<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Yurt içi piyasalar yılbaşında yakaladığı pozitif ivmeyi ilk çeyrekte korudu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yurt-ici-piyasalar-yilbasinda-yakaladigi-pozitif-ivmeyi-ilk-ceyrekte-korudu/823235/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yurt-ici-piyasalar-yilbasinda-yakaladigi-pozitif-ivmeyi-ilk-ceyrekte-korudu/823235/</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Borsa İstanbul'da en büyük ve likiditesi yüksek şirketleri barındıran BIST 30 endeksi, 2025 yılını 12.223,61 puandan kapatmasının ardından, bu yılın ilk çeyreğinde 14.518,03 puana yükselerek yatırımcısına yüzde 18,77 kazanç sağladı ve en fazla yükselen borsalar arasında ilk 10'da yer aldı - Yurt içinde ekonomi yönetiminin hızlı pozisyonlanma ve etkili önlem geliştirme kapasitesi, küresel dalgalanmalara karşı görece daha dirençli bir görünüm oluşmasına katkı sağladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — ALİ CANBERK ÖZBUĞUTU - Borsa İstanbul'da BIST 30 endeksi, yılın ilk çeyreğinde sağladığı yüzde 18,77'lik getiriyle küresel ölçekte referans kabul edilen endeksler arasında en fazla yükselen borsalar arasında yer aldı.Yurt içi pay piyasaları, mart ayında Orta Doğu kaynaklı jeopolitik gerilimlerin yarattığı baskıya rağmen, yılbaşında yakaladığı pozitif ivmeyi ilk çeyrekte korumayı başardı.Borsa İstanbul'da en büyük ve likiditesi yüksek şirketleri barındıran BIST 30 endeksi, 2025 yılını 12.223,61 puandan kapatmasının ardından, bu yılın ilk çeyreğinde 14.518,03 puana yükselerek yatırımcısına yüzde 18,77 kazanç sağladı ve en fazla yükselen borsalar arasında ilk 10'da yer aldı.BIST 30 endeksi söz konusu dönemde dolar bazında da yüzde 14,7 artışla dünyada en çok yükselen borsa endeksleri arasına girdi. Böylece ilk çeyrekte ortaya koyduğu performansla birçok önemli endeksin aksine yatırımcısının yüzünü güldürdü.Bu dönemde ABD'de New York borsasındaki ana endeksler başta olmak üzere Asya ve Avrupa'da işlem gören endekslerin çoğu geriledi.Geçen yılı 11.261,52 puandan kapatan BIST 100 endeksi de ilk çeyreği 12.790,98 puandan tamamlayarak bu süreçte yüzde 13,6'lık yükseliş kaydetti. Endeks, ocakta yüzde 22,9 yükselerek Kasım 2022'den bu yana en iyi aylık performansını sergiledi.BIST 100 endeksi, şubatta yabancı yatırımcıların girişinin sürmesi ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) rezervlerini artırmaya devam etmesiyle 14.532,67 puana çıkarak tarihi zirveye ulaştı. Dezenflasyon sürecinin güçlü şekilde devam edileceğine yönelik yönlendirmeler de endekste alıcı seyri destekledi.- Orta Doğu'daki gerilim, küresel piyasalarda sert satış baskısı oluşturduABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran'ın misillemeleriyle tırmanan Orta Doğu’daki gerilim, mart ayında küresel piyasalarda sert satış baskısı oluşturdu. Bölgede süregelen jeopolitik risklerle, küresel piyasaların toplam değeri son bir ayda yaklaşık 14 trilyon dolar azaldı.İran'ın dünyanın enerji ihtiyacının büyük bölümünün geçtiği önemli jeopolitik düğüm noktası Hürmüz Boğazı'nı gölgelemesi petrol fiyatlarında yukarı yönlü hareketleri tetikleyerek, küresel çapta enflasyon görünümünde ve merkez bankalarının politikaları üzerinde belirgin değişimlerin yaşanmasına neden oldu.Başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere küresel merkez bankalarının olası şahin adımlarına ilişkin endişeler varlık fiyatlarını üzerinde baskı oluşturdu. Dolar diğer para birimlerine karşı güçlenirken, tahvil piyasalarında da satış baskısı oluştu.ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,48702'ye çıkarak Temmuz 2025'ten bu yana en yüksek seviyesini gördü. Dolar, bölgedeki jeopolitik gerilimlerin petrol fiyatları üzerinde oluşturduğu yukarı yönlü baskının enflasyon görünümüne etkisiyle diğer para birimleri karşısında değer kazanırken, dolar endeksi de 100 seviyesindeki güçlü seyrini sürdürüyor.- TCMB'den Türk lirası likidite yönetiminde esneklik sağlama adımlarıYurt içinde ekonomi yönetiminin hızlı pozisyonlanma ve etkili önlem geliştirme kapasitesi, küresel dalgalanmalara karşı görece daha dirençli bir görünüm oluşmasına katkı sağladı.Küresel risklerin artmasıyla güçlenen dolar endeksi, diğer varlıkların seyrini etkiledi.Bu süreçte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), finansal piyasalarda yaşanan gelişmeleri göz önünde bulundurarak önlemler alıyor. TCMB, bankalara Türk lirası likidite yönetiminde esneklik sağlamak amacıyla Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap işlemlerine başladı. TCMB, bu adımıyla hem kredi hem faiz tarafında oynaklığı önlemeyi amaçlıyor ve Türk lirası üzerindeki baskının da hafiflemesi hedefleniyor.Bu önlemle birlikte hem piyasalardaki Türk lirası sıkışıklığı önlenecek hem de bankaların likidite sıkıntısı yaşamasının önüne geçilecek. Böylece kredi koşulları da daha makul hale gelecek.Söz konusu adım hem bankacılık sistemindeki Türk lirası likiditesinin desteklenmesi hem de döviz rezervlerinin güçlendirilmesi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilirken, TCMB, bu hamleyle bankalardan döviz alınıp karşılığında TL verilmesi yoluyla piyasadaki likiditeyi artırmayı hedefliyor.Öte yandan, TCMB verilerine göre, yurt dışında yerleşik kişiler, 27 Mart haftasında 137,1 milyon dolarlık hisse senedi alırken 1 milyar 369,9 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS), 78,1 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) sattı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — ALİ CANBERK ÖZBUĞUTU - Borsa İstanbul'da BIST 30 endeksi, yılın ilk çeyreğinde sağladığı yüzde 18,77'lik getiriyle küresel ölçekte referans kabul edilen endeksler arasında en fazla yükselen borsalar arasında yer aldı.Yurt içi pay piyasaları, mart ayında Orta Doğu kaynaklı jeopolitik gerilimlerin yarattığı baskıya rağmen, yılbaşında yakaladığı pozitif ivmeyi ilk çeyrekte korumayı başardı.Borsa İstanbul'da en büyük ve likiditesi yüksek şirketleri barındıran BIST 30 endeksi, 2025 yılını 12.223,61 puandan kapatmasının ardından, bu yılın ilk çeyreğinde 14.518,03 puana yükselerek yatırımcısına yüzde 18,77 kazanç sağladı ve en fazla yükselen borsalar arasında ilk 10'da yer aldı.BIST 30 endeksi söz konusu dönemde dolar bazında da yüzde 14,7 artışla dünyada en çok yükselen borsa endeksleri arasına girdi. Böylece ilk çeyrekte ortaya koyduğu performansla birçok önemli endeksin aksine yatırımcısının yüzünü güldürdü.Bu dönemde ABD'de New York borsasındaki ana endeksler başta olmak üzere Asya ve Avrupa'da işlem gören endekslerin çoğu geriledi.Geçen yılı 11.261,52 puandan kapatan BIST 100 endeksi de ilk çeyreği 12.790,98 puandan tamamlayarak bu süreçte yüzde 13,6'lık yükseliş kaydetti. Endeks, ocakta yüzde 22,9 yükselerek Kasım 2022'den bu yana en iyi aylık performansını sergiledi.BIST 100 endeksi, şubatta yabancı yatırımcıların girişinin sürmesi ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) rezervlerini artırmaya devam etmesiyle 14.532,67 puana çıkarak tarihi zirveye ulaştı. Dezenflasyon sürecinin güçlü şekilde devam edileceğine yönelik yönlendirmeler de endekste alıcı seyri destekledi.- Orta Doğu'daki gerilim, küresel piyasalarda sert satış baskısı oluşturduABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran'ın misillemeleriyle tırmanan Orta Doğu’daki gerilim, mart ayında küresel piyasalarda sert satış baskısı oluşturdu. Bölgede süregelen jeopolitik risklerle, küresel piyasaların toplam değeri son bir ayda yaklaşık 14 trilyon dolar azaldı.İran'ın dünyanın enerji ihtiyacının büyük bölümünün geçtiği önemli jeopolitik düğüm noktası Hürmüz Boğazı'nı gölgelemesi petrol fiyatlarında yukarı yönlü hareketleri tetikleyerek, küresel çapta enflasyon görünümünde ve merkez bankalarının politikaları üzerinde belirgin değişimlerin yaşanmasına neden oldu.Başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere küresel merkez bankalarının olası şahin adımlarına ilişkin endişeler varlık fiyatlarını üzerinde baskı oluşturdu. Dolar diğer para birimlerine karşı güçlenirken, tahvil piyasalarında da satış baskısı oluştu.ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,48702'ye çıkarak Temmuz 2025'ten bu yana en yüksek seviyesini gördü. Dolar, bölgedeki jeopolitik gerilimlerin petrol fiyatları üzerinde oluşturduğu yukarı yönlü baskının enflasyon görünümüne etkisiyle diğer para birimleri karşısında değer kazanırken, dolar endeksi de 100 seviyesindeki güçlü seyrini sürdürüyor.- TCMB'den Türk lirası likidite yönetiminde esneklik sağlama adımlarıYurt içinde ekonomi yönetiminin hızlı pozisyonlanma ve etkili önlem geliştirme kapasitesi, küresel dalgalanmalara karşı görece daha dirençli bir görünüm oluşmasına katkı sağladı.Küresel risklerin artmasıyla güçlenen dolar endeksi, diğer varlıkların seyrini etkiledi.Bu süreçte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), finansal piyasalarda yaşanan gelişmeleri göz önünde bulundurarak önlemler alıyor. TCMB, bankalara Türk lirası likidite yönetiminde esneklik sağlamak amacıyla Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap işlemlerine başladı. TCMB, bu adımıyla hem kredi hem faiz tarafında oynaklığı önlemeyi amaçlıyor ve Türk lirası üzerindeki baskının da hafiflemesi hedefleniyor.Bu önlemle birlikte hem piyasalardaki Türk lirası sıkışıklığı önlenecek hem de bankaların likidite sıkıntısı yaşamasının önüne geçilecek. Böylece kredi koşulları da daha makul hale gelecek.Söz konusu adım hem bankacılık sistemindeki Türk lirası likiditesinin desteklenmesi hem de döviz rezervlerinin güçlendirilmesi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilirken, TCMB, bu hamleyle bankalardan döviz alınıp karşılığında TL verilmesi yoluyla piyasadaki likiditeyi artırmayı hedefliyor.Öte yandan, TCMB verilerine göre, yurt dışında yerleşik kişiler, 27 Mart haftasında 137,1 milyon dolarlık hisse senedi alırken 1 milyar 369,9 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS), 78,1 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) sattı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/yurt-ici-piyasalar-yilbasinda-yakaladigi-pozitif-ivmeyi-ilk-ceyrekte-korudu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İsrail'in Gazze'ye saldırılarında can kaybı 72 bin 302'ye yükseldi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/israil-in-gazze-ye-saldirilarinda-can-kaybi-72-bin-302-ye-yukseldi/823234/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/israil-in-gazze-ye-saldirilarinda-can-kaybi-72-bin-302-ye-yukseldi/823234/</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Son 24 saatte Gazze'deki hastanelere 7 ölü ve 17 yaralı getirildi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — İsrail ordusunun Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 72 bin 302'ye ulaştı.İsrail ordusu, ateşkese rağmen Gazze'ye saldırılarını sürdürüyor.Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana devam eden saldırılarında yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı.Son 24 saatte Gazze'deki hastanelere 7 ölü ve 17 yaralının getirildiği kaydedildi.Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana İsrail'in saldırılarında 723 kişinin öldürüldüğü, 1990 kişinin yaralandığı, enkaz altından ise 759 cenazenin çıkarıldığı ifade edildi.İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda toplam can kaybının 72 bin 302'ye, yaralı sayısının da 172 bin 90'a yükseldiği bildirildi.Gazze Şeridi'nde enkaz altında hâlen binlerce cenazenin bulunduğu belirtiliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — İsrail ordusunun Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 72 bin 302'ye ulaştı.İsrail ordusu, ateşkese rağmen Gazze'ye saldırılarını sürdürüyor.Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana devam eden saldırılarında yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı.Son 24 saatte Gazze'deki hastanelere 7 ölü ve 17 yaralının getirildiği kaydedildi.Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana İsrail'in saldırılarında 723 kişinin öldürüldüğü, 1990 kişinin yaralandığı, enkaz altından ise 759 cenazenin çıkarıldığı ifade edildi.İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda toplam can kaybının 72 bin 302'ye, yaralı sayısının da 172 bin 90'a yükseldiği bildirildi.Gazze Şeridi'nde enkaz altında hâlen binlerce cenazenin bulunduğu belirtiliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/israil-in-gazze-ye-saldirilarinda-can-kaybi-72-bin-302-ye-yukseldi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Lübnanlı aktivistler, İsrail'in saldırılarıyla evsiz bıraktığı ailelere yardım ulaştırarak umut oluyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/lubnanli-aktivistler-israil-in-saldirilariyla-evsiz-biraktigi-ailelere-yardim-ulastirarak-umut-oluyor/823233/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/lubnanli-aktivistler-israil-in-saldirilariyla-evsiz-biraktigi-ailelere-yardim-ulastirarak-umut-oluyor/823233/</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Beyrut — Aktivist Yara Sayegh: Sahada elimizden geldiğince yardım etmek için üzerimize düşeni yapıyoruz. Ancak en büyük ihtiyaç barınma, ardından sağlık hizmetleri geliyor - Yerinden edilenlerden Linda Taşviş: Hiçbir şeyimiz kalmadı. Ev kiraları çok pahalı. Savaş çok zor. İsrail’de insanlık yok, kimseye acımıyor. Bizi bu hale getirdiler. Yardım eden kimse yok. Gidecek yerimiz yok]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Beyrut Haberleri — ETHEM EMRE ÖZCAN/MUHAMMED EMİN CANİK- Lübnan'da, İsrail saldırıları nedeniyle yerinden edilen aileler, kurulan çadırlarda ve geçici alanlarda zorlu yaşam koşullarıyla mücadele ederken, gönüllülerin oluşturduğu dayanışma ağları, temel ihtiyaçların karşılanmasında önemli rol oynuyor.İsrail ordusunun 2 Mart’ta başlattığı saldırılar sonrası ülkede 1 milyondan fazla kişi yerinden edilirken, bunların yalnızca bir kısmı geçici barınma merkezlerine yerleştirilebildi.Kalacak yer bulmayanlar ise sokaklardaki çadırlarda yetersiz koşullarda yaşamını sürdürmeye çalışıyor.Yerinden edilenlerin karşı karşıya kaldığı en temel sorunların başında barınma, sağlık hizmetlerine erişim ve gıda ihtiyacı geliyor. Özellikle kronik hastalığı bulunan kişiler için ilaç temini ciddi bir sorun haline gelirken, düzenli geliri olmayan aileler günlük bir öğün yemeğe dahi ulaşmakta zorlanıyor.Bu tablo karşısında, ülkenin farklı bölgelerinde gönüllüler ve aktivistler bireysel girişimlerle ihtiyaç sahiplerine destek olmaya çalışıyor. Gönüllülerin oluşturduğu dayanışma ağları, saldırılarda evsiz kalan ailelere umut aşılıyor.Lübnanlı aktivist Yara Sayegh ve arkadaşlarının yürüttüğü çalışma ise bu dayanışma ağlarının yalnızca bir örneğini oluşturuyor.Sayegh ve ekibi, sosyal medya üzerinden topladıkları bağışlarla Beyrut'taki bir kafeteryanın mutfağını kullanarak her gün yerinden edilen aileler için sıcak yemek hazırlıyor.Gönüllüler, yalnızca yemek dağıtımıyla sınırlı kalmayıp kuru gıda, ilaç ve hijyen malzemelerinin yanı sıra battaniye, yatak ve sünger gibi temel ihtiyaçları da karşılamaya çalışıyor.Her gün değişen gönüllü sayısıyla faaliyetlerini sürdüren Sayegh ve arkadaşları, onlarca farklı noktada binlerce kişiye ulaşmaya çalışırken, artan maliyetler ve belirsiz finansman koşulları çalışmaların sürdürülebilirliğini zorlaştırıyor.Yemek üretiminde kullanılan malzemelerden paketleme giderlerine kadar birçok kalemde yaşanan fiyat artışları, sahadaki insani yardım faaliyetlerini doğrudan etkiliyor.- Bu saldırıların hiçbir gerekçesi yokÇalışmalarla ilgili AA muhabirine bilgi veren Sayegh, Sahada elimizden geldiğince yardım etmek için üzerimize düşeni yapıyoruz. Ancak en büyük ihtiyaç barınma, ardından sağlık hizmetleri geliyor. dedi.Saldırılar ve yerinden edilme nedeniyle birçok kişinin düzenli gelirden mahrum kaldığını belirten Sayegh, ailelerin barınma, ilaç, gıda ve hijyen başta olmak üzere temel insani ihtiyaçlara erişimde zorlandığını ifade etti.Topladıkları bağışlarla ihtiyaç sahiplerine sıcak yemek, kuru gıda, kıyafet ve hijyen malzemeleri ulaştırdıklarını aktaran Sayegh, her gün farklı menüler hazırladıklarını kaydetti.Sayegh, artan maliyetlere dikkati çekerek, Her şey çok pahalı. Hem maddi desteğe hem de sahada görev alacak gönüllülere ihtiyacımız var. Bu sürecin ne kadar süreceğini bilmiyoruz. ifadelerini kullandı.Saldırıların sona ermesini temenni eden Sayegh, Bizi dar bir alana sıkıştırıp bombalıyorlar. Bu saldırıların hiçbir gerekçesi yok. dedi.Dünyaya çağrıda bulunan Sayegh, insanların din ve milliyet ayrımı gözetmeden dayanışma içinde olması gerektiğini belirterek, yaşanan insani krizlere karşı sessiz kalınmaması gerektiğini vurguladı.- Hiçbir şeyimiz kalmadıAilesine sıcak yemek almak için sıraya giren 11 yaşındaki Fadıl Hac, Dahiye bölgesinden ailesiyle birlikte ayrılmak zorunda kaldığını söyledi.Gönüllülere teşekkür eden Hac, barış içinde evlerine dönmek istediklerini dile getirdi.Yerinden edilenlerden Linda Taşviş de İsrail'in başlattığı saldırılar nedeniyle Dahiye'den ayrıldıklarını belirterek, Dahiye'yi yerle bir ettiler. Dört kişilik bir aileyiz, yardıma ihtiyacımız var. Hiçbir şeyimiz kalmadı. Ev kiraları çok pahalı. Savaş çok zor. İsrail'de insanlık yok, kimseye acımıyor. Bizi bu hale getirdiler. Yardım eden kimse yok. Gidecek yerimiz yok. ifadelerini kullandı.- Savaşın bitmesini ve bize yardım edilmesini istiyoruz70 yaşındaki Ali Hamadi ise Dahiye'deki evinin İsrail saldırılarında yandığını, hiçbir eşya alamadan evlerinden çıktıklarını anlattı.İnsanların zor durumda olduğunu ve bazılarının sokaklarda kaldığını vurgulayan Hamadi, gönüllülerin sınırlı imkanlara rağmen ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırmaya çalıştığını kaydetti.Saldırıların sürmesi halinde koşulların daha da ağırlaşacağına dikkati çeken Hamadi, Kimse savaş istemiyor. İnsanlar evlerine dönmek istiyor. Çok yorulduk. Savaşın bitmesini ve bize yardım edilmesini istiyoruz. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Beyrut Haberleri — ETHEM EMRE ÖZCAN/MUHAMMED EMİN CANİK- Lübnan'da, İsrail saldırıları nedeniyle yerinden edilen aileler, kurulan çadırlarda ve geçici alanlarda zorlu yaşam koşullarıyla mücadele ederken, gönüllülerin oluşturduğu dayanışma ağları, temel ihtiyaçların karşılanmasında önemli rol oynuyor.İsrail ordusunun 2 Mart’ta başlattığı saldırılar sonrası ülkede 1 milyondan fazla kişi yerinden edilirken, bunların yalnızca bir kısmı geçici barınma merkezlerine yerleştirilebildi.Kalacak yer bulmayanlar ise sokaklardaki çadırlarda yetersiz koşullarda yaşamını sürdürmeye çalışıyor.Yerinden edilenlerin karşı karşıya kaldığı en temel sorunların başında barınma, sağlık hizmetlerine erişim ve gıda ihtiyacı geliyor. Özellikle kronik hastalığı bulunan kişiler için ilaç temini ciddi bir sorun haline gelirken, düzenli geliri olmayan aileler günlük bir öğün yemeğe dahi ulaşmakta zorlanıyor.Bu tablo karşısında, ülkenin farklı bölgelerinde gönüllüler ve aktivistler bireysel girişimlerle ihtiyaç sahiplerine destek olmaya çalışıyor. Gönüllülerin oluşturduğu dayanışma ağları, saldırılarda evsiz kalan ailelere umut aşılıyor.Lübnanlı aktivist Yara Sayegh ve arkadaşlarının yürüttüğü çalışma ise bu dayanışma ağlarının yalnızca bir örneğini oluşturuyor.Sayegh ve ekibi, sosyal medya üzerinden topladıkları bağışlarla Beyrut'taki bir kafeteryanın mutfağını kullanarak her gün yerinden edilen aileler için sıcak yemek hazırlıyor.Gönüllüler, yalnızca yemek dağıtımıyla sınırlı kalmayıp kuru gıda, ilaç ve hijyen malzemelerinin yanı sıra battaniye, yatak ve sünger gibi temel ihtiyaçları da karşılamaya çalışıyor.Her gün değişen gönüllü sayısıyla faaliyetlerini sürdüren Sayegh ve arkadaşları, onlarca farklı noktada binlerce kişiye ulaşmaya çalışırken, artan maliyetler ve belirsiz finansman koşulları çalışmaların sürdürülebilirliğini zorlaştırıyor.Yemek üretiminde kullanılan malzemelerden paketleme giderlerine kadar birçok kalemde yaşanan fiyat artışları, sahadaki insani yardım faaliyetlerini doğrudan etkiliyor.- Bu saldırıların hiçbir gerekçesi yokÇalışmalarla ilgili AA muhabirine bilgi veren Sayegh, Sahada elimizden geldiğince yardım etmek için üzerimize düşeni yapıyoruz. Ancak en büyük ihtiyaç barınma, ardından sağlık hizmetleri geliyor. dedi.Saldırılar ve yerinden edilme nedeniyle birçok kişinin düzenli gelirden mahrum kaldığını belirten Sayegh, ailelerin barınma, ilaç, gıda ve hijyen başta olmak üzere temel insani ihtiyaçlara erişimde zorlandığını ifade etti.Topladıkları bağışlarla ihtiyaç sahiplerine sıcak yemek, kuru gıda, kıyafet ve hijyen malzemeleri ulaştırdıklarını aktaran Sayegh, her gün farklı menüler hazırladıklarını kaydetti.Sayegh, artan maliyetlere dikkati çekerek, Her şey çok pahalı. Hem maddi desteğe hem de sahada görev alacak gönüllülere ihtiyacımız var. Bu sürecin ne kadar süreceğini bilmiyoruz. ifadelerini kullandı.Saldırıların sona ermesini temenni eden Sayegh, Bizi dar bir alana sıkıştırıp bombalıyorlar. Bu saldırıların hiçbir gerekçesi yok. dedi.Dünyaya çağrıda bulunan Sayegh, insanların din ve milliyet ayrımı gözetmeden dayanışma içinde olması gerektiğini belirterek, yaşanan insani krizlere karşı sessiz kalınmaması gerektiğini vurguladı.- Hiçbir şeyimiz kalmadıAilesine sıcak yemek almak için sıraya giren 11 yaşındaki Fadıl Hac, Dahiye bölgesinden ailesiyle birlikte ayrılmak zorunda kaldığını söyledi.Gönüllülere teşekkür eden Hac, barış içinde evlerine dönmek istediklerini dile getirdi.Yerinden edilenlerden Linda Taşviş de İsrail'in başlattığı saldırılar nedeniyle Dahiye'den ayrıldıklarını belirterek, Dahiye'yi yerle bir ettiler. Dört kişilik bir aileyiz, yardıma ihtiyacımız var. Hiçbir şeyimiz kalmadı. Ev kiraları çok pahalı. Savaş çok zor. İsrail'de insanlık yok, kimseye acımıyor. Bizi bu hale getirdiler. Yardım eden kimse yok. Gidecek yerimiz yok. ifadelerini kullandı.- Savaşın bitmesini ve bize yardım edilmesini istiyoruz70 yaşındaki Ali Hamadi ise Dahiye'deki evinin İsrail saldırılarında yandığını, hiçbir eşya alamadan evlerinden çıktıklarını anlattı.İnsanların zor durumda olduğunu ve bazılarının sokaklarda kaldığını vurgulayan Hamadi, gönüllülerin sınırlı imkanlara rağmen ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırmaya çalıştığını kaydetti.Saldırıların sürmesi halinde koşulların daha da ağırlaşacağına dikkati çeken Hamadi, Kimse savaş istemiyor. İnsanlar evlerine dönmek istiyor. Çok yorulduk. Savaşın bitmesini ve bize yardım edilmesini istiyoruz. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Küresel enerji krizi elektrikli ulaşım alternatiflerini öne çıkarıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kuresel-enerji-krizi-elektrikli-ulasim-alternatiflerini-one-cikariyor/823232/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kuresel-enerji-krizi-elektrikli-ulasim-alternatiflerini-one-cikariyor/823232/</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:12:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Hürmüz Boğazı'nda petrol ticaretinin aksaması, enerjiden gıdaya küresel ekonominin pek çok alanını etkilerken, akaryakıt fiyatlarındaki artış ulaşım sektörüne olumsuz yansıyor - Zebra Elektronik Üst Yöneticisi Berkay Somalı: - Bireysel kullanıcılar ve filolar için ciddi avantajlar sunan elektrikli araçlar, düşük işletme maliyetleri, yüksek enerji verimliliği ve uzun vadede daha öngörülebilir bir ulaşım yapısı sağlıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — GÜLŞEN ÇAĞATAY - ABD/İsrail ile İran arasında başlayan savaşla derinleşen enerji krizi her geçen gün etkisini artırırken, yükselen akaryakıt fiyatları karşısında ulaşımda elektrikli araçlar ile temiz yakıt alternatifleri öne çıkıyor.Hürmüz Boğazı'nda petrol ticaretinin aksaması, ulaşım sektöründe akaryakıt fiyatlarını artırarak günlük yaşamı olumsuz etkiliyor.Savaşın başladığı 28 Şubat'tan bu yana ABD'de benzin fiyatları 2022'den sonra ilk kez 4 doları aştı. Almanya'da hükümetin akaryakıt fiyatlarındaki aşırı dalgalanmayı önlemek amacıyla hayata geçirdiği yeni düzenleme, uygulamanın ilk gününde fiyat artışına yol açtı.Bulgaristan, ürün ve akaryakıt fiyatlarının takibi için kriz masası kurdu. Güney Kore, 12 Mart'ta akaryakıt ürünlerine azami fiyat sistemi uygulaması getirdi. Tayland'da artan yakıt maliyetleri, başta küçük ve orta ölçekli işletmeler olmak üzere, birçok sektörde maliyet artışına yol açtı. Hindistan'da, jet yakıtı ve sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) fiyatları artış gösterdi.Fransa'da dizel fiyatlarının 1985'ten bu yana görülmeyen bir seviyeye ulaşarak, litre başına 2,18 avroyu aşması ülkede tartışmalara yol açtı. Petrol arzındaki kesinti, Avrupa Birliği ülkelerinde özellikle dizel fiyatlarını son 1 ayda yüzde 30 artırdı.Güney Afrika Cumhuriyeti'nde savaş sebebiyle uygulanacak akaryakıt zammı öncesi istasyonlarda uzun kuyruklar oluştu. Endonezya hükümeti, önlem almak amacıyla kamu çalışanları için her cuma zorunlu uzaktan çalışma uygulaması başlatıldığını duyurdu. ABD ve İsrail'in İran'a saldırısı sonrası Somali'nin başkenti Mogadişu'da akaryakıt fiyatında artış yaşandı.Türkiye'de ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz savaşın akaryakıt fiyatlarına etkilerine ilişkin, Aldığımız vergilerden, ÖTV'den, KDV'den vazgeçerek akaryakıtta dünyadaki artışın ülkemize daha sınırlı yansımasını sağlamış olduk. ifadelerini kullandı.Öte yandan, elektrikli araçlar, küresel enerji krizinin yaşandığı ve akaryakıt fiyatlarının hızla arttığı bu dönemde önemli bir alternatif olarak görülüyor.Dünya piyasalarındaki dalgalanmalar ve siyasi gelişmelerin benzin ve dizel gibi fosil yakıtlara etkisi dikkate alındığında, elektrikli araçlar maliyet avantajı ve yüksek enerji verimliliğiyle öne çıkıyor.