrıca ameliyat sırasında ultrason cihazı kullanılarak tümörün yerleşimi ve sınırları anlık olarak görüntülendi, bu teknikle tümörün tamamen çıkarıldığı da teyit edildi.- Bu tümör, dünya literatüründe 1 milyon kişide yılda 7 hastada görülebiliyorDr. Zerbizade, AA muhabirine, hastaya omuriliğini örten zarlarının içerisinde tümör teşhisi konulduğunu belirterek, yaklaşık 6 saatlik ameliyatla tümörü çıkardıklarını söyledi.Bu tümörlerin omurilikten çıkan sinirlerden kaynaklandığını ifade eden Zerbizade, Bu tümör, dünya literatüründe 1 milyon kişide yılda 7 hastada görülebiliyor, yani oldukça nadir görülen tümör. Hastanemizdeki ameliyathane şartlarını, cerrahinin isteğine uygun, çok güvenli ve rahat şekilde düzenleyerek ameliyatı yaptık. dedi.- Ameliyatta önemli teknolojileri kullandıkZerbizade, cerrahi sırasında en önemli noktalardan birinin omurilik ve sinirlerin zarar görme ihtimali olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:Sırt bölgesinde eğer omurilik veya sinirlere zarar gelirse, bu hastada kalıcı nörolojik bulgulara yani yürümesinde, dengesinde, hissiyatında ciddi sorunlara yol açabilir. Ama biz ameliyatta önemli teknolojileri kullandık. Bunlardan birisi 'intraoperatif nöromonitorizasyon' dediğimiz ameliyat sırasında, sürekli omuriliğin ve sinirlerin fonksiyonlarını takip etme imkanı sağlayan teknoloji. Yani tümörü çıkarttığımız zaman nöromonitorizasyon yanıtlarını kontrol eden tekniker bizi sürekli 'Hocam omuriliğe yakınsınız.' veya 'Şu siniri irrite ediyorsunuz.' şeklinde uyarıyor. Yani bu teknoloji sayesinde cerrahide omuriliğe ve sinire zarar gelmeden tümörün güvenli şekilde tamamını çıkarabiliyoruz. Bu yöntem beyin tümörlerinde de çok sık kullanılan bir teknolojidir.Hastanede ilk kez ameliyat sırasında ultrason kullanarak bu tarz operasyonu gerçekleştirdiklerini belirten Zerbizade, cerrahi sırasında ultrason kullanımıyla anlık şekilde tümörün yerleşimini, uzanımını, önemli yapılarla olan ilişkisini, tümörün çıkarılmasının kontrolünün sağlandığını dile getirdi.- Göğüs ağrısı diye gitti, nadir tümörle karşılaştıHamid Mamedov da ilk olarak göğüs ağrısı şikayetiyle hastaneye başvurduğunu, daha sonra bu ağrının sırt bölgesinden kaynaklandığını anlatarak, Sürekli göğsüm ağrıyordu. Geçer diye düşündüm ancak geçmedi, bazı hastanelere gittim 'Bir şey yok.' dediler. Fizik tedavi aldım, MR çektiler, şüpheli bir şey olduğunu söylediler. Gittiğim hastanede bir hasta, tedavi için Dr. Zerbizade'yi önerdi. Araştırdım ve Kars'ta buldum. ifadelerini kullandı.Daha sonra İstanbul'dan Kars'a ameliyat için geldiğini aktaran Mamedov, yapılan başarılı ameliyatla sağlığına kavuştuğunu dile getirdi.Mamedov, Ameliyat oldum, çok şükür iyiyim, ağrılarım azalıyor. Kendi halimde yürüyebiliyorum. Hocama güvenerek geldim. Burada bizimle çok iyi ilgileniyorlar. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kars Haberleri — CÜNEYT ÇELİK - Tavsiye üzerine İstanbul'dan Kars'a ameliyat için gelen Türkmenistanlı Hamid Mamedov, 1 milyonda yılda 7 kişide görülen omurilik zarı tümöründen 6 saatlik operasyonla kurtuldu.İstanbul'da yaşayan bir çocuk babası 38 yaşındaki Mamedov'a, 7 ay önce göğüs ağrısı şikayetiyle başvurduğu hastanelerde, ağrının sırt kaynaklı olduğu ifade edilerek omurilik zarı tümörü tanısı konuldu.Ameliyat için doktor araştıran Mamedov, tavsiye üzerine bir süre önce İstanbul'da özel bir hastanede çalışan ve halen Kars'ta Harakani Devlet Hastanesi'nde Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı olan Operatör Dr. Meftun Zerbizade'ye muayene oldu.Yapılan tetkik ve incelemelerinde, literatüre göre 1 milyonda yılda 7 kişide nadir görülen omurilik zarında tümör tespit edilen Mamedov, Dr. Zerbizade ve cerrahi ekip tarafından ameliyata alındı.- Hastanın nadir görülen omurilik tümörü 6 saatte çıkarıldıTürkmen hasta Mamedov, sinir hasarı riskini en aza indiren yüksek hassasiyetli teknikler ve teknolojiyle gerçekleştirilen 6 saatlik ameliyatla omurilik zarındaki tümörden kurtuldu.Operasyonda, ayrıca ameliyat sırasında ultrason cihazı kullanılarak tümörün yerleşimi ve sınırları anlık olarak görüntülendi, bu teknikle tümörün tamamen çıkarıldığı da teyit edildi.- Bu tümör, dünya literatüründe 1 milyon kişide yılda 7 hastada görülebiliyorDr. Zerbizade, AA muhabirine, hastaya omuriliğini örten zarlarının içerisinde tümör teşhisi konulduğunu belirterek, yaklaşık 6 saatlik ameliyatla tümörü çıkardıklarını söyledi.Bu tümörlerin omurilikten çıkan sinirlerden kaynaklandığını ifade eden Zerbizade, Bu tümör, dünya literatüründe 1 milyon kişide yılda 7 hastada görülebiliyor, yani oldukça nadir görülen tümör. Hastanemizdeki ameliyathane şartlarını, cerrahinin isteğine uygun, çok güvenli ve rahat şekilde düzenleyerek ameliyatı yaptık. dedi.- Ameliyatta önemli teknolojileri kullandıkZerbizade, cerrahi sırasında en önemli noktalardan birinin omurilik ve sinirlerin zarar görme ihtimali olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:Sırt bölgesinde eğer omurilik veya sinirlere zarar gelirse, bu hastada kalıcı nörolojik bulgulara yani yürümesinde, dengesinde, hissiyatında ciddi sorunlara yol açabilir. Ama biz ameliyatta önemli teknolojileri kullandık. Bunlardan birisi 'intraoperatif nöromonitorizasyon' dediğimiz ameliyat sırasında, sürekli omuriliğin ve sinirlerin fonksiyonlarını takip etme imkanı sağlayan teknoloji. Yani tümörü çıkarttığımız zaman nöromonitorizasyon yanıtlarını kontrol eden tekniker bizi sürekli 'Hocam omuriliğe yakınsınız.' veya 'Şu siniri irrite ediyorsunuz.' şeklinde uyarıyor. Yani bu teknoloji sayesinde cerrahide omuriliğe ve sinire zarar gelmeden tümörün güvenli şekilde tamamını çıkarabiliyoruz. Bu yöntem beyin tümörlerinde de çok sık kullanılan bir teknolojidir.Hastanede ilk kez ameliyat sırasında ultrason kullanarak bu tarz operasyonu gerçekleştirdiklerini belirten Zerbizade, cerrahi sırasında ultrason kullanımıyla anlık şekilde tümörün yerleşimini, uzanımını, önemli yapılarla olan ilişkisini, tümörün çıkarılmasının kontrolünün sağlandığını dile getirdi.- Göğüs ağrısı diye gitti, nadir tümörle karşılaştıHamid Mamedov da ilk olarak göğüs ağrısı şikayetiyle hastaneye başvurduğunu, daha sonra bu ağrının sırt bölgesinden kaynaklandığını anlatarak, Sürekli göğsüm ağrıyordu. Geçer diye düşündüm ancak geçmedi, bazı hastanelere gittim 'Bir şey yok.' dediler. Fizik tedavi aldım, MR çektiler, şüpheli bir şey olduğunu söylediler. Gittiğim hastanede bir hasta, tedavi için Dr. Zerbizade'yi önerdi. Araştırdım ve Kars'ta buldum. ifadelerini kullandı.Daha sonra İstanbul'dan Kars'a ameliyat için geldiğini aktaran Mamedov, yapılan başarılı ameliyatla sağlığına kavuştuğunu dile getirdi.Mamedov, Ameliyat oldum, çok şükür iyiyim, ağrılarım azalıyor. Kendi halimde yürüyebiliyorum. Hocama güvenerek geldim. Burada bizimle çok iyi ilgileniyorlar. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
