ANALİZ - Latin Amerika'nın enerji kaynakları yeni bir güç mücadelesinin fitilini mi ateşliyor?

TAKİP ET

İstanbul / Latin Amerika, yeniden Washington, Pekin ve Londra arasındaki güç mücadelesinin önemli alanlarından biri haline geliyor. Buradaki asıl soru ise bölge ülkelerinin artan bu ilgiyi kendi çıkarları doğrultusunda kullanıp kullanamayacağı olacak

İstanbul Haberleri :

Latin Amerika ve Karayipler Araştırmacısı Melike Hocaoğlu Çağlıöz, Latin Amerika'da enerji kaynakları üzerinden yeniden şekillenen küresel güç rekabetini AA Analiz için kaleme aldı.

***

1 ve 4 Eylül tarihlerinde yaşanan binlerce kilometre uzaklıktaki iki olay, Latin Amerika petrolünü bir kez daha uluslararası gündemin merkezine taşıdı. Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, Falkland Adaları'nda faaliyet gösteren petrol şirketlerine karşı hızlandırılmış yaptırımları duyurmak için ulusa seslendi ve İngiliz Rockhopper ve İsrailli Navitas [1] tarafından geliştirilen Sea Lion [2] sahasını açık ve acil bir tehlike olarak nitelendirdi.

Arjantin Devlet Başkanı tarafından dile getirilen, 314 milyon varil kanıtlanmış ve muhtemel rezerv içerdiği düşünelen bu proje kapsamında yaklaşık 1,8 milyar dolarlık başlangıç yatırımı öngörülmektedir. İlk üretimin ise Mart 2028'de günlük 50 bin varil kapasiteyle başlaması beklenmektedir.

Ocak ayında ABD, Venezuela'da benzeri görülmemiş bir askeri operasyon düzenleyerek Nicolas Maduro'yu alıkoydu ve dünyanın en büyük ham petrol rezervleri üzerinde doğrudan ABD kontrolünün önünü açtı. İki olayı birleştiren ortak nokta ise Latin Amerika'nın yer altı kaynaklarının bir kez daha küresel bir ihtilaf alanına dönüşmesi oldu.

Latin Amerika petrolü neden yeniden önem kazanıyor?

Orta Doğu'daki istikrarsızlık ve Rusya'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Brezilya, Guyana, Arjantin ve Venezuela'daki yeni petrol sahalarının devreye girmesi, küresel petrol piyasasına yeni bir arz sağlıyor. Bu gelişme, tam da Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) üretim kısıtlamalarını kaldırdığı ve Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) 2026 yılında günlük 2 milyon [3] varili aşan bir talep artışı öngördüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Ham petrol fazlalığının olduğu bir dünyada, bu varillerin nereden çıkarıldığını kontrol etmek, onları kontrol etmek kadar önemlidir. Buna bir de jeolojik faktörler ekleniyor. Guyana açıklarında gerçekleştirilen yeni keşiflerle birlikte Güney Atlantik, dünyanın keşfedilmemiş son büyük petrol bölgelerinden biri olarak öne çıkıyor. Venezuela ise hâlâ dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ülkesi konumunda.

Venezuela, Washington ile Pekin arasındaki rekabetin yeni durağı mı?

Nitekim Maduro’nun yakalanması, oyunun kurallarını da ani bir şekilde değiştirdi. Yıllar boyunca Çin, Venezuela ham petrolünün en büyük alıcısı oldu. Venezuela, yaptırımları aşmak amacıyla günlük yaklaşık 400 bin varil [4] petrolü Malezya açıklarında gerçekleştirilen aktarmalarla gizleyerek Çin'e ulaştırdı. Bu ticari ilişki, Pekin'e Washington'un “arka bahçesi” olarak görülen Latin Amerika'da kendine ait bir “arka bahçe” oluşturma imkânı sağladı. Ancak, bugün bu yapı, tüm hızıyla yeniden şekilleniyor.

Ağustos ayının sonunda Washington ile Delcy Rodriguez liderliğindeki geçici hükümet arasında, Beyaz Saray'ın “tarihin en büyük petrol anlaşması” olarak tanımladığı bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmayla, ana şirketinin yüzde 35 hissesinde Pentagon'un da pay sahibi olduğu NABEP (North American Blue Energy Partners), ülkenin toplam petrol rezervlerinin yaklaşık beşte birini oluşturan 65 milyar varillik rezerve sahip [5] 17 petrol sahası üzerinde 100 yıllık hak elde etti. Bu sahaların önemli bir bölümü daha önce Rus veya Çinli şirketlerin kontrolündeydi.

Chevron, İtalyan enerji şirketi ENI ve General Electric Vernova ile imzaladığı yeni anlaşmaların yanı sıra, üretimi beş yıl içinde iki katına çıkarmak amacıyla 7 milyar dolarlık yatırım taahhüdünde bulundu. ABD Enerji Bakanı Chris Wright ise söz konusu sözleşmeleri imzalamak üzere Karakas'ı ziyaret etti. Washington ayrıca, yeni üretimden elde edilecek gelirlerin Venezuela'nın Pekin'e olan petrol borcunun ödenmesinde kullanılmayacağını açıkça belirtti. Bu açıklama, Çin'in talep ettiği garantilere doğrudan bir yanıt niteliğindeydi. Paradoksal olan şu ki, Maduro'nun kaçırılması Washington kadar Pekin'in de işine yarayabilir. Çünkü Çin, çökmüş durumdaki Venezuela petrol endüstrisini yeniden inşa etmenin yüksek maliyetini üstlenmek yerine bu yükü ABD'ye bırakabilir ve petrol alımlarını diğer tedarikçilere yönlendirebilir.

Yeni düzen, Venezuelalıları bile es geçmiyor. Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri Cisneros ailesi. [6] Ailenin bir kanadı, petrol sektörü dışındaki yatırımları için 1 milyar dolarlık bir yatırım yaparken, bu sermayenin “artık ABD sermayesine ayrıldığı” belirtiliyor. Ailenin diğer kanadı ise hükümeti Orinoco bölgesindeki sondaj haklarına el koyarak bunları bir ABD şirketine devretmekle suçluyor ve bunun karşılığında 2 milyar dolar tazminat talep ediyor. Dolayısıyla Venezuela, Washington'un elde etmek istediği bir ödülden ziyade, büyük güçlerin ve yerel elitlerin ideolojik kaygılardan çok maliyet ve çıkar hesaplarıyla hamle yaptığı bir satranç tahtasına dönüşmüş durumda.

Malvinas: Eski bir anlaşmazlık, yeni bir kılıf altında

Malvinas Adaları üzerindeki çatışma da hiçbir zaman sadece bayraklarla ilgili olmadı. 2010'lu yıllarda başlayan petrol arama çalışmalarından bu yana, çatışmanın arka planında kaynakların varlığı yatıyordu. Bu bölgede yeni olan ise çatışmanın şiddeti.

Trump'ın, İngiltere'yi NATO kapsamında daha fazla askeri harcama yapmaya zorlamak amacıyla tarihsel tarafsızlığını “gözden geçirebileceğini” ima eden açıklamaları, Milei'yi cesaretlendirerek harekete geçirdi. Downing Street ise Milei'nin çıkışına sert bir yanıt verdi: “Malvinas, bir İngiliz denizaşırı toprağıdır ve öyle kalacaktır”. [7] Rockhopper ve Navitas [8] ise yaptırımların etkisini önemsiz göstererek, lisanslarının İngiliz hükümeti tarafından tam olarak desteklendiğini vurguladılar.

Milei, 4 Eylül 2026 Cuma günü SIDE'nin (Secretaría de Inteligencia del Estado) tespit ettiği 45 yabancı şirket ve hissedara yaptırım uygulanmasına imkân sağlayan 867/2026 ve 868/2026 sayılı kararnameleri imzaladı. Öte yandan, petrol sahalarına hizmet sunan SLB, Halliburton ve Baker Hughes, [9] karşı karşıya oldukları yasal riskler nedeniyle projeden çekileceklerini daha önce duyurmuştu.

Buna paralel olarak hükümet, Ushuaia Entegre Deniz Üssü projesini [10] hızlandırdı ve bir Ulusal Güvenlik Konseyi kurulacağını açıkladı. Bu adımlarla Arjantin'in eyaleti olan Tierra del Fuego'nun Güney Atlantik'teki stratejik konumunun güçlendirilmesi hedefleniyor. Bununla birlikte Şili'nin eylül ayı sonunda Punta Arenas'ta İngiliz şirketleriyle bir iş toplantısı düzenlemeye hazırlanması, Buenos Aires tarafından olumlu karşılanmıyor.

Mesaj açık: Ne Londra ne de petrol şirketleri geri adım atıyor. Sea Lion projesi ise Arjantin'in tarihi iddiasını gerçek bir ekonomik güce ve caydırıcılığa dönüştürüp dönüştüremeyeceğinin ilk önemli sınavı olacak. Bu durum yeni bir jeopolitik dönemi de beraberinde getiriyor.

Ancak bu “yeni dönem” genellikle düşündüğümüz gibi tek ve birleşik bir güç bloğunun ortaya çıkması anlamına gelmiyor. Aksine, aynı bölge ve aynı kaynaklar üzerinde birbiriyle kesişen farklı ikili anlaşmazlıklar yaşanıyor: Arjantin-Birleşik Krallık, ABD-Venezuela ve ABD-Çin arasındaki gerilimler gibi.

Değişen şey, rekabetin boyutu. Washington artık uzaktan izlemiyor, askeri müdahalede bulunuyor ve daha önce üçüncü tarafların eline bıraktığı kaynaklar için aktif olarak mücadele ediyor. Daha temkinli davranan Çin ise geri çekilmiyor. Milei hükümeti ise bu yeniden yapılanmadan yararlanarak, donmuş gibi görünen anlaşmazlıkları yeniden gündeme getirmeye çalışıyor.

Muhtemel sonuç, piyasalarda ani bir şok yaşanmasından ziyade, daha geniş etki alanlarının zaman içinde yeniden şekillenmesi olacaktır. Nitekim Maduro'nun devrilmesinin ardından ham petrol fiyatları, küresel arz fazlasının baskısıyla gerilemiştir.

Uzun süredir küresel rekabetin merkezinde yer almayan Latin Amerika, yeniden Washington, Pekin ve Londra arasındaki güç mücadelesinin önemli alanlarından biri haline geliyor. Asıl soru ise bölge ülkelerinin artan bu ilgiyi kendi çıkarları doğrultusunda kullanıp kullanamayacağı. Aksi takdirde Latin Amerika, tarihte birçok kez olduğu gibi, kararları başkaları tarafından alınan bir güç mücadelesinin sahnesine dönüşebilir.

[1] https://www.infobae.com/america/agencias/2026/09/04/milei-agiliza-mecanismos-para-sancionar-a-petroleras-que-operen-en-malvinas/

[2] https://www.infobae.com/economia/2026/09/06/negocio-millonario-y-30-anos-de-explotacion-las-claves-de-sea-lion-el-proyecto-petrolero-en-las-malvinas-que-el-gobierno-sancionara/

[3] https://www.aljazeera.com/news/2026/1/5/venezuela-after-maduro-oil-power-and-the-limits-of-intervention

[4] https://chinaglobalsouth.com/analysis/china-venezuelan-oil-imports-post-maduro/

[5] https://www.forbesargentina.com/macroeconomia/estados-unidos-controlara-una-quinta-parte-reservas-petroleo-venezuela-durante-100-anos-n96898

[6]https://www.bloomberglinea.com/latinoamerica/venezuela/familia-cisneros-acusa-a-venezuela-de-confiscar-activos-petroleros-y-reclama-us2000-millones/

[7] https://www.canal12misiones.com/noticias-de-misiones/internacionales-2/reino-unido-cuestiono-milei-malvinas

[8] https://www.infobae.com/america/mundo/2026/09/04/las-operadoras-del-yacimiento-sea-lion-en-las-islas-malvinas-respondieron-a-las-sanciones-de-milei-no-tendran-efectos-materiales/

[9] https://www.moncloa.com/2026/09/06/malvinas-sanciones-petroleras-milei-3427025/

[10] https://www.ambito.com/politica/malvinas-el-petroleo-sea-lion-acelera-la-disputa-geo-y-empuja-la-argentina-ushuaia-n6318481

[Melike Hocaoğlu Çağlıöz, Latin Amerika ve Karayipler üzerine çalışmalar yürüten bir araştırmacıdır.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Muhabir: Afra Betül Aydar

ABD Arjantin Latin Amerika petrol Venezuela