- Artan akaryakıt fiyatları şirketleri sürdürülebilir çözümlere yönlendiriyorElektrikli araç şarj istasyonu alanında yerli üretim yapan Zebra Elektronik Üst Yöneticisi (CEO) Berkay Somalı, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, söz konusu savaşın küresel enerji sektörünü olumsuz etkilediğini belirterek, Bu durum enerji konusunun ne kadar kritik olduğunu daha net ortaya koydu. Özellikle akaryakıt tarafındaki maliyet artışları ve dalgalanmalar bireyleri ve şirketleri daha sürdürülebilir, riski en aza indiren ve öngörülebilir çözümler aramaya yönlendiriyor. diye konuştu.Fosil yakıtlara dayalı sistemlerin giderek daha kırılgan hale gelmesinin, alternatif enerji kaynaklarına ilgiyi hızla artırdığına işaret eden Somalı, yenilenebilir enerji kaynakları ve elektrikli ulaşım tercihlerinin öneminin arttığını söyledi.Somalı, elektrikli araçların sadece çevreci bir tercih olmadığına dikkati çekerek, Elektrikli araçlar aynı zamanda daha verimli, daha ekonomik ve sürdürülebilir bir ulaşım çözümü olarak konumlanıyor. Bireysel kullanıcılar ve filolar için ciddi avantajlar sunan elektrikli araçlar, düşük işletme maliyetleri, yüksek enerji verimliliği ve uzun vadede daha öngörülebilir bir ulaşım yapısı sağlıyor. ifadesini kullandı.Söz konusu dönüşümün sadece elektrikli araçlarla sınırlı olmadığının altını çizen Somalı, şunları kaydetti:Elektrikli araçların yaygınlaşması için güçlü ve güvenilir bir şarj altyapısı olmazsa olmaz. Kullanıcıların şarj hizmetine kolay erişebilmesi, hızlı ve sorunsuz bir deneyim yaşaması bu sürecin en kritik parçalarından biri. Bu yüzden altyapı yatırımlarının, araç dönüşümüyle paralel ilerlemesi gerekiyor. Elektrikli araçların ve stratejik şarj altyapısının, hem ülkemiz hem de dünya için daha sürdürülebilir bir gelecek adına kritik bir rol oynadığına inanıyoruz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — GÜLŞEN ÇAĞATAY - ABD/İsrail ile İran arasında başlayan savaşla derinleşen enerji krizi her geçen gün etkisini artırırken, yükselen akaryakıt fiyatları karşısında ulaşımda elektrikli araçlar ile temiz yakıt alternatifleri öne çıkıyor.Hürmüz Boğazı'nda petrol ticaretinin aksaması, ulaşım sektöründe akaryakıt fiyatlarını artırarak günlük yaşamı olumsuz etkiliyor.Savaşın başladığı 28 Şubat'tan bu yana ABD'de benzin fiyatları 2022'den sonra ilk kez 4 doları aştı. Almanya'da hükümetin akaryakıt fiyatlarındaki aşırı dalgalanmayı önlemek amacıyla hayata geçirdiği yeni düzenleme, uygulamanın ilk gününde fiyat artışına yol açtı.Bulgaristan, ürün ve akaryakıt fiyatlarının takibi için kriz masası kurdu. Güney Kore, 12 Mart'ta akaryakıt ürünlerine azami fiyat sistemi uygulaması getirdi. Tayland'da artan yakıt maliyetleri, başta küçük ve orta ölçekli işletmeler olmak üzere, birçok sektörde maliyet artışına yol açtı. Hindistan'da, jet yakıtı ve sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) fiyatları artış gösterdi.Fransa'da dizel fiyatlarının 1985'ten bu yana görülmeyen bir seviyeye ulaşarak, litre başına 2,18 avroyu aşması ülkede tartışmalara yol açtı. Petrol arzındaki kesinti, Avrupa Birliği ülkelerinde özellikle dizel fiyatlarını son 1 ayda yüzde 30 artırdı.Güney Afrika Cumhuriyeti'nde savaş sebebiyle uygulanacak akaryakıt zammı öncesi istasyonlarda uzun kuyruklar oluştu. Endonezya hükümeti, önlem almak amacıyla kamu çalışanları için her cuma zorunlu uzaktan çalışma uygulaması başlatıldığını duyurdu. ABD ve İsrail'in İran'a saldırısı sonrası Somali'nin başkenti Mogadişu'da akaryakıt fiyatında artış yaşandı.Türkiye'de ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz savaşın akaryakıt fiyatlarına etkilerine ilişkin, Aldığımız vergilerden, ÖTV'den, KDV'den vazgeçerek akaryakıtta dünyadaki artışın ülkemize daha sınırlı yansımasını sağlamış olduk. ifadelerini kullandı.Öte yandan, elektrikli araçlar, küresel enerji krizinin yaşandığı ve akaryakıt fiyatlarının hızla arttığı bu dönemde önemli bir alternatif olarak görülüyor.Dünya piyasalarındaki dalgalanmalar ve siyasi gelişmelerin benzin ve dizel gibi fosil yakıtlara etkisi dikkate alındığında, elektrikli araçlar maliyet avantajı ve yüksek enerji verimliliğiyle öne çıkıyor.- Artan akaryakıt fiyatları şirketleri sürdürülebilir çözümlere yönlendiriyorElektrikli araç şarj istasyonu alanında yerli üretim yapan Zebra Elektronik Üst Yöneticisi (CEO) Berkay Somalı, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, söz konusu savaşın küresel enerji sektörünü olumsuz etkilediğini belirterek, Bu durum enerji konusunun ne kadar kritik olduğunu daha net ortaya koydu. Özellikle akaryakıt tarafındaki maliyet artışları ve dalgalanmalar bireyleri ve şirketleri daha sürdürülebilir, riski en aza indiren ve öngörülebilir çözümler aramaya yönlendiriyor. diye konuştu.Fosil yakıtlara dayalı sistemlerin giderek daha kırılgan hale gelmesinin, alternatif enerji kaynaklarına ilgiyi hızla artırdığına işaret eden Somalı, yenilenebilir enerji kaynakları ve elektrikli ulaşım tercihlerinin öneminin arttığını söyledi.Somalı, elektrikli araçların sadece çevreci bir tercih olmadığına dikkati çekerek, Elektrikli araçlar aynı zamanda daha verimli, daha ekonomik ve sürdürülebilir bir ulaşım çözümü olarak konumlanıyor. Bireysel kullanıcılar ve filolar için ciddi avantajlar sunan elektrikli araçlar, düşük işletme maliyetleri, yüksek enerji verimliliği ve uzun vadede daha öngörülebilir bir ulaşım yapısı sağlıyor. ifadesini kullandı.Söz konusu dönüşümün sadece elektrikli araçlarla sınırlı olmadığının altını çizen Somalı, şunları kaydetti:Elektrikli araçların yaygınlaşması için güçlü ve güvenilir bir şarj altyapısı olmazsa olmaz. Kullanıcıların şarj hizmetine kolay erişebilmesi, hızlı ve sorunsuz bir deneyim yaşaması bu sürecin en kritik parçalarından biri. Bu yüzden altyapı yatırımlarının, araç dönüşümüyle paralel ilerlemesi gerekiyor. Elektrikli araçların ve stratejik şarj altyapısının, hem ülkemiz hem de dünya için daha sürdürülebilir bir gelecek adına kritik bir rol oynadığına inanıyoruz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/kuresel-enerji-krizi-elektrikli-ulasim-alternatiflerini-one-cikariyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Çorum FK, Trendyol 1. Lig'de yarın Bodrum FK ile karşılaşacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/corum-fk-trendyol-1-lig-de-yarin-bodrum-fk-ile-karsilasacak/823230/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/corum-fk-trendyol-1-lig-de-yarin-bodrum-fk-ile-karsilasacak/823230/</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Çorum — Arca Çorum FK, Trendyol 1.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Çorum Haberleri — Arca Çorum FK, Trendyol 1. Lig'in 34. haftasında yarın sahasında Sipay Bodrum FK ile karşılaşacak.Çorum Şehir Stadı'nda oynanacak karşılaşma, saat 20.00'de başlayacak.Kırmızı-siyahlı ekipte kart cezalısı Sinan Osmanoğlu, Bodrum FK maçında forma giyemeyecek.Ligin 33. haftasındaki Bandırmaspor müsabakasında sakatlanarak oyundan çıkan Serdar Gürler'in oynayıp oynamayacağı ise maç saatinde belli olacak.İki takım arasında ligin ilk yarısında oynanan karşılaşmayı Bodrum FK, 4-0 kazanmıştı.Ligde 19 galibiyet, 5 beraberlik ve 9 mağlubiyet yaşayan Çorum FK, 62 puanla 4'üncü, 18 galibiyet, 6 beraberlik ve 9 mağlubiyetle 60 puan toplayan Bodrum FK ise 5'nci sırada haftaya girdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Çorum Haberleri — Arca Çorum FK, Trendyol 1. Lig'in 34. haftasında yarın sahasında Sipay Bodrum FK ile karşılaşacak.Çorum Şehir Stadı'nda oynanacak karşılaşma, saat 20.00'de başlayacak.Kırmızı-siyahlı ekipte kart cezalısı Sinan Osmanoğlu, Bodrum FK maçında forma giyemeyecek.Ligin 33. haftasındaki Bandırmaspor müsabakasında sakatlanarak oyundan çıkan Serdar Gürler'in oynayıp oynamayacağı ise maç saatinde belli olacak.İki takım arasında ligin ilk yarısında oynanan karşılaşmayı Bodrum FK, 4-0 kazanmıştı.Ligde 19 galibiyet, 5 beraberlik ve 9 mağlubiyet yaşayan Çorum FK, 62 puanla 4'üncü, 18 galibiyet, 6 beraberlik ve 9 mağlubiyetle 60 puan toplayan Bodrum FK ise 5'nci sırada haftaya girdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/corum-fk-trendyol-1-lig-de-yarin-bodrum-fk-ile-karsilasacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Irak'ın Salahaddin kentindeki Haşdi Şabi karargahına art arda 2 hava saldırısı düzenlendi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/irak-in-salahaddin-kentindeki-hasdi-sabi-karargahina-art-arda-2-hava-saldirisi-duzenlendi/823228/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/irak-in-salahaddin-kentindeki-hasdi-sabi-karargahina-art-arda-2-hava-saldirisi-duzenlendi/823228/</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:09:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Salahaddin — Irak'ın Salahaddin kentine bağlı Tuzhurmatu ilçesi yakınlarındaki Haşdi Şabi karargahına art arda 2 hava saldırısı gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Salahaddin Haberleri — Irak'ın Salahaddin kentine bağlı Tuzhurmatu ilçesi yakınlarındaki Haşdi Şabi karargahına art arda 2 hava saldırısı gerçekleştirildi.Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, Tuzhurmatu'nun yaklaşık 30 kilometre güneyinde bulunan Hıleve Askeri Üssü'ndeki Haşdi Şabi Kuzeydoğu Operasyonlar Komutanlığı karargahı hava saldırılarıyla hedef alındı.Art arda düzenlenen 2 hava saldırısında can kaybı yaşanmazken, Haşdi Şabi 52. Tugay Komutanlığının da bulunduğu üste maddi hasar oluştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Salahaddin Haberleri — Irak'ın Salahaddin kentine bağlı Tuzhurmatu ilçesi yakınlarındaki Haşdi Şabi karargahına art arda 2 hava saldırısı gerçekleştirildi.Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, Tuzhurmatu'nun yaklaşık 30 kilometre güneyinde bulunan Hıleve Askeri Üssü'ndeki Haşdi Şabi Kuzeydoğu Operasyonlar Komutanlığı karargahı hava saldırılarıyla hedef alındı.Art arda düzenlenen 2 hava saldırısında can kaybı yaşanmazken, Haşdi Şabi 52. Tugay Komutanlığının da bulunduğu üste maddi hasar oluştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/irak-in-salahaddin-kentindeki-hasdi-sabi-karargahina-art-arda-2-hava-saldirisi-duzenlendi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İSTANBULLULARIN OTOPARK ÇİLESİ - İstanbul'da otopark sorununun çözümünde akıllı sistem önerisi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/istanbullularin-otopark-cilesi-istanbul-da-otopark-sorununun-cozumunde-akilli-sistem-onerisi/823227/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/istanbullularin-otopark-cilesi-istanbul-da-otopark-sorununun-cozumunde-akilli-sistem-onerisi/823227/</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:09:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — İstanbul Ticaret Üniversitesi Ulaştırma Sistemleri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı: - Akıllı otopark sistemleri, özellikle yoğun kent merkezlerinde yaşanan park yeri arama trafiğini azaltmak, zaman ve yakıt tasarrufu sağlamak ve kentsel ulaşım verimliliğini artırmak amacıyla geliştirilen teknoloji tabanlı çözümlerdir - Bu sistemler, sensörler, plaka tanıma teknolojileri, mobil uygulamalar, değişken mesaj panoları ve merkezi yazılımlar aracılığıyla boş park alanlarını anlık olarak tespit eder ve sürücülere yönlendirme yapar. Böylece hem trafik sıkışıklığı hem de gereksiz dolaşımdan kaynaklanan karbon emisyonu azalır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — quot;İstanbulluların Otopark Çilesi başlıklı dosya haberinin bu bölümünde, kentteki otopark sorunun çözümünde akıllı otopark sistemlerinin nasıl kullanılabileceği ele alındı.Kentte kronikleşen otopark sorunu, her geçen gün büyüyerek devam ediyor. Trafiğe kayıtlı araç sayısının 6 milyonu aştığı megakentte, özellikle akşam saatlerinde araçlarını park etmek isteyen sürücüler zorluk yaşıyor.Bazı ilçelerde park yeri bulamayan sürücülerin kaldırım kenarlarında çift sıra park yaptıkları görülürken, bazı sürücüler ise araçlarını sokak ortasında bırakıyor.Bu durum yoğun olan kent trafiğinin daha da artmasına neden oluyor.- Artan araç sayısına karşın otopark kapasitesi aynı hızda gelişmediİstanbul Ticaret Üniversitesi Ulaştırma Sistemleri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, kentteki otopark sorununa ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.İstanbul'daki otopark sorununun, kentin demografik, mekansal, doğal ancak yönetilmesi gereken bir sonucu olarak karşılarına çıktığını belirten Ilıcalı, TÜİK verileriyle, Emniyet Genel Müdürlüğü trafik istatistikleri birlikte değerlendirildiğinde, kentte trafiğe kayıtlı araç sayısının son yıllarda düzenli bir biçimde arttığı, buna karşılık mevcut otopark kapasitesinin aynı hızda gelişmediği ve genişlemediğinin görüldüğünü söyledi.Ilıcalı, özellikle eski yerleşim dokusuna sahip merkez ilçelerde, binaların otoparksız inşa edilmiş olmasının sokakları fiili park alanına dönüştürdüğünü, bu durumun hem trafik akışını yavaşlattığını hem de kamusal alan kullanımını olumsuz etkilediğini belirtti.Şehrin merkezine yakın bölgelerde ve ilçe merkezlerinde kronikleşmiş otopark sorununun yalnızca yeni otopark inşa etmekle çözülemeyeceğini dile getiren Ilıcalı, öncelikle planlama yaklaşımının bütüncül olması gerektiğinin altını çizdi.Ilıcalı, 3194 sayılı İmar Kanunu ve Otopark Yönetmeliği çerçevesinde yeni yapılarda otopark sorununun etkin biçimde denetlenmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, şunları söyledi:Bununla birlikte mevcut yapı stokunun yoğun olduğu alanlarda yeraltı otoparkları, çok katlı mekanik sistemler ve kamu özel iş birliği modelleri devreye alınabilir. İBB ve iştiraklerinden İSPARK tarafından işletilen tesislerin kapasite ve erişilebilirlik açısından artırılması, dijital uygulamalar üzerinden gerçek zamanlı doluluk oranlarının paylaşılması, sürücülerin gereksiz dolaşımını azaltacaktır. Ayrıca 'Park Et Devam Et' sistemlerinin metro ve metrobüs hatlarıyla entegre biçimde güçlendirilmesi, özel araç kullanım talebini kent merkezine gitmeden önce düşürebilir. Bu noktada toplu taşıma yatırımlarının artırılması ve özel araç yerine raylı sistem kullanılmasının teşvik edilmesi park talebini azaltan en yapısal çözümdür.Sorunun çözümü noktasında vatandaşlara da görevler düştüğünü belirten Ilıcalı, Özel aracın her yolculuk için zorunlu bir tercih olmadığı gerçeğinin kabulü, paylaşımlı ulaşım, toplu taşıma alternatifleri ve mobilite araçlarının kullanımını artıracaktır. dedi.- Çift sıra park dar sokaklarda acil durum araçlarının geçişini engelliyorProf. Dr. Mustafa Ilıcalı, son dönemlerde sıkça rastlanan çift sıra park sorununa da değinerek, şunları kaydetti:Çift sıra park ve sokak ortasında araç bırakma problemi, sorunun yönetim boyutundaki eksikliklerini ortaya koymaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca trafiği aksatacak biçimde park etmek yasaktır. Ancak denetim yetersizliği ve alternatif alan eksikliği bu ihlallerin yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Çift sıra park özellikle dar sokaklarda acil durum araçlarının geçişini engelleyerek kamu güvenliği riski oluşturmaktadır. Bu sorunun giderilmesi için denetimlerin düzenli ve görünür biçimde artırılması, ihlallere uygulanan yaptırımların caydırıcı şekilde sürdürülmesi gereklidir.Yalnızca ceza yaklaşımının yeterli olmayacağına dikkat çeken Ilıcalı, Sokak bazlı düzenlemeler, tek yön uygulamaları, yol kenarı park çizgilerinin netleştirilmesi ve bazı alanların tamamen park dışı bırakılması gibi fiziksel önlemler uygulanmalıdır. Mahalle ölçeğinde küçük kapasiteli açık veya yarı mekanik otopark alanlarının oluşturulması özellikle gece park ihtiyacını hafifletebilir. şeklinde konuştu.Ilıcalı, otopark sorununun kaynağının artan motorlu araç sahipliği, geçmiş planlama eksiklikleri ve davranışsal tercihler olduğunu vurgulayarak, çözümün, yeni kapasite üretimi, akıllı sistemler, toplu taşıma entegrasyonu, etkin denetim ve toplumsal bilinçlendirmenin birlikte yürütülmesi olduğunu ifade etti.Prof. Dr. Ilıcalı, Akıllı Otopark Sistemlerinin önemine değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:Akıllı otopark sistemleri özellikle yoğun kent merkezlerinde yaşanan park yeri arama trafiğini azaltmak, zaman ve yakıt tasarrufu sağlamak ve kentsel ulaşım verimliliğini artırmak amacıyla geliştirilen teknoloji tabanlı çözümlerdir. Bu sistemler sensörler, plaka tanıma teknolojileri, mobil uygulamalar, değişken mesaj panoları ve merkezi yazılımlar aracılığıyla boş park alanlarını anlık olarak tespit eder ve sürücülere yönlendirme yapar. Böylece hem trafik sıkışıklığı hem de gereksiz dolaşımdan kaynaklanan karbon emisyonu azalır. Akıllı otopark uygulamaları belediyelerin veri temelli planlama yapmasına imkan tanırken, dinamik fiyatlandırma ve rezervasyon seçenekleri sayesinde otopark kapasitesinin daha dengeli kullanılmasını sağlar.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — quot;İstanbulluların Otopark Çilesi başlıklı dosya haberinin bu bölümünde, kentteki otopark sorunun çözümünde akıllı otopark sistemlerinin nasıl kullanılabileceği ele alındı.Kentte kronikleşen otopark sorunu, her geçen gün büyüyerek devam ediyor. Trafiğe kayıtlı araç sayısının 6 milyonu aştığı megakentte, özellikle akşam saatlerinde araçlarını park etmek isteyen sürücüler zorluk yaşıyor.Bazı ilçelerde park yeri bulamayan sürücülerin kaldırım kenarlarında çift sıra park yaptıkları görülürken, bazı sürücüler ise araçlarını sokak ortasında bırakıyor.Bu durum yoğun olan kent trafiğinin daha da artmasına neden oluyor.- Artan araç sayısına karşın otopark kapasitesi aynı hızda gelişmediİstanbul Ticaret Üniversitesi Ulaştırma Sistemleri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, kentteki otopark sorununa ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.İstanbul'daki otopark sorununun, kentin demografik, mekansal, doğal ancak yönetilmesi gereken bir sonucu olarak karşılarına çıktığını belirten Ilıcalı, TÜİK verileriyle, Emniyet Genel Müdürlüğü trafik istatistikleri birlikte değerlendirildiğinde, kentte trafiğe kayıtlı araç sayısının son yıllarda düzenli bir biçimde arttığı, buna karşılık mevcut otopark kapasitesinin aynı hızda gelişmediği ve genişlemediğinin görüldüğünü söyledi.Ilıcalı, özellikle eski yerleşim dokusuna sahip merkez ilçelerde, binaların otoparksız inşa edilmiş olmasının sokakları fiili park alanına dönüştürdüğünü, bu durumun hem trafik akışını yavaşlattığını hem de kamusal alan kullanımını olumsuz etkilediğini belirtti.Şehrin merkezine yakın bölgelerde ve ilçe merkezlerinde kronikleşmiş otopark sorununun yalnızca yeni otopark inşa etmekle çözülemeyeceğini dile getiren Ilıcalı, öncelikle planlama yaklaşımının bütüncül olması gerektiğinin altını çizdi.Ilıcalı, 3194 sayılı İmar Kanunu ve Otopark Yönetmeliği çerçevesinde yeni yapılarda otopark sorununun etkin biçimde denetlenmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, şunları söyledi:Bununla birlikte mevcut yapı stokunun yoğun olduğu alanlarda yeraltı otoparkları, çok katlı mekanik sistemler ve kamu özel iş birliği modelleri devreye alınabilir. İBB ve iştiraklerinden İSPARK tarafından işletilen tesislerin kapasite ve erişilebilirlik açısından artırılması, dijital uygulamalar üzerinden gerçek zamanlı doluluk oranlarının paylaşılması, sürücülerin gereksiz dolaşımını azaltacaktır. Ayrıca 'Park Et Devam Et' sistemlerinin metro ve metrobüs hatlarıyla entegre biçimde güçlendirilmesi, özel araç kullanım talebini kent merkezine gitmeden önce düşürebilir. Bu noktada toplu taşıma yatırımlarının artırılması ve özel araç yerine raylı sistem kullanılmasının teşvik edilmesi park talebini azaltan en yapısal çözümdür.Sorunun çözümü noktasında vatandaşlara da görevler düştüğünü belirten Ilıcalı, Özel aracın her yolculuk için zorunlu bir tercih olmadığı gerçeğinin kabulü, paylaşımlı ulaşım, toplu taşıma alternatifleri ve mobilite araçlarının kullanımını artıracaktır. dedi.- Çift sıra park dar sokaklarda acil durum araçlarının geçişini engelliyorProf. Dr. Mustafa Ilıcalı, son dönemlerde sıkça rastlanan çift sıra park sorununa da değinerek, şunları kaydetti:Çift sıra park ve sokak ortasında araç bırakma problemi, sorunun yönetim boyutundaki eksikliklerini ortaya koymaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca trafiği aksatacak biçimde park etmek yasaktır. Ancak denetim yetersizliği ve alternatif alan eksikliği bu ihlallerin yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Çift sıra park özellikle dar sokaklarda acil durum araçlarının geçişini engelleyerek kamu güvenliği riski oluşturmaktadır. Bu sorunun giderilmesi için denetimlerin düzenli ve görünür biçimde artırılması, ihlallere uygulanan yaptırımların caydırıcı şekilde sürdürülmesi gereklidir.Yalnızca ceza yaklaşımının yeterli olmayacağına dikkat çeken Ilıcalı, Sokak bazlı düzenlemeler, tek yön uygulamaları, yol kenarı park çizgilerinin netleştirilmesi ve bazı alanların tamamen park dışı bırakılması gibi fiziksel önlemler uygulanmalıdır. Mahalle ölçeğinde küçük kapasiteli açık veya yarı mekanik otopark alanlarının oluşturulması özellikle gece park ihtiyacını hafifletebilir. şeklinde konuştu.Ilıcalı, otopark sorununun kaynağının artan motorlu araç sahipliği, geçmiş planlama eksiklikleri ve davranışsal tercihler olduğunu vurgulayarak, çözümün, yeni kapasite üretimi, akıllı sistemler, toplu taşıma entegrasyonu, etkin denetim ve toplumsal bilinçlendirmenin birlikte yürütülmesi olduğunu ifade etti.Prof. Dr. Ilıcalı, Akıllı Otopark Sistemlerinin önemine değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:Akıllı otopark sistemleri özellikle yoğun kent merkezlerinde yaşanan park yeri arama trafiğini azaltmak, zaman ve yakıt tasarrufu sağlamak ve kentsel ulaşım verimliliğini artırmak amacıyla geliştirilen teknoloji tabanlı çözümlerdir. Bu sistemler sensörler, plaka tanıma teknolojileri, mobil uygulamalar, değişken mesaj panoları ve merkezi yazılımlar aracılığıyla boş park alanlarını anlık olarak tespit eder ve sürücülere yönlendirme yapar. Böylece hem trafik sıkışıklığı hem de gereksiz dolaşımdan kaynaklanan karbon emisyonu azalır. Akıllı otopark uygulamaları belediyelerin veri temelli planlama yapmasına imkan tanırken, dinamik fiyatlandırma ve rezervasyon seçenekleri sayesinde otopark kapasitesinin daha dengeli kullanılmasını sağlar.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/istanbullularin-otopark-cilesi-istanbul-da-otopark-sorununun-cozumunde-akilli-sistem-onerisi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İran: ABD ve İsrail sivilleri hedef almayı sürdürürse daha yıkıcı ve kapsamlı misillemeler yaparız</title>
      <link>https://www.canligaste.com/iran-abd-ve-israil-sivilleri-hedef-almayi-surdururse-daha-yikici-ve-kapsamli-misillemeler-yapariz/823226/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/iran-abd-ve-israil-sivilleri-hedef-almayi-surdururse-daha-yikici-ve-kapsamli-misillemeler-yapariz/823226/</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:09:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — İran ordusu, ABD ve İsrail'in sivilleri hedef alan saldırılarının tekrarı halinde misilleme saldırılarının çok daha yıkıcı ve kapsamlı olacağını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — İran ordusu, ABD ve İsrail'in sivilleri hedef alan saldırılarının tekrarı halinde misilleme saldırılarının çok daha yıkıcı ve kapsamlı olacağını belirtti.İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaşı yürüten birimi Hatemül Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Yarbay İbrahim Zülfikari, yaptığı açıklamayla, ABD ve İsrail'in sivil hedeflere yönelik saldırılarına karşı uyarıda bulundu.Sivillere saldırılar konusunda daha önce da uyarılar yaptıklarını hatırlatan Zülfikari, Sivil hedeflere yönelik saldırının tekrarlanması durumunda, taarruz ve misilleme operasyonlarımızın sonraki aşamaları çok daha ezici ve yaygın olacak ve onların bu yaklaşımda ısrar etmesi kayıpları ve zararlarını katlayarak artıracaktır. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — İran ordusu, ABD ve İsrail'in sivilleri hedef alan saldırılarının tekrarı halinde misilleme saldırılarının çok daha yıkıcı ve kapsamlı olacağını belirtti.İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaşı yürüten birimi Hatemül Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Yarbay İbrahim Zülfikari, yaptığı açıklamayla, ABD ve İsrail'in sivil hedeflere yönelik saldırılarına karşı uyarıda bulundu.Sivillere saldırılar konusunda daha önce da uyarılar yaptıklarını hatırlatan Zülfikari, Sivil hedeflere yönelik saldırının tekrarlanması durumunda, taarruz ve misilleme operasyonlarımızın sonraki aşamaları çok daha ezici ve yaygın olacak ve onların bu yaklaşımda ısrar etmesi kayıpları ve zararlarını katlayarak artıracaktır. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/iran-abd-ve-israil-sivilleri-hedef-almayi-surdururse-daha-yikici-ve-kapsamli-misillemeler-yapariz.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>MEB, eğitim izni olmayan yabancı okullardaki Türk öğrencilerin tespiti için harekete geçti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/meb-egitim-izni-olmayan-yabanci-okullardaki-turk-ogrencilerin-tespiti-icin-harekete-gecti/823225/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/meb-egitim-izni-olmayan-yabanci-okullardaki-turk-ogrencilerin-tespiti-icin-harekete-gecti/823225/</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:08:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Valiliklere gönderilen yazıda, yabancı ülkelerin büyükelçilik veya konsolosluklarına bağlı, sadece buralarda çalışanların çocuklarının eğitim görebilmeleri için açılan ve Bakanlıktan izni bulunmayan okullara Türk öğrencilerin de kaydedildiğine ilişkin duyumlar alındığı belirtildi - Bu kapsamda illerde e-Okul'da kayıtlı bulunup devamsız olduğu gözüken ve yasal statüsü bulunmayan bu okullara devam eden Türk öğrencilerin olup olmadığına ilişkin ivedilikle çalışma yapılması ve yasal statüsü olmayan okullara devam ettiği anlaşılan öğrencilerin velilerine bildirimde bulunulması istendi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — BUĞRAHAN AYHAN - Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), geçmişte yabancı ülkelerin büyükelçilik veya konsolosluk çalışanlarının çocukları için açılan ve Bakanlıktan izin almayan okullara Türk öğrencilerin kaydedilip kaydedilmediğinin araştırılmasını ve yasal statüsü olmayan okullara devam eden öğrencilerin velilerine bildirimde bulunulmasını istedi.AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünce hazırlanan İzinsiz Eğitim Faaliyeti Gösteren Okullara Devam Eden Öğrenciler konulu yazı valiliklere gönderildi.Yazıda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 42'nci maddesi ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 17'nci maddesine göre, ülkede eğitim ve öğretim faaliyetlerinin devletin gözetim ve denetimi altında yürütülmesi gerektiği, resmi, özel ya da gönüllü her türlü kuruluşun eğitimle ilgili faaliyetlerinin Bakanlığın denetimine tabi olduğu hatırlatıldı.5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2'nci maddesinde özel öğretim kurum türlerinin ve bu kurumlar tarafından verilebilecek eğitim faaliyetlerinin belirlendiğinin, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nun 3'üncü maddesinde ise gerçek ve tüzel kişiler tarafından Kanun kapsamında belirtilen faaliyetlerin yetkili makamlardan kurum açma izni alınmadan yapılamayacağının altı çizilen yazıda, her ne ad altında olursa olsun eğitim ve öğretim sunmak amacıyla yürütülen faaliyetlerin Bakanlığın izin ve denetimine tabi olduğunun hüküm altına alındığı anımsatıldı.Ayrıca, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 25'inci maddesinin birinci fıkrası, 26'ncı maddesinin birinci fıkrası hükümleri ile 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nun 4'üncü maddesine yer verilen yazıda, bu hükümler gereği temel eğitim çağındaki öğrencilerin Türk ilköğretim okullarında, ortaöğretim çağındaki öğrencilerin ise Bakanlığa bağlı faaliyet gösteren okullarda zorunlu örgün eğitim kapsamında eğitim almaları gerektiği vurgulandı.- Hükümler ihlal edilerek kaydedildiğine ilişkin duyumlar alınmaktadırYazıda, geçmiş yıllarda yabancı ülkelerin büyükelçilik veya konsolosluklarına bağlı olarak, sadece bu yerlerde çalışanların çocuklarının eğitim görebilmeleri için açıldığı anlaşılan ve Bakanlıktan alınmış izni bulunmayan okullara Türk öğrencilerin de Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve ilgili kanunlarda yer alan hükümler ihlal edilerek kaydedildiğine ilişkin duyumlar alındığı bildirildi.Bu kapsamda, zorunlu öğrenim çağındaki öğrencilerin okula devamsızlık yapmaları durumunda hangi işlemlerin yapılması gerektiğine ilişkin düzenlemelere ilgili yönetmeliklerde yer verildiği, düzenlemeler çerçevesinde illerde e-Okul sisteminde kayıtlı bulunup okullarda devamsız olduğu gözüken ve yasal statüsü bulunmayan bu okullara devam eden Türk öğrencilerin olup olmadığına ilişkin ivedilikle çalışma yapılması ve yasal statüsü olmayan okullara devam ettiği anlaşılan öğrencilerin velilerine bildirimde bulunulması istendi.Yazıda, bu doğrultuda milli eğitim müdürlüklerine gerekli tedbirlerin alınması ve yapılan işlemlerde gerekli hassasiyetin gösterilmesi vurgusu yapıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — BUĞRAHAN AYHAN - Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), geçmişte yabancı ülkelerin büyükelçilik veya konsolosluk çalışanlarının çocukları için açılan ve Bakanlıktan izin almayan okullara Türk öğrencilerin kaydedilip kaydedilmediğinin araştırılmasını ve yasal statüsü olmayan okullara devam eden öğrencilerin velilerine bildirimde bulunulmasını istedi.AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünce hazırlanan İzinsiz Eğitim Faaliyeti Gösteren Okullara Devam Eden Öğrenciler konulu yazı valiliklere gönderildi.Yazıda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 42'nci maddesi ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 17'nci maddesine göre, ülkede eğitim ve öğretim faaliyetlerinin devletin gözetim ve denetimi altında yürütülmesi gerektiği, resmi, özel ya da gönüllü her türlü kuruluşun eğitimle ilgili faaliyetlerinin Bakanlığın denetimine tabi olduğu hatırlatıldı.5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2'nci maddesinde özel öğretim kurum türlerinin ve bu kurumlar tarafından verilebilecek eğitim faaliyetlerinin belirlendiğinin, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nun 3'üncü maddesinde ise gerçek ve tüzel kişiler tarafından Kanun kapsamında belirtilen faaliyetlerin yetkili makamlardan kurum açma izni alınmadan yapılamayacağının altı çizilen yazıda, her ne ad altında olursa olsun eğitim ve öğretim sunmak amacıyla yürütülen faaliyetlerin Bakanlığın izin ve denetimine tabi olduğunun hüküm altına alındığı anımsatıldı.Ayrıca, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 25'inci maddesinin birinci fıkrası, 26'ncı maddesinin birinci fıkrası hükümleri ile 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nun 4'üncü maddesine yer verilen yazıda, bu hükümler gereği temel eğitim çağındaki öğrencilerin Türk ilköğretim okullarında, ortaöğretim çağındaki öğrencilerin ise Bakanlığa bağlı faaliyet gösteren okullarda zorunlu örgün eğitim kapsamında eğitim almaları gerektiği vurgulandı.- Hükümler ihlal edilerek kaydedildiğine ilişkin duyumlar alınmaktadırYazıda, geçmiş yıllarda yabancı ülkelerin büyükelçilik veya konsolosluklarına bağlı olarak, sadece bu yerlerde çalışanların çocuklarının eğitim görebilmeleri için açıldığı anlaşılan ve Bakanlıktan alınmış izni bulunmayan okullara Türk öğrencilerin de Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve ilgili kanunlarda yer alan hükümler ihlal edilerek kaydedildiğine ilişkin duyumlar alındığı bildirildi.Bu kapsamda, zorunlu öğrenim çağındaki öğrencilerin okula devamsızlık yapmaları durumunda hangi işlemlerin yapılması gerektiğine ilişkin düzenlemelere ilgili yönetmeliklerde yer verildiği, düzenlemeler çerçevesinde illerde e-Okul sisteminde kayıtlı bulunup okullarda devamsız olduğu gözüken ve yasal statüsü bulunmayan bu okullara devam eden Türk öğrencilerin olup olmadığına ilişkin ivedilikle çalışma yapılması ve yasal statüsü olmayan okullara devam ettiği anlaşılan öğrencilerin velilerine bildirimde bulunulması istendi.Yazıda, bu doğrultuda milli eğitim müdürlüklerine gerekli tedbirlerin alınması ve yapılan işlemlerde gerekli hassasiyetin gösterilmesi vurgusu yapıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/meb-egitim-izni-olmayan-yabanci-okullardaki-turk-ogrencilerin-tespiti-icin-harekete-gecti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Çölyak hastası üniversite öğrencisinin glütensiz yemek sorunu çözüldü</title>
      <link>https://www.canligaste.com/colyak-hastasi-universite-ogrencisinin-glutensiz-yemek-sorunu-cozuldu/823224/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/colyak-hastasi-universite-ogrencisinin-glutensiz-yemek-sorunu-cozuldu/823224/</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:08:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Yozgat Bozok Üniversitesinde öğrenim gören çölyak hastası bir öğrenci, glütensiz yemek talebi yanıtsız kalınca KDK'ye başvurdu - KDK'nin temasa geçtiği üniversite yönetimi, çölyak hastası öğrenciler için uygun yemeklerin çıkartılacağını bildirdi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — ABDULLAH SARİCA - Çölyak hastası üniversite öğrencisinin glütensiz yemek talebi, Kamu Denetçiliği Kurumunun (KDK) devreye girmesiyle çözüme kavuştu.Yozgat Bozok Üniversitesinde okuyan çölyak hastası bir öğrenci, glütensiz yemek hizmetinden faydalanma talebini idareye iletti ancak yanıt alamadı.KDK'ye başvuran öğrenci, beslenme, sağlık ve eğitimde fırsat eşitliği haklarının korunması adına, glütensiz yemek hizmetinin başlatılmasını istedi.Başvuru üzerine üniversite yönetimiyle görüşmeler gerçekleştiren KDK, öğrencinin sorununu çözüme kavuşturdu.Üniversite yönetimi, çalışmaların tamamlanmasının ardından çölyak hastalarına uygun öğle yemeği çıkartılacağını bildirdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — ABDULLAH SARİCA - Çölyak hastası üniversite öğrencisinin glütensiz yemek talebi, Kamu Denetçiliği Kurumunun (KDK) devreye girmesiyle çözüme kavuştu.Yozgat Bozok Üniversitesinde okuyan çölyak hastası bir öğrenci, glütensiz yemek hizmetinden faydalanma talebini idareye iletti ancak yanıt alamadı.KDK'ye başvuran öğrenci, beslenme, sağlık ve eğitimde fırsat eşitliği haklarının korunması adına, glütensiz yemek hizmetinin başlatılmasını istedi.Başvuru üzerine üniversite yönetimiyle görüşmeler gerçekleştiren KDK, öğrencinin sorununu çözüme kavuşturdu.Üniversite yönetimi, çalışmaların tamamlanmasının ardından çölyak hastalarına uygun öğle yemeği çıkartılacağını bildirdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yılbaşından bu yana deniz kirliliği denetimlerinde 42 gemiye işlem yapıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yilbasindan-bu-yana-deniz-kirliligi-denetimlerinde-42-gemiye-islem-yapildi/823223/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yilbasindan-bu-yana-deniz-kirliligi-denetimlerinde-42-gemiye-islem-yapildi/823223/</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:08:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince yılın ilk çeyreğinde deniz kirliliğine karşı yürütülen denetimlerde 42 gemiye, toplam 25 milyon 375 bin 254 lira idari para cezası uygulandı - İçişleri Bakanı Çiftçi: - Denizlerimizi korumak, vatan toprağını korumak kadar önemli bir vazifedir. Mavi vatanın her damlasında hakkımız, hukukumuz ve sorumluluğumuz vardır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — CEM DAĞISTANLI - Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince, yılın ilk çeyreğinde deniz kirliliğine karşı yürütülen denetimlerde 42 gemiye, toplam 25 milyon 375 bin 254 lira idari para cezası uygulandı.Gemi/botlar, helikopterler, uçaklar ve İHA'lardan oluşan yüzer ve uçar unsur filosu ile icra edilen sahil güvenlik devriye görevleri kapsamında denizlerde kirlilik kontrolleri sürüyor. Ayrıca vatandaşlar tarafından 112 Acil Çağrı Merkezine iletilen kirlilik ihbarlarına hızlı şekilde müdahale ediliyor.9 Eylül 2022 tarihli ve 2022/14 sayılı Denizcilik Atıkları Uygulaması Hakkında Genelge ile deniz kirliliği kontrolüne ilave olarak gemi atıklarına ilişkin bilgi ve belge kontrolü yapılıyor ve yasa dışı bir husus tespit edildiğinde idari para cezası uygulanıyor.AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, 2026'nın ilk 3 aylık döneminde deniz kirliliği denetimlerinde (katı atık, evsel atıksu, petrol ve petrol türevli atıklar vb.) 2872 sayılı Çevre Kanunu'na muhalefet ettiği tespit edilen 11 gemi/tekneye toplam 18 milyon 38 bin 414 lira idari para cezası uygulandı.Gemi atıklarına ilişkin bilgi ve belge kontrolü (atık transfer formu) kapsamında yapılan denetimlerde de belge ibraz edemeyen 31 gemi/tekneye, toplam 7 milyon 336 bin 840 lira idari para cezası verildi.- Çevreyi kirletenlere karşı denetimler aralıksız sürüyorİçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Sahil Güvenlik Komutanlığının denetimlerine ilişkin AA muhabirine, Denizlerimizi korumak, vatan toprağını korumak kadar önemli bir vazifedir. Mavi vatanın her damlasında hakkımız, hukukumuz ve sorumluluğumuz vardır. Sahil Güvenlik Komutanlığımız, çevreyi kirletenlere karşı denetimlerini aralıksız sürdürmekte, gerekli idari ve adli işlemleri tavizsiz şekilde uygulamaktadır. Temiz deniz, güçlü Türkiye'nin de temiz vicdanının ifadesidir. değerlendirmesinde bulundu.Denizlerdeki denetim yetkisinin Çevre Kanunu ve ilgili genelgelerle belirlendiği, Sahil Güvenlik Komutanlığının tüm denizlerde kirliliğin adli yönden soruşturulması ve Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca çevrenin kasten veya taksirle kirletilmesi suçundan tahkikat yürütmekle sorumlu olduğu vurgulandı.Mavi vatanın temiz kalması ve deniz ekosisteminin korunması için çevreye karşı duyarlı olunması, karşılaşılan kirlilik vakalarının vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezine bildirilmesi istendi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — CEM DAĞISTANLI - Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince, yılın ilk çeyreğinde deniz kirliliğine karşı yürütülen denetimlerde 42 gemiye, toplam 25 milyon 375 bin 254 lira idari para cezası uygulandı.Gemi/botlar, helikopterler, uçaklar ve İHA'lardan oluşan yüzer ve uçar unsur filosu ile icra edilen sahil güvenlik devriye görevleri kapsamında denizlerde kirlilik kontrolleri sürüyor. Ayrıca vatandaşlar tarafından 112 Acil Çağrı Merkezine iletilen kirlilik ihbarlarına hızlı şekilde müdahale ediliyor.9 Eylül 2022 tarihli ve 2022/14 sayılı Denizcilik Atıkları Uygulaması Hakkında Genelge ile deniz kirliliği kontrolüne ilave olarak gemi atıklarına ilişkin bilgi ve belge kontrolü yapılıyor ve yasa dışı bir husus tespit edildiğinde idari para cezası uygulanıyor.AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, 2026'nın ilk 3 aylık döneminde deniz kirliliği denetimlerinde (katı atık, evsel atıksu, petrol ve petrol türevli atıklar vb.) 2872 sayılı Çevre Kanunu'na muhalefet ettiği tespit edilen 11 gemi/tekneye toplam 18 milyon 38 bin 414 lira idari para cezası uygulandı.Gemi atıklarına ilişkin bilgi ve belge kontrolü (atık transfer formu) kapsamında yapılan denetimlerde de belge ibraz edemeyen 31 gemi/tekneye, toplam 7 milyon 336 bin 840 lira idari para cezası verildi.- Çevreyi kirletenlere karşı denetimler aralıksız sürüyorİçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Sahil Güvenlik Komutanlığının denetimlerine ilişkin AA muhabirine, Denizlerimizi korumak, vatan toprağını korumak kadar önemli bir vazifedir. Mavi vatanın her damlasında hakkımız, hukukumuz ve sorumluluğumuz vardır. Sahil Güvenlik Komutanlığımız, çevreyi kirletenlere karşı denetimlerini aralıksız sürdürmekte, gerekli idari ve adli işlemleri tavizsiz şekilde uygulamaktadır. Temiz deniz, güçlü Türkiye'nin de temiz vicdanının ifadesidir. değerlendirmesinde bulundu.Denizlerdeki denetim yetkisinin Çevre Kanunu ve ilgili genelgelerle belirlendiği, Sahil Güvenlik Komutanlığının tüm denizlerde kirliliğin adli yönden soruşturulması ve Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca çevrenin kasten veya taksirle kirletilmesi suçundan tahkikat yürütmekle sorumlu olduğu vurgulandı.Mavi vatanın temiz kalması ve deniz ekosisteminin korunması için çevreye karşı duyarlı olunması, karşılaşılan kirlilik vakalarının vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezine bildirilmesi istendi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kastamonu'da ormanlık alanda beslenen ayılar görüntülendi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kastamonu-da-ormanlik-alanda-beslenen-ayilar-goruntulendi/823222/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kastamonu-da-ormanlik-alanda-beslenen-ayilar-goruntulendi/823222/</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:06:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kastamonu — Kastamonu'da baharın gelmesiyle doğada ayılar görülmeye başlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kastamonu Haberleri — Kastamonu'da baharın gelmesiyle doğada ayılar görülmeye başlandı.Küre Dağları Milli Parkı'nın Kastamonu sınırlarında kalan bölümünde Kubilay Onurcan Çalık, doğada oluşan manzarayı görüntülemek istedi.Ayıları fark eden Çalık, dron kamerasıyla bu anları kayıt altına aldı. Görüntülerde, iki ayının tarladaki otlarla beslendiği görülüyor.Anne ve yavru ayı aynı bölgeden geçen Şenpazar Belediye Başkanı Cem Çınar'ın da dikkatini çekti.Çınar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Azdavay ilçesinden Şenpazar istikametine gelirken Sabuncular mevkisinde yolun kenarında ayıları fark ettiğini söyledi.Ayıları biraz izledikten sonra cep telefonu kamerasıyla kayıt altına aldığını ifade eden Çınar, Keyifli bir görüntü aldım. Mükemmel coğrafyamız var, doğa onların evi, bize güzel bir fırsat verdiler. Kayıt yaparak değerlendirdik, daha fazla rahatsız etmedik ve yolumuza devam ettik. Anne ayı yavrularını koruma içgüdüsüyle saldırabilir. Vatandaşlarımıza araçlarından inmemelerini ve rahatsızlık vermemelerini öneririz. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kastamonu Haberleri — Kastamonu'da baharın gelmesiyle doğada ayılar görülmeye başlandı.Küre Dağları Milli Parkı'nın Kastamonu sınırlarında kalan bölümünde Kubilay Onurcan Çalık, doğada oluşan manzarayı görüntülemek istedi.Ayıları fark eden Çalık, dron kamerasıyla bu anları kayıt altına aldı. Görüntülerde, iki ayının tarladaki otlarla beslendiği görülüyor.Anne ve yavru ayı aynı bölgeden geçen Şenpazar Belediye Başkanı Cem Çınar'ın da dikkatini çekti.Çınar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Azdavay ilçesinden Şenpazar istikametine gelirken Sabuncular mevkisinde yolun kenarında ayıları fark ettiğini söyledi.Ayıları biraz izledikten sonra cep telefonu kamerasıyla kayıt altına aldığını ifade eden Çınar, Keyifli bir görüntü aldım. Mükemmel coğrafyamız var, doğa onların evi, bize güzel bir fırsat verdiler. Kayıt yaparak değerlendirdik, daha fazla rahatsız etmedik ve yolumuza devam ettik. Anne ayı yavrularını koruma içgüdüsüyle saldırabilir. Vatandaşlarımıza araçlarından inmemelerini ve rahatsızlık vermemelerini öneririz. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/kastamonu-da-ormanlik-alanda-beslenen-ayilar-goruntulendi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'nin tek deri bankası ve doku laboratuvarına bağışlar artıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-nin-tek-deri-bankasi-ve-doku-laboratuvarina-bagislar-artiyor/823221/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-nin-tek-deri-bankasi-ve-doku-laboratuvarina-bagislar-artiyor/823221/</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:06:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Adana — Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki Türkiye'nin ilk ve tek Deri Bankası ve Doku Laboratuvarında, estetik ameliyatlar sonrasında ve hayatını kaybeden insanların bağışlarıyla elde edilen deriler işlenerek 2 ila 5 yıl saklanabiliyor - Hastanenin Yanık Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Koray Daş: - Bağışlar ve bilincin artırılması ile tüm Türkiye'ye yetecek seviyeye gelmeyi planlıyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Adana Haberleri — EREN BOZKURT - Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Deri Bankası ve Doku Laboratuvarında, geçen yıldan bu yana bağışlanan insan derileri işlenerek ihtiyaç halinde kullanılmak üzere saklanıyor.Sağlık Bakanlığı öncülüğünde geçen yıl kurulan Türkiye'nin ilk ve tek deri bankası ve doku laboratuvarı, ağır yanık nedeniyle tedavi gören hastaların sağlıklarına kavuşmalarına katkı sağlıyor.Merkezde, estetik ameliyatlar sonrasında ve hayatını kaybeden insanların bağışlarıyla elde edilen deriler işlenerek 2 ila 5 yıl saklanabiliyor.İşlenip stoklanan deriler, ihtiyaç halinde vücudunda ağır yanık oluşan hastalara nakledilerek kendi hücrelerinden yeni deri oluşturuluncaya kadarki tedavilerinde süre kazanmalarını sağlıyor.Laboratuvar, talep eden sağlık merkezlerine de stoklarında bulunan derileri kalite standartlarına uygun şekilde veriyor.- Tüm Türkiye'ye yetecek seviyeye gelmeyi planlıyoruzAdana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Koray Daş, AA muhabirine, birçok gelişmiş ülkede sağlık politikalarının merkezinde yer alan deri bankası ve doku laboratuvarının, özellikle savaş, terör olayları ya da büyük kaza gibi durumlarda yanık yarası oluşan çok sayıda kişinin tedavisinde kritik önem taşıdığını söyledi.Hastane bünyesinde geçen yıl hizmete açılan merkezde bağışla alınan insan derileriyle ilgili işlemlerin yoğun şekilde sürdüğünü anlatan Daş, bu kapsamda anne karnındaki bebeği çevreleyen plasentanın en iç tabakası (amniyotik membran) ile ilgili çalışmalar yaptıklarını belirtti.Daş, yanık ve yara tedavisinde ve özellikle plastik cerrahinin bazı alanlarında çok sık kullanılan bu tabakanın hem canlı koruma hem de uzun süre dayanıklı olabilecek şekilde iki formda ürettiklerini dile getirdi.Deri greftleriyle (deri dokusunun başka bölgeye nakledildiği cerrahi işlem) ilgili çalışmalarının sürdüğünü anlatan Daş, Bunlar, başka bir insandan alınıp diğer bir insana uyguladığımız ve 5 yıl boyunca rafta saklayabileceğimiz ürünler. Bunlar tedavide çok kritik rol oynuyor. Özellikle ağır yanıkların tedavisinde çok önemli. diye konuştu.Prof. Dr. Daş, deri bankası ve doku laboratuvarında bağ dokusu iskeletiyle ilgili çalışmalar gerçekleştirdiklerini de dile getirdi.Deri nakli uyguladıkları hastalarda güzel sonuçlar aldıklarını belirten Daş, Şu an amniyotik membranda 200 bin santimetrekare üretime ulaştık, bu ciddi bir rakam. Amniyotik membran için günlük 5 bin santimetrekarenin üzerinde üretim kapasitemiz var. O çok sık kullanılıyor. Diğer deri türevlerinde ise yaklaşık 50-60 bin santimetrekareye kadar çıktık. Bağışlar ve bilincin artırılması ile tüm Türkiye'ye yetecek seviyeye gelmeyi planlıyoruz. dedi.Daş, stokları, estetik ameliyatların ardından ve hayatını kaybeden insanların yakınlarının bağışlamasıyla sağladıkları bilgisini verdi.Dünyada bu işin ana kaynağının hayatını kaybetmiş insanlardan bağış olarak alınan deriler olduğunu vurgulayan Daş, Türkiye'de bu bilincin yeni yeni oluşmaya başladığını belirtti.- Vefat etmiş hastalardan derinin tamamını almıyoruzToplumun deri bağışı konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Daş, şunları kaydetti:Bunların da aynı karaciğer, böbrek bağışı veya kornea gibi çok önemli bir doku olduğunu anlatmamız gerekiyor. Vefat etmiş hastalardan derinin tamamını almıyoruz, sadece sırt ve bacak bölgesinden ince bir tabaka halinde deri alıyoruz. Vefat eden kişide alındığı çok belli olmuyor bile. Bunlar o kadar çok bebeğin, çocuğun ve insanın hayatını kurtarmaya yarıyor ki gerçekten bunu bildiklerinde, bunları güzel bir iletişimle topluma anlattığımızda bu bağışları çok kolay yapabileceklerine inanıyoruz. Bağış yapmak isteyenler, tedavi gördükleri merkezlerde, hastanelerde bağış yapmak istediklerini bildirirlerse onlar bize ulaşırlarsa, biz bu dokuları başka insanların hayatı için işleyip kullanabiliriz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Adana Haberleri — EREN BOZKURT - Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Deri Bankası ve Doku Laboratuvarında, geçen yıldan bu yana bağışlanan insan derileri işlenerek ihtiyaç halinde kullanılmak üzere saklanıyor.Sağlık Bakanlığı öncülüğünde geçen yıl kurulan Türkiye'nin ilk ve tek deri bankası ve doku laboratuvarı, ağır yanık nedeniyle tedavi gören hastaların sağlıklarına kavuşmalarına katkı sağlıyor.Merkezde, estetik ameliyatlar sonrasında ve hayatını kaybeden insanların bağışlarıyla elde edilen deriler işlenerek 2 ila 5 yıl saklanabiliyor.İşlenip stoklanan deriler, ihtiyaç halinde vücudunda ağır yanık oluşan hastalara nakledilerek kendi hücrelerinden yeni deri oluşturuluncaya kadarki tedavilerinde süre kazanmalarını sağlıyor.Laboratuvar, talep eden sağlık merkezlerine de stoklarında bulunan derileri kalite standartlarına uygun şekilde veriyor.- Tüm Türkiye'ye yetecek seviyeye gelmeyi planlıyoruzAdana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Koray Daş, AA muhabirine, birçok gelişmiş ülkede sağlık politikalarının merkezinde yer alan deri bankası ve doku laboratuvarının, özellikle savaş, terör olayları ya da büyük kaza gibi durumlarda yanık yarası oluşan çok sayıda kişinin tedavisinde kritik önem taşıdığını söyledi.Hastane bünyesinde geçen yıl hizmete açılan merkezde bağışla alınan insan derileriyle ilgili işlemlerin yoğun şekilde sürdüğünü anlatan Daş, bu kapsamda anne karnındaki bebeği çevreleyen plasentanın en iç tabakası (amniyotik membran) ile ilgili çalışmalar yaptıklarını belirtti.Daş, yanık ve yara tedavisinde ve özellikle plastik cerrahinin bazı alanlarında çok sık kullanılan bu tabakanın hem canlı koruma hem de uzun süre dayanıklı olabilecek şekilde iki formda ürettiklerini dile getirdi.Deri greftleriyle (deri dokusunun başka bölgeye nakledildiği cerrahi işlem) ilgili çalışmalarının sürdüğünü anlatan Daş, Bunlar, başka bir insandan alınıp diğer bir insana uyguladığımız ve 5 yıl boyunca rafta saklayabileceğimiz ürünler. Bunlar tedavide çok kritik rol oynuyor. Özellikle ağır yanıkların tedavisinde çok önemli. diye konuştu.Prof. Dr. Daş, deri bankası ve doku laboratuvarında bağ dokusu iskeletiyle ilgili çalışmalar gerçekleştirdiklerini de dile getirdi.Deri nakli uyguladıkları hastalarda güzel sonuçlar aldıklarını belirten Daş, Şu an amniyotik membranda 200 bin santimetrekare üretime ulaştık, bu ciddi bir rakam. Amniyotik membran için günlük 5 bin santimetrekarenin üzerinde üretim kapasitemiz var. O çok sık kullanılıyor. Diğer deri türevlerinde ise yaklaşık 50-60 bin santimetrekareye kadar çıktık. Bağışlar ve bilincin artırılması ile tüm Türkiye'ye yetecek seviyeye gelmeyi planlıyoruz. dedi.Daş, stokları, estetik ameliyatların ardından ve hayatını kaybeden insanların yakınlarının bağışlamasıyla sağladıkları bilgisini verdi.Dünyada bu işin ana kaynağının hayatını kaybetmiş insanlardan bağış olarak alınan deriler olduğunu vurgulayan Daş, Türkiye'de bu bilincin yeni yeni oluşmaya başladığını belirtti.- Vefat etmiş hastalardan derinin tamamını almıyoruzToplumun deri bağışı konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Daş, şunları kaydetti:Bunların da aynı karaciğer, böbrek bağışı veya kornea gibi çok önemli bir doku olduğunu anlatmamız gerekiyor. Vefat etmiş hastalardan derinin tamamını almıyoruz, sadece sırt ve bacak bölgesinden ince bir tabaka halinde deri alıyoruz. Vefat eden kişide alındığı çok belli olmuyor bile. Bunlar o kadar çok bebeğin, çocuğun ve insanın hayatını kurtarmaya yarıyor ki gerçekten bunu bildiklerinde, bunları güzel bir iletişimle topluma anlattığımızda bu bağışları çok kolay yapabileceklerine inanıyoruz. Bağış yapmak isteyenler, tedavi gördükleri merkezlerde, hastanelerde bağış yapmak istediklerini bildirirlerse onlar bize ulaşırlarsa, biz bu dokuları başka insanların hayatı için işleyip kullanabiliriz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Rektörlerden AA'nın kuruluşunun 106. yıl dönümü mesajı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/rektorlerden-aa-nin-kurulusunun-106-yil-donumu-mesaji/823220/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/rektorlerden-aa-nin-kurulusunun-106-yil-donumu-mesaji/823220/</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:06:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Muş — kuruluşunun 106.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Muş Haberleri — kuruluşunun 106. yıl dönümü dolayısıyla kutlama mesajı yayımladı.Prof. Dr. Şevli, mesajında, güvenilir ve tarafsız haberciliğin simgesi olan Anadolu Ajansının 106. kuruluş yılını kutladı.Milli mücadelenin en kritik dönemlerinde milletin sesini dünyaya duyurmak amacıyla kurulan AA'nın, kuruluşundan bu yana hızlı, güvenilir ve etik habercilik anlayışıyla önemli bir misyonu başarıyla sürdürdüğünü belirten Şevli, şunları kaydetti:Ulusal ve uluslararası düzeyde güvenilir bir haber kaynağı olarak öne çıkan AA, gazetecilik ilkelerinden ödün vermemiştir. Günümüzde dijital dönüşüme uyum sağlayarak küresel ölçekte güçlü bir medya kuruluşuna dönüşen Anadolu Ajansı, nitelikli kadrosu ve yaygın haber ağıyla Türkiye'nin sesini dünyaya ulaştırmaya devam etmektedir. Çağın gereklerine uygun habercilik anlayışıyla hareket eden AA, saygın konumunu sürdürmektedir. Bu düşüncelerle Anadolu Ajansının 106. yılını bir kez daha kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.- AA, sadece ulusal değil uluslararası ölçekte de saygın ve vazgeçilmez bir aktör konumundadırProf. Dr. Alican ise Anadolu Ajansının yalnızca bir haber ajansı olmanın ötesine geçerek, Türkiye'nin kuruluş sürecinde milli mücadelenin sesi, kurucu iradenin taşıyıcısı olduğunu vurguladı.Kurulduğu günden bu yana, devletin ve milletin ortak hafızasını inşa eden, doğru ve güvenilir bilgi akışını sağlayan AA'nın, Cumhuriyet tarihinin her safhasında stratejik bir rol üstlendiğini vurgulayan Alican, mesajında şu ifadelere yer verdi:Bugün ise küresel enformasyon çağında, hakikatin korunması ve doğru bilginin süratle dolaşıma sokulması bakımından Anadolu Ajansı, sadece ulusal değil uluslararası ölçekte de saygın ve vazgeçilmez bir aktör konumundadır. Bu vesileyle 106. kuruluş yıl dönümünü idrak eden AA'nın, tarihsel misyonunu aynı ciddiyet ve sorumlulukla sürdürmesini temenni ediyor, kuruma emeği geçen tüm mensuplarını saygıyla anıyorum.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Muş Haberleri — kuruluşunun 106. yıl dönümü dolayısıyla kutlama mesajı yayımladı.Prof. Dr. Şevli, mesajında, güvenilir ve tarafsız haberciliğin simgesi olan Anadolu Ajansının 106. kuruluş yılını kutladı.Milli mücadelenin en kritik dönemlerinde milletin sesini dünyaya duyurmak amacıyla kurulan AA'nın, kuruluşundan bu yana hızlı, güvenilir ve etik habercilik anlayışıyla önemli bir misyonu başarıyla sürdürdüğünü belirten Şevli, şunları kaydetti:Ulusal ve uluslararası düzeyde güvenilir bir haber kaynağı olarak öne çıkan AA, gazetecilik ilkelerinden ödün vermemiştir. Günümüzde dijital dönüşüme uyum sağlayarak küresel ölçekte güçlü bir medya kuruluşuna dönüşen Anadolu Ajansı, nitelikli kadrosu ve yaygın haber ağıyla Türkiye'nin sesini dünyaya ulaştırmaya devam etmektedir. Çağın gereklerine uygun habercilik anlayışıyla hareket eden AA, saygın konumunu sürdürmektedir. Bu düşüncelerle Anadolu Ajansının 106. yılını bir kez daha kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.