BM Genel Sekreteri adayı Bachelet'ten iklim krizine karşı siyasi irade ve işbirliği çağrısı:

TAKİP ET

İstanbul — Artık herkes iklim değişikliğinin neden ortaya çıktığını, nasıl önlenebileceğini ve ne yapılması gerektiğini biliyor. Dolayısıyla bugün ihtiyacımız olan şey, üye devletlerin göstereceği siyasi iradedir. Bu da yine bilim temelli argümanlar üzerinden, ülkeleri bunun bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu anlamaya ikna edecek şekilde inşa edilmeli - Sıfır atık ve döngüsel ekonominin COP31'in merkezine yerleştirilmesi gerçekten çok önemli çünkü metan gazı en büyük kirleticilerden biri. Organik atıklar metanın yaklaşık yüzde 70'ini oluşturuyor. Eğer sıfır atık yaklaşımına geçebilirsek, bu gezegen için büyük bir katkı olur ve dünyanın en zararlı kirleticilerinden biri olan metan emisyonlarını önemli ölçüde azaltabiliriz

İstanbul Haberleri — YETER ADA ŞEKO - MUHAMMET TARHAN - Eski Şili Devlet Başkanı ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri adayı Michelle Bachelet, iklim değişikliğinin bilimsel olarak net şekilde ortaya konduğunu, sorunun çözümü için siyasi irade ve uluslararası işbirliği gerektiğini söyledi.

Antonio Guterres'in görev süresinin 2026 sonunda bitecek olması nedeniyle BM Genel Sekreterliğine adaylığını açıklayan isimlerden biri olan Bachelet, iklim kriziyle mücadeleye büyük önem veriyor.

Yayımladığı vizyon belgesinde sürdürülebilir kalkınmanın yalnızca bir hedef değil, aynı zamanda küresel istikrarın ve çatışmaların önlenmesinin temel araçlarından biri olduğunu belirten Bachelet, iklim finansmanına erişimin kolaylaştırılması, çok taraflı mekanizmaların güçlendirilmesi ve iklim krizine karşı kırılgan ülkelere yönelik desteğin artırılması gerektiğini ifade etti.

Sıfır Atık Forumu 2026 kapsamında bulunduğu İstanbul'da AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Bachelet, Paris Anlaşması başta olmak üzere uluslararası düzenlemelerde sanayileşmiş ülkelerin tarihsel olarak daha yüksek emisyonlara yol açtıkları ve iklim değişikliğinin ortaya çıkmasında önemli rol oynadıkları gerçeğinin kabul edildiğini kaydetti.

İklim değişikliğinin ortaya çıkmasında daha az sorumluluğu bulunan ülkelerin en ağır sonuçlarla karşı karşıya kaldıklarına dikkati çeken Bachelet, Burada tartışma konusu olan önemli nokta, kalkınma ile gezegeni koruma arasında bir tercih yapmak zorunda olup olmadığımız. Çünkü küçük ve daha az gelişmiş ülkelerin de kalkınmaya ihtiyacı var. Asıl soru, bunu gezegeni korumayı göz ardı ederek mi yapacağız, yoksa kalkınma ile çevrenin korunmasını birlikte mi sağlayacağız? diye konuştu.

Sürdürülebilir kalkınmanın mümkün olduğuna, kalkınma ile çevrenin korunmasının birbirine alternatif hedefler olmadığına değinen Bachelet, temiz hava politikalarını, elektrikli ulaşımı ve yenilenebilir enerji yatırımlarını, ekonomik büyüme sürdürülürken aynı zamanda çevrenin de korunabileceğini kanıtlayan uygulamalara örnek gösterdi.

- İklim diplomasisinin önemi

Bachelet, diplomasinin hem iklim değişikliğinin bilimsel temelde anlaşılması hem de bunun ertelenebilecek bir sorun olmadığının ortaya konması açısından kritik rol oynadığını belirterek, bu noktada kasım ayında Türkiye'nin ev sahipliği ve başkanlığında gerçekleşecek COP31'in önemine işaret etti.

Bachelet, şunları söyledi:

Küçük ada devletleri, en az gelişmiş ülkeler ve iklim değişikliğine karşı oldukça kırılgan olan ülkeler şu anda bu etkileri yaşıyor, dolayısıyla onların acil eyleme ihtiyacı var. Ancak hiçbir ülke tek başına bu sorunu çözemez. Uluslararası işbirliğine, yani anlaşmalara ihtiyacımız var. Antalya’da düzenlenecek COP31'in de bu açıdan bir fırsat olmasını umuyorum. Çünkü bu süreç, bu küresel soruna yanıt verebilecek ülkeler topluluğunu destekleyecek kararların alınmasına imkan sağlayacaktır. Bu aynı zamanda iklim adaletidir, bir yandan insanların ihtiyaç duyduğu büyümeyi ve kalkınmayı sağlarken, diğer yandan onları iklim değişikliğinin tüm yüklerinden koruyabilmektir.

Eleştiriler olsa da BM'nin iklim değişikliğiyle mücadelede önemli çalışmalar yürüttüğünü belirten Bachelet, sıfır atık ve döngüsel ekonomi gibi alanlarda yalnızca üye ülkelerin değil, yerel ve bölgesel yönetimlerin de sürecin önemli aktörleri olduğunu anlattı.

İklim değişikliği konusunda bilimsel belirsizliklerin artık geride kaldığının altını çizen Bachelet, Artık herkes iklim değişikliğinin neden ortaya çıktığını, nasıl önlenebileceğini ve ne yapılması gerektiğini biliyor. Dolayısıyla bugün ihtiyacımız olan şey, üye devletlerin göstereceği siyasi iradedir. Bu da ülkeleri bunun bir tercih değil, zorunluluk olduğunu anlamaya ikna edecek şekilde ve yine bilim temelli argümanlar üzerine inşa edilmeli. dedi.

- Küresel Güney'deki enerjide dönüşümü dikkat çekici

Bachelet, bazı ülkelerin iklim politikalarında yeterince ilerleme kaydedememesinin ardında ekonomik nedenler bulunduğundan bahsederek, fosil yakıtlara dayalı sektörlere bağımlılığın bu süreçte önemli bir engel oluşturduğunu vurguladı.

COP31'in en önemli gündemlerinden birinin enerjide yeşil dönüşüm olduğunu hatırlatan Bachelet, Küresel Güney ülkelerinin enerji alanında birçok değişimi başlattığını görmenin dikkat çekici olduğunu dile getirdi.

Bachelet, şöyle devam etti:

Bu dönüşüm Kuzey'den değil, büyük ölçüde Küresel Güney'den geldi. Burada anlatmak istediğim şey, yapılması gerekenleri gerçekleştirmek için zengin bir ülke olmak gerekmiyor. Temiz hava politikaları, yenilenebilir enerji kullanımı ve daha birçok konuda gelişmekte olan ülkeler de önemli adımlar atabiliyor. Bugün Şili, Brezilya, Meksika gibi ülkelerde elektrik üretimi büyük ölçüde yenilenebilir kaynaklara dayanıyor. Bu gerçekten önemli, çünkü bunun mümkün olduğunu açıkça gösteriyor.

Bachelet, dünyanın her bölgesinde iklim dostu ve yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilebileceğini, ülkeler arasında deneyim paylaşımının enerji dönüşümünü hızlandırabileceğini ifade etti.

COP31'in önemli gündemlerinden birinin sıfır atık olduğunu anımsatan Bachelet, şu değerlendirmelerde bulundu:

Sıfır atık ve döngüsel ekonominin COP31'in merkezine yerleştirilmesi gerçekten çok önemli çünkü metan gazı en büyük kirleticilerden biri. Organik atıklar metanın yaklaşık yüzde 70'ini oluşturuyor. Eğer sıfır atık yaklaşımına geçebilirsek, bu gezegen için büyük bir katkı olur ve dünyanın en zararlı kirleticilerinden biri olan metan emisyonlarını önemli ölçüde azaltabiliriz. Gezegen hepimize ait. Büyük ülkeler, küçük ülkeler, güçlü ülkeler, daha az güçlü ülkeler... İnsanlık, karar alırken hepimizin düşünmesine ihtiyaç duyuyor. Çünkü kararları siz veriyorsunuz. O halde artık sözleri eyleme dönüştürme zamanı.

Birleşmiş Milletler BM Genel Sekreteri Adayı Michelle Bachelet küresel ısınma