AK Parti Sözcüsü Çelik, MYK toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu: (3)

TAKİP ET

Ankara - (Gazze) Türk Silahlı Kuvvetlerinin varlığını isteyip istememek bir turnusol kağıdıdır. Barış isteniyorsa Türk Silahlı Kuvvetleri orada olmalıdır - (Erdoğan ile Bahçeli görüşmesi) Programlarına bağlı olarak bu hafta gerçekleşmesini bekleyebiliriz

Ankara Haberleri - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, (Gazze) Türk Silahlı Kuvvetlerinin varlığını isteyip istememek bir turnusol kağıdıdır. Barış isteniyorsa Türk Silahlı Kuvvetleri orada olmalıdır. dedi.

Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığındaki Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin parti genel merkezinde açıklamalarda bulunduktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, Spor camiasında bir bahis soruşturması söz konusu ve kamuoyunu oldukça meşgul etti. Sizin bu konudaki düşünceleriniz nelerdir? sorusu üzerine Çelik, bahis konusunun son derece can sıkıcı olduğunu ve bu sorunun üzerine sonuna kadar gidilmesi gerektiğini vurguladı.

Çelik, Türkiye Futbol Federasyonu yönetimini cesur yaklaşımından dolayı tebrik ettiğini belirterek, şunları anlattı:

Tabii ki hassasiyetle gidilecek. Konu yargıya intikal etmiş, Başsavcılık açıklamasını yapmıştır. Başsavcılık büyük bir titizlikle bunun üzerine gidecektir. Futbolumuzda zaman zaman duyduğumuz, şikedir, bahistir, benzeri şeyler aslında toplumsal hayatımızın en önemli boyutuna kasteden pislikler ve kirliliklerdir. Kimisi bahis oynamış kimisi 'Benim kimliğim kopyalanmış.' demiş kimisi başka bir şey, onları da takip ediyoruz. Kimseye haksızlık etmeden, kimseyle ilgili suizanda bulunmadan, burada Türkiye Futbol Federasyonu yönetimi cesur ve son derece ahlaki bir duruş sergilemiştir. Doğrusu budur. Onları tebrik ediyoruz. Geri kalanı ortaya çıkaracak olan yargı sürecidir. Burada Başsavcılık son derece titiz bir süreç yürütecektir. Ondan sonra da yargıya intikal edecektir. Biz de futbolseverler olarak en küçük ayrıntısına kadar bu süreci takip edeceğiz.

- MHP Genel Başkanı Bahçeli ile görüşme

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ne zaman görüşeceğine ilişkin soru üzerine Çelik, şöyle konuştu:

Sayın Cumhurbaşkanı'mızın ve Sayın Bahçeli'nin programlarına bağlı bir şey, onların takvimlerine bağlı. Ama siz salı, çarşamba, perşembeye odaklanın, yani bu hafta içerisine. Sayın Cumhurbaşkanı'mızla Sayın Bahçeli zaten düzenli olarak görüşüyorlar, birbirlerini ziyaret ediyorlar. Çeşitli konular burada ele alınıyor. Dışarıdan bazen işte 'kriz vardı, kriz ortadan kalktı' vesaire gibi görüntüler veriyorlar. Programlarına bağlı olarak bu hafta gerçekleşmesini bekleyebiliriz.

- Hamas, Hadar Goldin'in cesedini 11 yıl aradan sonra teslim etti İsrail tarafına

Çelik, Refah Bölgesi'ne 200 Filistinlinin İsrail tarafından çıkarılmasının söz konusu olduğu, Türkiye'nin de bu konuda bir görüşme trafiği içerisinde yer aldığı belirtiliyor. Bir de Gazze özelinde istikrar gücü gibi mekanizmalarda Türk askeri gücünün temsil edilmesi, yer almasına İsrailli politikacıların karşı çıktığına ilişkin beyanatlar medyaya yansıdı. Bu iki başlık hakkında düşüncelerinizi alabilir miyim? şeklindeki soruya da şu yanıtı verdi:

Hadar Goldin diye bir asker yıllar evvel öldürülmüş. Bunu, İsrail tarafı yaklaşık 11 yıldır Hamas tarafından istiyor. Cesedini istiyor. Hatta belki katılan arkadaşlar olmuşsa Cumhurbaşkanı'mızın Amerika seyahatine, bu 7 Ekim olaylarından önce, daha doğrusu siyonist katliam ve soykırım katliamları başlamadan önce Sayın Cumhurbaşkanı'mız BM seyahatleri vesilesiyle Amerika Birleşik Devletleri'ne gittiğinde orada çeşitli Yahudi sivil toplum kuruluşları randevu talep ederlerdi, Sayın Cumhurbaşkanı'mız da onlarla kendi görüşlerini açıklamak üzere konuşurdu. O toplantılarda da bunlar da hep şeyi gündeme getirirlerdi. Her söz alan onu söylerdi. 'Hamas'la niye görüşüyorsunuz?' Cumhurbaşkanı'mız da 'Hamas bir direniş örgütüdür, Filistin halkının temsilcisidir, tabii ki görüşürüm.' derdi. Hamas'la niye görüşüyorsunuz diye imalı soru soranların ikinci sorusu çok manidardı. Fakat bu 11 yıldır sürüyor. Hem 'Hamas'la niye görüşüyorsunuz?' diye soruyor. İkinci soruda da şunu söylüyorlar, 'Sizin Hamas'la aranızda bir iletişim kanalı var, irtibat var, bu Hadar Goldin'in cesedini onlardan alabilir misiniz?' Hatta biz de yanımızda oturanlara söyledik, 'Hem Hamas'la görüşmemizi eleştiriyorsunuz. Ondan sonra Hamas'la görüşün de şunu alın.' diyorsunuz. Şimdi Hamas, bu Hadar Goldin'in cesedini 11 yıl aradan sonra teslim etti İsrail tarafına.

Şimdi burada çeşitli bölgeler var. Sarı bölge, kırmızı bölge şeklinde. Yine İsrail'in kontrolünde ama kuvvet miktarı ve kuvvet dozu bakımından sarı bölge ve kırmızı bölge diye ayrılıyor. Şimdi burada sarı bölgede 200 Filistinli var. Bu 200 Filistinlinin oradan çıkarılması gerekiyor, herhangi bir katliama uğramadan. Hamas aslında Hadar Goldin'in cesedini teslim ederek anlaşma sürecine bağlılığını gösterdi. Şimdi bunun karşılığında da İsrail'in bu 200 Filistinlinin herhangi bir katliama uğramadan oradan çıkmasına müsaade etmesi gerekiyor. Türkiye de burada buna gayret gösteriyor. Şimdi burada Hamas'ın anlaşma sürecine bağlılığı açısından bu tutumunu takdir etmek lazım. Yani 11 yıldır aranan bir cesedi vermiş İsrail tarafına. O 200 kişinin de sarı bölgeden herhangi bir katliama uğramadan çıkması gerekir. Bu sağlanmaya çalışılıyor. Türkiye de bunların kurtarılması, sağ salim oradan çıkması için büyük bir gayret gösteriyor.

- Eğer barış isteniyorsa Türk Silahlı Kuvvetleri talep edilir

İsrailli yetkililerin, Türk askerinin Gazze'de bulunmaması yönündeki açıklamalarına ilişkin de değerlendirmede bulunan Çelik, olası bir Gazze Görev Gücü'nde Türk askerinin bulunmasının barış için olumlu olacağına dikkati çekti.

Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

Biz Türk askerinin barış gücü olarak bulunduğu bütün çatışma bölgelerine Cumhurbaşkanı'mızla gittik. Bütün o çatışma bölgelerindeki halklar, devlet yetkilileri, Türk askerinin disiplinini, barışı koruma konusundaki fedakarlığını her zaman övgüyle dile getirmişlerdir. Dolayısıyla bir yerde Türk askeri varsa, dünyanın herhangi bir yerindeki çatışma bölgesinde kahraman Mehmetçik varsa onun barışı koruma konusunda o halkların en önemli teminatı olduğunu herkes bilir. Bakın bunu NATO'da da bilirler, NATO'nun dışında da bilirler. O çatışma bölgelerinde bütün o zorlukların içerisinde en disiplinli asker, en disiplinli askeri unsur Türk Silahlı Kuvvetleridir. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerinin barışı korumakla görevlendirildiği Birleşmiş Milletler misyonları olsun, diğer bazı mekanizmalar olsun, hiç kimse diyemez ki ,'Oralarda taraf olmuştur, barışın dışında bir ajandanın ya da gündemin peşinde koşmuştur.' Hayır, Türk Silahlı Kuvvetleri kendisine verilen emri yerine getirmiştir.

Dolayısıyla eğer barış isteniyorsa, soykırım dursun isteniyorsa gerçekten herkesin güvenliğini sağlayacak bundan da kastım hiçbir taraftan siviller ölmesin isteniyorsa bir yerde orada Türk Silahlı Kuvvetleri talep edilir. Ama birileri soykırıma devam etmek istiyorsa, şimdi anlaşmayı ihlal ettikleri gibi tekrar soykırım faaliyetine başlamak için bahane istiyorsa, orada Türk Silahlı Kuvvetlerini istemezler. Dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin varlığını isteyip istememek bir turnusol kağıdıdır. Barış isteniyorsa Türk Silahlı Kuvvetleri orada olmalıdır. Bunun tabii mekanizmaları nasıl olacak? Ona nasıl karar verilecek? Bununla ilgilenen uluslararası bir denklem ortaya çıkmadı. Bu mekanizmalar ortaya çıktığı anda Türk Silahlı Kuvvetlerimiz Sayın Cumhurbaşkanı'mızın emirlerini yerine getirmeye, dünyanın her bölgesinde barışı korumak için misyon üretmeye hazırdır.

