<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Futbolda milli mesai yarın başlıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/futbolda-milli-mesai-yarin-basliyor/912856/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/futbolda-milli-mesai-yarin-basliyor/912856/</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 11:28:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: A Milli Futbol Takımı, Uluslar A Ligi'nde oynayacağı maçlar için yarın ilk antrenmanını yapacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- UEFA Uluslar A Ligi 1. Grup'ta Fransa, İtalya ve Belçika ile karşılaşacak A Milli Futbol Takımı, yarın Riva'da toplanacak.Ay-yıldızlı takıma davet edilen oyuncular, yarın saat 12.00'den itibaren Türkiye Futbol Federasyonunun Riva'daki Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri'nde bir araya gelecek.Ay-yıldızlılar, ilk çalışmasını da aynı gün saat 18.00'de gerçekleştirecek. Antrenmanın ilk 15 dakikalık bölümü basın mensuplarına açık olacak.A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella tarafından belirlenen 29 kişilik aday kadroya Beşiktaşlı İlhan Fakılı, Fenerbahçeli Bartuğ Elmaz, Konyasporlu Adil Demirbağ ve Trabzonsporlu Melih Kabasakal ilk kez davet edildi.Montella'nın 29 kişilik aday kadrosunda şu isimler yer alıyor:Altay Bayındır, Muhammed Şengezer, Okan Kocuk, Uğurcan Çakır, Abdülkerim Bardakcı, Adil Demirbağ, Emirhan Topçu, Eren Elmalı, Ferdi Kadıoğlu, Merih Demiral, Ozan Kabak, Samet Akaydin, Zeki Çelik, Bartuğ Elmaz, Demir Ege Tıknaz, İsmail Yüksek, Melih Kabasakal, Orkun Kökçü, Salih Özcan, Aral Şimşir, Arda Güler, Barış Alper Yılmaz, Can Uzun, Deniz Gül, İlhan Fakılı, İrfan Can Kahveci, Kerem Aktürkoğlu, Oğuz Aydın, Yunus Akgün.Maç programıA Milli Takım'ın Uluslar A Ligi 1. Grup'taki müsabaka programı şöyle:25 Eylül Cuma:21.45 Türkiye-Fransa (Kocaeli)28 Eylül Pazartesi:21.45 Türkiye-İtalya (Bursa Yüzüncü Yıl Atatürk)2 Ekim Cuma:TSİ 21.45 Belçika-Türkiye (Maurice Dufrasne)5 Ekim Pazartesi:TSİ 21.45 İtalya-Türkiye (Renato Dall'Ara)A Milli Takım, 24 Eylül Perşembe gününe dek hazırlıklarını İstanbul'da sürdürecek.Milliler, söz konusu gün saat 16.00'da basın mensuplarına açık olarak gerçekleştirecekleri antrenmanın ardından akşam saatlerinde otobüsle 25 Eylül Cuma günü oynanacak Fransa mücadelesi için Kocaeli kentine hareket edecek.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- UEFA Uluslar A Ligi 1. Grup'ta Fransa, İtalya ve Belçika ile karşılaşacak A Milli Futbol Takımı, yarın Riva'da toplanacak.Ay-yıldızlı takıma davet edilen oyuncular, yarın saat 12.00'den itibaren Türkiye Futbol Federasyonunun Riva'daki Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri'nde bir araya gelecek.Ay-yıldızlılar, ilk çalışmasını da aynı gün saat 18.00'de gerçekleştirecek. Antrenmanın ilk 15 dakikalık bölümü basın mensuplarına açık olacak.A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella tarafından belirlenen 29 kişilik aday kadroya Beşiktaşlı İlhan Fakılı, Fenerbahçeli Bartuğ Elmaz, Konyasporlu Adil Demirbağ ve Trabzonsporlu Melih Kabasakal ilk kez davet edildi.Montella'nın 29 kişilik aday kadrosunda şu isimler yer alıyor:Altay Bayındır, Muhammed Şengezer, Okan Kocuk, Uğurcan Çakır, Abdülkerim Bardakcı, Adil Demirbağ, Emirhan Topçu, Eren Elmalı, Ferdi Kadıoğlu, Merih Demiral, Ozan Kabak, Samet Akaydin, Zeki Çelik, Bartuğ Elmaz, Demir Ege Tıknaz, İsmail Yüksek, Melih Kabasakal, Orkun Kökçü, Salih Özcan, Aral Şimşir, Arda Güler, Barış Alper Yılmaz, Can Uzun, Deniz Gül, İlhan Fakılı, İrfan Can Kahveci, Kerem Aktürkoğlu, Oğuz Aydın, Yunus Akgün.Maç programıA Milli Takım'ın Uluslar A Ligi 1. Grup'taki müsabaka programı şöyle:25 Eylül Cuma:21.45 Türkiye-Fransa (Kocaeli)28 Eylül Pazartesi:21.45 Türkiye-İtalya (Bursa Yüzüncü Yıl Atatürk)2 Ekim Cuma:TSİ 21.45 Belçika-Türkiye (Maurice Dufrasne)5 Ekim Pazartesi:TSİ 21.45 İtalya-Türkiye (Renato Dall'Ara)A Milli Takım, 24 Eylül Perşembe gününe dek hazırlıklarını İstanbul'da sürdürecek.Milliler, söz konusu gün saat 16.00'da basın mensuplarına açık olarak gerçekleştirecekleri antrenmanın ardından akşam saatlerinde otobüsle 25 Eylül Cuma günü oynanacak Fransa mücadelesi için Kocaeli kentine hareket edecek.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/futbolda-milli-mesai-yarin-basliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Adalet Bakanı Gürlek, iki faili meçhul cinayetin aydınlatıldığını duyurdu:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/adalet-bakani-gurlek-iki-faili-mechul-cinayetin-aydinlatildigini-duyurdu/912853/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/adalet-bakani-gurlek-iki-faili-mechul-cinayetin-aydinlatildigini-duyurdu/912853/</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 11:26:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, hiçbir cinayet karanlıkta kalmayacak, hiçbir fail adaletten kaçamayacaktır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Adalet Bakanı Akın Gürlek, farklı tarihlerde İstanbul'un Gaziosmanpaşa ve Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde işlenen faili meçhul iki cinayetin aydınlatıldığını bildirdi.Gürlek, NSosyal hesabındaki paylaşımında, 6 Temmuz 2018 tarihinde Abdülhamid Terkin'in öldürülmesi ve ağustosta kaybolan Ayşegül Yaşar'ın dosyasına ilişkin açıklamada bulundu.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, hiçbir suçun cezasız, hiçbir cinayetin faili meçhul kalmaması için çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini belirten Gürlek, bu kapsamda, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurdukları Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının koordinasyonunda yürütülen titiz çalışmalarla iki cinayet dosyasının daha aydınlatıldığını duyurdu.Gürlek, İstanbul Gaziosmanpaşa'da 6 Temmuz 2018 tarihinde Abdülhamid Terkin'in öldürülmesine ilişkin dosyada, HTS, baz ve görüşme kayıtları ile iyileştirilen güvenlik kamerası görüntüleri ve tanık beyanlarının yeniden değerlendirilmesi sonucunda, olayın beşinci şüphelisinin tespit edildiğini, yakalanan şüphelinin, kasten öldürme suçundan tutuklandığını aktardı.Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde ağustosta kaybolan Ayşegül Yaşar'ın dosyasının ise HTS ve kamera kayıtları, tanık beyanları, kriminal incelemeler ve elde edilen yeni deliller doğrultusunda yeniden kapsamlı şekilde ele alındığını kaydeden Gürlek, Şüphelinin olay günü kullandığı araçta tespit edilen biyolojik bulguların Ayşegül Yaşar'ın anne ve babasından alınan örneklerle uyumlu olduğunun belirlenmesinin ardından çalışmalar derinleştirildi. Şüphelinin yer göstermesi sonucu Ayşegül Yaşar'ın cansız bedenine ulaşıldı. Şüpheli ile anne ve babası gözaltına alındı. açıklamasında bulundu.Gürlek, bu iki dosyanın aydınlatılmasında özveriyle çalışan Gaziosmanpaşa ve Düziçi Cumhuriyet Başsavcılıklarına, İstanbul ve Osmaniye İl Emniyet Müdürlüklerine, Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğüne, Adana Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğüne ve sürece katkı sunan tüm kamu görevlilerine teşekkür ederek, Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, hiçbir cinayet karanlıkta kalmayacak, hiçbir fail adaletten kaçamayacaktır. ifadesini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Adalet Bakanı Akın Gürlek, farklı tarihlerde İstanbul'un Gaziosmanpaşa ve Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde işlenen faili meçhul iki cinayetin aydınlatıldığını bildirdi.Gürlek, NSosyal hesabındaki paylaşımında, 6 Temmuz 2018 tarihinde Abdülhamid Terkin'in öldürülmesi ve ağustosta kaybolan Ayşegül Yaşar'ın dosyasına ilişkin açıklamada bulundu.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, hiçbir suçun cezasız, hiçbir cinayetin faili meçhul kalmaması için çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini belirten Gürlek, bu kapsamda, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurdukları Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının koordinasyonunda yürütülen titiz çalışmalarla iki cinayet dosyasının daha aydınlatıldığını duyurdu.Gürlek, İstanbul Gaziosmanpaşa'da 6 Temmuz 2018 tarihinde Abdülhamid Terkin'in öldürülmesine ilişkin dosyada, HTS, baz ve görüşme kayıtları ile iyileştirilen güvenlik kamerası görüntüleri ve tanık beyanlarının yeniden değerlendirilmesi sonucunda, olayın beşinci şüphelisinin tespit edildiğini, yakalanan şüphelinin, kasten öldürme suçundan tutuklandığını aktardı.Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde ağustosta kaybolan Ayşegül Yaşar'ın dosyasının ise HTS ve kamera kayıtları, tanık beyanları, kriminal incelemeler ve elde edilen yeni deliller doğrultusunda yeniden kapsamlı şekilde ele alındığını kaydeden Gürlek, Şüphelinin olay günü kullandığı araçta tespit edilen biyolojik bulguların Ayşegül Yaşar'ın anne ve babasından alınan örneklerle uyumlu olduğunun belirlenmesinin ardından çalışmalar derinleştirildi. Şüphelinin yer göstermesi sonucu Ayşegül Yaşar'ın cansız bedenine ulaşıldı. Şüpheli ile anne ve babası gözaltına alındı. açıklamasında bulundu.Gürlek, bu iki dosyanın aydınlatılmasında özveriyle çalışan Gaziosmanpaşa ve Düziçi Cumhuriyet Başsavcılıklarına, İstanbul ve Osmaniye İl Emniyet Müdürlüklerine, Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğüne, Adana Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğüne ve sürece katkı sunan tüm kamu görevlilerine teşekkür ederek, Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, hiçbir cinayet karanlıkta kalmayacak, hiçbir fail adaletten kaçamayacaktır. ifadesini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/adalet-bakani-gurlek-iki-faili-mechul-cinayetin-aydinlatildigini-duyurdu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>PORTRE - Yeşilçam'da güldürünün dilini değiştiren yönetmen: Ertem Eğilmez</title>
      <link>https://www.canligaste.com/portre-yesilcam-da-guldurunun-dilini-degistiren-yonetmen-ertem-egilmez/912852/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/portre-yesilcam-da-guldurunun-dilini-degistiren-yonetmen-ertem-egilmez/912852/</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 11:23:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / Hababam Sınıfı, Canım Kardeşim, Süt Kardeşler, Mavi Boncuk, Köyden İndim Şehire, Gülen Gözler, Namuslu ve Arabesk gibi filmlere imza atan Eğilmez, 1961'de başladığı sinema kariyerinde 44 film yönetti, 5 filmin senaryosunu kaleme aldı ve 97 filmin yapımcılığını üstlendi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : AİŞE HÜMEYRA AKGÜN - Türk sinemasının yapımcı, yönetmen ve senaristlerinden Ertem Eğilmez'in vefatının ardından 37 yıl geçti.Eğilmez, kalabalık oyuncu kadroları, gündelik hayatın içinden karakterleri, toplumsal eleştiriyi güldürüyle buluşturan anlatımı ve yetiştirdiği oyuncu kuşağıyla Yeşilçam'ın unutulmaz yönetmenleri arasında yer aldı.Hababam Sınıfı, Canım Kardeşim, Süt Kardeşler, Mavi Boncuk, Köyden İndim Şehire, Gülen Gözler, Namuslu ve Arabesk gibi filmlere imza atan Eğilmez, sinemaya geçmeden önce bakkallık, yayıncılık ve dergicilik yaptı. 1961'de yapımcılıkla başladığı sinema kariyerinde 44 film yönetti, 5 filmin senaryosunu kaleme aldı ve 97 filmin yapımcılığını üstlendi.Doktorluk yerine sinemaya uzanan yolErtem Eğilmez, doktor olan babasının görev yaptığı Trabzon'da 18 Şubat 1929'da dünyaya geldi. Aslen Konyalı olan sanatçının çocukluğu, babasının görevi nedeniyle Anadolu'nun farklı şehirlerinde geçti.İlk ve ortaöğrenimini Konya'da tamamlayan Eğilmez, 1944'te İstanbul'da tıp fakültesine başladı ancak öğrenimini yarıda bırakarak İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesine geçti.Üniversite yıllarında farklı alanlara ilgi duyan Eğilmez, Kadıköy'de Doğruluk Bakkaliyesi adıyla bir bakkal dükkanı açtı. İşletmenin kısa sürede kapanmasının ardından askerlik görevini yaptı. Terhis sonrasında bir süre Arif Bolat Kitabevi'nde çalışan Eğilmez, daha sonra yayıncılık alanına yöneldi.Yayıncılıktan sinemayaEğilmez, 1954'te yazar ve yayıncı Refik Erduran ile Çağlayan Yayınevi'ni kurdu. Aynı dönemde Erduran ve Haldun Sel ile Tef adlı mizah dergisini çıkardı. Yayınevi bünyesinde cep kitapları da yayımlayan Eğilmez, yayıncılık yıllarında farklı türlerde eserlerin okurla buluşmasına öncülük etti.Yayıncılık deneyiminin ardından sinemaya yönelen Eğilmez, 1961'de Efe adlı şirketi kurarak film yapımcılığına adım attı. Aynı yıl Münir Özkul'un başrolünde yer aldığı Yaman Gazeteci filminin yapımcılığını üstlendi. Film beklenen ticari başarıyı sağlayamadı ancak Eğilmez'in sinema kariyerinin başlangıcı oldu.Eğilmez, 1964'te Nahit Ataman ile Arzu Film'i kurdu. Aynı yıl Fatoş'un Fendi Tayfur'u Yendi filmiyle yönetmen koltuğuna geçti. Böylece yapımcılık, yönetmenlik ve senaristliği bir arada sürdürdüğü uzun soluklu sinema kariyeri başladı.Önce aşk filmleri, ardından güldürüEğilmez'in yönetmenliğinin ilk döneminde dönemin seyircisinin ilgisini çeken aşk ve melodram türündeki yapımlar öne çıktı.Senede Bir Gün, Nilgün, İngiliz Kemal, Küçük Hanımefendi, Son Hıçkırık, Beyoğlu Güzeli ve Sev Kardeşim gibi filmlerde dönemin yıldız oyuncularıyla çalıştı. Türkan Şoray, Selda Alkor, Fatma Girik ve Hülya Koçyiğit, Eğilmez'in bu dönem yönettiği filmlerde başrolleri üstlenen isimler arasında yer aldı.Bir Millet Uyanıyor filmi, Eğilmez'in tarih türündeki çalışmalarından biri oldu. 1966'da çekilen film, 1967 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Tarihsel Film ödülüne layık görüldü. Eğilmez, 1970'te Kalbimin Efendisi ile En İyi Yönetmen, 1972'de ise Sev Kardeşim ile En İyi İkinci Film ödülünü aldı.Arzu Film güldürüsü olarak anılan bir sinema diliEğilmez'in 1970'li yıllarla birlikte sinemasında güldürü ağırlığı belirginleşti. Yönetmen, gündelik hayatın içinden karakterleri ve toplumsal meseleleri mizah unsurlarıyla bir araya getiren filmler üretmeye başladı.Arzu Film bünyesinde şekillenen bu anlayış zamanla Arzu Film güldürüleri olarak anıldı. Eğilmez'in filmlerinde komedi, yalnızca güldürme amacı taşımadı. Ekonomik sıkıntılar, sınıfsal farklılıklar, kentleşme, aile ilişkileri, eğitim, bürokrasi ve gündelik hayatın sorunları da hikayelerin parçası haline geldi.Eğilmez, aynı zamanda kalabalık oyuncu kadrolarıyla çalışmayı tercih etti. Münir Özkul, Adile Naşit, Kemal Sunal, Halit Akçatepe, Şener Şen, Ayşen Gruda, Zeki Alasya, Metin Akpınar ve İlyas Salman, yönetmenin filmlerinde farklı dönemlerde birlikte rol alan isimler arasında yer aldı. Bu oyuncuların bir bölümünün geniş kitlelerce tanınmasında Arzu Film yapımlarının önemli bir yeri oldu.Canım Kardeşim ile güldürünün sınırlarını zorladıEğilmez'in filmografisinde 1973 yapımı Canım Kardeşim özel bir yere sahip oldu. Tarık Akan, Halit Akçatepe ve Kahraman Kıral'ın başrollerini paylaştığı film, iki yetişkin ile küçük bir çocuğun hikayesi üzerinden yoksulluk, dostluk ve aile özlemini işledi.Döneminde Arzu Film'in diğer güldürü yapımlarından farklı bir çizgide duran film, gişede beklenen ticari başarıyı elde edemedi ancak yıllar içinde Türk sinemasının önemli yapımlarından biri olarak değerlendirildi. Yönetmen Yavuz Turgul da daha sonraki bir söyleşisinde filmi, Eğilmez'in filmografisindeki farklı çalışmalarından biri olarak nitelendirdi.Eğilmez'in bu dönemdeki Oh Olsun, Köyden İndim Şehire, Mavi Boncuk ve Salako gibi filmleri ise güldürü, karakter komedisi ve toplumsal gözlemi bir araya getiren yapımlar arasında yer aldı.Hababam Sınıfı ile sinema tarihine geçtiErtem Eğilmez'in adının Türk sinemasıyla özdeşleşmesini sağlayan yapımların başında Hababam Sınıfı geldi.Rıfat Ilgaz'ın 1959'da yayımlanan aynı adlı eserinden uyarlanan film, 1975'te sinemaseverlerle buluştu. Eğilmez'in yönetmenliğini, Umur Bugay'ın senaristliğini üstlendiği yapımda Münir Özkul, Adile Naşit, Tarık Akan, Kemal Sunal, Halit Akçatepe, Şener Şen ve Ayşen Gruda gibi oyuncular rol aldı.Filmde, yatılı bir okulun öğrencileri ile öğretmenleri arasındaki ilişkiler üzerinden eğitim sistemi, ezbercilik, otorite ve öğrenci-öğretmen ilişkileri mizahi bir dille anlatıldı. Rıfat Ilgaz'ın eserindeki toplumsal eleştiri, Eğilmez'in sinema diliyle geniş bir izleyici kitlesine ulaştı.İlk filmin ardından Hababam Sınıfı Uyanıyor 1976'da, Hababam Sınıfı Tatilde 1977'de ve Hababam Sınıfı Güle Güle 1981'de yine Eğilmez'in yönetmenliğinde çekildi. Böylece Hababam Sınıfı karakterleri Türk sinemasının kalıcı figürleri arasına girdi.Oyuncular için bir okul olduArzu Film'in çalışma sistemi, yalnızca filmlerin üretildiği bir yapı olarak değil, aynı zamanda genç oyuncuların ve sinema emekçilerinin deneyim kazandığı bir ortam olarak da anıldı.Şener Şen, daha sonraki açıklamalarında Arzu Film'in kendisi için bir okul niteliğinde olduğunu ifade etti. Tuncay Akça da Arzu Film'de çalıştığı yılları benzer biçimde değerlendirdi. Eğilmez'in filmlerinde oyuncuların tekrar tekrar bir araya gelmesi, zamanla Türk sinemasının en tanınan oyuncu topluluklarından birinin oluşmasına katkı sağladı.Eğilmez'in yönetmenlik anlayışında oyuncuların doğaçlamalarına ve karakterlerin gündelik hayatın içinden gelen özelliklerine alan açtığı, çekimlerde oyuncularla yakın çalıştığı da dönemin oyuncularının anlatımlarında yer aldı.Sinemadan tiyatroyaEğilmez, 1970'lerin sonlarına doğru sinema çalışmalarının yanı sıra tiyatroya da yöneldi. 