<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Barcelona, Andreas Christensen ile 2028'e kadar sözleşme uzattı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/barcelona-andreas-christensen-ile-2028-e-kadar-sozlesme-uzatti/872410/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/barcelona-andreas-christensen-ile-2028-e-kadar-sozlesme-uzatti/872410/</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:48:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: İspanya La Liga ekiplerinden Barcelona, Andreas Christensen ile 2028'e kadar sözleşme uzattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- İspanya La Liga ekiplerinden Barcelona, Andreas Christensen ile 2028'e kadar sözleşme uzattı.Kulüpten yapılan açıklamada, 30 yaşındaki stoper için Kulübe katıldığından beri Danimarkalı oyuncu, taktik zekası, tecrübesi ve top hakimiyeti sayesinde kadronun değerli bir üyesi haline geldi. ifadeleri kullanıldı.Barcelona'ya 2022'de Chelsea'den transfer olan Christensen, İspanya ekibiyle üç İspanya LaLiga şampiyonluğu, bir İspanya Süper Kupası ve bir İspanya Kupası (Copa del Rey) şampiyonluğu yaşadı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- İspanya La Liga ekiplerinden Barcelona, Andreas Christensen ile 2028'e kadar sözleşme uzattı.Kulüpten yapılan açıklamada, 30 yaşındaki stoper için Kulübe katıldığından beri Danimarkalı oyuncu, taktik zekası, tecrübesi ve top hakimiyeti sayesinde kadronun değerli bir üyesi haline geldi. ifadeleri kullanıldı.Barcelona'ya 2022'de Chelsea'den transfer olan Christensen, İspanya ekibiyle üç İspanya LaLiga şampiyonluğu, bir İspanya Süper Kupası ve bir İspanya Kupası (Copa del Rey) şampiyonluğu yaşadı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/barcelona-andreas-christensen-ile-2028-e-kadar-sozlesme-uzatti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türk savunma sanayisinin NATO üyelerine ihracatı artıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turk-savunma-sanayisinin-nato-uyelerine-ihracati-artiyor/872409/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turk-savunma-sanayisinin-nato-uyelerine-ihracati-artiyor/872409/</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:48:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Savunma ve havacılık sanayi ihracatı, son 1 yılda yüzde 47,12 artarak 10 milyar 885 milyon 606 bin dolara ulaştı - Sektör ihracatının yüzde 57,28'i NATO ülkelerine yapıldı - ​Savunma ve havacılık sanayisi, ülke ortalamasının yaklaşık 40 katına ulaşan ihracat kilogram değeriyle ekonomiye yüksek katma değerli katkı sağladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — ALİ ATAR - Türk savunma ve havacılık sanayisinin NATO ülkelerine ihracatı son dönemde artış gösteriyor.Türkiye'nin ev sahipliğinde 7-8 Temmuz'da Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde, savunma ve havacılık sanayisinin İttifak üyesi ülkelere yönelik ihracatındaki artış dikkati çekiyor.AA muhabirinin, ihracat verilerinden yaptığı derlemeye göre, Ankara'daki tarihi zirveye hazırlanan Türkiye'nin savunma ve havacılıktaki yurt dışı satışlarında son 1 yılda önemli artış yaşandı.Sektörün bu dönemde toplam ihracatı, önceki döneme göre yüzde 47,12 arttı. 1 Haziran 2025-31 Mayıs 2026 aralığında, önceki bir yılda 7 milyar 399 milyon 103 bin dolar olan sektör ihracatı 10 milyar 885 milyon 606 bin dolara yükseldi.İhracatın zirvesinde NATO müttefikleri yer aldıSöz konusu dönemde 178 ülkeye savunma ve havacılık ürünü ihracatı gerçekleştirilirken, Türkiye'nin İttifak içindeki stratejik rolünü yansıtan NATO ülkelerine yönelik satışlar ağırlık merkezini oluşturdu.Ülke bazlı ihracat rakamları incelendiğinde, zirvedeki ilk 3 sırayı NATO müttefikleri paylaştı.NATO üyesi ülkelere söz konusu dönemde 6 milyar 235 milyon 676 bin dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Bu tutar, sektörün toplam ihracatının yüzde 57,28'ine ulaştı. Böylece NATO üyelerine yapılan ihracatta son yıllarda yakalanan artış sürdürülmüş oldu.Savunma sanayisi diplomasisi ihracata katkı sağladıSektörün ihracat performansındaki yükselişte, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) koordinasyonunda yürütülen uluslararası temaslar, ikili görüşmeler ve savunma sanayisi diplomasisi de önemli rol oynadı.SSB'nin dost ve müttefik ülkelerle geliştirdiği temaslar, Türk firmalarının yurt dışı pazarlardaki görünürlüğünü artırırken, yeni işbirliklerinin ve ihracat fırsatlarının da önünü açtı.Bu çerçevede yürütülen çalışmalar, Türkiye'nin savunma sanayisinde sadece ürün tedarik eden değil, teknoloji geliştiren, ortak üretim modelleri kuran ve müttefikleriyle uzun vadeli işbirlikleri geliştiren bir ülke olarak konumunu güçlendirdi.Kilogram başına ihracat değeri Türkiye ortalamasının yaklaşık 40 katıSektörün ihracatındaki büyüme, ürünlerin yüksek katma değerinde de kendini gösterdi.Türkiye'nin teknoloji odaklı ihracat hedefleri açısından kritik bir gösterge olan savunma ve havacılık sanayi kilogram başına ihracat değeri 65,16 dolar olarak gerçekleşti.Türkiye'nin ihracat kilogram değeri ortalamasının 1,62 dolar olduğu dikkate alındığında, savunma ve havacılık sanayisi kilogram başına yaklaşık 40 kat daha yüksek ihracat değeriyle ülke ekonomisine önemli katkı sağladı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — ALİ ATAR - Türk savunma ve havacılık sanayisinin NATO ülkelerine ihracatı son dönemde artış gösteriyor.Türkiye'nin ev sahipliğinde 7-8 Temmuz'da Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde, savunma ve havacılık sanayisinin İttifak üyesi ülkelere yönelik ihracatındaki artış dikkati çekiyor.AA muhabirinin, ihracat verilerinden yaptığı derlemeye göre, Ankara'daki tarihi zirveye hazırlanan Türkiye'nin savunma ve havacılıktaki yurt dışı satışlarında son 1 yılda önemli artış yaşandı.Sektörün bu dönemde toplam ihracatı, önceki döneme göre yüzde 47,12 arttı. 1 Haziran 2025-31 Mayıs 2026 aralığında, önceki bir yılda 7 milyar 399 milyon 103 bin dolar olan sektör ihracatı 10 milyar 885 milyon 606 bin dolara yükseldi.İhracatın zirvesinde NATO müttefikleri yer aldıSöz konusu dönemde 178 ülkeye savunma ve havacılık ürünü ihracatı gerçekleştirilirken, Türkiye'nin İttifak içindeki stratejik rolünü yansıtan NATO ülkelerine yönelik satışlar ağırlık merkezini oluşturdu.Ülke bazlı ihracat rakamları incelendiğinde, zirvedeki ilk 3 sırayı NATO müttefikleri paylaştı.NATO üyesi ülkelere söz konusu dönemde 6 milyar 235 milyon 676 bin dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Bu tutar, sektörün toplam ihracatının yüzde 57,28'ine ulaştı. Böylece NATO üyelerine yapılan ihracatta son yıllarda yakalanan artış sürdürülmüş oldu.Savunma sanayisi diplomasisi ihracata katkı sağladıSektörün ihracat performansındaki yükselişte, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) koordinasyonunda yürütülen uluslararası temaslar, ikili görüşmeler ve savunma sanayisi diplomasisi de önemli rol oynadı.SSB'nin dost ve müttefik ülkelerle geliştirdiği temaslar, Türk firmalarının yurt dışı pazarlardaki görünürlüğünü artırırken, yeni işbirliklerinin ve ihracat fırsatlarının da önünü açtı.Bu çerçevede yürütülen çalışmalar, Türkiye'nin savunma sanayisinde sadece ürün tedarik eden değil, teknoloji geliştiren, ortak üretim modelleri kuran ve müttefikleriyle uzun vadeli işbirlikleri geliştiren bir ülke olarak konumunu güçlendirdi.Kilogram başına ihracat değeri Türkiye ortalamasının yaklaşık 40 katıSektörün ihracatındaki büyüme, ürünlerin yüksek katma değerinde de kendini gösterdi.Türkiye'nin teknoloji odaklı ihracat hedefleri açısından kritik bir gösterge olan savunma ve havacılık sanayi kilogram başına ihracat değeri 65,16 dolar olarak gerçekleşti.Türkiye'nin ihracat kilogram değeri ortalamasının 1,62 dolar olduğu dikkate alındığında, savunma ve havacılık sanayisi kilogram başına yaklaşık 40 kat daha yüksek ihracat değeriyle ülke ekonomisine önemli katkı sağladı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/turk-savunma-sanayisinin-nato-uyelerine-ihracati-artiyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yeni nesil başpehlivanlar, Kırkpınar'da favoriler arasına giriyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yeni-nesil-baspehlivanlar-kirkpinar-da-favoriler-arasina-giriyor/872408/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yeni-nesil-baspehlivanlar-kirkpinar-da-favoriler-arasina-giriyor/872408/</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:45:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Yeni nesil başpehlivanlar, er meydanlarında gösterdikleri performansla hem güreşseverlerin gönlünü kazanıyor hem de tecrübeli rakiplerinin kürsü hesaplarını zorluyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- SALİH BARAN - Yeni nesil başpehlivanlar, Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde gösterdikleri performansla üst sıraları zorlarken, güreşseverlerin de yakından tanıdığı favori isimler arasına girmeye başladı.Zembilini omzuna alıp Kırkpınar yoluna düşen her pehlivanın en büyük hayali, başpehlivanlık boyunda güreşmek.Henüz 11-12 yaşlarında minik boylarda kispet giyip yağlanmaya başlayan pehlivanlar, teşvik, tozkoparan, deste, orta ve başaltı boylarında mücadele ederek baş boyuna yükselmeye çalışıyor.Her yıl Türkiye Yağlı Güreş Ligi'nde veya Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde derece elde eden pehlivanların yanı sıra minder güreşinde uluslararası başarılar kazanan sporcuların da katılımıyla baş boyuna yeni isimler ekleniyor.Bir dönem er meydanlarında fırtına gibi esen, başarılarıyla güreşseverlerin hafızasında yer edinen favori başpehlivanların bir bölümü zamanla performans kaybı yaşarken, bazıları da yaşlarından dolayı çayırlardan uzaklaşıyor.Bu değişim sürecinde hırslı, atak ve tempolu güreşleriyle dikkati çeken genç başpehlivanlar, favori isimlerin yanına kendi adlarını yazdırıyor.Seyircinin görmek istediği hareketli güreşi ortaya koyan yeni nesil pehlivanlar, hem gönülleri kazanıyor hem de tecrübeli rakiplerini zorluyor.Kürsü hedefiyle er meydanına çıkan genç başpehlivanların tamamı bu hedefe ulaşamasa da, performanslarıyla favori isimlerin yolunu kesebileceklerini her geçen sezon daha fazla gösteriyor.Son dönem başpehlivanlardan öne çıkanlar şunlar:Osman Kan, Şahinbey&#039;de kürsü gördüAntalyalı 25 yaşındaki Osman Kan, er meydanlarına küçük yaşta adım atan pehlivanlardan biri oldu.Güreşe 9 yaşında başlayan Osman, kısa sürede alt boylarda gösterdiği çıkışla dikkati çekti.Kırkpınar'daki yükselişini sürdüren Osman Kan, 2019 yılında küçük orta büyük boyda birinci olarak büyük ortaya, ardından büyük orta boyundaki dereceleriyle başaltına çıktı.2023 yılında başaltı boyunda ikinci olarak başpehlivanlığa yükselen Antalyalı pehlivan, 2024'ten bu yana baş boyunda mücadele ediyor.Osman Kan, bu sezon CW Enerji Yağlı Güreş Ligi'nde istikrarlı bir grafik yakalayamasa da Şahinbey'de kürsü görerek dikkatleri üzerine çekti.Genç başpehlivan, özellikle Şahinbey ve Sekapark güreşlerinde Ali Gürbüz'ü yenerek favori isimleri zorlayabileceğini gösterdi. Daha önce iki kez başpehlivan olarak Kırkpınar'da çayıra çıktı.Güreş tarzı ve sürpriz galibiyetleriyle her turda dengeleri değiştirebilecek bir isim olarak öne çıkan Osman Kan, bu yıl Kırkpınar'da favorilerin yolunu kesebilecek, kurayı zorlaştırabilecek genç başpehlivanlardan biri olarak görülüyor.Enes Doğan kürsünün gediklisi olduAntalya'da 2000 yılında dünyaya gelen Enes Doğan, yağlı güreşin alt boylarından başpehlivanlığa uzanan yolculuğunda istikrarlı çıkışıyla dikkati çekti.Deste boylardan itibaren birçok önemli organizasyonda kürsüye çıkan Enes Doğan, Elmalı, Kurtdere, Kumluca ve Kırkpınar'daki dereceleriyle adını erken yaşta er meydanlarında duyurdu. 657. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde deste orta boyda birinci olan Enes, kısa sürede ayak boyundan küçük orta küçük boya kadar yükseldi.2019’da Kumluca’da küçük orta küçük boyda, Elmalı’da ise küçük orta büyük boyda birinci olarak büyük orta boya çıkan Enes Doğan, 2021 yılında Kumluca'da büyük orta boyda elde ettiği birincilikle başaltı boyuna yükseldi.Başpehlivanlık kapısını ise 2023 yılında Edirne'de araladı. 662. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde başaltı boyunda birinci olan Enes Doğan, başpehlivanlık boyuna yükselerek kariyerinde yeni bir sayfa açtı.Enes Doğan, başpehlivan olması sonrası hem lig hem de piyasa güreşlerinde adını hep hatırlattı.Kırkpınar'daki performansıyla da dikkatleri üzerine çeken Enes Doğan, başpehlivanlık boyunda çıktığı dualı çayırda istikrarlı görüntüsüyle öne çıktı. 2025 yılında çeyrek finalde İsmail Balaban'ı yenerek yarı finale yükselen genç başpehlivan, yarı finalde Orhan Okulu'na puanlama bölümünde yenildi. Enes Doğan, Ali İhsan Batmaz ile birlikte üçüncülüğü paylaşarak Kırkpınar kürsüsünde yer aldı.2026 sezonuna istediği ölçüde hızlı başlayamasa da Elmalı, Kepez, Gökbel, Havran yağlı güreşlerinde başpehlivanlığı kazanması ve Sekapark'ta elde ettiği üçüncülük, Enes Doğan'ın Kırkpınar öncesi yeniden ritim bulduğunu gösterdi.Son iki yıldaki performansı ve zor rakipler karşısındaki dirençli güreşiyle Enes Doğan, bu yıl da Kırkpınar'ın kürsü adaylarından biri olarak öne çıkıyor.Favorilerin yolunu kesebilecek isimlerden biri: Ali İhsan BatmazAntalya'da 1997 yılında dünyaya gelen Ali İhsan Batmaz, yağlı güreşin alt boylarından başpehlivanlığa uzanan süreçte istikrarlı çıkışıyla dikkati çekti.Ali İhsan Batmaz, er meydanlarında küçük yaşlardan itibaren adım adım yükseldi.Korkutelili pehlivan, 2019 yılında Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde büyük orta boyda birinci olarak başaltına çıktı.Başpehlivanlık kapısını ise 2022 yılında araladı. 661. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde başaltı boyunda birinci olan Ali İhsan, başpehlivanlık boyuna yükseldi. Ali İhsan, 2023 yılından beri baş boyunda güreşiyor.Geçen yılki Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde çeyrek finalde son iki yılın başpehlivanı Yusuf Can Zeybek ile karşılaşan Ali İhsan Batmaz, mücadeleyi puanlama bölümünde kazanarak yarı finale yükseldi. Bu sonuç, onun büyük güreşlerde favori isimleri zorlayabilecek güce ulaştığını gösterdi. Yarı finalde Feyzullah Aktürk'e puanlama bölümünde yenilen Ali İhsan Batmaz, final şansını kaçırsa da Kırkpınar'ı üçüncü olarak tamamladı ve baş boyundaki en önemli derecelerinden birini elde etti.Bu sezon Antalya Büyükşehir Belediyesi adına güreşen 29 yaşındaki Ali İhsan Batmaz'ın, geçen yıl Yusuf Can Zeybek'i eleyerek yarı finale yükselmesi ve Kırkpınar kürsüsüne çıkması, favorilerin yolunu kesebilecek bir pehlivan olduğunu ortaya koydu.Gücü, tecrübesi, sabırlı güreşi ve kritik anlarda aldığı sonuçlarla Ali İhsan Batmaz, 665. Kırkpınar'a dikkat edilmesi gereken önemli başpehlivanlardan biri olacak.Kırkpınar&#039;ın dengesini bozabilecek yeni başpehlivan: Onur SusuzAntalya 1997 doğumlu Onur Susuz, yağlı güreşin alt boylarından başpehlivanlığa uzanan yolda adım adım yükselen isimlerden biri oldu.Onur Susuz, başpehlivanlık kapısını bu yıl araladı. Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda başaltı boyunda birinci olan Onur Susuz, başpehlivanlığa yükselerek kariyerinde yeni bir sayfa açtı.Yeni başpehlivan olarak ilk sezonunu geçiren 29 yaşındaki Onur Susuz, Sekapark'ta Orhan Okulu'yu yenerek dikkatleri üzerine çekti.Bu yıl dualı çayırda başpehlivan olarak ilk kez mücadele edecek Onur Susuz, risk alan yapısıyla sonucu kestirilmeyen güreşleriyle öne çıkıyor. Bu yönüyle Onur Susuz, Kırkpınar’da kürsüye çıkabilecek isimlerden biri olmanın yanında, favorilerin yolunu keserek altın kemerin kaderini etkileyebilecek başpehlivanlar arasında gösteriliyor.Alt boylardan başpehlivanlığa uzanan istikrarlı çıkış: Mustafa Doğan ÖzkayaÇorum'da 1997 yılında dünyaya gelen Mustafa Doğan Özkaya, yağlı güreşe memleketinde başladı. Küçük yaşlardan itibaren er meydanlarında dikkat çeken Özkaya, alt boylarda elde ettiği derecelerle adım adım yükseldi.Başpehlivanlık kapısını ise 2022 yılında Edirne'de aralayan Mustafa Doğan, 2023'ten bu yana başpehlivan olarak güreşiyor.Güçlü fiziğiyle Mustafa Doğan Özkaya, er meydanlarında takip edilmesi gereken başpehlivanlardan biri olarak öne çıkıyor.Erkan Taş dayanıklılığıyla favorilerin hesaplarını bozmak istiyorSinoplu 26 yaşındaki genç başpehlivan Erkan Taş, güçlü fiziği ve uzun güreşlerdeki dayanıklılığıyla Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde favori isimlerin hesaplarını bozabilecek pehlivanlar arasında gösteriliyor.Geçen yıl Kırkpınar’da son sekize kalma başarısı gösteren genç başpehlivan, sağlam fiziği, kondisyonu ve güreşi puanlama bölümüne taşıma becerisiyle öne çıkıyor.Antalya Büyükşehir Belediyesi adına güreşen Erkan Taş, Edremit ve Çalı Yağlı Güreşleri'nde performansıyla başpehlivan odu. Kırkpınar'daki iddiasını bir kez daha gösterdi.Sarayiçi Er Meydanı'nda bu yıl ikinci kez baş boyunda mücadele edecek Erkan Taş, kuzeni Mustafa Taş gibi direncini koruyabilen, favorilerin hesaplarını bozabilen yapısıyla genç başpehlivanlar arasında öne çıkıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- SALİH BARAN - Yeni nesil başpehlivanlar, Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde gösterdikleri performansla üst sıraları zorlarken, güreşseverlerin de yakından tanıdığı favori isimler arasına girmeye başladı.Zembilini omzuna alıp Kırkpınar yoluna düşen her pehlivanın en büyük hayali, başpehlivanlık boyunda güreşmek.Henüz 11-12 yaşlarında minik boylarda kispet giyip yağlanmaya başlayan pehlivanlar, teşvik, tozkoparan, deste, orta ve başaltı boylarında mücadele ederek baş boyuna yükselmeye çalışıyor.Her yıl Türkiye Yağlı Güreş Ligi'nde veya Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde derece elde eden pehlivanların yanı sıra minder güreşinde uluslararası başarılar kazanan sporcuların da katılımıyla baş boyuna yeni isimler ekleniyor.Bir dönem er meydanlarında fırtına gibi esen, başarılarıyla güreşseverlerin hafızasında yer edinen favori başpehlivanların bir bölümü zamanla performans kaybı yaşarken, bazıları da yaşlarından dolayı çayırlardan uzaklaşıyor.Bu değişim sürecinde hırslı, atak ve tempolu güreşleriyle dikkati çeken genç başpehlivanlar, favori isimlerin yanına kendi adlarını yazdırıyor.Seyircinin görmek istediği hareketli güreşi ortaya koyan yeni nesil pehlivanlar, hem gönülleri kazanıyor hem de tecrübeli rakiplerini zorluyor.Kürsü hedefiyle er meydanına çıkan genç başpehlivanların tamamı bu hedefe ulaşamasa da, performanslarıyla favori isimlerin yolunu kesebileceklerini her geçen sezon daha fazla gösteriyor.Son dönem başpehlivanlardan öne çıkanlar şunlar:Osman Kan, Şahinbey&#039;de kürsü gördüAntalyalı 25 yaşındaki Osman Kan, er meydanlarına küçük yaşta adım atan pehlivanlardan biri oldu.Güreşe 9 yaşında başlayan Osman, kısa sürede alt boylarda gösterdiği çıkışla dikkati çekti.Kırkpınar'daki yükselişini sürdüren Osman Kan, 2019 yılında küçük orta büyük boyda birinci olarak büyük ortaya, ardından büyük orta boyundaki dereceleriyle başaltına çıktı.2023 yılında başaltı boyunda ikinci olarak başpehlivanlığa yükselen Antalyalı pehlivan, 2024'ten bu yana baş boyunda mücadele ediyor.Osman Kan, bu sezon CW Enerji Yağlı Güreş Ligi'nde istikrarlı bir grafik yakalayamasa da Şahinbey'de kürsü görerek dikkatleri üzerine çekti.Genç başpehlivan, özellikle Şahinbey ve Sekapark güreşlerinde Ali Gürbüz'ü yenerek favori isimleri zorlayabileceğini gösterdi. Daha önce iki kez başpehlivan olarak Kırkpınar'da çayıra çıktı.Güreş tarzı ve sürpriz galibiyetleriyle her turda dengeleri değiştirebilecek bir isim olarak öne çıkan Osman Kan, bu yıl Kırkpınar'da favorilerin yolunu kesebilecek, kurayı zorlaştırabilecek genç başpehlivanlardan biri olarak görülüyor.Enes Doğan kürsünün gediklisi olduAntalya'da 2000 yılında dünyaya gelen Enes Doğan, yağlı güreşin alt boylarından başpehlivanlığa uzanan yolculuğunda istikrarlı çıkışıyla dikkati çekti.Deste boylardan itibaren birçok önemli organizasyonda kürsüye çıkan Enes Doğan, Elmalı, Kurtdere, Kumluca ve Kırkpınar'daki dereceleriyle adını erken yaşta er meydanlarında duyurdu. 657. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde deste orta boyda birinci olan Enes, kısa sürede ayak boyundan küçük orta küçük boya kadar yükseldi.2019’da Kumluca’da küçük orta küçük boyda, Elmalı’da ise küçük orta büyük boyda birinci olarak büyük orta boya çıkan Enes Doğan, 2021 yılında Kumluca'da büyük orta boyda elde ettiği birincilikle başaltı boyuna yükseldi.Başpehlivanlık kapısını ise 2023 yılında Edirne'de araladı. 662. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde başaltı boyunda birinci olan Enes Doğan, başpehlivanlık boyuna yükselerek kariyerinde yeni bir sayfa açtı.Enes Doğan, başpehlivan olması sonrası hem lig hem de piyasa güreşlerinde adını hep hatırlattı.Kırkpınar'daki performansıyla da dikkatleri üzerine çeken Enes Doğan, başpehlivanlık boyunda çıktığı dualı çayırda istikrarlı görüntüsüyle öne çıktı. 2025 yılında çeyrek finalde İsmail Balaban'ı yenerek yarı finale yükselen genç başpehlivan, yarı finalde Orhan Okulu'na puanlama bölümünde yenildi. Enes Doğan, Ali İhsan Batmaz ile birlikte üçüncülüğü paylaşarak Kırkpınar kürsüsünde yer aldı.2026 sezonuna istediği ölçüde hızlı başlayamasa da Elmalı, Kepez, Gökbel, Havran yağlı güreşlerinde başpehlivanlığı kazanması ve Sekapark'ta elde ettiği üçüncülük, Enes Doğan'ın Kırkpınar öncesi yeniden ritim bulduğunu gösterdi.Son iki yıldaki performansı ve zor rakipler karşısındaki dirençli güreşiyle Enes Doğan, bu yıl da Kırkpınar'ın kürsü adaylarından biri olarak öne çıkıyor.Favorilerin yolunu kesebilecek isimlerden biri: Ali İhsan BatmazAntalya'da 1997 yılında dünyaya gelen Ali İhsan Batmaz, yağlı güreşin alt boylarından başpehlivanlığa uzanan süreçte istikrarlı çıkışıyla dikkati çekti.Ali İhsan Batmaz, er meydanlarında küçük yaşlardan itibaren adım adım yükseldi.Korkutelili pehlivan, 2019 yılında Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde büyük orta boyda birinci olarak başaltına çıktı.Başpehlivanlık kapısını ise 2022 yılında araladı. 661. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde başaltı boyunda birinci olan Ali İhsan, başpehlivanlık boyuna yükseldi. Ali İhsan, 2023 yılından beri baş boyunda güreşiyor.Geçen yılki Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde çeyrek finalde son iki yılın başpehlivanı Yusuf Can Zeybek ile karşılaşan Ali İhsan Batmaz, mücadeleyi puanlama bölümünde kazanarak yarı finale yükseldi. Bu sonuç, onun büyük güreşlerde favori isimleri zorlayabilecek güce ulaştığını gösterdi. Yarı finalde Feyzullah Aktürk'e puanlama bölümünde yenilen Ali İhsan Batmaz, final şansını kaçırsa da Kırkpınar'ı üçüncü olarak tamamladı ve baş boyundaki en önemli derecelerinden birini elde etti.Bu sezon Antalya Büyükşehir Belediyesi adına güreşen 29 yaşındaki Ali İhsan Batmaz'ın, geçen yıl Yusuf Can Zeybek'i eleyerek yarı finale yükselmesi ve Kırkpınar kürsüsüne çıkması, favorilerin yolunu kesebilecek bir pehlivan olduğunu ortaya koydu.Gücü, tecrübesi, sabırlı güreşi ve kritik anlarda aldığı sonuçlarla Ali İhsan Batmaz, 665. Kırkpınar'a dikkat edilmesi gereken önemli başpehlivanlardan biri olacak.Kırkpınar&#039;ın dengesini bozabilecek yeni başpehlivan: Onur SusuzAntalya 1997 doğumlu Onur Susuz, yağlı güreşin alt boylarından başpehlivanlığa uzanan yolda adım adım yükselen isimlerden biri oldu.Onur Susuz, başpehlivanlık kapısını bu yıl araladı. Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda başaltı boyunda birinci olan Onur Susuz, başpehlivanlığa yükselerek kariyerinde yeni bir sayfa açtı.Yeni başpehlivan olarak ilk sezonunu geçiren 29 yaşındaki Onur Susuz, Sekapark'ta Orhan Okulu'yu yenerek dikkatleri üzerine çekti.Bu yıl dualı çayırda başpehlivan olarak ilk kez mücadele edecek Onur Susuz, risk alan yapısıyla sonucu kestirilmeyen güreşleriyle öne çıkıyor. Bu yönüyle Onur Susuz, Kırkpınar’da kürsüye çıkabilecek isimlerden biri olmanın yanında, favorilerin yolunu keserek altın kemerin kaderini etkileyebilecek başpehlivanlar arasında gösteriliyor.Alt boylardan başpehlivanlığa uzanan istikrarlı çıkış: Mustafa Doğan ÖzkayaÇorum'da 1997 yılında dünyaya gelen Mustafa Doğan Özkaya, yağlı güreşe memleketinde başladı. Küçük yaşlardan itibaren er meydanlarında dikkat çeken Özkaya, alt boylarda elde ettiği derecelerle adım adım yükseldi.Başpehlivanlık kapısını ise 2022 yılında Edirne'de aralayan Mustafa Doğan, 2023'ten bu yana başpehlivan olarak güreşiyor.Güçlü fiziğiyle Mustafa Doğan Özkaya, er meydanlarında takip edilmesi gereken başpehlivanlardan biri olarak öne çıkıyor.Erkan Taş dayanıklılığıyla favorilerin hesaplarını bozmak istiyorSinoplu 26 yaşındaki genç başpehlivan Erkan Taş, güçlü fiziği ve uzun güreşlerdeki dayanıklılığıyla Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde favori isimlerin hesaplarını bozabilecek pehlivanlar arasında gösteriliyor.Geçen yıl Kırkpınar’da son sekize kalma başarısı gösteren genç başpehlivan, sağlam fiziği, kondisyonu ve güreşi puanlama bölümüne taşıma becerisiyle öne çıkıyor.Antalya Büyükşehir Belediyesi adına güreşen Erkan Taş, Edremit ve Çalı Yağlı Güreşleri'nde performansıyla başpehlivan odu. Kırkpınar'daki iddiasını bir kez daha gösterdi.Sarayiçi Er Meydanı'nda bu yıl ikinci kez baş boyunda mücadele edecek Erkan Taş, kuzeni Mustafa Taş gibi direncini koruyabilen, favorilerin hesaplarını bozabilen yapısıyla genç başpehlivanlar arasında öne çıkıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/yeni-nesil-baspehlivanlar-kirkpinar-da-favoriler-arasina-giriyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Fransa'dan işgal altındaki Filistin topraklarında faaliyet gösteren Fransız şirketlerine suç ortaklığı uyarısı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/fransa-dan-isgal-altindaki-filistin-topraklarinda-faaliyet-gosteren-fransiz-sirketlerine-suc-ortakligi-uyarisi/872407/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/fransa-dan-isgal-altindaki-filistin-topraklarinda-faaliyet-gosteren-fransiz-sirketlerine-suc-ortakligi-uyarisi/872407/</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:45:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Fransa — Fransız hükümeti, İsrail işgali altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te faaliyet gösteren Fransız şirketleri, bunların yan kuruluşları ve Fransız vatandaşlarını, İsrail'in uluslararası hukuk ihlallerine ortak olmamaları konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Fransa Haberleri — Fransız hükümeti, İsrail işgali altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te faaliyet gösteren Fransız şirketleri, bunların yan kuruluşları ve Fransız vatandaşlarını, İsrail'in uluslararası hukuk ihlallerine ortak olmamaları konusunda uyardı.Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Filistin topraklarını işgalini hızlandırdığına dikkati çekildi.Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Golan Tepeleri'nin 1967'den bu yana İsrail işgali altında olduğu hatırlatılan açıklamada, İsrail'in bu topraklardaki sömürgeci faaliyetlerine karşı Fransa'nın tutumunun açık olduğu vurgulandı.Açıklamada, İsrail'in işgal altındaki topraklarda yasa dışı yerleşimlerinin uluslararası hukuku ihlal ettiğinin ve iki devletli çözümün önünde engel teşkil ettiğinin altı çizildi.Yasa dışı yerleşimlerde faaliyet gösteren işletmelerin ve kişilerin de bu toprakların kaynaklarını kullanmalarına bağlı olarak uluslararası hukuku ihlal etmekten suçlu bulunabileceği uyarısı yapılan açıklamada, yasa dışı yerleşimlerin inşasına katılan şirketlerin de yasal ve ekonomik risklerle itibarlarını zedeleyecek durumlarla karşı karşıya kalabileceği belirtildi.Uluslararası hukuka göre, İsrail'in 1967'de işgal ettiği Batı Şeria, gelecekteki Filistin Devleti'nin toprağı olarak kabul ediliyor ve İsrail burada işgalci güç statüsünde bulunuyor. İşgalci gücün, işgal ettiği toprak parçasına kendi nüfusunu nakletmesi ve burada mülkiyete ilişkin değişiklik yapması ise uluslararası hukuka aykırı kabul ediliyor.Buna rağmen, Tel Aviv yönetimi son yıllarda işgal altındaki Batı Şeria'da mevcut yasa dışı yerleşimlerin genişletilmesine ve yenilerinin inşasına hız verdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Fransa Haberleri — Fransız hükümeti, İsrail işgali altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te faaliyet gösteren Fransız şirketleri, bunların yan kuruluşları ve Fransız vatandaşlarını, İsrail'in uluslararası hukuk ihlallerine ortak olmamaları konusunda uyardı.Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Filistin topraklarını işgalini hızlandırdığına dikkati çekildi.Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Golan Tepeleri'nin 1967'den bu yana İsrail işgali altında olduğu hatırlatılan açıklamada, İsrail'in bu topraklardaki sömürgeci faaliyetlerine karşı Fransa'nın tutumunun açık olduğu vurgulandı.Açıklamada, İsrail'in işgal altındaki topraklarda yasa dışı yerleşimlerinin uluslararası hukuku ihlal ettiğinin ve iki devletli çözümün önünde engel teşkil ettiğinin altı çizildi.Yasa dışı yerleşimlerde faaliyet gösteren işletmelerin ve kişilerin de bu toprakların kaynaklarını kullanmalarına bağlı olarak uluslararası hukuku ihlal etmekten suçlu bulunabileceği uyarısı yapılan açıklamada, yasa dışı yerleşimlerin inşasına katılan şirketlerin de yasal ve ekonomik risklerle itibarlarını zedeleyecek durumlarla karşı karşıya kalabileceği belirtildi.Uluslararası hukuka göre, İsrail'in 1967'de işgal ettiği Batı Şeria, gelecekteki Filistin Devleti'nin toprağı olarak kabul ediliyor ve İsrail burada işgalci güç statüsünde bulunuyor. İşgalci gücün, işgal ettiği toprak parçasına kendi nüfusunu nakletmesi ve burada mülkiyete ilişkin değişiklik yapması ise uluslararası hukuka aykırı kabul ediliyor.Buna rağmen, Tel Aviv yönetimi son yıllarda işgal altındaki Batı Şeria'da mevcut yasa dışı yerleşimlerin genişletilmesine ve yenilerinin inşasına hız verdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/fransa-dan-isgal-altindaki-filistin-topraklarinda-faaliyet-gosteren-fransiz-sirketlerine-suc-ortakligi-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>CHP'li Tanrıkulu, Türkiye'de önleyici gözaltı ya da tutuklamanın bulunmadığını söyledi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/chp-li-tanrikulu-turkiye-de-onleyici-gozalti-ya-da-tutuklamanin-bulunmadigini-soyledi/872406/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/chp-li-tanrikulu-turkiye-de-onleyici-gozalti-ya-da-tutuklamanin-bulunmadigini-soyledi/872406/</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:42:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, NATO Zirvesi kapsamında birçok insan gözaltına alındı, tutuklandı. Bunların içinde gazeteciler, akademisyenler, emekli öğretmenler var. Önleyici gözaltı ya da tutuklama bizim mevzuatımızda yok. dedi.CHP Diyarbakır Milletvekili Tanrıkulu, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'de çeşitli hak ihlalleri yaşandığını iddia etti.Cezaevlerinde ve gözaltına alınma süreçlerinde işkence ile kötü muamele yapıldığını savunan Tanrıkulu, Bir hükümet politikası olarak Türkiye'nin her yerinde, her alanda ağır hak ihlalleri devam ediyor. ifadesini kullandı.Türkiye'de NATO Zirvesi kapsamında birçok insanın gözaltına alındığını ve tutuklandığını ileri süren Tanrıkulu, Bunların içinde gazeteciler, akademisyenler, emekli öğretmenler var. Önleyici gözaltı ya da tutuklama bizim mevzuatımızda yok. diye konuştu.İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütüne ilişkin yargılamayı da eleştiren Tanrıkulu, bu süreçte çok sayıda hak ihlalinin yaşandığını savundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, NATO Zirvesi kapsamında birçok insan gözaltına alındı, tutuklandı. Bunların içinde gazeteciler, akademisyenler, emekli öğretmenler var. Önleyici gözaltı ya da tutuklama bizim mevzuatımızda yok. dedi.CHP Diyarbakır Milletvekili Tanrıkulu, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'de çeşitli hak ihlalleri yaşandığını iddia etti.Cezaevlerinde ve gözaltına alınma süreçlerinde işkence ile kötü muamele yapıldığını savunan Tanrıkulu, Bir hükümet politikası olarak Türkiye'nin her yerinde, her alanda ağır hak ihlalleri devam ediyor. ifadesini kullandı.Türkiye'de NATO Zirvesi kapsamında birçok insanın gözaltına alındığını ve tutuklandığını ileri süren Tanrıkulu, Bunların içinde gazeteciler, akademisyenler, emekli öğretmenler var. Önleyici gözaltı ya da tutuklama bizim mevzuatımızda yok. diye konuştu.İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütüne ilişkin yargılamayı da eleştiren Tanrıkulu, bu süreçte çok sayıda hak ihlalinin yaşandığını savundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/chp-li-tanrikulu-turkiye-de-onleyici-gozalti-ya-da-tutuklamanin-bulunmadigini-soyledi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANALİZ - Eski uçaklar, yeni savaşlar: Hava kuvvetlerinin doktrinel dönüşümü</title>
