Japonya'da tahvil faizleri son 30 yılın zirvesinde
Ekonomi / Asya piyasaları analisti Sadi Kaymaz: - Yatırımcılar, uzun vadede ellerindeki borç senetlerini değerlerinin nispeten daha hızlı eriyeceğini düşünerek satıyor veya elde tutmak için daha fazla prim talep ediyor - Bu çerçevede Japonya'da bakanlıkların önümüzdeki mali yıl için rekor bütçeler talep ettiğini belirtmek lazım
Ekonomi Haberleri : ALİ CANBERK ÖZBUĞUTU - Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi, Orta Doğu'da süren jeopolitik risklerin enflasyon beklentilerini yüksek seviyede tutması ve ülke yönetiminin hükümet harcamalarını ek borçlanma yoluyla gerçekleştirebileceği öngörüleriyle son 30 yılın zirvesine çıktı.
ABD ile İran arasındaki gerilimin yeniden karşılıklı saldırılara dönüşmesi, Orta Doğu'da barışın sağlanabileceğine yönelik iyimser beklentileri zayıflattı. Tarafların askeri unsurlar üzerinden yeniden çatışmaya başlaması ve saldırıların bölgedeki diğer ülkelere de sıçraması, jeopolitik risklerin yeniden bölgesel ölçekte artmasına neden oldu.
Artan gerginliklerle petrol fiyatları yukarı yönlü hareketlendi. Brent petrolün varil fiyatı bir kez daha 90 doları aştı. Enerji kanalındaki risklerin enflasyon endişelerini körüklemesi ve merkez bankalarına yönelik şahin beklentilerin güç kazanması, küresel tahvil piyasalarında satış baskısı oluşturdu.
Japonya Merkez Bankası (BoJ) Başkanı Kazuo Ueda, BoJ’un faiz artırımlarını değerlendirmeye devam edeceğini, ekonomik ve fiyat gelişmelerinin beklentilerle tutarlı olup olmadığını inceleyeceğini açıkladı.
Orta Doğu'da süren jeopolitik risklerin enflasyon beklentilerini yüksek seviyede tutması ve ülke yönetiminin hükümet harcamalarını ek borçlanma yoluyla gerçekleştirebileceği öngörüleriyle Japon tahvillerinde sert hareketler gözlendi.
Japonya'nın 5 yıllık tahvil faizi, yüzde 2,30 ile 1994'ten bu yana en yüksek seviyeyi görürken ülkenin 10 yıllık tahvil faizi de yüzde 3,02 ile son 30 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Dün ABD'de açıklanan özel sektör istihdamının beklentilerin altında kalması, piyasalarda ABD Merkez Bankasına (Fed) ilişkin faiz artışı tahminlerinin güç kaybetmesini sağladı. Söz konusu gelişmeyle, küresel tahvil piyasalarındaki satış baskısı azalırken Japonya'daki 5 ve 10 yıllık tahvil faizleri bir miktar geriledi.
Yatırımcılar, uzun vadede ellerindeki borç senetlerinin değerlerinin hızlı eriyeceğini düşünüyor
Asya piyasaları analisti Sadi Kaymaz, AA muhabirine son dönemde Japon tahvillerinin satıldığını ve bunun özellikle uzun vadeli faizlerde yükselişlerle sonuçlandığını söyledi.
Bunun bir dizi nedeninin bulunduğuna dikkati çeken Kaymaz, öncelikle küresel düzlemde uzun vadeli tahviller üzerindeki satış baskısına işaret ederek, Japonya'nın da G10 ülkeleri ekseninde bu baskıdan nasibini aldığını belirtti.
Kaymaz, Japonya Başbakanı Takaichi Sanae'nin genişlemeci maliye politikası ajandasının da satış baskısını artıran temel unsurlar arasında yer aldığını ifade ederek, şunları kaydetti:
Enflasyon beklentilerinin görece yüksek kalması da başka bir etken. Dolayısıyla yatırımcılar, uzun vadede ellerindeki borç senetlerini değerlerinin nispeten daha hızlı eriyeceğini düşünerek satıyor veya elde tutmak için daha fazla prim talep ediyor. Bu çerçevede Japonya'da bakanlıkların önümüzdeki mali yıl için rekor bütçeler talep ettiğini belirtmek lazım. Takaichi'nin mali genişlemeci olduğu da piyasalarca biliniyor. Dolayısıyla hükümetin ilave harcamaları ek borçlanma yoluyla yapacağına ilişkin tahminler de satışlarda pay sahibi.
Sadi Kaymaz, bu noktada Japonya'nın gelişmiş ülkeler arasında en yüksek kamu borç yüküne sahip olduğunun altını çizdi.
Japonya'nın kamu borcunun Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya (GSYH) oranının, Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre son 5 yılda yüzde 230'un üzerinde seyrettiğini vurgulayan Kaymaz, borç yüküne bütçe açıklarının da eşlik ettiğini söyledi.
Kaymaz, salgın şoku sırasında GSYH'ye oranı yüzde 9'a ulaşan bütçe açığının, piyasaların yakından takip ettiği göstergelerden biri olduğunu dile getirdi.
Bu bağlamda ülkede önceki dönemlerde faizlerin sıfıra yakın seviyelerde seyretmesi nedeniyle piyasaların o dönemlerde yüksek borç yükü konusunda endişe duymadığını anlatan Kaymaz, sözlerini şöyle tamamladı:
Buna karşın faizler son dönemde hızla yükseldi, ayrıca büyümenin görece güçlü seyredip seyretmeyeceğine ilişkin endişeler de bulunuyor. Bazı analistler, yükselen faizler nedeniyle büyümenin ileriki yıllarda hız keseceğini ve vergi gelirlerindeki büyüme hızını frenleyebileceğini belirtiyor. Bu endişe de tahvil satışlarını besliyor.