TAGEV'den PISA 2025 araştırmasının sonuçlarına ilişkin değerlendirme

TAKİP ET

Ekonomi / Türkiye Aydın Gençler Eğitim Vakfı Başkanı Mirkan Aydın: - Bu tablo, elde edilen başarının geçici bir yükselişten ibaret olmadığını, uzun vadeli ve istikrarlı bir gelişimi yansıttığını gösteriyor

Ekonomi Haberleri : Türkiye Aydın Gençler Eğitim Vakfı (TAGEV) Başkanı Mirkan Aydın, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2025 araştırması sonuçlarının Türkiye adına son derece sevindirici ve umut verici bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.

Vakıftan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Aydın, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından 91 ülkenin katılımıyla gerçekleştirilen PISA 2025'in sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye'nin fen bilimleri, okuma becerileri ve matematik alanlarının tamamında belirgin bir gelişim kaydettiğini belirten Aydın, öğrencilerinin öğrendiklerini gerçek yaşamla ilişkilendirme, problem çözme ve eleştirel düşünme becerilerini ölçen söz konusu araştırmada elde edilen sonuçların, eğitim sisteminin geleceği açısından kıymetli olduğunu vurguladı.

PISA 2022 ile PISA 2025 arasındaki değişimde OECD ve dünya ortalamalarında genel bir düşüş yaşanırken, Türkiye'nin güçlü ve olumlu biçimde ayrıştığını gözlemlediklerini aktaran Aydın, şunları kaydetti:

Fen bilimlerinde puanımızı 18 puan artırarak, 494'e yükselttik ve 482 olan OECD ortalamasının 12 puan üzerine çıktık. Okuma becerilerinde 16 puanlık artışla 472 puana ulaşarak, 461 olan OECD ortalamasını 11 puan aştık. Matematikte ise 9 puanlık bir artışla 462'ye ulaştık ve 463 olan OECD ortalamasını yakaladık. Aynı dönemde OECD ülkelerinin ortalaması fen bilimlerinde 3, okuma becerilerinde 15 ve matematikte 9 puan gerilerken, Türkiye, OECD ülkeleri arasında her üç alanda birden performansını anlamlı düzeyde artıran tek ülke oldu. Araştırmaya katılan 91 ülke arasında bu başarıyı gösterebilen yalnızca 8 ülkeden biri olduk. Daha da önemlisi, 2015 ile 2025 yılları arasındaki dönemde üç temel alanda da kesintisiz artış sağlayan tek OECD ülkesi konumuna geldik. Bu tablo, elde edilen başarının geçici bir yükselişten ibaret olmadığını, uzun vadeli ve istikrarlı bir gelişimi yansıttığını gösteriyor.

- Uluslararası eğitim sistemleri arasındaki konumumuz güçlendi

Aydın, araştırmaya katılan ülke sayısının 81'den 91'e yükselmesine rağmen Türkiye'nin bütün alanlarda uluslararası sıralamasını geliştirdiğini, 38 OECD ülkesi arasında fen bilimlerinde 29'unculuktan 14'üncülüğe, okuma becerilerinde 30'unculuktan 13'üncülüğe, matematikte ise 32'ncilikten 23'üncülüğe yükseldiğini aktardı.

Araştırmaya katılan 91 ülke değerlendirildiğinde ise Türkiye'nin fen bilimlerinde 34'üncülükten 19'unculuğa, okuma becerilerinde 36'ncılıktan 18'inciliğe, matematikte 39'unculuktan 28'inciliğe çıktığına değinen Aydın, şu değerlendirmelerde bulundu:

Bu sonuçlar, yalnızca puanlarımızın değil, uluslararası eğitim sistemleri arasındaki konumumuzun da önemli ölçüde güçlendiğini ortaya koyuyor. PISA 2025 sonuçlarında bizleri özellikle memnun eden hususlardan biri, gelişimin yalnızca ortalama puanlarla sınırlı kalmaması. Bulgular, başarı piramidinin hem tabanında hem de üst basamaklarında eş zamanlı bir iyileşme yaşandığını gösteriyor. Temel yeterlik düzeyine ulaşan öğrenci oranımız fen bilimlerinde yüzde 80,5'e, okuma becerilerinde yüzde 75,9'a ve matematikte yüzde 64,3'e yükseldi. Fen bilimleri ve okuma becerilerinde bu oranlar OECD ortalamalarının üzerinde gerçekleşti. Karmaşık problemleri analiz edebilen üst düzey öğrenci oranımız, fen bilimlerinde yüzde 4'ten 7,4'e çıkarak, yüzde 7,2 olan OECD ortalamasını geride bıraktı. Üst düzey öğrenci oranı okumada yüzde 4,2'ye, matematikte ise yüzde 7,9'a ulaştı.

