KÜRESEL MEDYADA FİLİSTİNLİLER - Ana akım medya, soykırımın suç ortağı oldu
Ankara — Asılsız vahşet iddialarını sorgulamadan yayarak Filistinlilerin katledilmesini meşrulaştıran medya kuruluşları, pasif ve örtük dil kullanarak İsrail'in doğrudan faili olduğu saldırılardaki sorumluluğu da gizledi - Filistin'deki işgal, katliam ve soykırımı güvenlik, operasyon ve terörle mücadele gibi söylemlerle perdeleyen küresel medya, soykırım propagandasının parçası haline geldi
Ankara Haberleri — küresel ana akım medyanın haberlerinde Filistinlilerin nasıl temsil edildiğini incelemek amacıyla hazırladığı Küresel Medyada Filistinliler başlıklı dosya haberin dördüncü ve son bölümünde Gazze'deki soykırım sürecinde medyanın üstlendiği aktif rol ve bu süreçte suç ortağı haline gelmesi ele alındı.
- Medyanın rıza üretimindeki rolü
Malcolm X, kamuoyunun algısını yönlendiren medyanın kurbanı katil, katili ise kurban gibi gösterebildiğine işaret eder.
BBC, CNN ve Washington Post gibi küresel medya kuruluşları, İsrail-Filistin haberlerinde Filistinliler için direnişçi yerine terörist, İsrail'in Filistinlilerin topraklarını gasbetmesiyle ilgili işgal yerine yerleşim kelimelerini tercih ederken saldırı yerine çatışma ve orantısız güç kullanımı yerine savunma hakkı gibi İsrail lehine yönlendirme içeren taraflı ifadeler kullandı.
Bu dil, kamuoyunun empatisini yönlendirerek devlet terörüne maruz kalan Filistinlilerin tehdit, devlet terörü uygulayan İsrail'in ise mağdur olarak algılanmasına yol açtı.
İşgale karşı çıkan Filistinlilerin tepkileri terörle ilişkilendirilirken İsrail'in saldırıları ve işgal politikaları, sıklıkla meşru savunma söylemiyle aklandı. Böylece medya, kurduğu anlatı aracılığıyla kimin mağdur, kimin fail olarak algılanacağını belirledi.
- Sahte vahşet iddialarının yayılması
Medya kuruluşları, İsrail'in işgal ve saldırıları sürerken kanıtlanmamış veya tamamen uydurma vahşet iddialarını sorgulamadan kamuoyuna aktardı. Sivillere, kadınlara ve çocuklara yönelik gerçekleşmediği sonradan ortaya çıkan şiddet anlatıları haberleştirildi.
Hamas, 40 bebeğin kafasını kesti ve Hamas, İsrailli kadınlara tecavüz etti gibi asılsız iddialar, yalanlandığı halde bazı medya kuruluşları ve İsrail yanlısı siyasetçiler tarafından tekrar tekrar gündeme taşındı.
Bu anlatılarla Filistinliler, terörist ve öldürülmeyi hak eden kişiler olarak sunulurken oluşan nefret ortamında saldırılar, katliamlar ve ağır hak ihlalleri meşrulaştırıldı.
- İsrail'in failliğinin gizlenmesi
Batılı medya kuruluşlarının başvurduğu temel yöntemlerden biri de İsrail'in suçtaki failliğini gizleyen pasif dil kullanımı oldu.
Haberlerde Gazze'de siviller hayatını kaybetti, Gazze'de binalar yıkıldı veya Gazze'de can kaybı yaşandı gibi ifadelerle İsrail'in doğrudan sorumluluğu görünmez kılındı.
Örneğin New York Times, İsrail'in gazetecileri öldürmesini Gazze'de haber yapmanın ölümcül riskleri, Time dergisi ise İsrail-Hamas Savaşı, gazeteciler üzerinde benzersiz ölümcül bir etki yaratıyor başlığıyla duyurdu.
