<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Ahbap Derneği soruşturmasında gözaltına alınan 2 şüphelinin emniyet ifadesine ulaşıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ahbap-dernegi-sorusturmasinda-gozaltina-alinan-2-suphelinin-emniyet-ifadesine-ulasildi/881807/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ahbap-dernegi-sorusturmasinda-gozaltina-alinan-2-suphelinin-emniyet-ifadesine-ulasildi/881807/</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:54:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Eski Ahbap Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Saymanı şüpheli Hüseyin Küçük: - Biz Ahbap Derneği yönetiminden ayrıldıktan sonra Ahbap Derneği İktisadi İşletmesi adına Haluk Levent çek çıkartmış. Bu çekler bir sürü kendi ticari alacak verecek meselelerinde kullanılmış - Şüpheli Fatih Eke: - (Haluk Levent) Benim Ahbap Derneği için Hatay Samandağ'da bir okul yapmamı istemişti. Adı da Nigella Sörf Merkezi idi. Projeyi satın alınca 1,5 milyon dolar da okul için bu satış hesabında kendisi düşüş yaptı. Geriye kalan 1,5 milyon dolar da yazılımcı ve diğer teknik tarafa borcum vardı. Bunları ödeyeceğini söyledi ama ödemedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan derneğin eski Yönetim Kurulu Üyesi ve Saymanı Hüseyin Küçük ve Fatih Eke'nin emniyet ifadesine ulaşıldı.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde alınan ifadesinde şüpheli Hüseyin Küçük, net tarihini hatırlamadığını, Ahbap Derneği Yönetim Kurulu'nda yer aldığını ve Mayıs 2024'ten sonra da ayrıldığını söyledi.Derneğin 2022 ile Mayıs 2024 arasında saymanlık görevini yürüttüğünü belirten Küçük, bu süreçte derneğe yapılan bağışların amacına uygun şekilde harcanarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması için çalıştığını öne sürdü.Küçük, deprem döneminde bazı günler 50-60 sözleşme düzenleyip imzaladıklarını, yüzlerce alım işlemi gerçekleştirdiklerini anlatarak, alımların piyasa rayicinin altında olduğunu iddia etti. Küçük, denetimlerde de bu malzemelerin deprem bölgesindeki ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığının ortaya konulduğunu savundu.Ahbap Derneğinin topladığı yardım miktarına ilişkin Küçük, Bildiğim kadarıyla 4 milyar TL civarında para toplandı. Bu para, depremin ilk gününden itibaren bölgeden gelen ihtiyaçlar çerçevesinde ve özellikle bölgedeki AFAD yetkililerinin, vali ve kaymakamların bize ilettiği ihtiyaç skalasına uygun olarak harcanmış ve deprem bölgesine ulaştırılmıştır. beyanında bulundu.Küçük, derneğin faaliyetlerinin denetlendiğini öne sürerek, Hem İstanbul Valiliği hem de İçişleri Bakanlığı tarafından bu süreçleri doğru ve düzgün yaptığımıza dair dernek incelenmiş ve raporlanmıştır. En son 2025 senesinde İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişleri incelemelerini yapmış, benim dernek yönetiminden ayrıldığım 2024 Mayıs ayı da dahil olmak üzere herhangi bir suistimal ve problem görmemişlerdir. ifadelerini kullandı.Derneğe yönelik denetim sürecinde herhangi bir yönlendirmesinin bulunmadığını savunan Küçük, depremin ilk günlerinde Ahbap Derneğinin yoğun kamuoyu baskısıyla karşı karşıya kaldığını, bu nedenle yönetim kurulu olarak tedirginlik yaşadıklarını ve sürecin sağlıklı şekilde yürütülebilmesi için derneğin denetlenmesi gerektiğini düşündüklerini ifade etti.Bu çeklerin bankadan alınıp başka şahıslara dağıtıldığını duyunca çok sinirlendimDerneğin harcamalarının doğru şekilde denetlenmesi amacıyla Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) tarafından anlık denetim yapılmasını talep ettiklerini belirten Küçük, Bu denetim tabii ki o dönemde çok detaylı bir denetim değildi. Biz gelen paranın doğru harcandığı denetlensin diye kendimiz istedik. Bir de uluslararası denetim olsun istedik. İsmini şu an hatırlamadığım bir şirket de denetime geldi. Bu gelen denetim elemanlarıyla önceden bir tanışıklığımız yoktur. ifadelerini kullandı.Küçük, çek görüntülerinin telefonunda bulunmasına ilişkin ifadesinde şunları söyledi:Biz Ahbap Derneği yönetiminden ayrıldıktan sonra Ahbap Derneği İktisadi İşletmesi adına Haluk Levent çek çıkartmış. Bu çekler bir sürü kendi ticari alacak verecek meselelerinde kullanılmış. Tabii ben hem avukat olmam hem Ahbap Derneği eski yönetim üyesi olmam ve Haluk Levent'i tanıyan biri olmam sebebiyle o dönemde bu çekleri Haluk Levent'ten alan bazı şahıslar benim numarama bir şekilde ulaşarak, çeklerin ödenmesi alınmayınca çeklerin görüntüsünü bana atarlardı. Ben de bu çeklerle ilgili bir bilgimin olmadığını söylerdim.Çeklerin alacaklısıyla veya tarafıyla yan yana gelmediğini iddia eden Küçük, Bu çeklerin bankadan alınıp başka şahıslara dağıtıldığını duyunca çok sinirlendim, hem Haluk Levent'e hem de cirosu olan Yeliz Kaya ile çok esaslı kavgalar ettim. Sadece ve sadece bu olayı doğru bulmadığım için bu tepkiyi gösterdim. Telefonumda bulunan çeklerin bir kısmı, daha sonra bu çekler ödenince Yeliz Kaya tarafından 'Abi bu çekleri toparlıyoruz.' diye bana göndermiş olabilir. Çeklerin kesildiği ve alındığı tarihte ben Ahbap Derneğinde bulunmuyordum. beyanında bulundu.Küçük, görev yaptığı dönemde Ahbap Derneği Yönetim Kurulunun toplumda saygınlığı bulunan, alanlarında başarılı isimlerden oluştuğunu savunarak, şunları kaydetti:2024 Mayıs ayına kadar Yönetim Kurulunun herhangi bir usulsüzlüğe izin vermesi mümkün değildir. Ekonomik durumları iyi, saygınlıkları üst düzey insanlardır. Zaten dosya kapsamında iddia edilen usulsüzlüklerin tamamı 2024 yılı tarihinden sonradır. Yeni Yönetim Kurulundaki kişilerin hepsi Ahbap çalışanlarından oluşturulmuştur. Daha doğrusu biz Yönetim Kurulundan gönderilerek kendisine 'hayır' diyemeyecek çalışanlardan oluşan bir Yönetim Kurulu oluşturmuştur. Olayın aslı budur. İş ve işleyişten anlayan biz deneyimli kişileri uzaklaştırıp, iş ve işleyişten uzak kendi kişisel işlerine hizmet edecek bir dernek yapısı oluşturduktan sonra, derneği kullanarak her türlü çek, senet, gayrimenkul işlerine girmiş ve birçok insanı mağdur etmiştir.Fatih Eke&#039;nin ifadesiŞüpheli Fatih Eke de ifadesinde, bir dönem kripto borsası ile pay alım satımıyla ilgilendiğini belirterek, 2023 yılının sonlarına doğru reklam amacıyla kurduğu Nigella Chain isimli ekosistemi, Haluk Levent'in satın almak istemesi üzerine 2025 yılının başında kendisine sattığını söyledi.Haluk Levent'in bu coinin ismini HLK olarak değiştirdiğini belirten Eke, Bu satış ile ilgili Haluk Levent bana çekler verdi. Bu çeklerin de tamamının karşılığını alamadım. Bu konu ile ilgili dava açıldı ve Haluk Levent bu konudan dolayı ceza da almıştı. Bu coinler Türk borsasında yoktu. Zaten Türkiye dışına ve içine de transferi mümkün değildi. Bu işler için ücreti mukabilinde yazılımcı olarak çalışanlarım vardı. Ancak herhangi bir ortağım yoktu. Haluk Levent'e sattıktan sonra bu kripto işleri ile herhangi bir uğraş içerisinde bulunmadım. ifadelerini kullandı.Şüpheli Eke, Haluk Levent ile coin satışı nedeniyle ticari ilişkisi bulunduğunu, bu kapsamda Yeliz Kaya aracılığıyla hesaplarına miktarını hatırlamadığı tutarlarda para gönderildiğini öne sürerek, kalan ödemenin çek karşılığında yapılmasının kararlaştırıldığını ancak bu tutarın yalnızca bir kısmını tahsil edebildiğini, geri kalanını ise halen alamadığını kaydetti.Söz konusu satış için toplam 7 milyon dolar karşılığında anlaştıklarını öne süren Eke, kendisine yaklaşık 3 milyon dolar tutarında çek verildiğini, kalan 4 milyon doların ise yaklaşık 1 milyon dolarlık kısmının nakit ve banka hesabı üzerinden gönderildiğini ifade etti.Eke, ifadesinde şunları söyledi:(Haluk Levent) Benim Ahbap Derneği için Hatay Samandağ'da bir okul yapmamı istemişti. Adı da Nigella Sörf Merkezi idi. Projeyi satın alınca 1,5 milyon dolar da okul için bu satış hesabında kendisi (Haluk Levent) düşüş yaptı. Geriye kalan 1,5 milyon dolar da yazılımcı ve diğer teknik tarafa borcum vardı. Bunları ödeyeceğini söyledi ama ödemedi. Ben kullandığım çeklerden ödenmeyen kısmını, kullandığım kişiler benden tahsil etmek istedi. Bu nedenle zor durumda kaldım. Bana küçük küçük paralar gönderiyordu. Bu sebepten dolayı işlerim zarar gördü. Ayrıca okul projesi de parası benden kesilmiş olmasına rağmen atıl kaldı. Ben okulun yapılmamasını öne sürerek parasını istediğimde de 250 bin dolar civarında ödeme yaptı. 'Üstünü de istemiyorum yeter ki bana vermiş olduğun çekleri öde.' dedim.Eke, kendi hesabından Yeliz Kaya'ya gönderilen paraların, Haluk Levent'in kendi şirketinin reklam yüzü olması nedeniyle Levent'in talimatıyla Kaya'nın hesabına aktarıldığını öne sürdü.Şüpheli Fatih Eke, Haluk Levent ile aramızda bir ticari ilişki gerçekleşmiştir ve bu ticari ilişkiden kaynaklı da mağdur olmuşumdur. Benim Ahbap Derneği ile herhangi bir bağlantım yoktur. Suçsuzum ve mağdurum. beyanında bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan derneğin eski Yönetim Kurulu Üyesi ve Saymanı Hüseyin Küçük ve Fatih Eke'nin emniyet ifadesine ulaşıldı.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde alınan ifadesinde şüpheli Hüseyin Küçük, net tarihini hatırlamadığını, Ahbap Derneği Yönetim Kurulu'nda yer aldığını ve Mayıs 2024'ten sonra da ayrıldığını söyledi.Derneğin 2022 ile Mayıs 2024 arasında saymanlık görevini yürüttüğünü belirten Küçük, bu süreçte derneğe yapılan bağışların amacına uygun şekilde harcanarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması için çalıştığını öne sürdü.Küçük, deprem döneminde bazı günler 50-60 sözleşme düzenleyip imzaladıklarını, yüzlerce alım işlemi gerçekleştirdiklerini anlatarak, alımların piyasa rayicinin altında olduğunu iddia etti. Küçük, denetimlerde de bu malzemelerin deprem bölgesindeki ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığının ortaya konulduğunu savundu.Ahbap Derneğinin topladığı yardım miktarına ilişkin Küçük, Bildiğim kadarıyla 4 milyar TL civarında para toplandı. Bu para, depremin ilk gününden itibaren bölgeden gelen ihtiyaçlar çerçevesinde ve özellikle bölgedeki AFAD yetkililerinin, vali ve kaymakamların bize ilettiği ihtiyaç skalasına uygun olarak harcanmış ve deprem bölgesine ulaştırılmıştır. beyanında bulundu.Küçük, derneğin faaliyetlerinin denetlendiğini öne sürerek, Hem İstanbul Valiliği hem de İçişleri Bakanlığı tarafından bu süreçleri doğru ve düzgün yaptığımıza dair dernek incelenmiş ve raporlanmıştır. En son 2025 senesinde İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişleri incelemelerini yapmış, benim dernek yönetiminden ayrıldığım 2024 Mayıs ayı da dahil olmak üzere herhangi bir suistimal ve problem görmemişlerdir. ifadelerini kullandı.Derneğe yönelik denetim sürecinde herhangi bir yönlendirmesinin bulunmadığını savunan Küçük, depremin ilk günlerinde Ahbap Derneğinin yoğun kamuoyu baskısıyla karşı karşıya kaldığını, bu nedenle yönetim kurulu olarak tedirginlik yaşadıklarını ve sürecin sağlıklı şekilde yürütülebilmesi için derneğin denetlenmesi gerektiğini düşündüklerini ifade etti.Bu çeklerin bankadan alınıp başka şahıslara dağıtıldığını duyunca çok sinirlendimDerneğin harcamalarının doğru şekilde denetlenmesi amacıyla Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) tarafından anlık denetim yapılmasını talep ettiklerini belirten Küçük, Bu denetim tabii ki o dönemde çok detaylı bir denetim değildi. Biz gelen paranın doğru harcandığı denetlensin diye kendimiz istedik. Bir de uluslararası denetim olsun istedik. İsmini şu an hatırlamadığım bir şirket de denetime geldi. Bu gelen denetim elemanlarıyla önceden bir tanışıklığımız yoktur. ifadelerini kullandı.Küçük, çek görüntülerinin telefonunda bulunmasına ilişkin ifadesinde şunları söyledi:Biz Ahbap Derneği yönetiminden ayrıldıktan sonra Ahbap Derneği İktisadi İşletmesi adına Haluk Levent çek çıkartmış. Bu çekler bir sürü kendi ticari alacak verecek meselelerinde kullanılmış. Tabii ben hem avukat olmam hem Ahbap Derneği eski yönetim üyesi olmam ve Haluk Levent'i tanıyan biri olmam sebebiyle o dönemde bu çekleri Haluk Levent'ten alan bazı şahıslar benim numarama bir şekilde ulaşarak, çeklerin ödenmesi alınmayınca çeklerin görüntüsünü bana atarlardı. Ben de bu çeklerle ilgili bir bilgimin olmadığını söylerdim.Çeklerin alacaklısıyla veya tarafıyla yan yana gelmediğini iddia eden Küçük, Bu çeklerin bankadan alınıp başka şahıslara dağıtıldığını duyunca çok sinirlendim, hem Haluk Levent'e hem de cirosu olan Yeliz Kaya ile çok esaslı kavgalar ettim. Sadece ve sadece bu olayı doğru bulmadığım için bu tepkiyi gösterdim. Telefonumda bulunan çeklerin bir kısmı, daha sonra bu çekler ödenince Yeliz Kaya tarafından 'Abi bu çekleri toparlıyoruz.' diye bana göndermiş olabilir. Çeklerin kesildiği ve alındığı tarihte ben Ahbap Derneğinde bulunmuyordum. beyanında bulundu.Küçük, görev yaptığı dönemde Ahbap Derneği Yönetim Kurulunun toplumda saygınlığı bulunan, alanlarında başarılı isimlerden oluştuğunu savunarak, şunları kaydetti:2024 Mayıs ayına kadar Yönetim Kurulunun herhangi bir usulsüzlüğe izin vermesi mümkün değildir. Ekonomik durumları iyi, saygınlıkları üst düzey insanlardır. Zaten dosya kapsamında iddia edilen usulsüzlüklerin tamamı 2024 yılı tarihinden sonradır. Yeni Yönetim Kurulundaki kişilerin hepsi Ahbap çalışanlarından oluşturulmuştur. Daha doğrusu biz Yönetim Kurulundan gönderilerek kendisine 'hayır' diyemeyecek çalışanlardan oluşan bir Yönetim Kurulu oluşturmuştur. Olayın aslı budur. İş ve işleyişten anlayan biz deneyimli kişileri uzaklaştırıp, iş ve işleyişten uzak kendi kişisel işlerine hizmet edecek bir dernek yapısı oluşturduktan sonra, derneği kullanarak her türlü çek, senet, gayrimenkul işlerine girmiş ve birçok insanı mağdur etmiştir.Fatih Eke&#039;nin ifadesiŞüpheli Fatih Eke de ifadesinde, bir dönem kripto borsası ile pay alım satımıyla ilgilendiğini belirterek, 2023 yılının sonlarına doğru reklam amacıyla kurduğu Nigella Chain isimli ekosistemi, Haluk Levent'in satın almak istemesi üzerine 2025 yılının başında kendisine sattığını söyledi.Haluk Levent'in bu coinin ismini HLK olarak değiştirdiğini belirten Eke, Bu satış ile ilgili Haluk Levent bana çekler verdi. Bu çeklerin de tamamının karşılığını alamadım. Bu konu ile ilgili dava açıldı ve Haluk Levent bu konudan dolayı ceza da almıştı. Bu coinler Türk borsasında yoktu. Zaten Türkiye dışına ve içine de transferi mümkün değildi. Bu işler için ücreti mukabilinde yazılımcı olarak çalışanlarım vardı. Ancak herhangi bir ortağım yoktu. Haluk Levent'e sattıktan sonra bu kripto işleri ile herhangi bir uğraş içerisinde bulunmadım. ifadelerini kullandı.Şüpheli Eke, Haluk Levent ile coin satışı nedeniyle ticari ilişkisi bulunduğunu, bu kapsamda Yeliz Kaya aracılığıyla hesaplarına miktarını hatırlamadığı tutarlarda para gönderildiğini öne sürerek, kalan ödemenin çek karşılığında yapılmasının kararlaştırıldığını ancak bu tutarın yalnızca bir kısmını tahsil edebildiğini, geri kalanını ise halen alamadığını kaydetti.Söz konusu satış için toplam 7 milyon dolar karşılığında anlaştıklarını öne süren Eke, kendisine yaklaşık 3 milyon dolar tutarında çek verildiğini, kalan 4 milyon doların ise yaklaşık 1 milyon dolarlık kısmının nakit ve banka hesabı üzerinden gönderildiğini ifade etti.Eke, ifadesinde şunları söyledi:(Haluk Levent) Benim Ahbap Derneği için Hatay Samandağ'da bir okul yapmamı istemişti. Adı da Nigella Sörf Merkezi idi. Projeyi satın alınca 1,5 milyon dolar da okul için bu satış hesabında kendisi (Haluk Levent) düşüş yaptı. Geriye kalan 1,5 milyon dolar da yazılımcı ve diğer teknik tarafa borcum vardı. Bunları ödeyeceğini söyledi ama ödemedi. Ben kullandığım çeklerden ödenmeyen kısmını, kullandığım kişiler benden tahsil etmek istedi. Bu nedenle zor durumda kaldım. Bana küçük küçük paralar gönderiyordu. Bu sebepten dolayı işlerim zarar gördü. Ayrıca okul projesi de parası benden kesilmiş olmasına rağmen atıl kaldı. Ben okulun yapılmamasını öne sürerek parasını istediğimde de 250 bin dolar civarında ödeme yaptı. 'Üstünü de istemiyorum yeter ki bana vermiş olduğun çekleri öde.' dedim.Eke, kendi hesabından Yeliz Kaya'ya gönderilen paraların, Haluk Levent'in kendi şirketinin reklam yüzü olması nedeniyle Levent'in talimatıyla Kaya'nın hesabına aktarıldığını öne sürdü.Şüpheli Fatih Eke, Haluk Levent ile aramızda bir ticari ilişki gerçekleşmiştir ve bu ticari ilişkiden kaynaklı da mağdur olmuşumdur. Benim Ahbap Derneği ile herhangi bir bağlantım yoktur. Suçsuzum ve mağdurum. beyanında bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Zeki Müren'in klasik albümü Helal Olsun yeniden plak olarak yayımlandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/zeki-muren-in-klasik-albumu-helal-olsun-yeniden-plak-olarak-yayimlandi/881806/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/zeki-muren-in-klasik-albumu-helal-olsun-yeniden-plak-olarak-yayimlandi/881806/</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:51:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Türk müziğinin unutulmaz isimlerinden Zeki Müren'in 1987'de yayımlanan Helal Olsun albümü, yeniden plak formatında müzikseverlerle buluşuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Türk müziğinin unutulmaz isimlerinden Zeki Müren'in 1987'de yayımlanan Helal Olsun albümü, yeniden plak formatında müzikseverlerle buluşuyor.Lider Müzik'ten yapılan açıklamaya göre, ilk yayımlandığı dönemde kaset ve sınırlı sayıda plak olarak basılan albüm, orijinal bant kayıtlarından yeniden hazırlanarak  39 yıl sonra tekrar plak formatında yayımlandı.Sanatçının Lider Müzik etiketiyle yayımlanan 4. ve son albümü olma özelliğini taşıyan çalışma, Zeki Müren'in 1980'li yıllardaki müzik kariyerinin önemli kayıtları arasında yer alıyor.Yeni baskıda Kutupta Yaz Gibi, Yağdır Mevlam Su, Helal Olsun, Dünya Meyhane ve Acılara Gücendim gibi eserlerin yanı sıra 1987'deki plak baskısında yer almayan ve yalnızca kaset versiyonunda bulunan Aşk Rüşveti dinleyicilerle buluşacak.Albümün prodüktörlüğünü üstlenen Selami Şahin, çalışmadaki 9 eserin düzenlemesini de yaptı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Türk müziğinin unutulmaz isimlerinden Zeki Müren'in 1987'de yayımlanan Helal Olsun albümü, yeniden plak formatında müzikseverlerle buluşuyor.Lider Müzik'ten yapılan açıklamaya göre, ilk yayımlandığı dönemde kaset ve sınırlı sayıda plak olarak basılan albüm, orijinal bant kayıtlarından yeniden hazırlanarak  39 yıl sonra tekrar plak formatında yayımlandı.Sanatçının Lider Müzik etiketiyle yayımlanan 4. ve son albümü olma özelliğini taşıyan çalışma, Zeki Müren'in 1980'li yıllardaki müzik kariyerinin önemli kayıtları arasında yer alıyor.Yeni baskıda Kutupta Yaz Gibi, Yağdır Mevlam Su, Helal Olsun, Dünya Meyhane ve Acılara Gücendim gibi eserlerin yanı sıra 1987'deki plak baskısında yer almayan ve yalnızca kaset versiyonunda bulunan Aşk Rüşveti dinleyicilerle buluşacak.Albümün prodüktörlüğünü üstlenen Selami Şahin, çalışmadaki 9 eserin düzenlemesini de yaptı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANALİZ - Rusya-Çin ilişkilerinde nükleer Pasifik: Açılan ikinci stratejik cephe mi?</title>
      <link>https://www.canligaste.com/analiz-rusya-cin-iliskilerinde-nukleer-pasifik-acilan-ikinci-stratejik-cephe-mi/881805/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/analiz-rusya-cin-iliskilerinde-nukleer-pasifik-acilan-ikinci-stratejik-cephe-mi/881805/</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:51:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya — Asıl kırılma Çin'in Rusya'ya ne kadar yaklaştığı değildir. Asıl kırılma, NATO'nun Rusya'yı çevrelemeye odaklanan güvenlik mimarisinin Çin'i daha görünür, daha bağımsız ve daha iddialı bir nükleer aktöre dönüştürmesidir. -Keza NATO’nun Hint-Pasifik ortaklarıyla ilişkilerini derinleştirdiği bir dönemde Pekin’in denizaltı temelli caydırıcılığını görünür hâle getirmesi, ittifakın bölgeye doğru genişleyen güvenlik etkisine karşı verilmiş dolaylı bir cevap olarak da okunabilir. -6 Temmuz'daki füze denemesi yalnızca askerî bir test değil; çok merkezli uluslararası sistemin yeni güç dengesini ilan eden stratejik bir mesaj olarak görülmelidir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri — Kırıkkale Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan, Çin-Rusya stratejik yakınlaşması bağlamında küresel güvenlik mimarisinin dönüşümünü AA Analiz için kaleme aldı.***7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde, küresel sistemin en önemli NATO zirvelerinden birine tanıklık ettik. Uluslararası sistemin çok merkezliliğe evrildiği, transatlantik ilişkilerin sorgulandığı ve Batı merkezli güvenlik mimarisinin geleceğinin tartışmaya açıldığı bir dönemde gerçekleştirilen Ankara NATO Zirvesi, ittifak açısından önemli bir kırılma eşiğini temsil etmekte ve NATO’nun 1949’dan bu yana geçirdiği değişim ve dönüşüm sürecine eklenen yeni bir halkadır. Ancak asıl mesele, ittifak içindeki bu dönüşümün küresel sistemde nasıl bir karşılık bulacağı ve ortaya çıkacak sonuçların ne ölçüde kontrol edilebileceğidir. Çünkü NATO yalnızca kendi içindeki yük paylaşımını, savunma üretimini ya da caydırıcılık kapasitesini tartışmamaktadır. Aynı zamanda küresel güç rekabetinin yönünü, yeni cepheleşme alanlarını ve Batı dışındaki aktörlerin bu dönüşüme nasıl karşılık vereceğini doğrudan etkilemektedir. Bu noktada en dikkat çekici gelişme, Çin’in 6 Temmuz’da Pasifik Okyanusu’na doğru denizaltından fırlatılan stratejik balistik füze denemesi. Bu deneme, yalnızca yeni bir silah sisteminin teknik kontrolü veya rutin bir askerî faaliyet olarak okunmamalıdır. Aksine, söz konusu test Çin’in nükleer caydırıcılığında kara merkezli ve görece sabit bir yapıdan daha dengeli, hareketli, tespit edilmesi zor ve hayatta kalma kapasitesi yüksek bir nükleer kuvvet mimarisine geçmeye çalıştığını göstermekte.Çin, 6 Temmuz 2026’da Güney Çin Denizi’nden Pasifik Okyanusu’na doğru JL-2 veya JL-3 tipi denizaltından fırlatılan kıtalararası balistik füze denemesi gerçekleştirdi. Test rutin yıllık askerî eğitim programının parçası olarak açıklansa da, yaklaşık 7 bin 300 [1] kilometrelik uçuş mesafesi ve denizaltı temelli nükleer kapasitenin görünür hâle getirilmesi önemli. Elbette denemenin Çin-Rusya Ortak Deniz 2026 tatbikatıyla aynı döneme denk gelmesi, gelişmeye teknik boyutun ötesinde siyasi ve stratejik bir anlam kazandırmakta. Ancak Rusya’nın teste doğrudan katıldığına dair doğrulanmış bir açıklama da yok; deneme, Çin’in bağımsız stratejik caydırıcılığını ortaya koyan bir kapasite gösterisi olarak öne çıkmaktadır.Çin-Rusya yakınlaşması mı, yeni bir stratejik iş bölümü mü?Soğuk Savaş’ın nükleer dengesi büyük ölçüde ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki ikili rekabete dayanıyordu. Bugün ise ABD ve Rusya’nın yanına hızla büyüyen Çin nükleer kapasitesi eklenmektedir. Rusya, yaklaşık 5 bin 459 nükleer savaş başlığıyla dünyanın en büyük nükleer güçlerinden biri olmayı sürdürmektedir. Çin ise yaklaşık 620 nükleer savaş başlığıyla Rusya'nın sayısal olarak gerisinde olsa da son yıllarda nükleer kapasitesini en hızlı artıran aktör olarak dikkat çekmektedir.Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başlamasından bu yana Çin ile Rusya arasındaki stratejik yakınlaşma, uluslararası sistemde en çok tartışılan başlıklardan biri hâline gelmiştir. Her ne kadar Pekin küresel olaylara doğrudan taraf olmama söylemini sürdürse de, savaşın başlamasıyla birlikte Moskova ile geliştirdiği siyasi, ekonomik ve askerî koordinasyon dikkat çekici biçimde derinleşmiştir. Ancak bu ilişkiyi yalnızca Batı karşıtı bir ittifak veya klasik bir askerî yakınlaşma olarak okumak eksik bir değerlendirme olacaktır. Mayıs 2026'da Çin, Devlet Başkanı Şi Cinping ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından yayımlanan ve kapsamlı stratejik koordinasyonun daha da güçlendirilmesini öngören ortak bildiride çok kutuplu uluslararası sistemin güçlendirilmesi ve stratejik istikrarın korunması gerektiği vurgulanmıştır. Bu durum Çin-Rusya ilişkilerinin giderek daha kurumsal ve koordineli bir yapıya evrildiğini göstermektedir. [2] Bu yakınlaşmayı NATO benzeri bir askerî ittifak olarak değerlendirmek doğru değildir. Çin, Rusya-Ukrayna Savaşı'na doğrudan taraf olmamakta, Moskova'nın askerî operasyonlarına fiilen katılmamakta ve kendi stratejik özerkliğini korumaya büyük önem vermektedir. Aynı şekilde Rusya'nın da Tayvan konusunda Çin adına otomatik bir askerî yükümlülüğü bulunmamaktadır. Tam da bu noktada, 6 Temmuz 2026'da gerçekleştirilen denizaltıdan fırlatılan stratejik balistik füze denemesi yeni bir anlam kazanmaktadır. Çünkü bu deneme yalnızca Çin-Rusya yakınlaşmasının askerî boyutunu güçlendiren bir gelişme değildir. Çin'in Rusya'nın nükleer şemsiyesi altında hareket eden ikincil bir güç olmadığını; kendi bağımsız stratejik caydırıcılığını inşa ettiğini göstermekte. Dolayısıyla Çin'in füze denemesini Rusya'ya destek olarak okumak eksik kalır.Yeni güvenlik mimarisi ne söylüyor?Çin, Rusya'nın Avrupa'da NATO üzerinde oluşturduğu stratejik baskıya paralel olarak Hint-Pasifik'te ikinci bir stratejik cephe açıyor. Pekin, Moskova'nın yerini almamakta; fakat ABD ve NATO'nun dikkatini iki farklı coğrafyada aynı anda yönetmek zorunda bırakacak yeni bir güç dengesi inşa etmekte. Çin’in kara konuşlu sistemlerden deniz konuşlu sistemlere yönelmesi, büyük güç rekabetinin okyanus boyutunu güçlendirirken Pasifik, Arktik ve Hint Okyanusu’nu denizaltıların, deniz gözetleme ağlarının, insansız sistemlerin ve nükleer caydırıcılık devriyelerinin kesiştiği alanlara dönüştürmekte. Bu gelişme, Mahan’ın deniz hâkimiyeti yaklaşımının günümüzde farklı bir boyut kazandığını göstermektedir. Deniz hâkimiyeti artık yalnızca savaş gemilerini, deniz üslerini ve ticaret yollarını kontrol etmekten ibaret değildir; denizaltıları, sensör ağlarını, uydu bağlantılarını ve nükleer ikinci vuruş kapasitesini yönetebilen devletler yeni dönemin deniz gücünü belirlemektedir.Nitekim Çin-Rusya ilişkileri, Rusya'nın Avrupa'da oluşturduğu jeopolitik baskının Çin tarafından Hint-Pasifik'te tamamlandığı yeni bir stratejik iş bölümü bulunduğunu akıllara getirmekte. Pekin artık yalnızca Rusya'nın stratejik ortağı değil; ABD ve Rusya'nın yanında bağımsız bir küresel nükleer kutup olma iddiasını açık biçimde ortaya koyan üçüncü büyük güç konumuna doğru ilerlemektedir.Nitekim üç kutuplu nükleer sistem, Soğuk Savaş’ın ikili dengesine kıyasla çok daha karmaşık bir güvenlik ortamı üretmektedir. Çünkü ABD'nin Çin'e karşı geliştirdiği füze savunma sistemleri ve Rusya’ya yönelik uzun menzilli askerî kapasitesi, yalnızca hedef aldığı aktör tarafından değil, üçüncü büyük güç tarafından da potansiyel tehdit olarak algılanabilmektedir. Böylece bir devlete karşı atılan adım diğer iki devletin de silahlanmasına yol açabilir. Asıl kırılma Çin'in Rusya'ya ne kadar yaklaştığı değildir. Asıl kırılma, NATO'nun Rusya'yı çevrelemeye odaklanan güvenlik mimarisinin Çin'i daha görünür, daha bağımsız ve daha iddialı bir nükleer aktöre dönüştürmesidir. Keza NATO’nun Hint-Pasifik ortaklarıyla ilişkilerini derinleştirdiği bir dönemde Pekin’in denizaltı temelli caydırıcılığını görünür hâle getirmesi, ittifakın bölgeye doğru genişleyen güvenlik etkisine karşı verilmiş dolaylı bir cevap olarak da okunabilir. Bu nedenle 6 Temmuz'daki füze denemesi yalnızca askerî bir test değil; çok merkezli uluslararası sistemin yeni güç dengesini ilan eden stratejik bir mesaj olarak görülmelidir.[1] https://www.csis.org/analysis/chinas-slbm-test-underscores-importance-ballistic-missile-launch-notification-agreement[2] https://nl.china-embassy.gov.cn/eng/zgyw/202605/t20260520_11914662.htm[Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan, Kırıkkale Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesidir.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri — Kırıkkale Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan, Çin-Rusya stratejik yakınlaşması bağlamında küresel güvenlik mimarisinin dönüşümünü AA Analiz için kaleme aldı.***7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde, küresel sistemin en önemli NATO zirvelerinden birine tanıklık ettik. Uluslararası sistemin çok merkezliliğe evrildiği, transatlantik ilişkilerin sorgulandığı ve Batı merkezli güvenlik mimarisinin geleceğinin tartışmaya açıldığı bir dönemde gerçekleştirilen Ankara NATO Zirvesi, ittifak açısından önemli bir kırılma eşiğini temsil etmekte ve NATO’nun 1949’dan bu yana geçirdiği değişim ve dönüşüm sürecine eklenen yeni bir halkadır. Ancak asıl mesele, ittifak içindeki bu dönüşümün küresel sistemde nasıl bir karşılık bulacağı ve ortaya çıkacak sonuçların ne ölçüde kontrol edilebileceğidir. Çünkü NATO yalnızca kendi içindeki yük paylaşımını, savunma üretimini ya da caydırıcılık kapasitesini tartışmamaktadır. Aynı zamanda küresel güç rekabetinin yönünü, yeni cepheleşme alanlarını ve Batı dışındaki aktörlerin bu dönüşüme nasıl karşılık vereceğini doğrudan etkilemektedir. Bu noktada en dikkat çekici gelişme, Çin’in 6 Temmuz’da Pasifik Okyanusu’na doğru denizaltından fırlatılan stratejik balistik füze denemesi. Bu deneme, yalnızca yeni bir silah sisteminin teknik kontrolü veya rutin bir askerî faaliyet olarak okunmamalıdır. Aksine, söz konusu test Çin’in nükleer caydırıcılığında kara merkezli ve görece sabit bir yapıdan daha dengeli, hareketli, tespit edilmesi zor ve hayatta kalma kapasitesi yüksek bir nükleer kuvvet mimarisine geçmeye çalıştığını göstermekte.Çin, 6 Temmuz 2026’da Güney Çin Denizi’nden Pasifik Okyanusu’na doğru JL-2 veya JL-3 tipi denizaltından fırlatılan kıtalararası balistik füze denemesi gerçekleştirdi. Test rutin yıllık askerî eğitim programının parçası olarak açıklansa da, yaklaşık 7 bin 300 [1] kilometrelik uçuş mesafesi ve denizaltı temelli nükleer kapasitenin görünür hâle getirilmesi önemli. Elbette denemenin Çin-Rusya Ortak Deniz 2026 tatbikatıyla aynı döneme denk gelmesi, gelişmeye teknik boyutun ötesinde siyasi ve stratejik bir anlam kazandırmakta. Ancak Rusya’nın teste doğrudan katıldığına dair doğrulanmış bir açıklama da yok; deneme, Çin’in bağımsız stratejik caydırıcılığını ortaya koyan bir kapasite gösterisi olarak öne çıkmaktadır.Çin-Rusya yakınlaşması mı, yeni bir stratejik iş bölümü mü?Soğuk Savaş’ın nükleer dengesi büyük ölçüde ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki ikili rekabete dayanıyordu. Bugün ise ABD ve Rusya’nın yanına hızla büyüyen Çin nükleer kapasitesi eklenmektedir. Rusya, yaklaşık 5 bin 459 nükleer savaş başlığıyla dünyanın en büyük nükleer güçlerinden biri olmayı sürdürmektedir. Çin ise yaklaşık 620 nükleer savaş başlığıyla Rusya'nın sayısal olarak gerisinde olsa da son yıllarda nükleer kapasitesini en hızlı artıran aktör olarak dikkat çekmektedir.Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başlamasından bu yana Çin ile Rusya arasındaki stratejik yakınlaşma, uluslararası sistemde en çok tartışılan başlıklardan biri hâline gelmiştir. Her ne kadar Pekin küresel olaylara doğrudan taraf olmama söylemini sürdürse de, savaşın başlamasıyla birlikte Moskova ile geliştirdiği siyasi, ekonomik ve askerî koordinasyon dikkat çekici biçimde derinleşmiştir. Ancak bu ilişkiyi yalnızca Batı karşıtı bir ittifak veya klasik bir askerî yakınlaşma olarak okumak eksik bir değerlendirme olacaktır. Mayıs 2026'da Çin, Devlet Başkanı Şi Cinping ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından yayımlanan ve kapsamlı stratejik koordinasyonun daha da güçlendirilmesini öngören ortak bildiride çok kutuplu uluslararası sistemin güçlendirilmesi ve stratejik istikrarın korunması gerektiği vurgulanmıştır. Bu durum Çin-Rusya ilişkilerinin giderek daha kurumsal ve koordineli bir yapıya evrildiğini göstermektedir. [2] Bu yakınlaşmayı NATO benzeri bir askerî ittifak olarak değerlendirmek doğru değildir. Çin, Rusya-Ukrayna Savaşı'na doğrudan taraf olmamakta, Moskova'nın askerî operasyonlarına fiilen katılmamakta ve kendi stratejik özerkliğini korumaya büyük önem vermektedir. Aynı şekilde Rusya'nın da Tayvan konusunda Çin adına otomatik bir askerî yükümlülüğü bulunmamaktadır. Tam da bu noktada, 6 Temmuz 2026'da gerçekleştirilen denizaltıdan fırlatılan stratejik balistik füze denemesi yeni bir anlam kazanmaktadır. Çünkü bu deneme yalnızca Çin-Rusya yakınlaşmasının askerî boyutunu güçlendiren bir gelişme değildir. Çin'in Rusya'nın nükleer şemsiyesi altında hareket eden ikincil bir güç olmadığını; kendi bağımsız stratejik caydırıcılığını inşa ettiğini göstermekte. Dolayısıyla Çin'in füze denemesini Rusya'ya destek olarak okumak eksik kalır.Yeni güvenlik mimarisi ne söylüyor?Çin, Rusya'nın Avrupa'da NATO üzerinde oluşturduğu stratejik baskıya paralel olarak Hint-Pasifik'te ikinci bir stratejik cephe açıyor. Pekin, Moskova'nın yerini almamakta; fakat ABD ve NATO'nun dikkatini iki farklı coğrafyada aynı anda yönetmek zorunda bırakacak yeni bir güç dengesi inşa etmekte. Çin’in kara konuşlu sistemlerden deniz konuşlu sistemlere yönelmesi, büyük güç rekabetinin okyanus boyutunu güçlendirirken Pasifik, Arktik ve Hint Okyanusu’nu denizaltıların, deniz gözetleme ağlarının, insansız sistemlerin ve nükleer caydırıcılık devriyelerinin kesiştiği alanlara dönüştürmekte. Bu gelişme, Mahan’ın deniz hâkimiyeti yaklaşımının günümüzde farklı bir boyut kazandığını göstermektedir. Deniz hâkimiyeti artık yalnızca savaş gemilerini, deniz üslerini ve ticaret yollarını kontrol etmekten ibaret değildir; denizaltıları, sensör ağlarını, uydu bağlantılarını ve nükleer ikinci vuruş kapasitesini yönetebilen devletler yeni dönemin deniz gücünü belirlemektedir.Nitekim Çin-Rusya ilişkileri, Rusya'nın Avrupa'da oluşturduğu jeopolitik baskının Çin tarafından Hint-Pasifik'te tamamlandığı yeni bir stratejik iş bölümü bulunduğunu akıllara getirmekte. Pekin artık yalnızca Rusya'nın stratejik ortağı değil; ABD ve Rusya'nın yanında bağımsız bir küresel nükleer kutup olma iddiasını açık biçimde ortaya koyan üçüncü büyük güç konumuna doğru ilerlemektedir.Nitekim üç kutuplu nükleer sistem, Soğuk Savaş’ın ikili dengesine kıyasla çok daha karmaşık bir güvenlik ortamı üretmektedir. Çünkü ABD'nin Çin'e karşı geliştirdiği füze savunma sistemleri ve Rusya’ya yönelik uzun menzilli askerî kapasitesi, yalnızca hedef aldığı aktör tarafından değil, üçüncü büyük güç tarafından da potansiyel tehdit olarak algılanabilmektedir. Böylece bir devlete karşı atılan adım diğer iki devletin de silahlanmasına yol açabilir. Asıl kırılma Çin'in Rusya'ya ne kadar yaklaştığı değildir. Asıl kırılma, NATO'nun Rusya'yı çevrelemeye odaklanan güvenlik mimarisinin Çin'i daha görünür, daha bağımsız ve daha iddialı bir nükleer aktöre dönüştürmesidir. Keza NATO’nun Hint-Pasifik ortaklarıyla ilişkilerini derinleştirdiği bir dönemde Pekin’in denizaltı temelli caydırıcılığını görünür hâle getirmesi, ittifakın bölgeye doğru genişleyen güvenlik etkisine karşı verilmiş dolaylı bir cevap olarak da okunabilir. Bu nedenle 6 Temmuz'daki füze denemesi yalnızca askerî bir test değil; çok merkezli uluslararası sistemin yeni güç dengesini ilan eden stratejik bir mesaj olarak görülmelidir.[1] https://www.csis.org/analysis/chinas-slbm-test-underscores-importance-ballistic-missile-launch-notification-agreement[2] https://nl.china-embassy.gov.cn/eng/zgyw/202605/t20260520_11914662.htm[Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan, Kırıkkale Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesidir.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/analiz-rusya-cin-iliskilerinde-nukleer-pasifik-acilan-ikinci-stratejik-cephe-mi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Sudan, ABD'nin kimyasal silah iddialarına dayalı yaptırımlarını reddetti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/sudan-abd-nin-kimyasal-silah-iddialarina-dayali-yaptirimlarini-reddetti/881804/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/sudan-abd-nin-kimyasal-silah-iddialarina-dayali-yaptirimlarini-reddetti/881804/</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:48:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Çad — Sudan Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin Sudan'a yönelik kimyasal silah kullanıldığı iddialarına dayandırarak aldığı yaptırım kararını reddettiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Çad Haberleri — Sudan Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin Sudan'a yönelik kimyasal silah kullanıldığı iddialarına dayandırarak aldığı yaptırım kararını reddettiğini açıkladı.Bakanlıktan, ABD'nin, Sudan ordusunun kimyasal silah kullandığı yönündeki iddialar nedeniyle bu ülkeye yaptırımlar uygulayacağını duyurmasına ilişkin yazılı açıklama yapıldı.ABD'nin Sudan'a karşı asılsız iddialara dayanarak uygulamaya koyduğu tek taraflı ve yasa dışı yaptırımların kesinlikle kabul edilmediği belirtilen açıklamada, Sudan hükümetinin ilgili uluslararası anlaşmalara bağlılığını sürdürdüğü, başta Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) olmak üzere ilgili uluslararası kuruluşlarla işbirliğine devam ettiği bildirildi.Sudan hükümetinin, Sudan ordusunun kimyasal silah kullandığı yönündeki iddiaları daha önce de reddettiği belirtilen açıklamada, söz konusu suçlamaların isimsiz kaynaklara dayandırılarak kamuoyuna yansıtıldığı ve herhangi bir somut temele dayanmadığı kaydedildi.Açıklamada, Sudan'ın Kimyasal Silahların Geliştirilmesi, Üretilmesi, Stoklanması ve Kullanımının Yasaklanması ile İmhasına İlişkin Sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerine tam olarak bağlı olduğu vurgulandı.Sudan hükümetinin, iddiaların doğruluğunun araştırılması amacıyla ABD ile teknik ve prosedürel adımlar çerçevesinde işbirliği yapmaya hazır olduğu aktarılan açıklamada, Washington yönetiminin ise herhangi bir geçerli kanıt sunmadan yaptırım kararı aldığı öne sürüldü.Açıklamada, yaptırım kararının, kimyasal silahların kullanımını engelleme amacı taşımadığı, siyasi saiklerle alındığını iddia edildi.ABD yönetimi, 17 Temmuz'da Sudan ordusunun kimyasal silah kullandığı yönündeki iddialar nedeniyle Sudan'a yönelik yeni bir yaptırım turunun uygulanacağını ve bu yaptırımların 20 Temmuz'da yürürlüğe gireceğini duyurmuştu.Sudan'da ordu ile paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında Nisan 2023'te başlayan çatışmalar, ülkeyi ağır bir insani krize sürükledi. Çatışmalarda on binlerce kişinin hayatını kaybettiği, milyonlarca kişinin yerinden edildiği belirtiliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Çad Haberleri — Sudan Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin Sudan'a yönelik kimyasal silah kullanıldığı iddialarına dayandırarak aldığı yaptırım kararını reddettiğini açıkladı.Bakanlıktan, ABD'nin, Sudan ordusunun kimyasal silah kullandığı yönündeki iddialar nedeniyle bu ülkeye yaptırımlar uygulayacağını duyurmasına ilişkin yazılı açıklama yapıldı.ABD'nin Sudan'a karşı asılsız iddialara dayanarak uygulamaya koyduğu tek taraflı ve yasa dışı yaptırımların kesinlikle kabul edilmediği belirtilen açıklamada, Sudan hükümetinin ilgili uluslararası anlaşmalara bağlılığını sürdürdüğü, başta Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) olmak üzere ilgili uluslararası kuruluşlarla işbirliğine devam ettiği bildirildi.Sudan hükümetinin, Sudan ordusunun kimyasal silah kullandığı yönündeki iddiaları daha önce de reddettiği belirtilen açıklamada, söz konusu suçlamaların isimsiz kaynaklara dayandırılarak kamuoyuna yansıtıldığı ve herhangi bir somut temele dayanmadığı kaydedildi.Açıklamada, Sudan'ın Kimyasal Silahların Geliştirilmesi, Üretilmesi, Stoklanması ve Kullanımının Yasaklanması ile İmhasına İlişkin Sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerine tam olarak bağlı olduğu vurgulandı.Sudan hükümetinin, iddiaların doğruluğunun araştırılması amacıyla ABD ile teknik ve prosedürel adımlar çerçevesinde işbirliği yapmaya hazır olduğu aktarılan açıklamada, Washington yönetiminin ise herhangi bir geçerli kanıt sunmadan yaptırım kararı aldığı öne sürüldü.Açıklamada, yaptırım kararının, kimyasal silahların kullanımını engelleme amacı taşımadığı, siyasi saiklerle alındığını iddia edildi.ABD yönetimi, 17 Temmuz'da Sudan ordusunun kimyasal silah kullandığı yönündeki iddialar nedeniyle Sudan'a yönelik yeni bir yaptırım turunun uygulanacağını ve bu yaptırımların 20 Temmuz'da yürürlüğe gireceğini duyurmuştu.Sudan'da ordu ile paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında Nisan 2023'te başlayan çatışmalar, ülkeyi ağır bir insani krize sürükledi. Çatışmalarda on binlerce kişinin hayatını kaybettiği, milyonlarca kişinin yerinden edildiği belirtiliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/sudan-abd-nin-kimyasal-silah-iddialarina-dayali-yaptirimlarini-reddetti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>CHP'li Adıgüzel'den fındıkta taban fiyat beklentisine ilişkin değerlendirme</title>