1980-1981 sezonunda Kanlı Nigar adlı müzikli oyunu sahneye koydu. Bu çalışma, sanatçının yalnızca sinema perdesinde değil, sahne sanatlarında da üretim yaptığını gösterdi.Türkiye'nin 1980'li yıllarda değişen sosyal ve ekonomik koşulları Eğilmez'in filmlerine de yansıdı. Banker Bilo ile göç, fırsatçılık ve kent hayatındaki tutunma mücadelesini mizahi bir anlatımla ele alan yönetmen, 1984 yapımı Namuslu ile de dürüstlük, bürokrasi ve toplumun değer yargıları üzerine bir hikaye kurdu.Eğilmez'in sinemaya verdiği bir aradan sonra yönettiği Namuslu, yönetmenin toplumsal meseleleri güldürü üzerinden ele alma anlayışının 1980'li yıllarda da devam ettiğini gösterdi.Son filmi Arabesk olduUsta yönetmenin kariyerindeki son filmi 1988 yapımı Arabesk oldu. Şener Şen ve Müjde Ar'ın başrollerini paylaştığı film, arabesk kültürü, melodram kalıpları ve Yeşilçam'ın klişelerini mizahi bir anlayışla ele aldı.Film, Eğilmez'in kariyerinin son döneminde ulaştığı anlatım biçiminin örneklerinden biri olurken, yönetmenin güldürü anlayışını dönemin popüler kültürüne ilişkin gözlemlerle birleştirdi. Eğilmez, Arabeskin ardından yeni bir film yönetemeden yaşamını yitirdi.Eğilmez'in sinemasında dikkati çeken unsurlardan biri de aynı oyuncular, senaristler ve teknik ekiplerle uzun süre çalışması oldu. Sadık Şendil, Yavuz Turgul ve Umur Bugay gibi senaristlerle yaptığı çalışmalar, Arzu Film'in kendine özgü güldürü dilinin oluşmasına etki etti.Bu yapımlarda Münir Özkul'un canlandırdığı baba figürleri, Adile Naşit'in anne karakterleri, Kemal Sunal'ın halktan ve saf karakterleri, Şener Şen'in farklı tiplemeleri ile Zeki Alasya-Metin Akpınar ikilisinin oluşturduğu karakterler geniş izleyici kitlelerine ulaştı. Eğilmez'in yönetmenliği, bu karakterleri yalnızca komedi unsuru olarak değil, dönemin toplum yapısını yansıtan figürler olarak da kullandı.44 film, 5 senaryo, 97 yapımErtem Eğilmez, yaklaşık 30 yıllık sinema kariyerinde 44 filmin yönetmenliğini, 5 filmin senaristliğini ve 97 filmin yapımcılığını üstlendi.Senarist olarak Ölmeyen Aşk, Boş Çerçeve, Salako, Mavi Boncuk ve Milyarder filmlerinde imzası bulunan Eğilmez, yapımcı kimliğiyle de çok sayıda Yeşilçam filminin ortaya çıkmasına katkıda bulundu.Filmografisinde Bir Millet Uyanıyor, Kalbimin Efendisi, Sev Kardeşim, Tatlı Dillim, Köyden İndim Şehire, Mavi Boncuk, Süt Kardeşler, Şabanoğlu Şaban, Gülen Gözler, Erkek Güzeli Sefil Bilo, Banker Bilo, Namuslu, Aşık Oldum ve Arabesk gibi yapımlar yer aldı.Uzun süre ilik kanseri tedavisi gören Ertem Eğilmez, 21 Eylül 1989'da İstanbul'da 60 yaşında hayatını kaybetti. Eğilmez'in cenazesi Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : AİŞE HÜMEYRA AKGÜN - Türk sinemasının yapımcı, yönetmen ve senaristlerinden Ertem Eğilmez'in vefatının ardından 37 yıl geçti.Eğilmez, kalabalık oyuncu kadroları, gündelik hayatın içinden karakterleri, toplumsal eleştiriyi güldürüyle buluşturan anlatımı ve yetiştirdiği oyuncu kuşağıyla Yeşilçam'ın unutulmaz yönetmenleri arasında yer aldı.Hababam Sınıfı, Canım Kardeşim, Süt Kardeşler, Mavi Boncuk, Köyden İndim Şehire, Gülen Gözler, Namuslu ve Arabesk gibi filmlere imza atan Eğilmez, sinemaya geçmeden önce bakkallık, yayıncılık ve dergicilik yaptı. 1961'de yapımcılıkla başladığı sinema kariyerinde 44 film yönetti, 5 filmin senaryosunu kaleme aldı ve 97 filmin yapımcılığını üstlendi.Doktorluk yerine sinemaya uzanan yolErtem Eğilmez, doktor olan babasının görev yaptığı Trabzon'da 18 Şubat 1929'da dünyaya geldi. Aslen Konyalı olan sanatçının çocukluğu, babasının görevi nedeniyle Anadolu'nun farklı şehirlerinde geçti.İlk ve ortaöğrenimini Konya'da tamamlayan Eğilmez, 1944'te İstanbul'da tıp fakültesine başladı ancak öğrenimini yarıda bırakarak İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesine geçti.Üniversite yıllarında farklı alanlara ilgi duyan Eğilmez, Kadıköy'de Doğruluk Bakkaliyesi adıyla bir bakkal dükkanı açtı. İşletmenin kısa sürede kapanmasının ardından askerlik görevini yaptı. Terhis sonrasında bir süre Arif Bolat Kitabevi'nde çalışan Eğilmez, daha sonra yayıncılık alanına yöneldi.Yayıncılıktan sinemayaEğilmez, 1954'te yazar ve yayıncı Refik Erduran ile Çağlayan Yayınevi'ni kurdu. Aynı dönemde Erduran ve Haldun Sel ile Tef adlı mizah dergisini çıkardı. Yayınevi bünyesinde cep kitapları da yayımlayan Eğilmez, yayıncılık yıllarında farklı türlerde eserlerin okurla buluşmasına öncülük etti.Yayıncılık deneyiminin ardından sinemaya yönelen Eğilmez, 1961'de Efe adlı şirketi kurarak film yapımcılığına adım attı. Aynı yıl Münir Özkul'un başrolünde yer aldığı Yaman Gazeteci filminin yapımcılığını üstlendi. Film beklenen ticari başarıyı sağlayamadı ancak Eğilmez'in sinema kariyerinin başlangıcı oldu.Eğilmez, 1964'te Nahit Ataman ile Arzu Film'i kurdu. Aynı yıl Fatoş'un Fendi Tayfur'u Yendi filmiyle yönetmen koltuğuna geçti. Böylece yapımcılık, yönetmenlik ve senaristliği bir arada sürdürdüğü uzun soluklu sinema kariyeri başladı.Önce aşk filmleri, ardından güldürüEğilmez'in yönetmenliğinin ilk döneminde dönemin seyircisinin ilgisini çeken aşk ve melodram türündeki yapımlar öne çıktı.Senede Bir Gün, Nilgün, İngiliz Kemal, Küçük Hanımefendi, Son Hıçkırık, Beyoğlu Güzeli ve Sev Kardeşim gibi filmlerde dönemin yıldız oyuncularıyla çalıştı. Türkan Şoray, Selda Alkor, Fatma Girik ve Hülya Koçyiğit, Eğilmez'in bu dönem yönettiği filmlerde başrolleri üstlenen isimler arasında yer aldı.Bir Millet Uyanıyor filmi, Eğilmez'in tarih türündeki çalışmalarından biri oldu. 1966'da çekilen film, 1967 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Tarihsel Film ödülüne layık görüldü. Eğilmez, 1970'te Kalbimin Efendisi ile En İyi Yönetmen, 1972'de ise Sev Kardeşim ile En İyi İkinci Film ödülünü aldı.Arzu Film güldürüsü olarak anılan bir sinema diliEğilmez'in 1970'li yıllarla birlikte sinemasında güldürü ağırlığı belirginleşti. Yönetmen, gündelik hayatın içinden karakterleri ve toplumsal meseleleri mizah unsurlarıyla bir araya getiren filmler üretmeye başladı.Arzu Film bünyesinde şekillenen bu anlayış zamanla Arzu Film güldürüleri olarak anıldı. Eğilmez'in filmlerinde komedi, yalnızca güldürme amacı taşımadı. Ekonomik sıkıntılar, sınıfsal farklılıklar, kentleşme, aile ilişkileri, eğitim, bürokrasi ve gündelik hayatın sorunları da hikayelerin parçası haline geldi.Eğilmez, aynı zamanda kalabalık oyuncu kadrolarıyla çalışmayı tercih etti. Münir Özkul, Adile Naşit, Kemal Sunal, Halit Akçatepe, Şener Şen, Ayşen Gruda, Zeki Alasya, Metin Akpınar ve İlyas Salman, yönetmenin filmlerinde farklı dönemlerde birlikte rol alan isimler arasında yer aldı. Bu oyuncuların bir bölümünün geniş kitlelerce tanınmasında Arzu Film yapımlarının önemli bir yeri oldu.Canım Kardeşim ile güldürünün sınırlarını zorladıEğilmez'in filmografisinde 1973 yapımı Canım Kardeşim özel bir yere sahip oldu. Tarık Akan, Halit Akçatepe ve Kahraman Kıral'ın başrollerini paylaştığı film, iki yetişkin ile küçük bir çocuğun hikayesi üzerinden yoksulluk, dostluk ve aile özlemini işledi.Döneminde Arzu Film'in diğer güldürü yapımlarından farklı bir çizgide duran film, gişede beklenen ticari başarıyı elde edemedi ancak yıllar içinde Türk sinemasının önemli yapımlarından biri olarak değerlendirildi. Yönetmen Yavuz Turgul da daha sonraki bir söyleşisinde filmi, Eğilmez'in filmografisindeki farklı çalışmalarından biri olarak nitelendirdi.Eğilmez'in bu dönemdeki Oh Olsun, Köyden İndim Şehire, Mavi Boncuk ve Salako gibi filmleri ise güldürü, karakter komedisi ve toplumsal gözlemi bir araya getiren yapımlar arasında yer aldı.Hababam Sınıfı ile sinema tarihine geçtiErtem Eğilmez'in adının Türk sinemasıyla özdeşleşmesini sağlayan yapımların başında Hababam Sınıfı geldi.Rıfat Ilgaz'ın 1959'da yayımlanan aynı adlı eserinden uyarlanan film, 1975'te sinemaseverlerle buluştu. Eğilmez'in yönetmenliğini, Umur Bugay'ın senaristliğini üstlendiği yapımda Münir Özkul, Adile Naşit, Tarık Akan, Kemal Sunal, Halit Akçatepe, Şener Şen ve Ayşen Gruda gibi oyuncular rol aldı.Filmde, yatılı bir okulun öğrencileri ile öğretmenleri arasındaki ilişkiler üzerinden eğitim sistemi, ezbercilik, otorite ve öğrenci-öğretmen ilişkileri mizahi bir dille anlatıldı. Rıfat Ilgaz'ın eserindeki toplumsal eleştiri, Eğilmez'in sinema diliyle geniş bir izleyici kitlesine ulaştı.İlk filmin ardından Hababam Sınıfı Uyanıyor 1976'da, Hababam Sınıfı Tatilde 1977'de ve Hababam Sınıfı Güle Güle 1981'de yine Eğilmez'in yönetmenliğinde çekildi. Böylece Hababam Sınıfı karakterleri Türk sinemasının kalıcı figürleri arasına girdi.Oyuncular için bir okul olduArzu Film'in çalışma sistemi, yalnızca filmlerin üretildiği bir yapı olarak değil, aynı zamanda genç oyuncuların ve sinema emekçilerinin deneyim kazandığı bir ortam olarak da anıldı.Şener Şen, daha sonraki açıklamalarında Arzu Film'in kendisi için bir okul niteliğinde olduğunu ifade etti. Tuncay Akça da Arzu Film'de çalıştığı yılları benzer biçimde değerlendirdi. Eğilmez'in filmlerinde oyuncuların tekrar tekrar bir araya gelmesi, zamanla Türk sinemasının en tanınan oyuncu topluluklarından birinin oluşmasına katkı sağladı.Eğilmez'in yönetmenlik anlayışında oyuncuların doğaçlamalarına ve karakterlerin gündelik hayatın içinden gelen özelliklerine alan açtığı, çekimlerde oyuncularla yakın çalıştığı da dönemin oyuncularının anlatımlarında yer aldı.Sinemadan tiyatroyaEğilmez, 1970'lerin sonlarına doğru sinema çalışmalarının yanı sıra tiyatroya da yöneldi. 1980-1981 sezonunda Kanlı Nigar adlı müzikli oyunu sahneye koydu. Bu çalışma, sanatçının yalnızca sinema perdesinde değil, sahne sanatlarında da üretim yaptığını gösterdi.Türkiye'nin 1980'li yıllarda değişen sosyal ve ekonomik koşulları Eğilmez'in filmlerine de yansıdı. Banker Bilo ile göç, fırsatçılık ve kent hayatındaki tutunma mücadelesini mizahi bir anlatımla ele alan yönetmen, 1984 yapımı Namuslu ile de dürüstlük, bürokrasi ve toplumun değer yargıları üzerine bir hikaye kurdu.Eğilmez'in sinemaya verdiği bir aradan sonra yönettiği Namuslu, yönetmenin toplumsal meseleleri güldürü üzerinden ele alma anlayışının 1980'li yıllarda da devam ettiğini gösterdi.Son filmi Arabesk olduUsta yönetmenin kariyerindeki son filmi 1988 yapımı Arabesk oldu. Şener Şen ve Müjde Ar'ın başrollerini paylaştığı film, arabesk kültürü, melodram kalıpları ve Yeşilçam'ın klişelerini mizahi bir anlayışla ele aldı.Film, Eğilmez'in kariyerinin son döneminde ulaştığı anlatım biçiminin örneklerinden biri olurken, yönetmenin güldürü anlayışını dönemin popüler kültürüne ilişkin gözlemlerle birleştirdi. Eğilmez, Arabeskin ardından yeni bir film yönetemeden yaşamını yitirdi.Eğilmez'in sinemasında dikkati çeken unsurlardan biri de aynı oyuncular, senaristler ve teknik ekiplerle uzun süre çalışması oldu. Sadık Şendil, Yavuz Turgul ve Umur Bugay gibi senaristlerle yaptığı çalışmalar, Arzu Film'in kendine özgü güldürü dilinin oluşmasına etki etti.Bu yapımlarda Münir Özkul'un canlandırdığı baba figürleri, Adile Naşit'in anne karakterleri, Kemal Sunal'ın halktan ve saf karakterleri, Şener Şen'in farklı tiplemeleri ile Zeki Alasya-Metin Akpınar ikilisinin oluşturduğu karakterler geniş izleyici kitlelerine ulaştı. Eğilmez'in yönetmenliği, bu karakterleri yalnızca komedi unsuru olarak değil, dönemin toplum yapısını yansıtan figürler olarak da kullandı.44 film, 5 senaryo, 97 yapımErtem Eğilmez, yaklaşık 30 yıllık sinema kariyerinde 44 filmin yönetmenliğini, 5 filmin senaristliğini ve 97 filmin yapımcılığını üstlendi.Senarist olarak Ölmeyen Aşk, Boş Çerçeve, Salako, Mavi Boncuk ve Milyarder filmlerinde imzası bulunan Eğilmez, yapımcı kimliğiyle de çok sayıda Yeşilçam filminin ortaya çıkmasına katkıda bulundu.Filmografisinde Bir Millet Uyanıyor, Kalbimin Efendisi, Sev Kardeşim, Tatlı Dillim, Köyden İndim Şehire, Mavi Boncuk, Süt Kardeşler, Şabanoğlu Şaban, Gülen Gözler, Erkek Güzeli Sefil Bilo, Banker Bilo, Namuslu, Aşık Oldum ve Arabesk gibi yapımlar yer aldı.Uzun süre ilik kanseri tedavisi gören Ertem Eğilmez, 21 Eylül 1989'da İstanbul'da 60 yaşında hayatını kaybetti. Eğilmez'in cenazesi Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Fransa'nın Rus hibrit saldırılarına konvansiyonel askeri yöntemlerle karşılık verdiği iddia edildi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/fransa-nin-rus-hibrit-saldirilarina-konvansiyonel-askeri-yontemlerle-karsilik-verdigi-iddia-edildi/912851/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/fransa-nin-rus-hibrit-saldirilarina-konvansiyonel-askeri-yontemlerle-karsilik-verdigi-iddia-edildi/912851/</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 11:23:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ile-De-France / Fransız Le Monde gazetesi, Fransa'nın, Rusya'nın hibrit saldırılarına karşı halihazırda konvansiyonel askeri yöntemlerle karşılık verdiğini ileri sürdü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ile-De-France Haberleri : Fransız Le Monde gazetesi, Fransa'nın, Rusya'nın hibrit saldırılarına karşı halihazırda konvansiyonel askeri yöntemlerle karşılık verdiğini ileri sürdü.Le Monde'un (Fransa Cumhurbaşkanı) Emmanuel Macron, Rusya'nın Fransa'daki hibrit savaşının tırmanma riski üzerinde neden duruyor başlıklı haberinde, Macron'un bu hafta Rusya'nın hibrit saldırılarına karşı ülkenin kritik altyapılarının korunmasına yönelik bir plan hazırlanacağını duyurmasının nedenleri ele alındı.Habere göre, son haftalarda Fransa'da, sorumluları tespit edilemeyen şüpheli saldırılar arttı.Sorgues kentinde Fransa'nın tek patlayıcı üreten firması olan Eurenco'ya ait bir sanayi alanının yakınlarında 3 Eylül'de eş zamanlı iki yangın çıktı. Yangınlarda, 2 hektarı Eurenco'nun bulunduğu alanda olmak üzere toplam 16 hektarlık yeşil alan küle döndü.Fransa'da 11 Eylül'de Caen ve Rouen kentleri arası sefer yapan bir tren raydan çıktı ve biri ağır olmak üzere 44 kişi yaralandı.Macron, 18 Eylül'de siyasi parti liderleri ve cumhurbaşkanı adaylarıyla, Rusya kaynaklı tehditler konusunda bilgilendirme yapmak üzere Paris'teki Elysee Sarayı'nda bir araya geldi.Görüşmenin ardından Macron, yaptığı basın toplantısında, Halihazırda hibrit saldırıların hedefi olduk. Size daha önce bunu bildirmiştim. ifadelerini kullandı.Macron'un basın toplantısından bir gün önce, kamuoyuna açıklanmadan, Rusya'nın hibrit saldırılarına konvansiyonel askeri yöntemlerle karşılık verme ihtimali bir Fransız askeri kaynağa sorulmuştu. Kaynak, Bu zaten söz konusu yanıtını vermişti.Tüm Avrupa başkentleri gibi Paris de, şüpheli görülen bu tür saldırılara karşı yanıt verme sorunu ile karşı karşıya bulunuyor.Rusya'ya karşı alınan ekonomik yaptırımlar, bu ülkenin gölge filosuna ait gemilerin durdurulması ve Rus ajanı olduğu iddia edilen kişilerin sınır dışı edilmeleri, Rus makamlarına karşı giderek daha az caydırıcı olarak görülüyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ile-De-France Haberleri : Fransız Le Monde gazetesi, Fransa'nın, Rusya'nın hibrit saldırılarına karşı halihazırda konvansiyonel askeri yöntemlerle karşılık verdiğini ileri sürdü.Le Monde'un (Fransa Cumhurbaşkanı) Emmanuel Macron, Rusya'nın Fransa'daki hibrit savaşının tırmanma riski üzerinde neden duruyor başlıklı haberinde, Macron'un bu hafta Rusya'nın hibrit saldırılarına karşı ülkenin kritik altyapılarının korunmasına yönelik bir plan hazırlanacağını duyurmasının nedenleri ele alındı.Habere göre, son haftalarda Fransa'da, sorumluları tespit edilemeyen şüpheli saldırılar arttı.Sorgues kentinde Fransa'nın tek patlayıcı üreten firması olan Eurenco'ya ait bir sanayi alanının yakınlarında 3 Eylül'de eş zamanlı iki yangın çıktı. Yangınlarda, 2 hektarı Eurenco'nun bulunduğu alanda olmak üzere toplam 16 hektarlık yeşil alan küle döndü.Fransa'da 11 Eylül'de Caen ve Rouen kentleri arası sefer yapan bir tren raydan çıktı ve biri ağır olmak üzere 44 kişi yaralandı.Macron, 18 Eylül'de siyasi parti liderleri ve cumhurbaşkanı adaylarıyla, Rusya kaynaklı tehditler konusunda bilgilendirme yapmak üzere Paris'teki Elysee Sarayı'nda bir araya geldi.Görüşmenin ardından Macron, yaptığı basın toplantısında, Halihazırda hibrit saldırıların hedefi olduk. Size daha önce bunu bildirmiştim. ifadelerini kullandı.Macron'un basın toplantısından bir gün önce, kamuoyuna açıklanmadan, Rusya'nın hibrit saldırılarına konvansiyonel askeri yöntemlerle karşılık verme ihtimali bir Fransız askeri kaynağa sorulmuştu. Kaynak, Bu zaten söz konusu yanıtını vermişti.Tüm Avrupa başkentleri gibi Paris de, şüpheli görülen bu tür saldırılara karşı yanıt verme sorunu ile karşı karşıya bulunuyor.Rusya'ya karşı alınan ekonomik yaptırımlar, bu ülkenin gölge filosuna ait gemilerin durdurulması ve Rus ajanı olduğu iddia edilen kişilerin sınır dışı edilmeleri, Rus makamlarına karşı giderek daha az caydırıcı olarak görülüyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/fransa-nin-rus-hibrit-saldirilarina-konvansiyonel-askeri-yontemlerle-karsilik-verdigi-iddia-edildi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Öğrenciler için dijital jetlag uyarısı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ogrenciler-icin-dijital-jetlag-uyarisi/912849/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ogrenciler-icin-dijital-jetlag-uyarisi/912849/</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 11:18:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kastamonu / Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selman Tunay Kamer: - (Dijital cihazlar) Tamamen ortadan kaldırdığınızda ister istemez öfke patlamaları, aile içi çatışmalar veya iletişim problemleri yaşanabiliyor. Bunun aslında 'dijital jetlag' diye bir kavramı da var. Yeni kurallara tamamen geçtiğinizde ister istemez bir bocalama dönemi yaşıyor. Pat diye kesmek yerine aşamalı şekilde kesmek en mantıklı olanı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kastamonu Haberleri : ÖZGÜR ALANTOR - Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi ve Yapay Zeka Çalışmaları Koordinatörü Prof. Dr. Selman Tunay Kamer, öğrencilerin dijital platform ve cihazları kullanma sürelerinin okul döneminde kademeli olarak düşürülmesi gerektiğini söyledi.Kamer, AA muhabirine, tatil denilince ebeveyn ve öğrencilerin aklına dijital araç ve platformlarla ilgili  sınırsız özgürlük gelmesinin en büyük yanlışlardan biri olduğunu belirtti.