- AA, sadece ulusal değil uluslararası ölçekte de saygın ve vazgeçilmez bir aktör konumundadırProf. Dr. Alican ise Anadolu Ajansının yalnızca bir haber ajansı olmanın ötesine geçerek, Türkiye'nin kuruluş sürecinde milli mücadelenin sesi, kurucu iradenin taşıyıcısı olduğunu vurguladı.Kurulduğu günden bu yana, devletin ve milletin ortak hafızasını inşa eden, doğru ve güvenilir bilgi akışını sağlayan AA'nın, Cumhuriyet tarihinin her safhasında stratejik bir rol üstlendiğini vurgulayan Alican, mesajında şu ifadelere yer verdi:Bugün ise küresel enformasyon çağında, hakikatin korunması ve doğru bilginin süratle dolaşıma sokulması bakımından Anadolu Ajansı, sadece ulusal değil uluslararası ölçekte de saygın ve vazgeçilmez bir aktör konumundadır. Bu vesileyle 106. kuruluş yıl dönümünü idrak eden AA'nın, tarihsel misyonunu aynı ciddiyet ve sorumlulukla sürdürmesini temenni ediyor, kuruma emeği geçen tüm mensuplarını saygıyla anıyorum.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/rektorlerden-aa-nin-kurulusunun-106-yil-donumu-mesaji.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Geleneksel avcılık yasal zemine kavuşuyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/geleneksel-avcilik-yasal-zemine-kavusuyor/823218/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/geleneksel-avcilik-yasal-zemine-kavusuyor/823218/</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:06:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Geleneksel avcılık düzenlemesi, belirli bölgelerde tarihsel olarak sürdürülen ve usta-çırak ilişkisi içinde aktarılan avcılık uygulamalarının kültürel miras boyutunun tanınmasını ve yasal statüsünün güçlendirilmesini sağlayacak - Yaralı hayvanlar doğaya salınmadan önce kapsamlı sağlık taramalarından geçirilecek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — ZEYNEP ÖZTURHAN - Milli Parklar Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle belirli bölgelerde usta-çırak ilişkisiyle sürdürülen geleneksel avcılık yasal zemine kavuşurken, yaralı veya el konulan hayvanların doğaya salınma süreçlerine yönelik yenilikler getirildi.Milli parklara yönelik düzenlemeleri içeren Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Resmi Gazete'de yayımlandı.Kanun, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğüne biyolojik çeşitlilik ve yaban hayatı yönetimi alanlarında yeni yetkiler tanıyor.Düzenlemeyle biyolojik çeşitliliğin ve ekosistemlerin korunması, koruma ile kullanım esaslarının yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alınarak belirlenmesi, sulak alanların ekolojik dengesinin gözetilmesi ile nesli tehlike altındaki nadir bitki ve hayvan türlerinin denetimi artık DKMP'nin sorumluluğuna bırakıldı. Bu kapsamda idari yaptırım uygulama yetkisi de müdürlüğe tanındı.Düzenlemede geleneksel avcılık ibaresinin Kara Avcılığı Kanunu'na eklenmesi ve kaçak avcılık cezalarındaki artışlar dikkati çekiyor.AA muhabirinin DKMP'den edindiği bilgilere göre, geleneksel avcılık düzenlemesi, belirli bölgelerde tarihsel olarak sürdürülen ve usta-çırak ilişkisi içinde aktarılan avcılık uygulamalarının kültürel miras boyutunun tanınmasını ve yasal statüsünün güçlendirilmesini sağlayacak.Bu kapsamda belirli bir yöreye özgü kimlik taşıyan avlanma yöntemleri, mevcut mevzuatın yasak saydığı bir yöntem veya araç içerdikleri gerekçesiyle yasaklanmayacak, bunun yerine denetimli biçimde mevzuatta yerini alacak.Geleneksel avcılık yasal zemine kavuşmakla kota, alan ve dönem kısıtlamalarına tabi tutulacak. Geleneksel avcılığın nerede, ne zaman ve hangi türler için yapılabileceği, bilimsel veriler ve uluslararası sözleşmeler esas alınarak DKMP tarafından belirlenecek.- Kaçak avcılık cezalarında artışa gidildiDüzenlemeyle kaçak avcılığa yönelik idari para cezaları da önemli ölçüde artırıldı. Merkez Av Komisyonunca yasaklanan avlaklarda avlanmanın cezası 200 liradan 10 bin liraya, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında avlanmanın cezası ise 350 liradan 15 bin liraya yükseltildi.Avcılık belgesi ya da izni olmadan avlananlara 5 bin ila 10 bin lira arasında değişen idari para cezası verilecek, 5 yıl içindeki tekrarlarda ceza 3 katına çıkacak.Ayrıca, kaçak avcılıkla mücadele yalnızca cezai yaptırımlarla yürütülmeyecek, denetim faaliyetleri, bilgilendirme ve eğitim çalışmaları da eş zamanlı sürdürülecek.Yapılan düzenlemeyle av ve doğa koruma memurları statüsünün güçlendirilmesi ve sahadaki yetki ve görevlerinin netleştirilmesi sağlanarak kaçak avcılıkla mücadelede daha etkin bir denetim mekanizmasının oluşturulmasının sağlanacağı öngörülüyor.- Yaralı ve el konulan hayvanlar için yeni süreçYasa, el konulan veya yaralı bulunan yaban hayvanlarına ilişkin süreci de yeniden düzenliyor. Doğada yaralı, hasta veya bitkin bulunan ya da kaçakçılıktan ele geçirilen hayvanlar, öncelikle güvenli şekilde kurtarılacak. Bu hayvanlar, Türkiye'nin 11 ilinde bulunan ve DKMP tarafından kurulmuş yaban hayvanı kurtarma ve rehabilitasyon merkezlerine ya da DKMP ile protokol yapmış hayvanat bahçeleri ile veteriner fakültelerine nakledilecek.İlgili merkezlerde hayvanların türüne ve durumuna göre acil müdahale, görüntüleme, cerrahi operasyonlar ve gerekli görülen diğer tıbbi müdahaleler uygulanacak. Paraziter ve bulaşıcı hastalıklar açısından da kontrol ve tedavileri yapılacak.Fiziksel iyileşmenin yanı sıra, hayvanların doğada hayatta kalabilmek için ihtiyaç duydukları içgüdüsel becerileri (uçma, avlanma, saklanma vb.) yeniden kazanmalarını sağlamak amacıyla türe özgü davranışsal rehabilitasyon süreci de yürütülecek.Bir hayvanın doğaya salınmaya hazır olduğuna karar verilmeden önce veteriner hekim tarafından kapsamlı sağlık taramalarından geçirilecek. Rehabilitasyonu tamamlanan yaralı hayvanların doğal popülasyon için bir tehdit oluşturmadığından emin olunmasının ardından yetişkin yabani memelilerde doğadan alındıkları yerden 16 kilometre yarıçapında bir yerde, yavru memelilerde avcı hayvanların ve kendi tür baskısının olmadığı uygun yerde, sürüngen ve amfibilerde alındıkları yerden 1 kilometre yarıçapında bir yerde, kuşlar göç döneminde ise göç rotalarında göç dönemi dışında ise alındığı yerde doğaya salınacak.Ele geçirilen yaban hayvanlarından, Türkiye'nin yaban hayatında doğal olarak yer almayan veya doğaya geri döndürülmesi mümkün olmayanlar, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde hayvanat bahçeleri, doğal yaşam parkları veya uygun görülen diğer alanlarda bakıma alınacak.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — ZEYNEP ÖZTURHAN - Milli Parklar Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle belirli bölgelerde usta-çırak ilişkisiyle sürdürülen geleneksel avcılık yasal zemine kavuşurken, yaralı veya el konulan hayvanların doğaya salınma süreçlerine yönelik yenilikler getirildi.Milli parklara yönelik düzenlemeleri içeren Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Resmi Gazete'de yayımlandı.Kanun, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğüne biyolojik çeşitlilik ve yaban hayatı yönetimi alanlarında yeni yetkiler tanıyor.Düzenlemeyle biyolojik çeşitliliğin ve ekosistemlerin korunması, koruma ile kullanım esaslarının yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alınarak belirlenmesi, sulak alanların ekolojik dengesinin gözetilmesi ile nesli tehlike altındaki nadir bitki ve hayvan türlerinin denetimi artık DKMP'nin sorumluluğuna bırakıldı. Bu kapsamda idari yaptırım uygulama yetkisi de müdürlüğe tanındı.Düzenlemede geleneksel avcılık ibaresinin Kara Avcılığı Kanunu'na eklenmesi ve kaçak avcılık cezalarındaki artışlar dikkati çekiyor.AA muhabirinin DKMP'den edindiği bilgilere göre, geleneksel avcılık düzenlemesi, belirli bölgelerde tarihsel olarak sürdürülen ve usta-çırak ilişkisi içinde aktarılan avcılık uygulamalarının kültürel miras boyutunun tanınmasını ve yasal statüsünün güçlendirilmesini sağlayacak.Bu kapsamda belirli bir yöreye özgü kimlik taşıyan avlanma yöntemleri, mevcut mevzuatın yasak saydığı bir yöntem veya araç içerdikleri gerekçesiyle yasaklanmayacak, bunun yerine denetimli biçimde mevzuatta yerini alacak.Geleneksel avcılık yasal zemine kavuşmakla kota, alan ve dönem kısıtlamalarına tabi tutulacak. Geleneksel avcılığın nerede, ne zaman ve hangi türler için yapılabileceği, bilimsel veriler ve uluslararası sözleşmeler esas alınarak DKMP tarafından belirlenecek.- Kaçak avcılık cezalarında artışa gidildiDüzenlemeyle kaçak avcılığa yönelik idari para cezaları da önemli ölçüde artırıldı. Merkez Av Komisyonunca yasaklanan avlaklarda avlanmanın cezası 200 liradan 10 bin liraya, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında avlanmanın cezası ise 350 liradan 15 bin liraya yükseltildi.Avcılık belgesi ya da izni olmadan avlananlara 5 bin ila 10 bin lira arasında değişen idari para cezası verilecek, 5 yıl içindeki tekrarlarda ceza 3 katına çıkacak.Ayrıca, kaçak avcılıkla mücadele yalnızca cezai yaptırımlarla yürütülmeyecek, denetim faaliyetleri, bilgilendirme ve eğitim çalışmaları da eş zamanlı sürdürülecek.Yapılan düzenlemeyle av ve doğa koruma memurları statüsünün güçlendirilmesi ve sahadaki yetki ve görevlerinin netleştirilmesi sağlanarak kaçak avcılıkla mücadelede daha etkin bir denetim mekanizmasının oluşturulmasının sağlanacağı öngörülüyor.- Yaralı ve el konulan hayvanlar için yeni süreçYasa, el konulan veya yaralı bulunan yaban hayvanlarına ilişkin süreci de yeniden düzenliyor. Doğada yaralı, hasta veya bitkin bulunan ya da kaçakçılıktan ele geçirilen hayvanlar, öncelikle güvenli şekilde kurtarılacak. Bu hayvanlar, Türkiye'nin 11 ilinde bulunan ve DKMP tarafından kurulmuş yaban hayvanı kurtarma ve rehabilitasyon merkezlerine ya da DKMP ile protokol yapmış hayvanat bahçeleri ile veteriner fakültelerine nakledilecek.İlgili merkezlerde hayvanların türüne ve durumuna göre acil müdahale, görüntüleme, cerrahi operasyonlar ve gerekli görülen diğer tıbbi müdahaleler uygulanacak. Paraziter ve bulaşıcı hastalıklar açısından da kontrol ve tedavileri yapılacak.Fiziksel iyileşmenin yanı sıra, hayvanların doğada hayatta kalabilmek için ihtiyaç duydukları içgüdüsel becerileri (uçma, avlanma, saklanma vb.) yeniden kazanmalarını sağlamak amacıyla türe özgü davranışsal rehabilitasyon süreci de yürütülecek.Bir hayvanın doğaya salınmaya hazır olduğuna karar verilmeden önce veteriner hekim tarafından kapsamlı sağlık taramalarından geçirilecek. Rehabilitasyonu tamamlanan yaralı hayvanların doğal popülasyon için bir tehdit oluşturmadığından emin olunmasının ardından yetişkin yabani memelilerde doğadan alındıkları yerden 16 kilometre yarıçapında bir yerde, yavru memelilerde avcı hayvanların ve kendi tür baskısının olmadığı uygun yerde, sürüngen ve amfibilerde alındıkları yerden 1 kilometre yarıçapında bir yerde, kuşlar göç döneminde ise göç rotalarında göç dönemi dışında ise alındığı yerde doğaya salınacak.Ele geçirilen yaban hayvanlarından, Türkiye'nin yaban hayatında doğal olarak yer almayan veya doğaya geri döndürülmesi mümkün olmayanlar, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde hayvanat bahçeleri, doğal yaşam parkları veya uygun görülen diğer alanlarda bakıma alınacak.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/geleneksel-avcilik-yasal-zemine-kavusuyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Konya'nın su rezervleri son yağışlarla arttı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/konya-nin-su-rezervleri-son-yagislarla-artti/823217/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/konya-nin-su-rezervleri-son-yagislarla-artti/823217/</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:04:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Konya — Konya Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Ferat Bayram: - 2024'te toplam 351 milimetre civarında bir yağış söz konusuyken, bu mevsimin sadece ilk 4 ayında yaklaşık 200 milimetreye varan bir yağış gerçekleşti. Bu oldukça önemli bir miktar - Meram Deresi’nde daha önce saniyede 0,25 metreküp olan debi, son yağışlarla saniyede 2,5 metreküpe çıktı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Konya Haberleri — ABDULLAH DOĞAN - Konya'da baraj ve depolama tesislerinde yapılan son ölçümlere göre, su seviyelerinde genel olarak dengeli bir seyir izlendi, bazı barajlarda ise önemli artışlar yaşandı.Konya'da 1 Ekim 2025 ile 30 Mart 2026 arasında ölçülen yağış miktarı, uzun yıllar ortalamasının yüzde 11,3 üzerinde gerçekleşti. Geçen su yılına göre ise yağışlarda yüzde 100 oranında artış yaşandı, bazı barajlardaki doluluk oranlarında yükseliş dikkati çekti.Buna göre Bozkır Barajı'nda su miktarı 20,31 hektometreküpten 101,87 hektometreküpe, Suğla Depolaması'nda 82,18 hektometreküpten 160,03 hektometreküpe yükseldi. Apa Barajı'nda su seviyesi 6,33 hektometreküpten 55,79 hektometreküpe, Derebucak Barajı'nda 5,38 hektometreküpten 9,17 hektometreküpe, Altınapa Barajı’nda ise 2,82 hektometreküpten 8,78 hektometreküpe çıktı.Kış aylarında yüksek kesimlerde biriken kar örtüsünün bahar aylarında erimesiyle havzaya önemli miktarda su girişi sağlanması, bunun da bölgedeki su kaynaklarını olumlu yönde etkilemesi bekleniyor.Devlet Su İşleri (DSİ) 4. Bölge Müdürlüğü, vatandaşların içme, kullanma ve sulama suyuna kesintisiz erişimini sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdürürken, suyun bilinçli ve tasarruflu kullanılmasının önemine işaret etti.- Geçmiş yıllara oranla yüzde 60 oranında bir yükseliş meydana geldiğini söyleyebilirizKonya Teknik Üniversitesi (KTÜN) Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Ferat Bayram, Konya havzasındaki son yağışların yüzey ve yer altı sularına etkisini değerlendirdi.Yüzey sularındaki miktar değişiminin havza dinamikleriyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan Bayram, yağışın şiddeti, miktarının yanı sıra drenaj kanallarının eğimi ve zemin geçirgenliğinin suyun hareketini belirleyen temel unsurlar olduğunu söyledi.Bayram, 2024'teki kurak dönemin ardından gelen yağışların umut verici olduğunu belirterek, 2024'te toplam 351 milimetre civarında bir yağış söz konusuyken, bu mevsimin sadece ilk 4 ayında yaklaşık 200 milimetre varan bir yağış gerçekleştir. Bu oldukça önemli bir miktar. Bu artışın etkisiyle Konya bölgesindeki göl ve rezervuarlardaki su seviyelerinde, geçmiş yıllara oranla yüzde 60 nispetinde bir yükseliş meydana geldiğini söyleyebiliriz. ifadelerini kullandı.- Pik noktalarda saniyede 22 metreküpe ulaşan akışlar gözlemlendiYüzey akışındaki artışa somut örneklerden Meram Deresi’ndeki değişimlerin çarpıcı olduğuna değinen Bayram, Meram Deresi’nde daha önce saniyede 0,25 metreküp olan debi, son yağışlarla saniyede 2,5 metreküpe çıktı. Pik noktalarda saniyede 22 metreküpe ulaşan akışlar gözlemlendi. Bu sular, yer çekimine bağlı olarak doğal gölleri ve barajları hızla besliyor. dedi.Bayram, yağışların sadece yüzey suları için değil, stratejik öneme sahip yer altı kaynakları için de kritik olduğunu vurgulayarak, Konya bölgesi genelinde, yüzey sularının ve yağışların yaklaşık yüzde 20’lik bir kısmının yer altına süzülerek buradaki kaynakları beslediğini görüyoruz. Geri kalan kısım ise kar ve yağmur suları şeklinde yüzey akışına geçerek göl ve rezervuarları dolduruyor. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Konya Haberleri — ABDULLAH DOĞAN - Konya'da baraj ve depolama tesislerinde yapılan son ölçümlere göre, su seviyelerinde genel olarak dengeli bir seyir izlendi, bazı barajlarda ise önemli artışlar yaşandı.Konya'da 1 Ekim 2025 ile 30 Mart 2026 arasında ölçülen yağış miktarı, uzun yıllar ortalamasının yüzde 11,3 üzerinde gerçekleşti. Geçen su yılına göre ise yağışlarda yüzde 100 oranında artış yaşandı, bazı barajlardaki doluluk oranlarında yükseliş dikkati çekti.Buna göre Bozkır Barajı'nda su miktarı 20,31 hektometreküpten 101,87 hektometreküpe, Suğla Depolaması'nda 82,18 hektometreküpten 160,03 hektometreküpe yükseldi. Apa Barajı'nda su seviyesi 6,33 hektometreküpten 55,79 hektometreküpe, Derebucak Barajı'nda 5,38 hektometreküpten 9,17 hektometreküpe, Altınapa Barajı’nda ise 2,82 hektometreküpten 8,78 hektometreküpe çıktı.Kış aylarında yüksek kesimlerde biriken kar örtüsünün bahar aylarında erimesiyle havzaya önemli miktarda su girişi sağlanması, bunun da bölgedeki su kaynaklarını olumlu yönde etkilemesi bekleniyor.Devlet Su İşleri (DSİ) 4. Bölge Müdürlüğü, vatandaşların içme, kullanma ve sulama suyuna kesintisiz erişimini sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdürürken, suyun bilinçli ve tasarruflu kullanılmasının önemine işaret etti.- Geçmiş yıllara oranla yüzde 60 oranında bir yükseliş meydana geldiğini söyleyebilirizKonya Teknik Üniversitesi (KTÜN) Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Ferat Bayram, Konya havzasındaki son yağışların yüzey ve yer altı sularına etkisini değerlendirdi.Yüzey sularındaki miktar değişiminin havza dinamikleriyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan Bayram, yağışın şiddeti, miktarının yanı sıra drenaj kanallarının eğimi ve zemin geçirgenliğinin suyun hareketini belirleyen temel unsurlar olduğunu söyledi.Bayram, 2024'teki kurak dönemin ardından gelen yağışların umut verici olduğunu belirterek, 2024'te toplam 351 milimetre civarında bir yağış söz konusuyken, bu mevsimin sadece ilk 4 ayında yaklaşık 200 milimetre varan bir yağış gerçekleştir. Bu oldukça önemli bir miktar. Bu artışın etkisiyle Konya bölgesindeki göl ve rezervuarlardaki su seviyelerinde, geçmiş yıllara oranla yüzde 60 nispetinde bir yükseliş meydana geldiğini söyleyebiliriz. ifadelerini kullandı.- Pik noktalarda saniyede 22 metreküpe ulaşan akışlar gözlemlendiYüzey akışındaki artışa somut örneklerden Meram Deresi’ndeki değişimlerin çarpıcı olduğuna değinen Bayram, Meram Deresi’nde daha önce saniyede 0,25 metreküp olan debi, son yağışlarla saniyede 2,5 metreküpe çıktı. Pik noktalarda saniyede 22 metreküpe ulaşan akışlar gözlemlendi. Bu sular, yer çekimine bağlı olarak doğal gölleri ve barajları hızla besliyor. dedi.Bayram, yağışların sadece yüzey suları için değil, stratejik öneme sahip yer altı kaynakları için de kritik olduğunu vurgulayarak, Konya bölgesi genelinde, yüzey sularının ve yağışların yaklaşık yüzde 20’lik bir kısmının yer altına süzülerek buradaki kaynakları beslediğini görüyoruz. Geri kalan kısım ise kar ve yağmur suları şeklinde yüzey akışına geçerek göl ve rezervuarları dolduruyor. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/konya-nin-su-rezervleri-son-yagislarla-artti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Sivas Valisi Şimşek AA'nın kuruluşunun 106. yıl dönümünü kutladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/sivas-valisi-simsek-aa-nin-kurulusunun-106-yil-donumunu-kutladi/823216/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/sivas-valisi-simsek-aa-nin-kurulusunun-106-yil-donumunu-kutladi/823216/</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:04:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Sivas — kuruluşunun 106.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Sivas Haberleri — kuruluşunun 106. yıl dönümünü kutladı.Vali Şimşek, mesajında, 106 yıl önce Milli Mücadele'nin sesini dünyaya duyurmak için kurulan AA'nın bugün ulusal ve uluslararası kamuoyuna bir asırdan fazladır içerik sunduğunu belirtti. AA'nın kuruluş yıl dönümünü tebrik eden Şimşek, Milli Mücadele'nin en zorlu günlerinde kurulan ve o günden bu yana ülkemizin haber alma hakkını gözeten Anadolu Ajansının 106. kuruluş yıl dönümünü kutluyorum. Anadolu Ajansına ve tüm çalışanlarına başarılar diliyor, ajansın kuruluşunda emeği geçenleri saygı ve rahmetle anıyorum. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Sivas Haberleri — kuruluşunun 106. yıl dönümünü kutladı.Vali Şimşek, mesajında, 106 yıl önce Milli Mücadele'nin sesini dünyaya duyurmak için kurulan AA'nın bugün ulusal ve uluslararası kamuoyuna bir asırdan fazladır içerik sunduğunu belirtti. AA'nın kuruluş yıl dönümünü tebrik eden Şimşek, Milli Mücadele'nin en zorlu günlerinde kurulan ve o günden bu yana ülkemizin haber alma hakkını gözeten Anadolu Ajansının 106. kuruluş yıl dönümünü kutluyorum. Anadolu Ajansına ve tüm çalışanlarına başarılar diliyor, ajansın kuruluşunda emeği geçenleri saygı ve rahmetle anıyorum. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/sivas-valisi-simsek-aa-nin-kurulusunun-106-yil-donumunu-kutladi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kuveyt'te önlenen füze saldırısında düşen şarapneller nedeniyle 6 kişi yaralandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kuveyt-te-onlenen-fuze-saldirisinda-dusen-sarapneller-nedeniyle-6-kisi-yaralandi/823213/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kuveyt-te-onlenen-fuze-saldirisinda-dusen-sarapneller-nedeniyle-6-kisi-yaralandi/823213/</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:03:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Kuveyt'te hava savunma sistemlerince önlenen füzelerden düşen şarapneller nedeniyle 6 kişinin yaralandığı bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Kuveyt'te hava savunma sistemlerince önlenen füzelerden düşen şarapneller nedeniyle 6 kişinin yaralandığı bildirildi.Kuveyt Savunma Bakanlığı Sözcüsü Abdullah es-Sened, yaptığı yazılı açıklamada, ülkenin kuzey kesiminde İran'dan ateşlenen füzelere hava savunma sistemlerince müdahale edilmesi sonucu sivil yerleşim yerlerine şarapnel parçaları düştüğünü belirtti.İlk yardım ekiplerinin bölgeye intikal ettiğini aktaran Sened, olayda 6 kişinin yaralandığını ifade etti.Sözcü, 1 kişinin hastaneye nakledildiğini, 2 kişiye olay yerinde sağlık desteğinin verildiğini, 3 kişinin kendi imkanlarıyla hastaneye ulaştığını ve yaralıların durumunun iyi olduğunu kaydetti.İran, ABD ve İsrail'in saldırılarına misilleme kapsamında 28 Şubat'tan bu yana Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere ABD üslerinin bulunduğu bazı bölge ülkelerinde belirlediği kritik hedeflere füze ve İHA saldırıları düzenliyor.İran'a yönelik ABD-İsrail saldırılarının başladığı 28 Şubat'tan bu yana Kuveyt hava savunma sistemlerinin 330'dan fazla füze ile 740 İHA'ya müdahale ettiği kaydedilmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Kuveyt'te hava savunma sistemlerince önlenen füzelerden düşen şarapneller nedeniyle 6 kişinin yaralandığı bildirildi.Kuveyt Savunma Bakanlığı Sözcüsü Abdullah es-Sened, yaptığı yazılı açıklamada, ülkenin kuzey kesiminde İran'dan ateşlenen füzelere hava savunma sistemlerince müdahale edilmesi sonucu sivil yerleşim yerlerine şarapnel parçaları düştüğünü belirtti.İlk yardım ekiplerinin bölgeye intikal ettiğini aktaran Sened, olayda 6 kişinin yaralandığını ifade etti.Sözcü, 1 kişinin hastaneye nakledildiğini, 2 kişiye olay yerinde sağlık desteğinin verildiğini, 3 kişinin kendi imkanlarıyla hastaneye ulaştığını ve yaralıların durumunun iyi olduğunu kaydetti.İran, ABD ve İsrail'in saldırılarına misilleme kapsamında 28 Şubat'tan bu yana Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere ABD üslerinin bulunduğu bazı bölge ülkelerinde belirlediği kritik hedeflere füze ve İHA saldırıları düzenliyor.İran'a yönelik ABD-İsrail saldırılarının başladığı 28 Şubat'tan bu yana Kuveyt hava savunma sistemlerinin 330'dan fazla füze ile 740 İHA'ya müdahale ettiği kaydedilmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/kuveyt-te-onlenen-fuze-saldirisinda-dusen-sarapneller-nedeniyle-6-kisi-yaralandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bakan Uraloğlu: Ocean Thunder isimli Türk sahipli gemi dün gece Hürmüz Boğazı'nı geçti. Böylece savaşın başından bu yana Körfez'de bekleyen 3 gemi boğazdan güvenle ayrılmış oldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bakan-uraloglu-ocean-thunder-isimli-turk-sahipli-gemi-dun-gece-hurmuz-bogazi-ni-gecti-boylece-savasin-basindan-bu-yana-korfez-de-bekleyen-3-gemi-bogazdan-guvenle-ayrilmis-oldu/823212/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bakan-uraloglu-ocean-thunder-isimli-turk-sahipli-gemi-dun-gece-hurmuz-bogazi-ni-gecti-boylece-savasin-basindan-bu-yana-korfez-de-bekleyen-3-gemi-bogazdan-guvenle-ayrilmis-oldu/823212/</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:03:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri —]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri —]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/bakan-uraloglu-ocean-thunder-isimli-turk-sahipli-gemi-dun-gece-hurmuz-bogazi-ni-gecti-boylece-savasin-basindan-bu-yana-korfez-de-bekleyen-3-gemi-bogazdan-guvenle-ayrilmis-oldu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bingöl Üniversitesi Rektörü Çelik, AA'nın kuruluşunun 106. yılını kutladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bingol-universitesi-rektoru-celik-aa-nin-kurulusunun-106-yilini-kutladi/823211/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bingol-universitesi-rektoru-celik-aa-nin-kurulusunun-106-yilini-kutladi/823211/</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:03:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Bingöl — kuruluşunun 106.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Bingöl Haberleri — kuruluşunun 106. yılını kutladı.Çelik, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Milli Mücadele'nin en çetin günlerinde milletin sesi olmak ve doğru bilgiyi kamuoyuna ulaştırmak amacıyla kurulan Anadolu Ajansının 6 Nisan 1920'den bu yana üstlendiği tarihi misyonu başarıyla sürdürdüğünü belirtti.Anadolu Ajansının kurulduğu günden itibaren tarafsız, güvenilir ve hızlı habercilik anlayışıyla hem Türkiye'de hem de uluslararası alanda önemli bir referans kaynağı haline geldiğini vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:Hakikatin izinde yürüyen, kamuoyunu doğru bilgilendirme sorumluluğunu büyük bir özveriyle yerine getiren Anadolu Ajansı, bugün de güçlü yayın ağı ve nitelikli insan kaynağıyla küresel ölçekte saygın bir konuma sahiptir. Dijitalleşen dünyada değişen iletişim dinamiklerine uyum sağlayarak haberciliğin gelişimine öncülük etmesi, kurumun vizyonunun en önemli göstergelerindendir. Bu vesileyle Anadolu Ajansının kuruluşunda emeği geçenleri rahmet ve minnetle anıyor, bugün bu köklü kurumda görev yapan tüm çalışanları tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Bingöl Haberleri — kuruluşunun 106. yılını kutladı.Çelik, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Milli Mücadele'nin en çetin günlerinde milletin sesi olmak ve doğru bilgiyi kamuoyuna ulaştırmak amacıyla kurulan Anadolu Ajansının 6 Nisan 1920'den bu yana üstlendiği tarihi misyonu başarıyla sürdürdüğünü belirtti.Anadolu Ajansının kurulduğu günden itibaren tarafsız, güvenilir ve hızlı habercilik anlayışıyla hem Türkiye'de hem de uluslararası alanda önemli bir referans kaynağı haline geldiğini vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:Hakikatin izinde yürüyen, kamuoyunu doğru bilgilendirme sorumluluğunu büyük bir özveriyle yerine getiren Anadolu Ajansı, bugün de güçlü yayın ağı ve nitelikli insan kaynağıyla küresel ölçekte saygın bir konuma sahiptir. Dijitalleşen dünyada değişen iletişim dinamiklerine uyum sağlayarak haberciliğin gelişimine öncülük etmesi, kurumun vizyonunun en önemli göstergelerindendir. Bu vesileyle Anadolu Ajansının kuruluşunda emeği geçenleri rahmet ve minnetle anıyor, bugün bu köklü kurumda görev yapan tüm çalışanları tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/bingol-universitesi-rektoru-celik-aa-nin-kurulusunun-106-yilini-kutladi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
