<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Çinli bilim insanları glueball parçacığına ilişkin güçlü kanıt elde etti</title>
      <link>https://www.canligaste.com/cinli-bilim-insanlari-glueball-parcacigina-iliskin-guclu-kanit-elde-etti/890172/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/cinli-bilim-insanlari-glueball-parcacigina-iliskin-guclu-kanit-elde-etti/890172/</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 13:12:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya / Çinli bilim insanları, uzun süredir kuramsal açıdan varlığı öngörülen ancak deneysel olarak kanıtlanamayan yeni bir madde türü olan glueballın (yapışkan top) varlığına dair güçlü kanıt elde etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri : Çinli bilim insanları, uzun süredir kuramsal açıdan varlığı öngörülen ancak deneysel olarak kanıtlanamayan yeni bir madde türü olan glueballın (yapışkan top) varlığına dair güçlü kanıt elde etti.Şinhua ajansının haberine göre​​​​​​​, Çin Bilimler Akademisi Yüksek Enerji Fiziği Enstitüsünden yapılan açıklamada, keşfin Pekin Elektron Pozitron Çarpıştırıcısı'nda yürütülen Pekin Spektrometresi III (BESIII) uluslararası işbirliği deneyi kapsamında gerçekleştirildiği bildirildi.Bilim insanları ilk olarak 2011 yılında X(2370) olarak adlandırılan bir parçacık tespit etmişti. 2024'te tamamlanan ölçümler de dahil olmak üzere yapılan sonraki çalışmalar, bu parçacığın özelliklerinin teorik olarak tahmin edilen glueball ile örtüştüğünü ortaya koymuştu.Parçacık fiziğine göre, atom çekirdeğindeki proton ve nötronları oluşturan kuarklar, maddenin en temel yapı taşları ve bir arada durabilmeleri için gluon adı verilen yapıştırıcı parçacıklara ihtiyaç duyuyor.Son araştırmada ise ekibin, gluonların birbirleriyle bağlanarak yeni bir madde türü oluşturabileceği yönündeki teorik öngörüyü doğruladığı ifade edildi.Bu bulgunun yaklaşık 50 yıldır süren glueball arayışındaki en net deneysel kanıt olduğu belirtiliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri : Çinli bilim insanları, uzun süredir kuramsal açıdan varlığı öngörülen ancak deneysel olarak kanıtlanamayan yeni bir madde türü olan glueballın (yapışkan top) varlığına dair güçlü kanıt elde etti.Şinhua ajansının haberine göre​​​​​​​, Çin Bilimler Akademisi Yüksek Enerji Fiziği Enstitüsünden yapılan açıklamada, keşfin Pekin Elektron Pozitron Çarpıştırıcısı'nda yürütülen Pekin Spektrometresi III (BESIII) uluslararası işbirliği deneyi kapsamında gerçekleştirildiği bildirildi.Bilim insanları ilk olarak 2011 yılında X(2370) olarak adlandırılan bir parçacık tespit etmişti. 2024'te tamamlanan ölçümler de dahil olmak üzere yapılan sonraki çalışmalar, bu parçacığın özelliklerinin teorik olarak tahmin edilen glueball ile örtüştüğünü ortaya koymuştu.Parçacık fiziğine göre, atom çekirdeğindeki proton ve nötronları oluşturan kuarklar, maddenin en temel yapı taşları ve bir arada durabilmeleri için gluon adı verilen yapıştırıcı parçacıklara ihtiyaç duyuyor.Son araştırmada ise ekibin, gluonların birbirleriyle bağlanarak yeni bir madde türü oluşturabileceği yönündeki teorik öngörüyü doğruladığı ifade edildi.Bu bulgunun yaklaşık 50 yıldır süren glueball arayışındaki en net deneysel kanıt olduğu belirtiliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/cinli-bilim-insanlari-glueball-parcacigina-iliskin-guclu-kanit-elde-etti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Çanakkale'de binada yapılan ilaçlamadan zehirlendiği öne sürülen çocuk öldü, anne yoğun bakıma alındı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/canakkale-de-binada-yapilan-ilaclamadan-zehirlendigi-one-surulen-cocuk-oldu-anne-yogun-bakima-alindi/890171/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/canakkale-de-binada-yapilan-ilaclamadan-zehirlendigi-one-surulen-cocuk-oldu-anne-yogun-bakima-alindi/890171/</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 13:12:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Çanakkale / Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında ilaçlama yapılan evin sahibi ile ilgili firma görevlisi gözaltına alındı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Çanakkale Haberleri : Çanakkale'de komşu dairelerinde yapılan böcek ilaçlaması nedeniyle zehirlendiği iddia edilen çocuk öldü, annesi yoğun bakıma alındı. Barbaros Mahallesi'nde yaşayan Uğun Çanlı, dün akşam evine geldiğinde eşi Sevda ve oğlu 9 yaşındaki Yusuf Talha'yı baygın halde buldu.Çanlı, eşi ve oğlunu kendi aracıyla Mehmet Akif Ersoy Çanakkale Devlet Hastanesine götürdü.Sevda ve Yusuf Talha Çanlı, buradaki ilk müdahalenin ardından Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Hastanesine sevk edildi.Hastanede yapılan ilk kontrolde anne ve çocukta zehirlenme bulgusu belirlendi. Yusuf Talha'nın, durumunun kötüleşmesi üzerine hava ambulansıyla İstanbul'daki Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesine sevk edilmesine karar verildi.Çocuk burada hayatını kaybetti, annenin ise yoğun bakım ünitesinde tedavisi sürüyor.Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında ilaçlama yapılan evin sahibi ile ilgili firma görevlisi gözaltına alındı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Çanakkale Haberleri : Çanakkale'de komşu dairelerinde yapılan böcek ilaçlaması nedeniyle zehirlendiği iddia edilen çocuk öldü, annesi yoğun bakıma alındı. Barbaros Mahallesi'nde yaşayan Uğun Çanlı, dün akşam evine geldiğinde eşi Sevda ve oğlu 9 yaşındaki Yusuf Talha'yı baygın halde buldu.Çanlı, eşi ve oğlunu kendi aracıyla Mehmet Akif Ersoy Çanakkale Devlet Hastanesine götürdü.Sevda ve Yusuf Talha Çanlı, buradaki ilk müdahalenin ardından Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Hastanesine sevk edildi.Hastanede yapılan ilk kontrolde anne ve çocukta zehirlenme bulgusu belirlendi. Yusuf Talha'nın, durumunun kötüleşmesi üzerine hava ambulansıyla İstanbul'daki Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesine sevk edilmesine karar verildi.Çocuk burada hayatını kaybetti, annenin ise yoğun bakım ünitesinde tedavisi sürüyor.Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında ilaçlama yapılan evin sahibi ile ilgili firma görevlisi gözaltına alındı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/canakkale-de-binada-yapilan-ilaclamadan-zehirlendigi-one-surulen-cocuk-oldu-anne-yogun-bakima-alindi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İsrailli Bakan Ben-Gvir'den, Filistinli esirlerin kıyafetlerine ve Kur'an-ı Kerimlerine el konulması talimatı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/israilli-bakan-ben-gvir-den-filistinli-esirlerin-kiyafetlerine-ve-kur-an-i-kerimlerine-el-konulmasi-talimati/890170/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/israilli-bakan-ben-gvir-den-filistinli-esirlerin-kiyafetlerine-ve-kur-an-i-kerimlerine-el-konulmasi-talimati/890170/</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 13:12:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, ülkenin güneyinde bulunan Negev Hapishanesindeki Filistinlilerin kıyafetlerine ve Kur'an-ı Kerim nüshalarına el konulması talimatını verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, ülkenin güneyinde bulunan Negev Hapishanesindeki Filistinlilerin kıyafetlerine ve Kur'an-ı Kerim nüshalarına el konulması talimatını verdi.Filistin Esirler Medya Ofisinden yapılan açıklamaya göre, Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir Negev Hapishanesine gitti.Aşırı sağcı Bakan, burada Filistinli esirlerin kıyafetlerine ve Kur'an-ı Kerim nüshalarına el konulması talimatı verdi. Bunun ardından hapishanede Filistinlilerin okuyabileceği mushaf sayısının oldukça azaldığı kaydedildi.Negev Hapishanesindeki esirlerin durumu hakkında da bilgi verilen açıklamada, İsrail'in Filistinlilere yiyecek ve temizlik kısıtlamalarını bir ceza olarak sürdürdüğü ifade edildi.Filistin Kurtuluş Örgütüne bağlı Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyetinden 2 Ağustos'ta yapılan açıklamada ise İsrail'in kuzeyindeki Megiddo Hapishanesinde tutulan Filistinli esirlerin açlık ve tıbbi ihmalle karşı karşıya olduğu, yaşam koşullarının ise her geçen gün kötüleştiği belirtilmişti.Filistin ve İsrail merkezli insan hakları raporlarına göre, İsrail hapishanelerinde aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yaklaşık 9 bin 500 Filistinli esir tutuluyor.Esirlerin, açlık, işkence ve tıbbi ihmal gibi son derece ağır şartlar altında yaşam mücadelesi verdiği belirtiliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, ülkenin güneyinde bulunan Negev Hapishanesindeki Filistinlilerin kıyafetlerine ve Kur'an-ı Kerim nüshalarına el konulması talimatını verdi.Filistin Esirler Medya Ofisinden yapılan açıklamaya göre, Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir Negev Hapishanesine gitti.Aşırı sağcı Bakan, burada Filistinli esirlerin kıyafetlerine ve Kur'an-ı Kerim nüshalarına el konulması talimatı verdi. Bunun ardından hapishanede Filistinlilerin okuyabileceği mushaf sayısının oldukça azaldığı kaydedildi.Negev Hapishanesindeki esirlerin durumu hakkında da bilgi verilen açıklamada, İsrail'in Filistinlilere yiyecek ve temizlik kısıtlamalarını bir ceza olarak sürdürdüğü ifade edildi.Filistin Kurtuluş Örgütüne bağlı Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyetinden 2 Ağustos'ta yapılan açıklamada ise İsrail'in kuzeyindeki Megiddo Hapishanesinde tutulan Filistinli esirlerin açlık ve tıbbi ihmalle karşı karşıya olduğu, yaşam koşullarının ise her geçen gün kötüleştiği belirtilmişti.Filistin ve İsrail merkezli insan hakları raporlarına göre, İsrail hapishanelerinde aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yaklaşık 9 bin 500 Filistinli esir tutuluyor.Esirlerin, açlık, işkence ve tıbbi ihmal gibi son derece ağır şartlar altında yaşam mücadelesi verdiği belirtiliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Borsa günün ilk yarısında değer kazandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/borsa-gunun-ilk-yarisinda-deger-kazandi/890169/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/borsa-gunun-ilk-yarisinda-deger-kazandi/890169/</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 13:12:15 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günün ilk yarısında yüzde 0,67 değer kazanarak 13.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günün ilk yarısında yüzde 0,67 değer kazanarak 13.795,08 puana yükseldi.Günün ilk yarısında yükseliş eğiliminde hareket eden BIST 100 endeksi, saat 13.00 itibarıyla önceki kapanışa göre 91,95 puan ve yüzde 0,67 artışla 13.795,08 puana çıktı.Toplam işlem hacmi 87,3 milyar lira oldu. Bankacılık endeksi yüzde 0,59 değer kazanırken, holding endeksi yüzde 1,14 değer kaybetti.Sektör endekslerinden en çok yükselen yüzde 6,65 ile finansal kiralama faktoring, en fazla kaybeden ise yüzde 2,27 ile bilişim oldu.Küresel piyasalarda, teknoloji hisselerindeki satış baskısının Asya borsalarını olumsuz etkilemesine karşın ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik iyimserlik ve güçlü şirket bilançolarının Avrupa'da risk iştahını desteklemesiyle karışık bir seyir izlenirken, Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi Avrupa borsalarına paralel pozitif seyretti.Analistler, günün geri kalanında yurt içinde haftalık para ve banka istatistiklerinin, yurt dışında ise ABD'de işsizlik maaşı başvuruları ve toptan eşya stoklarının takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 13.900 ve 14.000 puanın direnç, 13.700 ve 13.600 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günün ilk yarısında yüzde 0,67 değer kazanarak 13.795,08 puana yükseldi.Günün ilk yarısında yükseliş eğiliminde hareket eden BIST 100 endeksi, saat 13.00 itibarıyla önceki kapanışa göre 91,95 puan ve yüzde 0,67 artışla 13.795,08 puana çıktı.Toplam işlem hacmi 87,3 milyar lira oldu. Bankacılık endeksi yüzde 0,59 değer kazanırken, holding endeksi yüzde 1,14 değer kaybetti.Sektör endekslerinden en çok yükselen yüzde 6,65 ile finansal kiralama faktoring, en fazla kaybeden ise yüzde 2,27 ile bilişim oldu.Küresel piyasalarda, teknoloji hisselerindeki satış baskısının Asya borsalarını olumsuz etkilemesine karşın ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik iyimserlik ve güçlü şirket bilançolarının Avrupa'da risk iştahını desteklemesiyle karışık bir seyir izlenirken, Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi Avrupa borsalarına paralel pozitif seyretti.Analistler, günün geri kalanında yurt içinde haftalık para ve banka istatistiklerinin, yurt dışında ise ABD'de işsizlik maaşı başvuruları ve toptan eşya stoklarının takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 13.900 ve 14.000 puanın direnç, 13.700 ve 13.600 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kalyon İnşaat BAE'nin ilk yüksek hızlı demir yolu hattının yapım çalışmalarına başladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kalyon-insaat-bae-nin-ilk-yuksek-hizli-demir-yolu-hattinin-yapim-calismalarina-basladi/890168/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kalyon-insaat-bae-nin-ilk-yuksek-hizli-demir-yolu-hattinin-yapim-calismalarina-basladi/890168/</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 13:12:07 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Kalyon İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Murathan Kalyoncu: - Hayata geçirdiğimiz büyük ölçekli altyapı projelerinden edindiğimiz bilgi birikimini ve mühendislik tecrübemizi BAE'nin ilk yüksek hızlı demir yolu hattına taşıyarak ülkemizi uluslararası arenada başarıyla temsil etmeye devam edeceğiz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Kalyon İnşaat, Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE) yüksek hızlı demir yolu hattının yapım çalışmalarına başladığını duyurdu.