      <link>https://www.canligaste.com/chp-li-adiguzel-den-findikta-taban-fiyat-beklentisine-iliskin-degerlendirme/881803/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/chp-li-adiguzel-den-findikta-taban-fiyat-beklentisine-iliskin-degerlendirme/881803/</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:45:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, fındıkta bu yıl Türkiye genelinde taban fiyat beklentilerinin kilogram başına 375 lira olduğunu, eğimli arazilerde ise ilave destekle bu rakamın 400 liraya çıkarılması gerektiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, fındıkta bu yıl Türkiye genelinde taban fiyat beklentilerinin kilogram başına 375 lira olduğunu, eğimli arazilerde ise ilave destekle bu rakamın 400 liraya çıkarılması gerektiğini belirtti.Adıgüzel, CHP Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, fındık piyasasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Sahadan gelen bilgilere göre bu yıl fındık rekoltesinin 600-650 bin ton seviyesinde gerçekleşmesini beklediklerini aktaran Adıgüzel, bu yıl Türkiye genelinde 375 liralık taban fiyatın uygun olacağı yönünde görüş bildirdi. Adıgüzel, yüzde 6'nın üzerindeki eğime sahip arazilerde üretilen fındık için kilogram başına 25 lira ilave destek verilmesini talep ettiklerini kaydetti.Bu destekle birlikte Türkiye genelinde kilogram başına 375 lira olarak açıkladıkları taban fiyat beklentisinin, eğimli arazilerde 400 liraya çıkacağını ifade eden Adıgüzel, Bu 25 lirayı da kafadan uydurmadık. 2014'te dönüm başına verilen 170 liranın fındığın kilosuna yaklaşık tekabül eden miktarıdır. diye konuştu.Adıgüzel, TBMM Başkanlığına gönderilen dokunulmazlık dosyalarına da değinerek, hakkında üçüncü bir dokunulmazlık dosyasının Meclise ulaştığını basından öğrendiğini söyledi.Dosyanın içeriğini henüz bilmediğini belirten Adıgüzel, dosyanın ifade özgürlüğü ve yasama dokunulmazlığı kapsamı dışında bir konuya ilişkin olması halinde dokunulmazlığının kaldırılması için kendisinin de başvuruda bulunacağını aktardı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, fındıkta bu yıl Türkiye genelinde taban fiyat beklentilerinin kilogram başına 375 lira olduğunu, eğimli arazilerde ise ilave destekle bu rakamın 400 liraya çıkarılması gerektiğini belirtti.Adıgüzel, CHP Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, fındık piyasasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Sahadan gelen bilgilere göre bu yıl fındık rekoltesinin 600-650 bin ton seviyesinde gerçekleşmesini beklediklerini aktaran Adıgüzel, bu yıl Türkiye genelinde 375 liralık taban fiyatın uygun olacağı yönünde görüş bildirdi. Adıgüzel, yüzde 6'nın üzerindeki eğime sahip arazilerde üretilen fındık için kilogram başına 25 lira ilave destek verilmesini talep ettiklerini kaydetti.Bu destekle birlikte Türkiye genelinde kilogram başına 375 lira olarak açıkladıkları taban fiyat beklentisinin, eğimli arazilerde 400 liraya çıkacağını ifade eden Adıgüzel, Bu 25 lirayı da kafadan uydurmadık. 2014'te dönüm başına verilen 170 liranın fındığın kilosuna yaklaşık tekabül eden miktarıdır. diye konuştu.Adıgüzel, TBMM Başkanlığına gönderilen dokunulmazlık dosyalarına da değinerek, hakkında üçüncü bir dokunulmazlık dosyasının Meclise ulaştığını basından öğrendiğini söyledi.Dosyanın içeriğini henüz bilmediğini belirten Adıgüzel, dosyanın ifade özgürlüğü ve yasama dokunulmazlığı kapsamı dışında bir konuya ilişkin olması halinde dokunulmazlığının kaldırılması için kendisinin de başvuruda bulunacağını aktardı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/chp-li-adiguzel-den-findikta-taban-fiyat-beklentisine-iliskin-degerlendirme.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İtalya'da yabancı uyruklu bir kişi, güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınırken hayatını kaybetti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/italya-da-yabanci-uyruklu-bir-kisi-guvenlik-gucleri-tarafindan-gozaltina-alinirken-hayatini-kaybetti/881802/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/italya-da-yabanci-uyruklu-bir-kisi-guvenlik-gucleri-tarafindan-gozaltina-alinirken-hayatini-kaybetti/881802/</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:45:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Roma — İtalya'nın Bologna kentinde yaşayan yabancı uyruklu bir kişinin, dün güvenlik güçleri tarafından yere yatırılarak gözaltına alındığı sırada hayatını kaybetmesi tartışmalara ve tepkilere yol açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Roma Haberleri — İtalya'nın Bologna kentinde yaşayan yabancı uyruklu bir kişinin, dün güvenlik güçleri tarafından yere yatırılarak gözaltına alındığı sırada hayatını kaybetmesi tartışmalara ve tepkilere yol açtı.Bologna kentinde dün öğle saatlerinde İtalya'da yaşamını sürdüren 42 yaşındaki Fas asıllı Abderrahim Fakir'in güvenlik güçleri tarafından elleri bağlı şekilde yere yatırılarak gözaltına alınırken hayatını kaybetmesi, ülkede gündem oldu.Ulusal basında çıkan haberlerde, 7 yaşından bu yana ailesiyle beraber İtalya'da yaşayan Fekir'in Bologna'daki Pilastro Mahallesi'nde taşkınlık yaptığı gerekçesiyle ihbar üzerine güvenlik güçlerinin olay yerine geldiği belirtildi.Fekir'in güvenlik güçlerine direndiği, bunun üzerine biber gazı kullanılarak yere yatırıldığı ve gözaltına alınmaya çalışıldığı ifade edildi.Sosyal medyaya yansıyan bir amatör kamera çekimi görüntüsünde de iki polis memurunun yere yatırılmış adamın üzerinde durduğu ve yerde elleri bağlı çırpınan Fekir'in mahalle sakini olduğu düşünülen bir kişi tarafından hareketsiz bırakıldığı, bir süre yardım ve yeter diye bağırdıktan sonra bilincini kaybettiği ve yaşamını yitirdiği görülüyor.Olaya şahit olan Fekir'in kız kardeşi ise adalet talep etti.Sosyal medyada hızla yayılan görüntülerin ardından birçok kişi olay yerine gelerek polisin müdahalesini protesto etti.Bu arada, olayla ilgili Bologna Cumhuriyet Başsavcılığının da soruşturma başlattığı ve olay yerindeki 2 polis memuru ile 4 sağlık görevlisinin soruşturulduğu bildirildi.Bologna Emniyet Müdürlüğü de Fekir’in hayatını kaybettiği gözaltı anına ilişkin yaptığı açıklamada, polis memurlarının ihbar üzerine müdahalede bulunduğunu belirterek, polislerin üzerindeki vücut kameralarındaki kayıtların savcılığa sunulacağını kaydetti.Ayrıca polislerin Fekir'in psikiyatrik kriz geçirdiğini 118 acil hattına bildirdiği bilgisi de basında yer aldı.İktidardaki sağ parti polise dokunulmamasını isterken, muhalefet ise olayın açıklığa kavuşturulmasını talep ettiFekir’in gözaltına alınması sırasında hayatını kaybetmesine ilişkin sosyal medyaya düşen görüntüler, İtalyan kamuoyunda infiale yol açarken, 2020 yılında ABD'nin Minneapolis kentinde siyahi Amerikalı George Floyd'un polis şiddeti sonucu hayatını kaybettiği olayı hatırlattı.Ülkede sol görüşün güçlü olduğu kentlerden Bologna'daki bu olayın ardından Belediye Başkanı Matteo Lepore ve Emilia-Romagna Bölgesel Yönetimi Başkanı Michele da Pascale ortak bir açıklama yaparak, olaydan çok etkilendiklerini, konunun titizlik ve şeffaflıkla soruşturularak aydınlatılmasını istediklerini belirtti.Ana muhalefetteki Demokratik Parti (PD) milletvekili Virginio Merola da gerçeklerin ortaya çıkarılması ve yetkili makamların açıklama yapması gerektiğini ifade etti.Muhalefetteki 5 Yıldız Hareketi (M5S), İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi'den olayla ilgili parlamentoya bilgi vermesini istedi.Puglia Bölgesi Kültür İşlerinden Sorumlu Bölge Meclisi Üyesi Silvia Miglietta da bu sabah meclis oturumuna Fekir'in ölümüne atfen, George Floyd'un 25 Mayıs 2020'de gözaltı sırasında ölmek üzereyken söylediği 'Nefes alamıyorum' yazılı bir tişörtle geldi.Giorgia Meloni liderliğindeki sağ koalisyon iktidarının küçük ortaklarından aşırı sağcı Lig Partisi'nden yapılan yazılı açıklamada ise Bologna'da polis ekiplerinin, vatandaşların ihbarı üzerine müdahale ederek görevlerini yerine getirdiği ifade edilerek, şunlar kaydedildi:Bir insanın ölümü her zaman trajik bir olaydır. Tam da bu nedenle, yaşananların polis memurlarının kullandığı vücut kameralarının kayıtları da dahil olmak üzere tüm unsurlar incelenerek titizlikle ortaya çıkarılması gerekir. Peşin hükümlerle ve ön yargılı suçlamalarla hareket edilmemelidir. Polisin üzerinden ellerinizi çekin.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Roma Haberleri — İtalya'nın Bologna kentinde yaşayan yabancı uyruklu bir kişinin, dün güvenlik güçleri tarafından yere yatırılarak gözaltına alındığı sırada hayatını kaybetmesi tartışmalara ve tepkilere yol açtı.Bologna kentinde dün öğle saatlerinde İtalya'da yaşamını sürdüren 42 yaşındaki Fas asıllı Abderrahim Fakir'in güvenlik güçleri tarafından elleri bağlı şekilde yere yatırılarak gözaltına alınırken hayatını kaybetmesi, ülkede gündem oldu.Ulusal basında çıkan haberlerde, 7 yaşından bu yana ailesiyle beraber İtalya'da yaşayan Fekir'in Bologna'daki Pilastro Mahallesi'nde taşkınlık yaptığı gerekçesiyle ihbar üzerine güvenlik güçlerinin olay yerine geldiği belirtildi.Fekir'in güvenlik güçlerine direndiği, bunun üzerine biber gazı kullanılarak yere yatırıldığı ve gözaltına alınmaya çalışıldığı ifade edildi.Sosyal medyaya yansıyan bir amatör kamera çekimi görüntüsünde de iki polis memurunun yere yatırılmış adamın üzerinde durduğu ve yerde elleri bağlı çırpınan Fekir'in mahalle sakini olduğu düşünülen bir kişi tarafından hareketsiz bırakıldığı, bir süre yardım ve yeter diye bağırdıktan sonra bilincini kaybettiği ve yaşamını yitirdiği görülüyor.Olaya şahit olan Fekir'in kız kardeşi ise adalet talep etti.Sosyal medyada hızla yayılan görüntülerin ardından birçok kişi olay yerine gelerek polisin müdahalesini protesto etti.Bu arada, olayla ilgili Bologna Cumhuriyet Başsavcılığının da soruşturma başlattığı ve olay yerindeki 2 polis memuru ile 4 sağlık görevlisinin soruşturulduğu bildirildi.Bologna Emniyet Müdürlüğü de Fekir’in hayatını kaybettiği gözaltı anına ilişkin yaptığı açıklamada, polis memurlarının ihbar üzerine müdahalede bulunduğunu belirterek, polislerin üzerindeki vücut kameralarındaki kayıtların savcılığa sunulacağını kaydetti.Ayrıca polislerin Fekir'in psikiyatrik kriz geçirdiğini 118 acil hattına bildirdiği bilgisi de basında yer aldı.İktidardaki sağ parti polise dokunulmamasını isterken, muhalefet ise olayın açıklığa kavuşturulmasını talep ettiFekir’in gözaltına alınması sırasında hayatını kaybetmesine ilişkin sosyal medyaya düşen görüntüler, İtalyan kamuoyunda infiale yol açarken, 2020 yılında ABD'nin Minneapolis kentinde siyahi Amerikalı George Floyd'un polis şiddeti sonucu hayatını kaybettiği olayı hatırlattı.Ülkede sol görüşün güçlü olduğu kentlerden Bologna'daki bu olayın ardından Belediye Başkanı Matteo Lepore ve Emilia-Romagna Bölgesel Yönetimi Başkanı Michele da Pascale ortak bir açıklama yaparak, olaydan çok etkilendiklerini, konunun titizlik ve şeffaflıkla soruşturularak aydınlatılmasını istediklerini belirtti.Ana muhalefetteki Demokratik Parti (PD) milletvekili Virginio Merola da gerçeklerin ortaya çıkarılması ve yetkili makamların açıklama yapması gerektiğini ifade etti.Muhalefetteki 5 Yıldız Hareketi (M5S), İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi'den olayla ilgili parlamentoya bilgi vermesini istedi.Puglia Bölgesi Kültür İşlerinden Sorumlu Bölge Meclisi Üyesi Silvia Miglietta da bu sabah meclis oturumuna Fekir'in ölümüne atfen, George Floyd'un 25 Mayıs 2020'de gözaltı sırasında ölmek üzereyken söylediği 'Nefes alamıyorum' yazılı bir tişörtle geldi.Giorgia Meloni liderliğindeki sağ koalisyon iktidarının küçük ortaklarından aşırı sağcı Lig Partisi'nden yapılan yazılı açıklamada ise Bologna'da polis ekiplerinin, vatandaşların ihbarı üzerine müdahale ederek görevlerini yerine getirdiği ifade edilerek, şunlar kaydedildi:Bir insanın ölümü her zaman trajik bir olaydır. Tam da bu nedenle, yaşananların polis memurlarının kullandığı vücut kameralarının kayıtları da dahil olmak üzere tüm unsurlar incelenerek titizlikle ortaya çıkarılması gerekir. Peşin hükümlerle ve ön yargılı suçlamalarla hareket edilmemelidir. Polisin üzerinden ellerinizi çekin.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Son Dakika Gelişmesi! İngiltere Başbakanı Keir Starmer, başbakanlık görevinden resmen istifa etti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/son-dakika-gelismesi-ingiltere-basbakani-keir-starmer-basbakanlik-gorevinden-resmen-istifa-etti/881801/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/son-dakika-gelismesi-ingiltere-basbakani-keir-starmer-basbakanlik-gorevinden-resmen-istifa-etti/881801/</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:45:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İngiltere Flaş Haber — İngiltere Başbakanı Keir Starmer, başbakanlık görevinden resmen istifa etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Son Dakika Flaş Haber — İngiltere Başbakanı Keir Starmer, başbakanlık görevinden resmen istifa etti.Bu flaş haber gelişmesidir! Haber güncellendikçe içerik eklenecektir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Son Dakika Flaş Haber — İngiltere Başbakanı Keir Starmer, başbakanlık görevinden resmen istifa etti.Bu flaş haber gelişmesidir! Haber güncellendikçe içerik eklenecektir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/son-dakika-gelismesi-ingiltere-basbakani-keir-starmer-basbakanlik-gorevinden-resmen-istifa-etti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Karaman'da Karaman'ın Sosyal Sorunları: Çözüm Stratejileri ve Eylem Planı Çalıştayı düzenlendi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/karaman-da-karaman-in-sosyal-sorunlari-cozum-stratejileri-ve-eylem-plani-calistayi-duzenlendi/881800/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/karaman-da-karaman-in-sosyal-sorunlari-cozum-stratejileri-ve-eylem-plani-calistayi-duzenlendi/881800/</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:44:08 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Karaman — Karaman Valiliği öncülüğünde bir otelin balo salonunda düzenlenen programda, kentin sosyal ve ekonomik yapısını etkileyen temel sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri ele alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Karaman Haberleri — Karaman Valiliği öncülüğünde bir otelin balo salonunda düzenlenen programda, kentin sosyal ve ekonomik yapısını etkileyen temel sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri ele alındı.Karaman Valisi Hayrettin Çiçek, burada yaptığı konuşmada, Karaman'ın sorunlarını ilgili kurumlarla birlikte ele almak amacıyla böyle bir çalışma yapılmasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.