GRAFİKLİ - Kitle imha silahları yalanıyla başlayan Irak'ın işgali ülkeyi yıkıma sürükledi
Ankara / BMGK onayı olmadan, biyolojik silah iddiasıyla başlatılan işgal uluslararası hukuku çiğnedi ve ülkede derin bir otorite boşluğu yarattı - Çatışmalar yüz binlerce sivilin ölümüne ve 1 milyondan fazla insanın yerinden olmasına neden olurken, milyarlarca dolar harcanan süreç DEAŞ'ın doğuşuna zemin hazırladı - BMGK kararlarıyla uygulanan ağır ambargo, yarım milyon Iraklı çocuğun açlık ve kötü yaşam koşullarından hayatını kaybetmesine yol açtı
Ankara Haberleri : HAYDAR ŞAHİN-HAYDAR KARAALP - Irak’taki son ABD askerlerinin 30 Eylül'de ülkeden çekilecek olması yaklaşık 13 yıl süren işgali yeniden gündeme getirdi.
ABD orudusu 2003 Martı’nda İngiltere ile öncülüğünü yaptığı koalisyon güçleri ile Irak’ı işgal etti.
Saddam Hüseyin'in biyolojik silahlar ürettiği iddiasıyla 23 yıl önce başlatılan kanlı işgal, ülkeye sözü verilen demokrasi yerine sivillere büyük bedeller ödetecek ekonomik, siyasi ve güvenlik alanında kaos getirdi.
Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinden sonra ülkede büyük bir otorite boşluğu oluştu.
ABD işgaline karşı geniş çaplı bir direniş yaşanması ile birlikte ülkede etnik ve mezhebi çatışmalar yaşandı.
Şiddetin görece azaldığı 2007 yılına gelindiğinde ABD askeri varlığını kademeli olarak azaltmaya başladı.
Takvimler 18 Aralık 2011’i gösterdiğinde ABD ordusu muhrip birliklerini tamamen çektiğini ilan etmesine rağmen üslerdeki varlığını sürdürmeye devam etti.
ABD’nin 1990 yılından itibaren Baas rejimi lideri Saddam Hüseyin’in devrilmesi için başlattığı hazırlıklar, ülkeye uygulanan 13 yıllık ambargolar Irak’ta hem ekonomik hem de yaşam standartları konusunda büyük tahribat bıraktı.
ABD ve ona destek veren İngiltere, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) kararını beklemeden Irak'ı işgal etmek için düğmeye basarak başlattığı işgale Irak'ı Özgürleştirme Operasyonu adını verdi.
DEAŞ terör örgütünün oraya çıkması ile birlikte ABD, 2014’ün Haziran’ında yeniden Irak’a girerek askeri varlığını koalisyon güçleri ile birlikte artırmaya başladı.
13 yıllık ağır ambargo sonucu 500 bin çocuk hayatını kaybetti
BMGK, Irak'ın Kuveyt'i işgal etmesinden tam 4 gün sonra 6 Ağustos 1990'da, daha çok ekonomi ve mali yaptırım uygulama kararı aldı. Irak'ın Şubat 1991'de Kuveyt'ten çekilmesine rağmen yaptırımlar Mayıs 2003'e kadar devam etti.
BMGK, bu dönemde ABD ve İngiltere'nin engellemeleri nedeniyle Irak'ın tüm itirazlarını geri çevirdi.
Irak'ta 13 yıl boyunca uygulanan ağır ambargo nedeniyle kötüleşen ekonomik durum, halkın hayat standartlarını dramatik bir şekilde aşağıya çekti, ülke altyapısı büyük zarar gördü, vatandaşlara yönelik hizmetlerde ciddi aksamalar meydana geldi.
BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), 1993 yılında yayımladığı raporda, ambargo sonucu ülkedeki açlık oranının çok yüksek bir seviyeye ulaştığı uyarısında bulundu. FAO, 1995'te yayımladığı raporda ise yarım milyon Iraklı çocuğun dayatılan ambargo nedeniyle açlık ve kötü yaşam koşullarından hayatını kaybettiğini duyurdu.
BM Güvenlik Konseyi'nın kararı olmadan işgal hazırlığı
ABD ve İngiltere, Irak'ın işgali için diğer ülkelerin desteğini alabilmek için dönemin Irak lideri Saddam Hüseyin'in toplu ölümlere sebebiyet verebilecek nükleer silahlar geliştirdiği iddialarını ortaya attı.
Dönemin ABD Başkanı George W. Bush, 2001-2003 yılları arasında bu iddialar üzerinde bir dosya hazırlatarak Irak işgalini “yasal bir statüye” kavuşturma mücadelesine girdi.
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, 5 Şubat 2003'te BM Güvenlik Konseyi'nde yaptığı konuşmada, Saddam Hüseyin'in biyolojik silahlara sahip olduğundan hiç şüphe yok ve daha fazlasını üretebilecek kapasiteye sahip. iddiasında bulundu.
İddiaların aksine, BM Silah Denetleme Komisyonu Başkanı Hans Blix, 14 Şubat 2003'te hazırladığı raporda, Irak'ta incelemelerde bulunan ekibinin herhangi bir biyolojik silah bulamadığını açıkladı.
ABD ve İngiltere, Irak'ın işgali için BMGK'ye yeterli kanıtlar sunamadı. Bunun üzerine iki ülkenin öncülüğünde kurulan koalisyon gücü BMGK'den onay çıkmadan işgal kararı aldı.
Bu kararla, Irak'ın işgaline uydurma bir bahaneyle girişilmesinin yanı sıra BMGK'nin devre dışı bırakılması nedeniyle uluslararası hukuk da çiğnendi.
Irak'a ağır bedeller ödetecek savaşın çanları çaldı
ABD Başkanı Bush, 17 Mart 2003'te Saddam Hüseyin ve ailesine 48 saat içinde ülkeyi terk etmeleri, aksi takdirde askeri müdahaleyle karşı karşıya kalacakları uyarısında bulundu.
Bush, bu çağrıdan tam 2 gün sonra 19 Mart'ta ise ABD ve ona destek veren koalisyon güçlerinin Irak'a karşı askeri operasyon başlattığını duyurdu.
Ülkenin tamamını ele geçiren koalisyon güçleri, 13 Aralık 2003'te Saddam'ı doğduğu Tikrit'te yer altında gizlenirken yakaladı.
Saddam'ın ailesiyle Baas rejiminden birçok üst düzey yetkili Ürdün'e kaçarak iltica etti.
Hükümet ve ordunun tamamı lağvedildi.
ABD'den yaklaşık iki yıl görev yapacak Paul Bremer, Geçici Koalisyon Yönetimi'nin başkanlığını yaptı. Saddam Hüseyin, yaklaşık 3 yıl boyunca yargılandıktan sonra 30 Aralık 2006'da Salahaddin'e bağlı Diceyl bölgesinde Şiilere yönelik toplu katliam gerçekleştirilmesi emri verdiği gerekçesiyle idam edildi.
Savaşın faturası sivillere kesildi
Irak'ta işgalle birlikte başlatan ABD askerlerinin varlığı yaklaşık 9 yıl sonra 18 Aralık 2011'de son buldu. Ülkeyi kanlı bir kaosa sürükleyen işgal, sayıları net olarak bilinmemekle birlikte binlerce sivilin hayatını kaybetmesine, çok daha fazlasının göç etmesine yol açtı.
Irak Sağlık Bakanlığı'nın verileri üzerinde çalışma yapan bağımsız Iraqcountybody organizasyonuna göre, Irak'ta 2003-2011 yılları arasında çatışmalardan kaynaklı yaklaşık 120 bin sivil hayatını kaybetti.
Opinion Research Business: Çatışmalar ve şiddet olayları nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 1 milyonu aştı
İngiltere merkezli bağımsız araştırma şirketi Opinion Research Business (ORB) tarafından 2008 yılında yayımlanan bir çalışmaya göre ise Mart 2003 ile 2007'nin Ağustos ayı arasındaki dönemde Irak'taki çatışmalar ve şiddet olayları nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının 1 milyonu aştığı bildirildi.
Bir milyona yakın ABD'li görev yaptı 4 binden fazla ABD askeri öldü
İşgalin sona erdiğini duyuran dönemin ABD Başkanı Barack Obama, 21 Ekim 2011'de yaptığı açıklamada yaklaşık 9 yıllık süre zarfında 1 milyona yakın ABD'linin görev yaptığı Irak'ta 4 bin 400 askerin hayatını kaybettiğini, 32 bininin yaralandığını ve 1 trilyon dolardan fazla paranın harcandığını belirtti.
İşgal gölgesindeki siyasi gelişmeler ve sonrası
ABD öncülüğünde 2005 yılında yapılan siyasi anlaşmayla Başbakanlık Şiilere, Meclis Başkanlığı Sünnilere, Cumhurbaşkanlığı makamı ise Kürtlere verildi.