Washington Post ise İsrail'in Gazze'de elektrik ve internet hizmetini kesmesini Filistinliler dijital karanlığa gömüldü ifadesiyle aktardı. Örneklerde İsrail'in fail olduğu gerçeği gizlendi.
Aynı yaklaşım, hastanelere, okullara, ibadethanelere, mülteci kamplarına, sivillere, ambulanslara ve gazetecilere yönelik saldırıların Hamas hedeflerini vurmak gibi örtülü ifadelerle aktarılmasında da görüldü.
- Zorla yerinden etmenin tahliye olarak sunulması
Uluslararası hukuka göre zorla yerinden etme, etnik temizlik ve savaş suçu kapsamında değerlendirilirken medya kuruluşları, İsrail ordusunun, yerleşim alanlarını sistematik biçimde tahrip ederek sivilleri kitlesel ve kalıcı şekilde yerinden etmesini sıklıkla tahliye olarak adlandırdı.
CNN, 9 Eylül 2025 tarihli haberinde İsrail'in halkı yerinden etme ve etnik temizlik politikasını İsrail, Gazze şehrinin tamamen boşaltılmasını emretti başlığıyla duyururken BBC de benzer şekilde gidecek yerleri kalmayan Filistin halkının topraklarından sürülmesini İsrail ordusu, Gazze sakinlerinin tamamının tahliye edilmesini emretti ifadesiyle aktardı.
Uluslararası hukukta sivillerin geçici tehlike anında güvenli alanlara yönlendirilmesini ifade eden tahliye kavramı, İsrail'in Filistinlileri evlerinden ve topraklarından kalıcı olarak koparma amacını ve bu çağrıların taşıdığı fiili ölüm tehdidini perdeleyen söyleme dönüştü.
- Etnik temizliğin gönüllü göç ile gizlenmesi
Filistinlilerin zorla evlerinden kovulmasını gönüllü göç olarak sunan ana akım medya, on binlerce insanın yıkıntılar arasında yaşamaya zorlanmasını da insani yardım şehri kurma şeklinde yansıttı.
Örneğin Guardian gazetesi, Filistinlilerin evlerini terk etmeye zorlanmasını gönüllü göç olarak tanımlarken BBC de 9 Haziran 2025 tarihli haberinde Gazze halkının Mısır sınırındaki Refah'a hapsedilmesi planını Gazze nüfusunun Refah'a taşınması olarak aktardı.
Aynı dil, yardım bekleyen sivillerin vurulduğu alanların yardım dağıtım merkezi olarak adlandırılmasında ve açılan ateşin kalabalığı yönlendirme olarak tanımlanmasında da görüldü. Kavramların çarpıtılması, İsrail'in etnik temizlik politikasını perdelemeye hizmet etti.
- Soykırım propagandasına suç ortaklığı
Uluslararası kuruluşların raporlarına göre İsrail, medya desteği sayesinde Filistin'de savaş suçu, insanlığa karşı suç, etnik temizlik ve soykırım suçları işledi.
Küresel ana akım medya ise bu süreçte işgali, katliamları ve soykırımı meşrulaştıran anlatıların yayılmasında kilit rol oynadı. İşgal, ilhak, aç bırakma, apartheid ve soykırım gibi suçlar, askeri operasyon, savunma, çatışma, kriz ve terörle mücadele kavramlarıyla perdelendi.
İsrail'in Filistin'deki toprak gasbına işgal demekten kaçınan, Filistinlilerin direnişini terör olarak yaftalayan küresel medya, daha fazla masum insanın ölümüne zemin hazırladı ve şiddetin parçası haline geldi.
Ruanda ve Nürnberg'deki mahkemeler, medyanın, soykırım sürecinde suç ortağı olabileceğini ortaya koyarken küresel medya kuruluşları da Gazze'deki soykırımın parçası haline gelerek açık suç ortağı oldu.