<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Bayramda müze ve ören yerleri 1 milyon 514 bin ziyaretçiyi ağırladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bayramda-muze-ve-oren-yerleri-1-milyon-514-bin-ziyaretciyi-agirladi/855873/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bayramda-muze-ve-oren-yerleri-1-milyon-514-bin-ziyaretciyi-agirladi/855873/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:48:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy: - Kültürel mirasımıza gösterdikleri yoğun ilgi için tüm ziyaretçilerimize teşekkür ediyorum]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı müze ve ören yerleri Kurban Bayramı tatilinde 1 milyon 514 bin 211 ziyaretçi ağırladı.Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, müze ve ören yerlerinde yoğun ziyaretçi hareketliliği yaşandı.Bayram tatilinde en fazla ziyaretçi ağırlayan kültür durağı 119 bin 143 ziyaretçiyle Efes Ören Yeri oldu. Efes'i 113 bin 34 ziyaretçiyle Denizli Hierapolis (Pamukkale) ve 65 bin 446 ziyaretçiyle Şanlıurfa Göbeklitepe ören yerleri izledi.Göbeklitepe'nin ardından listenin üst sıralarında yer alan Nevşehir Zelve-Paşabağlar Ören Yeri 55 bin 492 ve Zeugma Mozaik Müzesi ise 48 bin 843 ziyaretçiyi ağırladı. Göreme Ören Yeri 48 bin 291, Trabzon Sümela Manastırı 37 bin 562, Antalya Phaselis Ören Yeri 33 bin 919, Galata Kulesi 29 bin 587 ve Nevşehir Derinkuyu Yeraltı Şehri 27 bin 626 ziyaretçi tarafından ziyaret edildi. Kurban Bayramı süresince müze ve ören yerlerinde ziyaretçi yoğunluğu tatilin her gününde yüksek seviyelerde seyretti. Müze ve ören yerlerinde arife gününde 163 bin 815 ziyaretçi ağırlandı, bu sayı bayramın birinci gününde 150 bin 86 olarak gerçekleşti. Bayramın ikinci gününde 208 bin 907, üçüncü gününde 252 bin 127, dördüncü gününde ise 219 bin 017 ziyaretçi müze ve ören yerlerini ziyaret etti. Bayram tatilinin ardından gelen pazar gününde de 118 bin 310 ziyaretçi kültür rotalarını tercih etti.- Dört bir yandaki kültür rotaları ziyaretçilerimizle dolduKültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye'nin kültür rotalarının bayram tatilinde ziyaretçilerle dolduğunu belirtti.Müzelerde ve ören yerlerinde hayata geçirdikleri restorasyon çalışmaları, ziyaretçi odaklı uygulamalar ve yeni müzecilik anlayışlarının kültür rotalarına olan ilgiyi her geçen gün daha da arttırdığına işaret eden Ersoy, bu ilginin en somut yansımalarından birini de Kurban Bayramı tatili boyunca yaşadıklarını kaydetti. Bakan Ersoy, şunları ifade etti:Türkiye'nin dört bir yanındaki kültür rotaları ziyaretçilerimizle doldu. Tatil boyunca müze ve ören yerlerimizde toplam 1 milyon 514 bin 211 ziyaretçiyi ağırladık. Bayramda en çok ziyaret edilen kültür duraklarımız, Efes Ören Yeri 119 bin 143 ziyaretçi, Hierapolis (Pamukkale) Ören Yeri 113 bin 34 ziyaretçi, Göbeklitepe Ören Yeri 65 bin 446 ziyaretçi, Zelve-Paşabağlar Ören Yeri 55 bin 492 ziyaretçi, Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi 48 bin 843 ziyaretçi. Kültürel mirasımıza gösterdikleri yoğun ilgi için tüm ziyaretçilerimize teşekkür ediyorum.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı müze ve ören yerleri Kurban Bayramı tatilinde 1 milyon 514 bin 211 ziyaretçi ağırladı.Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, müze ve ören yerlerinde yoğun ziyaretçi hareketliliği yaşandı.Bayram tatilinde en fazla ziyaretçi ağırlayan kültür durağı 119 bin 143 ziyaretçiyle Efes Ören Yeri oldu. Efes'i 113 bin 34 ziyaretçiyle Denizli Hierapolis (Pamukkale) ve 65 bin 446 ziyaretçiyle Şanlıurfa Göbeklitepe ören yerleri izledi.Göbeklitepe'nin ardından listenin üst sıralarında yer alan Nevşehir Zelve-Paşabağlar Ören Yeri 55 bin 492 ve Zeugma Mozaik Müzesi ise 48 bin 843 ziyaretçiyi ağırladı. Göreme Ören Yeri 48 bin 291, Trabzon Sümela Manastırı 37 bin 562, Antalya Phaselis Ören Yeri 33 bin 919, Galata Kulesi 29 bin 587 ve Nevşehir Derinkuyu Yeraltı Şehri 27 bin 626 ziyaretçi tarafından ziyaret edildi. Kurban Bayramı süresince müze ve ören yerlerinde ziyaretçi yoğunluğu tatilin her gününde yüksek seviyelerde seyretti. Müze ve ören yerlerinde arife gününde 163 bin 815 ziyaretçi ağırlandı, bu sayı bayramın birinci gününde 150 bin 86 olarak gerçekleşti. Bayramın ikinci gününde 208 bin 907, üçüncü gününde 252 bin 127, dördüncü gününde ise 219 bin 017 ziyaretçi müze ve ören yerlerini ziyaret etti. Bayram tatilinin ardından gelen pazar gününde de 118 bin 310 ziyaretçi kültür rotalarını tercih etti.- Dört bir yandaki kültür rotaları ziyaretçilerimizle dolduKültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye'nin kültür rotalarının bayram tatilinde ziyaretçilerle dolduğunu belirtti.Müzelerde ve ören yerlerinde hayata geçirdikleri restorasyon çalışmaları, ziyaretçi odaklı uygulamalar ve yeni müzecilik anlayışlarının kültür rotalarına olan ilgiyi her geçen gün daha da arttırdığına işaret eden Ersoy, bu ilginin en somut yansımalarından birini de Kurban Bayramı tatili boyunca yaşadıklarını kaydetti. Bakan Ersoy, şunları ifade etti:Türkiye'nin dört bir yanındaki kültür rotaları ziyaretçilerimizle doldu. Tatil boyunca müze ve ören yerlerimizde toplam 1 milyon 514 bin 211 ziyaretçiyi ağırladık. Bayramda en çok ziyaret edilen kültür duraklarımız, Efes Ören Yeri 119 bin 143 ziyaretçi, Hierapolis (Pamukkale) Ören Yeri 113 bin 34 ziyaretçi, Göbeklitepe Ören Yeri 65 bin 446 ziyaretçi, Zelve-Paşabağlar Ören Yeri 55 bin 492 ziyaretçi, Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi 48 bin 843 ziyaretçi. Kültürel mirasımıza gösterdikleri yoğun ilgi için tüm ziyaretçilerimize teşekkür ediyorum.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Samsun'da Roman Strateji Belgesi İl Eylem Planı Çalıştayı düzenlendi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/samsun-da-roman-strateji-belgesi-il-eylem-plani-calistayi-duzenlendi/855871/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/samsun-da-roman-strateji-belgesi-il-eylem-plani-calistayi-duzenlendi/855871/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:36:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Samsun — Samsun'da, Roman vatandaşların yaşam kalitesini artırmak, ihtiyaçlarını yerinde tespit etmek ve toplumsal bütünleşmeyi güçlendirmek amacıyla Roman Strateji Belgesi İl Eylem Planı Çalıştayı gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Samsun Haberleri — Samsun'da, Roman vatandaşların yaşam kalitesini artırmak, ihtiyaçlarını yerinde tespit etmek ve toplumsal bütünleşmeyi güçlendirmek amacıyla Roman Strateji Belgesi İl Eylem Planı Çalıştayı gerçekleştirildi.Samsun Valiliği himayesinde, Büyükşehir Belediyesi ve Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen çalıştayda, 2026-2030 dönemini kapsayacak olan ikinci aşama eylem planı hazırlıkları masaya yatırıldı.Çalıştayın açılışında konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Kemal Gümrükçü, Türkiye'de Roman vatandaşların sosyal içermelerinin güçlendirilmesi yolunda 2009 yılında başlatılan Roman Açılımının bir dönüm noktası olduğunu belirtti.2016 yılından bu yana uygulanan strateji belgeleri ve eylem planları ile eğitimden istihdama, barınmadan sağlığa kadar pek çok alanda önemli çalışmaların hayata geçirildiğini ifade eden Gümrükçü, İlimizde yerel düzeyde uygulanan eylem planımızın birinci aşaması başarıyla tamamlanmıştır. Bugün gerçekleştirdiğimiz çalıştay, 2026-2030 dönemini kapsayacak ikinci aşama hazırlıkları açısından büyük önem taşımaktadır. Politika ve uygulamaların sahadaki gerçek ihtiyaçlarla uyumlu olması ancak ortak bir akılla mümkündür. dedi.Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Kumcağız ise çalıştayın teknik içeriğine dair bilgiler paylaştı.Yaklaşık 120 katılımcının yer aldığı çalıştayda, eğitim, istihdam, barınma, sağlık, sosyal hizmetler ve genel politikalar olmak üzere 6 ana tema üzerinde durulduğunu belirten Kumcağız, kurulan çalışma masalarında Roman vatandaşların karşılaştığı sorunların derinlemesine incelendiğini vurguladı.Kumcağız, Amacımız, bu alanlardaki gereksinimleri belirleyerek somut çözüm önerileri geliştirmektir. Günün sonunda bu problemlerin çözülmesiyle Roman vatandaşlarımızın toplumla sosyal anlamda daha da bütünleşmelerini hedefliyoruz. dedi.Samsun Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Eyüp Çakır da Roman vatandaşların toplumsal zenginliğin önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Ülke coğrafyasını bir roman olarak niteleyen Çakır, Roman kardeşlerimizle olmaktan, sorunları birlikte konuşmaktan ve daha iyi işler başarmak adına birlikte yürekli bir şekilde çalışmaktan mutluluk duyuyoruz. Önümüzdeki yıllarda birlikte yaşama kültürümüzü ve zenginliklerimizi konuşarak büyümeye devam edeceğiz. Bu çalıştayın şehrimiz ve ülkemiz için örnek bir model oluşturmasını temenni ediyorum ifadelerini kullandı.Çalıştaya kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinin yanı sıra Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik (PDR) Derneği, Sosyal Hizmetler Derneği, Samsun Barosu, KADEM ve çeşitli Roman sivil toplum kuruluşları da katkı sağladı. Elde edilen veriler ve öneriler, ilgili kurumlarla paylaşılarak yeni dönem eylem planına veri oluşturacak.Çalıştaydan elde edilen tüm raporlar ve politika önerileri, Samsun'un 2026-2030 dönemi İl Eylem Planı'nın ana omurgasını oluşturacak. Yerel ihtiyaçların doğru tespitiyle, kentte yaşayan Roman vatandaşların refah seviyesinin artırılması ve kamu hizmetlerinin en üst kalitede sunulması hedefleniyor.Programa, Samsun Vali Yardımcısı Canan Hançer Baştürk, kurum müdürleri ve vatandaşlar katıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Samsun Haberleri — Samsun'da, Roman vatandaşların yaşam kalitesini artırmak, ihtiyaçlarını yerinde tespit etmek ve toplumsal bütünleşmeyi güçlendirmek amacıyla Roman Strateji Belgesi İl Eylem Planı Çalıştayı gerçekleştirildi.Samsun Valiliği himayesinde, Büyükşehir Belediyesi ve Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen çalıştayda, 2026-2030 dönemini kapsayacak olan ikinci aşama eylem planı hazırlıkları masaya yatırıldı.Çalıştayın açılışında konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Kemal Gümrükçü, Türkiye'de Roman vatandaşların sosyal içermelerinin güçlendirilmesi yolunda 2009 yılında başlatılan Roman Açılımının bir dönüm noktası olduğunu belirtti.2016 yılından bu yana uygulanan strateji belgeleri ve eylem planları ile eğitimden istihdama, barınmadan sağlığa kadar pek çok alanda önemli çalışmaların hayata geçirildiğini ifade eden Gümrükçü, İlimizde yerel düzeyde uygulanan eylem planımızın birinci aşaması başarıyla tamamlanmıştır. Bugün gerçekleştirdiğimiz çalıştay, 2026-2030 dönemini kapsayacak ikinci aşama hazırlıkları açısından büyük önem taşımaktadır. Politika ve uygulamaların sahadaki gerçek ihtiyaçlarla uyumlu olması ancak ortak bir akılla mümkündür. dedi.Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Kumcağız ise çalıştayın teknik içeriğine dair bilgiler paylaştı.Yaklaşık 120 katılımcının yer aldığı çalıştayda, eğitim, istihdam, barınma, sağlık, sosyal hizmetler ve genel politikalar olmak üzere 6 ana tema üzerinde durulduğunu belirten Kumcağız, kurulan çalışma masalarında Roman vatandaşların karşılaştığı sorunların derinlemesine incelendiğini vurguladı.Kumcağız, Amacımız, bu alanlardaki gereksinimleri belirleyerek somut çözüm önerileri geliştirmektir. Günün sonunda bu problemlerin çözülmesiyle Roman vatandaşlarımızın toplumla sosyal anlamda daha da bütünleşmelerini hedefliyoruz. dedi.Samsun Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Eyüp Çakır da Roman vatandaşların toplumsal zenginliğin önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Ülke coğrafyasını bir roman olarak niteleyen Çakır, Roman kardeşlerimizle olmaktan, sorunları birlikte konuşmaktan ve daha iyi işler başarmak adına birlikte yürekli bir şekilde çalışmaktan mutluluk duyuyoruz. Önümüzdeki yıllarda birlikte yaşama kültürümüzü ve zenginliklerimizi konuşarak büyümeye devam edeceğiz. Bu çalıştayın şehrimiz ve ülkemiz için örnek bir model oluşturmasını temenni ediyorum ifadelerini kullandı.Çalıştaya kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinin yanı sıra Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik (PDR) Derneği, Sosyal Hizmetler Derneği, Samsun Barosu, KADEM ve çeşitli Roman sivil toplum kuruluşları da katkı sağladı. Elde edilen veriler ve öneriler, ilgili kurumlarla paylaşılarak yeni dönem eylem planına veri oluşturacak.Çalıştaydan elde edilen tüm raporlar ve politika önerileri, Samsun'un 2026-2030 dönemi İl Eylem Planı'nın ana omurgasını oluşturacak. Yerel ihtiyaçların doğru tespitiyle, kentte yaşayan Roman vatandaşların refah seviyesinin artırılması ve kamu hizmetlerinin en üst kalitede sunulması hedefleniyor.Programa, Samsun Vali Yardımcısı Canan Hançer Baştürk, kurum müdürleri ve vatandaşlar katıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/samsun-da-roman-strateji-belgesi-il-eylem-plani-calistayi-duzenlendi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bakan Çiftçi, Erzurum'da Kaymakamlara Yönelik Hizmet İçi Eğitim Seminerinde konuştu: (2)</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bakan-ciftci-erzurum-da-kaymakamlara-yonelik-hizmet-ici-egitim-seminerinde-konustu-2/855870/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bakan-ciftci-erzurum-da-kaymakamlara-yonelik-hizmet-ici-egitim-seminerinde-konustu-2/855870/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:36:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Erzurum — Dezenformasyon artık küresel ölçekte en ciddi risklerden biri haline gelmiştir. Dünya Ekonomik Forumu'nun 2025 Küresel Risk Raporu'nda dezenformasyon, devletlerin dahil olduğu silahlı çatışmalardan sonra en önemli küresel risklerden biri olarak değerlendirilmektedir - Fiziksel, psikolojik ve dijital tehditler ekseninde okullarımızda huzur ve güvenliğin tahkim edilmesi noktasında her zamankinden daha özverili çalışmalar ortaya koymak gerekmektedir. Şiddet olaylarının, madde kullanımının, akran zorbalığının ve dışarıdan gelebilecek tehditlerin eğitim ortamına taşınmasını engellemek zorundayız]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Erzurum Haberleri — İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, dezenformasyonla mücadele konusunda, Dezenformasyon artık küresel ölçekte en ciddi risklerden biri haline gelmiştir. Dünya Ekonomik Forumu'nun 2025 Küresel Risk Raporu'nda dezenformasyon, devletlerin dahil olduğu silahlı çatışmalardan sonra en önemli küresel risklerden biri olarak değerlendirilmektedir. dedi.Çiftçi, Erzurum'da Hizmet İçi Eğitim Merkezi'nde düzenlenen Kaymakamlara Yönelik Hizmet İçi Eğitim Seminerinde yaptığı konuşmada, trafik güvenliğinin sağlanması noktasında denetimlerin öneminin büyük olduğunu söyledi.Kurallara göre şekillenen trafik kültürünün toplumsal anlamda oluşmasının ve oluşturulmasının da önemli olduğunu işaret eden Çiftçi, Burada hepimizin üzerinde büyük bir sorumluluk var. Çünkü 2025'te 6 bin 35 vatandaşımız trafik kazalarında hayatını kaybetmiştir. 2024'te ise bu sayı 6 bin 351 idi. Bir önceki yıla göre yüzde 5'lik bir azalma söz konusu olsa bile bu rakamların hala çok yüksek olduğunu ifade edebiliriz. Trafik kazaları sadece can kaybına yol açmıyor, yaralanmalara, ekonomik kayıplara ve toplumsal huzurun bozulmasına da neden oluyor. 2015-2025 arasında trafik kazalarının ülkemize doğrudan ve dolaylı ekonomik maliyetinin 308 milyar doları aşması meselenin ekonomik boyutunu da açıkça göstermektedir. Denetlenen araç sayısındaki artışa paralel olarak ölümlü kazalarda yaşanan düşüş, denetimlerin can güvenliğine katkısını açıkça ortaya koymaktadır. diye konuştu.Okul güvenliği konusu üzerinde hassasiyetle duran Çiftçi, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan olayların okul güvenliği meselesini bir kez daha bütün boyutlarıyla gündemlerine taşıdığını bildirdi.Bakan Çiftçi, okulların eğitim kurumu olduğu kadar çocukların geleceğe hazırlandığı, karakter ve şahsiyetinin oluştuğu istikbalin referans adreslerinden olduğunu anlatarak, Dijital ve teknik gelişmelerin olumsuz etkilerinin en belirgin olarak kendisini gösterdiği yerlerin başında okullarımız gelmektedir. ifadesini kullandı.- Çocuklarımızın güvenliği konusunda hiçbir ihmale, gecikmeye ve zafiyete müsaade edemeyizBu meseleyi ele alırken kendi çocuklarını göz önüne alarak çalışılması gerektiğine değinen Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:Fiziksel, psikolojik ve dijital tehditler ekseninde okullarımızda huzur ve güvenliğin tahkim edilmesi noktasında her zamankinden daha özverili çalışmalar ortaya koymak gerekmektedir. Şiddet olaylarının, madde kullanımının, akran zorbalığının ve dışarıdan gelebilecek tehditlerin eğitim ortamına taşınmasını engellemek zorundayız. Bu nedenle, İller İdaresi Genel Müdürlüğümüz tarafından gönderilen 'Okul ve Çevresi Güvenlik Tedbirlerine İlişkin Genelgenin' harfiyen uygulanmasını bekliyor ve istiyoruz. Kolluk birimlerimizle okul yönetimi, yerel idareler, sağlık ve sosyal hizmet birimleri arasında koordinasyonu tesis edecek olan da sizlersiniz. Çocuklarımızın güvenliği konusunda hiçbir ihmale, gecikmeye ve zafiyete müsaade edemeyiz.Çiftçi, çarşı ve mahalle bekçiliğinin kamu düzeninin korunmasında vatandaşla en yakın temas kuran güvenlik unsurlarından birisi olduğuna, bekçilerin mahallelerde sürekli ve görünür şekilde görev yapmasının suç üzerinde caydırıcı etki oluşturduğuna ve küçük çaplı olayların büyümeden önlenmesine önemli bir katkı sağladığına, bekçilerin özellikle okul ve park çevrelerinde çocukların, gençlerin ve ailelerin güvenliği açısından ciddi katkı sağlayacağına dikkati çekti.Sosyal medyanın çağın en etkili iletişim alanlarından biri olduğunu aktaran Çiftçi, Mülki idare amirleri, devletimizin taşradaki en üst düzey temsilcileri olarak devletin saygınlığını, tarafsızlığını ve kurumsal itibarını temsil etmektedir. Bu nedenle sosyal medya kullanımı yalnızca kişisel bir tercih alanı değil, aynı zamanda temsil edilen makamın kamuoyundaki algısını etkileyen önemli bir araç ve platformdur. değerlendirmesinde bulundu.- Sosyal medya kamu hizmetlerini görünür kılmak için kullanılmalıdırMustafa Çiftçi, sosyal medyanın kamu hizmetlerinin anlatılması, vatandaşla iletişim kurulması, ihtiyaçların tespit edilmesi ve dezenformasyonla mücadele edilmesi bakımından önemli imkanlar sunduğunu kaydederek, şöyle devam etti:Bu alan avantajları kadar ciddi riskler de barındırmaktadır. Bilginin çarpıtılması, kurumların itibarsızlaştırılması, kriz dönemlerinde söylentilerin büyümesi, kişisel hakların ihlali ve kritik verilerin paylaşılması gibi risklere karşı dikkatli olunmalıdır. Paylaşımlar sadece teyit edilmiş bilgilere dayanmalı, devlet ciddiyetine, tarafsızlığa ve makamın saygınlığına uygun olmalıdır. Buradan açıkça ifade etmek istiyorum. Sosyal medya kamu hizmetlerini görünür kılmak için kullanılmalıdır, kişisel reklam ve şov alanına dönüştürülmemelidir. Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya kullanımı konusunda beğeni almak, gündeme gelmek isteğiyle ölçünün kaçırıldığı noktasında bizlere gerekli uyarılarda bulundu. Bu noktadan hareketle, hazırlıklarında sona yaklaştığımız Mülki İdare Amirleri Sosyal Medya Kullanım Rehberi ve Yönergesini yakın zamanda yayımlayacağız. Bu rehber ve yönergeye kati surette uyulmasını bekliyoruz.- Doğru bilgi ile hızlı bilgi arasındaki dengeyi çok iyi kurmak zorundayızDezenformasyonla mücadelenin önemini vurgulayan Çiftçi, Dezenformasyon artık küresel ölçekte en ciddi risklerden biri haline gelmiştir. Dünya Ekonomik Forumu'nun 2025 Küresel Risk Raporu'nda dezenformasyon, devletlerin dahil olduğu silahlı çatışmalardan sonra en önemli küresel risklerden biri olarak değerlendirilmektedir. Yapay zeka, deepfake, manipüle edilmiş video ve görsellerin gelişmesiyle bu tehdidin önümüzdeki yıllarda daha da büyüyeceği açıktır. dedi.Çiftçi, dezenformasyonla ilgili yapılması gerekenleri şu şekilde anlattı:Yanlış veya doğrulanmamış bilgiler, insanların algısını yönlendirebilmekte, devlet kurumlarına güveni azaltabilmekte ve kriz dönemlerinde panik ortamı oluşturabilmektedir. Yanlış bile olsa ilk bilgi hafızada kalıcı olabilmektedir. Bu nedenle doğru bilgi ile hızlı bilgi arasındaki dengeyi çok iyi kurmak zorundayız. Resmi tatiller, olumsuz hava koşulları, asayiş olayları, doğal afetler veya eğitim-öğretime ara verilmesi gibi durumlarda kamuoyunu yanıltabilecek asılsız haber ve paylaşımlar yakından takip edilmelidir. Gerekli durumlarda doğru ve zamanında bilgilendirme mutlaka yapılmalıdır.Kurumsal sosyal medya hesaplarında mavi tik kullanımının yaygınlaştırılması, sahte hesapların önüne geçilmesi, dezenformasyon riskinin azaltılması ve resmi açıklamaların vatandaş nezdinde güvenilirliğinin artırılması bakımından önemli bir tedbirdir. Ancak unutmayalım ki dezenformasyonla mücadelenin en güçlü aracı milletle kurulan gönül ve güven bağıdır. Vatandaş devletine güveniyorsa yalan bilgi karşılık bulamaz. Vatandaş yöneticisine inanıyorsa manipülasyon mutlaka sonuçsuz kalır. Bu nedenle sizlerden beklentimiz sadece yöneten değil dinleyen, sadece talimat veren değil gönül köprüleri kuran, sadece kriz anlarında görünen değil her daim milletinin yanında duran yöneticiler olmanızdır.32 ilden 150 kaymakamın katıldığı program, 3 gün sürecek.Programa, Vali Aydın Baruş, İçişleri Bakanlığı Eğitim Daire Başkanı Ömer Faruk Coşkun ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen katıldı.(Bitti)]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Erzurum Haberleri — İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, dezenformasyonla mücadele konusunda, Dezenformasyon artık küresel ölçekte en ciddi risklerden biri haline gelmiştir. Dünya Ekonomik Forumu'nun 2025 Küresel Risk Raporu'nda dezenformasyon, devletlerin dahil olduğu silahlı çatışmalardan sonra en önemli küresel risklerden biri olarak değerlendirilmektedir. dedi.Çiftçi, Erzurum'da Hizmet İçi Eğitim Merkezi'nde düzenlenen Kaymakamlara Yönelik Hizmet İçi Eğitim Seminerinde yaptığı konuşmada, trafik güvenliğinin sağlanması noktasında denetimlerin öneminin büyük olduğunu söyledi.Kurallara göre şekillenen trafik kültürünün toplumsal anlamda oluşmasının ve oluşturulmasının da önemli olduğunu işaret eden Çiftçi, Burada hepimizin üzerinde büyük bir sorumluluk var. Çünkü 2025'te 6 bin 35 vatandaşımız trafik kazalarında hayatını kaybetmiştir. 2024'te ise bu sayı 6 bin 351 idi. Bir önceki yıla göre yüzde 5'lik bir azalma söz konusu olsa bile bu rakamların hala çok yüksek olduğunu ifade edebiliriz. Trafik kazaları sadece can kaybına yol açmıyor, yaralanmalara, ekonomik kayıplara ve toplumsal huzurun bozulmasına da neden oluyor. 2015-2025 arasında trafik kazalarının ülkemize doğrudan ve dolaylı ekonomik maliyetinin 308 milyar doları aşması meselenin ekonomik boyutunu da açıkça göstermektedir. Denetlenen araç sayısındaki artışa paralel olarak ölümlü kazalarda yaşanan düşüş, denetimlerin can güvenliğine katkısını açıkça ortaya koymaktadır. diye konuştu.Okul güvenliği konusu üzerinde hassasiyetle duran Çiftçi, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan olayların okul güvenliği meselesini bir kez daha bütün boyutlarıyla gündemlerine taşıdığını bildirdi.Bakan Çiftçi, okulların eğitim kurumu olduğu kadar çocukların geleceğe hazırlandığı, karakter ve şahsiyetinin oluştuğu istikbalin referans adreslerinden olduğunu anlatarak, Dijital ve teknik gelişmelerin olumsuz etkilerinin en belirgin olarak kendisini gösterdiği yerlerin başında okullarımız gelmektedir. ifadesini kullandı.- Çocuklarımızın güvenliği konusunda hiçbir ihmale, gecikmeye ve zafiyete müsaade edemeyizBu meseleyi ele alırken kendi çocuklarını göz önüne alarak çalışılması gerektiğine değinen Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:Fiziksel, psikolojik ve dijital tehditler ekseninde okullarımızda huzur ve güvenliğin tahkim edilmesi noktasında her zamankinden daha özverili çalışmalar ortaya koymak gerekmektedir. Şiddet olaylarının, madde kullanımının, akran zorbalığının ve dışarıdan gelebilecek tehditlerin eğitim ortamına taşınmasını engellemek zorundayız. Bu nedenle, İller İdaresi Genel Müdürlüğümüz tarafından gönderilen 'Okul ve Çevresi Güvenlik Tedbirlerine İlişkin Genelgenin' harfiyen uygulanmasını bekliyor ve istiyoruz. Kolluk birimlerimizle okul yönetimi, yerel idareler, sağlık ve sosyal hizmet birimleri arasında koordinasyonu tesis edecek olan da sizlersiniz. Çocuklarımızın güvenliği konusunda hiçbir ihmale, gecikmeye ve zafiyete müsaade edemeyiz.Çiftçi, çarşı ve mahalle bekçiliğinin kamu düzeninin korunmasında vatandaşla en yakın temas kuran güvenlik unsurlarından birisi olduğuna, bekçilerin mahallelerde sürekli ve görünür şekilde görev yapmasının suç üzerinde caydırıcı etki oluşturduğuna ve küçük çaplı olayların büyümeden önlenmesine önemli bir katkı sağladığına, bekçilerin özellikle okul ve park çevrelerinde çocukların, gençlerin ve ailelerin güvenliği açısından ciddi katkı sağlayacağına dikkati çekti.Sosyal medyanın çağın en etkili iletişim alanlarından biri olduğunu aktaran Çiftçi, Mülki idare amirleri, devletimizin taşradaki en üst düzey temsilcileri olarak devletin saygınlığını, tarafsızlığını ve kurumsal itibarını temsil etmektedir. Bu nedenle sosyal medya kullanımı yalnızca kişisel bir tercih alanı değil, aynı zamanda temsil edilen makamın kamuoyundaki algısını etkileyen önemli bir araç ve platformdur. değerlendirmesinde bulundu.- Sosyal medya kamu hizmetlerini görünür kılmak için kullanılmalıdırMustafa Çiftçi, sosyal medyanın kamu hizmetlerinin anlatılması, vatandaşla iletişim kurulması, ihtiyaçların tespit edilmesi ve dezenformasyonla mücadele edilmesi bakımından önemli imkanlar sunduğunu kaydederek, şöyle devam etti:Bu alan avantajları kadar ciddi riskler de barındırmaktadır. Bilginin çarpıtılması, kurumların itibarsızlaştırılması, kriz dönemlerinde söylentilerin büyümesi, kişisel hakların ihlali ve kritik verilerin paylaşılması gibi risklere karşı dikkatli olunmalıdır. Paylaşımlar sadece teyit edilmiş bilgilere dayanmalı, devlet ciddiyetine, tarafsızlığa ve makamın saygınlığına uygun olmalıdır. Buradan açıkça ifade etmek istiyorum. Sosyal medya kamu hizmetlerini görünür kılmak için kullanılmalıdır, kişisel reklam ve şov alanına dönüştürülmemelidir. Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya kullanımı konusunda beğeni almak, gündeme gelmek isteğiyle ölçünün kaçırıldığı noktasında bizlere gerekli uyarılarda bulundu. Bu noktadan hareketle, hazırlıklarında sona yaklaştığımız Mülki İdare Amirleri Sosyal Medya Kullanım Rehberi ve Yönergesini yakın zamanda yayımlayacağız. Bu rehber ve yönergeye kati surette uyulmasını bekliyoruz.- Doğru bilgi ile hızlı bilgi arasındaki dengeyi çok iyi kurmak zorundayızDezenformasyonla mücadelenin önemini vurgulayan Çiftçi, Dezenformasyon artık küresel ölçekte en ciddi risklerden biri haline gelmiştir. Dünya Ekonomik Forumu'nun 2025 Küresel Risk Raporu'nda dezenformasyon, devletlerin dahil olduğu silahlı çatışmalardan sonra en önemli küresel risklerden biri olarak değerlendirilmektedir. Yapay zeka, deepfake, manipüle edilmiş video ve görsellerin gelişmesiyle bu tehdidin önümüzdeki yıllarda daha da büyüyeceği açıktır. dedi.Çiftçi, dezenformasyonla ilgili yapılması gerekenleri şu şekilde anlattı:Yanlış veya doğrulanmamış bilgiler, insanların algısını yönlendirebilmekte, devlet kurumlarına güveni azaltabilmekte ve kriz dönemlerinde panik ortamı oluşturabilmektedir. Yanlış bile olsa ilk bilgi hafızada kalıcı olabilmektedir. Bu nedenle doğru bilgi ile hızlı bilgi arasındaki dengeyi çok iyi kurmak zorundayız. Resmi tatiller, olumsuz hava koşulları, asayiş olayları, doğal afetler veya eğitim-öğretime ara verilmesi gibi durumlarda kamuoyunu yanıltabilecek asılsız haber ve paylaşımlar yakından takip edilmelidir. Gerekli durumlarda doğru ve zamanında bilgilendirme mutlaka yapılmalıdır.Kurumsal sosyal medya hesaplarında mavi tik kullanımının yaygınlaştırılması, sahte hesapların önüne geçilmesi, dezenformasyon riskinin azaltılması ve resmi açıklamaların vatandaş nezdinde güvenilirliğinin artırılması bakımından önemli bir tedbirdir. Ancak unutmayalım ki dezenformasyonla mücadelenin en güçlü aracı milletle kurulan gönül ve güven bağıdır. Vatandaş devletine güveniyorsa yalan bilgi karşılık bulamaz. Vatandaş yöneticisine inanıyorsa manipülasyon mutlaka sonuçsuz kalır. Bu nedenle sizlerden beklentimiz sadece yöneten değil dinleyen, sadece talimat veren değil gönül köprüleri kuran, sadece kriz anlarında görünen değil her daim milletinin yanında duran yöneticiler olmanızdır.32 ilden 150 kaymakamın katıldığı program, 3 gün sürecek.Programa, Vali Aydın Baruş, İçişleri Bakanlığı Eğitim Daire Başkanı Ömer Faruk Coşkun ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen katıldı.(Bitti)]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/bakan-ciftci-erzurum-da-kaymakamlara-yonelik-hizmet-ici-egitim-seminerinde-konustu-2.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>A Milli Kadın Voleybol Takımı, FIVB Milletler Ligi'nde ilk maçına yarın çıkacak</title>
      <link>https://www.canligaste.com/a-milli-kadin-voleybol-takimi-fivb-milletler-ligi-nde-ilk-macina-yarin-cikacak/855869/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/a-milli-kadin-voleybol-takimi-fivb-milletler-ligi-nde-ilk-macina-yarin-cikacak/855869/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:36:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — A Milli Kadın Voleybol Takımı, 2026 FIVB Milletler Ligi'nde (VNL) ilk maçında yarın Dominik Cumhuriyeti ile karşılaşacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — A Milli Kadın Voleybol Takımı, 2026 FIVB Milletler Ligi'nde (VNL) ilk maçında yarın Dominik Cumhuriyeti ile karşılaşacak. İlk etap maçlarını Brezilya'da oynayacak ay-yıldızlı ekip, başkent Brasilia'da oynanacak mücadeleye TSİ 19.00'da çıkacak.Filenin Sultanları, Brezilya'da ayrıca Hollanda, İtalya ve Bulgaristan'la da karşı karşıya gelecek.Türkiye, Dominik Cumhuriyeti'ne karşı oynadığı son 5 resmi maçı da kazandı. A Milli Kadın Voleybol Takımı, geçen yıl oynanan FIVB Milletler Ligi'nde Dominik Cumhuriyeti 3-0 yenmişti. Milli takım rakibi karşısındaki son yenilgisini ise 2021 yılında VNL maçında 3-1'lik skorla almıştı. Başantrenör Daniele Santarelli yönetimindeki milli takımın Brezilya etabı kadrosunda şu oyuncular bulunuyor:Pasörler: Dilay Özdemir, Buse Ünal PehlivanSmaçörler: İlkin Aydın, Saliha Şahin, Yaprak Erkek, Ayşe ÇürükOrta Oyuncular: Deniz Uyanık, Berka Buse Özden, Karmen Aksoy, Merve Atlıer, Ezel BalıkPasör Çaprazları: Beren Yeşilırmak, Defne Başyolcu, Aylin UysalcanLiberolar: Eylül Akarçeşme Yatgın, Melis Yılmaz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — A Milli Kadın Voleybol Takımı, 2026 FIVB Milletler Ligi'nde (VNL) ilk maçında yarın Dominik Cumhuriyeti ile karşılaşacak. İlk etap maçlarını Brezilya'da oynayacak ay-yıldızlı ekip, başkent Brasilia'da oynanacak mücadeleye TSİ 19.00'da çıkacak.Filenin Sultanları, Brezilya'da ayrıca Hollanda, İtalya ve Bulgaristan'la da karşı karşıya gelecek.Türkiye, Dominik Cumhuriyeti'ne karşı oynadığı son 5 resmi maçı da kazandı. A Milli Kadın Voleybol Takımı, geçen yıl oynanan FIVB Milletler Ligi'nde Dominik Cumhuriyeti 3-0 yenmişti. Milli takım rakibi karşısındaki son yenilgisini ise 2021 yılında VNL maçında 3-1'lik skorla almıştı. Başantrenör Daniele Santarelli yönetimindeki milli takımın Brezilya etabı kadrosunda şu oyuncular bulunuyor:Pasörler: Dilay Özdemir, Buse Ünal PehlivanSmaçörler: İlkin Aydın, Saliha Şahin, Yaprak Erkek, Ayşe ÇürükOrta Oyuncular: Deniz Uyanık, Berka Buse Özden, Karmen Aksoy, Merve Atlıer, Ezel BalıkPasör Çaprazları: Beren Yeşilırmak, Defne Başyolcu, Aylin UysalcanLiberolar: Eylül Akarçeşme Yatgın, Melis Yılmaz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/a-milli-kadin-voleybol-takimi-fivb-milletler-ligi-nde-ilk-macina-yarin-cikacak.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANALİZ - Barrack’ın yetki alanı genişlerken: Trump yönetimi bölgeye ne mesaj veriyor?</title>
      <link>https://www.canligaste.com/analiz-barrack-in-yetki-alani-genislerken-trump-yonetimi-bolgeye-ne-mesaj-veriyor/855868/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/analiz-barrack-in-yetki-alani-genislerken-trump-yonetimi-bolgeye-ne-mesaj-veriyor/855868/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:33:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Tom Barrack’ın görev süresinin uzatılması mevcut ABD yönetiminin Suriye politikasında devamlılığa işaret ediyor. Suriye’nin yanı sıra Irak Özel Temsilciliği görevi de Trump’ın Barrack’a yönelik desteğinin bir başka tezahürü olduğu söylenebilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — ​​​​Cincinnati Üniversitesinden Bekir İlhan, Tom Barrack'ın Suriye ve Irak'taki görevlerinin Trump yönetiminin bölgesel yaklaşımı açısından ne ifade ettiğini AA Analiz için ele aldı.***ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack aynı zamanda Suriye Özel Temsilciliği görevini de yürütüyordu. Barrack’ın Özel Temsilci olarak görev süresinin dolmasının ardından bu sürenin uzatılmadığına ilişkin iddialar gündeme geldi. Bu sırada ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Barrack’a teşekkür eden bir sosyal medya paylaşımında bulundu. Söz konusu paylaşımda özel temsilcilik görevinin devam edeceğine dair net bir ifade yoktu. Bu da Barrack’ın temsilci olarak görev süresinin uzatılmayacağı kanaatini pekiştirdi. Kısa bir süre sonra ABD Başkanı Donald Trump tarafından yapılan sosyal medya duyurusuyla resim netleşti. Trump, Barrack’ın Suriye Özel Temsilciliğinin yanı sıra Irak Özel Temsilciliği görevini de sürdüreceğini ilan etti.Ne var ki ilk etaptaki bu kısa süreli belirsizlik, çeşitli spekülasyonlara yol açtı. Öncelikle ABD’de uzun süredir özellikle Suriye konusunda Trump yönetiminin çizgisinden hoşnut olmayan çevreler Barrack’ın görev süresinin uzatılmadığı iddiasını olumlu karşıladılar. Fakat Barrack bu tarz tepkilere yabancı bir isim değil, öyle ki mevcut görevlerine geldiğinden beri zaman zaman İsrail, Rum ve Ermeni lobisine yakın çevrelerin hedefinde oldu. Kendisine yönelik negatif kampanyalar her fırsatta yapıldı. Bunun en net gözlemlendiği alan sosyal medya oldu. Nitekim görev süresine ilişkin iddialar da sosyal medyada dolaşıma sokuldu.- Tom Barrack, Trump yönetimi ve Suriye politikasıÖzellikle Suriye’de devrim sonrası dönemde Trump yönetiminin yeni Suriye yönetimine yaklaşımı, Suriye’nin toprak bütünlüğüne bakışı ve Suriye’deki Amerikan askeri varlığı gibi hususlarda Obama ve Biden çizgisinden ayrışıyor. Barrack da bu hususlarda doğal olarak yönetimin politikaları ekseninde ve bu politikaları kolaylaştırıcı şekilde hareket ediyor.Bunda kendisinin bir kariyer diplomatı olmaması ve bir iş adamı olarak Trump’la geçmişe dayanan dostluğu da önemli bir faktör. Özellikle siyasi iradeyle daha uyumlu bir profilin sahada olması alınan dış politika kararlarının gerekliliklerinin yerine getirilmesi noktasında oldukça önemli. Birebir aynı ünvanla olmasa da aynı sorumluluk alanında önceki dönemlerde görev üstlenen Brett McGurk gibi bir isimle kıyaslandığında Tom Barrack’ın tutumu farklılık gösteriyor. Bu noktada Türk-Amerikan ilişkilerinde Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki lider diplomasisi bağlamında şekillenen yeni dönemde şu ana kadar daha yapıcı bir rolde olduğu söylenebilir.- ABD dış politikasında kariyer diplomatları ve siyasi atamalarABD Dışişleri geleneğinde kariyer diplomatı olmayan kişilerin atanma örnekleri var. Bu kişiler siyasi atanmışlar (political appointees) olarak anılıyor. Başkanların çeşitli ülke ve kurumlara yaptığı üst düzey atamaların genelde üçte biri kadar kısmı siyasi atama olmuştur. Dahası bu atamaların ABD için siyasi ve ekonomik anlamda önemli ülkelere yapılması da nadir bir durum değildir.Bu tip atamaların en önemli avantajı, başkanla doğrudan ve hızlı iletişim şansının daha fazla olması gösterilebilir. Bu noktada hem Beyaz Saray’dan sahaya hem de sahadan Beyaz Saray’a giden enformasyon akışı daha az bürokratik filtreden geçmiş oluyor. Bu da siyaset yapımı ve uygulama aşamasında koordinasyonu oldukça kolaylaştıran bir husus. Yine söz konusu şahısların başkanla olan münasebetlerinden kaynaklanan güven faktörü de bu durumu güçlendiren başka bir unsur.Diğer taraftan kariyer diplomatlarının da kurumsal tecrübe ve saha bilgisi gibi konularda avantajları olabilir. Ama bu avantajların yanı sıra bürokratik ezberlere meyilli de olabiliyorlar. Bu da onları kurumsal teamülleri aşmada isteksiz davranmalarına sebep olabiliyor. Bu noktada kurumsal kültür adı altında yerleşik inanç ve politikaları sürdürebiliyorlar.Her iki atama tipinin çeşitli avantaj ve dezavantajları olduğu görülebiliyor. Yine de tüm bunları bireysel düzlemde ve günlük siyaset rutini içinde değerlendirmek lazım. Günün sonunda esas olan dış politikayı belirleyen siyasi iradedir. Büyükelçiler belirli kişiler olduğu için politikalar buna göre şekillenmiyor. Aslında politikalar belirli bir yönde şekillendiği için büyükelçiler buna uyumlu şekilde atanıyor. Yani aşağıdan yukarıya değil yukarıdan aşağıya doğru şekillenen bir irade tesisi mevcut.Bu bağlamda değerlendirildiğinde Barrack’ın görev süresinin Trump tarafından uzatılması mevcut ABD yönetiminin Suriye politikasında devamlılığa işaret ediyor. Suriye’nin yanı sıra Irak Özel Temsilciliği görevi de Trump’ın Barrack’a yönelik desteğinin bir başka tezahürü olduğu söylenebilir. Yine Trump’ın tüm dezenformasyon teşebbüslerine rağmen bunu sosyal medya hesabından bizatihi duyurması Barrack’a yönelik tepkilere rağmen arkasında durduğunun bir göstergesi hatta bilinçli bir mesajı olarak da okunabilir.Bu durum önümüzdeki dönem Barrack’ın da atacağı adımlar konusunda siyasi olarak daha güvende hissetmesini sağlayabilir. Başkan tarafından kendisine verilen siyasi kredinin yenilenmesi çeşitli çevrelerce üzerinde kurulmaya çalışılan baskıyı hafifletmese de bunları daha rahat göğüsleyebileceği bir ortam sunacaktır. Neticede başkan tarafından yenilenen bir siyasi sermaye ve meşruiyet zemininde hareket ediyor olacak.Sonuç olarak Barrack özellikle Suriye Özel Temsilciği görevindeyken ABD içinde Suriye politikasından rahatsız çevrelerin hedefinde olmuştu. Kendisi bu süre zarfında Suriye konusunda değişen siyasi iradenin sahaya daha etkili yansıması noktasında Trump’la uyumlu hareket etmişti. Zaten Trump’ın oldukça çetrefilli bir bölgede Suriye dosyasını kendisine havale etmesi ona duyduğu güveni gösteriyordu. Yine Türkiye gibi önemli bir ülkede büyükelçilik görevine atanması da bu çerçevede okunabilir. Görev süresinin uzatılması ve bunun doğrudan Trump tarafından duyurulması da bu destek ve güvenin tüm baskılara rağmen hala sürdüğünün göstergesi.[Bekir İlhan, University of Cincinnati, School of Public and International Affairs'te Siyaset Bilimi alanında doktora adayıdır.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — ​​​​Cincinnati Üniversitesinden Bekir İlhan, Tom Barrack'ın Suriye ve Irak'taki görevlerinin Trump yönetiminin bölgesel yaklaşımı açısından ne ifade ettiğini AA Analiz için ele aldı.***ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack aynı zamanda Suriye Özel Temsilciliği görevini de yürütüyordu. Barrack’ın Özel Temsilci olarak görev süresinin dolmasının ardından bu sürenin uzatılmadığına ilişkin iddialar gündeme geldi. Bu sırada ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Barrack’a teşekkür eden bir sosyal medya paylaşımında bulundu. Söz konusu paylaşımda özel temsilcilik görevinin devam edeceğine dair net bir ifade yoktu. Bu da Barrack’ın temsilci olarak görev süresinin uzatılmayacağı kanaatini pekiştirdi. Kısa bir süre sonra ABD Başkanı Donald Trump tarafından yapılan sosyal medya duyurusuyla resim netleşti. Trump, Barrack’ın Suriye Özel Temsilciliğinin yanı sıra Irak Özel Temsilciliği görevini de sürdüreceğini ilan etti.Ne var ki ilk etaptaki bu kısa süreli belirsizlik, çeşitli spekülasyonlara yol açtı. Öncelikle ABD’de uzun süredir özellikle Suriye konusunda Trump yönetiminin çizgisinden hoşnut olmayan çevreler Barrack’ın görev süresinin uzatılmadığı iddiasını olumlu karşıladılar. Fakat Barrack bu tarz tepkilere yabancı bir isim değil, öyle ki mevcut görevlerine geldiğinden beri zaman zaman İsrail, Rum ve Ermeni lobisine yakın çevrelerin hedefinde oldu. Kendisine yönelik negatif kampanyalar her fırsatta yapıldı. Bunun en net gözlemlendiği alan sosyal medya oldu. Nitekim görev süresine ilişkin iddialar da sosyal medyada dolaşıma sokuldu.- Tom Barrack, Trump yönetimi ve Suriye politikasıÖzellikle Suriye’de devrim sonrası dönemde Trump yönetiminin yeni Suriye yönetimine yaklaşımı, Suriye’nin toprak bütünlüğüne bakışı ve Suriye’deki Amerikan askeri varlığı gibi hususlarda Obama ve Biden çizgisinden ayrışıyor. Barrack da bu hususlarda doğal olarak yönetimin politikaları ekseninde ve bu politikaları kolaylaştırıcı şekilde hareket ediyor.Bunda kendisinin bir kariyer diplomatı olmaması ve bir iş adamı olarak Trump’la geçmişe dayanan dostluğu da önemli bir faktör. Özellikle siyasi iradeyle daha uyumlu bir profilin sahada olması alınan dış politika kararlarının gerekliliklerinin yerine getirilmesi noktasında oldukça önemli. Birebir aynı ünvanla olmasa da aynı sorumluluk alanında önceki dönemlerde görev üstlenen Brett McGurk gibi bir isimle kıyaslandığında Tom Barrack’ın tutumu farklılık gösteriyor. Bu noktada Türk-Amerikan ilişkilerinde Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki lider diplomasisi bağlamında şekillenen yeni dönemde şu ana kadar daha yapıcı bir rolde olduğu söylenebilir.- ABD dış politikasında kariyer diplomatları ve siyasi atamalarABD Dışişleri geleneğinde kariyer diplomatı olmayan kişilerin atanma örnekleri var. Bu kişiler siyasi atanmışlar (political appointees) olarak anılıyor. Başkanların çeşitli ülke ve kurumlara yaptığı üst düzey atamaların genelde üçte biri kadar kısmı siyasi atama olmuştur. Dahası bu atamaların ABD için siyasi ve ekonomik anlamda önemli ülkelere yapılması da nadir bir durum değildir.Bu tip atamaların en önemli avantajı, başkanla doğrudan ve hızlı iletişim şansının daha fazla olması gösterilebilir. Bu noktada hem Beyaz Saray’dan sahaya hem de sahadan Beyaz Saray’a giden enformasyon akışı daha az bürokratik filtreden geçmiş oluyor. Bu da siyaset yapımı ve uygulama aşamasında koordinasyonu oldukça kolaylaştıran bir husus. Yine söz konusu şahısların başkanla olan münasebetlerinden kaynaklanan güven faktörü de bu durumu güçlendiren başka bir unsur.Diğer taraftan kariyer diplomatlarının da kurumsal tecrübe ve saha bilgisi gibi konularda avantajları olabilir. Ama bu avantajların yanı sıra bürokratik ezberlere meyilli de olabiliyorlar. Bu da onları kurumsal teamülleri aşmada isteksiz davranmalarına sebep olabiliyor. Bu noktada kurumsal kültür adı altında yerleşik inanç ve politikaları sürdürebiliyorlar.Her iki atama tipinin çeşitli avantaj ve dezavantajları olduğu görülebiliyor. Yine de tüm bunları bireysel düzlemde ve günlük siyaset rutini içinde değerlendirmek lazım. Günün sonunda esas olan dış politikayı belirleyen siyasi iradedir. Büyükelçiler belirli kişiler olduğu için politikalar buna göre şekillenmiyor. Aslında politikalar belirli bir yönde şekillendiği için büyükelçiler buna uyumlu şekilde atanıyor. Yani aşağıdan yukarıya değil yukarıdan aşağıya doğru şekillenen bir irade tesisi mevcut.Bu bağlamda değerlendirildiğinde Barrack’ın görev süresinin Trump tarafından uzatılması mevcut ABD yönetiminin Suriye politikasında devamlılığa işaret ediyor. Suriye’nin yanı sıra Irak Özel Temsilciliği görevi de Trump’ın Barrack’a yönelik desteğinin bir başka tezahürü olduğu söylenebilir. Yine Trump’ın tüm dezenformasyon teşebbüslerine rağmen bunu sosyal medya hesabından bizatihi duyurması Barrack’a yönelik tepkilere rağmen arkasında durduğunun bir göstergesi hatta bilinçli bir mesajı olarak da okunabilir.Bu durum önümüzdeki dönem Barrack’ın da atacağı adımlar konusunda siyasi olarak daha güvende hissetmesini sağlayabilir. Başkan tarafından kendisine verilen siyasi kredinin yenilenmesi çeşitli çevrelerce üzerinde kurulmaya çalışılan baskıyı hafifletmese de bunları daha rahat göğüsleyebileceği bir ortam sunacaktır. Neticede başkan tarafından yenilenen bir siyasi sermaye ve meşruiyet zemininde hareket ediyor olacak.Sonuç olarak Barrack özellikle Suriye Özel Temsilciği görevindeyken ABD içinde Suriye politikasından rahatsız çevrelerin hedefinde olmuştu. Kendisi bu süre zarfında Suriye konusunda değişen siyasi iradenin sahaya daha etkili yansıması noktasında Trump’la uyumlu hareket etmişti. Zaten Trump’ın oldukça çetrefilli bir bölgede Suriye dosyasını kendisine havale etmesi ona duyduğu güveni gösteriyordu. Yine Türkiye gibi önemli bir ülkede büyükelçilik görevine atanması da bu çerçevede okunabilir. Görev süresinin uzatılması ve bunun doğrudan Trump tarafından duyurulması da bu destek ve güvenin tüm baskılara rağmen hala sürdüğünün göstergesi.[Bekir İlhan, University of Cincinnati, School of Public and International Affairs'te Siyaset Bilimi alanında doktora adayıdır.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/analiz-barrack-in-yetki-alani-genislerken-trump-yonetimi-bolgeye-ne-mesaj-veriyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Görevini devreden Mossad Direktörü Barnea, İran'da yönetimi devirmenin ulaşılabilir bir hedef olduğunu savundu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/gorevini-devreden-mossad-direktoru-barnea-iran-da-yonetimi-devirmenin-ulasilabilir-bir-hedef-oldugunu-savundu/855867/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/gorevini-devreden-mossad-direktoru-barnea-iran-da-yonetimi-devirmenin-ulasilabilir-bir-hedef-oldugunu-savundu/855867/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:33:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — İsrail'de görevini devreden dış istihbarat servisi Mossad'ın Direktörü David Barnea, İran'ın şu anda daha zayıf, daha fazla zorlukla karşı karşıya ve daha savunmasız bir durumda olduğunu iddia ederek, Tahran yönetimini devirmenin mümkün ve ulaşılabilir bir hedef olduğunu öne sürdü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — İsrail'de görevini devreden dış istihbarat servisi Mossad'ın Direktörü David Barnea, İran'ın şu anda daha zayıf, daha fazla zorlukla karşı karşıya ve daha savunmasız bir durumda olduğunu iddia ederek, Tahran yönetimini devirmenin mümkün ve ulaşılabilir bir hedef olduğunu öne sürdü.Jerusalem Post gazetesinin haberine göre, emekliliğe ayrılma töreninde konuşan Barnea, İran hiçbir zaman nükleer silaha sahip olamayacak. diyerek, Tahran'a karşı yürütülen sürecin tamamlanması gerektiğini savundu.Barnea, İran'ın şu anda daha zayıf, daha fazla zorlukla karşı karşıya ve daha savunmasız bir durumda olduğunu iddia ederek, Tahran yönetimini devirmenin mümkün ve ulaşılabilir bir hedef olduğunu ileri sürdü.Barnea'dan boşalan koltuğu, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun danışmanı Roman Gofman devraldı. Gofman'ın 5 yıl boyunca Mossad Direktörü olarak görev yapması bekleniyor.İsmi tartışmalı hale gelen Gofman hakkında, ordunun bir askeri istihbarat operasyonunda İsrailli reşit olmayan bir çocuğu yasa dışı şekilde kullanmasındaki rolü nedeniyle soruşturma açılmıştı.Aralık ayında Haaretz gazetesi, Gofman'ın konuyla ilgili yürütülen İsrail askeri soruşturması sırasında yalan söylediğini bildirmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — İsrail'de görevini devreden dış istihbarat servisi Mossad'ın Direktörü David Barnea, İran'ın şu anda daha zayıf, daha fazla zorlukla karşı karşıya ve daha savunmasız bir durumda olduğunu iddia ederek, Tahran yönetimini devirmenin mümkün ve ulaşılabilir bir hedef olduğunu öne sürdü.Jerusalem Post gazetesinin haberine göre, emekliliğe ayrılma töreninde konuşan Barnea, İran hiçbir zaman nükleer silaha sahip olamayacak. diyerek, Tahran'a karşı yürütülen sürecin tamamlanması gerektiğini savundu.Barnea, İran'ın şu anda daha zayıf, daha fazla zorlukla karşı karşıya ve daha savunmasız bir durumda olduğunu iddia ederek, Tahran yönetimini devirmenin mümkün ve ulaşılabilir bir hedef olduğunu ileri sürdü.Barnea'dan boşalan koltuğu, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun danışmanı Roman Gofman devraldı. Gofman'ın 5 yıl boyunca Mossad Direktörü olarak görev yapması bekleniyor.İsmi tartışmalı hale gelen Gofman hakkında, ordunun bir askeri istihbarat operasyonunda İsrailli reşit olmayan bir çocuğu yasa dışı şekilde kullanmasındaki rolü nedeniyle soruşturma açılmıştı.Aralık ayında Haaretz gazetesi, Gofman'ın konuyla ilgili yürütülen İsrail askeri soruşturması sırasında yalan söylediğini bildirmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Avrupa Parlamentosu komitesinden ABD ile ticaret anlaşmasına yeşil ışık</title>
      <link>https://www.canligaste.com/avrupa-parlamentosu-komitesinden-abd-ile-ticaret-anlasmasina-yesil-isik/855866/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/avrupa-parlamentosu-komitesinden-abd-ile-ticaret-anlasmasina-yesil-isik/855866/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:33:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Brüksel — Avrupa Parlamentosu (AP) Uluslararası Ticaret Komitesi, Avrupa Birliği (AB) ile ABD arasındaki ticaret anlaşmasının uygulanmasına yönelik yasal düzenlemeleri kabul etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Brüksel Haberleri — Avrupa Parlamentosu (AP) Uluslararası Ticaret Komitesi, Avrupa Birliği (AB) ile ABD arasındaki ticaret anlaşmasının uygulanmasına yönelik yasal düzenlemeleri kabul etti.AP Uluslararası Ticaret Komitesi Başkanı Bernd Lange, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, komite üyesi milletvekillerinin AB-ABD ticaret anlaşmasının uygulanmasına ilişkin düzenlemeleri onayladıklarını, AP Genel Kurul oylamasının da 16 Haziran'da yapılacağını ifade etti.AB ile ABD arasındaki ticaret anlaşması görüşmeleri, Temmuz 2025'te İskoçya'daki ABD Başkanı Donald Trump'a ait Turnberry golf sahasında tamamlanmıştı.Anlaşma kapsamında, AB ülkeleri ABD ürünlerine gümrük tarifesi uygulamamayı kabul etmiş, buna karşılık ABD'nin AB ürünlerine yüzde 15 tarife uygulayacağı açıklanmıştı.AB tarafının yapılan anlaşmanın onay sürecini tamamlayamaması ABD'nin tepkisini çekmişti.Trump, 1 Mayıs'ta ticaret anlaşmasına uymadığı gerekçesiyle AB menşeli otomobil ve kamyonlara uygulanan gümrük vergisi oranının yüzde 25'e çıkarılacağını duyurmuştu. AB'ye ticaret anlaşmasındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi için 4 Temmuz'a kadar süre tanıyan Trump, aksi takdirde AB'ye yönelik tarifelerin daha yüksek seviyelere çıkarılacağını bildirmişti.AB ülkelerinin büyük kısmı Trump'ın tehdidinin ardından anlaşmanın hızla yasalaştırılarak yürürlüğe konulmasını isterken AP temsilcileri, metne ABD tarafının anlaşmayı ihlal etmesi durumunda doğrudan yürürlüğe girecek çeşitli tedbir maddeleri eklenmesini talep ediyordu. AB kurumları uzun müzakerelerin ardından ortak bir metin üzerinde uzlaşı sağlamıştı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Brüksel Haberleri — Avrupa Parlamentosu (AP) Uluslararası Ticaret Komitesi, Avrupa Birliği (AB) ile ABD arasındaki ticaret anlaşmasının uygulanmasına yönelik yasal düzenlemeleri kabul etti.AP Uluslararası Ticaret Komitesi Başkanı Bernd Lange, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, komite üyesi milletvekillerinin AB-ABD ticaret anlaşmasının uygulanmasına ilişkin düzenlemeleri onayladıklarını, AP Genel Kurul oylamasının da 16 Haziran'da yapılacağını ifade etti.AB ile ABD arasındaki ticaret anlaşması görüşmeleri, Temmuz 2025'te İskoçya'daki ABD Başkanı Donald Trump'a ait Turnberry golf sahasında tamamlanmıştı.Anlaşma kapsamında, AB ülkeleri ABD ürünlerine gümrük tarifesi uygulamamayı kabul etmiş, buna karşılık ABD'nin AB ürünlerine yüzde 15 tarife uygulayacağı açıklanmıştı.AB tarafının yapılan anlaşmanın onay sürecini tamamlayamaması ABD'nin tepkisini çekmişti.Trump, 1 Mayıs'ta ticaret anlaşmasına uymadığı gerekçesiyle AB menşeli otomobil ve kamyonlara uygulanan gümrük vergisi oranının yüzde 25'e çıkarılacağını duyurmuştu. AB'ye ticaret anlaşmasındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi için 4 Temmuz'a kadar süre tanıyan Trump, aksi takdirde AB'ye yönelik tarifelerin daha yüksek seviyelere çıkarılacağını bildirmişti.AB ülkelerinin büyük kısmı Trump'ın tehdidinin ardından anlaşmanın hızla yasalaştırılarak yürürlüğe konulmasını isterken AP temsilcileri, metne ABD tarafının anlaşmayı ihlal etmesi durumunda doğrudan yürürlüğe girecek çeşitli tedbir maddeleri eklenmesini talep ediyordu. AB kurumları uzun müzakerelerin ardından ortak bir metin üzerinde uzlaşı sağlamıştı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İTO mayısta fiyatı en çok artan ve azalan ürünleri açıkladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ito-mayista-fiyati-en-cok-artan-ve-azalan-urunleri-acikladi/855865/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ito-mayista-fiyati-en-cok-artan-ve-azalan-urunleri-acikladi/855865/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:33:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Mayısta bir önceki aya göre fiyatı en çok artan ürün yüzde 86,49 ile erik olurken en fazla düşüş yüzde 60,72 ile sivri biberde görüldü]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — İstanbul'da mayısta fiyatı en çok artan ürün erik, en çok düşen ise sivri biber oldu. İstanbul Ticaret Odası (İTO), mayıs ayında İstanbul'da perakende fiyatı en fazla artan ve azalan ürünleri açıkladı.Mayısta bir önceki aya göre indekste yer alan 336 ana üründen 223'ünün fiyatı artarken 44'ünün fiyatı azaldı.Geçen ay fiyatı en çok artan ürün yüzde 86,49 ile erik olurken onu yüzde 85,64 ile günlük araba kiralama ücreti, yüzde 41,42 ile uçak bileti, yüzde 25,8 ile şehirlerarası otobüs bileti, yüzde 20,8 ile maydanoz, yüzde 18,48 ile bilgisayar ekipmanları, yüzde 17,15 ile deniz/havuz kıyafetleri, yüzde 13,95 ile kraker izledi.Fiyat artışı limonda yüzde 11,56, hazır ev yemeklerinde yüzde 10,89, suda yüzde 9,74, kaymakta yüzde 8,95, hazır sütlü tatlılarda yüzde 8,63, sucukta yüzde 8,41, makarnada yüzde 7,98, ekmekte yüzde 7,86 oldu.