İstanbul Aile Vakfı Başkanı Karabıyık akrabalığa dair bazı kelimelerin gelecekte kaybolabileceğini belirtti:

TAKİP ET

İstanbul — Bizim köklerimizi nesilden nesle kültürel mirasa aktardığımız, kültürel aktarımı yaptığımız kurum aile kurumu. Fakat bugün büyükşehir hayatında çekirdek aile ve istatistiklere baktığınızda Türkiye'de ortalama hane halkı büyüklüğü de 3,1. Yani anne, baba ve tek çocuk - Bir kuşak sonra biz 'amca, hala, dayı, teyze ve kardeş' kelimelerini kaybedeceğiz. Bu toplumsal bağlarımızın yok olması anlamına geliyor

İstanbul Haberleri — İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık, Bizim köklerimizi nesilden nesle kültürel mirasa aktardığımız, kültürel aktarımı yaptığımız kurum aile kurumu. Fakat bugün büyükşehir hayatında çekirdek aile ve istatistiklere baktığınızda Türkiye'de ortalama hane halkı büyüklüğü de 3,1. Yani anne, baba ve tek çocuk. dedi.

Karabıyık, İstanbul Aile Vakfı ve Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) işbirliğiyle bu yıl Vatan Müdafaasında Aile ve Nüfus temasıyla düzenlenen 4. Uluslararası Aile Sempozyumu kapsamında, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu yılki sempozyum başlığının Çanakkale'den 15 Temmuz'a kadar Vatan Müdafaasında Aileler başlıklı fuaye alanındaki sergiden kaynaklandığını söyledi.

Vatan müdafaasının ailesiz düşünülemeyeceğini belirten Karabıyık, Bizde vatanı aile tanıtır. Millet olma şuurunu aile öğretir. 'Bayrak nedir?' sorusunun cevabını genç nesiller ailelerinden öğrenirler. Siz eğer aile ocağında bu şuuru nesilden nesle aktaramazsanız o zaman vatanı müdafaa edecek bir toplum, bir millet olamazsınız. diye konuştu.

Vatan müdafaasında aile ve nüfusun ne kadar önemli olduğuna dikkati çekmek için sempozyumu MSÜ'yle gerçekleştirdiklerini kaydeden Karabıyık, aileyi korumanın milli güvenlik meselesi olduğunu, bunu 2023 yılında Büyük Aile Buluşması'nda dile getirdiklerini anlattı.

Karabıyık, Aile Yılı ilan edilen 2025'ten bu yana bireylerin farkındalıklarının bir üst seviyeye çıktığının altını çizerek, devletin 2026-2035 dönemini 'Aile ve Nüfus On Yılı' ilan ettiğini vurguladı.

Türkiye'nin aile yapısının bugün karşı karşıya olduğu riskleri aktaran Karabıyık, 1950'lerden itibaren tüm dünyada ve Türkiye'deki şehirlerde yoğunlaşan bir nüfus yapısının görüldüğünü anlattı.

Karabıyık, büyükşehir ikliminin yalnızlığı ve bireyselliği getirdiğini dile getirerek, şöyle devam etti:

Bugün ülkeden bağımsız olarak hangi kıtada bir büyükşehre, metropole giderseniz benzer tüketim alışkanlıklarını benzer günlük rutini görüyorsunuz. Bu, popüler ve küresel kültürün büyükşehirlerin bir hakimiyet ilanı aslında. Bu, netice olarak önümüze şunu getiriyor: Toplumlar geleneklerinden, antropolojik kültür kodlarından kopmaya başlıyorlar. Bir kültürel kuruma yaşıyorlar. Bu, aynı bir bitkinin nasıl köklerinden beslenemediğinde kuruyup çürümesi gibi düşünülebilir. Toplumlar da aynı bir bitki gibi köklerinden beslenemediğinde çürüyor, kuruyor ve yok olup gidiyor. O yüzden biz buradaki görsellerimizde de bu kök vurgusunu özellikle öne çıkartmak istedik. Bizim köklerimizi nesilden nesle kültürel mirasa aktardığımız kültürel aktarımı yaptığımız kurum aile kurumu. Fakat bugün büyükşehir hayatında çekirdek aile ve istatistiklere baktığınızda Türkiye'de ortalama hane halkı büyüklüğü de 3,1. Yani anne baba ve tek çocuk. Bu, şu anlama geliyor: Bir kuşak sonra biz 'amca, hala, dayı, teyze ve kardeş' kelimelerini kaybedeceğiz. Bu toplumsal bağlarımızın yok olması anlamına geliyor. Toplumsal dayanıklılığımızın düşmesi anlamına geliyor.

