Lübnan, İsrail'in gerilimi tırmandırmasına rağmen ateş altında müzakerelerde ısrarcı
Lübnan / Siyasi analist ve gazeteci Meysa Abdulhalik: - Lübnan resmi olarak müzakerelerin sürdürülmesi ve ABD tarafıyla iletişimin devam ettirilmesi konusunda ısrarcı bir tutum izliyor - Emekli Tuğgeneral ve askeri uzman Naci Melaib: - Lübnan devletinin önünde açık alternatiflerin bulunmadığı mevcut durumda, müzakere önemini koruyor
Lübnan Haberleri : VESİM SEYFEDDİN - Lübnan'da hükümete, İsrail'in ateşkes ve çerçeve anlaşmalarını ihlal etmesi nedeniyle müzakere sürecini askıya alması yönünde baskı yapılırken, Beyrut yönetimi diplomasiye bağlı kalmak ile sahadaki gerçeklik arasında zorlu bir sınav veriyor.
İsrail ordusunun, pilot bölge uygulaması kapsamında Lübnan ordusunun kontrolüne bıraktığı Litani Nehri'nin kuzeyindeki Batı Zavtar beldesinde yeniden ilerlemesi ve bölgede toprak set oluşturması, Lübnan hükümetinin sınavını daha da zor hale getirdi.
Söz konusu gelişme, Lübnan ordusunun 21 Temmuz'da Batı Zavtar'da konuşlanmasının ardından yaşanan ilk ihlal olarak kayda geçti.
İsrail'in bu adımı, ABD arabuluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında İtalya'nın başkenti Roma'da yürütülen müzakerelerin 7. turunun sona ermesinden sadece bir gün sonra geldi.
Roma'da 4-6 Ağustos'ta gerçekleştirilen görüşmelerde, pilot bölgelerin kapsamının genişletilmesi konusunda ilerleme sağlanamadı.
Lübnan tarafı, Bint Cübeyl ve Hayyam beldelerinin de pilot bölgelere dahil edilmesini önerirken, İsrail'in itirazı nedeniyle bu konuda anlaşmaya varılamadı.
Lübnan müzakere seçeneğini sürdürüyor
AA muhabirine konuşan adının açıklanmasını istemeyen Lübnanlı üst düzey bir yetkili, müzakerelerin dondurulmasına ilişkin herhangi bir karar alınmadığını belirtti.
Beyrut'un, İsrail'i müzakere sürecine bağlı kalmaya yöneltmek amacıyla ABD üzerinden baskı uygulamayı sürdürdüğünü aktaran Lübnanlı yetkili, İsrail'in saldırıları nedeniyle müzakerelerin askıya alınmasının gündeme gelmediğini söyledi.
Taraflar arasındaki son toplantıda bir sonraki müzakere turunun 1 Eylül'de yapılmasının planlandığını aktaran yetkili, Lübnan'ın ABD'yi müzakerelerin hamisi olarak gördüğünü ve Washington aracılığıyla baskı kurmaya devam ettiğini dile getirdi.
Lübnan'ın eylül ayındaki toplantı öncesinde çözülmesini istediği bazı konular bulunduğunu aktaran yetkili, ABD'nin bu konuda çaba göstereceğine dair söz vermesinin ardından şimdi ne yapacağının beklendiğini ifade etti.
Söz konusu yetkili, Lübnan'ın uyguladığı baskının amacının İsrail'i olumlu karşılık vermeye ve müzakereleri verimli hale getirmeye yöneltmek olduğunu belirtti.
Ateş altında müzakereler
Siyasi analist ve gazeteci Meysa Abdulhalik, Lübnan'ın sahadaki baskıya ve İsrail'in devam eden saldırılarına rağmen müzakere sürecine bağlı kaldığını belirtti.
İsrail'in gerilimi tırmandırmasının, İsrail askerlerinin Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye el-Fevka beldesi çevresindeki Tahir Tepesi'ne doğru ilerlemeye çalıştığı yönündeki haberlerle eş zamanlı olduğuna işaret eden Abdulhalik, bölgede keşif amacıyla uzaktan kumandalı robot ve araçların kullanıldığına dair bilgiler olduğunu aktardı.
Lübnan resmi olarak müzakerelerin sürdürülmesi ve ABD tarafıyla iletişimin devam ettirilmesi konusunda ısrarcı bir tutum izliyor. diyen Abdulhalik, iç baskılara rağmen diplomasinin alternatifi olmadığını ifade etti.
Bir sonraki müzakere turunun 1 Eylül'de yapılmasının beklendiğini belirten Abdulhalik, bu turun tüm bu gelişmeler yaşanırken gerçekleştirilecek olmasına dikkati çekti.
Hizbullah'ın daha önce Lübnan hükümetinden müzakereleri dondurmasını istediğine ve süreci zillet ve utanç olarak nitelendirdiğine işaret eden Abdulhalik, İsrail'in Sarı Hat olarak bilinen bölgede yaklaşık 10 kilometre derinliğe kadar kalacağı yönündeki açıklamalarının gölgesinde Lübnan'ın zorlu bir süreçle karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Abdulhalik, İsrail'in ihlallerinin sürmesi ve Lübnan'ın müzakere sürecini resmen dondurduğunu açıklamaması nedeniyle mevcut aşamayı ateş altında müzakereler olarak nitelendirdi.
