Gazze'de zorla kaybedilen binlerce kişiden geriye bir isim, bir fotoğraf ve bitmeyen bekleyiş kaldı
Gazze / Zorla kaybedilen Nadir Neccar'ın ağabeyi Muhammed Neccar: - Nadir'in kaybolması hayatımızı altüst etti, gece gündüz ağlar olduk. Biz şehadet tecrübesini yaşamış insanlarız. Annemi ve ailemden 23 kişiyi kaybettim. Evimiz kaybettik. Bir kardeşim de (Salah Neccar) 2 yıldır İsrail hapishanesinde esir. Ama bir insanın yaşayabileceği en büyük acı 'kayıp' acısı - Şubat 2024'ten bu yana oğlu Cihad'dan haber alamayan anne Ummu Yusuf el-Mısri: - Cihad'dan en ufak bir haber alma umuduyla yaşıyorum. Beklemek çok zor. Çünkü onun yasını mı tutmalıyız yoksa döneceği umuduna mı tutunmalıyız bilmiyoruz. Şehit olduysa nerede olduğunu bilip defnetmek, yaşıyorsa da ne durumda olduğunu öğrenmek istiyoruz
Gazze Haberleri : Gazze'de İsrail saldırıları sırasında sevdiklerinden ve evlerinden zorla koparılıp izleri kaybettirilen, ardından kendilerinden haber alınamayan binlerce Filistinlinin aileleri, yakınlarından iyi ya da kötü bir haber almayı bekliyor.
Filistinliler İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana devam eden saldırılarında can ve mal dahil pek çok kayıp verdi. Yaşanan bu kayıplar, her ne kadar büyük acılara yol açsa da zamanla sonu belli acılar olarak kabullenilebildi.
Ancak Gazze'de zorla kaybedilen binlerce kişinin aileleri, kötü sondan bile daha ağır bir belirsizlikle yaşamaya mahkum edildi.
Söz konusu aileler, yakınlarıyla temas kurma, onların yaşayıp yaşamadıklarını öğrenme ya da ölmüşlerse matemlerini tutma hakkından bile mahrum.
Gazze'de 2 bin 500 ila 3 bin kişinin zorla kaybedilmiş olabileceği değerlendiriliyor
Filistinli Kayıplar ve Zorla Kaybedilenler Merkezi, 30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü dolayısıyla yayımladığı araştırmada, Gazze'de 2 bin 500 ila 3 bin kişinin zorla kaybedilmiş olabileceğini bildirdi.
Merkez, söz konusu sayıya İsrail saldırılarında yıkılan binaların enkazı altında kalarak kaybolan 4 bin ila 5 bin kişinin dahil olmadığını belirtti.
Bu durum, Filistin halkının yaşadığı belirsizlik halinin ne kadar geniş bir kesimi kapsadığını ortaya koyuyor.
Evlerine dönmeye veya ihtiyaçlarını almaya çalışırken, göç ya da hastaların nakli sırasında, yahut askeri kontrol noktalarından geçerken veya yiyecek ararken kaybolan bu kişilerin aileleri, yakınlarından haber alabilmek için uluslararası topluma çağrıda bulunuyor.
Yardım dağıtım noktasına gitti, bir daha kendisinden haber alınamadı
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliya'dan güneydeki Han Yunus'a göç eden 39 yaşındaki antrenör Nadir Neccar, 24 Haziran 2025'te yiyecek aramak için kaldığı çadırdan çıktı ve bir daha kendisinden haber alınamadı.
Nadir'in ağabeyi Muhammed Neccar, kardeşinin Gazze'de kıtlığın had safhada olduğu dönemde Şakuş bölgesindeki sözde insani yardım dağıtım noktasına yiyecek temin etmek için gittiğini söyledi.
Bu noktalar insani yardım noktaları değil insan avlama alanlarıydı
Muhammed, Bu noktalar insani yardım noktaları değil insan avlama alanlarıydı. Nadir, 1-2 kere yardım almaya gitti ve geri geldi ama üçüncüde gelmedi. O gün Şakuş bölgesinde katliam olmuş, 35-40 kişi ölmüştü. dedi.