- CHP Genel Başkanı Özel'in açıklamaları

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e, Cumhurbaşkanı'na hakaret suçundan başlatılan soruşturmaya ilişkin soru üzerine Çelik, Özgür Bey sürekli olarak mitinglerde hukuk diyor, ama hukuk tanımıyor. Hakkaniyet diyor ama belki de Türk siyasi tarihinin hakkaniyet kavramından en uzak siyasi figürlerinden biri olmaya devam ediyor. Devletimizin başı olan Cumhurbaşkanı'mıza kullandığı tabirler, Avrupa faşistlerinin bile kullanmadığı tabirler. dedi.

Muhalefet etmenin ve sert konuşmanın siyasetin doğasında olduğunu söyleyen Çelik, Özel'in konuşmalarının bunların hiçbiriyle tanımlanacak konuşmalar olmadığını söyledi.

Özel'in konuşmalarının doğrudan saldırganlık üreten, barbarca bir dil ve konuşma türü olduğunu ifade eden Çelik, Yani bazen diyoruz ki buna nasıl cevap verelim? Yani onda da kastımız şu. Biz her şeye cevap veririz. Bunun seviyesine düşmeden. Fakat seviye öyle bir yere düşmüş ki cevap vermeye başladığın anda kendin sıkıntıya giriyorsun. Bu saldırganlığa, bu çirkinliğe, bu pis üsluba nasıl cevap vereceğiz diye. Gerçekten özellikle son zamanlarda bu çığırından tamamen çıkmış durumda. diye konuştu.

Bu durumu kişiselleştirmemeye çalıştıklarını söyleyen Çelik, siyasi akılla, siyasi zekayla, siyasi argüman ve muhalefet üreterek karşılarına gelmelerini istediklerini belirtti.

Muhalefetin siyasi tarihle ilgili her hafta yanlışlar yaptığını dile getiren Çelik, şunları kaydetti:

Hatırlarsınız bir ara okumadığı romanı, Orhan Kemal'in Bekçi Murtaza romanını da başka türlü savunmuştu. Aynı şey devam ediyor. Okumadığı şeyleri, bilmediği şeyleri çok büyük iddialarmış gibi söylüyor. Kişiselleştirmemeye çalışıyoruz ama böyle bir problem var. Şimdi her gün söylediği sözleri ben maalesef işim gereği dinlemek zorunda kalıyorum. Böyle de bir eziyetle karşı karşıyayım. Şimdi buna da cevap veriyoruz. Geçen gün demiş ki 'Ömer Çelik'te geçirgen kulak zarı problemi var. İstediğini duyuyor, istediğini duymuyor.' Keşke sizin sözlerinizi duymayacak bir ortamda yaşayabilsem. Ama böyle bir imkan yok. Yine kişiselleştirmemek lazım. Böyle biyolojik espriler yapmayı seviyor. Ben kendisine yapmam da böyle kulak zarı falan gibi saldırılar yapmaya çalışıyor. Ben yapmam da yarın bir gün bir rakibi çıkar 'Ya sen bu kulak zarını falan bırak. Geçirgen olmayan beyin zarından, akıl zarından kork.' der. Siyaseti buraya getirmemek lazım. Bunlar ayıp şeyler.

- Hiçbir şekilde müsaade etmeyiz

Çelik, Cumhurbaşkanı olarak faaliyetlerinden dolayı eleştirmeyecek miyiz? Demokraside bu hakkınız da var. Siz eleştirirsiniz biz de cevabınızı, cevabını veririz. diyerek, kullanılan üslubun hem parti genel başkanı olarak hem de devletine, milletine hizmet eden büyük bir devlet adamı olarak sınırları geçmesi halinde kırmızı çizgiyi işleteceklerini söyledi.

Doğru düzgün bir siyasi diyalektik içerisinde iktidar-muhalefet tartışmasını yaptıklarını belirten Çelik, Onların da kürsüleri var. Bizim de kürsümüz var. Ama bu hakarete, hatta küfür etmeye, doğrudan bireyselleştirmeye, saldırganlığa gelirse bakın net bir şekilde söylüyorum, hiçbir şekilde müsaade etmeyiz. dedi.