Bugün dünyanın içinden geçtiği çalkantılı süreçte toplumların dayanıklılıklarıyla ayakta durabildiğini belirten Karabıyık, dayanıklılığı düşük toplumların iç çatışmalara, huzursuzluğa ve istikrarsızlığa sürüklendiğini, dayanıklılığı yüksek toplumların ise bundan güçlenerek çıktığını kaydetti.

- Birbirinden değerli tebliğler var

İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Karabıyık, sempozyumdaki amaçlarının milletin toplumsal dayanıklılığını artıracak politikaları akademik zeminde tartışarak çıkan fikirlerin karar verme mekanizmalarına katkı sağlamak olduğunu söyledi.

Sempozyumdaki oturumlarda çeşitli başlıkların ele alınacağına değinen Karabıyık, Sempozyumda özellikle modern anayasalarda devletin nüfus gücü ve aile yapısının korunmasına dair anayasal düzenleme örnekleri tebliğ olarak sunulacak. 'Hukuk eliyle erkekliğin yıkımı' başlığında bir tebliğ de sunulacak. Birbirinden değerli tebliğler var burada. Bir de uluslararası katılımcılarımız var. ABD'den Azerbaycan'a kadar uzanan uluslararası oturumlarımız var. Yine bu oturumlardan birisi pornografi ve bunun çocuklar üzerindeki etkilerini ele alacak. Bu oturumda pornografi kültürü, hiperseksüel davranışlar bir başlık olarak ele alınacak. bilgisini verdi.

Sosyal medya nedeniyle çocukların pornografik içeriğe maruz kalma yaşlarının 9'a düştüğüne dikkati çeken Karabıyık, dijital platformlar üzerinden gelen bu tehlikeleri de ele alacaklarını, gün boyu bütün bu konuların konuşulacağını dile getirdi.

Karabıyık, çok kuşaklı hanelerin önemli olduğunu vurgulayarak, Siz nesilden nesle kültürel aktarımı ancak çok kuşaklı hanelerde yapabiliyorsunuz. 'Çok kuşaklı hane' derken şunu kast ediyoruz. 'Üç kuşağın bir arada yaşadığı mahremiyetin gözetildiği, herkesin özel alanlarının korunduğu haneleri biz bugün büyükşehirlerde nasıl yapabiliriz?' sorusuna cevap aradık. İstanbul Aile Vakfı olarak ve bugün bu arayışımızın neticesi bir akademik bildiri olarak sempozyumda sunuluyor olacak. dedi.

- Tehlike artık kapıda değil, kapıyı kırdı geçti

Aile Nüfus On Yılının hakkıyla değerlendirilmesini temenni eden Karabıyık, şunları kaydetti:

Sayın Prof. Dr. Erhan Afyoncu Hocamızın açılış konuşmasında belirttiği üzere tehlike artık kapıda değil, kapıyı kırdı geçti. Evin içerisinde bu tehlikelere karşı gerekli tedbirleri almaya ihtiyacımız var. Bunun da bizim görebildiğimiz, en aciliyet arz eden başlıklarından birisi ekranlar üzerinden gelen tehlikeler. Bakın çok ilginç bir şekilde Sayın Cumhurbaşkanımız 'Aile ve Nüfus On Yılı'nı geçtiğimiz hafta cumartesi günü lansman programında ilan etti. Hemen akabinde bir firma annelik kavramını bozuma uğratacak bir video yayınladı. İnsanla hayvanı eşdeğer tutarak, 'Bir hayvan besleyerek de anne olabilirsiniz.' mesajını neredeyse bir toplum mühendisliği inceliğinde icra etti. Benzer bir şeyi biz 8. Aile Şurası'nda yaşamıştık. Şuranın yapıldığı gün Türkiye'nin önde gelen birisi, resmi YouTube kanalı üzerinden Türkiye'de nüfus planlamasına devam edilmesi gerektiği yayınını yaptı. Bunlar tesadüf değil. Bunların farkında olmamız gerekiyor. İşte bu yüzden 'Aile ve Nüfus' başlığı bir milli güvenlik meselesi. Çünkü bu reklamı yayınlayan firmanın ülkesindeki reklamlarına baktığınızda bambaşka bir yaklaşım olduğunu görüyorsunuz. Bunların hiçbirisinin tesadüf olmadığını düşünüyoruz.

4. Uluslararası Aile Sempozyumu İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık