<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>İstanbul Başakşehir, Avrupa kupalarında 69. maçına çıkacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/istanbul-basaksehir-avrupa-kupalarinda-69-macina-cikacak/882139/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/istanbul-basaksehir-avrupa-kupalarinda-69-macina-cikacak/882139/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:12:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Turuncu-lacivertli ekip, 2015-16 sezonundan bu yana 9 kez yer aldığı Avrupa kupalarında 26 galibiyet, 17 beraberlik, 25 mağlubiyet yaşadı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- EMRE DOĞAN- UEFA Konferans Ligi 2. eleme turu ilk maçında yarın Finlandiya ekibi Inter Turku'yu ağırlayacak İstanbul Başakşehir, Avrupa'da 69. karşılaşmasına çıkacak.Turuncu-lacivertli futbol takımı, 2015-16 sezonundan bu yana Avrupa kupalarındaki 68 müsabakada 26 galibiyet, 17 beraberlik, 25 mağlubiyet yaşadı.Bu müsabakalarda 102 kez fileleri havalandıran Başakşehir, kalesinde 95 gole engel olamadı.Avrupa&#039;da 2 kez son 16 turuna yükseldiİstanbul Başakşehir, Avrupa kupalarında 2 kez adını son 16 turuna yazdırdı.Turuncu-lacivertli takım, 2015-16, 2016-17, 2017-18, 2018-19 ve 2019-20 sezonlarında UEFA Avrupa Ligi'nde mücadele etti. 2017-18 ve 2019-20'de gruplarda yer alan İstanbul temsilcisi, 2015-16, 2016-17 ve 2018-19'da organizasyona eleme aşamasında veda etti.Başakşehir, UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 2017-18, 2019-20 ve 2020-21'de boy gösterdi. 2017-18 ve 2019-20'de elemeleri geçemeyen turuncu-lacivertliler, 2020-21'de ise Süper Lig şampiyonu olarak doğrudan grup aşamasında yer aldı.İstanbul Başakşehir, 2022-23, 2024-25 ve 2025-26 sezonlarında da UEFA Konferans Ligi'nde mücadele etme hakkı kazandı. İstanbul ekibi, 2022-23 ve 2024-25'te grup aşamasında yer alırken, geçen sezon ise play-off'ta elendi.Turuncu-lacivertli ekip, 2019-20 sezonunda UEFA Avrupa Ligi'nde, 2022-2023'te ise UEFA Konferans Ligi'nde son 16 turuna yükseldi.Başakşehir&#039;in Avrupa kupalarındaki ilkleri ve enleri şöyle:İlk maç: AZ Alkmaar-Başakşehir: 2-0 (Avrupa Ligi 3. eleme turu) (30 Temmuz 2015)İlk kez tur atlama: Rijeka-Başakşehir: 2-2 (0-0) (Avrupa Ligi 3. eleme turu) (4 Ağustos 2016)İlk galibiyet: Başakşehir-Club Brugge: 2-0 (Şampiyonlar Ligi 3. eleme turu) (2 Ağustos 2017)En farklı galibiyet: Başakşehir-La Fiorita: 6-1 (Konferans Ligi 2. eleme turu) (25 Temmuz 2024)En farklı mağlubiyetler: Celje-Başakşehir: 5-1 (Konferans Ligi grup aşaması) (24 Ekim 2024), PSG-Başakşehir: 5-1 (Şampiyonlar Ligi grup aşaması) (9 Aralık 2020), Roma-Başakşehir: 4-0 (Avrupa Ligi grup aşaması) (19 Eylül 2019)Avrupa kupalarında BaşakşehirTuruncu-lacivertli ekibin UEFA organizasyonlarında sergilediği performans şöyle:OrganizasyonOGBMAYUEFA Şampiyonlar Ligi122281528UEFA Avrupa Ligi2476112435UEFA Konferans Ligi3217966332TOPLAM6826172510295]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- EMRE DOĞAN- UEFA Konferans Ligi 2. eleme turu ilk maçında yarın Finlandiya ekibi Inter Turku'yu ağırlayacak İstanbul Başakşehir, Avrupa'da 69. karşılaşmasına çıkacak.Turuncu-lacivertli futbol takımı, 2015-16 sezonundan bu yana Avrupa kupalarındaki 68 müsabakada 26 galibiyet, 17 beraberlik, 25 mağlubiyet yaşadı.Bu müsabakalarda 102 kez fileleri havalandıran Başakşehir, kalesinde 95 gole engel olamadı.Avrupa&#039;da 2 kez son 16 turuna yükseldiİstanbul Başakşehir, Avrupa kupalarında 2 kez adını son 16 turuna yazdırdı.Turuncu-lacivertli takım, 2015-16, 2016-17, 2017-18, 2018-19 ve 2019-20 sezonlarında UEFA Avrupa Ligi'nde mücadele etti. 2017-18 ve 2019-20'de gruplarda yer alan İstanbul temsilcisi, 2015-16, 2016-17 ve 2018-19'da organizasyona eleme aşamasında veda etti.Başakşehir, UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 2017-18, 2019-20 ve 2020-21'de boy gösterdi. 2017-18 ve 2019-20'de elemeleri geçemeyen turuncu-lacivertliler, 2020-21'de ise Süper Lig şampiyonu olarak doğrudan grup aşamasında yer aldı.İstanbul Başakşehir, 2022-23, 2024-25 ve 2025-26 sezonlarında da UEFA Konferans Ligi'nde mücadele etme hakkı kazandı. İstanbul ekibi, 2022-23 ve 2024-25'te grup aşamasında yer alırken, geçen sezon ise play-off'ta elendi.Turuncu-lacivertli ekip, 2019-20 sezonunda UEFA Avrupa Ligi'nde, 2022-2023'te ise UEFA Konferans Ligi'nde son 16 turuna yükseldi.Başakşehir&#039;in Avrupa kupalarındaki ilkleri ve enleri şöyle:İlk maç: AZ Alkmaar-Başakşehir: 2-0 (Avrupa Ligi 3. eleme turu) (30 Temmuz 2015)İlk kez tur atlama: Rijeka-Başakşehir: 2-2 (0-0) (Avrupa Ligi 3. eleme turu) (4 Ağustos 2016)İlk galibiyet: Başakşehir-Club Brugge: 2-0 (Şampiyonlar Ligi 3. eleme turu) (2 Ağustos 2017)En farklı galibiyet: Başakşehir-La Fiorita: 6-1 (Konferans Ligi 2. eleme turu) (25 Temmuz 2024)En farklı mağlubiyetler: Celje-Başakşehir: 5-1 (Konferans Ligi grup aşaması) (24 Ekim 2024), PSG-Başakşehir: 5-1 (Şampiyonlar Ligi grup aşaması) (9 Aralık 2020), Roma-Başakşehir: 4-0 (Avrupa Ligi grup aşaması) (19 Eylül 2019)Avrupa kupalarında BaşakşehirTuruncu-lacivertli ekibin UEFA organizasyonlarında sergilediği performans şöyle:OrganizasyonOGBMAYUEFA Şampiyonlar Ligi122281528UEFA Avrupa Ligi2476112435UEFA Konferans Ligi3217966332TOPLAM6826172510295]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/istanbul-basaksehir-avrupa-kupalarinda-69-macina-cikacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Emekli mali müşavir sahilden topladığı deniz kabuklarını sanata dönüştürüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/emekli-mali-musavir-sahilden-topladigi-deniz-kabuklarini-sanata-donusturuyor/882138/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/emekli-mali-musavir-sahilden-topladigi-deniz-kabuklarini-sanata-donusturuyor/882138/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:12:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Balıkesir — Balıkesir'in Edremit ilçesinde çocukluğundan beri biriktirdiği deniz kabuklarından duvar süsü, fotoğraf çerçevesi, anahtarlık ve pano gibi çeşitli objeler üreten Belgin Balalan: - Bir arkadaşıma hediye hazırlarken, 'Kişiye özel ne yapabilirim?' diye düşünerek elimdeki kabukları tasarıma dönüştürdüm]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Balıkesir Haberleri — HAKAN FİRİK - Balıkesir'in Edremit ilçesinde yaşayan Belgin Balalan, çocukluğundan beri sahillerden toplayarak biriktirdiği deniz yıldızı, deniz ve midye kabuklarını hünerli elleriyle hediyelik eşyalara dönüştürerek 20 yıllık tutkusunu profesyonel bir mesleğe taşıdı.Yıllar önce arkadaşlarına hediye etmek amacıyla başladığı tasarım sürecini mali müşavirlikten emekli olmasının ardından bugün yaşam tarzı haline getiren Balalan, duvar süsü, fotoğraf çerçevesi, anahtarlık, saksı kaplaması ve pano gibi estetik objeler üretiyor.Doğadan topladığı deniz yıldızı, deniz ve midye kabuklarına yeniden hayat veren Balalan, çalışmalarını atölyeye dönüştürdüğü evinin çatı katında titizlikle sürdürüyor.Talebe göre ürünlerinin satışını da yapan Balalan, deniz kabuklarını toplama, temizleme ve muhafaza etme süreçlerini bir sanat pratiğine dönüştürdüğünü belirterek, yaşadığı süreci AA muhabirine şöyle anlattı:Çocukluğumdan beri sahilden ve denizin dibinden topladığım kabukları biriktiriyordum. Bir arkadaşıma hediye hazırlarken, 'Kişiye özel ne yapabilirim?' diye düşünerek elimdeki kabukları tasarıma dönüştürdüm. Gelen olumlu dönüşler üzerine yabancı ülkelerdeki ve Türkiye'deki tasarımları takip etmek yerine kendi özgün tasarımlarımı üretmeye karar verdim.- Sergi hazırlıklarına başladıSosyal medya hesabı açarak bilgi birikimini ve üretim aşamalarını takipçileriyle paylaştığını vurgulayan Balalan, ürünlerinin tasarımlarını kullanım amacına göre çeşitlendirdiğini ifade etti.Balalan, özellikle çömlek saksıların deniz kabuklarıyla kaplanmasının zahmetli ama bir o kadar da beğenilen bir süreç olduğuna değinerek, İnsanlar denizin bu ürünlerini sevsin, evlerinde, balkonlarında, kapı girişlerinde görsünler istedim. Örneğin, anahtarlıkları eve girildiği an denizin kokusunu ve esintisini hissettirsin diye kapı girişlerine uygun olarak tasarladım. dedi.Eserlerini geniş kitlelerle buluşturmak için sergi hazırlıklarına başladığını bildiren Balalan, hem tasarımlarını sergilemeyi hem de gelen talepler doğrultusunda satış yaparak aile ekonomisine katkı sağlamayı amaçladığını sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Balıkesir Haberleri — HAKAN FİRİK - Balıkesir'in Edremit ilçesinde yaşayan Belgin Balalan, çocukluğundan beri sahillerden toplayarak biriktirdiği deniz yıldızı, deniz ve midye kabuklarını hünerli elleriyle hediyelik eşyalara dönüştürerek 20 yıllık tutkusunu profesyonel bir mesleğe taşıdı.Yıllar önce arkadaşlarına hediye etmek amacıyla başladığı tasarım sürecini mali müşavirlikten emekli olmasının ardından bugün yaşam tarzı haline getiren Balalan, duvar süsü, fotoğraf çerçevesi, anahtarlık, saksı kaplaması ve pano gibi estetik objeler üretiyor.Doğadan topladığı deniz yıldızı, deniz ve midye kabuklarına yeniden hayat veren Balalan, çalışmalarını atölyeye dönüştürdüğü evinin çatı katında titizlikle sürdürüyor.Talebe göre ürünlerinin satışını da yapan Balalan, deniz kabuklarını toplama, temizleme ve muhafaza etme süreçlerini bir sanat pratiğine dönüştürdüğünü belirterek, yaşadığı süreci AA muhabirine şöyle anlattı:Çocukluğumdan beri sahilden ve denizin dibinden topladığım kabukları biriktiriyordum. Bir arkadaşıma hediye hazırlarken, 'Kişiye özel ne yapabilirim?' diye düşünerek elimdeki kabukları tasarıma dönüştürdüm. Gelen olumlu dönüşler üzerine yabancı ülkelerdeki ve Türkiye'deki tasarımları takip etmek yerine kendi özgün tasarımlarımı üretmeye karar verdim.- Sergi hazırlıklarına başladıSosyal medya hesabı açarak bilgi birikimini ve üretim aşamalarını takipçileriyle paylaştığını vurgulayan Balalan, ürünlerinin tasarımlarını kullanım amacına göre çeşitlendirdiğini ifade etti.Balalan, özellikle çömlek saksıların deniz kabuklarıyla kaplanmasının zahmetli ama bir o kadar da beğenilen bir süreç olduğuna değinerek, İnsanlar denizin bu ürünlerini sevsin, evlerinde, balkonlarında, kapı girişlerinde görsünler istedim. Örneğin, anahtarlıkları eve girildiği an denizin kokusunu ve esintisini hissettirsin diye kapı girişlerine uygun olarak tasarladım. dedi.Eserlerini geniş kitlelerle buluşturmak için sergi hazırlıklarına başladığını bildiren Balalan, hem tasarımlarını sergilemeyi hem de gelen talepler doğrultusunda satış yaparak aile ekonomisine katkı sağlamayı amaçladığını sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Deniz platformlarındaki birikimle savunmada millileştirmeye katkı sağlıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/deniz-platformlarindaki-birikimle-savunmada-millilestirmeye-katki-sagliyor/882137/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/deniz-platformlarindaki-birikimle-savunmada-millilestirmeye-katki-sagliyor/882137/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Global RF Technology Kurucu Genel Müdürü Ümit Yurdaer: - En çok kronik sorunlarla karşılaştığımız ürünlerden bir tanesi olan HF antenler esasında bizi bu yolda çalışmaya itti. Biz çalışmalarımız esnasında kronik sorunları tespit edip, iyileştirip Türkiye'de yerli ve milli bir ürün ürettik - Geliştirmekte olduğumuz yeni sistemle hem kamera hem ultrasonik ses sensörleri ile dronun geldiği yönü tespit ediyoruz. Sistemimizde dahili olarak bulunan yapay zeka ile kontrol edilebilen dronlar, yönünü tespit ettiği düşman drona karşı havalanıp havada çarparak hedefi imha ediyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — FAHRİ AKSÜT - Deniz platformlarının muhabere sistemlerinin bakım ve onarımında 15 yıl görev yapan Ümit Yurdaer, bu süreçte karşılaştığı ihtiyaçları yerli çözümlerle girişimcilik fırsatına dönüştürdü. Global RF Technology Kurucu Genel Müdürü Ümit Yurdaer, savaş gemilerinde kullanılan haberleşme sistemleri ihtiyaçlarına yerli çözümler geliştirmek amacıyla 2025 yılında donanmadaki görevinden ayrılarak elektrik-elektronik mühendisi kimliğiyle girişimcilik kariyerine başladı.İstanbul'da Dijitalpark Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren şirketinde, savunma ve güvenlik alanında kritik haberleşme donanımları, savaş gemisi antenleri, sinyal tespit sistemleri ve elektronik harp çözümleri geliştiren Yurdaer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çetin deniz koşullarında kullanılan haberleşme antenlerinde nem, tuzlu su ve çevresel etkenler nedeniyle bakım ihtiyacı doğduğunu, yurt dışından temin edilen sistemler için bu tür durumlarda yüklü masraflarla karşı karşıya kalınabildiğini söyledi.Kullanım dışı kalan antenleri tamir ederek yeniden kullanılabilir hale getirdiğini paylaşan Yurdaer, bu süreçte edindiği deneyimin Türkiye'de yerli haberleşme donanımları geliştirme fikrinin temelini oluşturduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:Deniz Kuvvetleri'nde çalıştığım 15 yıl boyunca birçok farklı savaş platformuna ait muhabere sistemlerinin bakım ve onarım faaliyetlerini gerçekleştirdim. Bakım ve onarım faaliyeti gerçekleştirilen bu sistemlerdeki dışa bağımlılık ve kısıtlı müdahale şartları, özgün tasarımların ülkemizde gerçekleştirilmesi gerektiği inancını bende oluşturdu ve bu inançla yola çıkarak ülkemizde HF (Yüksek frekans uzun mesafe haberleşme) ve diğer bantlarda anten üretilmesi gerektiğini düşündüm. Bu sebeple Ocak 2025 yılında görevimden istifa ederek Mart 2025’te Dijitalpark Teknokent içerisinde Global RF Technology firmasını kurdum. Firmamız kurulmasının dördüncü ayında IDEF 2025 Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı'na katıldı ve fuarda 8 çeşit ürünle boy gösterdi. Yaptığımız ürünlerle Türk savunma sanayisinin dışa bağımlılığını azaltma misyonumuza devam ediyoruz.Şirket olarak Türkiye'de daha önce ithal edilen HF antenleri yerli ve milli imkanlarla geliştirdiklerini belirten Yurdaer, ürünlerde geçmişte tespit ettikleri kronik sorunları gidermeye odaklandıklarını söyledi. Özellikle nem ve güneşin ultraviyole ışınlarından kaynaklanan izolasyon problemlerine yönelik önemli iyileştirmeler yaptıklarını ifade eden Yurdaer, çalışmaların çıkış noktasını şu sözlerle anlattı:En çok kronik sorunlarla karşılaştığımız ürünlerden bir tanesi olan HF antenler, esasında bizi bu yolda çalışmaya itti. Biz çalışmalarımız esnasında kronik sorunları tespit edip, iyileştirip Türkiye'de yerli ve milli bir ürün ürettik. Yaptığımız bu üründe nem problemini aştık. Ultraviyole ışık dayanımını artırdık. Ve saatte 150 kilometrelik rüzgar kuvvetine dayanıklı yerli ve milli bir anten ürettik.Kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda hem mekanik hem de elektronik iyileştirmelerle ürünleri daha işlevsel hale getirdiklerini belirten Yurdaer, geliştirdikleri sistemlerin saha testlerinden başarıyla geçtiğini, aktif olarak kullanıldığını ve ihraç edildiğini söyledi.Rusya-Ukrayna savaşı dron tehditlerine karşı yeni çözümleri zorunlu kılıyorYurdaer, şirketin ürün yelpazesini sürekli genişlettiğini belirterek, yerli ve milli olarak geliştirdikleri yön bulucu (Direction Finding-DF) antenlerin 360 derece kapsama alanında sinyal, telsiz haberleşmesi ve farklı yayın kaynaklarının yönünü ve konumunu tespit edebildiğini söyledi. Söz konusu ürünün ihracatının da gerçekleştirildiğini aktaran Yurdaer, şirketin ürün çeşitliliği hakkında, Yine elektronik harpte kullanılan antenler ile sivil kullanıma yönelik VHF antenler de üretiyoruz. Ürettiğimiz bu ürünlerin hepsi zorlu saha koşulları testlerinden geçtikten sonra seri üretime geçmektedir. diye konuştu.Geliştirmekte oldukları yeni projelere ilişkin de bilgi veren Yurdaer, Rusya-Ukrayna savaşının dron tehditlerinin ulaştığı boyutu gözler önüne serdiğini dile getirerek, bu alanda sundukları çözüme ilişkin şu bilgileri paylaştı:Alınan tedbirlere karşı dronlar da farklı bir tedbir alıyor. Ve şu an dronlara karşı elektronik harp yetersiz kalmaktadır. Çünkü fiberoptik kablolar kullanılarak dronlar uzak mesafelerden kontrol edilmekte. Bizim tasarladığımız, geliştirmekte olduğumuz yeni sistemle hem kamera hem ultrasonik ses sensörleri ile dronun geldiği yönü tespit ediyoruz. Sistemimizde dahili olarak bulunan yapay zeka ile kontrol edilebilen dronlar, yönünü tespit ettiği düşman drona karşı havalanıp havada çarparak hedefi imha ediyor. Bu bizim en büyük projemiz.Yurdaer, geliştirmeye devam ettikleri mevcut projelerine ilişkinse şu bilgileri verdi:Yine Direction Fund antenlerimizde şu an yaptığımız ürünler, 1 GHz ve 3 GHz'lik ürünler var. Onları 6 GHz'e kadar yükseltip yine 6 GHz bandında birçok çeşit dronların, GSM bandının ve telsiz frekanslarının yönünü tespit etmek üzere bir anten tasarımımız var. Bunlar sadece anten tasarımı olarak değil, komple sistem tasarımı olarak gerçekleştirilmekte. Yani anten tasarımının alt kısmının aslında görünmeyen bir yapı var. Burada birçok sayısal işlemci, bilgisayar ve yazılım çalışmakta. Yine çalışmakta olduğumuz ayrı bir ürün ise insansız savaş araçları için kullanılan haberleşme antenleri, IFF antenleri, VHF antenler, OHF antenler bu alanda da çalışmalar yapmaktayız.Vidasından boyasına kadar baktığımızda yüzde 100 yerli bir üretim gerçekleştirmekteyizYurdaer, bir hayalle başlayan şirketin bugün 10 kişilik bir ekibe dönüştüğünü belirterek, ilk olarak geliştirdikleri HF antenin ardından ürün portföylerini 11 farklı anten grubuna çıkardıklarını ve ürünlerinin üç farklı ülkede kullanıldığını söyledi.Sundukları çözüm ve ürünler ile savunma sanayisi ve sivil sektörden birçok kurumun ilgisini çektiklerini aktaran Yurdaer, misyon ve hedeflerine ilişkin şunları kaydetti:Elektronik ekipmanların entegrasyonunu ve sergileme birimi olan yazılım kısmını da kendi bünyemizde gerçekleştirmekteyiz. Aslında yaptığımız ürünleri vidasından boyasına kadar yerli üretimle gerçekleştirmekteyiz. Yeni bir firma olmamıza rağmen savunma sanayisinde ve sivil sektörde birçok kurumun ilgisini çektik ve birçok kuruma sunumlar gerçekleştirdik. Ürettiğimiz ürünler yanında müşteri taleplerine karşı özel üretimler de gerçekleştirebiliyoruz. Teknoloji alanında ülkemize güçlü bir katkı sağlamayı hedefliyoruz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — FAHRİ AKSÜT - Deniz platformlarının muhabere sistemlerinin bakım ve onarımında 15 yıl görev yapan Ümit Yurdaer, bu süreçte karşılaştığı ihtiyaçları yerli çözümlerle girişimcilik fırsatına dönüştürdü. Global RF Technology Kurucu Genel Müdürü Ümit Yurdaer, savaş gemilerinde kullanılan haberleşme sistemleri ihtiyaçlarına yerli çözümler geliştirmek amacıyla 2025 yılında donanmadaki görevinden ayrılarak elektrik-elektronik mühendisi kimliğiyle girişimcilik kariyerine başladı.İstanbul'da Dijitalpark Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren şirketinde, savunma ve güvenlik alanında kritik haberleşme donanımları, savaş gemisi antenleri, sinyal tespit sistemleri ve elektronik harp çözümleri geliştiren Yurdaer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çetin deniz koşullarında kullanılan haberleşme antenlerinde nem, tuzlu su ve çevresel etkenler nedeniyle bakım ihtiyacı doğduğunu, yurt dışından temin edilen sistemler için bu tür durumlarda yüklü masraflarla karşı karşıya kalınabildiğini söyledi.Kullanım dışı kalan antenleri tamir ederek yeniden kullanılabilir hale getirdiğini paylaşan Yurdaer, bu süreçte edindiği deneyimin Türkiye'de yerli haberleşme donanımları geliştirme fikrinin temelini oluşturduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:Deniz Kuvvetleri'nde çalıştığım 15 yıl boyunca birçok farklı savaş platformuna ait muhabere sistemlerinin bakım ve onarım faaliyetlerini gerçekleştirdim. Bakım ve onarım faaliyeti gerçekleştirilen bu sistemlerdeki dışa bağımlılık ve kısıtlı müdahale şartları, özgün tasarımların ülkemizde gerçekleştirilmesi gerektiği inancını bende oluşturdu ve bu inançla yola çıkarak ülkemizde HF (Yüksek frekans uzun mesafe haberleşme) ve diğer bantlarda anten üretilmesi gerektiğini düşündüm. Bu sebeple Ocak 2025 yılında görevimden istifa ederek Mart 2025’te Dijitalpark Teknokent içerisinde Global RF Technology firmasını kurdum. Firmamız kurulmasının dördüncü ayında IDEF 2025 Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı'na katıldı ve fuarda 8 çeşit ürünle boy gösterdi. Yaptığımız ürünlerle Türk savunma sanayisinin dışa bağımlılığını azaltma misyonumuza devam ediyoruz.Şirket olarak Türkiye'de daha önce ithal edilen HF antenleri yerli ve milli imkanlarla geliştirdiklerini belirten Yurdaer, ürünlerde geçmişte tespit ettikleri kronik sorunları gidermeye odaklandıklarını söyledi. Özellikle nem ve güneşin ultraviyole ışınlarından kaynaklanan izolasyon problemlerine yönelik önemli iyileştirmeler yaptıklarını ifade eden Yurdaer, çalışmaların çıkış noktasını şu sözlerle anlattı:En çok kronik sorunlarla karşılaştığımız ürünlerden bir tanesi olan HF antenler, esasında bizi bu yolda çalışmaya itti. Biz çalışmalarımız esnasında kronik sorunları tespit edip, iyileştirip Türkiye'de yerli ve milli bir ürün ürettik. Yaptığımız bu üründe nem problemini aştık. Ultraviyole ışık dayanımını artırdık. Ve saatte 150 kilometrelik rüzgar kuvvetine dayanıklı yerli ve milli bir anten ürettik.Kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda hem mekanik hem de elektronik iyileştirmelerle ürünleri daha işlevsel hale getirdiklerini belirten Yurdaer, geliştirdikleri sistemlerin saha testlerinden başarıyla geçtiğini, aktif olarak kullanıldığını ve ihraç edildiğini söyledi.Rusya-Ukrayna savaşı dron tehditlerine karşı yeni çözümleri zorunlu kılıyorYurdaer, şirketin ürün yelpazesini sürekli genişlettiğini belirterek, yerli ve milli olarak geliştirdikleri yön bulucu (Direction Finding-DF) antenlerin 360 derece kapsama alanında sinyal, telsiz haberleşmesi ve farklı yayın kaynaklarının yönünü ve konumunu tespit edebildiğini söyledi. Söz konusu ürünün ihracatının da gerçekleştirildiğini aktaran Yurdaer, şirketin ürün çeşitliliği hakkında, Yine elektronik harpte kullanılan antenler ile sivil kullanıma yönelik VHF antenler de üretiyoruz. Ürettiğimiz bu ürünlerin hepsi zorlu saha koşulları testlerinden geçtikten sonra seri üretime geçmektedir. diye konuştu.Geliştirmekte oldukları yeni projelere ilişkin de bilgi veren Yurdaer, Rusya-Ukrayna savaşının dron tehditlerinin ulaştığı boyutu gözler önüne serdiğini dile getirerek, bu alanda sundukları çözüme ilişkin şu bilgileri paylaştı:Alınan tedbirlere karşı dronlar da farklı bir tedbir alıyor. Ve şu an dronlara karşı elektronik harp yetersiz kalmaktadır. Çünkü fiberoptik kablolar kullanılarak dronlar uzak mesafelerden kontrol edilmekte. Bizim tasarladığımız, geliştirmekte olduğumuz yeni sistemle hem kamera hem ultrasonik ses sensörleri ile dronun geldiği yönü tespit ediyoruz. Sistemimizde dahili olarak bulunan yapay zeka ile kontrol edilebilen dronlar, yönünü tespit ettiği düşman drona karşı havalanıp havada çarparak hedefi imha ediyor. Bu bizim en büyük projemiz.Yurdaer, geliştirmeye devam ettikleri mevcut projelerine ilişkinse şu bilgileri verdi:Yine Direction Fund antenlerimizde şu an yaptığımız ürünler, 1 GHz ve 3 GHz'lik ürünler var. Onları 6 GHz'e kadar yükseltip yine 6 GHz bandında birçok çeşit dronların, GSM bandının ve telsiz frekanslarının yönünü tespit etmek üzere bir anten tasarımımız var. Bunlar sadece anten tasarımı olarak değil, komple sistem tasarımı olarak gerçekleştirilmekte. Yani anten tasarımının alt kısmının aslında görünmeyen bir yapı var. Burada birçok sayısal işlemci, bilgisayar ve yazılım çalışmakta. Yine çalışmakta olduğumuz ayrı bir ürün ise insansız savaş araçları için kullanılan haberleşme antenleri, IFF antenleri, VHF antenler, OHF antenler bu alanda da çalışmalar yapmaktayız.Vidasından boyasına kadar baktığımızda yüzde 100 yerli bir üretim gerçekleştirmekteyizYurdaer, bir hayalle başlayan şirketin bugün 10 kişilik bir ekibe dönüştüğünü belirterek, ilk olarak geliştirdikleri HF antenin ardından ürün portföylerini 11 farklı anten grubuna çıkardıklarını ve ürünlerinin üç farklı ülkede kullanıldığını söyledi.Sundukları çözüm ve ürünler ile savunma sanayisi ve sivil sektörden birçok kurumun ilgisini çektiklerini aktaran Yurdaer, misyon ve hedeflerine ilişkin şunları kaydetti:Elektronik ekipmanların entegrasyonunu ve sergileme birimi olan yazılım kısmını da kendi bünyemizde gerçekleştirmekteyiz. Aslında yaptığımız ürünleri vidasından boyasına kadar yerli üretimle gerçekleştirmekteyiz. Yeni bir firma olmamıza rağmen savunma sanayisinde ve sivil sektörde birçok kurumun ilgisini çektik ve birçok kuruma sunumlar gerçekleştirdik. Ürettiğimiz ürünler yanında müşteri taleplerine karşı özel üretimler de gerçekleştirebiliyoruz. Teknoloji alanında ülkemize güçlü bir katkı sağlamayı hedefliyoruz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Sivasspor'da teknik direktörü İsmet Taşdemir umutlu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/sivasspor-da-teknik-direktoru-ismet-tasdemir-umutlu/882136/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/sivasspor-da-teknik-direktoru-ismet-tasdemir-umutlu/882136/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Taşdemir: Takımımızın iskeleti duruyor. Transfer tahtası açılmazsa sezon boyunca ne kadar gideriz, o soru işareti - Allah'a çok şükür ağlayacak bir durumumuz yok]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- SERHAT ZAFER - Trendyol 1. Lig ekiplerinden Ekenler Beton Sivasspor'da teknik direktör İsmet Taşdemir, yaşanan sıkıntıları en kısa zamanda aşacaklarını söyledi.Taşdemir, AA muhabirine, Sivasspor'da kongre sürecinde başkan adayı çıkmamasının herkesi yorduğunu, kulüp başkanı Burak Özçoban'ın yeniden göreve talip olup başkan seçilmesiyle bu sıkıntıyı aştıklarını dile getirdi.Sivasspor'un transfer tahtasının kapalı olduğuna dikkati çeken Taşdemir, bu süreçte Avramovski, Kimpioka ve Aly Malle ile yolları ayırdıklarının bilgisini verdi.Taşdemir, geçen sezonki kadronun büyük oranda korunduğuna değinerek Aramızdan ayrılan arkadaşlarımız oldu ama takımımızın iskeleti duruyor. Transfer tahtası açılmazsa sezon boyunca ne kadar gideriz, o soru işareti. dedi.Transfer tahtasının açılmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini aktaran Taşdemir, Biz de bu çalışmaların sonuçlanmasını bekliyoruz. Hazırlığımızı yapmak zorundayız, sonuçta her an bir şeyler değişebilir. diye konuştu.Taşdemir, golcü oyuncu Rey Manaj'dan herkes gibi kendisinin de beklentilerinin yüksek olduğunu belirterek Rey Manaj çok önemli bir oyuncu. Geçen sezon sakatlık sürecinde onun eksik olduğu maçlardan birini kazansaydık belki play-off finaline gitmiş olabilirdik. Rey Manaj'ın sağlıklı bir şekilde bizimle olması önemli. İnşallah Manaj ve diğer arkadaşlarımızla sağlıklı şekilde ligi götürebiliriz. ifadelerini kullandı.Emirhan ile ilgili bir kulüple görüşme varGenç oyuncu Emirhan Başyiğit'e transfer teklifleriyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Taşdemir, şöyle devam etti:Emirhan önemli ve iyi bir oyuncu. Şu anda bildiğim kadarıyla bir kulüple görüşme var ama bu görüşmenin neticesinde bizim doğru şekilde Emirhan'ı satmamız lazım. Emirhan'dan gelecek parayı belki de transfer tahtasını açmak için kullanmamız lazım. Emirhan'ı, değerini karşılamayacak rakama ben de yönetimimiz de başkanımız da bırakma taraftarı değiliz.Kötü günler her zaman uzun sürmezTaşdemir, yönetimin, oyuncuların, teknik heyetin ve taraftarların birbirine ihtiyacının olduğu bir dönemden geçtiklerini vurguladı.Taşdemir, oyuncularına sonuna kadar güvendiğini, fedakarlık ve karakterlerini koymayla beraber başarıya ulaşacaklarına inandıklarını anlattı.Birlikteliğin sağlanması durumunda çok daha güzel hikayelerin ortaya çıktığını dile getiren Taşdemir, sözlerini şöyle tamamladı:Sivasspor'a gönül vermiş çok insan var, gittiğimiz her yerde bizi coşkuyla karşılıyorlar. Bu desteği bu sezon biraz daha üst seviyede birbirimize gösterebilmeliyiz. Biz onların arzu ettikleri oyunu oynamaya çalışalım. Oynayamadığımız anda da takımımızı, bizleri yuhalama yerine biraz daha destek olsunlar. Biz de onların desteğine karşı mahcubiyet duyalım, onlara çok daha fazlasını vermeye çalışalım. Allah'a çok şükür ağlayacak bir durumumuz yok. Sivasspor camiası her zaman güçlüdür, her zaman ayakta kalır. Şu anda hep beraber suni bir sıkıntı yaşıyoruz, bu sıkıntıları zamanı geldiğinde yönetimimiz ve oyuncularımızın performansıyla beraber inşallah aşacağız. Kötü günler her zaman uzun sürmez, yakın zamanda bu kötü gibi görünen günlerin çok daha aydınlığa kavuşacağını düşünüyorum.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- SERHAT ZAFER - Trendyol 1. Lig ekiplerinden Ekenler Beton Sivasspor'da teknik direktör İsmet Taşdemir, yaşanan sıkıntıları en kısa zamanda aşacaklarını söyledi.Taşdemir, AA muhabirine, Sivasspor'da kongre sürecinde başkan adayı çıkmamasının herkesi yorduğunu, kulüp başkanı Burak Özçoban'ın yeniden göreve talip olup başkan seçilmesiyle bu sıkıntıyı aştıklarını dile getirdi.Sivasspor'un transfer tahtasının kapalı olduğuna dikkati çeken Taşdemir, bu süreçte Avramovski, Kimpioka ve Aly Malle ile yolları ayırdıklarının bilgisini verdi.Taşdemir, geçen sezonki kadronun büyük oranda korunduğuna değinerek Aramızdan ayrılan arkadaşlarımız oldu ama takımımızın iskeleti duruyor. Transfer tahtası açılmazsa sezon boyunca ne kadar gideriz, o soru işareti. dedi.Transfer tahtasının açılmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini aktaran Taşdemir, Biz de bu çalışmaların sonuçlanmasını bekliyoruz. Hazırlığımızı yapmak zorundayız, sonuçta her an bir şeyler değişebilir. diye konuştu.Taşdemir, golcü oyuncu Rey Manaj'dan herkes gibi kendisinin de beklentilerinin yüksek olduğunu belirterek Rey Manaj çok önemli bir oyuncu. Geçen sezon sakatlık sürecinde onun eksik olduğu maçlardan birini kazansaydık belki play-off finaline gitmiş olabilirdik. Rey Manaj'ın sağlıklı bir şekilde bizimle olması önemli. İnşallah Manaj ve diğer arkadaşlarımızla sağlıklı şekilde ligi götürebiliriz. ifadelerini kullandı.Emirhan ile ilgili bir kulüple görüşme varGenç oyuncu Emirhan Başyiğit'e transfer teklifleriyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Taşdemir, şöyle devam etti:Emirhan önemli ve iyi bir oyuncu. Şu anda bildiğim kadarıyla bir kulüple görüşme var ama bu görüşmenin neticesinde bizim doğru şekilde Emirhan'ı satmamız lazım. Emirhan'dan gelecek parayı belki de transfer tahtasını açmak için kullanmamız lazım. Emirhan'ı, değerini karşılamayacak rakama ben de yönetimimiz de başkanımız da bırakma taraftarı değiliz.Kötü günler her zaman uzun sürmezTaşdemir, yönetimin, oyuncuların, teknik heyetin ve taraftarların birbirine ihtiyacının olduğu bir dönemden geçtiklerini vurguladı.Taşdemir, oyuncularına sonuna kadar güvendiğini, fedakarlık ve karakterlerini koymayla beraber başarıya ulaşacaklarına inandıklarını anlattı.Birlikteliğin sağlanması durumunda çok daha güzel hikayelerin ortaya çıktığını dile getiren Taşdemir, sözlerini şöyle tamamladı:Sivasspor'a gönül vermiş çok insan var, gittiğimiz her yerde bizi coşkuyla karşılıyorlar. Bu desteği bu sezon biraz daha üst seviyede birbirimize gösterebilmeliyiz. Biz onların arzu ettikleri oyunu oynamaya çalışalım. Oynayamadığımız anda da takımımızı, bizleri yuhalama yerine biraz daha destek olsunlar. Biz de onların desteğine karşı mahcubiyet duyalım, onlara çok daha fazlasını vermeye çalışalım. Allah'a çok şükür ağlayacak bir durumumuz yok. Sivasspor camiası her zaman güçlüdür, her zaman ayakta kalır. Şu anda hep beraber suni bir sıkıntı yaşıyoruz, bu sıkıntıları zamanı geldiğinde yönetimimiz ve oyuncularımızın performansıyla beraber inşallah aşacağız. Kötü günler her zaman uzun sürmez, yakın zamanda bu kötü gibi görünen günlerin çok daha aydınlığa kavuşacağını düşünüyorum.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/sivasspor-da-teknik-direktoru-ismet-tasdemir-umutlu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Milli halterci Zehranur'un dünya şampiyonluğu gururu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/milli-halterci-zehranur-un-dunya-sampiyonlugu-gururu/882135/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/milli-halterci-zehranur-un-dunya-sampiyonlugu-gururu/882135/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Milli halterci 16 yaşındaki Zehranur Aslan: Yarışmada İstiklal Marşı'mızı okutan tek sporcu benim - Bir gün inşallah olimpiyatlara gitmek istiyorum. Olimpiyat şampiyonu da olacağım]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- CİHAN OKUR/HÜLYA TURAN - Milli halterci Zehranur Aslan, katıldığı ilk dünya şampiyonasında 2 altın, 1 gümüş madalya kazanmanın mutluluğunu yaşıyor.Antrenörü Recep Arslan tarafından okul taramalarında keşfedilen Zehranur Aslan, Kolombiya’nın Cali kentinde düzenlenen Yıldızlar Dünya Halter Şampiyonası’nda koparmada 86, silkmede 112, toplamda ise 198 kiloluk derecesiyle dünya şampiyonu oldu.Kariyerinde dünya şampiyonluğunun yanı sıra 9 Türkiye şampiyonluğu ile Avrupa’da bir altın, bir de gümüş madalyası bulunan Zehranur Aslan, AA muhabirine, Kolombiya’da İstiklal Marşı’nı okutmanın kendisine tarifsiz gurur yaşattığını söyledi.Organizasyonda heyecanlandığını anlatan Zehranur, Rakiplerim güçlüydü. Kampta antrenörüm her daim yanımda oldu. Bana güvendiği için bende daha hırslı çalıştım. Dünya şampiyonu oldum. Bu yarışmada İstiklal Marşı'mızı okutan tek sporcu benim. Bu konuda çok mutlu ve gururluyum. dedi.Türkiye'yi uluslararası arenada başarıyla temsil etmeyi sürdürmek istediğini aktaran Zehranur, Önümüzde Kosova’da yapılacak Yıldızlar Avrupa Şampiyonası var. Orada da inşallah bayrağımızı dalgalandırıp, İstiklal Marşı'mızı okutmak istiyorum. Bu spora başlarken hedefler koymuştum. Şu an buradayım. Ama inşallah daha güzel yerlere geleceğim. Dünya şampiyonu olacağımın sözünü vermiştim ve oldum. İnşallah tekrar Yıldızlar Avrupa'da da şampiyon olacağım. Bir gün inşallah olimpiyatlara gitmek istiyorum. Olimpiyat şampiyonu da olacağım. diye konuştu.Gayret ve disiplinAntrenör Recep Arslan, Zehranur'un gayretli ve disiplinli bir sporcu olduğunu vurguladı.Sporcularının kazandığı başarılardan büyük mutluluk duyduğunun altını çizen Arslan, Zehra Nur günde 6 saat antrenman yapıyordu. Kampta çok iyi antrenman süreci geçirdi. Performansı arttı. Allah nasip etti ve şampiyon oldu. değerlendirmesinde bulundu.Antrenör Recep Arslan, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak'ın Merzifon’da açılışı yapılan Gençlik Merkezi’ne Zehranur Aslan’ın isminin verilecek olmasından gurur duyduğunu sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- CİHAN OKUR/HÜLYA TURAN - Milli halterci Zehranur Aslan, katıldığı ilk dünya şampiyonasında 2 altın, 1 gümüş madalya kazanmanın mutluluğunu yaşıyor.Antrenörü Recep Arslan tarafından okul taramalarında keşfedilen Zehranur Aslan, Kolombiya’nın Cali kentinde düzenlenen Yıldızlar Dünya Halter Şampiyonası’nda koparmada 86, silkmede 112, toplamda ise 198 kiloluk derecesiyle dünya şampiyonu oldu.Kariyerinde dünya şampiyonluğunun yanı sıra 9 Türkiye şampiyonluğu ile Avrupa’da bir altın, bir de gümüş madalyası bulunan Zehranur Aslan, AA muhabirine, Kolombiya’da İstiklal Marşı’nı okutmanın kendisine tarifsiz gurur yaşattığını söyledi.Organizasyonda heyecanlandığını anlatan Zehranur, Rakiplerim güçlüydü. Kampta antrenörüm her daim yanımda oldu. Bana güvendiği için bende daha hırslı çalıştım. Dünya şampiyonu oldum. Bu yarışmada İstiklal Marşı'mızı okutan tek sporcu benim. Bu konuda çok mutlu ve gururluyum. dedi.Türkiye'yi uluslararası arenada başarıyla temsil etmeyi sürdürmek istediğini aktaran Zehranur, Önümüzde Kosova’da yapılacak Yıldızlar Avrupa Şampiyonası var. Orada da inşallah bayrağımızı dalgalandırıp, İstiklal Marşı'mızı okutmak istiyorum. Bu spora başlarken hedefler koymuştum. Şu an buradayım. Ama inşallah daha güzel yerlere geleceğim. Dünya şampiyonu olacağımın sözünü vermiştim ve oldum. İnşallah tekrar Yıldızlar Avrupa'da da şampiyon olacağım. Bir gün inşallah olimpiyatlara gitmek istiyorum. Olimpiyat şampiyonu da olacağım. diye konuştu.Gayret ve disiplinAntrenör Recep Arslan, Zehranur'un gayretli ve disiplinli bir sporcu olduğunu vurguladı.Sporcularının kazandığı başarılardan büyük mutluluk duyduğunun altını çizen Arslan, Zehra Nur günde 6 saat antrenman yapıyordu. Kampta çok iyi antrenman süreci geçirdi. Performansı arttı. Allah nasip etti ve şampiyon oldu. değerlendirmesinde bulundu.Antrenör Recep Arslan, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak'ın Merzifon’da açılışı yapılan Gençlik Merkezi’ne Zehranur Aslan’ın isminin verilecek olmasından gurur duyduğunu sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Eyüpspor'un sağ  beki Talha'nın kaliteli forvet motivasyonu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/eyupspor-un-sag-beki-talha-nin-kaliteli-forvet-motivasyonu/882134/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/eyupspor-un-sag-beki-talha-nin-kaliteli-forvet-motivasyonu/882134/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Belçika doğumlu 25 yaşındaki futbolcu Talha Ülvan: - Kaliteli forvetlere karşı mücadele etmek beni daha fazla motive ediyor. Böyle maçlara daha iyi hazırlanıyorum. İyi oyunculara karşı oynamayı seviyorum - Süper Lig'de kalıcı olmayı hedefliyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- MEHMET EMİN GÜRBÜZ - Trendyol Süper Lig ekiplerinden Eyüpspor'un sağ beki Talha Ülvan, kaliteli forvetlerle karşılaşacağı maçlarda daha fazla motivasyon sağladığını söyledi.Bolu Abant yolu üzerindeki bir otelde sezon hazırlıklarını sürdüren Eyüpspor'un Belçika doğumlu Türk futbolcusu 25 yaşındaki Talha, AA muhabirine, lige en hazır şekilde girmek için yoğun tempoda çalıştıklarını, kamp döneminin verimli geçtiğini dile getirdi.Transferlerin kısa sürede takıma uyum sağladığına değinen Talha, takımda herkesin birbirine sıcak ve samimi yaklaşmasıyla uyum sürecinin kolaylaştığını anlattı.Geçen sezon yakaladıkları birlik ve beraberlik ortamını devam ettirmek istediklerini aktaran Talha, Bu sezon da aynı anlayışı devam ettirmek istiyoruz. Geçen yıl olduğu gibi yine bir aile ortamı oluşturmak istiyoruz. Bu birlikteliği sahaya yansıtarak Süper Lig'de kalıcı olmayı hedefliyoruz. diye konuştu.Talha, yurt dışında doğup büyüdüğü için Türkiye'ye alışma sürecinde başlangıçta bazı zorluklar yaşadığını, artık büyük ölçüde alıştığını ancak hala zorlandığı konular olduğunu dile getirdi.İdolleri Ronaldo ve TorresTürk futbolunun uluslararası arenada daha büyük başarılara ulaşacağına inandığını dile getiren Talha, Türkiye'nin o seviyelerde yer alması, futbolcularımızın bireysel olarak büyük kulüplerde forma giymesi Türk futbolu adına gurur verici. Türk futbolunun geliştiğine inanıyorum ve bunun bir parçası olmak istiyorum. değerlendirmesinde bulundu.Çocukluk yıllarından bu yana örnek aldığı futbolcuların Cristiano Ronaldo ve Fernando Torres olduğu bilgisini veren Talha, sözlerini şöyle tamamladı:Sağ bekte oynuyorum ama idolüm Ronaldo. Torres de en beğendiğim oyuncular arasında yer alıyor. Bu ikili en sevdiğim olabilir. Kaliteli forvetlere karşı mücadele etmek beni daha fazla motive ediyor. Böyle maçlara daha iyi hazırlanıyorum, daha istekli oluyorum. İyi oyunculara karşı oynamayı seviyorum.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- MEHMET EMİN GÜRBÜZ - Trendyol Süper Lig ekiplerinden Eyüpspor'un sağ beki Talha Ülvan, kaliteli forvetlerle karşılaşacağı maçlarda daha fazla motivasyon sağladığını söyledi.Bolu Abant yolu üzerindeki bir otelde sezon hazırlıklarını sürdüren Eyüpspor'un Belçika doğumlu Türk futbolcusu 25 yaşındaki Talha, AA muhabirine, lige en hazır şekilde girmek için yoğun tempoda çalıştıklarını, kamp döneminin verimli geçtiğini dile getirdi.Transferlerin kısa sürede takıma uyum sağladığına değinen Talha, takımda herkesin birbirine sıcak ve samimi yaklaşmasıyla uyum sürecinin kolaylaştığını anlattı.Geçen sezon yakaladıkları birlik ve beraberlik ortamını devam ettirmek istediklerini aktaran Talha, Bu sezon da aynı anlayışı devam ettirmek istiyoruz. Geçen yıl olduğu gibi yine bir aile ortamı oluşturmak istiyoruz. Bu birlikteliği sahaya yansıtarak Süper Lig'de kalıcı olmayı hedefliyoruz. diye konuştu.Talha, yurt dışında doğup büyüdüğü için Türkiye'ye alışma sürecinde başlangıçta bazı zorluklar yaşadığını, artık büyük ölçüde alıştığını ancak hala zorlandığı konular olduğunu dile getirdi.İdolleri Ronaldo ve TorresTürk futbolunun uluslararası arenada daha büyük başarılara ulaşacağına inandığını dile getiren Talha, Türkiye'nin o seviyelerde yer alması, futbolcularımızın bireysel olarak büyük kulüplerde forma giymesi Türk futbolu adına gurur verici. Türk futbolunun geliştiğine inanıyorum ve bunun bir parçası olmak istiyorum. değerlendirmesinde bulundu.Çocukluk yıllarından bu yana örnek aldığı futbolcuların Cristiano Ronaldo ve Fernando Torres olduğu bilgisini veren Talha, sözlerini şöyle tamamladı:Sağ bekte oynuyorum ama idolüm Ronaldo. Torres de en beğendiğim oyuncular arasında yer alıyor. Bu ikili en sevdiğim olabilir. Kaliteli forvetlere karşı mücadele etmek beni daha fazla motive ediyor. Böyle maçlara daha iyi hazırlanıyorum, daha istekli oluyorum. İyi oyunculara karşı oynamayı seviyorum.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/eyupspor-un-sag-beki-talha-nin-kaliteli-forvet-motivasyonu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Fitch Ratings: Türkiye ekonomisi dayanıklı, not artışı için uluslararası rezervler yakından izleniyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/fitch-ratings-turkiye-ekonomisi-dayanikli-not-artisi-icin-uluslararasi-rezervler-yakindan-izleniyor/882133/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/fitch-ratings-turkiye-ekonomisi-dayanikli-not-artisi-icin-uluslararasi-rezervler-yakindan-izleniyor/882133/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:09:21 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — Fitch Ratings Kıdemli Direktörü Erich Arispe Morales: - Artan belirsizliğe ve rezervlerdeki düşüşe rağmen, Türkiye'nin politika düzenlemeleri enflasyon beklentileriyle ilgili kazanımları korumak veya önemli bir tersine dönüşü engellemek yönünde - Türkiye için nispeten yüksek olan dış finansman ihtiyaçlarıyla birleştirildiğinde, rezervlerdeki iyileşmenin kalıcı olması çok önemli. Türkiye'nin rezervlerinin yıl sonu itibarıyla mevcut seviyenin biraz daha üzerinde olmasını bekliyoruz ama bu iyileşmenin kalıcılığı belirleyici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : NURAN ERKUL - Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings Kıdemli Direktörü Erich Arispe Morales, Türkiye ekonomisinin küresel belirsizlikler karşısında dayanıklılığını koruduğunu belirterek, potansiyel bir not artışı için uluslararası rezervlerde kalıcı iyileşme sağlanıp sağlanamayacağını yakından izlediklerini söyledi.Morales, Fitch Ratings'in geçen hafta cuma günkü değerlendirmesinde, Türkiye'nin kredi notunu BB- ve kredi notu görünümünü durağan olarak teyit etmesinin ardından, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.ABD/İsrail-İran Savaşı'nın ekonomik etkileri nedeniyle Türkiye için nisanda takvim dışı bir değerlendirme yayımladıklarını bildiren Morales, geçen hafta cuma günkü değerlendirmelerinin de nisandaki kararlarıyla tutarlı olduğunu söyledi.Morales, bu dönemde Türkiye'nin uluslararası rezervlerinde gerileme olduğunu ancak rezervlerin sonrasında bir miktar toparlandığını dile getirerek, Uluslararası rezervler toparlanmış olsa da hala savaş öncesi seviyelerin altında kalmaya devam ediyor. Enflasyonist baskıların da biraz daha azaldığını gördük. Ancak elbette şu anda hala yüksek derecede jeopolitik belirsizliğin hakim olduğu bir durumdayız. Bu durumun sadece Türkiye için değil, diğer gelişmekte olan piyasalar için de enflasyon ve dış dengeler açısından etkileri olabilir. diye konuştu.Savaşın yarattığı risklerin Türkiye dahil bölge ekonomileri için yüksek derecede siyasi belirsizlik yaratmaya devam ettiğine dikkati çeken Morales, konuşmasını şöyle sürdürdü:Öte yandan, artan belirsizliğe ve rezervlerdeki düşüşe rağmen, Türkiye'nin politika düzenlemeleri enflasyon beklentileriyle ilgili kazanımları korumak veya önemli bir tersine dönüşü engellemek yönünde. Ayrıca, pozitif dolarizasyonun yüzde 38 seviyesinde nispeten istikrarlı şekilde seyrettiğini gördük. Merkez Bankası yetkilileri ve ekonomi yönetiminin verdiği mesaj, enflasyonu sürdürülebilir şekilde düşürme programına yönelik taahhüdün devam ettiği yönünde. Dolayısıyla, bence önemli olan bu. Devam eden küresel belirsizlikler karşısında Türkiye ekonomisinin görece dayanıklı olduğunu düşünüyoruz. Uzun vadede bakıldığında da Türkiye ekonomisi diğer ekonomilere kıyasla makroekonomik dengesizlikler karşısında dayanıklı kaldı.Bankacılık sektörünün sağlığı ve finansmana erişim, dış şoklara karşı direnç sağlıyorMorales, Türkiye'de enflasyonun hala yüksek seyrettiğini ancak yavaşlama belirtilerinin de devam ettiğini belirterek, Yüzde 30'un üzerindeki enflasyonun yavaşlamasının biraz zaman alabileceğini dikkate almak gerekiyor. Sürekli bir kararlılık ve politika güvenirliğine ilişkin tamponların ortaya konulması bu noktada çok önemli bir unsur. Bu, aynı zamanda kırılgan bir süreç. dedi.Türkiye'de sağlıklı bankacılık sektörü ve dış finansmana erişim kapasitesinin yanı sıra enflasyonu sürdürülebilir şekilde düşürme sürecini destekleyen politikaların önemine işaret eden Morales, reel faiz oranlarının lira cinsinden varlıkların cazibesini destekleyecek ve dolarizasyonu önleyecek seviyede olduğunu anlattı.Morales, Dolayısıyla, Türkiye'ye dış şoklara karşı dayanma kapasitesi kazandıran unsurlar arasında politikalardan kaynaklanan finansmana erişim imkanı ve bankacılık sektörünün sağlığı yer alıyor. değerlendirmesinde bulundu.Fitch Ratings'in cuma günkü değerlendirmesinde de belirtildiği gibi Türkiye'nin uluslararası rezervlerini özellikle izlediklerini söyleyen Morales, Türkiye'nin kredi notunda potansiyel pozitif bir karar için uluslararası rezervlerde kalıcı bir iyileşme sağlanmasının kritik önemde olduğunu vurguladı.Morales, bu nedenle Türkiye'nin uluslararası rezervlerinde kayda değer ve kalıcı bir iyileşme sağlanıp sağlanamayacağını yakından takip ettiklerini belirterek, şöyle devam etti:Türkiye için nispeten yüksek olan dış finansman ihtiyaçlarıyla birleştirildiğinde rezervlerdeki iyileşmenin kalıcı olması çok önemli. Türkiye'nin rezervlerinin yıl sonu itibarıyla mevcut seviyenin biraz daha üzerinde olmasını bekliyoruz ama bu iyileşmenin kalıcılığı belirleyici. Ayrıca, olası bir not artışı için zaman içinde enflasyonda belirgin şekilde düşüşü destekleyecek ve ödeme dengesi riskini azaltacak sıkı politika ayarlarının sürdürülmesi de bir diğer kritik unsur. Dış şokların ve siyasi belirsizliklerin yaşanabileceği bir ortamda güveni sürdürmek için bunun önemli olduğunu düşünüyorum.Politika faizinin yıl sonunda yüzde 35&#039;e çekileceği öngörülüyorMerkez Bankası'nın para politikası kararlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Morales, Merkez Bankası'nın mevcut risk dengesini nasıl değerlendirdiğine ilişkin olabildiğince net bir ölçüt sunmaya çalıştığını ve bu öngörülebilirliğin önemli olduğunu dile getirdi.Morales, Merkez Bankasının para politikasında gevşeme ölçüsünü belirlerken yüksek jeopolitik riskler ve enerji fiyatları üzerindeki baskıyı göz önünde bulundurduğunu ifade ederek, Muhtemelen yılın ilerleyen dönemlerinde para politikasında bir miktar gevşeme bekliyoruz. Bu, jeopolitik risklerin azalacağı ve daha düşük enerji fiyatları varsayımına dayanıyor. Öngörümüz, Merkez Bankası'nın toplamda 200 baz puan indirime giderek politika faizini 2026 sonunda yüzde 35'e çekeceği yönünde. değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : NURAN ERKUL - Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings Kıdemli Direktörü Erich Arispe Morales, Türkiye ekonomisinin küresel belirsizlikler karşısında dayanıklılığını koruduğunu belirterek, potansiyel bir not artışı için uluslararası rezervlerde kalıcı iyileşme sağlanıp sağlanamayacağını yakından izlediklerini söyledi.Morales, Fitch Ratings'in geçen hafta cuma günkü değerlendirmesinde, Türkiye'nin kredi notunu BB- ve kredi notu görünümünü durağan olarak teyit etmesinin ardından, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.ABD/İsrail-İran Savaşı'nın ekonomik etkileri nedeniyle Türkiye için nisanda takvim dışı bir değerlendirme yayımladıklarını bildiren Morales, geçen hafta cuma günkü değerlendirmelerinin de nisandaki kararlarıyla tutarlı olduğunu söyledi.Morales, bu dönemde Türkiye'nin uluslararası rezervlerinde gerileme olduğunu ancak rezervlerin sonrasında bir miktar toparlandığını dile getirerek, Uluslararası rezervler toparlanmış olsa da hala savaş öncesi seviyelerin altında kalmaya devam ediyor. Enflasyonist baskıların da biraz daha azaldığını gördük. Ancak elbette şu anda hala yüksek derecede jeopolitik belirsizliğin hakim olduğu bir durumdayız. Bu durumun sadece Türkiye için değil, diğer gelişmekte olan piyasalar için de enflasyon ve dış dengeler açısından etkileri olabilir. diye konuştu.Savaşın yarattığı risklerin Türkiye dahil bölge ekonomileri için yüksek derecede siyasi belirsizlik yaratmaya devam ettiğine dikkati çeken Morales, konuşmasını şöyle sürdürdü:Öte yandan, artan belirsizliğe ve rezervlerdeki düşüşe rağmen, Türkiye'nin politika düzenlemeleri enflasyon beklentileriyle ilgili kazanımları korumak veya önemli bir tersine dönüşü engellemek yönünde. Ayrıca, pozitif dolarizasyonun yüzde 38 seviyesinde nispeten istikrarlı şekilde seyrettiğini gördük. Merkez Bankası yetkilileri ve ekonomi yönetiminin verdiği mesaj, enflasyonu sürdürülebilir şekilde düşürme programına yönelik taahhüdün devam ettiği yönünde. Dolayısıyla, bence önemli olan bu. Devam eden küresel belirsizlikler karşısında Türkiye ekonomisinin görece dayanıklı olduğunu düşünüyoruz. Uzun vadede bakıldığında da Türkiye ekonomisi diğer ekonomilere kıyasla makroekonomik dengesizlikler karşısında dayanıklı kaldı.Bankacılık sektörünün sağlığı ve finansmana erişim, dış şoklara karşı direnç sağlıyorMorales, Türkiye'de enflasyonun hala yüksek seyrettiğini ancak yavaşlama belirtilerinin de devam ettiğini belirterek, Yüzde 30'un üzerindeki enflasyonun yavaşlamasının biraz zaman alabileceğini dikkate almak gerekiyor. Sürekli bir kararlılık ve politika güvenirliğine ilişkin tamponların ortaya konulması bu noktada çok önemli bir unsur. Bu, aynı zamanda kırılgan bir süreç. dedi.Türkiye'de sağlıklı bankacılık sektörü ve dış finansmana erişim kapasitesinin yanı sıra enflasyonu sürdürülebilir şekilde düşürme sürecini destekleyen politikaların önemine işaret eden Morales, reel faiz oranlarının lira cinsinden varlıkların cazibesini destekleyecek ve dolarizasyonu önleyecek seviyede olduğunu anlattı.Morales, Dolayısıyla, Türkiye'ye dış şoklara karşı dayanma kapasitesi kazandıran unsurlar arasında politikalardan kaynaklanan finansmana erişim imkanı ve bankacılık sektörünün sağlığı yer alıyor. değerlendirmesinde bulundu.Fitch Ratings'in cuma günkü değerlendirmesinde de belirtildiği gibi Türkiye'nin uluslararası rezervlerini özellikle izlediklerini söyleyen Morales, Türkiye'nin kredi notunda potansiyel pozitif bir karar için uluslararası rezervlerde kalıcı bir iyileşme sağlanmasının kritik önemde olduğunu vurguladı.Morales, bu nedenle Türkiye'nin uluslararası rezervlerinde kayda değer ve kalıcı bir iyileşme sağlanıp sağlanamayacağını yakından takip ettiklerini belirterek, şöyle devam etti:Türkiye için nispeten yüksek olan dış finansman ihtiyaçlarıyla birleştirildiğinde rezervlerdeki iyileşmenin kalıcı olması çok önemli. Türkiye'nin rezervlerinin yıl sonu itibarıyla mevcut seviyenin biraz daha üzerinde olmasını bekliyoruz ama bu iyileşmenin kalıcılığı belirleyici. Ayrıca, olası bir not artışı için zaman içinde enflasyonda belirgin şekilde düşüşü destekleyecek ve ödeme dengesi riskini azaltacak sıkı politika ayarlarının sürdürülmesi de bir diğer kritik unsur. Dış şokların ve siyasi belirsizliklerin yaşanabileceği bir ortamda güveni sürdürmek için bunun önemli olduğunu düşünüyorum.Politika faizinin yıl sonunda yüzde 35&#039;e çekileceği öngörülüyorMerkez Bankası'nın para politikası kararlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Morales, Merkez Bankası'nın mevcut risk dengesini nasıl değerlendirdiğine ilişkin olabildiğince net bir ölçüt sunmaya çalıştığını ve bu öngörülebilirliğin önemli olduğunu dile getirdi.Morales, Merkez Bankasının para politikasında gevşeme ölçüsünü belirlerken yüksek jeopolitik riskler ve enerji fiyatları üzerindeki baskıyı göz önünde bulundurduğunu ifade ederek, Muhtemelen yılın ilerleyen dönemlerinde para politikasında bir miktar gevşeme bekliyoruz. Bu, jeopolitik risklerin azalacağı ve daha düşük enerji fiyatları varsayımına dayanıyor. Öngörümüz, Merkez Bankası'nın toplamda 200 baz puan indirime giderek politika faizini 2026 sonunda yüzde 35'e çekeceği yönünde. değerlendirmesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/fitch-ratings-turkiye-ekonomisi-dayanikli-not-artisi-icin-uluslararasi-rezervler-yakindan-izleniyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Uluslararası Maarif mezunu 123 öğrenciden 10'u bölüm birincisi oldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/uluslararasi-maarif-mezunu-123-ogrenciden-10-u-bolum-birincisi-oldu/882132/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/uluslararasi-maarif-mezunu-123-ogrenciden-10-u-bolum-birincisi-oldu/882132/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:09:21 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Üniversitelerini Türkiye'de tamamlayan Türkiye Maarif Vakfının uluslararası öğrencileri akademik başarılarının yanı sıra eğitim ve kültürel deneyimini ülkelerine taşımaya hazırlanıyor - Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de doğan Zarife İbrahimli: - Maarif Vakfı eğitimli bireyler yetiştirerek tüm dünyada kültürel bir iletişim bağı kurmaya çalışıyor. Zamanla bu bağın çok geniş olduğunu fark ettim. Biz de bu bağın küçük parçalarıyız]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — MÜCAHİT TÜRETKEN - Türkiye Maarif Vakfının (TMV) dünyanın farklı ülkelerindeki okullarından mezun olduktan sonra yükseköğrenimlerini Türkiye'de tamamlayan 123 uluslararası öğrenciden 10'u, bölümlerini birincilikle bitirip kendilerine verilen emekleri boşa çıkarmadı.Dereceyle mezun olarak önemli başarıya imza atan Azerbaycanlı, Sudanlı, Somalili ve Kamerunlu öğrenciler elde ettikleri akademik başarıların yanı sıra Türkiye'de edindikleri eğitim ve kültürel deneyimine ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.Sudan'ın Nyala kentindeki Türk Maarif Vakfı Okulundan mezun olduktan sonra Afyon Kocatepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü birincilikle tamamlayan Muaz Abdelmoneim Salih Osman, eğitim yolculuğunun vakfın okuluyla başladığını söyledi.Bölümde eğitim almasının okul müdürünün yönlendirmesiyle şekillendiğini anlatan Osman, bunu tamamladıktan sonra TMV bünyesinde çalışma fikrinin kendisini etkilediğini dile getirdi.Divan Edebiyatı'ndan Fuzuli'yi çok beğendiğini belirten Osman, Özellikle hem beşeri aşkı hem de ilahi aşkı anlatan 'Hüsnü Aşk' mesnevisi çok hoşuma gitmişti. Yakın döneme geldiğimizde Namık Kemal ve İbrahim Şinasi'yi, Servet-i Fünun döneminden ise Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin'i okudum. Cumhuriyet dönemindeki şairleri klasik divan şiiri yazarlarıyla kıyasladığımızda, Türk dili bakımından bir sadelik olduğunu görebiliyoruz. Beş Hececiler'den Faruk Nafiz Çamlıbel'i okudum. Cumhuriyet döneminde en fazla hoşuma giden şairler ise Necip Fazıl Kısakürek ve Cemal Süreya oldu. diye konuştu.Afyonkarahisar'a ilk geldiğinde şehrin iklimine alışmakta zorlandığını kaydeden Osman, Afyon'u beğendim ancak Afrika'dan geldiğimiz için soğuğu bana fazla geldi. Yemeklerini ise çok beğeniyordum. Özellikle sucuk ve kaymak çok güzeldi. ifadesini kullandı.Osman, Türkiye'nin kendisi için gerçekleşen bir hayal olduğunu, insanları çok sıcakkanlı bulduğunu ve doğasını sevdiğini aktardı.Vakfın eğitim hayatı boyunca düzenlediği kamp programları ve ziyaretleriyle hep yanlarında olduğunu dile getiren Osman, TMV'nin kendisi için yeni ve güzel bir dünyayı ifade ettiğini kaydetti.İçtiğimde tuzlu bir yoğurt olduğunu görünce çok şaşırmıştımGazi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden dereceyle mezun olan Kamerunlu Ebubekir Abdül Nassir, ortaokulun ardından Maarif okullarında lise eğitimini tamamladığını anlattı.Yurt dışında üniversite eğitimi için en doğru tercihin Türkiye olduğuna karar verip, 2021 yılında Türkiye'ye geldiğini dile getiren Nassir, Türkiye, Selçuklu döneminden kalan estetik taş işçiliğinden Mimar Sinan'ın eserlerine ve devasa köprüler, havalimanları gibi modern yapılara kadar inşaat mühendisliği için adeta yaşayan bir laboratuvar. Ayrıca Kamerun'da bulunan en önemli stadyumların Türk firmaları tarafından inşa edildiğini görmek, 'Neden inşaat mühendisi olmayayım?' diye düşünmemde etkili oldu. ifadelerini kullandı.Nassir, Türkiye'ye ilk geldiğinde en büyük şaşkınlığı ise ayranla yaşadığını söyledi.Kamerun'da şekersiz yoğurt ve ayran kültürü bulunmadığını belirten Nassir, Kamerun'da sade, şekersiz yoğurt bile yoktu. Havalimanında, ilk geldiğimde ayran kutusunu gördüm. Tatlı bir şey sanıp aldım ancak içtiğimde tuzlu yoğurt olduğunu görünce çok şaşırmıştım. Fakat şimdi en çok içtiğim, en sevdiğim içecek oldu. dedi.Nassir, mezuniyetin ardından bir süre Türkiye'de mesleki tecrübe kazanmayı hedeflediğini, daha sonra Kamerun'a dönüp, Türk şirketleriyle birlikte çalışmayı ve bilgi birikimini ülkesinin gelişimine katkı sunmak için kullanmayı amaçladığını dile getirdi.Vakfı ikinci evi, Türkiye'yi ise ikinci vatanı olarak nitelendiren Nassir, Hayatımda güzel şeyler kazandırdılar ve bana hiç hayal etmediğim uluslararası ve vizyoner kapılar açtılar. diye konuştu.Maarif tüm dünyada kültürel bir iletişim bağı kurmaya çalışıyorAzerbaycan'ın başkenti Bakü'de doğan Zarife İbrahimli, 2017'de Diyanet Vakfı aracılığıyla geldiği Türkiye'de önce imam hatip lisesini ardından Marmara Üniversitesi Matematik Öğretmenliği Bölümü'nü bitirip aynı alanda yüksek lisans eğitimine başladığını söyledi.İbrahimli, Türkiye'de eğitim görmeyi küçük yaşlardan itibaren hayal ettiğini, ağabeyinin Uludağ Üniversitesi mezunu olduğunu ve ailesinin de bu konuda kendisini teşvik ettiğini dile getirdi.Türkiye ile Azerbaycan arasında kültürel açıdan büyük farklılıklar görmediğini aktaran İbrahimli, Ancak kahveyi bu kadar içtiğinizi bilmiyordum. Biz, Azerbaycan'da güne çayla başlarız. Türk kahvesi kültürümüz yoktu. Buradan annemlere de kahve kültürünü götürdüm, onlar da çok sevdi. Bunun dışında, İstanbul'da okuduğum için tarihi yerleri gezme fırsatım oldu. Bunlar sizin tarihinizi yansıtan yapılar. 9 senedir İstanbul'dayım ama kendimi daha gezememişim gibi hissediyorum. dedi.Yüksek lisansın ardından akademik çalışmalarına devam etmek istediğini belirten İbrahimli, Azerbaycan'da imkan oluşması halinde Maarif Vakfının bünyesinde görev almayı hedeflediğini kaydetti.Vakfı başlangıçta yalnızca eğitim kurumu olarak gördüğüne dikkati çeken İbrahimli, Sonradan fark ettim ki Maarif Vakfı eğitimli bireyler yetiştirerek tüm dünyada kültürel bir iletişim bağı kurmaya çalışıyor. Zamanla bu bağın çok geniş olduğunu fark ettim. Biz de bu bağın küçük parçalarıyız. diye konuştu.Orada &#039;Ne yapıyorsun?&#039; yerine &#039;Nörüyon?&#039; deniliyorKanada'da doğan, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'ni birinci olarak tamamlayan Somalili Halime Zamzam Muhammed Herage de ülkesinde Maarif Vakfı lisesinden mezun olduğunu anlattı.Daha sonra Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ve Maarif Vakfının ortaklaşa sunduğu burs sayesinde Türkiye'de üniversite eğitimi alma fırsatı yakaladığını aktaran Herage, Nevşehir'i ilk duyduğunda şehir hakkında bilgi sahibi olmadığını dile getirdi.Herage, zamanla Kapadokya'nın dünyanın dört bir yanından ziyaretçi ağırlayan önemli bir turizm merkezi olduğunun farkına vardığını belirterek, Orada okumak benim için çok büyük bir şanstı. İlk başlarda her şey farklıydı. Yemek tarzları, insanların aksanları... Mesela orada 'Ne yapıyorsun?' yerine 'Nörüyon?' deniliyor. Yeni şeyleri öğrenmek çok güzel bir deneyim oldu. diye konuştu.Lisansın ardından yüksek lisans yapmayı hedeflediğini vurgulayan Herage, Türkiye'de veya uluslararası alanda akademik araştırmalar yapabileceği fırsatları değerlendirmek istediğini, ülkesine ise öğretici olarak dönmeyi amaçladığını kaydetti.Türkiye ile TMV'nin hayatına önemli katkılar sunduğunun altını çizen Herage, Bana çok kaliteli bir eğitim verip küresel bir vizyon kazandıran yepyeni ufuklar açtılar. Türkiye için 'ikinci vatanım' diyebilirim. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — MÜCAHİT TÜRETKEN - Türkiye Maarif Vakfının (TMV) dünyanın farklı ülkelerindeki okullarından mezun olduktan sonra yükseköğrenimlerini Türkiye'de tamamlayan 123 uluslararası öğrenciden 10'u, bölümlerini birincilikle bitirip kendilerine verilen emekleri boşa çıkarmadı.Dereceyle mezun olarak önemli başarıya imza atan Azerbaycanlı, Sudanlı, Somalili ve Kamerunlu öğrenciler elde ettikleri akademik başarıların yanı sıra Türkiye'de edindikleri eğitim ve kültürel deneyimine ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.Sudan'ın Nyala kentindeki Türk Maarif Vakfı Okulundan mezun olduktan sonra Afyon Kocatepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü birincilikle tamamlayan Muaz Abdelmoneim Salih Osman, eğitim yolculuğunun vakfın okuluyla başladığını söyledi.Bölümde eğitim almasının okul müdürünün yönlendirmesiyle şekillendiğini anlatan Osman, bunu tamamladıktan sonra TMV bünyesinde çalışma fikrinin kendisini etkilediğini dile getirdi.Divan Edebiyatı'ndan Fuzuli'yi çok beğendiğini belirten Osman, Özellikle hem beşeri aşkı hem de ilahi aşkı anlatan 'Hüsnü Aşk' mesnevisi çok hoşuma gitmişti. Yakın döneme geldiğimizde Namık Kemal ve İbrahim Şinasi'yi, Servet-i Fünun döneminden ise Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin'i okudum. Cumhuriyet dönemindeki şairleri klasik divan şiiri yazarlarıyla kıyasladığımızda, Türk dili bakımından bir sadelik olduğunu görebiliyoruz. Beş Hececiler'den Faruk Nafiz Çamlıbel'i okudum. Cumhuriyet döneminde en fazla hoşuma giden şairler ise Necip Fazıl Kısakürek ve Cemal Süreya oldu. diye konuştu.Afyonkarahisar'a ilk geldiğinde şehrin iklimine alışmakta zorlandığını kaydeden Osman, Afyon'u beğendim ancak Afrika'dan geldiğimiz için soğuğu bana fazla geldi. Yemeklerini ise çok beğeniyordum. Özellikle sucuk ve kaymak çok güzeldi. ifadesini kullandı.Osman, Türkiye'nin kendisi için gerçekleşen bir hayal olduğunu, insanları çok sıcakkanlı bulduğunu ve doğasını sevdiğini aktardı.Vakfın eğitim hayatı boyunca düzenlediği kamp programları ve ziyaretleriyle hep yanlarında olduğunu dile getiren Osman, TMV'nin kendisi için yeni ve güzel bir dünyayı ifade ettiğini kaydetti.İçtiğimde tuzlu bir yoğurt olduğunu görünce çok şaşırmıştımGazi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden dereceyle mezun olan Kamerunlu Ebubekir Abdül Nassir, ortaokulun ardından Maarif okullarında lise eğitimini tamamladığını anlattı.Yurt dışında üniversite eğitimi için en doğru tercihin Türkiye olduğuna karar verip, 2021 yılında Türkiye'ye geldiğini dile getiren Nassir, Türkiye, Selçuklu döneminden kalan estetik taş işçiliğinden Mimar Sinan'ın eserlerine ve devasa köprüler, havalimanları gibi modern yapılara kadar inşaat mühendisliği için adeta yaşayan bir laboratuvar. Ayrıca Kamerun'da bulunan en önemli stadyumların Türk firmaları tarafından inşa edildiğini görmek, 'Neden inşaat mühendisi olmayayım?' diye düşünmemde etkili oldu. ifadelerini kullandı.Nassir, Türkiye'ye ilk geldiğinde en büyük şaşkınlığı ise ayranla yaşadığını söyledi.Kamerun'da şekersiz yoğurt ve ayran kültürü bulunmadığını belirten Nassir, Kamerun'da sade, şekersiz yoğurt bile yoktu. Havalimanında, ilk geldiğimde ayran kutusunu gördüm. Tatlı bir şey sanıp aldım ancak içtiğimde tuzlu yoğurt olduğunu görünce çok şaşırmıştım. Fakat şimdi en çok içtiğim, en sevdiğim içecek oldu. dedi.Nassir, mezuniyetin ardından bir süre Türkiye'de mesleki tecrübe kazanmayı hedeflediğini, daha sonra Kamerun'a dönüp, Türk şirketleriyle birlikte çalışmayı ve bilgi birikimini ülkesinin gelişimine katkı sunmak için kullanmayı amaçladığını dile getirdi.Vakfı ikinci evi, Türkiye'yi ise ikinci vatanı olarak nitelendiren Nassir, Hayatımda güzel şeyler kazandırdılar ve bana hiç hayal etmediğim uluslararası ve vizyoner kapılar açtılar. diye konuştu.Maarif tüm dünyada kültürel bir iletişim bağı kurmaya çalışıyorAzerbaycan'ın başkenti Bakü'de doğan Zarife İbrahimli, 2017'de Diyanet Vakfı aracılığıyla geldiği Türkiye'de önce imam hatip lisesini ardından Marmara Üniversitesi Matematik Öğretmenliği Bölümü'nü bitirip aynı alanda yüksek lisans eğitimine başladığını söyledi.İbrahimli, Türkiye'de eğitim görmeyi küçük yaşlardan itibaren hayal ettiğini, ağabeyinin Uludağ Üniversitesi mezunu olduğunu ve ailesinin de bu konuda kendisini teşvik ettiğini dile getirdi.Türkiye ile Azerbaycan arasında kültürel açıdan büyük farklılıklar görmediğini aktaran İbrahimli, Ancak kahveyi bu kadar içtiğinizi bilmiyordum. Biz, Azerbaycan'da güne çayla başlarız. Türk kahvesi kültürümüz yoktu. Buradan annemlere de kahve kültürünü götürdüm, onlar da çok sevdi. Bunun dışında, İstanbul'da okuduğum için tarihi yerleri gezme fırsatım oldu. Bunlar sizin tarihinizi yansıtan yapılar. 9 senedir İstanbul'dayım ama kendimi daha gezememişim gibi hissediyorum. dedi.Yüksek lisansın ardından akademik çalışmalarına devam etmek istediğini belirten İbrahimli, Azerbaycan'da imkan oluşması halinde Maarif Vakfının bünyesinde görev almayı hedeflediğini kaydetti.Vakfı başlangıçta yalnızca eğitim kurumu olarak gördüğüne dikkati çeken İbrahimli, Sonradan fark ettim ki Maarif Vakfı eğitimli bireyler yetiştirerek tüm dünyada kültürel bir iletişim bağı kurmaya çalışıyor. Zamanla bu bağın çok geniş olduğunu fark ettim. Biz de bu bağın küçük parçalarıyız. diye konuştu.Orada &#039;Ne yapıyorsun?&#039; yerine &#039;Nörüyon?&#039; deniliyorKanada'da doğan, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'ni birinci olarak tamamlayan Somalili Halime Zamzam Muhammed Herage de ülkesinde Maarif Vakfı lisesinden mezun olduğunu anlattı.Daha sonra Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ve Maarif Vakfının ortaklaşa sunduğu burs sayesinde Türkiye'de üniversite eğitimi alma fırsatı yakaladığını aktaran Herage, Nevşehir'i ilk duyduğunda şehir hakkında bilgi sahibi olmadığını dile getirdi.Herage, zamanla Kapadokya'nın dünyanın dört bir yanından ziyaretçi ağırlayan önemli bir turizm merkezi olduğunun farkına vardığını belirterek, Orada okumak benim için çok büyük bir şanstı. İlk başlarda her şey farklıydı. Yemek tarzları, insanların aksanları... Mesela orada 'Ne yapıyorsun?' yerine 'Nörüyon?' deniliyor. Yeni şeyleri öğrenmek çok güzel bir deneyim oldu. diye konuştu.Lisansın ardından yüksek lisans yapmayı hedeflediğini vurgulayan Herage, Türkiye'de veya uluslararası alanda akademik araştırmalar yapabileceği fırsatları değerlendirmek istediğini, ülkesine ise öğretici olarak dönmeyi amaçladığını kaydetti.Türkiye ile TMV'nin hayatına önemli katkılar sunduğunun altını çizen Herage, Bana çok kaliteli bir eğitim verip küresel bir vizyon kazandıran yepyeni ufuklar açtılar. Türkiye için 'ikinci vatanım' diyebilirim. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Unkapanı Köprüsü'ne temas eden tekneden düşerek yaşamını yitiren görevlinin düşme anı kamerada</title>
