<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Batman'da çaya düştükten sonra kaybolan çocuğun cansız bedeni bulundu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/batman-da-caya-dustukten-sonra-kaybolan-cocugun-cansiz-bedeni-bulundu/916791/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/batman-da-caya-dustukten-sonra-kaybolan-cocugun-cansiz-bedeni-bulundu/916791/</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:43:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Batman / Batman'da çaya düştükten sonra suda kaybolan çocuğun cansız bedeni ekiplerce bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Batman Haberleri : Batman'da çaya düştükten sonra suda kaybolan çocuğun cansız bedeni ekiplerce bulundu.Merkeze bağlı Balpınar beldesinde ailesiyle dün pikniğe giden Tuğba D. (14) ile Betül D, henüz bilinmeyen nedenle Batman Çayı'na düştü.Betül D. çevredekilerin yardımıyla sudan çıkarıldı, Tuğba D. ise akıntıya kapılarak kayboldu.İhbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık, Batman Belediyesi Su Altı Arama Kurtarma, Van Jandarma Arama Kurtarma Timleri (JAK), AFAD ve jandarma ekipleri sevk edildi.Çayda arama çalışması yürüten ekipler kayıp kızın cansız bedenini sudan çıkardı.Cenaze otopsi için Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna götürüldü.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Batman Haberleri : Batman'da çaya düştükten sonra suda kaybolan çocuğun cansız bedeni ekiplerce bulundu.Merkeze bağlı Balpınar beldesinde ailesiyle dün pikniğe giden Tuğba D. (14) ile Betül D, henüz bilinmeyen nedenle Batman Çayı'na düştü.Betül D. çevredekilerin yardımıyla sudan çıkarıldı, Tuğba D. ise akıntıya kapılarak kayboldu.İhbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık, Batman Belediyesi Su Altı Arama Kurtarma, Van Jandarma Arama Kurtarma Timleri (JAK), AFAD ve jandarma ekipleri sevk edildi.Çayda arama çalışması yürüten ekipler kayıp kızın cansız bedenini sudan çıkardı.Cenaze otopsi için Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna götürüldü.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/batman-da-caya-dustukten-sonra-kaybolan-cocugun-cansiz-bedeni-bulundu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Köy okulunda yapay zekadan robotik kodlamaya uygulamalı teknoloji eğitimi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/koy-okulunda-yapay-zekadan-robotik-kodlamaya-uygulamali-teknoloji-egitimi/916790/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/koy-okulunda-yapay-zekadan-robotik-kodlamaya-uygulamali-teknoloji-egitimi/916790/</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:43:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Erzincan / Erzincan'da Bilim ve Sanat Merkezince hazırlanan ve TÜBİTAK desteğiyle hayata geçirilen proje kapsamında, 8 köyden taşımalı eğitimle gelen 46 ortaokul öğrencisi, köy okulunda yapay zeka, robotik kodlama ve üç boyutlu tasarım teknolojileriyle buluşturuldu - Proje koordinatörü öğretmen Hamza Albayrak: - Etkinliklerin sonunda doğru kullanımla bu araçları hayatlarının bir parçası kılabileceklerini anladılar. Köyde de metropolde de yaşasalar bu imkanlara erişebileceklerini fark ettiler]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Erzincan Haberleri : KEMAL ÖZDEMİR - Erzincan'da 46 ortaokul öğrencisi, köy okulunda yapay zekadan robotik kodlamaya, üç boyutlu tasarımdan makine öğrenmesine kadar farklı teknoloji alanlarında uygulamalı eğitim aldı.TÜBİTAK Bilim ve Toplum Başkanlığının kırsaldaki dezavantajlı okullara yönelik bu yıl ilk kez açtığı destek çağrısı kapsamında, Erzincan Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) öncülüğünde, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi işbirliğinde hazırlanan Gelecek Yapay Zeka ile Güzelleşecek adlı proje uygulamaya konuldu.Proje kapsamında merkeze bağlı Yalınca köyündeki ortaokulda 3 gün boyunca teknoloji atölyeleri kuruldu.Sekiz köyden taşımalı eğitimle gelen 46 öğrenci, 10 uzman eğitmenin görev aldığı atölyelerde akıllı sera tasarımı, görüntü işleme, makine öğrenmesi, robotik kodlama, ders materyali geliştirme ve üç boyutlu yazıcı kullanımı gibi alanlarda uygulamalı eğitim aldı.Öğrenciler, eğitimler sayesinde yapay zeka ve robotik teknolojilerin günlük yaşamın yanı sıra tarım ve eğitim gibi alanlarda nasıl kullanılabileceğini uygulamalarla deneyimleme fırsatı buldu.Yapay zekayı kullanabilen bireyleri yetiştirmek zorundayızProje koordinatörü ve Erzincan BİLSEM öğretmeni Hamza Albayrak, AA muhabirine, TÜBİTAK'ın kırsaldaki çocukların ihtiyaçlarına dönük yeni bir destek programı başlattığını, kurum olarak bu çağrıya özel bir çalışma hazırladıklarını söyledi.Yapay zekanın tıpkı geçmişteki Sanayi Devrimi gibi köklü bir kırılma oluşturduğunu ifade eden Albayrak, şöyle konuştu:Yapay zeka hayatımızda daha birkaç yıl yer almasına rağmen birçok şeyi değiştirdi. Bugün yapay zekayı kullanabilen bireyleri yetiştirmek zorundayız çünkü gelecekte ihtiyaç duyduğumuz becerilerde bu araçları kullanan öğrenciler çok daha ön plana çıkacaktır. Bu anlayışla 10 etkinlikten oluşan bir program hazırladık. Projemizde akıllı sera tasarımından görüntü işleme ve makine öğrenmesine, robotik teknolojisinden ders materyalleri geliştirmeye ve üç boyutlu yazıcılara kadar geniş bir yelpazeyi çocuklara sunduk.Albayrak, öğrencilerin teknolojiyi doğru kullandıkları zaman ne kadar güçlü olduğunu ve ne denli etki edeceğini fark etmelerini istediklerini belirterek, çocuklarla ders içi etkinliklerinde hem yapay zekanın güçlü yönlerini hem de olası risklerini tartıştıklarını dile getirdi.Köyde de yaşasalar bu imkanlara erişebileceklerini fark ettilerÖğrencilerin başlangıçta yapay zeka ve robotik kodlamayı kendilerine çok uzak ve asla ulaşamayacakları bir teknoloji olarak gördüğünü anlatan Albayrak, Etkinliklerin sonunda ise doğru kullanımla bu araçları hayatlarının bir parçası kılabileceklerini anladılar. Köyde de metropolde de yaşasalar bu imkanlara erişebileceklerini fark ettiler. dedi.Çağlayan beldesinden taşımalı eğitimle gelen 6. sınıf öğrencisi Çınar Gül de atölye çalışmalarının son derece verimli geçtiğini belirterek, Burada robotlar yapıp resimler çiziyoruz ve üç boyutlu yazıcılarla tasarım yapıyoruz. Yapay zeka geliştikçe uçan arabalar, çalışan robotlar hayatımıza girebilir hatta robotlar köyde çalışan çiftçiler de olabilir. Babamın çiftliği ve restoranı var, robotlar babama oralarda yardım edebilir. diye konuştu.Telefonları sadece eğlence için değil, faydalı alanlarda değerlendireceğizÖğrencilerden 11 yaşındaki Devrim Güney Çolak ise edindikleri bilgilerin teknolojiye bakış açılarını bütünüyle değiştirdiğini ifade etti.Çolak, Yapay zekanın ne işe yaradığını öğrendik. Artık telefonlarımızı sadece eğlence için değil, yapay zekayı kullanarak faydalı alanlarda değerlendireceğiz. Örneğin yapay zekayla seralar kurulup içi ölçülebilir ve uyarı bildirimi gönderilebilir. Kişi teknolojiyi dikkatli kullanırsa bir tehlike doğmaz. Biz teknolojiyi dikkatli ve güzel kullanmalıyız. değerlendirmesinde bulundu.Livan Eren de bir köy okulunda bu düzeyde bir eğitim almaktan memnuniyet duyduğunu vurgulayarak, Öğretmenlerimiz sayesinde yapay zekayı kullanarak bitkilerin sağlık durumunu tespit etmeyi ve üç boyutlu yazıcı çalıştırmayı öğrendik. Bunun yanında teknolojideki her kaynağa güvenilmemesi gerektiğini, sosyal medyada kişisel bilgilerin paylaşılmasının doğuracağı güvenlik açıklarını ve internetteki dolandırıcılık risklerini konuştuk. Teknoloji doğru kullanıldığında sağlıkta, ekonomide ve savunmada çok büyük faydalar sağlayabiliyor. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Erzincan Haberleri : KEMAL ÖZDEMİR - Erzincan'da 46 ortaokul öğrencisi, köy okulunda yapay zekadan robotik kodlamaya, üç boyutlu tasarımdan makine öğrenmesine kadar farklı teknoloji alanlarında uygulamalı eğitim aldı.TÜBİTAK Bilim ve Toplum Başkanlığının kırsaldaki dezavantajlı okullara yönelik bu yıl ilk kez açtığı destek çağrısı kapsamında, Erzincan Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) öncülüğünde, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi işbirliğinde hazırlanan Gelecek Yapay Zeka ile Güzelleşecek adlı proje uygulamaya konuldu.Proje kapsamında merkeze bağlı Yalınca köyündeki ortaokulda 3 gün boyunca teknoloji atölyeleri kuruldu.Sekiz köyden taşımalı eğitimle gelen 46 öğrenci, 10 uzman eğitmenin görev aldığı atölyelerde akıllı sera tasarımı, görüntü işleme, makine öğrenmesi, robotik kodlama, ders materyali geliştirme ve üç boyutlu yazıcı kullanımı gibi alanlarda uygulamalı eğitim aldı.Öğrenciler, eğitimler sayesinde yapay zeka ve robotik teknolojilerin günlük yaşamın yanı sıra tarım ve eğitim gibi alanlarda nasıl kullanılabileceğini uygulamalarla deneyimleme fırsatı buldu.Yapay zekayı kullanabilen bireyleri yetiştirmek zorundayızProje koordinatörü ve Erzincan BİLSEM öğretmeni Hamza Albayrak, AA muhabirine, TÜBİTAK'ın kırsaldaki çocukların ihtiyaçlarına dönük yeni bir destek programı başlattığını, kurum olarak bu çağrıya özel bir çalışma hazırladıklarını söyledi.Yapay zekanın tıpkı geçmişteki Sanayi Devrimi gibi köklü bir kırılma oluşturduğunu ifade eden Albayrak, şöyle konuştu:Yapay zeka hayatımızda daha birkaç yıl yer almasına rağmen birçok şeyi değiştirdi. Bugün yapay zekayı kullanabilen bireyleri yetiştirmek zorundayız çünkü gelecekte ihtiyaç duyduğumuz becerilerde bu araçları kullanan öğrenciler çok daha ön plana çıkacaktır. Bu anlayışla 10 etkinlikten oluşan bir program hazırladık. Projemizde akıllı sera tasarımından görüntü işleme ve makine öğrenmesine, robotik teknolojisinden ders materyalleri geliştirmeye ve üç boyutlu yazıcılara kadar geniş bir yelpazeyi çocuklara sunduk.Albayrak, öğrencilerin teknolojiyi doğru kullandıkları zaman ne kadar güçlü olduğunu ve ne denli etki edeceğini fark etmelerini istediklerini belirterek, çocuklarla ders içi etkinliklerinde hem yapay zekanın güçlü yönlerini hem de olası risklerini tartıştıklarını dile getirdi.Köyde de yaşasalar bu imkanlara erişebileceklerini fark ettilerÖğrencilerin başlangıçta yapay zeka ve robotik kodlamayı kendilerine çok uzak ve asla ulaşamayacakları bir teknoloji olarak gördüğünü anlatan Albayrak, Etkinliklerin sonunda ise doğru kullanımla bu araçları hayatlarının bir parçası kılabileceklerini anladılar. Köyde de metropolde de yaşasalar bu imkanlara erişebileceklerini fark ettiler. dedi.Çağlayan beldesinden taşımalı eğitimle gelen 6. sınıf öğrencisi Çınar Gül de atölye çalışmalarının son derece verimli geçtiğini belirterek, Burada robotlar yapıp resimler çiziyoruz ve üç boyutlu yazıcılarla tasarım yapıyoruz. Yapay zeka geliştikçe uçan arabalar, çalışan robotlar hayatımıza girebilir hatta robotlar köyde çalışan çiftçiler de olabilir. Babamın çiftliği ve restoranı var, robotlar babama oralarda yardım edebilir. diye konuştu.Telefonları sadece eğlence için değil, faydalı alanlarda değerlendireceğizÖğrencilerden 11 yaşındaki Devrim Güney Çolak ise edindikleri bilgilerin teknolojiye bakış açılarını bütünüyle değiştirdiğini ifade etti.Çolak, Yapay zekanın ne işe yaradığını öğrendik. Artık telefonlarımızı sadece eğlence için değil, yapay zekayı kullanarak faydalı alanlarda değerlendireceğiz. Örneğin yapay zekayla seralar kurulup içi ölçülebilir ve uyarı bildirimi gönderilebilir. Kişi teknolojiyi dikkatli kullanırsa bir tehlike doğmaz. Biz teknolojiyi dikkatli ve güzel kullanmalıyız. değerlendirmesinde bulundu.Livan Eren de bir köy okulunda bu düzeyde bir eğitim almaktan memnuniyet duyduğunu vurgulayarak, Öğretmenlerimiz sayesinde yapay zekayı kullanarak bitkilerin sağlık durumunu tespit etmeyi ve üç boyutlu yazıcı çalıştırmayı öğrendik. Bunun yanında teknolojideki her kaynağa güvenilmemesi gerektiğini, sosyal medyada kişisel bilgilerin paylaşılmasının doğuracağı güvenlik açıklarını ve internetteki dolandırıcılık risklerini konuştuk. Teknoloji doğru kullanıldığında sağlıkta, ekonomide ve savunmada çok büyük faydalar sağlayabiliyor. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Mersin'de 2 traktörün çarpıştığı kazadaki ölü sayısı 2'ye yükseldi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/mersin-de-2-traktorun-carpistigi-kazadaki-olu-sayisi-2-ye-yukseldi/916789/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/mersin-de-2-traktorun-carpistigi-kazadaki-olu-sayisi-2-ye-yukseldi/916789/</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:38:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Mersin / Mersin'de 2 traktörün çarpıştığı trafik kazasında hayatını kaybedenlerin sayısı 2'ye çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Mersin Haberleri : Mersin'de 2 traktörün çarpıştığı trafik kazasında hayatını kaybedenlerin sayısı 2'ye çıktı.Mut ilçesinde dün İbrahim Tepe'nin (39) yaşamını yitirdiği kazada yaralanan Muhammet Çakır (65) Karaman'da tedavi gördüğü hastanede kurtarılamadı.Çakır'ın cenazesi morga konuldu.Kazada yaralanan Çakır'ın eşi Şerife Çakır'ın ise tedavisi sürüyor.Hacınuhlu Mahallesi'nde dün İbrahim Tepe idaresindeki 33 UK 706 plakalı traktör ile Muhammet Çakır'ın kullandığı 33 AGJ 074 plakalı traktörün çarpışması sonucu Tepe hayatını kaybetmiş, Çakır ve yanındaki eşi yaralanmıştı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Mersin Haberleri : Mersin'de 2 traktörün çarpıştığı trafik kazasında hayatını kaybedenlerin sayısı 2'ye çıktı.Mut ilçesinde dün İbrahim Tepe'nin (39) yaşamını yitirdiği kazada yaralanan Muhammet Çakır (65) Karaman'da tedavi gördüğü hastanede kurtarılamadı.Çakır'ın cenazesi morga konuldu.Kazada yaralanan Çakır'ın eşi Şerife Çakır'ın ise tedavisi sürüyor.Hacınuhlu Mahallesi'nde dün İbrahim Tepe idaresindeki 33 UK 706 plakalı traktör ile Muhammet Çakır'ın kullandığı 33 AGJ 074 plakalı traktörün çarpışması sonucu Tepe hayatını kaybetmiş, Çakır ve yanındaki eşi yaralanmıştı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/mersin-de-2-traktorun-carpistigi-kazadaki-olu-sayisi-2-ye-yukseldi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Müzik tutkusunu ahilik kültürüyle mesleğe dönüştürdü</title>
      <link>https://www.canligaste.com/muzik-tutkusunu-ahilik-kulturuyle-meslege-donusturdu/916788/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/muzik-tutkusunu-ahilik-kulturuyle-meslege-donusturdu/916788/</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:31:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kayseri / Kayseri'de yaşayan 76 yaşındaki emekli müzik öğretmeni Naci Kılıçkaya, öğretmenlerinin yönlendirmesiyle başladığı sanatını Türkiye'de yılın ahisi seçilerek taçlandırdı - Bağlama ustası Kılıçkaya: - Bir sevda uyandı. Yapma, çalma ve kültürümüzü işleme sevdası. Müzik öğretmenliği yaptığım yıllarda da hep öğrencilerime Türk müzik kültürünü verdim]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kayseri Haberleri : HAKAN CAN ŞAHİN - Kayseri'de 36 yıldır bağlama ustalığı yapan 76 yaşındaki emekli müzik öğretmeni Naci Kılıçkaya, çocukluk yıllarında başlayan müzik tutkusunu ahilik geleneğiyle mesleğe dönüştürdü.Sivas'ın Gürün ilçesinde doğan ve çocukluğunu Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde geçiren Kılıçkaya, ortaokulda müzik öğretmeni Hasan Yazıcı ile iş eğitimi dersi öğretmeni Erdoğan Özer'in teşvikiyle müziğe yöneldi.İlk olarak mandolinle İstiklal Marşı'nı çalmayı öğrenen Kılıçkaya, 1964'te ilk bağlamasını yaptı.Lise eğitiminin ardından 1971 yılında girdiği sınavı kazanarak Kayseri Yatılı Kız İlköğretmen Okulu'nda sınıf öğretmeni olarak göreve başlayan Kılıçkaya, 1986 yılında Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesindeki 4 yıllık eğitimini 2 yılda başarıyla tamamladı.Milli Eğitim Bakanlığınca 1990 yılında yapılan branş öğretmenliği sınavını da kazanan Kılıçkaya, kentte farklı okullarda müzik öğretmeni olarak görev yaptıktan sonra 1997'de emekli oldu.Öğretmenlik yaptığı dönemlerde Gülük Mahallesi'nde kiraladığı 18 metrekarelik atölyesinde bağlama yapmaya başlayan Kılıçkaya, aynı zamanda hasar gören müzik aletlerini de tamir etti.Kentte 36 yıldır bağlama ustası olarak esnaflık yapan Kılıçkaya, mesleğini bu yıl Türkiye'de yılın ahisi seçilerek taçlandırdı.TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla Kırşehir'de gerçekleşen 39. Ahilik Haftası kutlamalarında plaketini alan Kılıçkaya, ahilik kültürüyle mesleğini halen sürdürmenin mutluluğunu yaşıyor.Bağlama ustası Naci Kılıçkaya, AA muhabirine, ilkokul, ortaokul ve lisede aldığı eğitimlerle vatanını, milletini ve bayrağını seven bir fert olarak yetiştiğini söyledi.Buradan gelen sevgiyle Türk milletinin kültürü olan saz yapımına yöneldiğini belirten Kılıçkaya, Bir sevda uyandı. Yapma, çalma ve kültürümüzü işleme sevdası. Müzik öğretmenliği yaptığım yıllarda da hep öğrencilerime Türk müzik kültürünü verdim. dedi.Önemli olan bu sanata meyletmekSanatını yaklaşık 18 metrekarelik bir alanda sürdürdüğünü dile getiren Kılıçkaya, şunları kaydetti:Sanatın büyük alanı, dar alanı diye bir şey yoktur. Gönlümüz çok büyük. Önemli olan bu sanata meyletmek, en iyisini yapmaya sabırla çalışmak. Bugüne kadar da sabırla çalıştık, sabırla işimize devam ettik. Müşterilerimize olur olmaz iş teslimi yapmadık. Yaptığım işi beğenmezsem sökerim, yeniden yaparım. Öyle bir sanat duygum var. Tabii şahsıma konuşuyorum, diğer meslektaşlarım alınmasınlar. Benim için öncelik para kazanmak değil, sanatı sanat olarak yapmak. Elbette burada masraflarımız var. Fazla olmamak ve kimseyi kandırmamak kaydıyla emeğimizin karşılığını aldık. Müşterilerim beni iyi tanır. Ne yapacağımı bildikleri için benimle pazarlık etmezler.Ahilik kültürünün önemine değinen Kılıçkaya, Ahilik ailede başlar. Bence her aile reisi, ailesinin ve çocuklarının 'ahisi'dir. Zaten bu kavramlar Türk kültürünün fıtratında vardır. Beni bu kutsal kavrama layık gören kıymetli oda başkanlarımıza, kutlama komitemize ve bakanlık yetkililerimize teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum. diye konuştu.Argıncık Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Sait Akpınar ise mesleğini en iyi şekilde yapan, yaşantısı ve iş ahlakıyla çevresine örnek olan oda üyesi Kılıçkaya'nın 2026'da yılın ahisi olarak seçilmesinden onur ve mutluluk duyduklarını dile getirdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kayseri Haberleri : HAKAN CAN ŞAHİN - Kayseri'de 36 yıldır bağlama ustalığı yapan 76 yaşındaki emekli müzik öğretmeni Naci Kılıçkaya, çocukluk yıllarında başlayan müzik tutkusunu ahilik geleneğiyle mesleğe dönüştürdü.Sivas'ın Gürün ilçesinde doğan ve çocukluğunu Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde geçiren Kılıçkaya, ortaokulda müzik öğretmeni Hasan Yazıcı ile iş eğitimi dersi öğretmeni Erdoğan Özer'in teşvikiyle müziğe yöneldi.İlk olarak mandolinle İstiklal Marşı'nı çalmayı öğrenen Kılıçkaya, 1964'te ilk bağlamasını yaptı.Lise eğitiminin ardından 1971 yılında girdiği sınavı kazanarak Kayseri Yatılı Kız İlköğretmen Okulu'nda sınıf öğretmeni olarak göreve başlayan Kılıçkaya, 1986 yılında Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesindeki 4 yıllık eğitimini 2 yılda başarıyla tamamladı.Milli Eğitim Bakanlığınca 1990 yılında yapılan branş öğretmenliği sınavını da kazanan Kılıçkaya, kentte farklı okullarda müzik öğretmeni olarak görev yaptıktan sonra 1997'de emekli oldu.Öğretmenlik yaptığı dönemlerde Gülük Mahallesi'nde kiraladığı 18 metrekarelik atölyesinde bağlama yapmaya başlayan Kılıçkaya, aynı zamanda hasar gören müzik aletlerini de tamir etti.Kentte 36 yıldır bağlama ustası olarak esnaflık yapan Kılıçkaya, mesleğini bu yıl Türkiye'de yılın ahisi seçilerek taçlandırdı.TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla Kırşehir'de gerçekleşen 39. Ahilik Haftası kutlamalarında plaketini alan Kılıçkaya, ahilik kültürüyle mesleğini halen sürdürmenin mutluluğunu yaşıyor.Bağlama ustası Naci Kılıçkaya, AA muhabirine, ilkokul, ortaokul ve lisede aldığı eğitimlerle vatanını, milletini ve bayrağını seven bir fert olarak yetiştiğini söyledi.Buradan gelen sevgiyle Türk milletinin kültürü olan saz yapımına yöneldiğini belirten Kılıçkaya, Bir sevda uyandı. Yapma, çalma ve kültürümüzü işleme sevdası. Müzik öğretmenliği yaptığım yıllarda da hep öğrencilerime Türk müzik kültürünü verdim. dedi.Önemli olan bu sanata meyletmekSanatını yaklaşık 18 metrekarelik bir alanda sürdürdüğünü dile getiren Kılıçkaya, şunları kaydetti:Sanatın büyük alanı, dar alanı diye bir şey yoktur. Gönlümüz çok büyük. Önemli olan bu sanata meyletmek, en iyisini yapmaya sabırla çalışmak. Bugüne kadar da sabırla çalıştık, sabırla işimize devam ettik. Müşterilerimize olur olmaz iş teslimi yapmadık. Yaptığım işi beğenmezsem sökerim, yeniden yaparım. Öyle bir sanat duygum var. Tabii şahsıma konuşuyorum, diğer meslektaşlarım alınmasınlar. Benim için öncelik para kazanmak değil, sanatı sanat olarak yapmak. Elbette burada masraflarımız var. Fazla olmamak ve kimseyi kandırmamak kaydıyla emeğimizin karşılığını aldık. Müşterilerim beni iyi tanır. Ne yapacağımı bildikleri için benimle pazarlık etmezler.Ahilik kültürünün önemine değinen Kılıçkaya, Ahilik ailede başlar. Bence her aile reisi, ailesinin ve çocuklarının 'ahisi'dir. Zaten bu kavramlar Türk kültürünün fıtratında vardır. Beni bu kutsal kavrama layık gören kıymetli oda başkanlarımıza, kutlama komitemize ve bakanlık yetkililerimize teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum. diye konuştu.Argıncık Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Sait Akpınar ise mesleğini en iyi şekilde yapan, yaşantısı ve iş ahlakıyla çevresine örnek olan oda üyesi Kılıçkaya'nın 2026'da yılın ahisi olarak seçilmesinden onur ve mutluluk duyduklarını dile getirdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zorlu 2. Karabağ Savaşı şehitlerini andı:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-zorlu-2-karabag-savasi-sehitlerini-andi/916787/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-zorlu-2-karabag-savasi-sehitlerini-andi/916787/</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:28:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Onların kahramanlığı ve fedakarlığı, Karabağ'ın yeniden Azerbaycan'a kavuşmasının en anlamlı mirası olarak milletimizin hafızasında daima yaşayacaktır - Ülkelerimiz ve halklarımız arasındaki sarsılmaz bağlar, dün olduğu gibi bundan sonra da hiçbir provokasyona geçit vermeyecektir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Kürşad Zorlu, 2. Karabağ Savaşı şehitlerini anarak, Onların kahramanlığı ve fedakarlığı, Karabağ'ın yeniden Azerbaycan'a kavuşmasının en anlamlı mirası olarak milletimizin hafızasında daima yaşayacaktır. ifadesini kullandı.Zorlu, NSosyal hesabından, 27 Eylül Şehitleri Anma Günü dolayısıyla paylaşımda bulundu.27 Eylül 2020'de başlayan Vatan Savaşı'nda, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü ve egemenliği uğruna canlarını feda eden aziz şehitleri saygı ve rahmetle andığını belirten Zorlu, şunları kaydetti:Onların kahramanlığı ve fedakarlığı, Karabağ'ın yeniden Azerbaycan'a kavuşmasının en anlamlı mirası olarak milletimizin hafızasında daima yaşayacaktır. Türkiye olarak Karabağ'da nasıl kardeşlerimizin yanında durduysak, bugün de can Azerbaycan'ın acısını acımız, sevincini sevincimiz biliyoruz. Ülkelerimiz ve halklarımız arasındaki sarsılmaz bağlar, dün olduğu gibi bundan sonra da hiçbir provokasyona geçit vermeyecektir. Şehitlerimizin aziz hatırası, Azerbaycan ve Türkiye halklarının kalplerinde sonsuza dek yaşayacaktır. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Kürşad Zorlu, 2. Karabağ Savaşı şehitlerini anarak, Onların kahramanlığı ve fedakarlığı, Karabağ'ın yeniden Azerbaycan'a kavuşmasının en anlamlı mirası olarak milletimizin hafızasında daima yaşayacaktır. ifadesini kullandı.Zorlu, NSosyal hesabından, 27 Eylül Şehitleri Anma Günü dolayısıyla paylaşımda bulundu.27 Eylül 2020'de başlayan Vatan Savaşı'nda, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü ve egemenliği uğruna canlarını feda eden aziz şehitleri saygı ve rahmetle andığını belirten Zorlu, şunları kaydetti:Onların kahramanlığı ve fedakarlığı, Karabağ'ın yeniden Azerbaycan'a kavuşmasının en anlamlı mirası olarak milletimizin hafızasında daima yaşayacaktır. Türkiye olarak Karabağ'da nasıl kardeşlerimizin yanında durduysak, bugün de can Azerbaycan'ın acısını acımız, sevincini sevincimiz biliyoruz. Ülkelerimiz ve halklarımız arasındaki sarsılmaz bağlar, dün olduğu gibi bundan sonra da hiçbir provokasyona geçit vermeyecektir. Şehitlerimizin aziz hatırası, Azerbaycan ve Türkiye halklarının kalplerinde sonsuza dek yaşayacaktır. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-zorlu-2-karabag-savasi-sehitlerini-andi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Ankara'da uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında 17 kişi tutuklandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ankara-da-uyusturucu-ve-fuhus-sorusturmasi-kapsaminda-17-kisi-tutuklandi/916786/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ankara-da-uyusturucu-ve-fuhus-sorusturmasi-kapsaminda-17-kisi-tutuklandi/916786/</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:23:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında 17 kişi tutuklandı, 1 kişi hakkında adli kontrol tedbiri kararı verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında 17 kişi tutuklandı, 1 kişi hakkında adli kontrol tedbiri kararı verildi.Başsavcılıktan yapılan yazılı açıklamada, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar sonucunda haklarında uyuşturucu madde ticareti yapma, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma ve fuhuş suçlarını işledikleri tespit edilen 16 kişinin geçen hafta gözaltına alındığı anımsatıldı.Söz konusu şüphelilerle bağlantısı olan 2 şüpheli hakkında daha gözaltı kararı verildiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:Toplamda 18 şüpheli gözaltına alınmıştır. Gözaltına alınan şüphelilerden, 18 şüpheli mevcutlu olarak Başsavcılığımızda hazır edilmiş olup 17 şüpheli tutuklama talebiyle, 1 şüpheli adli kontrol talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevkedilmiştir. Tutuklama talebiyle sevk edilen şüphelilerden 17 şüpheli hakkında tutuklama, adli kontrol talebiyle sevk edilen 1 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri kararı verilmiştir. Soruşturma, çok yönlü ve titizlikle sürdürülmektedir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında 17 kişi tutuklandı, 1 kişi hakkında adli kontrol tedbiri kararı verildi.Başsavcılıktan yapılan yazılı açıklamada, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar sonucunda haklarında uyuşturucu madde ticareti yapma, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma ve fuhuş suçlarını işledikleri tespit edilen 16 kişinin geçen hafta gözaltına alındığı anımsatıldı.Söz konusu şüphelilerle bağlantısı olan 2 şüpheli hakkında daha gözaltı kararı verildiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:Toplamda 18 şüpheli gözaltına alınmıştır. Gözaltına alınan şüphelilerden, 18 şüpheli mevcutlu olarak Başsavcılığımızda hazır edilmiş olup 17 şüpheli tutuklama talebiyle, 1 şüpheli adli kontrol talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevkedilmiştir. Tutuklama talebiyle sevk edilen şüphelilerden 17 şüpheli hakkında tutuklama, adli kontrol talebiyle sevk edilen 1 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri kararı verilmiştir. Soruşturma, çok yönlü ve titizlikle sürdürülmektedir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/ankara-da-uyusturucu-ve-fuhus-sorusturmasi-kapsaminda-17-kisi-tutuklandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>SPK'den 40 uzman yardımcısı alımı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/spk-den-40-uzman-yardimcisi-alimi/916784/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/spk-den-40-uzman-yardimcisi-alimi/916784/</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:23:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Ankara merkezinde ve/veya İstanbul temsilciliğinde görevlendirilmek üzere 40'a kadar uzman yardımcısı istihdam edecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Ankara merkezinde ve/veya İstanbul temsilciliğinde görevlendirilmek üzere 40'a kadar uzman yardımcısı istihdam edecek.Kurumun konuya ilişkin sınav ilanı, Resmi Gazete'de yayımlandı.Buna göre, adayların 2025 veya 2026 yıllarında yapılan Kamu Personel Seçme Sınavı'nın (KPSS) ilanda belirtilen puan türlerinin herhangi birinden en az 75 puan almış olmaları gerekiyor. Başvuranlar arasından KPSS puanına göre yapılacak sıralamada ilk 800'e giren adaylar giriş sınavına çağrılacak.Adayların ayrıca ilanda belirtilen lisans programlarından mezun olmaları ve 1 Ocak 2026 itibarıyla 35 yaşını doldurmamış olmaları şartı aranacak.Başvurular, 12-26 Ekim tarihlerinde e-Devlet üzerinden Sermaye Piyasası Kurulu-Kariyer Kapısı Kamu İşe Alım hizmeti ve Kariyer Kapısı İşe Alım Platformu aracılığıyla yapılacak.Giriş sınavının yazılı bölümü, 14-15 Kasım tarihlerinde Ankara'daki Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nde gerçekleştirilecek.Yazılı ve sözlü olmak üzere iki aşamadan oluşacak sınavın yazılı bölümünde başarılı olan adaylar, sözlü sınava tabi tutulacak.Sınava ilişkin duyurular ve sonuçlar, SPK'nin resmi internet sitesi ile Kariyer Kapısı İşe Alım Platformu üzerinden ilan edilecek.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Ankara merkezinde ve/veya İstanbul temsilciliğinde görevlendirilmek üzere 40'a kadar uzman yardımcısı istihdam edecek.Kurumun konuya ilişkin sınav ilanı, Resmi Gazete'de yayımlandı.Buna göre, adayların 2025 veya 2026 yıllarında yapılan Kamu Personel Seçme Sınavı'nın (KPSS) ilanda belirtilen puan türlerinin herhangi birinden en az 75 puan almış olmaları gerekiyor. Başvuranlar arasından KPSS puanına göre yapılacak sıralamada ilk 800'e giren adaylar giriş sınavına çağrılacak.Adayların ayrıca ilanda belirtilen lisans programlarından mezun olmaları ve 1 Ocak 2026 itibarıyla 35 yaşını doldurmamış olmaları şartı aranacak.Başvurular, 12-26 Ekim tarihlerinde e-Devlet üzerinden Sermaye Piyasası Kurulu-Kariyer Kapısı Kamu İşe Alım hizmeti ve Kariyer Kapısı İşe Alım Platformu aracılığıyla yapılacak.Giriş sınavının yazılı bölümü, 14-15 Kasım tarihlerinde Ankara'daki Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nde gerçekleştirilecek.Yazılı ve sözlü olmak üzere iki aşamadan oluşacak sınavın yazılı bölümünde başarılı olan adaylar, sözlü sınava tabi tutulacak.Sınava ilişkin duyurular ve sonuçlar, SPK'nin resmi internet sitesi ile Kariyer Kapısı İşe Alım Platformu üzerinden ilan edilecek.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/spk-den-40-uzman-yardimcisi-alimi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Karaman'da öğrenciler çevre eğitimiyle bilinçli nesiller olarak yetişiyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/karaman-da-ogrenciler-cevre-egitimiyle-bilincli-nesiller-olarak-yetisiyor/916782/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/karaman-da-ogrenciler-cevre-egitimiyle-bilincli-nesiller-olarak-yetisiyor/916782/</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:21:09 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Karaman / Proje yürütücüsü Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Sevilmiş: - Amacımız çocuklara tertemiz bir şehir, tertemiz bir ülke, tertemiz bir dünya bırakabilmek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Karaman Haberleri : HARUN REŞİT YILDIKO - Karaman'da hayata geçirilen Tertemiz Karaman projesiyle öğrencilere çevre temizliği ve doğayı korumanın önemi anlatılıyor.Karaman İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi (KMÜ) işbirliğinde hayata geçirilen proje kapsamında, 2025-2026 eğitim-öğretim yılında 21 okulda 5 bin öğrenciye çevre farkındalığı semineri verildi.Proje yürütücüsü KMÜ Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Sevilmiş tarafından doğanın korunmasının öneminin anlatıldığı seminerlerde, öğrencilere kirlilik farkındalığı kazandırmak için çevre temizliği yaptırıldı.Projenin ikinci yılında 32 okulda eğitim seminerleri ve çevre temizliği etkinlikleri düzenlenecek.İnsanlar 1 metre ötesindeki çöp tenekesini bile göremiyorAli Sevilmiş, AA muhabirine, 2026-2027 eğitim-öğretim yılında da 5 bine yakın öğrenciye ulaşmayı hedeflediklerini söyledi.Öğrenciler aracılığıyla ailelere de ulaşmayı amaçladıklarını belirten Sevilmiş, şunları kaydetti:Amacımız çocuklara tertemiz bir şehir, tertemiz bir ülke, tertemiz bir dünya bırakabilmek. Seminerde özellikle ülkemizdeki çöp problemi, bunun nasıl çözülmesi gerektiği, bireyin bu konudaki sorumlulukları, sürdürülebilirlik, su ve ekmek israfı gibi konulara ağırlık veriyorum. Bir kişinin neler değiştirebileceğini, sokaklarımızın temizlenmesinin birlikte sorumluluk üstlenerek mümkün olabileceğini anlatıyorum. Özellikle 'Ailelerinize siz ulaşacaksınız.' diyorum çünkü insanlar 1 metre ötesindeki çöp tenekesini bile göremiyor. Bu konuda çocuklar küçüklükten eğitilirse tertemiz bir dünya, tertemiz bir ülke, tertemiz bir şehir bizimle olur.Küçük yaşta farkındalık kazandırılmalıSevilmiş, kirliliğin sadece anlatarak öğretilemeyeceğini, bu yüzden çocuklarla çevre temizliği de yaptıklarını söyledi.Bireye çevre bilinci kazandırmanın en iyi yolunun çocukluk döneminde farkındalık oluşturmak olduğunu anlatan Sevilmiş, şöyle devam etti:Yengeç denen çöp toplama aparatlarımız var. Öğretmenlerimizin gözetiminde, çocukların da güvenliğini sağlayarak bir park alanına, bir mahalle içerisine gelip çöpleri topluyoruz. Amacımız o kirliliği yerinde görsün, bu konuda farkındalık kazansın. Bir sigara izmariti doğayı nasıl kirletiyor, çikolata kabukları doğayı nasıl kirletiyor, diğer atıklar doğayı nasıl kirletiyor, bunun farkına varsın. Çocukların küçük yaşlarda bu farkındalığı kazanması önemli. Bir insanın bilişsel süreci küçük yaşlarda şekillenir. Çocuğa bu konuda küçük yaşta eğitim vermek, ömür boyu sürdüreceği bir davranışı edinmesini sağlar. Bir daha çöp atmaz çünkü algısında sürekli bu eğitim yatar.İmaret Ortaokulu 6. sınıf öğrencisi Gülderen Şişman (12) ise etkinliğin kendileri için faydalı olduğunu söyledi.Kirli alanları görmenin kendilerini üzdüğünü dile getiren Şişman, Parkta çöp çok fazlaydı. Biz elimizden geleni yaptık. İyi bir şey yaptığımızı düşünüyorum. Şimdiden çevreyi temizlemeye başladık, ileride de temizlemeye devam edeceğiz. dedi.Öğrencilerden 12 yaşındaki Mustafa Toprak Şahin de bundan sonra zamanı oldukça çevreyi temizleyeceğini belirterek, insanların yerlere çöp atmaması gerektiğini ifade etti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Karaman Haberleri : HARUN REŞİT YILDIKO - Karaman'da hayata geçirilen Tertemiz Karaman projesiyle öğrencilere çevre temizliği ve doğayı korumanın önemi anlatılıyor.Karaman İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi (KMÜ) işbirliğinde hayata geçirilen proje kapsamında, 2025-2026 eğitim-öğretim yılında 21 okulda 5 bin öğrenciye çevre farkındalığı semineri verildi.Proje yürütücüsü KMÜ Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Sevilmiş tarafından doğanın korunmasının öneminin anlatıldığı seminerlerde, öğrencilere kirlilik farkındalığı kazandırmak için çevre temizliği yaptırıldı.Projenin ikinci yılında 32 okulda eğitim seminerleri ve çevre temizliği etkinlikleri düzenlenecek.İnsanlar 1 metre ötesindeki çöp tenekesini bile göremiyorAli Sevilmiş, AA muhabirine, 2026-2027 eğitim-öğretim yılında da 5 bine yakın öğrenciye ulaşmayı hedeflediklerini söyledi.Öğrenciler aracılığıyla ailelere de ulaşmayı amaçladıklarını belirten Sevilmiş, şunları kaydetti:Amacımız çocuklara tertemiz bir şehir, tertemiz bir ülke, tertemiz bir dünya bırakabilmek. Seminerde özellikle ülkemizdeki çöp problemi, bunun nasıl çözülmesi gerektiği, bireyin bu konudaki sorumlulukları, sürdürülebilirlik, su ve ekmek israfı gibi konulara ağırlık veriyorum. Bir kişinin neler değiştirebileceğini, sokaklarımızın temizlenmesinin birlikte sorumluluk üstlenerek mümkün olabileceğini anlatıyorum. Özellikle 'Ailelerinize siz ulaşacaksınız.' diyorum çünkü insanlar 1 metre ötesindeki çöp tenekesini bile göremiyor. Bu konuda çocuklar küçüklükten eğitilirse tertemiz bir dünya, tertemiz bir ülke, tertemiz bir şehir bizimle olur.Küçük yaşta farkındalık kazandırılmalıSevilmiş, kirliliğin sadece anlatarak öğretilemeyeceğini, bu yüzden çocuklarla çevre temizliği de yaptıklarını söyledi.Bireye çevre bilinci kazandırmanın en iyi yolunun çocukluk döneminde farkındalık oluşturmak olduğunu anlatan Sevilmiş, şöyle devam etti:Yengeç denen çöp toplama aparatlarımız var. Öğretmenlerimizin gözetiminde, çocukların da güvenliğini sağlayarak bir park alanına, bir mahalle içerisine gelip çöpleri topluyoruz. Amacımız o kirliliği yerinde görsün, bu konuda farkındalık kazansın. Bir sigara izmariti doğayı nasıl kirletiyor, çikolata kabukları doğayı nasıl kirletiyor, diğer atıklar doğayı nasıl kirletiyor, bunun farkına varsın. Çocukların küçük yaşlarda bu farkındalığı kazanması önemli. Bir insanın bilişsel süreci küçük yaşlarda şekillenir. Çocuğa bu konuda küçük yaşta eğitim vermek, ömür boyu sürdüreceği bir davranışı edinmesini sağlar. Bir daha çöp atmaz çünkü algısında sürekli bu eğitim yatar.İmaret Ortaokulu 6. sınıf öğrencisi Gülderen Şişman (12) ise etkinliğin kendileri için faydalı olduğunu söyledi.Kirli alanları görmenin kendilerini üzdüğünü dile getiren Şişman, Parkta çöp çok fazlaydı. Biz elimizden geleni yaptık. İyi bir şey yaptığımızı düşünüyorum. Şimdiden çevreyi temizlemeye başladık, ileride de temizlemeye devam edeceğiz. dedi.Öğrencilerden 12 yaşındaki Mustafa Toprak Şahin de bundan sonra zamanı oldukça çevreyi temizleyeceğini belirterek, insanların yerlere çöp atmaması gerektiğini ifade etti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/karaman-da-ogrenciler-cevre-egitimiyle-bilincli-nesiller-olarak-yetisiyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>DSÖ'ye göre kuduzla mücadelede en etkili yöntem köpeklerin kitlesel aşılanması</title>
      <link>https://www.canligaste.com/dso-ye-gore-kuduzla-mucadelede-en-etkili-yontem-kopeklerin-kitlesel-asilanmasi/916780/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/dso-ye-gore-kuduzla-mucadelede-en-etkili-yontem-kopeklerin-kitlesel-asilanmasi/916780/</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:18:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ): - Tüm ülkelerin 2030'a kadar sıfır insan ölümüne ulaşması pek olası görünmüyor ancak ölüm sayısını azaltan veya eliminasyona ulaşan her ülke büyük bir başarı anlamına geliyor - Gerçek vaka sayıları bildirilenden çok daha yüksek olabilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : ŞİLAN TURP - Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), kuduzun önlenmesi ve kontrol altına alınmasında en etkili yöntemin köpeklerin kitlesel olarak aşılanması olduğunu belirtti.Kuduz aşısının mucidi Fransız kimyager ve mikrobiyolog Louis Pasteur'ün ölüm yıl dönümü olan 28 Eylül, hastalığın önlenmesi konusunda farkındalık yaratmak ve kaydedilen ilerlemeleri vurgulamak amacıyla 2007'den bu yana Dünya Kuduz Günü olarak kutlanıyor.Temel önlemler arasında köpeklerin kitlesel olarak aşılanması, kuduz şüphesi taşıyan hayvanlarla temas eden kişilerin profilaksiye hızlı erişiminin sağlanması, sürveyans, toplumun bilinçlendirilmesi ve sektörler arası güçlü işbirliği yer alıyor.Kuduzun dünya genelinde yılda yaklaşık 60 bin kişinin ölümüne neden olduğu tahmin edilirken, DSÖ'nün en güncel modelleme tahmini yıllık yaklaşık 44 bin 200 ölüme işaret ediyor.Birçok ülkede kayıt ve bildirim sistemlerinin zayıf olması nedeniyle bu rakamlar önemli ölçüde belirsizlik içeriyor.Uzmanlar, kuduzun önlenebilir bir hastalık olduğunu vurgularken, harekete geçme konusunda gecikmenin telafisi olmayan sonuçlar doğurduğuna dikkati çekiyor. Toplumsal farkındalık, kuduzu önlemeye yönelik müdahalelerin etkili olmasında rol oynuyor.Kuduz ölümlerinin yaklaşık yüzde 99&#039;u köpek kaynaklıDSÖ, AA muhabirine konuyla ilgili açıklamada bulundu.Açıklamada, insanlardaki kuduz ölümlerinin yaklaşık yüzde 99'unun köpek kaynaklı olduğu ve bu nedenle en etkili müdahale yönteminin köpeklerin kitlesel olarak aşılanması olduğu belirtildi.Hastalığın köpeklerde kontrol altına alınmasının bulaşmayı kaynağında durdurduğunun altı çizilen açıklamada, köpeklerin aşılanmasının, ısırılan kişilerin zamanında profilaksiye erişimi ve güçlü toplum katılımıyla birlikte uygulanması halinde insan ölümlerini azaltabildiği ve nihayetinde ortadan kaldırabildiği aktarıldı.Tüm ülkelerin 2030&#039;a kadar hedefe ulaşması olası görünmüyorGüney Asya ülkesi Bhutan'ın köpek kaynaklı insan kuduzu ölümlerini ortadan kaldırdığının doğrulandığına dikkat çekilen açıklamada, bunun kuduzun geçmişte ciddi halk sağlığı sorunu oluşturduğu ülkelerde dahi eliminasyonun mümkün olduğunu gösterdiği vurgulandı.Açıklamada, buna karşın sağlık alanındaki diğer öncelikler, insani krizler ve sınırlı kaynakların birçok bölgede yürütülen çalışmaları etkilediği aktarılarak, Tüm ülkelerin 2030'a kadar sıfır insan ölümüne ulaşması pek olası görünmüyor ancak ölüm sayısını azaltan veya eliminasyona ulaşan her ülke büyük bir başarı anlamına geliyor. ifadesi kullanıldı.Köpek kaynaklı insan ölümlerinin 2030'a kadar ortadan kaldırılmasını amaçlayan Zero by 30 hedefinin küresel mücadele için önemli olduğu belirtilen açıklamada, bugüne dek sağlanan ilerlemenin gelecekteki çalışmalar için güçlü bir temel oluşturduğu vurgulandı.Açıklamada, Kuduz kaynaklı her ölümü önlemek için gerekli araçlara zaten sahibiz. Şimdi asıl mesele, bu araçların risk altındaki her topluma ulaşmasını sağlamak. değerlendirmesi yapıldı.Köpeklerin en az yüzde 70&#039;i aşılanmalıKöpeklerin aşılanmasının kuduzun endemik olduğu birçok ülkede mücadelenin en zayıf halkası olmaya devam ettiğine dikkat çekilen açıklamada, birçok ülkede aşılama kampanyaları yürütülmesine rağmen bunların bulaşmayı durduracak kapsama ulaşmak için yeterince sistematik ve sürdürülebilir olmadığı değerlendirmesine yer verildi.Açıklamada, yüksek riskli köpek popülasyonlarında uluslararası düzeyde tavsiye edilen aşılama oranının en az yüzde 70 olduğu kaydedilerek, hastalık yükünün yüksek olduğu ülkelerin henüz bu seviyeye yeterince geniş alanlarda ve uzun süreli ulaşamadığı aktarıldı.Kuduz ölümlerinin başta Afrika ve Asya'da olmak üzere çeşitli ülkelerde yoğunlaşmasına da değinilen açıklamada, temel sorunun hastalığı önleyebilecek araçların geniş ölçekte uygulanabilmesi için yeterli yatırım ve sürdürülebilir siyasi iradenin sağlanamaması olduğuna işaret edildi.Açıklamada, hastalık yükünün yüksek olduğu ülkelerde profilaksiye erişimde yetersizlik, sınırlı köpek aşılama programları, zayıf sürveyans sistemleri ve toplumdaki bilinç eksikliğinin öne çıktığı kaydedildi.Hastalıktan en fazla etkilenen kişilerin çoğunlukla sağlık ve veterinerlik hizmetlerine erişimin sınırlı olduğu topluluklarda yaşadığı belirtilen açıklamada, kuduzun eşitsizliklerle bağlantılı bir hastalık olduğu ifade edildi.Gerçek vaka sayıları bildirilenden çok daha yüksek olabilirEksik bildirimin kuduzla mücadeledeki en büyük sorunlardan biri olduğuna işaret edilen açıklamada, bazı bölgelerde bildirilen vakaların hastalığın gerçek yükünü 200 kata kadar düşük gösterebildiği vurgulandı.Açıklamada, birçok ölümün laboratuvar tarafından doğrulanmayabildiği veya resmi sistemlere bildirilemdiği, bu nedenle resmi istatistiklerin hastalığın gerçek etkisini her zaman tam olarak yansıtmadığı aktarıldı.Küçük ısırık ve tırmalamalar da virüsü bulaştırabilirAçıklamada, hastalığın belirtiler ortaya çıktıktan sonra neredeyse her zaman ölümcül olmasına karşın virüse maruz kalmanın hemen ardından uygun tıbbi bakım alınması halinde büyük ölçüde önlenebildiği bildirildi.Küçük ısırıkların veya tırmalamaların da virüsü bulaştırabileceği kaydedilen açıklamada, yaranın derhal sabun ve suyla yıkanması ve hızlı şekilde tıbbi yardım alınmasının hayat kurtarabileceği vurgulandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : ŞİLAN TURP - Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), kuduzun önlenmesi ve kontrol altına alınmasında en etkili yöntemin köpeklerin kitlesel olarak aşılanması olduğunu belirtti.Kuduz aşısının mucidi Fransız kimyager ve mikrobiyolog Louis Pasteur'ün ölüm yıl dönümü olan 28 Eylül, hastalığın önlenmesi konusunda farkındalık yaratmak ve kaydedilen ilerlemeleri vurgulamak amacıyla 2007'den bu yana Dünya Kuduz Günü olarak kutlanıyor.Temel önlemler arasında köpeklerin kitlesel olarak aşılanması, kuduz şüphesi taşıyan hayvanlarla temas eden kişilerin profilaksiye hızlı erişiminin sağlanması, sürveyans, toplumun bilinçlendirilmesi ve sektörler arası güçlü işbirliği yer alıyor.Kuduzun dünya genelinde yılda yaklaşık 60 bin kişinin ölümüne neden olduğu tahmin edilirken, DSÖ'nün en güncel modelleme tahmini yıllık yaklaşık 44 bin 200 ölüme işaret ediyor.Birçok ülkede kayıt ve bildirim sistemlerinin zayıf olması nedeniyle bu rakamlar önemli ölçüde belirsizlik içeriyor.Uzmanlar, kuduzun önlenebilir bir hastalık olduğunu vurgularken, harekete geçme konusunda gecikmenin telafisi olmayan sonuçlar doğurduğuna dikkati çekiyor. Toplumsal farkındalık, kuduzu önlemeye yönelik müdahalelerin etkili olmasında rol oynuyor.Kuduz ölümlerinin yaklaşık yüzde 99&#039;u köpek kaynaklıDSÖ, AA muhabirine konuyla ilgili açıklamada bulundu.Açıklamada, insanlardaki kuduz ölümlerinin yaklaşık yüzde 99'unun köpek kaynaklı olduğu ve bu nedenle en etkili müdahale yönteminin köpeklerin kitlesel olarak aşılanması olduğu belirtildi.Hastalığın köpeklerde kontrol altına alınmasının bulaşmayı kaynağında durdurduğunun altı çizilen açıklamada, köpeklerin aşılanmasının, ısırılan kişilerin zamanında profilaksiye erişimi ve güçlü toplum katılımıyla birlikte uygulanması halinde insan ölümlerini azaltabildiği ve nihayetinde ortadan kaldırabildiği aktarıldı.Tüm ülkelerin 2030&#039;a kadar hedefe ulaşması olası görünmüyorGüney Asya ülkesi Bhutan'ın köpek kaynaklı insan kuduzu ölümlerini ortadan kaldırdığının doğrulandığına dikkat çekilen açıklamada, bunun kuduzun geçmişte ciddi halk sağlığı sorunu oluşturduğu ülkelerde dahi eliminasyonun mümkün olduğunu gösterdiği vurgulandı.Açıklamada, buna karşın sağlık alanındaki diğer öncelikler, insani krizler ve sınırlı kaynakların birçok bölgede yürütülen çalışmaları etkilediği aktarılarak, Tüm ülkelerin 2030'a kadar sıfır insan ölümüne ulaşması pek olası görünmüyor ancak ölüm sayısını azaltan veya eliminasyona ulaşan her ülke büyük bir başarı anlamına geliyor. ifadesi kullanıldı.Köpek kaynaklı insan ölümlerinin 2030'a kadar ortadan kaldırılmasını amaçlayan Zero by 30 hedefinin küresel mücadele için önemli olduğu belirtilen açıklamada, bugüne dek sağlanan ilerlemenin gelecekteki çalışmalar için güçlü bir temel oluşturduğu vurgulandı.Açıklamada, Kuduz kaynaklı her ölümü önlemek için gerekli araçlara zaten sahibiz. Şimdi asıl mesele, bu araçların risk altındaki her topluma ulaşmasını sağlamak. değerlendirmesi yapıldı.Köpeklerin en az yüzde 70&#039;i aşılanmalıKöpeklerin aşılanmasının kuduzun endemik olduğu birçok ülkede mücadelenin en zayıf halkası olmaya devam ettiğine dikkat çekilen açıklamada, birçok ülkede aşılama kampanyaları yürütülmesine rağmen bunların bulaşmayı durduracak kapsama ulaşmak için yeterince sistematik ve sürdürülebilir olmadığı değerlendirmesine yer verildi.Açıklamada, yüksek riskli köpek popülasyonlarında uluslararası düzeyde tavsiye edilen aşılama oranının en az yüzde 70 olduğu kaydedilerek, hastalık yükünün yüksek olduğu ülkelerin henüz bu seviyeye yeterince geniş alanlarda ve uzun süreli ulaşamadığı aktarıldı.Kuduz ölümlerinin başta Afrika ve Asya'da olmak üzere çeşitli ülkelerde yoğunlaşmasına da değinilen açıklamada, temel sorunun hastalığı önleyebilecek araçların geniş ölçekte uygulanabilmesi için yeterli yatırım ve sürdürülebilir siyasi iradenin sağlanamaması olduğuna işaret edildi.Açıklamada, hastalık yükünün yüksek olduğu ülkelerde profilaksiye erişimde yetersizlik, sınırlı köpek aşılama programları, zayıf sürveyans sistemleri ve toplumdaki bilinç eksikliğinin öne çıktığı kaydedildi.Hastalıktan en fazla etkilenen kişilerin çoğunlukla sağlık ve veterinerlik hizmetlerine erişimin sınırlı olduğu topluluklarda yaşadığı belirtilen açıklamada, kuduzun eşitsizliklerle bağlantılı bir hastalık olduğu ifade edildi.Gerçek vaka sayıları bildirilenden çok daha yüksek olabilirEksik bildirimin kuduzla mücadeledeki en büyük sorunlardan biri olduğuna işaret edilen açıklamada, bazı bölgelerde bildirilen vakaların hastalığın gerçek yükünü 200 kata kadar düşük gösterebildiği vurgulandı.Açıklamada, birçok ölümün laboratuvar tarafından doğrulanmayabildiği veya resmi sistemlere bildirilemdiği, bu nedenle resmi istatistiklerin hastalığın gerçek etkisini her zaman tam olarak yansıtmadığı aktarıldı.Küçük ısırık ve tırmalamalar da virüsü bulaştırabilirAçıklamada, hastalığın belirtiler ortaya çıktıktan sonra neredeyse her zaman ölümcül olmasına karşın virüse maruz kalmanın hemen ardından uygun tıbbi bakım alınması halinde büyük ölçüde önlenebildiği bildirildi.Küçük ısırıkların veya tırmalamaların da virüsü bulaştırabileceği kaydedilen açıklamada, yaranın derhal sabun ve suyla yıkanması ve hızlı şekilde tıbbi yardım alınmasının hayat kurtarabileceği vurgulandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/dso-ye-gore-kuduzla-mucadelede-en-etkili-yontem-kopeklerin-kitlesel-asilanmasi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bebeğine kavuşmak için 25 santimetrelik kitleyle mücadele etti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bebegine-kavusmak-icin-25-santimetrelik-kitleyle-mucadele-etti/916779/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bebegine-kavusmak-icin-25-santimetrelik-kitleyle-mucadele-etti/916779/</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:16:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Gebeliğinin 20. haftasında ortaya çıkan ve bebeğinin hayatını tehdit eden 25 santimetrelik kitle nedeniyle geçirdiği operasyon ve sonrasında gelişen kitlelere rağmen zorlu annelik yolculuğunu tamamlayan Buse Tiner Demir, 38. haftada bebeğini sağlıkla kucağına aldı - Prof. Dr. Polat Dursun: - Ameliyatta rahmin içindeki 25 santimlik kitleyi ve bebeği içeren rahimi karın dışına çıkardık. Bu esnada çok riskler vardı - Anne Buse Tiner Demir: - Kadınlar için hamilelik güzel bir süreç ama benim için çok zorlu, sancılı bir yolculuk oldu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : DUYGU YENER - Gebelik sırasında ortaya çıkan ve bebeğinin hayatını tehdit eden 25 santimetrelik kitle nedeniyle riskli bir operasyon geçiren Buse Tiner Demir, ilerleyen dönemlerde yeni kitleler gelişmesine rağmen zorlu annelik yolculuğunu tamamlayarak bebeğini sağlıkla kucağına aldı.Ankara'da yaşayan 34 yaşındaki Demir, gebeliğinin 20. haftasında şiddetli ve ilaçlara yanıt vermeyen karın ağrıları yaşamaya başladı.Ağrılarının giderek artması üzerine hastaneye başvuran Demir'in ultrason değerlendirmesinde, rahimde gelişen yaklaşık 25 santimetrelik kitle tespit edildi.Demir'in ameliyatını gerçekleştiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Polat Dursun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kitlenin büyüklüğü ve gebelikle birlikte oluşturduğu riskler nedeniyle cerrahi kararı aldıklarını söyledi.Dursun, gebeliğin bu büyüklükteki kitleyle ve şiddetli ağrılarla devam etmesinin mümkün olmadığını belirterek, ameliyatta rahmin kaybedilmesi ve erken doğum riski bulunduğunu ifade etti.Hastanın bu şekilde gebeliğe devam edemeyeceğine karar verdikten sonra riskleri ve faydaları anlatarak cerrahi kararı verdiklerini aktaran Dursun, Ameliyatta rahmin içindeki 25 santimlik kitleyi ve bebeği içeren rahmi karın dışına çıkardık. Bu esnada çok riskler vardı. dedi.Dursun, gebelikte bu büyüklükte kitlelerin nadir görüldüğüne dikkati çekerek, kitlenin pelvis bölgesinden karaciğer seviyesine kadar uzandığını ve bebeğin gelişeceği alanı daralttığını anlattı.Ameliyat sonrası anne adayını ve bebeği yakın takibe aldıklarını söyleyen Dursun, çıkarılan kitlenin patoloji sonucunun ise kötü huylu tümör olarak raporlandığını belirtti.Bu süreçte erken doğum riskini azaltmak amacıyla anneye gerekli ilaçların verildiğini aktaran Dursun, Bu sırada rahimde yeni kitleler gelişti. 38. gebelik haftasına kadar ulaşabildik. Hem sezaryen yaptık hem de bu yeni oluşan kitleleri çıkardık. Türkiye'de de dünyada da rahimden bu boyutta gebelik sırasında kitle gelişmesi, bilimsel literatürde çok nadir olarak bildirilmektedir. diye konuştu.Dursun, gebelikte rahimde kitle gelişmesi durumunda erken doğum riskinin kaçınılmaz olduğunu belirterek, Kitlenin büyüklüğü bebeğin gelişeceği alanı daraltıyor. Bebek gelişecek alan bulamıyor. Kesin bir şekilde erken doğum gelişecekti ve bebeğin hayata tutunması doğduğu haftaya bağlı olarak çok zor bir şekilde gelişecekti. bilgisini verdi.Hamilelik benim için çok zorlu, sancılı bir yolculuk olduAnne Buse Tiner Demir, gebelik öncesinde de miyomlarının bulunduğunu anlattı.Gebeliği sırasında ağrılarının başladığını ve Ankara'da farklı doktorlara başvurduğunu belirten Demir, Hamilelik döneminde miyomum 20 santime ulaşmıştı. Çoğu kadın doğumcu bana 'Sen yürüyen bombasın' diyorlardı. Çok riskli bir doğum olacağını, bu şeyin altından kalkamayacağımı söylemişlerdi. dedi.Demir, son dönemde ağrılarının dayanılmaz hale geldiğini ve yaklaşık 10 gün boyunca günlük yaşamını sürdüremeyecek kadar zorlandığını söyledi.Gebeliğinin 20. haftasında kapsamlı bir ameliyat geçirdiğini anlatan Demir, Bu süreçte gerçekten çok zorlandım. Kadınlar için hamilelik güzel bir süreç ama benim için çok zorlu, sancılı bir yolculuk oldu. dedi.Demir, bebeği sağlıklı bir şekilde kucağına almaktan dolayı çok mutlu olduğunu dile getirdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : DUYGU YENER - Gebelik sırasında ortaya çıkan ve bebeğinin hayatını tehdit eden 25 santimetrelik kitle nedeniyle riskli bir operasyon geçiren Buse Tiner Demir, ilerleyen dönemlerde yeni kitleler gelişmesine rağmen zorlu annelik yolculuğunu tamamlayarak bebeğini sağlıkla kucağına aldı.Ankara'da yaşayan 34 yaşındaki Demir, gebeliğinin 20. haftasında şiddetli ve ilaçlara yanıt vermeyen karın ağrıları yaşamaya başladı.Ağrılarının giderek artması üzerine hastaneye başvuran Demir'in ultrason değerlendirmesinde, rahimde gelişen yaklaşık 25 santimetrelik kitle tespit edildi.Demir'in ameliyatını gerçekleştiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Polat Dursun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kitlenin büyüklüğü ve gebelikle birlikte oluşturduğu riskler nedeniyle cerrahi kararı aldıklarını söyledi.Dursun, gebeliğin bu büyüklükteki kitleyle ve şiddetli ağrılarla devam etmesinin mümkün olmadığını belirterek, ameliyatta rahmin kaybedilmesi ve erken doğum riski bulunduğunu ifade etti.Hastanın bu şekilde gebeliğe devam edemeyeceğine karar verdikten sonra riskleri ve faydaları anlatarak cerrahi kararı verdiklerini aktaran Dursun, Ameliyatta rahmin içindeki 25 santimlik kitleyi ve bebeği içeren rahmi karın dışına çıkardık. Bu esnada çok riskler vardı. dedi.Dursun, gebelikte bu büyüklükte kitlelerin nadir görüldüğüne dikkati çekerek, kitlenin pelvis bölgesinden karaciğer seviyesine kadar uzandığını ve bebeğin gelişeceği alanı daralttığını anlattı.Ameliyat sonrası anne adayını ve bebeği yakın takibe aldıklarını söyleyen Dursun, çıkarılan kitlenin patoloji sonucunun ise kötü huylu tümör olarak raporlandığını belirtti.Bu süreçte erken doğum riskini azaltmak amacıyla anneye gerekli ilaçların verildiğini aktaran Dursun, Bu sırada rahimde yeni kitleler gelişti. 38. gebelik haftasına kadar ulaşabildik. Hem sezaryen yaptık hem de bu yeni oluşan kitleleri çıkardık. Türkiye'de de dünyada da rahimden bu boyutta gebelik sırasında kitle gelişmesi, bilimsel literatürde çok nadir olarak bildirilmektedir. diye konuştu.Dursun, gebelikte rahimde kitle gelişmesi durumunda erken doğum riskinin kaçınılmaz olduğunu belirterek, Kitlenin büyüklüğü bebeğin gelişeceği alanı daraltıyor. Bebek gelişecek alan bulamıyor. Kesin bir şekilde erken doğum gelişecekti ve bebeğin hayata tutunması doğduğu haftaya bağlı olarak çok zor bir şekilde gelişecekti. bilgisini verdi.Hamilelik benim için çok zorlu, sancılı bir yolculuk olduAnne Buse Tiner Demir, gebelik öncesinde de miyomlarının bulunduğunu anlattı.Gebeliği sırasında ağrılarının başladığını ve Ankara'da farklı doktorlara başvurduğunu belirten Demir, Hamilelik döneminde miyomum 20 santime ulaşmıştı. Çoğu kadın doğumcu bana 'Sen yürüyen bombasın' diyorlardı. Çok riskli bir doğum olacağını, bu şeyin altından kalkamayacağımı söylemişlerdi. dedi.Demir, son dönemde ağrılarının dayanılmaz hale geldiğini ve yaklaşık 10 gün boyunca günlük yaşamını sürdüremeyecek kadar zorlandığını söyledi.Gebeliğinin 20. haftasında kapsamlı bir ameliyat geçirdiğini anlatan Demir, Bu süreçte gerçekten çok zorlandım. Kadınlar için hamilelik güzel bir süreç ama benim için çok zorlu, sancılı bir yolculuk oldu. dedi.Demir, bebeği sağlıklı bir şekilde kucağına almaktan dolayı çok mutlu olduğunu dile getirdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/bebegine-kavusmak-icin-25-santimetrelik-kitleyle-mucadele-etti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>BİR NEFES BİN ZEHİR - 40 yıl sigara kullanan KOAH hastasından gençlere sigarayı bırakma çağrısı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bir-nefes-bin-zehir-40-yil-sigara-kullanan-koah-hastasindan-genclere-sigarayi-birakma-cagrisi/916778/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bir-nefes-bin-zehir-40-yil-sigara-kullanan-koah-hastasindan-genclere-sigarayi-birakma-cagrisi/916778/</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:16:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Sigarayı bıraktıktan sonra yakalandığı geniz kanserini tedaviyle atlatan Ramiz Sırakaya, geçmeyen nefes darlığı ve öksürük şikayetleri nedeniyle Etlik Şehir Hastanesinde KOAH tedavisi görüyor - Ramiz Sırakaya: - Gençlerimizin, sağlıkları ve hayatları için sigaradan uzak durması lazım. Ben hastayım, şimdi hastanede yatıyorum ama bu durumdan bütün ailem etkileniyor. Eşim, çocuklarım ve torunlar da evde telaş içerisinde - Doç. Dr. Serap Duru: - Sigara kesinlikle içilmesin. Sağlığa zararlıdır. Zararın neresinden dönerseniz kardır. Bıraktığınız gün en güzel gündür. Sağlıklı güzel günler için gerek geleneksel gerekse elektronik sigaranın kesinlikle içilmemesi gerekiyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : quot;Bir Nefes Bin Zehir başlıklı dosyasının bu haberinde, Ramiz Sırakaya'nın sigarayı bırakma süreci ve Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) nedeniyle yaşadığı güçlükler ele alındı.Ankara'da yaşayan 72 yaşındaki Sırakaya, AA muhabirine, ilkokul yıllarında sigara izmaritleriyle sigaraya başladığını ve sigarayı bırakmadan önce günde bir paket sigara içtiğini anlattı.Sırakaya, özellikle geceleri öksürük ve balgam nedeniyle zorlandığını, sabahları ağzında kötü koku hissettiğini söyledi.Yaşadığı şikayetler nedeniyle sigarayı bırakmayı birkaç kez denediğini aktaran Sırakaya, üç ve altı ay boyunca içmediği dönemler olduğunu ancak tek bir sigaradan bir şey olmayacağını düşünerek yeniden başladığını belirtti.Sırakaya, geçmeyen nefes darlığı nedeniyle 10 yıl önce kendi kararıyla sigarayı tamamen bıraktığını ve o tarihten bu yana bir daha içmediğini aktardı.Sigara insanın hayatını mahvediyorSigarayı bıraktıktan altı yıl sonra geniz kanserine yakalandığını anlatan Sırakaya, tedaviyle kanseri atlattığını bu kez de KOAH nedeniyle tedavi gördüğünü dile getirdi.Sırakaya, Kırk gün önce öksürük, halsizlik, iştahsızlık başladı ve hastaneye müracaat ettim. Yürürken nefes darlığı, kesilmeyen öksürük yaşıyordum. İştahım yoktu, yemek yiyemiyordum. Sigara insanın hayatını mahveden bir şey. Şimdi de hastanede bunun acısını çekiyoruz. dedi.Gençlere çağrıda bulunan Sırakaya, Gençlerimizin, sağlıkları ve hayatları için sigaradan uzak durması lazım. Ben hastayım, şimdi hastanede yatıyorum ama bu durumdan bütün ailem etkileniyor. Eşim, çocuklarım ve torunlar da evde telaş içerisinde. diye konuştu.Sırakaya, tedavisinin iyi gittiğini ve kendisini daha iyi hissettiğini belirterek, doktorlara ve hastenedeki çalışanlara teşekkürlerini iletti.Mesleki maruziyetler ve hava kirliliği hastalığa zemin hazırlıyorEtlik Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniği Eğitim Görevlisi Doç. Dr. Serap Duru, KOAH'ın hava yollarında daralmayla seyrettiğini ve en önemli nedeninin sigara kullanımı olduğunu söyledi.Erken yaşta başlayan ve uzun yıllar devam eden sigara kullanımının hava yollarında geri dönüşümsüz hasara yol açabildiğini belirten Duru, mesleki maruziyetler ve hava kirliliğinin de hastalığa zemin hazırladığını ifade etti.Duru, hastaların başlangıçta özellikle sabah öksürüğünden şikayet ettiğini, zamanla öksürüğe balgam ve nefes darlığının eklendiğini anlattı.Hastaların öksürük ve balgamı başlangıçta hastalık belirtisi olarak değerlendirmediğine dikkati çeken Duru, Öncelikle öksürük ve balgam oluyor ama hasta bunları bir hastalık olarak tanımlamıyor. Nefes darlığı eklenip kanlı balgam, kilo kaybı gibi semptomlar da eklenince bize başvuruyorlar. dedi.Polikliniğe başvuran hastaların şikayetlerini ve sigara kullanım öykülerini değerlendirdiklerini aktaran Duru, tanı sürecinde solunum fonksiyon testlerinden ve gerektiğinde tomografiden yararlandıklarını kaydetti.Hastamız sigarayı 10 yıldır bırakmış ama semptomları gerilememişDuru, 40 yıl sigara kullanan Sırakaya'nın daha önce de KOAH atakları geçirdiğini, şikayetleri ve atak sayısındaki artış nedeniyle ileri tetkik amacıyla hastaneye yatırıldığını belirtti.Hastanın sigarayı bırakmasının üzerinden 10 yıl geçmesine karşın hastalığa bağlı şikayetlerinin sürdüğünü ifade eden Duru, Hastamız sigarayı 10 yıldır bırakmış ama semptomları gerilememiş. Kontrollerde ilaç tedavisine devam etmek zorunda kalmışız. Halen de yatarak tedavisine devam ediyoruz. şeklinde konuştu.Duru, enfeksiyon ve şikayetlerde artışla seyreden ataklarda bazı hastaların hastanede yatışı verilerek tedavi gördüğünü, ihtiyaç duyan hastalara solunum desteği sağladıklarını, ilaç tedavilerinin yanı sıra pulmoner rehabilitasyon programları da uyguladıklarını kaydetti.KOAH gelişmeden önce sigara kullanımının önüne geçmenin önemini vurgulayan Duru, polikliniğe başvuran hastaları sigarayı bırakmaları için yönlendirdiklerini belirtti.Doç. Dr. Duru, sigara kullananlara, Sigara kesinlikle içilmesin. Sağlığa zararlıdır. Zararın neresinden dönerseniz kardır. Bıraktığınız gün en güzel gündür. Sağlıklı güzel günler için gerek geleneksel gerekse elektronik sigaranın kesinlikle içilmemesi gerekiyor. çağrısında bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : quot;Bir Nefes Bin Zehir başlıklı dosyasının bu haberinde, Ramiz Sırakaya'nın sigarayı bırakma süreci ve Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) nedeniyle yaşadığı güçlükler ele alındı.Ankara'da yaşayan 72 yaşındaki Sırakaya, AA muhabirine, ilkokul yıllarında sigara izmaritleriyle sigaraya başladığını ve sigarayı bırakmadan önce günde bir paket sigara içtiğini anlattı.Sırakaya, özellikle geceleri öksürük ve balgam nedeniyle zorlandığını, sabahları ağzında kötü koku hissettiğini söyledi.Yaşadığı şikayetler nedeniyle sigarayı bırakmayı birkaç kez denediğini aktaran Sırakaya, üç ve altı ay boyunca içmediği dönemler olduğunu ancak tek bir sigaradan bir şey olmayacağını düşünerek yeniden başladığını belirtti.Sırakaya, geçmeyen nefes darlığı nedeniyle 10 yıl önce kendi kararıyla sigarayı tamamen bıraktığını ve o tarihten bu yana bir daha içmediğini aktardı.Sigara insanın hayatını mahvediyorSigarayı bıraktıktan altı yıl sonra geniz kanserine yakalandığını anlatan Sırakaya, tedaviyle kanseri atlattığını bu kez de KOAH nedeniyle tedavi gördüğünü dile getirdi.Sırakaya, Kırk gün önce öksürük, halsizlik, iştahsızlık başladı ve hastaneye müracaat ettim. Yürürken nefes darlığı, kesilmeyen öksürük yaşıyordum. İştahım yoktu, yemek yiyemiyordum. Sigara insanın hayatını mahveden bir şey. Şimdi de hastanede bunun acısını çekiyoruz. dedi.Gençlere çağrıda bulunan Sırakaya, Gençlerimizin, sağlıkları ve hayatları için sigaradan uzak durması lazım. Ben hastayım, şimdi hastanede yatıyorum ama bu durumdan bütün ailem etkileniyor. Eşim, çocuklarım ve torunlar da evde telaş içerisinde. diye konuştu.Sırakaya, tedavisinin iyi gittiğini ve kendisini daha iyi hissettiğini belirterek, doktorlara ve hastenedeki çalışanlara teşekkürlerini iletti.Mesleki maruziyetler ve hava kirliliği hastalığa zemin hazırlıyorEtlik Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniği Eğitim Görevlisi Doç. Dr. Serap Duru, KOAH'ın hava yollarında daralmayla seyrettiğini ve en önemli nedeninin sigara kullanımı olduğunu söyledi.Erken yaşta başlayan ve uzun yıllar devam eden sigara kullanımının hava yollarında geri dönüşümsüz hasara yol açabildiğini belirten Duru, mesleki maruziyetler ve hava kirliliğinin de hastalığa zemin hazırladığını ifade etti.Duru, hastaların başlangıçta özellikle sabah öksürüğünden şikayet ettiğini, zamanla öksürüğe balgam ve nefes darlığının eklendiğini anlattı.Hastaların öksürük ve balgamı başlangıçta hastalık belirtisi olarak değerlendirmediğine dikkati çeken Duru, Öncelikle öksürük ve balgam oluyor ama hasta bunları bir hastalık olarak tanımlamıyor. Nefes darlığı eklenip kanlı balgam, kilo kaybı gibi semptomlar da eklenince bize başvuruyorlar. dedi.Polikliniğe başvuran hastaların şikayetlerini ve sigara kullanım öykülerini değerlendirdiklerini aktaran Duru, tanı sürecinde solunum fonksiyon testlerinden ve gerektiğinde tomografiden yararlandıklarını kaydetti.Hastamız sigarayı 10 yıldır bırakmış ama semptomları gerilememişDuru, 40 yıl sigara kullanan Sırakaya'nın daha önce de KOAH atakları geçirdiğini, şikayetleri ve atak sayısındaki artış nedeniyle ileri tetkik amacıyla hastaneye yatırıldığını belirtti.Hastanın sigarayı bırakmasının üzerinden 10 yıl geçmesine karşın hastalığa bağlı şikayetlerinin sürdüğünü ifade eden Duru, Hastamız sigarayı 10 yıldır bırakmış ama semptomları gerilememiş. Kontrollerde ilaç tedavisine devam etmek zorunda kalmışız. Halen de yatarak tedavisine devam ediyoruz. şeklinde konuştu.Duru, enfeksiyon ve şikayetlerde artışla seyreden ataklarda bazı hastaların hastanede yatışı verilerek tedavi gördüğünü, ihtiyaç duyan hastalara solunum desteği sağladıklarını, ilaç tedavilerinin yanı sıra pulmoner rehabilitasyon programları da uyguladıklarını kaydetti.KOAH gelişmeden önce sigara kullanımının önüne geçmenin önemini vurgulayan Duru, polikliniğe başvuran hastaları sigarayı bırakmaları için yönlendirdiklerini belirtti.Doç. Dr. Duru, sigara kullananlara, Sigara kesinlikle içilmesin. Sağlığa zararlıdır. Zararın neresinden dönerseniz kardır. Bıraktığınız gün en güzel gündür. Sağlıklı güzel günler için gerek geleneksel gerekse elektronik sigaranın kesinlikle içilmemesi gerekiyor. çağrısında bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kene türünü cep telefonuyla belirleyecek yapay zeka destekli uygulama geliştiriliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kene-turunu-cep-telefonuyla-belirleyecek-yapay-zeka-destekli-uygulama-gelistiriliyor/916777/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kene-turunu-cep-telefonuyla-belirleyecek-yapay-zeka-destekli-uygulama-gelistiriliyor/916777/</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:13:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Hacettepe Üniversitesi araştırmacıları, insanlara veya hayvanlara tutunan kenelerin türünün cep telefonuyla çekilen görüntü üzerinden yapay zekayla belirlenmesini, özellikle KKKA açısından önem taşıyan kene türlerinin diğer türlerden hızlı şekilde ayırt edilmesini sağlayacak sistem üzerinde çalışıyor - Projenin yürütücüsü Doç. Dr. Hekimoğlu: - Hedefimiz, çiftçilerden hayvancılıkla uğraşanlara, sağlık çalışanlarından doğada vakit geçiren vatandaşlara kadar geniş bir kullanıcı grubunun karşılaştığı kene hakkında kısa sürede bilimsel temele dayanan bir ön bilgiye ulaşabilmesini sağlamak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : BUĞRAHAN AYHAN - Türk araştırmacılar, vatandaşların karşılaştıkları kenenin türünü cep telefonuyla çekilen fotoğraf üzerinden kısa sürede öğrenebilmesine ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) açısından önem taşıyan türlerin ayırt edilebilmesine imkan sağlayacak yapay zeka destekli uygulama geliştiriyor.Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Biyoloji Bölümü Ekoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Olcay Hekimoğlu yürütücülüğünde hazırlanan Türkiye'de Kene Türlerinin Hızlı, Düşük Maliyetli ve Erişilebilir Teşhisi için Akıllı Telefon Tabanlı Yapay Zeka Modeli projesi, TÜBİTAK tarafından desteklenmeye hak kazandı.Proje kapsamında Türkiye'de yaygın görülen ve insan ile hayvan sağlığı açısından önem taşıyan kene türlerinin farklı açılardan ve koşullarda çekilmiş görüntülerinden kapsamlı bir veri tabanı oluşturulacak.Bu görüntülerle eğitilecek yapay zeka modeliyle, insan veya hayvana tutunan kenenin akıllı telefonla çekilen görüntüsünden hangi türe ait olduğuna ilişkin hızlı bir ön değerlendirme yapılabilecek.Sistemde özellikle Türkiye'de kene kaynaklı hastalıkların başında gelen KKKA açısından önem taşıyan kene türünün diğer türlerden yüksek doğrulukla ayırt edilebilmesine öncelik verilecek.İnternetin olmadığı bölgelerde de kullanılabilecekÇalışmanın ilerleyen aşamalarında yapay zeka modelinin, vatandaşların kolaylıkla kullanabileceği web ve mobil uygulamaya dönüştürülmesi hedefleniyor.Böylece kullanıcıların karşılaştıkları kenenin fotoğrafını akıllı telefonla çekerek sisteme yüklemesi ve kısa sürede türüne ilişkin ön bilgi edinmesi amaçlanıyor. Uygulamanın yalnızca internet bağlantısıyla değil, internet erişiminin sınırlı olduğu kırsal bölgelerde de kullanılabilecek şekilde geliştirilmesi planlanıyor.Projenin, kene türlerinin daha hızlı ve düşük maliyetle belirlenmesine katkı sağlamasının yanı sıra Türkiye'deki kene türleri ve bunların yayılımına ilişkin bilimsel verilerin artırılmasına da katkı sunması bekleniyor.Hedefimiz kene hakkında kısa sürede ön bilgiye ulaşılabilmesini sağlamakDoç. Dr. Hekimoğlu, projeye ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, KKKA'nın Türkiye'de 2002'den bu yana 17 binden fazla vakaya ve yüzlerce can kaybına yol açan çok ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirtti.Vatandaşların, tutunan keneyi KKKA bulaştırma riski taşıyan türlerden biri olup olmadığını merak ettiğini aktaran Hekimoğlu, bu tür teşhisin laboratuvar ve uzman incelemesi gerektirdiğine, bunun da zaman aldığına işaret etti.Son yıllarda dünyada yapay zeka ile kene türlerini tanımaya yönelik çalışmaların bulunduğunu, ancak bunların büyük bölümünün Avrupa ve Amerika'daki türlere odaklandığını ifade eden Hekimoğlu, Bizim projemizin farkı, doğrudan Türkiye'de yaygın görülen ve halk sağlığı açısından önemli kene türlerine, özellikle de KKKA açısından büyük önem taşıyan 'Hyalomma marginatum'a göre geliştirecek olmamız. dedi.Hekimoğlu, temel hedeflerinin cep telefonuyla çekilen bir kene fotoğrafından tür hakkında hızlı ve kolay ulaşılabilir ön bilgi verebilen yapay zeka tabanlı bir mobil uygulama geliştirmek olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:Ancak yalnızca laboratuvar koşullarında iyi çalışan bir sistem yapmak istemiyoruz. Uygulamayı farklı telefonlarla, farklı ışık ve gerçek saha koşullarında çekilmiş fotoğraflarla da test edeceğiz. Daha da önemlisi, fotoğraf, tür teşhisi için yeterli değilse uygulamanın mutlaka bir tür adı vermesini istemiyoruz. Böyle bir durumda uygulama kullanıcıdan yeniden fotoğraf çekmesini isteyecek veya uzman değerlendirmesine yönlendirecek. Hedefimiz, çiftçilerden hayvancılıkla uğraşanlara, sağlık çalışanlarından doğada vakit geçiren vatandaşlara kadar geniş bir kullanıcı grubunun karşılaştığı kene hakkında kısa sürede bilimsel temele dayanan bir ön bilgiye ulaşabilmesini sağlamak. Böylece KKKA açısından önemli kene türlerinin daha hızlı fark edilmesine katkıda bulunurken, toplumun kene ve KKKA konusunda daha bilinçli olmasını da amaçlıyoruz.Öncelikli olarak 8 kene türüne odaklanılacakHekimoğlu, geliştirecekleri sistemin temelinde, yapay zekaya doğru örnekleri öğretmek olduğunu, bunun için Türkiye'de yaygın görülen kene türlerinden güvenilir bir fotoğraf arşivi oluşturacaklarını bildirdi.Her kene türünün dış görünüş özelliklerine göre belirleneceğini, seçilen örneklerin DNA analizleriyle de doğrulanacağını ve kenelerin farklı açılardan fotoğraflanacağını belirten Hekimoğlu, Böylece yapay zekaya yalnızca 'bu bir kene' demeyeceğiz, hangi görüntünün hangi türe ait olduğunu güvenilir örneklerle öğreteceğiz. açıklamasını yaptı.Doç. Dr. Hekimoğlu, şunları kaydetti:Vatandaş açısından ise süreç mümkün olduğunca basit olacak. Kişi, keneyi cep telefonuyla fotoğraflayacak ve görüntüyü uygulamaya yükleyecek. Uygulama fotoğrafı analiz ederek tür hakkında bir ön tanımlama sunacak. Eğer görüntü bulanık, çok uzak ya da tür tanımlaması için yetersizse sistem zorla bir tür adı vermek yerine 'yeniden fotoğraf çekiniz' veya 'uzman değerlendirmesi gerekli' şeklinde uyarı verecek. Fotoğraf yeterliyse uygulama çok kısa sürede tür hakkında bir ön değerlendirme sunacak ve kenenin KKKA'nın bulaşmasında önemli rol oynayan 'Hyalomma marginatum' türü olup olmadığı konusunda kullanıcıya ön bilgi verecek.Bir diğer önemli noktanın uygulamanın mümkün olduğunca telefon üzerinde ve çevrim dışı çalışabilmesi olduğunu vurgulayan Hekimoğlu, böylece uygulamanın internet erişiminin kısıtlı olduğu kırsal bölgelerde de kullanılabileceğinin ve kullanıcının çok kısa sürede bir ön bilgiye ulaşabileceğinin altını çizdi.İlk aşamada uygulamada Türkiye'de yaygın görülen ve halk sağlığı açısından öncelikli 8 kene türünü hedeflediklerini aktaran Hekimoğlu, Geliştireceğimiz sistem dinamik ve güncellenebilir bir yapıda olacak. İlerleyen sürümlerde Türkiye'de görülen diğer kene türlerini de kademeli olarak sisteme ekleyerek kapsamını genişleteceğiz. ifadelerini kullandı.Uygulamamız, kenenin vücuttan çıkarıldıktan sonra fotoğraflanması mantığıyla tasarlandıHekimoğlu, özellikle KKKA'nın başlıca vektörü olan Hyalomma marginatumun doğru biçimde ayırt edilmesine özel önem vereceklerini bildirdi.Amaçlarının sadece laboratuvarda çalışan değil, doğada da kullanılabilecek bir sistem sunmak olduğunu vurgulayan Hekimoğlu, Uygulamamız, kenenin insan veya hayvan vücudundan çıkarıldıktan sonra fotoğraflanması mantığıyla tasarlandı. Uygulamanın ana ekranında bu durum açıkça belirtilecek. Çünkü kene cilde tutunmuşken gövdesinin büyük bir kısmı görünmeyebilir ve şiştiği için şekli değişebilir, bu da tür teşhisini zorlaştırır. Bu nedenle en doğru sonucu almak için kenenin vücuttan çıkarıldıktan sonra mümkün olduğunca net şekilde fotoğraflanması gerekecek. açıklamasında bulundu.Hekimoğlu, uygulamanın vereceği sonucun tıbbi bir teşhis olmayacağını vurgulayarak, kullanıcılara sadece kenenin hangi tür olabileceği konusunda ön bilgi vereceğinin altını çizdi.Projenin 3 yıl sürecek kapsamlı bir çalışma olarak planlandığını belirten Hekimoğlu, bu süreçte yapay zeka modelinin performansını hem kontrollü koşullarda hem de gerçek saha koşullarında test edeceklerini, 3 yılın sonunda testlerden geçmiş ve hedefledikleri doğruluk düzeylerine ulaşmış mobil uygulamayı vatandaşların kullanımına hazır hale getireceklerini ifade etti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : BUĞRAHAN AYHAN - Türk araştırmacılar, vatandaşların karşılaştıkları kenenin türünü cep telefonuyla çekilen fotoğraf üzerinden kısa sürede öğrenebilmesine ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) açısından önem taşıyan türlerin ayırt edilebilmesine imkan sağlayacak yapay zeka destekli uygulama geliştiriyor.Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Biyoloji Bölümü Ekoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Olcay Hekimoğlu yürütücülüğünde hazırlanan Türkiye'de Kene Türlerinin Hızlı, Düşük Maliyetli ve Erişilebilir Teşhisi için Akıllı Telefon Tabanlı Yapay Zeka Modeli projesi, TÜBİTAK tarafından desteklenmeye hak kazandı.Proje kapsamında Türkiye'de yaygın görülen ve insan ile hayvan sağlığı açısından önem taşıyan kene türlerinin farklı açılardan ve koşullarda çekilmiş görüntülerinden kapsamlı bir veri tabanı oluşturulacak.Bu görüntülerle eğitilecek yapay zeka modeliyle, insan veya hayvana tutunan kenenin akıllı telefonla çekilen görüntüsünden hangi türe ait olduğuna ilişkin hızlı bir ön değerlendirme yapılabilecek.Sistemde özellikle Türkiye'de kene kaynaklı hastalıkların başında gelen KKKA açısından önem taşıyan kene türünün diğer türlerden yüksek doğrulukla ayırt edilebilmesine öncelik verilecek.İnternetin olmadığı bölgelerde de kullanılabilecekÇalışmanın ilerleyen aşamalarında yapay zeka modelinin, vatandaşların kolaylıkla kullanabileceği web ve mobil uygulamaya dönüştürülmesi hedefleniyor.Böylece kullanıcıların karşılaştıkları kenenin fotoğrafını akıllı telefonla çekerek sisteme yüklemesi ve kısa sürede türüne ilişkin ön bilgi edinmesi amaçlanıyor. Uygulamanın yalnızca internet bağlantısıyla değil, internet erişiminin sınırlı olduğu kırsal bölgelerde de kullanılabilecek şekilde geliştirilmesi planlanıyor.Projenin, kene türlerinin daha hızlı ve düşük maliyetle belirlenmesine katkı sağlamasının yanı sıra Türkiye'deki kene türleri ve bunların yayılımına ilişkin bilimsel verilerin artırılmasına da katkı sunması bekleniyor.Hedefimiz kene hakkında kısa sürede ön bilgiye ulaşılabilmesini sağlamakDoç. Dr. Hekimoğlu, projeye ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, KKKA'nın Türkiye'de 2002'den bu yana 17 binden fazla vakaya ve yüzlerce can kaybına yol açan çok ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirtti.Vatandaşların, tutunan keneyi KKKA bulaştırma riski taşıyan türlerden biri olup olmadığını merak ettiğini aktaran Hekimoğlu, bu tür teşhisin laboratuvar ve uzman incelemesi gerektirdiğine, bunun da zaman aldığına işaret etti.Son yıllarda dünyada yapay zeka ile kene türlerini tanımaya yönelik çalışmaların bulunduğunu, ancak bunların büyük bölümünün Avrupa ve Amerika'daki türlere odaklandığını ifade eden Hekimoğlu, Bizim projemizin farkı, doğrudan Türkiye'de yaygın görülen ve halk sağlığı açısından önemli kene türlerine, özellikle de KKKA açısından büyük önem taşıyan 'Hyalomma marginatum'a göre geliştirecek olmamız. dedi.Hekimoğlu, temel hedeflerinin cep telefonuyla çekilen bir kene fotoğrafından tür hakkında hızlı ve kolay ulaşılabilir ön bilgi verebilen yapay zeka tabanlı bir mobil uygulama geliştirmek olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:Ancak yalnızca laboratuvar koşullarında iyi çalışan bir sistem yapmak istemiyoruz. Uygulamayı farklı telefonlarla, farklı ışık ve gerçek saha koşullarında çekilmiş fotoğraflarla da test edeceğiz. Daha da önemlisi, fotoğraf, tür teşhisi için yeterli değilse uygulamanın mutlaka bir tür adı vermesini istemiyoruz. Böyle bir durumda uygulama kullanıcıdan yeniden fotoğraf çekmesini isteyecek veya uzman değerlendirmesine yönlendirecek. Hedefimiz, çiftçilerden hayvancılıkla uğraşanlara, sağlık çalışanlarından doğada vakit geçiren vatandaşlara kadar geniş bir kullanıcı grubunun karşılaştığı kene hakkında kısa sürede bilimsel temele dayanan bir ön bilgiye ulaşabilmesini sağlamak. Böylece KKKA açısından önemli kene türlerinin daha hızlı fark edilmesine katkıda bulunurken, toplumun kene ve KKKA konusunda daha bilinçli olmasını da amaçlıyoruz.Öncelikli olarak 8 kene türüne odaklanılacakHekimoğlu, geliştirecekleri sistemin temelinde, yapay zekaya doğru örnekleri öğretmek olduğunu, bunun için Türkiye'de yaygın görülen kene türlerinden güvenilir bir fotoğraf arşivi oluşturacaklarını bildirdi.Her kene türünün dış görünüş özelliklerine göre belirleneceğini, seçilen örneklerin DNA analizleriyle de doğrulanacağını ve kenelerin farklı açılardan fotoğraflanacağını belirten Hekimoğlu, Böylece yapay zekaya yalnızca 'bu bir kene' demeyeceğiz, hangi görüntünün hangi türe ait olduğunu güvenilir örneklerle öğreteceğiz. açıklamasını yaptı.Doç. Dr. Hekimoğlu, şunları kaydetti:Vatandaş açısından ise süreç mümkün olduğunca basit olacak. Kişi, keneyi cep telefonuyla fotoğraflayacak ve görüntüyü uygulamaya yükleyecek. Uygulama fotoğrafı analiz ederek tür hakkında bir ön tanımlama sunacak. Eğer görüntü bulanık, çok uzak ya da tür tanımlaması için yetersizse sistem zorla bir tür adı vermek yerine 'yeniden fotoğraf çekiniz' veya 'uzman değerlendirmesi gerekli' şeklinde uyarı verecek. Fotoğraf yeterliyse uygulama çok kısa sürede tür hakkında bir ön değerlendirme sunacak ve kenenin KKKA'nın bulaşmasında önemli rol oynayan 'Hyalomma marginatum' türü olup olmadığı konusunda kullanıcıya ön bilgi verecek.Bir diğer önemli noktanın uygulamanın mümkün olduğunca telefon üzerinde ve çevrim dışı çalışabilmesi olduğunu vurgulayan Hekimoğlu, böylece uygulamanın internet erişiminin kısıtlı olduğu kırsal bölgelerde de kullanılabileceğinin ve kullanıcının çok kısa sürede bir ön bilgiye ulaşabileceğinin altını çizdi.İlk aşamada uygulamada Türkiye'de yaygın görülen ve halk sağlığı açısından öncelikli 8 kene türünü hedeflediklerini aktaran Hekimoğlu, Geliştireceğimiz sistem dinamik ve güncellenebilir bir yapıda olacak. İlerleyen sürümlerde Türkiye'de görülen diğer kene türlerini de kademeli olarak sisteme ekleyerek kapsamını genişleteceğiz. ifadelerini kullandı.Uygulamamız, kenenin vücuttan çıkarıldıktan sonra fotoğraflanması mantığıyla tasarlandıHekimoğlu, özellikle KKKA'nın başlıca vektörü olan Hyalomma marginatumun doğru biçimde ayırt edilmesine özel önem vereceklerini bildirdi.Amaçlarının sadece laboratuvarda çalışan değil, doğada da kullanılabilecek bir sistem sunmak olduğunu vurgulayan Hekimoğlu, Uygulamamız, kenenin insan veya hayvan vücudundan çıkarıldıktan sonra fotoğraflanması mantığıyla tasarlandı. Uygulamanın ana ekranında bu durum açıkça belirtilecek. Çünkü kene cilde tutunmuşken gövdesinin büyük bir kısmı görünmeyebilir ve şiştiği için şekli değişebilir, bu da tür teşhisini zorlaştırır. Bu nedenle en doğru sonucu almak için kenenin vücuttan çıkarıldıktan sonra mümkün olduğunca net şekilde fotoğraflanması gerekecek. açıklamasında bulundu.Hekimoğlu, uygulamanın vereceği sonucun tıbbi bir teşhis olmayacağını vurgulayarak, kullanıcılara sadece kenenin hangi tür olabileceği konusunda ön bilgi vereceğinin altını çizdi.Projenin 3 yıl sürecek kapsamlı bir çalışma olarak planlandığını belirten Hekimoğlu, bu süreçte yapay zeka modelinin performansını hem kontrollü koşullarda hem de gerçek saha koşullarında test edeceklerini, 3 yılın sonunda testlerden geçmiş ve hedefledikleri doğruluk düzeylerine ulaşmış mobil uygulamayı vatandaşların kullanımına hazır hale getireceklerini ifade etti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/kene-turunu-cep-telefonuyla-belirleyecek-yapay-zeka-destekli-uygulama-gelistiriliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Şi'nin ziyaretinin ardından ABD'ye gönderilmesine karar verilen 2 panda yola çıktı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/si-nin-ziyaretinin-ardindan-abd-ye-gonderilmesine-karar-verilen-2-panda-yola-cikti/916776/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/si-nin-ziyaretinin-ardindan-abd-ye-gonderilmesine-karar-verilen-2-panda-yola-cikti/916776/</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:13:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya / Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in ziyaretinde ülkeler arasında dostluk ve iyi niyet göstergesi olarak ABD'ye gönderilmesi kararlaştırılan iki panda yola çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri : Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in ziyaretinde ülkeler arasında dostluk ve iyi niyet göstergesi olarak ABD'ye gönderilmesi kararlaştırılan iki panda yola çıktı.Xinhua'nın haberine göre, Sıçuan eyaletindeki Çıngdu Dev Panda Yetiştirme Araştırma Üssü'nde yaşayan pandalar Ping Ping ve Fu Şuang, bu sabah uçakla ABD'ye gönderildi.Devlet Başkanı Şi, 23-25 Eylül tarihlerinde Washington'a yaptığı ziyarette, pandaların birkaç gün içinde yeni yuvaları Atlanta'ya geleceğini ve Amerikan halkıyla buluşacağını belirtmişti.Pandaların ABD'ye gönderilmesini iyi haber olarak nitelendiren Şi, bunun Çinliler ile Amerikalılar arasındaki dostluğun bir örneği olduğunu ifade etmişti.Pandalar, Çin Yaban Hayatı Koruma Derneği ile Atlanta Hayvanat Bahçesi arasındaki koruma anlaşması kapsamında 10 yıllığına ödünç veriliyor.Atlanta Hayvanat Bahçesi'nde yaşayan son pandalar 2024'te Çin'e iade edilmişti. Panda ödünç verme programı, Pekin ile Washington arasındaki gerilimler nedeniyle bir dönem askıya alınmıştı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri : Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in ziyaretinde ülkeler arasında dostluk ve iyi niyet göstergesi olarak ABD'ye gönderilmesi kararlaştırılan iki panda yola çıktı.Xinhua'nın haberine göre, Sıçuan eyaletindeki Çıngdu Dev Panda Yetiştirme Araştırma Üssü'nde yaşayan pandalar Ping Ping ve Fu Şuang, bu sabah uçakla ABD'ye gönderildi.Devlet Başkanı Şi, 23-25 Eylül tarihlerinde Washington'a yaptığı ziyarette, pandaların birkaç gün içinde yeni yuvaları Atlanta'ya geleceğini ve Amerikan halkıyla buluşacağını belirtmişti.Pandaların ABD'ye gönderilmesini iyi haber olarak nitelendiren Şi, bunun Çinliler ile Amerikalılar arasındaki dostluğun bir örneği olduğunu ifade etmişti.Pandalar, Çin Yaban Hayatı Koruma Derneği ile Atlanta Hayvanat Bahçesi arasındaki koruma anlaşması kapsamında 10 yıllığına ödünç veriliyor.Atlanta Hayvanat Bahçesi'nde yaşayan son pandalar 2024'te Çin'e iade edilmişti. Panda ödünç verme programı, Pekin ile Washington arasındaki gerilimler nedeniyle bir dönem askıya alınmıştı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>BİR NEFES BİN ZEHİR - Çocuk ve gençlerde nikotin kullanımı başka bağımlılıklara kapı açıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bir-nefes-bin-zehir-cocuk-ve-genclerde-nikotin-kullanimi-baska-bagimliliklara-kapi-aciyor/916775/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bir-nefes-bin-zehir-cocuk-ve-genclerde-nikotin-kullanimi-baska-bagimliliklara-kapi-aciyor/916775/</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:13:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / Ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Kültegin Ögel: - Bağımlılık ilerledikçe bırakmak zorlaşıyor. Beynin alışkanlıkları artık bu yönde tamamen kilitleniyor - Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Klinik Sorumlusu Doç. Dr. Yaşar Tanır: - Nikotin, sigara kullanımı, alkol ve diğer bağımlılık yapıcı maddelere geçişte köprü görevi görüyor. Bu konuda uyanık olmakta fayda var]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : quot;Bir Nefes Bin Zehir başlıklı dosyasının bu haberinde, nikotin kullanımının çocuk ve gençlerin beyin gelişimi ve bağımlılık riski üzerindeki etkileri ele alındı.Ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Kültegin Ögel, AA muhabirine, nikotinin yüksek bağımlılık potansiyeline sahip maddelerden biri olduğunu söyledi.Bunun kullanımının yeterince ciddiye alınmadığını belirten Ögel, özellikle çocukluk ve gençlik döneminde bağımlılığın daha hızlı geliştiğini, nikotinin ise beyinde kişinin kendini durdurma mekanizmasını bozduğunu kaydetti.Prof. Dr. Ögel, nikotinin özellikle dikkat ve hafıza üzerinde bozucu etkileri bulunduğunu, yan etkilerin özellikle gençlik çağında daha fazla görüldüğünü aktardı.Nikotinin gençlerin beyninde oluşturduğu etkilerden birinin de dur mekanizmasını bozmak ve beynin muhakeme yeteneğini zayıflatmak olduğuna dikkati çeken Ögel, şöyle devam etti:Bağımlılık tedavisinin en iyi yöntemi önlemedir. Aslında hiç başlamazsanız en hızlı ve kolay tedavi budur. Başladıysanız erken zamanda bırakmak çok önemli. Çünkü bağımlılık ilerledikçe bırakmak zorlaşıyor. Beynin alışkanlıkları artık bu yönde tamamen kilitleniyor. Çok bağımlıysanız bırakmak için bir an önce karar vermelisiniz. Ülkemizde çok sayıda bağımlılık tedavi merkezi var. Dolayısıyla buradan yardım almak mümkün. Yetişkinler için Alkol Madde Tedavi Merkezi (AMATEM), çocuklar için Çocuk ve Ergen Arındırma Merkezi (ÇEMATEM), Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) veya özel kuruluşlar var.Prof. Dr. Ögel, insanların bu merkezlere gitmekten çekindiğini dile getirerek, buralardan yardım almanın ayıp olmadığını kaydetti.Puff ve elektronik sigaraların zararsız olduğuna yönelik söylemlerin doğru olmadığını vurgulayan Ögel, bu ürünlerin normal tütün ürünleriyle benzer zararlar taşıdığının altını çizdi.Nikotinin beyne etkisi hızla başlıyorBaşakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Klinik Sorumlusu Doç. Dr. Yaşar Tanır, ergenliğin çocukluk ve yetişkinlik arasında geçiş dönemi olduğunu anlattı.Bu dönemin beynin gelişimsel açıdan en kırılgan olduğu dönemlerden olduğunu belirten Tanır, özellikle alnın arka tarafındaki ön beyin bölgesinin daha yavaş geliştiğini, burasının karar verme, dikkat, öğrenme ve dürtü kontrolü gibi temel işlevlerde rol oynadığını kaydetti.Doç. Dr. Tanır, beynin daha derin bölgelerinde bulunan ödül ve hazla ilişkili merkezlerin ise çok daha hızlı geliştiğini ifade ederek, Nikotin, gelişmekte olan beynin kırılganlığında güçlü bağımlılık yapıcı maddedir. Bir sigara çekiminde 7-8 saniyede kana geçiyor, daha sonra nikotinin beyne etkisi hızla başlıyor. Bunun sonucunda salgılanan dopamin, anlık haz ve rahatlama hissi oluşturuyor gibi gözükse de bu güçlü bağımlılık hissi daha fazla kullanmayı tetikliyor. Burada bağımlılık süreci başlıyor. Bir sigara çekimiyle bile vücuda giren nikotinle bağımlılık süreçleri tetikleniyor. diye konuştu.Nikotin kullanımıyla beynin ön bölgesi ve ödül merkezlerinin etkilenmeye başladığına dikkati çeken Tanır, bu süreçte beynin yapısal ve işlevsel açıdan ciddi değişikliklere uğradığını vurguladı.Depresyon ve kaygı bozukluğu olan çocuklarda sigara kullanımı daha fazlaDoç. Dr. Tanır, bağımlılık sürecinin alışkanlık haline gelmiş, sürekli ve düzenli günlük kullanım başlamadan da ortaya çıkabildiğinin altını çizerek, sigaradaki nikotinin çok güçlü bağımlılık yapıcı madde olduğunu vurguladı.Nikotin bağımlılığının irade eksikliği veya yetersizliği olarak değerlendirilmemesi gerektiğini anlatan Tanır, bunun beyinle ilişkili hastalık olduğunu, kişi nikotin kullanmaya başladığında ödül mekanizmalarında oluşan bozuklukların ciddi bağımlılığı tetikleyebildiğini aktardı.Tanır, ebeveynlerin çocuklarının sigara veya nikotin kullandığını öğrendiğinde ona sakince yaklaşmaları gerektiğini söyledi.Depresyon ve kaygı bozukluğu olan çocuklarda sigara kullanımının daha fazla görüldüğüne işaret eden Tanır, Sigara kullanmaya başladığında da kolay öfkelenme, unutkanlık, stres gibi faktörlerin de daha fazla çıktığını görüyoruz. Gerekirse psikofarmakolojik ilaç tedavilerine de başlayabiliyoruz. Tedavi sürecine kesinlikle aileyi dahil ediyoruz. Çünkü ailenin yaklaşımı bizim için rahatlatıcı süreç oluyor. Nikotin, sigara kullanımı alkol ve diğer bağımlılık yapıcı maddelere geçişte köprü görevi görüyor. Bu konuda uyanık olmakta fayda var. uyarısında bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : quot;Bir Nefes Bin Zehir başlıklı dosyasının bu haberinde, nikotin kullanımının çocuk ve gençlerin beyin gelişimi ve bağımlılık riski üzerindeki etkileri ele alındı.Ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Kültegin Ögel, AA muhabirine, nikotinin yüksek bağımlılık potansiyeline sahip maddelerden biri olduğunu söyledi.Bunun kullanımının yeterince ciddiye alınmadığını belirten Ögel, özellikle çocukluk ve gençlik döneminde bağımlılığın daha hızlı geliştiğini, nikotinin ise beyinde kişinin kendini durdurma mekanizmasını bozduğunu kaydetti.Prof. Dr. Ögel, nikotinin özellikle dikkat ve hafıza üzerinde bozucu etkileri bulunduğunu, yan etkilerin özellikle gençlik çağında daha fazla görüldüğünü aktardı.Nikotinin gençlerin beyninde oluşturduğu etkilerden birinin de dur mekanizmasını bozmak ve beynin muhakeme yeteneğini zayıflatmak olduğuna dikkati çeken Ögel, şöyle devam etti:Bağımlılık tedavisinin en iyi yöntemi önlemedir. Aslında hiç başlamazsanız en hızlı ve kolay tedavi budur. Başladıysanız erken zamanda bırakmak çok önemli. Çünkü bağımlılık ilerledikçe bırakmak zorlaşıyor. Beynin alışkanlıkları artık bu yönde tamamen kilitleniyor. Çok bağımlıysanız bırakmak için bir an önce karar vermelisiniz. Ülkemizde çok sayıda bağımlılık tedavi merkezi var. Dolayısıyla buradan yardım almak mümkün. Yetişkinler için Alkol Madde Tedavi Merkezi (AMATEM), çocuklar için Çocuk ve Ergen Arındırma Merkezi (ÇEMATEM), Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) veya özel kuruluşlar var.Prof. Dr. Ögel, insanların bu merkezlere gitmekten çekindiğini dile getirerek, buralardan yardım almanın ayıp olmadığını kaydetti.Puff ve elektronik sigaraların zararsız olduğuna yönelik söylemlerin doğru olmadığını vurgulayan Ögel, bu ürünlerin normal tütün ürünleriyle benzer zararlar taşıdığının altını çizdi.Nikotinin beyne etkisi hızla başlıyorBaşakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Klinik Sorumlusu Doç. Dr. Yaşar Tanır, ergenliğin çocukluk ve yetişkinlik arasında geçiş dönemi olduğunu anlattı.Bu dönemin beynin gelişimsel açıdan en kırılgan olduğu dönemlerden olduğunu belirten Tanır, özellikle alnın arka tarafındaki ön beyin bölgesinin daha yavaş geliştiğini, burasının karar verme, dikkat, öğrenme ve dürtü kontrolü gibi temel işlevlerde rol oynadığını kaydetti.Doç. Dr. Tanır, beynin daha derin bölgelerinde bulunan ödül ve hazla ilişkili merkezlerin ise çok daha hızlı geliştiğini ifade ederek, Nikotin, gelişmekte olan beynin kırılganlığında güçlü bağımlılık yapıcı maddedir. Bir sigara çekiminde 7-8 saniyede kana geçiyor, daha sonra nikotinin beyne etkisi hızla başlıyor. Bunun sonucunda salgılanan dopamin, anlık haz ve rahatlama hissi oluşturuyor gibi gözükse de bu güçlü bağımlılık hissi daha fazla kullanmayı tetikliyor. Burada bağımlılık süreci başlıyor. Bir sigara çekimiyle bile vücuda giren nikotinle bağımlılık süreçleri tetikleniyor. diye konuştu.Nikotin kullanımıyla beynin ön bölgesi ve ödül merkezlerinin etkilenmeye başladığına dikkati çeken Tanır, bu süreçte beynin yapısal ve işlevsel açıdan ciddi değişikliklere uğradığını vurguladı.Depresyon ve kaygı bozukluğu olan çocuklarda sigara kullanımı daha fazlaDoç. Dr. Tanır, bağımlılık sürecinin alışkanlık haline gelmiş, sürekli ve düzenli günlük kullanım başlamadan da ortaya çıkabildiğinin altını çizerek, sigaradaki nikotinin çok güçlü bağımlılık yapıcı madde olduğunu vurguladı.Nikotin bağımlılığının irade eksikliği veya yetersizliği olarak değerlendirilmemesi gerektiğini anlatan Tanır, bunun beyinle ilişkili hastalık olduğunu, kişi nikotin kullanmaya başladığında ödül mekanizmalarında oluşan bozuklukların ciddi bağımlılığı tetikleyebildiğini aktardı.Tanır, ebeveynlerin çocuklarının sigara veya nikotin kullandığını öğrendiğinde ona sakince yaklaşmaları gerektiğini söyledi.Depresyon ve kaygı bozukluğu olan çocuklarda sigara kullanımının daha fazla görüldüğüne işaret eden Tanır, Sigara kullanmaya başladığında da kolay öfkelenme, unutkanlık, stres gibi faktörlerin de daha fazla çıktığını görüyoruz. Gerekirse psikofarmakolojik ilaç tedavilerine de başlayabiliyoruz. Tedavi sürecine kesinlikle aileyi dahil ediyoruz. Çünkü ailenin yaklaşımı bizim için rahatlatıcı süreç oluyor. Nikotin, sigara kullanımı alkol ve diğer bağımlılık yapıcı maddelere geçişte köprü görevi görüyor. Bu konuda uyanık olmakta fayda var. uyarısında bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/bir-nefes-bin-zehir-cocuk-ve-genclerde-nikotin-kullanimi-baska-bagimliliklara-kapi-aciyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye güçlü sanayi ekosistemiyle küresel tedarik zincirinde öne çıkıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-guclu-sanayi-ekosistemiyle-kuresel-tedarik-zincirinde-one-cikiyor/916772/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-guclu-sanayi-ekosistemiyle-kuresel-tedarik-zincirinde-one-cikiyor/916772/</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:08:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Hitachi Energy Kıdemli Başkan Yardımcısı Alfredo Parres: - Türkiye'nin stratejimizdeki önemi büyük - Türkiye'deki koşullar olumlu olmaya devam ederse, talep varsa ve yatırımı destekleyici çerçeve mevcutsa yatırım yapmaya devam edeceğiz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : GÜLŞEN ÇAĞATAY - Hitachi Energy Kıdemli Başkan Yardımcısı Alfredo Parres, Türkiye'nin şirketin Avrupa'daki sanayi yapılanması ve küresel tedarik zincirinde kilit konumda bulunduğunu belirterek, ülkedeki yatırım ortamının destekleyici olması halinde şirket yatırımlarını sürdüreceklerini bildirdi.Parres, WindEurope Hamburg kapsamında AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye'de 60 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren şirketin ülkedeki operasyonlarını ve Türkiye'nin enerji dönüşümündeki rolünü değerlendirdi.Türkiye'nin Hitachi Energy'nin sanayi yapılanmasında önemli bir yere sahip olduğunu ve 60 yıldır güvenli liman oluşturduğunu belirten Parres, şirketin son olarak 70 milyon dolar yatırımla Kocaeli Dilovası'nda Güç Transformatörleri Fabrikası ve Servis Merkezi'ni hayata geçirdiğini, tesisin istihdam ve üretim kapasitesine büyük katkı sağlayacağını ifade etti.Parres, Türkiye'nin tedarik zinciri açısından kilit önemde olduğunun altını çizerek, Aynı zamanda Türkiye ve Türkiye dışına ihracat açısından da sanayi yapılanmamızın önemli bir unsuru. Bu nedenle Türkiye'nin stratejimizdeki önemi büyük. Türkiye'deki koşullar olumlu olmaya devam ederse, talep varsa ve yatırımı destekleyici çerçeve mevcutsa Türkiye'ye yatırım yapmaya devam edeceğiz. diye konuştu.Hitachi Energy'nin Avrupa'da 40'tan fazla fabrikası bulunduğunu belirten Parres, son 5 yıllık dönem planı kapsamında 2027'ye kadar küresel ölçekte yaklaşık 9 milyar dolarlık yatırım hedeflendiğini anlattı.Parres, Türkiye'nin güçlü sanayi kapasitesi ve tedarikçi ekosistemine dikkati çekerek, Türkiye'de sanayi kapasitesi, iyi bir ekosistem ve çevresinde bütün bir tedarik zinciri var. İyi eğitimli mühendisler ve çalışanlar bulunuyor. Ayrıca Avrupa ve dünyanın diğer bölgeleriyle güçlü bağlantıları mevcut. Tüm bu unsurlar stratejimizde önem taşıyor. dedi.Güçlü şebeke daha fazla yenilenebilir enerji anlamına geliyorTürkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek COP31'e ilişkin değerlendirmelerde bulunan Parres, etkinlikte şirketin ana mesajının elektrik şebekelerinin güçlendirilmesi olacağını, güçlü şebekelerin daha fazla yenilenebilir enerjinin sisteme dahil edilmesini sağlayacağını söyledi.Parres, Biz bir şebeke şirketiyiz. Şebeke gelişimini mümkün kılmak ve desteklemek, iklim değişikliğiyle mücadelede temel bir kolaylaştırıcı unsur. Çünkü şebekemiz varsa, daha fazla yenilenebilir enerjiyi sisteme dahil edebiliriz. Daha fazla şebeke, daha fazla yenilenebilir enerji ve elektrifikasyon anlamına geliyor. değerlendirmesinde bulundu.Türkiye'nin kara ve denizüstü rüzgar ile güneş enerjisinde yüksek potansiyeli bulunduğuna işaret eden Parres, bu kaynaklar için ihtiyaç duyulan yüksek gerilim doğru akım (HVDC) teknolojisinin de enerji dönüşümünü hızlandırmada önemli rol oynayacağını ifade etti.Parres, Türkiye'nin şebeke ve enerji altyapısına yönelik yatırımlarının bu dönüşümü destekleyeceğini kaydetti.Dijitalleşme ve enerji depolama şirketin yeni yatırım alanlarıParres, Türkiye'de yatırım potansiyelinin üretim kapasitesinin yanı sıra dijitalleşme ve enerji depolama gibi alanları kapsadığını belirtti.Türkiye'nin ileri teknolojilere ve altyapıya yatırım yapmasının yeni yatırımları destekleyeceğini ifade eden Parres, Daha fazla yabancı yatırımın gelmesi, Türkiye'nin altyapıya, modern ve ileri teknolojilere, dijitalleşmeye ve hizmetlere daha fazla yatırım yapmasına bağlı. Bugün Türkiye'de transformatör fabrikalarımız ve hizmet operasyonlarımız bulunuyor. Ancak daha fazla teknoloji, enerji depolama ve dijitalleşme alanlarını da Türkiye'ye getirmek istiyoruz. Türkiye bu yönde ilerlerse daha fazla yatırım yapacağız. diye konuştu.Parres ayrıca Hitachi Energy'nin kendi operasyonlarının yanı sıra tedarikçilerinin karbon ayak izi ve sürdürülebilirlik performansını da gözettiğini vurgulayarak, COP31 kapsamında yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılmasının yanı sıra bu kapasiteyi sisteme entegre edecek güçlü, modern ve dijital elektrik şebekelerinin önemli olduğunu sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : GÜLŞEN ÇAĞATAY - Hitachi Energy Kıdemli Başkan Yardımcısı Alfredo Parres, Türkiye'nin şirketin Avrupa'daki sanayi yapılanması ve küresel tedarik zincirinde kilit konumda bulunduğunu belirterek, ülkedeki yatırım ortamının destekleyici olması halinde şirket yatırımlarını sürdüreceklerini bildirdi.Parres, WindEurope Hamburg kapsamında AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye'de 60 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren şirketin ülkedeki operasyonlarını ve Türkiye'nin enerji dönüşümündeki rolünü değerlendirdi.Türkiye'nin Hitachi Energy'nin sanayi yapılanmasında önemli bir yere sahip olduğunu ve 60 yıldır güvenli liman oluşturduğunu belirten Parres, şirketin son olarak 70 milyon dolar yatırımla Kocaeli Dilovası'nda Güç Transformatörleri Fabrikası ve Servis Merkezi'ni hayata geçirdiğini, tesisin istihdam ve üretim kapasitesine büyük katkı sağlayacağını ifade etti.Parres, Türkiye'nin tedarik zinciri açısından kilit önemde olduğunun altını çizerek, Aynı zamanda Türkiye ve Türkiye dışına ihracat açısından da sanayi yapılanmamızın önemli bir unsuru. Bu nedenle Türkiye'nin stratejimizdeki önemi büyük. Türkiye'deki koşullar olumlu olmaya devam ederse, talep varsa ve yatırımı destekleyici çerçeve mevcutsa Türkiye'ye yatırım yapmaya devam edeceğiz. diye konuştu.Hitachi Energy'nin Avrupa'da 40'tan fazla fabrikası bulunduğunu belirten Parres, son 5 yıllık dönem planı kapsamında 2027'ye kadar küresel ölçekte yaklaşık 9 milyar dolarlık yatırım hedeflendiğini anlattı.Parres, Türkiye'nin güçlü sanayi kapasitesi ve tedarikçi ekosistemine dikkati çekerek, Türkiye'de sanayi kapasitesi, iyi bir ekosistem ve çevresinde bütün bir tedarik zinciri var. İyi eğitimli mühendisler ve çalışanlar bulunuyor. Ayrıca Avrupa ve dünyanın diğer bölgeleriyle güçlü bağlantıları mevcut. Tüm bu unsurlar stratejimizde önem taşıyor. dedi.Güçlü şebeke daha fazla yenilenebilir enerji anlamına geliyorTürkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek COP31'e ilişkin değerlendirmelerde bulunan Parres, etkinlikte şirketin ana mesajının elektrik şebekelerinin güçlendirilmesi olacağını, güçlü şebekelerin daha fazla yenilenebilir enerjinin sisteme dahil edilmesini sağlayacağını söyledi.Parres, Biz bir şebeke şirketiyiz. Şebeke gelişimini mümkün kılmak ve desteklemek, iklim değişikliğiyle mücadelede temel bir kolaylaştırıcı unsur. Çünkü şebekemiz varsa, daha fazla yenilenebilir enerjiyi sisteme dahil edebiliriz. Daha fazla şebeke, daha fazla yenilenebilir enerji ve elektrifikasyon anlamına geliyor. değerlendirmesinde bulundu.Türkiye'nin kara ve denizüstü rüzgar ile güneş enerjisinde yüksek potansiyeli bulunduğuna işaret eden Parres, bu kaynaklar için ihtiyaç duyulan yüksek gerilim doğru akım (HVDC) teknolojisinin de enerji dönüşümünü hızlandırmada önemli rol oynayacağını ifade etti.Parres, Türkiye'nin şebeke ve enerji altyapısına yönelik yatırımlarının bu dönüşümü destekleyeceğini kaydetti.Dijitalleşme ve enerji depolama şirketin yeni yatırım alanlarıParres, Türkiye'de yatırım potansiyelinin üretim kapasitesinin yanı sıra dijitalleşme ve enerji depolama gibi alanları kapsadığını belirtti.Türkiye'nin ileri teknolojilere ve altyapıya yatırım yapmasının yeni yatırımları destekleyeceğini ifade eden Parres, Daha fazla yabancı yatırımın gelmesi, Türkiye'nin altyapıya, modern ve ileri teknolojilere, dijitalleşmeye ve hizmetlere daha fazla yatırım yapmasına bağlı. Bugün Türkiye'de transformatör fabrikalarımız ve hizmet operasyonlarımız bulunuyor. Ancak daha fazla teknoloji, enerji depolama ve dijitalleşme alanlarını da Türkiye'ye getirmek istiyoruz. Türkiye bu yönde ilerlerse daha fazla yatırım yapacağız. diye konuştu.Parres ayrıca Hitachi Energy'nin kendi operasyonlarının yanı sıra tedarikçilerinin karbon ayak izi ve sürdürülebilirlik performansını da gözettiğini vurgulayarak, COP31 kapsamında yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılmasının yanı sıra bu kapasiteyi sisteme entegre edecek güçlü, modern ve dijital elektrik şebekelerinin önemli olduğunu sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Esnafın ihracat rotasında zirve Körfez ve ABD'nin</title>
      <link>https://www.canligaste.com/esnafin-ihracat-rotasinda-zirve-korfez-ve-abd-nin/916771/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/esnafin-ihracat-rotasinda-zirve-korfez-ve-abd-nin/916771/</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:08:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Türkiye genelinde faaliyet gösteren esnaf ve sanatkarlar, ağustos ayında yaklaşık 42,1 milyon dolarlık ihracata imza attı - Esnafın en çok dış satım yaptığı ülkeler sıralamasında Birleşik Arap Emirlikleri 6,6 milyon dolarla ilk sırada yer alırken, bu ülkeyi ABD ve İran takip etti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : SERHAT TUTAK - Türkiye'de mikro işletmeler ve geleneksel meslek kolları olarak bilinen esnaf ve sanatkarlar, ağustos ayında yaklaşık 42,1 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.AA muhabirinin, Ticaret Bakanlığı verilerinden derlediği bilgilere göre, ülke genelinde 2 milyon 263 bini aşkın esnaf ve sanatkar faaliyetlerini sürdürüyor.Söz konusu işletmelerin, küresel pazarlara açılma eğilimi, ağustos ayında da devam etti.Bu doğrultuda, esnaf ve sanatkarlar ağustos ayında yaklaşık 42,1 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.İhracatın lokomotifi BAE ve ABDEsnafın dış satımında geleneksel Avrupa ülkelerinin yanı sıra Körfez ve Kuzey Amerika pazarlarının ağırlığı dikkati çekti.Ağustos ayında esnaf ve sanatkarların en fazla ihracat yaptığı ülke, 6 milyon 687 bin dolarla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) oldu. BAE'yi, 4 milyon 77 bin dolarlık dış satımla ABD izledi.İran 3 milyon 231 bin dolarla üçüncü sırada yer alırken, Almanya'ya 2 milyon 675 bin 227 dolar, Romanya'ya ise 1 milyon 960 bin dolarlık ihracat yapıldı.Aylık ihracat 40 milyon dolar bandında seyrettiBakanlığın son 6 aylık verilerine göre, esnaf ve sanatkarların aylık ortalama 40 milyon dolar seviyesinde ihracat gerçekleşti.Esnaf ve sanatkarların ihracat gelirleri, söz konusu dönemde dalgalı bir seyir izledi.İhracat geliri, martta 34,9 milyon dolar iken nisanda 39 milyon dolar, mayısta 36,9 milyon dolar, haziranda 41,1 milyon dolar, temmuzda 40,9 milyon dolar ve ağustosta 42,1 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.Kredide ağustos hareketliliğiÖte yandan, ağustos ayında esnaf ve sanatkarların finansmana erişiminde de hareketlilik görüldü.Hazine sübvansiyonlu faiz indirimli kredilerde, yılın 8 ayında toplam 113,6 milyar liralık kullandırım yapılırken, bunun 26,2 milyar liralık bölümü ağustos ayı içerisinde sağlandı.Kredi hacminde, toptan ve perakende ticaret ile ulaştırma ve depolama sektörleri ilk sırada yer aldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : SERHAT TUTAK - Türkiye'de mikro işletmeler ve geleneksel meslek kolları olarak bilinen esnaf ve sanatkarlar, ağustos ayında yaklaşık 42,1 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.AA muhabirinin, Ticaret Bakanlığı verilerinden derlediği bilgilere göre, ülke genelinde 2 milyon 263 bini aşkın esnaf ve sanatkar faaliyetlerini sürdürüyor.Söz konusu işletmelerin, küresel pazarlara açılma eğilimi, ağustos ayında da devam etti.Bu doğrultuda, esnaf ve sanatkarlar ağustos ayında yaklaşık 42,1 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.İhracatın lokomotifi BAE ve ABDEsnafın dış satımında geleneksel Avrupa ülkelerinin yanı sıra Körfez ve Kuzey Amerika pazarlarının ağırlığı dikkati çekti.Ağustos ayında esnaf ve sanatkarların en fazla ihracat yaptığı ülke, 6 milyon 687 bin dolarla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) oldu. BAE'yi, 4 milyon 77 bin dolarlık dış satımla ABD izledi.İran 3 milyon 231 bin dolarla üçüncü sırada yer alırken, Almanya'ya 2 milyon 675 bin 227 dolar, Romanya'ya ise 1 milyon 960 bin dolarlık ihracat yapıldı.Aylık ihracat 40 milyon dolar bandında seyrettiBakanlığın son 6 aylık verilerine göre, esnaf ve sanatkarların aylık ortalama 40 milyon dolar seviyesinde ihracat gerçekleşti.Esnaf ve sanatkarların ihracat gelirleri, söz konusu dönemde dalgalı bir seyir izledi.İhracat geliri, martta 34,9 milyon dolar iken nisanda 39 milyon dolar, mayısta 36,9 milyon dolar, haziranda 41,1 milyon dolar, temmuzda 40,9 milyon dolar ve ağustosta 42,1 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.Kredide ağustos hareketliliğiÖte yandan, ağustos ayında esnaf ve sanatkarların finansmana erişiminde de hareketlilik görüldü.Hazine sübvansiyonlu faiz indirimli kredilerde, yılın 8 ayında toplam 113,6 milyar liralık kullandırım yapılırken, bunun 26,2 milyar liralık bölümü ağustos ayı içerisinde sağlandı.Kredi hacminde, toptan ve perakende ticaret ile ulaştırma ve depolama sektörleri ilk sırada yer aldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Çin, Güney Çin Denizi'nde ihtilaflı Scarborough Sığı çevresinde askeri tatbikat yaptı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/cin-guney-cin-denizi-nde-ihtilafli-scarborough-sigi-cevresinde-askeri-tatbikat-yapti/916770/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/cin-guney-cin-denizi-nde-ihtilafli-scarborough-sigi-cevresinde-askeri-tatbikat-yapti/916770/</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:08:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Pekin / Çin, Güney Çin Denizi'nde Filipinler ile egemenlik ihtilafı yaşadığı Scarborough Sığı çevresinde askeri tatbikat yaptığını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Pekin Haberleri : Çin, Güney Çin Denizi'nde Filipinler ile egemenlik ihtilafı yaşadığı Scarborough Sığı çevresinde askeri tatbikat yaptığını bildirdi.Çin Halk Kurtuluş Ordusu Güney Cephe Komutanlığından yapılan açıklamada, Çinlilerin Huangyan olarak adlandırdığı sığlığın çevresindeki sularda ve hava sahasında deniz ve hava unsurlarının katıldığı müşterek eğitim tatbikatı yürütüldüğü belirtildi.Tatbikatın, bazı ülkelerin bölgesel barışa ve istikrara zarar veren eylemlerine yanıt için gerekli bir operasyon olduğu vurgulanan açıklamada, Çin'in toprak bütünlüğünü, denizlerdeki haklarını ve çıkarlarını korumayı amaçladığı kaydedildi.Scarborough SığıÜçgen biçimli, ortasında lagün bulunan bir deniz bendi olan Scarborough Sığı, Güney Çin Denizi'nin doğusunda, Filipinler'in kuzeyindeki Luzon Adası'na 120 deniz mili (222 kilometre) mesafede yer alıyor.Çinlilerin Huangyan, Filipinler'in Panatag adını verdiği Scarborough Sığı, son yıllarda iki ülkenin egemenlik iddialarını seyrüsefer faaliyetleriyle sergilediği bir bölge haline gelmişti.2012'de Filipinler Sahil Güvenliğinin kaçak avlandıkları gerekçesiyle 8 Çin balıkçı gemisini alıkoyma girişimi, Çin Sahil Güvenliğinin olaya müdahalesiyle iki ülke arasında gerilime dönüşmüş, sürtüşmelerin ardından Çin, resifin kontrolünü ele geçirmişti.Güney Çin Denizi anlaşmazlığıGüney Çin Denizi, kıyıdaş ülkelerin bağımsızlıklarını kazandığı İkinci Dünya Savaşı sonrasından bu yana bölge ülkeleri arasında egemenlik ihtilaflarının odağında yer alıyor.Çin, ilk kez 1947'de yayımladığı haritayla Güney Çin Denizi'nin yüzde 80'i üzerinde egemenlik iddiasında bulunurken, yer altı kaynakları açısından zengin bölgede Filipinler, Vietnam, Brunei ve Malezya da hak iddia ediyor.Çin'in bölgedeki ihtilaflı adalarda üsler inşa etmesine, askeri unsurlarının yanı sıra sivil gemi filolarıyla varlık göstermesine, bölge ülkelerinin yanı sıra ABD de karşı çıkıyor.Hollanda'nın Lahey kentindeki Daimi Tahkim Mahkemesi, 2016'da Filipinler'in başvurusuyla verdiği kararda, Çin'in Güney Çin Denizi'nde tek taraflı egemenlik taleplerinin yasal olmadığına hükmetmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Pekin Haberleri : Çin, Güney Çin Denizi'nde Filipinler ile egemenlik ihtilafı yaşadığı Scarborough Sığı çevresinde askeri tatbikat yaptığını bildirdi.Çin Halk Kurtuluş Ordusu Güney Cephe Komutanlığından yapılan açıklamada, Çinlilerin Huangyan olarak adlandırdığı sığlığın çevresindeki sularda ve hava sahasında deniz ve hava unsurlarının katıldığı müşterek eğitim tatbikatı yürütüldüğü belirtildi.Tatbikatın, bazı ülkelerin bölgesel barışa ve istikrara zarar veren eylemlerine yanıt için gerekli bir operasyon olduğu vurgulanan açıklamada, Çin'in toprak bütünlüğünü, denizlerdeki haklarını ve çıkarlarını korumayı amaçladığı kaydedildi.Scarborough SığıÜçgen biçimli, ortasında lagün bulunan bir deniz bendi olan Scarborough Sığı, Güney Çin Denizi'nin doğusunda, Filipinler'in kuzeyindeki Luzon Adası'na 120 deniz mili (222 kilometre) mesafede yer alıyor.Çinlilerin Huangyan, Filipinler'in Panatag adını verdiği Scarborough Sığı, son yıllarda iki ülkenin egemenlik iddialarını seyrüsefer faaliyetleriyle sergilediği bir bölge haline gelmişti.2012'de Filipinler Sahil Güvenliğinin kaçak avlandıkları gerekçesiyle 8 Çin balıkçı gemisini alıkoyma girişimi, Çin Sahil Güvenliğinin olaya müdahalesiyle iki ülke arasında gerilime dönüşmüş, sürtüşmelerin ardından Çin, resifin kontrolünü ele geçirmişti.Güney Çin Denizi anlaşmazlığıGüney Çin Denizi, kıyıdaş ülkelerin bağımsızlıklarını kazandığı İkinci Dünya Savaşı sonrasından bu yana bölge ülkeleri arasında egemenlik ihtilaflarının odağında yer alıyor.Çin, ilk kez 1947'de yayımladığı haritayla Güney Çin Denizi'nin yüzde 80'i üzerinde egemenlik iddiasında bulunurken, yer altı kaynakları açısından zengin bölgede Filipinler, Vietnam, Brunei ve Malezya da hak iddia ediyor.Çin'in bölgedeki ihtilaflı adalarda üsler inşa etmesine, askeri unsurlarının yanı sıra sivil gemi filolarıyla varlık göstermesine, bölge ülkelerinin yanı sıra ABD de karşı çıkıyor.Hollanda'nın Lahey kentindeki Daimi Tahkim Mahkemesi, 2016'da Filipinler'in başvurusuyla verdiği kararda, Çin'in Güney Çin Denizi'nde tek taraflı egemenlik taleplerinin yasal olmadığına hükmetmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Trabzonspor'da yeni transferlerden 10 gollük katkı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/trabzonspor-da-yeni-transferlerden-10-golluk-katki/916769/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/trabzonspor-da-yeni-transferlerden-10-golluk-katki/916769/</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:08:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Süper Lig'in ilk 6 haftasında rakip fileleri 13 kez havalandıran bordo-mavililerde yeni transferler 10 gol katkısı yaptı - Mısırlı yıldız Salah 7 gol sevinci yaşarken Saviolo 2, Franculino Dju ise 1 kez skor tabelasını değiştirdi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- SELÇUK KILIÇ - Trendyol Süper Lig'in ilk 6 haftalık bölümünde 13 gol atan Trabzonspor'da yeni transferler, skor tabelasını 10 kez takımları lehine değiştirdi.Bordo-mavili takımda Mısırlı yıldız Muhammed Salah, ilk 6 haftada 7 golle en golcü oyuncu oldu. Ligde gol krallığı yarışında Amed Sportif Faaliyetler'den Gift Orban ile ilk sırada yer alan Salah, takımında en fazla gol katkısı sağlayan isim olarak öne çıktı.Muhammed Salah'ın ardından yeni transferlerden Noah Saviolo 2 gol, Franculino Dju ise 1 kez rakip fileleri havalandırdı.Gollerin yüzde 77&#039;sini attılarYeni transferler, Trabzonspor'un gollerinin yüzde 77'sini kaydetti.Bordo-mavili takımın kadrosuna bu sezon kattığı oyuncular 6 maçın 5'inde gol atarken bu karşılaşmalarda Karadeniz ekibi hanesine 10 puan yazdırdı.Onuachu&#039;dan 2 golTrabzonspor'da geçen sezon, 22 golle gol krallığı yarışını, Başakşehir'den Eldor Shomurodov ile ilk sırada tamamlayan Onuachu, 2 gol attı.Kariyerinin en skorer dönemini geçen sezon 11 golle yaşayan Muçi ise ilk 6 haftada 1 gol kaydetti.Geçen yıldan devam eden oyuncular 6 haftalık periyotta 3 kez skoru değiştirerek gollerin yüzde 23'üne katkı sağladı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- SELÇUK KILIÇ - Trendyol Süper Lig'in ilk 6 haftalık bölümünde 13 gol atan Trabzonspor'da yeni transferler, skor tabelasını 10 kez takımları lehine değiştirdi.Bordo-mavili takımda Mısırlı yıldız Muhammed Salah, ilk 6 haftada 7 golle en golcü oyuncu oldu. Ligde gol krallığı yarışında Amed Sportif Faaliyetler'den Gift Orban ile ilk sırada yer alan Salah, takımında en fazla gol katkısı sağlayan isim olarak öne çıktı.Muhammed Salah'ın ardından yeni transferlerden Noah Saviolo 2 gol, Franculino Dju ise 1 kez rakip fileleri havalandırdı.Gollerin yüzde 77&#039;sini attılarYeni transferler, Trabzonspor'un gollerinin yüzde 77'sini kaydetti.Bordo-mavili takımın kadrosuna bu sezon kattığı oyuncular 6 maçın 5'inde gol atarken bu karşılaşmalarda Karadeniz ekibi hanesine 10 puan yazdırdı.Onuachu&#039;dan 2 golTrabzonspor'da geçen sezon, 22 golle gol krallığı yarışını, Başakşehir'den Eldor Shomurodov ile ilk sırada tamamlayan Onuachu, 2 gol attı.Kariyerinin en skorer dönemini geçen sezon 11 golle yaşayan Muçi ise ilk 6 haftada 1 gol kaydetti.Geçen yıldan devam eden oyuncular 6 haftalık periyotta 3 kez skoru değiştirerek gollerin yüzde 23'üne katkı sağladı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/trabzonspor-da-yeni-transferlerden-10-golluk-katki.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Savunma sanayisinin milli yapay zeka platformu EVREN kullanıma açıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/savunma-sanayisinin-milli-yapay-zeka-platformu-evren-kullanima-acildi/916768/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/savunma-sanayisinin-milli-yapay-zeka-platformu-evren-kullanima-acildi/916768/</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:08:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Platformdaki istem, yanıt ve kullanım verileri Türkiye’de bulunan yüksek performanslı GPU altyapısında işleniyor. Böylece hassas verilerin yurt dışındaki bulut servislerine aktarılmasının önüne geçiliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı bünyesinde geliştirilen milli yapay zeka platformu EVREN, Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığını ve veri egemenliğini güçlendirmek amacıyla kullanıma açıldı.Başkanlıktan yapılan açıklamaya göre, savunma sanayisi firmalarından teknoloji şirketlerine, akademisyenlerden girişimci ve öğrencilere kadar geniş bir kullanıcı kitlesine hitap eden EVREN, veri, yapay zeka modeli ve yüksek performanslı hesaplama gücünü tek platformda buluşturuyor.Platformdaki istem, yanıt ve kullanım verileri Türkiye’de bulunan yüksek performanslı GPU altyapısında işleniyor. Böylece hassas verilerin yurt dışındaki bulut servislerine aktarılmasının önüne geçiliyor. EVREN’e e-Devlet kimlik doğrulamasıyla evren.ssyz.org.tr adresinden erişilebiliyor.Katkı yap, kredi kazan, GPU gücünü kullanEVREN, doğrudan ücretli erişim yerine katkı esaslı kredi modeliyle çalışıyor. Kullanıcılar veri seti yükleyerek, veri etiketleyerek veya eğitilmiş modellerini paylaşarak kredi kazanabiliyor.Bu krediler, platformun yüksek performanslı GPU havuzunda model eğitimi ve büyük dil modeli çıkarım işlemleri için kullanılabiliyor. Böylece kullanıcıların yalnızca hizmet alan değil, EVREN ekosisteminin gelişmesine katkı sağlayan aktif katılımcılar olması hedefleniyor.11 açık ağırlıklı büyük dil modeline erişimEVREN, nesne tespiti, segmentasyon ve sınıflandırma gibi bilgisayarlı görü çalışmalarında uçtan uca veri etiketleme ve model eğitimi imkanı sunuyor.Platformda ayrıca 11 açık ağırlıklı büyük dil modelini kapsayan çıkarım katmanı devreye alındı. API mimarisi, anlık yanıt desteği ve otomatik model yönlendirme özellikleri sayesinde mevcut uygulamalar EVREN altyapısına bağlanabiliyor.Altyapının kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla 1 Kasım 2026’ya kadar gerçekleştirilecek API çağrıları, kullanıcıların kredi bakiyesinden düşülmeden sınırsız olarak sunulacak.7 bin 500 aktif kullanıcıya ulaştıKısa sürede 7 bin 500 aktif kullanıcıya ulaşan EVREN’in, Türkiye’nin yapay zeka ekosisteminin gelişmesine ve Yapay Zeka Eylem Planı kapsamındaki çalışmalara katkı sağlaması hedefleniyor.Platformun gelecek dönemde yerli ve milli büyük dil, görüntü ve ses modelleriyle geliştirilmesi, dağıtık GPU yönetimi yaklaşımıyla hesaplama altyapısının daha da güçlendirilmesi planlanıyor.EVREN’in bu yapısıyla savunma sanayii, üniversiteler, teknoloji şirketleri, girişimciler ve geliştiriciler için Türkiye merkezli ortak bir yapay zeka geliştirme altyapısı oluşturması amaçlanıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı bünyesinde geliştirilen milli yapay zeka platformu EVREN, Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığını ve veri egemenliğini güçlendirmek amacıyla kullanıma açıldı.Başkanlıktan yapılan açıklamaya göre, savunma sanayisi firmalarından teknoloji şirketlerine, akademisyenlerden girişimci ve öğrencilere kadar geniş bir kullanıcı kitlesine hitap eden EVREN, veri, yapay zeka modeli ve yüksek performanslı hesaplama gücünü tek platformda buluşturuyor.Platformdaki istem, yanıt ve kullanım verileri Türkiye’de bulunan yüksek performanslı GPU altyapısında işleniyor. Böylece hassas verilerin yurt dışındaki bulut servislerine aktarılmasının önüne geçiliyor. EVREN’e e-Devlet kimlik doğrulamasıyla evren.ssyz.org.tr adresinden erişilebiliyor.Katkı yap, kredi kazan, GPU gücünü kullanEVREN, doğrudan ücretli erişim yerine katkı esaslı kredi modeliyle çalışıyor. Kullanıcılar veri seti yükleyerek, veri etiketleyerek veya eğitilmiş modellerini paylaşarak kredi kazanabiliyor.Bu krediler, platformun yüksek performanslı GPU havuzunda model eğitimi ve büyük dil modeli çıkarım işlemleri için kullanılabiliyor. Böylece kullanıcıların yalnızca hizmet alan değil, EVREN ekosisteminin gelişmesine katkı sağlayan aktif katılımcılar olması hedefleniyor.11 açık ağırlıklı büyük dil modeline erişimEVREN, nesne tespiti, segmentasyon ve sınıflandırma gibi bilgisayarlı görü çalışmalarında uçtan uca veri etiketleme ve model eğitimi imkanı sunuyor.Platformda ayrıca 11 açık ağırlıklı büyük dil modelini kapsayan çıkarım katmanı devreye alındı. API mimarisi, anlık yanıt desteği ve otomatik model yönlendirme özellikleri sayesinde mevcut uygulamalar EVREN altyapısına bağlanabiliyor.Altyapının kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla 1 Kasım 2026’ya kadar gerçekleştirilecek API çağrıları, kullanıcıların kredi bakiyesinden düşülmeden sınırsız olarak sunulacak.7 bin 500 aktif kullanıcıya ulaştıKısa sürede 7 bin 500 aktif kullanıcıya ulaşan EVREN’in, Türkiye’nin yapay zeka ekosisteminin gelişmesine ve Yapay Zeka Eylem Planı kapsamındaki çalışmalara katkı sağlaması hedefleniyor.Platformun gelecek dönemde yerli ve milli büyük dil, görüntü ve ses modelleriyle geliştirilmesi, dağıtık GPU yönetimi yaklaşımıyla hesaplama altyapısının daha da güçlendirilmesi planlanıyor.EVREN’in bu yapısıyla savunma sanayii, üniversiteler, teknoloji şirketleri, girişimciler ve geliştiriciler için Türkiye merkezli ortak bir yapay zeka geliştirme altyapısı oluşturması amaçlanıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/savunma-sanayisinin-milli-yapay-zeka-platformu-evren-kullanima-acildi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Emtia piyasalarında güçlenen dolar ve faiz beklentileri değerli metalleri baskıladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/emtia-piyasalarinda-guclenen-dolar-ve-faiz-beklentileri-degerli-metalleri-baskiladi/916767/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/emtia-piyasalarinda-guclenen-dolar-ve-faiz-beklentileri-degerli-metalleri-baskiladi/916767/</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:08:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 3, paladyumda yüzde 2,4, altında yüzde 2,1 ve platinde yüzde 1,2 geriledi - ABD doğal gazında Batı Virginia'daki Mountaineer Xpress boru hattında yaşanan teknik sorunun gaz akışını azaltması fiyatları destekledi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : TUNAHAN KÜKÜRT - Emtia piyasalarında tamamlanan haftada, ABD'de faizlerin daha da yükselebileceğine yönelik beklentiler değerli metallere satış getirdi.New York'ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında yürütülen diplomatik temaslarda, ABD ve İranlı müzakerecilerin Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve ABD'nin İran'a yönelik ekonomik ablukasının kaldırılmasını içeren kademeli bir düzenlemeyi görüştüğüne yönelik haberler öne çıktı. Henüz anlaşmaya varılmaması ve bölgedeki arz risklerinin sürmesi petrol fiyatlarındaki düşüşü sınırladı.ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Washington'daki görüşmesi de piyasalarda takip edildi. İki ülke arasındaki ticaret ateşkesinin iki ay uzatılması ve tarım ürünlerinde pazara erişim için çalışma grubu kurulması, Çin'in ABD ürünlerine yönelik talebine ilişkin beklentileri destekledi. Ancak görüşmelerin ardından yeni bir soya fasulyesi alım miktarı açıklanmadı.ABD'de eylül ayına ilişkin imalat sanayisi Satın Alma Yöneticileri Endeksi 57'ye, hizmet sektörü endeksi 58,7'ye yükseldi. Bileşik endeksin 58,4'e çıkması ve girdi maliyetlerindeki artış, geçen hafta faiz artıran ABD Merkez Bankasının (Fed) ilave sıkılaştırmaya gidebileceği beklentisini güçlendirdi.ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi hafta içinde yüzde 5,23'ü görmesinin ardından haftayı yüzde 5,17'de tamamladı. Dolar endeksi de haftalık yüzde 0,7 artışla 100,9 seviyesine çıktı. Tahvil faizleri ve dolardaki yükseliş özellikle değerli metallerin fiyatlamasında etkili oldu.Değerli metallerde faiz ve dolar baskısı öne çıktıDeğerli metaller ABD Merkez Bankasının (Fed) gelecek dönemde atacağı adımlara ilişkin şahin beklentilerle negatif seyretti.Tahvil getirilerinin yükselmesi, faiz getirisi bulunmayan metalleri elde tutmanın alternatif maliyetini artırdı. Güçlenen dolar da diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar için bu metalleri daha pahalı hale getirdi.Analistler, petrol fiyatları haftanın son bölümünde gerilese de güçlü ekonomik veriler ve süren enflasyon baskısının yeni faiz artırımı beklentisini canlı tuttuğunu belirtti. Orta Doğu'daki risklerden kaynaklanan güvenli liman talebi ise satışları durdurmaya yetmedi.Altının ons fiyatı, haftanın son işlem günündeki sınırlı toparlanmaya rağmen kayıplarını telafi edemedi ve haftayı yaklaşık 4 bin 285 dolarda tamamladı. Hem yatırım aracı hem sanayi girdisi olarak kullanılan gümüşteki düşüş ise altından daha belirgin oldu.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 3, paladyumda yüzde 2,4, altında yüzde 2,1 ve platinde yüzde 1,2 geriledi.Baz metallerde bakırdaki stok düşüşü öne çıktıBaz metallerde Çin'deki stok hareketleri fiyatları desteklerken, güçlenen dolar yükselişleri sınırladı.Şanghay Vadeli İşlemler Borsasının izlediği depolardaki bakır stokları bir haftada yüzde 15,9 azalarak 47 bin 147 tona geriledi. Bazı izabe tesislerinin bakım nedeniyle üretimlerini azaltması ve Şili'deki Escondida madeninde faaliyetlerin geçici olarak durması da bakırda arz endişelerini artırdı.Tamamlanan haftada baz metallerin tezgah üstü piyasada libre bazında fiyatları bakırda yüzde 1,1, nikelde yüzde 1 ve kurşunda yüzde 0,9 artarken, alüminyumda yüzde 0,7 ve çinkoda yüzde 0,6 geriledi.Petrolde arz riski, doğal gazda boru hattı arızası etkili olduBrent petrol, ABD-İran temaslarına ilişkin haberlerle cuma günü gerilese de hafta içinde Orta Doğu'daki arz risklerinden aldığı destekle haftalık kazancını korudu. Kasım vadeli Brent petrolün varil fiyatı haftayı 104,32 dolardan tamamladı.ABD doğal gazında Batı Virginia'daki Mountaineer Xpress boru hattında yaşanan teknik sorunun gaz akışını azaltması fiyatları destekledi. Hattın kısa sürede onarılabileceğine yönelik beklenti ise cuma günü fiyatları aşağı çekti.ABD Enerji Enformasyon İdaresine göre, 18 Eylül'de sona eren haftada depolardaki doğal gaz miktarı 53 milyar fit küp artarak 3 trilyon 351 milyar fit küpe ulaştı. Stokların beş yıllık ortalamanın üzerinde olması da yükselişi sınırladı.Tamamlanan haftada ekim vadeli ABD doğal gazının İngiliz termal birimi başına fiyatı yüzde 8, kasım vadeli Brent petrolün varil fiyatı yüzde 0,6 arttı.Tarım emtialarında pirinç yükselişi öne çıktıTarım emtialarında ABD-Çin ticaret görüşmeleri, hasat süreci ve üretime ilişkin hava koşulları fiyatlamalarda öne çıktı.Pirinçte, Endonezya'da yağışlı mevsimin beklenenden geç başlayacağı tahmini üretim görünümüne ilişkin kaygıları artırdı. Soya fasulyesinde ise ABD ile Çin arasındaki ticaret ateşkesinin uzatılması, Çin'in ABD'den alımlarına ilişkin beklentileri canlı tuttu. Görüşmelerin somut bir alım taahhüdüyle sonuçlanmaması yükselişi sınırladı.Mısırda hasadın yarattığı arz baskısına karşın sınırlı yükseliş görülürken, buğdayda zayıf ABD ihracat satışları ve güçlenen dolar fiyatları baskıladı.Tamamlanan haftada Chicago Ticaret Borsası'nda pirincin yüz libre başına fiyatı yüzde 6 yükseldi. Kile başına fiyatlar soya fasulyesinde yüzde 1,3 ve mısırda yüzde 0,2 artarken, buğdayda yüzde 1,4 geriledi.Kahve yumuşak emtialarda negatif ayrıştıPamukta ABD'deki üretim bölgelerine ilişkin hava koşulları ve Çin'den gelebilecek talebe yönelik beklentiler alımları destekledi. Şekerde Brezilya'daki kuraklığın üretime etkisine ilişkin endişeler öne çıktı.Kahvede Brezilya arzına ilişkin görünüm fiyatları baskıladı. Brezilya Ulusal Tedarik Şirketi, yayımladığı raporda 2026 kahve üretimi tahminini 67,6 milyon çuval olarak açıkladı.Kakaoda ise Fildişi Sahili'nin üretim bölgelerinde mevsim ortalamasının altında kalan yağışların gelecek mahsulün gelişimini olumsuz etkileyebileceğine yönelik kaygılar fiyatları destekledi.ABD'de Intercontinental Exchange'te libre bazında fiyatlar pamukta yüzde 1,8 ve şekerde yüzde 1,6 artarken, kahvede yüzde 0,9 geriledi. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 5,2 yükselişle tamamladı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : TUNAHAN KÜKÜRT - Emtia piyasalarında tamamlanan haftada, ABD'de faizlerin daha da yükselebileceğine yönelik beklentiler değerli metallere satış getirdi.New York'ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında yürütülen diplomatik temaslarda, ABD ve İranlı müzakerecilerin Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve ABD'nin İran'a yönelik ekonomik ablukasının kaldırılmasını içeren kademeli bir düzenlemeyi görüştüğüne yönelik haberler öne çıktı. Henüz anlaşmaya varılmaması ve bölgedeki arz risklerinin sürmesi petrol fiyatlarındaki düşüşü sınırladı.ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Washington'daki görüşmesi de piyasalarda takip edildi. İki ülke arasındaki ticaret ateşkesinin iki ay uzatılması ve tarım ürünlerinde pazara erişim için çalışma grubu kurulması, Çin'in ABD ürünlerine yönelik talebine ilişkin beklentileri destekledi. Ancak görüşmelerin ardından yeni bir soya fasulyesi alım miktarı açıklanmadı.ABD'de eylül ayına ilişkin imalat sanayisi Satın Alma Yöneticileri Endeksi 57'ye, hizmet sektörü endeksi 58,7'ye yükseldi. Bileşik endeksin 58,4'e çıkması ve girdi maliyetlerindeki artış, geçen hafta faiz artıran ABD Merkez Bankasının (Fed) ilave sıkılaştırmaya gidebileceği beklentisini güçlendirdi.ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi hafta içinde yüzde 5,23'ü görmesinin ardından haftayı yüzde 5,17'de tamamladı. Dolar endeksi de haftalık yüzde 0,7 artışla 100,9 seviyesine çıktı. Tahvil faizleri ve dolardaki yükseliş özellikle değerli metallerin fiyatlamasında etkili oldu.Değerli metallerde faiz ve dolar baskısı öne çıktıDeğerli metaller ABD Merkez Bankasının (Fed) gelecek dönemde atacağı adımlara ilişkin şahin beklentilerle negatif seyretti.Tahvil getirilerinin yükselmesi, faiz getirisi bulunmayan metalleri elde tutmanın alternatif maliyetini artırdı. Güçlenen dolar da diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar için bu metalleri daha pahalı hale getirdi.Analistler, petrol fiyatları haftanın son bölümünde gerilese de güçlü ekonomik veriler ve süren enflasyon baskısının yeni faiz artırımı beklentisini canlı tuttuğunu belirtti. Orta Doğu'daki risklerden kaynaklanan güvenli liman talebi ise satışları durdurmaya yetmedi.Altının ons fiyatı, haftanın son işlem günündeki sınırlı toparlanmaya rağmen kayıplarını telafi edemedi ve haftayı yaklaşık 4 bin 285 dolarda tamamladı. Hem yatırım aracı hem sanayi girdisi olarak kullanılan gümüşteki düşüş ise altından daha belirgin oldu.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 3, paladyumda yüzde 2,4, altında yüzde 2,1 ve platinde yüzde 1,2 geriledi.Baz metallerde bakırdaki stok düşüşü öne çıktıBaz metallerde Çin'deki stok hareketleri fiyatları desteklerken, güçlenen dolar yükselişleri sınırladı.Şanghay Vadeli İşlemler Borsasının izlediği depolardaki bakır stokları bir haftada yüzde 15,9 azalarak 47 bin 147 tona geriledi. Bazı izabe tesislerinin bakım nedeniyle üretimlerini azaltması ve Şili'deki Escondida madeninde faaliyetlerin geçici olarak durması da bakırda arz endişelerini artırdı.Tamamlanan haftada baz metallerin tezgah üstü piyasada libre bazında fiyatları bakırda yüzde 1,1, nikelde yüzde 1 ve kurşunda yüzde 0,9 artarken, alüminyumda yüzde 0,7 ve çinkoda yüzde 0,6 geriledi.Petrolde arz riski, doğal gazda boru hattı arızası etkili olduBrent petrol, ABD-İran temaslarına ilişkin haberlerle cuma günü gerilese de hafta içinde Orta Doğu'daki arz risklerinden aldığı destekle haftalık kazancını korudu. Kasım vadeli Brent petrolün varil fiyatı haftayı 104,32 dolardan tamamladı.ABD doğal gazında Batı Virginia'daki Mountaineer Xpress boru hattında yaşanan teknik sorunun gaz akışını azaltması fiyatları destekledi. Hattın kısa sürede onarılabileceğine yönelik beklenti ise cuma günü fiyatları aşağı çekti.ABD Enerji Enformasyon İdaresine göre, 18 Eylül'de sona eren haftada depolardaki doğal gaz miktarı 53 milyar fit küp artarak 3 trilyon 351 milyar fit küpe ulaştı. Stokların beş yıllık ortalamanın üzerinde olması da yükselişi sınırladı.Tamamlanan haftada ekim vadeli ABD doğal gazının İngiliz termal birimi başına fiyatı yüzde 8, kasım vadeli Brent petrolün varil fiyatı yüzde 0,6 arttı.Tarım emtialarında pirinç yükselişi öne çıktıTarım emtialarında ABD-Çin ticaret görüşmeleri, hasat süreci ve üretime ilişkin hava koşulları fiyatlamalarda öne çıktı.Pirinçte, Endonezya'da yağışlı mevsimin beklenenden geç başlayacağı tahmini üretim görünümüne ilişkin kaygıları artırdı. Soya fasulyesinde ise ABD ile Çin arasındaki ticaret ateşkesinin uzatılması, Çin'in ABD'den alımlarına ilişkin beklentileri canlı tuttu. Görüşmelerin somut bir alım taahhüdüyle sonuçlanmaması yükselişi sınırladı.Mısırda hasadın yarattığı arz baskısına karşın sınırlı yükseliş görülürken, buğdayda zayıf ABD ihracat satışları ve güçlenen dolar fiyatları baskıladı.Tamamlanan haftada Chicago Ticaret Borsası'nda pirincin yüz libre başına fiyatı yüzde 6 yükseldi. Kile başına fiyatlar soya fasulyesinde yüzde 1,3 ve mısırda yüzde 0,2 artarken, buğdayda yüzde 1,4 geriledi.Kahve yumuşak emtialarda negatif ayrıştıPamukta ABD'deki üretim bölgelerine ilişkin hava koşulları ve Çin'den gelebilecek talebe yönelik beklentiler alımları destekledi. Şekerde Brezilya'daki kuraklığın üretime etkisine ilişkin endişeler öne çıktı.Kahvede Brezilya arzına ilişkin görünüm fiyatları baskıladı. Brezilya Ulusal Tedarik Şirketi, yayımladığı raporda 2026 kahve üretimi tahminini 67,6 milyon çuval olarak açıkladı.Kakaoda ise Fildişi Sahili'nin üretim bölgelerinde mevsim ortalamasının altında kalan yağışların gelecek mahsulün gelişimini olumsuz etkileyebileceğine yönelik kaygılar fiyatları destekledi.ABD'de Intercontinental Exchange'te libre bazında fiyatlar pamukta yüzde 1,8 ve şekerde yüzde 1,6 artarken, kahvede yüzde 0,9 geriledi. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 5,2 yükselişle tamamladı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/09/emtia-piyasalarinda-guclenen-dolar-ve-faiz-beklentileri-degerli-metalleri-baskiladi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
