<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Kars'ın çiçeklenen endemik kayısı bahçelerinde üreticiler ilaçlama mesaisinde</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kars-in-ciceklenen-endemik-kayisi-bahcelerinde-ureticiler-ilaclama-mesaisinde/832913/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kars-in-ciceklenen-endemik-kayisi-bahcelerinde-ureticiler-ilaclama-mesaisinde/832913/</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:06:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kars — Yaklaşık 1 milyon kayısı ağacının bulunduğu Kars'ta üreticiler, bir yandan don riskine, bir yandan da hastalıklara karşı ağaçlarını ilk çiçeklenme döneminden itibaren korumaya çalışıyor - İl Tarım ve Orman Müdürü Enver Aydın: - Bölge ve ülkemizin hem lezzetli hem de dayanıklılığı bakımından önemli bir kayısı türünü üretiyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kars Haberleri — CÜNEYT ÇELİK - Kars'ın Kağızman ilçesinde ilkbaharda açan çiçeklerle görsel güzellik sunan kayısı bahçelerinde üreticiler, ürünlerini hastalıktan korumak için ilaçlama mesaisine başladı.İriliği ve lezzeti bakımından Türkiye'de yetiştirilen ender kayısı türlerinden olan ve ihraç edilen Kağızman kayısısının bulunduğu bahçelerde beyaza bürünen ağaçlar güzel görüntü oluşturdu.İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre yaklaşık 1 milyon kayısı ağacının bulunduğu şehirde, üreticiler bir yandan don riskine, bir yandan da hastalıklara karşı ağaçlarını korumaya çalışıyor.Kağızman çevresinde yer alan kayısı ağaçları ilkbaharın gelmesiyle çiçek açtı. Bahçelere giren üreticiler, ağaçların bakımını yapıyor.Bu yıl ilkbaharda düşen yağışlarla oluşan nemin, kayısı ağaçlarında her yıl görülen ve verimi düşüren bir tür mantar hastalığı olan monilyayı artıracağından endişe duyan üreticiler, ilk çiçeklenme döneminden itibaren zirai ilaçlama yapıyor.İlaçlama çalışmalarını yerinde inceleyen İl Tarım ve Orman Müdürü Enver Aydın, AA muhabirine, kayısı bahçelerinin çiçek açmasıyla bakımlarının da yapıldığını söyledi.Kayısı konusunda ilçenin önemine vurgu yapan Aydın, Kars'ın soğuk havasıyla bilindiğini, ancak Kağızman ilçesinin de Aras Nehri Havzası'nda bulunması ve mikroklima iklimi sayesinde en önemli meyvecilik yerlerinden biri olduğunu belirtti.- 120 bin ton civarında kayısı rekoltesi tahmininde bulundukAydın, Kağızman, özellikle kayısı konusunda yoğun bir üretimin yapıldığı yer. Yaklaşık 50 bin dekarlık alanda 1 milyona yakın ağaç varlığıyla bu sene 120 bin ton civarında kayısı rekoltesi tahmininde bulunduk. Bölge ve ülkemizin hem lezzetli hem de dayanıklılığı bakımından önemli bir kayısı türünü üretiyoruz. dedi.Çiftçileri ziyaret ederek ilaçlama, budama ve toprak analizleri konusunda uyarılarda bulunduklarını dile getiren Aydın, Bahçelerde çiçeklenme dönemi başladı, biz de bakım, toprak ilaçlama, teknik bakım ve iklim koşullarına bağlı oluşacak olumsuzluklara karşı çiftçileri hem uyarıyoruz hem de ilaçlamaları konusunda teknik destek veriyoruz. Çiftçilerden belli periyotlarla muhakkak bahçelerden toprak analizi yapmalarını istiyoruz. diye konuştu.Karabağ köyü muhtarı ve kayısı üreticisi Osman Karabulut da bahçelerin çok güzel çiçek açtığını belirterek, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri bahçeleri geziyor, desteklerinden dolayı teşekkür ediyoruz. Devletin de ciddi destekleri var herkese teşekkür ederim. ifadesini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kars Haberleri — CÜNEYT ÇELİK - Kars'ın Kağızman ilçesinde ilkbaharda açan çiçeklerle görsel güzellik sunan kayısı bahçelerinde üreticiler, ürünlerini hastalıktan korumak için ilaçlama mesaisine başladı.İriliği ve lezzeti bakımından Türkiye'de yetiştirilen ender kayısı türlerinden olan ve ihraç edilen Kağızman kayısısının bulunduğu bahçelerde beyaza bürünen ağaçlar güzel görüntü oluşturdu.İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre yaklaşık 1 milyon kayısı ağacının bulunduğu şehirde, üreticiler bir yandan don riskine, bir yandan da hastalıklara karşı ağaçlarını korumaya çalışıyor.Kağızman çevresinde yer alan kayısı ağaçları ilkbaharın gelmesiyle çiçek açtı. Bahçelere giren üreticiler, ağaçların bakımını yapıyor.Bu yıl ilkbaharda düşen yağışlarla oluşan nemin, kayısı ağaçlarında her yıl görülen ve verimi düşüren bir tür mantar hastalığı olan monilyayı artıracağından endişe duyan üreticiler, ilk çiçeklenme döneminden itibaren zirai ilaçlama yapıyor.İlaçlama çalışmalarını yerinde inceleyen İl Tarım ve Orman Müdürü Enver Aydın, AA muhabirine, kayısı bahçelerinin çiçek açmasıyla bakımlarının da yapıldığını söyledi.Kayısı konusunda ilçenin önemine vurgu yapan Aydın, Kars'ın soğuk havasıyla bilindiğini, ancak Kağızman ilçesinin de Aras Nehri Havzası'nda bulunması ve mikroklima iklimi sayesinde en önemli meyvecilik yerlerinden biri olduğunu belirtti.- 120 bin ton civarında kayısı rekoltesi tahmininde bulundukAydın, Kağızman, özellikle kayısı konusunda yoğun bir üretimin yapıldığı yer. Yaklaşık 50 bin dekarlık alanda 1 milyona yakın ağaç varlığıyla bu sene 120 bin ton civarında kayısı rekoltesi tahmininde bulunduk. Bölge ve ülkemizin hem lezzetli hem de dayanıklılığı bakımından önemli bir kayısı türünü üretiyoruz. dedi.Çiftçileri ziyaret ederek ilaçlama, budama ve toprak analizleri konusunda uyarılarda bulunduklarını dile getiren Aydın, Bahçelerde çiçeklenme dönemi başladı, biz de bakım, toprak ilaçlama, teknik bakım ve iklim koşullarına bağlı oluşacak olumsuzluklara karşı çiftçileri hem uyarıyoruz hem de ilaçlamaları konusunda teknik destek veriyoruz. Çiftçilerden belli periyotlarla muhakkak bahçelerden toprak analizi yapmalarını istiyoruz. diye konuştu.Karabağ köyü muhtarı ve kayısı üreticisi Osman Karabulut da bahçelerin çok güzel çiçek açtığını belirterek, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri bahçeleri geziyor, desteklerinden dolayı teşekkür ediyoruz. Devletin de ciddi destekleri var herkese teşekkür ederim. ifadesini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/kars-in-ciceklenen-endemik-kayisi-bahcelerinde-ureticiler-ilaclama-mesaisinde.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Van'da turizm polisleri yerli ve yabancı turistlerin güvenliği için sahada</title>
      <link>https://www.canligaste.com/van-da-turizm-polisleri-yerli-ve-yabanci-turistlerin-guvenligi-icin-sahada/832912/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/van-da-turizm-polisleri-yerli-ve-yabanci-turistlerin-guvenligi-icin-sahada/832912/</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:06:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Van — Her yıl yerli ve yabancı turistlerin yoğunlukla ziyaret ettiği kentte İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, güvenli turizm için sahada çalışma yürütüyor - Turizm polisi Sevilay Uludil: - Turistlere yönelik hizmet anlayışının gelişmesi ve halihazırda oluşturulan güven ortamının devamlılığı halinde turist sayısının çok daha fazla artacağı inancındayız. Başlıca görevimiz, turistlerin topluca gezdikleri veya bulundukları yerlerde can ve mal güvenliklerini sağlamak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Van Haberleri — NEVZAT UMUT UZEL - Van'da İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görev yapan turizm polisleri, yerli ve yabancı ziyaretçilerin güvenle tatil yapmaları için çaba gösteriyor.Yıllarca Urartulara başkentlik yapan, birçok medeniyetten izler taşıyan Van, kaleleri, kiliseleri, tarihi mekanları, gölü ve doğal güzellikleriyle her yıl binlerce yerli ve yabancı turiste ev sahipliği yapıyor.Tarihi ve doğal güzellikleri, mavi bayraklı plajıyla bölgenin öne çıkan turizm merkezleri arasında yer alan kentte, İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde 2 yıl önce 5 kişilik turizm polisi ekibi oluşturuldu.Kente gelen turistlerin güvenliğinin sağlanması için sahada aktif çalışma yürüten turizm polisleri, ziyaretçilerin konaklama ve seyahat konularında yaşadıkları sıkıntıların çözülmesine yardımcı oluyor.Aralarında İngilizce, Farsça ve Kürtçe bilenlerin yer aldığı ekip, diğer birimlerdeki meslektaşlarıyla koordineli olarak, ören yerleri, mesire alanları ve Van Gölü'nün sahil kıyılarında devriye gezerek turistlerin güvenliğini sağlıyor.İhtiyaç durumunda ziyaretçilere rehberlik de yapan polisler, bir araya geldikleri vatandaşları da dikkat etmeleri gereken konularla ilgili bilgilendiriyor.- 7 gün 24 saat esasına göre hizmet yürütmekteyizTurizm polisi Sevilay Uludil, AA muhabirine, kente gelen yerli ve yabancı turistlere yardımcı olduklarını söyledi.Her yıl Van'a binlerce yerli ve yabancı turistin geldiğini belirten Uludil, Urartu medeniyetine başkentlik yapmış, doğa ve kış turizmi bakımından önemli bir potansiyeli bulunan Van ilimizde turizmin gelişmesi, şehre gelen yerli ve yabancı turistlerin güvenli bir şekilde seyahat etmeleri ve konaklamalarını sağlamak amacıyla 7 gün 24 saat esasına göre hizmet yürütmekteyiz. dedi.Van'ın önemli bir turizm kenti olduğunu ifade eden Uludil, şunları kaydetti:Turistlere yönelik hizmet anlayışının gelişmesi ve halihazırda oluşturulan güven ortamının devamlılığı halinde turist sayısının çok daha fazla artacağı inancındayız. Başlıca görevimiz, turistlerin topluca gezdikleri veya bulundukları yerlerde can ve mal güvenliklerini sağlamak. Diğer birimlerimizle koordineli çalışma yürütüyoruz. Amacımız, lisan bilen personellerimiz vasıtasıyla güvenliğe ilişkin konularda rehberlik ve tercümanlık hizmetleri sunmak. Turistlerin diğer polis birimleriyle olan ilişkilerine yardımcı olmak ve ayrıca turistlerin konaklama ve barınma ile ilgili sorunlarına yardımcı olmaktır.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Van Haberleri — NEVZAT UMUT UZEL - Van'da İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görev yapan turizm polisleri, yerli ve yabancı ziyaretçilerin güvenle tatil yapmaları için çaba gösteriyor.Yıllarca Urartulara başkentlik yapan, birçok medeniyetten izler taşıyan Van, kaleleri, kiliseleri, tarihi mekanları, gölü ve doğal güzellikleriyle her yıl binlerce yerli ve yabancı turiste ev sahipliği yapıyor.Tarihi ve doğal güzellikleri, mavi bayraklı plajıyla bölgenin öne çıkan turizm merkezleri arasında yer alan kentte, İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde 2 yıl önce 5 kişilik turizm polisi ekibi oluşturuldu.Kente gelen turistlerin güvenliğinin sağlanması için sahada aktif çalışma yürüten turizm polisleri, ziyaretçilerin konaklama ve seyahat konularında yaşadıkları sıkıntıların çözülmesine yardımcı oluyor.Aralarında İngilizce, Farsça ve Kürtçe bilenlerin yer aldığı ekip, diğer birimlerdeki meslektaşlarıyla koordineli olarak, ören yerleri, mesire alanları ve Van Gölü'nün sahil kıyılarında devriye gezerek turistlerin güvenliğini sağlıyor.İhtiyaç durumunda ziyaretçilere rehberlik de yapan polisler, bir araya geldikleri vatandaşları da dikkat etmeleri gereken konularla ilgili bilgilendiriyor.- 7 gün 24 saat esasına göre hizmet yürütmekteyizTurizm polisi Sevilay Uludil, AA muhabirine, kente gelen yerli ve yabancı turistlere yardımcı olduklarını söyledi.Her yıl Van'a binlerce yerli ve yabancı turistin geldiğini belirten Uludil, Urartu medeniyetine başkentlik yapmış, doğa ve kış turizmi bakımından önemli bir potansiyeli bulunan Van ilimizde turizmin gelişmesi, şehre gelen yerli ve yabancı turistlerin güvenli bir şekilde seyahat etmeleri ve konaklamalarını sağlamak amacıyla 7 gün 24 saat esasına göre hizmet yürütmekteyiz. dedi.Van'ın önemli bir turizm kenti olduğunu ifade eden Uludil, şunları kaydetti:Turistlere yönelik hizmet anlayışının gelişmesi ve halihazırda oluşturulan güven ortamının devamlılığı halinde turist sayısının çok daha fazla artacağı inancındayız. Başlıca görevimiz, turistlerin topluca gezdikleri veya bulundukları yerlerde can ve mal güvenliklerini sağlamak. Diğer birimlerimizle koordineli çalışma yürütüyoruz. Amacımız, lisan bilen personellerimiz vasıtasıyla güvenliğe ilişkin konularda rehberlik ve tercümanlık hizmetleri sunmak. Turistlerin diğer polis birimleriyle olan ilişkilerine yardımcı olmak ve ayrıca turistlerin konaklama ve barınma ile ilgili sorunlarına yardımcı olmaktır.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/van-da-turizm-polisleri-yerli-ve-yabanci-turistlerin-guvenligi-icin-sahada.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İsrail pasaportunu yakan yazar Sherman için Gazze'deki soykırımın inkarcıları, Holokost inkarcılarından kötü:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/israil-pasaportunu-yakan-yazar-sherman-icin-gazze-deki-soykirimin-inkarcilari-holokost-inkarcilarindan-kotu/832911/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/israil-pasaportunu-yakan-yazar-sherman-icin-gazze-deki-soykirimin-inkarcilari-holokost-inkarcilarindan-kotu/832911/</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:06:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Viyana — Keşke neye bulaştığımı anlamış olsaydım. (İsrail ordusu) Korkunç, korkunç bir ölüm kültü ve ölüm makinesinde görev yaptım - Eğer Gazze’de doğmuş olsaydım ve çocuklarımı Gazze'de doğurmuş olsaydım, ben de tam olarak aynısını yapardım. Ayaklanırdım. Ailem için, halkım için özgürlük isterdim]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Viyana Haberleri — SALİH OKUROĞLU - Avustralya'da yaşayan ve Gazze'deki soykırıma dikkati çekmek için İsrail pasaportunu yakan yazar Veronica Sherman, Soykırım inkarcılarının, Holokost inkarcılarından daha kötü olduğunu düşünüyorum. dedi. İsveç vatandaşlığı da bulunan 51 yaşındaki Sherman, 10 yaşındayken İsrail'e göç etti ve 20 yaşına kadar burada yaşadı. Gençlik yıllarını İsrail'de geçiren Sherman, İsrail ordusunda da görev aldı.Yahudi kökenli bir ailede büyüyen Sherman, gençlik yıllarında hem İsrail merkezli siyonist anlatının hem de Hristiyan siyonizminin etkisi altında kaldı.Kendisini o dönem için beyni yıkanmış ve çifte siyonist olarak tanımlayan Sherman, yıllar sonra bu ideolojiden koptu ve bugün siyonizme karşı mücadelesini Avustralya'dan yürütüyor.Sherman'ın, 2014'te İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları sırasında gördüğü bir görüntü hayatında kırılma yarattı, o günden bu yana Filistin'e bakışı değişti.Avustralya'nın başkenti Canberra'da Temmuz 2025'te düzenlenen bir protestoda İsrail pasaportunu yakan Sherman, bu eylemle Gazze'de yaşanan soykırıma dikkati çekti.Sherman, çifte siyonist olmaktan İsrail pasaportunu yakma kararına giden süreci ve yaşadığı dönüşümü AA muhabirine anlattı.- Korkunç bir ölüm kültü ve ölüm makinesinde görev yaptımİsrail'de yaşadığı dönemde İsrailli Araplar olarak tanımlanan öğrencilerin aslında Filistinli olduğunu sonradan fark ettiğini söyleyen Sherman, normal devlet okulunda birkaç yıl okuduğunu ancak İbranice bilmediği için çok zorlandığını, okul hayatının geri kalanını ise uluslararası okulda geçirdiğini dile getirdi.Sherman, İsrail ordusunda görev yapmasına ilişkin konuşurken dikkatli olup bunu normalleştirmek istemediğini anlatarak Keşke neye bulaştığımı anlamış olsaydım. Korkunç, korkunç bir ölüm kültü ve ölüm makinesinde görev yaptım. dedi.O dönemde verdiği kararları hafife almadığını ifade eden Sherman, Düşüncesizce yaptığım bir şey değildi. Aslında çok düşündüm ama o zamanlar beynim yıkanmıştı. Bunu ancak böyle tarif edebilirim. diye konuştu.Sherman, Bunu hiç söylemediler ama temelde Mossad için seçiliyordum. ifadesini kullandı.- (Hristiyan siyonizmi) Aslında birçok açıdan bunun İsrail siyonizminden daha ölümcül olduğunu düşünüyorumYazar Sherman, 17 yaşındaki, çocuk denecek yaşta bir kızın bunu yapmaya istekli olması için gerçekleştirilen beyin yıkama türü beni hayrete düşürüyor. yorumunu yaptı.Sherman, hikayesinin karmaşıklaştığı noktanın, kendi ifadesiyle çifte siyonist olması olduğunu, Yahudi bir evde büyüdüğünü, İsrail'e de Yahudi geçmişleri nedeniyle göç ettiklerini belirtti.Böylece hem İsrail siyonizminin hem de Hristiyan siyonist anlatının etkisi altında kaldığına işaret eden Sherman, özellikle Hristiyan siyonizmine ilişkin, Aslında birçok açıdan bunun İsrail siyonizminden daha ölümcül olduğunu düşünüyorum. dedi.Sherman, her iki ideolojiden kurtulmanın çılgın bir süreç olduğunu, bunun kendisine bugün her iki dünyayı da eleştirebilecek benzersiz bir bakış açısı kazandırdığını söyledi.Siyonist olmaktan siyonist karşıtı olmaya bir anda geçmesinin mümkün olmadığını belirten Sherman, özellikle Filistin konusunda geçmişte çok farklı düşündüğünü dile getirdi.Sherman, Filistin meselesi gündeme geldiğinde, sanki yüzüme bir tokat gibi çarptı. ifadesini kullandı.- (Siyonizme karşı) 2014'ten beri elimden gelen her şeyi aktif olarak yapıyorumHayatındaki asıl kırılmanın 2014'te yaşandığını aktaran Sherman, İsrail'in Gazze'ye bir kez daha saldırdığı sırada Google'da Gazze'den görüntüler aradığını anlattı.Sherman, o görüntüyü şu sözlerle ifade etti:Yıkılmış binaların, molozların ortasında bir çocuğun gövdesi vardı. Başı yoktu. Uzuvları bile yoktu sanırım. Sanki sadece bir çocuk parçası gibiydi.Sherman, bu anın kendisi için bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak O anda sanki her şey durdu. dedi.Daha önce Filistinlilere bakarken gözlerinin önünde hep biz ve onlar şeklinde bir filtre bulunduğunu belirten Sherman, bu sefer ilk kez doğrudan bir insani trajediyle yüzleştiğini vurguladı.Sherman, O anda her şey çok netleşti. Bana yalan söylendiğini anladım. Sanki bu değiştirilmiş durumdan uyanmıştım. ifadelerini kullandı.Bu andan sonra siyonizmin neden yanlış olduğunu anlamak için kendisini bu meseleye verdiğini anlatan Sherman, (Siyonizme karşı) 2014'ten beri elimden gelen her şeyi aktif olarak yapıyorum. dedi.