Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu: (2)
"Her kim siyasetin meşru kanalları ardına kadar açıkken sokaktan medet umuyor, sokağı adres gösteriyorsa, kendini inkar ediyor demektir. CHP'nin içinde bulunduğu durum tam olarak da budur" - "Siyasette hakarete, sokak terörüne, vandallığa, şiddete, yakıp yıkmaya, özellikle de küfre yer yoktur ve olamaz" - "Kapsamı her gün genişleyen linç listelerinde hedef gösterilen yerli ve milli işletmeler, ana muhalefetin kara gömleklilerine dönüşen marjinal sol örgütler tarafından taciz ve tehdit edilmiştir"
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Her kim siyasetin meşru kanalları ardına kadar açıkken sokaktan medet umuyor, sokağı adres gösteriyorsa, kendini inkar ediyor demektir. CHP'nin içinde bulunduğu durum tam olarak da budur." dedi.
Erdoğan, AK Parti Konferans Salonu'nda düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, ramazan boyunca bir taraftan iç dünyalarında bir yolculuğa çıkarken, diğer taraftan da siyasi polemiklerden uzak durmaya hassasiyet gösterdiklerini belirtti.
Ana muhalefetin, "çiğ ve çirkin" söylemlerine kulak asmadıklarını, kalabalıklarını kabalıkla pekiştiren nobranlıklarını, haddi aşan küstahlıklarını çoğu zaman "ya sabır" diyerek duymazdan, görmezden geldiklerini ifade eden Erdoğan, "Bunu da hadsize had bildirmekten çekindiğimiz için değil, ramazanın manevi atmosferine hürmeten yaptık. Milletimizin kardeşliğine leke sürdürmemek için yaptık. Biz, büyüklük sergiledikçe onlar seviyeyi daha da düşürdüler. Biz sabrettikçe, onlar iftiranın ve hakaretin dozunu biraz daha artırdılar." diye konuştu.
Kendileri sorumlu davrandıkça, muhalefetin daha kışkırtıcı bir söyleme sarıldığını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bizim edebimizi, bizim vakarımızı, bizim soğukkanlı tutumumuzu, zayıflık işareti olarak algıladılar. Siyasette düşman yoktur, rakip vardır. Siyasette husumet değil, rekabet vardır. Siyaset medeniyetin simgesidir. Siyaset, tekamülün, olgunlaşmanın göstergesidir. Kavga, kargaşa, gerilim, siyasetin değil, barbarlığın, ilkelliğin sembolüdür. Siyasette hakarete, sokak terörüne, vandallığa, şiddete, yakıp yıkmaya, özellikle de küfre yer yoktur ve olamaz. Her kim siyasetin meşru kanalları ardına kadar açıkken sokaktan medet umuyor, sokağı adres gösteriyorsa, kendini inkar ediyor demektir. CHP'nin içinde bulunduğu durum tam olarak da budur."
- "CHP yönetimi yolsuzluk olduğunun farkında"
CHP'nin, demokratik zeminde siyaset yapan bir parti gibi değil, marjinal bir örgüt gibi hareket ettiğini söyleyen Erdoğan, şu görüşleri paylaştı:
"Türkiye son 3 haftada CHP'nin faşizan yüzünü bir kez daha görmüştür. Protesto bahanesiyle başlayan sokak eylemleri, CHP Genel Başkanının şuursuz açıklamalarıyla milletimizin huzurunu ve Türk ekonomisini, kazanımlarını hedef alan topyekun bir saldırıya evrilmiştir. Kapsamı her gün genişleyen linç listelerinde hedef gösterilen, yerli ve milli işletmeler, ana muhalefetin kara gömleklilerine dönüşen marjinal sol örgütler tarafından taciz ve tehdit edilmiştir. CHP Genel Başkanı sorumlu davranmak, sağduyulu davranmak, yargının görevini yapmasına yardımcı olmak yerine, yüzlerce milyar lirayı aşan yolsuzluk soruşturmasını engelleme yoluna gitmiştir. Yolsuzluğu ortaya çıkaran MASAK gibi devlet kurumlarına iftira atarak, bu kurumlarda çalışan kamu görevlilerini itham ederek, yargı mensuplarımıza parmak sallayarak, İstanbul'a çöreklenen suç örgütlerinin hırsızlıklarının üzerini örtmeye çalışmıştır."
Yaşananların, "üstünlerin hukukunu değil, hukukun üstünlüğünün" Türkiye'de artık egemen olduğunun en somut göstergesi olduğuna işaret eden Erdoğan, "Yaşananlar milletin malına, mülküne, kaynaklarına çöken yankesicilerin adalete hesap vermesinden ibadettir. Şurası apaçık ortadadır, aslında CHP yönetimi de bağırarak üstünü kapayamayacakları büyük bir yolsuzluk olduğunun farkında." ifadesini kullandı.
- "Korkunun, paniğin, telaşın ecele faydası yoktur"
Şimdiye kadar kamuoyuna yansıyanların, buz dağının sadece görünen kısmı olduğunu, muhalefetin de çok iyi bildiğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"İstanbul'un nasıl talan edildiğini, rüşvet çarkının nasıl işletildiğini, bundan kimlerin nemalandığını, CHP yönetimi bal gibi biliyor. Suç örgütünün kimleri haraca, kimleri maaşa bağladığını aynı şekilde CHP Genel Başkanı ve şürekası çok ama çok iyi biliyor. Paniklemelerinin arkasında yatan esas sebep budur. Telaşla suç bastırma yoluna gitmelerinin nedeni de işte budur. Bu ucuz siyasettir, şimdi bunu kullanıyorlar. Bunun adı milletin aklıyla, izanıyla, irfanıyla alay etmektir. CHP Genel Başkanına buradan şunu söylemek istiyorum, korkunun, paniğin, telaşın ecele faydası yoktur. Görünen köy kılavuz istemez, zaten buna ihtiyaç da duymaz. Ortaya çıkanlar, ortaya çıkacakların habercisidir. Ne yaparsanız yapın, adaletin tecellisine engel olamazsınız. Sahibinin kim olduğuna bakmadan beytülmale uzatılan o kirli elleri kırmak, Türk milleti adına yargının boynunun borcudur. Büyükşehri ve bazı ilçe belediyeleriyle İstanbul'u sarmaşık misali saran bu şebekenin kollarının nerelere uzandığı zamanla daha net görülecektir."
- "Medet umdukları odaklar yüzüstü bıraktı"
Hukuki sürecin selameti açısından Anayasanın kendilerine verdiği yetki, sorumluluk ve görevleri harfiyen yerine getirmekten çekinmeyeceklerini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Burada şunu da memnuniyetle ifade etmek arzusundayım. Sırf yolsuzluklarını savunmak için kendi ülkesini Batıya şikayet edenler, pisliklerinin üzerini örtmek için ülke ekonomisini batırmakla tehdit edenler, tarih boyunca defalarca olduğu gibi yine hayal kırıklığına uğramıştır. Nitekim, süklüm püklüm yardım istedikleri Batıdan destek göremediklerini bizzat Genel Başkan düzeyinde kendileri de kabul etmek zorunda kaldı. Yolsuzluklarına, Batıdaki dostlarını da ortak etme çabaları bu sefer boşa düştü. Medet umdukları tüm odaklar onları yüzüstü bıraktı. Ya Allah aşkına şu tutarsızlığa, şu ilkesizliğe bakar mısınız. Başı her sıkıştığında 'Atatürk'ün kurduğu partiyiz' diyen, lafa gelince 'Kuvayımilliyeciyiz' diye ahkam kesen, sürekli Cumhuriyet'le yaşıt olmakla övünen bir siyasi parti gidiyor, yıllardır savuna geldiği ne kadar argüman varsa, rüşveti aklamak, yolsuzlukları meşrulaştırmak, hırsızları korumak için bizzat kendisi itibarsız hale geliyor. Seneler geçiyor ama CHP genel başkanları 'dayan Yorgo' ile 'yetiş Yorgo' ikileminden kendilerini bir türlü kurtaramıyor."
(Sürecek)