<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>ANALİZ - Uluslararası baskı artıyor: Türkiye’nin Netanyahu için kırmızı bülten hamlesi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/analiz-uluslararasi-baski-artiyor-turkiye-nin-netanyahu-icin-kirmizi-bulten-hamlesi/899765/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/analiz-uluslararasi-baski-artiyor-turkiye-nin-netanyahu-icin-kirmizi-bulten-hamlesi/899765/</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:57:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / İsrailli sanıkların Gazzelilere ve Gazze’ye yardım götürmeye çalışanlara karşı işlediği suçlardan dolayı çıkartılmış bir kırmızı bültenle karşıtlık içerisinde olmak birçok devletin hesabını zor verebileceği türden bir siyasi tutum olacaktır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Osman Karaoğlu, Netanyahu hakkında kırmızı bülten talebinde bulunulmasının ne anlama geldiğini AA Analiz için kaleme aldı.***İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 7 Kasım 2025 tarihinde İsrailli yetkililer aleyhine başlatılan soruşturma neticesinde hazırlanan iddianame kabul edilmiş ve aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da bulunduğu 35 kişi hakkında İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır. Davada gelinen noktada sanıklar hakkında yakalama kararı çıkarılmış ve ilgili bakanlıkların girişimi ile sanıklardan Netanyahu ve Afek Moskovitch hakkında Interpol’den kırmızı bülten (red notice) çıkarılması talep edilmiştir. Bu anlamda kırmızı bültenin ne olduğunu, nasıl uygulandığını ve muhtemel etkisini anlamak önem arz etmektedir.Kırmızı bültenin anlamıEsas adı Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı (International Criminal Police Organization) olan ve hükümetlerarası bir uluslararası örgüt olan Interpol’ün halihazırda 196 üyesi bulunmaktadır. Interpol üye ülkelerin tamamındaki polis teşkilatlarının işbirliği içinde çalışmasına yardımcı olmakta, suçlar ve suçlular hakkında bilgi paylaşımlarını koordine etmekte ve operasyonel destek sağlamaktadır. Bu kapsamda üye ülkeler arasındaki işbirliği prosedürlerinden biri olan kırmızı bülten, bir kişinin iadesi, teslim edilmesi, yerinin tespit edilmesi ya da geçici olarak yakalanması amacıyla üye ülkelerin kolluk makamlarına yapılan bir taleptir. Kırmızı bülten, talepte bulunan ülkenin adli makamları tarafından çıkarılmış bir yakalama emrine veya mahkeme kararına dayanır. Kırmızı bültenin kendisi bir yakalama emri değildir.Interpol’den kırmızı bülten talep edilmesi esasen sürecin sadece başlangıcıdır. Zira talepler öncelikle Interpol’de kurulan özel bir birim tarafından incelenmekte ve talebin Interpol kurallarına uygun olup olmadığı değerlendirilmektedir. Örneğin, Interpol Kurucu Belgesi’nin (Constitution of the ICPO-INTERPOL) 3. maddesine göre: “Teşkilatın siyasi, askeri, dini veya ırki nitelikte herhangi bir müdahalede bulunması ya da faaliyette bulunması kesinlikle yasaktır”. Daha açık ifadeyle Interpol bir talebi “siyasi” olarak nitelendirebilir ve reddedebilir. Ancak sanıklardan Netanyahu hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından verilmiş bir yakalama emrinin daha olduğu düşünüldüğünde Interpol’ün Türkiye’nin talebini reddetmesi tartışmalara neden olacaktır. Zira Interpol’ün “talebin siyasiliğine ilişkin red kararı” da siyasi olarak değerlendirilebilecektir. İkinci olarak Interpol’ün talebi kabul etmesi ve kırmızı bülten çıkarması halinde yapısal durumlar devreye girecektir. Interpol, yapısı gereği üye ülke kolluk kuvvetleri üzerinde doğrudan bir icra yetkisine sahip değildir. Daha açık ifadeyle Interpol üye ülkeler nezdinde operasyon yürütemez. Her üye ülke kırmızı bülteni kendi iç hukukuna ve tercihlerine göre değerlendirme yetkisine sahiptir. Dolayısıyla, hakkında bülten çıkarılan kişinin yakalanabilmesi, ancak ilgili ülkenin hukuki işbirliği göstermesiyle fiiliyata dökülebilmektedir.Bu açıdan bakıldığında Interpol’ün kırmızı bülten kararı esasen bir “yüksek önemde bildirim”dir. Amaç üye ülkelerin kolluk kuvvetleri arasındaki işbirliğini artırmak ve suçla mücadeledir. Ancak Interpol’ün Kurucu Belgesi’ne bakıldığında üye ülkelerin hakkında kırmızı bülten çıkarılan kişiyi yakalamaması herhangi bir uluslararası sorumluluk doğurmamaktadır. Elbette bu Interpol sisteminin işlemediği anlamına gelmemektedir. Üye ülkeler mümkün olduğunca işbirliğini önemsemekte ve kırmızı bülten kararlarını uygulamaya çalışmaktadır. Ancak bağlayıcılık bakımından Interpol UCM’den ayrılmaktadır. Roma Statüsü’ne göre taraf devletler UCM’nin verdiği yakalama emirlerini uygulamak zorundadırlar. Aksi halde Roma Statüsü’nü ihlal etmiş kabul edilirler. Örneğin, hakkında UCM tarafından yakalama emri çıkarılmış olan Netanyahu 3-6 Nisan 2025 tarihinde Roma Statüsü’ne taraf olan Macaristan’ı ziyaret etmiş ancak Macaristan tarafından yakalanmamıştır. Bunun üzerine 24 Temmuz 2025 tarihinde UCM, Macaristan’ın Roma Statüsü'nü ihlal ettiğine hükmetmiştir. Zira UCM sisteminde yakalama emirlerinin ulusal değerlendirmeye tabi tutulması kabul edilmemiştir. Taraf devletler UCM’nin yakalama emrini iç hukuku ya da başkaca bir hususu gerekçe göstererek uygulamaktan imtina edemez. Interpol sisteminde ise tam aksine üye devletlerin iç hukuku ve tercihleri ön plandadır. Üye ülkeler iç hukukunu veya başkaca bir hususu dikkate alarak yakalama yapmaktan kaçınabilirler. Bu noktada Interpol’ün bir yaptırım uygulaması veya ihlal kararı vermesi de mümkün değildir.Kırmızı bültenin etkisiKırmızı bülten kararını tümden etkisiz görmek de yanlış bir yaklaşımdır. Zira kırmızı bülten çıkması 196 ülke nezdinde hakkında kırmızı bülten çıkarılan kişilerin potansiyel olarak yakalanabileceği ihtimalini beraberinde getirmektedir. Bu da doğal olarak o ülkelere seyahati riskli hale getirmektedir. Kırmızı bülten çıkması halinde Netanyahu ve Moskovitch, Interpol’e üye 196 ülkeden birine seyahat ederken bu riski göze alarak seyahat edecektir. Nitekim benzer bir durum UCM karşısında da yaşanmaktadır. Netanyahu’nun uçağı, özel garanti almadıkça, Roma Statüsü’ne taraf ülkelerin hava sahasından geçmemektedir. Hatta Netanyahu’nun Macaristan’ı ziyareti de Viktor Orban hükümetinin Netanyahu’nun yakalanmayacağına dair özel garanti vermesi sonucunda gerçekleşmiştir.Bu anlamda Netanyahu ve Moskovitch, Türkiye’nin kırmızı bülten çıkarttırmasından benzer şekilde etkilenecek ve seyahat planlarını ona göre planlayacaktır. Her plan ve ziyaret, Macaristan ziyareti gibi, siyasi ve diplomatik bir krize neden olacaktır. Bu anlamda Interpol’e üye ülkelerin de kendi halkına ve uluslararası kamuoyuna siyasi hesap verebilme ihtimalini de azımsamamak gerekir. İsrailli sanıkların Gazzelilere ve Gazze’ye yardım götürmeye çalışanlara karşı işlediği suçlardan dolayı çıkartılmış bir kırmızı bültenle karşıtlık içerisinde olmak birçok devletin hesabını zor verebileceği türden bir siyasi tutum olacaktır. Kırmızı bülteni uygulamayan üye ülkeler, tüm bunların üstüne bir de kırmızı bülteni çıkarttıran Türkiye ile diplomatik kriz yaşamayı göze almak durumunda kalacaktır.[Doç. Dr. Ali Osman Karaoğlu, Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesidir.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.Muhabir: Afra Betül Aydar]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Osman Karaoğlu, Netanyahu hakkında kırmızı bülten talebinde bulunulmasının ne anlama geldiğini AA Analiz için kaleme aldı.***İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 7 Kasım 2025 tarihinde İsrailli yetkililer aleyhine başlatılan soruşturma neticesinde hazırlanan iddianame kabul edilmiş ve aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da bulunduğu 35 kişi hakkında İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır. Davada gelinen noktada sanıklar hakkında yakalama kararı çıkarılmış ve ilgili bakanlıkların girişimi ile sanıklardan Netanyahu ve Afek Moskovitch hakkında Interpol’den kırmızı bülten (red notice) çıkarılması talep edilmiştir. Bu anlamda kırmızı bültenin ne olduğunu, nasıl uygulandığını ve muhtemel etkisini anlamak önem arz etmektedir.Kırmızı bültenin anlamıEsas adı Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı (International Criminal Police Organization) olan ve hükümetlerarası bir uluslararası örgüt olan Interpol’ün halihazırda 196 üyesi bulunmaktadır. Interpol üye ülkelerin tamamındaki polis teşkilatlarının işbirliği içinde çalışmasına yardımcı olmakta, suçlar ve suçlular hakkında bilgi paylaşımlarını koordine etmekte ve operasyonel destek sağlamaktadır. Bu kapsamda üye ülkeler arasındaki işbirliği prosedürlerinden biri olan kırmızı bülten, bir kişinin iadesi, teslim edilmesi, yerinin tespit edilmesi ya da geçici olarak yakalanması amacıyla üye ülkelerin kolluk makamlarına yapılan bir taleptir. Kırmızı bülten, talepte bulunan ülkenin adli makamları tarafından çıkarılmış bir yakalama emrine veya mahkeme kararına dayanır. Kırmızı bültenin kendisi bir yakalama emri değildir.Interpol’den kırmızı bülten talep edilmesi esasen sürecin sadece başlangıcıdır. Zira talepler öncelikle Interpol’de kurulan özel bir birim tarafından incelenmekte ve talebin Interpol kurallarına uygun olup olmadığı değerlendirilmektedir. Örneğin, Interpol Kurucu Belgesi’nin (Constitution of the ICPO-INTERPOL) 3. maddesine göre: “Teşkilatın siyasi, askeri, dini veya ırki nitelikte herhangi bir müdahalede bulunması ya da faaliyette bulunması kesinlikle yasaktır”. Daha açık ifadeyle Interpol bir talebi “siyasi” olarak nitelendirebilir ve reddedebilir. Ancak sanıklardan Netanyahu hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından verilmiş bir yakalama emrinin daha olduğu düşünüldüğünde Interpol’ün Türkiye’nin talebini reddetmesi tartışmalara neden olacaktır. Zira Interpol’ün “talebin siyasiliğine ilişkin red kararı” da siyasi olarak değerlendirilebilecektir. İkinci olarak Interpol’ün talebi kabul etmesi ve kırmızı bülten çıkarması halinde yapısal durumlar devreye girecektir. Interpol, yapısı gereği üye ülke kolluk kuvvetleri üzerinde doğrudan bir icra yetkisine sahip değildir. Daha açık ifadeyle Interpol üye ülkeler nezdinde operasyon yürütemez. Her üye ülke kırmızı bülteni kendi iç hukukuna ve tercihlerine göre değerlendirme yetkisine sahiptir. Dolayısıyla, hakkında bülten çıkarılan kişinin yakalanabilmesi, ancak ilgili ülkenin hukuki işbirliği göstermesiyle fiiliyata dökülebilmektedir.Bu açıdan bakıldığında Interpol’ün kırmızı bülten kararı esasen bir “yüksek önemde bildirim”dir. Amaç üye ülkelerin kolluk kuvvetleri arasındaki işbirliğini artırmak ve suçla mücadeledir. Ancak Interpol’ün Kurucu Belgesi’ne bakıldığında üye ülkelerin hakkında kırmızı bülten çıkarılan kişiyi yakalamaması herhangi bir uluslararası sorumluluk doğurmamaktadır. Elbette bu Interpol sisteminin işlemediği anlamına gelmemektedir. Üye ülkeler mümkün olduğunca işbirliğini önemsemekte ve kırmızı bülten kararlarını uygulamaya çalışmaktadır. Ancak bağlayıcılık bakımından Interpol UCM’den ayrılmaktadır. Roma Statüsü’ne göre taraf devletler UCM’nin verdiği yakalama emirlerini uygulamak zorundadırlar. Aksi halde Roma Statüsü’nü ihlal etmiş kabul edilirler. Örneğin, hakkında UCM tarafından yakalama emri çıkarılmış olan Netanyahu 3-6 Nisan 2025 tarihinde Roma Statüsü’ne taraf olan Macaristan’ı ziyaret etmiş ancak Macaristan tarafından yakalanmamıştır. Bunun üzerine 24 Temmuz 2025 tarihinde UCM, Macaristan’ın Roma Statüsü'nü ihlal ettiğine hükmetmiştir. Zira UCM sisteminde yakalama emirlerinin ulusal değerlendirmeye tabi tutulması kabul edilmemiştir. Taraf devletler UCM’nin yakalama emrini iç hukuku ya da başkaca bir hususu gerekçe göstererek uygulamaktan imtina edemez. Interpol sisteminde ise tam aksine üye devletlerin iç hukuku ve tercihleri ön plandadır. Üye ülkeler iç hukukunu veya başkaca bir hususu dikkate alarak yakalama yapmaktan kaçınabilirler. Bu noktada Interpol’ün bir yaptırım uygulaması veya ihlal kararı vermesi de mümkün değildir.Kırmızı bültenin etkisiKırmızı bülten kararını tümden etkisiz görmek de yanlış bir yaklaşımdır. Zira kırmızı bülten çıkması 196 ülke nezdinde hakkında kırmızı bülten çıkarılan kişilerin potansiyel olarak yakalanabileceği ihtimalini beraberinde getirmektedir. Bu da doğal olarak o ülkelere seyahati riskli hale getirmektedir. Kırmızı bülten çıkması halinde Netanyahu ve Moskovitch, Interpol’e üye 196 ülkeden birine seyahat ederken bu riski göze alarak seyahat edecektir. Nitekim benzer bir durum UCM karşısında da yaşanmaktadır. Netanyahu’nun uçağı, özel garanti almadıkça, Roma Statüsü’ne taraf ülkelerin hava sahasından geçmemektedir. Hatta Netanyahu’nun Macaristan’ı ziyareti de Viktor Orban hükümetinin Netanyahu’nun yakalanmayacağına dair özel garanti vermesi sonucunda gerçekleşmiştir.Bu anlamda Netanyahu ve Moskovitch, Türkiye’nin kırmızı bülten çıkarttırmasından benzer şekilde etkilenecek ve seyahat planlarını ona göre planlayacaktır. Her plan ve ziyaret, Macaristan ziyareti gibi, siyasi ve diplomatik bir krize neden olacaktır. Bu anlamda Interpol’e üye ülkelerin de kendi halkına ve uluslararası kamuoyuna siyasi hesap verebilme ihtimalini de azımsamamak gerekir. İsrailli sanıkların Gazzelilere ve Gazze’ye yardım götürmeye çalışanlara karşı işlediği suçlardan dolayı çıkartılmış bir kırmızı bültenle karşıtlık içerisinde olmak birçok devletin hesabını zor verebileceği türden bir siyasi tutum olacaktır. Kırmızı bülteni uygulamayan üye ülkeler, tüm bunların üstüne bir de kırmızı bülteni çıkarttıran Türkiye ile diplomatik kriz yaşamayı göze almak durumunda kalacaktır.[Doç. Dr. Ali Osman Karaoğlu, Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesidir.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.Muhabir: Afra Betül Aydar]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/analiz-uluslararasi-baski-artiyor-turkiye-nin-netanyahu-icin-kirmizi-bulten-hamlesi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Moldova bağımsızlığının 35. yılını kutluyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/moldova-bagimsizliginin-35-yilini-kutluyor/899764/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/moldova-bagimsizliginin-35-yilini-kutluyor/899764/</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:54:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kişinev / Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla 1991’de bağımsızlığını elde eden Moldova, AB'ye üyelik sürecini ilerletirken Rusya'dan uzaklaşma politikası izliyor - Transdinyester sorunu ve Gagauz Özerk Yeri’ndeki siyasi ayrışmalarla karşı karşıya kalan Moldova’da, Romanya ile birleşme ihtimali de zaman zaman gündeme geliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kişinev Haberleri : DMİTRİ CHİRCİU - Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) dağılmasıyla 1991’de ilan ettiği bağımsızlığının 35. yılını kutlayan Moldova, Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik sürecini ilerletirken Rusya'yla ilişkilerinde mesafeyi artırıyor.Eski SSCB'den ayrılan Moldova'da parlamento, 27 Ağustos 1991'de bağımsızlık bildirgesini kabul etti.Bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Batı ile ilişkilerini geliştirmeye yönelen Moldova, AB ile 1994’te ortaklık ve işbirliği anlaşması imzaladı. 1998’de yürürlüğe giren anlaşma, taraflar arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin temelini oluşturdu. Cumhurbaşkanı Maia Sandu'nun 2020'de seçilmesi ve kurduğu Eylem ve Dayanışma Partisinin (PAS) 2021'de iktidara gelmesiyle ülkenin Avrupa'ya yönelimi güçlendi.AB'ye katılım için 2022'de başvuran Moldova'ya aynı yıl aday ülke statüsü verilerek 2024'te üyelik müzakereleri başlatıldı. Ülkede, AB’ye katılım hedefinin anayasaya dahil edilmesi amacıyla 2024'te düzenlenen referandumda ise vatandaşlar anayasa değişikliğini küçük bir farkla kabul etti.2030’a kadar AB’ye üye olmayı hedefleyen Moldova’nın Avrupa entegrasyonu, dış ve iç politikasının temel gündemlerinden biri olmayı sürdürüyor.Rusya ile ilişkiler gerilediMoldova yönetiminin Batı yanlısı politikası, Rusya ile ilişkilerin son yıllarda ciddi biçimde gerilmesine yol açtı.Moskova'dan uzaklaşma politikasını izleyen Kişinev, devam eden savaşta Ukrayna’ya siyasi destek vererek Rusya'yı Moldova’nın iç siyasetine müdahale etmek, güvenliğine tehdit oluşturmak ve Avrupa entegrasyonunu engellemekle suçladı.Ülkede, Rusça yayın yapan bazı medya kuruluşlarına yönelik kısıtlamalar getirildi, Rus Evi olarak bilinen Rusya Kültür Merkezinin faaliyetleri sonlandırıldı.Rusya ile Moldova, enerji kaynakları alanında da sorunlar yaşadı. Eskiden doğal gaz ihtiyacının önemli kısmını Rusya’dan karşılayan Moldova, Romanya gibi Avrupa ülkeleri üzerinden alternatif tedarik kanallarına yöneldi.Zaman zaman karşılıklı olarak diplomatlarını sınır dışı eden iki ülke arasında, insansız hava araçları (İHA) kaynaklı gerginlik de baş gösterdi. Son olarak Kişinev, Ukrayna sınırına yakın topraklarında İHA'ların düşmesinden Rusya'yı sorumlu tutarak, Kişinev Büyükelçisini istişareler için çağırdı.BDT ve AEB&#039;den uzaklaşmaBatı’ya yönelişiyle Doğu ekseninden uzaklaşan Moldova, 1994’te katıldığı Bağımsız Devletler Topluluğundan (BDT) çıkma yönünde adımlar attı.Kişinev yönetimi, 2022’den itibaren BDT toplantılarına katılımı askıya alırken sonraki yıllarda topluluk kapsamında imzalanan çok sayıda anlaşmadan çekildi, bu yıl ise ülkenin BDT üyeliğinden çıkmasına karar verdi.Moldova, 2018’de gözlemci statüsü aldığı Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) ile ilişkilerini de giderek zayıflattı.Moldova’nın Romanya ile birleşmesi ihtimaliMoldova’nın Avrupa’ya entegrasyon süreciyle birlikte komşu ülke Romanya ile birleşmesi ihtimali, son dönemde yeniden tartışma konusu oldu.Cumhurbaşkanı Sandu’nun, olası bir referandumda ülkesinin Romanya ile birleşmesi için oy kullanacağı yönündeki açıklaması, konuyu yeniden gündeme getirdi. Sandu, vatandaşların çoğunun kendisiyle aynı görüşü paylaşmadığını, bu nedenle Kişinev'in AB ile entegrasyonunun daha gerçekçi bir hedef olduğunu belirtse de birleşmenin Moldova’nın AB’ye entegrasyonunu hızlandırabileceğini savundu.Romanya da Moldova'yla olası bir birleşme referandumuna olumlu yaklaştı. Cumhurbaşkanı Nicușor Dan, birleşme kararının Moldova halkına ait olduğunu, halkın bu yönde irade ortaya koyması halinde, Romanya’nın buna göre hareket edeceğini bildirdi. Romanya Temsilciler Meclisi ise ülkenin Moldova ile birleşmesini öngören yasa teklifini onayladı.Transdinyester meselesiMoldova’nın bağımsızlığından bu yana karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri, Dinyester Nehri’nin doğu kıyısında, Rusya’nın desteğiyle tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Transdinyester bölgesi.Bağımsızlık ilanından sonra Moldova ile Transdinyester arasında başlayan silahlı çatışmalar, Temmuz 1992’de ateşkesle son buldu.Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) şemsiyesi altında 1993'te meselenin çözümüne ilişkin 5+2 formatında (Moldova, Transdinyester, Ukrayna, Rusya, AGİT ile AB ve ABD) başlayan süreç ise sonuç vermedi. ​​​​​​​Kişinev, bu bölgenin, Moldova’nın anayasal alanına yeniden dahil edilmesini savunuyor, Rusya’nın bölgedeki askeri varlığının sona erdirilmesini talep ediyor.Transdinyester’deki varlığını sürdüren Rusya ise bölge sakinlerinin haklarını ve güvenliğini dış politikasının öncelikleri arasında tutmayı sürdürüyor.Bu doğrultuda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, mayıs ayında, Transdinyester sakinlerinin Rus vatandaşlığı edinmesini kolaylaştıran bir karar imzaladı.Yaklaşık 220 bin Rus vatandaşının yaşadığı Transdinyester’in sözde yönetimi ise daha önce, Kişinev’in baskılarına karşı Rusya’dan koruma talep etti.Gagauz Özerk Yeri&#039;yle siyasi ayrışmalarMoldova’nın güneyinde Bucak olarak adlandırılan topraklarda yaşayan Gagauz Türkleri, ülkenin siyasi dengelerinde önemli bir yere sahip.Gagauzlar, eski Sovyetler Birliği’nin dağılması sürecinde 19 Ağustos 1990’da cumhuriyet ilan etti. Hiçbir ülke tarafından tanınmayan bu yapı, yaklaşık 4 yıl varlığını sürdürdü.Türkiye’nin arabuluculuk rolüyle de Kişinev ve Komrat arasında sağlanan uzlaşı sonucunda, 23 Aralık 1994’te Moldova sınırları içinde özel hukuki statüye sahip Gagauz Özerk Yeri kuruldu.Kişinev ile Komrat arasındaki ilişkiler, son yıllarda Moldova’nın Avrupa entegrasyonu politikası ve Gagauz Özerk Yeri'ndeki Rusya’ya yakın siyasi eğilimler nedeniyle geriledi.Gerilim, Gagauz Özerk Yeri Başkanı Yevgeniya Gutsul hakkındaki dava süreciyle birlikte daha da arttı. Gutsul, Moldova’da yasaklanan Şor Partisi’nin yasa dışı finansmanına ilişkin davada 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Buna tepki gösteren Komrat, kararı siyasi olarak nitelendirirken, Kişinev sürecin hukuki nitelikte olduğunu savundu.Kişinev ile Komrat arasındaki anlaşmazlıklar, bölgenin özerklik yetkileri ve bölgesel kurumların işleyişi konusunda da devam etti.Gagauz Halk Meclisi için seçimlerin düzenlenmesine ilişkin hukuki anlaşmazlıkların yaşanmasının ardından Moldova Anayasa Mahkemesi, temmuzda, 23 Aralık 1994 tarihli Gagauz Özerk Yeri'nin özel hukuki statüsüne dair kanundaki bazı maddeleri anayasaya aykırı buldu. Mahkeme kararıyla bölgenin merkezden bağımsız olarak seçim komisyonu oluşturma ve seçim düzenleme, adalet, içişleri, bilgi ve güvenlik yetkililerini belirleme hakları kaldırıldı.Türkiye-Moldova ilişkileriMoldova’yı tanıyan ilk ülkelerden biri olan Türkiye, Kişinev ile 1992’de diplomatik ilişkiler kurdu.İkili ilişkiler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2018’de Moldova'yı ziyaret etmesiyle ivme kazandı ve stratejik ortaklık seviyesine çıkarıldı. Bu gelişmeyi, 2019'da Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin, 2020'de de Ortak Stratejik Planlama Grubu’nun ilk toplantılarının yapılması takip etti.Ülkeler arasında üst düzey temaslar sonraki yıllarda da devam etti. Moldova Cumhurbaşkanı Sandu’nun nisanda Antalya Diplomasi Forumu'na katılması ve Erdoğan'la görüşmesi, bu temasların son örneklerinden biri oldu.Moldova'nın toprak bütünlüğünden yana olan Türkiye, 30 yılı aşkın süredir Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) aracılığıyla ülkede sosyal ve ekonomik projeleri hayata geçiriyor. Türkiye'nin Gagauz Özerk Yeri'ne eğitim ve kalkınma desteği de sürüyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kişinev Haberleri : DMİTRİ CHİRCİU - Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) dağılmasıyla 1991’de ilan ettiği bağımsızlığının 35. yılını kutlayan Moldova, Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik sürecini ilerletirken Rusya'yla ilişkilerinde mesafeyi artırıyor.Eski SSCB'den ayrılan Moldova'da parlamento, 27 Ağustos 1991'de bağımsızlık bildirgesini kabul etti.Bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Batı ile ilişkilerini geliştirmeye yönelen Moldova, AB ile 1994’te ortaklık ve işbirliği anlaşması imzaladı. 1998’de yürürlüğe giren anlaşma, taraflar arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin temelini oluşturdu. Cumhurbaşkanı Maia Sandu'nun 2020'de seçilmesi ve kurduğu Eylem ve Dayanışma Partisinin (PAS) 2021'de iktidara gelmesiyle ülkenin Avrupa'ya yönelimi güçlendi.AB'ye katılım için 2022'de başvuran Moldova'ya aynı yıl aday ülke statüsü verilerek 2024'te üyelik müzakereleri başlatıldı. Ülkede, AB’ye katılım hedefinin anayasaya dahil edilmesi amacıyla 2024'te düzenlenen referandumda ise vatandaşlar anayasa değişikliğini küçük bir farkla kabul etti.2030’a kadar AB’ye üye olmayı hedefleyen Moldova’nın Avrupa entegrasyonu, dış ve iç politikasının temel gündemlerinden biri olmayı sürdürüyor.Rusya ile ilişkiler gerilediMoldova yönetiminin Batı yanlısı politikası, Rusya ile ilişkilerin son yıllarda ciddi biçimde gerilmesine yol açtı.Moskova'dan uzaklaşma politikasını izleyen Kişinev, devam eden savaşta Ukrayna’ya siyasi destek vererek Rusya'yı Moldova’nın iç siyasetine müdahale etmek, güvenliğine tehdit oluşturmak ve Avrupa entegrasyonunu engellemekle suçladı.Ülkede, Rusça yayın yapan bazı medya kuruluşlarına yönelik kısıtlamalar getirildi, Rus Evi olarak bilinen Rusya Kültür Merkezinin faaliyetleri sonlandırıldı.Rusya ile Moldova, enerji kaynakları alanında da sorunlar yaşadı. Eskiden doğal gaz ihtiyacının önemli kısmını Rusya’dan karşılayan Moldova, Romanya gibi Avrupa ülkeleri üzerinden alternatif tedarik kanallarına yöneldi.Zaman zaman karşılıklı olarak diplomatlarını sınır dışı eden iki ülke arasında, insansız hava araçları (İHA) kaynaklı gerginlik de baş gösterdi. Son olarak Kişinev, Ukrayna sınırına yakın topraklarında İHA'ların düşmesinden Rusya'yı sorumlu tutarak, Kişinev Büyükelçisini istişareler için çağırdı.BDT ve AEB&#039;den uzaklaşmaBatı’ya yönelişiyle Doğu ekseninden uzaklaşan Moldova, 1994’te katıldığı Bağımsız Devletler Topluluğundan (BDT) çıkma yönünde adımlar attı.Kişinev yönetimi, 2022’den itibaren BDT toplantılarına katılımı askıya alırken sonraki yıllarda topluluk kapsamında imzalanan çok sayıda anlaşmadan çekildi, bu yıl ise ülkenin BDT üyeliğinden çıkmasına karar verdi.Moldova, 2018’de gözlemci statüsü aldığı Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) ile ilişkilerini de giderek zayıflattı.Moldova’nın Romanya ile birleşmesi ihtimaliMoldova’nın Avrupa’ya entegrasyon süreciyle birlikte komşu ülke Romanya ile birleşmesi ihtimali, son dönemde yeniden tartışma konusu oldu.Cumhurbaşkanı Sandu’nun, olası bir referandumda ülkesinin Romanya ile birleşmesi için oy kullanacağı yönündeki açıklaması, konuyu yeniden gündeme getirdi. Sandu, vatandaşların çoğunun kendisiyle aynı görüşü paylaşmadığını, bu nedenle Kişinev'in AB ile entegrasyonunun daha gerçekçi bir hedef olduğunu belirtse de birleşmenin Moldova’nın AB’ye entegrasyonunu hızlandırabileceğini savundu.Romanya da Moldova'yla olası bir birleşme referandumuna olumlu yaklaştı. Cumhurbaşkanı Nicușor Dan, birleşme kararının Moldova halkına ait olduğunu, halkın bu yönde irade ortaya koyması halinde, Romanya’nın buna göre hareket edeceğini bildirdi. Romanya Temsilciler Meclisi ise ülkenin Moldova ile birleşmesini öngören yasa teklifini onayladı.Transdinyester meselesiMoldova’nın bağımsızlığından bu yana karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri, Dinyester Nehri’nin doğu kıyısında, Rusya’nın desteğiyle tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Transdinyester bölgesi.Bağımsızlık ilanından sonra Moldova ile Transdinyester arasında başlayan silahlı çatışmalar, Temmuz 1992’de ateşkesle son buldu.Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) şemsiyesi altında 1993'te meselenin çözümüne ilişkin 5+2 formatında (Moldova, Transdinyester, Ukrayna, Rusya, AGİT ile AB ve ABD) başlayan süreç ise sonuç vermedi. ​​​​​​​Kişinev, bu bölgenin, Moldova’nın anayasal alanına yeniden dahil edilmesini savunuyor, Rusya’nın bölgedeki askeri varlığının sona erdirilmesini talep ediyor.Transdinyester’deki varlığını sürdüren Rusya ise bölge sakinlerinin haklarını ve güvenliğini dış politikasının öncelikleri arasında tutmayı sürdürüyor.Bu doğrultuda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, mayıs ayında, Transdinyester sakinlerinin Rus vatandaşlığı edinmesini kolaylaştıran bir karar imzaladı.Yaklaşık 220 bin Rus vatandaşının yaşadığı Transdinyester’in sözde yönetimi ise daha önce, Kişinev’in baskılarına karşı Rusya’dan koruma talep etti.Gagauz Özerk Yeri&#039;yle siyasi ayrışmalarMoldova’nın güneyinde Bucak olarak adlandırılan topraklarda yaşayan Gagauz Türkleri, ülkenin siyasi dengelerinde önemli bir yere sahip.Gagauzlar, eski Sovyetler Birliği’nin dağılması sürecinde 19 Ağustos 1990’da cumhuriyet ilan etti. Hiçbir ülke tarafından tanınmayan bu yapı, yaklaşık 4 yıl varlığını sürdürdü.Türkiye’nin arabuluculuk rolüyle de Kişinev ve Komrat arasında sağlanan uzlaşı sonucunda, 23 Aralık 1994’te Moldova sınırları içinde özel hukuki statüye sahip Gagauz Özerk Yeri kuruldu.Kişinev ile Komrat arasındaki ilişkiler, son yıllarda Moldova’nın Avrupa entegrasyonu politikası ve Gagauz Özerk Yeri'ndeki Rusya’ya yakın siyasi eğilimler nedeniyle geriledi.Gerilim, Gagauz Özerk Yeri Başkanı Yevgeniya Gutsul hakkındaki dava süreciyle birlikte daha da arttı. Gutsul, Moldova’da yasaklanan Şor Partisi’nin yasa dışı finansmanına ilişkin davada 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Buna tepki gösteren Komrat, kararı siyasi olarak nitelendirirken, Kişinev sürecin hukuki nitelikte olduğunu savundu.Kişinev ile Komrat arasındaki anlaşmazlıklar, bölgenin özerklik yetkileri ve bölgesel kurumların işleyişi konusunda da devam etti.Gagauz Halk Meclisi için seçimlerin düzenlenmesine ilişkin hukuki anlaşmazlıkların yaşanmasının ardından Moldova Anayasa Mahkemesi, temmuzda, 23 Aralık 1994 tarihli Gagauz Özerk Yeri'nin özel hukuki statüsüne dair kanundaki bazı maddeleri anayasaya aykırı buldu. Mahkeme kararıyla bölgenin merkezden bağımsız olarak seçim komisyonu oluşturma ve seçim düzenleme, adalet, içişleri, bilgi ve güvenlik yetkililerini belirleme hakları kaldırıldı.Türkiye-Moldova ilişkileriMoldova’yı tanıyan ilk ülkelerden biri olan Türkiye, Kişinev ile 1992’de diplomatik ilişkiler kurdu.İkili ilişkiler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2018’de Moldova'yı ziyaret etmesiyle ivme kazandı ve stratejik ortaklık seviyesine çıkarıldı. Bu gelişmeyi, 2019'da Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin, 2020'de de Ortak Stratejik Planlama Grubu’nun ilk toplantılarının yapılması takip etti.Ülkeler arasında üst düzey temaslar sonraki yıllarda da devam etti. Moldova Cumhurbaşkanı Sandu’nun nisanda Antalya Diplomasi Forumu'na katılması ve Erdoğan'la görüşmesi, bu temasların son örneklerinden biri oldu.Moldova'nın toprak bütünlüğünden yana olan Türkiye, 30 yılı aşkın süredir Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) aracılığıyla ülkede sosyal ve ekonomik projeleri hayata geçiriyor. Türkiye'nin Gagauz Özerk Yeri'ne eğitim ve kalkınma desteği de sürüyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/moldova-bagimsizliginin-35-yilini-kutluyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Güney Kore'de 179 kişinin öldüğü uçak kazasıyla ilgili Ulaştırma Bakanlığından 7 yetkili savcılığa sevk edildi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/guney-kore-de-179-kisinin-oldugu-ucak-kazasiyla-ilgili-ulastirma-bakanligindan-7-yetkili-savciliga-sevk-edildi/899763/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/guney-kore-de-179-kisinin-oldugu-ucak-kazasiyla-ilgili-ulastirma-bakanligindan-7-yetkili-savciliga-sevk-edildi/899763/</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:54:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Güney Kore'de 29 Aralık 2024'te 179 kişinin hayatını kaybettiği uçak kazasıyla ilgili Ulaştırma Bakanlığından 7 yetkili savcılığa sevk edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Güney Kore'de 29 Aralık 2024'te 179 kişinin hayatını kaybettiği uçak kazasıyla ilgili Ulaştırma Bakanlığından 7 yetkili savcılığa sevk edildi.Yonhap ajansının haberine göre, Jeju Air'e ait uçağın duvara çarptığı kazaya ilişkin soruşturma sürecinde yeni gelişmeler yaşandı.Ulaştırma Bakanlığından 7 yetkili, kazanın ardından yaptıkları basın açıklamalarında Bakanlık aleyhindeki unsurları göz ardı ettikleri gerekçesiyle savcılığa sevk edildi.Yetkililerin, uçağın piste inişi sırasında yönünü belirlemesine yardımcı olan sistemin yönetmeliklere uygun kurulmadığını bildikleri halde basın açıklamalarında aksini belirttikleri öne sürüldü.Havacılık Kurulunun soruşturmasının tamamlanmasının ardından nihai sonuçların açıklanacağı duyuruldu.KazaBangkok-Muan seferini yapan Boeing 737-800 tipi tek koridorlu, Jeju Air 7C2216 sefer sayılı uçağın iniş takımları, 29 Aralık 2024'te Güney Kore'deki Muan Uluslararası Havalimanı'na inişi esnasında açılmamıştı.6 kişilik mürettebat ile 175 yolcunun bulunduğu uçak, piste indikten sonra kontrolden çıkıp duvara çarpmış ve 179 kişi hayatını kaybetmişti.Ulusal İtfaiye Teşkilatına göre mürettebatta yer alan 30'lu yaşlardaki kadın ve 20'li yaşlardaki erkek hayatta kalmıştı.Yetkililer, kazanın iniş takımlarındaki arızadan kaynaklandığını, ilk seferde iniş takımları açılmayan uçağın, ikinci seferde zorunlu iniş sırasında kaza yaptığını bildirmişti.Güney Kore havacılık tarihinin en ölümcül felaketi kabul edilen kazanın ardından ülkede 7 günlük ulusal yas ilan edilmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Güney Kore'de 29 Aralık 2024'te 179 kişinin hayatını kaybettiği uçak kazasıyla ilgili Ulaştırma Bakanlığından 7 yetkili savcılığa sevk edildi.Yonhap ajansının haberine göre, Jeju Air'e ait uçağın duvara çarptığı kazaya ilişkin soruşturma sürecinde yeni gelişmeler yaşandı.Ulaştırma Bakanlığından 7 yetkili, kazanın ardından yaptıkları basın açıklamalarında Bakanlık aleyhindeki unsurları göz ardı ettikleri gerekçesiyle savcılığa sevk edildi.Yetkililerin, uçağın piste inişi sırasında yönünü belirlemesine yardımcı olan sistemin yönetmeliklere uygun kurulmadığını bildikleri halde basın açıklamalarında aksini belirttikleri öne sürüldü.Havacılık Kurulunun soruşturmasının tamamlanmasının ardından nihai sonuçların açıklanacağı duyuruldu.KazaBangkok-Muan seferini yapan Boeing 737-800 tipi tek koridorlu, Jeju Air 7C2216 sefer sayılı uçağın iniş takımları, 29 Aralık 2024'te Güney Kore'deki Muan Uluslararası Havalimanı'na inişi esnasında açılmamıştı.6 kişilik mürettebat ile 175 yolcunun bulunduğu uçak, piste indikten sonra kontrolden çıkıp duvara çarpmış ve 179 kişi hayatını kaybetmişti.Ulusal İtfaiye Teşkilatına göre mürettebatta yer alan 30'lu yaşlardaki kadın ve 20'li yaşlardaki erkek hayatta kalmıştı.Yetkililer, kazanın iniş takımlarındaki arızadan kaynaklandığını, ilk seferde iniş takımları açılmayan uçağın, ikinci seferde zorunlu iniş sırasında kaza yaptığını bildirmişti.Güney Kore havacılık tarihinin en ölümcül felaketi kabul edilen kazanın ardından ülkede 7 günlük ulusal yas ilan edilmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/guney-kore-de-179-kisinin-oldugu-ucak-kazasiyla-ilgili-ulastirma-bakanligindan-7-yetkili-savciliga-sevk-edildi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Eğitim yapılarında yeşil dönüşüm dönemi başlıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/egitim-yapilarinda-yesil-donusum-donemi-basliyor/899762/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/egitim-yapilarinda-yesil-donusum-donemi-basliyor/899762/</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:52:09 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) arasında imzalanan protokolle eğitim yapılarında enerji ve su tasarrufunun artırılması, karbon emisyonlarının azaltılması ve çevre dostu yapıların yaygınlaştırılması amaçlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) arasında imzalanan protokolle eğitim yapılarında enerji ve su tasarrufunun artırılması, karbon emisyonlarının azaltılması ve çevre dostu yapıların yaygınlaştırılması amaçlanıyor.Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Bakan Murat Kurum'un talimatları doğrultusunda hayata geçirilen işbirliği kapsamında, Bakanlık Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü ile MEB İnşaat ve Emlak Genel Müdürlüğü arasında dün protokol imzalandı.Protokolle, yurt içinde ve yurt dışında gerçekleştirilecek projelerde, projelendirme, yapım ve uygulama süreçlerinin çevresel sürdürülebilirlik, enerji ve su verimliliği ile kaynakların etkin kullanımı esas alınarak yürütülmesi hedefleniyor.İşbirliği kapsamında MEB İnşaat ve Emlak Genel Müdürlüğü projelerinde, çevreye duyarlı teknolojilerle sürdürülebilir tasarım ilkeleri uygulanacak. Bu kapsamda eğitim yapılarında, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından geliştirilen YeS-TR ve YeS-INT yeşil bina değerlendirme kriterleri esas alınacak ve inşa edilecek yapılar sertifikalandırılacak.YeS-TR, binaları enerji verimliliği, su kullanımı, malzeme ve kaynak yönetimi, iç ortam kalitesi, ulaşım, çevresel etkiler ve yenilenebilir enerji kullanımı gibi çok sayıda kriter üzerinden değerlendiren bütüncül bir yeşil bina sertifika sistemi olarak öne çıkıyor.Yeşil sertifikalı yapıların yaygınlaştırılmasıyla binalarda yüzde 30'a varan enerji tasarrufu, yüzde 40'a varan su tasarrufu ve yüzde 35'e varan karbon emisyonu azaltımı hedefleniyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) arasında imzalanan protokolle eğitim yapılarında enerji ve su tasarrufunun artırılması, karbon emisyonlarının azaltılması ve çevre dostu yapıların yaygınlaştırılması amaçlanıyor.Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Bakan Murat Kurum'un talimatları doğrultusunda hayata geçirilen işbirliği kapsamında, Bakanlık Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü ile MEB İnşaat ve Emlak Genel Müdürlüğü arasında dün protokol imzalandı.Protokolle, yurt içinde ve yurt dışında gerçekleştirilecek projelerde, projelendirme, yapım ve uygulama süreçlerinin çevresel sürdürülebilirlik, enerji ve su verimliliği ile kaynakların etkin kullanımı esas alınarak yürütülmesi hedefleniyor.İşbirliği kapsamında MEB İnşaat ve Emlak Genel Müdürlüğü projelerinde, çevreye duyarlı teknolojilerle sürdürülebilir tasarım ilkeleri uygulanacak. Bu kapsamda eğitim yapılarında, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından geliştirilen YeS-TR ve YeS-INT yeşil bina değerlendirme kriterleri esas alınacak ve inşa edilecek yapılar sertifikalandırılacak.YeS-TR, binaları enerji verimliliği, su kullanımı, malzeme ve kaynak yönetimi, iç ortam kalitesi, ulaşım, çevresel etkiler ve yenilenebilir enerji kullanımı gibi çok sayıda kriter üzerinden değerlendiren bütüncül bir yeşil bina sertifika sistemi olarak öne çıkıyor.Yeşil sertifikalı yapıların yaygınlaştırılmasıyla binalarda yüzde 30'a varan enerji tasarrufu, yüzde 40'a varan su tasarrufu ve yüzde 35'e varan karbon emisyonu azaltımı hedefleniyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/egitim-yapilarinda-yesil-donusum-donemi-basliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yozgat'ta uyuşturucu operasyonunda 1 zanlı yakalandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yozgat-ta-kacak-kazi-yapan-4-zanli-sucustu-yakalandi/899761/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yozgat-ta-kacak-kazi-yapan-4-zanli-sucustu-yakalandi/899761/</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:51:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Yozgat / Yozgat'ta düzenlenen uyuşturucu operasyonunda 1 şüpheli gözaltına alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Yozgat Haberleri : Yozgat'ta düzenlenen uyuşturucu operasyonunda 1 şüpheli gözaltına alındı.Merkez İlçe Jandarma Komutanlığı ve Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmada, bir şüphelinin evinde uyuşturucu bulundurduğu ve kullandığı bilgisine ulaşıldı. Belirlenen adrese operasyon düzenleyen ekipler, yaptıkları aramada 4 gram kokain ele geçirdi. Gözaltına alınan şüphelinin jandarmadaki işlemleri sürüyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Yozgat Haberleri : Yozgat'ta düzenlenen uyuşturucu operasyonunda 1 şüpheli gözaltına alındı.Merkez İlçe Jandarma Komutanlığı ve Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmada, bir şüphelinin evinde uyuşturucu bulundurduğu ve kullandığı bilgisine ulaşıldı. Belirlenen adrese operasyon düzenleyen ekipler, yaptıkları aramada 4 gram kokain ele geçirdi. Gözaltına alınan şüphelinin jandarmadaki işlemleri sürüyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/yozgat-ta-kacak-kazi-yapan-4-zanli-sucustu-yakalandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İmamoğlu / İBB davasının 71. duruşması başladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/imamoglu-ibb-davasinin-71-durusmasi-basladi/899759/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/imamoglu-ibb-davasinin-71-durusmasi-basladi/899759/</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:48:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütüne ilişkin 53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 71.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütüne ilişkin 53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 71. duruşması başladı.İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, görevinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.Bir kısım tutuksuz sanık ile avukatların da geldiği duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmasının alınmasıyla devam ediyor.İddianamedenİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı ihbar eden sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı suçtan zarar gören sıfatıyla yer alıyor.İddianamede, 16 kişi müşteki, 7'si firari, 5'i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 kişi sanık olarak bulunuyor.Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna ilişkin değerlendirme yapılıyor.İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun örgüt elebaşı, sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da örgüt yöneticisi olduğu belirtiliyor.Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun suç işleme amacıyla örgüt kurmak, kişisel verilerin kaydedilmesi, kişisel verileri ele geçirme ve yayma, suç delillerini gizleme, haberleşmenin engellenmesi, kamu malına zarar verme, rüşvet, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, irtikap, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, ihaleye fesat karıştırma, çevrenin kasten kirletilmesi, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet, Orman Kanunu'na muhalefet ve Maden Kanunu'na muhalefet suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.İddianamede, Keleş'in 48 kez rüşvet, rüşvet alma, rüşvet verme, 55 kez ihaleye fesat karıştırma, 39 kez kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, 8 kez suç gelirlerini aklama, Maden Kanunu'na muhalefet, Orman Kanunu'na muhalefet, çevre kirliliğine neden olma, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet, irtikap, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme ile haberleşmenin engellenmesi suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.Ongun'un rüşvet, 53 kez ihaleye fesat karıştırma, 33 kez kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma ile suç gelirlerini aklama suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.İddianamede, Soytekin'in rüşvet, zincirleme şekilde rüşvet, irtikap ve suç gelirlerini aklama suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, suç gelirlerini aklama, evrakta sahtecilik, Maden Kanunu'na muhalefet, Orman Kanunu'na muhalefet, çevre kirliliğine neden olma ve Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.Gün'ün suç işlemek amacıyla örgüt kurma, kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması isteniyor.Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez rüşvet alma, 2 kez irtikap, kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez rüşvet alma ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.Birleşen dosyaBeyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme ile kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.Yargılama sürecinde, birleşen dosyadakilerle birlikte 57 sanığın tahliye edilmesiyle davada 53 tutuklu sanık bulunuyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütüne ilişkin 53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 71. duruşması başladı.İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, görevinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.Bir kısım tutuksuz sanık ile avukatların da geldiği duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmasının alınmasıyla devam ediyor.İddianamedenİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı ihbar eden sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı suçtan zarar gören sıfatıyla yer alıyor.İddianamede, 16 kişi müşteki, 7'si firari, 5'i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 kişi sanık olarak bulunuyor.Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna ilişkin değerlendirme yapılıyor.İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun örgüt elebaşı, sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da örgüt yöneticisi olduğu belirtiliyor.Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun suç işleme amacıyla örgüt kurmak, kişisel verilerin kaydedilmesi, kişisel verileri ele geçirme ve yayma, suç delillerini gizleme, haberleşmenin engellenmesi, kamu malına zarar verme, rüşvet, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, irtikap, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, ihaleye fesat karıştırma, çevrenin kasten kirletilmesi, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet, Orman Kanunu'na muhalefet ve Maden Kanunu'na muhalefet suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.İddianamede, Keleş'in 48 kez rüşvet, rüşvet alma, rüşvet verme, 55 kez ihaleye fesat karıştırma, 39 kez kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, 8 kez suç gelirlerini aklama, Maden Kanunu'na muhalefet, Orman Kanunu'na muhalefet, çevre kirliliğine neden olma, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet, irtikap, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme ile haberleşmenin engellenmesi suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.Ongun'un rüşvet, 53 kez ihaleye fesat karıştırma, 33 kez kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma ile suç gelirlerini aklama suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.İddianamede, Soytekin'in rüşvet, zincirleme şekilde rüşvet, irtikap ve suç gelirlerini aklama suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, suç gelirlerini aklama, evrakta sahtecilik, Maden Kanunu'na muhalefet, Orman Kanunu'na muhalefet, çevre kirliliğine neden olma ve Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.Gün'ün suç işlemek amacıyla örgüt kurma, kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması isteniyor.Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez rüşvet alma, 2 kez irtikap, kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez rüşvet alma ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.Birleşen dosyaBeyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme ile kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.Yargılama sürecinde, birleşen dosyadakilerle birlikte 57 sanığın tahliye edilmesiyle davada 53 tutuklu sanık bulunuyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/imamoglu-ibb-davasinin-71-durusmasi-basladi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Antalya'da sahte polis baskınıyla kripto para ele geçirmekle suçlanan 13 sanık yargılanıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/antalya-da-sahte-polis-baskiniyla-kripto-para-ele-gecirmekle-suclanan-13-sanik-yargilaniyor/899758/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/antalya-da-sahte-polis-baskiniyla-kripto-para-ele-gecirmekle-suclanan-13-sanik-yargilaniyor/899758/</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:48:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Antalya / Antalya'da sahte polis baskını düzenleyerek yaklaşık 4 milyon dolarlık kripto parayı aldıkları iddia edilen 9'u tutuklu 13 sanığın yargılanmasına devam edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Antalya Haberleri : Antalya'da sahte polis baskını düzenleyerek yaklaşık 4 milyon dolarlık kripto parayı aldıkları iddia edilen 9'u tutuklu 13 sanığın yargılanmasına devam edildi.Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya birden fazla kişi tarafından gece vakti nitelikli yağma suçundan 10 yıldan 15 yıla, nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal etme suçundan 1 yıldan 3 yıla ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezalarıyla yargılanan sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları katıldı.Müşteki Cem Turan, olay günü uyuduğu sırada polis kıyafetli kişilerin evine geldiğini, bu kişilerin gerçekten polis olduğunu düşündüğünü belirtti.Sanık M.E.A.M'nin kendisine Çok büyük bir sorunun içindesin, işbirliği yapmazsan gerçekten kötü şeyler olabilir. dediğini öne süren Turan, darbedilerek 4 milyon dolar değerindeki kripto parasının zorla alındığını iddia etti.Olay sırasında Sen öleceksin. Ama para gönderirsen belki senin ailen ölmeyecek diye tehdit edildiğini ileri süren Turan, Öleceğimi düşündüm. Ama yapabileceğim bir şey yoktu. En azından ailem güven altında olacaktı. dedi.Tutuklu sanık A.M. ile arasında herhangi bir alacak ilişkisi bulunmadığını, ona borcunun da bulunmadığını söyleyen Turan, sanıkların kendisi hakkındaki bilgileri eski komşusu olan tutuksuz sanık K.A'dan aldıklarını düşündüğünü kaydetti.Evde 35 milyon dolar para arıyorlar iddiasıMüşteki Sinem Turan ise sabaha karşı 04.30 sıralarında kapılarının zilinin çaldığını, pencereden bakınca birkaç tanesi polis kıyafetli olmak üzere 6 kişinin site güvenliği ile görüştüğünü gördüğünü aktardı.Kapıyı açtıklarında polis kıyafetli olan sanık Ö.K'nin arama izni gösterdiğini ifade eden Turan, izin kağıdına baktığı sırada şüphelilerin zorla evlerine girerek eşini derdest ettiklerini anlattı.Kendisinin, çocuklarının ve bir bakıcılarının bir odaya götürüldüğünü ifade eden Turan, eşinin başka bir odada darbedildiğini bildirdi.Turan, Lütfen beni savcı ile görüştürün. Bir yanlışlık vardır. diyerek yalvardığını belirterek, Sanıklardan biri eve gelenlerin bir kısmının İnterpol'den olduğunu söyledi. Eşimin çok canlar yaktığını, suçlu olduğunu, benim de aynı suça dahil olduğumu söylediler. 'Sinem hanım çocuk şube yolda müebbet alabilirsiniz. Anlaşmaya çalışın. Siz de eşinizin suçuna ortak oldunuz. Eşiniz neden isim değiştirdi? Kaç tane evlilik yaptı? Eşiniz bir sürü ülkede seyahat etmiş. Bir sürü insanı dolandırmış.' dediler. Ben de sürekli bizim suçsuz olduğumu söylemeye çalıştım. diye konuştu.Bulundukları odaya gelen bir kişinin İnterpol soruyor 35 milyon dolar para varmış. Bu para nerede diye sorduğunu ifade eden Turan, kendisinin de böyle bir paranın olmadığını söylediğini aktardı.Hiç kimseyi tehdit etmedim. Hiç kimseye cebir şiddet uygulamadım iddiasıOlay sırasında Konyaaltı İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde görevli bulunan ve daha sonra emekli olan tutuklu sanık İ.E, olay sırasında müşteki Sinem Turan ve çocuklarına zarar gelmesini önleyen kişi olduğunu iddia etti.Sanık Ö.K'nin üzerinde yakalanan 35 bin doların olaydan elde edilen ve o gün bozdurulan 135 bin dolardan gelen para olduğunu ifade eden İ.E. Bu olay içerisinde hiç kimseyi tehdit etmedim. Hiç kimseye cebir şiddet uygulamadım. Ne parasını altınını ne de değerli eşyasını aldım. iddiasında bulundu.Rus uyruklu sanık M.E.A.M. de tercüman aracılığıyla verdiği ifadede, müşteki Cem Turan'ın ifadesinin yalan olduğunu öne sürdü.Olay yerine birini alıp götürmek ya da öldürmek için gitmediklerini iddia eden M.E.A.M, Sadece alacağımız olan parayı almaya geldik. Yoksa orada bulunan nakiti ve altınları da alabilirdik. Hatta telefonda babam ile anlaştı. Şimdi 3,5 milyon dolar verecekti. Kalan miktar konusunda ise görüşecektik. Ayrıca ilk ifadesinde 20 milyon dolar değerinde bitcoinin olduğunu söyledi. Haydut olsaydık o paranın tamamını almak için önümüzde bir engel yoktu. Ama biz Allah'tan korkan insanız. Sadece alacağımız olan miktarı almak istedik.Sanık İ.D. ise yaptığından çok pişman olduğunu kaydetti.Mahkeme heyeti tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.OlayMüşteki Cem Turan, 29 Aralık 2025'te Muratpaşa ilçesindeki evine sahte polis kimliği ve mahkeme kararı kullanan şüphelilerin baskın düzenlediğini, çalışanlarını kelepçeleyerek yaklaşık 4 milyon dolar değerindeki kripto parayı kendi hesaplarına aktardıktan sonra güvenlik kamera kayıtlarını alıp kaçtıklarını belirterek şikayetçi olmuştu.Soruşturma kapsamında biri görevdeki, biri emekli polis olmak üzere 13 şüpheli gözaltına alınmış, şüphelilerden 11'i tutuklanmış, 2'si ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Daha sonra 2 şüpheli daha tahliye edilmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Antalya Haberleri : Antalya'da sahte polis baskını düzenleyerek yaklaşık 4 milyon dolarlık kripto parayı aldıkları iddia edilen 9'u tutuklu 13 sanığın yargılanmasına devam edildi.Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya birden fazla kişi tarafından gece vakti nitelikli yağma suçundan 10 yıldan 15 yıla, nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal etme suçundan 1 yıldan 3 yıla ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezalarıyla yargılanan sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları katıldı.Müşteki Cem Turan, olay günü uyuduğu sırada polis kıyafetli kişilerin evine geldiğini, bu kişilerin gerçekten polis olduğunu düşündüğünü belirtti.Sanık M.E.A.M'nin kendisine Çok büyük bir sorunun içindesin, işbirliği yapmazsan gerçekten kötü şeyler olabilir. dediğini öne süren Turan, darbedilerek 4 milyon dolar değerindeki kripto parasının zorla alındığını iddia etti.Olay sırasında Sen öleceksin. Ama para gönderirsen belki senin ailen ölmeyecek diye tehdit edildiğini ileri süren Turan, Öleceğimi düşündüm. Ama yapabileceğim bir şey yoktu. En azından ailem güven altında olacaktı. dedi.Tutuklu sanık A.M. ile arasında herhangi bir alacak ilişkisi bulunmadığını, ona borcunun da bulunmadığını söyleyen Turan, sanıkların kendisi hakkındaki bilgileri eski komşusu olan tutuksuz sanık K.A'dan aldıklarını düşündüğünü kaydetti.Evde 35 milyon dolar para arıyorlar iddiasıMüşteki Sinem Turan ise sabaha karşı 04.30 sıralarında kapılarının zilinin çaldığını, pencereden bakınca birkaç tanesi polis kıyafetli olmak üzere 6 kişinin site güvenliği ile görüştüğünü gördüğünü aktardı.Kapıyı açtıklarında polis kıyafetli olan sanık Ö.K'nin arama izni gösterdiğini ifade eden Turan, izin kağıdına baktığı sırada şüphelilerin zorla evlerine girerek eşini derdest ettiklerini anlattı.Kendisinin, çocuklarının ve bir bakıcılarının bir odaya götürüldüğünü ifade eden Turan, eşinin başka bir odada darbedildiğini bildirdi.Turan, Lütfen beni savcı ile görüştürün. Bir yanlışlık vardır. diyerek yalvardığını belirterek, Sanıklardan biri eve gelenlerin bir kısmının İnterpol'den olduğunu söyledi. Eşimin çok canlar yaktığını, suçlu olduğunu, benim de aynı suça dahil olduğumu söylediler. 'Sinem hanım çocuk şube yolda müebbet alabilirsiniz. Anlaşmaya çalışın. Siz de eşinizin suçuna ortak oldunuz. Eşiniz neden isim değiştirdi? Kaç tane evlilik yaptı? Eşiniz bir sürü ülkede seyahat etmiş. Bir sürü insanı dolandırmış.' dediler. Ben de sürekli bizim suçsuz olduğumu söylemeye çalıştım. diye konuştu.Bulundukları odaya gelen bir kişinin İnterpol soruyor 35 milyon dolar para varmış. Bu para nerede diye sorduğunu ifade eden Turan, kendisinin de böyle bir paranın olmadığını söylediğini aktardı.Hiç kimseyi tehdit etmedim. Hiç kimseye cebir şiddet uygulamadım iddiasıOlay sırasında Konyaaltı İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde görevli bulunan ve daha sonra emekli olan tutuklu sanık İ.E, olay sırasında müşteki Sinem Turan ve çocuklarına zarar gelmesini önleyen kişi olduğunu iddia etti.Sanık Ö.K'nin üzerinde yakalanan 35 bin doların olaydan elde edilen ve o gün bozdurulan 135 bin dolardan gelen para olduğunu ifade eden İ.E. Bu olay içerisinde hiç kimseyi tehdit etmedim. Hiç kimseye cebir şiddet uygulamadım. Ne parasını altınını ne de değerli eşyasını aldım. iddiasında bulundu.Rus uyruklu sanık M.E.A.M. de tercüman aracılığıyla verdiği ifadede, müşteki Cem Turan'ın ifadesinin yalan olduğunu öne sürdü.Olay yerine birini alıp götürmek ya da öldürmek için gitmediklerini iddia eden M.E.A.M, Sadece alacağımız olan parayı almaya geldik. Yoksa orada bulunan nakiti ve altınları da alabilirdik. Hatta telefonda babam ile anlaştı. Şimdi 3,5 milyon dolar verecekti. Kalan miktar konusunda ise görüşecektik. Ayrıca ilk ifadesinde 20 milyon dolar değerinde bitcoinin olduğunu söyledi. Haydut olsaydık o paranın tamamını almak için önümüzde bir engel yoktu. Ama biz Allah'tan korkan insanız. Sadece alacağımız olan miktarı almak istedik.Sanık İ.D. ise yaptığından çok pişman olduğunu kaydetti.Mahkeme heyeti tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.OlayMüşteki Cem Turan, 29 Aralık 2025'te Muratpaşa ilçesindeki evine sahte polis kimliği ve mahkeme kararı kullanan şüphelilerin baskın düzenlediğini, çalışanlarını kelepçeleyerek yaklaşık 4 milyon dolar değerindeki kripto parayı kendi hesaplarına aktardıktan sonra güvenlik kamera kayıtlarını alıp kaçtıklarını belirterek şikayetçi olmuştu.Soruşturma kapsamında biri görevdeki, biri emekli polis olmak üzere 13 şüpheli gözaltına alınmış, şüphelilerden 11'i tutuklanmış, 2'si ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Daha sonra 2 şüpheli daha tahliye edilmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/antalya-da-sahte-polis-baskiniyla-kripto-para-ele-gecirmekle-suclanan-13-sanik-yargilaniyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Mein Schiff 5 kruvaziyeri 2 bin 756 yolcusuyla Bodrum'a geldi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/mein-schiff-5-kruvaziyeri-2-bin-756-yolcusuyla-bodrum-a-geldi/899757/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/mein-schiff-5-kruvaziyeri-2-bin-756-yolcusuyla-bodrum-a-geldi/899757/</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:48:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Muğla'nın Bodrum ilçesine Mein Schiff 5 isimli kruvaziyerle 2 bin 756 yolcu geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Muğla'nın Bodrum ilçesine Mein Schiff 5 isimli kruvaziyerle 2 bin 756 yolcu geldi.Malta bayraklı 295 metrelik gemi, yolcu limanı iskelesine yanaştırıldı.Mykonos'tan gelen gemide çoğu Alman 2 bin 756 yolcu ile 954 personel bulunuyor.Gemiden inen turistler, gümrük işlemlerinin ardından ilçe merkezi ile tarihi ve turistik yerleri gezmek üzere limandan ayrıldı.Geminin akşam Heraklion Limanı'na hareket edeceği öğrenildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Muğla'nın Bodrum ilçesine Mein Schiff 5 isimli kruvaziyerle 2 bin 756 yolcu geldi.Malta bayraklı 295 metrelik gemi, yolcu limanı iskelesine yanaştırıldı.Mykonos'tan gelen gemide çoğu Alman 2 bin 756 yolcu ile 954 personel bulunuyor.Gemiden inen turistler, gümrük işlemlerinin ardından ilçe merkezi ile tarihi ve turistik yerleri gezmek üzere limandan ayrıldı.Geminin akşam Heraklion Limanı'na hareket edeceği öğrenildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kastamonu Güney Karadeniz Jeoparkı'nın tescili için UNESCO Türkiye Milli Komisyonu denetim yapıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kastamonu-guney-karadeniz-jeoparki-nin-tescili-icin-unesco-turkiye-milli-komisyonu-denetim-yapiyor/899756/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kastamonu-guney-karadeniz-jeoparki-nin-tescili-icin-unesco-turkiye-milli-komisyonu-denetim-yapiyor/899756/</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:42:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kastamonu / Kastamonu Güney Karadeniz Jeoparkı'nın UNESCO tarafından tescil edilmesi için saha gezisi ve denetimleri başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kastamonu Haberleri : Kastamonu Güney Karadeniz Jeoparkı'nın UNESCO tarafından tescil edilmesi için saha gezisi ve denetimleri başladı.Kastamonu Turizm Altyapı Hizmet Birliği (KASTAB) öncülüğünde kurulan, Abana, Ağlı, Azdavay, Bozkurt, Cide, Çatalzeytin, Doğanyurt, İnebolu, Küre, Pınarbaşı ve Şenpazar olmak üzere 11 ilçenin idari sınırlarını kapsayan Kastamonu Güney Karadeniz Jeoparkı'nın ulusal seviyeye çıkması için tescil çalışması sürüyor.UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Jeolojik Miras ve Jeopark İzleme Grubu üyesi Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncer Demir, Balıkesir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Soykan ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nazire Özgen, İnebolu ilçesinde incelemelerde bulundu.Kastamonu İl Özel İdaresi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Tuncay Sönmezışık'ın eşlik ettiği kurul üyeleri, İnebolu Türk Ocağı İstiklal Yolu Müzesi ve İnebolu Kent Tarihi Müzesi'ni gezerek yetkililerden bilgi aldı. Kurul üyeleri, tarihi İnebolu evlerini de inceledi.İzleme grubu üyesi Prof. Dr. Tuncer Demir, AA muhabirine, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu tarafından Kastamonu Güney Karadeniz Jeoparkı'nı incelemek için görevlendirildiklerini söyledi.Kastamonu'nun özellikle jeolojik, doğal ve kültürel değerleri bakımından oldukça zengin bir potansiyele sahip olduğunu belirten Demir, Kastamonu Jeoparkı'nın yüz ölçümü yaklaşık olarak 4 bin 400 kilometrekare olacaktır. Bu projede Kastamonu'nun 11 tane ilçesi jeoparkın sınırlarına dahil. Yani bu 11 ilçenin idari sınırları Kastamonu Jeoparkı'nın sınırlarını oluşturuyor. dedi.Kastamonu'nun jeopark için başvuruda bulunduğunu anlatan Demir, şöyle devam etti:Biz şu anda jeopark içindeki ulusal ve uluslararası öneme sahip lokasyonlar, ki biz buralara jeosit diyoruz, bu jeositler kendi arasında doğal ve kültürel olarak iki gruba ayrılıyor. Biz hazırlanmış olan jeositleri, bu lokasyonları inceliyoruz. Bunların UNESCO'nun belirlemiş olduğu kriterlere göre dizayn edilip edilmediğini, jeoparkın ne aşamada olduğunu, hangi düzeyde işletildiğini tespit etmeye çalışıyoruz. Bu denetim tamamlandıktan sonra biz denetçiler olarak UNESCO Türkiye Milli Komisyonumuza değerlendirme sonucumuzu vereceğiz. Daha sonra ulusal jeopark ünvanına sahip olup olmayacağı değerlendirilecek.Demir, jeopark sınırları içine alınması planlanan tüm ilçelerde incelemelerde bulunacaklarını bildirerek, şunları kaydetti:Biz Kastamonu'da 4 günlük bir çalışma yapıyoruz. Denetimimizi cuma günü tamamlamayı planlıyoruz. Daha sonra da yaptığımız gözlemleri, incelemelerin sonuçlarını rapor haline getirip UNESCO Türkiye Milli Komisyonuna sunacağız. Kabul edilirse, ileride UNESCO Küresel Jeoparkları başvurusu da kabul edilirse Türkiye'nin ikinci UNESCO tescilli jeoparkı olacaktır.Şu anda Türkiye’nin tescilli tek jeoparkı var. Bu da Manisa'nın Kula ve Salihli ilçelerinin idari sınırlarını kapsayan Kula Salihli UNESCO Jeoparkı'dır. Bu jeoparkımız 2013 yılında kuruldu. Günümüzde de UNESCO'nun belirlemiş olduğu amaçlar doğrultusunda işletiliyor. Bu jeoparkların en önemli amaçlarından birisi yöre halkının sürdürülebilir, ekonomik gelişimine katkı sağlamaktır. Kula Salihli Jeoparkı bu bakımdan oldukça başarılı bir performans gösterdi. Umuyoruz ki Kastamonu Güney Karadeniz Jeoparkı da benzer performansı ileride göstersin.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kastamonu Haberleri : Kastamonu Güney Karadeniz Jeoparkı'nın UNESCO tarafından tescil edilmesi için saha gezisi ve denetimleri başladı.Kastamonu Turizm Altyapı Hizmet Birliği (KASTAB) öncülüğünde kurulan, Abana, Ağlı, Azdavay, Bozkurt, Cide, Çatalzeytin, Doğanyurt, İnebolu, Küre, Pınarbaşı ve Şenpazar olmak üzere 11 ilçenin idari sınırlarını kapsayan Kastamonu Güney Karadeniz Jeoparkı'nın ulusal seviyeye çıkması için tescil çalışması sürüyor.UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Jeolojik Miras ve Jeopark İzleme Grubu üyesi Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncer Demir, Balıkesir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Soykan ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nazire Özgen, İnebolu ilçesinde incelemelerde bulundu.Kastamonu İl Özel İdaresi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Tuncay Sönmezışık'ın eşlik ettiği kurul üyeleri, İnebolu Türk Ocağı İstiklal Yolu Müzesi ve İnebolu Kent Tarihi Müzesi'ni gezerek yetkililerden bilgi aldı. Kurul üyeleri, tarihi İnebolu evlerini de inceledi.İzleme grubu üyesi Prof. Dr. Tuncer Demir, AA muhabirine, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu tarafından Kastamonu Güney Karadeniz Jeoparkı'nı incelemek için görevlendirildiklerini söyledi.Kastamonu'nun özellikle jeolojik, doğal ve kültürel değerleri bakımından oldukça zengin bir potansiyele sahip olduğunu belirten Demir, Kastamonu Jeoparkı'nın yüz ölçümü yaklaşık olarak 4 bin 400 kilometrekare olacaktır. Bu projede Kastamonu'nun 11 tane ilçesi jeoparkın sınırlarına dahil. Yani bu 11 ilçenin idari sınırları Kastamonu Jeoparkı'nın sınırlarını oluşturuyor. dedi.Kastamonu'nun jeopark için başvuruda bulunduğunu anlatan Demir, şöyle devam etti:Biz şu anda jeopark içindeki ulusal ve uluslararası öneme sahip lokasyonlar, ki biz buralara jeosit diyoruz, bu jeositler kendi arasında doğal ve kültürel olarak iki gruba ayrılıyor. Biz hazırlanmış olan jeositleri, bu lokasyonları inceliyoruz. Bunların UNESCO'nun belirlemiş olduğu kriterlere göre dizayn edilip edilmediğini, jeoparkın ne aşamada olduğunu, hangi düzeyde işletildiğini tespit etmeye çalışıyoruz. Bu denetim tamamlandıktan sonra biz denetçiler olarak UNESCO Türkiye Milli Komisyonumuza değerlendirme sonucumuzu vereceğiz. Daha sonra ulusal jeopark ünvanına sahip olup olmayacağı değerlendirilecek.Demir, jeopark sınırları içine alınması planlanan tüm ilçelerde incelemelerde bulunacaklarını bildirerek, şunları kaydetti:Biz Kastamonu'da 4 günlük bir çalışma yapıyoruz. Denetimimizi cuma günü tamamlamayı planlıyoruz. Daha sonra da yaptığımız gözlemleri, incelemelerin sonuçlarını rapor haline getirip UNESCO Türkiye Milli Komisyonuna sunacağız. Kabul edilirse, ileride UNESCO Küresel Jeoparkları başvurusu da kabul edilirse Türkiye'nin ikinci UNESCO tescilli jeoparkı olacaktır.Şu anda Türkiye’nin tescilli tek jeoparkı var. Bu da Manisa'nın Kula ve Salihli ilçelerinin idari sınırlarını kapsayan Kula Salihli UNESCO Jeoparkı'dır. Bu jeoparkımız 2013 yılında kuruldu. Günümüzde de UNESCO'nun belirlemiş olduğu amaçlar doğrultusunda işletiliyor. Bu jeoparkların en önemli amaçlarından birisi yöre halkının sürdürülebilir, ekonomik gelişimine katkı sağlamaktır. Kula Salihli Jeoparkı bu bakımdan oldukça başarılı bir performans gösterdi. Umuyoruz ki Kastamonu Güney Karadeniz Jeoparkı da benzer performansı ileride göstersin.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/kastamonu-guney-karadeniz-jeoparki-nin-tescili-icin-unesco-turkiye-milli-komisyonu-denetim-yapiyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Aigeai Antik Kenti'nde kaya oyma ve sandık türü 10 mezar gün yüzüne çıkarıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/aigeai-antik-kenti-nde-kaya-oyma-ve-sandik-turu-10-mezar-gun-yuzune-cikarildi/899755/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/aigeai-antik-kenti-nde-kaya-oyma-ve-sandik-turu-10-mezar-gun-yuzune-cikarildi/899755/</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:39:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Adana / Adana'daki antik kentte çalışmalarını sürdüren kazı ekibi, pişmiş topraktan lahitler ile mezar hediyeleri olduğu değerlendirilen gözyaşı şişeleri ve kap parçaları da buldu - Kazının bilimsel danışmanlığını yapan Doç. Dr. Faris Demir: - Aigeai Antik Kenti, Büyük İskender'in anısına Makedon askerler tarafından kurulmuştur. Bu nedenle burada ortaya çıkardığımız Helenistik Dönem mezarlarının Makedon askerlere ait olma ihtimali bulunmaktadır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Adana Haberleri : ÖMER FANSA - Adana'daki Aigeai Antik Kenti'nin Helenistik Dönem'e tarihlenen nekropolünde yürütülen kurtarma kazılarında 10 mezar gün ışığına çıkarıldı.Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinesinde Adana Müze Müdürlüğünce Yumurtalık ilçesinde bulunan antik kentteki arkeolojik çalışmalar, yaklaşık 33 dönümlük nekropolde yoğunlaştı.Ceyhan Nehri'nin doğusunda yer alan ve geçmişte liman kenti olarak öne çıkan bölgede, ilk etapta yaklaşık 30 mezar olduğu tespit edildi.Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Faris Demir'in bilimsel danışmanlığında yürütülen kazılarda, koridorlu ve merdivenli kaya oyma mezarlar ile sandık türü mezarlardan 10'u ortaya çıkarıldı.Staj yapan arkeoloji öğrencilerinin de yer aldığı kazı ekibi, mezarların yanı sıra pişmiş topraktan lahitler ile mezar hediyeleri olduğu değerlendirilen gözyaşı şişeleri ve kap parçaları buldu.Sandık mezarların kenarları kireç harçla sıvanmışDoç. Dr. Faris Demir, AA muhabirine, geçmişi Helenistik Dönem'e (milattan önce 323-31) uzanan nekropolün, Roma Dönemi'nde de kullanıldığını söyledi.Kazının devam etmesiyle birçok mezarı daha açığa çıkaracaklarını dile getiren Demir, şöyle konuştu:Mezarların, Orta Çağ'dan günümüze kadar tahribata uğradığını görmekteyiz. Sandık mezarların kenarları kireç harçla sıvanmış, bazılarında harcın üzeri rozet motifleriyle süslenmiş. Kaya mezarlarda da cenazenin konulduğu kaya içine oyulmuş platformlar yer alıyor. Mezarların koruma altına alınmasına yönelik proje geliştirmeye başladık.Demir, kazıda birçok mezar hediyesi bulunduğunu belirterek, Gözyaşı şişeleri, kap parçaları, pişmiş topraktan lahitler ortaya çıkarıldı. Bu eserlerin, Adana Müzesi'nde sergilenmek üzere restorasyonları yapılmaktadır. Bu alandaki mezarları da ilerleyen dönemde restorasyonla turizme kazandırmayı planlamaktayız. dedi.Mezarların, Makedon askerlere ait olma ihtimali bulunmaktadırEski Makedonya Kralı Büyük İskender'in milattan önce 333 yılındaki İssos Savaşı'nın hazırlıklarını bu bölgede yaptığını anlatan Demir, şunları kaydetti:Aigeai Antik Kenti, Büyük İskender'in anısına Makedon askerler tarafından kurulmuştur. Bu nedenle burada ortaya çıkardığımız Helenistik Dönem mezarlarının Makedon askerlere ait olma ihtimali bulunmaktadır. Bir kısmının bu askerlere ait olduğunu düşünmekteyiz.Demir, kazı çalışmalarının eylül ayı başında sona ereceğini, bulguların değerlendirilmesine göre çalışmalara devam etmeyi planladıklarını sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Adana Haberleri : ÖMER FANSA - Adana'daki Aigeai Antik Kenti'nin Helenistik Dönem'e tarihlenen nekropolünde yürütülen kurtarma kazılarında 10 mezar gün ışığına çıkarıldı.Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinesinde Adana Müze Müdürlüğünce Yumurtalık ilçesinde bulunan antik kentteki arkeolojik çalışmalar, yaklaşık 33 dönümlük nekropolde yoğunlaştı.Ceyhan Nehri'nin doğusunda yer alan ve geçmişte liman kenti olarak öne çıkan bölgede, ilk etapta yaklaşık 30 mezar olduğu tespit edildi.Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Faris Demir'in bilimsel danışmanlığında yürütülen kazılarda, koridorlu ve merdivenli kaya oyma mezarlar ile sandık türü mezarlardan 10'u ortaya çıkarıldı.Staj yapan arkeoloji öğrencilerinin de yer aldığı kazı ekibi, mezarların yanı sıra pişmiş topraktan lahitler ile mezar hediyeleri olduğu değerlendirilen gözyaşı şişeleri ve kap parçaları buldu.Sandık mezarların kenarları kireç harçla sıvanmışDoç. Dr. Faris Demir, AA muhabirine, geçmişi Helenistik Dönem'e (milattan önce 323-31) uzanan nekropolün, Roma Dönemi'nde de kullanıldığını söyledi.Kazının devam etmesiyle birçok mezarı daha açığa çıkaracaklarını dile getiren Demir, şöyle konuştu:Mezarların, Orta Çağ'dan günümüze kadar tahribata uğradığını görmekteyiz. Sandık mezarların kenarları kireç harçla sıvanmış, bazılarında harcın üzeri rozet motifleriyle süslenmiş. Kaya mezarlarda da cenazenin konulduğu kaya içine oyulmuş platformlar yer alıyor. Mezarların koruma altına alınmasına yönelik proje geliştirmeye başladık.Demir, kazıda birçok mezar hediyesi bulunduğunu belirterek, Gözyaşı şişeleri, kap parçaları, pişmiş topraktan lahitler ortaya çıkarıldı. Bu eserlerin, Adana Müzesi'nde sergilenmek üzere restorasyonları yapılmaktadır. Bu alandaki mezarları da ilerleyen dönemde restorasyonla turizme kazandırmayı planlamaktayız. dedi.Mezarların, Makedon askerlere ait olma ihtimali bulunmaktadırEski Makedonya Kralı Büyük İskender'in milattan önce 333 yılındaki İssos Savaşı'nın hazırlıklarını bu bölgede yaptığını anlatan Demir, şunları kaydetti:Aigeai Antik Kenti, Büyük İskender'in anısına Makedon askerler tarafından kurulmuştur. Bu nedenle burada ortaya çıkardığımız Helenistik Dönem mezarlarının Makedon askerlere ait olma ihtimali bulunmaktadır. Bir kısmının bu askerlere ait olduğunu düşünmekteyiz.Demir, kazı çalışmalarının eylül ayı başında sona ereceğini, bulguların değerlendirilmesine göre çalışmalara devam etmeyi planladıklarını sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Trabzon'da çocuklar fındık bahçesinde organik tarımı öğrendi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/trabzon-da-cocuklar-findik-bahcesinde-organik-tarimi-ogrendi/899753/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/trabzon-da-cocuklar-findik-bahcesinde-organik-tarimi-ogrendi/899753/</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:39:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Trabzon / Trabzon'da düzenlenen etkinlikte çocuklara fındık bahçesinde organik tarım uygulamaları anlatıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Trabzon Haberleri : Trabzon'da düzenlenen etkinlikte çocuklara fındık bahçesinde organik tarım uygulamaları anlatıldı.Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinesinde, Trabzon Çocuk Hakları Komitesi ile Sorumlu İl Yetişkin Koordinatörlerince organik tarımı öğreniyorum temasıyla gerçekleştirilen etkinlik, Yomra ilçesindeki Yeşilvadi Mahallesi'nde düzenlendi.Etkinliğe katılan 8-18 yaş arasındaki katılımcılara üretici İhsan Öztürk ve ziraat mühendisleri tarafından organik tarım konusunda bilgi verildi.Trabzon Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü Ortahisar Sosyal Hizmet Merkezi Müdürü Fatma Meydan Aktaş, AA muhabirine, etkinlikle çocukların organik tarım konusunda farkındalık kazanmalarını amaçladıklarını söyledi.Çocukların doğru tarım yöntemlerini yerinde deneyimlemelerinin öğrenme süreçlerine katkı sağladığını ifade eden Aktaş, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) kapsamında çevre temizliği ve su verimliliğine yönelik de çeşitli etkinlikler planladıklarını aktardı.Üretici İhsan Öztürk de çocukları fındık bahçesinde ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, emekli öğretmen olduğu için çocuklarla bir arada olmaktan ayrıca mutluluk duyduğunu ​​​​​​​kaydetti.Etkinliğe, Trabzon Çocuk Hakları Komitesi Yetişkin Koordinatörü Zeynep Çimenli ile diğer ilgili kurum ve kuruluş temsilcileri katıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Trabzon Haberleri : Trabzon'da düzenlenen etkinlikte çocuklara fındık bahçesinde organik tarım uygulamaları anlatıldı.Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinesinde, Trabzon Çocuk Hakları Komitesi ile Sorumlu İl Yetişkin Koordinatörlerince organik tarımı öğreniyorum temasıyla gerçekleştirilen etkinlik, Yomra ilçesindeki Yeşilvadi Mahallesi'nde düzenlendi.Etkinliğe katılan 8-18 yaş arasındaki katılımcılara üretici İhsan Öztürk ve ziraat mühendisleri tarafından organik tarım konusunda bilgi verildi.Trabzon Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü Ortahisar Sosyal Hizmet Merkezi Müdürü Fatma Meydan Aktaş, AA muhabirine, etkinlikle çocukların organik tarım konusunda farkındalık kazanmalarını amaçladıklarını söyledi.Çocukların doğru tarım yöntemlerini yerinde deneyimlemelerinin öğrenme süreçlerine katkı sağladığını ifade eden Aktaş, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) kapsamında çevre temizliği ve su verimliliğine yönelik de çeşitli etkinlikler planladıklarını aktardı.Üretici İhsan Öztürk de çocukları fındık bahçesinde ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, emekli öğretmen olduğu için çocuklarla bir arada olmaktan ayrıca mutluluk duyduğunu ​​​​​​​kaydetti.Etkinliğe, Trabzon Çocuk Hakları Komitesi Yetişkin Koordinatörü Zeynep Çimenli ile diğer ilgili kurum ve kuruluş temsilcileri katıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/trabzon-da-cocuklar-findik-bahcesinde-organik-tarimi-ogrendi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Tour Of Samsun 2026 Uluslararası Bisiklet Yarışı başladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tour-of-samsun-2026-uluslararasi-bisiklet-yarisi-basladi/899752/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tour-of-samsun-2026-uluslararasi-bisiklet-yarisi-basladi/899752/</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:33:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Türkiye Bisiklet Federasyonu tarafından düzenlenen Tour Of Samsun 2026 Uluslararası Bisiklet Yarışı'nın birinci etabı başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- Türkiye Bisiklet Federasyonu tarafından düzenlenen Tour Of Samsun 2026 Uluslararası Bisiklet Yarışı'nın birinci etabı başladı.Samsun'da 4 gün sürecek, 23 ülkeden 107 sporcunun katıldığı yarışın Doğupark'ta ilk startı verildi.Vali Orhan Tavlı, Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan ile Gençlik ve Spor İl Müdürü Feyzullah Dereci'nin başlama bayrağını kaldırmasıyla start alan bisikletçiler, ilk etapta 176 kilometre pedal çevirecek.Samsun'un doğal güzelliklerinin bulunduğu Ladik, Alaçam, İlkadım, Atakum, Çarşamba ilçelerindeki güzergahları takip edecek bisikletçiler, toplam 610 kilometre mesafe katedecek.Dereci, yarışmaya 5 kıtadan 23 ülkeden sporcu katıldığını belirterek, Samsun'da bu yarışın üçüncüsünü düzenliyoruz. Bizim 20 milli sporcumuz da yarışmada yer alıyor. Yarışma boyunca sporcularımız Samsun'un doğal güzelliklerini görecekler. Yarışma 4 gün sürecek. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- Türkiye Bisiklet Federasyonu tarafından düzenlenen Tour Of Samsun 2026 Uluslararası Bisiklet Yarışı'nın birinci etabı başladı.Samsun'da 4 gün sürecek, 23 ülkeden 107 sporcunun katıldığı yarışın Doğupark'ta ilk startı verildi.Vali Orhan Tavlı, Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan ile Gençlik ve Spor İl Müdürü Feyzullah Dereci'nin başlama bayrağını kaldırmasıyla start alan bisikletçiler, ilk etapta 176 kilometre pedal çevirecek.Samsun'un doğal güzelliklerinin bulunduğu Ladik, Alaçam, İlkadım, Atakum, Çarşamba ilçelerindeki güzergahları takip edecek bisikletçiler, toplam 610 kilometre mesafe katedecek.Dereci, yarışmaya 5 kıtadan 23 ülkeden sporcu katıldığını belirterek, Samsun'da bu yarışın üçüncüsünü düzenliyoruz. Bizim 20 milli sporcumuz da yarışmada yer alıyor. Yarışma boyunca sporcularımız Samsun'un doğal güzelliklerini görecekler. Yarışma 4 gün sürecek. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/tour-of-samsun-2026-uluslararasi-bisiklet-yarisi-basladi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Akkuyu NGS'nin 2. güç ünitesinde reaktör tesisinin birinci devresi oluşturuldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/akkuyu-ngs-nin-2-guc-unitesinde-reaktor-tesisinin-birinci-devresi-olusturuldu/899751/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/akkuyu-ngs-nin-2-guc-unitesinde-reaktor-tesisinin-birinci-devresi-olusturuldu/899751/</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:32:09 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Türkiye'nin ilk nükleer enerji santrali Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin (NGS) 2.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Türkiye'nin ilk nükleer enerji santrali Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin (NGS) 2. güç ünitesinde reaktör binasında, reaktör, buhar jeneratörleri ve ana sirkülasyon pompalarını birbirine bağlayan ana sirkülasyon boru hattının kaynak işleri tamamlandı.Akkuyu Nükleer AŞ'den yapılan açıklamaya göre, uzmanlar Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom'un inşa ettiği Akkuyu NGS'nin nükleer adasındaki ana ekipmanları birbirine bağlayan ana sirkülasyon boru hattının kaynak çalışmalarını tamamladı.Toplam 73 günde bitirilen işlemler kapsamında, boru hattındaki 32 bağlantı noktasının tamamında kaynak çalışmaları gerçekleştirildi. Operasyonda, mühendislik ve teknik uzmanların yanı sıra kaynak, montaj, boru kesim, tahribatsız muayene, ısıl işlem ve kalite kontrol alanlarında görev yapan uzmanlar yer aldı. Çalışmalar, belirlenen teknolojik işlem sırasına uygun şekilde yürütüldü.Kaynaklı birleşim yerleri çalışmalar sırasında kontrol edilirken, tüm bağlantı yerleri, iç metal geriliminin giderilmesi ve tasarlanan performans özelliklerinin sağlanması amacıyla yüksek sıcaklıkta ısıl işleme tabi tutuldu. Boru hattının korozyona karşı korunması için bağlantıların iç yüzeyine özel kaynak kaplaması uygulandı. Teknolojik işlemlerin tamamlanmasının ardından kaynaklı bağlantıların kalitesi ultrasonik, kılcal ve radyografik muayene yöntemlerinin de aralarında bulunduğu çeşitli yöntemlerle kontrol edildi.Açıklamada görüşlerine yer verilen Akkuyu Nükleer AŞ Genel Müdürü Sergei Butckikh, ana sirkülasyon boru hattının kaynak işlemlerinin bir güç ünitesinin inşasında önemli bir adım olduğunu belirtti.İşlemlerin 2. güç ünitesinde 73 günde tamamlandığını aktaran Butckikh, şunları kaydetti:Bu, çalışmaların titizlikle organize edilmesi ve deneyimli uzmanlardan oluşan ekibin koordineli çalışması sayesinde elde edilen önemli bir sonuçtur. Bununla birlikte her aşamadaki temel kriterimiz kalite oldu. Ana sirkülasyon boru hattının kaynak çalışmalarını tamamlayarak 2. güç ünitesinin birinci devresini oluşturduk. Böylece reaktör tesisi ekipmanlarının boru hatlarıyla bağlantısına yönelik çalışmaların sürdürülmesi ve devreye alma çalışmalarına hazırlık için gerekli koşulları sağlamış olduk.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Türkiye'nin ilk nükleer enerji santrali Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin (NGS) 2. güç ünitesinde reaktör binasında, reaktör, buhar jeneratörleri ve ana sirkülasyon pompalarını birbirine bağlayan ana sirkülasyon boru hattının kaynak işleri tamamlandı.Akkuyu Nükleer AŞ'den yapılan açıklamaya göre, uzmanlar Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom'un inşa ettiği Akkuyu NGS'nin nükleer adasındaki ana ekipmanları birbirine bağlayan ana sirkülasyon boru hattının kaynak çalışmalarını tamamladı.Toplam 73 günde bitirilen işlemler kapsamında, boru hattındaki 32 bağlantı noktasının tamamında kaynak çalışmaları gerçekleştirildi. Operasyonda, mühendislik ve teknik uzmanların yanı sıra kaynak, montaj, boru kesim, tahribatsız muayene, ısıl işlem ve kalite kontrol alanlarında görev yapan uzmanlar yer aldı. Çalışmalar, belirlenen teknolojik işlem sırasına uygun şekilde yürütüldü.Kaynaklı birleşim yerleri çalışmalar sırasında kontrol edilirken, tüm bağlantı yerleri, iç metal geriliminin giderilmesi ve tasarlanan performans özelliklerinin sağlanması amacıyla yüksek sıcaklıkta ısıl işleme tabi tutuldu. Boru hattının korozyona karşı korunması için bağlantıların iç yüzeyine özel kaynak kaplaması uygulandı. Teknolojik işlemlerin tamamlanmasının ardından kaynaklı bağlantıların kalitesi ultrasonik, kılcal ve radyografik muayene yöntemlerinin de aralarında bulunduğu çeşitli yöntemlerle kontrol edildi.Açıklamada görüşlerine yer verilen Akkuyu Nükleer AŞ Genel Müdürü Sergei Butckikh, ana sirkülasyon boru hattının kaynak işlemlerinin bir güç ünitesinin inşasında önemli bir adım olduğunu belirtti.İşlemlerin 2. güç ünitesinde 73 günde tamamlandığını aktaran Butckikh, şunları kaydetti:Bu, çalışmaların titizlikle organize edilmesi ve deneyimli uzmanlardan oluşan ekibin koordineli çalışması sayesinde elde edilen önemli bir sonuçtur. Bununla birlikte her aşamadaki temel kriterimiz kalite oldu. Ana sirkülasyon boru hattının kaynak çalışmalarını tamamlayarak 2. güç ünitesinin birinci devresini oluşturduk. Böylece reaktör tesisi ekipmanlarının boru hatlarıyla bağlantısına yönelik çalışmaların sürdürülmesi ve devreye alma çalışmalarına hazırlık için gerekli koşulları sağlamış olduk.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye, 19 yıl sonra 2 takımla Şampiyonlar Ligi'nde temsil edilecek</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-19-yil-sonra-2-takimla-sampiyonlar-ligi-nde-temsil-edilecek/899750/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-19-yil-sonra-2-takimla-sampiyonlar-ligi-nde-temsil-edilecek/899750/</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:30:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Türkiye, UEFA Şampiyonlar Ligi'nde son olarak 2007-2008 sezonunda 2 takımla yer aldı - Türk takımları, Devler Liginde 6. kez 2 takımla mücadele edecek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- FATİH EREL - Türkiye, 19 yıl sonra UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 2 takımla boy gösterecek.Avrupa futbolunun kulüpler düzeyindeki bir numaralı organizasyonuna doğrudan katılan Galatasaray ile elemelerde rakiplerini geçen Fenerbahçe, turnuvanın lig aşamasında Türkiye'yi temsil edecek.Galatasaray ve Fenerbahçe, daha önce 2001-2002 sezonunda aynı anda UEFA Şampiyonlar Ligi'nde mücadele etti.19 yıllık hasretTürkiye, 19 yıl sonra Avrupa'nın en büyük kupasına 2 takımla katılıyor.UEFA Şampiyonlar Ligi ismiyle 1992-1993'ten itibaren oynanmaya başlanan organizasyonda Türk takımları, bugüne kadar bir sezonda en fazla 2 takımla katılabildi.Türkiye, UEFA Şampiyonlar Ligi'nde grup ya da lig aşamasında son olarak 2007-2008 sezonunda 2 takımla yer aldı. Söz konusu sezonda Fenerbahçe ile Beşiktaş, turnuvada Türkiye'yi temsil etti.Beşiktaş, 6 puan topladığı A Grubu'nda son sırada yer aldı ve turnuvadan elendi.Fenerbahçe ise o sezon çeyrek finale çıkma başarısı gösterdi ve Chelsea'ye elenerek yarı finalin kapısından döndü.6. kez 2 takımlaTürk takımları, Devler Liginde grup ya da lig aşamasına Fenerbahçe'nin dünkü başarısıyla 6. kez 2 takımla katılma hakkı kazandı.Galatasaray ve Fenerbahçe, daha önce 2001-2002 sezonunda UEFA Şampiyonlar Ligi'nde gruplarda mücadele etti.Galatasaray ve Beşiktaş, 1997-1998, 2000-2001 ve 2003-2004'te UEFA Şampiyonlar Ligi gruplarına birlikte kaldı.Fenerbahçe ile Beşiktaş ise 2007-2008'de Devler Ligi'nde birlikte Türkiye'yi temsil etme hakkı kazanmıştı.UEFA Şampiyonlar Ligi grup ya da lig aşamasında 2 Türk takımının aynı anda mücadele ettiği sezonlar şöyle:SezonTakımlar1997-1998Galatasaray, Beşiktaş2000-2001Galatasaray, Beşiktaş2001-2002Fenerbahçe, Galatasaray2003-2004Beşiktaş, Galatasaray2007-2008Fenerbahçe, Beşiktaş2026-2027Galatasaray, FenerbahçeGalatasaray ve Fenerbahçe 2. kez birlikte katılıyorGalatasaray ve Fenerbahçe, Devler Ligi tarihinde ikinci kez turnuvada birlikte yer alacak.İki takım, 2001-2002 sezonunda UEFA Şampiyonlar Ligi'nde gruplarda mücadele etti.Galatasaray o sezonda Devler Ligi'nde ikinci grup aşamasına yükselirken, Fenerbahçe ilk grup aşamasını puansız tamamlayarak turnuvaya veda etti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- FATİH EREL - Türkiye, 19 yıl sonra UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 2 takımla boy gösterecek.Avrupa futbolunun kulüpler düzeyindeki bir numaralı organizasyonuna doğrudan katılan Galatasaray ile elemelerde rakiplerini geçen Fenerbahçe, turnuvanın lig aşamasında Türkiye'yi temsil edecek.Galatasaray ve Fenerbahçe, daha önce 2001-2002 sezonunda aynı anda UEFA Şampiyonlar Ligi'nde mücadele etti.19 yıllık hasretTürkiye, 19 yıl sonra Avrupa'nın en büyük kupasına 2 takımla katılıyor.UEFA Şampiyonlar Ligi ismiyle 1992-1993'ten itibaren oynanmaya başlanan organizasyonda Türk takımları, bugüne kadar bir sezonda en fazla 2 takımla katılabildi.Türkiye, UEFA Şampiyonlar Ligi'nde grup ya da lig aşamasında son olarak 2007-2008 sezonunda 2 takımla yer aldı. Söz konusu sezonda Fenerbahçe ile Beşiktaş, turnuvada Türkiye'yi temsil etti.Beşiktaş, 6 puan topladığı A Grubu'nda son sırada yer aldı ve turnuvadan elendi.Fenerbahçe ise o sezon çeyrek finale çıkma başarısı gösterdi ve Chelsea'ye elenerek yarı finalin kapısından döndü.6. kez 2 takımlaTürk takımları, Devler Liginde grup ya da lig aşamasına Fenerbahçe'nin dünkü başarısıyla 6. kez 2 takımla katılma hakkı kazandı.Galatasaray ve Fenerbahçe, daha önce 2001-2002 sezonunda UEFA Şampiyonlar Ligi'nde gruplarda mücadele etti.Galatasaray ve Beşiktaş, 1997-1998, 2000-2001 ve 2003-2004'te UEFA Şampiyonlar Ligi gruplarına birlikte kaldı.Fenerbahçe ile Beşiktaş ise 2007-2008'de Devler Ligi'nde birlikte Türkiye'yi temsil etme hakkı kazanmıştı.UEFA Şampiyonlar Ligi grup ya da lig aşamasında 2 Türk takımının aynı anda mücadele ettiği sezonlar şöyle:SezonTakımlar1997-1998Galatasaray, Beşiktaş2000-2001Galatasaray, Beşiktaş2001-2002Fenerbahçe, Galatasaray2003-2004Beşiktaş, Galatasaray2007-2008Fenerbahçe, Beşiktaş2026-2027Galatasaray, FenerbahçeGalatasaray ve Fenerbahçe 2. kez birlikte katılıyorGalatasaray ve Fenerbahçe, Devler Ligi tarihinde ikinci kez turnuvada birlikte yer alacak.İki takım, 2001-2002 sezonunda UEFA Şampiyonlar Ligi'nde gruplarda mücadele etti.Galatasaray o sezonda Devler Ligi'nde ikinci grup aşamasına yükselirken, Fenerbahçe ilk grup aşamasını puansız tamamlayarak turnuvaya veda etti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/turkiye-19-yil-sonra-2-takimla-sampiyonlar-ligi-nde-temsil-edilecek.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Belçika İçişleri Bakanı'na göre, Brüksel'de uyuşturucu bağlantılı suçlar ulusal acil durum boyutunda</title>
      <link>https://www.canligaste.com/belcika-icisleri-bakani-na-gore-bruksel-de-uyusturucu-baglantili-suclar-ulusal-acil-durum-boyutunda/899749/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/belcika-icisleri-bakani-na-gore-bruksel-de-uyusturucu-baglantili-suclar-ulusal-acil-durum-boyutunda/899749/</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:30:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Brüksel / Belçika İçişleri Bakanı Bernard Quintin, başkent Brüksel'de uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı suçların ulusal acil durum boyutuna ulaştığını belirterek güvenlik önlemlerinin artırılacağını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Brüksel Haberleri : Belçika İçişleri Bakanı Bernard Quintin, başkent Brüksel'de uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı suçların ulusal acil durum boyutuna ulaştığını belirterek güvenlik önlemlerinin artırılacağını bildirdi.Resmi haber ajansı Belga'ya göre, Quintin dün akşam saatlerinde yapılan Brüksel Bölgesel Güvenlik Konseyi toplantısının ardından yaptığı açıklamada, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede tüm yetkili kurumların birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.Quintin, Herkes masaya oturmalı, hangi önlemlerin işe yaradığını ve özellikle bundan sonra hangi tedbirleri alacağımızı değerlendirmeliyiz. dedi.Brüksel'de uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı suçların ulusal acil durum boyutuna ulaştığını vurgulayan Bakan, federal polis rezervinden bir birliğin Brüksel'deki yerel polis bölgelerinin kullanımına sunulduğunu aktardı.Quintin, federal polisin özel birimlerinin de yerel polisle işbirliğini artıracağını kaydetti.Askerlerin sokaklardaki varlığı artırılabilirQuintin ayrıca Savunma Bakanlığı ile Brüksel'deki askeri varlığın artırılması konusunu görüştüğünü bildirdi.Askerlerin yalnızca tren ve metro istasyonlarında değil, bu noktaların dışında da görev yapmasını istediğini belirten Quintin, düzensiz göçmenlerin tutulacağı kapalı merkezlerin açılması ve elektrikli skuterlerin kayıt altına alınması gibi önlemlerin de değerlendirildiğini ifade etti.Skuterlerin kayıt altına alınması halinde otomatik plaka tanıma kameralarıyla takip edilebileceğini kaydeden Quintin, ilgili konuları İltica ve Göç ile Ulaştırma bakanlarıyla görüştüğünü aktardı.Federal, bölgesel ve yerel makamlar arasında son günlerde yaşanan yetki tartışmalarına da değinen Quintin, tarafların birlikte çalışma iradesi gösterdiğini belirtti.Brüksel&#039;deki silahlı saldırılarBelçika'nın Avrupa Birliği (AB) ve NATO'ya ev sahipliği yapan başkenti Brüksel'de son günlerde art arda silahlı saldırılar yaşandı.Anderlecht ilçesinde 21 Ağustos akşamı bir polis merkezine uzun namlulu silahla ateş açıldı.22 ve 24 Ağustos'ta Saint-Gilles ve Molenbeek ilçelerinde de silahlı saldırılar yaşandı. Böylece Brüksel'de 3 günde düzenlenen silahlı saldırıların sayısı 5'e yükseldi.Brüksel, son yıllarda uyuşturucu kaçakçılığı ve çeteler arası hesaplaşmalarla bağlantılı silahlı şiddet olaylarıyla gündeme geliyor. Belçika polisi, 2025'te başkentte çoğu uyuşturucu ticaretiyle bağlantılı 96 silahlı saldırı kaydetmiş, bu olaylarda 8 kişi hayatını kaybetmişti.Avrupa'nın önemli uyuşturucu giriş noktalarından Anvers Limanı üzerinden ülkeye sokulan kokainin bir bölümünün Brüksel ve çevresindeki dağıtım ağlarına ulaştığı belirtiliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Brüksel Haberleri : Belçika İçişleri Bakanı Bernard Quintin, başkent Brüksel'de uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı suçların ulusal acil durum boyutuna ulaştığını belirterek güvenlik önlemlerinin artırılacağını bildirdi.Resmi haber ajansı Belga'ya göre, Quintin dün akşam saatlerinde yapılan Brüksel Bölgesel Güvenlik Konseyi toplantısının ardından yaptığı açıklamada, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede tüm yetkili kurumların birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.Quintin, Herkes masaya oturmalı, hangi önlemlerin işe yaradığını ve özellikle bundan sonra hangi tedbirleri alacağımızı değerlendirmeliyiz. dedi.Brüksel'de uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı suçların ulusal acil durum boyutuna ulaştığını vurgulayan Bakan, federal polis rezervinden bir birliğin Brüksel'deki yerel polis bölgelerinin kullanımına sunulduğunu aktardı.Quintin, federal polisin özel birimlerinin de yerel polisle işbirliğini artıracağını kaydetti.Askerlerin sokaklardaki varlığı artırılabilirQuintin ayrıca Savunma Bakanlığı ile Brüksel'deki askeri varlığın artırılması konusunu görüştüğünü bildirdi.Askerlerin yalnızca tren ve metro istasyonlarında değil, bu noktaların dışında da görev yapmasını istediğini belirten Quintin, düzensiz göçmenlerin tutulacağı kapalı merkezlerin açılması ve elektrikli skuterlerin kayıt altına alınması gibi önlemlerin de değerlendirildiğini ifade etti.Skuterlerin kayıt altına alınması halinde otomatik plaka tanıma kameralarıyla takip edilebileceğini kaydeden Quintin, ilgili konuları İltica ve Göç ile Ulaştırma bakanlarıyla görüştüğünü aktardı.Federal, bölgesel ve yerel makamlar arasında son günlerde yaşanan yetki tartışmalarına da değinen Quintin, tarafların birlikte çalışma iradesi gösterdiğini belirtti.Brüksel&#039;deki silahlı saldırılarBelçika'nın Avrupa Birliği (AB) ve NATO'ya ev sahipliği yapan başkenti Brüksel'de son günlerde art arda silahlı saldırılar yaşandı.Anderlecht ilçesinde 21 Ağustos akşamı bir polis merkezine uzun namlulu silahla ateş açıldı.22 ve 24 Ağustos'ta Saint-Gilles ve Molenbeek ilçelerinde de silahlı saldırılar yaşandı. Böylece Brüksel'de 3 günde düzenlenen silahlı saldırıların sayısı 5'e yükseldi.Brüksel, son yıllarda uyuşturucu kaçakçılığı ve çeteler arası hesaplaşmalarla bağlantılı silahlı şiddet olaylarıyla gündeme geliyor. Belçika polisi, 2025'te başkentte çoğu uyuşturucu ticaretiyle bağlantılı 96 silahlı saldırı kaydetmiş, bu olaylarda 8 kişi hayatını kaybetmişti.Avrupa'nın önemli uyuşturucu giriş noktalarından Anvers Limanı üzerinden ülkeye sokulan kokainin bir bölümünün Brüksel ve çevresindeki dağıtım ağlarına ulaştığı belirtiliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/belcika-icisleri-bakani-na-gore-bruksel-de-uyusturucu-baglantili-suclar-ulusal-acil-durum-boyutunda.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bilgi Üniversitesi öğrencisinden afet anlarında iletişimi destekleyen sistem</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bilgi-universitesi-ogrencisinden-afet-anlarinda-iletisimi-destekleyen-sistem/899748/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bilgi-universitesi-ogrencisinden-afet-anlarinda-iletisimi-destekleyen-sistem/899748/</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:28:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / İstanbul Bilgi Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencisi Sidal Karaytuğ: - Bugün çalışan bir prototipe sahip olan projemizi, araştırma ve geliştirme çalışmalarını sürdürerek, üretim aşamasına taşımayı hedefliyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencisi Sidal Karaytuğ, afet ve acil durumlarda iletişimin kesintisiz sürdürülmesini desteklemek amacıyla Desmos adlı giyilebilir bir iletişim sistemi geliştirdi.Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencisi Karaytuğ, Prof. Dr. Özlem Er, Refik Burak Atatür, Batuhan Esirger, Yeşim Eröktem ve Meriç Kara yürütücülüğünde Mezuniyet Projesi dersi kapsamında yeni bir proje hazırladı.Alternatif bir iletişim altyapısı sunan Desmos, mevcut haberleşme sistemlerinin kullanılamadığı koşullarda veri akışının kesintisiz devam etmesine katkı sağlayarak, hasar tespiti ve haritalama gibi kritik operasyonların daha hızlı yürütülmesini desteklemeyi amaçlıyor.Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerini bizzat deneyimlemesinin ardından afetlere daha dirençli ve hazırlıklı olabilmek için çözüm arayışına yönelen Karaytuğ, sistemi arama kurtarma süreçlerinde yaşanan iletişim sorunlarından yola çıkarak tasarladı.Arama kurtarma ekipleri ile afetten etkilenen kişiler arasında altyapıdan bağımsız bir iletişim ağı kurulmasını amaçlayan sistem, afet anlarında hem profesyonel ekipler hem de afetten etkilenen kişiler için erişilebilir ve kapsayıcı bir haberleşme ekosistemi sunuyor.Giyilebilir yapısı, uzun batarya ömrü, düşük üretim maliyeti ve kendi kendini iyileştirebilen ağ yapısıyla öne çıkan Desmos, kullanıcının hareket alanını kısıtlamadan kullanılabiliyor.Farklı senaryolara uyarlanabilen cihaz, arama kurtarma ekiplerinin yanı sıra afetten etkilenen kişiler için de alternatif bir iletişim kanalı oluşturuyor. Sistem aracılığıyla afet anlarında iletişim eksikliğinden kaynaklanan zaman kayıplarının azaltılması ve operasyonel süreçlerin hızlandırılması hedefleniyor.Bütüncül yaklaşım sunuyorAçıklamada görüşlerine yer verilen Karaytuğ, mevcut çözümlerin çoğunlukla belirli kullanıcı gruplarına odaklandığına değinerek, Desmos'un hem arama kurtarma ekiplerini hem de afetten etkilenen kişileri aynı iletişim ekosisteminde buluşturan bütüncül yaklaşım sunduğunu belirtti.Karaytuğ, Sistem, altyapının tamamen devre dışı kaldığı koşullarda dahi kullanıcıların birbirleriyle doğrudan iletişim kurabilmesini amaçlıyor. Daha erişilebilir, dayanıklı ve kapsayıcı bir haberleşme sistemi geliştirerek, afet anlarında iletişim kaynaklı sorunların azaltılmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. değerlendirmesinde bulundu.Söz konusu projeyi geliştirirken 6 Şubat depremlerindeki kişisel deneyimlerimden yola çıktığını hatırlatan Karaytuğ, şunları kaydetti:Kendime, 'Bu konuda ne yapabilirim, nasıl katkı sağlayabilirim?' sorusunu sordum. Araştırmalarım sırasında, afet ve acil durumlarda iletişim alanında önemli bir ihtiyaç olduğunu gördüm. Danışmanlarımın rehberliğinde bu alanda fayda sağlayabilecek teknolojileri araştırarak, Desmos'u geliştirdik. Bugün çalışan bir prototipe sahip olan projemizi, araştırma ve geliştirme çalışmalarını sürdürerek, üretim aşamasına taşımayı hedefliyoruz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencisi Sidal Karaytuğ, afet ve acil durumlarda iletişimin kesintisiz sürdürülmesini desteklemek amacıyla Desmos adlı giyilebilir bir iletişim sistemi geliştirdi.Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencisi Karaytuğ, Prof. Dr. Özlem Er, Refik Burak Atatür, Batuhan Esirger, Yeşim Eröktem ve Meriç Kara yürütücülüğünde Mezuniyet Projesi dersi kapsamında yeni bir proje hazırladı.Alternatif bir iletişim altyapısı sunan Desmos, mevcut haberleşme sistemlerinin kullanılamadığı koşullarda veri akışının kesintisiz devam etmesine katkı sağlayarak, hasar tespiti ve haritalama gibi kritik operasyonların daha hızlı yürütülmesini desteklemeyi amaçlıyor.Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerini bizzat deneyimlemesinin ardından afetlere daha dirençli ve hazırlıklı olabilmek için çözüm arayışına yönelen Karaytuğ, sistemi arama kurtarma süreçlerinde yaşanan iletişim sorunlarından yola çıkarak tasarladı.Arama kurtarma ekipleri ile afetten etkilenen kişiler arasında altyapıdan bağımsız bir iletişim ağı kurulmasını amaçlayan sistem, afet anlarında hem profesyonel ekipler hem de afetten etkilenen kişiler için erişilebilir ve kapsayıcı bir haberleşme ekosistemi sunuyor.Giyilebilir yapısı, uzun batarya ömrü, düşük üretim maliyeti ve kendi kendini iyileştirebilen ağ yapısıyla öne çıkan Desmos, kullanıcının hareket alanını kısıtlamadan kullanılabiliyor.Farklı senaryolara uyarlanabilen cihaz, arama kurtarma ekiplerinin yanı sıra afetten etkilenen kişiler için de alternatif bir iletişim kanalı oluşturuyor. Sistem aracılığıyla afet anlarında iletişim eksikliğinden kaynaklanan zaman kayıplarının azaltılması ve operasyonel süreçlerin hızlandırılması hedefleniyor.Bütüncül yaklaşım sunuyorAçıklamada görüşlerine yer verilen Karaytuğ, mevcut çözümlerin çoğunlukla belirli kullanıcı gruplarına odaklandığına değinerek, Desmos'un hem arama kurtarma ekiplerini hem de afetten etkilenen kişileri aynı iletişim ekosisteminde buluşturan bütüncül yaklaşım sunduğunu belirtti.Karaytuğ, Sistem, altyapının tamamen devre dışı kaldığı koşullarda dahi kullanıcıların birbirleriyle doğrudan iletişim kurabilmesini amaçlıyor. Daha erişilebilir, dayanıklı ve kapsayıcı bir haberleşme sistemi geliştirerek, afet anlarında iletişim kaynaklı sorunların azaltılmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. değerlendirmesinde bulundu.Söz konusu projeyi geliştirirken 6 Şubat depremlerindeki kişisel deneyimlerimden yola çıktığını hatırlatan Karaytuğ, şunları kaydetti:Kendime, 'Bu konuda ne yapabilirim, nasıl katkı sağlayabilirim?' sorusunu sordum. Araştırmalarım sırasında, afet ve acil durumlarda iletişim alanında önemli bir ihtiyaç olduğunu gördüm. Danışmanlarımın rehberliğinde bu alanda fayda sağlayabilecek teknolojileri araştırarak, Desmos'u geliştirdik. Bugün çalışan bir prototipe sahip olan projemizi, araştırma ve geliştirme çalışmalarını sürdürerek, üretim aşamasına taşımayı hedefliyoruz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Almanya'da istihdam barometresi son 15 ayın en yüksek seviyesinde</title>
      <link>https://www.canligaste.com/almanya-da-istihdam-barometresi-son-15-ayin-en-yuksek-seviyesinde/899747/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/almanya-da-istihdam-barometresi-son-15-ayin-en-yuksek-seviyesinde/899747/</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:27:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Temmuzda 93 puan olan Ifo İstihdam Barometresi, ağustosta 1,8 puanlık artışla 94,8 puana yükseldi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Almanya'da şirketlerin istihdam azaltma planlarının hız kestiği ve iş gücü piyasasında kısmi bir toparlanma eğiliminin başladığı bildirildi.Ekonomik Araştırma Enstitüsü (Ifo), ağustos ayına ilişkin İstihdam Barometresi sonuçlarını yayımladı.Buna göre, temmuzda 93 puan olan İstihdam Barometresi, ağustosta 1,8 puanlık artışla 94,8 puana yükseldi. Böylece barometre, Mayıs 2025’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.Sanayi sektöründe kadro daraltma eğiliminin ivme kaybettiği ve sektördeki istihdam barometresinin Mart 2024'ten beri en yüksek düzeye çıktığı belirtildi.Ifo enstitüsü, bireysel sektörlerin çoğunda hala küçülme planlarının ağırlıkta olduğunu vurgularken, veri işleme ekipmanları, elektronik ve optik ürün imalatçıları ile gıda sektörünün olumlu yönde ayrıştığını ve bu alanlarda istihdam artışı beklendiğini kaydetti.Ticaret sektöründe ise barometredeki iyileşmeye rağmen hem toptan hem de perakende ticaret alanlarında personel azaltma planları baskınlığını koruyor.Hizmet ve inşaat sektörlerinde ise işten çıkarma ve yeni istihdam planlarının dengede olduğu, genel hedefin mevcut istihdam seviyesini korumak olduğu aktarıldı.Ifo Araştırma ve Ekonomik Tahmin Müdürü Timo Wollmershauser, verilere ilişkin değerlendirmesinde, İş gücü piyasası hafif bir yukarı yönlü trend gösteriyor ancak genel toplama bakıldığında istihdamda azalış henüz tamamen durmuş değil. ifadesini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Almanya'da şirketlerin istihdam azaltma planlarının hız kestiği ve iş gücü piyasasında kısmi bir toparlanma eğiliminin başladığı bildirildi.Ekonomik Araştırma Enstitüsü (Ifo), ağustos ayına ilişkin İstihdam Barometresi sonuçlarını yayımladı.Buna göre, temmuzda 93 puan olan İstihdam Barometresi, ağustosta 1,8 puanlık artışla 94,8 puana yükseldi. Böylece barometre, Mayıs 2025’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.Sanayi sektöründe kadro daraltma eğiliminin ivme kaybettiği ve sektördeki istihdam barometresinin Mart 2024'ten beri en yüksek düzeye çıktığı belirtildi.Ifo enstitüsü, bireysel sektörlerin çoğunda hala küçülme planlarının ağırlıkta olduğunu vurgularken, veri işleme ekipmanları, elektronik ve optik ürün imalatçıları ile gıda sektörünün olumlu yönde ayrıştığını ve bu alanlarda istihdam artışı beklendiğini kaydetti.Ticaret sektöründe ise barometredeki iyileşmeye rağmen hem toptan hem de perakende ticaret alanlarında personel azaltma planları baskınlığını koruyor.Hizmet ve inşaat sektörlerinde ise işten çıkarma ve yeni istihdam planlarının dengede olduğu, genel hedefin mevcut istihdam seviyesini korumak olduğu aktarıldı.Ifo Araştırma ve Ekonomik Tahmin Müdürü Timo Wollmershauser, verilere ilişkin değerlendirmesinde, İş gücü piyasası hafif bir yukarı yönlü trend gösteriyor ancak genel toplama bakıldığında istihdamda azalış henüz tamamen durmuş değil. ifadesini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/almanya-da-istihdam-barometresi-son-15-ayin-en-yuksek-seviyesinde.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İTÜ, Karabağ Üniversitesi bünyesinde akademik birimler kuracak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/itu-karabag-universitesi-bunyesinde-akademik-birimler-kuracak/899745/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/itu-karabag-universitesi-bunyesinde-akademik-birimler-kuracak/899745/</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:24:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar: - Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi ile hayata geçirdiğimiz ve iki ülkenin güçlü üniversitelerini ortak bir akademik hedef etrafında buluşturan işbirliği modelimizi şimdi Karabağ'a taşıyoruz - Karabağ Üniversitesi'nde mühendislik ağırlıklı birimler açacağız]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Azerbaycan'daki Karabağ Üniversitesi bünyesinde akademik birimler kuracak.İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak Azerbaycan Cumhuriyeti Karabağ Üniversitesi bünyesinde akademik birimler açılmasına dair Cumhurbaşkanı Kararı bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandı.Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan açıklamaya göre, karar doğrultusunda Türkiye-Azerbaycan yükseköğretim işbirliğinde yeni bir adım atıldı.İTÜ ile Karabağ Üniversitesi arasında işbirliğine yönelik mutabakat zaptı, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ve Azerbaycan Bilim ve Eğitim Bakanı Emin Amrullayev'in katılımıyla 21 Ocak'ta imzalanmıştı.Mutabakat zaptı, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde işbirliğini, öğrenci ve öğretim üyesi değişimini, ortak araştırma projelerini, çift diploma programlarını ve mühendislik alanında ortak laboratuvar çalışmalarını kapsıyor.Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile daha önce üzerinde mutabakata varılan akademik birimlerin faaliyete geçirilmesinin önü açıldı.Karabağ&#039;ın yeniden inşasına bilim, teknoloji ve nitelikli insan kaynağıyla katkı sunacağızAçıklamada görüşlerine yer verilen YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye-Azerbaycan yükseköğretim işbirliğinde yeni ve önemli bir aşamaya geçildiğini belirtti.Özvar, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki yükseköğretim işbirliğinde yeni ve çok kıymetli bir adım daha atıyoruz. Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi ile hayata geçirdiğimiz ve iki ülkenin güçlü üniversitelerini ortak bir akademik hedef etrafında buluşturan işbirliği modelimizi şimdi Karabağ'a taşıyoruz. ifadelerini kullandı.Karabağ Üniversitesinin tarihi önemine dikkati çeken Özvar, Karabağ Üniversitesi, Azerbaycan'ın işgalden kurtarılan topraklarında yükselen bağımsızlığın, geleceğin ve kültürel dirilişin en anlamlı sembollerinden biridir. İTÜ'nün mühendislik alanındaki güçlü birikimini Karabağ Üniversitesiyle buluşturarak Karabağ'ın yeniden inşasına bilim, teknoloji ve nitelikli insan kaynağıyla katkı sunacağız. açıklamasını yaptı.İki ülke arasındaki yükseköğretim işbirliğini kalıcı yapılara dönüştürmeyi amaçladıklarını vurgulayan Özvar, İki kardeş ülke arasındaki güçlü bağları yükseköğretimde kalıcı kurumlara ve ortak bilimsel kapasiteye dönüştürmeye devam edeceğiz. Karabağ'ın geleceğini inşa edecek gençlerin yetişmesine Türkiye'nin en güçlü üniversitelerinin bilgi ve tecrübesiyle destek vereceğiz. değerlendirmesinde bulundu.Yükseköğretimdeki tecrübemizi uluslararası arenaya taşıyoruzÖzvar, Türkiye'nin yükseköğretimde uluslararası ölçekte giderek daha güçlü bir konuma ulaştığını belirterek, YÖK'ün geliştirdiği uluslararasılaşma modelinin farklı coğrafyalara yayıldığını kaydetti.Yükseköğretimde küresel bir güç haline gelindiğine işaret eden Özvar, Ülkemizin önde gelen üniversiteleri, güçlü oldukları alanlarda başta gönül coğrafyamız olmak üzere pek çok ülkede ortak üniversiteler, akademik birimler ve programlar açıyor. Yükseköğretimdeki tecrübemizi uluslararası arenaya taşıyoruz. ifadelerini kullandı.Özvar, Türkiye'nin yükseköğretimde sahip olduğu akademik kapasiteyi daha geniş bir coğrafyayla buluşturacak yeni modeller geliştirmeyi sürdüreceklerini bildirerek, Geliştirdiğimiz modeli genişletiyoruz. Karabağ Üniversitesi'nde mühendislik ağırlıklı birimler açacağız. bilgisini verdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Azerbaycan'daki Karabağ Üniversitesi bünyesinde akademik birimler kuracak.İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak Azerbaycan Cumhuriyeti Karabağ Üniversitesi bünyesinde akademik birimler açılmasına dair Cumhurbaşkanı Kararı bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandı.Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan açıklamaya göre, karar doğrultusunda Türkiye-Azerbaycan yükseköğretim işbirliğinde yeni bir adım atıldı.İTÜ ile Karabağ Üniversitesi arasında işbirliğine yönelik mutabakat zaptı, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ve Azerbaycan Bilim ve Eğitim Bakanı Emin Amrullayev'in katılımıyla 21 Ocak'ta imzalanmıştı.Mutabakat zaptı, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde işbirliğini, öğrenci ve öğretim üyesi değişimini, ortak araştırma projelerini, çift diploma programlarını ve mühendislik alanında ortak laboratuvar çalışmalarını kapsıyor.Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile daha önce üzerinde mutabakata varılan akademik birimlerin faaliyete geçirilmesinin önü açıldı.Karabağ&#039;ın yeniden inşasına bilim, teknoloji ve nitelikli insan kaynağıyla katkı sunacağızAçıklamada görüşlerine yer verilen YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye-Azerbaycan yükseköğretim işbirliğinde yeni ve önemli bir aşamaya geçildiğini belirtti.Özvar, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki yükseköğretim işbirliğinde yeni ve çok kıymetli bir adım daha atıyoruz. Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi ile hayata geçirdiğimiz ve iki ülkenin güçlü üniversitelerini ortak bir akademik hedef etrafında buluşturan işbirliği modelimizi şimdi Karabağ'a taşıyoruz. ifadelerini kullandı.Karabağ Üniversitesinin tarihi önemine dikkati çeken Özvar, Karabağ Üniversitesi, Azerbaycan'ın işgalden kurtarılan topraklarında yükselen bağımsızlığın, geleceğin ve kültürel dirilişin en anlamlı sembollerinden biridir. İTÜ'nün mühendislik alanındaki güçlü birikimini Karabağ Üniversitesiyle buluşturarak Karabağ'ın yeniden inşasına bilim, teknoloji ve nitelikli insan kaynağıyla katkı sunacağız. açıklamasını yaptı.İki ülke arasındaki yükseköğretim işbirliğini kalıcı yapılara dönüştürmeyi amaçladıklarını vurgulayan Özvar, İki kardeş ülke arasındaki güçlü bağları yükseköğretimde kalıcı kurumlara ve ortak bilimsel kapasiteye dönüştürmeye devam edeceğiz. Karabağ'ın geleceğini inşa edecek gençlerin yetişmesine Türkiye'nin en güçlü üniversitelerinin bilgi ve tecrübesiyle destek vereceğiz. değerlendirmesinde bulundu.Yükseköğretimdeki tecrübemizi uluslararası arenaya taşıyoruzÖzvar, Türkiye'nin yükseköğretimde uluslararası ölçekte giderek daha güçlü bir konuma ulaştığını belirterek, YÖK'ün geliştirdiği uluslararasılaşma modelinin farklı coğrafyalara yayıldığını kaydetti.Yükseköğretimde küresel bir güç haline gelindiğine işaret eden Özvar, Ülkemizin önde gelen üniversiteleri, güçlü oldukları alanlarda başta gönül coğrafyamız olmak üzere pek çok ülkede ortak üniversiteler, akademik birimler ve programlar açıyor. Yükseköğretimdeki tecrübemizi uluslararası arenaya taşıyoruz. ifadelerini kullandı.Özvar, Türkiye'nin yükseköğretimde sahip olduğu akademik kapasiteyi daha geniş bir coğrafyayla buluşturacak yeni modeller geliştirmeyi sürdüreceklerini bildirerek, Geliştirdiğimiz modeli genişletiyoruz. Karabağ Üniversitesi'nde mühendislik ağırlıklı birimler açacağız. bilgisini verdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/itu-karabag-universitesi-bunyesinde-akademik-birimler-kuracak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>2026-KPSS Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu giriş belgeleri erişime açıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/2026-kpss-genel-yetenek-genel-kultur-oturumu-giris-belgeleri-erisime-acildi/899744/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/2026-kpss-genel-yetenek-genel-kultur-oturumu-giris-belgeleri-erisime-acildi/899744/</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:24:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığınca, 2026-KPSS Lisans Sınavı'nın Genel Yetenek-Genel Kültür oturumuna ait sınava giriş belgeleri erişime açıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığınca, 2026-KPSS Lisans Sınavı'nın Genel Yetenek-Genel Kültür oturumuna ait sınava giriş belgeleri erişime açıldı.ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, 6 Eylül'de uygulanacak 2026-KPSS Lisans Sınavı'nın Genel Yetenek-Genel Kültür oturumuna katılacak adayların sınava girecekleri bina ve salonlara atanma işlemleri tamamlandı.Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren sınava giriş belgelerini, ÖSYM'nin ais.osym.gov.tr adresinden T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle edinebilecek.2026-KPSS Lisans Sınavı Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu için adaylar, 6 Eylül'de saat 10.00'dan sonra sınav binalarına alınmayacak.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığınca, 2026-KPSS Lisans Sınavı'nın Genel Yetenek-Genel Kültür oturumuna ait sınava giriş belgeleri erişime açıldı.ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, 6 Eylül'de uygulanacak 2026-KPSS Lisans Sınavı'nın Genel Yetenek-Genel Kültür oturumuna katılacak adayların sınava girecekleri bina ve salonlara atanma işlemleri tamamlandı.Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren sınava giriş belgelerini, ÖSYM'nin ais.osym.gov.tr adresinden T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle edinebilecek.2026-KPSS Lisans Sınavı Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu için adaylar, 6 Eylül'de saat 10.00'dan sonra sınav binalarına alınmayacak.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/2026-kpss-genel-yetenek-genel-kultur-oturumu-giris-belgeleri-erisime-acildi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Ilısu Baraj Gölü'ndeki tekne turlarıyla Hasankeyf'in tarihi ve doğal güzelliklerini keşfediyorlar</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ilisu-baraj-golu-ndeki-tekne-turlariyla-hasankeyf-in-tarihi-ve-dogal-guzelliklerini-kesfediyorlar/899742/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ilisu-baraj-golu-ndeki-tekne-turlariyla-hasankeyf-in-tarihi-ve-dogal-guzelliklerini-kesfediyorlar/899742/</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:21:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Batman / Batman'da birçok medeniyetin izlerini taşıyan Hasankeyf ilçesine gelenler İmam Abdullah Türbesi, Zeynel Bey Türbesi, Er-Rızk Camisi gibi tarihi yapıları ziyaret ediyor, Ilısu Baraj Gölü'nde katıldıkları tekne turlarıyla kanyonları ve Hasankeyf Kalesi'ni görme imkanı buluyor - Manisa'dan gelen Mustafa Yıldız: - Hasankeyf'i oldukça beğendim. Özellikle tekne turu mükemmeldi. Kanyonları, mağaraları görmek çok hoşumuza gitti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Batman Haberleri : ŞAHİN SEÇEN - Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin önemli turizm merkezlerinden Batman'ın Hasankeyf ilçesini ziyaret edenler Ilısu Baraj Gölü'nde düzenlenen tekne turlarıyla tarihi ve doğal güzellikleri keşfe çıkıyor.Birçok medeniyetin izlerini taşıyan dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Hasankeyf, turizmin gözde rotaları arasında yer almaya devam ediyor.İmam Abdullah Türbesi, Zeynel Bey Türbesi, Artuklu Hamamı, Hasankeyf Müzesi ve Er-Rızk Camisi gibi tarihi değerleriyle ilgi gören ilçe, Ilısu Baraj Gölü sayesinde kazandığı yeni çehresiyle de dikkati çekiyor.İlçeyi ziyarete gelen yerli ve yabancı turistler, tarihi yapıları ziyaret ediyor, Ilısu Baraj Gölü'nde tekne turlarına katılarak kanyonları ve Hasankeyf Kalesi'ni görme imkanı buluyor.Tur öncesinde rehberler tarafından güvenlik kuralları ile rotada yer alan tarihi kale, mağara ve kanyonlarla ilgili bilgilendirilen ziyaretçiler, baraj gölünde yaklaşık 1 saat süren gezinti ile bölgedeki güzellikleri keşfediyor.Tekne turu mükemmeldiManisa'dan GAP turu kapsamında ilçeye gelen Mustafa Yıldız, AA muhabirine, Gaziantep'ten başlayan gezi kapsamında Şanlıurfa ve Mardin'in ardından Hasankeyf'e geldiklerini söyledi.İlçeyi çok beğendiğini belirten Yıldız, Özellikle tekne turu mükemmeldi. Kanyonları, mağaraları görmek çok hoşumuza gitti. dedi.Batman'dan ilçeyi gezmeye gelen Ramazan Kızar da ilçenin tarih ve kültür turizmi açısından önemli olduğunu belirtti.Katıldığı tekne turuyla tarihi kale ile kanyonları görme imkanı bulduğunu anlatan Kızar, Kızım ve eşimle katıldığımız tekne turu sayesinde Hasankeyf'in eşsiz güzelliklerini geziyoruz. ifadesini kullandı.Yaklaşık 8 ayda 52 bin misafir tekne turlarından faydalandıHasankeyf Kale Turizm Kooperatifi üyesi ve kaptan Şehmus Batıhan, kooperatif tarafından işletilen 8 tekne ile tur düzenlediklerini söyledi.Batıhan, ilçenin özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı ziyaretçilerin uğrak noktası haline geldiğini ifade ederek, tarihi dokunun yanı sıra tekne turlarının da ilçeye ayrı bir hareketlilik kattığını belirtti.Limandan aldıkları ziyaretçileri eski yerleşimin bulunduğu alanı kapsayan tura çıkardıklarını anlatan Batıhan, tekne turunun yaklaşık 1 saat sürdüğünü ifade etti.Batıhan, şöyle konuştu:Yaklaşık 8 ayda 52 bin misafir tekne turlarından faydalandı. Tur esnasında misafirlerimize Hasankeyf'in tarihiyle ilgili bilgilendirme de yapıyoruz. Özellikle Avrupa ülkelerinden gelen misafirlerimiz tekne turlarına katılıyor. Ziyaretçilerimiz burada birçok önemli eseri görebiliyor ve tekne turlarını çok beğeniyorlar.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Batman Haberleri : ŞAHİN SEÇEN - Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin önemli turizm merkezlerinden Batman'ın Hasankeyf ilçesini ziyaret edenler Ilısu Baraj Gölü'nde düzenlenen tekne turlarıyla tarihi ve doğal güzellikleri keşfe çıkıyor.Birçok medeniyetin izlerini taşıyan dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Hasankeyf, turizmin gözde rotaları arasında yer almaya devam ediyor.İmam Abdullah Türbesi, Zeynel Bey Türbesi, Artuklu Hamamı, Hasankeyf Müzesi ve Er-Rızk Camisi gibi tarihi değerleriyle ilgi gören ilçe, Ilısu Baraj Gölü sayesinde kazandığı yeni çehresiyle de dikkati çekiyor.İlçeyi ziyarete gelen yerli ve yabancı turistler, tarihi yapıları ziyaret ediyor, Ilısu Baraj Gölü'nde tekne turlarına katılarak kanyonları ve Hasankeyf Kalesi'ni görme imkanı buluyor.Tur öncesinde rehberler tarafından güvenlik kuralları ile rotada yer alan tarihi kale, mağara ve kanyonlarla ilgili bilgilendirilen ziyaretçiler, baraj gölünde yaklaşık 1 saat süren gezinti ile bölgedeki güzellikleri keşfediyor.Tekne turu mükemmeldiManisa'dan GAP turu kapsamında ilçeye gelen Mustafa Yıldız, AA muhabirine, Gaziantep'ten başlayan gezi kapsamında Şanlıurfa ve Mardin'in ardından Hasankeyf'e geldiklerini söyledi.İlçeyi çok beğendiğini belirten Yıldız, Özellikle tekne turu mükemmeldi. Kanyonları, mağaraları görmek çok hoşumuza gitti. dedi.Batman'dan ilçeyi gezmeye gelen Ramazan Kızar da ilçenin tarih ve kültür turizmi açısından önemli olduğunu belirtti.Katıldığı tekne turuyla tarihi kale ile kanyonları görme imkanı bulduğunu anlatan Kızar, Kızım ve eşimle katıldığımız tekne turu sayesinde Hasankeyf'in eşsiz güzelliklerini geziyoruz. ifadesini kullandı.Yaklaşık 8 ayda 52 bin misafir tekne turlarından faydalandıHasankeyf Kale Turizm Kooperatifi üyesi ve kaptan Şehmus Batıhan, kooperatif tarafından işletilen 8 tekne ile tur düzenlediklerini söyledi.Batıhan, ilçenin özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı ziyaretçilerin uğrak noktası haline geldiğini ifade ederek, tarihi dokunun yanı sıra tekne turlarının da ilçeye ayrı bir hareketlilik kattığını belirtti.Limandan aldıkları ziyaretçileri eski yerleşimin bulunduğu alanı kapsayan tura çıkardıklarını anlatan Batıhan, tekne turunun yaklaşık 1 saat sürdüğünü ifade etti.Batıhan, şöyle konuştu:Yaklaşık 8 ayda 52 bin misafir tekne turlarından faydalandı. Tur esnasında misafirlerimize Hasankeyf'in tarihiyle ilgili bilgilendirme de yapıyoruz. Özellikle Avrupa ülkelerinden gelen misafirlerimiz tekne turlarına katılıyor. Ziyaretçilerimiz burada birçok önemli eseri görebiliyor ve tekne turlarını çok beğeniyorlar.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/ilisu-baraj-golu-ndeki-tekne-turlariyla-hasankeyf-in-tarihi-ve-dogal-guzelliklerini-kesfediyorlar.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
