ANALİZ - Azerbaycan-Özbekistan yakınlaşması: Türkiye'nin Orta Asya fırsatı
İstanbul / Azerbaycan ile Özbekistan arasındaki stratejik yakınlaşma, Türkiye'nin Hazar'ın doğusundaki ekonomik alanla daha güçlü bağlantı kurmasına yardımcı olabilir - Azerbaycan-Özbekistan ilişkilerindeki yeni ivme, Türkiye açısından yalnızca iki kardeş ülke arasındaki ilişkilerin güçlenmesi anlamına gelmemektedir. Bu süreç, Orta Asya'nın Hazar ve Güney Kafkasya üzerinden Anadolu ve Avrupa'ya daha güçlü şekilde bağlanması bakımından stratejik önem taşımaktadır
İstanbul Haberleri :
Uluslararası İlişkiler Analizler Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Cavid Veliyev, Azerbaycan-Özbekistan arasında ivmelenen ilişkileri ve bu durumun Türkiye açısından etkilerini AA Analiz için kaleme aldı.
***
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in 23 Ağustos 2026'da Özbekistan'a gerçekleştirdiği resmi ziyaret, iki ülke arasındaki ilişkilerin son yıllarda ulaştığı stratejik seviyenin yeni bir göstergesi oldu. 2023'te oluşturulan Azerbaycan-Özbekistan Yüksek Devlet Konseyi'nin üçüncü toplantısı için ziyaret düzenlenmiş olsa da ziyaret sırasında başlatılan yeni projeler ve verilen siyasi mesajların yanı sıra, imzalanan anlaşmalar Bakü-Taşkent ilişkilerinin yalnızca ikili ilişkiler çerçevesinde değil, Türk dünyası, Orta Asya jeopolitiği ve Türkiye'nin bölgesel gücüne sağlayacağı fırsatlar açısından da ön plana çıktı.
İki ülke arasında imzalanan Ebedi Dostluk Anlaşması, bu yeni dönemin en önemli siyasi belgelerinden biri olarak öne çıkıyor. Anlaşma kapsamında taraflar birbirlerinin egemenliğine, güvenliğine ve toprak bütünlüğüne zarar verebilecek girişimlere karşılıklı olarak izin vermeme konusunda taahhütte bulunurken, üçüncü ülkelerin topraklarının diğer tarafın güvenliğini tehdit edecek şekilde kullanılmasına da karşı çıkıyor. Bunun yanında eğitim, ticaret, yatırım, enerji, ulaştırma, lojistik, bilgi ve iletişim teknolojileri ile uzay teknolojileri gibi çok sayıda alanı kapsayan geniş bir işbirliği perspektifi ortaya konuluyor.
Bu gelişmeyi Azerbaycan'ın Türk dünyasıyla ilişkilerinin son yıllarda geçirdiği dönüşümün bir parçası olarak değerlendirmek gerekiyor. Karabağ Zaferi sonrasında Bakü'nün Orta Asya'daki Türk cumhuriyetleriyle ilişkilerinde siyasi ve stratejik boyut belirgin şekilde güçlendi. Azerbaycan'ın Kırgızistan ile müttefiklik anlaşması imzalaması, Kazakistan ile müttefiklik düzeyine ulaşması ve Türkmenistan ile savunma alanında anlaşma gerçekleştirmesi, Bakü'nün Orta Asya politikasının artık daha kurumsal ve uzun vadeli bir karakter kazandığını gösteriyor.
Siyasi güven ekonomik ortaklığa dönüşüyor
Azerbaycan-Özbekistan ilişkilerindeki mevcut ivmenin temelleri aslında 2022'de atıldı. İki ülke arasında stratejik ortaklığın derinleştirilmesine ilişkin anlaşmanın imzalanması ve 2023'te Yüksek Devlet Konseyi'nin kurulması, siyasi ilişkilerin kurumsallaşmasını sağladı. Buna 2024'te imzalanan süresiz müttefiklik anlaşması da eklendi.
Müttefiklik anlaşması yalnızca siyasi dayanışmayı değil, dış politika koordinasyonunu, güvenlik konularında düzenli istişare mekanizmalarını, savunma ve askeri-teknik işbirliğini, ortak eğitim ve tatbikatları ve iki ülke silahlı kuvvetlerinin birlikte çalışabilirliğinin artırılmasını öngörüyor.
Bu nedenle 2026'da imzalanan Ebedi Dostluk Anlaşması'nı tek başına yeni bir belge olarak değil, son dört yılda oluşturulan siyasi ve stratejik mimarinin tamamlayıcı unsuru olarak görmek daha doğru olacaktır.
Asıl dikkat çekici gelişme ise siyasi güvenin ekonomik ilişkilere hızla yansımaya başlamasıdır. 2023'te kurulan Azerbaycan-Özbekistan Yatırım Fonu, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin önemli araçlarından biri olarak tasarlandı. Fonun portföyünün 500 milyon dolar olmasına rağmen, son ziyarette açıklanan ve imzalanan projelerin toplam hacminin bu rakamı önemli ölçüde aşması, ekonomik ilişkilerin yeni bir sürece girdiğine işaret ediyor. Azerbaycan'ın Özbekistan turizm sektörüne 5 milyar dolarlık yatırım planı bu açıdan özellikle dikkat çekiyor.
Özbekistan'ın otomotiv sektöründeki deneyiminin Azerbaycan'a aktarılması da ekonomik işbirliğinin niteliğini gösteren önemli örneklerden biri. Hacıgabul'daki projeye 80 milyon dolardan fazla yatırım yapılması ve ikinci bir fabrikanın inşa edilmesi, iki ülke arasında yalnızca ticaretin değil, üretim ve teknoloji transferinin de önem kazandığını gösteriyor.
Enerji işbirliği yeni stratejik boyut kazanıyor
Azerbaycan-Özbekistan ilişkilerinin geleceği açısından belki de en önemli alan enerji sektörüdür. Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi'nin (SOCAR) Özbekistan'daki faaliyetleri petrol ve doğal gaz arama çalışmalarının ötesine geçerek üretim, işleme, ticaret, lojistik ve perakende sektörlerini kapsayan entegre bir modele dönüşüyor.
SOCAR'ın Uzbekneftegaz ve BP ile birlikte Ustyurt bölgesindeki altı yatırım bloğunda yürüttüğü jeolojik arama projesi bu açıdan önem taşıyor. Projede BP yüzde 40, SOCAR ve Uzbekneftegaz ise yüzde 30’ar paya sahip. Bölgede önemli miktarda petrol ve doğal gaz rezervinin bulunabileceğine ilişkin tahminler, projenin Özbekistan'ın enerji güvenliği açısından taşıdığı potansiyeli artırıyor.
Ancak Azerbaycan açısından stratejik hedef yalnızca Özbekistan enerji piyasasına girmek değil. Daha geniş perspektifte Bakü, Orta Asya'nın enerji kaynaklarını Avrupa pazarlarına ulaştırabilecek bir transit ve enerji merkezi olma hedefini güçlendirebilir.
Bu noktada, Trans-Hazar enerji projeleri kritik önem kazanıyor. Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan enerji sistemlerinin koordinasyonu ve Hazar Denizi'nin altından yüksek gerilimli elektrik kablosunun döşenmesi, Orta Asya'nın özellikle yenilenebilir enerji potansiyelinin Avrupa pazarlarına aktarılması açısından yeni bir imkan oluşturabilir.
Bu proje hayata geçirilebilirse, Azerbaycan'ın Orta Asya ile Avrupa arasında yalnızca bir ulaştırma koridoru değil, aynı zamanda enerji koridoru olarak da konumunu güçlendirmesi mümkün olabilir.
Kültürel boyut ebedi dostluğu destekliyor
İki ülke arasındaki ilişkilerin güçlü bir başka boyutu ise kültürel ve tarihi bağlardır. Azerbaycan ve Özbekistan halklarının dil, tarih ve kültür bakımından ortak unsurları, siyasi ilişkilerin toplumsal temelini güçlendiriyor.
İşgalden kurtarılan Fuzuli'de Özbekistan tarafından Mirza Uluğbey adına okul açılması, Özbekistan'da bulunan, Azerbaycan'ın büyük şairi Nizami Gencevi'nin adını taşıyan Nizami Gencevi Pedagoji Üniversitesi'nin yeni yapılarla güçlendirilmesi ve karşılıklı ulusal dillerin kullanımının desteklenmesine yönelik adımlar, kültürel diplomasinin stratejik ilişkilerin tamamlayıcı unsuru haline geldiğini gösteriyor.
Bu bağlamda Azerbaycan-Özbekistan ilişkileri sadece devletler arası çıkarların kesiştiği bir alan değil, Türk dünyasında ortak kimlik ve ortak gelecek fikrinin güçlendirildiği önemli bir platform niteliği kazanıyor.
Önümüzdeki dönemde asıl mesele, imzalanan anlaşmaların ve açıklanan projelerin uygulanması olacaktır. Özellikle Trans-Hazar ulaştırma ve enerji bağlantılarının geliştirilmesi, Azerbaycan-Özbekistan ilişkilerini ikili düzeyin ötesine taşıyabilir. Böyle bir senaryoda Azerbaycan, Orta Asya ile Avrupa arasında yalnızca stratejik bir geçiş noktası değil, enerji, lojistik, yatırım ve ticaret ağlarının kesiştiği merkezlerden biri haline gelebilir.
