ANALİZ - Etiyopya'nın 7. genel seçimleri: Güçlü iktidar, zorlu gündem

TAKİP ET

İstanbul — Seçimler, Etiyopya'nın güvenlik sorunlarının tamamen sona ermediğini göstermekle birlikte, hükümetin ulusal diyalog, kurumsal yeniden yapılanma ve siyasi bütünleşme hedeflerini sürdürdüğü bir geçiş döneminin parçası olarak değerlendirilebilir - 2026 seçimlerinin gerçek anlamdaki sonucu, sandıktan çıkan tablo kadar seçim sonrasında izlenecek siyasi yol haritasında şekillenecektir. Etiyopya'nın istikrarı veya kırılganlığı, Sudan'daki güç dengelerinden Somali'nin güvenliğine, Nil Havzası'ndaki stratejik rekabetten Kızıldeniz jeopolitiğine kadar geniş bir bölgeyi doğrudan etkileme kapasitesine sahiptir - Seçimlerin ardından ortaya çıkacak yeni siyasi dönemin başarısı, yalnızca Refah Partisinin parlamentodaki çoğunluğuyla değil, Etiyopya'nın iç uzlaşıyı güçlendirme, güvenlik sorunlarını azaltma ve bölgesel işbirliğini derinleştirme kapasitesiyle ölçülecektir

İstanbul Haberleri

ORSAM Kuzey ve Doğu Afrika Çalışmaları Koordinatörü Dr. Kaan Devecioğlu, Etiyopya’da gerçekleştirilen 7. genel seçimlerin ülke iç siyaseti ve bölgesel dengeler açısından ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.

***

Afrika Boynuzu’nun siyasi ve jeostratejik ağırlık merkezi konumundaki Etiyopya’da 1 Haziran 2026’da gerçekleştirilen 7. genel seçimler, yalnızca bir iktidar yarışından ibaret değildir. Yaklaşık 130 milyonluk nüfusu, bölgesel güvenlik mimarisindeki belirleyici rolü ve Kızıldeniz havzasından Doğu Afrika’ya uzanan geniş etki alanı nedeniyle Etiyopya’daki siyasi gelişmeler, hem bölgesel dengeleri hem de uluslararası aktörlerin stratejik hesaplarını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle seçimler, ülkenin savaş sonrası yeniden yapılanma kapasitesini, federal sistemin sürdürülebilirliğini ve demokratik meşruiyetini test eden kritik bir eşik olarak değerlendirilmelidir.

Yaklaşık 50 milyondan fazla kayıtlı seçmenin bulunduğu seçimlerde Etiyopyalılar, federal parlamentodaki 547 sandalye ile bölgesel konsey üyelerini belirlemek üzere sandık başına gitti. 42 siyasi partinin ve 10 binden fazla adayın yarıştığı seçimler, niceliksel açıdan Etiyopya tarihinin en kapsamlı demokratik süreçlerinden biri olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte seçimlerin ortaya çıkardığı tablo, Etiyopya’nın son yıllarda karşı karşıya bulunduğu güvenlik sorunları, devlet inşa süreci ve siyasi temsil tartışmalarının devam ettiğini göstermektedir.

- Refah Partisinin hakimiyeti sürüyor

Seçimlerin en dikkat çekici yönlerinden biri, Başbakan Abiy Ahmed liderliğindeki Refah Partisinin yeniden güçlü bir zafer elde etmesinin beklenmesidir. 2021 seçimlerinde parlamentodaki 484 sandalyenin 410’unu kazanan Refah Partisi, mevcut seçimlerde de benzer bir üstünlüğe sahip görünmektedir.

Bu durumun arkasında birkaç temel faktör bulunmaktadır. Öncelikle Refah Partisi, Etiyopya siyasetinde uzun yıllardır belirleyici olan etnik temelli siyasi mobilizasyonun ötesine geçen ulusal birlik söylemini öne çıkarmaktadır. Özellikle son yıllarda gerçekleştirilen altyapı yatırımları, tarımsal üretim artışı, enerji projeleri ve ekonomik reformlar hükümetin seçim kampanyasında önemli yer tutmuştur.

Ayrıca muhalefetin oldukça parçalı bir yapıya sahip olması da iktidar partisinin avantajını artırmaktadır. Muhalefet partilerinin önemli bir bölümü belirli etnik veya bölgesel tabanlara dayanırken ulusal ölçekte örgütlenebilen güçlü bir alternatif henüz ortaya çıkabilmiş değildir. Etiyopya’da uygulanan dar bölge çoğunluk sistemi de bu tabloyu iktidar lehine güçlendirdiği söylenebilir. Nitekim oyların ülke genelinde dağınık şekilde muhalefete yönelmesi, parlamentodaki sandalye dağılımında Refah Partisine önemli bir avantaj sağlamaktadır.