      <link>https://www.canligaste.com/unkapani-koprusu-ne-temas-eden-tekneden-duserek-yasamini-yitiren-gorevlinin-dusme-ani-kamerada/882131/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/unkapani-koprusu-ne-temas-eden-tekneden-duserek-yasamini-yitiren-gorevlinin-dusme-ani-kamerada/882131/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:09:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Haliç'te seyreden yolcu teknesinin Atatürk (Unkapanı) Köprüsü'ne temas etmesi sonucu denize düştükten sonra cansız bedenine ulaşılan görevlinin düşme anına ilişkin güvenlik kamerası görüntülerine ulaşıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Haliç'te seyreden yolcu teknesinin Atatürk (Unkapanı) Köprüsü'ne temas etmesi sonucu denize düştükten sonra cansız bedenine ulaşılan görevlinin düşme anına ilişkin güvenlik kamerası görüntülerine ulaşıldı. Görüntülerde, Konya'nın hareket halindeki teknenin burun kısmında korkuluklara yaslanarak elindeki telefonla ilgilendiği görülüyor. Teknenin köprüye temas etmesinin ardından Konya'nın dengesini kaybederek denize düştüğü görüntülerde kaydediliyor. Ne olmuştu?Eminönü istikametine doğru giden yolcu teknesi, henüz belirlenemeyen nedenle Atatürk (Unkapanı) Köprüsü'ne temas etmişti.Teknede görevli Yasin Konya (32), temas sonucunda dengesini kaybederek denize düşmüştü.İhbar üzerine bölgeye İstanbul Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü ekipleri sevk edilmişti.Ekiplerin arama çalışmaları sonucunda Konya'nın cesedine ulaşılmıştı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Haliç'te seyreden yolcu teknesinin Atatürk (Unkapanı) Köprüsü'ne temas etmesi sonucu denize düştükten sonra cansız bedenine ulaşılan görevlinin düşme anına ilişkin güvenlik kamerası görüntülerine ulaşıldı. Görüntülerde, Konya'nın hareket halindeki teknenin burun kısmında korkuluklara yaslanarak elindeki telefonla ilgilendiği görülüyor. Teknenin köprüye temas etmesinin ardından Konya'nın dengesini kaybederek denize düştüğü görüntülerde kaydediliyor. Ne olmuştu?Eminönü istikametine doğru giden yolcu teknesi, henüz belirlenemeyen nedenle Atatürk (Unkapanı) Köprüsü'ne temas etmişti.Teknede görevli Yasin Konya (32), temas sonucunda dengesini kaybederek denize düşmüştü.İhbar üzerine bölgeye İstanbul Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü ekipleri sevk edilmişti.Ekiplerin arama çalışmaları sonucunda Konya'nın cesedine ulaşılmıştı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'nin küresel ölçekte güvenilir inovasyon ortağı olarak anlatılması önerisi </title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-nin-kuresel-olcekte-guvenilir-inovasyon-ortagi-olarak-anlatilmasi-onerisi/882130/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-nin-kuresel-olcekte-guvenilir-inovasyon-ortagi-olarak-anlatilmasi-onerisi/882130/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:09:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — DEİK Dijital Teknolojiler İş Konseyi Başkanı Erdem Erkul: - Dijital hizmet ihracatında iyi yazılım geliştirmek tek başına yeterli değil. Türkiye'yi dünyaya yalnızca bir üretim veya tüketim pazarı olarak değil, güvenilir bir inovasyon ortağı olarak anlatmalıyız - DIGITALEUROPE Genel Direktörü Cecilia Bonefeld-Dahl: - Daha rekabetçi, güvenli ve dayanıklı bir dijital geleceği şekillendirecek politikalar ve teknolojiler konusunda yakın işbirliği içinde çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : YUNUS TÜRK - Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Dijital Teknolojiler İş Konseyi Başkanı Erdem Erkul, dijital hizmet ihracatında iyi yazılım geliştirmenin tek başına yeterli olmadığını belirterek, Türkiye’yi dünyaya yalnızca bir üretim veya tüketim pazarı olarak değil, güvenilir bir inovasyon ortağı olarak anlatmalıyız. dedi.Erdem Erkul, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin önündeki tercihin ABD’nin veya Çin’in modelini birebir kopyalamak değil, kendi güçlü yönlerine dayanan bir teknoloji modeli geliştirmek olduğunu söyledi.Açık ekonominin, veri güvenliği ve stratejik teknolojinin kapasitesiyle düşünülmesi gerektiğine işaret eden Erkul, Yapay zekada her alana aynı anda yatırım yapmak yerine üretim, savunma, finans, sağlık, tarım ve turizm gibi güçlü olduğumuz sektörlere odaklanmalıyız. diye konuştu.Erkul, bulut altyapısı, veri merkezleri, siber güvenlik ve yapay zeka yetkinliklerinin temel öncelikler olması gerektiğine dikkati çekerek, Yarı iletkenlerde ise kısa vadede doğrudan büyük ölçekli üretimden önce tasarım, paketleme, güç elektroniği ve sektörel çip çözümlerine yoğunlaşabiliriz. ifadelerini kullandı.Hedeflerinin yalnızca teknoloji kullanan veya düşük maliyetli üretim yapan değil, teknoloji geliştiren ve ihraç eden bir Türkiye olduğunu ifade eden Erkul, Küresel yatırımcı yalnızca teşvike bakmıyor. Öngörülebilir düzenlemeler, rekabetçi ve kesintisiz enerji, güçlü bağlantı altyapısı, nitelikli insan kaynağı ve hızlı izin süreçleri de yatırım kararında belirleyici oluyor. değerlendirmesinde bulundu.İnsan kaynağında üniversite-sanayi işbirliğini güçlendirmeliyizDEİK Dijital Teknolojiler İş Konseyi Başkanı Erkul, veri merkezleri ve yapay zeka yatırımları için yenilenebilir enerjiye erişim, uzun vadeli enerji anlaşmaları, uygun yatırım bölgeleri ve veri mevzuatında netlik sağlanması gerektiğini dile getirdi.İnsan kaynağında üniversite-sanayi işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Erkul, Yurt dışındaki yeteneklerin dönüşünü ve uluslararası teknoloji profesyonellerinin Türkiye’ye gelmesini kolaylaştırmalıyız. ifadelerini kullandı.Erkul, küresel yatırımcılarla Türk şirketlerini buluşturmak, yatırımın önündeki sorunları ilgili mercilere aktarmak ve görüşmeleri somut yatırım, ortaklık ve ihracat projelerine dönüştürmek için çalıştıklarını kaydetti.Her bölgeyle aynı işbirliği modelini uygulamadıklarını aktaran Erkul, Avrupa Birliği ile düzenleyici uyum, ortak AR-GE ve dijital standartlara, Körfez ülkeleriyle sermaye, veri merkezleri ve birlikte ölçeklenmeye odaklanmalıyız. ifadelerini kullandı.En önemli risk teknoloji geliştiren değil, yalnızca yabancı platformların pazarı ve veri kaynağı haline gelmekErdem Erkul, Türk Devletleri Teşkilatı üyeleriyle ortak dijital koridorlar, siber güvenlik, elektronik ticaret ve veri altyapılarının geliştirilebileceğini belirterek, ABD ile girişim sermayesi, yapay zeka ve bulut teknolojileri, Asya ile yarı iletken, robotik ve ileri üretim alanlarında daha güçlü ortaklıkların kurulabileceğini ifade etti.Türkiye’nin en büyük fırsatının Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya arasında güvenilir bir teknoloji köprüsü olması olduğunu kaydeden Erkul, En önemli risk ise teknoloji geliştiren değil, yalnızca yabancı platformların pazarı ve veri kaynağı haline gelmek. değerlendirmesinde bulundu.Erkul, Türk sanayisinin ve KOBİ’lerin hazırlık seviyesinin aynı olmadığını aktararak, Büyük şirketler yapay zeka projelerine başladı ancak birçok KOBİ hala temel dijitalleşme ve veri kalitesi sorunlarıyla karşı karşıya. Her şirketin kendi yapay zeka modelini geliştirmesi gerekmiyor. dedi.Şirketlerimizi yatırımcılar, müşteriler ve iş ortaklarıyla buluşturmaya odaklanıyoruzTeknoloji yatırımlarına moda olduğu için değil, çözülecek iş problemi ve sağlayacağı verimlilik üzerinden yaklaşılması gerektiğine işaret eden Erdem Erkul, amacın yalnızca maliyet azaltmak değil, kaliteyi, hızı ve ihracat kapasitesini artırmak olması gerektiğine dikkati çekti.Erkul, teknoloji odaklı doğrudan yatırımları artırmak için öngörülebilir mevzuat, fikri mülkiyetin korunması, vergi istikrarı, finansmana erişim ve sınır ötesi veri kurallarında açıklık gerektiğini söyledi.Dijital hizmet ihracatında iyi yazılım geliştirmenin tek başına yeterli olmadığını ifade eden Erkul, Türkiye’yi dünyaya yalnızca bir üretim veya tüketim pazarı olarak değil, güvenilir bir inovasyon ortağı olarak anlatmalıyız. Şirketlerimizin ürünleşme, uluslararası satış, pazarlama, sertifikasyon ve yurt dışında referans müşteri oluşturma kabiliyetlerini güçlendirmeliyiz. şeklinde konuştu.Erkul, kamunun yenilikçi ürünlerin ilk müşterisi olarak ekosistemi desteklemesinin önemini aktararak, DEİK Dijital Teknolojiler İş Konseyi olarak ülke ve teknoloji bazlı çalışma alanları oluşturuyor, şirketlerimizi yatırımcılar, müşteriler ve iş ortaklarıyla buluşturmaya odaklanıyoruz. ifadelerini kullandı.Türkiye ve Avrupa ortak tarihleri ve güçlü ekonomik bağları sayesinde stratejik ortaklardırAvrupa'nın dijital teknoloji sektörünü temsil eden çatı kuruluşlarından biri olan DIGITALEUROPE'un Genel Direktörü Cecilia Bonefeld-Dahl ise uzun yıllar boyunca gelişen Avrupa ile Türkiye arasındaki güçlü ekonomik bağları anımsatarak, ikili ticaretin 260 milyar dolara ulaştığını belirtti.Tedarik zincirlerinin büyük ölçüde entegre olduğunu aktaran Bonefeld-Dahl, Türkiye’nin nitelikli iş gücü, gelişmiş üretim altyapısı ve mühendislik yetkinlikleri sayesinde Avrupa için stratejik bir ortak olduğunu ifade etti.Bonefeld-Dahl, Türkiye ve Avrupa'nın ortak tarihleri ve güçlü ekonomik bağları sayesinde stratejik ortaklar olduğuna işaret ederek, “DEİK, Türkiye ve Avrupa dijital ekosistemleri arasındaki bağların güçlendirilmesinde kilit bir rol oynamaktadır. Daha rekabetçi, güvenli ve dayanıklı bir dijital geleceği şekillendirecek politikalar ve teknolojiler konusunda yakın işbirliği içinde çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : YUNUS TÜRK - Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Dijital Teknolojiler İş Konseyi Başkanı Erdem Erkul, dijital hizmet ihracatında iyi yazılım geliştirmenin tek başına yeterli olmadığını belirterek, Türkiye’yi dünyaya yalnızca bir üretim veya tüketim pazarı olarak değil, güvenilir bir inovasyon ortağı olarak anlatmalıyız. dedi.Erdem Erkul, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin önündeki tercihin ABD’nin veya Çin’in modelini birebir kopyalamak değil, kendi güçlü yönlerine dayanan bir teknoloji modeli geliştirmek olduğunu söyledi.Açık ekonominin, veri güvenliği ve stratejik teknolojinin kapasitesiyle düşünülmesi gerektiğine işaret eden Erkul, Yapay zekada her alana aynı anda yatırım yapmak yerine üretim, savunma, finans, sağlık, tarım ve turizm gibi güçlü olduğumuz sektörlere odaklanmalıyız. diye konuştu.Erkul, bulut altyapısı, veri merkezleri, siber güvenlik ve yapay zeka yetkinliklerinin temel öncelikler olması gerektiğine dikkati çekerek, Yarı iletkenlerde ise kısa vadede doğrudan büyük ölçekli üretimden önce tasarım, paketleme, güç elektroniği ve sektörel çip çözümlerine yoğunlaşabiliriz. ifadelerini kullandı.Hedeflerinin yalnızca teknoloji kullanan veya düşük maliyetli üretim yapan değil, teknoloji geliştiren ve ihraç eden bir Türkiye olduğunu ifade eden Erkul, Küresel yatırımcı yalnızca teşvike bakmıyor. Öngörülebilir düzenlemeler, rekabetçi ve kesintisiz enerji, güçlü bağlantı altyapısı, nitelikli insan kaynağı ve hızlı izin süreçleri de yatırım kararında belirleyici oluyor. değerlendirmesinde bulundu.İnsan kaynağında üniversite-sanayi işbirliğini güçlendirmeliyizDEİK Dijital Teknolojiler İş Konseyi Başkanı Erkul, veri merkezleri ve yapay zeka yatırımları için yenilenebilir enerjiye erişim, uzun vadeli enerji anlaşmaları, uygun yatırım bölgeleri ve veri mevzuatında netlik sağlanması gerektiğini dile getirdi.İnsan kaynağında üniversite-sanayi işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Erkul, Yurt dışındaki yeteneklerin dönüşünü ve uluslararası teknoloji profesyonellerinin Türkiye’ye gelmesini kolaylaştırmalıyız. ifadelerini kullandı.Erkul, küresel yatırımcılarla Türk şirketlerini buluşturmak, yatırımın önündeki sorunları ilgili mercilere aktarmak ve görüşmeleri somut yatırım, ortaklık ve ihracat projelerine dönüştürmek için çalıştıklarını kaydetti.Her bölgeyle aynı işbirliği modelini uygulamadıklarını aktaran Erkul, Avrupa Birliği ile düzenleyici uyum, ortak AR-GE ve dijital standartlara, Körfez ülkeleriyle sermaye, veri merkezleri ve birlikte ölçeklenmeye odaklanmalıyız. ifadelerini kullandı.En önemli risk teknoloji geliştiren değil, yalnızca yabancı platformların pazarı ve veri kaynağı haline gelmekErdem Erkul, Türk Devletleri Teşkilatı üyeleriyle ortak dijital koridorlar, siber güvenlik, elektronik ticaret ve veri altyapılarının geliştirilebileceğini belirterek, ABD ile girişim sermayesi, yapay zeka ve bulut teknolojileri, Asya ile yarı iletken, robotik ve ileri üretim alanlarında daha güçlü ortaklıkların kurulabileceğini ifade etti.Türkiye’nin en büyük fırsatının Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya arasında güvenilir bir teknoloji köprüsü olması olduğunu kaydeden Erkul, En önemli risk ise teknoloji geliştiren değil, yalnızca yabancı platformların pazarı ve veri kaynağı haline gelmek. değerlendirmesinde bulundu.Erkul, Türk sanayisinin ve KOBİ’lerin hazırlık seviyesinin aynı olmadığını aktararak, Büyük şirketler yapay zeka projelerine başladı ancak birçok KOBİ hala temel dijitalleşme ve veri kalitesi sorunlarıyla karşı karşıya. Her şirketin kendi yapay zeka modelini geliştirmesi gerekmiyor. dedi.Şirketlerimizi yatırımcılar, müşteriler ve iş ortaklarıyla buluşturmaya odaklanıyoruzTeknoloji yatırımlarına moda olduğu için değil, çözülecek iş problemi ve sağlayacağı verimlilik üzerinden yaklaşılması gerektiğine işaret eden Erdem Erkul, amacın yalnızca maliyet azaltmak değil, kaliteyi, hızı ve ihracat kapasitesini artırmak olması gerektiğine dikkati çekti.Erkul, teknoloji odaklı doğrudan yatırımları artırmak için öngörülebilir mevzuat, fikri mülkiyetin korunması, vergi istikrarı, finansmana erişim ve sınır ötesi veri kurallarında açıklık gerektiğini söyledi.Dijital hizmet ihracatında iyi yazılım geliştirmenin tek başına yeterli olmadığını ifade eden Erkul, Türkiye’yi dünyaya yalnızca bir üretim veya tüketim pazarı olarak değil, güvenilir bir inovasyon ortağı olarak anlatmalıyız. Şirketlerimizin ürünleşme, uluslararası satış, pazarlama, sertifikasyon ve yurt dışında referans müşteri oluşturma kabiliyetlerini güçlendirmeliyiz. şeklinde konuştu.Erkul, kamunun yenilikçi ürünlerin ilk müşterisi olarak ekosistemi desteklemesinin önemini aktararak, DEİK Dijital Teknolojiler İş Konseyi olarak ülke ve teknoloji bazlı çalışma alanları oluşturuyor, şirketlerimizi yatırımcılar, müşteriler ve iş ortaklarıyla buluşturmaya odaklanıyoruz. ifadelerini kullandı.Türkiye ve Avrupa ortak tarihleri ve güçlü ekonomik bağları sayesinde stratejik ortaklardırAvrupa'nın dijital teknoloji sektörünü temsil eden çatı kuruluşlarından biri olan DIGITALEUROPE'un Genel Direktörü Cecilia Bonefeld-Dahl ise uzun yıllar boyunca gelişen Avrupa ile Türkiye arasındaki güçlü ekonomik bağları anımsatarak, ikili ticaretin 260 milyar dolara ulaştığını belirtti.Tedarik zincirlerinin büyük ölçüde entegre olduğunu aktaran Bonefeld-Dahl, Türkiye’nin nitelikli iş gücü, gelişmiş üretim altyapısı ve mühendislik yetkinlikleri sayesinde Avrupa için stratejik bir ortak olduğunu ifade etti.Bonefeld-Dahl, Türkiye ve Avrupa'nın ortak tarihleri ve güçlü ekonomik bağları sayesinde stratejik ortaklar olduğuna işaret ederek, “DEİK, Türkiye ve Avrupa dijital ekosistemleri arasındaki bağların güçlendirilmesinde kilit bir rol oynamaktadır. Daha rekabetçi, güvenli ve dayanıklı bir dijital geleceği şekillendirecek politikalar ve teknolojiler konusunda yakın işbirliği içinde çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Suudi Arabistan'a taşımacılık yapacak şoförlere vize kolaylığı devrede</title>
      <link>https://www.canligaste.com/suudi-arabistan-a-tasimacilik-yapacak-soforlere-vize-kolayligi-devrede/882129/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/suudi-arabistan-a-tasimacilik-yapacak-soforlere-vize-kolayligi-devrede/882129/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:09:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Suudi Arabistan tarafıyla yürütülen görüşmeler neticesinde, çok girişli kara taşımacılığı vizesi bir yıl süreyle 300 Suudi riyali karşılığında, tek girişli transit taşımacılık vizesi ücretsiz verilecek - Suudi tarafınca kara yoluyla taşıma yapacak profesyonel sürücüler için daha önce olmayan bir vize kategorisi oluşturuldu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — MERTKAN ORUÇ - Türkiye ve Suudi Arabistan, bu ülkeye taşımacılık yapacak şoförlere sağlanan vize kolaylığına ilişkin müzakere yürütürken, Suudi tarafınca ilk etapta sürücüler için daha önce olmayan bir vize kategorisi oluşturuldu.Ulaşımın kolaylaştırılması uluslararası ticaret için büyük önem taşırken, Orta Doğu'daki olaylar sebebiyle Türkiye'den Suudi Arabistan'a uzun yıllar kara yoluyla taşımacılığı yapılamadı.Bölgede yaşanan gelişmeler sonrasında Irak ve Suriye'nin transit güzergahları açılırken, firmaların Suudi Arabistan'a kara yoluyla erişimi için imkanlar da oluştu.Firmaların Suudi Arabistan'a uygun koşullarda taşıma yapabilmesi için bu ülkeyle üst düzey temaslar gerçekleştirildi. Bu görüşmelerde, Suudi yetkililerle başta sürücü vizeleri olmak üzere taşımacılığa dair tüm diğer hususlar istişare edildi.Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü de sivil toplum kuruluşlarına bilgilendirme amaçlı bir yazı gönderdi.AA muhabirinin bu yazıdan derlediği bilgilere göre, bu ülkeyle yürütülen temaslarda sürücü vizeleri konusunda yeni adım atıldı.Bu kapsamda, ilk etapta Suudi tarafınca kara yoluyla taşıma yapacak profesyonel sürücüler için daha önce olmayan bir vize kategorisi oluşturulurken, aracı firma yöntemiyle başvuru şekli, talep edilen evraklar, vize ücretleri, vize türleri (ikili/transit) gibi hususlar belirlendi.Vize temin eden firmalar taşıma yapmaya başlarken, Bakanlığın yetki belgeli taşımacılık firmaları için kullandığı U-Net otomasyon sisteminde de Suudi Arabistan'a yönelik taşıma sayılarının arttığı belirlendi.Kalış süresinin 15 güne çıkarılması için çalışmalar sürüyorBununla birlikte, sürücülerin operasyonel süreçlerde yaşadığı sıkıntılı durumlar Bakanlığa iletiliyor ve süreç yakından takip ediliyor.Suudi Arabistan tarafıyla yürütülen görüşmeler neticesinde, çok girişli kara taşımacılığı vizesinin bir yıl süreyle 300 Suudi riyali ücret karşılığında, tek girişli transit taşımacılık vizesinin ücretsiz verilmesi hususunda mutabık kalındı.Suudi Arabistan makamlarınca alınan söz konusu kararın, taşımaları ve sürücü vizesi teminini kolaylaştırması öngörülüyor.Transit taşımalarda izin verilen 4 günlük kalış süresinin Suudi Arabistan'ın geniş bir coğrafyaya sahip olması, zaman zaman taşıtlarda bakım/tamir ihtiyacı gibi durumların yaşanması, sürüş dinlenme sürelerine riayet edilmesi gibi nedenlerle yetersiz kalması sebebiyle ikili taşımalarda olduğu gibi 15 güne çıkarılması talebi de Suudi makamlarına diplomatik kanaldan iletildi.Vize temininde aracı şirkete ödenen ücretlerin makul seviyelere çekilmesi hususu da bu ülkeye iletilen hususlar arasında yer aldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — MERTKAN ORUÇ - Türkiye ve Suudi Arabistan, bu ülkeye taşımacılık yapacak şoförlere sağlanan vize kolaylığına ilişkin müzakere yürütürken, Suudi tarafınca ilk etapta sürücüler için daha önce olmayan bir vize kategorisi oluşturuldu.Ulaşımın kolaylaştırılması uluslararası ticaret için büyük önem taşırken, Orta Doğu'daki olaylar sebebiyle Türkiye'den Suudi Arabistan'a uzun yıllar kara yoluyla taşımacılığı yapılamadı.Bölgede yaşanan gelişmeler sonrasında Irak ve Suriye'nin transit güzergahları açılırken, firmaların Suudi Arabistan'a kara yoluyla erişimi için imkanlar da oluştu.Firmaların Suudi Arabistan'a uygun koşullarda taşıma yapabilmesi için bu ülkeyle üst düzey temaslar gerçekleştirildi. Bu görüşmelerde, Suudi yetkililerle başta sürücü vizeleri olmak üzere taşımacılığa dair tüm diğer hususlar istişare edildi.Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü de sivil toplum kuruluşlarına bilgilendirme amaçlı bir yazı gönderdi.AA muhabirinin bu yazıdan derlediği bilgilere göre, bu ülkeyle yürütülen temaslarda sürücü vizeleri konusunda yeni adım atıldı.Bu kapsamda, ilk etapta Suudi tarafınca kara yoluyla taşıma yapacak profesyonel sürücüler için daha önce olmayan bir vize kategorisi oluşturulurken, aracı firma yöntemiyle başvuru şekli, talep edilen evraklar, vize ücretleri, vize türleri (ikili/transit) gibi hususlar belirlendi.Vize temin eden firmalar taşıma yapmaya başlarken, Bakanlığın yetki belgeli taşımacılık firmaları için kullandığı U-Net otomasyon sisteminde de Suudi Arabistan'a yönelik taşıma sayılarının arttığı belirlendi.Kalış süresinin 15 güne çıkarılması için çalışmalar sürüyorBununla birlikte, sürücülerin operasyonel süreçlerde yaşadığı sıkıntılı durumlar Bakanlığa iletiliyor ve süreç yakından takip ediliyor.Suudi Arabistan tarafıyla yürütülen görüşmeler neticesinde, çok girişli kara taşımacılığı vizesinin bir yıl süreyle 300 Suudi riyali ücret karşılığında, tek girişli transit taşımacılık vizesinin ücretsiz verilmesi hususunda mutabık kalındı.Suudi Arabistan makamlarınca alınan söz konusu kararın, taşımaları ve sürücü vizesi teminini kolaylaştırması öngörülüyor.Transit taşımalarda izin verilen 4 günlük kalış süresinin Suudi Arabistan'ın geniş bir coğrafyaya sahip olması, zaman zaman taşıtlarda bakım/tamir ihtiyacı gibi durumların yaşanması, sürüş dinlenme sürelerine riayet edilmesi gibi nedenlerle yetersiz kalması sebebiyle ikili taşımalarda olduğu gibi 15 güne çıkarılması talebi de Suudi makamlarına diplomatik kanaldan iletildi.Vize temininde aracı şirkete ödenen ücretlerin makul seviyelere çekilmesi hususu da bu ülkeye iletilen hususlar arasında yer aldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/suudi-arabistan-a-tasimacilik-yapacak-soforlere-vize-kolayligi-devrede.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yılın ilk yarısında 57 ülkeyle ticari diplomasi atağı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yilin-ilk-yarisinda-57-ulkeyle-ticari-diplomasi-atagi/882128/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yilin-ilk-yarisinda-57-ulkeyle-ticari-diplomasi-atagi/882128/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:09:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Ticaret Bakanlığı, bu dönemde ihracatın artırılması ve yatırım ortamının güçlendirilmesi amacıyla söz konusu ülkelerle 152 üst düzey temas gerçekleştirirken, STA, JETCO ve KEK gibi işbirliği mekanizmaları aktif şekilde işletildi - Bu dönemde Birleşik Krallık ile STA güncelleme müzakereleri hızlanırken, Kanada ve Kosta Rika ile yeni anlaşmalar için adım atıldı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — SERHAT TUTAK - Ticaret Bakanlığı, yılın ilk yarısında ihracatın artırılması ve yatırım ortamının güçlendirilmesi amacıyla yürüttüğü çalışmalar kapsamında 57 ülkeyle 152 üst düzey temas gerçekleştirdi.AA muhabirinin Bakanlıktan edindiği bilgiye göre, Türkiye, bu yılın ocak-haziran döneminde küresel ticaret ağındaki etkinliğini artırmak ve yeni pazarlara erişimi kolaylaştırmak amacıyla ticari diplomasi faaliyetlerini yoğunlaştırdı.Yılın ilk yarısında 57 ülkeyle gerçekleştirilen 152 üst düzey temas kapsamında, Serbest Ticaret Anlaşması (STA), Tercihli Ticaret Anlaşması (TTA), Ortak Ekonomik ve Ticaret Komitesi (JETCO) ve Karma Ekonomik Komisyon (KEK) gibi işbirliği mekanizmaları aktif şekilde işletildi.Bu süreçte Türkiye, OECD Bakanlar Toplantısı ile Türk Devletleri Teşkilatı Ticaret ve Ekonomi Bakanları Toplantısı gibi kritik zirvelerde temsil edildi. Suudi Arabistan, Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan, Sırbistan, Kosova, Kuzey Makedonya, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, İran, Katar, Kuveyt, Umman ve Suriye başta olmak üzere birçok ülkeyle ikili görüşme gerçekleştirildi.Ayrıca, Kazakistan ve Suudi Arabistan dahil olmak üzere Cumhurbaşkanlığı düzeyindeki ziyaretlere iştirak edilerek çeşitli ülkelerde düzenlenen yüksek düzeyli ekonomik zirvelerde hazır bulunuldu.STA ve TTA müzakerelerinde somut ilerlemeYılın ilk 6 ayında ticari diplomasi gündeminin merkezinde STA müzakereleri yer aldı. Birleşik Krallık ile mevcut STA'nın güncellenmesine yönelik müzakerelerin 5'inci turu Ankara'da gerçekleştirilirken, sürecin hızlandırılması ve anlaşma kapsamının genişletilmesi yönünde ortak irade teyit edildi.Aynı dönemde Kanada ve Kosta Rika ile yürütülen istikşafi görüşmeler sonucunda STA müzakerelerinin başlatılması konusunda mutabakata varılırken, Azerbaycan ve Özbekistan ile TTA'nın kapsamının genişletilmesine yönelik teknik süreçler ilerletildi.JETCO ve KEK mekanizmalarından stratejik kararlarEkonomik ilişkilerin kurumsal altyapısını güçlendiren JETCO ve KEK toplantılarında uygulamaya dönük önemli kararlar alındı. Birleşik Krallık ile JETCO 8'inci Dönem Toplantısı'nda Yetkilendirilmiş Yükümlülerin Karşılıklı Tanınmasına İlişkin Düzenleme imzalandı. Macaristan ile geçiş belgesi kotalarının artırılması, vize ve çalışma izinlerinin kolaylaştırılması kararlaştırıldı.Norveç ile ilk kez tesis edilen JETCO mekanizmasıyla yeşil dönüşüm ve dijital ekonomi alanında işbirliği çerçevesi oluşturuldu. Suriye ile gümrükten enerjiye, bankacılıktan müteahhitliğe kadar pek çok alanı kapsayan geniş ölçekli bir protokol imzalandı.Almanya ile iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin yol haritası belirlenerek somut çalışma alanları kayıt altına alındı.Bölgesel iş forumları ve yatırım toplantılarıİş dünyasını bir araya getiren forumlarda da yoğun trafik yaşandı. Bu kapsamda, Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım Forumu, Türkiye-Suriye İş ve Yatırım Forumu ile Belçika Ekonomik Misyonu kapsamındaki temaslar öne çıktı.Özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin küresel ticarete etkileri dikkate alınarak, bölge ülkeleriyle alternatif ticaret güzergahlarının, lojistik ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi üzerine yoğunlaşıldı.Balkanlar'da Sırbistan, Kosova ve Kuzey Makedonya ile yürütülen temaslarda da bölgesel ekonomik entegrasyon ve Türk müteahhitlik sektörünün desteklenmesi öncelikli gündem maddesi oldu.Ticaret diplomasisi faaliyetlerinin yılın kalan döneminde kesintisiz sürmesi bekleniyor. Bakanlık, ihracatçıların yeni pazarlara erişimini kolaylaştıracak kalıcı işbirliği mekanizmalarını güçlendirme stratejisini aynı kararlılıkla sürdürmeyi hedefliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — SERHAT TUTAK - Ticaret Bakanlığı, yılın ilk yarısında ihracatın artırılması ve yatırım ortamının güçlendirilmesi amacıyla yürüttüğü çalışmalar kapsamında 57 ülkeyle 152 üst düzey temas gerçekleştirdi.AA muhabirinin Bakanlıktan edindiği bilgiye göre, Türkiye, bu yılın ocak-haziran döneminde küresel ticaret ağındaki etkinliğini artırmak ve yeni pazarlara erişimi kolaylaştırmak amacıyla ticari diplomasi faaliyetlerini yoğunlaştırdı.Yılın ilk yarısında 57 ülkeyle gerçekleştirilen 152 üst düzey temas kapsamında, Serbest Ticaret Anlaşması (STA), Tercihli Ticaret Anlaşması (TTA), Ortak Ekonomik ve Ticaret Komitesi (JETCO) ve Karma Ekonomik Komisyon (KEK) gibi işbirliği mekanizmaları aktif şekilde işletildi.Bu süreçte Türkiye, OECD Bakanlar Toplantısı ile Türk Devletleri Teşkilatı Ticaret ve Ekonomi Bakanları Toplantısı gibi kritik zirvelerde temsil edildi. Suudi Arabistan, Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan, Sırbistan, Kosova, Kuzey Makedonya, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, İran, Katar, Kuveyt, Umman ve Suriye başta olmak üzere birçok ülkeyle ikili görüşme gerçekleştirildi.Ayrıca, Kazakistan ve Suudi Arabistan dahil olmak üzere Cumhurbaşkanlığı düzeyindeki ziyaretlere iştirak edilerek çeşitli ülkelerde düzenlenen yüksek düzeyli ekonomik zirvelerde hazır bulunuldu.STA ve TTA müzakerelerinde somut ilerlemeYılın ilk 6 ayında ticari diplomasi gündeminin merkezinde STA müzakereleri yer aldı. Birleşik Krallık ile mevcut STA'nın güncellenmesine yönelik müzakerelerin 5'inci turu Ankara'da gerçekleştirilirken, sürecin hızlandırılması ve anlaşma kapsamının genişletilmesi yönünde ortak irade teyit edildi.Aynı dönemde Kanada ve Kosta Rika ile yürütülen istikşafi görüşmeler sonucunda STA müzakerelerinin başlatılması konusunda mutabakata varılırken, Azerbaycan ve Özbekistan ile TTA'nın kapsamının genişletilmesine yönelik teknik süreçler ilerletildi.JETCO ve KEK mekanizmalarından stratejik kararlarEkonomik ilişkilerin kurumsal altyapısını güçlendiren JETCO ve KEK toplantılarında uygulamaya dönük önemli kararlar alındı. Birleşik Krallık ile JETCO 8'inci Dönem Toplantısı'nda Yetkilendirilmiş Yükümlülerin Karşılıklı Tanınmasına İlişkin Düzenleme imzalandı. Macaristan ile geçiş belgesi kotalarının artırılması, vize ve çalışma izinlerinin kolaylaştırılması kararlaştırıldı.Norveç ile ilk kez tesis edilen JETCO mekanizmasıyla yeşil dönüşüm ve dijital ekonomi alanında işbirliği çerçevesi oluşturuldu. Suriye ile gümrükten enerjiye, bankacılıktan müteahhitliğe kadar pek çok alanı kapsayan geniş ölçekli bir protokol imzalandı.Almanya ile iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin yol haritası belirlenerek somut çalışma alanları kayıt altına alındı.Bölgesel iş forumları ve yatırım toplantılarıİş dünyasını bir araya getiren forumlarda da yoğun trafik yaşandı. Bu kapsamda, Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım Forumu, Türkiye-Suriye İş ve Yatırım Forumu ile Belçika Ekonomik Misyonu kapsamındaki temaslar öne çıktı.Özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin küresel ticarete etkileri dikkate alınarak, bölge ülkeleriyle alternatif ticaret güzergahlarının, lojistik ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi üzerine yoğunlaşıldı.Balkanlar'da Sırbistan, Kosova ve Kuzey Makedonya ile yürütülen temaslarda da bölgesel ekonomik entegrasyon ve Türk müteahhitlik sektörünün desteklenmesi öncelikli gündem maddesi oldu.Ticaret diplomasisi faaliyetlerinin yılın kalan döneminde kesintisiz sürmesi bekleniyor. Bakanlık, ihracatçıların yeni pazarlara erişimini kolaylaştıracak kalıcı işbirliği mekanizmalarını güçlendirme stratejisini aynı kararlılıkla sürdürmeyi hedefliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/yilin-ilk-yarisinda-57-ulkeyle-ticari-diplomasi-atagi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Elektrik ve elektronik sektöründen tüm zamanların en yüksek 6 aylık ihracatı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/elektrik-ve-elektronik-sektorunden-tum-zamanlarin-en-yuksek-6-aylik-ihracati/882127/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/elektrik-ve-elektronik-sektorunden-tum-zamanlarin-en-yuksek-6-aylik-ihracati/882127/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — Sektör, yılın ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,8 artışla 9,1 milyar dolarlık ihracata imza attı - Elektrik ve Elektronik İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Kavaklıoğlu: - Birleşik Krallık, Almanya, ABD farklı ürün gruplarında güçlü olduğumuz ve uzun vadeli büyüme potansiyeli taşıyan üç temel pazarımızdır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : MÜCAHİT ENES SEVİNÇ - Türkiye'de elektrik ve elektronik sektörü, ocak-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 9,8 artışla 9,1 milyar dolarlık dış satım gerçekleştirerek tüm zamanların en yüksek ilk 6 aylık ihracatına ulaştı.AA muhabirinin Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği verilere göre, Türkiye'nin ihracatı yılın ilk yarısında yüzde 3,6 yükselişle 136,1 milyar dolar olarak gerçekleşti.Aynı dönemde elektrik ve elektronik sektörü, yüzde 9,8 artışla 9,1 milyar dolarlık ihracata imza atarak ocak-haziran döneminde sektörün tüm zamanlarının ilk yarı ihracat rekorunu kırdı.Sektör, ocak-haziran döneminde gerçekleştirdiği ihracatla Türkiye'nin en fazla ihracat yapan sektörleri arasında üçüncü sırada yer aldı.Haziran ayında da sektörün yaptığı dış satım geçen yılın aynı ayına göre yüzde 30,6 artışla 1 milyar 664,6 milyon dolara yükseldi.Sektörde en fazla ihracat Birleşik Krallık&#039;a yapıldıYılın ilk yarısında elektrik ve elektronikte en fazla ihracat 901,3 milyon dolarla Birleşik Krallık'a yapılırken bu ülkeyi 686,9 milyon dolarla Almanya, 679,2 milyon dolarla ABD, 394,6 milyon dolarla Polonya ve 364,1 milyon dolarla Ukrayna takip etti.Değer bazında ihracat artışında ise ABD zirvede yer aldı. Bu dönemde elektrik ve elektronik sektörünün ülkeye dış satımı 197,7 milyon dolar arttı. İhracat artışında bu ülkeyi, 176,7 milyon dolarla Ukrayna, yaklaşık 126 milyon dolarla Polonya, 86,2 milyon dolarla Birleşik Krallık izledi.Türkiye&#039;nin teknik standartlara uyum kabiliyeti firmalarımıza önemli avantajlar sağlıyorKonuya ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Elektrik ve Elektronik İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Kavaklıoğlu, söz konusu rakamların sektör açısından önemli bir eşik olduğunu ve Türkiye’nin toplam ihracat artışının üzerinde bir performans göstermesinin, sektörün ülke ihracatı içindeki ağırlığının güçlendiğini ortaya koyduğunu söyledi.Bu performansta özellikle elektrik üretim ve dağıtım ekipmanları ile kablo ürünlerindeki artışın belirleyici olduğuna dikkati çeken Kavaklıoğlu, Enerji dönüşümü, yenilenebilir enerji yatırımları, elektrik şebekelerinin modernizasyonu, veri merkezleri, elektrifikasyon ve enerji verimliliği ihtiyacı, dünya genelinde sektörümüzün ürünlerine yönelik talebi destekliyor. Türkiye’nin teknik standartlara uyum kabiliyeti, esnek üretim yapısı, gelişmiş yan sanayisi ve Avrupa başta olmak üzere ana pazarlara yakınlığı da firmalarımıza önemli avantajlar sağlıyor. diye konuştu.Kavaklıoğlu, kalıcı ve sağlıklı bir ihracat büyümesi için yalnızca nominal ihracat değerinin değil, ihracat miktarının, adet ve kilogram başına birim değerinin, teknolojik yoğunluğunun ve yerli katma değer oranının da artırılması gerektiğini kaydetti.Olumlu görünümün bütün alt sektörlere aynı ölçüde yansımadığını belirten Kavaklıoğlu, Beyaz eşya gibi tüketici talebine daha duyarlı ürün grupları, Avrupa’daki zayıf talep ve yoğun fiyat rekabetinden etkilenmeye devam ediyor. Küresel pazarlarda Çin başta olmak üzere üretici ülkelerin uyguladığı agresif fiyat politikaları da firmalarımızın rekabet koşullarını zorlaştırıyor. şeklinde konuştu.Birleşik Krallık’a ihracatımızda kablo ürünleri açık biçimde öne çıkıyorKavaklıoğlu, ilk 6 aylık sonucu önemli ancak temkinli değerlendirilmesi gereken bir başarı olarak gördüklerini, bu başarıyı reel, sürdürülebilir ve daha yüksek katma değerli bir büyümeye dönüştürmek için üretim ve finansman maliyetlerinin azaltılması, yatırım ortamının güçlendirilmesi, teknolojik ve yüksek katma değerli üretimin artırılması, firmaların rekabetçiliğinin korunması ve ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi gerektiğine işaret etti.İhracat pazarlarındaki gelişmelere de değinen Kavaklıoğlu, şunları kaydetti:Birleşik Krallık, Almanya, ABD farklı ürün gruplarında güçlü olduğumuz ve uzun vadeli büyüme potansiyeli taşıyan üç temel pazarımızdır. Birleşik Krallık’a ihracatımızda kablo ürünleri açık biçimde öne çıkıyor. Bu ülkeye gerçekleştirdiğimiz ihracatın yaklaşık yüzde 55’ini kablolar oluşturuyor. Özellikle alçak gerilim enerji kabloları ve tesisat kablolarında güçlü bir konumdayız. Beyaz eşya ürünleri de ihracatımızdan yaklaşık yüzde 26 pay alıyor. Fırın, çamaşır makinesi, buzdolabı ve bulaşık makinesi gibi ürünler öne çıkıyor. Televizyon alıcıları ile trafo ürünleri de pazardaki önemli kalemlerimiz arasında. Türkiye, Birleşik Krallık pazarında standartlara uyum sağlayan, geniş ürün gamına sahip ve hızlı teslimat gerçekleştirebilen güvenilir bir tedarikçi olarak konumlanıyor.Almanya’ya ihracatımızda da kablolar ilk sırada yer alıyor ve toplamın yaklaşık yüzde 37’sini oluşturuyor. Alçak, orta ve yüksek gerilim kablolarının yanında trafo ve endüktörler, anahtarlama ve koruma cihazları, elektrik motorları ve dağıtım panoları dikkat çekiyor. Beyaz eşya da Almanya ihracatımızda önemli bir paya sahip. Almanya’da sanayi tesisleri ve makine üreticileriyle kurulan uzun vadeli tedarikçi ilişkileri, Türk firmalarının Orta Avrupa değer zincirlerindeki yerini güçlendiriyor.ABD’yi geçici bir sıçrama pazarı değil, uzun vadeli ve stratejik bir büyüme alanı olarak görüyoruzKavaklıoğlu, ABD’ye yapılan ihracatta ise elektrik üretim ve dağıtım ekipmanlarının belirleyici konumda olduğunu, trafo ve endüktörler ile alçak gerilim anahtarlama ve koruma cihazlarının toplam ihracatta önemli bölümünü oluşturduğunu belirtti.Genel stratejilerine ilişkin değerlendirme yapan Kavaklıoğlu, Stratejimiz, Avrupa’daki güçlü konumumuzu korurken ABD, Orta Avrupa ve yeniden yapılanma ihtiyacı bulunan pazarlardaki payımızı artırmak ve ihracatımızı ülke ile ürün bazında daha dengeli hale getirmektir. ifadelerini kullandı.Kavaklıoğlu, ABD’de elektrik şebekelerinin yenilenmesi, yenilenebilir enerji yatırımları, veri merkezleri ve elektrifikasyon projelerinin sektörün ürünlerine yönelik talebi artırdığını, ABD’li alıcıların tedarik zinciri risklerini azaltmak amacıyla Asya dışındaki üreticilere yönelmesinin de Türkiye açısından yeni fırsatlar oluşturduğunu söyledi.ABD'ye yapılan dış satımdaki artışın kalıcı hale gelmesi için sertifikasyon ve AR-GE yatırımlarının sürdürülmesi, satış sonrası hizmet ve temsil ağlarının güçlendirilmesi ve firmalarımızın proje bazlı tedarik süreçlerine daha fazla dahil olması gerektiğini belirten Kavaklıoğlu, ABD’yi geçici bir sıçrama pazarı değil, uzun vadeli ve stratejik bir büyüme alanı olarak görüyoruz. diye konuştu.Rakamlar 2026 için belirlediğimiz 19 milyar dolar hedefinin ulaşılabilir olduğunu gösteriyorKavaklıoğlu, sektör ihracatındaki büyümenin başta elektrik üretim ve dağıtım ekipmanları ile kablo ürünlerinden kaynaklandığını gördüklerini ifade ederek, Elektrik üretim ve dağıtım ekipmanları ihracatımız yüzde 15 artarak 3,7 milyar dolara yaklaştı. diye konuştu.Bu yılın ilk yarısında sektörün büyümesini, tüketim odaklı ürünlerden ziyade enerji altyapısı, elektrifikasyon ve teknik ekipmanlara yönelik küresel talebin sürüklediğini söyleyen Kavaklıoğlu, Yüzde 10’a yakın büyüme ve 9,1 milyar dolarlık ihracat, 2026 için belirlediğimiz 19 milyar dolar hedefinin ulaşılabilir olduğunu gösteriyor. ifadelerini kullandı.Kavaklıoğlu, sektörü daha yüksek ihracat birim değerine ulaştırmayı, ihracatçı KOBİ sayısını artırmayı, ülke ve ürün bazında daha dengeli bir dağılım yakalamayı ve uluslararası pazarlarda Türk markalarının görünürlüğünü güçlendirmeyi hedeflediklerini anlattı.Sektörün istihdam rakamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kavaklıoğlu, şunları kaydetti:Türkiye İstatistik Kurumu verilerine dayanarak, elektrikli teçhizat ve elektronik ürün imalatının bugün yaklaşık 300 bin kişiye doğrudan istihdam sağladığını söyleyebiliriz. Üretimin yanı sıra yan sanayi, yazılım, satış, montaj, bakım ve teknik servis faaliyetleri de dikkate alındığında, sektörümüzün yarattığı toplam istihdam etkisi bu rakamın oldukça üzerinde. Alt kalemler olarak baktığımızda önümüzdeki dönemde güç elektroniği, akıllı şebeke ve ölçüm sistemleri, enerji depolama çözümleri, inverter ve konvertörler, elektrikli araç şarj ekipmanları, veri merkezlerine yönelik güç ve soğutma sistemleri ile enerji verimli, bağlantılı ev aletlerinin daha fazla önem kazanmasını bekliyoruz. Bu stratejik alanlarda sağlanacak teknolojik ilerleme, hem ihracat birim değerimizi yukarı taşıyacak hem de ülkemizde daha yüksek nitelikli istihdam alanları oluşturacak.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : MÜCAHİT ENES SEVİNÇ - Türkiye'de elektrik ve elektronik sektörü, ocak-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 9,8 artışla 9,1 milyar dolarlık dış satım gerçekleştirerek tüm zamanların en yüksek ilk 6 aylık ihracatına ulaştı.AA muhabirinin Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği verilere göre, Türkiye'nin ihracatı yılın ilk yarısında yüzde 3,6 yükselişle 136,1 milyar dolar olarak gerçekleşti.Aynı dönemde elektrik ve elektronik sektörü, yüzde 9,8 artışla 9,1 milyar dolarlık ihracata imza atarak ocak-haziran döneminde sektörün tüm zamanlarının ilk yarı ihracat rekorunu kırdı.Sektör, ocak-haziran döneminde gerçekleştirdiği ihracatla Türkiye'nin en fazla ihracat yapan sektörleri arasında üçüncü sırada yer aldı.Haziran ayında da sektörün yaptığı dış satım geçen yılın aynı ayına göre yüzde 30,6 artışla 1 milyar 664,6 milyon dolara yükseldi.Sektörde en fazla ihracat Birleşik Krallık&#039;a yapıldıYılın ilk yarısında elektrik ve elektronikte en fazla ihracat 901,3 milyon dolarla Birleşik Krallık'a yapılırken bu ülkeyi 686,9 milyon dolarla Almanya, 679,2 milyon dolarla ABD, 394,6 milyon dolarla Polonya ve 364,1 milyon dolarla Ukrayna takip etti.Değer bazında ihracat artışında ise ABD zirvede yer aldı. Bu dönemde elektrik ve elektronik sektörünün ülkeye dış satımı 197,7 milyon dolar arttı. İhracat artışında bu ülkeyi, 176,7 milyon dolarla Ukrayna, yaklaşık 126 milyon dolarla Polonya, 86,2 milyon dolarla Birleşik Krallık izledi.Türkiye&#039;nin teknik standartlara uyum kabiliyeti firmalarımıza önemli avantajlar sağlıyorKonuya ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Elektrik ve Elektronik İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Kavaklıoğlu, söz konusu rakamların sektör açısından önemli bir eşik olduğunu ve Türkiye’nin toplam ihracat artışının üzerinde bir performans göstermesinin, sektörün ülke ihracatı içindeki ağırlığının güçlendiğini ortaya koyduğunu söyledi.Bu performansta özellikle elektrik üretim ve dağıtım ekipmanları ile kablo ürünlerindeki artışın belirleyici olduğuna dikkati çeken Kavaklıoğlu, Enerji dönüşümü, yenilenebilir enerji yatırımları, elektrik şebekelerinin modernizasyonu, veri merkezleri, elektrifikasyon ve enerji verimliliği ihtiyacı, dünya genelinde sektörümüzün ürünlerine yönelik talebi destekliyor. Türkiye’nin teknik standartlara uyum kabiliyeti, esnek üretim yapısı, gelişmiş yan sanayisi ve Avrupa başta olmak üzere ana pazarlara yakınlığı da firmalarımıza önemli avantajlar sağlıyor. diye konuştu.Kavaklıoğlu, kalıcı ve sağlıklı bir ihracat büyümesi için yalnızca nominal ihracat değerinin değil, ihracat miktarının, adet ve kilogram başına birim değerinin, teknolojik yoğunluğunun ve yerli katma değer oranının da artırılması gerektiğini kaydetti.Olumlu görünümün bütün alt sektörlere aynı ölçüde yansımadığını belirten Kavaklıoğlu, Beyaz eşya gibi tüketici talebine daha duyarlı ürün grupları, Avrupa’daki zayıf talep ve yoğun fiyat rekabetinden etkilenmeye devam ediyor. Küresel pazarlarda Çin başta olmak üzere üretici ülkelerin uyguladığı agresif fiyat politikaları da firmalarımızın rekabet koşullarını zorlaştırıyor. şeklinde konuştu.Birleşik Krallık’a ihracatımızda kablo ürünleri açık biçimde öne çıkıyorKavaklıoğlu, ilk 6 aylık sonucu önemli ancak temkinli değerlendirilmesi gereken bir başarı olarak gördüklerini, bu başarıyı reel, sürdürülebilir ve daha yüksek katma değerli bir büyümeye dönüştürmek için üretim ve finansman maliyetlerinin azaltılması, yatırım ortamının güçlendirilmesi, teknolojik ve yüksek katma değerli üretimin artırılması, firmaların rekabetçiliğinin korunması ve ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi gerektiğine işaret etti.İhracat pazarlarındaki gelişmelere de değinen Kavaklıoğlu, şunları kaydetti:Birleşik Krallık, Almanya, ABD farklı ürün gruplarında güçlü olduğumuz ve uzun vadeli büyüme potansiyeli taşıyan üç temel pazarımızdır. Birleşik Krallık’a ihracatımızda kablo ürünleri açık biçimde öne çıkıyor. Bu ülkeye gerçekleştirdiğimiz ihracatın yaklaşık yüzde 55’ini kablolar oluşturuyor. Özellikle alçak gerilim enerji kabloları ve tesisat kablolarında güçlü bir konumdayız. Beyaz eşya ürünleri de ihracatımızdan yaklaşık yüzde 26 pay alıyor. Fırın, çamaşır makinesi, buzdolabı ve bulaşık makinesi gibi ürünler öne çıkıyor. Televizyon alıcıları ile trafo ürünleri de pazardaki önemli kalemlerimiz arasında. Türkiye, Birleşik Krallık pazarında standartlara uyum sağlayan, geniş ürün gamına sahip ve hızlı teslimat gerçekleştirebilen güvenilir bir tedarikçi olarak konumlanıyor.Almanya’ya ihracatımızda da kablolar ilk sırada yer alıyor ve toplamın yaklaşık yüzde 37’sini oluşturuyor. Alçak, orta ve yüksek gerilim kablolarının yanında trafo ve endüktörler, anahtarlama ve koruma cihazları, elektrik motorları ve dağıtım panoları dikkat çekiyor. Beyaz eşya da Almanya ihracatımızda önemli bir paya sahip. Almanya’da sanayi tesisleri ve makine üreticileriyle kurulan uzun vadeli tedarikçi ilişkileri, Türk firmalarının Orta Avrupa değer zincirlerindeki yerini güçlendiriyor.ABD’yi geçici bir sıçrama pazarı değil, uzun vadeli ve stratejik bir büyüme alanı olarak görüyoruzKavaklıoğlu, ABD’ye yapılan ihracatta ise elektrik üretim ve dağıtım ekipmanlarının belirleyici konumda olduğunu, trafo ve endüktörler ile alçak gerilim anahtarlama ve koruma cihazlarının toplam ihracatta önemli bölümünü oluşturduğunu belirtti.Genel stratejilerine ilişkin değerlendirme yapan Kavaklıoğlu, Stratejimiz, Avrupa’daki güçlü konumumuzu korurken ABD, Orta Avrupa ve yeniden yapılanma ihtiyacı bulunan pazarlardaki payımızı artırmak ve ihracatımızı ülke ile ürün bazında daha dengeli hale getirmektir. ifadelerini kullandı.Kavaklıoğlu, ABD’de elektrik şebekelerinin yenilenmesi, yenilenebilir enerji yatırımları, veri merkezleri ve elektrifikasyon projelerinin sektörün ürünlerine yönelik talebi artırdığını, ABD’li alıcıların tedarik zinciri risklerini azaltmak amacıyla Asya dışındaki üreticilere yönelmesinin de Türkiye açısından yeni fırsatlar oluşturduğunu söyledi.ABD'ye yapılan dış satımdaki artışın kalıcı hale gelmesi için sertifikasyon ve AR-GE yatırımlarının sürdürülmesi, satış sonrası hizmet ve temsil ağlarının güçlendirilmesi ve firmalarımızın proje bazlı tedarik süreçlerine daha fazla dahil olması gerektiğini belirten Kavaklıoğlu, ABD’yi geçici bir sıçrama pazarı değil, uzun vadeli ve stratejik bir büyüme alanı olarak görüyoruz. diye konuştu.Rakamlar 2026 için belirlediğimiz 19 milyar dolar hedefinin ulaşılabilir olduğunu gösteriyorKavaklıoğlu, sektör ihracatındaki büyümenin başta elektrik üretim ve dağıtım ekipmanları ile kablo ürünlerinden kaynaklandığını gördüklerini ifade ederek, Elektrik üretim ve dağıtım ekipmanları ihracatımız yüzde 15 artarak 3,7 milyar dolara yaklaştı. diye konuştu.Bu yılın ilk yarısında sektörün büyümesini, tüketim odaklı ürünlerden ziyade enerji altyapısı, elektrifikasyon ve teknik ekipmanlara yönelik küresel talebin sürüklediğini söyleyen Kavaklıoğlu, Yüzde 10’a yakın büyüme ve 9,1 milyar dolarlık ihracat, 2026 için belirlediğimiz 19 milyar dolar hedefinin ulaşılabilir olduğunu gösteriyor. ifadelerini kullandı.Kavaklıoğlu, sektörü daha yüksek ihracat birim değerine ulaştırmayı, ihracatçı KOBİ sayısını artırmayı, ülke ve ürün bazında daha dengeli bir dağılım yakalamayı ve uluslararası pazarlarda Türk markalarının görünürlüğünü güçlendirmeyi hedeflediklerini anlattı.Sektörün istihdam rakamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kavaklıoğlu, şunları kaydetti:Türkiye İstatistik Kurumu verilerine dayanarak, elektrikli teçhizat ve elektronik ürün imalatının bugün yaklaşık 300 bin kişiye doğrudan istihdam sağladığını söyleyebiliriz. Üretimin yanı sıra yan sanayi, yazılım, satış, montaj, bakım ve teknik servis faaliyetleri de dikkate alındığında, sektörümüzün yarattığı toplam istihdam etkisi bu rakamın oldukça üzerinde. Alt kalemler olarak baktığımızda önümüzdeki dönemde güç elektroniği, akıllı şebeke ve ölçüm sistemleri, enerji depolama çözümleri, inverter ve konvertörler, elektrikli araç şarj ekipmanları, veri merkezlerine yönelik güç ve soğutma sistemleri ile enerji verimli, bağlantılı ev aletlerinin daha fazla önem kazanmasını bekliyoruz. Bu stratejik alanlarda sağlanacak teknolojik ilerleme, hem ihracat birim değerimizi yukarı taşıyacak hem de ülkemizde daha yüksek nitelikli istihdam alanları oluşturacak.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kapadokya'da yılın ilk yarısında 250 bini aşkın turist balon turuna katıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kapadokya-da-yilin-ilk-yarisinda-250-bini-askin-turist-balon-turuna-katildi/882126/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kapadokya-da-yilin-ilk-yarisinda-250-bini-askin-turist-balon-turuna-katildi/882126/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:08:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Nevşehir — Bölgede, kış mevsimi ile bahar aylarındaki yoğun yağış ve rüzgarın etkisiyle yılın ilk 6 ayında 90 gün uçuş gerçekleştirilebildi - TÜRSAB İç Turizm İhtisas Başkan Yardımcısı İsmail Sucu: - Geniş bir coğrafya üzerinde uçulabilen dünyadaki ender özelliğe sahip bölge, gökyüzünden sanki bir müzeyi geziyormuş gibi görüntü veriyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Nevşehir Haberleri — BEHÇET ALKAN - UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Kapadokya'da, yılın ilk 6 ayında düzenlenen sıcak hava balon turlarına 256 bin 777 turist katıldı.Doğal kaya oluşumları ve peribacalarıyla kaplı vadileri kuşbakışı izleme imkanı sunan sıcak hava balonları, bölgeyi ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin en fazla ilgi gösterdiği aktiviteler arasında yer alıyor.Hava şartlarının elverişli olduğu günlerde gün doğumuyla havalanan sıcak hava balonları, ziyaretçilere bölgenin doğal ve tarihi güzelliklerini havadan izleme fırsatı sunuyor.Bölgede 27 işletmedeki 160 balon, hava koşullarına bağlı olarak yılda ortalama 220 gün uçuş gerçekleştirebiliyor.Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) verilerine göre, kış mevsimi ile bahar aylarındaki yoğun yağış ve rüzgarın etkisiyle bu yıl ocak-haziran döneminde 90 gün uçuş yapılabildi. Bu dönemdeki turlara, 256 bin 777 turist katıldı.Ocak ayında 9 günde 21 bin 22, şubatta 8 günde 21 bin 545, martta 13 günde 27 bin 765, nisanda 18 günde 55 bin 472, mayısta 17 günde 57 bin 775, haziranda ise 25 günde 73 bin 198 olmak üzere 6 ayda 256 bin 777 turist bölge semalarını kuşbakışı izledi.Bölgede balon turlarına geçen yıl 223 günde 754 bin 98 ziyaretçi katılmıştı.Yağmur ve rüzgar nedeniyle uçuşlarda düşüş yaşandıTürkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) İç Turizm İhtisas Başkan Yardımcısı İsmail Sucu, AA muhabirine, Kapadokya'da çeşitli tur aktiviteleri bulunduğunu ancak sıcak hava balonlarının en çok tercih edilen etkinlik olduğunu söyledi.Sıcak hava balonculuğunun Kapadokya'nın marka bilinirliğine katkı sunduğuna dikkati çeken Sucu, şöyle konuştu:Kapadokya, doğa, tarih ve kültürün oluşturduğu bir destinasyondur. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Kapadokya, kültür ve doğanın cenneti konumundadır. Turistlerin bu güzellikleri sıcak hava balonuyla gökyüzünden izleme imkanı bulduğu güzel bir bölgedir. Geniş bir coğrafya üzerinde uçulabilen dünyadaki ender özelliğe sahip bölge, gökyüzünden sanki bir müzeyi geziyormuş gibi görüntü veriyor. 2026 yılında uçuş sayılarımızda özellikle yoğun yağmur ve rüzgar nedeniyle kısmi düşüşler oldu. Haziran ayı sonu itibarıyla baktığımızda 90 gün uçuş sayısını görmekteyiz. Aynı zamanda toplam 9954 balon uçuşunun gerçekleştiğini görüyoruz. Dünyanın en zevkli uçuşunun yapıldığı bir bölgedeyiz.Eşsiz manzara turistleri mest ediyorBalon pilotu Oğuzhan Alkan ise Kapadokya'da aynı anda onlarca balonun gökyüzüne yükselmesiyle festival atmosferi oluştuğunu belirtti.Balon turuna ilginin sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla arttığını dile getiren Alkan, şunları kaydetti:Sıcak hava balonculuğu aslında Kapadokya'da peribacaların önüne geçmiş durumda. Her gün 150 balon uçuyor. Bu yoğunlukta uçuşun olduğu başka bir ülke yok. Bu yüzden yurt dışından gelen misafirlerimiz özellikle balon görselini görmek ve balonda uçmak için geliyor. Misafirlerimiz vadi yürüyüşlerinin ardından balon turuna katılıyor. Balon turunda yürüyüş yaptıkları vadileri gökyüzünden de izliyorlar. Ayrıca Kapadokya'daki en büyük güzelliklerden bir tanesi de gün doğumu. Sabah saatlerinde balonlarla beraber gün doğumunu izliyoruz. Bu eşsiz manzara turistleri mest ediyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Nevşehir Haberleri — BEHÇET ALKAN - UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Kapadokya'da, yılın ilk 6 ayında düzenlenen sıcak hava balon turlarına 256 bin 777 turist katıldı.Doğal kaya oluşumları ve peribacalarıyla kaplı vadileri kuşbakışı izleme imkanı sunan sıcak hava balonları, bölgeyi ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin en fazla ilgi gösterdiği aktiviteler arasında yer alıyor.Hava şartlarının elverişli olduğu günlerde gün doğumuyla havalanan sıcak hava balonları, ziyaretçilere bölgenin doğal ve tarihi güzelliklerini havadan izleme fırsatı sunuyor.Bölgede 27 işletmedeki 160 balon, hava koşullarına bağlı olarak yılda ortalama 220 gün uçuş gerçekleştirebiliyor.Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) verilerine göre, kış mevsimi ile bahar aylarındaki yoğun yağış ve rüzgarın etkisiyle bu yıl ocak-haziran döneminde 90 gün uçuş yapılabildi. Bu dönemdeki turlara, 256 bin 777 turist katıldı.Ocak ayında 9 günde 21 bin 22, şubatta 8 günde 21 bin 545, martta 13 günde 27 bin 765, nisanda 18 günde 55 bin 472, mayısta 17 günde 57 bin 775, haziranda ise 25 günde 73 bin 198 olmak üzere 6 ayda 256 bin 777 turist bölge semalarını kuşbakışı izledi.Bölgede balon turlarına geçen yıl 223 günde 754 bin 98 ziyaretçi katılmıştı.Yağmur ve rüzgar nedeniyle uçuşlarda düşüş yaşandıTürkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) İç Turizm İhtisas Başkan Yardımcısı İsmail Sucu, AA muhabirine, Kapadokya'da çeşitli tur aktiviteleri bulunduğunu ancak sıcak hava balonlarının en çok tercih edilen etkinlik olduğunu söyledi.Sıcak hava balonculuğunun Kapadokya'nın marka bilinirliğine katkı sunduğuna dikkati çeken Sucu, şöyle konuştu:Kapadokya, doğa, tarih ve kültürün oluşturduğu bir destinasyondur. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Kapadokya, kültür ve doğanın cenneti konumundadır. Turistlerin bu güzellikleri sıcak hava balonuyla gökyüzünden izleme imkanı bulduğu güzel bir bölgedir. Geniş bir coğrafya üzerinde uçulabilen dünyadaki ender özelliğe sahip bölge, gökyüzünden sanki bir müzeyi geziyormuş gibi görüntü veriyor. 2026 yılında uçuş sayılarımızda özellikle yoğun yağmur ve rüzgar nedeniyle kısmi düşüşler oldu. Haziran ayı sonu itibarıyla baktığımızda 90 gün uçuş sayısını görmekteyiz. Aynı zamanda toplam 9954 balon uçuşunun gerçekleştiğini görüyoruz. Dünyanın en zevkli uçuşunun yapıldığı bir bölgedeyiz.Eşsiz manzara turistleri mest ediyorBalon pilotu Oğuzhan Alkan ise Kapadokya'da aynı anda onlarca balonun gökyüzüne yükselmesiyle festival atmosferi oluştuğunu belirtti.Balon turuna ilginin sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla arttığını dile getiren Alkan, şunları kaydetti:Sıcak hava balonculuğu aslında Kapadokya'da peribacaların önüne geçmiş durumda. Her gün 150 balon uçuyor. Bu yoğunlukta uçuşun olduğu başka bir ülke yok. Bu yüzden yurt dışından gelen misafirlerimiz özellikle balon görselini görmek ve balonda uçmak için geliyor. Misafirlerimiz vadi yürüyüşlerinin ardından balon turuna katılıyor. Balon turunda yürüyüş yaptıkları vadileri gökyüzünden de izliyorlar. Ayrıca Kapadokya'daki en büyük güzelliklerden bir tanesi de gün doğumu. Sabah saatlerinde balonlarla beraber gün doğumunu izliyoruz. Bu eşsiz manzara turistleri mest ediyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/kapadokya-da-yilin-ilk-yarisinda-250-bini-askin-turist-balon-turuna-katildi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'de haziran yağışları geçen yıla göre yaklaşık 2 katına çıktı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-de-haziran-yagislari-gecen-yila-gore-yaklasik-2-katina-cikti/882125/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-de-haziran-yagislari-gecen-yila-gore-yaklasik-2-katina-cikti/882125/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:08:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — İl genelinde en fazla yağış metrekareye 121,1 kilogramla Rize'de, en az yağış 0,3 kilogramla Mardin'de görüldü]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — FATMA SEVİNÇ ÇETİN - Türkiye genelinde haziranda yağış miktarı geçen yılın aynı ayına göre yaklaşık 2 kat artış gösterdi.AA muhabirinin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 2026 Yılı Haziran Ayı Alansal Yağış Raporu'ndan derlediği bilgilere göre, Türkiye genelinde geçen ay ortalama metrekareye 23,7 kilogram yağış düştü.Haziran ayı yağış normali metrekareye 33,6 kilogram olurken, geçen yılın aynı ayında metrekareye 12,5 kilogram yağış kaydedildi. Buna göre, haziran yağışları normaline göre yüzde 30 azalırken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 90 artarak yaklaşık 2 katına çıktı.Yağışlar Aydın, Muğla, Manisa, Uşak, Denizli, Burdur, Isparta, Afyonkarahisar'ın güneybatı kesimleriyle Antalya'nın kuzeybatı kesimlerinde normallerine göre yüzde 80'den fazla arttı, Marmara ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin büyük bölümü ile Kuzey Ege, Bartın, Sinop, Kastamonu, Samsun, Mersin, Hatay ve Kaş çevrelerinde yüzde 80'den fazla azaldı.Bölge genelinde haziran ayı yağışları tüm bölgelerde ise geçen yılın üzerinde kaydedildi.En fazla yağış Rize&#039;deİl geneli yağışlarda en fazla yağış, metrekareye 121,1 kilogramla Rize'de kaydedildi, Mardin metrekareye 0,3 kilogramla en az yağış alan il oldu.Yağışlar normaline göre en fazla yüzde 30 ile Muğla'da arttı, en fazla azalış ise yüzde 95 ile Mardin'de gerçekleşti.Bartın'da son 23, Mardin'de son 20 ve Giresun'da son 13 yılın en düşük haziran ayı yağışı kayıtlara geçti.Türkiye genelinde haziranda ortalama 4,8 gün yağış görülürken, 1991-2020 dönemini kapsayan haziran ayı yağışlı gün sayısı normali 6,5 gün olarak hesaplandı.Yağışlı gün sayısı Trabzon, Rize, Artvin, Bayburt, Erzurum, Ardahan, Kars, Iğdır ve Ağrı çevrelerinde 15 ila 20 gün arasında gerçekleşirken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Balıkesir, Manisa ve İzmir çevrelerinde yer yer 1 güne kadar düştü.Yağışlar 5 bölgede geçen yıla göre yüzde 100&#039;den fazla arttıMarmara Bölgesi'nde haziranda metrekareye 8,9 kilogram yağış düştü. Bölgenin haziran ayı yağış normali metrekareye 41,5 kilogram, geçen yılın aynı ayındaki yağış miktarı ise 2,4 kilogram olarak kaydedildi. Böylece bölgede yağışlar normaline göre yüzde 79 azalırken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 100'den fazla arttı.Ege Bölgesi'nde haziran yağışı metrekarede 24,6 kilogram olarak gerçekleşti. Bölgenin normali 26,1 kilogram, geçen yılın aynı ayındaki yağış miktarı ise 8,3 kilogram olarak kayıtlara geçti. Yağışlar normaline göre yüzde 6 azalırken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 100'den fazla arttı.Akdeniz Bölgesi'nde metrekareye 24,2 kilogram yağış düştü. Bölgenin haziran ayı normali 21,2 kilogram, geçen yılın aynı ayındaki yağış miktarı ise 10 kilogram olarak kaydedildi. Yağışlarda normaline göre yüzde 14, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 100'den fazla artış gerçekleşti.Güneydoğu Anadolu&#039;da haziranda 1,9 kilogram yağışİç Anadolu Bölgesi'nde haziran ayında metrekareye 28,7 kilogram yağış kaydedildi. Bölgenin normali 36,6 kilogram, geçen yılın aynı ayındaki yağış miktarı ise 14,2 kilogram oldu. Yağışlar normaline göre yüzde 22 azalırken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 100'den fazla arttı.Karadeniz Bölgesi'nde metrekareye 35,2 kilogram yağış düştü. Bölgenin normali 58,7 kilogram, geçen yılın aynı ayındaki yağış miktarı ise 27,6 kilogram olarak kaydedildi. Yağışlarda normaline göre yüzde 40 azalma, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 28 artış gerçekleşti.Doğu Anadolu Bölgesi'nde haziran yağışı metrekareye 23,5 kilogram olarak gerçekleşti. Bölgenin normali 29,5 kilogram, geçen yılın aynı ayındaki yağış miktarı ise 10,5 kilogram oldu. Yağışlar normaline göre yüzde 20 azalırken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 100'den fazla arttı.Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde ise haziranda metrekareye 1,9 kilogram yağış düştü. Bölgenin normali 8,7 kilogram, geçen yılın aynı ayındaki yağış miktarı ise 1,7 kilogram olarak kaydedildi. Yağışlar normaline göre yüzde 78 azalırken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12 arttı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — FATMA SEVİNÇ ÇETİN - Türkiye genelinde haziranda yağış miktarı geçen yılın aynı ayına göre yaklaşık 2 kat artış gösterdi.AA muhabirinin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 2026 Yılı Haziran Ayı Alansal Yağış Raporu'ndan derlediği bilgilere göre, Türkiye genelinde geçen ay ortalama metrekareye 23,7 kilogram yağış düştü.Haziran ayı yağış normali metrekareye 33,6 kilogram olurken, geçen yılın aynı ayında metrekareye 12,5 kilogram yağış kaydedildi. Buna göre, haziran yağışları normaline göre yüzde 30 azalırken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 90 artarak yaklaşık 2 katına çıktı.Yağışlar Aydın, Muğla, Manisa, Uşak, Denizli, Burdur, Isparta, Afyonkarahisar'ın güneybatı kesimleriyle Antalya'nın kuzeybatı kesimlerinde normallerine göre yüzde 80'den fazla arttı, Marmara ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin büyük bölümü ile Kuzey Ege, Bartın, Sinop, Kastamonu, Samsun, Mersin, Hatay ve Kaş çevrelerinde yüzde 80'den fazla azaldı.Bölge genelinde haziran ayı yağışları tüm bölgelerde ise geçen yılın üzerinde kaydedildi.En fazla yağış Rize&#039;deİl geneli yağışlarda en fazla yağış, metrekareye 121,1 kilogramla Rize'de kaydedildi, Mardin metrekareye 0,3 kilogramla en az yağış alan il oldu.Yağışlar normaline göre en fazla yüzde 30 ile Muğla'da arttı, en fazla azalış ise yüzde 95 ile Mardin'de gerçekleşti.Bartın'da son 23, Mardin'de son 20 ve Giresun'da son 13 yılın en düşük haziran ayı yağışı kayıtlara geçti.Türkiye genelinde haziranda ortalama 4,8 gün yağış görülürken, 1991-2020 dönemini kapsayan haziran ayı yağışlı gün sayısı normali 6,5 gün olarak hesaplandı.Yağışlı gün sayısı Trabzon, Rize, Artvin, Bayburt, Erzurum, Ardahan, Kars, Iğdır ve Ağrı çevrelerinde 15 ila 20 gün arasında gerçekleşirken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Balıkesir, Manisa ve İzmir çevrelerinde yer yer 1 güne kadar düştü.Yağışlar 5 bölgede geçen yıla göre yüzde 100&#039;den fazla arttıMarmara Bölgesi'nde haziranda metrekareye 8,9 kilogram yağış düştü. Bölgenin haziran ayı yağış normali metrekareye 41,5 kilogram, geçen yılın aynı ayındaki yağış miktarı ise 2,4 kilogram olarak kaydedildi. Böylece bölgede yağışlar normaline göre yüzde 79 azalırken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 100'den fazla arttı.Ege Bölgesi'nde haziran yağışı metrekarede 24,6 kilogram olarak gerçekleşti. Bölgenin normali 26,1 kilogram, geçen yılın aynı ayındaki yağış miktarı ise 8,3 kilogram olarak kayıtlara geçti. Yağışlar normaline göre yüzde 6 azalırken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 100'den fazla arttı.Akdeniz Bölgesi'nde metrekareye 24,2 kilogram yağış düştü. Bölgenin haziran ayı normali 21,2 kilogram, geçen yılın aynı ayındaki yağış miktarı ise 10 kilogram olarak kaydedildi. Yağışlarda normaline göre yüzde 14, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 100'den fazla artış gerçekleşti.Güneydoğu Anadolu&#039;da haziranda 1,9 kilogram yağışİç Anadolu Bölgesi'nde haziran ayında metrekareye 28,7 kilogram yağış kaydedildi. Bölgenin normali 36,6 kilogram, geçen yılın aynı ayındaki yağış miktarı ise 14,2 kilogram oldu. Yağışlar normaline göre yüzde 22 azalırken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 100'den fazla arttı.Karadeniz Bölgesi'nde metrekareye 35,2 kilogram yağış düştü. Bölgenin normali 58,7 kilogram, geçen yılın aynı ayındaki yağış miktarı ise 27,6 kilogram olarak kaydedildi. Yağışlarda normaline göre yüzde 40 azalma, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 28 artış gerçekleşti.Doğu Anadolu Bölgesi'nde haziran yağışı metrekareye 23,5 kilogram olarak gerçekleşti. Bölgenin normali 29,5 kilogram, geçen yılın aynı ayındaki yağış miktarı ise 10,5 kilogram oldu. Yağışlar normaline göre yüzde 20 azalırken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 100'den fazla arttı.Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde ise haziranda metrekareye 1,9 kilogram yağış düştü. Bölgenin normali 8,7 kilogram, geçen yılın aynı ayındaki yağış miktarı ise 1,7 kilogram olarak kaydedildi. Yağışlar normaline göre yüzde 78 azalırken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12 arttı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/turkiye-de-haziran-yagislari-gecen-yila-gore-yaklasik-2-katina-cikti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İnternet tarayıcılarına kaydedilen parolalar siber saldırılarda risk oluşturuyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/internet-tarayicilarina-kaydedilen-parolalar-siber-saldirilarda-risk-olusturuyor/882123/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/internet-tarayicilarina-kaydedilen-parolalar-siber-saldirilarda-risk-olusturuyor/882123/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:06:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kırklareli — İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Bilgisayar Mühendisliği Siber Güvenlik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muhammed Ali Aydın: - Bilgisayar üzerinden veriye ya da bir sisteme erişirken bazen bilgisayarlar üzerindeki arama motoru parolalarımızı defaatle girmememiz için kaydetme seçeneği sunar. Bu yapılmamalı çünkü bunlar çerezlere yazılıyor. Bu güzel bir özellik ama herhangi bir saldırıda hacklendiği zaman bu oturumlar üzerinden sistemlere giriliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kırklareli Haberleri — UFUK ERTOP - İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Bilgisayar Mühendisliği Siber Güvenlik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muhammed Ali Aydın, internet tarayıcılarına kaydedilen parolalar ile çerezlerin siber saldırılarda kullanıcı hesaplarına erişim amacıyla kullanılabileceğine dikkati çekerek, bu verilerin düzenli olarak temizlenmesi gerektiğini söyledi.Bir programa katılmak üzere Kırklareli'ne gelen Aydın, AA muhabirine, internet tarayıcılarının kullanıcıların parolalarını tekrar girmemesi amacıyla sunduğu kaydetme özelliğinin önemli güvenlik riskleri taşıdığını vurguladı.İnternet sitelerindeki çerezlerin mümkün olduğunca kabul edilmemesini öneren Aydın, Bilgisayar üzerinden veriye ya da bir sisteme erişirken bazen bilgisayarlar üzerindeki arama motoru parolalarımızı defaatle girmememiz için kaydetme seçeneği sunar. Bu yapılmamalı çünkü bunlar çerezlere yazılıyor. Bu güzel bir özellik ama herhangi bir saldırıda hacklendiği zaman bu oturumlar üzerinden sistemlere giriliyor. Bu nedenle çerezlerin periyodik olarak temizlenmesi son derece kritik. diye konuştu.Aydın, veri ve dosyaların korunması ile sistemlere güvenli erişim için iki aşamalı doğrulama yönteminin kullanılması gerektiğini belirtti.Ortak internet ağlarının kişisel verilerin güvenliği açısından önemli riskler taşıdığını ifade eden Aydın, bu ağlar üzerinden mobil bankacılık ve e-Devlet gibi kişisel bilgilerin bulunduğu sistemlere girilmemesi gerektiğini söyledi.Sosyal ağların saldırganlar açısından adeta bir el kitabı niteliği taşıdığını dile getiren Aydın, sistemlere girişte kolay tahmin edilemeyecek parolaların tercih edilmesi gerektiğini kaydetti.Aydın, parolaların en az 10 karakterden oluşması, noktalama işareti, rakam, büyük ve küçük harf içermesi gerektiğini dile getirdi.Face ID ve parmak izi kişisel güvenlik açısından avantaj, siber istihbarat açısından soru işaretiTeknolojik gelişmelerle birlikte cep telefonu, bilgisayar ve tabletlere güvenlik amacıyla parola konulması gerektiğini belirten Aydın, biyometrik verilerle giriş yöntemlerinin de giderek yaygınlaştığını anlattı.Yüz tanıma ve parmak iziyle giriş yöntemlerinin cihazlara kolay erişim sağladığına dikkati çeken Aydın, şu bilgileri paylaştı:Parola yerine Face ID kullanılması güvenlik önlemi açısından bir fırsat. Ancak uygulama size ait değilse üretici yüzünüzü ve parmak izinizi toplamış oluyor. Face ID ve parmak izi kişisel güvenlik açısından avantaj, siber istihbarat açısından ise soru işareti.Son kullanıcı açısından bu yöntemler güvenlik amacıyla kullanılabilir ancak mümkünse güçlü parolaların tercih edilmesini öneriyorum. Biyometrik verilerle giriş yöntemleri güvenlik açısından kullanılmaya devam edecektir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kırklareli Haberleri — UFUK ERTOP - İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Bilgisayar Mühendisliği Siber Güvenlik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muhammed Ali Aydın, internet tarayıcılarına kaydedilen parolalar ile çerezlerin siber saldırılarda kullanıcı hesaplarına erişim amacıyla kullanılabileceğine dikkati çekerek, bu verilerin düzenli olarak temizlenmesi gerektiğini söyledi.Bir programa katılmak üzere Kırklareli'ne gelen Aydın, AA muhabirine, internet tarayıcılarının kullanıcıların parolalarını tekrar girmemesi amacıyla sunduğu kaydetme özelliğinin önemli güvenlik riskleri taşıdığını vurguladı.İnternet sitelerindeki çerezlerin mümkün olduğunca kabul edilmemesini öneren Aydın, Bilgisayar üzerinden veriye ya da bir sisteme erişirken bazen bilgisayarlar üzerindeki arama motoru parolalarımızı defaatle girmememiz için kaydetme seçeneği sunar. Bu yapılmamalı çünkü bunlar çerezlere yazılıyor. Bu güzel bir özellik ama herhangi bir saldırıda hacklendiği zaman bu oturumlar üzerinden sistemlere giriliyor. Bu nedenle çerezlerin periyodik olarak temizlenmesi son derece kritik. diye konuştu.Aydın, veri ve dosyaların korunması ile sistemlere güvenli erişim için iki aşamalı doğrulama yönteminin kullanılması gerektiğini belirtti.Ortak internet ağlarının kişisel verilerin güvenliği açısından önemli riskler taşıdığını ifade eden Aydın, bu ağlar üzerinden mobil bankacılık ve e-Devlet gibi kişisel bilgilerin bulunduğu sistemlere girilmemesi gerektiğini söyledi.Sosyal ağların saldırganlar açısından adeta bir el kitabı niteliği taşıdığını dile getiren Aydın, sistemlere girişte kolay tahmin edilemeyecek parolaların tercih edilmesi gerektiğini kaydetti.Aydın, parolaların en az 10 karakterden oluşması, noktalama işareti, rakam, büyük ve küçük harf içermesi gerektiğini dile getirdi.Face ID ve parmak izi kişisel güvenlik açısından avantaj, siber istihbarat açısından soru işaretiTeknolojik gelişmelerle birlikte cep telefonu, bilgisayar ve tabletlere güvenlik amacıyla parola konulması gerektiğini belirten Aydın, biyometrik verilerle giriş yöntemlerinin de giderek yaygınlaştığını anlattı.Yüz tanıma ve parmak iziyle giriş yöntemlerinin cihazlara kolay erişim sağladığına dikkati çeken Aydın, şu bilgileri paylaştı:Parola yerine Face ID kullanılması güvenlik önlemi açısından bir fırsat. Ancak uygulama size ait değilse üretici yüzünüzü ve parmak izinizi toplamış oluyor. Face ID ve parmak izi kişisel güvenlik açısından avantaj, siber istihbarat açısından ise soru işareti.Son kullanıcı açısından bu yöntemler güvenlik amacıyla kullanılabilir ancak mümkünse güçlü parolaların tercih edilmesini öneriyorum. Biyometrik verilerle giriş yöntemleri güvenlik açısından kullanılmaya devam edecektir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/internet-tarayicilarina-kaydedilen-parolalar-siber-saldirilarda-risk-olusturuyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Aspendos'un yaklaşık 2 bin yıllık ana caddesi yeniden hayat buldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/aspendos-un-yaklasik-2-bin-yillik-ana-caddesi-yeniden-hayat-buldu/882122/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/aspendos-un-yaklasik-2-bin-yillik-ana-caddesi-yeniden-hayat-buldu/882122/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:06:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Antalya — Antalya'daki Aspendos Antik Kenti'nin Kazı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Bilgin: - Yaklaşık 300 metrelik bölümü ortaya çıkardık. Ziyaretçilerimiz artık tiyatrodan antik bir yolu takip ederek akropolise çıkabilecek - Caddenin genişliği 3 ila 5 metre arasında değişim gösteriyor. Caddenin tabanında ise yaklaşık 1 metre derinliğinde bir kanalizasyon sistemi tespit ettik]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Antalya Haberleri — SÜLEYMAN ELÇİN - Antalya'nın Serik ilçesindeki Aspendos Antik Kenti'nde, tiyatro ile akropolisi birbirine bağlayan yaklaşık 2 bin yıllık tiyatro caddesi gün yüzüne çıkarıldı.Pamphylia'nın en önemli antik kentlerinden biri olan Aspendos'ta Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Bilgin başkanlığında 2022'den bu yana sürdürülen kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığının Geleceğe Miras Projesi kapsamında hız kazandı.Kazılar sonucunda antik tiyatroyu akropolise bağlayan yaklaşık 300 metrelik cadde ortaya çıkarılırken, güzergah üzerinde iyi korunmuş bir ekmek fırını, kamu yapıları, sivil konutlar, anıtsal kapı ve gelişmiş altyapı sistemine ait önemli bulgulara ulaşıldı.Aspendos Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Bilgin, AA muhabirine, bugüne kadar tiyatrosu ve su kemerleriyle tanınan antik kentin, akropoliste yer alan anıtsal yapılarıyla da ziyaretçilere yeni bir deneyim sunacağını söyledi.Tiyatro Caddesi'nde iki yıldır yürüttükleri çalışmaların tamamlanma aşamasına geldiğini belirten Bilgin, Yaklaşık 300 metrelik bölümü ortaya çıkardık. Ziyaretçilerimiz artık tiyatrodan antik bir yolu takip ederek akropolise çıkabilecek. Burası antik dönemde Aspendos'un en yoğun kullanılan şehir içi ulaşım arterlerinden biriydi. Cadde boyunca kamu yapıları, sivil konutlar ve anıtsal kapıyı büyük ölçüde ortaya çıkardık. dedi.Bilgin, caddenin doğu sur kapısının dışında antik kentin doğu nekropolisini de tespit ettiklerini ifade ederek, burada bulunan Klasik Dönem'e ait mezarın, alanın MÖ 5. yüzyılın sonlarından itibaren mezarlık olarak kullanıldığını gösterdiğini anlattı.Fenike sikkesi ile bölgeye özgü cam koku kapları bulunduDoğu Meydanı'nda mozaikli bir yapı kalıntısına ulaştıklarını aktaran Bilgin, caddenin mühendislik özelliklerinin dikkat çekici olduğuna işaret ederek, Caddenin genişliği 3 ila 5 metre arasında değişiyor. Altında yaklaşık 1 metre derinliğinde kanalizasyon sistemi bulunuyor. Taş döşemelerin eğime uygun yerleştirilmesi sayesinde depremlere rağmen zeminde kayma yaşanmamış. diye konuştu.Kazılarda Aspendos'un ticaret hayatına ilişkin önemli bulgular da elde ettiklerini bildiren Bilgin, iki katlı dükkanlar ve stoa kompleksinde Fenike sikkesi ile bölgeye özgü cam koku kapları bulunduğunu belirtti.Bu bulguların Aspendos'un Suriye ve Filistin gibi Doğu Akdeniz coğrafyalarıyla ticari ilişkilerini ortaya koyduğunu vurgulayan Bilgin, ortaya çıkarılan ekmek fırınının ise antik dönemdeki günlük yaşam ve mimariye ilişkin önemli bilgiler sunduğunu sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Antalya Haberleri — SÜLEYMAN ELÇİN - Antalya'nın Serik ilçesindeki Aspendos Antik Kenti'nde, tiyatro ile akropolisi birbirine bağlayan yaklaşık 2 bin yıllık tiyatro caddesi gün yüzüne çıkarıldı.Pamphylia'nın en önemli antik kentlerinden biri olan Aspendos'ta Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Bilgin başkanlığında 2022'den bu yana sürdürülen kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığının Geleceğe Miras Projesi kapsamında hız kazandı.Kazılar sonucunda antik tiyatroyu akropolise bağlayan yaklaşık 300 metrelik cadde ortaya çıkarılırken, güzergah üzerinde iyi korunmuş bir ekmek fırını, kamu yapıları, sivil konutlar, anıtsal kapı ve gelişmiş altyapı sistemine ait önemli bulgulara ulaşıldı.Aspendos Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Bilgin, AA muhabirine, bugüne kadar tiyatrosu ve su kemerleriyle tanınan antik kentin, akropoliste yer alan anıtsal yapılarıyla da ziyaretçilere yeni bir deneyim sunacağını söyledi.Tiyatro Caddesi'nde iki yıldır yürüttükleri çalışmaların tamamlanma aşamasına geldiğini belirten Bilgin, Yaklaşık 300 metrelik bölümü ortaya çıkardık. Ziyaretçilerimiz artık tiyatrodan antik bir yolu takip ederek akropolise çıkabilecek. Burası antik dönemde Aspendos'un en yoğun kullanılan şehir içi ulaşım arterlerinden biriydi. Cadde boyunca kamu yapıları, sivil konutlar ve anıtsal kapıyı büyük ölçüde ortaya çıkardık. dedi.Bilgin, caddenin doğu sur kapısının dışında antik kentin doğu nekropolisini de tespit ettiklerini ifade ederek, burada bulunan Klasik Dönem'e ait mezarın, alanın MÖ 5. yüzyılın sonlarından itibaren mezarlık olarak kullanıldığını gösterdiğini anlattı.Fenike sikkesi ile bölgeye özgü cam koku kapları bulunduDoğu Meydanı'nda mozaikli bir yapı kalıntısına ulaştıklarını aktaran Bilgin, caddenin mühendislik özelliklerinin dikkat çekici olduğuna işaret ederek, Caddenin genişliği 3 ila 5 metre arasında değişiyor. Altında yaklaşık 1 metre derinliğinde kanalizasyon sistemi bulunuyor. Taş döşemelerin eğime uygun yerleştirilmesi sayesinde depremlere rağmen zeminde kayma yaşanmamış. diye konuştu.Kazılarda Aspendos'un ticaret hayatına ilişkin önemli bulgular da elde ettiklerini bildiren Bilgin, iki katlı dükkanlar ve stoa kompleksinde Fenike sikkesi ile bölgeye özgü cam koku kapları bulunduğunu belirtti.Bu bulguların Aspendos'un Suriye ve Filistin gibi Doğu Akdeniz coğrafyalarıyla ticari ilişkilerini ortaya koyduğunu vurgulayan Bilgin, ortaya çıkarılan ekmek fırınının ise antik dönemdeki günlük yaşam ve mimariye ilişkin önemli bilgiler sunduğunu sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/aspendos-un-yaklasik-2-bin-yillik-ana-caddesi-yeniden-hayat-buldu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>MOSFED'den nitelikli insan kaynağı vurgusu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/mosfed-den-nitelikli-insan-kaynagi-vurgusu/882121/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/mosfed-den-nitelikli-insan-kaynagi-vurgusu/882121/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:06:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — MOSFED Başkanı Ahmet Güleç: - Rekabet artık üretim kapasitesiyle değil bilgi, tasarım, yaratıcılık, inovasyon ve entelektüel sermaye ile şekilleniyor. İhracatın sürdürülebilirliği ise üretimi katma değere dönüştürecek nitelikli insan kaynağıyla mümkün]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç, rekabetin artık üretim kapasitesiyle değil bilgi, tasarım, yaratıcılık, inovasyon ve entelektüel sermaye ile şekillendiğini belirterek, İhracatın sürdürülebilirliği ise üretimi katma değere dönüştürecek nitelikli insan kaynağıyla mümkün. ifadesini kullandı.MOSFED'den yapılan açıklamaya göre, üretim kapasitesi, tasarım gücü, lojistik altyapısı ve markalaşma yatırımlarıyla dünyanın en büyük 10 mobilya üreticisi ve ihracatçısı arasında yer alan Türkiye mobilya sektörü, küresel pazarlardaki büyümesini sürdürürken en kritik sorunlarından biri olan nitelikli insan kaynağı eksikliğiyle karşı karşıya bulunuyor.14 milyar dolarlık üretim hacmi, 5 milyar dolara yaklaşan ihracatı ve doğrudan ve dolaylı yaklaşık 500 bin kişiye sağladığı istihdamla mobilya sanayisi, Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörleri arasında.Açıklamada görüşlerine yer verilen MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, Türkiye'nin son çeyrek asırda üretim, tasarım, lojistik ve markalaşma alanlarında önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini belirtti.Artık yeni dönemin odağında katma değerli büyümenin bulunduğunu kaydeden Güleç, Dünya mobilya ihracatından aldığımız payı binde 3 seviyesinden yaklaşık yüzde 2 seviyesine taşıdık. Bugün artık stratejimizi yalnızca yeni pazar arayışı üzerine değil pazar çeşitliliği, katma değer artışı, özgün tasarım, markalaşma ve güçlü tedarik zinciri üzerine kuruyoruz. Çünkü küresel rekabette önemli olan yalnızca üretmek değil doğru pazarda, doğru ürün, güçlü tasarım dili ve doğru marka algısıyla konumlanabilmektir. ifadelerini kullandı.Güleç, mobilya sektörünün bugün yalnızca daha fazla üretim yapacak insan kaynağına değil, tasarım geliştirecek, dijital üretim teknolojilerini kullanacak ve markalaşma süreçlerini yönetecek nitelikli insan kaynağına ihtiyaç duyduğunu belirterek, sektörün rekabet gücünün artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil, üretime değer katan bilgi ve yetkinliklerle ölçüldüğünü kaydetti.Sektörde üretimin her halkasında yetişmiş insan kaynağına ihtiyaç duyduklarını ifade eden Güleç, sektörün sürdürülebilir büyümesi ve ihracat hedeflerine ulaşmasının bu açığın kapatılmasına bağlı olduğunu bildirdi.Üretim kültürü ve zanaatkarlık meslek liselerinde başlıyorGüleç, nitelikli insan kaynağının yetişmesinde meslek liselerinin kritik rol üstlendiğini belirterek, Üretim kültürü ve zanaatkarlık meslek liselerinde başlıyor. Gençlerin bu okullara yönelmesini sağlayacak yeni bir yaklaşım geliştirmeli, mobilya alanındaki meslek liselerini günümüz teknolojilerine uygun şekilde yeniden yapılandırmalıyız. değerlendirmesini yaptı.CNC teknolojileri, robotik üretim sistemleri, CAD/CAM yazılımları, otomasyon ve yapay zeka destekli üretim süreçlerini bilen teknik insan kaynağının yetişmesinin sektörün geleceği açısından kritik önem taşıdığını vurgulayan Güleç, şunları kaydetti:Geleceğin ustası yalnızca güçlü el becerisine sahip kişi olmayacak; aynı zamanda tasarım okuryazarlığı bulunan, dijital üretim teknolojilerini kullanan, veriyi okuyabilen ve yeni nesil üretim sistemlerini yöneten profesyonel olacak. Günümüzde artık akıllı mobilyalardan akıllı evlerden akıllı yaşam alanlarından bahsediyoruz. Yanı sıra çevreyle uyumlu sürdürülebilirlik DNA'sı güçlü ürün ve çözümler gündemde. Eko-tasarımı odağına alan bu dönüşüm ancak nitelikli insan kaynağı ile sağlanabilir.Güleç, her yıl üniversitelere kayıt yaptıran 1 milyonu aşkın öğrencinin mobilya sektörünün sunduğu kariyer olanaklarını da değerlendirmesi gerektiğini belirterek, Meslek liselerinden üniversitelere kadar ilgili alanlarda eğitim alan gençler için sektörümüzde güçlü bir istihdam potansiyeli bulunuyor. Mobilya sektörünün geleceği yalnızca daha fazla fabrika kurmakta değil daha fazla tasarımcı, mühendis, tekniker, usta ve marka yöneticisi yetiştirmektedir. Biz sektör olarak bu insan kaynağını yetiştirmek ve istihdam etmek için her türlü işbirliğine hazırız. açıklamasında bulundu.Mobilya sektörünün yalnızca fiziksel ürün üretmediğini aynı zamanda tasarım, marka değeri ve entelektüel sermaye ürettiğini de ifade eden Güleç, şunları kaydetti:Küresel pazarlarda fark yaratan artık yalnızca ürünün kendisi değil arkasındaki bilgi birikimi, tasarım kültürü ve inovasyon kapasitesidir. Bugün şirketler yalnızca finansmana değil görünürlüğe, farklılaşmaya ve uluslararası pazarlarda doğru konumlanmaya da ihtiyaç duyuyor. Rekabet artık üretim kapasitesiyle değil bilgi, tasarım, yaratıcılık, inovasyon ve entelektüel sermaye ile şekilleniyor. İhracatın sürdürülebilirliği ise üretimi katma değere dönüştürecek nitelikli insan kaynağıyla mümkün.Güleç, nitelikli iş gücünün artırılması amacıyla eğitim kurumlarıyla işbirliklerini sürdürdüklerini de ifade etti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç, rekabetin artık üretim kapasitesiyle değil bilgi, tasarım, yaratıcılık, inovasyon ve entelektüel sermaye ile şekillendiğini belirterek, İhracatın sürdürülebilirliği ise üretimi katma değere dönüştürecek nitelikli insan kaynağıyla mümkün. ifadesini kullandı.MOSFED'den yapılan açıklamaya göre, üretim kapasitesi, tasarım gücü, lojistik altyapısı ve markalaşma yatırımlarıyla dünyanın en büyük 10 mobilya üreticisi ve ihracatçısı arasında yer alan Türkiye mobilya sektörü, küresel pazarlardaki büyümesini sürdürürken en kritik sorunlarından biri olan nitelikli insan kaynağı eksikliğiyle karşı karşıya bulunuyor.14 milyar dolarlık üretim hacmi, 5 milyar dolara yaklaşan ihracatı ve doğrudan ve dolaylı yaklaşık 500 bin kişiye sağladığı istihdamla mobilya sanayisi, Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörleri arasında.Açıklamada görüşlerine yer verilen MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, Türkiye'nin son çeyrek asırda üretim, tasarım, lojistik ve markalaşma alanlarında önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini belirtti.Artık yeni dönemin odağında katma değerli büyümenin bulunduğunu kaydeden Güleç, Dünya mobilya ihracatından aldığımız payı binde 3 seviyesinden yaklaşık yüzde 2 seviyesine taşıdık. Bugün artık stratejimizi yalnızca yeni pazar arayışı üzerine değil pazar çeşitliliği, katma değer artışı, özgün tasarım, markalaşma ve güçlü tedarik zinciri üzerine kuruyoruz. Çünkü küresel rekabette önemli olan yalnızca üretmek değil doğru pazarda, doğru ürün, güçlü tasarım dili ve doğru marka algısıyla konumlanabilmektir. ifadelerini kullandı.Güleç, mobilya sektörünün bugün yalnızca daha fazla üretim yapacak insan kaynağına değil, tasarım geliştirecek, dijital üretim teknolojilerini kullanacak ve markalaşma süreçlerini yönetecek nitelikli insan kaynağına ihtiyaç duyduğunu belirterek, sektörün rekabet gücünün artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil, üretime değer katan bilgi ve yetkinliklerle ölçüldüğünü kaydetti.Sektörde üretimin her halkasında yetişmiş insan kaynağına ihtiyaç duyduklarını ifade eden Güleç, sektörün sürdürülebilir büyümesi ve ihracat hedeflerine ulaşmasının bu açığın kapatılmasına bağlı olduğunu bildirdi.