- En çok sivri ve çarliston biberin fiyatı düştüMayısta bir önceki aya göre fiyatı en çok azalan ürünler arasında başı yüzde 60,72 ile sivri biber çekti. Onu yüzde 60,55 ile çarliston biber, yüzde 47,53 ile dolmalık biber, yüzde 35,83 patlıcan, yüzde 23,89 ile taze fasulye, yüzde 22,95 ile salatalık, yüzde 22,02 ile kabak, yüzde 18,76 ile kıvırcık, yüzde 17,52 ile kayısı, yüzde 15,43 ile domates izledi.Fiyat düşüşü pırasa ve karnabaharda yüzde 13,34, ütüde yüzde 10,87, akaryakıtta (dizel/motorin) yüzde 6,76, özel televizyon yayın hizmetlerinde yüzde 6,6, LPG'de yüzde 2,75 olarak gerçekleşti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — İstanbul'da mayısta fiyatı en çok artan ürün erik, en çok düşen ise sivri biber oldu. İstanbul Ticaret Odası (İTO), mayıs ayında İstanbul'da perakende fiyatı en fazla artan ve azalan ürünleri açıkladı.Mayısta bir önceki aya göre indekste yer alan 336 ana üründen 223'ünün fiyatı artarken 44'ünün fiyatı azaldı.Geçen ay fiyatı en çok artan ürün yüzde 86,49 ile erik olurken onu yüzde 85,64 ile günlük araba kiralama ücreti, yüzde 41,42 ile uçak bileti, yüzde 25,8 ile şehirlerarası otobüs bileti, yüzde 20,8 ile maydanoz, yüzde 18,48 ile bilgisayar ekipmanları, yüzde 17,15 ile deniz/havuz kıyafetleri, yüzde 13,95 ile kraker izledi.Fiyat artışı limonda yüzde 11,56, hazır ev yemeklerinde yüzde 10,89, suda yüzde 9,74, kaymakta yüzde 8,95, hazır sütlü tatlılarda yüzde 8,63, sucukta yüzde 8,41, makarnada yüzde 7,98, ekmekte yüzde 7,86 oldu.- En çok sivri ve çarliston biberin fiyatı düştüMayısta bir önceki aya göre fiyatı en çok azalan ürünler arasında başı yüzde 60,72 ile sivri biber çekti. Onu yüzde 60,55 ile çarliston biber, yüzde 47,53 ile dolmalık biber, yüzde 35,83 patlıcan, yüzde 23,89 ile taze fasulye, yüzde 22,95 ile salatalık, yüzde 22,02 ile kabak, yüzde 18,76 ile kıvırcık, yüzde 17,52 ile kayısı, yüzde 15,43 ile domates izledi.Fiyat düşüşü pırasa ve karnabaharda yüzde 13,34, ütüde yüzde 10,87, akaryakıtta (dizel/motorin) yüzde 6,76, özel televizyon yayın hizmetlerinde yüzde 6,6, LPG'de yüzde 2,75 olarak gerçekleşti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>A Milli Futbol Takımı'nın Dünya Kupası kadrosu açıklandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/a-milli-futbol-takimi-nin-dunya-kupasi-kadrosu-aciklandi/855864/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/a-milli-futbol-takimi-nin-dunya-kupasi-kadrosu-aciklandi/855864/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:30:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — ABD, Kanada ve Meksika'nın ev sahipliğinde 11 Haziran-19 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek 2026 FIFA Dünya Kupası'nda mücadele edecek A Milli Futbol Takımı'nın 26 kişilik nihai kadrosu belli oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — ABD, Kanada ve Meksika'nın ev sahipliğinde 11 Haziran-19 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek 2026 FIFA Dünya Kupası'nda mücadele edecek A Milli Futbol Takımı'nın 26 kişilik nihai kadrosu belli oldu. Türkiye Futbol Federasyonunun açıklamasına göre kadroda yer almayan Muhammed Şengezer, Aral Şimşir ve Demir Ege Tıknaz, Dünya Kupası talimatlarının takımların ilk maçlarından önce (kaleciler için turnuva boyunca) sakatlık durumunda oyuncu değişikliğine izin vermesi nedeniyle hazırda beklemek üzere ABD'ye gidecek kafilede yer alacak.Ay-yıldızlılar, bugün saat 13.30'da ABD'nin Fort Lauderdale kentine gidecek.ABD, Avustralya ve Paraguay ile D Grubu'nda yer alan milliler, turnuva hazırlıkları kapsamında son maçını 7 Haziran Pazar günü TSİ 01.00'de Inter Miami Stadı'nda Venezuela ile oynayacak.Teknik direktör Vincenzo Montella tarafından belirlenen kadroda şu oyuncular bulunuyor:Kaleci: Altay Bayındır (Manchester United), Mert Günok (Fenerbahçe), Uğurcan Çakır (Galatasaray)Defans: Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı (Galatasaray), Çağlar Söyüncü, Mert Müldür (Fenerbahçe), Ferdi Kadıoğlu (Brighton), Merih Demiral (Al-Ahli), Ozan Kabak (Hoffenheim), Samet Akaydin (Çaykur Rizespor), Zeki Çelik (Roma)Orta saha: Hakan Çalhanoğlu (Inter), İsmail Yüksek (Fenerbahçe), Kaan Ayhan (Galatasaray), Orkun Kökçü (Beşiktaş), Salih Özcan (Borussia Dortmund)Forvet: Arda Güler (Real Madrid), Barış Alper Yılmaz, Yunus Akgün (Galatasaray), Can Uzun (Eintracht Frankfurt), Deniz Gül (Porto), İrfan Can Kahveci (Kasımpaşa), Kenan Yıldız (Juventus), Kerem Aktürkoğlu, Oğuz Aydın (Fenerbahçe)- Maç programıA Milli Futbol Takımı'nın Dünya Kupası grup aşaması fikstürü (TSİ) şu şekilde:14 Haziran Pazar:07.00 Avustralya-Türkiye (BC Place Vancouver)20 Haziran Cumartesi:06.00 Türkiye-Paraguay (San Francisco Bay Area)26 Haziran Cuma:05.00 Türkiye-ABD (Los Angeles)]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — ABD, Kanada ve Meksika'nın ev sahipliğinde 11 Haziran-19 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek 2026 FIFA Dünya Kupası'nda mücadele edecek A Milli Futbol Takımı'nın 26 kişilik nihai kadrosu belli oldu. Türkiye Futbol Federasyonunun açıklamasına göre kadroda yer almayan Muhammed Şengezer, Aral Şimşir ve Demir Ege Tıknaz, Dünya Kupası talimatlarının takımların ilk maçlarından önce (kaleciler için turnuva boyunca) sakatlık durumunda oyuncu değişikliğine izin vermesi nedeniyle hazırda beklemek üzere ABD'ye gidecek kafilede yer alacak.Ay-yıldızlılar, bugün saat 13.30'da ABD'nin Fort Lauderdale kentine gidecek.ABD, Avustralya ve Paraguay ile D Grubu'nda yer alan milliler, turnuva hazırlıkları kapsamında son maçını 7 Haziran Pazar günü TSİ 01.00'de Inter Miami Stadı'nda Venezuela ile oynayacak.Teknik direktör Vincenzo Montella tarafından belirlenen kadroda şu oyuncular bulunuyor:Kaleci: Altay Bayındır (Manchester United), Mert Günok (Fenerbahçe), Uğurcan Çakır (Galatasaray)Defans: Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı (Galatasaray), Çağlar Söyüncü, Mert Müldür (Fenerbahçe), Ferdi Kadıoğlu (Brighton), Merih Demiral (Al-Ahli), Ozan Kabak (Hoffenheim), Samet Akaydin (Çaykur Rizespor), Zeki Çelik (Roma)Orta saha: Hakan Çalhanoğlu (Inter), İsmail Yüksek (Fenerbahçe), Kaan Ayhan (Galatasaray), Orkun Kökçü (Beşiktaş), Salih Özcan (Borussia Dortmund)Forvet: Arda Güler (Real Madrid), Barış Alper Yılmaz, Yunus Akgün (Galatasaray), Can Uzun (Eintracht Frankfurt), Deniz Gül (Porto), İrfan Can Kahveci (Kasımpaşa), Kenan Yıldız (Juventus), Kerem Aktürkoğlu, Oğuz Aydın (Fenerbahçe)- Maç programıA Milli Futbol Takımı'nın Dünya Kupası grup aşaması fikstürü (TSİ) şu şekilde:14 Haziran Pazar:07.00 Avustralya-Türkiye (BC Place Vancouver)20 Haziran Cumartesi:06.00 Türkiye-Paraguay (San Francisco Bay Area)26 Haziran Cuma:05.00 Türkiye-ABD (Los Angeles)]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/a-milli-futbol-takimi-nin-dunya-kupasi-kadrosu-aciklandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Son yılların en yağışlı dönemini geçiren Kırşehir'de hububat üreticisinin rekolte beklentisi arttı </title>
      <link>https://www.canligaste.com/son-yillarin-en-yagisli-donemini-geciren-kirsehir-de-hububat-ureticisinin-rekolte-beklentisi-artti/855862/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/son-yillarin-en-yagisli-donemini-geciren-kirsehir-de-hububat-ureticisinin-rekolte-beklentisi-artti/855862/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:27:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kırşehir — Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ramazan Ayrancı: - Güz dönemindeki yağış yeterli değildi ama kış ve bahar döneminde, son aylarda aldığımız yağış hububat için oldukça iyi geldi. Bitki çıkışları ve özellikle kardeşlenme üzerinde olumlu etkileri var]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kırşehir Haberleri — Kırşehir'in son yılların en yağışlı dönemini geçirmesi, üretim merkezlerinden biri olduğu hububatta rekolte beklentisini artırdı. Meteoroloji verilerine göre, geçen yıl 229,5 milimetre yağışla son 65 yılın en düşük yağış seviyesi görülen iller arasında yer alan Kırşehir'de, bu yılın ilk 5 ayında 300 milimetre civarında yağışla 2025'in tamamında alınan yağış oranı aşıldı. Bu durum, ülkede nohut, yeşil mercimek, aspir ve arpa üretiminde ilk 5'te yer alan kentte çiftçiyi ümitlendirdi.Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ramazan Ayrancı, AA muhabirine, 2025 yılında Orta Anadolu'da, özelde de Kırşehir'de son 65 yılın en kurak yılının yaşandığını, geçmiş dönemlerle mukayese edildiğinde bu sene için yağış performansının oldukça iyi olduğunu söyledi.Hububat başta olmak üzere üründe verimi belirleyenin nisan ve mayıs ayı yağışları olduğunu, özellikle bu aylarda kent genelinde iyi yağış alındığını belirten Ayrancı, mayıs sonu ve devamında da uzun yıllar ortalaması ve üstünde yağış alınırsa bereketli bir yıl olacağını ifade etti.- 6 yılda bir döngüye giren yağışın iyileştiği dönemler geliyorBu yılın ilk 5 ayındaki bereketli yağışların devam ettiğini dile getiren Ayrancı, Orta Anadolu ve Kırşehir'de son 6 yıl, hep uzun yıllar ortalamasının altında yağış alındı. Yani 6 yıldır kuraklık yaşıyoruz. Kuraklıkların, meteorolojik döngüler olarak bakıldığında 6 yılda bir döngüye giren yağışın iyileştiği dönemler geliyor. İnşallah ümidimiz bu yıl dahil olmak üzere iyileşen yağış dönemine giriyor olmamızdır. dedi.Ayrancı, tarla bitkileri ve hububat açısından, özellikle buğday, arpa, nohudun bu yağışlardan olumlu etkileneceğini belirterek şunları söyledi:Hububat kışlık bir bitki olduğu için güz döneminde ekim yapılıyor. Güz dönemindeki yağış yeterli değildi ama kış ve bahar döneminde, son aylarda aldığımız yağış hububat için oldukça iyi geldi. Bitki çıkışları ve özellikle kardeşlenme üzerinde olumlu etkileri var. Verimi belirleyen temel faktörlerden birisi birim alandaki fertil kardeş (tarımda bitkinin ana gövdesinden çıkan ve üzerinde tohum bağlamış başak oluşturan verimli yan dallar) sayısıdır. Fertil kardeş sayısı iyi olan ürünlerimizin veriminin de iyi olacağı söylenebilir. Bundan sonra gelecek olan yağışlar da nihai verimi belirlemede etkili olacaktır.Yağış rejimindeki dalgalanmalar ve meteorolojik kuraklık risklerinin gerçekleşme ihtimallerine karşı herkesin daha duyarlı olması gerektiğini vurgulayan Ayrancı, bilinçli tüketim, suyun korunması, tarımsal sulamada vahşi sulamadan kaçınarak modern ve verimli sistemlerin tercih edilmesi uyarısında bulundu.- Bu sezondan ümitliyizKırşehir Ziraat Odası Başkanı Mevlüt Toprak da 2026 yılında mayıs ayı itibarıyla metrekareye ortalama 300 milimetre civarında yağış düştüğünü, bunun çok iyi bir miktar olduğunu ifade etti. Toprak, çiftçinin hububatta beklentisinin iyi olduğunu vurgulayarak, Yağışların güzel olması sebebiyle arpa, buğday, ay çekirdeği, nohutta güzel rekolteler bekliyoruz. İnşallah çiftçilerimizin yüzü bu vesileyle gülecektir. 2025'te zorlu bir yıl yaşadık, ürün miktarı ve kalitedeki kayıp ile maliyet artışlarından dolayı çiftçilerimiz sıkıntı yaşamıştı ama bunun bu yıl rekolte artışıyla kapanacağını düşünüyoruz. Yağışlardan üreticilerimizin verim beklentisi yüksek, büyük bir memnuniyeti var çok şükür. Bu sezondan ümitliyiz. diye konuştu.Yağış dalgalanmalarının beklenmedik hastalıklara da neden olabileceğini dile getiren Toprak, Yağışın ardından rutubetten dolayı çiftçilerimize tarlalarını kontrol etmelerini söylüyoruz. Özellikle buğday ekili alanlarımızda 'pas hastalığı' dediğimiz bir mantar çeşidi olmakta. Bu ürünü hem miktarı hem de kalite olarak düşürmektedir. Eğer pas görüyorlarsa ilaçlamalarını bir an önce yapmalarını tavsiye ediyoruz. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kırşehir Haberleri — Kırşehir'in son yılların en yağışlı dönemini geçirmesi, üretim merkezlerinden biri olduğu hububatta rekolte beklentisini artırdı. Meteoroloji verilerine göre, geçen yıl 229,5 milimetre yağışla son 65 yılın en düşük yağış seviyesi görülen iller arasında yer alan Kırşehir'de, bu yılın ilk 5 ayında 300 milimetre civarında yağışla 2025'in tamamında alınan yağış oranı aşıldı. Bu durum, ülkede nohut, yeşil mercimek, aspir ve arpa üretiminde ilk 5'te yer alan kentte çiftçiyi ümitlendirdi.Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ramazan Ayrancı, AA muhabirine, 2025 yılında Orta Anadolu'da, özelde de Kırşehir'de son 65 yılın en kurak yılının yaşandığını, geçmiş dönemlerle mukayese edildiğinde bu sene için yağış performansının oldukça iyi olduğunu söyledi.Hububat başta olmak üzere üründe verimi belirleyenin nisan ve mayıs ayı yağışları olduğunu, özellikle bu aylarda kent genelinde iyi yağış alındığını belirten Ayrancı, mayıs sonu ve devamında da uzun yıllar ortalaması ve üstünde yağış alınırsa bereketli bir yıl olacağını ifade etti.- 6 yılda bir döngüye giren yağışın iyileştiği dönemler geliyorBu yılın ilk 5 ayındaki bereketli yağışların devam ettiğini dile getiren Ayrancı, Orta Anadolu ve Kırşehir'de son 6 yıl, hep uzun yıllar ortalamasının altında yağış alındı. Yani 6 yıldır kuraklık yaşıyoruz. Kuraklıkların, meteorolojik döngüler olarak bakıldığında 6 yılda bir döngüye giren yağışın iyileştiği dönemler geliyor. İnşallah ümidimiz bu yıl dahil olmak üzere iyileşen yağış dönemine giriyor olmamızdır. dedi.Ayrancı, tarla bitkileri ve hububat açısından, özellikle buğday, arpa, nohudun bu yağışlardan olumlu etkileneceğini belirterek şunları söyledi:Hububat kışlık bir bitki olduğu için güz döneminde ekim yapılıyor. Güz dönemindeki yağış yeterli değildi ama kış ve bahar döneminde, son aylarda aldığımız yağış hububat için oldukça iyi geldi. Bitki çıkışları ve özellikle kardeşlenme üzerinde olumlu etkileri var. Verimi belirleyen temel faktörlerden birisi birim alandaki fertil kardeş (tarımda bitkinin ana gövdesinden çıkan ve üzerinde tohum bağlamış başak oluşturan verimli yan dallar) sayısıdır. Fertil kardeş sayısı iyi olan ürünlerimizin veriminin de iyi olacağı söylenebilir. Bundan sonra gelecek olan yağışlar da nihai verimi belirlemede etkili olacaktır.Yağış rejimindeki dalgalanmalar ve meteorolojik kuraklık risklerinin gerçekleşme ihtimallerine karşı herkesin daha duyarlı olması gerektiğini vurgulayan Ayrancı, bilinçli tüketim, suyun korunması, tarımsal sulamada vahşi sulamadan kaçınarak modern ve verimli sistemlerin tercih edilmesi uyarısında bulundu.- Bu sezondan ümitliyizKırşehir Ziraat Odası Başkanı Mevlüt Toprak da 2026 yılında mayıs ayı itibarıyla metrekareye ortalama 300 milimetre civarında yağış düştüğünü, bunun çok iyi bir miktar olduğunu ifade etti. Toprak, çiftçinin hububatta beklentisinin iyi olduğunu vurgulayarak, Yağışların güzel olması sebebiyle arpa, buğday, ay çekirdeği, nohutta güzel rekolteler bekliyoruz. İnşallah çiftçilerimizin yüzü bu vesileyle gülecektir. 2025'te zorlu bir yıl yaşadık, ürün miktarı ve kalitedeki kayıp ile maliyet artışlarından dolayı çiftçilerimiz sıkıntı yaşamıştı ama bunun bu yıl rekolte artışıyla kapanacağını düşünüyoruz. Yağışlardan üreticilerimizin verim beklentisi yüksek, büyük bir memnuniyeti var çok şükür. Bu sezondan ümitliyiz. diye konuştu.Yağış dalgalanmalarının beklenmedik hastalıklara da neden olabileceğini dile getiren Toprak, Yağışın ardından rutubetten dolayı çiftçilerimize tarlalarını kontrol etmelerini söylüyoruz. Özellikle buğday ekili alanlarımızda 'pas hastalığı' dediğimiz bir mantar çeşidi olmakta. Bu ürünü hem miktarı hem de kalite olarak düşürmektedir. Eğer pas görüyorlarsa ilaçlamalarını bir an önce yapmalarını tavsiye ediyoruz. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/son-yillarin-en-yagisli-donemini-geciren-kirsehir-de-hububat-ureticisinin-rekolte-beklentisi-artti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Borusan Grubu Dünya Çevre Günü kapsamında kıyı temizleme etkinliği düzenledi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/borusan-grubu-dunya-cevre-gunu-kapsaminda-kiyi-temizleme-etkinligi-duzenledi/855861/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/borusan-grubu-dunya-cevre-gunu-kapsaminda-kiyi-temizleme-etkinligi-duzenledi/855861/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:27:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Borusan Grubu, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında deniz ekosisteminin korunması ve toplumsal çevre bilincinin artırılması amacıyla Bursa'nın Gemlik ilçesindeki Gemsaz Sahili'nde kıyı temizliği gerçekleştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Borusan Grubu, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında deniz ekosisteminin korunması ve toplumsal çevre bilincinin artırılması amacıyla Bursa'nın Gemlik ilçesindeki Gemsaz Sahili'nde kıyı temizliği gerçekleştirdi.Şirketten yapılan açıklamaya göre, Borusan çatısı altında faaliyet gösteren Okyanus Gönüllü Borusanlılar ile Borusan İlkokulu öğrencileri, Gemsaz Sahili'nde bir araya gelerek kapsamlı kıyı temizliği yaptı.Borusan'ın iklim, insan ve inovasyon odaklı sürdürülebilirlik yaklaşımı doğrultusunda düzenlenen etkinlikte, çevresel farkındalığın güçlendirilmesi ve gelecek nesillere daha temiz kıyılar bırakılması amaçlandı.Faaliyetlerinin her aşamasında çevresel, sosyal ve ekonomik etkileri gözeten şirket, sürdürülebilirliği yalnızca operasyonel süreçlerinde değil, topluma yönelik çalışmalarında da öncelikli alanlar arasında değerlendiriyor.Yalnızca kıyı temizliğiyle sınırlı kalmayıp özellikle çocuklarda çevresel farkındalık oluşturmayı hedefleyen etkinlik kapsamında Borusan İlkokulu öğrencileri, yazar Gülşah Özdemir Koryürek'in gerçekleştirdiği interaktif çevre bilinci söyleşisine katıldı.Doğayı korumanın önemi, çevresel farkındalığın geliştirilmesi ve günlük yaşamda uygulanabilecek küçük adımların ele alındığı söyleşinin ardından, öğrenciler ve Okyanus Gönüllü Borusanlılar eşleştirilerek sahada temizlik çalışmasına başladı. Etkinlik boyunca Gemsaz Sahili'nden toplanan atıklar, döngüsel ekonomiye ve geri dönüşüme kazandırılmak üzere türlerine göre ayrıştırıldı.Borusan'ın çevresel farkındalık çalışmalarındaki sürekliliği ortaya koyan ve her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen kıyı temizliği etkinliği, tüm Okyanus Gönüllü Borusanlıların katılımına açık olarak düzenleniyor.Söz konusu yaklaşım, grubun çevreye yönelik çalışmalarını belirli günlerle sınırlı tutmayarak istikrarlı ve sürdürülebilir bir anlayışla yürüttüğünü ortaya koydu. Çalışan katılımını esas alan uygulamalar, çevresel sorumluluğun kurumsal kültürün bir parçası olarak benimsenmesine katkı sağlıyor.Borusan'ın sürdürülebilirlik alanındaki yaklaşımı, tekil sosyal sorumluluk projelerinin ötesine geçerek uzun vadeli ve bütüncül bir çevre yönetimi anlayışına dayanıyor. Şirket, çevreye duyarlı uygulamalarını, yenilikçi çözümlerini ve insan odaklı yaklaşımını sürdürmeyi hedefliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Borusan Grubu, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında deniz ekosisteminin korunması ve toplumsal çevre bilincinin artırılması amacıyla Bursa'nın Gemlik ilçesindeki Gemsaz Sahili'nde kıyı temizliği gerçekleştirdi.Şirketten yapılan açıklamaya göre, Borusan çatısı altında faaliyet gösteren Okyanus Gönüllü Borusanlılar ile Borusan İlkokulu öğrencileri, Gemsaz Sahili'nde bir araya gelerek kapsamlı kıyı temizliği yaptı.Borusan'ın iklim, insan ve inovasyon odaklı sürdürülebilirlik yaklaşımı doğrultusunda düzenlenen etkinlikte, çevresel farkındalığın güçlendirilmesi ve gelecek nesillere daha temiz kıyılar bırakılması amaçlandı.Faaliyetlerinin her aşamasında çevresel, sosyal ve ekonomik etkileri gözeten şirket, sürdürülebilirliği yalnızca operasyonel süreçlerinde değil, topluma yönelik çalışmalarında da öncelikli alanlar arasında değerlendiriyor.Yalnızca kıyı temizliğiyle sınırlı kalmayıp özellikle çocuklarda çevresel farkındalık oluşturmayı hedefleyen etkinlik kapsamında Borusan İlkokulu öğrencileri, yazar Gülşah Özdemir Koryürek'in gerçekleştirdiği interaktif çevre bilinci söyleşisine katıldı.Doğayı korumanın önemi, çevresel farkındalığın geliştirilmesi ve günlük yaşamda uygulanabilecek küçük adımların ele alındığı söyleşinin ardından, öğrenciler ve Okyanus Gönüllü Borusanlılar eşleştirilerek sahada temizlik çalışmasına başladı. Etkinlik boyunca Gemsaz Sahili'nden toplanan atıklar, döngüsel ekonomiye ve geri dönüşüme kazandırılmak üzere türlerine göre ayrıştırıldı.Borusan'ın çevresel farkındalık çalışmalarındaki sürekliliği ortaya koyan ve her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen kıyı temizliği etkinliği, tüm Okyanus Gönüllü Borusanlıların katılımına açık olarak düzenleniyor.Söz konusu yaklaşım, grubun çevreye yönelik çalışmalarını belirli günlerle sınırlı tutmayarak istikrarlı ve sürdürülebilir bir anlayışla yürüttüğünü ortaya koydu. Çalışan katılımını esas alan uygulamalar, çevresel sorumluluğun kurumsal kültürün bir parçası olarak benimsenmesine katkı sağlıyor.Borusan'ın sürdürülebilirlik alanındaki yaklaşımı, tekil sosyal sorumluluk projelerinin ötesine geçerek uzun vadeli ve bütüncül bir çevre yönetimi anlayışına dayanıyor. Şirket, çevreye duyarlı uygulamalarını, yenilikçi çözümlerini ve insan odaklı yaklaşımını sürdürmeyi hedefliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İspanya yılın ilk çeyreğinde 26,6 milyon turistle kendi rekorunu kırdı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ispanya-yilin-ilk-ceyreginde-26-6-milyon-turistle-kendi-rekorunu-kirdi/855860/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ispanya-yilin-ilk-ceyreginde-26-6-milyon-turistle-kendi-rekorunu-kirdi/855860/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:27:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Madrid — İspanya, Ulusal İstatistik Enstitüsünün (INE) verilerine göre, İspanya yılın ilk çeyreğinde (Ocak-Nisan) 26,6 milyon turist ağırlayarak kendi rekorunu kırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Madrid Haberleri — İspanya, Ulusal İstatistik Enstitüsünün (INE) verilerine göre, İspanya yılın ilk çeyreğinde (Ocak-Nisan) 26,6 milyon turist ağırlayarak kendi rekorunu kırdı. Dünya Turizm Örgütünün (DTÖ) 2025 yılında en çok turist alan ülkeler listesinde Fransa'nın (102 milyon) ardından 2'nci sırada bulunan İspanya (96,8 milyon), ülke ekonomisinde önemli bir yeri olan turizmde gelişmeye devam ediyor.INE, İspanya'ya geçen yılın aynı dönemine oranla, yüzde 3,4 artışla 2026'nın ilk çeyreğinde 26,6 milyon turist geldiğini açıkladı.Verilerde, yılın ilk çeyreğinde turistlerin harcamalarının 36 milyar 703 milyon avroya ulaşarak 2025'in aynı dönemine oranla yüzde 6,7'lik artış yakaladığı ve hem turist sayısında hem de turist harcamalarında İspanya'nın kendi rekorunu kırdığı bildirildi.INE'nin sadece nisan ayı turizm rakamlarında 9,05 milyon turist geldiği ve 11 milyar 686 milyon avroluk harcama yapıldığı bilgileri paylaşıldı.Turizm sektörü, 2025'te İspanya'nın gayri safi yurtiçi hasılasına (GSYİH) 218 milyar 459 milyon avro katkıda bulunarak yıllık bazda yüzde 2,5'lik reel bir büyüme ve toplam ulusal ekonominin yüzde 13'üne denk gelen bir paya sahip olmuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Madrid Haberleri — İspanya, Ulusal İstatistik Enstitüsünün (INE) verilerine göre, İspanya yılın ilk çeyreğinde (Ocak-Nisan) 26,6 milyon turist ağırlayarak kendi rekorunu kırdı. Dünya Turizm Örgütünün (DTÖ) 2025 yılında en çok turist alan ülkeler listesinde Fransa'nın (102 milyon) ardından 2'nci sırada bulunan İspanya (96,8 milyon), ülke ekonomisinde önemli bir yeri olan turizmde gelişmeye devam ediyor.INE, İspanya'ya geçen yılın aynı dönemine oranla, yüzde 3,4 artışla 2026'nın ilk çeyreğinde 26,6 milyon turist geldiğini açıkladı.Verilerde, yılın ilk çeyreğinde turistlerin harcamalarının 36 milyar 703 milyon avroya ulaşarak 2025'in aynı dönemine oranla yüzde 6,7'lik artış yakaladığı ve hem turist sayısında hem de turist harcamalarında İspanya'nın kendi rekorunu kırdığı bildirildi.INE'nin sadece nisan ayı turizm rakamlarında 9,05 milyon turist geldiği ve 11 milyar 686 milyon avroluk harcama yapıldığı bilgileri paylaşıldı.Turizm sektörü, 2025'te İspanya'nın gayri safi yurtiçi hasılasına (GSYİH) 218 milyar 459 milyon avro katkıda bulunarak yıllık bazda yüzde 2,5'lik reel bir büyüme ve toplam ulusal ekonominin yüzde 13'üne denk gelen bir paya sahip olmuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İstanbul'da 30 kilogram uyuşturucu ele geçirildi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/istanbul-da-30-kilogram-uyusturucu-ele-gecirildi/855859/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/istanbul-da-30-kilogram-uyusturucu-ele-gecirildi/855859/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:27:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — İstanbul'da polisin düzenlediği operasyonda 30 kilogram uyuşturucu ele geçirildi, 2 şüpheli yakalandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — İstanbul'da polisin düzenlediği operasyonda 30 kilogram uyuşturucu ele geçirildi, 2 şüpheli yakalandı.İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, uyuşturucu imalatının önlenmesi ve ticaretinin engellenmesine yönelik çalışmalar kapsamında, Bayrampaşa'daki bir adreste uyuşturucu madde imalatı ve ticaretinin yapıldığını tespit etti.Teknik ve fiziki takibin ardından adrese operasyon düzenleyen ekipler, 2 şüpheliyi gözaltına aldı.Aramalarda 30 kilogram uyuşturucu, 21 kilogram katkı maddesiyle 2 hassas terazi ele geçirildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — İstanbul'da polisin düzenlediği operasyonda 30 kilogram uyuşturucu ele geçirildi, 2 şüpheli yakalandı.İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, uyuşturucu imalatının önlenmesi ve ticaretinin engellenmesine yönelik çalışmalar kapsamında, Bayrampaşa'daki bir adreste uyuşturucu madde imalatı ve ticaretinin yapıldığını tespit etti.Teknik ve fiziki takibin ardından adrese operasyon düzenleyen ekipler, 2 şüpheliyi gözaltına aldı.Aramalarda 30 kilogram uyuşturucu, 21 kilogram katkı maddesiyle 2 hassas terazi ele geçirildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Belçika'da cezaevlerindeki kriz derinleşiyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/belcika-da-cezaevlerindeki-kriz-derinlesiyor/855858/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/belcika-da-cezaevlerindeki-kriz-derinlesiyor/855858/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:24:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Brüksel — Belçika'da cezaevlerindeki aşırı doluluk, personel yetersizliği ve kötü çalışma koşullarına ilişkin tartışmalar sürerken, ülkenin en büyük cezaevi olan Haren Cezaevi'nin müdürü Jurgen Van Poecke'nin görevinden ayrılma kararı, ceza infaz sistemindeki sorunları yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Brüksel Haberleri — Belçika'da cezaevlerindeki aşırı doluluk, personel yetersizliği ve kötü çalışma koşullarına ilişkin tartışmalar sürerken, ülkenin en büyük cezaevi olan Haren Cezaevi'nin müdürü Jurgen Van Poecke'nin görevinden ayrılma kararı, ceza infaz sistemindeki sorunları yeniden gündeme taşıdı.Ulusal basına açıklamalarda bulunan Van Poecke, ülkenin en büyük ceza infaz kurumu konumunda bulunan ancak aşırı yoğunluk nedeniyle mahkumların yerde şiltelerde uyumak zorunda kaldığı cezaevinde mevcut koşullar altında görevine devam etmesinin mümkün olmadığını belirtti.Yetkililerin sorunu hafifletmek amacıyla hücrelere ranzalar yerleştirmeyi planladığını belirten Van Poecke, bunun temel sorunu çözmediğini savunarak, Bu şekilde aşırı doluluğu kurumsallaştırıyoruz. değerlendirmesinde bulundu.Mevcut krizin uzun vadeli sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunan Van Poecke, cezaevi sisteminin sürdürülebilirliğinin giderek zorlaştığını ifade etti.- Uzun süredir ülke gündemindeBaşkent Brüksel'deki Haren Cezaevi'nde de son dönemde aşırı doluluk nedeniyle yüzlerce mahkumun yerdeki şiltelerde uyumak zorunda kaldığı belirtiliyor.2023 yılında kötü cezaevi koşullarını protesto eden bir mahkumun hücresini ateşe vermesi ve ardından cezaevi çalışanlarının greve gitmesi ülkedeki ceza infaz sistemine yönelik eleştirileri yeniden gündeme taşımıştı.Cezaevi çalışanlarını temsil eden sendikalar, personel eksikliği ve artan iş yüküne sık sık dikkati çekerken, ülke genelindeki cezaevi personeli nisan ayında 24 saatlik greve gitmişti.Üç büyük sendikanın ortak çağrısıyla düzenlenen grevde, federal hükümetin bazı cezaevlerinde özel güvenlik şirketlerini devreye sokma planları protesto edilmişti. Sendikalar, söz konusu uygulamanın kamu hizmetlerinde özelleştirmenin önünü açacağını savunmuştu.Belçika'daki cezaevi koşulları uluslararası kuruluşların raporlarına da konu oluyor. Avrupa Konseyi İşkenceyi ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele ve Cezayı Önleme Komitesi (CPT), yayımladığı raporlarda Belçika cezaevlerinde aşırı kalabalık, yetersiz sağlık ve temizlik hizmetleri ile mahkumlar arasındaki şiddet olaylarının sürdüğüne dikkati çekmişti.Belçika hükümeti yeni cezaevi projeleri ve alternatif infaz yöntemleriyle sorunu hafifletmeyi hedeflese de aşırı doluluk ve personel eksikliği, ülkenin ceza infaz sisteminin karşı karşıya olduğu temel sorunlar arasında yer almaya devam ediyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Brüksel Haberleri — Belçika'da cezaevlerindeki aşırı doluluk, personel yetersizliği ve kötü çalışma koşullarına ilişkin tartışmalar sürerken, ülkenin en büyük cezaevi olan Haren Cezaevi'nin müdürü Jurgen Van Poecke'nin görevinden ayrılma kararı, ceza infaz sistemindeki sorunları yeniden gündeme taşıdı.Ulusal basına açıklamalarda bulunan Van Poecke, ülkenin en büyük ceza infaz kurumu konumunda bulunan ancak aşırı yoğunluk nedeniyle mahkumların yerde şiltelerde uyumak zorunda kaldığı cezaevinde mevcut koşullar altında görevine devam etmesinin mümkün olmadığını belirtti.Yetkililerin sorunu hafifletmek amacıyla hücrelere ranzalar yerleştirmeyi planladığını belirten Van Poecke, bunun temel sorunu çözmediğini savunarak, Bu şekilde aşırı doluluğu kurumsallaştırıyoruz. değerlendirmesinde bulundu.Mevcut krizin uzun vadeli sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunan Van Poecke, cezaevi sisteminin sürdürülebilirliğinin giderek zorlaştığını ifade etti.- Uzun süredir ülke gündemindeBaşkent Brüksel'deki Haren Cezaevi'nde de son dönemde aşırı doluluk nedeniyle yüzlerce mahkumun yerdeki şiltelerde uyumak zorunda kaldığı belirtiliyor.2023 yılında kötü cezaevi koşullarını protesto eden bir mahkumun hücresini ateşe vermesi ve ardından cezaevi çalışanlarının greve gitmesi ülkedeki ceza infaz sistemine yönelik eleştirileri yeniden gündeme taşımıştı.Cezaevi çalışanlarını temsil eden sendikalar, personel eksikliği ve artan iş yüküne sık sık dikkati çekerken, ülke genelindeki cezaevi personeli nisan ayında 24 saatlik greve gitmişti.Üç büyük sendikanın ortak çağrısıyla düzenlenen grevde, federal hükümetin bazı cezaevlerinde özel güvenlik şirketlerini devreye sokma planları protesto edilmişti. Sendikalar, söz konusu uygulamanın kamu hizmetlerinde özelleştirmenin önünü açacağını savunmuştu.Belçika'daki cezaevi koşulları uluslararası kuruluşların raporlarına da konu oluyor. Avrupa Konseyi İşkenceyi ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele ve Cezayı Önleme Komitesi (CPT), yayımladığı raporlarda Belçika cezaevlerinde aşırı kalabalık, yetersiz sağlık ve temizlik hizmetleri ile mahkumlar arasındaki şiddet olaylarının sürdüğüne dikkati çekmişti.Belçika hükümeti yeni cezaevi projeleri ve alternatif infaz yöntemleriyle sorunu hafifletmeyi hedeflese de aşırı doluluk ve personel eksikliği, ülkenin ceza infaz sisteminin karşı karşıya olduğu temel sorunlar arasında yer almaya devam ediyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/belcika-da-cezaevlerindeki-kriz-derinlesiyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İsrailli eski istihbarat şefi, ABD/İsrail'in İran yönetimini devirme planını Türkiye'nin engellediğini söyledi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/israilli-eski-istihbarat-sefi-abd-israil-in-iran-yonetimini-devirme-planini-turkiye-nin-engelledigini-soyledi/855857/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/israilli-eski-istihbarat-sefi-abd-israil-in-iran-yonetimini-devirme-planini-turkiye-nin-engelledigini-soyledi/855857/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:18:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kudüs — İsrail ordusu eski İstihbarat Dairesi (AMAN) Başkanı Tamir Hayman, ABD ve İsrail'in terör örgütü PKK uzantılı oluşumun da aralarında olduğu bazı grupları İran'a saldırtma planının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump'ı ikna etmesi neticesinde akamete uğradığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kudüs Haberleri — İsrail ordusu eski İstihbarat Dairesi (AMAN) Başkanı Tamir Hayman, ABD ve İsrail'in terör örgütü PKK uzantılı oluşumun da aralarında olduğu bazı grupları İran'a saldırtma planının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump'ı ikna etmesi neticesinde akamete uğradığını söyledi.ABD'de yayın yapan PBS kanalına röportaj veren Emekli Tümgeneral Hayman, ABD/İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattıkları ve geçici ateşkesle sonuçlanan saldırılar çerçevesinde Tahran yönetimini devirmek için aralarında terör örgütü PKK uzantılarının da bulunduğu bazı grupların saldırılar başlatması ve eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın başa getirilmesi dahil olmak üzere bir dizi gizli planı yürütmeye çalıştığını söyledi.The New York Times gazetesinin 20 Mayıs'ta yayımladığı ABD ve İsrail'in İran'da mevcut yönetimi devirerek Ahmedinejad'ı başa geçirmeyi planladığı yönündeki haberin doğru olduğunu söyleyen Hayman, sözlerini şöyle sürdürdü:Ahmedinejad konusuna gelecek olursak, gerçekleştirilmesi planlanan çok ama çok benzersiz bir özel operasyonlar silsilesi vardı ve Ahmedinejad da bu silsilenin bir parçasıydı. Kürt harekatı hariç, operasyonların geri kalanı kamuoyuna tamamen açıklanmadı. Zira tüm bu operasyonlar zincirinin, Kürt harekatıyla başlatılması öngörülüyordu.Hayman, ABD ve İsrail'in etnik tabanlı bazı silahlı gruplar üzerinden İran'a karşı yürütmeye çalıştığı planın akamete uğramasına ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD Başkanı Trump'ı ikna ederek planın iptal edilmesine sebep olduğuna dikkati çekti.- İran'a yönelik saldırı kararı İsrail için sürpriz olduHayman, kamuoyundaki İsrail'in Trump'ı İran'a saldırmaya ikna ettiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını da savundu.Trump'ın Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu hedef alan ABD müdahalesine ilişkin yaşadığı başarı hissiyatı nedeniyle bu yönde bir adım attığını ileri süren Heyman, şöyle devam etti:Venezuela'daki süreç, Trump'ın rejim karşıtı protestoculara hitaben 'yardım yolda' şeklinde bir sosyal medya paylaşımı yapmasına yol açtı. Bu durum İsrailliler için büyük bir sürpriz oldu. Trump 'yardım yolda' dediğinde ve İran'a saldırmaya karar verdiğinde İsrail hazırlıksız yakalandı. Bu olay ocak ayının başındaydı.İsrail'in o dönemde bir askeri saldırı planı olmadığını ileri süren Hayman, Trump bir anda ortaya çıkarak İsraillileri şaşırttı ve İran'ı vuracağını söyledi. Bu hamle durumu değiştirdi. Trump'ın bu çıkışının ardından İsrail'in planlaması ve ABD'nin motivasyonu birleşti; süreç 28 Şubat'taki askeri hareketliliğe kadar uzandı. değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kudüs Haberleri — İsrail ordusu eski İstihbarat Dairesi (AMAN) Başkanı Tamir Hayman, ABD ve İsrail'in terör örgütü PKK uzantılı oluşumun da aralarında olduğu bazı grupları İran'a saldırtma planının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump'ı ikna etmesi neticesinde akamete uğradığını söyledi.ABD'de yayın yapan PBS kanalına röportaj veren Emekli Tümgeneral Hayman, ABD/İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattıkları ve geçici ateşkesle sonuçlanan saldırılar çerçevesinde Tahran yönetimini devirmek için aralarında terör örgütü PKK uzantılarının da bulunduğu bazı grupların saldırılar başlatması ve eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın başa getirilmesi dahil olmak üzere bir dizi gizli planı yürütmeye çalıştığını söyledi.The New York Times gazetesinin 20 Mayıs'ta yayımladığı ABD ve İsrail'in İran'da mevcut yönetimi devirerek Ahmedinejad'ı başa geçirmeyi planladığı yönündeki haberin doğru olduğunu söyleyen Hayman, sözlerini şöyle sürdürdü:Ahmedinejad konusuna gelecek olursak, gerçekleştirilmesi planlanan çok ama çok benzersiz bir özel operasyonlar silsilesi vardı ve Ahmedinejad da bu silsilenin bir parçasıydı. Kürt harekatı hariç, operasyonların geri kalanı kamuoyuna tamamen açıklanmadı. Zira tüm bu operasyonlar zincirinin, Kürt harekatıyla başlatılması öngörülüyordu.Hayman, ABD ve İsrail'in etnik tabanlı bazı silahlı gruplar üzerinden İran'a karşı yürütmeye çalıştığı planın akamete uğramasına ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD Başkanı Trump'ı ikna ederek planın iptal edilmesine sebep olduğuna dikkati çekti.- İran'a yönelik saldırı kararı İsrail için sürpriz olduHayman, kamuoyundaki İsrail'in Trump'ı İran'a saldırmaya ikna ettiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını da savundu.Trump'ın Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu hedef alan ABD müdahalesine ilişkin yaşadığı başarı hissiyatı nedeniyle bu yönde bir adım attığını ileri süren Heyman, şöyle devam etti:Venezuela'daki süreç, Trump'ın rejim karşıtı protestoculara hitaben 'yardım yolda' şeklinde bir sosyal medya paylaşımı yapmasına yol açtı. Bu durum İsrailliler için büyük bir sürpriz oldu. Trump 'yardım yolda' dediğinde ve İran'a saldırmaya karar verdiğinde İsrail hazırlıksız yakalandı. Bu olay ocak ayının başındaydı.İsrail'in o dönemde bir askeri saldırı planı olmadığını ileri süren Hayman, Trump bir anda ortaya çıkarak İsraillileri şaşırttı ve İran'ı vuracağını söyledi. Bu hamle durumu değiştirdi. Trump'ın bu çıkışının ardından İsrail'in planlaması ve ABD'nin motivasyonu birleşti; süreç 28 Şubat'taki askeri hareketliliğe kadar uzandı. değerlendirmesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>TSK'nın keskin gözleri hedefi 12'den vuruyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tsk-nin-keskin-gozleri-hedefi-12-den-vuruyor/855856/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tsk-nin-keskin-gozleri-hedefi-12-den-vuruyor/855856/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:18:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Antalya — Düşman unsurların korkulu rüyası haline gelen Türk Silahlı Kuvvetleri'nin özel görev nişancıları, 2 bin metreye kadar hedeflerini tutturuyor - Rüzgardan rakıma, sıcaklıktan nem oranına kadar atışlarını hassas bir şekilde ayarlayan özel görev nişancıları, Isparta Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi'ndeki zorlu arazi şartlarında yaklaşık 4 ay eğitim görüyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Antalya Haberleri — SÜLEYMAN ELÇİN - Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) operasyonlarında önemli bir rol üstlenen özel görev nişancıları, hedeflerini tam isabet vurarak yok ediyor.TSK'nın keskin gözleri özel görev nişancıları, Eğirdir Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkezi'ndeki yaklaşık 4 aylık zorlu eğitimin ardından bu ünvanı elde ediyor.Silahlı kuvvetlerin göz bebeği özel görev nişancıları, bu eğitimlerin ardından her türlü arazi ve doğa şartında 2 bin metreye kadar hedeflerini vurma kabiliyetine sahip oluyor.Kayalık, ormanlık, çöl gibi arazi şartlarına uygun kamuflajları ile ansızın ortaya çıkan özel görev nişancıları, düşman hedeflerin korkulu rüyası haline geliyor.Özel görev nişancıları yanlarındaki nişancı yardımcısıyla, fark edilmeden hedefe doğru ilerleyerek düşman unsurları yok ediyor.-⁠ Kamuflajlarıyla yakın mesafeden bile fark edilmiyorlarAtış yaparken rüzgardan rakıma, sıcaklıktan nem oranına kadar birçok unsuru göz önünde bulunduran özel görev nişancıları, hedefleri tam isabet vuruyor.Her gün planlı eğitimler yaparak olası operasyonlara hazırlanan özel görev nişancılarının Isparta Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi'ndeki zorlu arazi şartlarındaki çalışmaları Anadolu Ajansı ekibince görüntülendi.Özel görev nişancıları eğitimler sırasında kamuflajları ile arazide adeta kayboluyor. Nişancıların ağaçlık ve otluk alanlarda, karlık ve kayalık bölgelere uygun kamuflajları ile yakın mesafeden bile fark edilmemesi dikkati çekiyor.Bir anda gizlendikleri yerden çıkan özel görev nişancıları, hedef tespiti ve hedefe sızma gerçekleştiriyor. Nişancılar, düşmanın kendilerini fark etmelerine izin vermeden atışını yaptıktan sonra yine aynı yöntemle üslerine dönüyor.Hareketli platformdan atış, gazlı ve sisli alanlarda sızma ve atış eğitimleri de alan keskin nişancılar ayrıca Eğirdir Gölü'nde bot üzerinde atış yapıyor, hedeflerini 12'den vuruyor.Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi'ndeki Özel Görev Nişancı Kurulunda görev yapan öğretmen, özel görev nişancılarının her türlü arazi ve iklim şartlarında görev yapabilecek şekilde zorlu ve uzun bir eğitim süreci sonunda yetiştiğini kaydetti.Özel görev nişancılarını tanımlayan esas faktörlerin gizlilik ve isabet olduğunu belirten öğretmen, Nişancılara zorlu kurs sürecinde her türlü iklim ve hava şartında muharebe sahasında karşılaşabilecekleri farklı durumlara karşı çeşitli atış pozisyonlarında farklı kalibre silahlarla atışlar yaptırılarak atış melekeleri en üst düzeye çıkarılır. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Antalya Haberleri — SÜLEYMAN ELÇİN - Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) operasyonlarında önemli bir rol üstlenen özel görev nişancıları, hedeflerini tam isabet vurarak yok ediyor.TSK'nın keskin gözleri özel görev nişancıları, Eğirdir Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkezi'ndeki yaklaşık 4 aylık zorlu eğitimin ardından bu ünvanı elde ediyor.Silahlı kuvvetlerin göz bebeği özel görev nişancıları, bu eğitimlerin ardından her türlü arazi ve doğa şartında 2 bin metreye kadar hedeflerini vurma kabiliyetine sahip oluyor.Kayalık, ormanlık, çöl gibi arazi şartlarına uygun kamuflajları ile ansızın ortaya çıkan özel görev nişancıları, düşman hedeflerin korkulu rüyası haline geliyor.Özel görev nişancıları yanlarındaki nişancı yardımcısıyla, fark edilmeden hedefe doğru ilerleyerek düşman unsurları yok ediyor.-⁠ Kamuflajlarıyla yakın mesafeden bile fark edilmiyorlarAtış yaparken rüzgardan rakıma, sıcaklıktan nem oranına kadar birçok unsuru göz önünde bulunduran özel görev nişancıları, hedefleri tam isabet vuruyor.Her gün planlı eğitimler yaparak olası operasyonlara hazırlanan özel görev nişancılarının Isparta Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi'ndeki zorlu arazi şartlarındaki çalışmaları Anadolu Ajansı ekibince görüntülendi.Özel görev nişancıları eğitimler sırasında kamuflajları ile arazide adeta kayboluyor. Nişancıların ağaçlık ve otluk alanlarda, karlık ve kayalık bölgelere uygun kamuflajları ile yakın mesafeden bile fark edilmemesi dikkati çekiyor.Bir anda gizlendikleri yerden çıkan özel görev nişancıları, hedef tespiti ve hedefe sızma gerçekleştiriyor. Nişancılar, düşmanın kendilerini fark etmelerine izin vermeden atışını yaptıktan sonra yine aynı yöntemle üslerine dönüyor.Hareketli platformdan atış, gazlı ve sisli alanlarda sızma ve atış eğitimleri de alan keskin nişancılar ayrıca Eğirdir Gölü'nde bot üzerinde atış yapıyor, hedeflerini 12'den vuruyor.Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi'ndeki Özel Görev Nişancı Kurulunda görev yapan öğretmen, özel görev nişancılarının her türlü arazi ve iklim şartlarında görev yapabilecek şekilde zorlu ve uzun bir eğitim süreci sonunda yetiştiğini kaydetti.Özel görev nişancılarını tanımlayan esas faktörlerin gizlilik ve isabet olduğunu belirten öğretmen, Nişancılara zorlu kurs sürecinde her türlü iklim ve hava şartında muharebe sahasında karşılaşabilecekleri farklı durumlara karşı çeşitli atış pozisyonlarında farklı kalibre silahlarla atışlar yaptırılarak atış melekeleri en üst düzeye çıkarılır. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/tsk-nin-keskin-gozleri-hedefi-12-den-vuruyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANALİZ - Etiyopya’nın 7. genel seçimleri: Güçlü iktidar, zorlu gündem</title>
      <link>https://www.canligaste.com/analiz-etiyopya-nin-7-genel-secimleri-guclu-iktidar-zorlu-gundem/855855/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/analiz-etiyopya-nin-7-genel-secimleri-guclu-iktidar-zorlu-gundem/855855/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Seçimler, Etiyopya’nın güvenlik sorunlarının tamamen sona ermediğini göstermekle birlikte, hükümetin ulusal diyalog, kurumsal yeniden yapılanma ve siyasi bütünleşme hedeflerini sürdürdüğü bir geçiş döneminin parçası olarak değerlendirilebilir - 2026 seçimlerinin gerçek anlamdaki sonucu, sandıktan çıkan tablo kadar seçim sonrasında izlenecek siyasi yol haritasında şekillenecektir. Etiyopya’nın istikrarı veya kırılganlığı, Sudan’daki güç dengelerinden Somali’nin güvenliğine, Nil Havzası’ndaki stratejik rekabetten Kızıldeniz jeopolitiğine kadar geniş bir bölgeyi doğrudan etkileme kapasitesine sahiptir - Seçimlerin ardından ortaya çıkacak yeni siyasi dönemin başarısı, yalnızca Refah Partisinin parlamentodaki çoğunluğuyla değil, Etiyopya’nın iç uzlaşıyı güçlendirme, güvenlik sorunlarını azaltma ve bölgesel işbirliğini derinleştirme kapasitesiyle ölçülecektir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — ORSAM Kuzey ve Doğu Afrika Çalışmaları Koordinatörü Dr. Kaan Devecioğlu, Etiyopya’da gerçekleştirilen 7. genel seçimlerin ülke iç siyaseti ve bölgesel dengeler açısından ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.***Afrika Boynuzu’nun siyasi ve jeostratejik ağırlık merkezi konumundaki Etiyopya’da 1 Haziran 2026’da gerçekleştirilen 7. genel seçimler, yalnızca bir iktidar yarışından ibaret değildir. Yaklaşık 130 milyonluk nüfusu, bölgesel güvenlik mimarisindeki belirleyici rolü ve Kızıldeniz havzasından Doğu Afrika’ya uzanan geniş etki alanı nedeniyle Etiyopya’daki siyasi gelişmeler, hem bölgesel dengeleri hem de uluslararası aktörlerin stratejik hesaplarını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle seçimler, ülkenin savaş sonrası yeniden yapılanma kapasitesini, federal sistemin sürdürülebilirliğini ve demokratik meşruiyetini test eden kritik bir eşik olarak değerlendirilmelidir.Yaklaşık 50 milyondan fazla kayıtlı seçmenin bulunduğu seçimlerde Etiyopyalılar, federal parlamentodaki 547 sandalye ile bölgesel konsey üyelerini belirlemek üzere sandık başına gitti. 42 siyasi partinin ve 10 binden fazla adayın yarıştığı seçimler, niceliksel açıdan Etiyopya tarihinin en kapsamlı demokratik süreçlerinden biri olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte seçimlerin ortaya çıkardığı tablo, Etiyopya’nın son yıllarda karşı karşıya bulunduğu güvenlik sorunları, devlet inşa süreci ve siyasi temsil tartışmalarının devam ettiğini göstermektedir.- Refah Partisinin hakimiyeti sürüyorSeçimlerin en dikkat çekici yönlerinden biri, Başbakan Abiy Ahmed liderliğindeki Refah Partisinin yeniden güçlü bir zafer elde etmesinin beklenmesidir. 2021 seçimlerinde parlamentodaki 484 sandalyenin 410’unu kazanan Refah Partisi, mevcut seçimlerde de benzer bir üstünlüğe sahip görünmektedir.Bu durumun arkasında birkaç temel faktör bulunmaktadır. Öncelikle Refah Partisi, Etiyopya siyasetinde uzun yıllardır belirleyici olan etnik temelli siyasi mobilizasyonun ötesine geçen ulusal birlik söylemini öne çıkarmaktadır. Özellikle son yıllarda gerçekleştirilen altyapı yatırımları, tarımsal üretim artışı, enerji projeleri ve ekonomik reformlar hükümetin seçim kampanyasında önemli yer tutmuştur.Ayrıca muhalefetin oldukça parçalı bir yapıya sahip olması da iktidar partisinin avantajını artırmaktadır. Muhalefet partilerinin önemli bir bölümü belirli etnik veya bölgesel tabanlara dayanırken ulusal ölçekte örgütlenebilen güçlü bir alternatif henüz ortaya çıkabilmiş değildir. Etiyopya’da uygulanan dar bölge çoğunluk sistemi de bu tabloyu iktidar lehine güçlendirdiği söylenebilir. Nitekim oyların ülke genelinde dağınık şekilde muhalefete yönelmesi, parlamentodaki sandalye dağılımında Refah Partisine önemli bir avantaj sağlamaktadır.- Güvenlik sorunları ve ulusal diyalog arasında seçim süreciSeçim sürecinin karşı karşıya kaldığı en önemli zorluklardan biri, ülkenin bazı bölgelerinde devam eden güvenlik sorunları oldu. Tigray’da seçimlerin gerçekleştirilememesi, Oromia ve Amhara’nın belirli bölgelerinde oy verme işlemlerinin aksaması ve güvenlik gerekçesiyle 143 sandığın açılamaması, seçimlerin ülke genelinde eş zamanlı ve tam kapsamlı şekilde uygulanmasını zorlaştırdı.Özellikle yaklaşık 6 milyon nüfusa sahip Tigray’ın üst üste ikinci kez genel seçim sürecinin dışında kalması, Pretoria Anlaşması sonrasında başlatılan siyasi geçiş ve normalleşme sürecinin henüz tamamlanmadığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte Addis Ababa yönetimi, yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil, aynı zamanda Etiyopya Ulusal Diyalog Komisyonu (ENDF) aracılığıyla uzun yıllardır biriken siyasi ve toplumsal sorunlara kalıcı çözümler üretmeye yönelik kapsamlı bir uzlaşı zemini oluşturmaya çalışmaktadır. Hükümet, Tigray’daki geçiş sürecinin tamamlanması, Oromia’da devam eden çatışmaların sona erdirilmesi ve Amhara’daki istikrarsızlığın giderilmesi için güvenlik politikalarını siyasi diyalog mekanizmalarıyla desteklemeyi hedeflemektedir. Oromia’da, Oromo Kurtuluş Ordusu (OLA) ile süren çatışmalar ve Amhara’da Fano güçlerinin bazı bölgelerdeki varlığı, devletin karşı karşıya bulunduğu güvenlik yükünün boyutunu gösterirken, seçimlerin büyük bölümünün ülke genelinde gerçekleştirilebilmiş olması ise federal kurumların işlevselliğini koruduğuna işaret etmektedir. Bu çerçevede seçimler, Etiyopya’nın güvenlik sorunlarının tamamen sona ermediğini göstermekle birlikte, hükümetin ulusal diyalog, kurumsal yeniden yapılanma ve siyasi bütünleşme hedeflerini sürdürdüğü bir geçiş döneminin parçası olarak değerlendirilebilir.- Asıl sınav seçim sonrası dönemdeÖnümüzdeki dönemde Etiyopya’nın geleceğini belirleyecek temel unsur, federal hükümetin Tigray, Oromia ve Amhara başta olmak üzere çatışma ve gerilim alanlarında güvenlik odaklı yaklaşımı siyasi uzlaşı süreçleriyle destekleyip destekleyemeyeceği olacaktır. Eğer Addis Ababa yönetimi etnik, bölgesel ve siyasi farklılıkları sistem içerisinde temsil edebilen daha kapsayıcı bir yapı inşa edebilirse, Etiyopya yalnızca iç istikrarını pekiştirmekle kalmayacak, aynı zamanda Kızıldeniz havzasının da ana aktörlerinden biri olarak Afrika’nın yükselen güç merkezlerinden biri olma potansiyelini de güçlendirecektir.Bu nedenle 2026 seçimlerinin gerçek anlamdaki sonucu, sandıktan çıkan tablo kadar seçim sonrasında izlenecek siyasi yol haritasında şekillenecektir. Etiyopya’nın istikrarı veya kırılganlığı, Sudan’daki güç dengelerinden Somali’nin güvenliğine, Nil Havzası’ndaki stratejik rekabetten Kızıldeniz jeopolitiğine kadar geniş bir bölgeyi doğrudan etkileme kapasitesine sahiptir.Bu durum, son yıllarda Afrika Boynuzu’nda diplomatik ve ekonomik etkinliğini artıran Türkiye açısından da yakından takip edilmesi gereken bir sürece işaret etmektedir. Ankara’nın Somali-Etiyopya normalleşmesine yönelik kolaylaştırıcılık girişimleri, Afrika Boynuzu’nda bağlantısallık projelerine verdiği destek ve bölgesel istikrarı önceleyen yaklaşımı dikkate alındığında, Etiyopya’daki siyasi istikrarın korunması yalnızca Addis Ababa’nın değil, bölgesel düzenin geleceği açısından da önem taşımaktadır. Bu nedenle seçimlerin ardından ortaya çıkacak yeni siyasi dönemin başarısı, yalnızca Refah Partisinin parlamentodaki çoğunluğuyla değil, Etiyopya’nın iç uzlaşıyı güçlendirme, güvenlik sorunlarını azaltma ve bölgesel işbirliğini derinleştirme kapasitesiyle ölçülecektir. Kızıldeniz havzası ve Afrika Boynuzu’nun merkez ülkesi olan Etiyopya’nın önümüzdeki yıllarda vereceği siyasi sınav yalnızca kendi geleceğini değil, bölgenin güvenlik ve ekonomik entegrasyon perspektifini de şekillendirecektir.[Dr. Kaan Devecioğlu, ORSAM Kuzey ve Doğu Afrika Çalışmaları Koordinatörüdür.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — ORSAM Kuzey ve Doğu Afrika Çalışmaları Koordinatörü Dr. Kaan Devecioğlu, Etiyopya’da gerçekleştirilen 7. genel seçimlerin ülke iç siyaseti ve bölgesel dengeler açısından ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.***Afrika Boynuzu’nun siyasi ve jeostratejik ağırlık merkezi konumundaki Etiyopya’da 1 Haziran 2026’da gerçekleştirilen 7. genel seçimler, yalnızca bir iktidar yarışından ibaret değildir. Yaklaşık 130 milyonluk nüfusu, bölgesel güvenlik mimarisindeki belirleyici rolü ve Kızıldeniz havzasından Doğu Afrika’ya uzanan geniş etki alanı nedeniyle Etiyopya’daki siyasi gelişmeler, hem bölgesel dengeleri hem de uluslararası aktörlerin stratejik hesaplarını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle seçimler, ülkenin savaş sonrası yeniden yapılanma kapasitesini, federal sistemin sürdürülebilirliğini ve demokratik meşruiyetini test eden kritik bir eşik olarak değerlendirilmelidir.Yaklaşık 50 milyondan fazla kayıtlı seçmenin bulunduğu seçimlerde Etiyopyalılar, federal parlamentodaki 547 sandalye ile bölgesel konsey üyelerini belirlemek üzere sandık başına gitti. 42 siyasi partinin ve 10 binden fazla adayın yarıştığı seçimler, niceliksel açıdan Etiyopya tarihinin en kapsamlı demokratik süreçlerinden biri olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte seçimlerin ortaya çıkardığı tablo, Etiyopya’nın son yıllarda karşı karşıya bulunduğu güvenlik sorunları, devlet inşa süreci ve siyasi temsil tartışmalarının devam ettiğini göstermektedir.- Refah Partisinin hakimiyeti sürüyorSeçimlerin en dikkat çekici yönlerinden biri, Başbakan Abiy Ahmed liderliğindeki Refah Partisinin yeniden güçlü bir zafer elde etmesinin beklenmesidir. 2021 seçimlerinde parlamentodaki 484 sandalyenin 410’unu kazanan Refah Partisi, mevcut seçimlerde de benzer bir üstünlüğe sahip görünmektedir.Bu durumun arkasında birkaç temel faktör bulunmaktadır. Öncelikle Refah Partisi, Etiyopya siyasetinde uzun yıllardır belirleyici olan etnik temelli siyasi mobilizasyonun ötesine geçen ulusal birlik söylemini öne çıkarmaktadır. Özellikle son yıllarda gerçekleştirilen altyapı yatırımları, tarımsal üretim artışı, enerji projeleri ve ekonomik reformlar hükümetin seçim kampanyasında önemli yer tutmuştur.Ayrıca muhalefetin oldukça parçalı bir yapıya sahip olması da iktidar partisinin avantajını artırmaktadır. Muhalefet partilerinin önemli bir bölümü belirli etnik veya bölgesel tabanlara dayanırken ulusal ölçekte örgütlenebilen güçlü bir alternatif henüz ortaya çıkabilmiş değildir. Etiyopya’da uygulanan dar bölge çoğunluk sistemi de bu tabloyu iktidar lehine güçlendirdiği söylenebilir. Nitekim oyların ülke genelinde dağınık şekilde muhalefete yönelmesi, parlamentodaki sandalye dağılımında Refah Partisine önemli bir avantaj sağlamaktadır.- Güvenlik sorunları ve ulusal diyalog arasında seçim süreciSeçim sürecinin karşı karşıya kaldığı en önemli zorluklardan biri, ülkenin bazı bölgelerinde devam eden güvenlik sorunları oldu. Tigray’da seçimlerin gerçekleştirilememesi, Oromia ve Amhara’nın belirli bölgelerinde oy verme işlemlerinin aksaması ve güvenlik gerekçesiyle 143 sandığın açılamaması, seçimlerin ülke genelinde eş zamanlı ve tam kapsamlı şekilde uygulanmasını zorlaştırdı.Özellikle yaklaşık 6 milyon nüfusa sahip Tigray’ın üst üste ikinci kez genel seçim sürecinin dışında kalması, Pretoria Anlaşması sonrasında başlatılan siyasi geçiş ve normalleşme sürecinin henüz tamamlanmadığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte Addis Ababa yönetimi, yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil, aynı zamanda Etiyopya Ulusal Diyalog Komisyonu (ENDF) aracılığıyla uzun yıllardır biriken siyasi ve toplumsal sorunlara kalıcı çözümler üretmeye yönelik kapsamlı bir uzlaşı zemini oluşturmaya çalışmaktadır. Hükümet, Tigray’daki geçiş sürecinin tamamlanması, Oromia’da devam eden çatışmaların sona erdirilmesi ve Amhara’daki istikrarsızlığın giderilmesi için güvenlik politikalarını siyasi diyalog mekanizmalarıyla desteklemeyi hedeflemektedir. Oromia’da, Oromo Kurtuluş Ordusu (OLA) ile süren çatışmalar ve Amhara’da Fano güçlerinin bazı bölgelerdeki varlığı, devletin karşı karşıya bulunduğu güvenlik yükünün boyutunu gösterirken, seçimlerin büyük bölümünün ülke genelinde gerçekleştirilebilmiş olması ise federal kurumların işlevselliğini koruduğuna işaret etmektedir. Bu çerçevede seçimler, Etiyopya’nın güvenlik sorunlarının tamamen sona ermediğini göstermekle birlikte, hükümetin ulusal diyalog, kurumsal yeniden yapılanma ve siyasi bütünleşme hedeflerini sürdürdüğü bir geçiş döneminin parçası olarak değerlendirilebilir.- Asıl sınav seçim sonrası dönemdeÖnümüzdeki dönemde Etiyopya’nın geleceğini belirleyecek temel unsur, federal hükümetin Tigray, Oromia ve Amhara başta olmak üzere çatışma ve gerilim alanlarında güvenlik odaklı yaklaşımı siyasi uzlaşı süreçleriyle destekleyip destekleyemeyeceği olacaktır. Eğer Addis Ababa yönetimi etnik, bölgesel ve siyasi farklılıkları sistem içerisinde temsil edebilen daha kapsayıcı bir yapı inşa edebilirse, Etiyopya yalnızca iç istikrarını pekiştirmekle kalmayacak, aynı zamanda Kızıldeniz havzasının da ana aktörlerinden biri olarak Afrika’nın yükselen güç merkezlerinden biri olma potansiyelini de güçlendirecektir.Bu nedenle 2026 seçimlerinin gerçek anlamdaki sonucu, sandıktan çıkan tablo kadar seçim sonrasında izlenecek siyasi yol haritasında şekillenecektir. Etiyopya’nın istikrarı veya kırılganlığı, Sudan’daki güç dengelerinden Somali’nin güvenliğine, Nil Havzası’ndaki stratejik rekabetten Kızıldeniz jeopolitiğine kadar geniş bir bölgeyi doğrudan etkileme kapasitesine sahiptir.Bu durum, son yıllarda Afrika Boynuzu’nda diplomatik ve ekonomik etkinliğini artıran Türkiye açısından da yakından takip edilmesi gereken bir sürece işaret etmektedir. Ankara’nın Somali-Etiyopya normalleşmesine yönelik kolaylaştırıcılık girişimleri, Afrika Boynuzu’nda bağlantısallık projelerine verdiği destek ve bölgesel istikrarı önceleyen yaklaşımı dikkate alındığında, Etiyopya’daki siyasi istikrarın korunması yalnızca Addis Ababa’nın değil, bölgesel düzenin geleceği açısından da önem taşımaktadır. Bu nedenle seçimlerin ardından ortaya çıkacak yeni siyasi dönemin başarısı, yalnızca Refah Partisinin parlamentodaki çoğunluğuyla değil, Etiyopya’nın iç uzlaşıyı güçlendirme, güvenlik sorunlarını azaltma ve bölgesel işbirliğini derinleştirme kapasitesiyle ölçülecektir. Kızıldeniz havzası ve Afrika Boynuzu’nun merkez ülkesi olan Etiyopya’nın önümüzdeki yıllarda vereceği siyasi sınav yalnızca kendi geleceğini değil, bölgenin güvenlik ve ekonomik entegrasyon perspektifini de şekillendirecektir.[Dr. Kaan Devecioğlu, ORSAM Kuzey ve Doğu Afrika Çalışmaları Koordinatörüdür.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kahramanmaraş'ta uyuşturucu operasyonunda 3 zanlı tutuklandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kahramanmaras-ta-uyusturucu-operasyonunda-3-zanli-tutuklandi/855854/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kahramanmaras-ta-uyusturucu-operasyonunda-3-zanli-tutuklandi/855854/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kahramanmaraş — Kahramanmaraş'ta düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 4 şüpheliden 3'ü tutuklandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kahramanmaraş Haberleri — Kahramanmaraş'ta düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 4 şüpheliden 3'ü tutuklandı.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince uyuşturucu ticareti ve kullanımının önlenmesine yönelik çalışma başlatıldı.Bu kapsamda ekipler, teknik ve fiziki takibin ardından belirledikleri adreslere eş zamanlı operasyon düzenledi. Adreslerdeki aramada, 187 bin 134 sentetik ecza hapı ile 3 ruhsatsız tabanca, 2 tüfek, 8 şarjör, 24 fişek ve bir miktar kokain ele geçirildi, 4 şüpheli gözaltına alındı.Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlılardan 3'ü tutuklandı, 1'i adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kahramanmaraş Haberleri — Kahramanmaraş'ta düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 4 şüpheliden 3'ü tutuklandı.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince uyuşturucu ticareti ve kullanımının önlenmesine yönelik çalışma başlatıldı.Bu kapsamda ekipler, teknik ve fiziki takibin ardından belirledikleri adreslere eş zamanlı operasyon düzenledi. Adreslerdeki aramada, 187 bin 134 sentetik ecza hapı ile 3 ruhsatsız tabanca, 2 tüfek, 8 şarjör, 24 fişek ve bir miktar kokain ele geçirildi, 4 şüpheli gözaltına alındı.Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlılardan 3'ü tutuklandı, 1'i adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/kahramanmaras-ta-uyusturucu-operasyonunda-3-zanli-tutuklandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bakan Çiftçi, Erzurum'da Kaymakamlara Yönelik Hizmet İçi Eğitim Seminerinde konuştu: (1)</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bakan-ciftci-erzurum-da-kaymakamlara-yonelik-hizmet-ici-egitim-seminerinde-konustu-1/855853/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bakan-ciftci-erzurum-da-kaymakamlara-yonelik-hizmet-ici-egitim-seminerinde-konustu-1/855853/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Erzurum — 'Terörsüz Türkiye' vizyonu milletimizin huzurunu ve güvenliğini önceleyerek, büyük ve güçlü Türkiye ideali doğrultusunda atılan bir adım, kerim devlet aklının stratejik yaklaşımıdır. Atılan her adım binlerce yıllık devlet aklıyla atılmaktadır. Ancak altını çizerek ifade ediyoruz, 'Terörsüz Türkiye' hedefi güvenlikten taviz anlamına gelmez - Şehirlerimizde büyük bir sorun yumağı haline gelen bu meselede hamdolsun büyük bir yol alınmıştır. Kim ne derse desin, biz merhamet, huzur ve güvenlik arasında bir denge inşa ederek bu meseleyi ülkemizin gündeminden çıkaracağız inşallah]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Erzurum Haberleri — İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 'Terörsüz Türkiye' vizyonu milletimizin huzurunu ve güvenliğini önceleyerek, büyük ve güçlü Türkiye ideali doğrultusunda atılan bir adım, kerim devlet aklının stratejik yaklaşımıdır. Atılan her adım binlerce yıllık devlet aklıyla atılmaktadır. dedi.Çiftçi, Erzurum'da Hizmet İçi Eğitim Merkezi'nde düzenlenen Kaymakamlara Yönelik Hizmet İçi Eğitim Seminerinde yaptığı konuşmada, seminerin hayırlara vesile olmasını dileyerek, devleti temsil eden kaymakamlarla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ortaya konulan Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda bir araya geldiklerini söyledi. Mülki İdare Amirinin, büyük bir mesuliyet bilinciyle milletin duasını zırh bilerek, kamu düzeninin sağlanması sorumluluğunu ve millete hizmet etme şuurunu taşıyan kişi olduğunu dile getiren Çiftçi, Sizler (kaymakamlar) görev yaptığınız yerlerde devletimizin gören gözü, işiten kulağı, uzanan eli ve vicdanısınız. Bu aziz millet devletin kapısını adaletin, merhametin ve hizmetin kapısı bilir. Bu nedenle devlet vakarıyla hareket etmekle mükellefiz. Bu bilinçten hareketle, devletimizle milletimiz arasında gönül köprüsünü kuracak olanlar sizlersiniz. diye konuştu.Çiftçi, bu gönül köprüsünün yıllar yılı kurulmadığını, kurulan köprülere ise hayat hakkı tanınmadığını anlatarak, şöyle devam etti:Devletiyle arasına duvarlar örülen bu aziz millet, merhum Abdurrahim Karakoç'un dizelerinde ifade ettiği üzere 'Gitmişti makama arz-ı hal için 'Bey' dedi, yutkundu eğdi başını. Bir azar yedi ki oldu o biçim.. 'Şey' dedi, yutkundu, eğdi başını. Ve yıllar yılı hep başını eğdi ve yutkundu.. Fakat o günler milletin bağrından çıkan irade ile artık geride kalmıştır. Jakoben zihniyet ve vesayet prangaları kırılmıştır. Milletin değerleriyle artık devletimizin istikameti bir kılınmıştır. 'Türkiye Yüzyılı' hedefi de tam olarak bu anlayış üzerinde yükselmektedir.Terörsüz Türkiye hedefi başlığı üzerinde hassasiyetle duracaklarını belirten Çiftçi, terör ve terörizmin, etnik, ideolojik, siber ve organize suç yapılarıyla bağlantılı tüm biçimleriyle kamu düzeninin yanı sıra toplumsal birlikteliği, ekonomik istikrarı ve milletin huzurunu hedef alan en büyük tehditlerden biri olduğunu vurguladı. - 'Terörsüz Türkiye' hedefi güvenlikten taviz anlamına gelmezBakan Çiftçi, 40 yılı aşkın süredir mücadele edilen bölücü terör örgütü ve uzantılarının, ülkenin aydınlık geleceğine gölge olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:Ancak devletin yurt içinde ve yurt dışında yürüttüğü kararlı mücadele neticesinde terör örgütü bitme noktasına getirilmiştir. Muhterem Cumhurbaşkanımız Erdoğan liderliğinde başlatılan 'Terörsüz Türkiye' süreci, bu meselenin ülkemizin gündeminden tamamıyla çıkarılması bakımından tarihi bir nitelik taşımaktadır. 'Terörsüz Türkiye' vizyonu milletimizin huzurunu ve güvenliğini önceleyerek, büyük ve güçlü Türkiye ideali doğrultusunda atılan bir adım, kerim devlet aklının stratejik yaklaşımıdır. Atılan her adım binlerce yıllık devlet aklıyla atılmaktadır. Ancak altını çizerek ifade ediyoruz, 'Terörsüz Türkiye' hedefi güvenlikten taviz anlamına gelmez. Kamu düzeni ve güvenliğimize tehdit oluşturacak hiçbir duruma ve sınamaya izin veremeyiz. Bu noktadan hareketle mülki idare amirlerimiz bu politika doğrultusunda huzuru ve güvenliği daha da güçlü kılma adına her zamankinden daha fazla çalışmak ve gayret göstermek durumundadır.Toplantıdaki ikinci önemli başlığın radikalleşme ile mücadele olduğunu aktaran Çiftçi, Bir sürecin ve sebepler zincirinin nihai sonucu olan radikalleşme bir anda ortaya çıkan bir durum değildir. Aile içinde yaşanan sorunlarla başlayan ve dışlanma hissi, aidiyet arayışı, sosyal yalnızlık, ekonomik kırılganlık, dezenformasyon gibi unsurların etkisiyle aşamalı biçimde gelişen bu sorunun üzerinde hassasiyetle durmamız gerekmektedir.  ifadesini kullandı. Çiftçi, uyuşturucu ve organize suçlarla mücadelenin, yeni güvenlik paradigmalarının en önemli alanlarından biri olduğuna dikkati çekerek, uyuşturucu ticareti ve organize suç faaliyetlerinin, insanı, aileyi, toplumsal düzeni, kamu güvenliğini ve devlet otoritesini hedef alan çağın vebası olduğunu belirtti. - Yeni güvenlik anlayışımız, olay olduktan sonra müdahale eden değil, riski önceden görenYeni nesil organize suç örgütlerinin teknolojik imkanlardan faydalanan, uluslararası bağlantılar kuran, farklı suç alanlarında faaliyet gösterebilen hibrit yapılara dönüştüğünü ve uyuşturucu gelirleri, kara para aklama, silah kaçakçılığı, düzensiz göç, dijital suçlar ve terör finansmanı gibi alanları da besleyebildiğini kaydeden Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:Göz aydınlığı çocuklarımız ve gençlerimiz ise bu tehdidin en hassas hedef kitlesidir. Dijital platformlar, çevrim içi oyun ağları ve sosyal medya üzerinden oluşan manipülasyon alanları, suç örgütlerinin etki alanına girmeleri bakımından ciddi riskler doğurmaktadır. Bu nedenle mücadelemizi operasyonel boyutta sürdürürken, aynı zamanda önleyici güvenlik anlayışıyla hareket etmek durumundayız. Yeni güvenlik anlayışımız, olay olduktan sonra müdahale eden değil, riski önceden gören, suçu oluşmadan engelleyen, veriyi analiz eden ve sahadaki koordinasyonu güçlendiren bir yaklaşıma dayanmaktadır. Mülki idare amirlerimizden beklentimiz, yerel düzeyde risk alanlarını doğru analiz etmeleri, kurumlar arası koordinasyonu sağlamaları, aile, eğitim, sosyal hizmet ve güvenlik birimlerini aynı masa etrafında buluşturmalarıdır. Uyuşturucu sebebiyle kaybedecek tek insanımıza dahi tahammülümüz yoktur.- Bu meseleyi (sahipsiz sokak hayvanları) ülkemizin gündeminden çıkaracağızBakan Çiftçi, sahipsiz sokak hayvanları konusunun, kamu düzeni, halk sağlığı ve toplumsal huzur bakımından büyük bir önem arz ettiğini, sokaklardaki sahipsiz hayvanların kontrolsüz şekilde çoğalması meselesinin insan hayatı başta olmak üzere trafik kazaları, bulaşıcı hastalık, doğal dengeyi bozma, kamusal alanda huzursuzluk ve güvensizlik gibi birçok soruna kaynaklık teşkil ettiğini dile getirdi. Çiftçi, Şehirlerimizde büyük bir sorun yumağı haline gelen bu meselede hamdolsun büyük bir yol alınmıştır. Kim ne derse desin, biz merhamet, huzur ve güvenlik arasında bir denge inşa ederek bu meseleyi ülkemizin gündeminden çıkaracağız inşallah. Biz yaralı bir kuş için vakıf kurmuş merhamet medeniyetinin mensuplarıyız. Yaratılan her canlının bir vazifesi ve o vazife etrafında bir doğal dengenin olduğunun idrakinden hareketle Allah'ın dilsiz kullarından da mükellefiz, sorumluyuz. Bu sorumluluk bilincinden hareketle bakanlığımızca bu alanda önemli bir çalışma ve seferberlik başlatılmış; sahipsiz sokak hayvanlarının toplanmasından aşılama ve kısırlaştırılmasına, hayvan bakımevlerinin kapasitesinin artırılmasından yerel yönetimlerle koordinasyona kadar birçok çalışma yürütülmektedir. Ancak bu sorun tamamen ortadan kalkmış değildir. Bu alandaki çalışmaların devamlılık içinde yürütülmesi ve bundan sonraki süreçte de mülki idare amirlerimizin konuyu yakından takip etmesi, belediye ve ilgili kurumlarımızı harekete geçirmesi önem arz etmektedir. değerlendirmesinde bulundu.- Kadına yönelik şiddetMustafa Çiftçi, kadına yönelik şiddetle mücadelenin, devlet-vatandaş ilişkisinin sahadaki en önemli güven testlerinden biri olduğunu ifade etti. Kadına yönelik şiddetin, aile kurumuna, toplumsal huzura ve milletin geleceğine yönelen ciddi bir tehdit olduğunu vurgulayan Çiftçi, şunları paylaştı:Bizim inanç dünyamızda kadın Allah'ın emanetidir. Bizim medeniyet tasavvurumuzda kadın, ailenin, toplumun ve hayatın merkezindedir. Ve dahi kurucusudur. 6284 sayılı Kanun, kadınların korunması ve şiddetin önlenmesi bakımından hayati bir hukuki araçtır. Bu kanunun etkinliğini sahada tahkim etmek ve güçlü kılmak noktasında mülki idare amirlerimizin takibi ve yaklaşımı hayati bir kıymet taşıyor. Bildiğiniz üzere; Mülki amirlerimiz, ihbar veya şikayet üzerine koruyucu tedbirlere karar verebilmekte ve gerekli hallerde bu tedbirlerin süratle uygulanmasını sağlayabilmektedir. Bu yetkinin zamanında ve etkin kullanılması, birçok olumsuz olayın önlenmesi bakımından büyük ehemmiyet taşımaktadır. Kadına Destek Uygulaması (KADES) yalnızca teknolojik bir uygulama değildir, buraya gelen her ihbar, muhtemel bir şiddet olayının önlenmesi için devlete uzanan bir yardım çağrısıdır. (Sürecek)]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Erzurum Haberleri — İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 'Terörsüz Türkiye' vizyonu milletimizin huzurunu ve güvenliğini önceleyerek, büyük ve güçlü Türkiye ideali doğrultusunda atılan bir adım, kerim devlet aklının stratejik yaklaşımıdır. Atılan her adım binlerce yıllık devlet aklıyla atılmaktadır. dedi.Çiftçi, Erzurum'da Hizmet İçi Eğitim Merkezi'nde düzenlenen Kaymakamlara Yönelik Hizmet İçi Eğitim Seminerinde yaptığı konuşmada, seminerin hayırlara vesile olmasını dileyerek, devleti temsil eden kaymakamlarla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ortaya konulan Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda bir araya geldiklerini söyledi. Mülki İdare Amirinin, büyük bir mesuliyet bilinciyle milletin duasını zırh bilerek, kamu düzeninin sağlanması sorumluluğunu ve millete hizmet etme şuurunu taşıyan kişi olduğunu dile getiren Çiftçi, Sizler (kaymakamlar) görev yaptığınız yerlerde devletimizin gören gözü, işiten kulağı, uzanan eli ve vicdanısınız. Bu aziz millet devletin kapısını adaletin, merhametin ve hizmetin kapısı bilir. Bu nedenle devlet vakarıyla hareket etmekle mükellefiz. Bu bilinçten hareketle, devletimizle milletimiz arasında gönül köprüsünü kuracak olanlar sizlersiniz. diye konuştu.Çiftçi, bu gönül köprüsünün yıllar yılı kurulmadığını, kurulan köprülere ise hayat hakkı tanınmadığını anlatarak, şöyle devam etti:Devletiyle arasına duvarlar örülen bu aziz millet, merhum Abdurrahim Karakoç'un dizelerinde ifade ettiği üzere 'Gitmişti makama arz-ı hal için 'Bey' dedi, yutkundu eğdi başını. Bir azar yedi ki oldu o biçim.. 'Şey' dedi, yutkundu, eğdi başını. Ve yıllar yılı hep başını eğdi ve yutkundu.. Fakat o günler milletin bağrından çıkan irade ile artık geride kalmıştır. Jakoben zihniyet ve vesayet prangaları kırılmıştır. Milletin değerleriyle artık devletimizin istikameti bir kılınmıştır. 'Türkiye Yüzyılı' hedefi de tam olarak bu anlayış üzerinde yükselmektedir.Terörsüz Türkiye hedefi başlığı üzerinde hassasiyetle duracaklarını belirten Çiftçi, terör ve terörizmin, etnik, ideolojik, siber ve organize suç yapılarıyla bağlantılı tüm biçimleriyle kamu düzeninin yanı sıra toplumsal birlikteliği, ekonomik istikrarı ve milletin huzurunu hedef alan en büyük tehditlerden biri olduğunu vurguladı. - 'Terörsüz Türkiye' hedefi güvenlikten taviz anlamına gelmezBakan Çiftçi, 40 yılı aşkın süredir mücadele edilen bölücü terör örgütü ve uzantılarının, ülkenin aydınlık geleceğine gölge olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:Ancak devletin yurt içinde ve yurt dışında yürüttüğü kararlı mücadele neticesinde terör örgütü bitme noktasına getirilmiştir. Muhterem Cumhurbaşkanımız Erdoğan liderliğinde başlatılan 'Terörsüz Türkiye' süreci, bu meselenin ülkemizin gündeminden tamamıyla çıkarılması bakımından tarihi bir nitelik taşımaktadır. 'Terörsüz Türkiye' vizyonu milletimizin huzurunu ve güvenliğini önceleyerek, büyük ve güçlü Türkiye ideali doğrultusunda atılan bir adım, kerim devlet aklının stratejik yaklaşımıdır. Atılan her adım binlerce yıllık devlet aklıyla atılmaktadır. Ancak altını çizerek ifade ediyoruz, 'Terörsüz Türkiye' hedefi güvenlikten taviz anlamına gelmez. Kamu düzeni ve güvenliğimize tehdit oluşturacak hiçbir duruma ve sınamaya izin veremeyiz. Bu noktadan hareketle mülki idare amirlerimiz bu politika doğrultusunda huzuru ve güvenliği daha da güçlü kılma adına her zamankinden daha fazla çalışmak ve gayret göstermek durumundadır.Toplantıdaki ikinci önemli başlığın radikalleşme ile mücadele olduğunu aktaran Çiftçi, Bir sürecin ve sebepler zincirinin nihai sonucu olan radikalleşme bir anda ortaya çıkan bir durum değildir. Aile içinde yaşanan sorunlarla başlayan ve dışlanma hissi, aidiyet arayışı, sosyal yalnızlık, ekonomik kırılganlık, dezenformasyon gibi unsurların etkisiyle aşamalı biçimde gelişen bu sorunun üzerinde hassasiyetle durmamız gerekmektedir.  ifadesini kullandı. Çiftçi, uyuşturucu ve organize suçlarla mücadelenin, yeni güvenlik paradigmalarının en önemli alanlarından biri olduğuna dikkati çekerek, uyuşturucu ticareti ve organize suç faaliyetlerinin, insanı, aileyi, toplumsal düzeni, kamu güvenliğini ve devlet otoritesini hedef alan çağın vebası olduğunu belirtti. - Yeni güvenlik anlayışımız, olay olduktan sonra müdahale eden değil, riski önceden görenYeni nesil organize suç örgütlerinin teknolojik imkanlardan faydalanan, uluslararası bağlantılar kuran, farklı suç alanlarında faaliyet gösterebilen hibrit yapılara dönüştüğünü ve uyuşturucu gelirleri, kara para aklama, silah kaçakçılığı, düzensiz göç, dijital suçlar ve terör finansmanı gibi alanları da besleyebildiğini kaydeden Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:Göz aydınlığı çocuklarımız ve gençlerimiz ise bu tehdidin en hassas hedef kitlesidir. Dijital platformlar, çevrim içi oyun ağları ve sosyal medya üzerinden oluşan manipülasyon alanları, suç örgütlerinin etki alanına girmeleri bakımından ciddi riskler doğurmaktadır. Bu nedenle mücadelemizi operasyonel boyutta sürdürürken, aynı zamanda önleyici güvenlik anlayışıyla hareket etmek durumundayız. Yeni güvenlik anlayışımız, olay olduktan sonra müdahale eden değil, riski önceden gören, suçu oluşmadan engelleyen, veriyi analiz eden ve sahadaki koordinasyonu güçlendiren bir yaklaşıma dayanmaktadır. Mülki idare amirlerimizden beklentimiz, yerel düzeyde risk alanlarını doğru analiz etmeleri, kurumlar arası koordinasyonu sağlamaları, aile, eğitim, sosyal hizmet ve güvenlik birimlerini aynı masa etrafında buluşturmalarıdır. Uyuşturucu sebebiyle kaybedecek tek insanımıza dahi tahammülümüz yoktur.- Bu meseleyi (sahipsiz sokak hayvanları) ülkemizin gündeminden çıkaracağızBakan Çiftçi, sahipsiz sokak hayvanları konusunun, kamu düzeni, halk sağlığı ve toplumsal huzur bakımından büyük bir önem arz ettiğini, sokaklardaki sahipsiz hayvanların kontrolsüz şekilde çoğalması meselesinin insan hayatı başta olmak üzere trafik kazaları, bulaşıcı hastalık, doğal dengeyi bozma, kamusal alanda huzursuzluk ve güvensizlik gibi birçok soruna kaynaklık teşkil ettiğini dile getirdi. Çiftçi, Şehirlerimizde büyük bir sorun yumağı haline gelen bu meselede hamdolsun büyük bir yol alınmıştır. Kim ne derse desin, biz merhamet, huzur ve güvenlik arasında bir denge inşa ederek bu meseleyi ülkemizin gündeminden çıkaracağız inşallah. Biz yaralı bir kuş için vakıf kurmuş merhamet medeniyetinin mensuplarıyız. Yaratılan her canlının bir vazifesi ve o vazife etrafında bir doğal dengenin olduğunun idrakinden hareketle Allah'ın dilsiz kullarından da mükellefiz, sorumluyuz. Bu sorumluluk bilincinden hareketle bakanlığımızca bu alanda önemli bir çalışma ve seferberlik başlatılmış; sahipsiz sokak hayvanlarının toplanmasından aşılama ve kısırlaştırılmasına, hayvan bakımevlerinin kapasitesinin artırılmasından yerel yönetimlerle koordinasyona kadar birçok çalışma yürütülmektedir. Ancak bu sorun tamamen ortadan kalkmış değildir. Bu alandaki çalışmaların devamlılık içinde yürütülmesi ve bundan sonraki süreçte de mülki idare amirlerimizin konuyu yakından takip etmesi, belediye ve ilgili kurumlarımızı harekete geçirmesi önem arz etmektedir. değerlendirmesinde bulundu.- Kadına yönelik şiddetMustafa Çiftçi, kadına yönelik şiddetle mücadelenin, devlet-vatandaş ilişkisinin sahadaki en önemli güven testlerinden biri olduğunu ifade etti. Kadına yönelik şiddetin, aile kurumuna, toplumsal huzura ve milletin geleceğine yönelen ciddi bir tehdit olduğunu vurgulayan Çiftçi, şunları paylaştı:Bizim inanç dünyamızda kadın Allah'ın emanetidir. Bizim medeniyet tasavvurumuzda kadın, ailenin, toplumun ve hayatın merkezindedir. Ve dahi kurucusudur. 6284 sayılı Kanun, kadınların korunması ve şiddetin önlenmesi bakımından hayati bir hukuki araçtır. Bu kanunun etkinliğini sahada tahkim etmek ve güçlü kılmak noktasında mülki idare amirlerimizin takibi ve yaklaşımı hayati bir kıymet taşıyor. Bildiğiniz üzere; Mülki amirlerimiz, ihbar veya şikayet üzerine koruyucu tedbirlere karar verebilmekte ve gerekli hallerde bu tedbirlerin süratle uygulanmasını sağlayabilmektedir. Bu yetkinin zamanında ve etkin kullanılması, birçok olumsuz olayın önlenmesi bakımından büyük ehemmiyet taşımaktadır. Kadına Destek Uygulaması (KADES) yalnızca teknolojik bir uygulama değildir, buraya gelen her ihbar, muhtemel bir şiddet olayının önlenmesi için devlete uzanan bir yardım çağrısıdır. (Sürecek)]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/bakan-ciftci-erzurum-da-kaymakamlara-yonelik-hizmet-ici-egitim-seminerinde-konustu-1.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İsrail'in şebekelerini tahrip ettiği ve ablukayı sürdürdüğü Gazze'de su krizi büyüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/israil-in-sebekelerini-tahrip-ettigi-ve-ablukayi-surdurdugu-gazze-de-su-krizi-buyuyor/855852/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/israil-in-sebekelerini-tahrip-ettigi-ve-ablukayi-surdurdugu-gazze-de-su-krizi-buyuyor/855852/</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Gazze — Aksa Üniversitesi'nde su istasyonu ve jeneratörlerden sorumlu Ebu Muhammed el-Kafarna: Bu jeneratörler bozulacak olursa insanların hayatı cehenneme döner. Jeneratörlerin tamamen bozulmasını önlemek için şu anda sınırlı saatlerde çalıştırıyoruz. Eskiden günde 6 ila 8 saat çalıştırırdık ancak şimdi motor yağı bulunmadığı için dört saatten fazla çalıştıramıyoruz - Han Yunus Belediyesi Basın Sorumlusu Yunus Saib el-Lekkan: İsrail, 300 bin metreden fazla su şebekesini tamamen yok ettiği gibi 34 su kuyusunu da doğrudan hedef aldı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Gazze Haberleri — İsrail'in 2 yılı aşkın sürdürdüğü saldırılarla altyapıyı yok ettiği Gazze Şeridi'nde ablukanın da devam etmesi nedeniyle yerinden edilen binlerce Filistinlinin hayatını tehdit eden su krizi yaşanıyor.Gazze'de şebekeler ile kuyuların tahrip olmasıyla yaşanan su krizi, sağlam kalan kuyulardan su çekmede kullanılan jeneratörler için gerekli yakıt ve yedek parçanın bulunamaması nedeniyle her geçen gün daha da büyüyor.Gazze'nin güneyindeki Han Yunus kentinde yer alan Aksa Üniversitesi yerleşkesi içinde ve çevresinde yaşayan yaklaşık 30 bin yerinden edilmiş insan, hava sıcaklarının yükselmesi ve suya olan ihtiyacın artmasıyla birlikte suya ulaşabilmek için uzun mesafeler katetmek zorunda kalıyor.- Jeneratörler her an durabilirDaha önce bir ilim yuvasıyken barınma merkezine dönüşen Aksa Üniversitesi'nde su istasyonu ve jeneratörlerden sorumlu Ebu Muhammed el-Kafarna, su krizinin, bölgede yaşayan Filistinlilerin hayatında meydana getirdiği zorlukları anlattı.Jeneratörleri çalıştırmak için gerekli yakıt ile yedek parçayı bulmakta sıkıntı çektiklerini ifade eden Kafarna, jeneratör motorlarının yakıt eksikliği nedeniyle hararet yaptığını, motoru soğutmak için gerekli ekipman olmadığı için bunu manuel yöntemlerle yapmak zorunda kaldıklarını kaydetti.Buldukları bu çözümün geçici olduğunu aktaran Kafarna, Bu jeneratörler bozulacak olursa insanların hayatı cehenneme döner. Jeneratörlerin tamamen bozulmasını önlemek için şu anda sınırlı saatlerde çalıştırıyoruz. Eskiden günde 6 ila 8 saat çalıştırırdık ancak şimdi motor yağı bulunmadığı için dört saatten fazla çalıştıramıyoruz. dedi.- Su ve salgın hastalık kriziAksa Üniversitesi Barınma Konseyi Başkanı Fayiz Ebu Hacar ise yaşanan su krizinin yanı sıra halk sağlığını tehdit eden diğer krizlere dikkati çekti.Yerleşke içinde ve dışındaki çadırların büyük kısmının kanalizasyon suları altında kaldığına işaret eden Ebu Hacar, bunun özellikle çocuklar, kadınlar ve yaşlılar arasında salgın hastalıklar ve cilt hastalıklarının yayılmasına neden olduğunu söyledi.Ebu Hacar, barınma merkezindeki jeneratörlerin çalıştırılması ve kuyulardan su çekilmesi için yakıt ve onarım için gerekli yedek parçaların temin edilmesi çağrısı yaptı.- Nüfus dar bir alana hapsedildi, su kaynakları imha edildiHan Yunus Belediyesi Basın Sorumlusu Yunus Saib el-Lekkan ise İsrail, 300 bin metreden fazla su şebekesini tamamen yok ettiği gibi 34 su kuyusunu da doğrudan hedef aldı. diyerek, Gazze'deki su krizinin nedenlerine değindi.25 kilometrekareyi aşmayan bir alanda 900 binden fazla insan yaşıyor. diyen Lekkan, Han Yunus'un batısındaki nüfus yoğunluğunun sınırlı su kaynakları üzerindeki baskıyı da artırdığını dile getirdi.Yakıt ve yağ sıkıntısı nedeniyle, çalışır durumdaki su pompaları ve kuyularının da devre dışı kalabileceği ve bunun da bölgede insani bir kriz yaşanmasına neden olabileceği uyarısı yapan Lekkan, çadırların etrafında biriken atıkların da kemirgenler ile böceklerin yayılmasına, bunun da çevre krizinin yanı sıra cilt hastalıklarına yol açtığına dikkati çekti.- Su yok, hastalık çokÜniversite çevresinde bir çadırda yaşayan Muhammed el-Mısri de ailesinin içme ve kullanma suyu sıkıntısı yaşadığını söyledi.Mısri, suyun 4 günde bir geldiğini, çocuklarının su kıtlığı ve kirlilik nedeniyle cilt hastalıklarına yakalandığını dile getirdi.Çevrelerinde biriken atıklara işaret eden ve sivrisinekler, böcekler ve kemirgenlerle birlikte yaşadıklarını aktaran Mısri, su ve salgın hastalık sorununa çözüm bulunmasını istedi.Ummu Abdullah da su, çöp, sinek ve haşerattan çok çektiklerini anlattı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Gazze Haberleri — İsrail'in 2 yılı aşkın sürdürdüğü saldırılarla altyapıyı yok ettiği Gazze Şeridi'nde ablukanın da devam etmesi nedeniyle yerinden edilen binlerce Filistinlinin hayatını tehdit eden su krizi yaşanıyor.Gazze'de şebekeler ile kuyuların tahrip olmasıyla yaşanan su krizi, sağlam kalan kuyulardan su çekmede kullanılan jeneratörler için gerekli yakıt ve yedek parçanın bulunamaması nedeniyle her geçen gün daha da büyüyor.Gazze'nin güneyindeki Han Yunus kentinde yer alan Aksa Üniversitesi yerleşkesi içinde ve çevresinde yaşayan yaklaşık 30 bin yerinden edilmiş insan, hava sıcaklarının yükselmesi ve suya olan ihtiyacın artmasıyla birlikte suya ulaşabilmek için uzun mesafeler katetmek zorunda kalıyor.- Jeneratörler her an durabilirDaha önce bir ilim yuvasıyken barınma merkezine dönüşen Aksa Üniversitesi'nde su istasyonu ve jeneratörlerden sorumlu Ebu Muhammed el-Kafarna, su krizinin, bölgede yaşayan Filistinlilerin hayatında meydana getirdiği zorlukları anlattı.Jeneratörleri çalıştırmak için gerekli yakıt ile yedek parçayı bulmakta sıkıntı çektiklerini ifade eden Kafarna, jeneratör motorlarının yakıt eksikliği nedeniyle hararet yaptığını, motoru soğutmak için gerekli ekipman olmadığı için bunu manuel yöntemlerle yapmak zorunda kaldıklarını kaydetti.Buldukları bu çözümün geçici olduğunu aktaran Kafarna, Bu jeneratörler bozulacak olursa insanların hayatı cehenneme döner. Jeneratörlerin tamamen bozulmasını önlemek için şu anda sınırlı saatlerde çalıştırıyoruz. Eskiden günde 6 ila 8 saat çalıştırırdık ancak şimdi motor yağı bulunmadığı için dört saatten fazla çalıştıramıyoruz. dedi.- Su ve salgın hastalık kriziAksa Üniversitesi Barınma Konseyi Başkanı Fayiz Ebu Hacar ise yaşanan su krizinin yanı sıra halk sağlığını tehdit eden diğer krizlere dikkati çekti.Yerleşke içinde ve dışındaki çadırların büyük kısmının kanalizasyon suları altında kaldığına işaret eden Ebu Hacar, bunun özellikle çocuklar, kadınlar ve yaşlılar arasında salgın hastalıklar ve cilt hastalıklarının yayılmasına neden olduğunu söyledi.Ebu Hacar, barınma merkezindeki jeneratörlerin çalıştırılması ve kuyulardan su çekilmesi için yakıt ve onarım için gerekli yedek parçaların temin edilmesi çağrısı yaptı.- Nüfus dar bir alana hapsedildi, su kaynakları imha edildiHan Yunus Belediyesi Basın Sorumlusu Yunus Saib el-Lekkan ise İsrail, 300 bin metreden fazla su şebekesini tamamen yok ettiği gibi 34 su kuyusunu da doğrudan hedef aldı. diyerek, Gazze'deki su krizinin nedenlerine değindi.25 kilometrekareyi aşmayan bir alanda 900 binden fazla insan yaşıyor. diyen Lekkan, Han Yunus'un batısındaki nüfus yoğunluğunun sınırlı su kaynakları üzerindeki baskıyı da artırdığını dile getirdi.Yakıt ve yağ sıkıntısı nedeniyle, çalışır durumdaki su pompaları ve kuyularının da devre dışı kalabileceği ve bunun da bölgede insani bir kriz yaşanmasına neden olabileceği uyarısı yapan Lekkan, çadırların etrafında biriken atıkların da kemirgenler ile böceklerin yayılmasına, bunun da çevre krizinin yanı sıra cilt hastalıklarına yol açtığına dikkati çekti.- Su yok, hastalık çokÜniversite çevresinde bir çadırda yaşayan Muhammed el-Mısri de ailesinin içme ve kullanma suyu sıkıntısı yaşadığını söyledi.Mısri, suyun 4 günde bir geldiğini, çocuklarının su kıtlığı ve kirlilik nedeniyle cilt hastalıklarına yakalandığını dile getirdi.Çevrelerinde biriken atıklara işaret eden ve sivrisinekler, böcekler ve kemirgenlerle birlikte yaşadıklarını aktaran Mısri, su ve salgın hastalık sorununa çözüm bulunmasını istedi.Ummu Abdullah da su, çöp, sinek ve haşerattan çok çektiklerini anlattı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/06/israil-in-sebekelerini-tahrip-ettigi-ve-ablukayi-surdurdugu-gazze-de-su-krizi-buyuyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
