Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Necmettin Erbakan Üniversitesi Akademik Yılı Açılış Töreni'nde konuştu: (2)

TAKİP ET

Konya / Farklılaşan üniversiteler istiyoruz. İçinde bulunduğu bölgeye göre, sektöre göre, dünyadaki gidişata göre kendini belli konularda ihtisaslaştıran, uzmanlaştıran, belli konularda en iyi olma iddiasını ortaya koyan üniversiteler istiyoruz - Gençlerin dijital teknolojilerde yapay zeka başka olmak üzere yetkinleşmesi ama bir taraftan da asosyal hale gelmemeleri lazım. Sosyal medya aslında asosyal medya. Bizleri yalnızlaştıran toplumdan koparan bir medya. Buna karşı takım çalışmasının ben çok önemli olduğuna inanıyorum. Süpermen yok değerli arkadaşlar. Hep birlikte bir araya gelip iş başaran insanlar var. Dolayısıyla bu ekip çalışması ve iletişimin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum

Konya Haberleri : Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Farklılaşan üniversiteler istiyoruz. İçinde bulunduğu bölgeye göre, sektöre göre, dünyadaki gidişata göre kendini belli konularda ihtisaslaştıran, uzmanlaştıran, belli konularda en iyi olma iddiasını ortaya koyan üniversiteler istiyoruz dedi.

Yılmaz, Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Ahmet Keleşoğlu Yerleşkesi Nezahat Keleşoğlu Konferans Salonu'nda düzenlenen NEÜ 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni'nde, son 24 yılda eğitime büyük öncelik verdiklerini söyledi.

Bu dönemde yüksek öğretime erişimi ülkenin tamamına yayarken, akademik insan kaynağını ve araştırma imkanlarını güçlendirdiklerini ifade eden Yılmaz, Bugün 6,3 milyona yaklaşan üniversite öğrencimiz var ve yaklaşık 190 bin akademik personelle çok güçlü bir kapasiteye sahibiz. diye konuştu.

Cevdet Yılmaz, üniversitelerin, ülkenin kalkınmasına daha fazla katkı sağlaması için güçlü olduğu alanlarda derinleşmesinin, araştırmalarını gerçek ihtiyaçlara yöneltmesi ve birbirini tamamlayan yetkinlikler oluşturmasının çok önemli olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

Bu noktada da şunun altını çizmek istiyorum, biz birbirinin kopyası üniversiteler istemiyoruz farklılaşan üniversiteler istiyoruz. Elbette her üniversitede olmazsa olmaz benzer bilimler, bölümler olacaktır. Yanlış anlamayın, onu kastetmiyorum ama her üniversite kendini belli konularda farklılaştırarak öne çıkmak durumunda. Kişiler için de bu böyle, kurumlar için de böyle. Diğerlerinin kopyası olan bir üniversitenin çok fazla bir faydası yok. Farklılaşan üniversiteler istiyoruz. İçinde bulunduğu bölgeye göre, sektöre göre, dünyadaki gidişata göre kendini belli konularda ihtisaslaştıran, uzmanlaştıran, belli konularda en iyi olma iddiasını ortaya koyan üniversiteler istiyoruz.

Yılmaz, Türkiye'de 23 araştırma üniversitesi olduğunu hatırlatarak, yayın kalitesi, işbirlikleri gibi birçok boyutuyla önemli olan bu araştırma üniversitelerinin Türkiye'ye küresel düzeyde rekabet gücü kazandıracak üniversiteler olduğunu bildirdi.

26 bölgesel kalkınma odaklı üniversite tayin edildiğini dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:

Burada da hep şunu söylüyoruz, 'Üniversitenin kalkınma, gelişme stratejisi ile içinde bulunduğu bölgenin kalkınma stratejisini mümkün olduğu kadar örtüştürmek gerekiyor. En azından arada bir tenakuzun olmaması gerekiyor. 25 üniversitemizde ise yapay zeka, sağlıkta dijital teknolojiler, enerji ve gıda biyoteknolojisi gibi stratejik bilim alanlarında ihtisaslaşmayı destekliyoruz. Politik olarak bunları yapıyoruz. Araştırma üniversiteleri, bölgesel kalkınma üniversiteleri ve yine belli stratejik sektörlerde üniversiteler... Bölgesel kalkınma odaklı üniversitelerimizin tarım, hayvancılık, enerji, turizm, madencilik, gıda ve hassas tarım gibi alanlarda uzmanlaşmasını, bu politikanın sahadaki karşılığını ortaya koyan bir gelişim olarak görüyoruz. Böylece üniversitelerimizin bilgi ve araştırma gücünü bölgelerimizin mevcut potansiyelini geliştirmek için kullanırken stratejik alanlardaki ihtisaslaşmayla ülkemize yeni bilimsel ve teknolojik yetkinlikler kazandırıyoruz.

Üniversite sadece bugünün ekonomisi için, toplumu için insan yetiştiren bir kurum olmamalı

Cevdet Yılmaz, üniversitelerin eğitim programlarını da ekonominin ve teknolojinin değişen ihtiyaçlarına göre yapılandırdıklarını belirterek, istihdamla bağı kopan 175 programı sistemden çıkarıp, 54 programı sektör beklentilerine göre dönüştürürken, 100 üniversitede yapay zeka ve dijitalleşme alanında yeni programları hayata geçirdiklerini anlattı.

Yapay zeka başta olmak üzere yeni yatay teknolojilerin neredeyse tüm mesleklerin icra ediliş biçimini değiştireceğini öngördüğünü aktaran Yılmaz, Meslek ortadan kalkmasa da mesleğin icra ediliş biçimi, yöntemi değişecek. Dolayısıyla üniversite sadece bugünün ekonomisi için, toplumu için insan yetiştiren bir kurum olmamalı. Geleceğin ihtiyaçlarını şimdiden öngörüp gençlerimizi, çocuklarımızı o geleceğin ihtiyaçlarına göre yetiştirmeli. Böylece çocuklarımız, gençlerimiz dünyayla daha kolay rekabet edebilir hale geleceklerdir. sözlerini sarf etti.

Yeşil dönüşüm programlarını 48, sağlıkta dijital dönüşüm programlarını 26, tarımda dijital dönüşüm programlarını ise 13 üniversiteye yayarak gençleri geleceğin ihtiyaç duyacağı alanlara hazırladıklarını dile getiren Yılmaz, üniversiteyle üretim hayatı arasındaki bağı da mezuniyet sonrasına bırakmadan, 104 üniversitedeki 381 meslek yüksek okulunu 283 oda ve borsayla eşleştirerek öğrencilerin sektörle eğitim sürecinde buluşmasını sağladıklarını vurguladı.

Staj programlarına, uygulamaya lütfen hep birlikte önem verelim

Öğrencilere tavsiyelerde bulunan Yılmaz, şöyle devam etti:

Tabii ki dersliklerde ders öğreneceksiniz ama uygulama olmadan inanın çok fazla anlam ifade etmiyor bu bilgiler. Dolayısıyla staj programlarına, uygulamaya lütfen hep birlikte önem verelim. Bunu bir formalite gibi görmeyelim. Bakın burada önümüzde güzel bir örnek var bizim. Tıp fakülteleri. Türkiye hakikaten tıpta çok başarılı. Iyi doktorlar yetiştiriyoruz. Milyarlarca dolar şu anda sağlıklı turizminden para kazanıyor ülkemiz. İyi bir noktadayız. Altyapıya da büyük yatırımlar yaptık. Teorik bir eğitimi var ama doktorların hayatının önemli bir kısmı eğitim aşamasından başlayarak hastanelerde geçiyor. Aynı şey bütün dallar için geçerli olmalı. Bir mühendis de kendi alanıyla ilgili sahada olmalı. Eğitim eğitiminin bir parçası olmalı bu uygulama. Sosyolog da öyle olmalı. Sahada, bu aldığı teorik eğitimin somut karşılığını hayata geçirebilir becerileri kazanabilmeli.

