<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>TİKA ve Sayıştay Başkanlığı işbirliğiyle Somali heyetine mali denetim eğitimi verildi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tika-ve-sayistay-baskanligi-isbirligiyle-somali-heyetine-mali-denetim-egitimi-verildi/836361/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tika-ve-sayistay-baskanligi-isbirligiyle-somali-heyetine-mali-denetim-egitimi-verildi/836361/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 15:06:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile Türkiye Sayıştay Başkanlığı işbirliğinde yürütülen Sayıştay Eğitim Programı (SAYEP) kapsamında, Somali Sayıştayı personeline yönelik Mali Denetim Eğitimi verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile Türkiye Sayıştay Başkanlığı işbirliğinde yürütülen Sayıştay Eğitim Programı (SAYEP) kapsamında, Somali Sayıştayı personeline yönelik Mali Denetim Eğitimi verildi.TİKA'dan yapılan açıklamaya göre, programın şubat ayında gerçekleştirilen ilk aşamasının devamı niteliğinde bu kez Somali Sayıştayından 21 kişilik yeni bir heyet eğitime katıldı.Sertifika törenine Somali Sayıştayı Başkan Yardımcısı Abdijamal Ismail Mohamed, Türkiye Sayıştay Başkan Yardımcısı Ahmet Tezcan ve TİKA Başkan Yardımcısı Yahya Coşkun katıldı.Açıklamada, bir hafta süren eğitimlerde kamu mali yönetiminde şeffaflık, risk esaslı denetim yöntemleri ve denetimde dijitalleşme konularının ele alındığı belirtildi.Program kapsamında katılımcılara geleneksel denetim yöntemlerinin yanı sıra büyük veri analizi ve yapay zeka destekli denetim süreçlerine ilişkin teorik ve uygulamalı eğitimler verildiği kaydedilen açıklamada, eğitimlerin uzman eğiticiler tarafından yürütüldüğü aktarıldı.Açıklamada, yerinde incelemeler ve saha ziyaretleriyle desteklenerek katılımcıların Türkiye'nin denetim tecrübesinden faydalanmasının sağlandığı belirtildi.Sertifika programında konuşan yetkililerin iki ülke arasındaki stratejik işbirliğine dikkati çektiği belirtilen açıklamada, eğitimlerin Somali'nin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesine katkı sunduğunu vurguladığı kaydedildi.Açıklamada, programı tamamlayan 21 personele sertifikalarının verildiği, Somali heyetinin ise TİKA ve Sayıştay Başkanlığına kurumsal destek ve tecrübe paylaşımı için teşekkür ettiği bildirildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile Türkiye Sayıştay Başkanlığı işbirliğinde yürütülen Sayıştay Eğitim Programı (SAYEP) kapsamında, Somali Sayıştayı personeline yönelik Mali Denetim Eğitimi verildi.TİKA'dan yapılan açıklamaya göre, programın şubat ayında gerçekleştirilen ilk aşamasının devamı niteliğinde bu kez Somali Sayıştayından 21 kişilik yeni bir heyet eğitime katıldı.Sertifika törenine Somali Sayıştayı Başkan Yardımcısı Abdijamal Ismail Mohamed, Türkiye Sayıştay Başkan Yardımcısı Ahmet Tezcan ve TİKA Başkan Yardımcısı Yahya Coşkun katıldı.Açıklamada, bir hafta süren eğitimlerde kamu mali yönetiminde şeffaflık, risk esaslı denetim yöntemleri ve denetimde dijitalleşme konularının ele alındığı belirtildi.Program kapsamında katılımcılara geleneksel denetim yöntemlerinin yanı sıra büyük veri analizi ve yapay zeka destekli denetim süreçlerine ilişkin teorik ve uygulamalı eğitimler verildiği kaydedilen açıklamada, eğitimlerin uzman eğiticiler tarafından yürütüldüğü aktarıldı.Açıklamada, yerinde incelemeler ve saha ziyaretleriyle desteklenerek katılımcıların Türkiye'nin denetim tecrübesinden faydalanmasının sağlandığı belirtildi.Sertifika programında konuşan yetkililerin iki ülke arasındaki stratejik işbirliğine dikkati çektiği belirtilen açıklamada, eğitimlerin Somali'nin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesine katkı sunduğunu vurguladığı kaydedildi.Açıklamada, programı tamamlayan 21 personele sertifikalarının verildiği, Somali heyetinin ise TİKA ve Sayıştay Başkanlığına kurumsal destek ve tecrübe paylaşımı için teşekkür ettiği bildirildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/tika-ve-sayistay-baskanligi-isbirligiyle-somali-heyetine-mali-denetim-egitimi-verildi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>AP kedi ve köpekleri korumak için ilk kapsamlı düzenlemeyi kabul etti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ap-kedi-ve-kopekleri-korumak-icin-ilk-kapsamli-duzenlemeyi-kabul-etti/836360/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ap-kedi-ve-kopekleri-korumak-icin-ilk-kapsamli-duzenlemeyi-kabul-etti/836360/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 15:06:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Brüksel — Avrupa Parlamentosu (AP), Avrupa Birliği (AB) genelinde kedi ve köpeklerin refahına yönelik ilk kapsamlı kuralları içeren düzenlemeyi kabul etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Brüksel Haberleri — Avrupa Parlamentosu (AP), Avrupa Birliği (AB) genelinde kedi ve köpeklerin refahına yönelik ilk kapsamlı kuralları içeren düzenlemeyi kabul etti.Strazburg'da süren AP Genel Kurul oturumlarında yapılan oylamada, düzenleme 35 hayır ve 52 çekimser oya karşılık 558 evet oyuyla kabul edildi.Düzenlemeyle AB tarihinde ilk kez kedi ve köpeklerin yetiştirilmesi, barındırılması, izlenebilirliği, ithalatı ve ticaretine ilişkin ortak standartlar oluşturuldu.Buna göre, AB ülkelerinde bulunan tüm kedi ve köpekler için mikroçip ve ulusal veri tabanlarına kayıt zorunluluğu getirildi.Hayvan satışı yapan yetiştiriciler, satıcılar ve barınaklar için uyum süresi 4 yıl olarak kabul edildi.Evcil hayvan sahipleri için ise kademeli geçiş öngörüldü.Hayvan refahını zedeleyen üretim uygulamalarına da sınırlamalar getirilirken, kedi ve köpeklerde anne-oğul, baba-kız, dede-torun ile kardeş ve yarı kardeş çiftleştirmeleri yasaklandı.Köpek ve kedilerin sağlıklarını ciddi şekilde riske atan aşırı fiziksel özelliklere sahip olacak şekilde yetiştirilmesi de engellendi.Gösteri, sergi ve yarışmalar için hayvanların fiziksel olarak sakatlanmasına yol açan uygulamalar da yasak kapsamına alındı.- AB dışından gelen hayvanlara sıkı kontrolSatış amacıyla ithal edilen hayvanlara AB'ye girişlerinden önce mikroçip takılmış olması ve hayvanların ulusal veri tabanına kaydedilmesi zorunlu oldu.Bireysel yolculuklarda getirilen evcil hayvanlar için de 5 iş günü önceden kayıt şartı getirildi.Yeni düzenlemenin yürürlüğe girmesi için AB Konseyi tarafından da onaylanması gerekiyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Brüksel Haberleri — Avrupa Parlamentosu (AP), Avrupa Birliği (AB) genelinde kedi ve köpeklerin refahına yönelik ilk kapsamlı kuralları içeren düzenlemeyi kabul etti.Strazburg'da süren AP Genel Kurul oturumlarında yapılan oylamada, düzenleme 35 hayır ve 52 çekimser oya karşılık 558 evet oyuyla kabul edildi.Düzenlemeyle AB tarihinde ilk kez kedi ve köpeklerin yetiştirilmesi, barındırılması, izlenebilirliği, ithalatı ve ticaretine ilişkin ortak standartlar oluşturuldu.Buna göre, AB ülkelerinde bulunan tüm kedi ve köpekler için mikroçip ve ulusal veri tabanlarına kayıt zorunluluğu getirildi.Hayvan satışı yapan yetiştiriciler, satıcılar ve barınaklar için uyum süresi 4 yıl olarak kabul edildi.Evcil hayvan sahipleri için ise kademeli geçiş öngörüldü.Hayvan refahını zedeleyen üretim uygulamalarına da sınırlamalar getirilirken, kedi ve köpeklerde anne-oğul, baba-kız, dede-torun ile kardeş ve yarı kardeş çiftleştirmeleri yasaklandı.Köpek ve kedilerin sağlıklarını ciddi şekilde riske atan aşırı fiziksel özelliklere sahip olacak şekilde yetiştirilmesi de engellendi.Gösteri, sergi ve yarışmalar için hayvanların fiziksel olarak sakatlanmasına yol açan uygulamalar da yasak kapsamına alındı.- AB dışından gelen hayvanlara sıkı kontrolSatış amacıyla ithal edilen hayvanlara AB'ye girişlerinden önce mikroçip takılmış olması ve hayvanların ulusal veri tabanına kaydedilmesi zorunlu oldu.Bireysel yolculuklarda getirilen evcil hayvanlar için de 5 iş günü önceden kayıt şartı getirildi.Yeni düzenlemenin yürürlüğe girmesi için AB Konseyi tarafından da onaylanması gerekiyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Konya'da Dezenformasyonla Mücadele Eğitici Eğitimi Programı düzenlendi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/konya-da-dezenformasyonla-mucadele-egitici-egitimi-programi-duzenlendi/836359/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/konya-da-dezenformasyonla-mucadele-egitici-egitimi-programi-duzenlendi/836359/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 15:04:09 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Konya — Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Konya Bölge Müdürlüğünce Dezenformasyonla Mücadele Eğitici Eğitimi Programı düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Konya Haberleri — Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Konya Bölge Müdürlüğünce Dezenformasyonla Mücadele Eğitici Eğitimi Programı düzenlendi.Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Konya Bölge Müdürü Tuncay Karabulut, İletişim Başkanlığı ile paydaş kamu kurum ve kuruluşları arasında imzalanan Dezenformasyonla Mücadele Kurumlararası İş Birliği Protokolü kapsamında düzenlenen eğitim seminerinde, gündemin hızla değiştiği teknoloji çağında güvenilir bilginin çok önemli hale geldiğini söyledi.Teyit edilmeden doğru kabul edilen bilgilerin çeşitli olumsuz sonuçlar doğurabildiğini belirten Karabulut, şunları kaydetti:Bu sadece şahsi bir konu, kişisel bir durum değil. Aynı zamanda toplumsal anlamda da yanlış algılara ve olumsuzluklara yol açabiliyor. Onun için bugün özellikle Dezenformasyonla Mücadele Eğitici Eğitimi kapsamında bu işi sadece bir kurumun üstlenebileceği bir alan olarak görmüyoruz. Bundan dolayı da Konya'nın bütün ilçelerinden, ayrıca Aksaray ve Karaman'dan, farklı kurumlardan arkadaşlarımızı, sizleri davet ettik. Bütün kurumlarımızla iç içe olmamız gerekiyor. Hep birlikte hareket etmezsek buradaki sorunu çözemeyiz.Her alanda doğru bilgiye ulaşmanın yollarını hep birlikte aramamız gerekiyor. diyen Karabulut, özellikle gençleri dezenformasyondan korumak için mücadele ettiklerini aktardı.Karabulut, İngiltere merkezli The Telegraph gazetesinde yakın zaman önce Türkiye aleyhine bir haber yapıldığını belirterek, şöyle devam etti:Başkanlığımız dezenformasyon olduğuna yönelik çalışmalarını delilleriyle ortaya koydu ve haberi kaldırmak zorunda kaldılar. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı sürekli takip ediyor, dünyayı takip ediyor. Ulusalı, yereli, her alanı takip ediyor. Herhangi bir dezenformasyon, yanlış bir bilgi varsa bu bilginin doğrusunu ortaya koymaya çalışıyor. Biz de bugün burada toplandık. Her kurumun çok değerli çalışanları olarak burada bulunuyorsunuz. İnşallah bugün elde ettiğimiz bilgilerle kendi kurumlarımızda bunun çalışmasını birlikte yapacağız. Özellikle burada eğitici eğitimi alan arkadaşlarımız kendi kurumundaki arkadaşlarımıza buradaki çalışmaları anlatacak. Böylelikle toplumun her kesiminin doğru bilgiye ulaşmasının yollarını arayacağız.Karabulut'un konuşmasının ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Uzmanı Ümmühan Yücel Dijital Çağda Dezenformasyon başlıklı sunumunu yaptı.Yücel, eğitime katılanlara temel kavramları, dezenformasyon türlerini ve motivasyonlarını, dezenformasyonu fark etme ve korunma yollarını örneklerle anlattı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Konya Haberleri — Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Konya Bölge Müdürlüğünce Dezenformasyonla Mücadele Eğitici Eğitimi Programı düzenlendi.Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Konya Bölge Müdürü Tuncay Karabulut, İletişim Başkanlığı ile paydaş kamu kurum ve kuruluşları arasında imzalanan Dezenformasyonla Mücadele Kurumlararası İş Birliği Protokolü kapsamında düzenlenen eğitim seminerinde, gündemin hızla değiştiği teknoloji çağında güvenilir bilginin çok önemli hale geldiğini söyledi.Teyit edilmeden doğru kabul edilen bilgilerin çeşitli olumsuz sonuçlar doğurabildiğini belirten Karabulut, şunları kaydetti:Bu sadece şahsi bir konu, kişisel bir durum değil. Aynı zamanda toplumsal anlamda da yanlış algılara ve olumsuzluklara yol açabiliyor. Onun için bugün özellikle Dezenformasyonla Mücadele Eğitici Eğitimi kapsamında bu işi sadece bir kurumun üstlenebileceği bir alan olarak görmüyoruz. Bundan dolayı da Konya'nın bütün ilçelerinden, ayrıca Aksaray ve Karaman'dan, farklı kurumlardan arkadaşlarımızı, sizleri davet ettik. Bütün kurumlarımızla iç içe olmamız gerekiyor. Hep birlikte hareket etmezsek buradaki sorunu çözemeyiz.Her alanda doğru bilgiye ulaşmanın yollarını hep birlikte aramamız gerekiyor. diyen Karabulut, özellikle gençleri dezenformasyondan korumak için mücadele ettiklerini aktardı.Karabulut, İngiltere merkezli The Telegraph gazetesinde yakın zaman önce Türkiye aleyhine bir haber yapıldığını belirterek, şöyle devam etti:Başkanlığımız dezenformasyon olduğuna yönelik çalışmalarını delilleriyle ortaya koydu ve haberi kaldırmak zorunda kaldılar. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı sürekli takip ediyor, dünyayı takip ediyor. Ulusalı, yereli, her alanı takip ediyor. Herhangi bir dezenformasyon, yanlış bir bilgi varsa bu bilginin doğrusunu ortaya koymaya çalışıyor. Biz de bugün burada toplandık. Her kurumun çok değerli çalışanları olarak burada bulunuyorsunuz. İnşallah bugün elde ettiğimiz bilgilerle kendi kurumlarımızda bunun çalışmasını birlikte yapacağız. Özellikle burada eğitici eğitimi alan arkadaşlarımız kendi kurumundaki arkadaşlarımıza buradaki çalışmaları anlatacak. Böylelikle toplumun her kesiminin doğru bilgiye ulaşmasının yollarını arayacağız.Karabulut'un konuşmasının ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Uzmanı Ümmühan Yücel Dijital Çağda Dezenformasyon başlıklı sunumunu yaptı.Yücel, eğitime katılanlara temel kavramları, dezenformasyon türlerini ve motivasyonlarını, dezenformasyonu fark etme ve korunma yollarını örneklerle anlattı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/konya-da-dezenformasyonla-mucadele-egitici-egitimi-programi-duzenlendi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısının ardından yazılı açıklama yapıldı:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ekonomi-koordinasyon-kurulu-toplantisinin-ardindan-yazili-aciklama-yapildi/836358/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ekonomi-koordinasyon-kurulu-toplantisinin-ardindan-yazili-aciklama-yapildi/836358/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 15:03:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır - Bölgemizde yaşanan gelişmelerin ekonomimize olası etkilerini en aza indirmek ve piyasaların sağlıklı işleyişini sürdürmek için gerekli tedbirler alınmaktadır - Tedarik zincirlerinde değişimin hız kazandığı, yeşil ve dijital dönüşüm odaklı bir dönemde, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretimi güçlendirmek amacıyla aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir - Türkiye, güçlü üretim altyapısı ve jeostratejik konumuyla önemli bir potansiyele sahiptir. Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, ülkemizi enerji ve ticarette işlevsel bir koridora dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısının ardından yapılan açıklamada, Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır. ifadesi kullanıldı.Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın başkanlığında EKK toplantısı düzenlendi.Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantıya, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci ve Ahmet Baha Öğütken, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanı Ümit Önal, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar ve bazı bakan yardımcıları katıldı.Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, küresel ekonominin, belirsizliklerin ve jeopolitik gerginliklerin arttığı zorlu bir dönemden geçtiğine işaret edilerek, uygulanan program sayesinde makrofinansal istikrarın önemli ölçüde güçlendiği, ekonomideki kırılganlıklar azalırken, şoklara karşı dayanıklılığın arttığı belirtildi.Bölgemizde yaşanan gelişmelerin ekonomimize olası etkilerini en aza indirmek ve piyasaların sağlıklı işleyişini sürdürmek için gerekli tedbirler alınmaktadır ifadesine yer verilen açıklamada, artan petrol fiyatlarına yönelik eşel mobil sisteminin geçici olarak uygulamaya alındığı, gübre başta olmak üzere kritik tarımsal girdilere yönelik dış ticaret tedbirlerinin getirildiği ve stratejik stok yönetiminin güçlendirildiği kaydedildi.- Aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedirAçıklamada, turizm sektörüne yönelik destek paketinin devreye alındığı ve ihracatçıların kefalet limitleri artırılarak finansmana erişimlerinin kolaylaştırıldığı hatırlatılarak, Tedarik zincirlerinde değişimin hız kazandığı, yeşil ve dijital dönüşüm odaklı bir dönemde, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretimi güçlendirmek amacıyla aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir. değerlendirmesinde bulunuldu.Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi ve HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ile stratejik yatırımlar ve yüksek teknolojili üretimin desteklendiği anımsatılan açıklamada, şunlar paylaşıldı:KOSGEB aracılığıyla KOBİ'lerimizin finansmana erişimini kolaylaştıran, üretim kapasitesini geliştiren, yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandıran, rekabetçiliğini güçlendiren ve inovasyon odaklı üretimlerini destekleyen adımlar atılmaktadır. Ayrıca savunma sanayimizin yerli ve milli imkanlarla geliştirilmesi, ihracat ve yüksek teknoloji üretimi teşvik edilmekte, bu alandaki yatırım ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmektedir.Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz hafta açıklanan 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' kapsamında atılacak hukuki, idari, mali ve kurumsal adımlarla, ülkemizin bölgesel bir yönetim merkezi haline gelmesi, küresel transit ticaretten daha fazla pay alması, girişimcilik ekosisteminin güçlenmesi ve İstanbul Finans Merkezi'nin önde gelen finans merkezlerinden biri olması hedeflenmektedir. Program çerçevesinde hayata geçirilecek yatırımcı dostu düzenlemeler, vergi teşvikleri, 'Tek Durak Büro' uygulamasıyla sadeleştirilen ve hızlandırılan bürokratik süreçler ile İstanbul Finans Merkezi (İFM) odaklı politikalar sayesinde daha rekabetçi bir yatırım ortamı oluşturulması amaçlanmaktadır.- Türkiye önemli bir potansiyele sahipEKK toplantısında, imalat sanayisindeki gelişmeler ile KOBİ'lerin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların da değerlendirildiği aktarılan açıklamada, Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır. bilgisi verildi.Toplantıda, son dönemdeki finansal gelişmelerin ele alındığı, ABD/İsrail-İran savaşının finansal piyasalar ve bankacılık sektörü üzerindeki muhtemel etkilerinin Kurul üyeleriyle istişare edildiği belirtilen açıklamada, şunlar dile getirildi:İFM başta olmak üzere finansal sistemimizin küresel piyasalardan daha fazla pay almasını hedefleyen tedbirler gözden geçirilmiştir. Kamu bankalarının yurt dışında şube açmalarına ilişkin yürütülen çalışmalar ele alınmıştır. Türkiye, güçlü üretim altyapısı ve jeostratejik konumuyla önemli bir potansiyele sahiptir. Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, ülkemizi enerji ve ticarette işlevsel bir koridora dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısının ardından yapılan açıklamada, Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır. ifadesi kullanıldı.Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın başkanlığında EKK toplantısı düzenlendi.Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantıya, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci ve Ahmet Baha Öğütken, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanı Ümit Önal, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar ve bazı bakan yardımcıları katıldı.Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, küresel ekonominin, belirsizliklerin ve jeopolitik gerginliklerin arttığı zorlu bir dönemden geçtiğine işaret edilerek, uygulanan program sayesinde makrofinansal istikrarın önemli ölçüde güçlendiği, ekonomideki kırılganlıklar azalırken, şoklara karşı dayanıklılığın arttığı belirtildi.Bölgemizde yaşanan gelişmelerin ekonomimize olası etkilerini en aza indirmek ve piyasaların sağlıklı işleyişini sürdürmek için gerekli tedbirler alınmaktadır ifadesine yer verilen açıklamada, artan petrol fiyatlarına yönelik eşel mobil sisteminin geçici olarak uygulamaya alındığı, gübre başta olmak üzere kritik tarımsal girdilere yönelik dış ticaret tedbirlerinin getirildiği ve stratejik stok yönetiminin güçlendirildiği kaydedildi.- Aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedirAçıklamada, turizm sektörüne yönelik destek paketinin devreye alındığı ve ihracatçıların kefalet limitleri artırılarak finansmana erişimlerinin kolaylaştırıldığı hatırlatılarak, Tedarik zincirlerinde değişimin hız kazandığı, yeşil ve dijital dönüşüm odaklı bir dönemde, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretimi güçlendirmek amacıyla aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir. değerlendirmesinde bulunuldu.Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi ve HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ile stratejik yatırımlar ve yüksek teknolojili üretimin desteklendiği anımsatılan açıklamada, şunlar paylaşıldı:KOSGEB aracılığıyla KOBİ'lerimizin finansmana erişimini kolaylaştıran, üretim kapasitesini geliştiren, yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandıran, rekabetçiliğini güçlendiren ve inovasyon odaklı üretimlerini destekleyen adımlar atılmaktadır. Ayrıca savunma sanayimizin yerli ve milli imkanlarla geliştirilmesi, ihracat ve yüksek teknoloji üretimi teşvik edilmekte, bu alandaki yatırım ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmektedir.Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz hafta açıklanan 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' kapsamında atılacak hukuki, idari, mali ve kurumsal adımlarla, ülkemizin bölgesel bir yönetim merkezi haline gelmesi, küresel transit ticaretten daha fazla pay alması, girişimcilik ekosisteminin güçlenmesi ve İstanbul Finans Merkezi'nin önde gelen finans merkezlerinden biri olması hedeflenmektedir. Program çerçevesinde hayata geçirilecek yatırımcı dostu düzenlemeler, vergi teşvikleri, 'Tek Durak Büro' uygulamasıyla sadeleştirilen ve hızlandırılan bürokratik süreçler ile İstanbul Finans Merkezi (İFM) odaklı politikalar sayesinde daha rekabetçi bir yatırım ortamı oluşturulması amaçlanmaktadır.- Türkiye önemli bir potansiyele sahipEKK toplantısında, imalat sanayisindeki gelişmeler ile KOBİ'lerin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların da değerlendirildiği aktarılan açıklamada, Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır. bilgisi verildi.Toplantıda, son dönemdeki finansal gelişmelerin ele alındığı, ABD/İsrail-İran savaşının finansal piyasalar ve bankacılık sektörü üzerindeki muhtemel etkilerinin Kurul üyeleriyle istişare edildiği belirtilen açıklamada, şunlar dile getirildi:İFM başta olmak üzere finansal sistemimizin küresel piyasalardan daha fazla pay almasını hedefleyen tedbirler gözden geçirilmiştir. Kamu bankalarının yurt dışında şube açmalarına ilişkin yürütülen çalışmalar ele alınmıştır. Türkiye, güçlü üretim altyapısı ve jeostratejik konumuyla önemli bir potansiyele sahiptir. Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, ülkemizi enerji ve ticarette işlevsel bir koridora dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Güney Kore'de eski Devlet Başkanı Yoon'un eşi Kim'in hapis cezası 4 yıla çıkarıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/guney-kore-de-eski-devlet-baskani-yoon-un-esi-kim-in-hapis-cezasi-4-yila-cikarildi/836357/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/guney-kore-de-eski-devlet-baskani-yoon-un-esi-kim-in-hapis-cezasi-4-yila-cikarildi/836357/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 15:03:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Güney Kore'de mahkeme, görevinden azledilen eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol'un eşi Kim Keon Hee'ye, lüks hediyelerle rüşvet aldığı gerekçesiyle verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasını 4 yıla çıkardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Güney Kore'de mahkeme, görevinden azledilen eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol'un eşi Kim Keon Hee'ye, lüks hediyelerle rüşvet aldığı gerekçesiyle verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasını 4 yıla çıkardı.Yonhap ajansının haberine göre, eski Devlet Başkanı Yoon'un eşi Kim hakkında rüşvet aldığı gerekçesiyle ocak ayında verilen 1 yıl 8 ay hapis cezası için temyize gidildi.Seul Yüksek Mahkemesi, Kim'i hisse senedi fiyat manipülasyonundan kısmen suçlu, rüşvetten ise suçlu bularak, daha önce verilen 1 yıl 8 aylık hapis cezasının 4 yıla çıkarılmasına karar verdi.Mahkeme kararında ayrıca, Kim'in yaklaşık 34 bin dolar para cezasına çarptırıldığı belirtildi.Seul Merkez Bölge Mahkemesi, 28 Ocak'ta, Kim Keon Hee'ye, kamu görevleri ve siyasi adaylıklar karşılığında lüks hediyelerle rüşvet aldığı gerekçesiyle 1 yıl 8 ay hapis cezası vermişti.Kararda ayrıca, Kim'in hisse senedi manipülasyonu ve siyasi fonlar kanununu ihlal suçlamalarından beraat ettiği aktarılmıştı. Bunun üzerine, Kim hakkında soruşturma yürüten özel savcılık karara itiraz etmişti.- Ağustos 2025'te gözaltına alınmıştıKim Keon Hee, seçimlere müdahale ve rüşvet dahil çeşitli suçlamalarla çıkarılan tutuklama emrinin ardından 12 Ağustos 2025'te gözaltına alınmıştı.Sermaye piyasası kanunu, siyasi fonlar kanunu ve arabuluculuk için rüşvet kabulüne ilişkin yasayı ihlal ettiği suçlamasıyla karşı karşıya kalan Kim'e isnat edilen suçlar arasında, kilise yetkililerine imtiyaz sağlamak ve 2009-2012 döneminde Güney Kore'de bir BMW bayisi olan Deutsch Motors'u ilgilendiren bir hisse senedi fiyat manipülasyon planına katılmak bulunuyor.Özel savcılık, Aralık 2025'te Kim'in kamu görevleri ve siyasi adaylıklar karşılığında lüks hediyeler kabul ettiğinin tespit edildiğini açıklamış, bu kapsamda, toplam 370 milyon won (259 bin dolar) değerinde hediyeler aldığını ifade etmişti.- Yoon'un sıkıyönetim ilanı ve azil süreciDönemin Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024'te muhalefetin devlet karşıtı aktivitelere karıştığı gerekçesiyle sıkıyönetim ilan etmiş, Ulusal Meclisin bu kararı kaldırması üzerine geri adım atmak zorunda kalmıştı.Ulusal Meclisin 14 Aralık 2024'te yaptığı oylamada azli istenen Yoon, geçici olarak görevden uzaklaştırılmıştı.Anayasa Mahkemesi, 4 Nisan 2025'te verdiği kararda Ulusal Meclisin azil istemini kabul ederek Yoon'un görevden alınmasını onaylamıştı.Yoon'un görevden azledilmesinin ardından yapılan seçimi kazanan ana muhalefetteki Demokratik Partinin (DP) adayı Lee Jae-myung, 4 Haziran 2025'te Mecliste yemin ederek resmen görevine başlamıştı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Güney Kore'de mahkeme, görevinden azledilen eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol'un eşi Kim Keon Hee'ye, lüks hediyelerle rüşvet aldığı gerekçesiyle verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasını 4 yıla çıkardı.Yonhap ajansının haberine göre, eski Devlet Başkanı Yoon'un eşi Kim hakkında rüşvet aldığı gerekçesiyle ocak ayında verilen 1 yıl 8 ay hapis cezası için temyize gidildi.Seul Yüksek Mahkemesi, Kim'i hisse senedi fiyat manipülasyonundan kısmen suçlu, rüşvetten ise suçlu bularak, daha önce verilen 1 yıl 8 aylık hapis cezasının 4 yıla çıkarılmasına karar verdi.Mahkeme kararında ayrıca, Kim'in yaklaşık 34 bin dolar para cezasına çarptırıldığı belirtildi.Seul Merkez Bölge Mahkemesi, 28 Ocak'ta, Kim Keon Hee'ye, kamu görevleri ve siyasi adaylıklar karşılığında lüks hediyelerle rüşvet aldığı gerekçesiyle 1 yıl 8 ay hapis cezası vermişti.Kararda ayrıca, Kim'in hisse senedi manipülasyonu ve siyasi fonlar kanununu ihlal suçlamalarından beraat ettiği aktarılmıştı. Bunun üzerine, Kim hakkında soruşturma yürüten özel savcılık karara itiraz etmişti.- Ağustos 2025'te gözaltına alınmıştıKim Keon Hee, seçimlere müdahale ve rüşvet dahil çeşitli suçlamalarla çıkarılan tutuklama emrinin ardından 12 Ağustos 2025'te gözaltına alınmıştı.Sermaye piyasası kanunu, siyasi fonlar kanunu ve arabuluculuk için rüşvet kabulüne ilişkin yasayı ihlal ettiği suçlamasıyla karşı karşıya kalan Kim'e isnat edilen suçlar arasında, kilise yetkililerine imtiyaz sağlamak ve 2009-2012 döneminde Güney Kore'de bir BMW bayisi olan Deutsch Motors'u ilgilendiren bir hisse senedi fiyat manipülasyon planına katılmak bulunuyor.Özel savcılık, Aralık 2025'te Kim'in kamu görevleri ve siyasi adaylıklar karşılığında lüks hediyeler kabul ettiğinin tespit edildiğini açıklamış, bu kapsamda, toplam 370 milyon won (259 bin dolar) değerinde hediyeler aldığını ifade etmişti.- Yoon'un sıkıyönetim ilanı ve azil süreciDönemin Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024'te muhalefetin devlet karşıtı aktivitelere karıştığı gerekçesiyle sıkıyönetim ilan etmiş, Ulusal Meclisin bu kararı kaldırması üzerine geri adım atmak zorunda kalmıştı.Ulusal Meclisin 14 Aralık 2024'te yaptığı oylamada azli istenen Yoon, geçici olarak görevden uzaklaştırılmıştı.Anayasa Mahkemesi, 4 Nisan 2025'te verdiği kararda Ulusal Meclisin azil istemini kabul ederek Yoon'un görevden alınmasını onaylamıştı.Yoon'un görevden azledilmesinin ardından yapılan seçimi kazanan ana muhalefetteki Demokratik Partinin (DP) adayı Lee Jae-myung, 4 Haziran 2025'te Mecliste yemin ederek resmen görevine başlamıştı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/guney-kore-de-eski-devlet-baskani-yoon-un-esi-kim-in-hapis-cezasi-4-yila-cikarildi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İngiltere Kralının ABD ziyareti, ülkelerin tarihsel sürecindeki Bağımsızlık Savaşı'nı gündeme getirdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ingiltere-kralinin-abd-ziyareti-ulkelerin-tarihsel-surecindeki-bagimsizlik-savasi-ni-gundeme-getirdi/836355/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ingiltere-kralinin-abd-ziyareti-ulkelerin-tarihsel-surecindeki-bagimsizlik-savasi-ni-gundeme-getirdi/836355/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 15:03:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — İngiltere Kralı 3.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — İngiltere Kralı 3. Charles'ın ABD'yi ziyareti, Amerika kıtasındaki kolonilerin İngilizlere karşı 250 yıl önce yürüttükleri Bağımsızlık Savaşı'nı gündeme taşıdı.Kral Charles ve eşi Camilla'nın 27 Nisan'da başlayan ve 4 gün sürmesi planlanan ABD ziyareti, bu ülkenin bağımsızlığının 250. yıl dönümü kapsamında düzenlenirken, iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihçesi bağlamında meydana gelen olayları akıllara getirdi.ABD ile İngiltere arasındaki ilişkilerin kökeni, 17. yüzyılda Kuzey Amerika kıtasında başlayan İngiliz kolonileşme sürecine uzanıyor. İngiltere, Atlantik'in karşı kıyısında kurduğu yerleşimlerle zamanla doğu kıyısı boyunca geniş bir koloni ağı oluşturdu.1607’de kurulan Jamestown ile başlayan bu süreç, 1620’de Plymouth Kolonisi gibi yeni yerleşimlerle genişledi. 18. yüzyıla gelindiğinde İngiltere, “On Üç Koloni” olarak bilinen yapı üzerinden bölgede siyasi ve ekonomik hakimiyet kurdu.Başlangıçta İngiltere’ye bağlı olan bu koloniler, coğrafi uzaklık ve yerel dinamikler nedeniyle zamanla daha özerk bir yapıya evrildi. Kolonilerde yerel meclisler kurulurken, ticaret ve üretim kapasitesi arttı.Bu durum, kolonilerin kendi kendini yönetme eğilimini güçlendirdi. İngiltere ise bu gelişmeleri uzun süre tolere etti ancak 18. yüzyılın ortalarında değişen küresel dengeler, Londra yönetiminin kolonilere yaklaşımını sertleştirdi.Özellikle dönemin Avrupası'nın güçlü devletleri arasında meydana gelen Yedi Yıl Savaşı sonrasında İngiltere’nin artan borç yükü, koloniler üzerinde yeni vergi politikalarının uygulanmasına yol açtı.Londra yönetimi, savaşın maliyetini karşılamak amacıyla kolonilerden daha fazla gelir elde etmeyi hedefledi. Bu kapsamda yürürlüğe konulan çeşitli vergi düzenlemeleri, kolonilerde ciddi bir rahatsızlık yarattı.- İngiliz yönetiminin birçok ürüne getirdiği gümrük vergileri, kolonileri harekete geçirdiİngiltere, 1763’te sona eren Yedi Yıl Savaşı sonrasında oluşan yüksek savaş borçlarının karşılanması ve kolonilerin imparatorluk maliyetlerine katkı sağlaması amacıyla birçok ürüne gümrük vergisi getirdi.1765’te çıkarılan Damga Yasası ile resmi belgeler ve basılı materyaller vergilendirilirken, 1767’de kabul edilen Townshend Yasaları ile çay, cam ve çeşitli ithal ürünlere gümrük vergileri konuldu.Bu uygulamalar, kolonilerde ekonomik baskı olarak algılandı. Koloniler, İngiliz Parlamentosu’nda temsil edilmeden vergiye tabi tutulmalarına karşı çıkarak temsil yoksa vergi de yok(no taxation without representation) sloganını benimsedi.Vergi düzenlemeleri, kolonilerde yalnızca ekonomik bir tepki değil, aynı zamanda siyasi bir bilinçlenme sürecini de beraberinde getirdi.Koloniler, kendilerini Londra’dan ayrı bir siyasi yapı olarak görmeye başlarken, yerel meclislerin etkisi ve meşruiyeti daha da güç kazandı.Gerilim, ekonomik boyutun ötesine geçerek siyasi bir krize dönüştü. Kolonilerde, İngiliz yönetimine karşı protestolar yaygınlaşırken, boykotlar ve sivil itaatsizlik eylemleri de arttı.İngiliz mallarına yönelik tüketim boykotları, Londra’daki ticaret çevreleri üzerinde de baskı oluşturmaya başladı.- Boston Çay Partisi ve bağımsızlık fitilinin ateşlenmesiBu sürecin en dikkat çekici kırılma noktalarından biri, 1773’te gerçekleşen Boston Çay Partisi oldu. İngiliz Doğu Hindistan Şirketi’ne ait çay yüklü gemilere çıkan kolonistler, yükleri denize dökerek Londra'nın ticaret politikalarını protesto etti.1774’te İngiltere tarafından yürürlüğe konulan ve Dayanılmaz Yasalar (Intolerable Acts) olarak adlandırılan düzenlemeler, kolonilerin yerel yönetim yetkilerini ciddi ölçüde kısıtladı.Boston Limanı’nın kapatılması, Massachusetts’in özerkliğinin sınırlandırılması ve bölgeye askeri takviyelerin gönderilmesi, gerilimi daha da tırmandırdı.Bu gelişmeler, koloniler arasında daha önce görülmeyen bir siyasi yakınlaşmayı da beraberinde getirdi. Farklı bölgelerden temsilciler, İngiliz yönetimine karşı ortak bir tutum geliştirme yönünde koordinasyon sağlamaya başladı.Londra’nın bu adımları, kolonilerdeki direnişi bastırmak yerine daha da büyüttü ve ortak tepkinin güçlenmesiyle birlikte kriz, kısa süre içinde açık bir çatışma sürecine doğru evrildi.- Süreç savaşa evrildi1775’te Lexington ve Concord Savaşları ile birlikte taraflar arasında, ilk silahlı çatışmalar yaşandı ve süreç açık bir savaşa dönüştü. Koloniler, Kıta Kongresi çatısı altında bir araya gelerek siyasi ve askeri koordinasyon sağlamaya başladı. Bu dönemde askeri liderlik George Washington’a verildi.Savaşın ilk aşamalarında İngiltere askeri üstünlüğe sahip olsa da, kolonilerin direnci ve dış destek dengeleri değiştirdi. Özellikle Fransa’nın kolonilere verdiği askeri ve mali destek, savaşın seyrinde belirleyici rol oynayarak çatışmayı yalnızca bir iç isyan olmaktan çıkarıp uluslararası bir boyuta taşıdı.4 Temmuz 1776’da koloniler, Bağımsızlık Bildirgesi’ni ilan ederek İngiltere’den resmen ayrıldıklarını duyurdu. Bildirge, yalnızca siyasi bağımsızlığı değil, aynı zamanda monarşik yönetime karşı cumhuriyetçi bir yönetim anlayışını da ortaya koydu.Savaş, birkaç yıl daha devam etti. 1781’de Yorktown’da İngiliz ordusunun teslim olmasıyla birlikte çatışmalar fiilen sona erdi.Bu gelişmeyle birlikte İngiltere, Amerika'daki koloniler üzerinde kontrolünü kaybetti ve 1783’te imzalanan Paris Antlaşması ile Londra yönetimi, ABD’nin bağımsızlığını resmen tanıdı.Bu süreç, iki ülke arasındaki Koloni-İmparatorluk ilişkisini sona erdirirken, yerini egemen iki devlet arasındaki ilişkiye evirdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — İngiltere Kralı 3. Charles'ın ABD'yi ziyareti, Amerika kıtasındaki kolonilerin İngilizlere karşı 250 yıl önce yürüttükleri Bağımsızlık Savaşı'nı gündeme taşıdı.Kral Charles ve eşi Camilla'nın 27 Nisan'da başlayan ve 4 gün sürmesi planlanan ABD ziyareti, bu ülkenin bağımsızlığının 250. yıl dönümü kapsamında düzenlenirken, iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihçesi bağlamında meydana gelen olayları akıllara getirdi.ABD ile İngiltere arasındaki ilişkilerin kökeni, 17. yüzyılda Kuzey Amerika kıtasında başlayan İngiliz kolonileşme sürecine uzanıyor. İngiltere, Atlantik'in karşı kıyısında kurduğu yerleşimlerle zamanla doğu kıyısı boyunca geniş bir koloni ağı oluşturdu.1607’de kurulan Jamestown ile başlayan bu süreç, 1620’de Plymouth Kolonisi gibi yeni yerleşimlerle genişledi. 18. yüzyıla gelindiğinde İngiltere, “On Üç Koloni” olarak bilinen yapı üzerinden bölgede siyasi ve ekonomik hakimiyet kurdu.Başlangıçta İngiltere’ye bağlı olan bu koloniler, coğrafi uzaklık ve yerel dinamikler nedeniyle zamanla daha özerk bir yapıya evrildi. Kolonilerde yerel meclisler kurulurken, ticaret ve üretim kapasitesi arttı.Bu durum, kolonilerin kendi kendini yönetme eğilimini güçlendirdi. İngiltere ise bu gelişmeleri uzun süre tolere etti ancak 18. yüzyılın ortalarında değişen küresel dengeler, Londra yönetiminin kolonilere yaklaşımını sertleştirdi.Özellikle dönemin Avrupası'nın güçlü devletleri arasında meydana gelen Yedi Yıl Savaşı sonrasında İngiltere’nin artan borç yükü, koloniler üzerinde yeni vergi politikalarının uygulanmasına yol açtı.Londra yönetimi, savaşın maliyetini karşılamak amacıyla kolonilerden daha fazla gelir elde etmeyi hedefledi. Bu kapsamda yürürlüğe konulan çeşitli vergi düzenlemeleri, kolonilerde ciddi bir rahatsızlık yarattı.- İngiliz yönetiminin birçok ürüne getirdiği gümrük vergileri, kolonileri harekete geçirdiİngiltere, 1763’te sona eren Yedi Yıl Savaşı sonrasında oluşan yüksek savaş borçlarının karşılanması ve kolonilerin imparatorluk maliyetlerine katkı sağlaması amacıyla birçok ürüne gümrük vergisi getirdi.1765’te çıkarılan Damga Yasası ile resmi belgeler ve basılı materyaller vergilendirilirken, 1767’de kabul edilen Townshend Yasaları ile çay, cam ve çeşitli ithal ürünlere gümrük vergileri konuldu.Bu uygulamalar, kolonilerde ekonomik baskı olarak algılandı. Koloniler, İngiliz Parlamentosu’nda temsil edilmeden vergiye tabi tutulmalarına karşı çıkarak temsil yoksa vergi de yok(no taxation without representation) sloganını benimsedi.Vergi düzenlemeleri, kolonilerde yalnızca ekonomik bir tepki değil, aynı zamanda siyasi bir bilinçlenme sürecini de beraberinde getirdi.Koloniler, kendilerini Londra’dan ayrı bir siyasi yapı olarak görmeye başlarken, yerel meclislerin etkisi ve meşruiyeti daha da güç kazandı.Gerilim, ekonomik boyutun ötesine geçerek siyasi bir krize dönüştü. Kolonilerde, İngiliz yönetimine karşı protestolar yaygınlaşırken, boykotlar ve sivil itaatsizlik eylemleri de arttı.İngiliz mallarına yönelik tüketim boykotları, Londra’daki ticaret çevreleri üzerinde de baskı oluşturmaya başladı.- Boston Çay Partisi ve bağımsızlık fitilinin ateşlenmesiBu sürecin en dikkat çekici kırılma noktalarından biri, 1773’te gerçekleşen Boston Çay Partisi oldu. İngiliz Doğu Hindistan Şirketi’ne ait çay yüklü gemilere çıkan kolonistler, yükleri denize dökerek Londra'nın ticaret politikalarını protesto etti.1774’te İngiltere tarafından yürürlüğe konulan ve Dayanılmaz Yasalar (Intolerable Acts) olarak adlandırılan düzenlemeler, kolonilerin yerel yönetim yetkilerini ciddi ölçüde kısıtladı.Boston Limanı’nın kapatılması, Massachusetts’in özerkliğinin sınırlandırılması ve bölgeye askeri takviyelerin gönderilmesi, gerilimi daha da tırmandırdı.Bu gelişmeler, koloniler arasında daha önce görülmeyen bir siyasi yakınlaşmayı da beraberinde getirdi. Farklı bölgelerden temsilciler, İngiliz yönetimine karşı ortak bir tutum geliştirme yönünde koordinasyon sağlamaya başladı.Londra’nın bu adımları, kolonilerdeki direnişi bastırmak yerine daha da büyüttü ve ortak tepkinin güçlenmesiyle birlikte kriz, kısa süre içinde açık bir çatışma sürecine doğru evrildi.- Süreç savaşa evrildi1775’te Lexington ve Concord Savaşları ile birlikte taraflar arasında, ilk silahlı çatışmalar yaşandı ve süreç açık bir savaşa dönüştü. Koloniler, Kıta Kongresi çatısı altında bir araya gelerek siyasi ve askeri koordinasyon sağlamaya başladı. Bu dönemde askeri liderlik George Washington’a verildi.Savaşın ilk aşamalarında İngiltere askeri üstünlüğe sahip olsa da, kolonilerin direnci ve dış destek dengeleri değiştirdi. Özellikle Fransa’nın kolonilere verdiği askeri ve mali destek, savaşın seyrinde belirleyici rol oynayarak çatışmayı yalnızca bir iç isyan olmaktan çıkarıp uluslararası bir boyuta taşıdı.4 Temmuz 1776’da koloniler, Bağımsızlık Bildirgesi’ni ilan ederek İngiltere’den resmen ayrıldıklarını duyurdu. Bildirge, yalnızca siyasi bağımsızlığı değil, aynı zamanda monarşik yönetime karşı cumhuriyetçi bir yönetim anlayışını da ortaya koydu.Savaş, birkaç yıl daha devam etti. 1781’de Yorktown’da İngiliz ordusunun teslim olmasıyla birlikte çatışmalar fiilen sona erdi.Bu gelişmeyle birlikte İngiltere, Amerika'daki koloniler üzerinde kontrolünü kaybetti ve 1783’te imzalanan Paris Antlaşması ile Londra yönetimi, ABD’nin bağımsızlığını resmen tanıdı.Bu süreç, iki ülke arasındaki Koloni-İmparatorluk ilişkisini sona erdirirken, yerini egemen iki devlet arasındaki ilişkiye evirdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/ingiltere-kralinin-abd-ziyareti-ulkelerin-tarihsel-surecindeki-bagimsizlik-savasi-ni-gundeme-getirdi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>EDİTÖR MASASI 3 - Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi gelecek yıl 81 ile yaygınlaştırılacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/editor-masasi-3-gelir-tamamlayici-aile-destek-sistemi-gelecek-yil-81-ile-yayginlastirilacak/836354/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/editor-masasi-3-gelir-tamamlayici-aile-destek-sistemi-gelecek-yil-81-ile-yayginlastirilacak/836354/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 15:03:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş: - (Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi) Sadece gelir desteği sunmakla kalmayacağız. Amacımız burada da istihdam odaklı bir çalışma gerçekleştirmek. İstihdamı da güçlendirecek adımları bu kapsamda atıyoruz. Pilot çalışmalarımıza bu sene başladık ve inşallah 2027'de tüm Türkiye'ye yaygınlaştırmayı hedefliyoruz - (Darülaceze) Düzenlememizle beraber bütün Türkiye'de hizmet verebilecek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Editör Masası'na konuk olan Bakan Göktaş, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.Toplumu en fazla etkileyen şeylerden bir tanesi ekran. Yani medya, televizyonlar, diziler, gündüz kuşağı programları. Bu programlarda şiddeti, gayrimeşru ilişkileri normalleştiren içerikler olduğunu gözlemliyoruz. Dizilerde de yine aynı şekilde parçalanmış aileler ve yine şiddetin son derece özendirici şekilde işlendiğini gözlemliyoruz. RTÜK ile bu konuda bir çalışma yapmayı, medyamız üzerine tavsiye ya da yaptırıma varacak derecede kurallar, kanunlar getirmeyi düşünüyor musunuz? sorusu üzerine Göktaş, içeriklerin aile yapısını doğrudan etkilediğini belirtti.Reyting uğruna hiçbir çocuğu ve ailelerini asla kurban etmeyeceklerini vurgulayan Göktaş, bugüne kadar içeriklerle ilgili pek çok çalışma gerçekleştirdiklerinin altını çizdi.2024'te dizi yapımcılarıyla bir araya geldiklerini anımsatan Göktaş, Onlara şunu söyledik, uygunsuz içerikleri, şiddeti özendiren, Türk aile yapısına uygun olmayan içerikleri lütfen ekrandan uzak tutun. Eğer başarı öyküsü arıyorsanız, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak gerçekten bizde çok fazla başarı öyküleri var, gerçek öyküler bunlar. Sizlere bu konuda da destek olabiliriz. Bunun bir sansür amacı taşımadığını, aileleri güçlendiren bir bakış açısıyla ailece izleyebileceğimiz, aile dostu içeriklerin çoğaltılması gerektiğini özellikle defaatle vurguladık. diye konuştu.Bu durumun topluma, medya yapımcılarına ve teknoloji firmalarına önemli sorumluluklar düştüğünü bir kez daha ortaya koyduğunu aktaran Göktaş, topluma sorumluluk ve umut veren içerikler üretmek zorunda olduklarını söyledi.- Çocuklarının gelişmesinde olumsuz bir şeyle karşı karşıya kaldıklarında yanlarındayızBakan Göktaş, yapımcılar ve dijital platform temsilcileriyle de bir araya geldiklerini hatırlattı. Çocukların pek çoğunun dijital dünyada vakit geçirdiğini ifade eden Göktaş, şunları kaydetti:Gençler, televizyon ve geleneksel medyayı çok az izler. Bir dizi dahi olduğunda sonrasında onu platformlardan izlemeyi tercih eder. Fakat bizim amacımız burada o içeriklere maruz kaldıklarında, bu içeriklere doğrudan kendilerinin müdahale etmesini sağlamak. Medyayı doğru ellerde büyük bir iyilik aracına da dönüştürebiliriz. Her şey toz pembe olmak zorunda değil ama şiddeti özendirmeyen, Türk aile yapısına uygun olmayan, aslında bize uygun olmayan, bizim değerlerimize çok ters olan içeriklerin de aslında olmaması gerektiğini defaatle söyledik.İçeriklerle ilgili 7/24 izleme mekanizmamız var. 3 bin 40 içeriğe doğrudan müdahale ettik ve bunun için biz aslında mahkemeye başvuruyoruz. Yani bakanlığın üzerinde 'ben içeriği kaldırıyorum' diye bir sistem yok. Doğrudan mahkemeye başvuruyoruz, içeriğe müdahale ediyoruz. Tarama sistemi bu ve çok yoğun bir şekilde izliyoruz. Diğer yandan biz benzer süreçlerin olmaması için de ve farkındalığın artırılması için Dijital Anafor Ekran Bağımlılığı Zirvesi'ni RTÜK ile beraber 12 Haziran'da İstanbul'da düzenleyeceğiz.Zirve kapsamında aile dostu yapımların ödüllendirileceğini aktaran Göktaş, böylelikle bu tarz yapımları ödüllendirerek diğer yapımcıları da bu konuda teşvik edeceklerini belirtti.Göktaş, ailelere şu çağrıda bulundu:Çocuklarımızla ilgili olumsuz bir durumla karşı karşıya kaldıklarında çaresiz kalmasınlar, çaresiz değiller. Bizim online olarak 'psikodestek.aile.gov.tr' isimli bir platformumuz var. Oradan bizim doğrudan uzmanlarımızla, uzman psikologla 45 dakikalık bir online görüşme ücretsiz gerçekleştirebilirler. 432 Sosyal Hizmet Merkezimizde ücretsiz aile danışmanlığı var. Ergenliğe yönelik özel eğitim almış gençlerimiz var. Dijital bağımlılığa yönelik Yeşilay ile çok yakın çalışmalarımız var. Dolayısıyla aileler bir sıkıntıyla karşı karşıya kaldıklarında, çocuklarının gelişmesinde olumsuz bir şeyle karşı karşıya kaldıklarında biz buradayız ve yanlarındayız.- 14 sosyal risk haritamızı bitirdikBakan Göktaş, çocuklara yönelik sosyal risk haritasının nasıl oluşturulduğuna ilişkin soru üzerine, 1,5 yıldır 35 farklı sosyal risk haritası üzerine çalıştıklarını bildirdi.