Çocukların, başarı gösterdikçe ailesi tarafından dijital ortamlarda ödüllendirildiğini düşünebildiğini dile getiren Kamer, Okula başladığında öğretmen tahtanın başında ders anlatıyor. Ders anlatırken herhangi bir ödüllendirme ya da dış uyaran olmayınca ister istemez okuldan soğuma ya da öğrenmeyle ilgili olumsuz birtakım durumlar açığa çıkabiliyor. dedi.Velilerin çocuklarına Okul başladı, artık tüm dijital platformlar ve dijital cihazlar ortadan kalkacak. Kullanmayacağız ya da saat sınırlamasını getirerek en asgari seviyeye düşüreceğiz. dediğini anlatan Kamer, şöyle devam etti:Bunu ortadan kaldırdığınızda o büyük boşluğu neyin dolduracağını ailelerin çocuklarla birlikte belirlemesi gerekiyor. Tamamen ortadan kaldırdığınızda ister istemez öfke patlamaları, aile içi çatışmalar veya iletişim problemleri yaşanabiliyor. Bunun yerine çocukla bir araya gelinerek neler yapılacağı konuşulmalı. Bunun aslında 'dijital jetlag' diye bir kavramı da var. Yeni kurallara tamamen geçtiğinizde ister istemez bir bocalama dönemi yaşıyor. Pat diye kesmek yerine aşamalı şekilde kesmek en mantıklı olanı. Uyku saati uygun şekilde düzenlenmeliÇocuğun alışkanlıklarının kademeli şekilde değişmesi gerektiğini belirten Kamer, Tatil bitmeye yakın bunun dönüşümünün yapılması lazım. Öncesinde yapılmadıysa da ilk haftalarda bu dönüşümler yapılabilir. Çocuğun uyku düzeniyle, geceleri oyun oynamasıyla veya dijital platformlarda geç saatlere kadar yer almasıyla ilgili çözüm önerileri aşamalı şekilde uygulanabilir​​​​​​​. Gece 12'de yatan çocuğun yatış saatini bir anda 21.00'e çekmek biyolojik saatinde adaptasyon problemine neden olur. Bu da okulla uyumla ilgili problemleri yaşamasına neden olabilir. diye konuştu.Kamer, çocuğunun dijital cihazlar ve platformlarla arasına mesafe koymasını isteyen velilerin bu konuda çocuğuna destek olması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:Çocuklarımıza 'bırak' derken karşılarına geçip bu cihazlar ve platformlarda yoğun şekilde zaman geçirmemeliyiz. Çocukla iletişim kanalları açık olmalı ve kararlar birlikte alınmalı. Onunla ilgili karar alıp ona danışmadığınızda veya kararlarda onun sözü olmadığında, kurallar uygulanmıyor. Dolayısıyla ebeveynler çocuğu yanına çağırıp ortak kararlar alacak, belirli kuralları belirleyecek ve aşamalı şekilde dijital platform ve cihazların kullanımını düşürecek. Öğrenciler, birçok araştırmayı ve öğrenmeyi burada yapıyor. Burada da önemli olan tamamen yasaklamak değil, amacı için kullanmaya yönlendirmek.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kastamonu Haberleri : ÖZGÜR ALANTOR - Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi ve Yapay Zeka Çalışmaları Koordinatörü Prof. Dr. Selman Tunay Kamer, öğrencilerin dijital platform ve cihazları kullanma sürelerinin okul döneminde kademeli olarak düşürülmesi gerektiğini söyledi.Kamer, AA muhabirine, tatil denilince ebeveyn ve öğrencilerin aklına dijital araç ve platformlarla ilgili  sınırsız özgürlük gelmesinin en büyük yanlışlardan biri olduğunu belirtti.Çocukların, başarı gösterdikçe ailesi tarafından dijital ortamlarda ödüllendirildiğini düşünebildiğini dile getiren Kamer, Okula başladığında öğretmen tahtanın başında ders anlatıyor. Ders anlatırken herhangi bir ödüllendirme ya da dış uyaran olmayınca ister istemez okuldan soğuma ya da öğrenmeyle ilgili olumsuz birtakım durumlar açığa çıkabiliyor. dedi.Velilerin çocuklarına Okul başladı, artık tüm dijital platformlar ve dijital cihazlar ortadan kalkacak. Kullanmayacağız ya da saat sınırlamasını getirerek en asgari seviyeye düşüreceğiz. dediğini anlatan Kamer, şöyle devam etti:Bunu ortadan kaldırdığınızda o büyük boşluğu neyin dolduracağını ailelerin çocuklarla birlikte belirlemesi gerekiyor. Tamamen ortadan kaldırdığınızda ister istemez öfke patlamaları, aile içi çatışmalar veya iletişim problemleri yaşanabiliyor. Bunun yerine çocukla bir araya gelinerek neler yapılacağı konuşulmalı. Bunun aslında 'dijital jetlag' diye bir kavramı da var. Yeni kurallara tamamen geçtiğinizde ister istemez bir bocalama dönemi yaşıyor. Pat diye kesmek yerine aşamalı şekilde kesmek en mantıklı olanı. Uyku saati uygun şekilde düzenlenmeliÇocuğun alışkanlıklarının kademeli şekilde değişmesi gerektiğini belirten Kamer, Tatil bitmeye yakın bunun dönüşümünün yapılması lazım. Öncesinde yapılmadıysa da ilk haftalarda bu dönüşümler yapılabilir. Çocuğun uyku düzeniyle, geceleri oyun oynamasıyla veya dijital platformlarda geç saatlere kadar yer almasıyla ilgili çözüm önerileri aşamalı şekilde uygulanabilir​​​​​​​. Gece 12'de yatan çocuğun yatış saatini bir anda 21.00'e çekmek biyolojik saatinde adaptasyon problemine neden olur. Bu da okulla uyumla ilgili problemleri yaşamasına neden olabilir. diye konuştu.Kamer, çocuğunun dijital cihazlar ve platformlarla arasına mesafe koymasını isteyen velilerin bu konuda çocuğuna destek olması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:Çocuklarımıza 'bırak' derken karşılarına geçip bu cihazlar ve platformlarda yoğun şekilde zaman geçirmemeliyiz. Çocukla iletişim kanalları açık olmalı ve kararlar birlikte alınmalı. Onunla ilgili karar alıp ona danışmadığınızda veya kararlarda onun sözü olmadığında, kurallar uygulanmıyor. Dolayısıyla ebeveynler çocuğu yanına çağırıp ortak kararlar alacak, belirli kuralları belirleyecek ve aşamalı şekilde dijital platform ve cihazların kullanımını düşürecek. Öğrenciler, birçok araştırmayı ve öğrenmeyi burada yapıyor. Burada da önemli olan tamamen yasaklamak değil, amacı için kullanmaya yönlendirmek.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/ogrenciler-icin-dijital-jetlag-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İddia üzerine başladığı enstrüman yapımını 31 yıldır sürdürüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/iddia-uzerine-basladigi-enstruman-yapimini-31-yildir-surduruyor/912847/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/iddia-uzerine-basladigi-enstruman-yapimini-31-yildir-surduruyor/912847/</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 11:13:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Sinop / Sinop'ta yaşayan emekli konservatuvar müzisyeni İbrahim Kocabıyık, açtığı müzikevinde hem öğrencilere eğitim veriyor hem de enstrüman yapmaya devam ediyor - İbrahim Kocabıyık: - Bugüne kadar sayısını tam bilmiyorum ama en az 200-300 ud yapmışımdır. Şu an elimde 20-25 yıl önce yaptığım udlar var. Hala güzel ses, güzel tınılar verebiliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Sinop Haberleri : GÖKHAN GÜÇÜKLÜOĞLU - Sinop'ta yaşayan 61 yaşındaki emekli konservatuvar müzisyeni İbrahim Kocabıyık, 31 yıl önce bir iddia üzerine başladığı enstrüman yapımını sürdürüyor.Müzisyen olan dayılarından etkilenerek çocuk yaşlarda müziğe ilgi duyan Kocabıyık, 1983-1993 yıllarında Samsun Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarında Türk sanat müziği eğitimi gördü.Ayrıca ney dersleri de alan Kocabıyık, 1994 yılında girdiği sınavı kazanarak Sinop Belediyesi Konservatuvarı'nda göreve başladı.Burada uzun yıllar farklı görevlerde bulunan Kocabıyık, arkadaşlarıyla girdiği bir iddia üzerine 31 yıl önce enstrüman yapmaya başladı.Kocabıyık, 2019 yılında emekliye ayrıldıktan sonra açtığı müzikevinde kendisi gibi müzisyen olan eşiyle öğrencilere hem müzik eğitimi vermeye hem de ud ve bağlama gibi enstrümanlar yapmaya devam ediyor.Arkadaşlarının Yapamazsın sözü üzerine enstrüman yapmaya başladıKocabıyık, AA muhabirine, müziğe ilgisinin çocukluk yıllarına dayandığını, enstrümanlara ilgisinin ise 31 yıl önce girdiği bir iddiayla başladığını söyledi.Sinop Belediyesi Konservatuvarı'nda görev yaptığı dönemde kursiyerlerinin kullandığı bazı enstrümanlarda kalite eksikliği ve yapım hataları gördüğünü anlatan Kocabıyık, Ben yaparsam daha iyisini yaparım iddiası ortaya attığını ifade etti.​​​​​​​Çalışma arkadaşlarının Yapamazsın sözü üzerine hayatında ilk kez enstrüman yapmaya karar verdiğini belirten Kocabıyık, Hatta bir akrabam, 'Sen yap adımı değiştireceğim' dedi. Ben de o iddia üzerine kafamda projeler kurarak ud yapmaya karar verdim. O gün eve gittim, bodrumda iki metrelik bir tahta, bir testere ve keser vardı. Dedim ki ben bu tahtadan kalıp yaparım. Uğraştım 1,5 ayda udun kalıbını ve kalan kısımlarını yaptım. dedi.Yaptığı ilk enstrümanın beğenilmesinin ardından ud yapımına devam ettiğini dile getiren Kocabıyık, şunları kaydetti:Bugüne kadar sayısını tam bilmiyorum ama en az 200-300 ud yapmışımdır. Şu an elimde 20-25 yıl önce yaptığım udlar var. Hala güzel ses, güzel tınılar verebiliyor. Severek yapıyoruz, sevdiğimiz için de mutluyuz. Yine bu süreç içinde 2-3 tambur, bir tane kanun, 3-4 tane de bağlama yaptım, o arada yaptığım çok ney var, öğrencilerime dağıttım. Bütün akustik enstrümanları yapabilecek seviyedeyim.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Sinop Haberleri : GÖKHAN GÜÇÜKLÜOĞLU - Sinop'ta yaşayan 61 yaşındaki emekli konservatuvar müzisyeni İbrahim Kocabıyık, 31 yıl önce bir iddia üzerine başladığı enstrüman yapımını sürdürüyor.Müzisyen olan dayılarından etkilenerek çocuk yaşlarda müziğe ilgi duyan Kocabıyık, 1983-1993 yıllarında Samsun Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarında Türk sanat müziği eğitimi gördü.Ayrıca ney dersleri de alan Kocabıyık, 1994 yılında girdiği sınavı kazanarak Sinop Belediyesi Konservatuvarı'nda göreve başladı.Burada uzun yıllar farklı görevlerde bulunan Kocabıyık, arkadaşlarıyla girdiği bir iddia üzerine 31 yıl önce enstrüman yapmaya başladı.Kocabıyık, 2019 yılında emekliye ayrıldıktan sonra açtığı müzikevinde kendisi gibi müzisyen olan eşiyle öğrencilere hem müzik eğitimi vermeye hem de ud ve bağlama gibi enstrümanlar yapmaya devam ediyor.Arkadaşlarının Yapamazsın sözü üzerine enstrüman yapmaya başladıKocabıyık, AA muhabirine, müziğe ilgisinin çocukluk yıllarına dayandığını, enstrümanlara ilgisinin ise 31 yıl önce girdiği bir iddiayla başladığını söyledi.Sinop Belediyesi Konservatuvarı'nda görev yaptığı dönemde kursiyerlerinin kullandığı bazı enstrümanlarda kalite eksikliği ve yapım hataları gördüğünü anlatan Kocabıyık, Ben yaparsam daha iyisini yaparım iddiası ortaya attığını ifade etti.​​​​​​​Çalışma arkadaşlarının Yapamazsın sözü üzerine hayatında ilk kez enstrüman yapmaya karar verdiğini belirten Kocabıyık, Hatta bir akrabam, 'Sen yap adımı değiştireceğim' dedi. Ben de o iddia üzerine kafamda projeler kurarak ud yapmaya karar verdim. O gün eve gittim, bodrumda iki metrelik bir tahta, bir testere ve keser vardı. Dedim ki ben bu tahtadan kalıp yaparım. Uğraştım 1,5 ayda udun kalıbını ve kalan kısımlarını yaptım. dedi.Yaptığı ilk enstrümanın beğenilmesinin ardından ud yapımına devam ettiğini dile getiren Kocabıyık, şunları kaydetti:Bugüne kadar sayısını tam bilmiyorum ama en az 200-300 ud yapmışımdır. Şu an elimde 20-25 yıl önce yaptığım udlar var. Hala güzel ses, güzel tınılar verebiliyor. Severek yapıyoruz, sevdiğimiz için de mutluyuz. Yine bu süreç içinde 2-3 tambur, bir tane kanun, 3-4 tane de bağlama yaptım, o arada yaptığım çok ney var, öğrencilerime dağıttım. Bütün akustik enstrümanları yapabilecek seviyedeyim.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/iddia-uzerine-basladigi-enstruman-yapimini-31-yildir-surduruyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bedri Rahmi'nin çizdiği balık figürü, Muğla'da ismini taşıyan koyun simgesi oldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bedri-rahmi-nin-cizdigi-balik-figuru-mugla-da-ismini-tasiyan-koyun-simgesi-oldu/912845/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bedri-rahmi-nin-cizdigi-balik-figuru-mugla-da-ismini-tasiyan-koyun-simgesi-oldu/912845/</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 11:11:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Muğla / ⁠Muğla'nın Dalaman ilçesindeki koyda ünlü ressam ve şairin 52 yıl önce bir kayaya yaptığı figür, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor - ⁠Yaklaşık 25 yıldır günübirlik tur teknesi işletmeciliği yapan Ahmet Tombak: -⁠ ⁠Misafirlerimiz burada denize giriyor, daha sonra balık resminin önünde fotoğraf çektirerek güzel hatıralar biriktiriyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Muğla Haberleri : DURMUŞ GENÇ - Muğla'nın Dalaman ilçesinde tur teknelerinin uğrak noktalarından Bedri Rahmi Koyu'nda ressam, şair ve yazar Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun 1974'te kayaya çizdiği balık figürü, yıllardır bölgeye gelen turistlerin ilgi odağı oluyor.Göcek'ten düzenlenen günübirlik turlarda Büyükova, Akvaryum, Bedri Rahmi, Tersane, Göbün ve Kleopatra koyları ile Yassıca Adaları ziyaret ediliyor.Yaklaşık 8 saat süren turlarda turistler koylarda denize giriyor, doğayla iç içe vakit geçiriyor ve bölgenin doğal güzelliklerini tekneden veya karadan fotoğraflıyor.Göcek'in en popüler duraklarından biri ise adını ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu'ndan alan Bedri Rahmi Koyu.Eski adı Taşyaka olan koy, berrak denizi, sakin atmosferi, çevresindeki tarihi kaya mezarları ve kayaya işlenen balık figürüyle dikkati çekiyor.Koya kara yoluyla doğrudan ulaşım bulunmazken, bölgeye Göcek'ten düzenlenen tekne turlarıyla veya özel teknelerle ulaşılabiliyor.Göcek'ten yaklaşık 30-45 dakikalık tekne yolculuğuyla ulaşılan koyda tekneler demirleyerek konuklarına denize girme ve çevreyi keşfetme imkanı sunuyor.Yaklaşık 25 yıldır günübirlik tur teknesi işletmeciliği yapan Ahmet Tombak, AA muhabirine, Bedri Rahmi Koyu'nun günübirlik tur teknelerinin en popüler duraklarından biri olduğunu söyledi.Koydaki balık figürünün Eyüboğlu tarafından kayaya işlendiğini belirten Tombak, eserin ziyaretçilerin ilgisini çektiğini ifade etti.Tombak, Misafirlerimiz burada denize giriyor, daha sonra balık resminin önünde fotoğraf çektirerek güzel hatıralar biriktiriyor. dedi.Göcek'in yat turizmi açısından da önemli bir merkez olduğunu belirten Tombak, bölgedeki 6 marinanın yanı sıra günübirlik tekne turlarına da yoğun ilgi gösterildiğini kaydetti.Günübirlik turlara özellikle İngiltere, Hollanda, Almanya ve Rusya'dan gelen turistlerin katıldığını anlatan Tombak, turlarda ziyaretçileri bölgenin koylarıyla buluşturduklarını, amaçlarının turistlere Göcek'in doğal güzelliklerini en iyi şekilde tanıtmak olduğunu kaydetti.Sezonda günde yaklaşık 1500 kişi buraya fotoğraf çektirmeye geliyorBedri Rahmi Koyu'nun hikayesini anlatan Nihat Dündar ise Eyüboğlu'nun 1974'te çıktığı mavi yolculukta bölgeye geldiğini ve kayalığı beğenmesinin ardından balık figürünü çizdiğini söyledi.Dündar, kayadaki figürün farklı deniz canlılarını ve yelkenli bir tekneyi andıran ayrıntılar barındırdığını dile getirdi.Figürün her yıl çok sayıda turist tarafından ziyaret edildiğini ifade eden Dündar, Sezonda günde yaklaşık 1500 kişi buraya fotoğraf çektirmeye geliyor. Buranın çok güzel bir anlamı var. diye konuştu.Dündar, Eyüboğlu'nun ailesinin belirli dönemlerde koya gelerek figürün bakımını yaptığını kaydetti.Boyama ve bakım çalışmalarının birkaç saat sürdüğünü belirten Dündar, koydaki eserin gelecek nesillere aktarılmasının önemli olduğunu vurguladı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Muğla Haberleri : DURMUŞ GENÇ - Muğla'nın Dalaman ilçesinde tur teknelerinin uğrak noktalarından Bedri Rahmi Koyu'nda ressam, şair ve yazar Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun 1974'te kayaya çizdiği balık figürü, yıllardır bölgeye gelen turistlerin ilgi odağı oluyor.Göcek'ten düzenlenen günübirlik turlarda Büyükova, Akvaryum, Bedri Rahmi, Tersane, Göbün ve Kleopatra koyları ile Yassıca Adaları ziyaret ediliyor.Yaklaşık 8 saat süren turlarda turistler koylarda denize giriyor, doğayla iç içe vakit geçiriyor ve bölgenin doğal güzelliklerini tekneden veya karadan fotoğraflıyor.Göcek'in en popüler duraklarından biri ise adını ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu'ndan alan Bedri Rahmi Koyu.Eski adı Taşyaka olan koy, berrak denizi, sakin atmosferi, çevresindeki tarihi kaya mezarları ve kayaya işlenen balık figürüyle dikkati çekiyor.Koya kara yoluyla doğrudan ulaşım bulunmazken, bölgeye Göcek'ten düzenlenen tekne turlarıyla veya özel teknelerle ulaşılabiliyor.Göcek'ten yaklaşık 30-45 dakikalık tekne yolculuğuyla ulaşılan koyda tekneler demirleyerek konuklarına denize girme ve çevreyi keşfetme imkanı sunuyor.Yaklaşık 25 yıldır günübirlik tur teknesi işletmeciliği yapan Ahmet Tombak, AA muhabirine, Bedri Rahmi Koyu'nun günübirlik tur teknelerinin en popüler duraklarından biri olduğunu söyledi.Koydaki balık figürünün Eyüboğlu tarafından kayaya işlendiğini belirten Tombak, eserin ziyaretçilerin ilgisini çektiğini ifade etti.Tombak, Misafirlerimiz burada denize giriyor, daha sonra balık resminin önünde fotoğraf çektirerek güzel hatıralar biriktiriyor. dedi.Göcek'in yat turizmi açısından da önemli bir merkez olduğunu belirten Tombak, bölgedeki 6 marinanın yanı sıra günübirlik tekne turlarına da yoğun ilgi gösterildiğini kaydetti.Günübirlik turlara özellikle İngiltere, Hollanda, Almanya ve Rusya'dan gelen turistlerin katıldığını anlatan Tombak, turlarda ziyaretçileri bölgenin koylarıyla buluşturduklarını, amaçlarının turistlere Göcek'in doğal güzelliklerini en iyi şekilde tanıtmak olduğunu kaydetti.Sezonda günde yaklaşık 1500 kişi buraya fotoğraf çektirmeye geliyorBedri Rahmi Koyu'nun hikayesini anlatan Nihat Dündar ise Eyüboğlu'nun 1974'te çıktığı mavi yolculukta bölgeye geldiğini ve kayalığı beğenmesinin ardından balık figürünü çizdiğini söyledi.Dündar, kayadaki figürün farklı deniz canlılarını ve yelkenli bir tekneyi andıran ayrıntılar barındırdığını dile getirdi.Figürün her yıl çok sayıda turist tarafından ziyaret edildiğini ifade eden Dündar, Sezonda günde yaklaşık 1500 kişi buraya fotoğraf çektirmeye geliyor. Buranın çok güzel bir anlamı var. diye konuştu.Dündar, Eyüboğlu'nun ailesinin belirli dönemlerde koya gelerek figürün bakımını yaptığını kaydetti.Boyama ve bakım çalışmalarının birkaç saat sürdüğünü belirten Dündar, koydaki eserin gelecek nesillere aktarılmasının önemli olduğunu vurguladı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/bedri-rahmi-nin-cizdigi-balik-figuru-mugla-da-ismini-tasiyan-koyun-simgesi-oldu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Karaman'da bıçaklı kavgada 1 kişi yaralandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/karaman-da-bicakli-kavgada-1-kisi-yaralandi/912844/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/karaman-da-bicakli-kavgada-1-kisi-yaralandi/912844/</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 11:11:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Karaman / Karaman'da iki grup arasında çıkan bıçaklı kavgada bir kişi yaralandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Karaman Haberleri : Karaman'da iki grup arasında çıkan bıçaklı kavgada bir kişi yaralandı.Kirişçi Mahallesi 41. Sokak'ta iki grup arasında tartışma çıktı.Kısa sürede kavgaya dönüşen olayda, B.U. (15) bıçakla yaralandı.İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.Yaralı B.U, Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Karaman Haberleri : Karaman'da iki grup arasında çıkan bıçaklı kavgada bir kişi yaralandı.Kirişçi Mahallesi 41. Sokak'ta iki grup arasında tartışma çıktı.Kısa sürede kavgaya dönüşen olayda, B.U. (15) bıçakla yaralandı.İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.Yaralı B.U, Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/karaman-da-bicakli-kavgada-1-kisi-yaralandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Azerbaycan'ın Karabağ'da tam egemenlik sağlamasının üzerinden 3 yıl geçti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/azerbaycan-in-karabag-da-tam-egemenlik-saglamasinin-uzerinden-3-yil-gecti/912842/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/azerbaycan-in-karabag-da-tam-egemenlik-saglamasinin-uzerinden-3-yil-gecti/912842/</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 11:08:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Bakü / Yaklaşık 24 saat süren antiterör operasyonu sonrası Karabağ'daki Ermeni güçleri silah bırakmak zorunda kaldı - Azerbaycan genelinde 20 Eylül, Karabağ'ın kurtarılarak egemenlik ve anayasal düzenin tam tesis edilmesi nedeniyle Egemenlik Günü olarak kutlanıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Bakü Haberleri : RUSLAN REHİMOV - Azerbaycan ordusunun, Karabağ'da anayasal düzeni yeniden tesis ettiği antiterör operasyonunun üzerinden 3 yıl geçti.Azerbaycan ordusu, 19 Eylül 2023'te Karabağ'daki yasa dışı Ermeni güçlerin silahsızlandırılması, bölgeden çıkarılması, askeri altyapılarının etkisiz hale getirilmesi, sivillerin güvenliğinin sağlanması ve anayasal düzenin yeniden tesis edilmesi amacıyla antiterör operasyonu başlattı.Yaklaşık 24 saat süren operasyonda Ermeni güçlerinin mevzi ve ateş noktaları yüksek hassasiyetli silahlarla imha edildi. Operasyon, 20 Eylül'de başarıyla tamamlandı.Operasyon sonucunda yasa dışı Ermeni silahlı güçleri, silah bırakmak zorunda kaldı, Karabağ'da işgal rejimi kuran sözde Ermeni yönetimi kendini feshetti.İşgalci yapının bir zamanlar başkent olarak gördüğü Hankendi'nin yanı sıra Hocalı, Hocavend ve Ağdere şehirleri Azerbaycan'ın kontrolüne geçti. Böylece ülkenin tamamında egemenlik ve anayasal düzen tam olarak sağlandı.Azerbaycan yönetimi, Karabağ'daki Ermeni nüfusa entegrasyon çağrısında bulundu, bölgeye insani yardım sevkiyatları yapıldı. Hankendi ve çevresindeki elektrik hatları, Ermenistan'ın enerji sisteminden ayrılarak Azerbaycan'ın ağına bağlandı.Azerbaycan'ın ülkeye entegre olma ve vatandaşlık hakkını kabul ederek eşit haklardan yararlanma teklifine rağmen bölgedeki Ermeni nüfusun büyük çoğunluğu Ermenistan'a göç etti.Sözde rejimin yöneticileri gözaltına alındıKarabağ'daki sözde Ermeni yönetiminin eski cumhurbaşkanları Arkadi Gukasyan, Bako Saakyan ve Arayik Harutyunyan, parlamento başkanı Davit İşhanyan ve devlet bakanı Ruben Vardanyan'ın da aralarında bulunduğu 15 kişi, Azerbaycan güvenlik güçlerince gözaltına alınarak Bakü'ye götürüldü.Yargı önüne çıkarılan bu kişilerin bazılarına müebbet, bazılarına ise 20'şer yıl hapis cezası verildi.Operasyonda 204 şehit verildiAntiterör operasyonunda Azerbaycan ordusundan 204 asker şehit oldu.Ermeni güçlerinden ise 310 kişi öldü, 614 kişi yaralandı.Operasyonda Ermeni güçlerine ait 8 tank, 22 top, 14 havan topu, 3 uçaksavar ve 9 askeri araç imha edildi, 1713 askeri araç ve silah ile 18 bin 600 tüfeğe el konuldu.Rus Barış Gücü bölgeden ayrıldıOperasyonun ardından yaşanan süreçte 2. Karabağ Savaşı'ndan sonra Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya liderlerinin imzaladığı üçlü bildiri gereği, bölgede konuşlandırılan Rus Barış Gücü birlikleri aşamalı olarak çekildi.Görev süresinin 10 Kasım 2025'te dolması öngörülse de birliklerin çıkışı, Haziran 2024'te tamamlandı.Yine 2. Karabağ Savaşı sonrasında ateşkesin kontrolü ve ihlallerin önlenmesi amacıyla Azerbaycan'ın Ağdam bölgesinde kurulan Türk-Rus Ortak Merkezi de görevini sona erdirdi.20 Eylül Egemenlik GünüCumhurbaşkanı İlham Aliyev, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü tamamen sağlamasının yıl dönümü 20 Eylül'ü ülkenin Egemenlik Günü ilan etti.Antiterör operasyonu sonrasında başlayan süreçte Azerbaycan ile Ermenistan arasında barış görüşmeleri yoğunlaştırıldı. İki ülke, Mart 2025'te barış anlaşmasının metni üzerinde mutabakat sağlarken, anlaşma metninde Karabağ Ermenilerine özel statü tanınmadı.Taraflar, barış anlaşması metnini 8 Ağustos 2025'te ABD Başkanı Donald Trump'ın ev sahipliğinde Washington'da düzenlenen üçlü zirvede parafladı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Bakü Haberleri : RUSLAN REHİMOV - Azerbaycan ordusunun, Karabağ'da anayasal düzeni yeniden tesis ettiği antiterör operasyonunun üzerinden 3 yıl geçti.Azerbaycan ordusu, 19 Eylül 2023'te Karabağ'daki yasa dışı Ermeni güçlerin silahsızlandırılması, bölgeden çıkarılması, askeri altyapılarının etkisiz hale getirilmesi, sivillerin güvenliğinin sağlanması ve anayasal düzenin yeniden tesis edilmesi amacıyla antiterör operasyonu başlattı.Yaklaşık 24 saat süren operasyonda Ermeni güçlerinin mevzi ve ateş noktaları yüksek hassasiyetli silahlarla imha edildi. Operasyon, 20 Eylül'de başarıyla tamamlandı.Operasyon sonucunda yasa dışı Ermeni silahlı güçleri, silah bırakmak zorunda kaldı, Karabağ'da işgal rejimi kuran sözde Ermeni yönetimi kendini feshetti.İşgalci yapının bir zamanlar başkent olarak gördüğü Hankendi'nin yanı sıra Hocalı, Hocavend ve Ağdere şehirleri Azerbaycan'ın kontrolüne geçti. Böylece ülkenin tamamında egemenlik ve anayasal düzen tam olarak sağlandı.Azerbaycan yönetimi, Karabağ'daki Ermeni nüfusa entegrasyon çağrısında bulundu, bölgeye insani yardım sevkiyatları yapıldı. Hankendi ve çevresindeki elektrik hatları, Ermenistan'ın enerji sisteminden ayrılarak Azerbaycan'ın ağına bağlandı.Azerbaycan'ın ülkeye entegre olma ve vatandaşlık hakkını kabul ederek eşit haklardan yararlanma teklifine rağmen bölgedeki Ermeni nüfusun büyük çoğunluğu Ermenistan'a göç etti.Sözde rejimin yöneticileri gözaltına alındıKarabağ'daki sözde Ermeni yönetiminin eski cumhurbaşkanları Arkadi Gukasyan, Bako Saakyan ve Arayik Harutyunyan, parlamento başkanı Davit İşhanyan ve devlet bakanı Ruben Vardanyan'ın da aralarında bulunduğu 15 kişi, Azerbaycan güvenlik güçlerince gözaltına alınarak Bakü'ye götürüldü.Yargı önüne çıkarılan bu kişilerin bazılarına müebbet, bazılarına ise 20'şer yıl hapis cezası verildi.Operasyonda 204 şehit verildiAntiterör operasyonunda Azerbaycan ordusundan 204 asker şehit oldu.Ermeni güçlerinden ise 310 kişi öldü, 614 kişi yaralandı.Operasyonda Ermeni güçlerine ait 8 tank, 22 top, 14 havan topu, 3 uçaksavar ve 9 askeri araç imha edildi, 1713 askeri araç ve silah ile 18 bin 600 tüfeğe el konuldu.Rus Barış Gücü bölgeden ayrıldıOperasyonun ardından yaşanan süreçte 2. Karabağ Savaşı'ndan sonra Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya liderlerinin imzaladığı üçlü bildiri gereği, bölgede konuşlandırılan Rus Barış Gücü birlikleri aşamalı olarak çekildi.Görev süresinin 10 Kasım 2025'te dolması öngörülse de birliklerin çıkışı, Haziran 2024'te tamamlandı.Yine 2. Karabağ Savaşı sonrasında ateşkesin kontrolü ve ihlallerin önlenmesi amacıyla Azerbaycan'ın Ağdam bölgesinde kurulan Türk-Rus Ortak Merkezi de görevini sona erdirdi.20 Eylül Egemenlik GünüCumhurbaşkanı İlham Aliyev, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü tamamen sağlamasının yıl dönümü 20 Eylül'ü ülkenin Egemenlik Günü ilan etti.Antiterör operasyonu sonrasında başlayan süreçte Azerbaycan ile Ermenistan arasında barış görüşmeleri yoğunlaştırıldı. İki ülke, Mart 2025'te barış anlaşmasının metni üzerinde mutabakat sağlarken, anlaşma metninde Karabağ Ermenilerine özel statü tanınmadı.Taraflar, barış anlaşması metnini 8 Ağustos 2025'te ABD Başkanı Donald Trump'ın ev sahipliğinde Washington'da düzenlenen üçlü zirvede parafladı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ProjeM platformuyla kamu kaynakları tek çatı altında yönetiliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/projem-platformuyla-kamu-kaynaklari-tek-cati-altinda-yonetiliyor/912841/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/projem-platformuyla-kamu-kaynaklari-tek-cati-altinda-yonetiliyor/912841/</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 11:08:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / TÜRKSAT tarafından hayata geçirilen ProjeM, kurumların proje, program ve portföy yönetimi ihtiyaçlarını bir platform altında topluyor ve planlanan bütçelerle gerçekleşen harcamalar eş zamanlı izleniyor - Olası bütçe aşımları ve gecikmelerin erken aşamada tespit edilmesiyle, kamu kaynaklarına kalkan olunarak, bunların korunmasına katkı sunuluyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : AYŞE BÖCÜOĞLU BODUR - Yerli ve milli karar destek sistemi ProjeM platformu ile kamu kurumları ve büyük organizasyonların proje, program, portföy, bütçe ve ihale süreçleri tek çatı altında koordine ediliyor.AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Türkiye'nin dijital dönüşümüne katkı sağlayan TÜRKSAT tarafından hayata geçirilen ProjeM, kurumların proje, program ve portföy yönetimi ihtiyaçlarını bir platform altında toplamak için 2022'de kullanılmaya başlandı.Platform sayesinde, farklı birimlerde dağınık şekilde yürütülen çalışmalar, riskler ve kaynakların tek ekrandan yönetilmesi, yöneticilere doğru kararları zamanında alabilmeleri için anlık ve güvenilir veriler sunulması amaçlandı.Uluslararası Proje Yönetimi Enstitüsü (PMI) standartlarında tasarlanan ProjeM ile farklı birimlerde yürütülen binlerce çalışmanın tek platformda toplanması ve kurum genelinde ortak bir çalışma dili oluşturulması hedeflendi. Yerli ve milli karar destek sistemi ProjeM ile kamu kurumları ve büyük organizasyonların proje, program, portföy, bütçe ve ihale süreçleri tek çatı altında koordine edildi.Planlanan bütçeler ve harcamalar eş zamanlı izleniyorProjeM'in kamu kaynaklarının kullanımında bütçe disiplini ve şeffaflığın artırılmasına katkı sağlaması öngörülüyor.Sistemle kamu yatırımları, altyapı projeleri ve teknolojik dönüşüm çalışmalarının, planlanan bütçelerle ve zamanında tamamlanmasına yönelik süreçler izlenebiliyor.İlan usulü satın alma, ihale ve tedarikçi süreçlerini uçtan uca kayıt altına alan platform, değerlendirmelerin şeffaf, izlenebilir ve denetime hazır şekilde yürütülmesini sağlıyor.Platform ile planlanan bütçelerle gerçekleşen harcamalar eş zamanlı izlenirken, olası bütçe aşımları ve gecikmelerin erken aşamada tespit edilmesiyle, kamu kaynaklarına kalkan olunarak, bunların korunmasına katkı sunuluyor.Kamu kurumlarında kişilere bağımlılık azaltılıyorÜst yönetim, devam eden projeler, bütçe kullanımları ve kritik risklere ilişkin özet bilgilere de ProjeM sayesinde tek ekrandan ulaşılabiliyor. Bu yapıyla, karar alma süreçlerinin hızlandırılması ve tahmine veya kişisel inisiyatiflere dayalı yönetim anlayışı yerine, veriye dayalı bir yönetim kültürünün oluşturulması amaçlanıyor. ProjeM'in ayrıca kamu kurumlarında kişilere bağımlılığı azaltarak, iş süreçlerinde sürekliliğin sağlanması hedefleniyor.Görev ve sorumlulukların netleştirilmesi ve iş yükünün dengeli dağıtılması öngörülen platformda, yetki devirleriyle personel veya yönetici değişiklikleri sırasında iş süreçlerinin aksamamasına yönelik bir yapı oluşturuluyor. Burada gerçekleştirilen işlemler, alınan kararlar ve proje süreçlerinde edinilen dersler dijital ortamda kayıt altına alınarak, kurumsal hafıza güçlendiriliyor.ProjeM ile kurumların operasyonel verimliliğinin artırılması ve kamu yatırımlarının daha hızlı, şeffaf ve hatasız şekilde vatandaşa ulaşmasına katkı sağlanıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : AYŞE BÖCÜOĞLU BODUR - Yerli ve milli karar destek sistemi ProjeM platformu ile kamu kurumları ve büyük organizasyonların proje, program, portföy, bütçe ve ihale süreçleri tek çatı altında koordine ediliyor.AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Türkiye'nin dijital dönüşümüne katkı sağlayan TÜRKSAT tarafından hayata geçirilen ProjeM, kurumların proje, program ve portföy yönetimi ihtiyaçlarını bir platform altında toplamak için 2022'de kullanılmaya başlandı.Platform sayesinde, farklı birimlerde dağınık şekilde yürütülen çalışmalar, riskler ve kaynakların tek ekrandan yönetilmesi, yöneticilere doğru kararları zamanında alabilmeleri için anlık ve güvenilir veriler sunulması amaçlandı.Uluslararası Proje Yönetimi Enstitüsü (PMI) standartlarında tasarlanan ProjeM ile farklı birimlerde yürütülen binlerce çalışmanın tek platformda toplanması ve kurum genelinde ortak bir çalışma dili oluşturulması hedeflendi. Yerli ve milli karar destek sistemi ProjeM ile kamu kurumları ve büyük organizasyonların proje, program, portföy, bütçe ve ihale süreçleri tek çatı altında koordine edildi.Planlanan bütçeler ve harcamalar eş zamanlı izleniyorProjeM'in kamu kaynaklarının kullanımında bütçe disiplini ve şeffaflığın artırılmasına katkı sağlaması öngörülüyor.Sistemle kamu yatırımları, altyapı projeleri ve teknolojik dönüşüm çalışmalarının, planlanan bütçelerle ve zamanında tamamlanmasına yönelik süreçler izlenebiliyor.İlan usulü satın alma, ihale ve tedarikçi süreçlerini uçtan uca kayıt altına alan platform, değerlendirmelerin şeffaf, izlenebilir ve denetime hazır şekilde yürütülmesini sağlıyor.Platform ile planlanan bütçelerle gerçekleşen harcamalar eş zamanlı izlenirken, olası bütçe aşımları ve gecikmelerin erken aşamada tespit edilmesiyle, kamu kaynaklarına kalkan olunarak, bunların korunmasına katkı sunuluyor.Kamu kurumlarında kişilere bağımlılık azaltılıyorÜst yönetim, devam eden projeler, bütçe kullanımları ve kritik risklere ilişkin özet bilgilere de ProjeM sayesinde tek ekrandan ulaşılabiliyor. Bu yapıyla, karar alma süreçlerinin hızlandırılması ve tahmine veya kişisel inisiyatiflere dayalı yönetim anlayışı yerine, veriye dayalı bir yönetim kültürünün oluşturulması amaçlanıyor. ProjeM'in ayrıca kamu kurumlarında kişilere bağımlılığı azaltarak, iş süreçlerinde sürekliliğin sağlanması hedefleniyor.Görev ve sorumlulukların netleştirilmesi ve iş yükünün dengeli dağıtılması öngörülen platformda, yetki devirleriyle personel veya yönetici değişiklikleri sırasında iş süreçlerinin aksamamasına yönelik bir yapı oluşturuluyor. Burada gerçekleştirilen işlemler, alınan kararlar ve proje süreçlerinde edinilen dersler dijital ortamda kayıt altına alınarak, kurumsal hafıza güçlendiriliyor.ProjeM ile kurumların operasyonel verimliliğinin artırılması ve kamu yatırımlarının daha hızlı, şeffaf ve hatasız şekilde vatandaşa ulaşmasına katkı sağlanıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Küresel gıda fiyatları yaklaşık 4 yılın en yüksek seviyesinde seyrediyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kuresel-gida-fiyatlari-yaklasik-4-yilin-en-yuksek-seviyesinde-seyrediyor/912840/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kuresel-gida-fiyatlari-yaklasik-4-yilin-en-yuksek-seviyesinde-seyrediyor/912840/</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 11:08:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Gıda ve gübre piyasaları, Orta Doğu'daki çatışmalardan kaynaklı aksamalar, Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle Karadeniz üzerinden yapılan sevkiyatlardaki sorunlar, enerji maliyetlerindeki artış ve aşırı hava olaylarının baskısıyla fiyatlanıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : ATA UFUK ŞEKER - Küresel gıda fiyatları, olumsuz hava koşulları, jeopolitik gerilimler ve ticaret yollarındaki aksamaların etkisiyle yaklaşık son 4 yılın en yüksek seviyesine çıkarken, gübre fiyatları yüksek seyretmeye devam ediyor.Küresel gıda ve gübre piyasaları, Orta Doğu'daki çatışmalardan kaynaklı aksamalar, Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle Karadeniz üzerinden yapılan sevkiyatlardaki belirsizlikler, enerji maliyetlerindeki artış ve aşırı hava olaylarının baskısı altında bulunuyor.Kızıldeniz ve Babulmendeb Boğazı güzergahındaki güvenlik riskleri nedeniyle bazı taşımacılık şirketlerinin gemilerini Ümit Burnu üzerinden daha uzun rotalara yönlendirmesi teslimat sürelerini uzatırken, yakıt, navlun ve sigorta maliyetlerini artırıyor. Bu durum, enerji ve gübrenin yanı sıra tahıl ve diğer gıda ürünlerinin taşıma maliyetleri üzerinde de yukarı yönlü baskı oluşturuyor.Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Dünya Bankası verilerinden derlenen bilgilere göre, küresel gıda fiyatları ağustosta Kasım 2022'den bu yana en yüksek seviyesine ulaşırken, gübre fiyatları yılın ikinci çeyreğinde gördüğü zirveden gerilemesine rağmen yüksek seyrini muhafaza ediyor.FAO Gıda Fiyat Endeksi, ağustosta aylık bazda yüzde 1,9 artarak 133,3 puana ulaştı. Böylece endeks, Kasım 2022'den bu yana en yüksek seviyesini gördü.Küresel gıda fiyatları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,5 yükselirken, Mart 2022'de Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başlamasının ardından kırılan tarihi seviyenin bir miktar altında kaldı.Ağustosta gıda endeksinde yer alan tahıl, bitkisel yağ, et, süt ürünleri ve şeker gruplarının tamamında fiyat artışı yaşandı.Şeker fiyatları ağustosta bir önceki aya göre yüzde 11,9 artarak Haziran 2025'ten bu yana en yüksek seviyesine çıktı.Bu artışta, sıcak ve kurak hava nedeniyle Avrupa Birliği'nde (AB) şeker pancarı veriminin düşeceği beklentisi, güçlü El Nino'nun Asya'daki üretim üzerindeki olası etkileri, Brezilya'nın orta-güney bölgesindeki üretim kaybı ve Hindistan'ın gümrüksüz ham şeker ithalatı kararı etkili oldu. Aynı dönemde tahıl fiyatları yüzde 2,2, süt ürünleri yüzde 2,3 ve et fiyatları yüzde 1 yükseldi.Buğday fiyatları, Karadeniz'deki ihracatta yaşanan sorunlar ve Avrupa'daki sıcak ve kurak hava koşulları nedeniyle aylık yüzde 2,6, yıllık yüzde 15 artış gösterdi.Mısır fiyatları da ABD ve AB'deki üretim endişeleri, yem ve etanol talebi ile Ukrayna'nın ihracatındaki aksamaların etkisiyle yüzde 2,5 yükseldi. Pirinç fiyatlarındaki artış yüzde 0,5 oldu.Bitkisel yağ fiyatları ise güçlü ithalat talebi ve Güneydoğu Asya'da üretimin El Nino'dan olumsuz etkilenebileceği endişesiyle son 3 ayda yükselişini sürdürerek Haziran 2022'den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.Tahıl üretiminde düşüş bekleniyorFAO, küresel tahıl üretiminin bu yıl geçen yıla göre yüzde 2 azalarak 2 milyar 980 milyon tona gerilemesini öngörüyor.Ayrıca, dünya mısır üretiminin 1 milyar 309 milyon ton, buğday üretiminin 810,7 milyon ton ve pirinç üretiminin 553,1 milyon ton seviyesinde gerçekleşeceği tahmin ediliyor.Küresel tahıl stoklarının halen makul seviyede bulunmasına rağmen üretim ve ticaretteki düşüş piyasalardaki arz endişelerini kuvvetlendiriyor.Gübre fiyatları zirveden gerilediDünya Bankasının emtia fiyat verilerine göre, küresel gübre fiyatları son dönemde yılın ikinci çeyreğinde ulaştığı zirve seviyelerden geriledi. Buna rağmen küresel gübre fiyatları yüksek seyrine devam ediyor. Gübre fiyatları haziran-ağustos döneminde ürün bazında farklı seyir izledi.Küresel gübre fiyat endeksi, hazirandaki 156,1 puandan ağustosta 146,4 puana gerileyerek yüzde 6,2 düştü. Endeks, ağustosta önceki aya göre de yüzde 1,9 azaldı.Ürenin ton fiyatı haziran-ağustos döneminde yüzde 13,9 düşerek 453,1 dolardan 390 dolara indi.Aynı dönemde triple süper fosfatın (TSP) ton fiyatı yüzde 4,2 azalarak 735,6 dolardan 704,4 dolara, potasyum klorürün fiyatı da yüzde 3,9 düşerek 402,5 dolardan 386,9 dolara geriledi.Buna karşılık diamonyum fosfatın (DAP) ton fiyatı yüzde 1,2 artarak 783,8 dolardan 793,5 dolara yükseldi. Fosfat kayanın fiyatı da yüzde 8,3 artışla ton başına 156,9 dolardan 170 dolara çıktı.Üre fiyatlarındaki düşüşte, Orta Doğu'daki çatışmaların ilk döneminde ortaya çıkan arz endişelerinin kısmen hafiflemesi etkili oldu. Çatışmalar ve Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatlardaki aksamalar, küresel üre arzının önemli bölümünün kesintiye uğrayabileceği endişesi yaratmış ve fiyatların yılın ikinci çeyreğinde hızla yükselmesine neden olmuştu.Alternatif üreticilerin ihracatlarını artırması, Rusya ve ABD'nin pazardaki payının yükselmesi ve ithalatçı ülkelerin tedarik kaynaklarını çeşitlendirmesi arz üzerindeki baskıyı azalttı. Yüksek fiyatlar nedeniyle bazı alıcıların gübre alımlarını ertelemesi veya azaltması da üre fiyatlarındaki gerilemeyi destekledi.Dünya Bankası, Orta Doğu'daki çatışmaların enerji ve gübre piyasalarına etkisi nedeniyle gübre fiyatlarının 2026 genelinde ortalama yüzde 31 artmasını ve gübrenin çiftçiler açısından 2022'den bu yana en düşük erişilebilirlik seviyesine gerilemesini bekliyor.Gübre fiyatlarındaki son düşüşe rağmen yüksek enerji maliyetleri, Hürmüz ve Babulmendeb boğazlarında gemi trafiğinde yaşanan aksamalar, El Nino bağlantılı hava koşulları, Karadeniz ticaretindeki belirsizlikler ve fosfat arzındaki sıkılığın gelecek dönemde küresel gıda fiyatları üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmaya devam ettiğine işaret ediyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : ATA UFUK ŞEKER - Küresel gıda fiyatları, olumsuz hava koşulları, jeopolitik gerilimler ve ticaret yollarındaki aksamaların etkisiyle yaklaşık son 4 yılın en yüksek seviyesine çıkarken, gübre fiyatları yüksek seyretmeye devam ediyor.Küresel gıda ve gübre piyasaları, Orta Doğu'daki çatışmalardan kaynaklı aksamalar, Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle Karadeniz üzerinden yapılan sevkiyatlardaki belirsizlikler, enerji maliyetlerindeki artış ve aşırı hava olaylarının baskısı altında bulunuyor.Kızıldeniz ve Babulmendeb Boğazı güzergahındaki güvenlik riskleri nedeniyle bazı taşımacılık şirketlerinin gemilerini Ümit Burnu üzerinden daha uzun rotalara yönlendirmesi teslimat sürelerini uzatırken, yakıt, navlun ve sigorta maliyetlerini artırıyor. Bu durum, enerji ve gübrenin yanı sıra tahıl ve diğer gıda ürünlerinin taşıma maliyetleri üzerinde de yukarı yönlü baskı oluşturuyor.Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Dünya Bankası verilerinden derlenen bilgilere göre, küresel gıda fiyatları ağustosta Kasım 2022'den bu yana en yüksek seviyesine ulaşırken, gübre fiyatları yılın ikinci çeyreğinde gördüğü zirveden gerilemesine rağmen yüksek seyrini muhafaza ediyor.FAO Gıda Fiyat Endeksi, ağustosta aylık bazda yüzde 1,9 artarak 133,3 puana ulaştı. Böylece endeks, Kasım 2022'den bu yana en yüksek seviyesini gördü.Küresel gıda fiyatları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,5 yükselirken, Mart 2022'de Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başlamasının ardından kırılan tarihi seviyenin bir miktar altında kaldı.Ağustosta gıda endeksinde yer alan tahıl, bitkisel yağ, et, süt ürünleri ve şeker gruplarının tamamında fiyat artışı yaşandı.Şeker fiyatları ağustosta bir önceki aya göre yüzde 11,9 artarak Haziran 2025'ten bu yana en yüksek seviyesine çıktı.Bu artışta, sıcak ve kurak hava nedeniyle Avrupa Birliği'nde (AB) şeker pancarı veriminin düşeceği beklentisi, güçlü El Nino'nun Asya'daki üretim üzerindeki olası etkileri, Brezilya'nın orta-güney bölgesindeki üretim kaybı ve Hindistan'ın gümrüksüz ham şeker ithalatı kararı etkili oldu. Aynı dönemde tahıl fiyatları yüzde 2,2, süt ürünleri yüzde 2,3 ve et fiyatları yüzde 1 yükseldi.Buğday fiyatları, Karadeniz'deki ihracatta yaşanan sorunlar ve Avrupa'daki sıcak ve kurak hava koşulları nedeniyle aylık yüzde 2,6, yıllık yüzde 15 artış gösterdi.Mısır fiyatları da ABD ve AB'deki üretim endişeleri, yem ve etanol talebi ile Ukrayna'nın ihracatındaki aksamaların etkisiyle yüzde 2,5 yükseldi. Pirinç fiyatlarındaki artış yüzde 0,5 oldu.Bitkisel yağ fiyatları ise güçlü ithalat talebi ve Güneydoğu Asya'da üretimin El Nino'dan olumsuz etkilenebileceği endişesiyle son 3 ayda yükselişini sürdürerek Haziran 2022'den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.Tahıl üretiminde düşüş bekleniyorFAO, küresel tahıl üretiminin bu yıl geçen yıla göre yüzde 2 azalarak 2 milyar 980 milyon tona gerilemesini öngörüyor.Ayrıca, dünya mısır üretiminin 1 milyar 309 milyon ton, buğday üretiminin 810,7 milyon ton ve pirinç üretiminin 553,1 milyon ton seviyesinde gerçekleşeceği tahmin ediliyor.Küresel tahıl stoklarının halen makul seviyede bulunmasına rağmen üretim ve ticaretteki düşüş piyasalardaki arz endişelerini kuvvetlendiriyor.Gübre fiyatları zirveden gerilediDünya Bankasının emtia fiyat verilerine göre, küresel gübre fiyatları son dönemde yılın ikinci çeyreğinde ulaştığı zirve seviyelerden geriledi. Buna rağmen küresel gübre fiyatları yüksek seyrine devam ediyor. Gübre fiyatları haziran-ağustos döneminde ürün bazında farklı seyir izledi.Küresel gübre fiyat endeksi, hazirandaki 156,1 puandan ağustosta 146,4 puana gerileyerek yüzde 6,2 düştü. Endeks, ağustosta önceki aya göre de yüzde 1,9 azaldı.Ürenin ton fiyatı haziran-ağustos döneminde yüzde 13,9 düşerek 453,1 dolardan 390 dolara indi.Aynı dönemde triple süper fosfatın (TSP) ton fiyatı yüzde 4,2 azalarak 735,6 dolardan 704,4 dolara, potasyum klorürün fiyatı da yüzde 3,9 düşerek 402,5 dolardan 386,9 dolara geriledi.Buna karşılık diamonyum fosfatın (DAP) ton fiyatı yüzde 1,2 artarak 783,8 dolardan 793,5 dolara yükseldi. Fosfat kayanın fiyatı da yüzde 8,3 artışla ton başına 156,9 dolardan 170 dolara çıktı.Üre fiyatlarındaki düşüşte, Orta Doğu'daki çatışmaların ilk döneminde ortaya çıkan arz endişelerinin kısmen hafiflemesi etkili oldu. Çatışmalar ve Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatlardaki aksamalar, küresel üre arzının önemli bölümünün kesintiye uğrayabileceği endişesi yaratmış ve fiyatların yılın ikinci çeyreğinde hızla yükselmesine neden olmuştu.Alternatif üreticilerin ihracatlarını artırması, Rusya ve ABD'nin pazardaki payının yükselmesi ve ithalatçı ülkelerin tedarik kaynaklarını çeşitlendirmesi arz üzerindeki baskıyı azalttı. Yüksek fiyatlar nedeniyle bazı alıcıların gübre alımlarını ertelemesi veya azaltması da üre fiyatlarındaki gerilemeyi destekledi.Dünya Bankası, Orta Doğu'daki çatışmaların enerji ve gübre piyasalarına etkisi nedeniyle gübre fiyatlarının 2026 genelinde ortalama yüzde 31 artmasını ve gübrenin çiftçiler açısından 2022'den bu yana en düşük erişilebilirlik seviyesine gerilemesini bekliyor.Gübre fiyatlarındaki son düşüşe rağmen yüksek enerji maliyetleri, Hürmüz ve Babulmendeb boğazlarında gemi trafiğinde yaşanan aksamalar, El Nino bağlantılı hava koşulları, Karadeniz ticaretindeki belirsizlikler ve fosfat arzındaki sıkılığın gelecek dönemde küresel gıda fiyatları üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmaya devam ettiğine işaret ediyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>GRAFİKLİ - Her yıl yaklaşık 10 milyon kişiye tanı konulan demans hastağında risk belli oranda önlenebilir</title>
      <link>https://www.canligaste.com/grafikli-her-yil-yaklasik-10-milyon-kisiye-tani-konulan-demans-hastaginda-risk-belli-oranda-onlenebilir/912838/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/grafikli-her-yil-yaklasik-10-milyon-kisiye-tani-konulan-demans-hastaginda-risk-belli-oranda-onlenebilir/912838/</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 11:03:37 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Dünya genelinde 57 milyondan fazla kişi demansla yaşarken, hastalığın yüzde 60 ila 70'ini Alzheimer oluşturuyor - Küresel maliyetinin 2030’da 2,8 trilyon dolara ulaşması beklenen demans riskinin yüzde 45'e kadarının tütün, alkol kullanımı, sosyal izolasyon, fiziksel hareketsizlik ve hava kirliliği gibi durumlara bağlanabileceği belirtiliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : BEKİR AYDOĞAN - Dünya genelinde 57 milyondan fazla kişinin demansla (bunama) yaşadığı ve bu rakamın 2050'ye kadar 139 milyona çıkacağı öngörülürken, tam tedavisi olmasa da demans riskinin belli oranda önlenebilir veya geciktirilebilir olduğu değerlendiriliyor.Alzheimer hastalığı hakkında farkındalık oluşturmak ve bununla mücadeleye destek vermek amacıyla dünya genelinde her yıl 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü olarak kutlanıyor.Beyin hücrelerinin zamanla ölümüne bağlı olarak hafıza kaybı, bunama ve bilişsel fonksiyonların azalması şeklinde ilerleyen Alzheimer nedeniyle, dünya genelinde her yıl binlerce kişi yaşamını yitiriyor.İlk kez 1906’da Alman psikiyatrist ve patolojist Alois Alzheimer tarafından tanımlanan hastalık, 21. yüzyılın kabusu olarak kabul ediliyor.AA muhabiri, demans hastalığı ve bunun en yaygın türü olarak kabul edilen Alzheimer hakkındaki güncel bilgileri derledi.Dünya genelinde 57 milyondan fazla kişi demansla yaşıyorDünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 15 Temmuz’da yaptığı açıklamaya göre, dünya genelinde 57 milyondan fazla kişi, demansla yaşıyor ve her yıl yaklaşık 10 milyon kişiye yeni tanı konuluyor. Bu sayının 2030 yılına kadar 78 milyona, 2050 yılına kadar ise 139 milyona çıkacağı tahmin ediliyor.Demansın en yaygın türü olan Alzheimer hastalığının, vakaların yüzde 60 ila 70'ini oluşturduğu değerlendiriliyor.Demans küresel çapta yedinci önde gelen ölüm nedeni olarak görülürken, hafızayı, düşünmeyi ve günlük aktiviteleri gerçekleştirme yeteneğini etkiliyor ve beyne zarar veren birçok farklı hastalıktan kaynaklanabilir. Demansın küresel maliyeti 2030’da 2,8 trilyon dolara ulaşabilirDemansın küresel maliyetinin 2019 yılında 1,3 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor.Bu maliyetin 2030 yılına kadar 1,7 trilyon dolara, bakım maliyetlerindeki artışlar da dahil edilirse 2,8 trilyon dolara ulaşması öngörülüyor.Alzheimer's Disease International’ın (ADI) internet sitesinde yer alan bilgilere göre, demans hastalarının yüzde 60'ı düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşıyor ancak bu oranın 2050'ye kadar yüzde 71'e yükselmesi bekleniyor.Dünya genelinde her 3 saniyede bir yeni demans vakası ortaya çıkarken, demansın bir ülke olması halinde küresel maliyetleri bakımından Haziran 2024 itibarıyla dünyanın en büyük 17. ekonomisi olacağı değerlendiriliyor.​​​​​​​Demans hastalığında tanı ve tedavi açığı dikkati çekiyorADI’ya göre, araştırmalar demansla yaşayan insanların çoğunun henüz resmi tanı almadığını gösteriyor. Yüksek gelirli ülkelerde demans vakalarının yalnızca yüzde 20 ila 50’si birinci basamak sağlık hizmetlerinde kayıt altına alınırken, bu tedavi açığının düşük ve orta gelirli ülkelerde çok daha büyük olduğu tahmin ediliyor.ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezinin (CDC) verilerine göre, Alzheimer hastalığının erken belirtileri genellikle 60 yaşından sonra ortaya çıkıyor ve yaş ilerledikçe risk de artıyor.Daha genç kişilerde de Alzheimer hastalığı görülebilirken bu durum daha az yaygın. ​​​​​​​Tedavisi olmasa da önleme ve erteleme ihtimali varDSÖ'ye göre, demans hastalığının kesin tedavisi bulunmuyor ancak demans riskinin yüzde 45’e kadarı önlenebilir veya geciktirilebilir olarak görülüyor. Demans hastalığı riskinin yüzde 45'e kadarının tütün, alkol kullanımı, sosyal izolasyon, fiziksel hareketsizlik, hava kirliliği, yüksek tansiyon ve diyabet gibi değiştirilebilir risk faktörlerine bağlanabileceği değerlendiriliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : BEKİR AYDOĞAN - Dünya genelinde 57 milyondan fazla kişinin demansla (bunama) yaşadığı ve bu rakamın 2050'ye kadar 139 milyona çıkacağı öngörülürken, tam tedavisi olmasa da demans riskinin belli oranda önlenebilir veya geciktirilebilir olduğu değerlendiriliyor.Alzheimer hastalığı hakkında farkındalık oluşturmak ve bununla mücadeleye destek vermek amacıyla dünya genelinde her yıl 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü olarak kutlanıyor.Beyin hücrelerinin zamanla ölümüne bağlı olarak hafıza kaybı, bunama ve bilişsel fonksiyonların azalması şeklinde ilerleyen Alzheimer nedeniyle, dünya genelinde her yıl binlerce kişi yaşamını yitiriyor.İlk kez 1906’da Alman psikiyatrist ve patolojist Alois Alzheimer tarafından tanımlanan hastalık, 21. yüzyılın kabusu olarak kabul ediliyor.AA muhabiri, demans hastalığı ve bunun en yaygın türü olarak kabul edilen Alzheimer hakkındaki güncel bilgileri derledi.Dünya genelinde 57 milyondan fazla kişi demansla yaşıyorDünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 15 Temmuz’da yaptığı açıklamaya göre, dünya genelinde 57 milyondan fazla kişi, demansla yaşıyor ve her yıl yaklaşık 10 milyon kişiye yeni tanı konuluyor. Bu sayının 2030 yılına kadar 78 milyona, 2050 yılına kadar ise 139 milyona çıkacağı tahmin ediliyor.Demansın en yaygın türü olan Alzheimer hastalığının, vakaların yüzde 60 ila 70'ini oluşturduğu değerlendiriliyor.Demans küresel çapta yedinci önde gelen ölüm nedeni olarak görülürken, hafızayı, düşünmeyi ve günlük aktiviteleri gerçekleştirme yeteneğini etkiliyor ve beyne zarar veren birçok farklı hastalıktan kaynaklanabilir. Demansın küresel maliyeti 2030’da 2,8 trilyon dolara ulaşabilirDemansın küresel maliyetinin 2019 yılında 1,3 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor.Bu maliyetin 2030 yılına kadar 1,7 trilyon dolara, bakım maliyetlerindeki artışlar da dahil edilirse 2,8 trilyon dolara ulaşması öngörülüyor.Alzheimer's Disease International’ın (ADI) internet sitesinde yer alan bilgilere göre, demans hastalarının yüzde 60'ı düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşıyor ancak bu oranın 2050'ye kadar yüzde 71'e yükselmesi bekleniyor.Dünya genelinde her 3 saniyede bir yeni demans vakası ortaya çıkarken, demansın bir ülke olması halinde küresel maliyetleri bakımından Haziran 2024 itibarıyla dünyanın en büyük 17. ekonomisi olacağı değerlendiriliyor.​​​​​​​Demans hastalığında tanı ve tedavi açığı dikkati çekiyorADI’ya göre, araştırmalar demansla yaşayan insanların çoğunun henüz resmi tanı almadığını gösteriyor. Yüksek gelirli ülkelerde demans vakalarının yalnızca yüzde 20 ila 50’si birinci basamak sağlık hizmetlerinde kayıt altına alınırken, bu tedavi açığının düşük ve orta gelirli ülkelerde çok daha büyük olduğu tahmin ediliyor.ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezinin (CDC) verilerine göre, Alzheimer hastalığının erken belirtileri genellikle 60 yaşından sonra ortaya çıkıyor ve yaş ilerledikçe risk de artıyor.Daha genç kişilerde de Alzheimer hastalığı görülebilirken bu durum daha az yaygın. ​​​​​​​Tedavisi olmasa da önleme ve erteleme ihtimali varDSÖ'ye göre, demans hastalığının kesin tedavisi bulunmuyor ancak demans riskinin yüzde 45’e kadarı önlenebilir veya geciktirilebilir olarak görülüyor. Demans hastalığı riskinin yüzde 45'e kadarının tütün, alkol kullanımı, sosyal izolasyon, fiziksel hareketsizlik, hava kirliliği, yüksek tansiyon ve diyabet gibi değiştirilebilir risk faktörlerine bağlanabileceği değerlendiriliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/grafikli-her-yil-yaklasik-10-milyon-kisiye-tani-konulan-demans-hastaginda-risk-belli-oranda-onlenebilir.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Adana'da arazide erkek cesedi bulundu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/adana-da-arazide-erkek-cesedi-bulundu/912837/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/adana-da-arazide-erkek-cesedi-bulundu/912837/</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 11:03:37 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Adana / Adana'nın merkez Sarıçam ilçesindeki arazide erkek cesedi bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Adana Haberleri : Adana'nın merkez Sarıçam ilçesindeki arazide erkek cesedi bulundu.Gültepe Mahallesi'ndeki arazide bir kişinin hareketsiz yattığını görenler, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.Ekiplerin incelemesinde cesedin, Erol Coşkun'a (35) ait olduğu belirlendi.Coşkun'un cenazesi, otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Adana Haberleri : Adana'nın merkez Sarıçam ilçesindeki arazide erkek cesedi bulundu.Gültepe Mahallesi'ndeki arazide bir kişinin hareketsiz yattığını görenler, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.Ekiplerin incelemesinde cesedin, Erol Coşkun'a (35) ait olduğu belirlendi.Coşkun'un cenazesi, otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/adana-da-arazide-erkek-cesedi-bulundu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Melikgazi Kayseri Basketbol, genç kadrosunu avantaja çevirmek istiyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/melikgazi-kayseri-basketbol-genc-kadrosunu-avantaja-cevirmek-istiyor/912836/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/melikgazi-kayseri-basketbol-genc-kadrosunu-avantaja-cevirmek-istiyor/912836/</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 11:03:37 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Kayseri temsilcisinin başantrenörü Emin Süel: - Genç bir takım olduk. Bunu avantaja çevirmek için de sahada daha fazla mücadele eden bir takım oluşturmaya çalışıyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- SERCAN KÜÇÜKŞAHİN- Halkbank Kadınlar Basketbol Süper Ligi ekiplerinden Melikgazi Kayseri Basketbol'un başantrenörü Emin Süel, Genç bir takım olduk. Bunu avantaja çevirmek için de sahada daha fazla mücadele eden bir takım oluşturmaya çalışıyoruz. dedi.Emin Süel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yabancısı olmadığı bir camiada farklı bir göreve geldiğini belirtti.Melikgazi Kayseri Basketbol'da çeşitli kademelerde çalıştığını anımsatan Süel, Benim için tanıdık bir camia. Bu görevde ilk kez bulunuyorum ancak hem şehre hem de kulübe hiç yabancı değilim. Bana duyulan güvenin de bundan kaynaklandığını düşünüyorum. dedi.Süel, göreve gelmesinde emeği bulunan kulüp başkanı Yakup Yüksel ile Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu'na teşekkür etti.3. yabancı oyuncumuz takıma yeni katıldıEmin Süel, hazırlık sürecine rakiplerine nazaran daha geç başladıklarını belirterek, şunları kaydetti:İki hafta geriden gidiyoruz. Kulüp kapanma ve sonrasında tekrar açılma süreci yaşadı. Bu süreç içerisinde birçok kulüp yerli oyuncu transferlerini tamamlamıştı. Biz de kalan Türk oyuncular içerisinden en iyilerini aldık. Türk oyuncularımız hem deneyimli hem de gençlerden oluşuyor. Hazırlık maçlarında da gördük ki çok büyük katkı sağlayacaklar. Hazırlık turnuvasını 2 yabancıyla oynadık. Diğer takımlar 3-4 yabancıyla hazırlık süreci geçirdi. Bizim için hazırlık turnuvasındaki sonuçlar çok da önemli değildi. Önemli olan oyuncularımdan aldığım ışık. Onların istediği beni gelecek için umutlandırıyor. Bizim 3. yabancı oyuncumuz takıma yeni katıldı. Kariyerli bir oyuncu. İki yabancımız ise genç. Genç bir takım olduk. Bunu avantaja çevirmek için de sahada daha fazla mücadele eden bir takım oluşturmaya çalışıyoruz.Süel, mütevazı bir bütçeyle takım oluşturduklarına dikkati çekerek, bunu herkesin bilmesi gerektiğini ve her şeye rağmen sahada mücadele edecek bir ekip garantisi verdiğini söyledi.5&#039;e 5 oynanan bir oyunMelikgazi Kayseri Basketbol için ekibiyle elinden geleni yapacağını dile getiren Emin Süel, Kulübümüz için en iyisini diliyoruz ama bir de sahadaki gerçekler var. Bazı kulüplerin tek bir oyuncuya 600-700 bin dolar verdiği bir yerde, biz 3 yabancıya yaklaşık 300 bin dolar gibi bir para harcadık. Sonuçta sahaya çıkıldığında 5'e 5 oynanan bir oyun. Biz elimizden geldiği kadar mücadele edip Melikgazi Kayseri Basketbol'u en iyi yerlere taşımaya çalışacağız. Onun için de yeterli bir oyuncu grubu elimde mevcut. diye konuştu.Süel, daha önce defalarca Avrupa kupalarında oynamış bir takımın başına geçmesinin kendisine bir baskı oluşturmadığını, aksine bunun bir motivasyon kaynağı olduğunu ifade etti.Türk kadın basketbolu her geçen gün kan kaybediyorTürkiye'de kadın basketbolunun her geçen gün kötüye gittiğini savunan Süel, sözlerini şöyle tamamladı:Artık bundan 10 yıl önceki bütçelere sahip bir kulüp değiliz. O zamanlar sonradan Türk Milli Takımı'nda da oynamış Sanders'e 700 bin dolar ücret ödeniyordu. Şu anda takımın bütçesi toplamda 30-35 milyon arasında. Bir Sanders bile etmiyor. Onun için bizim öncelikli yapmamız gereken şey, ayaklarımızı biraz daha yere sağlam basıp altyapıda da yeni bir yapılanmaya giderek oyuncularımızı A takıma taşımak. Altyapımızdan yetiştirdiğimiz oyuncuları takıma kazandırıp Türk oyunculara harcadığımız bütçeyi düşürebiliriz. Bunu yapamadığı için de biliyorsunuz Türk kadın basketbolu her geçen gün kan kaybediyor. Toplam 3 ligde 35 takımla oynanan bir kadınlar ligi var. Bu aslında kadın basketbolu için bir alarm. Artık buradan çıkacak formülleri üretmek lazım. Kulüp olarak da altyapıyı güçlendirip, sağlam ayakları olan bir sistem yaratmak durumdayız. Yoksa her yıl aynı korkulu rüyayı görmek zorunda kalabiliriz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- SERCAN KÜÇÜKŞAHİN- Halkbank Kadınlar Basketbol Süper Ligi ekiplerinden Melikgazi Kayseri Basketbol'un başantrenörü Emin Süel, Genç bir takım olduk. Bunu avantaja çevirmek için de sahada daha fazla mücadele eden bir takım oluşturmaya çalışıyoruz. dedi.Emin Süel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yabancısı olmadığı bir camiada farklı bir göreve geldiğini belirtti.Melikgazi Kayseri Basketbol'da çeşitli kademelerde çalıştığını anımsatan Süel, Benim için tanıdık bir camia. Bu görevde ilk kez bulunuyorum ancak hem şehre hem de kulübe hiç yabancı değilim. Bana duyulan güvenin de bundan kaynaklandığını düşünüyorum. dedi.Süel, göreve gelmesinde emeği bulunan kulüp başkanı Yakup Yüksel ile Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu'na teşekkür etti.3. yabancı oyuncumuz takıma yeni katıldıEmin Süel, hazırlık sürecine rakiplerine nazaran daha geç başladıklarını belirterek, şunları kaydetti:İki hafta geriden gidiyoruz. Kulüp kapanma ve sonrasında tekrar açılma süreci yaşadı. Bu süreç içerisinde birçok kulüp yerli oyuncu transferlerini tamamlamıştı. Biz de kalan Türk oyuncular içerisinden en iyilerini aldık. Türk oyuncularımız hem deneyimli hem de gençlerden oluşuyor. Hazırlık maçlarında da gördük ki çok büyük katkı sağlayacaklar. Hazırlık turnuvasını 2 yabancıyla oynadık. Diğer takımlar 3-4 yabancıyla hazırlık süreci geçirdi. Bizim için hazırlık turnuvasındaki sonuçlar çok da önemli değildi. Önemli olan oyuncularımdan aldığım ışık. Onların istediği beni gelecek için umutlandırıyor. Bizim 3. yabancı oyuncumuz takıma yeni katıldı. Kariyerli bir oyuncu. İki yabancımız ise genç. Genç bir takım olduk. Bunu avantaja çevirmek için de sahada daha fazla mücadele eden bir takım oluşturmaya çalışıyoruz.Süel, mütevazı bir bütçeyle takım oluşturduklarına dikkati çekerek, bunu herkesin bilmesi gerektiğini ve her şeye rağmen sahada mücadele edecek bir ekip garantisi verdiğini söyledi.5&#039;e 5 oynanan bir oyunMelikgazi Kayseri Basketbol için ekibiyle elinden geleni yapacağını dile getiren Emin Süel, Kulübümüz için en iyisini diliyoruz ama bir de sahadaki gerçekler var. Bazı kulüplerin tek bir oyuncuya 600-700 bin dolar verdiği bir yerde, biz 3 yabancıya yaklaşık 300 bin dolar gibi bir para harcadık. Sonuçta sahaya çıkıldığında 5'e 5 oynanan bir oyun. Biz elimizden geldiği kadar mücadele edip Melikgazi Kayseri Basketbol'u en iyi yerlere taşımaya çalışacağız. Onun için de yeterli bir oyuncu grubu elimde mevcut. diye konuştu.Süel, daha önce defalarca Avrupa kupalarında oynamış bir takımın başına geçmesinin kendisine bir baskı oluşturmadığını, aksine bunun bir motivasyon kaynağı olduğunu ifade etti.Türk kadın basketbolu her geçen gün kan kaybediyorTürkiye'de kadın basketbolunun her geçen gün kötüye gittiğini savunan Süel, sözlerini şöyle tamamladı:Artık bundan 10 yıl önceki bütçelere sahip bir kulüp değiliz. O zamanlar sonradan Türk Milli Takımı'nda da oynamış Sanders'e 700 bin dolar ücret ödeniyordu. Şu anda takımın bütçesi toplamda 30-35 milyon arasında. Bir Sanders bile etmiyor. Onun için bizim öncelikli yapmamız gereken şey, ayaklarımızı biraz daha yere sağlam basıp altyapıda da yeni bir yapılanmaya giderek oyuncularımızı A takıma taşımak. Altyapımızdan yetiştirdiğimiz oyuncuları takıma kazandırıp Türk oyunculara harcadığımız bütçeyi düşürebiliriz. Bunu yapamadığı için de biliyorsunuz Türk kadın basketbolu her geçen gün kan kaybediyor. Toplam 3 ligde 35 takımla oynanan bir kadınlar ligi var. Bu aslında kadın basketbolu için bir alarm. Artık buradan çıkacak formülleri üretmek lazım. Kulüp olarak da altyapıyı güçlendirip, sağlam ayakları olan bir sistem yaratmak durumdayız. Yoksa her yıl aynı korkulu rüyayı görmek zorunda kalabiliriz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/melikgazi-kayseri-basketbol-genc-kadrosunu-avantaja-cevirmek-istiyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İstanbul'da ağustosta en çok palamut satıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/istanbul-da-agustosta-en-cok-palamut-satildi/912835/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/istanbul-da-agustosta-en-cok-palamut-satildi/912835/</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 11:03:34 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / Gürpınar Su Ürünleri Hali'nde ağustosta satılan 874 ton su ürününün 156 ton 7 kilogramını palamut oluşturdu - Palamudu levrek, çipura, sardalya, mırlan, istavrit, somon, tekir izledi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : HÜSEYİN KUL - İstanbul'da ağustosta en çok tercih edilen su ürünü palamut oldu.İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki İstanbul Yönetim Yenileme AŞ'nin (İSYÖN) Gürpınar Su Ürünleri Hali'ne ilişkin verilerine göre, ağustosta halde 91 farklı ürün satıldı.Toplam 874 ton su ürününün satışa sunulduğu halde, en çok palamut rağbet gördü.Bu dönemde palamut, 156 ton 7 kilogramla satılan ürünlerin yüzde 17,85'ini oluşturdu.Palamudu 115 ton 150 kilogramla levrek, 96 ton 200 kilogramla çipura, 77 ton 592 kilogramla sardalya, 62 ton 804 kilogramla mırlan, 57 ton 709 kilogramla istavrit, 44 ton 8 kilogramla somon, 27 ton 21 kilogramla tekir, 13 ton 875 kilogramla fener ve 13 ton 330 kilogramla granyöz balığı izledi. Kalan miktarı ise diğer balık türleri oluşturdu.Halin ağustos şampiyonu palamudun kilogramı ortalama 140,91 liradan satıldı.Levrek 381,11, çipura 320,29, sardalya 212,32, mırlan 154,44, istavrit 109,72, somon 243,13, tekir 314,68, fener 104,65 ve granyöz 301,47 liradan alıcı buldu.En pahalısı deniz böceğiGürpınar Su Ürünleri Hali'nde ağustosta birim fiyatı en yüksek ürün ise kilogramı ortalama 2 bin 993 lirayla satışa sunulan deniz böceği oldu.Bu ayda deniz böceğini 2 bin 891 lirayla ıstakoz, 2 bin 89 lirayla sinarit, 1815 lirayla pisi, 1330 lirayla kalkan, 1121 lirayla kırlangıç, 1068 lirayla lipsoz, 1056 lirayla dülger, 1005 lirayla barbunya ve 877 lirayla deniz levreği takip etti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : HÜSEYİN KUL - İstanbul'da ağustosta en çok tercih edilen su ürünü palamut oldu.İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki İstanbul Yönetim Yenileme AŞ'nin (İSYÖN) Gürpınar Su Ürünleri Hali'ne ilişkin verilerine göre, ağustosta halde 91 farklı ürün satıldı.Toplam 874 ton su ürününün satışa sunulduğu halde, en çok palamut rağbet gördü.Bu dönemde palamut, 156 ton 7 kilogramla satılan ürünlerin yüzde 17,85'ini oluşturdu.Palamudu 115 ton 150 kilogramla levrek, 96 ton 200 kilogramla çipura, 77 ton 592 kilogramla sardalya, 62 ton 804 kilogramla mırlan, 57 ton 709 kilogramla istavrit, 44 ton 8 kilogramla somon, 27 ton 21 kilogramla tekir, 13 ton 875 kilogramla fener ve 13 ton 330 kilogramla granyöz balığı izledi. Kalan miktarı ise diğer balık türleri oluşturdu.Halin ağustos şampiyonu palamudun kilogramı ortalama 140,91 liradan satıldı.Levrek 381,11, çipura 320,29, sardalya 212,32, mırlan 154,44, istavrit 109,72, somon 243,13, tekir 314,68, fener 104,65 ve granyöz 301,47 liradan alıcı buldu.En pahalısı deniz böceğiGürpınar Su Ürünleri Hali'nde ağustosta birim fiyatı en yüksek ürün ise kilogramı ortalama 2 bin 993 lirayla satışa sunulan deniz böceği oldu.Bu ayda deniz böceğini 2 bin 891 lirayla ıstakoz, 2 bin 89 lirayla sinarit, 1815 lirayla pisi, 1330 lirayla kalkan, 1121 lirayla kırlangıç, 1068 lirayla lipsoz, 1056 lirayla dülger, 1005 lirayla barbunya ve 877 lirayla deniz levreği takip etti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/istanbul-da-agustosta-en-cok-palamut-satildi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Ali Rıza dede, çocukları sevindirmek için oyuncak tel arabalar yapıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ali-riza-dede-cocuklari-sevindirmek-icin-oyuncak-tel-arabalar-yapiyor/912834/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ali-riza-dede-cocuklari-sevindirmek-icin-oyuncak-tel-arabalar-yapiyor/912834/</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 11:03:31 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Manisa / Manisa'da evinde oluşturduğu küçük atölyede eski rulmanları ve inşaat tellerini kullanarak oyuncak araçlar yapan 69 yaşındaki Ali Rıza İşçi, 3 yılda 50 civarında oyuncağı çocuklara hediye etti - Ali Rıza İşçi: Telli araba yapma merakım, çağımızda cep telefonunun ve çizgi filmlerin çocukların dikkatini dağıtan meseleler olmasından kaynaklandı. Çocuklar bunlardan birazcık olsun kurtulsun istedik]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Manisa Haberleri : NURULLAH KALAY - Manisa'nın Demirci ilçesinde 3 yıl önce akciğerinde yaşadığı rahatsızlık sonrası kahveye gitmemek ve çocukları sevindirmek için oyuncak tel araba üretiyor.Akıncılar Mahallesi'ndeki evinde oluşturduğu küçük atölyede eski rulmanları ve inşaat tellerini kullanarak oyuncak araçlar yapan 69 yaşındaki İşçi, modellerini geçmişte yollarda gördüğü otobüslerden ve kendi hayal gücünden esinlenerek şekillendiriyor.