Bakan Tekin, Maarif'ten Medeniyete Eğitim Zirvesi programında konuştu:
Ankara — Bilimde, yapay zekada, dijital altyapıda, savunma sanayisinde, siber güvenlikte ve yüksek teknolojili üretimde daha ileri seviyelere ulaşacağız. Kendi mühendislerimiz, öğretmenlerimiz, gençlerimiz, kurumlarımızla bu büyük yürüyüşü sürdüreceğiz - İçinde bulunduğumuz küresel tablo ve son dönemde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yüreğimizi dağlayan acı hadiseler, çocuklarımızı koruma sorumluluğumuzun ne kadar hayati olduğunu bize bir kez daha gösterdi
Ankara Haberleri — Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Bilimde, yapay zekada, dijital altyapıda, savunma sanayisinde, siber güvenlikte ve yüksek teknolojili üretimde daha ileri seviyelere ulaşacağız. Kendi mühendislerimiz, öğretmenlerimiz, gençlerimiz, kurumlarımızla bu büyük yürüyüşü sürdüreceğiz. Çünkü Türkiye'nin tam bağımsızlık iddiası bunu gerektirir. dedi.
Bakan Tekin, Özel Öğretim Derneği (ÖZDER), Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi ve Ankara Ticaret Odası (ATO) işbirliğiyle, İnsan, Değer, Teknoloji temasıyla düzenlenen Maarif'ten Medeniyete Eğitim Zirvesi programına katıldı.
ATO Meclis Salonu'nda gerçekleştirilen programda konuşan Tekin, zirvenin, maarif meselesini geniş bir zeminde ele alma imkanı sunduğunu belirtti.
İnsanlığın teknolojiyle alakalı kritik bir eşikte olduğuna dikkati çeken Tekin, insan hayatına dair bilginin kimlerin elinde toplanacağı, bilginin hangi amaçla işleneceği, hangi karar süreçlerine yön vereceği, insanın mahrem alanına nerede temas edeceği ve insan iradesinin büyük dijital düzen içinde nasıl korunacağı gibi başlıklarla karşı karşıya olunduğunu vurguladı.
Teknolojinin, çağın en temel egemenlik başlıklarından biri haline geldiğini dile getiren Tekin, Dün güç daha çok toprakta, sanayide, sermayede, orduda ve enerji kaynaklarında aranıyordu. Bugün bütün bunların yanına veri merkezleri, algoritmalar, yapay zeka modelleri, dijital platformlar ve göremediğimiz, arka planda çalışan karar sistemleri eklendi. diye konuştu.
İnsanlığın geleceğine dair mücadelenin, artık ekranda görünen kolaylıkların arkasında, görünmeyen veri akışlarında, insan davranışlarını okuyan sistemlerde ve toplumların kaderine temas eden dijital iktidar alanlarında şekillendiğini söyleyen Tekin, şunları kaydetti:
Son dönemde ABD merkezli, büyük veri, yapay zeka, istihbarat, güvenlik, savunma teknolojileri ve kamu sistemleriyle çalışan etkili bir teknoloji şirketinin yayımladığı manifesto kamuoyunun gündeminde. Teknoloji çağının nasıl bir güç düzenine doğru ilerlediğini göstermesi bakımından son derece dikkat çekici bir belge. Merkezinde büyük veriyi işleme, anlamlandırma ve stratejik karar süreçlerine dönüştürme kabiliyeti bulunan bu yapı, devletlerin güvenlik kapasitesiyle, savaş teknolojileriyle ve küresel rekabet mimarisiyle doğrudan temas eden bir aktör hüviyeti taşıyor.
Söz konusu şirketin yayımladığı 22 maddelik manifesto, teknoloji dünyasına yeni bir egemenlik tanımı yapıyor aslında. Silikon Vadisi mühendislerine ve teknoloji şirketlerine savunma alanında daha çok rol yüklüyor, yazılımı, veriyi ve yapay zekayı askeri üstünlüğün, devlet kapasitesinin, savaşların ve küresel rekabetin merkezine yerleştirmektedir. Bir başka ifadeyle bu metin, dünyaya yeni dünya düzeninin egemen olan güç söylemini ilan ediyor. Gücün artık yazılımı kimin geliştirdiği, veriyi kimin topladığı, yapay zekayı kimin yönettiği ve bütün bu kapasitenin hangi stratejik hedefler için kullanıldığı üzerinden şekil aldığını ifade ediyor.
- Çağın asıl gücü, teknolojiyi insanlığın hayrına yöneltecek nesillerden doğacak
Bakan Tekin, bu yaklaşımın sahadaki karşılığının Gazze'de ağır bir ibret tablosu olarak öne çıktığını belirterek, söz konusu şirketin İsrail Savunma Bakanlığıyla kurduğu stratejik işbirliğinin, veri ve yapay zeka teknolojilerinin savaş alanında dönüştüğü kapasiteyi bütün dünyaya gösterdiğini dile getirdi.
İnsan haysiyeti, hukuk, merhamet ve vicdanı merkeze alan bir değer zeminiyle buluşmayan teknolojinin, en ileri kabiliyetleriyle dahi insanlığın önüne ağır bir imtihan koyduğuna işaret eden Tekin, Manifesto, ABD ile aynı stratejik hatta bulunan aktörlere sert güç kapasitesini teknolojiyle tahkim etme çağrısını masum bir biçimde yaparken, dünyanın geri kalanına da yeni çağın rekabet dilini, açıkça kendi hegemonyalarını ifade etmektedir. dedi.
Tekin, tablonun bütün boyutlarıyla okunması ve ülke olarak teknoloji, eğitim, insan ve değerin aynı ciddiyetle ele alınması gerektiğini vurgulayarak, Türkiye'nin böyle bir çağda başkalarının geliştirdiği sistemlere mahkum olan, teknolojinin yönünü dışarıdan seyreden bir ülke konumunda bulunamayacağını belirtti.
Savunma sanayisinde milli ve yerli kapasitenin hayati olduğu kadar eğitim alanında insanı, değeri, mahremiyeti, iradeyi ve teknoloji okuryazarlığını birlikte inşa edecek maarif iradesinin de o kadar hayati olduğunun altını çizen Tekin, Çünkü bu yeni çağın asıl gücü, yazılımı yazacak, veriyi anlamlandıracak, yapay zekayı geliştirecek, teknolojiyi insanlığın hayrına yöneltecek nesillerin yetiştirilmesinden doğacaktır. ifadesini kullandı.
Tekin, Bakanlık olarak çocukların dijital çağla kurduğu ilişkiyi dar bir kullanım becerisi alanına hapsetmeden ele aldıklarını, çocukların teknolojiyle temasının ekran karşısında geçirilen zaman, kullanılan program veya öğrenilen kodla sınırlı görülemeyeceğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
Bizim için asıl mesele çocuklarımızın dijital dünyada hangi içerikle karşılaştığı kadar, o karşılaşma içinde kendi özgür muhakemesini, edebini, mahremiyetini ve iç bütünlüğünü koruyabilecek tedbirleri almaktır. Bu sebeple evlatlarımızı çağın akışına edilgen biçimde uyum sağlayan bireyler olarak yetiştirme durumuna asla rıza gösteremeyiz. Türkiye'nin ihtiyacı olan, kendi ülkesinin bağımsızlık ufkunu, insanlığın ortak vicdanını ve medeniyet değerlerini aynı anda taşıyabilecek kuşaklar yetiştirmektir. Evet, teknolojide güçlü olacağız. Bilimde, yapay zekada, dijital altyapıda, savunma sanayisinde, siber güvenlikte ve yüksek teknolojili üretimde daha ileri seviyelere ulaşacağız. Kendi mühendislerimiz, öğretmenlerimiz, gençlerimiz, kurumlarımızla bu büyük yürüyüşü sürdüreceğiz. Çünkü Türkiye'nin tam bağımsızlık iddiası bunu gerektirir.
- İyi insan yetiştirmek her zamankinden daha elzem
Bakan Tekin, çağın araçlarını kullanan, zamanın ruhunu kavrayan, üretme kudretini ahlaki bir sorumlulukla taşıyan ve insanı her türlü teknolojik hesabın üzerinde gören iyi insan profilini yetiştirmek istediklerini, çocukların iyiyi tanıyan, iyiye meyleden ve iyiliği hayatın içinde görünür kılan ahlaki olgunlukla yetişmesini arzuladıklarını ifade etti.
Bu ahlaki olgunluğun tesisi için Bakanlık olarak çok boyutlu çalışma yürüttüklerini dile getiren Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizin sistem okuryazarlığı ve dijital okuryazarlık boyutları tam da bu amaca matuf. Evlatlarımızın dijital ortamda karşılaştığı bilginin kaynağını sorgulayabilmesi, kendisini yönlendiren dili fark edebilmesi, mahremiyetini koruyabilmesi, siber zorbalık karşısında doğru tutum geliştirebilmesi ve zararlı içerikle karşılaştığında güvenilir yetişkinlere ulaşabilmesi temel ilgi alanımız. açıklamasında bulundu.
Tekin, bu çerçevede hayata geçirilen çalışmaları anımsatarak, Dijital Esenlik Projesi ile çocukların teknolojiyle kurduğu ilişkiyi daha bilinçli ve güvenli zemine taşımaya gayret ettiklerini, öğretmen ve öğrencilere yönelik yüz yüze ve çevrim içi eğitimleri yaygınlaştırdıklarını, rehberlik, risk izleme ve erken müdahale kapasitesini güçlendirdiklerini, Ailem dizisi, Ailemle Eğitim Yolculuğum programları, Aile Okulu kursları, aile eğitim bültenleri ve aile buluşmalarıyla anne-babaların çocuklarıyla kurduğu rehberlik bağını güçlendirmeye çalıştıklarını anlattı.
Küresel dijital düzenin, teknolojinin insan ahlakı, hukuk ve merhametten koptuğunda nasıl ağır sonuçlar doğurabileceğini bütün çıplaklığıyla gösterdiğini söyleyen Tekin, şöyle devam etti:
İçinde bulunduğumuz küresel tablo ve son dönemde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yüreğimizi dağlayan acı hadiseler, çocuklarımızı koruma sorumluluğumuzun ne kadar hayati olduğunu bize bir kez daha gösterdi. Bu ağır sorumluluk karşısında iyi insan yetiştirmek, milli ve manevi değerlerimizi eğitim hayatının canlı bir parçası haline getirmek, çocuğun kalbine merhameti, zihnine muhakemeyi, davranışına edebi, hayatına aidiyet duygusunu yerleştirmek her zamankinden daha elzem bir durumda.
Tekin, özel öğretim kurumlarının okul kültürü, aileyle kurulan yakın temas, rehberlik süreçleri, yenilikçi uygulamalar, öğretmen niteliği ve eğitim teknolojilerinin sahadaki kullanımı bakımından maarif ekosisteminin güçlü paydaşları olduğunu belirtti.
Zirvede ortaya koyulacak fikirlerin, Bakanlıkça yürütülen çalışmalara da katkı sunacağına inandığını dile getiren Tekin, çocukların eğitimine karşı mesuliyet taşıyan bütün paydaşlarla güçlü istişare zemini kurma gayretinde olduklarını vurguladı.
Programa ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan ile ÖZDER Genel Başkanı Ahmet Akça da katıldı.