Çocuğun suça sürüklenmesi, kadına yönelik şiddet, engelli bakım, muhtaçlık gibi farklı sosyal olguları 648 göstergeyle bir araya getirerek, mahalle ve hane bazlı bir puan oluşturduklarının altını çizen Göktaş, amaçlarının risk ortaya çıkmadan belirli tedbirleri almak ve koruyucu ve önleyici faaliyetlerin hayata geçirilmesi olduğunu söyledi.Yetişkinlerde yüksek risk görülmesi durumunda Aile Rehberi Sistemi üzerinden takip ettiklerine dikkati çeken Göktaş, Burada Aile Rehberi Sistemi'ni Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Sağlık Bakanlığı ve aslında pek çok bakanlıkla beraber yürüteceğiz. Amacımız bir vakayı sonuna kadar takip etmek. Çocuklar içinse Çocuklar Güvende Modülü üzerinden takip etmek. Zira çocuklar için farklı bir sistem ve yaklaşım gerekiyor. dedi.İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile 81 il valisine Sosyal Risk Haritası'na ilişkin talimatlar verdiklerini, bu kapsamda bütün Türkiye'yi taradıklarını aktaran Göktaş, şöyle devam etti:Şu güne kadar 14 sosyal risk haritamızı bitirmiş olduk. Bağımlılığa yönelik de sosyal risk haritamız tamamlandı. Tüm bakanlıklarımızla ortak çalışıyoruz. Sosyal Risk Haritası üzerindeki saha çalışmalarında ilgili kurumlarla vaka bazlı yürüteceğiz. Örneğin Batman'da bu çalışmayı pilot olarak gerçekleştirdik. Batman'da 200 haneyi tamamladık. Orada bağımlılık üzerinde yapmıştık ve bütün birimler seferber oldu. 40 kişiyi İŞKUR üzerinden istihdam ettik, 79 gencimizi AMATEM'e yönlendirdik, aileleri bu sürecin bir parçası haline getirdik. Ailelere bu konuda farkındalık oluşturan içerikler sunduk ve aslında sadece vakaya yönelik çalışmıyoruz. Bütün haneyi taradığımız ve bütün haneyi güçlendirdiğimiz bir model bu. Gerçekten yeni bir model. Çok dinamik bir şekilde işliyor. Çünkü verileri biz farklı bakanlıklarla beraber işliyoruz orada. Tamamen gizli, vaka özelinde ve bireysel çalışmayı çok titiz bir şekilde yürüttüğümüz bir model. Amacımız burada vakayı tespit ettikten sonra takip etmeyi ve aileyi güçlendirmeyi hedeflemek. Ailelerimiz gerçekten bu sürecin çok önemli bir parçası. Aile bizim en önemli kalemiz. Biz boşuna 'Aile Yılı' demiyoruz. Aile bizim en güçlü sığınağımız. Aslında bir kriz anında hepimizin ilk aradığı kişi annemiz, kardeşimiz veya babamız oluyor. Biz de aileyi korumak ve güçlendirmek adına bu çalışmaları yürütüyoruz. Amacımız ailelerimizi bu tür olaylar olmadan önce yanlarında bulunmak, koruyucu önleyici faaliyetlerimizi hayata geçirmek ve bu süreçlerde de erken müdahale sistemimizi güçlendirmek.- Sadece gelir desteği sunmakla kalmayacağızBakan Göktaş, Kamuoyunda 'vatandaşlık maaşı' olarak bilinen bir Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi söz konusu. Bu yıl da pilot uygulamanın başlatılacağı duyurulmuştu. Acaba takvim belirlendi mi? sorusu üzerine, Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Modeli'nin 12. Kalkınma Planı hedefleri doğrultusunda yeni nesil bir sosyal yardım sistemi olduğunu bildirdi.Model üzerine Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı koordinasyonunda 14 farklı kurumla çalıştıklarını ifade eden Göktaş, şunları kaydetti:Amacımız burada vatandaşlarımıza özellikle sosyal yardım alan vatandaşlarımıza veya belli hanelerimize, aileleri bir eşik gelir seviyesine getirene kadar bir destek sunabilmek. Gerçekten çok modern, ailenin içerisinde bulunan bütün göstergeleri göz önüne alarak 17 yaş altındaki çocuk sayısını, anne-babanın durumunu varsa bir engellilik durumunu, yaşlılık durumu bunları da ele alarak aileyi güçlendiren ve destek olan çok kıymetli bir çalışma. Sadece gelir desteği sunmakla kalmayacağız. Amacımız burada da istihdam odaklı bir çalışma gerçekleştirmek. İstihdamı da güçlendirecek adımları bu kapsamda atıyoruz. Pilot çalışmalarımıza bu sene başladık ve inşallah 2027'de tüm Türkiye'ye yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Mevzuat çalışmalarımız şu anda devam ediyor. Yakın zamanda da inşallah bunu tamamlayıp kamuoyuyla paylaşacağız. - Darülaceze, tüm Türkiye'de hizmet verebilecekBakan Göktaş, Yaşlı bakım, huzur evleri ve yine yaşlılara bakım noktasında yeni destek düşünceleri var mı? sorusu üzerine, Türkiye'de 65 yaş üstü vatandaş oranının yüzde 11,1 olduğunu anımsattı.Yaşlı nüfusa yönelik önemli çalışmalar yürüttüklerini vurgulayan Göktaş, yaşlı dostu şehirler inşa etme çalışmalarının devam ettiğini söyledi.Hem Türkiye'nin en büyük yaşlı bakım merkezi olan hem de Avrupa'dan ödül alan Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri'ni hayata geçirdiklerini hatırlatan Göktaş, Dünyanın eşi benzeri az görülen bir yaşlı bakım merkezini hayata geçirmiş olduk. Türkiye'nin ilk Alzheimer ve Demans Merkezi'ni de orada kurduk ve biz bu çalışmayla beraber, yani Meclis'ten geçen düzenlememizle Darülacezemizi tüm Türkiye'ye yaygınlaştırıyoruz. dedi.Darülacezenin çok önemli bir vakıf olduğunun altını çizen Göktaş, Düzenlememizle beraber bütün Türkiye'de hizmet verebilecek. Gündüzlü Yaşlı Bakım Modeli'mizi güçlendireceğiz. 'Evde Bakım Yardımı' 114 bin yaşlımıza doğrudan evinde destek oluyoruz. Yaşlı Destek Programı'mız var, bunu yerel yönetimlerle beraber yürütüyoruz. Diğer yandan Vefa Programı'mızla 132 bin vatandaşımıza doğrudan evlerinde aşevi desteği ve bakım desteği veriyoruz. Bu kapsamda bunu 81 ilimizde aslında yaygınlaştırdık ve uzun zamandır yürüttüğümüz çalışmalar. diye konuştu.Yaptıkları ankette yaşlıların yüzde 75'inin evlerinde sosyal çevreden kopmadan yaşlanmak istediklerini ifade ettiklerini aktaran Göktaş, bu konuda gündüz hizmet alabilecekleri modeller kurduklarını söyledi.2. Yaşlılık Şurası'nı gerçekleştirdiklerini hatırlatan Göktaş, Amacımız Şura'dan çıkan kararları ve raporları önümüzdeki Nüfus Politikaları Kurulu'nda değerlendirmek ve yaşlılara yönelik politikalarımızı, bakım modellerimizi çeşitlendirerek tüm Türkiye'de yaygınlaştırmak. Ayrıca 12. Kalkınma Planı'mızda da bakım sigortasının sistemi çalışmalarımız vardı, bunu da sürdürüyoruz. Bu sistemle evde veya merkezlerde bakım, hemşirelik ve ekipman destekleriyle güvenli ve sürdürülebilir bir erişim sağlamayı hedefliyoruz. dedi.Göktaş, konuşmasını şu mesajla bitirdi:Amacımız aileyi koruyan, güçlendiren, çocuklarımıza, göz bebeğimiz olan çocuklarımıza daha güvenli bir gelecek sağlamak. Bu kapsamda da gerçekten herkesin üzerine sorumluluk düşüyor. Teknoloji firmalarımıza da özellikle şu çağrıda bulunmak istiyorum, lütfen bir ürün üretirken kendi çocuklarına izletebilecekleri bir içerik üreteceklerse bunu üretsinler. Kendi çocuklarına uygun olan bir içerik varsa onu üretsinler. Oyun yapıcılara, sosyal medya içerik üreticilerine benzer çağrıda bulunmak istiyorum. Yoksa uygun platformlarda kendileri yayınlasınlar. Ama burada amacımız çocuklarımızı her türlü tehlikelerden korumak. Bunu yaparken de bir seferberlikle yapmamız lazım, gönülle yapmamız lazım ve herkesi bu sorumluluğa açık bir şekilde çağrıda bulunmak istiyorum.(Bitti)]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Editör Masası'na konuk olan Bakan Göktaş, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.Toplumu en fazla etkileyen şeylerden bir tanesi ekran. Yani medya, televizyonlar, diziler, gündüz kuşağı programları. Bu programlarda şiddeti, gayrimeşru ilişkileri normalleştiren içerikler olduğunu gözlemliyoruz. Dizilerde de yine aynı şekilde parçalanmış aileler ve yine şiddetin son derece özendirici şekilde işlendiğini gözlemliyoruz. RTÜK ile bu konuda bir çalışma yapmayı, medyamız üzerine tavsiye ya da yaptırıma varacak derecede kurallar, kanunlar getirmeyi düşünüyor musunuz? sorusu üzerine Göktaş, içeriklerin aile yapısını doğrudan etkilediğini belirtti.Reyting uğruna hiçbir çocuğu ve ailelerini asla kurban etmeyeceklerini vurgulayan Göktaş, bugüne kadar içeriklerle ilgili pek çok çalışma gerçekleştirdiklerinin altını çizdi.2024'te dizi yapımcılarıyla bir araya geldiklerini anımsatan Göktaş, Onlara şunu söyledik, uygunsuz içerikleri, şiddeti özendiren, Türk aile yapısına uygun olmayan içerikleri lütfen ekrandan uzak tutun. Eğer başarı öyküsü arıyorsanız, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak gerçekten bizde çok fazla başarı öyküleri var, gerçek öyküler bunlar. Sizlere bu konuda da destek olabiliriz. Bunun bir sansür amacı taşımadığını, aileleri güçlendiren bir bakış açısıyla ailece izleyebileceğimiz, aile dostu içeriklerin çoğaltılması gerektiğini özellikle defaatle vurguladık. diye konuştu.Bu durumun topluma, medya yapımcılarına ve teknoloji firmalarına önemli sorumluluklar düştüğünü bir kez daha ortaya koyduğunu aktaran Göktaş, topluma sorumluluk ve umut veren içerikler üretmek zorunda olduklarını söyledi.- Çocuklarının gelişmesinde olumsuz bir şeyle karşı karşıya kaldıklarında yanlarındayızBakan Göktaş, yapımcılar ve dijital platform temsilcileriyle de bir araya geldiklerini hatırlattı. Çocukların pek çoğunun dijital dünyada vakit geçirdiğini ifade eden Göktaş, şunları kaydetti:Gençler, televizyon ve geleneksel medyayı çok az izler. Bir dizi dahi olduğunda sonrasında onu platformlardan izlemeyi tercih eder. Fakat bizim amacımız burada o içeriklere maruz kaldıklarında, bu içeriklere doğrudan kendilerinin müdahale etmesini sağlamak. Medyayı doğru ellerde büyük bir iyilik aracına da dönüştürebiliriz. Her şey toz pembe olmak zorunda değil ama şiddeti özendirmeyen, Türk aile yapısına uygun olmayan, aslında bize uygun olmayan, bizim değerlerimize çok ters olan içeriklerin de aslında olmaması gerektiğini defaatle söyledik.İçeriklerle ilgili 7/24 izleme mekanizmamız var. 3 bin 40 içeriğe doğrudan müdahale ettik ve bunun için biz aslında mahkemeye başvuruyoruz. Yani bakanlığın üzerinde 'ben içeriği kaldırıyorum' diye bir sistem yok. Doğrudan mahkemeye başvuruyoruz, içeriğe müdahale ediyoruz. Tarama sistemi bu ve çok yoğun bir şekilde izliyoruz. Diğer yandan biz benzer süreçlerin olmaması için de ve farkındalığın artırılması için Dijital Anafor Ekran Bağımlılığı Zirvesi'ni RTÜK ile beraber 12 Haziran'da İstanbul'da düzenleyeceğiz.Zirve kapsamında aile dostu yapımların ödüllendirileceğini aktaran Göktaş, böylelikle bu tarz yapımları ödüllendirerek diğer yapımcıları da bu konuda teşvik edeceklerini belirtti.Göktaş, ailelere şu çağrıda bulundu:Çocuklarımızla ilgili olumsuz bir durumla karşı karşıya kaldıklarında çaresiz kalmasınlar, çaresiz değiller. Bizim online olarak 'psikodestek.aile.gov.tr' isimli bir platformumuz var. Oradan bizim doğrudan uzmanlarımızla, uzman psikologla 45 dakikalık bir online görüşme ücretsiz gerçekleştirebilirler. 432 Sosyal Hizmet Merkezimizde ücretsiz aile danışmanlığı var. Ergenliğe yönelik özel eğitim almış gençlerimiz var. Dijital bağımlılığa yönelik Yeşilay ile çok yakın çalışmalarımız var. Dolayısıyla aileler bir sıkıntıyla karşı karşıya kaldıklarında, çocuklarının gelişmesinde olumsuz bir şeyle karşı karşıya kaldıklarında biz buradayız ve yanlarındayız.- 14 sosyal risk haritamızı bitirdikBakan Göktaş, çocuklara yönelik sosyal risk haritasının nasıl oluşturulduğuna ilişkin soru üzerine, 1,5 yıldır 35 farklı sosyal risk haritası üzerine çalıştıklarını bildirdi.Çocuğun suça sürüklenmesi, kadına yönelik şiddet, engelli bakım, muhtaçlık gibi farklı sosyal olguları 648 göstergeyle bir araya getirerek, mahalle ve hane bazlı bir puan oluşturduklarının altını çizen Göktaş, amaçlarının risk ortaya çıkmadan belirli tedbirleri almak ve koruyucu ve önleyici faaliyetlerin hayata geçirilmesi olduğunu söyledi.Yetişkinlerde yüksek risk görülmesi durumunda Aile Rehberi Sistemi üzerinden takip ettiklerine dikkati çeken Göktaş, Burada Aile Rehberi Sistemi'ni Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Sağlık Bakanlığı ve aslında pek çok bakanlıkla beraber yürüteceğiz. Amacımız bir vakayı sonuna kadar takip etmek. Çocuklar içinse Çocuklar Güvende Modülü üzerinden takip etmek. Zira çocuklar için farklı bir sistem ve yaklaşım gerekiyor. dedi.İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile 81 il valisine Sosyal Risk Haritası'na ilişkin talimatlar verdiklerini, bu kapsamda bütün Türkiye'yi taradıklarını aktaran Göktaş, şöyle devam etti:Şu güne kadar 14 sosyal risk haritamızı bitirmiş olduk. Bağımlılığa yönelik de sosyal risk haritamız tamamlandı. Tüm bakanlıklarımızla ortak çalışıyoruz. Sosyal Risk Haritası üzerindeki saha çalışmalarında ilgili kurumlarla vaka bazlı yürüteceğiz. Örneğin Batman'da bu çalışmayı pilot olarak gerçekleştirdik. Batman'da 200 haneyi tamamladık. Orada bağımlılık üzerinde yapmıştık ve bütün birimler seferber oldu. 40 kişiyi İŞKUR üzerinden istihdam ettik, 79 gencimizi AMATEM'e yönlendirdik, aileleri bu sürecin bir parçası haline getirdik. Ailelere bu konuda farkındalık oluşturan içerikler sunduk ve aslında sadece vakaya yönelik çalışmıyoruz. Bütün haneyi taradığımız ve bütün haneyi güçlendirdiğimiz bir model bu. Gerçekten yeni bir model. Çok dinamik bir şekilde işliyor. Çünkü verileri biz farklı bakanlıklarla beraber işliyoruz orada. Tamamen gizli, vaka özelinde ve bireysel çalışmayı çok titiz bir şekilde yürüttüğümüz bir model. Amacımız burada vakayı tespit ettikten sonra takip etmeyi ve aileyi güçlendirmeyi hedeflemek. Ailelerimiz gerçekten bu sürecin çok önemli bir parçası. Aile bizim en önemli kalemiz. Biz boşuna 'Aile Yılı' demiyoruz. Aile bizim en güçlü sığınağımız. Aslında bir kriz anında hepimizin ilk aradığı kişi annemiz, kardeşimiz veya babamız oluyor. Biz de aileyi korumak ve güçlendirmek adına bu çalışmaları yürütüyoruz. Amacımız ailelerimizi bu tür olaylar olmadan önce yanlarında bulunmak, koruyucu önleyici faaliyetlerimizi hayata geçirmek ve bu süreçlerde de erken müdahale sistemimizi güçlendirmek.- Sadece gelir desteği sunmakla kalmayacağızBakan Göktaş, Kamuoyunda 'vatandaşlık maaşı' olarak bilinen bir Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi söz konusu. Bu yıl da pilot uygulamanın başlatılacağı duyurulmuştu. Acaba takvim belirlendi mi? sorusu üzerine, Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Modeli'nin 12. Kalkınma Planı hedefleri doğrultusunda yeni nesil bir sosyal yardım sistemi olduğunu bildirdi.Model üzerine Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı koordinasyonunda 14 farklı kurumla çalıştıklarını ifade eden Göktaş, şunları kaydetti:Amacımız burada vatandaşlarımıza özellikle sosyal yardım alan vatandaşlarımıza veya belli hanelerimize, aileleri bir eşik gelir seviyesine getirene kadar bir destek sunabilmek. Gerçekten çok modern, ailenin içerisinde bulunan bütün göstergeleri göz önüne alarak 17 yaş altındaki çocuk sayısını, anne-babanın durumunu varsa bir engellilik durumunu, yaşlılık durumu bunları da ele alarak aileyi güçlendiren ve destek olan çok kıymetli bir çalışma. Sadece gelir desteği sunmakla kalmayacağız. Amacımız burada da istihdam odaklı bir çalışma gerçekleştirmek. İstihdamı da güçlendirecek adımları bu kapsamda atıyoruz. Pilot çalışmalarımıza bu sene başladık ve inşallah 2027'de tüm Türkiye'ye yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Mevzuat çalışmalarımız şu anda devam ediyor. Yakın zamanda da inşallah bunu tamamlayıp kamuoyuyla paylaşacağız. - Darülaceze, tüm Türkiye'de hizmet verebilecekBakan Göktaş, Yaşlı bakım, huzur evleri ve yine yaşlılara bakım noktasında yeni destek düşünceleri var mı? sorusu üzerine, Türkiye'de 65 yaş üstü vatandaş oranının yüzde 11,1 olduğunu anımsattı.Yaşlı nüfusa yönelik önemli çalışmalar yürüttüklerini vurgulayan Göktaş, yaşlı dostu şehirler inşa etme çalışmalarının devam ettiğini söyledi.Hem Türkiye'nin en büyük yaşlı bakım merkezi olan hem de Avrupa'dan ödül alan Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri'ni hayata geçirdiklerini hatırlatan Göktaş, Dünyanın eşi benzeri az görülen bir yaşlı bakım merkezini hayata geçirmiş olduk. Türkiye'nin ilk Alzheimer ve Demans Merkezi'ni de orada kurduk ve biz bu çalışmayla beraber, yani Meclis'ten geçen düzenlememizle Darülacezemizi tüm Türkiye'ye yaygınlaştırıyoruz. dedi.Darülacezenin çok önemli bir vakıf olduğunun altını çizen Göktaş, Düzenlememizle beraber bütün Türkiye'de hizmet verebilecek. Gündüzlü Yaşlı Bakım Modeli'mizi güçlendireceğiz. 'Evde Bakım Yardımı' 114 bin yaşlımıza doğrudan evinde destek oluyoruz. Yaşlı Destek Programı'mız var, bunu yerel yönetimlerle beraber yürütüyoruz. Diğer yandan Vefa Programı'mızla 132 bin vatandaşımıza doğrudan evlerinde aşevi desteği ve bakım desteği veriyoruz. Bu kapsamda bunu 81 ilimizde aslında yaygınlaştırdık ve uzun zamandır yürüttüğümüz çalışmalar. diye konuştu.Yaptıkları ankette yaşlıların yüzde 75'inin evlerinde sosyal çevreden kopmadan yaşlanmak istediklerini ifade ettiklerini aktaran Göktaş, bu konuda gündüz hizmet alabilecekleri modeller kurduklarını söyledi.2. Yaşlılık Şurası'nı gerçekleştirdiklerini hatırlatan Göktaş, Amacımız Şura'dan çıkan kararları ve raporları önümüzdeki Nüfus Politikaları Kurulu'nda değerlendirmek ve yaşlılara yönelik politikalarımızı, bakım modellerimizi çeşitlendirerek tüm Türkiye'de yaygınlaştırmak. Ayrıca 12. Kalkınma Planı'mızda da bakım sigortasının sistemi çalışmalarımız vardı, bunu da sürdürüyoruz. Bu sistemle evde veya merkezlerde bakım, hemşirelik ve ekipman destekleriyle güvenli ve sürdürülebilir bir erişim sağlamayı hedefliyoruz. dedi.Göktaş, konuşmasını şu mesajla bitirdi:Amacımız aileyi koruyan, güçlendiren, çocuklarımıza, göz bebeğimiz olan çocuklarımıza daha güvenli bir gelecek sağlamak. Bu kapsamda da gerçekten herkesin üzerine sorumluluk düşüyor. Teknoloji firmalarımıza da özellikle şu çağrıda bulunmak istiyorum, lütfen bir ürün üretirken kendi çocuklarına izletebilecekleri bir içerik üreteceklerse bunu üretsinler. Kendi çocuklarına uygun olan bir içerik varsa onu üretsinler. Oyun yapıcılara, sosyal medya içerik üreticilerine benzer çağrıda bulunmak istiyorum. Yoksa uygun platformlarda kendileri yayınlasınlar. Ama burada amacımız çocuklarımızı her türlü tehlikelerden korumak. Bunu yaparken de bir seferberlikle yapmamız lazım, gönülle yapmamız lazım ve herkesi bu sorumluluğa açık bir şekilde çağrıda bulunmak istiyorum.(Bitti)]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/editor-masasi-3-gelir-tamamlayici-aile-destek-sistemi-gelecek-yil-81-ile-yayginlastirilacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>BM'den İsrail'e Suriye'deki tüm uluslararası insancıl hukuk ihlallerine son vermesi çağrısı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bm-den-israil-e-suriye-deki-tum-uluslararasi-insancil-hukuk-ihlallerine-son-vermesi-cagrisi/836353/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bm-den-israil-e-suriye-deki-tum-uluslararasi-insancil-hukuk-ihlallerine-son-vermesi-cagrisi/836353/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 15:00:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Cenevre — Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk'ün, İsrailli yetkililere Suriye'deki uluslararası insancıl hukukla ilgili tüm ihlallerine son vermesi, bu ihlallerle ilgili acilen ve bağımsız soruşturmalar yürütmesi ve sorumlulara hesap sorması çağrısında bulunduğu bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Cenevre Haberleri — Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk'ün, İsrailli yetkililere Suriye'deki uluslararası insancıl hukukla ilgili tüm ihlallerine son vermesi, bu ihlallerle ilgili acilen ve bağımsız soruşturmalar yürütmesi ve sorumlulara hesap sorması çağrısında bulunduğu bildirildi.BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Thameen Al-Kheetan, BM Cenevre Ofisi'nin haftalık basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu.Suriye'deki meslektaşlarının ülkenin kuzeydoğusundaki Haseke Valiliğine yaptıkları ziyareti yeni tamamladığını belirten Al-Kheetan, buradaki geçmiş ve güncel insan hakları ihlalleri ve suistimallerine dair ilk elden bilgiler aldıklarını söyledi.Sözcü Al-Kheetan, meslektaşlarına, terör örgütü YPG tarafından işgal edilen eski bir gözaltı tesisinin içi de dahil üç toplu mezarın ortaya çıkarıldığı bilgisi verildiğini aktardı.Al-Kheetan, İsrail güçlerinin Suriye'nin güneyindeki bölgeleri işgal ederek genişleyen saldırıları nedeniyle sivillerin korunmasına ilişkin artan endişeli mesajlar aldıklarını kaydetti.Bu saldırılar nedeniyle aile hayatı ve mahremiyet haklarının kısıtlandığına dikkati çeken Al-Kheetan, özellikle de tarımla uğraşanların geçim kaynaklarının ciddi şekilde etkilendiğini vurguladı.Al-Kheetan, artan taciz, tehdit, alıkoyma, sorgulama, ev aramaları ve hareket kısıtlamalarına dair raporlar aldıklarına işaret ederek, Kuneytra ilinde, İsrail güçlerinin kontrol noktaları kurduğu, konutları aradığı ve sivilleri tutuklayıp gözaltına aldığı bildiriliyor. Şubatta, İsrail'in tarım arazilerine kimyasal maddeler püskürttüğü ve Suriyeli çiftçilerin arazilerine erişimini kısıtladığı, ayrıca tarım arazilerini bombaladığı bildiriliyor. dedi.İsrail ordusunun, Beşşar Esed rejiminin düşmesinden bu yana Suriye'nin güneyinde, aralarında çocukların da bulunduğu en az 250 kişiyi alıkoyduğunu söyleyen Al-Kheetan, bunlardan 50'sinin hala serbest bırakılmadığını ve bazılarının İsrail işgali altında bulunan Golan Tepeleri'ndeki hapishanelere götürüldüğünü belirtti.Al-Kheetan, Bu durum, keyfi gözaltı ve bazı vakalarda zorla kaybetmelerle ilgili endişeleri artırıyor. Bu kişilerin yasal statüleri veya nerede olduklarına dair henüz kesin bilgi yok. Bir diğer endişe verici gelişme ise İsrail hükümetinin işgal altındaki Suriye Golan'ında yasa dışı yerleşimleri genişletme projesini onaylaması ve uluslararası insancıl hukuku ihlal ederek bölgeye 3 bin yeni İsrailli ailenin yerleşimci olarak getirilmesini öngören planlar yapmasıdır. diye konuştu.BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Türk'ün, İsrail yetkililerine Suriye'deki uluslararası insancıl hukukun tüm ihlallerine son vermesi, iddia edilen bu ihlallerle ilgili acilen ve bağımsız soruşturmalar yürütmesi ve sorumlulardan hesap sorması çağrısı yaptığını aktaran Al-Kheetan, işgal altındaki Suriye toprağı Golan Tepeleri'ndeki yerleşim faaliyetlerinin de durdurulması ve bu yönde açıklanan planların askıya alınması gerektiğini kaydetti.- Esed ve rejiminin önde gelen isimlerinin Şam'da yargılanmaya başlaması önemli bir ilk adımAl-Kheetan, çoğu gıyaben Esed ve rejiminin önde gelen isimlerinin Şam'da yargılanmaya başlamasının önemli bir ilk adım olduğunu vurgulayarak, Yüz binlerce mağdur için adalet ve tazminat, uluslararası insan hakları standartlarına uygun olarak sağlanmalı. dedi.Suriye'nin başkenti Şam'ın Tadamon Mahallesi'nde 2013'te yapılan katliamın faili Emced Yusuf'un yakalanmasının önemine işaret eden Al-Kheetan, Tadamon Mahallesi'nde düzenlediği korkunç katliam, tam hesap verebilirliği gerektiriyor. Hesap verebilirlik, savaş öncesinde ve sırasında Suriye'de ciddi ihlaller ve suistimallerde bulunan tüm tarafları da kapsamalı. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Cenevre Haberleri — Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk'ün, İsrailli yetkililere Suriye'deki uluslararası insancıl hukukla ilgili tüm ihlallerine son vermesi, bu ihlallerle ilgili acilen ve bağımsız soruşturmalar yürütmesi ve sorumlulara hesap sorması çağrısında bulunduğu bildirildi.BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Thameen Al-Kheetan, BM Cenevre Ofisi'nin haftalık basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu.Suriye'deki meslektaşlarının ülkenin kuzeydoğusundaki Haseke Valiliğine yaptıkları ziyareti yeni tamamladığını belirten Al-Kheetan, buradaki geçmiş ve güncel insan hakları ihlalleri ve suistimallerine dair ilk elden bilgiler aldıklarını söyledi.Sözcü Al-Kheetan, meslektaşlarına, terör örgütü YPG tarafından işgal edilen eski bir gözaltı tesisinin içi de dahil üç toplu mezarın ortaya çıkarıldığı bilgisi verildiğini aktardı.Al-Kheetan, İsrail güçlerinin Suriye'nin güneyindeki bölgeleri işgal ederek genişleyen saldırıları nedeniyle sivillerin korunmasına ilişkin artan endişeli mesajlar aldıklarını kaydetti.Bu saldırılar nedeniyle aile hayatı ve mahremiyet haklarının kısıtlandığına dikkati çeken Al-Kheetan, özellikle de tarımla uğraşanların geçim kaynaklarının ciddi şekilde etkilendiğini vurguladı.Al-Kheetan, artan taciz, tehdit, alıkoyma, sorgulama, ev aramaları ve hareket kısıtlamalarına dair raporlar aldıklarına işaret ederek, Kuneytra ilinde, İsrail güçlerinin kontrol noktaları kurduğu, konutları aradığı ve sivilleri tutuklayıp gözaltına aldığı bildiriliyor. Şubatta, İsrail'in tarım arazilerine kimyasal maddeler püskürttüğü ve Suriyeli çiftçilerin arazilerine erişimini kısıtladığı, ayrıca tarım arazilerini bombaladığı bildiriliyor. dedi.İsrail ordusunun, Beşşar Esed rejiminin düşmesinden bu yana Suriye'nin güneyinde, aralarında çocukların da bulunduğu en az 250 kişiyi alıkoyduğunu söyleyen Al-Kheetan, bunlardan 50'sinin hala serbest bırakılmadığını ve bazılarının İsrail işgali altında bulunan Golan Tepeleri'ndeki hapishanelere götürüldüğünü belirtti.Al-Kheetan, Bu durum, keyfi gözaltı ve bazı vakalarda zorla kaybetmelerle ilgili endişeleri artırıyor. Bu kişilerin yasal statüleri veya nerede olduklarına dair henüz kesin bilgi yok. Bir diğer endişe verici gelişme ise İsrail hükümetinin işgal altındaki Suriye Golan'ında yasa dışı yerleşimleri genişletme projesini onaylaması ve uluslararası insancıl hukuku ihlal ederek bölgeye 3 bin yeni İsrailli ailenin yerleşimci olarak getirilmesini öngören planlar yapmasıdır. diye konuştu.BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Türk'ün, İsrail yetkililerine Suriye'deki uluslararası insancıl hukukun tüm ihlallerine son vermesi, iddia edilen bu ihlallerle ilgili acilen ve bağımsız soruşturmalar yürütmesi ve sorumlulardan hesap sorması çağrısı yaptığını aktaran Al-Kheetan, işgal altındaki Suriye toprağı Golan Tepeleri'ndeki yerleşim faaliyetlerinin de durdurulması ve bu yönde açıklanan planların askıya alınması gerektiğini kaydetti.- Esed ve rejiminin önde gelen isimlerinin Şam'da yargılanmaya başlaması önemli bir ilk adımAl-Kheetan, çoğu gıyaben Esed ve rejiminin önde gelen isimlerinin Şam'da yargılanmaya başlamasının önemli bir ilk adım olduğunu vurgulayarak, Yüz binlerce mağdur için adalet ve tazminat, uluslararası insan hakları standartlarına uygun olarak sağlanmalı. dedi.Suriye'nin başkenti Şam'ın Tadamon Mahallesi'nde 2013'te yapılan katliamın faili Emced Yusuf'un yakalanmasının önemine işaret eden Al-Kheetan, Tadamon Mahallesi'nde düzenlediği korkunç katliam, tam hesap verebilirliği gerektiriyor. Hesap verebilirlik, savaş öncesinde ve sırasında Suriye'de ciddi ihlaller ve suistimallerde bulunan tüm tarafları da kapsamalı. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/bm-den-israil-e-suriye-deki-tum-uluslararasi-insancil-hukuk-ihlallerine-son-vermesi-cagrisi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Medicana Sağlık Grubu'ndan aşılamanın sağlık sistemi üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirme</title>
      <link>https://www.canligaste.com/medicana-saglik-grubu-ndan-asilamanin-saglik-sistemi-uzerindeki-etkilerine-iliskin-degerlendirme/836351/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/medicana-saglik-grubu-ndan-asilamanin-saglik-sistemi-uzerindeki-etkilerine-iliskin-degerlendirme/836351/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 15:00:09 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Medicana Kadıköy Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Doç. Dr. Elif Öngel: - Aşılama, yalnızca kişinin kendisini korumasını değil, aynı zamanda toplumdaki kırılgan grupların da korunmasını sağlar]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Medicana Sağlık Grubu Anesteziyoloji ve Reanimasyon Bölümü'nden Doç. Dr. Elif Öngel, aşı tereddüdünün yalnızca bireysel bir tercih değil, sağlık sistemini doğrudan etkileyen bir risk olduğunu belirtti.Hastaneden yapılan açıklamaya göre, bulaşıcı hastalıklara karşı en etkili koruyucu yöntemlerden biri olan aşılama, yalnızca hastalığın ortaya çıkmasını değil, aynı zamanda ağır seyretmesini de engelleyen temel bir halk sağlığı uygulaması olarak öne çıkıyor.Son yıllarda aşı tereddüdünde gözlenen artış ise toplum genelinde bağışıklık düzeyinin düşmesine ve aşıyla önlenebilir hastalıkların yeniden gündeme gelmesine neden oluyor. Bu durum, yalnızca hastalık sıklığını değil, hastaneye yatış ve yoğun bakım ihtiyacını da doğrudan etkileyebiliyor.Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Elif Öngel, aşıların sağlık sistemi üzerindeki yükü azaltmada büyük rol oynadığını ve aşılama oranlarındaki düşüşün özellikle ağır hastalık tablolarında yoğun şekilde hissedildiğini belirtti.Öngel, yoğun bakım pratiğinde karşılaşılan vakaların önemli bir bölümünün aşısız ya da eksik aşılı bireylerden oluşabildiğinin altını çizerek, konunun yalnızca bireysel sağlıkla sınırlı olmadığını vurguladı.Aşı tereddüdünün bireylerin aşıya ulaşabilmesine rağmen çeşitli nedenlerle aşı yaptırmayı geciktirmesi veya reddetmesi olarak tanımlandığını kaydeden Öngel, bu durumun arkasında bilgi kirliliği, sosyal medyada yayılan doğrulanmamış içerikler ve aşıların yan etkilerine ilişkin bilimsel temelden uzak iddiaların yer aldığını anlattı.- Aşı tereddüdü toplum sağlığını tehdit ediyorÖngel, dijital mecralarda hızla yayılan bu tür içeriklerin toplumda gereksiz kaygı oluşmasına neden olabildiğine işaret ederek, şöyle devam etti:Yoğun bakımda takip edilen bazı hastalarda, aşıya ilişkin yanlış veya eksik bilgiler nedeniyle aşılanmanın ertelendiği ya da reddedildiği görülebilmektedir. Oysa aşılar, uzun yıllardır güvenlik ve etkinlik açısından titizlikle izlenen uygulamalardır. Bu tür yanlış bilgiler, yalnızca bireyleri değil, toplum sağlığını da riske atmaktadır.Toplumda bağışıklık düzeyi azaldığında, hastalıkların daha geniş kitlelere yayılabildiğini ve ağır seyreden vakaların sayısı artabildiğini vurgulayan Öngel, bu durumun da hastaneye yatış oranlarını ve yoğun bakım ihtiyacını doğrudan etkileyen bir faktör olduğunu anlattı.Öngel, aşıyla önlenebilir hastalıkların yeniden yaygınlaşmasının, yalnızca bireysel sağlık açısından değil, sağlık sistemleri açısından da önemli bir yük oluşturabildiğini ve özellikle risk grubunda yer alan bireylerde hastalıkların daha ağır seyretmesinin, yoğun bakım ihtiyacını artırabildiğini aktardı.Aşıların bireysel korumanın ötesinde toplumsal bir sorumluluk olduğuna dikkati çeken Öngel, Aşılama, yalnızca kişinin kendisini korumasını değil, aynı zamanda toplumdaki kırılgan grupların da korunmasını sağlar. Bu nedenle aşı tereddüdünün azaltılması, toplum sağlığının sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır. değerlendirmelerinde bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Medicana Sağlık Grubu Anesteziyoloji ve Reanimasyon Bölümü'nden Doç. Dr. Elif Öngel, aşı tereddüdünün yalnızca bireysel bir tercih değil, sağlık sistemini doğrudan etkileyen bir risk olduğunu belirtti.Hastaneden yapılan açıklamaya göre, bulaşıcı hastalıklara karşı en etkili koruyucu yöntemlerden biri olan aşılama, yalnızca hastalığın ortaya çıkmasını değil, aynı zamanda ağır seyretmesini de engelleyen temel bir halk sağlığı uygulaması olarak öne çıkıyor.Son yıllarda aşı tereddüdünde gözlenen artış ise toplum genelinde bağışıklık düzeyinin düşmesine ve aşıyla önlenebilir hastalıkların yeniden gündeme gelmesine neden oluyor. Bu durum, yalnızca hastalık sıklığını değil, hastaneye yatış ve yoğun bakım ihtiyacını da doğrudan etkileyebiliyor.Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Elif Öngel, aşıların sağlık sistemi üzerindeki yükü azaltmada büyük rol oynadığını ve aşılama oranlarındaki düşüşün özellikle ağır hastalık tablolarında yoğun şekilde hissedildiğini belirtti.Öngel, yoğun bakım pratiğinde karşılaşılan vakaların önemli bir bölümünün aşısız ya da eksik aşılı bireylerden oluşabildiğinin altını çizerek, konunun yalnızca bireysel sağlıkla sınırlı olmadığını vurguladı.Aşı tereddüdünün bireylerin aşıya ulaşabilmesine rağmen çeşitli nedenlerle aşı yaptırmayı geciktirmesi veya reddetmesi olarak tanımlandığını kaydeden Öngel, bu durumun arkasında bilgi kirliliği, sosyal medyada yayılan doğrulanmamış içerikler ve aşıların yan etkilerine ilişkin bilimsel temelden uzak iddiaların yer aldığını anlattı.- Aşı tereddüdü toplum sağlığını tehdit ediyorÖngel, dijital mecralarda hızla yayılan bu tür içeriklerin toplumda gereksiz kaygı oluşmasına neden olabildiğine işaret ederek, şöyle devam etti:Yoğun bakımda takip edilen bazı hastalarda, aşıya ilişkin yanlış veya eksik bilgiler nedeniyle aşılanmanın ertelendiği ya da reddedildiği görülebilmektedir. Oysa aşılar, uzun yıllardır güvenlik ve etkinlik açısından titizlikle izlenen uygulamalardır. Bu tür yanlış bilgiler, yalnızca bireyleri değil, toplum sağlığını da riske atmaktadır.Toplumda bağışıklık düzeyi azaldığında, hastalıkların daha geniş kitlelere yayılabildiğini ve ağır seyreden vakaların sayısı artabildiğini vurgulayan Öngel, bu durumun da hastaneye yatış oranlarını ve yoğun bakım ihtiyacını doğrudan etkileyen bir faktör olduğunu anlattı.Öngel, aşıyla önlenebilir hastalıkların yeniden yaygınlaşmasının, yalnızca bireysel sağlık açısından değil, sağlık sistemleri açısından da önemli bir yük oluşturabildiğini ve özellikle risk grubunda yer alan bireylerde hastalıkların daha ağır seyretmesinin, yoğun bakım ihtiyacını artırabildiğini aktardı.Aşıların bireysel korumanın ötesinde toplumsal bir sorumluluk olduğuna dikkati çeken Öngel, Aşılama, yalnızca kişinin kendisini korumasını değil, aynı zamanda toplumdaki kırılgan grupların da korunmasını sağlar. Bu nedenle aşı tereddüdünün azaltılması, toplum sağlığının sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır. değerlendirmelerinde bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/medicana-saglik-grubu-ndan-asilamanin-saglik-sistemi-uzerindeki-etkilerine-iliskin-degerlendirme.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Brent petrolün varili 105 dolar seviyesini aştı / 28 Nisan 2026</title>
      <link>https://www.canligaste.com/brent-petrolun-varili-105-dolar-seviyesini-asti-28-nisan-2026/836350/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/brent-petrolun-varili-105-dolar-seviyesini-asti-28-nisan-2026/836350/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:57:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Brent petrolün varili uluslararası vadeli piyasalarda 105,75 dolardan işlem görüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Brent petrolün varili uluslararası vadeli piyasalarda 105,75 dolardan işlem görüyor.Dün 102,63 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü 101,69 dolardan tamamladı.Brent petrolün vadeli varil fiyatı, bugün saat 14.51 itibarıyla kapanışa göre yüzde 4 artarak 105,75 dolar oldu. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 101,47 dolardan alıcı buldu.Petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı'nın sekiz haftadan uzun süredir ulaşıma kapalı kalması ve ABD-İran görüşmelerinde devam eden belirsizlikler nedeniyle yükselişini sürdürüyor.Piyasalar, savaş öncesinde küresel günlük petrol ve LNG akışının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'ndaki kesintinin beklenenden uzun süreceğini fiyatlamaya başladı. Savaşın ilk günlerinde analistler, boğazdaki aksamanın kısa süreli olacağını ve geçişin nisanda yeniden açılacağını öngörüyordu.Ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'ın, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için nükleer programa yönelik müzakerelerin sonraki aşamaya bırakılması teklifine sıcak bakmadığı iddia edildi.Konuyla ilgili bilgi sahibi iki yetkili, CNN'e yaptıkları açıklamada, Başkan Trump'ın, bu teklife sıcak bakmadığını ve Hürmüz Boğazı'nın, nükleer konulardaki sorunların çözülmeden açılmasının ABD'nin elindeki kozu zayıflatabileceğini ifade etti.İran'ın dün, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için ABD'ye yeni teklif sunduğu, nükleer programa yönelik müzakerelerin sonraki aşamaya bırakılmasını önerdiği iddia edilmişti.ABD'nin İran'ın teklifine mesafeli yaklaştığına yönelik haber akışı ve devam eden deniz ablukası arzı kısıtlayarak fiyatları destekliyor.Öte yandan, uzmanlar düşük stok seviyeleri ve hem ticari hem de stratejik rezervlerin yeniden doldurulması ihtiyacının petrol fiyatlarını gelecek dönemde de desteklemeye devam edeceğini tahmin ediyor.Brent petrolde teknik olarak 105,9 doların direnç, 102,26 doların destek bölgesi olarak izlenebileceği belirtiliyor.​​​​]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Brent petrolün varili uluslararası vadeli piyasalarda 105,75 dolardan işlem görüyor.Dün 102,63 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü 101,69 dolardan tamamladı.Brent petrolün vadeli varil fiyatı, bugün saat 14.51 itibarıyla kapanışa göre yüzde 4 artarak 105,75 dolar oldu. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 101,47 dolardan alıcı buldu.Petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı'nın sekiz haftadan uzun süredir ulaşıma kapalı kalması ve ABD-İran görüşmelerinde devam eden belirsizlikler nedeniyle yükselişini sürdürüyor.Piyasalar, savaş öncesinde küresel günlük petrol ve LNG akışının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'ndaki kesintinin beklenenden uzun süreceğini fiyatlamaya başladı. Savaşın ilk günlerinde analistler, boğazdaki aksamanın kısa süreli olacağını ve geçişin nisanda yeniden açılacağını öngörüyordu.Ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'ın, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için nükleer programa yönelik müzakerelerin sonraki aşamaya bırakılması teklifine sıcak bakmadığı iddia edildi.Konuyla ilgili bilgi sahibi iki yetkili, CNN'e yaptıkları açıklamada, Başkan Trump'ın, bu teklife sıcak bakmadığını ve Hürmüz Boğazı'nın, nükleer konulardaki sorunların çözülmeden açılmasının ABD'nin elindeki kozu zayıflatabileceğini ifade etti.İran'ın dün, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için ABD'ye yeni teklif sunduğu, nükleer programa yönelik müzakerelerin sonraki aşamaya bırakılmasını önerdiği iddia edilmişti.ABD'nin İran'ın teklifine mesafeli yaklaştığına yönelik haber akışı ve devam eden deniz ablukası arzı kısıtlayarak fiyatları destekliyor.Öte yandan, uzmanlar düşük stok seviyeleri ve hem ticari hem de stratejik rezervlerin yeniden doldurulması ihtiyacının petrol fiyatlarını gelecek dönemde de desteklemeye devam edeceğini tahmin ediyor.Brent petrolde teknik olarak 105,9 doların direnç, 102,26 doların destek bölgesi olarak izlenebileceği belirtiliyor.​​​​]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/brent-petrolun-varili-105-dolar-seviyesini-asti-28-nisan-2026.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye Ormancılık Yarışmaları'nın finali Adana'da yapılacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-ormancilik-yarismalari-nin-finali-adana-da-yapilacak/836349/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-ormancilik-yarismalari-nin-finali-adana-da-yapilacak/836349/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:57:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Adana — Orman Genel Müdürlüğünce düzenlenen Türkiye Ormancılık Yarışmalarının (TOY) final etabı 30 Nisan'da Adana'da gerçekleştirilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Adana Haberleri — Orman Genel Müdürlüğünce düzenlenen Türkiye Ormancılık Yarışmalarının (TOY) final etabı 30 Nisan'da Adana'da gerçekleştirilecek.Adana Orman Bölge Müdürü Tahsin Etli, Şehit Orman Mühendisi Oğuz Avşar Aydın Yerleşkesi'nde gerçekleştirilen toplantıda, yarışmanın organizasyon süreci ve hazırlıklarıyla ilgili bilgi verdi.Yarışmanın final etabının Adana'da düzenlenmesinin kentin tanıtımı açısından önemli olduğunu belirten Etli, Yeşil vatan sevdalılarının kalbi Adana'da atacak. Tüm Adanalı hemşehrilerimizi yarışmalarımıza bekliyoruz. dedi.Etli, 30 Nisan'da gerçekleştirilecek yarışmaya Muğla, Ankara, Amasya, Bursa ve Adana bölge müdürlüklerinden 70 personelin katılacağını ifade etti.Yarışmaların geleneksel hale getirileceğini vurgulayan Etli, şöyle konuştu:Organizasyon hem Türkiye'de hem de dünyada bu ölçekte ilk kez gerçekleştirilmektedir. Daha önce ormancılık alanında ağaç kesme ve balta atma gibi küçük çaplı yarışmalar yapılmış olsa da Orman Genel Müdürlüğünün öncülüğünde düzenlenen bu etkinlik, sporcu sayısı, parkur çeşitliliği ve kapsamı bakımından bir ilktir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Adana Haberleri — Orman Genel Müdürlüğünce düzenlenen Türkiye Ormancılık Yarışmalarının (TOY) final etabı 30 Nisan'da Adana'da gerçekleştirilecek.Adana Orman Bölge Müdürü Tahsin Etli, Şehit Orman Mühendisi Oğuz Avşar Aydın Yerleşkesi'nde gerçekleştirilen toplantıda, yarışmanın organizasyon süreci ve hazırlıklarıyla ilgili bilgi verdi.Yarışmanın final etabının Adana'da düzenlenmesinin kentin tanıtımı açısından önemli olduğunu belirten Etli, Yeşil vatan sevdalılarının kalbi Adana'da atacak. Tüm Adanalı hemşehrilerimizi yarışmalarımıza bekliyoruz. dedi.Etli, 30 Nisan'da gerçekleştirilecek yarışmaya Muğla, Ankara, Amasya, Bursa ve Adana bölge müdürlüklerinden 70 personelin katılacağını ifade etti.Yarışmaların geleneksel hale getirileceğini vurgulayan Etli, şöyle konuştu:Organizasyon hem Türkiye'de hem de dünyada bu ölçekte ilk kez gerçekleştirilmektedir. Daha önce ormancılık alanında ağaç kesme ve balta atma gibi küçük çaplı yarışmalar yapılmış olsa da Orman Genel Müdürlüğünün öncülüğünde düzenlenen bu etkinlik, sporcu sayısı, parkur çeşitliliği ve kapsamı bakımından bir ilktir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/turkiye-ormancilik-yarismalari-nin-finali-adana-da-yapilacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>AK Parti Eskişehir Milletvekili Dönmez'den Mihalıççık ilçesine ziyaret</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ak-parti-eskisehir-milletvekili-donmez-den-mihaliccik-ilcesine-ziyaret/836348/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ak-parti-eskisehir-milletvekili-donmez-den-mihaliccik-ilcesine-ziyaret/836348/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:56:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Eskişehir — TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, Mihalıççık ilçesinde kamu kurumları, teşkilat mensupları, esnaf ve üreticilerle bir araya geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Eskişehir Haberleri — TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, Mihalıççık ilçesinde kamu kurumları, teşkilat mensupları, esnaf ve üreticilerle bir araya geldi.Dönmez, programına, Mihalıççık Kaymakamlığı ziyaretiyle başladı. İlçede yürütülen hizmetler ve devam eden çalışmalar hakkında bilgi alan Dönmez, ihtiyaçlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Daha sonra AK Parti Mihalıççık İlçe Başkanlığı'nı ziyaret eden Dönmez, teşkilat mensuplarıyla görüştü, ilçeye dair talep ve beklentileri dinledi.Dönmez, iş yerlerini gezerek esnafa hayırlı kazançlar diledi, vatandaşlarla sohbet etti.İlçe Danışma Meclisi Toplantısı'na katılan Dönmez, burada yaptığı konuşmada, iletilen görüşlerin somut adımlara dönüştürüleceğini, ilçeye yönelik hizmetlerin sürdürüleceğini ifade etti.Kiraz üreticileriyle de bir araya gelen Dönmez, üretim sürecine ilişkin bilgi aldı, çiftçilere bereketli sezon temennisinde bulundu.Dönmez, programın ardından Mihalıççık'ın ihtiyaçlarını yerinde tespit ettiklerini belirterek, ilçeye yönelik çalışmaların devam edeceğini kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Eskişehir Haberleri — TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, Mihalıççık ilçesinde kamu kurumları, teşkilat mensupları, esnaf ve üreticilerle bir araya geldi.Dönmez, programına, Mihalıççık Kaymakamlığı ziyaretiyle başladı. İlçede yürütülen hizmetler ve devam eden çalışmalar hakkında bilgi alan Dönmez, ihtiyaçlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Daha sonra AK Parti Mihalıççık İlçe Başkanlığı'nı ziyaret eden Dönmez, teşkilat mensuplarıyla görüştü, ilçeye dair talep ve beklentileri dinledi.Dönmez, iş yerlerini gezerek esnafa hayırlı kazançlar diledi, vatandaşlarla sohbet etti.İlçe Danışma Meclisi Toplantısı'na katılan Dönmez, burada yaptığı konuşmada, iletilen görüşlerin somut adımlara dönüştürüleceğini, ilçeye yönelik hizmetlerin sürdürüleceğini ifade etti.Kiraz üreticileriyle de bir araya gelen Dönmez, üretim sürecine ilişkin bilgi aldı, çiftçilere bereketli sezon temennisinde bulundu.Dönmez, programın ardından Mihalıççık'ın ihtiyaçlarını yerinde tespit ettiklerini belirterek, ilçeye yönelik çalışmaların devam edeceğini kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/ak-parti-eskisehir-milletvekili-donmez-den-mihaliccik-ilcesine-ziyaret.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kastamonu'da uyuşturucu operasyonunda 5 kişi yakalandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kastamonu-da-uyusturucu-operasyonunda-5-kisi-yakalandi/836347/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kastamonu-da-uyusturucu-operasyonunda-5-kisi-yakalandi/836347/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:54:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kastamonu — Kastamonu'da düzenlenen uyuşturucu operasyonunda 5 zanlı gözaltına alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kastamonu Haberleri — Kastamonu'da düzenlenen uyuşturucu operasyonunda 5 zanlı gözaltına alındı.İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince, uyuşturucu kullanan ve ticaretini yapanların yakalanmasına yönelik operasyon düzenlendi.Belirlenen adreslerde yapılan aramada 10 gram kubar esrar, 5 gram sentetik ecza hapı hammaddesi ve uyuşturucu kullanma aparatı ele geçirildi.Operasyonda gözaltına alınan 5 şüpheli, jandarmaya götürüldü.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kastamonu Haberleri — Kastamonu'da düzenlenen uyuşturucu operasyonunda 5 zanlı gözaltına alındı.İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince, uyuşturucu kullanan ve ticaretini yapanların yakalanmasına yönelik operasyon düzenlendi.Belirlenen adreslerde yapılan aramada 10 gram kubar esrar, 5 gram sentetik ecza hapı hammaddesi ve uyuşturucu kullanma aparatı ele geçirildi.Operasyonda gözaltına alınan 5 şüpheli, jandarmaya götürüldü.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/kastamonu-da-uyusturucu-operasyonunda-5-kisi-yakalandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>IBS Sigorta'dan şirketlerin yurt dışı yatırımlarındaki jeopolitik risklere ilişkin değerlendirme</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ibs-sigorta-dan-sirketlerin-yurt-disi-yatirimlarindaki-jeopolitik-risklere-iliskin-degerlendirme/836346/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ibs-sigorta-dan-sirketlerin-yurt-disi-yatirimlarindaki-jeopolitik-risklere-iliskin-degerlendirme/836346/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:54:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO'su Murat Çiftçi: - Şirketler öncelikle hukuki yapıyı güçlendirmeli, yatırım aracını doğru ülkede ve sözleşme mimarisiyle kurmalı, uluslararası tahkim güvencelerini değerlendirmeli, yerel ortak seçiminde titiz davranmalı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği Üst Yöneticisi (CEO) Murat Çiftçi, şirketlerin yurt dışı yatırım kararlarında jeopolitik risklerin ikincil bir değişken olmaktan çıktığını ve yatırım kararı verilirken ülkenin mevcut görünümünün yanı sıra şoklara karşı dayanıklılığına bakıldığını belirtti.