Lübnan'ın İsrail'e karşı kullanabileceği baskı araçları var
Emekli Tuğgeneral ve askeri uzman Haşim Cabir ise Lübnan'ın mevcut şekliyle müzakerelere dahil olmasını hata olarak değerlendirdi.
Müzakere masasına oturan bir ülkenin elinde karşı taraf üzerinde kullanabileceği güç unsurlarının bulunması gerektiğini belirten Cabir, Lübnan'ın kullanabileceği bazı baskı araçlarına sahip olduğunu söyledi.
Cabir, bunlar arasında 1949 Ateşkes Anlaşması ile direnişin silahı dosyasının yer aldığını ifade etti. Söz konusu silahların müzakere unsuru olarak ele alınması ve karşılıksız verilmemesi gerektiğini savunan Cabir, İsrail'in geçmiş deneyimlere dayanarak anlaşmalara başından itibaren bağlı kalmaya yönelmediğini söyledi.
İsrail-Lübnan Ateşkes Anlaşması, iki ülke arasındaki sınırın belirlenmesi amacıyla 23 Mart 1949'da imzalanmıştı.
26 Haziran'da imzalanan Çerçeve Anlaşması'nda İsrail'in çekilmesine ilişkin açık bir program veya uygulama takvimi bulunmadığını belirten Cabir, bir sonraki müzakere turunun ilk turmuş gibi göründüğünü ve taraflar arasındaki sürecin sağırların diyaloğuna benzediğini ifade etti.
Müzakerelerin dondurulması seçeneğine ilişkin ise Cabir, sürecin durdurulmasını desteklediğini belirterek, müzakerelerin devam etmesinin yeterli sonuçlar vermediğini savundu.
Cabir ayrıca Çerçeve Anlaşması'nın başarısız olduğunun ilan edilmesinin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya siyasi darbe vurabileceğini öne sürdü.
İsrail'in saldırıları sürerken müzakerelerden bugüne kadar hangi sonuçların elde edildiğinin sorgulanması gerektiğini vurgulayan Cabir, ateşkesin Lübnan topraklarındaki saldırı ve yıkımı durdurmadığını savundu.
Esirler ve ölüler dosyasında da yeterli ilerleme sağlanamadığını belirten Cabir, konunun son turda ele alınmaya başlandığını ancak İsrail'den Lübnan tarafını tatmin edecek bir yanıt alınmadığını dile getirdi.
Müzakere mümkün olanın en iyisi
Emekli Tuğgeneral ve askeri uzman Naci Melaib ise Lübnan'ın mevcut koşullarda müzakere sürecine mümkün olanın en iyisi olarak girdiğini söyledi.
Melaib, Lübnan devletinin önünde açık alternatiflerin bulunmadığı mevcut durumda, müzakere önemini koruyor. dedi.
Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın bu adımı Lübnan’ın güneyi ve Beyrut’un Dahiye bölgesinin tahliye tehdidiyle karşı karşıya olduğu bir dönemde attığını belirten Melaib, müzakere sürecine girilmesinin gerilimin o noktada durmasını sağladığını savundu.
Melaib, müzakere sürecine girilmesinin gerilimin daha fazla tırmanmasını engellediğini savunarak, müzakerenin dar anlamda bir seçenek değil, mevcut aşamada alternatifi bulunmayan bir süreç olduğunu ifade etti.
Bölgesel gelişmeleri de değerlendiren Melaib, ABD'nin Akdeniz kıyısında İran'ın askeri nüfuzunun bulunmasını istemediğini ve bu nüfuzun, İsrail tarafından Hizbullah'ın yenilgiye uğratılması yoluyla sona erdirilmesinin ABD'nin kararı olduğunu belirtti
Melaib, ABD'nin himayesinde müzakere masasına oturulmasının akıllıca, hızlı ve net bir karar olduğunu öne sürdü.
İsrail'in Lübnan topraklarından tamamen çekilmesinin, silahlı direnişin sürdürülmesini savunan güçlerin kullandığı gerekçeyi ortadan kaldıracağını savunan Melaib, bunun Lübnan devletinin silahları kendi kurumlarının elinde toplamak için çalışma yürütmesine imkan sağlayacağını söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın daha önce İsrail’in Lübnan’ın güneyinden ve Suriye’nin güneyinden çekilmesi gerektiğine ilişkin açıklamalarına işaret eden Melaib, Lübnan'ın İsrail’in çekilmesini sağlama konusunda ABD’nin İsrail üzerindeki baskısına güvendiğini ifade etti.
İsrail'in Lübnan'daki saldırıları ve ateşkes süreci
İsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.
Lübnan hükümeti bu sürede, ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.
Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkes daha sonra birkaç kez uzatılmıştı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, son açıklamasında, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda 4 bin 335 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmişti.
Öte yandan Washington'da İsrail ile Lübnan arasında yürütülen doğrudan müzakerelerin 5. turunun ardından ise 26 Haziran'da Lübnan ve İsrail arasında çerçeve anlaşması imzalanmıştı.
İsrail ordusunun ateşkes ve çerçeve anlaşmasına rağmen Lübnan'a yönelik saldırıları sürerken, Lübnan ile İsrail arasında ABD arabuluculuğunda yürütülen doğrudan müzakerelerin 7. turu, 4-6 Ağustos'ta İtalya'nın başkenti Roma'da yapılmıştı.