Afrika'nın birleşmesi için mücadele eden Nkrumah'ın mirası kıtada sürüyor
Abuja / Kwame Nkrumah, 1950'li ve 1960'lı yıllarda Afrika ülkelerinin bağımsızlığının tek başına yeterli olmayacağını, kıtanın ekonomik kaynakları ile siyasi gücünün ortak yapı altında birleştirilmesi gerektiğini savundu
Abuja Haberleri : ADAM ABU BASHAL - Gana'nın bağımsızlık mücadelesinin öncü isimlerinden Dr. Kwame Nkrumah, yalnızca ülkesinin sömürge yönetiminden kurtuluşunu değil bağımsız Afrika devletlerinin siyasi ve ekonomik açıdan birleşmesini savunan Pan-Afrikanizmin en önemli liderlerinden biri oldu.
Nkrumah'ın doğum günü 21 Eylül, Gana'da Kwame Nkrumah Anma Günü olarak kutlanıyor.
Kwame Nkrumah, 1950'li ve 1960'lı yıllarda Afrika ülkelerinin bağımsızlığının tek başına yeterli olmayacağını, kıtanın ekonomik kaynaklarının ve siyasi gücünün ortak yapı altında birleştirilmesi gerektiğini savundu.
Nkrumah, 1963'te Addis Ababa'da Afrika Birliği Örgütü'nün (AfBÖ) kuruluş sürecinde yaptığı konuşmada, ortak savunma, dış politika, ekonomik planlama ve kıtasal finans kurumları gibi öneriler ortaya koydu.
Onun nihai hedefi, bağımsız devletlerin gevşek işbirliğinden daha ileri giderek “Afrika Birleşik Devletleri” olarak adlandırdığı siyasi birlik oluşturmasıydı ancak bu vizyon hayata geçirilemedi.
Bağımsızlık sonrası öncelik: Egemen devletler
Afrika ülkelerinin bağımsızlıklarını kazandığı 1960'lı yıllarda kıtanın geleceğine ilişkin iki farklı yaklaşım öne çıktı.
Nkrumah'ın da aralarında bulunduğu liderler, siyasi birlik için hızlı adımlar atılmasını savunurken birçok ülke, önceliği yeni kazandıkları ulusal egemenliğin korunmasına verdi.
1963'te kurulan AfBÖ, bu iki yaklaşım arasında uzlaşma niteliği taşıdı.
Birliğin temel ilkeleri arasında üye devletlerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı ile iç işlerine müdahale etmeme yer aldı. Böylece Nkrumah'ın önerdiği ulusüstü siyasi birlik yerine egemen devletlerin işbirliğine dayanan bir yapı ortaya çıktı.
Sömürge sınırları da engel oldu
Afrika'nın siyasi bütünleşmesinin önündeki önemli sorunlardan biri de sömürge döneminde çizilen sınırların bağımsızlık sonrasında korunmasıydı.
Sömürge yönetimleri tarafından oluşturulan sınırlar, farklı toplulukları aynı devlet içinde bir araya getirirken bazı toplulukları da farklı ülkelere böldü.
Bağımsızlık sonrasında sınırların yeniden çizilmesi ihtimali, yeni çatışmalar ve toprak anlaşmazlıkları yaratabileceği gerekçesiyle büyük ölçüde reddedildi.
Bu nedenle Afrika ülkeleri, ortak siyasi yapı oluşturma arayışında ulusal sınırlarını ve egemenliklerini korumayı tercih etti.
Nkrumah'ın savunduğu kıtasal birlik ile devlet merkezli yaklaşım arasındaki temel gerilim de burada ortaya çıktı.
Ekonomik bağımsızlık gerçekleşti mi?
Nkrumah için siyasi bağımsızlık, ekonomik bağımsızlıkla tamamlanmadığı sürece eksikti.
Bugün Afrika'nın karşı karşıya bulunduğu ekonomik sorunların bir bölümü, onun bu konudaki endişelerini yeniden gündeme getiriyor.
Kıta ekonomilerinin önemli bölümü petrol, doğal gaz ve maden gibi ham madde ihracatına dayanırken Afrika ülkeleri arasındaki ticaretin toplam ticaret içindeki payı hala sınırlı.
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansının (UNCTAD) verilerine göre Afrika'nın toplam ticaretinde kıta içi ticaretin payı 2022'de yüzde 16 seviyesindeydi.
Bu tablo, Nkrumah'ın ortak pazar ve kıta çapında ekonomik planlama çağrısının neden güncelliğini koruduğunu gösteriyor.
Ancak son yıllarda ekonomik entegrasyon konusunda önemli adımlar da atıldı.
Afrika Birliği, Nkrumah'ın mirasını taşıyor
2002'de AfBÖ'nün yerini alan Afrika Birliği (AfB), Nkrumah'ın tasarladığı siyasi birlikten farklı bir model izlese de kıtasal bütünleşme hedefini sürdürüyor.
AfB'nin 2063 Gündemi'nde “siyasi olarak birleşmiş ve bütünleşmiş Afrika” hedefi bulunuyor.
Bu hedef doğrultusundaki en önemli projelerden biri Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Alanı (AfCFTA).
2021'de ticaretin başlamasıyla AfCFTA, Afrika ülkeleri arasındaki ticaretin artırılması, ekonomik entegrasyonun güçlendirilmesi ve kıta içindeki üretim zincirlerinin geliştirilmesini amaçlayan en kapsamlı girişimlerden biri haline geldi.
Bugünkü yaklaşım, Nkrumah'ın doğrudan siyasi birlik fikrinden daha kademeli bir model ortaya koyuyor: Önce ticaret, altyapı ve ekonomik bağların güçlendirilmesi, ardından siyasi entegrasyonun derinleştirilmesi.
Dış müdahaleler ve Soğuk Savaş
Nkrumah'ın birlik çağrısının karşılaştığı sorunlar yalnızca Afrika ülkelerinin kendi aralarındaki görüş ayrılıklarıyla sınırlı kalmadı.
1960'lı yıllarda Afrika, Soğuk Savaş'ın önemli rekabet alanlarından biri haline geldi. ABD ve Sovyetler Birliği'nin yanı sıra eski sömürge güçleri de kıtadaki siyasi ve ekonomik gelişmeler üzerinde etkili oldu.
Nkrumah, bağımsızlık sonrasında devam eden dış ekonomik ve siyasi nüfuzu “neo-kolonyalizm” kavramıyla eleştirdi.
1966'da askeri darbeyle iktidardan uzaklaştırılması ise Gana'nın ve Nkrumah'ın Afrika'nın siyasi geleceğine ilişkin projesinde önemli bir kırılma yarattı.
Siyasi birlik, ekonomik bağımsızlık ve ortak hareket kapasitesi
Nkrumah, Afrika ülkelerinin küresel meselelerde tek tek hareket etmek yerine ortak çıkarlar etrafında daha güçlü bir siyasi pozisyon oluşturmasını savunuyordu.
Bugün Afrika Birliği, AfCFTA ve 2063 Gündemi gibi girişimler, bu düşüncenin doğrudan aynı biçimde olmasa da farklı kurumlar üzerinden devam ettiğini gösteriyor.
Aradan geçen 60 yılı aşkın sürede Nkrumah'ın hayal ettiği tek bir Afrika devleti kurulmadı ancak onun temel sorusu hala kıtanın gündeminde.
21 Eylül, Gana'da Nkrumah'ı anma günü olmanın ötesinde, bu sorunun yeniden hatırlanması için de bir fırsat sunuyor.