      <link>https://www.canligaste.com/analiz-eski-ucaklar-yeni-savaslar-hava-kuvvetlerinin-doktrinel-donusumu/872405/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/analiz-eski-ucaklar-yeni-savaslar-hava-kuvvetlerinin-doktrinel-donusumu/872405/</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:42:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya — Hava gücünün geleceği, farklı kabiliyetlerin nasıl bir araya getirildiği sorusunda düğümleniyor. B-52 gibi insanlı uçaklar, insansız sistemler, sensörler, veri bağları, hava savunma ağları, ucuz mühimmatlar ve yazılım katmanları birbirinden ayrı başlıklar değil, aynı muharebe mimarisinin parçaları - Yeni dönemde belirleyici üstünlük, en pahalı ya da en gösterişli platforma sahip olmaktan ziyade, riski dağıtabilen, kayıpları telafi edebilen, karar döngüsünü hızlandırabilen ve etkiyi sürdürülebilir biçimde üretebilen kuvvetlerin elinde şekillenecek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri — Küme Vakfı Teknoloji Politikası Programı Başkanı Ozan Ahmet Çetin, hava gücünde yaşanan doktrinel dönüşümü ve Türkiye'nin bu dönüşüme yön veren hamlelerini AA Analiz için kaleme aldı.***15 Haziran’da Edwards Hava Üssü’nden havalanan bir B-52 Stratofortress, kalkıştan kısa süre sonra düştü. Uçakta bulunan sekiz kişiden sağ kurtulan olmadı. B-52, Soğuk Savaş döneminin ağır sanayi kapasitesini, nükleer caydırıcılık doktrinini ve kıtalararası menzil fikrini somutlaştıran en belirgin askeri platformlardan biri olarak hala sembolik bir ağırlık taşıyor. ABD ordusu, yeni radar sistemleri, modernize edilmiş motorlar ve güncellenmiş görev mimarisiyle bu yaşlı bombardıman uçağını yirmi birinci yüzyılın ortalarına kadar hizmette tutmayı hedefliyor.B-52 üzerine yapılan planlar, havacılık tarihinin bu yaşlı sembolüne düşülmüş nostaljik bir dipnottan ibaret değil. Değişen muharebe ortamında silahlı kuvvetler, geçmişten devraldıkları kurumsal birikim ve platform mirasıyla yeni teknolojilerin dayattığı uyum baskısı arasında bir denge kurmak durumunda. Bu gerilim, modern orduların tamamının karşı karşıya olduğu yapısal sorunlardan birini oluşturuyor. Burada esas mesele, orduların üzerine yeni sistemler monte ettikleri eski bir zihinsel mimariyle ne kadar süre etkin bir şekilde savaşabilecekleridir.Hava kuvvetleri doktrinlerinde değişimJet çağının büyük bölümünde hava kuvvetleri, muharebe gücünün merkezine insanlı savaş uçağını ya da bombardıman uçağını yerleştirdi. Diğer unsurlar ise bu merkezin etrafında işlev ve anlam kazandı. Tankerler uçağın menzilini genişletti, AWACS platformları hava resmini yönetti, uydular ise bilgi akışını besledi. Merkezinde uçak ve pilotun bulunduğu bu mimaride, destekleyici bütün unsurlar esasen bu ikilinin menzilini, farkındalığını ve vurucu etkisini artırmak için çalışıyordu.Bu düzen artık zayıflıyor. İnsanlı uçak, muharebe gücünün tartışmasız merkezi olmaktan çıkarak daha geniş bir savaş sisteminin düğümlerinden biri haline geliyor. Dolayısıyla devletlerin hava kuvvetleri kendi kurumsal kimliklerini yeniden düşünmek zorunda.Bu tabloda pilot, sensörlerden, elektronik harp unsurlarından, insansız platformlardan ve uzaktan kullanılan silahlardan oluşan karma bir görev paketini yöneten komutana dönüşebilir. Bu değişimin dünyada bir karşılığını, ABD Hava Kuvvetleri’nin Collaborative Combat Aircraft (CCA) programında açık biçimde görebiliyoruz. CCA yaklaşımı, insanlı savaş uçaklarının yanında görev yapacak yarı otonom hava araçlarıyla menzili, durumsal farkındalığı ve hayatta kalma kapasitesini artırmayı hedefliyor.Türkiye&#039;nin insansız sistemlerle yakaladığı ivmeTürkiye’nin de yakalamaya çalıştığı dönüşüm bu hattın üzerinde duruyor. KAAN, bu dönüşümün insanlı savaş uçağı ayağını temsil ediyor. Ancak gelecekteki değerinin yalnızca kendi uçuş performansından ya da silah yükünden gelmesi beklenmiyor. Asıl ağırlığı, Bayraktar KIZILELMA, ANKA III, Bayraktar AKINCI ve Bayraktar TB-3 gibi insansız platformlarla veri paylaşabilmesi, hedef önceliklendirebilmesi ve görev dağıtımında üstlenebileceği rol belirleyecek.İnsansız sistemler, Türkiye’nin bu yeni mimariye en hızlı uyum sağladığı alanlardan birini oluşturuyor. Bayraktar TB2 ve AKINCI ile oluşan operasyonel ve endüstriyel birikim, artık KIZILELMA ve ANKA III gibi jet motorlu, daha düşük görünürlüklü ve daha yüksek riskli sahalarda görev alabilecek platformlara taşınıyor. TB-3 ise bu kabiliyetin TCG Anadolu üzerinden deniz boyutuna genişletilmesini temsil ediyor. Böylece Türkiye, hava gücünü karadan ve denizden üretebilecek esnek ve dağıtık bir yapı kurmaya çalışıyor.Platformların marka ve haber değeri yüksek olsa da asıl belirleyici olan bu unsurların toplamından nitelikli bir muharebe mimarisi üretilebilmesidir. Bu nedenle Türkiye açısından temel mesele, bağlantı, algılama ve etki zincirinin ne ölçüde bütünleşik kurabildiği olacak. MURAD AESA radarı, T-Link ve taktik veri bağları, uydu kabiliyetleri, yerli hava-hava füzeleri ile Çelik Kubbe benzeri hava savunma ağları bu çerçevede anlam kazanıyor. Bu mimari henüz tamamlanmış değil. Ancak klasik pilot ve uçak merkezli hava kuvvetinden, ağ merkezli ve insanlı-insansız karma hava gücüne geçiş niyeti ve emarelerini görebiliyoruz.Bu dönüşüm harekat konseptiyle birlikte tedarik mantığını da kaçınılmaz olarak değiştiriyor. Geleneksel savunma tedarikinde büyük platform merkezdeydi. Bir uçak tasarlanır, uzun yıllar geliştirilir, büyük maliyetlerle üretilir ve sonra ömrü boyunca çeşitli modernizasyonlarla ayakta tutulurdu. Bu model hala bütünüyle ortadan kalkmış değilse de yazılım, otonomi ve modüler faydalı yükler bu mantığı değişime zorlamaktadır.Pahalı sistemler artık kullanışlı değilBir diğer büyük değişim ise pahalı ve ucuz sistemler arasındaki gerilime dayanıyor. Soğuk Savaş sonrasının gelişmiş hava kuvvetleri, giderek az sayıda ama çok kabiliyetli ve çok pahalı platformlara dayanan bir modele yöneldi. Bu model kısa, kontrollü ve düşük yıpranmalı harekatlarda etkileyici sonuçlar üretebilir. Ancak uzun süren, yoğun tüketim yaratan ve kayıp riskinin sürekli yeniden üretildiği savaşlar, hava gücünden farklı bir dayanıklılık mantığı talep ediyor.Ukrayna ve İran gibi mevcut çatışma sahaları pahalı ve kusursuz görünen kuvvetlerin esasında kırılgan olabileceğini gösteriyor. Az sayıda kabiliyetli platforma dayanan konseptte birkaç gelişmiş unsurun kaybı stratejik bir boşluk yaratabilir. Bakım döngüleri uzadığında, mühimmat tükendiğinde, yedek parça aksadığında veya pistler baskı altına alındığında bu ileri teknolojiler sürdürülebilirlik sorunuyla karşı karşıya kalabilir. Aynı şekilde, ucuz bir dronu pahalı bir önleyici füzeyle vurmak bazen taktik olarak zorunlu olabilir. Ancak bu değiş tokuş uzun süre devam ederse stratejik olarak yıpratıcı hale gelir.Bu nedenle, hava üstünlüğü de eskisi gibi geniş ve kalıcı bir hakimiyet anlamına gelmeyebilir. Gelecekte kuvvetler, belli bir bölgede ve sınırlı bir süre için üstünlük pencereleri açmaya çalışacaktır. Bu tabloda hava gücünün başarısı tek bir büyük zafer anından çok tekrar eden küçük avantajların birikmesine bağlı hale gelebilir.Türkiye’nin son dönemdeki yönelimi de bu gerilimi gidermeye dönük bir arayış olarak okunabilir. Ankara, KAAN ve KIZILELMA benzeri yüksek değerli sistemlerden vazgeçmiyor. Ancak bu platformların etrafına daha ucuz, daha çok üretilebilir ve kaybı stratejik boşluk yaratmayacak bir harcanabilir sistem katmanı yerleştirmeye çalışıyor. Bu nedenle Türkiye’nin hava gücü dönüşümü beşinci nesil savaş uçağı ya da gelişmiş hava savunma sistemi üretme hedefiyle sınırlı değil. Ankara’nın uzun süreli yıpratma savaşlarında mühimmat tüketimini, platform kaybını, bakım temposunu ve maliyet değiş tokuşunu yönetebilecek daha esnek ve dayanıklı bir kuvvet yapısı kurma çabası içinde olduğunu görüyoruz.Bu çabanın en görünür boyutlarından birini gezici mühimmatlar ve tek kullanımlık insansız sistemler oluşturuyor. Örneğin K2 Kamikaze İHA, Sivrisinek, Mızrak, KEMANKEŞ, KARGU ve ALPAGU gibi sistemler, Türkiye’nin pahalı platformların yanına daha düşük maliyetli etki üreticileri koyma arayışını gösteriyor. Bu sistemler klasik anlamda hava üstünlüğü sağlayacak platformlar değildir. Ancak düşman hava savunmasını yormak, radarları açığa çıkarmak, pahalı önleyici mühimmatları tükettirmek, kritik hedeflere sürekli baskı kurmak ve kısa süreli üstünlük pencereleri açmak için işlev görebilir.Bu yaklaşım, hava gücünü tekil ve pahalı platformların bekasına bağımlı olmaktan çıkarıp, kayıpları absorbe edebilen, baskıyı sürdürebilen ve tekrar eden küçük avantajları operasyonel etkiye çevirebilen bir yapıya taşımayı hedefliyor.Hava gücünün geleceği, farklı kabiliyetlerin nasıl bir araya getirildiği sorusunda düğümleniyor. B-52 gibi insanlı uçaklar, insansız sistemler, sensörler, veri bağları, hava savunma ağları, ucuz mühimmatlar ve yazılım katmanları birbirinden ayrı başlıklar değil; aynı muharebe mimarisinin parçaları. Bu nedenle yeni dönemde belirleyici üstünlük, en pahalı ya da en gösterişli platforma sahip olmaktan ziyade, riski dağıtabilen, kayıpları telafi edebilen, karar döngüsünü hızlandırabilen ve etkiyi sürdürülebilir biçimde üretebilen kuvvetlerin elinde şekillenecek.[Ozan Ahmet Çetin, Küme Vakfı'nda Teknoloji Politikası Programı Başkanıdır.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri — Küme Vakfı Teknoloji Politikası Programı Başkanı Ozan Ahmet Çetin, hava gücünde yaşanan doktrinel dönüşümü ve Türkiye'nin bu dönüşüme yön veren hamlelerini AA Analiz için kaleme aldı.***15 Haziran’da Edwards Hava Üssü’nden havalanan bir B-52 Stratofortress, kalkıştan kısa süre sonra düştü. Uçakta bulunan sekiz kişiden sağ kurtulan olmadı. B-52, Soğuk Savaş döneminin ağır sanayi kapasitesini, nükleer caydırıcılık doktrinini ve kıtalararası menzil fikrini somutlaştıran en belirgin askeri platformlardan biri olarak hala sembolik bir ağırlık taşıyor. ABD ordusu, yeni radar sistemleri, modernize edilmiş motorlar ve güncellenmiş görev mimarisiyle bu yaşlı bombardıman uçağını yirmi birinci yüzyılın ortalarına kadar hizmette tutmayı hedefliyor.B-52 üzerine yapılan planlar, havacılık tarihinin bu yaşlı sembolüne düşülmüş nostaljik bir dipnottan ibaret değil. Değişen muharebe ortamında silahlı kuvvetler, geçmişten devraldıkları kurumsal birikim ve platform mirasıyla yeni teknolojilerin dayattığı uyum baskısı arasında bir denge kurmak durumunda. Bu gerilim, modern orduların tamamının karşı karşıya olduğu yapısal sorunlardan birini oluşturuyor. Burada esas mesele, orduların üzerine yeni sistemler monte ettikleri eski bir zihinsel mimariyle ne kadar süre etkin bir şekilde savaşabilecekleridir.Hava kuvvetleri doktrinlerinde değişimJet çağının büyük bölümünde hava kuvvetleri, muharebe gücünün merkezine insanlı savaş uçağını ya da bombardıman uçağını yerleştirdi. Diğer unsurlar ise bu merkezin etrafında işlev ve anlam kazandı. Tankerler uçağın menzilini genişletti, AWACS platformları hava resmini yönetti, uydular ise bilgi akışını besledi. Merkezinde uçak ve pilotun bulunduğu bu mimaride, destekleyici bütün unsurlar esasen bu ikilinin menzilini, farkındalığını ve vurucu etkisini artırmak için çalışıyordu.Bu düzen artık zayıflıyor. İnsanlı uçak, muharebe gücünün tartışmasız merkezi olmaktan çıkarak daha geniş bir savaş sisteminin düğümlerinden biri haline geliyor. Dolayısıyla devletlerin hava kuvvetleri kendi kurumsal kimliklerini yeniden düşünmek zorunda.Bu tabloda pilot, sensörlerden, elektronik harp unsurlarından, insansız platformlardan ve uzaktan kullanılan silahlardan oluşan karma bir görev paketini yöneten komutana dönüşebilir. Bu değişimin dünyada bir karşılığını, ABD Hava Kuvvetleri’nin Collaborative Combat Aircraft (CCA) programında açık biçimde görebiliyoruz. CCA yaklaşımı, insanlı savaş uçaklarının yanında görev yapacak yarı otonom hava araçlarıyla menzili, durumsal farkındalığı ve hayatta kalma kapasitesini artırmayı hedefliyor.Türkiye&#039;nin insansız sistemlerle yakaladığı ivmeTürkiye’nin de yakalamaya çalıştığı dönüşüm bu hattın üzerinde duruyor. KAAN, bu dönüşümün insanlı savaş uçağı ayağını temsil ediyor. Ancak gelecekteki değerinin yalnızca kendi uçuş performansından ya da silah yükünden gelmesi beklenmiyor. Asıl ağırlığı, Bayraktar KIZILELMA, ANKA III, Bayraktar AKINCI ve Bayraktar TB-3 gibi insansız platformlarla veri paylaşabilmesi, hedef önceliklendirebilmesi ve görev dağıtımında üstlenebileceği rol belirleyecek.İnsansız sistemler, Türkiye’nin bu yeni mimariye en hızlı uyum sağladığı alanlardan birini oluşturuyor. Bayraktar TB2 ve AKINCI ile oluşan operasyonel ve endüstriyel birikim, artık KIZILELMA ve ANKA III gibi jet motorlu, daha düşük görünürlüklü ve daha yüksek riskli sahalarda görev alabilecek platformlara taşınıyor. TB-3 ise bu kabiliyetin TCG Anadolu üzerinden deniz boyutuna genişletilmesini temsil ediyor. Böylece Türkiye, hava gücünü karadan ve denizden üretebilecek esnek ve dağıtık bir yapı kurmaya çalışıyor.Platformların marka ve haber değeri yüksek olsa da asıl belirleyici olan bu unsurların toplamından nitelikli bir muharebe mimarisi üretilebilmesidir. Bu nedenle Türkiye açısından temel mesele, bağlantı, algılama ve etki zincirinin ne ölçüde bütünleşik kurabildiği olacak. MURAD AESA radarı, T-Link ve taktik veri bağları, uydu kabiliyetleri, yerli hava-hava füzeleri ile Çelik Kubbe benzeri hava savunma ağları bu çerçevede anlam kazanıyor. Bu mimari henüz tamamlanmış değil. Ancak klasik pilot ve uçak merkezli hava kuvvetinden, ağ merkezli ve insanlı-insansız karma hava gücüne geçiş niyeti ve emarelerini görebiliyoruz.Bu dönüşüm harekat konseptiyle birlikte tedarik mantığını da kaçınılmaz olarak değiştiriyor. Geleneksel savunma tedarikinde büyük platform merkezdeydi. Bir uçak tasarlanır, uzun yıllar geliştirilir, büyük maliyetlerle üretilir ve sonra ömrü boyunca çeşitli modernizasyonlarla ayakta tutulurdu. Bu model hala bütünüyle ortadan kalkmış değilse de yazılım, otonomi ve modüler faydalı yükler bu mantığı değişime zorlamaktadır.Pahalı sistemler artık kullanışlı değilBir diğer büyük değişim ise pahalı ve ucuz sistemler arasındaki gerilime dayanıyor. Soğuk Savaş sonrasının gelişmiş hava kuvvetleri, giderek az sayıda ama çok kabiliyetli ve çok pahalı platformlara dayanan bir modele yöneldi. Bu model kısa, kontrollü ve düşük yıpranmalı harekatlarda etkileyici sonuçlar üretebilir. Ancak uzun süren, yoğun tüketim yaratan ve kayıp riskinin sürekli yeniden üretildiği savaşlar, hava gücünden farklı bir dayanıklılık mantığı talep ediyor.Ukrayna ve İran gibi mevcut çatışma sahaları pahalı ve kusursuz görünen kuvvetlerin esasında kırılgan olabileceğini gösteriyor. Az sayıda kabiliyetli platforma dayanan konseptte birkaç gelişmiş unsurun kaybı stratejik bir boşluk yaratabilir. Bakım döngüleri uzadığında, mühimmat tükendiğinde, yedek parça aksadığında veya pistler baskı altına alındığında bu ileri teknolojiler sürdürülebilirlik sorunuyla karşı karşıya kalabilir. Aynı şekilde, ucuz bir dronu pahalı bir önleyici füzeyle vurmak bazen taktik olarak zorunlu olabilir. Ancak bu değiş tokuş uzun süre devam ederse stratejik olarak yıpratıcı hale gelir.Bu nedenle, hava üstünlüğü de eskisi gibi geniş ve kalıcı bir hakimiyet anlamına gelmeyebilir. Gelecekte kuvvetler, belli bir bölgede ve sınırlı bir süre için üstünlük pencereleri açmaya çalışacaktır. Bu tabloda hava gücünün başarısı tek bir büyük zafer anından çok tekrar eden küçük avantajların birikmesine bağlı hale gelebilir.Türkiye’nin son dönemdeki yönelimi de bu gerilimi gidermeye dönük bir arayış olarak okunabilir. Ankara, KAAN ve KIZILELMA benzeri yüksek değerli sistemlerden vazgeçmiyor. Ancak bu platformların etrafına daha ucuz, daha çok üretilebilir ve kaybı stratejik boşluk yaratmayacak bir harcanabilir sistem katmanı yerleştirmeye çalışıyor. Bu nedenle Türkiye’nin hava gücü dönüşümü beşinci nesil savaş uçağı ya da gelişmiş hava savunma sistemi üretme hedefiyle sınırlı değil. Ankara’nın uzun süreli yıpratma savaşlarında mühimmat tüketimini, platform kaybını, bakım temposunu ve maliyet değiş tokuşunu yönetebilecek daha esnek ve dayanıklı bir kuvvet yapısı kurma çabası içinde olduğunu görüyoruz.Bu çabanın en görünür boyutlarından birini gezici mühimmatlar ve tek kullanımlık insansız sistemler oluşturuyor. Örneğin K2 Kamikaze İHA, Sivrisinek, Mızrak, KEMANKEŞ, KARGU ve ALPAGU gibi sistemler, Türkiye’nin pahalı platformların yanına daha düşük maliyetli etki üreticileri koyma arayışını gösteriyor. Bu sistemler klasik anlamda hava üstünlüğü sağlayacak platformlar değildir. Ancak düşman hava savunmasını yormak, radarları açığa çıkarmak, pahalı önleyici mühimmatları tükettirmek, kritik hedeflere sürekli baskı kurmak ve kısa süreli üstünlük pencereleri açmak için işlev görebilir.Bu yaklaşım, hava gücünü tekil ve pahalı platformların bekasına bağımlı olmaktan çıkarıp, kayıpları absorbe edebilen, baskıyı sürdürebilen ve tekrar eden küçük avantajları operasyonel etkiye çevirebilen bir yapıya taşımayı hedefliyor.Hava gücünün geleceği, farklı kabiliyetlerin nasıl bir araya getirildiği sorusunda düğümleniyor. B-52 gibi insanlı uçaklar, insansız sistemler, sensörler, veri bağları, hava savunma ağları, ucuz mühimmatlar ve yazılım katmanları birbirinden ayrı başlıklar değil; aynı muharebe mimarisinin parçaları. Bu nedenle yeni dönemde belirleyici üstünlük, en pahalı ya da en gösterişli platforma sahip olmaktan ziyade, riski dağıtabilen, kayıpları telafi edebilen, karar döngüsünü hızlandırabilen ve etkiyi sürdürülebilir biçimde üretebilen kuvvetlerin elinde şekillenecek.[Ozan Ahmet Çetin, Küme Vakfı'nda Teknoloji Politikası Programı Başkanıdır.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İstanbul'da DSÖ Bakanlar Konferansı başladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/istanbul-da-dso-bakanlar-konferansi-basladi/872404/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/istanbul-da-dso-bakanlar-konferansi-basladi/872404/</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:42:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Sağlık Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Dr. Aziz Alper Biten: - Düzenlenecek panellerde, depremlerde sağlık hizmetinin nasıl olması gerektiğini, bu hizmetlere hep birlikte nasıl katkı vereceğimizi göreceğiz. Yaptığımız tartışmalar deprem ve sağlık ilişkisine öncülük edecek bir sonuç olan İstanbul Bildirgesi olarak çıkacaktır. Bunun insanlık açısından çok değerli katkısı olacağına inanıyorum]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Depremlerde Sağlığın Korunması-Deprem Acil Durum Yönetimi Yoluyla Sağlık Güvenliğinin Güçlendirilmesi konulu Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Bakanlar Konferansı İstanbul'da başladı.Sağlık Bakanlığı ev sahipliğinde DSÖ işbirliğinde, 6 Şubat 2023'teki Kahramanmaraş depremleri sonrasında depreme verilen sağlık hizmetlerinin değerlendirilmesi, geliştirilmesine ihtiyaç duyulan alanların belirlenmesi ve bu doğrultuda hazırlanan eylem planlarının uygulanması amacıyla organize edilen konferansın açılışı, Hilton İstanbul Bomonti Otel ve Konferans Merkezi'nde gerçekleştirildi.Sağlık Bakanlığı Avrupa Birliği (AB) ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Dr. Aziz Alper Biten, konferansın açılışındaki konuşmasında, depremlerin insanoğlunun sınandığı en büyük felaketler olduğunu, Türkiye'nin de birçok ülke gibi çok kez acı hatıralarla sınandığını söyledi.Depremler ve diğer doğal afetler karşısında insanoğlunun aciz bir durumda olduğunu ifade eden Biten, ülkelerin her doğal afetten sonra tecrübe ve kabiliyetlerini geliştirerek afetlerle başa çıkılabileceğini belirtti.Biten, Kahramanmaraş merkezli depremlere değinerek, 2023 yılı şubat ayında 11 ilimizi kapsayan, yaklaşık 14 milyon nüfusu etkisi altına alan acı bir depremle sınandık. Bu depremde başta bakanlığımız olmak üzere ülkemizin her kurumu, sivil toplum kuruluşları el ele, omuz omuza verip tüm imkanlarımızı seferber ettik. Bu seferberlikten sonra bugün burada toplanmamızın sebebi olan dünyaya örnek olacak bir deprem yanıtı gerçekleştirdik. Bu seferberliğimizde, acımızda bizlere yardım eden kıymetli uluslararası kuruluşlar ile bugün burada da bulunan veya buraya katılamayan diğer ülkelere teşekkürü bir borç biliyoruz. diye konuştu.Deprem sürecinde aktif görev alan bakanlık temsilcileri ve ülke içindeki paydaşların, konferans kapsamında katılımcı ülke temsilcileriyle tecrübelerini paylaşacağını dile getiren Biten, bunun karşılıklı bir öğrenme platformu olacağına inandığını ifade etti.Biten, yarın gerçekleşecek yüksek düzeyli oturumlar ve sonrasında imzalanacak İstanbul Bildirgesi'nin, teknik çalışmalara ivme kazandırarak politik kararlılığı gösteren bir duruş olarak yansıyacağını söyledi.Geçen hafta Venezuela'da büyük bir deprem yaşandığını, Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) biriminin depremin ardından bölgeye gittiğini hatırlatan Biten, ailelerinden ve zamanlarından fedakarlık yapıp bir insanın hayatını kurtarmak için kendi hayatlarını riske atan UMKE ekipleri ile diğer paydaşları Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığına (AFAD) teşekkür etti.Biten, konferansa değinerek, Burada düzenlenecek panellerde, depremlerde sağlık hizmetinin nasıl olması gerektiğini, bu hizmetlere hep birlikte nasıl katkı vereceğimizi göreceğiz. Yaptığımız tartışmalar deprem ve sağlık ilişkisine öncülük edecek bir sonuç olan İstanbul Bildirgesi olarak çıkacaktır. Bunun insanlık açısından çok değerli katkısı olacağına inanıyorum. ifadelerini kullandı.DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge de depremlerin dünya çapında sağlık güvenliğine yönelik tehdit oluşturduğunu belirtti.2023'te meydana gelen depremlerin, doğal afetlerden kaynaklanan ölümlerin yarısından fazlasını oluşturduğuna dikkati çeken Kluge, doğal afet durumlarında sağlık tesislerinin kritik önem taşıdığını, tesislerin emniyetli, operasyonel ve erişilebilir olması gerektiğini söyledi.Açılış konuşmalarının ardından uzman isimlerin deprem ve sağlık konusunda sunumlar gerçekleştirdiği konferans, gün boyunca panellerle devam edecek.