<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>TİKA, 2011'den bu yana Libya'da 137 projeyle binlerce kişinin hayatına dokundu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tika-2011-den-bu-yana-libya-da-137-projeyle-binlerce-kisinin-hayatina-dokundu/852493/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tika-2011-den-bu-yana-libya-da-137-projeyle-binlerce-kisinin-hayatina-dokundu/852493/</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:45:09 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Trablus — TİKA Trablus Koordinatör Vekili Dr. Ali Keşşüroğlu: - Libya'da insana dokunan kalıcı projeler üretiyoruz. Bugüne kadar Libya'da 137 proje ve faaliyet gerçekleştirdik. Doğrudan ve dolaylı bir şekilde yüz binlerce insanın; Libyalı kardeşimizin hayatına dokunduk ve onlara bir şekilde ulaştık - Sabrata'da hayata geçirdiğimiz Umut Odası projesi özellikle kemoterapi alan çocuklarımız için Libya'daki ilk ve tek kemoterapi merkezi, TİKA hayata geçirdi - Misrata Dostluk Fizik Tedavi Hastanesi çok büyük bir alanda inşa edilmiş, sıfırdan yapılmış ve içi donatılmış. En son teknolojik ekipmanlarla desteklenmiş ve bugün Libya'nın önemli fizik tedavi merkezlerinden biri]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Trablus Haberleri — MUHAMMED SEMİZ - Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Libya'da 2011'den bu yana eğitimden sağlığa, kültürel mirastan sosyal kalkınmaya kadar birçok alanda hayata geçirdiği 137 proje ve faaliyetle yüz binlerce Libyalının hayatına dokundu.TİKA, Libya'da faaliyete başladığı günden bu yana eğitim, sağlık, tarım ve hayvancılık, çevre, kültürel mirasın korunması ve sosyal kalkınma alanlarında onlarca projeyi uygulamaya koydu.TİKA Trablus Koordinatör Vekili Dr. Ali Keşşüroğlu, AA muhabirine, TİKA'nin Libya'da bugüne kadar gerçekleştirdiği projeleri anlattı.Libya'da TİKA'nın 2011'den bu yana faaliyet gösterdiğini belirten Keşşüroğlu, Libya'da insana dokunan kalıcı projeler üretiyoruz. TİKA olarak Libya’yı yalnızca faaliyet yürüttüğümüz bir ülke değil, tarihi ve insani bağlarımızın bulunduğu kardeş ve dost bir ülke olarak görüyoruz. dedi.Keşşüroğlu, TİKA'nın Trablus'ta 2024 yılında resmiyet kazanmasının ardından çalışmaların daha kurumsal, kapsamlı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuştuğunu ifade etti.Bugüne kadar Libya'da 137 proje ve faaliyet gerçekleştirdik. Bu çalışmalar sayesinde doğrudan ve dolaylı bir şekilde yüz binlerce insanın; Libyalı kardeşimizin hayatına dokunduk ve onlara bir şekilde ulaştık. Bizim için önemli olan Libya'da yalnızca bina yapmak veya ekipman sağlamak değil. İnsanların hayatına gerçek anlamda dokunabilmek ve dost ve kardeş ülke Libya halkının kalkınma sürecine katkı sağlayabilmek. diyen Keşşüroğlu, gerçek anlamda insanların hayatına dokunan ve Libya halkının kalkınma sürecine katkı sağlayan projeler ürettiklerini ifade etti.- Libya'nın ilk ve tek çocuk kemoterapi merkezini TİKA hayata geçirdiLibya'nın Sabrata kentinde hayata geçirdikleri Umut Odası projesinin ülkedeki ilk ve tek çocuk kemoterapi merkezi olduğunu söyleyen Keşşüroğlu, şunları kaydetti:Sabrata'da hayata geçirdiğimiz Umut Odası projesi özellikle kemoterapi alan çocuklarımız için Libya'daki ilk ve tek kemoterapi merkezi, TİKA hayata geçirdi. Geçtiğimiz senenin ağustos ayı sonuna doğru açılışını yaptık.Orada sadece bir kemoterapi merkezi değil, aynı zamanda çocuklarımızın sosyal aktivite yapabilecekleri ufak bir kütüphane şeklinde, hatta oyun alanı, televizyon PlayStation'a kadar oraya sağladık ve çocuklarımız oraya gelirken kemoterapinin biraz daha etkisinden çıksın diye öyle bir alanla birlikte yaptık. Ailelerimizin de orada bekleyebileceği bekleme salonunu güzel bir şekilde donattık.- Libya'nın 11 kentinde özel ihtiyaç sahibi çocuklar için 11 Montessori sınıfıLibya'nın farklı kentlerinde özel ihtiyaç sahibi çocuklar için Montessori sınıfları açtıklarını belirten Keşşüroğlu, şunları söyledi:Libya'nın farklı şehirlerinde yine aynı şekilde dezavantajlı çocuklara, özel ihtiyaç sahibi çocuklara yönelik 11 şehirde 11 okulda Montessori sınıfları açtık. Bu sınıfların temel amacı bu çocukları normal bir eğitime hazırlamaktır.Bu sınıflarda eğitim alan çocuklar özel ihtiyaç sahibi çocuklar normal eğitimi normal eğitime entegre olsun diye bu sınıfları inşa ettik. İnşallah modern ve kapsayıcı bir eğitimle hayatlarına normal hayat Hayatlarına devam edecekler.TİKA'nın diğer bir önemli projesi Trablus'un eski şehir bölgesinde restore ettikleri Libya Ulusal Çocuk Tiyatrosunun ülkedeki tarihi mirasın canlandırılması açısından çok önemli olduğunu dile getiren Keşşüroğlu, Bu tiyatro 1900'lü yılların başında inşa edilmiş. Osmanlı'nın son dönemine denk geliyor. Uzun yıllar atıl bir şekilde kalmıştı. TİKA olarak kültürel mirasa sahip çıkma ve koruma adına bu tarihi yapıyı yeniden ayaklandırdık. ifadelerini kullandı.Keşşüroğlu, Misrata'nın Tammina bölgesindeki Meslek Edindirme Merkezinde açtıkları Saray Mutfağı Atölyesinin ülkede kadın istihdamını teşvik ettiğini belirterek, şunları kaydetti:Bu mutfakta Libyalı kardeşlerimiz hem kendi aile ekonomilerine destek olabilecek aynı zamanda bir meslek sahibi olabilecek. Dolayısıyla proje aynı zamanda yerel üretimi destekleyen ve kadın istihdamını teşvik eden sürdürülebilir sosyal kalkınma modeli niteliği taşımasıyla dikkat çekiyor.- TİKA, Libya'nın en önemli fizik tedavi hastanesini sıfırdan inşa ettiTİKA'nın Libya'daki en büyük projelerinden birinin de Misrata Dostluk Fizik Tedavi Hastanesi olduğunu söyleyen Keşşüroğlu, Misrata Dostluk Fizik Tedavi Hastanesi çok büyük bir alanda inşa edilmiş, sıfırdan yapılmış ve içi donatılmış. En son teknolojik ekipmanlarla desteklenmiş ve bugün Libya'nın önemli fizik tedavi merkezlerinden biri. ifadelerini kullandı.Keşşüroğlu, Misrata Dostluk Fizik Tedavi Hastanesi'nin 2021'den bu yana sağlık alanında iki kardeş ülkenin nişanelerinden biri olarak Libyalılara hizmet sunduğunu aktardı.TİKA'nın Libya'da en çok ihtiyaç duyulan ara elemen ve teknisyen açığının kapatılmasına yönelik başlatılan Libya-Türkiye Meslek Edindirme Merkezi projesinin de kısa zamanda tamamlanacağını söyleyen Keşşüroğlu, projenin şu anda 3 atölye ile teknik eleman yetiştirdiğini kaydetti.Keşşürroğlu, Bu proje beş atölyeden oluşuyor. Birincisi otomotiv, ikincisi klima ve iklimlendirme, üçüncüsü yenilenebilir enerji, dördüncüsü şu an planlama ve yapım aşamasında. Bu sene içerisinde inşallah beş tane atölyeyi de bitirmiş olup, Libyalı kardeşlerimizin hizmetine sunacağız. ifadelerini kullandı.Libya-Türkiye Meslek Edindirme Merkezi projesinin ülkenin çok önemli bir açığının kapanmasına katkı sunduğunu aktaran Keşşüroğlu şunları söyledi:Bu merkezde Libya'nın ara eleman ihtiyacı karşılanacak. Gençlerimiz orada mesleğini öğrenecek. Libya Teknik ve Mesleki Eğitim Bakanlığıyla birlikte bu projeyi uygulamamızın ana sebeplerinden biri bu elemanların kolayca piyasada iş bulabilmesiydi. Aslında bu beş atölye ile Libya vatandaşlarının da özellikle bu alanlarda ara eleman veya teknik eleman bulmakta sıkıntı yaşadığı bu açığı kapatmaya çalışacağız. Bugün bir klima tamircisi veya bir otomotiv tamircisi gittiğinizde günlerce sıra bekleyebiliyorsunuz.TİKA'nın Libya'da gerçekleştirdiği tüm projelerin temel yaklaşımının yerel ihtiyaçlara duyarlı, sürdürülebilir projeler olduğuna dikkati çeken Keşşüroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:TİKA'nın Libya'da gerçekleştirdiği tüm projelerin temel yaklaşımı doğrudan topluma dokunabilen projeler üretmek. Türkiye ve Libya arasındaki dostluk ve kardeşlik ilişkilerini somut bir şekilde çalışmalarımızda daha da güçlendirmeye ve daha da ileri taşımaya devam edeceğiz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Trablus Haberleri — MUHAMMED SEMİZ - Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Libya'da 2011'den bu yana eğitimden sağlığa, kültürel mirastan sosyal kalkınmaya kadar birçok alanda hayata geçirdiği 137 proje ve faaliyetle yüz binlerce Libyalının hayatına dokundu.TİKA, Libya'da faaliyete başladığı günden bu yana eğitim, sağlık, tarım ve hayvancılık, çevre, kültürel mirasın korunması ve sosyal kalkınma alanlarında onlarca projeyi uygulamaya koydu.TİKA Trablus Koordinatör Vekili Dr. Ali Keşşüroğlu, AA muhabirine, TİKA'nin Libya'da bugüne kadar gerçekleştirdiği projeleri anlattı.Libya'da TİKA'nın 2011'den bu yana faaliyet gösterdiğini belirten Keşşüroğlu, Libya'da insana dokunan kalıcı projeler üretiyoruz. TİKA olarak Libya’yı yalnızca faaliyet yürüttüğümüz bir ülke değil, tarihi ve insani bağlarımızın bulunduğu kardeş ve dost bir ülke olarak görüyoruz. dedi.Keşşüroğlu, TİKA'nın Trablus'ta 2024 yılında resmiyet kazanmasının ardından çalışmaların daha kurumsal, kapsamlı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuştuğunu ifade etti.Bugüne kadar Libya'da 137 proje ve faaliyet gerçekleştirdik. Bu çalışmalar sayesinde doğrudan ve dolaylı bir şekilde yüz binlerce insanın; Libyalı kardeşimizin hayatına dokunduk ve onlara bir şekilde ulaştık. Bizim için önemli olan Libya'da yalnızca bina yapmak veya ekipman sağlamak değil. İnsanların hayatına gerçek anlamda dokunabilmek ve dost ve kardeş ülke Libya halkının kalkınma sürecine katkı sağlayabilmek. diyen Keşşüroğlu, gerçek anlamda insanların hayatına dokunan ve Libya halkının kalkınma sürecine katkı sağlayan projeler ürettiklerini ifade etti.- Libya'nın ilk ve tek çocuk kemoterapi merkezini TİKA hayata geçirdiLibya'nın Sabrata kentinde hayata geçirdikleri Umut Odası projesinin ülkedeki ilk ve tek çocuk kemoterapi merkezi olduğunu söyleyen Keşşüroğlu, şunları kaydetti:Sabrata'da hayata geçirdiğimiz Umut Odası projesi özellikle kemoterapi alan çocuklarımız için Libya'daki ilk ve tek kemoterapi merkezi, TİKA hayata geçirdi. Geçtiğimiz senenin ağustos ayı sonuna doğru açılışını yaptık.Orada sadece bir kemoterapi merkezi değil, aynı zamanda çocuklarımızın sosyal aktivite yapabilecekleri ufak bir kütüphane şeklinde, hatta oyun alanı, televizyon PlayStation'a kadar oraya sağladık ve çocuklarımız oraya gelirken kemoterapinin biraz daha etkisinden çıksın diye öyle bir alanla birlikte yaptık. Ailelerimizin de orada bekleyebileceği bekleme salonunu güzel bir şekilde donattık.- Libya'nın 11 kentinde özel ihtiyaç sahibi çocuklar için 11 Montessori sınıfıLibya'nın farklı kentlerinde özel ihtiyaç sahibi çocuklar için Montessori sınıfları açtıklarını belirten Keşşüroğlu, şunları söyledi:Libya'nın farklı şehirlerinde yine aynı şekilde dezavantajlı çocuklara, özel ihtiyaç sahibi çocuklara yönelik 11 şehirde 11 okulda Montessori sınıfları açtık. Bu sınıfların temel amacı bu çocukları normal bir eğitime hazırlamaktır.Bu sınıflarda eğitim alan çocuklar özel ihtiyaç sahibi çocuklar normal eğitimi normal eğitime entegre olsun diye bu sınıfları inşa ettik. İnşallah modern ve kapsayıcı bir eğitimle hayatlarına normal hayat Hayatlarına devam edecekler.TİKA'nın diğer bir önemli projesi Trablus'un eski şehir bölgesinde restore ettikleri Libya Ulusal Çocuk Tiyatrosunun ülkedeki tarihi mirasın canlandırılması açısından çok önemli olduğunu dile getiren Keşşüroğlu, Bu tiyatro 1900'lü yılların başında inşa edilmiş. Osmanlı'nın son dönemine denk geliyor. Uzun yıllar atıl bir şekilde kalmıştı. TİKA olarak kültürel mirasa sahip çıkma ve koruma adına bu tarihi yapıyı yeniden ayaklandırdık. ifadelerini kullandı.Keşşüroğlu, Misrata'nın Tammina bölgesindeki Meslek Edindirme Merkezinde açtıkları Saray Mutfağı Atölyesinin ülkede kadın istihdamını teşvik ettiğini belirterek, şunları kaydetti:Bu mutfakta Libyalı kardeşlerimiz hem kendi aile ekonomilerine destek olabilecek aynı zamanda bir meslek sahibi olabilecek. Dolayısıyla proje aynı zamanda yerel üretimi destekleyen ve kadın istihdamını teşvik eden sürdürülebilir sosyal kalkınma modeli niteliği taşımasıyla dikkat çekiyor.- TİKA, Libya'nın en önemli fizik tedavi hastanesini sıfırdan inşa ettiTİKA'nın Libya'daki en büyük projelerinden birinin de Misrata Dostluk Fizik Tedavi Hastanesi olduğunu söyleyen Keşşüroğlu, Misrata Dostluk Fizik Tedavi Hastanesi çok büyük bir alanda inşa edilmiş, sıfırdan yapılmış ve içi donatılmış. En son teknolojik ekipmanlarla desteklenmiş ve bugün Libya'nın önemli fizik tedavi merkezlerinden biri. ifadelerini kullandı.Keşşüroğlu, Misrata Dostluk Fizik Tedavi Hastanesi'nin 2021'den bu yana sağlık alanında iki kardeş ülkenin nişanelerinden biri olarak Libyalılara hizmet sunduğunu aktardı.TİKA'nın Libya'da en çok ihtiyaç duyulan ara elemen ve teknisyen açığının kapatılmasına yönelik başlatılan Libya-Türkiye Meslek Edindirme Merkezi projesinin de kısa zamanda tamamlanacağını söyleyen Keşşüroğlu, projenin şu anda 3 atölye ile teknik eleman yetiştirdiğini kaydetti.Keşşürroğlu, Bu proje beş atölyeden oluşuyor. Birincisi otomotiv, ikincisi klima ve iklimlendirme, üçüncüsü yenilenebilir enerji, dördüncüsü şu an planlama ve yapım aşamasında. Bu sene içerisinde inşallah beş tane atölyeyi de bitirmiş olup, Libyalı kardeşlerimizin hizmetine sunacağız. ifadelerini kullandı.Libya-Türkiye Meslek Edindirme Merkezi projesinin ülkenin çok önemli bir açığının kapanmasına katkı sunduğunu aktaran Keşşüroğlu şunları söyledi:Bu merkezde Libya'nın ara eleman ihtiyacı karşılanacak. Gençlerimiz orada mesleğini öğrenecek. Libya Teknik ve Mesleki Eğitim Bakanlığıyla birlikte bu projeyi uygulamamızın ana sebeplerinden biri bu elemanların kolayca piyasada iş bulabilmesiydi. Aslında bu beş atölye ile Libya vatandaşlarının da özellikle bu alanlarda ara eleman veya teknik eleman bulmakta sıkıntı yaşadığı bu açığı kapatmaya çalışacağız. Bugün bir klima tamircisi veya bir otomotiv tamircisi gittiğinizde günlerce sıra bekleyebiliyorsunuz.TİKA'nın Libya'da gerçekleştirdiği tüm projelerin temel yaklaşımının yerel ihtiyaçlara duyarlı, sürdürülebilir projeler olduğuna dikkati çeken Keşşüroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:TİKA'nın Libya'da gerçekleştirdiği tüm projelerin temel yaklaşımı doğrudan topluma dokunabilen projeler üretmek. Türkiye ve Libya arasındaki dostluk ve kardeşlik ilişkilerini somut bir şekilde çalışmalarımızda daha da güçlendirmeye ve daha da ileri taşımaya devam edeceğiz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kolon kanserinde erken tanı için düzenli tarama önerisi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kolon-kanserinde-erken-tani-icin-duzenli-tarama-onerisi/852491/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kolon-kanserinde-erken-tani-icin-duzenli-tarama-onerisi/852491/</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:42:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Mutluay Soyer: - Erken teşhis edilen hastalarda tedavi başarısı belirgin şekilde artıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Mutluay Soyer, erken evrede çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebilen kolon kanserinin erken tanıyla önlenebilen ve tedavi başarısı yüksek bir kanser türü olduğunu, bu nedenle düzenli taramaların hayati önem taşıdığını belirtti.Şirketten yapılan açıklamaya göre, kolorektal kanserler, dünyada en sık görülen kanser türleri arasında yer almaya devam ediyor.Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kolon ve rektum kanserleri erkeklerde en sık görülen üçüncü, kadınlarda ise ikinci kanser türü olarak öne çıkıyor.Açıklamada görüşlerine yer verilen Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Soyer, kolorektal kanserlerin yaklaşık yüzde 95'inin polip adı verilen oluşumlardan kaynaklandığını kaydetti.Soyer, bağırsak iç yüzeyinde gelişen et beni benzeri yapılar olan poliplerin özellikle adenomatöz türlerinin zaman içerisinde kansere dönüşme potansiyeline sahip olduğunu belirterek, Poliplerin büyük bölümü başlangıç döneminde herhangi bir şikayete yol açmadan gelişebiliyor. Bu nedenle düzenli tarama programları erken tanı açısından kritik önem taşıyor. ifadelerini kullandı.Bazı poliplerin yıllar içerisinde büyüyerek kansere dönüşebildiğini aktaran Soyer, Erken dönemde çıkarılan poliplerle bu riskin azaltılabildiği ifade ediliyor. Bu polipler kolonoskopi sırasında çıkarılmasıyla kanser gelişimini önlüyor. Yaş ilerledikçe polip görülme sıklığı artıyor. Bu nedenle düzenli taramalar ihmal edilmemelidir. değerlendirmelerini yaptı.Soyer, kolon kanseri taramasında dışkıda gizli kan testi, rektosigmoidoskopi ve kolonoskopi yöntemlerinin kullanıldığı bilgisini paylaşarak, kolonoskopinin tüm kalın bağırsağın ayrıntılı şekilde değerlendirilmesine olanak sağladığını ifade etti.İşlem sırasında şüpheli alanların değerlendirilebildiğini ve gerekli durumlarda biyopsi alınabildiğini aktaran Soyer, İşlem sırasında saptanan polipler aynı seansta çıkarılabiliyor. Bu durum kansere dönüşebilecek lezyonların erken dönemde ortadan kaldırılmasına katkı sağlar. Kontrol kolonoskopi zamanlamasının ise çıkarılan poliplerin sayısı, boyutu ve patolojik özelliklerine göre planlanır. değerlendirmelerinde bulundu.- Genetik ve çevresel etkenler önemliSoyer, normal risk grubundaki bireylerde 45 yaş sonrası kolon kanseri taraması önerildiğine işaret ederek, şunları kaydetti:Ailesinde kolon kanseri veya polip öyküsü bulunan kişilerde taramaya daha erken yaşlarda başlanması gerekiyor. Son yıllarda genç yaş grubunda kolon kanseri vakalarında artış görüldüğüne dikkat çekilirken, bu nedenle uluslararası kılavuzlarda tarama yaşının güncellendiği belirtiliyor. Özellikle risk grubunda bulunan bireylerin düzenli kontrollerini aksatmamasının erken tanı açısından büyük önem taşıdığı ifade ediliyor. Tarama programlarının yalnızca şikayeti bulunan bireyler için değil, sağlıklı kişiler için de koruyucu sağlık yaklaşımının önemli bir parçası olduğu vurgulanıyor. Özellikle aile öyküsü bulunan bireylerde taramalar, ailede tanı alan kişiden yaklaşık 10 yıl önce veya en geç 40 yaşında başlaması gerekiyor. Genetik geçişli bazı hastalıklarda ise çok daha erken yaşlarda takip gerekiyor.Kolon kanseri gelişiminde genetik faktörlerin yanı sıra çevresel etkenlerin de önemli rol oynadığını aktaran Soyer, sigara kullanımı, fazla kırmızı et tüketimi, obezite, diyabet, insülin direnci ve inflamatuvar bağırsak hastalıklarının risk faktörleri arasında yer aldığını ifade etti.Soyer, işlenmiş gıdaların yoğun tüketildiği beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzının kolon sağlığını olumsuz etkileyebildiğini, düzenli fiziksel aktivite yapılması, lifli gıdalarla beslenme ve sebze-meyve tüketiminin koruyucu etki gösterdiğini belirtti.Dışkılama alışkanlığında değişiklik, uzun süren kabızlık veya ishal, dışkıda kan görülmesi, karın ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı ve kansızlık gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Soyer, şunları kaydetti:Özellikle uzun süre devam eden sindirim sistemi şikayetlerinin ihmal edilmemesi gerektiği belirtiliyor. Uzmanlar, erken dönemde yapılan değerlendirmelerin hastalığın kontrol altına alınabilmesi açısından önemli avantaj sağlayabildiğini ifade ediyor. Düzenli sağlık kontrollerinin ve tarama programlarının kolon kanserine bağlı ölüm oranlarının azaltılmasında önemli rol oynadığı vurgulanıyor. Düzenli tarama programları sayesinde kolon kanseri erken dönemde saptanabiliyor. Erken teşhis edilen hastalarda tedavi başarısının belirgin şekilde artıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Mutluay Soyer, erken evrede çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebilen kolon kanserinin erken tanıyla önlenebilen ve tedavi başarısı yüksek bir kanser türü olduğunu, bu nedenle düzenli taramaların hayati önem taşıdığını belirtti.Şirketten yapılan açıklamaya göre, kolorektal kanserler, dünyada en sık görülen kanser türleri arasında yer almaya devam ediyor.Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kolon ve rektum kanserleri erkeklerde en sık görülen üçüncü, kadınlarda ise ikinci kanser türü olarak öne çıkıyor.Açıklamada görüşlerine yer verilen Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Soyer, kolorektal kanserlerin yaklaşık yüzde 95'inin polip adı verilen oluşumlardan kaynaklandığını kaydetti.Soyer, bağırsak iç yüzeyinde gelişen et beni benzeri yapılar olan poliplerin özellikle adenomatöz türlerinin zaman içerisinde kansere dönüşme potansiyeline sahip olduğunu belirterek, Poliplerin büyük bölümü başlangıç döneminde herhangi bir şikayete yol açmadan gelişebiliyor. Bu nedenle düzenli tarama programları erken tanı açısından kritik önem taşıyor. ifadelerini kullandı.Bazı poliplerin yıllar içerisinde büyüyerek kansere dönüşebildiğini aktaran Soyer, Erken dönemde çıkarılan poliplerle bu riskin azaltılabildiği ifade ediliyor. Bu polipler kolonoskopi sırasında çıkarılmasıyla kanser gelişimini önlüyor. Yaş ilerledikçe polip görülme sıklığı artıyor. Bu nedenle düzenli taramalar ihmal edilmemelidir. değerlendirmelerini yaptı.Soyer, kolon kanseri taramasında dışkıda gizli kan testi, rektosigmoidoskopi ve kolonoskopi yöntemlerinin kullanıldığı bilgisini paylaşarak, kolonoskopinin tüm kalın bağırsağın ayrıntılı şekilde değerlendirilmesine olanak sağladığını ifade etti.İşlem sırasında şüpheli alanların değerlendirilebildiğini ve gerekli durumlarda biyopsi alınabildiğini aktaran Soyer, İşlem sırasında saptanan polipler aynı seansta çıkarılabiliyor. Bu durum kansere dönüşebilecek lezyonların erken dönemde ortadan kaldırılmasına katkı sağlar. Kontrol kolonoskopi zamanlamasının ise çıkarılan poliplerin sayısı, boyutu ve patolojik özelliklerine göre planlanır. değerlendirmelerinde bulundu.- Genetik ve çevresel etkenler önemliSoyer, normal risk grubundaki bireylerde 45 yaş sonrası kolon kanseri taraması önerildiğine işaret ederek, şunları kaydetti:Ailesinde kolon kanseri veya polip öyküsü bulunan kişilerde taramaya daha erken yaşlarda başlanması gerekiyor. Son yıllarda genç yaş grubunda kolon kanseri vakalarında artış görüldüğüne dikkat çekilirken, bu nedenle uluslararası kılavuzlarda tarama yaşının güncellendiği belirtiliyor. Özellikle risk grubunda bulunan bireylerin düzenli kontrollerini aksatmamasının erken tanı açısından büyük önem taşıdığı ifade ediliyor. Tarama programlarının yalnızca şikayeti bulunan bireyler için değil, sağlıklı kişiler için de koruyucu sağlık yaklaşımının önemli bir parçası olduğu vurgulanıyor. Özellikle aile öyküsü bulunan bireylerde taramalar, ailede tanı alan kişiden yaklaşık 10 yıl önce veya en geç 40 yaşında başlaması gerekiyor. Genetik geçişli bazı hastalıklarda ise çok daha erken yaşlarda takip gerekiyor.Kolon kanseri gelişiminde genetik faktörlerin yanı sıra çevresel etkenlerin de önemli rol oynadığını aktaran Soyer, sigara kullanımı, fazla kırmızı et tüketimi, obezite, diyabet, insülin direnci ve inflamatuvar bağırsak hastalıklarının risk faktörleri arasında yer aldığını ifade etti.Soyer, işlenmiş gıdaların yoğun tüketildiği beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzının kolon sağlığını olumsuz etkileyebildiğini, düzenli fiziksel aktivite yapılması, lifli gıdalarla beslenme ve sebze-meyve tüketiminin koruyucu etki gösterdiğini belirtti.Dışkılama alışkanlığında değişiklik, uzun süren kabızlık veya ishal, dışkıda kan görülmesi, karın ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı ve kansızlık gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Soyer, şunları kaydetti:Özellikle uzun süre devam eden sindirim sistemi şikayetlerinin ihmal edilmemesi gerektiği belirtiliyor. Uzmanlar, erken dönemde yapılan değerlendirmelerin hastalığın kontrol altına alınabilmesi açısından önemli avantaj sağlayabildiğini ifade ediyor. Düzenli sağlık kontrollerinin ve tarama programlarının kolon kanserine bağlı ölüm oranlarının azaltılmasında önemli rol oynadığı vurgulanıyor. Düzenli tarama programları sayesinde kolon kanseri erken dönemde saptanabiliyor. Erken teşhis edilen hastalarda tedavi başarısının belirgin şekilde artıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İsrail ordusu Batı Şeria'da Filistinlilere ait tarım araçlarına ve traktörlere el koydu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/israil-ordusu-bati-seria-da-filistinlilere-ait-tarim-araclarina-ve-traktorlere-el-koydu/852490/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/israil-ordusu-bati-seria-da-filistinlilere-ait-tarim-araclarina-ve-traktorlere-el-koydu/852490/</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:39:09 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ramallah — İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Kuzey Ağvar bölgesinde Filistinli bedevilerin bulunduğu alana baskın düzenleyerek tarım araçlarına ve traktörlere el koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ramallah Haberleri — İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Kuzey Ağvar bölgesinde Filistinli bedevilerin bulunduğu alana baskın düzenleyerek tarım araçlarına ve traktörlere el koydu. Filistin yönetimine bağlı Kuzey Ağvar Yerleşim Birimleri Dosyası Sorumlusu Mutez Beşarat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun bölgedeki bedevi topluluklarına baskın düzenlediğini belirtti.Beşarat, İsrail askerlerinin askeri bölgede oldukları iddiasıyla Filistinlilere ait tarım araçları, su depoları ve traktörlere el koyduğunu söyledi.İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere ait pek çok arazinin askeri bölge olduğunu iddia ederek, buralarda yaşayan Filistinlilerin arazilerine el koyuyor, evleri yıkıyor, yolları kapatıyor ve sistematik ihlallerle Filistinlileri göçe zorluyor.Gazze Şeridi'ne kapsamlı saldırıların başlatıldığı Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin, Filistinlileri ve mülklerini hedef alan saldırılarında ciddi artış yaşanıyor.Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Ayrım (Utanç) Duvarı ve Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyinin raporuna göre, İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, sadece nisan ayında Filistin topraklarına ve mülklerine yönelik toplam 1637 saldırı gerçekleştirdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ramallah Haberleri — İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Kuzey Ağvar bölgesinde Filistinli bedevilerin bulunduğu alana baskın düzenleyerek tarım araçlarına ve traktörlere el koydu. Filistin yönetimine bağlı Kuzey Ağvar Yerleşim Birimleri Dosyası Sorumlusu Mutez Beşarat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun bölgedeki bedevi topluluklarına baskın düzenlediğini belirtti.Beşarat, İsrail askerlerinin askeri bölgede oldukları iddiasıyla Filistinlilere ait tarım araçları, su depoları ve traktörlere el koyduğunu söyledi.İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere ait pek çok arazinin askeri bölge olduğunu iddia ederek, buralarda yaşayan Filistinlilerin arazilerine el koyuyor, evleri yıkıyor, yolları kapatıyor ve sistematik ihlallerle Filistinlileri göçe zorluyor.Gazze Şeridi'ne kapsamlı saldırıların başlatıldığı Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin, Filistinlileri ve mülklerini hedef alan saldırılarında ciddi artış yaşanıyor.Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Ayrım (Utanç) Duvarı ve Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyinin raporuna göre, İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, sadece nisan ayında Filistin topraklarına ve mülklerine yönelik toplam 1637 saldırı gerçekleştirdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/israil-ordusu-bati-seria-da-filistinlilere-ait-tarim-araclarina-ve-traktorlere-el-koydu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Çocuklar Güvende ekipleri 9 bin 781 çocuğu sanat, spor ve sosyal faaliyetlere yönlendirdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/cocuklar-guvende-ekipleri-9-bin-781-cocugu-sanat-spor-ve-sosyal-faaliyetlere-yonlendirdi/852488/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/cocuklar-guvende-ekipleri-9-bin-781-cocugu-sanat-spor-ve-sosyal-faaliyetlere-yonlendirdi/852488/</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:33:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, çocukların sağlıklı gelişimlerini desteklemek amacıyla okullarla iletişime geçerek risk grubundaki çocukları belirleyen Çocuklar Güvende ekiplerinin, 9 bin 781 çocuğu sanat, spor ve sosyal faaliyetlere yönlendirdiğini bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, çocukların sağlıklı gelişimlerini desteklemek amacıyla okullarla iletişime geçerek risk grubundaki çocukları belirleyen Çocuklar Güvende ekiplerinin, 9 bin 781 çocuğu sanat, spor ve sosyal faaliyetlere yönlendirdiğini bildirdi.Göktaş, yaptığı yazılı açıklamada, ülke genelinde oluşturulan Çocuklar Güvende ekipleriyle farklı gruplardaki çocukları korumaya yönelik tespit ve müdahale çalışmalarının yürütüldüğünü, ihtiyaç duyulan çocukların bulundukları yerde izlenmesine ilişkin faaliyetler gerçekleştirildiğini belirtti.Bu kapsamda, alan taramaları, çocuklarla mesleki çalışmalar, hane ve eğitim kurumlarına yönelik ziyaretler ile ailelere rehberlik faaliyetleri yürütüldüğünü kaydeden Göktaş, ekiplerin tespit, koruma ve önlemeye yönelik izleme ve sosyal hizmet müdahale çalışmaları yaptığını aktardı.Göktaş, farklı risk gruplarından 342 bin 547 çocuğa ulaşıldığını ve çok sayıda aile ziyareti gerçekleştirildiğini bildirdi.- Çocuklar, aile ve okul ortamında izleniyorÇocuklar Güvende ekiplerinin en önemli ayağını okullarda yürütülen çalışmaların oluşturduğuna işaret eden Göktaş, şu ifadeleri kullandı:İllerde en az 2 sosyal çalışma görevlisinin bulunduğu Çocuklar Güvende ekipleri, Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle okullarla eşleştiriliyor. Okullarda rehberlik servisi, okul yönetimi ve öğretmenlerle görüşmeler yapan mobil ekipler, devamsızlığı olan ve desteğe ihtiyaç duyan çocukların gereksinimlerini belirlemek için çocuklar ve aileleriyle de görüşüyor.Ailelerle yapılan görüşmelerin ardından çocuk ve ailenin ihtiyaçlarının tespit edildiğini belirten Göktaş, tedbirlerle desteklenen çocukların aile ve okul ortamında izlenmeye devam edildiğini kaydetti.- Çocuklar sanata ve spora yönlendiriliyorEkiplerin en az 10 okulla eşleştirildiğini ve çalışmalarını tamamladıktan sonra yeni okullarda görevlerini sürdürdüğünü vurgulayan Göktaş, Çocukların sağlıklı gelişimlerini desteklemek amacıyla okullarla iletişime geçerek risk grubundaki çocukları belirleyen Çocuklar Güvende ekipleri, 9 bin 781 çocuğu sanat, spor ve sosyal faaliyetlere yönlendirdi. Buna ek olarak 8 bin 574 çocuk, Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) hizmeti kapsamına alındı. bilgisini verdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, çocukların sağlıklı gelişimlerini desteklemek amacıyla okullarla iletişime geçerek risk grubundaki çocukları belirleyen Çocuklar Güvende ekiplerinin, 9 bin 781 çocuğu sanat, spor ve sosyal faaliyetlere yönlendirdiğini bildirdi.Göktaş, yaptığı yazılı açıklamada, ülke genelinde oluşturulan Çocuklar Güvende ekipleriyle farklı gruplardaki çocukları korumaya yönelik tespit ve müdahale çalışmalarının yürütüldüğünü, ihtiyaç duyulan çocukların bulundukları yerde izlenmesine ilişkin faaliyetler gerçekleştirildiğini belirtti.Bu kapsamda, alan taramaları, çocuklarla mesleki çalışmalar, hane ve eğitim kurumlarına yönelik ziyaretler ile ailelere rehberlik faaliyetleri yürütüldüğünü kaydeden Göktaş, ekiplerin tespit, koruma ve önlemeye yönelik izleme ve sosyal hizmet müdahale çalışmaları yaptığını aktardı.Göktaş, farklı risk gruplarından 342 bin 547 çocuğa ulaşıldığını ve çok sayıda aile ziyareti gerçekleştirildiğini bildirdi.- Çocuklar, aile ve okul ortamında izleniyorÇocuklar Güvende ekiplerinin en önemli ayağını okullarda yürütülen çalışmaların oluşturduğuna işaret eden Göktaş, şu ifadeleri kullandı:İllerde en az 2 sosyal çalışma görevlisinin bulunduğu Çocuklar Güvende ekipleri, Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle okullarla eşleştiriliyor. Okullarda rehberlik servisi, okul yönetimi ve öğretmenlerle görüşmeler yapan mobil ekipler, devamsızlığı olan ve desteğe ihtiyaç duyan çocukların gereksinimlerini belirlemek için çocuklar ve aileleriyle de görüşüyor.Ailelerle yapılan görüşmelerin ardından çocuk ve ailenin ihtiyaçlarının tespit edildiğini belirten Göktaş, tedbirlerle desteklenen çocukların aile ve okul ortamında izlenmeye devam edildiğini kaydetti.- Çocuklar sanata ve spora yönlendiriliyorEkiplerin en az 10 okulla eşleştirildiğini ve çalışmalarını tamamladıktan sonra yeni okullarda görevlerini sürdürdüğünü vurgulayan Göktaş, Çocukların sağlıklı gelişimlerini desteklemek amacıyla okullarla iletişime geçerek risk grubundaki çocukları belirleyen Çocuklar Güvende ekipleri, 9 bin 781 çocuğu sanat, spor ve sosyal faaliyetlere yönlendirdi. Buna ek olarak 8 bin 574 çocuk, Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) hizmeti kapsamına alındı. bilgisini verdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/cocuklar-guvende-ekipleri-9-bin-781-cocugu-sanat-spor-ve-sosyal-faaliyetlere-yonlendirdi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İsrail ordusu ateşkese rağmen Gazze'de sivillerin evlerini bombaladı, balıkçılara ateş açtı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/israil-ordusu-ateskese-ragmen-gazze-de-sivillerin-evlerini-bombaladi-balikcilara-ates-acti/852487/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/israil-ordusu-ateskese-ragmen-gazze-de-sivillerin-evlerini-bombaladi-balikcilara-ates-acti/852487/</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:30:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Saldırılarda biri ağır 2 Filistinli yaralandı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — İsrail ordusu ateşkese rağmen Gazze Şeridi'nde sivillerin evini bombaladı, balıkçı teknelerine ateş açtı. Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, İsrail savaş uçakları, Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Megazi Mülteci Kampı'nda El-Beşiti ailesine ait evi vurdu. Saldırıda biri ağır 2 Filistinli yaralandı.Gazze kenti açıklarında avlanan Filistinli balıkçı teknelerine ise İsrail ordusuna ait deniz araçlarından ateş açıldı. İsrail topçuları da Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un doğu bölgeleri ile Gazze kentinin doğu mahallelerini, Beyt Lahiya'nın da doğu ve kuzey bölgelerini vurdu.Öte yandan İsrail ordusunun 2 gün önce Han Yunus'a düzenlediği saldırıda ağır yaralanan Ahmed Semir Ferhat'ın bugün yaşamını yitirdiği aktarıldı.İsrail ordusu 10 Ekim 2025'ten bu yana yürürlükte olan ateşkes anlaşmasına rağmen Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını sürdürüyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — İsrail ordusu ateşkese rağmen Gazze Şeridi'nde sivillerin evini bombaladı, balıkçı teknelerine ateş açtı. Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, İsrail savaş uçakları, Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Megazi Mülteci Kampı'nda El-Beşiti ailesine ait evi vurdu. Saldırıda biri ağır 2 Filistinli yaralandı.Gazze kenti açıklarında avlanan Filistinli balıkçı teknelerine ise İsrail ordusuna ait deniz araçlarından ateş açıldı. İsrail topçuları da Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un doğu bölgeleri ile Gazze kentinin doğu mahallelerini, Beyt Lahiya'nın da doğu ve kuzey bölgelerini vurdu.Öte yandan İsrail ordusunun 2 gün önce Han Yunus'a düzenlediği saldırıda ağır yaralanan Ahmed Semir Ferhat'ın bugün yaşamını yitirdiği aktarıldı.İsrail ordusu 10 Ekim 2025'ten bu yana yürürlükte olan ateşkes anlaşmasına rağmen Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını sürdürüyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/israil-ordusu-ateskese-ragmen-gazze-de-sivillerin-evlerini-bombaladi-balikcilara-ates-acti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Güney Afrika: Türkiye'nin, İsrail'e karşı UAD'deki soykırım davasına desteği çok net</title>
      <link>https://www.canligaste.com/guney-afrika-turkiye-nin-israil-e-karsi-uad-deki-soykirim-davasina-destegi-cok-net/852486/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/guney-afrika-turkiye-nin-israil-e-karsi-uad-deki-soykirim-davasina-destegi-cok-net/852486/</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:27:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Cape Town — Güney Afrika Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanı Ronald Lamola: - Türkiye ile yakın çalışmayı sürdürüyoruz. Türkiye, davaya desteğini çok net biçimde ortaya koydu - Davanın mahkeme süreçleri içerisinde kendi dinamiğini kazanmasını bekliyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Cape Town Haberleri — MURAT ÖZGÜR GÜVENDİK - Güney Afrika Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanı Ronald Lamola, Türkiye'nin, İsrail'e karşı Uluslararası Adalet Divanında (UAD) açılan soykırım davasına desteğinin çok net olduğunu belirtti.Lamola, Kruger Ulusal Parkı'nda düzenlenen Güney Afrika Kalkınma Topluluğu (SADC) Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda, AA muhabirine, İsrail'e karşı açılan soykırım davasının gidişatına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Güney Afrika'nın, uluslararası hukukun aşınmasını engellemeyi amaçlayan ve Lahey Grubu olarak adlandırılan yapının başkanlığını yürüttüğünü belirterek, Türkiye dahil birçok ülke, davada Güney Afrika'ya katılmış durumda. dedi.Lamola, dava konusunda Türkiye ile koordineli şekilde hareket ettiklerine değinerek, Türkiye ile yakın çalışmayı sürdürüyoruz. Türkiye, davaya desteğini çok net biçimde ortaya koydu. ifadelerini kullandı.Güney Afrika'nın, İsrail'in mart ayında Mahkemeye sunduğu cevap dilekçesini incelemeyi sürdürdüğünü aktaran Lamola, Dolayısıyla davanın mahkeme süreçleri içerisinde kendi dinamiğini kazanmasını bekliyoruz ve biz de süreci takip etmeyi sürdüreceğiz. diye konuştu.- Güney Afrika'nın İsrail'e karşı UAD'de açtığı soykırım davasıGüney Afrika Cumhuriyeti, 29 Aralık 2023'te, 1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ni ihlal ettiği gerekçesiyle İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanında (UAD) dava açmıştı.Güney Afrika, Gazze'deki insani durumun aciliyet teşkil etmesi nedeniyle UAD'den ihtiyati tedbirlere hükmetmesini talep etmişti.Divan, 26 Ocak, 28 Mart ve 24 Mayıs 2024 tarihlerinde üç ayrı tedbir kararı almıştı.Bu kararlarda İsrail'in, Soykırım Sözleşmesi'nin 2. maddesinde tanımlanan fiillerin işlenmemesi için gerekli tüm önlemleri alması, İsrail ordusunun soykırım fiillerini engelleyecek tedbirleri ivedilikle uygulaması, özellikle Refah'taki soykırım tehlikesi yaratabilecek askeri operasyonları sonlandırması ve aldığı tedbirleri düzenli olarak Divan'a raporlaması istenmişti.İsrail, iki kez süre uzatımı talep ettikten sonra 12 Mart'ta yanıt dilekçesini divana sunmuştu.Türkiye, İspanya, Hollanda, İrlanda, Kolombiya, Meksika, Şili, Bolivya, Küba, Belize, Brezilya, Komorlar ve Namibya ile davaya müdahil olan ülkeler arasında yer alıyor.Davanın yazılı aşaması sürerken, nihai kararın birkaç yıl içerisinde çıkması bekleniyor.Öte yandan UAD'nin kararları bağlayıcı olsa da doğrudan yaptırım mekanizması bulunmuyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Cape Town Haberleri — MURAT ÖZGÜR GÜVENDİK - Güney Afrika Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanı Ronald Lamola, Türkiye'nin, İsrail'e karşı Uluslararası Adalet Divanında (UAD) açılan soykırım davasına desteğinin çok net olduğunu belirtti.Lamola, Kruger Ulusal Parkı'nda düzenlenen Güney Afrika Kalkınma Topluluğu (SADC) Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda, AA muhabirine, İsrail'e karşı açılan soykırım davasının gidişatına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Güney Afrika'nın, uluslararası hukukun aşınmasını engellemeyi amaçlayan ve Lahey Grubu olarak adlandırılan yapının başkanlığını yürüttüğünü belirterek, Türkiye dahil birçok ülke, davada Güney Afrika'ya katılmış durumda. dedi.Lamola, dava konusunda Türkiye ile koordineli şekilde hareket ettiklerine değinerek, Türkiye ile yakın çalışmayı sürdürüyoruz. Türkiye, davaya desteğini çok net biçimde ortaya koydu. ifadelerini kullandı.Güney Afrika'nın, İsrail'in mart ayında Mahkemeye sunduğu cevap dilekçesini incelemeyi sürdürdüğünü aktaran Lamola, Dolayısıyla davanın mahkeme süreçleri içerisinde kendi dinamiğini kazanmasını bekliyoruz ve biz de süreci takip etmeyi sürdüreceğiz. diye konuştu.- Güney Afrika'nın İsrail'e karşı UAD'de açtığı soykırım davasıGüney Afrika Cumhuriyeti, 29 Aralık 2023'te, 1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ni ihlal ettiği gerekçesiyle İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanında (UAD) dava açmıştı.Güney Afrika, Gazze'deki insani durumun aciliyet teşkil etmesi nedeniyle UAD'den ihtiyati tedbirlere hükmetmesini talep etmişti.Divan, 26 Ocak, 28 Mart ve 24 Mayıs 2024 tarihlerinde üç ayrı tedbir kararı almıştı.Bu kararlarda İsrail'in, Soykırım Sözleşmesi'nin 2. maddesinde tanımlanan fiillerin işlenmemesi için gerekli tüm önlemleri alması, İsrail ordusunun soykırım fiillerini engelleyecek tedbirleri ivedilikle uygulaması, özellikle Refah'taki soykırım tehlikesi yaratabilecek askeri operasyonları sonlandırması ve aldığı tedbirleri düzenli olarak Divan'a raporlaması istenmişti.İsrail, iki kez süre uzatımı talep ettikten sonra 12 Mart'ta yanıt dilekçesini divana sunmuştu.Türkiye, İspanya, Hollanda, İrlanda, Kolombiya, Meksika, Şili, Bolivya, Küba, Belize, Brezilya, Komorlar ve Namibya ile davaya müdahil olan ülkeler arasında yer alıyor.Davanın yazılı aşaması sürerken, nihai kararın birkaç yıl içerisinde çıkması bekleniyor.Öte yandan UAD'nin kararları bağlayıcı olsa da doğrudan yaptırım mekanizması bulunmuyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Profesyonel futbol liglerinde düşenler ve çıkanlar belli oldu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/profesyonel-futbol-liglerinde-dusenler-ve-cikanlar-belli-oldu/852485/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/profesyonel-futbol-liglerinde-dusenler-ve-cikanlar-belli-oldu/852485/</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:27:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İzmir — Liglerde 13 takım yükselme, 27 ekip küme düşme üzüntüsü yaşadı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İzmir Haberleri — ALİ KORKMAZ - Trendyol 1. Lig play-off finaliyle tamamlanan profesyonel futbol liglerinde 2025-26 sezonunda 13 takım üst lige çıkarken 27 ekip küme düştü.Gelecek sezon 128 takımın mücadele edeceği profesyonel liglerde Süper Lig'de 18, 1. Lig'de 20, 2. Lig'de iki grupta 36 ve 3. Lig'de bölgesel olarak ayarlanacak üç grupta 54 takım yer alacak.Süper Lig'den 3, Trendyol 1. Lig'den 4, Nesine 2. Lig'den 6 ve Nesine 3. Lig'den 12 ekip düşecek.1. Lig'de 1'i play-off'tan 3, 2. Lig'de 2'si play-off'tan 4, ve 3. Lig'den de 3'ü play-off'tan 6 takım bir üst lige yükselecek.Bölgesel Amatör Lig'den 3. Lig'e yükselecek 5 ekipten 4'ü belli oldu. TFF Yönetim Kurulu, Bölgesel Amatör Lig 1. Grup'ta 3 Mayıs Pazar günü oynanan Kurtalanspor-Şırnak Petrolspor müsabakasının ardından kulüpleri tedbirli olarak TFF Etik Kurulu'na sevk ettiği için 1. Grup'ta play-off müsabakaları kurul kararına kadar durduruldu.- 21 ilden temsilci yokProfesyonel liglerde 13 ekip bir üst lige yükselme başarısı elde ederken, 27 takım ise bir alt lige düştü.Bölgesel Amatör Lig'den profesyonel lige çıkacak son takım hariç liglerde Afyonkarahisar, Adıyaman, Ardahan, Artvin, Bartın, Bayburt, Bilecik, Bitlis, Burdur, Çankırı, Edirne, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Kilis, Nevşehir, Siirt, Sinop, Şırnak ve Tunceli'den temsilci bulunmayacak.İstanbul'dan 21, İzmir'den 8, Ankara ve Bursa'dan 6 ve Antalya'dan 5 takım profesyonel liglerde yer alacak.- Bursaspor yükselmeyi sürdürdü2009-2010 Süper Lig şampiyonu ve 50 yıl Süper Lig tecrübesi bulunan Bursaspor, 2024-2025'te 3. Lig'den 2. Lig'e çıktıktan sonra bu sezon da 1. Lig vizesi aldı.Süper Lig'de 8 sezon geçiren Giresunspor, ve 1 sezon Süper Lig'de yer alan Bölgesel Amatör Lig'e geriledi. Kahramanmaraşspor, daha önce de Bölgesel Amatör Lig'e düşmüştü.Süper Lig tecrübesi bulunan ekiplerden Sakaryaspor, Hatayspor ve Adana Demirspor 1. Lig'e, Adanaspor ve Yeni Malatysapor 2. Lig'e veda etti.Daha önce 21 sezon Süper Lig'de mücadele eden Denizlispor da 2020-2021'de Süper Lig'e veda ettikten sonra bu sezon da Bölgesel Amatör Lig'den düştü.- Süper Lig'de şampiyon yine GalatasarayGalatasaray'ın şampiyonluğa ulaştığı Süper Lig'de Antalyaspor, Kayserispor ve Fatih Karagümrük, küme düştü. Daha önce Süper Lig tecrübesi bulunan Erzurumspor FK, tekrar lige dönerken; Amed Sportif Faaliyetler ve Çorum FK ilk kez Süper Lig vizesi aldı.Serikspor, Sakaryaspor, Hatayspor ve Adana Demirspor'un düştüğü 1. Lig'in yeni takımlarından Mardin 1969 ilk kez Süper Lig'e yükselme mücadelesi verecek.Profesyonel liglerde yükselen ve düşen ekipler şöyle:- Süper LigDüşenler: Antalyaspor, Kayserispor, Fatih Karagümrük- 1. LigSüper Lig'e çıkanlar: Erzurumspor FK, Amed Sportif Faaliyetler, Çorum FKDüşenler: Serikspor, Sakaryaspor, Hatayspor, Adana Demirspor- 2. Lig1. Lig'e çıkanlar: Batman Petrolspor, Bursaspor, Mardin 1969, MuğlasporDüşenler: Bucaspor 1928, Karaman FK, Kepezspor, Beykoz Anadoluspor, Yeni Mersin İdmanyurdu, Adanaspor, Yeni Malatyaspor- 3. Lig2. Lig'e çıkanlar: İnegöl Kafkasspor, 12 Bingölspor, Sebat Gençlikspor, Kütahyaspor, 52 Orduspor, Çorluspor 1947Düşenler: Edirnespor, Polatlı 1926, Kestel Çilekspor, Çankayaspor, Hacettepe, Kapadokyaspor, Kilis 1984, Kahramanmaraşspor, Giresunspor, Çayelispor, 1926 Bulancakspor, Artvin Hopaspor, Nazillispor, Bornova 1877, Afyonspor, İzmir Çoruhlu FK- Bölgesel Amatör Lig3. Lig'e çıkanlar: Bigaspor, 1922 Akşehirspor, Gölcükspor, Adaletgücü]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İzmir Haberleri — ALİ KORKMAZ - Trendyol 1. Lig play-off finaliyle tamamlanan profesyonel futbol liglerinde 2025-26 sezonunda 13 takım üst lige çıkarken 27 ekip küme düştü.Gelecek sezon 128 takımın mücadele edeceği profesyonel liglerde Süper Lig'de 18, 1. Lig'de 20, 2. Lig'de iki grupta 36 ve 3. Lig'de bölgesel olarak ayarlanacak üç grupta 54 takım yer alacak.Süper Lig'den 3, Trendyol 1. Lig'den 4, Nesine 2. Lig'den 6 ve Nesine 3. Lig'den 12 ekip düşecek.1. Lig'de 1'i play-off'tan 3, 2. Lig'de 2'si play-off'tan 4, ve 3. Lig'den de 3'ü play-off'tan 6 takım bir üst lige yükselecek.Bölgesel Amatör Lig'den 3. Lig'e yükselecek 5 ekipten 4'ü belli oldu. TFF Yönetim Kurulu, Bölgesel Amatör Lig 1. Grup'ta 3 Mayıs Pazar günü oynanan Kurtalanspor-Şırnak Petrolspor müsabakasının ardından kulüpleri tedbirli olarak TFF Etik Kurulu'na sevk ettiği için 1. Grup'ta play-off müsabakaları kurul kararına kadar durduruldu.- 21 ilden temsilci yokProfesyonel liglerde 13 ekip bir üst lige yükselme başarısı elde ederken, 27 takım ise bir alt lige düştü.Bölgesel Amatör Lig'den profesyonel lige çıkacak son takım hariç liglerde Afyonkarahisar, Adıyaman, Ardahan, Artvin, Bartın, Bayburt, Bilecik, Bitlis, Burdur, Çankırı, Edirne, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Kilis, Nevşehir, Siirt, Sinop, Şırnak ve Tunceli'den temsilci bulunmayacak.İstanbul'dan 21, İzmir'den 8, Ankara ve Bursa'dan 6 ve Antalya'dan 5 takım profesyonel liglerde yer alacak.- Bursaspor yükselmeyi sürdürdü2009-2010 Süper Lig şampiyonu ve 50 yıl Süper Lig tecrübesi bulunan Bursaspor, 2024-2025'te 3. Lig'den 2. Lig'e çıktıktan sonra bu sezon da 1. Lig vizesi aldı.Süper Lig'de 8 sezon geçiren Giresunspor, ve 1 sezon Süper Lig'de yer alan Bölgesel Amatör Lig'e geriledi. Kahramanmaraşspor, daha önce de Bölgesel Amatör Lig'e düşmüştü.Süper Lig tecrübesi bulunan ekiplerden Sakaryaspor, Hatayspor ve Adana Demirspor 1. Lig'e, Adanaspor ve Yeni Malatysapor 2. Lig'e veda etti.Daha önce 21 sezon Süper Lig'de mücadele eden Denizlispor da 2020-2021'de Süper Lig'e veda ettikten sonra bu sezon da Bölgesel Amatör Lig'den düştü.- Süper Lig'de şampiyon yine GalatasarayGalatasaray'ın şampiyonluğa ulaştığı Süper Lig'de Antalyaspor, Kayserispor ve Fatih Karagümrük, küme düştü. Daha önce Süper Lig tecrübesi bulunan Erzurumspor FK, tekrar lige dönerken; Amed Sportif Faaliyetler ve Çorum FK ilk kez Süper Lig vizesi aldı.Serikspor, Sakaryaspor, Hatayspor ve Adana Demirspor'un düştüğü 1. Lig'in yeni takımlarından Mardin 1969 ilk kez Süper Lig'e yükselme mücadelesi verecek.Profesyonel liglerde yükselen ve düşen ekipler şöyle:- Süper LigDüşenler: Antalyaspor, Kayserispor, Fatih Karagümrük- 1. LigSüper Lig'e çıkanlar: Erzurumspor FK, Amed Sportif Faaliyetler, Çorum FKDüşenler: Serikspor, Sakaryaspor, Hatayspor, Adana Demirspor- 2. Lig1. Lig'e çıkanlar: Batman Petrolspor, Bursaspor, Mardin 1969, MuğlasporDüşenler: Bucaspor 1928, Karaman FK, Kepezspor, Beykoz Anadoluspor, Yeni Mersin İdmanyurdu, Adanaspor, Yeni Malatyaspor- 3. Lig2. Lig'e çıkanlar: İnegöl Kafkasspor, 12 Bingölspor, Sebat Gençlikspor, Kütahyaspor, 52 Orduspor, Çorluspor 1947Düşenler: Edirnespor, Polatlı 1926, Kestel Çilekspor, Çankayaspor, Hacettepe, Kapadokyaspor, Kilis 1984, Kahramanmaraşspor, Giresunspor, Çayelispor, 1926 Bulancakspor, Artvin Hopaspor, Nazillispor, Bornova 1877, Afyonspor, İzmir Çoruhlu FK- Bölgesel Amatör Lig3. Lig'e çıkanlar: Bigaspor, 1922 Akşehirspor, Gölcükspor, Adaletgücü]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/profesyonel-futbol-liglerinde-dusenler-ve-cikanlar-belli-oldu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Zonguldak'ta derelerden taşınan çamurlu su denizin rengini değiştirdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/zonguldak-ta-derelerden-tasinan-camurlu-su-denizin-rengini-degistirdi/852484/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/zonguldak-ta-derelerden-tasinan-camurlu-su-denizin-rengini-degistirdi/852484/</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:27:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Zonguldak — Zonguldak'ta yağışın ardından derelerin taşıdığı çamurlu su nedeniyle denizin rengi değişti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Zonguldak Haberleri — Zonguldak'ta yağışın ardından derelerin taşıdığı çamurlu su nedeniyle denizin rengi değişti.Kentte 4 gündür aralıklarla etkili olan yağışın ardından derelerden Karadeniz'e çamurlu su taşındı.Liman ve Kapuz Plajı'nın kıyı kesimlerinde denizin rengi kahverengiye döndü.Denizde renk değişimi yaşanan bölgeler, kentin birçok noktasından görüldü.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Zonguldak Haberleri — Zonguldak'ta yağışın ardından derelerin taşıdığı çamurlu su nedeniyle denizin rengi değişti.Kentte 4 gündür aralıklarla etkili olan yağışın ardından derelerden Karadeniz'e çamurlu su taşındı.Liman ve Kapuz Plajı'nın kıyı kesimlerinde denizin rengi kahverengiye döndü.Denizde renk değişimi yaşanan bölgeler, kentin birçok noktasından görüldü.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/zonguldak-ta-derelerden-tasinan-camurlu-su-denizin-rengini-degistirdi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'nin kruvaziyer turizminde stratejik merkez konumu güçleniyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-nin-kruvaziyer-turizminde-stratejik-merkez-konumu-gucleniyor/852483/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-nin-kruvaziyer-turizminde-stratejik-merkez-konumu-gucleniyor/852483/</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:21:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Küresel kruvaziyer yolcu sayısının 2026 yılında 38,3 milyona, 2029 yılında ise yaklaşık 42 milyona yükselmesi öngörülürken bu yıl sektöre 8 yeni geminin katılması bekleniyor - AROYA Cruises Başkanı Sture Myrmell: - İstanbul, Suudi Arabistan ve daha geniş Körfez Bölgesi ile güçlü ulaşım bağlantılarına sahip. Türkiye, kruvaziyer sektöründe Körfez Bölgesi'nden turistler için cazip bir destinasyon olmayı sürdürüyor - Galataport İstanbul, Türkiye'nin önemli bir kruvaziyer destinasyonu olarak konumunu destekliyor ve İstanbul'un uluslararası kruvaziyer yolculuklarının başlayıp sona erdiği bir merkez olarak rolünü güçlendiriyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — YUNUS TÜRK - AROYA Cruises Başkanı Sture Myrmell, İstanbul'un Suudi Arabistan ve daha geniş Körfez Bölgesi ile güçlü ulaşım bağlantılarına sahip olduğunu belirterek, Türkiye, kruvaziyer sektöründe Körfez Bölgesi'nden turistler için cazip bir destinasyon olmayı sürdürüyor. dedi.AA muhabirinin Uluslararası Kruvaziyer Hatları Birliğinin (CLIA) yayımladığı Kruvaziyer Sektörü Durum Raporu'ndan derlediği bilgilere göre, dünya genelindeki kruvaziyer yolcu sayısı 2025 yılında 37,2 milyona ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü.Küresel kruvaziyer yolcu sayısının 2026 yılında 38,3 milyona, 2029 yılında ise yaklaşık 42 milyona yükselmesi bekleniyor. Kruvaziyer şirketleri büyüyen talebe paralel olarak yeni gemi yatırımlarını sürdürüyor. Bu kapsamda 2026 yılında sektöre 8 yeni geminin katılması öngörülüyor.Kruvaziyer sektöründe büyüme özellikle Akdeniz, Karayipler ve Asya rotalarındaki güçlü taleple destekleniyor. Akdeniz 2025 yılında 5,96 milyon yolcuyla dünyanın en önemli kruvaziyer destinasyonları arasında yer aldı.Kruvaziyer turizmi salgın sonrası dönemde güçlü toparlanmasını sürdürdü. Yolcuların yaklaşık yüzde 90’ı yeniden kruvaziyer seyahati yapmayı planlıyor.Kruvaziyer yolcularının seyahat tercihinde tek tatilde birden fazla destinasyonu ziyaret edebilme unsurunun öne çıkıyor. Özellikle Akdeniz rotaları, kültür, gastronomi ve çok destinasyonlu seyahat imkanlarıyla talep görmeye devam ediyor.Sektördeki büyümenin İstanbul gibi ana liman potansiyeli taşıyan destinasyonların önemini artırdığı değerlendirilirken Türkiye’nin Akdeniz kruvaziyer turizmindeki konumunun güçlenmeye devam ettiği ifade ediliyor.- Türkiye’nin destinasyon ve ana liman pazarı olarak başarısı Akdeniz'deki rolünü güçlendiriyorAROYA Cruises Başkanı Sture Myrmell, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Akdeniz Bölgesi'ndeki seferlerinin uluslararası büyümeleri açısından önemli olduğunu belirterek, Türkiye'nin ise bu planın önemli bir parçası olduğunu ifade etti.Akdeniz, Körfez ve Türkiye arasında yeni bir dinamiğin oluştuğuna işaret eden Myrmell, Türkiye'nin hem bir destinasyon hem de bir ana liman pazarı olarak başarısı Akdeniz'deki rolünü daha da güçlendirmektedir. dedi.Myrmell, AROYA için İstanbul merkezli sezonun 6 Haziran 2026’da başlayacağını aktararak, İstanbul’dan hareket edecek 7 gecelik güzergahlar sunulacaktır. Bu güzergahlar, Türkiye’yi yolculuğun merkezine yerleştirmektedir ve daha geniş Akdeniz deneyimine değer katmaktadır. diye konuştu.İstanbul çıkışlı kruvaziyer rotalarına, özellikle Suudi Arabistan ve daha geniş Körfez Bölgesi'nden güçlü bir talep geldiğine dikkati çeken Myrmell, İstanbul’un Körfez ülkelerinden gelen yolcular açısından doğal avantajları var. Güçlü ulaşım bağlantıları, yüksek bilinirlik, kültürel yakınlık ve halihazırda bölgenin en cazip turizm şehirlerinden biri olması bunların başında geliyor. değerlendirmesinde bulundu.- Akdeniz, 2025'te yıllık bazda yüzde 3,4 artışla 5,96 milyon kruvaziyer yolcusunu ağırladıAROYA Cruises Başkanı Myrmell, İstanbul'un yalnızca yolculuğun başlangıç noktası olmadığına, aynı zamanda misafirlere Türkiye'de zaman geçirip bunu daha geniş kapsamlı bir Akdeniz tatiliyle birleştirme imkanı sunduğuna dikkati çekti.Uluslararası Kruvaziyer Hatları Birliği'nin güncel sektör verilerine göre, Akdeniz'in 2025 yılında yıllık bazda yüzde 3,4 artışla 5,96 milyon kruvaziyer yolcusu ağırladığını anımsatan Myrmell, Akdeniz, dünyanın en önemli kruvaziyer bölgelerinden biri olmayı sürdürdü. Bu, pazarın gücünü ve İstanbul'un Akdeniz rotaları için bir ana liman olarak önemini teyit ediyor. dedi.Myrmell, Galataport İstanbul'un, şehrin önemli bir turizm destinasyonundan Akdeniz'de güçlü bir kruvaziyer ana limanına dönüşmesine önemli bir katkı sağladığını belirterek, Galataport, modern kruvaziyer altyapısını İstanbul'un en cazip sahil bölgelerinden birine doğrudan erişimle birleştirerek ekosistemin tamamını destekliyor. diye konuştu.- Türkiye uzun yıllardır Körfez Bölgesi'ndeki turistler için cazip bir destinasyon olmayı sürdürüyorSture Myrmell, Galataport İstanbul'un yalnızca bir terminal olmadığını, alışveriş, yeme-içme ve sahil deneyimleriyle başlı başına bir destinasyona dönüşmüş durumda olduğunu kaydetti.Misafirlerinin İstanbul’dan sadece transit geçmediğini aktaran Myrmell, Birçok yolcu için İstanbul ve Türkiye, rotayı seçme nedenlerinin doğrudan bir parçasını oluşturuyor. Galataport, yolculuğun uluslararası itibarı güçlü bir destinasyonda başlamasını sağlarken aynı zamanda yolculara sorunsuz ve çekici bir ana liman deneyimi sunuyor. şeklinde konuştu.Myrmell, Körfez bağlantısının kendileri için büyük önem taşıdığını anlatarak, İstanbul, Suudi Arabistan ve daha geniş Körfez Bölgesi ile güçlü ulaşım bağlantılarına sahip. Türkiye uzun yıllardır Körfez Bölgesi'ndeki yolcular için cazip bir destinasyon olmayı sürdürüyor. Bu durum, Galataport'un ana liman kapasitesi ve sahil bölgesinin çekiciliğiyle birleştiğinde, Körfez talebini Akdeniz ile buluşturan kruvaziyer rotaları için güçlü bir zemin oluşturuyor. ifadelerini kullandı.Galataport İstanbul'un Türkiye'nin önemli bir kruvaziyer destinasyonu olarak konumunu desteklediğini ve İstanbul'un uluslararası kruvaziyer yolculuklarının başlayıp sona erdiği bir merkez olarak rolünü güçlendirdiğini belirten Myrmell, rezervasyon ve doluluk oranlarına baktıklarında sezonun geri kalanı için olumlu bir tablo gördüklerini söyledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — YUNUS TÜRK - AROYA Cruises Başkanı Sture Myrmell, İstanbul'un Suudi Arabistan ve daha geniş Körfez Bölgesi ile güçlü ulaşım bağlantılarına sahip olduğunu belirterek, Türkiye, kruvaziyer sektöründe Körfez Bölgesi'nden turistler için cazip bir destinasyon olmayı sürdürüyor. dedi.AA muhabirinin Uluslararası Kruvaziyer Hatları Birliğinin (CLIA) yayımladığı Kruvaziyer Sektörü Durum Raporu'ndan derlediği bilgilere göre, dünya genelindeki kruvaziyer yolcu sayısı 2025 yılında 37,2 milyona ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü.Küresel kruvaziyer yolcu sayısının 2026 yılında 38,3 milyona, 2029 yılında ise yaklaşık 42 milyona yükselmesi bekleniyor. Kruvaziyer şirketleri büyüyen talebe paralel olarak yeni gemi yatırımlarını sürdürüyor. Bu kapsamda 2026 yılında sektöre 8 yeni geminin katılması öngörülüyor.Kruvaziyer sektöründe büyüme özellikle Akdeniz, Karayipler ve Asya rotalarındaki güçlü taleple destekleniyor. Akdeniz 2025 yılında 5,96 milyon yolcuyla dünyanın en önemli kruvaziyer destinasyonları arasında yer aldı.Kruvaziyer turizmi salgın sonrası dönemde güçlü toparlanmasını sürdürdü. Yolcuların yaklaşık yüzde 90’ı yeniden kruvaziyer seyahati yapmayı planlıyor.Kruvaziyer yolcularının seyahat tercihinde tek tatilde birden fazla destinasyonu ziyaret edebilme unsurunun öne çıkıyor. Özellikle Akdeniz rotaları, kültür, gastronomi ve çok destinasyonlu seyahat imkanlarıyla talep görmeye devam ediyor.Sektördeki büyümenin İstanbul gibi ana liman potansiyeli taşıyan destinasyonların önemini artırdığı değerlendirilirken Türkiye’nin Akdeniz kruvaziyer turizmindeki konumunun güçlenmeye devam ettiği ifade ediliyor.- Türkiye’nin destinasyon ve ana liman pazarı olarak başarısı Akdeniz'deki rolünü güçlendiriyorAROYA Cruises Başkanı Sture Myrmell, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Akdeniz Bölgesi'ndeki seferlerinin uluslararası büyümeleri açısından önemli olduğunu belirterek, Türkiye'nin ise bu planın önemli bir parçası olduğunu ifade etti.Akdeniz, Körfez ve Türkiye arasında yeni bir dinamiğin oluştuğuna işaret eden Myrmell, Türkiye'nin hem bir destinasyon hem de bir ana liman pazarı olarak başarısı Akdeniz'deki rolünü daha da güçlendirmektedir. dedi.Myrmell, AROYA için İstanbul merkezli sezonun 6 Haziran 2026’da başlayacağını aktararak, İstanbul’dan hareket edecek 7 gecelik güzergahlar sunulacaktır. Bu güzergahlar, Türkiye’yi yolculuğun merkezine yerleştirmektedir ve daha geniş Akdeniz deneyimine değer katmaktadır. diye konuştu.İstanbul çıkışlı kruvaziyer rotalarına, özellikle Suudi Arabistan ve daha geniş Körfez Bölgesi'nden güçlü bir talep geldiğine dikkati çeken Myrmell, İstanbul’un Körfez ülkelerinden gelen yolcular açısından doğal avantajları var. Güçlü ulaşım bağlantıları, yüksek bilinirlik, kültürel yakınlık ve halihazırda bölgenin en cazip turizm şehirlerinden biri olması bunların başında geliyor. değerlendirmesinde bulundu.- Akdeniz, 2025'te yıllık bazda yüzde 3,4 artışla 5,96 milyon kruvaziyer yolcusunu ağırladıAROYA Cruises Başkanı Myrmell, İstanbul'un yalnızca yolculuğun başlangıç noktası olmadığına, aynı zamanda misafirlere Türkiye'de zaman geçirip bunu daha geniş kapsamlı bir Akdeniz tatiliyle birleştirme imkanı sunduğuna dikkati çekti.Uluslararası Kruvaziyer Hatları Birliği'nin güncel sektör verilerine göre, Akdeniz'in 2025 yılında yıllık bazda yüzde 3,4 artışla 5,96 milyon kruvaziyer yolcusu ağırladığını anımsatan Myrmell, Akdeniz, dünyanın en önemli kruvaziyer bölgelerinden biri olmayı sürdürdü. Bu, pazarın gücünü ve İstanbul'un Akdeniz rotaları için bir ana liman olarak önemini teyit ediyor. dedi.Myrmell, Galataport İstanbul'un, şehrin önemli bir turizm destinasyonundan Akdeniz'de güçlü bir kruvaziyer ana limanına dönüşmesine önemli bir katkı sağladığını belirterek, Galataport, modern kruvaziyer altyapısını İstanbul'un en cazip sahil bölgelerinden birine doğrudan erişimle birleştirerek ekosistemin tamamını destekliyor. diye konuştu.- Türkiye uzun yıllardır Körfez Bölgesi'ndeki turistler için cazip bir destinasyon olmayı sürdürüyorSture Myrmell, Galataport İstanbul'un yalnızca bir terminal olmadığını, alışveriş, yeme-içme ve sahil deneyimleriyle başlı başına bir destinasyona dönüşmüş durumda olduğunu kaydetti.Misafirlerinin İstanbul’dan sadece transit geçmediğini aktaran Myrmell, Birçok yolcu için İstanbul ve Türkiye, rotayı seçme nedenlerinin doğrudan bir parçasını oluşturuyor. Galataport, yolculuğun uluslararası itibarı güçlü bir destinasyonda başlamasını sağlarken aynı zamanda yolculara sorunsuz ve çekici bir ana liman deneyimi sunuyor. şeklinde konuştu.Myrmell, Körfez bağlantısının kendileri için büyük önem taşıdığını anlatarak, İstanbul, Suudi Arabistan ve daha geniş Körfez Bölgesi ile güçlü ulaşım bağlantılarına sahip. Türkiye uzun yıllardır Körfez Bölgesi'ndeki yolcular için cazip bir destinasyon olmayı sürdürüyor. Bu durum, Galataport'un ana liman kapasitesi ve sahil bölgesinin çekiciliğiyle birleştiğinde, Körfez talebini Akdeniz ile buluşturan kruvaziyer rotaları için güçlü bir zemin oluşturuyor. ifadelerini kullandı.Galataport İstanbul'un Türkiye'nin önemli bir kruvaziyer destinasyonu olarak konumunu desteklediğini ve İstanbul'un uluslararası kruvaziyer yolculuklarının başlayıp sona erdiği bir merkez olarak rolünü güçlendirdiğini belirten Myrmell, rezervasyon ve doluluk oranlarına baktıklarında sezonun geri kalanı için olumlu bir tablo gördüklerini söyledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/turkiye-nin-kruvaziyer-turizminde-stratejik-merkez-konumu-gucleniyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Selin vurduğu Bozkurt'ta kurulan voleybol takımı başarı hikayesi yazdı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/selin-vurdugu-bozkurt-ta-kurulan-voleybol-takimi-basari-hikayesi-yazdi/852482/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/selin-vurdugu-bozkurt-ta-kurulan-voleybol-takimi-basari-hikayesi-yazdi/852482/</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:21:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kastamonu — Kastamonu'nun Bozkurt ilçesinde 2021 yılında yaşanan sel felaketinin ardından beden eğitimi öğretmeni Ömer Özcan tarafından ortaokul öğrencilerinden kurulan voleybol takımı, Türkiye şampiyonluğunun da aralarında bulunduğu önemli başarılara imza attı - Ömer Özcan: - İmkanlar belli, fırsatlar belli. Önlerinde çok fazla örnek yok. Onlara yeni bir ufuk açmak istedik, onlar da 'Biz de varız.' diyebilsinler]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kastamonu Haberleri — ÖZGÜR ALANTOR/SEMİH YÜKSEL - Kastamonu'nun Bozkurt ilçesinde 2021 yılında yaşanan sel felaketinin ardından beden eğitimi öğretmeni Ömer Özcan tarafından ortaokul öğrencilerinden kurulan voleybol takımı, Türkiye şampiyonluğunun da aralarında bulunduğu pek çok başarı kazandı.Ezine Çayı'nın şiddetli yağışların ardından 11 Ağustos 2021'de taşması sonucu 65 kişinin yaşamını yitirdiği, 7 kişinin kaybolduğu ve onlarca binada hasar meydana gelen Bozkurt'ta selin izlerini silmek için yoğun çalışma yürütüldü.Yapılan çalışmalar sayesinde ilçe eski haline getirilirken, bir yandan da gençlerin rehabilite olması için çalışma gerçekleştirildi.Bozkurt Ortaokulu'nda görevli beden eğitimi öğretmeni Ömer Özcan, 2022 yılında 5. sınıflar arasından voleybol takımı oluşturdu.Birçok başarıya imza atan ortaokul voleybol takımının oyuncularından bazıları da farklı kentlerdeki spor liselerinde öğrenim görmeye hak kazandı.Ömer Özcan, AA muhabirine, 2010 yılında Kastamonu'nun Küre ilçesinde göreve başladığını, 2014 yılında Bozkurt'a tayin olduğunu söyledi.Göreve başladığında bir müfettişin Gittiğiniz yerde sizi herkesin fark edebileceği bir hikayeniz olsun, sizin geldiğinizi tüm halk öğrensin. şeklindeki sözlerinden etkilendiğini belirten Özcan, Onun sözlerini gerçekleştirmek için çaba sarf ettim. Bozkurt'ta bu hikayeyi oluşturduğuma inanıyorum. Voleybolu sevdirmek için elimden geleni yaptım. Hem kız hem erkek takımı çalışmaya başladık. Her sene en az 50 öğrencimiz müsabakalara katılabilecek seviyede hazırlandı. dedi.İlçede 2021 yılında yaşanan sel felaketinin birçok şeyi değiştirdiğini dile getiren Özcan, Selden etkilenen çocuklara nasıl destek oluruz diye kolları sıvadık. Okul bahçesinde çalışmaya başladık. İlçeye spor salonu yapılana kadar çocukları sporun içerisinde tutmak için başka ilçelere gittik. Bu süreç çok zorluydu. ifadelerini kullandı.- Onlara yeni bir ufuk açmak istedikBugüne kadar elde ettikleri derecelerden bahseden Ömer Özcan, şunları kaydetti:2023-2024 Okul Sporları Küçük Erkekler Türkiye beşincisi, 2024-2025 Anadolu Yıldızlar Ligi'nde erkekler Türkiye dördüncüsü, 2025-2026 Okul Sporları Yıldız Erkekler Türkiye şampiyonu olduk. Üzerine koya koya gittik ve yetişen sporcularımızı biraz daha geniş imkanları olan büyük illere göndermenin derdine düştük. Şu an milli takımda, büyük kulüplerde oynayan kız sporcularımız var. Başka kulüplerde görev yapan antrenörümüz var. Hepsi Bozkurt'ta yetişmiş, Bozkurt'ta spor yapmış gençler. Onlar da spora hizmet etmeye devam ediyor.Özcan, küçük yerlerdeki çocukların bu tür başarılara ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, İlçede spor yapmanın ne kadar zor olduğunu ben biliyorum, bunu ilçede büyüyerek öğrendik. İmkanlar belli, fırsatlar belli. Önlerinde örnek çok fazla yok. Biz de bu duyguları biliyoruz. Onlara yeni bir ufuk açmak istedik, onlar da 'Biz de varız.' diyebilsinler. Ben Çatalzeytin'de okurken Mustafa Çelik öğretmenimiz vardı. Beden eğitimi bölümüne girmemiz için tahtadan parkur yaparak bizi sınava hazırladı. Ben ondan hiçbir imkansızlığın ardına saklanmamayı öğrendim. diye konuştu.Bozkurt Ortaokulu 8. öğrencisi Yusuf Emin ise öğretmenlerinin kendisini 5. sınıfta spora davet ettiğini anlatarak, Elimizden tuttu, bizi voleybola başlattı. Onun sayesinde Türkiye şampiyonu olduk. Bu yerlere gelmemiz Ömer hoca sayesindedir. Hocamız birçok sporcunun hayatına dokundu. Onlardan biri de biziz. Hocamızla gurur duyuyoruz. şeklinde görüş belirtti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kastamonu Haberleri — ÖZGÜR ALANTOR/SEMİH YÜKSEL - Kastamonu'nun Bozkurt ilçesinde 2021 yılında yaşanan sel felaketinin ardından beden eğitimi öğretmeni Ömer Özcan tarafından ortaokul öğrencilerinden kurulan voleybol takımı, Türkiye şampiyonluğunun da aralarında bulunduğu pek çok başarı kazandı.Ezine Çayı'nın şiddetli yağışların ardından 11 Ağustos 2021'de taşması sonucu 65 kişinin yaşamını yitirdiği, 7 kişinin kaybolduğu ve onlarca binada hasar meydana gelen Bozkurt'ta selin izlerini silmek için yoğun çalışma yürütüldü.Yapılan çalışmalar sayesinde ilçe eski haline getirilirken, bir yandan da gençlerin rehabilite olması için çalışma gerçekleştirildi.Bozkurt Ortaokulu'nda görevli beden eğitimi öğretmeni Ömer Özcan, 2022 yılında 5. sınıflar arasından voleybol takımı oluşturdu.Birçok başarıya imza atan ortaokul voleybol takımının oyuncularından bazıları da farklı kentlerdeki spor liselerinde öğrenim görmeye hak kazandı.Ömer Özcan, AA muhabirine, 2010 yılında Kastamonu'nun Küre ilçesinde göreve başladığını, 2014 yılında Bozkurt'a tayin olduğunu söyledi.Göreve başladığında bir müfettişin Gittiğiniz yerde sizi herkesin fark edebileceği bir hikayeniz olsun, sizin geldiğinizi tüm halk öğrensin. şeklindeki sözlerinden etkilendiğini belirten Özcan, Onun sözlerini gerçekleştirmek için çaba sarf ettim. Bozkurt'ta bu hikayeyi oluşturduğuma inanıyorum. Voleybolu sevdirmek için elimden geleni yaptım. Hem kız hem erkek takımı çalışmaya başladık. Her sene en az 50 öğrencimiz müsabakalara katılabilecek seviyede hazırlandı. dedi.İlçede 2021 yılında yaşanan sel felaketinin birçok şeyi değiştirdiğini dile getiren Özcan, Selden etkilenen çocuklara nasıl destek oluruz diye kolları sıvadık. Okul bahçesinde çalışmaya başladık. İlçeye spor salonu yapılana kadar çocukları sporun içerisinde tutmak için başka ilçelere gittik. Bu süreç çok zorluydu. ifadelerini kullandı.- Onlara yeni bir ufuk açmak istedikBugüne kadar elde ettikleri derecelerden bahseden Ömer Özcan, şunları kaydetti:2023-2024 Okul Sporları Küçük Erkekler Türkiye beşincisi, 2024-2025 Anadolu Yıldızlar Ligi'nde erkekler Türkiye dördüncüsü, 2025-2026 Okul Sporları Yıldız Erkekler Türkiye şampiyonu olduk. Üzerine koya koya gittik ve yetişen sporcularımızı biraz daha geniş imkanları olan büyük illere göndermenin derdine düştük. Şu an milli takımda, büyük kulüplerde oynayan kız sporcularımız var. Başka kulüplerde görev yapan antrenörümüz var. Hepsi Bozkurt'ta yetişmiş, Bozkurt'ta spor yapmış gençler. Onlar da spora hizmet etmeye devam ediyor.Özcan, küçük yerlerdeki çocukların bu tür başarılara ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, İlçede spor yapmanın ne kadar zor olduğunu ben biliyorum, bunu ilçede büyüyerek öğrendik. İmkanlar belli, fırsatlar belli. Önlerinde örnek çok fazla yok. Biz de bu duyguları biliyoruz. Onlara yeni bir ufuk açmak istedik, onlar da 'Biz de varız.' diyebilsinler. Ben Çatalzeytin'de okurken Mustafa Çelik öğretmenimiz vardı. Beden eğitimi bölümüne girmemiz için tahtadan parkur yaparak bizi sınava hazırladı. Ben ondan hiçbir imkansızlığın ardına saklanmamayı öğrendim. diye konuştu.Bozkurt Ortaokulu 8. öğrencisi Yusuf Emin ise öğretmenlerinin kendisini 5. sınıfta spora davet ettiğini anlatarak, Elimizden tuttu, bizi voleybola başlattı. Onun sayesinde Türkiye şampiyonu olduk. Bu yerlere gelmemiz Ömer hoca sayesindedir. Hocamız birçok sporcunun hayatına dokundu. Onlardan biri de biziz. Hocamızla gurur duyuyoruz. şeklinde görüş belirtti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/selin-vurdugu-bozkurt-ta-kurulan-voleybol-takimi-basari-hikayesi-yazdi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANALİZ - Yükselen Afrika, müzmin rekabet ve Türkiye</title>
      <link>https://www.canligaste.com/analiz-yukselen-afrika-muzmin-rekabet-ve-turkiye/852481/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/analiz-yukselen-afrika-muzmin-rekabet-ve-turkiye/852481/</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:21:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Dünya siyasetinde ve ekonomisinde önemini koruyan Afrika kıtası, barındırdığı potansiyelden ötürü küresel nüfuz mücadelelerinin merkezinde yer alıyor - Müzmin rekabetin ötesinde konumlanan Türkiye’nin Afrika ülkeleriyle eşit ortaklık temelinde tesis ettiği işbirliği, ne Batılı devletlerinki gibi neokolonyalist ve paternalist bir anlayışı ne Rusya’nınki gibi paralı asker mantığını ne de Çin’in yaptığı gibi uzun vadede yine bir tür bağımlılık oluşturabilecek bir ilişki tarzını yansıtıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Bölge Çalışmaları Enstitüsü Afrika Çalışmaları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mürsel Bayram, 25 Mayıs Afrika Günü kapsamında Afrika’nın yükselen jeopolitik ve ekonomik önemi ile küresel güçlerin kıtaya yönelik politikalarının nasıl şekillendiğini AA Analiz için kaleme aldı. ***Afrika Birliği Teşkilatının kuruluşu münasebetiyle her yıl 25 Mayıs’ta kutlanan Afrika Günü, kıtanın sömürgecilikten kurtuluşunu ve devamındaki bütünleşme çabalarını simgeliyor. 30 milyon kilometrekarelik bir alanda 1,4 milyar insana ev sahipliği yapan kadim kıta, gerek Birleşmiş Milletlerde (BM) gerekse de G20 gibi oluşumlarda ağırlığını hissettirmeye çalışıyor. 54 devletten oluşan Afrika’nın temsil edilmediği bir uluslararası sistemde adaletten söz edilemez. Böyle bir sistem, reelpolitik açıdan rasyonel ve sürdürülebilir de değildir. - Yükselen Afrika: Demografik, ekonomik ve jeopolitik dinamiklerAfrika’nın uluslararası sistemde artan önemi, birbiriyle bağlantılı üç temel dinamikle izah edilebilir. Bu dinamiklerden ilki demografidir. Dünya nüfusu durağanlaşırken Afrika nüfusu büyümeye devam ediyor. Mevcut projeksiyonlara göre 2050'de dünya nüfusunun yüzde 26’sını Afrikalılar oluşturacak. 2100’de Afrika nüfusunun 4 milyara yaklaşacağı tahmin ediliyor. Bu projeksiyonlar, küresel iş gücü ve tüketim piyasalarında Afrika’nın ağırlığının artması anlamına geliyor. Nüfus artış hızı çoğu zaman yoksullaşmayla ilişkilendirilir fakat belli koşullar sağlandığında nüfus artış hızı ekonomik büyümeyi pozitif etkileyen bir faktör de olabilir. Yeterli nüfus büyüklüğüne sahip ülkeler, ölçek ekonomilerinden daha iyi istifade edebilir. Böylece nüfus büyüklüğüyle gelir düzeyleri arasında pozitif bir ilişki ortaya çıkar. Bahse konu ilişkiyi belirleyen en önemli faktör ise nüfusun kalitesidir. Nüfusun eğitimli ve nitelikli olma durumuna bağlı olarak üretkenlik ve ekonomik büyüme oranlarında artış gözlenir. Dolayısıyla Afrika devletleri, demografik potansiyellerini doğru yönettikleri takdirde dünyanın üretim üssü haline gelebilirler. Afrika’nın yükselişine katkıda bulunan ikinci dinamik ekonomidir. Afrika’nın yer altı ve yer üstü kaynak zenginliği malum olsa da bu zenginliğin muhtevası ve dünya için arz ettiği önem yeterince vurgulanmıyor. Örneğin, rutenyum, rodyum, paladyum, osmiyum, platin, iridyum gibi platin grubu elementlerin yüzde 76’sı Afrika’da bulunuyor. Platin grubu elementler, otomotiv (özellikle buji elektrotları ve katalitik konvertörler), tıp, hidrojenasyon ve uzay araçlarına (özellikle füze uçları) kadar uzanan pek çok sektörde kilit önemdedir. Çelik endüstrisinde ve pillerde kullanılan manganezin yüzde 66’sı Afrika kıtasından çıkarılıyor. Azot ve potasyumla beraber bitkiler için üç temel besin unsuru arasında yer alan ve yenilenemediği için stratejik bir ham madde olan fosfatın neredeyse yüzde 60’ı yine Afrika’da bulunuyor. Alüminyum üretiminde asli unsur olan boksitin yüzde 56’sı, telefon ve elektrikli araç bataryalarında kullanılan kobaltın yüzde 50’si yine Afrika menşelidir. Bu bağlamda kıta, yeşil enerji dönüşümü ve elektrikli araç teknolojilerinin gelişimine paralel olarak 21. yüzyıl ekonomisi için vazgeçilmez hale geliyor. Afrika, aynı şekilde elmas, altın, demir cevheri, kömür ve uranyum rezervleri açısından da dünya için önemlidir. Bu potansiyel etkili şekilde kullanıldığında Afrika, geleceğin kıtası olacaktır. Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi’nin (AfCFTA) oluşturacağı 3,4 trilyon dolarlık entegre pazar, bu bağlamda hem Afrika içi ticareti dönüştürebilir hem de kıtanın dünya ekonomisindeki payını genişletebilir. Afrika’nın küresel önemini açıklayan üçüncü unsur, jeopolitik dinamiklerdir. Afrika, insani krizlere ve kalkınma sorunlarına indirgenecek bir kıta değildir. BM’nin yüzde 28’ini teşkil eden Afrika devletleri, uluslararası siyasal-ekonomik sistemin reformundan iklim müzakerelerine, Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan İsrail-Filistin meselesine kadar geniş bir alanda etkili bir oy bloku olarak öne çıkmaktadır. 54 devletin her meselede aynı hareket etmesi mümkün olmasa da tek kutuplu dünya düzeninin çözüldüğü bir konjonktürde Afrika Birliği’nin (AfB) ulus üstü bir güç bloku olarak varlık göstermesi muhtemeldir. - Küresel nüfuz mücadelesi ve TürkiyeDünya siyasetinde ve ekonomisinde önemini koruyan Afrika kıtası, barındırdığı potansiyelden ötürü küresel nüfuz mücadelelerinin merkezinde yer alıyor. Kümülatif değeri bir trilyon dolara yaklaşan altyapı yatırımları ve kredi mekanizmalarıyla kıtanın tartışmasız en büyük ekonomik ortağı Çin’dir. Afrika devletleri için yeni bir “borç tuzağı” olarak tarif edilen Çin modelinin sürdürülebilirliğine dair tartışmalar devam ediyor. Rusya’nın yaklaşımı daha çok güvenlik işbirliklerine ve paralı asker gruplarına dayanıyor. Özellikle Sahel’de kendisinden söz ettiren bu model, zayıf devlet yapılarından besleniyor. Mali örneğinde görüldüğü üzere Afrika, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın uzak cephesi durumunda. Fransa başta olmak üzere Batılı devletler burada Rus askeri varlığına karşı istikrarsızlaştırıcı stratejiler geliştiriyor. “Global Gateway” girişimiyle geleneksel kalkınma yardımı modelini dönüştürmeye çalışan Avrupa Birliği (AB), sömürge mirasının izleri ve paternalist söylemleri sebebiyle Afrika’da samimi bir ortak olarak konumlanmakta zorlanıyor. Afrika’daki Çin nüfuzunu tehdit olarak algıladığı düşünülen ABD, bu düşüncenin aksine diplomatik olarak kıtayı çok da önemsemediği izlenimini veriyor. Halihazırda ABD’nin Afrika’daki 51 büyükelçiliğinden 37’sinde büyükelçi bulunmuyor. Bu konjonktürü değerlendiren Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), tarım, enerji ve lojistik altyapısına yönelik stratejik yatırımlarla Afrika’da etkisini artırmaya çalışıyor. Altın ve kritik mineral ihracatından ötürü son yıllarda bazı Afrika ülkelerinin ana ticaret ortağı haline gelen BAE’nin bir taraftan kendi çapında Afrika’daki Çin varlığını dengelediği, diğer taraftan tehdit olarak gördüğü İslami grupların iktidara gelmesini önleyerek ABD, AB ve İsrail ile aynı hedefte birleştiğini söylemek mümkün.​​​​​​​Müzmin rekabetin ötesinde konumlanan Türkiye’nin Afrika ülkeleriyle eşit ortaklık temelinde tesis ettiği işbirliği, ne Batılı devletlerinki gibi neokolonyalist ve paternalist bir anlayışı ne Rusya’nınki gibi paralı asker mantığını ne de Çin’in yaptığı gibi uzun vadede yine bir tür bağımlılık oluşturabilecek bir ilişki tarzını yansıtıyor. Küresel düzlemde yükselen Afrika ile yükselen Türkiye arasında bir hedef ortaklığı söz konusudur. Türkiye, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) yapısına atıfla “Dünya beşten büyüktür.” derken Afrika devletleri de mevcut uluslararası düzenin adil bir bölgesel temsil sağlamadığını, kıtanın BMGK’de en az iki daimi üye ile temsil edilmesi gerektiğini ifade ediyor. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan savunma sanayisine kadar pek çok alanda derinleşen Türkiye-Afrika ortaklığı, bu anlamda daha eşitlikçi ve insani bir yaklaşımın tezahürü olarak karşımıza çıkıyor. Son tahlilde, hangi ortaklık modelinin daha yapıcı olduğuna Afrikalılar karar verecektir. [Prof. Dr. Mürsel Bayram, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Bölge Çalışmaları Enstitüsü Afrika Çalışmaları Anabilim Dalı Başkanı'dır.] *Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Bölge Çalışmaları Enstitüsü Afrika Çalışmaları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mürsel Bayram, 25 Mayıs Afrika Günü kapsamında Afrika’nın yükselen jeopolitik ve ekonomik önemi ile küresel güçlerin kıtaya yönelik politikalarının nasıl şekillendiğini AA Analiz için kaleme aldı. ***Afrika Birliği Teşkilatının kuruluşu münasebetiyle her yıl 25 Mayıs’ta kutlanan Afrika Günü, kıtanın sömürgecilikten kurtuluşunu ve devamındaki bütünleşme çabalarını simgeliyor. 30 milyon kilometrekarelik bir alanda 1,4 milyar insana ev sahipliği yapan kadim kıta, gerek Birleşmiş Milletlerde (BM) gerekse de G20 gibi oluşumlarda ağırlığını hissettirmeye çalışıyor. 54 devletten oluşan Afrika’nın temsil edilmediği bir uluslararası sistemde adaletten söz edilemez. Böyle bir sistem, reelpolitik açıdan rasyonel ve sürdürülebilir de değildir. - Yükselen Afrika: Demografik, ekonomik ve jeopolitik dinamiklerAfrika’nın uluslararası sistemde artan önemi, birbiriyle bağlantılı üç temel dinamikle izah edilebilir. Bu dinamiklerden ilki demografidir. Dünya nüfusu durağanlaşırken Afrika nüfusu büyümeye devam ediyor. Mevcut projeksiyonlara göre 2050'de dünya nüfusunun yüzde 26’sını Afrikalılar oluşturacak. 2100’de Afrika nüfusunun 4 milyara yaklaşacağı tahmin ediliyor. Bu projeksiyonlar, küresel iş gücü ve tüketim piyasalarında Afrika’nın ağırlığının artması anlamına geliyor. Nüfus artış hızı çoğu zaman yoksullaşmayla ilişkilendirilir fakat belli koşullar sağlandığında nüfus artış hızı ekonomik büyümeyi pozitif etkileyen bir faktör de olabilir. Yeterli nüfus büyüklüğüne sahip ülkeler, ölçek ekonomilerinden daha iyi istifade edebilir. Böylece nüfus büyüklüğüyle gelir düzeyleri arasında pozitif bir ilişki ortaya çıkar. Bahse konu ilişkiyi belirleyen en önemli faktör ise nüfusun kalitesidir. Nüfusun eğitimli ve nitelikli olma durumuna bağlı olarak üretkenlik ve ekonomik büyüme oranlarında artış gözlenir. Dolayısıyla Afrika devletleri, demografik potansiyellerini doğru yönettikleri takdirde dünyanın üretim üssü haline gelebilirler. Afrika’nın yükselişine katkıda bulunan ikinci dinamik ekonomidir. Afrika’nın yer altı ve yer üstü kaynak zenginliği malum olsa da bu zenginliğin muhtevası ve dünya için arz ettiği önem yeterince vurgulanmıyor. Örneğin, rutenyum, rodyum, paladyum, osmiyum, platin, iridyum gibi platin grubu elementlerin yüzde 76’sı Afrika’da bulunuyor. Platin grubu elementler, otomotiv (özellikle buji elektrotları ve katalitik konvertörler), tıp, hidrojenasyon ve uzay araçlarına (özellikle füze uçları) kadar uzanan pek çok sektörde kilit önemdedir. Çelik endüstrisinde ve pillerde kullanılan manganezin yüzde 66’sı Afrika kıtasından çıkarılıyor. Azot ve potasyumla beraber bitkiler için üç temel besin unsuru arasında yer alan ve yenilenemediği için stratejik bir ham madde olan fosfatın neredeyse yüzde 60’ı yine Afrika’da bulunuyor. Alüminyum üretiminde asli unsur olan boksitin yüzde 56’sı, telefon ve elektrikli araç bataryalarında kullanılan kobaltın yüzde 50’si yine Afrika menşelidir. Bu bağlamda kıta, yeşil enerji dönüşümü ve elektrikli araç teknolojilerinin gelişimine paralel olarak 21. yüzyıl ekonomisi için vazgeçilmez hale geliyor. Afrika, aynı şekilde elmas, altın, demir cevheri, kömür ve uranyum rezervleri açısından da dünya için önemlidir. Bu potansiyel etkili şekilde kullanıldığında Afrika, geleceğin kıtası olacaktır. Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi’nin (AfCFTA) oluşturacağı 3,4 trilyon dolarlık entegre pazar, bu bağlamda hem Afrika içi ticareti dönüştürebilir hem de kıtanın dünya ekonomisindeki payını genişletebilir. Afrika’nın küresel önemini açıklayan üçüncü unsur, jeopolitik dinamiklerdir. Afrika, insani krizlere ve kalkınma sorunlarına indirgenecek bir kıta değildir. BM’nin yüzde 28’ini teşkil eden Afrika devletleri, uluslararası siyasal-ekonomik sistemin reformundan iklim müzakerelerine, Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan İsrail-Filistin meselesine kadar geniş bir alanda etkili bir oy bloku olarak öne çıkmaktadır. 54 devletin her meselede aynı hareket etmesi mümkün olmasa da tek kutuplu dünya düzeninin çözüldüğü bir konjonktürde Afrika Birliği’nin (AfB) ulus üstü bir güç bloku olarak varlık göstermesi muhtemeldir. - Küresel nüfuz mücadelesi ve TürkiyeDünya siyasetinde ve ekonomisinde önemini koruyan Afrika kıtası, barındırdığı potansiyelden ötürü küresel nüfuz mücadelelerinin merkezinde yer alıyor. Kümülatif değeri bir trilyon dolara yaklaşan altyapı yatırımları ve kredi mekanizmalarıyla kıtanın tartışmasız en büyük ekonomik ortağı Çin’dir. Afrika devletleri için yeni bir “borç tuzağı” olarak tarif edilen Çin modelinin sürdürülebilirliğine dair tartışmalar devam ediyor. Rusya’nın yaklaşımı daha çok güvenlik işbirliklerine ve paralı asker gruplarına dayanıyor. Özellikle Sahel’de kendisinden söz ettiren bu model, zayıf devlet yapılarından besleniyor. Mali örneğinde görüldüğü üzere Afrika, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın uzak cephesi durumunda. Fransa başta olmak üzere Batılı devletler burada Rus askeri varlığına karşı istikrarsızlaştırıcı stratejiler geliştiriyor. “Global Gateway” girişimiyle geleneksel kalkınma yardımı modelini dönüştürmeye çalışan Avrupa Birliği (AB), sömürge mirasının izleri ve paternalist söylemleri sebebiyle Afrika’da samimi bir ortak olarak konumlanmakta zorlanıyor. Afrika’daki Çin nüfuzunu tehdit olarak algıladığı düşünülen ABD, bu düşüncenin aksine diplomatik olarak kıtayı çok da önemsemediği izlenimini veriyor. Halihazırda ABD’nin Afrika’daki 51 büyükelçiliğinden 37’sinde büyükelçi bulunmuyor. Bu konjonktürü değerlendiren Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), tarım, enerji ve lojistik altyapısına yönelik stratejik yatırımlarla Afrika’da etkisini artırmaya çalışıyor. Altın ve kritik mineral ihracatından ötürü son yıllarda bazı Afrika ülkelerinin ana ticaret ortağı haline gelen BAE’nin bir taraftan kendi çapında Afrika’daki Çin varlığını dengelediği, diğer taraftan tehdit olarak gördüğü İslami grupların iktidara gelmesini önleyerek ABD, AB ve İsrail ile aynı hedefte birleştiğini söylemek mümkün.​​​​​​​Müzmin rekabetin ötesinde konumlanan Türkiye’nin Afrika ülkeleriyle eşit ortaklık temelinde tesis ettiği işbirliği, ne Batılı devletlerinki gibi neokolonyalist ve paternalist bir anlayışı ne Rusya’nınki gibi paralı asker mantığını ne de Çin’in yaptığı gibi uzun vadede yine bir tür bağımlılık oluşturabilecek bir ilişki tarzını yansıtıyor. Küresel düzlemde yükselen Afrika ile yükselen Türkiye arasında bir hedef ortaklığı söz konusudur. Türkiye, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) yapısına atıfla “Dünya beşten büyüktür.” derken Afrika devletleri de mevcut uluslararası düzenin adil bir bölgesel temsil sağlamadığını, kıtanın BMGK’de en az iki daimi üye ile temsil edilmesi gerektiğini ifade ediyor. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan savunma sanayisine kadar pek çok alanda derinleşen Türkiye-Afrika ortaklığı, bu anlamda daha eşitlikçi ve insani bir yaklaşımın tezahürü olarak karşımıza çıkıyor. Son tahlilde, hangi ortaklık modelinin daha yapıcı olduğuna Afrikalılar karar verecektir. [Prof. Dr. Mürsel Bayram, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Bölge Çalışmaları Enstitüsü Afrika Çalışmaları Anabilim Dalı Başkanı'dır.] *Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türk hokeyinde olimpik tesis etkisi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turk-hokeyinde-olimpik-tesis-etkisi/852480/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turk-hokeyinde-olimpik-tesis-etkisi/852480/</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:21:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Türkiye Hokey Federasyonu Başkanı Mustafa Çakır: - Gölbaşı'nda yapımı süren tesisten olimpiyatlara gidecek takımlar ve sporcular çıkacağına inanıyorum - Belçika Hokey Takımı'nın eski kaptanlarından Thomas Briels'i milli takımların başına getirdik]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — FATİH ÇAKMAK - Türkiye Hokey Federasyonu Başkanı Mustafa Çakır, Ankara'nın Gölbaşı İlçesinde hizmete açtıkları tesisten olimpiyat seviyesinde sporcular yetişeceğini söyledi.Başkan Çakır, Ankara'da yapımı devam eden yeni olimpik tesis, kulüp ve milli takım hedeflerine dair çalışmaları, AA muhabirine değerlendirdi. Geçen hafta 2025-26 sezonunun yoğun organizasyon takvimiyle son erdiğini belirten Çakır, 2 birinci lig ve 2 süper ligi aynı anda hatasız, eksiksiz tamamladıklarını vurguladı.Şampiyon takımların Avrupa Kulüpler Kupası'nda Türkiye'yi temsil ettiğini dile getiren Çakır, Erkeklerde Selçuklu Belediyespor İtalya'nın Roma kentinde mücadele etti. Kadınlar Avrupa Kulüpler Kupası'na ise Antalya'nın Alanya ilçesinde ev sahipliği yaptık, burada ise Gaziantep Polisgücü ile Alanya Stars Hokey takımlarımız oynadı. Bu sezon şampiyon olan ekiplerimiz de gelecek yıl Avrupa'da mücadele edecek. diye konuştu.- Türk hokeyinin yeni merkezi, Gölbaşı olacakAnkara'nın Gölbaşı ilçesinde olimpik hokey sahasının faaliyete geçtiğini, federasyon yönetiminin de buraya taşınacağını aktaran Çakır, Türk hokeyi için çok önemli bir tesis, daha önce futbol sahası olarak kullanılan bu alanı modern bir hokey tesisine dönüştürdük. Gençlik ve Spor Bakanlığımıza, bakan yardımcımıza destekleri için teşekkür ediyoruz. Gölbaşı yaklaşık 34.000 öğrencisiyle gerçekten çok değerli. Gölbaşı'nda yapımı süren bu tesislerden olimpiyatlara gidecek takımlar ve sporcular çıkacağına inanıyorum dedi.Gölbaşı'ndaki tesisin geçen haftalarda 1. Lig müsabakalarına ev sahipliği yaptığını hatırlatan Çakır, Tesisimizde şu an eksik soyunma odaları ve federasyon yönetim binasının da 6 ay gibi kısa bir sürede yapılmasını bekliyoruz. Burası tam olimpik bir hokey sahası. Avrupa Hokey Federasyonu başkanımız da burayı ziyaret etti. Buranın çok rahatlıkla uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapabileceğini ifade etti. şeklinde konuştu. - İstanbul'da da olimpik hokey sahasına kavuşmak zorundayızİstanbul'da da olimpik hokey saha çalışmalarının devam ettiğini aktaran Çakır, İstanbul'da da olimpik hokey sahasına kavuşmak zorundayız. Orada da 2 tane çalışmamız var, inşallah yakında onun da müjdesini vereceğiz. Türkiye genelinde şu an itibariye 9. sahamıza kavuştuk bilgilerini verdi.Karadeniz ile Marmara Bölgesi'nde yeni sahalara ihtiyaç duyulduğunu anlatan Çakır, Muğla'daki tesisin de tamamlanmak üzere olduğunu dile getirdi.- Thomas Briels milli takımlardaÇakır, Belçika Hokey Takımı'nın eski kaptanlarından 2 kez olimpiyat madalyası kazanan takımda da oynamış Thomas Briels'i milli takımların başına getirdiklerini ifade etti.Uzun vadeli hedeflerinin olimpiyatlar olduğunu anlatan Çakır, İstanbul'un 2036 Olimpiyat Oyunları için güçlü aday olabileceğini ve milli hokey takımının da 2036'da oynamasını planladıklarını dile getirdi.Avrupa Hokey Federasyonu Yönetim Kurulu'na Türkiye'den ilk kez birisinin seçildiğini de kaydeden Çakır, sözlerini şöyle tamamladı: Uluslararası düzeyde de temsil gücümüzü arttırmayı hedefliyorduk. Uzun yıllardır federasyonumuzda çalışan mesai arkadaşımız Gizem Karaali Karadağ, Avrupa Hokey Federasyonu Yönetim Kurulu'na seçildi. Artık biz de uluslararası alanda söz sahibiyiz. Bir diğer önemli gelişme de 5 arkadaşımız da Avrupa Hokey Federasyonu'nun çeşitli alt kuruluşlarında göreve başladı. Bir mottomuz var; hokeyin konuşulduğu, hokeyin olduğu her masada biz Türkler olacağız.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — FATİH ÇAKMAK - Türkiye Hokey Federasyonu Başkanı Mustafa Çakır, Ankara'nın Gölbaşı İlçesinde hizmete açtıkları tesisten olimpiyat seviyesinde sporcular yetişeceğini söyledi.Başkan Çakır, Ankara'da yapımı devam eden yeni olimpik tesis, kulüp ve milli takım hedeflerine dair çalışmaları, AA muhabirine değerlendirdi. Geçen hafta 2025-26 sezonunun yoğun organizasyon takvimiyle son erdiğini belirten Çakır, 2 birinci lig ve 2 süper ligi aynı anda hatasız, eksiksiz tamamladıklarını vurguladı.Şampiyon takımların Avrupa Kulüpler Kupası'nda Türkiye'yi temsil ettiğini dile getiren Çakır, Erkeklerde Selçuklu Belediyespor İtalya'nın Roma kentinde mücadele etti. Kadınlar Avrupa Kulüpler Kupası'na ise Antalya'nın Alanya ilçesinde ev sahipliği yaptık, burada ise Gaziantep Polisgücü ile Alanya Stars Hokey takımlarımız oynadı. Bu sezon şampiyon olan ekiplerimiz de gelecek yıl Avrupa'da mücadele edecek. diye konuştu.- Türk hokeyinin yeni merkezi, Gölbaşı olacakAnkara'nın Gölbaşı ilçesinde olimpik hokey sahasının faaliyete geçtiğini, federasyon yönetiminin de buraya taşınacağını aktaran Çakır, Türk hokeyi için çok önemli bir tesis, daha önce futbol sahası olarak kullanılan bu alanı modern bir hokey tesisine dönüştürdük. Gençlik ve Spor Bakanlığımıza, bakan yardımcımıza destekleri için teşekkür ediyoruz. Gölbaşı yaklaşık 34.000 öğrencisiyle gerçekten çok değerli. Gölbaşı'nda yapımı süren bu tesislerden olimpiyatlara gidecek takımlar ve sporcular çıkacağına inanıyorum dedi.Gölbaşı'ndaki tesisin geçen haftalarda 1. Lig müsabakalarına ev sahipliği yaptığını hatırlatan Çakır, Tesisimizde şu an eksik soyunma odaları ve federasyon yönetim binasının da 6 ay gibi kısa bir sürede yapılmasını bekliyoruz. Burası tam olimpik bir hokey sahası. Avrupa Hokey Federasyonu başkanımız da burayı ziyaret etti. Buranın çok rahatlıkla uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapabileceğini ifade etti. şeklinde konuştu. - İstanbul'da da olimpik hokey sahasına kavuşmak zorundayızİstanbul'da da olimpik hokey saha çalışmalarının devam ettiğini aktaran Çakır, İstanbul'da da olimpik hokey sahasına kavuşmak zorundayız. Orada da 2 tane çalışmamız var, inşallah yakında onun da müjdesini vereceğiz. Türkiye genelinde şu an itibariye 9. sahamıza kavuştuk bilgilerini verdi.Karadeniz ile Marmara Bölgesi'nde yeni sahalara ihtiyaç duyulduğunu anlatan Çakır, Muğla'daki tesisin de tamamlanmak üzere olduğunu dile getirdi.- Thomas Briels milli takımlardaÇakır, Belçika Hokey Takımı'nın eski kaptanlarından 2 kez olimpiyat madalyası kazanan takımda da oynamış Thomas Briels'i milli takımların başına getirdiklerini ifade etti.Uzun vadeli hedeflerinin olimpiyatlar olduğunu anlatan Çakır, İstanbul'un 2036 Olimpiyat Oyunları için güçlü aday olabileceğini ve milli hokey takımının da 2036'da oynamasını planladıklarını dile getirdi.Avrupa Hokey Federasyonu Yönetim Kurulu'na Türkiye'den ilk kez birisinin seçildiğini de kaydeden Çakır, sözlerini şöyle tamamladı: Uluslararası düzeyde de temsil gücümüzü arttırmayı hedefliyorduk. Uzun yıllardır federasyonumuzda çalışan mesai arkadaşımız Gizem Karaali Karadağ, Avrupa Hokey Federasyonu Yönetim Kurulu'na seçildi. Artık biz de uluslararası alanda söz sahibiyiz. Bir diğer önemli gelişme de 5 arkadaşımız da Avrupa Hokey Federasyonu'nun çeşitli alt kuruluşlarında göreve başladı. Bir mottomuz var; hokeyin konuşulduğu, hokeyin olduğu her masada biz Türkler olacağız.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>GRAFİKLİ - BES kumbarasında çocukların birikimi 100 milyar lirayı aştı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/grafikli-bes-kumbarasinda-cocuklarin-birikimi-100-milyar-lirayi-asti/852479/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/grafikli-bes-kumbarasinda-cocuklarin-birikimi-100-milyar-lirayi-asti/852479/</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:21:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — 18 yaş altı BES'te çocuklar adına biriktirilen fon tutarı 82 milyar 728,8 milyon liraya, devlet katkısı tutarı 19 milyar 503 milyon liraya ulaştı - Fon büyüklüğünde sıfır yaş grubu 9 milyar 868,8 milyon lirayla öne çıkarken bir yaş grubunun birikimi 6 milyar 480,7 milyon lira oldu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — BAHAR YAKAR - Bireysel Emeklilik Sistemi'nde (BES) 18 yaş altı katılımcı sayısı 1 milyon 698 bin 755'e çıkarken devlet katkısı dahil toplam fon büyüklüğü 102 milyar 231,8 milyon liraya ulaştı.Türkiye'de 2021 yılında yürürlüğe giren yasal düzenlemeyle 18 yaş altı çocuklar veli veya vasileri aracılığıyla BES'e katılabiliyor. Doğumdan itibaren hesap açılabilen ve yüzde 20 devlet katkısıyla desteklenen sistem, çocuklara gelecekteki harcamaları için finansal güvence sunuyor.AA muhabirinin Emeklilik Gözetim Merkezi (EGM) verilerinden derlediği bilgilere göre, sözleşmenin yürürlük tarihi itibarıyla 18 yaş altında olan katılımcılara özel BES’te 15 Mayıs itibarıyla katılımcı sayısı 1 milyon 698 bin 755 oldu.Bu dönemde, yasal temsilcilerin çocukları adına biriktirdiği fon tutarı 82 milyar 728,8 milyon liraya, devlet katkısı fon tutarı ise 19 milyar 503 milyon liraya ulaştı.Böylece çocukların devlet katkısı dahil toplam fon büyüklüğü 100 milyar lira eşiğini aşarak 102 milyar 231,8 milyon liraya ulaştı.Aynı dönemde gönüllü BES katılımcılarının yüzde 16,5’ini, yani yaklaşık her 6 katılımcıdan 1'ini çocuklar oluşturdu. Bu gruptaki birikimler gönüllü taraftaki toplam fon büyüklüğünün yüzde 4,4’üne karşılık geldi.- En çok bebekler biriktirdiSözleşmenin yürürlük tarihi itibarıyla yaş grupları bazında 18 yaş altı BES katılımcıları incelendiğinde, bebekler hem fon büyüklüğü hem de katılımcı sayısında öne çıktı. Devlet katkısı dahil en yüksek fon büyüklüğü 9 milyar 868,8 milyon lirayla sıfır yaş grubunda kaydedilirken bir yaş grubunun birikimi 6 milyar 480,7 milyon lira oldu.Katılımcı sayısında da sıfır yaş grubu 167 bin 557 ile ilk sırada yer aldı. Bu grubu 116 bin 245 katılımcıyla bir yaş ve 105 bin 759 katılımcıyla 2 yaş grubu izledi.Öte yandan, fon büyüklüğü ve katılımcı sayısının en düşük olduğu 17 yaş grubunda 54 bin 949 katılımcının toplam birikimi 3 milyar 361,2 milyon lira oldu.- Yılbaşından bu yana 55 binden fazla çocuk sisteme dahil olduÇocukların devlet katkısı dahil toplam fon büyüklüğü geçen yılı 84 milyar 983,4 milyon lirayla, 18 yaş altı katılımcı sayısı ise 1 milyon 640 bin 982 ile kapatmıştı.Söz konusu fon büyüklüğü, yılbaşından 15 Mayıs'a kadar geçen sürede 17 milyar 248,4 milyon liralık artış kaydetti. Aynı dönemde 18 yaş altı BES'e 57 bin 773 yeni katılımcı dahil oldu.- Gönüllü BES'te toplam fon büyüklüğü yaklaşık 2,32 trilyon liraBu arada, gönüllü BES tarafında tüm yaş gruplarında katılımcı sayısı 15 Mayıs itibarıyla 10 milyon 270 bin 446 olurken katılımcıların fon tutarı ile devlet katkısı fon tutarının toplam büyüklüğü 2 trilyon 318 milyar 665 milyon lirayı buldu.Aynı dönemde, Otomatik Katılım Sistemi'nin (OKS) de yer aldığı BES havuzunda devlet katkısıyla birlikte toplam fon büyüklüğü 2,5 trilyon liraya yaklaşırken, katılımcı sayısı 18 milyonun üzerine çıktı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — BAHAR YAKAR - Bireysel Emeklilik Sistemi'nde (BES) 18 yaş altı katılımcı sayısı 1 milyon 698 bin 755'e çıkarken devlet katkısı dahil toplam fon büyüklüğü 102 milyar 231,8 milyon liraya ulaştı.Türkiye'de 2021 yılında yürürlüğe giren yasal düzenlemeyle 18 yaş altı çocuklar veli veya vasileri aracılığıyla BES'e katılabiliyor. Doğumdan itibaren hesap açılabilen ve yüzde 20 devlet katkısıyla desteklenen sistem, çocuklara gelecekteki harcamaları için finansal güvence sunuyor.AA muhabirinin Emeklilik Gözetim Merkezi (EGM) verilerinden derlediği bilgilere göre, sözleşmenin yürürlük tarihi itibarıyla 18 yaş altında olan katılımcılara özel BES’te 15 Mayıs itibarıyla katılımcı sayısı 1 milyon 698 bin 755 oldu.Bu dönemde, yasal temsilcilerin çocukları adına biriktirdiği fon tutarı 82 milyar 728,8 milyon liraya, devlet katkısı fon tutarı ise 19 milyar 503 milyon liraya ulaştı.Böylece çocukların devlet katkısı dahil toplam fon büyüklüğü 100 milyar lira eşiğini aşarak 102 milyar 231,8 milyon liraya ulaştı.Aynı dönemde gönüllü BES katılımcılarının yüzde 16,5’ini, yani yaklaşık her 6 katılımcıdan 1'ini çocuklar oluşturdu. Bu gruptaki birikimler gönüllü taraftaki toplam fon büyüklüğünün yüzde 4,4’üne karşılık geldi.- En çok bebekler biriktirdiSözleşmenin yürürlük tarihi itibarıyla yaş grupları bazında 18 yaş altı BES katılımcıları incelendiğinde, bebekler hem fon büyüklüğü hem de katılımcı sayısında öne çıktı. Devlet katkısı dahil en yüksek fon büyüklüğü 9 milyar 868,8 milyon lirayla sıfır yaş grubunda kaydedilirken bir yaş grubunun birikimi 6 milyar 480,7 milyon lira oldu.Katılımcı sayısında da sıfır yaş grubu 167 bin 557 ile ilk sırada yer aldı. Bu grubu 116 bin 245 katılımcıyla bir yaş ve 105 bin 759 katılımcıyla 2 yaş grubu izledi.Öte yandan, fon büyüklüğü ve katılımcı sayısının en düşük olduğu 17 yaş grubunda 54 bin 949 katılımcının toplam birikimi 3 milyar 361,2 milyon lira oldu.- Yılbaşından bu yana 55 binden fazla çocuk sisteme dahil olduÇocukların devlet katkısı dahil toplam fon büyüklüğü geçen yılı 84 milyar 983,4 milyon lirayla, 18 yaş altı katılımcı sayısı ise 1 milyon 640 bin 982 ile kapatmıştı.Söz konusu fon büyüklüğü, yılbaşından 15 Mayıs'a kadar geçen sürede 17 milyar 248,4 milyon liralık artış kaydetti. Aynı dönemde 18 yaş altı BES'e 57 bin 773 yeni katılımcı dahil oldu.- Gönüllü BES'te toplam fon büyüklüğü yaklaşık 2,32 trilyon liraBu arada, gönüllü BES tarafında tüm yaş gruplarında katılımcı sayısı 15 Mayıs itibarıyla 10 milyon 270 bin 446 olurken katılımcıların fon tutarı ile devlet katkısı fon tutarının toplam büyüklüğü 2 trilyon 318 milyar 665 milyon lirayı buldu.Aynı dönemde, Otomatik Katılım Sistemi'nin (OKS) de yer aldığı BES havuzunda devlet katkısıyla birlikte toplam fon büyüklüğü 2,5 trilyon liraya yaklaşırken, katılımcı sayısı 18 milyonun üzerine çıktı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bacağını trafik kazasında kaybeden Angolalı Fungula futbol ile hayata tutundu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bacagini-trafik-kazasinda-kaybeden-angolali-fungula-futbol-ile-hayata-tutundu/852478/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bacagini-trafik-kazasinda-kaybeden-angolali-fungula-futbol-ile-hayata-tutundu/852478/</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:21:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Trabzon — Geçirdiği motosiklet kazasında sağ bacağını kaybeden Angolalı Lucas Elias Fungula, ikinci memleketim dediği Trabzon Büyükşehir Belediyesi Ampute Futbol Takımı'nın başarısı için ter döküyor - 25 yaşındaki forvet: - Türkiye'deki takımlar hep Avrupa kupalarında oynayıp kazanıyor. Burada en iyi ve en kaliteli ampute futbolunu oynuyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Trabzon Haberleri — ENES SANSAR - Angolalı Lucas Elias Fungula, geçirdiği trafik kazasında bacağını kaybetmesine rağmen ampute futbol sayesinde hayata yeniden tutunmayı başardı.Küçük yaşlardan itibaren motosiklet tutkusu olan Fungula, 16 yaşında ülkesinde motosiklet kullanırken otomobille çarpıştı.Kazada ağır yaralanan Angolalı oyuncu, bir hafta sonra hastanede bilinci yerine geldiğinde sağ bacağının diz üstünden ampute edildiğini öğrendi.Yaşadığı büyük üzüntü nedeniyle evinden çıkmayan Fungula, kazadan 2 yıl sonra evlerine gelen bir misafirin kendisini ampute futboluna yönlendirmesiyle hayatının akışını değiştirecek bir sürece girdi.Kısa sürede sergilediği başarılı performansla göz dolduran ampute futbolcu, Angola Milli Takımı'na davet edilmesinin ardından 2022 yılında dünya ikinciliği gururu yaşadı.Bu turnuvadaki oyunuyla Trabzon Büyükşehir Belediyesi Ampute Futbol Takımı Teknik Direktörü Faruk Kuduban'ın dikkatini çeken başarılı forvet, aldığı transfer teklifini değerlendirerek 2022'de bordo-mavili renklere bağlandı.Trabzon Büyükşehir Belediyesi Ampute Futbol Takımı'nın 25 yaşındaki forveti Fungula, AA muhabirine, motosiklet tutkusunun ağır bir bedeli olduğunu ancak ampute futbolla birlikte yeniden mutlu günlerine kavuştuğunu söyledi.O dönemde motosiklet üzerinde çok fazla zaman geçirdiğini belirten Fungula, Motor sürmeyi çok iyi bildiğim için çok rahat sürüyordum ve çok hızlı gidiyordum. Bir anda araba vurdu ve ben orada düştüm. Ondan sonra kendime geldiğimde ayağım yoktu zaten. dedi.- İlk sene Angola Kupası'nda yarı final oynadıkBacağını kaybettikten 2 yıl sonra futbola başladığını ifade eden Fungula, sözlerini şöyle sürdürdü:Trafik kazasından sonra hemen futbola başlamadım. Arkadaşlarımla oynamak istedim, benimle oynamak istemediler çünkü bana bir zarar gelmesinden korktular. Ben de çok üzülüyordum, hep evde kalıyordum. Bir gün babamın bir arkadaşı eve geldi ve 'Oğlunu neden ampute futbola göndermiyorsunuz?' diye sordu. Angola'da çok fazla ampute futbol takımı olduğunu, milli takımın Afrika Kupası'nda ve Dünya Kupası'nda mücadele ettiğini anlattı. 'Neden evde saklıyorsunuz bu çocuğu?' diye sordu. Babam beni yaşadığımız şehirde bir kulübe götürdü. 18 yaşındayken, yani ampute olduktan 2 sene sonra ampute futbola başladım ve ilk sene Angola Kupası'nda yarı final oynadık.- Trabzon'a geldiğim için çok mutluyumAngola Ampute Milli Takımı'nda gösterdiği başarılı performansın ardından Trabzon Büyükşehir Belediyesi Ampute Futbol Takımı'na transfer olduğunu belirten Fungula, çok iyi bir takımda ve son derece kaliteli bir ligde mücadele ettiklerinin altını çizdi.Fungula, Türkiye'de ampute futboldaki kaliteye değinerek, Başka bir takımda oynamak istemiyorum. Trabzon Büyükşehir Belediyesi benim için en iyi takım. Ampute futbolun en iyi ligi burası, bu ligde çok başarılı takımlar var. Türkiye'deki takımlar hep Avrupa kupalarında oynayıp kazanıyor. Bunun bir sebebi var, burada en iyi ve en kaliteli ampute futbolunu oynuyoruz. ifadelerini kullandı.Trabzon'un hayatında çok önemli bir yere sahip olduğunu dile getiren Fungula, 2022'den beri buradayım, burada yaşamaktan çok memnunum. Çok fazla arkadaşım var, burası benim ikinci memleketim oldu. diye konuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Trabzon Haberleri — ENES SANSAR - Angolalı Lucas Elias Fungula, geçirdiği trafik kazasında bacağını kaybetmesine rağmen ampute futbol sayesinde hayata yeniden tutunmayı başardı.Küçük yaşlardan itibaren motosiklet tutkusu olan Fungula, 16 yaşında ülkesinde motosiklet kullanırken otomobille çarpıştı.Kazada ağır yaralanan Angolalı oyuncu, bir hafta sonra hastanede bilinci yerine geldiğinde sağ bacağının diz üstünden ampute edildiğini öğrendi.Yaşadığı büyük üzüntü nedeniyle evinden çıkmayan Fungula, kazadan 2 yıl sonra evlerine gelen bir misafirin kendisini ampute futboluna yönlendirmesiyle hayatının akışını değiştirecek bir sürece girdi.Kısa sürede sergilediği başarılı performansla göz dolduran ampute futbolcu, Angola Milli Takımı'na davet edilmesinin ardından 2022 yılında dünya ikinciliği gururu yaşadı.Bu turnuvadaki oyunuyla Trabzon Büyükşehir Belediyesi Ampute Futbol Takımı Teknik Direktörü Faruk Kuduban'ın dikkatini çeken başarılı forvet, aldığı transfer teklifini değerlendirerek 2022'de bordo-mavili renklere bağlandı.Trabzon Büyükşehir Belediyesi Ampute Futbol Takımı'nın 25 yaşındaki forveti Fungula, AA muhabirine, motosiklet tutkusunun ağır bir bedeli olduğunu ancak ampute futbolla birlikte yeniden mutlu günlerine kavuştuğunu söyledi.O dönemde motosiklet üzerinde çok fazla zaman geçirdiğini belirten Fungula, Motor sürmeyi çok iyi bildiğim için çok rahat sürüyordum ve çok hızlı gidiyordum. Bir anda araba vurdu ve ben orada düştüm. Ondan sonra kendime geldiğimde ayağım yoktu zaten. dedi.- İlk sene Angola Kupası'nda yarı final oynadıkBacağını kaybettikten 2 yıl sonra futbola başladığını ifade eden Fungula, sözlerini şöyle sürdürdü:Trafik kazasından sonra hemen futbola başlamadım. Arkadaşlarımla oynamak istedim, benimle oynamak istemediler çünkü bana bir zarar gelmesinden korktular. Ben de çok üzülüyordum, hep evde kalıyordum. Bir gün babamın bir arkadaşı eve geldi ve 'Oğlunu neden ampute futbola göndermiyorsunuz?' diye sordu. Angola'da çok fazla ampute futbol takımı olduğunu, milli takımın Afrika Kupası'nda ve Dünya Kupası'nda mücadele ettiğini anlattı. 'Neden evde saklıyorsunuz bu çocuğu?' diye sordu. Babam beni yaşadığımız şehirde bir kulübe götürdü. 18 yaşındayken, yani ampute olduktan 2 sene sonra ampute futbola başladım ve ilk sene Angola Kupası'nda yarı final oynadık.- Trabzon'a geldiğim için çok mutluyumAngola Ampute Milli Takımı'nda gösterdiği başarılı performansın ardından Trabzon Büyükşehir Belediyesi Ampute Futbol Takımı'na transfer olduğunu belirten Fungula, çok iyi bir takımda ve son derece kaliteli bir ligde mücadele ettiklerinin altını çizdi.Fungula, Türkiye'de ampute futboldaki kaliteye değinerek, Başka bir takımda oynamak istemiyorum. Trabzon Büyükşehir Belediyesi benim için en iyi takım. Ampute futbolun en iyi ligi burası, bu ligde çok başarılı takımlar var. Türkiye'deki takımlar hep Avrupa kupalarında oynayıp kazanıyor. Bunun bir sebebi var, burada en iyi ve en kaliteli ampute futbolunu oynuyoruz. ifadelerini kullandı.Trabzon'un hayatında çok önemli bir yere sahip olduğunu dile getiren Fungula, 2022'den beri buradayım, burada yaşamaktan çok memnunum. Çok fazla arkadaşım var, burası benim ikinci memleketim oldu. diye konuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/bacagini-trafik-kazasinda-kaybeden-angolali-fungula-futbol-ile-hayata-tutundu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANALİZ - Türkiye-Azerbaycan ilişkileri: Koordinasyonun stratejik boyutu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/analiz-turkiye-azerbaycan-iliskileri-koordinasyonun-stratejik-boyutu/852477/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/analiz-turkiye-azerbaycan-iliskileri-koordinasyonun-stratejik-boyutu/852477/</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:21:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Türkiye ve Azerbaycan arasında sağlanan işbirliği ve koordinasyonun sonucu Avrasya'da dengeler, her iki devletin istediği duruma gelmektedir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Uluslararası İlişkiler Analizler Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Cavid Veliyev, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik koordinasyonu ve bunun bölgesel yansımalarını AA Analiz için kaleme aldı.***Günümüzde uluslararası sistemin köklü bir değişim sürecinden geçtiği kabullenilen ve bilinen bir gerçekliktir. Bu noktada özellikle küresel ölçekte sorumluluk üstlenecek liderlik eksikliği ve uluslararası örgütlerin mevcut sorunlara etkili çözümler üretememesi, değişim ihtiyacının başlıca nedenleri arasında gösterilmektedir. Bu sistem değişikliğinin nereye evrileceği ve nasıl bir sonuç üreteceği henüz belli olmamakla birlikte bütün uluslararası aktörler, tutum ve politikalarını yeni gerçekliğe göre şekillendirmektedir.- Türkiye-Azerbaycan ilişkileri yıllar içinde nasıl şekillendi?Yaşanan küresel sistem değişikliği karşısında Azerbaycan ve Türkiye müttefikliğinin gelecek yol haritasının belirlenmesi önem arz etmektedir. İki ülke ilişkilerinin son 35 yılına bakıldığında başarılı bir dönemden bahsedilebilir. Bu başarıya dış politikada ortak hedeflere ulaşmak amacıyla işbirliğinin koordineli ve düzenli biçimde yürütülmesi sayesinde ulaşıldı. Nitekim iki ülke arasında dış politikada koordinasyon, toplumlar tarafından da desteklendi. Türkiye'de 2019'da yapılan kamuoyu araştırmasında “Türkiye, dış politikada kiminle birlikte hareket etmeli?” sorusuna yüzde 44,5'le ilk sırada Azerbaycan ile birlikte hareket etmelidir. cevabı çıkmıştır. Katılımcıların yalnız yüzde 15,6'sı Türkiye, tek başına hareket etmelidir. cevabını vermiştir. Azerbaycan, bağımsızlığını kazandıktan sonra iki ülke arasında koordinasyon önce enerji alanında sağlandı. 