İsrail hükümeti ve fanatik Yahudilerin ortaklığı Batı Şeria'daki durumu değiştirmeyi hedefliyor

TAKİP ET

Ramallah — İsrail hükümeti, 14 Temmuz'da işgal altındaki Batı Şeria'da yeni yerleşim yerlerinin inşası için 370 milyon dolar bütçe tahsis edilmesini onayladı - Siyasi analist Ala er-Rimavi: Hükümet, yerleşim projesini yürütmek için siyasi, mali ve askeri araçlarını kullanıyor. Bu nedenle hükümet ile yerleşim hareketi arasında bir fark görmüyorum. Hatta, her iki taraf da aynı siyasi proje kapsamında çalışıyor - Bedevi Haklarını Savunma Örgütü Genel Müdürü Hasan Melihat: Batı Şeria, özellikle bedevi toplulukların ve köylerin hedef alınmasıyla, Filistinlilerin yerinden edilmesi üzerinden yeni bir Nekbe'nin eşiğinde kalacak

Ramallah Haberleri — KAYS EBU SEMRA - Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin, işgal altındaki Batı Şeria'da saldırıları aşırılık yanlısı grupların münferit saldırıları şeklinde görülmüyor ve bu grupların karar alıcı devlet kurumlarındaki etkisi arttıkça söz konusu saldırıların İsrail hükümeti tarafından yönetilen geniş çaplı bir projenin parçası olarak değerlendiriliyor.

Son dönemde Batı Şeria'da Deyr Cerir ve Sincil gibi beldelerde fanatik İsraillilerin saldırıları artarken, yasa dışı yerleşim yerlerinin kurulması, gasbedilen topraklar üzerindeki mevcut yerleşim yerlerinin genişletilmesi ve Filistinlilere yönelik kısıtlamaları sıkılaştırması da bu saldırılarla eş zamanlı gerçekleştiriliyor.

Yedioth Ahronoth gazetesinde 14 Temmuz'da çıkan haberde İsrail Güvenlik Kabinesi'nin işgal altındaki Batı Şeria'da yeni yerleşim yerlerinin inşası için 1,3 milyar şekel (yaklaşık 370 milyon dolar) bütçe ayrılmasını onayladığı belirtildi.

Söz konusu kararın yaklaşık 1 ay önce alındığı aktarılan haberde, Başbakan Binyamin Netanyahu, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Yerleşim Bakanı Orit Strock tarafından sunulan bir önerinin parçası olarak kararın onaylanmasının Amerikalıları utandırmamak için gizli tutulduğu ifade edildi.

Bu bütçeyle İsrail hükümeti tarafından onaylanan yerleşim yerlerinde mahalleler oluşturulması ve yeni yerleşim yerlerinin inşaat çalışmalarına başlamak için altyapı geliştirilmesi hedefleniyor.

İsrail hükümeti, yerleşim faaliyetlerini en çok destekleyen hükümet olmakla övünürken, 2022'nin sonlarında Netanyahu hükümetinin kurulmasından bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te yerleşim faaliyetleri dikkati çekici şekilde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) ise söz konusu yerleşim yerlerini işgal altındaki Filistin toprakları olarak kabul ediyor.

İşgal altındaki Batı Şeria'da Filistin toprakları gasbedilerek kurulan 141 İsrail onaylı, 224 kaçak yerleşim yerlerinde yaklaşık 750 bin Filistin topraklarını gasbeden İsrailli yaşıyor. Bunların 250 bini ise işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan 15 yerleşim yerinde bulunuyor.

Yerleşim yerlerinin genişletilmesiyle eş zamanlı olarak İsrail ordusu ve fanatik Yahudiler, Filistinlilerin öldürülmesi, gözaltına alınması, tesis ve mülklerinin yıkılması ile sahiplerinin yerinden edilmesiyle sonuçlanan saldırılarını artırıyor.

Filistinliler ise bu saldırıların işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhak edilmesinin yolunu açtığını ve bu durumun BM kararları doğrultusunda bağımsız Filistin devleti kurulması olasılığını baltaladığına dikkati çekiyor.

İsrail hükümetinde yerleşimci bakanlar

Uzmanlar, yerleşim faaliyetlerindeki artışın, yerleşimci hareketleri temsil eden kişilerin başta iktidar pozisyonları olmak üzere Batı Şeria'daki sivil yönetim, planlama ve inşaat işlerinde kontrol sahibi olmalarıyla bağlantılı olduğunu düşünüyor.

İsrail hükümeti, 2023'te Batı Şeria'daki sivil yetkileri aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'e devretti. Bu adımın, işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail'in doğrudan kontrolünü güçlendirme amacıyla atıldığı yorumu yapıldı.

İsrail işleri uzmanı siyasi analist Ala er-Rimavi, AA muhabirine, Mesele artık yerleşimcilerin hükümetteki etkisinin boyutu değil, hükümet ile yerleşimciler arasında herhangi bir fark olup olmadığıdır. dedi.