Çalıştayda uyuşturucu, intihar, ailenin korunması gibi çeşitli konular üzerinde değerlendirmeler yapılacağını aktaran Çiçek, şunları kaydetti:Bunlar sadece Karaman'ın değil, bütün Türkiye'nin ve dünyanın yaşadığı sorunlar. İlimiz, olumsuz istatistiklerin bir kısmında maalesef Türkiye'de ön sıralarda yer alıyor. Boşanma oranlarında ön sıralardayız. Bugünkü çalıştaydan sonra kıymetli hocalarımız bir eylem planı hazırlayıp bana sunacaklar. Burada asıl mesele eylem planı hazırlamak değil. Önemli olan, eylem planını ne kadar başarılı bir şekilde hayata geçirebildiğimizdir. Amacımız, bunların şehrimiz, ülkemiz ve milletimiz adına ne gibi faydalar sağlayacağını ortaya koymak. Çalıştayın hayırlar getirmesini temenni ediyor, emeği geçenlere teşekkür ediyorum.Çalıştay sonunda hazırlanacak eylem planı ile ilgili kurumların koordinasyonunda gerekli çalışmaların yürütülecek.Programa, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Gavgalı, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Osman Saygılı, İl Emniyet Müdürü Mehmet Turhan, ilgili kurum müdürleri ile farklı üniversitelerden akademisyenler katıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Karaman Haberleri — Karaman Valiliği öncülüğünde bir otelin balo salonunda düzenlenen programda, kentin sosyal ve ekonomik yapısını etkileyen temel sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri ele alındı.Karaman Valisi Hayrettin Çiçek, burada yaptığı konuşmada, Karaman'ın sorunlarını ilgili kurumlarla birlikte ele almak amacıyla böyle bir çalışma yapılmasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.Çalıştayda uyuşturucu, intihar, ailenin korunması gibi çeşitli konular üzerinde değerlendirmeler yapılacağını aktaran Çiçek, şunları kaydetti:Bunlar sadece Karaman'ın değil, bütün Türkiye'nin ve dünyanın yaşadığı sorunlar. İlimiz, olumsuz istatistiklerin bir kısmında maalesef Türkiye'de ön sıralarda yer alıyor. Boşanma oranlarında ön sıralardayız. Bugünkü çalıştaydan sonra kıymetli hocalarımız bir eylem planı hazırlayıp bana sunacaklar. Burada asıl mesele eylem planı hazırlamak değil. Önemli olan, eylem planını ne kadar başarılı bir şekilde hayata geçirebildiğimizdir. Amacımız, bunların şehrimiz, ülkemiz ve milletimiz adına ne gibi faydalar sağlayacağını ortaya koymak. Çalıştayın hayırlar getirmesini temenni ediyor, emeği geçenlere teşekkür ediyorum.Çalıştay sonunda hazırlanacak eylem planı ile ilgili kurumların koordinasyonunda gerekli çalışmaların yürütülecek.Programa, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Gavgalı, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Osman Saygılı, İl Emniyet Müdürü Mehmet Turhan, ilgili kurum müdürleri ile farklı üniversitelerden akademisyenler katıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/karaman-da-karaman-in-sosyal-sorunlari-cozum-stratejileri-ve-eylem-plani-calistayi-duzenlendi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Altan Öymen, vefatının birinci yılında kabri başında anıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/altan-oymen-vefatinin-birinci-yilinda-kabri-basinda-anildi/881799/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/altan-oymen-vefatinin-birinci-yilinda-kabri-basinda-anildi/881799/</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:42:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — CHP Grup Başkanı Özgür Özel, CHP'nin eski genel başkanlarından Altan Öymen'in vefatının birinci yılında Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başında düzenlenen anma törenine katıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — CHP Grup Başkanı Özgür Özel, CHP'nin eski genel başkanlarından Altan Öymen'in vefatının birinci yılında Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başında düzenlenen anma törenine katıldı.Özel'in yanı sıra Altan Öymen'in ailesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan Vekili Nuri Aslan, CHP'li milletvekilleri, partililer, gazeteciler ve sevenlerinin de katıldığı törende, Kur'an-ı Kerim okundu, dua edildi.Törende, Öymen'in mezarına karanfil bırakıldı, su döküldü.Burada konuşan Özgür Özel, Altan Öymen'in yalnızca ailesi için değil, CHP ve basın camiası için de çok önemli bir isim olduğunu belirterek, Üç büyük ailenin kesişim noktasıdır Altan Öymen. Kendi ailesinin, Cumhuriyet Halk Partisi ailesinin ve basın camiasının, Milliyet gazetesi özelinde de Milliyet ailesinin kesişim noktasıdır. Ondan Türkiye'nin siyasi tarihini hem okuduk hem dinledik hem de onun anlatımlarıyla adeta yaşadık. ifadelerini kullandı.Öymen'in vefatının ardından büyük bir bilgi ve tecrübe kaynağını kaybettiklerini dile getiren Özel, şöyle konuştu:Genel Başkanımızı kaybettiğimiz gün, ne büyük bir birikimden, ne büyük bir akıl hocasından, ne büyük bir zor gün dostundan ve adeta Türkiye'nin siyasi ve parti tarihi açısından nasıl bir birikimden mahrum kaldığımızı, yeri doldurulamayacak birinden mahrum kaldığımızı Aslı Hanım'la paylaşmıştım. Her şey bir yana, her ölüm erken ölüm. Uzunca bir yaşam, içine çok şey sığdırılmış bir yaşam. Ama Altan Öymen olmayınca telefonun ucunda bazı şeyler artık kime sorulacak? Bazı detaylar kimden öğrenilecek? O ismi kim hatırlayacak? O işin esas doğrusunu güvenerek kimden dinleyebiliriz? Gerçekten bu soruların cevabı yok artık.Özel, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 50. yılı dolayısıyla 20 Temmuz 2024'te Altan Öymen ile birlikte Kıbrıs'ta bulunduğunu anımsatarak, hastalığına rağmen tüm programlara katılan Öymen'in enerjisinden etkilendiğini söyledi.Altan Öymen'i tanımanın kendisi için büyük bir onur olduğunu dile getiren Özel, Ben ondan bir şey öğrendiysem, iflah olmaz bir iyimser olmayı öğrenmişimdir. Şartlar ne kadar kötü olursa olsun hep bir çıkış yolu bulunacağına, bu zor günlerin aşılacağına, kendi deyimiyle hep güneşin doğacağına ve iyilerin kazanacağına inanırdı. O inancı taşıyoruz. diye konuştu.Altan Öymen'in kızı Aslı Öymen de babasının kendisine yalnızca bilgi değil, yaşamı boyunca yol gösteren değerleri de öğrettiğini söyledi.Babasının yokluğunu her gün hissettiğini belirten Öymen, Babam bana çok şey öğretti. Dünya bakışını, cumhuriyet ve demokrasi sevgisini, insan sevgisini, dürüst, adil olmayı öğretti. Memleket meselelerinde aradığım ilk kişi hep o oldu. Onsuz geçen bu koca yılda memleket meselesi hiç eksik olmadı. Onu her gün, hatta günde birkaç kere arama ihtiyacı hissettim. dedi.Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş ise Altan Öymen'in meslek yaşamı boyunca gazetecilik ilkelerinden ödün vermediğini belirterek, Gazetecilik, gerçeğin peşinde sabırla yürümeyi gerektiren zor bir meslektir. Altan Öymen bu yolculuğu yaşamı boyunca büyük bir titizlikle sürdürdü. Haberin doğruluğunu her zaman öncelik saydı. Kalemini kişisel çıkarlar değil, kamu yararı için kullandı. ifadelerini kullandı.Anma töreninin ardından Özgür Özel ve beraberindekiler, 11 Nisan 2026'da hayatını kaybeden eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk'un Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabrini de ziyaret etti.Burada dua okuyan heyet, Cindoruk'un mezarına karanfil bıraktı ve su döktü.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — CHP Grup Başkanı Özgür Özel, CHP'nin eski genel başkanlarından Altan Öymen'in vefatının birinci yılında Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başında düzenlenen anma törenine katıldı.Özel'in yanı sıra Altan Öymen'in ailesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan Vekili Nuri Aslan, CHP'li milletvekilleri, partililer, gazeteciler ve sevenlerinin de katıldığı törende, Kur'an-ı Kerim okundu, dua edildi.Törende, Öymen'in mezarına karanfil bırakıldı, su döküldü.Burada konuşan Özgür Özel, Altan Öymen'in yalnızca ailesi için değil, CHP ve basın camiası için de çok önemli bir isim olduğunu belirterek, Üç büyük ailenin kesişim noktasıdır Altan Öymen. Kendi ailesinin, Cumhuriyet Halk Partisi ailesinin ve basın camiasının, Milliyet gazetesi özelinde de Milliyet ailesinin kesişim noktasıdır. Ondan Türkiye'nin siyasi tarihini hem okuduk hem dinledik hem de onun anlatımlarıyla adeta yaşadık. ifadelerini kullandı.Öymen'in vefatının ardından büyük bir bilgi ve tecrübe kaynağını kaybettiklerini dile getiren Özel, şöyle konuştu:Genel Başkanımızı kaybettiğimiz gün, ne büyük bir birikimden, ne büyük bir akıl hocasından, ne büyük bir zor gün dostundan ve adeta Türkiye'nin siyasi ve parti tarihi açısından nasıl bir birikimden mahrum kaldığımızı, yeri doldurulamayacak birinden mahrum kaldığımızı Aslı Hanım'la paylaşmıştım. Her şey bir yana, her ölüm erken ölüm. Uzunca bir yaşam, içine çok şey sığdırılmış bir yaşam. Ama Altan Öymen olmayınca telefonun ucunda bazı şeyler artık kime sorulacak? Bazı detaylar kimden öğrenilecek? O ismi kim hatırlayacak? O işin esas doğrusunu güvenerek kimden dinleyebiliriz? Gerçekten bu soruların cevabı yok artık.Özel, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 50. yılı dolayısıyla 20 Temmuz 2024'te Altan Öymen ile birlikte Kıbrıs'ta bulunduğunu anımsatarak, hastalığına rağmen tüm programlara katılan Öymen'in enerjisinden etkilendiğini söyledi.Altan Öymen'i tanımanın kendisi için büyük bir onur olduğunu dile getiren Özel, Ben ondan bir şey öğrendiysem, iflah olmaz bir iyimser olmayı öğrenmişimdir. Şartlar ne kadar kötü olursa olsun hep bir çıkış yolu bulunacağına, bu zor günlerin aşılacağına, kendi deyimiyle hep güneşin doğacağına ve iyilerin kazanacağına inanırdı. O inancı taşıyoruz. diye konuştu.Altan Öymen'in kızı Aslı Öymen de babasının kendisine yalnızca bilgi değil, yaşamı boyunca yol gösteren değerleri de öğrettiğini söyledi.Babasının yokluğunu her gün hissettiğini belirten Öymen, Babam bana çok şey öğretti. Dünya bakışını, cumhuriyet ve demokrasi sevgisini, insan sevgisini, dürüst, adil olmayı öğretti. Memleket meselelerinde aradığım ilk kişi hep o oldu. Onsuz geçen bu koca yılda memleket meselesi hiç eksik olmadı. Onu her gün, hatta günde birkaç kere arama ihtiyacı hissettim. dedi.Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş ise Altan Öymen'in meslek yaşamı boyunca gazetecilik ilkelerinden ödün vermediğini belirterek, Gazetecilik, gerçeğin peşinde sabırla yürümeyi gerektiren zor bir meslektir. Altan Öymen bu yolculuğu yaşamı boyunca büyük bir titizlikle sürdürdü. Haberin doğruluğunu her zaman öncelik saydı. Kalemini kişisel çıkarlar değil, kamu yararı için kullandı. ifadelerini kullandı.Anma töreninin ardından Özgür Özel ve beraberindekiler, 11 Nisan 2026'da hayatını kaybeden eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk'un Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabrini de ziyaret etti.Burada dua okuyan heyet, Cindoruk'un mezarına karanfil bıraktı ve su döktü.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Karaman'daki Akpınar Şelalesi ziyaretçilerini bekliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/karaman-daki-akpinar-selalesi-ziyaretcilerini-bekliyor/881798/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/karaman-daki-akpinar-selalesi-ziyaretcilerini-bekliyor/881798/</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:40:07 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Karaman — Karaman'ın merkeze bağlı Akpınar köyünde bulunan Akpınar Şelalesi, doğal güzelliğiyle keşfedilmeyi bekliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Karaman Haberleri — Karaman'ın merkeze bağlı Akpınar köyünde bulunan Akpınar Şelalesi, doğal güzelliğiyle keşfedilmeyi bekliyor.Kent merkezine 30 kilometre uzaklıkta bulunan Akpınar Şelalesi, yaklaşık 7 metre yüksekliği ve oluşturduğu doğal havuzla dikkat çekiyor.Atkili olan yağışlarla birlikte tekrar hayat bulan şelale, ziyaretçilerine doğayla iç içe vakit geçirme imkanı sunuyor.Şelale, bölge halkının yanı sıra doğaseverler ve fotoğraf tutkunlarınca da ziyaret ediliyor.Ziyaretçilerden Ali Hilmi Uysal, ailesiyle birlikte şelaleyi görmeye geldiklerini, oluşan güzel atmosferin insanı dinlendirdiğini söyledi.Cafer Güzel ise bölgenin çok bilinmediğini, hafta sonu vakit geçirmek için güzel bir yer olduğunu kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Karaman Haberleri — Karaman'ın merkeze bağlı Akpınar köyünde bulunan Akpınar Şelalesi, doğal güzelliğiyle keşfedilmeyi bekliyor.Kent merkezine 30 kilometre uzaklıkta bulunan Akpınar Şelalesi, yaklaşık 7 metre yüksekliği ve oluşturduğu doğal havuzla dikkat çekiyor.Atkili olan yağışlarla birlikte tekrar hayat bulan şelale, ziyaretçilerine doğayla iç içe vakit geçirme imkanı sunuyor.