Esed döneminde hapishanede işkence gören kadınlar, adalet arayışlarını sürdürüyor
Dünya / NİSVA Yönetim Kurulu Başkanı Lama Larin Jesry: - Hapishanede 12 gün boyunca yalnızca nefes almaya çalıştım. Kalbim durdu ve hastaneye kaldırıldım. - Bu kadınlar çok ağır bedeller ödedi. Her şeylerini verdiler. Suriye devriminde hayatını kaybeden veya mücadele eden insanların verdiği bedellerden daha azını vermediler. Biz geçiş dönemi adaletini, uğradığımız zararların giderilmesini, haklarımızın geri verilmesini ve kadınların onurlandırılmasını istiyoruz
Dünya Haberleri : ÖMER FARUK MADANOĞLU - Esed döneminde Suriyeli kadınların maruz kaldıkları işkenceleri anlatan Adalet Eğitim ve Yardımlaşma Derneği (NİSVA) Yönetim Kurulu Başkanı Lama Larin Jesry, yeni hükümet döneminde uğradıkları zararların giderilmesini ve haklarının geri verilmesini istediklerini söyledi.
AA muhabirine Esed döneminde Suriyeli on binlerce kadın ve çocuğun işkenceye maruz kaldığını anlatan Jesry, rejim karşıtı gösterilere katıldığı gerekçesiyle 2012'de 12 gün tutuklu kaldığını belirtti.
Üniversite öğrencisiyken ağabeyinin kendisine gönderdiği para havalesinin muhaliflere yardım ve terör finansmanı olarak değerlendirilmesiyle ikinci kez tutuklandığını anlatan Jesry, hapishanede geçirdiği günlerin üzerinden yıllar geçmesine rağmen kadınların çığlıklarını ve dualarını unutamadığını söyledi.
Hapishanede kaldığı odanın yaklaşık 2 metreye 1 metre olduğunu, zaman zaman dokuz kadının burada tutulduğunu anlatan Jesry, havasız, penceresiz ve rutubetli ve yer altındaki hücrelerde kadınların uyumak için dahi yer bulamadığını belirtti. Jesry, Kadınların nasıl ağladığını, nasıl dua ettiğini, 'Ya Rabbi yardım et' diye nasıl feryat ettiğini duyuyordum. Bu sesler benim psikolojimi çok bozdu. diye konuştu.
Halep'te başlayan tutukluluk sürecinin Şam'daki Kafr Sousa'da bulunan Genel İstihbarat Merkezi'nde devam ettiğini aktaran Jesry, burada maruz kaldığı şiddetin ardından bir dönem 12 gün boyunca yalnızca nefes almaya çalıştığını, kalbinin durduğunu ve hastaneye kaldırıldığını ifade etti.
Ben bir sefer 12 gün boyunca öldüm ve tekrar yaşadım. diyen Jesry, hapishaneden çıktıktan sonra yaşadığı acının kendisini başka kadınların hikayelerine kayıtsız kalamayacağı bir noktaya getirdiğini söyledi.
Bir kadının hapishaneden çıktıktan sonra kendisine Ben dünyada hiçbir şey istemiyorum. Sadece çocuklarımın nerede olduğunu bilmek istiyorum. dediğini aktaran Jesry, bugün NİSVA'nın çalışmalarının merkezinde bu kadınların yeniden hayata tutunabilmesi, haklarına kavuşması ve çocuklarına ulaşabilmesi olduğunu kaydetti.
Bazı kadınların akıbeti bilinmiyor
Jesry, bugüne kadar Suriye'de 17 binden fazla kadının hapishane kaydının bulunduğu ama bundan çok daha fazla kadının Esed rejimi tarafından tutuklandığının altını çizerek, Özellikle kadınlar toplandı, götürüldü. Bazılarının akıbeti bilinmiyor. ifadelerini kullandı.
Kadınların özellikle hapishanelerde kaybolduğunu hatta beden ve organ ticaretiyle ilgili iddiaların da olduğuna değinen Jesry, bazı kadınların mezarının bile olmadığını, nerede olduklarının ve kendilerine ne olduğunun bilinmediği dile getirdi.
Jesry, kadınlara cinsel saldırı dahil bir çok işkence yönteminin özellikle uygulandığına işaret ederek, hapishaneye getirilen kadınların çoğunun masum olduğunu ve neden işkence gördüğünü bilmediğini vurguladı.
Kendisine ve kız kardeşine de çok ağır işkenceler yapıldığını bildiren Larin Jesry, Hapishanede çok şiddet gördüm. Çok ağır, çok korkunç şeyler yaşadım. Kız kardeşim de benimle birlikteydi ve onun yaşadıkları da beni çok etkiledi. Elhamdülillah, biz Allah için çalışıyorduk, mazlumlara yardım etmek için çalışıyorduk. Ben bunu Allah'ın benim için bir imtihanı olarak gördüm. Sabrettim ve kabul ettim. diye konuştu.
Kadınlar için en büyük umut adalet
Türkiye'de yaklaşık 7 yıl yaşadığını aktaran Jesry, hapishaneden çıktıktan sonra tutuklulara yardım eden bir dernek kurduklarını anlattı. Jesry, Dernek, hakikati konuşmak, psikolojik destek sağlamak, adalet, yetimler ve yardımlaşma gibi alanlarda çalışıyor. ifadelerini kullandı.
Adalet alanındaki çalışmalara da değinen Jesry, ilk olarak avukat Gülden Sönmez ile hukuki süreçler konusunda çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Jesry, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne hapishanedeki kadınlar adına başvurduklarını ifade ederek, Dava açılması ve hukuki süreçlerin yürütülmesi konusunda çalışmalar yapıldı. Lahey'de dava açılmasıyla ilgili çalışmalar da oldu. Ürdün'de de mahkeme ve hukuki süreçlerle ilgili çalışmalar yürütüldü. diye konuştu.
Suriye'deki kadın tutukluların geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Jesry, en büyük beklentinin adalet olduğunu ve Suriye'de mahkemelere başvuru yapmaya hazırlandıklarını vurguladı.
Kendi hapishane süresinin kısa olduğunu belirten Jesry, Bazı kadınlar 10 yıl boyunca gençliğini orada geçirdi. Çocuklarını 10 yıl göremedi. Tutuklu kadınlar için en büyük umut, davaların açılması ve haklarının iade edilmesi. dedi.
Suriye'deki devrimin zafer kazanmasına ilişkin görüşlerini de paylaşan Jesry, kendilerinin en başından itibaren mücadelenin içinde olduklarını belirtti. Jesry, Esed hapishanelerinde kalan kadınların yeni Suriye hükümetinde hak ettikleri yeri almalarını istediğini belirtti.
Toplumun hapishanede kalan kadınları ötekileştirmemesini özellikle vurgulayan Jesry, bu kadınların saygın bir konumda olduğunu herkesin bilmesi gerektiğini anlattı.
Jesry, kadınların mücadele sırasında ağır bedeller ödediğini vurgulayarak, Bu kadınlar çok ağır bedeller ödedi. Her şeylerini verdiler. Suriye devriminde hayatını kaybeden veya mücadele eden insanların verdiği bedellerden daha azını vermediler. Biz geçiş dönemi adaletini, uğradığımız zararların giderilmesini, haklarımızın geri verilmesini ve kadınların onurlandırılmasını istiyoruz. ifadelerini kullandı.