Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş, 2026 Yılı Hac Dönemi Basın Toplantısı'nda konuştu: (2)
İstanbul — Haccın sosyal açıdan en önemli yansıması olan vahdet şuurunu güçlendirmenin, Müslümanların birlik ve beraberliğini pekiştirmenin çaba ve gayretinde olmalıyız çünkü dünya mazlumlarının yüzünün gülmesi, yeryüzünü kuşatan küresel sorunların çözüm bulması, Filistin'in, Gazze'nin kurtulması ancak Müslümanlardaki vahdet şuurunun güçlenmesiyle mümkün olacaktır - Hac, bir arınma ve yenilenme fırsatıdır. İnsan burada geçmişiyle yüzleşerek hata ve günahlarından arınma imkanı bulur. Alemlerin Rabb'ine yönelerek samimi tövbe, dua ve yakarışlarla ilahi affa mazhar olma fırsatı bulur. Nitekim Peygamberimiz, mebrur bir haccın insanı annesinden doğduğu günkü gibi günahsız kılacağını müjdelemişlerdir
İstanbul Haberleri — Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, haccın sosyal açıdan en önemli yansıması olan vahdet şuurunu güçlendirmenin, Müslümanların birlik ve beraberliğini pekiştirmenin çaba ve gayretinde olmaları gerektiğini belirterek, Çünkü dünya mazlumlarının yüzünün gülmesi, yeryüzünü kuşatan küresel sorunların çözüm bulması, Filistin'in, Gazze'nin kurtulması ancak Müslümanlardaki vahdet şuurunun güçlenmesiyle mümkün olacaktır. dedi.
Arpaguş, Mekke Din Hizmetleri Ataşeliğinde düzenlenen 2026 Yılı Hac Dönemi Basın Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Mekke'nin kutlu, mübarek bir şehir olduğunu, insanlık tarihinin bu şehirde başladığını, yeryüzündeki ilk mabedin burada inşa edildiğini söyledi.
Şehrin Hazreti Adem'den beri nice peygamberlerin risaletine şahit olduğuna dikkati çeken Arpaguş, Hazreti İbrahim, insanları hacca buradan davet etti, tevhit mücadelesinin meşalesini burada yaktı. Bu topraklar, Hazreti İbrahim'in iman ve sadakatine, Hazreti İsmail'in samimiyet ve teslimiyetine tanıklık etti. Onun için Mekke, yüce kitabımızda 'Ümmü'l-Kura' yani 'Şehirlerin Anası' olarak isimlendirilmiştir. Kur'an-ı Kerim'de emin bir belde olarak da nitelendirilen bu şehir, bizzat Allah tarafından harem kılınmış, mukaddes kabul edilmiştir. ifadelerini kullandı.
Arpaguş, Allah'ın ziraata elverişsiz kurak beldeye Kabe'nin hürmetine rahmet hazinelerinden sayısız nimetler ve güzellikler ikram ettiğini belirterek, Bu yüzden buraya mükerrem kılınmış, değer verilmiş ve ikram edilmiş şehir anlamında 'Mekke-i Mükerreme' diyoruz. Bu mübarek belde, en çok da Peygamber Efendi'mizin aziz hatıralarının şahidi olan şehirdir. dedi.
Hazreti Muhammed'in bu şehirde doğduğunu, onun vasıtasıyla insanlığa gönderilen son vahiy Kur'an-ı Kerim'in burada nazil olduğunu, İslam'ın insanlığa tebliğinin bu şehirde başladığını anlatan Arpaguş, Peygamber Efendi'mizin risaleti, sadece Mekke'nin talihini değil tarihin akışını da değiştirmiştir. Zira rahmet peygamberi, burada başlattığı mücadeleyle merhamet ve güzel ahlak üzere bir toplum inşa etti. Çeşitli ırk ve kültürlere mensup milletlerin bir arada, güven içinde, kardeşçe yaşayabileceği bir devlet ve medeniyet kurdu bu topraklarda. diye konuştu.
Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş, bu medeniyetin asırlar boyu ilim, irfan ve hikmetle insanlığın yolunu aydınlattığını, yeryüzünü adalet, şefkat ve merhametle yeniden buluşturduğunu söyledi.
Mekke'de bulundukları süre zarfında bu medeniyete kaynaklık eden değerleri daha yakından tanımaya çalışmak gerektiğini belirten Arpaguş, İslam'ın hayat ve medeniyet tasavvurunu, bu kadim mirası insanlığın ufkuna sunmanın gayreti ve çabası içinde olmaları gerektiğini dile getirdi.
Arpaguş, bu noktada basın mensuplarının çalışmalarını önemsediklerini, geçilen her haber, yazı ve görüntünün hem hac ibadetinin ulvi atmosferinin hem de İslam'ın evrensel değerlerinin geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacağını söyledi.
- Arafat Vakfesi, ölümden sonraki dirilişi ve mahşer meydanını andırmaktadır
Hazreti İbrahim'in lisanıyla Allah'ın hac için yaptığı davetin sadece bir mekana, şehre, beldeye yapılan davet ve çağrı olmadığını, insanların Allah'ın evine, Beytullah'a davet edilmesinin derininde nice hikmetler barındırdığını anlatan Arpaguş, şöyle devam etti:
Bu çerçevede hac ibadeti, bireysel ve toplumsal açıdan kendine has pek çok anlamı da bünyesinde taşımaktadır. İslam'ın en kapsamlı ibadetlerinden biri olan hac, her şeyden önce bir diriliş, bir öze dönüştür. Vahyin ve sünnetin rehberliğinde kişinin iman, azim ve kararlılıkla kendini tanıma, Rabb'ini bilme, özüne varma ve kendini yeniden inşa etme sürecidir. Hac, bir arınma ve yenilenme fırsatıdır. İnsan, burada geçmişiyle yüzleşerek hata ve günahlarından arınma imkanı bulur. Alemlerin Rabb'ine yönelerek samimi tövbe, dua ve yakarışlarla ilahi affa mazhar olma fırsatı bulur. Nitekim Peygamberi'miz, mebrur bir haccın insanı annesinden doğduğu günkü gibi günahsız kılacağını müjdelemişlerdir.
Arpaguş, hac ibadetinin aynı zamanda sadakat ve teslimiyet nişanesi olduğunu ifade ederek, Müminler, burada Cenabıhakk'a olan bağlılıklarını teyit ederek onun hükmüne ram olduklarını ilan ederler. Kabe'yi tavaf etmek, Safa ve Merve arasında say etmek, şeytan taşlamak gibi ibadetlerin her biri Hazreti İbrahim, Hazreti Hacer Validemiz ve Hazreti İsmail'in Allah'a olan teslimiyet ve sadakatini bizzat yaşayarak hayatımıza taşımanın sembolik ifadeleridir. diye konuştu.
Bu görkemli ibadetin tüm insanların Allah katında eşit olduğuna da işaret ettiğini dile getiren Arpaguş, Bu ibadet esnasında bürünülen ihram, makam mevki, mal, mülk, dil, ırk gibi dünyevi tüm farklılıkları ortadan kaldırmakta ve insanların kulluk ekseninde eşit olduğunu ihsas etmektedir. Bilhassa milyonlarca insanın aynı anda Allah'a yöneldiği Arafat Vakfesi, adeta ölümden sonraki dirilişi ve mahşer meydanını andırmaktadır. Bu ihtişamlı manzara, bizlere dünya hayatının geçiciliğini ve asıl yurdumuzun ahiret olduğu bilincini aşılamaktadır. ifadelerini kullandı.
- Hac, İslam'ın evrensel ilkelerinin bireysel ve toplumsal düzeyde resmedildiği muazzam bir tablo gibidir
Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş, haccın cihanşümul kardeşlik buluşması olduğunu dile getirerek, şunları söyledi:
Dünyanın dört bir yanından gelen Müslümanlar, ümmet şuuruyla tek bir çatı altında toplanırlar. Coğrafi ve kültürel farklılıklar ortadan kalkar, milyonlarca Müslüman aynı amaç ve duygularla kardeşçe, yan yana saf tutar. Her bir Müslüman, tüm dünyayı saran bir inanç ailesinin, devasa bir ümmetin değerli bir parçası olduğunu derinden hisseder. Bu hissiyat, küresel çapta barış ve kardeşlik bağını pekiştiren bir unsurdur. İnanç, düşünce ve ahlak boyutuyla hac ibadeti, İslam'ın evrensel ilkelerinin bireysel ve toplumsal düzeyde resmedildiği muazzam bir tablo gibidir.
Mühim olanın bu tabloyu hayatın tamamına taşıyabilmek olduğunu belirten Arpaguş, Bugün dünyamız ağır sınamalardan geçmekte, maddi ve manevi bunalımların kıskacında kalan insanlık, bir çıkış yolu aramaktadır. Şimdi bizler, insanlığı içine düştüğü bunalımlardan kurtaracak ahlak ve değerlerin neşet ettiği topraklarda bulunuyoruz ve söz konusu kurtuluş ilkelerini yeniden insanlığa takdim etme sorumluluğunu taşıyoruz. dedi.
Arpaguş, bu sorumluluğu hakkıyla yerine getirebilmenin yolunun tevhide inananların vahdette buluşmasından geçtiğini ifade ederek, Bu sebeple her birimiz, öncelikle haccın sosyal açıdan en önemli yansıması olan vahdet şuurunu güçlendirmenin, Müslümanların birlik ve beraberliğini pekiştirmenin çaba ve gayretinde olmalıyız çünkü dünya mazlumlarının yüzünün gülmesi, yeryüzünü kuşatan küresel sorunların çözüm bulması, Filistin'in, Gazze'nin kurtulması ancak Müslümanlardaki vahdet şuurunun güçlenmesiyle mümkün olacaktır. şeklinde konuştu.
(Sürecek)