İşçi, tel araçlar sayesinde hem geçmişin el emeği oyuncaklarını yaşatıyor hem de çocukların ekranlardan uzaklaşıp üretimle vakit geçirmesini istiyor.Eski bir otobüs şoförünün oğlu, iki çocuk babası ve 4 torunu olan Ali Rıza İşçi, AA muhabirine, telden araba yapımında tamamen geri dönüşüme ve el emeğine odaklandığını söyledi.Kahvehane yerine atölyeyi seçtiHayatında maddiyattan ziyade gönül zenginliğini önemsediğini belirten İşçi, 3 yıl önce geçirdiği akciğer rahatsızlığı sonrası bu projeye başladığını söyledi.Ali Rıza İşçi, şimdiye kadar yaptığı 50 civarında aracı mahalledeki çocuklara hediye ettiğini dile getirerek, şöyle devam etti:3 yıl evvel akciğerlerimden bir rahatsızlık yaşadım. Doktorlarımız sayesinde 8 ay tedavi gördüm ve akciğerlerimde olan pıhtıyı temizledik. Kahveye gittiğim zaman mecburen arkadaşlar sigara içiyorlar, etkilenmeyeyim diye hem de kahveden biraz olsun uzaklaşayım diye bu işe karar verdim. Göz kararıyla ve yoldan geçen otobüslerden esinlenerek başladım. Babam da otobüsçüydü, otobüsü onun için çok severim. Çocukluktan insanlar kendilerine bir uğraş arıyorlar eğlenmek için. Biz de çocukların eğlenmesi ve bu işe önem vermesi açısından yaptığımız şeyleri daha da güzelleştirerek, 69 yaşında kendimi geliştirmeye başladım.Oyuncakların süslemelerini reklamcılardan topladığı renkli fosforlu yapıştırıcılarla tamamladığını anlatan İşçi, göz kararı ve geçmişteki otobüs hatıralarından ilham alarak telden kamyon, traktör, minibüs ve otomobil gibi araçlar ürettiğini ifade etti.Ali Rıza İşçi, Demirci'de herkesin kendisini dede olarak tanıdığını, çocuklarla ilgilenmeyi çok sevdiği için kendisine bu lakabın takıldığını ifade ederek, şunları kaydetti:Biz çocukların seviyesine inmeyi seven insanlarız. Telli araba yapma merakım, çağımızda cep telefonunun ve çizgi filmlerin çocukların dikkatini dağıtan meseleler olmasından kaynaklandı. Çocuklar bunlardan birazcık olsun kurtulsun istedik. Kendi çocukluğumuzda tel bulamazdık, malzeme bulamazdık, büyüklerimize 'yapıver' derdik, 'kendin yap' derlerdi. Kendimiz alırdık, yapmaya çalışırdık. Şimdiki gençlerde bu emekle çalışıp kendi oyuncaklarını yapma duygusu da zayıf. Önce kendi torunlarıma tel araba yapayım, bunların dikkatini biraz cep telefonundan ve çizgi filmden uzak tutayım diye başladım. Torunlarım buraya geldiğinde günde 2-3 saat bu arabalarla meşgul oluyor. Ben direksiyonunu takarken, cıvatasını yaparken, ince telini yaparken görüyorlar, inceliyorlar ve bahçeden ayrılmıyorlar.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Manisa Haberleri : NURULLAH KALAY - Manisa'nın Demirci ilçesinde 3 yıl önce akciğerinde yaşadığı rahatsızlık sonrası kahveye gitmemek ve çocukları sevindirmek için oyuncak tel araba üretiyor.Akıncılar Mahallesi'ndeki evinde oluşturduğu küçük atölyede eski rulmanları ve inşaat tellerini kullanarak oyuncak araçlar yapan 69 yaşındaki İşçi, modellerini geçmişte yollarda gördüğü otobüslerden ve kendi hayal gücünden esinlenerek şekillendiriyor.İşçi, tel araçlar sayesinde hem geçmişin el emeği oyuncaklarını yaşatıyor hem de çocukların ekranlardan uzaklaşıp üretimle vakit geçirmesini istiyor.Eski bir otobüs şoförünün oğlu, iki çocuk babası ve 4 torunu olan Ali Rıza İşçi, AA muhabirine, telden araba yapımında tamamen geri dönüşüme ve el emeğine odaklandığını söyledi.Kahvehane yerine atölyeyi seçtiHayatında maddiyattan ziyade gönül zenginliğini önemsediğini belirten İşçi, 3 yıl önce geçirdiği akciğer rahatsızlığı sonrası bu projeye başladığını söyledi.Ali Rıza İşçi, şimdiye kadar yaptığı 50 civarında aracı mahalledeki çocuklara hediye ettiğini dile getirerek, şöyle devam etti:3 yıl evvel akciğerlerimden bir rahatsızlık yaşadım. Doktorlarımız sayesinde 8 ay tedavi gördüm ve akciğerlerimde olan pıhtıyı temizledik. Kahveye gittiğim zaman mecburen arkadaşlar sigara içiyorlar, etkilenmeyeyim diye hem de kahveden biraz olsun uzaklaşayım diye bu işe karar verdim. Göz kararıyla ve yoldan geçen otobüslerden esinlenerek başladım. Babam da otobüsçüydü, otobüsü onun için çok severim. Çocukluktan insanlar kendilerine bir uğraş arıyorlar eğlenmek için. Biz de çocukların eğlenmesi ve bu işe önem vermesi açısından yaptığımız şeyleri daha da güzelleştirerek, 69 yaşında kendimi geliştirmeye başladım.Oyuncakların süslemelerini reklamcılardan topladığı renkli fosforlu yapıştırıcılarla tamamladığını anlatan İşçi, göz kararı ve geçmişteki otobüs hatıralarından ilham alarak telden kamyon, traktör, minibüs ve otomobil gibi araçlar ürettiğini ifade etti.Ali Rıza İşçi, Demirci'de herkesin kendisini dede olarak tanıdığını, çocuklarla ilgilenmeyi çok sevdiği için kendisine bu lakabın takıldığını ifade ederek, şunları kaydetti:Biz çocukların seviyesine inmeyi seven insanlarız. Telli araba yapma merakım, çağımızda cep telefonunun ve çizgi filmlerin çocukların dikkatini dağıtan meseleler olmasından kaynaklandı. Çocuklar bunlardan birazcık olsun kurtulsun istedik. Kendi çocukluğumuzda tel bulamazdık, malzeme bulamazdık, büyüklerimize 'yapıver' derdik, 'kendin yap' derlerdi. Kendimiz alırdık, yapmaya çalışırdık. Şimdiki gençlerde bu emekle çalışıp kendi oyuncaklarını yapma duygusu da zayıf. Önce kendi torunlarıma tel araba yapayım, bunların dikkatini biraz cep telefonundan ve çizgi filmden uzak tutayım diye başladım. Torunlarım buraya geldiğinde günde 2-3 saat bu arabalarla meşgul oluyor. Ben direksiyonunu takarken, cıvatasını yaparken, ince telini yaparken görüyorlar, inceliyorlar ve bahçeden ayrılmıyorlar.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Galatasaray, Süper Lig'de son 60 yılın en kötü savunma başlangıcını yaptı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/galatasaray-super-lig-de-son-60-yilin-en-kotu-savunma-baslangicini-yapti/912833/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/galatasaray-super-lig-de-son-60-yilin-en-kotu-savunma-baslangicini-yapti/912833/</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 11:03:31 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Dün oynanan Trabzonspor maçını 4-0 kaybeden sarı-kırmızılı ekip, ligdeki ilk 6 maçında 10 kez topu ağlarından çıkardı - Süper Lig'de en son 1966-1967 sezonunun ilk 6 maçında kalesinde 11 gol gören Galatasaray, böylece son 60 yılın en kötü savunma başlangıcını yaşadı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- CAN ÖCAL - Galatasaray Futbol Takımı, Trendyol Süper Lig'in ilk 6 maçı itibarıyla son 60 yılın en kötü savunma başlangıcına imza attı.Sarı-kırmızılı ekip, dün ligin 6. haftasında Trabzonspor'a deplasmanda 4-0 mağlup oldu. Bu sonucun ardından Galatasaray, Süper Lig'deki ilk 6 karşılaşmasında kalesinde 10 gol gördü.Süper Lig tarihinde en son 1966-1967 sezonunun ilk 6 maçında 11 gol yiyen sarı-kırmızılılar, böylece 60 yılın ardından ligdeki en kötü savunma başlangıcını yaptı. 2 maçta kalesini gole kapadıGalatasaray, bu sezon ligde oynadığı 6 maçın 2'sini gol yemeden tamamladı.Sarı-kırmızılı ekip, Süper Lig'deki Erzurumspor FK ve Kocaelispor maçlarını gol yemeden bitirdi.Kalesine 19 isabetli şut geldiGalatasaray, sezon başından bu yana Süper Lig'de kalesinde 19 isabetli şut gördü.Sezon başından bu yana ligde sırasıyla Arca Çorum FK, Erzurumspor FK, Göztepe, İstanbul Başakşehir, Kocaelispor ve Trabzonspor ile karşılaşan sarı-kırmızılı ekibin kalesine bu maçlarda toplam 19 şut isabet etti.Galatasaray, böylece 6 maçta kalesinde maç başına ortalama 3,2 isabetli şut gördü.Uğurcan, sezona iyi başlayamadıGalatasaray'ın tecrübeli file bekçisi Uğurcan Çakır, Süper Lig'de bu sezon 8 gol yedi.Sarı-kırmızılılarla sezon başından bu yana 5 lig karşılaşmasında görev alan Uğurcan, 8 kez topu ağlarından çıkardı. Böylece milli oyuncunun maç başına gol yeme ortalaması 1,6 oldu.Öte yandan Galatasaray'ın genç kalecisi Jankat Yılmaz da bu sezon ligde görev aldığı tek maçta Göztepe'den 2 gol yedi.Okan Buruk, savunma dörtlüsünde 6 farklı isme şans verdiGalatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, ligde geride kalan 6 maçta ilk 11'in savunma dörtlüsünde 6 farklı oyuncuya görev verdi.Okan Buruk, ligin ilk 6 haftasında 4 kez ilk 11'in savunma dörtlüsünde Ismail Jakobs, Abdülkerim Bardakcı, Davinson Sanchez ve Roland Sallai'ye şans verdi. İstanbul Başakşehir maçında bu dörtlüde Abdülkerim Bardakcı'nın yerine Mario Lemina'ya yer veren Buruk, Kocaelispor müsabakasında da Jakobs'un yerine Eren Elmalı'yı sahaya sürdü.Buruk, ayrıca lig maçlarında Kazımcan Karataş, Wilfried Singo ve Kaan Ayhan'ı da oyuna sonradan dahil etti.Buruk yönetimindeki Galatasaray&#039;ın en kötü savunma başlangıcıOkan Buruk yönetimindeki Galatasaray, bu sezon savunma performansında önceki 4 sezonunun gerisinde kaldı.Sarı-kırmızılı ekibin teknik direktörlük görevine 2022-2023 sezonu başında geçen Buruk, son 5 sezonda ilk 6 lig maçında en fazla gol yediği dönemi geçiriyor.Buruk'un yönetimindeki Galatasaray, 2022-2023 sezonunun ilk 6 haftasında kalesinde sadece 4 gol gördü.İlk şampiyonluğun ardından savunmada daha iyi bir performans sergileyen Galatasaray, 2023-2024 sezonunun ilk 6 maçında yalnızca 3 gol yedi.Okan Buruk'un öğrencileri, 2024-2025 sezonunda ise ilk 6 haftada sadece 5 gol yedi.Ligin ilk 6 maçı itibarıyla savunmada en iyi dönemini 2025-2026'da geçiren Okan Buruk'un Galatasaray'ı, söz konusu sezonun ilk 6 haftasında kalesinde yalnızca 2 gol gördü.Okan Buruk'un Galatasaray'ı, bu sezon ise ilk 6 haftada 10 gol yiyerek savunmadaki en kötü sezon başlangıcını yaptı.Galatasaray&#039;ın maçlarıGalatasaray'ın Süper Lig'in ilk 6 haftasında aldığı sonuçlar şu şekilde:MaçlarSkorGalatasaray-Arca Çorum FK2-2Erzurumspor FK-Galatasaray0-4Galatasaray-Göztepe3-2İstanbul Başakşehir-Galatasaray2-3Galatasaray-Kocaelispor1-0Trabzonspor-Galatasaray4-0]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- CAN ÖCAL - Galatasaray Futbol Takımı, Trendyol Süper Lig'in ilk 6 maçı itibarıyla son 60 yılın en kötü savunma başlangıcına imza attı.Sarı-kırmızılı ekip, dün ligin 6. haftasında Trabzonspor'a deplasmanda 4-0 mağlup oldu. Bu sonucun ardından Galatasaray, Süper Lig'deki ilk 6 karşılaşmasında kalesinde 10 gol gördü.Süper Lig tarihinde en son 1966-1967 sezonunun ilk 6 maçında 11 gol yiyen sarı-kırmızılılar, böylece 60 yılın ardından ligdeki en kötü savunma başlangıcını yaptı. 2 maçta kalesini gole kapadıGalatasaray, bu sezon ligde oynadığı 6 maçın 2'sini gol yemeden tamamladı.Sarı-kırmızılı ekip, Süper Lig'deki Erzurumspor FK ve Kocaelispor maçlarını gol yemeden bitirdi.Kalesine 19 isabetli şut geldiGalatasaray, sezon başından bu yana Süper Lig'de kalesinde 19 isabetli şut gördü.Sezon başından bu yana ligde sırasıyla Arca Çorum FK, Erzurumspor FK, Göztepe, İstanbul Başakşehir, Kocaelispor ve Trabzonspor ile karşılaşan sarı-kırmızılı ekibin kalesine bu maçlarda toplam 19 şut isabet etti.Galatasaray, böylece 6 maçta kalesinde maç başına ortalama 3,2 isabetli şut gördü.Uğurcan, sezona iyi başlayamadıGalatasaray'ın tecrübeli file bekçisi Uğurcan Çakır, Süper Lig'de bu sezon 8 gol yedi.Sarı-kırmızılılarla sezon başından bu yana 5 lig karşılaşmasında görev alan Uğurcan, 8 kez topu ağlarından çıkardı. Böylece milli oyuncunun maç başına gol yeme ortalaması 1,6 oldu.Öte yandan Galatasaray'ın genç kalecisi Jankat Yılmaz da bu sezon ligde görev aldığı tek maçta Göztepe'den 2 gol yedi.Okan Buruk, savunma dörtlüsünde 6 farklı isme şans verdiGalatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, ligde geride kalan 6 maçta ilk 11'in savunma dörtlüsünde 6 farklı oyuncuya görev verdi.Okan Buruk, ligin ilk 6 haftasında 4 kez ilk 11'in savunma dörtlüsünde Ismail Jakobs, Abdülkerim Bardakcı, Davinson Sanchez ve Roland Sallai'ye şans verdi. İstanbul Başakşehir maçında bu dörtlüde Abdülkerim Bardakcı'nın yerine Mario Lemina'ya yer veren Buruk, Kocaelispor müsabakasında da Jakobs'un yerine Eren Elmalı'yı sahaya sürdü.Buruk, ayrıca lig maçlarında Kazımcan Karataş, Wilfried Singo ve Kaan Ayhan'ı da oyuna sonradan dahil etti.Buruk yönetimindeki Galatasaray&#039;ın en kötü savunma başlangıcıOkan Buruk yönetimindeki Galatasaray, bu sezon savunma performansında önceki 4 sezonunun gerisinde kaldı.Sarı-kırmızılı ekibin teknik direktörlük görevine 2022-2023 sezonu başında geçen Buruk, son 5 sezonda ilk 6 lig maçında en fazla gol yediği dönemi geçiriyor.Buruk'un yönetimindeki Galatasaray, 2022-2023 sezonunun ilk 6 haftasında kalesinde sadece 4 gol gördü.İlk şampiyonluğun ardından savunmada daha iyi bir performans sergileyen Galatasaray, 2023-2024 sezonunun ilk 6 maçında yalnızca 3 gol yedi.Okan Buruk'un öğrencileri, 2024-2025 sezonunda ise ilk 6 haftada sadece 5 gol yedi.Ligin ilk 6 maçı itibarıyla savunmada en iyi dönemini 2025-2026'da geçiren Okan Buruk'un Galatasaray'ı, söz konusu sezonun ilk 6 haftasında kalesinde yalnızca 2 gol gördü.Okan Buruk'un Galatasaray'ı, bu sezon ise ilk 6 haftada 10 gol yiyerek savunmadaki en kötü sezon başlangıcını yaptı.Galatasaray&#039;ın maçlarıGalatasaray'ın Süper Lig'in ilk 6 haftasında aldığı sonuçlar şu şekilde:MaçlarSkorGalatasaray-Arca Çorum FK2-2Erzurumspor FK-Galatasaray0-4Galatasaray-Göztepe3-2İstanbul Başakşehir-Galatasaray2-3Galatasaray-Kocaelispor1-0Trabzonspor-Galatasaray4-0]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/galatasaray-super-lig-de-son-60-yilin-en-kotu-savunma-baslangicini-yapti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'nin ocak-ağustos döneminde en fazla ihracat yaptığı ikinci ülke ABD oldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-nin-ocak-agustos-doneminde-en-fazla-ihracat-yaptigi-ikinci-ulke-abd-oldu/912831/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-nin-ocak-agustos-doneminde-en-fazla-ihracat-yaptigi-ikinci-ulke-abd-oldu/912831/</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 11:03:31 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Bu dönemde ABD'ye yapılan ihracat yüzde 12,9 artışla 9 milyar 636 milyon 664 bin dolara çıktı - Söz konusu dönemde Türkiye'nin toplam ihracatından Almanya yüzde 8,42 ile en yüksek payı alırken, ikinci sıradaki ABD'nin payı yüzde 5,98 oldu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : YUNUS TÜRK - Türkiye'nin ABD'ye ihracatı, bu yılın ocak-ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,9 artarak 9 milyar 636,7 milyon dolara ulaşırken, ABD, Türkiye'nin en fazla ihracat yaptığı ikinci ülke oldu.AA muhabirinin Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye'nin ihracatı bu yıl ocak-ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4 artarak 177,9 milyar dolardan 185 milyar dolara çıktı.Aynı dönemde Türkiye'nin toplam ihracatında Almanya 13 milyar 576 milyon 381 bin dolarla ilk sırada yer aldı. Türkiye'nin bu yılın ocak-ağustos döneminde en fazla dış satım yaptığı ikinci ülke ABD oldu. Söz konusu dönemde ABD'ye yapılan ihracat yüzde 12,9 artışla 8 milyar 535 milyon 644 bin dolar seviyesinden 9 milyar 636 milyon 664 bin dolar seviyesine ulaştı.Türkiye'nin ABD'ye ihracatında yılın 8 ayında kimyevi maddeler ve mamulleri ile elektrik ve elektronik sektörleri öne çıkarken, çelik sektörünün ağustos ayındaki ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 404,6 arttı.Türkiye'nin ABD'ye yönelik sektörel ihracat verilerine göre, ocak-ağustos döneminde kimyevi maddeler ve mamulleri sektörünün ülkeye ihracatı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 33,7 artarak 780,3 milyon dolardan 1 milyar 43,4 milyon dolara yükseldi.Otomotiv endüstrisi ihracatı 841,2 milyon dolara ulaştıElektrik ve elektronik sektörünün ABD'ye ihracatı da bu dönemde yüzde 41,8 artışla 702,8 milyon dolardan 996,4 milyon dolara çıktı.ABD'ye en fazla ihracat gerçekleştiren sektörler arasında otomotiv endüstrisi de yer aldı. Sektörün ihracatı yılın 8 ayında yüzde 3,5 artarak 841,2 milyon dolara ulaştı.Aynı dönemde hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı yüzde 4,7 artışla 596,9 milyon dolar, hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı yüzde 6,5 yükselişle 594,8 milyon dolar oldu.Makine ve aksamları sektörünün ABD'ye ihracatı yüzde 27,2 artarak 530,8 milyon dolara, halı sektörünün ihracatı yüzde 5,2 yükselerek 486,7 milyon dolara çıktı.İstanbul&#039;un ABD&#039;ye ihracatı yüzde 9,1 arttıİller bazında bakıldığında, ocak-ağustos döneminde ABD'ye en fazla ihracatı 3 milyar 423,8 milyon dolarla İstanbul gerçekleştirdi. İstanbul'un ABD'ye ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,1 arttı.İstanbul'u 976,5 milyon dolarla Ankara, 819,7 milyon dolarla İzmir, 816,4 milyon dolarla Gaziantep ve 700,3 milyon dolarla Kocaeli takip etti. Ankara'nın ABD'ye ihracatı yüzde 53,5,  Gaziantep'in yüzde 16,8, Kocaeli'nin yüzde 13,6 ve İzmir'in yüzde 11,3 yükseldi.Bursa'nın ABD'ye ihracatı da aynı dönemde yüzde 25,7 artarak 566,8 milyon dolara, Eskişehir'in ihracatı yüzde 25,5 yükselerek 436,4 milyon dolara çıktı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : YUNUS TÜRK - Türkiye'nin ABD'ye ihracatı, bu yılın ocak-ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,9 artarak 9 milyar 636,7 milyon dolara ulaşırken, ABD, Türkiye'nin en fazla ihracat yaptığı ikinci ülke oldu.AA muhabirinin Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye'nin ihracatı bu yıl ocak-ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4 artarak 177,9 milyar dolardan 185 milyar dolara çıktı.Aynı dönemde Türkiye'nin toplam ihracatında Almanya 13 milyar 576 milyon 381 bin dolarla ilk sırada yer aldı. Türkiye'nin bu yılın ocak-ağustos döneminde en fazla dış satım yaptığı ikinci ülke ABD oldu. Söz konusu dönemde ABD'ye yapılan ihracat yüzde 12,9 artışla 8 milyar 535 milyon 644 bin dolar seviyesinden 9 milyar 636 milyon 664 bin dolar seviyesine ulaştı.Türkiye'nin ABD'ye ihracatında yılın 8 ayında kimyevi maddeler ve mamulleri ile elektrik ve elektronik sektörleri öne çıkarken, çelik sektörünün ağustos ayındaki ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 404,6 arttı.Türkiye'nin ABD'ye yönelik sektörel ihracat verilerine göre, ocak-ağustos döneminde kimyevi maddeler ve mamulleri sektörünün ülkeye ihracatı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 33,7 artarak 780,3 milyon dolardan 1 milyar 43,4 milyon dolara yükseldi.Otomotiv endüstrisi ihracatı 841,2 milyon dolara ulaştıElektrik ve elektronik sektörünün ABD'ye ihracatı da bu dönemde yüzde 41,8 artışla 702,8 milyon dolardan 996,4 milyon dolara çıktı.ABD'ye en fazla ihracat gerçekleştiren sektörler arasında otomotiv endüstrisi de yer aldı. Sektörün ihracatı yılın 8 ayında yüzde 3,5 artarak 841,2 milyon dolara ulaştı.Aynı dönemde hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı yüzde 4,7 artışla 596,9 milyon dolar, hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı yüzde 6,5 yükselişle 594,8 milyon dolar oldu.Makine ve aksamları sektörünün ABD'ye ihracatı yüzde 27,2 artarak 530,8 milyon dolara, halı sektörünün ihracatı yüzde 5,2 yükselerek 486,7 milyon dolara çıktı.