Anadolu Ajansı Katılım Finans Zirvesi
Ankara — Ziraat Katılım Bankası Genel Müdürü Metin Özdemir: - Bankacılık sektörü içinde bir alternatif kanal olmaktan çıkıp artık sektörün belirleyici unsurlarından birisi olma yolunda hızlı şekilde ilerliyoruz - Türkiye Finans Katılım Bankası Genel Müdür Vekili Müge Öner: - İstanbul Finans Merkezi'nin de desteğiyle küresel bir katılım finans merkezi olma hedefi, ulaşılabilir ve gerçekçi bir hedef - Dünya Katılım Bankası Genel Müdürü İkram Göktaş: - Altına dayalı ürünleri geliştirip, vatandaş için cazip ürünleri piyasaya çıkartıp, onların bir şekilde bankalara gelmesini teşvik etmemiz lazım
Ankara Haberleri — Katılım Finans Zirvesi kapsamında Katılım Bankalarının Gelecek Stratejileri ve Türkiye'nin Katılım Ekonomisi paneli gerçekleştirildi.
AA ve Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) işbirliğinde, İstanbul Finans Merkezi'ndeki (İFM) Ziraat Kuleleri Oditoryumu'nda düzenlenen AA Katılım Finans Zirvesi devam ediyor.
Zirve kapsamında Katılım Bankalarının Gelecek Stratejileri ve Türkiye'nin Katılım Ekonomisi paneli AA İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Oğuz Enis Peru moderatörlüğünde, Vakıf Katılım Bankası Genel Müdürü Mehmet Ali Akben, Kuveyt Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Ufuk Uyan, Ziraat Katılım Bankası Genel Müdürü Metin Özdemir, Türkiye Finans Katılım Bankası Genel Müdür Vekili Müge Öner ve Dünya Katılım Bankası Genel Müdürü İkram Göktaş'ın konuşmalarıyla gerçekleştirildi.
- Sektörün belirleyici unsurlarından biri olma yolunda ilerliyoruz
Özdemir, konuşmasında, kamunun bu alana yatırım kararı almasıyla 2015'te ilk kamu katılım bankası olarak kurulduklarını belirterek, söz konusu dönemde sektörün 4'üncü katılım bankası olduklarını anımsattı.
Katılım bankacılığının Türkiye'de geldiği noktaya işaret eden Özdemir, Bankacılık sektörü içinde bir alternatif kanal olmaktan çıkıp artık sektörün belirleyici unsurlarından birisi olma yolunda hızlı şekilde ilerliyoruz, ilerleyeceğiz inşallah. dedi.
Özdemir, dünyada ve bölgede gelişen hadiselerin, Türkiye'nin finansal alanda önemli bir merkez olacağını gösterdiğini belirterek, İçinde bulunduğumuz İFM de bunun önemli bir nişanesi. 'Çok önceden görülmüş bir vizyonun eseri' diyebiliriz. Bugün belki bölgemizdeki gelişen olaylardan sonra ya 'keşke böyle yapsaydık' diyebileceğimiz işleri seneler önce yapmaya başlamış olmanın, bu fırsatlara hazırlıklı olmanın keyfini, konforunu yaşıyoruz. diye konuştu.
Özdemir, kamu bankalarının da sektöre rekabet imkanı doğurduğuna dikkati çekerek, Her şeyden önce kamunun vermiş olduğu o güveni sektöre aşılamış olduk. Bu anlamda da vatandaşlarımızın, insanlarımızın katılım bankacılığı sektörüne güvenlerini sağlamış olduk. ifadesini kullandı.
Katılım bankacılığının yaklaşık yüzde 45 aktif büyüklüğünü kamu katılım bankalarının desteklediğini bildiren Özdemir, sözlerine şöyle devam etti:
Kamu katılım bankaları olarak özellikle fon toplama ve fon kullandırma noktasında yüzde 48-50'lere yaklaşan paya sahibiz. Hepimiz arzu ediyoruz ki bu sektör hızlı şekilde büyüsün, kapsayıcılığı artsın. Fakat yatırım yapan yatırımcılarımız kar odaklı yapmak durumunda. Özellikle özel sektörümüz kazanma odaklı yapmak durumunda bu yatırımları.
Özdemir, tarım sektörünün katılım finans hassasiyetlerinin yüksek olduğunu aktararak, şunları kaydetti:
Dolayısıyla biz de 2023 yılından itibaren Sayın Cumhurbaşkanı'mızın kararnamesiyle birlikte tarımsal sübvansiyonlu kredileri de yapmaya başladık. Önümüze gelen dosyalardan görüyoruz ki şu ana kadar çiftçilik hayatı boyunca hiç kredi, destek, teşvik imkanlarından istifade etmemiş müşterilerimiz var faiz hassasiyetinden dolayı. İlk defa katılım bankası sayesinde bu destek ve teşviklerden faydalanmak için bize müracaat eden müşterilerimizin olduğunu gözlemlemekteyiz.
- Sukuk pazarı güçlü bir araç haline geldi
Türkiye Finans Katılım Bankası Genel Müdür Vekili Öner de Türkiye'nin kurumsal altyapısı, kamu ve özel sektör kuruluşlarının teşkilatlanması ile gelişmiş insan kaynağına dikkati çekerek, İFM'nin de desteğiyle küresel bir katılım finans merkezi olma hedefi, ulaşılabilir ve gerçekçi bir hedef. dedi.
Öner, katılım finansın sadece alternatif değil, küresel finans sisteminin dengelendiği bir yapı olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
Küresel finansal sisteme baktığımızda yaklaşık 40 trilyon dolarlık büyüklük var ve bunun da 6 trilyon dolarlık kısmı katılım finans sistemi. Ancak 10 yıl öncesine baktığımızda küresel ölçekte ciddi ivme görüyoruz. 2 trilyon dolarlık hacimden her yıl yüzde 10-12 büyüyerek, aslında küresel finans sisteminden de hızlı büyüyerek, tüm sistem içerisindeki payını artırıyor. Sadece sukuk pazarında küresel olarak 1 trilyon doları aşan bir hacimden bahsediyoruz. Dolayısıyla artık sukuk pazarı da sadece bir likidite yönetim aracı değil, sürdürülebilir finansman açısından da güçlü bir araç haline geldi.
Türkiye'nin sistemdeki konumuna da dikkati çeken Öner, En büyük katılım finans sistemine sahip ülkeleri sayacak olursak, başta Suudi Arabistan olmak üzere Malezya ve Endonezya gibi büyük aktörlerin yanı sıra Türkiye ilk defa yüzde 3 civarında pay alarak ilk 10 ülke arasına girmeyi başardı. bilgisini paylaştı.
Öner, Türkiye'yi küresel katılım finans piyasalarında daha iyi konuma taşımak için yapılması gerekenlere de işaret ederek, şöyle devam etti:
Güven veren, yenilik üreten ve bu arada da uluslararası standartla uyumlu bir ekosistem inşa edilmesinin kritik olduğunu düşünüyorum. Bununla beraber güçlü kurumsal altyapı, şeffaflık, standartlaşma ve öngörülebilirlik yine burada çok önemli rol oynayacaktır. Bunu yaparken de bütüncül bir mevzuat çalışması yapılması çok önemli. Şu anda bunun çalışmaları yapılıyor. Katılım finans sistemi içerisinde bütüncül bir fıkhi yönetişim yapısının oluşturulması da küresel anlamda daha hızlı adımlar atmanıza fayda sağlayacaktır.
- Altına ilişkin ürün geliştirmemiz lazım
Dünya Katılım Bankası Genel Müdürü Göktaş da altının, Türkiye gibi ülkelerde hem ziynet eşyası hem yatırım aracı olduğuna dikkati çekerek, son dönemlerde bu aracın yanına gümüşün de eklendiğini söyledi.
Dünya Altın Konseyi raporuna göre altının, 2000 yılından bu yana önemli para cinsleri karşısında değerini koruyabilen tek varlık olduğunu bildiren Göktaş, katılım bankacılığı açısından bakıldığında ciddi manada altın tasarrufu olduğunu kaydetti.
Göktaş, sektörde toplanan altının, katılım bankaları tarafından yatırıma, yani krediye dönüştürülmesi gerektiğine işaret ederek, Yastıkaltı eskiden annelerimizin, hanımların kollarındaki ziynet eşyalarıydı. Şimdi kasalarda. Hiç öyle yastıkaltı falan değil. 'Kasa içi' diyebiliriz. Çok ciddi manada altın bekliyor. Ekonomiye kazandırılmadığı sürece aslında bizim için, ülkemiz için bir kayıp. Çünkü çok önemli bir rakamdan bahsediyoruz. dedi.
Katılım bankalarının bu alanda atabileceği adımlara ilişkin bilgi veren Göktaş, Aslında diğer alanlarda olduğu gibi ürün geliştirmemiz lazım. Altına dayalı ürünleri geliştirip, vatandaş için cazip ürünleri piyasaya çıkartıp, onların bir şekilde bankalara gelmesini teşvik etmemiz lazım. ifadesini kullandı.
Göktaş, bu kapsamda FERAH Hesap adı altında bir uygulamayı devreye aldıklarını anlatarak, şunları kaydetti:
Bu, Fiziki Erişimi Rahat Altın Hesabı. Burada fiziki altın alıp hesabınıza koyabiliyorsunuz. İster cari hesap, isterseniz bunu katılma hesabına çevirebiliyorsunuz. Çok yakın zamanda devreye alacağız özellikle katılma hesabı tarafının testlerine devam ediyoruz. Kıymetli maden finansmanı yapıyoruz. Kuyumculara ve imalatçı kuyumculara ciddi manada altın cinsinden kredi kullandırıyoruz ki bunun karşılığında verdiğimiz getiriyi yükselterek katılım hesaplarına getiriyoruz.