Çocukluk çağı obezitesi karaciğer hastalıklarına yol açabilliyor

TAKİP ET

Ekonomi / Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Doç. Dr. Hasret Ayyıldız Civan: - Yüksek kalorili beslenme, ultra işlenmiş gıda tüketimi, hareketsiz yaşam, ekran karşısında geçirilen sürenin artması ve fiziksel aktivitenin azalması çocuklarda yalnızca kilo artışına değil, karaciğer sağlığının bozulmasına da yol açabiliyor

Ekonomi Haberleri : Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Doç. Dr. Hasret Ayyıldız Civan, çocukluk çağı obezitesinin karaciğer yağlanmasına ve ilerleyen dönemlerde ciddi karaciğer hastalıklarına zemin hazırlayabileceğini belirtti.

Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Civan, çocuklarda karaciğer yağlanmasının çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğini anlattı.

Özellikle obezitesi ve metabolik risk faktörleri bulunan çocukların düzenli takip edilmesinin önemli olduğunu aktaran Civan, çocukluk çağında obezitenin giderek yaygınlaşmasının, metabolik hastalıkların da daha erken yaşlarda görülmesine neden olduğuna dikkati çekti.

Civan, Yüksek kalorili beslenme, ultra işlenmiş gıda tüketimi, hareketsiz yaşam, ekran karşısında geçirilen sürenin artması ve fiziksel aktivitenin azalması çocuklarda yalnızca kilo artışına değil, karaciğer sağlığının bozulmasına da yol açabiliyor. ifadelerini kullandı.

Obezitenin çocuklarda birçok sistemi etkileyebilen metabolik bir sağlık sorunu olduğunu belirten Civan, çocukluk çağı obezitesini yalnızca tartıdaki rakam üzerinden değerlendirmemek gerektiğini belirtti.

Civan, İnsülin direnci geliştiğinde karaciğer hücrelerinde yağ depolanması artabiliyor ve bunun sonucunda inflamatuvar süreçler tetiklenebiliyor. Özellikle karın bölgesindeki yağlanmanın artması karaciğerde inflamasyon ve fibrozis gelişimine katkıda bulunabiliyor. değerlendirmelerinde bulundu.

Çocuklarda görülen karaciğer yağlanmasının güncel terminolojide metabolik disfonksiyonla ilişkili steatotik karaciğer hastalığı (MASLD) olarak tanımlandığını belirten Civan, hastalığın inflamasyon ve karaciğer hücre hasarının eşlik ettiği ilerleyici formunun ise metabolik disfonksiyonla ilişkili steatohepatit (MASH) olarak adlandırıldığını kaydetti.

Civan, çocukluk döneminde başlayan karaciğer yağlanmasının zaman içerisinde fibrozis ve daha ileri karaciğer hastalıklarına ilerleyebileceğine dikkati çekti.

Karaciğer yağlanması çocuklarda sessiz ilerleyebilir

Civan, çocuklarda karaciğer yağlanmasının çoğu zaman belirgin bir şikayete neden olmadığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

En önemli noktalardan biri hastalığın sessiz seyredebilmesidir. Bazı çocuklarda halsizlik, performans düşüklüğü, karın ağrısı veya karaciğerde büyüme gibi bulgular görülebiliyor. Ancak çocukların önemli bir bölümünde sorun rutin kan testlerinde karaciğer enzimlerinin yüksek bulunması, obezite değerlendirmesi veya ultrasonografi sırasında tesadüfen fark ediliyor.

Özellikle obezitesi bulunan, bel çevresi artmış, tip 2 diyabet veya prediyabet riski taşıyan ve ailesinde metabolik hastalık öyküsü bulunan çocukların düzenli değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çeken Civan, erken dönemde yapılan kontrollerin karaciğer sağlığının korunması açısından önemli olduğunu belirtti.

Civan, çocukluk çağında başlayan metabolik sorunların yetişkinlik dönemine taşınabileceğini kaydederek, Ailelerde zaman zaman 'Çocuk daha, büyüdükçe kilosunu verir' düşüncesi olabiliyor. Ancak obeziteyle birlikte karaciğerde yağlanma başlamışsa bu süreci göz ardı etmemek gerekiyor. Çocukluk döneminde başlayan yağlanma zaman içerisinde fibrozise ve daha ileri karaciğer hastalıklarına ilerleyebilir. Bu nedenle erken yaşta sağlıklı kilo kontrolünün sağlanması çok önemli. değerlendirmesinde bulundu.

Çocukluk çağı obezitesi ve karaciğer yağlanmasının tedavisinde ilk basamağın yaşam tarzı düzenlemeleri olduğunu anlatan Civan, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazandırılması, fiziksel aktivitenin artırılması, ekran süresinin azaltılması ve düzenli uykunun önemine dikkati çekti.

Civan, Burada hedef kısa sürede çok fazla kilo vermek değil, sürdürülebilir bir kilo kontrolü sağlamak olmalı. Çocuğun beslenmesini değiştirirken yalnızca çocuğu hedef almak da doğru değil. Ailenin tamamının sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemesi tedavinin başarısını artırıyor. ifadesini kullandı.

Diyet, egzersiz ve davranış değişikliğinin birlikte yürütüldüğü multidisipliner yaklaşımların önemine değinen Civan, düzenli egzersiz ve kilo kontrolünün karaciğer yağlanmasının azaltılmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.

Her tedavi her çocuk için uygun değil

Son yıllarda çocukluk çağı obezitesinin tedavisinde gündeme gelen GLP-1 reseptör agonistlerine ilişkin de bilgi veren Civan, bu tedavilerin iştahın azaltılması, kilo kaybının desteklenmesi ve insülin duyarlılığının artırılması gibi etkilerinin bulunduğunu aktardı.

Civan, son dönem çalışmalarda GLP-1 reseptör agonistlerinin kilo kontrolünün yanı sıra karaciğer enzimlerinde ve karaciğer yağlanmasında iyileşme sağlayabileceğine ilişkin sonuçlar bulunduğunu belirterek, Ancak çocukluk çağında uzun dönem güvenlilik verileri halen sınırlı. Bu nedenle bu tedavilerin her çocuk için uygun olduğu düşünülmemeli. Hasta seçimi dikkatle yapılmalı ve tedavi mutlaka uzman hekim tarafından planlanmalı. önerisinde bulundu.

Ailelere çocuklarının kilosundaki değişimi yalnızca estetik açıdan değerlendirmemeleri çağrısında bulunan Civan, şunları kaydetti:

Çocukluk çağı obezitesi karaciğer sağlığından metabolik sağlığa kadar pek çok alanı etkileyebiliyor. Önemli olan sorunu erken dönemde fark etmek, risk faktörlerini değerlendirmek ve çocuğa sağlıklı yaşam alışkanlıklarını kalıcı şekilde kazandırmak. Erken farkındalık, yaşam tarzı değişikliği ve gerektiğinde multidisipliner takip, çocukların gelecekte karşılaşabileceği sağlık sorunlarının azaltılmasında büyük önem taşıyor.

Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi