BM İyi Niyet Elçisi Ayaz'dan iklim krizinin halk sağlığı acil durumu olarak ele alınması çağrısı:
İstanbul — Kovid-19 sırasında tüm dünyanın nasıl durduğunu hepimiz gördük. O bir sağlık kriziydi. Dolayısıyla, belki de iklim krizini bir halk sağlığı acil durumu olarak yeniden tanımlamamız gerekiyor - (İklim finansmanı) Bir taraftan geleceğe hazırlanırken, şu anda boğulan insanları görmezden geliyoruz. Bu oldukça ironik bir durum
İstanbul Haberleri — SERCAN İRKİN - Birleşmiş Milletler (BM) İyi Niyet Elçisi Aliza Ayaz, iklim değişikliğinin artık yalnızca bilimsel bir tartışma konusu olmaktan çıktığına işaret ederek Kovid-19 sırasında tüm dünyanın nasıl durduğunu hepimiz gördük. O bir sağlık kriziydi. Dolayısıyla, belki de iklim krizini bir halk sağlığı acil durumu olarak yeniden tanımlamamız gerekiyor. dedi.
BM İyi Niyet Elçisi Ayaz, iklim krizi, iklim finansmanındaki eşitsizlikler ve gençlerin karar alma mekanizmalarındaki temsiline ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
İklim aktivizmine yönelmesinin ardındaki kişisel hikayeyi paylaşan Ayaz, küçük yaşlardan itibaren kendisine kazandırılan farkındalığın bu süreçte belirleyici olduğunu ve ailesinin düşünce dünyasının şekillenmesinde önemli rol oynadığını söyledi.
Ayaz, ailesinin kendisine sofradaki yemeğin ve aldığı yeni kıyafetlerin nereden geldiğini, bunlara erişemeyen insanların da olduğunu düşünmeyi öğrettiğini belirterek bu yaklaşımın zamanla sosyal etki yaratma isteğini güçlendirdiğini ifade etti.
İklim aktivizminin bilinçli bir kariyer planından ziyade hayatın karşısına çıkardığı olayların doğal bir sonucu olduğunu aktaran Ayaz, Ailem hep 'bunun nereden geldiğini ve kimlerin buna sahip olmadığını bir düşün' derdi. Bu yüzden iklim kriziyle mücadele ve iklim değişikliği dünyasına adım atmam bir tercih değil, bir tesadüf sonucu oldu. ifadelerini kullandı.
Ayaz, iklim değişikliği alanında harekete geçmesinde 2022'de Pakistan'da meydana gelen sel felaketinin de etkili olduğunu vurgulayarak, Seller yaklaşık 33 milyon insanın evini yıktı, 33 milyon insanı yerinden etti, bu her yedi kişiden biri anlamına geliyor ve bu istatistik şok ediciydi. dedi.
Evinden birkaç kilometre uzaklıkta yaşayan kişilerin sıcak hava dalgaları ve ekstrem hava koşulları nedeniyle büyük sıkıntılar yaşadığına tanıklık ettiğini belirten Ayaz, yaşananların ardından erken uyarı sistemleri ve sel dirençli konut projeleri gibi çalışmaların yapılmasının kendisinin de bu konuda bir değişiklik yaratabileceğine dair umut verdiğini söyledi.
- İklim değişikliği küresel sağlık sorunu olarak ele alınmalı
İklim değişikliğinin artık yalnızca bilimsel bir sorun olmadığına dikkati çeken Ayaz, bu konunun aynı zamanda küresel bir halk sağlığı acil durumu olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.
Ayaz, Kovid-19 sırasında tüm dünyanın nasıl durduğunu hepimiz gördük. O bir sağlık kriziydi. Dolayısıyla, belki de iklim krizini bir halk sağlığı acil durumu olarak yeniden tanımlamamız gerekiyor. dedi.
2050'ye kadar iklim krizinin psikolojik etkileriyle mücadele için yaklaşık 205 milyar dolarlık bir kaynağa ihtiyaç duyulacağının öngörüldüğünü aktaran Ayaz, iklim değişikliği konusunda harekete geçilmesi gerektiği çağrısında bulundu.
- Finansman, iklim krizinden en çok etkilenen toplumlara ulaşmıyor
Küresel iklim finansmanında ciddi bir dengesizlik olduğunu savunan Ayaz, mevcut kaynakların yaklaşık yüzde 90'ının iklim değişikliğinin gelecekteki etkilerini azaltmaya yönelik projelere aktarıldığını, ancak halihazırda iklim krizinin etkilerini yaşayan toplumların büyük ölçüde göz ardı edildiğini söyledi.
Ayaz, Bir taraftan geleceğe hazırlanırken, şu anda boğulan insanları görmezden geliyoruz. Bu oldukça ironik bir durum. diye konuştu.
İklim finansmanının yalnızca beşte birinin gerçekten ihtiyaç duyan topluluklara ulaştığını belirten Ayaz, Pakistan'daki sel felaketlerinden etkilenen köylerin ya da Sahel bölgesinde kuraklıkla mücadele eden toplulukların bu kaynaklardan yeterince faydalanamadığını kaydetti.
Ayaz, söz konusu kaynakların en çok etkilenen bölgelere ulaşmaması halinde iklim finansmanının insanlar açısından fiilen bir anlam taşımadığını ifade etti.
- Gençlerin karar mekanizmalarında daha çok yer alması gerekiyor
Gençlerin küresel karar alma mekanizmalarında görünür olduğunu ancak yeterince yetki sahibi olmadığını belirten Ayaz, gençlerin müzakere süreçlerinin yürütüldüğü ve kararların alındığı masalarda yer alması gerektiğini söyledi.
Ayaz, gençlere daha fazla sorumluluk verilerek karar alma süreçlerine dahil edilmeleri gerektiğini belirterek, böylece gençlerin iklim taahhütlerinin yalnızca siyasi açıdan değil, ekonomik ve mali açıdan da uygulanabilir olmasını sağlayabilecek ortamlarda yer alabileceklerini dile getirdi.
Türkiye'nin kasımda ev sahipliği yapacağı COP31'e ilişkin olarak da Ayaz, iklim diplomasisinde asıl belirleyici unsurun finansmanın nasıl kullanılacağı olduğunu vurguladı.
Ayaz, Tarihsel olarak gördük ki, örneğin Amazon'da COP düzenlendiğinde, bu bize neyi kaybetmek üzere olduğumuzu çok iyi hatırlattı, ama bazen bu yeterli olmuyor. Sonuçta önemli olan, gücü kimin kontrol edebileceğidir. değerlendirmesinde bulundu.