İstanbul'da hayali POS işlemleriyle para akladığı iddia edilen 112 sanığın yargılandığı dava ertelendi

TAKİP ET

İstanbul / İstanbul'da bazı ülkelerle yapılan para alışverişlerini çeşitli ödeme sistemleri aracılığıyla şirketleri üzerinden tekellerine aldıkları, yasa dışı yollarla temin ettikleri yabancı banka kartlarını POS cihazlarında hayali işlemler karşılığında kullanarak suç geliri elde ettikleri iddia edilen 20'si tutuklu 112 sanığın yargılandığı dava 9 Ekim'e ertelendi.

İstanbul Haberleri : İstanbul'da bazı ülkelerle yapılan para alışverişlerini çeşitli ödeme sistemleri aracılığıyla şirketleri üzerinden tekellerine aldıkları, yasa dışı yollarla temin ettikleri yabancı banka kartlarını POS cihazlarında hayali işlemler karşılığında kullanarak suç geliri elde ettikleri iddia edilen 20'si tutuklu 112 sanığın yargılandığı dava 9 Ekim'e ertelendi.

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, 20 tutuklu ve bazı tutuksuz sanıklar ile avukatları katıldı.

Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık İbrahim Dağ, 14 aydır tutuklu olduğunu, POS​​​​​​​ tefeciliğiyle suçlandığını söyleyerek, hiçbir şekilde POS cihazı olmadığını iddia etti.

Yaklaşık 20 yıldır bir şirkette emlak komisyonculuğu yaptığını, devletçi bir insan olduğunu, Türkiye'ye yatırımcı getirdiğini ifade eden Dağ, kendisine iftira atıldığını, 19 milyon dolar para çektiğine ilişkin iddiaları kabul etmediğini savundu.

Tutuklu sanıklardan İsmail Dağ da ağabeyinin yanında sigortalı olarak çalıştığını anlatarak, tahliyesine karar verilmesini istedi.

Duruşmada diğer tutuklu sanıklar da 14 aydır tutuklu bulunduklarını kaydederek, tahliyelerini talep etti.

Sanıkların avukatları da iddianamede örgüt suçlamasının gerçeği yansıtmadığını ve bu suçlamanın bir temele dayandırılmadığını savunarak, müvekkillerinin tahliyesine karar verilmesini istedi.

Görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, el konulan mal varlıkları yönünden bilirkişi raporu alınmasını ve tutuklu sanıkların bu hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.

Ara kararını açıklayan mahkeme, 20 tutuklu sanığın bu hallerinin devamına karar verdi.

Talep doğrultusunda bilirkişi raporu alınmasına hükmeden mahkeme, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı 9 Ekim'e erteledi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 112 kişi şüpheli, Merkez Bankası ve Maliye Hazinesi de suçtan zarar gören sıfatıyla yer alıyor.

Suç örgütünün merkezinde ve hiyerarşik yapının tepe noktasında sanık Muharrem Dağ'ın yer aldığı ifade edilen iddianamede, örgütün sevk ve idaresini sağlayıp örgüt yöneticisi sıfatıyla hareket eden Dağ'ın, örgütün genel stratejisini belirlediği, suçtan elde edilen gelirlerin yönlendirilmesi ve transferine ilişkin sistemler üzerinde hakimiyet kurduğu, özellikle para transfer mekanizmalarını kontrol ederek alt kademelerde yer alan akrabası ve çalışanlarına doğrudan veya dolaylı talimatlar verdiği öne sürülüyor.

Örgütsel yapının ağırlıklı olarak Dağ, Elçiboğa, Acar ve Kaya aileleri etrafında şekillendirildiği, akrabalık ilişkilerinin örgüt içerisinde güven, sadakat ve denetim mekanizması olarak kullanıldığı vurgulanan iddianamede, bu yöntemle üyeler arasında organik bağ tesis edildiğinin altı çiziliyor.

İddianamede, sanıklar Abdulvahap Dağ, Emrullah Dağ ile Mehmet Ferah Dağ'ın farklı şirketler ve ticari görünüm altındaki yapılanmalar üzerinden örgütsel faaliyetleri yöneten, talimatları uygulatan ve alt birimleri koordine eden örgüt yöneticileri olarak konumlandıkları belirtiliyor.

Örgütün suç faaliyetlerini gizlemek ve meşru ticari faaliyet görüntüsü altında sürdürmek amacıyla Dağlar Group, MHR Group, Atlantis, Global47 ve ANKA Group gibi düşük sermayeli ancak olağan ticari hayatla bağdaşmayacak ölçüde yüksek işlem hacmine sahip paravan şirketler kurulduğu da iddianamede yer alıyor.

Taç Döviz, Aklar Döviz, Cengizler Döviz ve Tataroğlu Döviz isimli işletmelerin, suçtan elde edilen gelirlerin bankacılık sistemi dışında muhafaza edildiği, aktarıldığı ve yönlendirildiği fiili emanet noktaları olarak kullanıldığı öne sürülen iddianamede, Örgütün kamu düzeni ve ekonomik güvenliği ciddi biçimde sarsabilecek nitelikte, karmaşık ve çok katmanlı yöntemler kullandığı ile temel finans kaynağının gerçek bir mal veya hizmet satışı olmaksızın, özellikle Libya ve diğer menşeli yabancı kredi kartları üzerinden POS cihazları aracılığıyla gerçekleştirilen fiktif işlemler olduğuna dair tespitlere yer veriliyor.

İddianamede, elden para teslimi suretiyle uluslararası boyutta işleyen kayıt dışı bir para transfer ağı kurulduğu, dikkat çekmemek ve iz kaybı yaratmak amacıyla asgari ücretli kuryeler ile aktif ticari faaliyeti bulunmayan akrabalar adına banka hesapları açtırıldığı, suçtan elde edilen gelirlerin bu paravan hesaplar üzerinden dolaştırılarak nakitleştirildiği ve aklandığı vurgulanıyor.

Örgütsel faaliyetlerin 2018'den itibaren artan yoğunluk ve istikrarla devam ettiği, münferit ve geçici eylemlerden ibaret olmayıp belirsiz sayıda suç işleme iradesini yansıttığı kaydedilen iddianamede, yapılanmanın çok sayıda POS cihazı, paravan şirket, döviz büroları, sahte belge üretim kapasitesi ve uluslararası bağlantılarıyla hedeflediği tefecilik, izinsiz faaliyette bulunmak ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak suçlarını işlemeye elverişli araç ve organizasyon gücüne sahip olduğu ifade ediliyor.

İddianamede, sanıklar Abdulvahap Dağ, Mehmet Ferah Dağ, Muharrem Dağ'ın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, tefecilik yapmak, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak ve izinsiz faaliyette bulunmak suçlarından 14'er yıldan 33'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.

Ayrıca iddianamede, 109 sanığın suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, tefecilik yapmak, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak ve izinsiz faaliyette bulunmak suçlarından 8 yıldan 28 yıla kadar değişen sürede hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

döviz Laleli para aklama POS tefecilik