Nuri el-Maliki, 22 Nisan 2006'da Başbakan seçildi. Sünniler başta olmak üzere Kürtlerin eleştiri oklarının hedefi haline gelen Maliki, görev süresinin dolduğu 2014'e kadar mezhepçi yaklaşımı nedeniyle ağır tepkiler aldı.
Irak'taki Kürtler ise ABD öncülüğünde 2005'te hazırlanan anayasa sayesinde Erbil, Süleymaniye ve Duhok vilayetlerinden oluşan bölgede Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ni (IKBY) ilan ettiler.
DEAŞ'ın ortaya çıkması ve 5 milyon iç göçmen
ABD'nin muharip unsurlarının 3 yıl öncesinde terk ettiği Irak'ta büyük yıkımlara yol açan DEAŞ, ülkenin üçte birine tekabül eden Musul, Enbar ve Salahaddin vilayetleriyle Diyala ve Kerkük'ün bir kısmında hakimiyet sağladı.
Irak Başbakanı Haydar el-İbadi, 18 Aralık 2017'de bilançosu çok ağır olan askeri operasyonlar sonucu DEAŞ'ın ülkedeki varlığının ortadan kaldırıldığını duyurdu.
Örgütün varlığından dolayı çoğunluğu Sünnilerden oluşan 5 milyonluk bir iç göçmen dalgası yaşandı. Musul, Enbar ve Salahaddin vilayetlerinde bedeli 80 milyar doları bulan büyük yıkımlar meydana geldi. Bunun yanında on binlerce sivil hayatını kaybetti.
Ekim 2019'da ise işsizlik, yolsuzluklar ve kamu hizmeti yetersizliği nedeniyle Bağdat ve güney vilayetlerde geniş çaplı halk gösterileri patlak verdi. Protestolar, dönemin Başbakanı Adil Abdulmehdi hükümetinin istifa etmesine neden oldu.
Abdulmehdi yerine Irak İstihbarat Servisi Başkanı Mustafa el-Kazımi başkanlığında hükümet kuruldu. Bu hükümet göstericilerin taleplerine karşı 10 Ekim 2021'i erken seçim tarihi olarak belirledi.
ABD Savunma Bakanlığından Aralık 2017'de yapılan açıklamaya göre, ülkenin çeşitli bölgelerinde askeri üsleri yer alan ABD'nin Irak'ta yaklaşık 5 bin 200 askeri bulunuyordu. Dönemin Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih ise, 2021’in Mart’ında bir televizyon kanalına verdiği röportaj sırasında ABD ve diğer yabancı askerlerinin sayısının 2 bin 500 olduğunu açıklamıştı.
ABD ile Irak, 2024 yılında askeri güçlerin Irak’tan çekilmesi konusunda anlaşmaya varmıştı.
Pentagonun verilerine göre, Uluslararası Erbil Havalimanı, Harir Hava Üssü, Selahaddin eyaleti Beled Hava Üssü, Kerkük K1 Askeri Üssü, Musul Kayyara Askeri Üssü, Aynu’l Esed Hava Üssü, Habaniyye Hava Üssü, Taci Üssü ile Bağdat Havalimanı’ndaki Victory Askeri Üssü’nde konuşlanan ABD askerlerinin en son 2024 yılındaki sayısı 2 bin 500 kişi olarak açıklanmıştı.
Pentagon Ekim 2025 itibarıyla bu sayıyı 2 binin altına çekmeyi planladığını duyurmuştu.
Bağdat’ta bulunan güçler ile Suriye’den çekilen ABD askerleri bir süre Erbil’de konuşlanmıştı. ABD ile İran arasındaki savaş sürecinde ABD üsleri hedef alınmış ve ABD güçlerinin bir kısmının Irak’tan nakledildiği aktarılmıştı.
Sayıları tam olarak açıklanmayan güçlerin beraberinde Patriot hava savunma füzelerini de götürdüğü dillendirilmişti.
Son ABD askerleri 30 Eylül’de ayrılacak
Irak Başbakanı Askeri Sözcüsü Sabah en-Numan, AA'ya yaptığı açıklamada, 30 Eylül’ün uluslararası koalisyonun Irak’taki misyonunun sona erdirileceği, koalisyon karargahının kapatılacağı gün olduğunu belirtmiş, Son koalisyon askeri 30 Eylül’de ayrılacak ifadesini kullanmıştı.
Irak'ta ABD öncülüğündeki koalisyona bağlı güçlerin 30 Eylül itibarıyla resmen sona ermesi; ülkedeki yabancı askeri varlığın yerini tamamen Irak güçlerinin sorumluluğuna ve Bağdat-Washington arasındaki ikili güvenlik işbirliğine bırakması bekleniyor.