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Depremlerde Sağlığın Korunması-Deprem Acil Durum Yönetimi Yoluyla Sağlık Güvenliğinin Güçlendirilmesi konulu Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Bakanlar Konferansı İstanbul'da başladı.Sağlık Bakanlığı ev sahipliğinde DSÖ işbirliğinde, 6 Şubat 2023'teki Kahramanmaraş depremleri sonrasında depreme verilen sağlık hizmetlerinin değerlendirilmesi, geliştirilmesine ihtiyaç duyulan alanların belirlenmesi ve bu doğrultuda hazırlanan eylem planlarının uygulanması amacıyla organize edilen konferansın açılışı, Hilton İstanbul Bomonti Otel ve Konferans Merkezi'nde gerçekleştirildi.Sağlık Bakanlığı Avrupa Birliği (AB) ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Dr. Aziz Alper Biten, konferansın açılışındaki konuşmasında, depremlerin insanoğlunun sınandığı en büyük felaketler olduğunu, Türkiye'nin de birçok ülke gibi çok kez acı hatıralarla sınandığını söyledi.Depremler ve diğer doğal afetler karşısında insanoğlunun aciz bir durumda olduğunu ifade eden Biten, ülkelerin her doğal afetten sonra tecrübe ve kabiliyetlerini geliştirerek afetlerle başa çıkılabileceğini belirtti.Biten, Kahramanmaraş merkezli depremlere değinerek, 2023 yılı şubat ayında 11 ilimizi kapsayan, yaklaşık 14 milyon nüfusu etkisi altına alan acı bir depremle sınandık. Bu depremde başta bakanlığımız olmak üzere ülkemizin her kurumu, sivil toplum kuruluşları el ele, omuz omuza verip tüm imkanlarımızı seferber ettik. Bu seferberlikten sonra bugün burada toplanmamızın sebebi olan dünyaya örnek olacak bir deprem yanıtı gerçekleştirdik. Bu seferberliğimizde, acımızda bizlere yardım eden kıymetli uluslararası kuruluşlar ile bugün burada da bulunan veya buraya katılamayan diğer ülkelere teşekkürü bir borç biliyoruz. diye konuştu.Deprem sürecinde aktif görev alan bakanlık temsilcileri ve ülke içindeki paydaşların, konferans kapsamında katılımcı ülke temsilcileriyle tecrübelerini paylaşacağını dile getiren Biten, bunun karşılıklı bir öğrenme platformu olacağına inandığını ifade etti.Biten, yarın gerçekleşecek yüksek düzeyli oturumlar ve sonrasında imzalanacak İstanbul Bildirgesi'nin, teknik çalışmalara ivme kazandırarak politik kararlılığı gösteren bir duruş olarak yansıyacağını söyledi.Geçen hafta Venezuela'da büyük bir deprem yaşandığını, Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) biriminin depremin ardından bölgeye gittiğini hatırlatan Biten, ailelerinden ve zamanlarından fedakarlık yapıp bir insanın hayatını kurtarmak için kendi hayatlarını riske atan UMKE ekipleri ile diğer paydaşları Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığına (AFAD) teşekkür etti.Biten, konferansa değinerek, Burada düzenlenecek panellerde, depremlerde sağlık hizmetinin nasıl olması gerektiğini, bu hizmetlere hep birlikte nasıl katkı vereceğimizi göreceğiz. Yaptığımız tartışmalar deprem ve sağlık ilişkisine öncülük edecek bir sonuç olan İstanbul Bildirgesi olarak çıkacaktır. Bunun insanlık açısından çok değerli katkısı olacağına inanıyorum. ifadelerini kullandı.DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge de depremlerin dünya çapında sağlık güvenliğine yönelik tehdit oluşturduğunu belirtti.2023'te meydana gelen depremlerin, doğal afetlerden kaynaklanan ölümlerin yarısından fazlasını oluşturduğuna dikkati çeken Kluge, doğal afet durumlarında sağlık tesislerinin kritik önem taşıdığını, tesislerin emniyetli, operasyonel ve erişilebilir olması gerektiğini söyledi.Açılış konuşmalarının ardından uzman isimlerin deprem ve sağlık konusunda sunumlar gerçekleştirdiği konferans, gün boyunca panellerle devam edecek.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/istanbul-da-dso-bakanlar-konferansi-basladi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Küçükçekmece'de motosikletten oyuncak silah doğrultan şüpheli ile sürücü yakalandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kucukcekmece-de-motosikletten-oyuncak-silah-dogrultan-supheli-ile-surucu-yakalandi/872402/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kucukcekmece-de-motosikletten-oyuncak-silah-dogrultan-supheli-ile-surucu-yakalandi/872402/</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:39:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Küçükçekmece'de motosikletten vatandaşlara oyuncak silah doğrultan şüpheli ile motosikletin sürücüsü gözaltına alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Küçükçekmece'de motosikletten vatandaşlara oyuncak silah doğrultan şüpheli ile motosikletin sürücüsü gözaltına alındı.İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 28 Haziran'da Küçükçekmece'de seyir halindeki bir motosikletin arka koltuğunda oturan kişinin elindeki silahı çevredeki kişilere doğrulttuğu anlara ait görüntülerin sosyal medyada paylaşılması üzerine çalışma başlattı.Kimlikleri belirlenen motosiklet sürücüsü A.E.E. (22) ile arkasında oturan Y.A. (22), 30 Haziran'da düzenlenen operasyonla yakalandı.Ele geçirilen tabancanın oyuncak olduğu belirlendi.A.E.E ve Y.A, halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit ile trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçlarından adliyeye sevk edildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Küçükçekmece'de motosikletten vatandaşlara oyuncak silah doğrultan şüpheli ile motosikletin sürücüsü gözaltına alındı.İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 28 Haziran'da Küçükçekmece'de seyir halindeki bir motosikletin arka koltuğunda oturan kişinin elindeki silahı çevredeki kişilere doğrulttuğu anlara ait görüntülerin sosyal medyada paylaşılması üzerine çalışma başlattı.Kimlikleri belirlenen motosiklet sürücüsü A.E.E. (22) ile arkasında oturan Y.A. (22), 30 Haziran'da düzenlenen operasyonla yakalandı.Ele geçirilen tabancanın oyuncak olduğu belirlendi.A.E.E ve Y.A, halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit ile trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçlarından adliyeye sevk edildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/kucukcekmece-de-motosikletten-oyuncak-silah-dogrultan-supheli-ile-surucu-yakalandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANALİZ - Fuad Hüseyin'in Şam ziyareti: Irak-Suriye ilişkileri hangi yöne evriliyor?</title>
      <link>https://www.canligaste.com/analiz-fuad-huseyin-in-sam-ziyareti-irak-suriye-iliskileri-hangi-yone-evriliyor/872401/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/analiz-fuad-huseyin-in-sam-ziyareti-irak-suriye-iliskileri-hangi-yone-evriliyor/872401/</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:39:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Fuad Hüseyin'in Suriye ziyareti, Irak-Suriye ilişkilerinin güvenlik merkezli temkinli çizgiden daha kurumsal ve çok boyutlu bir zemine taşındığını gösteriyor - Ziyaret, yalnızca diplomatik temasların yeniden canlanması açısından değil, Irak'ın Suriye üzerinden Akdeniz'e açılma arayışı ve bölgesel denklemde yeni bir pozisyon üretme çabası bakımından da önemli bir aşama olarak değerlendirilebilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — ORSAM Irak Çalışmaları Araştırmacısı Dr. Sercan Çalışkan, Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin'in Suriye ziyaretinin Irak-Suriye ilişkileri açısından taşıdığı stratejik önemi, AA Analiz için kaleme aldı.***Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, 29 Haziran 2026’da resmi temaslarda bulunmak üzere Suriye’ye bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyaret, Aralık 2024’te Suriye’de yaşanan devrimin ardından Irak’tan Suriye’ye dışişleri bakanı seviyesinde yapılan ilk diplomatik ziyaret olması bakımından önem taşıyor. Son birkaç yıllık süreç içerisinde dahi bölgesel politikalar önemli ölçüde dönüşürken, Irak-Suriye ilişkileri daha temkinli ve yavaş ilerleyen bir seyir izledi. Bağdat, devrim sonrası dönemde Suriye sınırından kaynaklanabilecek güvenlik tehditlerini öncelikli risk olarak gördü. Nitekim Irak’ın ilk refleksleri güvenlik merkezli oldu ve iki ülke arasındaki ilk temaslar askeri ve istihbarat heyetleri üzerinden yürütüldü.ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla bölgenin savaş atmosferine sürüklenmesi, güvenlik başlıklarını yeniden öne çıkarsa da Irak-Suriye ilişkilerinde enerji işbirliğinin ne kadar kritik olduğunu da gösterdi. Süveyş Kanalı’nın kapatılması sonrasında alternatif enerji rotalarının mümkün olduğu en yüksek kapasite ile işlerlik kazanması Irak için acil bir ihtiyaç haline geldi. Bu ihtiyaç, Kerkük ve Basra petrollerinin kara yolu tanker taşımacılığı gibi ara lojistik çözümlerle Suriye’deki Banyas Limanı’na ulaştırılarak Akdeniz üzerinden küresel pazarlara çıkarılması stratejisinin uygulanmasını beraberinde getirdi.Güvenlik temelli temaslardan diplomatik yakınlaşmayaHüseyin’in ziyareti, iki ülke arasındaki temasları daha somut bir diplomatik zemine taşıdı. Nitekim görüşmelerin en önemli çıktılarından biri olarak, üst düzey bir ortak koordinasyon komitesinin kurulduğu iki ülkenin ortak deklarasyonuyla ilan edildi. Atılan adımların, dışişleri bakanlarının diplomatik girişimleriyle geç de olsa kurumsal bir aşamaya taşınması son derece önemli. Ancak ilişkilerin gelecekteki seyrini ve derinliğini belirleyecek temel unsurlardan biri, Irak’ın iç siyasi dinamiklerinin bu sürece ne ölçüde yön vereceği olacaktır.Zira Aralık 2024'ten bu yana karşılıklı diplomatik yakınlaşmanın, hatta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın planlanan Irak ziyaretinin önündeki en büyük engellerden biri, Irak'taki Şii siyasetindeki bazı aktörlerin hükümet üzerindeki baskısı oldu.Bu doğrultuda, İran’a yakınlığıyla bilinen siyasi gruplar ile silahlı milis yapıların, ilişkilerin güvenlik-istihbarat ekseninin dışına çıkarak diğer alanlara genişlemesine karşı ciddi bir muhalif tavır takındıkları söylenebilir.Enerji rotası, iç siyaset ve liderler düzeyinde temas ihtiyacıTüm bu yavaşlatıcı iç dinamiklere karşın, bölgesel denklemde yaşanan krizlerin ürettiği ağır maliyetler, Irak’ta Suriye ile ilişkilere en mesafeli duran aktörleri dahi daha itidalli ve pragmatik bir çizgiye çekti. Ekonomisi yüzde 90'ın üzerinde petrole bağımlı olan Irak için Süveyş Kanalı’nın kapatılması, Bağdat'ta uzun süredir endişeyle tartışılan alternatif rota aciliyetinin ne denli stratejik bir öneme sahip olduğunu kanıtladı. Bu kapsamda, ilk aşamada kısıtlı bir petrol sevkiyatı gerçekleştirilse bile, Irak’ın Suriye üzerinden kara yoluyla Akdeniz’e açılabilmesi, ikili ilişkilerin ne kadar hayati bir zemine oturduğunu gösteriyor. Bağdat’taki yeni hükümetin göreve başlamasıyla birlikte bu stratejik kazanımın kaybedilmek istenmemesi ve ilişkilerde yeni bir ivme yakalanması hedefi, Fuad Hüseyin’in gerçekleştirdiği bu son ziyaretle de net bir biçimde ortaya kondu.İlerleyen süreçte Irak’ın Suriye ile ilişkilerinde güvenlik ve enerji başlıkları iki temel sütun olarak kalmaya devam edecektir. Ancak her iki konunun da mevcut düzeyde seyretmesi, katma değer anlamında ilişkileri yeni bir aşamaya taşımaya yetmiyor. Güvenlik noktasında halen kırılganlıklar barındırsa da sınır güvenliğinin, ortak güvenlik koordinasyonları sayesinde görece istikrarlı bir noktaya ulaştığı söylenebilir. Nitekim iki ülke arasındaki üç sınır kapısının da faal şekilde işlerliğini sürdürebilmesi bu açıdan önemlidir. Enerji anlamında ise mevcut potansiyelin halen oldukça ufak bir kısmından faydalanılmaktadır. Bunun aşılması için ülkelerin irade ortaya koyması kadar mevcut kaynakların artırılması da gerekmektedir.Enerji rotalarının geliştirilmesi noktasında, ABD’nin Irak hükümetine karşı elinde bulundurduğu ekonomik kaldıraç stratejik bir anlam ifade ediyor. Bu kaldıraç, ABD tarafında Irak’taki etki gücünü İran’a karşı tahkim ederken, Irak hükümeti için de bahsi geçen kaynak ihtiyacının karşılanmasına olanak sağlıyor. Nitekim ABD’nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Bağdat ziyaretinin ardından yapılan açıklamanın altı çizilen noktalarından biri de bu yönde oldu. Resmi açıklamada, Kerkük-Banyas petrol boru hattının rehabilitasyonuna ilişkin TI Capital şirketi ile imzalanan mutabakat zaptının hayata geçirilmesi yönünde atılacak adımların görüşüldüğü vurgulandı.Üst düzey güvenlik heyetlerinin ardından dışişleri bakanları liderliğinde diplomatik ziyaretlerin başlatılması kıymetli olsa da liderler düzeyinde temasların sağlanması hem ilişkilere farklı bir boyut katacak hem de planlanan adımların hayata geçirilmesi noktasında hızlandırıcı bir etkide bulunacaktır. Karşılıklı liderler düzeyinde ziyaretlerin henüz gerçekleştirilememiş olması, mevcut tabloda eksik kalan temel yönü oluşturmaktadır. Ancak bölgesel denklemde yeni konumlanmaların yaşandığı mevcut siyasi iklimde, Irak ve Suriye arasındaki ilişkilerin yakın gelecekte liderler seviyesine taşınması şaşırtıcı olmayacaktır.Gelinen aşamada, Fuad Hüseyin’in Suriye ziyareti, Irak-Suriye ilişkilerinin güvenlik merkezli temkinli çizgiden daha kurumsal ve çok boyutlu bir zemine taşındığını gösteriyor. Bağdat’ın iç siyasi dengeleri ve bazı aktörlerin Suriye ile yakınlaşmaya dönük mesafeli tutumu, süreci yavaşlatmış olsa da bölgesel krizlerin ürettiği maliyetler, özellikle enerji rotaları ve sınır güvenliği başlıklarında iki ülkeyi daha pragmatik bir işbirliğine yöneltiyor. Bu nedenle mevcut ziyaret, yalnızca diplomatik temasların yeniden canlanması açısından değil, Irak’ın Suriye üzerinden Akdeniz’e açılma arayışı ve bölgesel denklemde yeni bir pozisyon üretme çabası bakımından da önemli bir aşama olarak değerlendirilebilir. İlerleyen süreçte güvenlik ve enerji alanlarında atılan adımların liderler düzeyindeki siyasi iradeyle desteklenmesiyle de ilişkiler kalıcı bir derinlik kazanacaktır.[Dr. Sercan Çalışkan, ORSAM Irak Çalışmaları Araştırmacısıdır.]* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — ORSAM Irak Çalışmaları Araştırmacısı Dr. Sercan Çalışkan, Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin'in Suriye ziyaretinin Irak-Suriye ilişkileri açısından taşıdığı stratejik önemi, AA Analiz için kaleme aldı.***Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, 29 Haziran 2026’da resmi temaslarda bulunmak üzere Suriye’ye bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyaret, Aralık 2024’te Suriye’de yaşanan devrimin ardından Irak’tan Suriye’ye dışişleri bakanı seviyesinde yapılan ilk diplomatik ziyaret olması bakımından önem taşıyor. Son birkaç yıllık süreç içerisinde dahi bölgesel politikalar önemli ölçüde dönüşürken, Irak-Suriye ilişkileri daha temkinli ve yavaş ilerleyen bir seyir izledi. Bağdat, devrim sonrası dönemde Suriye sınırından kaynaklanabilecek güvenlik tehditlerini öncelikli risk olarak gördü. Nitekim Irak’ın ilk refleksleri güvenlik merkezli oldu ve iki ülke arasındaki ilk temaslar askeri ve istihbarat heyetleri üzerinden yürütüldü.ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla bölgenin savaş atmosferine sürüklenmesi, güvenlik başlıklarını yeniden öne çıkarsa da Irak-Suriye ilişkilerinde enerji işbirliğinin ne kadar kritik olduğunu da gösterdi. Süveyş Kanalı’nın kapatılması sonrasında alternatif enerji rotalarının mümkün olduğu en yüksek kapasite ile işlerlik kazanması Irak için acil bir ihtiyaç haline geldi. Bu ihtiyaç, Kerkük ve Basra petrollerinin kara yolu tanker taşımacılığı gibi ara lojistik çözümlerle Suriye’deki Banyas Limanı’na ulaştırılarak Akdeniz üzerinden küresel pazarlara çıkarılması stratejisinin uygulanmasını beraberinde getirdi.Güvenlik temelli temaslardan diplomatik yakınlaşmayaHüseyin’in ziyareti, iki ülke arasındaki temasları daha somut bir diplomatik zemine taşıdı. Nitekim görüşmelerin en önemli çıktılarından biri olarak, üst düzey bir ortak koordinasyon komitesinin kurulduğu iki ülkenin ortak deklarasyonuyla ilan edildi. Atılan adımların, dışişleri bakanlarının diplomatik girişimleriyle geç de olsa kurumsal bir aşamaya taşınması son derece önemli. Ancak ilişkilerin gelecekteki seyrini ve derinliğini belirleyecek temel unsurlardan biri, Irak’ın iç siyasi dinamiklerinin bu sürece ne ölçüde yön vereceği olacaktır.Zira Aralık 2024'ten bu yana karşılıklı diplomatik yakınlaşmanın, hatta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın planlanan Irak ziyaretinin önündeki en büyük engellerden biri, Irak'taki Şii siyasetindeki bazı aktörlerin hükümet üzerindeki baskısı oldu.Bu doğrultuda, İran’a yakınlığıyla bilinen siyasi gruplar ile silahlı milis yapıların, ilişkilerin güvenlik-istihbarat ekseninin dışına çıkarak diğer alanlara genişlemesine karşı ciddi bir muhalif tavır takındıkları söylenebilir.Enerji rotası, iç siyaset ve liderler düzeyinde temas ihtiyacıTüm bu yavaşlatıcı iç dinamiklere karşın, bölgesel denklemde yaşanan krizlerin ürettiği ağır maliyetler, Irak’ta Suriye ile ilişkilere en mesafeli duran aktörleri dahi daha itidalli ve pragmatik bir çizgiye çekti. Ekonomisi yüzde 90'ın üzerinde petrole bağımlı olan Irak için Süveyş Kanalı’nın kapatılması, Bağdat'ta uzun süredir endişeyle tartışılan alternatif rota aciliyetinin ne denli stratejik bir öneme sahip olduğunu kanıtladı. Bu kapsamda, ilk aşamada kısıtlı bir petrol sevkiyatı gerçekleştirilse bile, Irak’ın Suriye üzerinden kara yoluyla Akdeniz’e açılabilmesi, ikili ilişkilerin ne kadar hayati bir zemine oturduğunu gösteriyor. Bağdat’taki yeni hükümetin göreve başlamasıyla birlikte bu stratejik kazanımın kaybedilmek istenmemesi ve ilişkilerde yeni bir ivme yakalanması hedefi, Fuad Hüseyin’in gerçekleştirdiği bu son ziyaretle de net bir biçimde ortaya kondu.İlerleyen süreçte Irak’ın Suriye ile ilişkilerinde güvenlik ve enerji başlıkları iki temel sütun olarak kalmaya devam edecektir. Ancak her iki konunun da mevcut düzeyde seyretmesi, katma değer anlamında ilişkileri yeni bir aşamaya taşımaya yetmiyor. Güvenlik noktasında halen kırılganlıklar barındırsa da sınır güvenliğinin, ortak güvenlik koordinasyonları sayesinde görece istikrarlı bir noktaya ulaştığı söylenebilir. Nitekim iki ülke arasındaki üç sınır kapısının da faal şekilde işlerliğini sürdürebilmesi bu açıdan önemlidir. Enerji anlamında ise mevcut potansiyelin halen oldukça ufak bir kısmından faydalanılmaktadır. Bunun aşılması için ülkelerin irade ortaya koyması kadar mevcut kaynakların artırılması da gerekmektedir.Enerji rotalarının geliştirilmesi noktasında, ABD’nin Irak hükümetine karşı elinde bulundurduğu ekonomik kaldıraç stratejik bir anlam ifade ediyor. Bu kaldıraç, ABD tarafında Irak’taki etki gücünü İran’a karşı tahkim ederken, Irak hükümeti için de bahsi geçen kaynak ihtiyacının karşılanmasına olanak sağlıyor. Nitekim ABD’nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Bağdat ziyaretinin ardından yapılan açıklamanın altı çizilen noktalarından biri de bu yönde oldu. Resmi açıklamada, Kerkük-Banyas petrol boru hattının rehabilitasyonuna ilişkin TI Capital şirketi ile imzalanan mutabakat zaptının hayata geçirilmesi yönünde atılacak adımların görüşüldüğü vurgulandı.Üst düzey güvenlik heyetlerinin ardından dışişleri bakanları liderliğinde diplomatik ziyaretlerin başlatılması kıymetli olsa da liderler düzeyinde temasların sağlanması hem ilişkilere farklı bir boyut katacak hem de planlanan adımların hayata geçirilmesi noktasında hızlandırıcı bir etkide bulunacaktır. Karşılıklı liderler düzeyinde ziyaretlerin henüz gerçekleştirilememiş olması, mevcut tabloda eksik kalan temel yönü oluşturmaktadır. Ancak bölgesel denklemde yeni konumlanmaların yaşandığı mevcut siyasi iklimde, Irak ve Suriye arasındaki ilişkilerin yakın gelecekte liderler seviyesine taşınması şaşırtıcı olmayacaktır.Gelinen aşamada, Fuad Hüseyin’in Suriye ziyareti, Irak-Suriye ilişkilerinin güvenlik merkezli temkinli çizgiden daha kurumsal ve çok boyutlu bir zemine taşındığını gösteriyor. Bağdat’ın iç siyasi dengeleri ve bazı aktörlerin Suriye ile yakınlaşmaya dönük mesafeli tutumu, süreci yavaşlatmış olsa da bölgesel krizlerin ürettiği maliyetler, özellikle enerji rotaları ve sınır güvenliği başlıklarında iki ülkeyi daha pragmatik bir işbirliğine yöneltiyor. Bu nedenle mevcut ziyaret, yalnızca diplomatik temasların yeniden canlanması açısından değil, Irak’ın Suriye üzerinden Akdeniz’e açılma arayışı ve bölgesel denklemde yeni bir pozisyon üretme çabası bakımından da önemli bir aşama olarak değerlendirilebilir. İlerleyen süreçte güvenlik ve enerji alanlarında atılan adımların liderler düzeyindeki siyasi iradeyle desteklenmesiyle de ilişkiler kalıcı bir derinlik kazanacaktır.[Dr. Sercan Çalışkan, ORSAM Irak Çalışmaları Araştırmacısıdır.]* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/analiz-fuad-huseyin-in-sam-ziyareti-irak-suriye-iliskileri-hangi-yone-evriliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kırkpınar'da dünyanın en pahalı koçu er meydanında satılıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kirkpinar-da-dunyanin-en-pahali-kocu-er-meydaninda-satiliyor/872400/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kirkpinar-da-dunyanin-en-pahali-kocu-er-meydaninda-satiliyor/872400/</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:30:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Edirne — Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde gelecek yılın ağası, organizasyonun son gününde yapılacak koç ihalesiyle belirlenecek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Edirne Haberleri — SALİH BARAN - Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin köklü geleneklerinden ağalık, geçmişten bugüne taşınan kültürel unsurlar arasında yer alıyor.UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi'nde yer alan Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin 665'incisi, 3-5 Temmuz tarihlerinde Edirne'de düzenlenecek.Sarayiçi Er Meydanı'nda yapılacak güreşlerde başpehlivanlık mücadelesinin yanı sıra Kırkpınar'ın en önemli ritüellerinden ağalık geleneği de yaşatılacak.Tarihi organizasyonda ağalık, güreşlerin son gününde yapılan koç ihalesiyle belirlenecek. Koça en yüksek teklifi veren kişi, gelecek yılın Kırkpınar Ağası olacak.Kırkpınar ağalığı, geçmişte pehlivanların himaye edilmesi, misafirlerin ağırlanması ve er meydanındaki düzenin sağlanması gibi sorumluluklarıyla öne çıkarken, günümüzde bu gelenek sembolik yönü ağır basan koç ihalesiyle sürdürülüyor.Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin ağalığını, geçen yıl Sarayiçi Er Meydanı'nda yapılan ihalede 40 milyon 664 bin 665 lira teklif veren iş insanı Ufuk Özünlü kazanmıştı.Bu yılki organizasyonda da 2027'de düzenlenecek 666. Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin ağasını belirleyecek ağalık koçu ihalesi yapılacak.Son yıllarda yüksek bedellerle alıcı bulan ağalık koçu, Kırkpınar'ın en çok ilgi gören gelenekleri arasında yer alıyor. İhale sonrası güreş seyircisi arasında dünyanın en pahalı koçu satıldı esprisi de sıkça yapılıyor.Ağalık ihalesi, Kırkpınar'ın yalnızca sportif yönüyle değil, asırlardır süregelen gelenekleriyle de yaşatıldığını gösteren önemli unsurlardan biri olarak dikkati çekiyor.Ağalık güreşin önemli bir kültürüKırkpınar ağası, er meydanında yalnızca ihaleyi kazanan kişi olarak değil, geleneğin temsilcisi olarak da görülüyor.Ağalık geleneği, Kırkpınar'ın sadece bir spor organizasyonu olmadığını; duası, peşrevi, davul zurnası ve pehlivanıyla yaşayan bir kültürel miras olduğunu gösteren önemli unsurlar arasında yer alıyor.Geçmişte pehlivanların davet edilmesi, misafirlerin ağırlanması ve güreşçilere hamilik yapılması gibi görevlerle daha geniş bir anlam taşıyan ağalık, günümüzde daha çok sembolik yönüyle öne çıkıyor.Başlık, cepken, şalvar, kuşak, çizme ve tespihle bütünleşen güreş ağalığı kültürü, Kırkpınar'da yaşatılmaya devam ediyor.Ancak son dönemde bazı ağa adaylarının geleneksel kıyafet anlayışının dışına çıkması, kimi çevrelerce kültürün özünden uzaklaşması olarak değerlendiriliyor.Son yıllarda ağalık ihalelerinde ağalık koçu şu fiyatlara satıldı:Ağalık yılıİhaleyi alan ağaİhale bedeli2014Seyfettin Selim522 bin lira2015Seyfettin Selim361 bin lira2016Seyfettin Selim400 bin lira2017 (iptal)Ahmet Çetin1 milyon 522 bin lira2017Seyfettin Selim222 bin lira2018Seyfettin Selim722 bin lira2019Seyfettin Selim661 bin lira2020Seyfettin SelimPandemi / Belediye Meclisi kararıyla2021Seyfettin Selim1 milyon 22 lira2022Seyfettin Selim4 milyon 22 lira2023Seyfettin Selim22 milyon 222 lira2024Ufuk Özünlü34 milyon 571 bin 9522025Ufuk Özünlü40 milyon 664 bin 665 lira]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Edirne Haberleri — SALİH BARAN - Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin köklü geleneklerinden ağalık, geçmişten bugüne taşınan kültürel unsurlar arasında yer alıyor.UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi'nde yer alan Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin 665'incisi, 3-5 Temmuz tarihlerinde Edirne'de düzenlenecek.Sarayiçi Er Meydanı'nda yapılacak güreşlerde başpehlivanlık mücadelesinin yanı sıra Kırkpınar'ın en önemli ritüellerinden ağalık geleneği de yaşatılacak.Tarihi organizasyonda ağalık, güreşlerin son gününde yapılan koç ihalesiyle belirlenecek. Koça en yüksek teklifi veren kişi, gelecek yılın Kırkpınar Ağası olacak.Kırkpınar ağalığı, geçmişte pehlivanların himaye edilmesi, misafirlerin ağırlanması ve er meydanındaki düzenin sağlanması gibi sorumluluklarıyla öne çıkarken, günümüzde bu gelenek sembolik yönü ağır basan koç ihalesiyle sürdürülüyor.Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin ağalığını, geçen yıl Sarayiçi Er Meydanı'nda yapılan ihalede 40 milyon 664 bin 665 lira teklif veren iş insanı Ufuk Özünlü kazanmıştı.Bu yılki organizasyonda da 2027'de düzenlenecek 666. Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin ağasını belirleyecek ağalık koçu ihalesi yapılacak.Son yıllarda yüksek bedellerle alıcı bulan ağalık koçu, Kırkpınar'ın en çok ilgi gören gelenekleri arasında yer alıyor. İhale sonrası güreş seyircisi arasında dünyanın en pahalı koçu satıldı esprisi de sıkça yapılıyor.Ağalık ihalesi, Kırkpınar'ın yalnızca sportif yönüyle değil, asırlardır süregelen gelenekleriyle de yaşatıldığını gösteren önemli unsurlardan biri olarak dikkati çekiyor.Ağalık güreşin önemli bir kültürüKırkpınar ağası, er meydanında yalnızca ihaleyi kazanan kişi olarak değil, geleneğin temsilcisi olarak da görülüyor.Ağalık geleneği, Kırkpınar'ın sadece bir spor organizasyonu olmadığını; duası, peşrevi, davul zurnası ve pehlivanıyla yaşayan bir kültürel miras olduğunu gösteren önemli unsurlar arasında yer alıyor.Geçmişte pehlivanların davet edilmesi, misafirlerin ağırlanması ve güreşçilere hamilik yapılması gibi görevlerle daha geniş bir anlam taşıyan ağalık, günümüzde daha çok sembolik yönüyle öne çıkıyor.Başlık, cepken, şalvar, kuşak, çizme ve tespihle bütünleşen güreş ağalığı kültürü, Kırkpınar'da yaşatılmaya devam ediyor.Ancak son dönemde bazı ağa adaylarının geleneksel kıyafet anlayışının dışına çıkması, kimi çevrelerce kültürün özünden uzaklaşması olarak değerlendiriliyor.Son yıllarda ağalık ihalelerinde ağalık koçu şu fiyatlara satıldı:Ağalık yılıİhaleyi alan ağaİhale bedeli2014Seyfettin Selim522 bin lira2015Seyfettin Selim361 bin lira2016Seyfettin Selim400 bin lira2017 (iptal)Ahmet Çetin1 milyon 522 bin lira2017Seyfettin Selim222 bin lira2018Seyfettin Selim722 bin lira2019Seyfettin Selim661 bin lira2020Seyfettin SelimPandemi / Belediye Meclisi kararıyla2021Seyfettin Selim1 milyon 22 lira2022Seyfettin Selim4 milyon 22 lira2023Seyfettin Selim22 milyon 222 lira2024Ufuk Özünlü34 milyon 571 bin 9522025Ufuk Özünlü40 milyon 664 bin 665 lira]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/kirkpinar-da-dunyanin-en-pahali-kocu-er-meydaninda-satiliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde Öğrenci Araştırma Projeleri Konferansı düzenlendi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/istanbul-bilgi-universitesi-nde-ogrenci-arastirma-projeleri-konferansi-duzenlendi/872399/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/istanbul-bilgi-universitesi-nde-ogrenci-arastirma-projeleri-konferansi-duzenlendi/872399/</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:30:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — İstanbul Bilgi Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, bu yıl 4'üncüsünü düzenlediği Öğrenci Araştırma Projeleri Konferansı'nda mühendislik ve teknoloji alanındaki genç araştırmacıları, öğrencileri, akademisyenleri ve sektör temsilcilerini bir araya getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : İstanbul Bilgi Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, bu yıl 4'üncüsünü düzenlediği Öğrenci Araştırma Projeleri Konferansı'nda mühendislik ve teknoloji alanındaki genç araştırmacıları, öğrencileri, akademisyenleri ve sektör temsilcilerini bir araya getirdi.Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, santralistanbul Kampüsünün ev sahipliği yaptığı etkinlikte, katılımcılara bilimsel ve uygulamalı çalışmalarını paylaşma, akademik geri bildirim alma ve disiplinler arası etkileşim kurma olanağı sunuldu.İki gün süren konferans boyunca mühendislik ve teknoloji odaklı problemlere yönelik teorik, pratik, analitik ve deneysel yaklaşımlar ele alındı. Öğrenciler, yapay zeka, veri bilimi, robotik, sürdürülebilir mühendislik, biyomühendislik ve endüstriyel sistemler gibi güncel alanlarda geliştirdikleri yenilikçi projeleri katılımcılara paylaştı.Yapay zeka destekli tarım teknolojilerinden otonom araçlara, genetik araştırmalardan depreme dayanıklı yapı tasarımlarına ve yenilenebilir enerji sistemlerine kadar geniş bir yelpazede hazırlanan çalışmalar, akademi dünyası ile sektör temsilcilerini aynı platformda buluşturdu.Etkinlikte, öğrencilerin akademik sunumlarının yanı sıra alanında uzman profesyoneller de ana konuşmacı olarak yer aldı. Sektördeki güncel gelişmeleri ve kişisel deneyimlerini genç mühendis adaylarına aktaran isimler arasında Tolay Energy Consulting Kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Mustafa Tolay, TÜBİTAK Raylı Ulaşım Teknolojileri Enstitüsü Başaraştırmacı ve Proje Yöneticisi Hamdi Uçarol, Anadolu Sağlık Merkezi Moleküler Tanı Laboratuvarı Şefi Eda Sun ile Tekfen Mühendislik Strateji ve İş Geliştirme Direktörü Osman Soner Soyçerçel yer aldı.​​​​​​​]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : İstanbul Bilgi Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, bu yıl 4'üncüsünü düzenlediği Öğrenci Araştırma Projeleri Konferansı'nda mühendislik ve teknoloji alanındaki genç araştırmacıları, öğrencileri, akademisyenleri ve sektör temsilcilerini bir araya getirdi.Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, santralistanbul Kampüsünün ev sahipliği yaptığı etkinlikte, katılımcılara bilimsel ve uygulamalı çalışmalarını paylaşma, akademik geri bildirim alma ve disiplinler arası etkileşim kurma olanağı sunuldu.İki gün süren konferans boyunca mühendislik ve teknoloji odaklı problemlere yönelik teorik, pratik, analitik ve deneysel yaklaşımlar ele alındı. Öğrenciler, yapay zeka, veri bilimi, robotik, sürdürülebilir mühendislik, biyomühendislik ve endüstriyel sistemler gibi güncel alanlarda geliştirdikleri yenilikçi projeleri katılımcılara paylaştı.Yapay zeka destekli tarım teknolojilerinden otonom araçlara, genetik araştırmalardan depreme dayanıklı yapı tasarımlarına ve yenilenebilir enerji sistemlerine kadar geniş bir yelpazede hazırlanan çalışmalar, akademi dünyası ile sektör temsilcilerini aynı platformda buluşturdu.Etkinlikte, öğrencilerin akademik sunumlarının yanı sıra alanında uzman profesyoneller de ana konuşmacı olarak yer aldı. Sektördeki güncel gelişmeleri ve kişisel deneyimlerini genç mühendis adaylarına aktaran isimler arasında Tolay Energy Consulting Kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Mustafa Tolay, TÜBİTAK Raylı Ulaşım Teknolojileri Enstitüsü Başaraştırmacı ve Proje Yöneticisi Hamdi Uçarol, Anadolu Sağlık Merkezi Moleküler Tanı Laboratuvarı Şefi Eda Sun ile Tekfen Mühendislik Strateji ve İş Geliştirme Direktörü Osman Soner Soyçerçel yer aldı.​​​​​​​]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bakan Göktaş, Çocuk Hakları İzleme ve Değerlendirme Kurulu Toplantısı'nda konuştu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bakan-goktas-cocuk-haklari-izleme-ve-degerlendirme-kurulu-toplantisi-nda-konustu/872397/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bakan-goktas-cocuk-haklari-izleme-ve-degerlendirme-kurulu-toplantisi-nda-konustu/872397/</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:27:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Bugüne kadar çocuklarımızın potansiyelini gören ve destekleyen bir vizyonla hareket ettik. Bundan sonra da evlatlarımızın huzur ve mutluluğunu esas alan politikalarımızı hayata geçirmeye devam edeceğiz. dedi.Çocuk Hakları İzleme ve Değerlendirme Kurulu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş başkanlığında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Konsey Salonu'nda toplandı.Göktaş, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Eylem Planı kapsamında yürüttükleri faaliyetlerin değerlendirmesini yapacaklarını ve dijital dünyanın çocuklara sunduğu imkanları ve riskleri dikkate alarak hazırladıkları 2026-2030 dönemi yol haritasını paylaşacaklarını söyledi.Güvenli ve sağlıklı bir çevrede büyüyen her çocuğun, daha müreffeh bir ülkenin taşıyıcısı olduğunu dile getiren Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, çocukları her zaman istikbalin teminatı, yarınların umudu olarak nitelendirdiğini, onlar için yapılan her yatırımın da ülkenin beşeri sermayesine yapılan bir yatırım olduğunu vurguladığını anımsattı.Bakan Göktaş, bu anlayışın, 2023-2028 dönemini kapsayan Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı'nın temelini oluşturduğunu belirterek, plan ile çocukların haklarına erişimini güçlendiren, koruyucu ve önleyici hizmetleri yaygınlaştıran kapsamlı bir yol haritası ortaya koyacaklarını kaydetti.Çocuklarımızın dijital dünyada bilinçli ve güvenli şekilde yer almasını destekledikÇocuk hakları ve katılımı alanında yüzde 74 gerçekleşme sağladıklarını, böylece çocukların karar alma süreçlerine katılımını daha görünür ve etkin hale getirdiklerini aktaran Göktaş, şu bilgileri paylaştı:Çocuk Dostu Adalet başlığında yüzde 82 gerçekleşme oranına ulaşarak çocuklarımızın adalete erişimini kolaylaştıran mekanizmaları güçlendirdik. Aile ve çocuğa yönelik faaliyetlerimizin yüzde 75'ini hayata geçirerek çocuklarımızın güvenli bir çevrede büyümesine katkı sunduk. Alternatif Bakım Hizmetleri alanında eylemlerimizin yüzde 92'sini tamamladık. Bu sayede çocuklarımız için bakım ve destek modellerimizi daha güçlü hale getirdik. Afet ve kriz süreçlerinde çocuklara yönelik hizmetlerde yüzde 67 gerçekleşme sağlayarak müdahale kapasitemizi artırdık. Güvenli internet kullanımı alanında yüzde 80 gerçekleşme sağlayarak çocuklarımızın dijital dünyada bilinçli ve güvenli şekilde yer almasını destekledik.Bakan Göktaş, günümüzde dijitalleşmenin, hayatın her alanını dönüştürdüğüne dikkati çekerek, Ancak bu alanın taşıdığı riskleri de aynı dikkatle değerlendirmek durumundayız. Bu nedenle dijital dünya, politikalarımız açısından çocukların güvenliği, gelişimi, mahremiyeti ve hakları bakımından doğrudan ele alınması gereken temel alanlardan biri haline geldi. dedi.Sosyal medya ve oyun platformlarına yönelik düzenlememiz önemli bir eşiktirBu kapsamda Bakanlık olarak, dijital dünyanın imkanlarını, çocuklar için güvenli hale getiren bir politika anlayışıyla hareket ettiklerini ifade eden Göktaş, bu alanda iki yol haritası daha bulunduğunu söyledi.Bunlardan birinin, Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı olduğunu belirten Göktaş, sözlerine şöyle devam etti:Bu eylem planımızla, tüm aile bireylerinin dijital mecraları bilinçli kullanmalarına yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Dijital mecralarda ortaya çıkabilecek risklerin önlenmesine yönelik farkındalık, rehberlik, izleme ve eğitim çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Diğer yol haritamız ise Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planımızdır. 2026-2030 dönemini kapsayan eylem planımız, bu yıl şubat ayında Sayın Cumhurbaşkanı'mızın imzasıyla yayımlanan genelge ile yürürlüğe girdi. Bu eylem planı ile çocuklarımızı dijital dünyanın risklerine karşı koruyan, onların dijital becerilerini de destekleyen bir eylem planına adım atmış bulunuyoruz. Güvenli internet kullanımı, dijital okuryazarlık, mahremiyet bilinci ve yaşa uygun içeriklere erişim konusunda kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz.İlgili tüm kurumlarımızla işbirliğinde çocuklarımızın dijital ortamlarda güvenle var olabilecekleri sağlıklı bir ekosistem oluşturacak adımlar atıyoruz. Nisan ayında yürürlüğe giren sosyal medya ve oyun platformlarına yönelik düzenlememiz, çocuklarımızın dijital güvenliği açısından önemli bir eşiktir. Bu konuda ülkemize özgü bir model geliştirmek amacıyla bir yılı aşkın süredir yoğun bir çalışma yürüttük. Çalışmalarımız sonucunda 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinin temel çerçevesini oluşturduk. Bu yeni düzenlemeyle sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan yükümlülükler getirdik. 15-18 yaş için ise yetişkinlerden ayrıştırılmış, yaşlarına uygun, güvenli ve denetlenebilir dijital alanların oluşturulması artık platformlar açısından zorunlu hale geldi.Aile ve Nüfus On Yılı, bizler için bir fırsattırGöktaş, düzenlemeyle artık dijital hizmet sunan hiçbir yapının çocukların yaşını, gelişim düzeyini, mahremiyetini ve güvenliğini göz ardı ederek hareket edemeyeceğini, sosyal ağlar ve oyun mecralarının çocuklara uygun bir dijital çevre oluşturmakla yükümlü olacağını bildirdi.Esas hedeflerinin, dijital medya platformlarının, fertlerin güvenliğini açık, etkili ve denetlenebilir bir sorumluluk alarak üstlenmelerini sağlamak olduğunun altını çizen Göktaş, çocukların dijital dünyada korunmasının, bütün dünyanın ortak meselesi olduğunu ve bu nedenle Türkiye olarak, ulusal düzenlemelerin yanı sıra uluslararası çalışmalara da öncülük ettiklerini söyledi.Göktaş, çocukların dijital dünyaya ilişkin görüşlerini önemsediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:Bu kapsamda geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiğimiz Çocuk Danışma Kurulu toplantısında çocuklarımız, bu yıl ülkemizde düzenlenecek olan COP31 gündemini ele aldılar. İklim değişikliğinin çocukların sağlığı, güvenliği, eğitimi ve geleceği üzerindeki etkilerini kendi bakış açılarıyla değerlendirdiler. 81 ilimizdeki Çocuk Hakları Komitelerimiz, yılın geri kalanında 'İklim Değişikliği ve Çocuk' başlığı altında çalışmalarını yürütecek. Ortaya çıkacak görüş ve önerileri COP31 gündemine taşıyacaklar. Böylece çocuklarımızın sesi, iklim değişikliği gibi küresel bir meselede ulusal çalışmalardan uluslararası karar süreçlerine uzanan somut bir katkıya dönüşecek.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Hayatta bir çocuğun gülümsemesinden daha büyük bir mutluluk, bir çocuğun kalbinden daha geniş bir umman yoktur sözlerini anımsatan Göktaş, Bugüne kadar çocuklarımızın potansiyelini gören ve destekleyen bir vizyonla hareket ettik. Bundan sonra da evlatlarımızın huzur ve mutluluğunu esas alan politikalarımızı hayata geçirmeye devam edeceğiz. Aile ve Nüfus On Yılı, bu anlamda bizler için bir fırsattır. Bu on yıl, çocuklarımızı güçlü aile bağları içinde geleceğe hazırlayacağımız bir dönem olacak. Türkiye'nin yarınlarına yön veren büyük bir seferberliğe dönüştüreceğiz. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Bugüne kadar çocuklarımızın potansiyelini gören ve destekleyen bir vizyonla hareket ettik. Bundan sonra da evlatlarımızın huzur ve mutluluğunu esas alan politikalarımızı hayata geçirmeye devam edeceğiz. dedi.Çocuk Hakları İzleme ve Değerlendirme Kurulu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş başkanlığında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Konsey Salonu'nda toplandı.Göktaş, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Eylem Planı kapsamında yürüttükleri faaliyetlerin değerlendirmesini yapacaklarını ve dijital dünyanın çocuklara sunduğu imkanları ve riskleri dikkate alarak hazırladıkları 2026-2030 dönemi yol haritasını paylaşacaklarını söyledi.Güvenli ve sağlıklı bir çevrede büyüyen her çocuğun, daha müreffeh bir ülkenin taşıyıcısı olduğunu dile getiren Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, çocukları her zaman istikbalin teminatı, yarınların umudu olarak nitelendirdiğini, onlar için yapılan her yatırımın da ülkenin beşeri sermayesine yapılan bir yatırım olduğunu vurguladığını anımsattı.Bakan Göktaş, bu anlayışın, 2023-2028 dönemini kapsayan Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı'nın temelini oluşturduğunu belirterek, plan ile çocukların haklarına erişimini güçlendiren, koruyucu ve önleyici hizmetleri yaygınlaştıran kapsamlı bir yol haritası ortaya koyacaklarını kaydetti.Çocuklarımızın dijital dünyada bilinçli ve güvenli şekilde yer almasını destekledikÇocuk hakları ve katılımı alanında yüzde 74 gerçekleşme sağladıklarını, böylece çocukların karar alma süreçlerine katılımını daha görünür ve etkin hale getirdiklerini aktaran Göktaş, şu bilgileri paylaştı:Çocuk Dostu Adalet başlığında yüzde 82 gerçekleşme oranına ulaşarak çocuklarımızın adalete erişimini kolaylaştıran mekanizmaları güçlendirdik. Aile ve çocuğa yönelik faaliyetlerimizin yüzde 75'ini hayata geçirerek çocuklarımızın güvenli bir çevrede büyümesine katkı sunduk. Alternatif Bakım Hizmetleri alanında eylemlerimizin yüzde 92'sini tamamladık. Bu sayede çocuklarımız için bakım ve destek modellerimizi daha güçlü hale getirdik. Afet ve kriz süreçlerinde çocuklara yönelik hizmetlerde yüzde 67 gerçekleşme sağlayarak müdahale kapasitemizi artırdık. Güvenli internet kullanımı alanında yüzde 80 gerçekleşme sağlayarak çocuklarımızın dijital dünyada bilinçli ve güvenli şekilde yer almasını destekledik.Bakan Göktaş, günümüzde dijitalleşmenin, hayatın her alanını dönüştürdüğüne dikkati çekerek, Ancak bu alanın taşıdığı riskleri de aynı dikkatle değerlendirmek durumundayız. Bu nedenle dijital dünya, politikalarımız açısından çocukların güvenliği, gelişimi, mahremiyeti ve hakları bakımından doğrudan ele alınması gereken temel alanlardan biri haline geldi. dedi.Sosyal medya ve oyun platformlarına yönelik düzenlememiz önemli bir eşiktirBu kapsamda Bakanlık olarak, dijital dünyanın imkanlarını, çocuklar için güvenli hale getiren bir politika anlayışıyla hareket ettiklerini ifade eden Göktaş, bu alanda iki yol haritası daha bulunduğunu söyledi.Bunlardan birinin, Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı olduğunu belirten Göktaş, sözlerine şöyle devam etti:Bu eylem planımızla, tüm aile bireylerinin dijital mecraları bilinçli kullanmalarına yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Dijital mecralarda ortaya çıkabilecek risklerin önlenmesine yönelik farkındalık, rehberlik, izleme ve eğitim çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Diğer yol haritamız ise Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planımızdır. 2026-2030 dönemini kapsayan eylem planımız, bu yıl şubat ayında Sayın Cumhurbaşkanı'mızın imzasıyla yayımlanan genelge ile yürürlüğe girdi. Bu eylem planı ile çocuklarımızı dijital dünyanın risklerine karşı koruyan, onların dijital becerilerini de destekleyen bir eylem planına adım atmış bulunuyoruz. Güvenli internet kullanımı, dijital okuryazarlık, mahremiyet bilinci ve yaşa uygun içeriklere erişim konusunda kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz.İlgili tüm kurumlarımızla işbirliğinde çocuklarımızın dijital ortamlarda güvenle var olabilecekleri sağlıklı bir ekosistem oluşturacak adımlar atıyoruz. Nisan ayında yürürlüğe giren sosyal medya ve oyun platformlarına yönelik düzenlememiz, çocuklarımızın dijital güvenliği açısından önemli bir eşiktir. Bu konuda ülkemize özgü bir model geliştirmek amacıyla bir yılı aşkın süredir yoğun bir çalışma yürüttük. Çalışmalarımız sonucunda 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinin temel çerçevesini oluşturduk. Bu yeni düzenlemeyle sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan yükümlülükler getirdik. 15-18 yaş için ise yetişkinlerden ayrıştırılmış, yaşlarına uygun, güvenli ve denetlenebilir dijital alanların oluşturulması artık platformlar açısından zorunlu hale geldi.Aile ve Nüfus On Yılı, bizler için bir fırsattırGöktaş, düzenlemeyle artık dijital hizmet sunan hiçbir yapının çocukların yaşını, gelişim düzeyini, mahremiyetini ve güvenliğini göz ardı ederek hareket edemeyeceğini, sosyal ağlar ve oyun mecralarının çocuklara uygun bir dijital çevre oluşturmakla yükümlü olacağını bildirdi.Esas hedeflerinin, dijital medya platformlarının, fertlerin güvenliğini açık, etkili ve denetlenebilir bir sorumluluk alarak üstlenmelerini sağlamak olduğunun altını çizen Göktaş, çocukların dijital dünyada korunmasının, bütün dünyanın ortak meselesi olduğunu ve bu nedenle Türkiye olarak, ulusal düzenlemelerin yanı sıra uluslararası çalışmalara da öncülük ettiklerini söyledi.Göktaş, çocukların dijital dünyaya ilişkin görüşlerini önemsediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:Bu kapsamda geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiğimiz Çocuk Danışma Kurulu toplantısında çocuklarımız, bu yıl ülkemizde düzenlenecek olan COP31 gündemini ele aldılar. İklim değişikliğinin çocukların sağlığı, güvenliği, eğitimi ve geleceği üzerindeki etkilerini kendi bakış açılarıyla değerlendirdiler. 81 ilimizdeki Çocuk Hakları Komitelerimiz, yılın geri kalanında 'İklim Değişikliği ve Çocuk' başlığı altında çalışmalarını yürütecek. Ortaya çıkacak görüş ve önerileri COP31 gündemine taşıyacaklar. Böylece çocuklarımızın sesi, iklim değişikliği gibi küresel bir meselede ulusal çalışmalardan uluslararası karar süreçlerine uzanan somut bir katkıya dönüşecek.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Hayatta bir çocuğun gülümsemesinden daha büyük bir mutluluk, bir çocuğun kalbinden daha geniş bir umman yoktur sözlerini anımsatan Göktaş, Bugüne kadar çocuklarımızın potansiyelini gören ve destekleyen bir vizyonla hareket ettik. Bundan sonra da evlatlarımızın huzur ve mutluluğunu esas alan politikalarımızı hayata geçirmeye devam edeceğiz. Aile ve Nüfus On Yılı, bu anlamda bizler için bir fırsattır. Bu on yıl, çocuklarımızı güçlü aile bağları içinde geleceğe hazırlayacağımız bir dönem olacak. Türkiye'nin yarınlarına yön veren büyük bir seferberliğe dönüştüreceğiz. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/bakan-goktas-cocuk-haklari-izleme-ve-degerlendirme-kurulu-toplantisi-nda-konustu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Hakkari'de açık havada ilk kez mindere çıkan milli sporcular, farklı bir deneyim yaşadı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/hakkari-de-acik-havada-ilk-kez-mindere-cikan-milli-sporcular-farkli-bir-deneyim-yasadi/872396/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/hakkari-de-acik-havada-ilk-kez-mindere-cikan-milli-sporcular-farkli-bir-deneyim-yasadi/872396/</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:27:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Hakkari — Türkiye'nin güreşte en güçlü 8 kulübünün sporcuları, çevresindeki yüksek rakımlı zirvelerde kar ve buzulların olduğu, yaylasında çiçeklerin açtığı Cennet Cehennem Vadisi'nde doğayla iç içe ortamda güreşti - Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül: - Burada muhteşem bir doğa var. Dağların eteklerinde kar, karların erimesiyle oluşmuş akarsu, yemyeşil bir ova. Biz bu güzelliği tüm dünyaya göstermek istedik]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Hakkari Haberleri — SAYİM HARMANCI/YILMAZ KAZANDIOĞLU - Hakkari'de doğal güzellikleriyle öne çıkan Cennet Cehennem Vadisi'nde düzenlenen Serbest ve Grekoromen Güreş Süper Lig Finalleri, Türkiye'nin önde gelen güreş kulüplerinin sporcularına farklı bir deneyim yaşattı.Etrafı sarp kayalıklar ve yüksek rakımlı zirvelerle çevrili, yeşilin her tonunun hakim olduğu ve çiçeklerle bezenen Cennet Cehennem Vadisi, güreşte bir ilke ev sahipliği yaptı.Bünyesindeki doğal güzelliklerle son yıllarda doğaseverlerin de uğrak rotası haline gelen vadide, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Hakkari Valiliği ve Türkiye Güreş Federasyonunun işbirliğiyle Serbest ve Grekoromen Güreş Süper Lig Finalleri düzenlendi.Güreş branşında Türkiye'nin önde gelen yaklaşık 200 sporcusu, Cilo Dağları eteklerinde yaklaşık 3 bin rakımlı yaylaya kurulan minderde doğayla iç içe ortamda güreş yaptı.Organizasyona ilgi gösteren çok sayıda vatandaş da vadiye kurulan 800 kişilik portatif tribünden ve çevredeki alandan güreşçilerin kupa mücadelesini izleme fırsatı yakaladı.Paramotor gösterisinin de yapıldığı organizasyonda zaman zaman davul zurna eşliğinde halay çekerek eğlenen vatandaşlar, piknik yapıp doğada gezerek bölgenin güzelliklerini keşfetti.Bu güzelliği tüm dünyaya göstermek istedikOrganizasyona katılan Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül, AA muhabirine, Cilo Dağları eteklerinde tarihi bir organizasyona imza attıklarını söyledi.Bu organizasyonun Türkiye ve dünyada bir ilk olduğunu belirten Akgül, şöyle konuştu:Güreş normalde kapalı alan sporu ama biz bunu güreşin görünürlüğü ve bölgeye katkı sağlaması açısından burada yapmak istedik. İçişleri Bakan Yardımcısı Ali Çelik'in burada valilik yaptığı dönemde buna karar vermiştik. Burada muhteşem bir doğa var. Dağların eteklerinde kar, karların erimesiyle oluşmuş akarsu, yemyeşil bir ova. Biz bu güzelliği tüm dünyaya göstermek istedik. Doğu Anadolu'da güreşi geliştirmek istiyoruz. Hakkari'den, Şırnak'tan, Van'dan niye dünya, olimpiyat şampiyonu çıkmasın? Çünkü bu bölge rakım olarak yüksek, doğa olarak uygun. Buradaki çocukların geneli güreşe çok yatkın.Organizasyonun Türkiye genelinde ciddi bir etki oluşturacağını, güreşe olan ilgiyi artıracağını ifade eden Akgül, şöyle devam etti:Ciddi bir organizasyon. Burada 3 bine yakın insan güreşi izliyor ve çocuklarını güreşe yazdıracaklar. Allah'ın izniyle biz bu bölgeden, bu dağlardan Avrupa, dünya, olimpiyat şampiyonu çıkaracağız. Sporla, eğitimle buluşan bir güreşçi gençliği oluşturmayı düşünüyoruz. Amacımız bu. Bu bölgenin İsviçre'deki Alpler'den hiçbir farkı yok. Ülkemizin kıymetini bilmek lazım. Hakkari neyse, benim için Çanakkale de aynı, Iğdır neyse İzmir de aynı. Herkesin buraları görmesini istiyoruz. Camiamızın yüzde 90'ı Hakkari'ye ilk kez geliyor. Bölgeyi keşfetmiş oldular. İnşallah bundan sonraki organizasyonlarımızda da bu bölgeye ağırlık vereceğiz. Halktan çok ciddi bir talep var. Çok memnunuz.Buradan bir olimpiyat şampiyonu çıkarmanın peşindeyizOrganizasyona katkı sunan bakanlıklar ve kurumlara teşekkür eden Akgül, Burada bir hayalimiz var. Buradan bir olimpiyat şampiyonu çıkarmanın peşindeyiz. Bu uçuk bir hayal değil. Allah'ın izniyle, 7-8 sene sonra Hakkarili, Şırnaklı bir dünya şampiyonu göreceksiniz. Hep birlikte göreceğiz. dedi.Güreşçilerden Abdulkadir Çebi ise kendilerine bu imkanları sağlayanlara teşekkür ederek, Alışkın olduğumuz bir durum değil. Bizim için değişik oldu. Güreşirken bile buraları görmek güzeldi. Güzel bir manzara. Bu manzarada güreş yapmak harika oldu. Takımımız bugün üçüncü oldu. ifadelerini kullandı.Furkan Erken ise ilk defa açık alana kurulan minderde güreştiklerini dile getirerek, Bizim için çok değerli. 15 yıldır güreşiyoruz, ilk kez bu şehre geliyoruz. İlk defa bu şehrin doğasını, güzelliklerini gördük. Harika bir deneyimdi bizim için. Müsabakalar çok güzel geçti. Ambiyans ve seyirci ortamı güzel. Kalabalık bir ortam var. Davullar eşliğinde gayet güzel anlar yaşanıyor. Burası gerçekten çok iç açıcı. Yanımızda akarsuyumuz serin. Doğa harika. Çok beğendik, çok mutluyuz. Umarım tekrar geliriz. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Hakkari Haberleri — SAYİM HARMANCI/YILMAZ KAZANDIOĞLU - Hakkari'de doğal güzellikleriyle öne çıkan Cennet Cehennem Vadisi'nde düzenlenen Serbest ve Grekoromen Güreş Süper Lig Finalleri, Türkiye'nin önde gelen güreş kulüplerinin sporcularına farklı bir deneyim yaşattı.Etrafı sarp kayalıklar ve yüksek rakımlı zirvelerle çevrili, yeşilin her tonunun hakim olduğu ve çiçeklerle bezenen Cennet Cehennem Vadisi, güreşte bir ilke ev sahipliği yaptı.Bünyesindeki doğal güzelliklerle son yıllarda doğaseverlerin de uğrak rotası haline gelen vadide, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Hakkari Valiliği ve Türkiye Güreş Federasyonunun işbirliğiyle Serbest ve Grekoromen Güreş Süper Lig Finalleri düzenlendi.Güreş branşında Türkiye'nin önde gelen yaklaşık 200 sporcusu, Cilo Dağları eteklerinde yaklaşık 3 bin rakımlı yaylaya kurulan minderde doğayla iç içe ortamda güreş yaptı.Organizasyona ilgi gösteren çok sayıda vatandaş da vadiye kurulan 800 kişilik portatif tribünden ve çevredeki alandan güreşçilerin kupa mücadelesini izleme fırsatı yakaladı.Paramotor gösterisinin de yapıldığı organizasyonda zaman zaman davul zurna eşliğinde halay çekerek eğlenen vatandaşlar, piknik yapıp doğada gezerek bölgenin güzelliklerini keşfetti.Bu güzelliği tüm dünyaya göstermek istedikOrganizasyona katılan Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül, AA muhabirine, Cilo Dağları eteklerinde tarihi bir organizasyona imza attıklarını söyledi.Bu organizasyonun Türkiye ve dünyada bir ilk olduğunu belirten Akgül, şöyle konuştu:Güreş normalde kapalı alan sporu ama biz bunu güreşin görünürlüğü ve bölgeye katkı sağlaması açısından burada yapmak istedik. İçişleri Bakan Yardımcısı Ali Çelik'in burada valilik yaptığı dönemde buna karar vermiştik. Burada muhteşem bir doğa var. Dağların eteklerinde kar, karların erimesiyle oluşmuş akarsu, yemyeşil bir ova. Biz bu güzelliği tüm dünyaya göstermek istedik. Doğu Anadolu'da güreşi geliştirmek istiyoruz. Hakkari'den, Şırnak'tan, Van'dan niye dünya, olimpiyat şampiyonu çıkmasın? Çünkü bu bölge rakım olarak yüksek, doğa olarak uygun. Buradaki çocukların geneli güreşe çok yatkın.Organizasyonun Türkiye genelinde ciddi bir etki oluşturacağını, güreşe olan ilgiyi artıracağını ifade eden Akgül, şöyle devam etti:Ciddi bir organizasyon. Burada 3 bine yakın insan güreşi izliyor ve çocuklarını güreşe yazdıracaklar. Allah'ın izniyle biz bu bölgeden, bu dağlardan Avrupa, dünya, olimpiyat şampiyonu çıkaracağız. Sporla, eğitimle buluşan bir güreşçi gençliği oluşturmayı düşünüyoruz. Amacımız bu. Bu bölgenin İsviçre'deki Alpler'den hiçbir farkı yok. Ülkemizin kıymetini bilmek lazım. Hakkari neyse, benim için Çanakkale de aynı, Iğdır neyse İzmir de aynı. Herkesin buraları görmesini istiyoruz. Camiamızın yüzde 90'ı Hakkari'ye ilk kez geliyor. Bölgeyi keşfetmiş oldular. İnşallah bundan sonraki organizasyonlarımızda da bu bölgeye ağırlık vereceğiz. Halktan çok ciddi bir talep var. Çok memnunuz.Buradan bir olimpiyat şampiyonu çıkarmanın peşindeyizOrganizasyona katkı sunan bakanlıklar ve kurumlara teşekkür eden Akgül, Burada bir hayalimiz var. Buradan bir olimpiyat şampiyonu çıkarmanın peşindeyiz. Bu uçuk bir hayal değil. Allah'ın izniyle, 7-8 sene sonra Hakkarili, Şırnaklı bir dünya şampiyonu göreceksiniz. Hep birlikte göreceğiz. dedi.Güreşçilerden Abdulkadir Çebi ise kendilerine bu imkanları sağlayanlara teşekkür ederek, Alışkın olduğumuz bir durum değil. Bizim için değişik oldu. Güreşirken bile buraları görmek güzeldi. Güzel bir manzara. Bu manzarada güreş yapmak harika oldu. Takımımız bugün üçüncü oldu. ifadelerini kullandı.Furkan Erken ise ilk defa açık alana kurulan minderde güreştiklerini dile getirerek, Bizim için çok değerli. 15 yıldır güreşiyoruz, ilk kez bu şehre geliyoruz. İlk defa bu şehrin doğasını, güzelliklerini gördük. Harika bir deneyimdi bizim için. Müsabakalar çok güzel geçti. Ambiyans ve seyirci ortamı güzel. Kalabalık bir ortam var. Davullar eşliğinde gayet güzel anlar yaşanıyor. Burası gerçekten çok iç açıcı. Yanımızda akarsuyumuz serin. Doğa harika. Çok beğendik, çok mutluyuz. Umarım tekrar geliriz. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/hakkari-de-acik-havada-ilk-kez-mindere-cikan-milli-sporcular-farkli-bir-deneyim-yasadi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>AB'de düşük değerli e-ticaret paketlerine 3 avroluk gümrük vergisi yürürlüğe girdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ab-de-dusuk-degerli-e-ticaret-paketlerine-3-avroluk-gumruk-vergisi-yururluge-girdi/872395/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ab-de-dusuk-degerli-e-ticaret-paketlerine-3-avroluk-gumruk-vergisi-yururluge-girdi/872395/</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:27:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen: - Bugünden itibaren AB'ye giren 150 avroya kadar olan e-ticaret paketlerine gümrük vergisi uygulanacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Avrupa Birliği (AB), Birlik dışından e-ticaret yoluyla gelen düşük değerli ürünlere yönelik 3 avroluk yeni gümrük vergisini bugün itibarıyla yürürlüğe koydu.AB'nin 1 Temmuz'da uygulamaya aldığı düzenlemeye göre, değeri 150 avroya kadar olan ve AB dışından üye ülkelere ithal edilen düşük değerli paketlerden geçici olarak 3 avro gümrük vergisi alınacak.Düzenleme, internet üzerinden sıkça satın alınan giyim ürünleri, oyuncaklar, elektronik eşyalar ve diğer tüketim mallarını kapsıyor.Yeni uygulamada 3 avroluk vergi, ürün sayısına göre değil, gümrük tarife sınıflandırmasına göre hesaplanacak.Aynı tarife sınıfına giren ürünlerden tek seferde 3 avro vergi alınırken, aynı siparişte farklı sınıf ürünlerin yer alması halinde her tarife sınıfı için ek 3 avro alınacak.Verginin beyanı ve ödenmesinden satıcı veya ithalatçı sorumlu olacak.AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Bugünden itibaren AB'ye giren 150 avroya kadar olan e-ticaret paketlerine gümrük vergisi uygulanacak. ifadesini kullandı.Avrupa'da yaklaşık 30 milyon kişinin perakende sektöründe çalıştığını belirten von der Leyen, bunun AB'nin en büyük özel sektör istihdam alanı olduğunu anımsattı.Von der Leyen, düşük değerli çevrim içi ithalattaki hızlı artışın Avrupalı perakendecileri haksız rekabetle karşı karşıya bıraktığını, bu ürünlerin önemli bölümünün de AB güvenlik standartlarını karşılamayarak tüketiciler açısından risk oluşturduğunu kaydetti.AB Komisyonu Başkanı von der Leyen, yeni uygulamanın Avrupalı işletmeler için adil rekabet koşullarını yeniden sağlamayı ve tüketicileri daha iyi korumayı amaçladığını belirtti.AB'de bugüne kadar Birlik dışından yapılan, değeri 150 avroya kadar olan ürün siparişleri gümrük vergisinden muaf tutuluyordu.Söz konusu 3 avroluk uygulama, AB'nin hazırladığı kapsamlı gümrük reformu yürürlüğe girene kadar geçici olarak uygulanacak. Reform kapsamında gümrük vergisi sisteminin önemli ölçüde değiştirilmesi ve mevcut muafiyetlerin kaldırılması planlanıyor.AB Komisyonu verilerine göre, 2025 yılında Birliğe yaklaşık 6 milyar düşük değerli e-ticaret gönderisi giriş yaptı. Bu gönderilerin yüzde 90'ından fazlası Çin'den geldi.Komisyon uzun süredir özellikle Çin merkezli çevrim içi alışveriş platformları Temu ve AliExpress ile Çin'de kurulan e-ticaret şirketi Shein üzerinden yapılan alışverişlere yönelik yeni düzenlemeler üzerinde çalışıyordu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Avrupa Birliği (AB), Birlik dışından e-ticaret yoluyla gelen düşük değerli ürünlere yönelik 3 avroluk yeni gümrük vergisini bugün itibarıyla yürürlüğe koydu.AB'nin 1 Temmuz'da uygulamaya aldığı düzenlemeye göre, değeri 150 avroya kadar olan ve AB dışından üye ülkelere ithal edilen düşük değerli paketlerden geçici olarak 3 avro gümrük vergisi alınacak.Düzenleme, internet üzerinden sıkça satın alınan giyim ürünleri, oyuncaklar, elektronik eşyalar ve diğer tüketim mallarını kapsıyor.Yeni uygulamada 3 avroluk vergi, ürün sayısına göre değil, gümrük tarife sınıflandırmasına göre hesaplanacak.Aynı tarife sınıfına giren ürünlerden tek seferde 3 avro vergi alınırken, aynı siparişte farklı sınıf ürünlerin yer alması halinde her tarife sınıfı için ek 3 avro alınacak.Verginin beyanı ve ödenmesinden satıcı veya ithalatçı sorumlu olacak.AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Bugünden itibaren AB'ye giren 150 avroya kadar olan e-ticaret paketlerine gümrük vergisi uygulanacak. ifadesini kullandı.Avrupa'da yaklaşık 30 milyon kişinin perakende sektöründe çalıştığını belirten von der Leyen, bunun AB'nin en büyük özel sektör istihdam alanı olduğunu anımsattı.Von der Leyen, düşük değerli çevrim içi ithalattaki hızlı artışın Avrupalı perakendecileri haksız rekabetle karşı karşıya bıraktığını, bu ürünlerin önemli bölümünün de AB güvenlik standartlarını karşılamayarak tüketiciler açısından risk oluşturduğunu kaydetti.AB Komisyonu Başkanı von der Leyen, yeni uygulamanın Avrupalı işletmeler için adil rekabet koşullarını yeniden sağlamayı ve tüketicileri daha iyi korumayı amaçladığını belirtti.AB'de bugüne kadar Birlik dışından yapılan, değeri 150 avroya kadar olan ürün siparişleri gümrük vergisinden muaf tutuluyordu.Söz konusu 3 avroluk uygulama, AB'nin hazırladığı kapsamlı gümrük reformu yürürlüğe girene kadar geçici olarak uygulanacak. Reform kapsamında gümrük vergisi sisteminin önemli ölçüde değiştirilmesi ve mevcut muafiyetlerin kaldırılması planlanıyor.AB Komisyonu verilerine göre, 2025 yılında Birliğe yaklaşık 6 milyar düşük değerli e-ticaret gönderisi giriş yaptı. Bu gönderilerin yüzde 90'ından fazlası Çin'den geldi.Komisyon uzun süredir özellikle Çin merkezli çevrim içi alışveriş platformları Temu ve AliExpress ile Çin'de kurulan e-ticaret şirketi Shein üzerinden yapılan alışverişlere yönelik yeni düzenlemeler üzerinde çalışıyordu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İmamoğlu / İBB davasının 60. duruşması başladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/imamoglu-ibb-davasinin-60-durusmasi-basladi/872394/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/imamoglu-ibb-davasinin-60-durusmasi-basladi/872394/</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:24:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütüne ilişkin 59'u tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 60.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütüne ilişkin 59'u tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 60. duruşması başladı.İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ile eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da geldiği duruşmada, CHP'li bazı milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.Duruşma, tutuklu sanık İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un savunmasıyla devam ediyor.İddianamedenİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı ihbar eden sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı suçtan zarar gören sıfatıyla yer alıyor.İddianamede, 16 kişi müşteki, 7'si firari, 5'i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 kişi sanık olarak bulunuyor.Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna ilişkin değerlendirme yapılıyor.İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun örgüt elebaşı, sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da örgüt yöneticisi olduğu belirtiliyor.Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun suç işleme amacıyla örgüt kurmak, kişisel verilerin kaydedilmesi, kişisel verileri ele geçirme ve yayma, suç delillerini gizleme, haberleşmenin engellenmesi, kamu malına zarar verme, rüşvet, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, irtikap, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, ihaleye fesat karıştırma, çevrenin kasten kirletilmesi, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet, Orman Kanunu'na muhalefet ve Maden Kanunu'na muhalefet suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.İddianamede, Keleş'in 48 kez rüşvet, rüşvet alma, rüşvet verme, 55 kez ihaleye fesat karıştırma, 39 kez kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, 8 kez suç gelirlerini aklama, Maden Kanunu'na muhalefet, Orman Kanunu'na muhalefet, çevre kirliliğine neden olma, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet, irtikap, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme ile haberleşmenin engellenmesi suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.Ongun'un rüşvet, 53 kez ihaleye fesat karıştırma, 33 kez kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma ile suç gelirlerini aklama suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.İddianamede, Soytekin'in rüşvet, zincirleme şekilde rüşvet, irtikap ve suç gelirlerini aklama suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, suç gelirlerini aklama, evrakta sahtecilik, Maden Kanunu'na muhalefet, Orman Kanunu'na muhalefet, çevre kirliliğine neden olma ve Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.Gün'ün suç işlemek amacıyla örgüt kurma, kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması isteniyor.Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez rüşvet alma, 2 kez irtikap, kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez rüşvet alma ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.Birleşen dosyaTutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme ile kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 51 sanığın tahliyesiyle davada, 59 tutuklu sanık bulunuyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütüne ilişkin 59'u tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 60. duruşması başladı.İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ile eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da geldiği duruşmada, CHP'li bazı milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.Duruşma, tutuklu sanık İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un savunmasıyla devam ediyor.İddianamedenİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı ihbar eden sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı suçtan zarar gören sıfatıyla yer alıyor.İddianamede, 16 kişi müşteki, 7'si firari, 5'i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 kişi sanık olarak bulunuyor.Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna ilişkin değerlendirme yapılıyor.İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun örgüt elebaşı, sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da örgüt yöneticisi olduğu belirtiliyor.Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun suç işleme amacıyla örgüt kurmak, kişisel verilerin kaydedilmesi, kişisel verileri ele geçirme ve yayma, suç delillerini gizleme, haberleşmenin engellenmesi, kamu malına zarar verme, rüşvet, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, irtikap, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, ihaleye fesat karıştırma, çevrenin kasten kirletilmesi, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet, Orman Kanunu'na muhalefet ve Maden Kanunu'na muhalefet suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.İddianamede, Keleş'in 48 kez rüşvet, rüşvet alma, rüşvet verme, 55 kez ihaleye fesat karıştırma, 39 kez kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, 8 kez suç gelirlerini aklama, Maden Kanunu'na muhalefet, Orman Kanunu'na muhalefet, çevre kirliliğine neden olma, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet, irtikap, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme ile haberleşmenin engellenmesi suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.Ongun'un rüşvet, 53 kez ihaleye fesat karıştırma, 33 kez kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma ile suç gelirlerini aklama suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.İddianamede, Soytekin'in rüşvet, zincirleme şekilde rüşvet, irtikap ve suç gelirlerini aklama suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, suç gelirlerini aklama, evrakta sahtecilik, Maden Kanunu'na muhalefet, Orman Kanunu'na muhalefet, çevre kirliliğine neden olma ve Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.Gün'ün suç işlemek amacıyla örgüt kurma, kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması isteniyor.Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez rüşvet alma, 2 kez irtikap, kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez rüşvet alma ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.Birleşen dosyaTutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme ile kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 51 sanığın tahliyesiyle davada, 59 tutuklu sanık bulunuyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/imamoglu-ibb-davasinin-60-durusmasi-basladi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı İrlanda'ya geçti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/avrupa-birligi-donem-baskanligi-irlanda-ya-gecti/872393/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/avrupa-birligi-donem-baskanligi-irlanda-ya-gecti/872393/</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:24:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanlığını 6 aylığına üstlenen İrlanda'nın gündeminde, ağırlıklı olarak savunma, rekabetçilik, enerji ve dijital dönüşüm gibi başlıklar bulunacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanlığını 6 aylığına üstlenen İrlanda'nın gündeminde, ağırlıklı olarak savunma, rekabetçilik, enerji ve dijital dönüşüm gibi başlıklar bulunacak.AB üye ülkeleri arasında 6 ayda bir dönüşümlü üstlenilen dönem başkanlığı, bugün itibarıyla görevi 1 Ocak'tan bu yana yürüten Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nden İrlanda'ya geçti.Dublin yönetimi, sloganını Birlik içinde güç olarak belirlerken, rekabetçilik, değerler ve güvenlik de dönem başkanlığının temaları olarak açıklandı.İrlanda, AB ülkelerinin küresel piyasalarda rekabetçiliğini artırma, genişleme, savunma alanındaki girişimlerin sürdürülmesi, Birliğin yapay zeka alanındaki kapasitesini güçlendirme ve Ukrayna'ya verilen desteğin devamı gibi başlıklara odaklanacak.Dublin yönetimi ayrıca Gazze'deki vahim insani durum ve Batı Şeria'daki kötüleşen durumu sona erdirmek için çalışacağını açıkladı.İrlanda, dönem başkanlığını 1 Ocak 2027'de Litvanya'ya devredecek.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanlığını 6 aylığına üstlenen İrlanda'nın gündeminde, ağırlıklı olarak savunma, rekabetçilik, enerji ve dijital dönüşüm gibi başlıklar bulunacak.AB üye ülkeleri arasında 6 ayda bir dönüşümlü üstlenilen dönem başkanlığı, bugün itibarıyla görevi 1 Ocak'tan bu yana yürüten Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nden İrlanda'ya geçti.Dublin yönetimi, sloganını Birlik içinde güç olarak belirlerken, rekabetçilik, değerler ve güvenlik de dönem başkanlığının temaları olarak açıklandı.İrlanda, AB ülkelerinin küresel piyasalarda rekabetçiliğini artırma, genişleme, savunma alanındaki girişimlerin sürdürülmesi, Birliğin yapay zeka alanındaki kapasitesini güçlendirme ve Ukrayna'ya verilen desteğin devamı gibi başlıklara odaklanacak.Dublin yönetimi ayrıca Gazze'deki vahim insani durum ve Batı Şeria'daki kötüleşen durumu sona erdirmek için çalışacağını açıkladı.İrlanda, dönem başkanlığını 1 Ocak 2027'de Litvanya'ya devredecek.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/avrupa-birligi-donem-baskanligi-irlanda-ya-gecti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Uzmanından alerjik reaksiyonlara karşı bebeklere mineral içeren güneş kremleri kullanın önerisi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/uzmanindan-alerjik-reaksiyonlara-karsi-bebeklere-mineral-iceren-gunes-kremleri-kullanin-onerisi/872392/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/uzmanindan-alerjik-reaksiyonlara-karsi-bebeklere-mineral-iceren-gunes-kremleri-kullanin-onerisi/872392/</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:24:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Zonguldak — Zonguldak BEUN Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Etem Pişkin: - Kimyasal içerikli olan güneş kremleri çocukların ciltlerinde, özellikle bebeklerin ciltlerinde irritasyon (tahriş) yapabiliyor, alerjik reaksiyonlara sebep olabiliyor. O nedenle bebeklere kimyasal içerikli güneş kremlerini değil, daha çok mineral içeren güneş kremlerini öneriyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Zonguldak Haberleri — Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Etem Pişkin, kimyasal içerikli güneş kremlerin özellikle bebeklerin ciltlerinde tahrişe sebep olabileceğinden mineral içeren güneş kremlerinin kullanılmasını önerdi.Pişkin, AA muhabirine, özellikle 6 aydan küçük bebeklerde güneş kremi kullanılmasını önermediklerini söyledi.Bebeklerin ciltlerinin çok daha hassas olduğunu vurgulayan Pişkin, 6 aydan küçük bu bebeklerde reaksiyon ve toksik durum gelişme olasılığının daha yüksek olduğunu belirtti.Pişkin, güneş kremlerini 6 aydan sonraki bebeklerde önerdiklerini anlatarak, 6 aydan önceki bebeklere açık renkli kıyafetler giydirelim. Özellikle geniş siperlikli olan şapkalar takalım. Saat 10.00 ila 16.00 arasında güneşin dik geldiği vakitlerde bebeklerimiz güneşe maruz kalmasın. dedi.6 aydan büyük bebeklerde de her güneş kremini kullanmanın uygun olmadığını aktaran Pişkin, Güneş kremleri mineralli ve kimyasal içerikli olan güneş kremleri olmak üzere genellikle ikiye ayrılıyor. Biz özellikle çocuklarda mineralli olan güneş kremlerini kullanılmasını tavsiye ediyoruz. Bunların içerisinde çinko oksit veya titanyum oksit dediğimiz malzemeler bulunuyor. diye konuştu.Pişkin, güneş kremi kullanırken en çok yapılan yanlışlardan birinin denize gidildiğinde sürülmesi olduğuna değinerek, Bebeklerimizi güneş kremlerini gerekirse evde sürüp güneşe öyle çıkartmamız lazım. Genellikle sabah sürüyoruz ve akşama kadar bir daha güneş kremi kullanmıyoruz. Bu da doğru değil. değerlendirmesinde bulundu.30 faktörün üstündeki güneş kremleri yüzde 97&#039;nin üstünde koruyuculuk sağlarİki saatte bir güneş kremlerinin sürülmesi gerektiğine dikkati çeken Pişkin, Özellikle suya girip denizde uzun süre vakit geçirdiysek, güzel kurulanma yaptıktan sonra güneş kremlerini tekrar kullanmak güneşin zararlı etkilerinden çocuklarımızı, bebeklerimizi koruyacaktır. ifadelerini kullandı.Pişkin, güneş kremlerinde emildikleri zaman vücuda geçen herhangi bir toksik maddesi bulunmadığını vurgulayarak, Özellikle bu kimyasal içerikli olan güneş kremleri çocukların ciltlerinde, özellikle bebeklerin ciltlerinde irritasyon (tahriş) yapabiliyor, alerjik reaksiyonlara sebep olabiliyor. O nedenle bebeklere kimyasal içerikli güneş kremlerini değil, daha çok mineral içeren güneş kremlerini öneriyoruz. Hatta bunları ilk kullanırken mutlaka küçük bir alana sürüp alerjik bir reaksiyon gelişip gelişmediğini kontrol edip ondan sonra sürmeye devam etmekte fayda var. şeklinde konuştu.Mutlaka en az 30 faktörlü güneş kremlerini kullanılması gerektiğinin altını çizen Pişkin, 30 faktörün üstündeki güneş kremleri yüzde 97'nin üstünde koruyuculuk sağlar. Hem ultraviyole A'ya hem de ultraviyole B'ye dayanıklı, koruyucu olan güneş kremlerini kullanmak gerekir. dedi.Pişkin, güneş kremleri sürüldüğünde D vitamini emiliminin teorik olarak azalacağını ancak çok kısa süreli güneşe maruziyetin D vitamini üretimini yeniden sağlayacağını sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Zonguldak Haberleri — Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Etem Pişkin, kimyasal içerikli güneş kremlerin özellikle bebeklerin ciltlerinde tahrişe sebep olabileceğinden mineral içeren güneş kremlerinin kullanılmasını önerdi.Pişkin, AA muhabirine, özellikle 6 aydan küçük bebeklerde güneş kremi kullanılmasını önermediklerini söyledi.Bebeklerin ciltlerinin çok daha hassas olduğunu vurgulayan Pişkin, 6 aydan küçük bu bebeklerde reaksiyon ve toksik durum gelişme olasılığının daha yüksek olduğunu belirtti.Pişkin, güneş kremlerini 6 aydan sonraki bebeklerde önerdiklerini anlatarak, 6 aydan önceki bebeklere açık renkli kıyafetler giydirelim. Özellikle geniş siperlikli olan şapkalar takalım. Saat 10.00 ila 16.00 arasında güneşin dik geldiği vakitlerde bebeklerimiz güneşe maruz kalmasın. dedi.6 aydan büyük bebeklerde de her güneş kremini kullanmanın uygun olmadığını aktaran Pişkin, Güneş kremleri mineralli ve kimyasal içerikli olan güneş kremleri olmak üzere genellikle ikiye ayrılıyor. Biz özellikle çocuklarda mineralli olan güneş kremlerini kullanılmasını tavsiye ediyoruz. Bunların içerisinde çinko oksit veya titanyum oksit dediğimiz malzemeler bulunuyor. diye konuştu.Pişkin, güneş kremi kullanırken en çok yapılan yanlışlardan birinin denize gidildiğinde sürülmesi olduğuna değinerek, Bebeklerimizi güneş kremlerini gerekirse evde sürüp güneşe öyle çıkartmamız lazım. Genellikle sabah sürüyoruz ve akşama kadar bir daha güneş kremi kullanmıyoruz. Bu da doğru değil. değerlendirmesinde bulundu.30 faktörün üstündeki güneş kremleri yüzde 97&#039;nin üstünde koruyuculuk sağlarİki saatte bir güneş kremlerinin sürülmesi gerektiğine dikkati çeken Pişkin, Özellikle suya girip denizde uzun süre vakit geçirdiysek, güzel kurulanma yaptıktan sonra güneş kremlerini tekrar kullanmak güneşin zararlı etkilerinden çocuklarımızı, bebeklerimizi koruyacaktır. ifadelerini kullandı.Pişkin, güneş kremlerinde emildikleri zaman vücuda geçen herhangi bir toksik maddesi bulunmadığını vurgulayarak, Özellikle bu kimyasal içerikli olan güneş kremleri çocukların ciltlerinde, özellikle bebeklerin ciltlerinde irritasyon (tahriş) yapabiliyor, alerjik reaksiyonlara sebep olabiliyor. O nedenle bebeklere kimyasal içerikli güneş kremlerini değil, daha çok mineral içeren güneş kremlerini öneriyoruz. Hatta bunları ilk kullanırken mutlaka küçük bir alana sürüp alerjik bir reaksiyon gelişip gelişmediğini kontrol edip ondan sonra sürmeye devam etmekte fayda var. şeklinde konuştu.Mutlaka en az 30 faktörlü güneş kremlerini kullanılması gerektiğinin altını çizen Pişkin, 30 faktörün üstündeki güneş kremleri yüzde 97'nin üstünde koruyuculuk sağlar. Hem ultraviyole A'ya hem de ultraviyole B'ye dayanıklı, koruyucu olan güneş kremlerini kullanmak gerekir. dedi.Pişkin, güneş kremleri sürüldüğünde D vitamini emiliminin teorik olarak azalacağını ancak çok kısa süreli güneşe maruziyetin D vitamini üretimini yeniden sağlayacağını sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yozgat'ta yaralı bulunan şahin tedaviye alındı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yozgat-ta-yarali-bulunan-sahin-tedaviye-alindi/872391/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yozgat-ta-yarali-bulunan-sahin-tedaviye-alindi/872391/</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:24:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Yozgat — Yozgat'ın Yenifakılı ilçesinde vatandaşlar tarafından yaralı bulunan şahin, tedavi altına alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Yozgat Haberleri — Yozgat'ın Yenifakılı ilçesinde vatandaşlar tarafından yaralı bulunan şahin, tedavi altına alındı.İlçeye bağlı Yiğitler mevkisinde uçamayan şahini fark eden vatandaşlar, durumu yetkililere bildirdi.İhbar üzerine bölgeye gelen İl Jandarma Komutanlığı Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma Timi, yaralı şahini alarak tedavi ve bakımı için Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğüne teslim etti.Şahin, tedavisinin ardından doğaya salınacak.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Yozgat Haberleri — Yozgat'ın Yenifakılı ilçesinde vatandaşlar tarafından yaralı bulunan şahin, tedavi altına alındı.İlçeye bağlı Yiğitler mevkisinde uçamayan şahini fark eden vatandaşlar, durumu yetkililere bildirdi.İhbar üzerine bölgeye gelen İl Jandarma Komutanlığı Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma Timi, yaralı şahini alarak tedavi ve bakımı için Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğüne teslim etti.Şahin, tedavisinin ardından doğaya salınacak.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/yozgat-ta-yarali-bulunan-sahin-tedaviye-alindi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Tunceli'de bir iş yerinde yaşanan yağma olayına ilişkin 2 zanlı tutuklandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tunceli-de-bir-is-yerinde-yasanan-yagma-olayina-iliskin-2-zanli-tutuklandi/872390/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tunceli-de-bir-is-yerinde-yasanan-yagma-olayina-iliskin-2-zanli-tutuklandi/872390/</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:18:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Tunceli — Tunceli'de bir iş yerinde yaşanan yağma olayına ilişkin gözaltına alınan 3 şüpheliden 2'si tutuklandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Tunceli Haberleri — Tunceli'de bir iş yerinde yaşanan yağma olayına ilişkin gözaltına alınan 3 şüpheliden 2'si tutuklandı.Valilikten yapılan açıklamada, İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince 23 Haziran'da Atatürk Mahallesi'nde faaliyet gösteren bir iş yerinde yaşanan yağma olayıyla ilgili çalışma yürütüldüğü belirtildi.Bu kapsamda 3 şüphelinin gözaltına alındığı ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:Soruşturma sürecinde müştekinin beyanları ve elde edilen deliller doğrultusunda harekete geçen ekipler, şüphelileri iş yeri çevresinde düzenlenen operasyonla yakaladı. Operasyon sırasında yapılan aramalarda şüphelilerden birinin üzerinde namluya fişek sürülmüş ve atışa hazır vaziyette bulunan ruhsatsız tabanca ile fişekler ele geçirildi. Yürütülen soruşturma kapsamında şüphelilerin iş yerine yönelik tehdit içerikli söylemlerde bulundukları ve iş yeri sahibinden 5 milyon lira talep ettikleri tespit edildi.Açıklamada, adli makamlara sevk edilen 3 zanlıdan 2'sinin çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandığı bildirildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Tunceli Haberleri — Tunceli'de bir iş yerinde yaşanan yağma olayına ilişkin gözaltına alınan 3 şüpheliden 2'si tutuklandı.Valilikten yapılan açıklamada, İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince 23 Haziran'da Atatürk Mahallesi'nde faaliyet gösteren bir iş yerinde yaşanan yağma olayıyla ilgili çalışma yürütüldüğü belirtildi.Bu kapsamda 3 şüphelinin gözaltına alındığı ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:Soruşturma sürecinde müştekinin beyanları ve elde edilen deliller doğrultusunda harekete geçen ekipler, şüphelileri iş yeri çevresinde düzenlenen operasyonla yakaladı. Operasyon sırasında yapılan aramalarda şüphelilerden birinin üzerinde namluya fişek sürülmüş ve atışa hazır vaziyette bulunan ruhsatsız tabanca ile fişekler ele geçirildi. Yürütülen soruşturma kapsamında şüphelilerin iş yerine yönelik tehdit içerikli söylemlerde bulundukları ve iş yeri sahibinden 5 milyon lira talep ettikleri tespit edildi.Açıklamada, adli makamlara sevk edilen 3 zanlıdan 2'sinin çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandığı bildirildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/tunceli-de-bir-is-yerinde-yasanan-yagma-olayina-iliskin-2-zanli-tutuklandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Japonya, 2040'a kadar iş gücünde yapay zeka destekli 10 milyon robotu kullanmayı planlıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/japonya-2040-a-kadar-is-gucunde-yapay-zeka-destekli-10-milyon-robotu-kullanmayi-planliyor/872389/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/japonya-2040-a-kadar-is-gucunde-yapay-zeka-destekli-10-milyon-robotu-kullanmayi-planliyor/872389/</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:18:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya — Robotların kullanılması beklenen sektörler arasında imalat, altyapı bakımı, sağlık hizmetleri, bakıcılık, afetlere müdahale ve savunma bulunuyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri — Japonya, ülkede azalan iş gücüne karşı 2040'a kadar 18 farklı sektörde yapay zeka destekli 10 milyon robotu kullanmayı planladığını bildirdi.Devlet televizyonu NHK'nin, Japonya Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanlığına dayandırdığı haberine göre, hükümetin yapay zeka destekli robotlara ilişkin stratejisi açıklandı.Ülkenin iş gücünün giderek azalmasına karşı 2040'a kadar yapay zeka destekli 10 milyon robotun 18 sektörde kullanılması planlanıyor.Robotların kullanılması beklenen 18 sektör arasında imalat, altyapı bakımı, sağlık hizmetleri, bakıcılık, afetlere müdahale ve savunma yer alıyor.Bilgisayar ekranıyla sınırlı kalmayıp fiziksel dünyada işlev görebilen yapay zeka türlerinin geliştirilmesine ilişkin proje için de 380 milyar Japon yeni (yaklaşık 109 milyar TL) ayrılacak.Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanı Akazawa Ryosei, Kabine toplantısı sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada, belirli sektörlerde veri toplandığını ve bunların Japonya'nın robotlar için yapay zeka geliştirme konusunda öncü olması için kullanılacağını söyledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri — Japonya, ülkede azalan iş gücüne karşı 2040'a kadar 18 farklı sektörde yapay zeka destekli 10 milyon robotu kullanmayı planladığını bildirdi.Devlet televizyonu NHK'nin, Japonya Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanlığına dayandırdığı haberine göre, hükümetin yapay zeka destekli robotlara ilişkin stratejisi açıklandı.Ülkenin iş gücünün giderek azalmasına karşı 2040'a kadar yapay zeka destekli 10 milyon robotun 18 sektörde kullanılması planlanıyor.Robotların kullanılması beklenen 18 sektör arasında imalat, altyapı bakımı, sağlık hizmetleri, bakıcılık, afetlere müdahale ve savunma yer alıyor.Bilgisayar ekranıyla sınırlı kalmayıp fiziksel dünyada işlev görebilen yapay zeka türlerinin geliştirilmesine ilişkin proje için de 380 milyar Japon yeni (yaklaşık 109 milyar TL) ayrılacak.Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanı Akazawa Ryosei, Kabine toplantısı sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada, belirli sektörlerde veri toplandığını ve bunların Japonya'nın robotlar için yapay zeka geliştirme konusunda öncü olması için kullanılacağını söyledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/japonya-2040-a-kadar-is-gucunde-yapay-zeka-destekli-10-milyon-robotu-kullanmayi-planliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