İstanbul&#039;un ABD&#039;ye ihracatı yüzde 9,1 arttıİller bazında bakıldığında, ocak-ağustos döneminde ABD'ye en fazla ihracatı 3 milyar 423,8 milyon dolarla İstanbul gerçekleştirdi. İstanbul'un ABD'ye ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,1 arttı.İstanbul'u 976,5 milyon dolarla Ankara, 819,7 milyon dolarla İzmir, 816,4 milyon dolarla Gaziantep ve 700,3 milyon dolarla Kocaeli takip etti. Ankara'nın ABD'ye ihracatı yüzde 53,5,  Gaziantep'in yüzde 16,8, Kocaeli'nin yüzde 13,6 ve İzmir'in yüzde 11,3 yükseldi.Bursa'nın ABD'ye ihracatı da aynı dönemde yüzde 25,7 artarak 566,8 milyon dolara, Eskişehir'in ihracatı yüzde 25,5 yükselerek 436,4 milyon dolara çıktı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'den 90 üniversite en az bir bilim alanında dünya liginde yer aldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-den-90-universite-en-az-bir-bilim-alaninda-dunya-liginde-yer-aldi/912830/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-den-90-universite-en-az-bir-bilim-alaninda-dunya-liginde-yer-aldi/912830/</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 11:03:30 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / ODTÜ URAP tarafından hazırlanan dünya alan sıralamasında, Türkiye en fazla tıp ve mühendislik alanlarında yer aldı, tıp-sağlık bilimleri alanında 82, mühendislik alanında ise 36 üniversite sıralamaya girdi - İlk sırada 28 bilim alanıyla İTÜ'nün yer aldığı listede, bunu  21 bilim alanıyla Hacettepe, 20 bilim alanıyla ODTÜ, 19 bilim alanıyla Yıldız Teknik üniversiteleri izledi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : BUĞRAHAN AYHAN - ODTÜ Enformatik Enstitüsü bünyesinde yer alan University Ranking by Academic Performance (URAP) Araştırma Laboratuvarınca açıklanan 2025-2026 dünya alan sıralamasında, Türkiye'den 90 üniversite en az bir bilim alanı ile sıralamaya girme başarısı gösterdi.URAP Araştırma Laboratuvarının, üniversitelerin güçlü ve geliştirmeye açık yönlerine dikkati çekmek için hazırladığı 2025-2026 yılı alan sıralamasında, dünyadaki en iyi üniversiteler 78 farklı bilim alanına göre listelendi.URAP'ın internet adresinden kamuoyuna duyurulacak listede, üniversiteler son 5 yıldaki akademik performansları üzerinden incelendi.Üniversitelerin makale, toplam doküman ve atıflarının ilgili alan içindeki etkisi ile uluslararası işbirliği ölçütleri, URAP alan sıralamasında kullanılan temel ölçütler oldu.Çin 422 üniversiteyle ilk sıradaBu yıl 121 ülkeden 2 bin 566 üniversite en az bir alan sıralamasında kendine yer buldu. Önceki yıl olduğu gibi bu yıl da ilk 3'te sırayla Çin, ABD ve Hindistan yer aldı.Bu doğrultuda, Çin 2024-2025 sıralamasındaki 411 olan üniversite sayısını bu yıl 422'ye çıkardı. ABD 293, Hindistan ise 146 üniversiteyle sıralamaya girdi.Geçen yıl alan sıralamasında 89 üniversitesi bulunan Türkiye, bu yılki alan sıralamasında üniversite sayısını 90'a yükselterek en az bir bilim alanı ile sıralamada yer aldı.19 alandaki birinciliği ile Harvard Üniversitesi zirvedeURAP'ın alan sıralamasındaki 78 alanın 36'sında Çin üniversiteleri, 2'sinde ise ABD üniversiteleri birinci oldu. Bu ülkeleri 9 alanla İngiltere, 5 alanla ise Hollanda takip etti.Üniversiteler sıralamasında, 78 alanın 19'unda Harvard Üniversitesi dünya birincisi olarak dünya liderliğini sürdürdü. Bu üniversiteyi Çin'den Tsinghua Üniversitesi 15 alanla izledi.İngiltere'den Oxford Üniversitesi 8 alanda dünya birincisi oldu. Hollanda'dan Amsterdam Üniversitesi ise 4 alanda dünyanın en iyisi olarak yer aldı.Ayrıca, ABD, İngiltere, Kanada, Hollanda ve Avustralya'dan en az bir üniversite 78 alanın tümünde sıralamada yer buldu.Türk üniversiteleri en çok tıp ve mühendislikteTürkiye, bu yıl açıklanan 78 alanın 48'inde sıralamaya girdi. En fazla üniversitenin bulunduğu alanlar ise geçen yıl olduğu gibi tıp-sağlık bilimleri ve mühendislik oldu.Tıp-sağlık bilimleri alan sıralamasına bu yıl Türkiye'den 82 üniversite girme başarısı gösterdi, mühendislik alanında ise 36 üniversite sıralamada kendine yer buldu.Biyoloji alanına 26, teknoloji alanına 24, matematik alanına 19, fizik alanına 12 ve malzeme bilimlerinde ise 12 Türk üniversitesi girmeyi başardı.İTÜ, 28 bilim alanıyla Türkiye&#039;de ilk sıradaURAP'ın dünya alan sıralamasında, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) 28 bilim alanında, Hacettepe Üniversitesi ise 21 bilim alanında yer aldı.ODTÜ, 20 bilim alanında, Yıldız Teknik Üniversitesi ise 19 bilim alanında sıralamaya girdi.Bu üniversiteleri, 17 bilim alanıyla Ankara Üniversitesi, 16'şar bilim alanıyla Gazi ve Atatürk üniversiteleri, 15 bilim alanıyla Koç Üniversitesi, 13 bilim alanıyla İstanbul Üniversitesi, 11 bilim alanıyla İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, 10'ar bilim alanıyla Ege ve Fırat üniversiteleri, 9'ar bilim alanıyla Marmara, Sağlık Bilimleri ve Yakın Doğu üniversiteleri, 8'er bilim alanıyla ise Erciyes ve Sakarya üniversiteleri izledi.Polimer bilim alanında dünya 73'üncüsü olan İTÜ, su kaynakları alanında 139'uncu, deniz bilimleri alanında 141'inci, inşaat mühendisliği alanında 151'inci, jeoloji alanında 207'nci, yapay zeka alanında 223'üncü ve robotik ve akıllı sistemler alanında da 268'inci oldu.Hacettepe Üniversitesi, diş hekimliği alanında 116'ncı, pediatri alanında 129'uncu, eğitim alanında 243'üncü olmayı başardı.ODTÜ, enerji ve yakıt alanında sıralamadaODTÜ, enerji ve yakıt alanında 253'üncü, polimer alanında 270'inci, inşaat mühendisliği alanında 291'inci oldu.Yıldız Teknik Üniversitesi, mimarlık alanında 231'inci sırada yer aldı.Koç Üniversitesi, siyaset bilimi alanında 222'nci, klinik nöroloji alanında 286'ncı olma başarısı gösterdi.Ankara Üniversitesi, diş hekimliğinde 103'üncü, pediatri alanında 212'nci oldu.İstanbul Üniversitesi, pediatri alanında 194'üncü, diş hekimliği alanında ise 215'inci olma başarısı gösterirken, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa da sıralamada pediatri alanında 233'üncü oldu.Marmara Üniversitesi ise pediatri alanında 204'üncü olarak sıralamada yer buldu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : BUĞRAHAN AYHAN - ODTÜ Enformatik Enstitüsü bünyesinde yer alan University Ranking by Academic Performance (URAP) Araştırma Laboratuvarınca açıklanan 2025-2026 dünya alan sıralamasında, Türkiye'den 90 üniversite en az bir bilim alanı ile sıralamaya girme başarısı gösterdi.URAP Araştırma Laboratuvarının, üniversitelerin güçlü ve geliştirmeye açık yönlerine dikkati çekmek için hazırladığı 2025-2026 yılı alan sıralamasında, dünyadaki en iyi üniversiteler 78 farklı bilim alanına göre listelendi.URAP'ın internet adresinden kamuoyuna duyurulacak listede, üniversiteler son 5 yıldaki akademik performansları üzerinden incelendi.Üniversitelerin makale, toplam doküman ve atıflarının ilgili alan içindeki etkisi ile uluslararası işbirliği ölçütleri, URAP alan sıralamasında kullanılan temel ölçütler oldu.Çin 422 üniversiteyle ilk sıradaBu yıl 121 ülkeden 2 bin 566 üniversite en az bir alan sıralamasında kendine yer buldu. Önceki yıl olduğu gibi bu yıl da ilk 3'te sırayla Çin, ABD ve Hindistan yer aldı.Bu doğrultuda, Çin 2024-2025 sıralamasındaki 411 olan üniversite sayısını bu yıl 422'ye çıkardı. ABD 293, Hindistan ise 146 üniversiteyle sıralamaya girdi.Geçen yıl alan sıralamasında 89 üniversitesi bulunan Türkiye, bu yılki alan sıralamasında üniversite sayısını 90'a yükselterek en az bir bilim alanı ile sıralamada yer aldı.19 alandaki birinciliği ile Harvard Üniversitesi zirvedeURAP'ın alan sıralamasındaki 78 alanın 36'sında Çin üniversiteleri, 2'sinde ise ABD üniversiteleri birinci oldu. Bu ülkeleri 9 alanla İngiltere, 5 alanla ise Hollanda takip etti.Üniversiteler sıralamasında, 78 alanın 19'unda Harvard Üniversitesi dünya birincisi olarak dünya liderliğini sürdürdü. Bu üniversiteyi Çin'den Tsinghua Üniversitesi 15 alanla izledi.İngiltere'den Oxford Üniversitesi 8 alanda dünya birincisi oldu. Hollanda'dan Amsterdam Üniversitesi ise 4 alanda dünyanın en iyisi olarak yer aldı.Ayrıca, ABD, İngiltere, Kanada, Hollanda ve Avustralya'dan en az bir üniversite 78 alanın tümünde sıralamada yer buldu.Türk üniversiteleri en çok tıp ve mühendislikteTürkiye, bu yıl açıklanan 78 alanın 48'inde sıralamaya girdi. En fazla üniversitenin bulunduğu alanlar ise geçen yıl olduğu gibi tıp-sağlık bilimleri ve mühendislik oldu.Tıp-sağlık bilimleri alan sıralamasına bu yıl Türkiye'den 82 üniversite girme başarısı gösterdi, mühendislik alanında ise 36 üniversite sıralamada kendine yer buldu.Biyoloji alanına 26, teknoloji alanına 24, matematik alanına 19, fizik alanına 12 ve malzeme bilimlerinde ise 12 Türk üniversitesi girmeyi başardı.İTÜ, 28 bilim alanıyla Türkiye&#039;de ilk sıradaURAP'ın dünya alan sıralamasında, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) 28 bilim alanında, Hacettepe Üniversitesi ise 21 bilim alanında yer aldı.ODTÜ, 20 bilim alanında, Yıldız Teknik Üniversitesi ise 19 bilim alanında sıralamaya girdi.Bu üniversiteleri, 17 bilim alanıyla Ankara Üniversitesi, 16'şar bilim alanıyla Gazi ve Atatürk üniversiteleri, 15 bilim alanıyla Koç Üniversitesi, 13 bilim alanıyla İstanbul Üniversitesi, 11 bilim alanıyla İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, 10'ar bilim alanıyla Ege ve Fırat üniversiteleri, 9'ar bilim alanıyla Marmara, Sağlık Bilimleri ve Yakın Doğu üniversiteleri, 8'er bilim alanıyla ise Erciyes ve Sakarya üniversiteleri izledi.Polimer bilim alanında dünya 73'üncüsü olan İTÜ, su kaynakları alanında 139'uncu, deniz bilimleri alanında 141'inci, inşaat mühendisliği alanında 151'inci, jeoloji alanında 207'nci, yapay zeka alanında 223'üncü ve robotik ve akıllı sistemler alanında da 268'inci oldu.Hacettepe Üniversitesi, diş hekimliği alanında 116'ncı, pediatri alanında 129'uncu, eğitim alanında 243'üncü olmayı başardı.ODTÜ, enerji ve yakıt alanında sıralamadaODTÜ, enerji ve yakıt alanında 253'üncü, polimer alanında 270'inci, inşaat mühendisliği alanında 291'inci oldu.Yıldız Teknik Üniversitesi, mimarlık alanında 231'inci sırada yer aldı.Koç Üniversitesi, siyaset bilimi alanında 222'nci, klinik nöroloji alanında 286'ncı olma başarısı gösterdi.Ankara Üniversitesi, diş hekimliğinde 103'üncü, pediatri alanında 212'nci oldu.İstanbul Üniversitesi, pediatri alanında 194'üncü, diş hekimliği alanında ise 215'inci olma başarısı gösterirken, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa da sıralamada pediatri alanında 233'üncü oldu.Marmara Üniversitesi ise pediatri alanında 204'üncü olarak sıralamada yer buldu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/turkiye-den-90-universite-en-az-bir-bilim-alaninda-dunya-liginde-yer-aldi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ASIRLIK MEKTEPLER - Beşiktaş Anadolu Lisesi, Çırağan'ın 155 yıllık mirasını eğitimle geleceğe taşıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/asirlik-mektepler-besiktas-anadolu-lisesi-ciragan-in-155-yillik-mirasini-egitimle-gelecege-tasiyor/912829/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/asirlik-mektepler-besiktas-anadolu-lisesi-ciragan-in-155-yillik-mirasini-egitimle-gelecege-tasiyor/912829/</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 11:03:30 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / ​​Sultan Abdülaziz döneminde Sarkis Balyan tarafından Çırağan Sarayı'nın uzantısı olarak inşa edilen, Boğaz'a nazır tarihi yapı, yıllar içinde yaşadığı dönüşümle eğitim hayatına ev sahipliği yapıyor - Okul müdürü Ziya Uluçay: - Lokasyonu herkesi davet edeceğimiz, dünyanın sayılı yerlerinden biri. Türkiye'nin geleceğini şekillendiren bir yapıya ev sahipliği yaptığımız için bu bizde büyük bir sorumluluk duygusu oluşturuyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : quot;Asırlık Mektepler dosya haberinin bu bölümünde, 19. yüzyıl Osmanlı mimarisinin önemli örneklerinden olan tarihi yapının, saraydan okula dönüşen yolculuğu, geçirdiği eğitim dönüşümleri ve bugünkü çalışmaları ele alındı.Boğaz'daki eşsiz konumuyla bilinen tarihi yapı, 1871 yılında Sultan Abdülaziz döneminde Sarkis Balyan tarafından saraya ek olarak inşa edildi. Önceleri sarayın bir parçası olarak kullanılan yapı, Osmanlı döneminin önemli tanıklıklarından biri oldu. Sultan Abdülaziz, 1876 yılında tahttan indirilmeden önce, Dolmabahçe Sarayı'ndan nakledildiği dönemde kısa süreliğine burada kaldı.Cumhuriyet döneminde ise tarihi yapı farklı bir kimliğe kavuşturularak eğitim hayatına dahil edildi. Milli eğitim sistemine 1924'te dahil edilen yapı, bugüne kadar çeşitli dönüşümler geçirdi.Şimdiki ismiyle Beşiktaş Anadolu Lisesi, Akaretler'deki eski Anafartalar Ortaokulu binasında 1937-1938 eğitim öğretim yılında ortaokul olarak açıldı. 1940-1941 eğitim öğretim yılında bugünkü binasına taşınan kurum, Beşiktaş 2. Kız Ortaokulu adıyla faaliyet göstermeye başladı.Daha sonraki yıllarda erkek öğrencileriyle birlikte karma eğitime geçen okul, 1959-1960 yılında Beşiktaş Kız Lisesi adını aldı. Kurum, 1993-1994 eğitim öğretim yılından itibaren yeniden karma lise olarak eğitim vermeye başlayarak Beşiktaş Lisesi adıyla yoluna devam etti.Şimdiki statüsüne 2006'da kavuşan okul, Beşiktaş Anadolu Lisesi adıyla eğitim faaliyetlerini sürdürüyor.Bugün 520 öğrenci ve 45 öğretmenle eğitim faaliyetlerine devam eden lise, akademik çalışmalarının yanı sıra TÜBİTAK projeleri, bilim olimpiyatları ve farklı alanlardaki çalışmalarıyla öne çıkıyor.Öğrencilerimiz genel olarak çok başarılıBeşiktaş Anadolu Lisesi Müdürü Ziya Uluçay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, okulun tarihi yapısının ve bulunduğu konumun kendilerine önemli bir sorumluluk yüklediğini söyledi.Uluçay, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınavla öğrenci aldıklarını belirterek, Öğrencilerimiz genel olarak çok başarılı. Tıp fakültesi, moleküler biyoloji, mühendislikler gibi alanlarda Türkiye derecesi yapıyorlar. dedi.Sorumluluklarının çok büyük olduğuna dikkati çeken Uluçay, şunları kaydetti:Lokasyonu herkesi davet edeceğimiz, dünyanın sayılı yerlerinden biri. Türkiye'nin geleceğini şekillendiren bir yapıya ev sahipliği yaptığımız için bu bizde büyük bir sorumluluk duygusu oluşturuyor. Öğretmenlerimizle, Bakanlığımızla, paydaşlarımızla, ailelerimizle elimizden gelenin en iyisini yapmaya, buradaki öğrencileri dünyaya hazırlamayı hedefliyoruz.​​​​​​​]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : quot;Asırlık Mektepler dosya haberinin bu bölümünde, 19. yüzyıl Osmanlı mimarisinin önemli örneklerinden olan tarihi yapının, saraydan okula dönüşen yolculuğu, geçirdiği eğitim dönüşümleri ve bugünkü çalışmaları ele alındı.Boğaz'daki eşsiz konumuyla bilinen tarihi yapı, 1871 yılında Sultan Abdülaziz döneminde Sarkis Balyan tarafından saraya ek olarak inşa edildi. Önceleri sarayın bir parçası olarak kullanılan yapı, Osmanlı döneminin önemli tanıklıklarından biri oldu. Sultan Abdülaziz, 1876 yılında tahttan indirilmeden önce, Dolmabahçe Sarayı'ndan nakledildiği dönemde kısa süreliğine burada kaldı.Cumhuriyet döneminde ise tarihi yapı farklı bir kimliğe kavuşturularak eğitim hayatına dahil edildi. Milli eğitim sistemine 1924'te dahil edilen yapı, bugüne kadar çeşitli dönüşümler geçirdi.Şimdiki ismiyle Beşiktaş Anadolu Lisesi, Akaretler'deki eski Anafartalar Ortaokulu binasında 1937-1938 eğitim öğretim yılında ortaokul olarak açıldı. 1940-1941 eğitim öğretim yılında bugünkü binasına taşınan kurum, Beşiktaş 2. Kız Ortaokulu adıyla faaliyet göstermeye başladı.Daha sonraki yıllarda erkek öğrencileriyle birlikte karma eğitime geçen okul, 1959-1960 yılında Beşiktaş Kız Lisesi adını aldı. Kurum, 1993-1994 eğitim öğretim yılından itibaren yeniden karma lise olarak eğitim vermeye başlayarak Beşiktaş Lisesi adıyla yoluna devam etti.Şimdiki statüsüne 2006'da kavuşan okul, Beşiktaş Anadolu Lisesi adıyla eğitim faaliyetlerini sürdürüyor.Bugün 520 öğrenci ve 45 öğretmenle eğitim faaliyetlerine devam eden lise, akademik çalışmalarının yanı sıra TÜBİTAK projeleri, bilim olimpiyatları ve farklı alanlardaki çalışmalarıyla öne çıkıyor.Öğrencilerimiz genel olarak çok başarılıBeşiktaş Anadolu Lisesi Müdürü Ziya Uluçay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, okulun tarihi yapısının ve bulunduğu konumun kendilerine önemli bir sorumluluk yüklediğini söyledi.Uluçay, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınavla öğrenci aldıklarını belirterek, Öğrencilerimiz genel olarak çok başarılı. Tıp fakültesi, moleküler biyoloji, mühendislikler gibi alanlarda Türkiye derecesi yapıyorlar. dedi.Sorumluluklarının çok büyük olduğuna dikkati çeken Uluçay, şunları kaydetti:Lokasyonu herkesi davet edeceğimiz, dünyanın sayılı yerlerinden biri. Türkiye'nin geleceğini şekillendiren bir yapıya ev sahipliği yaptığımız için bu bizde büyük bir sorumluluk duygusu oluşturuyor. Öğretmenlerimizle, Bakanlığımızla, paydaşlarımızla, ailelerimizle elimizden gelenin en iyisini yapmaya, buradaki öğrencileri dünyaya hazırlamayı hedefliyoruz.​​​​​​​]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
