Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, İESP SOP Sosyal Etki Analizi Kapanış Konferansında konuştu:

TAKİP ET

Ankara — Güvenlikten enerjiye, göçten ticarete kadar geniş bir yelpazede Türkiye ile Avrupa Birliği arasında çok daha güçlü, çok daha etkin bir işbirliğine ihtiyacımız var - Bugün Avrupa'nın güvenliği, enerji arzı, rekabet gücü ve bölgesel istikrarı bakımından Türkiye'nin taşıdığı stratejik değer çok daha net bir şekilde ortaya çıkmış durumdadır

Ankara Haberleri — Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Güvenlikten enerjiye, göçten ticarete kadar geniş bir yelpazede Türkiye ile Avrupa Birliği arasında çok daha güçlü, çok daha etkin bir işbirliğine ihtiyacımız var. dedi.

Yılmaz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile İstihdam, Eğitim ve Sosyal Politikalar, Sektörel, Operasyonel Programı (İESP SOP) kapsamında bir otelde düzenlenen Sosyal Etki Analizi ve Kapanış Konferansı'na katıldı.

Burada konuşan Yılmaz, insan kaynağına yapılan yatırımın, ekonomik büyümeye, sosyal refaha, toplumsal uyuma ve sürdürülebilir kalkınmaya yapılan yatırım olduğunu söyledi.

Değişen ve gelişen ekonominin ihtiyaç duyduğu becerilere sahip insan kaynağını yetiştirmek, bireylerin dönüşen iş gücü piyasalarına uyumunu sağlamak ve hiç kimsenin bu dönüşümün dışında kalmamasını temin etmenin temel öncelikleri olduğunu belirten Yılmaz, bu nedenle kalkınma politikaları ile insan kaynağı politikaları arasındaki ilişkinin her zamankinden daha güçlü hale geldiğini aktardı.

Cevdet Yılmaz, Avrupa Birliği'ne katılım sürecinin Türkiye açısından stratejik bir hedef olmaya devam ettiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

Hem güvenlik hem de rekabet açısından Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinin öneminin çok daha yükseldiği günlerden geçiyoruz. Güvenlikten enerjiye, göçten ticarete kadar geniş bir yelpazede Türkiye ile Avrupa Birliği arasında çok daha güçlü, çok daha etkin bir işbirliğine ihtiyacımız var. Bugün Avrupa'nın güvenliği, enerji arzı, rekabet gücü ve bölgesel istikrarı bakımından Türkiye'nin taşıdığı stratejik değer çok daha net bir şekilde ortaya çıkmış durumdadır. Aynı şekilde Avrupa Birliği ile geliştirilen yapıcı ve sonuç odaklı ilişkilerin ülkemize sağlayacağı katkı da açıktır. Bu nedenle Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinin, ortak değerler, karşılıklı yarar, diyalog ve işbirliği temelinde ve uzun vadeli bir perspektifle ele alınması gerektiğine inanıyoruz.

- Avrupa Birliği kendi ölçülerini ve süreçlerini işletmelidir

İki tane Avrupa olduğunu, birincisinin İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulmuş, barışı temin eden, uzun bir barış imkanı sağlayan, ikincisinin ise dar menfaatlerinin ortak çıkarların önünde olduğu, kültürel dışlayıcılığın giderek yükseldiği, yabancı düşmanlığının ve aşırı sağın ön plana çıktığı bir Avrupa olduğunu anlatan Yılmaz, Bu ikinci Avrupa ne Avrupa için iyi bir şeydir ne de bizim girmek istediğimiz bir Avrupa'dır. diye konuştu.

Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin, algılar, polemikler, medya algıları, popülist siyasi söylemler üzerinden değil, müktesebatı esas alan ve objektif değerlendirmelerle geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

Avrupa Birliği diğer aday ülkelere hangi kriterleri uyguluyorsa, ortak kriterler neyse, Türkiye ile ilgili ortaya koyması gereken kriterler de aynıdır. Farklı bir şey olamaz. Fasıllar maalesef bazı ülkelerin dar bakış açıları nedeniyle ve farklı birtakım değerlendirmelerle yıllardır açılmadı. Bir taraftan da Avrupa Parlamentosu'nda tartışmalar görüyoruz, ilerleme raporlarında eleştiriler görüyoruz. Yapılması gereken çok basit ve net bir durumdur. Fasıllar açılır, müktesebat ile Türkiye'nin uygulamaları ve mevzuatı mukayese edilir, farklılıklar tespit edilir, sonra da bunların nasıl giderileceğine ilişkin ortak çalışmalar yapılır. Bu temel süreci işletmek yerine, bunu kapalı tutup bambaşka bir atmosferde bu süreçleri yönetmeye çalışmanın hiç kimseye bir fayda sağlamadığının altını çizmek isterim. Avrupa Birliği kendi ölçülerini ve süreçlerini işletmelidir diye inanıyorum.

Özellikle Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize kolaylığı gibi hususların büyük bir aciliyet arz ettiğini vurgulayan Yılmaz, Vize kolaylığı da aynı şekilde önemli bir başlık. Özellikle sosyal açıdan çok önemli. Vatandaşlarımızın vize kolaylığı konusunda yaşadığı sıkıntılara ilişkin şikayetler siyasetçiler olarak bize de geliyor. Sizler de duyuyorsunuz. Dolayısıyla biz bu konularda mutlaka bir adım atılması gerektiğine inanıyoruz. ifadesini kullandı.

- Türkiye, faydalı düzenlemeleri hayata geçirmeye devam edecek

Türkiye ne yaparsa yapsın, hangi objektif şartları karşılarsa karşılasın, Avrupa'daki siyasi ortamın bu ilerlemelere izin vermeyeceği yönünde maalesef zaman zaman bir atmosfer görüyoruz. Bunu hep birlikte kırmalıyız diyen Yılmaz, bunun doğru bir şey olmadığını, bu siyasi atmosferin çok daha olumlu bir noktaya taşınması gerektiğini dile getirdi.

Yılmaz, 2002 yılından bugüne AB müktesebatı kapsamında 3 bini aşkın mevzuat çalışması yapıldığını hatırlatarak, Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı koordinasyonunda, 2025-2028 dönemi Avrupa Birliği'ne Katılım İçin Ulusal Eylem Planı'nı da şu anda hayata geçirmeye devam ediyoruz. Ve Türkiye, kendi halkı için, insanı için faydalı gördüğü düzenlemeleri hayata geçirmeye devam edecektir, başkaları ne derse desin. değerlendirmesinde bulundu.

Mali işbirliğinde bugüne kadar yürütülen projeler için 1 milyar avro düzeyinde bir kaynağın Türkiye'nin kullanımına uzun vadeli olarak sunulduğunu aktaran Yılmaz, şunları paylaştı:

75 ilde 1200'ün üzerinde proje uygulanmış ve 1 milyon 100 binden fazla vatandaşımıza doğrudan ulaşılmış. Bugün kapanışını gerçekleştirdiğimiz teknik destek projesini de bu uzun tecrübenin değerlendirilmesi ve geleceğe taşınması bakımından son derece yararlı görüyorum. Bu etki değerlendirme kültürünün sadece Avrupa Birliği projelerinde değil, tüm projelerimizde olması gerektiğine inanıyorum. Etkileri ne kadar iyi değerlendirirsek, geçmişte yapılanları ne kadar analiz edersek, gelecekte de o kadar güçlü ve doğru şekilde projeler hayata geçiririz.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz İESP SOP Sosyal Etki Analizi ve Kapanış Konferansı