Gençlerin bu dijital teknolojilerde yapay zeka başka olmak üzere yetkinleşmesi ama bir taraftan da asosyal hale gelmemeleri lazım. Sosyal medya aslında asosyal medya. Bizleri yalnızlaştıran toplumdan koparan bir medya. Buna karşı takım çalışmasının ben çok önemli olduğuna inanıyorum. Süpermen yok değerli arkadaşlar. Hep birlikte bir araya gelip iş başaran insanlar var. Dolayısıyla bu ekip çalışması ve iletişimin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Gençlere bunu da tavsiye ediyorum. İletişime, ekip çalışmasına önem verin, uygulamaya önem verin. Sadece derslikte dinlemeyin konuları ve üniversite hayatınızda farklı aktivitelerle hayatınızı zenginleştirin.

Türkiye'nin bilimsel yayın sayısında 2002 yılında dünyada 29. sırada olduğunu kaydeden Yılmaz, geçen yıl 15. sıraya yükseldiğini anımsattı.

Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye Stratejik Teknoloji İnsan Kaynağı Programı'nı ilan ettiğini hatırlatarak, şunları paylaştı:

İlk yıl 550 doktora öğrencisi alacağız ve araştırma görevlisi olarak istihdam edilecekler. Beş yıl içinde yapay zeka, bilişim, siber güvenlik ve donanım alanlarında toplam 3 bin genç araştırmacıyı yetiştireceğiz. Bunun da ben çok önemli bir stratejik proje olarak altının çizilmesi gerektiğini ifade ediyorum. Üniversitelerimiz için ortaya koyduğumuz bu hedeflerin şehirlerimizde karşılık bulması, yüksek öğretim ile kalkınma arasındaki bağı daha da güçlendiriyor.

Hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız. İkisini aynı anda başaracağız

Son dönem dünyada, bölgede Güçlüysem her şeyi yapabilirim anlayışının ortaya çıktığını vurgulayan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

Gücün kuvvetin varsa önünde hiçbir engel yoktur, diye bir zihniyet... Bu insanlık adına çok tehlikeli bir zihniyet. Bunun karşısında Türkiye Cumhuriyeti olarak biz şunu söylüyoruz; evet güçlü olmak zorundayız. İçinden geçtiğimiz dönem hiç kimsenin merhametine güvenebileceğimiz bir dönem değil. Dolayısıyla güçlü olmak zorundayız ama sadece güçlü olmak yetmez. Biz diyoruz ki; hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız. İkisini aynı anda başaracağız. Asıl fark da burada. Merhum Necmettin Erbakan hocamızın yıllar önce vurguladığı 'önce ahlak ve maneviyat anlayışı' da bilimin, üretimin ve kalkınmanın nasıl bir insan tasavvuru üzerinde yükselmesi gerektiğine dair güçlü bir ölçü oluyor. Adını taşıyan bu üniversitede yetişecek gençlerin alın telini ve emeği mukaddes bilerek, bilgiyi erdemle, başarıyı sorumlulukla ve bilimsel yetkinliği güçlü bir ahlak anlayışıyla buluşturacak olması bu mirasın en anlamlı karşılığı olacaktır.

NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu ise Konya'nın asırlardır ilimle, irfanla, ticaretle, ahlakla ve hayır kültürle yoğrulmuş bir büyük bir medeniyetin merkezi olduğunu belirterek, Mevlana Celaleddin Rumi'nin, Sadreddin Konevi'nin ve nice gönül mimarının mirası bugün hala bu şehrin sokaklarında, taşında, toprağında yaşamaktadır. Bizler bu hafızanın mirasçılarıyız. Konya'dan aldığımız ruh sırtımıza ağır bir çalışma mecburiyeti yüklemektedir. Bilgimiz şehrimizin sorunlarına dokunmalı, araştırmalarımız insanımızın dertlerine derman olmalı. Öğrencilerimiz bu kadim kültürün ikliminde pişmelidir. ifadesini kullandı.

Konya Valisi İbrahim Akın da küresel rekabetin yoğun olduğu bu çağda üniversitelerin, yüksek katma değer sağlayan projeleri, AR-GE faaliyetleri ve sektörle iç içe yapısıyla ön plana çıktığını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz daha sonra Zorlu'yu makamında ziyaret etti.

(Bitti)

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi