<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Valencia, tarihinde ilk kez Avrupa Ligi Dörtlü Finali'nde yer alacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/valencia-tarihinde-ilk-kez-avrupa-ligi-dortlu-finali-nde-yer-alacak/850182/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/valencia-tarihinde-ilk-kez-avrupa-ligi-dortlu-finali-nde-yer-alacak/850182/</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 11:06:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — İspanyol temsilcisi 40 yıllık tarihinde ilk kez Avrupa'nın 1 numaralı kupasında son dört takım arasına kaldı - Tarihinde 4 kez Avrupa Kupası kazanan Valencia, play-off'ta Panathinaikos'u 2-0'dan gelip eleyerek önemli bir başarıya imza attı - Normal sezonu 2. sırada bitiren Valencia'yı Dominikli oyun kurucusu Montero sırtladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — ERKAN TİRYAKİ - Basketbol Avrupa Ligi'nde sezonun sürpriz takımı İspanya ekibi Valencia, 40 yıllık tarihinde ilk kez bu organizasyonda dörtlü final oynayacak.Yunanistan'ın başkenti Atina'da 22-24 Mayıs'ta düzenlenecek dörtlü finale katılacak Valencia, oldukça başarılı bir sezon geçiriyor.Avrupa Ligi'ne bir yıl aradan sonra dönen Valencia, normal sezonu 25 galibiyet, 13 yenilgiyle 2. sırada tamamladı. İspanyol temsilcisi, play-off'ta ise Ergin Ataman'ın çalıştırdığı Panathinaikos'la eşleşti.Rakibine İspanya'daki iki maçı da kaybeden Valencia, 2-0 geriye düştüğü seriyi büyük bir sürprize imza atarak çevirmeyi başardı. Panathinaikos'u Yunanistan'da iki kez yenen, son maçı da İspanya'da kazanan Valencia, seriyi 3-2 galip bitirerek adını tarihinde ilk kez dörtlü final organizasyonuna yazdırdı.- Avrupa'da 4 kupası varValencia, kulübün 40 yıllık basketbol tarihinde 4 kez Avrupa Kupası elde etti.Turuncu-siyahlı ekip 2003, 2010, 2014 ve 2019'da Avrupa Kupası organizasyonunu şampiyonlukla tamamladı.- Montero sırtladıValancia'nın bu sezon en dikkati çeken ismi Dominik Cumhuriyeti'nden Jean Montero oldu.İspanyol ekibinin 22 yaşındaki oyun kurucusu ilk kez yer aldığı Avrupa Ligi'nde 14,4 sayı ortalaması yakaladı. Montero'dan sonra 11,8 sayıyla Kameron Taylor, 11,3 sayıyla Brancou Badio ve 10,3 sayıyla Nathan Reuvers takımın diğer skorer isimleri olmayı başardı.- KadroBaşantrenör Pedro Martinez yönetimindeki Valencia'nın kadrosunda şu isimler bulunuyor:Oyun kurucu: Brancou Badio, Josep Puerto, Sergio De Larrea, Xabi Lopez Arostegui, Jean Montero, Omari Moore, Darius Thompson, Tomas Talcis, Isaac Nogues, Alex BlancoForvet: Kameron Taylor, Nathan Reuvers, Braxton Rey, Jorge CarotPivot: Jaime Pradilla, Neal Sako, Matthew Costello, Yankuba Sima.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — ERKAN TİRYAKİ - Basketbol Avrupa Ligi'nde sezonun sürpriz takımı İspanya ekibi Valencia, 40 yıllık tarihinde ilk kez bu organizasyonda dörtlü final oynayacak.Yunanistan'ın başkenti Atina'da 22-24 Mayıs'ta düzenlenecek dörtlü finale katılacak Valencia, oldukça başarılı bir sezon geçiriyor.Avrupa Ligi'ne bir yıl aradan sonra dönen Valencia, normal sezonu 25 galibiyet, 13 yenilgiyle 2. sırada tamamladı. İspanyol temsilcisi, play-off'ta ise Ergin Ataman'ın çalıştırdığı Panathinaikos'la eşleşti.Rakibine İspanya'daki iki maçı da kaybeden Valencia, 2-0 geriye düştüğü seriyi büyük bir sürprize imza atarak çevirmeyi başardı. Panathinaikos'u Yunanistan'da iki kez yenen, son maçı da İspanya'da kazanan Valencia, seriyi 3-2 galip bitirerek adını tarihinde ilk kez dörtlü final organizasyonuna yazdırdı.- Avrupa'da 4 kupası varValencia, kulübün 40 yıllık basketbol tarihinde 4 kez Avrupa Kupası elde etti.Turuncu-siyahlı ekip 2003, 2010, 2014 ve 2019'da Avrupa Kupası organizasyonunu şampiyonlukla tamamladı.- Montero sırtladıValancia'nın bu sezon en dikkati çeken ismi Dominik Cumhuriyeti'nden Jean Montero oldu.İspanyol ekibinin 22 yaşındaki oyun kurucusu ilk kez yer aldığı Avrupa Ligi'nde 14,4 sayı ortalaması yakaladı. Montero'dan sonra 11,8 sayıyla Kameron Taylor, 11,3 sayıyla Brancou Badio ve 10,3 sayıyla Nathan Reuvers takımın diğer skorer isimleri olmayı başardı.- KadroBaşantrenör Pedro Martinez yönetimindeki Valencia'nın kadrosunda şu isimler bulunuyor:Oyun kurucu: Brancou Badio, Josep Puerto, Sergio De Larrea, Xabi Lopez Arostegui, Jean Montero, Omari Moore, Darius Thompson, Tomas Talcis, Isaac Nogues, Alex BlancoForvet: Kameron Taylor, Nathan Reuvers, Braxton Rey, Jorge CarotPivot: Jaime Pradilla, Neal Sako, Matthew Costello, Yankuba Sima.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/valencia-tarihinde-ilk-kez-avrupa-ligi-dortlu-finali-nde-yer-alacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Real Madrid, Basketbol Avrupa Ligi'nde 12. kez şampiyonluk peşinde</title>
      <link>https://www.canligaste.com/real-madrid-basketbol-avrupa-ligi-nde-12-kez-sampiyonluk-pesinde/850180/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/real-madrid-basketbol-avrupa-ligi-nde-12-kez-sampiyonluk-pesinde/850180/</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 11:06:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Organizasyonun dörtlü finalinde mücadele edecek İspanyol temsilcisi Real Madrid, 11 kezle Avrupa Ligi tarihinde en çok şampiyon olan takım durumunda bulunuyor - Real Madrid, son 15 sezonda 11, toplamda ise 15. kez Dörtlü Final'de yer alacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — ERKAN TİRYAKİ - Basketbol Avrupa Ligi Dörtlü Finali'nde mücadele edecek İspanya'nın Real Madrid takımı, organizasyonda en çok mutlu sona ulaşan takım durumunda bulunuyor. Yunanistan'ın başkenti Atina'da 22-24 Mayıs'ta düzenlenecek dörtlü finale katılacak Real Madrid, ünvanını koruyarak 12. şampiyonluğunu almayı hedefliyor.Son olarak 2023'te Litvanya'daki dörtlü finalde kupayı müzesine götüren Real Madrid, Kaunas şehrinde 11. Avrupa Ligi şampiyonluğuna ulaşmıştı.İspanyol ekibi, 1958 yılından bu yana düzenlenen Avrupa basketbolunun kulüpler düzeyindeki en prestijli organizasyonunda 1963-1964, 1964-1965, 1966-1967, 1967-1968, 1973-1974, 1977-1978, 1979-1980, 1994-1995, 2014-2015, 2017-2018 ve 2022-2023'te sezonlarını şampiyon tamamladı.- Dörtlü finallerin değişmeziReal Madrid, son 15 sezonda 11. kez dörtlü finalde yer alacak.Dünyanın en büyük kulüplerinden biri olan Real Madrid, basketbolda da adından fazlasıyla söz ettiriyor.Bu organizasyonda son 15 sezonda 11. kez dörtlü final oynayacak Real Madrid, sadece 2012, 2016, 2021 ve 2025 yıllarında son dört takımın dışında kaldı.Real Madrid, dörtlü finalin ilk maçında bir başka İspanyol ekibi Valencia ile karşı karşıya gelecek.- Normal sezonu 3. sırada bitirdiReal Madrid, normal sezonu 3. sırada tamamladı.Ligi 24 galibiyet, 14 yenilgiyle tamamlayan Real Madrid, çeyrek finalde İsrail ekibi Hapoel'le eşleşti.Rakibini 4 maç sonunda 3-1'le geçen Real Madrid, 2025-2026 dörtlü finale adını yazdırdı.- Lyles, Heznonja, Campazzo ön plandaReal Madrid'in bu sezon en skorer isimleri Trey Lyles, Mario Hezonja ve Facundo Campazzo oldu.İspanyol ekibinin Kanadalı forveti Lyles, sezonu 13,1 sayı ortalamasıyla tamamlayarak en skorer isim olmayı başardı. Bir diğer forvet Hırvat oyuncu Hezonja ise sezonu 12,9 sayıyla tamamlarken, takımın Arjantinli oyun kurucusu Campazzo 12,3 sayı ortalaması yakaladı.Tavares'in sakatlığı nedeniyle uzun rotasyonunda sıkıntı yaşayan Real Madrid'de tecrübesiyle 38 yaşındaki Sergio Llull de ön plana çıkıyor.Başantrenör Sergio Scariola yönetimindeki Real Madrid'in kadrosunda şu isimler yer alıyor:Oyun kurucu: Facundo Campazzo, Theo Maledon, Sergio Llull, Andres FelizForvet: Trey Lyles, David Kramer, Alberto Abalde, Gabriele Procida, Mario Hezonja, Izan Almansa, Gabriel Deck, Egor Amasov, Gunars GrinvaldsPivot: Chuma Okeke, Usman Garuba, Walter Tavares, Alex Len]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — ERKAN TİRYAKİ - Basketbol Avrupa Ligi Dörtlü Finali'nde mücadele edecek İspanya'nın Real Madrid takımı, organizasyonda en çok mutlu sona ulaşan takım durumunda bulunuyor. Yunanistan'ın başkenti Atina'da 22-24 Mayıs'ta düzenlenecek dörtlü finale katılacak Real Madrid, ünvanını koruyarak 12. şampiyonluğunu almayı hedefliyor.Son olarak 2023'te Litvanya'daki dörtlü finalde kupayı müzesine götüren Real Madrid, Kaunas şehrinde 11. Avrupa Ligi şampiyonluğuna ulaşmıştı.İspanyol ekibi, 1958 yılından bu yana düzenlenen Avrupa basketbolunun kulüpler düzeyindeki en prestijli organizasyonunda 1963-1964, 1964-1965, 1966-1967, 1967-1968, 1973-1974, 1977-1978, 1979-1980, 1994-1995, 2014-2015, 2017-2018 ve 2022-2023'te sezonlarını şampiyon tamamladı.- Dörtlü finallerin değişmeziReal Madrid, son 15 sezonda 11. kez dörtlü finalde yer alacak.Dünyanın en büyük kulüplerinden biri olan Real Madrid, basketbolda da adından fazlasıyla söz ettiriyor.Bu organizasyonda son 15 sezonda 11. kez dörtlü final oynayacak Real Madrid, sadece 2012, 2016, 2021 ve 2025 yıllarında son dört takımın dışında kaldı.Real Madrid, dörtlü finalin ilk maçında bir başka İspanyol ekibi Valencia ile karşı karşıya gelecek.- Normal sezonu 3. sırada bitirdiReal Madrid, normal sezonu 3. sırada tamamladı.Ligi 24 galibiyet, 14 yenilgiyle tamamlayan Real Madrid, çeyrek finalde İsrail ekibi Hapoel'le eşleşti.Rakibini 4 maç sonunda 3-1'le geçen Real Madrid, 2025-2026 dörtlü finale adını yazdırdı.- Lyles, Heznonja, Campazzo ön plandaReal Madrid'in bu sezon en skorer isimleri Trey Lyles, Mario Hezonja ve Facundo Campazzo oldu.İspanyol ekibinin Kanadalı forveti Lyles, sezonu 13,1 sayı ortalamasıyla tamamlayarak en skorer isim olmayı başardı. Bir diğer forvet Hırvat oyuncu Hezonja ise sezonu 12,9 sayıyla tamamlarken, takımın Arjantinli oyun kurucusu Campazzo 12,3 sayı ortalaması yakaladı.Tavares'in sakatlığı nedeniyle uzun rotasyonunda sıkıntı yaşayan Real Madrid'de tecrübesiyle 38 yaşındaki Sergio Llull de ön plana çıkıyor.Başantrenör Sergio Scariola yönetimindeki Real Madrid'in kadrosunda şu isimler yer alıyor:Oyun kurucu: Facundo Campazzo, Theo Maledon, Sergio Llull, Andres FelizForvet: Trey Lyles, David Kramer, Alberto Abalde, Gabriele Procida, Mario Hezonja, Izan Almansa, Gabriel Deck, Egor Amasov, Gunars GrinvaldsPivot: Chuma Okeke, Usman Garuba, Walter Tavares, Alex Len]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/real-madrid-basketbol-avrupa-ligi-nde-12-kez-sampiyonluk-pesinde.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Çobanların karada başlayan göçü, denizde devam eden sıra dışı yolculuğa dönüşüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/cobanlarin-karada-baslayan-gocu-denizde-devam-eden-sira-disi-yolculuga-donusuyor/850179/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/cobanlarin-karada-baslayan-gocu-denizde-devam-eden-sira-disi-yolculuga-donusuyor/850179/</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 11:06:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Denizli'de başlayan mevsimlik göç, çobanların Kapıdağ Yarımadası'nda dört günlük yürüyüşle ulaştıkları sarp coğrafyada altı ay süren yaşamın ardından, sürülerin teknelerle denizi aşarak karaya çıkarılıp kamyonetlerle yeniden iç bölgelere taşınmasıyla tamamlanıyor - Çoban Hanife Balci: - Burada keçilerimizle, ineklerimizle yaşam sürüyoruz. Burada hayat çok zor, ulaşım çok zor, yapacak bir şey yok. Keçilerimizi, koyunlarımızı taşımaya veriyoruz, adaya götürüyorlar. Ben hayvanlarımızı çok seviyorum, onlar bizim ekmek paramız]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — ŞADUMAN TÜRKAY - ŞEBNEM COŞKUN - Denizli'den yola çıkan ve sürüleriyle birlikte dağ patikalarını aşarak zorlu bir yolculuğun ardından Dalaman'daki Kapıdağ Yarımadası'na ulaşan çobanlar, sarp coğrafyada mağara ve barınaklarda 6 ay doğayla iç içe yaşıyor, dönüşte ise koyunlarını Martı Koyu'nda teknelere bindirip, Sarsala Koyu'na geçirerek sıra dışı mevsimlik göç yolculuğu yapıyor.Denizli'de hayvancılıkla geçimini sağlayan çobanlar, kış aylarında sertleşen hava koşullarından uzaklaşmak için her yıl ekim ayında alışılmışın dışında bir göç yolculuğuna çıkıyor.Sürülerle birlikte başlayan yolculuk, dört gün süren yürüyüş boyunca kurulan çadırlar, aşılan patikalar ve doğayla iç içe geçen uzun etaplarla Dalaman'a bağlı Kapıdağ Yarımadası'na kadar uzanıyor.Yarımadada hayat, modern imkanlardan uzak ama doğayla uyum içinde sürüyor. Çobanlar, mağaralarda biriken yağmur sularını depolayıp kullanıyor, basit barınaklarda hayvanlarıyla birlikte yaşıyor, günlerini sürünün ritmine göre şekillendiriyor.Her hayvana verilen isimlerle kurulan bağ, gün boyu süren bir takip ve koruma haliyle devam ediyor. Osmanlı döneminden kaldığı düşünülen su sarnıçları ise hala hayvanların su ihtiyacını karşılıyor.Doğal güzellikleri ve tarihi kalıntılarıyla yürüyüş rotası olarak da ilgi gören yarımadada çobanlar, bir yandan hayvanlarıyla ilgilenirken diğer yandan kendi ektikleri ürünler ve sınırlı alışverişle yaşamlarını sürdürüyor.Elektrik ve şebeke suyunun bulunmadığı bölgede çoban aileler, doğanın sunduklarıyla yetinerek hayvanların otlak düzenini koruyor.- Yaklaşık 25 dakika süren deniz yolculuğuAltı ay süren bu yaşamın ardından dönüş hazırlıkları başlıyor. Sürüler, dar patikalardan yaklaşık 1,5 saat süren yürüyüşle Martı Koyu'na indiriliyor.Turkuaz rengiyle turistlerin ilgisini çeken koy, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte bambaşka bir sahneye dönüşüyor. Çobanlar el birliğiyle koyunları tekneye bindirirken, sessiz suyun üzerinde ilerleyen sürü görüntüsü sıradan bir manzarayı adeta belgesel sahnesine çeviriyor.Yaklaşık 25 dakika süren deniz yolculuğunda bazı hayvanlar tedirginlik yaşasa da çobanların tecrübesiyle tüm sürü güvenle karşı kıyıya ulaştırılıyor.Sarsala Koyu'na varan hayvanlar buradan kamyonetlere yüklenerek Denizli'ye doğru yola çıkarılıyor.Denizin dinginliğiyle kayalık patikaların zorluğunu bir araya getiren bu yolculuk, hem çobanların hem de hayvanların sabrını sınayan ama her aşamasıyla dikkat çeken bir göç hikayesine dönüşüyor.Yarımadada yaşayan çobanlar, kendilerini bölgenin sessiz koruyucuları olarak görüyor. Yıllar içinde çoban sayısının azalması ise bu yaşamın giderek daha da yalnızlaştığını gösteriyor.Bir dönem 90 hanenin bulunduğu yarımadada bugün yalnızca 8 ailenin kaldığı biliniyor. Azalan nüfus, yeni neslin bu mesleğe yönelmemesiyle birlikte daha da belirgin hale geliyor.Karada başlayan ve denizde devam eden bu sıra dışı göç, doğayla kurulan ilişkinin en yalın haliyle yaşandığı, kuşaktan kuşağa aktarılan nadir yaşam biçimlerinden biri olarak varlığını sürdürüyor.- Burada keçilerimizle, ineklerimizle yaşam sürüyoruzYaylada eşiyle 23 yıldır çobanlık yapan Hanife Balci, AA muhabirine, Gelin oldum, buraya geldim. Çocuğuma teyzesi baktı, burada bakmak zordu. Burada keçilerimizle, ineklerimizle yaşam sürüyoruz. Burada hayat çok zor, ulaşım çok zor, yapacak bir şey yok. Keçilerimizi, koyunlarımızı taşımaya veriyoruz, adaya götürüyorlar. Ben hayvanlarımızı çok seviyorum, onlar bizim ekmek paramız. dedi.Balci, elektrik ve suyun olmadığı yaylada yaşamanın bazı zorluklarının olduğunu ama hayvanlarla yaşamanın hayatlarına keyif verdiğini söyledi.Doğayı tüm olanaklarıyla zarar vermeden kullandıklarını aktaran Balci, Burada su yok, kışın yağan yağmuru depolar, onu yazın kullanırız. Mağarada biriktiririz, oradaki su sadece içme suyudur. Gençlerimize sesleniyorum gelsinler, hayvan nesli bitiyor, bir şeyler yapsınlar buralarda. Biz burada çobanız, burada evlerimizi yıkıyorlar, biz burayı koruyoruz. Biz burayı korumasak burayı kazarlar, bitirirler. Aslında bekçi gibiyiz. Benim eşim 47 yaşında, 47 yıldır burada. Burayı koruyoruz, antik kent olduğu için tarihi eserler var gelen giden kazıyor, biz onlara engel oluyoruz. Dağlarımıza, çevremize, hayvanlarımıza sahip çıkalım. diye konuştu.- Ulaşım zor olduğu için burada her şeyi kısıtlı kullanıyoruzBaba mesleği olan hayvancılığa devam eden Mutlu Sönmez, kendisini bildiğinden beri hayvancılık yaptığını belirterek, kasım-mayıs ayları arasında yarımadada hayvanlarıyla yaşadığını anlattı.Sönmez, 150-200 hayvanıyla yaşadığını belirterek, şunları söyledi:Hayvanlarımızı karadan getirip götürüyoruz, besilik hayvanları da tekneyle getiriyoruz, bunlar kurbana gidecek olan hayvanlar. Hayvanları tekneye bindirmek için biraz kalabalık insan olması gerekiyor. Yolculuk esnasında meraktan, korkudan etrafa bakıyor hayvanlar. Tekneyle yolculuk yarım saat sürüyor. Buradan uzun yürüyüşün ardından Martı koyuna iniyoruz, tekneye bindirdikten sonra da yarım saat yol gidiyoruz. Kendi ihtiyaçlarımız için haftanın belli günleri çarşıya gidiyoruz, hayvanların ihtiyaçları da doğadan zaten. Belli bir yem getiriyoruz, ulaşım zor olduğu için burada her şeyi kısıtlı kullanıyoruz. Hayvanlarla aramızdaki bağ insanlardan daha iyi.Yarımadada yaşamanın bazı zorlukları olduğunu aktaran Sönmez, günlerinin tamamını hayvanlarla geçirdiklerini ifade etti.- Hayvanlarımızın arasında özel isimleri olan hayvanlar da var. Zeliş var meselaSönmez, Burada yaşamanın en zor tarafı yağmurda çok zor oluyor. Güzel tarafı hayvanlarla uğraşıyoruz, vaktimizi onlarla geçiyor. Hayvanlarımızın arasında özel isimleri olan hayvanlar da var. Zeliş var mesela. dedi.1990'lı yıllarda buraya geldiklerinde çoban olarak 90 hane olduklarını, şimdi ise 8 aile kaldıklarını aktaran Sönmez, şöyle devam etti:Yeni nesil bu işi yapmıyor, mesela benden sonra bu işi yapan olmaz. Sabah kalkıyoruz yeni doğan kuzuları anneleriyle buluşturuyoruz, sonra kahvaltımızı yapıyoruz. Ardından hayvanların takibini yapıyoruz, öğlen de yine annelerle yavrular buluşuyor, gün boyu hayvanlarlayız. Kuzuları şimdi Martı koyuna indireceğiz, sonra da tekneyle diğer koya götüreceğiz. Tekneyle yolculuk yılda 1 defa oluyor. Karadan 4 günlük bir yolculuğumuz var o da yılda iki defa oluyor, yaya olarak yapıyoruz. Denizli'de yaylaya çıkacağız, geri dönüşümüz de eylül sonunda olacak.- Çocukluğumuzdan beri bu işi yapıyoruz, uzun yıllardır teknemiz varÇocukluğundan bu yana hayvancılık yapan ve ardından deniz taşımacılığı işiyle ilgilenen Dalamanlı kaptan Necip Türk, hayvancılığa gönül verdiğini ve çobanlarla birlikte hayvanlarını yıllardır deniz yoluyla, teknesiyle taşıdığını anlattı.Türk, Çoban arkadaşlara taşımacılıkta yardım ediyorum. Birkaç gün önce dağlara gidip hayvanları topluyoruz, Dalaman'da bulunan Martı koyuna indiriyoruz. Oradan da tekneyle Sarsala koyuna götürüyorum. Ekim-kasım aylarında Kapıdağ yarımadasında koyunları tekneyle taşıyoruz, nisan-mayıs arasında da tekrar Sarsala koyuna getiriyoruz. Çoban arkadaşlar da oradan Denizli'nin Çomal ilçesine göç ediyor. Çocukluğumuzdan beri bu işi yapıyoruz, uzun yıllardır teknemiz var. Tekneyle hayvanlarla ada yolculuğumuz yaklaşık 25 dakika sürüyor. dedi.- İlginç hikayeler de oluyor bazen, tavuklar uçup denize düşüyor, atlayıp onları alıyoruzNecip Türk, hayvanlar denizden korktukları için atlamadıklarını ve sakin kaldıklarını ifade ederek, şunları söyledi:Kıyıdan açılınca korktukları için denizden düşmüyorlar, atlamıyorlar. Devamlı bindikleri için artık alışıklar. Bazıları karaya çıkmak için acele etti, denize düştü, hemen çıkarttık. 8 çoban aile var. İnek, keçi, koyun, eşek, tavuk, köpekler oluyor, çoban arkadaşların nesi varsa hepsini taşıyoruz. İlginç hikayeler de oluyor bazen, tavuklar uçup denize düşüyor, atlayıp onları alıyoruz. Turistler görünce 'Bu ne yapıyor diye şaşırıyor.' Ben bu işi severek yapıyorum, bu para pul ile yapılacak iş değil gönül işi. Keçi bindiriyorum, biraz sonra da koydan koya insan taşıyorum.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — ŞADUMAN TÜRKAY - ŞEBNEM COŞKUN - Denizli'den yola çıkan ve sürüleriyle birlikte dağ patikalarını aşarak zorlu bir yolculuğun ardından Dalaman'daki Kapıdağ Yarımadası'na ulaşan çobanlar, sarp coğrafyada mağara ve barınaklarda 6 ay doğayla iç içe yaşıyor, dönüşte ise koyunlarını Martı Koyu'nda teknelere bindirip, Sarsala Koyu'na geçirerek sıra dışı mevsimlik göç yolculuğu yapıyor.Denizli'de hayvancılıkla geçimini sağlayan çobanlar, kış aylarında sertleşen hava koşullarından uzaklaşmak için her yıl ekim ayında alışılmışın dışında bir göç yolculuğuna çıkıyor.Sürülerle birlikte başlayan yolculuk, dört gün süren yürüyüş boyunca kurulan çadırlar, aşılan patikalar ve doğayla iç içe geçen uzun etaplarla Dalaman'a bağlı Kapıdağ Yarımadası'na kadar uzanıyor.Yarımadada hayat, modern imkanlardan uzak ama doğayla uyum içinde sürüyor. Çobanlar, mağaralarda biriken yağmur sularını depolayıp kullanıyor, basit barınaklarda hayvanlarıyla birlikte yaşıyor, günlerini sürünün ritmine göre şekillendiriyor.Her hayvana verilen isimlerle kurulan bağ, gün boyu süren bir takip ve koruma haliyle devam ediyor. Osmanlı döneminden kaldığı düşünülen su sarnıçları ise hala hayvanların su ihtiyacını karşılıyor.Doğal güzellikleri ve tarihi kalıntılarıyla yürüyüş rotası olarak da ilgi gören yarımadada çobanlar, bir yandan hayvanlarıyla ilgilenirken diğer yandan kendi ektikleri ürünler ve sınırlı alışverişle yaşamlarını sürdürüyor.Elektrik ve şebeke suyunun bulunmadığı bölgede çoban aileler, doğanın sunduklarıyla yetinerek hayvanların otlak düzenini koruyor.- Yaklaşık 25 dakika süren deniz yolculuğuAltı ay süren bu yaşamın ardından dönüş hazırlıkları başlıyor. Sürüler, dar patikalardan yaklaşık 1,5 saat süren yürüyüşle Martı Koyu'na indiriliyor.Turkuaz rengiyle turistlerin ilgisini çeken koy, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte bambaşka bir sahneye dönüşüyor. Çobanlar el birliğiyle koyunları tekneye bindirirken, sessiz suyun üzerinde ilerleyen sürü görüntüsü sıradan bir manzarayı adeta belgesel sahnesine çeviriyor.Yaklaşık 25 dakika süren deniz yolculuğunda bazı hayvanlar tedirginlik yaşasa da çobanların tecrübesiyle tüm sürü güvenle karşı kıyıya ulaştırılıyor.Sarsala Koyu'na varan hayvanlar buradan kamyonetlere yüklenerek Denizli'ye doğru yola çıkarılıyor.Denizin dinginliğiyle kayalık patikaların zorluğunu bir araya getiren bu yolculuk, hem çobanların hem de hayvanların sabrını sınayan ama her aşamasıyla dikkat çeken bir göç hikayesine dönüşüyor.Yarımadada yaşayan çobanlar, kendilerini bölgenin sessiz koruyucuları olarak görüyor. Yıllar içinde çoban sayısının azalması ise bu yaşamın giderek daha da yalnızlaştığını gösteriyor.Bir dönem 90 hanenin bulunduğu yarımadada bugün yalnızca 8 ailenin kaldığı biliniyor. Azalan nüfus, yeni neslin bu mesleğe yönelmemesiyle birlikte daha da belirgin hale geliyor.Karada başlayan ve denizde devam eden bu sıra dışı göç, doğayla kurulan ilişkinin en yalın haliyle yaşandığı, kuşaktan kuşağa aktarılan nadir yaşam biçimlerinden biri olarak varlığını sürdürüyor.- Burada keçilerimizle, ineklerimizle yaşam sürüyoruzYaylada eşiyle 23 yıldır çobanlık yapan Hanife Balci, AA muhabirine, Gelin oldum, buraya geldim. Çocuğuma teyzesi baktı, burada bakmak zordu. Burada keçilerimizle, ineklerimizle yaşam sürüyoruz. Burada hayat çok zor, ulaşım çok zor, yapacak bir şey yok. Keçilerimizi, koyunlarımızı taşımaya veriyoruz, adaya götürüyorlar. Ben hayvanlarımızı çok seviyorum, onlar bizim ekmek paramız. dedi.Balci, elektrik ve suyun olmadığı yaylada yaşamanın bazı zorluklarının olduğunu ama hayvanlarla yaşamanın hayatlarına keyif verdiğini söyledi.Doğayı tüm olanaklarıyla zarar vermeden kullandıklarını aktaran Balci, Burada su yok, kışın yağan yağmuru depolar, onu yazın kullanırız. Mağarada biriktiririz, oradaki su sadece içme suyudur. Gençlerimize sesleniyorum gelsinler, hayvan nesli bitiyor, bir şeyler yapsınlar buralarda. Biz burada çobanız, burada evlerimizi yıkıyorlar, biz burayı koruyoruz. Biz burayı korumasak burayı kazarlar, bitirirler. Aslında bekçi gibiyiz. Benim eşim 47 yaşında, 47 yıldır burada. Burayı koruyoruz, antik kent olduğu için tarihi eserler var gelen giden kazıyor, biz onlara engel oluyoruz. Dağlarımıza, çevremize, hayvanlarımıza sahip çıkalım. diye konuştu.- Ulaşım zor olduğu için burada her şeyi kısıtlı kullanıyoruzBaba mesleği olan hayvancılığa devam eden Mutlu Sönmez, kendisini bildiğinden beri hayvancılık yaptığını belirterek, kasım-mayıs ayları arasında yarımadada hayvanlarıyla yaşadığını anlattı.Sönmez, 150-200 hayvanıyla yaşadığını belirterek, şunları söyledi:Hayvanlarımızı karadan getirip götürüyoruz, besilik hayvanları da tekneyle getiriyoruz, bunlar kurbana gidecek olan hayvanlar. Hayvanları tekneye bindirmek için biraz kalabalık insan olması gerekiyor. Yolculuk esnasında meraktan, korkudan etrafa bakıyor hayvanlar. Tekneyle yolculuk yarım saat sürüyor. Buradan uzun yürüyüşün ardından Martı koyuna iniyoruz, tekneye bindirdikten sonra da yarım saat yol gidiyoruz. Kendi ihtiyaçlarımız için haftanın belli günleri çarşıya gidiyoruz, hayvanların ihtiyaçları da doğadan zaten. Belli bir yem getiriyoruz, ulaşım zor olduğu için burada her şeyi kısıtlı kullanıyoruz. Hayvanlarla aramızdaki bağ insanlardan daha iyi.Yarımadada yaşamanın bazı zorlukları olduğunu aktaran Sönmez, günlerinin tamamını hayvanlarla geçirdiklerini ifade etti.- Hayvanlarımızın arasında özel isimleri olan hayvanlar da var. Zeliş var meselaSönmez, Burada yaşamanın en zor tarafı yağmurda çok zor oluyor. Güzel tarafı hayvanlarla uğraşıyoruz, vaktimizi onlarla geçiyor. Hayvanlarımızın arasında özel isimleri olan hayvanlar da var. Zeliş var mesela. dedi.1990'lı yıllarda buraya geldiklerinde çoban olarak 90 hane olduklarını, şimdi ise 8 aile kaldıklarını aktaran Sönmez, şöyle devam etti:Yeni nesil bu işi yapmıyor, mesela benden sonra bu işi yapan olmaz. Sabah kalkıyoruz yeni doğan kuzuları anneleriyle buluşturuyoruz, sonra kahvaltımızı yapıyoruz. Ardından hayvanların takibini yapıyoruz, öğlen de yine annelerle yavrular buluşuyor, gün boyu hayvanlarlayız. Kuzuları şimdi Martı koyuna indireceğiz, sonra da tekneyle diğer koya götüreceğiz. Tekneyle yolculuk yılda 1 defa oluyor. Karadan 4 günlük bir yolculuğumuz var o da yılda iki defa oluyor, yaya olarak yapıyoruz. Denizli'de yaylaya çıkacağız, geri dönüşümüz de eylül sonunda olacak.- Çocukluğumuzdan beri bu işi yapıyoruz, uzun yıllardır teknemiz varÇocukluğundan bu yana hayvancılık yapan ve ardından deniz taşımacılığı işiyle ilgilenen Dalamanlı kaptan Necip Türk, hayvancılığa gönül verdiğini ve çobanlarla birlikte hayvanlarını yıllardır deniz yoluyla, teknesiyle taşıdığını anlattı.Türk, Çoban arkadaşlara taşımacılıkta yardım ediyorum. Birkaç gün önce dağlara gidip hayvanları topluyoruz, Dalaman'da bulunan Martı koyuna indiriyoruz. Oradan da tekneyle Sarsala koyuna götürüyorum. Ekim-kasım aylarında Kapıdağ yarımadasında koyunları tekneyle taşıyoruz, nisan-mayıs arasında da tekrar Sarsala koyuna getiriyoruz. Çoban arkadaşlar da oradan Denizli'nin Çomal ilçesine göç ediyor. Çocukluğumuzdan beri bu işi yapıyoruz, uzun yıllardır teknemiz var. Tekneyle hayvanlarla ada yolculuğumuz yaklaşık 25 dakika sürüyor. dedi.- İlginç hikayeler de oluyor bazen, tavuklar uçup denize düşüyor, atlayıp onları alıyoruzNecip Türk, hayvanlar denizden korktukları için atlamadıklarını ve sakin kaldıklarını ifade ederek, şunları söyledi:Kıyıdan açılınca korktukları için denizden düşmüyorlar, atlamıyorlar. Devamlı bindikleri için artık alışıklar. Bazıları karaya çıkmak için acele etti, denize düştü, hemen çıkarttık. 8 çoban aile var. İnek, keçi, koyun, eşek, tavuk, köpekler oluyor, çoban arkadaşların nesi varsa hepsini taşıyoruz. İlginç hikayeler de oluyor bazen, tavuklar uçup denize düşüyor, atlayıp onları alıyoruz. Turistler görünce 'Bu ne yapıyor diye şaşırıyor.' Ben bu işi severek yapıyorum, bu para pul ile yapılacak iş değil gönül işi. Keçi bindiriyorum, biraz sonra da koydan koya insan taşıyorum.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>TPAO'dan yerli rod pompası üretimi için AR-GE çağrısı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tpao-dan-yerli-rod-pompasi-uretimi-icin-ar-ge-cagrisi/850177/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tpao-dan-yerli-rod-pompasi-uretimi-icin-ar-ge-cagrisi/850177/</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 11:06:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), petrol üretiminde kullanılan yer altı üretim rod pompalarının yerli imkanlarla geliştirilmesi amacıyla özel sektöre yönelik AR-GE proje çağrısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), petrol üretiminde kullanılan yer altı üretim rod pompalarının yerli imkanlarla geliştirilmesi amacıyla özel sektöre yönelik AR-GE proje çağrısı yaptı.Konuya ilişkin ilan, Resmi Gazete'de yayımlandı.Buna göre, Yer Altı Üretim Rod Pompası (Sucker Rod Pump) Yerlileştirme AR-GE Projesi kapsamında TPAO'nun arama ve üretim faaliyetlerinde kullandığı ve Türkiye'de imalatı bulunmayan, yurt dışından temin edilen malzemelerin tasarım ve imalatına yönelik özel sektör firmaları ile AR-GE çalışmaları gerçekleştirilecek.Projeyle, TPAO'nun üretim faaliyetlerinde kullanılan rod pompa ürünlerinin yerli imkanlarla üretilmesi hedefleniyor.Proje kapsamında teknik şartnamede belirtilen iki farklı kuyu tipi için 5'er set olmak üzere toplam 10 set rod pompası prototipi üretilecek.Başvurular, 17 Temmuz saat 17.00'ye kadar TPAO Genel Müdürlüğüne yapılabilecek.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), petrol üretiminde kullanılan yer altı üretim rod pompalarının yerli imkanlarla geliştirilmesi amacıyla özel sektöre yönelik AR-GE proje çağrısı yaptı.Konuya ilişkin ilan, Resmi Gazete'de yayımlandı.Buna göre, Yer Altı Üretim Rod Pompası (Sucker Rod Pump) Yerlileştirme AR-GE Projesi kapsamında TPAO'nun arama ve üretim faaliyetlerinde kullandığı ve Türkiye'de imalatı bulunmayan, yurt dışından temin edilen malzemelerin tasarım ve imalatına yönelik özel sektör firmaları ile AR-GE çalışmaları gerçekleştirilecek.Projeyle, TPAO'nun üretim faaliyetlerinde kullanılan rod pompa ürünlerinin yerli imkanlarla üretilmesi hedefleniyor.Proje kapsamında teknik şartnamede belirtilen iki farklı kuyu tipi için 5'er set olmak üzere toplam 10 set rod pompası prototipi üretilecek.Başvurular, 17 Temmuz saat 17.00'ye kadar TPAO Genel Müdürlüğüne yapılabilecek.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Leyleklere mesken olan mezarlıkta yavrularla hayat yeniden başlıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/leyleklere-mesken-olan-mezarlikta-yavrularla-hayat-yeniden-basliyor/850176/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/leyleklere-mesken-olan-mezarlikta-yavrularla-hayat-yeniden-basliyor/850176/</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 11:04:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Konya — Konya'da, Beyşehir Gölü Milli Parkı çevresindeki Yeşildağ Mahallesi'nde bulunan ve leyleklerin üreme alanı olan mezarlık, baharın gelişiyle farklı bir atmosfere bürünüyor - Beyşehir Kültür ve Turizm Derneği Başkan Yardımcısı Osman İltar: - Burada enteresan olan leyleklerin seçtiği yerin tarihi bir mezarlık olması. Bir yanda ölüm varken diğer tarafta, yukarıda yeni doğan kuşlarla yaşam devam ediyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Konya Haberleri — SERHAT ÇETİNKAYA - Konya'nın Beyşehir ilçesinde Leylekler Vadisi olarak bilinen Yeşildağ Mezarlığı'ndaki yüze yakın yuvada dünyaya gelen onlarca leylek yavrusu hayata merhaba dedi.Beyşehir Gölü Milli Parkı çevresindeki Yeşildağ Mahallesi'nde bulunan ve leyleklerin üreme alanı olan mezarlık, baharın gelişiyle farklı bir atmosfere bürünüyor.Mezarlıkta yükselen ardıç ağaçlarının tepelerine yuva kuran leylekler, kuluçka döneminin ardından yumurtadan yeni çıkan yavrularını büyütmeye başladı.Mezarlıktaki sessizlik yavru leyleklerin sesleriyle bozuluyor.- Bir tarafta yaşam, bir tarafta ölümBeyşehir Kültür ve Turizm Derneği Başkan Yardımcısı Osman İltar, AA muhabirine, leyleklerin yurt edindiği tarihi mezarlığın kullanılmaya devam ettiğini söyledi.Bildikleri kadarıyla 70-80 yıldır leyleklerin kuluçka için her sene geldiğini anlatan İltar, bu yaban hayatı döngüsünün çok daha eskiye dayandığını düşündüklerini dile getirdi.İltar, yumurtadan yeni çıkan yavruların en sevimli hallerini gözlemleyebildiklerini belirterek, şöyle konuştu:Burada enteresan olan leyleklerin seçtiği yerin tarihi bir mezarlık olması. Bir yanda ölüm varken diğer tarafta, yukarıda yeni doğan kuşlarla yaşam devam ediyor. İnsanlar yakınlarının kabrini ziyarete geldiğinde, buradaki seyir terasına çıkıp leylekleri de seyrediyor. Yakınlarının mezarının yanında yükselen ardıç ağaçlarının üzerinde yuva kuruyorlar. İşte burada bir tarafta yaşam, bir tarafta ölüm. ifadesini kullandı.Yerde sessizlik hakimken yukarıda canlıların yaşam ve yavrularını büyütme telaşını çok duygusal bulduklarını vurgulayan İltar, şunları kaydetti:Leylekler çift olarak sırayla yavrularını besliyor. Sırayla avlanmaya gidiyor. Annesi avlanıp gelince babası gidiyor. Burası sulak bir bölge, mahallemiz göl kenarında. Bu şekilde besleme süreci devam ettikten sonra göç zamanı yaklaşınca uçuş provalarına başlıyorlar. Yavaş yavaş göçe hazırlanıyorlar. Zamanı gelince de topluca sıcak ülkelere göç ediyorlar.- Yumurtaları geçen yıllara göre daha erken çıktıBeyşehir Kültür ve Tanıtım Derneği Başkanı Mustafa Büyükkafalı da yaklaşık bir aylık kuluçka süresinin çoğu yuvada tamamlandığını, yuvaların yavrularla neşelendiğini söyledi.Leyleklerin bu sene sulak alanların iyi olmasından dolayı çok iyi beslendiklerine dikkati çeken Büyükkafalı, Bu yıl hiçbir sorun yaşamadılar. Kar sürprizi de olmadı. O yüzden bu sene iyi gidiyor ve yumurtaları da geçen yıllara göre daha erken çıktı. Genelde 4 ya da 5 yavru çıkıyor. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Konya Haberleri — SERHAT ÇETİNKAYA - Konya'nın Beyşehir ilçesinde Leylekler Vadisi olarak bilinen Yeşildağ Mezarlığı'ndaki yüze yakın yuvada dünyaya gelen onlarca leylek yavrusu hayata merhaba dedi.Beyşehir Gölü Milli Parkı çevresindeki Yeşildağ Mahallesi'nde bulunan ve leyleklerin üreme alanı olan mezarlık, baharın gelişiyle farklı bir atmosfere bürünüyor.Mezarlıkta yükselen ardıç ağaçlarının tepelerine yuva kuran leylekler, kuluçka döneminin ardından yumurtadan yeni çıkan yavrularını büyütmeye başladı.Mezarlıktaki sessizlik yavru leyleklerin sesleriyle bozuluyor.- Bir tarafta yaşam, bir tarafta ölümBeyşehir Kültür ve Turizm Derneği Başkan Yardımcısı Osman İltar, AA muhabirine, leyleklerin yurt edindiği tarihi mezarlığın kullanılmaya devam ettiğini söyledi.Bildikleri kadarıyla 70-80 yıldır leyleklerin kuluçka için her sene geldiğini anlatan İltar, bu yaban hayatı döngüsünün çok daha eskiye dayandığını düşündüklerini dile getirdi.İltar, yumurtadan yeni çıkan yavruların en sevimli hallerini gözlemleyebildiklerini belirterek, şöyle konuştu:Burada enteresan olan leyleklerin seçtiği yerin tarihi bir mezarlık olması. Bir yanda ölüm varken diğer tarafta, yukarıda yeni doğan kuşlarla yaşam devam ediyor. İnsanlar yakınlarının kabrini ziyarete geldiğinde, buradaki seyir terasına çıkıp leylekleri de seyrediyor. Yakınlarının mezarının yanında yükselen ardıç ağaçlarının üzerinde yuva kuruyorlar. İşte burada bir tarafta yaşam, bir tarafta ölüm. ifadesini kullandı.Yerde sessizlik hakimken yukarıda canlıların yaşam ve yavrularını büyütme telaşını çok duygusal bulduklarını vurgulayan İltar, şunları kaydetti:Leylekler çift olarak sırayla yavrularını besliyor. Sırayla avlanmaya gidiyor. Annesi avlanıp gelince babası gidiyor. Burası sulak bir bölge, mahallemiz göl kenarında. Bu şekilde besleme süreci devam ettikten sonra göç zamanı yaklaşınca uçuş provalarına başlıyorlar. Yavaş yavaş göçe hazırlanıyorlar. Zamanı gelince de topluca sıcak ülkelere göç ediyorlar.- Yumurtaları geçen yıllara göre daha erken çıktıBeyşehir Kültür ve Tanıtım Derneği Başkanı Mustafa Büyükkafalı da yaklaşık bir aylık kuluçka süresinin çoğu yuvada tamamlandığını, yuvaların yavrularla neşelendiğini söyledi.Leyleklerin bu sene sulak alanların iyi olmasından dolayı çok iyi beslendiklerine dikkati çeken Büyükkafalı, Bu yıl hiçbir sorun yaşamadılar. Kar sürprizi de olmadı. O yüzden bu sene iyi gidiyor ve yumurtaları da geçen yıllara göre daha erken çıktı. Genelde 4 ya da 5 yavru çıkıyor. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Eskişehir'de Neşeli Hayatlar Derneğince düzenlenen etkinlikte çocuklar eğlendi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/eskisehir-de-neseli-hayatlar-dernegince-duzenlenen-etkinlikte-cocuklar-eglendi/850175/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/eskisehir-de-neseli-hayatlar-dernegince-duzenlenen-etkinlikte-cocuklar-eglendi/850175/</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 11:04:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Eskişehir — Eskişehir'de, Neşeli Hayatlar Derneği, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nda kapsamında çocuklar için eğlence programı düzenledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Eskişehir Haberleri — Eskişehir'de, Neşeli Hayatlar Derneği, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nda kapsamında çocuklar için eğlence programı düzenledi.Derneğin ​Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğü (ÇEKOM) bahçesinde gerçekleştirildiği kutlama programında, yüz boyama standı kuruldu.Çuval yarışı ve halat çekme aktivitelerine katılan çocuklar, ip atlamayıp voleybol oynadı.Neşeli Hayatlar Derneği Başkanı Tayfun Erdoğan, yaptığı açıklamada, bayram coşkusunu çocuklarla paylaşmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.Yılın her günü çocuklarla birlikte olduklarını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:​Bugün burada, canımız olan çocuklarımızın gözlerindeki o ışığı görmek, bayramımızın anlamını bir kez daha en güzel şekilde gözler önüne serdi. ​Özellikle Sosyal Hizmetler bünyesinde kalan ve devlet koruması altındaki çocuklarımıza yönelik sağladığımız etüt ve eğitim destekleri, derneğimizin en hassas olduğu konuların başında geliyor. Onların akademik ve sosyal gelişimlerine katkı sunarken, bu tarz özel gün ve bayram etkinlikleriyle de motivasyonlarını yüksek tutmayı amaçlıyoruz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Eskişehir Haberleri — Eskişehir'de, Neşeli Hayatlar Derneği, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nda kapsamında çocuklar için eğlence programı düzenledi.Derneğin ​Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğü (ÇEKOM) bahçesinde gerçekleştirildiği kutlama programında, yüz boyama standı kuruldu.Çuval yarışı ve halat çekme aktivitelerine katılan çocuklar, ip atlamayıp voleybol oynadı.Neşeli Hayatlar Derneği Başkanı Tayfun Erdoğan, yaptığı açıklamada, bayram coşkusunu çocuklarla paylaşmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.Yılın her günü çocuklarla birlikte olduklarını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:​Bugün burada, canımız olan çocuklarımızın gözlerindeki o ışığı görmek, bayramımızın anlamını bir kez daha en güzel şekilde gözler önüne serdi. ​Özellikle Sosyal Hizmetler bünyesinde kalan ve devlet koruması altındaki çocuklarımıza yönelik sağladığımız etüt ve eğitim destekleri, derneğimizin en hassas olduğu konuların başında geliyor. Onların akademik ve sosyal gelişimlerine katkı sunarken, bu tarz özel gün ve bayram etkinlikleriyle de motivasyonlarını yüksek tutmayı amaçlıyoruz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/eskisehir-de-neseli-hayatlar-dernegince-duzenlenen-etkinlikte-cocuklar-eglendi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İstanbul'un otopark sorunu ve erişilebilirlik sıkıntıları planlamada empati odaklı yaklaşımı zorunlu kılıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/istanbul-un-otopark-sorunu-ve-erisilebilirlik-sikintilari-planlamada-empati-odakli-yaklasimi-zorunlu-kiliyor/850173/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/istanbul-un-otopark-sorunu-ve-erisilebilirlik-sikintilari-planlamada-empati-odakli-yaklasimi-zorunlu-kiliyor/850173/</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 11:04:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Yüksek mimar Eyüp Dursun: - Normal bir vatandaş için belki hiç aklına bile gelmeyecek, hayatının hiçbir şekilde bir noktasında temas etmeyeceği sıkıntılar; engelli bir vatandaşımız için, tekerlekli sandalye kullanan, koltuk değneği kullanan ya da görme engelli, duyma engelli vatandaşlarımızın da buralara ulaşımını sağlayabileceği çözümler üretilmesi gerekiyor - İstanbul'un aşırı göç alması ile birlikte ve planlama süreçlerinin yapılaşma sürecinin gerisinde kalmasından sebeple birçok yerde çarpık yapılaşmanın olduğu bir gerçek. Bu, parsellerin aşırı yoğun bir şekilde imal edilmesi yani aslında şehirde boş alanın olmaması sonucunu doğurdu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — ÖMER FARUK MADANOĞLU / MEHMET KARA - İstanbul’da plansız yapılaşma yüzünden otopark krizi büyürken yüksek mimar Eyüp Dursun, şehir planlamasında hem otoparkların hem de kamusal mekanların engelli bireylerin ihtiyaçları gözetilerek yeniden kurgulanması gerektiğini söyledi.Üç dönemdir İstanbul Büyükşehir Belediyesinde AK Parti Grubu'nun meclis üyesi olarak görev yapan Dursun, AA muhabirine İstanbul'da artan otopark sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Dursun, 2018 yılında yürürlüğe giren otopark yönetmeliği kapsamında yeni yapılarda otopark zorunluluğunun dairelerin büyüklüğüne göre belirlendiğini, parsel içinde yeterli alan bulunamadığında eksik kapasite için belediyelere bedel ödendiğini belirtti.Engellilerin yaşadığı sorunların çoğu zaman sağlıklı bireyler tarafından fark edilmediğine dikkati çeken Dursun, mimarların, şehir plancılarının ve kamu yöneticilerinin bir mekanı tasarlarken engelli bireylerin günlük hayatta karşılaştıkları zorlukları birebir hissederek hareket etmeleri gerektiğini vurguladı.- Otopark alanları neye göre değişiyor?Uzun yıllardır İstanbul’da şehir planlaması üzerine çalışan yüksek mimar Dursun, İstanbul’daki otopark probleminin temel nedenlerinden birinin plansız ve yoğun yapılaşma olduğuna dikkati çekerek, özellikle 1980’li ve 1990’lı yıllarda yaşanan yoğun göç hareketlerinin şehre sağlıklı bir sistem getirilmesini zorlaştırdığını anlattı.Çarpık kentleşme nedeniyle İstanbul'un planlama süreçlerinin gerisinde kaldığına işaret eden Dursun, İstanbul'un aşırı göç alması ile birlikte ve planlama süreçlerinin yapılaşma sürecinin gerisinde kalmasından sebeple birçok yerde çarpık yapılaşmanın olduğu bir gerçek. Bu, parsellerin aşırı yoğun bir şekilde imal edilmesi yani aslında şehirde boş alanın olmaması sonucunu doğurdu. diye konuştu.Dursun, yeni yapılacak konutlarda zorunlu otopark uygulamasına ilişkin genelge kapsamında alınan otopark bedelleri konusunun temelinde 2018 yılında çıkarılan otopark yönetmeliğinin bulunduğunu dile getirerek, şu bilgileri paylaştı:“Bununla ilgili istiyorsanız konuyu genel olarak özetleyebiliriz. 2018 yılında bizim otopark yönetmeliği ile ilgili Bakanlığımızın çıkartmış olduğu bir yönetmelik var. Bunlar, zaman içerisinde birtakım revizyonlara uğradı. Kısaca bir özetlersek binaların parsellerinin kendi bünyesinde, parsel bünyesinde otopark ihtiyacını karşılamasına yönelik çalışmalar yapılması, bunların belli oranda zaruri tutulması ile ilgili yönetmelik.”Dursun, mevcut yönetmelik kapsamında otopark zorunluluğunun daire büyüklüğüne göre değiştiğinin, brüt alanın büyüklüğüne göre bu zorunlu alanın da genişlediğinin altını çizdi.Bir yapının ihtiyaç duyduğu otopark kapasitesinin parsel içinde karşılanamaması durumunda eksik kalan araç sayısı için belediyeye bedel ödendiğini anlatan Dursun, “Misal veriyorum, bir bina için 15 araçlık bir otopark ihtiyacı var. Bunun 10 tanesini yaptı, 5 tanesini yapamadı. Bu 5 tanesiyle ilgili kamu kurumuna, burada ilçe belediyeleri yetkili kamu kurumudur, parsele ya da binaya yakın alanda otopark yapılmasıyla ilgili belli bir bedel öder.” dedi.Konutlardaki otopark alanlarının yapılmasıyla ilgili yerel belediyeleri büyükşehir belediyelerinin denetlediğini vurgulayan Dursun, denetleyen tek yetkili kurumun büyük şehir belediyeleri olmadığına, vatandaşların da gidip yerel belediyelerden bunu soruşturmaya haklarının bulunduğuna işaret etti.Dursun, İstanbul'da 2019'dan beri araç sayısı artarken otoparklarda düşüşler olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:Rahmetli Kadir Topbaş'ın Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde İstanbul çevresinde, İstanbul genelinde 100 bin araçlık bir kapalı otopark projesi vardı. Bunların imalatının yapılması ile ilgili süreçler biraz sekteye uğradı şu anda hatta 2019 yerel seçimlerinden sonra otopark miktarlarında düşüşler de oldu. Belediyelerin ne yapması lazım? O zaman gidip boş bir parsel bulamıyorsa bir yapıyı kamulaştırıp, oranın parasını verip, satın alıp oraya bir imalat yapması ve bu şekilde otopark ihtiyacını çözmek gerekiyor ama bu da belediyelerin bütçesine ağır geldi. Yolları insan bir vücuda benzetirsek yollar da damar sistemimiz, kan damar sistemimiz oluşturuyor. Bunların genişletilmesi gerekiyor.- Şehir, erişilebilir olmalıDursun, erişilebilir şehir anlayışının yalnızca belirli alanlarla sınırlı tutulamayacağına işaret ederek, “Normal bir vatandaş için belki hiç aklına bile gelmeyecek, hayatının hiçbir şekilde bir noktasında temas etmeyeceği sıkıntılar, engelli bir vatandaşımız için, tekerlekli sandalye kullanan, koltuk değneği kullanan ya da görme engelli, duyma engelli vatandaşlarımızın da buralara ulaşımını sağlayabileceği çözümler üretilmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.Engelli bireylerin yaşadığı problemlerin yalnızca otoparklarla ilgili olmadığını ifade eden Dursun, tüm yaşam alanlarında konfor sağlanması gerektiğini dile getirdi.Dursun, şehir planlamasında empati anlayışının merkezde olması gerektiğine dikkati çekerek, şehir tasarımcılarının ve mimarların bir engellinin gözünden düşünmesinin artık tercih değil zorunluluk olduğunu anlattı.Mekanı kurgularken en önemli adımların başında orayı kullanacak bireylerin yaşayacakları problemleri minimuma indirmenin geldiğini ifade eden yüksek mimar Eyüp Dursun, sözlerini şöyle sürdürdü:“Bir mekan kurgulanırken orayı kullanan vatandaşın yaşadığı problemler, onun hassasiyetlerini oluşturur. Normal bir vatandaş, bir engelli vatandaşın yaşadığı sıkıntıları tam olarak anlayamayabilir ama bu konuda özellikle tasarımcıların, şehir tasarımcılarının, mimarların, iç mimarların, dizayncıların yani bizim genel olarak imalat yapan, imalatı tasarlayan, mekan tasarlayan bu konudaki sanatçı ve teknik arkadaşların tıpkı bir engellinin gözünden bakarak ulaşımı sağlaması, görme engelli bakışıyla düşünmesi lazım. Duyma engellilerin hassasiyetlerini görmesi lazım.”Dursun, engelli bireylerin, ulaşım noktalarında ve otopark alanlarında ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını belirterek, planlama süreçlerinde engelli bireylerin görüşlerinin doğrudan dikkate alınması gerektiğini vurguladı.Şehirlerin yalnızca sağlıklı bireylerin kullanım alışkanlıklarına göre şekillenmesinin büyük bir eksiklik olduğunu dile getiren Eyüp Dursun, “Tekerlekli sandalye kullanan bir vatandaşımızın ulaşımda yaşadığı, kaldırımda giderken ulaşımda yaşadığı problemler ya da parklanma yapıldığı zaman onların ulaşımla tekerlekli sandalyede yaşadığı problemler, tek koltuk değneği kullanan bir vatandaşımızın yaşadığı problemleri empati yaparak, onlar gibi düşünerek ya da onlardan fikir alarak bunları imal etmesi gerekiyor.” dedi.Engelli bireylerin günlük hayatta karşılaştıkları en temel ihtiyaçların bile çoğu zaman göz ardı edildiğine dikkati çeken Dursun, erişilebilir şehir anlayışının kamusal alanların tamamında uygulanması gerektiğinin altını çizdi.Dursun, şehirlerin daha erişilebilir hale gelmesinin yalnızca teknik şehircilik meselesi olmadığını, aynı zamanda toplumsal entegrasyon ve insan onuruna uygun yaşam hakkıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek, “Bunları da düşünerek daha hassasiyetli, daha incelikli düşündüğümüz zaman onların da o bireylerin, o vatandaşlarımızın, engelli vatandaşlarımızın da topluma entegrasyonu daha iyi sağlanabilir.” dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — ÖMER FARUK MADANOĞLU / MEHMET KARA - İstanbul’da plansız yapılaşma yüzünden otopark krizi büyürken yüksek mimar Eyüp Dursun, şehir planlamasında hem otoparkların hem de kamusal mekanların engelli bireylerin ihtiyaçları gözetilerek yeniden kurgulanması gerektiğini söyledi.Üç dönemdir İstanbul Büyükşehir Belediyesinde AK Parti Grubu'nun meclis üyesi olarak görev yapan Dursun, AA muhabirine İstanbul'da artan otopark sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Dursun, 2018 yılında yürürlüğe giren otopark yönetmeliği kapsamında yeni yapılarda otopark zorunluluğunun dairelerin büyüklüğüne göre belirlendiğini, parsel içinde yeterli alan bulunamadığında eksik kapasite için belediyelere bedel ödendiğini belirtti.Engellilerin yaşadığı sorunların çoğu zaman sağlıklı bireyler tarafından fark edilmediğine dikkati çeken Dursun, mimarların, şehir plancılarının ve kamu yöneticilerinin bir mekanı tasarlarken engelli bireylerin günlük hayatta karşılaştıkları zorlukları birebir hissederek hareket etmeleri gerektiğini vurguladı.- Otopark alanları neye göre değişiyor?Uzun yıllardır İstanbul’da şehir planlaması üzerine çalışan yüksek mimar Dursun, İstanbul’daki otopark probleminin temel nedenlerinden birinin plansız ve yoğun yapılaşma olduğuna dikkati çekerek, özellikle 1980’li ve 1990’lı yıllarda yaşanan yoğun göç hareketlerinin şehre sağlıklı bir sistem getirilmesini zorlaştırdığını anlattı.Çarpık kentleşme nedeniyle İstanbul'un planlama süreçlerinin gerisinde kaldığına işaret eden Dursun, İstanbul'un aşırı göç alması ile birlikte ve planlama süreçlerinin yapılaşma sürecinin gerisinde kalmasından sebeple birçok yerde çarpık yapılaşmanın olduğu bir gerçek. Bu, parsellerin aşırı yoğun bir şekilde imal edilmesi yani aslında şehirde boş alanın olmaması sonucunu doğurdu. diye konuştu.Dursun, yeni yapılacak konutlarda zorunlu otopark uygulamasına ilişkin genelge kapsamında alınan otopark bedelleri konusunun temelinde 2018 yılında çıkarılan otopark yönetmeliğinin bulunduğunu dile getirerek, şu bilgileri paylaştı:“Bununla ilgili istiyorsanız konuyu genel olarak özetleyebiliriz. 2018 yılında bizim otopark yönetmeliği ile ilgili Bakanlığımızın çıkartmış olduğu bir yönetmelik var. Bunlar, zaman içerisinde birtakım revizyonlara uğradı. Kısaca bir özetlersek binaların parsellerinin kendi bünyesinde, parsel bünyesinde otopark ihtiyacını karşılamasına yönelik çalışmalar yapılması, bunların belli oranda zaruri tutulması ile ilgili yönetmelik.”Dursun, mevcut yönetmelik kapsamında otopark zorunluluğunun daire büyüklüğüne göre değiştiğinin, brüt alanın büyüklüğüne göre bu zorunlu alanın da genişlediğinin altını çizdi.Bir yapının ihtiyaç duyduğu otopark kapasitesinin parsel içinde karşılanamaması durumunda eksik kalan araç sayısı için belediyeye bedel ödendiğini anlatan Dursun, “Misal veriyorum, bir bina için 15 araçlık bir otopark ihtiyacı var. Bunun 10 tanesini yaptı, 5 tanesini yapamadı. Bu 5 tanesiyle ilgili kamu kurumuna, burada ilçe belediyeleri yetkili kamu kurumudur, parsele ya da binaya yakın alanda otopark yapılmasıyla ilgili belli bir bedel öder.” dedi.Konutlardaki otopark alanlarının yapılmasıyla ilgili yerel belediyeleri büyükşehir belediyelerinin denetlediğini vurgulayan Dursun, denetleyen tek yetkili kurumun büyük şehir belediyeleri olmadığına, vatandaşların da gidip yerel belediyelerden bunu soruşturmaya haklarının bulunduğuna işaret etti.Dursun, İstanbul'da 2019'dan beri araç sayısı artarken otoparklarda düşüşler olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:Rahmetli Kadir Topbaş'ın Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde İstanbul çevresinde, İstanbul genelinde 100 bin araçlık bir kapalı otopark projesi vardı. Bunların imalatının yapılması ile ilgili süreçler biraz sekteye uğradı şu anda hatta 2019 yerel seçimlerinden sonra otopark miktarlarında düşüşler de oldu. Belediyelerin ne yapması lazım? O zaman gidip boş bir parsel bulamıyorsa bir yapıyı kamulaştırıp, oranın parasını verip, satın alıp oraya bir imalat yapması ve bu şekilde otopark ihtiyacını çözmek gerekiyor ama bu da belediyelerin bütçesine ağır geldi. Yolları insan bir vücuda benzetirsek yollar da damar sistemimiz, kan damar sistemimiz oluşturuyor. Bunların genişletilmesi gerekiyor.- Şehir, erişilebilir olmalıDursun, erişilebilir şehir anlayışının yalnızca belirli alanlarla sınırlı tutulamayacağına işaret ederek, “Normal bir vatandaş için belki hiç aklına bile gelmeyecek, hayatının hiçbir şekilde bir noktasında temas etmeyeceği sıkıntılar, engelli bir vatandaşımız için, tekerlekli sandalye kullanan, koltuk değneği kullanan ya da görme engelli, duyma engelli vatandaşlarımızın da buralara ulaşımını sağlayabileceği çözümler üretilmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.Engelli bireylerin yaşadığı problemlerin yalnızca otoparklarla ilgili olmadığını ifade eden Dursun, tüm yaşam alanlarında konfor sağlanması gerektiğini dile getirdi.Dursun, şehir planlamasında empati anlayışının merkezde olması gerektiğine dikkati çekerek, şehir tasarımcılarının ve mimarların bir engellinin gözünden düşünmesinin artık tercih değil zorunluluk olduğunu anlattı.Mekanı kurgularken en önemli adımların başında orayı kullanacak bireylerin yaşayacakları problemleri minimuma indirmenin geldiğini ifade eden yüksek mimar Eyüp Dursun, sözlerini şöyle sürdürdü:“Bir mekan kurgulanırken orayı kullanan vatandaşın yaşadığı problemler, onun hassasiyetlerini oluşturur. Normal bir vatandaş, bir engelli vatandaşın yaşadığı sıkıntıları tam olarak anlayamayabilir ama bu konuda özellikle tasarımcıların, şehir tasarımcılarının, mimarların, iç mimarların, dizayncıların yani bizim genel olarak imalat yapan, imalatı tasarlayan, mekan tasarlayan bu konudaki sanatçı ve teknik arkadaşların tıpkı bir engellinin gözünden bakarak ulaşımı sağlaması, görme engelli bakışıyla düşünmesi lazım. Duyma engellilerin hassasiyetlerini görmesi lazım.”Dursun, engelli bireylerin, ulaşım noktalarında ve otopark alanlarında ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını belirterek, planlama süreçlerinde engelli bireylerin görüşlerinin doğrudan dikkate alınması gerektiğini vurguladı.