<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Euro Kaç TL? Güncel EUR/TL Öğle Kuru (12 Ağustos 2026)</title>
      <link>https://www.canligaste.com/euro-kac-tl-guncel-eur-tl-ogle-kuru-12-agustos-2026/892775/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/euro-kac-tl-guncel-eur-tl-ogle-kuru-12-agustos-2026/892775/</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:20:02 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum: Euro kuru 12 Ağustos 2026 Öğle saatlerinde 55,16 TL seviyesinde işlem görüyor. Saat 12:20 itibarıyla EUR/TL kuru yüzde 0,02 yükseliş gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum - Euro/TL kuru güne yüzde sınırlı yükselişle başladı. Serbest piyasada Öğle saatlerinde euro, yukarı yönlü seyrini koruyor.

Tikopara.com.tr verilerine göre 12 Ağustos 2026 saat 12:20 itibarıyla:

1 Euro (EUR): 55,1576 TL

Günlük değişim: Yüzde 0,02 yükseldi gösterdi.

1 Euro (EUR) Alış 55,1439 TL, 1 Euro satış fiyatı ise 55,1576 TL olarak gerçekleşti.

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentiler ve yurt içi ekonomik gelişmeler, euro kurunun seyrinde etkili olmaya devam ediyor.

Güncel euro kuru, anlık fiyatlar ve piyasa verileri tikopara.com.tr üzerinden canlı olarak takip edilebiliyor.

Öğle saatlerinde serbest döviz piyasasında:

Euro alış fiyatı: 55,1439 TL

Euro satış fiyatı: 55,1576 TL

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentiler ile yurt içindeki ekonomik gelişmeler, euro kurunun seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor.

Güncel döviz kurları ve detaylı piyasa analizleri tikopara.com.tr üzerinden anlık olarak takip edilebiliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum - Euro/TL kuru güne yüzde sınırlı yükselişle başladı. Serbest piyasada Öğle saatlerinde euro, yukarı yönlü seyrini koruyor.

Tikopara.com.tr verilerine göre 12 Ağustos 2026 saat 12:20 itibarıyla:

1 Euro (EUR): 55,1576 TL

Günlük değişim: Yüzde 0,02 yükseldi gösterdi.

1 Euro (EUR) Alış 55,1439 TL, 1 Euro satış fiyatı ise 55,1576 TL olarak gerçekleşti.

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentiler ve yurt içi ekonomik gelişmeler, euro kurunun seyrinde etkili olmaya devam ediyor.

Güncel euro kuru, anlık fiyatlar ve piyasa verileri tikopara.com.tr üzerinden canlı olarak takip edilebiliyor.

Öğle saatlerinde serbest döviz piyasasında:

Euro alış fiyatı: 55,1439 TL

Euro satış fiyatı: 55,1576 TL

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentiler ile yurt içindeki ekonomik gelişmeler, euro kurunun seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor.

Güncel döviz kurları ve detaylı piyasa analizleri tikopara.com.tr üzerinden anlık olarak takip edilebiliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/euro-kac-tl-guncel-eur-tl-ogle-kuru-12-agustos-2026-20260812122001.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Beşiktaş, Hradec Kralove maçının hazırlıklarını tamamladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/besiktas-hradec-kralove-macinin-hazirliklarini-tamamladi/892774/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/besiktas-hradec-kralove-macinin-hazirliklarini-tamamladi/892774/</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:15:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: UEFA Avrupa Ligi 3.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- UEFA Avrupa Ligi 3. eleme turu rövanşında yarın Çekya'nın Hradec Kralove takımıyla karşılaşacak Beşiktaş, son antrenmanını yaptı.BJK Nevzat Demir Tesisleri'ndeki antrenmanın basına açık 15 dakikalık bölümünde siyah-beyazlı oyuncular, ısınma hareketleri sonrasında kurulan istasyonlarda kondisyon çalışmaları gerçekleştirdi.Basına kapalı bölümde ise siyah-beyazlı ekibin taktik çalışma yaptığı kaydedildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- UEFA Avrupa Ligi 3. eleme turu rövanşında yarın Çekya'nın Hradec Kralove takımıyla karşılaşacak Beşiktaş, son antrenmanını yaptı.BJK Nevzat Demir Tesisleri'ndeki antrenmanın basına açık 15 dakikalık bölümünde siyah-beyazlı oyuncular, ısınma hareketleri sonrasında kurulan istasyonlarda kondisyon çalışmaları gerçekleştirdi.Basına kapalı bölümde ise siyah-beyazlı ekibin taktik çalışma yaptığı kaydedildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/besiktas-hradec-kralove-macinin-hazirliklarini-tamamladi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ASELSAN'ın ASELBUOY sistemleri İHA'lara denizaltı savunmasında yetenek kazandırıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/aselsan-in-aselbuoy-sistemleri-iha-lara-denizalti-savunmasinda-yetenek-kazandiriyor/892773/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/aselsan-in-aselbuoy-sistemleri-iha-lara-denizalti-savunmasinda-yetenek-kazandiriyor/892773/</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:15:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / ASELSAN tarafından geliştirilen ASELBUOY P ve ASELBUOY POD sistemleri, insansız hava platformlarının denizaltı tehditleriyle etkin mücadele etmesinde önemli rol oynuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : ASELSAN tarafından geliştirilen ASELBUOY P ve ASELBUOY POD sistemleri, insansız hava platformlarının denizaltı tehditleriyle etkin mücadele etmesinde önemli rol oynuyor.ASELSAN'dan yapılan açıklamaya göre, şirket tarafından geliştirilen söz konusu sistemler, denizaltı savunmasında bütünleşik bir çözüm sunuyor.ASELBUOY P, su altı tehditlerinin tespitine yönelik pasif akustik algılama kabiliyeti sağlarken ASELBUOY POD ise sonoboyların farklı hava platformlarından güvenli ve etkin şekilde su altına bırakılmasına imkan tanıyor.Söz konusu iki sistemin birlikte kullanımıyla özellikle insansız hava platformları, denizaltı tehditlerine karşı etkin bir yetenek kazanıyor.ASELBUOY P denizin altındaki tehditleri tespit ediyorDeniz karakol uçakları, insansız hava araçları (İHA) ve helikopterler gibi farklı platformlardan bırakılabilen ASELBUOY P, görev bölgesine intikalinin ardından hassas su altı sensörü ile akustik ortamı dinleyerek denizaltıları tespit ediyor.Sistem, elde ettiği verileri su yüzeyindeki şamandırada bulunan haberleşme sistemi üzerinden gerçek zamanlı olarak hava ve su üstü platformlarına aktarıyor. Sistem, operasyonel unsurların su altındaki tehditlere dair akustik durumsal farkındalığının artırılmasına önemli bir katkı sağlıyor.ASELBUOY POD sonoboyları güvenli şekilde bırakıyorSuda yüzen dinleme cihazı olarak bilinen sonoboyların İHA platformlarına entegrasyonu için geliştirilmiş modüler bir atıcı sistem olan ASELBUOY POD, şamandıraların su altına güvenli, kontrollü ve görev gereksinimlerine uygun şekilde bırakılmasını sağlıyor.Farklı platformlara uyarlanabilen yapısıyla görev ihtiyaçlarına göre kullanılabilen sistem, farklı sonoboy tiplerinin bırakılmasına da imkan sağlayarak operasyonel esneklik imkanı sunuyor.Mavi vatanın su altı güvenliği için geliştirilen sonoboy teknolojileriASELSAN'ın yerli ve milli mühendislik gücüyle geliştirdiği ASELBUOY P ve ASELBUOY POD, Türkiye'nin denizaltı savunma harbi alanındaki kabiliyetlerini artırıyor.Farklı hava platformlarında kullanılabilen söz konusu çözüm ailesi, mavi vatanın güvenliğine katkı sağlamasının yanında Türkiye'nin su altı teknolojilerindeki yetkinliğini de daha ileriye taşıyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : ASELSAN tarafından geliştirilen ASELBUOY P ve ASELBUOY POD sistemleri, insansız hava platformlarının denizaltı tehditleriyle etkin mücadele etmesinde önemli rol oynuyor.ASELSAN'dan yapılan açıklamaya göre, şirket tarafından geliştirilen söz konusu sistemler, denizaltı savunmasında bütünleşik bir çözüm sunuyor.ASELBUOY P, su altı tehditlerinin tespitine yönelik pasif akustik algılama kabiliyeti sağlarken ASELBUOY POD ise sonoboyların farklı hava platformlarından güvenli ve etkin şekilde su altına bırakılmasına imkan tanıyor.Söz konusu iki sistemin birlikte kullanımıyla özellikle insansız hava platformları, denizaltı tehditlerine karşı etkin bir yetenek kazanıyor.ASELBUOY P denizin altındaki tehditleri tespit ediyorDeniz karakol uçakları, insansız hava araçları (İHA) ve helikopterler gibi farklı platformlardan bırakılabilen ASELBUOY P, görev bölgesine intikalinin ardından hassas su altı sensörü ile akustik ortamı dinleyerek denizaltıları tespit ediyor.Sistem, elde ettiği verileri su yüzeyindeki şamandırada bulunan haberleşme sistemi üzerinden gerçek zamanlı olarak hava ve su üstü platformlarına aktarıyor. Sistem, operasyonel unsurların su altındaki tehditlere dair akustik durumsal farkındalığının artırılmasına önemli bir katkı sağlıyor.ASELBUOY POD sonoboyları güvenli şekilde bırakıyorSuda yüzen dinleme cihazı olarak bilinen sonoboyların İHA platformlarına entegrasyonu için geliştirilmiş modüler bir atıcı sistem olan ASELBUOY POD, şamandıraların su altına güvenli, kontrollü ve görev gereksinimlerine uygun şekilde bırakılmasını sağlıyor.Farklı platformlara uyarlanabilen yapısıyla görev ihtiyaçlarına göre kullanılabilen sistem, farklı sonoboy tiplerinin bırakılmasına da imkan sağlayarak operasyonel esneklik imkanı sunuyor.Mavi vatanın su altı güvenliği için geliştirilen sonoboy teknolojileriASELSAN'ın yerli ve milli mühendislik gücüyle geliştirdiği ASELBUOY P ve ASELBUOY POD, Türkiye'nin denizaltı savunma harbi alanındaki kabiliyetlerini artırıyor.Farklı hava platformlarında kullanılabilen söz konusu çözüm ailesi, mavi vatanın güvenliğine katkı sağlamasının yanında Türkiye'nin su altı teknolojilerindeki yetkinliğini de daha ileriye taşıyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İngiliz Sterlini Kaç TL? Güncel GBP/TL Öğle Kuru (12 Ağustos 2026)</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ingiliz-sterlini-kac-tl-guncel-gbp-tl-ogle-kuru-12-agustos-2026/892772/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ingiliz-sterlini-kac-tl-guncel-gbp-tl-ogle-kuru-12-agustos-2026/892772/</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:15:02 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum: Sterlin kuru 12 Ağustos 2026 Öğle saatlerinde 64,60 TL seviyesinde işlem görüyor. Saat 12:15 itibarıyla GBP/TL kuru yüzde 0,15 yükseliş gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum - Sterlin/TL kuru güne yüzde sınırlı yükselişle başladı. Serbest piyasada Öğle saatlerinde sterlin, yukarı yönlü seyrini koruyor.

Tikopara.com.tr verilerine göre 12 Ağustos 2026 saat 12:15 itibarıyla:

1 İngiliz Sterlini (GBP): 64,6043 TL

Günlük değişim: Yüzde 0,15 yükseldi gösterdi.

1 İngiliz Sterlini (GBP) Alış 64,5907 TL, 1 İngiliz Sterlini satış fiyatı ise 64,6043 TL olarak gerçekleşti.

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentiler ve yurt içi ekonomik gelişmeler, sterlin kurunun seyrinde etkili olmaya devam ediyor.

Güncel sterlin kuru, anlık fiyatlar ve piyasa verileri tikopara.com.tr üzerinden canlı olarak takip edilebiliyor.

Öğle saatlerinde serbest döviz piyasasında:

Sterlin alış fiyatı: 64,5907 TL

Sterlin satış fiyatı: 64,6043 TL

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentiler ile yurt içindeki ekonomik gelişmeler, sterlin kurunun seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor.

Güncel döviz kurları ve detaylı piyasa analizleri tikopara.com.tr üzerinden anlık olarak takip edilebiliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum - Sterlin/TL kuru güne yüzde sınırlı yükselişle başladı. Serbest piyasada Öğle saatlerinde sterlin, yukarı yönlü seyrini koruyor.

Tikopara.com.tr verilerine göre 12 Ağustos 2026 saat 12:15 itibarıyla:

1 İngiliz Sterlini (GBP): 64,6043 TL

Günlük değişim: Yüzde 0,15 yükseldi gösterdi.

1 İngiliz Sterlini (GBP) Alış 64,5907 TL, 1 İngiliz Sterlini satış fiyatı ise 64,6043 TL olarak gerçekleşti.

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentiler ve yurt içi ekonomik gelişmeler, sterlin kurunun seyrinde etkili olmaya devam ediyor.

Güncel sterlin kuru, anlık fiyatlar ve piyasa verileri tikopara.com.tr üzerinden canlı olarak takip edilebiliyor.

Öğle saatlerinde serbest döviz piyasasında:

Sterlin alış fiyatı: 64,5907 TL

Sterlin satış fiyatı: 64,6043 TL

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentiler ile yurt içindeki ekonomik gelişmeler, sterlin kurunun seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor.

Güncel döviz kurları ve detaylı piyasa analizleri tikopara.com.tr üzerinden anlık olarak takip edilebiliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/ingiliz-sterlini-kac-tl-guncel-gbp-tl-ogle-kuru-12-agustos-2026-20260812121502.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Amerikan Doları Kaç TL? Güncel USD/TL Öğle Kuru (12 Ağustos 2026)</title>
      <link>https://www.canligaste.com/amerikan-dolari-kac-tl-guncel-usd-tl-ogle-kuru-12-agustos-2026/892770/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/amerikan-dolari-kac-tl-guncel-usd-tl-ogle-kuru-12-agustos-2026/892770/</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:10:02 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum: Dolar kuru 12 Ağustos 2026 Öğle saatlerinde 47,76 TL seviyesinde işlem görüyor. Saat 12:10 itibarıyla USD/TL kuru yüzde 0,06 yükseliş gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum - Dolar/TL kuru güne yüzde sınırlı yükselişle başladı. Serbest piyasada Öğle saatlerinde dolar, yukarı yönlü seyrini koruyor.

Tikopara.com.tr verilerine göre 12 Ağustos 2026 saat 12:10 itibarıyla:

1 Amerikan Doları (USD): 47,7588 TL

Günlük değişim: Yüzde 0,06 yükseldi gösterdi.

1 Amerikan Doları (USD) Alış 47,7567 TL, 1 Amerikan Doları satış fiyatı ise 47,7588 TL olarak gerçekleşti.

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentiler ve yurt içi ekonomik gelişmeler, dolar kurunun seyrinde etkili olmaya devam ediyor.

Güncel dolar kuru, anlık fiyatlar ve piyasa verileri tikopara.com.tr üzerinden canlı olarak takip edilebiliyor.

Öğle saatlerinde serbest döviz piyasasında:

Dolar alış fiyatı: 47,7567 TL

Dolar satış fiyatı: 47,7588 TL

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentiler ile yurt içindeki ekonomik gelişmeler, dolar kurunun seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor.

Güncel döviz kurları ve detaylı piyasa analizleri tikopara.com.tr üzerinden anlık olarak takip edilebiliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Döviz Kurları Son Durum - Dolar/TL kuru güne yüzde sınırlı yükselişle başladı. Serbest piyasada Öğle saatlerinde dolar, yukarı yönlü seyrini koruyor.

Tikopara.com.tr verilerine göre 12 Ağustos 2026 saat 12:10 itibarıyla:

1 Amerikan Doları (USD): 47,7588 TL

Günlük değişim: Yüzde 0,06 yükseldi gösterdi.

1 Amerikan Doları (USD) Alış 47,7567 TL, 1 Amerikan Doları satış fiyatı ise 47,7588 TL olarak gerçekleşti.

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentiler ve yurt içi ekonomik gelişmeler, dolar kurunun seyrinde etkili olmaya devam ediyor.

Güncel dolar kuru, anlık fiyatlar ve piyasa verileri tikopara.com.tr üzerinden canlı olarak takip edilebiliyor.

Öğle saatlerinde serbest döviz piyasasında:

Dolar alış fiyatı: 47,7567 TL

Dolar satış fiyatı: 47,7588 TL

Küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentiler ile yurt içindeki ekonomik gelişmeler, dolar kurunun seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor.

Güncel döviz kurları ve detaylı piyasa analizleri tikopara.com.tr üzerinden anlık olarak takip edilebiliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/amerikan-dolari-kac-tl-guncel-usd-tl-ogle-kuru-12-agustos-2026-20260812121002.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Rekor seviyede sıcaklıkların görüldüğü Fransa'da 1373 dere kurudu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/rekor-seviyede-sicakliklarin-goruldugu-fransa-da-1373-dere-kurudu/892769/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/rekor-seviyede-sicakliklarin-goruldugu-fransa-da-1373-dere-kurudu/892769/</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:09:21 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Rekor Seviyede Sıcaklıkların Görüldüğü Fransa / Rekor seviyede sıcaklıkların etkili olduğu Fransa'da 1 Ağustos itibarıyla kuruyan dere sayısının 1373'e yükseldiği bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Rekor Seviyede Sıcaklıkların Görüldüğü Fransa Haberleri : Rekor seviyede sıcaklıkların etkili olduğu Fransa'da 1 Ağustos itibarıyla kuruyan dere sayısının 1373'e yükseldiği bildirildi.Biyoçeşitliliğin korunması adına faaliyet gösteren kamu kuruluşu Fransa Biyoçeşitlilik Ofisinin (OFB) açıkladığı veriler, ana karanın yüzde 80'den fazlasının kuraklık tehdidiyle karşı karşıya olduğunu gösterdi.Verilere göre, ülkede 1 Ağustos itibarıyla kuruyan derelerin sayısı önceki aya göre 554 artarak 1373'e yükseldi.Mevcut durumun, yılın bu döneminde şu ana kadar gözlemlenen en kritik kuraklık olduğu ve geçen yıla göre kuraklığın yaklaşık 2 kat şiddetli yaşandığı kaydedildi.Öte yandan Creuse, Vendee, Loire-Atlantique, Aveyron, Cote-d'Or, Nievre, Deux-Sevres ve Charente-Maritime kuraklıktan en çok etkilenen bölgeler arasında yer aldı.Ülke genelindeki vilayetlerin yarısından fazlasında kuraklık nedeniyle farklı seviyelerde su kısıtlamaları uygulanıyor.Ayrıca bu hafta yeni bir sıcak hava dalgasının etkisi altına giren Fransa'da 78 vilayette turuncu alarm verildi. Sıcaklıkların bazı şehirlerde 40 dereceyi bulması bekleniyor.Rekor seviyede sıcaklıkların ve kuraklığın görüldüğü Fransa, ayrıca bu yıl tarihinin en büyük yangın sezonunu yaşıyor. Hükümet yangınlarda yılbaşından bu yana 117 bin hektardan fazla alanın kül olduğunu bildirmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Rekor Seviyede Sıcaklıkların Görüldüğü Fransa Haberleri : Rekor seviyede sıcaklıkların etkili olduğu Fransa'da 1 Ağustos itibarıyla kuruyan dere sayısının 1373'e yükseldiği bildirildi.Biyoçeşitliliğin korunması adına faaliyet gösteren kamu kuruluşu Fransa Biyoçeşitlilik Ofisinin (OFB) açıkladığı veriler, ana karanın yüzde 80'den fazlasının kuraklık tehdidiyle karşı karşıya olduğunu gösterdi.Verilere göre, ülkede 1 Ağustos itibarıyla kuruyan derelerin sayısı önceki aya göre 554 artarak 1373'e yükseldi.Mevcut durumun, yılın bu döneminde şu ana kadar gözlemlenen en kritik kuraklık olduğu ve geçen yıla göre kuraklığın yaklaşık 2 kat şiddetli yaşandığı kaydedildi.Öte yandan Creuse, Vendee, Loire-Atlantique, Aveyron, Cote-d'Or, Nievre, Deux-Sevres ve Charente-Maritime kuraklıktan en çok etkilenen bölgeler arasında yer aldı.Ülke genelindeki vilayetlerin yarısından fazlasında kuraklık nedeniyle farklı seviyelerde su kısıtlamaları uygulanıyor.Ayrıca bu hafta yeni bir sıcak hava dalgasının etkisi altına giren Fransa'da 78 vilayette turuncu alarm verildi. Sıcaklıkların bazı şehirlerde 40 dereceyi bulması bekleniyor.Rekor seviyede sıcaklıkların ve kuraklığın görüldüğü Fransa, ayrıca bu yıl tarihinin en büyük yangın sezonunu yaşıyor. Hükümet yangınlarda yılbaşından bu yana 117 bin hektardan fazla alanın kül olduğunu bildirmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/rekor-seviyede-sicakliklarin-goruldugu-fransa-da-1373-dere-kurudu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Ukrayna: Rusya'daki Novorossiysk Deniz Üssü'ne saldırı düzenledik</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ukrayna-rusya-daki-novorossiysk-deniz-ussu-ne-saldiri-duzenledik/892768/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ukrayna-rusya-daki-novorossiysk-deniz-ussu-ne-saldiri-duzenledik/892768/</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:09:20 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya / Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya'daki Novorossiysk Deniz Üssü'ne saldırı düzenlediklerini bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri : Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya'daki Novorossiysk Deniz Üssü'ne saldırı düzenlediklerini bildirdi.Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ukrayna'nın Rusya'daki hedeflere yönelik sürdürdüğü saldırılar hakkında bilgi paylaştı.Cephe hattından 300 kilometreden fazla mesafede bulunan Novorossiysk Deniz Üssü'ne saldırı düzenlediklerini belirten Zelenskiy, saldırıda Neptun tipi füzeleri ile Palyanitsia tipi silahlı insansız hava araçları (SİHA) ve insansız deniz araçları kullandıklarını aktardı.Zelenskiy, Hava savunma mevzilerine, rıhtımlara ve liman altyapısına isabetler doğrulandı. ifadesini kullandı.Rusya'daki hedeflere yönelik saldırıların devam ettiğini vurgulayan Zelenskiy, Rus saldırganlığı devam ettiği sürece işgal filosu ve onu destekleyen tüm altyapı güvende olmayacaktır. Savaş durdurulmalı. Diplomasi için tüm uygun öneriler masada. ifadelerine yer verdi.Zelenskiy, yapılan saldırıya ait olduğu belirtilen bir görüntü de paylaştı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri : Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya'daki Novorossiysk Deniz Üssü'ne saldırı düzenlediklerini bildirdi.Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ukrayna'nın Rusya'daki hedeflere yönelik sürdürdüğü saldırılar hakkında bilgi paylaştı.Cephe hattından 300 kilometreden fazla mesafede bulunan Novorossiysk Deniz Üssü'ne saldırı düzenlediklerini belirten Zelenskiy, saldırıda Neptun tipi füzeleri ile Palyanitsia tipi silahlı insansız hava araçları (SİHA) ve insansız deniz araçları kullandıklarını aktardı.Zelenskiy, Hava savunma mevzilerine, rıhtımlara ve liman altyapısına isabetler doğrulandı. ifadesini kullandı.Rusya'daki hedeflere yönelik saldırıların devam ettiğini vurgulayan Zelenskiy, Rus saldırganlığı devam ettiği sürece işgal filosu ve onu destekleyen tüm altyapı güvende olmayacaktır. Savaş durdurulmalı. Diplomasi için tüm uygun öneriler masada. ifadelerine yer verdi.Zelenskiy, yapılan saldırıya ait olduğu belirtilen bir görüntü de paylaştı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/ukrayna-rusya-daki-novorossiysk-deniz-ussu-ne-saldiri-duzenledik.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şarku'l Avsat gazetesine açıklamalarda bulundu:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/iletisim-baskani-duran-dan-cumhurbaskani-erdogan-in-sarku-l-avsat-gazetesine-verdigi-mulakata-iliskin-aciklama/892766/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/iletisim-baskani-duran-dan-cumhurbaskani-erdogan-in-sarku-l-avsat-gazetesine-verdigi-mulakata-iliskin-aciklama/892766/</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:06:14 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Türkiye olarak biz, geçmişte olduğu gibi bugün de barıştan, istikrardan ve kardeşlikten yana tavır koymaya devam ediyoruz. Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı da bu iradenin somut bir tezahürü olarak görüyor ve taraf ülke sayısını artırmaktan da çekinmiyoruz - (Mekke anlaşması) Attığımız adım değişen bölgesel şartlar karşısında ortaya konulan stratejik bir iradedir. Türkiye olarak her zaman gerilimin değil diplomasinin, çatışmanın değil diyaloğun, ayrışmanın değil bölgesel işbirliğinin güç kazanmasından yana olduk - Mekke Ortak Savunma Anlaşması her şeyden önce kolektif caydırıcılığı temel alan bir anlaşma. Güvenlik ve savunma işbirliğimizi ilerletecek, savunma sanayisinde ortak projeler geliştirecek ve terörizmle mücadelede bizlere güç verecek bir anlaşma - Türkiye ile Suudi Arabistan, yalnızca dost ve kardeş değil, aynı zamanda bölgesel barış, istikrar ve refah bakımından önemli sorumluluklar taşıyan iki ülkedir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye olarak biz, geçmişte olduğu gibi bugün de barıştan, istikrardan ve kardeşlikten yana tavır koymaya devam ediyoruz. Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı da bu iradenin somut bir tezahürü olarak görüyor ve taraf ülke sayısını artırmaktan da çekinmiyoruz. ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Londra merkezli Şarku'l Avsat gazetesinin dış politikaya yönelik sorularını yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.Üçlü Mekke Anlaşması fikri nasıl ortaya çıktı ve bu anlaşmaya giden süreçte hangi gelişmeler etkili oldu? sorusunu yanıtlayan Erdoğan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması fikri, bölgemizde yaşanan gelişmeler karşısında ortaya çıkan yeni şartların ve ortak sorumluluk anlayışının bir neticesidir. değerlendirmesinde bulundu.Erdoğan, her zaman bölge meselelerinin bölge ülkelerince sahiplenilmesi ve çözüme kavuşturulmasından yana olduklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:Bizim temel yaklaşımımız hep buydu. Bölgenin meselelerini bölgenin kendi aktörleri çözmeliydi, bunun ilk adımını attık diyebiliriz. Son dönemde yaşananlar, kardeş ve dost ülkeler arasındaki dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Türkiye olarak, anlaşmazlıkların derinleşmesini değil, diyalog ve istişare kanallarının güçlendirilmesini savunduk. Çünkü biliyoruz ki kalıcı barış, sadece çatışmaların sona ermesiyle değil, karşılıklı güven, siyasi irade ve ortak gelecek perspektifi ile mümkün. Mekke Ortak Savunma Anlaşması da işte bu anlayışın bir sonucu. Burada üç ülkenin bir araya gelmesinin ötesinde bölgemizin istikrarı, kardeş halkların huzuru bakımından tarihi bir sorumluluk üstlendik.Bu anlaşmanın bölgede huzur isteyen tüm kardeş ülkelere açık olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:Türkiye olarak biz, geçmişte olduğu gibi bugün de barıştan, istikrardan ve kardeşlikten yana tavır koymaya devam ediyoruz. Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı da bu iradenin somut bir tezahürü olarak görüyor ve taraf ülke sayısını artırmaktan da çekinmiyoruz. İnşallah Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye olarak bölgemizde yeni bir işbirliği ve dayanışma döneminin kapısını araladık. Bu kapıyı hep açık tutmak, barış ve istikrarın güçlenmesine katkıda bulunmak iradesine sahip ülkeleriz.Mekke&#039;de ortaya çıkan üçlü mekanizmayı, günübirlik gelişmelere verilmiş bir tepki olarak göremeyizErdoğan, Anlaşma, ABD ile İran arasındaki gerilimin seyriyle bağlantılı mıdır, yoksa üçlü koordinasyon fikri daha önceden gündemde miydi? sorusu üzerine, iki ülke arasındaki gerilimin seyrinin elbette bölgesel gelişmeler bakımından önemli olduğuna dikkati çekti.Ancak Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı da yalnızca bu gerilimin ortaya çıkardığı konjonktürel bir gelişme olarak değerlendirmek ülkelerimizin siyasetini ve niyetini doğru anlamamak olur açıklamasını yapan Erdoğan, şunları kaydetti:Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51'inci maddesinde tanımlanan savunma hakkını da teyit eden anlaşma, hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi bölgemizin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan bütün kardeş ülkelerin katılımına açıktır. Nitekim bizim vizyonumuz üç ülkeyle sınırlı kalmayarak daha da büyümek ve mümkünse bir gün bölgedeki bütün ülkelerin bu çatının altında toplanmasını sağlamaktır. Bu, bölgeye kalıcı istikrarı getirecek en önemli adım olacaktır. Bugün attığımız adımın da evveliyatı elbette vardır. Çok uzun zamandan beri bu anlaşma, birlikte imza attığımız ortaklar ve diğer bölge ülkeleriyle görüşmelerimizde ele aldığımız konulardan birisini oluşturmuştur.Erdoğan, bölgelerinde barışın, istikrarın ve güvenliğin güçlendirilmesi için ilgili ülkelerin düzenli istişare içerisinde olması gerektiğini uzun zamandır ifade ettiklerini ve buna göre hareket ettiklerini belirterek, Çünkü bölgenin meselelerinin çözümünde dışarıdan dayatılan reçetelerin ne gibi felaketlere yol açtığını biliyoruz. değerlendirmesinde bulundu.Bu yüzden de Türkiye olarak her zaman bölge ülkelerinin kendi iradesi ve ortak aklı belirleyici kılma yönünde politika yürüttüklerinin altını çizen Erdoğan, şunları söyledi:Dolayısıyla Mekke'de ortaya çıkan üçlü mekanizmayı, günübirlik gelişmelere verilmiş bir tepki olarak göremeyiz. Attığımız adım değişen bölgesel şartlar karşısında ortaya konulan stratejik bir iradedir. Türkiye olarak her zaman gerilimin değil diplomasinin, çatışmanın değil diyaloğun, ayrışmanın değil bölgesel işbirliğinin güç kazanmasından yana olduk. Biz, bütün taraflarla konuşabilen ve gerektiğinde zor meselelerde sorumluluk üstlenebilen bir ülke olarak, bölgemizde kalıcı barış ve istikrarın tesisi için üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz.Amaç sadece bölge huzuru, istikrarı ve halklarımızın refahıErdoğan, Anlaşma savunma niteliği taşımakla birlikte metninde, taraflardan birine yönelik herhangi bir saldırının üç tarafa birden yapılmış sayılacağı belirtilmektedir. Bu doğru mudur? sorusunu, Evet, Mekke Ortak Savunma Anlaşması, isminden de anlaşılacağı üzere ortak bir savunma yaklaşımını temel almakta. diye yanıtladı.Mekke-i Mükerreme'de, kardeş ülkeler olarak böyle bir anlaşmaya imza atmış olmanın ayrıca bir önemi olduğunu ve bunun mutluluğunu yaşadıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:Mekke Ortak Savunma Anlaşması her şeyden önce kolektif caydırıcılığı temel alan bir anlaşma. Güvenlik ve savunma işbirliğimizi ilerletecek, savunma sanayisinde ortak projeler geliştirecek ve terörizmle mücadelede bizlere güç verecek bir anlaşma. Bu anlaşma ile hiçbir ülkeyi hedef almıyoruz, amaç sadece bölge huzuru, istikrarı ve halklarımızın refahı. Anlaşma maddelerinde de açık, net ifade edildiği gibi burada esas olan, taraflardan herhangi birinin güvenliğine yönelik bir tehdidin diğer taraflarca da ortak bir güvenlik meselesi olarak değerlendirilmesidir. Ancak bunu yalnızca askeri bir hüküm şeklinde değerlendirmemek gerekir. Anlaşmanın asıl amacı caydırıcılığı güçlendirmek, tarafların güvenliğini karşılıklı dayanışma anlayışı içerisinde tahkim etmek ve bölgesel istikrarı korumaktır.Erdoğan, Türkiye'nin son yıllarda savunma ve güvenlik alanındaki atılımlarının herkes tarafından takdir edildiğini belirtti.Bunları yaparken de kardeş ve dost ülkelerle işbirlikleri ve anlaşmalar yaparak bunlara bölgenin barış ve istikrarını güçlendiren bir mahiyet kazandırdıklarına dikkati çeken Erdoğan, Aynı zamanda, bu ittifaka imza atan ülkeler olarak birbirimize tehdit teşkil etmeyeceğimiz, aksine birbirimizin güvenliğini garanti etme taahhüdünde bulunduğumuz ve içeride birbirimizle dayanışma halinde olduğumuz mesajını veriyoruz. Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın mesajı gayet açıktır, birimizin güvenliği hepimizin güvenliğidir. Bu anlayışı bölgemizde kapsayıcı bir yaklaşımla hayata geçirdiğimiz takdirde kalıcı barış, istikrar ve refah ortamını hepimizin faydasına olacak şekilde hayata geçireceğimize inanıyoruz. değerlendirmesini yaptı.Bölgenin meselelerini en iyi bilenler, o bölgenin ülkeleri ve halklarıdırOrta Doğu'daki bölgesel güçlerin, daha önce büyük güçlerle sınırlı görülen güvenlik ve istikrarı sağlama sorumluluğunu üstlenmeye karar verdikleri söylenebilir mi? sorusu üzerine Erdoğan, şu yanıtı verdi:Artık bölge ülkeleri kendi güvenlikleri, kendi istikrarları ve kendi geleceklerinin sorumluluğunu daha fazla üstlenmek durumundalar. Bizim öteden beri savunduğumuz yaklaşım da zaten aynen budur. Bölgenin meselelerini en iyi bilenler, o bölgenin ülkeleri ve halklarıdır. Bölgemizde yaşanan gelişmeler elbette küresel etki yaratacak sonuçlara yol açabilmektedir. Bölgesel sahiplenmenin, bölgesel dayanışmanın ve ortak iradenin güçlendirilmesi küresel istikrarın güçlenmesine de katkıda bulunacaktır.Erdoğan, Türkiye olarak, bölge ülkelerinin kendi aralarında daha güçlü mekanizmalar kurmasını, güvenlik ve istikrarı birlikte tesis etmesini son derece önemli bulduklarını, bölge ülkelerinin hemen hemen hepsiyle çok iyi düzeyde ilişkiler yürüttüklerini bildirdi.Bununla birlikte, bölge ülkeleriyle mevcut işbirliklerini daha kalıcı hale getirmenin faydalı olduğu düşüncesi içinde olduklarını aktaran Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu:Bu çerçevede, bölge ülkelerinin kendi güvenlik ve ekonomik istikrarlarını kendi aralarında kurumsal hale getirecek ilişkiler vasıtasıyla garanti altına almaları gerektiğine inanıyoruz. Bugün ortaya çıkan tablonun en net gösterdiği durum da şu, bölgenin geleceği, bölge ülkelerinin iradesinden bağımsız olarak şekillendirilemez. Bizim hedefimiz, dışlayıcı bloklaşmalar değil, egemenliğe ve toprak bütünlüğüne saygıya, karşılıklı güvene ve ortak çıkarlara dayalı bir bölgesel işbirliği düzenidir. Türkiye bu anlayışla hareket etmeye, gerektiğinde sorumluluk almaya ve bölgemizde barışın, istikrarın ve güvenliğin güçlendirilmesi için diplomatik girişimlerini kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir.Huzurun olmadığı yerde refahın sürdürülebilir olması mümkün değilCumhurbaşkanı Erdoğan, Mekke Anlaşması'nın, küresel ekonomi açısından büyük önem taşıyan Körfez bölgesinde güvenliğin güçlendirilmesine katkı sağlayacağına inanıyor musunuz? sorusuna karşılık, Elbette inanıyorum, inanıyoruz. En başından beri ifade ettiğim üzere bölgenin refahına, huzuruna ve güvenliğine hizmet edecek bir anlaşmaya imza attık. yanıtını verdi.Körfez bölgesinin güvenliğinin yalnızca bölge ülkeleri açısından değil, küresel ekonomi ve uluslararası ticaret bakımından da büyük önem taşıdığını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:Enerji arz güvenliğinden deniz yollarının emniyetine, ticaretin sürekliliğinden küresel ekonomik istikrara kadar pek çok başlık doğrudan bu bölgenin huzuruyla bağlantılı. Bu teorik bir ifade değildir, son birkaç ayda yaşanan gelişmeler bize bunu gösterdi. Dolayısıyla Körfez'de güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik her adımı, yalnızca bölgesel değil, küresel barış ve refah bakımından da değerli buluyoruz. Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, bölgenin ortak güvenlik ve dayanışma anlayışına büyük katkı sağlayacağına ve bölgede paradigmayı değiştireceğine inanıyoruz.Erdoğan, güvenlik ile ekonomik kalkınmanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek şunları kaydetti:Siyasi istikrar ve ekonomik kalkınmanın da atbaşı ilerlediğini hep ifade etmişimdir. Avrupa yaşadığı büyük savaşların ardından önce birlikte istikrar ve güvenlik, sonra ekonomik entegrasyon ve refah noktasına geldi, biz bu kadar acıyı yaşamadan bu noktaya birlikte gidebiliriz. Huzurun olmadığı yerde ticaretin, yatırımın ve refahın sürdürülebilir olması mümkün değil. Körfez'in istikrarı, aynı zamanda Asya, Avrupa ve Afrika arasındaki ekonomik bağlantıların güvenliği bakımından da stratejik bir meseledir. Körfez'in barış ve istikrarını kendi güvenlik ve bölgesel barış perspektifimizden ayrı görmüyoruz. Bu nedenle üzerimize düşen her türlü sorumluluğu almaya ve yapıcı diplomatik çabalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.Hürmüz Boğazı'ndaki durumun, mevcut çatışma başlamadan önceki seyrine döneceğini öngörüyor musunuz? sorusu üzerine Erdoğan, Hürmüz Boğazı'nı Bölgesel değil küresel önemi haiz bir nokta. olarak nitelendirdi.Boğaz'ın, küresel enerji arzı ve uluslararası ticaret bakımından da son derece stratejik bir geçiş noktası olduğuna dikkati çeken Erdoğan, Dolayısıyla burada yaşanabilecek herhangi bir gerilimin, etkileri itibarıyla yalnızca bölge ülkeleriyle sınırlı kalmadığını petrol fiyatlarıyla tüm dünya gördü, hissetti. Hürmüz Boğazı, küresel ekonominin adeta atardamarlarından biri olduğunu kanıtladı. Bizim temennimiz ve beklentimiz, mevcut gerilimin bir an önce sona ermesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli, istikrarlı ve kesintisiz bir şekilde uluslararası ticarete hizmet etmesi yönünde. ifadesini kullandı.Erdoğan, bunun da gerçekleşmesinin, tarafların sağduyulu davranmasına ve diplomasi kanallarının açık tutulmasına bağlı olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:Hiçbir zaman gerilimin tırmanmasından yana olmadık, aksine bütün taraflarla diyalog kurarak sorunların müzakere yoluyla çözülmesini savunduk. Tarafları aynı masada buluşturmaya gayret ettik. Çünkü biliyoruz ki Hürmüz'de ya da Ukrayna'da, Filistin'de kalıcı çözümün yolu çatışmadan değil, diplomasiden geçiyor. Böylesine kritik bir su yolunun güvenliği konusunda bölge ülkelerinin sorumluluğu büyük. Biz, bölgesel sahiplenmenin ve ortak güvenlik anlayışının güçlendirilmesinin, Hürmüz Boğazı'nın istikrarına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Hedef, Hürmüz Boğazı'nın yeniden güvenli ve istikrarlı normal seyrine dönmesi ve bunun kalıcı hale gelmesi olmalıdır.Son dönemde ilişkilerimizde yakaladığımız ivmeden memnuniyet duyuyoruzSuudi Arabistan ile mevcut ilişkileri nasıl tanımlayacağı sorulan Erdoğan, şu yanıtı verdi:Suudi Arabistan ile ilişkilerimizi, ortak tarihimizin, kardeşlik bağlarımızın ve karşılıklı çıkarlarımızın şekillendirdiği stratejik bir ilişki olarak değerlendiriyoruz. Türkiye ile Suudi Arabistan, yalnızca dost ve kardeş değil, aynı zamanda bölgesel barış, istikrar ve refah bakımından önemli sorumluluklar taşıyan iki ülkedir. Son dönemde ilişkilerimizde yakaladığımız ivmeden memnuniyet duyuyoruz. Siyasi diyaloğumuzu güçlendirirken, ekonomi, ticaret, yatırım, savunma sanayii, enerji ve turizm başta olmak üzere pek çok alanda işbirliğimizi de geliştiriyoruz. Suudi Arabistan ile ilişkilerimizi dönemsel gelişmelerin ötesinde, uzun vadeli ortak menfaatler ve karşılıklı saygı temelinde ele alıyoruz.Erdoğan, bölgelerinin çok ciddi sınamalardan geçtiği bir dönemde, Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki yakın istişare ve işbirliğinin daha da önem kazanmış durumda olduğuna dikkati çekti.Mekke Anlaşması'nın, savunma işbirliği başta olmak üzere, ilişkilerinin birçok alanda daha da güçlenmesine vesile olacağına inandıklarını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:Bölgemizin huzuru ve istikrarı bakımından ortak sorumluluklarımızın bilincindeyiz ve ona göre hareket ediyoruz. Türkiye olarak, Suudi Arabistan'ın ve bölgedeki diğer ülkelerin istikrarını ve güvenliğini önemsiyoruz. Zira, bölgemizdeki en ufak bir krizin, başta göç ve terör olmak üzere, yarattığı etkileri tüm bölge ülkeleri hissediyor. Önümüzdeki dönemde de iki ülke arasındaki ilişkileri çok daha ileri seviyelere taşıyacak adımlar atacağımıza inanıyorum.Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Türkiye'nin Lübnan'daki durumla yakından ilgilendiği belirtilerek, bu ülkedeki son gelişmelere ilişkin görüşleri de soruldu.Lübnan, bizim için yalnızca coğrafi olarak yakın bir ülke değil; tarihsel bağlarımızın da bulunduğu dost ve kardeş bir ülkedir ifadesini kullanan Erdoğan, yanıtını şöyle sürdürdü:Lübnan'ın huzuru, güvenliği ve istikrarı, bütün bölgemizin istikrarı bakımından büyük önem taşımaktadır. Bölgenin diğer ülkeleri gibi Lübnan'ın egemenliğinin, siyasi birliğinin ve toprak bütünlüğünün de korunması gerekmektedir. Lübnan'ın iç meselelerinin dış müdahaleler veya askeri yöntemlerle daha da karmaşık hale getirilmesine, ülkenin dış güçlerin rekabet alanına dönüştürülmesine de karşıyız. Ülkenin geleceğine ilişkin kararları Lübnanlıların kendi iradeleriyle alabilmesi gerektiğine inanıyoruz. Saldırgan ve yayılmacı politikaları bölgedeki temel sorunu teşkil eden İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının ivedilikle sona erdirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, Lübnan'da ateşkesin temin edilmesi için devam eden görüşmeleri olumlu buluyoruz. Lübnan'ın güvenliği ve istikrarı bölgesel barıştan ayrı düşünülemez.Erdoğan, devamında, Orta Doğu'nun kaderinin sürekli çatışmalarla, yıkımlarla ve acılarla yazılmaması gerektiğini belirterek, bu bölgenin, barışı, huzuru ve refahı da hak ettiğini söyledi.Türkiye olarak bütün diplomatik çabalarının merkezinde de bu anlayış yattığını ifade eden Erdoğan, Bölgemiz uzun yıllardır savaşla, gözyaşıyla anılıyor. Bunun değiştirilmesi için elimizden geleni yapmalıyız. Bizim arzumuz, tabiatıyla, Lübnan'ın yeniden istikrara kavuşması, kurumlarının güçlenmesi ve halkının güven içerisinde geleceğine bakabilmesinden yana. Bu çerçevede, her türlü teknik desteği sağlamaya ve işbirliğini tesis etmeye hazırız. Bu yöndeki irademizi yakın zamanda ülkemizde konuk ettiğimiz Sayın Cumhurbaşkanı Aoun ile Sayın Başbakan Selam'a da ifade ettik. açıklamasını yaptı.Türkiye&#039;nin güvenliğini tehdit edecek yapılara müsaade etmeyeceğizSuriye'deki değişim sürecine ilişkin soru üzerine Erdoğan, Suriye'de yaşanan değişim sürecini, Suriye halkının kendi geleceğini belirleme iradesi bakımından tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriyoruz. cevabını verdi.Erdoğan, Türkiye olarak en başından beri Suriye'nin toprak bütünlüğünü, siyasi birliğini ve egemenliğini savunduklarını vurguladı.Suriye'nin maruz kaldığı savaş, terör ve istikrarsızlığın bütün bölgeye ağır bedeller ödettiğine dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:Şimdi önümüzde yeni bir dönem var. Bu dönemin kalıcı barışa, istikrara ve yeniden imara vesile olması en büyük temennimiz. Suriye'nin kuzeyinde veya başka herhangi bir bölgesinde Türkiye'nin güvenliğini tehdit edecek yapılara da müsaade etmeyeceğiz. Suriye'nin toprak bütünlüğü bizim için ne kadar önemliyse, Türkiye'nin milli güvenliği de o derece önemli. Sürecin en başından beri arzumuz, Suriyeli kardeşlerimizin kendi ülkelerinde güven ve huzur içerisinde yaşayabilmesidir. Suriye, esasen Aralık 2024'ten bu yana ülkede güvenlik koşullarının iyileştirilmesi, ekonomik kalkınma zemininin hazırlanması ve toplumsal uzlaşının tesisi sürecinde önemli mesafe katetmiştir. Bu sonucun alınmasında tabiatıyla bölgesel sahiplenmenin ve Suriye Hükümetinin arkasında tesis edilen bölgesel desteğin önemli rolü olmuştur.Bölgesel ve uluslararası toplumla iyi ilişkiler geliştirmiş olan Suriye Hükümeti, sürdürülebilir istikrar ve güvenlik gündemine odaklanmak suretiyle ilave çatışmaların dışında kalma maharetini de göstermektedir. Bugün Suriye'nin normalleşmesi esasen tüm bölge açısından stratejik önem taşıyan bir konu haline gelmiştir. İstikrarsızlık kaynağı olmaktan ziyade Suriye'nin adı artık bağlantısallık ve kalkınma projeleri ile anılmaya başlamıştır. Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Suriye'nin istikrarı, yeniden ayağa kalkması ve bölgesel barışın güçlenmesi için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edecektir. Bu istikamette Türkiye bölgesel ve uluslararası ortaklarla işbirliği içinde hareket etme iradesine de sahiptir. Suriye'de yeni bir sayfa açılmışken, bu sayfanın yeni acılarla değil, barış, kardeşlik, egemenlik ve ortak gelecek anlayışıyla yazılması gerekir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye olarak biz, geçmişte olduğu gibi bugün de barıştan, istikrardan ve kardeşlikten yana tavır koymaya devam ediyoruz. Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı da bu iradenin somut bir tezahürü olarak görüyor ve taraf ülke sayısını artırmaktan da çekinmiyoruz. ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Londra merkezli Şarku'l Avsat gazetesinin dış politikaya yönelik sorularını yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.Üçlü Mekke Anlaşması fikri nasıl ortaya çıktı ve bu anlaşmaya giden süreçte hangi gelişmeler etkili oldu? sorusunu yanıtlayan Erdoğan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması fikri, bölgemizde yaşanan gelişmeler karşısında ortaya çıkan yeni şartların ve ortak sorumluluk anlayışının bir neticesidir. değerlendirmesinde bulundu.Erdoğan, her zaman bölge meselelerinin bölge ülkelerince sahiplenilmesi ve çözüme kavuşturulmasından yana olduklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:Bizim temel yaklaşımımız hep buydu. Bölgenin meselelerini bölgenin kendi aktörleri çözmeliydi, bunun ilk adımını attık diyebiliriz. Son dönemde yaşananlar, kardeş ve dost ülkeler arasındaki dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Türkiye olarak, anlaşmazlıkların derinleşmesini değil, diyalog ve istişare kanallarının güçlendirilmesini savunduk. Çünkü biliyoruz ki kalıcı barış, sadece çatışmaların sona ermesiyle değil, karşılıklı güven, siyasi irade ve ortak gelecek perspektifi ile mümkün. Mekke Ortak Savunma Anlaşması da işte bu anlayışın bir sonucu. Burada üç ülkenin bir araya gelmesinin ötesinde bölgemizin istikrarı, kardeş halkların huzuru bakımından tarihi bir sorumluluk üstlendik.Bu anlaşmanın bölgede huzur isteyen tüm kardeş ülkelere açık olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:Türkiye olarak biz, geçmişte olduğu gibi bugün de barıştan, istikrardan ve kardeşlikten yana tavır koymaya devam ediyoruz. Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı da bu iradenin somut bir tezahürü olarak görüyor ve taraf ülke sayısını artırmaktan da çekinmiyoruz. İnşallah Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye olarak bölgemizde yeni bir işbirliği ve dayanışma döneminin kapısını araladık. Bu kapıyı hep açık tutmak, barış ve istikrarın güçlenmesine katkıda bulunmak iradesine sahip ülkeleriz.Mekke&#039;de ortaya çıkan üçlü mekanizmayı, günübirlik gelişmelere verilmiş bir tepki olarak göremeyizErdoğan, Anlaşma, ABD ile İran arasındaki gerilimin seyriyle bağlantılı mıdır, yoksa üçlü koordinasyon fikri daha önceden gündemde miydi? sorusu üzerine, iki ülke arasındaki gerilimin seyrinin elbette bölgesel gelişmeler bakımından önemli olduğuna dikkati çekti.Ancak Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı da yalnızca bu gerilimin ortaya çıkardığı konjonktürel bir gelişme olarak değerlendirmek ülkelerimizin siyasetini ve niyetini doğru anlamamak olur açıklamasını yapan Erdoğan, şunları kaydetti:Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51'inci maddesinde tanımlanan savunma hakkını da teyit eden anlaşma, hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi bölgemizin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan bütün kardeş ülkelerin katılımına açıktır. Nitekim bizim vizyonumuz üç ülkeyle sınırlı kalmayarak daha da büyümek ve mümkünse bir gün bölgedeki bütün ülkelerin bu çatının altında toplanmasını sağlamaktır. Bu, bölgeye kalıcı istikrarı getirecek en önemli adım olacaktır. Bugün attığımız adımın da evveliyatı elbette vardır. Çok uzun zamandan beri bu anlaşma, birlikte imza attığımız ortaklar ve diğer bölge ülkeleriyle görüşmelerimizde ele aldığımız konulardan birisini oluşturmuştur.Erdoğan, bölgelerinde barışın, istikrarın ve güvenliğin güçlendirilmesi için ilgili ülkelerin düzenli istişare içerisinde olması gerektiğini uzun zamandır ifade ettiklerini ve buna göre hareket ettiklerini belirterek, Çünkü bölgenin meselelerinin çözümünde dışarıdan dayatılan reçetelerin ne gibi felaketlere yol açtığını biliyoruz. değerlendirmesinde bulundu.Bu yüzden de Türkiye olarak her zaman bölge ülkelerinin kendi iradesi ve ortak aklı belirleyici kılma yönünde politika yürüttüklerinin altını çizen Erdoğan, şunları söyledi:Dolayısıyla Mekke'de ortaya çıkan üçlü mekanizmayı, günübirlik gelişmelere verilmiş bir tepki olarak göremeyiz. Attığımız adım değişen bölgesel şartlar karşısında ortaya konulan stratejik bir iradedir. Türkiye olarak her zaman gerilimin değil diplomasinin, çatışmanın değil diyaloğun, ayrışmanın değil bölgesel işbirliğinin güç kazanmasından yana olduk. Biz, bütün taraflarla konuşabilen ve gerektiğinde zor meselelerde sorumluluk üstlenebilen bir ülke olarak, bölgemizde kalıcı barış ve istikrarın tesisi için üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz.Amaç sadece bölge huzuru, istikrarı ve halklarımızın refahıErdoğan, Anlaşma savunma niteliği taşımakla birlikte metninde, taraflardan birine yönelik herhangi bir saldırının üç tarafa birden yapılmış sayılacağı belirtilmektedir. Bu doğru mudur? sorusunu, Evet, Mekke Ortak Savunma Anlaşması, isminden de anlaşılacağı üzere ortak bir savunma yaklaşımını temel almakta. diye yanıtladı.Mekke-i Mükerreme'de, kardeş ülkeler olarak böyle bir anlaşmaya imza atmış olmanın ayrıca bir önemi olduğunu ve bunun mutluluğunu yaşadıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:Mekke Ortak Savunma Anlaşması her şeyden önce kolektif caydırıcılığı temel alan bir anlaşma. Güvenlik ve savunma işbirliğimizi ilerletecek, savunma sanayisinde ortak projeler geliştirecek ve terörizmle mücadelede bizlere güç verecek bir anlaşma. Bu anlaşma ile hiçbir ülkeyi hedef almıyoruz, amaç sadece bölge huzuru, istikrarı ve halklarımızın refahı. Anlaşma maddelerinde de açık, net ifade edildiği gibi burada esas olan, taraflardan herhangi birinin güvenliğine yönelik bir tehdidin diğer taraflarca da ortak bir güvenlik meselesi olarak değerlendirilmesidir. Ancak bunu yalnızca askeri bir hüküm şeklinde değerlendirmemek gerekir. Anlaşmanın asıl amacı caydırıcılığı güçlendirmek, tarafların güvenliğini karşılıklı dayanışma anlayışı içerisinde tahkim etmek ve bölgesel istikrarı korumaktır.Erdoğan, Türkiye'nin son yıllarda savunma ve güvenlik alanındaki atılımlarının herkes tarafından takdir edildiğini belirtti.Bunları yaparken de kardeş ve dost ülkelerle işbirlikleri ve anlaşmalar yaparak bunlara bölgenin barış ve istikrarını güçlendiren bir mahiyet kazandırdıklarına dikkati çeken Erdoğan, Aynı zamanda, bu ittifaka imza atan ülkeler olarak birbirimize tehdit teşkil etmeyeceğimiz, aksine birbirimizin güvenliğini garanti etme taahhüdünde bulunduğumuz ve içeride birbirimizle dayanışma halinde olduğumuz mesajını veriyoruz. Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın mesajı gayet açıktır, birimizin güvenliği hepimizin güvenliğidir. Bu anlayışı bölgemizde kapsayıcı bir yaklaşımla hayata geçirdiğimiz takdirde kalıcı barış, istikrar ve refah ortamını hepimizin faydasına olacak şekilde hayata geçireceğimize inanıyoruz. değerlendirmesini yaptı.Bölgenin meselelerini en iyi bilenler, o bölgenin ülkeleri ve halklarıdırOrta Doğu'daki bölgesel güçlerin, daha önce büyük güçlerle sınırlı görülen güvenlik ve istikrarı sağlama sorumluluğunu üstlenmeye karar verdikleri söylenebilir mi? sorusu üzerine Erdoğan, şu yanıtı verdi:Artık bölge ülkeleri kendi güvenlikleri, kendi istikrarları ve kendi geleceklerinin sorumluluğunu daha fazla üstlenmek durumundalar. Bizim öteden beri savunduğumuz yaklaşım da zaten aynen budur. Bölgenin meselelerini en iyi bilenler, o bölgenin ülkeleri ve halklarıdır. Bölgemizde yaşanan gelişmeler elbette küresel etki yaratacak sonuçlara yol açabilmektedir. Bölgesel sahiplenmenin, bölgesel dayanışmanın ve ortak iradenin güçlendirilmesi küresel istikrarın güçlenmesine de katkıda bulunacaktır.Erdoğan, Türkiye olarak, bölge ülkelerinin kendi aralarında daha güçlü mekanizmalar kurmasını, güvenlik ve istikrarı birlikte tesis etmesini son derece önemli bulduklarını, bölge ülkelerinin hemen hemen hepsiyle çok iyi düzeyde ilişkiler yürüttüklerini bildirdi.Bununla birlikte, bölge ülkeleriyle mevcut işbirliklerini daha kalıcı hale getirmenin faydalı olduğu düşüncesi içinde olduklarını aktaran Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu:Bu çerçevede, bölge ülkelerinin kendi güvenlik ve ekonomik istikrarlarını kendi aralarında kurumsal hale getirecek ilişkiler vasıtasıyla garanti altına almaları gerektiğine inanıyoruz. Bugün ortaya çıkan tablonun en net gösterdiği durum da şu, bölgenin geleceği, bölge ülkelerinin iradesinden bağımsız olarak şekillendirilemez. Bizim hedefimiz, dışlayıcı bloklaşmalar değil, egemenliğe ve toprak bütünlüğüne saygıya, karşılıklı güvene ve ortak çıkarlara dayalı bir bölgesel işbirliği düzenidir. Türkiye bu anlayışla hareket etmeye, gerektiğinde sorumluluk almaya ve bölgemizde barışın, istikrarın ve güvenliğin güçlendirilmesi için diplomatik girişimlerini kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir.Huzurun olmadığı yerde refahın sürdürülebilir olması mümkün değilCumhurbaşkanı Erdoğan, Mekke Anlaşması'nın, küresel ekonomi açısından büyük önem taşıyan Körfez bölgesinde güvenliğin güçlendirilmesine katkı sağlayacağına inanıyor musunuz? sorusuna karşılık, Elbette inanıyorum, inanıyoruz. En başından beri ifade ettiğim üzere bölgenin refahına, huzuruna ve güvenliğine hizmet edecek bir anlaşmaya imza attık. yanıtını verdi.Körfez bölgesinin güvenliğinin yalnızca bölge ülkeleri açısından değil, küresel ekonomi ve uluslararası ticaret bakımından da büyük önem taşıdığını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:Enerji arz güvenliğinden deniz yollarının emniyetine, ticaretin sürekliliğinden küresel ekonomik istikrara kadar pek çok başlık doğrudan bu bölgenin huzuruyla bağlantılı. Bu teorik bir ifade değildir, son birkaç ayda yaşanan gelişmeler bize bunu gösterdi. Dolayısıyla Körfez'de güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik her adımı, yalnızca bölgesel değil, küresel barış ve refah bakımından da değerli buluyoruz. Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, bölgenin ortak güvenlik ve dayanışma anlayışına büyük katkı sağlayacağına ve bölgede paradigmayı değiştireceğine inanıyoruz.Erdoğan, güvenlik ile ekonomik kalkınmanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek şunları kaydetti:Siyasi istikrar ve ekonomik kalkınmanın da atbaşı ilerlediğini hep ifade etmişimdir. Avrupa yaşadığı büyük savaşların ardından önce birlikte istikrar ve güvenlik, sonra ekonomik entegrasyon ve refah noktasına geldi, biz bu kadar acıyı yaşamadan bu noktaya birlikte gidebiliriz. Huzurun olmadığı yerde ticaretin, yatırımın ve refahın sürdürülebilir olması mümkün değil. Körfez'in istikrarı, aynı zamanda Asya, Avrupa ve Afrika arasındaki ekonomik bağlantıların güvenliği bakımından da stratejik bir meseledir. Körfez'in barış ve istikrarını kendi güvenlik ve bölgesel barış perspektifimizden ayrı görmüyoruz. Bu nedenle üzerimize düşen her türlü sorumluluğu almaya ve yapıcı diplomatik çabalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.Hürmüz Boğazı'ndaki durumun, mevcut çatışma başlamadan önceki seyrine döneceğini öngörüyor musunuz? sorusu üzerine Erdoğan, Hürmüz Boğazı'nı Bölgesel değil küresel önemi haiz bir nokta. olarak nitelendirdi.Boğaz'ın, küresel enerji arzı ve uluslararası ticaret bakımından da son derece stratejik bir geçiş noktası olduğuna dikkati çeken Erdoğan, Dolayısıyla burada yaşanabilecek herhangi bir gerilimin, etkileri itibarıyla yalnızca bölge ülkeleriyle sınırlı kalmadığını petrol fiyatlarıyla tüm dünya gördü, hissetti. Hürmüz Boğazı, küresel ekonominin adeta atardamarlarından biri olduğunu kanıtladı. Bizim temennimiz ve beklentimiz, mevcut gerilimin bir an önce sona ermesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli, istikrarlı ve kesintisiz bir şekilde uluslararası ticarete hizmet etmesi yönünde. ifadesini kullandı.Erdoğan, bunun da gerçekleşmesinin, tarafların sağduyulu davranmasına ve diplomasi kanallarının açık tutulmasına bağlı olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:Hiçbir zaman gerilimin tırmanmasından yana olmadık, aksine bütün taraflarla diyalog kurarak sorunların müzakere yoluyla çözülmesini savunduk. Tarafları aynı masada buluşturmaya gayret ettik. Çünkü biliyoruz ki Hürmüz'de ya da Ukrayna'da, Filistin'de kalıcı çözümün yolu çatışmadan değil, diplomasiden geçiyor. Böylesine kritik bir su yolunun güvenliği konusunda bölge ülkelerinin sorumluluğu büyük. Biz, bölgesel sahiplenmenin ve ortak güvenlik anlayışının güçlendirilmesinin, Hürmüz Boğazı'nın istikrarına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Hedef, Hürmüz Boğazı'nın yeniden güvenli ve istikrarlı normal seyrine dönmesi ve bunun kalıcı hale gelmesi olmalıdır.Son dönemde ilişkilerimizde yakaladığımız ivmeden memnuniyet duyuyoruzSuudi Arabistan ile mevcut ilişkileri nasıl tanımlayacağı sorulan Erdoğan, şu yanıtı verdi:Suudi Arabistan ile ilişkilerimizi, ortak tarihimizin, kardeşlik bağlarımızın ve karşılıklı çıkarlarımızın şekillendirdiği stratejik bir ilişki olarak değerlendiriyoruz. Türkiye ile Suudi Arabistan, yalnızca dost ve kardeş değil, aynı zamanda bölgesel barış, istikrar ve refah bakımından önemli sorumluluklar taşıyan iki ülkedir. Son dönemde ilişkilerimizde yakaladığımız ivmeden memnuniyet duyuyoruz. Siyasi diyaloğumuzu güçlendirirken, ekonomi, ticaret, yatırım, savunma sanayii, enerji ve turizm başta olmak üzere pek çok alanda işbirliğimizi de geliştiriyoruz. Suudi Arabistan ile ilişkilerimizi dönemsel gelişmelerin ötesinde, uzun vadeli ortak menfaatler ve karşılıklı saygı temelinde ele alıyoruz.Erdoğan, bölgelerinin çok ciddi sınamalardan geçtiği bir dönemde, Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki yakın istişare ve işbirliğinin daha da önem kazanmış durumda olduğuna dikkati çekti.Mekke Anlaşması'nın, savunma işbirliği başta olmak üzere, ilişkilerinin birçok alanda daha da güçlenmesine vesile olacağına inandıklarını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:Bölgemizin huzuru ve istikrarı bakımından ortak sorumluluklarımızın bilincindeyiz ve ona göre hareket ediyoruz. Türkiye olarak, Suudi Arabistan'ın ve bölgedeki diğer ülkelerin istikrarını ve güvenliğini önemsiyoruz. Zira, bölgemizdeki en ufak bir krizin, başta göç ve terör olmak üzere, yarattığı etkileri tüm bölge ülkeleri hissediyor. Önümüzdeki dönemde de iki ülke arasındaki ilişkileri çok daha ileri seviyelere taşıyacak adımlar atacağımıza inanıyorum.Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Türkiye'nin Lübnan'daki durumla yakından ilgilendiği belirtilerek, bu ülkedeki son gelişmelere ilişkin görüşleri de soruldu.Lübnan, bizim için yalnızca coğrafi olarak yakın bir ülke değil; tarihsel bağlarımızın da bulunduğu dost ve kardeş bir ülkedir ifadesini kullanan Erdoğan, yanıtını şöyle sürdürdü:Lübnan'ın huzuru, güvenliği ve istikrarı, bütün bölgemizin istikrarı bakımından büyük önem taşımaktadır. Bölgenin diğer ülkeleri gibi Lübnan'ın egemenliğinin, siyasi birliğinin ve toprak bütünlüğünün de korunması gerekmektedir. Lübnan'ın iç meselelerinin dış müdahaleler veya askeri yöntemlerle daha da karmaşık hale getirilmesine, ülkenin dış güçlerin rekabet alanına dönüştürülmesine de karşıyız. Ülkenin geleceğine ilişkin kararları Lübnanlıların kendi iradeleriyle alabilmesi gerektiğine inanıyoruz. Saldırgan ve yayılmacı politikaları bölgedeki temel sorunu teşkil eden İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının ivedilikle sona erdirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, Lübnan'da ateşkesin temin edilmesi için devam eden görüşmeleri olumlu buluyoruz. Lübnan'ın güvenliği ve istikrarı bölgesel barıştan ayrı düşünülemez.Erdoğan, devamında, Orta Doğu'nun kaderinin sürekli çatışmalarla, yıkımlarla ve acılarla yazılmaması gerektiğini belirterek, bu bölgenin, barışı, huzuru ve refahı da hak ettiğini söyledi.Türkiye olarak bütün diplomatik çabalarının merkezinde de bu anlayış yattığını ifade eden Erdoğan, Bölgemiz uzun yıllardır savaşla, gözyaşıyla anılıyor. Bunun değiştirilmesi için elimizden geleni yapmalıyız. Bizim arzumuz, tabiatıyla, Lübnan'ın yeniden istikrara kavuşması, kurumlarının güçlenmesi ve halkının güven içerisinde geleceğine bakabilmesinden yana. Bu çerçevede, her türlü teknik desteği sağlamaya ve işbirliğini tesis etmeye hazırız. Bu yöndeki irademizi yakın zamanda ülkemizde konuk ettiğimiz Sayın Cumhurbaşkanı Aoun ile Sayın Başbakan Selam'a da ifade ettik. açıklamasını yaptı.Türkiye&#039;nin güvenliğini tehdit edecek yapılara müsaade etmeyeceğizSuriye'deki değişim sürecine ilişkin soru üzerine Erdoğan, Suriye'de yaşanan değişim sürecini, Suriye halkının kendi geleceğini belirleme iradesi bakımından tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriyoruz. cevabını verdi.Erdoğan, Türkiye olarak en başından beri Suriye'nin toprak bütünlüğünü, siyasi birliğini ve egemenliğini savunduklarını vurguladı.Suriye'nin maruz kaldığı savaş, terör ve istikrarsızlığın bütün bölgeye ağır bedeller ödettiğine dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:Şimdi önümüzde yeni bir dönem var. Bu dönemin kalıcı barışa, istikrara ve yeniden imara vesile olması en büyük temennimiz. Suriye'nin kuzeyinde veya başka herhangi bir bölgesinde Türkiye'nin güvenliğini tehdit edecek yapılara da müsaade etmeyeceğiz. Suriye'nin toprak bütünlüğü bizim için ne kadar önemliyse, Türkiye'nin milli güvenliği de o derece önemli. Sürecin en başından beri arzumuz, Suriyeli kardeşlerimizin kendi ülkelerinde güven ve huzur içerisinde yaşayabilmesidir. Suriye, esasen Aralık 2024'ten bu yana ülkede güvenlik koşullarının iyileştirilmesi, ekonomik kalkınma zemininin hazırlanması ve toplumsal uzlaşının tesisi sürecinde önemli mesafe katetmiştir. Bu sonucun alınmasında tabiatıyla bölgesel sahiplenmenin ve Suriye Hükümetinin arkasında tesis edilen bölgesel desteğin önemli rolü olmuştur.Bölgesel ve uluslararası toplumla iyi ilişkiler geliştirmiş olan Suriye Hükümeti, sürdürülebilir istikrar ve güvenlik gündemine odaklanmak suretiyle ilave çatışmaların dışında kalma maharetini de göstermektedir. Bugün Suriye'nin normalleşmesi esasen tüm bölge açısından stratejik önem taşıyan bir konu haline gelmiştir. İstikrarsızlık kaynağı olmaktan ziyade Suriye'nin adı artık bağlantısallık ve kalkınma projeleri ile anılmaya başlamıştır. Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Suriye'nin istikrarı, yeniden ayağa kalkması ve bölgesel barışın güçlenmesi için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edecektir. Bu istikamette Türkiye bölgesel ve uluslararası ortaklarla işbirliği içinde hareket etme iradesine de sahiptir. Suriye'de yeni bir sayfa açılmışken, bu sayfanın yeni acılarla değil, barış, kardeşlik, egemenlik ve ortak gelecek anlayışıyla yazılması gerekir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/iletisim-baskani-duran-dan-cumhurbaskani-erdogan-in-sarku-l-avsat-gazetesine-verdigi-mulakata-iliskin-aciklama.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Son Dakika Gelişmesi! Kurtulmuş: (Çerçeve yasa) Milletimiz müsterih olsun. Bu kadar büyük titizlikle hazırlanan, büyük ittifakla kabul edilen bir yasa asla milli menfaatlerimize zarar vermeyecektir</title>