Şirketten yapılan açıklamaya göre, yaşanan son gelişmeler jeopolitik risklerin yatırım kararları üzerindeki etkisini değiştirirken, söz konusu riskler, yatırımın fizibilitesini belirleyen ana unsurlardan biri haline geldi.Açıklamada görüşlerine yer verilen Çiftçi, yatırımcıların önceki dönemlerde daha çok pazar büyüklüğü, iş gücü maliyeti ve regülasyona baktığını, bugün ise yaptırım riski, ticaret korumacılığı, ödeme-transfer kısıtları, enerji arz güvenliği, lojistik koridorlar ve siyasi istikrarın da aynı masada değerlendirildiğine dikkati çekti.Kırılganlığın sadece savaş bölgeleriyle sınırlı olmadığını aktaran Çiftçi, Doğu Avrupa, Orta Doğu, Kızıldeniz-Hürmüz hattı, bazı Afrika ülkeleri ve ABD-Çin eksenindeki tedarik zincirlerine bağlı Asya coğrafyası, yatırımcılar açısından daha hassas görülüyor. Dünya Ekonomik Forumu da 2025-2026 risk raporlarında özellikle Ukrayna, Orta Doğu ve Sudan gibi bölgelerde jeopolitik kırılganlığın yüksek seyrettiğine dikkat çekiyor. ifadelerini kullandı.Klasik poliçelerin tek başına yeterli görülmediğini vurgulayan Çiftçi, Piyasada artık siyasi risk, politik şiddet, savaş riski, tedarik zinciri kırılması, iş kesintisi, ticaretin aksaması ile kesintiye uğraması ve kredi riskine yakın çalışan hibrit yapılar daha fazla öne çıkıyor. Özellikle çok uluslu şirketlerde, bir ülkedeki politik olayın başka bir ülkedeki üretimi veya teslimatı etkilemesi daha görünür hale geldiği için sigorta da bu zincirleme etkiyi karşılamaya dönük şekilde gelişiyor. Lloyd's ve uluslararası broker raporları, jeopolitik çatışmaların yalnızca doğrudan fiziksel hasarı değil, tedarik ve operasyon sürekliliği üzerindeki dolaylı etkileri de teminat tasarımının merkezine taşıdığını gösteriyor. değerlendirmesinde bulundu.Çiftçi, siyasi risk sigortasının özellikle yabancı bir ülkede uzun vadeli sermaye bağlanan, kamu otoritesiyle ilişki içeren, lisans ve izin bağımlılığı bulunan ya da gelir akışı devlet kararlarından etkilenebilen yatırımlarda önemli hale geldiğini vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:Enerji, altyapı, lojistik, finans, telekom ve büyük üretim yatırımları bu açıdan öne çıkıyor. Kapsam tarafında en temel başlıklar kamulaştırma, sözleşme ihlali, savaş ve iç karışıklık, transfer kısıtı ve yerel paranın dövize çevrilememesi gibi riskler. Dünya Bankası Grubuna bağlı Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı da siyasi risk sigortasını tam olarak bu eksende tanımlıyor ve başlıca teminatları transfer döviz transfer kısıtları ve yerel paranın dövize çevrilememesi, kamulaştırma, savaş ve iç karışıklık ile sözleşme ihlali riskleri olarak sıralıyor.- Reasürörler risk seçimini daha disiplinli yürütüyorReasürans tarafında tablonun tamamen iştah kaybı şeklinde olmadığını, seçici, veri odaklı ve şartlı bir iştah görüldüğünü anlatan Çiftçi, kapasitenin bazı alanlarda hala güçlü olduğunu ancak fiyatlama, muafiyet, alt limit, özel kloz ve bölge bazlı istisna yönetiminin hassas hale geldiğini aktararak, şunları kaydetti:Özellikle siyasi şiddet, savaş, kritik altyapı, deniz ticareti ve enerji nakil hatlarına bağlı risklerde 'underwriting' daha ayrıntılı yapılıyor. Buna karşılık bazı 'specialty' alanlarında ve iyi yapılandırılmış programlarda kapasitenin devam ettiğini de görüyoruz. 2025-2026 piyasa raporları, genel olarak sermayenin güçlü kaldığını ancak jeopolitik belirsizlik nedeniyle reasürörlerin risk seçimini daha disiplinli yürüttüğünü gösteriyor. Yatırım kararı verilirken sadece ülkenin bugünkü görünümüne değil, şoklara ne kadar dayanıklı olduğuna bakılıyor. Öncelikli parametreler arasında ülke riski, yaptırım olasılığı, yerel hukuk sistemi, sözleşme uygulanabilirliği, döviz transferi serbestisi, tedarik zinciri yoğunlaşması, enerji arz güvenliği, kritik altyapı dayanıklılığı, siber güvenlik, yerel ortak profili ve siyasi geçiş riskleri bulunuyor. Sektöre göre ağırlık değişiyor. Enerjide kaynak ve iletim güvenliği, altyapıda kamu otoritesiyle sözleşme ilişkisi, teknolojide veri egemenliği ve ihracat kısıtları daha belirleyici hale geliyor. Uluslararası Enerji Ajansı da enerji güvenliğinin artık jeopolitik riskler, siber saldırılar, tedarik zinciri aksaklıkları ve aşırı hava olaylarıyla ele alınması gerektiğini vurguluyor.Çiftçi, uluslararası sigorta piyasalarında jeopolitik risklere karşı tercih edilen koruma stratejilerini şöyle sıraladı:En çok tercih edilen strateji, tek bir poliçeye yüklenmek yerine katmanlı koruma yapısı kurmak. Bunun içinde siyasi risk sigortası, politik şiddet ve terör, savaş riski, 'contingent business interruption', 'trade credit', 'marine war' ve gerektiğinde sözleşme kırılması veya alıcı tarafın ödeme yapamama riskini kapsayan çözümler yer alabiliyor. Şirketler ayrıca programlarını bölge bazlı ayırıyor, kritik tedarikçilere bağlı etkilenme düzeyini haritalıyor ve poliçelerin hasar tetikleyicilerini senaryo bazlı test ediyor. Piyasadaki eğilim, korumayı 'hasar sonrası ödeme' mantığından çıkarıp bilanço dayanıklılığı ve iş sürekliliği mantığına taşımak yönünde. Lloyd's raporları da bu senaryo temelli yaklaşımın giderek standartlaştığını gösteriyor.- Tek ülke, tedarikçi, rota bağımlılığı azaltılmalıŞirketlerin jeopolitik riskleri yönetmek için sigorta dışında kullandıkları önleyici mekanizmalarla ilgili bilgi veren Çiftçi, Burada en etkili yaklaşım, sigortayı tek çözüm olarak görmemek. Şirketlerin ticaret belirsizliği ve jeopolitik kırılganlıklara karşı sigorta çözümleri ile eş zamanlı olarak tedarik zincirlerini çeşitlendirmesi, yedekleme plan oluşturması ve operasyonel esneklikleri artırması da gerekiyor. Şirketler öncelikle hukuki yapıyı güçlendirmeli, yatırım aracını doğru ülkede ve sözleşme mimarisiyle kurmalı, uluslararası tahkim güvencelerini değerlendirmeli, yerel ortak seçiminde titiz davranmalı. Tek ülke, tedarikçi, rota bağımlılığı azaltılmalı. Paydaş haritalaması, kriz senaryosu çalışmaları, alternatif tedarik rotaları, yerel regülasyon takibi ve güçlü uyum mekanizmaları yapılmalı. değerlendirmesini yaptı.Bu yıl ve sonrası için öngörülen jeopolitik trendlerin sigorta sektörüne etkilerine değinen Çiftçi, sözlerini şöyle tamamladı:2026 ve sonrasında sigorta ürünleri daha modüler, parametrik ve senaryo odaklı hale gelecek. Çünkü önümüzdeki dönemde enerji koridorları üzerindeki baskı, ticaret bloklaşması, kritik mineraller ve teknoloji tedariki üzerindeki rekabet, siber tehditler ve iklim-jeopolitik etkileşimi birlikte çalışacak gibi görünüyor. Dünya Ekonomik Forumunun 2026 raporu da jeopolitik şoklar, teknoloji kırılmaları ve iklim istikrarsızlığının birlikte hareket ettiği daha kompleks bir risk evrenine işaret ediyor. Sigorta sektörü de daha esnek, veriyle desteklenen ve sektör-ülke bazında özelleştirilmiş çözümlere yöneliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği Üst Yöneticisi (CEO) Murat Çiftçi, şirketlerin yurt dışı yatırım kararlarında jeopolitik risklerin ikincil bir değişken olmaktan çıktığını ve yatırım kararı verilirken ülkenin mevcut görünümünün yanı sıra şoklara karşı dayanıklılığına bakıldığını belirtti.Şirketten yapılan açıklamaya göre, yaşanan son gelişmeler jeopolitik risklerin yatırım kararları üzerindeki etkisini değiştirirken, söz konusu riskler, yatırımın fizibilitesini belirleyen ana unsurlardan biri haline geldi.Açıklamada görüşlerine yer verilen Çiftçi, yatırımcıların önceki dönemlerde daha çok pazar büyüklüğü, iş gücü maliyeti ve regülasyona baktığını, bugün ise yaptırım riski, ticaret korumacılığı, ödeme-transfer kısıtları, enerji arz güvenliği, lojistik koridorlar ve siyasi istikrarın da aynı masada değerlendirildiğine dikkati çekti.Kırılganlığın sadece savaş bölgeleriyle sınırlı olmadığını aktaran Çiftçi, Doğu Avrupa, Orta Doğu, Kızıldeniz-Hürmüz hattı, bazı Afrika ülkeleri ve ABD-Çin eksenindeki tedarik zincirlerine bağlı Asya coğrafyası, yatırımcılar açısından daha hassas görülüyor. Dünya Ekonomik Forumu da 2025-2026 risk raporlarında özellikle Ukrayna, Orta Doğu ve Sudan gibi bölgelerde jeopolitik kırılganlığın yüksek seyrettiğine dikkat çekiyor. ifadelerini kullandı.Klasik poliçelerin tek başına yeterli görülmediğini vurgulayan Çiftçi, Piyasada artık siyasi risk, politik şiddet, savaş riski, tedarik zinciri kırılması, iş kesintisi, ticaretin aksaması ile kesintiye uğraması ve kredi riskine yakın çalışan hibrit yapılar daha fazla öne çıkıyor. Özellikle çok uluslu şirketlerde, bir ülkedeki politik olayın başka bir ülkedeki üretimi veya teslimatı etkilemesi daha görünür hale geldiği için sigorta da bu zincirleme etkiyi karşılamaya dönük şekilde gelişiyor. Lloyd's ve uluslararası broker raporları, jeopolitik çatışmaların yalnızca doğrudan fiziksel hasarı değil, tedarik ve operasyon sürekliliği üzerindeki dolaylı etkileri de teminat tasarımının merkezine taşıdığını gösteriyor. değerlendirmesinde bulundu.Çiftçi, siyasi risk sigortasının özellikle yabancı bir ülkede uzun vadeli sermaye bağlanan, kamu otoritesiyle ilişki içeren, lisans ve izin bağımlılığı bulunan ya da gelir akışı devlet kararlarından etkilenebilen yatırımlarda önemli hale geldiğini vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:Enerji, altyapı, lojistik, finans, telekom ve büyük üretim yatırımları bu açıdan öne çıkıyor. Kapsam tarafında en temel başlıklar kamulaştırma, sözleşme ihlali, savaş ve iç karışıklık, transfer kısıtı ve yerel paranın dövize çevrilememesi gibi riskler. Dünya Bankası Grubuna bağlı Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı da siyasi risk sigortasını tam olarak bu eksende tanımlıyor ve başlıca teminatları transfer döviz transfer kısıtları ve yerel paranın dövize çevrilememesi, kamulaştırma, savaş ve iç karışıklık ile sözleşme ihlali riskleri olarak sıralıyor.- Reasürörler risk seçimini daha disiplinli yürütüyorReasürans tarafında tablonun tamamen iştah kaybı şeklinde olmadığını, seçici, veri odaklı ve şartlı bir iştah görüldüğünü anlatan Çiftçi, kapasitenin bazı alanlarda hala güçlü olduğunu ancak fiyatlama, muafiyet, alt limit, özel kloz ve bölge bazlı istisna yönetiminin hassas hale geldiğini aktararak, şunları kaydetti:Özellikle siyasi şiddet, savaş, kritik altyapı, deniz ticareti ve enerji nakil hatlarına bağlı risklerde 'underwriting' daha ayrıntılı yapılıyor. Buna karşılık bazı 'specialty' alanlarında ve iyi yapılandırılmış programlarda kapasitenin devam ettiğini de görüyoruz. 2025-2026 piyasa raporları, genel olarak sermayenin güçlü kaldığını ancak jeopolitik belirsizlik nedeniyle reasürörlerin risk seçimini daha disiplinli yürüttüğünü gösteriyor. Yatırım kararı verilirken sadece ülkenin bugünkü görünümüne değil, şoklara ne kadar dayanıklı olduğuna bakılıyor. Öncelikli parametreler arasında ülke riski, yaptırım olasılığı, yerel hukuk sistemi, sözleşme uygulanabilirliği, döviz transferi serbestisi, tedarik zinciri yoğunlaşması, enerji arz güvenliği, kritik altyapı dayanıklılığı, siber güvenlik, yerel ortak profili ve siyasi geçiş riskleri bulunuyor. Sektöre göre ağırlık değişiyor. Enerjide kaynak ve iletim güvenliği, altyapıda kamu otoritesiyle sözleşme ilişkisi, teknolojide veri egemenliği ve ihracat kısıtları daha belirleyici hale geliyor. Uluslararası Enerji Ajansı da enerji güvenliğinin artık jeopolitik riskler, siber saldırılar, tedarik zinciri aksaklıkları ve aşırı hava olaylarıyla ele alınması gerektiğini vurguluyor.Çiftçi, uluslararası sigorta piyasalarında jeopolitik risklere karşı tercih edilen koruma stratejilerini şöyle sıraladı:En çok tercih edilen strateji, tek bir poliçeye yüklenmek yerine katmanlı koruma yapısı kurmak. Bunun içinde siyasi risk sigortası, politik şiddet ve terör, savaş riski, 'contingent business interruption', 'trade credit', 'marine war' ve gerektiğinde sözleşme kırılması veya alıcı tarafın ödeme yapamama riskini kapsayan çözümler yer alabiliyor. Şirketler ayrıca programlarını bölge bazlı ayırıyor, kritik tedarikçilere bağlı etkilenme düzeyini haritalıyor ve poliçelerin hasar tetikleyicilerini senaryo bazlı test ediyor. Piyasadaki eğilim, korumayı 'hasar sonrası ödeme' mantığından çıkarıp bilanço dayanıklılığı ve iş sürekliliği mantığına taşımak yönünde. Lloyd's raporları da bu senaryo temelli yaklaşımın giderek standartlaştığını gösteriyor.- Tek ülke, tedarikçi, rota bağımlılığı azaltılmalıŞirketlerin jeopolitik riskleri yönetmek için sigorta dışında kullandıkları önleyici mekanizmalarla ilgili bilgi veren Çiftçi, Burada en etkili yaklaşım, sigortayı tek çözüm olarak görmemek. Şirketlerin ticaret belirsizliği ve jeopolitik kırılganlıklara karşı sigorta çözümleri ile eş zamanlı olarak tedarik zincirlerini çeşitlendirmesi, yedekleme plan oluşturması ve operasyonel esneklikleri artırması da gerekiyor. Şirketler öncelikle hukuki yapıyı güçlendirmeli, yatırım aracını doğru ülkede ve sözleşme mimarisiyle kurmalı, uluslararası tahkim güvencelerini değerlendirmeli, yerel ortak seçiminde titiz davranmalı. Tek ülke, tedarikçi, rota bağımlılığı azaltılmalı. Paydaş haritalaması, kriz senaryosu çalışmaları, alternatif tedarik rotaları, yerel regülasyon takibi ve güçlü uyum mekanizmaları yapılmalı. değerlendirmesini yaptı.Bu yıl ve sonrası için öngörülen jeopolitik trendlerin sigorta sektörüne etkilerine değinen Çiftçi, sözlerini şöyle tamamladı:2026 ve sonrasında sigorta ürünleri daha modüler, parametrik ve senaryo odaklı hale gelecek. Çünkü önümüzdeki dönemde enerji koridorları üzerindeki baskı, ticaret bloklaşması, kritik mineraller ve teknoloji tedariki üzerindeki rekabet, siber tehditler ve iklim-jeopolitik etkileşimi birlikte çalışacak gibi görünüyor. Dünya Ekonomik Forumunun 2026 raporu da jeopolitik şoklar, teknoloji kırılmaları ve iklim istikrarsızlığının birlikte hareket ettiği daha kompleks bir risk evrenine işaret ediyor. Sigorta sektörü de daha esnek, veriyle desteklenen ve sektör-ülke bazında özelleştirilmiş çözümlere yöneliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İstanbul'da vefat eden eski milletvekili Mehmet Mustafa Açıkalın son yolculuğuna uğurlandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/istanbul-da-vefat-eden-eski-milletvekili-mehmet-mustafa-acikalin-son-yolculuguna-ugurlandi/836345/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/istanbul-da-vefat-eden-eski-milletvekili-mehmet-mustafa-acikalin-son-yolculuguna-ugurlandi/836345/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:51:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — İstanbul'da 75 yaşında hayatını kaybeden eski milletvekili Mehmet Mustafa Açıkalın son yolculuğuna uğurlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — İstanbul'da 75 yaşında hayatını kaybeden eski milletvekili Mehmet Mustafa Açıkalın son yolculuğuna uğurlandı.Dün yaşamını yitiren TBMM 22 ve 23. dönem AK Parti İstanbul ve Sivas Milletvekili, İlim Yayma Vakfı kurucularından Açıkalın için Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camisi'nde cenaze töreni düzenlendi.Ailesi ve yakınları cami avlusunda taziyeleri kabul etti.Öğle namazının ardından Prof. Dr. Cevat Akşit cenaze namazını kıldırdı.Helallik alınmasının ardından Açıkalın'ın Türk bayrağına sarılı naaşı, tören mangasınca cenaze aracına götürüldü.Açıkalın, Ümraniye'deki Ihlamurkuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.Törene, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, eski bakanlar İsmet Yılmaz, Veysel Eroğlu ve Nurettin Nebati ile bazı belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı.TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da törene çelenk gönderdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — İstanbul'da 75 yaşında hayatını kaybeden eski milletvekili Mehmet Mustafa Açıkalın son yolculuğuna uğurlandı.Dün yaşamını yitiren TBMM 22 ve 23. dönem AK Parti İstanbul ve Sivas Milletvekili, İlim Yayma Vakfı kurucularından Açıkalın için Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camisi'nde cenaze töreni düzenlendi.Ailesi ve yakınları cami avlusunda taziyeleri kabul etti.Öğle namazının ardından Prof. Dr. Cevat Akşit cenaze namazını kıldırdı.Helallik alınmasının ardından Açıkalın'ın Türk bayrağına sarılı naaşı, tören mangasınca cenaze aracına götürüldü.Açıkalın, Ümraniye'deki Ihlamurkuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.Törene, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, eski bakanlar İsmet Yılmaz, Veysel Eroğlu ve Nurettin Nebati ile bazı belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı.TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da törene çelenk gönderdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Spot piyasada doğal gaz fiyatları / 28 Nisan 2026</title>
      <link>https://www.canligaste.com/spot-piyasada-dogal-gaz-fiyatlari-28-nisan-2026/836344/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/spot-piyasada-dogal-gaz-fiyatlari-28-nisan-2026/836344/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:51:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Spot doğal gaz piyasasında dün 1000 metreküp doğal gazın referans fiyatı 17 bin 180 lira olarak belirlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Spot doğal gaz piyasasında dün 1000 metreküp doğal gazın referans fiyatı 17 bin 180 lira olarak belirlendi. Enerji Piyasaları İşletme AŞ verilerine göre, dün spot doğal gaz piyasasında işlem hacmi 2 milyon 27 bin 240 lira oldu. Bu tutar, önceki gün 3 milyon 905 bin 762 lira olarak açıklanmıştı.Spot doğal gaz piyasasında dün 1000 metreküp doğal gazın referans fiyatı 17 bin 180 lira olarak belirlenirken, gaz ticaret miktarı 118 bin metreküp oldu.Piyasa katılımcıları için dengeleme gazı alış fiyatı 18 bin 66 lira 30 kuruş, satış fiyatı ise 16 bin 345 lira 70 kuruş olarak tespit edildi.Türkiye'ye dün 119 milyon 854 bin 483 metreküp gaz girişi gerçekleşti. Piyasaya arz edilen doğal gaz miktarı ise 119 milyon 902 bin 394 metreküp olarak kayıtlara geçti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Spot doğal gaz piyasasında dün 1000 metreküp doğal gazın referans fiyatı 17 bin 180 lira olarak belirlendi. Enerji Piyasaları İşletme AŞ verilerine göre, dün spot doğal gaz piyasasında işlem hacmi 2 milyon 27 bin 240 lira oldu. Bu tutar, önceki gün 3 milyon 905 bin 762 lira olarak açıklanmıştı.Spot doğal gaz piyasasında dün 1000 metreküp doğal gazın referans fiyatı 17 bin 180 lira olarak belirlenirken, gaz ticaret miktarı 118 bin metreküp oldu.Piyasa katılımcıları için dengeleme gazı alış fiyatı 18 bin 66 lira 30 kuruş, satış fiyatı ise 16 bin 345 lira 70 kuruş olarak tespit edildi.Türkiye'ye dün 119 milyon 854 bin 483 metreküp gaz girişi gerçekleşti. Piyasaya arz edilen doğal gaz miktarı ise 119 milyon 902 bin 394 metreküp olarak kayıtlara geçti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/spot-piyasada-dogal-gaz-fiyatlari-28-nisan-2026.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Hatimoğulları, DEM Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/hatimogullari-dem-parti-tbmm-grup-toplantisi-nda-konustu/836343/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/hatimogullari-dem-parti-tbmm-grup-toplantisi-nda-konustu/836343/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:48:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Tbmm — Gülistan Doku dosyasının yeniden açılması ve faili meçhuller konusunda adım atılması son derece önemli]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Tbmm Haberleri — DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Gülistan Doku dosyasının yeniden açılması ve faili meçhuller konusunda adım atılması son derece önemli. dedi.Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 28 Nisan'ın Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü olduğunu anımsatarak işçilerin sorunlarını anlattı.İş güvenliğinin önemini vurgulayan Hatimoğulları, Türkiye'de 2025'te 2 bin 105, bu yılın ilk üç ayında ise 420 işçinin iş kazasında hayatını kaybettiğini aktardı.Bu olayları iş kazası değil, iş cinayeti olarak gördüklerini dile getiren Hatimoğulları, Bunları bir rakam, verilerdeki bir istatistik olarak göremeyiz. 2 bin 500 eve ateş düştü. Bu evlerde yaşayan çocuklar sadece açlığa ve yoksulluğa değil, aynı zamanda yetimliğe de mahkum edildi. diye konuştu.Hatimoğulları, haklarını alamadıkları gerekçesiyle Ankara'da eylem yapan maden işçilerinin haklı bir mücadele verdiklerini, bu mücadelenin yanında olduklarını söyledi.Heyelan nedeniyle ulaşıma kapanan Hakkari-Van kara yolunun bir an önce açılmasını isteyen Hatimoğulları, 2026 Türkiye'sinde bir şehir haritada var ama yok. Hakkari'ye giriş, çıkış yok. Bursa-Ankara otoyolu, bırakın günler veya haftalar, iki saat dahi kapansa kıyamet kopar değil mi? Ama Hakkari'de hiçbir şey yokmuş gibi davranıyorlar. değerlendirmesinde bulundu.- Gülistan Doku soruşturmasıAdalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının kurulduğunu anımsatan Hatimoğulları, Kurulsun, araştırılsın elbette. Gülistan Doku dosyasının yeniden açılması ve faili meçhuller konusunda adım atılması son derece önemli. ifadelerini kullandı.Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmaya değinen Hatimoğulları, Gülistan Doku'nun arkadaşı Batman'da 2 yıl önce baraj gölünde cansız bedeni bulunan 26 yaşındaki Rojvelat Kızmaz ile Van'da kaybolduktan sonra göl kıyısında cansız bedeni bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in dosyalarının da yeniden açılmasını istedi.Faili meçhul olayların araştırılmasını talep eden Hatimoğulları, Meclis bünyesinde hakikati araştırma komisyonu kurulsun, faili meçhuller araştırılsın, hakiki bir yüzleşme yapılsın ve özür dilenmesi gereken bütün tarihi hatalardan özür dilenmesi sağlanmalı. Karanlıkta kalan bütün faili meçhuller aydınlatılsın. Sessizlik suça ortak olmaktır. diye konuştu.- Terörsüz Türkiye süreciTerörsüz Türkiye sürecine de değinen Hatimoğulları, (İktidar) Teyit-tespit tekerlemesine sarılarak puslu bir hava üretmemeli. Meclis komisyonunun nihai raporunu bir rehber olarak kabul etmeli, buradan ilerlemeli. Artık arife tarif gerekmiyor. Adım atılsın ki ülke nefes alsın, barış umudunun üstündeki kara bulutlar dağılsın. dedi.Türkiye'nin şu an çok önemli bir fırsata sahip olduğunu, hiç kimsenin bu fırsatı heba etmemesi gerektiğini belirten Hatimoğulları, partisinin bu fırsatın heba olmaması için gece gündüz çalıştığını, bundan sonra daha fazla çalışacağını kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Tbmm Haberleri — DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Gülistan Doku dosyasının yeniden açılması ve faili meçhuller konusunda adım atılması son derece önemli. dedi.Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 28 Nisan'ın Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü olduğunu anımsatarak işçilerin sorunlarını anlattı.İş güvenliğinin önemini vurgulayan Hatimoğulları, Türkiye'de 2025'te 2 bin 105, bu yılın ilk üç ayında ise 420 işçinin iş kazasında hayatını kaybettiğini aktardı.Bu olayları iş kazası değil, iş cinayeti olarak gördüklerini dile getiren Hatimoğulları, Bunları bir rakam, verilerdeki bir istatistik olarak göremeyiz. 2 bin 500 eve ateş düştü. Bu evlerde yaşayan çocuklar sadece açlığa ve yoksulluğa değil, aynı zamanda yetimliğe de mahkum edildi. diye konuştu.Hatimoğulları, haklarını alamadıkları gerekçesiyle Ankara'da eylem yapan maden işçilerinin haklı bir mücadele verdiklerini, bu mücadelenin yanında olduklarını söyledi.Heyelan nedeniyle ulaşıma kapanan Hakkari-Van kara yolunun bir an önce açılmasını isteyen Hatimoğulları, 2026 Türkiye'sinde bir şehir haritada var ama yok. Hakkari'ye giriş, çıkış yok. Bursa-Ankara otoyolu, bırakın günler veya haftalar, iki saat dahi kapansa kıyamet kopar değil mi? Ama Hakkari'de hiçbir şey yokmuş gibi davranıyorlar. değerlendirmesinde bulundu.- Gülistan Doku soruşturmasıAdalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının kurulduğunu anımsatan Hatimoğulları, Kurulsun, araştırılsın elbette. Gülistan Doku dosyasının yeniden açılması ve faili meçhuller konusunda adım atılması son derece önemli. ifadelerini kullandı.Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmaya değinen Hatimoğulları, Gülistan Doku'nun arkadaşı Batman'da 2 yıl önce baraj gölünde cansız bedeni bulunan 26 yaşındaki Rojvelat Kızmaz ile Van'da kaybolduktan sonra göl kıyısında cansız bedeni bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in dosyalarının da yeniden açılmasını istedi.Faili meçhul olayların araştırılmasını talep eden Hatimoğulları, Meclis bünyesinde hakikati araştırma komisyonu kurulsun, faili meçhuller araştırılsın, hakiki bir yüzleşme yapılsın ve özür dilenmesi gereken bütün tarihi hatalardan özür dilenmesi sağlanmalı. Karanlıkta kalan bütün faili meçhuller aydınlatılsın. Sessizlik suça ortak olmaktır. diye konuştu.- Terörsüz Türkiye süreciTerörsüz Türkiye sürecine de değinen Hatimoğulları, (İktidar) Teyit-tespit tekerlemesine sarılarak puslu bir hava üretmemeli. Meclis komisyonunun nihai raporunu bir rehber olarak kabul etmeli, buradan ilerlemeli. Artık arife tarif gerekmiyor. Adım atılsın ki ülke nefes alsın, barış umudunun üstündeki kara bulutlar dağılsın. dedi.Türkiye'nin şu an çok önemli bir fırsata sahip olduğunu, hiç kimsenin bu fırsatı heba etmemesi gerektiğini belirten Hatimoğulları, partisinin bu fırsatın heba olmaması için gece gündüz çalıştığını, bundan sonra daha fazla çalışacağını kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/hatimogullari-dem-parti-tbmm-grup-toplantisi-nda-konustu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Sinop'ta balık ağına takılan yunus yavrusu kurtarıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/sinop-ta-balik-agina-takilan-yunus-yavrusu-kurtarildi/836342/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/sinop-ta-balik-agina-takilan-yunus-yavrusu-kurtarildi/836342/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:48:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Sinop — Sinop'ta ağa takılan yunus yavrusu, balıkçılar tarafından kurtarılarak denize salındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Sinop Haberleri — Sinop'ta ağa takılan yunus yavrusu, balıkçılar tarafından kurtarılarak denize salındı.Türkeli ilçesi açıklarında küçük boy tekneyle avcılık yapan balıkçılar, ağlarını denize bıraktı.Bir süre sonra denizden çekilen ağda bir yunus yavrusu olduğunu gören balıkçılar, yunusu kurtarmak için çalışma başlattı.Tekneye çekilen ağdan kurtarılan yunus, tekrar suya bırakıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Sinop Haberleri — Sinop'ta ağa takılan yunus yavrusu, balıkçılar tarafından kurtarılarak denize salındı.Türkeli ilçesi açıklarında küçük boy tekneyle avcılık yapan balıkçılar, ağlarını denize bıraktı.Bir süre sonra denizden çekilen ağda bir yunus yavrusu olduğunu gören balıkçılar, yunusu kurtarmak için çalışma başlattı.Tekneye çekilen ağdan kurtarılan yunus, tekrar suya bırakıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/sinop-ta-balik-agina-takilan-yunus-yavrusu-kurtarildi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Amasya'da minibüsün otobüs durağını teğet geçtiği kaza kamerada</title>
      <link>https://www.canligaste.com/amasya-da-minibusun-otobus-duragini-teget-gectigi-kaza-kamerada/836341/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/amasya-da-minibusun-otobus-duragini-teget-gectigi-kaza-kamerada/836341/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:48:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Amasya — Amasya'nın Suluova ilçesinde bir minibüsün otobüs durağını teğet geçtiği kaza anı Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kamerasıyla görüntülendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Amasya Haberleri — Amasya'nın Suluova ilçesinde bir minibüsün otobüs durağını teğet geçtiği kaza anı Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kamerasıyla görüntülendi.Alınan bilgiye göre, S.V. yönetimindeki 05 AEY 955 plakalı minibüs, ilçe merkezinde bir büfenin yanında bulunan otobüs durağını teğet geçerek yan taraftaki kameriyeye çarptı.İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.Kazada yaralanan minibüs sürücüsü, sağlık ekiplerince Suluova Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.Yapılan muayenede 2,87 promil alkollü olduğu belirlenen minibüs sürücüsüne 50 bin lira para cezası verildi, ehliyetine 2 yıl süreyle el konuldu. Öte yandan, kaza anı KGYS kamerasıyla görüntülendi. Görüntüde, minibüsün otobüs durağını teğet geçip yan taraftaki kameriyeye çarptığı görülüyor. Kayıtlarda durakta bulunan 2 kişinin çıkarak minibüse bakması yer alıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Amasya Haberleri — Amasya'nın Suluova ilçesinde bir minibüsün otobüs durağını teğet geçtiği kaza anı Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kamerasıyla görüntülendi.Alınan bilgiye göre, S.V. yönetimindeki 05 AEY 955 plakalı minibüs, ilçe merkezinde bir büfenin yanında bulunan otobüs durağını teğet geçerek yan taraftaki kameriyeye çarptı.İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.Kazada yaralanan minibüs sürücüsü, sağlık ekiplerince Suluova Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.Yapılan muayenede 2,87 promil alkollü olduğu belirlenen minibüs sürücüsüne 50 bin lira para cezası verildi, ehliyetine 2 yıl süreyle el konuldu. Öte yandan, kaza anı KGYS kamerasıyla görüntülendi. Görüntüde, minibüsün otobüs durağını teğet geçip yan taraftaki kameriyeye çarptığı görülüyor. Kayıtlarda durakta bulunan 2 kişinin çıkarak minibüse bakması yer alıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/amasya-da-minibusun-otobus-duragini-teget-gectigi-kaza-kamerada.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Beşiktaş, Gaziantep FK maçının hazırlıklarına başladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/besiktas-gaziantep-fk-macinin-hazirliklarina-basladi/836340/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/besiktas-gaziantep-fk-macinin-hazirliklarina-basladi/836340/</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:45:09 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Beşiktaş, Trendyol Süper Lig'in 32.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Beşiktaş, Trendyol Süper Lig'in 32. haftasında 1 Mayıs Cuma günü deplasmanda Gaziantep FK ile karşılaşacağı mücadelenin hazırlıklarına başladı.Siyah-beyazlı kulübün açıklamasına göre BJK Nevzat Demir Tesisleri'nde teknik direktör Sergen Yalçın yönetimindeki idman, 1 saat 15 dakika sürdü.Süper Lig'de dün oynanan Mısırlı.com.tr Fatih Karagümrük mücadelesinde forma giyen futbolcular, salonda yenilenme çalışması yaptı.Diğer oyuncular ise pas çalışmasıyla başladıkları antrenmanı dar alanda oynanan çift kale maçlarla tamamladı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Beşiktaş, Trendyol Süper Lig'in 32. haftasında 1 Mayıs Cuma günü deplasmanda Gaziantep FK ile karşılaşacağı mücadelenin hazırlıklarına başladı.Siyah-beyazlı kulübün açıklamasına göre BJK Nevzat Demir Tesisleri'nde teknik direktör Sergen Yalçın yönetimindeki idman, 1 saat 15 dakika sürdü.Süper Lig'de dün oynanan Mısırlı.com.tr Fatih Karagümrük mücadelesinde forma giyen futbolcular, salonda yenilenme çalışması yaptı.Diğer oyuncular ise pas çalışmasıyla başladıkları antrenmanı dar alanda oynanan çift kale maçlarla tamamladı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/besiktas-gaziantep-fk-macinin-hazirliklarina-basladi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