- Ne yapabilirdim ki? Ailelerin katledilmesini nasıl izlemeye devam edebilirdim?Sherman, Temmuz 2025'te Canberra'daki parlamento binası önüne düzenlenen bir protesto sırasında İsrail pasaportunu sayfa sayfa yırtarak yaktığını anlattı.Bu yüzden Kudüs'e artık dönemeyebileceğini düşündüğü için duygulandığını söyleyen Sherman, Kudüs'ü seviyorum. Dünyada gerçekten bu bağı hissettiğim tek yer ama ben bir istilacıyım, Kudüs'e izinsiz giren biriyim. O şehre öylece yerleştirildim. O şehirle hiçbir geçmişim yok. Atalarımın o şehirle hiçbir bağı yok. diye konuştu.Sherman, buna karşılık Nekbe'de evinden çıkarılan Filistinli bir arkadaşının babasının yaşadıklarını düşündüğünü belirtti. O ailenin evinin ve ağaçlarının ataları tarafından yapılıp dikildiğini vurgulayan Sherman, bu insanların Kudüs'le bir bağının olduğunun altını çizdi.O tarihte Gazze'deki soykırım başlayalı neredeyse iki yıl olduğuna işaret eden Sherman, O noktada soykırımın üzerinden neredeyse iki yıl geçmişti ve ne yapabilirdim ki? Ailelerin katledilmesini nasıl izlemeye devam edebilirdim? diye sordu.Bu eylemi neden yaptığına ilişkin Sherman, Bu, sadece İsrailli olduğum için değil, her düzeyde, bir insan olarak olan bitenlere derinden karşı olduğumu söylemek için yapabileceğim bir şeydi. ifadesini kullandı.- (Siyonizm) Bu, bir ölüm kültüdür, sadece Filistinliler için değil, Yahudiler için deSherman, Avustralya'da İsrail'in Yahudiler için dünyadaki tek güvenli yer olduğunun iddiasına ilişkin, Bu, tam bir saçmalık. Yahudiler her yerde güvende olmalı ve İsrail'in yaptıkları yüzünden güvenlikleri tehlikeye atılıyor. dedi.Bu nedenle pankartlarında Siyonizm Yahudiler için en tehlikeli şeydir yazdığını aktaran Sherman, (Siyonizm) Bu, bir ölüm kültüdür, sadece Filistinliler için değil, Yahudiler için de. diye konuştu.Sherman, soykırıma sessiz kalmanın, onu desteklemekle aynı şey olduğunu dile getirerek Soykırımı inkar edenlerin, Holokost'u inkar edenlerden daha kötü olduğunu düşünüyorum ve soykırımı desteklemek, Holokost'u desteklemekten daha kötüdür. ifadelerini kullandı.İnsanların 1940'larda Holokost'tan gelen görüntülere anlık erişim imkanı olmadığını hatırlatan Sherman, bugün ise Gazze'den gelen görüntülerin telefon ekranlarından canlı izlenebildiğine dikkati çekti.Holokost sonrası dönemde insanların Filistinlilere ne olduğunu, 1948'den itibaren neler yaşandığını ve neden 78 yıldır evlerine dönmek istediklerini öğrenmesi gerektiğinin altını çizen Sherman, şunları kaydetti:Eğer Gazze'de doğmuş olsaydım ve çocuklarımı Gazze'de doğurmuş olsaydım, ben de tam olarak aynısını yapardım. Ayaklanırdım. Ailem için, halkım için özgürlük isterdim.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Viyana Haberleri — SALİH OKUROĞLU - Avustralya'da yaşayan ve Gazze'deki soykırıma dikkati çekmek için İsrail pasaportunu yakan yazar Veronica Sherman, Soykırım inkarcılarının, Holokost inkarcılarından daha kötü olduğunu düşünüyorum. dedi. İsveç vatandaşlığı da bulunan 51 yaşındaki Sherman, 10 yaşındayken İsrail'e göç etti ve 20 yaşına kadar burada yaşadı. Gençlik yıllarını İsrail'de geçiren Sherman, İsrail ordusunda da görev aldı.Yahudi kökenli bir ailede büyüyen Sherman, gençlik yıllarında hem İsrail merkezli siyonist anlatının hem de Hristiyan siyonizminin etkisi altında kaldı.Kendisini o dönem için beyni yıkanmış ve çifte siyonist olarak tanımlayan Sherman, yıllar sonra bu ideolojiden koptu ve bugün siyonizme karşı mücadelesini Avustralya'dan yürütüyor.Sherman'ın, 2014'te İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları sırasında gördüğü bir görüntü hayatında kırılma yarattı, o günden bu yana Filistin'e bakışı değişti.Avustralya'nın başkenti Canberra'da Temmuz 2025'te düzenlenen bir protestoda İsrail pasaportunu yakan Sherman, bu eylemle Gazze'de yaşanan soykırıma dikkati çekti.Sherman, çifte siyonist olmaktan İsrail pasaportunu yakma kararına giden süreci ve yaşadığı dönüşümü AA muhabirine anlattı.- Korkunç bir ölüm kültü ve ölüm makinesinde görev yaptımİsrail'de yaşadığı dönemde İsrailli Araplar olarak tanımlanan öğrencilerin aslında Filistinli olduğunu sonradan fark ettiğini söyleyen Sherman, normal devlet okulunda birkaç yıl okuduğunu ancak İbranice bilmediği için çok zorlandığını, okul hayatının geri kalanını ise uluslararası okulda geçirdiğini dile getirdi.Sherman, İsrail ordusunda görev yapmasına ilişkin konuşurken dikkatli olup bunu normalleştirmek istemediğini anlatarak Keşke neye bulaştığımı anlamış olsaydım. Korkunç, korkunç bir ölüm kültü ve ölüm makinesinde görev yaptım. dedi.O dönemde verdiği kararları hafife almadığını ifade eden Sherman, Düşüncesizce yaptığım bir şey değildi. Aslında çok düşündüm ama o zamanlar beynim yıkanmıştı. Bunu ancak böyle tarif edebilirim. diye konuştu.Sherman, Bunu hiç söylemediler ama temelde Mossad için seçiliyordum. ifadesini kullandı.- (Hristiyan siyonizmi) Aslında birçok açıdan bunun İsrail siyonizminden daha ölümcül olduğunu düşünüyorumYazar Sherman, 17 yaşındaki, çocuk denecek yaşta bir kızın bunu yapmaya istekli olması için gerçekleştirilen beyin yıkama türü beni hayrete düşürüyor. yorumunu yaptı.Sherman, hikayesinin karmaşıklaştığı noktanın, kendi ifadesiyle çifte siyonist olması olduğunu, Yahudi bir evde büyüdüğünü, İsrail'e de Yahudi geçmişleri nedeniyle göç ettiklerini belirtti.Böylece hem İsrail siyonizminin hem de Hristiyan siyonist anlatının etkisi altında kaldığına işaret eden Sherman, özellikle Hristiyan siyonizmine ilişkin, Aslında birçok açıdan bunun İsrail siyonizminden daha ölümcül olduğunu düşünüyorum. dedi.Sherman, her iki ideolojiden kurtulmanın çılgın bir süreç olduğunu, bunun kendisine bugün her iki dünyayı da eleştirebilecek benzersiz bir bakış açısı kazandırdığını söyledi.Siyonist olmaktan siyonist karşıtı olmaya bir anda geçmesinin mümkün olmadığını belirten Sherman, özellikle Filistin konusunda geçmişte çok farklı düşündüğünü dile getirdi.Sherman, Filistin meselesi gündeme geldiğinde, sanki yüzüme bir tokat gibi çarptı. ifadesini kullandı.- (Siyonizme karşı) 2014'ten beri elimden gelen her şeyi aktif olarak yapıyorumHayatındaki asıl kırılmanın 2014'te yaşandığını aktaran Sherman, İsrail'in Gazze'ye bir kez daha saldırdığı sırada Google'da Gazze'den görüntüler aradığını anlattı.Sherman, o görüntüyü şu sözlerle ifade etti:Yıkılmış binaların, molozların ortasında bir çocuğun gövdesi vardı. Başı yoktu. Uzuvları bile yoktu sanırım. Sanki sadece bir çocuk parçası gibiydi.Sherman, bu anın kendisi için bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak O anda sanki her şey durdu. dedi.Daha önce Filistinlilere bakarken gözlerinin önünde hep biz ve onlar şeklinde bir filtre bulunduğunu belirten Sherman, bu sefer ilk kez doğrudan bir insani trajediyle yüzleştiğini vurguladı.Sherman, O anda her şey çok netleşti. Bana yalan söylendiğini anladım. Sanki bu değiştirilmiş durumdan uyanmıştım. ifadelerini kullandı.Bu andan sonra siyonizmin neden yanlış olduğunu anlamak için kendisini bu meseleye verdiğini anlatan Sherman, (Siyonizme karşı) 2014'ten beri elimden gelen her şeyi aktif olarak yapıyorum. dedi.- Ne yapabilirdim ki? Ailelerin katledilmesini nasıl izlemeye devam edebilirdim?Sherman, Temmuz 2025'te Canberra'daki parlamento binası önüne düzenlenen bir protesto sırasında İsrail pasaportunu sayfa sayfa yırtarak yaktığını anlattı.Bu yüzden Kudüs'e artık dönemeyebileceğini düşündüğü için duygulandığını söyleyen Sherman, Kudüs'ü seviyorum. Dünyada gerçekten bu bağı hissettiğim tek yer ama ben bir istilacıyım, Kudüs'e izinsiz giren biriyim. O şehre öylece yerleştirildim. O şehirle hiçbir geçmişim yok. Atalarımın o şehirle hiçbir bağı yok. diye konuştu.Sherman, buna karşılık Nekbe'de evinden çıkarılan Filistinli bir arkadaşının babasının yaşadıklarını düşündüğünü belirtti. O ailenin evinin ve ağaçlarının ataları tarafından yapılıp dikildiğini vurgulayan Sherman, bu insanların Kudüs'le bir bağının olduğunun altını çizdi.O tarihte Gazze'deki soykırım başlayalı neredeyse iki yıl olduğuna işaret eden Sherman, O noktada soykırımın üzerinden neredeyse iki yıl geçmişti ve ne yapabilirdim ki? Ailelerin katledilmesini nasıl izlemeye devam edebilirdim? diye sordu.Bu eylemi neden yaptığına ilişkin Sherman, Bu, sadece İsrailli olduğum için değil, her düzeyde, bir insan olarak olan bitenlere derinden karşı olduğumu söylemek için yapabileceğim bir şeydi. ifadesini kullandı.- (Siyonizm) Bu, bir ölüm kültüdür, sadece Filistinliler için değil, Yahudiler için deSherman, Avustralya'da İsrail'in Yahudiler için dünyadaki tek güvenli yer olduğunun iddiasına ilişkin, Bu, tam bir saçmalık. Yahudiler her yerde güvende olmalı ve İsrail'in yaptıkları yüzünden güvenlikleri tehlikeye atılıyor. dedi.Bu nedenle pankartlarında Siyonizm Yahudiler için en tehlikeli şeydir yazdığını aktaran Sherman, (Siyonizm) Bu, bir ölüm kültüdür, sadece Filistinliler için değil, Yahudiler için de. diye konuştu.Sherman, soykırıma sessiz kalmanın, onu desteklemekle aynı şey olduğunu dile getirerek Soykırımı inkar edenlerin, Holokost'u inkar edenlerden daha kötü olduğunu düşünüyorum ve soykırımı desteklemek, Holokost'u desteklemekten daha kötüdür. ifadelerini kullandı.İnsanların 1940'larda Holokost'tan gelen görüntülere anlık erişim imkanı olmadığını hatırlatan Sherman, bugün ise Gazze'den gelen görüntülerin telefon ekranlarından canlı izlenebildiğine dikkati çekti.Holokost sonrası dönemde insanların Filistinlilere ne olduğunu, 1948'den itibaren neler yaşandığını ve neden 78 yıldır evlerine dönmek istediklerini öğrenmesi gerektiğinin altını çizen Sherman, şunları kaydetti:Eğer Gazze'de doğmuş olsaydım ve çocuklarımı Gazze'de doğurmuş olsaydım, ben de tam olarak aynısını yapardım. Ayaklanırdım. Ailem için, halkım için özgürlük isterdim.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/israil-pasaportunu-yakan-yazar-sherman-icin-gazze-deki-soykirimin-inkarcilari-holokost-inkarcilarindan-kotu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Af Örgütü Orta Doğu Direktörü Morayef'e göre İsrail'in yanına kar kalanlar başkalarını cesaretlendirebilir:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/af-orgutu-orta-dogu-direktoru-morayef-e-gore-israil-in-yanina-kar-kalanlar-baskalarini-cesaretlendirebilir/832910/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/af-orgutu-orta-dogu-direktoru-morayef-e-gore-israil-in-yanina-kar-kalanlar-baskalarini-cesaretlendirebilir/832910/</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:06:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Greater London — İsrail istisnai olmanın ve ABD korumasının tadını çıkarıyor. Diğerleriyle aynı şekilde onlardan hesap sorulmuyor. Ancak soykırım pek çok şeyi değiştirdi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Greater London Haberleri — BEHLÜL ÇETİNKAYA - Uluslararası Af Örgütü Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölge Direktörü Heba Morayef, İsrail'in yaptıkları ve yanına kar kalanların başka ülkeleri de cesaretlendirme riski bulunduğuna dikkati çekti.Morayef, Orta Doğu'daki insan hakları durumu, Batı ülkelerinin dünya genelindeki insan hakları gelişmelerine etkileri ve İsrail'in Filistinli esirleri hedef alan idam tasarısıyla ilgili Londra'da AA muhabirinin sorularını yanıtladı.Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üyelerinin ve veto gücü bulunan ülkelerin dünyadaki insan hakları ihlalleri ve çatışmaları durdurabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirten Morayef, Ancak ABD, veto gücünü son on yıllarda zaman zaman İsrail'i korumak için kullanıyor. Bu da BM Güvenlik Konseyi'nin modern çağın en uzun işgalini durdurmak için vereceği yanıtı kısıtlıyor. dedi.Mevcut çok taraflı uluslararası yapıların hem ABD ile İsrail'in İran saldırılarını hem de İsrail'in Lübnan saldırılarını sona erdirebilmesi gerektiğinin altını çizen Morayef, Ancak (ABD Başkanı Donald) Trump'ın sistemi nasıl kullandığını görüyoruz. Bu durum, Orta Doğu'daki siviller için çok tehlikeli bir dönemin yaşanmasına sebep oluyor. diye konuştu. - İdam yasasına Avrupa yeterli tepkiyi göstermediİsrail'in Filistinli esirleri hedef alan idam tasarısına da değinen Morayef, Birkaç aydır İsrail parlamentosunda görüşülen değişiklikler ve taslaklar hakkında yorumlarımızı yapıyorduk. Bunların kabul edilmesi ve ölüm cezasının öncelikli bir konu olduğu Avrupa ülkelerinde taslak sürecinde yeterli tepki gösterilmemesi karşısında şok olduk. ifadelerini kullandı.Morayef, tasarının Filistinlileri hedef almasının İsrail'deki ırkçı apartheid sistemin göstergesi olduğuna dikkati çekerek, Bu tasarının Avrupa ülkeleri için bir uyarı olmasını umuyorum. yorumunu yaptı.İsrail'in Gazze'de ateşkese rağmen bölgeye hava saldırılarını sürdürdüğünü hatırlatan Morayef, Avrupa ülkelerinin İsrail'e karşı ciddi adımlar atarak İsrail'e Yaptıklarınızın bir bedeli olacak. mesajını vermesi gerektiğini kaydetti. Morayef, Af Örgütü'nün dünyada ölüm cezasına karşı kampanyalar yürüttüğünü de aktararak, İsrail'in yaptıkları ve İsrail'in yanına kar kalanların diğer ülkeleri cesaretlendirebileceğini düşünüyorum. Burada bir risk var. görüşünü paylaştı.- Soykırım pek çok şeyi değiştirdiDünyada insan hakları ihlallerinin siyasi tercihlere bağlı olarak artıp azaldığını kaydeden Morayef, İsrail'e karşı yaklaşımda da değişiklikler görebiliriz. Orta Doğu'da on yıllardır insan hakları alanında çalışan birisi olarak şunu görüyorum, İsrail istisnai olmanın ve ABD korumasının tadını çıkarıyor. Diğerleriyle aynı şekilde onlardan hesap sorulmuyor. Ancak soykırım pek çok şeyi değiştirdi. şeklinde konuştu.Morayef, bu değişimler arasında hayal edilemez olarak nitelediği İsrail'e karşı uluslararası mahkemelerde başlatılan süreçler ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'nden çıkan yakalama kararlarını saydı.Bunlar uygulanmayabilir, ancak uygulanması gereken bir araç olarak elimizde bulunuyor. diyen Morayef, bu noktada Avrupa ülkelerine görevler düştüğünün altını çizdi.Morayef, Avrupa ülkelerinin bu konuya liderlik etmesini bekliyor ve istiyoruz. Çünkü Trump, (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu'ya destekte çok ileri gitti. Netanyahu da çok ileriye gitti. Orta Doğu ve özellikle Filistin'de bugün yaşananlar uluslararası sistemi tamamen tehlikeye atıyor. Bu uçurumun kenarından dönmemiz gerek. diye konuştu.Avrupa ülkelerindeki insan hakları ihlallerinin özellikle göçmen karşıtlığı, ırkçılık ve ifade özgürlüğü tartışmaları etrafında yaşandığını da söyleyen Morayef, Filistin'le dayanışma faaliyetlerine kısıtlama uygulandığını anlattı.Morayef, Avrupa ülkelerinin iç politikalarını etkileyen birçok konunun dış politikaya yansıdığını da vurgulayarak, Filistin konusunda alınan pozisyon, içeride Filistin aktivistlerini etkilerken uluslararası alanda yansıması olan Filistin konusundaki dış politikayı da etkiliyor. değerlendirmesini yaptı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Greater London Haberleri — BEHLÜL ÇETİNKAYA - Uluslararası Af Örgütü Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölge Direktörü Heba Morayef, İsrail'in yaptıkları ve yanına kar kalanların başka ülkeleri de cesaretlendirme riski bulunduğuna dikkati çekti.Morayef, Orta Doğu'daki insan hakları durumu, Batı ülkelerinin dünya genelindeki insan hakları gelişmelerine etkileri ve İsrail'in Filistinli esirleri hedef alan idam tasarısıyla ilgili Londra'da AA muhabirinin sorularını yanıtladı.Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üyelerinin ve veto gücü bulunan ülkelerin dünyadaki insan hakları ihlalleri ve çatışmaları durdurabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirten Morayef, Ancak ABD, veto gücünü son on yıllarda zaman zaman İsrail'i korumak için kullanıyor. Bu da BM Güvenlik Konseyi'nin modern çağın en uzun işgalini durdurmak için vereceği yanıtı kısıtlıyor. dedi.Mevcut çok taraflı uluslararası yapıların hem ABD ile İsrail'in İran saldırılarını hem de İsrail'in Lübnan saldırılarını sona erdirebilmesi gerektiğinin altını çizen Morayef, Ancak (ABD Başkanı Donald) Trump'ın sistemi nasıl kullandığını görüyoruz. Bu durum, Orta Doğu'daki siviller için çok tehlikeli bir dönemin yaşanmasına sebep oluyor. diye konuştu. - İdam yasasına Avrupa yeterli tepkiyi göstermediİsrail'in Filistinli esirleri hedef alan idam tasarısına da değinen Morayef, Birkaç aydır İsrail parlamentosunda görüşülen değişiklikler ve taslaklar hakkında yorumlarımızı yapıyorduk. Bunların kabul edilmesi ve ölüm cezasının öncelikli bir konu olduğu Avrupa ülkelerinde taslak sürecinde yeterli tepki gösterilmemesi karşısında şok olduk. ifadelerini kullandı.Morayef, tasarının Filistinlileri hedef almasının İsrail'deki ırkçı apartheid sistemin göstergesi olduğuna dikkati çekerek, Bu tasarının Avrupa ülkeleri için bir uyarı olmasını umuyorum. yorumunu yaptı.İsrail'in Gazze'de ateşkese rağmen bölgeye hava saldırılarını sürdürdüğünü hatırlatan Morayef, Avrupa ülkelerinin İsrail'e karşı ciddi adımlar atarak İsrail'e Yaptıklarınızın bir bedeli olacak. mesajını vermesi gerektiğini kaydetti. Morayef, Af Örgütü'nün dünyada ölüm cezasına karşı kampanyalar yürüttüğünü de aktararak, İsrail'in yaptıkları ve İsrail'in yanına kar kalanların diğer ülkeleri cesaretlendirebileceğini düşünüyorum. Burada bir risk var. görüşünü paylaştı.- Soykırım pek çok şeyi değiştirdiDünyada insan hakları ihlallerinin siyasi tercihlere bağlı olarak artıp azaldığını kaydeden Morayef, İsrail'e karşı yaklaşımda da değişiklikler görebiliriz. Orta Doğu'da on yıllardır insan hakları alanında çalışan birisi olarak şunu görüyorum, İsrail istisnai olmanın ve ABD korumasının tadını çıkarıyor. Diğerleriyle aynı şekilde onlardan hesap sorulmuyor. Ancak soykırım pek çok şeyi değiştirdi. şeklinde konuştu.Morayef, bu değişimler arasında hayal edilemez olarak nitelediği İsrail'e karşı uluslararası mahkemelerde başlatılan süreçler ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'nden çıkan yakalama kararlarını saydı.Bunlar uygulanmayabilir, ancak uygulanması gereken bir araç olarak elimizde bulunuyor. diyen Morayef, bu noktada Avrupa ülkelerine görevler düştüğünün altını çizdi.Morayef, Avrupa ülkelerinin bu konuya liderlik etmesini bekliyor ve istiyoruz. Çünkü Trump, (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu'ya destekte çok ileri gitti. Netanyahu da çok ileriye gitti. Orta Doğu ve özellikle Filistin'de bugün yaşananlar uluslararası sistemi tamamen tehlikeye atıyor. Bu uçurumun kenarından dönmemiz gerek. diye konuştu.Avrupa ülkelerindeki insan hakları ihlallerinin özellikle göçmen karşıtlığı, ırkçılık ve ifade özgürlüğü tartışmaları etrafında yaşandığını da söyleyen Morayef, Filistin'le dayanışma faaliyetlerine kısıtlama uygulandığını anlattı.Morayef, Avrupa ülkelerinin iç politikalarını etkileyen birçok konunun dış politikaya yansıdığını da vurgulayarak, Filistin konusunda alınan pozisyon, içeride Filistin aktivistlerini etkilerken uluslararası alanda yansıması olan Filistin konusundaki dış politikayı da etkiliyor. değerlendirmesini yaptı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Belaruslu yetkiliden, Türkiye'nin Rusya-Ukrayna Savaşı'ndaki arabulucu rolüne övgü:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/belaruslu-yetkiliden-turkiye-nin-rusya-ukrayna-savasi-ndaki-arabulucu-rolune-ovgu/832909/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/belaruslu-yetkiliden-turkiye-nin-rusya-ukrayna-savasi-ndaki-arabulucu-rolune-ovgu/832909/</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:06:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Antalya — (Rusya-Ukrayna Savaşı) Türkiye'ye gelince, Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan'ın ve Türk hükümetinin üstlendiği barış misyonunu yüksek takdirle karşılıyoruz - (Türkiye-Belarus) Aramızda çok yüksek bir siyasi güven ve siyasi ilişkiler düzeyi bulunuyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Antalya Haberleri — GÖKHAN ÇELİKER - Belarus Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Direktörü Oleg Makarov, Ankara'nın Rusya-Ukrayna Savaşı'nda üstlendiği barış misyonunu takdirle karşıladıklarını söyledi. Makarov, 17-19 Nisan tarihlerinde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2026'da (ADF) AA muhabirinin sorularını yanıtladı.Türkiye ile Belarus'un benzer yaklaşımlara sahip ülkeler olduğunu vurgulayan Makarov, her iki ülkenin de ciddi ve saygın liderlere sahip olduğuna dikkati çekti.Oleg Makarov, Ankara ile Minsk'in hem bölgenin hem de dünyanın barış içinde yaşaması istediğini aktararak iki ülkenin zihinsel anlamada çok sayıda ortak unsurla birbirine bağlandığını söyledi.(Türkiye-Belarus) Aramızda çok yüksek bir siyasi güven ve siyasi ilişkiler düzeyi bulunuyor. diyen Makarov, ekonomik potansiyelin de bu yüksek ilişki düzeyine uygun şekilde gelişmesi gerektiğinin altını çizdi.Makarov, iki ülke arasındaki ekonomik işbirliği potansiyellerine değinerek Liderlerimiz (Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan) gerekli koşulları oluşturdu. Artık geri kalanların bu koşulları somut ekonomik içerikle ve kültürel değişimle, diğer etkileşim unsurlarıyla doldurması gerekiyor. diye konuştu.- İki ülkenin barışa yönelik tutumuTürkiye ile Belarus'un, Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda barış çağrısı yaptığına işaret eden Makarov, bunun, Ankara ile Minsk'in uzun yıllardır süregelen pozisyonu olduğunu dile getirdi.Makarov, bu durumun, iyi komşuluk ilkesine dayanan bir tutum ve Belarus dış politikasının temel prensiplerinden biri olduğunu aktardı.(Rusya-Ukrayna Savaşı) Türkiye'ye gelince, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve Türk hükümetinin üstlendiği barış misyonunu yüksek takdirle karşılıyoruz. diyen Makarov, barışa yönelik görüşmelerin hem Belarus hem de Türkiye'de yapıldığını hatırlattı.Makarov, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tutumunun, müzakerelere ev sahipliği yapmak ve çatışmaların sona ermesi için bir müzakere platformu oluşturmak olduğunu sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Antalya Haberleri — GÖKHAN ÇELİKER - Belarus Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Direktörü Oleg Makarov, Ankara'nın Rusya-Ukrayna Savaşı'nda üstlendiği barış misyonunu takdirle karşıladıklarını söyledi. Makarov, 17-19 Nisan tarihlerinde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2026'da (ADF) AA muhabirinin sorularını yanıtladı.Türkiye ile Belarus'un benzer yaklaşımlara sahip ülkeler olduğunu vurgulayan Makarov, her iki ülkenin de ciddi ve saygın liderlere sahip olduğuna dikkati çekti.Oleg Makarov, Ankara ile Minsk'in hem bölgenin hem de dünyanın barış içinde yaşaması istediğini aktararak iki ülkenin zihinsel anlamada çok sayıda ortak unsurla birbirine bağlandığını söyledi.(Türkiye-Belarus) Aramızda çok yüksek bir siyasi güven ve siyasi ilişkiler düzeyi bulunuyor. diyen Makarov, ekonomik potansiyelin de bu yüksek ilişki düzeyine uygun şekilde gelişmesi gerektiğinin altını çizdi.Makarov, iki ülke arasındaki ekonomik işbirliği potansiyellerine değinerek Liderlerimiz (Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan) gerekli koşulları oluşturdu. Artık geri kalanların bu koşulları somut ekonomik içerikle ve kültürel değişimle, diğer etkileşim unsurlarıyla doldurması gerekiyor. diye konuştu.- İki ülkenin barışa yönelik tutumuTürkiye ile Belarus'un, Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda barış çağrısı yaptığına işaret eden Makarov, bunun, Ankara ile Minsk'in uzun yıllardır süregelen pozisyonu olduğunu dile getirdi.Makarov, bu durumun, iyi komşuluk ilkesine dayanan bir tutum ve Belarus dış politikasının temel prensiplerinden biri olduğunu aktardı.(Rusya-Ukrayna Savaşı) Türkiye'ye gelince, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve Türk hükümetinin üstlendiği barış misyonunu yüksek takdirle karşılıyoruz. diyen Makarov, barışa yönelik görüşmelerin hem Belarus hem de Türkiye'de yapıldığını hatırlattı.Makarov, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tutumunun, müzakerelere ev sahipliği yapmak ve çatışmaların sona ermesi için bir müzakere platformu oluşturmak olduğunu sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/belaruslu-yetkiliden-turkiye-nin-rusya-ukrayna-savasi-ndaki-arabulucu-rolune-ovgu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yükselen enerji maliyetleri gayrimenkul sektöründe yeşil dönüşümü hızlandırıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yukselen-enerji-maliyetleri-gayrimenkul-sektorunde-yesil-donusumu-hizlandiriyor/832907/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yukselen-enerji-maliyetleri-gayrimenkul-sektorunde-yesil-donusumu-hizlandiriyor/832907/</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:06:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Gayrimenkul Yatırım ve Teknolojileri Derneği Başkanı Burak Ustaoğlu: - Yeni nesil yatırımcılar, yenilenebilir enerji sistemleriyle donatılmış konutlara daha fazla yöneliyor. Çünkü bu tür projeler, elektrikli araçların şarjı açısından da kullanıcıya önemli avantajlar sağlıyor - Jeopolitik risklerin sürmesi halinde küresel ölçekte farkındalığın daha fazla artması ve yatırım tercihlerinin yenilenebilir enerji sistemleriyle entegre, yapay zeka destekli akıllı konutlara yönelmesi bekleniyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — DUYGU ALHAN/GÜLŞEN ÇAĞATAY - ABD/İsrail-İran Savaşı kaynaklı jeopolitik risklerin petrol ve doğal gaz fiyatlarını yukarı çekmesi, gayrimenkul sektöründe sürdürülebilir enerji çözümlerini stratejik zorunluluk haline getiriyor.AA muhabirinin Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından yayımlanan 2026 Küresel Enerji Politikaları Görünümü ve sektör raporlarından derlediği bilgilere göre, Orta Doğu'daki çatışmaların tetiklediği arz kesintileri, yenilenebilir enerjiye yönelik destek mekanizmalarında dönüşümü hızlandırıyor.Rapora göre, birçok ülkede sabit fiyatlı desteklerden piyasa bazlı mekanizmalara geçiş yaşanırken 2025-2030 döneminde devreye alınacak yeni kapasitenin yaklaşık yüzde 60'ının bu yöntemlerle sağlanması öngörülüyor.IEA, mevcut kriz ortamını 1970’lerdeki petrol şoklarına benzer şekilde enerji politikalarında köklü değişimlere yol açabilecek bir kırılma noktası olarak değerlendiriyor. Halihazırda 150 ülke yenilenebilir ve nükleer enerji yatırımlarını destekleyen politikalara sahipken 130 ülke enerji verimliliği ve elektrifikasyon stratejileri uyguluyor.Kurum, mevcut teknolojik ve politik altyapının fosil yakıtlara bağımlılığın geçmişe kıyasla daha hızlı azaltılmasına imkan tanıdığına işaret ediyor.Bu kapsamda uzmanlar, krizlerin kısa vadede belirsizlik yaratsa da uzun vadede enerji dönüşümünü hızlandırdığını, Orta Doğu'daki mevcut tablonun yenilenebilir enerji ve akıllı teknolojiler için güçlü bir büyüme zemini oluşturduğunu belirtiyor.- Artan enerji fiyatları gayrimenkul sektöründe yenilenebilir yatırımlarını hızlandırıyorGayrimenkul Yatırım ve Teknolojileri Derneği Başkanı Burak Ustaoğlu, AA muhabirine, enerji piyasalarındaki oynaklığın yatırımcıları daha öngörülebilir ve sürdürülebilir çözümlere yönlendirdiğini söyledi.Bu doğrultuda güneş enerjisi ve enerji depolama sistemlerinin artık çevresel tercih olmanın ötesine geçtiğini ve stratejik bir gereklilik haline geldiğini belirten Ustaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:Petrol fiyatlarındaki artış, enerji verimliliği odaklı teknolojilere yönelik talebi artırıyor. Bu kapsamda akıllı ev sistemleri öne çıkıyor. Enerji tüketimini optimize eden, maliyetleri düşüren ve kullanıcıya daha fazla kontrol imkanı sunan çözümler, yükselen enerji fiyatlarıyla birlikte daha hızlı benimseniyor. Jeopolitik risklerin sürmesi halinde küresel ölçekte farkındalığın daha fazla artması ve yatırım tercihlerinin yenilenebilir enerji sistemleriyle entegre, yapay zeka destekli akıllı konutlara yönelmesi bekleniyor.- Yeni nesil yatırımcı tercihi yenilenebilir enerji donanımlı konutlarUstaoğlu, yeni nesil yatırımcıların konut tercihlerinde yenilenebilir enerji altyapısına öncelik verdiğine işaret ederek, Yeni nesil yatırımcılar, yenilenebilir enerji sistemleriyle donatılmış konutlara daha fazla yöneliyor. Çünkü bu tür projeler, elektrikli araçların şarjı açısından da kullanıcıya önemli avantajlar sağlıyor. dedi.Bunun yanı sıra yapay zekanın akıllı ev sistemlerindeki kullanımının da hızla genişlediğini ifade eden Ustaoğlu, Yapay zeka destekli teknolojilerle konutlarda enerji tüketimine göre sistemler optimize edilebiliyor. Gelecekte, gayrimenkul sektöründe yapay zeka ve yenilenebilir enerji çözümlerine uyum sağlayamayan aktörler bunun bedelini rekabet gücünü kaybederek ödeyecek. diye konuştu.Ustaoğlu, yenilenebilir enerji sistemleriyle donatılmış konutlara yönelik talebin finansman imkanlarının genişletilmesiyle daha da artabileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:Yenilenebilir enerji teknolojilerini kullanan konutların, uygun politika destekleriyle daha erişilebilir hale gelmesi durumunda bu sistemler kısa sürede kendini amorti edebiliyor. Özellikle düşük faizli kredi gibi finansman imkanları talebi destekleyebilir. Buna karşın, yüksek başlangıç kurulum maliyetleri ve sınırlı finansman seçenekleri talebi baskılıyor. Tüketiciler elektrik faturalarını aylık olarak ödeyebiliyor ancak güneş paneli gibi yatırımlar için gereken toplu bütçeye ulaşmakta zorlanıyor. Ancak mevcut kriz ortamı, yenilenebilir enerji teknolojilerine yönelik talebi artırarak yatırım teşvik süreçlerini de hızlandırabilir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — DUYGU ALHAN/GÜLŞEN ÇAĞATAY - ABD/İsrail-İran Savaşı kaynaklı jeopolitik risklerin petrol ve doğal gaz fiyatlarını yukarı çekmesi, gayrimenkul sektöründe sürdürülebilir enerji çözümlerini stratejik zorunluluk haline getiriyor.AA muhabirinin Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından yayımlanan 2026 Küresel Enerji Politikaları Görünümü ve sektör raporlarından derlediği bilgilere göre, Orta Doğu'daki çatışmaların tetiklediği arz kesintileri, yenilenebilir enerjiye yönelik destek mekanizmalarında dönüşümü hızlandırıyor.Rapora göre, birçok ülkede sabit fiyatlı desteklerden piyasa bazlı mekanizmalara geçiş yaşanırken 2025-2030 döneminde devreye alınacak yeni kapasitenin yaklaşık yüzde 60'ının bu yöntemlerle sağlanması öngörülüyor.IEA, mevcut kriz ortamını 1970’lerdeki petrol şoklarına benzer şekilde enerji politikalarında köklü değişimlere yol açabilecek bir kırılma noktası olarak değerlendiriyor. Halihazırda 150 ülke yenilenebilir ve nükleer enerji yatırımlarını destekleyen politikalara sahipken 130 ülke enerji verimliliği ve elektrifikasyon stratejileri uyguluyor.Kurum, mevcut teknolojik ve politik altyapının fosil yakıtlara bağımlılığın geçmişe kıyasla daha hızlı azaltılmasına imkan tanıdığına işaret ediyor.Bu kapsamda uzmanlar, krizlerin kısa vadede belirsizlik yaratsa da uzun vadede enerji dönüşümünü hızlandırdığını, Orta Doğu'daki mevcut tablonun yenilenebilir enerji ve akıllı teknolojiler için güçlü bir büyüme zemini oluşturduğunu belirtiyor.- Artan enerji fiyatları gayrimenkul sektöründe yenilenebilir yatırımlarını hızlandırıyorGayrimenkul Yatırım ve Teknolojileri Derneği Başkanı Burak Ustaoğlu, AA muhabirine, enerji piyasalarındaki oynaklığın yatırımcıları daha öngörülebilir ve sürdürülebilir çözümlere yönlendirdiğini söyledi.Bu doğrultuda güneş enerjisi ve enerji depolama sistemlerinin artık çevresel tercih olmanın ötesine geçtiğini ve stratejik bir gereklilik haline geldiğini belirten Ustaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:Petrol fiyatlarındaki artış, enerji verimliliği odaklı teknolojilere yönelik talebi artırıyor. Bu kapsamda akıllı ev sistemleri öne çıkıyor. Enerji tüketimini optimize eden, maliyetleri düşüren ve kullanıcıya daha fazla kontrol imkanı sunan çözümler, yükselen enerji fiyatlarıyla birlikte daha hızlı benimseniyor. Jeopolitik risklerin sürmesi halinde küresel ölçekte farkındalığın daha fazla artması ve yatırım tercihlerinin yenilenebilir enerji sistemleriyle entegre, yapay zeka destekli akıllı konutlara yönelmesi bekleniyor.- Yeni nesil yatırımcı tercihi yenilenebilir enerji donanımlı konutlarUstaoğlu, yeni nesil yatırımcıların konut tercihlerinde yenilenebilir enerji altyapısına öncelik verdiğine işaret ederek, Yeni nesil yatırımcılar, yenilenebilir enerji sistemleriyle donatılmış konutlara daha fazla yöneliyor. Çünkü bu tür projeler, elektrikli araçların şarjı açısından da kullanıcıya önemli avantajlar sağlıyor. dedi.Bunun yanı sıra yapay zekanın akıllı ev sistemlerindeki kullanımının da hızla genişlediğini ifade eden Ustaoğlu, Yapay zeka destekli teknolojilerle konutlarda enerji tüketimine göre sistemler optimize edilebiliyor. Gelecekte, gayrimenkul sektöründe yapay zeka ve yenilenebilir enerji çözümlerine uyum sağlayamayan aktörler bunun bedelini rekabet gücünü kaybederek ödeyecek. diye konuştu.Ustaoğlu, yenilenebilir enerji sistemleriyle donatılmış konutlara yönelik talebin finansman imkanlarının genişletilmesiyle daha da artabileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:Yenilenebilir enerji teknolojilerini kullanan konutların, uygun politika destekleriyle daha erişilebilir hale gelmesi durumunda bu sistemler kısa sürede kendini amorti edebiliyor. Özellikle düşük faizli kredi gibi finansman imkanları talebi destekleyebilir. Buna karşın, yüksek başlangıç kurulum maliyetleri ve sınırlı finansman seçenekleri talebi baskılıyor. Tüketiciler elektrik faturalarını aylık olarak ödeyebiliyor ancak güneş paneli gibi yatırımlar için gereken toplu bütçeye ulaşmakta zorlanıyor. Ancak mevcut kriz ortamı, yenilenebilir enerji teknolojilerine yönelik talebi artırarak yatırım teşvik süreçlerini de hızlandırabilir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İsrail saldırıları, yerinden edilen Lübnanlı çocukları psikolojik risklerle karşı karşıya bıraktı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/israil-saldirilari-yerinden-edilen-lubnanli-cocuklari-psikolojik-risklerle-karsi-karsiya-birakti/832906/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/israil-saldirilari-yerinden-edilen-lubnanli-cocuklari-psikolojik-risklerle-karsi-karsiya-birakti/832906/</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:06:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Beyrut — Lübnanlı Psikolog ve Eğitim Danışmanı Neval el-Hayil: - Uyku bozuklukları, kaygı, saldırganlık, aileye aşırı bağımlılık ve alt ıslatma gibi durumlar gözlemliyoruz. Ayrıca gördükleri şiddet sahnelerini taklit etme eğilimi de gösteriyorlar - Yerinden edilen çocuk Zehra: - Burada iyiyiz, eğleniyoruz ama ben evime, okuluma dönmeyi, arkadaşlarımı görmeyi ve mahallemde olmayı çok istiyorum. Çok yorulduk, gerçekten çok yorulduk]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Beyrut Haberleri — MUHAMMED EMİN CANİK - İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları, yakınlarını kaybetme, yerinden edilme ve bombardıman seslerine maruz kalma gibi travmalar nedeniyle çocukların psikolojisini olumsuz etkiliyor, uyku bozukluğu, kaygı ve saldırganlık gibi sorunlara yol açıyor.İsrail ordusunun Lübnan'a 2 Mart'ta başlattığı ve geçici ateşkesin ilan edildiği 17 Nisan'a kadar sürdürdüğü saldırıları nedeniyle yaklaşık 370 bin çocuk yerinden edildi.Bazı çocuklar aile bireylerini ve yakınlarını kaybetti, bazıları da şiddetli saldırıların şahidi oldu.Evlerinden ve yaşadıkları topraklardan ayrılmak zorunda kalarak, barınma merkezlerine sığınan çok sayıda çocuk, düzenli eğitim hakkından da mahrum kalırken, İsrail saldırılarının çocukların üzerinde bıraktığı etki ciddi sonuçlara neden oluyor.Lübnan merkezli İnsan ve Çevre İçin Kalkınma Derneği (DPNA), barınma merkezine dönüştürülen okullarda düzenlediği etkinliklerle yerinden edilen çocuklara destek sağlıyor.- Saldırıların çocukların ruh hali üzerinde olumsuz etkileri varDPNA koordinatörlerinden Rima Afifi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 3 barınma merkezinde 6-17 yaş aralığındaki çocuklarla etkinlikler yaptıklarını yaklaşık 400 yerinden edilmiş çocuğun faaliyetlere katıldığını söyledi.Afifi, Etkinliklerimiz sanat ve spor yoluyla verilen psikososyal destek için yapılan faaliyetlerden oluşuyor. Amacımız, çocukların kendilerini ifade edebilecekleri güvenli bir alan yaratmak, birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlamak ve yaşadıkları bu zorlu ortamda onlara günlük rutin oluşturabilmek. dedi.İsrail saldırılarının çocukların üzerindeki etkisine ilişkin Afifi, Savaş yetişkinleri bile bu kadar etkilerken çocukları nasıl etkilemesin? Ne yazık ki çocukların ruh sağlığı üzerinde çok olumsuz etkileri var; büyük bir psikolojik baskı altındalar, sürekli korku ve stres yaşıyorlar. ifadelerini kullandı.Afifi, etkinlik sırasında patlama sesleri duyulduğunda çocukların korkuya kapıldığına vurgu yaparak, Biz de basit etkinliklerle bu negatif enerjiyi boşaltmalarını, oyun oynamalarını ve kendilerini ifade etmelerini sağlamaya çalışıyoruz. diye konuştu.Lübnanlı yerinden edilmiş çocukların eğitim durumuna ilişkin ise Afifi şunları kaydetti: Barınma merkezlerindeki çocuklar şu an en temel hakları olan eğitimden mahrumlar. Bazı okullar çevrim içi eğitime başladı ama internet yetersizliği ve ailelerin maddi imkansızlıkları nedeniyle bu çok zorlayıcı bir süreç.- Barınma merkezlerindeki sosyal çeşitlilik çocukları olumsuz etkiliyorLübnanlı Psikolog ve Eğitim Danışmanı Neval el-Hayil de saldırıların çocuklar üzerindeki etkisine ilişkin, Çocuklar duygularını kelimelerle ifade edemeyen bir grup oldukları için yaşadıklarını psikolojik, fiziksel ve davranışsal yollarla dışa vururlar. Uyku bozuklukları, kaygı, saldırganlık, aileye aşırı bağımlılık ve alt ıslatma gibi durumlar gözlemliyoruz. Ayrıca gördükleri şiddet sahnelerini taklit etme eğilimi de gösteriyorlar. dedi.Hayil, yerinden edilmenin çocukları üzerindeki etkisine dair ise şu ifadeleri kullandı:Çevresel değişimler çocukları çok etkiliyor. Alışık olmadıkları kalabalık bir ortamda, ailesiyle aynı odada yaşamak ve farklı fikirlerin ortasında kalmak çocuğun psikolojisine zarar veriyor. Barınma merkezlerindeki çocuklar, farklı çevrelerden ve farklı eğitim düzeyinden gelen çok sayıda kişiyle bir arada yaşamak zorunda kalıyor, bu da davranışlarını olumsuz etkiliyor.Çocukların bu şartlar altında eğitimlerine devam etmesinin de oldukça zor olduğunu kaydeden Hayil, Biz ne olursa olsun eğitimin devam etmesinden yanayız çünkü toplumumuz her an savaş riskiyle karşı karşıya ve çocuklar her koşula uyum sağlamayı öğrenmeli. görüşünü dile getirdi.Hayil, imkanların kısıtlı olduğunu aktararak şunları söyledi:Sessiz bir ortam, internet, bilgisayar veya tablet eksikliği büyük bir sorun. Bazı annelerin birkaç çocuk için tek bir telefonu var, bazı aileler kırtasiye malzemesi bile alamıyor.- Çocuklar evlerine, topraklarına ve okullarına dönmek istiyorBarınma merkezinde kalan çocuklardan Zehra, Nebatiye kentine bağlı Habbuş beldesinden geldiğini belirterek, Burada iyiyiz, eğleniyoruz ama ben evime, okuluma dönmeyi, arkadaşlarımı görmeyi ve mahallemde olmayı çok istiyorum. Ders çalışmayı ve okulu çok özledim. diyerek yaşadığı duyguyu dile getirdi.En çok evimi ve arkadaşlarımı özledim. diyen Zehra, barınma merkezinde yaptığı, Savaş artık yeter ve Yaşamak istiyoruz şeklinde ifadelerin bulunduğu resimleri AA muhabirine göstererek saldırıların bitmesi temennisinde bulundu.Sur kentine bağlı Bazuriye'den gelen 10 yaşındaki Alin de en çok okulunu ve evini özlediğini, bir an önce geri dönmek istediğini ifade etti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Beyrut Haberleri — MUHAMMED EMİN CANİK - İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları, yakınlarını kaybetme, yerinden edilme ve bombardıman seslerine maruz kalma gibi travmalar nedeniyle çocukların psikolojisini olumsuz etkiliyor, uyku bozukluğu, kaygı ve saldırganlık gibi sorunlara yol açıyor.İsrail ordusunun Lübnan'a 2 Mart'ta başlattığı ve geçici ateşkesin ilan edildiği 17 Nisan'a kadar sürdürdüğü saldırıları nedeniyle yaklaşık 370 bin çocuk yerinden edildi.Bazı çocuklar aile bireylerini ve yakınlarını kaybetti, bazıları da şiddetli saldırıların şahidi oldu.Evlerinden ve yaşadıkları topraklardan ayrılmak zorunda kalarak, barınma merkezlerine sığınan çok sayıda çocuk, düzenli eğitim hakkından da mahrum kalırken, İsrail saldırılarının çocukların üzerinde bıraktığı etki ciddi sonuçlara neden oluyor.Lübnan merkezli İnsan ve Çevre İçin Kalkınma Derneği (DPNA), barınma merkezine dönüştürülen okullarda düzenlediği etkinliklerle yerinden edilen çocuklara destek sağlıyor.- Saldırıların çocukların ruh hali üzerinde olumsuz etkileri varDPNA koordinatörlerinden Rima Afifi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 3 barınma merkezinde 6-17 yaş aralığındaki çocuklarla etkinlikler yaptıklarını yaklaşık 400 yerinden edilmiş çocuğun faaliyetlere katıldığını söyledi.Afifi, Etkinliklerimiz sanat ve spor yoluyla verilen psikososyal destek için yapılan faaliyetlerden oluşuyor. Amacımız, çocukların kendilerini ifade edebilecekleri güvenli bir alan yaratmak, birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlamak ve yaşadıkları bu zorlu ortamda onlara günlük rutin oluşturabilmek. dedi.İsrail saldırılarının çocukların üzerindeki etkisine ilişkin Afifi, Savaş yetişkinleri bile bu kadar etkilerken çocukları nasıl etkilemesin? Ne yazık ki çocukların ruh sağlığı üzerinde çok olumsuz etkileri var; büyük bir psikolojik baskı altındalar, sürekli korku ve stres yaşıyorlar. ifadelerini kullandı.Afifi, etkinlik sırasında patlama sesleri duyulduğunda çocukların korkuya kapıldığına vurgu yaparak, Biz de basit etkinliklerle bu negatif enerjiyi boşaltmalarını, oyun oynamalarını ve kendilerini ifade etmelerini sağlamaya çalışıyoruz. diye konuştu.Lübnanlı yerinden edilmiş çocukların eğitim durumuna ilişkin ise Afifi şunları kaydetti: Barınma merkezlerindeki çocuklar şu an en temel hakları olan eğitimden mahrumlar. Bazı okullar çevrim içi eğitime başladı ama internet yetersizliği ve ailelerin maddi imkansızlıkları nedeniyle bu çok zorlayıcı bir süreç.- Barınma merkezlerindeki sosyal çeşitlilik çocukları olumsuz etkiliyorLübnanlı Psikolog ve Eğitim Danışmanı Neval el-Hayil de saldırıların çocuklar üzerindeki etkisine ilişkin, Çocuklar duygularını kelimelerle ifade edemeyen bir grup oldukları için yaşadıklarını psikolojik, fiziksel ve davranışsal yollarla dışa vururlar. Uyku bozuklukları, kaygı, saldırganlık, aileye aşırı bağımlılık ve alt ıslatma gibi durumlar gözlemliyoruz. Ayrıca gördükleri şiddet sahnelerini taklit etme eğilimi de gösteriyorlar. dedi.Hayil, yerinden edilmenin çocukları üzerindeki etkisine dair ise şu ifadeleri kullandı:Çevresel değişimler çocukları çok etkiliyor. Alışık olmadıkları kalabalık bir ortamda, ailesiyle aynı odada yaşamak ve farklı fikirlerin ortasında kalmak çocuğun psikolojisine zarar veriyor. Barınma merkezlerindeki çocuklar, farklı çevrelerden ve farklı eğitim düzeyinden gelen çok sayıda kişiyle bir arada yaşamak zorunda kalıyor, bu da davranışlarını olumsuz etkiliyor.Çocukların bu şartlar altında eğitimlerine devam etmesinin de oldukça zor olduğunu kaydeden Hayil, Biz ne olursa olsun eğitimin devam etmesinden yanayız çünkü toplumumuz her an savaş riskiyle karşı karşıya ve çocuklar her koşula uyum sağlamayı öğrenmeli. görüşünü dile getirdi.Hayil, imkanların kısıtlı olduğunu aktararak şunları söyledi:Sessiz bir ortam, internet, bilgisayar veya tablet eksikliği büyük bir sorun. Bazı annelerin birkaç çocuk için tek bir telefonu var, bazı aileler kırtasiye malzemesi bile alamıyor.- Çocuklar evlerine, topraklarına ve okullarına dönmek istiyorBarınma merkezinde kalan çocuklardan Zehra, Nebatiye kentine bağlı Habbuş beldesinden geldiğini belirterek, Burada iyiyiz, eğleniyoruz ama ben evime, okuluma dönmeyi, arkadaşlarımı görmeyi ve mahallemde olmayı çok istiyorum. Ders çalışmayı ve okulu çok özledim. diyerek yaşadığı duyguyu dile getirdi.En çok evimi ve arkadaşlarımı özledim. diyen Zehra, barınma merkezinde yaptığı, Savaş artık yeter ve Yaşamak istiyoruz şeklinde ifadelerin bulunduğu resimleri AA muhabirine göstererek saldırıların bitmesi temennisinde bulundu.Sur kentine bağlı Bazuriye'den gelen 10 yaşındaki Alin de en çok okulunu ve evini özlediğini, bir an önce geri dönmek istediğini ifade etti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Gümrükler Muhafaza ekipleri kaçak gıdanın ülkeye girişine geçit vermedi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/gumrukler-muhafaza-ekipleri-kacak-gidanin-ulkeye-girisine-gecit-vermedi/832905/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/gumrukler-muhafaza-ekipleri-kacak-gidanin-ulkeye-girisine-gecit-vermedi/832905/</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:06:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Ekipler, gıda güvenliğinin tesisi ve vergi kaybına yol açabilecek yasa dışı faaliyetleri önlemek amacıyla bu yılın ilk üç ayında 65 olaya müdahale ederken, 5 bin 750,4 ton kaçak gıda maddesini ele geçirdi - Aynı dönemde el konulan ürünlerin toplam değeri 169,8 milyon lira olurken, bu kapsamda çay, bal, kuruyemiş ve takviye edici gıdalar öne çıktı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — SEDA TOLMAÇ - Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekipleri, halk sağlığını tehdit eden, vergisiz veya mevzuata aykırı gıda ürünlerinin ülkeye girişini önlemek amacıyla yürüttüğü çalışmalar kapsamında bu yılın ilk çeyreğinde 65 olaya müdahale ederken, 5 bin 750,4 ton kaçak gıda maddesine el koydu.AA muhabirinin Bakanlık verilerinden yaptığı derlemeye göre, ulusal güvenlik ve ekonomik refahın korunması amacıyla ülkenin dört bir yanında uyuşturucu başta olmak üzere tüm yasa dışı ticari faaliyetlerle mücadele kesintisiz sürdürülüyor.Gümrükler Muhafaza ekipleri, düzenledikleri operasyonlarla uyuşturucu maddeden tütün ve mamullerine, tekstilden gıdaya kadar çok sayıda kaçak eşya ve ürünün ülkeye girişini engelliyor.Eşyanın, vergi yükümlülüklerini yerine getirmemek için gümrük beyanı yapılmadan yurda sokulması, transit rejimi hükümlerine aykırı olarak yurt içinde bırakılması veya eşya menşeinin saptırılması gibi gümrük idaresini yanıltıcı işlemler, kaçakçılık faaliyeti olarak değerlendiriliyor.Özellikle gıda güvenliğinin tesisi ve gıda piyasasında vergi kayıplarına neden olabilecek yasa dışı faaliyetin önlenmesi önem taşıyor. Bu kapsamda ekipler, kaçakçılıkla mücadele faaliyetinin bir parçası olarak halk sağlığını tehdit eden, vergisiz veya mevzuata aykırı gıda ürünlerinin ülkeye girişine izin vermiyor.- Etkin saha denetimleri gıda kaçakçılığıyla mücadeleyi hızlandırdıEkiplerin bu yılın ilk çeyreğinde gümrüklerde en fazla ele geçirdiği ürünler arasında çay, bal, kuruyemiş ve takviye edici gıdalar ön plana çıktı. Geçen yılın aynı döneminde de ekiplerin en fazla el koyduğu gıda ürünleri, çay, bal, bulgur ve kuruyemiş olarak kayıtlara geçti.Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünce yürütülen etkin saha denetimleri ve risk analizi çalışmaları sonucunda, yılın ilk üç ayında gıda kaçakçılığıyla mücadelede önemli artış kaydedildi.Ekipler, geçen yıl gerçekleştirdikleri operasyonlarda 2 milyar liralık kaçak gıda ürününe el koydu.Bu yılın ilk çeyreğinde, müdahale edilen olay sayısı 65, ele geçirilen ürün miktarı 5 bin 750,4 ton oldu. Söz konusu gıdaların değeri 169 milyon 783 bin 537 lira olarak hesaplandı.Yılın ilk üç ayında ele geçirilen ürün miktarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 740, el konulan kaçak gıdaların toplam değeri yüzde 20 arttı.- Yasa dışı gıdanın ülkeye girişinde adli işlem uygulanıyorBu kapsamda gümrüklü yer ve sahalarda kaçakçılık şüphesi bulunan tüm taşıtlar ile yolcuların beraberinde taşıdığı gıda, dökme yük gibi her türlü eşya, ekiplerce kontrole tabi tutuluyor.Kontrollerde yüksek teknolojiden faydalanılarak araç ve konteyner tarama, araç altı görüntüleme ile vücut tarama sistemleri, bagaj x-ray, uyuşturucu ve kimyasal madde tespit, videoskop ile yoğunluk ölçüm cihazları etkin şekilde kullanılıyor.Öte yandan, muafiyet sınırları dışında ticari miktar ve mahiyet arz eden, yasa dışı yollarla yurda sokulmaya çalışılan gıda maddeleri hakkında Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun ilgili maddesi uyarınca kaçakçılık suçu kapsamında adli işlem başlatılıyor. Bu süreç, ilgili Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda yürütülüyor.Ayrıca Tarım ve Orman Bakanlığı tebliği uyarınca, halk sağlığının korunması amacıyla et ve süt ürünlerinin kişisel sevkiyat veya yolcu beraberi eşya olarak Türkiye'ye getirilmesi ya da ülkeden gönderilmesi yasak kapsamında değerlendiriliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — SEDA TOLMAÇ - Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekipleri, halk sağlığını tehdit eden, vergisiz veya mevzuata aykırı gıda ürünlerinin ülkeye girişini önlemek amacıyla yürüttüğü çalışmalar kapsamında bu yılın ilk çeyreğinde 65 olaya müdahale ederken, 5 bin 750,4 ton kaçak gıda maddesine el koydu.AA muhabirinin Bakanlık verilerinden yaptığı derlemeye göre, ulusal güvenlik ve ekonomik refahın korunması amacıyla ülkenin dört bir yanında uyuşturucu başta olmak üzere tüm yasa dışı ticari faaliyetlerle mücadele kesintisiz sürdürülüyor.Gümrükler Muhafaza ekipleri, düzenledikleri operasyonlarla uyuşturucu maddeden tütün ve mamullerine, tekstilden gıdaya kadar çok sayıda kaçak eşya ve ürünün ülkeye girişini engelliyor.Eşyanın, vergi yükümlülüklerini yerine getirmemek için gümrük beyanı yapılmadan yurda sokulması, transit rejimi hükümlerine aykırı olarak yurt içinde bırakılması veya eşya menşeinin saptırılması gibi gümrük idaresini yanıltıcı işlemler, kaçakçılık faaliyeti olarak değerlendiriliyor.Özellikle gıda güvenliğinin tesisi ve gıda piyasasında vergi kayıplarına neden olabilecek yasa dışı faaliyetin önlenmesi önem taşıyor. Bu kapsamda ekipler, kaçakçılıkla mücadele faaliyetinin bir parçası olarak halk sağlığını tehdit eden, vergisiz veya mevzuata aykırı gıda ürünlerinin ülkeye girişine izin vermiyor.- Etkin saha denetimleri gıda kaçakçılığıyla mücadeleyi hızlandırdıEkiplerin bu yılın ilk çeyreğinde gümrüklerde en fazla ele geçirdiği ürünler arasında çay, bal, kuruyemiş ve takviye edici gıdalar ön plana çıktı. Geçen yılın aynı döneminde de ekiplerin en fazla el koyduğu gıda ürünleri, çay, bal, bulgur ve kuruyemiş olarak kayıtlara geçti.Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünce yürütülen etkin saha denetimleri ve risk analizi çalışmaları sonucunda, yılın ilk üç ayında gıda kaçakçılığıyla mücadelede önemli artış kaydedildi.Ekipler, geçen yıl gerçekleştirdikleri operasyonlarda 2 milyar liralık kaçak gıda ürününe el koydu.Bu yılın ilk çeyreğinde, müdahale edilen olay sayısı 65, ele geçirilen ürün miktarı 5 bin 750,4 ton oldu. Söz konusu gıdaların değeri 169 milyon 783 bin 537 lira olarak hesaplandı.Yılın ilk üç ayında ele geçirilen ürün miktarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 740, el konulan kaçak gıdaların toplam değeri yüzde 20 arttı.- Yasa dışı gıdanın ülkeye girişinde adli işlem uygulanıyorBu kapsamda gümrüklü yer ve sahalarda kaçakçılık şüphesi bulunan tüm taşıtlar ile yolcuların beraberinde taşıdığı gıda, dökme yük gibi her türlü eşya, ekiplerce kontrole tabi tutuluyor.Kontrollerde yüksek teknolojiden faydalanılarak araç ve konteyner tarama, araç altı görüntüleme ile vücut tarama sistemleri, bagaj x-ray, uyuşturucu ve kimyasal madde tespit, videoskop ile yoğunluk ölçüm cihazları etkin şekilde kullanılıyor.Öte yandan, muafiyet sınırları dışında ticari miktar ve mahiyet arz eden, yasa dışı yollarla yurda sokulmaya çalışılan gıda maddeleri hakkında Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun ilgili maddesi uyarınca kaçakçılık suçu kapsamında adli işlem başlatılıyor. Bu süreç, ilgili Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda yürütülüyor.Ayrıca Tarım ve Orman Bakanlığı tebliği uyarınca, halk sağlığının korunması amacıyla et ve süt ürünlerinin kişisel sevkiyat veya yolcu beraberi eşya olarak Türkiye'ye getirilmesi ya da ülkeden gönderilmesi yasak kapsamında değerlendiriliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yağış artışı barajlardaki su rezervlerine olumlu yansıdı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yagis-artisi-barajlardaki-su-rezervlerine-olumlu-yansidi/832903/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yagis-artisi-barajlardaki-su-rezervlerine-olumlu-yansidi/832903/</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:06:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Tarım ve Orman Bakanlığının analizine göre, Mart 2025'te yüzde 43,9 olan barajlardaki doluluk oranı, yağışlardaki artışla birlikte bu yılın aynı döneminde yüzde 56,9 seviyesine yükseldi ve su rezervleri açısından olumlu bir tablo ortaya çıktı - Mart ayı itibarıyla, 2025-2026 tarım sezonu için tarımsal üretim açısından olumlu, dengeli ve verim potansiyeli yüksek bir dönem yaşanırken, yer yer su fazlalığına bağlı riskler ortaya çıkıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — MEHMET CAN TOPTAŞ - Türkiye genelinde, mart ayında yağışlarda görülen artışla barajlardaki doluluk oranları geçen yıla kıyasla önemli ölçüde yükselirken, bu durum su rezervleri açısından olumlu bir tablo oluşturdu.AA muhabirinin Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan mart ayına ilişkin iklim ve sulama izleme istatistiklerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye genelinde bu dönemde yağışlar, mevsim normaline ve geçen yıl yağışlarına göre artış gösterdi.Bu doğrultuda, 1 Ekim 2025-31 Mart 2026 dönemini kapsayan 6 aylık 2025-2026 su yılı yağışları, normalinin ve geçen dönem yağışının üzerinde gerçekleşti. Böylece, 2025-2026 su yılında ortalama 468,8 milimetre yağış kaydedildi.Mart ayı ortalama sıcaklığı ise 7,5 santigrat derece ölçülürken, bu değer 1991-2020 normalleri mart ayı ortalamasının 0,2 santigrat derece altında kaldı.- Aşırı yağışa bağlı bazı alanlarda zararlar bulunuyorTürkiye genelindeki fenolojik (mevsimsel değişikliklerden etkilenen doğadaki yıllık olayların gözlemlenmesi) duruma bakıldığında, yağışların mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşmesi ve sıcaklıkların normallerine çok yakın ölçülmesiyle, tarımsal üretim ve gelişim normal seyrinde devam ediyor.Yağışların bölgesel etkileri incelendiğinde, Marmara Bölgesi'nde hububat gelişimi genel olarak normal ve sağlıklı görünüyor. Yağışların yeterli olması sayesinde, kuraklık riski bulunmuyor. Bölge genel olarak, su stresi olmayan, dengeli ve olumlu bir üretim süreci geçirirken, tarımsal faaliyetler planlandığı şekilde sürüyor.Ege Bölgesi'nde hububat gelişimi genel olarak normal seyrederken, yağışların yeterli hatta yer yer yüksek olmasından kaynaklı kuraklık riski bulunmuyor. Bölgede verimli bir üretim dönemi yaşanırken, bazı alanlarda su fazlalığına bağlı kısmi verim kaybı riski öne çıkıyor.Tarımsal faaliyetlerin beklenen şekilde ilerlediği Akdeniz Bölgesi'nde, aşırı yağışa bağlı lokal zararlar oluşurken, bölgede su fazlalığı risk oluşturuyor.