SBÜ'ye bağlı tıp fakülteleri sağlık eğitiminin geleceği için Yalova'da buluştu
Yalova — Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın: - Sağlık altyapısının son 25 yıldaki muhteşem dönüşümünün üzerine mutlaka diğer değerleri eklemesi lazım. Sağlıkta üreten bir teknolojinin sağlığa gelmesi lazım - Bir vatandaşın yılda 28 kez hekime gitmesinin nedenini, o nedenin içerisinde eğitim aşamasından başlayarak mezun ettiğimiz doktora, hastanemize ait bir neden varsa bunu bulup düzeltmemiz lazım
Yalova Haberleri — SITKI YILDIZ - Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, Sağlık altyapısının son 25 yıldaki muhteşem dönüşümünün üzerine mutlaka diğer değerleri eklemesi lazım. Sağlıkta üreten bir teknolojinin sağlığa gelmesi lazım. dedi.
SBÜ'ye bağlı, 6'sı yurt dışından olmak üzere toplam 15 fakültenin dekanı, dekan yardımcıları ve üniversite rektörleri, Termal ilçesindeki Sağlık Bakanlığına ait Termal Kaplıca İşletmesi'nde iki gün süren toplantıya katıldı.
Türkiye başta olmak üzere eğitim verilen ülkelerde yaşanan sağlık sorunları, eğitim ve sonrasındaki gelişmeler üzerine yapılan toplantıdan elde edilecek sonuçların, sağlıktaki sorunların çözümüne katkı sunması amaçlanıyor.
SBÜ Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, AA muhabirine, Türkiye'de 9, yurt dışında 6 olmak üzere 15 tıp fakültesinde eğitim veren bir üniversite olduklarını ifade etti.
Sağlık eğitimi veren SBÜ'nün bu nedenle üzerine yükümlülük düştüğüne vurgu yapan Aydın, Bu yükümlülükle tıp eğitimini ve diğer sağlık bilim alanlarını tartışması lazım ve güne uyarlanması lazım. Hem Çobanbey'de hem Bosna Hersek'te, Buhara'da, Semerkant'ta hem de Erzurum, Trabzon, Adana, Bursa, Kayseri, Ankara ve İstanbul'daki tıp fakültelerimizde bu eğitimi tartışmamız gerekiyor. diye konuştu.
Bu beyin fırtınası dedikleri ortamı sağlamamız gerekiyordu
Toplantıda, lisans, mezuniyet öncesi ve sonrası, klinik eğitimler ile tıpta uzmanlık sınavı, kalite, akreditasyon, askeri öğrencilerin eğitimi ve çekirdek eğitim programı konularında tartışarak Türkiye'ye bir sonuç raporu vermek istediklerine vurgu yapan Aydın, şöyle devam etti:
Türkiye'nin tüm bölgelerinden tıp fakülteleri olan üniversiteyiz. Aynı zamanda Özbekistan'dan, Suriye'den Balkanlar'a kadar tıp fakültelerimiz var. Bir de dünya normlarını görebilen bir tabloyuz. Sonuçta, mezun ettiğimiz bir tıp öğrencisinin hangi donanımla, hangi bilgi ve birikim düzeyiyle mezun olması gerektiğini, mezun olurken hekimlik mesleğinin etik normları çerçevesinde hasta-hekim ilişkisinde insani ve manevi yaklaşımın ne ölçüde ön planda olması gerektiğini ele alıyoruz. Bu değerlendirmeler sonucunda ortaya çıkacak kararları bir bildirge haline getirerek hem TÜBA'ya hem YÖK'e hem de tıp fakültesi bulunan üniversitelerin rektörlerine ileteceğiz. Daha sonra da diş, eczacılık, ebelik, hemşirelik ve sağlık bilimlerinde de bu süreç sürecek.
Yerli ve milli tıp eğitim modelinin Türkiye'ye kazandırılması hedefleniyor
İki gün süren toplantıda çok güzel fikirlerin ortaya çıktığını belirten Aydın, bunlardan birinin SGK'nin MEDULA ile Sağlık Bakanlığının MHRS sistemleri üzerinden hangi hastalıkların daha yaygın görüldüğünün, reçeteleme ve tedavi uygulamalarındaki doğruluk oranlarının analiz edilmesi olduğunu aktardı.
Aydın, şunları kaydetti:
Ona göre de uluslararası normlar çerçevesinde, yerli ve milli bir tıp eğitimini hem Türkiye'de hem de Adriyatik'ten Çin'e kadar eğitim verdiğimiz coğrafyada hayata geçirmek istiyoruz. Örneğin Suriye'nin Çobanbey bölgesindeki tıp eğitimimizin müfredatı o bölgenin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmeli. Benzer şekilde Özbekistan'ın Buhara, Semerkant ve Urgenç kentleri ile Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'teki tıp eğitimi de o ülkelerin kendi değerleri ve mevcut sağlık gerçeklikleri esas alınarak oluşturulmalı.
Öte yandan Balkanlar'a giderek Bosna Hersek'teki Uluslararası Saraybosna Üniversitesi ile yürüttüğümüz ortak eğitim programı kapsamında, bölgenin ihtiyaçlarını, normlarını ve kendi değerleri çerçevesinde nasıl bir tıp eğitimi verilmesi gerektiğini değerlendirdiğimiz bir süreçten geçtik. Bu süreçte öğretim üyelerimiz, dekanlarımız ve dekan yardımcılarımızın yanı sıra görüşlerine başvurduğumuz birçok uzmanı da çevrim içi toplantılarla sürece dahil ederek ortak bir sonuca ulaştık. Önümüzdeki hafta hazırladığımız sonuç bildirgesini Türkiye'deki ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşacağız.
Sağlıkta üreten bir teknolojinin sağlığa gelmesi lazım
Uluslararası alanda tıp eğitimi verdikleri öğrencileri bulundukları yerlerde bir nevi büyükelçi olarak gördüklerini sözlerine ekleyen Aydın, konuşmasını şöyle sürdürdü:
Bunlar Türkiye'ye de gelip eğitimlerini aldıkları için sonuçta kendi ülkesinde de hastanın gidebileceği yönlendirme ve burada kurduğu bağla gönderebileceği hastane altyapısı da oluşmuş oluyor. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Özbekistan'ın Buhara'sında 70 tıp doktorunu mezun ettik ve Özbekistan'da çalışıyorlar. Gelecek yıl Çobanbey'de mezun edeceğiz.
Sağlık altyapısının son 25 yıldaki muhteşem dönüşümünün üzerine mutlaka diğer değerleri eklemesi lazım. Sağlıkta üreten bir teknolojinin sağlığa gelmesi lazım. Diğer taraftan sağlık turizmi üzerinde payını almak zorunda. Belirli bir noktaya geldi ama daha fazlasını hak ediyor bu ülke. Hem doktor bilgi birikimi, doktorluk yeteneği hem de sağlığın fiziksel ve teçhizat altyapısı çok daha fazlası. Diğer taraftan uluslararası klinik araştırmalarının Türkiye'ye çekilerek dünya pastasından daha büyük bir pay alması gerekiyor. Özellikle aşı ve kanser gibi zor hastalıklarda Türkiye'nin başka bir evrime geçmesi lazım. Geldiği noktayı biraz daha değiştirmesi lazım.
Sağlık altyapısıyla gelişen ve değişen Türkiye'nin sağlıkta devrim yaptığına vurgu yapan Aydın, buna rağmen MHRS gibi konularda hala hastanın memnuniyetinin az olduğu gerçeğiyle karşı karşıya olduklarını ifade etti.
Sağlık hizmet beklentisi ve devletin sağlık sunumunu vatandaşıyla tartışması gerektiğine inandığını da anlatan Aydın, Bir vatandaşın yılda 28 kez hekime gitmesinin nedenini, o nedenin içerisinde eğitim aşamasından başlayarak mezun ettiğimiz doktora, hastanemize ait bir neden varsa bunu bulup düzeltmemiz lazım. Sonra da vatandaşımızın yılda 28, 30, 50 defa hastaneye gidip sağlık hizmet talebini tartışmamız lazım. Yoksa bugünkü süreç yönetilebilir bir sürece gitmiyor. diye konuştu.