Şehirlerin yalnızca sağlıklı bireylerin kullanım alışkanlıklarına göre şekillenmesinin büyük bir eksiklik olduğunu dile getiren Eyüp Dursun, “Tekerlekli sandalye kullanan bir vatandaşımızın ulaşımda yaşadığı, kaldırımda giderken ulaşımda yaşadığı problemler ya da parklanma yapıldığı zaman onların ulaşımla tekerlekli sandalyede yaşadığı problemler, tek koltuk değneği kullanan bir vatandaşımızın yaşadığı problemleri empati yaparak, onlar gibi düşünerek ya da onlardan fikir alarak bunları imal etmesi gerekiyor.” dedi.Engelli bireylerin günlük hayatta karşılaştıkları en temel ihtiyaçların bile çoğu zaman göz ardı edildiğine dikkati çeken Dursun, erişilebilir şehir anlayışının kamusal alanların tamamında uygulanması gerektiğinin altını çizdi.Dursun, şehirlerin daha erişilebilir hale gelmesinin yalnızca teknik şehircilik meselesi olmadığını, aynı zamanda toplumsal entegrasyon ve insan onuruna uygun yaşam hakkıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek, “Bunları da düşünerek daha hassasiyetli, daha incelikli düşündüğümüz zaman onların da o bireylerin, o vatandaşlarımızın, engelli vatandaşlarımızın da topluma entegrasyonu daha iyi sağlanabilir.” dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/istanbul-un-otopark-sorunu-ve-erisilebilirlik-sikintilari-planlamada-empati-odakli-yaklasimi-zorunlu-kiliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türk basketbolu, Avrupa'da 20. kupa peşinde</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turk-basketbolu-avrupa-da-20-kupa-pesinde/850171/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turk-basketbolu-avrupa-da-20-kupa-pesinde/850171/</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 11:03:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Yunanistan'ın başkenti Atina'da düzenlenecek Avrupa Ligi Dörtlü Finali'nde mücadele edecek Fenerbahçe Beko, Türkiye'ye basketbolda 20. Avrupa kupasını kazandırmaya çalışacak - Sarı-lacivertlilerin THY Avrupa Ligi Dörtlü Finali'nden şampiyonlukla ayrılması durumunda Türk basketbolu, bu sezon üçüncü Avrupa kupasına kavuşacak - Fenerbahçe Beko, Atina’da kupayı kazanması halinde Avrupa Ligi’nde hem kadınlarda hem de erkeklerde aynı sezonda şampiyon olan tarihteki ilk kulüp olacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — ERKAN TİRYAKİ - Yunanistan'ın başkenti Atina'da yarın başlayacak THY Avrupa Ligi Dörtlü Finali'nde mücadele edecek Fenerbahçe Beko, basketbolda Türkiye'ye kulüpler bazında 20. Avrupa kupasını kazandırmaya çalışacak. Türkiye'den basketbolda daha önce erkeklerde Anadolu Efes 3, Fenerbahçe 2, Beşiktaş, Galatasaray, Darüşşafaka ve Bahçeşehir Koleji birer kez; kadınlarda ise Fenerbahçe 5, Galatasaray 3, Yakın Doğu Üniversitesi ve ÇBK Mersin de birer defa Avrupa kupalarında şampiyonluk yaşadı.Erkeklerde Avrupa Ligi'ni Anadolu Efes ve Fenerbahçe ikişer kez kazandı. Galatasaray ve Darüşşafaka BKT Avrupa Kupası'nı; Bahçeşehir Koleji, FIBA Avrupa Kupası'nı; Beşiktaş ise FIBA EuroChallenge Kupası'nı birer kez kazanma başarısı gösterdi. O zamanki adıyla Efes Pilsen de 1996'da Koraç Kupası'nı alarak Türkiye'ye ilk Avrupa zaferini getirdi.Kadınlarda ise Fenerbahçe 3, Galatasaray 1 defa Avrupa Ligi zaferi yaşadı. Galatasaray ayrıca iki kez, Yakın Doğu Üniversitesi ve ÇBK Mersin ise birer defa FIBA Avrupa Kupası'nı Türkiye'ye getirdi.Fenerbahçe Kadın Takımı, ayrıca 2 kez Süper Kupa'yı da kazandı.Avrupa'nın kulüpler bazındaki bir numaralı kupası olan THY Avrupa Ligi'nde 2017 yılında şampiyon olan Fenerbahçe, Atina'da yapılacak Dörtlü Final'de de mutlu sona ulaşması durumunda bu organizasyonda üçüncü kez kupayı müzesine götürecek.- Bu sezonki üçüncü kupa olacakFenerbahçe Beko'nun THY Avrupa Ligi Dörtlü Finali'nden şampiyonlukla ayrılması durumunda Türk basketbolu, bu sezon üçüncü Avrupa kupasına kavuşacak.Sarı-lacivertli kulübün kadın basketbol takımı Fenerbahçe Opet, bu sezon FIBA Kadınlar Avrupa Ligi'ni kazandı. ÇBK Mersin ise. FIBA Kadınlar Avrupa Kupası'nı müzesine götürdü.- 19 kupanın 7'si Fenerbahçe'denTürk basketbolunun Avrupa'da kazandığı 19 kupanın 7'sini Fenerbahçe elde etti.Sarı-lacivertlilerin erkek basketbol takımı 2 kez, kadın basketbol takımı ise 5 defa Avrupa'da zafer yaşadı.- Fenerbahçe, Avrupa basketbol tarihine geçebilirFenerbahçe Beko, Atina'da zafere ulaşırsa Avrupa basketbol tarihine geçecek.Fenerbahçe Opet Kadın Basketbol Takımı bu sezon Avrupa Ligi'ni kazanma başarısı gösterdi. Fenerbahçe Beko da Atina'da kupaya uzanırsa, Avrupa Ligi'nde hem kadınlar hem de erkeklerde aynı sezonda şampiyon olan tarihteki ilk kulüp olacak.- İlk kupa Anadolu Efes'ten​​​​​​​Türk basketbolu, ilk Avrupa zaferini 1996'da Anadolu Efes ile yaşadı.Başantrenör Aydın Örs yönetiminde o zamanki adı Efes Pilsen olan lacivert-beyazlılar, Makedon oyuncusu Petar Naumoski'nin önderliğinde büyük bir başarı elde etti.Lacivert-beyazlılar, 1995-1996 sezonunda Avrupa'nın iki numaralı kupası olan Koraç Kupası finalinde İtalya ekibi Stefanel Milano'yu geçerek, Türk basketbol tarihinin ilk büyük başarısına imza attı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — ERKAN TİRYAKİ - Yunanistan'ın başkenti Atina'da yarın başlayacak THY Avrupa Ligi Dörtlü Finali'nde mücadele edecek Fenerbahçe Beko, basketbolda Türkiye'ye kulüpler bazında 20. Avrupa kupasını kazandırmaya çalışacak. Türkiye'den basketbolda daha önce erkeklerde Anadolu Efes 3, Fenerbahçe 2, Beşiktaş, Galatasaray, Darüşşafaka ve Bahçeşehir Koleji birer kez; kadınlarda ise Fenerbahçe 5, Galatasaray 3, Yakın Doğu Üniversitesi ve ÇBK Mersin de birer defa Avrupa kupalarında şampiyonluk yaşadı.Erkeklerde Avrupa Ligi'ni Anadolu Efes ve Fenerbahçe ikişer kez kazandı. Galatasaray ve Darüşşafaka BKT Avrupa Kupası'nı; Bahçeşehir Koleji, FIBA Avrupa Kupası'nı; Beşiktaş ise FIBA EuroChallenge Kupası'nı birer kez kazanma başarısı gösterdi. O zamanki adıyla Efes Pilsen de 1996'da Koraç Kupası'nı alarak Türkiye'ye ilk Avrupa zaferini getirdi.Kadınlarda ise Fenerbahçe 3, Galatasaray 1 defa Avrupa Ligi zaferi yaşadı. Galatasaray ayrıca iki kez, Yakın Doğu Üniversitesi ve ÇBK Mersin ise birer defa FIBA Avrupa Kupası'nı Türkiye'ye getirdi.Fenerbahçe Kadın Takımı, ayrıca 2 kez Süper Kupa'yı da kazandı.Avrupa'nın kulüpler bazındaki bir numaralı kupası olan THY Avrupa Ligi'nde 2017 yılında şampiyon olan Fenerbahçe, Atina'da yapılacak Dörtlü Final'de de mutlu sona ulaşması durumunda bu organizasyonda üçüncü kez kupayı müzesine götürecek.- Bu sezonki üçüncü kupa olacakFenerbahçe Beko'nun THY Avrupa Ligi Dörtlü Finali'nden şampiyonlukla ayrılması durumunda Türk basketbolu, bu sezon üçüncü Avrupa kupasına kavuşacak.Sarı-lacivertli kulübün kadın basketbol takımı Fenerbahçe Opet, bu sezon FIBA Kadınlar Avrupa Ligi'ni kazandı. ÇBK Mersin ise. FIBA Kadınlar Avrupa Kupası'nı müzesine götürdü.- 19 kupanın 7'si Fenerbahçe'denTürk basketbolunun Avrupa'da kazandığı 19 kupanın 7'sini Fenerbahçe elde etti.Sarı-lacivertlilerin erkek basketbol takımı 2 kez, kadın basketbol takımı ise 5 defa Avrupa'da zafer yaşadı.- Fenerbahçe, Avrupa basketbol tarihine geçebilirFenerbahçe Beko, Atina'da zafere ulaşırsa Avrupa basketbol tarihine geçecek.Fenerbahçe Opet Kadın Basketbol Takımı bu sezon Avrupa Ligi'ni kazanma başarısı gösterdi. Fenerbahçe Beko da Atina'da kupaya uzanırsa, Avrupa Ligi'nde hem kadınlar hem de erkeklerde aynı sezonda şampiyon olan tarihteki ilk kulüp olacak.- İlk kupa Anadolu Efes'ten​​​​​​​Türk basketbolu, ilk Avrupa zaferini 1996'da Anadolu Efes ile yaşadı.Başantrenör Aydın Örs yönetiminde o zamanki adı Efes Pilsen olan lacivert-beyazlılar, Makedon oyuncusu Petar Naumoski'nin önderliğinde büyük bir başarı elde etti.Lacivert-beyazlılar, 1995-1996 sezonunda Avrupa'nın iki numaralı kupası olan Koraç Kupası finalinde İtalya ekibi Stefanel Milano'yu geçerek, Türk basketbol tarihinin ilk büyük başarısına imza attı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/turk-basketbolu-avrupa-da-20-kupa-pesinde.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title> AKK'nin Seyir Defteri kentin geleceğine ışık tutacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/akk-nin-seyir-defteri-kentin-gelecegine-isik-tutacak/850170/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/akk-nin-seyir-defteri-kentin-gelecegine-isik-tutacak/850170/</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 11:03:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Ankara Kent Konseyinin 6 yıllık çalışma raporu olan Seyir Defteri yayımlandı - Konsey Başkanı Halil İbrahim Yılmaz: - Şeffaflıkla, herkesin kendi fikrini açıkça söylediği ve kimsenin kimseyi ötekileştirmediği, siyasallaştırmadığı, herkesin aklına, fikrine itibar ettiği büyük bir hikaye var burada ve bu hikayenin kısa özetini göreceksiniz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — EYLÜL AŞKIN AKÇAY - Ankara Kent Konseyinin (AKK) 6 yıllık faaliyetlerinin raporlaştırıldığı ve kentin geleceğine yönelik 400'ü aşkın tavsiye kararına yer verilen 4 ciltlik Seyir Defteri yayımlandı.Kent yönetiminde katılımcı demokrasi anlayışının güçlendirilmesi, yerel yönetimler ile sivil toplum arasındaki işbirliği alanlarının geliştirilmesi ve ortak akıl mekanizmalarının daha etkin hale getirilmesi amacıyla hayata geçirilen çalışma, Başkentin kültürel hafızasını, toplumsal birikimini ve geleceğine ilişkin ortak vizyonunu 4 ciltte bir araya getirdi.Yaklaşık 6 yıllık çalışmanın ürünü olan ve 200'ü aşkın özel Ankara fotoğrafına yer verilen eser, 1734 sayfadan oluşuyor.Konsey Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çalışmanın, farklı disiplinlerin bir araya gelmesiyle oluşturulan Ankara'nın en anlamlı özeti olduğunu söyledi.Politikaya ve siyasete ilgi duymayan kesimlerin dahi kentin geleceği için alın ve akıl teri döktüğü on binlerce saatlik çalışmanın ardından oluşturulan tavsiye kararlarının da eserde yer aldığını belirten Yılmaz, Bu kentin beşeri sermayesinin ne kadar güçlü olduğunu, ne kadar içerik kenti olduğunu görmüş olduk. Ankara sadece yöneticilerin değil, kimseyi ayrımlaştırmayan, ötekileştirmeyen, herkesin içindeki cevheri keşfeden, bundan 107 yıl önce olduğu gibi herkesi aynı masa etrafında toplayan bir ruhla yeniden buluşmuş oldu. ifadelerini kullandı.- 280 bin kişi katkı verdiYılmaz, söz konusu ciltlerde yer alan 200'den fazla fotoğrafın her birinin uzun yıllara yayılan emek ve hikayeler barındırdığını, kamu kuruluşlarınca çekilen karelerin de bu arşiv içerisinde bulunduğunu bildirdi.Seyir Defteri ile Başkentin tüm renklerinin aynı masada buluştuğunu dile getiren Yılmaz, esere yaklaşık 280 bin kişinin katkı verdiğini söyledi.Katkı verenlerin Ankara'nın bütün renklerini ve kentin en anlamlı özetini oluşturduklarını vurgulayan Yılmaz, çalışmanın politik bir dil barındırmadığını aktardı.Yılmaz, Türkiye'nin demokratik ve yerel yönetim kültürüne katkı sunacak, bütün siyasi partilerin ilgisini çekecek bir hikaye oluşturduk. dedi.- Seyir Defteri dijital platforma taşınacakSiyasi parti liderlerini ziyaret ederek çalışmayı takdim ettiklerini anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:Parti ayırt etmeden bütün siyasi partilerin bu içerikten istifade etmesini arzu ettik. Çünkü Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi için aldığımız tavsiye kararlarının tamamını orada grubu olan bütün siyasi partiler oy birliğiyle kabul ediyor. Belediye Kanunu'nun 76. maddesine göre oluşmuş olan bu yapıda 'öteki' yoktur. Herkes bizdendir ve herkes bu kente aittir. Herkesin fikri değerlidir. Herkesin itirazı kutsaldır. Şeffaflıkla herkesin kendi fikrini açıkça söylediği ve kimsenin kimseyi ötekileştirmediği, siyasallaştırmadığı, herkesin aklına, fikrine itibar ettiği büyük bir hikaye var burada ve bu hikayenin kısa özetini göreceksiniz.Halil İbrahim Yılmaz, çalışmada, farklı disiplinlerde siyaset yapmış ve geçmişte bakanlık görevinde bulunmuş isimlerden, kente hizmet etmiş büyükler ile yeni gelen öğrenciler ve çocuklara kadar toplumun her kesiminin görüşünü önemseyip kayıt altına aldıklarını aktardı.Çalışmanın hayata geçirilmesi sürecinde kullanılan her kağıt kadar ağaç diktiklerini ve basılı içerik sayısını sınırlı tuttuklarını belirten Yılmaz, Bin adet bastık ama 20 bin sayfa içeriği de 'Kentine Gel' platformunda dijital ortamda toplayacağız. Taş üstüne taş koyarak bu kentte bugüne kadar oluşturulan bütün içerikleri bu yeni duyguyla, katılım kültürüyle, Z kuşağıyla, Alfa'yla birleştirerek, geçmişin deneyimiyle süzgeçleyerek bu kentin bütün güzelliklerini ayrıca dijital bir platformda toplayacağız. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — EYLÜL AŞKIN AKÇAY - Ankara Kent Konseyinin (AKK) 6 yıllık faaliyetlerinin raporlaştırıldığı ve kentin geleceğine yönelik 400'ü aşkın tavsiye kararına yer verilen 4 ciltlik Seyir Defteri yayımlandı.Kent yönetiminde katılımcı demokrasi anlayışının güçlendirilmesi, yerel yönetimler ile sivil toplum arasındaki işbirliği alanlarının geliştirilmesi ve ortak akıl mekanizmalarının daha etkin hale getirilmesi amacıyla hayata geçirilen çalışma, Başkentin kültürel hafızasını, toplumsal birikimini ve geleceğine ilişkin ortak vizyonunu 4 ciltte bir araya getirdi.Yaklaşık 6 yıllık çalışmanın ürünü olan ve 200'ü aşkın özel Ankara fotoğrafına yer verilen eser, 1734 sayfadan oluşuyor.Konsey Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çalışmanın, farklı disiplinlerin bir araya gelmesiyle oluşturulan Ankara'nın en anlamlı özeti olduğunu söyledi.Politikaya ve siyasete ilgi duymayan kesimlerin dahi kentin geleceği için alın ve akıl teri döktüğü on binlerce saatlik çalışmanın ardından oluşturulan tavsiye kararlarının da eserde yer aldığını belirten Yılmaz, Bu kentin beşeri sermayesinin ne kadar güçlü olduğunu, ne kadar içerik kenti olduğunu görmüş olduk. Ankara sadece yöneticilerin değil, kimseyi ayrımlaştırmayan, ötekileştirmeyen, herkesin içindeki cevheri keşfeden, bundan 107 yıl önce olduğu gibi herkesi aynı masa etrafında toplayan bir ruhla yeniden buluşmuş oldu. ifadelerini kullandı.- 280 bin kişi katkı verdiYılmaz, söz konusu ciltlerde yer alan 200'den fazla fotoğrafın her birinin uzun yıllara yayılan emek ve hikayeler barındırdığını, kamu kuruluşlarınca çekilen karelerin de bu arşiv içerisinde bulunduğunu bildirdi.Seyir Defteri ile Başkentin tüm renklerinin aynı masada buluştuğunu dile getiren Yılmaz, esere yaklaşık 280 bin kişinin katkı verdiğini söyledi.Katkı verenlerin Ankara'nın bütün renklerini ve kentin en anlamlı özetini oluşturduklarını vurgulayan Yılmaz, çalışmanın politik bir dil barındırmadığını aktardı.Yılmaz, Türkiye'nin demokratik ve yerel yönetim kültürüne katkı sunacak, bütün siyasi partilerin ilgisini çekecek bir hikaye oluşturduk. dedi.- Seyir Defteri dijital platforma taşınacakSiyasi parti liderlerini ziyaret ederek çalışmayı takdim ettiklerini anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:Parti ayırt etmeden bütün siyasi partilerin bu içerikten istifade etmesini arzu ettik. Çünkü Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi için aldığımız tavsiye kararlarının tamamını orada grubu olan bütün siyasi partiler oy birliğiyle kabul ediyor. Belediye Kanunu'nun 76. maddesine göre oluşmuş olan bu yapıda 'öteki' yoktur. Herkes bizdendir ve herkes bu kente aittir. Herkesin fikri değerlidir. Herkesin itirazı kutsaldır. Şeffaflıkla herkesin kendi fikrini açıkça söylediği ve kimsenin kimseyi ötekileştirmediği, siyasallaştırmadığı, herkesin aklına, fikrine itibar ettiği büyük bir hikaye var burada ve bu hikayenin kısa özetini göreceksiniz.Halil İbrahim Yılmaz, çalışmada, farklı disiplinlerde siyaset yapmış ve geçmişte bakanlık görevinde bulunmuş isimlerden, kente hizmet etmiş büyükler ile yeni gelen öğrenciler ve çocuklara kadar toplumun her kesiminin görüşünü önemseyip kayıt altına aldıklarını aktardı.Çalışmanın hayata geçirilmesi sürecinde kullanılan her kağıt kadar ağaç diktiklerini ve basılı içerik sayısını sınırlı tuttuklarını belirten Yılmaz, Bin adet bastık ama 20 bin sayfa içeriği de 'Kentine Gel' platformunda dijital ortamda toplayacağız. Taş üstüne taş koyarak bu kentte bugüne kadar oluşturulan bütün içerikleri bu yeni duyguyla, katılım kültürüyle, Z kuşağıyla, Alfa'yla birleştirerek, geçmişin deneyimiyle süzgeçleyerek bu kentin bütün güzelliklerini ayrıca dijital bir platformda toplayacağız. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/akk-nin-seyir-defteri-kentin-gelecegine-isik-tutacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Trabzonspor'un bu sezon finale giden yolda Türkiye Kupası serüveni</title>
      <link>https://www.canligaste.com/trabzonspor-un-bu-sezon-finale-giden-yolda-turkiye-kupasi-seruveni/850169/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/trabzonspor-un-bu-sezon-finale-giden-yolda-turkiye-kupasi-seruveni/850169/</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 11:03:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Trabzon — Bordo-mavililer, 4. turda İmaj Altyapı Vanspor'u eledikten sonra yükseldiği grup maçlarını Galatasaray'ın ardından ikinci sıra bitirdi, çeyrek finalde Samsunspor, yarı finalde de Gençlerbirliği'ni eledi - Karadeniz ekibi, 7 karşılaşmada 17 gol atarken, kalesinde 5 gol gördü]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Trabzon Haberleri — SELÇUK KILIÇ - Ziraat Türkiye Kupası 10. kez müzesine götürmek isteyen Trabzonspor, 4. turdan itibaren yer aldığı kupada finale yükselme başarısı gösterdi. Kupada ilk olarak 4. turda sahasında İmaj Altyapı Vanspor'u konuk eden bordo-mavililer, bu karşılaşmadan 2-0 galip ayrılarak gruplara kaldı.Ziraat Türkiye Kupası A Grubu'nda ilk maçta sahasında Corendon Alanyaspor'a 1-0 mağlup olan Karadeniz ekibi, daha sonra İstanbulspor'u deplasmanda 6-1, sahasında Fethiyespor'u 3-0, İstanbul'da da RAMS Başakşehir'i 4-2'lik sonuçla mağlup etti.Grubu 12 puanla lider Galatasaray'ın ardından 9 puanla ikinci sırada tamamlayan Trabzonspor, çeyrek finalde Samsunspor ile deplasmanda karşılaştı.Samsunspor'u normal süresi ve uzatma bölümü golsüz sona eren karşılaşmada penaltı atışlarıyla 3-1 eleyen bordo-mavililer, yarı finalde de Natura Dünyası Gençlerbirliği'ni 2-1 mağlup ederek finale yükselmeyi başardı.- 17 gol attı, 5 gol yediTrabzonspor, kupada oynadığı 7 karşılaşmada rakip fileleri 17 kez havalandırarak maç başına 2,42 gol ortalamasını yakaladı.Bordo-mavililer, kalesinde ise sadece 5 gol görerek rakiplerine fazla skor üretme şansı vermedi.- Kupanın golcüsü MuçiTrabzonspor'un Ziraat Türkiye Kupası'nda en golcü oyuncusu Muçi oldu. Arnavut oyuncu 4 gol ile takımına kupada en çok skor katkısı yapan isim olurken ara transferde Belçika'nın Anderlecht takımına transfer olan Danylo Sikan da 3 gol ile bu oyuncuyu takip etti.Muçi, Trabzonpor'un Ziraat Türkiye Kupası A Grubu'nda galip geldiği İstanbulspor maçında 2, Fethiyespor maçında 1 gol attı.Arnavut oyuncu, Gençlerbirliği maçında attığı gol ile kupada gol sayısını 4'e yükselterek takımını finale taşıdı. Muçi, ayrıca Samsunspor ile oynanan ve penaltı atışlarına giden karşılaşmada da kullandığı son atışı gole çevirerek turu getiren isim oldu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Trabzon Haberleri — SELÇUK KILIÇ - Ziraat Türkiye Kupası 10. kez müzesine götürmek isteyen Trabzonspor, 4. turdan itibaren yer aldığı kupada finale yükselme başarısı gösterdi. Kupada ilk olarak 4. turda sahasında İmaj Altyapı Vanspor'u konuk eden bordo-mavililer, bu karşılaşmadan 2-0 galip ayrılarak gruplara kaldı.Ziraat Türkiye Kupası A Grubu'nda ilk maçta sahasında Corendon Alanyaspor'a 1-0 mağlup olan Karadeniz ekibi, daha sonra İstanbulspor'u deplasmanda 6-1, sahasında Fethiyespor'u 3-0, İstanbul'da da RAMS Başakşehir'i 4-2'lik sonuçla mağlup etti.Grubu 12 puanla lider Galatasaray'ın ardından 9 puanla ikinci sırada tamamlayan Trabzonspor, çeyrek finalde Samsunspor ile deplasmanda karşılaştı.Samsunspor'u normal süresi ve uzatma bölümü golsüz sona eren karşılaşmada penaltı atışlarıyla 3-1 eleyen bordo-mavililer, yarı finalde de Natura Dünyası Gençlerbirliği'ni 2-1 mağlup ederek finale yükselmeyi başardı.