1990'lı yıllarda Azerbaycan petrol ve doğal gazını dünya pazarlarına çıkartacak çeşitli güzergahlar tartışılırken iki ülke, bunun Bakü-Ceyhan hattı olması noktasında ilk anlaşmaya vardı. Her iki ülke, rakiplerin boru hattına yönelik çeşitli sabotajlarından işbirliği ve koordinasyon sayesinde başarıyla çıktı. Günümüzde Türkiye'nin doğal gaz tedarikinde zaman zaman Azerbaycan'ın üçüncü sıradan ikinci sıraya yükselmesi, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı'nın (TANAP) devreye alınması, Azerbaycan'ın 15 ülkeye doğal gaz ihraç etmesi ve Türkiye'nin köprü olmasının temelinde 1990'lı yıllarda iki ülke arasında enerji alanında sağlanan koordinasyon yatmaktadır. Eğer bu koordinasyon sağlanmasaydı bugün durum bölgesel enerji ve hatta jeopolitik dengeler açısından Azerbaycan ve Türkiye lehine olmayabilirdi. İkinci önemli stratejik sonuç üreten koordinasyon süreci, bölgesel taşımacılık alanında yaşandı. Bugün Türk dünyasını birleştiren, Azerbaycan ve Türkiye'nin küresel taşımacılık alanında stratejik değerini artıran ve köprü rolü özelliği kazandıran Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu hattının yapılmasıdır. Bu hat gündeme geldiğinde, Ermeni diasporasının yoğun baskısı sonucunda ABD Kongresi Amerikan bankalarının, Avrupa Parlamentosu ise Avrupa bankalarının kredi ve finansal destek sağlamasını engelledi ancak proje başladıktan sonra Azerbaycan hem kendi kısmının hem de Gürcistan kısmının gerçekleşmesi için gerekli finansmanı sağladı. Eğer karşı taraf başarılı olmuş olsaydı bu demir yolu, bugün Azerbaycan ve Türkiye'nin istediği gibi olmayacaktı.İki ülke arasında koordinasyonun en önemli ayaklarından birini askeri-güvenlik alanı oluşturmaktadır. İki ülke arasında 1992 ve 1996 yıllarında imzalanan askeri eğitim anlaşmaları, askeri anlamda entegrasyon ve koordinasyona hizmet etmiştir. 2007'de iki ülke arasında kurulan ve iki yılda bir toplanan Yüksek Düzeyli Askeri İşbirliği Konseyinin amacı, bölgesel gelişmeleri değerlendirmek ve iki ülkenin bu gelişmeler karşısında koordinasyonuna katkı sağlamaktır. 2008'de Rusya'nın Gürcistan müdahalesi sonrası Azerbaycan-Türkiye arasında Stratejik Ortaklık ve Karşılıklı Yardımlaşma hakkında imzalanan anlaşma ve aynı yıl kurulmuş olan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi, her iki ülke arasında koordinasyonun kurumsallaşmasına hizmet etmekteydi. Her iki ülkenin 30 yıl boyunca üzerinde titizlikle çalıştığı ve taviz vermediği Karabağ meselesinin çözüme kavuşmasıyla dış politikada koordinasyon alanı genişledi. Bu, aslında bölgesel rakiplerin tutumuna karşı iki ülkenin işbirliği ve koordinasyonunun zirvesi sayılabilir. Bugün Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan yönetimi, Azerbaycan ve Türkiye ile işbirliği yapmadan Ermenistan'ın bir geleceğinin olmadığı düşüncesindeyse bu, Azerbaycan ve Türkiye'nin Ermenistan politikaları konusunda kararlı duruşlarının sonucudur ancak Türkiye ve Azerbaycan arasındaki bu koordinasyonun Ermenistan'ın hukuksal anlamda her iki ülkeye yönelik taleplerinden vazgeçtiği ana kadar sürdürmesi daha doğru olacaktır. Nitekim, Ermenistan Anayasası'nda yer alan Bağımsızlık Bildirgesi'nde Azerbaycan gibi Türkiye'ye karşı da toprak talebi bulunmaktadır ve değişiklik durumunda Ermenistan'ın Türkiye'ye karşı talepleri de hukuksal anlamda son bulacaktır. Söz konusu süreçte Ermenistan’la ilişkilerin geleceği de konuşulmaktadır. Önümüzdeki süreçte Ermenistan’da seçimler yapılacaktır. Ermenistan’la devam eden yumuşama süreçleri dikkat alındığından sürecin devamlılığı açısından Nikol Paşinyan’ın seçimleri kazanması ihtimalinin Azerbaycan ve Türkiye tarafından olumlu karşılandığı görülmektedir. Bu nedenle Azerbaycan, Ermenistan’la ticaretin başlatılması, üçüncü ülkelerin Ermenistan’a yönelik mal ve ürün ihracatının Azerbaycan toprakları üzerinden geçişine izin verilmesi ve iki ülke arasındaki normalleşme sürecinin desteklenmesi gibi adımlarla Paşinyan’a somut destek vermiş oldu.Öte yandan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Erivan'da yapılan 8. Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi'ne video konferans aracılığıyla katılması ise bu somut desteğin dünya kamuoyuna duyurulmasıydı. Dolayısıyla, Azerbaycan-Türkiye arasında Ermenistan ile normalleşme sürecinde ortak tutum konusunda bir farklılık bulunmamaktadır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF) sonuncu toplantısında Ermenistan ile normalleşme sürecinin Azerbaycan ile eş güdüm halinde devam ettirildiğini duyurması. bu yorumun somut kanıtıdır. İki ülke arasında en başarılı koordinasyon alanlarından biri de Suriye olmuştur. Aliyev, Suriye'de Aralık 2024'te yaşanan iktidar değişiminin ilk gününden itibaren Azerbaycan'ın Suriye politikasının Türkiye ile koordine edileceğini duyurdu. 2025'te yapılan ADF'de Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile görüştü ve ardından Azerbaycan, Türkiye üzerinden Suriye'nin enerji sorununun çözümü için doğal gaz temin etmeye başladı. - Türk dünyasının entegrasyonunda eşgüdümDaha da ötesinde Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) kuvvetlendirilmesi noktasında her iki ülke, aynı pozisyonu benimsemiş durumdadır. Her iki ülkenin lideri de TDT'den bahsederken ailemiz ifadesini kullanmaktadır. Bugün diğer Türk devletleri kendi aralarındaki ilişkilerinde Türkiye ve Azerbaycan arasındaki koordinasyonu bir model olarak benimsemektedir. Gelinen son noktada Azerbaycan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) TDT'ye tam üyeliğini desteklemektedir. Azerbaycan'ın bu somut desteği, diğer Türk devletleri tarafından da örnek alınmaktadır.Türkiye ve Azerbaycan arasında sağlanan işbirliği ve koordinasyonun sonucu Avrasya'da dengeler, her iki devletin istediği duruma gelmektedir. Bu işbirliği ve koordinasyonun başarısında iki ülkenin hedeflerinin meşru, rasyonel ve bölgesel-küresel güvenliğe katkı sağlayacak biçimde şekillenmesi belirleyici oldu. Ayrıca koordinasyonun bölgesel dengeler ile iki ülkenin ortak çıkarları gözetilerek yürütülmesi de bu süreci destekleyen temel unsurlar arasında yer aldı. Sonuç olarak her iki ülkenin liderlerinin ortaya koyduğu siyasi irade sonucu ilişkiler, “Bir millet iki devlet” olmaktan dış ve güvenlik politikalarında ortak tutum sergileyecek kadar “Bir devlet” olma yönünde ilerlemektedir. Ülkeler arasında kurulan dış politikada koordinasyon, birinin diğerinin etkisi altına girmesi değil müttefikliğin ve mevcut uluslararası sistemde yaşanan belirsizliğin gereğidir. [Dr. Cavid Veliyev, Uluslararası İlişkiler Analizler Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi'dir.]* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Uluslararası İlişkiler Analizler Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Cavid Veliyev, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik koordinasyonu ve bunun bölgesel yansımalarını AA Analiz için kaleme aldı.***Günümüzde uluslararası sistemin köklü bir değişim sürecinden geçtiği kabullenilen ve bilinen bir gerçekliktir. Bu noktada özellikle küresel ölçekte sorumluluk üstlenecek liderlik eksikliği ve uluslararası örgütlerin mevcut sorunlara etkili çözümler üretememesi, değişim ihtiyacının başlıca nedenleri arasında gösterilmektedir. Bu sistem değişikliğinin nereye evrileceği ve nasıl bir sonuç üreteceği henüz belli olmamakla birlikte bütün uluslararası aktörler, tutum ve politikalarını yeni gerçekliğe göre şekillendirmektedir.- Türkiye-Azerbaycan ilişkileri yıllar içinde nasıl şekillendi?Yaşanan küresel sistem değişikliği karşısında Azerbaycan ve Türkiye müttefikliğinin gelecek yol haritasının belirlenmesi önem arz etmektedir. İki ülke ilişkilerinin son 35 yılına bakıldığında başarılı bir dönemden bahsedilebilir. Bu başarıya dış politikada ortak hedeflere ulaşmak amacıyla işbirliğinin koordineli ve düzenli biçimde yürütülmesi sayesinde ulaşıldı. Nitekim iki ülke arasında dış politikada koordinasyon, toplumlar tarafından da desteklendi. Türkiye'de 2019'da yapılan kamuoyu araştırmasında “Türkiye, dış politikada kiminle birlikte hareket etmeli?” sorusuna yüzde 44,5'le ilk sırada Azerbaycan ile birlikte hareket etmelidir. cevabı çıkmıştır. Katılımcıların yalnız yüzde 15,6'sı Türkiye, tek başına hareket etmelidir. cevabını vermiştir. Azerbaycan, bağımsızlığını kazandıktan sonra iki ülke arasında koordinasyon önce enerji alanında sağlandı. 1990'lı yıllarda Azerbaycan petrol ve doğal gazını dünya pazarlarına çıkartacak çeşitli güzergahlar tartışılırken iki ülke, bunun Bakü-Ceyhan hattı olması noktasında ilk anlaşmaya vardı. Her iki ülke, rakiplerin boru hattına yönelik çeşitli sabotajlarından işbirliği ve koordinasyon sayesinde başarıyla çıktı. Günümüzde Türkiye'nin doğal gaz tedarikinde zaman zaman Azerbaycan'ın üçüncü sıradan ikinci sıraya yükselmesi, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı'nın (TANAP) devreye alınması, Azerbaycan'ın 15 ülkeye doğal gaz ihraç etmesi ve Türkiye'nin köprü olmasının temelinde 1990'lı yıllarda iki ülke arasında enerji alanında sağlanan koordinasyon yatmaktadır. Eğer bu koordinasyon sağlanmasaydı bugün durum bölgesel enerji ve hatta jeopolitik dengeler açısından Azerbaycan ve Türkiye lehine olmayabilirdi. İkinci önemli stratejik sonuç üreten koordinasyon süreci, bölgesel taşımacılık alanında yaşandı. Bugün Türk dünyasını birleştiren, Azerbaycan ve Türkiye'nin küresel taşımacılık alanında stratejik değerini artıran ve köprü rolü özelliği kazandıran Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu hattının yapılmasıdır. Bu hat gündeme geldiğinde, Ermeni diasporasının yoğun baskısı sonucunda ABD Kongresi Amerikan bankalarının, Avrupa Parlamentosu ise Avrupa bankalarının kredi ve finansal destek sağlamasını engelledi ancak proje başladıktan sonra Azerbaycan hem kendi kısmının hem de Gürcistan kısmının gerçekleşmesi için gerekli finansmanı sağladı. Eğer karşı taraf başarılı olmuş olsaydı bu demir yolu, bugün Azerbaycan ve Türkiye'nin istediği gibi olmayacaktı.İki ülke arasında koordinasyonun en önemli ayaklarından birini askeri-güvenlik alanı oluşturmaktadır. İki ülke arasında 1992 ve 1996 yıllarında imzalanan askeri eğitim anlaşmaları, askeri anlamda entegrasyon ve koordinasyona hizmet etmiştir. 2007'de iki ülke arasında kurulan ve iki yılda bir toplanan Yüksek Düzeyli Askeri İşbirliği Konseyinin amacı, bölgesel gelişmeleri değerlendirmek ve iki ülkenin bu gelişmeler karşısında koordinasyonuna katkı sağlamaktır. 2008'de Rusya'nın Gürcistan müdahalesi sonrası Azerbaycan-Türkiye arasında Stratejik Ortaklık ve Karşılıklı Yardımlaşma hakkında imzalanan anlaşma ve aynı yıl kurulmuş olan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi, her iki ülke arasında koordinasyonun kurumsallaşmasına hizmet etmekteydi. Her iki ülkenin 30 yıl boyunca üzerinde titizlikle çalıştığı ve taviz vermediği Karabağ meselesinin çözüme kavuşmasıyla dış politikada koordinasyon alanı genişledi. Bu, aslında bölgesel rakiplerin tutumuna karşı iki ülkenin işbirliği ve koordinasyonunun zirvesi sayılabilir. Bugün Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan yönetimi, Azerbaycan ve Türkiye ile işbirliği yapmadan Ermenistan'ın bir geleceğinin olmadığı düşüncesindeyse bu, Azerbaycan ve Türkiye'nin Ermenistan politikaları konusunda kararlı duruşlarının sonucudur ancak Türkiye ve Azerbaycan arasındaki bu koordinasyonun Ermenistan'ın hukuksal anlamda her iki ülkeye yönelik taleplerinden vazgeçtiği ana kadar sürdürmesi daha doğru olacaktır. Nitekim, Ermenistan Anayasası'nda yer alan Bağımsızlık Bildirgesi'nde Azerbaycan gibi Türkiye'ye karşı da toprak talebi bulunmaktadır ve değişiklik durumunda Ermenistan'ın Türkiye'ye karşı talepleri de hukuksal anlamda son bulacaktır. Söz konusu süreçte Ermenistan’la ilişkilerin geleceği de konuşulmaktadır. Önümüzdeki süreçte Ermenistan’da seçimler yapılacaktır. Ermenistan’la devam eden yumuşama süreçleri dikkat alındığından sürecin devamlılığı açısından Nikol Paşinyan’ın seçimleri kazanması ihtimalinin Azerbaycan ve Türkiye tarafından olumlu karşılandığı görülmektedir. Bu nedenle Azerbaycan, Ermenistan’la ticaretin başlatılması, üçüncü ülkelerin Ermenistan’a yönelik mal ve ürün ihracatının Azerbaycan toprakları üzerinden geçişine izin verilmesi ve iki ülke arasındaki normalleşme sürecinin desteklenmesi gibi adımlarla Paşinyan’a somut destek vermiş oldu.Öte yandan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Erivan'da yapılan 8. Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi'ne video konferans aracılığıyla katılması ise bu somut desteğin dünya kamuoyuna duyurulmasıydı. Dolayısıyla, Azerbaycan-Türkiye arasında Ermenistan ile normalleşme sürecinde ortak tutum konusunda bir farklılık bulunmamaktadır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF) sonuncu toplantısında Ermenistan ile normalleşme sürecinin Azerbaycan ile eş güdüm halinde devam ettirildiğini duyurması. bu yorumun somut kanıtıdır. İki ülke arasında en başarılı koordinasyon alanlarından biri de Suriye olmuştur. Aliyev, Suriye'de Aralık 2024'te yaşanan iktidar değişiminin ilk gününden itibaren Azerbaycan'ın Suriye politikasının Türkiye ile koordine edileceğini duyurdu. 2025'te yapılan ADF'de Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile görüştü ve ardından Azerbaycan, Türkiye üzerinden Suriye'nin enerji sorununun çözümü için doğal gaz temin etmeye başladı. - Türk dünyasının entegrasyonunda eşgüdümDaha da ötesinde Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) kuvvetlendirilmesi noktasında her iki ülke, aynı pozisyonu benimsemiş durumdadır. Her iki ülkenin lideri de TDT'den bahsederken ailemiz ifadesini kullanmaktadır. Bugün diğer Türk devletleri kendi aralarındaki ilişkilerinde Türkiye ve Azerbaycan arasındaki koordinasyonu bir model olarak benimsemektedir. Gelinen son noktada Azerbaycan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) TDT'ye tam üyeliğini desteklemektedir. Azerbaycan'ın bu somut desteği, diğer Türk devletleri tarafından da örnek alınmaktadır.Türkiye ve Azerbaycan arasında sağlanan işbirliği ve koordinasyonun sonucu Avrasya'da dengeler, her iki devletin istediği duruma gelmektedir. Bu işbirliği ve koordinasyonun başarısında iki ülkenin hedeflerinin meşru, rasyonel ve bölgesel-küresel güvenliğe katkı sağlayacak biçimde şekillenmesi belirleyici oldu. Ayrıca koordinasyonun bölgesel dengeler ile iki ülkenin ortak çıkarları gözetilerek yürütülmesi de bu süreci destekleyen temel unsurlar arasında yer aldı. Sonuç olarak her iki ülkenin liderlerinin ortaya koyduğu siyasi irade sonucu ilişkiler, “Bir millet iki devlet” olmaktan dış ve güvenlik politikalarında ortak tutum sergileyecek kadar “Bir devlet” olma yönünde ilerlemektedir. Ülkeler arasında kurulan dış politikada koordinasyon, birinin diğerinin etkisi altına girmesi değil müttefikliğin ve mevcut uluslararası sistemde yaşanan belirsizliğin gereğidir. [Dr. Cavid Veliyev, Uluslararası İlişkiler Analizler Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi'dir.]* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>CHP Genel Merkezi'nde temizlik ve yenileme çalışmaları sürüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/chp-genel-merkezi-nde-temizlik-ve-yenileme-calismalari-suruyor/852475/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/chp-genel-merkezi-nde-temizlik-ve-yenileme-calismalari-suruyor/852475/</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:21:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — CHP Genel Merkezi'ndeki tahliye sırasında ve sonrasında yaşanan olayların ardından temizlik ve yenileme çalışmaları devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — CHP Genel Merkezi'ndeki tahliye sırasında ve sonrasında yaşanan olayların ardından temizlik ve yenileme çalışmaları devam ediyor.Mahkemece CHP Genel Başkanlığı görevine iade edilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun bazı kurmayları CHP Genel Merkezi'ne gelerek, hasar gören alanlarda incelemelerini sürdürüyor.Bu kapsamda, bina içerisinde tahrip olan alanlar yenilenirken, kapsamlı temizlik yapılıyor.Partide, mahkemece tedbiren CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel'in fotoğrafları kaldırılırken, eski Genel Sekreter ve Genel Başkan yardımcılarının isimleri, oda kapılarındaki plakalardan söküldü.İstinafın CHP kurultay davası kararının ardından Özgür Özel'in parti binasına asılan Geri adım atmadık mücadeleye devam yazılı pankartı da kaldırıldı. Söz konusu karara ilişkin metnin, partinin fuaye alanına açılan kapısına asıldığı görüldü.Emniyet güçlerinin genel merkez etrafındaki güvenlik tedbirleri de devam ediyor.Öte yandan, Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Kurban Bayramı'nın ikinci günü genel merkezde partililerle ve vatandaşlarla bayramlaşacağı öğrenildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — CHP Genel Merkezi'ndeki tahliye sırasında ve sonrasında yaşanan olayların ardından temizlik ve yenileme çalışmaları devam ediyor.Mahkemece CHP Genel Başkanlığı görevine iade edilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun bazı kurmayları CHP Genel Merkezi'ne gelerek, hasar gören alanlarda incelemelerini sürdürüyor.Bu kapsamda, bina içerisinde tahrip olan alanlar yenilenirken, kapsamlı temizlik yapılıyor.Partide, mahkemece tedbiren CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel'in fotoğrafları kaldırılırken, eski Genel Sekreter ve Genel Başkan yardımcılarının isimleri, oda kapılarındaki plakalardan söküldü.İstinafın CHP kurultay davası kararının ardından Özgür Özel'in parti binasına asılan Geri adım atmadık mücadeleye devam yazılı pankartı da kaldırıldı. Söz konusu karara ilişkin metnin, partinin fuaye alanına açılan kapısına asıldığı görüldü.Emniyet güçlerinin genel merkez etrafındaki güvenlik tedbirleri de devam ediyor.Öte yandan, Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Kurban Bayramı'nın ikinci günü genel merkezde partililerle ve vatandaşlarla bayramlaşacağı öğrenildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/chp-genel-merkezi-nde-temizlik-ve-yenileme-calismalari-suruyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Süper Lig'de maçların 2. yarıları gollü geçti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/super-lig-de-maclarin-2-yarilari-gollu-gecti/852474/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/super-lig-de-maclarin-2-yarilari-gollu-gecti/852474/</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:21:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Sezondaki 812 golün 350'si ilk, 462'si ikinci yarılarda atıldı - Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş, bu sezon lig maçlarının ilk yarılarında 32'şer gol sevinci yaşadı - Süper Lig'den düşen Zecorner Kayserispor, ilk yarılarda sadece 3 gol kaydetti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — CAN ÖCAL - Trendyol Süper Lig'de 2025-26 sezonundaki maçların ikinci yarısında futbolseverler, ilk devrelere oranla daha çok gol sevinci yaşadı.Süper Lig'de 2025-26 sezonu tamamlanırken takımlar, geride kalan 306 maçta gollerin çoğunluğunu müsabakaların ikinci yarılarında attı.Süper Lig'de mücadele eden 18 ekip, bu sezon toplam 812 kez fileleri havalandırdı. Atılan gollerin 350'si ilk, 462'si ise ikinci yarılarda kaydedildi.- Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın ilk yarılardaki gol sayısı aynıSüper Lig'de Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş, bu sezonki maçlarının ilk yarılarında eşit sayıda gol attı.Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş, bu sezonki lig maçlarının ilk devrelerinde 32'şer gol kaydetti.Söz konusu üç ekip, Süper Lig'de ilk yarılarda en fazla gol atan takımlar oldu.- İkinci yarılarda en fazla gol atanlar: Galatasaray ve FenerbahçeSüper Lig'de geride kalan maçların ikinci yarılarında ağları en fazla sarsan iki ekip, Galatasaray ile Fenerbahçe oldu.Söz konusu iki takım, ikinci yarılarda 45'er kez rakip ağları havalandırdı.Galatasaray ile Fenerbahçe'yi bu alanda 36 golle Trabzonspor ve 30 golle RAMS Başakşehir takip etti.- Galatasaray, ikinci yarıların ilk 30 dakikasında etkiliSüper Lig'de sezonu şampiyon tamamlayan Galatasaray, ikinci devrenin ilk 30 dakikalık bölümünde gol yollarında etkili oldu.Ligde toplamda 77 kez fileleri havalandıran sarı-kırmızılılar, bu gollerin 28'ini ikinci yarıların ilk 30 dakikasında kaydetti.- Fenerbahçe, gollerini maçların son bölümünde bulduFenerbahçe, ligde attığı gollerin önemli bir kısmını maçların son bölümlerinde kaydetti.Ligde toplamda 77 kez ağları sarsan sarı-lacivertliler, bu gollerin 30'unu 61-90. dakikalar arasında atarken, uzatmalarda da 5 kez fileleri havalandırdı.Fenerbahçe, böylece maçların son 30 dakikasında 35 gol kaydetti.- Kayserispor, ilk yarılarda gol bulmakta zorlandıSüper Lig'den düşen Zecorner Kayserispor, 18 takım arasında bu sezon ilk yarılarda en az gol atan ekip oldu.Kayseri temsilcisi, bu sezon maçların ilk devrelerinde sadece 3 gol kaydetti.Kayserispor'un ardından Kocaelispor 11 golle ve ikas Eyüpspor da 13 golle ilk yarılarda en az gol kaydeden takım performansı sergilediler.- Gol dakikalarıSüper Lig'in tamamlanan 2025-26 sezonundaki maçların 15'er dakikalık periyotlarında atılan gol sayıları şu şekilde:Takım1-1516-3031-4545+46-6061-7576-9090+ToplamGalatasaray121154131511677Fenerbahçe89123101515577Trabzonspor78641588561Beşiktaş147921083659RAMS Başakşehir89927910458Çaykur Rizespor65451049346Samsunspor6380868746TÜMOSAN Konyaspor111327312443Gaziantep FK47726114243Göztepe6662857242Corendon Alanyaspor7552377541Natura Dünyası Gençlerbirliği4571567136ikas Eyüpspor4441565433Kasımpaşa4461583233Hesap.com Antalyaspor3551567133Mısırlı.com.tr Fatih Karagümrük3651255431Zecorner Kayserispor2010678327Kocaelispor1541264326Toplam1001101063412713513367812]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — CAN ÖCAL - Trendyol Süper Lig'de 2025-26 sezonundaki maçların ikinci yarısında futbolseverler, ilk devrelere oranla daha çok gol sevinci yaşadı.Süper Lig'de 2025-26 sezonu tamamlanırken takımlar, geride kalan 306 maçta gollerin çoğunluğunu müsabakaların ikinci yarılarında attı.Süper Lig'de mücadele eden 18 ekip, bu sezon toplam 812 kez fileleri havalandırdı. Atılan gollerin 350'si ilk, 462'si ise ikinci yarılarda kaydedildi.- Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın ilk yarılardaki gol sayısı aynıSüper Lig'de Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş, bu sezonki maçlarının ilk yarılarında eşit sayıda gol attı.Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş, bu sezonki lig maçlarının ilk devrelerinde 32'şer gol kaydetti.Söz konusu üç ekip, Süper Lig'de ilk yarılarda en fazla gol atan takımlar oldu.- İkinci yarılarda en fazla gol atanlar: Galatasaray ve FenerbahçeSüper Lig'de geride kalan maçların ikinci yarılarında ağları en fazla sarsan iki ekip, Galatasaray ile Fenerbahçe oldu.Söz konusu iki takım, ikinci yarılarda 45'er kez rakip ağları havalandırdı.Galatasaray ile Fenerbahçe'yi bu alanda 36 golle Trabzonspor ve 30 golle RAMS Başakşehir takip etti.- Galatasaray, ikinci yarıların ilk 30 dakikasında etkiliSüper Lig'de sezonu şampiyon tamamlayan Galatasaray, ikinci devrenin ilk 30 dakikalık bölümünde gol yollarında etkili oldu.Ligde toplamda 77 kez fileleri havalandıran sarı-kırmızılılar, bu gollerin 28'ini ikinci yarıların ilk 30 dakikasında kaydetti.- Fenerbahçe, gollerini maçların son bölümünde bulduFenerbahçe, ligde attığı gollerin önemli bir kısmını maçların son bölümlerinde kaydetti.Ligde toplamda 77 kez ağları sarsan sarı-lacivertliler, bu gollerin 30'unu 61-90. dakikalar arasında atarken, uzatmalarda da 5 kez fileleri havalandırdı.Fenerbahçe, böylece maçların son 30 dakikasında 35 gol kaydetti.- Kayserispor, ilk yarılarda gol bulmakta zorlandıSüper Lig'den düşen Zecorner Kayserispor, 18 takım arasında bu sezon ilk yarılarda en az gol atan ekip oldu.Kayseri temsilcisi, bu sezon maçların ilk devrelerinde sadece 3 gol kaydetti.Kayserispor'un ardından Kocaelispor 11 golle ve ikas Eyüpspor da 13 golle ilk yarılarda en az gol kaydeden takım performansı sergilediler.- Gol dakikalarıSüper Lig'in tamamlanan 2025-26 sezonundaki maçların 15'er dakikalık periyotlarında atılan gol sayıları şu şekilde:Takım1-1516-3031-4545+46-6061-7576-9090+ToplamGalatasaray121154131511677Fenerbahçe89123101515577Trabzonspor78641588561Beşiktaş147921083659RAMS Başakşehir89927910458Çaykur Rizespor65451049346Samsunspor6380868746TÜMOSAN Konyaspor111327312443Gaziantep FK47726114243Göztepe6662857242Corendon Alanyaspor7552377541Natura Dünyası Gençlerbirliği4571567136ikas Eyüpspor4441565433Kasımpaşa4461583233Hesap.com Antalyaspor3551567133Mısırlı.com.tr Fatih Karagümrük3651255431Zecorner Kayserispor2010678327Kocaelispor1541264326Toplam1001101063412713513367812]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/super-lig-de-maclarin-2-yarilari-gollu-gecti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İran'da muhafazakar siyasetçi Kalibaf yeniden Meclis Başkanı seçildi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/iran-da-muhafazakar-siyasetci-kalibaf-yeniden-meclis-baskani-secildi/852472/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/iran-da-muhafazakar-siyasetci-kalibaf-yeniden-meclis-baskani-secildi/852472/</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:21:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İran — İran'da Meclis Başkanlığına Tahran Milletvekili Muhammed Bakır Kalibaf yeniden seçildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İran Haberleri — İran'da Meclis Başkanlığına Tahran Milletvekili Muhammed Bakır Kalibaf yeniden seçildi.İran'ın yarı resmi Fars Haber Ajansına göre, 12'nci dönem 3'üncü yıl Meclis Başkanlığı için yapılan oylamada muhafazakarlara yakınlığıyla bilinen Kalibaf, muhafazakar milletvekili Muhammed Taki Nakdali ve Osman Salari ile yarıştı.Mecliste gerçekleştirilen oylamada 276 oyun 235'ini alan Kalibaf, yeniden Meclis Başkanı oldu. Diğer adaylardan Nakdali 29, Salari 7 oy alırken 5 oy ise geçersiz sayıldı.Meclis Başkan Yardımcılığına ise 143 oy alan Erdebil Milletvekili Ali Nikzad ile 100 oy alan Hemedan Milletvekili Hamid Rıza Hacıbabayi seçildi.Milletvekili seçimlerinin 4 yılda bir yapıldığı İran'da, Meclis Başkanlığı seçimleri ise her yıl düzenleniyor.- Muhammed Bakır Kalibaf kimdir?1961 Meşhed doğumlu Kalibaf, Tahran Üniversitesi Siyasi Coğrafya Bölümü'nden mezun oldu. İran-Irak Savaşı yıllarında Devrim Muhafızları Ordusu'na katılan Kalibaf, Hava Kuvvetleri Komutanı olduğu dönemde siyasi coğrafya alanında doktorasını tamamladı. Kalibaf, ülkede önemli ihale ve projeleri yürütmek için kurulan Hatemu'l Enbiya Yapı Karargahı komutanlığına 1994 yılında getirildi.Kalibaf, 9 Temmuz 1999'da Tahran Üniversitesi'ndeki reformist öğrencilerin rejim aleyhine düzenledikleri protestoya sert tepki gösteren askerlerin, dönemin Cumhurbaşkanı reformist siyasetçi Muhammed Hatemi'ye tehdit içeren mektubuna imza attı.Bir dönem İran Emniyet Genel Müdürü olarak görev yapan Kalibaf, 2005-2017 yıllarında Tahran Belediye Başkanlığı makamında bulundu.Dönemin İran lideri Ali Hamaney, Kalibaf'ı 2017 yılında Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi üyeliğine atadı. Aynı yıl düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olan Kalibaf, bir diğer muhafazakar aday İbrahim Reisi lehine adaylıktan çekildi.Kalibaf halihazırda hem Meclis Başkanlığı hem de Müzakere Heyeti Başkanlığı görevini yürütüyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İran Haberleri — İran'da Meclis Başkanlığına Tahran Milletvekili Muhammed Bakır Kalibaf yeniden seçildi.İran'ın yarı resmi Fars Haber Ajansına göre, 12'nci dönem 3'üncü yıl Meclis Başkanlığı için yapılan oylamada muhafazakarlara yakınlığıyla bilinen Kalibaf, muhafazakar milletvekili Muhammed Taki Nakdali ve Osman Salari ile yarıştı.Mecliste gerçekleştirilen oylamada 276 oyun 235'ini alan Kalibaf, yeniden Meclis Başkanı oldu. Diğer adaylardan Nakdali 29, Salari 7 oy alırken 5 oy ise geçersiz sayıldı.Meclis Başkan Yardımcılığına ise 143 oy alan Erdebil Milletvekili Ali Nikzad ile 100 oy alan Hemedan Milletvekili Hamid Rıza Hacıbabayi seçildi.Milletvekili seçimlerinin 4 yılda bir yapıldığı İran'da, Meclis Başkanlığı seçimleri ise her yıl düzenleniyor.- Muhammed Bakır Kalibaf kimdir?1961 Meşhed doğumlu Kalibaf, Tahran Üniversitesi Siyasi Coğrafya Bölümü'nden mezun oldu. İran-Irak Savaşı yıllarında Devrim Muhafızları Ordusu'na katılan Kalibaf, Hava Kuvvetleri Komutanı olduğu dönemde siyasi coğrafya alanında doktorasını tamamladı. Kalibaf, ülkede önemli ihale ve projeleri yürütmek için kurulan Hatemu'l Enbiya Yapı Karargahı komutanlığına 1994 yılında getirildi.Kalibaf, 9 Temmuz 1999'da Tahran Üniversitesi'ndeki reformist öğrencilerin rejim aleyhine düzenledikleri protestoya sert tepki gösteren askerlerin, dönemin Cumhurbaşkanı reformist siyasetçi Muhammed Hatemi'ye tehdit içeren mektubuna imza attı.Bir dönem İran Emniyet Genel Müdürü olarak görev yapan Kalibaf, 2005-2017 yıllarında Tahran Belediye Başkanlığı makamında bulundu.Dönemin İran lideri Ali Hamaney, Kalibaf'ı 2017 yılında Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi üyeliğine atadı. Aynı yıl düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olan Kalibaf, bir diğer muhafazakar aday İbrahim Reisi lehine adaylıktan çekildi.Kalibaf halihazırda hem Meclis Başkanlığı hem de Müzakere Heyeti Başkanlığı görevini yürütüyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Basketbol Süper Ligi'nde 42. play-off heyecanı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/basketbol-super-ligi-nde-42-play-off-heyecani/852471/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/basketbol-super-ligi-nde-42-play-off-heyecani/852471/</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:21:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İzmir — Anadolu Efes, tüm sezonlarda play-off'ta mücadele eden takım ünvanını taşıyor - Safiport Erokspor, ilk play-off heyecanını yaşayacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İzmir Haberleri — ALİ KORKMAZ - Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi'nde 2025-26'nın şampiyonunun belirleneceği play-off aşamasında Anadolu Efes, tüm sezonlarda mücadele etme başarısı gösterdi.Ligde normal sezonu ilk 8'de tamamlayan lider Fenerbahçe Beko'nun takipçileri Beşiktaş GAİN, Bahçeşehir Koleji, Anadolu Efes, Türk Telekom, Trabzonspor, Galatasaray MCT Technic ve Safiport Erokspor, play-off'ta yer alacak.Sinan Erdem Spor Salonu'nda saat 18.00'deki Bahçeşehir Koleji-Trabzonspor ve saat 20.30'da Beşiktaş GAİN Spor Kompleksi'ndeki Beşiktaş GAİN-Galatasaray MCT Technic karşılaşmalarıyla başlayacak çeyrek finalde 27 Mayıs Çarşamba günü Anadolu Efes-Türk Telekom ve Fenerbahçe Beko-Safiport Erokspor maçları oynanacak.Play-off ikinci müsabakaları 28 ve 29 Mayıs'ta yapılacak.Çeyrek finalde 2 galibiyete ulaşacak ekipler yarı finale yükselecek.Yarı final ve finalde 3 galibiyete ulaşan takımlar tur atlayacak.- Play-off'ta 42. sezonPlay-off uygulamasının 1983-84 sezonunda başladığı ligde, play-off heyecanı 42. kez yaşanacak. Bu süreçte Kovid-19 salgını nedeniyle tamamlanamayan 2019-20 sezonunda play-off maçları oynanamadı.Ligde 16 şampiyonluğu bulunan ve 14'ünü play-off maçları sonunda kazanan Anadolu Efes, play-off'ta en istikrarlı takım konumunda bulunuyor. Lacivert-beyazlı ekip daha önceki tüm play-off'larda mücadele etti. Son 2 sezonun şampiyonu Fenerbahçe, play-off'ta 41. kez yer alacak. Sarı-lacivertli ekip 12 şampiyonluğunun hepsini play-off maçlarında kazandı.Bu sezon 36. kez play-off oynayacak Galatasaray, daha önce 5 kez şampiyonluğa ulaştı.İki şampiyonluğundan birini play-off'ta kazanan Beşiktaş GAİN, 28. kez play-off oynarken Türk Telekom, 25. defa play-off mücadelesi verecek. Bahçeşehir Koleji'nin üçüncü, Trabzonspor'un ikinci kez yer alacağı play-off'ta ilk defa mücadele edecek Safiport Erokspor, play-off'a kalan 45. ekip olacak.- En başarılı Anadolu EfesPlay-off'ta 323 maç oynayan Anadolu Efes, 211 galibiyet ve 112 yenilgi aldı. Play-off'ta yüzde 65,3'lük galibiyet ortalamasıyla en başarılı ekip konumunda yer alan lacivertli-beyazlı ekibi yüzde 64,9 galibiyet oranıyla Fenerbahçe Beko izliyor.Esenler Erokspor dışındaki ekiplerin play-off'ta bu sezona kadar aldığı sonuçlar şöyle:TakımSezonOGMGalibiyet YüzdesiAnadolu Efes4132321111265,3Bahçeşehir Koleji282625Beşiktaş27143657845,5Fenerbahçe4028518510064,9Galatasaray35194989650,5Trabzonspor152340Türk Telekom24107416638,3]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İzmir Haberleri — ALİ KORKMAZ - Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi'nde 2025-26'nın şampiyonunun belirleneceği play-off aşamasında Anadolu Efes, tüm sezonlarda mücadele etme başarısı gösterdi.Ligde normal sezonu ilk 8'de tamamlayan lider Fenerbahçe Beko'nun takipçileri Beşiktaş GAİN, Bahçeşehir Koleji, Anadolu Efes, Türk Telekom, Trabzonspor, Galatasaray MCT Technic ve Safiport Erokspor, play-off'ta yer alacak.Sinan Erdem Spor Salonu'nda saat 18.00'deki Bahçeşehir Koleji-Trabzonspor ve saat 20.30'da Beşiktaş GAİN Spor Kompleksi'ndeki Beşiktaş GAİN-Galatasaray MCT Technic karşılaşmalarıyla başlayacak çeyrek finalde 27 Mayıs Çarşamba günü Anadolu Efes-Türk Telekom ve Fenerbahçe Beko-Safiport Erokspor maçları oynanacak.Play-off ikinci müsabakaları 28 ve 29 Mayıs'ta yapılacak.Çeyrek finalde 2 galibiyete ulaşacak ekipler yarı finale yükselecek.Yarı final ve finalde 3 galibiyete ulaşan takımlar tur atlayacak.- Play-off'ta 42. sezonPlay-off uygulamasının 1983-84 sezonunda başladığı ligde, play-off heyecanı 42. kez yaşanacak. Bu süreçte Kovid-19 salgını nedeniyle tamamlanamayan 2019-20 sezonunda play-off maçları oynanamadı.Ligde 16 şampiyonluğu bulunan ve 14'ünü play-off maçları sonunda kazanan Anadolu Efes, play-off'ta en istikrarlı takım konumunda bulunuyor. Lacivert-beyazlı ekip daha önceki tüm play-off'larda mücadele etti. Son 2 sezonun şampiyonu Fenerbahçe, play-off'ta 41. kez yer alacak. Sarı-lacivertli ekip 12 şampiyonluğunun hepsini play-off maçlarında kazandı.Bu sezon 36. kez play-off oynayacak Galatasaray, daha önce 5 kez şampiyonluğa ulaştı.İki şampiyonluğundan birini play-off'ta kazanan Beşiktaş GAİN, 28. kez play-off oynarken Türk Telekom, 25. defa play-off mücadelesi verecek. Bahçeşehir Koleji'nin üçüncü, Trabzonspor'un ikinci kez yer alacağı play-off'ta ilk defa mücadele edecek Safiport Erokspor, play-off'a kalan 45. ekip olacak.- En başarılı Anadolu EfesPlay-off'ta 323 maç oynayan Anadolu Efes, 211 galibiyet ve 112 yenilgi aldı. Play-off'ta yüzde 65,3'lük galibiyet ortalamasıyla en başarılı ekip konumunda yer alan lacivertli-beyazlı ekibi yüzde 64,9 galibiyet oranıyla Fenerbahçe Beko izliyor.Esenler Erokspor dışındaki ekiplerin play-off'ta bu sezona kadar aldığı sonuçlar şöyle:TakımSezonOGMGalibiyet YüzdesiAnadolu Efes4132321111265,3Bahçeşehir Koleji282625Beşiktaş27143657845,5Fenerbahçe4028518510064,9Galatasaray35194989650,5Trabzonspor152340Türk Telekom24107416638,3]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/basketbol-super-ligi-nde-42-play-off-heyecani.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Burdur'da bir kadın, eski eşi tarafından tabancayla ağır yaralandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/burdur-da-bir-kadin-eski-esi-tarafindan-tabancayla-agir-yaralandi/852470/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/burdur-da-bir-kadin-eski-esi-tarafindan-tabancayla-agir-yaralandi/852470/</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:21:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Burdur — Burdur'da eski eşi tarafından tabancayla vurulan kadın ağır yaralandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Burdur Haberleri — Burdur'da eski eşi tarafından tabancayla vurulan kadın ağır yaralandı.Çallıca köyünde, Veli Ö. (46) ile eski eşi Sadet Ö. (45) arasında henüz bilinmeyen nedenle tartışma çıktı.Kavgaya dönüşen olayda Veli Ö, Sadet Ö'yü tabancayla yaraladı.İhbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.Sağlık ekibince Burdur Devlet Hastanesine kaldırılan kadın, buradaki müdahalenin ardından Bucak Devlet Hastanesine sevk edildi. Sadet Ö'nün hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi.Şüphelinin yakalanması için çalışma başlatıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Burdur Haberleri — Burdur'da eski eşi tarafından tabancayla vurulan kadın ağır yaralandı.Çallıca köyünde, Veli Ö. (46) ile eski eşi Sadet Ö. (45) arasında henüz bilinmeyen nedenle tartışma çıktı.Kavgaya dönüşen olayda Veli Ö, Sadet Ö'yü tabancayla yaraladı.İhbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.Sağlık ekibince Burdur Devlet Hastanesine kaldırılan kadın, buradaki müdahalenin ardından Bucak Devlet Hastanesine sevk edildi. Sadet Ö'nün hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi.Şüphelinin yakalanması için çalışma başlatıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/05/burdur-da-bir-kadin-eski-esi-tarafindan-tabancayla-agir-yaralandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
