Güney Afrika'daki Kruger Ulusal Parkı'nın kuruluşunun 100. yılı kutlanıyor
Cape Town — MURAT ÖZGÜR GÜVENDİK - Güney Afrika Cumhuriyeti'nin en büyük ve en tanınmış doğa koruma alanlarından Kruger Ulusal Parkı'nın kuruluşunun 100.
Cape Town Haberleri — MURAT ÖZGÜR GÜVENDİK - Güney Afrika Cumhuriyeti'nin en büyük ve en tanınmış doğa koruma alanlarından Kruger Ulusal Parkı'nın kuruluşunun 100. yıl dönümü çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.
Yaklaşık 20 bin kilometrekarelik alanı kaplayan Kruger Ulusal Parkı, Güney Afrika'nın kuzeydoğusunda Mozambik sınırı boyunca uzanıyor.
Güney Afrika Ulusal Parkları İdaresi'nin (SANPARKS) verilerine göre park, 248 memeli, 505 kuş ve 118 sürüngen türüne ev sahipliği yapıyor.
Çalılık ağırlıklı bitki örtüsüne sahip parkta yaklaşık 2 bin farklı bitki ve ağaç türü bulunuyor.
Kruger Parkı'nı dünyanın en önemli safari destinasyonlarından biri haline getiren unsurların başında ise Afrika'nın Büyük Beşlisi olarak bilinen aslan, leopar, kara gergedan, Afrika fili ve Afrika mandası geliyor.
Afrika yaban köpeği, çita, benekli sırtlan, zürafa, zebra, impala ve kudu gibi türler de parkın öne çıkan sakinleri arasında yer alıyor.
Her yıl dünyanın dört bir yanından gelen milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan Kruger Parkı, Güney Afrika ekonomisine ve turizm sektörüne önemli katkı sağlıyor.
Parkın bünyesindeki kamp alanları, konaklama tesisleri ve safari rotaları, ziyaretçilere doğal yaşamı yakından gözlemleme imkanı sunuyor.
- 100. yıl kutlamaları
Parkın idari merkezi konumundaki Skukuza Kampı'nda düzenlenen 100. yıl kutlama programına hükümet temsilcileri, koruma uzmanları, yerel toplulukların temsilcileri ve turizm sektörü paydaşlarından oluşan yüzlerce davetli katıldı.
Program kapsamında gala yemeği ve çeşitli anma etkinlikleri düzenlendi.
Güney Afrika Ormancılık, Balıkçılık ve Çevre Bakanı Narend Singh Aucamp, burada yaptığı konuşmada, Kruger Ulusal Parkı'nın 100. yılının yalnızca geçmişin kutlanması değil, korumanın geleceğinin yeniden düşünülmesi için de bir fırsat olduğunu söyledi.
Aucamp, koruma çalışmalarının yalnızca biyolojik çeşitliliğin korunmasıyla sınırlı kalamayacağını belirterek, Güney Afrika'da korumanın geleceği kapsayıcı bir yönetişim anlayışına dayanmalıdır. Toplulukların seyirci değil ortak olduğu, faydaların paylaşıldığı bir model inşa edilmelidir. ifadesini kullandı.