- 17 gol attı, 5 gol yediTrabzonspor, kupada oynadığı 7 karşılaşmada rakip fileleri 17 kez havalandırarak maç başına 2,42 gol ortalamasını yakaladı.Bordo-mavililer, kalesinde ise sadece 5 gol görerek rakiplerine fazla skor üretme şansı vermedi.- Kupanın golcüsü MuçiTrabzonspor'un Ziraat Türkiye Kupası'nda en golcü oyuncusu Muçi oldu. Arnavut oyuncu 4 gol ile takımına kupada en çok skor katkısı yapan isim olurken ara transferde Belçika'nın Anderlecht takımına transfer olan Danylo Sikan da 3 gol ile bu oyuncuyu takip etti.Muçi, Trabzonpor'un Ziraat Türkiye Kupası A Grubu'nda galip geldiği İstanbulspor maçında 2, Fethiyespor maçında 1 gol attı.Arnavut oyuncu, Gençlerbirliği maçında attığı gol ile kupada gol sayısını 4'e yükselterek takımını finale taşıdı. Muçi, ayrıca Samsunspor ile oynanan ve penaltı atışlarına giden karşılaşmada da kullandığı son atışı gole çevirerek turu getiren isim oldu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/trabzonspor-un-bu-sezon-finale-giden-yolda-turkiye-kupasi-seruveni.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İpek kozası sanatı gönüllü kurslarla yaşatılıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ipek-kozasi-sanati-gonullu-kurslarla-yasatiliyor/850168/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ipek-kozasi-sanati-gonullu-kurslarla-yasatiliyor/850168/</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 11:00:09 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Ankara'da bir grup gönüllü kadın, unutulmaya yüz tutan ipek kozası sanatını yaşatmak amacıyla hazırladıkları tablo, çiçek ve dekoratif eserlerle ev hanımları için ekonomik katkı sağlamayı hedefliyor - Eğitmen Bediha Sağcan: - Ben istiyorum ki bunu genç hanımlar özellikle öğrensin ki devam ettirebilsinler. Yoksa bir anlamı yok bence. Çünkü kaybolmuş bir sanat dalı. Ayrıca insanı dinlendirme yönünden gerçekten faydalı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — FATMA NUR CANDAN - Ankara'da bir araya gelen gönüllü kadınlar, eğitmen Bediha Sağcan'ın öncülüğünde unutulmaya yüz tutan ipek kozası sanatını yaşatmak için el emeği eserler üretiyor.Ankara İzciler Derneği Yetişkin Eğitimi Kursu bünyesinde hazırlanan Kozanın Büyüsü El Sanatları Sergisi'nde, ipek kozasından yapılan tablolar, çiçekler ve dekoratif ürünler ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor.Nuri Pakdil Edebiyat Müzesi'nde açılan sergide yer alan eserler, yaklaşık 19 yıldır gönüllü olarak kurslar düzenleyen Bediha Sağcan'ın öncülüğünde hazırlanıyor.Sağcan, ipek kozasından hazırladıkları eserlerle hem kaybolmaya yüz tutan ipek koza sanatını yaşatmayı hem de özellikle ev hanımları için ekonomik katkı sağlayabilecek bir üretim alanı oluşturmayı hedefliyor.- Kozanın gerçekten bir büyüsü varSağcan, AA muhabirine, emekli öğretmen ve izci lideri olduğunu, ipek koza sanatını ise yıllar önce KKTC'de öğrendiğini anlattı.Eşinin görevi nedeniyle gittiği Kıbrıs'ta bu sanatla tanıştığını belirten Sağcan, ipek kozası sanatının zamanla kendisini de etkilediğini dile getirdi.Sağcan, Kozanın gerçekten bir büyüsü var. Tablolar yapıldığında bakıyoruz insanı dinlendiriyor. dedi.İzcilik çalışmaları kapsamında ipek kozası üzerine kapsamlı bir tez hazırladığını anlatan Sağcan, araştırmaları sırasında bu sanatın 1700'lü yıllarda kadınlar tarafından yapıldığını öğrendiğini ifade etti.Sağcan, KKTC'den Türkiye'ye döndükten sonra ipek kozası sanatının kaybolmaya yüz tuttuğunu fark ettiğini belirterek, O dönem Çıraklık Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü bünyesinde 168 saatlik bir program hazırladık. Daha sonra halk eğitim merkezlerinde de uygulanmaya başlandı. diye konuştu.- Kozanın insanı dinlendiren bir yönü varSon yıllarda halk eğitim merkezlerinde bu alana yeterince yer verilmediğini belirten Sağcan, yaş sınırı nedeniyle artık görev alamadığını ancak bu sanat dalını yaşatmak için çalışmalarını Ankara İzci Evi'nde gönüllü olarak sürdürdüğünü söyledi.Yaklaşık 15 yıldır burada kurslar düzenlediğini anlatan Sağcan, yıllar içinde kursiyerlerle güçlü bir bağ kurduklarını ifade ederek, şunları kaydetti:Öyle bir şey oldu ki senelerce gelen arkadaşlar bırakmadılar. Onların adını da 'Sevgi Çiçeği' koydum. Gerçekten gelenler genelde doktor, emekli öğretmenler, mühendis, yani hakikaten kültürel yönden üstün kişiler. Ben Kıbrıs'ta bunu basit bir şekilde öğrenmiştim. Hani derler ya öğretmen öğretirken öğrenen ulvi cahildir diye. O ulvi cahilliği bana gelen o kursiyerlerle çok büyük bir boyuta geçirdik. Çok güzel şeyler yaptık.Ortaya çıkan eserlerin ilgi gördüğünü ancak yeterince tanınmadığı için satış konusunda zorluk yaşadıklarını dile getiren Sağcan, Kozanın insanı dinlendiren bir yönü var. Ben buna emeklilerin ilacı diyorum. dedi.Sağcan, Benim arzum gençlere öğretmek, bunu devam ettirmek. Tek amacım bu. Erkeklere bile ders verdim ben. Genç lise öğrencisi geldi. Ben istiyorum ki bunu genç hanımlar özellikle öğrensin ki devam ettirebilsinler. Yoksa bir anlamı yok bence. Çünkü kaybolmuş bir sanat dalı. Ayrıca insanı dinlendirme yönünden gerçekten faydalı. diye konuştu.İpek kozası çalışmalarının ev hanımları için ekonomik katkı sağlayabilecek bir alan oluşturabileceğine dikkati çeken Sağcan, küçük aksesuar ve yaka çiçeklerinin ilgi gördüğünü, ürünlerin daha geniş çevrelere ulaşması halinde satış imkanının da artacağını kaydetti.- Sadece beyaz dut yaprağıyla besleniyorİpek böceğinin yetiştirilme sürecine ilişkin bilgi veren Sağcan, kozaların yaklaşık 40-45 günlük süreçte oluştuğunu, bir kozada yaklaşık 900 ila 1500 metre arasında ipek bulunduğunu anlattı.Sağcan, böceklerin yalnızca beyaz dut yaprağıyla beslendiğini, farklı yaprakların ise ölümlerine neden olabildiğini söyledi.İpeğin dayanıklılığı ve yapısıyla tarih boyunca öne çıktığını dile getiren Sağcan, ipeğin insanı rahatlatan ve teri emen özellikleri nedeniyle geçmişte daha çok saray çevreleri ve ekonomik durumu güçlü kişiler tarafından tercih edildiğini söyledi.- Doğal ürünlerle renklendiriliyorEserlerin ortaya çıkış sürecinden de bahseden Sağcan, çalışmaların temel olarak makas, yapıştırıcı ve kozaların katman katman açılmasıyla şekillendiğini anlattı.Kozaların bazen 7 kata kadar ayrılabildiğini belirten Sağcan, Nasıl bir çiçek yapacaksak onu önceden belirliyoruz. Ona göre kesiyoruz. dedi.Kursiyerlerin çiçek ve figürleri hazırladığını, tasarım aşamasında ise birlikte çalıştıklarını ifade eden Sağcan, soğan kabuğu, limon, nar kabuğu, mor marul ve ceviz yaprağı gibi ürünlerle renklendirme yaptıklarını anlattı.Şu anda 12 kişilik ekiple çalıştıklarını belirten Sağcan, kursiyerlerin zamanla bu işe bağlandığını kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — FATMA NUR CANDAN - Ankara'da bir araya gelen gönüllü kadınlar, eğitmen Bediha Sağcan'ın öncülüğünde unutulmaya yüz tutan ipek kozası sanatını yaşatmak için el emeği eserler üretiyor.Ankara İzciler Derneği Yetişkin Eğitimi Kursu bünyesinde hazırlanan Kozanın Büyüsü El Sanatları Sergisi'nde, ipek kozasından yapılan tablolar, çiçekler ve dekoratif ürünler ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor.Nuri Pakdil Edebiyat Müzesi'nde açılan sergide yer alan eserler, yaklaşık 19 yıldır gönüllü olarak kurslar düzenleyen Bediha Sağcan'ın öncülüğünde hazırlanıyor.Sağcan, ipek kozasından hazırladıkları eserlerle hem kaybolmaya yüz tutan ipek koza sanatını yaşatmayı hem de özellikle ev hanımları için ekonomik katkı sağlayabilecek bir üretim alanı oluşturmayı hedefliyor.- Kozanın gerçekten bir büyüsü varSağcan, AA muhabirine, emekli öğretmen ve izci lideri olduğunu, ipek koza sanatını ise yıllar önce KKTC'de öğrendiğini anlattı.Eşinin görevi nedeniyle gittiği Kıbrıs'ta bu sanatla tanıştığını belirten Sağcan, ipek kozası sanatının zamanla kendisini de etkilediğini dile getirdi.Sağcan, Kozanın gerçekten bir büyüsü var. Tablolar yapıldığında bakıyoruz insanı dinlendiriyor. dedi.İzcilik çalışmaları kapsamında ipek kozası üzerine kapsamlı bir tez hazırladığını anlatan Sağcan, araştırmaları sırasında bu sanatın 1700'lü yıllarda kadınlar tarafından yapıldığını öğrendiğini ifade etti.Sağcan, KKTC'den Türkiye'ye döndükten sonra ipek kozası sanatının kaybolmaya yüz tuttuğunu fark ettiğini belirterek, O dönem Çıraklık Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü bünyesinde 168 saatlik bir program hazırladık. Daha sonra halk eğitim merkezlerinde de uygulanmaya başlandı. diye konuştu.- Kozanın insanı dinlendiren bir yönü varSon yıllarda halk eğitim merkezlerinde bu alana yeterince yer verilmediğini belirten Sağcan, yaş sınırı nedeniyle artık görev alamadığını ancak bu sanat dalını yaşatmak için çalışmalarını Ankara İzci Evi'nde gönüllü olarak sürdürdüğünü söyledi.Yaklaşık 15 yıldır burada kurslar düzenlediğini anlatan Sağcan, yıllar içinde kursiyerlerle güçlü bir bağ kurduklarını ifade ederek, şunları kaydetti:Öyle bir şey oldu ki senelerce gelen arkadaşlar bırakmadılar. Onların adını da 'Sevgi Çiçeği' koydum. Gerçekten gelenler genelde doktor, emekli öğretmenler, mühendis, yani hakikaten kültürel yönden üstün kişiler. Ben Kıbrıs'ta bunu basit bir şekilde öğrenmiştim. Hani derler ya öğretmen öğretirken öğrenen ulvi cahildir diye. O ulvi cahilliği bana gelen o kursiyerlerle çok büyük bir boyuta geçirdik. Çok güzel şeyler yaptık.Ortaya çıkan eserlerin ilgi gördüğünü ancak yeterince tanınmadığı için satış konusunda zorluk yaşadıklarını dile getiren Sağcan, Kozanın insanı dinlendiren bir yönü var. Ben buna emeklilerin ilacı diyorum. dedi.Sağcan, Benim arzum gençlere öğretmek, bunu devam ettirmek. Tek amacım bu. Erkeklere bile ders verdim ben. Genç lise öğrencisi geldi. Ben istiyorum ki bunu genç hanımlar özellikle öğrensin ki devam ettirebilsinler. Yoksa bir anlamı yok bence. Çünkü kaybolmuş bir sanat dalı. Ayrıca insanı dinlendirme yönünden gerçekten faydalı. diye konuştu.İpek kozası çalışmalarının ev hanımları için ekonomik katkı sağlayabilecek bir alan oluşturabileceğine dikkati çeken Sağcan, küçük aksesuar ve yaka çiçeklerinin ilgi gördüğünü, ürünlerin daha geniş çevrelere ulaşması halinde satış imkanının da artacağını kaydetti.- Sadece beyaz dut yaprağıyla besleniyorİpek böceğinin yetiştirilme sürecine ilişkin bilgi veren Sağcan, kozaların yaklaşık 40-45 günlük süreçte oluştuğunu, bir kozada yaklaşık 900 ila 1500 metre arasında ipek bulunduğunu anlattı.Sağcan, böceklerin yalnızca beyaz dut yaprağıyla beslendiğini, farklı yaprakların ise ölümlerine neden olabildiğini söyledi.İpeğin dayanıklılığı ve yapısıyla tarih boyunca öne çıktığını dile getiren Sağcan, ipeğin insanı rahatlatan ve teri emen özellikleri nedeniyle geçmişte daha çok saray çevreleri ve ekonomik durumu güçlü kişiler tarafından tercih edildiğini söyledi.- Doğal ürünlerle renklendiriliyorEserlerin ortaya çıkış sürecinden de bahseden Sağcan, çalışmaların temel olarak makas, yapıştırıcı ve kozaların katman katman açılmasıyla şekillendiğini anlattı.Kozaların bazen 7 kata kadar ayrılabildiğini belirten Sağcan, Nasıl bir çiçek yapacaksak onu önceden belirliyoruz. Ona göre kesiyoruz. dedi.Kursiyerlerin çiçek ve figürleri hazırladığını, tasarım aşamasında ise birlikte çalıştıklarını ifade eden Sağcan, soğan kabuğu, limon, nar kabuğu, mor marul ve ceviz yaprağı gibi ürünlerle renklendirme yaptıklarını anlattı.Şu anda 12 kişilik ekiple çalıştıklarını belirten Sağcan, kursiyerlerin zamanla bu işe bağlandığını kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Avustralya'da X'e çocuk istismarı içerikleriyle mücadelede şeffaflık ihlalinden 650 bin dolar ceza</title>
      <link>https://www.canligaste.com/avustralya-da-x-e-cocuk-istismari-icerikleriyle-mucadelede-seffaflik-ihlalinden-650-bin-dolar-ceza/850167/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/avustralya-da-x-e-cocuk-istismari-icerikleriyle-mucadelede-seffaflik-ihlalinden-650-bin-dolar-ceza/850167/</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:57:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Avustralya'da federal mahkeme, ABD merkezli X şirketini çocuk istismarı içerikleriyle mücadeleye ilişkin bilgi vermediği gerekçesiyle 650 bin Avustralya doları para cezasına çarptırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Avustralya'da federal mahkeme, ABD merkezli X şirketini çocuk istismarı içerikleriyle mücadeleye ilişkin bilgi vermediği gerekçesiyle 650 bin Avustralya doları para cezasına çarptırdı.ABC News'in haberine göre, mahkeme X'in Avustralya Çevrim içi Güvenlik Komiserliği (eSafety) tarafından 2023'te talep edilen şeffaflık raporunu zamanında sağlamayarak Çevrim içi Güvenlik Yasası'nı ihlal ettiğine hükmetti.Mahkeme kararına göre, X'e çocuk cinsel istismarı içerikleriyle mücadeleye ilişkin eSafety'ye bilgi vermemesi nedeniyle 650 bin Avustralya doları para cezası verildi.Yargıç Michael Wheelahan, X'in aynı zamanda dava masrafları için de 45 gün içinde 100 bin Avustralya doları ödeyeceği bilgisini paylaştı.- Üç yıllık hukuk mücadelesi son bulduMahkeme kararı, X'in eSafety'nin sorularını yanıtlama zorunluluğu bulunmadığını savunmasıyla başlayan üç yıllık hukuk mücadelesini de sonlandırdı.eSafety'nin avukatı Christopher Tran, duruşmada yaptığı konuşmada, X'in 22 Şubat 2023'te talep edilen şeffaflık taleplerine yanıtlarının yetersiz kalarak Avustralya Çevrim içi Güvenlik Yasası'nı ihlal ettiğini ve X'in de bunu kabul ettiğini belirtti.Şirketin söz konusu soruları yanıtlaması için yasal olarak 29 Mart 2023'e kadar süresi bulunuyordu.X'in avukatı Perry Herzfeld ise mahkemede yaptığı savunmada, mevzuata aykırı eylemlerin 5 Mayıs 2023'ten sonra devam ettiğine dair bir iddia bulunmadığına dikkati çekerek, söz konusu dönemin Elon Musk'ın şirketi satın alma sürecine denk geldiğini, şirkette büyük bir değişim ve geçiş yaşandığını ifade etti.Çevrim içi güvenlik bildirimi, 22 Şubat'ta önceki adıyla Twitter Inc. şirketine gönderilmiş ancak şirket Mart 2023'te X şirketiyle birleşmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Avustralya'da federal mahkeme, ABD merkezli X şirketini çocuk istismarı içerikleriyle mücadeleye ilişkin bilgi vermediği gerekçesiyle 650 bin Avustralya doları para cezasına çarptırdı.ABC News'in haberine göre, mahkeme X'in Avustralya Çevrim içi Güvenlik Komiserliği (eSafety) tarafından 2023'te talep edilen şeffaflık raporunu zamanında sağlamayarak Çevrim içi Güvenlik Yasası'nı ihlal ettiğine hükmetti.Mahkeme kararına göre, X'e çocuk cinsel istismarı içerikleriyle mücadeleye ilişkin eSafety'ye bilgi vermemesi nedeniyle 650 bin Avustralya doları para cezası verildi.Yargıç Michael Wheelahan, X'in aynı zamanda dava masrafları için de 45 gün içinde 100 bin Avustralya doları ödeyeceği bilgisini paylaştı.- Üç yıllık hukuk mücadelesi son bulduMahkeme kararı, X'in eSafety'nin sorularını yanıtlama zorunluluğu bulunmadığını savunmasıyla başlayan üç yıllık hukuk mücadelesini de sonlandırdı.eSafety'nin avukatı Christopher Tran, duruşmada yaptığı konuşmada, X'in 22 Şubat 2023'te talep edilen şeffaflık taleplerine yanıtlarının yetersiz kalarak Avustralya Çevrim içi Güvenlik Yasası'nı ihlal ettiğini ve X'in de bunu kabul ettiğini belirtti.Şirketin söz konusu soruları yanıtlaması için yasal olarak 29 Mart 2023'e kadar süresi bulunuyordu.X'in avukatı Perry Herzfeld ise mahkemede yaptığı savunmada, mevzuata aykırı eylemlerin 5 Mayıs 2023'ten sonra devam ettiğine dair bir iddia bulunmadığına dikkati çekerek, söz konusu dönemin Elon Musk'ın şirketi satın alma sürecine denk geldiğini, şirkette büyük bir değişim ve geçiş yaşandığını ifade etti.Çevrim içi güvenlik bildirimi, 22 Şubat'ta önceki adıyla Twitter Inc. şirketine gönderilmiş ancak şirket Mart 2023'te X şirketiyle birleşmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/avustralya-da-x-e-cocuk-istismari-icerikleriyle-mucadelede-seffaflik-ihlalinden-650-bin-dolar-ceza.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İstanbul İhracatçı Birliklerinden yılın ilk dört ayında 4,2 milyar dolarlık ihracat</title>
      <link>https://www.canligaste.com/istanbul-ihracatci-birliklerinden-yilin-ilk-dort-ayinda-4-2-milyar-dolarlik-ihracat/850165/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/istanbul-ihracatci-birliklerinden-yilin-ilk-dort-ayinda-4-2-milyar-dolarlik-ihracat/850165/</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:57:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — İİB Koordinatör Başkanı Erkan Özkan: - İstanbul İhracatçı Birlikleri olarak, yılın ilk dört ayını 2025'in aynı dönemine kıyasla yüksek oranlı bir ihracat artışıyla kapatarak başarılı bir döneme imza attık]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB), yılın ilk dört ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,9 artışla 4 milyar 236 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.İİB’den yapılan açıklamaya göre Birlik, bünyesinde bulunan 7 ihracatçı birliğine üye, farklı şehirlerde faaliyet gösteren 20 bini aşkın firmayla 183 ülke pazarına ürün sattı. Birliğin ülke ihracatındaki payı yüzde 5,4 oldu.Birlik, nisanda ise geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 35,8 artışla 1 milyar 314 milyon dolarlık ihracat yaptı.İİB, yılın ilk dört ayında değer bazında en fazla ihracatı 234 milyon dolarla Birleşik Krallık’a gerçekleştirdi. Birleşik Krallık’a en fazla gemi ile kağıt ve karton ürünleri satıldı.Birleşik Krallık’ın ardından değer bazında en fazla ihracat yapılan ülkeler Almanya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Norveç ve Irak oldu.İİB tarafından yapılan ihracatta Almanya’ya fındık ve mamulleri ile kağıt ve karton ürünleri, ABD’ye hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri, şeker ve şekerli mamuller alt sektörü ile kağıt ve karton ürünleri, Norveç’e gemi, Irak’a ise ağaç ve orman ürünleri ile hayvansal mamuller ön plana çıktı.Ülke grupları baz alındığında ise İİB’nin en fazla ihracat yaptığı bölge, 1 milyar 163 milyon dolarla Avrupa Birliği (AB) ülkeleri oldu. AB’ye yapılan ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18,3 arttı.Yılın ilk dört ayında İİB bünyesinde bulunan birlikler arasında en yüksek ihracatı yaklaşık 1 milyar 177 milyon dolarla İstanbul Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği gerçekleştirdi.Onu yaklaşık 1 milyar 176 milyon dolarla İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR), 932 milyon dolarla Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYHİB), 380,5 milyon dolarla İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (İSHİB), yaklaşık 334 milyon dolarla İstanbul Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İFMİB), 186 milyon dolarla İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği ve yaklaşık 103 milyon dolarla İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KUMİB) izledi.- “Sürdürülebilir ve dengeli bir ihracat yapısını kararlılıkla inşa edeceğiz”Açıklamada görüşlerine yer verilen İİB Koordinatör Başkanı Erkan Özkan, birliğin 20 bini aşkın aktif üyesi olduğunu belirterek, “İstanbul İhracatçı Birlikleri olarak, yılın ilk dört ayını 2025’in aynı dönemine kıyasla yüksek oranlı bir ihracat artışıyla kapatarak başarılı bir döneme imza attık.” ifadelerini kullandı.Nisan ayının kurumsal etkinlikler ve çalışmalar açısından oldukça yoğun geçtiğini kaydeden Özkan, Genel Sekreterliğe bağlı birliklerin olağan seçimli genel kurul toplantılarını üye ihracatçı firmaların geniş katılımıyla gerçekleştirdiklerini belirtti.Hedef pazarlarda da çalışmalarını sürdürdüklerini aktaran Özkan, şu değerlendirmede bulundu:“Su ürünleri sektöründe dünyanın en önemli fuarı kabul edilen Seafood Expo Global 2026’da, İSHİB’in düzenlediği milli katılım organizasyonuyla ülkemizden 16 firmamız ürünlerini başarıyla sergiledi. Ayrıca, kağıt ambalaj sektörüne yönelik gerçekleştirdiğimiz New York Sektörel Ticaret Heyeti organizasyonuyla Türk ihracatçılarımız ile Amerikalı ithalatçıları verimli işbirlikleri için bir araya getirdik. Ticari faaliyetlerimizin yanı sıra eğitimlerimize de ara vermeden devam ettik.Bu kapsamda, İhracatın Finansmanında İhracatı Geliştirme AŞ konulu eğitim düzenledik. Seçimlerden sonraki yeni dönemde hedefimiz, İİB olarak yalnızca mevcut başarılarımızı korumakla kalmayıp, yeni pazarlara açılarak, katma değerli üretimi artırarak ve sektörlerimizin küresel rekabet gücünü daha da yukarı taşıyarak güçlü bir büyüme ivmesi yakalamaktır. Tüm paydaşlarımızla tam bir sinerji içinde hareket ederek, sürdürülebilir ve dengeli bir ihracat yapısını kararlılıkla inşa edeceğiz.”]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB), yılın ilk dört ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,9 artışla 4 milyar 236 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.İİB’den yapılan açıklamaya göre Birlik, bünyesinde bulunan 7 ihracatçı birliğine üye, farklı şehirlerde faaliyet gösteren 20 bini aşkın firmayla 183 ülke pazarına ürün sattı. Birliğin ülke ihracatındaki payı yüzde 5,4 oldu.Birlik, nisanda ise geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 35,8 artışla 1 milyar 314 milyon dolarlık ihracat yaptı.İİB, yılın ilk dört ayında değer bazında en fazla ihracatı 234 milyon dolarla Birleşik Krallık’a gerçekleştirdi. Birleşik Krallık’a en fazla gemi ile kağıt ve karton ürünleri satıldı.Birleşik Krallık’ın ardından değer bazında en fazla ihracat yapılan ülkeler Almanya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Norveç ve Irak oldu.İİB tarafından yapılan ihracatta Almanya’ya fındık ve mamulleri ile kağıt ve karton ürünleri, ABD’ye hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri, şeker ve şekerli mamuller alt sektörü ile kağıt ve karton ürünleri, Norveç’e gemi, Irak’a ise ağaç ve orman ürünleri ile hayvansal mamuller ön plana çıktı.Ülke grupları baz alındığında ise İİB’nin en fazla ihracat yaptığı bölge, 1 milyar 163 milyon dolarla Avrupa Birliği (AB) ülkeleri oldu. AB’ye yapılan ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18,3 arttı.Yılın ilk dört ayında İİB bünyesinde bulunan birlikler arasında en yüksek ihracatı yaklaşık 1 milyar 177 milyon dolarla İstanbul Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği gerçekleştirdi.Onu yaklaşık 1 milyar 176 milyon dolarla İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR), 932 milyon dolarla Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYHİB), 380,5 milyon dolarla İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (İSHİB), yaklaşık 334 milyon dolarla İstanbul Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İFMİB), 186 milyon dolarla İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği ve yaklaşık 103 milyon dolarla İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KUMİB) izledi.- “Sürdürülebilir ve dengeli bir ihracat yapısını kararlılıkla inşa edeceğiz”Açıklamada görüşlerine yer verilen İİB Koordinatör Başkanı Erkan Özkan, birliğin 20 bini aşkın aktif üyesi olduğunu belirterek, “İstanbul İhracatçı Birlikleri olarak, yılın ilk dört ayını 2025’in aynı dönemine kıyasla yüksek oranlı bir ihracat artışıyla kapatarak başarılı bir döneme imza attık.” ifadelerini kullandı.Nisan ayının kurumsal etkinlikler ve çalışmalar açısından oldukça yoğun geçtiğini kaydeden Özkan, Genel Sekreterliğe bağlı birliklerin olağan seçimli genel kurul toplantılarını üye ihracatçı firmaların geniş katılımıyla gerçekleştirdiklerini belirtti.Hedef pazarlarda da çalışmalarını sürdürdüklerini aktaran Özkan, şu değerlendirmede bulundu:“Su ürünleri sektöründe dünyanın en önemli fuarı kabul edilen Seafood Expo Global 2026’da, İSHİB’in düzenlediği milli katılım organizasyonuyla ülkemizden 16 firmamız ürünlerini başarıyla sergiledi. Ayrıca, kağıt ambalaj sektörüne yönelik gerçekleştirdiğimiz New York Sektörel Ticaret Heyeti organizasyonuyla Türk ihracatçılarımız ile Amerikalı ithalatçıları verimli işbirlikleri için bir araya getirdik. Ticari faaliyetlerimizin yanı sıra eğitimlerimize de ara vermeden devam ettik.Bu kapsamda, İhracatın Finansmanında İhracatı Geliştirme AŞ konulu eğitim düzenledik. Seçimlerden sonraki yeni dönemde hedefimiz, İİB olarak yalnızca mevcut başarılarımızı korumakla kalmayıp, yeni pazarlara açılarak, katma değerli üretimi artırarak ve sektörlerimizin küresel rekabet gücünü daha da yukarı taşıyarak güçlü bir büyüme ivmesi yakalamaktır. Tüm paydaşlarımızla tam bir sinerji içinde hareket ederek, sürdürülebilir ve dengeli bir ihracat yapısını kararlılıkla inşa edeceğiz.”]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Doğum istatistikleri (2)</title>
      <link>https://www.canligaste.com/dogum-istatistikleri-2/850163/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/dogum-istatistikleri-2/850163/</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:54:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Toplam doğurganlık hızının geçen yıl en yüksek gerçekleştiği il 3,15 çocukla Şanlıurfa oldu - Doğurganlık hızının en yüksek olduğu yaş grubu 25-29 olarak belirlendi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Türkiye'de toplam doğurganlık hızının 2025'te en yüksek gerçekleştiği kent 3,15 çocukla Şanlıurfa olarak kayıtlara geçti.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin doğum istatistiklerini açıkladı.Buna göre, geçen yıl en yüksek toplam doğurganlık hızı 3,15 çocukla Şanlıurfa'da kaydedildi. Bu ili 2,53 ile Şırnak, 2,23 ile Mardin izledi. Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu il ise 1,09 çocuk ile Bartın oldu. Bu illerin ardından 1,1 çocukla İzmir, 1,11'er çocukla Eskişehir, Ankara ve Zonguldak geldi.Toplam doğurganlık hızı 2017'de nüfusun yenilenme seviyesinin altına düşmüştü. O yıl 57 ilin toplam doğurganlık hızı 2,1'in altında iken 2025'te söz konusu il sayısı 76'ya çıktı.Bu hızın 1,5'in altında kaldığı il sayısı 2017'de 4 iken 2025'te 59 oldu. Toplam doğurganlık hızının 3 çocuk ve üzerinde olduğu il sayısı 2017'de 10 iken 2025'te sadece Şanlıurfa kaldı.Toplam doğurganlık hızının Avrupa Birliği (AB) üye ülkeleri ortalaması 2024 yılında 1,34 çocuk olarak kayıtlara geçti. AB üyesi 27 ülkenin toplam doğurganlık hızları incelendiğinde, 2024 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızına sahip ülke 1,72 çocukla Bulgaristan oldu. En düşük doğurganlık hızına sahip ülke ise 1,01 çocuk ile Malta olarak kayıtlara geçti.Toplam doğurganlık hızı 2025'te binde 1,42 çocuk olan Türkiye, AB üyesi ülkeler arasında 11. sırada yer aldı.- Eğitim seviyesi yükseldikçe doğurganlık hızı düşüyorAnnenin eğitim durumuna göre toplam doğurganlık hızı incelendiğinde, 2025'te en yüksek toplam doğurganlık hızı ilkokul mezunu anneler için 2,51 çocuk iken en düşük toplam doğurganlık hızı yüksek öğretim mezunu anneler için 1,24 çocuk olarak kaydedildi.Çalışma kapsamında, Mekansal Adres Kayıt Sistemi'nin (MAKS) kullanılmaya başlanmasıyla fiili kent-kır yapısını daha doğru yansıtan yoğun kent, orta yoğun kent ve kır ayrımında oluşturulan yeni bir sınıflama da yapıldı.Buna göre, 2025'te kır olarak sınıflandırılan yerlerde toplam doğurganlık hızı 1,75 çocuk iken orta yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde 1,53 ve yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde 1,33 çocuk oldu.Bin nüfus başına düşen canlı doğum sayısını ifade eden kaba doğum hızı, 2001 yılında binde 20,3 iken 2025'te binde 10,4 oldu. Buna göre, 2001'de bin nüfus başına 20,3, 2025'te ise 10,4 doğum düştü.- Doğurganlık hızının en yüksek olduğu yaş grubu 25-29Belli bir yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade eden yaşa özel doğurganlık hızı, 2001 yılında en yüksek binde 144 ile 20-24 yaş grubunda iken 2025 yılında binde 96 ile 25-29 yaş grubunda görüldü. Bu durum, doğurganlığın kadının daha ileri yaşlarında gerçekleştiğini gösterdi.Adölesan doğurganlık hızı, 15-19 yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade ederken 2001 yılında binde 49 olan söz konusu hız 2025 yılında binde 9'a geriledi. Buna göre, geçen yıl 15-19 yaş grubundaki her bin kadın başına 9 doğum düştü.Annenin son iki doğumu arasındaki ortalama süresi incelendiğinde, bu süre 2020'de 4,6 yıl iken 2025'te 4,8 yıl oldu.Geçen yıl ikinci doğumunu yapan annelerin ilk gerçekleştirdiği doğumuyla bu doğumu arasındaki ortalama süre 4,3 yıl olarak kaydedildi. Doğum yapan annelerden 2025'te üçüncü doğumunu gerçekleştirenlerin ikinci doğumu ile arasındaki ortalama süre ise 5,5 yıl oldu.Doğum yapan annelerden 2025'te ikinci doğumunu gerçekleştirenlerin birinci doğumu arasındaki ortalama sürenin en uzun olduğu ilin geçen yıl 5,5 yılla Kırklareli olduğu görüldü. Bu ili 5,2 yılla Bartın, 5,1'er yılla Çanakkale, Eskişehir, Kütahya, Bilecik, Denizli ve Bolu izledi.Annenin ikinci ile birinci doğumu arasındaki ortalama sürenin en kısa olduğu ilin 2025'te 2,7 yıl ile Şanlıurfa olduğu belirlenirken bu ili 3 yılla Şırnak, 3,1 yıl ile Muş takip etti.- Doğum yapan annelerin ortalama yaşı 29,4Doğumlarını 2001 yılında gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı 26,7 iken 2025 yılında 29,4 oldu. İlk doğumunu geçen yıl gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı ise 27,5 olarak belirlendi.İlk doğumdaki ortalama anne yaşı illere göre incelendiğinde, 2025 yılında ilk doğumda ortalama anne yaşının en yüksek olduğu il 29 ile Artvin olurken bu ili 28,9'ar yaşla İstanbul ve Tunceli, 28,7'şer yaşla Rize, Trabzon ve İzmir takip etti.İlk doğumdaki ortalama anne yaşının en düşük olduğu iller ise 24,4 yaş ile Şanlıurfa oldu. Bu ili 24,7 yaşla Ağrı, 24,9 yaşla Muş izledi.- Doğumların yüzde 3,3'ü çoğulÇoğul doğum sayısı 2025 yılında 29 bin 60 oldu. Doğumların 2025'te yüzde 3,3'ü çoğul doğum iken bunların yüzde 96,8'i ikiz, yüzde 3,1'i üçüz ve yüzde 0,1'i dördüz ve daha fazla bebek olarak gerçekleşti.Sırasına göre doğumlar incelendiğinde, 2015 yılında doğumların yüzde 36,1'i ilk, yüzde 31,9'u ikinci, yüzde 18,2'si üçüncü, yüzde 12,8'i ise dördüncü ve üzeri doğum olarak gerçekleşirken 2025'te doğumların yüzde 42,8'inin ilk, yüzde 30,5'inin ikinci, yüzde 15,5'inin üçüncü, yüzde 10,8'inin ise dördüncü ve üzeri doğum olarak gerçekleştiği görüldü.(Bitti)]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Türkiye'de toplam doğurganlık hızının 2025'te en yüksek gerçekleştiği kent 3,15 çocukla Şanlıurfa olarak kayıtlara geçti.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin doğum istatistiklerini açıkladı.Buna göre, geçen yıl en yüksek toplam doğurganlık hızı 3,15 çocukla Şanlıurfa'da kaydedildi. Bu ili 2,53 ile Şırnak, 2,23 ile Mardin izledi. Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu il ise 1,09 çocuk ile Bartın oldu. Bu illerin ardından 1,1 çocukla İzmir, 1,11'er çocukla Eskişehir, Ankara ve Zonguldak geldi.Toplam doğurganlık hızı 2017'de nüfusun yenilenme seviyesinin altına düşmüştü. O yıl 57 ilin toplam doğurganlık hızı 2,1'in altında iken 2025'te söz konusu il sayısı 76'ya çıktı.Bu hızın 1,5'in altında kaldığı il sayısı 2017'de 4 iken 2025'te 59 oldu. Toplam doğurganlık hızının 3 çocuk ve üzerinde olduğu il sayısı 2017'de 10 iken 2025'te sadece Şanlıurfa kaldı.Toplam doğurganlık hızının Avrupa Birliği (AB) üye ülkeleri ortalaması 2024 yılında 1,34 çocuk olarak kayıtlara geçti. AB üyesi 27 ülkenin toplam doğurganlık hızları incelendiğinde, 2024 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızına sahip ülke 1,72 çocukla Bulgaristan oldu. En düşük doğurganlık hızına sahip ülke ise 1,01 çocuk ile Malta olarak kayıtlara geçti.Toplam doğurganlık hızı 2025'te binde 1,42 çocuk olan Türkiye, AB üyesi ülkeler arasında 11. sırada yer aldı.- Eğitim seviyesi yükseldikçe doğurganlık hızı düşüyorAnnenin eğitim durumuna göre toplam doğurganlık hızı incelendiğinde, 2025'te en yüksek toplam doğurganlık hızı ilkokul mezunu anneler için 2,51 çocuk iken en düşük toplam doğurganlık hızı yüksek öğretim mezunu anneler için 1,24 çocuk olarak kaydedildi.Çalışma kapsamında, Mekansal Adres Kayıt Sistemi'nin (MAKS) kullanılmaya başlanmasıyla fiili kent-kır yapısını daha doğru yansıtan yoğun kent, orta yoğun kent ve kır ayrımında oluşturulan yeni bir sınıflama da yapıldı.Buna göre, 2025'te kır olarak sınıflandırılan yerlerde toplam doğurganlık hızı 1,75 çocuk iken orta yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde 1,53 ve yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde 1,33 çocuk oldu.Bin nüfus başına düşen canlı doğum sayısını ifade eden kaba doğum hızı, 2001 yılında binde 20,3 iken 2025'te binde 10,4 oldu. Buna göre, 2001'de bin nüfus başına 20,3, 2025'te ise 10,4 doğum düştü.- Doğurganlık hızının en yüksek olduğu yaş grubu 25-29Belli bir yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade eden yaşa özel doğurganlık hızı, 2001 yılında en yüksek binde 144 ile 20-24 yaş grubunda iken 2025 yılında binde 96 ile 25-29 yaş grubunda görüldü. Bu durum, doğurganlığın kadının daha ileri yaşlarında gerçekleştiğini gösterdi.Adölesan doğurganlık hızı, 15-19 yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade ederken 2001 yılında binde 49 olan söz konusu hız 2025 yılında binde 9'a geriledi. Buna göre, geçen yıl 15-19 yaş grubundaki her bin kadın başına 9 doğum düştü.Annenin son iki doğumu arasındaki ortalama süresi incelendiğinde, bu süre 2020'de 4,6 yıl iken 2025'te 4,8 yıl oldu.Geçen yıl ikinci doğumunu yapan annelerin ilk gerçekleştirdiği doğumuyla bu doğumu arasındaki ortalama süre 4,3 yıl olarak kaydedildi. Doğum yapan annelerden 2025'te üçüncü doğumunu gerçekleştirenlerin ikinci doğumu ile arasındaki ortalama süre ise 5,5 yıl oldu.Doğum yapan annelerden 2025'te ikinci doğumunu gerçekleştirenlerin birinci doğumu arasındaki ortalama sürenin en uzun olduğu ilin geçen yıl 5,5 yılla Kırklareli olduğu görüldü. Bu ili 5,2 yılla Bartın, 5,1'er yılla Çanakkale, Eskişehir, Kütahya, Bilecik, Denizli ve Bolu izledi.Annenin ikinci ile birinci doğumu arasındaki ortalama sürenin en kısa olduğu ilin 2025'te 2,7 yıl ile Şanlıurfa olduğu belirlenirken bu ili 3 yılla Şırnak, 3,1 yıl ile Muş takip etti.- Doğum yapan annelerin ortalama yaşı 29,4Doğumlarını 2001 yılında gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı 26,7 iken 2025 yılında 29,4 oldu. İlk doğumunu geçen yıl gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı ise 27,5 olarak belirlendi.İlk doğumdaki ortalama anne yaşı illere göre incelendiğinde, 2025 yılında ilk doğumda ortalama anne yaşının en yüksek olduğu il 29 ile Artvin olurken bu ili 28,9'ar yaşla İstanbul ve Tunceli, 28,7'şer yaşla Rize, Trabzon ve İzmir takip etti.İlk doğumdaki ortalama anne yaşının en düşük olduğu iller ise 24,4 yaş ile Şanlıurfa oldu. Bu ili 24,7 yaşla Ağrı, 24,9 yaşla Muş izledi.- Doğumların yüzde 3,3'ü çoğulÇoğul doğum sayısı 2025 yılında 29 bin 60 oldu. Doğumların 2025'te yüzde 3,3'ü çoğul doğum iken bunların yüzde 96,8'i ikiz, yüzde 3,1'i üçüz ve yüzde 0,1'i dördüz ve daha fazla bebek olarak gerçekleşti.Sırasına göre doğumlar incelendiğinde, 2015 yılında doğumların yüzde 36,1'i ilk, yüzde 31,9'u ikinci, yüzde 18,2'si üçüncü, yüzde 12,8'i ise dördüncü ve üzeri doğum olarak gerçekleşirken 2025'te doğumların yüzde 42,8'inin ilk, yüzde 30,5'inin ikinci, yüzde 15,5'inin üçüncü, yüzde 10,8'inin ise dördüncü ve üzeri doğum olarak gerçekleştiği görüldü.(Bitti)]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/dogum-istatistikleri-2.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Avrupa borsaları negatif seyrediyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/avrupa-borsalari-negatif-seyrediyor/850162/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/avrupa-borsalari-negatif-seyrediyor/850162/</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:54:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Avrupa borsalarında, Orta Doğu'da gerilimlerin nispeten azalmasına karşın, bölgede açıklanan Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) verilerinin daralmaya işaret etmesiyle negatif bir seyir izleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Avrupa borsalarında, Orta Doğu'da gerilimlerin nispeten azalmasına karşın, bölgede açıklanan Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) verilerinin daralmaya işaret etmesiyle negatif bir seyir izleniyor.Avrupa piyasalarında saat 10.20 itibarıyla Stoxx Europe 600 gösterge endeksi yüzde 0,3 düşüşle 619 puanda, İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,5 azalışla 10.383 puanda seyrediyor.Almanya'da DAX 40 endeksi yüzde 0,5 değer kaybıyla 24.606 puanda, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,4 azalışla 8.089 puanda, İspanya'da IBEX 35 endeksi yüzde 0,6 kayıpla 17.921 puanda ve İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,3 azalışla 49.031 puanda bulunuyor.ABD ile İran arasında çoğunlukla arabulucular üzerinden ilerleyen görüşmelerde bir anlaşmaya varılabileceğine yönelik artan iyimserlik piyasalara nefes aldırdı. Bu durum Orta Doğu'da jeopolitik risklerin azalabileceğine dair umutları besledi.Öte yandan dünyanın en büyük şirketi konumundaki ABD'li çip üreticisi Nvidia'nın açıkladığı güçlü bilanço ve sonraki çeyrek için 92,8 milyar dolarlık gelir öngörülmesi piyasalardaki iyimserliği destekledi.Fransa'da açıklanan öncü PMI verileri, özel sektör faaliyetlerinde mayısta daralmaya işaret etti.S&amp;P Global'in verilerine göre, Fransa'da hizmet sektörü PMI mayısta 46,5'ten 42,9'a gerileyerek 66 ayın en düşük seviyesine indi. İmalat sanayi PMI da aynı dönemde 52,8'den 48,9'a düştü.Veriler, ülkede özel sektör ekonomisinin Mayıs 2020'den bu yana en sert daralmayı yaşadığını ortaya koydu. Daralmada, hizmet sektöründeki zayıflamanın hızlanması ve imalat üretimindeki gerileme etkili oldu.Analistler, bugün dünya genelinde imalat sanayi, hizmet sektörü ve bileşik PMI verileri başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirtti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Avrupa borsalarında, Orta Doğu'da gerilimlerin nispeten azalmasına karşın, bölgede açıklanan Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) verilerinin daralmaya işaret etmesiyle negatif bir seyir izleniyor.Avrupa piyasalarında saat 10.20 itibarıyla Stoxx Europe 600 gösterge endeksi yüzde 0,3 düşüşle 619 puanda, İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,5 azalışla 10.383 puanda seyrediyor.Almanya'da DAX 40 endeksi yüzde 0,5 değer kaybıyla 24.606 puanda, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,4 azalışla 8.089 puanda, İspanya'da IBEX 35 endeksi yüzde 0,6 kayıpla 17.921 puanda ve İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,3 azalışla 49.031 puanda bulunuyor.ABD ile İran arasında çoğunlukla arabulucular üzerinden ilerleyen görüşmelerde bir anlaşmaya varılabileceğine yönelik artan iyimserlik piyasalara nefes aldırdı. Bu durum Orta Doğu'da jeopolitik risklerin azalabileceğine dair umutları besledi.Öte yandan dünyanın en büyük şirketi konumundaki ABD'li çip üreticisi Nvidia'nın açıkladığı güçlü bilanço ve sonraki çeyrek için 92,8 milyar dolarlık gelir öngörülmesi piyasalardaki iyimserliği destekledi.Fransa'da açıklanan öncü PMI verileri, özel sektör faaliyetlerinde mayısta daralmaya işaret etti.S&amp;P Global'in verilerine göre, Fransa'da hizmet sektörü PMI mayısta 46,5'ten 42,9'a gerileyerek 66 ayın en düşük seviyesine indi. İmalat sanayi PMI da aynı dönemde 52,8'den 48,9'a düştü.Veriler, ülkede özel sektör ekonomisinin Mayıs 2020'den bu yana en sert daralmayı yaşadığını ortaya koydu. Daralmada, hizmet sektöründeki zayıflamanın hızlanması ve imalat üretimindeki gerileme etkili oldu.Analistler, bugün dünya genelinde imalat sanayi, hizmet sektörü ve bileşik PMI verileri başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirtti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Tahran'da bulunan Pakistan İçişleri Bakanı Nakvi, İran Dışişleri Bakanı Erakçi ile görüştü</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tahran-da-bulunan-pakistan-icisleri-bakani-nakvi-iran-disisleri-bakani-erakci-ile-gorustu/850161/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tahran-da-bulunan-pakistan-icisleri-bakani-nakvi-iran-disisleri-bakani-erakci-ile-gorustu/850161/</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:51:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ile İran arasındaki müzakereler çerçevesinde Tahran’da bulunan Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi ile görüştü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ile İran arasındaki müzakereler çerçevesinde Tahran’da bulunan Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi ile görüştü.Dışişleri Bakanı'nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, Erakçi ile Nakvi Tahran’da bir araya geldi.Pakistan’ın arabuluculuğunda devam eden ABD-İran müzakerelerinde mesaj alışverişini için Tahran’da bulunan Nakvi’nin görüşmesinin içeriğine ilişkin henüz bilgi paylaşılmadı.Nakvi, çarşamba günü de İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve İranlı mevkidaşı İskender Mumini ile görüşmüştü.Diplomatik ilişkilerin sürdürülmesi sürecinin ele alındığı görüşmede Pezeşkiyan ile Nakvi, Pakistan arabuluculuğunda devam eden İran-ABD görüşmelerinin son durumu hakkında istişarede bulunmuştu.Çeşitli temaslarda bulunmak üzere 16 Mayıs Cumartesi de Tahran’ı ziyaret eden Nakvi'nin pazar günü İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile iki ülke ilişkileri, bölgesel konular ve ateşkesle ilgili görüş alışverişinde bulunduğu duyurulmuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ile İran arasındaki müzakereler çerçevesinde Tahran’da bulunan Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi ile görüştü.Dışişleri Bakanı'nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, Erakçi ile Nakvi Tahran’da bir araya geldi.Pakistan’ın arabuluculuğunda devam eden ABD-İran müzakerelerinde mesaj alışverişini için Tahran’da bulunan Nakvi’nin görüşmesinin içeriğine ilişkin henüz bilgi paylaşılmadı.Nakvi, çarşamba günü de İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve İranlı mevkidaşı İskender Mumini ile görüşmüştü.Diplomatik ilişkilerin sürdürülmesi sürecinin ele alındığı görüşmede Pezeşkiyan ile Nakvi, Pakistan arabuluculuğunda devam eden İran-ABD görüşmelerinin son durumu hakkında istişarede bulunmuştu.Çeşitli temaslarda bulunmak üzere 16 Mayıs Cumartesi de Tahran’ı ziyaret eden Nakvi'nin pazar günü İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile iki ülke ilişkileri, bölgesel konular ve ateşkesle ilgili görüş alışverişinde bulunduğu duyurulmuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/tahran-da-bulunan-pakistan-icisleri-bakani-nakvi-iran-disisleri-bakani-erakci-ile-gorustu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Muğla'da Şahidi İbrahim Dede'nin 500 yıllık yazma eserleri sergileniyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/mugla-da-sahidi-ibrahim-dede-nin-500-yillik-yazma-eserleri-sergileniyor/850160/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/mugla-da-sahidi-ibrahim-dede-nin-500-yillik-yazma-eserleri-sergileniyor/850160/</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:51:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Muğla — Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar: - Muğla daha çok bir turizm kenti olarak biliniyor. Ancak şehrin Osmanlı tarihi, Orta Çağ İslam tarihi ve özellikle Menteşeoğulları Beyliği döneminden günümüze uzanan çok derin kültürel kökleri bulunuyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Muğla Haberleri — Muğla'nın yetiştirdiği önemli sufi, şair ve eğitimcilerden Şahidi İbrahim Dede'nin gün yüzüne çıkarılan 500 yıllık yazma eserleri, sergilenmeye başlandı.Valilik, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) ve Türkiye Yazma Eserler Kurumunca hazırlanan Muğlalı Şahidi İbrahim Dede ve Muhiti yazma eserler sergisi açıldı.MSKÜ Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, AA muhabirine, 11 Ağustos'a kadar açık kalacak serginin, Şahidi İbrahim Dede'nin Muğla için taşıdığı öneme dikkati çekmek amacıyla hazırlandığını söyledi.Şahidi İbrahim Dede'nin 16. yüzyılda Muğla'da Mevleviliğin önemli temsilcilerinden biri olduğunu belirten Kaçar, Muğla daha çok bir turizm kenti olarak biliniyor. Ancak şehrin Osmanlı tarihi, Orta Çağ İslam tarihi ve özellikle Menteşeoğulları Beyliği döneminden günümüze uzanan çok derin kültürel kökleri bulunuyor. Bu serginin temel amacı da Muğla'nın Osmanlı-İslam kültürü içerisindeki yerini yeniden hatırlatmak ve bu konuda farkındalık oluşturmak. dedi.- 500 yıl önce Muğla'da Mevleviliğin temsilcisiKaçar, Şahidi İbrahim Dede'nin yaklaşık 500 yıl önce Muğla'da Mevleviliğin temsilcisi olarak öne çıktığını, çok sayıda eser kaleme aldığını ve Mesnevi'nin daha iyi anlaşılabilmesi için sözlük hazırladığını kaydetti.Bu nedenle Muğla'nın kültürel olarak uzun zamandır entelektüel üretimin merkezlerinden biri olarak kabul edilebileceğine işaret eden Kaçar, Bu sergiyi açmaktaki amacımız sadece Şahidi İbrahim Dede’yi Muğlalılara ve üniversite öğrencilerine tanıtmak değil aynı zamanda bu şehrin yalnızca bir turizm şehri olmadığını, kültürel açıdan da önemli bir merkez olduğunu hatırlatmaktır. ifadelerini kullandı.Sergide yer alan eserlerin uzman akademisyenler tarafından seçildiğini aktaran Kaçar, sergi kapsamında kapsamlı bir katalog hazırlandığını dile getirdi.Kaçar, katalogda sergide yer alan eserlerle ilgili özet bilginin yanı sıra 15 ve 16. yüzyıllarda Muğla'daki entelektüel hayata ilişkin değerlendirmeler ile Şahidi İbrahim Dede hakkında ayrıntılı bilgi bulunduğunu kaydetti.Rektör Kaçar, Türkiye Yazma Eserler Kurumunca satışa sunulan kataloğun, sergiyi ziyaret eden ilgililere de tanıtıldığını anlattı.Sergi vesilesiyle Şahidi Camisi'nin yeniden kültür ve inanç turizmi açısından önemli bir değer olarak öne çıkabileceğini vurgulayan Kaçar, caminin bulunduğu Camiikebir Mahallesi’nin yeni bir kültür rotasının önemli duraklarından biri olabileceğini söyledi.- Sergide 37 eser yer alıyorSergi koordinatörlerinden MSKÜ Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hülya Bulut ise Muğlalı Şahidi İbrahim Dede'nin bir dönem yaşadığı, ilmi-tasavvufi kimliğiyle iz bıraktığı, Muğla ile onun kaleminden çıkan eserlerin aynı mekanda buluşturulmasının güçlü bir kültürel hafıza oluşturduğunu ifade etti.Şahidi'nin düşünce dünyasını yansıtan yazma eserlerin yeniden kendi coğrafyasında sergilenmesinin, öğrenciler, araştırmacılar ve Muğlalılar açısından geçmiş ile bugün arasında anlamlı bir bağ kurduğunu belirten Bulut, kentin kültürel mirasının daha yakından tanınmasına da katkı sunduğunu dile getirdi.Serginin küratörlerinden Muhammet Kasım Gültekin de dört bölümden oluşan yazma eser sergisinin Muğla'nın ilim ve kültür hayatına ışık tutan 37 seçme yazma eserden oluştuğunu belirtti.Serginin koordinatörlüğü, Doç. Dr. Hülya Bulut ile Türkiye Yazma Eserler Kurumu Yazma ve Nadir Eserler Dairesi Başkanı Ekrem Aytar tarafından yürütüldü.Küratörlüğünü MSKÜ Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Seda Eryılmaz ve Türkiye Yazma Eserler Kurumu Yazma ve Nadir Eserler Dairesi personeli Muhammet Kasım Gültekin'in üstlendiği sergide, eserlerin kondüsyonlarının kontrolü ve sergiye hazırlığı restoratörlük görevini ise Benan Taşlıdağ yerine getirdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Muğla Haberleri — Muğla'nın yetiştirdiği önemli sufi, şair ve eğitimcilerden Şahidi İbrahim Dede'nin gün yüzüne çıkarılan 500 yıllık yazma eserleri, sergilenmeye başlandı.Valilik, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) ve Türkiye Yazma Eserler Kurumunca hazırlanan Muğlalı Şahidi İbrahim Dede ve Muhiti yazma eserler sergisi açıldı.MSKÜ Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, AA muhabirine, 11 Ağustos'a kadar açık kalacak serginin, Şahidi İbrahim Dede'nin Muğla için taşıdığı öneme dikkati çekmek amacıyla hazırlandığını söyledi.Şahidi İbrahim Dede'nin 16. yüzyılda Muğla'da Mevleviliğin önemli temsilcilerinden biri olduğunu belirten Kaçar, Muğla daha çok bir turizm kenti olarak biliniyor. Ancak şehrin Osmanlı tarihi, Orta Çağ İslam tarihi ve özellikle Menteşeoğulları Beyliği döneminden günümüze uzanan çok derin kültürel kökleri bulunuyor. Bu serginin temel amacı da Muğla'nın Osmanlı-İslam kültürü içerisindeki yerini yeniden hatırlatmak ve bu konuda farkındalık oluşturmak. dedi.- 500 yıl önce Muğla'da Mevleviliğin temsilcisiKaçar, Şahidi İbrahim Dede'nin yaklaşık 500 yıl önce Muğla'da Mevleviliğin temsilcisi olarak öne çıktığını, çok sayıda eser kaleme aldığını ve Mesnevi'nin daha iyi anlaşılabilmesi için sözlük hazırladığını kaydetti.Bu nedenle Muğla'nın kültürel olarak uzun zamandır entelektüel üretimin merkezlerinden biri olarak kabul edilebileceğine işaret eden Kaçar, Bu sergiyi açmaktaki amacımız sadece Şahidi İbrahim Dede’yi Muğlalılara ve üniversite öğrencilerine tanıtmak değil aynı zamanda bu şehrin yalnızca bir turizm şehri olmadığını, kültürel açıdan da önemli bir merkez olduğunu hatırlatmaktır. ifadelerini kullandı.Sergide yer alan eserlerin uzman akademisyenler tarafından seçildiğini aktaran Kaçar, sergi kapsamında kapsamlı bir katalog hazırlandığını dile getirdi.Kaçar, katalogda sergide yer alan eserlerle ilgili özet bilginin yanı sıra 15 ve 16. yüzyıllarda Muğla'daki entelektüel hayata ilişkin değerlendirmeler ile Şahidi İbrahim Dede hakkında ayrıntılı bilgi bulunduğunu kaydetti.Rektör Kaçar, Türkiye Yazma Eserler Kurumunca satışa sunulan kataloğun, sergiyi ziyaret eden ilgililere de tanıtıldığını anlattı.Sergi vesilesiyle Şahidi Camisi'nin yeniden kültür ve inanç turizmi açısından önemli bir değer olarak öne çıkabileceğini vurgulayan Kaçar, caminin bulunduğu Camiikebir Mahallesi’nin yeni bir kültür rotasının önemli duraklarından biri olabileceğini söyledi.- Sergide 37 eser yer alıyorSergi koordinatörlerinden MSKÜ Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hülya Bulut ise Muğlalı Şahidi İbrahim Dede'nin bir dönem yaşadığı, ilmi-tasavvufi kimliğiyle iz bıraktığı, Muğla ile onun kaleminden çıkan eserlerin aynı mekanda buluşturulmasının güçlü bir kültürel hafıza oluşturduğunu ifade etti.Şahidi'nin düşünce dünyasını yansıtan yazma eserlerin yeniden kendi coğrafyasında sergilenmesinin, öğrenciler, araştırmacılar ve Muğlalılar açısından geçmiş ile bugün arasında anlamlı bir bağ kurduğunu belirten Bulut, kentin kültürel mirasının daha yakından tanınmasına da katkı sunduğunu dile getirdi.Serginin küratörlerinden Muhammet Kasım Gültekin de dört bölümden oluşan yazma eser sergisinin Muğla'nın ilim ve kültür hayatına ışık tutan 37 seçme yazma eserden oluştuğunu belirtti.Serginin koordinatörlüğü, Doç. Dr. Hülya Bulut ile Türkiye Yazma Eserler Kurumu Yazma ve Nadir Eserler Dairesi Başkanı Ekrem Aytar tarafından yürütüldü.Küratörlüğünü MSKÜ Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Seda Eryılmaz ve Türkiye Yazma Eserler Kurumu Yazma ve Nadir Eserler Dairesi personeli Muhammet Kasım Gültekin'in üstlendiği sergide, eserlerin kondüsyonlarının kontrolü ve sergiye hazırlığı restoratörlük görevini ise Benan Taşlıdağ yerine getirdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/mugla-da-sahidi-ibrahim-dede-nin-500-yillik-yazma-eserleri-sergileniyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ÖZEL HABER GÜNDEMİ / 21 Mayıs 2026</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ozel-haber-gundemi-21-mayis-2026/850159/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ozel-haber-gundemi-21-mayis-2026/850159/</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:48:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — ANADOLU AJANSI]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Kurucusu: Mustafa Kemal Atatürk / 6 Nisan 19201- AK Parti, akaryakıtta vergi kaybının önlenmesine yönelik kanun teklifi sunacak- AK Parti milletvekillerinin hazırladığı kanun teklifine göre akaryakıt, LPG ve benzeri piyasalarda vergilerin tahsil güvenliğinin sağlanması ve vergi kaybının önlenmesi amacıyla düzenlemeler yapılacak- Toplu araç satış işlemlerindeki tescil ve kayıt süresi uzatılacak- Basın yayın ilkelerine, gazete, dergi ve internet haber sitelerine yönelik de düzenlemelere gidilecek(Kemal Karadağ/TBMM)2- Türkiye-Özbekistan ilişkilerinde organize üretimin yıl sonunda başlaması hedefleniyor- Özbekistan Yatırım, Sanayi ve Ticaret Bakanı Laziz Kudratov:- (Özbek-Türk Organize Sanayi Bölgesi) Proje dokümantasyonuna göre sanayi bölgesinin 2026 yılının sonuna kadar faaliyete geçmesi öngörülüyor. Kümelenmenin yatırımları çekerek ve ileri teknoloji ürünlerin üretimini destekleyerek ikili ekonomik ilişkilere önemli bir katkı sağlamasını bekliyoruz- Görüşülmekte olan temel konulardan biri, Tercihli Ticaret Anlaşması kapsamındaki ürün listesinin 18 kaleme çıkarılması(Mertkan Oruç/Semerkant)3- Türkiye'de güneş ürünleri pazarının yıl sonunda 66 milyon dolara ulaşması bekleniyor- TOBB Türkiye Kozmetik ve Temizlik Ürünleri Sanayi Meclisi Başkanı Ahmet Pura:- Bu büyümenin arkasında özellikle güneşten korunma bilincinin artması, yıl boyu güneş koruma faktörü kullanım alışkanlığının yaygınlaşması ve e-ticaret kanalındaki gelişim önemli rol oynuyor- Sektörün, potansiyelini daha da ileriye taşıyabilmesi için AR-GE ve inovasyon desteklerinin artırılması önem taşıyor(Seda Tolmaç/Ankara)4- İklim değişikliğiyle taşkın riski farklı mevsimlere yayılabilir- İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Serengil:- Aslında taşkınların belli bir mevsimi yok, her mevsimde gerçekleşebilir ancak biz son 20-30 yılda can ve mal kaybına yol açan taşkınları daha çok yaz sonu ve sonbaharda görüyorduk, iklim değişikliğinin etkileriyle yaz başında da taşkınlar görülmeye başlandı- Yukarı havzalarda ormanlaştırma yapmak, meraları doğru yönetmek, geçirimsiz yüzeyleri azaltmak gibi uygulamalar taşkın riskini azaltabilir(Gülseli Kenarlı/İstanbul)5- EuroPalestine Derneği Başkanı Olivia Zemor, Filistinli esirlerin korkunç koşullarda tutulduklarını söyledi:- Onların (Filistinli esirler) yalnızca aç bırakılmadığını, aynı zamanda aşağılandığını, gözleri ve ayakları bağlanmış şekilde, kafalarını kaldırma ve birbirleriyle konuşma hakları olmadan, acı veren pozisyonlarda 24 saat zincirli halde tutulduklarını biliyoruz(Esra Taşkın/Paris) (Fotoğraflı-Görüntülü)6- Ukraynalı çocuklar savaşın gölgesinde Türkçe öğreniyor- Kiev Doğu Dilleri 1 Nolu Lisesi Okul Müdürü Oksana Proskura:- Yeni öğrenci kayıtlarında herkesin ilk tercihi Türkçe oluyor. Kimi kültürüne merak salıyor, kimi ailesiyle Türkiye'de tatil yapmış oluyor. Herkesin sıcak anıları var(Gökhan Çeliker/Kiev) (Fotoğraflı-Görüntülü)7- Aile Vakfının sosyal medya şirketlerine açtığı davada amaç yasaklama değil koruma- İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık:- Bizim talebimiz, sansür ya da yasaklama değil çocukların ve ailelerin korunmasını talep ediyoruz. Dava dilekçemizde özellikle çocuklar, gençler ve tüm sosyal medya kullanıcılarının algoritmik bağımlılık mekanizmasına maruz bırakılması, zararlı içeriklerin yayılım biçimi, yaş doğrulama sistemlerinin yetersizliği, mahremiyet ihlalleri ve platformların psikolojik bağımlılık üretici tasarımları üzerinde duruluyor(Gökçe Karaköse/İstanbul) (Fotoğraflı-Görüntülü)8- Çobanların karada başlayan göçü, denizde devam eden sıra dışı yolculuğa dönüşüyor- Denizli'de başlayan mevsimlik göç, çobanların Kapıdağ Yarımadası'nda dört günlük yürüyüşle ulaştıkları sarp coğrafyada altı ay süren yaşamın ardından, sürülerin teknelerle denizi aşarak karaya çıkarılıp kamyonetlerle yeniden iç bölgelere taşınmasıyla tamamlanıyor- Çoban Hanife Balci:- Burada keçilerimizle, ineklerimizle yaşam sürüyoruz. Burada hayat çok zor, ulaşım çok zor, yapacak bir şey yok. Keçilerimizi, koyunlarımızı taşımaya veriyoruz, adaya götürüyorlar. Ben hayvanlarımızı çok seviyorum, onlar bizim ekmek paramız(Şaduman Türkay-Şebnem Coşkun/İstanbul) (Fotoğraflı-Görüntülü)9- 2026 Dünya Kupası Yolunda Milli Gururlar: Altay Bayındır- İngiltere Premier Lig ekiplerinden Manchester United'ın formasını giyen milli futbolcu:- Yıllar sonra tekrar Dünya Kupası'nda olmak gerçekten de tarif edilemez, gurur verici. Oraya bir şeyleri başarmak ve ispatlamak için gideceğiz- Old Trafford'da Türk bayrağının dalgalanıyor olması ve sebebinin ben olmam gurur verici(Hilmi Sever/Manchester) (Fotoğraflı-Görüntülü)10- Süper Lig'de 13 takım, 34 farklı teknik direktörle çalıştı- Gençlerbirliği'nde 6 kezle en fazla teknik direktör değişikliği yapan takım oldu- Süper Lig'de 5 takım, sezona başladıkları teknik direktörlerle yola devam etti(Ceren Aydınonat/İstanbul)11- Futbolda 64. Türkiye Kupası sahibini buluyor- Kupa finalinde Trabzonspor ile TÜMOSAN Konyaspor, yarın Corendon Airlines Park Antalya Stadı'nda karşılaşacak- Trabzonspor, 17 kez finalde mücadele ettiği kupada 9 kez mutlu sona ulaştı, Konyaspor ise bir kez final oynadığı 2016-2017 sezonunda şampiyon oldu- Türkiye Kupası'nda şimdiye dek 24 farklı takım finalde mücadele etti, 16'sı şampiyonluk yaşadı(Ceren Aydınonat/İstanbul)***Anadolu Ajansının yayımladığı haber, video, fotoğraf, grafik ile internet için oluşturduğu içerikler, abone olmayanlar tarafından hiçbir şekilde kullanılamaz. Abonelerimiz de sözleşme kapsamı dışında bu yayınları çoğaltamaz, başka kurum ve kuruluşlara aktaramaz. Aykırı davrananlar hakkında hukuki ve cezai her türlü başvuru hakkımız saklıdır.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Kurucusu: Mustafa Kemal Atatürk / 6 Nisan 19201- AK Parti, akaryakıtta vergi kaybının önlenmesine yönelik kanun teklifi sunacak- AK Parti milletvekillerinin hazırladığı kanun teklifine göre akaryakıt, LPG ve benzeri piyasalarda vergilerin tahsil güvenliğinin sağlanması ve vergi kaybının önlenmesi amacıyla düzenlemeler yapılacak- Toplu araç satış işlemlerindeki tescil ve kayıt süresi uzatılacak- Basın yayın ilkelerine, gazete, dergi ve internet haber sitelerine yönelik de düzenlemelere gidilecek(Kemal Karadağ/TBMM)2- Türkiye-Özbekistan ilişkilerinde organize üretimin yıl sonunda başlaması hedefleniyor- Özbekistan Yatırım, Sanayi ve Ticaret Bakanı Laziz Kudratov:- (Özbek-Türk Organize Sanayi Bölgesi) Proje dokümantasyonuna göre sanayi bölgesinin 2026 yılının sonuna kadar faaliyete geçmesi öngörülüyor. Kümelenmenin yatırımları çekerek ve ileri teknoloji ürünlerin üretimini destekleyerek ikili ekonomik ilişkilere önemli bir katkı sağlamasını bekliyoruz- Görüşülmekte olan temel konulardan biri, Tercihli Ticaret Anlaşması kapsamındaki ürün listesinin 18 kaleme çıkarılması(Mertkan Oruç/Semerkant)3- Türkiye'de güneş ürünleri pazarının yıl sonunda 66 milyon dolara ulaşması bekleniyor- TOBB Türkiye Kozmetik ve Temizlik Ürünleri Sanayi Meclisi Başkanı Ahmet Pura:- Bu büyümenin arkasında özellikle güneşten korunma bilincinin artması, yıl boyu güneş koruma faktörü kullanım alışkanlığının yaygınlaşması ve e-ticaret kanalındaki gelişim önemli rol oynuyor- Sektörün, potansiyelini daha da ileriye taşıyabilmesi için AR-GE ve inovasyon desteklerinin artırılması önem taşıyor(Seda Tolmaç/Ankara)4- İklim değişikliğiyle taşkın riski farklı mevsimlere yayılabilir- İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Serengil:- Aslında taşkınların belli bir mevsimi yok, her mevsimde gerçekleşebilir ancak biz son 20-30 yılda can ve mal kaybına yol açan taşkınları daha çok yaz sonu ve sonbaharda görüyorduk, iklim değişikliğinin etkileriyle yaz başında da taşkınlar görülmeye başlandı- Yukarı havzalarda ormanlaştırma yapmak, meraları doğru yönetmek, geçirimsiz yüzeyleri azaltmak gibi uygulamalar taşkın riskini azaltabilir(Gülseli Kenarlı/İstanbul)5- EuroPalestine Derneği Başkanı Olivia Zemor, Filistinli esirlerin korkunç koşullarda tutulduklarını söyledi:- Onların (Filistinli esirler) yalnızca aç bırakılmadığını, aynı zamanda aşağılandığını, gözleri ve ayakları bağlanmış şekilde, kafalarını kaldırma ve birbirleriyle konuşma hakları olmadan, acı veren pozisyonlarda 24 saat zincirli halde tutulduklarını biliyoruz(Esra Taşkın/Paris) (Fotoğraflı-Görüntülü)6- Ukraynalı çocuklar savaşın gölgesinde Türkçe öğreniyor- Kiev Doğu Dilleri 1 Nolu Lisesi Okul Müdürü Oksana Proskura:- Yeni öğrenci kayıtlarında herkesin ilk tercihi Türkçe oluyor. Kimi kültürüne merak salıyor, kimi ailesiyle Türkiye'de tatil yapmış oluyor. Herkesin sıcak anıları var(Gökhan Çeliker/Kiev) (Fotoğraflı-Görüntülü)7- Aile Vakfının sosyal medya şirketlerine açtığı davada amaç yasaklama değil koruma- İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık:- Bizim talebimiz, sansür ya da yasaklama değil çocukların ve ailelerin korunmasını talep ediyoruz. Dava dilekçemizde özellikle çocuklar, gençler ve tüm sosyal medya kullanıcılarının algoritmik bağımlılık mekanizmasına maruz bırakılması, zararlı içeriklerin yayılım biçimi, yaş doğrulama sistemlerinin yetersizliği, mahremiyet ihlalleri ve platformların psikolojik bağımlılık üretici tasarımları üzerinde duruluyor(Gökçe Karaköse/İstanbul) (Fotoğraflı-Görüntülü)8- Çobanların karada başlayan göçü, denizde devam eden sıra dışı yolculuğa dönüşüyor- Denizli'de başlayan mevsimlik göç, çobanların Kapıdağ Yarımadası'nda dört günlük yürüyüşle ulaştıkları sarp coğrafyada altı ay süren yaşamın ardından, sürülerin teknelerle denizi aşarak karaya çıkarılıp kamyonetlerle yeniden iç bölgelere taşınmasıyla tamamlanıyor- Çoban Hanife Balci:- Burada keçilerimizle, ineklerimizle yaşam sürüyoruz. Burada hayat çok zor, ulaşım çok zor, yapacak bir şey yok. Keçilerimizi, koyunlarımızı taşımaya veriyoruz, adaya götürüyorlar. Ben hayvanlarımızı çok seviyorum, onlar bizim ekmek paramız(Şaduman Türkay-Şebnem Coşkun/İstanbul) (Fotoğraflı-Görüntülü)9- 2026 Dünya Kupası Yolunda Milli Gururlar: Altay Bayındır- İngiltere Premier Lig ekiplerinden Manchester United'ın formasını giyen milli futbolcu:- Yıllar sonra tekrar Dünya Kupası'nda olmak gerçekten de tarif edilemez, gurur verici. Oraya bir şeyleri başarmak ve ispatlamak için gideceğiz- Old Trafford'da Türk bayrağının dalgalanıyor olması ve sebebinin ben olmam gurur verici(Hilmi Sever/Manchester) (Fotoğraflı-Görüntülü)10- Süper Lig'de 13 takım, 34 farklı teknik direktörle çalıştı- Gençlerbirliği'nde 6 kezle en fazla teknik direktör değişikliği yapan takım oldu- Süper Lig'de 5 takım, sezona başladıkları teknik direktörlerle yola devam etti(Ceren Aydınonat/İstanbul)11- Futbolda 64. Türkiye Kupası sahibini buluyor- Kupa finalinde Trabzonspor ile TÜMOSAN Konyaspor, yarın Corendon Airlines Park Antalya Stadı'nda karşılaşacak- Trabzonspor, 17 kez finalde mücadele ettiği kupada 9 kez mutlu sona ulaştı, Konyaspor ise bir kez final oynadığı 2016-2017 sezonunda şampiyon oldu- Türkiye Kupası'nda şimdiye dek 24 farklı takım finalde mücadele etti, 16'sı şampiyonluk yaşadı(Ceren Aydınonat/İstanbul)***Anadolu Ajansının yayımladığı haber, video, fotoğraf, grafik ile internet için oluşturduğu içerikler, abone olmayanlar tarafından hiçbir şekilde kullanılamaz. Abonelerimiz de sözleşme kapsamı dışında bu yayınları çoğaltamaz, başka kurum ve kuruluşlara aktaramaz. Aykırı davrananlar hakkında hukuki ve cezai her türlü başvuru hakkımız saklıdır.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/ozel-haber-gundemi-21-mayis-2026.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İsrail tarafından alıkonulan Küresel Sumud Filosu aktivistlerinin bugün İstanbul'a ulaşması bekleniyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/israil-tarafindan-alikonulan-kuresel-sumud-filosu-aktivistlerinin-bugun-istanbul-a-ulasmasi-bekleniyor/850157/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/israil-tarafindan-alikonulan-kuresel-sumud-filosu-aktivistlerinin-bugun-istanbul-a-ulasmasi-bekleniyor/850157/</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:48:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — İsrail tarafından alıkonulan Küresel Sumud Filosu'ndaki aktivistlerin bu akşam saat 18.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — İsrail tarafından alıkonulan Küresel Sumud Filosu'ndaki aktivistlerin bu akşam saat 18.00 civarında İstanbul'a ulaşmalarının beklendiği bildirildi.Küresel Sumud Filosu Kriz Masasından yapılan bilgilendirmeye göre, filodaki aktivistlerin bugün ülkelerine dönmeleri planlanıyor.Aktivistlerin akşam saatlerinde İstanbul'a varmaları öngörülüyor.- İsrail ordusunun, Küresel Sumud Filosu'na saldırılarıİsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik ablukasını kırmayı ve yaşamsal insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu, 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında Yunan kara sularından birkaç deniz mili açıkta İsrail ordusunun hukuk dışı müdahalesine maruz kalmıştı.Gazze'ye 600 deniz mili uzaklıkta, uluslararası sulardaki saldırısında İsrail ordusu, 177 aktivisti alıkoyup kötü muamelede bulunmuştu.İsrail ordusu, 44 ülkeden 428 aktivistin yer aldığı toplamda 50 tekneden oluşan filoya, 18 Mayıs'ta Gazze'ye doğru uluslararası sularda seyir halindeyken yeni bir saldırı düzenledi ve aktivistleri hukuka aykırı şekilde alıkoydu. Filoda 78 Türk katılımcı yer alıyordu.İsrail ordusu, Ağustos 2025'te de 44'ten fazla ülkeden 500 aktivisti taşıyan 40'tan fazla tekneyle Gazze'ye yönelen Küresel Sumud Filosu'na benzer bir saldırıda bulunmuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — İsrail tarafından alıkonulan Küresel Sumud Filosu'ndaki aktivistlerin bu akşam saat 18.00 civarında İstanbul'a ulaşmalarının beklendiği bildirildi.Küresel Sumud Filosu Kriz Masasından yapılan bilgilendirmeye göre, filodaki aktivistlerin bugün ülkelerine dönmeleri planlanıyor.Aktivistlerin akşam saatlerinde İstanbul'a varmaları öngörülüyor.- İsrail ordusunun, Küresel Sumud Filosu'na saldırılarıİsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik ablukasını kırmayı ve yaşamsal insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu, 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında Yunan kara sularından birkaç deniz mili açıkta İsrail ordusunun hukuk dışı müdahalesine maruz kalmıştı.Gazze'ye 600 deniz mili uzaklıkta, uluslararası sulardaki saldırısında İsrail ordusu, 177 aktivisti alıkoyup kötü muamelede bulunmuştu.İsrail ordusu, 44 ülkeden 428 aktivistin yer aldığı toplamda 50 tekneden oluşan filoya, 18 Mayıs'ta Gazze'ye doğru uluslararası sularda seyir halindeyken yeni bir saldırı düzenledi ve aktivistleri hukuka aykırı şekilde alıkoydu. Filoda 78 Türk katılımcı yer alıyordu.İsrail ordusu, Ağustos 2025'te de 44'ten fazla ülkeden 500 aktivisti taşıyan 40'tan fazla tekneyle Gazze'ye yönelen Küresel Sumud Filosu'na benzer bir saldırıda bulunmuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bitkisel üretimin tahıl ve meyvelerde artması bekleniyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bitkisel-uretimin-tahil-ve-meyvelerde-artmasi-bekleniyor/850156/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bitkisel-uretimin-tahil-ve-meyvelerde-artmasi-bekleniyor/850156/</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:45:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Tahıl ürünleri üretim miktarlarının, 2026'da geçen yıla göre yüzde 21,7 artarak yaklaşık 41,6 milyon ton olacağı tahmin edildi - Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretiminin, yüzde 57,8 artarak yaklaşık 31 milyon ton olacağı hesaplanırken, sebze üretiminin bu yıl önemli değişiklik göstermeyeceği öngörüldü]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Türkiye'de bitkisel üretimin, 2026'da geçen yıla göre tahıl, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde artması beklenirken, sebze üretiminde ise bir değişiklik öngörülmüyor.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılına ilişkin Bitkisel Üretim Birinci Tahminini açıkladı.Buna göre, üretim miktarlarının, 2026 yılı ilk tahmininde geçen yıla kıyasla tarla ürünleri olan tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) yüzde 12,6, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 57,8 artması beklendi. Yaklaşık üretim miktarlarının, tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 75,4 milyon ton, sebzelerde 33,3 milyon ton, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise 31 milyon ton olarak gerçekleşeceği tahmin edildi.Tahıl ürünleri üretim miktarlarının, 2026'da geçen yıla göre yüzde 21,7 artışla yaklaşık 41,6 milyon ton olacağı öngörüldü. 2025'e kıyasla buğday üretiminin yüzde 26,7 artışla yaklaşık 22,8 milyon ton, arpa üretiminin yüzde 50 yükselişle 9 milyon ton olacağı tahmin edildi.Çavdar üretiminin yüzde 12,3 artarak 228,3 bin ton, yulaf üretiminin yüzde 4,3 artışla 300 bin tona çıkacağı hesaplandı. Mısır üretiminin ise yüzde 5,9 azalarak 8 milyon ton olacağı belirlendi.Kuru baklagiller grubunda nohut, kuru fasulye ve kırmızı mercimek üretiminin sırasıyla 510 bin ton, 210 bin ton ve 385 bin ton olacağı öngörüsünde bulunuldu. Yumru bitkilerden patatesin ise geçen yıla kıyasla yüzde 3,1 azalarak 6,2 milyon ton üretileceği kaydedildi.Yağlı tohumlardan soya üretiminin, yüzde 12,7 azalarak 129,9 bin ton olacağı öngörüldü. Söz konusu dönemde ayçiçeği üretiminin ise yüzde 16,2 artışla 2,3 milyon ton olacağı tahmin edildi.Şeker pancarı üretiminin, yüzde 5,8 artarak 22 milyon ton olarak gerçekleşeceği belirlendi.- Sebze üretiminin değişiklik göstermeyeceği tahmin ediliyorSebze üretiminin, bu yıl 2025'e göre önemli bir değişiklik göstermeyeceği öngörüldü. Sebze ürünleri üretim miktarının, 2026'da 33,3 milyon ton olacağı hesaplandı.Sebzeler grubu ürünlerinden hıyarda yüzde 8,8'lik, kuru sarımsakta yüzde 17,5'lik, salçalık kapya biberde yüzde 2,3'lik üretim artışı olması beklendi. Domateste yüzde 0,6, karpuzda yüzde 1,9, kuru soğanda yüzde 13,5 üretim azalışı olacağı tahmin edildi.- Meyve, içecek ve baharat bitkileri üretiminin artması bekleniyorMeyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarının, 2026'da geçen yıla göre yüzde 57,8 artarak yaklaşık 31 milyon ton olacağı belirtildi.Meyveler grubunda, 2025'e göre elmada yüzde 93,6, çilekte yüzde 1,4, şeftalide yüzde 88,6, nektarinde yüzde 107,7, kirazda yüzde 255,7, üzümde yüzde 53 üretim artışı öngörüldü.Turunçgil meyvelerinden mandalinada yüzde 46,3, portakalda yüzde 63,9, limonda yüzde 63,8 üretim artışı hesaplandı. Sert kabuklu meyvelerden fındıkta yüzde 62,2, cevizde yüzde 95,1, Antep fıstığında yüzde 113,6 üretim artışı olacağı tahmininde bulunuldu.Muz üretiminin, geçen yıla göre yüzde 1,3 oranında azalacağı, zeytin üretiminin ise yüzde 55,7 artacağı tespit edildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Türkiye'de bitkisel üretimin, 2026'da geçen yıla göre tahıl, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde artması beklenirken, sebze üretiminde ise bir değişiklik öngörülmüyor.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılına ilişkin Bitkisel Üretim Birinci Tahminini açıkladı.Buna göre, üretim miktarlarının, 2026 yılı ilk tahmininde geçen yıla kıyasla tarla ürünleri olan tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) yüzde 12,6, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 57,8 artması beklendi. Yaklaşık üretim miktarlarının, tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 75,4 milyon ton, sebzelerde 33,3 milyon ton, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise 31 milyon ton olarak gerçekleşeceği tahmin edildi.Tahıl ürünleri üretim miktarlarının, 2026'da geçen yıla göre yüzde 21,7 artışla yaklaşık 41,6 milyon ton olacağı öngörüldü. 2025'e kıyasla buğday üretiminin yüzde 26,7 artışla yaklaşık 22,8 milyon ton, arpa üretiminin yüzde 50 yükselişle 9 milyon ton olacağı tahmin edildi.Çavdar üretiminin yüzde 12,3 artarak 228,3 bin ton, yulaf üretiminin yüzde 4,3 artışla 300 bin tona çıkacağı hesaplandı. Mısır üretiminin ise yüzde 5,9 azalarak 8 milyon ton olacağı belirlendi.Kuru baklagiller grubunda nohut, kuru fasulye ve kırmızı mercimek üretiminin sırasıyla 510 bin ton, 210 bin ton ve 385 bin ton olacağı öngörüsünde bulunuldu. Yumru bitkilerden patatesin ise geçen yıla kıyasla yüzde 3,1 azalarak 6,2 milyon ton üretileceği kaydedildi.Yağlı tohumlardan soya üretiminin, yüzde 12,7 azalarak 129,9 bin ton olacağı öngörüldü. Söz konusu dönemde ayçiçeği üretiminin ise yüzde 16,2 artışla 2,3 milyon ton olacağı tahmin edildi.Şeker pancarı üretiminin, yüzde 5,8 artarak 22 milyon ton olarak gerçekleşeceği belirlendi.- Sebze üretiminin değişiklik göstermeyeceği tahmin ediliyorSebze üretiminin, bu yıl 2025'e göre önemli bir değişiklik göstermeyeceği öngörüldü. Sebze ürünleri üretim miktarının, 2026'da 33,3 milyon ton olacağı hesaplandı.Sebzeler grubu ürünlerinden hıyarda yüzde 8,8'lik, kuru sarımsakta yüzde 17,5'lik, salçalık kapya biberde yüzde 2,3'lik üretim artışı olması beklendi. Domateste yüzde 0,6, karpuzda yüzde 1,9, kuru soğanda yüzde 13,5 üretim azalışı olacağı tahmin edildi.- Meyve, içecek ve baharat bitkileri üretiminin artması bekleniyorMeyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarının, 2026'da geçen yıla göre yüzde 57,8 artarak yaklaşık 31 milyon ton olacağı belirtildi.Meyveler grubunda, 2025'e göre elmada yüzde 93,6, çilekte yüzde 1,4, şeftalide yüzde 88,6, nektarinde yüzde 107,7, kirazda yüzde 255,7, üzümde yüzde 53 üretim artışı öngörüldü.Turunçgil meyvelerinden mandalinada yüzde 46,3, portakalda yüzde 63,9, limonda yüzde 63,8 üretim artışı hesaplandı. Sert kabuklu meyvelerden fındıkta yüzde 62,2, cevizde yüzde 95,1, Antep fıstığında yüzde 113,6 üretim artışı olacağı tahmininde bulunuldu.Muz üretiminin, geçen yıla göre yüzde 1,3 oranında azalacağı, zeytin üretiminin ise yüzde 55,7 artacağı tespit edildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/bitkisel-uretimin-tahil-ve-meyvelerde-artmasi-bekleniyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
