<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Son Dakika Haber ve En Son Güncel Haberler - Canlı Gaste</title>
    <description>Canlı Gaste - Güncel RSS Feed</description>
    <link>https://www.canligaste.com/</link>
    <language>tr</language>
    <atom:link rel="self" href="https://www.canligaste.com/news-yandex/yandex-news.xml" type="application/rss+xml"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title>Belçika, gasbedilen Filistin topraklarından ithalatı yasakladı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/belcika-gasbedilen-filistin-topraklarindan-ithalati-yasakladi/881040/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/belcika-gasbedilen-filistin-topraklarindan-ithalati-yasakladi/881040/</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:18:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Dünya — Belçika hükümetinin, gasbedilen Filistin topraklarından ithalat yapılmasını yasakladığı bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya Haberleri — Belçika hükümetinin, gasbedilen Filistin topraklarından ithalat yapılmasını yasakladığı bildirildi.Belga ajansının haberine göre, Belçika Federal Hükümeti, yaz tatili öncesindeki son Bakanlar Kurulu toplantısında, işgal altındaki Filistin topraklarından yapılan ithalatı ele aldı.Sabaha kadar süren Bakanlar Kurulu Toplantısı'nda hükümet gasbedilen Filistin topraklarından yapılan ithalatı yasaklama kararı aldı.Yasağın nasıl uygulanacağına ilişkin ayrıntılar henüz netleşmedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Haberleri — Belçika hükümetinin, gasbedilen Filistin topraklarından ithalat yapılmasını yasakladığı bildirildi.Belga ajansının haberine göre, Belçika Federal Hükümeti, yaz tatili öncesindeki son Bakanlar Kurulu toplantısında, işgal altındaki Filistin topraklarından yapılan ithalatı ele aldı.Sabaha kadar süren Bakanlar Kurulu Toplantısı'nda hükümet gasbedilen Filistin topraklarından yapılan ithalatı yasaklama kararı aldı.Yasağın nasıl uygulanacağına ilişkin ayrıntılar henüz netleşmedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/belcika-gasbedilen-filistin-topraklarindan-ithalati-yasakladi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Alanya'da kaybolan yaşlı kadın termal kameralı dronla ormanlık alanda bulundu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/alanya-da-kaybolan-yasli-kadin-termal-kamerali-dronla-ormanlik-alanda-bulundu/881039/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/alanya-da-kaybolan-yasli-kadin-termal-kamerali-dronla-ormanlik-alanda-bulundu/881039/</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:18:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Antalya — Antalya'nın Alanya ilçesinde evden ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamayan 83 yaşındaki Alzheimer hastası kadın, AFAD ekiplerince termal kameralı dronla bulunarak kurtarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Antalya Haberleri — Antalya'nın Alanya ilçesinde evden ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamayan 83 yaşındaki Alzheimer hastası kadın, AFAD ekiplerince termal kameralı dronla bulunarak kurtarıldı.Bademağacı Mahallesi'ndeki evinden ayrılan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Kamile K'nin yakınlarının durumu bildirmesi üzerine bölgeye jandarma, AFAD, İHH ve UMKE ekipleri sevk edildi.Geniş çaplı arama çalışması başlatan ekipler, havanın kararması üzerine gece görüş özelliği bulunan termal kameralı dron desteğiyle faaliyetlerini sürdürdü.Dron operatörünün ağaçlık alanda hareketlilik tespit ederek arama timlerini yönlendirmesi sonucu, yaşlı kadın evinden yaklaşık 1 kilometre uzakta bir ağacın altında bulundu.Bitkin olduğu gözlenen Kamile K, UMKE ekiplerince yapılan sağlık kontrolünde herhangi bir yaralanma tespit edilmemesinin ardından ailesine teslim edildi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Antalya Haberleri — Antalya'nın Alanya ilçesinde evden ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamayan 83 yaşındaki Alzheimer hastası kadın, AFAD ekiplerince termal kameralı dronla bulunarak kurtarıldı.Bademağacı Mahallesi'ndeki evinden ayrılan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Kamile K'nin yakınlarının durumu bildirmesi üzerine bölgeye jandarma, AFAD, İHH ve UMKE ekipleri sevk edildi.Geniş çaplı arama çalışması başlatan ekipler, havanın kararması üzerine gece görüş özelliği bulunan termal kameralı dron desteğiyle faaliyetlerini sürdürdü.Dron operatörünün ağaçlık alanda hareketlilik tespit ederek arama timlerini yönlendirmesi sonucu, yaşlı kadın evinden yaklaşık 1 kilometre uzakta bir ağacın altında bulundu.Bitkin olduğu gözlenen Kamile K, UMKE ekiplerince yapılan sağlık kontrolünde herhangi bir yaralanma tespit edilmemesinin ardından ailesine teslim edildi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/alanya-da-kaybolan-yasli-kadin-termal-kamerali-dronla-ormanlik-alanda-bulundu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'nin rafting sporcuları Çatak Çayı'nın akıntılı parkurunda buluştu</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-nin-rafting-sporculari-catak-cayi-nin-akintili-parkurunda-bulustu/881038/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-nin-rafting-sporculari-catak-cayi-nin-akintili-parkurunda-bulustu/881038/</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:18:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Van — Türkiye Rafting Şampiyonası için Van'ın Çatak ilçesine gelen 9 ilden 180 sporcu, debisi yükselen çayda adrenalin dolu zaman geçirdi - Yozgat'tan gelen rafting antrenörü Abdullah Erarslan: - Türkiye'nin önde gelen rafting parkurlarından birinde yarışıyoruz. Güzel bir ortam var]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Van Haberleri — ORHAN SAĞLAM / SEDAT GÜMÜŞ - Van'ın Çatak ilçesine gelen birçok ilden rafting tutkunları, güçlü akıntılarla mücadele ederek heyecan dolu anlar yaşadı.Doğal güzellikleri ve kanyonlarıyla öne çıkan Çatak Çayı, Türkiye Rafting Şampiyonası'nın üçüncü ayağı kapsamında 9 ilden 180 sporcuyu ağırladı.Türkiye'nin önemli rafting parkurları arasında gösterilen çayda bir araya gelen sporcular, kask, can yeleği ve diğer güvenlik ekipmanlarını kuşanarak antrenörleri eşliğinde botlarla suya indi.Birkaç kilometrelik parkurda kürek çeken sporcular, zorlu etapları defalarca geçerek teknik becerilerini geliştirirken, güçlü akıntılarla mücadele ederek fiziksel dayanıklılıklarını artırdı ve takım uyumlarını pekiştirdi.Üç gün süren organizasyonda su debisi yüksek çayda adrenalin yaşayan rafting tutkunları, temiz, serin havası ve yeşilliğiyle öne doğada keyifli zaman geçirdi.Akıntısı rafting için oldukça elverişliYozgat'tan gelen rafting antrenörü Abdullah Erarslan, AA muhabirine, suda vakit geçirmenin keyifli olduğunu söyledi.Yedi kişilik ekiple geldiklerini belirten Erarslan, şunları kaydetti:Türkiye Şampiyonası'na üçüncü kez katılarak buradaki parkurda mücadele ediyoruz. Parkurun doğal yapısı ve su seviyesinin yüksekliği bizim için avantaj. Buradan da şampiyonlukla ayrılmayı hedefliyoruz. Kadın takımımızla yedi kişilik bir ekiple geldik. Diğer organizasyonlarda olduğu gibi bu yarışmaya da aynı disiplinle katılıyoruz. Türkiye'nin önde gelen rafting parkurlarından birinde yarışıyoruz. Güzel bir ortam var. Emeği geçenlere teşekkür ederim.Beş yıldır rafting sporuyla ilgilenen Yağmur Ünsal ise daha önce milli takım adına yarışmalara katıldığını ifade ederek, Son dört organizasyonda kadın takımı adına mücadele ediyorum. Parkurun keyfini çıkarıyoruz. Sıcak havada suya girmek serinletiyor. Akşamları hava biraz daha serin oluyor. Çatak güzel bir yer. Yeniden buraya gelmek isteriz. Parkurun akıntısı biraz hızlı ama suyu güzel. Slalom etabında akıntı nedeniyle herkesin biraz zorlanacağını düşünüyorum. dedi.Tunceli'den ekip arkadaşlarıyla birlikte gelen Ece Ela Oğuz da Hava çok sıcak, biz de suya girip serinliyoruz. Sporcuların buraya gelip bu parkuru görmesini isterim. Akıntısı rafting için oldukça elverişli. Hırslı ve azimli sporcular bu parkurda güzel bir mücadele ortaya koyabilir. diye konuştu.Rize'den gelen Ziya Balsüzen de Antrenman yaptığımız dere, akıntı bakımından buradan daha güçlü. Rize'deki derelere 'fırtına deresi' diyoruz. Rafting orada öne çıkan spor branşlarından biri. Buradaki parkuru orta zorlukta değerlendirebilirim. Bizim için burası daha kolay bir parkur oldu. 26 kişilik bir ekiple geldik. İyi bir derece elde edip memleketimize dönmeyi hedefliyoruz. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Van Haberleri — ORHAN SAĞLAM / SEDAT GÜMÜŞ - Van'ın Çatak ilçesine gelen birçok ilden rafting tutkunları, güçlü akıntılarla mücadele ederek heyecan dolu anlar yaşadı.Doğal güzellikleri ve kanyonlarıyla öne çıkan Çatak Çayı, Türkiye Rafting Şampiyonası'nın üçüncü ayağı kapsamında 9 ilden 180 sporcuyu ağırladı.Türkiye'nin önemli rafting parkurları arasında gösterilen çayda bir araya gelen sporcular, kask, can yeleği ve diğer güvenlik ekipmanlarını kuşanarak antrenörleri eşliğinde botlarla suya indi.Birkaç kilometrelik parkurda kürek çeken sporcular, zorlu etapları defalarca geçerek teknik becerilerini geliştirirken, güçlü akıntılarla mücadele ederek fiziksel dayanıklılıklarını artırdı ve takım uyumlarını pekiştirdi.Üç gün süren organizasyonda su debisi yüksek çayda adrenalin yaşayan rafting tutkunları, temiz, serin havası ve yeşilliğiyle öne doğada keyifli zaman geçirdi.Akıntısı rafting için oldukça elverişliYozgat'tan gelen rafting antrenörü Abdullah Erarslan, AA muhabirine, suda vakit geçirmenin keyifli olduğunu söyledi.Yedi kişilik ekiple geldiklerini belirten Erarslan, şunları kaydetti:Türkiye Şampiyonası'na üçüncü kez katılarak buradaki parkurda mücadele ediyoruz. Parkurun doğal yapısı ve su seviyesinin yüksekliği bizim için avantaj. Buradan da şampiyonlukla ayrılmayı hedefliyoruz. Kadın takımımızla yedi kişilik bir ekiple geldik. Diğer organizasyonlarda olduğu gibi bu yarışmaya da aynı disiplinle katılıyoruz. Türkiye'nin önde gelen rafting parkurlarından birinde yarışıyoruz. Güzel bir ortam var. Emeği geçenlere teşekkür ederim.Beş yıldır rafting sporuyla ilgilenen Yağmur Ünsal ise daha önce milli takım adına yarışmalara katıldığını ifade ederek, Son dört organizasyonda kadın takımı adına mücadele ediyorum. Parkurun keyfini çıkarıyoruz. Sıcak havada suya girmek serinletiyor. Akşamları hava biraz daha serin oluyor. Çatak güzel bir yer. Yeniden buraya gelmek isteriz. Parkurun akıntısı biraz hızlı ama suyu güzel. Slalom etabında akıntı nedeniyle herkesin biraz zorlanacağını düşünüyorum. dedi.Tunceli'den ekip arkadaşlarıyla birlikte gelen Ece Ela Oğuz da Hava çok sıcak, biz de suya girip serinliyoruz. Sporcuların buraya gelip bu parkuru görmesini isterim. Akıntısı rafting için oldukça elverişli. Hırslı ve azimli sporcular bu parkurda güzel bir mücadele ortaya koyabilir. diye konuştu.Rize'den gelen Ziya Balsüzen de Antrenman yaptığımız dere, akıntı bakımından buradan daha güçlü. Rize'deki derelere 'fırtına deresi' diyoruz. Rafting orada öne çıkan spor branşlarından biri. Buradaki parkuru orta zorlukta değerlendirebilirim. Bizim için burası daha kolay bir parkur oldu. 26 kişilik bir ekiple geldik. İyi bir derece elde edip memleketimize dönmeyi hedefliyoruz. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/turkiye-nin-rafting-sporculari-catak-cayi-nin-akintili-parkurunda-bulustu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Beşiktaş-Midtjylland maçını İspanyol hakem Ricardo de Burgos yönetecek</title>
      <link>https://www.canligaste.com/besiktas-midtjylland-macini-ispanyol-hakem-ricardo-de-burgos-yonetecek/881037/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/besiktas-midtjylland-macini-ispanyol-hakem-ricardo-de-burgos-yonetecek/881037/</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:18:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: 30 Temmuz Perşembe günü oynanacak rövanş mücadelesinde ise Hırvat hakem Ante Culina düdük çalacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- UEFA Avrupa Ligi ikinci eleme turunda 23 Temmuz Perşembe günü oynanacak Beşiktaş-Midtjylland mücadelesinde İspanyol hakem Ricardo de Burgos görev yapacak.UEFA'nın açıklamasına göre, Burgos'un yardımcılıklarını İspanya Futbol Federasyonundan Iker De Francisco ile Asier Perez De Mendiola yapacak.Karşılaşmanın dördüncü hakemi ise Adrian Cordero olacak.Rövanş mücadelesini Hırvat hakem Ante Culina yönetecekBeşiktaş, UEFA Avrupa Ligi ikinci eleme turu rövanş maçında ise 30 Temmuz Perşembe günü Danimarka temsilcisi ile deplasmanda karşı karşıya gelecek.Midtjylland-Beşiktaş karşılaşmasında Hırvat hakem Ante Culina düdük çalacak.Culina'nın yardımcılıklarını Hırvat Dario Kolarevic ile Kristijan Novosel yapacak.Müsabakanın dördüncü hakemi ise Antonio Melnjak olacak.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- UEFA Avrupa Ligi ikinci eleme turunda 23 Temmuz Perşembe günü oynanacak Beşiktaş-Midtjylland mücadelesinde İspanyol hakem Ricardo de Burgos görev yapacak.UEFA'nın açıklamasına göre, Burgos'un yardımcılıklarını İspanya Futbol Federasyonundan Iker De Francisco ile Asier Perez De Mendiola yapacak.Karşılaşmanın dördüncü hakemi ise Adrian Cordero olacak.Rövanş mücadelesini Hırvat hakem Ante Culina yönetecekBeşiktaş, UEFA Avrupa Ligi ikinci eleme turu rövanş maçında ise 30 Temmuz Perşembe günü Danimarka temsilcisi ile deplasmanda karşı karşıya gelecek.Midtjylland-Beşiktaş karşılaşmasında Hırvat hakem Ante Culina düdük çalacak.Culina'nın yardımcılıklarını Hırvat Dario Kolarevic ile Kristijan Novosel yapacak.Müsabakanın dördüncü hakemi ise Antonio Melnjak olacak.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/besiktas-midtjylland-macini-ispanyol-hakem-ricardo-de-burgos-yonetecek.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Eskişehir'de 1'i polis 11 kişinin yaralandığı kavgaya ilişkin yakalanan 18 zanlı adliyede</title>
      <link>https://www.canligaste.com/eskisehir-de-1-i-polis-11-kisinin-yaralandigi-kavgaya-iliskin-yakalanan-18-zanli-adliyede/881036/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/eskisehir-de-1-i-polis-11-kisinin-yaralandigi-kavgaya-iliskin-yakalanan-18-zanli-adliyede/881036/</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:18:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Eskişehir — Eskişehir'in Odunpazarı ilçesinde iki aile arasında çıkan ve 1'i polis memuru 11 kişinin yaralandığı kavgaya ilişkin gözaltına alınan 18 şüpheli adliyeye sevk edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Eskişehir Haberleri — Eskişehir'in Odunpazarı ilçesinde iki aile arasında çıkan ve 1'i polis memuru 11 kişinin yaralandığı kavgaya ilişkin gözaltına alınan 18 şüpheli adliyeye sevk edildi.İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerince yürütülen çalışma kapsamında, olaya karıştığı belirlenen 1'i çocuk 18 şüpheli yakalandı.Gözaltına alınan zanlılar, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye gönderildi.OlayEmek Mahallesi Obruk Sokak'ta iki aile arasında henüz bilinmeyen nedenle tartışma çıkmış, tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine bölgeye polis ekipleri sevk edilmişti.Taraflar, olaya müdahale eden polis memurlarına da saldırmış, arbedede aralarında polis memuru B.A'nın da bulunduğu 11 kişi darbedilerek yaralanmıştı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Eskişehir Haberleri — Eskişehir'in Odunpazarı ilçesinde iki aile arasında çıkan ve 1'i polis memuru 11 kişinin yaralandığı kavgaya ilişkin gözaltına alınan 18 şüpheli adliyeye sevk edildi.İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerince yürütülen çalışma kapsamında, olaya karıştığı belirlenen 1'i çocuk 18 şüpheli yakalandı.Gözaltına alınan zanlılar, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye gönderildi.OlayEmek Mahallesi Obruk Sokak'ta iki aile arasında henüz bilinmeyen nedenle tartışma çıkmış, tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine bölgeye polis ekipleri sevk edilmişti.Taraflar, olaya müdahale eden polis memurlarına da saldırmış, arbedede aralarında polis memuru B.A'nın da bulunduğu 11 kişi darbedilerek yaralanmıştı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/eskisehir-de-1-i-polis-11-kisinin-yaralandigi-kavgaya-iliskin-yakalanan-18-zanli-adliyede.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bartın'daki uyuşturucu operasyonunda yakalanan 17 zanlıdan ikisi tutuklandı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bartin-daki-uyusturucu-operasyonunda-yakalanan-17-zanlidan-ikisi-tutuklandi/881035/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bartin-daki-uyusturucu-operasyonunda-yakalanan-17-zanlidan-ikisi-tutuklandi/881035/</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Bartın — Bartın'da düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 17 şüpheliden ikisi tutuklandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Bartın Haberleri — Bartın'da düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 17 şüpheliden ikisi tutuklandı.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince uyuşturucu ticareti ve kullanımının engellenmesine yönelik yürütülen çalışma kapsamında gözaltına alınan 17 zanlının emniyetteki işlemleri tamamlandı.Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 2'si çıkarıldıkları nöbetçi hakimlikçe tutuklandı, 5'i adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı, 10 kişi ise savcılık sorgusunun ardından salıverildi.Bartın Cumhuriyet Başsavcılığının koordinesinde 14 Temmuz'da düzenlenen uyuşturucu operasyonunda belirlenen 23 ikamet, 3 iş yeri ve 2 araçta arama yapılmış, 17 şüpheli yakalanmıştı.Aramalarda yaklaşık 1,5 kilogram sentetik uyuşturucu, 58,43 gram sentetik uyuşturucu ham maddesi, 1 hassas terazi, 49,25 gram peçeteye emdirilmiş sentetik uyuşturucu, 14 sentetik ecza hapı ile narkotik madde kullanma aparatları, tabanca ve av tüfeği ele geçirilmişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Bartın Haberleri — Bartın'da düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 17 şüpheliden ikisi tutuklandı.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince uyuşturucu ticareti ve kullanımının engellenmesine yönelik yürütülen çalışma kapsamında gözaltına alınan 17 zanlının emniyetteki işlemleri tamamlandı.Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 2'si çıkarıldıkları nöbetçi hakimlikçe tutuklandı, 5'i adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı, 10 kişi ise savcılık sorgusunun ardından salıverildi.Bartın Cumhuriyet Başsavcılığının koordinesinde 14 Temmuz'da düzenlenen uyuşturucu operasyonunda belirlenen 23 ikamet, 3 iş yeri ve 2 araçta arama yapılmış, 17 şüpheli yakalanmıştı.Aramalarda yaklaşık 1,5 kilogram sentetik uyuşturucu, 58,43 gram sentetik uyuşturucu ham maddesi, 1 hassas terazi, 49,25 gram peçeteye emdirilmiş sentetik uyuşturucu, 14 sentetik ecza hapı ile narkotik madde kullanma aparatları, tabanca ve av tüfeği ele geçirilmişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/bartin-daki-uyusturucu-operasyonunda-yakalanan-17-zanlidan-ikisi-tutuklandi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Görme yetisini kaybeden Pamuk kontak lens sayesinde iyileşecek</title>
      <link>https://www.canligaste.com/gorme-yetisini-kaybeden-pamuk-kontak-lens-sayesinde-iyilesecek/881034/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/gorme-yetisini-kaybeden-pamuk-kontak-lens-sayesinde-iyilesecek/881034/</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Sivas — Sivas'ta başka bir köpeğin saldırısı sonucu korneası yırtılan Pekinez ırkı köpeğin gözlerine takılan özel lenslerin, korneadaki hasarı iyileştirmesi ve tedavi sürecini hızlandırması bekleniyor - Veteriner hekim İrem Yıldırım Yıldız: - Bu bilinenin aksine görme bozukluğunu gidermek için değil, gözün en dış tabakasındaki korneayı, saydam tabakayı iyileştirmek ve sürecimizi daha da ileriye taşımak adına uyguladığımız bir sistem]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Sivas Haberleri — SERHAT ZAFER - Sivas'ta başka bir köpeğin saldırısı sonucu korneası yırtılan ve görme yetisini kaybeden Pamuk isimli köpeğin gözlerine tedavi sürecini hızlandırması amacıyla kontak lens takıldı.Eralp Arslan'ın Pekinez ırkı Pamuk isimli köpeği, yaklaşık 2 ay önce sokakta başka bir köpeğin saldırısına uğradı.Korneasında oluşan yırtık nedeniyle görme yetisini kaybeden Pamuk, sahibi tarafından veteriner hekim İrem Yıldırım Yıldız'a götürüldü.Yaklaşık 2 aylık tedavi sürecinin ardından köpeğin gözlerine lens takılmasına karar verildi.İstanbul'da bir firma tarafından özel olarak üretilen lenslerine kavuşan Pamukun, bu sayede korneasındaki hasarın iyileşmesi ve tedavi sürecinin hızlanması bekleniyor.Veteriner hekim İrem Yıldırım Yıldız, AA muhabirine, “Pamuk”un göz içi kanama şikayetiyle kliniğe getirildiğini söyledi.Köpeğin gözü üzerinde çok derin yırtıklar ve kornea üzerinde derin hasarlar bulunduğunu belirten Yıldız, Yaklaşık 2 aydır tedavimizi devam ettiriyoruz ve şu an yeni bir aşamaya geçiyoruz. Yeni teknolojiden faydalanmak için güncel bir tedaviye geçiş yapıyoruz. Kontak bandaj lens uygulamasına geçiyoruz. Bu bilinenin aksine görme bozukluğunu gidermek için değil, gözün en dış tabakasındaki korneayı, saydam tabakayı iyileştirmek ve sürecimizi daha da ileriye taşımak adına uyguladığımız bir sistem. diye konuştu.2 ile 4 hafta arasında belirgin bir iyileşme görmek istiyoruzYıldız, tek amaçlarının Pamukun daha hızlı sağlığına kavuşması olduğunu vurgulayarak, lensi kornea üzerine yerleştirdiklerini dile getirdi.Uyguladıkları damlaların bu şekilde yüzeyde daha fazla kalacağını ve iyileşme sürecinin daha da ileriye taşınacağını aktaran Yıldız, şunları kaydetti:İyileşme süreci hayvanımızın türüyle, ırkıyla ve yaşıyla bağlantılı olarak değişiyor. Şu an için öngördüğümüz yaklaşık 2 ile 4 hafta arasında belirgin bir iyileşme görmek istiyoruz. Yaptığımız tedaviyi Türkiye'de uygulayan yerler var, ilk demek doğru olmaz. Teknoloji oldukça ilerledi. Artık birçok şey gelişti ve birçok uygulama yapılıyor. Güncel tedavi yöntemlerini biz de şehrimizde takip ediyoruz ve destekliyoruz. Tedavide kısa sürede dönüş almak için yeni bir teknoloji kullandık, bu teknolojiyle de sürecimizin daha da hızlanacağını, hem onun hayat konforu için hem de hasta sahibimiz için daha güzel ve profesyonel bir süreç olacağını düşünüyoruz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Sivas Haberleri — SERHAT ZAFER - Sivas'ta başka bir köpeğin saldırısı sonucu korneası yırtılan ve görme yetisini kaybeden Pamuk isimli köpeğin gözlerine tedavi sürecini hızlandırması amacıyla kontak lens takıldı.Eralp Arslan'ın Pekinez ırkı Pamuk isimli köpeği, yaklaşık 2 ay önce sokakta başka bir köpeğin saldırısına uğradı.Korneasında oluşan yırtık nedeniyle görme yetisini kaybeden Pamuk, sahibi tarafından veteriner hekim İrem Yıldırım Yıldız'a götürüldü.Yaklaşık 2 aylık tedavi sürecinin ardından köpeğin gözlerine lens takılmasına karar verildi.İstanbul'da bir firma tarafından özel olarak üretilen lenslerine kavuşan Pamukun, bu sayede korneasındaki hasarın iyileşmesi ve tedavi sürecinin hızlanması bekleniyor.Veteriner hekim İrem Yıldırım Yıldız, AA muhabirine, “Pamuk”un göz içi kanama şikayetiyle kliniğe getirildiğini söyledi.Köpeğin gözü üzerinde çok derin yırtıklar ve kornea üzerinde derin hasarlar bulunduğunu belirten Yıldız, Yaklaşık 2 aydır tedavimizi devam ettiriyoruz ve şu an yeni bir aşamaya geçiyoruz. Yeni teknolojiden faydalanmak için güncel bir tedaviye geçiş yapıyoruz. Kontak bandaj lens uygulamasına geçiyoruz. Bu bilinenin aksine görme bozukluğunu gidermek için değil, gözün en dış tabakasındaki korneayı, saydam tabakayı iyileştirmek ve sürecimizi daha da ileriye taşımak adına uyguladığımız bir sistem. diye konuştu.2 ile 4 hafta arasında belirgin bir iyileşme görmek istiyoruzYıldız, tek amaçlarının Pamukun daha hızlı sağlığına kavuşması olduğunu vurgulayarak, lensi kornea üzerine yerleştirdiklerini dile getirdi.Uyguladıkları damlaların bu şekilde yüzeyde daha fazla kalacağını ve iyileşme sürecinin daha da ileriye taşınacağını aktaran Yıldız, şunları kaydetti:İyileşme süreci hayvanımızın türüyle, ırkıyla ve yaşıyla bağlantılı olarak değişiyor. Şu an için öngördüğümüz yaklaşık 2 ile 4 hafta arasında belirgin bir iyileşme görmek istiyoruz. Yaptığımız tedaviyi Türkiye'de uygulayan yerler var, ilk demek doğru olmaz. Teknoloji oldukça ilerledi. Artık birçok şey gelişti ve birçok uygulama yapılıyor. Güncel tedavi yöntemlerini biz de şehrimizde takip ediyoruz ve destekliyoruz. Tedavide kısa sürede dönüş almak için yeni bir teknoloji kullandık, bu teknolojiyle de sürecimizin daha da hızlanacağını, hem onun hayat konforu için hem de hasta sahibimiz için daha güzel ve profesyonel bir süreç olacağını düşünüyoruz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/gorme-yetisini-kaybeden-pamuk-kontak-lens-sayesinde-iyilesecek.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>ABD Başkan Yardımcısı Vance’ın İsrail açıklamaları Washington-Tel Aviv hattındaki ayrılığı derinleştirir mi?</title>
      <link>https://www.canligaste.com/abd-baskan-yardimcisi-vance-in-israil-aciklamalari-washington-tel-aviv-hattindaki-ayriligi-derinlestirir-mi/881033/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/abd-baskan-yardimcisi-vance-in-israil-aciklamalari-washington-tel-aviv-hattindaki-ayriligi-derinlestirir-mi/881033/</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ramallah — İsrail uzmanı Haldun el-Bergusi:  - İki ülke arasındaki görüş ayrılıkları bir kopuş anlamına gelmiyor. Trump yönetimi, önceki yönetimlerle kıyaslandığında  İsrail’in tutumlarına hala en yakın ABD yönetimi  - İsrail uzmanı İsmet Mansur:  - İsrail, Washington’daki geleneksel destek tabanının aşınması şeklinde stratejik bir sorunla karşı karşıya]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ramallah Haberleri — KAYS EBU SEMRA - ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'ın, İsrail hükümetinden bazı yetkilileri Washington'ın İran politikasını etkilemeye çalışmakla suçlaması, Donald Trump yönetimi ile Binyamin Netanyahu hükümeti arasındaki ilişkilerin geleceğine yönelik tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.Filistinli uzmanlar, AA muhabirine yaptıkları değerlendirmelerde, Vance’ın açıklamalarının ABD yönetimi ile İsrail hükümeti arasında giderek artan görüş ayrılıklarını ortaya koyduğunu ancak bunların henüz iki ülke arasında bir kopuşa işaret etmediğini belirtti.Uzmanlara göre, Tel Aviv yönetiminin mevcut politikalarını sürdürmesi halinde Washington-Tel Aviv ilişkilerinin kademeli olarak yeniden şekilleneceği yeni bir döneme girilebilir.Vance, 16 Temmuz'da basına yaptığı açıklamada, İsrailli bazı yetkililerin İran’la yürütülen diplomatik süreci başarısızlığa uğratmak amacıyla Amerikan kamuoyunu etkilemeye çalıştığını söyledi.ABD dış politikasının Washington’da belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Vance, İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesinin, ABD’nin Orta Doğu’da yeni bir savaşa sürüklenmesi anlamına gelmemesi gerektiğini ifade etti.Söz konusu açıklamalar, İran konusunda ABD ile İsrail arasında yaşanan görüş ayrılıklarının arttığı bir dönemde geldi.ABD ile İran, 18 Haziran’da ateşkes sağlanması ve 28 Şubat’ta ABD ile İsrail’in İran’a karşı başlattığı saldırıların sona erdirilmesi amacıyla Pakistan ve Katar arabuluculuğunda müzakerelere başlanmasını öngören bir mutabakat zaptı imzalamıştı.ABD Başkanı Trump ise İran’ın 7 Temmuz’da Hürmüz Boğazı’ndan geçen 3 gemiye, belirlenen seyir güzergahına uymadıkları gerekçesiyle saldırmasının ardından çatışmaların yeniden başlaması üzerine 8 Temmuz’da ateşkesin sona erdiğini açıklamıştı.Washington yönetimi de bunun üzerine İran’daki bazı noktalara saldırılar düzenlemişti.Görüş ayrılığı var ancak kopuş yokİsrail uzmanı Haldun el-Bergusi, Vance’ın açıklamalarının onun tutumunda ani bir değişikliği temsil etmediğini aksine aylardır açıkladığı yaklaşımıyla örtüştüğünü söyledi.Vance’ın ABD’nin yeni savaşlara dahil olmasına karşı çıkan ve ülkesinin yurt dışındaki askeri müdahalelerini azaltmasını savunan bir yaklaşım benimsediğini belirten Bergusi, bunun Washington’ı bölgede İsrail’in çıkarlarına hizmet eden çatışmalara sürüklemeye alışmış İsrail anlayışıyla çeliştiğini ifade etti.Bergusi, Vance’ın İsrail hükümetine yönelik eleştirilerinin Tel Aviv’de kaygıya yol açtığını, özellikle Trump’ın görev süresinin sona ermesinin ardından başkanlığa aday olabileceğine ilişkin değerlendirmelerin bu endişeyi artırdığını kaydetti.ABD’nin askeri müdahalelerini sınırlandırmayı savunan Cumhuriyetçi bir başkanın İsrail’in çıkarlarına hizmet etmeyebileceğini savunan Bergusi, Demokrat Parti içinde de İsrail’i eleştiren seslerin giderek yükseldiğini söyledi.Vance’ın başkanlık ihtimali İsrail’i kaygılandırıyorBergusi, bu endişelerin, Vance’ı siyasi olarak hedef alan erken bir İsrail kampanyasının başlamasını açıklayabileceğini belirtti.Söz konusu kampanyanın Vance'ın Cumhuriyetçi Partinin önde gelen başkan adaylarından biri olmasını engellemeyi amaçladığına dikkati çeken Bergusi, onun Beyaz Saray'a çıkmasının ABD'nin İsrail'i savunmak için bölgesel çatışmalara girme isteğini azaltabileceğini kaydetti.Bergusi, buna rağmen Washington ile Tel Aviv arasında bir kopuştan söz edilemeyeceğini vurgulayarak, İki ülke arasındaki görüş ayrılıkları bir kopuş anlamına gelmiyor. Trump yönetimi, önceki yönetimlerle kıyaslandığında İsrail’in tutumlarına hala en yakın Amerikan yönetimi. değerlendirmesinde bulundu.İki ülke arasındaki stratejik ilişkinin temelinde henüz bir değişiklik yaşanmadığını kaydeden Bergusi, ilişkinin yönünün büyük ölçüde Trump’ın alacağı kararlara bağlı olduğunu ifade etti.Bergusi, Trump'ın özellikle İran konusunda zaman zaman Netanyahu'nun politikalarını benimsediğini, ancak Amerikan çıkarlarının gerektirdiğini düşündüğü durumlarda İsrail hükümetine baskı yapmaktan da çekinmediğini ifade etti.ABD’nin son dönemde İsrail’i Lübnan’ın güneyinden çekilmeye ve İran meselesine odaklanmaya yönlendiren baskılarını buna örnek gösteren Bergusi, İsrail’de seçim süreci yaklaştıkça Washington ile Tel Aviv arasındaki görüş ayrılıklarının büyüyebileceğini ifade etti.Bergusi, Netanyahu’nun siyasi hesapları ile ABD yönetiminin İran’la yeniden anlaşmaya varma isteğinin çelişmesi halinde iki taraf arasında daha önce görülmemiş bir siyasi gerilim yaşanabileceğini savundu.Netanyahu politikaları uçurumu büyüttüİsrail uzmanı İsmet Mansur da Vance’ın açıklamalarının, İsrail ile ABD arasındaki ilişkilerde son yıllarda yaşanan değişimlerden bağımsız ele alınamayacağını belirtti.Sorunun yalnızca Vance’ın açıklamalarından kaynaklanmadığını aktaran Mansur, Netanyahu hükümetinin izlediği politikaların İsrail ile ABD içindeki geniş kesimler arasındaki uçurumu büyüttüğünü dile getirdi.Netanyahu’nun Washington ile ilişkileri kendi siyasi ve kişisel çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalıştığını vurgulayan Mansur, bunun Amerikan karar alma çevrelerinde İsrail hükümetine yönelik tepkiye yol açtığını kaydetti.Mansur, Vance’ın Trump’ın ardından Cumhuriyetçi Parti'nin en güçlü başkan adayı olabileceği düşüncesinin İsrail’de kaygıyla karşılandığını, Vance’ın tutumlarının İsrail hükümetlerinin alışık olduğu geleneksel Amerikan yaklaşımından farklı olduğunu aktardı.Washington ile ilişkilerin geleceğine yönelik kaygıların artık yalnızca İsrailli siyasetçilerle sınırlı olmadığını belirten Mansur, İsrail’deki araştırma merkezleri ile eski güvenlik yetkililerinin de Netanyahu’nun ABD ile stratejik ilişkilere verdiği zarar konusunda giderek daha fazla uyarıda bulunduğunu ifade etti.Geleneksel destek tabanı aşınıyorMansur, Netanyahu’nun İsrail’e destek konusunda ABD’de var olan geleneksel uzlaşıya zarar verdiğini belirtti.Netanyahu’nun açık biçimde Cumhuriyetçi Parti'ye yakınlaşmasının Demokrat Parti içindeki İsrail desteğini zayıflattığına işaret eden Mansur, bunun Tel Aviv’in Washington’daki en önemli siyasi güç kaynaklarından birine zarar verdiğini söyledi.Mansur, Gazze’de savaşın devam etmesi, siyasi bir çözüm perspektifinin bulunmaması ve İsrail hükümetinin kullandığı söylemin Amerikan kamuoyundaki İsrail algısını olumsuz etkilediğini ifade etti.Bu değişimin yalnızca siyasi partiler ve elitlerle sınırlı kalmadığını belirten Mansur, geleneksel olarak İsrail’e daha yakın olan bazı toplumsal kesimlere de yayıldığını dile getirdi.Mansur, “İsrail, Washington’daki geleneksel destek tabanının aşınması şeklinde stratejik bir sorunla karşı karşıya.” dedi.Gelecekteki herhangi bir İsrail yönetiminin, ülkenin Amerikan siyasetindeki konumunu koruyabilmek için hem Cumhuriyetçilerle hem Demokratlarla ilişkilerini yeniden inşa etmesi gerektiğini belirten Mansur, İsrail’in Washington’daki iki partili desteği yeniden kazanmak zorunda olduğunu kaydetti.ABD’nin bakışında kademeli değişimin başlangıcıYebus Araştırmalar Merkezi Müdürü Süleyman Beşarat ise Vance’ın açıklamalarının, ABD’nin İsrail’e bakışında hem resmi makamlar hem kamuoyu düzeyinde kademeli bir değişimin başladığına işaret ettiğini söyledi.Bu değişimin siyasi ve sahadaki gelişmelerin birikmesi sonucunda ortaya çıktığı görüşünü paylaşan Beşarat, İsrail’in Gazze, Lübnan ve İran’da ilan ettiği hedeflere ulaşamadığını savundu.Beşarat, söz konusu cephelerin açık kalmasının Amerikan ve Batı politikaları açısından çözülmesi güç krizler oluşturduğunu ifade etti.İsrail, Amerikan çıkarları açısından yüke dönüşüyorBeşarat, ABD’de İsrail politikalarının artık Amerikan çıkarlarını koruyan bir araç olmaktan çıkarak bu çıkarlar üzerinde yük oluşturmaya başladığı yönündeki kanaatin güçlendiğini söyledi.Washington’ın İsrail hükümetinin uygulamalarını ve bu uygulamalara yönelik uluslararası hukuku ihlal suçlamalarını savunmakta giderek daha fazla zorlandığını kaydeden Beşarat, bu durumun ABD iç siyasetindeki hesapları da etkilediğini söyledi.Amerikan kamuoyunun İsrail’e koşulsuz desteğin sürdürülmesi konusunda daha hassas hale geldiğine işaret eden Beşarat, Vance’ın da gelecekteki olası bir başkanlık yarışı öncesinde Netanyahu hükümetiyle arasına siyasi mesafe koymaya çalıştığını söyledi.Beşarat, buna rağmen Vance’ın İsrail’le stratejik ittifaktan vazgeçmediğini vurguladı.ABD’nin İsrail’e yönelik tutumunda köklü bir değişimin henüz başlangıç aşamasında olduğunu belirten Beşarat, Washington ile Tel Aviv arasındaki görüş ayrılıklarının iki ülke ilişkilerini yeniden şekillendirecek düzeye ulaşmadığı değerlendirmesinde bulundu.Beşarat, İsrail’in mevcut politikalarını sürdürmesi halinde aradaki mesafenin daha da açılabileceğini kaydetti.Tel Aviv’in Batılı müttefiklerini bölgedeki Batı çıkarlarını koruyabilecek taraf olduğuna artık eskisi kadar ikna edemediğini savunan Beşarat, İsrail’in söz konusu çıkarlar açısından giderek daha fazla sorun kaynağı olarak görülmeye başlandığını ifade etti.Beşarat, Vance’ın sözlerinin yalnızca kişisel bir tutum olarak değerlendirilemeyeceğini, açıklamaların ABD’de İsrail’le ilişkilerin geleceğine ilişkin daha geniş bir tartışmanın başladığının göstergesi olduğunu vurguladı.Vance’ın İsrail ile ilgili açıklamasıVance, İsrail ile ilgili son açıklamasında, Daha önce Trump’ın seçim döneminde bizzat İsrail hükümeti tarafından fonlanmış kişiler bana acımasızca saldırıyor. Bizzat Başkan’ın ülke için koyduğu müzakere hedefini gerçekleştirmeye çalıştığım için bana saldırıyorlar. ifadelerini kullanmıştı.İsrail’in ABD siyasetini etkilemeye çalışma konusunda çoğu ülkeden daha etkili olduğunu belirten Vance, kendisine saldıranlara, “Cehenneme kadar yolunuz var.” şeklinde karşılık verdiğini söylemişti.İsrailli bazı yetkililerin İran ile ABD arasındaki barış görüşmelerinden rahatsız olduğunu ifade eden Vance, “İsrail hükümetinin Amerikan siyasetini ne kadar etkilediği konusu çok konuşuluyor ve İsrail hükümeti içinde de anlaşmadan nefret eden bazı kişiler var. Bunun somut kanıtlarını görüyoruz. demişti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ramallah Haberleri — KAYS EBU SEMRA - ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'ın, İsrail hükümetinden bazı yetkilileri Washington'ın İran politikasını etkilemeye çalışmakla suçlaması, Donald Trump yönetimi ile Binyamin Netanyahu hükümeti arasındaki ilişkilerin geleceğine yönelik tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.Filistinli uzmanlar, AA muhabirine yaptıkları değerlendirmelerde, Vance’ın açıklamalarının ABD yönetimi ile İsrail hükümeti arasında giderek artan görüş ayrılıklarını ortaya koyduğunu ancak bunların henüz iki ülke arasında bir kopuşa işaret etmediğini belirtti.Uzmanlara göre, Tel Aviv yönetiminin mevcut politikalarını sürdürmesi halinde Washington-Tel Aviv ilişkilerinin kademeli olarak yeniden şekilleneceği yeni bir döneme girilebilir.Vance, 16 Temmuz'da basına yaptığı açıklamada, İsrailli bazı yetkililerin İran’la yürütülen diplomatik süreci başarısızlığa uğratmak amacıyla Amerikan kamuoyunu etkilemeye çalıştığını söyledi.ABD dış politikasının Washington’da belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Vance, İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesinin, ABD’nin Orta Doğu’da yeni bir savaşa sürüklenmesi anlamına gelmemesi gerektiğini ifade etti.Söz konusu açıklamalar, İran konusunda ABD ile İsrail arasında yaşanan görüş ayrılıklarının arttığı bir dönemde geldi.ABD ile İran, 18 Haziran’da ateşkes sağlanması ve 28 Şubat’ta ABD ile İsrail’in İran’a karşı başlattığı saldırıların sona erdirilmesi amacıyla Pakistan ve Katar arabuluculuğunda müzakerelere başlanmasını öngören bir mutabakat zaptı imzalamıştı.ABD Başkanı Trump ise İran’ın 7 Temmuz’da Hürmüz Boğazı’ndan geçen 3 gemiye, belirlenen seyir güzergahına uymadıkları gerekçesiyle saldırmasının ardından çatışmaların yeniden başlaması üzerine 8 Temmuz’da ateşkesin sona erdiğini açıklamıştı.Washington yönetimi de bunun üzerine İran’daki bazı noktalara saldırılar düzenlemişti.Görüş ayrılığı var ancak kopuş yokİsrail uzmanı Haldun el-Bergusi, Vance’ın açıklamalarının onun tutumunda ani bir değişikliği temsil etmediğini aksine aylardır açıkladığı yaklaşımıyla örtüştüğünü söyledi.Vance’ın ABD’nin yeni savaşlara dahil olmasına karşı çıkan ve ülkesinin yurt dışındaki askeri müdahalelerini azaltmasını savunan bir yaklaşım benimsediğini belirten Bergusi, bunun Washington’ı bölgede İsrail’in çıkarlarına hizmet eden çatışmalara sürüklemeye alışmış İsrail anlayışıyla çeliştiğini ifade etti.Bergusi, Vance’ın İsrail hükümetine yönelik eleştirilerinin Tel Aviv’de kaygıya yol açtığını, özellikle Trump’ın görev süresinin sona ermesinin ardından başkanlığa aday olabileceğine ilişkin değerlendirmelerin bu endişeyi artırdığını kaydetti.ABD’nin askeri müdahalelerini sınırlandırmayı savunan Cumhuriyetçi bir başkanın İsrail’in çıkarlarına hizmet etmeyebileceğini savunan Bergusi, Demokrat Parti içinde de İsrail’i eleştiren seslerin giderek yükseldiğini söyledi.Vance’ın başkanlık ihtimali İsrail’i kaygılandırıyorBergusi, bu endişelerin, Vance’ı siyasi olarak hedef alan erken bir İsrail kampanyasının başlamasını açıklayabileceğini belirtti.Söz konusu kampanyanın Vance'ın Cumhuriyetçi Partinin önde gelen başkan adaylarından biri olmasını engellemeyi amaçladığına dikkati çeken Bergusi, onun Beyaz Saray'a çıkmasının ABD'nin İsrail'i savunmak için bölgesel çatışmalara girme isteğini azaltabileceğini kaydetti.Bergusi, buna rağmen Washington ile Tel Aviv arasında bir kopuştan söz edilemeyeceğini vurgulayarak, İki ülke arasındaki görüş ayrılıkları bir kopuş anlamına gelmiyor. Trump yönetimi, önceki yönetimlerle kıyaslandığında İsrail’in tutumlarına hala en yakın Amerikan yönetimi. değerlendirmesinde bulundu.İki ülke arasındaki stratejik ilişkinin temelinde henüz bir değişiklik yaşanmadığını kaydeden Bergusi, ilişkinin yönünün büyük ölçüde Trump’ın alacağı kararlara bağlı olduğunu ifade etti.Bergusi, Trump'ın özellikle İran konusunda zaman zaman Netanyahu'nun politikalarını benimsediğini, ancak Amerikan çıkarlarının gerektirdiğini düşündüğü durumlarda İsrail hükümetine baskı yapmaktan da çekinmediğini ifade etti.ABD’nin son dönemde İsrail’i Lübnan’ın güneyinden çekilmeye ve İran meselesine odaklanmaya yönlendiren baskılarını buna örnek gösteren Bergusi, İsrail’de seçim süreci yaklaştıkça Washington ile Tel Aviv arasındaki görüş ayrılıklarının büyüyebileceğini ifade etti.Bergusi, Netanyahu’nun siyasi hesapları ile ABD yönetiminin İran’la yeniden anlaşmaya varma isteğinin çelişmesi halinde iki taraf arasında daha önce görülmemiş bir siyasi gerilim yaşanabileceğini savundu.Netanyahu politikaları uçurumu büyüttüİsrail uzmanı İsmet Mansur da Vance’ın açıklamalarının, İsrail ile ABD arasındaki ilişkilerde son yıllarda yaşanan değişimlerden bağımsız ele alınamayacağını belirtti.Sorunun yalnızca Vance’ın açıklamalarından kaynaklanmadığını aktaran Mansur, Netanyahu hükümetinin izlediği politikaların İsrail ile ABD içindeki geniş kesimler arasındaki uçurumu büyüttüğünü dile getirdi.Netanyahu’nun Washington ile ilişkileri kendi siyasi ve kişisel çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalıştığını vurgulayan Mansur, bunun Amerikan karar alma çevrelerinde İsrail hükümetine yönelik tepkiye yol açtığını kaydetti.Mansur, Vance’ın Trump’ın ardından Cumhuriyetçi Parti'nin en güçlü başkan adayı olabileceği düşüncesinin İsrail’de kaygıyla karşılandığını, Vance’ın tutumlarının İsrail hükümetlerinin alışık olduğu geleneksel Amerikan yaklaşımından farklı olduğunu aktardı.Washington ile ilişkilerin geleceğine yönelik kaygıların artık yalnızca İsrailli siyasetçilerle sınırlı olmadığını belirten Mansur, İsrail’deki araştırma merkezleri ile eski güvenlik yetkililerinin de Netanyahu’nun ABD ile stratejik ilişkilere verdiği zarar konusunda giderek daha fazla uyarıda bulunduğunu ifade etti.Geleneksel destek tabanı aşınıyorMansur, Netanyahu’nun İsrail’e destek konusunda ABD’de var olan geleneksel uzlaşıya zarar verdiğini belirtti.Netanyahu’nun açık biçimde Cumhuriyetçi Parti'ye yakınlaşmasının Demokrat Parti içindeki İsrail desteğini zayıflattığına işaret eden Mansur, bunun Tel Aviv’in Washington’daki en önemli siyasi güç kaynaklarından birine zarar verdiğini söyledi.Mansur, Gazze’de savaşın devam etmesi, siyasi bir çözüm perspektifinin bulunmaması ve İsrail hükümetinin kullandığı söylemin Amerikan kamuoyundaki İsrail algısını olumsuz etkilediğini ifade etti.Bu değişimin yalnızca siyasi partiler ve elitlerle sınırlı kalmadığını belirten Mansur, geleneksel olarak İsrail’e daha yakın olan bazı toplumsal kesimlere de yayıldığını dile getirdi.Mansur, “İsrail, Washington’daki geleneksel destek tabanının aşınması şeklinde stratejik bir sorunla karşı karşıya.” dedi.Gelecekteki herhangi bir İsrail yönetiminin, ülkenin Amerikan siyasetindeki konumunu koruyabilmek için hem Cumhuriyetçilerle hem Demokratlarla ilişkilerini yeniden inşa etmesi gerektiğini belirten Mansur, İsrail’in Washington’daki iki partili desteği yeniden kazanmak zorunda olduğunu kaydetti.ABD’nin bakışında kademeli değişimin başlangıcıYebus Araştırmalar Merkezi Müdürü Süleyman Beşarat ise Vance’ın açıklamalarının, ABD’nin İsrail’e bakışında hem resmi makamlar hem kamuoyu düzeyinde kademeli bir değişimin başladığına işaret ettiğini söyledi.Bu değişimin siyasi ve sahadaki gelişmelerin birikmesi sonucunda ortaya çıktığı görüşünü paylaşan Beşarat, İsrail’in Gazze, Lübnan ve İran’da ilan ettiği hedeflere ulaşamadığını savundu.Beşarat, söz konusu cephelerin açık kalmasının Amerikan ve Batı politikaları açısından çözülmesi güç krizler oluşturduğunu ifade etti.İsrail, Amerikan çıkarları açısından yüke dönüşüyorBeşarat, ABD’de İsrail politikalarının artık Amerikan çıkarlarını koruyan bir araç olmaktan çıkarak bu çıkarlar üzerinde yük oluşturmaya başladığı yönündeki kanaatin güçlendiğini söyledi.Washington’ın İsrail hükümetinin uygulamalarını ve bu uygulamalara yönelik uluslararası hukuku ihlal suçlamalarını savunmakta giderek daha fazla zorlandığını kaydeden Beşarat, bu durumun ABD iç siyasetindeki hesapları da etkilediğini söyledi.Amerikan kamuoyunun İsrail’e koşulsuz desteğin sürdürülmesi konusunda daha hassas hale geldiğine işaret eden Beşarat, Vance’ın da gelecekteki olası bir başkanlık yarışı öncesinde Netanyahu hükümetiyle arasına siyasi mesafe koymaya çalıştığını söyledi.Beşarat, buna rağmen Vance’ın İsrail’le stratejik ittifaktan vazgeçmediğini vurguladı.ABD’nin İsrail’e yönelik tutumunda köklü bir değişimin henüz başlangıç aşamasında olduğunu belirten Beşarat, Washington ile Tel Aviv arasındaki görüş ayrılıklarının iki ülke ilişkilerini yeniden şekillendirecek düzeye ulaşmadığı değerlendirmesinde bulundu.Beşarat, İsrail’in mevcut politikalarını sürdürmesi halinde aradaki mesafenin daha da açılabileceğini kaydetti.Tel Aviv’in Batılı müttefiklerini bölgedeki Batı çıkarlarını koruyabilecek taraf olduğuna artık eskisi kadar ikna edemediğini savunan Beşarat, İsrail’in söz konusu çıkarlar açısından giderek daha fazla sorun kaynağı olarak görülmeye başlandığını ifade etti.Beşarat, Vance’ın sözlerinin yalnızca kişisel bir tutum olarak değerlendirilemeyeceğini, açıklamaların ABD’de İsrail’le ilişkilerin geleceğine ilişkin daha geniş bir tartışmanın başladığının göstergesi olduğunu vurguladı.Vance’ın İsrail ile ilgili açıklamasıVance, İsrail ile ilgili son açıklamasında, Daha önce Trump’ın seçim döneminde bizzat İsrail hükümeti tarafından fonlanmış kişiler bana acımasızca saldırıyor. Bizzat Başkan’ın ülke için koyduğu müzakere hedefini gerçekleştirmeye çalıştığım için bana saldırıyorlar. ifadelerini kullanmıştı.İsrail’in ABD siyasetini etkilemeye çalışma konusunda çoğu ülkeden daha etkili olduğunu belirten Vance, kendisine saldıranlara, “Cehenneme kadar yolunuz var.” şeklinde karşılık verdiğini söylemişti.İsrailli bazı yetkililerin İran ile ABD arasındaki barış görüşmelerinden rahatsız olduğunu ifade eden Vance, “İsrail hükümetinin Amerikan siyasetini ne kadar etkilediği konusu çok konuşuluyor ve İsrail hükümeti içinde de anlaşmadan nefret eden bazı kişiler var. Bunun somut kanıtlarını görüyoruz. demişti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Babasının vasiyetini Türkiye ile ABD arasında bilim köprüsü kurarak yerine getirdi</title>
      <link>https://www.canligaste.com/babasinin-vasiyetini-turkiye-ile-abd-arasinda-bilim-koprusu-kurarak-yerine-getirdi/881032/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/babasinin-vasiyetini-turkiye-ile-abd-arasinda-bilim-koprusu-kurarak-yerine-getirdi/881032/</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:15:16 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İzmir — ABD'de görev yapan Prof. Dr. Ömer Yılmaz, babasının Türkiye ile bağınızı koparmayın vasiyetini yerine getirerek, MIT ile Harvard ve Ege üniversiteleri arasında bilimsel işbirliklerine öncülük ediyor - Prof. Dr. Ömer Yılmaz: - Türkiye'ye gelince hem babamın vasiyetini yerine getiriyorum hem de çocuklarıma bu sevgiyi aşılıyorum]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İzmir Haberleri — TEZCAN EKİZLER - ABD'de görev yapan Türk bilim insanı Prof. Dr. Ömer Yılmaz, doktor babasının vasiyetini yerine getirerek, görev yaptığı Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), Harvard Üniversitesi ve Ege Üniversitesi arasında bilimsel işbirliklerinin gelişmesine katkı sağlıyor.MIT'de biyoloji profesörü, Harvard Tıp Fakültesinde bağırsak biyolojisi ve patolojisi alanında çalışmalarını sürdüren 48 yaşındaki Yılmaz, 2019'dan bu yana araştırmalarının bir bölümünü Ege Üniversitesi Solunum Araştırmaları Merkezinde (EgeSAM) yürütüyor.Türkiye ile ABD arasında öğrenci ve araştırmacı değişim programlarının geliştirilmesine katkı sağlayan Yılmaz, Amerikalı bilim insanlarının İzmir'de eğitim vermesine, Türk araştırmacıların ise ABD'deki laboratuvarlarda çalışma imkanı bulmasına öncülük ediyor.İki ülke arasındaki akademik işbirliklerini güçlendirmek için çalışmalar yürüten Yılmaz, ortak bilimsel projelerin hayata geçirilmesinde aktif rol üstleniyor.Babasının vasiyetini hayatının merkezine koyduProf. Dr. Ömer Yılmaz, AA muhabirine, doktor babası Mehmet Zihni Yılmaz'ı örnek alarak kendisinin de bu mesleği seçtiğini söyledi.Babasının 1974'te Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra dahiliye ihtisası için gittiği ABD'ye yerleştiğini anlatan Yılmaz, babasının, yaşamı boyunca kendilerine Türk kimliklerini unutmamalarını öğütlediğini dile getirdi.Her yıl kendilerini Türkiye'ye getiren babasının, 2011'de vefat etmeden önce Türkiye ile bağınızı koparmayın. Türkiye'deki bilim insanlarıyla birlikte çalışın ve hastalara faydalı olun. vasiyetinde bulunduğunu belirten Yılmaz, bunu kendisine rehber edindiğini kaydetti.Prof. Dr. Yılmaz, 2019'da katıldığı bilimsel kongrede Ege Üniversitesi Solunum Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Tuncay Göksel ile tanışmasının ardından Türkiye'de de bilimsel çalışmalar yürütmeye başladığını ifade etti.Ege Üniversitesinin davetiyle aynı yıl EgeSAM bünyesinde araştırmalarına başladığını ifade eden Yılmaz, Kovid-19 salgını sırasında ailesiyle 2 yıl İzmir'de yaşadığını, bu süreçte çocuklarının Türkiye'de okula gittiğini söyledi.Bilim köprüsü kurarak kendimi yararlı ve mutlu hissediyorumTürkiye'nin kendisi için özel olduğunu anlatan Prof. Dr. Yılmaz, şöyle konuştu:Türkiye'ye gelince hem babamın vasiyetini yerine getiriyorum hem de çocuklarıma bu sevgiyi aşılıyorum. Türkiye çok güzel bir ülke. İmkanlar dahilinde araştırmacılar çok iyi işler yapıyor. Türkiye ile ABD arasında bilim köprüsü kurarak kendimi yararlı ve mutlu hissediyorum. Türkiye biyoteknoloji ve tıbbı bilim alanlarında çok büyük adımlar atacak. Savunma sanayisi nasıl gelişti, umarım biyoteknoloji alanında da hız kazanacak.Yılmaz, Ege Üniversitesinin bilimsel altyapısının çok zengin olduğunu, burayı Türkiye'de birçok önemli bilimsel çalışmaya imza attığı için tercih ettiğini belirtti.Türk bilim insanlarıyla çalıştığı için mutlu olduğunu dile getiren Yılmaz, Ege Üniversitesi dışında Amerika'daki laboratuvarıma Türkiye'nin birçok yerinden TÜBİTAK burslarıyla geliyorlar. Bu burs mekanizmasını çok önemsiyorum. Gerçekten öğrencilere bu imkanı sunmak önemli. Amerika'da, Avrupa'da ve Çin'de bilimin nasıl yapıldığını görmek insanı daha ileriye götürüyor. dedi.Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı ve EgeSAM Müdürü Prof. Dr. Tuncay Göksel ise Yılmaz'ın Türkiye sevdalısı olduğunu, her konuda Türkiye'ye ve EÜ'ye destek verdiğini söyledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İzmir Haberleri — TEZCAN EKİZLER - ABD'de görev yapan Türk bilim insanı Prof. Dr. Ömer Yılmaz, doktor babasının vasiyetini yerine getirerek, görev yaptığı Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), Harvard Üniversitesi ve Ege Üniversitesi arasında bilimsel işbirliklerinin gelişmesine katkı sağlıyor.MIT'de biyoloji profesörü, Harvard Tıp Fakültesinde bağırsak biyolojisi ve patolojisi alanında çalışmalarını sürdüren 48 yaşındaki Yılmaz, 2019'dan bu yana araştırmalarının bir bölümünü Ege Üniversitesi Solunum Araştırmaları Merkezinde (EgeSAM) yürütüyor.Türkiye ile ABD arasında öğrenci ve araştırmacı değişim programlarının geliştirilmesine katkı sağlayan Yılmaz, Amerikalı bilim insanlarının İzmir'de eğitim vermesine, Türk araştırmacıların ise ABD'deki laboratuvarlarda çalışma imkanı bulmasına öncülük ediyor.İki ülke arasındaki akademik işbirliklerini güçlendirmek için çalışmalar yürüten Yılmaz, ortak bilimsel projelerin hayata geçirilmesinde aktif rol üstleniyor.Babasının vasiyetini hayatının merkezine koyduProf. Dr. Ömer Yılmaz, AA muhabirine, doktor babası Mehmet Zihni Yılmaz'ı örnek alarak kendisinin de bu mesleği seçtiğini söyledi.Babasının 1974'te Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra dahiliye ihtisası için gittiği ABD'ye yerleştiğini anlatan Yılmaz, babasının, yaşamı boyunca kendilerine Türk kimliklerini unutmamalarını öğütlediğini dile getirdi.Her yıl kendilerini Türkiye'ye getiren babasının, 2011'de vefat etmeden önce Türkiye ile bağınızı koparmayın. Türkiye'deki bilim insanlarıyla birlikte çalışın ve hastalara faydalı olun. vasiyetinde bulunduğunu belirten Yılmaz, bunu kendisine rehber edindiğini kaydetti.Prof. Dr. Yılmaz, 2019'da katıldığı bilimsel kongrede Ege Üniversitesi Solunum Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Tuncay Göksel ile tanışmasının ardından Türkiye'de de bilimsel çalışmalar yürütmeye başladığını ifade etti.Ege Üniversitesinin davetiyle aynı yıl EgeSAM bünyesinde araştırmalarına başladığını ifade eden Yılmaz, Kovid-19 salgını sırasında ailesiyle 2 yıl İzmir'de yaşadığını, bu süreçte çocuklarının Türkiye'de okula gittiğini söyledi.Bilim köprüsü kurarak kendimi yararlı ve mutlu hissediyorumTürkiye'nin kendisi için özel olduğunu anlatan Prof. Dr. Yılmaz, şöyle konuştu:Türkiye'ye gelince hem babamın vasiyetini yerine getiriyorum hem de çocuklarıma bu sevgiyi aşılıyorum. Türkiye çok güzel bir ülke. İmkanlar dahilinde araştırmacılar çok iyi işler yapıyor. Türkiye ile ABD arasında bilim köprüsü kurarak kendimi yararlı ve mutlu hissediyorum. Türkiye biyoteknoloji ve tıbbı bilim alanlarında çok büyük adımlar atacak. Savunma sanayisi nasıl gelişti, umarım biyoteknoloji alanında da hız kazanacak.Yılmaz, Ege Üniversitesinin bilimsel altyapısının çok zengin olduğunu, burayı Türkiye'de birçok önemli bilimsel çalışmaya imza attığı için tercih ettiğini belirtti.Türk bilim insanlarıyla çalıştığı için mutlu olduğunu dile getiren Yılmaz, Ege Üniversitesi dışında Amerika'daki laboratuvarıma Türkiye'nin birçok yerinden TÜBİTAK burslarıyla geliyorlar. Bu burs mekanizmasını çok önemsiyorum. Gerçekten öğrencilere bu imkanı sunmak önemli. Amerika'da, Avrupa'da ve Çin'de bilimin nasıl yapıldığını görmek insanı daha ileriye götürüyor. dedi.Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı ve EgeSAM Müdürü Prof. Dr. Tuncay Göksel ise Yılmaz'ın Türkiye sevdalısı olduğunu, her konuda Türkiye'ye ve EÜ'ye destek verdiğini söyledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Denizlili gazi yarım asır önceki Kıbrıs mücadelesini gururla hatırlıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/denizlili-gazi-yarim-asir-onceki-kibris-mucadelesini-gururla-hatirliyor/881031/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/denizlili-gazi-yarim-asir-onceki-kibris-mucadelesini-gururla-hatirliyor/881031/</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:12:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Denizli — Kıbrıs Barış Harekatı'nda birliğinde bir silah arkadaşı şehit olan 73 yaşındaki gazi Mehmet Emin İsen: - Şu anda bir şey olsa, savaş olsa gönüllü olarak seve seve katılırım]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Denizli Haberleri — SEBAHATDİN ZEYREK - Denizli'de oturan 73 yaşındaki Kıbrıs Gazisi Mehmet Emin İsen, 1974 yılındaki Kıbrıs Barış Harekatı'nda bir arkadaşının şehit düştüğü vatan savunmasını ve gazi olduğu o dönemin gururunu ilk günkü canlılığıyla yüreğinde taşıyor.Tavas ilçesi Yaka Mahallesi'nde yaşayan,  3 çocuk ve 7 torun sahibi Mehmet Emin İsen, Ankara'da 28. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında vatani görevini yaparken Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından barış ve huzuru tesis etmek amacıyla 20 Temmuz 1974'te başlatılan harekata katıldı.Yaklaşık 14 ay Kıbrıs'ta kalan, birliğinden bir silah arkadaşı şehit olan ve kendisi de elinden yaralanan İsen, düşmanı püskürtmek için haftalarca kendi kazdıkları mevzide silah arkadaşlarıyla mücadele etti.Yaşadığı zorlukları ve savaş günlerini 52 yıldır unutmayan İsen, o mücadeleyi arkadaşlarına, komşularına, çocuklarına ve torunlarına gururla aktarıyor.Mehmet Emin İsen, AA muhabirine, Mamak'ta vatani görevini yaparken harekata katılmak üzere Kıbrıs'ta görevlendirildiğini söyledi.Çıkarma gemisiyle Girne Limanı'na geçtikten sonra Kıbrıs Türk Alayı'na katıldıklarını belirten İsen, Türkiye'den götürdükleri silahları teslim ederek piyade tüfekleriyle taarruza başladıklarını ifade etti.İsen, harekat sırasında komutanlarının zehirlenmeleri engellemek için yolda su ve yiyecek almamaları konusunda uyarıda bulunduğunu anlatarak, Girne alayındaki silahları aldık, sabah saatlerinde taarruza çıktık. Bölükler halinde Mağusa'ya doğru ilerlerken, oradaki Türk halkı bizi büyük bir coşkuyla karşıladı. Komutanımız güvenlik gerekçesiyle bizi vatandaşların arasına sokmadı. diye konuştu.Türk Hava Kuvvetlerinin harekatın başarısındaki rolüne dikkati çeken İsen, şunları kaydetti:Savaş çok kaotikti. Savaş uçaklarımız olmasaydı belki de hayatta olamayacaktım. Savaş uçaklarımız Lefkoşa'da Rum alayını bombalıyordu, onun sayesinde biz ilerleme yapıyorduk. Kıbrıs'ı uçaklarımız sayesinde kazandık. Beşparmak Dağı'nın eteğinden geçerken Rum alayını gördük, makineli tüfekleri her yöne dönebilecek şekilde bilyeli yapmışlardı.İsen, Mağusa'dan sonra Derinköy'e geçtik. Rumlar sabaha kadar taciz ateşi açıyordu. Komutanlarımız ev aramaları yaptı ve bazı Rumları esir kamplarına götürdü. Orada 14 ay kaldık. Ayağımdan yaklaşık 6 ay askeri bot çıkmadı. Narenciye bahçesinde 2 arkadaş mevzi kazıp kendimizi korumaya çalıştık. ifadelerini kullandı.Yaklaşık 100 metre ilerisindeki mevzide bulunan silah arkadaşının bir gece saldırısında şehit olduğunu dile getiren İsen, savaşın ağır şartlar altında gerçekleştirildiğini kaydetti.Harekattan sonra adaya hiç gitmediğini anlatan İsen, Gazi olduğumdan gurur ve şeref duyuyorum. Şu anda bir şey olsa, savaş olsa gönüllü olarak seve seve katılırım. Dün gibi hatırlıyorum. Unutmuyorum. Unutulmaz. Şu anda beni askere çağırsalar, şu anda, bu yaşımda gururla, şerefle giderim. Her insana şehitlik, gazilik nasip olmuyor. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Denizli Haberleri — SEBAHATDİN ZEYREK - Denizli'de oturan 73 yaşındaki Kıbrıs Gazisi Mehmet Emin İsen, 1974 yılındaki Kıbrıs Barış Harekatı'nda bir arkadaşının şehit düştüğü vatan savunmasını ve gazi olduğu o dönemin gururunu ilk günkü canlılığıyla yüreğinde taşıyor.Tavas ilçesi Yaka Mahallesi'nde yaşayan,  3 çocuk ve 7 torun sahibi Mehmet Emin İsen, Ankara'da 28. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında vatani görevini yaparken Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından barış ve huzuru tesis etmek amacıyla 20 Temmuz 1974'te başlatılan harekata katıldı.Yaklaşık 14 ay Kıbrıs'ta kalan, birliğinden bir silah arkadaşı şehit olan ve kendisi de elinden yaralanan İsen, düşmanı püskürtmek için haftalarca kendi kazdıkları mevzide silah arkadaşlarıyla mücadele etti.Yaşadığı zorlukları ve savaş günlerini 52 yıldır unutmayan İsen, o mücadeleyi arkadaşlarına, komşularına, çocuklarına ve torunlarına gururla aktarıyor.Mehmet Emin İsen, AA muhabirine, Mamak'ta vatani görevini yaparken harekata katılmak üzere Kıbrıs'ta görevlendirildiğini söyledi.Çıkarma gemisiyle Girne Limanı'na geçtikten sonra Kıbrıs Türk Alayı'na katıldıklarını belirten İsen, Türkiye'den götürdükleri silahları teslim ederek piyade tüfekleriyle taarruza başladıklarını ifade etti.İsen, harekat sırasında komutanlarının zehirlenmeleri engellemek için yolda su ve yiyecek almamaları konusunda uyarıda bulunduğunu anlatarak, Girne alayındaki silahları aldık, sabah saatlerinde taarruza çıktık. Bölükler halinde Mağusa'ya doğru ilerlerken, oradaki Türk halkı bizi büyük bir coşkuyla karşıladı. Komutanımız güvenlik gerekçesiyle bizi vatandaşların arasına sokmadı. diye konuştu.Türk Hava Kuvvetlerinin harekatın başarısındaki rolüne dikkati çeken İsen, şunları kaydetti:Savaş çok kaotikti. Savaş uçaklarımız olmasaydı belki de hayatta olamayacaktım. Savaş uçaklarımız Lefkoşa'da Rum alayını bombalıyordu, onun sayesinde biz ilerleme yapıyorduk. Kıbrıs'ı uçaklarımız sayesinde kazandık. Beşparmak Dağı'nın eteğinden geçerken Rum alayını gördük, makineli tüfekleri her yöne dönebilecek şekilde bilyeli yapmışlardı.İsen, Mağusa'dan sonra Derinköy'e geçtik. Rumlar sabaha kadar taciz ateşi açıyordu. Komutanlarımız ev aramaları yaptı ve bazı Rumları esir kamplarına götürdü. Orada 14 ay kaldık. Ayağımdan yaklaşık 6 ay askeri bot çıkmadı. Narenciye bahçesinde 2 arkadaş mevzi kazıp kendimizi korumaya çalıştık. ifadelerini kullandı.Yaklaşık 100 metre ilerisindeki mevzide bulunan silah arkadaşının bir gece saldırısında şehit olduğunu dile getiren İsen, savaşın ağır şartlar altında gerçekleştirildiğini kaydetti.Harekattan sonra adaya hiç gitmediğini anlatan İsen, Gazi olduğumdan gurur ve şeref duyuyorum. Şu anda bir şey olsa, savaş olsa gönüllü olarak seve seve katılırım. Dün gibi hatırlıyorum. Unutmuyorum. Unutulmaz. Şu anda beni askere çağırsalar, şu anda, bu yaşımda gururla, şerefle giderim. Her insana şehitlik, gazilik nasip olmuyor. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/denizlili-gazi-yarim-asir-onceki-kibris-mucadelesini-gururla-hatirliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye şampiyonalarında bileği bükülmeyen Gülneva, hedef büyüttü</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-sampiyonalarinda-bilegi-bukulmeyen-gulneva-hedef-buyuttu/881030/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-sampiyonalarinda-bilegi-bukulmeyen-gulneva-hedef-buyuttu/881030/</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:12:10 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Okul Sporları Bilek Güreşi Yıldızlar Türkiye Şampiyonası'nda son 3 yıldır kürsünün zirvesine çıkan 16 yaşındaki Kırşehirli sporcu Gülneva Yalçın: - Hedefim ailemin desteği ile tekrar milli takıma seçilip, dünya şampiyonasına gitmek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- SERKAN GÜNER - Bilek güreşinde sağ kolda 3 yıl üst üste Türkiye şampiyonu olan 16 yaşındaki lise öğrencisi Gülneva Yalçın, dünya şampiyonasına katılmayı hedefliyor.Kırşehir Sıddık Demir Anadolu Lisesi öğrencisi Gülneva, 2028'de düzenlenecek yeri ve tarihi henüz açıklanmayan Dünya Bilek Güreşi Şampiyonası'na katılma hedefiyle antrenörü Yunus Tekin ile Kırşehir Cacabey Gençlik Merkezi'nde çalışmalarını sürdürüyor.Milli sporcu Gülneva Yalçın, AA muhabirine, 5 senedir bilek güreşi yaptığını, ortaokulda beden eğitimi öğretmeninin yeteneğini fark etmesi üzerine bu branşa yoğunlaştığını söyledi.Daha sonra bilek güreşi antrenörü Yunus Tekin ile çalıştığını anlatan Gülneva, kısa sürede kendi kategorisinde Kırşehir birincisi olduğunu ifade etti.Gülneva, 2023, 2024 ve 2025'te Okul Sporları Bilek Güreşi Yıldızlar Türkiye Şampiyonası'na katıldığını belirterek, Son 3 yılın sağ kolda Türkiye şampiyonuyum ve Avrupa ikincisiyim. Bilek ve pençe (el kavrama kuvveti) gücümün diğer sporculara göre daha üstün olduğunu fark ettiler. Ben de bunun üzerine gittim. dedi.Dünya şampiyonasına katılmak istiyorBabasının her zaman kendisine destek olduğunu, maçlarına geldiğini anlatan Gülneva, Babam bana çok yardımcı oldu. O yüzden ona çok teşekkür ediyorum. Ailem bana hep destek oldu. Okuldaki derslerimle sporu iyi götürdüm. Bundan sonra da onların desteğiyle yeni başarılar elde etmek istiyorum. Hedefim ailemin desteği ile tekrar milli takıma seçilip, dünya şampiyonasına gitmek. diye konuştu.Kızının spor yapmasından mutlu olduğunu dile getiren baba Sedat Yalçın da tüm ihtiyaçlarını karşılamak için her zaman yanında olmayı sürdüreceğini söyledi.Yalçın, haftada 2-3 gün Gülneva'nın antrenmanlarına ve il dışı müsabakalarına kadar gittiğini belirterek, Özellikle Türkiye şampiyonu olması ve Avrupa'da derece alması bizi çok gururlandırdı. ifadelerini kullandı.Avrupa ve dünya şampiyonluğunu hedefliyoruzGençlik ve Spor İl Müdürlüğü antrenörü Yunus Tekin de her yıl 3 bine yakın öğrenciyi, sağ-sol kol olmak üzere kendi yaş ve kilolarında değerlendirdiklerini anlattı.Sporcu sayısının artması ve devamlılığın sağlanmasını arzu ettiklerini vurgulayan Tekin, öğrencileri her zaman spora beklediklerini, yeteneklerini keşfedip, milli sporcu olarak ülkeye kazandırmak istediklerini dile getirdi.Gülneva'nın yaşına ve kilosuna göre çok kuvvetli olduğuna değinen Tekin, şunları kaydetti:Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün yaptığı genel taramalarda böyle 'Pençe kuvveti' yüksek çıkan bir öğrencimizin olduğunu duydum. Daha sonra okulda hocasının da Gülneva'nın çok yetenekli bir öğrenci olduğundan bahsetmesiyle çalışmalara başladık. Gerçekten de Gülneva çok kabiliyetli ve gücünü ortaya koyarak o yıl milli takımda birinci oldu, Avrupa'ya gitti. Öğrencimiz son 3 yılın Türkiye şampiyonu. Bu son 3 yılda da bir Avrupa ikinciliği var. Tekrar hazırlanıp Avrupa ve dünya şampiyonluğunu hedefliyoruz.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- SERKAN GÜNER - Bilek güreşinde sağ kolda 3 yıl üst üste Türkiye şampiyonu olan 16 yaşındaki lise öğrencisi Gülneva Yalçın, dünya şampiyonasına katılmayı hedefliyor.Kırşehir Sıddık Demir Anadolu Lisesi öğrencisi Gülneva, 2028'de düzenlenecek yeri ve tarihi henüz açıklanmayan Dünya Bilek Güreşi Şampiyonası'na katılma hedefiyle antrenörü Yunus Tekin ile Kırşehir Cacabey Gençlik Merkezi'nde çalışmalarını sürdürüyor.Milli sporcu Gülneva Yalçın, AA muhabirine, 5 senedir bilek güreşi yaptığını, ortaokulda beden eğitimi öğretmeninin yeteneğini fark etmesi üzerine bu branşa yoğunlaştığını söyledi.Daha sonra bilek güreşi antrenörü Yunus Tekin ile çalıştığını anlatan Gülneva, kısa sürede kendi kategorisinde Kırşehir birincisi olduğunu ifade etti.Gülneva, 2023, 2024 ve 2025'te Okul Sporları Bilek Güreşi Yıldızlar Türkiye Şampiyonası'na katıldığını belirterek, Son 3 yılın sağ kolda Türkiye şampiyonuyum ve Avrupa ikincisiyim. Bilek ve pençe (el kavrama kuvveti) gücümün diğer sporculara göre daha üstün olduğunu fark ettiler. Ben de bunun üzerine gittim. dedi.Dünya şampiyonasına katılmak istiyorBabasının her zaman kendisine destek olduğunu, maçlarına geldiğini anlatan Gülneva, Babam bana çok yardımcı oldu. O yüzden ona çok teşekkür ediyorum. Ailem bana hep destek oldu. Okuldaki derslerimle sporu iyi götürdüm. Bundan sonra da onların desteğiyle yeni başarılar elde etmek istiyorum. Hedefim ailemin desteği ile tekrar milli takıma seçilip, dünya şampiyonasına gitmek. diye konuştu.Kızının spor yapmasından mutlu olduğunu dile getiren baba Sedat Yalçın da tüm ihtiyaçlarını karşılamak için her zaman yanında olmayı sürdüreceğini söyledi.Yalçın, haftada 2-3 gün Gülneva'nın antrenmanlarına ve il dışı müsabakalarına kadar gittiğini belirterek, Özellikle Türkiye şampiyonu olması ve Avrupa'da derece alması bizi çok gururlandırdı. ifadelerini kullandı.Avrupa ve dünya şampiyonluğunu hedefliyoruzGençlik ve Spor İl Müdürlüğü antrenörü Yunus Tekin de her yıl 3 bine yakın öğrenciyi, sağ-sol kol olmak üzere kendi yaş ve kilolarında değerlendirdiklerini anlattı.Sporcu sayısının artması ve devamlılığın sağlanmasını arzu ettiklerini vurgulayan Tekin, öğrencileri her zaman spora beklediklerini, yeteneklerini keşfedip, milli sporcu olarak ülkeye kazandırmak istediklerini dile getirdi.Gülneva'nın yaşına ve kilosuna göre çok kuvvetli olduğuna değinen Tekin, şunları kaydetti:Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün yaptığı genel taramalarda böyle 'Pençe kuvveti' yüksek çıkan bir öğrencimizin olduğunu duydum. Daha sonra okulda hocasının da Gülneva'nın çok yetenekli bir öğrenci olduğundan bahsetmesiyle çalışmalara başladık. Gerçekten de Gülneva çok kabiliyetli ve gücünü ortaya koyarak o yıl milli takımda birinci oldu, Avrupa'ya gitti. Öğrencimiz son 3 yılın Türkiye şampiyonu. Bu son 3 yılda da bir Avrupa ikinciliği var. Tekrar hazırlanıp Avrupa ve dünya şampiyonluğunu hedefliyoruz.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'nin AB'nin yeşil ve dijital dönüşümünde tedarikçi değil, kurucu ortak olması bekleniyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/turkiye-nin-ab-nin-yesil-ve-dijital-donusumunde-tedarikci-degil-kurucu-ortak-olmasi-bekleniyor/881029/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/turkiye-nin-ab-nin-yesil-ve-dijital-donusumunde-tedarikci-degil-kurucu-ortak-olmasi-bekleniyor/881029/</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:09:19 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ekonomi — DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ: - Türkiye, AB için sadece ürün sattığı bir pazar değil, tedarik zincirlerinin ayrılmaz bir parçası olan stratejik ortak konumundadır - Avrupa'nın yüksek faiz ve enflasyon kıskacında temkinli büyüme kaydedeceğini tahmin ettiğimiz 2026 yılının ikinci yarısında Türkiye’nin, lojistik ve dijital altyapısını güçlendirmesi ve mevcut avantajlarını yapısal yeşil dönüşüm reformlarıyla birleştirmesi durumunda, durgun AB pazarından en çok pay alan ülke olmaya devam edeceğine inanıyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ekonomi Haberleri : YUNUS TÜRK - Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Türkiye’nin Avrupa pazarına uyum sağlayan bir tedarikçi olmanın ötesine geçmesi gerektiğini belirterek, Türkiye'nin, Avrupa’nın yeşil, dijital ve dirençli sanayi dönüşümünün kurucu ortaklarından biri olarak konumlanması gerekiyor. dedi.Yalçındağ, AA muhabirine, yılın ilk yarısında Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yönelik ihracatta kaydedilen artışı Avrupa ekonomisindeki sınırlı büyüme, yüksek finansman maliyetleri ve jeopolitik belirsizlikler dikkate alındığında oldukça kıymetli bir performans olarak değerlendirdiklerini söyledi.Türkiye’nin AB pazarıyla kurduğu ilişkinin yalnızca dönemsel talebe dayalı bir ihracat ilişkisi olmadığına işaret eden Yalçındağ, Aksine üretim, tedarik, lojistik ve sanayi entegrasyonu bakımından daha derin ve yapısal bir niteliğe sahip olduğunu gösteriyor. ifadesini kullandı.Yalçındağ, özellikle Avrupa’da talebin zayıf seyrettiği, tüketici kredilerinin ve yatırım iştahının baskı altında kaldığı bir dönemde Türkiye'nin AB’ye ihracatını artırabilmesinin Türk sanayisinin esnek üretim kapasitesini ve Avrupa değer zincirleri içindeki güvenilir konumunu teyit ettiğini bildirdi.Yılın ilk yarısında AB ülkelerine ihracatın önemli bir performansa işaret ettiğini kaydeden Yalçındağ, Nitekim geçtiğimiz yılın tamamında yüzde 42,8 olan AB ihracatımızın toplam ihracatımız içerisindeki payı, bu yılın ocak-haziran döneminde yüzde 43,5’e yükseldi. Söz konusu bu artışta bölge ülkelerinden Almanya, İtalya, İspanya ve Fransa’ya ihracatımızdaki artışların etkili olduğunu görüyoruz, ki bu 4 ülke yılın ilk yarısındaki toplam AB ihracatımızın yüzde 50’sini kapsıyor. açıklamasını yaptı.Türkiye, yüksek düzeyde bütünleşmiş üretim yapısı sayesinde Avrupa sanayi ekosisteminin ayrılmaz bir parçasıdırMehmet Ali Yalçındağ, yeşil dönüşümü tamamlamanın ve dijital ürün pasaportu gibi yeni AB standartlarına tam uyum sağlamanın önemli olduğunu belirterek, ucuz iş gücü rekabetinden ziyade hızlı, güvenilir ve yeşil tedarikçi kimliğin ön plana çıkarıldığı bir ticari düzleme kavuşmanın önemine dikkati çekti.Özellikle otomotiv sektörü bağlamında AB’de gündeme gelen Made in Europe yaklaşımını da dikkatle takip ettiklerini kaydeden Yalçındağ, Türkiye, Gümrük Birliği ilişkisi, aday ülke statüsü ve Avrupa değer zincirleriyle yüksek düzeyde bütünleşmiş üretim yapısı sayesinde Avrupa sanayi ekosisteminin ayrılmaz bir parçasıdır. değerlendirmesinde bulundu.Yalçındağ, Türk firmaları açısından önceliğin AB’nin yeni sanayi ve ticaret mimarisine yalnızca mevzuat uyumu perspektifiyle değil, stratejik konumlanma perspektifiyle yaklaşmak olduğunu kaydederek, Karbon ayak izinin ölçülmesi, emisyon verilerinin doğrulanabilir ve dijital sistemlerle raporlanması, menşe ve tedarik zinciri izlenebilirliğinin güçlendirilmesi, dijital ürün pasaportu ve sürdürülebilirlik standartlarına hazırlık, önümüzdeki dönemde AB pazarında rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar olacak. diye konuştu.- Türkiye, tedarik zincirlerinin ayrılmaz bir parçası olan stratejik ortak konumundadırGümrük Birliği’nin güncellenmesi, Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerindeki rolünü ortaya koyan sektörel etki analizlerinin güçlendirilmesi ve AB kurumları nezdinde teknik-diplomatik temasların artırılmasının büyük önem taşıdığını ifade eden Yalçındağ, Türkiye’nin Avrupa pazarına uyum sağlayan bir tedarikçi olmanın ötesine geçerek, Avrupa’nın yeşil, dijital ve dirençli sanayi dönüşümünün kurucu ortaklarından biri olarak konumlanması gerekiyor. dedi.Türkiye, AB için sadece ürün sattığı bir pazar değil, tedarik zincirlerinin ayrılmaz bir parçası olan stratejik ortak konumundadır. ifadesini kullanan Yalçındağ, Avrupa Birliği’nin son dönemde uygulamaya aldığı ticaret, sanayi ve rekabet politikalarını, Türk ihracatçısı açısından yalnızca yeni düzenleyici yükümlülükler olarak değil, küresel ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği daha geniş bir dönüşümün parçası olarak değerlendirmek gerektiğine işaret etti.Firmalarımız AB pazarında Çin’den boşalan alanları doldurabilecek bir pozisyon elde edebilecekMehmet Ali Yalçındağ, Avrupa’ya yakınlığı, güçlü sanayi altyapısı, esnek üretim kapasitesi ve Gümrük Birliği tecrübesinin Türkiye için önemli bir stratejik fırsat alanı oluşturduğunu dile getirdi.Türkiye ile AB arasındaki entegrasyon sürecinin yeniden canlandırılması ve Türkiye’nin Avrupa’nın stratejik geleceğinde daha güçlü konumlandırılmasının önemine işaret eden Yalçındağ, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve AB’nin Çin’e olan bağımlılığı azaltmak için getirdiği tek ülkeden en fazla yüzde 30-40 tedarik gibi katı kurallar, AB’nin Latin Amerika, Hindistan ve Avustralya ile yapmış olduğu serbest ticaret anlaşmaları, bölgedeki ticaret denkleminin yeniden belirlenmesi anlamına gelmesi bakımından oldukça önemlidir. şeklinde konuştu.Üretim süreçlerinde yeşil enerjiye geçişin hızlandırılması ve emisyon verilerinin doğrulanabilir bir şeffaflıkla dijital sistemlerle raporlanmasının ihracatçı firmalar için kaçınılmaz bir dönüşüm olduğunu aktaran Yalçındağ, Bu dönüşümü ihracatçılarımız için bir kriz olarak nitelemek yerine mutlak anlamda uyum sağlanması gereken yeni fırsat penceresi olarak görmek daha faydalı bir yaklaşım olacak. Söz gelimi dönüşüme uyum sağlayabilecek firmalarımız kendilerine AB pazarında Çin’den boşalan alanları doldurabilecek bir pozisyon elde edebilecek. değerlendirmesinde bulundu.- Türkiye, Avrupa’nın üretim güvenliği, yeşil dönüşümü ve küresel rekabetçiliği açısından vazgeçilmez bir ortak haline gelebilirYalçındağ, AB’nin dünya genelindeki en büyük 5’inci ticaret ortağı konumuna yükselen Türkiye'nin bölgeye lojistik yakınlığı ve güçlü imalat altyapısıyla AB nezdinde bir üretim üssü olmaya aday olduğunu kaydetti.Türkiye'nin Avrupa’nın üretim güvenliği, yeşil dönüşümü ve küresel rekabetçiliği açısından vazgeçilmez bir ortak haline gelebileceğini vurgulayan Yalçındağ, Bu nedenle önümüzdeki dönemin temel hedefi, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, yeşil ve dijital standartlara uyum, finansal entegrasyon ve sürdürülebilir tedarik zincirleri üzerinden bu entegrasyonu daha ileri bir aşamaya taşımak olmalıdır. Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerinde daha güçlü konumlandırılması, sadece Türk ihracatçısının değil, Avrupa’nın da rekabetçilik, dayanıklılık ve stratejik özerklik hedeflerine katkı sağlayacak. diye konuştu.Geçen yıl AB ile ticaret hacminin 233 milyar dolarla rekor seviyeye ulaşmasının Türkiye’nin AB pazarı açısından yalnızca güçlü bir ihracatçı değil, aynı zamanda üretim, tedarik ve lojistik bakımından stratejik ortak olduğunu bir kez daha masaya koyduğunu ifade eden Yalçındağ, 2026’nın ikinci yarısında Avrupa’da talebin kademeli toparlanması ihracatımıza destek verebilir ancak kalıcı rekabet gücü için belirleyici olan, Türkiye’nin yeşil dönüşüm, dijitalleşme, finansal entegrasyon ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi başlıklarında ne kadar hızlı ilerleyeceğidir. değerlendirmesini yaptı.Türkiye’nin durgun AB pazarından en çok pay alan ülke olmaya devam edeceğine inanıyoruzMehmet Ali Yalçındağ, 2025 yılında Türkiye'nin AB ile ikili ticaret hacminin 116,8 milyar doları ihracat olmak üzere 233 milyar dolarla tüm zamanların rekorunu kırdığını ve AB ile ticarette ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 100 olarak gerçekleşerek önemli ölçüde bir dengenin sağlandığını belirterek, 2026 yılı için öncelikli hedefinin bu performansın artarak devam etmesi olduğunu aktardı.Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, vize sorunları, tır kotaları gibi sorunların çözülmesinin ehemmiyet arz ettiğine işaret eden Yalçındağ, Avrupa'nın yüksek faiz ve enflasyon kıskacında temkinli büyüme kaydedeceğini tahmin ettiğimiz 2026 yılının ikinci yarısında Türkiye’nin, lojistik ve dijital altyapısını güçlendirmesi ve mevcut avantajlarını yapısal yeşil dönüşüm reformlarıyla birleştirmesi durumunda, durgun AB pazarından en çok pay alan ülke olmaya devam edeceğine inanıyoruz. ifadelerini kullandı.Yalçındağ, Avrupa’da ekonomik aktivitenin sınırlı da olsa toparlanmasının Türk ihracatçısı açısından olumlu bir talep zemini yaratabileceğini kaydederek, şunları söyledi:Önümüzdeki dönemde rekabet gücünü belirleyecek unsur yalnızca fiyat avantajı olmayacaktır. Kalite, teslimat hızı, lojistik esneklik, yeşil üretim kapasitesi, karbon ayak izinin ölçülebilirliği, dijital izlenebilirlik ve AB düzenlemelerine uyum, ihracat performansının temel belirleyicileri haline gelmektedir. Bu nedenle Türkiye’nin AB pazarındaki konumunu güçlendirmesi, kısa vadeli talep artışından faydalanmanın ötesinde Avrupa’nın yeni sanayi politikalarına uyum sağlayan ve bu politikaların şekillenmesinde dikkate alınan bir üretim ortağı olarak konumlanmasına bağlıdır.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ekonomi Haberleri : YUNUS TÜRK - Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Türkiye’nin Avrupa pazarına uyum sağlayan bir tedarikçi olmanın ötesine geçmesi gerektiğini belirterek, Türkiye'nin, Avrupa’nın yeşil, dijital ve dirençli sanayi dönüşümünün kurucu ortaklarından biri olarak konumlanması gerekiyor. dedi.Yalçındağ, AA muhabirine, yılın ilk yarısında Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yönelik ihracatta kaydedilen artışı Avrupa ekonomisindeki sınırlı büyüme, yüksek finansman maliyetleri ve jeopolitik belirsizlikler dikkate alındığında oldukça kıymetli bir performans olarak değerlendirdiklerini söyledi.Türkiye’nin AB pazarıyla kurduğu ilişkinin yalnızca dönemsel talebe dayalı bir ihracat ilişkisi olmadığına işaret eden Yalçındağ, Aksine üretim, tedarik, lojistik ve sanayi entegrasyonu bakımından daha derin ve yapısal bir niteliğe sahip olduğunu gösteriyor. ifadesini kullandı.Yalçındağ, özellikle Avrupa’da talebin zayıf seyrettiği, tüketici kredilerinin ve yatırım iştahının baskı altında kaldığı bir dönemde Türkiye'nin AB’ye ihracatını artırabilmesinin Türk sanayisinin esnek üretim kapasitesini ve Avrupa değer zincirleri içindeki güvenilir konumunu teyit ettiğini bildirdi.Yılın ilk yarısında AB ülkelerine ihracatın önemli bir performansa işaret ettiğini kaydeden Yalçındağ, Nitekim geçtiğimiz yılın tamamında yüzde 42,8 olan AB ihracatımızın toplam ihracatımız içerisindeki payı, bu yılın ocak-haziran döneminde yüzde 43,5’e yükseldi. Söz konusu bu artışta bölge ülkelerinden Almanya, İtalya, İspanya ve Fransa’ya ihracatımızdaki artışların etkili olduğunu görüyoruz, ki bu 4 ülke yılın ilk yarısındaki toplam AB ihracatımızın yüzde 50’sini kapsıyor. açıklamasını yaptı.Türkiye, yüksek düzeyde bütünleşmiş üretim yapısı sayesinde Avrupa sanayi ekosisteminin ayrılmaz bir parçasıdırMehmet Ali Yalçındağ, yeşil dönüşümü tamamlamanın ve dijital ürün pasaportu gibi yeni AB standartlarına tam uyum sağlamanın önemli olduğunu belirterek, ucuz iş gücü rekabetinden ziyade hızlı, güvenilir ve yeşil tedarikçi kimliğin ön plana çıkarıldığı bir ticari düzleme kavuşmanın önemine dikkati çekti.Özellikle otomotiv sektörü bağlamında AB’de gündeme gelen Made in Europe yaklaşımını da dikkatle takip ettiklerini kaydeden Yalçındağ, Türkiye, Gümrük Birliği ilişkisi, aday ülke statüsü ve Avrupa değer zincirleriyle yüksek düzeyde bütünleşmiş üretim yapısı sayesinde Avrupa sanayi ekosisteminin ayrılmaz bir parçasıdır. değerlendirmesinde bulundu.Yalçındağ, Türk firmaları açısından önceliğin AB’nin yeni sanayi ve ticaret mimarisine yalnızca mevzuat uyumu perspektifiyle değil, stratejik konumlanma perspektifiyle yaklaşmak olduğunu kaydederek, Karbon ayak izinin ölçülmesi, emisyon verilerinin doğrulanabilir ve dijital sistemlerle raporlanması, menşe ve tedarik zinciri izlenebilirliğinin güçlendirilmesi, dijital ürün pasaportu ve sürdürülebilirlik standartlarına hazırlık, önümüzdeki dönemde AB pazarında rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar olacak. diye konuştu.- Türkiye, tedarik zincirlerinin ayrılmaz bir parçası olan stratejik ortak konumundadırGümrük Birliği’nin güncellenmesi, Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerindeki rolünü ortaya koyan sektörel etki analizlerinin güçlendirilmesi ve AB kurumları nezdinde teknik-diplomatik temasların artırılmasının büyük önem taşıdığını ifade eden Yalçındağ, Türkiye’nin Avrupa pazarına uyum sağlayan bir tedarikçi olmanın ötesine geçerek, Avrupa’nın yeşil, dijital ve dirençli sanayi dönüşümünün kurucu ortaklarından biri olarak konumlanması gerekiyor. dedi.Türkiye, AB için sadece ürün sattığı bir pazar değil, tedarik zincirlerinin ayrılmaz bir parçası olan stratejik ortak konumundadır. ifadesini kullanan Yalçındağ, Avrupa Birliği’nin son dönemde uygulamaya aldığı ticaret, sanayi ve rekabet politikalarını, Türk ihracatçısı açısından yalnızca yeni düzenleyici yükümlülükler olarak değil, küresel ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği daha geniş bir dönüşümün parçası olarak değerlendirmek gerektiğine işaret etti.Firmalarımız AB pazarında Çin’den boşalan alanları doldurabilecek bir pozisyon elde edebilecekMehmet Ali Yalçındağ, Avrupa’ya yakınlığı, güçlü sanayi altyapısı, esnek üretim kapasitesi ve Gümrük Birliği tecrübesinin Türkiye için önemli bir stratejik fırsat alanı oluşturduğunu dile getirdi.Türkiye ile AB arasındaki entegrasyon sürecinin yeniden canlandırılması ve Türkiye’nin Avrupa’nın stratejik geleceğinde daha güçlü konumlandırılmasının önemine işaret eden Yalçındağ, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve AB’nin Çin’e olan bağımlılığı azaltmak için getirdiği tek ülkeden en fazla yüzde 30-40 tedarik gibi katı kurallar, AB’nin Latin Amerika, Hindistan ve Avustralya ile yapmış olduğu serbest ticaret anlaşmaları, bölgedeki ticaret denkleminin yeniden belirlenmesi anlamına gelmesi bakımından oldukça önemlidir. şeklinde konuştu.Üretim süreçlerinde yeşil enerjiye geçişin hızlandırılması ve emisyon verilerinin doğrulanabilir bir şeffaflıkla dijital sistemlerle raporlanmasının ihracatçı firmalar için kaçınılmaz bir dönüşüm olduğunu aktaran Yalçındağ, Bu dönüşümü ihracatçılarımız için bir kriz olarak nitelemek yerine mutlak anlamda uyum sağlanması gereken yeni fırsat penceresi olarak görmek daha faydalı bir yaklaşım olacak. Söz gelimi dönüşüme uyum sağlayabilecek firmalarımız kendilerine AB pazarında Çin’den boşalan alanları doldurabilecek bir pozisyon elde edebilecek. değerlendirmesinde bulundu.- Türkiye, Avrupa’nın üretim güvenliği, yeşil dönüşümü ve küresel rekabetçiliği açısından vazgeçilmez bir ortak haline gelebilirYalçındağ, AB’nin dünya genelindeki en büyük 5’inci ticaret ortağı konumuna yükselen Türkiye'nin bölgeye lojistik yakınlığı ve güçlü imalat altyapısıyla AB nezdinde bir üretim üssü olmaya aday olduğunu kaydetti.Türkiye'nin Avrupa’nın üretim güvenliği, yeşil dönüşümü ve küresel rekabetçiliği açısından vazgeçilmez bir ortak haline gelebileceğini vurgulayan Yalçındağ, Bu nedenle önümüzdeki dönemin temel hedefi, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, yeşil ve dijital standartlara uyum, finansal entegrasyon ve sürdürülebilir tedarik zincirleri üzerinden bu entegrasyonu daha ileri bir aşamaya taşımak olmalıdır. Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerinde daha güçlü konumlandırılması, sadece Türk ihracatçısının değil, Avrupa’nın da rekabetçilik, dayanıklılık ve stratejik özerklik hedeflerine katkı sağlayacak. diye konuştu.Geçen yıl AB ile ticaret hacminin 233 milyar dolarla rekor seviyeye ulaşmasının Türkiye’nin AB pazarı açısından yalnızca güçlü bir ihracatçı değil, aynı zamanda üretim, tedarik ve lojistik bakımından stratejik ortak olduğunu bir kez daha masaya koyduğunu ifade eden Yalçındağ, 2026’nın ikinci yarısında Avrupa’da talebin kademeli toparlanması ihracatımıza destek verebilir ancak kalıcı rekabet gücü için belirleyici olan, Türkiye’nin yeşil dönüşüm, dijitalleşme, finansal entegrasyon ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi başlıklarında ne kadar hızlı ilerleyeceğidir. değerlendirmesini yaptı.Türkiye’nin durgun AB pazarından en çok pay alan ülke olmaya devam edeceğine inanıyoruzMehmet Ali Yalçındağ, 2025 yılında Türkiye'nin AB ile ikili ticaret hacminin 116,8 milyar doları ihracat olmak üzere 233 milyar dolarla tüm zamanların rekorunu kırdığını ve AB ile ticarette ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 100 olarak gerçekleşerek önemli ölçüde bir dengenin sağlandığını belirterek, 2026 yılı için öncelikli hedefinin bu performansın artarak devam etmesi olduğunu aktardı.Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, vize sorunları, tır kotaları gibi sorunların çözülmesinin ehemmiyet arz ettiğine işaret eden Yalçındağ, Avrupa'nın yüksek faiz ve enflasyon kıskacında temkinli büyüme kaydedeceğini tahmin ettiğimiz 2026 yılının ikinci yarısında Türkiye’nin, lojistik ve dijital altyapısını güçlendirmesi ve mevcut avantajlarını yapısal yeşil dönüşüm reformlarıyla birleştirmesi durumunda, durgun AB pazarından en çok pay alan ülke olmaya devam edeceğine inanıyoruz. ifadelerini kullandı.Yalçındağ, Avrupa’da ekonomik aktivitenin sınırlı da olsa toparlanmasının Türk ihracatçısı açısından olumlu bir talep zemini yaratabileceğini kaydederek, şunları söyledi:Önümüzdeki dönemde rekabet gücünü belirleyecek unsur yalnızca fiyat avantajı olmayacaktır. Kalite, teslimat hızı, lojistik esneklik, yeşil üretim kapasitesi, karbon ayak izinin ölçülebilirliği, dijital izlenebilirlik ve AB düzenlemelerine uyum, ihracat performansının temel belirleyicileri haline gelmektedir. Bu nedenle Türkiye’nin AB pazarındaki konumunu güçlendirmesi, kısa vadeli talep artışından faydalanmanın ötesinde Avrupa’nın yeni sanayi politikalarına uyum sağlayan ve bu politikaların şekillenmesinde dikkate alınan bir üretim ortağı olarak konumlanmasına bağlıdır.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>TİGEM yetiştirdiği yerel tohumları üreticilere ve vatandaşlara ulaştırıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/tigem-yetistirdigi-yerel-tohumlari-ureticilere-ve-vatandaslara-ulastiriyor/881028/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/tigem-yetistirdigi-yerel-tohumlari-ureticilere-ve-vatandaslara-ulastiriyor/881028/</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:09:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Bursa — Genel Müdür Yardımcısı İsmail Bülbül: - Şu an itibarıyla yaklaşık 50 yerel tohum tescillenmiş ve üretime hazır durumda. Bunların büyük bölümünü paketleyerek Tarım Kredi Kooperatiflerinin Türkiye çapındaki mağazalarında satışa sunduk]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Bursa Haberleri — MUSTAFA YILMAZ - Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), Mirasımız Yerel Tohum Projesi kapsamında Anadolu'nun farklı bölgelerine ait yerel tohumları çoğaltarak üreticiler ve vatandaşlarla buluşturuyor.TİGEM Genel Müdür Yardımcısı İsmail Bülbül, AA muhabirine, gıda arz güvenliğinin Türkiye'nin öncelikli konuları arasında yer aldığını, yerel tohumların korunması ve yaygınlaştırılmasının bu alandaki önemli çalışmalardan biri olduğunu söyledi.TİGEM ile Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünün (TAGEM) yerel tohumların korunması ve çoğaltılmasına yönelik çalışma başlattığını ifade eden Bülbül, Türkiye'nin farklı bölgelerinden toplanan yerel tohumların çoğaltılarak tescil sürecinden geçirildiğini anlattı.Bülbül, yaklaşık 50 yerel tohumun tescillenerek üretime hazır hale getirildiğini belirterek, Şu an itibarıyla yaklaşık 50 yerel tohum tescillenmiş ve üretime hazır durumda. Bunların büyük bölümünü paketleyerek Tarım Kredi Kooperatiflerinin Türkiye çapındaki mağazalarında satışa sunduk. Amacımız bu tohumların uygun fiyatlarla üreticilere ve vatandaşlara ulaşmasını sağlamak. diye konuştu.İsmail Bülbül, proje kapsamında Tokat boncuk fasulyesi, ak çeltik, gucubu fasulyesi, Kosova bal kabağı, Yamula patlıcanı, Sarıcakaya roka, Sarayönü tere, kara turp ve turuncu domates gibi çok sayıda yerel çeşidin üretici ve vatandaşlarla buluşturulduğunu belirtti.Hayvancılık projeleri de sürüyorBülbül, TİGEM'in bitkisel üretimin yanı sıra hayvancılık alanında Tarım ve Orman Bakanlığının politikaları doğrultusunda çalışmalar yürüttüğünü söyledi.Kırsalda Bereket Büyükbaşa Destek Projesi kapsamında hedeflere ulaşıldığını vurgulayan Bülbül, on binlerce gebe düvenin yetiştiricilere teslim edildiğini ifade etti.Bülbül, bu yıl uygulanmaya başlanan Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi ile de TİGEM işletmelerinde yetiştirilen damızlık küçükbaş hayvanların üreticilere ulaştırıldığını dile getirerek, kaliteli tohum ve damızlık üretimine yönelik AR-GE çalışmalarının TAGEM işbirliğiyle sürdüğünü kaydetti.Kırmızı et arzının güçlendirilmesi amacıyla Et ve Süt Kurumu ile ortak çalışmalar yürüttüklerine işaret eden Bülbül, besilik hayvanların TİGEM işletmelerinde belirli süre beslenerek ihtiyaç duyulan dönemlerde piyasaya sunulduğunu sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Bursa Haberleri — MUSTAFA YILMAZ - Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), Mirasımız Yerel Tohum Projesi kapsamında Anadolu'nun farklı bölgelerine ait yerel tohumları çoğaltarak üreticiler ve vatandaşlarla buluşturuyor.TİGEM Genel Müdür Yardımcısı İsmail Bülbül, AA muhabirine, gıda arz güvenliğinin Türkiye'nin öncelikli konuları arasında yer aldığını, yerel tohumların korunması ve yaygınlaştırılmasının bu alandaki önemli çalışmalardan biri olduğunu söyledi.TİGEM ile Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünün (TAGEM) yerel tohumların korunması ve çoğaltılmasına yönelik çalışma başlattığını ifade eden Bülbül, Türkiye'nin farklı bölgelerinden toplanan yerel tohumların çoğaltılarak tescil sürecinden geçirildiğini anlattı.Bülbül, yaklaşık 50 yerel tohumun tescillenerek üretime hazır hale getirildiğini belirterek, Şu an itibarıyla yaklaşık 50 yerel tohum tescillenmiş ve üretime hazır durumda. Bunların büyük bölümünü paketleyerek Tarım Kredi Kooperatiflerinin Türkiye çapındaki mağazalarında satışa sunduk. Amacımız bu tohumların uygun fiyatlarla üreticilere ve vatandaşlara ulaşmasını sağlamak. diye konuştu.İsmail Bülbül, proje kapsamında Tokat boncuk fasulyesi, ak çeltik, gucubu fasulyesi, Kosova bal kabağı, Yamula patlıcanı, Sarıcakaya roka, Sarayönü tere, kara turp ve turuncu domates gibi çok sayıda yerel çeşidin üretici ve vatandaşlarla buluşturulduğunu belirtti.Hayvancılık projeleri de sürüyorBülbül, TİGEM'in bitkisel üretimin yanı sıra hayvancılık alanında Tarım ve Orman Bakanlığının politikaları doğrultusunda çalışmalar yürüttüğünü söyledi.Kırsalda Bereket Büyükbaşa Destek Projesi kapsamında hedeflere ulaşıldığını vurgulayan Bülbül, on binlerce gebe düvenin yetiştiricilere teslim edildiğini ifade etti.Bülbül, bu yıl uygulanmaya başlanan Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi ile de TİGEM işletmelerinde yetiştirilen damızlık küçükbaş hayvanların üreticilere ulaştırıldığını dile getirerek, kaliteli tohum ve damızlık üretimine yönelik AR-GE çalışmalarının TAGEM işbirliğiyle sürdüğünü kaydetti.Kırmızı et arzının güçlendirilmesi amacıyla Et ve Süt Kurumu ile ortak çalışmalar yürüttüklerine işaret eden Bülbül, besilik hayvanların TİGEM işletmelerinde belirli süre beslenerek ihtiyaç duyulan dönemlerde piyasaya sunulduğunu sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/tigem-yetistirdigi-yerel-tohumlari-ureticilere-ve-vatandaslara-ulastiriyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Bedensel engelli okçu Özer, paralimpik oyunları için hazırlanıyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/bedensel-engelli-okcu-ozer-paralimpik-oyunlari-icin-hazirlaniyor/881027/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/bedensel-engelli-okcu-ozer-paralimpik-oyunlari-icin-hazirlaniyor/881027/</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:09:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Spor: Kullandığı özel aparatla ok atan Semray Taş Özer: - 2005'te milli takıma seçilemediğimde eşime 'artık ağzımla ok atmak istemiyorum, bu sporcu bırakacağım' dedim. O süreçte eşim devreye girdi. Kullandığım aparatı yaptı. Şu anda milli takım seviyesinde bir puan atıyorum]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Spor Haberleri -- ALİ BALLI - Muğla'da bir elinin uzuvları olmamasına rağmen 28 yıldır hem ağzı hem de özel aparatla ok atarak dünya ve Türkiye çapında dereceler elde eden bedensel engelli Semray Taş Özer'in hedefi paralimpik oyunlarına katılmak.Menteşe ilçesinde yaşamını sürdüren iki çocuk annesi 45 yaşındaki Özer'in, bebekken evinde geçirdiği bir kaza sonrasında sağ elinde ve yüzünde ileri derecede yanıklar meydana geldi. O süreçte çok sayıda ameliyat geçiren Özer, sağ elinin dört parmağını kaybetti.Hem yaşama umudunu hem de spora olan ilgisini hiç kaybetmeyen Özer, 1998'de beden eğitimi öğretmeninin desteğiyle ağzı ve dişleriyle ok atmaya başladı. Başarılı sporcu, 2005'te hayatını birleştirdiği antrenör eşi Alparslan Özer'in yaptığı özel aparatla oku elle atmaya başladı.Ağzıyla ok attığı için dişlerinde de büyük sıkıntılar oluşan Özer, bu sayede hem çok sevdiği spordan ayrılmadı hem de dünya çapında dereceler elde etti. Semray Taş Özer ve ailesi şimdilerde bir tarlada kurdukları parkurda antrenmanlarına ara vermeden devam ediyor.Semray Taş Özer, AA muhabirine, 2009-2010'da yapılan yarışmalarda takım olarak dünya üçüncülüğü elde ettiklerini, 27 Türkiye şampiyonluğunun olduğunu, sayamayacağı kadar da derecelerinin bulunduğunu söyledi.Eşinin desteği sayesinde dereceler elde ettiğini ifade eden Özer, şöyle devam etti:2005'te milli takıma seçilemediğimde eşime 'artık ağzımla ok atmak istemiyorum, bu sporcu bırakacağım' dedim. O süreçte eşim devreye girdi. Kullandığım aparatı yaptı. Dişlerimle atmaktan kurtulmuş oldum. Şu anda milli takım seviyesinde bir puan atıyorum. Geçtiğimiz ay Türkiye üçüncülüğü elde ettim. Önümüzdeki şampiyonada da tekrar ilk üçte olmayı hedefliyorum. Belediyeden emekliyim. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ulaşım ve malzeme desteği verdi. Desteklerinin devamını diliyorum.Özer, spora başlarken ailesinin bile kendisine inanmadığını belirterek, Bana, 'Millet iki eliyle ok atamıyor, sen ağzınla ok mu atacaksın? Nereye geleceğini zannediyorsun?' diyerek çok olumsuz yanıtlar aldım. Şu anda herkesin gıptayla baktığı ve destek verdiği bir sporcu haline geldim. dedi.Muğla'da yaşayan engellilerin kendisine ulaşmasını isteyen Özer, Kesinlikle kendilerini eve kapatmalarını istemiyorum. Çünkü zamanında herkes bana 'evden dışarı çıkmasan iyi olur' demişti. Ailem bile benim görüntümden rahatsız oluyordu. Ben bütün engelli arkadaşlarımın kapının içerisinde değil, kapının dışarısında olmasını istiyorum. Bana ulaşmalarını ve spora başlamalarını istiyorum. diye konuştu.Samsun'da düzenlenecek Türkiye şampiyonasına hazırlandığını dile getiren Özer, Şampiyonada ilk üçe girmeyi hedefliyorum. Önümüzdeki en büyük hedef olimpiyatlarda yer almak. Dünya ve Avrupa şampiyonasını gördüm. Yaptığım sporda sadece bir olimpiyatları göremedim. Olimpiyatlarda yer almak ve derece elde etmek istiyorum. ifadelerini kullandı.Eşinin içindeki okçuluk sevgisini fark etmişÖzer'in eşi ve antrenörü Alparslan Özer de hem eşini hem de Muğla Büyükşehir Belediyesi adına engelli sporcuları çalıştırdığını kaydetti.2005'te eşinin içindeki okçuluk sevgisini gördüğünü ve bunun devam etmesini istediğini belirten Özer, O dönem ara vermişti. Ama ondan sonra ben içindeki o okçuluk sevgisinin devam etmesini istedim. O da okçuluğa başladı. O şekilde okçulukta tanışmıştık. Engelliler için kendi tasarımlarım var aparatlarda üretiyorum. Yeter ki kişi istesin. Başarmak için onun önünde bir engel yok. Her şey kişinin istemesine bağlı. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras'a da desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum. açıklamasında bulundu.Çiftin kızları 9 yaşındaki Elif Özer de annesinden görerek ok atmaya başladığını ifade ederek, annesinin çok başarılı bir sporcu olduğunu, kendisinin de ileride okçuluk branşında iyi bir sporcu olmak istediğini ifade etti.Özer&#039;i örnek alan Mustafa Gürbüz&#039;ün hedefi ise milli takımBedensel engelli sporculardan 28 yaşındaki Mustafa Gürbüz de eve kapalı birisi olduğunu, spora 6 yıl önce Alpaslan Özer sayesinde başladığını, tek hedefinin Semray Taş Özer gibi bir sporcu olmak olduğunu dile getirdi.Çevresindeki herkesin 'Yapamazsın, edemezsin, hiç uğraşma, senin dengin değil' dediğini onlara hiçbir zaman kulak asmadığını anlatan Gürbüz, Genelde kendi düşüncelerim sayesinde bu günlere geldim. Hedefim milli takıma girmek. Milli takımdan olimpiyata gitmek. Önümde çok uzun süreçler var biliyorum ama kendime de güveniyorum. dedi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Spor Haberleri -- ALİ BALLI - Muğla'da bir elinin uzuvları olmamasına rağmen 28 yıldır hem ağzı hem de özel aparatla ok atarak dünya ve Türkiye çapında dereceler elde eden bedensel engelli Semray Taş Özer'in hedefi paralimpik oyunlarına katılmak.Menteşe ilçesinde yaşamını sürdüren iki çocuk annesi 45 yaşındaki Özer'in, bebekken evinde geçirdiği bir kaza sonrasında sağ elinde ve yüzünde ileri derecede yanıklar meydana geldi. O süreçte çok sayıda ameliyat geçiren Özer, sağ elinin dört parmağını kaybetti.Hem yaşama umudunu hem de spora olan ilgisini hiç kaybetmeyen Özer, 1998'de beden eğitimi öğretmeninin desteğiyle ağzı ve dişleriyle ok atmaya başladı. Başarılı sporcu, 2005'te hayatını birleştirdiği antrenör eşi Alparslan Özer'in yaptığı özel aparatla oku elle atmaya başladı.Ağzıyla ok attığı için dişlerinde de büyük sıkıntılar oluşan Özer, bu sayede hem çok sevdiği spordan ayrılmadı hem de dünya çapında dereceler elde etti. Semray Taş Özer ve ailesi şimdilerde bir tarlada kurdukları parkurda antrenmanlarına ara vermeden devam ediyor.Semray Taş Özer, AA muhabirine, 2009-2010'da yapılan yarışmalarda takım olarak dünya üçüncülüğü elde ettiklerini, 27 Türkiye şampiyonluğunun olduğunu, sayamayacağı kadar da derecelerinin bulunduğunu söyledi.Eşinin desteği sayesinde dereceler elde ettiğini ifade eden Özer, şöyle devam etti:2005'te milli takıma seçilemediğimde eşime 'artık ağzımla ok atmak istemiyorum, bu sporcu bırakacağım' dedim. O süreçte eşim devreye girdi. Kullandığım aparatı yaptı. Dişlerimle atmaktan kurtulmuş oldum. Şu anda milli takım seviyesinde bir puan atıyorum. Geçtiğimiz ay Türkiye üçüncülüğü elde ettim. Önümüzdeki şampiyonada da tekrar ilk üçte olmayı hedefliyorum. Belediyeden emekliyim. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ulaşım ve malzeme desteği verdi. Desteklerinin devamını diliyorum.Özer, spora başlarken ailesinin bile kendisine inanmadığını belirterek, Bana, 'Millet iki eliyle ok atamıyor, sen ağzınla ok mu atacaksın? Nereye geleceğini zannediyorsun?' diyerek çok olumsuz yanıtlar aldım. Şu anda herkesin gıptayla baktığı ve destek verdiği bir sporcu haline geldim. dedi.Muğla'da yaşayan engellilerin kendisine ulaşmasını isteyen Özer, Kesinlikle kendilerini eve kapatmalarını istemiyorum. Çünkü zamanında herkes bana 'evden dışarı çıkmasan iyi olur' demişti. Ailem bile benim görüntümden rahatsız oluyordu. Ben bütün engelli arkadaşlarımın kapının içerisinde değil, kapının dışarısında olmasını istiyorum. Bana ulaşmalarını ve spora başlamalarını istiyorum. diye konuştu.Samsun'da düzenlenecek Türkiye şampiyonasına hazırlandığını dile getiren Özer, Şampiyonada ilk üçe girmeyi hedefliyorum. Önümüzdeki en büyük hedef olimpiyatlarda yer almak. Dünya ve Avrupa şampiyonasını gördüm. Yaptığım sporda sadece bir olimpiyatları göremedim. Olimpiyatlarda yer almak ve derece elde etmek istiyorum. ifadelerini kullandı.Eşinin içindeki okçuluk sevgisini fark etmişÖzer'in eşi ve antrenörü Alparslan Özer de hem eşini hem de Muğla Büyükşehir Belediyesi adına engelli sporcuları çalıştırdığını kaydetti.2005'te eşinin içindeki okçuluk sevgisini gördüğünü ve bunun devam etmesini istediğini belirten Özer, O dönem ara vermişti. Ama ondan sonra ben içindeki o okçuluk sevgisinin devam etmesini istedim. O da okçuluğa başladı. O şekilde okçulukta tanışmıştık. Engelliler için kendi tasarımlarım var aparatlarda üretiyorum. Yeter ki kişi istesin. Başarmak için onun önünde bir engel yok. Her şey kişinin istemesine bağlı. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras'a da desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum. açıklamasında bulundu.Çiftin kızları 9 yaşındaki Elif Özer de annesinden görerek ok atmaya başladığını ifade ederek, annesinin çok başarılı bir sporcu olduğunu, kendisinin de ileride okçuluk branşında iyi bir sporcu olmak istediğini ifade etti.Özer&#039;i örnek alan Mustafa Gürbüz&#039;ün hedefi ise milli takımBedensel engelli sporculardan 28 yaşındaki Mustafa Gürbüz de eve kapalı birisi olduğunu, spora 6 yıl önce Alpaslan Özer sayesinde başladığını, tek hedefinin Semray Taş Özer gibi bir sporcu olmak olduğunu dile getirdi.Çevresindeki herkesin 'Yapamazsın, edemezsin, hiç uğraşma, senin dengin değil' dediğini onlara hiçbir zaman kulak asmadığını anlatan Gürbüz, Genelde kendi düşüncelerim sayesinde bu günlere geldim. Hedefim milli takıma girmek. Milli takımdan olimpiyata gitmek. Önümde çok uzun süreçler var biliyorum ama kendime de güveniyorum. dedi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/genel/detayfotowebp.webp" type="image/webp" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi, uluslararası matematik yarışmasından altın madalyayla döndü</title>
      <link>https://www.canligaste.com/kartal-anadolu-imam-hatip-lisesi-ogrencisi-uluslararasi-matematik-yarismasindan-altin-madalyayla-dondu/881026/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kartal-anadolu-imam-hatip-lisesi-ogrencisi-uluslararasi-matematik-yarismasindan-altin-madalyayla-dondu/881026/</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:09:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[İstanbul — Japonya'da düzenlenen WMI 2026 Dünya Finali'nde altın madalya kazanan Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi 11. sınıf öğrencisi Muhammed Enes Demirel: - Ağustos ayının başında Vietnam'da düzenlenecek Asya Matematik Olimpiyatları'nın finali var. İnşallah orada da yine daha güzel başarı elde etmek isterim. Bunun dışında Uluslararası Matematik Olimpiyatları (IMO) adı verilen ve en prestijli matematik olimpiyatı olarak kabul edilen farklı bir yarışma var. Benim matematik olimpiyatlarına başlamamdaki en büyük motivasyon da ülkemi altın madalyayla temsil edebilmek - Herhangi bir alanda kendini geliştirmek isteyen öğrencilere hocalarımız desteklerini esirgemiyor. 'Ben şunu yapmak istiyorum.' dediğimizde önümüzü açmak için ellerinden geleni yapıyorlar]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İstanbul Haberleri — HAMDİ DİNDİREK - Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi 11. sınıf öğrencisi Muhammed Enes Demirel, Japonya'da düzenlenen World Mathematics Invitational (WMI) 2026 Dünya Finali'nde kazandığı altın madalyayla matematik alanındaki başarısını uluslararası düzeye taşıdı.Küçük yaşta hafızlığını tamamlayan Demirel, fen, teknoloji, mühendislik, matematik (STEM) alanlarındaki ulusal ve uluslararası yarışmalarda çeşitli dereceler elde etti.Demirel, Japonya'da düzenlenen WMI 2026 Dünya Finali'nde gösterdiği performansla önemli bir başarıya imza attı.WMI ön eleme turunda dünya üçüncüsü olarak finale katılmaya hak kazanan Demirel, finalde elde ettiği altın madalyayla Türkiye'yi ve okulunu uluslararası platformda başarıyla temsil etti.Altın madalyasıyla Türkiye'ye dönen Demirel, matematik tutkusunu ve başarı yolculuğunu AA muhabirine anlattı.Demirel, matematiğe olan ilgisinin çocukluk döneminden itibaren başladığını, 5-6 yaşlarındayken 1'den 100'e kadar saymayı öğrendiğini söyledi.Daha büyük sayıların nasıl devam ettiğini merak ettiğini ve akrabalarına sorduğunu belirten Demirel, Soruyordum, '10 bin' diyorlar, çok seviniyorum 10 bin diye bir sayı varmış diye. Sonra '100 bin', 'milyon', 'milyar', bunları söylüyorlar, çok hoşuma gidiyor. Sayılarla uğraşmayı seviyordum herhalde o zamanlar. dedi.Demirel, tek basamaklı sayıların çarpımını öğrendikten sonra Daha büyük sayılar nasıl çarpılır? diyerek herhangi bir kaynağa bakmadan kendi kendine çarpmayı denediğini dile getirdi.Türkiye&#039;nin en üstte görünmesini ve bunun da benim vesilemle olmasını çok isterimKatıldığı yarışma hakkında bilgi veren Demirel, şöyle konuştu:Uluslararası yarışmalarda, matematik olimpiyatları özelinde öncelikle ülke içinde elemeler yapılıyor. WMI sınavının da ülke içinde bir ön eleme sınavı vardı. Bu eleme sınavında başarılı olan öğrenciler de final sınavına katılmaya hak kazanıyordu. Ön eleme sınavında dünya üçüncülüğü nasip olmuştu. Bu şekilde de finale gitmiş oldum. Finalde de iki aşamadan oluşan bir sınav vardı. Bu sınav aslında daha çok hız odaklı, kısıtlı süre içerisinde en fazla doğru soruyu işaretleyeceğin bir sınav. Final sınavında 15 soru ilk bölümden, 10 soru da ikinci bölümden vardı. Yanlış-doğru sayımız açıklanmadı ancak altın madalya geldiğine göre güzel bir şeyler yaptığımızı görebiliriz.Ödül töreninden önceki akşam sonuçların açıklanacağının kendilerine söylendiğini aktaran Demirel, Beklerken elimize belgeler geldi. Bunun içinde sonuçların olduğu söylendi. Türkiye heyetinin başındaki hoca aldı eline, sonra gitti. Ben de bekliyorum ne madalyası geldi diye. 10-15 dakika bekledikten sonra 'altın' diye mesaj atıldı. Ben de çok sevindim. Final sınavına gidip ülkeyi temsil etmek ve bir öğrencinin kendi içinde bir şeyler yapabileceğine inanmasını sağlayan bir deneyimdi. ifadelerini kullandı.Demirel, Çin, Japonya ve ABD gibi bazı ülkelerin bu olimpiyatlarda daha başarılı bir geçmişe sahip olduğunu, Türkiye'nin de son dönemde önemli gelişim gösterdiğini ve bu ülkelerle rekabet eder duruma geldiğini kaydetti.Katıldığı yarışmada Türkiye'nin başarı sıralamasında o ülkeler arasında yer almasının kendisini çok mutlu ettiğini dile getiren Demirel, İnşallah daha farklı sınavlar da var. Bu sınavlarda da Türkiye'nin en üstte görünmesini ve bunun da benim vesilemle olmasını çok isterim. diye konuştu.Saatlerce yazmaya, soru sormaya, öğrenmeye çalıştımÖzel olarak WMI yarışması için bir çalışmada bulunmadığını ve genel manada matematik çalıştığını anlatan Demirel, şöyle devam etti:Hazırlık yılının sonlarına doğru matematiğe yoğun şekilde çalışmaya karar verdim. Matematik birkaç alt dalda incelenebilir. Bunların hepsi için bir defter aldım, ondan sonra da masanın başına oturup saatlerce yazmaya, soru sormaya, öğrenmeye çalıştım. Düzenli olarak günde 8-9 saat çalıştığım söylenemez ancak bir yıllık süreçte o kadar yoğun çalıştım. İkinci yılda belirli bir şeyleri biliyorduk, kardeşlerimizle, arkadaşlarımızla bu bilgiyi paylaşarak daha kalıcı hale getirmeye çalıştım. 10. sınıf da biraz bu odaklı geçti. Ancak tabii az çalıştım dediğim de 5 saat falan çalışıyorduk.Kader dünyasında bu başarının sana yazılabilmesi için isteğinin görülmesi lazım. Aslında bunun hepsini 'talep' adı altında inceleyebiliriz; dua, sebat, azim. Bir istek, motivasyon oluyor, bu istek aslında bir duadır. Sonra bu duadan sonra sen bir gayrete giriyorsun, azme geliyorsun, çalışıyorsun. Bu çalışma azmini uzun süre sebat ederek sürdürürsen de bunun sonucuna başarı deniyor. Başarılı olmak isteyen arkadaşlar için formül bu.En büyük motivasyon, Uluslararası Matematik Olimpiyatları&#039;nda ülkeyi altın madalyayla temsil edebilmekDemirel, çocukluğundan bu yana ailesinden birçok konuda büyük destek gördüğünü belirterek, Okulun desteği denince aklıma tercih dönemi geliyor. Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi'ni seçsem mi, seçmesem mi diye arada kalmıştım, ondan sonra da seçmiştim. Tercih ettikten sonra ise aklıma, 'Ben bir şeyler öğrenmek istiyorum, acaba imkanlar ne kadar iyi?' sorusu geldi. Sonra şunu fark ettim, herhangi bir alanda kendini geliştirmek isteyen öğrencilere hocalarımız desteklerini esirgemiyor. 'Ben şunu yapmak istiyorum.' dediğimizde önümüzü açmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Olimpiyatlarda da bu şekilde oldu, ellerinden geldiğince destek olmaya çalıştılar, Allah hepsinden razı olsun. şeklinde konuştu.Gelecek hedeflerinden de bahseden Demirel, Ağustos ayının başında Vietnam'da düzenlenecek Asya Matematik Olimpiyatları'nın finali var. İnşallah orada da yine daha güzel bir başarı elde etmek isterim. Bunun dışında Uluslararası Matematik Olimpiyatları (IMO) adı verilen ve en prestijli matematik olimpiyatı olarak kabul edilen farklı bir yarışma var. Bunun seçimleri de TÜBİTAK tarafından ülke genelinde yapılıyor ve 6 kişilik bir takım oluşturuluyor. Yaz döneminde kamp süreci, ardından ikinci aşama sınavı, takım seçme sınavı ve IMO var. Benim matematik olimpiyatlarına başlamamdaki en büyük motivasyon da ülkemi altın madalyayla temsil edebilmek. ifadelerini kullandı.Hedefim, 42 puan alıp dünya birinciliğiyle dönmekDemirel, Türkiye'nin Uluslararası Matematik Olimpiyatları'ndan genellikle iyi dereceler ve madalyalarla döndüğüne dikkati çekerek, şu anda Çin'de düzenlenen organizasyonda Türkiye'yi temsil eden 6 öğrencinin de başarılı sonuçlar elde etmesini diledi.Seneye bu sınavın Budapeşte'de olacağını aktaran Demirel, şunları kaydetti:Bu sınavda altın madalya almak için aşağı yukarı 42 puan üzerinden 35 puan almak gerekiyor. Aslında olimpiyat sınavını fullemesi de çok zor. Çin takımı bu sınavda genellikle 42 puan yaparak altın madalya kazanıyor, dünya birincisi oluyor. Ülke tarihimizdeki en büyük başarı da Melih Üçer hocamız tarafından yapılmış; 38 puanlık bir derece, altın madalya ve dünya dördüncülüğü. Benim hedefim de inşallah bu sınavda 42 puan alıp dünya birinciliğiyle dönmek.Madalya ve derece, bana 'Hayatta başardım.' dedirtecek şeyler değil çünkü madalya ve derece, sadece çalışmanın ve gayretin sertifikalanmış hali. Asıl başarı, o çalışma ve gayreti sürekli sürdürebilmek. Bunun dışında insanlara faydalı olabilmek de çok önemli. Altın madalyaları üst üste yığsak bile bunun bir önemi yok. Asıl mesele daha iyi yerlere gelerek insanlara, ümmete daha faydalı olabilmek diye düşünüyorum.Demirel, çalışmadan başarının mümkün olmadığını belirterek, Doğru şekilde çalışmak ve öğrenmek için çabalamak lazım. Altın madalya ya da derece önemli değil, asıl mesele gayreti sürdürebilmek. dedi.Sınavda yaptığı basit işlem hatasının kendisine önemli ders verdiğini anlatan Demirel, elde edilen başarının yalnızca kişinin kendi çabasına bağlanmaması gerektiğini söyledi.Başarıdan çok gayret ve duaya odaklanılması gerektiğini vurgulayan Demirel, asıl amacının insanlara faydalı olabilmek olduğunu sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Haberleri — HAMDİ DİNDİREK - Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi 11. sınıf öğrencisi Muhammed Enes Demirel, Japonya'da düzenlenen World Mathematics Invitational (WMI) 2026 Dünya Finali'nde kazandığı altın madalyayla matematik alanındaki başarısını uluslararası düzeye taşıdı.Küçük yaşta hafızlığını tamamlayan Demirel, fen, teknoloji, mühendislik, matematik (STEM) alanlarındaki ulusal ve uluslararası yarışmalarda çeşitli dereceler elde etti.Demirel, Japonya'da düzenlenen WMI 2026 Dünya Finali'nde gösterdiği performansla önemli bir başarıya imza attı.WMI ön eleme turunda dünya üçüncüsü olarak finale katılmaya hak kazanan Demirel, finalde elde ettiği altın madalyayla Türkiye'yi ve okulunu uluslararası platformda başarıyla temsil etti.Altın madalyasıyla Türkiye'ye dönen Demirel, matematik tutkusunu ve başarı yolculuğunu AA muhabirine anlattı.Demirel, matematiğe olan ilgisinin çocukluk döneminden itibaren başladığını, 5-6 yaşlarındayken 1'den 100'e kadar saymayı öğrendiğini söyledi.Daha büyük sayıların nasıl devam ettiğini merak ettiğini ve akrabalarına sorduğunu belirten Demirel, Soruyordum, '10 bin' diyorlar, çok seviniyorum 10 bin diye bir sayı varmış diye. Sonra '100 bin', 'milyon', 'milyar', bunları söylüyorlar, çok hoşuma gidiyor. Sayılarla uğraşmayı seviyordum herhalde o zamanlar. dedi.Demirel, tek basamaklı sayıların çarpımını öğrendikten sonra Daha büyük sayılar nasıl çarpılır? diyerek herhangi bir kaynağa bakmadan kendi kendine çarpmayı denediğini dile getirdi.Türkiye&#039;nin en üstte görünmesini ve bunun da benim vesilemle olmasını çok isterimKatıldığı yarışma hakkında bilgi veren Demirel, şöyle konuştu:Uluslararası yarışmalarda, matematik olimpiyatları özelinde öncelikle ülke içinde elemeler yapılıyor. WMI sınavının da ülke içinde bir ön eleme sınavı vardı. Bu eleme sınavında başarılı olan öğrenciler de final sınavına katılmaya hak kazanıyordu. Ön eleme sınavında dünya üçüncülüğü nasip olmuştu. Bu şekilde de finale gitmiş oldum. Finalde de iki aşamadan oluşan bir sınav vardı. Bu sınav aslında daha çok hız odaklı, kısıtlı süre içerisinde en fazla doğru soruyu işaretleyeceğin bir sınav. Final sınavında 15 soru ilk bölümden, 10 soru da ikinci bölümden vardı. Yanlış-doğru sayımız açıklanmadı ancak altın madalya geldiğine göre güzel bir şeyler yaptığımızı görebiliriz.Ödül töreninden önceki akşam sonuçların açıklanacağının kendilerine söylendiğini aktaran Demirel, Beklerken elimize belgeler geldi. Bunun içinde sonuçların olduğu söylendi. Türkiye heyetinin başındaki hoca aldı eline, sonra gitti. Ben de bekliyorum ne madalyası geldi diye. 10-15 dakika bekledikten sonra 'altın' diye mesaj atıldı. Ben de çok sevindim. Final sınavına gidip ülkeyi temsil etmek ve bir öğrencinin kendi içinde bir şeyler yapabileceğine inanmasını sağlayan bir deneyimdi. ifadelerini kullandı.Demirel, Çin, Japonya ve ABD gibi bazı ülkelerin bu olimpiyatlarda daha başarılı bir geçmişe sahip olduğunu, Türkiye'nin de son dönemde önemli gelişim gösterdiğini ve bu ülkelerle rekabet eder duruma geldiğini kaydetti.Katıldığı yarışmada Türkiye'nin başarı sıralamasında o ülkeler arasında yer almasının kendisini çok mutlu ettiğini dile getiren Demirel, İnşallah daha farklı sınavlar da var. Bu sınavlarda da Türkiye'nin en üstte görünmesini ve bunun da benim vesilemle olmasını çok isterim. diye konuştu.Saatlerce yazmaya, soru sormaya, öğrenmeye çalıştımÖzel olarak WMI yarışması için bir çalışmada bulunmadığını ve genel manada matematik çalıştığını anlatan Demirel, şöyle devam etti:Hazırlık yılının sonlarına doğru matematiğe yoğun şekilde çalışmaya karar verdim. Matematik birkaç alt dalda incelenebilir. Bunların hepsi için bir defter aldım, ondan sonra da masanın başına oturup saatlerce yazmaya, soru sormaya, öğrenmeye çalıştım. Düzenli olarak günde 8-9 saat çalıştığım söylenemez ancak bir yıllık süreçte o kadar yoğun çalıştım. İkinci yılda belirli bir şeyleri biliyorduk, kardeşlerimizle, arkadaşlarımızla bu bilgiyi paylaşarak daha kalıcı hale getirmeye çalıştım. 10. sınıf da biraz bu odaklı geçti. Ancak tabii az çalıştım dediğim de 5 saat falan çalışıyorduk.Kader dünyasında bu başarının sana yazılabilmesi için isteğinin görülmesi lazım. Aslında bunun hepsini 'talep' adı altında inceleyebiliriz; dua, sebat, azim. Bir istek, motivasyon oluyor, bu istek aslında bir duadır. Sonra bu duadan sonra sen bir gayrete giriyorsun, azme geliyorsun, çalışıyorsun. Bu çalışma azmini uzun süre sebat ederek sürdürürsen de bunun sonucuna başarı deniyor. Başarılı olmak isteyen arkadaşlar için formül bu.En büyük motivasyon, Uluslararası Matematik Olimpiyatları&#039;nda ülkeyi altın madalyayla temsil edebilmekDemirel, çocukluğundan bu yana ailesinden birçok konuda büyük destek gördüğünü belirterek, Okulun desteği denince aklıma tercih dönemi geliyor. Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi'ni seçsem mi, seçmesem mi diye arada kalmıştım, ondan sonra da seçmiştim. Tercih ettikten sonra ise aklıma, 'Ben bir şeyler öğrenmek istiyorum, acaba imkanlar ne kadar iyi?' sorusu geldi. Sonra şunu fark ettim, herhangi bir alanda kendini geliştirmek isteyen öğrencilere hocalarımız desteklerini esirgemiyor. 'Ben şunu yapmak istiyorum.' dediğimizde önümüzü açmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Olimpiyatlarda da bu şekilde oldu, ellerinden geldiğince destek olmaya çalıştılar, Allah hepsinden razı olsun. şeklinde konuştu.Gelecek hedeflerinden de bahseden Demirel, Ağustos ayının başında Vietnam'da düzenlenecek Asya Matematik Olimpiyatları'nın finali var. İnşallah orada da yine daha güzel bir başarı elde etmek isterim. Bunun dışında Uluslararası Matematik Olimpiyatları (IMO) adı verilen ve en prestijli matematik olimpiyatı olarak kabul edilen farklı bir yarışma var. Bunun seçimleri de TÜBİTAK tarafından ülke genelinde yapılıyor ve 6 kişilik bir takım oluşturuluyor. Yaz döneminde kamp süreci, ardından ikinci aşama sınavı, takım seçme sınavı ve IMO var. Benim matematik olimpiyatlarına başlamamdaki en büyük motivasyon da ülkemi altın madalyayla temsil edebilmek. ifadelerini kullandı.Hedefim, 42 puan alıp dünya birinciliğiyle dönmekDemirel, Türkiye'nin Uluslararası Matematik Olimpiyatları'ndan genellikle iyi dereceler ve madalyalarla döndüğüne dikkati çekerek, şu anda Çin'de düzenlenen organizasyonda Türkiye'yi temsil eden 6 öğrencinin de başarılı sonuçlar elde etmesini diledi.Seneye bu sınavın Budapeşte'de olacağını aktaran Demirel, şunları kaydetti:Bu sınavda altın madalya almak için aşağı yukarı 42 puan üzerinden 35 puan almak gerekiyor. Aslında olimpiyat sınavını fullemesi de çok zor. Çin takımı bu sınavda genellikle 42 puan yaparak altın madalya kazanıyor, dünya birincisi oluyor. Ülke tarihimizdeki en büyük başarı da Melih Üçer hocamız tarafından yapılmış; 38 puanlık bir derece, altın madalya ve dünya dördüncülüğü. Benim hedefim de inşallah bu sınavda 42 puan alıp dünya birinciliğiyle dönmek.Madalya ve derece, bana 'Hayatta başardım.' dedirtecek şeyler değil çünkü madalya ve derece, sadece çalışmanın ve gayretin sertifikalanmış hali. Asıl başarı, o çalışma ve gayreti sürekli sürdürebilmek. Bunun dışında insanlara faydalı olabilmek de çok önemli. Altın madalyaları üst üste yığsak bile bunun bir önemi yok. Asıl mesele daha iyi yerlere gelerek insanlara, ümmete daha faydalı olabilmek diye düşünüyorum.Demirel, çalışmadan başarının mümkün olmadığını belirterek, Doğru şekilde çalışmak ve öğrenmek için çabalamak lazım. Altın madalya ya da derece önemli değil, asıl mesele gayreti sürdürebilmek. dedi.Sınavda yaptığı basit işlem hatasının kendisine önemli ders verdiğini anlatan Demirel, elde edilen başarının yalnızca kişinin kendi çabasına bağlanmaması gerektiğini söyledi.Başarıdan çok gayret ve duaya odaklanılması gerektiğini vurgulayan Demirel, asıl amacının insanlara faydalı olabilmek olduğunu sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/kartal-anadolu-imam-hatip-lisesi-ogrencisi-uluslararasi-matematik-yarismasindan-altin-madalyayla-dondu.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Engelli keçi yavrusu Alagızı elleriyle besliyorlar</title>
      <link>https://www.canligaste.com/engelli-keci-yavrusu-alagizi-elleriyle-besliyorlar/881025/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/engelli-keci-yavrusu-alagizi-elleriyle-besliyorlar/881025/</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:09:18 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Kastamonu — Kastamonu'nun İhsangazi ilçesinde bacağının engelli olması nedeniyle rahat yürüyemeyen 5 aylık keçi yavrusuna Bozacı ailesi özenle bakıyor - Mustafa Bozacı: - Ellerimizle besliyoruz. Arkadaşımız, nazar boncuğumuz, evimizin bereketi oldu Alagız]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Kastamonu Haberleri — ÖZGÜR ALANTOR - Kastamonu'nun İhsangazi ilçesinde yaşayan Bozacı ailesi, doğuştan bacağı engelli olan Alagız ismini verdikleri 5 aylık keçilerinin bakımını özenle yapıyor.İlçeye bağlı Sarıpınar köyünde hayvancılıkla uğraşan Bozacı ailesinin bir keçisi, 5 ay önce bacaklarından engelli bir yavru doğurdu.Birçok kez veterinere götürülmesine rağmen iyileşmeyen keçi yavrusunu sahipsiz bırakmak istemeyen Bozacı ailesi, “Alagız” adını verdikleri hayvanın bakımını özenle üstlendi.Diğer keçiler otlamak için araziye giderken engeli nedeniyle Alagızı kucaklarına alarak bahçeye götüren aile üyeleri, keçiyi ot ve yapraklarla besliyor.Müzeyyen Bozacı, AA muhabirine, Alagız'ın ön bacaklarının doğuştan engelli olduğunu söyledi.Keçilerini çok sevdiklerini vurgulayan Bozacı, Ne yaptıysak ayakları düzelmedi. Biz de onu otla, ekmekle, yaprakla besliyoruz. Ellerimizle bakıyoruz, çok seviyoruz onu. dedi.Sabahları kalkınca aklına ilk Alagızın geldiğini belirten Bozacı, Sabahları kalkıyorum, yaprağını, ekmeğini, suyunu götürüyorum. Ne yazık ki annesiyle otlamaya gidemiyor. Biz de evde besliyoruz. diye konuştu.Onu diğer keçilerimle gönderemiyorumMustafa Bozacı ise doğduğunda keçinin arka bacaklarında da sorun bulunduğunu dile getirdi.Veterinerde yaptırdıkları tedavi sonucu arka bacaklarının düzeldiğini anlatan Bozacı, Ön sol ayağını düzeltemedik. Onu diğer keçilerimle gönderemiyorum. Yetişemiyor çünkü, yoruluyor, kalıyor oralarda. Bunu kendi ellerimizle besliyoruz. Arkadaşımız, nazar boncuğumuz, evimizin bereketi oldu Alagız. Onunla mutluyuz. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Kastamonu Haberleri — ÖZGÜR ALANTOR - Kastamonu'nun İhsangazi ilçesinde yaşayan Bozacı ailesi, doğuştan bacağı engelli olan Alagız ismini verdikleri 5 aylık keçilerinin bakımını özenle yapıyor.İlçeye bağlı Sarıpınar köyünde hayvancılıkla uğraşan Bozacı ailesinin bir keçisi, 5 ay önce bacaklarından engelli bir yavru doğurdu.Birçok kez veterinere götürülmesine rağmen iyileşmeyen keçi yavrusunu sahipsiz bırakmak istemeyen Bozacı ailesi, “Alagız” adını verdikleri hayvanın bakımını özenle üstlendi.Diğer keçiler otlamak için araziye giderken engeli nedeniyle Alagızı kucaklarına alarak bahçeye götüren aile üyeleri, keçiyi ot ve yapraklarla besliyor.Müzeyyen Bozacı, AA muhabirine, Alagız'ın ön bacaklarının doğuştan engelli olduğunu söyledi.Keçilerini çok sevdiklerini vurgulayan Bozacı, Ne yaptıysak ayakları düzelmedi. Biz de onu otla, ekmekle, yaprakla besliyoruz. Ellerimizle bakıyoruz, çok seviyoruz onu. dedi.Sabahları kalkınca aklına ilk Alagızın geldiğini belirten Bozacı, Sabahları kalkıyorum, yaprağını, ekmeğini, suyunu götürüyorum. Ne yazık ki annesiyle otlamaya gidemiyor. Biz de evde besliyoruz. diye konuştu.Onu diğer keçilerimle gönderemiyorumMustafa Bozacı ise doğduğunda keçinin arka bacaklarında da sorun bulunduğunu dile getirdi.Veterinerde yaptırdıkları tedavi sonucu arka bacaklarının düzeldiğini anlatan Bozacı, Ön sol ayağını düzeltemedik. Onu diğer keçilerimle gönderemiyorum. Yetişemiyor çünkü, yoruluyor, kalıyor oralarda. Bunu kendi ellerimizle besliyoruz. Arkadaşımız, nazar boncuğumuz, evimizin bereketi oldu Alagız. Onunla mutluyuz. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/engelli-keci-yavrusu-alagizi-elleriyle-besliyorlar.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Gastronomi kentinin kebap şişlerine üç kuşaktır şekil veriyorlar</title>
      <link>https://www.canligaste.com/gastronomi-kentinin-kebap-sislerine-uc-kusaktir-sekil-veriyorlar/881024/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/gastronomi-kentinin-kebap-sislerine-uc-kusaktir-sekil-veriyorlar/881024/</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Gaziantep — Gaziantep'in dünyaca ünlü kebaplarında kullanılan şişleri üç kuşaktır üreten Gürban ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi 30 yaşındaki Yusuf Gürban: - Dededen gelen bir miras olduğu için sırtımı dönüp gitmek istemedim. Ben de çocuğumun ileride bu mesleği devam ettirmesini istiyorum]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Gaziantep Haberleri — SAFİYENUR AYDAŞ - UNESCO'nun Yaratıcı Şehirler Ağında gastronomi alanında yer alan Gaziantep'te dedelerinden miras aldıkları demircilik mesleğini sürdüren Gürban ailesi, kentin meşhur kebaplarında kullanılan şişleri üç kuşaktır üretiyor.Tarihi Bakırcılar Çarşısı'ndaki atölyelerinde yaklaşık 60 yıldır üretim yapan 68 yaşındaki demir ustası Erol Gürban ile 30 yaşındaki oğlu Yusuf Gürban, geleneksel yöntemlerle çeşitli kebap şişlerini üretiyor.Atölyede günün ilk saatlerinden itibaren başlayan üretimde, ateşte ısıtılan demirler ustaların elinde kebap şişine dönüşüyor.Çekiç seslerinin çarşıya yayıldığı atölyede baba-oğul, yılların birikimiyle demire şekil verirken, Gaziantep'in köklü kebap kültürüne de katkı sunuyor.Dede mirasına sırtını dönmek istemediAilenin üçüncü kuşak temsilcisi Yusuf Gürban, AA muhabirine, ata mirasını sürdürdüğü için mutlu ve gururlu olduğunu söyledi.Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun olduğunu ifade eden Gürban, çocukluğundan beri içinde büyüdüğü aile işletmesinde çalışmayı tercih ettiğini dile getirdi.Mesleği yalnızca geçimini sağladığı bir iş olarak görmediğini belirten Gürban, Dededen gelen bir miras olduğu için sırtımı dönüp gitmek istemedim. Ben de çocuğumun ileride bu mesleği devam ettirmesini istiyorum. dedi.Babasından aldığı en önemli öğüdün dürüst esnaflık olduğunu dile getiren Gürban, demircilik mesleğinin en büyük sorunlarından birinin çırak yetişmemesi olduğunu anlattı.Gaziantep'in kebap kültürü sayesinde müşteri potansiyelinin yüksek olduğunu ancak eski yoğunluğu yaşayamadıklarını vurgulayan Gürban, Eskiden dükkanda 8 kişi çalışıyorduk, şimdi 3 kişiyiz. Gittikçe bu meslek unutuluyor. Çarşıyı gezen turistlerin dikkatini çekiyoruz. Çekiç vurmamıza ilgi gösteriyorlar, kimileri fotoğraf çektiriyor, kimileri ise meslekle ilgili sorular soruyor. diye konuştu.Gürban, mesleğinin aynı zamanda Gaziantep'in kültürel mirasının önemli bir parçası olduğunu sözlerine ekledi.Baba Erol Gürban ise yaklaşık 60 yıldır demire şekil verdiğini söyledi.Oğlunun demircilik mesleğini sürdürmesinden gurur duyduğunu belirten Gürban, Yaklaşık 60 yıldır sıcak demire şekil vermek için çekiç sallıyorum. Benim babam demirciydi, ondan bana, benden ise oğluma geçti. İnşallah torunlarım da bu işi yapar. Alın teri yüksek bir meslek. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Gaziantep Haberleri — SAFİYENUR AYDAŞ - UNESCO'nun Yaratıcı Şehirler Ağında gastronomi alanında yer alan Gaziantep'te dedelerinden miras aldıkları demircilik mesleğini sürdüren Gürban ailesi, kentin meşhur kebaplarında kullanılan şişleri üç kuşaktır üretiyor.Tarihi Bakırcılar Çarşısı'ndaki atölyelerinde yaklaşık 60 yıldır üretim yapan 68 yaşındaki demir ustası Erol Gürban ile 30 yaşındaki oğlu Yusuf Gürban, geleneksel yöntemlerle çeşitli kebap şişlerini üretiyor.Atölyede günün ilk saatlerinden itibaren başlayan üretimde, ateşte ısıtılan demirler ustaların elinde kebap şişine dönüşüyor.Çekiç seslerinin çarşıya yayıldığı atölyede baba-oğul, yılların birikimiyle demire şekil verirken, Gaziantep'in köklü kebap kültürüne de katkı sunuyor.Dede mirasına sırtını dönmek istemediAilenin üçüncü kuşak temsilcisi Yusuf Gürban, AA muhabirine, ata mirasını sürdürdüğü için mutlu ve gururlu olduğunu söyledi.Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun olduğunu ifade eden Gürban, çocukluğundan beri içinde büyüdüğü aile işletmesinde çalışmayı tercih ettiğini dile getirdi.Mesleği yalnızca geçimini sağladığı bir iş olarak görmediğini belirten Gürban, Dededen gelen bir miras olduğu için sırtımı dönüp gitmek istemedim. Ben de çocuğumun ileride bu mesleği devam ettirmesini istiyorum. dedi.Babasından aldığı en önemli öğüdün dürüst esnaflık olduğunu dile getiren Gürban, demircilik mesleğinin en büyük sorunlarından birinin çırak yetişmemesi olduğunu anlattı.Gaziantep'in kebap kültürü sayesinde müşteri potansiyelinin yüksek olduğunu ancak eski yoğunluğu yaşayamadıklarını vurgulayan Gürban, Eskiden dükkanda 8 kişi çalışıyorduk, şimdi 3 kişiyiz. Gittikçe bu meslek unutuluyor. Çarşıyı gezen turistlerin dikkatini çekiyoruz. Çekiç vurmamıza ilgi gösteriyorlar, kimileri fotoğraf çektiriyor, kimileri ise meslekle ilgili sorular soruyor. diye konuştu.Gürban, mesleğinin aynı zamanda Gaziantep'in kültürel mirasının önemli bir parçası olduğunu sözlerine ekledi.Baba Erol Gürban ise yaklaşık 60 yıldır demire şekil verdiğini söyledi.Oğlunun demircilik mesleğini sürdürmesinden gurur duyduğunu belirten Gürban, Yaklaşık 60 yıldır sıcak demire şekil vermek için çekiç sallıyorum. Benim babam demirciydi, ondan bana, benden ise oğluma geçti. İnşallah torunlarım da bu işi yapar. Alın teri yüksek bir meslek. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/gastronomi-kentinin-kebap-sislerine-uc-kusaktir-sekil-veriyorlar.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Gaziantep Doğal Yaşam Parkı'nın sakinleri sıcaklarda buzlu kokteyllerle serinliyor</title>
      <link>https://www.canligaste.com/gaziantep-dogal-yasam-parki-nin-sakinleri-sicaklarda-buzlu-kokteyllerle-serinliyor/881023/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/gaziantep-dogal-yasam-parki-nin-sakinleri-sicaklarda-buzlu-kokteyllerle-serinliyor/881023/</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Gaziantep — Büyükşehir Belediyesi Doğal Hayatı Koruma Daire Başkanı Celal Özsöyler: - Aslan, kaplan, beyaz kaplan, jaguar gibi yırtıcılarımıza et kokteylleri veriyoruz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Gaziantep Haberleri — ADSIZ GÜNEBAKAN - Gaziantep Doğal Yaşam Parkı'nda yaşayan hayvanlar, mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıklarından olumsuz etkilenmemeleri için hazırlanan buzlu meyve ve et kokteylleriyle serinletiliyor.Yüz ölçümü ve barındırdığı tür çeşitliliği bakımından Türkiye'nin en büyük, dünyanın ise sayılı hayvanat bahçeleri arasında yer alan Gaziantep Doğal Yaşam Parkı'nda, sıcak hava koşullarına karşı hayvanlar için özel beslenme programı uygulanıyor.Parkta aslan, kaplan, beyaz kaplan, leopar, puma ve jaguar gibi yırtıcı hayvanlara dondurulmuş piliçlerden hazırlanan buzlu et kokteylleri verilirken, ayılar ise karpuz, kavun, elma, üzüm, muz, çilek, kivi ve şeftali gibi yaz meyvelerinden hazırlanan buzlu kokteyllerle besleniyor.Maymun ve lemurlara dondurma ve buzlu meyve kokteylleriBüyükşehir Belediyesi Doğal Hayatı Koruma Daire Başkanı Celal Özsöyler, AA muhabirine, sıcak havalarda hayvanların sağlığını korumak amacıyla özel uygulamalar yaptıklarını söyledi.Ayı, aslan ve kaplanların bulunduğu alanlarda havuzların da yer aldığını belirten Özsöyler, hayvanların günün sıcak saatlerinde suya girerek serinlediğini ifade etti.Hayvanların beslenme programının da sıcak hava koşullarına göre düzenlendiğini anlatan Özsöyler, şöyle konuştu:Hayvanlarımız sıcak havalarda havuza girerek serinliyor. Bunun yanında ayılarımıza karpuz, kavun, şeftali, kiraz gibi yaz meyvelerinden hazırladığımız buzlu meyve kokteylleri veriyoruz. Aslan, kaplan, beyaz kaplan ve jaguar gibi yırtıcılarımıza ise temizlenmiş piliçleri dondurarak hazırladığımız et kokteyllerini havuzlarına bırakıyoruz.Özsöyler, lemur ve maymunların da sıcak havalarda dondurma ile buzlu meyve kokteylleriyle beslendiğini, bu uygulamaların hayvanların hem serinlemesine hem de doğal davranışlarını sürdürmesine katkı sağladığını kaydetti.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Gaziantep Haberleri — ADSIZ GÜNEBAKAN - Gaziantep Doğal Yaşam Parkı'nda yaşayan hayvanlar, mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıklarından olumsuz etkilenmemeleri için hazırlanan buzlu meyve ve et kokteylleriyle serinletiliyor.Yüz ölçümü ve barındırdığı tür çeşitliliği bakımından Türkiye'nin en büyük, dünyanın ise sayılı hayvanat bahçeleri arasında yer alan Gaziantep Doğal Yaşam Parkı'nda, sıcak hava koşullarına karşı hayvanlar için özel beslenme programı uygulanıyor.Parkta aslan, kaplan, beyaz kaplan, leopar, puma ve jaguar gibi yırtıcı hayvanlara dondurulmuş piliçlerden hazırlanan buzlu et kokteylleri verilirken, ayılar ise karpuz, kavun, elma, üzüm, muz, çilek, kivi ve şeftali gibi yaz meyvelerinden hazırlanan buzlu kokteyllerle besleniyor.Maymun ve lemurlara dondurma ve buzlu meyve kokteylleriBüyükşehir Belediyesi Doğal Hayatı Koruma Daire Başkanı Celal Özsöyler, AA muhabirine, sıcak havalarda hayvanların sağlığını korumak amacıyla özel uygulamalar yaptıklarını söyledi.Ayı, aslan ve kaplanların bulunduğu alanlarda havuzların da yer aldığını belirten Özsöyler, hayvanların günün sıcak saatlerinde suya girerek serinlediğini ifade etti.Hayvanların beslenme programının da sıcak hava koşullarına göre düzenlendiğini anlatan Özsöyler, şöyle konuştu:Hayvanlarımız sıcak havalarda havuza girerek serinliyor. Bunun yanında ayılarımıza karpuz, kavun, şeftali, kiraz gibi yaz meyvelerinden hazırladığımız buzlu meyve kokteylleri veriyoruz. Aslan, kaplan, beyaz kaplan ve jaguar gibi yırtıcılarımıza ise temizlenmiş piliçleri dondurarak hazırladığımız et kokteyllerini havuzlarına bırakıyoruz.Özsöyler, lemur ve maymunların da sıcak havalarda dondurma ile buzlu meyve kokteylleriyle beslendiğini, bu uygulamaların hayvanların hem serinlemesine hem de doğal davranışlarını sürdürmesine katkı sağladığını kaydetti.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/gaziantep-dogal-yasam-parki-nin-sakinleri-sicaklarda-buzlu-kokteyllerle-serinliyor.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Siirtli kadın okuma yazma öğrenerek günlük yaşamındaki engelleri aştı</title>
      <link>https://www.canligaste.com/siirtli-kadin-okuma-yazma-ogrenerek-gunluk-yasamindaki-engelleri-asti/881022/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/siirtli-kadin-okuma-yazma-ogrenerek-gunluk-yasamindaki-engelleri-asti/881022/</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Siirt — Çevre baskısı nedeniyle çocuklukta okula gönderilmeyen Hanife Çelepkolu, katıldığı okuma yazma kursunun ardından hastane randevularından çocuklarının okulundaki işlemlere kadar günlük yaşamda karşılaştığı birçok zorluğun üstesinden geldi - Çelepkolu: - Bu yaşta gelip öğrendiysem herkes öğrenebilir ve elimden geldiğince liseye, üniversiteye kadar da okuyacağım]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Siirt Haberleri — FECRİ BARLIK - Siirt'te oturan 36 yaşındaki Hanife Çelepkolu, okuma yazma öğrendikten sonra yıllarca başkalarının yardımıyla yürüttüğü işlerini kendi başına yapmanın mutluluğunu yaşıyor.Kent merkezinde 10 çocuklu bir ailede dünyaya gelen Çelepkolu, çocukluk döneminde çevre baskısı nedeniyle eğitim hayatına başlayamadığı için uzun yıllar günlük yaşamını çevresindekilerin yardımıyla sürdürmek zorunda kaldı.Yaşadığı zorlukların ardından Siirt Halk Eğitimi Merkezi bünyesindeki Çok Amaçlı Toplum Merkezinde (ÇATOM) açılan okuma yazma kursuna katılan Çelepkolu, yıllar sonra okuma yazma öğrenmeyi başardı.Böylece Çelepkolu, başkalarının yardımıyla yürüttüğü işlerini artık kendi başına yapabiliyor.Araçların nereye gittiğini millete sorardım4 çocuk annesi Hanife Çelepkolu, AA muhabirine, çocuk yaşta Mersin'e taşındıklarını ve çok istemesine rağmen okuma hayalini ertelemek zorunda kaldığını söyledi.Evlendikten sonra taşındığı İstanbul'da okuma yazma bilmemenin zorluğunu her zaman yaşadığını dile getiren Çelepkolu, İstanbul'da bir yere gittiğim zaman yardım alıyordum. Herhangi bir otobüse, metroya bindiğim zaman bu araçların nereye gittiğini insanlara sorardım. Doktorun ismini bilmediğim için birçok kez yanlış doktora randevu aldım. dedi.İstanbul'da geçen 11 yılın ardından tekrar Siirt'e döndüğünü anlatan Çelepkolu, bu kez de okula giden çocuklarının veli toplantılarında zorluklarla karşılaştığını kaydetti.Veli toplantısına gittiğim zaman çocuklarımın ismini yazmasını bilmiyordum. Kendi ismimi yazmayı bilmiyordum. İsmimi yazması için öğretmenlerden birine rica ederdim. diyen Çelepkolu, ÇATOM'u ziyaret ettikten sonra hayatının değiştiğini ifade etti.Herkesin okumanın yaşının olmadığını gelip öğrenmesini istiyorumÇATOM'daki kurs sayesinde okuma yazmayı öğrendiğini belirten Çelepkolu, şunları kaydetti:Şu an ismimi, adresimi yazabiliyorum. Okula giderken, hastaneye giderken artık kimseden yardım almıyorum. Tek başıma her şeyimi yazıyorum. Artık kimseden yardım almıyorum. Herkesin gerçekten okumanın yaşının olmadığını gelip öğrenmesini istiyorum. Ben bu yaşta gelip öğrendiysem herkes gelip öğrenebilir ve elimden geldiğince liseye, üniversiteye kadar da okuyacağım. Eskiden bir telefona mesaj geldiği zaman okuyamazdım. Çocuklarıma, eşime gösterirdim ama şu an okuyorum. Mesela eskiden biri bana telefon numarasını verdiği zaman kaydedemezdim. Oğluma derdim 'Şunun numarasını kaydet bana, şunun ismini yaz.' diye ama şu an söylemiyorum. Artık kendim kaydediyorum. Mesela oğlum eskiden bana ses kaydı gönderirdi ama şu an mesaj atıyor. Ben de sesli mesaj yerine yazarak cevap veriyorum.Çocuklarının da eğitim hayatını sürdürdüğünü dile getiren Çelepkolu, onların eğitimine katkıda bulunmak için elinden gelen her türlü desteği vereceğini sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Siirt Haberleri — FECRİ BARLIK - Siirt'te oturan 36 yaşındaki Hanife Çelepkolu, okuma yazma öğrendikten sonra yıllarca başkalarının yardımıyla yürüttüğü işlerini kendi başına yapmanın mutluluğunu yaşıyor.Kent merkezinde 10 çocuklu bir ailede dünyaya gelen Çelepkolu, çocukluk döneminde çevre baskısı nedeniyle eğitim hayatına başlayamadığı için uzun yıllar günlük yaşamını çevresindekilerin yardımıyla sürdürmek zorunda kaldı.Yaşadığı zorlukların ardından Siirt Halk Eğitimi Merkezi bünyesindeki Çok Amaçlı Toplum Merkezinde (ÇATOM) açılan okuma yazma kursuna katılan Çelepkolu, yıllar sonra okuma yazma öğrenmeyi başardı.Böylece Çelepkolu, başkalarının yardımıyla yürüttüğü işlerini artık kendi başına yapabiliyor.Araçların nereye gittiğini millete sorardım4 çocuk annesi Hanife Çelepkolu, AA muhabirine, çocuk yaşta Mersin'e taşındıklarını ve çok istemesine rağmen okuma hayalini ertelemek zorunda kaldığını söyledi.Evlendikten sonra taşındığı İstanbul'da okuma yazma bilmemenin zorluğunu her zaman yaşadığını dile getiren Çelepkolu, İstanbul'da bir yere gittiğim zaman yardım alıyordum. Herhangi bir otobüse, metroya bindiğim zaman bu araçların nereye gittiğini insanlara sorardım. Doktorun ismini bilmediğim için birçok kez yanlış doktora randevu aldım. dedi.İstanbul'da geçen 11 yılın ardından tekrar Siirt'e döndüğünü anlatan Çelepkolu, bu kez de okula giden çocuklarının veli toplantılarında zorluklarla karşılaştığını kaydetti.Veli toplantısına gittiğim zaman çocuklarımın ismini yazmasını bilmiyordum. Kendi ismimi yazmayı bilmiyordum. İsmimi yazması için öğretmenlerden birine rica ederdim. diyen Çelepkolu, ÇATOM'u ziyaret ettikten sonra hayatının değiştiğini ifade etti.Herkesin okumanın yaşının olmadığını gelip öğrenmesini istiyorumÇATOM'daki kurs sayesinde okuma yazmayı öğrendiğini belirten Çelepkolu, şunları kaydetti:Şu an ismimi, adresimi yazabiliyorum. Okula giderken, hastaneye giderken artık kimseden yardım almıyorum. Tek başıma her şeyimi yazıyorum. Artık kimseden yardım almıyorum. Herkesin gerçekten okumanın yaşının olmadığını gelip öğrenmesini istiyorum. Ben bu yaşta gelip öğrendiysem herkes gelip öğrenebilir ve elimden geldiğince liseye, üniversiteye kadar da okuyacağım. Eskiden bir telefona mesaj geldiği zaman okuyamazdım. Çocuklarıma, eşime gösterirdim ama şu an okuyorum. Mesela eskiden biri bana telefon numarasını verdiği zaman kaydedemezdim. Oğluma derdim 'Şunun numarasını kaydet bana, şunun ismini yaz.' diye ama şu an söylemiyorum. Artık kendim kaydediyorum. Mesela oğlum eskiden bana ses kaydı gönderirdi ama şu an mesaj atıyor. Ben de sesli mesaj yerine yazarak cevap veriyorum.Çocuklarının da eğitim hayatını sürdürdüğünü dile getiren Çelepkolu, onların eğitimine katkıda bulunmak için elinden gelen her türlü desteği vereceğini sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/siirtli-kadin-okuma-yazma-ogrenerek-gunluk-yasamindaki-engelleri-asti.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
    <item>
      <title>Kuğulu Park'ta kuluçka dönemi </title>
      <link>https://www.canligaste.com/kugulu-park-ta-kulucka-donemi/881021/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.canligaste.com/kugulu-park-ta-kulucka-donemi/881021/</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:09:17 +0300</pubDate>
      <description><![CDATA[Ankara — Başkentin simgelerinden Kuğulu Park'ta 5 kuğu yavrusunun dünyaya gelmesi bekleniyor - Kuğuların bakıcılığını yapan Erkan Yıldırım: - İnşallah temmuz ayının sonu, ağustosun başında hep beraber yeni kuğuların dünyaya gelişini kutlayacağız]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Ankara Haberleri — SEMİH ERDOĞDU - Ankara'nın simgelerinden Kuğulu Park'ta bir siyah kuğunun kuluçka dönemine girmesiyle 5 yavrunun dünyaya gelmesi bekleniyor.Kuğulu Park'ta bulunan 11 siyah ve 3 beyaz kuğu ziyaretçilere görsel şölen sunarken, bu yıl da yeni yavrular için bir dişi siyah kuğu kuluçkaya yattı.Eşinin de yuvanın yanında bekleyerek dişi kuğuya eşlik ettiği görüldü.Yaklaşık 35 ila 40 gün süren kuluçka döneminin ardından kuğu yavrularının yumurtadan çıkması bekleniyor.Yeni kuğuların dünyaya gelişini kutlayacağızKuğuların bakıcılığını yapan Erkan Yıldırım, AA muhabirine, siyah dişi ve erkek kuğuların bu dönem 5 yumurtayla kuluçka dönemine girdiğini söyledi.Kuğuların yumurtlama sürecinin yaklaşık 8 ayda bir olduğunu belirten Yıldırım, kuğuların güvenliği için havuzdaki adaların etrafına koruyucu teller çekildiğini ifade etti.Vatandaşlardan kuğulara gelişigüzel yiyecek verilmemesini isteyen Yıldırım, bunun hayvanların sağlığını tehlikeye atabileceğine dikkati çekti.Kuluçka sürecine ilişkin bilgi veren Yıldırım, yeni yumurtlama dönemi yaklaşırken dişi ve erkek kuğunun önceki yavrularını yanlarından uzaklaştırdığını, artık siz başınızın çaresine bakın diye dışlamaya başladığını anlattı.Yeni kuluçka döneminde kuğuları ayırıp farklı alana taşıdıklarını anlatan Yıldırım, İnşallah temmuz ayının sonu, ağustosun başında hep beraber yeni kuğuların dünyaya gelişini kutlayacağız. ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
      <yandex:full-text><![CDATA[Ankara Haberleri — SEMİH ERDOĞDU - Ankara'nın simgelerinden Kuğulu Park'ta bir siyah kuğunun kuluçka dönemine girmesiyle 5 yavrunun dünyaya gelmesi bekleniyor.Kuğulu Park'ta bulunan 11 siyah ve 3 beyaz kuğu ziyaretçilere görsel şölen sunarken, bu yıl da yeni yavrular için bir dişi siyah kuğu kuluçkaya yattı.Eşinin de yuvanın yanında bekleyerek dişi kuğuya eşlik ettiği görüldü.Yaklaşık 35 ila 40 gün süren kuluçka döneminin ardından kuğu yavrularının yumurtadan çıkması bekleniyor.Yeni kuğuların dünyaya gelişini kutlayacağızKuğuların bakıcılığını yapan Erkan Yıldırım, AA muhabirine, siyah dişi ve erkek kuğuların bu dönem 5 yumurtayla kuluçka dönemine girdiğini söyledi.Kuğuların yumurtlama sürecinin yaklaşık 8 ayda bir olduğunu belirten Yıldırım, kuğuların güvenliği için havuzdaki adaların etrafına koruyucu teller çekildiğini ifade etti.Vatandaşlardan kuğulara gelişigüzel yiyecek verilmemesini isteyen Yıldırım, bunun hayvanların sağlığını tehlikeye atabileceğine dikkati çekti.Kuluçka sürecine ilişkin bilgi veren Yıldırım, yeni yumurtlama dönemi yaklaşırken dişi ve erkek kuğunun önceki yavrularını yanlarından uzaklaştırdığını, artık siz başınızın çaresine bakın diye dışlamaya başladığını anlattı.Yeni kuluçka döneminde kuğuları ayırıp farklı alana taşıdıklarını anlatan Yıldırım, İnşallah temmuz ayının sonu, ağustosun başında hep beraber yeni kuğuların dünyaya gelişini kutlayacağız. ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
      <enclosure url="https://www.canligaste.com/images/haberler/2026/07/kugulu-park-ta-kulucka-donemi.webp" type="image/jpeg" length="0"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