Şirketten yapılan açıklamaya göre, Kalyon İnşaat, uluslararası faaliyetlerine devam ediyor.BAE'nin ulusal demir yolu ağının geliştiricisi ve işletmecisi Etihad Rail tarafından ihale edilen Abu Dabi-Dubai Yüksek Hızlı Demiryolu Projesi'nin Abu Dabi bölümünü üstlenen uluslararası konsorsiyumda yer alan şirket, ülkenin ilk yüksek hızlı demir yolu hattının yapım çalışmalarına başladı.BAE merkezli National Projects and Construction ve Trojan Tunneling ile Çin merkezli China State Construction Engineering Corporation ortaklığında yürütülen projede inşaat faaliyetleri planlanan takvim doğrultusunda sürüyor.Etihad Rail'in toplam 13 milyar dolar yatırım bedeliyle BAE genelinde yaklaşık 900 kilometrelik yolcu taşımacılığı demir yolu ağı kurma vizyonunun parçası olan proje, bölgenin stratejik ulaşım projeleri arasında yer alıyor.Proje tamamlandığında ülkenin en büyük iki emirliği olan Abu Dabi ile Dubai arasındaki seyahat süresi yaklaşık 1,5 saatten 30 dakikaya düşecek.Mevcut demir yolu hatlarının yaklaşık 200 kilometre/saat (km/saat) işletme hızına sahip olduğu BAE'de 320 km/saat işletme hızına ulaşacak hat, ülkenin ilk yüksek hızlı demir yolu hattı olma özelliğini taşıyacak.Toplam uzunluğu 150 kilometre olan Abu Dabi-Dubai yüksek hızlı tren hattının Abu Dabi bölümünde, yaklaşık 97 kilometrelik demir yolu hattı ve 4 istasyon inşa edilecek.Güzergah, çift tüp olarak tasarlanan 11,2 kilometre tünel de içerecek. Projenin 2031'de tamamlanması hedefleniyor.Proje, küresel mühendislik gücümüzün somut göstergesi niteliğinde olduAçıklamada görüşlerine yer verilen Kalyon İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Murathan Kalyoncu, projenin, Kalyon İnşaat'ın küresel mühendislik gücünün ve uluslararası arenadaki güvenilirliğinin somut bir göstergesi niteliğinde olduğunu belirtti.Projenin, yalnızca Birleşik Arap Emirlikleri için değil, küresel ölçekte demir yolu mühendisliği açısından da son derece stratejik bir yatırım olduğuna dikkati çeken Kalyoncu, şunları kaydetti:Kalyon İnşaat olarak, uluslararası ortaklarımızla birlikte bölgede ilk olacak bu önemli projede yer almaktan büyük gurur duyuyoruz. Türkiye'de ve dünyanın farklı coğrafyalarında hayata geçirdiğimiz büyük ölçekli altyapı projelerinden edindiğimiz bilgi birikimini ve mühendislik tecrübemizi BAE'nin ilk yüksek hızlı demir yolu hattına taşıyarak ülkemizi uluslararası arenada başarıyla temsil etmeye devam edeceğiz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Kalyon İnşaat, Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE) yüksek hızlı demir yolu hattının yapım çalışmalarına başladığını duyurdu.Şirketten yapılan açıklamaya göre, Kalyon İnşaat, uluslararası faaliyetlerine devam ediyor.BAE'nin ulusal demir yolu ağının geliştiricisi ve işletmecisi Etihad Rail tarafından ihale edilen Abu Dabi-Dubai Yüksek Hızlı Demiryolu Projesi'nin Abu Dabi bölümünü üstlenen uluslararası konsorsiyumda yer alan şirket, ülkenin ilk yüksek hızlı demir yolu hattının yapım çalışmalarına başladı.BAE merkezli National Projects and Construction ve Trojan Tunneling ile Çin merkezli China State Construction Engineering Corporation ortaklığında yürütülen projede inşaat faaliyetleri planlanan takvim doğrultusunda sürüyor.Etihad Rail'in toplam 13 milyar dolar yatırım bedeliyle BAE genelinde yaklaşık 900 kilometrelik yolcu taşımacılığı demir yolu ağı kurma vizyonunun parçası olan proje, bölgenin stratejik ulaşım projeleri arasında yer alıyor.Proje tamamlandığında ülkenin en büyük iki emirliği olan Abu Dabi ile Dubai arasındaki seyahat süresi yaklaşık 1,5 saatten 30 dakikaya düşecek.Mevcut demir yolu hatlarının yaklaşık 200 kilometre/saat (km/saat) işletme hızına sahip olduğu BAE'de 320 km/saat işletme hızına ulaşacak hat, ülkenin ilk yüksek hızlı demir yolu hattı olma özelliğini taşıyacak.Toplam uzunluğu 150 kilometre olan Abu Dabi-Dubai yüksek hızlı tren hattının Abu Dabi bölümünde, yaklaşık 97 kilometrelik demir yolu hattı ve 4 istasyon inşa edilecek.Güzergah, çift tüp olarak tasarlanan 11,2 kilometre tünel de içerecek. Projenin 2031'de tamamlanması hedefleniyor.Proje, küresel mühendislik gücümüzün somut göstergesi niteliğinde olduAçıklamada görüşlerine yer verilen Kalyon İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Murathan Kalyoncu, projenin, Kalyon İnşaat'ın küresel mühendislik gücünün ve uluslararası arenadaki güvenilirliğinin somut bir göstergesi niteliğinde olduğunu belirtti.Projenin, yalnızca Birleşik Arap Emirlikleri için değil, küresel ölçekte demir yolu mühendisliği açısından da son derece stratejik bir yatırım olduğuna dikkati çeken Kalyoncu, şunları kaydetti:Kalyon İnşaat olarak, uluslararası ortaklarımızla birlikte bölgede ilk olacak bu önemli projede yer almaktan büyük gurur duyuyoruz. Türkiye'de ve dünyanın farklı coğrafyalarında hayata geçirdiğimiz büyük ölçekli altyapı projelerinden edindiğimiz bilgi birikimini ve mühendislik tecrübemizi BAE'nin ilk yüksek hızlı demir yolu hattına taşıyarak ülkemizi uluslararası arenada başarıyla temsil etmeye devam edeceğiz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/kalyon-insaat-bae-nin-ilk-yuksek-hizli-demir-yolu-hattinin-yapim-calismalarina-basladi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Anket: ABD'liler aşırı sıcaklardan 2 yıl öncesine göre daha fazla etkileniyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/anket-abd-liler-asiri-sicaklardan-2-yil-oncesine-gore-daha-fazla-etkileniyor/890167/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/anket-abd-liler-asiri-sicaklardan-2-yil-oncesine-gore-daha-fazla-etkileniyor/890167/</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 13:09:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya / ABD'de yapılan bir anket, ABD'lilerin elektrik faturalarının, doğa gezisi planlarının ve yaşamların aşırı sıcaklardan 2 yıl öncesine kıyasla daha fazla etkilendiğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri : ABD'de yapılan bir anket, ABD'lilerin elektrik faturalarının, doğa gezisi planlarının ve yaşamların aşırı sıcaklardan 2 yıl öncesine kıyasla daha fazla etkilendiğini ortaya koydu.Associated Press (AP) ile NORC Halkla İlişkiler Araştırma Merkezinin gerçekleştirdiği ankete göre, ankete katılan ABD'lilerin yarısı aşırı sıcakların elektrik faturasını, 10'da 3'ü ise doğa gezisi planlarını etkilediğini belirtti. ABD'lilerin yüzde 90'ı aşırı sıcakların az da olsa yaşamlarına etkisi olduğunu söyledi. Bu da 2 yıl öncesine göre yüzde 83'lük bir artış anlamına geliyor.Söz konusu anket 1165 ABD'li arasında 23-27 Temmuz tarihlerinde yapıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri : ABD'de yapılan bir anket, ABD'lilerin elektrik faturalarının, doğa gezisi planlarının ve yaşamların aşırı sıcaklardan 2 yıl öncesine kıyasla daha fazla etkilendiğini ortaya koydu.Associated Press (AP) ile NORC Halkla İlişkiler Araştırma Merkezinin gerçekleştirdiği ankete göre, ankete katılan ABD'lilerin yarısı aşırı sıcakların elektrik faturasını, 10'da 3'ü ise doğa gezisi planlarını etkilediğini belirtti. ABD'lilerin yüzde 90'ı aşırı sıcakların az da olsa yaşamlarına etkisi olduğunu söyledi. Bu da 2 yıl öncesine göre yüzde 83'lük bir artış anlamına geliyor.Söz konusu anket 1165 ABD'li arasında 23-27 Temmuz tarihlerinde yapıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İstanbul'da düzenlenen operasyonda 10 kilo uyuşturucu ele geçirildi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/istanbul-da-duzenlenen-operasyonda-10-kilo-uyusturucu-ele-gecirildi/890166/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/istanbul-da-duzenlenen-operasyonda-10-kilo-uyusturucu-ele-gecirildi/890166/</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 13:09:13 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / İstanbul'da düzenlenen operasyonda 10 kilo 28 gram uyuşturucu madde ele geçirildi, 2 şüpheli gözaltına alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : İstanbul'da düzenlenen operasyonda 10 kilo 28 gram uyuşturucu madde ele geçirildi, 2 şüpheli gözaltına alındı.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Şişli'deki bir ikamete dün operasyon düzenlendi.Operasyonda, 128 gramı satışa hazır toplam 10 kilo 28 gram skunk ile otomatik silah, pompalı av tüfeği, ruhsatsız tabanca, mühimmat yeleği, 325 fişek, 5 hassas terazi ve 63 bin lira ele geçirildi.Gözaltına alınan 2 şüpheli hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçlarından işlem başlatıldı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : İstanbul'da düzenlenen operasyonda 10 kilo 28 gram uyuşturucu madde ele geçirildi, 2 şüpheli gözaltına alındı.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Şişli'deki bir ikamete dün operasyon düzenlendi.Operasyonda, 128 gramı satışa hazır toplam 10 kilo 28 gram skunk ile otomatik silah, pompalı av tüfeği, ruhsatsız tabanca, mühimmat yeleği, 325 fişek, 5 hassas terazi ve 63 bin lira ele geçirildi.Gözaltına alınan 2 şüpheli hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçlarından işlem başlatıldı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Afyonkarahisar'da 4 yaşındaki çocuğun şüpheli ölümüyle ilgili 5 zanlı gözaltına alındı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/afyonkarahisar-da-4-yasindaki-cocugun-supheli-olumuyle-ilgili-5-zanli-gozaltina-alindi/890165/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/afyonkarahisar-da-4-yasindaki-cocugun-supheli-olumuyle-ilgili-5-zanli-gozaltina-alindi/890165/</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 13:03:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Afyonkarahisar / Aralarında çocuğun annesinin de bulunduğu şüpheliler, adliyeye sevk edildi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Afyonkarahisar Haberleri : Afyonkarahisar'da yüksekten düştüğü iddiasıyla hastaneye kaldırılan erkek çocuğun şüpheli ölümüyle ilgili aralarında annesinin de bulunduğu 5 zanlı gözaltına alındı.Işıklar beldesinde 4 yaşındaki Y.E.Y, 24 Ocak'ta annesi Z.K. ile üvey dedesi M.K. tarafından yüksekten düştüğü iddiasıyla Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hastanesi'ne götürüldü.İlk müdahalenin ardından Kütahya Şehir Hastanesi'ne sevk edilen çocuk müdahaleye rağmen kurtarılamadı.Jandarma ekipleri, çocuğun düştüğü öne sürülen yerde inceleme yaptı. İncelemelerin ardından ölümün şüpheli bulunması üzerine Afyonkarahisar İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Suç Araştırma Timi detaylı çalışma başlattı.Hastane raporlarında çocuğun vücudunda darbeye bağlı iz ve kırıklar bulunduğunun, bu nedenle ölümün yüksekten düşmeye bağlı olmadığının tespit edilmesi üzerine ekipler harekete geçti.Aile üyeleri de çelişkili ifadelerde bulununca anne Z.K, ikinci eşi B.K, kayınpederi M.K, kayınvalidesi A.K. ve kayınbiraderi S.K. gözaltına alındı.Jandarmadaki işlemlerinin ardından zanlılar, adliyeye sevk edildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Afyonkarahisar Haberleri : Afyonkarahisar'da yüksekten düştüğü iddiasıyla hastaneye kaldırılan erkek çocuğun şüpheli ölümüyle ilgili aralarında annesinin de bulunduğu 5 zanlı gözaltına alındı.Işıklar beldesinde 4 yaşındaki Y.E.Y, 24 Ocak'ta annesi Z.K. ile üvey dedesi M.K. tarafından yüksekten düştüğü iddiasıyla Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hastanesi'ne götürüldü.İlk müdahalenin ardından Kütahya Şehir Hastanesi'ne sevk edilen çocuk müdahaleye rağmen kurtarılamadı.Jandarma ekipleri, çocuğun düştüğü öne sürülen yerde inceleme yaptı. İncelemelerin ardından ölümün şüpheli bulunması üzerine Afyonkarahisar İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Suç Araştırma Timi detaylı çalışma başlattı.Hastane raporlarında çocuğun vücudunda darbeye bağlı iz ve kırıklar bulunduğunun, bu nedenle ölümün yüksekten düşmeye bağlı olmadığının tespit edilmesi üzerine ekipler harekete geçti.Aile üyeleri de çelişkili ifadelerde bulununca anne Z.K, ikinci eşi B.K, kayınpederi M.K, kayınvalidesi A.K. ve kayınbiraderi S.K. gözaltına alındı.Jandarmadaki işlemlerinin ardından zanlılar, adliyeye sevk edildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/afyonkarahisar-da-4-yasindaki-cocugun-supheli-olumuyle-ilgili-5-zanli-gozaltina-alindi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Avusturyalı wingsuit sporcusu Waltenspiel, Kapadokya'da balonlar arasında uçtu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/avusturyali-wingsuit-sporcusu-waltenspiel-kapadokya-da-balonlar-arasinda-uctu/890164/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/avusturyali-wingsuit-sporcusu-waltenspiel-kapadokya-da-balonlar-arasinda-uctu/890164/</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 13:03:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Avusturyalı wingsuit sporcusu Marco Waltenspiel, Kapadokya'da balonlar arasında uçuş gösterisi yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- Avusturyalı wingsuit sporcusu Marco Waltenspiel, Kapadokya'da balonlar arasında uçuş gösterisi yaptı.Kapadokya üzerinde yaklaşık 2 bin 800 metre yükseklikteki sıcak hava balonundan atlayan Red Bull sporcusu Waltenspiel, farklı irtifalardaki balonları slalom parkuruna dönüştürerek aralarından saatte 200 kilometre hızla geçti.Uçuşun ardından Avusturyalı sporcu, Wingsuit uçuşlarında her zaman doğayla birlikte hareket edersiniz. Ancak bu projede her irtifada bizi farklı rüzgar koşulları karşıladı. Her balona yaklaşırken rotamı yeniden hesaplamam ve saniyeler içinde doğru kararı vermem gerekiyordu. Kapadokya'nın eşsiz atmosferinde bu uçuşu gerçekleştirmek kariyerimin en unutulmaz deneyimlerinden biri oldu. ifadelerini kullandı.Waltenspiel'e uçuş boyunca eşlik eden Red Bull Skydive Team sporcusu Marco Fürst ise, Bu proje yalnızca hız değil, kusursuz bir koordinasyon da gerektiriyordu. Bir yandan birbirimizi takip ederken diğer yandan sürekli değişen hava koşullarına uyum sağlamak zorundaydık. Ortaya çıkan görüntüler kadar perde arkasındaki hazırlık süreci de en az onlar kadar etkileyiciydi. değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- Avusturyalı wingsuit sporcusu Marco Waltenspiel, Kapadokya'da balonlar arasında uçuş gösterisi yaptı.Kapadokya üzerinde yaklaşık 2 bin 800 metre yükseklikteki sıcak hava balonundan atlayan Red Bull sporcusu Waltenspiel, farklı irtifalardaki balonları slalom parkuruna dönüştürerek aralarından saatte 200 kilometre hızla geçti.Uçuşun ardından Avusturyalı sporcu, Wingsuit uçuşlarında her zaman doğayla birlikte hareket edersiniz. Ancak bu projede her irtifada bizi farklı rüzgar koşulları karşıladı. Her balona yaklaşırken rotamı yeniden hesaplamam ve saniyeler içinde doğru kararı vermem gerekiyordu. Kapadokya'nın eşsiz atmosferinde bu uçuşu gerçekleştirmek kariyerimin en unutulmaz deneyimlerinden biri oldu. ifadelerini kullandı.Waltenspiel'e uçuş boyunca eşlik eden Red Bull Skydive Team sporcusu Marco Fürst ise, Bu proje yalnızca hız değil, kusursuz bir koordinasyon da gerektiriyordu. Bir yandan birbirimizi takip ederken diğer yandan sürekli değişen hava koşullarına uyum sağlamak zorundaydık. Ortaya çıkan görüntüler kadar perde arkasındaki hazırlık süreci de en az onlar kadar etkileyiciydi. değerlendirmesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/avusturyali-wingsuit-sporcusu-waltenspiel-kapadokya-da-balonlar-arasinda-uctu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Yerinden edilen Gazzeli kadın ve çocuklar, güneşin altında çadırlarda taşıma suyla hayatı döndürmeye çalışıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/yerinden-edilen-gazzeli-kadin-ve-cocuklar-gunesin-altinda-cadirlarda-tasima-suyla-hayati-dondurmeye-calisiyor/890163/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/yerinden-edilen-gazzeli-kadin-ve-cocuklar-gunesin-altinda-cadirlarda-tasima-suyla-hayati-dondurmeye-calisiyor/890163/</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 13:00:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / Filistinli Cemilat Sıyam: Su temin edebilmek için ben ve ailem, her gün uzun mesafeler katetmek zorunda kalıyoruz, aşevlerinin dağıttığı yemeklerle günümüzü geçiyoruz - Halud Ebu Muhsin: Bizim yaşadığımız şey artık bir hayat değil. Sığınacak bir çadırımız; beni, 3 kızım ve 2 oğlumu koruyacak bir siperimiz yok. Onlara bakamıyorum]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : İsrail saldırıları nedeniyle Gazze Şeridi'nin güneyindeki derme çatma çadırlarda yaşamak zorunda bırakılan yüzlerce Filistinli kadın ve çocuk, su ve gıda kıtlığının yanı sıra sıcak havada, ağır koşullar altında hayatlarını idame ettirmeye çalışıyor.İsrail saldırıları nedeniyle zorla yerlerinden edilmiş çok sayıda Filistinli kadın ve çocuk, kurak arazide kurulmuş çadırlarda içme, yemek pişirme ve temizlik için ihtiyaç duydukları sınırlı miktardaki suyu temin edebilmek amacıyla engebeli yollarda yürümek zorunda kalıyor.Ateşkese rağmen sınır kapılarından geçişlerin ciddi şekilde kısıtlandığı bölgede gıda kıtlığı ve fahiş fiyatlar nedeniyle ailelerin çoğu, aşevlerinin dağıttığı yemeklerle yetinmek zorunda kalıyor.Yaz mevsiminde sıcaklığın arttığı bölgede, açık alandaki kumaş ve naylondan yapılmış çadırlar adeta fırına dönüşüyor. Elektrik olmadığı için herhangi bir serinleme imkanı da olmayan çadırlarda anneler, çocuklarını bulabildikleri az suyla ıslatarak aşırı sıcağın etkisini azaltmaya çalışıyor.Ağır şartlar altında çocuklarıyla hayatta kalmaya çalışan Filistinli kadınlar, AA muhabirine karşılaştıkları zorlukları anlattı.Su bulabilmek için uzun mesafeler katediliyorİsrail'in zorla yerinden ettiği Filistinli Cemilat Sıyam, yaşlı eşi, çocukları ve torunlarıyla birlikte Refah kentinden Han Yunus'un batısındaki Nehr Barid bölgesine geldiklerini ve çadırda yaşadıklarını belirtti.Çadırın saldırıların devam ettiği bölgenin yakınlarında bulunduğunu söyleyen Sıyam, zaman zaman silah seslerini duyduklarını; korku ve endişeye kapıldıklarını aktardı.Sıyam, Bölge güvenli değil, İsrail ordusu her an gelebilir. Ancak sığınabileceğim başka bir yer yok. Su temin edebilmek için ben ve ailem, her gün uzun mesafeler katetmek zorunda kalıyoruz, aşevlerinin dağıttığı yemeklerle günümüzü geçiyoruz. diye konuştu.Yazın güneşten kaçacak bir yer aradıklarını dile getiren Sıyam, gölgesinde oturabilmek için kumaştan üzerlerine siperlik yaptıklarını, çadırların içinde ise oturmanın mümkün olmadığını kaydetti.Sıyam, sıcak havanın yanı sıra su sıkıntısı çektiklerini de vurgulayarak, Su için sıra bekleyip çile çekiyoruz, yemek için, aşevi için sıra bekliyoruz, ekmek için sıra bekliyoruz. dedi.Su bulabilmenin bile büyük bir çile olduğunu, kovalarla, bidonlarla su taşıdıklarını aktaran Sıyam, Küçük çocuklar sıcaktan bunalıp üzerimize biraz su dökün diyorlar. Çocuklar sıcaktan içten içe eriyor; ne serin bir yer ne de her dakika dökebileceğimiz bolca su var. diye konuştu.Çocukları kurşunlardan korumak için molozlardan siperlik yapılıyorİsrail saldırılarında yıkılan evlerin molozlarından topladıklarıyla çocuklarına mermi ya da kurşun isabet etmesin diye sığınak gibi siperlik yaptıklarını kaydeden Sıyam, kaldıkları bu yerin de güvenli olmadığını; İsrail'in her an baskın düzenleyebileceğine dikkati çekti.Sıyam, kaldıkları bu ortamın yaşamaya hiç uygun olmadığını, çadırların ne kış ne de yaz mevsimine uygun olduğunu; kışın içeriye su dolduğunu, yazın da adeta çöle döndüğünü söyledi.Yaşadığımız bu sürgünlük, bu çile artık yeterArap ülkeleri dahil tüm dünyaya seslenen Filistinli kadın, şöyle devam etti:Artık el ele versinler. Filistin'e ve bize olanlar, çektiğimiz bu çileler artık yetsin. Annelerin çocukları, torunları ve aileleri için çektiği bu zulüm yetsin. Yaşadığımız bu sürgünlük, bu çile artık bitsin. Yaşantımız çok zor. El ele versinler de bizi içinde bulunduğumuz bu ağır durumdan kurtarsınlar.Bölgede tedavi edilemeyen sağlık sorunları ve yetersiz beslenmeFilistinli 5 çocuk annesi Halud Ebu Muhsin ise içinde bulundukları durumun çok zor olduğunu, ne çocuklarını ne de kendisini yaşatabildiğini ifade etti.Ebu Muhsin, Çocuklarıma yedirecek yemek bulamıyorum; sadece hayır kurumlarının ve aşevlerinin dağıttığı pirinç ve mercimekle ayakta kalmaya çalışıyoruz. dedi.Üç kızından birinin dünyaya geldiğinde korneasının olmadığını söyleyen Ebu Muhsin, Gazze Şeridi'ndeki koşullar yüzünden kızının ihtiyaç duyduğu tedaviyi karşılayamadığını belirtti.Ebu Muhsin, bazen çocukların kızına kör diye seslenip alay ettiğini, kızının bu duruma içerlediğini, sağlık sorunun yanı sıra psikolojisinin de yıprandığını aktardı.Filistinli anne, Yiyecek hiçbir şeyimiz yok. 6 aylık küçücük bir bebeğim var; ne bezi var ne sütü... Bebeğim, imkansızlıktan ve yokluktan dolayı şiddetli yetersiz beslenme oluştu. diye konuştu.Bizim yaşadığımız şey artık bir hayat değilSu ihtiyaçlarını karşılamak için buldukları kap kaçakla çoluk çocuk su taşıdıklarını paylaşan Ebu Muhsin, Önceden su için caddenin sonunda yaklaşık 50 metre ötedeki camiden su taşırdık. Şimdi ise yeni çekilen boru hattıyla en az 100 metre uzaktan su taşımak zorunda kalıyoruz. Su taşımak için bile gücüm yetmiyor, az önce biraz suyu zar zor taşıyıp getirdik. şeklinde konuştu.Evinin yıkıldığını söyleyen Ebu Muhsin, Bizim yaşadığımız şey artık bir hayat değil; biz yaşarken öldük. Sığınacak bir çadırımız; beni, 3 kızım ve 2 oğlumu koruyacak bir siperimiz yok. Onlara bakamıyorum. diye konuştu.En azından kızına bez alabilmek için para kazanmaya gayret ettiğini söyleyen Ebu Muhsin, Çok çaresizim. Bazen dışarı çıkıp 5-10 şekel kazanmak için uğraşıyorum ki en azından küçük kızıma birkaç tane bez alabileyim. Ama çoğu zaman o parayı bile bulamıyorum. ifadelerini kullandı.İsrail'in Gazze Şeridi'ne Ekim 2023'te başlattığı ve yaklaşık 2 yıl süren saldırılarda büyük çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere on binlerce Filistinli yaşamını yitirdi, yüz binlercesi yaralandı, çok sayıda Filistinli birden fazla kez yerinden edildi ve bölgedeki altyapının büyük bölümü tahrip oldu.Bölgede Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail neredeyse her gün saldırılarına devam ediyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : İsrail saldırıları nedeniyle Gazze Şeridi'nin güneyindeki derme çatma çadırlarda yaşamak zorunda bırakılan yüzlerce Filistinli kadın ve çocuk, su ve gıda kıtlığının yanı sıra sıcak havada, ağır koşullar altında hayatlarını idame ettirmeye çalışıyor.İsrail saldırıları nedeniyle zorla yerlerinden edilmiş çok sayıda Filistinli kadın ve çocuk, kurak arazide kurulmuş çadırlarda içme, yemek pişirme ve temizlik için ihtiyaç duydukları sınırlı miktardaki suyu temin edebilmek amacıyla engebeli yollarda yürümek zorunda kalıyor.Ateşkese rağmen sınır kapılarından geçişlerin ciddi şekilde kısıtlandığı bölgede gıda kıtlığı ve fahiş fiyatlar nedeniyle ailelerin çoğu, aşevlerinin dağıttığı yemeklerle yetinmek zorunda kalıyor.Yaz mevsiminde sıcaklığın arttığı bölgede, açık alandaki kumaş ve naylondan yapılmış çadırlar adeta fırına dönüşüyor. Elektrik olmadığı için herhangi bir serinleme imkanı da olmayan çadırlarda anneler, çocuklarını bulabildikleri az suyla ıslatarak aşırı sıcağın etkisini azaltmaya çalışıyor.Ağır şartlar altında çocuklarıyla hayatta kalmaya çalışan Filistinli kadınlar, AA muhabirine karşılaştıkları zorlukları anlattı.Su bulabilmek için uzun mesafeler katediliyorİsrail'in zorla yerinden ettiği Filistinli Cemilat Sıyam, yaşlı eşi, çocukları ve torunlarıyla birlikte Refah kentinden Han Yunus'un batısındaki Nehr Barid bölgesine geldiklerini ve çadırda yaşadıklarını belirtti.Çadırın saldırıların devam ettiği bölgenin yakınlarında bulunduğunu söyleyen Sıyam, zaman zaman silah seslerini duyduklarını; korku ve endişeye kapıldıklarını aktardı.Sıyam, Bölge güvenli değil, İsrail ordusu her an gelebilir. Ancak sığınabileceğim başka bir yer yok. Su temin edebilmek için ben ve ailem, her gün uzun mesafeler katetmek zorunda kalıyoruz, aşevlerinin dağıttığı yemeklerle günümüzü geçiyoruz. diye konuştu.Yazın güneşten kaçacak bir yer aradıklarını dile getiren Sıyam, gölgesinde oturabilmek için kumaştan üzerlerine siperlik yaptıklarını, çadırların içinde ise oturmanın mümkün olmadığını kaydetti.Sıyam, sıcak havanın yanı sıra su sıkıntısı çektiklerini de vurgulayarak, Su için sıra bekleyip çile çekiyoruz, yemek için, aşevi için sıra bekliyoruz, ekmek için sıra bekliyoruz. dedi.Su bulabilmenin bile büyük bir çile olduğunu, kovalarla, bidonlarla su taşıdıklarını aktaran Sıyam, Küçük çocuklar sıcaktan bunalıp üzerimize biraz su dökün diyorlar. Çocuklar sıcaktan içten içe eriyor; ne serin bir yer ne de her dakika dökebileceğimiz bolca su var. diye konuştu.Çocukları kurşunlardan korumak için molozlardan siperlik yapılıyorİsrail saldırılarında yıkılan evlerin molozlarından topladıklarıyla çocuklarına mermi ya da kurşun isabet etmesin diye sığınak gibi siperlik yaptıklarını kaydeden Sıyam, kaldıkları bu yerin de güvenli olmadığını; İsrail'in her an baskın düzenleyebileceğine dikkati çekti.Sıyam, kaldıkları bu ortamın yaşamaya hiç uygun olmadığını, çadırların ne kış ne de yaz mevsimine uygun olduğunu; kışın içeriye su dolduğunu, yazın da adeta çöle döndüğünü söyledi.Yaşadığımız bu sürgünlük, bu çile artık yeterArap ülkeleri dahil tüm dünyaya seslenen Filistinli kadın, şöyle devam etti:Artık el ele versinler. Filistin'e ve bize olanlar, çektiğimiz bu çileler artık yetsin. Annelerin çocukları, torunları ve aileleri için çektiği bu zulüm yetsin. Yaşadığımız bu sürgünlük, bu çile artık bitsin. Yaşantımız çok zor. El ele versinler de bizi içinde bulunduğumuz bu ağır durumdan kurtarsınlar.Bölgede tedavi edilemeyen sağlık sorunları ve yetersiz beslenmeFilistinli 5 çocuk annesi Halud Ebu Muhsin ise içinde bulundukları durumun çok zor olduğunu, ne çocuklarını ne de kendisini yaşatabildiğini ifade etti.Ebu Muhsin, Çocuklarıma yedirecek yemek bulamıyorum; sadece hayır kurumlarının ve aşevlerinin dağıttığı pirinç ve mercimekle ayakta kalmaya çalışıyoruz. dedi.Üç kızından birinin dünyaya geldiğinde korneasının olmadığını söyleyen Ebu Muhsin, Gazze Şeridi'ndeki koşullar yüzünden kızının ihtiyaç duyduğu tedaviyi karşılayamadığını belirtti.Ebu Muhsin, bazen çocukların kızına kör diye seslenip alay ettiğini, kızının bu duruma içerlediğini, sağlık sorunun yanı sıra psikolojisinin de yıprandığını aktardı.Filistinli anne, Yiyecek hiçbir şeyimiz yok. 6 aylık küçücük bir bebeğim var; ne bezi var ne sütü... Bebeğim, imkansızlıktan ve yokluktan dolayı şiddetli yetersiz beslenme oluştu. diye konuştu.Bizim yaşadığımız şey artık bir hayat değilSu ihtiyaçlarını karşılamak için buldukları kap kaçakla çoluk çocuk su taşıdıklarını paylaşan Ebu Muhsin, Önceden su için caddenin sonunda yaklaşık 50 metre ötedeki camiden su taşırdık. Şimdi ise yeni çekilen boru hattıyla en az 100 metre uzaktan su taşımak zorunda kalıyoruz. Su taşımak için bile gücüm yetmiyor, az önce biraz suyu zar zor taşıyıp getirdik. şeklinde konuştu.Evinin yıkıldığını söyleyen Ebu Muhsin, Bizim yaşadığımız şey artık bir hayat değil; biz yaşarken öldük. Sığınacak bir çadırımız; beni, 3 kızım ve 2 oğlumu koruyacak bir siperimiz yok. Onlara bakamıyorum. diye konuştu.En azından kızına bez alabilmek için para kazanmaya gayret ettiğini söyleyen Ebu Muhsin, Çok çaresizim. Bazen dışarı çıkıp 5-10 şekel kazanmak için uğraşıyorum ki en azından küçük kızıma birkaç tane bez alabileyim. Ama çoğu zaman o parayı bile bulamıyorum. ifadelerini kullandı.İsrail'in Gazze Şeridi'ne Ekim 2023'te başlattığı ve yaklaşık 2 yıl süren saldırılarda büyük çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere on binlerce Filistinli yaşamını yitirdi, yüz binlercesi yaralandı, çok sayıda Filistinli birden fazla kez yerinden edildi ve bölgedeki altyapının büyük bölümü tahrip oldu.Bölgede Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail neredeyse her gün saldırılarına devam ediyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ANALİZ - Gazze'de soykırım hala devam ediyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/analiz-gazze-de-soykirim-hala-devam-ediyor/890162/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/analiz-gazze-de-soykirim-hala-devam-ediyor/890162/</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 13:00:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul / Dikkatler ABD-İsrail’in İran'a saldırılarına, İran’ın bölge ülkelerine verdiği karşılığa çevrilmişken yıkıntıları arasında dolaştığımız Gazze sokakları bize tek bir şey anlatıyor: Değişen bir şey yok - Dünya kendi gündemiyle meşgulken Gazze’de nesillerin hayatları kadar anıları da yok oluyor, kentin yıkımı hatıraların yıkımını da beraberinde getiriyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri : adına takip ettik, kamuoyuna görselleriyle birlikte doğru bilgiyi aktarmak için gece gündüz çalıştık. Aradan geçen 1000 günde kimi zaman sağlanan ateşkesler kimi zaman da öne çıkan güncel gelişmelerle dünyanın ilgisinin başka yerlere kaydığına tanık olduk. İsrail, Ekim 2025’te sağlanan ateşkes anlaşmasının aksine Gazze’de işgal ettiği alanı her geçen gün genişletmeye çalışıyor. Gazze’nin yaklaşık yüzde 70’i işgal altında. İsrailli siyasetçiler, kentin tamamının işgal edilmesi çağrılarını yineliyor. Dünyanın nüfus yoğunluğu en yüksek yerleri arasında gösterilen Gazze’deki Filistinliler, kentin yüzde 30’luk bölümünde enkazların arasında hayata tutunmaya çalışıyor. Sessizliğe gömülen insanlık dramıİsrail, Gazze’nin giriş çıkışlarını kontrol etmeye devam ediyor. Ekim 2025’teki ateşkes anlaşmasına göre, İsrail’in Gazze’ye günde 600 tır insani yardım girişine izin vermesi gerekirken Birleşmiş Milletler (BM) ve insani yardım kuruluşlarının verileri bunun üçte birinden daha azına erişim olduğunu ortaya koyuyor. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) örgütü ise Gazze’ye yardım ve gıda girişinin kasıtlı biçimde kısıtlanmasının alarm verici düzeyde yetersiz beslenme ve açlığa yol açtığı uyarısı yapıyor. Uluslararası yardım kuruluşları, işsizliğin yüzde 80’in üzerinde seyrettiği Gazze’de 1,6 milyon Filistinlinin gıda güvenliğinin bulunmadığını aktarıyor. İsrail’in önce saldırılarıyla, ateşkesin ardından da yardım girişini engellemesiyle su tesislerinin yüzde 90’ı zarar gördü, hastaneler ve sağlık hizmetleri ise neredeyse işlevsiz kaldı.Gazze’deki Sağlık Bakanlığı ve uluslararası sağlık örgütlerinin raporlarına göre bölgedeki tedavi imkanlarının yetersizliği nedeniyle Mayıs 2024’ten itibaren her geçen gün 6 ila 10 Filistinli hayatını kaybediyor. Gazze’de soydaşlarının uğradığı soykırımı dünyaya duyurmaya çalışan Filistinli gazeteciler de İsrail’in saldırılarında doğrudan hedef alınmaya devam ediyor. Sayıların değiştiremediği küresel kayıtsızlıkİsrail’in Ekim 2025’ten itibaren çeşitli bahanelerle Gazze’ye düzenlediği saldırılar aralıksız sürüyor. Gazze’deki Sağlık Bakanlığının verilerine göre Ekim 2025 tarihinden sonra İsrail’in doğrudan saldırılarında bin 100’den fazla Filistinli can verdi, 3 bin 700’den fazla kişi yaralandı. Gazze’de 250’den fazla gazetecinin neredeyse tamamı İsrail tarafından önce hedef gösterilerek, sonrasında da doğrudan kasıtlı saldırılarda can verdi. İsrail, hala medyanın Gazze’ye erişimine bin günden uzun süredir izin vermiyor. Gazze’deki Filistinli gazeteciler, bir yandan soydaşlarının uğradığı soykırımın sesi, gözü, tanığı, bir yandan da kurbanı olmaya devam ediyor. Soykırım verilerine rağmen küresel sistem, Gazze’deki durumu değiştirecek inisiyatifi almıyor ve felaketin adeta kanıksandığı bir manzara ortaya çıkıyor. Gazze’deki durumu kavramaktaki zorlukKudüs’ten Gazze’deki soykırımı aktarmaya çalışan pek çok uluslararası gazeteci, Gazze’nin dibinde ama yaşananlardan uzak şizofrenik bir durumu deneyimliyor. Gazze’deki meslektaşlarla konuşurken kentteki durum, onların seslerindeki yorgunlukla kavranabiliyor. Buna karşın Gazze’de nelerin yaşandığını kelimeler, fotoğraflar, sosyal medya paylaşımları, infografikler veya görüntülerle ne anlamak ne de anlatmak mümkün. Gazze’deki evi Ekim 2023’te İsrail’in hava saldırısıyla yerle bir olan, neredeyse tüm Filistinliler gibi defalarca yerinden edilen ve kentin güneyinde görece daha az saldırıya uğramış Han Yunus’a bağlı Deyr Belah bölgesinde yaşayan bu satırların yazarlarından biri de hava saldırıları korkusunun hüküm sürdüğü, yolların çadırlarla, çevrenin ise enkazla kaplandığı bir ortamda yaşamını sürdürüyor. Deyr Belah bölgesi, Gazze’de birçok yerinden edilen insanın sığındığı ve kapasitesinin çok üzerinde nüfus yoğunluğuna sahip bir yerleşim yeri. Bölgede altyapı, elektrik, temiz su eksikliği sıradanlaşmış halde. Gazze’de dört duvarı olan evde yaşayabilen kendisini şanslı hissediyor. Yaşanabilecek evlerin fiyatları ise ekonomik imkanların çok üstüne çıktı. Geçim kaynağını kaybeden insanların normal bir evde yaşaması imkansız. Aileler, kalabalık yerlerde, sığınma merkezlerinde ya da çadırlarda bir arada kalıyor. Yapı malzemelerinin girişine İsrail tarafından izin verilmemesi nedeniyle inşaat ürünleri kısıtlı ve fahiş fiyatta. İnsanlar sığınma merkezlerinde, çadırlarda ya da hasar almış binalarda yaşamaya devam ediyor. Çadırlarda hayat çok zorlu; yazın sıcak, kışın soğuk ya da yağmurlu oluyor. Temiz su, tuvaletler ya da özel alanın eksikliği, özellikle de çocuklar, kadınlar ve yaşlılar için hayatı dayanılmaz kılıyor. Çadırlar ya ince bir kumaş ya da plastik bir parçadan yapılmış durumda, ne toz fırtınasına ne de rüzgara karşı koruma sağlamıyor. Buna rağmen insanlar, çadır yaşam alanında imkansız bir hayata tutunmaya çalışıyor. Yıkıma rağmen insanların birliği bozulmuyorGazze’de gıdaya erişim hala öncelikli sorunlar arasında. Birçok kişi yardımlarla hayatta kalıyor ancak İsrail’in kısıtlamaları nedeniyle düzenli yardım akışı engelleniyor. Gelen ticari ürünler tezgahlara ulaştığındaysa fiyatlar insanların gelirlerine göre çok yüksek oluyor. Bu nedenle insanlar ya öğünlerini kısıyor ya da temel gıda ürünleriyle karınlarını doyurmaya çalışıyor. Kıtlık ve açlık hala devam ediyor. Ayrıca, elektriğin yokluğu nedeniyle buzdolabı gibi araçlarla gıdayı uzun süre korumak da mümkün değil. Kente ticari mallar geldiğinde çarşı-pazar hala kuruluyor ancak buralar eski günlerinden çok uzak, insanlar her şeye rağmen gündelik hayatına devam etmeye çalışıyor, esnaf dükkan açıyor, çocuklar fırsat buldukça oyun oynuyor. Belki de en dikkat çekici olan şey, tüm bu fiziksel ve psikolojik yorgunluğa rağmen insanların uyum sağlama, birbirine destek olma becerisi. Gazze’de eğitim de İsrail’in soykırımında en ağır darbe alan hizmetler arasında. Okulların çoğu yıkıldı ve kullanılamaz hale geldi veyahut sığınma merkezlerine dönüştü. Eğitimi devam ettirmek için birçok girişim var ama öğrenciler, okul yıllarının büyük bir kısmını kaçırdı. Çocuklar, gençler sadece eğitim eksikliği değil yerinden edilme, aşırı kalabalıkla yaşama, psikolojik travmayla da mücadele ediyor. Eğitim, herkes için bir hakken bugün soykırım tehdidi karşısında sadece kısıtlı ulaşılabilen bir hak halini aldı. Ekim 2025’te yapılan ateşkes sayesinde ilk aşamada İsrail saldırıları dursa da aradan geçen sürede yeniden başladı. Dünya Gazze’de bir ateşkes sağlandığını düşünürken Gazzeliler, her saldırıdan sonra “Hangi ateşkes?” diye isyan ediyor. Her saldırı, korkuyu yeniden gün yüzüne çıkarıyor. İnsanlar, sürekli haberleri takip ediyor ve yakınlarından, sevdiklerinden haber almaya çalışıyor. Birçok insan, olası bir saldırının veya artan gerilimin başka bölgelere yayılmasından endişe ediyor. İnsanlar, güvende hissetmenin ya da geleceğe ilişkin bir plan yapmanın imkansız olduğu bir belirsizlik içinde yaşıyor. Ateşkes ihlalleri, kötü bir kabus gibi Gazzelilerin tepesinde dolaşıyor. İsrail ordusu, saldırıların ardından Hamas mensuplarını, askeri unsurları hedef aldığını savunuyor ancak uluslararası kurumlar ve bağımsız basın, çok sayıda sivil ölümü ya da sivil altyapının hedef alındığını ortaya koyuyor. Savaşta on binlerce kadın ve çocuğun öldürülmesi de iddiaların zayıflığını gösteriyor. Yıkılan hayatların yeniden inşası imkansızGazze’deki Filistinlilerin önemli bir çoğunluğu soykırım ve saldırılara rağmen kentten ayrılmak istemediğini söylüyor. Elbette bir kesim de çocukları için güvenli bir gelecek için savaşın olmadığı bir yere gitmeyi arzuluyor ancak dünyanın kollarını açmış onları beklemediğinin de farkında olan Filistinliler, Gazze’nin yeniden inşasını bekliyor. Şartlar ve iradenin oluşması halinde binaları yeniden inşa etmek mümkün ama insanların yıkılan hayatlarını yeniden inşa etmek imkansız. İnsani kayıp ve psikolojik hasar yıllarca sürecek. Buna rağmen insanlar ümide sarılıyor çünkü ümitsizliğe teslim olmak bir seçenek değil. Gazze’de yerinden edilen ya da buradan başka yerlere gidenler ile yaptığımız görüşmelerde ortak duygu vatan hasreti, endişe ve kısmen suçluluk duygusu. Buradan ayrılanlar, nereye gitseler Gazze’yi yüreklerinde taşıdıklarını anlatıyor, birçoğu da şartlar yeniden imkan verince dönmek istediğini belirtiyor. Bunca yıkımın arasında nefes alanlar da oldu. Futbol heyecanı, dünyanın dört bir yanını sardığı gibi Dünya Kupası'yla Gazze’ye de geldi. Elektrikten yoksun, birçoğu yerinden edilmiş Filistinliler, enkazların arasına kurulmuş dev ekranlardan futbol maçlarını izledi. Aileler, çocuklarıyla çadırlarda, enkazın arasında maç izlemek için toplandı. Yıkımın ortasında insanların kendilerini bir parça normal hissedebileceği, bulundukları durumu unutup az da olsa bir ümit hissedebileceği anlar tatmak istemesi dikkate değer bir manzara. Ancak dünya kendi gündemiyle meşgulken Gazze’de nesillerin hayatları kadar anıları da yok oluyor. Kentin yıkımı hatıraların yıkımını da beraberinde getiriyor. İnsanlar doğup, büyüyüp yaşadıkları, pek çok anı biriktirdikleri yerleri artık tanıyamıyor. [Ali Jadallah, Gazze’de görev yapan Anadolu Ajansı Foto Muhabiridir, Enes Canlı, Anadolu Ajansı Orta Doğu Haberleri Müdür Yardımcısıdır.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.Bu yazı ilk kez AA Brifing dergisinin ağustos sayısında yayımlanmıştır.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri : adına takip ettik, kamuoyuna görselleriyle birlikte doğru bilgiyi aktarmak için gece gündüz çalıştık. Aradan geçen 1000 günde kimi zaman sağlanan ateşkesler kimi zaman da öne çıkan güncel gelişmelerle dünyanın ilgisinin başka yerlere kaydığına tanık olduk. İsrail, Ekim 2025’te sağlanan ateşkes anlaşmasının aksine Gazze’de işgal ettiği alanı her geçen gün genişletmeye çalışıyor. Gazze’nin yaklaşık yüzde 70’i işgal altında. İsrailli siyasetçiler, kentin tamamının işgal edilmesi çağrılarını yineliyor. Dünyanın nüfus yoğunluğu en yüksek yerleri arasında gösterilen Gazze’deki Filistinliler, kentin yüzde 30’luk bölümünde enkazların arasında hayata tutunmaya çalışıyor. Sessizliğe gömülen insanlık dramıİsrail, Gazze’nin giriş çıkışlarını kontrol etmeye devam ediyor. Ekim 2025’teki ateşkes anlaşmasına göre, İsrail’in Gazze’ye günde 600 tır insani yardım girişine izin vermesi gerekirken Birleşmiş Milletler (BM) ve insani yardım kuruluşlarının verileri bunun üçte birinden daha azına erişim olduğunu ortaya koyuyor. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) örgütü ise Gazze’ye yardım ve gıda girişinin kasıtlı biçimde kısıtlanmasının alarm verici düzeyde yetersiz beslenme ve açlığa yol açtığı uyarısı yapıyor. Uluslararası yardım kuruluşları, işsizliğin yüzde 80’in üzerinde seyrettiği Gazze’de 1,6 milyon Filistinlinin gıda güvenliğinin bulunmadığını aktarıyor. İsrail’in önce saldırılarıyla, ateşkesin ardından da yardım girişini engellemesiyle su tesislerinin yüzde 90’ı zarar gördü, hastaneler ve sağlık hizmetleri ise neredeyse işlevsiz kaldı.Gazze’deki Sağlık Bakanlığı ve uluslararası sağlık örgütlerinin raporlarına göre bölgedeki tedavi imkanlarının yetersizliği nedeniyle Mayıs 2024’ten itibaren her geçen gün 6 ila 10 Filistinli hayatını kaybediyor. Gazze’de soydaşlarının uğradığı soykırımı dünyaya duyurmaya çalışan Filistinli gazeteciler de İsrail’in saldırılarında doğrudan hedef alınmaya devam ediyor. Sayıların değiştiremediği küresel kayıtsızlıkİsrail’in Ekim 2025’ten itibaren çeşitli bahanelerle Gazze’ye düzenlediği saldırılar aralıksız sürüyor. Gazze’deki Sağlık Bakanlığının verilerine göre Ekim 2025 tarihinden sonra İsrail’in doğrudan saldırılarında bin 100’den fazla Filistinli can verdi, 3 bin 700’den fazla kişi yaralandı. Gazze’de 250’den fazla gazetecinin neredeyse tamamı İsrail tarafından önce hedef gösterilerek, sonrasında da doğrudan kasıtlı saldırılarda can verdi. İsrail, hala medyanın Gazze’ye erişimine bin günden uzun süredir izin vermiyor. Gazze’deki Filistinli gazeteciler, bir yandan soydaşlarının uğradığı soykırımın sesi, gözü, tanığı, bir yandan da kurbanı olmaya devam ediyor. Soykırım verilerine rağmen küresel sistem, Gazze’deki durumu değiştirecek inisiyatifi almıyor ve felaketin adeta kanıksandığı bir manzara ortaya çıkıyor. Gazze’deki durumu kavramaktaki zorlukKudüs’ten Gazze’deki soykırımı aktarmaya çalışan pek çok uluslararası gazeteci, Gazze’nin dibinde ama yaşananlardan uzak şizofrenik bir durumu deneyimliyor. Gazze’deki meslektaşlarla konuşurken kentteki durum, onların seslerindeki yorgunlukla kavranabiliyor. Buna karşın Gazze’de nelerin yaşandığını kelimeler, fotoğraflar, sosyal medya paylaşımları, infografikler veya görüntülerle ne anlamak ne de anlatmak mümkün. Gazze’deki evi Ekim 2023’te İsrail’in hava saldırısıyla yerle bir olan, neredeyse tüm Filistinliler gibi defalarca yerinden edilen ve kentin güneyinde görece daha az saldırıya uğramış Han Yunus’a bağlı Deyr Belah bölgesinde yaşayan bu satırların yazarlarından biri de hava saldırıları korkusunun hüküm sürdüğü, yolların çadırlarla, çevrenin ise enkazla kaplandığı bir ortamda yaşamını sürdürüyor. Deyr Belah bölgesi, Gazze’de birçok yerinden edilen insanın sığındığı ve kapasitesinin çok üzerinde nüfus yoğunluğuna sahip bir yerleşim yeri. Bölgede altyapı, elektrik, temiz su eksikliği sıradanlaşmış halde. Gazze’de dört duvarı olan evde yaşayabilen kendisini şanslı hissediyor. Yaşanabilecek evlerin fiyatları ise ekonomik imkanların çok üstüne çıktı. Geçim kaynağını kaybeden insanların normal bir evde yaşaması imkansız. Aileler, kalabalık yerlerde, sığınma merkezlerinde ya da çadırlarda bir arada kalıyor. Yapı malzemelerinin girişine İsrail tarafından izin verilmemesi nedeniyle inşaat ürünleri kısıtlı ve fahiş fiyatta. İnsanlar sığınma merkezlerinde, çadırlarda ya da hasar almış binalarda yaşamaya devam ediyor. Çadırlarda hayat çok zorlu; yazın sıcak, kışın soğuk ya da yağmurlu oluyor. Temiz su, tuvaletler ya da özel alanın eksikliği, özellikle de çocuklar, kadınlar ve yaşlılar için hayatı dayanılmaz kılıyor. Çadırlar ya ince bir kumaş ya da plastik bir parçadan yapılmış durumda, ne toz fırtınasına ne de rüzgara karşı koruma sağlamıyor. Buna rağmen insanlar, çadır yaşam alanında imkansız bir hayata tutunmaya çalışıyor. Yıkıma rağmen insanların birliği bozulmuyorGazze’de gıdaya erişim hala öncelikli sorunlar arasında. Birçok kişi yardımlarla hayatta kalıyor ancak İsrail’in kısıtlamaları nedeniyle düzenli yardım akışı engelleniyor. Gelen ticari ürünler tezgahlara ulaştığındaysa fiyatlar insanların gelirlerine göre çok yüksek oluyor. Bu nedenle insanlar ya öğünlerini kısıyor ya da temel gıda ürünleriyle karınlarını doyurmaya çalışıyor. Kıtlık ve açlık hala devam ediyor. Ayrıca, elektriğin yokluğu nedeniyle buzdolabı gibi araçlarla gıdayı uzun süre korumak da mümkün değil. Kente ticari mallar geldiğinde çarşı-pazar hala kuruluyor ancak buralar eski günlerinden çok uzak, insanlar her şeye rağmen gündelik hayatına devam etmeye çalışıyor, esnaf dükkan açıyor, çocuklar fırsat buldukça oyun oynuyor. Belki de en dikkat çekici olan şey, tüm bu fiziksel ve psikolojik yorgunluğa rağmen insanların uyum sağlama, birbirine destek olma becerisi. Gazze’de eğitim de İsrail’in soykırımında en ağır darbe alan hizmetler arasında. Okulların çoğu yıkıldı ve kullanılamaz hale geldi veyahut sığınma merkezlerine dönüştü. Eğitimi devam ettirmek için birçok girişim var ama öğrenciler, okul yıllarının büyük bir kısmını kaçırdı. Çocuklar, gençler sadece eğitim eksikliği değil yerinden edilme, aşırı kalabalıkla yaşama, psikolojik travmayla da mücadele ediyor. Eğitim, herkes için bir hakken bugün soykırım tehdidi karşısında sadece kısıtlı ulaşılabilen bir hak halini aldı. Ekim 2025’te yapılan ateşkes sayesinde ilk aşamada İsrail saldırıları dursa da aradan geçen sürede yeniden başladı. Dünya Gazze’de bir ateşkes sağlandığını düşünürken Gazzeliler, her saldırıdan sonra “Hangi ateşkes?” diye isyan ediyor. Her saldırı, korkuyu yeniden gün yüzüne çıkarıyor. İnsanlar, sürekli haberleri takip ediyor ve yakınlarından, sevdiklerinden haber almaya çalışıyor. Birçok insan, olası bir saldırının veya artan gerilimin başka bölgelere yayılmasından endişe ediyor. İnsanlar, güvende hissetmenin ya da geleceğe ilişkin bir plan yapmanın imkansız olduğu bir belirsizlik içinde yaşıyor. Ateşkes ihlalleri, kötü bir kabus gibi Gazzelilerin tepesinde dolaşıyor. İsrail ordusu, saldırıların ardından Hamas mensuplarını, askeri unsurları hedef aldığını savunuyor ancak uluslararası kurumlar ve bağımsız basın, çok sayıda sivil ölümü ya da sivil altyapının hedef alındığını ortaya koyuyor. Savaşta on binlerce kadın ve çocuğun öldürülmesi de iddiaların zayıflığını gösteriyor. Yıkılan hayatların yeniden inşası imkansızGazze’deki Filistinlilerin önemli bir çoğunluğu soykırım ve saldırılara rağmen kentten ayrılmak istemediğini söylüyor. Elbette bir kesim de çocukları için güvenli bir gelecek için savaşın olmadığı bir yere gitmeyi arzuluyor ancak dünyanın kollarını açmış onları beklemediğinin de farkında olan Filistinliler, Gazze’nin yeniden inşasını bekliyor. Şartlar ve iradenin oluşması halinde binaları yeniden inşa etmek mümkün ama insanların yıkılan hayatlarını yeniden inşa etmek imkansız. İnsani kayıp ve psikolojik hasar yıllarca sürecek. Buna rağmen insanlar ümide sarılıyor çünkü ümitsizliğe teslim olmak bir seçenek değil. Gazze’de yerinden edilen ya da buradan başka yerlere gidenler ile yaptığımız görüşmelerde ortak duygu vatan hasreti, endişe ve kısmen suçluluk duygusu. Buradan ayrılanlar, nereye gitseler Gazze’yi yüreklerinde taşıdıklarını anlatıyor, birçoğu da şartlar yeniden imkan verince dönmek istediğini belirtiyor. Bunca yıkımın arasında nefes alanlar da oldu. Futbol heyecanı, dünyanın dört bir yanını sardığı gibi Dünya Kupası'yla Gazze’ye de geldi. Elektrikten yoksun, birçoğu yerinden edilmiş Filistinliler, enkazların arasına kurulmuş dev ekranlardan futbol maçlarını izledi. Aileler, çocuklarıyla çadırlarda, enkazın arasında maç izlemek için toplandı. Yıkımın ortasında insanların kendilerini bir parça normal hissedebileceği, bulundukları durumu unutup az da olsa bir ümit hissedebileceği anlar tatmak istemesi dikkate değer bir manzara. Ancak dünya kendi gündemiyle meşgulken Gazze’de nesillerin hayatları kadar anıları da yok oluyor. Kentin yıkımı hatıraların yıkımını da beraberinde getiriyor. İnsanlar doğup, büyüyüp yaşadıkları, pek çok anı biriktirdikleri yerleri artık tanıyamıyor. [Ali Jadallah, Gazze’de görev yapan Anadolu Ajansı Foto Muhabiridir, Enes Canlı, Anadolu Ajansı Orta Doğu Haberleri Müdür Yardımcısıdır.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.Bu yazı ilk kez AA Brifing dergisinin ağustos sayısında yayımlanmıştır.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/analiz-gazze-de-soykirim-hala-devam-ediyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Son Dakika Gelişmesi! Dışişleri Bakanı Fidan: Netanyahu hükümetinin Batı Şeria'da ve Kudüs'te de terör eylemlerini yoğunlaştırdığını görmekteyiz</title>
      <link>https://www.canligaste.com/son-dakika-gelismesi-disisleri-bakani-fidan-israil-in-suriye-nin-egemenligini-ve-toprak-butunlugunu-hedef-alan-saldirilar-ulkenin-istikrarina-yonelik-en-buyuk-tehditlerden-biridir/890161/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/son-dakika-gelismesi-disisleri-bakani-fidan-israil-in-suriye-nin-egemenligini-ve-toprak-butunlugunu-hedef-alan-saldirilar-ulkenin-istikrarina-yonelik-en-buyuk-tehditlerden-biridir/890161/</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 13:00:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan: Netanyahu Hükümetinin Batı Şeria Flaş Haber / Dışişleri Bakanı Fidan: Netanyahu hükümetinin Batı Şeria'da ve Kudüs'te de terör eylemlerini yoğunlaştırdığını görmekteyiz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Son Dakika Flaş Haber : Dışişleri Bakanı Fidan: Netanyahu hükümetinin Batı Şeria&#039;da ve Kudüs&#039;te de terör eylemlerini yoğunlaştırdığını görmekteyiz.Bu flaş haber gelişmesidir! Haber güncellendikçe içerik eklenecektir.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Son Dakika Flaş Haber : Dışişleri Bakanı Fidan: Netanyahu hükümetinin Batı Şeria&#039;da ve Kudüs&#039;te de terör eylemlerini yoğunlaştırdığını görmekteyiz.Bu flaş haber gelişmesidir! Haber güncellendikçe içerik eklenecektir.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/son-dakika-gelismesi-disisleri-bakani-fidan-israil-in-suriye-nin-egemenligini-ve-toprak-butunlugunu-hedef-alan-saldirilar-ulkenin-istikrarina-yonelik-en-buyuk-tehditlerden-biridir.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İsrail'in Gazze Şeridi’ndeki saldırılarında can kaybı 73 bin 382'ye yükseldi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/israil-in-gazze-seridi-ndeki-saldirilarinda-can-kaybi-73-bin-382-ye-yukseldi/890160/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/israil-in-gazze-seridi-ndeki-saldirilarinda-can-kaybi-73-bin-382-ye-yukseldi/890160/</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 13:00:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya / İsrail ordusunun Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 73 bin 382'ye çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri : İsrail ordusunun Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 73 bin 382'ye çıktı.Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana süren saldırılarında yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı.Son 24 saatte İsrail'in saldırıları sonucu hayatını kaybeden 1 kişinin cenazesi ile 5 yaralının Gazze'deki hastanelere getirildiği aktarıldı.Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana İsrail'in saldırılarında 1255 kişinin yaşamını yitirdiği, 4 bin 125 kişinin yaralandığı, enkaz altından ise 806 kişinin cansız bedeninin çıkarıldığı kaydedildi.İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda toplam can kaybının ise 73 bin 382'ye, yaralı sayısının 174 bin 236'ya yükseldiği ifade edildi.Gazze Şeridi'nde enkaz altında hala binlerce cenazenin bulunduğu belirtiliyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri : İsrail ordusunun Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 73 bin 382'ye çıktı.Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana süren saldırılarında yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı.Son 24 saatte İsrail'in saldırıları sonucu hayatını kaybeden 1 kişinin cenazesi ile 5 yaralının Gazze'deki hastanelere getirildiği aktarıldı.Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana İsrail'in saldırılarında 1255 kişinin yaşamını yitirdiği, 4 bin 125 kişinin yaralandığı, enkaz altından ise 806 kişinin cansız bedeninin çıkarıldığı kaydedildi.İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda toplam can kaybının ise 73 bin 382'ye, yaralı sayısının 174 bin 236'ya yükseldiği ifade edildi.Gazze Şeridi'nde enkaz altında hala binlerce cenazenin bulunduğu belirtiliyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/israil-in-gazze-seridi-ndeki-saldirilarinda-can-kaybi-73-bin-382-ye-yukseldi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Eski Fransa Başbakanı Attal'dan Rusya'ya 2027 Cumhurbaşkanı seçimlerine müdahale suçlaması:</title>
      <link>https://www.canligaste.com/eski-fransa-basbakani-attal-dan-rusya-ya-2027-cumhurbaskani-secimlerine-mudahale-suclamasi/890159/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/eski-fransa-basbakani-attal-dan-rusya-ya-2027-cumhurbaskani-secimlerine-mudahale-suclamasi/890159/</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 13:00:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Kremlin rejiminin benim gibi adaylara karşı müdahale operasyonlarına devam ettiğini ancak aynı zamanda Marine Le Pen'i de desteklediğini düşünüyorum]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Eski Fransa Başbakanı Gabriel Attal, Rusya'yı ülkede gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanı seçim sürecine müdahale ettiği gerekçesiyle eleştirdi.Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Rönesans’ın 2027 seçimleri için adayı ve eski Başbakan Attal BFMTV’ye açıklamada bulundu.Attal, “kendisi gibi adayları” hedef alan dış müdahaleleri eleştirerek Rusya’yı hedef gösterdi. Bu ülkenin aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisi cumhurbaşkanı adayı Marine Le Pen’i desteklediğini ileri süren Attal, Rusya'yı Fransızların “demokratik tercihlerini çalmakla” suçladı.Attal, Kremlin rejiminin benim gibi adaylara karşı müdahale operasyonlarına devam ettiğini ancak aynı zamanda Marine Le Pen'i de desteklediğini düşünüyorum. ifadelerini kullandı.Attal böyle bir dış müdahalenin 2024’teki Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde de söz konusu olduğunu iddia etti.Fransa’da 2027’de yapılacak cumhurbaşkanı seçimlerine iki yıl üst üste görev yapan Macron yeniden aday olamayacak.İsrail’in seçimlere müdahalesiYakın zamanda İsrail’in de Fransa’daki seçimlere müdahale ettiği gündeme gelmişti.İsrailli BlackCore firmasının, Filistin halkına desteği seçim kampanyasının ana unsurlarından biri haline getiren solcu Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partili belediye başkan adaylarına ilişkin dezenformasyon yayarak seçimleri etkilediği iddiaları basına yansımıştı.Fransız hükümeti, martta düzenlenen yerel seçimlere müdahale ettiği şüphesiyle BlackCore firması hakkında yasal süreç başlatmıştı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Eski Fransa Başbakanı Gabriel Attal, Rusya'yı ülkede gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanı seçim sürecine müdahale ettiği gerekçesiyle eleştirdi.Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Rönesans’ın 2027 seçimleri için adayı ve eski Başbakan Attal BFMTV’ye açıklamada bulundu.Attal, “kendisi gibi adayları” hedef alan dış müdahaleleri eleştirerek Rusya’yı hedef gösterdi. Bu ülkenin aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisi cumhurbaşkanı adayı Marine Le Pen’i desteklediğini ileri süren Attal, Rusya'yı Fransızların “demokratik tercihlerini çalmakla” suçladı.Attal, Kremlin rejiminin benim gibi adaylara karşı müdahale operasyonlarına devam ettiğini ancak aynı zamanda Marine Le Pen'i de desteklediğini düşünüyorum. ifadelerini kullandı.Attal böyle bir dış müdahalenin 2024’teki Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde de söz konusu olduğunu iddia etti.Fransa’da 2027’de yapılacak cumhurbaşkanı seçimlerine iki yıl üst üste görev yapan Macron yeniden aday olamayacak.İsrail’in seçimlere müdahalesiYakın zamanda İsrail’in de Fransa’daki seçimlere müdahale ettiği gündeme gelmişti.İsrailli BlackCore firmasının, Filistin halkına desteği seçim kampanyasının ana unsurlarından biri haline getiren solcu Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partili belediye başkan adaylarına ilişkin dezenformasyon yayarak seçimleri etkilediği iddiaları basına yansımıştı.Fransız hükümeti, martta düzenlenen yerel seçimlere müdahale ettiği şüphesiyle BlackCore firması hakkında yasal süreç başlatmıştı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/eski-fransa-basbakani-attal-dan-rusya-ya-2027-cumhurbaskani-secimlerine-mudahale-suclamasi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Rusya'da İHA saldırıları sonucu 8 kişi yaralandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/rusya-da-iha-saldirilari-sonucu-8-kisi-yaralandi/890158/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/rusya-da-iha-saldirilari-sonucu-8-kisi-yaralandi/890158/</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 12:57:07 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Rusya / Rusya'nın Yaroslavl ve Nijniy Novgorod bölgelerinde, insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen saldırılarda 8 kişinin yaralandığı bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Rusya Haberleri : Rusya'nın Yaroslavl ve Nijniy Novgorod bölgelerinde, insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen saldırılarda 8 kişinin yaralandığı bildirildi. Yaroslavl Bölge Valisi Mihail Evrayev, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, bölgenin İHA saldırısına maruz kaldığını belirtti.Bölge üzerinde 93 İHA'nın etkisiz hale getirildiğini aktaran Evrayev, saldırı sonucu bölgedeki petrol rafinerisinde ve 3 evde yangın çıktığını kaydederek, Can kaybı yok. 4 kişi yaralandı. ifadesini kullandı.Diğer yandan Nijniy Novgorod Bölge Valisi Gleb Nikitin, sosyal medya paylaşımında İHA saldırısı sonucu bölgede bir çocuk dahil 4 kişinin yaralandığını aktardı.Ukrayna&#039;ya ait 605 İHA vurulduRusya Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada ise dün yerel saatle 20.00'den bugün 08.00'e kadar Ukrayna'ya ait 605 İHA'nın hava savunma sistemlerince yok edildiği ifade edildi.Açıklamada, İHA'ların, Moskova, Azak Denizi ve Karadeniz'in de aralarında olduğu çeşitli bölgeler üzerinde düşürüldüğü kaydedildi.Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin de sosyal medya hesabından, geceden bu yana Moskova'ya doğru uçan 8 İHA'nın etkisiz hale getirildiğini duyurdu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Rusya Haberleri : Rusya'nın Yaroslavl ve Nijniy Novgorod bölgelerinde, insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen saldırılarda 8 kişinin yaralandığı bildirildi. Yaroslavl Bölge Valisi Mihail Evrayev, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, bölgenin İHA saldırısına maruz kaldığını belirtti.Bölge üzerinde 93 İHA'nın etkisiz hale getirildiğini aktaran Evrayev, saldırı sonucu bölgedeki petrol rafinerisinde ve 3 evde yangın çıktığını kaydederek, Can kaybı yok. 4 kişi yaralandı. ifadesini kullandı.Diğer yandan Nijniy Novgorod Bölge Valisi Gleb Nikitin, sosyal medya paylaşımında İHA saldırısı sonucu bölgede bir çocuk dahil 4 kişinin yaralandığını aktardı.Ukrayna&#039;ya ait 605 İHA vurulduRusya Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada ise dün yerel saatle 20.00'den bugün 08.00'e kadar Ukrayna'ya ait 605 İHA'nın hava savunma sistemlerince yok edildiği ifade edildi.Açıklamada, İHA'ların, Moskova, Azak Denizi ve Karadeniz'in de aralarında olduğu çeşitli bölgeler üzerinde düşürüldüğü kaydedildi.Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin de sosyal medya hesabından, geceden bu yana Moskova'ya doğru uçan 8 İHA'nın etkisiz hale getirildiğini duyurdu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/rusya-da-iha-saldirilari-sonucu-8-kisi-yaralandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Ankara'da komşusu tarafından vurulan kişi yaşamını yitirdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/ankara-da-komsusu-tarafindan-vurulan-kisi-yasamini-yitirdi/890157/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/ankara-da-komsusu-tarafindan-vurulan-kisi-yasamini-yitirdi/890157/</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 12:56:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Ankara'nın Çankaya ilçesinde komşusu tarafından tabancayla vurulan apartman yönetici yardımcısı yaşamını yitirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Ankara'nın Çankaya ilçesinde komşusu tarafından tabancayla vurulan apartman yönetici yardımcısı yaşamını yitirdi.Alınan bilgiye göre, Şehit Cevdet Özdemir Caddesi 1346. Sokak'taki Gonca apartmanında yönetici yardımcılığı yapan Ayhan Koç (58) ile aynı apartmanda yaşayan M.T. (58) arasında henüz bilinmeyen nedenle tartışma yaşandı.Tartışma esnasında M.T, tabancasıyla Koç'a ateş etti.İhbar üzerine olay yerine, 112 Acil Sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.Zanlı gözaltına alınırken, sağlık ekipleri Koç'un olay yerinde yaşamını yitirdiğini belirledi.Polisin olayla ilgili soruşturması sürüyor.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Ankara'nın Çankaya ilçesinde komşusu tarafından tabancayla vurulan apartman yönetici yardımcısı yaşamını yitirdi.Alınan bilgiye göre, Şehit Cevdet Özdemir Caddesi 1346. Sokak'taki Gonca apartmanında yönetici yardımcılığı yapan Ayhan Koç (58) ile aynı apartmanda yaşayan M.T. (58) arasında henüz bilinmeyen nedenle tartışma yaşandı.Tartışma esnasında M.T, tabancasıyla Koç'a ateş etti.İhbar üzerine olay yerine, 112 Acil Sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.Zanlı gözaltına alınırken, sağlık ekipleri Koç'un olay yerinde yaşamını yitirdiğini belirledi.Polisin olayla ilgili soruşturması sürüyor.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/ankara-da-komsusu-tarafindan-vurulan-kisi-yasamini-yitirdi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Nevşehir Kültür Yolu Festivali, çeşitli etkinliklerle devam ediyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/nevsehir-kultur-yolu-festivali-cesitli-etkinliklerle-devam-ediyor/890156/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/nevsehir-kultur-yolu-festivali-cesitli-etkinliklerle-devam-ediyor/890156/</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 12:52:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Nevşehir / Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen Nevşehir Kültür Yolu Festivali kapsamında her yaştan vatandaşlar birbirinden farklı etkinliklere katıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Nevşehir Haberleri : Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen Nevşehir Kültür Yolu Festivali kapsamında her yaştan vatandaşlar birbirinden farklı etkinliklere katıldı.Kentte hafta sonunda başlayan festivalde, söyleşiden sanat atölyesine ve çocuk aktivitelerine uzanan program ziyaretçilere yeni deneyimler kazandırıyor.Öğretirken eğlendiren Çocuk Köyü ve ASELSAN Çocuk Şenliği etkinlikleri çocukların keyifli vakit geçirmesini sağlıyor.Eğitici içeriklerle eğlenceyi bir araya getiren etkinlik alanlarında çocuklar, teknolojiyi yakından tanıma ve farklı uygulamaları deneyimleme fırsatı buldu.Gün boyunca devam eden programda merak duygularını harekete geçiren uygulamalara katılan çocuklar eğlenirken yeni bilgiler edindi.Kapadokya Üniversitesi Fabrika Yerleşkesinde ise eğitmen Zeliha Saçlı tarafından düzenlenen, Yağlı Boya ve Karışık Teknik Geleneksel Resim Atölyesine katılanlar uygulama deneyimi yaşadı.Tuval üzerine yağlı boya, akrilik, doğal pigmentler ve çeşitli dokusal malzemeleri bir arada kullanarak kompozisyonlar oluşturan katılımcılar, geleneksel motifleri çağdaş yorumlarla yeniden ele aldı.Ürgüp Tahsinağa İlçe Halk Kütüphanesi'nde de yazar Hatice Karabakla, Edebiyat Psikolojisi ile Kendini Bulma Yolculuğu başlıklı söyleşi programında okurlarla bir araya geldi.Nevşehir'i kültür ve sanatın buluşma noktası haline getiren festival, 9 Ağustos'a kadar konserlerden sergilere, söyleşilerden atölyelere uzanan programıyla ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürecek.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Nevşehir Haberleri : Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen Nevşehir Kültür Yolu Festivali kapsamında her yaştan vatandaşlar birbirinden farklı etkinliklere katıldı.Kentte hafta sonunda başlayan festivalde, söyleşiden sanat atölyesine ve çocuk aktivitelerine uzanan program ziyaretçilere yeni deneyimler kazandırıyor.Öğretirken eğlendiren Çocuk Köyü ve ASELSAN Çocuk Şenliği etkinlikleri çocukların keyifli vakit geçirmesini sağlıyor.Eğitici içeriklerle eğlenceyi bir araya getiren etkinlik alanlarında çocuklar, teknolojiyi yakından tanıma ve farklı uygulamaları deneyimleme fırsatı buldu.Gün boyunca devam eden programda merak duygularını harekete geçiren uygulamalara katılan çocuklar eğlenirken yeni bilgiler edindi.Kapadokya Üniversitesi Fabrika Yerleşkesinde ise eğitmen Zeliha Saçlı tarafından düzenlenen, Yağlı Boya ve Karışık Teknik Geleneksel Resim Atölyesine katılanlar uygulama deneyimi yaşadı.Tuval üzerine yağlı boya, akrilik, doğal pigmentler ve çeşitli dokusal malzemeleri bir arada kullanarak kompozisyonlar oluşturan katılımcılar, geleneksel motifleri çağdaş yorumlarla yeniden ele aldı.Ürgüp Tahsinağa İlçe Halk Kütüphanesi'nde de yazar Hatice Karabakla, Edebiyat Psikolojisi ile Kendini Bulma Yolculuğu başlıklı söyleşi programında okurlarla bir araya geldi.Nevşehir'i kültür ve sanatın buluşma noktası haline getiren festival, 9 Ağustos'a kadar konserlerden sergilere, söyleşilerden atölyelere uzanan programıyla ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürecek.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/nevsehir-kultur-yolu-festivali-cesitli-etkinliklerle-devam-ediyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Avustralya, ABD'den yeni nesil AIM-260 füzeleri tedarik edeceğini duyurdu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/avustralya-abd-den-yeni-nesil-aim-260-fuzeleri-tedarik-edecegini-duyurdu/890150/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/avustralya-abd-den-yeni-nesil-aim-260-fuzeleri-tedarik-edecegini-duyurdu/890150/</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 12:39:12 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / Avustralya hükümeti, hava kuvvetlerinin kabiliyetlerini güçlendirmek amacıyla ABD'den yaklaşık 518 milyon dolar değerinde yeni nesil AIM-260 Ortak Gelişmiş Taktik Füzesi satın alacağını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : Avustralya hükümeti, hava kuvvetlerinin kabiliyetlerini güçlendirmek amacıyla ABD'den yaklaşık 518 milyon dolar değerinde yeni nesil AIM-260 Ortak Gelişmiş Taktik Füzesi satın alacağını duyurdu.Avustralya basınında yer alan habere göre, Savunma Bakanı Richard Marles, ülkenin ev sahipliğinde düzenlenen çok uluslu Pitch Black 26 hava muharebe tatbikatı kapsamında yaptığı açıklamada, ABD'den alınacak füzelere ilişkin bilgi verdi.Marles, Avustralya ordusu için ABD merkezli savunma şirketi Lockheed Martin üretimi yaklaşık 518 milyon dolar değerinde yeni nesil AIM-260 Ortak Gelişmiş Taktik Füzesi tedarik edileceğini bildirdi.Füzelerin Super Hornet, Growler ve F-35 tipi savaş uçaklarına entegre edileceğini belirten Marles, Avustralya Hava Kuvvetlerinin kabiliyetlerinin artacağını aktardı.Satışın ABD'nin İran ile yaşanan çatışmalar nedeniyle mühimmat stoklarının azaldığı yönündeki tartışmaların sürdüğü bir dönemde gerçekleşmesi dikkati çekti.Wall Street Journal gazetesinin 27 Temmuz'daki haberinde, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile Genelkurmay Başkanı Dan Caine'in, azalan mühimmatı gerekçe göstererek İran'a yönelik olası kapsamlı saldırılar konusunda endişelerini dile getirdikleri öne sürülmüştü.Trump ise iddiaları yalanlayarak ülkesinin dünyada herkesten çok mühimmatının bulunduğunu savunmuştu.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : Avustralya hükümeti, hava kuvvetlerinin kabiliyetlerini güçlendirmek amacıyla ABD'den yaklaşık 518 milyon dolar değerinde yeni nesil AIM-260 Ortak Gelişmiş Taktik Füzesi satın alacağını duyurdu.Avustralya basınında yer alan habere göre, Savunma Bakanı Richard Marles, ülkenin ev sahipliğinde düzenlenen çok uluslu Pitch Black 26 hava muharebe tatbikatı kapsamında yaptığı açıklamada, ABD'den alınacak füzelere ilişkin bilgi verdi.Marles, Avustralya ordusu için ABD merkezli savunma şirketi Lockheed Martin üretimi yaklaşık 518 milyon dolar değerinde yeni nesil AIM-260 Ortak Gelişmiş Taktik Füzesi tedarik edileceğini bildirdi.Füzelerin Super Hornet, Growler ve F-35 tipi savaş uçaklarına entegre edileceğini belirten Marles, Avustralya Hava Kuvvetlerinin kabiliyetlerinin artacağını aktardı.Satışın ABD'nin İran ile yaşanan çatışmalar nedeniyle mühimmat stoklarının azaldığı yönündeki tartışmaların sürdüğü bir dönemde gerçekleşmesi dikkati çekti.Wall Street Journal gazetesinin 27 Temmuz'daki haberinde, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile Genelkurmay Başkanı Dan Caine'in, azalan mühimmatı gerekçe göstererek İran'a yönelik olası kapsamlı saldırılar konusunda endişelerini dile getirdikleri öne sürülmüştü.Trump ise iddiaları yalanlayarak ülkesinin dünyada herkesten çok mühimmatının bulunduğunu savunmuştu.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/avustralya-abd-den-yeni-nesil-aim-260-fuzeleri-tedarik-edecegini-duyurdu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Akkuyu NGS 1. güç ünitesindeki türbin tesisi bir sonraki devreye alma aşamasına hazır</title>
      <link>https://www.canligaste.com/akkuyu-ngs-1-guc-unitesindeki-turbin-tesisi-bir-sonraki-devreye-alma-asamasina-hazir/890149/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/akkuyu-ngs-1-guc-unitesindeki-turbin-tesisi-bir-sonraki-devreye-alma-asamasina-hazir/890149/</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 12:39:11 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi / Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom tarafından inşa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santralinin (NGS) 1.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom tarafından inşa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santralinin (NGS) 1. güç ünitesindeki türbin tesisi sistemlerinin buhar almaya hazır hale geldiğini gösteren kritik test başarıyla yürütüldü.Akkuyu Nükleer AŞ'den yapılan açıklamaya göre, Akkuyu NGS'nin 1. güç ünitesinde bulunan türbin yoğuşturucusunda deneme amaçlı vakum oluşturma işlemi başarıyla gerçekleştirildi. Böylece türbin tesisi ana sistemlerinin devreye alma çalışmalarındaki bir sonraki aşamaya hazır olduğu teyit edildi.Bu kapsamda uzmanlar, türbin yoğuşturucu ünitesinde vakum oluşturarak sistemin sızdırmazlığını ve türbinin termomekanik durumunu kontrol ederken, aynı zamanda yoğuşturucudaki vakum seviyesi, buhar basıncı, yatakların sıcaklık rejimiyle gövde ve rotorların termal genleşmeleri gibi ekipman çalışma parametrelerini de izledi. Türbin, şaft döndürücü aracılığıyla döndürülürken uzmanlar, türbin kanatlarının tasarım gerekliliklerine uygun şekilde çalıştığını doğruladı.Operasyon kapsamında çok sayıda teknolojik sistem eş zamanlı olarak çalıştırıldı. Bunlar arasında yedek devreye alma kazanları, vakum sistemi, yatak yağlama sistemi, hidrolik kaldırma sistemi, ana şaft döndürücü, buhar besleme ve tahliye sistemleri ile ekipmanın termomekanik durumunu izleme sistemi yer aldı. Birkaç gün süren hazırlık çalışmalarının ardından gerçekleştirilen operasyon yaklaşık 6 saat sürdü.Açıklamada görüşlerine yer verilen Akkuyu Nükleer AŞ Genel Müdürü Sergei Butckikh, devreye alma çalışmalarının, birbirini takip eden ve her biri bir sonraki aşamanın önünü açan kontrol işlemlerinden oluştuğunu belirterek, Türbin yoğuşturucusunda vakumun oluşturulması, türbin tesisinin ana sistemlerinin tasarım koşullarında çalıştığını ve buhar jeneratörlerinden buhar almaya hazır olduğunu göstermiştir. Bu sonuç, türbinin yaklaşan devreye alma operasyonlarına yüksek düzeyde hazır olduğunu teyit eden önemli bir aşamadır. ifadelerini kullandı.Yoğuşturucu, türbin çıkışında vakum oluşturarak buhar enerjisinin daha verimli kullanılmasına ve türbin tesisinin güvenilir şekilde çalışmasına katkıda bulunuyor. Santralin 1. güç ünitesi türbin binasındaki devreye alma çalışmalarının bir sonraki önemli aşaması ise türbin jeneratörünün gaz sızdırmazlığının kontrol edilmesi olacak.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom tarafından inşa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santralinin (NGS) 1. güç ünitesindeki türbin tesisi sistemlerinin buhar almaya hazır hale geldiğini gösteren kritik test başarıyla yürütüldü.Akkuyu Nükleer AŞ'den yapılan açıklamaya göre, Akkuyu NGS'nin 1. güç ünitesinde bulunan türbin yoğuşturucusunda deneme amaçlı vakum oluşturma işlemi başarıyla gerçekleştirildi. Böylece türbin tesisi ana sistemlerinin devreye alma çalışmalarındaki bir sonraki aşamaya hazır olduğu teyit edildi.Bu kapsamda uzmanlar, türbin yoğuşturucu ünitesinde vakum oluşturarak sistemin sızdırmazlığını ve türbinin termomekanik durumunu kontrol ederken, aynı zamanda yoğuşturucudaki vakum seviyesi, buhar basıncı, yatakların sıcaklık rejimiyle gövde ve rotorların termal genleşmeleri gibi ekipman çalışma parametrelerini de izledi. Türbin, şaft döndürücü aracılığıyla döndürülürken uzmanlar, türbin kanatlarının tasarım gerekliliklerine uygun şekilde çalıştığını doğruladı.Operasyon kapsamında çok sayıda teknolojik sistem eş zamanlı olarak çalıştırıldı. Bunlar arasında yedek devreye alma kazanları, vakum sistemi, yatak yağlama sistemi, hidrolik kaldırma sistemi, ana şaft döndürücü, buhar besleme ve tahliye sistemleri ile ekipmanın termomekanik durumunu izleme sistemi yer aldı. Birkaç gün süren hazırlık çalışmalarının ardından gerçekleştirilen operasyon yaklaşık 6 saat sürdü.Açıklamada görüşlerine yer verilen Akkuyu Nükleer AŞ Genel Müdürü Sergei Butckikh, devreye alma çalışmalarının, birbirini takip eden ve her biri bir sonraki aşamanın önünü açan kontrol işlemlerinden oluştuğunu belirterek, Türbin yoğuşturucusunda vakumun oluşturulması, türbin tesisinin ana sistemlerinin tasarım koşullarında çalıştığını ve buhar jeneratörlerinden buhar almaya hazır olduğunu göstermiştir. Bu sonuç, türbinin yaklaşan devreye alma operasyonlarına yüksek düzeyde hazır olduğunu teyit eden önemli bir aşamadır. ifadelerini kullandı.Yoğuşturucu, türbin çıkışında vakum oluşturarak buhar enerjisinin daha verimli kullanılmasına ve türbin tesisinin güvenilir şekilde çalışmasına katkıda bulunuyor. Santralin 1. güç ünitesi türbin binasındaki devreye alma çalışmalarının bir sonraki önemli aşaması ise türbin jeneratörünün gaz sızdırmazlığının kontrol edilmesi olacak.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>İletişim Başkanı Duran, 2. İletişim Şurası ve Türkiye'nin Yeni İletişim Vizyonu başlıklı makale kaleme aldı: </title>
      <link>https://www.canligaste.com/iletisim-baskani-duran-2-iletisim-surasi-ve-turkiye-nin-yeni-iletisim-vizyonu-baslikli-makale-kaleme-aldi/890148/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/iletisim-baskani-duran-2-iletisim-surasi-ve-turkiye-nin-yeni-iletisim-vizyonu-baslikli-makale-kaleme-aldi/890148/</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 12:36:24 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara / İletişim ve medya alanını sosyal bilimlerin, devlet politikalarının ve uluslararası ilişkilerin önemli bir bileşeni olarak ele alan vizyoner bakış açısıyla Türkiye, sınırları içinde kamu yararını ve doğru bilgiyi esas alan nitelikli bir medya ekosistemi inşa etmeyi hedeflerken küresel düzlemde ise hakikatin sesi olmayı sürdürecektir - 2. İletişim Şurası Sonuç Bildirgesi her maddesi ile Türkiye Yüzyılı, İletişim Yüzyılı mottosunun hayata geçirilmesinde bir rehber ve yol haritası niteliğindedir. Bildirge, Türkiye'nin iletişimde hakikat eksenli yeni paradigmasının hem teorik gerekçesini hem de operasyonel araçlarını bir arada ortaya koymaktadır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri : için kaleme aldı.***Medya teknolojileri, fertten aileye, yerelden küresel zemine uzanan bir etki gücüyle hayatımızın her alanını kuşatıyor. Bu dinamik korelasyon, içinde bulunduğumuz çağa iletişim yüzyılı tanımını kazandırıyor.İletişim yüzyılında var olmak, pratik teknolojilerin arkasındaki psiko-sosyal ve kültürel yansımaları görmeyi, imkanların ve risklerin farkında olmayı, bu sürecin paradoksal doğasını doğru yönetmeyi gerektiriyor. Çünkü dijital egemenlik ve algoritmik yönlendirme ekseninde gelişen tekno-kapitalizm, iletişim ve medya alanında kapsamlı dönüşümlere sebep olurken “bizleri kontrol eden” anlatıları kuruyor ve bilincimizi, idrakimizi ve vicdanımızı yöneten özne konumunu elde ediyor. Bugün artık anlamı ve hakikati bulmakta gittikçe zorlandığımız bir dönemden geçiyoruz. Derin sahte içerikler, filtre balonları ve yankı odalarıyla gerçeğin tekrar tekrar inşa edildiğine tanık oluyoruz. Öte yandan bu dönem, uluslararası sistemde yaşanan krizin yanı sıra bu sisteme meşruiyet kazandıran kurumların, normların ve ortak değerlerin de ciddi bir aşınmaya uğradığı tarihi bir kırılma dönemidir. Bu saiklerle İletişim Başkanlığı olarak, Türkiye'nin iletişim stratejisini güncellemek ve yol haritasını belirlemek için uzun bir hazırlık sürecinden sonra 28-29 Temmuz’da 2. İletişim Şurası'nı düzenledik. Şura kapsamında içinde yaşadığımız dünyanın meydan okumalarını tespit etmek, ülkemizin güçlü yönlerini pekiştirip, eksiklikleri gidermek amacıyla geniş kapsamlı istişareler gerçekleştirdik. Türkiye'nin İletişim Yüzyılı vizyonuyla iletişim politikalarını milli kapasitenin ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi önemsiyoruz. Türkiye Yüzyılı, İletişim Yüzyılı mottosuyla Türkiye bugün yalnızca krizleri yöneten değil, küresel gündemin şekillenmesine katkı sunan bir ülke konumundadır. İletişim Yüzyılı'nda Türkiye'nin bu alandaki kurumsal kapasitesini artırmak ve demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsur olarak dezenformasyona karşı koymak ve bilinç oluşturmak temel hedeflerimizden birisidir. Zira yapay zekayla birlikte ulaşılan yeni anlatı çağında dezenformasyon bir caydırıcı güç işlevi kazanmaktadır. Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadele; ülkelerin demokrasi ve toplumsal barış açısından bir milli güvenlik meselesi haline gelmiştir. Yüzyılımızın savaşları artık sadece cephelerde değil, ekranların derinliğinde ve dijital mecralarda yürütülmektedir. Milletler arasında güveni yeniden tesis edecek, hakikati koruyacak ve insanlığın ortak vicdanını yeniden güçlendirecek yeni bir iletişim anlayışına duyulan ihtiyacın da ortaya konduğu İletişim Şuramızın çerçevesini ve bildirgesini bu makalede okurlarımızla paylaşmak istiyorum. İletişim Ekosisteminde Stratejik Ortak Akıl: 2. İletişim Şurasıİletişim Şurası'nın ilki, bundan 23 yıl önce 2003 senesinde yapılmış, internetin yaygınlaşmasına paralel olarak medya ve iletişimin yeniden yapılandığı bir dönemde verimli tartışmalara zemin oluşturmuştu. Aradan geçen uzun süre içerisinde sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirecek, yeni teknolojilerin gelişimine paralel olarak bireyden topluma ve uluslararası ilişkilere uzanan değişimleri analiz edecek, iletişim ekosistemine yeni bir ufuk çizecek kapsamlı bir toplantıya ihtiyaç duyuluyordu. Bu ihtiyaca binaen 2025 yılında şuranın hazırlık çalışmalarını başlattık. Fikri altyapısı, 425 iletişim uzmanı ve profesyonelinin katılımıyla 2. İletişim Şurası Hazırlık Çalıştayı'nda oluşturuldu. Kamu kurumlarından üniversitelere, medya ve sivil toplum kuruluşlarından özel sektöre kadar iletişim camiasının tüm aktörlerini bir araya getiren çalıştayda 16 farklı alanda çalışma grubu yer aldı. Stratejik iletişim, yapay zeka, dezenformasyonla mücadele, kamu diplomasisi, kriz yönetimi, medya politikaları, dijital dönüşüm ve daha pek çok başlıkta durum tespitleri, analizler, etkili çözüm önerileri ve yeni politikalar üzerine müzakereler gerçekleştirildi. Yürütülen çalışmalar neticesinde sonuçlar raporlandı ve iletişim vizyonumuzun köşe taşlarını ortaya koyan sonuç bildirgesi hazırlandı. 2. İletişim Şurası'nı 28-29 Temmuz 2026'da düzenledik. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle açılışını yaptığımız Şura'da çalıştayların rapor sunumları panel oturumlarıyla kamuoyuyla paylaşıldı. Ayrıca 2. İletişim Şurası Raporlar ve 2. İletişim Şurası Tebliğler kitapları program kapsamında okurlarla buluşturuldu.2. İletişim Şurası&#039;nın Politika Rotası: Sonuç Bildirgesi2. İletişim Şurası Sonuç Bildirgesi ise Türkiye'nin gelecek vizyonunu şekillendirecek; ülkemizin ulusal ve uluslararası iletişim kapasitesini güçlendirecek, teorik tartışmaları somut politika önerilerine dönüştürecek detaylı bir rehber niteliği taşıyor. Bildirge, Türkiye’nin 21. yüzyılda izleyeceği iletişim rotasını kurumsal, eğitimsel, yasal ve stratejik olmak üzere 4 temel eksende özetliyor. Dezenformasyonun milli güvenlik tehdidine dönüştüğü, yapay zekanın toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiği ve iletişim gücünün jeopolitik rekabetin merkezine yerleştiği bu dönemde bildirge, Türkiye’nin hakikat, güven ve etki üçgeninde kurumsallaşmış ve proaktif bir iletişim modeline geçiş yaptığını ilan ediyor. Bildirge, iletişimin farklı boyutlarına dair şu özet fikir, tespit ve teklifleri içeriyor: Stratejik İletişimİletişim Başkanlığı koordinasyonunda kurulacak ortak bir stratejik iletişim çalışma grubunun kriz dönemlerindeki yetki, sorumluluk ve onay süreçlerini önceden belirlemesi kritik bir öneme sahiptir. Bu grup; hibrit tehditler ve uluslararası krizlerle mücadelede proaktiflik, tutarlılık ve şeffaflık ilkelerini esas alarak veri temelli içerikler üretmeli, analiz süreçlerinde ise yapay zeka teknolojilerinden güvenli ve etkin bir şekilde yararlanmalıdır. Stratejik iletişim anlatısını güçlendirmek adına Türkiye’deki uluslararası öğrencilerin birer iletişim elçisi olarak konumlandırılması, bu alanda küresel ölçekte referans oluşturacak bir sistemin geliştirilmesi, uluslararası akademik işbirliklerinin artırılması ve Türk akademik yayınlarının görünürlüğünün desteklenmesi büyük önem arz etmektedir.Siyasal iletişimKritik önem taşıyan diğer bir konu ise çalışmaların veriye dayalı yürütülmesi, sosyolojik değişim ve dönüşümlerin dikkate alınması ve olası krizleri etkin şekilde yönetebilmek adına stratejik ve proaktif bir yaklaşımın benimsenmesidir. Bu bağlamda, siyasal iletişim alanında dijitalleşme sürecinin beraberinde getirdiği yapısal fırsatların en iyi şekilde değerlendirilmesi gerekliliği vurgulanırken aynı zamanda bu sürecin doğurabileceği yeni nesil risk ve tehditlere karşı da proaktif tedbirlerin alınması büyük bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır.Kamu diplomasisiKamu, özel sektör, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları arasında güçlü işbirliklerinin kurulması ve geliştirilecek etkili anlatı stratejileri vasıtasıyla faaliyetlerin Türk dış politikasıyla tam uyumunun sağlanması temel gerekliliklerden biridir. Bu doğrultuda, etki odaklı ve ağ (network) temelli tasarlanması gereken kamu diplomasisi süreçlerinde Türkiye’nin uluslararası yayıncılık potansiyelinin geliştirilmesi ve kültürel, sportif, bilimsel ile insani faaliyetler gibi yumuşak güç unsurlarının dönemsel ve tematik bazda, çok dilli bir anlatı stratejisiyle ele alınması öngörülmektedir. Ayrıca yürütülen faaliyetlerin etkililik düzeyini yapay zeka ve yeni medya teknolojileri vasıtasıyla sistematik olarak ölçümleyecek mekanizmaların kurulması, Türkiye markasını güçlendirecek stratejilerin bir “ülke markalaması strateji belgesi” ve somut bir eylem planına dönüştürülmesi büyük bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır.Gazetecilik ve dezenformasyonla mücadeleMedya mensuplarının farkındalığının Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tecrübesinden yararlanan eğitimlerle artırılması ve haber süreçlerinde doğrulama mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği ortaya konmuştur. Bu süreçte yapay zekanın bilinçli, güvenli ve sorumlu kullanımına yönelik eğitim programları; medya ve dijital okuryazarlık, doğrulama, telif hakları ile dijital etik konularını kapsayacak şekilde yaygınlaştırılmalı, ayrıca yerli yapay zeka teknolojilerini desteklemek adına paydaşlar arası işbirliğiyle bir “Türkiye Medya Veri Tabanı” oluşturulmalıdır. Dijital krizler, siber tehditler ve bilgi kirliliğine karşı ulusal düzeyde dijital afet senaryolarının hazırlanması önem arz ederken; dijital araçların doğruluk, yerinde gözlem, kaynak çeşitliliği ve kamu yararı gibi gazetecilik ilkeleriyle uyumlu kullanılması, haber üretiminin tıklanma baskısından arındırılarak nitelikli saha haberciliğinin desteklenmesi gerekmektedir. Ayrıca serbest medya çalışanlarının hukuki statüsüne yönelik mevzuat düzenlemelerinin yapılması, konvansiyonel medyanın ortak projelerle korunması, engelli bireylerin içeriklere erişim standartlarının geliştirilmesi ve korsan yayıncılıkla mücadele edilmesi kritik adımlardır. Televizyon yayınlarında reyting kaygısından uzak, milli kimlikle uyumlu nitelikli içeriklerin teşvik edilmesi, Türkiye’nin kendi hikayesini kendi ürettiği projelerle dünyaya anlatması bu bütüncül stratejinin tamamlayıcı unsurları olarak öne çıkmaktadır.Halkla ilişkilerMesleki terminolojinin standartlaştırılması ve ortak kavram ile terim setlerinin yaygın kullanımının teşvik edilmesi sektörel bütünlük açısından önemlidir. Bu doğrultuda halkla ilişkiler, kurumların stratejik yönetim fonksiyonlarından biri olarak kabul edilerek karar alma mekanizmalarına etkin biçimde dahil edilecektir. Dijital dönüşüm ve yapay zeka uygulamalarının, halkla ilişkiler süreçlerinde verimlilik sağlayacak şekilde yaygınlaştırılması hedeflenirken, aynı zamanda insan odaklı iletişim anlayışının korunması hassas bir denge olarak gözetilmelidir. Bu alandaki nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi amacıyla üniversite, kamu ve özel sektör arasındaki işbirliklerinin kurumsallaştırılması, sürdürülebilir bir sektörel ekosistemin inşası için vazgeçilmez bir adım olarak öne çıkmaktadır.DijitalleşmeTürkiye’nin dijital dönüşüm sürecinin kamu, akademi, özel sektör ve sivil toplumun ortak sorumluluk üstlendiği, görev dağılımları netleştirilmiş bütüncül bir ulusal strateji çerçevesinde yürütülmesi temel bir gerekliliktir. Bu süreçte devlet kurumları, yargı, akademi, medya ve teknoloji sektörünün işbirliğiyle iletişim hukukunun dijital dönüşümle uyumlu hale getirilmesi önem arz etmektedir. Ayrıca kişilik hakları, ifade özgürlüğü ve kamu yararı arasındaki denge gözetilerek “unutulma hakkı” açık ve uygulanabilir bir yasal çerçeveye kavuşturulmalıdır. Sürecin toplumsal boyutunda ise dijital ebeveynliğin güçlendirilmesi, çocukların yaşlarına uygun güvenli içeriklere erişmesi ve dijital medya okuryazarlığının yaygınlaştırılması hayati öneme sahiptir. Yapay zeka ve dijital platformların kullanımında şeffaflık, hesap verebilirlik ile bireysel hakların korunmasını esas alan düzenleyici çerçevelerin oluşturulması, kişi ve topluma yönelik ulusal bir strateji belgesi hazırlanarak sürekli çalışan koordinasyon mekanizmalarının kurulması büyük bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır.Kriz iletişimiTürkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) uyarınca afet ve kriz dönemlerindeki resmi bilgilendirme süreçlerinde TAMP İletişim Grubu’nun merkezi rolünün güçlendirilmesi zorunludur. Bu kapsamda kurumlar arası daimi koordinasyonu sağlayacak bir “Afet İletişimi İstişare Kurulu” oluşturulmalı, afeti yöneten ekipler ile afet iletişimini yöneten yapılar birbirinden kesin olarak ayrılmalıdır. Afet dönemlerinde ortaya çıkan dezenformasyona karşı kriz öncesi önleyici tedbirler geliştirilmeli, “Afet Yayıncılığı Standardı” güncellenerek medya platformlarında yalnızca yetkin ve akredite kişilere yer verilmesi sağlanmalıdır. Toplumsal dayanışmayı tehdit eden linç kültürü, algı operasyonları ve manipülasyonlara karşı proaktif idari ve hukuki tedbirler tavizsiz uygulanırken; medyadaki “ilk paylaşan olma” baskısına karşı “kurumsal teyit mekanizmaları” standart ve zorunlu bir mesleki kural haline getirilmelidir. Ayrıca dijital erişimin sınırlı olduğu riskli bölgelerde yüz yüze farkındalık faaliyetleri ile alternatif anons ve yerel radyo sistemleri afet öncesinde planlanmalı; afetzedelerin travmatik durumlarını ve mahremiyetlerini gözetecek Afet Muhabirliği Akreditasyon ve Eğitim Programları ivedilikle hayata geçirilmelidir.İletişim eğitimiİletişim Fakültesi öğrencilerinin son dönemlerini doğrudan sektörde geçirebilecekleri uzun dönemli staj programlarının yaygınlaştırılması ve mezunların kamuda istihdam imkanlarının geliştirilmesi son derece yararlı olacaktır. Eğitim altyapısının çağın gereksinimlerine uydurulması adına iletişim fakültesi müfredatlarının dijitalleşme süreçlerine göre güncellenmesi büyük bir önem taşımaktadır. Toplumsal düzeyde dijital bilincin artırılması amacıyla da medya okuryazarlığının yalnızca iletişim alanında değil, tüm üniversite programları için temel ve zorunlu bir ders haline getirilmesi sürdürülebilir bir medya ekosisteminin inşası için vazgeçilmez bir adım olarak öne çıkmaktadır.Sinema, dizi, filmDeğişen teknolojik ile sosyolojik koşullara uygun sinema politikalarının geliştirilmesi; araştırma, arşivleme, restorasyon ve sektörel veri paylaşımı amacıyla ulusal sinema platformlarının artırılmasının teşvik edilmesi öngörülmektedir. Sektörün uluslararasılaşma potansiyelini artırmak adına ortak yapımlar, festivaller ve küresel işbirliklerinin desteklenmesi önem arz etmektedir. Ayrıca uluslararası içerik tekelleşmesine ve kültürel hegemonyaya karşı Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda yerli ve milli değerleri esas alan kapsamlı bir “İletişim Strateji Belgesi” hazırlanmalıdır. Bu bağlamda, izleyiciyle daha güçlü bağ kuran, doğal ve özgün hikaye anlatımına sahip; kültürel mirası, ailevi değerleri ve toplumsal hafızayı yansıtan film, dizi, animasyon ile belgesel üretimlerinin teşvik edilmesi kritik bir adımdır. Türkiye’nin içerik üretim gücünü artırmak amacıyla belirlenen hedef illerde büyük dizi ve film platolarının kurulmasının teşvik edilmesi ve bu platoların bölge turizmine katkı sağlayacak destek mekanizmalarıyla güçlendirilmesi, bütüncül bir kültürel kalkınma stratejisi olarak benimsenmiştir.Görüldüğü üzere, 2. İletişim Şurası Sonuç Bildirgesi her maddesi ile Türkiye Yüzyılı, İletişim Yüzyılı mottosunun hayata geçirilmesinde bir rehber ve yol haritası niteliğindedir. Bildirge, Türkiye’nin iletişimde “hakikat eksenli” yeni paradigmasının hem teorik gerekçesini hem de operasyonel araçlarını bir arada ortaya koymaktadır. Türkiye Yüzyılı&#039;nın İletişim Rotası: Hakikatin Sesi OlmakSonuç olarak 2. İletişim Şurası, çağın anlam kaybına karşı verdiğimiz samimi mücadelenin en önemli ayaklarından birisidir. İletişim ve medya alanını sosyal bilimlerin, devlet politikalarının ve uluslararası ilişkilerin önemli bir bileşeni olarak ele alan vizyoner bakış açısıyla Türkiye, sınırları içinde kamu yararını ve doğru bilgiyi esas alan nitelikli bir medya ekosistemi inşa etmeyi hedeflerken küresel düzlemde ise hakikatin sesi olmayı sürdürecektir. [Prof. Dr. Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı]]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri : için kaleme aldı.***Medya teknolojileri, fertten aileye, yerelden küresel zemine uzanan bir etki gücüyle hayatımızın her alanını kuşatıyor. Bu dinamik korelasyon, içinde bulunduğumuz çağa iletişim yüzyılı tanımını kazandırıyor.İletişim yüzyılında var olmak, pratik teknolojilerin arkasındaki psiko-sosyal ve kültürel yansımaları görmeyi, imkanların ve risklerin farkında olmayı, bu sürecin paradoksal doğasını doğru yönetmeyi gerektiriyor. Çünkü dijital egemenlik ve algoritmik yönlendirme ekseninde gelişen tekno-kapitalizm, iletişim ve medya alanında kapsamlı dönüşümlere sebep olurken “bizleri kontrol eden” anlatıları kuruyor ve bilincimizi, idrakimizi ve vicdanımızı yöneten özne konumunu elde ediyor. Bugün artık anlamı ve hakikati bulmakta gittikçe zorlandığımız bir dönemden geçiyoruz. Derin sahte içerikler, filtre balonları ve yankı odalarıyla gerçeğin tekrar tekrar inşa edildiğine tanık oluyoruz. Öte yandan bu dönem, uluslararası sistemde yaşanan krizin yanı sıra bu sisteme meşruiyet kazandıran kurumların, normların ve ortak değerlerin de ciddi bir aşınmaya uğradığı tarihi bir kırılma dönemidir. Bu saiklerle İletişim Başkanlığı olarak, Türkiye'nin iletişim stratejisini güncellemek ve yol haritasını belirlemek için uzun bir hazırlık sürecinden sonra 28-29 Temmuz’da 2. İletişim Şurası'nı düzenledik. Şura kapsamında içinde yaşadığımız dünyanın meydan okumalarını tespit etmek, ülkemizin güçlü yönlerini pekiştirip, eksiklikleri gidermek amacıyla geniş kapsamlı istişareler gerçekleştirdik. Türkiye'nin İletişim Yüzyılı vizyonuyla iletişim politikalarını milli kapasitenin ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi önemsiyoruz. Türkiye Yüzyılı, İletişim Yüzyılı mottosuyla Türkiye bugün yalnızca krizleri yöneten değil, küresel gündemin şekillenmesine katkı sunan bir ülke konumundadır. İletişim Yüzyılı'nda Türkiye'nin bu alandaki kurumsal kapasitesini artırmak ve demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsur olarak dezenformasyona karşı koymak ve bilinç oluşturmak temel hedeflerimizden birisidir. Zira yapay zekayla birlikte ulaşılan yeni anlatı çağında dezenformasyon bir caydırıcı güç işlevi kazanmaktadır. Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadele; ülkelerin demokrasi ve toplumsal barış açısından bir milli güvenlik meselesi haline gelmiştir. Yüzyılımızın savaşları artık sadece cephelerde değil, ekranların derinliğinde ve dijital mecralarda yürütülmektedir. Milletler arasında güveni yeniden tesis edecek, hakikati koruyacak ve insanlığın ortak vicdanını yeniden güçlendirecek yeni bir iletişim anlayışına duyulan ihtiyacın da ortaya konduğu İletişim Şuramızın çerçevesini ve bildirgesini bu makalede okurlarımızla paylaşmak istiyorum. İletişim Ekosisteminde Stratejik Ortak Akıl: 2. İletişim Şurasıİletişim Şurası'nın ilki, bundan 23 yıl önce 2003 senesinde yapılmış, internetin yaygınlaşmasına paralel olarak medya ve iletişimin yeniden yapılandığı bir dönemde verimli tartışmalara zemin oluşturmuştu. Aradan geçen uzun süre içerisinde sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirecek, yeni teknolojilerin gelişimine paralel olarak bireyden topluma ve uluslararası ilişkilere uzanan değişimleri analiz edecek, iletişim ekosistemine yeni bir ufuk çizecek kapsamlı bir toplantıya ihtiyaç duyuluyordu. Bu ihtiyaca binaen 2025 yılında şuranın hazırlık çalışmalarını başlattık. Fikri altyapısı, 425 iletişim uzmanı ve profesyonelinin katılımıyla 2. İletişim Şurası Hazırlık Çalıştayı'nda oluşturuldu. Kamu kurumlarından üniversitelere, medya ve sivil toplum kuruluşlarından özel sektöre kadar iletişim camiasının tüm aktörlerini bir araya getiren çalıştayda 16 farklı alanda çalışma grubu yer aldı. Stratejik iletişim, yapay zeka, dezenformasyonla mücadele, kamu diplomasisi, kriz yönetimi, medya politikaları, dijital dönüşüm ve daha pek çok başlıkta durum tespitleri, analizler, etkili çözüm önerileri ve yeni politikalar üzerine müzakereler gerçekleştirildi. Yürütülen çalışmalar neticesinde sonuçlar raporlandı ve iletişim vizyonumuzun köşe taşlarını ortaya koyan sonuç bildirgesi hazırlandı. 2. İletişim Şurası'nı 28-29 Temmuz 2026'da düzenledik. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle açılışını yaptığımız Şura'da çalıştayların rapor sunumları panel oturumlarıyla kamuoyuyla paylaşıldı. Ayrıca 2. İletişim Şurası Raporlar ve 2. İletişim Şurası Tebliğler kitapları program kapsamında okurlarla buluşturuldu.2. İletişim Şurası&#039;nın Politika Rotası: Sonuç Bildirgesi2. İletişim Şurası Sonuç Bildirgesi ise Türkiye'nin gelecek vizyonunu şekillendirecek; ülkemizin ulusal ve uluslararası iletişim kapasitesini güçlendirecek, teorik tartışmaları somut politika önerilerine dönüştürecek detaylı bir rehber niteliği taşıyor. Bildirge, Türkiye’nin 21. yüzyılda izleyeceği iletişim rotasını kurumsal, eğitimsel, yasal ve stratejik olmak üzere 4 temel eksende özetliyor. Dezenformasyonun milli güvenlik tehdidine dönüştüğü, yapay zekanın toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiği ve iletişim gücünün jeopolitik rekabetin merkezine yerleştiği bu dönemde bildirge, Türkiye’nin hakikat, güven ve etki üçgeninde kurumsallaşmış ve proaktif bir iletişim modeline geçiş yaptığını ilan ediyor. Bildirge, iletişimin farklı boyutlarına dair şu özet fikir, tespit ve teklifleri içeriyor: Stratejik İletişimİletişim Başkanlığı koordinasyonunda kurulacak ortak bir stratejik iletişim çalışma grubunun kriz dönemlerindeki yetki, sorumluluk ve onay süreçlerini önceden belirlemesi kritik bir öneme sahiptir. Bu grup; hibrit tehditler ve uluslararası krizlerle mücadelede proaktiflik, tutarlılık ve şeffaflık ilkelerini esas alarak veri temelli içerikler üretmeli, analiz süreçlerinde ise yapay zeka teknolojilerinden güvenli ve etkin bir şekilde yararlanmalıdır. Stratejik iletişim anlatısını güçlendirmek adına Türkiye’deki uluslararası öğrencilerin birer iletişim elçisi olarak konumlandırılması, bu alanda küresel ölçekte referans oluşturacak bir sistemin geliştirilmesi, uluslararası akademik işbirliklerinin artırılması ve Türk akademik yayınlarının görünürlüğünün desteklenmesi büyük önem arz etmektedir.Siyasal iletişimKritik önem taşıyan diğer bir konu ise çalışmaların veriye dayalı yürütülmesi, sosyolojik değişim ve dönüşümlerin dikkate alınması ve olası krizleri etkin şekilde yönetebilmek adına stratejik ve proaktif bir yaklaşımın benimsenmesidir. Bu bağlamda, siyasal iletişim alanında dijitalleşme sürecinin beraberinde getirdiği yapısal fırsatların en iyi şekilde değerlendirilmesi gerekliliği vurgulanırken aynı zamanda bu sürecin doğurabileceği yeni nesil risk ve tehditlere karşı da proaktif tedbirlerin alınması büyük bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır.Kamu diplomasisiKamu, özel sektör, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları arasında güçlü işbirliklerinin kurulması ve geliştirilecek etkili anlatı stratejileri vasıtasıyla faaliyetlerin Türk dış politikasıyla tam uyumunun sağlanması temel gerekliliklerden biridir. Bu doğrultuda, etki odaklı ve ağ (network) temelli tasarlanması gereken kamu diplomasisi süreçlerinde Türkiye’nin uluslararası yayıncılık potansiyelinin geliştirilmesi ve kültürel, sportif, bilimsel ile insani faaliyetler gibi yumuşak güç unsurlarının dönemsel ve tematik bazda, çok dilli bir anlatı stratejisiyle ele alınması öngörülmektedir. Ayrıca yürütülen faaliyetlerin etkililik düzeyini yapay zeka ve yeni medya teknolojileri vasıtasıyla sistematik olarak ölçümleyecek mekanizmaların kurulması, Türkiye markasını güçlendirecek stratejilerin bir “ülke markalaması strateji belgesi” ve somut bir eylem planına dönüştürülmesi büyük bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır.Gazetecilik ve dezenformasyonla mücadeleMedya mensuplarının farkındalığının Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tecrübesinden yararlanan eğitimlerle artırılması ve haber süreçlerinde doğrulama mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği ortaya konmuştur. Bu süreçte yapay zekanın bilinçli, güvenli ve sorumlu kullanımına yönelik eğitim programları; medya ve dijital okuryazarlık, doğrulama, telif hakları ile dijital etik konularını kapsayacak şekilde yaygınlaştırılmalı, ayrıca yerli yapay zeka teknolojilerini desteklemek adına paydaşlar arası işbirliğiyle bir “Türkiye Medya Veri Tabanı” oluşturulmalıdır. Dijital krizler, siber tehditler ve bilgi kirliliğine karşı ulusal düzeyde dijital afet senaryolarının hazırlanması önem arz ederken; dijital araçların doğruluk, yerinde gözlem, kaynak çeşitliliği ve kamu yararı gibi gazetecilik ilkeleriyle uyumlu kullanılması, haber üretiminin tıklanma baskısından arındırılarak nitelikli saha haberciliğinin desteklenmesi gerekmektedir. Ayrıca serbest medya çalışanlarının hukuki statüsüne yönelik mevzuat düzenlemelerinin yapılması, konvansiyonel medyanın ortak projelerle korunması, engelli bireylerin içeriklere erişim standartlarının geliştirilmesi ve korsan yayıncılıkla mücadele edilmesi kritik adımlardır. Televizyon yayınlarında reyting kaygısından uzak, milli kimlikle uyumlu nitelikli içeriklerin teşvik edilmesi, Türkiye’nin kendi hikayesini kendi ürettiği projelerle dünyaya anlatması bu bütüncül stratejinin tamamlayıcı unsurları olarak öne çıkmaktadır.Halkla ilişkilerMesleki terminolojinin standartlaştırılması ve ortak kavram ile terim setlerinin yaygın kullanımının teşvik edilmesi sektörel bütünlük açısından önemlidir. Bu doğrultuda halkla ilişkiler, kurumların stratejik yönetim fonksiyonlarından biri olarak kabul edilerek karar alma mekanizmalarına etkin biçimde dahil edilecektir. Dijital dönüşüm ve yapay zeka uygulamalarının, halkla ilişkiler süreçlerinde verimlilik sağlayacak şekilde yaygınlaştırılması hedeflenirken, aynı zamanda insan odaklı iletişim anlayışının korunması hassas bir denge olarak gözetilmelidir. Bu alandaki nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi amacıyla üniversite, kamu ve özel sektör arasındaki işbirliklerinin kurumsallaştırılması, sürdürülebilir bir sektörel ekosistemin inşası için vazgeçilmez bir adım olarak öne çıkmaktadır.DijitalleşmeTürkiye’nin dijital dönüşüm sürecinin kamu, akademi, özel sektör ve sivil toplumun ortak sorumluluk üstlendiği, görev dağılımları netleştirilmiş bütüncül bir ulusal strateji çerçevesinde yürütülmesi temel bir gerekliliktir. Bu süreçte devlet kurumları, yargı, akademi, medya ve teknoloji sektörünün işbirliğiyle iletişim hukukunun dijital dönüşümle uyumlu hale getirilmesi önem arz etmektedir. Ayrıca kişilik hakları, ifade özgürlüğü ve kamu yararı arasındaki denge gözetilerek “unutulma hakkı” açık ve uygulanabilir bir yasal çerçeveye kavuşturulmalıdır. Sürecin toplumsal boyutunda ise dijital ebeveynliğin güçlendirilmesi, çocukların yaşlarına uygun güvenli içeriklere erişmesi ve dijital medya okuryazarlığının yaygınlaştırılması hayati öneme sahiptir. Yapay zeka ve dijital platformların kullanımında şeffaflık, hesap verebilirlik ile bireysel hakların korunmasını esas alan düzenleyici çerçevelerin oluşturulması, kişi ve topluma yönelik ulusal bir strateji belgesi hazırlanarak sürekli çalışan koordinasyon mekanizmalarının kurulması büyük bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır.Kriz iletişimiTürkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) uyarınca afet ve kriz dönemlerindeki resmi bilgilendirme süreçlerinde TAMP İletişim Grubu’nun merkezi rolünün güçlendirilmesi zorunludur. Bu kapsamda kurumlar arası daimi koordinasyonu sağlayacak bir “Afet İletişimi İstişare Kurulu” oluşturulmalı, afeti yöneten ekipler ile afet iletişimini yöneten yapılar birbirinden kesin olarak ayrılmalıdır. Afet dönemlerinde ortaya çıkan dezenformasyona karşı kriz öncesi önleyici tedbirler geliştirilmeli, “Afet Yayıncılığı Standardı” güncellenerek medya platformlarında yalnızca yetkin ve akredite kişilere yer verilmesi sağlanmalıdır. Toplumsal dayanışmayı tehdit eden linç kültürü, algı operasyonları ve manipülasyonlara karşı proaktif idari ve hukuki tedbirler tavizsiz uygulanırken; medyadaki “ilk paylaşan olma” baskısına karşı “kurumsal teyit mekanizmaları” standart ve zorunlu bir mesleki kural haline getirilmelidir. Ayrıca dijital erişimin sınırlı olduğu riskli bölgelerde yüz yüze farkındalık faaliyetleri ile alternatif anons ve yerel radyo sistemleri afet öncesinde planlanmalı; afetzedelerin travmatik durumlarını ve mahremiyetlerini gözetecek Afet Muhabirliği Akreditasyon ve Eğitim Programları ivedilikle hayata geçirilmelidir.İletişim eğitimiİletişim Fakültesi öğrencilerinin son dönemlerini doğrudan sektörde geçirebilecekleri uzun dönemli staj programlarının yaygınlaştırılması ve mezunların kamuda istihdam imkanlarının geliştirilmesi son derece yararlı olacaktır. Eğitim altyapısının çağın gereksinimlerine uydurulması adına iletişim fakültesi müfredatlarının dijitalleşme süreçlerine göre güncellenmesi büyük bir önem taşımaktadır. Toplumsal düzeyde dijital bilincin artırılması amacıyla da medya okuryazarlığının yalnızca iletişim alanında değil, tüm üniversite programları için temel ve zorunlu bir ders haline getirilmesi sürdürülebilir bir medya ekosisteminin inşası için vazgeçilmez bir adım olarak öne çıkmaktadır.Sinema, dizi, filmDeğişen teknolojik ile sosyolojik koşullara uygun sinema politikalarının geliştirilmesi; araştırma, arşivleme, restorasyon ve sektörel veri paylaşımı amacıyla ulusal sinema platformlarının artırılmasının teşvik edilmesi öngörülmektedir. Sektörün uluslararasılaşma potansiyelini artırmak adına ortak yapımlar, festivaller ve küresel işbirliklerinin desteklenmesi önem arz etmektedir. Ayrıca uluslararası içerik tekelleşmesine ve kültürel hegemonyaya karşı Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda yerli ve milli değerleri esas alan kapsamlı bir “İletişim Strateji Belgesi” hazırlanmalıdır. Bu bağlamda, izleyiciyle daha güçlü bağ kuran, doğal ve özgün hikaye anlatımına sahip; kültürel mirası, ailevi değerleri ve toplumsal hafızayı yansıtan film, dizi, animasyon ile belgesel üretimlerinin teşvik edilmesi kritik bir adımdır. Türkiye’nin içerik üretim gücünü artırmak amacıyla belirlenen hedef illerde büyük dizi ve film platolarının kurulmasının teşvik edilmesi ve bu platoların bölge turizmine katkı sağlayacak destek mekanizmalarıyla güçlendirilmesi, bütüncül bir kültürel kalkınma stratejisi olarak benimsenmiştir.Görüldüğü üzere, 2. İletişim Şurası Sonuç Bildirgesi her maddesi ile Türkiye Yüzyılı, İletişim Yüzyılı mottosunun hayata geçirilmesinde bir rehber ve yol haritası niteliğindedir. Bildirge, Türkiye’nin iletişimde “hakikat eksenli” yeni paradigmasının hem teorik gerekçesini hem de operasyonel araçlarını bir arada ortaya koymaktadır. Türkiye Yüzyılı&#039;nın İletişim Rotası: Hakikatin Sesi OlmakSonuç olarak 2. İletişim Şurası, çağın anlam kaybına karşı verdiğimiz samimi mücadelenin en önemli ayaklarından birisidir. İletişim ve medya alanını sosyal bilimlerin, devlet politikalarının ve uluslararası ilişkilerin önemli bir bileşeni olarak ele alan vizyoner bakış açısıyla Türkiye, sınırları içinde kamu yararını ve doğru bilgiyi esas alan nitelikli bir medya ekosistemi inşa etmeyi hedeflerken küresel düzlemde ise hakikatin sesi olmayı sürdürecektir. [Prof. Dr. Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı]]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/08/iletisim-baskani-duran-2-iletisim-surasi-ve-turkiye-nin-yeni-iletisim-vizyonu-baslikli-makale-kaleme-aldi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
