Sosyal medya kullanıcıları denetim istiyor ancak aynı hassasiyeti göstermiyor

TAKİP ET

Samsun — OMÜ İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Onur Şen tarafından yürütülen Sosyal Ağ Sitelerinin Türkiye Dijital İletişim Ekosisteminde Konumlanması: Yükselen Kullanıcının Aktif Katılımı isimli çalışmada, görüşülen 650 kişiden yüzde 74,8'inin sosyal ağların denetlenmesini beklediği ancak aynı hassasiyeti kendilerinin göstermediği belirlendi - Dr. Onur Şen: - Kullanıcılar kişisel güvenlikleri söz konusu olduğunda, tehdit yaşadıklarında, yanlış bilgiyi fark etse de bununla ilgili bir düzeltme çabasına girmiyor. Yani, 'Bunu görüyorum' diyor ancak düzeltici bir faaliyette bulunmak istemiyor

Samsun Haberleri — VEYSEL ALTUN - Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Onur Şen tarafından yapılan araştırmada, sosyal medya kullanıcılarının paylaşımların denetlenmesini istediği ancak kendi paylaşımlarında aynı hassasiyeti göstermediği ortaya çıktı.

Şen, Sosyal Ağ Sitelerinin Türkiye Dijital İletişim Ekosisteminde Konumlanması: Yükselen Kullanıcının Aktif Katılımı isimli doktora tezinde, Samsun'da 18-65 yaş aralığındaki 650 katılımcıya ulaştı.

Çalışmada sosyal medya kullanıcılarının yüzde 74,8'inin sosyal ağların denetlenmesini beklediği ancak aynı hassasiyeti kendilerinin göstermediği belirlendi.

Şen, AA muhabirine, sosyal medyada siber zorbalık, nefret söylemi, dezenformasyon, kişilik haklarının ve özel hayatın gizliliğinin ihlali, telif hakları gibi sorunlarla karşılaşıldığını söyledi.

Türkiye'de 2020 yılında ilgili kanunda yapılan değişiklikle sosyal ağların denetlenmesi ve düzenlenmesine başlandığını belirten Şen, denetleme ve düzenleme tartışmalarına neden olan konularda kullanıcıların ne düşündüğünü, ne beklediğini ortaya koymak istediklerini anlattı.

Kullanıcıların sosyal ağlardaki davranışlarını ölçtüklerini dile getiren Şen, şöyle devam etti:

Elde edilen sonuçlara göre kullanıcıların yüzde 75'e yakını sosyal ağların denetlenmesi ve düzenlenmesini bekliyor. Kullanıcılar kaynaklarına dikkat ediyor mu, karşılaştıkları tehditlere karşı savunma mekanizması geliştirebiliyor mu, bunlara baktık. Bunların içinde siber zorbalık, nefret söylemi, yanlış bilginin yayılımı gibi unsurlar var. Dezenformasyon günümüzün en büyük tartışmalarından birini oluşturuyor. Kullanıcılar kişisel güvenlikleri söz konusu olduğunda, tehdit yaşadıklarında, yanlış bilgiyi fark etse de bununla ilgili bir düzeltme çabasına girmiyor. Yani, 'Bunu görüyorum' diyor ancak düzeltici bir faaliyette bulunmak istemiyor.

Kullanıcıların herhangi bir bilgiyi anlık olarak paylaşabildiğini ve bunun denetlemeye tabi olmadığına dikkati çeken Şen, Kahramanmaraş merkezli depremlerde bunu gördük. Bunun dışında farklı örnekler de karşımıza geliyor. Esasen önlemlerin yetersiz olduğunu görüyoruz ki devletler bunun için farklı önlemler alıyor. Türkiye'de, Türk Ceza Kanunu'na eklenen, 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' maddesiyle bunu önlemeye çalışıyoruz. ifadelerini kullandı.

Bazı sosyal medya uygulamalarının bilginin doğruluğunu tespit etmek amacıyla direkt kullanıcıya danıştığını vurgulayan Şen, şunları kaydetti:

Bazı siteler topluluk notlarını kullanıyor. Yani kullanıcılara da soruyor: 'Burada böyle bir iddia var, bu iddia doğru mu?' Eğer dijital medya okuryazarlık bilgisi kullanılabiliyorsa bu sorun minimize edilebiliyor. Bunlar yeterli mi diye düşündüğümüzde ise yeterli olmadığını söyleyebiliriz. Ne kadar mücadele edersek edelim, dijital okuryazarlık seviyesini yükseltmediğimiz sürece yanlış bilgiyle mücadele her zaman bir noktada tıkanacaktır. Bu çalışmayı Samsun'da gerçekleştirdik. Daha net veri ortaya konulabilmesi için Türkiye bağlamında gerçekleştirilmesini düşünüyoruz.

Dr. Onur Şen Ondokuz Mayıs Üniversitesi Samsun sosyal medya