Çelik, memlekette iç cephenin güçlenmesi, her şeyin sağlıklı biçimde yürümesi, iktidarın kendi görevini yapması, muhalefetin kendi görevini yapması, siyasetin itibarının korunması, sivil siyasetin üstünlüğünün yukarıda tutulması için çaba gösterdiklerini aktardı.

Siyasetin sıcaklığı ve tansiyon yüksekliği içerisinde aşırı ifadelerin olabileceğini belirten Çelik, Bizden de aşırı ifadeler bazı arkadaşlarımızdan çıkmış olabilir. Bunların tahvil yolları da vardır. Bazen öyle bir cümle söylüyorlar ki ya diyorsun ki herhalde bu cümleyi söylememiştir. Ben bazen cevap vermek için belki düzeltebilir diye 12 saat falan bekliyorum. Bazen bir gün beklediğim oluyor. Bakıyorum ki düzeltmiyor. Mecburen cevap vermek zorunda kalıyoruz. Ondan sonra Sayın Özgür Özel zaman zaman şunu söylüyor, bizim söylemediğimiz şeyleri bize söylüyorlar. ifadelerini kullandı.

- Kendi parti yönetiminin ne söylediğinden haberi yok

Özel'in kendi partisindeki yöneticilerin ne söylediğini takip etmediğini, Meclis'te, televizyonlarda ve diğer yerlerde ne söylediğinden haberinin olmadığını ifade eden Çelik, şunları kaydetti:

Sık sık yurt dışına şikayet etme meselesini vesaireyi söylüyoruz. İşte biz gittik, şunu anlattık, bunu anladık ya. Sizin yöneticiniz sizin yakın mesai arkadaşınız şunu söylüyor. Yabancı bir yetkili açıklama yaptığında 'Bakın bu yetkili açıklama yaptı demek ki bizim dediğimiz doğruymuş.' diye. Twit duruyor orada. Kendi ülkesinin devlet başkanının, kendi hükümetinin açıklaması onun için bir doğrulama mekanizması değil. Bu CHP yöneticisi için başka bir yabancı yetkilinin söylediği bir doğrulama mekanizması. Şimdi buna bir şey söylediğin zaman ama Özgür Özel'in ondan haberi yok. Kendi parti yönetiminin ne söylediğinden haberi yok.

Çelik, siyasetin imkanları, kabiliyetleri içerisinde üslubu ve seviyeyi koruyarak cevap veremeyecekleri hiçbir soru olmadığını söyledi.

Üçüncü sınıf siyasi zeka bile denilmeyecek saldırıları da bazen görmezden geldiklerini belirten Çelik, Cumhurbaşkanı'na yönelik kullanılan ifadeleri hiçbir şekilde affedemeyeceklerini kaydetti.

Özel'in yargı makamlarına doğrudan küfrettiğini ifade eden Çelik, şimdiki CHP yönetiminin, CHP'nin tarihi ve CHP'nin sosyolojisi ile CHP seçmeni üzerinde vesayet kurmuş bir yönetim olduğunu belirtti.

Ömer Çelik, şöyle devam etti:

Şimdi bu üslup karşısında da yapılmış bir sürü şey var. Sonuçta Meclis'in takdiridir, yani o fezlekeleri nasıl değerlendireceği. Bunun mekanizmaları belli. Biz işin siyaset tarafındayız. Ama onun dışında da fezleke meselesi dahil. Hiç kimse hukukun dışında değil. Yani şöyle bir anlayışları vardı. Bu yine nüksetti. Meclis'te yani tutanaklarda da var. Kendi kulaklarımla da duydum. Milletvekilleri vardı, milletvekili aynı zamanda anayasal hukuk profesörüydü. Çıktı bir gün Meclis'te dedi ki 'Ordu kağıttan kaplanmış artık darbe yapmıyor.' Yani bir anayasa hukuk profesörü milletvekili, ordunun darbe yapması gerektiğini arzu ediyor. Bunu talep ediyor. Bunu Meclis'te söylüyor. Bunun gibi ne ifadeler var. Şimdi de söyleniyor. Zaten diyorsun ki CHP budur zaten diyorsun. Görmezden geliyorsun. Ama bir de böyle kendine pirüpak demokratik bir tarih uydurup, pirüpak demokratik bir tutum uydurup, ondan sonra da girdiği her seçimi hakkıyla kazanmış, emeğiyle kazanmış, alın teriyle kazanmış Cumhurbaşkanlığı makamına, Cumhurbaşkanı'mıza karşı bu siyasi iftira ve siyasi saldırganlık dilini kullanamaz. Bu bizim kırmızı çizgimizdir.

(Bitti)

ak parti Bahis soruşturması gazze israil Merkez Yürütme Kurulu muhalefet MYK Ömer Çelik Özgür Özel