Kardeşinin eve dönmemesi üzerine tüm sahra ve devlet hastanelerine gittiklerini, aramadıkları yer bırakmadıklarını dile getiren Muhammed, yaklaşık 1,5 yıldır bir umut diyerek yaşadıklarını anlattı.
Gitmemiş olsaydı 6 çocuğuna nasıl bakacaktı?
Sporcu olan ve çeşitli kulüplerde antrenörlük yapan kardeşinin insani yardım almak zorunda kaldığına işaret eden Muhammed, şöyle konuştu:
Gitmemiş olsaydı soruyorum size en büyüğü 10, en küçüğü 2 yaşındaki 6 çocuğa nasıl bakacaktı. Nadir'in insani yardım dağıtım noktalarına gitmesindeki temel sebep buydu. Durumumuz zaten her şeyi açıklıyor.
Çocukları, güvenli sığınakları olan babalarını kaybetti
Muhammed, geride kalan 6 çocuğun yaşadığı psikolojik kaybı ise şu sözlerle anlattı:
Babalarını kaybeden çocukların halini anlatacak kelime yok. Baba demek, tutunacak dal, güvenli sığınak, umut ve eve ekmek getiren kişi demektir. Kardeşimin çocukları bunların hepsini kaybetti.
Bir insanın yaşayabileceği en büyük acı 'kayıp' acısı
Kardeşinin nerede olduğunu, ölü mü diri mi olduğunu bilmedikleri için yaklaşık 1,5 yıldır diken üstünde yaşadıklarını dile getiren Muhammed, içinde bulundukları durumu şöyle anlattı:
Nadir'in kaybolması hayatımızı altüst etti, gece gündüz ağlar olduk. Biz şehadet tecrübesini yaşamış insanlarız. Annemi ve ailemden 23 kişiyi kaybettim. Evimizi kaybettik. Bir kardeşim de (Salah Neccar) 2 yıldır İsrail hapishanesinde esir. Ama bir insanın yaşayabileceği en büyük acı 'kayıp' acısı.
Muhammed, son olarak uluslararası kuruluşlara bitmek bilmeyen bu çileye bir son verme, Nadir'i bulma ve Salah'ı esaretten kurtarma çağrısında bulundu.
Filistinli anne 3 oğluyla acıların her türlüsünü tattı
Elinde 3 oğlunun fotoğrafını taşıyan Ummu Yusuf el-Mısri de İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında yaşanabilecek tüm acıları tatmış annelerden biri.
Acılı anne, oğlu Yusuf el-Mısri'yi şehit verdiğini, Firas'ın İsrail hapishanelerinde esir tutulduğunu, Cihad'ın ise kayıp olduğunu söyledi.
Yusuf'un 2024'te henüz 23 yaşındayken İsrail'in sivil bir araca düzenlediği saldırıda hayatını kaybettiğini anlatan anne, onun ölümünden sadece 28 gün sonra Cihad'ın da ortadan kaybolduğunu ifade etti.
Cihad'ın Refah'a göç koşullarına dayanamayarak kuzeye giderken kaybolduğunu söyleyen Filistinli anne, Şubat 2024'ten bu yana Cihad'dan haber alamadıklarını, oğlunun ölü mü diri mi olduğunu öğrenmek istediklerini dile getirdi.
Kayıp acısı ölümden beter
Belirsizlik ve bilinmezlik halinin bir anne için nasıl bir ıstırap olduğunu vurgulayan Filistinli kadın, şunları söyledi:
Yusuf şehit oldu. O benim için evlattan öte bir dost gibiydi. Onun ölümü belimi büktü ama daha onun şokunu atlatamadan Cihad'ı kaybettim. Daha 16 yaşındaydı. Cihad'ın içimde yaktığı ateş Yusuf'unkinden daha büyük oldu.
Çocukları olmadan yaşadığı hayata hayat denemeyeceğini, sokakta gördüğü her gençte kendi oğlunu gördüğünü anlatan acılı anne, şöyle konuştu:
Cihad'dan en ufak bir haber alma umuduyla yaşıyorum. Beklemek çok zor. Çünkü onun yasını mı tutmalıyız yoksa döneceği umuduna mı tutunmalıyız bilmiyoruz. Şehit olduysa nerede olduğunu bilip defnetmek, yaşıyorsa da ne durumda olduğunu öğrenmek istiyoruz.