<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Oral-B İstanbul Boğaziçi Triatlonu'nun 6'ncısı düzenlendi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/oral-b-istanbul-bogazici-triatlonu-nun-6-ncisi-duzenlendi/894924/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/oral-b-istanbul-bogazici-triatlonu-nun-6-ncisi-duzenlendi/894924/</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:16:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: P&amp;G Türkiye &amp; Kafkasya Pazarlama ve Sağlık, Ağız Bakım Ticari Operasyonlar Başkanı Özge Erdem: - Her triatlet için en yüksek performans ve birinci olmak çok değerli. Biz de Oral-B olarak aynı hissi kalbimizde taşıdığımız için hem yüksek bir performans hem de dünyada diş hekimlerinin önerdiği bir numaralı marka olduğumuz için aslında ortak bir noktada buluşuyoruz - Türkiye Triatlon Federasyonu Başkanı Bayram Yalçınkaya: - Organizasyon her geçen yıl üstüne koyarak, sporcu sayısı artarak devam ediyor. Bu sene 10'un üzerinde ülkeden 1000'e yakın sporcu var]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- Gençlik ve Spor Bakanlığı himayesinde, Türkiye Triatlon Federasyonu organizasyonuyla düzenlenen 2026 Oral-B İstanbul Boğaziçi Triatlonu tamamlandı.Bu yıl 6'ncısı düzenlenen yarış, gün doğumuyla P&amp;G Türkiye ve Kafkasya Pazarlama ve Sağlık, Ağız Bakım Ticari Operasyonlar Başkanı Özge Erdem ile Türkiye Triatlon Federasyonu Başkanı Bayram Yalçınkaya'nın verdiği startla Beykoz'da başladı.Yerli ve yabancı yaklaşık 1000 sporcunun katıldığı organizasyonda triatletler, 2,2 kilometre yüzme, 40 kilometre bisiklet ve 10 kilometre koşudan oluşan parkurda mücadele etti.Kanlıca ile Küçüksu arasındaki yüzme etabıyla başlayan yarışta sporcular, araç trafiğine kapatılan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü üzerinden Asya'dan Avrupa'ya geçerek bisiklet etabını tamamladı. Triatletler, Küçüksu ile Çubuklu arasındaki koşu etabının ardından bitiş çizgisine ulaştı.Organizasyon kapsamında bu yıl ilk kez aquatlon yarışı da düzenlendi. Yüzme ve koşu etaplarından oluşan yarışta sporcular, bisiklet etabı olmaksızın parkuru tamamladı.Yarışın yaş grubu genel klasmanında erkeklerde Ata Yahşi Spor Kulübü'nden Mikhail Venediktov birinci, ferdi sporcu İlker Kökçe ikinci, Antalyaspor Kulübü'nden Bahadır Tama üçüncü oldu.Kadınlarda ise Ata Yahşi Spor Kulübü'nden Ece Calp birinciliği elde etti. Battal Yüzme ve Triatlon Spor Kulübü'nden Sinem Yalçınkaya ikinci, Triatlon Spor Kulübü'nden İrem Görmüş üçüncü sırada yer aldı.Organizasyonda Oral-B ile Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) işbirliğiyle sosyal sorumluluk projesi de hayata geçirildi. Proje kapsamında parkuru tamamlayan her sporcu, çocukların ağız ve diş sağlığına yönelik çalışmalara katkı sağladı.Odak noktamız tüketicilere en iyi ürünleri sunmakP&amp;G Türkiye &amp; Kafkasya Pazarlama ve Sağlık, Ağız Bakım Ticari Operasyonlar Başkanı Özge Erdem, 10 ailenin 8'inde ürünlerini tüketicilerle buluşturduklarını ve bunun kendileri için çok büyük bir sorumluluk olduğunu söyledi.En iyi ürünleri tüketicilere sunmanın odak noktaları olduğunun altını çizen Erdem, Ama aynı zamanda iyi bir kurumsal vatandaş olmayı ve toplumsal kalkınmaya fayda sağlamayı da çok önemsiyoruz. Bu çerçevede spor yapmak daha sağlıklı bir beden ve daha sağlıklı bir yaşam için son derece önemli. Tüm vücut sağlığı ağızda başlıyor, iyi bir ağız sağlığı gerçekten tüm vücut sağlığı için çok önemli. diye konuştu.Erdem, triatlonun hem koşu hem yüzme hem bisiklet branşlarını bir araya getiren özel bir spor olduğuna işaret etti.Bu sporun ciddi bir güç, dayanıklılık ve azim gerektirdiğini vurgulayan Erdem, Her triatlet için en yüksek performans ve birinci olmak çok değerli. Biz de Oral-B olarak aynı hissi kalbimizde taşıdığımız için hem yüksek bir performans hem de dünyada diş hekimlerinin önerdiği bir numaralı marka olduğumuz için aslında ortak bir noktada buluşuyoruz. dedi.AÇEV ile yaptıkları işbirliğine de değinen Erdem, şunları kaydetti:Bu işbirliğiyle ilgili son derece heyecanlıyız. Burada ağız ve diş sağlığının gelişmesi için özellikle çocuklarda bu alışkanlığın yerleşmesi için eğitim materyalleri ve ürün desteğiyle AÇEV'i destekliyor olacağız. Diş fırçalama, ağız sağlığı alışkanlıkları küçük yaşta başlıyor. Küçük yaşta başladığında doğru ürünlerle bu devam ettiğinde ileride birey sağlığına, toplum sağlığına çok ciddi bir etkisi oluyor. O yüzden bugün de burada 'finiş' çizgisini göğüsleyen her triatlet aslında çocuklarımızın ağız ve diş sağlığı için bir katkıya sebep olacak. Bu anlamlı birlikteliği ve buluşmayı gerçekleştirdiğimiz için Oral-B olarak çok mutluyuz.Erdem, işbirliği kapsamında sağlayacakları ürünlere ilişkin de bilgi vererek, Mesela Oral-B IO diş fırçamız, 6 yıllık bir AR-GE süreci sonucu gelişti ve yapay zeka desteğiyle ulaşılması zor bölgelere de ulaşarak inanılmaz bir diş fırçalama deneyimi sağlıyor. Aynı şekilde Oral-B diş macunu da bir günde beyazlık iddiasıyla sektöre yeni bir yenilik getiriyor. Yeni ürünümüz 'Oral-B Klinik Beyazlık', bir günde dişleri beyazlatmasının yanı sıra diş minesindeki leke oluşumunu da engelliyor ve diş minesini koruyor. ifadelerini kullandı.İlk günden bu yana gelişen bir organizasyonTürkiye Triatlon Federasyonu Başkanı Bayram Yalçınkaya da organizasyonun ilk günden bu yana üzerine koyarak geliştiğini ifade etti.Yalçınkaya, bu yıl kayıtları sınırlamak zorunda kaldıklarını, bunun da parkur ve sporcuların güvenliğiyle yolların kapanma süresiyle alakalı olduğunu dile getirerek, Organizasyon her geçen yıl üstüne koyarak, sporcu sayısı artarak devam ediyor. Bu sene 10'un üzerinde ülkeden 1000'e yakın sporcu var. Geçen sene, tarihte ilk kez Asya ve Avrupa şampiyonası, yani iki kıta şampiyonası aynı anda bir arada yapıldı. Daha önce hiçbir branşta yapılmamıştı. diye konuştu.Yalçınkaya, organizasyonun düzenlenmesinde yer alan tüm kamu kuruluşlarının artık yarışmayla ilgili kurumsal bir hafızaya sahip olduğunu belirtti.Oral-B'nin verdiği destekle triatlonun tanıtımı konusunda çok ciddi katkılar sağladığını vurgulayan Yalçınkaya, Bu organizasyon için birlikte yola çıktık. Organizasyonun geleneksel hale gelmiş olması ve her geçen sene üstüne koyarak gidiyor olması bizi mutlu ediyor. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- Gençlik ve Spor Bakanlığı himayesinde, Türkiye Triatlon Federasyonu organizasyonuyla düzenlenen 2026 Oral-B İstanbul Boğaziçi Triatlonu tamamlandı.Bu yıl 6'ncısı düzenlenen yarış, gün doğumuyla P&amp;G Türkiye ve Kafkasya Pazarlama ve Sağlık, Ağız Bakım Ticari Operasyonlar Başkanı Özge Erdem ile Türkiye Triatlon Federasyonu Başkanı Bayram Yalçınkaya'nın verdiği startla Beykoz'da başladı.Yerli ve yabancı yaklaşık 1000 sporcunun katıldığı organizasyonda triatletler, 2,2 kilometre yüzme, 40 kilometre bisiklet ve 10 kilometre koşudan oluşan parkurda mücadele etti.Kanlıca ile Küçüksu arasındaki yüzme etabıyla başlayan yarışta sporcular, araç trafiğine kapatılan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü üzerinden Asya'dan Avrupa'ya geçerek bisiklet etabını tamamladı. Triatletler, Küçüksu ile Çubuklu arasındaki koşu etabının ardından bitiş çizgisine ulaştı.Organizasyon kapsamında bu yıl ilk kez aquatlon yarışı da düzenlendi. Yüzme ve koşu etaplarından oluşan yarışta sporcular, bisiklet etabı olmaksızın parkuru tamamladı.Yarışın yaş grubu genel klasmanında erkeklerde Ata Yahşi Spor Kulübü'nden Mikhail Venediktov birinci, ferdi sporcu İlker Kökçe ikinci, Antalyaspor Kulübü'nden Bahadır Tama üçüncü oldu.Kadınlarda ise Ata Yahşi Spor Kulübü'nden Ece Calp birinciliği elde etti. Battal Yüzme ve Triatlon Spor Kulübü'nden Sinem Yalçınkaya ikinci, Triatlon Spor Kulübü'nden İrem Görmüş üçüncü sırada yer aldı.Organizasyonda Oral-B ile Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) işbirliğiyle sosyal sorumluluk projesi de hayata geçirildi. Proje kapsamında parkuru tamamlayan her sporcu, çocukların ağız ve diş sağlığına yönelik çalışmalara katkı sağladı.Odak noktamız tüketicilere en iyi ürünleri sunmakP&amp;G Türkiye &amp; Kafkasya Pazarlama ve Sağlık, Ağız Bakım Ticari Operasyonlar Başkanı Özge Erdem, 10 ailenin 8'inde ürünlerini tüketicilerle buluşturduklarını ve bunun kendileri için çok büyük bir sorumluluk olduğunu söyledi.En iyi ürünleri tüketicilere sunmanın odak noktaları olduğunun altını çizen Erdem, Ama aynı zamanda iyi bir kurumsal vatandaş olmayı ve toplumsal kalkınmaya fayda sağlamayı da çok önemsiyoruz. Bu çerçevede spor yapmak daha sağlıklı bir beden ve daha sağlıklı bir yaşam için son derece önemli. Tüm vücut sağlığı ağızda başlıyor, iyi bir ağız sağlığı gerçekten tüm vücut sağlığı için çok önemli. diye konuştu.Erdem, triatlonun hem koşu hem yüzme hem bisiklet branşlarını bir araya getiren özel bir spor olduğuna işaret etti.Bu sporun ciddi bir güç, dayanıklılık ve azim gerektirdiğini vurgulayan Erdem, Her triatlet için en yüksek performans ve birinci olmak çok değerli. Biz de Oral-B olarak aynı hissi kalbimizde taşıdığımız için hem yüksek bir performans hem de dünyada diş hekimlerinin önerdiği bir numaralı marka olduğumuz için aslında ortak bir noktada buluşuyoruz. dedi.AÇEV ile yaptıkları işbirliğine de değinen Erdem, şunları kaydetti:Bu işbirliğiyle ilgili son derece heyecanlıyız. Burada ağız ve diş sağlığının gelişmesi için özellikle çocuklarda bu alışkanlığın yerleşmesi için eğitim materyalleri ve ürün desteğiyle AÇEV'i destekliyor olacağız. Diş fırçalama, ağız sağlığı alışkanlıkları küçük yaşta başlıyor. Küçük yaşta başladığında doğru ürünlerle bu devam ettiğinde ileride birey sağlığına, toplum sağlığına çok ciddi bir etkisi oluyor. O yüzden bugün de burada 'finiş' çizgisini göğüsleyen her triatlet aslında çocuklarımızın ağız ve diş sağlığı için bir katkıya sebep olacak. Bu anlamlı birlikteliği ve buluşmayı gerçekleştirdiğimiz için Oral-B olarak çok mutluyuz.Erdem, işbirliği kapsamında sağlayacakları ürünlere ilişkin de bilgi vererek, Mesela Oral-B IO diş fırçamız, 6 yıllık bir AR-GE süreci sonucu gelişti ve yapay zeka desteğiyle ulaşılması zor bölgelere de ulaşarak inanılmaz bir diş fırçalama deneyimi sağlıyor. Aynı şekilde Oral-B diş macunu da bir günde beyazlık iddiasıyla sektöre yeni bir yenilik getiriyor. Yeni ürünümüz 'Oral-B Klinik Beyazlık', bir günde dişleri beyazlatmasının yanı sıra diş minesindeki leke oluşumunu da engelliyor ve diş minesini koruyor. ifadelerini kullandı.İlk günden bu yana gelişen bir organizasyonTürkiye Triatlon Federasyonu Başkanı Bayram Yalçınkaya da organizasyonun ilk günden bu yana üzerine koyarak geliştiğini ifade etti.Yalçınkaya, bu yıl kayıtları sınırlamak zorunda kaldıklarını, bunun da parkur ve sporcuların güvenliğiyle yolların kapanma süresiyle alakalı olduğunu dile getirerek, Organizasyon her geçen yıl üstüne koyarak, sporcu sayısı artarak devam ediyor. Bu sene 10'un üzerinde ülkeden 1000'e yakın sporcu var. Geçen sene, tarihte ilk kez Asya ve Avrupa şampiyonası, yani iki kıta şampiyonası aynı anda bir arada yapıldı. Daha önce hiçbir branşta yapılmamıştı. diye konuştu.Yalçınkaya, organizasyonun düzenlenmesinde yer alan tüm kamu kuruluşlarının artık yarışmayla ilgili kurumsal bir hafızaya sahip olduğunu belirtti.Oral-B'nin verdiği destekle triatlonun tanıtımı konusunda çok ciddi katkılar sağladığını vurgulayan Yalçınkaya, Bu organizasyon için birlikte yola çıktık. Organizasyonun geleneksel hale gelmiş olması ve her geçen sene üstüne koyarak gidiyor olması bizi mutlu ediyor. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>MARLİN SİDA mayın harbi yeteneği kazandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/marlin-sida-mayin-harbi-yetenegi-kazandi/894923/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/marlin-sida-mayin-harbi-yetenegi-kazandi/894923/</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:08:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / MARLİN SİDA kullanılarak MALAMAN Akıllı Dip Mayını'nın otonom ve uzaktan kontrollü şekilde denize bırakılması gerçekleştirildi - Bu kabiliyetin devreye alınmasıyla Türkiye, insansız deniz araçlarıyla mayın dökme yeteneğine sahip sınırlı sayıdaki ülke arasındaki yerini pekiştirdi, MARLİN platformunun modüler mimarisi ve çok amaçlı görev yapısı da bir kez daha ortaya konuldu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : FİRDEVS BULUT KARTAL - Türk savunma sanayisi bünyesinde geliştirilen yeteneklerin bir araya getirilmesiyle insansız deniz aracına mayın dökme kabiliyeti kazandırıldı.Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinesinde, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ihtiyacı doğrultusunda SEFİNE Tersanesi ve ASELSAN iş ortaklığıyla geliştirilen ve Türk Deniz Kuvvetleri envanterine giren ilk insansız deniz aracı (İDA) olan MARLİN Silahlı İnsansız Deniz Aracı (SİDA), kazandığı yeni kabiliyetle deniz mayınlama harekatında önemli bir aşamayı geride bıraktı.SEFİNE Tersanesi Stratejik ve İnsansız Sistemler Araştırma Merkezi (SİSAM) ile Koç Savunma işbirliğinde yürütülen çalışmalar kapsamında, MARLİN SİDA kullanılarak yerli ve milli MALAMAN Akıllı Dip Mayını'nın otonom ve uzaktan kontrollü şekilde denize bırakılması gerçekleştirildi.Yaklaşık bir yıl süren koordineli çalışmalar sonucunda, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının harekat ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulan konsept kapsamında mayın döküş harekatının insansız sistemlerle icrasına yönelik kritik kabiliyetler geliştirildi. Bu kapsamda, mayın dökücü sistemin tasarım ve üretim faaliyetleri tamamlanırken, görev otonomisinin bir uygulaması olarak geliştirilen otonom ve uzaktan kontrollü mayın döküş algoritmaları ile görev planlama arayüzleri MARLİN platformuna entegre edildi.Sistemlerin doğrulama ve test faaliyetleri SEFİNE Tersanesi'nde tamamlandı. Eğitim maksatlı MALAMAN mayını ile gerçekleştirilen testlerde, MARLİN SİDA'nın hem otonom hem de uzaktan kontrollü modlarda mayın döküş görevini planlandığı şekilde yerine getirdiği doğrulandı.Bu kabiliyetin devreye alınmasıyla Türkiye, insansız deniz araçlarıyla mayın dökme yeteneğine sahip sınırlı sayıdaki ülkeler arasındaki yerini pekiştirirken, MARLİN platformunun modüler mimarisi ve çok amaçlı görev yapısı da bir kez daha ortaya konuldu. Geleceğin deniz harekatlarında sürat, düşük risk, operasyonel esneklik ve yüksek gizlilik sağlayacak bu yeteneğin, Türk Deniz Kuvvetleri için önemli bir kuvvet çarpanı olması öngörülüyor.​​​​​​​]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : FİRDEVS BULUT KARTAL - Türk savunma sanayisi bünyesinde geliştirilen yeteneklerin bir araya getirilmesiyle insansız deniz aracına mayın dökme kabiliyeti kazandırıldı.Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinesinde, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ihtiyacı doğrultusunda SEFİNE Tersanesi ve ASELSAN iş ortaklığıyla geliştirilen ve Türk Deniz Kuvvetleri envanterine giren ilk insansız deniz aracı (İDA) olan MARLİN Silahlı İnsansız Deniz Aracı (SİDA), kazandığı yeni kabiliyetle deniz mayınlama harekatında önemli bir aşamayı geride bıraktı.SEFİNE Tersanesi Stratejik ve İnsansız Sistemler Araştırma Merkezi (SİSAM) ile Koç Savunma işbirliğinde yürütülen çalışmalar kapsamında, MARLİN SİDA kullanılarak yerli ve milli MALAMAN Akıllı Dip Mayını'nın otonom ve uzaktan kontrollü şekilde denize bırakılması gerçekleştirildi.Yaklaşık bir yıl süren koordineli çalışmalar sonucunda, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının harekat ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulan konsept kapsamında mayın döküş harekatının insansız sistemlerle icrasına yönelik kritik kabiliyetler geliştirildi. Bu kapsamda, mayın dökücü sistemin tasarım ve üretim faaliyetleri tamamlanırken, görev otonomisinin bir uygulaması olarak geliştirilen otonom ve uzaktan kontrollü mayın döküş algoritmaları ile görev planlama arayüzleri MARLİN platformuna entegre edildi.Sistemlerin doğrulama ve test faaliyetleri SEFİNE Tersanesi'nde tamamlandı. Eğitim maksatlı MALAMAN mayını ile gerçekleştirilen testlerde, MARLİN SİDA'nın hem otonom hem de uzaktan kontrollü modlarda mayın döküş görevini planlandığı şekilde yerine getirdiği doğrulandı.Bu kabiliyetin devreye alınmasıyla Türkiye, insansız deniz araçlarıyla mayın dökme yeteneğine sahip sınırlı sayıdaki ülkeler arasındaki yerini pekiştirirken, MARLİN platformunun modüler mimarisi ve çok amaçlı görev yapısı da bir kez daha ortaya konuldu. Geleceğin deniz harekatlarında sürat, düşük risk, operasyonel esneklik ve yüksek gizlilik sağlayacak bu yeteneğin, Türk Deniz Kuvvetleri için önemli bir kuvvet çarpanı olması öngörülüyor.​​​​​​​]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/marlin-sida-mayin-harbi-yetenegi-kazandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Cengiz Enerji temmuzda yenilenebilir kaynaklardan 504 bin 829 megavatsaat elektrik üretti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/cengiz-enerji-temmuzda-yenilenebilir-kaynaklardan-504-bin-829-megavatsaat-elektrik-uretti/894922/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/cengiz-enerji-temmuzda-yenilenebilir-kaynaklardan-504-bin-829-megavatsaat-elektrik-uretti/894922/</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:08:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Cengiz Enerji, temmuzda yenilenebilir enerji kaynaklarından 504 bin 829 megavatsaat elektrik üreterek Türkiye'nin aynı dönemdeki yenilenebilir kaynaklı elektrik üretiminin yüzde 2,49'unu karşıladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Cengiz Enerji, temmuzda yenilenebilir enerji kaynaklarından 504 bin 829 megavatsaat elektrik üreterek Türkiye'nin aynı dönemdeki yenilenebilir kaynaklı elektrik üretiminin yüzde 2,49'unu karşıladı.Şirketten yapılan açıklamaya göre, Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) verileri, temmuzda Türkiye'nin toplam elektrik üretiminin yüzde 58,44'ünün yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlandığını ortaya koydu.Bu dönemde yenilenebilir kaynaklardan yaklaşık 20 milyon 300 bin megavatsaat elektrik üretilirken, söz konusu oran TEİAŞ'ın veri yayımlamaya başladığı 1 Ocak 2016'dan bu yana temmuz ayları için en yüksek yenilenebilir enerji payı olarak kayıtlara geçti.Cengiz Enerji ise temmuzda yenilenebilir enerji kaynaklarından 504 bin 829 megavatsaat elektrik üretimi gerçekleştirdi. Şirketin hesaplamasına göre, bu üretim yaklaşık 2,5 milyon kişinin elektrik ihtiyacına karşılık geldi. Şirketin Türkiye'deki toplam kurulu gücü 5 bin 162 megavat seviyesinde bulunurken, bunun 3 bin 171 megavatını yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı santraller oluşturuyor. Şirketin yenilenebilir enerji portföyünde 2 bin 265 megavat hidroelektrik, 777 megavat güneş ve 129 megavat rüzgar enerjisi kurulu gücü bulunuyor.Şirket, Türkiye'nin üç bölgesinde yürüttüğü elektrik dağıtım faaliyetleri kapsamında 9,1 milyon aboneye hizmet veriyor.Açıklamada görüşlerine yer verilen Cengiz Enerji Üst Yöneticisi (CEO) Ahmet Türkoğlu, şirketin yenilenebilir kaynaklı üretim yapan santrallerinde yılın önceki aylarında da yüksek üretim rakamlarına ulaşıldığını aktardı. Kış aylarındaki yağışların hidroelektrik santrallerinin üretimine olumlu yansıdığını aktaran Türkoğlu, Özellikle hidroelektrik santrallerimizde 5 yılın üretim rekorunu kırdık. Temmuz ayında ise tüm sektör olarak Türkiye'de yenilenebilir kaynaklı elektrik üretiminde oransal olarak rekora imza attık. Ülkemizin yenilenebilir kaynaklı üretimine önemli bir katkı sunmuş olmaktan mutluyuz. ifadelerini kullandı.Türkoğlu, Türkiye'nin artan enerji ihtiyacının karşılanmasının yanı sıra enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi ve daha düşük karbonlu üretim yapısına geçişin hızlandırılmasının öncelikleri arasında bulunduğunu belirterek, Önümüzdeki dönemde de başta rüzgar ve güneş olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarımızı artırarak üretim portföyümüzdeki yenilenebilir enerjinin payını artırmayı hedefliyoruz. değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Cengiz Enerji, temmuzda yenilenebilir enerji kaynaklarından 504 bin 829 megavatsaat elektrik üreterek Türkiye'nin aynı dönemdeki yenilenebilir kaynaklı elektrik üretiminin yüzde 2,49'unu karşıladı.