Bir gün lazım olur düşüncesi dijital istifçiliğe yol açabiliyor

TAKİP ET

Bolu / Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rengim Sine Nazlı: - Dijital verilerimizi biz mi yönetiyoruz, onlar mı bizi yönetiyor? Bunun farkında olmamız lazım. Kontrolün bizde olması demek, istediğimiz zaman hızlıca dosyalara ulaşabilmemiz anlamına geliyor. Bunu başarabilirsek dijital verilerin toplanmasıyla ilgili hiçbir sıkıntımız kalmayacaktır - Bir gün işimize yarar diye saklıyoruz ama o önemli bilgiye ulaşamıyoruz, yani çok fazla bilgiye sahibiz fakat hangisi önemli hangisi değil ayrımına hızlıca varamıyoruz. Bu da zihinsel anlamda yorgunlukla sonuçlanabiliyor

Bolu Haberleri : ZAFER GÖDER - Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (BAİBÜ) İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Rengim Sine Nazlı, bir gün lazım olur düşüncesiyle saklanan fotoğraf, ekran görüntüsü ve belgeler nedeniyle kullanıcılarda dijital istifçilik davranışının ortaya çıkabildiğini söyledi.

Nazlı, AA muhabirine, dijital teknolojilerin hayatın her alanında daha fazla yer almasıyla bilgisayar, telefon ve bulut depolama alanlarında çok sayıda dosya birikmeye başladığını belirtti.

Geçmişte fotoğraflar arasından seçilerek bastırılan görüntülerin artık herhangi bir eleme yapılmadan saklanabildiğine değinen Nazlı, bir gün lazım olur düşüncesinin bu alışkanlıkta önemli rol oynadığını ifade etti.

Nazlı, fotoğrafların yanı sıra profesyonel dosyalar, internet sekmeleri ve çeşitli belgelerin de aynı düşünceyle saklandığını bildirerek, dursun, belki lazım olur düşüncesinden uzaklaşılması gerektiğini kaydetti.

Geçmişte fotoğraf çektirildiğinde bunların arasından yalnızca birkaçının seçildiğini anımsatan Nazlı, şöyle devam etti:

Geçmiş zamanlarda fotoğraf çekip bunların birini ya da birkaçını seçerken, şimdi o, bu, şu derken hepsini, tüm dosyaları kenarda saklıyoruz. Bir fotoğraf, insanlar için fotoğraf olmanın dışında hayata tanıklık edilen bir an olarak görülüyor. Onu sildiğinde sanki o anıyı komple silecekmiş gibi geliyor insanlara. O yüzden bunun biraz önüne geçmemiz gerek ama 'Nasıl önüne geçeriz' dediğiniz yerde de 'Buna benim ihtiyacım olacak mı, ileride işime yarayacak mı' sorusu da sorulmalı.

Nazlı, akıllı telefonlar ya da dijital hafızalarda adres bilgileri, kimlikler ve özel yazışmalar gibi kişisel içeriklerin ekran görüntülerinin de saklandığına değinerek, bunun güvenlik ve mahremiyet açısından risk oluşturabileceğini söyledi.

Binlerce fotoğraf ve videonun tek başına dijital istifçilik anlamına gelmediğine dikkati çeken Nazlı, 20-30 bin fotoğraf biriktiren herkesi 'dijital istifçi' olarak tanımlayamayız ilk etapta. Onları kontrol edebiliyorsa, istediği fotoğrafa ya da görüntüye, belgeye istediği zaman ulaşabiliyorsa bu insan normal bir dijital arşiv oluşturuyor kendine. Fakat bizim burada söz ettiğimiz şey, 'belki bu da bir gün lazım olur' mantığıyla verileri kontrolün dışına çıkarmak. değerlendirmesinde bulundu.

Her şeyi dijital ortamda saklamanın zihinsel olarak da yük oluşturabileceğini, ihtiyaç duyulan bilgiye ulaşmanın zorlaşabildiğini dile getiren Nazlı, şöyle konuştu:

Bir bilgiye ihtiyacımız olduğunda onun orada bulunduğunu biliyoruz. Bir gün işimize yarar diye saklıyoruz ama o önemli bilgiye ulaşamıyoruz, yani çok fazla bilgiye sahibiz fakat hangisi önemli hangisi değil ayrımına hızlıca varamıyoruz. Bu da zihinsel anlamda yorgunlukla sonuçlanabiliyor.

İlk etapta dijital verilerimizi biz mi yönetiyoruz, onlar mı bizi yönetiyor bunun farkında olmamız lazım. Kontrolün bizde olması demek her istediğimiz zamanda hızlıca dosyalara ulaşabilmemiz anlamına geliyor. Bunu zaten başarabilirsek dijital verilerin toplanmasıyla ilgili hiçbir sıkıntımız kalmayacaktır.

BAİBÜ Bolu Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Rengim Sine Nazlı