İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürü Parıldar'dan çekirge istilası iddialarına ilişkin açıklama:
Ekonomi — Çekirge istilasından bahsetmemiz mümkün değil. Böyle bir sorunumuz yok, üretime verimli bir şekilde çiftçilerimizle omuz omuza devam etmekteyiz - Şu an itibarıyla çiftçilerimizin çekirgeden kaynaklanan herhangi bir zararları söz konusu değil
Ekonomi Haberleri : İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürü Suat Parıldar, kentte çekirge istilasından bahsetmenin mümkün olmadığını belirterek, çiftçilerin çekirgeden kaynaklanan bir zararının olmadığını söyledi.
Son günlerde sosyal medya platformlarında İstanbul ve çevre illerde çekirge istilası yaşandığı yönündeki paylaşımlara ilişkin Parıldar, İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Yerleşkesi'nde açıklamada bulundu.
Parıldar, burada yaptığı konuşmada, İstanbul'un büyük bir metropol olduğunu belirterek, 16 milyonu aşkın bir nüfusu var. Ama bunun yanında 750 bin dekara yakın üretim yapılan tarım arazisi var. Bunun yaklaşık 675 bin dekara yakınında tarla bitkileri ve yem bitkileri, 26 bin 500 dekarı aşkın bir alanda sebze üretimi, yaklaşık 24 bin dekarlık alanda da meyve üretimimiz söz konusu. diye konuştu.
Geçen yıl sonu itibarıyla yaklaşık 368 bin tonluk bitkisel üretim rekoltesine ulaştıklarını söyleyen Parıldar, 2026'nın iklimsel olarak verimli bir yıl olduğunu, bu yıl da rekor beklediklerini dile getirdi.
Parıldar, son günlerde sosyal medyada özellikle çekirge istilasına yönelik paylaşımların olduğunu anımsatarak, Biz sahadayız, bu kontrolleri yapıyoruz. Bitkisel üretimde, tarla üretiminde, tarımsal üretimde herhangi bir zarar var mı, herhangi bir zarar eşiğinde mi? 7 gün/24 saat bunların kontrolünü yapıyoruz. dedi.
Farklı bölgelerden gelen çekirgeler şu anda söz konusu değil
Bir gazetecinin, İstanbul'da çekirge istilasının yaşanıp yaşanmadığına dair sorusuna ilişkin Parıldar, İstanbul'umuzda halihazırda herhangi bir çekirge istilasından bahsetmek mümkün değil. Kaldı ki sadece İstanbul'da değil, biz bu çalışmaları yaparken özellikle Çanakkale'den başlayarak Çanakkale, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli bütün il müdürlerimizle ve orada bulunan Tarım ve Orman Bakanlığımıza bağlı il, ilçe müdürlüğünde görevli teknik personel arkadaşlarımızla sahada 7 gün/24 saat kontrol, izleme yapıyoruz. yanıtını verdi.
Çekirgelerin bölgenin, doğanın, doğal yapının öz evlatları olduğunu söyleyen Parıldar, şunları kaydetti:
Farklı bölgelerden gelen çekirgeler şu anda söz konusu değil. Her gördüğümüz çekirgeyi de 'zararlı böcek, zararlı çekirge' diye tanımlamamız da ciddi bir hata. Bazı türleri vardır çekirgelerin, bizim dostumuz olan çekirgelerdir. Özellikle zararlılarla, börtü böceklerle beslenerek aynı zamanda da doğanın kendi dengesini bulmasında da çok ciddi bir faktördür. Gördüğümüz çekirgeleri de 'zararlı çekirgeler' diye onları yaftalayıp, onlarla hemen 'nasıl mücadele ederiz, nasıl ortadan kaldırırız, nasıl yok ederiz?' gibi hatalı bir uygulamaya düşersek asıl biz doğal dengeyi bozmuş oluruz.
Parıldar, tarım alanlarında herhangi bir ekonomik zarar eşiğinin söz konusu olmadığını belirterek, Şu an itibarıyla çiftçilerimizin çekirgeden kaynaklanan herhangi bir zararları söz konusu değil. Biz popülasyon takibini yapıyoruz. Dönemsel anlamda bu popülasyonlarda değişiklik olması muhtemeldir. Çok doğaldır ve zaman içerisinde de bu dengesini sağlayacaktır. diye konuştu.
Bitkilerin hastalık ve zararlarıyla mücadele ederken öncelikle doğaya en az zarar verebilecek mücadelelerle başlayarak sistemi yürütmeye çalıştıklarını anlatan Parıldar, devam eden dönemde biyoteknik, biyolojik mücadele yöntemlerini kullandıklarını, en son ilaçlı müdahaleye başvurduklarını söyledi.
Popülasyonda ciddi bir artış yok
Suat Parıldar, söz konusu çekirgelerin İstanbul'da bazı ilçelerde daha yoğun görülmesine yönelik soruyu, şöyle yanıtladı:
Doğanın içerisine bir miktar da bizler müdahil oluyoruz. Yaşam alanlarımızla, ormanla, tarım alanlarıyla iç içe yaşayarak. Dolayısıyla aslında onların doğal yaşam alanlarına bizler de yaklaşmış oluyoruz. Gerek sıcaklık artışlarında gerek ışık etkisiyle de zaman zaman bizim yaşam alanlarımız olan evlerimizde, balkonlarımızda bu doğa dostu canlıları görmemiz mümkün olabiliyor.
Aslında popülasyonda bir değişiklik yok ama dönemsel, iklimsel verilerle beraber zaman içerisinde, doğa içerisinde üreme dönemlerini de dikkate alarak ufak tefek değişiklikler olabiliyor. Avrupa Yakası'nda görmemizin nedeni de 750 bin dekarlık tarımsal üretim alanlarımızın büyük çoğunluğunun Silivri, Çatalca ve Arnavutköy civarında olduğunu da birlikte değerlendirirsek doğal olarak orada görmemiz kuvvetle muhtemel. Popülasyonda ciddi bir artış, doğanın dengesini bozacak bir müdahale gerektiren durum, herhangi bir sorunumuz yok.
Türkiye'de ve özellikle İstanbul'da 2026'nın bitkisel üretimde rekor kırılacak bir yıl olacağını söyleyen Parıldar, Buğday, arpa hasadımız tamamlandı. Halihazırda kanola hasadımız tamamlanmak üzere ve ayçiçeği üretimimiz gelişme döneminde devam ediyor. Hububat hasadında çiftçilerimiz çok mutlu ve mesut. Kanola hasadımızda yine verimli geçmekte. İnşallah ayçiçek hasadımız da aynı verimlilikte tamamlanırsa üretimin yüzyılında, üreticinin yüzyılında Bakanımızın liderliğinde çiftçimizin emeğinin, katma değerinin karşılığını aldığı çok güzel bir yılı inşallah tamamlayacağız. ifadelerini kullandı.
Parıldar, özellikle sosyal medyaya son dönemde düşen beyaz yüzlü çalı çekirgelerinin hem otla hem de börtü böcekle beslendikleri dikkate alındığında doğal dengeyi de sağlayan unsurlardan birisi olduğunu kaydetti.
Çekirgelere yönelik şu anda önlem alınacak herhangi bir risk olmadığını belirten Parıldar, sözlerini şöyle tamamladı:
Sadece İstanbul'umuzda değil, biz bu tür kontrolleri yaparken 7 gün/24 saat çevre illerimizle olan irtibatımızı, istişaremizi de en üst noktaya çekeriz. Çanakkale, Kırklareli, Edirne ve Tekirdağ il müdürümüzle de sürekli irtibat halindeyiz. İstanbul'umuzda da böyle bir sorun söz konusu değil. Saymış olduğum illerimizde de çekirge popülasyonunun artmasından kaynaklanan bir sorunumuz yok. Çekirge istilasından bahsetmemiz de mümkün değil. Böyle bir sorunumuz yok, üretime verimli bir şekilde çiftçilerimizle omuz omuza devam etmekteyiz.