Şirketten yapılan açıklamaya göre, Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) verileri, temmuzda Türkiye'nin toplam elektrik üretiminin yüzde 58,44'ünün yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlandığını ortaya koydu.Bu dönemde yenilenebilir kaynaklardan yaklaşık 20 milyon 300 bin megavatsaat elektrik üretilirken, söz konusu oran TEİAŞ'ın veri yayımlamaya başladığı 1 Ocak 2016'dan bu yana temmuz ayları için en yüksek yenilenebilir enerji payı olarak kayıtlara geçti.Cengiz Enerji ise temmuzda yenilenebilir enerji kaynaklarından 504 bin 829 megavatsaat elektrik üretimi gerçekleştirdi. Şirketin hesaplamasına göre, bu üretim yaklaşık 2,5 milyon kişinin elektrik ihtiyacına karşılık geldi. Şirketin Türkiye'deki toplam kurulu gücü 5 bin 162 megavat seviyesinde bulunurken, bunun 3 bin 171 megavatını yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı santraller oluşturuyor. Şirketin yenilenebilir enerji portföyünde 2 bin 265 megavat hidroelektrik, 777 megavat güneş ve 129 megavat rüzgar enerjisi kurulu gücü bulunuyor.Şirket, Türkiye'nin üç bölgesinde yürüttüğü elektrik dağıtım faaliyetleri kapsamında 9,1 milyon aboneye hizmet veriyor.Açıklamada görüşlerine yer verilen Cengiz Enerji Üst Yöneticisi (CEO) Ahmet Türkoğlu, şirketin yenilenebilir kaynaklı üretim yapan santrallerinde yılın önceki aylarında da yüksek üretim rakamlarına ulaşıldığını aktardı. Kış aylarındaki yağışların hidroelektrik santrallerinin üretimine olumlu yansıdığını aktaran Türkoğlu, Özellikle hidroelektrik santrallerimizde 5 yılın üretim rekorunu kırdık. Temmuz ayında ise tüm sektör olarak Türkiye'de yenilenebilir kaynaklı elektrik üretiminde oransal olarak rekora imza attık. Ülkemizin yenilenebilir kaynaklı üretimine önemli bir katkı sunmuş olmaktan mutluyuz. ifadelerini kullandı.Türkoğlu, Türkiye'nin artan enerji ihtiyacının karşılanmasının yanı sıra enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi ve daha düşük karbonlu üretim yapısına geçişin hızlandırılmasının öncelikleri arasında bulunduğunu belirterek, Önümüzdeki dönemde de başta rüzgar ve güneş olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarımızı artırarak üretim portföyümüzdeki yenilenebilir enerjinin payını artırmayı hedefliyoruz. değerlendirmesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>AFAD ekipleri zorlu görevlere Aladağlar'ın sarp yamaçlarında hazırlanıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/afad-ekipleri-zorlu-gorevlere-aladaglar-in-sarp-yamaclarinda-hazirlaniyor/894921/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/afad-ekipleri-zorlu-gorevlere-aladaglar-in-sarp-yamaclarinda-hazirlaniyor/894921/</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:04:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kayseri / AFAD Kayseri İl Müdür Yardımcısı Hasan Say: - Bizim amacımız, inşallah ileriki zamanlarda buranın bir AFAD eğitim kampına, eğitim merkezine dönüşmesi. Amacımız, Türkiye'nin her yerinden gelen arkadaşlarımızı burada misafir edip hem bölgeye hem zorlu koşullara hazırlamaya devam etmek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kayseri Haberleri : MÜZAHİM ZAHİD TÜZÜN - Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ekipleri, deprem, sel, yangın ve arama kurtarma gibi görevlere hazırlık için Aladağlar'ın Kayseri'nin Yahyalı ilçesi sınırlarında kalan zorlu arazi koşullarında tatbikat yapıyor.AFAD ekipleri, göreve daima hazır olmak amacıyla yürüttükleri saha eğitimleri için 3 bin metrenin üzerindeki 50'den fazla zirvesi bulunan Aladağlar'ı tercih ediyor.Sarp yamaçlara, kayalık bölgelere, engebeli ve dik arazilere sahip Aladağlar'a gelen ekipler, AFAD Kayseri İl Müdürlüğü koordinasyonunda çadır kurma, kampçılık teknikleri, güvenli yürüme ve arama kurtarma gibi alanlarda eğitim alıyor.AFAD İl Müdür Yardımcısı Hasan Say, AA muhabirine, İçişleri Bakanlığı bünyesinde AFAD Başkanlığı tarafından düzenlenen tematik kampın önemli olduğunu söyledi.Kampa 15 ilden 60 personelin katıldığını ifade eden Say, burada personelin gerçek olaylarda karşılaşacağı arazi koşullarında göreve hazır hale getirildiğini belirtti.Say, yüksek irtifada arama kurtarma çalışmaları yapmayı amaçladıklarını, bu kapsamda Aladağlar'daki Yedigöller ve Emler zirvelerine çıktıklarını anlattı.Faaliyetin toplam süresinin 5 gün olduğunu dile getiren Say, şöyle konuştu:Gaziantep, Tekirdağ, Antalya ve İstanbul'un aralarında bulunduğu 15 ilimizden 60 arkadaşımız katıldı. Bu arkadaşlarımıza özellikle dağcılık konusunda, kondisyon ve yüksek irtifada arama kurtarma çalışmalarıyla ilgili bilgi ve donanım kazandırmayı amaçladık. Arkadaşlarımıza gerçek arama kurtarma çalışmalarının yüksek irtifada nasıl yapılabileceğini, bunun hem kondisyon hem de tecrübesini kazandırmak istedik. Tabii arkadaşlarımızı haliyle biraz zorladık çünkü buradaki bütün arkadaşlarımız daha zorlu koşullarda görev yapacak.Say, Aladağlar'daki faaliyete katılan personelin çoğunlukla 1 ila 4 yıllık deneyime sahip olduklarını ancak aralarında tecrübelilerin de bulunduğunu ifade etti.Kayıp olaylarının yoğun yaşandığı zorlu bir bölgeAFAD personelinin her türlü arazi şartlarına ve zorlu koşullara hazırlıklı olması gerektiğini vurgulayan Say, bu kamp faaliyetinde günlük en az 10 kilometre yürümeyi amaçladıklarını söyledi.Özellikle ilk günkü tırmanışın yaklaşık 6,5 saat sürdüğünü ve 9 kilometre olduğunu anlatan Say, Eğitim süresinde planladığımız bütün çalışmalarımızı gerçekleştirdik. Tabii bu anlamda arkadaşlarımız da çok gayretliydi. Aladağlar'ın bizim için önemi şu, kayıp olaylarının yoğun yaşandığı zorlu bir bölge. Tabii AFAD Başkanlığımız da bunun için burayı seçti. Bizim amacımız, inşallah ileriki zamanlarda buranın bir AFAD eğitim kampına, eğitim merkezine dönüşmesi. Amacımız, Türkiye'nin her yerinden gelen arkadaşlarımızı burada misafir edip hem bölgeye hem zorlu koşullara hazırlamaya devam etmek. diye konuştu.Eğitime Tekirdağ'dan katılan Osman İltar da 2025 yılında AFAD bünyesinde çalışmaya başladığını söyledi.Tatbikatın çok verimli geçtiğini belirten İltar, ilk kez böyle zorlu bir parkura katıldığını ve çok fayda sağladığını dile getirdi.Kadir Vural da Afyonkarahisar'dan geldiğini ve bir yıldır arama kurtarma teknikeri olarak görev yaptığını ifade etti.Tatbikatın zorlu geçtiğini anlatan Vural, Doğada arama kurtarma için, kendimizi geliştirmemiz açısından gayet güzel bir tatbikattı. Doğada mahsur kalan bir kişiyi gayet başarılı bir şekilde kurtarabileceğimiz veya kendimizi geliştirebileceğimiz bir tatbikattı. Afyonkarahisar ekibi olarak çok memnun kaldık. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kayseri Haberleri : MÜZAHİM ZAHİD TÜZÜN - Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ekipleri, deprem, sel, yangın ve arama kurtarma gibi görevlere hazırlık için Aladağlar'ın Kayseri'nin Yahyalı ilçesi sınırlarında kalan zorlu arazi koşullarında tatbikat yapıyor.AFAD ekipleri, göreve daima hazır olmak amacıyla yürüttükleri saha eğitimleri için 3 bin metrenin üzerindeki 50'den fazla zirvesi bulunan Aladağlar'ı tercih ediyor.Sarp yamaçlara, kayalık bölgelere, engebeli ve dik arazilere sahip Aladağlar'a gelen ekipler, AFAD Kayseri İl Müdürlüğü koordinasyonunda çadır kurma, kampçılık teknikleri, güvenli yürüme ve arama kurtarma gibi alanlarda eğitim alıyor.AFAD İl Müdür Yardımcısı Hasan Say, AA muhabirine, İçişleri Bakanlığı bünyesinde AFAD Başkanlığı tarafından düzenlenen tematik kampın önemli olduğunu söyledi.Kampa 15 ilden 60 personelin katıldığını ifade eden Say, burada personelin gerçek olaylarda karşılaşacağı arazi koşullarında göreve hazır hale getirildiğini belirtti.Say, yüksek irtifada arama kurtarma çalışmaları yapmayı amaçladıklarını, bu kapsamda Aladağlar'daki Yedigöller ve Emler zirvelerine çıktıklarını anlattı.Faaliyetin toplam süresinin 5 gün olduğunu dile getiren Say, şöyle konuştu:Gaziantep, Tekirdağ, Antalya ve İstanbul'un aralarında bulunduğu 15 ilimizden 60 arkadaşımız katıldı. Bu arkadaşlarımıza özellikle dağcılık konusunda, kondisyon ve yüksek irtifada arama kurtarma çalışmalarıyla ilgili bilgi ve donanım kazandırmayı amaçladık. Arkadaşlarımıza gerçek arama kurtarma çalışmalarının yüksek irtifada nasıl yapılabileceğini, bunun hem kondisyon hem de tecrübesini kazandırmak istedik. Tabii arkadaşlarımızı haliyle biraz zorladık çünkü buradaki bütün arkadaşlarımız daha zorlu koşullarda görev yapacak.Say, Aladağlar'daki faaliyete katılan personelin çoğunlukla 1 ila 4 yıllık deneyime sahip olduklarını ancak aralarında tecrübelilerin de bulunduğunu ifade etti.Kayıp olaylarının yoğun yaşandığı zorlu bir bölgeAFAD personelinin her türlü arazi şartlarına ve zorlu koşullara hazırlıklı olması gerektiğini vurgulayan Say, bu kamp faaliyetinde günlük en az 10 kilometre yürümeyi amaçladıklarını söyledi.Özellikle ilk günkü tırmanışın yaklaşık 6,5 saat sürdüğünü ve 9 kilometre olduğunu anlatan Say, Eğitim süresinde planladığımız bütün çalışmalarımızı gerçekleştirdik. Tabii bu anlamda arkadaşlarımız da çok gayretliydi. Aladağlar'ın bizim için önemi şu, kayıp olaylarının yoğun yaşandığı zorlu bir bölge. Tabii AFAD Başkanlığımız da bunun için burayı seçti. Bizim amacımız, inşallah ileriki zamanlarda buranın bir AFAD eğitim kampına, eğitim merkezine dönüşmesi. Amacımız, Türkiye'nin her yerinden gelen arkadaşlarımızı burada misafir edip hem bölgeye hem zorlu koşullara hazırlamaya devam etmek. diye konuştu.Eğitime Tekirdağ'dan katılan Osman İltar da 2025 yılında AFAD bünyesinde çalışmaya başladığını söyledi.Tatbikatın çok verimli geçtiğini belirten İltar, ilk kez böyle zorlu bir parkura katıldığını ve çok fayda sağladığını dile getirdi.Kadir Vural da Afyonkarahisar'dan geldiğini ve bir yıldır arama kurtarma teknikeri olarak görev yaptığını ifade etti.Tatbikatın zorlu geçtiğini anlatan Vural, Doğada arama kurtarma için, kendimizi geliştirmemiz açısından gayet güzel bir tatbikattı. Doğada mahsur kalan bir kişiyi gayet başarılı bir şekilde kurtarabileceğimiz veya kendimizi geliştirebileceğimiz bir tatbikattı. Afyonkarahisar ekibi olarak çok memnun kaldık. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/afad-ekipleri-zorlu-gorevlere-aladaglar-in-sarp-yamaclarinda-hazirlaniyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Fransız sömürgeciliğinin Cezayir’deki etkisi: Kara Ayaklar</title>
      <link>https://www.canligaste.com/fransiz-somurgeciliginin-cezayir-deki-etkisi-kara-ayaklar/894920/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/fransiz-somurgeciliginin-cezayir-deki-etkisi-kara-ayaklar/894920/</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:04:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Fransız sömürgesi döneminde Cezayir'e yerleşen Kara ayaklar, Fransız vatandaşlığına bağlı siyasi ve hukuki haklardan yararlanırken, Müslüman Cezayirliler uzun yıllar Fransız tebaası sayılmalarına rağmen aynı vatandaşlık haklarına sahip değildi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : ŞULE ÖZKAN - Fransa’nın 132 yıl süren sömürge döneminde Cezayir’e yerleşen ve ayrıcalıklı bir statü kazanan Avrupa kökenli Kara Ayaklar (Pieds-noirs), Fransa ile Cezayir arasında sömürge geçmişiyle hesaplaşma ve hafıza mücadelesinin önemli bir parçası olmayı sürdürüyor.AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Fransızcada kelime anlamıyla kara ayaklar demek olan Pieds-noirs, esas olarak Fransız sömürge yönetimi döneminde Cezayir’de yaşayan Avrupa kökenli nüfusu tanımlamak için kullanılıyor.Terimin kökeni kesin olarak bilinmezken, sömürge döneminde bu insanlar daha çok Avrupalılar, kolonlar veya Cezayir Fransızları olarak anılıyordu. Pied-noir kimliği ise özellikle 1962’de Fransa’ya kitlesel göçün ardından ortak bir aidiyet ifadesine dönüştü.Sömürge düzeninin ayrıcalıklı topluluğuTopluluğun ortaya çıkışı, Fransa’nın 1830’da Cezayir’i ele geçirmesinin ardından Avrupa’dan yerleşimi teşvik etmesine dayanıyor. Fransa’nın yanı sıra İspanya, İtalya ve Malta’dan gelen göçmenler özellikle Cezayir, Oran ve diğer kıyı kentlerine yerleşti. Cezayir’in köklü Yahudi nüfusunun önemli bölümü de 1870 tarihli Crémieux Kararnamesi ile Fransız vatandaşlığı aldı ve daha sonraki dönemde Pieds-noirs kategorisi içinde anıldı.Kara ayakların tarihi, Fransa’nın Cezayir’de kurduğu eşitsiz sömürge hukukundan ayrı değerlendirilemiyor. Avrupa kökenli yerleşimciler Fransız vatandaşlığına bağlı siyasi ve hukuki haklardan yararlanırken, Müslüman Cezayirliler uzun yıllar Fransız tebaası sayılmalarına rağmen aynı vatandaşlık haklarına sahip değildi.Halka ait topraklar Avrupalı yerleşimcilere aktarıldı“Code de l’indigénat” olarak bilinen yerli statüsü sistemi, Cezayirlilere özel idari cezalar ve kısıtlamalar getirirken, sömürge döneminde çıkarılan arazi düzenlemeleri de yerli halka ait geniş toprakların Avrupalı yerleşimcilere aktarılmasının önünü açtı.Bununla birlikte kara ayakların tamamı büyük arazi sahipleri veya varlıklı sömürgeciler değildi. Topluluğun önemli bölümünü işçiler, memurlar, esnaf ve küçük işletme sahipleri oluşturuyordu. Ancak ekonomik durumları birbirinden farklı olsa da Avrupa kökenli nüfus, Müslüman Cezayirli çoğunluğa kıyasla sömürge sisteminin siyasi ve hukuki ayrıcalıklarına sahip kesimde yer alıyordu.1954’te başlayan Cezayir Bağımsızlık Savaşı, bu düzenin de sonunu hazırladı. kara ayakların önemli bölümü Cezayir’in Fransa’dan ayrılmasına karşı çıkarken, aşırı sağcı Gizli Ordu Örgütü (OAS), Fransız Cezayirini korumak amacıyla FLN (Ulusal Kurtuluş Cephesi), bağımsızlık yanlıları ve Fransız devletine karşı saldırılar düzenledi. Ancak topluluğun tamamını OAS ile özdeşleştirmek tarihsel olarak doğru kabul edilmiyor.1962 göçünden bugüne hafıza ve hak talepleri18 Mart 1962’de imzalanan Evian Anlaşmaları, bağımsızlığın ardından ülkede kalacak Avrupalıların mülkiyet, din ve medeni haklarına ilişkin güvenceler içeriyordu. Buna rağmen savaşın yarattığı şiddet ortamı, gelecek kaygısı ve FLN-OAS çatışmaları büyük bir göç dalgasını tetikledi. Yalnızca 1962’de yaklaşık 650 bin kişi Cezayir’den Fransa’ya geçti.Fransız makamları bu kişileri rapatrié, yani ülkesine geri dönenler olarak tanımladı. Ancak Cezayir’de doğmuş ve aileleri nesillerdir orada yaşayan birçok kara ayak için Fransa, daha önce hiç yaşamadıkları bir ülkeydi. Bu nedenle 1962, topluluğun kolektif hafızasında geri dönüşten ziyade sürgün ve köksüzleşme anlatısıyla yer aldı.Bugün Pied-noir kimliği büyük ölçüde çocuklar ve torunlar, dernekler, anma törenleri, mezarlıkların korunması ve kaybedilen mülklere ilişkin talepler üzerinden yaşamaya devam ediyor.Fransa, 1970’lerden itibaren Cezayir’de mülklerini kaybeden rapatriéler için çeşitli tazminat düzenlemeleri yaptı. Buna rağmen bazı kara ayak kuruluşları, bağımsızlığın ardından millileştirilen ev ve araziler için ek tazminat veya iade talebini sürdürürken, 1962’de yaşanan göçün zorunlu sürgün olarak tanınmasını ve dönemin şiddet olaylarının Fransız resmi hafızasında daha fazla yer almasını istiyor.Cezayir tarafında ise bu talepler, 132 yıllık sömürge yönetimi sırasında yaşanan toprak kayıpları, hukuki eşitsizlik ve siyasi dışlanmadan bağımsız değerlendirilmiyor.Bu nedenle kara ayaklar meselesi, bugün yalnızca Cezayir’den ayrılmış bir topluluğun geçmişi değil, sömürge döneminde edinilen hak ve mülkiyetlerin nasıl değerlendirilmesi gerektiği ve aynı tarihin Fransa ile Cezayir tarafından nasıl hatırlandığı üzerine süren daha geniş bir hafıza mücadelesinin parçası olmayı sürdürüyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : ŞULE ÖZKAN - Fransa’nın 132 yıl süren sömürge döneminde Cezayir’e yerleşen ve ayrıcalıklı bir statü kazanan Avrupa kökenli Kara Ayaklar (Pieds-noirs), Fransa ile Cezayir arasında sömürge geçmişiyle hesaplaşma ve hafıza mücadelesinin önemli bir parçası olmayı sürdürüyor.AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Fransızcada kelime anlamıyla kara ayaklar demek olan Pieds-noirs, esas olarak Fransız sömürge yönetimi döneminde Cezayir’de yaşayan Avrupa kökenli nüfusu tanımlamak için kullanılıyor.Terimin kökeni kesin olarak bilinmezken, sömürge döneminde bu insanlar daha çok Avrupalılar, kolonlar veya Cezayir Fransızları olarak anılıyordu. Pied-noir kimliği ise özellikle 1962’de Fransa’ya kitlesel göçün ardından ortak bir aidiyet ifadesine dönüştü.Sömürge düzeninin ayrıcalıklı topluluğuTopluluğun ortaya çıkışı, Fransa’nın 1830’da Cezayir’i ele geçirmesinin ardından Avrupa’dan yerleşimi teşvik etmesine dayanıyor. Fransa’nın yanı sıra İspanya, İtalya ve Malta’dan gelen göçmenler özellikle Cezayir, Oran ve diğer kıyı kentlerine yerleşti. Cezayir’in köklü Yahudi nüfusunun önemli bölümü de 1870 tarihli Crémieux Kararnamesi ile Fransız vatandaşlığı aldı ve daha sonraki dönemde Pieds-noirs kategorisi içinde anıldı.Kara ayakların tarihi, Fransa’nın Cezayir’de kurduğu eşitsiz sömürge hukukundan ayrı değerlendirilemiyor. Avrupa kökenli yerleşimciler Fransız vatandaşlığına bağlı siyasi ve hukuki haklardan yararlanırken, Müslüman Cezayirliler uzun yıllar Fransız tebaası sayılmalarına rağmen aynı vatandaşlık haklarına sahip değildi.Halka ait topraklar Avrupalı yerleşimcilere aktarıldı“Code de l’indigénat” olarak bilinen yerli statüsü sistemi, Cezayirlilere özel idari cezalar ve kısıtlamalar getirirken, sömürge döneminde çıkarılan arazi düzenlemeleri de yerli halka ait geniş toprakların Avrupalı yerleşimcilere aktarılmasının önünü açtı.Bununla birlikte kara ayakların tamamı büyük arazi sahipleri veya varlıklı sömürgeciler değildi. Topluluğun önemli bölümünü işçiler, memurlar, esnaf ve küçük işletme sahipleri oluşturuyordu. Ancak ekonomik durumları birbirinden farklı olsa da Avrupa kökenli nüfus, Müslüman Cezayirli çoğunluğa kıyasla sömürge sisteminin siyasi ve hukuki ayrıcalıklarına sahip kesimde yer alıyordu.1954’te başlayan Cezayir Bağımsızlık Savaşı, bu düzenin de sonunu hazırladı. kara ayakların önemli bölümü Cezayir’in Fransa’dan ayrılmasına karşı çıkarken, aşırı sağcı Gizli Ordu Örgütü (OAS), Fransız Cezayirini korumak amacıyla FLN (Ulusal Kurtuluş Cephesi), bağımsızlık yanlıları ve Fransız devletine karşı saldırılar düzenledi. Ancak topluluğun tamamını OAS ile özdeşleştirmek tarihsel olarak doğru kabul edilmiyor.1962 göçünden bugüne hafıza ve hak talepleri18 Mart 1962’de imzalanan Evian Anlaşmaları, bağımsızlığın ardından ülkede kalacak Avrupalıların mülkiyet, din ve medeni haklarına ilişkin güvenceler içeriyordu. Buna rağmen savaşın yarattığı şiddet ortamı, gelecek kaygısı ve FLN-OAS çatışmaları büyük bir göç dalgasını tetikledi. Yalnızca 1962’de yaklaşık 650 bin kişi Cezayir’den Fransa’ya geçti.Fransız makamları bu kişileri rapatrié, yani ülkesine geri dönenler olarak tanımladı. Ancak Cezayir’de doğmuş ve aileleri nesillerdir orada yaşayan birçok kara ayak için Fransa, daha önce hiç yaşamadıkları bir ülkeydi. Bu nedenle 1962, topluluğun kolektif hafızasında geri dönüşten ziyade sürgün ve köksüzleşme anlatısıyla yer aldı.Bugün Pied-noir kimliği büyük ölçüde çocuklar ve torunlar, dernekler, anma törenleri, mezarlıkların korunması ve kaybedilen mülklere ilişkin talepler üzerinden yaşamaya devam ediyor.Fransa, 1970’lerden itibaren Cezayir’de mülklerini kaybeden rapatriéler için çeşitli tazminat düzenlemeleri yaptı. Buna rağmen bazı kara ayak kuruluşları, bağımsızlığın ardından millileştirilen ev ve araziler için ek tazminat veya iade talebini sürdürürken, 1962’de yaşanan göçün zorunlu sürgün olarak tanınmasını ve dönemin şiddet olaylarının Fransız resmi hafızasında daha fazla yer almasını istiyor.Cezayir tarafında ise bu talepler, 132 yıllık sömürge yönetimi sırasında yaşanan toprak kayıpları, hukuki eşitsizlik ve siyasi dışlanmadan bağımsız değerlendirilmiyor.Bu nedenle kara ayaklar meselesi, bugün yalnızca Cezayir’den ayrılmış bir topluluğun geçmişi değil, sömürge döneminde edinilen hak ve mülkiyetlerin nasıl değerlendirilmesi gerektiği ve aynı tarihin Fransa ile Cezayir tarafından nasıl hatırlandığı üzerine süren daha geniş bir hafıza mücadelesinin parçası olmayı sürdürüyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/fransiz-somurgeciliginin-cezayir-deki-etkisi-kara-ayaklar.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>MEB'den, izinsiz faaliyet yürüten yabancı okullardan Türk okullarına geçişe denklik imkanı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/meb-den-izinsiz-faaliyet-yuruten-yabanci-okullardan-turk-okullarina-gecise-denklik-imkani/894918/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/meb-den-izinsiz-faaliyet-yuruten-yabanci-okullardan-turk-okullarina-gecise-denklik-imkani/894918/</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:03:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Türkiye'de yasal statüsü olmaksızın faaliyet gösteren yabancı okullarda öğrenim gören öğrencilerden, Bakanlığa bağlı Türk okullarına geçmek isteyenler 31 Aralık 2026'ya kadar denklik başvurusunda bulunabilecek - Düzenlenecek denklik belgeleri, izinsiz faaliyet yürüten yabancı okulların tanınması veya bu okulların faaliyetlerinin hukuka uygun kabul edilmesi anlamına gelmeyecek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : ŞEYMA GÜVEN - Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) yasal statüsü olmaksızın Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı okullarda öğrenim gören öğrencilerden, ara sınıflardan ayrılarak resmi veya özel Türk okullarına geçme başvurusunda bulunanlara denklik belgesi düzenlenecek.Türkiye'de eğitim ve öğretim faaliyetlerinin ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda, Bakanlığın izin ve denetimi altında yürütülmesi esas alınıyor.Bu kapsamda, gerekli izinleri bulunmaksızın faaliyet gösteren yabancı okulların ilköğretim ve ortaöğretim kademelerinde öğrenim gören öğrencilerin denklik işlemleri, yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendiriliyor.Mevcut uygulama kapsamında, Türkiye'de izinsiz faaliyet yürüten yabancı okulların ara sınıflarında öğrenim gören veya bu okullardan mezun olan öğrenciler adına denklik belgesi verilemiyordu.AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Bakanlıkça, izinsiz faaliyet yürüten yabancı okulların ara sınıflarında öğrenim gören öğrencilerin, bu okullardan ayrılarak öğrenimlerine Türk okullarında devam etmek istemeleri durumunda, eğitim hakkına erişimlerinin sağlanması, eğitim süreçlerinde kesinti yaşanmaması ve mevcut durumlarından kaynaklanabilecek mağduriyetlerinin önlenmesi amacıyla geçiş sürecine yönelik düzenleme yapıldı.31 Aralık&#039;a kadar başvuru yapılabilecekBu kapsamda, söz konusu okulların ara sınıflarından ayrılarak, MEB'e bağlı resmi veya özel Türk okullarında öğrenimlerine devam etmek üzere başvuruda bulunan öğrencilere denklik belgesi verilecek.Belge almak isteyen öğrenciler, velileriyle 31 Aralık 2026 saat 17.00'ye kadar denklik başvurusunda bulunabilecek.Öte yandan, düzenlenecek denklik belgeleri, izinsiz faaliyet yürüten yabancı okulların tanınması veya bu okulların faaliyetlerinin hukuka uygun kabul edilmesi anlamına gelmeyecek.Uygulamayla, öğrencilerin Bakanlığa bağlı resmi veya özel Türk okullarına geçişlerinin sağlanması ve eğitimlerine kesintisiz şekilde devam edebilmeleri amaçlanıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : ŞEYMA GÜVEN - Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) yasal statüsü olmaksızın Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı okullarda öğrenim gören öğrencilerden, ara sınıflardan ayrılarak resmi veya özel Türk okullarına geçme başvurusunda bulunanlara denklik belgesi düzenlenecek.Türkiye'de eğitim ve öğretim faaliyetlerinin ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda, Bakanlığın izin ve denetimi altında yürütülmesi esas alınıyor.Bu kapsamda, gerekli izinleri bulunmaksızın faaliyet gösteren yabancı okulların ilköğretim ve ortaöğretim kademelerinde öğrenim gören öğrencilerin denklik işlemleri, yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendiriliyor.Mevcut uygulama kapsamında, Türkiye'de izinsiz faaliyet yürüten yabancı okulların ara sınıflarında öğrenim gören veya bu okullardan mezun olan öğrenciler adına denklik belgesi verilemiyordu.AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Bakanlıkça, izinsiz faaliyet yürüten yabancı okulların ara sınıflarında öğrenim gören öğrencilerin, bu okullardan ayrılarak öğrenimlerine Türk okullarında devam etmek istemeleri durumunda, eğitim hakkına erişimlerinin sağlanması, eğitim süreçlerinde kesinti yaşanmaması ve mevcut durumlarından kaynaklanabilecek mağduriyetlerinin önlenmesi amacıyla geçiş sürecine yönelik düzenleme yapıldı.31 Aralık&#039;a kadar başvuru yapılabilecekBu kapsamda, söz konusu okulların ara sınıflarından ayrılarak, MEB'e bağlı resmi veya özel Türk okullarında öğrenimlerine devam etmek üzere başvuruda bulunan öğrencilere denklik belgesi verilecek.Belge almak isteyen öğrenciler, velileriyle 31 Aralık 2026 saat 17.00'ye kadar denklik başvurusunda bulunabilecek.Öte yandan, düzenlenecek denklik belgeleri, izinsiz faaliyet yürüten yabancı okulların tanınması veya bu okulların faaliyetlerinin hukuka uygun kabul edilmesi anlamına gelmeyecek.Uygulamayla, öğrencilerin Bakanlığa bağlı resmi veya özel Türk okullarına geçişlerinin sağlanması ve eğitimlerine kesintisiz şekilde devam edebilmeleri amaçlanıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/meb-den-izinsiz-faaliyet-yuruten-yabanci-okullardan-turk-okullarina-gecise-denklik-imkani.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>MHP Genel Başkanı Bahçeli, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/mhp-genel-baskani-bahceli-gundeme-iliskin-degerlendirmelerde-bulundu/894917/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/mhp-genel-baskani-bahceli-gundeme-iliskin-degerlendirmelerde-bulundu/894917/</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:03:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Terörsüz Türkiye sürecinde vatan, millet, bayrak ve tüm mukaddes değerler uğruna toprağa düşmüş aziz şehit ve gazilerimiz ile onların muhterem ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir - Gizli kapaklı herhangi bir pazarlık, vatandaşlarımızın bilgisi dışında bir yol söz konusu olmamıştır. Sürecin hassasiyetine uygun bir üslupla, sabırla, akılla, vatan, millet sevgisiyle ve kardeşliğin kavileştirilmesine olan güçlü inanç ve iradeyle hareket edilmiştir - Yarım asra yaklaşan bir süredir ekonomik ve sosyal kalkınmamızı engelleyen, önemli bir insani ve ekonomik maliyet oluşturan bu prangadan kurtulmak tek arzumuzdur ve inşallah menzile yaklaşılmıştır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinde vatan, millet, bayrak ve tüm mukaddes değerler uğruna toprağa düşmüş aziz şehit ve gazilerimiz ile onların muhterem ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir. ifadesini kullandı.Bahçeli, Türkgün gazetesine verdiği röportajda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.İnsanlığı özlemini duyduğu adalete, huzura ve barışa kavuşturma ülküsüyle üç kıta yedi iklimde hüküm süren Ali Devlet geleneğinden aldıkları ilhamla yaklaşık iki yıldan beri ilmek ilmek ördüklerini ifade eden Bahçeli, Terörsüz Türkiye hedefinin, TBMM'de kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun ile önemli bir aşamaya geldiğini bildirdi.Söz konusu Kanunun 467 milletvekilinin oyuyla kabul edilmesinin, Terörsüz Türkiye'nin, milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmeye yönelik güçlü iradeyi ve kapsamlı mutabakatı gösterdiği yönünde görüş bildiren Bahçeli, kanunun hazırlanması, teklif edilmesi, görüşülmesi ve kabul edilmesi sürecinin önemli bir külliyat oluşturduğunu söyledi.Bahçeli, TBMM'de kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un her aşamada geniş toplum kesimleriyle milli iradenin tecelligahı olan Meclis'te tartışıldığını, farklı görüşlerin ortaya konulduğunu aktardı.Siyaset kurumunun itibarını artıran, Türkiye'ye özgü bir çalışma modeliyle önemli bir mutabakat ortaya konulduğunu ifade eden Bahçeli, Eller, Türkiye'nin huzuruna, ortak ve güçlü geleceğine kalkmıştır. dedi.Bahçeli, süreçte devletin kutlu hedeflerine ulaşmasını mümkün kılacak milli birliğin ve iç cephenin güçlendirilmesi, Türkiye'nin bölgesinde barış ve kardeşliğin tesis edilmesi için gayret gösteren başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş olmak üzere destek veren siyasi partilere ve milletvekillerine, katkı sunan kurumlara teşekkür etti.Devlet Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:Milletimizin kahir ekseriyeti Terörsüz Türkiye'nin yanında duruyor, terörün bütün unsur ve handikaplarıyla gündemimizden tamamen çıkmasını istiyor. Terörün zehirli havasının siyasi iklimimizden temizlenmesini, ayrık otlarının güven ve huzur toprağımızdan sökülüp atılmasını diliyor. Demokrasi, hukuk devleti, refah ve güven ikliminin pekişerek hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm vatandaşlarımızı kuşatmasını ve kucaklamasını arzu ediyor. Bölgemizde istikrarsızlık ve kaos üretenlerle terörizm, şiddet, vandalizm ve bunlar sayesinde var olanların ve onlarla aynı safta duranların ise kaybetmesini, ülkemizin ve milletimizin üzerinden elini çekmesini bekliyor.Terörsüz Türkiye sürecinde vatan, millet, bayrak ve tüm mukaddes değerler uğruna toprağa düşmüş aziz şehit ve gazilerimiz ile onların muhterem ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir. Vurgulamak isterim ki bu aşamaya onlar sayesinde, onların kutlu mücadelelerinin sonucunda gelinmiştir. Bununla beraber Gazi ordumuzun ve fedakar milletimizin dünden bugüne terörle mücadele hafızası, azmi ve iradesi bütün aşamalarıyla sahiplenilmiştir. Gizli kapaklı herhangi bir pazarlık, vatandaşlarımızın bilgisi dışında bir yol söz konusu olmamıştır. Sürecin hassasiyetine uygun bir üslupla, sabırla, akılla, vatan, millet sevgisiyle ve kardeşliğin kavileştirilmesine olan güçlü inanç ve iradeyle hareket edilmiştir.Terörsüz Türkiye, bir devlet politikası, Türk siyasetinin başarısıTek hedefin terör, terörizm ve bölücülüğün ülke gündeminden ve milletin zihinlerinden tamamen çıkarılması olduğunun altını çizen Bahçeli, Terörün büyüdüğü ve beslendiği bütün unsur ve alanların ortadan kaldırılması, milli birlik ve dayanışma duygusunda uzlaşarak geleceğin güçlü Türkiye'sinin inşa edilmesidir. Terörsüz Türkiye, bir devlet politikası, Türk siyasetinin başarısı, inşallah da topyekun milletimizin eseri olacaktır. Anadolu irfanının gücüyle, Türk milletinin ferasetiyle ve devlet aklıyla bu süreci nihayete erdirecek ve kalıcı kılacağız. Yarım asra yaklaşan bir süredir ekonomik ve sosyal kalkınmamızı engelleyen, önemli bir insani ve ekonomik maliyet oluşturan bu prangadan kurtulmak tek arzumuzdur ve inşallah menzile yaklaşılmıştır. değerlendirmesinde bulundu.Bahçeli, Terörsüz Türkiyeye ilişkin çerçevenin sağlam biçimde oluşturulması konusunda önemli bir eşiğin aşıldığını belirterek, bunun siyaset üstü bir mesele olduğunu kaydetti.Yasanın 86 milyonluk Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına ve yakın coğrafyadaki halklara önemli kazanımlar sağlayacağını belirten Bahçeli, söz konusu çabanın bin yıllık kardeşliği gelecek bin yıla taşıma iradesi olduğunu ifade etti.MHP Genel Başkanı Bahçeli, çalışmanın aynı zamanda demokratikleşme ve kalkınma hamlesi niteliği taşıdığını işaret ederek, 'Türk ve Türkiye Yüzyılı' hedefine ulaşılması, bu husustaki en büyük engellerden biri olan terörün kökten bitirilmesiyle daha yakın ve mümkün hale geldiğini belirtti.Kışkırtıcı hamlelere geçit vermeyeceğizSürece yönelik fitne fesat çıkarmak, iftira ile gelişmeleri enfekte etmek isteyen dahili ve harici karanlık odakların bulunabileceğine dikkati çeken Bahçeli, provokasyonlara karşı duyarlılık çağrısında bulundu. Bahçeli, emperyalizmin taşeronlarının kışkırtıcı hamlelerine ve bunların içerideki sözcülerine imkan tanınmayacağının altını çizdi.MHP'nin iki yıldır olduğu gibi teşkilatlarıyla millete doğruları anlatmaya devam edeceğini söyleyen Bahçeli, Anadolu'dan yayılan kardeşlik arzusunu ve heyecanını ülke genelinde paylaşacaklarını ifade etti.Bahçeli, ülkeye ve millete karşılıksız sevgiyle bağlı olduklarını, siyasi hesap yapmadan Önce ülkem ve milletim düsturuyla hareket ettiklerini bildirdi.Siyaset gayelerinin devleti ve milleti ilelebet yaşatmak, küresel meydan okumalara mukabele edebilme kudretine sahip olmak ve tam bağımsızlığı sağlamak olduğunu aktaran Bahçeli, Tek hedef, terörün, terörizmin ve bölücülüğün ülkemizin gündeminden ve milletimizin zihinlerinden tamamen çıkarılması, terörün büyüdüğü ve beslendiği bütün unsur ve alanların ortadan kaldırılması, milli birlik ve dayanışma duygusunda uzlaşarak geleceğin güçlü Türkiye'sinin inşa edilmesidir. Ne yaptığımızı ve nereye varacağımızı biliyoruz. Zira yegane ilham kaynağımız milletimizin bilgeliği, feraseti ve sağduyusudur. Kimse endişe duymasın. Milliyetçi Hareket Partisi karanlık emellere sur, kararan kalplere nurdur. değerlendirmesinde bulundu.Kanun mahkumiyet hükümlerini ortadan kaldıran düzenleme niteliğinde değildirBahçeli, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un, terör örgütü PKK/KCK ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolündeki silah ve mühimmatın teslim edildiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesinin ardından uygulanacak işlemleri düzenlemeyi amaçladığını bildirdi.Söz konusu tespitin, Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilerek Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkumiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesinin kanunun amaçları arasında yer aldığını ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:Kanun mahkumiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu sona erdiren bir düzenleme niteliğinde değildir. Devam eden soruşturma ve kovuşturma süreçleri ile kesinleşmiş mahkumiyet hükümleri bütün hukuki sonuçlarıyla varlığını koruyacak, suçun vasfına, mahkumiyet kararına veya ceza sorumluluğuna ilişkin herhangi bir değişiklik olmayacaktır. Bu yönüyle Kanun, hukuki niteliği itibarıyla ceza adalet sistemi ile infaz hukukuna ilişkin sınırlı ve koşullu bir kanuni düzenleme niteliği taşımaktadır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda ortak aklı ve asgari müşterekleri önceleyen bir yaklaşımla ortaya çıkan rapor doğrultusunda hazırlanan kanun, öngörülen hukuki düzenlemelerin ilk adımını teşkil eden temel bir çerçeve oluşturmaktadır.Kanun ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, hukuk devleti ilkesi, demokratik siyasi düzeni ve kamu güvenliği esas alınarak milli dayanışma, toplumsal huzur ve bütünleşmenin kalıcı olarak tesis edilmesi hedeflenmiştir. Kanunun amacına uygun sonuçlar doğurmasını, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum. Oluşturulmaya çalışılan hukuki zemin, Türkiye'nin terör belasından ilelebet kurtulması hedefinin en önemli dayanaklarından biri olacaktır. Ve kuşkusuz kanunda öngörüldüğü üzere PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son vermesi ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim etmesi ön şarttır.İhtiyaç duyulan yasal ve idari düzenlemelerin yapılması kritik önemde olacakBahçeli, kanunun kabulüyle ulaşılan merhalenin bir nihayet olmadığını, hukuki ve idari bakımdan yapılması gereken düzenlemeler için yeni bir safhanın başlangıcı olacağını belirtti.Bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanması dahil tartışmalı konuların gözden geçirilmesi ve adaletin tesisine ilişkin çalışmaların etkinleştirilmesinin gündeme gelebileceğine dikkati çeken Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:Bundan sonraki süreçte Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan ortak raporda vurgulanan diğer adımların da atılması, ihtiyaç duyulan yasal ve idari düzenlemelerin yapılması, uygulamaların etkili bir işbirliği ve eşgüdümle yürütülmesi kritik önemde olacaktır. PKK'nın kurucu önderliği olarak yaptığı 'Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı' ile birlikte PKK'nın fesih ve silah bırakma kararında önemli bir fonksiyon ifa eden Abdullah Öcalan'ın, önümüzdeki dönemde de sürece katkı vermeye devam etmesini mümkün kılacak şartların oluşturulması gerekmektedir. Milletçe ortak hedefimiz, terörle birlikte şiddetin, terörizm ve bölücülüğün reddedildiği bir zihinsel dönüşüme zemin hazırlamak, tekrar yeşermeyeceği bir iklim oluşturmaktır.Bahçeli, siyaset alanının genişlediği, siyasi rekabetin demokratik sınırlar içinde, milli ve manevi değerler doğrultusunda, ahlaki bir zeminde yürütüldüğü bir sistem inşa etmeyi hedeflediklerini belirtti.Türkiye'nin Terörsüz Türkiye sürecini baltalamaya yönelik her türlü girişimi dikkatle değerlendireceğine ve bunlara karşı gerekli önlemleri alacağına işaret eden Bahçeli, ülkenin egemenlik haklarını, milli güvenliğini, kamu düzenini, milletin huzur ve güvenliğini korumak için her zaman hazırlıklı ve teyakkuz halinde olacağını vurguladı.Bahçeli, Türkiye'nin nereden gelirse gelsin süreci baltalamaya yönelik girişimleri engelleyecek güçte olduğunu vurgulayarak, milli imkan ve kaynakların Lider Ülke ve Süper Güç olma hedefi doğrultusunda kullanılacağını söyledi.Devlet Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi'nin ise her zaman olduğu gibi milli birlik ve beka kararlılığında kadim devlet aklının, sağduyunun ve milli vicdanın sarsılmaz iradesi, gür sesi, son kalesi olduğunu kaydetti.MHP Politiği, Türk siyasetinin pusulasıMHP'nin siyaset anlayışının temelinde milli öncelik, ilkesel bütünlük, siyasi ahlak ve tutarlılık, başkalaşmadan yenilenme ve kurumsal istikrar anlayışı olduğunu anlatan Bahçeli, Türk milletinin her bir ferdinin huzur, güvenlik ve refah içerisinde yaşaması, Türkiye'nin bölgesinde ve dünyada lider ve güçlü bir ülke olarak yükselmesi, başta ülkemiz olmak üzere bölgemizde ve dünyada istikrar ve barışın tesis edilmesi ülküsüdür. Bu doğrultuda MHP Politiği, Türk siyasetinin pusulası, milletimizin yol göstericisidir. ifadelerini kullandı.Bahçeli, Türkiye'nin 2053'te Lider Ülke ve Süper Güç olma hedefinin bulunduğunu belirterek, bu hedeflere ulaşmak için egemenliği güçlendirmek, tehditleri bertaraf etmek ve imkan ve fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek gerektiğini bildirdi.Bu doğrultuda cesareti iradeyle, iradeyi ise ferasetle muhkem kılmak durumunda olduklarını vurgulayan Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi'nin milli birlik ve beka kararlılığında kadim devlet aklının, sağduyunun ve milli vicdanın sarsılmaz iradesi, gür sesi, son kalesi olduğunu kaydetti.Toplumun büyük bir kesiminin MHP'nin sözüne, politik pozisyonuna ve hamlelerine kulak kabarttığı, siyasetin diğer paydaşlarının da MHP'ye göre tavır ve düşüncelerini yeniden gözden geçirdiği değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:Türkiye'nin ekran başına kilitlendiği süreçlerde gözler 'MHP ne yapacak?', kulaklar 'MHP ne diyecek?' bekleyişi içerisinde olmaktadır. Bu durum, 367 krizinde, başörtüsü meselesinde ve 15 Temmuz hain kalkışmasında olduğu gibi MHP'nin tarihi çağrısıyla başlayan Terörsüz Türkiye sürecinde de belirginleşerek devam etmiştir. Nitekim MHP, 'önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben' düsturuyla sorumlu siyasetinin bir gereği olarak Türkiye'nin siyasi ve toplumsal sorunlarını çözmeye, geleceğin güçlü Türkiye'sini inşa etmeye odaklı bir partidir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinde vatan, millet, bayrak ve tüm mukaddes değerler uğruna toprağa düşmüş aziz şehit ve gazilerimiz ile onların muhterem ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir. ifadesini kullandı.Bahçeli, Türkgün gazetesine verdiği röportajda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.