PORTRE - Doğu ile Batı arasında fikir köprüsü kuran mütefekkir: Cemil Meriç
İstanbul — Kendisine has üslubu ve temiz Türkçesiyle dikkati çeken Meriç'in çeviri ve makaleleri başta İnsan, Amaç, 19. Asır, Gün, Yeni İnsan, Hisar, Hareket, Yirminci Asır, Türk Edebiyatı, Kubbealtı Akademi, Köprü ve Gerçek olmak üzere 40 kadar derginin yanı sıra Yeni Devir ve Orta Doğu gazeteleriyle ansiklopedilerde okuyucuyla buluştu - Yazarın kütüphanesindeki her biri eşsiz 300 Osmanlıca eser, başta araştırmacılar olmak üzere insanlığın istifadesine sunulmak üzere, kızı Prof. Dr. Ümit Meriç tarafından Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi'ne bağışlandı
İstanbul Haberleri — AİŞE HÜMEYRA AKGÜN - Muhteşem bir geçmişi, muhteşem bir geleceğe bağlayan bir köprü olmak isterdim. Kelimeden, sevgiden bir köprü... ifadelerini kullanan yazar, çevirmen ve mütefekkir Cemil Meriç'in vefatının ardından 39 yıl geçti.
Fikir adamı olmanın ötesinde toplumsal meselelere dair çözümlemeler geliştirme çabası içerisinde olan Meriç, incelediği her konuya farklı bir bakış açısı getirerek dikkati çekti.
Birinci Balkan Savaşı sürerken 1912'de Meriç nehri yakınlarındaki Dimetoka'dan Hatay'a göçen bir ailenin çocuğu olan Hüseyin Cemil Meriç, 12 Aralık 1916'da Reyhanlı ilçesinde dünyaya geldi.
Meriç'in kişiliğinde, ailesindeki göçmenlik psikolojisinin, doğduğu, çocukluğunu ve gençliğini içinde geçirdiği Hatay'ın özel siyasi, kültürel ve sosyal yapısı etkili oldu.
İlahiyatçı ve yazar Prof. Dr. Emin Işık, yaptığı bir açıklamada, Meriç'in fikri yapısının oluşmasında bir ucu Balkanlara, diğer ucu Kafkaslara dayanan bir ailede doğmasının ve gençliğini Fransız işgalindeki Hatay'da geçirmesinin etkili olduğunu ifade etmişti.
- Okumayı 4 yaşında öğrendi
Okumayı 4 yaşında söken Meriç, ilk ve orta öğrenimini Arapça, Fransızca dillerinin yanı sıra Kur'an-ı Kerim, tecvid ve ahlak eğitimi de aldığı Reyhanlı Rüştiyesi'nde tamamladı. Ardından Fransız idaresindeki Antakya'ya giderek Fransız eğitim sistemi uygulayan Antakya Sultanisi'nde okudu.
Cemil Meriç, Benim üniversitem dediği lisede, Fransız ve Türk hocalardan özel dersler alırken, Ali İlmi Fani'nin kılavuzluğunda divan edebiyatını keşfetti. Gençlik senelerinde dünya klasikleri arasına girmiş Fyodor Dostoyevski'nin Suç ve Ceza ile Alexandre Dumas'ın Saray ve Entrikalarının aralarında bulunduğu birçok kitaptan etkilendi.
Geç Kalmış Bir Muhasebe başlıklı ilk yazısı 1933'te yerel Yenigün gazetesinde yayımlanan Meriç, 1936'da Nurullah Ataç ve Reşat Ekrem Koçu'nun da öğretmenlik yaptığı İstanbul'daki Pertevniyal Lisesi'ne geçti.
Meriç, kaleme aldığı bir yazıda bazı hocalarını eleştirdiği için 12. sınıfta liseden ayrılmak zorunda kalırken, aynı yıl Nazım Hikmet ve Kerim Sadi ile tanıştı.
Geçim sıkıntısı nedeniyle 1937'de gittiği İskenderun'un Haymaseki Köyü'nde 9 ay öğretmenlik yapan yazar, daha sonra sınavla girdiği İskenderun Tercüme Bürosuna reis muavini oldu.
Unutulmaz edebiyatçı, ilk şiirlerini Fırsat Yoksulu mahlasıyla Tarık Mümtaz'ın çıkardığı Karagöz adlı dergide yayımladı. Ardından Fransız işgaline karşı yazılmış Unutma ve Affetme Türk Genci adlı yazıyı Yıldız gazetesi için kaleme aldı.
- Birçok okulda öğretmenlik yaptı
Cemil Meriç, 1938'de çeşitli geçici işlerde çalıştı. Hatay hükümetini devirmek iddiasıyla 1939'da tutuklanan yazar, Antakya'ya götürüldü. İdam talebiyle yargılanan Meriç, yaklaşık 3 ay sonra beraat etti ve Hatay aynı yıl 29 Haziran'da Türkiye'ye katıldı.
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümüne 1940'ta başlayan yazar, üniversiteden çok kütüphanelere gittiği için bu bölümü bitiremedi.
Meriç'in yazıları 1941'den itibaren İnsan, Yücel, Gün ve Ayın Bibliyografyası dergilerinde yayımlandı.
Başarılı yazar, 1942'de Fevziye Menteşeoğlu ile evlendi, bu evlilikten oğulları Mahmut Ali ile kızları Ümit dünyaya geldi.
İlk çeviri kitabı Balzac'ın Altın Gözlü Kız romanı 1943'te yayımlanan Meriç, burslu kabul edildiği İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Fransız Filolojisi Bölümünü 1944'te tamamladı.
Usta edebiyatçı, 1944-1974'te Elazığ Lisesi ve İstanbul Işık Lisesi'nde öğretmenlik, İstanbul Üniversitesi'nde Fransızca okutmanlığı yaptı.
Gözleri 1954'te zayıflayan ve başarısız göz ameliyatlarının ardından 1955'te görme yetisini tamamen yitiren Meriç, yaşamı üzerinde en önemli etkiyi bırakan bu olayı, Yeryüzü için kapanan gözler, gökyüzü için açılır. sözleriyle anlatmıştı.
Meriç daha sonra çevresindekilere okuttuğu Fransızca ve İngilizce metinleri sözlü olarak çevirip yardımcılarına yazdırdı, basılmamış Fransızca grameri hazırladı, dikte etmek suretiyle makaleler yazmaya devam etti.
- İletişim Yayınlarının çıkardığı Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisine makaleler yazdı
Meriç'in Doğu medeniyetlerine önyargıları yıkmayı amaçlayan ve dört yıllık bir çalışmanın sonucu olarak ortaya çıkan ilk telif kitabı Hint Edebiyatı, 1964'te yayımlandı ve eser daha sonra Bir Dünyanın Eşiğinde başlığıyla iki kez daha basıldı.
Batı düşüncesinin önemli bir yönünü aydınlatmayı amaçlayan Meriç'in Saint Simon-İlk Sosyolog İlk Sosyalist eseri, 1967'de okurla buluşurken, yazı ve çevirileri 1965-1973'te çeşitli dergilerde yayımlandı.
Hisar dergisinde Fildişi Kuleden başlığıyla denemeler kaleme alan yazar, Bu sayfalarda hayatımın bütünü yani bütün sevgilerim, kinlerim, tecrübelerim var. Bana öyle geliyor ki hayat denen mülakata bu kitabı yazmak için geldim; etimin eti, kemiğimin kemiği. dediği Bu Ülke kitabını 1974'te yayımladı. Aynı yıl medeniyet kavramını tartıştığı Umrandan Uygarlığa adlı eseri okurla buluşturdu.
Usta yazar, yarı derleme, yarı telif Bir Facianın Hikayesi adlı eserinde yakın tarihi ele aldı ve İletişim Yayınlarının çıkardığı Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisine makaleler yazdı.
Eşi Fevziye Hanım'ı 1983'te kaybeden, aynı yıl beyin kanaması geçirerek sol tarafına felç inen Meriç'in sağlığında basılan son eserleri Işık Doğudan Gelir ile Kültürden İrfana oldu.
Kendisine has üslubu ve temiz Türkçesiyle dikkati çeken Meriç'in çeviri ve makaleleri başta İnsan, Amaç, 19. Asır, Gün, Yeni İnsan, Hisar, Hareket, Yirminci Asır, Türk Edebiyatı, Kubbealtı Akademi, Köprü ve Gerçek olmak üzere 40 kadar derginin yanı sıra Yeni Devir ve Orta Doğu gazeteleriyle ansiklopedilerde okuyucuyla buluştu.
- 2015'te Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne layık görüldü
Cemil Meriç, Umrandan Uygarlığa kitabıyla 1974'te, Kırk Ambar kitabıyla 1980'de Türkiye Milli Kültür Vakfı Armağanı'nı alırken, Türkiye Yazarlar Birliğinin Üstün Hizmet Ödülü'nü 1981'de Mehmet Kaplan ve Emin Bilgiç ile paylaştı.
Kayseri Sanatçılar Derneğinden 1982'de inceleme, 1986'da ise fikir dalında ödül kazanan mütefekkir, 2015'te de Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne layık görüldü.
Yazarın kütüphanesindeki her biri eşsiz 300 Osmanlıca eser, başta araştırmacılar olmak üzere insanlığın istifadesine sunulmak üzere, kızı Prof. Dr. Ümit Meriç tarafından Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi'ne bağışlandı.
Cemil Meriç, başta dil, tarih, edebiyat, felsefe ve sosyoloji olmak üzere sosyal bilimlerin birçok alanında araştırma yaparak yazılar yazdı.
Üslup sahibi büyük düşünür ve yazarlar olarak Muallim Naci'yi, Süleyman Nazif'i, Refik Halid'i ve Peyami Safa'yı sayan Meriç, kendi üslubunu en çok etkileyenin ve üslupta kendine usta kabul ettiği kişinin Süleyman Nazif olduğunu söyleyerek, Amacım, yazarı okuyucusundan ayıran bütün engelleri yıkmak, sesimi bütün hiziplere duyurmak. Şuurun, tarihin, ilmin sesini... Öyle bir ifade yaratmak istiyorum ki Türk insanının uyuyan şuuruna bir alev, mızrak gibi saplansın. demişti.
- Meriç'in eserleri
Kendimizi tanımak, irfanın varabileceği en yüksek merhale. sözünü pratik olarak bütün hayatına işleyen Cemil Meriç, deneme, inceleme dalında Hint Edebiyatı (Bir Dünyanın Eşiğinde), Saint Simon-İlk Sosyolog İlk Sosyalist, İdeoloji, Bu Ülke, Umrandan Uygarlığa, Mağaradakiler, Kırk Ambar, Bir Facianın Hikayesi, Işık Doğudan Gelir, Kültürden İrfana, Jurnal I-II, Sosyoloji Notları ve Konferanslar eserlerini kaleme aldı.
Yazar ayrıca On Üçlerin Romanı-Altın Gözlü Kız, Otuzundaki Kadın, Onüçlerin Romanı-Ferragus, Kibar Fahişelerin İhtişam ve Sefaleti, Hernani, Marion de Lorme, Ziya Gökalp Türk Milliyetçiliğinin Temelleri, Köprüden Düşenler, Dillerin Yapısı ve Gelişmesi (Berke Vardar ile birlikte) ve İslam'ın Mirası-Batıyı Büyüleyen İslam adlı eserlerin çevirisine imza attı.
Cemil Meriç'in eserleri, aradan geçen yıllara rağmen üniversitelerde, düşünce kulüplerinde ve entelektüel çevrelerde okunmaya devam ediyor. Özellikle Bu Ülke, Mağaradakiler ve Kırk Ambar adlı eserleri, Türk düşünce hayatının temel kaynakları arasında gösteriliyor.
Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde bulunan doğduğu ev Cemil Meriç Kültür Evi olarak hizmet verirken, Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde Meriç'in adına kütüphane, kültür merkezi ve düşünce programları düzenleniyor.
Meriç'in öğrencisi Türkolog, edebiyat araştırmacısı ve yazar Halil Açıkgöz, kaleme aldığı bir yazıda şunları anlatmıştı:
Cemil Meriç, her şeyden önce, gıdası düşünce olan adamdı. Başlıca gayesi doğru düşünmek, kendisinden önce söylenmiş hakikatleri bir daha yoklamak, düşünce planında insanlığın yaşadığı macerayı bütünüyle kucaklamağa çalışmak, iki asırdır karşılaştığımız meseleleri tespit etmek, bu sıkıntı ve acılara çareler göstermek... Türklüğe ve insanlığa düşünce yoluyla hizmet etmekti. Tabiatıyla Cemil Meriç, kalemi kılıç gibi kullanan bir fikir mücahidi şahsiyetiyle karşımıza çıkmaktadır.
13 Haziran 1987'de, 71 yaşında hayata veda eden Cemil Meriç'in cenazesi, Karacaahmet Mezarlığı'nda eşinin yanında toprağa verildi.