Üretim kültürü ve zanaatkarlık meslek liselerinde başlıyorGüleç, nitelikli insan kaynağının yetişmesinde meslek liselerinin kritik rol üstlendiğini belirterek, Üretim kültürü ve zanaatkarlık meslek liselerinde başlıyor. Gençlerin bu okullara yönelmesini sağlayacak yeni bir yaklaşım geliştirmeli, mobilya alanındaki meslek liselerini günümüz teknolojilerine uygun şekilde yeniden yapılandırmalıyız. değerlendirmesini yaptı.CNC teknolojileri, robotik üretim sistemleri, CAD/CAM yazılımları, otomasyon ve yapay zeka destekli üretim süreçlerini bilen teknik insan kaynağının yetişmesinin sektörün geleceği açısından kritik önem taşıdığını vurgulayan Güleç, şunları kaydetti:Geleceğin ustası yalnızca güçlü el becerisine sahip kişi olmayacak; aynı zamanda tasarım okuryazarlığı bulunan, dijital üretim teknolojilerini kullanan, veriyi okuyabilen ve yeni nesil üretim sistemlerini yöneten profesyonel olacak. Günümüzde artık akıllı mobilyalardan akıllı evlerden akıllı yaşam alanlarından bahsediyoruz. Yanı sıra çevreyle uyumlu sürdürülebilirlik DNA'sı güçlü ürün ve çözümler gündemde. Eko-tasarımı odağına alan bu dönüşüm ancak nitelikli insan kaynağı ile sağlanabilir.Güleç, her yıl üniversitelere kayıt yaptıran 1 milyonu aşkın öğrencinin mobilya sektörünün sunduğu kariyer olanaklarını da değerlendirmesi gerektiğini belirterek, Meslek liselerinden üniversitelere kadar ilgili alanlarda eğitim alan gençler için sektörümüzde güçlü bir istihdam potansiyeli bulunuyor. Mobilya sektörünün geleceği yalnızca daha fazla fabrika kurmakta değil daha fazla tasarımcı, mühendis, tekniker, usta ve marka yöneticisi yetiştirmektedir. Biz sektör olarak bu insan kaynağını yetiştirmek ve istihdam etmek için her türlü işbirliğine hazırız. açıklamasında bulundu.Mobilya sektörünün yalnızca fiziksel ürün üretmediğini aynı zamanda tasarım, marka değeri ve entelektüel sermaye ürettiğini de ifade eden Güleç, şunları kaydetti:Küresel pazarlarda fark yaratan artık yalnızca ürünün kendisi değil arkasındaki bilgi birikimi, tasarım kültürü ve inovasyon kapasitesidir. Bugün şirketler yalnızca finansmana değil görünürlüğe, farklılaşmaya ve uluslararası pazarlarda doğru konumlanmaya da ihtiyaç duyuyor. Rekabet artık üretim kapasitesiyle değil bilgi, tasarım, yaratıcılık, inovasyon ve entelektüel sermaye ile şekilleniyor. İhracatın sürdürülebilirliği ise üretimi katma değere dönüştürecek nitelikli insan kaynağıyla mümkün.Güleç, nitelikli iş gücünün artırılması amacıyla eğitim kurumlarıyla işbirliklerini sürdürdüklerini de ifade etti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Afyonkarahisar'da gönüllü akademisyenler, devlet himayesindeki çocukların müzik yeteneklerini geliştiriyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/afyonkarahisar-da-gonullu-akademisyenler-devlet-himayesindeki-cocuklarin-muzik-yeteneklerini-gelistiriyor/882120/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/afyonkarahisar-da-gonullu-akademisyenler-devlet-himayesindeki-cocuklarin-muzik-yeteneklerini-gelistiriyor/882120/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:03:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Afyonkarahisar — AKÜ Devlet Konservatuvarı Müdür Yardımcısı Emrah Kalın: - İlerleyen günlerde konserler planlıyoruz. Konserlerimiz öncelikle Afyonkarahisar'da başlayacak. Daha sonra ülkemizdeki çeşitli illerde özel gün, özel haftalarda olacak şekilde konser planlarımız var. Hatta yurt dışında da konserler düşünüyoruz - Projede yer alan çocuklardan M.K: - Enstrüman çalmak ve türkü söylemek beni çok rahatlatıyor. Eğitimler çok eğlenceli geçiyor ve bir sonraki haftayı heyecanla bekliyoruz. Farklı illerde konserler vereceğimiz için çok mutluyum]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Afyonkarahisar Haberleri — ARİF YAVUZ - Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) ile Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü işbirliğinde hayata geçirilen proje kapsamında, devlet himayesindeki çocuklar gönüllü akademisyenlerden Türk halk müziği eğitimi alarak, sahne deneyimine hazırlanıyor.AKÜ ile Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü arasında, devlet himayesindeki çocukların müzikal yeteneklerinin keşfedilmesi ve psikososyal gelişimlerine katkı sağlanması amacıyla işbirliği protokolü imzalandı.Bu kapsamda AKÜ Devlet Konservatuvarı Müdür Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Emrah Kalın öncülüğünde, kentte devlet himayesindeki 84 çocuğun müziğe ilgisi bire bir görüşmelerle değerlendirildi.Proje kapsamında seçilen 24 çocuk, konservatuvarda gönüllü olarak görev alan 4 akademisyen ile 3 müzik eğitimcisinden Türk halk müziği eğitimi almaya başladı.Kalın, AA muhabirine, seçilen öğrencilerden MEVA Türk Halk Müziği Çocuk ve Gençlik Topluluğu adını verdikleri bir grup oluşturduklarını, ardından bireysel enstrüman ve repertuvar eğitimlerine başladıklarını söyledi.Yaklaşık bir aydır devam eden eğitimleri haftada iki gün verdiklerini ifade eden Kalın, Korist ve solist yetiştirmek üzere çalıştığımız çocuklarımız var. Bir grup çocuğumuz da bireysel çalgı eğitimi alıyor. Bu çalgıların içerisinde bağlama, kabak kemane ve kavalın yanı sıra vurmalı çalgılar var. Yani Türk halk müziğine özgü çalgılar var. dedi.Bu işi kendi köklerimize bağlı olarak yani Türk halk müziği eğitimiyle gerçekleştiriyoruzKalın, çocukların müzik eğitimini benimsediklerini ve sürece güçlü bir aidiyet duygusuyla katıldıklarını vurguladı.Kendisinin de toplulukla her hafta buluşma arzusunun olduğunu aktaran Kalın, Bu arzuyu çocuklarda da görüyorum, çok hevesliler. Bizim için önemli olan da zaten bu. Bu işi kendi köklerimize bağlı olarak yani Türk halk müziği eğitimiyle gerçekleştiriyoruz. Kendi geleneğimizle ve geçmişimizle bağlantı kurabiliyorlar. Bu anlamda açıkçası ayrıca mutluyuz. Aidiyetlerini ciddi anlamda gözlemleyebiliyorum. diye konuştu.Kalın, topluluğun öncelikli amacının çocuklarda özgüven, sorumluluk alma, paylaşma ve öğretme duygularını geliştirmek olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:İlerleyen günlerde konserler planlıyoruz. Konserlerimiz öncelikle Afyonkarahisar'da başlayacak. Daha sonra ülkemizdeki çeşitli illerde özel gün, özel haftalarda olacak şekilde konser planlarımız var. Hatta yurt dışında da konserler düşünüyoruz. Ayrıca, süreçte çocuklarımızın yeteneklerini bu anlamda mesleki olarak müzik eğitimine yönelmeleri noktalarında yine mentorluk hizmetlerimizi devam ettireceğiz.Enstrüman çalmak ve türkü söylemek beni çok rahatlatıyorKabak kemane eğitimi alan çocuklardan M.K, projeye katıldığı için çok mutlu olduğunu ve eğitimlerin çok eğlenceli geçtiğini dile getirdi.Projenin kendi gelişimine katkı vereceğini düşündüğünü aktaran M.K, Enstrüman çalmak ve türkü söylemek beni çok rahatlatıyor. Eğitimler çok eğlenceli geçiyor ve bir sonraki haftayı heyecanla bekliyoruz. Farklı illerde konserler vereceğimiz için çok mutluyum. Bu projede yer aldığımız için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Mahinur Özdemir Göktaş'a ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. dedi.Bağlama çalmayı öğrenen S.Ç. ise proje sayesinde müziğe ilgisinin daha çok arttığını kaydetti.Eğitimlerin kendisi açısından çok iyi gittiğine değinen S.Ç, Hiç elime bağlama almamıştım. Burada öğreniyorum ve çok hevesliyim. Müzik konusunda kendimi daha çok geliştirerek konservatuvar okumayı hedefliyorum. İlerleyen yıllarda bağlama çalan bir sanatçı olmayı çok istiyorum. ifadesini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Afyonkarahisar Haberleri — ARİF YAVUZ - Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) ile Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü işbirliğinde hayata geçirilen proje kapsamında, devlet himayesindeki çocuklar gönüllü akademisyenlerden Türk halk müziği eğitimi alarak, sahne deneyimine hazırlanıyor.AKÜ ile Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü arasında, devlet himayesindeki çocukların müzikal yeteneklerinin keşfedilmesi ve psikososyal gelişimlerine katkı sağlanması amacıyla işbirliği protokolü imzalandı.Bu kapsamda AKÜ Devlet Konservatuvarı Müdür Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Emrah Kalın öncülüğünde, kentte devlet himayesindeki 84 çocuğun müziğe ilgisi bire bir görüşmelerle değerlendirildi.Proje kapsamında seçilen 24 çocuk, konservatuvarda gönüllü olarak görev alan 4 akademisyen ile 3 müzik eğitimcisinden Türk halk müziği eğitimi almaya başladı.Kalın, AA muhabirine, seçilen öğrencilerden MEVA Türk Halk Müziği Çocuk ve Gençlik Topluluğu adını verdikleri bir grup oluşturduklarını, ardından bireysel enstrüman ve repertuvar eğitimlerine başladıklarını söyledi.Yaklaşık bir aydır devam eden eğitimleri haftada iki gün verdiklerini ifade eden Kalın, Korist ve solist yetiştirmek üzere çalıştığımız çocuklarımız var. Bir grup çocuğumuz da bireysel çalgı eğitimi alıyor. Bu çalgıların içerisinde bağlama, kabak kemane ve kavalın yanı sıra vurmalı çalgılar var. Yani Türk halk müziğine özgü çalgılar var. dedi.Bu işi kendi köklerimize bağlı olarak yani Türk halk müziği eğitimiyle gerçekleştiriyoruzKalın, çocukların müzik eğitimini benimsediklerini ve sürece güçlü bir aidiyet duygusuyla katıldıklarını vurguladı.Kendisinin de toplulukla her hafta buluşma arzusunun olduğunu aktaran Kalın, Bu arzuyu çocuklarda da görüyorum, çok hevesliler. Bizim için önemli olan da zaten bu. Bu işi kendi köklerimize bağlı olarak yani Türk halk müziği eğitimiyle gerçekleştiriyoruz. Kendi geleneğimizle ve geçmişimizle bağlantı kurabiliyorlar. Bu anlamda açıkçası ayrıca mutluyuz. Aidiyetlerini ciddi anlamda gözlemleyebiliyorum. diye konuştu.Kalın, topluluğun öncelikli amacının çocuklarda özgüven, sorumluluk alma, paylaşma ve öğretme duygularını geliştirmek olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:İlerleyen günlerde konserler planlıyoruz. Konserlerimiz öncelikle Afyonkarahisar'da başlayacak. Daha sonra ülkemizdeki çeşitli illerde özel gün, özel haftalarda olacak şekilde konser planlarımız var. Hatta yurt dışında da konserler düşünüyoruz. Ayrıca, süreçte çocuklarımızın yeteneklerini bu anlamda mesleki olarak müzik eğitimine yönelmeleri noktalarında yine mentorluk hizmetlerimizi devam ettireceğiz.Enstrüman çalmak ve türkü söylemek beni çok rahatlatıyorKabak kemane eğitimi alan çocuklardan M.K, projeye katıldığı için çok mutlu olduğunu ve eğitimlerin çok eğlenceli geçtiğini dile getirdi.Projenin kendi gelişimine katkı vereceğini düşündüğünü aktaran M.K, Enstrüman çalmak ve türkü söylemek beni çok rahatlatıyor. Eğitimler çok eğlenceli geçiyor ve bir sonraki haftayı heyecanla bekliyoruz. Farklı illerde konserler vereceğimiz için çok mutluyum. Bu projede yer aldığımız için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Mahinur Özdemir Göktaş'a ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. dedi.Bağlama çalmayı öğrenen S.Ç. ise proje sayesinde müziğe ilgisinin daha çok arttığını kaydetti.Eğitimlerin kendisi açısından çok iyi gittiğine değinen S.Ç, Hiç elime bağlama almamıştım. Burada öğreniyorum ve çok hevesliyim. Müzik konusunda kendimi daha çok geliştirerek konservatuvar okumayı hedefliyorum. İlerleyen yıllarda bağlama çalan bir sanatçı olmayı çok istiyorum. ifadesini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/afyonkarahisar-da-gonullu-akademisyenler-devlet-himayesindeki-cocuklarin-muzik-yeteneklerini-gelistiriyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Öğrenciler yaz tatilinde de 4 ildeki okullar için sıra, masa ve dolap üretiyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ogrenciler-yaz-tatilinde-de-4-ildeki-okullar-icin-sira-masa-ve-dolap-uretiyor/882119/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ogrenciler-yaz-tatilinde-de-4-ildeki-okullar-icin-sira-masa-ve-dolap-uretiyor/882119/</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:03:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Diyarbakır — Diyarbakır Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin ürettiği sıra, masa ve dolaplar, Diyarbakır, Şırnak, Muş ve Bitlis'teki okulların ihtiyaçlarını karşılıyor - Lise Müdürü Deniz Işın: - Şu ana kadar 6 milyon lira ciro yaptık. Bu yıl hedefimiz 14 milyon lira ciroya ulaşmak. Yıl sonuna kadar siparişini aldığımız ürünleri teslim edip hedefimize ulaşmak istiyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Diyarbakır Haberleri — ÖMER YASİN ERGİN - Diyarbakır Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde eğitim gören 15 öğrenci, yaz tatilinde döner sermaye kapsamında okulun atölyelerinde öğretmenleriyle çalışarak 4 ildeki okullar için sıra, masa ve dolap üretiyor.Merkez Yenişehir ilçesindeki lisede, döner sermaye çalışmaları kapsamında mobilya, iç mekan ve metal teknolojisi atölyelerinde üretim yapılıyor.Kentin yanı sıra birçok ilden resmi kurum ve özel kuruluşlardan alınan siparişlerin yetiştirilmeye çalışıldığı lisede, bu yıl 14 milyon lira ciro hedefiyle hummalı çalışma yürütülüyor.Bu alanlarda öğrenim gören 15 öğrenci de yaz tatilinde döner sermaye kapsamında okulun atölyelerinde öğretmenleriyle çalışarak Diyarbakır, Şırnak, Muş ve Bitlis'teki okullar için sıra, masa ve dolap yapıyor.Bu sayede kendilerini geliştirme imkanı bulan ve gelir elde eden öğrenciler, teorik bilgileri atölyede pratiğe dönüştürerek sektörün ihtiyaç duyduğu bilgi ve becerileri uygulamalı olarak öğreniyor.Çocuklarımıza ve ailelerine yan gelir sağlanıyorDiyarbakır Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Deniz Işın, AA muhabirine, 4 ildeki okulların​​​​​​​ ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla atölyelerde sıra, masa ve dolap yapımına devam ettiklerini söyledi.Kentte sıcak havanın etkisini sürdürmesine rağmen çalışmalarına devam ettiklerini belirten Işın, şunları kaydetti:Bu kapsamda 2 bin 250 masa ve sıra ile 800 dolap üretiyoruz. Bunları Diyarbakır, Muş, Bitlis ve Şırnak'taki farklı okullara eğitim-öğretim başlamadan teslim etmeyi amaçlıyoruz. Şu anda yapım aşamasının yüzde 80'ine yaklaştık. Okullar başlamadan bu okullarımızın ihtiyacını karşılayacağız. Meslek lisesi olduğumuz için esas hedefimiz üretim. Çocuklarımız mezun olup iş piyasasına girmeden okullarımızda üretim safhasına geçiyor. Bu sayede çocuklarımıza ve ailelerine yan gelir sağlanıyor.Diğer bölümlerde de döner sermaye çalışmasını hayata geçirerek hem öğrencilere katkı sağlamak hem de mesleki anlamda becerikli öğrenciler yetiştirmeyi amaçladıklarını anlatan Işın, şöyle konuştu:Şu ana kadar 6 milyon lira ciro yaptık. Bu yıl hedefimiz 14 milyon lira ciroya ulaşmak. Yıl sonuna kadar siparişini aldığımız ürünleri teslim edip hedefimize ulaşmak istiyoruz. Böylelikle öğretmen, öğrenci ve okulumuza büyük katkı sağlanacaktır. Yaz sıcağı olmasına rağmen çocuklar gelip burada çalışıyor. Aldıkları ücretle hem kendileri mutlu oluyor hem de ürettikleri sıra ve masalarla da illerdeki kardeşlerinin ihtiyaçlarını karşılamanın mutluluğunu yaşıyor. Öğrenciler, burada edindikleri meslek alışkanlıklarıyla iş piyasasına girdiklerinde rahatlıkla bu işleri yapacak becerilere sahip oluyorlar.Kazandığım parayla ihtiyaçlarımı gideriyorumMobilya ve iç mekan bölümü 12. sınıf öğrencisi Kadri Filiz de okuldaki atölye sayesinde pratik bilgi öğrendiğini, mesleki anlamda kendisini geliştirdiğini söyledi.Diyarbakır'da etkisini sürdüren sıcak havaya rağmen çalışmaya devam ettiğini ifade eden Filiz, Burada yaptığımız yeni sıra ve masaları çevre illerdeki okullara gönderiyoruz, bu da beni çok mutlu ediyor. Atölyede çalışarak kazandığım parayla ihtiyaçlarımı gideriyorum, aileme destek oluyorum. Hedefim mobilyacı olmak ve iş yerimi açmaktır. ifadelerini kullandı.Metal teknolojisi 11. sınıf öğrencisi Ali Fuat Sana ise yaz tatilini atölyede meslek öğrenerek geçirdiğini dile getirdi.Öğretmenlerinin gözetiminde sıra ve masa üretimi için kaynak yaptıklarını aktaran Sana, bu sayede tecrübe kazandıklarını kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Diyarbakır Haberleri — ÖMER YASİN ERGİN - Diyarbakır Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde eğitim gören 15 öğrenci, yaz tatilinde döner sermaye kapsamında okulun atölyelerinde öğretmenleriyle çalışarak 4 ildeki okullar için sıra, masa ve dolap üretiyor.Merkez Yenişehir ilçesindeki lisede, döner sermaye çalışmaları kapsamında mobilya, iç mekan ve metal teknolojisi atölyelerinde üretim yapılıyor.Kentin yanı sıra birçok ilden resmi kurum ve özel kuruluşlardan alınan siparişlerin yetiştirilmeye çalışıldığı lisede, bu yıl 14 milyon lira ciro hedefiyle hummalı çalışma yürütülüyor.Bu alanlarda öğrenim gören 15 öğrenci de yaz tatilinde döner sermaye kapsamında okulun atölyelerinde öğretmenleriyle çalışarak Diyarbakır, Şırnak, Muş ve Bitlis'teki okullar için sıra, masa ve dolap yapıyor.Bu sayede kendilerini geliştirme imkanı bulan ve gelir elde eden öğrenciler, teorik bilgileri atölyede pratiğe dönüştürerek sektörün ihtiyaç duyduğu bilgi ve becerileri uygulamalı olarak öğreniyor.Çocuklarımıza ve ailelerine yan gelir sağlanıyorDiyarbakır Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Deniz Işın, AA muhabirine, 4 ildeki okulların​​​​​​​ ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla atölyelerde sıra, masa ve dolap yapımına devam ettiklerini söyledi.Kentte sıcak havanın etkisini sürdürmesine rağmen çalışmalarına devam ettiklerini belirten Işın, şunları kaydetti:Bu kapsamda 2 bin 250 masa ve sıra ile 800 dolap üretiyoruz. Bunları Diyarbakır, Muş, Bitlis ve Şırnak'taki farklı okullara eğitim-öğretim başlamadan teslim etmeyi amaçlıyoruz. Şu anda yapım aşamasının yüzde 80'ine yaklaştık. Okullar başlamadan bu okullarımızın ihtiyacını karşılayacağız. Meslek lisesi olduğumuz için esas hedefimiz üretim. Çocuklarımız mezun olup iş piyasasına girmeden okullarımızda üretim safhasına geçiyor. Bu sayede çocuklarımıza ve ailelerine yan gelir sağlanıyor.Diğer bölümlerde de döner sermaye çalışmasını hayata geçirerek hem öğrencilere katkı sağlamak hem de mesleki anlamda becerikli öğrenciler yetiştirmeyi amaçladıklarını anlatan Işın, şöyle konuştu:Şu ana kadar 6 milyon lira ciro yaptık. Bu yıl hedefimiz 14 milyon lira ciroya ulaşmak. Yıl sonuna kadar siparişini aldığımız ürünleri teslim edip hedefimize ulaşmak istiyoruz. Böylelikle öğretmen, öğrenci ve okulumuza büyük katkı sağlanacaktır. Yaz sıcağı olmasına rağmen çocuklar gelip burada çalışıyor. Aldıkları ücretle hem kendileri mutlu oluyor hem de ürettikleri sıra ve masalarla da illerdeki kardeşlerinin ihtiyaçlarını karşılamanın mutluluğunu yaşıyor. Öğrenciler, burada edindikleri meslek alışkanlıklarıyla iş piyasasına girdiklerinde rahatlıkla bu işleri yapacak becerilere sahip oluyorlar.Kazandığım parayla ihtiyaçlarımı gideriyorumMobilya ve iç mekan bölümü 12. sınıf öğrencisi Kadri Filiz de okuldaki atölye sayesinde pratik bilgi öğrendiğini, mesleki anlamda kendisini geliştirdiğini söyledi.Diyarbakır'da etkisini sürdüren sıcak havaya rağmen çalışmaya devam ettiğini ifade eden Filiz, Burada yaptığımız yeni sıra ve masaları çevre illerdeki okullara gönderiyoruz, bu da beni çok mutlu ediyor. Atölyede çalışarak kazandığım parayla ihtiyaçlarımı gideriyorum, aileme destek oluyorum. Hedefim mobilyacı olmak ve iş yerimi açmaktır. ifadelerini kullandı.Metal teknolojisi 11. sınıf öğrencisi Ali Fuat Sana ise yaz tatilini atölyede meslek öğrenerek geçirdiğini dile getirdi.Öğretmenlerinin gözetiminde sıra ve masa üretimi için kaynak yaptıklarını aktaran Sana, bu sayede tecrübe kazandıklarını kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/ogrenciler-yaz-tatilinde-de-4-ildeki-okullar-icin-sira-masa-ve-dolap-uretiyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