Aydın, Türkiye'nin OECD bünyesinde temel yeterlik düzeyinin altında kalan öğrenci oranını azaltırken, üst düzey performans gösteren öğrenci oranını da artırabilen iki ülkeden biri olduğunu belirterek, söz konusu durumun gelişmenin niteliğini göstermesi bakımından son derece önemli olduğunu bildirdi.

Eğitimde gerçek başarının yalnızca ortalama puanlarla ölçülemeyeceğine aktaran Aydın, bir eğitim sisteminin başarısının, sosyoekonomik şartları ne olursa olsun, her öğrencisine nitelikli eğitim imkanı sunabilmesiyle anlam kazandığını kaydederek, şu ifadeleri kullandı:

PISA 2025 verilerine göre, öğrencilerin ekonomik, sosyal ve kültürel durumlarının fen bilimleri başarısını açıklama oranı Türkiye'de yüzde 10,4 oldu. Bu oranın yüzde 11,6 seviyesindeki OECD ortalamasının altında kalması, sosyoekonomik faktörlerin öğrencilerimizin başarısı üzerindeki etkisinin görece daha sınırlı olduğunu gösteriyor. Türkiye, son PISA döngüsünde fen bilimleri alanında dezavantajlı öğrencilerinin puanını 17, avantajlı öğrencilerinin puanını ise 24 puan artırarak, her iki grupta da anlamlı performans artışı sağlayan tek OECD ülkesi oldu. Alt sosyoekonomik dilimde bulunmasına rağmen en üst başarı dilimine ulaşan akademik dirençli öğrencilerimizin oranı, fen bilimleri ve okuma becerilerinde yüzde 13'e, matematikte ise yüzde 11'e ulaştı. PISA 2025'in yeni nesil göstergeleri de öğrencilerimizin geleceğin dünyasına hazırlanması açısından önemli sonuçlar sundu. Türkiye, çevre bilimi alt ölçeğinde 494 puan alarak 480 olan OECD ortalamasını geride bıraktı ve 38 OECD ülkesi arasında 12. sırada yer aldı. Dijital dünyada öğrenme alanında ise 473 puanla 464 olan küresel ortalamanın üzerine çıksa da 500 olan OECD ortalamasının altında kaldı.

Aydın, araştırmanın günde 1-2 saat ev ödevi yapan öğrencilerin fen bilimlerinde daha yüksek başarı gösterdiğini, okulda eğlence amaçlı ekran kullanımının başarıyı olumsuz etkilediğini, okul dışındaki dengeli ekran kullanımının ise başarıyı desteklediğini ortaya koyduğunu aktardı.

Haklı bir gurur kaynağı

Zekanın çabayla geliştirilebileceğine inanan, gelişim odaklı zihniyete sahip öğrenci oranının Türkiye'de yüzde 71,5'e ulaşarak, yüzde 69,3 seviyesindeki OECD ortalamasını aştığını belirten Aydın, şu değerlendirmeleri yaptı:

PISA 2025 sonuçları, Türkiye'nin uzun yıllara dayanan eğitim vizyonunun, öğretmenlerimizin ve eğitim yöneticilerinin özverisinin, öğrencilerimizin emeğinin ve eğitime yapılan altyapı yatırımlarının somut bir kazanımı. Dünyanın önde gelen eğitim sistemlerinin dahi gerileme yaşadığı bir dönemde Türkiye'nin ortaya koyduğu bu yükseliş, ülkemiz adına haklı bir gurur kaynağı. Aynı zamanda, eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmeye ve temel becerileri toplumun bütün kesimlerine yaymaya yönelik çalışmaların önemini de bir kez daha gösteriyor. Ancak ulaştığımız noktayı yalnızca kutlanacak bir sonuç olarak değil, daha ileri hedeflere ulaşmak için önemli bir sorumluluk olarak da görüyorum. Sürdürülebilir başarı için matematik alanındaki gelişim ihtiyacımıza daha güçlü biçimde odaklanmalı, öğrencilerimizin dijital becerilerini OECD ortalamasının üzerine taşımalı ve temel yeterlik düzeyindeki öğrencilerimizin üst düzey düşünme becerisini geliştirecek nitelikli adımları kararlılıkla sürdürmeliyiz. Vakıf olarak, eğitim politikalarının bilimsel veriler ışığında geliştirilmesini, iyi örneklerin yaygınlaştırılmasını ve eğitimde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesini son derece önemsiyoruz.

TAGEV TAGEV Başkanı Mirkan Aydın