Bina ve inşaat sektöründeki dönüşüm Paris Anlaşması hedefleri için yetersiz kalıyor

TAKİP ET

İstanbul — Binalar ve İnşaat Küresel Durum Raporu yazarlarından, araştırmacı Merve Yılmaz: - Bina ve inşaat sektörü, küresel karbondioksit emisyonlarının yaklaşık yüzde 37'sinden ve küresel malzeme çıkarımının neredeyse yüzde 50'sinden sorumludur - Enerji yoğunluğu, binalardaki yenilenebilir enerji payı, enerji verimliliği yatırımları ve yeşil bina sertifikasyonunda ölçülebilir ilerlemeler kaydedildi. Ancak dönüşüm hızı Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmak için hala çok yavaş

İstanbul Haberleri — YEŞİM YÜKSEL - Binalar ve İnşaat Küresel Durum Raporu yazarlarından, araştırmacı Merve Yılmaz, bina ve inşaat sektörünün karbon maliyetini azaltma noktasında önemli ilerlemeler sağlansa da dönüşüm hızının Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmak için çok yavaş olduğunu söyledi.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ve Binalar ve İnşaat için Küresel İttifak (GlobalABC) tarafından yayımlanan Binalar ve İnşaat Küresel Durum Raporu'na göre dünyada her gün ortalama 12,7 milyon metrekarelik yeni yapı inşa edilirken bu miktar bir haftada Paris'in yüzölçümü kadar yapı alanına denk geliyor.

Küresel bina alanı 2024'te yüzde 1,7 artarak 273 milyar metrekare olurken binaların işletme kaynaklı emisyonları aynı yıl yüzde 1 artarak 9,9 gigaton karbondioksit eş değeri emisyonuna ulaştı.

2015'ten bu yana küresel bina enerji yoğunluğu yani bir binanın büyüklüğüne göre yıllık enerji tüketimini ölçen gösterge yüzde 8,5 azalırken, yeşil bina sertifikaları neredeyse 3 katına çıktı. Ayrıca, 2024'te yenilenebilir enerji kaynakları, binaların enerji talebinin yüzde 17,3'ünü karşıladı.

Enerji verimliliğine yönelik yatırımlar 2024'te 275 milyar dolara ulaştı ve 2015'ten bu yana toplam yatırımların 2,3 trilyon dolara çıkmasına katkı sağladı.

Rapora göre, sektörü net sıfır emisyon hedefine uygun hale getirmek için, enerji verimliliği iyileştirmelerinin ve fosil yakıtların aşamalı olarak ortadan kaldırılmasının hızlandırılması gerekiyor. Binalarda enerji verimliliğine yapılan yatırımın ise 2030'a kadar 5,9 trilyon dolara ulaşması gerekiyor.

Bu kapsamda, 2050'ye kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşmak için, binaların nihai enerji talebindeki yenilenebilir enerji payının 2030'da yüzde 46'ya yükselmesi gerekiyor.

- Dönüşüm hızı yeterli değil

Raporun yazarlarından Merve Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, raporun bina ve inşaat sektörüne dair net bir tablo çizdiğini belirterek, Enerji yoğunluğu, binalardaki yenilenebilir enerji payı, enerji verimliliği yatırımları ve yeşil bina sertifikasyonunda ölçülebilir ilerlemeler kaydedildi. Ancak dönüşüm hızı Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmak için hala çok yavaş. Bina ve inşaat sektörü, küresel karbondioksit emisyonlarının yaklaşık yüzde 37'sinden ve küresel malzeme çıkarımının neredeyse yüzde 50'sinden sorumludur. dedi.

Sektördeki emisyonların hem işletme hem de üretim kaynaklı olduğunu ifade eden Yılmaz, işletme emisyonlarının ısıtma, soğutma, aydınlatma, pişirme ve binaların enerji ihtiyacını karşılama aşamasından, üretim kaynaklı emisyonların ise çimento, çelik ve alüminyum gibi inşaat malzemelerinin çıkarılması, üretimi ve taşınmasından kaynakladığını kaydetti.

Dünya genelinde yeni binaların, yenileme çalışmalarına kıyasla daha hızlı inşa edildiği bilgisini veren Yılmaz, şöyle devam etti:

Rapor, küresel yapılaşma alanının 2015'ten bu yana yaklaşık yüzde 20 arttığını, buna karşılık enerji talebinin yüzde 11 ve işletme emisyonlarının yüzde 6,5 arttığını gösteriyor. Verimlilik önlemleri işe yarıyor fakat inşaat ve kentleşme daha hızlı gerçekleşiyor. Verimlilik iyileştirmeleri olmasaydı, emisyonlar çok daha keskin bir şekilde artardı. Dolayısıyla sorun, verimlilik politikalarının başarısız olması değil, küresel inşaat büyümesinin büyüklüğünü dengelemek için gereken hız ve ölçekte henüz uygulanmamış olmalarıdır.

Küresel toplam alanın 4'te 3'ünden fazlasının konut alanı olduğunu ve konut binalarının, bina enerji talebinin yaklaşık yüzde 70'ini oluşturduğunu vurgulayan Yılmaz, konut politikasının iklim politikasında merkezi bir öneme sahip olduğunu hatırlattı.

- Yenileme çalışmaları yavaş ilerliyor

Yılmaz, hükümetlerin pasif soğutma, kompakt kentsel planlama, çatı üstü güneş enerjisi sistemleri, doğa tabanlı çözümler, enerji verimli sosyal konutlar ve malzemeleri ile mevcut binaları yeniden kullanan döngüsel inşaat uygulamalarına öncelik vermesi gerektiği tavsiyesinde bulundu.

Bina ve inşaat sektörünün fosil yakıt bağımlılığına da değinen Yılmaz, Birçok ülkede ısıtma, soğutma ve pişirme sistemlerinde fosil yakıtlar hala baskın konumdayken, hükümetler bu yakıtlara doğrudan veya dolaylı destek sağlamaya devam ediyor. Bina sektörüne yönelik politikalar genellikle elektrik veya ulaşımı hedefleyen politikalardan daha zayıf kalıyor. Bir diğer önemli engel ise yenileme çalışmalarının yavaş ilerlemesidir. Milyonlarca yetersiz bina, yenileme çalışmaları için ön yatırım, teknik kapasite ve daha güçlü düzenlemeler gerektirdiğinden kullanımda kalmaya devam ediyor. diye konuştu.

Yılmaz, sosyal konutlara, pasif tasarıma, çatı üstü güneş panellerine ve düşük gelirli konutların yenilenmesine yapılan yatırımların aynı anda emisyonları azaltabileceğine, enerji faturalarını düşürebileceğine ve sıcak hava dalgalarına ve iklim felaketlerine karşı direnci güçlendirebileceğine dikkati çekti.

Raporda, yetersiz yalıtımlı ve verimsiz evlerin düşük gelirli haneleri hem aşırı hava koşullarına hem de değişken enerji fiyatlarına maruz bıraktığından bahsedildiğini aktaran Yılmaz, enerji verimli konutların uzun vadeli ısıtma ve soğutma maliyetlerini düşürürken aynı zamanda sağlık ve sosyal faydalar gibi çok boyutlu avantajlara da sahip olduğunu bildirdi.

Yılmaz, Türkiye'nin 2053 net sıfır hedefi kapsamında, tüm binalar için zorunlu bina enerji kodları, yenilenebilir enerji yatırımlarının genişletilmesi ve sürdürülebilir inşaat konusunda farkındalığın artırılması gibi önemli adımlar attığından bahsetti.

Seller, fırtınalar, orman yangınları ve sıcak hava dalgalarının savunmasız konutlar ile kentsel altyapıyı giderek daha fazla tehdit ettiğini vurgulayan Yılmaz, raporda sektörün iklim krizini derinleştirmemesi için bina yönetmelikleri, yenileme çalışmaları, yenilenebilir enerji kullanımı ve dayanıklılık planlamasında acil adım çağrısı yapıldığını sözlerine ekledi.

bina ve inşaat sektörü Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) karbon emisyonu Küresel Bina ve İnşaat İttifakı (GlobalABC)