18. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu Sinop’ta başladı

Sinop Haber — Sinop Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen "18. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu" başladı.

18. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu Sinop’ta başladı
18. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu Sinop’ta başladı [Fotoğraf: Anadolu Ajansı]

Sinop Haberleri — Sinop Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen "18. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu" başladı.

Sinop Üniversitesi Şehit Ömer Can Açıkgöz Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen sempozyuma 7 ülkeden 279 araştırmacı ve akademisyen katılıyor.

Sempozyumun Onursal Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Güzel, açılışta yaptığı konuşmada, Türkçenin bir kabile dili olmadığını ve varoluşunun çok eskiye dayandığını söyledi.

Türkçenin bilim dili olduğunu belirten Güzel, "Türkçenin mutlaka öğrenilmesi gerektiğini iki noktada ele alabilmek mümkündür. Biri dini yönden, diğeri filolojik yönden." dedi.

Bütün dillerin Türkçeden türediğini savunan Güzel, bu görüşünü destekleyen çok sayıda belgeye sahip olduklarını öne sürerek, şöyle devam etti:

"Türkçe, insanoğlunun var olduğu andan itibaren var olan bir dildir. Ancak teknolojinin çok ilerlediği bir dönemde mutlaka Türkçeyi teknoloji çerçevesinde de daha bilimsel hale getirmek lazım. Hun devletine baktığınız zaman, Türkçenin yabancı dil olarak öğretildiğini görebiliyorsunuz. 5. ve 6. asırda Orhun Kitabeleri'ne baktığınız zaman da yine Türkçenin yabancı ve ana dil olarak öğretildiğini görüyorsunuz. Türkçenin bilim dili olduğunu görüyorsunuz."

Dünyada ana dil öğretecek öğretmen yetiştirmeyen tek millet olduklarını dile getiren Güzel, "Bunun üzerinde harekete geçtik. 2023'te en yüksek makamımıza arz ettik. Mutlaka Türkçe fakültesi kurulması gerektiğini arz ettik, üniversite senatosunun kararı ve üniversite olarak ama hala uyandıramadık. Rabb'im bu emanetini almadan önce bu işi görmek istiyorum. Mutlaka bir Türkçe fakültesinin kurulduğunu istiyorum." diye konuştu.

Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Doç. Dr. Aysun Eroğlu ise bir milletin kendi dilinde bilim yapabilmesinin kimlik meselesi olduğunu vurguladı.

Bilgiyi kendi dilinde üretemeyen ve tartışamayan bir toplumun başka milletlerin kavramlarıyla düşünmek zorunda kalacağının altını çizen Eroğlu, şunları kaydetti:

"Çağın ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışırken bugün Türkçemizi bekleyen tehlikelerden biri de internet dilinde dolaşan yabancı kelimelerin günlük konuşmaya yerleşmesi ve bu kelimelerin kullanımın normalleşmesidir. Daha ilerideki tehlike ise dilimizin yeni kavramlar karşısında kendi kök ve ek sisteminden karşılık üretme alışkanlığının zayıflamasıdır. En nitelikli çalışmalarımızı yabancı dilde yazmaya yönelmemiz, aslında Türkçe bilimsel birikimimizi ve zenginliğimizi zayıflatmaya başlamıştır. Türkçe yayınlara akademik değerlendirmede hak ettiği yeri ve değeri vermeli, terim üretiminde üniversitelerimiz ile Türk Dil Kurumunun çalışmaları daha sistemli hale gelmelidir."

Eroğlu, çağın gereklerinden biri olan yapay zeka ve dijital teknolojilerin kendileri için hem büyük bir fırsat hem de ciddi bir sınav olduğuna dikkati çekerek, "Bugün dil modelleri, sesli asistanlar ve çeviri sistemleri bir dili ancak o dilde üretilmiş nitelikli veriyle öğreniyor. Türkçemiz dijital dünyada yeterince ve güzel temsil edilmedikçe sistem bizimle başka dillerin kalıplarıyla konuşmayı sürdürecek, bizler de o dilleri kullanmayı normalleştireceğiz. O yüzden dil bilimcilerimizin, ana dili uzmanlarımız ile bilgisayar bilimcilerimizin birlikte çalışması Türkçemizin geleceği için önemlidir." ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından Sinop Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Grafik Tasarımı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hatice Bahattin Ceylan tarafından hazırlanan "Bozkırın Ruhları" kişisel sergisi katılımcıların beğenisine sunuldu.

Sempozyum, yarın yapılacak oturumlar ve sunumların ardından sona erecek.

  • Muhabir: GÖKHAN GÜÇÜKLÜOĞLU
  • Yayınlayan: DURSUN KABAKTEPE
  • Düzenleyen: HIZIR HACISALİHOĞLU