- Güvenlik sorunları ve ulusal diyalog arasında seçim süreci

Seçim sürecinin karşı karşıya kaldığı en önemli zorluklardan biri, ülkenin bazı bölgelerinde devam eden güvenlik sorunları oldu. Tigray’da seçimlerin gerçekleştirilememesi, Oromia ve Amhara’nın belirli bölgelerinde oy verme işlemlerinin aksaması ve güvenlik gerekçesiyle 143 sandığın açılamaması, seçimlerin ülke genelinde eş zamanlı ve tam kapsamlı şekilde uygulanmasını zorlaştırdı.

Özellikle yaklaşık 6 milyon nüfusa sahip Tigray’ın üst üste ikinci kez genel seçim sürecinin dışında kalması, Pretoria Anlaşması sonrasında başlatılan siyasi geçiş ve normalleşme sürecinin henüz tamamlanmadığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte Addis Ababa yönetimi, yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil, aynı zamanda Etiyopya Ulusal Diyalog Komisyonu (ENDF) aracılığıyla uzun yıllardır biriken siyasi ve toplumsal sorunlara kalıcı çözümler üretmeye yönelik kapsamlı bir uzlaşı zemini oluşturmaya çalışmaktadır. Hükümet, Tigray’daki geçiş sürecinin tamamlanması, Oromia’da devam eden çatışmaların sona erdirilmesi ve Amhara’daki istikrarsızlığın giderilmesi için güvenlik politikalarını siyasi diyalog mekanizmalarıyla desteklemeyi hedeflemektedir.

Oromia’da, Oromo Kurtuluş Ordusu (OLA) ile süren çatışmalar ve Amhara’da Fano güçlerinin bazı bölgelerdeki varlığı, devletin karşı karşıya bulunduğu güvenlik yükünün boyutunu gösterirken, seçimlerin büyük bölümünün ülke genelinde gerçekleştirilebilmiş olması ise federal kurumların işlevselliğini koruduğuna işaret etmektedir. Bu çerçevede seçimler, Etiyopya’nın güvenlik sorunlarının tamamen sona ermediğini göstermekle birlikte, hükümetin ulusal diyalog, kurumsal yeniden yapılanma ve siyasi bütünleşme hedeflerini sürdürdüğü bir geçiş döneminin parçası olarak değerlendirilebilir.

- Asıl sınav seçim sonrası dönemde

Önümüzdeki dönemde Etiyopya’nın geleceğini belirleyecek temel unsur, federal hükümetin Tigray, Oromia ve Amhara başta olmak üzere çatışma ve gerilim alanlarında güvenlik odaklı yaklaşımı siyasi uzlaşı süreçleriyle destekleyip destekleyemeyeceği olacaktır. Eğer Addis Ababa yönetimi etnik, bölgesel ve siyasi farklılıkları sistem içerisinde temsil edebilen daha kapsayıcı bir yapı inşa edebilirse, Etiyopya yalnızca iç istikrarını pekiştirmekle kalmayacak, aynı zamanda Kızıldeniz havzasının da ana aktörlerinden biri olarak Afrika’nın yükselen güç merkezlerinden biri olma potansiyelini de güçlendirecektir.

Bu nedenle 2026 seçimlerinin gerçek anlamdaki sonucu, sandıktan çıkan tablo kadar seçim sonrasında izlenecek siyasi yol haritasında şekillenecektir. Etiyopya’nın istikrarı veya kırılganlığı, Sudan’daki güç dengelerinden Somali’nin güvenliğine, Nil Havzası’ndaki stratejik rekabetten Kızıldeniz jeopolitiğine kadar geniş bir bölgeyi doğrudan etkileme kapasitesine sahiptir.

Bu durum, son yıllarda Afrika Boynuzu’nda diplomatik ve ekonomik etkinliğini artıran Türkiye açısından da yakından takip edilmesi gereken bir sürece işaret etmektedir. Ankara’nın Somali-Etiyopya normalleşmesine yönelik kolaylaştırıcılık girişimleri, Afrika Boynuzu’nda bağlantısallık projelerine verdiği destek ve bölgesel istikrarı önceleyen yaklaşımı dikkate alındığında, Etiyopya’daki siyasi istikrarın korunması yalnızca Addis Ababa’nın değil, bölgesel düzenin geleceği açısından da önem taşımaktadır. Bu nedenle seçimlerin ardından ortaya çıkacak yeni siyasi dönemin başarısı, yalnızca Refah Partisinin parlamentodaki çoğunluğuyla değil, Etiyopya’nın iç uzlaşıyı güçlendirme, güvenlik sorunlarını azaltma ve bölgesel işbirliğini derinleştirme kapasitesiyle ölçülecektir. Kızıldeniz havzası ve Afrika Boynuzu’nun merkez ülkesi olan Etiyopya’nın önümüzdeki yıllarda vereceği siyasi sınav yalnızca kendi geleceğini değil, bölgenin güvenlik ve ekonomik entegrasyon perspektifini de şekillendirecektir.

[Dr. Kaan Devecioğlu, ORSAM Kuzey ve Doğu Afrika Çalışmaları Koordinatörüdür.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

abiy ahmed Addis Ababa Afrika Boynuzu Etiyopya