ANALİZ - Ukrayna Savaşı'nda yeni denge arayışı: Rusya barışa ne kadar yakın?

TAKİP ET

Dünya — Rusya-Ukrayna Savaşı'nın geleceğini tahmin edebilmek için cephe hattının ötesine bakmak, aynı zamanda enerji diplomasisi, askerî endüstrisi, ekonomik dayanıklılık ve siyasi direnç gücünü de göz önünde bulundurmak gerekiyor

Dünya Haberleri

Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Furkan Kaya, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın geleceğini etkileyen dinamikleri AA Analiz için kaleme aldı.

***

Dördüncü yılını tamamlayan Rusya-Ukrayna Savaşı'na yönelik tartışmalar ve savaşın geleceği uluslararası gündemin merkezinde yerini aldı. Son dönemde uluslararası medya kuruluşları ile Batılı düşünce kuruluşlarında yapılan analizler ışığında, Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin'e olan kamuoyu ve siyasi elit desteğinin oldukça zayıflamaya başladığı iddia ediliyor. Ayrıca Rusya'nın iç kesimlerine yapılan İHA saldırılarının da Kremlin yönetimi üzerindeki baskıyı artırdığı yönünde güçlü söylemler Ukrayna tarafından dile getiriliyor. Rusya'nın bu durum karşısında ise müzakere masasını en çok isteyen ve buna en yakın taraf olduğu yönünde de yorumlar yapılıyor. Fakat kısa dönem içinde yaşanan gelişmeler, savaşın gidişatını yalnızca iç siyasi dinamikler referans alınarak değerlendirmeyi mümkün kılmıyor. Tam tersine savaşta gelinen seviye, stratejik sürdürülebilirlikle birlikte askerî kapasite ve ekonomik dayanıklılığı da içine alan çok boyutlu bir öngörüyü gerekli kılıyor.

Kremlin'in en büyük mücadelesi artık cephe değil, maliyet

Ukrayna savaşının Rusya'ya olan ekonomik maliyeti her geçen gün artıyor. Savaşın Rus ekonomisi üzerinde oluşturduğu baskı, savunma harcamalarının millî gelir içindeki payının artması, iş gücündeki küçülme ve uygulanan yaptırımlar sebebiyle üretim maliyetindeki yükseliş nedeniyle giderek ağırlaşıyor. Ayrıca barış masasındaki belirsizlik nedeniyle bilhassa orta sınıf üzerinde beliren savaş yorgunluğu hissedilir hâle geldi. Belki de son dönemde yaşanan en kritik gelişmelerden biri, Ukrayna'nın Moskova ve Rusya'nın diğer stratejik noktalarına düzenlediği insansız hava aracı (İHA) saldırılarının psikolojik harbin ötesinde iç güvenlik algısını da etkilemeye başlamasıdır. Elbette bu durum, Rusya'nın savaştan mutlak yenilgiyle ayrılacağı anlamına gelmeyecek. Batılı liberal demokrasi ülkelerinden farklı olarak Rusya'nın siyasal yapısı, yüksek derecede merkeziyetçi bir karar alma mekanizmasına ve güçlü bir güvenlik bürokrasisine dayanıyor. Toplumsal huzursuzluğun rejim krizine dönüşmemesi adına devlet kapasitesi, istihbarat yapılanması ve güvenlik kurumları hassasiyetle inşa edilen Rusya'da kamuoyundaki belirsizlik ile Kremlin'in dış politika tercihleri arasında doğrudan ilişki kurmak yanıltıcı olabilir.

Modern savaşlarda psikolojik etkinin ve üretim kapasitesinin rolü

Savaşın başında Rusya'da iç kamuoyuna yönelik tahminler gerçekleşmedi. Uygulanan ağır ekonomik ambargo ve yaptırımların Rus ekonomisini çökerteceği iddialarıyla birlikte, 2023 yılındaki Wagner isyanıyla Putin'in ciddi bir meşruiyet krizi yaşayacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Fakat Moskova yönetiminin devlet kapasitesini yeniden organize ederek bu süreci yönetebildiği ifade edilebilir. Elbette bu durum, Rusya'nın bu süreci kolaylıkla atlatacağı anlamına gelmiyor. Ancak Batı'nın Rus devlet kapasitesini eksik okuduğu oldukça açık. Diğer taraftan son ay içerisinde Ukrayna'nın Rusya'ya yönelik kuvvetli derinlikli saldırıları, savaşın doğasında önemli bir dönüşüme de neden oluyor. Özellikle Rus rafinerileri, hava üsleri ve kritik altyapı tesislerinin hedef alınmasının zararı, maddi boyutunun ötesinde Putin'in sunduğu güvenlik garantilerine de ciddi ölçüde zarar vermesine rağmen bu saldırıların savaşın stratejik dengesini değiştirdiğini söylemek oldukça zor. Günümüzün karma savaş modellerinde psikolojik boyut belirleyici olmakla birlikte, savaşların mutlak sonucunu belirleyen temel etkenler üretim kapasitesi, mühimmat stokları, insan kaynağı, lojistik istikrar ve finansal mukavemettir.

Savaşın gerçek cephesi artık ekonomi mi?

Rusya-Ukrayna Savaşı'nın belirleyici cepheleri artık Donbas veya Zaporijya değil. Askerî cephelerin yanında savunma sanayi üretimi, enerji gelirleri, ekonomik dayanıklılık ve uluslararası tedarik zincirleri savaşın önemli bileşenleri hâline geldi. Batı'nın ağır kısıtlamaları ve yaptırımlarına rağmen Rusya, enerji ihracatını büyük oranda Asya pazarına kaydırarak mevcut zararı önemli ölçüde ikame edebildi. Savunma sanayisi ve savaş ekonomisiyle birlikte bilhassa Çin, Hindistan ve Körfez ülkeleriyle ekonomik hareket alanını korumayı başardı. Aynı açıdan değerlendirildiğinde Ukrayna'ya süren Batı'nın askerî desteği de savaşın mutlak sonucunu belirleyecek nitelikte değil. Bilhassa Patriot hava savunma sistemleri, Ukrayna'nın hava savunma kapasitesi bakımından oldukça hayati öneme sahip. Fakat bilindiği üzere Patriot sistemlerinin bir savunma sistemi olması Rusya'nın füze üretim kapasitesini ortadan kaldırmıyor. Dolayısıyla cephe dinamiğini de doğrudan değiştirmiyor. Bu güçlü sistemler Ukrayna'ya savaşta stratejik zaman kazandırabilir; fakat savaşın siyasi hedefini tek başına belirleyemez.

Rusya-Ukrayna Savaşı, coğrafi mücadeleden ziyade tarafların uzun vadeli dayanıklılığını ölçen bir yıpratma savaşına dönüştü. Hangi taraf mühimmat stoklarını sürdürülebilir biçimde artırabilir, ekonomik bilançosunu uzun süre finanse edebilir ve kamuoyu desteğini koruyabilirse stratejik ve psikolojik üstünlük o tarafta olacaktır. Elbette bu durum sadece Rusya için değil, Ukrayna ve destekçileri açısından da geçerli. Avrupa'da yükselen savunma harcamaları ve kıta genelinde oluşan maliyet sorunu, savaşın askerî cepheden çok siyasi cephedeki gelişmelere göre neticeleneceği gerçeğini ortaya koyuyor. Bu nedenle Rusya'nın barış masasına oturmasını sağlayacak iki temel unsur bulunuyor. Birincisi, Moskova'nın askerî hedeflerine ulaşma ihtimalinin azalması ve uluslararası güç dengesinin sert biçimde Rusya'nın aleyhine dönmesi; ikincisi ise Rusya'nın işgal ettiği toprakların Rus toprağı olarak kabul edilmesidir. Nitekim ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna Savaşı'nın ancak mevcut konjonktür kapsamında başlayacak müzakereler neticesinde bitebileceğini ifade etmişti.

Son dönemdeki gelişmeler, Rusya'yı güçlü bir ekonomik, askerî ve toplumsal baskıyla karşı karşıya bırakıyor. Fakat bu baskının kısa ve orta vadede Putin'i stratejik taviz vermeye zorlayacağını söylemek oldukça güç. Aslında bugünün kritik sorusu, Putin'in ne zaman barış masasına oturacağı değil, hangi tarafın uzun süreli bir yıpratma savaşını daha sürdürülebilir şekilde yönetebileceğidir. Dolayısıyla Rusya-Ukrayna Savaşı'nın geleceğini tahmin edebilmek için cephe hattının ötesine bakmak, aynı zamanda enerji diplomasisi, askerî endüstrisi, ekonomik dayanıklılık ve siyasi direnç gücünü de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Olası bir diplomatik çözüm, çok boyutlu güç dengesinin hissedilir şekilde değişmesiyle mümkün olabilir. Neticede çok cepheli Rusya-Ukrayna Savaşı'nın bütün cephelerinde barışı sağlamak için savaş uzun süre devam edebilir.

[Doç. Dr. Furkan Kaya, Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesidir.]

* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Doç. Dr. Furkan Kaya Kremlin Moskova Rusya Ukrayna