Bakan sıfatıyla Smotrich'in yerleşim birimlerinin bütçesinden sorumlu olduğuna dikkati çeken Rimavi, yerleşim birimlerinin bütçelerinin Maliye Bakanlığı'ndan geldiğini ve İsrail ordu birliklerinin bunların korunmasından sorumlu olduğunu hatırlattı.

Filistinli uzman, Hükümet, yerleşim projesini yürütmek için siyasi, mali ve askeri araçlarını kullanıyor. Bu nedenle hükümet ile yerleşim hareketi arasında bir fark görmüyorum. Hatta, her iki taraf da aynı siyasi proje kapsamında çalışıyor. ifadelerini kullandı.

İsrail hükümetinin Filistin topraklarının gasbedilmesine yönelik desteğinin sadece güvenlik sağlanmasıyla sınırlı olmadığının altını çizen Rimavi, hükümetin yaklaşık 370 milyon dolarlık bütçe aktarımıyla yol yapımına, yerleşim yerlerinin genişletilmesine ve yerleşim projesine hizmet edecek kurumların kurulmasına da olanak sağladığına vurgu yaptı.

Rimavi, İsrail hükümetinin, yerleşimcilere Filistin toprakları üzerinde daha fazla kontrol sağlayan örgütsel, finansal ve sosyal yapı oluşturduğunu söyledi.

Yerleşim yerleri arasında coğrafi yakınlığın oluşturulduğuna dikkati çeken Rimavi, daha önce nispeten izole olan yerleşim yerlerinin birbirine bağlı bloklar haline dönüştüğü uyarısında da bulundu.

Rimavi, İsrail hükümetinin yerleşim yolları kurduğunu, kentsel durumu değiştirdiğini ve hayati bölgelere İsrail sembolleri yerleştirerek Batı Şeria'nın altyapısını yeniden şekillendirmeye giriştiğini de anlattı.

İsrail'in son iki yılda hızlandırdığı yerleşim faaliyetlerine ilişkin Rimavi, İsrail'in halihazırda binlerce dönüm araziyi, su ve enerjiyle ilgili stratejik alanları, dağ zirvelerini, vadileri ve su kaynaklarını kontrol altına alma yolunda ilerlediğine vurgu yaptı.

İşgal altındaki Filistin topraklarındaki İsrail yerleşim faaliyetleri, uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul ediliyor ve Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin 49. maddesi ile çok sayıda BM Güvenlik Konseyi kararını açık bir şekilde ihlal ediyor. Bu kararlar arasında Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerinin durdurulmasını talep eden 2334 sayılı karar yer alıyor.

Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırıları

İşgal altındaki Filistin topraklarında Bedevi Haklarını Savunma Örgütü (BEYDER) Genel Müdürü Hasan Melihat da Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin, hükümete dışarıdan baskı yapmadığını artık hükümet içinde temsil edilmeye başlandığını söyledi.

Melihat, yerleşimcilerin hükümetteki ve İsrail Meclisindeki temsilcilerinin Batı Şeria'daki İsrail politikalarını dayattığını, bu durumun özellikle Batı Şeria'nın C bölgesinde yerleşim yerlerinin genişlemesiyle ve Filistinlilere yönelik saldırıların artmasıyla açık bir şekilde görüldüğüne dikkati çekti.

BEYDER Genel Müdürü, Smotrich ve aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in, yerleşim yerlerini genişletmeye ve Filistin varlığını zayıflatmaya dayalı politikalar izlediğine vurgu yaptı.

Melihat, Filistinli bedevi topluluklara yönelik yılbaşından bu yana 3 bin saldırının belgelendiğini, 21 bedevi topluluğun yerinden edildiğini, binlerce dönüm arazinin gasbedildiğini ve benzeri görülmemiş bir hızla kaçak yerleşim birimlerinin kurulduğunu aktardı.

İsrail yasalarınca da yasa dışı kabul edilen kaçak yerleşim yerlerine işaret eden Melihat, bu kaçak birimlerin sadece yerleşim yeri değil aynı zamanda Filistinlilere saldırılar için kullanıldığını ve bu şekilde daha fazla bölgenin kontrol altına alınmasının amaçlandığını ifade etti.

Melihat, mevcut gidişatın ciddi demografik değişikliklere yol açabileceği tehlikesi konusunda uyarıda bulunarak, Batı Şeria, özellikle bedevi toplulukların ve köylerin hedef alınmasıyla, Filistinlilerin yerinden edilmesi üzerinden yeni bir Nekbe'nin eşiğinde kalacak. dedi.

Batı Şeria, 1995 tarihli Oslo 2 Anlaşması uyarınca A, B ve C bölgelerine ayrılıyor. A bölgesi Filistin yönetiminin tam kontrolünde bulunurken, B bölgesinde sivil yönetim Filistin'e, güvenlik kontrolü ise İsrail'e ait. Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 60'ını oluşturan C bölgesi ise tamamen İsrail'in kontrolünde bulunuyor.

batı şeria gözaltı israil