Dolayısıyla Bakü-Taşkent ilişkilerinin geleceğini belirleyecek temel dinamik, siyasi güvenin ekonomik ve jeostratejik kapasiteye ne ölçüde dönüştürülebileceğidir. Bu dönüşüm başarıyla gerçekleştirildiği takdirde Azerbaycan-Özbekistan ortaklığı, sadece iki ülkenin değil, Türk dünyasının Orta Asya ile Avrupa arasındaki ekonomik ve stratejik bağlantısının da önemli sütunlarından biri haline gelebilir.
Ziyaretin Türkiye açısından sonuçları
Bu gelişme, Azerbaycan-Özbekistan ilişkilerindeki yeni ivmenin Türkiye açısından da doğrudan stratejik sonuçlar taşıdığını gösteriyor. Türk dünyasının güçlendirilmesi Türk dış politikasının önceliklerinden biri olarak ön plana çıkıyor. Bu anlamıyla Azerbaycan-Özbekistan ilişkilerinde yaşanan gelişmeler de Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) kuvvetlenmesine hizmet etmektedir. Bunun yanı sıra, Türkistan coğrafyasının Azerbaycan ile bütünleşmesi, taşımacılık ve enerji alanındaki yakınlaşma Türkiye'nin doğu-batı arasında transit ülke konumunu da pekiştirmektedir. Türkiye, Orta Asya ile Avrupa arasındaki ticarette sadece bir transit ülke değil, lojistik ve ticaret merkezi haline gelebilir.
Türkiye'nin Azerbaycan ve Özbekistan ile ilişkileri son yıllarda önemli ölçüde derinleşti. Ankara ile Bakü arasındaki ilişkiler stratejik müttefiklik seviyesine ulaşırken, Türkiye ile Taşkent arasındaki ilişkiler de kapsamlı stratejik ortaklığa doğru ilerliyor. Türkiye-Azerbaycan-Özbekistan hattı, Türk dünyasının ekonomik ve jeopolitik entegrasyonunda giderek daha önemli bir üçgen oluşturuyor.
Nitekim, Ankara-Bakü-Taşkent arasındaki ilişkiler artık üçlü bir mekanizma üzerinden de kurumsallaşıyor. 2022'de Taşkent'te başlayan Türkiye-Azerbaycan-Özbekistan üçlü işbirliği süreci, 2025'te Ankara'da yapılan ikinci toplantıyla daha somut bir yapıya kavuştu. Taraflar ekonomi, ticaret, yatırım, ulaştırma ve lojistik başta olmak üzere ortak bir eylem planı üzerinde anlaşırken Orta Koridor'un geliştirilmesi üçlü işbirliğinin temel başlıklarından biri haline geldi. Bu gelişmenin en önemli stratejik sonucu özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı ve Hürmüz Boğazı krizi ile birlikte Türk devletleri merkezli Avrasya ulaşım sisteminin merkezi bir aktör haline gelmesidir.
Bu bağlamda, Orta Koridor ile Kalkınma Yolu'nun birbirine bağlanması Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Türkiye'nin Orta Koridor stratejisi, Irak üzerinden Türkiye'ye ulaşacak Kalkınma Yolu ile birlikte düşünüldüğünde daha geniş bir Avrasya ulaşım ağı ortaya çıkabilir.
Türkiye açısından Özbekistan'ın Azerbaycan'a yaklaşması, Ankara'nın Orta Asya'daki ekonomik ve siyasi erişimini dolaylı olarak artıran bir gelişmedir. Dolayısıyla Azerbaycan ile Özbekistan arasındaki stratejik yakınlaşma, Türkiye'nin Hazar'ın doğusundaki ekonomik alanla daha güçlü bağlantı kurmasına yardımcı olabilir.
Azerbaycan-Özbekistan ilişkilerindeki yeni ivme, Türkiye açısından yalnızca iki kardeş ülke arasındaki ilişkilerin güçlenmesi anlamına gelmemektedir. Bu süreç, Orta Asya'nın Hazar ve Güney Kafkasya üzerinden Anadolu ve Avrupa'ya daha güçlü şekilde bağlanması bakımından stratejik önem taşımaktadır.
[Dr. Cavid Veliyev, Uluslararası İlişkiler Analizler Merkezi Yönetim Kurulu Üyesidir.]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.
Muhabir: Muhammed Utku Asker