      <link>https://www.canligaste.com/son-dakika-gelismesi-kurtulmus-cerceve-yasa-milletimiz-musterih-olsun-bu-kadar-buyuk-titizlikle-hazirlanan-buyuk-ittifakla-kabul-edilen-bir-yasa-asla-milli-menfaatlerimize-zarar-vermeyecektir/892765/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/son-dakika-gelismesi-kurtulmus-cerceve-yasa-milletimiz-musterih-olsun-bu-kadar-buyuk-titizlikle-hazirlanan-buyuk-ittifakla-kabul-edilen-bir-yasa-asla-milli-menfaatlerimize-zarar-vermeyecektir/892765/</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:03:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara Flaş Haber / Kurtulmuş: (Çerçeve yasa) Milletimiz müsterih olsun. Bu kadar büyük titizlikle hazırlanan, büyük ittifakla kabul edilen bir yasa asla milli menfaatlerimize zarar vermeyecektir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Son Dakika Flaş Haber : Kurtulmuş: (Çerçeve yasa) Milletimiz müsterih olsun. Bu kadar büyük titizlikle hazırlanan, büyük ittifakla kabul edilen bir yasa asla milli menfaatlerimize zarar vermeyecektir.Bu flaş haber gelişmesidir! Haber güncellendikçe içerik eklenecektir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Son Dakika Flaş Haber : Kurtulmuş: (Çerçeve yasa) Milletimiz müsterih olsun. Bu kadar büyük titizlikle hazırlanan, büyük ittifakla kabul edilen bir yasa asla milli menfaatlerimize zarar vermeyecektir.Bu flaş haber gelişmesidir! Haber güncellendikçe içerik eklenecektir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/son-dakika-gelismesi-kurtulmus-cerceve-yasa-milletimiz-musterih-olsun-bu-kadar-buyuk-titizlikle-hazirlanan-buyuk-ittifakla-kabul-edilen-bir-yasa-asla-milli-menfaatlerimize-zarar-vermeyecektir.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Eski Yunanistan Başbakanı Çipras'a göre, silahlanma bütçesinin bir kısmı yangınla mücadeleye ayrılmalı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/eski-yunanistan-basbakani-cipras-a-gore-silahlanma-butcesinin-bir-kismi-yanginla-mucadeleye-ayrilmali/892764/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/eski-yunanistan-basbakani-cipras-a-gore-silahlanma-butcesinin-bir-kismi-yanginla-mucadeleye-ayrilmali/892764/</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:00:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Atina / Yunanistan'ın eski başbakanlarından ve muhalefetin yeni partisi Yunan Sol İttifakının (ELAS) kurucusu ve lideri Aleksis Çipras, ülkesinin silahlanmaya ayırdığı bütçenin 10'da 1'ini yangınla mücadeleye ayırmasının çok daha fazla ormanlık alanı kurtarabileceğini savundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Atina Haberleri : Yunanistan'ın eski başbakanlarından ve muhalefetin yeni partisi Yunan Sol İttifakının (ELAS) kurucusu ve lideri Aleksis Çipras, ülkesinin silahlanmaya ayırdığı bütçenin 10'da 1'ini yangınla mücadeleye ayırmasının çok daha fazla ormanlık alanı kurtarabileceğini savundu.Çipras, Yunanistan'ın en çok okunan haber sitelerinden in.gr'a verdiği röportajda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Geçen haftalarda yaşanan orman yangınlarına ve iklim krizi sorununa değinen Çipras, iklim krizinin felaketler için her zaman bir bahane olamayacağını belirtti.Çipras, Asıl mesele iklim krizinin yol açtığı sorunlardan korunmak için ne yaptığındır. dedi.İklim krizinin sadece Yunanistan'ı etkileyen bir sorun olmadığını, Yunanistan'a komşu Türkiye ve İtalya'yı da etkilediğini dile getiren Çipras, ülkesine nazaran buralarda yanan alan artışının daha az olduğuna dikkati çekti.Orman yangınları ile mücadelede kaynak ayırmanın önemine işaret eden Çipras, Tabii ki ülkemizin güvende olmasını ve silah alımı yapmasını istiyoruz ama doğal zenginliklerimiz de güvenlik meselesi değil mi? Kaybolan mal varlıkları? Silahlanmaya ayırdığımız bütçenin 10'da 1'ini Rafale ve F-16'ya değil de Canadair, Augusta Bell ve helikopterlere ayırsaydık kurtarabildiğimizden çok daha fazlasını kurtarabilirdik. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Atina Haberleri : Yunanistan'ın eski başbakanlarından ve muhalefetin yeni partisi Yunan Sol İttifakının (ELAS) kurucusu ve lideri Aleksis Çipras, ülkesinin silahlanmaya ayırdığı bütçenin 10'da 1'ini yangınla mücadeleye ayırmasının çok daha fazla ormanlık alanı kurtarabileceğini savundu.Çipras, Yunanistan'ın en çok okunan haber sitelerinden in.gr'a verdiği röportajda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Geçen haftalarda yaşanan orman yangınlarına ve iklim krizi sorununa değinen Çipras, iklim krizinin felaketler için her zaman bir bahane olamayacağını belirtti.Çipras, Asıl mesele iklim krizinin yol açtığı sorunlardan korunmak için ne yaptığındır. dedi.İklim krizinin sadece Yunanistan'ı etkileyen bir sorun olmadığını, Yunanistan'a komşu Türkiye ve İtalya'yı da etkilediğini dile getiren Çipras, ülkesine nazaran buralarda yanan alan artışının daha az olduğuna dikkati çekti.Orman yangınları ile mücadelede kaynak ayırmanın önemine işaret eden Çipras, Tabii ki ülkemizin güvende olmasını ve silah alımı yapmasını istiyoruz ama doğal zenginliklerimiz de güvenlik meselesi değil mi? Kaybolan mal varlıkları? Silahlanmaya ayırdığımız bütçenin 10'da 1'ini Rafale ve F-16'ya değil de Canadair, Augusta Bell ve helikopterlere ayırsaydık kurtarabildiğimizden çok daha fazlasını kurtarabilirdik. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/eski-yunanistan-basbakani-cipras-a-gore-silahlanma-butcesinin-bir-kismi-yanginla-mucadeleye-ayrilmali.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Pakistan, ABD ile İran'ı müzakere masasına getirmek için çabalarını sürdürüyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/pakistan-abd-ile-iran-i-muzakere-masasina-getirmek-icin-cabalarini-surduruyor/892762/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/pakistan-abd-ile-iran-i-muzakere-masasina-getirmek-icin-cabalarini-surduruyor/892762/</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:00:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya / Pakistan, Orta Doğu'daki gerilimin çözümüne yönelik olarak ABD ile İran'ı müzakere masasına getirmek için her türlü çabayı gösterdiğini bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri : Pakistan, Orta Doğu'daki gerilimin çözümüne yönelik olarak ABD ile İran'ı müzakere masasına getirmek için her türlü çabayı gösterdiğini bildirdi.Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tahir Hüseyin Andrabi, haftalık basın toplantısında Orta Doğu'daki duruma ilişkin açıklama yaptı.Pakistan, tarafları (ABD ile İran) müzakere masasına getirmek için her türlü çabada bulunuyor. diyen Andrabi, bölgede barış ve istikrar için çalıştıklarını ifade etti.Andrabi, doğrudan ve dolaylı kanallar aracılığıyla meselenin çözüme kavuşturulması için yapıcı diyaloğun sürmesini sağlamaya devam edeceklerini dile getirdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri : Pakistan, Orta Doğu'daki gerilimin çözümüne yönelik olarak ABD ile İran'ı müzakere masasına getirmek için her türlü çabayı gösterdiğini bildirdi.Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tahir Hüseyin Andrabi, haftalık basın toplantısında Orta Doğu'daki duruma ilişkin açıklama yaptı.Pakistan, tarafları (ABD ile İran) müzakere masasına getirmek için her türlü çabada bulunuyor. diyen Andrabi, bölgede barış ve istikrar için çalıştıklarını ifade etti.Andrabi, doğrudan ve dolaylı kanallar aracılığıyla meselenin çözüme kavuşturulması için yapıcı diyaloğun sürmesini sağlamaya devam edeceklerini dile getirdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANALİZ - Sınırlar geri dönerken: Sebte krizi ve Avrupa Birliği'nde dayanışmanın çöküşü</title>
      <link>https://www.canligaste.com/analiz-sinirlar-geri-donerken-sebte-krizi-ve-avrupa-birligi-nde-dayanismanin-cokusu/892760/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/analiz-sinirlar-geri-donerken-sebte-krizi-ve-avrupa-birligi-nde-dayanismanin-cokusu/892760/</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:57:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / Sebte krizi, Avrupa'nın araç eksikliğinden çok siyasi güven ve otomatik dayanışma eksikliği yaşadığını göstermektedir. Avrupa'nın gerçek sınavı, sınırlarını ne kadar hızlı kapattığı değil, ortak sorumluluğu ne ölçüde koruyabildiğidir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Filiz Cicioğlu, İspanya ve Fas arasında yaşanan Sebte göç krizinin arka planını AA Analiz için kaleme aldı.***2026 yılının Temmuz ayı sonunda Fas'tan İspanya'nın Kuzey Afrika'daki özerk şehri Sebte'ye (Ceuta) çok kısa sürede on binlerce düzensiz göçmenin geçmesi, Avrupa Birliği'nin (AB) krizler karşısındaki yapısal kırılganlığını yeniden görünür hale getirdi. Göçmenlerin önemli bir bölümü kısa süre içinde Fas'a dönmüş olsa da kriz, yarattığı siyasal etkiyle Sebte sınırlarını aşarak Schengen'in geleceği, ortak göç politikası ve Avrupa dayanışması üzerine yeni bir tartışma başlattı.Sebte'nin konumu bu tartışmayı daha da kritik kılıyor. Kuzey Afrika'da bulunmasına rağmen İspanya'ya ait olan şehir, AB'nin Afrika'daki iki kara sınırından birini oluşturuyor. Bu nedenle burada yaşanan bir göç hareketliliği yalnızca İspanya'nın ulusal sınırlarını değil, sembolik olarak Avrupa'nın dış sınırlarını da ilgilendiriyor. Bununla birlikte, İtalya'nın İspanya'dan hava ve deniz yoluyla gelen üçüncü ülke vatandaşlarına yönelik geçici kontroller başlatması, krizi dış sınır sorunundan Birlik içi serbest dolaşım meselesine dönüştürdü. Madrid'in karşılık vermesiyle göç kaynaklı anlaşmazlık, iki üye devlet arasında diplomatik gerilim yarattı.Hukuken bakıldığında Schengen mevzuatı, kamu düzenine veya iç güvenliğe yönelik ciddi bir tehdit halinde geçici iç sınır kontrollerine izin veriyor. Dolayısıyla İtalya'nın kararı bütünüyle hukuksuz sayılamaz. Ancak Schengen yalnızca pasaportsuz seyahat düzeni değildir; dış sınırların ortak sorumluluk anlayışıyla korunacağı ve bir üye devletin karşılaştığı baskının diğerleri tarafından da paylaşılacağı varsayımına dayanır. Bir dış sınır ülkesinde kriz çıktığında diğer üyelerin ilk tepkisi yardım etmek ve koordinasyon sağlamak yerine kendi sınırlarını tahkim etmek oluyorsa sistemin temelindeki karşılıklı güven zedelenir. Bu nedenle İtalya'nın kararı Schengen'i hukuken ortadan kaldırmasa da siyasal mantığını aşındırmaktadır.Teoride ve pratikte kriz yönetimiBu tablo, aynı zamanda ortak göç mekanizmalarına duyulan güvensizliği de yansıtmaktadır. AB, 2015'ten bu yana Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansının (Frontex) kapasitesini artırdı, yeniden yerleştirme araçları geliştirdi ve son olarak 2026 yılında Göç ve İltica Paktı'nı kabul etti. Pakt, üye devletlere yeniden yerleştirme, mali katkı veya operasyonel destek seçenekleri sunarak dayanışmayı daha kurallı hale getirmeyi amaçlıyor. Ancak Sebte krizi, kurumsal araçların var olması ile bu araçların kriz anında siyasi güven üretmesi arasında ciddi bir fark bulunduğunu gösterdi. Üye devletlerden birinin ortak mekanizmaları işletmek yerine önce sınır kontrolüne yönelmesi, asıl sorunun düzenleme eksikliğinden çok bu düzenlemelerin hızlı ve etkili işleyeceğine duyulan inanç eksikliği olduğunu ortaya koymaktadır.İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in İtalya'da göç girişleri daha yüksek şeklindeki açıklaması da Avrupa içi dayanışmanın sorunlu yapısını açığa çıkarmaktadır. Bu ifade, Roma'nın İspanya'yı özel bir tehdit gibi göstermesindeki tutarsızlığa dikkat çekse de tartışmayı ortak sorumluluk zemininden karşılaştırmalı mağduriyet zeminine taşımaktadır. İtalya, İspanya, Yunanistan ve Malta gibi dış sınır ülkeleri daha fazla yük taşıdıklarını savunurken Kuzey ve Orta Avrupa ülkeleri ikincil hareketlerden şikayet etmektedir. Böylece dayanışma sürekli bir yükümlülük olmaktan çıkmakta; rakamlara ve ulusal maliyet hesaplarına bağlı bir pazarlık konusu haline gelmektedir.Krizin bir başka önemli boyutu, insani kayıpların siyasal tartışmada geri plana itilmesidir. Düzensiz göç hareketliliği çoğu zaman güvenlik, sınır ve yük paylaşımı kavramlarıyla ele alınırken insanların neden bu güzergahlara yöneldiği ve geçiş sırasında hangi risklerle karşılaştığı ikincil planda kalmaktadır. Oysa ortak Avrupa politikası yalnızca sınırların korunmasına değil, iltica hukukunun, insan haklarının ve güvenli başvuru yollarının birlikte işletilmesine dayanmalıdır. Aksi halde sınır güvenliğinin güçlendirilmesi, krizi çözmek yerine göç rotalarını daha tehlikeli hale getirebilir.AB'nin 2015'ten sonra hala sınır kapatma refleksine yönelmesinin temelinde birkaç neden vardır. İlk olarak, güvenlik ve kamu düzeni büyük ölçüde ulusal egemenlik alanı olarak görülmektedir. İkinci olarak, sınır kontrolleri seçmene hızlı ve görünür bir 'kontrol bizde' mesajı verirken yeniden yerleştirme ve yük paylaşımı daha karmaşık süreçlerdir. Üçüncü olarak, göç karşıtı siyasetin güçlenmesi ana akım siyaset aktörlerini de daha sert tedbirlere yöneltmektedir. Son olarak, geçmişteki dayanışma mekanizmalarının hedefleri gerçekleştirememesi, dış sınır ülkelerinde ortak çözümlere yönelik güveni azaltmıştır.Avrupa&#039;nın krizlere karşı düşük bağışıklığıBirlik normal dönemlerde ortak kurallar üretebilse de olağanüstü baskı ortaya çıktığında -örneğin Kovid-19 krizi döneminde- bu kuralların uygulanması yeniden ulusal siyasi hesaplara bağlı hale gelmektedir. Böylece her kriz, önceden oluşturulan mekanizmaların otomatik biçimde devreye girdiği bir süreç olmaktan çıkarak yeni bir pazarlık ve karşılıklı suçlama dönemine dönüşmektedir.Bu nedenle kurumsal öğrenmenin hiç gerçekleşmediğini değil, teknik öğrenmenin siyasi öğrenmeye dönüşmediğini söylemek daha doğrudur. AB bugün daha güçlü ajanslara ve ayrıntılı prosedürlere sahiptir; ancak göç hala ortak yönetilmesi gereken kalıcı bir olgu olarak değil, geçici bir güvenlik tehdidi olarak algılanmaktadır. Sebte krizi, Avrupa'nın araç eksikliğinden çok siyasi güven ve otomatik dayanışma eksikliği yaşadığını göstermektedir. Schengen'i asıl tehdit eden geçici kontroller değil, kriz anında risklerin yeniden ulusallaştırılmasıdır. Avrupa'nın gerçek sınavı, sınırlarını ne kadar hızlı kapattığı değil, ortak sorumluluğu ne ölçüde koruyabildiğidir.[Doç. Dr. Filiz Cicioğlu, Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesidir.]* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.Muhabir: Muhammed Utku Asker]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Filiz Cicioğlu, İspanya ve Fas arasında yaşanan Sebte göç krizinin arka planını AA Analiz için kaleme aldı.***2026 yılının Temmuz ayı sonunda Fas'tan İspanya'nın Kuzey Afrika'daki özerk şehri Sebte'ye (Ceuta) çok kısa sürede on binlerce düzensiz göçmenin geçmesi, Avrupa Birliği'nin (AB) krizler karşısındaki yapısal kırılganlığını yeniden görünür hale getirdi. Göçmenlerin önemli bir bölümü kısa süre içinde Fas'a dönmüş olsa da kriz, yarattığı siyasal etkiyle Sebte sınırlarını aşarak Schengen'in geleceği, ortak göç politikası ve Avrupa dayanışması üzerine yeni bir tartışma başlattı.Sebte'nin konumu bu tartışmayı daha da kritik kılıyor. Kuzey Afrika'da bulunmasına rağmen İspanya'ya ait olan şehir, AB'nin Afrika'daki iki kara sınırından birini oluşturuyor. Bu nedenle burada yaşanan bir göç hareketliliği yalnızca İspanya'nın ulusal sınırlarını değil, sembolik olarak Avrupa'nın dış sınırlarını da ilgilendiriyor. Bununla birlikte, İtalya'nın İspanya'dan hava ve deniz yoluyla gelen üçüncü ülke vatandaşlarına yönelik geçici kontroller başlatması, krizi dış sınır sorunundan Birlik içi serbest dolaşım meselesine dönüştürdü. Madrid'in karşılık vermesiyle göç kaynaklı anlaşmazlık, iki üye devlet arasında diplomatik gerilim yarattı.Hukuken bakıldığında Schengen mevzuatı, kamu düzenine veya iç güvenliğe yönelik ciddi bir tehdit halinde geçici iç sınır kontrollerine izin veriyor. Dolayısıyla İtalya'nın kararı bütünüyle hukuksuz sayılamaz. Ancak Schengen yalnızca pasaportsuz seyahat düzeni değildir; dış sınırların ortak sorumluluk anlayışıyla korunacağı ve bir üye devletin karşılaştığı baskının diğerleri tarafından da paylaşılacağı varsayımına dayanır. Bir dış sınır ülkesinde kriz çıktığında diğer üyelerin ilk tepkisi yardım etmek ve koordinasyon sağlamak yerine kendi sınırlarını tahkim etmek oluyorsa sistemin temelindeki karşılıklı güven zedelenir. Bu nedenle İtalya'nın kararı Schengen'i hukuken ortadan kaldırmasa da siyasal mantığını aşındırmaktadır.Teoride ve pratikte kriz yönetimiBu tablo, aynı zamanda ortak göç mekanizmalarına duyulan güvensizliği de yansıtmaktadır. AB, 2015'ten bu yana Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansının (Frontex) kapasitesini artırdı, yeniden yerleştirme araçları geliştirdi ve son olarak 2026 yılında Göç ve İltica Paktı'nı kabul etti. Pakt, üye devletlere yeniden yerleştirme, mali katkı veya operasyonel destek seçenekleri sunarak dayanışmayı daha kurallı hale getirmeyi amaçlıyor. Ancak Sebte krizi, kurumsal araçların var olması ile bu araçların kriz anında siyasi güven üretmesi arasında ciddi bir fark bulunduğunu gösterdi. Üye devletlerden birinin ortak mekanizmaları işletmek yerine önce sınır kontrolüne yönelmesi, asıl sorunun düzenleme eksikliğinden çok bu düzenlemelerin hızlı ve etkili işleyeceğine duyulan inanç eksikliği olduğunu ortaya koymaktadır.İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in İtalya'da göç girişleri daha yüksek şeklindeki açıklaması da Avrupa içi dayanışmanın sorunlu yapısını açığa çıkarmaktadır. Bu ifade, Roma'nın İspanya'yı özel bir tehdit gibi göstermesindeki tutarsızlığa dikkat çekse de tartışmayı ortak sorumluluk zemininden karşılaştırmalı mağduriyet zeminine taşımaktadır. İtalya, İspanya, Yunanistan ve Malta gibi dış sınır ülkeleri daha fazla yük taşıdıklarını savunurken Kuzey ve Orta Avrupa ülkeleri ikincil hareketlerden şikayet etmektedir. Böylece dayanışma sürekli bir yükümlülük olmaktan çıkmakta; rakamlara ve ulusal maliyet hesaplarına bağlı bir pazarlık konusu haline gelmektedir.Krizin bir başka önemli boyutu, insani kayıpların siyasal tartışmada geri plana itilmesidir. Düzensiz göç hareketliliği çoğu zaman güvenlik, sınır ve yük paylaşımı kavramlarıyla ele alınırken insanların neden bu güzergahlara yöneldiği ve geçiş sırasında hangi risklerle karşılaştığı ikincil planda kalmaktadır. Oysa ortak Avrupa politikası yalnızca sınırların korunmasına değil, iltica hukukunun, insan haklarının ve güvenli başvuru yollarının birlikte işletilmesine dayanmalıdır. Aksi halde sınır güvenliğinin güçlendirilmesi, krizi çözmek yerine göç rotalarını daha tehlikeli hale getirebilir.AB'nin 2015'ten sonra hala sınır kapatma refleksine yönelmesinin temelinde birkaç neden vardır. İlk olarak, güvenlik ve kamu düzeni büyük ölçüde ulusal egemenlik alanı olarak görülmektedir. İkinci olarak, sınır kontrolleri seçmene hızlı ve görünür bir 'kontrol bizde' mesajı verirken yeniden yerleştirme ve yük paylaşımı daha karmaşık süreçlerdir. Üçüncü olarak, göç karşıtı siyasetin güçlenmesi ana akım siyaset aktörlerini de daha sert tedbirlere yöneltmektedir. Son olarak, geçmişteki dayanışma mekanizmalarının hedefleri gerçekleştirememesi, dış sınır ülkelerinde ortak çözümlere yönelik güveni azaltmıştır.Avrupa&#039;nın krizlere karşı düşük bağışıklığıBirlik normal dönemlerde ortak kurallar üretebilse de olağanüstü baskı ortaya çıktığında -örneğin Kovid-19 krizi döneminde- bu kuralların uygulanması yeniden ulusal siyasi hesaplara bağlı hale gelmektedir. Böylece her kriz, önceden oluşturulan mekanizmaların otomatik biçimde devreye girdiği bir süreç olmaktan çıkarak yeni bir pazarlık ve karşılıklı suçlama dönemine dönüşmektedir.Bu nedenle kurumsal öğrenmenin hiç gerçekleşmediğini değil, teknik öğrenmenin siyasi öğrenmeye dönüşmediğini söylemek daha doğrudur. AB bugün daha güçlü ajanslara ve ayrıntılı prosedürlere sahiptir; ancak göç hala ortak yönetilmesi gereken kalıcı bir olgu olarak değil, geçici bir güvenlik tehdidi olarak algılanmaktadır. Sebte krizi, Avrupa'nın araç eksikliğinden çok siyasi güven ve otomatik dayanışma eksikliği yaşadığını göstermektedir. Schengen'i asıl tehdit eden geçici kontroller değil, kriz anında risklerin yeniden ulusallaştırılmasıdır. Avrupa'nın gerçek sınavı, sınırlarını ne kadar hızlı kapattığı değil, ortak sorumluluğu ne ölçüde koruyabildiğidir.[Doç. Dr. Filiz Cicioğlu, Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesidir.]* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.Muhabir: Muhammed Utku Asker]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/analiz-sinirlar-geri-donerken-sebte-krizi-ve-avrupa-birligi-nde-dayanismanin-cokusu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Güney Kore ordusu, personel sayısının azalmasıyla yapay zeka ve robotik teknolojilerine yöneliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/guney-kore-ordusu-personel-sayisinin-azalmasiyla-yapay-zeka-ve-robotik-teknolojilerine-yoneliyor/892759/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/guney-kore-ordusu-personel-sayisinin-azalmasiyla-yapay-zeka-ve-robotik-teknolojilerine-yoneliyor/892759/</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:57:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya / Güney Kore'de ordunun, ülke nüfusundaki düşüşe bağlı olarak personel sayısının da azalması nedeniyle özellikle bakım ve lojistik alanında daha çok yapay zekaya, robotlara ve otonom sistemlere yöneldiği belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri : Güney Kore'de ordunun, ülke nüfusundaki düşüşe bağlı olarak personel sayısının da azalması nedeniyle özellikle bakım ve lojistik alanında daha çok yapay zekaya, robotlara ve otonom sistemlere yöneldiği belirtildi.Korea Herald gazetesinin haberinde, Güney Kore Kara Kuvvetleri Komutanlığının, akıllı saha bakım destek sistemi kapsamında, otomatik sistemler aracılığıyla temel bakım operasyonlarının dönüştürülmesine ilişkin bir çalışma yaptırdığı belirtildi.Bu çalışmanın, Kara Kuvvetlerinin geniş kapsamlı modernizasyon girişimi olan ArmyTiger'ın lojistik bileşeni olan ArmyTiger L'nin bir parçası olduğuna işaret edilen haberde, çalışmaların dil modelleri ve makine öğrenimi kullanılarak yapay zeka destekli öngörücü bakım, otomatik bakım bilgi yönetimi, bakım robotlarını ele alacağı aktarıldı.Ayrıca ordunun otonom depolama lojistik operasyonları için otomatik depolama ve taşıma sistemlerini, insansız hava aracıyla teslimatları, otonom nakliye araçlarını ve paletli yük sistemlerini de değerlendireceğinin vurgulandığı haberde, bazı sistemlerin halihazırda test edildiği kaydedildi.Haberde, ordunun ülkede nüfus düşüşüne bağlı olarak personel sayısının azalması nedeniyle böyle bir yola girdiğine işaret edildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri : Güney Kore'de ordunun, ülke nüfusundaki düşüşe bağlı olarak personel sayısının da azalması nedeniyle özellikle bakım ve lojistik alanında daha çok yapay zekaya, robotlara ve otonom sistemlere yöneldiği belirtildi.Korea Herald gazetesinin haberinde, Güney Kore Kara Kuvvetleri Komutanlığının, akıllı saha bakım destek sistemi kapsamında, otomatik sistemler aracılığıyla temel bakım operasyonlarının dönüştürülmesine ilişkin bir çalışma yaptırdığı belirtildi.Bu çalışmanın, Kara Kuvvetlerinin geniş kapsamlı modernizasyon girişimi olan ArmyTiger'ın lojistik bileşeni olan ArmyTiger L'nin bir parçası olduğuna işaret edilen haberde, çalışmaların dil modelleri ve makine öğrenimi kullanılarak yapay zeka destekli öngörücü bakım, otomatik bakım bilgi yönetimi, bakım robotlarını ele alacağı aktarıldı.Ayrıca ordunun otonom depolama lojistik operasyonları için otomatik depolama ve taşıma sistemlerini, insansız hava aracıyla teslimatları, otonom nakliye araçlarını ve paletli yük sistemlerini de değerlendireceğinin vurgulandığı haberde, bazı sistemlerin halihazırda test edildiği kaydedildi.Haberde, ordunun ülkede nüfus düşüşüne bağlı olarak personel sayısının azalması nedeniyle böyle bir yola girdiğine işaret edildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/guney-kore-ordusu-personel-sayisinin-azalmasiyla-yapay-zeka-ve-robotik-teknolojilerine-yoneliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANALİZ - Umman-İran müzakereleri ve Hürmüz’de güvenli geçiş arayışı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/analiz-umman-iran-muzakereleri-ve-hurmuz-de-guvenli-gecis-arayisi/892758/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/analiz-umman-iran-muzakereleri-ve-hurmuz-de-guvenli-gecis-arayisi/892758/</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:57:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / Müzakere süreci, Umman’a hem İran hem de ABD nezdinde stratejik bir öncelik atfetmekte, Maskat yönetiminin bu noktada kritik bir aktör olarak ortaya çıkmasını da beraberinde getirmektedir - Umman’ın müzakerelerdeki ısrarının, bir arabulucunun iyi niyet çabasının ötesinde kendi kalkınma stratejisinin sürdürülebilirliğini korumayı amaçlayan aktör refleksiyle açıklanabileceği söylenebilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : İbn Haldun Üniversitesi Körfez Çalışmaları ve Küresel Politikalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. İsmail Numan Telci, Umman'ın ABD-İran arasındaki müzakerelerde oynadığı rolü AA Analiz için kaleme aldı.***İran ve Umman arasında Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçiş oluşturulmasına yönelik müzakerelerde önemli gelişmeler kaydedilirken bölgesel güvenliğin yeniden tesis edilmesi konusunda umutlar arttı. Geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik planlanan saldırıyı Körfez ülkelerinden gelen talep üzerine ertelediğini açıklaması, bu anlamda en kritik gelişmelerden birisiydi. Bu karar sadece ABD’nin politik tercihi olmasının ötesinde bölgede uzun süredir işleyen bir diplomasi hattının kamuoyuna yansıması olarak da görülebilir. Bu bağlamda Katar’ın arka kanal temasları, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Washington ile yürüttüğü telefon diplomasisi manşetlere taşınırken sürecin teknik omurgasını oluşturan aktörün kameraların çok daha az ilgi gösterdiği Umman olduğu belirtilmelidir.Ağustos ayının ilk haftası boyunca ve özellikle hafta sonunda Umman ve İran arasında yürütülen görüşmeler, teknik detaylar bağlamında sonuca ulaşma anlamında kritik önem taşımıştır. Müzakerelerin temel odak noktası dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) arzının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndan gemilerin hangi güzergahtan, hangi koordinatlarla ve kimin güvencesiyle geçeceği sorusu olmuştur. Bu sorunun teknik cevabını verebilecek tek ülke, boğazın güney kıyısında konumlanan Umman olduğu için müzakerelerde Maskat belirleyici rol oynamıştır. Zira Hürmüz’ün kuzeyinde İran, güneyinde Umman bulunmaktadır. Bu bağlamda, boğazdan geçen her gemi ister istemez bu iki ülkenin karasularına girmektedir. Dolayısıyla güvenli bir geçiş koridorunun teknik ve hukuki çerçevesini yalnızca bu iki taraf birlikte çizebilmektedir. Nitekim iki ülke arasında günler boyunca devam eden müzakerelerin ardından İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Umman ile yeni güzergah üzerinde koordinatların büyük ölçüde belirlendiğini ve mutabakatın son aşamaya geldiğini ifade etmiştir. İki ülkenin bu yaklaşımı bölgesel tansiyonun düşmesine ve küresel ticaret krizinin çözülmesine yönelik güçlü sinyaller olarak algılanmıştır.Sessiz aktör UmmanUmman’ı bu süreçte merkezi kılan unsurlardan bir tanesi coğrafi konumu olsa da bu tek başına Maskat’ı en etkin aktörlerden bir tanesi haline getiren parametre olmaktan uzaktır. Umman siyasetinde, Sultan Kabus döneminden bu yana istikrarlı biçimde sürdürülen ve bugün Sultan Heysem bin Tarık liderliğinde de değişmeden devam eden bir denge siyaseti söz konusudur. Bu yaklaşım genellikle “tarafsızlık” olarak adlandırılsa da aslında edilgen bir tutumdan ziyade bilinçli bir stratejik tercihe işaret etmektedir. Umman, bölgesel bloklaşma eğilimlerinin dışında kalarak hem Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleriyle hem de İran’la eş zamanlı ve sağlıklı ilişki yürütebilen nadir aktörlerden biri haline gelmiştir. Bu tercihin kökeninde imparatorluk geçmişinden gelen, farklılıkları yönetme kapasitesini kurumsallaştırmış bir siyasi kültürün bulunduğu söylenebilir. İran ile ilişkilerin arka planı da bu çerçevede okunmalıdır. İki ülke arasındaki güven ilişkisi, 1960-1976 yılları arasında süren Dofar isyanı sırasında dönemin Şah yönetimindeki İran’ın Umman’a verdiği askeri desteğe kadar uzanmaktadır. Bu tarihsel bağ, 1979 Devrimi’nden sonra da kesintiye uğramamış, son yıllarda artan diplomatik temaslar, ortak askeri tatbikatlar ve yeni feribot hatları gibi kültürel etkileşimlerle somutlaşmaya devam etmiştir. Bu güçlü siyasal ve sosyal ilişkiler, Tahran’ın Maskat’ı diğer Körfez ülkelerinden ayrı bir kategoride konumlandırmasının zeminini oluşturmaktadır. Bunun bir sonucu olsa gerek 28 Şubat’tan bu yana inişli çıkışlı devam eden savaş boyunca Umman, Tahran’ın füze menzilindeki Körfez ülkeleri arasında en az hedef alınan aktör olmuştur. Bununla birlikte Umman, hem ABD tarafına hem de İran’a karşı gerektiğinde uyarı mesajlarını vermekten de çekinmemektedir. Bu durum Umman Dışişleri Bakanlığı’nın son haftalarda yaptığı açıklamalarda müzakerelerin olumlu bir atmosferde ilerlediğini vurgulaması ve boğazdan geçen gemilere yönelik saldırıları da açıkça kınamasında kendisini göstermektedir. Bu vurgular Umman’ın kendisini sürecin bir garantörü olarak konumlandırdığını da göstermektedir. Umman, hangi aktör olursa olsun sahada atılacak her yanlış adımın müzakere masasını nasıl etkileyeceğini bilen ve bunu açıkça dile getirebilen bir aktör olduğu imajını teyit etmektedir.Her ne kadar gelişmeler ve müzakere süreci olumlu bir hava yaratmış olsa da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin ifadelerinden Umman ile varılacak teknik mutabakatın boğazın tam anlamıyla açılması için yeterli görülmeyeceği anlaşılmaktadır. Bu noktada Tahran’a göre sorunun çözümündeki başlıca belirleyici aktör Washington'dur. İran yönetimi ABD’nin haziran ayında imzalanan mutabakatta onaylayıp sonra fiilen geri çektiği taahhütleri yerine getirmesini istemekte, İran limanlarındaki deniz ablukasını kaldırması ve dondurulmuş varlıkları serbest bırakmasını talep etmektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde Umman’ın bu süreçte kritik bir rolü olmakla birlikte, Maskat’ın tek başına krizin tamamen aşılmasına yönelik bir tasarrufu bulunmamaktadır. Bilakis bölgesel krizin çözümünde ABD’nin de başat aktör olduğu Umman tarafından da kabul edilmektedir. Ancak müzakere süreci, Umman’a hem İran hem de ABD nezdinde stratejik bir öncelik atfetmekte, Maskat yönetiminin bu noktada kritik bir aktör olarak ortaya çıkmasını da beraberinde getirmektedir.ÖNERİ: -Umman süreci neden önemsiyor? Son olarak Umman’ın bu süreçteki motivasyonunu dış politikadaki aktörlüğünü pekiştirme hedefindeki bir arabuluculuk kaygısıyla açıklamak eksik olacaktır. Sultan Heysem liderliğinde Vizyon 2040 projesi çerçevesinde petrol dışı ekonomiye geçişi hedefleyen Maskat yönetimi, Dukum ve Sohar gibi limanlara yapılan büyük ölçekli yatırımların meyve verebilmesinin, bölgesel ticaret akışlarının istikrarına doğrudan bağlı olduğunun farkındadır. Bu da bölgesel krizlerin sona erdiği ve güvenlik ortamının tesis edildiği bir konjonktürü zaruri kılmaktadır. Buradan hareketle Umman’ın müzakerelerdeki ısrarının, bir arabulucunun iyi niyet çabasının ötesinde kendi kalkınma stratejisinin sürdürülebilirliğini korumayı amaçlayan aktör refleksiyle açıklanabileceği söylenebilir.Gelinen noktada İran müzakereler sonucunda Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin Umman ile birlikte yönetilmesine razı gözükmektedir. Buradaki temel dönüşüm, Hürmüz’ün tek taraflı değil de ortaklaşa yönetilen bir su yolu haline gelmesi ihtimalidir. Böyle bir modelin kalıcılaşması durumunda Umman, krizin arabulucusu olmaktan çıkıp boğazın işleyişinde söz sahibi bir paydaşa dönüşecektir. Böyle bir sonuç Umman’ın bölgesel ve küresel konjonktürdeki önemini artıracak, Maskat yönetimine bölgede oyun değiştirici aktörlerden birisi olma imkanı sağlayacaktır. Bu durum, komşu aktörlerin son yıllardaki dış politika aktivizmlerine kıyasla daha düşük profilli bir yöntem izleyen Umman’ın, Sultan Heysem döneminde ayrışan dış politika projeksiyonuna da uygun bir çıktı olacaktır. Dolayısıyla Umman bu kriz sürecindeki sabırlı tutumuyla, güvenilir aktör olarak profilini yükseltmiştir. Bu da Washington’dan açıklamalar, Riyad’daki telefon diplomasisi ya da İslamabad’ın arabuluculuk hamleleri bir yana, Hürmüz’de çizilecek yeni rotanın belirlendiği masanın Maskat’ta kurulmasını sağlamıştır.[Prof. Dr. İsmail Numan Telci, İbn Haldun Üniversitesi Körfez Çalışmaları ve Küresel Politikalar Merkezi Direktörüdür.]* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.Muhabir: Sena Çavuş]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : İbn Haldun Üniversitesi Körfez Çalışmaları ve Küresel Politikalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. İsmail Numan Telci, Umman'ın ABD-İran arasındaki müzakerelerde oynadığı rolü AA Analiz için kaleme aldı.***İran ve Umman arasında Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçiş oluşturulmasına yönelik müzakerelerde önemli gelişmeler kaydedilirken bölgesel güvenliğin yeniden tesis edilmesi konusunda umutlar arttı. Geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik planlanan saldırıyı Körfez ülkelerinden gelen talep üzerine ertelediğini açıklaması, bu anlamda en kritik gelişmelerden birisiydi. Bu karar sadece ABD’nin politik tercihi olmasının ötesinde bölgede uzun süredir işleyen bir diplomasi hattının kamuoyuna yansıması olarak da görülebilir. Bu bağlamda Katar’ın arka kanal temasları, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Washington ile yürüttüğü telefon diplomasisi manşetlere taşınırken sürecin teknik omurgasını oluşturan aktörün kameraların çok daha az ilgi gösterdiği Umman olduğu belirtilmelidir.Ağustos ayının ilk haftası boyunca ve özellikle hafta sonunda Umman ve İran arasında yürütülen görüşmeler, teknik detaylar bağlamında sonuca ulaşma anlamında kritik önem taşımıştır. Müzakerelerin temel odak noktası dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) arzının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndan gemilerin hangi güzergahtan, hangi koordinatlarla ve kimin güvencesiyle geçeceği sorusu olmuştur. Bu sorunun teknik cevabını verebilecek tek ülke, boğazın güney kıyısında konumlanan Umman olduğu için müzakerelerde Maskat belirleyici rol oynamıştır. Zira Hürmüz’ün kuzeyinde İran, güneyinde Umman bulunmaktadır. Bu bağlamda, boğazdan geçen her gemi ister istemez bu iki ülkenin karasularına girmektedir. Dolayısıyla güvenli bir geçiş koridorunun teknik ve hukuki çerçevesini yalnızca bu iki taraf birlikte çizebilmektedir. Nitekim iki ülke arasında günler boyunca devam eden müzakerelerin ardından İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Umman ile yeni güzergah üzerinde koordinatların büyük ölçüde belirlendiğini ve mutabakatın son aşamaya geldiğini ifade etmiştir. İki ülkenin bu yaklaşımı bölgesel tansiyonun düşmesine ve küresel ticaret krizinin çözülmesine yönelik güçlü sinyaller olarak algılanmıştır.Sessiz aktör UmmanUmman’ı bu süreçte merkezi kılan unsurlardan bir tanesi coğrafi konumu olsa da bu tek başına Maskat’ı en etkin aktörlerden bir tanesi haline getiren parametre olmaktan uzaktır. Umman siyasetinde, Sultan Kabus döneminden bu yana istikrarlı biçimde sürdürülen ve bugün Sultan Heysem bin Tarık liderliğinde de değişmeden devam eden bir denge siyaseti söz konusudur. Bu yaklaşım genellikle “tarafsızlık” olarak adlandırılsa da aslında edilgen bir tutumdan ziyade bilinçli bir stratejik tercihe işaret etmektedir. Umman, bölgesel bloklaşma eğilimlerinin dışında kalarak hem Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleriyle hem de İran’la eş zamanlı ve sağlıklı ilişki yürütebilen nadir aktörlerden biri haline gelmiştir. Bu tercihin kökeninde imparatorluk geçmişinden gelen, farklılıkları yönetme kapasitesini kurumsallaştırmış bir siyasi kültürün bulunduğu söylenebilir. İran ile ilişkilerin arka planı da bu çerçevede okunmalıdır. İki ülke arasındaki güven ilişkisi, 1960-1976 yılları arasında süren Dofar isyanı sırasında dönemin Şah yönetimindeki İran’ın Umman’a verdiği askeri desteğe kadar uzanmaktadır. Bu tarihsel bağ, 1979 Devrimi’nden sonra da kesintiye uğramamış, son yıllarda artan diplomatik temaslar, ortak askeri tatbikatlar ve yeni feribot hatları gibi kültürel etkileşimlerle somutlaşmaya devam etmiştir. Bu güçlü siyasal ve sosyal ilişkiler, Tahran’ın Maskat’ı diğer Körfez ülkelerinden ayrı bir kategoride konumlandırmasının zeminini oluşturmaktadır. Bunun bir sonucu olsa gerek 28 Şubat’tan bu yana inişli çıkışlı devam eden savaş boyunca Umman, Tahran’ın füze menzilindeki Körfez ülkeleri arasında en az hedef alınan aktör olmuştur. Bununla birlikte Umman, hem ABD tarafına hem de İran’a karşı gerektiğinde uyarı mesajlarını vermekten de çekinmemektedir. Bu durum Umman Dışişleri Bakanlığı’nın son haftalarda yaptığı açıklamalarda müzakerelerin olumlu bir atmosferde ilerlediğini vurgulaması ve boğazdan geçen gemilere yönelik saldırıları da açıkça kınamasında kendisini göstermektedir. Bu vurgular Umman’ın kendisini sürecin bir garantörü olarak konumlandırdığını da göstermektedir. Umman, hangi aktör olursa olsun sahada atılacak her yanlış adımın müzakere masasını nasıl etkileyeceğini bilen ve bunu açıkça dile getirebilen bir aktör olduğu imajını teyit etmektedir.Her ne kadar gelişmeler ve müzakere süreci olumlu bir hava yaratmış olsa da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin ifadelerinden Umman ile varılacak teknik mutabakatın boğazın tam anlamıyla açılması için yeterli görülmeyeceği anlaşılmaktadır. Bu noktada Tahran’a göre sorunun çözümündeki başlıca belirleyici aktör Washington'dur. İran yönetimi ABD’nin haziran ayında imzalanan mutabakatta onaylayıp sonra fiilen geri çektiği taahhütleri yerine getirmesini istemekte, İran limanlarındaki deniz ablukasını kaldırması ve dondurulmuş varlıkları serbest bırakmasını talep etmektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde Umman’ın bu süreçte kritik bir rolü olmakla birlikte, Maskat’ın tek başına krizin tamamen aşılmasına yönelik bir tasarrufu bulunmamaktadır. Bilakis bölgesel krizin çözümünde ABD’nin de başat aktör olduğu Umman tarafından da kabul edilmektedir. Ancak müzakere süreci, Umman’a hem İran hem de ABD nezdinde stratejik bir öncelik atfetmekte, Maskat yönetiminin bu noktada kritik bir aktör olarak ortaya çıkmasını da beraberinde getirmektedir.ÖNERİ: -Umman süreci neden önemsiyor? Son olarak Umman’ın bu süreçteki motivasyonunu dış politikadaki aktörlüğünü pekiştirme hedefindeki bir arabuluculuk kaygısıyla açıklamak eksik olacaktır. Sultan Heysem liderliğinde Vizyon 2040 projesi çerçevesinde petrol dışı ekonomiye geçişi hedefleyen Maskat yönetimi, Dukum ve Sohar gibi limanlara yapılan büyük ölçekli yatırımların meyve verebilmesinin, bölgesel ticaret akışlarının istikrarına doğrudan bağlı olduğunun farkındadır. Bu da bölgesel krizlerin sona erdiği ve güvenlik ortamının tesis edildiği bir konjonktürü zaruri kılmaktadır. Buradan hareketle Umman’ın müzakerelerdeki ısrarının, bir arabulucunun iyi niyet çabasının ötesinde kendi kalkınma stratejisinin sürdürülebilirliğini korumayı amaçlayan aktör refleksiyle açıklanabileceği söylenebilir.Gelinen noktada İran müzakereler sonucunda Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin Umman ile birlikte yönetilmesine razı gözükmektedir. Buradaki temel dönüşüm, Hürmüz’ün tek taraflı değil de ortaklaşa yönetilen bir su yolu haline gelmesi ihtimalidir. Böyle bir modelin kalıcılaşması durumunda Umman, krizin arabulucusu olmaktan çıkıp boğazın işleyişinde söz sahibi bir paydaşa dönüşecektir. Böyle bir sonuç Umman’ın bölgesel ve küresel konjonktürdeki önemini artıracak, Maskat yönetimine bölgede oyun değiştirici aktörlerden birisi olma imkanı sağlayacaktır. Bu durum, komşu aktörlerin son yıllardaki dış politika aktivizmlerine kıyasla daha düşük profilli bir yöntem izleyen Umman’ın, Sultan Heysem döneminde ayrışan dış politika projeksiyonuna da uygun bir çıktı olacaktır. Dolayısıyla Umman bu kriz sürecindeki sabırlı tutumuyla, güvenilir aktör olarak profilini yükseltmiştir. Bu da Washington’dan açıklamalar, Riyad’daki telefon diplomasisi ya da İslamabad’ın arabuluculuk hamleleri bir yana, Hürmüz’de çizilecek yeni rotanın belirlendiği masanın Maskat’ta kurulmasını sağlamıştır.[Prof. Dr. İsmail Numan Telci, İbn Haldun Üniversitesi Körfez Çalışmaları ve Küresel Politikalar Merkezi Direktörüdür.]* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.Muhabir: Sena Çavuş]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/analiz-umman-iran-muzakereleri-ve-hurmuz-de-guvenli-gecis-arayisi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Eczacıbaşı Kulübü, Memorial Sağlık Grubu ile sponsorluk anlaşması imzaladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/eczacibasi-kulubu-memorial-saglik-grubu-ile-sponsorluk-anlasmasi-imzaladi/892757/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/eczacibasi-kulubu-memorial-saglik-grubu-ile-sponsorluk-anlasmasi-imzaladi/892757/</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:54:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Eczacıbaşı Kulübü ile Memorial Sağlık Grubu arasında sponsorluk anlaşması imzalandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- Eczacıbaşı Kulübü ile Memorial Sağlık Grubu arasında sponsorluk anlaşması imzalandı.Eczacıbaşı Spor Salonu'nda düzenlenen imza törenine Eczacıbaşı Kulübü Başkanı Faruk Eczacıbaşı, Eczacıbaşı Kulübü Genel Müdürü Ali Atalık, Eczacıbaşı Voleybol A Takımı'nın kaptanı Simge Aköz ve Memorial Sağlık Grubu Üst Yöneticisi (CEO) Bora Uludüz ile davetliler katıldı.Başkan Faruk Eczacıbaşı açılış konuşmasında, Bu sene 60. yılımıza giriyoruz. Yeni sezon öncesi de böylesi anlamlı bir işbirliğini duyurmaktan da çok büyük bir mutluluk duyuyoruz. Memorial ile bugün attığımız bu adımı yalnızca bir sponsorluk anlaşması olarak değil, ortak değerlere ve uzun dönemli bir bakış açısına dayanan güçlü bir yol arkadaşlığının başlangıcı olarak görüyoruz. Sponsorumuzun sağlık alanındaki bilgi birikimini, deneyimini ve güvenilirliğini sporcularımızın yanında görmek bizim için son derece önemli. ifadelerini kullandı.Dünya standartlarına taşımayı başardığımız kadın voleybolu, hiçbir kişinin, kulübün veya bir grubun tek başına elde ettiği bir başarı da değil. sözleriyle konuşmasını sürdüren Eczacıbaşı, şunları kaydetti:Tıpkı sahadaki sporcuların inatçı, disiplinli ve aynı zamanda ahenk içinde çalışan bir takım oluşturması gibi, bu başarı da yıllardır spora gönül vermiş kulüplerin, federasyonların, sponsorların, sağlık kuruluşlarının ve çok başka farklı kurumların birbirini tamamlamasıyla oluşuyor. Bu işbirliğinin bizim açımızdan bir başka kıymetli tarafı da yalnızca A takımımız ve sporcularımızı değil, altyapılarımıza, genç sporcularımıza da katkısı. Eczacıbaşı altyapısı hiçbir zaman yalnızca A takımına oyuncu yetiştiren bir sistem olmadı. Altyapıyı karakterin, disiplinin, çalışma kültürünün ve sağlıklı anlayışın bir okulu olarak kabul ettik. Şampiyonluklar A takımında kazanılıyor olabilir ama şampiyonlukların temeli zaten çok daha erken atılan bu adımlarda yatıyor. Bizim için sağlıklı sporcular yetiştirmek, başarılı sporcular yetiştirmenin ilk adımı. Anlaşmanın her iki tarafa da hayırlı olmasını diliyorum.Eczacıbaşı Kulübü Genel Müdürü Ali Atalık, anlaşmanın detaylarıyla ilgili bilgiler vererek Sağlıklı sporcu, sağlıklı, güçlü bir takım demektir. Bu anlaşmayla sporcularımız kendilerini yalnızca performanslarına vermenin rahatlığını yaşayacak. Biz de yönetim olarak onlara bunu sağlamanın huzurunu yaşıyor olacağız. Bu sezon da en tepeye oynayacağız. İşimiz hiçbir zaman kolay değil. Takım olmanın bilinciyle oynarsak önemli başarılara imza atabiliriz. diye konuştu.Memorial Sağlık Grubu Üst Yöneticisi (CEO) Bora Uludüz ise anlaşmaya dair iyi dileklerini belirterek Eczacıbaşı Spor Kulübü ile bu adımı atmak bize çok mutluluk ve gurur veriyor. Eczacıbaşı, Türkiye'de Türk kadın voleybolunun en güçlü ve en köklü kulüplerinden bir tanesi. 60 yıllık tarihinde hem ülkemizde hem uluslararası arenada pek çok önemli başarıya imza atarak göğsümüzü kabartmış bir kulüp. Biz hem sezon öncesi kontroller hem sezon boyunca ileri teknolojimizle çok güçlü hekim kadromuzla sporcularımızın yanlarında olacağız. Başkanın da belirttiği gibi hem A takımın hem altyapının hem teknik kadronun bütün sağlık ihtiyaçlarında güçlü bir şekilde yanlarında yer alacağız. Kurum olarak amacımız sağlık ve sporu ortak bir paydada buluşturarak daha geniş kitlelere bunu duyurabilmek, bu bilinci yaratabilmek, aktif yaşamın önemine daha fazla vurgu verebilmek. Eczacıbaşı Spor Kulübüne ülkemizde, Avrupa'da, dünya arenasında başarılar diliyorum. değerlendirmesinde bulundu.Kaptan Simge Aköz de Sakatlıklara açık bir spor yapıyoruz. Umarım sağlıklı bir sezon geçiririz. Sponsor markamızın altyapıya verdiği kıymet de bizi mutlu ediyor. Umarım bu, işbirliğinden çok yol arkadaşlığı olur. şeklinde görüş belirtti.Tören, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- Eczacıbaşı Kulübü ile Memorial Sağlık Grubu arasında sponsorluk anlaşması imzalandı.Eczacıbaşı Spor Salonu'nda düzenlenen imza törenine Eczacıbaşı Kulübü Başkanı Faruk Eczacıbaşı, Eczacıbaşı Kulübü Genel Müdürü Ali Atalık, Eczacıbaşı Voleybol A Takımı'nın kaptanı Simge Aköz ve Memorial Sağlık Grubu Üst Yöneticisi (CEO) Bora Uludüz ile davetliler katıldı.Başkan Faruk Eczacıbaşı açılış konuşmasında, Bu sene 60. yılımıza giriyoruz. Yeni sezon öncesi de böylesi anlamlı bir işbirliğini duyurmaktan da çok büyük bir mutluluk duyuyoruz. Memorial ile bugün attığımız bu adımı yalnızca bir sponsorluk anlaşması olarak değil, ortak değerlere ve uzun dönemli bir bakış açısına dayanan güçlü bir yol arkadaşlığının başlangıcı olarak görüyoruz. Sponsorumuzun sağlık alanındaki bilgi birikimini, deneyimini ve güvenilirliğini sporcularımızın yanında görmek bizim için son derece önemli. ifadelerini kullandı.Dünya standartlarına taşımayı başardığımız kadın voleybolu, hiçbir kişinin, kulübün veya bir grubun tek başına elde ettiği bir başarı da değil. sözleriyle konuşmasını sürdüren Eczacıbaşı, şunları kaydetti:Tıpkı sahadaki sporcuların inatçı, disiplinli ve aynı zamanda ahenk içinde çalışan bir takım oluşturması gibi, bu başarı da yıllardır spora gönül vermiş kulüplerin, federasyonların, sponsorların, sağlık kuruluşlarının ve çok başka farklı kurumların birbirini tamamlamasıyla oluşuyor. Bu işbirliğinin bizim açımızdan bir başka kıymetli tarafı da yalnızca A takımımız ve sporcularımızı değil, altyapılarımıza, genç sporcularımıza da katkısı. Eczacıbaşı altyapısı hiçbir zaman yalnızca A takımına oyuncu yetiştiren bir sistem olmadı. Altyapıyı karakterin, disiplinin, çalışma kültürünün ve sağlıklı anlayışın bir okulu olarak kabul ettik. Şampiyonluklar A takımında kazanılıyor olabilir ama şampiyonlukların temeli zaten çok daha erken atılan bu adımlarda yatıyor. Bizim için sağlıklı sporcular yetiştirmek, başarılı sporcular yetiştirmenin ilk adımı. Anlaşmanın her iki tarafa da hayırlı olmasını diliyorum.Eczacıbaşı Kulübü Genel Müdürü Ali Atalık, anlaşmanın detaylarıyla ilgili bilgiler vererek Sağlıklı sporcu, sağlıklı, güçlü bir takım demektir. Bu anlaşmayla sporcularımız kendilerini yalnızca performanslarına vermenin rahatlığını yaşayacak. Biz de yönetim olarak onlara bunu sağlamanın huzurunu yaşıyor olacağız. Bu sezon da en tepeye oynayacağız. İşimiz hiçbir zaman kolay değil. Takım olmanın bilinciyle oynarsak önemli başarılara imza atabiliriz. diye konuştu.Memorial Sağlık Grubu Üst Yöneticisi (CEO) Bora Uludüz ise anlaşmaya dair iyi dileklerini belirterek Eczacıbaşı Spor Kulübü ile bu adımı atmak bize çok mutluluk ve gurur veriyor. Eczacıbaşı, Türkiye'de Türk kadın voleybolunun en güçlü ve en köklü kulüplerinden bir tanesi. 60 yıllık tarihinde hem ülkemizde hem uluslararası arenada pek çok önemli başarıya imza atarak göğsümüzü kabartmış bir kulüp. Biz hem sezon öncesi kontroller hem sezon boyunca ileri teknolojimizle çok güçlü hekim kadromuzla sporcularımızın yanlarında olacağız. Başkanın da belirttiği gibi hem A takımın hem altyapının hem teknik kadronun bütün sağlık ihtiyaçlarında güçlü bir şekilde yanlarında yer alacağız. Kurum olarak amacımız sağlık ve sporu ortak bir paydada buluşturarak daha geniş kitlelere bunu duyurabilmek, bu bilinci yaratabilmek, aktif yaşamın önemine daha fazla vurgu verebilmek. Eczacıbaşı Spor Kulübüne ülkemizde, Avrupa'da, dünya arenasında başarılar diliyorum. değerlendirmesinde bulundu.Kaptan Simge Aköz de Sakatlıklara açık bir spor yapıyoruz. Umarım sağlıklı bir sezon geçiririz. Sponsor markamızın altyapıya verdiği kıymet de bizi mutlu ediyor. Umarım bu, işbirliğinden çok yol arkadaşlığı olur. şeklinde görüş belirtti.Tören, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/eczacibasi-kulubu-memorial-saglik-grubu-ile-sponsorluk-anlasmasi-imzaladi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Son Dakika Gelişmesi! Kurtulmuş: Mühim olan bir daha bu memlekette hiç bir Kürt gencinin 'Dağa çıkmam gerekir' demeyeceği bir fikri, siyasi olgunluğun sağlanması, bir bütünleşmenin temin edilmesidir</title>
      <link>https://www.canligaste.com/son-dakika-gelismesi-kurtulmus-muhim-olan-bir-daha-bu-memlekette-hic-bir-kurt-gencinin-daga-cikmam-gerekir-demeyecegi-bir-fikri-siyasi-olgunlugun-saglanmasi-bir-butunlesmenin-temin-edilmesidir/892756/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/son-dakika-gelismesi-kurtulmus-muhim-olan-bir-daha-bu-memlekette-hic-bir-kurt-gencinin-daga-cikmam-gerekir-demeyecegi-bir-fikri-siyasi-olgunlugun-saglanmasi-bir-butunlesmenin-temin-edilmesidir/892756/</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:48:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya Flaş Haber / Kurtulmuş: Mühim olan bir daha bu memlekette hiç bir Kürt gencinin 'Dağa çıkmam gerekir' demeyeceği bir fikri, siyasi olgunluğun sağlanması, bir bütünleşmenin temin edilmesidir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Son Dakika Flaş Haber : Kurtulmuş: Mühim olan bir daha bu memlekette hiç bir Kürt gencinin &#039;Dağa çıkmam gerekir&#039; demeyeceği bir fikri, siyasi olgunluğun sağlanması, bir bütünleşmenin temin edilmesidir.Bu flaş haber gelişmesidir! Haber güncellendikçe içerik eklenecektir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Son Dakika Flaş Haber : Kurtulmuş: Mühim olan bir daha bu memlekette hiç bir Kürt gencinin &#039;Dağa çıkmam gerekir&#039; demeyeceği bir fikri, siyasi olgunluğun sağlanması, bir bütünleşmenin temin edilmesidir.Bu flaş haber gelişmesidir! Haber güncellendikçe içerik eklenecektir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Burdur'da 17 yıl 1 ay hapis cezası bulunan firari hükümlü yakalandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/burdur-da-17-yil-1-ay-hapis-cezasi-bulunan-firari-hukumlu-yakalandi/892755/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/burdur-da-17-yil-1-ay-hapis-cezasi-bulunan-firari-hukumlu-yakalandi/892755/</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:48:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Burdur / Burdur'un Gölhisar ilçesinde kasten öldürme ve hırsızlık suçlarından 17 yıl 1 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan firari hükümlü yakalandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Burdur Haberleri : Burdur'un Gölhisar ilçesinde kasten öldürme ve hırsızlık suçlarından 17 yıl 1 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan firari hükümlü yakalandı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, Gölhisar Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Gölhisar İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri aranan kişilerin yakalanmasına yönelik çalışma yürüttü.Ekipler, kasten öldürme suçundan 12 yıl 1 ay ve hırsızlık suçundan 5 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan M.A'yı saklandığı adreste yakaladı.Hükümlü, işlemlerin ardından cezaevine teslim edildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Burdur Haberleri : Burdur'un Gölhisar ilçesinde kasten öldürme ve hırsızlık suçlarından 17 yıl 1 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan firari hükümlü yakalandı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, Gölhisar Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Gölhisar İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri aranan kişilerin yakalanmasına yönelik çalışma yürüttü.Ekipler, kasten öldürme suçundan 12 yıl 1 ay ve hırsızlık suçundan 5 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan M.A'yı saklandığı adreste yakaladı.Hükümlü, işlemlerin ardından cezaevine teslim edildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/burdur-da-17-yil-1-ay-hapis-cezasi-bulunan-firari-hukumlu-yakalandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Cezayir'den yola çıkan LNG gemisi Türkiye'ye ulaştı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/cezayir-den-yola-cikan-lng-gemisi-turkiye-ye-ulasti/892754/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/cezayir-den-yola-cikan-lng-gemisi-turkiye-ye-ulasti/892754/</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:45:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Cezayir'in Arzew Limanı'ndan yola çıkan Ougarta adlı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) gemisi Türkiye'ye geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Cezayir'in Arzew Limanı'ndan yola çıkan Ougarta adlı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) gemisi Türkiye'ye geldi.Uluslararası gemi takip verilerinden derlenen bilgilere göre, 6 Ağustos'ta Cezayir'den ayrılan LNG gemisi, 10 Ağustos saat 17.44'te Marmara Ereğlisi LNG Terminali'ne yanaştı.2017'de inşa edilen Cezayir bandıralı gemi, 171 bin 800 metreküp kapasiteye sahip bulunuyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Cezayir'in Arzew Limanı'ndan yola çıkan Ougarta adlı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) gemisi Türkiye'ye geldi.Uluslararası gemi takip verilerinden derlenen bilgilere göre, 6 Ağustos'ta Cezayir'den ayrılan LNG gemisi, 10 Ağustos saat 17.44'te Marmara Ereğlisi LNG Terminali'ne yanaştı.2017'de inşa edilen Cezayir bandıralı gemi, 171 bin 800 metreküp kapasiteye sahip bulunuyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Konya'da direksiyon başında kalp krizi geçiren tır şoförü hastaneye kaldırıldı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/konya-da-direksiyon-basinda-kalp-krizi-geciren-tir-soforu-hastaneye-kaldirildi/892753/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/konya-da-direksiyon-basinda-kalp-krizi-geciren-tir-soforu-hastaneye-kaldirildi/892753/</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:44:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Konya / Konya'nın Kulu ilçesinde kalp krizi geçirmesi sonucu kaza yapan tır sürücüsü hastaneye kaldırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Konya Haberleri : Konya'nın Kulu ilçesinde kalp krizi geçirmesi sonucu kaza yapan tır sürücüsü hastaneye kaldırıldı.Mehmet Baydemir (52) yönetimindeki 54 RL 307 plakalı tır, Aksaray-Ankara kara yolundaki Kulu Kavşağı'nda, sürücüsünün kalp krizi geçirmesi sonucu kontrolden çıkarak bariyerlere çarptı.Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.Sağlık görevlilerince ilk müdahalesi olay yerinde yapılan Baydemir, Kulu Bölge Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.Öte yandan kaza anı, iş yerinin güvenlik kamerasınca görüntülendi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Konya Haberleri : Konya'nın Kulu ilçesinde kalp krizi geçirmesi sonucu kaza yapan tır sürücüsü hastaneye kaldırıldı.Mehmet Baydemir (52) yönetimindeki 54 RL 307 plakalı tır, Aksaray-Ankara kara yolundaki Kulu Kavşağı'nda, sürücüsünün kalp krizi geçirmesi sonucu kontrolden çıkarak bariyerlere çarptı.Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.Sağlık görevlilerince ilk müdahalesi olay yerinde yapılan Baydemir, Kulu Bölge Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.Öte yandan kaza anı, iş yerinin güvenlik kamerasınca görüntülendi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/konya-da-direksiyon-basinda-kalp-krizi-geciren-tir-soforu-hastaneye-kaldirildi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Son depremler listesi: Karaburun (İzmir) bölgesinde 3,7 büyüklüğünde deprem (AFAD, 12.08.2026)</title>
      <link>https://www.canligaste.com/son-depremler-listesi-karaburun-izmir-bolgesinde-3-7-buyuklugunde-deprem-afad-12-08-2026/892751/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/son-depremler-listesi-karaburun-izmir-bolgesinde-3-7-buyuklugunde-deprem-afad-12-08-2026/892751/</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:30:06 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[AFAD verilerine göre Karaburun (İzmir) bölgesinde 3,7 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Sarsıntı yerin 12,4 km derinliğinde, 12.08.2026 saat 11:30 civarında gerçekleşti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Canlı Gaste deprem takibi: AFAD verilerine göre Karaburun (İzmir) bölgesinde 3,7 büyüklüğünde bir deprem kaydedildi.12 Ağustos 2026 saat 11:30 civarında bildirilen sarsıntının yerin 12,4 km derinliğinde olduğu paylaşıldı.Merkez üsse yakın iller/bölgeler: İzmir, Manisa, Çanakkale, Balıkesir, AydınGüncel deprem listesi için canlı son depremler sayfasını inceleyebilirsiniz.Veriler AFAD ve AFAD kaynaklarından derlenmiş olup bilgilendirme amaçlıdır.Canlı Gaste — son depremler bülteni. Son güncelleme: 12.08.2026 11:42]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Canlı Gaste deprem takibi: AFAD verilerine göre Karaburun (İzmir) bölgesinde 3,7 büyüklüğünde bir deprem kaydedildi.12 Ağustos 2026 saat 11:30 civarında bildirilen sarsıntının yerin 12,4 km derinliğinde olduğu paylaşıldı.Merkez üsse yakın iller/bölgeler: İzmir, Manisa, Çanakkale, Balıkesir, AydınGüncel deprem listesi için canlı son depremler sayfasını inceleyebilirsiniz.Veriler AFAD ve AFAD kaynaklarından derlenmiş olup bilgilendirme amaçlıdır.Canlı Gaste — son depremler bülteni. Son güncelleme: 12.08.2026 11:42]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/son-depremler-listesi-karaburun-izmir-bolgesinde-3-7-buyuklugunde-deprem-afad-12-08-2026-20260812114202.jpg" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