Şelale, bölge halkının yanı sıra doğaseverler ve fotoğraf tutkunlarınca da ziyaret ediliyor.Ziyaretçilerden Ali Hilmi Uysal, ailesiyle birlikte şelaleyi görmeye geldiklerini, oluşan güzel atmosferin insanı dinlendirdiğini söyledi.Cafer Güzel ise bölgenin çok bilinmediğini, hafta sonu vakit geçirmek için güzel bir yer olduğunu kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/karaman-daki-akpinar-selalesi-ziyaretcilerini-bekliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İngiltere'nin Kudüs Başkonsolosluğu'nun X hesabı Filistinli tutuklulara ilişkin paylaşım sonrası askıya alındı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ingiltere-nin-kudus-baskonsoloslugu-nun-x-hesabi-filistinli-tutuklulara-iliskin-paylasim-sonrasi-askiya-alindi/881797/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ingiltere-nin-kudus-baskonsoloslugu-nun-x-hesabi-filistinli-tutuklulara-iliskin-paylasim-sonrasi-askiya-alindi/881797/</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:39:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kudüs — İsrail gözaltı merkezleri ve cezaevlerinde tutulan Filistinlilerin sistematik hak ihlallerine maruz kaldığı belirtilen paylaşımın ardından hesabın kısa süre içinde askıya alınması dikkati çekti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kudüs Haberleri — İngiltere'nin Kudüs Başkonsolosluğu'nun kurumsal X hesabı, İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinlilere yönelik hak ihlallerini eleştiren paylaşımının ardından askıya alındı.Başkonsolosluğun UKinJerusalem isimli kurumsal hesabından dün, İngiltere, Avrupa Birliği (AB) ve Kanada başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin diplomatik misyonları tarafından hazırlanan ortak bildiri paylaşıldı.İsrail gözaltı merkezleri ve cezaevlerinde tutulan Filistinlilerin sistematik hak ihlallerine maruz kaldığına dikkati çekilen paylaşımın üzerinden kısa bir süre geçmesinin ardından hesabın askıya alındığı görüldü.Söz konusu bildiride, İsrail hapishanelerinde tutulan 9 binden fazla Filistinlinin maruz kaldığı hak ihlallerine dikkati çekilerek, bu kişilerin büyük bölümünün herhangi bir suçlama veya yargılama olmaksızın idari tutukluluk uygulaması kapsamında gözaltı merkezleri ve cezaevlerinde tutulduğu belirtiliyor.Bildiride, Filistinlilerin İsrail cezaevleri ve gözaltı merkezlerinde yetersiz beslenme, tıbbi bakımdan yoksun bırakılma ve aile ziyaretlerinin tamamen engellenmesi gibi ağır ve sistematik hak ihlalleriyle karşı karşıya kaldığı vurgulanıyor.Filistinliler için adil yargılama imkanı ve hukuki temsil hakkı tanınması gerektiğine işaret eden bildiride, Uluslararası Kızılhaç Komitesinin (ICRC) cezaevlerine erişimine yeniden izin verilmesi çağrısında da bulunuluyor.Söz konusu bildirinin paylaşıldığı İngiltere'nin Kudüs Başkonsolosluğu'nun resmi hesabının askıya alınmasına ilişkin İngiltere, İsrail ve X şirketinden ise henüz resmi bir açıklama yapılmadı.İsrail merkezli sivil toplum kuruluşları, İsrail hapishaneleri ve askeri gözaltı merkezlerinin, uluslararası hukuk normlarının ve insan hakları sözleşmelerinin tamamen askıya alındığı, cinsel istismar başta olmak üzere Filistinli esirlere yönelik sistematik, organize ve devlet güdümlü birer işkence laboratuvarına dönüştüğüne işaret ediyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kudüs Haberleri — İngiltere'nin Kudüs Başkonsolosluğu'nun kurumsal X hesabı, İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinlilere yönelik hak ihlallerini eleştiren paylaşımının ardından askıya alındı.Başkonsolosluğun UKinJerusalem isimli kurumsal hesabından dün, İngiltere, Avrupa Birliği (AB) ve Kanada başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin diplomatik misyonları tarafından hazırlanan ortak bildiri paylaşıldı.İsrail gözaltı merkezleri ve cezaevlerinde tutulan Filistinlilerin sistematik hak ihlallerine maruz kaldığına dikkati çekilen paylaşımın üzerinden kısa bir süre geçmesinin ardından hesabın askıya alındığı görüldü.Söz konusu bildiride, İsrail hapishanelerinde tutulan 9 binden fazla Filistinlinin maruz kaldığı hak ihlallerine dikkati çekilerek, bu kişilerin büyük bölümünün herhangi bir suçlama veya yargılama olmaksızın idari tutukluluk uygulaması kapsamında gözaltı merkezleri ve cezaevlerinde tutulduğu belirtiliyor.Bildiride, Filistinlilerin İsrail cezaevleri ve gözaltı merkezlerinde yetersiz beslenme, tıbbi bakımdan yoksun bırakılma ve aile ziyaretlerinin tamamen engellenmesi gibi ağır ve sistematik hak ihlalleriyle karşı karşıya kaldığı vurgulanıyor.Filistinliler için adil yargılama imkanı ve hukuki temsil hakkı tanınması gerektiğine işaret eden bildiride, Uluslararası Kızılhaç Komitesinin (ICRC) cezaevlerine erişimine yeniden izin verilmesi çağrısında da bulunuluyor.Söz konusu bildirinin paylaşıldığı İngiltere'nin Kudüs Başkonsolosluğu'nun resmi hesabının askıya alınmasına ilişkin İngiltere, İsrail ve X şirketinden ise henüz resmi bir açıklama yapılmadı.İsrail merkezli sivil toplum kuruluşları, İsrail hapishaneleri ve askeri gözaltı merkezlerinin, uluslararası hukuk normlarının ve insan hakları sözleşmelerinin tamamen askıya alındığı, cinsel istismar başta olmak üzere Filistinli esirlere yönelik sistematik, organize ve devlet güdümlü birer işkence laboratuvarına dönüştüğüne işaret ediyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/ingiltere-nin-kudus-baskonsoloslugu-nun-x-hesabi-filistinli-tutuklulara-iliskin-paylasim-sonrasi-askiya-alindi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye, Rus yatırımcılar için gayrimenkulde güvenli liman konumunu güçlendiriyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-rus-yatirimcilar-icin-gayrimenkulde-guvenli-liman-konumunu-guclendiriyor/881796/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-rus-yatirimcilar-icin-gayrimenkulde-guvenli-liman-konumunu-guclendiriyor/881796/</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:39:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — Türkiye'nin Moskova Büyükelçisi Tanju Bilgiç: - Körfez bölgesinde yaşanan gelişmelerin ardından Türkiye, Rus yatırımcılar açısından daha güçlü bir alternatif yatırım merkezi haline gelebilir - Rusya Federasyonu Ticaret ve Sanayi Odası Finansal Piyasalar ve Yatırımlar Konseyi Gayrimenkul Yatırımları Komisyonu Başkanı Yekaterina Avdeeva: - Yatırımcılar artık fiyat avantajından çok hukuki güvenlik, şeffaflık ve uzun vadeli sermaye güvenliğine önem veriyor. Türkiye, yabancı yatırımcılar için hem mevzuat hem yatırım koşulları hem de ulaşım açısından tüm koşulları sağlıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Türkiye, güçlü altyapısı, hukuki güvenceleri, gelişmiş ulaşım ağı ve yüksek yaşam kalitesiyle Rus yatırımcılar açısından gayrimenkulde öne çıkan güvenli yatırım merkezleri arasında yer alıyor.Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Rusya İş Konseyi'nden yapılan açıklamaya göre, Yeni Güvenli Liman: Bölgesel Gelişmeler Işığında Türkiye Gayrimenkul Sektörünün Pozisyonu başlıklı webinar düzenlendi.Türkiye'nin Moskova Büyükelçisi Tanju Bilgiç, etkinlikte yaptığı konuşmada, Türkiye'nin yatırım açısından sahip olduğu avantajları anlattı.Bilgiç, Körfez bölgesinde yaşanan gelişmelerin ardından Türkiye, Rus yatırımcılar açısından daha güçlü bir alternatif yatırım merkezi haline gelebilir. Türkiye, iklimi, güçlü ulaşım ağı, güvenilir ve şeffaf tapu sistemi, gelişmiş altyapısı ve modern şehirleri, yüksek kira getirisi potansiyeli ve kültürel yakınlığı sayesinde Rus vatandaşlar için cazibesini koruyor. ifadelerini kullandı.Türkiye'den en çok konut alan yabancıların Ruslar olduğuna değinen Bilgiç, Türk dizilerinin de Rus vatandaşların ilgisinin artmasında etkili olduğunu bildirdi.Bilgiç, Türkiye'nin sunduğu yatırım fırsatlarının Rusya pazarında daha güçlü biçimde tanıtılması halinde Rus yatırımcıların ilgisinin daha da artırılabileceğini değerlendirdi.Türkiye yeniden güvenli yatırım destinasyonlarından biri haline geldiDEİK Türkiye-Rusya İş Konseyi Başkanı İzzet Ekmekçibaşı da ABD-İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmelerin jeopolitik risklerin yatırım kararları üzerindeki belirleyici etkisini bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, belirsizlik ortamında güvenli ve istikrarlı yatırım merkezlerinin öneminin arttığını bildirdi.Türkiye'nin Rusya'dan en fazla turist ağırlayan ülke konumunda bulunduğunu ve bunun gayrimenkul yatırımlarına olumlu yansıdığını aktaran Ekmekçibaşı, Körfez bölgesinde yaşanan son gelişmeler Türkiye'yi yeniden güvenli yatırım destinasyonlarından biri haline getirdi. Türkiye'nin sunduğu hukuki altyapı, güçlü ulaşım ağı, gelişmiş gayrimenkul ekosistemi ve yaşam kalitesi, uluslararası yatırımcıların karar süreçlerinde giderek daha fazla önem kazanıyor. değerlendirmesinde bulundu.Yatırım kararlarında artık güven unsuru belirleyiciGayrimenkul Yatırımcıları Derneği (GYODER) Yönetim Kurulu Başkanı Neşecan Çekici ise yatırım kararlarında artık yalnızca getirinin değil güven unsurunun belirleyici olduğunu belirterek yatırımcıların hukuki güvence, piyasa derinliği, likidite, erişilebilirlik ve yaşam kalitesi gibi kriterlere odaklandığını vurguladı.Türkiye'nin güçlü iç talebi, ürün çeşitliliği ve uzun vadeli değer üretme kapasitesiyle güvenli liman niteliği taşıdığını kaydeden Çekici, sürdürülebilirlik, arsa maliyetleri, finansmana erişim, erişilebilir konut gibi konularda engellerin kaldırılması ve uluslararası yatırım araçlarının geliştirilmesi alanlarında çalışmaların sürdüğünü anlattı.Çekici, Türkiye-Rusya işbirliğinin yalnızca bireysel konut yatırımlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, turizm ve konaklama yatırımları, lojistik tesisler, öğrenci konutları, sağlık ve yaşlı yaşam merkezleri, veri merkezleri, ticari gayrimenkul projeleri ve kentsel dönüşüm alanlarında önemli işbirliği potansiyeli bulunduğunu bildirdi.Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) ve GYODER İcra Kurulu Üyesi Zafer Baysal da yabancı yatırımcıların kararlarında vatandaşlık uygulamalarının tek belirleyici olmadığını, güven, yaşam kalitesi, güçlü lokasyon, kira getirisi ve likiditenin öne çıktığını anlattı.Ruslar için Türkiye'nin Karadeniz'e ve Akdeniz'e açılan bir kapı, Avrupa'ya uzanan bir köprü ve aynı zamanda yaşam kalitesi sunan güvenli bir liman olarak nitelendirildiğini aktaran Baysal, Bugün uluslararası yatırımcı pasaport peşinde değil, belirsizlikten kaçıyor. Türkiye, güveni, yaşam kalitesini ve yatırım fırsatını aynı anda sunabildiği ölçüde küresel sermayeden daha büyük pay alacaktır. değerlendirmelerinde bulundu.Rusların büyük şehirler ile turizm merkezlerine ilgisi sürüyorRusya Federasyonu Ticaret ve Sanayi Odası Finansal Piyasalar ve Yatırımlar Konseyi Gayrimenkul Yatırımları Komisyonu Başkanı Yekaterina Avdeeva ise Rus yatırımcıların Türkiye'ye ilgisinin bu yılın başından itibaren yaklaşık yüzde 20 arttığını bildirdi.Rus yatırımcıların en fazla tercih ettiği bölgelerin İstanbul, Antalya, Mersin ve Bodrum olduğunu kaydeden Avdeeva, Rus vatandaşlarının özellikle büyük şehirler ile turizm merkezlerine ilgisinin sürdüğünü anlattı.Avdeeva, Türkiye, erişilebilir fiyatları, gelişmiş altyapısı, yüksek turizm potansiyeli ve güçlü hukuki altyapısıyla Rus yatırımcıların en fazla tercih ettiği ülkeler arasında yer almaya devam ediyor. Yatırımcılar artık fiyat avantajından çok hukuki güvenlik, şeffaflık ve uzun vadeli sermaye güvenliğine önem veriyor. Türkiye, yabancı yatırımcılar için hem mevzuat hem yatırım koşulları hem de ulaşım açısından tüm koşulları sağlıyor. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Türkiye, güçlü altyapısı, hukuki güvenceleri, gelişmiş ulaşım ağı ve yüksek yaşam kalitesiyle Rus yatırımcılar açısından gayrimenkulde öne çıkan güvenli yatırım merkezleri arasında yer alıyor.Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Rusya İş Konseyi'nden yapılan açıklamaya göre, Yeni Güvenli Liman: Bölgesel Gelişmeler Işığında Türkiye Gayrimenkul Sektörünün Pozisyonu başlıklı webinar düzenlendi.Türkiye'nin Moskova Büyükelçisi Tanju Bilgiç, etkinlikte yaptığı konuşmada, Türkiye'nin yatırım açısından sahip olduğu avantajları anlattı.Bilgiç, Körfez bölgesinde yaşanan gelişmelerin ardından Türkiye, Rus yatırımcılar açısından daha güçlü bir alternatif yatırım merkezi haline gelebilir. Türkiye, iklimi, güçlü ulaşım ağı, güvenilir ve şeffaf tapu sistemi, gelişmiş altyapısı ve modern şehirleri, yüksek kira getirisi potansiyeli ve kültürel yakınlığı sayesinde Rus vatandaşlar için cazibesini koruyor. ifadelerini kullandı.Türkiye'den en çok konut alan yabancıların Ruslar olduğuna değinen Bilgiç, Türk dizilerinin de Rus vatandaşların ilgisinin artmasında etkili olduğunu bildirdi.Bilgiç, Türkiye'nin sunduğu yatırım fırsatlarının Rusya pazarında daha güçlü biçimde tanıtılması halinde Rus yatırımcıların ilgisinin daha da artırılabileceğini değerlendirdi.Türkiye yeniden güvenli yatırım destinasyonlarından biri haline geldiDEİK Türkiye-Rusya İş Konseyi Başkanı İzzet Ekmekçibaşı da ABD-İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmelerin jeopolitik risklerin yatırım kararları üzerindeki belirleyici etkisini bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, belirsizlik ortamında güvenli ve istikrarlı yatırım merkezlerinin öneminin arttığını bildirdi.Türkiye'nin Rusya'dan en fazla turist ağırlayan ülke konumunda bulunduğunu ve bunun gayrimenkul yatırımlarına olumlu yansıdığını aktaran Ekmekçibaşı, Körfez bölgesinde yaşanan son gelişmeler Türkiye'yi yeniden güvenli yatırım destinasyonlarından biri haline getirdi. Türkiye'nin sunduğu hukuki altyapı, güçlü ulaşım ağı, gelişmiş gayrimenkul ekosistemi ve yaşam kalitesi, uluslararası yatırımcıların karar süreçlerinde giderek daha fazla önem kazanıyor. değerlendirmesinde bulundu.Yatırım kararlarında artık güven unsuru belirleyiciGayrimenkul Yatırımcıları Derneği (GYODER) Yönetim Kurulu Başkanı Neşecan Çekici ise yatırım kararlarında artık yalnızca getirinin değil güven unsurunun belirleyici olduğunu belirterek yatırımcıların hukuki güvence, piyasa derinliği, likidite, erişilebilirlik ve yaşam kalitesi gibi kriterlere odaklandığını vurguladı.Türkiye'nin güçlü iç talebi, ürün çeşitliliği ve uzun vadeli değer üretme kapasitesiyle güvenli liman niteliği taşıdığını kaydeden Çekici, sürdürülebilirlik, arsa maliyetleri, finansmana erişim, erişilebilir konut gibi konularda engellerin kaldırılması ve uluslararası yatırım araçlarının geliştirilmesi alanlarında çalışmaların sürdüğünü anlattı.Çekici, Türkiye-Rusya işbirliğinin yalnızca bireysel konut yatırımlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, turizm ve konaklama yatırımları, lojistik tesisler, öğrenci konutları, sağlık ve yaşlı yaşam merkezleri, veri merkezleri, ticari gayrimenkul projeleri ve kentsel dönüşüm alanlarında önemli işbirliği potansiyeli bulunduğunu bildirdi.Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) ve GYODER İcra Kurulu Üyesi Zafer Baysal da yabancı yatırımcıların kararlarında vatandaşlık uygulamalarının tek belirleyici olmadığını, güven, yaşam kalitesi, güçlü lokasyon, kira getirisi ve likiditenin öne çıktığını anlattı.Ruslar için Türkiye'nin Karadeniz'e ve Akdeniz'e açılan bir kapı, Avrupa'ya uzanan bir köprü ve aynı zamanda yaşam kalitesi sunan güvenli bir liman olarak nitelendirildiğini aktaran Baysal, Bugün uluslararası yatırımcı pasaport peşinde değil, belirsizlikten kaçıyor. Türkiye, güveni, yaşam kalitesini ve yatırım fırsatını aynı anda sunabildiği ölçüde küresel sermayeden daha büyük pay alacaktır. değerlendirmelerinde bulundu.Rusların büyük şehirler ile turizm merkezlerine ilgisi sürüyorRusya Federasyonu Ticaret ve Sanayi Odası Finansal Piyasalar ve Yatırımlar Konseyi Gayrimenkul Yatırımları Komisyonu Başkanı Yekaterina Avdeeva ise Rus yatırımcıların Türkiye'ye ilgisinin bu yılın başından itibaren yaklaşık yüzde 20 arttığını bildirdi.Rus yatırımcıların en fazla tercih ettiği bölgelerin İstanbul, Antalya, Mersin ve Bodrum olduğunu kaydeden Avdeeva, Rus vatandaşlarının özellikle büyük şehirler ile turizm merkezlerine ilgisinin sürdüğünü anlattı.Avdeeva, Türkiye, erişilebilir fiyatları, gelişmiş altyapısı, yüksek turizm potansiyeli ve güçlü hukuki altyapısıyla Rus yatırımcıların en fazla tercih ettiği ülkeler arasında yer almaya devam ediyor. Yatırımcılar artık fiyat avantajından çok hukuki güvenlik, şeffaflık ve uzun vadeli sermaye güvenliğine önem veriyor. Türkiye, yabancı yatırımcılar için hem mevzuat hem yatırım koşulları hem de ulaşım açısından tüm koşulları sağlıyor. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Trabzonspor sezon hazırlıklarının ilk etabını tamamladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/trabzonspor-sezon-hazirliklarinin-ilk-etabini-tamamladi/881793/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/trabzonspor-sezon-hazirliklarinin-ilk-etabini-tamamladi/881793/</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:33:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Trabzonspor, sezon hazırlıklarının ilk etabını tamamladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- Trabzonspor, sezon hazırlıklarının ilk etabını tamamladı.Teknik direktör Fatih Tekke yönetiminde Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri'nde gerçekleştirilen sabah antrenmanında oyuncular kuvvet çalışması gerçekleştirdi.Trabzonspor, 2 günlük iznin ardından çalışmalarını 23 Temmuz'da gideceği Avusturya'nın Schladming Kasabasında sürdürecek.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- Trabzonspor, sezon hazırlıklarının ilk etabını tamamladı.Teknik direktör Fatih Tekke yönetiminde Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri'nde gerçekleştirilen sabah antrenmanında oyuncular kuvvet çalışması gerçekleştirdi.Trabzonspor, 2 günlük iznin ardından çalışmalarını 23 Temmuz'da gideceği Avusturya'nın Schladming Kasabasında sürdürecek.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/trabzonspor-sezon-hazirliklarinin-ilk-etabini-tamamladi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İsrail, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere ait 2 evi daha yıktı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/israil-isgal-altindaki-bati-seria-da-filistinlilere-ait-2-evi-daha-yikti/881792/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/israil-isgal-altindaki-bati-seria-da-filistinlilere-ait-2-evi-daha-yikti/881792/</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:30:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ramallah — İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere ait iki evi ruhsatsız olduğu iddiasıyla yıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ramallah Haberleri — İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere ait iki evi ruhsatsız olduğu iddiasıyla yıktı.İsrail ordusu, buldozerler eşliğinde Ramallah'ın batısındaki Beyt Lıkya kasabasına baskın düzenledi; Filistinli Muhammed Ayid Bedr'e ait yapım aşamasındaki bir evi tahrip etti.Evin ruhsatsız olduğu iddiasıyla yıkıldığı belirtildi.El Halil'in batısındaki Beyt Avva beldesine de aynı gerekçeyle Yahya Mulavvah'ın evi İsrail güçleri tarafından yıkıldı.Yıkım sonrası 10 kişilik aile evsiz kaldı.Mulavvah, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 220 metrekare büyüklüğündeki evinin uzun yıllar çektiği sıkıntılar sonucu inşa ettiğini; ailesinin orada yaşadığını söyledi.İsrail yetkililerinin daha önce kendisini yıkım konusunda bilgilendirdiğini, daha sonra evi boşaltma kararı alıp aniden yıkımı gerçekleştirdiklerini belirten Mulavvah, yıkımdan önce evden birkaç parça eşya alabildiklerini; şimdi zorla yerinden edilmiş, nereye gideceklerini bilmez halde olduklarını kaydetti.Daha önce de kardeşinin evinin yıkıldığını hatırlatan Mulavvah, Bu evi büyük acılarla inşa ettik ve bugün onu kaybettik, yeniden inşa etmek kolay değil. dedi.Yıkımlar, Filistinli ailelerin yerinden edilmesine ve tarım ile hayvancılığa dayalı geçim kaynaklarını kaybetmesine yol açıyor.Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2025 yılı içinde gerçekleştirilen yıkımlar nedeniyle 1700'den fazla Filistinli zorla yerinden edildi.Filistinli yetkililer, İsrail'in ruhsatsız yapı gerekçesini, C Bölgesi'nde Filistinlilere ait ev ve yapıların yıkımını yoğunlaştırmak için kullandığını belirtiyor. Filistin tarafı, bu bölgede inşaat ve arazi ıslahı için gerekli izinlerin alınmasının neredeyse imkansız olduğunu dile getiriyor.Batı Şeria, 1995 tarihli Oslo 2 Anlaşması uyarınca A, B ve C bölgelerine ayrılıyor. A bölgeleri Filistin yönetiminin tam kontrolünde bulunurken, B bölgelerinde sivil yönetim Filistin'e, güvenlik kontrolü ise İsrail'e ait. Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 60'ını oluşturan C bölgeleri ise tamamen İsrail'in kontrolünde bulunuyor.Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Ayrım (Utanç) Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Heyetinin yaptığı açıklamaya göre, İsrail 2026'nın ilk altı ayında 341 yıkım faaliyeti kapsamında Filistinlilere ait 740 yapıyı yıktı. Yıkımlardan 546'sı çocuk, 431'i kadın 923 Filistinli zarar gördü.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ramallah Haberleri — İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere ait iki evi ruhsatsız olduğu iddiasıyla yıktı.İsrail ordusu, buldozerler eşliğinde Ramallah'ın batısındaki Beyt Lıkya kasabasına baskın düzenledi; Filistinli Muhammed Ayid Bedr'e ait yapım aşamasındaki bir evi tahrip etti.Evin ruhsatsız olduğu iddiasıyla yıkıldığı belirtildi.El Halil'in batısındaki Beyt Avva beldesine de aynı gerekçeyle Yahya Mulavvah'ın evi İsrail güçleri tarafından yıkıldı.Yıkım sonrası 10 kişilik aile evsiz kaldı.Mulavvah, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 220 metrekare büyüklüğündeki evinin uzun yıllar çektiği sıkıntılar sonucu inşa ettiğini; ailesinin orada yaşadığını söyledi.İsrail yetkililerinin daha önce kendisini yıkım konusunda bilgilendirdiğini, daha sonra evi boşaltma kararı alıp aniden yıkımı gerçekleştirdiklerini belirten Mulavvah, yıkımdan önce evden birkaç parça eşya alabildiklerini; şimdi zorla yerinden edilmiş, nereye gideceklerini bilmez halde olduklarını kaydetti.Daha önce de kardeşinin evinin yıkıldığını hatırlatan Mulavvah, Bu evi büyük acılarla inşa ettik ve bugün onu kaybettik, yeniden inşa etmek kolay değil. dedi.Yıkımlar, Filistinli ailelerin yerinden edilmesine ve tarım ile hayvancılığa dayalı geçim kaynaklarını kaybetmesine yol açıyor.Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2025 yılı içinde gerçekleştirilen yıkımlar nedeniyle 1700'den fazla Filistinli zorla yerinden edildi.Filistinli yetkililer, İsrail'in ruhsatsız yapı gerekçesini, C Bölgesi'nde Filistinlilere ait ev ve yapıların yıkımını yoğunlaştırmak için kullandığını belirtiyor. Filistin tarafı, bu bölgede inşaat ve arazi ıslahı için gerekli izinlerin alınmasının neredeyse imkansız olduğunu dile getiriyor.Batı Şeria, 1995 tarihli Oslo 2 Anlaşması uyarınca A, B ve C bölgelerine ayrılıyor. A bölgeleri Filistin yönetiminin tam kontrolünde bulunurken, B bölgelerinde sivil yönetim Filistin'e, güvenlik kontrolü ise İsrail'e ait. Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 60'ını oluşturan C bölgeleri ise tamamen İsrail'in kontrolünde bulunuyor.Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Ayrım (Utanç) Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Heyetinin yaptığı açıklamaya göre, İsrail 2026'nın ilk altı ayında 341 yıkım faaliyeti kapsamında Filistinlilere ait 740 yapıyı yıktı. Yıkımlardan 546'sı çocuk, 431'i kadın 923 Filistinli zarar gördü.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/israil-isgal-altindaki-bati-seria-da-filistinlilere-ait-2-evi-daha-yikti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Ümraniye Belediyesinin Anadolu Millet Bahçesi hizmete açıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/umraniye-belediyesinin-anadolu-millet-bahcesi-hizmete-acildi/881791/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/umraniye-belediyesinin-anadolu-millet-bahcesi-hizmete-acildi/881791/</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:21:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Ümraniye Belediyesince, dernekler, vakıflar ve sivil toplum kuruluşlarının sosyal ve kültürel faaliyetlerine ev sahipliği yapmak için tasarlanan Anadolu Millet Bahçesi hizmet vermeye başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Ümraniye Belediyesince, dernekler, vakıflar ve sivil toplum kuruluşlarının sosyal ve kültürel faaliyetlerine ev sahipliği yapmak için tasarlanan Anadolu Millet Bahçesi hizmet vermeye başladı.Belediyeden yapılan açıklamaya göre, 90 bin metrekarelik alanda kurulan bahçe, Türkiye'de örnek teşkil eden özgün konseptiyle dikkati çekiyor.Millet Bahçesi, dernekler, vakıflar ile sivil toplum kuruluşlarının ihtiyaçlarına uygun olarak tasarlandı.Bahçe, sosyal, kültürel ve geleneksel etkinliklerin gerçekleştirilebileceği modern altyapısıyla ilçenin önemli buluşma merkezlerinden biri olarak hizmet verecek.Anadolu Millet Bahçesi, 2 bin 750 metrekarelik etkinlik alanı ve 200 metrekarelik sahnesiyle, kültürel programlardan festivallere, şenliklerden sosyal buluşmalara kadar birçok organizasyona imkan tanıyor.Öte yandan tesiste 2 idari yapı, mescit, güvenlik birimi ve çeşitli sosyal donatılar da yer alıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Ümraniye Belediyesince, dernekler, vakıflar ve sivil toplum kuruluşlarının sosyal ve kültürel faaliyetlerine ev sahipliği yapmak için tasarlanan Anadolu Millet Bahçesi hizmet vermeye başladı.Belediyeden yapılan açıklamaya göre, 90 bin metrekarelik alanda kurulan bahçe, Türkiye'de örnek teşkil eden özgün konseptiyle dikkati çekiyor.Millet Bahçesi, dernekler, vakıflar ile sivil toplum kuruluşlarının ihtiyaçlarına uygun olarak tasarlandı.Bahçe, sosyal, kültürel ve geleneksel etkinliklerin gerçekleştirilebileceği modern altyapısıyla ilçenin önemli buluşma merkezlerinden biri olarak hizmet verecek.Anadolu Millet Bahçesi, 2 bin 750 metrekarelik etkinlik alanı ve 200 metrekarelik sahnesiyle, kültürel programlardan festivallere, şenliklerden sosyal buluşmalara kadar birçok organizasyona imkan tanıyor.Öte yandan tesiste 2 idari yapı, mescit, güvenlik birimi ve çeşitli sosyal donatılar da yer alıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde Ebola'dan hayatını kaybedenlerin sayısı 930'a yükseldi </title>
      <link>https://www.canligaste.com/kongo-demokratik-cumhuriyeti-nde-ebola-dan-hayatini-kaybedenlerin-sayisi-930-a-yukseldi/881790/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kongo-demokratik-cumhuriyeti-nde-ebola-dan-hayatini-kaybedenlerin-sayisi-930-a-yukseldi/881790/</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:21:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki (KDC) Ebola salgınında hayatını kaybedenlerin sayısı 930'a çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki (KDC) Ebola salgınında hayatını kaybedenlerin sayısı 930'a çıktı.KDC Sağlık Bakanlığının yayımladığı son verilere göre, ülkede 15 Mayıs'ta ilan edilen Ebola salgınında, doğrulanmış vaka sayısı 2 bin 344 olarak kaydedildi.Salgında yaşamını yitirenlerin sayısı 930'a yükselirken, vaka-ölüm oranı yaklaşık yüzde 40 olarak hesaplandı.Yetkililer, vakaların büyük bölümünün ülkenin kuzeydoğusundaki Ituri eyaletinde görüldüğünü, güvenlik sorunları ve temaslı kişilerin takibinde yaşanan güçlüklerin salgınla mücadeleyi zorlaştırdığını belirtti.Ebola, Afrika&#039;da binlerce kişinin ölmesine neden olduBir tür kanamalı ateşe yol açan Ebola virüsü, ilk kez 1976'da Sudan'ın Nzara ve KDC'nin Yambuku kentlerinde eş zamanlı salgınlarla ortaya çıkmıştı.KDC'deki salgın, Ebola Nehri yakınında bir köyde başladığı için hastalığa bu nehrin adı verilmişti.Ebola virüsü, Aralık 2013'te Batı Afrika'da yayılmıştı. Gine, Liberya ve Sierra Leone'de 2014-2017 yıllarında görülen salgında 30 bin kişiye virüs bulaşmış ve hastaların 11 binden fazlası ölmüştü.Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), KDC'de görülen Bundibugyo türü Ebola virüsüne karşı onaylanmış bir aşının bulunmadığını, bu nedenle erken teşhis, temaslı takibi ve destekleyici tedavinin salgınla mücadelede büyük önem taşıdığını vurguluyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki (KDC) Ebola salgınında hayatını kaybedenlerin sayısı 930'a çıktı.KDC Sağlık Bakanlığının yayımladığı son verilere göre, ülkede 15 Mayıs'ta ilan edilen Ebola salgınında, doğrulanmış vaka sayısı 2 bin 344 olarak kaydedildi.Salgında yaşamını yitirenlerin sayısı 930'a yükselirken, vaka-ölüm oranı yaklaşık yüzde 40 olarak hesaplandı.Yetkililer, vakaların büyük bölümünün ülkenin kuzeydoğusundaki Ituri eyaletinde görüldüğünü, güvenlik sorunları ve temaslı kişilerin takibinde yaşanan güçlüklerin salgınla mücadeleyi zorlaştırdığını belirtti.Ebola, Afrika&#039;da binlerce kişinin ölmesine neden olduBir tür kanamalı ateşe yol açan Ebola virüsü, ilk kez 1976'da Sudan'ın Nzara ve KDC'nin Yambuku kentlerinde eş zamanlı salgınlarla ortaya çıkmıştı.KDC'deki salgın, Ebola Nehri yakınında bir köyde başladığı için hastalığa bu nehrin adı verilmişti.Ebola virüsü, Aralık 2013'te Batı Afrika'da yayılmıştı. Gine, Liberya ve Sierra Leone'de 2014-2017 yıllarında görülen salgında 30 bin kişiye virüs bulaşmış ve hastaların 11 binden fazlası ölmüştü.Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), KDC'de görülen Bundibugyo türü Ebola virüsüne karşı onaylanmış bir aşının bulunmadığını, bu nedenle erken teşhis, temaslı takibi ve destekleyici tedavinin salgınla mücadelede büyük önem taşıdığını vurguluyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/kongo-demokratik-cumhuriyeti-nde-ebola-dan-hayatini-kaybedenlerin-sayisi-930-a-yukseldi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Litvanya: Rusya, Baltık bölgesi ile Polonya'yı en yakın hedef olarak görüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/litvanya-rusya-baltik-bolgesi-ile-polonya-yi-en-yakin-hedef-olarak-goruyor/881789/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/litvanya-rusya-baltik-bolgesi-ile-polonya-yi-en-yakin-hedef-olarak-goruyor/881789/</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:18:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kosova — Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, Ukrayna'da planladığı gibi ilerleyemeyen Rusya'nın yeni bir tırmanış ve zafer arayışında olduğunu, bu kapsamda Baltık bölgesi ile Polonya'yı en yakın hedef olarak gördüğünü söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kosova Haberleri — Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, Ukrayna'da planladığı gibi ilerleyemeyen Rusya'nın yeni bir tırmanış ve zafer arayışında olduğunu, bu kapsamda Baltık bölgesi ile Polonya'yı en yakın hedef olarak gördüğünü söyledi.Bakan Kaunas, Litvanya Ulusal Radyo ve Televizyonuna (LRT) yaptığı açıklamada, Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Rusya'nın Ukrayna'daki savaşta planladığı gibi ilerleyemediğini ve zafer kazanamadığını belirten Kaunas, ülkede patlamaların yaşandığını, yakıt sıkıntısı görüldüğünü ve Rus toplumunun Kremlin yönetimine vadedilen zaferin neden gerçekleşmediğini sormaya başladığını ifade etti.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Kremlin'in yeni bir tırmanışa ve zafere ihtiyaç duyduğunu savunan Kaunas, bu durumda Baltık bölgesi ile Polonya'nın en yakın hedef olduğunu dile getirdi.Litvanya'nın olası tehdide karşı son dönemde kritik ulaşım ve enerji altyapısındaki güvenlik önlemlerini artırdığına dikkati çeken Kaunas, köprüler, trafo merkezleri, gaz tedarik sistemleri ve iletişim merkezlerinin korunmasının güçlendirildiğini söyledi.Kaunas, güvenlik önlemlerinin yanı sıra Rusya'nın olası eylemlerine karşı ek acil durum planlarının da önceden hazırlandığını kaydetti.Durumun istihbarat verileri doğrultusunda sürekli değerlendirildiğini ve alınacak tedbirlerin NATO müttefikleriyle koordinasyon içinde yürütüldüğünü dile getiren Kaunas, Litvanya'nın Rusya'yı kışkırtmayı amaçlamadığını ancak NATO ve Avrupa Birliği üyesi olarak savunmasını, askeri kabiliyetlerini ve Batı ile bütünleşmesini güçlendirdiğini vurguladı.Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda da istihbarat bilgilerinin Rusya'nın NATO'nun birliğini test etmek amacıyla Polonya veya Baltık ülkelerinde provokasyonlar planlıyor olabileceğine işaret ettiğini açıklamıştı.Polonya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski ise benzer uyarıda bulunmuş, Polonya topraklarında olası provokasyonlara ilişkin Rusların bir şeyler planladığına dair güvenilir bilgilere sahibiz. Bunu bildiğimizi açıkça söyleyerek, onları bu girişimlerden etkili şekilde caydırmak istiyoruz. ifadesini kullanmıştı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kosova Haberleri — Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, Ukrayna'da planladığı gibi ilerleyemeyen Rusya'nın yeni bir tırmanış ve zafer arayışında olduğunu, bu kapsamda Baltık bölgesi ile Polonya'yı en yakın hedef olarak gördüğünü söyledi.Bakan Kaunas, Litvanya Ulusal Radyo ve Televizyonuna (LRT) yaptığı açıklamada, Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Rusya'nın Ukrayna'daki savaşta planladığı gibi ilerleyemediğini ve zafer kazanamadığını belirten Kaunas, ülkede patlamaların yaşandığını, yakıt sıkıntısı görüldüğünü ve Rus toplumunun Kremlin yönetimine vadedilen zaferin neden gerçekleşmediğini sormaya başladığını ifade etti.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Kremlin'in yeni bir tırmanışa ve zafere ihtiyaç duyduğunu savunan Kaunas, bu durumda Baltık bölgesi ile Polonya'nın en yakın hedef olduğunu dile getirdi.Litvanya'nın olası tehdide karşı son dönemde kritik ulaşım ve enerji altyapısındaki güvenlik önlemlerini artırdığına dikkati çeken Kaunas, köprüler, trafo merkezleri, gaz tedarik sistemleri ve iletişim merkezlerinin korunmasının güçlendirildiğini söyledi.Kaunas, güvenlik önlemlerinin yanı sıra Rusya'nın olası eylemlerine karşı ek acil durum planlarının da önceden hazırlandığını kaydetti.Durumun istihbarat verileri doğrultusunda sürekli değerlendirildiğini ve alınacak tedbirlerin NATO müttefikleriyle koordinasyon içinde yürütüldüğünü dile getiren Kaunas, Litvanya'nın Rusya'yı kışkırtmayı amaçlamadığını ancak NATO ve Avrupa Birliği üyesi olarak savunmasını, askeri kabiliyetlerini ve Batı ile bütünleşmesini güçlendirdiğini vurguladı.Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda da istihbarat bilgilerinin Rusya'nın NATO'nun birliğini test etmek amacıyla Polonya veya Baltık ülkelerinde provokasyonlar planlıyor olabileceğine işaret ettiğini açıklamıştı.Polonya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski ise benzer uyarıda bulunmuş, Polonya topraklarında olası provokasyonlara ilişkin Rusların bir şeyler planladığına dair güvenilir bilgilere sahibiz. Bunu bildiğimizi açıkça söyleyerek, onları bu girişimlerden etkili şekilde caydırmak istiyoruz. ifadesini kullanmıştı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/litvanya-rusya-baltik-bolgesi-ile-polonya-yi-en-yakin-hedef-olarak-goruyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bitlis'te yük treninin çarptığı kadın öldü</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bitlis-te-yuk-treninin-carptigi-kadin-oldu/881788/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bitlis-te-yuk-treninin-carptigi-kadin-oldu/881788/</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:18:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Bitlis — Bitlis'in Tatvan ilçesinde yük treninin çarptığı kadın hayatını kaybetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Bitlis Haberleri — Bitlis'in Tatvan ilçesinde yük treninin çarptığı kadın hayatını kaybetti.Tatvan Feribot İskelesi'nden Tatvan Garı'na giden yük treni, Karşıyaka Mahallesi'nde raylardan geçmeye çalışan Güllü Doğmaç'a çarptı.Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.Ağır yaralanan Doğmaç, kaldırıldığı Tatvan Devlet Hastanesinde yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Bitlis Haberleri — Bitlis'in Tatvan ilçesinde yük treninin çarptığı kadın hayatını kaybetti.Tatvan Feribot İskelesi'nden Tatvan Garı'na giden yük treni, Karşıyaka Mahallesi'nde raylardan geçmeye çalışan Güllü Doğmaç'a çarptı.Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.Ağır yaralanan Doğmaç, kaldırıldığı Tatvan Devlet Hastanesinde yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/bitlis-te-yuk-treninin-carptigi-kadin-oldu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Erzurum'da iki aracın çarpışması sonucu 4 kişinin yaralandığı kaza kamerada</title>
      <link>https://www.canligaste.com/erzurum-da-iki-aracin-carpismasi-sonucu-4-kisinin-yaralandigi-kaza-kamerada/881787/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/erzurum-da-iki-aracin-carpismasi-sonucu-4-kisinin-yaralandigi-kaza-kamerada/881787/</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:15:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Erzurum — Erzurum'da hafif ticari araçla otomobilin çarpışması sonucu 4 kişinin yaralandığı kaza, araç içi kamerasınca kaydedildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Erzurum Haberleri — Erzurum'da hafif ticari araçla otomobilin çarpışması sonucu 4 kişinin yaralandığı kaza, araç içi kamerasınca kaydedildi.E.Ç'nin kullandığı 34 DB 702 plakalı hafif ticari araç, Abdulgafur Has Caddesi'ndeki kavşakta, E.K. idaresindeki 25 ABH 196 plakalı otomobille çarpıştı.İhbar üzerine kaza yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralanan B.Ç, K.Z.Ç, H.B. ile A.B, sağlık ekiplerince Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Yaralıların hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.Öte yandan, kaza anı, bölgede seyir halinde bulunan bir aracın içerisindeki kameraya yansıdı. Görüntülerde, otomobilin ışık ihlali yapması ve çarpışma anı yer alıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Erzurum Haberleri — Erzurum'da hafif ticari araçla otomobilin çarpışması sonucu 4 kişinin yaralandığı kaza, araç içi kamerasınca kaydedildi.E.Ç'nin kullandığı 34 DB 702 plakalı hafif ticari araç, Abdulgafur Has Caddesi'ndeki kavşakta, E.K. idaresindeki 25 ABH 196 plakalı otomobille çarpıştı.İhbar üzerine kaza yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralanan B.Ç, K.Z.Ç, H.B. ile A.B, sağlık ekiplerince Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Yaralıların hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.Öte yandan, kaza anı, bölgede seyir halinde bulunan bir aracın içerisindeki kameraya yansıdı. Görüntülerde, otomobilin ışık ihlali yapması ve çarpışma anı yer alıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/erzurum-da-iki-aracin-carpismasi-sonucu-4-kisinin-yaralandigi-kaza-kamerada.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Borsa günün ilk yarısında değer kazandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/borsa-gunun-ilk-yarisinda-deger-kazandi/881786/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/borsa-gunun-ilk-yarisinda-deger-kazandi/881786/</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:15:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günün ilk yarısında yüzde 0,63 değer kazanarak 14.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günün ilk yarısında yüzde 0,63 değer kazanarak 14.068,54 puana yükseldi.Günün ilk yarısında yükseliş eğiliminde hareket eden BIST 100 endeksi, saat 13.00 itibarıyla önceki kapanışa göre 87,49 puan ve yüzde 0,63 yükselişle 14.068,54 puana çıktı.Toplam işlem hacmi 79,2 milyar lira oldu. Bankacılık endeksi yüzde 0,21 değer kaybederken, holding endeksi yüzde 0,84 değer kazandı.Sektör endekslerinden en çok yükselen yüzde 3,57 ile kimya petrol plastik, en fazla kaybeden ise yüzde 9,11 ile finansal kiralama faktoring oldu.ABD ile İran arasındaki gerilimin karşılıklı askeri müdahalelerle sürmesi küresel piyasaların yönü üzerinde etkili olmaya devam ediyor. BIST 100 endeksi, Avrupa borsalarındaki pozitif seyre paralel alış ağırlıklı bir seyir izledi.Analistler, günün geri kalanında ABD'de öncü endeksin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.200 14.300 puanın direnç, 14.000 ve 13.900 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günün ilk yarısında yüzde 0,63 değer kazanarak 14.068,54 puana yükseldi.Günün ilk yarısında yükseliş eğiliminde hareket eden BIST 100 endeksi, saat 13.00 itibarıyla önceki kapanışa göre 87,49 puan ve yüzde 0,63 yükselişle 14.068,54 puana çıktı.Toplam işlem hacmi 79,2 milyar lira oldu. Bankacılık endeksi yüzde 0,21 değer kaybederken, holding endeksi yüzde 0,84 değer kazandı.Sektör endekslerinden en çok yükselen yüzde 3,57 ile kimya petrol plastik, en fazla kaybeden ise yüzde 9,11 ile finansal kiralama faktoring oldu.ABD ile İran arasındaki gerilimin karşılıklı askeri müdahalelerle sürmesi küresel piyasaların yönü üzerinde etkili olmaya devam ediyor. BIST 100 endeksi, Avrupa borsalarındaki pozitif seyre paralel alış ağırlıklı bir seyir izledi.Analistler, günün geri kalanında ABD'de öncü endeksin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.200 14.300 puanın direnç, 14.000 ve 13.900 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