İç Anadolu Bölgesi'nde, bitki gelişimi homojen ve sağlıklı ilerliyor. Bölge sorunsuz, dengeli ve üretim potansiyeli yüksek bir süreç geçiriyor.Bitki gelişimi normal ve sağlıklı seyreden Karadeniz Bölgesi'nde, yüksek kesimlerde kar örtüsü tarımsal faaliyetleri kısmen sınırlandırıyor. Bölgede fındık ve çay gibi ürünlerde de aktif bir dönem yaşanıyor.Doğu Anadolu Bölgesi'nin büyük kısmında arazilerin karla kaplı olması bitki gelişimini yavaşlatırken, bu durum aynı zamanda bitkiler için koruyucu ve su kaynağı da sağlıyor. Genel olarak bölgede, su açısından avantajlı, gelişimin kontrollü ilerlediği, verimli bir üretim potansiyeli bekleniyor.Aşırı yağışa bağlı bazı alanlarda su birikmesi görülen Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, sararma, mantari hastalıklar ve besin eksikliği gibi lokal sorunlarla da karşılaşılıyor.- Tarımsal üretimde beklenti yüksek verim potansiyeliTürkiye geneline bakıldığında, aşırı sıcaklık veya ani dalgalanmaların görülmemesi, bitki gelişimi için dengeli bir ortam sağladı. Yağışlar, özellikle geçen yıla göre çok belirgin artış gösterdi.Bu durum, su kaynaklarını ve toprak nemini olumlu etkilerken, kuraklık riskini büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Ancak, bazı bölgelerde aşırı yağışlara bağlı sel, su birikmesi ve hastalık gibi lokal sorunlar görüldü.Su yılı (ekim-mart) verilerine göre, Türkiye genelinde yağışlar hem normalin, hem de geçen dönemin oldukça üzerinde gerçekleşti. Yağışların son yılların en yüksek seviyelerine ulaşması, nemli ve verimli bir dönem beklentilerini de artırdı.Havzaların büyük çoğunluğunda, yağış artışı görüldü. Mart 2025'te yüzde 43,9 olan barajlardaki doluluk oranı, yağışlardaki artışla birlikte bu yılın aynı döneminde yüzde 56,9 seviyesine yükseldi ve su rezervleri açısından olumlu bir tablo oluşturdu.Türkiye genelinde mart ayı itibarıyla, 2025-2026 tarım sezonu için tarımsal üretim açısından olumlu, dengeli ve verim potansiyeli yüksek bir dönem yaşanırken, yer yer su fazlalığına bağlı riskler ortaya çıktı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — MEHMET CAN TOPTAŞ - Türkiye genelinde, mart ayında yağışlarda görülen artışla barajlardaki doluluk oranları geçen yıla kıyasla önemli ölçüde yükselirken, bu durum su rezervleri açısından olumlu bir tablo oluşturdu.AA muhabirinin Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan mart ayına ilişkin iklim ve sulama izleme istatistiklerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye genelinde bu dönemde yağışlar, mevsim normaline ve geçen yıl yağışlarına göre artış gösterdi.Bu doğrultuda, 1 Ekim 2025-31 Mart 2026 dönemini kapsayan 6 aylık 2025-2026 su yılı yağışları, normalinin ve geçen dönem yağışının üzerinde gerçekleşti. Böylece, 2025-2026 su yılında ortalama 468,8 milimetre yağış kaydedildi.Mart ayı ortalama sıcaklığı ise 7,5 santigrat derece ölçülürken, bu değer 1991-2020 normalleri mart ayı ortalamasının 0,2 santigrat derece altında kaldı.- Aşırı yağışa bağlı bazı alanlarda zararlar bulunuyorTürkiye genelindeki fenolojik (mevsimsel değişikliklerden etkilenen doğadaki yıllık olayların gözlemlenmesi) duruma bakıldığında, yağışların mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşmesi ve sıcaklıkların normallerine çok yakın ölçülmesiyle, tarımsal üretim ve gelişim normal seyrinde devam ediyor.Yağışların bölgesel etkileri incelendiğinde, Marmara Bölgesi'nde hububat gelişimi genel olarak normal ve sağlıklı görünüyor. Yağışların yeterli olması sayesinde, kuraklık riski bulunmuyor. Bölge genel olarak, su stresi olmayan, dengeli ve olumlu bir üretim süreci geçirirken, tarımsal faaliyetler planlandığı şekilde sürüyor.Ege Bölgesi'nde hububat gelişimi genel olarak normal seyrederken, yağışların yeterli hatta yer yer yüksek olmasından kaynaklı kuraklık riski bulunmuyor. Bölgede verimli bir üretim dönemi yaşanırken, bazı alanlarda su fazlalığına bağlı kısmi verim kaybı riski öne çıkıyor.Tarımsal faaliyetlerin beklenen şekilde ilerlediği Akdeniz Bölgesi'nde, aşırı yağışa bağlı lokal zararlar oluşurken, bölgede su fazlalığı risk oluşturuyor.İç Anadolu Bölgesi'nde, bitki gelişimi homojen ve sağlıklı ilerliyor. Bölge sorunsuz, dengeli ve üretim potansiyeli yüksek bir süreç geçiriyor.Bitki gelişimi normal ve sağlıklı seyreden Karadeniz Bölgesi'nde, yüksek kesimlerde kar örtüsü tarımsal faaliyetleri kısmen sınırlandırıyor. Bölgede fındık ve çay gibi ürünlerde de aktif bir dönem yaşanıyor.Doğu Anadolu Bölgesi'nin büyük kısmında arazilerin karla kaplı olması bitki gelişimini yavaşlatırken, bu durum aynı zamanda bitkiler için koruyucu ve su kaynağı da sağlıyor. Genel olarak bölgede, su açısından avantajlı, gelişimin kontrollü ilerlediği, verimli bir üretim potansiyeli bekleniyor.Aşırı yağışa bağlı bazı alanlarda su birikmesi görülen Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, sararma, mantari hastalıklar ve besin eksikliği gibi lokal sorunlarla da karşılaşılıyor.- Tarımsal üretimde beklenti yüksek verim potansiyeliTürkiye geneline bakıldığında, aşırı sıcaklık veya ani dalgalanmaların görülmemesi, bitki gelişimi için dengeli bir ortam sağladı. Yağışlar, özellikle geçen yıla göre çok belirgin artış gösterdi.Bu durum, su kaynaklarını ve toprak nemini olumlu etkilerken, kuraklık riskini büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Ancak, bazı bölgelerde aşırı yağışlara bağlı sel, su birikmesi ve hastalık gibi lokal sorunlar görüldü.Su yılı (ekim-mart) verilerine göre, Türkiye genelinde yağışlar hem normalin, hem de geçen dönemin oldukça üzerinde gerçekleşti. Yağışların son yılların en yüksek seviyelerine ulaşması, nemli ve verimli bir dönem beklentilerini de artırdı.Havzaların büyük çoğunluğunda, yağış artışı görüldü. Mart 2025'te yüzde 43,9 olan barajlardaki doluluk oranı, yağışlardaki artışla birlikte bu yılın aynı döneminde yüzde 56,9 seviyesine yükseldi ve su rezervleri açısından olumlu bir tablo oluşturdu.Türkiye genelinde mart ayı itibarıyla, 2025-2026 tarım sezonu için tarımsal üretim açısından olumlu, dengeli ve verim potansiyeli yüksek bir dönem yaşanırken, yer yer su fazlalığına bağlı riskler ortaya çıktı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/yagis-artisi-barajlardaki-su-rezervlerine-olumlu-yansidi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANADOLU'DA KALKINMA SEFERBERLİĞİ - İzmir ve Ege Bölgesi'ndeki 8 ilde yatırımlar teşvikle atağa geçecek</title>
      <link>https://www.canligaste.com/anadolu-da-kalkinma-seferberligi-izmir-ve-ege-bolgesi-ndeki-8-ilde-yatirimlar-tesvikle-ataga-gececek/832902/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/anadolu-da-kalkinma-seferberligi-izmir-ve-ege-bolgesi-ndeki-8-ilde-yatirimlar-tesvikle-ataga-gececek/832902/</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:06:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı'yla, bölgedeki illere jeotermal seradan hasat robotları gibi akıllı tarım uygulamalarına kadar çok sayıda alanda yatırım teşviki sağlanacak - Ege'nin incisi olarak anılan İzmir'de aktarma elemanları ile deniz ürünleri kaynaklı fonksiyonel gıda maddeleri üretimi, Küçük Menderes Havzası'ndaki ilçelerde de doğa temelli turizm yatırımları ile nitelikli kültür endüstrisi projeleri teşvik alacak - Manisa'da iklimlendirme ve beyaz eşya sektörlerine yönelik kritik aksam üretimi, Muğla'da tekne ve yat sanayine yönelik yatırımlar, Kütahya'da maden işleme ve katma değerli ürün üretimi, öncelikli olarak desteklenecek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — quot;Anadolu'da Kalkınma Seferberliği başlıklı dosyasının 5'inci haberinde, Ege Bölgesi'ndeki illerde yapılacak yatırımlara yönelik yerel kalkınma desteklerine yer verildi.Bakanlık koordinasyonundaki Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında Ege Bölgesi'ndeki 8 şehre, yerel üretim potansiyelinin değerlendirilmesi, atıl kaynakların harekete geçirilmesi ve yerel ihtiyaçların karşılanması yoluyla kalkınmanın yerelden başlatılması için destek sağlanacak.Programla, belirlenen alanlardaki yatırımlara büyüklüğüne göre vergi indiriminden sigorta primi desteğine, faiz veya kar payı katkısından yatırım yeri tahsisine ve gelir vergisi muafiyetine kadar çeşitli destekler sunulacak. Yapılacak her yatırım için 301 milyon liraya kadar nakdi destek ve yatırımın yüzde 50'si kadar vergi indirimi sağlanması planlanıyor.- Doğa temelli turizm yatırımları desteklenecekEge Bölgesi'nde yatırım ve üretim potansiyelini artırmaya yönelik belirlenen öncelikli sektörler, illerin ekonomik yapısına göre çeşitlilik gösteriyor.Bölgesel kalkınmanın hızlandırılması amacıyla, İzmir, Manisa, Aydın, Denizli, Muğla, Afyonkarahisar, Kütahya ve Uşak'ta farklı alanlardaki yatırımların desteklenmesi öngörülüyor.Bu kapsamda desteklenecek alanlar olarak Ege'nin incisi olarak anılan İzmir'de, aktarma elemanları ile deniz ürünleri kaynaklı fonksiyonel gıda maddeleri üretimi öne çıkarken, Küçük Menderes Havzası'ndaki ilçelerde doğa temelli turizm yatırımları ile nitelikli kültür endüstrisi projeleri teşvik alabilecek.Manisa'da akıllı tarım teknolojileri, makineleri ve ekipmanları üretimi, asgari 20 dekar büyüklüğünde entegre jeotermal sera yatırımları desteklenecek. İklimlendirme ve beyaz eşya sektörlerine yönelik kritik aksam üretimi ile tarımsal atıklardan katma değerli ürün elde edilmesi de öncelikli desteklenecek alanlar arasında sıralanıyor.- Aydın'da hasat robotları, Muğla'da tekne ve yat sanayisi öne çıkıyorAydın'da hassas dozajlama sistemlerine sahip makineler, hasat robotları gibi akıllı tarım uygulamaları teşvik edilecek. Alternatif turizm yatırımları, tarımsal ürünlerin işlenmesi ve yüksek ekonomik değere sahip endüstriyel süt ürünleri üretimi de bu il için belirlenen yatırım alanları arasında yer alıyor.Denizli'de doğa temelli turizm yatırımlarının yanı sıra orta ve yüksek teknolojili makine ve otomasyon sistemleri, yüksek katma değerli teknik tekstil ve fonksiyonel kumaş üretimi ile tel ve kablo üretimi yatırımları gibi alanlar destek alacak.Muğla'da ekolojik yaşam temelli yaşlı bakım ve sağlık merkezleri, mermer atıklarının değerlendirilmesi, su ürünleri ve bunlara dayalı katma değerli üretim ile tekne ve yat sanayine yönelik yatırımlar teşvik edilecek.- Kütahya'da maden işlemeye destekAfyonkarahisar'da en az 300 baş kapasiteli manda yetiştiriciliği ve entegre üretim tesisleri, jeotermal kaynaklarla su ürünleri yetiştiriciliği, kesimhane atıklarının değerlendirilmesi ve mermer atıklarından katma değerli ürün üretimi, öncelikli alanlar arasında yer alıyor.Kütahya'da 5 yıldızlı konaklama tesisleri, maden işleme ve katma değerli ürün üretimi, otomotiv yan sanayi bileşenleri ile teknik seramik üretimi desteklenecek yatırımlar arasında sıralanıyor.Uşak'ta da teknik ve endüstriyel keçe üretimi, tekstil kimyasalları, tekstil makineleri ve parçaları ile tekstil ve deri atıklarının geri kazanımına yönelik projeler öncelikli sektörler olarak belirlendi.Belirlenen yatırım başlıklarının, Ege Bölgesi'nin üretim kapasitesini artırması, istihdamı desteklemesi ve katma değeri yüksek sektörlerde gelişimi hızlandırması hedefleniyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — quot;Anadolu'da Kalkınma Seferberliği başlıklı dosyasının 5'inci haberinde, Ege Bölgesi'ndeki illerde yapılacak yatırımlara yönelik yerel kalkınma desteklerine yer verildi.Bakanlık koordinasyonundaki Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında Ege Bölgesi'ndeki 8 şehre, yerel üretim potansiyelinin değerlendirilmesi, atıl kaynakların harekete geçirilmesi ve yerel ihtiyaçların karşılanması yoluyla kalkınmanın yerelden başlatılması için destek sağlanacak.Programla, belirlenen alanlardaki yatırımlara büyüklüğüne göre vergi indiriminden sigorta primi desteğine, faiz veya kar payı katkısından yatırım yeri tahsisine ve gelir vergisi muafiyetine kadar çeşitli destekler sunulacak. Yapılacak her yatırım için 301 milyon liraya kadar nakdi destek ve yatırımın yüzde 50'si kadar vergi indirimi sağlanması planlanıyor.- Doğa temelli turizm yatırımları desteklenecekEge Bölgesi'nde yatırım ve üretim potansiyelini artırmaya yönelik belirlenen öncelikli sektörler, illerin ekonomik yapısına göre çeşitlilik gösteriyor.Bölgesel kalkınmanın hızlandırılması amacıyla, İzmir, Manisa, Aydın, Denizli, Muğla, Afyonkarahisar, Kütahya ve Uşak'ta farklı alanlardaki yatırımların desteklenmesi öngörülüyor.Bu kapsamda desteklenecek alanlar olarak Ege'nin incisi olarak anılan İzmir'de, aktarma elemanları ile deniz ürünleri kaynaklı fonksiyonel gıda maddeleri üretimi öne çıkarken, Küçük Menderes Havzası'ndaki ilçelerde doğa temelli turizm yatırımları ile nitelikli kültür endüstrisi projeleri teşvik alabilecek.Manisa'da akıllı tarım teknolojileri, makineleri ve ekipmanları üretimi, asgari 20 dekar büyüklüğünde entegre jeotermal sera yatırımları desteklenecek. İklimlendirme ve beyaz eşya sektörlerine yönelik kritik aksam üretimi ile tarımsal atıklardan katma değerli ürün elde edilmesi de öncelikli desteklenecek alanlar arasında sıralanıyor.- Aydın'da hasat robotları, Muğla'da tekne ve yat sanayisi öne çıkıyorAydın'da hassas dozajlama sistemlerine sahip makineler, hasat robotları gibi akıllı tarım uygulamaları teşvik edilecek. Alternatif turizm yatırımları, tarımsal ürünlerin işlenmesi ve yüksek ekonomik değere sahip endüstriyel süt ürünleri üretimi de bu il için belirlenen yatırım alanları arasında yer alıyor.Denizli'de doğa temelli turizm yatırımlarının yanı sıra orta ve yüksek teknolojili makine ve otomasyon sistemleri, yüksek katma değerli teknik tekstil ve fonksiyonel kumaş üretimi ile tel ve kablo üretimi yatırımları gibi alanlar destek alacak.Muğla'da ekolojik yaşam temelli yaşlı bakım ve sağlık merkezleri, mermer atıklarının değerlendirilmesi, su ürünleri ve bunlara dayalı katma değerli üretim ile tekne ve yat sanayine yönelik yatırımlar teşvik edilecek.- Kütahya'da maden işlemeye destekAfyonkarahisar'da en az 300 baş kapasiteli manda yetiştiriciliği ve entegre üretim tesisleri, jeotermal kaynaklarla su ürünleri yetiştiriciliği, kesimhane atıklarının değerlendirilmesi ve mermer atıklarından katma değerli ürün üretimi, öncelikli alanlar arasında yer alıyor.Kütahya'da 5 yıldızlı konaklama tesisleri, maden işleme ve katma değerli ürün üretimi, otomotiv yan sanayi bileşenleri ile teknik seramik üretimi desteklenecek yatırımlar arasında sıralanıyor.Uşak'ta da teknik ve endüstriyel keçe üretimi, tekstil kimyasalları, tekstil makineleri ve parçaları ile tekstil ve deri atıklarının geri kazanımına yönelik projeler öncelikli sektörler olarak belirlendi.Belirlenen yatırım başlıklarının, Ege Bölgesi'nin üretim kapasitesini artırması, istihdamı desteklemesi ve katma değeri yüksek sektörlerde gelişimi hızlandırması hedefleniyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kendisini uyuşturucudan uzak tutmaya çalışan dayısını öldüren sanığa müebbet hapis istemi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kendisini-uyusturucudan-uzak-tutmaya-calisan-dayisini-olduren-saniga-muebbet-hapis-istemi/832901/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kendisini-uyusturucudan-uzak-tutmaya-calisan-dayisini-olduren-saniga-muebbet-hapis-istemi/832901/</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:04:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Konya — Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianameden: - Sanık Enes K'nin dayısı Recep Gültekin tarafından olaydan bir gün önce darbedilmesine kendi haksız eylemleriyle sebebiyet verdiği, dolayısıyla somut olayda, haksız tahrik hükümlerinin yasal şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Konya Haberleri — ALEYNA KARTAL - Konya'da cezaevinden izinli çıktıktan sonra kendisini uyuşturucudan uzak tutmaya çalışan dayısını bıçakla öldüren sanık hakkında müebbet hapis cezası talep edildi.Meram ilçesinde Enes K'nin, dayısı Recep Gültekin'i öldürmesine ilişkin Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame, 4. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.İddianamede, kamera görüntüleri, otopsi ve adli raporlar, mesajlar, banka hesap hareketleri, nüfus ve adli sicil kaydı ile sanık Enes K'nin (21) ifadelerine yer verildi.Enes K'nin cezaevinden izinli olarak çıktığı, annesi ve üvey babasıyla anlaşamadığı için kendisine sahip çıkan maktul dayısı Recep Gültekin'in (46) evinde kaldığı belirtilen iddianamede, sanığın daha önce cezaevinde tanıştığı Ş.C. ve H.G. ile uyuşturucu madde almak için anlaştığı, Ş.C'yi kandırıp parayı aldığı ve maddeyi getirmediği bildirildi.Ş.C'nin parasını alamadığı sanığa ulaşamayınca, sosyal medyadan yakınlarına ulaştığı aktarılan iddianamede, şunlar kaydedildi:Bu durumun dayısının kulağına gittiği, uyuşturucu kullanan Ş.C'nin maktulü arayıp rahatsız ettiği öğrenilmiştir. Sanığın cezaevinden çıktıktan sonra akıllanmaması ve hala uyuşturucu madde satışı işlerine bulaşmasına sinirlenen dayılarının, sanığı tıbbı müdahaleyle giderilebilir şekilde döverek yaraladıkları anlaşılmıştır. Olay günü Ş.C'nin parasını vermek amacıyla bir araya gelindiği, öncesinde sanığın yaşanabilecek bir kavgada kullanmak amacıyla ekmek bıçağı satın alarak, üzerinde taşıdığı anlaşılmıştır.- Kastın öldürmeye yönelik olduğu değerlendirildiİddianamede, şu değerlendirme yapıldı:Sanığın üç adet öldürücü nitelikteki darbeyle maktulü bıçaklayıp, eylemine de diğer dayısının araya girerek son vermesi nazara alındığında, kastın öldürmeye yönelik olduğu, kasten öldürme suçunu işlediği anlaşılmıştır. Sanık Enes K'nin dayısı Recep Gültekin tarafından olaydan bir gün önce darbedilmesine kendi haksız eylemleriyle sebebiyet verdiği, dolayısıyla somut olayda, haksız tahrik hükümlerinin yasal şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır.Sanığın, kasten öldürme suçundan, müebbet hapis cezasıyla yargılanması istendi.Enes K, Meram ilçesinde 4 Mart'ta, kendisini uyuşturucudan uzak tutmaya çalışan dayısı Recep Gültekin'i bıçaklayarak öldürdüğü iddiasıyla gözaltına alınmış, çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Konya Haberleri — ALEYNA KARTAL - Konya'da cezaevinden izinli çıktıktan sonra kendisini uyuşturucudan uzak tutmaya çalışan dayısını bıçakla öldüren sanık hakkında müebbet hapis cezası talep edildi.Meram ilçesinde Enes K'nin, dayısı Recep Gültekin'i öldürmesine ilişkin Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame, 4. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.İddianamede, kamera görüntüleri, otopsi ve adli raporlar, mesajlar, banka hesap hareketleri, nüfus ve adli sicil kaydı ile sanık Enes K'nin (21) ifadelerine yer verildi.Enes K'nin cezaevinden izinli olarak çıktığı, annesi ve üvey babasıyla anlaşamadığı için kendisine sahip çıkan maktul dayısı Recep Gültekin'in (46) evinde kaldığı belirtilen iddianamede, sanığın daha önce cezaevinde tanıştığı Ş.C. ve H.G. ile uyuşturucu madde almak için anlaştığı, Ş.C'yi kandırıp parayı aldığı ve maddeyi getirmediği bildirildi.Ş.C'nin parasını alamadığı sanığa ulaşamayınca, sosyal medyadan yakınlarına ulaştığı aktarılan iddianamede, şunlar kaydedildi:Bu durumun dayısının kulağına gittiği, uyuşturucu kullanan Ş.C'nin maktulü arayıp rahatsız ettiği öğrenilmiştir. Sanığın cezaevinden çıktıktan sonra akıllanmaması ve hala uyuşturucu madde satışı işlerine bulaşmasına sinirlenen dayılarının, sanığı tıbbı müdahaleyle giderilebilir şekilde döverek yaraladıkları anlaşılmıştır. Olay günü Ş.C'nin parasını vermek amacıyla bir araya gelindiği, öncesinde sanığın yaşanabilecek bir kavgada kullanmak amacıyla ekmek bıçağı satın alarak, üzerinde taşıdığı anlaşılmıştır.- Kastın öldürmeye yönelik olduğu değerlendirildiİddianamede, şu değerlendirme yapıldı:Sanığın üç adet öldürücü nitelikteki darbeyle maktulü bıçaklayıp, eylemine de diğer dayısının araya girerek son vermesi nazara alındığında, kastın öldürmeye yönelik olduğu, kasten öldürme suçunu işlediği anlaşılmıştır. Sanık Enes K'nin dayısı Recep Gültekin tarafından olaydan bir gün önce darbedilmesine kendi haksız eylemleriyle sebebiyet verdiği, dolayısıyla somut olayda, haksız tahrik hükümlerinin yasal şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır.Sanığın, kasten öldürme suçundan, müebbet hapis cezasıyla yargılanması istendi.Enes K, Meram ilçesinde 4 Mart'ta, kendisini uyuşturucudan uzak tutmaya çalışan dayısı Recep Gültekin'i bıçaklayarak öldürdüğü iddiasıyla gözaltına alınmış, çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/kendisini-uyusturucudan-uzak-tutmaya-calisan-dayisini-olduren-saniga-muebbet-hapis-istemi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bozkırın toprakları dikilen fidanlarla yeşeriyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bozkirin-topraklari-dikilen-fidanlarla-yeseriyor/832900/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bozkirin-topraklari-dikilen-fidanlarla-yeseriyor/832900/</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:04:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kırşehir — Kırşehir Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri, bozkır topraklarında orman varlığının artırılması amacıyla fidanları toprakla buluşturuyor - Kırşehir Orman İşletme Müdürü Mustafa Çankaya: - Son 5 yıl içerisinde yaptığımız ağaçlandırma faaliyetleri kapsamında yaklaşık 2,5 milyon fidan toprakla buluşturuldu - Kırşehir gibi kurak iklime sahip bir yörede zorluğunu biliyor ve bu kapsamda yaptığımız bu çalışmalarda diktiğimiz her fidana büyük bir şefkatle, gözbebeğimiz gibi bakıyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kırşehir Haberleri — SERKAN GÜNER - Türkiye'nin en az ormanlık alana sahip illeri arasında yer alan Kırşehir'in yeşermesi için son 5 yılda 2,5 milyon fidan toprakla buluşturuldu.Kırşehir Orman İşletme Müdürü Mustafa Çankaya, AA muhabirine, kent genelinde farklı bölgelerdeki ağaçlandırma, erozyon kontrolü ve rehabilitasyon sahalarında çalışmaların sürdüğünü söyledi. Hazırlanan projelerde ön kontrol çalışmaları kapsamında saha tahsisinin ardından arazinin hazırlanma sürecinin bulunduğu, bu tamamlandıktan sonra ise yöreye uygun fidan dikimi gerçekleştirdiklerini ifade eden Çankaya, fidanların korunması, ot alma, çapalama ve bakım süreçlerinin yıllar itibariyle devam ederek tam başarı sağlamaya çalıştıklarını belirtti.Çankaya, bedelsiz fidan dağıtımının yanı sıra çeşitli kurum ve kuruluşlarla fidan dikim etkinlikleri de düzenlediklerini ve böylece birçok bölgenin yeşile bürünerek doğal güzelliğinin arttığını ifade etti.Geçen yılki çalışmalarında Demirli, Mahsenli, Kızılcaköy, Büyükabdiuşağı, Alimpınar köyleri ile Aşıkpaşa Tabiat Parkı'nda 360 bin fidanı toprakla buluşturduklarını anlatan Çankaya, Bedelsiz fidan desteklerimiz ile birlikte toplamda Kırşehir'de 472 bin fidanı toprakla buluşturduk. 2026 yılında da önceki yıldaki gibi aynı aşkla çalışmalarımıza devam ediyoruz. Yeni hazırladığımız sahalarla birlikte erozyon kontrol çalışmalarımız bulunuyor. Bu kapsamda 282 hektar Çayağzı, 100 hektar da Çağırkan köyünde ağaçlandırmalarımızı yapıyoruz. dedi. Kentin 2002'de yüzde 2 olan orman varlığını 2026'da yüzde 8'e yaklaştırdıklarını aktaran Çankaya, hedefleri olan yüzde 10 seviyesine ulaşmak için fidan dikimlerine hız kesmeden devam ettiklerini vurguladı.- Ağaçlandırmanın önemli bir kısmını erozyon ve toprak muhafaza çalışmaları oluşturmaktaAğaçlandırma ve erozyon kontrol çalışmalarının bölge ekolojisinin düzelmesi, küresel ısınmaya karşı yeşil duvar oluşturulması, toprağın tutulması ve veriminin arttırılması gibi orman ekosisteminin korunması noktasında birçok fayda sağladığını vurgulayan Çankaya, şunları kaydetti:Son 5 yıl içerisinde yaptığımız ağaçlandırma faaliyetleri kapsamında yaklaşık 2,5 milyon fidan toprakla buluşturuldu. Bu fidanların yaklaşık 1,5 milyonu ibreli türler yani çam, sedir, mavi servi türleridir. Kalan 1 milyonu ise alıç, ahlat, sofora, akasya, badem, kuşburnu ve benzerinden oluşan yapraklı türlerdir. Yaptığımız ağaçlandırma çalışmalarının önemli bir kısmını erozyon ve toprak muhafaza çalışmaları oluşturmakta. Bu kapsamda son 5 yılda Çayağzı, Mahsenli, Hacıfakılı, Kızılcaköy, Alimpınar, Hacıduraklı köyleri ve diğer bazı bölgelerde yaklaşık 1000 hektar alanda faaliyet yürüttük. Bunların takiplerini sürdürüyoruz, başarı durumları da gayet iyi.- Yangınlara karşı daha hassas ve dikkatli olunması istendiKervansaray Dağları'ndan Boztepe'ye kadar uzanan, Özbağ'da, Mucur'da, Kaman'da ve tüm ilçelerde farklı lokasyonlarda büyük ağaçlandırma sahaları bulunduğunu ve bu alanların tamamında kendi özelinde belli bir ekosistemin oluştuğunu aktaran Çankaya, Kırşehir gibi kurak iklime sahip bir yörede zorluğunu biliyor ve bu kapsamda yaptığımız bu çalışmalarda diktiğimiz her fidana büyük bir şefkatle, gözbebeğimiz gibi bakıyoruz. Bunları gelecek nesillere ulaştırmak için, daha yeşil bir Kırşehir bırakmak için hız kesmeden bütün gayretimizle çalışıyoruz. ifadelerini kullandı. Çankaya, vatandaşların yangınlara karşı daha hassas ve dikkatli olmasını, tüm çalışma ve emeklerinin bir anlık ihmal, dikkatsizlik sonucu yok olmaması için herhangi bir duman ve ateş gördüklerinde 112 Acil Çağrı Merkezine haber vermelerini istedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kırşehir Haberleri — SERKAN GÜNER - Türkiye'nin en az ormanlık alana sahip illeri arasında yer alan Kırşehir'in yeşermesi için son 5 yılda 2,5 milyon fidan toprakla buluşturuldu.Kırşehir Orman İşletme Müdürü Mustafa Çankaya, AA muhabirine, kent genelinde farklı bölgelerdeki ağaçlandırma, erozyon kontrolü ve rehabilitasyon sahalarında çalışmaların sürdüğünü söyledi. Hazırlanan projelerde ön kontrol çalışmaları kapsamında saha tahsisinin ardından arazinin hazırlanma sürecinin bulunduğu, bu tamamlandıktan sonra ise yöreye uygun fidan dikimi gerçekleştirdiklerini ifade eden Çankaya, fidanların korunması, ot alma, çapalama ve bakım süreçlerinin yıllar itibariyle devam ederek tam başarı sağlamaya çalıştıklarını belirtti.Çankaya, bedelsiz fidan dağıtımının yanı sıra çeşitli kurum ve kuruluşlarla fidan dikim etkinlikleri de düzenlediklerini ve böylece birçok bölgenin yeşile bürünerek doğal güzelliğinin arttığını ifade etti.Geçen yılki çalışmalarında Demirli, Mahsenli, Kızılcaköy, Büyükabdiuşağı, Alimpınar köyleri ile Aşıkpaşa Tabiat Parkı'nda 360 bin fidanı toprakla buluşturduklarını anlatan Çankaya, Bedelsiz fidan desteklerimiz ile birlikte toplamda Kırşehir'de 472 bin fidanı toprakla buluşturduk. 2026 yılında da önceki yıldaki gibi aynı aşkla çalışmalarımıza devam ediyoruz. Yeni hazırladığımız sahalarla birlikte erozyon kontrol çalışmalarımız bulunuyor. Bu kapsamda 282 hektar Çayağzı, 100 hektar da Çağırkan köyünde ağaçlandırmalarımızı yapıyoruz. dedi. Kentin 2002'de yüzde 2 olan orman varlığını 2026'da yüzde 8'e yaklaştırdıklarını aktaran Çankaya, hedefleri olan yüzde 10 seviyesine ulaşmak için fidan dikimlerine hız kesmeden devam ettiklerini vurguladı.- Ağaçlandırmanın önemli bir kısmını erozyon ve toprak muhafaza çalışmaları oluşturmaktaAğaçlandırma ve erozyon kontrol çalışmalarının bölge ekolojisinin düzelmesi, küresel ısınmaya karşı yeşil duvar oluşturulması, toprağın tutulması ve veriminin arttırılması gibi orman ekosisteminin korunması noktasında birçok fayda sağladığını vurgulayan Çankaya, şunları kaydetti:Son 5 yıl içerisinde yaptığımız ağaçlandırma faaliyetleri kapsamında yaklaşık 2,5 milyon fidan toprakla buluşturuldu. Bu fidanların yaklaşık 1,5 milyonu ibreli türler yani çam, sedir, mavi servi türleridir. Kalan 1 milyonu ise alıç, ahlat, sofora, akasya, badem, kuşburnu ve benzerinden oluşan yapraklı türlerdir. Yaptığımız ağaçlandırma çalışmalarının önemli bir kısmını erozyon ve toprak muhafaza çalışmaları oluşturmakta. Bu kapsamda son 5 yılda Çayağzı, Mahsenli, Hacıfakılı, Kızılcaköy, Alimpınar, Hacıduraklı köyleri ve diğer bazı bölgelerde yaklaşık 1000 hektar alanda faaliyet yürüttük. Bunların takiplerini sürdürüyoruz, başarı durumları da gayet iyi.- Yangınlara karşı daha hassas ve dikkatli olunması istendiKervansaray Dağları'ndan Boztepe'ye kadar uzanan, Özbağ'da, Mucur'da, Kaman'da ve tüm ilçelerde farklı lokasyonlarda büyük ağaçlandırma sahaları bulunduğunu ve bu alanların tamamında kendi özelinde belli bir ekosistemin oluştuğunu aktaran Çankaya, Kırşehir gibi kurak iklime sahip bir yörede zorluğunu biliyor ve bu kapsamda yaptığımız bu çalışmalarda diktiğimiz her fidana büyük bir şefkatle, gözbebeğimiz gibi bakıyoruz. Bunları gelecek nesillere ulaştırmak için, daha yeşil bir Kırşehir bırakmak için hız kesmeden bütün gayretimizle çalışıyoruz. ifadelerini kullandı. Çankaya, vatandaşların yangınlara karşı daha hassas ve dikkatli olmasını, tüm çalışma ve emeklerinin bir anlık ihmal, dikkatsizlik sonucu yok olmaması için herhangi bir duman ve ateş gördüklerinde 112 Acil Çağrı Merkezine haber vermelerini istedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Gaziantep'te tankerin devrilme anı kamerada</title>
      <link>https://www.canligaste.com/gaziantep-te-tankerin-devrilme-ani-kamerada/832899/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/gaziantep-te-tankerin-devrilme-ani-kamerada/832899/</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:03:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Gaziantep — Gaziantep'in Nurdağı ilçesinde tankerin kavşakta devrilmesi sonucu 2 kişinin yaralandığı kaza, başka bir aracın güvenlik kamerasınca kaydedildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Gaziantep Haberleri — Gaziantep'in Nurdağı ilçesinde tankerin kavşakta devrilmesi sonucu 2 kişinin yaralandığı kaza, başka bir aracın güvenlik kamerasınca kaydedildi.Alınan bilgiye göre, D.B. idaresindeki 31 R 2629 plakalı tanker, Bademli Mahallesi'nde bulunan kavşağa girdiği sırada sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrilerek refüje çıktı.İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.Kazada yaralanan sürücü ile yanındaki M.B, ambulansla Nurdağı Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.Öte yandan kaza anı, aynı kavşakta bekleyen başka bir aracın kamerasınca kaydedildi.Görüntülerde, tankerin kavşağa girdiği sırada devrilmesi ve refüje çıkması yer alıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Gaziantep Haberleri — Gaziantep'in Nurdağı ilçesinde tankerin kavşakta devrilmesi sonucu 2 kişinin yaralandığı kaza, başka bir aracın güvenlik kamerasınca kaydedildi.Alınan bilgiye göre, D.B. idaresindeki 31 R 2629 plakalı tanker, Bademli Mahallesi'nde bulunan kavşağa girdiği sırada sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrilerek refüje çıktı.İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.Kazada yaralanan sürücü ile yanındaki M.B, ambulansla Nurdağı Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.Öte yandan kaza anı, aynı kavşakta bekleyen başka bir aracın kamerasınca kaydedildi.Görüntülerde, tankerin kavşağa girdiği sırada devrilmesi ve refüje çıkması yer alıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/gaziantep-te-tankerin-devrilme-ani-kamerada.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>23-26 Nisan tarihleri arasında çocuk şenlik filmlerinin biletleri 120 lira olacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/23-26-nisan-tarihleri-arasinda-cocuk-senlik-filmlerinin-biletleri-120-lira-olacak/832898/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/23-26-nisan-tarihleri-arasinda-cocuk-senlik-filmlerinin-biletleri-120-lira-olacak/832898/</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:03:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy: - 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı bu yıl sinemanın coşkusuyla karşılıyoruz. 23-26 Nisan tarihleri arasında Türkiye genelindeki katılımcı sinemalarda biletlerin 120 lira olarak uygulanacağı bu anlamlı organizasyonu destekliyoruz - Çocuk şenlik filmleri kapsamında sinema salonlarında gerçekleştirilecek etkinliklere ve ayrıntılara 'http://sinemafestivali.com' adresinden ulaşabilirsiniz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı bu yıl sinemanın coşkusuyla karşılıyoruz. 23-26 Nisan tarihleri arasında Türkiye genelindeki katılımcı sinemalarda biletlerin 120 lira olarak uygulanacağı bu anlamlı organizasyonu destekliyoruz. ifadelerini kullandı.Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, geleceğin teminatı çocuklar için anlamlı bir buluşmaya daha destek verdiklerini belirtti.Bakan Ersoy, Çocuk Sinema Şenliği kapsamında yapılan organizasyona ilişkin şunları kaydetti:23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı bu yıl sinemanın coşkusuyla karşılıyoruz. 23-26 Nisan tarihleri arasında Türkiye genelindeki katılımcı sinemalarda biletlerin 120 lira olarak uygulanacağı bu anlamlı organizasyonu destekliyoruz. Çocuklarımızın sinemayla buluşmasını sağlayan bu özel çalışmayı kıymetli buluyor, tüm ailelerimizi bu sevince ortak olmaya davet ediyoruz. Çocuk şenlik filmleri kapsamında sinema salonlarında gerçekleştirilecek etkinliklere ve ayrıntılara 'http://sinemafestivali.com' adresinden ulaşabilirsiniz. Çocuklarımızın hayal gücünü besleyen, kültür ve sanatla iç içe büyümelerine katkı sunan her adımı desteklemeye devam edeceğiz.- 200'ün üzerinde sinema ve 1500'den fazla salonda uygulanacakBakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Sinema Salonu Yatırımcıları Derneğince hayata geçirilen uygulama, Bakanlığın desteğiyle Türkiye genelinde yaygın şekilde uygulanacak.Türkiye genelinde uygulama kapsamında 200'ün üzerinde sinema ve 1500'den fazla salon programa dahil edildi.Çocukların kültür ve sanatla buluşmasını teşvik etmeyi amaçlayan çalışma, alışveriş merkezlerinde gerçekleştirilecek etkinliklerle de desteklenecek.23 Nisan'a özel hazırlanan bu organizasyonun, çocukların bayram sevincini sinema ile birleştirerek daha geniş kitlelere ulaştırılması hedefleniyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı bu yıl sinemanın coşkusuyla karşılıyoruz. 23-26 Nisan tarihleri arasında Türkiye genelindeki katılımcı sinemalarda biletlerin 120 lira olarak uygulanacağı bu anlamlı organizasyonu destekliyoruz. ifadelerini kullandı.Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, geleceğin teminatı çocuklar için anlamlı bir buluşmaya daha destek verdiklerini belirtti.Bakan Ersoy, Çocuk Sinema Şenliği kapsamında yapılan organizasyona ilişkin şunları kaydetti:23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı bu yıl sinemanın coşkusuyla karşılıyoruz. 23-26 Nisan tarihleri arasında Türkiye genelindeki katılımcı sinemalarda biletlerin 120 lira olarak uygulanacağı bu anlamlı organizasyonu destekliyoruz. Çocuklarımızın sinemayla buluşmasını sağlayan bu özel çalışmayı kıymetli buluyor, tüm ailelerimizi bu sevince ortak olmaya davet ediyoruz. Çocuk şenlik filmleri kapsamında sinema salonlarında gerçekleştirilecek etkinliklere ve ayrıntılara 'http://sinemafestivali.com' adresinden ulaşabilirsiniz. Çocuklarımızın hayal gücünü besleyen, kültür ve sanatla iç içe büyümelerine katkı sunan her adımı desteklemeye devam edeceğiz.- 200'ün üzerinde sinema ve 1500'den fazla salonda uygulanacakBakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Sinema Salonu Yatırımcıları Derneğince hayata geçirilen uygulama, Bakanlığın desteğiyle Türkiye genelinde yaygın şekilde uygulanacak.Türkiye genelinde uygulama kapsamında 200'ün üzerinde sinema ve 1500'den fazla salon programa dahil edildi.Çocukların kültür ve sanatla buluşmasını teşvik etmeyi amaçlayan çalışma, alışveriş merkezlerinde gerçekleştirilecek etkinliklerle de desteklenecek.23 Nisan'a özel hazırlanan bu organizasyonun, çocukların bayram sevincini sinema ile birleştirerek daha geniş kitlelere ulaştırılması hedefleniyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/23-26-nisan-tarihleri-arasinda-cocuk-senlik-filmlerinin-biletleri-120-lira-olacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>KDK, özel gereksinimli öğrencinin ücretsiz servis sorununu çözüme kavuşturdu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kdk-ozel-gereksinimli-ogrencinin-ucretsiz-servis-sorununu-cozume-kavusturdu/832897/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kdk-ozel-gereksinimli-ogrencinin-ucretsiz-servis-sorununu-cozume-kavusturdu/832897/</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:03:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Ücretsiz servis hakkından yararlandırılmayan özel gereksinimli öğrencinin velisinin başvurusu üzerine KDK, dostane çözüm kararıyla öğrencinin haktan yararlanmasına aracılık etti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — İSMET KARAKAŞ - Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), özel gereksinimli öğrencilere tanınan ücretsiz servis hakkından evinin güzergah dışında olması nedeniyle yararlandırılmayan öğrenci için devreye girerek, sorunu çözüme kavuşturdu.KDK'nin dostane çözüm kararına göre, özel eğitim sınıfında öğrenim gören bir öğrenci, özel gereksinimli öğrencilerin eğitime erişim hakkı kapsamında ücretsiz servis hakkının bulunmasına rağmen, evlerinin servis güzergahında bulunmadığı gerekçesiyle bu haktan yararlandırılmadı.Bunun üzerine öğrencinin velisi, oğlunun eğitim öğretim hakkının engellendiğini belirterek, ücretsiz servis hakkından faydalandırılmasını talep etti. Talebi reddedilen veli, Anayasal güvence altına alınan temel haklarından faydalandırılmadıklarını, bunun özel eğitim mevzuatına ve engelli bireylerin eğitimde fırsat eşitliği hakkına aykırı olduğunu ileri sürerek KDK'ye başvurdu.Başvuruyu inceleyen KDK, başvurucuyu haklı bularak, ilgili kurumlarla çocuğun mağduriyetinin giderilmesi için temasa geçti.KDK'nin devreye girmesinin ardından öğrenci, ücretsiz servis hakkından yararlanmaya başladı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — İSMET KARAKAŞ - Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), özel gereksinimli öğrencilere tanınan ücretsiz servis hakkından evinin güzergah dışında olması nedeniyle yararlandırılmayan öğrenci için devreye girerek, sorunu çözüme kavuşturdu.KDK'nin dostane çözüm kararına göre, özel eğitim sınıfında öğrenim gören bir öğrenci, özel gereksinimli öğrencilerin eğitime erişim hakkı kapsamında ücretsiz servis hakkının bulunmasına rağmen, evlerinin servis güzergahında bulunmadığı gerekçesiyle bu haktan yararlandırılmadı.Bunun üzerine öğrencinin velisi, oğlunun eğitim öğretim hakkının engellendiğini belirterek, ücretsiz servis hakkından faydalandırılmasını talep etti. Talebi reddedilen veli, Anayasal güvence altına alınan temel haklarından faydalandırılmadıklarını, bunun özel eğitim mevzuatına ve engelli bireylerin eğitimde fırsat eşitliği hakkına aykırı olduğunu ileri sürerek KDK'ye başvurdu.Başvuruyu inceleyen KDK, başvurucuyu haklı bularak, ilgili kurumlarla çocuğun mağduriyetinin giderilmesi için temasa geçti.KDK'nin devreye girmesinin ardından öğrenci, ücretsiz servis hakkından yararlanmaya başladı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/kdk-ozel-gereksinimli-ogrencinin-ucretsiz-servis-sorununu-cozume-kavusturdu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>TEKNOLOJİNİN KALBİ SAHA'DA ATACAK - Hava araçlarının yeni silahı CANiK M3 FALCON, ilk kez vitrine çıkacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/teknolojinin-kalbi-saha-da-atacak-hava-araclarinin-yeni-silahi-canik-m3-falcon-ilk-kez-vitrine-cikacak/832896/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/teknolojinin-kalbi-saha-da-atacak-hava-araclarinin-yeni-silahi-canik-m3-falcon-ilk-kez-vitrine-cikacak/832896/</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:03:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Samsun Yurt Savunma, SAHA 2026'da hava platformlarının ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen CANiK M3 FALCON ağır makineli tüfeği tanıtacak - SYS Grup Üst Yöneticisi Cahit Utku Aral: - SYS Grup olarak savunma sanayisindeki oyun değiştirici rolümüzü, bu yıl ilk kez sergileyeceğimiz CANiK M3 FALCON ve ihracat potansiyeli yüksek Yeni Nesil Mobil Katmanlı Savunma Mimarimiz ile perçinliyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — quot;Teknolojinin kalbi SAHA'da atacak başlıklı dosyasının ikinci haberinde, Samsun Yurt Savunmanın (SYS Grup) SAHA 2026 hazırlıkları ve fuarda sergileyeceği ürünlere yer verildi.Türk savunma sanayisinin küresel oyuncusu SYS Grup, fuar kapsamında hem yeni ürün lansmanları yapacak hem de entegre savunma ekosistemi vizyonuyla uluslararası işbirliklerini derinleştirecek.SYS Grup'un SAHA 2026'daki en yeni ürün tanıtımı ise yüksek mühendislik çözümü CANiK M3 FALCON olacak. Özellikle hava platformlarının sert operasyonel ihtiyaçları gözetilerek geliştirilen yeni nesil 12.7x99mm ağır makineli tüfek, fuarda ilk kez sergilenecek. Open-bolt (açık mekanizma) yapısıyla aşırı ısınmanın önüne geçen sistem, yüksek atış hızı, sarsılmaz güvenilirliği ve modern muharebe sahasının değişken koşullarına uyum sağlayan esnek yapısıyla dikkati çekiyor.SYS Grup, CANiK M3 FALCON ile mevcut ağır makineli tüfek ailesini daha da genişletti. Grup şirketlerinden CANiK, yıllık 6 bin adedin üzerindeki üretim kapasitesi ile 12.7×99 mm NATO ağır makineli tüfeklerinde dünyanın en büyük üreticisi konumunda bulunuyor. CANiK, M2 QCB, M2F, M3 ve özellikle hava platformları için geliştirilen açık sürgü mekanizmalı M3 FALCON olmak üzere 4 ana varyantı üretebilen tek üretici olarak öne çıkıyor.​​​​​​​- Dron tehditlerine karşı maliyet etkin çözümMart ayında lansmanı yapılan ve büyük yankı uyandıran UNIROBOTICS imzalı Dağınık Mobil Katmanlı Hava Savunma Mimarisi, SAHA 2026'da da öne çıkacak ürünler arasında yer alıyor. Modern dron (C-UAS) tehditlerine karşı geliştirilen bu akıllı mimari, TRAKON RCWS (Uzaktan Komutalı Silah Sistemleri), CANiK ağır makineli tüfek ailesi ve VENOM LR orta kalibre top sistemi bileşenlerini tek bir entegre ağda buluşturuyor. Farklı menzil katmanlarında tam hakimiyet kuran bu konseptin, özellikle düşük maliyetli ve sürdürülebilir olması dolayısıyla uluslararası delegasyonlar tarafından ilgiyle karşılanması bekleniyor.- Sadece ürün değil, stratejik ortaklık sunuyoruzSYS Grup-CANiK Üst Yöneticisi (CEO) Cahit Utku Aral, grup olarak 2026 yılına güçlü bir başlangıç yaptıklarını, ABD ve Avrupa başta olmak üzere önemli pazarlarda yeni ürün lansmanları yaptıklarını belirtti.SAHA 2026'da bu kez Türkiye'de bu ürünlerini vitrine çıkaracaklarını dile getiren Aral, şu değerlendirmede bulundu:SAHA 2026, somut projelerin filizlendiği, B2B, B2G ve G2G görüşmelerle küresel iş hacminin doğrudan büyüdüğü stratejik bir ekosistemdir. Fuarın bu niteliğini çok önemsiyoruz.Bunun yanında SYS Grup olarak savunma sanayisindeki oyun değiştirici rolümüzü, bu yıl ilk kez sergileyeceğimiz CANiK M3 FALCON ve ihracat potansiyeli yüksek Yeni Nesil Mobil Katmanlı Savunma Mimarimiz ile perçinliyoruz. Hedefimiz, bu ve diğer ürünlerimizle, bugüne kadar olduğu gibi Türkiye'nin mühendislik gücünü dost ve müttefik ülkelerin envanterine 'hızlı teslimat ve sorunsuz entegrasyon' avantajıyla taşımak, küresel pazardaki payımızı yeni stratejik ortaklıklarla büyütmektir. SAHA 2026, sahip olduğu niteliklerle buna fazlasıyla katkı sağlayacak bir organizasyon. Bu olanaktan en iyi şekilde yararlanabilmek için de SYS Grup olarak ekosistemimizdeki CANiK, AEI Systems ve UNIROBOTICS ile fuara güçlü bir katılım sağlayacağız.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — quot;Teknolojinin kalbi SAHA'da atacak başlıklı dosyasının ikinci haberinde, Samsun Yurt Savunmanın (SYS Grup) SAHA 2026 hazırlıkları ve fuarda sergileyeceği ürünlere yer verildi.Türk savunma sanayisinin küresel oyuncusu SYS Grup, fuar kapsamında hem yeni ürün lansmanları yapacak hem de entegre savunma ekosistemi vizyonuyla uluslararası işbirliklerini derinleştirecek.SYS Grup'un SAHA 2026'daki en yeni ürün tanıtımı ise yüksek mühendislik çözümü CANiK M3 FALCON olacak. Özellikle hava platformlarının sert operasyonel ihtiyaçları gözetilerek geliştirilen yeni nesil 12.7x99mm ağır makineli tüfek, fuarda ilk kez sergilenecek. Open-bolt (açık mekanizma) yapısıyla aşırı ısınmanın önüne geçen sistem, yüksek atış hızı, sarsılmaz güvenilirliği ve modern muharebe sahasının değişken koşullarına uyum sağlayan esnek yapısıyla dikkati çekiyor.SYS Grup, CANiK M3 FALCON ile mevcut ağır makineli tüfek ailesini daha da genişletti. Grup şirketlerinden CANiK, yıllık 6 bin adedin üzerindeki üretim kapasitesi ile 12.7×99 mm NATO ağır makineli tüfeklerinde dünyanın en büyük üreticisi konumunda bulunuyor. CANiK, M2 QCB, M2F, M3 ve özellikle hava platformları için geliştirilen açık sürgü mekanizmalı M3 FALCON olmak üzere 4 ana varyantı üretebilen tek üretici olarak öne çıkıyor.​​​​​​​- Dron tehditlerine karşı maliyet etkin çözümMart ayında lansmanı yapılan ve büyük yankı uyandıran UNIROBOTICS imzalı Dağınık Mobil Katmanlı Hava Savunma Mimarisi, SAHA 2026'da da öne çıkacak ürünler arasında yer alıyor. Modern dron (C-UAS) tehditlerine karşı geliştirilen bu akıllı mimari, TRAKON RCWS (Uzaktan Komutalı Silah Sistemleri), CANiK ağır makineli tüfek ailesi ve VENOM LR orta kalibre top sistemi bileşenlerini tek bir entegre ağda buluşturuyor. Farklı menzil katmanlarında tam hakimiyet kuran bu konseptin, özellikle düşük maliyetli ve sürdürülebilir olması dolayısıyla uluslararası delegasyonlar tarafından ilgiyle karşılanması bekleniyor.- Sadece ürün değil, stratejik ortaklık sunuyoruzSYS Grup-CANiK Üst Yöneticisi (CEO) Cahit Utku Aral, grup olarak 2026 yılına güçlü bir başlangıç yaptıklarını, ABD ve Avrupa başta olmak üzere önemli pazarlarda yeni ürün lansmanları yaptıklarını belirtti.SAHA 2026'da bu kez Türkiye'de bu ürünlerini vitrine çıkaracaklarını dile getiren Aral, şu değerlendirmede bulundu:SAHA 2026, somut projelerin filizlendiği, B2B, B2G ve G2G görüşmelerle küresel iş hacminin doğrudan büyüdüğü stratejik bir ekosistemdir. Fuarın bu niteliğini çok önemsiyoruz.Bunun yanında SYS Grup olarak savunma sanayisindeki oyun değiştirici rolümüzü, bu yıl ilk kez sergileyeceğimiz CANiK M3 FALCON ve ihracat potansiyeli yüksek Yeni Nesil Mobil Katmanlı Savunma Mimarimiz ile perçinliyoruz. Hedefimiz, bu ve diğer ürünlerimizle, bugüne kadar olduğu gibi Türkiye'nin mühendislik gücünü dost ve müttefik ülkelerin envanterine 'hızlı teslimat ve sorunsuz entegrasyon' avantajıyla taşımak, küresel pazardaki payımızı yeni stratejik ortaklıklarla büyütmektir. SAHA 2026, sahip olduğu niteliklerle buna fazlasıyla katkı sağlayacak bir organizasyon. Bu olanaktan en iyi şekilde yararlanabilmek için de SYS Grup olarak ekosistemimizdeki CANiK, AEI Systems ve UNIROBOTICS ile fuara güçlü bir katılım sağlayacağız.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/teknolojinin-kalbi-saha-da-atacak-hava-araclarinin-yeni-silahi-canik-m3-falcon-ilk-kez-vitrine-cikacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Dicle Elektrik, uzun hatlardan kaynaklanan gerilim düşüşü sorununa çözüm getirdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/dicle-elektrik-uzun-hatlardan-kaynaklanan-gerilim-dususu-sorununa-cozum-getirdi/832895/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/dicle-elektrik-uzun-hatlardan-kaynaklanan-gerilim-dususu-sorununa-cozum-getirdi/832895/</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:03:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Dicle Elektrik, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) destekli Ar-Ge projesi kapsamında geliştirdiği yüksek gerilim regülatörüyle uzun hatlardan kaynaklanan gerilim düşüşü sorununa çözüm getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Dicle Elektrik, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) destekli Ar-Ge projesi kapsamında geliştirdiği yüksek gerilim regülatörüyle uzun hatlardan kaynaklanan gerilim düşüşü sorununa çözüm getirdi.Şirketten yapılan açıklamaya göre, Dicle Elektrik, teknoloji odaklı yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. İlk olarak Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesinde uygulanarak bölgedeki düşük gerilimden kaynaklanan olası sorunlar ortadan kaldırıldı.Yaklaşık 20 milyon liralık yatırım ile hayata geçirilen proje sayesinde Halfeti'de şebeke gerilimi nominal seviyede sabitlenirken, yük değişimlerinden kaynaklanan dalgalanmalar da kontrol altına alındı.Açıklamada görüşlerine yer verilen Dicle Elektrik Şanlıurfa İl Müdürü Naci Obut, projenin bölge için örnek uygulama olduğunu ve enerji kalitesinde önemli iyileşme sağlandığını belirterek, Enerji altyapısını güçlendirmeyi, hizmet kalitesini artırmayı ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlamayı hedefliyoruz. Uzun hat mesafeleri ve değişken yük profillerinin oluşturduğu gerilim dalgalanmalarını bu yatırımla kontrol altına aldık. İlçe merkezi ve kırsalda yaşayan yaklaşık 18 bin aboneye artık bu ileri teknolojiden faydalanabiliyor. ifadelerini kullandı.Yüksek Gerilim Regülatörü sisteminin çalışma prensibine de değinen Obut, kurulan sistemin gerilimi sürekli olarak düzenlediğinin altını çizerek, Bu Ar-Ge projemiz kapsamında kurduğumuz regülatörler, gerilimi anlık olarak dengeleyerek tüketicilere nominal değerler içerisinde stabil enerji sağlıyor. Projenin yaygınlaştırılmasıyla birlikte hem enerji kalitesi artacak hem de bölgedeki teknik kayıplar önemli ölçüde azalacaktır. değerlendirmesinde bulundu.Dicle Elektrik'in Halfeti'de hayata geçirdiği bu yenilikçi yatırımın hem bölge halkının yaşam kalitesini artırması hem de yerel ekonomik faaliyetlere katkı sağlaması beklenirken, projenin ilerleyen süreçte diğer bölgelerde de yaygınlaştırılması planlanıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Dicle Elektrik, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) destekli Ar-Ge projesi kapsamında geliştirdiği yüksek gerilim regülatörüyle uzun hatlardan kaynaklanan gerilim düşüşü sorununa çözüm getirdi.Şirketten yapılan açıklamaya göre, Dicle Elektrik, teknoloji odaklı yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. İlk olarak Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesinde uygulanarak bölgedeki düşük gerilimden kaynaklanan olası sorunlar ortadan kaldırıldı.Yaklaşık 20 milyon liralık yatırım ile hayata geçirilen proje sayesinde Halfeti'de şebeke gerilimi nominal seviyede sabitlenirken, yük değişimlerinden kaynaklanan dalgalanmalar da kontrol altına alındı.Açıklamada görüşlerine yer verilen Dicle Elektrik Şanlıurfa İl Müdürü Naci Obut, projenin bölge için örnek uygulama olduğunu ve enerji kalitesinde önemli iyileşme sağlandığını belirterek, Enerji altyapısını güçlendirmeyi, hizmet kalitesini artırmayı ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlamayı hedefliyoruz. Uzun hat mesafeleri ve değişken yük profillerinin oluşturduğu gerilim dalgalanmalarını bu yatırımla kontrol altına aldık. İlçe merkezi ve kırsalda yaşayan yaklaşık 18 bin aboneye artık bu ileri teknolojiden faydalanabiliyor. ifadelerini kullandı.Yüksek Gerilim Regülatörü sisteminin çalışma prensibine de değinen Obut, kurulan sistemin gerilimi sürekli olarak düzenlediğinin altını çizerek, Bu Ar-Ge projemiz kapsamında kurduğumuz regülatörler, gerilimi anlık olarak dengeleyerek tüketicilere nominal değerler içerisinde stabil enerji sağlıyor. Projenin yaygınlaştırılmasıyla birlikte hem enerji kalitesi artacak hem de bölgedeki teknik kayıplar önemli ölçüde azalacaktır. değerlendirmesinde bulundu.Dicle Elektrik'in Halfeti'de hayata geçirdiği bu yenilikçi yatırımın hem bölge halkının yaşam kalitesini artırması hem de yerel ekonomik faaliyetlere katkı sağlaması beklenirken, projenin ilerleyen süreçte diğer bölgelerde de yaygınlaştırılması planlanıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Annenin gençliğinde oluşan mutasyon bebeğinde hemofiliye yol açabiliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/annenin-gencliginde-olusan-mutasyon-bebeginde-hemofiliye-yol-acabiliyor/832894/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/annenin-gencliginde-olusan-mutasyon-bebeginde-hemofiliye-yol-acabiliyor/832894/</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:03:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Antalya — Türkiye Hemofili Derneği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Zülfikar: - Vakaların yüzde 60-65'inin ailesinde bu hastalık varsa çocuklarda da olabiliyor. Annenin hamileliğinde veya genç kızlığında bir mutasyon olup, gen değişikliği olmuşsa çocuğunda bu hastalık ortaya çıkıyor - Ağır tablosu ortopedik kusurlardır ve ortopedik ameliyatları gerektirir. Hastalık tedavi edilmezse kalıcı hasarlar bırakabiliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Antalya Haberleri — AYŞE YILDIZ - Türkiye Hemofili Derneği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Zülfikar, annenin gençliğinde oluşan mutasyonun bebeğinde hemofiliye yol açabildiğini belirterek, tedavi edilmeyen hastalığın kalıcı hasarlara neden olabileceğini söyledi.Zülfikar, Türkiye Hemofili Derneği ve Hemofili Federasyonu tarafından düzenlenen 23. Türkiye Hemofili Kongresi için geldiği Antalya'da, AA muhabirine, yenidoğan erkek çocuklarda, ailesinde hemofili varsa mutlaka tahlil yapılması gerektiğini ifade etti.Yenidoğanlarda erken tanı ile tedavi sürecinin daha kolay olacağını vurgulayan Zülfikar, Vakaların yüzde 60-65'inin ailesinde bu hastalık varsa çocuklarda da olabiliyor. Annenin hamileliğinde veya genç kızlığında bir mutasyon olup, gen değişikliği olmuşsa çocuğunda bu hastalık ortaya çıkıyor. Yani bebek bu hastalıkla doğuyor. dedi.Zülfikar, bebek doğduktan sonra göbek kordonunun daha uzun kanamasının veya kordonunun geç iyileşmesinin hemofilinin belirtisi olabileceğini kaydetti.Bebeklerin dişleri çıktığında en küçük şeyde kanama olmasının, sürtünmeye veya kıyafetinin sıkmasına bağlı morluklar çıkmasını da hastalığın belirtisi olabileceğine dikkati çeken Zülfikar, şöyle devam etti:Üçüncüsü, bebek emeklediği zaman veya annesi kucağına aldığı zaman, emzirirken, sıkarken sıkılan yerlerde veya sıkı bir şey giydirmişse orada morluklar görünebilir. Emeklediğinde, dizinde, kol dirseklerinde o morluklar da dikkat çekicidir. Bunlara dikkat etmek lazım.- Hastalık tedavi edilmezse kalıcı hasarlar bırakabiliyorÇocuk sünnet olunca yaranın geç iyileşmesi ya da kanama olmasının da risk olduğunu dile getiren Zülfikar, şunları kaydetti:Bazı aileler erken sünnet yaptırır. İlk 4 saatte kanama olmuyor, yani hafif pıhtı ve kanama durmuş gibi oluyor. Eğer bilip tedavi etmemişsek, ilaç vermemişsek o hafif pıhtı dağılıyor, bu sefer durmaksızın kanama oluyor. Geçmişte hemofili olan ailelerin çocuklarında sünnetten sonra kanamayla ölenler var. Yine geçmişte ameliyat masasında kalanlar vardı. Çok şükür o süreçleri geçtik. Doğru tanıyla beraber buralardan geçtik. Ama belirtileri olan ailelerin gelip, merkeze müracaat etmeleri lazım. Çok basit bir kan tahliliyle tanı konulabiliyor.Hemofili hastalığının genelde doğuştan olduğunu ifade eden Zülfikar, çok nadir ağır enfeksiyonlara ya da kazalara bağlı sonradan olabildiğini dile getirdi.Zülfikar, Türkiye’nin hemofili tedavisinde başarılı olduğunun altını çizerek, ülkenin bu alanda öncü, özgün ve çığır açıcı çalışmalara imza attığını, tedavide de öncü konumda bulunduğunu vurguladı.Bozuk genin değiştirilmesi, düzeltilmesine yönelik çalışmaların olduğunu aktaran Zülfikar, erken tanının her zaman daha iyi tedavi imkanı sağladığı uyarısında bulundu.Zülfikar, hastalığın ilerlemesi halinde çok ağrı yaptığını belirterek, Eklemin içindeki kan, kıkırdağı eritir. Kıkırdak eridiği zaman kemikler birbirine sürter, eklemin şekli ve yürüyüş bozulur. Ağır tablosu ortopedik kusurlardır ve ortopedik ameliyatları gerektirir. Hastalık tedavi edilmezse kalıcı hasarlar bırakabiliyor. diye konuştu.Hemofili, çoğunlukla taşıyıcı kadınlardan, erkek çocuklarına geçiyor. Hastalık çok nadir olmakla birlikte kız çocuklarda da görülebiliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Antalya Haberleri — AYŞE YILDIZ - Türkiye Hemofili Derneği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Zülfikar, annenin gençliğinde oluşan mutasyonun bebeğinde hemofiliye yol açabildiğini belirterek, tedavi edilmeyen hastalığın kalıcı hasarlara neden olabileceğini söyledi.Zülfikar, Türkiye Hemofili Derneği ve Hemofili Federasyonu tarafından düzenlenen 23. Türkiye Hemofili Kongresi için geldiği Antalya'da, AA muhabirine, yenidoğan erkek çocuklarda, ailesinde hemofili varsa mutlaka tahlil yapılması gerektiğini ifade etti.Yenidoğanlarda erken tanı ile tedavi sürecinin daha kolay olacağını vurgulayan Zülfikar, Vakaların yüzde 60-65'inin ailesinde bu hastalık varsa çocuklarda da olabiliyor. Annenin hamileliğinde veya genç kızlığında bir mutasyon olup, gen değişikliği olmuşsa çocuğunda bu hastalık ortaya çıkıyor. Yani bebek bu hastalıkla doğuyor. dedi.Zülfikar, bebek doğduktan sonra göbek kordonunun daha uzun kanamasının veya kordonunun geç iyileşmesinin hemofilinin belirtisi olabileceğini kaydetti.Bebeklerin dişleri çıktığında en küçük şeyde kanama olmasının, sürtünmeye veya kıyafetinin sıkmasına bağlı morluklar çıkmasını da hastalığın belirtisi olabileceğine dikkati çeken Zülfikar, şöyle devam etti:Üçüncüsü, bebek emeklediği zaman veya annesi kucağına aldığı zaman, emzirirken, sıkarken sıkılan yerlerde veya sıkı bir şey giydirmişse orada morluklar görünebilir. Emeklediğinde, dizinde, kol dirseklerinde o morluklar da dikkat çekicidir. Bunlara dikkat etmek lazım.- Hastalık tedavi edilmezse kalıcı hasarlar bırakabiliyorÇocuk sünnet olunca yaranın geç iyileşmesi ya da kanama olmasının da risk olduğunu dile getiren Zülfikar, şunları kaydetti:Bazı aileler erken sünnet yaptırır. İlk 4 saatte kanama olmuyor, yani hafif pıhtı ve kanama durmuş gibi oluyor. Eğer bilip tedavi etmemişsek, ilaç vermemişsek o hafif pıhtı dağılıyor, bu sefer durmaksızın kanama oluyor. Geçmişte hemofili olan ailelerin çocuklarında sünnetten sonra kanamayla ölenler var. Yine geçmişte ameliyat masasında kalanlar vardı. Çok şükür o süreçleri geçtik. Doğru tanıyla beraber buralardan geçtik. Ama belirtileri olan ailelerin gelip, merkeze müracaat etmeleri lazım. Çok basit bir kan tahliliyle tanı konulabiliyor.Hemofili hastalığının genelde doğuştan olduğunu ifade eden Zülfikar, çok nadir ağır enfeksiyonlara ya da kazalara bağlı sonradan olabildiğini dile getirdi.Zülfikar, Türkiye’nin hemofili tedavisinde başarılı olduğunun altını çizerek, ülkenin bu alanda öncü, özgün ve çığır açıcı çalışmalara imza attığını, tedavide de öncü konumda bulunduğunu vurguladı.Bozuk genin değiştirilmesi, düzeltilmesine yönelik çalışmaların olduğunu aktaran Zülfikar, erken tanının her zaman daha iyi tedavi imkanı sağladığı uyarısında bulundu.Zülfikar, hastalığın ilerlemesi halinde çok ağrı yaptığını belirterek, Eklemin içindeki kan, kıkırdağı eritir. Kıkırdak eridiği zaman kemikler birbirine sürter, eklemin şekli ve yürüyüş bozulur. Ağır tablosu ortopedik kusurlardır ve ortopedik ameliyatları gerektirir. Hastalık tedavi edilmezse kalıcı hasarlar bırakabiliyor. diye konuştu.Hemofili, çoğunlukla taşıyıcı kadınlardan, erkek çocuklarına geçiyor. Hastalık çok nadir olmakla birlikte kız çocuklarda da görülebiliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Lise öğrencileri robot olimpiyatlarında dünya şampiyonu oldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/lise-ogrencileri-robot-olimpiyatlarinda-dunya-sampiyonu-oldu/832893/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/lise-ogrencileri-robot-olimpiyatlarinda-dunya-sampiyonu-oldu/832893/</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:03:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kırklareli — Kırklareli Mimar Sinan MTAL öğrencileri, Girit Robot Olimpiyatları'nda güreşçi robot kategorisinde dünya birincisi, çizgi izleyen robot kategorisinde dünya ikincisi oldu - Bilişim Teknolojileri Bölümü öğretmeni Yılmaz Arslantürk: - Biz 6 robotla katıldık ve 5 robotumuzla gruplardan çıkmayı başardık. Final elemelerinin hepsini geçerek şampiyonluğa ulaştık.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kırklareli Haberleri — ÖZGÜN TİRAN - Kırklareli'nde robot tasarlayan lise öğrencileri, Yunanistan'da düzenlenen Girit Robot Olimpiyatları'ndan 2 madalyayla döndü.Kırklareli Mimar Sinan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Bilişim Teknolojileri Bölümü öğrencileri, robotik kodlama ve yazılım alanlarında aldıkları eğitimle geliştirdikleri projelerle ulusal ve uluslararası yarışmalara katılıyor.Okul bünyesinde kurulan Robot Kulübü öğrencileri, son olarak 3-6 Nisan tarihlerinde Yunanistan'ın Girit Adası'nda düzenlenen ve 55 ülkeden 3 bin 648 katılımcının 1466 robotla mücadele ettiği Girit Robot Olimpiyatları'na katıldı.Öğrenciler, Wrestling Mini Senior (güreşçi robot) kategorisinde dünya birincisi olurken, Marathon Advance Senior (çizgi izleyen robot) kategorisinde dünya ikinciliği elde etti.Bilişim Teknolojileri Bölümü öğretmeni Yılmaz Arslantürk, AA muhabirine, yarışmaya yoğun bir hazırlık süreciyle katıldıklarını söyledi.Uluslararası organizasyonlarda edindikleri tecrübenin başarılarına katkı sağladığını belirten Arslantürk, bir robot geliştirebilmek için elektronik, yazılım ve mekanik gibi farklı disiplinlerin bir arada olması gerektiğini ifade etti.Arslantürk, Biz 6 robotla katıldık ve 5 robotumuzla gruplardan çıkmayı başardık. Final elemelerinin hepsini geçerek şampiyonluğa ulaştık. Öğrencilerimiz bu alanların tamamında kendilerini geliştirdi. Yazılımla desteklediğimiz bu detaylara dikkat ederek robotlarımızı hazırladık ve sonucunu aldık. dedi.Yunanistan'da Türk bayrağını dalgalandırmanın gururunu yaşadıklarını dile getiren Arslantürk, 6 robotla katıldıkları yarışmada 5 robotla gruplardan çıkmayı başardıklarını anlattı. Arslantürk, final aşamasında tüm elemeleri geçerek şampiyonluğa ulaştıklarını belirterek, yarıştıkları kategoride robotların 10x10 santimetre boyutlarında ve 500 gram ağırlık sınırına sahip olduğunu kaydetti.- Robotlar sensörlerle rakibi algılıyorRobotların daireleri içinde güreşerek rakibini dışarı atmaya çalıştığını vurgulayan Arslantürk, robotların bunu yaparken de üzerindeki sensörleri kullandığını belirtti.Gelecek hedeflerine de değinen Arslantürk, dünya şampiyonluğu unvanını korumak ve yeni ulusal ve uluslararası başarılar elde etmek istediklerini söyledi.Bilişim Teknolojileri Bölümü öğretmeni Nebahat Arslantürk ise öğrencileriyle böyle bir başarıya imza atmanın mutluluk verici olduğunu belirtti.Yarışmaya 6 öğrenci ve 4 öğretmenle katıldıklarını aktaran Arslantürk, 16 grupta yarıştık. 6 robotumuzdan 5'i gruplardan çıktı. Bir robotumuz dünya birinciliği kazandı. Ülkemizi, ilimizi ve okulumuzu temsil ettik. Çok gururluyuz. diye konuştu.Öğrencilerden Can Ayar da Robot Kulübünde son iki yıldır aktif olarak çalıştığını belirterek, Çok çalışarak bu başarıya ulaştık. O sahneye çıkıp Türk bayrağını açmak benim için büyük bir gururdu. dedi.İbrahim Efe Direk ise elde ettikleri başarının kendileri için büyük bir anlam taşıdığını dile getirdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kırklareli Haberleri — ÖZGÜN TİRAN - Kırklareli'nde robot tasarlayan lise öğrencileri, Yunanistan'da düzenlenen Girit Robot Olimpiyatları'ndan 2 madalyayla döndü.Kırklareli Mimar Sinan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Bilişim Teknolojileri Bölümü öğrencileri, robotik kodlama ve yazılım alanlarında aldıkları eğitimle geliştirdikleri projelerle ulusal ve uluslararası yarışmalara katılıyor.Okul bünyesinde kurulan Robot Kulübü öğrencileri, son olarak 3-6 Nisan tarihlerinde Yunanistan'ın Girit Adası'nda düzenlenen ve 55 ülkeden 3 bin 648 katılımcının 1466 robotla mücadele ettiği Girit Robot Olimpiyatları'na katıldı.Öğrenciler, Wrestling Mini Senior (güreşçi robot) kategorisinde dünya birincisi olurken, Marathon Advance Senior (çizgi izleyen robot) kategorisinde dünya ikinciliği elde etti.Bilişim Teknolojileri Bölümü öğretmeni Yılmaz Arslantürk, AA muhabirine, yarışmaya yoğun bir hazırlık süreciyle katıldıklarını söyledi.Uluslararası organizasyonlarda edindikleri tecrübenin başarılarına katkı sağladığını belirten Arslantürk, bir robot geliştirebilmek için elektronik, yazılım ve mekanik gibi farklı disiplinlerin bir arada olması gerektiğini ifade etti.Arslantürk, Biz 6 robotla katıldık ve 5 robotumuzla gruplardan çıkmayı başardık. Final elemelerinin hepsini geçerek şampiyonluğa ulaştık. Öğrencilerimiz bu alanların tamamında kendilerini geliştirdi. Yazılımla desteklediğimiz bu detaylara dikkat ederek robotlarımızı hazırladık ve sonucunu aldık. dedi.Yunanistan'da Türk bayrağını dalgalandırmanın gururunu yaşadıklarını dile getiren Arslantürk, 6 robotla katıldıkları yarışmada 5 robotla gruplardan çıkmayı başardıklarını anlattı. Arslantürk, final aşamasında tüm elemeleri geçerek şampiyonluğa ulaştıklarını belirterek, yarıştıkları kategoride robotların 10x10 santimetre boyutlarında ve 500 gram ağırlık sınırına sahip olduğunu kaydetti.- Robotlar sensörlerle rakibi algılıyorRobotların daireleri içinde güreşerek rakibini dışarı atmaya çalıştığını vurgulayan Arslantürk, robotların bunu yaparken de üzerindeki sensörleri kullandığını belirtti.Gelecek hedeflerine de değinen Arslantürk, dünya şampiyonluğu unvanını korumak ve yeni ulusal ve uluslararası başarılar elde etmek istediklerini söyledi.Bilişim Teknolojileri Bölümü öğretmeni Nebahat Arslantürk ise öğrencileriyle böyle bir başarıya imza atmanın mutluluk verici olduğunu belirtti.Yarışmaya 6 öğrenci ve 4 öğretmenle katıldıklarını aktaran Arslantürk, 16 grupta yarıştık. 6 robotumuzdan 5'i gruplardan çıktı. Bir robotumuz dünya birinciliği kazandı. Ülkemizi, ilimizi ve okulumuzu temsil ettik. Çok gururluyuz. diye konuştu.Öğrencilerden Can Ayar da Robot Kulübünde son iki yıldır aktif olarak çalıştığını belirterek, Çok çalışarak bu başarıya ulaştık. O sahneye çıkıp Türk bayrağını açmak benim için büyük bir gururdu. dedi.İbrahim Efe Direk ise elde ettikleri başarının kendileri için büyük bir anlam taşıdığını dile getirdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/04/lise-ogrencileri-robot-olimpiyatlarinda-dunya-sampiyonu-oldu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Elektrik akımına kapılan işçi, doku nakliyle yaşama tutundu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/elektrik-akimina-kapilan-isci-doku-nakliyle-yasama-tutundu/832892/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/elektrik-akimina-kapilan-isci-doku-nakliyle-yasama-tutundu/832892/</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:03:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Gaziantep — Batman'da geçirdiği kaza sonrası ağır yanıklar nedeniyle ampütasyon riski bulunan işçi, Gaziantep'te yapılan aşamalı doku nakilleri ve cerrahi müdahalelerle yeniden hayata tutundu - Ortopedi, Travmatoloji ve El Cerrahi Uzmanı Numan Atılgan: - İlk önce sağ eline doku naklini yapıp dolaşım problemini çözdük. Yaklaşık 4-5 gün sonra sol tarafına serbest doku naklini yaparak hem dokudaki açık yarayı kapattık hem tendon damarlarını onardık]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Gaziantep Haberleri — BEYZA NUR ERYILMAZ - Batman'da elektrik akımına kapılma sonucu ağır yaralanan, ellerini ve ayaklarını kaybetme riski bulunan 35 yaşındaki Bilal Kurt, Gaziantep'te yapılan 3 doku nakliyle yaşama tutundu.Batman'da seramik ustalığı yapan Kurt, yaklaşık 2 ay önce inşaat iskelesinde elindeki seramik çıtasının yüksek gerilim hattına değmesi üzerine akıma kapıldı.Kazada ağır yaralanan, eli ve ayağında ciddi yanıklar oluşan Kurt, önce Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde daha sonra ise Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi altına alındı.Vücudunda oluşan ağır yanıklardan dolayı ellerinin ve ayaklarının ampute edilmesi riskiyle karşı karşıya kalan Kurt, Gaziantep'teki özel bir hastanede doku nakli yapıldığını öğrenmesi üzerine buraya getirildi.Hastaneye başvuran Kurt, Op. Dr. Numan Atılgan tarafından gerçekleştirilen 3 ameliyat sonrası yeniden yaşama tutundu.Ortopedi, Travmatoloji ve El Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Numan Atılgan, AA muhabirine, hastada kendilerine geldiğinde 3. derece yanığın mevcut olduğunu söyledi.Hastanın, yüksek gerilim akımına bağlı ciddi yaralanmaları bulunduğunu anlatan Atılgan, şöyle konuştu:Bu tür yaralanmalar ciddi kalp, böbrek ve karaciğer hasarlarına neden olduğu için hayati tehlikesi mevcuttu. İlk başvurduğu merkezde başarılı şekilde ilk tedavisi yapılmıştı. Ancak hastamızın her iki kolunda ve bacağında ciddi doku defektleri ve dolaşım problemi mevcuttu. Hastamız bize bu şikayetle başvurdu. Biz de yaklaşık bir ay önce hastamızı devraldık ve her iki kolunun hem dolaşım problemini hem de doku defekt problemlerini çözdük. Doku naklileri ve damar tamirleri yaptık. Damar sinirlerini onardık. Ayağındaki ciddi doku defektini de doku nakliyle kapattık.Hastanede 3 ameliyat yaptıklarını aktaran Atılgan, İlk önce sağ eline doku naklini yapıp dolaşım problemini çözdük. Yaklaşık 4-5 gün sonra sol tarafına serbest doku naklini yaparak hem dokudaki açık yarayı kapattık hem tendon damarlarını onardık. Aynı zamanda dolaşım problemini çözdük. En sonunda yaklaşık 10 gün önce de ayağındaki doku defektine bağlı doku nakli yaptık ve tedavi sürecimiz problemsiz tamamlandı. ifadelerini kullandı.Atılgan, fizik tedavi sürecinden geçecek hastanın, tedavi sonrasında eski yaşamına geri dönebileceğini kaydetti.- Çocuklarım için mücadeleme devam edeceğimBilal Kurt da ramazan ayının ilk gününde iş yaptığı esnada akıma kapıldığını ifade etti.Tedavi için gittiği Diyarbakır'da ellerini kaybetme riskinin olduğunun söylendiğini dile getiren Kurt, farklı arayışlara girdiklerini, Gaziantep'te doku naklinin yapıldığını duyunca buraya geldiklerini söyledi.Doku naklinin ardından eskisi kadar ağrılarının olmadığını belirten Kurt, Çocuklarım için mücadeleme devam edeceğim. Benim 4 tane çocuğum var. Onlar için sonuna kadar da mücadelemi sürdüreceğim.dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Gaziantep Haberleri — BEYZA NUR ERYILMAZ - Batman'da elektrik akımına kapılma sonucu ağır yaralanan, ellerini ve ayaklarını kaybetme riski bulunan 35 yaşındaki Bilal Kurt, Gaziantep'te yapılan 3 doku nakliyle yaşama tutundu.Batman'da seramik ustalığı yapan Kurt, yaklaşık 2 ay önce inşaat iskelesinde elindeki seramik çıtasının yüksek gerilim hattına değmesi üzerine akıma kapıldı.Kazada ağır yaralanan, eli ve ayağında ciddi yanıklar oluşan Kurt, önce Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde daha sonra ise Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi altına alındı.Vücudunda oluşan ağır yanıklardan dolayı ellerinin ve ayaklarının ampute edilmesi riskiyle karşı karşıya kalan Kurt, Gaziantep'teki özel bir hastanede doku nakli yapıldığını öğrenmesi üzerine buraya getirildi.Hastaneye başvuran Kurt, Op. Dr. Numan Atılgan tarafından gerçekleştirilen 3 ameliyat sonrası yeniden yaşama tutundu.Ortopedi, Travmatoloji ve El Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Numan Atılgan, AA muhabirine, hastada kendilerine geldiğinde 3. derece yanığın mevcut olduğunu söyledi.Hastanın, yüksek gerilim akımına bağlı ciddi yaralanmaları bulunduğunu anlatan Atılgan, şöyle konuştu:Bu tür yaralanmalar ciddi kalp, böbrek ve karaciğer hasarlarına neden olduğu için hayati tehlikesi mevcuttu. İlk başvurduğu merkezde başarılı şekilde ilk tedavisi yapılmıştı. Ancak hastamızın her iki kolunda ve bacağında ciddi doku defektleri ve dolaşım problemi mevcuttu. Hastamız bize bu şikayetle başvurdu. Biz de yaklaşık bir ay önce hastamızı devraldık ve her iki kolunun hem dolaşım problemini hem de doku defekt problemlerini çözdük. Doku naklileri ve damar tamirleri yaptık. Damar sinirlerini onardık. Ayağındaki ciddi doku defektini de doku nakliyle kapattık.Hastanede 3 ameliyat yaptıklarını aktaran Atılgan, İlk önce sağ eline doku naklini yapıp dolaşım problemini çözdük. Yaklaşık 4-5 gün sonra sol tarafına serbest doku naklini yaparak hem dokudaki açık yarayı kapattık hem tendon damarlarını onardık. Aynı zamanda dolaşım problemini çözdük. En sonunda yaklaşık 10 gün önce de ayağındaki doku defektine bağlı doku nakli yaptık ve tedavi sürecimiz problemsiz tamamlandı. ifadelerini kullandı.Atılgan, fizik tedavi sürecinden geçecek hastanın, tedavi sonrasında eski yaşamına geri dönebileceğini kaydetti.- Çocuklarım için mücadeleme devam edeceğimBilal Kurt da ramazan ayının ilk gününde iş yaptığı esnada akıma kapıldığını ifade etti.Tedavi için gittiği Diyarbakır'da ellerini kaybetme riskinin olduğunun söylendiğini dile getiren Kurt, farklı arayışlara girdiklerini, Gaziantep'te doku naklinin yapıldığını duyunca buraya geldiklerini söyledi.Doku naklinin ardından eskisi kadar ağrılarının olmadığını belirten Kurt, Çocuklarım için mücadeleme devam edeceğim. Benim 4 tane çocuğum var. Onlar için sonuna kadar da mücadelemi sürdüreceğim.dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