İnsanlığı özlemini duyduğu adalete, huzura ve barışa kavuşturma ülküsüyle üç kıta yedi iklimde hüküm süren Ali Devlet geleneğinden aldıkları ilhamla yaklaşık iki yıldan beri ilmek ilmek ördüklerini ifade eden Bahçeli, Terörsüz Türkiye hedefinin, TBMM'de kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun ile önemli bir aşamaya geldiğini bildirdi.Söz konusu Kanunun 467 milletvekilinin oyuyla kabul edilmesinin, Terörsüz Türkiye'nin, milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmeye yönelik güçlü iradeyi ve kapsamlı mutabakatı gösterdiği yönünde görüş bildiren Bahçeli, kanunun hazırlanması, teklif edilmesi, görüşülmesi ve kabul edilmesi sürecinin önemli bir külliyat oluşturduğunu söyledi.Bahçeli, TBMM'de kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un her aşamada geniş toplum kesimleriyle milli iradenin tecelligahı olan Meclis'te tartışıldığını, farklı görüşlerin ortaya konulduğunu aktardı.Siyaset kurumunun itibarını artıran, Türkiye'ye özgü bir çalışma modeliyle önemli bir mutabakat ortaya konulduğunu ifade eden Bahçeli, Eller, Türkiye'nin huzuruna, ortak ve güçlü geleceğine kalkmıştır. dedi.Bahçeli, süreçte devletin kutlu hedeflerine ulaşmasını mümkün kılacak milli birliğin ve iç cephenin güçlendirilmesi, Türkiye'nin bölgesinde barış ve kardeşliğin tesis edilmesi için gayret gösteren başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş olmak üzere destek veren siyasi partilere ve milletvekillerine, katkı sunan kurumlara teşekkür etti.Devlet Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:Milletimizin kahir ekseriyeti Terörsüz Türkiye'nin yanında duruyor, terörün bütün unsur ve handikaplarıyla gündemimizden tamamen çıkmasını istiyor. Terörün zehirli havasının siyasi iklimimizden temizlenmesini, ayrık otlarının güven ve huzur toprağımızdan sökülüp atılmasını diliyor. Demokrasi, hukuk devleti, refah ve güven ikliminin pekişerek hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm vatandaşlarımızı kuşatmasını ve kucaklamasını arzu ediyor. Bölgemizde istikrarsızlık ve kaos üretenlerle terörizm, şiddet, vandalizm ve bunlar sayesinde var olanların ve onlarla aynı safta duranların ise kaybetmesini, ülkemizin ve milletimizin üzerinden elini çekmesini bekliyor.Terörsüz Türkiye sürecinde vatan, millet, bayrak ve tüm mukaddes değerler uğruna toprağa düşmüş aziz şehit ve gazilerimiz ile onların muhterem ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir. Vurgulamak isterim ki bu aşamaya onlar sayesinde, onların kutlu mücadelelerinin sonucunda gelinmiştir. Bununla beraber Gazi ordumuzun ve fedakar milletimizin dünden bugüne terörle mücadele hafızası, azmi ve iradesi bütün aşamalarıyla sahiplenilmiştir. Gizli kapaklı herhangi bir pazarlık, vatandaşlarımızın bilgisi dışında bir yol söz konusu olmamıştır. Sürecin hassasiyetine uygun bir üslupla, sabırla, akılla, vatan, millet sevgisiyle ve kardeşliğin kavileştirilmesine olan güçlü inanç ve iradeyle hareket edilmiştir.Terörsüz Türkiye, bir devlet politikası, Türk siyasetinin başarısıTek hedefin terör, terörizm ve bölücülüğün ülke gündeminden ve milletin zihinlerinden tamamen çıkarılması olduğunun altını çizen Bahçeli, Terörün büyüdüğü ve beslendiği bütün unsur ve alanların ortadan kaldırılması, milli birlik ve dayanışma duygusunda uzlaşarak geleceğin güçlü Türkiye'sinin inşa edilmesidir. Terörsüz Türkiye, bir devlet politikası, Türk siyasetinin başarısı, inşallah da topyekun milletimizin eseri olacaktır. Anadolu irfanının gücüyle, Türk milletinin ferasetiyle ve devlet aklıyla bu süreci nihayete erdirecek ve kalıcı kılacağız. Yarım asra yaklaşan bir süredir ekonomik ve sosyal kalkınmamızı engelleyen, önemli bir insani ve ekonomik maliyet oluşturan bu prangadan kurtulmak tek arzumuzdur ve inşallah menzile yaklaşılmıştır. değerlendirmesinde bulundu.Bahçeli, Terörsüz Türkiyeye ilişkin çerçevenin sağlam biçimde oluşturulması konusunda önemli bir eşiğin aşıldığını belirterek, bunun siyaset üstü bir mesele olduğunu kaydetti.Yasanın 86 milyonluk Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına ve yakın coğrafyadaki halklara önemli kazanımlar sağlayacağını belirten Bahçeli, söz konusu çabanın bin yıllık kardeşliği gelecek bin yıla taşıma iradesi olduğunu ifade etti.MHP Genel Başkanı Bahçeli, çalışmanın aynı zamanda demokratikleşme ve kalkınma hamlesi niteliği taşıdığını işaret ederek, 'Türk ve Türkiye Yüzyılı' hedefine ulaşılması, bu husustaki en büyük engellerden biri olan terörün kökten bitirilmesiyle daha yakın ve mümkün hale geldiğini belirtti.Kışkırtıcı hamlelere geçit vermeyeceğizSürece yönelik fitne fesat çıkarmak, iftira ile gelişmeleri enfekte etmek isteyen dahili ve harici karanlık odakların bulunabileceğine dikkati çeken Bahçeli, provokasyonlara karşı duyarlılık çağrısında bulundu. Bahçeli, emperyalizmin taşeronlarının kışkırtıcı hamlelerine ve bunların içerideki sözcülerine imkan tanınmayacağının altını çizdi.MHP'nin iki yıldır olduğu gibi teşkilatlarıyla millete doğruları anlatmaya devam edeceğini söyleyen Bahçeli, Anadolu'dan yayılan kardeşlik arzusunu ve heyecanını ülke genelinde paylaşacaklarını ifade etti.Bahçeli, ülkeye ve millete karşılıksız sevgiyle bağlı olduklarını, siyasi hesap yapmadan Önce ülkem ve milletim düsturuyla hareket ettiklerini bildirdi.Siyaset gayelerinin devleti ve milleti ilelebet yaşatmak, küresel meydan okumalara mukabele edebilme kudretine sahip olmak ve tam bağımsızlığı sağlamak olduğunu aktaran Bahçeli, Tek hedef, terörün, terörizmin ve bölücülüğün ülkemizin gündeminden ve milletimizin zihinlerinden tamamen çıkarılması, terörün büyüdüğü ve beslendiği bütün unsur ve alanların ortadan kaldırılması, milli birlik ve dayanışma duygusunda uzlaşarak geleceğin güçlü Türkiye'sinin inşa edilmesidir. Ne yaptığımızı ve nereye varacağımızı biliyoruz. Zira yegane ilham kaynağımız milletimizin bilgeliği, feraseti ve sağduyusudur. Kimse endişe duymasın. Milliyetçi Hareket Partisi karanlık emellere sur, kararan kalplere nurdur. değerlendirmesinde bulundu.Kanun mahkumiyet hükümlerini ortadan kaldıran düzenleme niteliğinde değildirBahçeli, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un, terör örgütü PKK/KCK ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolündeki silah ve mühimmatın teslim edildiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesinin ardından uygulanacak işlemleri düzenlemeyi amaçladığını bildirdi.Söz konusu tespitin, Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilerek Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkumiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesinin kanunun amaçları arasında yer aldığını ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:Kanun mahkumiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu sona erdiren bir düzenleme niteliğinde değildir. Devam eden soruşturma ve kovuşturma süreçleri ile kesinleşmiş mahkumiyet hükümleri bütün hukuki sonuçlarıyla varlığını koruyacak, suçun vasfına, mahkumiyet kararına veya ceza sorumluluğuna ilişkin herhangi bir değişiklik olmayacaktır. Bu yönüyle Kanun, hukuki niteliği itibarıyla ceza adalet sistemi ile infaz hukukuna ilişkin sınırlı ve koşullu bir kanuni düzenleme niteliği taşımaktadır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda ortak aklı ve asgari müşterekleri önceleyen bir yaklaşımla ortaya çıkan rapor doğrultusunda hazırlanan kanun, öngörülen hukuki düzenlemelerin ilk adımını teşkil eden temel bir çerçeve oluşturmaktadır.Kanun ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, hukuk devleti ilkesi, demokratik siyasi düzeni ve kamu güvenliği esas alınarak milli dayanışma, toplumsal huzur ve bütünleşmenin kalıcı olarak tesis edilmesi hedeflenmiştir. Kanunun amacına uygun sonuçlar doğurmasını, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum. Oluşturulmaya çalışılan hukuki zemin, Türkiye'nin terör belasından ilelebet kurtulması hedefinin en önemli dayanaklarından biri olacaktır. Ve kuşkusuz kanunda öngörüldüğü üzere PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son vermesi ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim etmesi ön şarttır.İhtiyaç duyulan yasal ve idari düzenlemelerin yapılması kritik önemde olacakBahçeli, kanunun kabulüyle ulaşılan merhalenin bir nihayet olmadığını, hukuki ve idari bakımdan yapılması gereken düzenlemeler için yeni bir safhanın başlangıcı olacağını belirtti.Bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanması dahil tartışmalı konuların gözden geçirilmesi ve adaletin tesisine ilişkin çalışmaların etkinleştirilmesinin gündeme gelebileceğine dikkati çeken Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:Bundan sonraki süreçte Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan ortak raporda vurgulanan diğer adımların da atılması, ihtiyaç duyulan yasal ve idari düzenlemelerin yapılması, uygulamaların etkili bir işbirliği ve eşgüdümle yürütülmesi kritik önemde olacaktır. PKK'nın kurucu önderliği olarak yaptığı 'Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı' ile birlikte PKK'nın fesih ve silah bırakma kararında önemli bir fonksiyon ifa eden Abdullah Öcalan'ın, önümüzdeki dönemde de sürece katkı vermeye devam etmesini mümkün kılacak şartların oluşturulması gerekmektedir. Milletçe ortak hedefimiz, terörle birlikte şiddetin, terörizm ve bölücülüğün reddedildiği bir zihinsel dönüşüme zemin hazırlamak, tekrar yeşermeyeceği bir iklim oluşturmaktır.Bahçeli, siyaset alanının genişlediği, siyasi rekabetin demokratik sınırlar içinde, milli ve manevi değerler doğrultusunda, ahlaki bir zeminde yürütüldüğü bir sistem inşa etmeyi hedeflediklerini belirtti.Türkiye'nin Terörsüz Türkiye sürecini baltalamaya yönelik her türlü girişimi dikkatle değerlendireceğine ve bunlara karşı gerekli önlemleri alacağına işaret eden Bahçeli, ülkenin egemenlik haklarını, milli güvenliğini, kamu düzenini, milletin huzur ve güvenliğini korumak için her zaman hazırlıklı ve teyakkuz halinde olacağını vurguladı.Bahçeli, Türkiye'nin nereden gelirse gelsin süreci baltalamaya yönelik girişimleri engelleyecek güçte olduğunu vurgulayarak, milli imkan ve kaynakların Lider Ülke ve Süper Güç olma hedefi doğrultusunda kullanılacağını söyledi.Devlet Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi'nin ise her zaman olduğu gibi milli birlik ve beka kararlılığında kadim devlet aklının, sağduyunun ve milli vicdanın sarsılmaz iradesi, gür sesi, son kalesi olduğunu kaydetti.MHP Politiği, Türk siyasetinin pusulasıMHP'nin siyaset anlayışının temelinde milli öncelik, ilkesel bütünlük, siyasi ahlak ve tutarlılık, başkalaşmadan yenilenme ve kurumsal istikrar anlayışı olduğunu anlatan Bahçeli, Türk milletinin her bir ferdinin huzur, güvenlik ve refah içerisinde yaşaması, Türkiye'nin bölgesinde ve dünyada lider ve güçlü bir ülke olarak yükselmesi, başta ülkemiz olmak üzere bölgemizde ve dünyada istikrar ve barışın tesis edilmesi ülküsüdür. Bu doğrultuda MHP Politiği, Türk siyasetinin pusulası, milletimizin yol göstericisidir. ifadelerini kullandı.Bahçeli, Türkiye'nin 2053'te Lider Ülke ve Süper Güç olma hedefinin bulunduğunu belirterek, bu hedeflere ulaşmak için egemenliği güçlendirmek, tehditleri bertaraf etmek ve imkan ve fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek gerektiğini bildirdi.Bu doğrultuda cesareti iradeyle, iradeyi ise ferasetle muhkem kılmak durumunda olduklarını vurgulayan Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi'nin milli birlik ve beka kararlılığında kadim devlet aklının, sağduyunun ve milli vicdanın sarsılmaz iradesi, gür sesi, son kalesi olduğunu kaydetti.Toplumun büyük bir kesiminin MHP'nin sözüne, politik pozisyonuna ve hamlelerine kulak kabarttığı, siyasetin diğer paydaşlarının da MHP'ye göre tavır ve düşüncelerini yeniden gözden geçirdiği değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:Türkiye'nin ekran başına kilitlendiği süreçlerde gözler 'MHP ne yapacak?', kulaklar 'MHP ne diyecek?' bekleyişi içerisinde olmaktadır. Bu durum, 367 krizinde, başörtüsü meselesinde ve 15 Temmuz hain kalkışmasında olduğu gibi MHP'nin tarihi çağrısıyla başlayan Terörsüz Türkiye sürecinde de belirginleşerek devam etmiştir. Nitekim MHP, 'önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben' düsturuyla sorumlu siyasetinin bir gereği olarak Türkiye'nin siyasi ve toplumsal sorunlarını çözmeye, geleceğin güçlü Türkiye'sini inşa etmeye odaklı bir partidir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/mhp-genel-baskani-bahceli-gundeme-iliskin-degerlendirmelerde-bulundu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Myanmar, 300 binden fazla Arakanlı Müslümanın ülkeye dönüşünü güvenlik koşullarına bağladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/myanmar-300-binden-fazla-arakanli-muslumanin-ulkeye-donusunu-guvenlik-kosullarina-bagladi/894916/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/myanmar-300-binden-fazla-arakanli-muslumanin-ulkeye-donusunu-guvenlik-kosullarina-bagladi/894916/</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:03:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Arakan eyaletinin eski sakinleri olduğu tespit edilen 308 bin 797 kişinin dönüşü güvenlik koşulları iyileştiğinde kabul edilecek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Myanmar Dışişleri Bakanlığı, Bangladeş'teki kamplarda yaşayan 300 binden fazla Arakanlı Müslümanın (Rohingya) güvenlik koşulları iyileştiğinde ülkeye dönmeleri için onay verildiğini bildirdi.Bakanlıktan yapılan açıklamada, Ağustos 2017'den itibaren Bangladeş'teki kamplara sığınan Arakanlı Müslümanların geri dönüş sürecine ilişkin bilgi verildi.Açıklamada, Bangladeş'in temmuz sonunda verdiği 828 bin 824 kişilik listedeki 426 bin 545 kişinin kimliğinin doğrulandığı kaydedildi.Bunlar arasında da 308 bin 797 kişinin Arakan eyaletinin eski sakinleri olduğunun doğrulandığı belirtilen açıklamada, ülkeye dönüşlerinin güvenlik koşulları iyileştiğinde kabul edileceği ifade edildi.Açıklamada, Arakan'ın eski sakinlerinin dönüşü konusunda Bangladeş ile işbirliğinin sürdürüleceği vurgulandı.Myanmar&#039;da Arakanlı Müslümanlara etnik temizlikMyanmar'ın Arakan eyaletinde 2012'de Budistler ile Müslümanlar arasında çatışmalar çıkmış, olaylarda çoğu Müslüman binlerce kişi katledilmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmişti.Arakan'daki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017'de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler, kitlesel şiddet eylemleri başlatmıştı. Birleşmiş Milletlere (BM) göre, Ağustos 2017'den sonra Arakan'daki baskı ve zulümden kaçıp Bangladeş'e sığınanların sayısı 900 bini geçti.Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayımladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtlamıştı.BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti etnik temizlik ya da soykırım olarak adlandırıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Myanmar Dışişleri Bakanlığı, Bangladeş'teki kamplarda yaşayan 300 binden fazla Arakanlı Müslümanın (Rohingya) güvenlik koşulları iyileştiğinde ülkeye dönmeleri için onay verildiğini bildirdi.Bakanlıktan yapılan açıklamada, Ağustos 2017'den itibaren Bangladeş'teki kamplara sığınan Arakanlı Müslümanların geri dönüş sürecine ilişkin bilgi verildi.Açıklamada, Bangladeş'in temmuz sonunda verdiği 828 bin 824 kişilik listedeki 426 bin 545 kişinin kimliğinin doğrulandığı kaydedildi.Bunlar arasında da 308 bin 797 kişinin Arakan eyaletinin eski sakinleri olduğunun doğrulandığı belirtilen açıklamada, ülkeye dönüşlerinin güvenlik koşulları iyileştiğinde kabul edileceği ifade edildi.Açıklamada, Arakan'ın eski sakinlerinin dönüşü konusunda Bangladeş ile işbirliğinin sürdürüleceği vurgulandı.Myanmar&#039;da Arakanlı Müslümanlara etnik temizlikMyanmar'ın Arakan eyaletinde 2012'de Budistler ile Müslümanlar arasında çatışmalar çıkmış, olaylarda çoğu Müslüman binlerce kişi katledilmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmişti.Arakan'daki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017'de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler, kitlesel şiddet eylemleri başlatmıştı. Birleşmiş Milletlere (BM) göre, Ağustos 2017'den sonra Arakan'daki baskı ve zulümden kaçıp Bangladeş'e sığınanların sayısı 900 bini geçti.Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayımladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtlamıştı.BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti etnik temizlik ya da soykırım olarak adlandırıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/myanmar-300-binden-fazla-arakanli-muslumanin-ulkeye-donusunu-guvenlik-kosullarina-bagladi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türk mobilya sektörü yönünü akıllı ve yapay zeka destekli ürünlere çevirdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turk-mobilya-sektoru-yonunu-akilli-ve-yapay-zeka-destekli-urunlere-cevirdi/894915/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turk-mobilya-sektoru-yonunu-akilli-ve-yapay-zeka-destekli-urunlere-cevirdi/894915/</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:03:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Orta Anadolu Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Levent Öztekin: - Küresel akıllı mobilya pazarının, her yıl ortalama yüzde 15 büyüme kaydederek 5 yıl içinde 9-10 milyar dolar seviyelerine yaklaşacağı öngörülüyor. Özellikle çalışma masaları ve oturma gruplarında kablosuz şarj, sesli kontrol ve ergonomik otomasyon gibi özelliklerin, yatak odalarında ise yapay zeka destekli sağlık ve uyku izleme sistemlerinin öne çıkacağı tahmin ediliyor - Mobilya sektörü olarak bu dönüşüme hızla adapte olmaya çalışıyor, bu alanda gereken adımları atıyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : DOĞUKAN GÜREL - Türk mobilya sektörü, küresel trendlerdeki gelişmeleri yakından takip ederek, akıllı, yapay zeka destekli ve çevre dostu ürünleri odağına aldı.Orta Anadolu Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği (OMKO) Başkanı Levent Öztekin, AA muhabirine, mobilya sektöründeki teknolojik dönüşüm ve sürdürülebilirlik trendlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.Yapay zeka entegrasyonu, nesnelerin interneti ve yeşil dönüşüm başlıklarının mobilya pazarında kuralları baştan yazdığına dikkati çeken Öztekin, küresel büyüklüğü 700 milyar doları aşan mobilya sektöründe, çok işlevli çözümler sunan akıllı mobilya pazarının önemli rol oynayacağını söyledi.Öztekin, akıllı mobilya sektöründe öne çıkan ürünlere işaret ederek, Araştırmalara göre, halihazırda 5 milyar dolar civarında değerlenen küresel akıllı mobilya pazarının, her yıl ortalama yüzde 15 büyüme kaydederek 5 yıl içinde 9-10 milyar dolar seviyelerine yaklaşacağı öngörülüyor. Özellikle çalışma masaları ve oturma gruplarında kablosuz şarj, sesli kontrol ve ergonomik otomasyon gibi özelliklerin, yatak odalarında ise yapay zeka destekli sağlık ve uyku izleme sistemlerinin öne çıkacağı tahmin ediliyor. Akıllı mobilyaların akıllı ev sistemlerine doğrudan bağlanmasıyla ofis ve ev tipi çalışma alanlarında sensörlü yükseklik ayarlı masaların, sağlık takip sistemlerinin ve iklim kontrolü, horlama algılama ve biyometrik veri takibi yapan akıllı yatak sistemlerinin daha fazla yaygın hale geldiğini göreceğiz. dedi.Tüketiciler çevre dostu mobilyalara yöneliyorÖztekin, mobilya sektöründe yeşil ekonomi ve sürdürülebilirliğin de önem taşıdığını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:Dünyanın en büyük iki pazarı Avrupa ve ABD'de şu an 27,5 milyar dolar büyüklüğündeki çevre dostu mobilya pazarının her yıl yüzde 5-6 büyüyeceği ve 5 yıl içinde 35 milyar doları aşacağı tahmin ediliyor. Bunda hem yasal düzenlemelerin hem de tüketici taleplerinin etkisi var. Avrupa Birliği eko-tasarım düzenlemeleri kapsamında mobilyada tam izlenebilirlik sağlayan 'Dijital Ürün Pasaportu' ve tamir edilebilirlik nitelikleri talep ediyor. ABD ise federal düzeydeki 'temiz alım' standartları kapsamında, kamu ihalelerinde geri dönüştürülmüş ve düşük karbonlu mobilya kullanımını şart koşuyor. Öztekin, yeni nesil tüketicilerin de estetik ve konfor ihtiyacının yanı sıra karbon ayak izi düşük ve insan sağlığını önceliklendiren ürünlere yöneldiğini belirterek, Bu durum FSC sertifikalı ahşaplardan, geri dönüştürülmüş materyallerden ve biyoçözünür bileşenlerden üretilen çevre dostu mobilyaların artması demek. Özellikle gençlerin kapalı alan hava kalitesi, toksik madde içermeyen malzemeler ve kaynakların tükenmesine yönelik hassasiyetleri, uzun ömürlü ve etik üretilmiş tasarımları öne çıkarıyor. diye konuştu.Sektörün rekabetçiliği güçlendirilecekBu beklentilerin etkisiyle akıllı ve sürdürülebilir mobilyaların lüks olmaktan çıkıp, pazar dinamiğine yön veren ana unsurlardan biri haline geldiğini bildiren Öztekin, Mobilya sektörü olarak bu dönüşüme hızla adapte olmaya çalışıyor, bu alanda gereken adımları atıyoruz. ifadesini kullandı.Öztekin, sektörün bu alanlardaki üretimini desteklemek için Ticaret Bakanlığı koordinatörlüğünde, Türkiye İhracatçılar Meclisi işbirliğiyle 17. Ulusal Mobilya Tasarım Yarışması'nı düzenlediklerini aktararak, şunları kaydetti:Bu yarışmayı, sektörümüzün uzun vadeli rekabetçiliğini güçlendirecek stratejik bir hamle olarak konumlandırıyoruz. Gençlerden yapay zekanın, akıllı teknolojilerin ve çevre dostu materyallerin getirdiği yeni yaşam alışkanlıklarını doğru okuyan, insan ve doğa odaklı tasarım felsefelerini projelerinin merkezine koymalarını bekliyoruz. 'Design for Export' vizyonuyla hayata geçirdiğimiz yarışmamızda, teknolojiyi tasarımla estetik şekilde buluşturan yaratıcı yaklaşımların sektörümüzün ikiz dönüşüm vizyonuna da ilham vereceğine inanıyoruz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : DOĞUKAN GÜREL - Türk mobilya sektörü, küresel trendlerdeki gelişmeleri yakından takip ederek, akıllı, yapay zeka destekli ve çevre dostu ürünleri odağına aldı.Orta Anadolu Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği (OMKO) Başkanı Levent Öztekin, AA muhabirine, mobilya sektöründeki teknolojik dönüşüm ve sürdürülebilirlik trendlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.Yapay zeka entegrasyonu, nesnelerin interneti ve yeşil dönüşüm başlıklarının mobilya pazarında kuralları baştan yazdığına dikkati çeken Öztekin, küresel büyüklüğü 700 milyar doları aşan mobilya sektöründe, çok işlevli çözümler sunan akıllı mobilya pazarının önemli rol oynayacağını söyledi.Öztekin, akıllı mobilya sektöründe öne çıkan ürünlere işaret ederek, Araştırmalara göre, halihazırda 5 milyar dolar civarında değerlenen küresel akıllı mobilya pazarının, her yıl ortalama yüzde 15 büyüme kaydederek 5 yıl içinde 9-10 milyar dolar seviyelerine yaklaşacağı öngörülüyor. Özellikle çalışma masaları ve oturma gruplarında kablosuz şarj, sesli kontrol ve ergonomik otomasyon gibi özelliklerin, yatak odalarında ise yapay zeka destekli sağlık ve uyku izleme sistemlerinin öne çıkacağı tahmin ediliyor. Akıllı mobilyaların akıllı ev sistemlerine doğrudan bağlanmasıyla ofis ve ev tipi çalışma alanlarında sensörlü yükseklik ayarlı masaların, sağlık takip sistemlerinin ve iklim kontrolü, horlama algılama ve biyometrik veri takibi yapan akıllı yatak sistemlerinin daha fazla yaygın hale geldiğini göreceğiz. dedi.Tüketiciler çevre dostu mobilyalara yöneliyorÖztekin, mobilya sektöründe yeşil ekonomi ve sürdürülebilirliğin de önem taşıdığını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:Dünyanın en büyük iki pazarı Avrupa ve ABD'de şu an 27,5 milyar dolar büyüklüğündeki çevre dostu mobilya pazarının her yıl yüzde 5-6 büyüyeceği ve 5 yıl içinde 35 milyar doları aşacağı tahmin ediliyor. Bunda hem yasal düzenlemelerin hem de tüketici taleplerinin etkisi var. Avrupa Birliği eko-tasarım düzenlemeleri kapsamında mobilyada tam izlenebilirlik sağlayan 'Dijital Ürün Pasaportu' ve tamir edilebilirlik nitelikleri talep ediyor. ABD ise federal düzeydeki 'temiz alım' standartları kapsamında, kamu ihalelerinde geri dönüştürülmüş ve düşük karbonlu mobilya kullanımını şart koşuyor. Öztekin, yeni nesil tüketicilerin de estetik ve konfor ihtiyacının yanı sıra karbon ayak izi düşük ve insan sağlığını önceliklendiren ürünlere yöneldiğini belirterek, Bu durum FSC sertifikalı ahşaplardan, geri dönüştürülmüş materyallerden ve biyoçözünür bileşenlerden üretilen çevre dostu mobilyaların artması demek. Özellikle gençlerin kapalı alan hava kalitesi, toksik madde içermeyen malzemeler ve kaynakların tükenmesine yönelik hassasiyetleri, uzun ömürlü ve etik üretilmiş tasarımları öne çıkarıyor. diye konuştu.Sektörün rekabetçiliği güçlendirilecekBu beklentilerin etkisiyle akıllı ve sürdürülebilir mobilyaların lüks olmaktan çıkıp, pazar dinamiğine yön veren ana unsurlardan biri haline geldiğini bildiren Öztekin, Mobilya sektörü olarak bu dönüşüme hızla adapte olmaya çalışıyor, bu alanda gereken adımları atıyoruz. ifadesini kullandı.Öztekin, sektörün bu alanlardaki üretimini desteklemek için Ticaret Bakanlığı koordinatörlüğünde, Türkiye İhracatçılar Meclisi işbirliğiyle 17. Ulusal Mobilya Tasarım Yarışması'nı düzenlediklerini aktararak, şunları kaydetti:Bu yarışmayı, sektörümüzün uzun vadeli rekabetçiliğini güçlendirecek stratejik bir hamle olarak konumlandırıyoruz. Gençlerden yapay zekanın, akıllı teknolojilerin ve çevre dostu materyallerin getirdiği yeni yaşam alışkanlıklarını doğru okuyan, insan ve doğa odaklı tasarım felsefelerini projelerinin merkezine koymalarını bekliyoruz. 'Design for Export' vizyonuyla hayata geçirdiğimiz yarışmamızda, teknolojiyi tasarımla estetik şekilde buluşturan yaratıcı yaklaşımların sektörümüzün ikiz dönüşüm vizyonuna da ilham vereceğine inanıyoruz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/turk-mobilya-sektoru-yonunu-akilli-ve-yapay-zeka-destekli-urunlere-cevirdi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Besiciler küçükbaş hayvanlarını ağustos sıcağında gölette serinletiyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/besiciler-kucukbas-hayvanlarini-agustos-sicaginda-golette-serinletiyor/894914/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/besiciler-kucukbas-hayvanlarini-agustos-sicaginda-golette-serinletiyor/894914/</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:03:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Batman / Sıcaklığın zaman zaman 40 dereceyi aştığı Batman'da küçükbaş hayvanlar otlatıldıktan sonra serinlemeleri için gölete götürülüyor - Gercüş ilçesinde besici Ömer Gezer: - Bu sayede hayvanlar hem serinliyorlar hem de temizleniyorlar. Gölete getiremediğimiz zamanlarda serinlemeleri için evde hortumla yıkıyorum hayvanlarımı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Batman Haberleri : İBRAHİM TOPRAK/ŞAHİN SEÇEN - Batman'da sürü sahipleri sıcak havadan etkilenen küçükbaş hayvanları Kırkat Göleti'nde serinletiyor.Sıcaklığın zaman zaman 40 dereceyi aştığı kentte hissedilen sıcaklık ise açık alanlarda 50 dereceye ulaşıyor.Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklık yaşamı olumsuz etkiliyor.Gercüş ilçesinin Yüceköy köyünde de besiciler, sıcak havanın etkisinden korumak istedikleri hayvanlarını serinlemeleri için Kırkat Göleti'ne götürüyor.Sıcak havada serinleyen hayvanlar, daha sonra sudan çıkarak yaylada otlamaya devam ediyor.Hem serinliyorlar hem de temizleniyorlarBesicilerden Ömer Gezer, AA muhabirine, 30 küçükbaş hayvanı olduğunu, sıcak havanın hayvanları da etkilediğini belirterek, onların da serinlemeye ihtiyaç duyduğunu söyledi.Hayvanları gölete götürdüklerini ifade eden Gezer, Bu sayede hayvanlar hem serinliyorlar hem de temizleniyorlar. Gölete getiremediğimiz zamanlarda serinlemeleri için evde hortumla yıkıyorum hayvanlarımı. Nasıl insanlar duş alıyorsa onlar için de yıkanmak iyi oluyor. dedi.Hava çok sıcak, hayvanlar da bunalıyorKöyde çobanlık yapan Mehmet Nezir Aslan da yaklaşık 400 küçükbaş hayvana baktığını belirtti.Sabah hayvanları meraya çıkardıklarını, burada otlayan hayvanları öğle sıcaklarında gölgede dinlendirdiklerini anlatan Aslan, hayvanları sıcaktan etkilenmemeleri için köydeki besicilerin de yardımıyla gölete götürdüklerini belirtti.Aslan, şunları söyledi:Sıcaklıklar zaman zaman 40 derecenin üzerine çıkıyor. Hava çok sıcak, hayvanlar da bunalıyor. Serinletmek için onları Kırkat Göleti'ne getiriyoruz. Burada hayvanlara duş aldırıyoruz.Aslan, hayvanların da insanlar gibi serinlemeye ihtiyaçları olduğunu belirterek, bunun için de bölgede en uygun yerin bu gölet olduğunu ifade etti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Batman Haberleri : İBRAHİM TOPRAK/ŞAHİN SEÇEN - Batman'da sürü sahipleri sıcak havadan etkilenen küçükbaş hayvanları Kırkat Göleti'nde serinletiyor.Sıcaklığın zaman zaman 40 dereceyi aştığı kentte hissedilen sıcaklık ise açık alanlarda 50 dereceye ulaşıyor.Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklık yaşamı olumsuz etkiliyor.Gercüş ilçesinin Yüceköy köyünde de besiciler, sıcak havanın etkisinden korumak istedikleri hayvanlarını serinlemeleri için Kırkat Göleti'ne götürüyor.Sıcak havada serinleyen hayvanlar, daha sonra sudan çıkarak yaylada otlamaya devam ediyor.Hem serinliyorlar hem de temizleniyorlarBesicilerden Ömer Gezer, AA muhabirine, 30 küçükbaş hayvanı olduğunu, sıcak havanın hayvanları da etkilediğini belirterek, onların da serinlemeye ihtiyaç duyduğunu söyledi.Hayvanları gölete götürdüklerini ifade eden Gezer, Bu sayede hayvanlar hem serinliyorlar hem de temizleniyorlar. Gölete getiremediğimiz zamanlarda serinlemeleri için evde hortumla yıkıyorum hayvanlarımı. Nasıl insanlar duş alıyorsa onlar için de yıkanmak iyi oluyor. dedi.Hava çok sıcak, hayvanlar da bunalıyorKöyde çobanlık yapan Mehmet Nezir Aslan da yaklaşık 400 küçükbaş hayvana baktığını belirtti.Sabah hayvanları meraya çıkardıklarını, burada otlayan hayvanları öğle sıcaklarında gölgede dinlendirdiklerini anlatan Aslan, hayvanları sıcaktan etkilenmemeleri için köydeki besicilerin de yardımıyla gölete götürdüklerini belirtti.Aslan, şunları söyledi:Sıcaklıklar zaman zaman 40 derecenin üzerine çıkıyor. Hava çok sıcak, hayvanlar da bunalıyor. Serinletmek için onları Kırkat Göleti'ne getiriyoruz. Burada hayvanlara duş aldırıyoruz.Aslan, hayvanların da insanlar gibi serinlemeye ihtiyaçları olduğunu belirterek, bunun için de bölgede en uygun yerin bu gölet olduğunu ifade etti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/besiciler-kucukbas-hayvanlarini-agustos-sicaginda-golette-serinletiyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>38. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı için geri sayım başladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/38-bogazici-kitalararasi-yuzme-yarisi-icin-geri-sayim-basladi/894913/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/38-bogazici-kitalararasi-yuzme-yarisi-icin-geri-sayim-basladi/894913/</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:03:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı Organizasyon Komisyonu Başkanı Şenol Güneş: - 38. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi tarafından bu sene 23 Ağustos'ta düzenlenecek. Şu an çok heyecanlıyız. Yoğun bir çalışma içerisindeyiz - Bu sene 2 bin 500 sporcu yüzdüreceğiz. Bunlardan 1250'si Türk, 1250'si yabancı olacak. Boğaz'ımızda toplam 64 farklı ülkeden sporcumuzu ağırlayacağız]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- EMRAH OKTAY - Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı Organizasyon Komisyonu Başkanı Şenol Güneş, bu yıl 23 Ağustos Pazar günü yapılacak yarış için heyecanlı olduklarını söyledi. Şenol Güneş, Türkiye'nin yarım asra yaklaşan geçmişiyle uluslararası alandaki en önemli ve köklü spor organizasyonlarından biri olan Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı hakkında AA muhabirine açıklamalarda bulundu.İstanbul Boğazı'nda Kanlıca'dan Kuruçeşme'ye giden parkurda 2 bin 500 sporcunun mücadele edeceğini belirten Güneş, 38. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi tarafından bu sene 23 Ağustos'ta düzenlenecek. Şu an çok heyecanlıyız. Yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Dünyada iki kitayı birleştiren eşsiz bir yarış. Asya'dan Avrupa'ya yüzülen marka bir organizasyon. Sürdürülebilirlik ve spor turizmi tarafından da bizim için çok önemli. İstanbul'u ve Türkiye'yi tanıtan bir organizasyon bu. Bu sene 2 bin 500 sporcu yüzdüreceğiz. Bunlardan 1250'si Türk, 1250'si yabancı olacak. Boğaz'ımızda toplam 64 farklı ülkeden sporcumuzu ağırlayacağız. En fazla katılımcı Rusya'dan. ABD, İngiltere ve dünyanın birçok yerinden katılımcılar var. diye konuştu.Güneş, organizasyonun geçmişine değinerek  Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı, 1989'dan beri yapılan bir etkinlik. İlk yarış, 200 kişiyle başlamış. Şu an çok ciddi bir rakama ulaştık. Ocak ayında kayıtları açtık. Sonrasında Ankara, İzmir, İstanbul gibi 4-5 farklı ilde seçmeleri gerçekleştirdik. Boğaz'da yüzmek için burada belli bir derecede yüzen kişiler hak kazanıyor. Belli bir performans istiyoruz çünkü Boğaz kolay bir yer değil. ifadelerini kullandı.Kanlıca&#039;dan Kuruçeşme&#039;ye gidiyoruzŞenol Güneş, klasikleşen 6,5 kilometrelik parkurun Kanlıca'dan Kuruçeşme'ye gideceğini dile getirdi.Katılımcıların pazar günü Kuruçeşme'de bir araya geleceğini aktaran Güneş, Etkinlik alanımız Cemil Topuzlu Parkı. Kuruçeşme Cemil Topuzlu Parkı, sabah burada toplanacağız. İki Şehir Hatları Vapuru ile beraber Kanlıca'ya gideceğiz. 6,5 kilometre mesafe var. Kanlıca'dan start alıyoruz ve bitişi Kuruçeşme Cemil Topuzlu Parkı'nda gerçekleştiriyoruz. Boğaz, iki taraflı trafiğe kapatılacak. Katılımcılar, kulaç atarken bir tarafta Asya, bir tarafta Avrupa'yı izleyecek. Rumeli Hisarı'nın göründüğü muhteşem bir manzara olacak. Çok güzel anılar biriktirilecek. Hatta bu yarışla ilgili kitap bile yazılmış. şeklinde görüş belirtti.Çok fazla talep aldıkGüneş, yarışa özellikle yurt dışından çok büyük ilgi olmasına rağmen katılımcıyı sınırlamak zorunda kaldıklarını belirtti.Uluslararası alanda bilinen bir organizasyon olduğunu vurgulayan Güneş, Yurt dışından çok fazla talep alıyoruz ama belli bir kontenjanımız var. Güvenlik nedeniyle katılımı sınırlamak zorunda kaldık. Parkur 6,5 kilometre ve kontrol açısından kontenjanı sınırlıyoruz. Daha güvenli ve konforlu bir deneyim yaşanmasını istiyoruz. değerlendirmesinde bulundu.Yarışın açık su organizasyonlarında daha önce dünyada En İyi Yarış ünvanı elde ettiğini dile getiren Güneş, Bilinen bir yarışımız var. 'Bosphorus' dediğimiz zaman karşımıza İstanbul çıkıyor. Bir marka ve insanların hayatında denemeleri gereken bir yarış. Üst düzey katılımcılarımız oluyor. Konsoloslar ve farklı farklı mevkilerde birçok kişinin deneyimlediği bir yer burası. Spor turizmi açısından bakıldığında 2-3 gün öncesinden geliyorlar ve bizim İstanbul'umuzu tanıyorlar. Bizim için çok önemli. açıklamasını yaptı.Kendini sürekli yenileyen bir organizasyonGüneş, Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı'nın sürekli kendisini güncellediğini söyledi.Katılımcıların lisanslı yüzücü olması şartının bulunduğunu vurgulayan Şenol Güneş, şunları kaydetti:Boğaziçi, her zaman kendini sürekli yenileyen bir organizasyon. Bu sene için katılan her sporcu lisanslı olmak zorunda. Türklerde seçmelere giren sporcuları alıyoruz. Yine daha önce başka bir yarışa katıldığını gösteren belgeler istiyoruz. Katılım koşullarımız biraz ağır. Ayrıca bu sene şamandıra uygulaması olacak. Bunu organizasyon olarak biz veriyoruz. Herkes güvenlik şamandırasıyla yüzecek. Yüzün üzerinde takip botumuz var. Sahil Güvenlik Komutanlığımız, su üstü operasyonlarımız, Kıyı Emniyeti, polisin aralarında bulunduğu 31 paydaş kurumumuzla ilerliyoruz. Zaten organizasyonu Gençlik ve Spor Bakanlığı, İstanbul Valiliği, İl Gençlik ve Spor Müdürlüğü, Türkiye Yüzme Federasyonu gibi baş kurumların yönettiği bir koordinasyonla yürütüyoruz.Her yüzücünün mutlaka deneyimlemesi gereken bir organizasyon olduğunu belirten Güneş, Yüzen kişilerin bence Boğaziçi'ni kesin hedef koymaları gerekiyor. Belli bir düzen ve antrenmanla yapılacak bir şey. Hayatta mutlaka yapılması gereken şeylerden birisi olduğunu düşünüyorum. diyerek sözlerini tamamladı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- EMRAH OKTAY - Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı Organizasyon Komisyonu Başkanı Şenol Güneş, bu yıl 23 Ağustos Pazar günü yapılacak yarış için heyecanlı olduklarını söyledi. Şenol Güneş, Türkiye'nin yarım asra yaklaşan geçmişiyle uluslararası alandaki en önemli ve köklü spor organizasyonlarından biri olan Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı hakkında AA muhabirine açıklamalarda bulundu.İstanbul Boğazı'nda Kanlıca'dan Kuruçeşme'ye giden parkurda 2 bin 500 sporcunun mücadele edeceğini belirten Güneş, 38. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi tarafından bu sene 23 Ağustos'ta düzenlenecek. Şu an çok heyecanlıyız. Yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Dünyada iki kitayı birleştiren eşsiz bir yarış. Asya'dan Avrupa'ya yüzülen marka bir organizasyon. Sürdürülebilirlik ve spor turizmi tarafından da bizim için çok önemli. İstanbul'u ve Türkiye'yi tanıtan bir organizasyon bu. Bu sene 2 bin 500 sporcu yüzdüreceğiz. Bunlardan 1250'si Türk, 1250'si yabancı olacak. Boğaz'ımızda toplam 64 farklı ülkeden sporcumuzu ağırlayacağız. En fazla katılımcı Rusya'dan. ABD, İngiltere ve dünyanın birçok yerinden katılımcılar var. diye konuştu.Güneş, organizasyonun geçmişine değinerek  Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı, 1989'dan beri yapılan bir etkinlik. İlk yarış, 200 kişiyle başlamış. Şu an çok ciddi bir rakama ulaştık. Ocak ayında kayıtları açtık. Sonrasında Ankara, İzmir, İstanbul gibi 4-5 farklı ilde seçmeleri gerçekleştirdik. Boğaz'da yüzmek için burada belli bir derecede yüzen kişiler hak kazanıyor. Belli bir performans istiyoruz çünkü Boğaz kolay bir yer değil. ifadelerini kullandı.Kanlıca&#039;dan Kuruçeşme&#039;ye gidiyoruzŞenol Güneş, klasikleşen 6,5 kilometrelik parkurun Kanlıca'dan Kuruçeşme'ye gideceğini dile getirdi.Katılımcıların pazar günü Kuruçeşme'de bir araya geleceğini aktaran Güneş, Etkinlik alanımız Cemil Topuzlu Parkı. Kuruçeşme Cemil Topuzlu Parkı, sabah burada toplanacağız. İki Şehir Hatları Vapuru ile beraber Kanlıca'ya gideceğiz. 6,5 kilometre mesafe var. Kanlıca'dan start alıyoruz ve bitişi Kuruçeşme Cemil Topuzlu Parkı'nda gerçekleştiriyoruz. Boğaz, iki taraflı trafiğe kapatılacak. Katılımcılar, kulaç atarken bir tarafta Asya, bir tarafta Avrupa'yı izleyecek. Rumeli Hisarı'nın göründüğü muhteşem bir manzara olacak. Çok güzel anılar biriktirilecek. Hatta bu yarışla ilgili kitap bile yazılmış. şeklinde görüş belirtti.Çok fazla talep aldıkGüneş, yarışa özellikle yurt dışından çok büyük ilgi olmasına rağmen katılımcıyı sınırlamak zorunda kaldıklarını belirtti.Uluslararası alanda bilinen bir organizasyon olduğunu vurgulayan Güneş, Yurt dışından çok fazla talep alıyoruz ama belli bir kontenjanımız var. Güvenlik nedeniyle katılımı sınırlamak zorunda kaldık. Parkur 6,5 kilometre ve kontrol açısından kontenjanı sınırlıyoruz. Daha güvenli ve konforlu bir deneyim yaşanmasını istiyoruz. değerlendirmesinde bulundu.Yarışın açık su organizasyonlarında daha önce dünyada En İyi Yarış ünvanı elde ettiğini dile getiren Güneş, Bilinen bir yarışımız var. 'Bosphorus' dediğimiz zaman karşımıza İstanbul çıkıyor. Bir marka ve insanların hayatında denemeleri gereken bir yarış. Üst düzey katılımcılarımız oluyor. Konsoloslar ve farklı farklı mevkilerde birçok kişinin deneyimlediği bir yer burası. Spor turizmi açısından bakıldığında 2-3 gün öncesinden geliyorlar ve bizim İstanbul'umuzu tanıyorlar. Bizim için çok önemli. açıklamasını yaptı.Kendini sürekli yenileyen bir organizasyonGüneş, Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı'nın sürekli kendisini güncellediğini söyledi.Katılımcıların lisanslı yüzücü olması şartının bulunduğunu vurgulayan Şenol Güneş, şunları kaydetti:Boğaziçi, her zaman kendini sürekli yenileyen bir organizasyon. Bu sene için katılan her sporcu lisanslı olmak zorunda. Türklerde seçmelere giren sporcuları alıyoruz. Yine daha önce başka bir yarışa katıldığını gösteren belgeler istiyoruz. Katılım koşullarımız biraz ağır. Ayrıca bu sene şamandıra uygulaması olacak. Bunu organizasyon olarak biz veriyoruz. Herkes güvenlik şamandırasıyla yüzecek. Yüzün üzerinde takip botumuz var. Sahil Güvenlik Komutanlığımız, su üstü operasyonlarımız, Kıyı Emniyeti, polisin aralarında bulunduğu 31 paydaş kurumumuzla ilerliyoruz. Zaten organizasyonu Gençlik ve Spor Bakanlığı, İstanbul Valiliği, İl Gençlik ve Spor Müdürlüğü, Türkiye Yüzme Federasyonu gibi baş kurumların yönettiği bir koordinasyonla yürütüyoruz.Her yüzücünün mutlaka deneyimlemesi gereken bir organizasyon olduğunu belirten Güneş, Yüzen kişilerin bence Boğaziçi'ni kesin hedef koymaları gerekiyor. Belli bir düzen ve antrenmanla yapılacak bir şey. Hayatta mutlaka yapılması gereken şeylerden birisi olduğunu düşünüyorum. diyerek sözlerini tamamladı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kaspersky Tespit ve İnceleme hizmetine güncelleme getirdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kaspersky-tespit-ve-inceleme-hizmetine-guncelleme-getirdi/894912/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kaspersky-tespit-ve-inceleme-hizmetine-guncelleme-getirdi/894912/</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:03:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Kaspersky MDR Ürün Sorumlusu Renat Turianov: - MDR'ye Dijital Ayak İzi İstihbaratı hizmetinin entegrasyonu, ele geçirilmiş kimlik bilgilerine ilişkin istihbaratı güvenlik olaylarıyla ilişkilendirmemizi ve hesapların ele geçirildiğine dair işaretleri proaktif şekilde araştırmamızı sağlayarak analistlerimiz için önemli bir ek bağlam katmanı oluşturuyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Kaspersky, Tespit ve İnceleme (MDR) hizmetinde izleme, tehdit tespiti ve inceleme süreçlerini güçlendiren güncellemeyi kullanıma sundu.Şirketten yapılan açıklamaya göre, MDR'ye getirilen güncelleme, müşteri ortamlarında izleme, tehdit tespiti ve inceleme süreçlerini daha da güçlendiren, aynı zamanda güvenlik ekiplerinin daha hızlı ve güvenle karar alabilmesi için daha geniş bir bağlam sunan yetenekler getiriyor.Kaspersky Güvenlik Hizmetleri tarafından hazırlanan Siber Dünyanın Anatomisi: Küresel Rapor, geçerli hesapların kötüye kullanıldığı saldırıların tüm ilk saldırı vektörlerinin yüzde 25'ini oluşturduğunu ortaya koydu.Yazılım açıklarını istismar etmek yerine çalıntı veya sızdırılmış kimlik bilgilerine yönelen saldırganların sayısı giderek artıyor.Bu durum, saldırı faaliyetlerinin olağan kullanıcı davranışı gibi görünmesine yol açarak tespit edilmelerini zorlaştırıyor.Siber güvenlik ekipleri hesapların kötüye kullanımını daha erken fark edebiliyorKurumların bu tehdide karşı daha etkin mücadele edebilmesine yardımcı olmak amacıyla Kaspersky, Dijital Ayak İzi İstihbaratı (Digital Footprint Intelligence-DFI) verilerini Kaspersky MDR hizmetine entegre etti. Böylece hizmet, sızdırılmış kullanıcı kimlik bilgilerine ilişkin istihbaratı güvenlik olaylarıyla gerçek zamanlı olarak otomatik şekilde ilişkilendirebiliyor. Özellik, analistlerin olası hesap ele geçirme vakalarını daha erken tespit etmesine, olayları daha doğru şekilde önceliklendirmesine ve daha hedefli tehdit avcılığı çalışmaları gerçekleştirmesine olanak tanıyor. Böylece güvenlik ekipleri, hesapların kötüye kullanımını daha erken fark ederek yetkisiz erişimin kapsamlı bir saldırıya dönüşmeden önce önlenmesine yardımcı olabiliyor.Operasyonel görünürlük de yeni Varlık Durumu Bildirimleri (Asset Status Notifications) ile üst seviyeye taşındı. Korunan bir varlığın müdahaleye ihtiyaç duyması durumunda yöneticileri uyaran bu özellik, telemetri toplama veya bağlantı sorunlarının izleme kapsamını sekteye uğratmadan önce fark edilmesini kolaylaştırıyor. Yöneticiler ayrıca kiracı başına beklenen ana bilgisayar sınırlarını belirleyebiliyor. Bu da hizmet sağlayıcılara müşteri tabanlarındaki lisans dağıtımı ve yönetimi üzerinde daha kapsamlı bir kontrol olanağı sunuyor.Platformun kapsamı da genişletilerek Kaspersky Embedded Systems Security for Linux 4.0 desteği eklendi. Böylece MDR koruması Linux tabanlı gömülü sistem ortamlarını da kapsıyor.Bu geliştirmelerin yanı sıra son sürüm, genel MDR deneyimini tamamlayan bir dizi kullanılabilirlik ve platform iyileştirmesi içeriyor. Siber tehdit ortamı evrilmeye devam ederken Kaspersky, MDR'ın yeteneklerini genişletmeye, tehdit tespit ve inceleme araçlarını keskinleştirmeye ve kurumların gelişen tehditlere karşı dirençli kalmak için ihtiyaç duyduğu yenilikleri sunmaya devam ediyor.MDR hizmetini sürekli geliştiriyoruzAçıklamada görüşlerine yer verilen Kaspersky MDR Ürün Sorumlusu Renat Turianov, kurumların gelişmiş tehditleri daha erken tespit etmesine ve bunlara daha etkin şekilde müdahale etmesine yardımcı olmak amacıyla MDR hizmetini sürekli geliştirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:MDR'ye Dijital Ayak İzi İstihbaratı hizmetinin entegrasyonu, ele geçirilmiş kimlik bilgilerine ilişkin istihbaratı güvenlik olaylarıyla ilişkilendirmemizi ve hesapların ele geçirildiğine dair işaretleri proaktif şekilde araştırmamızı sağlayarak analistlerimiz için önemli bir ek bağlam katmanı oluşturuyor. Geliştirilmiş operasyonel görünürlükle birlikte bu yenilikler, güvenlik ekiplerinin daha hızlı ve daha bilinçli kararlar almasına ve giderek daha sofistike hale gelen saldırılara karşı dayanıklılıklarını güçlendirmesine yardımcı oluyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Kaspersky, Tespit ve İnceleme (MDR) hizmetinde izleme, tehdit tespiti ve inceleme süreçlerini güçlendiren güncellemeyi kullanıma sundu.Şirketten yapılan açıklamaya göre, MDR'ye getirilen güncelleme, müşteri ortamlarında izleme, tehdit tespiti ve inceleme süreçlerini daha da güçlendiren, aynı zamanda güvenlik ekiplerinin daha hızlı ve güvenle karar alabilmesi için daha geniş bir bağlam sunan yetenekler getiriyor.Kaspersky Güvenlik Hizmetleri tarafından hazırlanan Siber Dünyanın Anatomisi: Küresel Rapor, geçerli hesapların kötüye kullanıldığı saldırıların tüm ilk saldırı vektörlerinin yüzde 25'ini oluşturduğunu ortaya koydu.Yazılım açıklarını istismar etmek yerine çalıntı veya sızdırılmış kimlik bilgilerine yönelen saldırganların sayısı giderek artıyor.Bu durum, saldırı faaliyetlerinin olağan kullanıcı davranışı gibi görünmesine yol açarak tespit edilmelerini zorlaştırıyor.Siber güvenlik ekipleri hesapların kötüye kullanımını daha erken fark edebiliyorKurumların bu tehdide karşı daha etkin mücadele edebilmesine yardımcı olmak amacıyla Kaspersky, Dijital Ayak İzi İstihbaratı (Digital Footprint Intelligence-DFI) verilerini Kaspersky MDR hizmetine entegre etti. Böylece hizmet, sızdırılmış kullanıcı kimlik bilgilerine ilişkin istihbaratı güvenlik olaylarıyla gerçek zamanlı olarak otomatik şekilde ilişkilendirebiliyor. Özellik, analistlerin olası hesap ele geçirme vakalarını daha erken tespit etmesine, olayları daha doğru şekilde önceliklendirmesine ve daha hedefli tehdit avcılığı çalışmaları gerçekleştirmesine olanak tanıyor. Böylece güvenlik ekipleri, hesapların kötüye kullanımını daha erken fark ederek yetkisiz erişimin kapsamlı bir saldırıya dönüşmeden önce önlenmesine yardımcı olabiliyor.Operasyonel görünürlük de yeni Varlık Durumu Bildirimleri (Asset Status Notifications) ile üst seviyeye taşındı. Korunan bir varlığın müdahaleye ihtiyaç duyması durumunda yöneticileri uyaran bu özellik, telemetri toplama veya bağlantı sorunlarının izleme kapsamını sekteye uğratmadan önce fark edilmesini kolaylaştırıyor. Yöneticiler ayrıca kiracı başına beklenen ana bilgisayar sınırlarını belirleyebiliyor. Bu da hizmet sağlayıcılara müşteri tabanlarındaki lisans dağıtımı ve yönetimi üzerinde daha kapsamlı bir kontrol olanağı sunuyor.Platformun kapsamı da genişletilerek Kaspersky Embedded Systems Security for Linux 4.0 desteği eklendi. Böylece MDR koruması Linux tabanlı gömülü sistem ortamlarını da kapsıyor.Bu geliştirmelerin yanı sıra son sürüm, genel MDR deneyimini tamamlayan bir dizi kullanılabilirlik ve platform iyileştirmesi içeriyor. Siber tehdit ortamı evrilmeye devam ederken Kaspersky, MDR'ın yeteneklerini genişletmeye, tehdit tespit ve inceleme araçlarını keskinleştirmeye ve kurumların gelişen tehditlere karşı dirençli kalmak için ihtiyaç duyduğu yenilikleri sunmaya devam ediyor.MDR hizmetini sürekli geliştiriyoruzAçıklamada görüşlerine yer verilen Kaspersky MDR Ürün Sorumlusu Renat Turianov, kurumların gelişmiş tehditleri daha erken tespit etmesine ve bunlara daha etkin şekilde müdahale etmesine yardımcı olmak amacıyla MDR hizmetini sürekli geliştirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:MDR'ye Dijital Ayak İzi İstihbaratı hizmetinin entegrasyonu, ele geçirilmiş kimlik bilgilerine ilişkin istihbaratı güvenlik olaylarıyla ilişkilendirmemizi ve hesapların ele geçirildiğine dair işaretleri proaktif şekilde araştırmamızı sağlayarak analistlerimiz için önemli bir ek bağlam katmanı oluşturuyor. Geliştirilmiş operasyonel görünürlükle birlikte bu yenilikler, güvenlik ekiplerinin daha hızlı ve daha bilinçli kararlar almasına ve giderek daha sofistike hale gelen saldırılara karşı dayanıklılıklarını güçlendirmesine yardımcı oluyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'de ticaret sektöründeki çalışan sayısı yıllık bazda 80 aydır artıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-de-ticaret-sektorundeki-calisan-sayisi-yillik-bazda-80-aydir-artiyor/894911/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-de-ticaret-sektorundeki-calisan-sayisi-yillik-bazda-80-aydir-artiyor/894911/</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:03:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Ticaret sektöründeki ücretli çalışan sayısı haziranda 3 milyon 564 bin 721 kişiye çıktı - Sektörde faaliyet gösteren 1,8 milyonu aşkın kişi perakende ticaret, 1,3 milyon kişi de toptan ticaretle uğraşıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : MERTKAN ORUÇ - Türkiye'de ticaret sektöründeki ücretli çalışan sayısı 80 aydır yıllık bazda artış gösterirken yılın ilk yarısında da 3,5 milyon kişiyi aştı.AA muhabirinin, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlediği bilgiye göre, Türkiye'deki ücretli çalışan sayısı yılın ilk yarısında 16,3 milyonun üzerine çıktı.Çalışan sayıları sektör bazlı incelendiğinde, ticaret alanında çalışan sayısının yılın ilk yarısında 3,5 milyonu aştığı görüldü.Ticaret sektöründe çalışan sayısı, jeopolitik riskler ve dünyada artan ticari korumacılığa rağmen Türkiye'de artan talep ve finansman destekleriyle Haziran 2025'te 3 milyon 452 bin 952 iken Haziran 2026'da 3 milyon 564 bin 721'e çıktı. Böylece çalışan sayısı yıllık bazda yüzde 3,2 artış gösterdi.Bu artışa paralel olarak çalışan sayısının yıllık bazdaki seyrinde de önemli eşik aşıldı. Söz konusu sektörde ücretli çalışan sayısı, hazirandaki artışla yıllık bazdaki büyüme serisini 80 aya taşımış oldu.Sektörün çalışan sayısındaki yıllık bazdaki son azalma, Ekim 2019'da kayıtlara geçmişti.1,8 milyondan fazla çalışan perakende sektöründeSektör çalışanlarının dağılımına bakıldığında, ağırlığın perakende alanında olduğu görüldü.Verilere göre, perakende ticaret (motorlu kara taşıtları ve motosikletler hariç) kategorisinde çalışanların sayısı, Haziran 2025'te 1 milyon 784 bin 688 iken bu yılın aynı ayında 1 milyon 851 bin 124'e çıktı.Perakende ticaret sektöründe çalışanların sayısındaki artış, yıllık bazda yüzde 3,7 olarak hesaplandı.Toptan ticaretle uğraşanların sayısı da 1,3 milyonun üzerindeki seyrini korudu.Toptan ticaret (motorlu kara taşıtları ve motosikletler hariç) alanında çalışanların sayısı, haziranda 1 milyon 330 bin 319 olurken yıllık bazdaki artış yüzde 1,8 olarak hesaplandı.Motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin toptan ve perakende ticareti ile onarımı alanında çalışanların sayısı da yılın ilk yarısı itibarıyla 383 bin 278 oldu.Söz konusu sektördeki yıllık bazda çalışan sayısındaki artış, yüzde 6,1 olarak kayıtlara geçti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : MERTKAN ORUÇ - Türkiye'de ticaret sektöründeki ücretli çalışan sayısı 80 aydır yıllık bazda artış gösterirken yılın ilk yarısında da 3,5 milyon kişiyi aştı.AA muhabirinin, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlediği bilgiye göre, Türkiye'deki ücretli çalışan sayısı yılın ilk yarısında 16,3 milyonun üzerine çıktı.Çalışan sayıları sektör bazlı incelendiğinde, ticaret alanında çalışan sayısının yılın ilk yarısında 3,5 milyonu aştığı görüldü.Ticaret sektöründe çalışan sayısı, jeopolitik riskler ve dünyada artan ticari korumacılığa rağmen Türkiye'de artan talep ve finansman destekleriyle Haziran 2025'te 3 milyon 452 bin 952 iken Haziran 2026'da 3 milyon 564 bin 721'e çıktı. Böylece çalışan sayısı yıllık bazda yüzde 3,2 artış gösterdi.Bu artışa paralel olarak çalışan sayısının yıllık bazdaki seyrinde de önemli eşik aşıldı. Söz konusu sektörde ücretli çalışan sayısı, hazirandaki artışla yıllık bazdaki büyüme serisini 80 aya taşımış oldu.Sektörün çalışan sayısındaki yıllık bazdaki son azalma, Ekim 2019'da kayıtlara geçmişti.1,8 milyondan fazla çalışan perakende sektöründeSektör çalışanlarının dağılımına bakıldığında, ağırlığın perakende alanında olduğu görüldü.Verilere göre, perakende ticaret (motorlu kara taşıtları ve motosikletler hariç) kategorisinde çalışanların sayısı, Haziran 2025'te 1 milyon 784 bin 688 iken bu yılın aynı ayında 1 milyon 851 bin 124'e çıktı.Perakende ticaret sektöründe çalışanların sayısındaki artış, yıllık bazda yüzde 3,7 olarak hesaplandı.Toptan ticaretle uğraşanların sayısı da 1,3 milyonun üzerindeki seyrini korudu.Toptan ticaret (motorlu kara taşıtları ve motosikletler hariç) alanında çalışanların sayısı, haziranda 1 milyon 330 bin 319 olurken yıllık bazdaki artış yüzde 1,8 olarak hesaplandı.Motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin toptan ve perakende ticareti ile onarımı alanında çalışanların sayısı da yılın ilk yarısı itibarıyla 383 bin 278 oldu.Söz konusu sektördeki yıllık bazda çalışan sayısındaki artış, yüzde 6,1 olarak kayıtlara geçti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>MKE Ankaragücü sezona şampiyonluk parolasıyla başlayacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/mke-ankaragucu-sezona-sampiyonluk-parolasiyla-baslayacak/894910/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/mke-ankaragucu-sezona-sampiyonluk-parolasiyla-baslayacak/894910/</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:03:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: MKE Ankaragücü Teknik Direktörü Recep Karatepe: Ankaragücü'nün her zamanki gibi hedefinin yüksek olması lazım. Ankaragücü, her zaman Süper Lig'le anılan bir takım - İlk dördün, ilk üçün içerisinde devamlı olup sezon sonu şampiyonluk ipini göğüslemek istiyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- FATİH ÇAKMAK - Nesine 2. Lig ekiplerinden MKE Ankaragücü Teknik Direktörü Recep Karatepe, şampiyonluk hedefiyle sezona başlayacaklarını söyledi. Karatepe, takımın yeni sezon hazırlıklarını, kamp sürecini, transfer yasağını ve hedeflerini, AA muhabirine değerlendirdi.Beştepe Tesisleri'nde sezonun ilk etap çalışmalarına 15 Temmuz'da başladıklarını belirten Karatepe, transfer yasağı nedeniyle altyapıdan birçok oyuncuyu kampa dahil ettiklerini belirterek Bu sene onlardan faydalanacağım. Bu oyunculardan yeni sürprizler çıkacak. Yine Türk futboluna katkı sağlayacak oyuncular çıkaracağımızı düşünüyorum. Geçen yıl da çıkarmıştık. diye konuştu.Geçen sezon genç ve tecrübeli oyuncularla play-off'un kapısından döndüklerini hatırlatan Karatepe, genç oyuncuların gösterdiği performansın başka kulüplerin de dikkatini çektiğini, kulüp başkanı İlhami Alparslan'ın isteği doğrultusunda mevcut kadronun korunduğunu söyledi.Genç oyuncularının geçen yıl iyi tecrübe kazandığını, bunun bir avantaj olduğunu da dile getiren Karatepe, İkinci kampımıza Sırbistan'da devam edeceğiz. Hep söylediğim şey, burası Süper Lig takımı şartlarında olan bir camia. Biz bu ivmeyi yukarı çekerken de daha iyi kamp olanakları ve gelişimimizi daha iyi gerçekleştireceğimiz yerler düşündük. Avrupa'da, Belgrad'a yakın bir kamp merkezinde ikinci kampa başlayacağız. Bunun da bizim için ayrı bir hava katacağını düşünüyorum. ifadelerini kullandı.Sezon sonu şampiyonluk ipini göğüslemek istiyoruzKaratepe, ikinci etapta 14 günlük bir çalışma dönemi planladıklarını ve 3-4 hazırlık maçı oynayacaklarını belirterek, sezona güçlü bir başlangıç yapmak istediklerini, Ankaragücü'nün bulunduğu konumun camianın büyüklüğüne yakışmadığını ifade ederek şöyle konuştu:Ankaragücü'nün her zamanki gibi hedefinin yüksek olması lazım. Ankaragücü, her zaman Süper Lig'le anılan bir takım. Ankaragücü her zaman izlenen, takip edilen, büyük bir camia. Tabii ki bulunması gereken yer burası değil. Biz geçen yıl hedefimizi yukarıya çektik. Bu sene her halükarda en azından ilk yarı için ilk dördün, ilk üçün içerisinde devamlı olup sezon sonu şampiyonluk ipini göğüslemek istiyoruz. Bunu belki birinci olarak belki de play-off'tan yapacağız.Geçen sezon play-off hedefini büyük ölçüde gerçekleştirdiklerini aktaran Karatepe, Ankaragücü'nün layık olduğu yer üst taraflar. Bunu da en kısa zamanda gerçekleştirmek için hem oyuncu grubu hazır, hem biz hazırız, hem camia hazır, hem başkan ve yönetimimiz hazır. dedi.Ligdeki rakiplerini de değerlendiren Karatepe, birçok takımın yüksek bütçelerle kadro kurduğuna işaret ederek 7-8 takım ya da belki daha fazla play-off için gerçekten kıyasıya bir mücadele verecek. Biz Ankaragücü olarak yarışın içerisinde her zaman favori olarak kalmak ve güçlü bir takım hüviyetini göstermek istiyoruz. şeklinde konuştu.Ankara, Türk futboluna çok oyuncu armağan ettiKulübün devam eden transfer yasağının genç oyuncular için fırsat oluşturduğunu ifade eden Karatepe, Ankara, Türk futboluna çok oyuncu armağan etti. Arda Güler Ankara'dan çıktı. Fenerbahçe'de onunla çalışma fırsatı da buldum. Ankaragücü'nün altyapısından yetişen Arda Ünyay da şu anda Galatasaray'da. Ankaragücü'nden Akdeniz Oyunları'na Miraç Şimşek'i ve Görkem Cihan'ı gönderiyoruz, 20 Yaş Altı Milli Takım'da orada bizleri temsil edecekler. Onları çıkardığımız zaman kazanacağımız gurur da bizim için ayrı bir onur verecek. değerlendirmesinde bulundu.Ankaragücü'nün gençlerle birlikte 30-35 kişilik geniş bir oyuncu havuzuna sahip olduğu bilgisini veren Karatepe, taraftarlarına şu sözlerle seslendi:Geçen yıl oyuncu kadrosuyla, yönetimle hem de camianın gücü olan taraftarla çok önemli birliktelik sağladık. Geçen yıl zor şartlarda dahi bizi destekleyen bir taraftar kitlemiz vardı. Bu sene onlara çok daha fazla ihtiyacımız olacak. Hedefi yükselttik. Yine kırılmadan, dökülmeden pozitif olarak taraftarımızın desteği hep lazım, desteklerini bekliyorum.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- FATİH ÇAKMAK - Nesine 2. Lig ekiplerinden MKE Ankaragücü Teknik Direktörü Recep Karatepe, şampiyonluk hedefiyle sezona başlayacaklarını söyledi. Karatepe, takımın yeni sezon hazırlıklarını, kamp sürecini, transfer yasağını ve hedeflerini, AA muhabirine değerlendirdi.Beştepe Tesisleri'nde sezonun ilk etap çalışmalarına 15 Temmuz'da başladıklarını belirten Karatepe, transfer yasağı nedeniyle altyapıdan birçok oyuncuyu kampa dahil ettiklerini belirterek Bu sene onlardan faydalanacağım. Bu oyunculardan yeni sürprizler çıkacak. Yine Türk futboluna katkı sağlayacak oyuncular çıkaracağımızı düşünüyorum. Geçen yıl da çıkarmıştık. diye konuştu.Geçen sezon genç ve tecrübeli oyuncularla play-off'un kapısından döndüklerini hatırlatan Karatepe, genç oyuncuların gösterdiği performansın başka kulüplerin de dikkatini çektiğini, kulüp başkanı İlhami Alparslan'ın isteği doğrultusunda mevcut kadronun korunduğunu söyledi.Genç oyuncularının geçen yıl iyi tecrübe kazandığını, bunun bir avantaj olduğunu da dile getiren Karatepe, İkinci kampımıza Sırbistan'da devam edeceğiz. Hep söylediğim şey, burası Süper Lig takımı şartlarında olan bir camia. Biz bu ivmeyi yukarı çekerken de daha iyi kamp olanakları ve gelişimimizi daha iyi gerçekleştireceğimiz yerler düşündük. Avrupa'da, Belgrad'a yakın bir kamp merkezinde ikinci kampa başlayacağız. Bunun da bizim için ayrı bir hava katacağını düşünüyorum. ifadelerini kullandı.Sezon sonu şampiyonluk ipini göğüslemek istiyoruzKaratepe, ikinci etapta 14 günlük bir çalışma dönemi planladıklarını ve 3-4 hazırlık maçı oynayacaklarını belirterek, sezona güçlü bir başlangıç yapmak istediklerini, Ankaragücü'nün bulunduğu konumun camianın büyüklüğüne yakışmadığını ifade ederek şöyle konuştu:Ankaragücü'nün her zamanki gibi hedefinin yüksek olması lazım. Ankaragücü, her zaman Süper Lig'le anılan bir takım. Ankaragücü her zaman izlenen, takip edilen, büyük bir camia. Tabii ki bulunması gereken yer burası değil. Biz geçen yıl hedefimizi yukarıya çektik. Bu sene her halükarda en azından ilk yarı için ilk dördün, ilk üçün içerisinde devamlı olup sezon sonu şampiyonluk ipini göğüslemek istiyoruz. Bunu belki birinci olarak belki de play-off'tan yapacağız.Geçen sezon play-off hedefini büyük ölçüde gerçekleştirdiklerini aktaran Karatepe, Ankaragücü'nün layık olduğu yer üst taraflar. Bunu da en kısa zamanda gerçekleştirmek için hem oyuncu grubu hazır, hem biz hazırız, hem camia hazır, hem başkan ve yönetimimiz hazır. dedi.Ligdeki rakiplerini de değerlendiren Karatepe, birçok takımın yüksek bütçelerle kadro kurduğuna işaret ederek 7-8 takım ya da belki daha fazla play-off için gerçekten kıyasıya bir mücadele verecek. Biz Ankaragücü olarak yarışın içerisinde her zaman favori olarak kalmak ve güçlü bir takım hüviyetini göstermek istiyoruz. şeklinde konuştu.Ankara, Türk futboluna çok oyuncu armağan ettiKulübün devam eden transfer yasağının genç oyuncular için fırsat oluşturduğunu ifade eden Karatepe, Ankara, Türk futboluna çok oyuncu armağan etti. Arda Güler Ankara'dan çıktı. Fenerbahçe'de onunla çalışma fırsatı da buldum. Ankaragücü'nün altyapısından yetişen Arda Ünyay da şu anda Galatasaray'da. Ankaragücü'nden Akdeniz Oyunları'na Miraç Şimşek'i ve Görkem Cihan'ı gönderiyoruz, 20 Yaş Altı Milli Takım'da orada bizleri temsil edecekler. Onları çıkardığımız zaman kazanacağımız gurur da bizim için ayrı bir onur verecek. değerlendirmesinde bulundu.Ankaragücü'nün gençlerle birlikte 30-35 kişilik geniş bir oyuncu havuzuna sahip olduğu bilgisini veren Karatepe, taraftarlarına şu sözlerle seslendi:Geçen yıl oyuncu kadrosuyla, yönetimle hem de camianın gücü olan taraftarla çok önemli birliktelik sağladık. Geçen yıl zor şartlarda dahi bizi destekleyen bir taraftar kitlemiz vardı. Bu sene onlara çok daha fazla ihtiyacımız olacak. Hedefi yükselttik. Yine kırılmadan, dökülmeden pozitif olarak taraftarımızın desteği hep lazım, desteklerini bekliyorum.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İran Devrim Muhafızları: Savaş, ABD ile varılan mutabakat temelinde sona ermeli</title>
      <link>https://www.canligaste.com/iran-devrim-muhafizlari-savas-abd-ile-varilan-mutabakat-temelinde-sona-ermeli/894909/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/iran-devrim-muhafizlari-savas-abd-ile-varilan-mutabakat-temelinde-sona-ermeli/894909/</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:03:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya / İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutan Yardımcısı Yedullah Cevani, savaşın ABD ile yapılan mutabakat zaptı temelinde sona ermesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri : İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutan Yardımcısı Yedullah Cevani, savaşın ABD ile yapılan mutabakat zaptı temelinde sona ermesi gerektiğini söyledi.İran devlet televizyonuna bağlı Genç Gazeteciler Kulübü'ne konuşan Cevani, konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.Savaşın, ABD ile yapılan mutabakat zaptı temelinde sona ermesi gerektiğini belirten Cevani, Hürmüz Boğazı'nın ancak ABD'nin mutabakattaki taahhütlerini yerine getirmesinin ardından açılacağını ifade etti.Cevani, Hürmüz Boğazı ve burada geçerli olan düzen hiçbir zaman savaş öncesindeki haline dönmeyecek. dedi.Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki statüsüne ilişkin tartışmalara da değinen Cevani, boğazın yalnızca İran ile Umman arasında bir su yolu olarak ele alınmasının ancak savaşın sona erdiğinin kesinleşmesinin ardından gündeme gelebileceğini söyledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri : İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutan Yardımcısı Yedullah Cevani, savaşın ABD ile yapılan mutabakat zaptı temelinde sona ermesi gerektiğini söyledi.İran devlet televizyonuna bağlı Genç Gazeteciler Kulübü'ne konuşan Cevani, konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.Savaşın, ABD ile yapılan mutabakat zaptı temelinde sona ermesi gerektiğini belirten Cevani, Hürmüz Boğazı'nın ancak ABD'nin mutabakattaki taahhütlerini yerine getirmesinin ardından açılacağını ifade etti.Cevani, Hürmüz Boğazı ve burada geçerli olan düzen hiçbir zaman savaş öncesindeki haline dönmeyecek. dedi.Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki statüsüne ilişkin tartışmalara da değinen Cevani, boğazın yalnızca İran ile Umman arasında bir su yolu olarak ele alınmasının ancak savaşın sona erdiğinin kesinleşmesinin ardından gündeme gelebileceğini söyledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Tunus pazarı Türk iş insanları için önemli fırsatlar sunuyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tunus-pazari-turk-is-insanlari-icin-onemli-firsatlar-sunuyor/894908/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tunus-pazari-turk-is-insanlari-icin-onemli-firsatlar-sunuyor/894908/</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:03:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Türkiye'nin yılın 7 ayında Tunus'a gerçekleştirdiği ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,9 artarak 720 milyon 386 bin dolara ulaştı - DEİK Türkiye-Tunus İş Konseyi Başkanı Banu Küçükel: - Tekstil ve hazır giyim alanında Türkiye'nin kaliteli, hızlı ve esnek üretim kapasitesi önemli bir avantaj sağlarken Tunus'un Avrupa'ya yakınlığı ve mevcut sanayi ekosistemi iki ülke firmaları arasında üretim ve tedarik zinciri işbirlikleri açısından fırsatlar sunuyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : MÜCAHİT ENES SEVİNÇ / FAHRİ AKSÜT - Türkiye'nin yılın 7 ayında Tunus'a gerçekleştirdiği ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,9 artarak 720 milyon 386 bin dolara ulaştı.İki ülke arasında 2004'te imzalanan ve halen yürürlükte olan Serbest Ticaret Anlaşması'nın sağladığı avantajlarla Türkiye, Tunus'un ithal ettiği birçok sanayi ürününde en büyük tedarikçi olarak öne çıkıyor.AA muhabirinin Ticaret Bakanlığının Tunus ülke potansiyel ürün matrislerinden derlediği bilgilere göre, Tunus'un söz konusu ürün gruplarındaki ithalatında Türkiye'nin payı pamukta yüzde 35,6, makine ve mekanik cihazlarda yüzde 31,5, elektrikli makine ve cihazlarda yüzde 26,3, kauçuk ve kauçuktan eşyalarda yüzde 27 ve sentetik veya suni liflerle karıştırılmış pamuklu mensucatta ise yüzde 18,6 seviyesinde bulunuyor.Hayvansal, bitkisel, katı ve sıvı yağlar ile bunların parçalanma ürünlerinde ise Türkiye'ye yüzde 0,4 gümrük vergisi uygulanmasına rağmen Türk şirketleri yüzde 79,7 payla bu alanda en büyük tedarikçi olmayı sürdürüyor.Yılın 7 ayında Tunus&#039;a ihracat yüzde 9,9 arttıAA muhabirinin Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye'nin yılın 7 ayında Tunus'a gerçekleştirdiği ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,9 artarak 720 milyon 386 bin dolara ulaştı. Türkiye'nin söz konusu pazara ihracatı 2025'te de yüzde 13,7 artarak 1,2 milyar dolar seviyesine yaklaşmıştı.İki ülke arasındaki güçlü ekonomik ilişkilerin etkisiyle Türkiye'nin Tunus'a ihracatı, temmuz ayında 10 sektörde geçen yılın aynı ayına göre artış gösterdi.Temmuzda en yüksek artış yüzde 226 ile kuru meyve ve mamulleri sektöründe gerçekleşirken bu sektörü yüzde 87 ile çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri, yüzde 84,3 ile halı, yüzde 66,7 ile çelik ve yüzde 47,2 ile kimyevi maddeler ve mamulleri izledi.Aynı dönemde fındık ve mamulleri ihracatı yüzde 34,8, iklimlendirme sanayisi yüzde 22,9, mobilya, kağıt ve orman ürünleri yüzde 14,4, demir ve demir dışı metaller yüzde 9,2 ve makine ve aksamları yüzde 7,8 arttı.Yılın 7 ayında ise kuru meyve ve mamulleri ihracatı yüzde 83,8 artışla 2,5 milyon dolara, çelik ihracatı yüzde 40,8 artışla 108 milyon dolara, demir ve demir dışı metaller ihracatı yüzde 39,7 artışla 50,6 milyon dolara, çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri ihracatı yüzde 38,3 artışla 11,4 milyon dolara ve fındık ve mamulleri ihracatı yüzde 15,4 artışla 2,6 milyon dolara yükseldi.Üçüncü ülkelere yönelik ihracat modelleri üzerinde de yoğun şekilde çalışmalarımızı sürdürmekteyizDış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Tunus İş Konseyi Başkanı Banu Küçükel, AA muhabirine, Türkiye ile Tunus arasındaki ekonomik ilişkilerin son yıllarda istikrarlı bir şekilde güçlenmeye devam ettiğini ifade etti.Yılbaşından bu yana kaydedilen yaklaşık yüzde 10'luk ihracat artışının, her iki ülkenin iş insanları arasındaki karşılıklı güvenin ve ekonomik tamamlayıcılığın önemli bir göstergesi olduğuna dikkati çeken Küçükel, kamu ve özel sektör temsilcileri arasında temasların artırılmasına, karşılıklı yatırım fırsatlarının tanıtılmasına ve firmalar arası işbirliklerinin geliştirilmesine öncelik verdiklerini dile getirdi.Küçükel, yıl içinde sanayi, tekstil, otomotiv yan sanayi, kimya, yapı malzemeleri, enerji, lojistik ve tarım sanayisi alanlarında iş çevrelerini bir araya getiren temaslar gerçekleştirdiklerini belirterek, gelecek dönemde söz konusu temasların geliştirilmesine ilişkin, Tunus'un Afrika pazarlarına açılan stratejik konumu ile Türkiye'nin üretim ve teknoloji kapasitesini bir araya getirecek ortak üretim ve üçüncü ülkelere yönelik ihracat modelleri üzerinde de yoğun şekilde çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. diye konuştu.Daha yüksek katma değerli ürünlerin ihracatı hedeflerimiz arasında yer alıyorKüçükel, yılın 7 ayında görülen ihracat artış eğiliminin korunması halinde, yıl sonunda ihracatın geçen yılki seviyenin üzerine çıkmasını beklediklerini vurguladı.Orta vadede hedeflerinin yalnızca ihracat rakamlarını artırmak değil, ticaretin niteliğini de geliştirmek olduğunu belirten Küçükel, Daha yüksek katma değerli ürünlerin ihracatı, ortak sanayi yatırımları, teknoloji transferi ve üretim ortaklıklarının geliştirilmesi öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. şeklinde konuştu.Küçükel, ayrıca Tunus'un Avrupa Birliği ve Afrika pazarlarına erişim avantajı ile Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısını buluşturacak yeni iş modelleri oluşturulmasının, iki ülke arasındaki ticaret hacmini sürdürülebilir şekilde artırabileceğini ifade etti.Çelik sektöründe Türkiye&#039;nin rekabetçi üretim kapasitesinin talep yaratmaya devam ettiğini söyleyebilirizKüçükel, Türkiye'nin Tunus'a ihracatında kimyevi maddeler, tekstil ve çelik sektörlerinin öne çıkmasının, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin üretim ve sanayi boyutunu da ortaya koyduğunu dile getirdi.Bu sektörlerde Türkiye'nin güçlü üretim kapasitesi ile Tunus'un Avrupa pazarlarına yakınlığı ve sanayi altyapısının önemli bir tamamlayıcılık oluşturduğuna dikkati çeken Küçükel, şunları kaydetti:Kimya sektöründe özellikle endüstriyel ham maddeler, plastik ürünleri, boya ve özel kimyasallar alanında büyüme potansiyeli bulunduğunu düşünüyoruz. Tekstil ve hazır giyim alanında Türkiye'nin kaliteli, hızlı ve esnek üretim kapasitesi önemli bir avantaj sağlarken Tunus'un Avrupa'ya yakınlığı ve mevcut sanayi ekosistemi iki ülke firmaları arasında üretim ve tedarik zinciri işbirlikleri açısından fırsatlar sunuyor. Çelik sektöründe ise inşaat, altyapı ve sanayi yatırımlarına bağlı olarak Türkiye'nin rekabetçi üretim kapasitesinin talep yaratmaya devam ettiğini söyleyebiliriz. Bunlara ilave olarak makine ve ekipman, otomotiv yan sanayi, elektrik-elektronik, yenilenebilir enerji ekipmanları, sağlık teknolojileri, tarım makineleri, gıda işleme teknolojileri ve savunma sanayisi gibi alanlarda da önemli işbirliği fırsatları görüyoruz.Küçükel, son olarak, yüksek katma değerli sanayi ürünleri, dijital teknolojiler, yeşil dönüşüm çözümleri, enerji ekipmanları, medikal ürünler, tarım teknolojileri ve akıllı üretim sistemlerinde gelecek dönemde önemli büyüme potansiyeli gördüklerini de sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : MÜCAHİT ENES SEVİNÇ / FAHRİ AKSÜT - Türkiye'nin yılın 7 ayında Tunus'a gerçekleştirdiği ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,9 artarak 720 milyon 386 bin dolara ulaştı.İki ülke arasında 2004'te imzalanan ve halen yürürlükte olan Serbest Ticaret Anlaşması'nın sağladığı avantajlarla Türkiye, Tunus'un ithal ettiği birçok sanayi ürününde en büyük tedarikçi olarak öne çıkıyor.AA muhabirinin Ticaret Bakanlığının Tunus ülke potansiyel ürün matrislerinden derlediği bilgilere göre, Tunus'un söz konusu ürün gruplarındaki ithalatında Türkiye'nin payı pamukta yüzde 35,6, makine ve mekanik cihazlarda yüzde 31,5, elektrikli makine ve cihazlarda yüzde 26,3, kauçuk ve kauçuktan eşyalarda yüzde 27 ve sentetik veya suni liflerle karıştırılmış pamuklu mensucatta ise yüzde 18,6 seviyesinde bulunuyor.Hayvansal, bitkisel, katı ve sıvı yağlar ile bunların parçalanma ürünlerinde ise Türkiye'ye yüzde 0,4 gümrük vergisi uygulanmasına rağmen Türk şirketleri yüzde 79,7 payla bu alanda en büyük tedarikçi olmayı sürdürüyor.Yılın 7 ayında Tunus&#039;a ihracat yüzde 9,9 arttıAA muhabirinin Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye'nin yılın 7 ayında Tunus'a gerçekleştirdiği ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,9 artarak 720 milyon 386 bin dolara ulaştı. Türkiye'nin söz konusu pazara ihracatı 2025'te de yüzde 13,7 artarak 1,2 milyar dolar seviyesine yaklaşmıştı.İki ülke arasındaki güçlü ekonomik ilişkilerin etkisiyle Türkiye'nin Tunus'a ihracatı, temmuz ayında 10 sektörde geçen yılın aynı ayına göre artış gösterdi.Temmuzda en yüksek artış yüzde 226 ile kuru meyve ve mamulleri sektöründe gerçekleşirken bu sektörü yüzde 87 ile çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri, yüzde 84,3 ile halı, yüzde 66,7 ile çelik ve yüzde 47,2 ile kimyevi maddeler ve mamulleri izledi.Aynı dönemde fındık ve mamulleri ihracatı yüzde 34,8, iklimlendirme sanayisi yüzde 22,9, mobilya, kağıt ve orman ürünleri yüzde 14,4, demir ve demir dışı metaller yüzde 9,2 ve makine ve aksamları yüzde 7,8 arttı.Yılın 7 ayında ise kuru meyve ve mamulleri ihracatı yüzde 83,8 artışla 2,5 milyon dolara, çelik ihracatı yüzde 40,8 artışla 108 milyon dolara, demir ve demir dışı metaller ihracatı yüzde 39,7 artışla 50,6 milyon dolara, çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri ihracatı yüzde 38,3 artışla 11,4 milyon dolara ve fındık ve mamulleri ihracatı yüzde 15,4 artışla 2,6 milyon dolara yükseldi.Üçüncü ülkelere yönelik ihracat modelleri üzerinde de yoğun şekilde çalışmalarımızı sürdürmekteyizDış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Tunus İş Konseyi Başkanı Banu Küçükel, AA muhabirine, Türkiye ile Tunus arasındaki ekonomik ilişkilerin son yıllarda istikrarlı bir şekilde güçlenmeye devam ettiğini ifade etti.Yılbaşından bu yana kaydedilen yaklaşık yüzde 10'luk ihracat artışının, her iki ülkenin iş insanları arasındaki karşılıklı güvenin ve ekonomik tamamlayıcılığın önemli bir göstergesi olduğuna dikkati çeken Küçükel, kamu ve özel sektör temsilcileri arasında temasların artırılmasına, karşılıklı yatırım fırsatlarının tanıtılmasına ve firmalar arası işbirliklerinin geliştirilmesine öncelik verdiklerini dile getirdi.Küçükel, yıl içinde sanayi, tekstil, otomotiv yan sanayi, kimya, yapı malzemeleri, enerji, lojistik ve tarım sanayisi alanlarında iş çevrelerini bir araya getiren temaslar gerçekleştirdiklerini belirterek, gelecek dönemde söz konusu temasların geliştirilmesine ilişkin, Tunus'un Afrika pazarlarına açılan stratejik konumu ile Türkiye'nin üretim ve teknoloji kapasitesini bir araya getirecek ortak üretim ve üçüncü ülkelere yönelik ihracat modelleri üzerinde de yoğun şekilde çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. diye konuştu.Daha yüksek katma değerli ürünlerin ihracatı hedeflerimiz arasında yer alıyorKüçükel, yılın 7 ayında görülen ihracat artış eğiliminin korunması halinde, yıl sonunda ihracatın geçen yılki seviyenin üzerine çıkmasını beklediklerini vurguladı.Orta vadede hedeflerinin yalnızca ihracat rakamlarını artırmak değil, ticaretin niteliğini de geliştirmek olduğunu belirten Küçükel, Daha yüksek katma değerli ürünlerin ihracatı, ortak sanayi yatırımları, teknoloji transferi ve üretim ortaklıklarının geliştirilmesi öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. şeklinde konuştu.Küçükel, ayrıca Tunus'un Avrupa Birliği ve Afrika pazarlarına erişim avantajı ile Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısını buluşturacak yeni iş modelleri oluşturulmasının, iki ülke arasındaki ticaret hacmini sürdürülebilir şekilde artırabileceğini ifade etti.Çelik sektöründe Türkiye&#039;nin rekabetçi üretim kapasitesinin talep yaratmaya devam ettiğini söyleyebilirizKüçükel, Türkiye'nin Tunus'a ihracatında kimyevi maddeler, tekstil ve çelik sektörlerinin öne çıkmasının, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin üretim ve sanayi boyutunu da ortaya koyduğunu dile getirdi.Bu sektörlerde Türkiye'nin güçlü üretim kapasitesi ile Tunus'un Avrupa pazarlarına yakınlığı ve sanayi altyapısının önemli bir tamamlayıcılık oluşturduğuna dikkati çeken Küçükel, şunları kaydetti:Kimya sektöründe özellikle endüstriyel ham maddeler, plastik ürünleri, boya ve özel kimyasallar alanında büyüme potansiyeli bulunduğunu düşünüyoruz. Tekstil ve hazır giyim alanında Türkiye'nin kaliteli, hızlı ve esnek üretim kapasitesi önemli bir avantaj sağlarken Tunus'un Avrupa'ya yakınlığı ve mevcut sanayi ekosistemi iki ülke firmaları arasında üretim ve tedarik zinciri işbirlikleri açısından fırsatlar sunuyor. Çelik sektöründe ise inşaat, altyapı ve sanayi yatırımlarına bağlı olarak Türkiye'nin rekabetçi üretim kapasitesinin talep yaratmaya devam ettiğini söyleyebiliriz. Bunlara ilave olarak makine ve ekipman, otomotiv yan sanayi, elektrik-elektronik, yenilenebilir enerji ekipmanları, sağlık teknolojileri, tarım makineleri, gıda işleme teknolojileri ve savunma sanayisi gibi alanlarda da önemli işbirliği fırsatları görüyoruz.Küçükel, son olarak, yüksek katma değerli sanayi ürünleri, dijital teknolojiler, yeşil dönüşüm çözümleri, enerji ekipmanları, medikal ürünler, tarım teknolojileri ve akıllı üretim sistemlerinde gelecek dönemde önemli büyüme potansiyeli gördüklerini de sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Erzincan'da ayçiçeği ekim alanı iki yılda yüzde 50 arttı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/erzincan-da-aycicegi-ekim-alani-iki-yilda-yuzde-50-artti/894907/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/erzincan-da-aycicegi-ekim-alani-iki-yilda-yuzde-50-artti/894907/</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:03:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Alternatif ürün politikaları ve elverişli sulama koşulları, yörede ayçiçeği üretim alanlarının genişlemesini sağladı - Tarım ve Orman İl Müdürü Alper Koçaker: ⁃ Ekilen ayçiçeğinin ekonomik değerinin yanı sıra kent genelinde yaygın bir şekilde gerçekleştirilen arıcılık faaliyetlerine katkısı bulunmakta]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : KEMAL ÖZDEMİR - Üreticilerin alternatif ürünlerle üretim desenini çeşitlendirdiği Erzincan'da, bu yılki yağışlar ve genişleyen ekim alanları sayesinde ayçiçeği üretiminde yaklaşık yüzde 30 artış bekleniyor.Şehirde son yıllarda uygulanan alternatif ürün politikaları sayesinde ayçiçeği üretiminde önemli bir dönüşüm sağlandı.Kentte 2023 yılında 22 bin dekar olan ekim alanı bu yıl 33 bin dekarın üzerine çıkarak yüzde 50 artış gösterdi.Sulama altyapısı ve iklim avantajı sayesinde Erzincan, yağlık ve çerezlik (çitleklik) ayçiçeği üretiminde Doğu Anadolu'nun öne çıkan merkezlerinden biri haline geldi.Tarım ve Orman İl Müdürü Alper Koçaker, AA muhabirine, kentin iklim ve toprak yapısına uygun ürün deseninin oluşturulması amacıyla yürütülen çalışmaların sonuç vermeye başladığını söyledi.Ayçiçeği üretiminin yalnızca ekonomik getirisiyle değil, Erzincan'da yaygın olarak yapılan arıcılık faaliyetlerine sağladığı katkıyla da öne çıktığını vurgulayan Koçaker, şöyle devam etti:Kent genelinde 2023 yılında yaklaşık 22 bin dekar arazide ekilen ayçiçeği bu yıl itibarıyla 33 bin dekarın üzerine çıkmış durumda. Geçtiğimiz yıl 9 bin ton civarında ürün almıştık. Bu sene inşallah 11-12 bin ton civarında bir hasat bekliyoruz. Bu nedenle ayçiçeği üretimini ilimizde sulanabilen arazide çiftçilerimize öneriyoruz. Kentte ayçiçeği üretimi yoğunlukla Tercan ve Çayırlı bölgemizde gerçekleştirilmekte ancak son yıllarda özellikle merkez ilçemizde ve Kemah ilçemizde de üretim giderek artmakta.Üretim planlaması çiftçinin yönünü değiştirdiKoçaker, Tarım ve Orman Bakanlığınca belirlenen üretim planlamasının tarımsal üretimde yol gösterici olduğunu belirterek, Erzincan'da sulanabilen arazilerde çiftçilerin daha çok şeker pancarı, mısır ve ayçiçeği gibi su isteyen ürünlere yöneldiğini işaret etti.Üretim deseninin geliştirilmesinin hem çiftçinin gelirini artırdığını hem de ülkenin ihtiyaç duyduğu ürünlerin sürdürülebilir şekilde üretilmesine katkı sunduğunu dile getiren Koçaker, İlimizde sulanabilen arazide çiftçilerimizin tercihi genellikle şeker pancarı, mısır, ayçiçeği gibi sulama isteyen bitkiler oluyor. Tabii bir taraftan da çiftçilerimizin üretim desenini geliştirmek ve bakanlığımızca belirlenen üretim planlaması kapsamında ülkemizin ihtiyaç duyduğu ürünleri yeterli miktarda üretebilmek amacıyla biz çiftçilerimizin sulu ürünlerden üretimlerine ve altyapılarına uygun çeşitleri tercih etmelerini istiyoruz. dedi.Ayçiçeği üretiminin her geçen yıl katlanarak arttığını vurgulayan Koçaker, bu artışın çiftçilerin hem üretim tecrübesini hem de gelirini artırdığını ifade etti.Erzincan ayçiçeği üretiminde önemli bir potansiyele sahipErzincan'ın su kaynakları ve iklim yapısı bakımından Doğu Anadolu'nun avantajlı illeri arasında yer aldığını dile getiren Koçaker, kentin ayçiçeği üretimi açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu bildirdi.Koçaker, şunları kaydetti:Ayçiçeği ilimizde iklim, sulama ve toprak yapısı itibarıyla üretime uygun bir ürün ve çiftçilerimizin de her geçen yıl ayçiçeği üretimine hem ilgileri hem de tecrübeleri artmakta. Dolayısıyla da bu ilimizin ayçiçeği üretimine, özellikle yağlık ayçiçeği üretimine pozitif bir katkı sağlamakta. İlimiz ekonomisine de ciddi manada bir katkısı oluyor ayçiçeği üretiminin.Ayçiçeği yapısı itibarıyla aslında ülkemizin büyük bölümünde üretilebilecek bir ürün. Ancak tabii su ihtiyacı olan bir ürün. Dolayısıyla Doğu Anadolu Bölgesi geneline baktığımızda sulama imkanları en yüksek olan illerden bir tanesiyiz su kaynakları açısından ve sulama altyapısı açısından bölgemizde de bu konuda önde gelen illerden bir tanesiyiz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : KEMAL ÖZDEMİR - Üreticilerin alternatif ürünlerle üretim desenini çeşitlendirdiği Erzincan'da, bu yılki yağışlar ve genişleyen ekim alanları sayesinde ayçiçeği üretiminde yaklaşık yüzde 30 artış bekleniyor.Şehirde son yıllarda uygulanan alternatif ürün politikaları sayesinde ayçiçeği üretiminde önemli bir dönüşüm sağlandı.Kentte 2023 yılında 22 bin dekar olan ekim alanı bu yıl 33 bin dekarın üzerine çıkarak yüzde 50 artış gösterdi.Sulama altyapısı ve iklim avantajı sayesinde Erzincan, yağlık ve çerezlik (çitleklik) ayçiçeği üretiminde Doğu Anadolu'nun öne çıkan merkezlerinden biri haline geldi.Tarım ve Orman İl Müdürü Alper Koçaker, AA muhabirine, kentin iklim ve toprak yapısına uygun ürün deseninin oluşturulması amacıyla yürütülen çalışmaların sonuç vermeye başladığını söyledi.Ayçiçeği üretiminin yalnızca ekonomik getirisiyle değil, Erzincan'da yaygın olarak yapılan arıcılık faaliyetlerine sağladığı katkıyla da öne çıktığını vurgulayan Koçaker, şöyle devam etti:Kent genelinde 2023 yılında yaklaşık 22 bin dekar arazide ekilen ayçiçeği bu yıl itibarıyla 33 bin dekarın üzerine çıkmış durumda. Geçtiğimiz yıl 9 bin ton civarında ürün almıştık. Bu sene inşallah 11-12 bin ton civarında bir hasat bekliyoruz. Bu nedenle ayçiçeği üretimini ilimizde sulanabilen arazide çiftçilerimize öneriyoruz. Kentte ayçiçeği üretimi yoğunlukla Tercan ve Çayırlı bölgemizde gerçekleştirilmekte ancak son yıllarda özellikle merkez ilçemizde ve Kemah ilçemizde de üretim giderek artmakta.Üretim planlaması çiftçinin yönünü değiştirdiKoçaker, Tarım ve Orman Bakanlığınca belirlenen üretim planlamasının tarımsal üretimde yol gösterici olduğunu belirterek, Erzincan'da sulanabilen arazilerde çiftçilerin daha çok şeker pancarı, mısır ve ayçiçeği gibi su isteyen ürünlere yöneldiğini işaret etti.Üretim deseninin geliştirilmesinin hem çiftçinin gelirini artırdığını hem de ülkenin ihtiyaç duyduğu ürünlerin sürdürülebilir şekilde üretilmesine katkı sunduğunu dile getiren Koçaker, İlimizde sulanabilen arazide çiftçilerimizin tercihi genellikle şeker pancarı, mısır, ayçiçeği gibi sulama isteyen bitkiler oluyor. Tabii bir taraftan da çiftçilerimizin üretim desenini geliştirmek ve bakanlığımızca belirlenen üretim planlaması kapsamında ülkemizin ihtiyaç duyduğu ürünleri yeterli miktarda üretebilmek amacıyla biz çiftçilerimizin sulu ürünlerden üretimlerine ve altyapılarına uygun çeşitleri tercih etmelerini istiyoruz. dedi.Ayçiçeği üretiminin her geçen yıl katlanarak arttığını vurgulayan Koçaker, bu artışın çiftçilerin hem üretim tecrübesini hem de gelirini artırdığını ifade etti.Erzincan ayçiçeği üretiminde önemli bir potansiyele sahipErzincan'ın su kaynakları ve iklim yapısı bakımından Doğu Anadolu'nun avantajlı illeri arasında yer aldığını dile getiren Koçaker, kentin ayçiçeği üretimi açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu bildirdi.Koçaker, şunları kaydetti:Ayçiçeği ilimizde iklim, sulama ve toprak yapısı itibarıyla üretime uygun bir ürün ve çiftçilerimizin de her geçen yıl ayçiçeği üretimine hem ilgileri hem de tecrübeleri artmakta. Dolayısıyla da bu ilimizin ayçiçeği üretimine, özellikle yağlık ayçiçeği üretimine pozitif bir katkı sağlamakta. İlimiz ekonomisine de ciddi manada bir katkısı oluyor ayçiçeği üretiminin.Ayçiçeği yapısı itibarıyla aslında ülkemizin büyük bölümünde üretilebilecek bir ürün. Ancak tabii su ihtiyacı olan bir ürün. Dolayısıyla Doğu Anadolu Bölgesi geneline baktığımızda sulama imkanları en yüksek olan illerden bir tanesiyiz su kaynakları açısından ve sulama altyapısı açısından bölgemizde de bu konuda önde gelen illerden bir tanesiyiz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/erzincan-da-aycicegi-ekim-alani-iki-yilda-yuzde-50-artti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>AB, sonbaharda Rusya'ya yaptırımları genişletmeyi planlıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ab-sonbaharda-rusya-ya-yaptirimlari-genisletmeyi-planliyor/894905/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ab-sonbaharda-rusya-ya-yaptirimlari-genisletmeyi-planliyor/894905/</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 10:57:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, sonbaharda Rusya'ya yönelik savaşın başlangıcından bu yana en geniş kapsamlı yaptırım listesini sunmayı planladığını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, sonbaharda Rusya'ya yönelik savaşın başlangıcından bu yana en geniş kapsamlı yaptırım listesini sunmayı planladığını bildirdi.Kallas, Alman Die Welt gazetesine verdiği röportajda, Rusya-Ukrayna savaşı ve AB'nin yaptırım politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.AB yaptırımlarının Rusya'ya şimdiye kadar 1 trilyon avronun üzerinde maliyete yol açtığına işaret eden Kallas, Sonbaharda Rusya'ya yönelik savaşın başlangıcından bu yana en geniş kapsamlı yaptırım listesini sunacağım. ifadesini kullandı.Yeni kısıtlayıcı tedbirlerin kabul edilmesi halinde yaptırım uygulanan Rus kişi, şirket ve kuruluşların sayısının üçte bir oranında artacağına dikkati çeken Kallas, savaş bitene kadar Rusya üzerindeki baskının artırılması gerektiğini belirtti.Kallas, yeni yaptırım listesinin kapsamı ve hangi kişi veya kuruluşları içereceğine ilişkin detayları ise paylaşmadı.AB, şimdiye kadar savaş nedeniyle Rusya'ya yönelik 21 yaptırım paketini hayata geçirdi. Bu çerçevede Rusya'ya ticaret, finans, enerji, sanayi, teknoloji, ulaşım, çift kullanımlı ve lüks ürünler ile altın ve elması kapsayan geniş bir yelpazede kısıtlamalar uygulanıyor.Deniz yoluyla taşınan ham petrol ile bazı petrol ürünlerinin Rusya'dan AB'ye gönderilmesine yönelik yasak, Rus bankalarına yönelik işlem kısıtlamaları ve çok sayıda Rus medya kuruluşunun yayın faaliyetlerinin askıya alınması da yaptırımlar arasında bulunuyor.AB'nin Rusya'nın Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve bağımsızlığını tehdit eden eylemleri nedeniyle uyguladığı yaptırımlar kapsamında yaklaşık 3 bin kişi ve kuruluş bulunuyor.AB'de Rusya'ya yönelik yaptırımların kabul edilebilmesi için üye ülkelerin oy birliği gerekiyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, sonbaharda Rusya'ya yönelik savaşın başlangıcından bu yana en geniş kapsamlı yaptırım listesini sunmayı planladığını bildirdi.Kallas, Alman Die Welt gazetesine verdiği röportajda, Rusya-Ukrayna savaşı ve AB'nin yaptırım politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.AB yaptırımlarının Rusya'ya şimdiye kadar 1 trilyon avronun üzerinde maliyete yol açtığına işaret eden Kallas, Sonbaharda Rusya'ya yönelik savaşın başlangıcından bu yana en geniş kapsamlı yaptırım listesini sunacağım. ifadesini kullandı.Yeni kısıtlayıcı tedbirlerin kabul edilmesi halinde yaptırım uygulanan Rus kişi, şirket ve kuruluşların sayısının üçte bir oranında artacağına dikkati çeken Kallas, savaş bitene kadar Rusya üzerindeki baskının artırılması gerektiğini belirtti.Kallas, yeni yaptırım listesinin kapsamı ve hangi kişi veya kuruluşları içereceğine ilişkin detayları ise paylaşmadı.AB, şimdiye kadar savaş nedeniyle Rusya'ya yönelik 21 yaptırım paketini hayata geçirdi. Bu çerçevede Rusya'ya ticaret, finans, enerji, sanayi, teknoloji, ulaşım, çift kullanımlı ve lüks ürünler ile altın ve elması kapsayan geniş bir yelpazede kısıtlamalar uygulanıyor.Deniz yoluyla taşınan ham petrol ile bazı petrol ürünlerinin Rusya'dan AB'ye gönderilmesine yönelik yasak, Rus bankalarına yönelik işlem kısıtlamaları ve çok sayıda Rus medya kuruluşunun yayın faaliyetlerinin askıya alınması da yaptırımlar arasında bulunuyor.AB'nin Rusya'nın Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve bağımsızlığını tehdit eden eylemleri nedeniyle uyguladığı yaptırımlar kapsamında yaklaşık 3 bin kişi ve kuruluş bulunuyor.AB'de Rusya'ya yönelik yaptırımların kabul edilebilmesi için üye ülkelerin oy birliği gerekiyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/ab-sonbaharda-rusya-ya-yaptirimlari-genisletmeyi-planliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türk dünyası arkeologları ortak araştırma ve dijital miras için Macaristan'da buluştu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turk-dunyasi-arkeologlari-ortak-arastirma-ve-dijital-miras-icin-macaristan-da-bulustu/894904/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turk-dunyasi-arkeologlari-ortak-arastirma-ve-dijital-miras-icin-macaristan-da-bulustu/894904/</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 10:51:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kazakistan / Türk Dünyası Arkeoloji Araştırma Enstitüleri ve Merkezleri Birliğinin (ARICA) Macaristan'daki üçüncü toplantısında Türk dünyasının ortak arkeolojik mirasına ilişkin araştırmaların geliştirilmesi ve ortak dijital veri tabanının oluşturulması kararlaştırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kazakistan Haberleri : Türk Dünyası Arkeoloji Araştırma Enstitüleri ve Merkezleri Birliğinin (ARICA) Macaristan'daki üçüncü toplantısında Türk dünyasının ortak arkeolojik mirasına ilişkin araştırmaların geliştirilmesi ve ortak dijital veri tabanının oluşturulması kararlaştırıldı.Türk Akademisinden yapılan açıklamaya göre Türk dünyası arkeologları, ortak araştırma ve dijital miras çalışmaları için Bugac kentinde bir araya geldi.Türk Akademisinin girişimiyle 2023'te Özbekistan'ın Semerkant şehrinde kurulan ARICA'nın üçüncü toplantısına Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Şahin Mustafayev, Macar Turan Vakfı Başkanı Andraş Biro ile Türk devletlerinin arkeoloji alanındaki kurumlarının yöneticileri ile temsilcileri katıldı.Toplantının açılışında konuşan Mustafayev, ARICA'nın kuruluşundan bu yana geçen üç yılda önemli ilerleme kaydettiğini belirterek, Birliğin kuruluş aşamasını geride bırakarak ortak projelerin hayata geçirilmesine odaklanan uluslararası bilimsel ağa dönüştüğünü ifade etti.Mustafayev, Birliğin öncelikli araştırma konuları arasında tarihi İpek Yolu şehirleri, erken Türk dönemine ait anıtlar, eski sulama sistemleri, Avrasya'nın göçebe kültürlerine ilişkin arkeolojik miras ve Orta Çağ üretim merkezlerinin bulunduğunu anlattı.Arkeolojik araştırmaların yıllık sonuçlarının değerlendirilmesi amacıyla ARICA toplantılarının her yıl düzenlenmesinin önemine işaret eden Mustafayev, Türk Akademisinin Türk dünyası arkeoloji biliminin bütünleşmesine ve gelişmesine destek vermeyi sürdüreceğini vurguladı.Ortak dijital arkeoloji veri tabanı kurulacakToplantıda Türk Ülkeleri Arkeolojik Alanları Elektronik Atlası Projesi de ele alındı.Proje kapsamında Türk dünyasındaki önemli arkeolojik alanlara ilişkin konum bilgileri, kronoloji, bilimsel tanımlar, fotoğraflar, planlar, araştırma sonuçları ve temel bilimsel yayınların yer aldığı ortak dijital veri tabanının oluşturulması hedefleniyor.Ayrıca ARICA Dijital Bilgi Portalının kurulması önerildi. Portal aracılığıyla Türk dünyasındaki arkeoloji kuruluşları, araştırmacılar ve bilim merkezleri arasında sürekli bilimsel bilgi alışverişinin sağlanması amaçlanıyor.Toplantıda Macaristan ile arkeoloji alanındaki işbirliğinin geliştirilmesine de özel önem verildi. Macar bilim insanlarının Hunlar, Avrasya bozkırları ve Türklerin erken tarihi üzerine yürüttüğü çalışmaların önemi vurgulandı.Türk Dünyası Arkeologları: Kısa Biyografiler eseri tanıtıldıToplantı kapsamında Türk Akademisinin koordinasyonuyla hazırlanan Türk Dünyası Arkeologları: Kısa Biyografiler adlı eser de tanıtıldı.Eserde Türk dünyasının çeşitli ülkelerinden önemli arkeologların hayatları ve bilimsel çalışmaları ile arkeoloji biliminin gelişimine sundukları katkılar bir araya getiriliyor.Toplantının sonunda ARICA 3. Toplantısı'nın sonuç bildirisi kabul edildi.Bildiride ortak arkeolojik araştırmaların hayata geçirilmesi, ortak dijital bilgi alanının oluşturulması ve Türk dünyasındaki araştırma kuruluşları arasında sistematik bilimsel bilgi alışverişinin geliştirilmesine yönelik yeni işbirliği aşamasının başlatılması kararlaştırıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kazakistan Haberleri : Türk Dünyası Arkeoloji Araştırma Enstitüleri ve Merkezleri Birliğinin (ARICA) Macaristan'daki üçüncü toplantısında Türk dünyasının ortak arkeolojik mirasına ilişkin araştırmaların geliştirilmesi ve ortak dijital veri tabanının oluşturulması kararlaştırıldı.Türk Akademisinden yapılan açıklamaya göre Türk dünyası arkeologları, ortak araştırma ve dijital miras çalışmaları için Bugac kentinde bir araya geldi.Türk Akademisinin girişimiyle 2023'te Özbekistan'ın Semerkant şehrinde kurulan ARICA'nın üçüncü toplantısına Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Şahin Mustafayev, Macar Turan Vakfı Başkanı Andraş Biro ile Türk devletlerinin arkeoloji alanındaki kurumlarının yöneticileri ile temsilcileri katıldı.Toplantının açılışında konuşan Mustafayev, ARICA'nın kuruluşundan bu yana geçen üç yılda önemli ilerleme kaydettiğini belirterek, Birliğin kuruluş aşamasını geride bırakarak ortak projelerin hayata geçirilmesine odaklanan uluslararası bilimsel ağa dönüştüğünü ifade etti.Mustafayev, Birliğin öncelikli araştırma konuları arasında tarihi İpek Yolu şehirleri, erken Türk dönemine ait anıtlar, eski sulama sistemleri, Avrasya'nın göçebe kültürlerine ilişkin arkeolojik miras ve Orta Çağ üretim merkezlerinin bulunduğunu anlattı.Arkeolojik araştırmaların yıllık sonuçlarının değerlendirilmesi amacıyla ARICA toplantılarının her yıl düzenlenmesinin önemine işaret eden Mustafayev, Türk Akademisinin Türk dünyası arkeoloji biliminin bütünleşmesine ve gelişmesine destek vermeyi sürdüreceğini vurguladı.Ortak dijital arkeoloji veri tabanı kurulacakToplantıda Türk Ülkeleri Arkeolojik Alanları Elektronik Atlası Projesi de ele alındı.Proje kapsamında Türk dünyasındaki önemli arkeolojik alanlara ilişkin konum bilgileri, kronoloji, bilimsel tanımlar, fotoğraflar, planlar, araştırma sonuçları ve temel bilimsel yayınların yer aldığı ortak dijital veri tabanının oluşturulması hedefleniyor.Ayrıca ARICA Dijital Bilgi Portalının kurulması önerildi. Portal aracılığıyla Türk dünyasındaki arkeoloji kuruluşları, araştırmacılar ve bilim merkezleri arasında sürekli bilimsel bilgi alışverişinin sağlanması amaçlanıyor.Toplantıda Macaristan ile arkeoloji alanındaki işbirliğinin geliştirilmesine de özel önem verildi. Macar bilim insanlarının Hunlar, Avrasya bozkırları ve Türklerin erken tarihi üzerine yürüttüğü çalışmaların önemi vurgulandı.Türk Dünyası Arkeologları: Kısa Biyografiler eseri tanıtıldıToplantı kapsamında Türk Akademisinin koordinasyonuyla hazırlanan Türk Dünyası Arkeologları: Kısa Biyografiler adlı eser de tanıtıldı.Eserde Türk dünyasının çeşitli ülkelerinden önemli arkeologların hayatları ve bilimsel çalışmaları ile arkeoloji biliminin gelişimine sundukları katkılar bir araya getiriliyor.Toplantının sonunda ARICA 3. Toplantısı'nın sonuç bildirisi kabul edildi.Bildiride ortak arkeolojik araştırmaların hayata geçirilmesi, ortak dijital bilgi alanının oluşturulması ve Türk dünyasındaki araştırma kuruluşları arasında sistematik bilimsel bilgi alışverişinin geliştirilmesine yönelik yeni işbirliği aşamasının başlatılması kararlaştırıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/turk-dunyasi-arkeologlari-ortak-arastirma-ve-dijital-miras-icin-macaristan-da-bulustu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İtalya'da müzeden ressam Antonello da Messina'ya ait 4 eser çalındı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/italya-da-muzeden-ressam-antonello-da-messina-ya-ait-4-eser-calindi/894903/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/italya-da-muzeden-ressam-antonello-da-messina-ya-ait-4-eser-calindi/894903/</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 10:48:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / İtalya'nın Messina kentindeki müzeden, Rönesans döneminin önemli ressamlarından Antonello da Messina'ya ait 6 eser çalındı, bunlardan 2'si müze çevresinde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : İtalya'nın Messina kentindeki müzeden, Rönesans döneminin önemli ressamlarından Antonello da Messina'ya ait 6 eser çalındı, bunlardan 2'si müze çevresinde bulundu.İtalyan ANSA ajansının haberine göre, kentte 15 Ağustos gecesi düzenlenen geçit töreni sırasında müzeden bazı eserler çalındı.Yerel saatle 22.00'den önce, yüzleri kasklarla kapalı 3 veya 4 kişi müzeye girerek, aralarında Antonello da Messina'ya atfedilen 1473 tarihli San Gregorio Poliptiğine ait 3 panel ile Madonna ve Çocuk ve Pieta'daki İsa eserlerinin yer aldığı çift taraflı panelin de bulunduğu 6 eseri çaldı.Hırsızların kaçarken müze çevresinde bazı kişilerin olduğunu fark ederek 2 eseri dışarıdaki bir duvarın üzerine bıraktığı değerlendiriliyor. Bu eserler kısa süre sonra bulundu.Milyonlarca avro değerinde olduğu tahmin edilen 4 eser ise hala kayıp.İtalya Kültür Bakanı Alessandro Giuli, olayla ilgili şaşkınlık ve üzüntü duyduğunu belirterek yetkililerle işbirliği yapmaya hazır olduklarını ifade etti.Sicilya Bölgesel Yönetim Başkanı Renato Schifani ise hırsızlığı olağanüstü derecede ciddi bir suç ve evrensel kültürel mirasa karşı kabul edilemez bir saldırı olarak nitelendirdi.Messina Savcılığı olayla ilgili soruşturma başlattı.Antonello da Messina, 15. yüzyılda yaşamış ve özellikle portreleri ve dini temalı eserleriyle tanınan Sicilyalı ressamlar arasında öne çıkıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : İtalya'nın Messina kentindeki müzeden, Rönesans döneminin önemli ressamlarından Antonello da Messina'ya ait 6 eser çalındı, bunlardan 2'si müze çevresinde bulundu.İtalyan ANSA ajansının haberine göre, kentte 15 Ağustos gecesi düzenlenen geçit töreni sırasında müzeden bazı eserler çalındı.Yerel saatle 22.00'den önce, yüzleri kasklarla kapalı 3 veya 4 kişi müzeye girerek, aralarında Antonello da Messina'ya atfedilen 1473 tarihli San Gregorio Poliptiğine ait 3 panel ile Madonna ve Çocuk ve Pieta'daki İsa eserlerinin yer aldığı çift taraflı panelin de bulunduğu 6 eseri çaldı.Hırsızların kaçarken müze çevresinde bazı kişilerin olduğunu fark ederek 2 eseri dışarıdaki bir duvarın üzerine bıraktığı değerlendiriliyor. Bu eserler kısa süre sonra bulundu.Milyonlarca avro değerinde olduğu tahmin edilen 4 eser ise hala kayıp.İtalya Kültür Bakanı Alessandro Giuli, olayla ilgili şaşkınlık ve üzüntü duyduğunu belirterek yetkililerle işbirliği yapmaya hazır olduklarını ifade etti.Sicilya Bölgesel Yönetim Başkanı Renato Schifani ise hırsızlığı olağanüstü derecede ciddi bir suç ve evrensel kültürel mirasa karşı kabul edilemez bir saldırı olarak nitelendirdi.Messina Savcılığı olayla ilgili soruşturma başlattı.Antonello da Messina, 15. yüzyılda yaşamış ve özellikle portreleri ve dini temalı eserleriyle tanınan Sicilyalı ressamlar arasında öne çıkıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/italya-da-muzeden-ressam-antonello-da-messina-ya-ait-4-eser-calindi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
