TBMM Başkanı Kurtulmuş, çağdaşlaşma ve Türk modernleşmesi konulu uluslararası sempozyumda konuştu:
Tbmm — Afrika'nın yoksul halklarının, yoksulluğundan nasıl kurtarılacağı Türkiye'nin meselesidir. Filistin'de, Gazze'de hakkın, hukukun nasıl sağlanacağı, barbar İsrail yönetiminin nasıl durdurulacağı Türkiye'nin meselesidir. Dünyanın her yerinde var olan ve artık insanlık için bir kabusa dönüşen çevre tahribatının ve iklim krizlerinin nasıl önleneceği Türkiye'nin meselesidir - Modernleşme başka bir şey, çağdaşlaşma başka bir şey, Batılılaşma bambaşka bir şeydir. Bunların hepsini birbirine karıştırarak ve Batı'yı gözümüzde büyük bir hedef gibi görüp ona öykünmeye çalışmak köklerimizden uzaklaşmaktır - Türkiye'nin aydınları olarak da bizim, milletimizin lehine olacak sözü geliştirirken insanlığın hayrına, faydasına olacak ortak sözü, ortak çabayı ve ortak teklifleri de geliştirmek mecburiyetindeyiz - Türkiye'nin önünde çok önemli bir imkanın, çok değerli bir tarihsel fırsatın olduğunu düşünüyorum. İnşallah bütün insanlığın hayrına olacak, her alanda adaleti ortaya koyacak, devlet yönetiminde nizamı ortaya koyarken insanların özgürlüğünü ıskalamayacak bir anlayışla dünyaya yeni sözleri söylemenin tam zamanı olduğu kanaatindeyim
Tbmm Haberleri — TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Afrika'nın yoksul halklarının, yoksulluğundan nasıl kurtarılacağı Türkiye'nin meselesidir. Filistin'de, Gazze'de hakkın, hukukun nasıl sağlanacağı, barbar İsrail yönetiminin nasıl durdurulacağı Türkiye'nin meselesidir. Dünyanın her yerinde var olan ve artık insanlık için bir kabusa dönüşen çevre tahribatının ve iklim krizlerinin nasıl önleneceği Türkiye'nin meselesidir. dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, kendi himayelerinde, Üsküdar Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSSAM) tarafından Hilton İstanbul Bomonti Otel'de düzenlenen Çağdaşlaşma: Küresel Karşılaştırmalar ve Alternatif Arayışlar Işığında Türk Modernleşmesi başlıklı uluslararası sempozyumun açılış programına katıldı.
Kurtulmuş, burada yaptığı konuşmada, Türkiye tarihinin en önemli meselelerinden olan modernleşmenin, çağdaşlaşmanın ve yeni perspektiflerin de işin içerisine alınarak değerlendirmelerin yapılacağı bu önemli sempozyumda emeği geçenleri tebrik ederek, programın hayırlı sonuçlar getirmesini diledi.
TBMM olarak üniversitelerle yapılan işbirlikleriyle fevkalade önemli, zengin sempozyumlar, toplantılar gerçekleştirdiklerini dile getiren Kurtulmuş, ÜSSAM ile ilk uluslararası sempozyumu ceditçilik hareketi konusunda düzenlediklerini hatırlattı.
Kurtulmuş, bugünkü ikinci sempozyumdan sonra üçüncü bir uluslararası sempozyumu yakın zamanda, Türkiye'de İslamcılık serüveni, İslamcılık fikrinin gelişimi ve bugünkü durumu konusunda yapacaklarını belirtti.
Türkiye'nin modernleşmesi meselesi, sadece bundan bir asır evvel tartıştığımız bir mesele olmanın çok ötesindedir. Artık modernleşme, çağdaşlaşma meselesi, Türkiye'de disiplinler arası bir çalışma halinde ele alınan oldukça önemli, oldukça aktif bilimsel çalışmaların yapıldığı bir alan haline dönüşmüştür diyen Kurtulmuş, bütün ülkelerin modernleşme sürecinin benzer sancıları yaşamakla birlikte birbirinden ayrı, bağımsız ve her birinin özgün bir yapıya sahip olduğuna işaret etti.
Nasıl olur da biz gelişmelere karşı kendimizin cevabını geliştirebilir, bu cevabın üzerinden de kendi milli kimliklerimiz üzerinde ayakta durabiliriz? sorusunun, geçmiş dönemlerde olduğu gibi bugün de sorulmaya devam ettiğini kaydeden Kurtulmuş, Artık 22. yüzyılın ufkunun yavaş yavaş görülmeye başlandığı bir dönemde, Türkiye olarak bizim de üzerimize düşen sorumluluk, hiç şüphesiz bu soruya doğru cevap vermektir, doğru bir yönelimin içerisinde olmaktır. Ezberlerin üzerinde giderek değil, karşıtlıklar, düşmanlıklar üzerinden tezler geliştirerek değil, gerçekten meseleyi anlayarak Türk modernleşmesinin nasıl yapıcı bir unsura dönüştürülebileceğinin üzerinde fikren yoğunlaşmaktır. ifadelerini kullandı.
Geçmişten alınacak en önemli dersin hiçbir milletin, başka bir milleti taklit ederek ayakta duramayacağı gerçeği olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, Modernleşmeyi bir mukallitlik serüveni olarak asla görmüyoruz, görmememiz gerektiğini düşünüyoruz. dedi.
Kurtulmuş, modernleşme konusunda özgün fikirlerin ortaya çıkarılması bakımından hem Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasında hem geniş anlamda Türk coğrafyasında büyük emekler verildiğini, büyük fikri mücadeleler yapıldığını dile getirdi.
Türk dünyasında, her birisi kendi alanında devrimci sayılabilecek büyük fikir adamlarının ortaya koyduğu ceditçilik hareketinin, önemli olduğunu, bugün de Türk dünyasına ve özellikle Türk dünyasının merkezi olan Türkiye'ye çok ciddi fikri katkılar sunduğunu belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti:
Yusuf Akçura'dan Musa Carullah Bigiyef'e, Zeki Velidi Togan'dan Ziya Gökalp'e kadar çok geniş coğrafyada bu fikirleri gündeme getirenlerin bugüne de söyleyecek taze sözleri olduğunu düşünüyorum. Şimdi bir asır geçtikten sonra bugün geldiğimiz noktada ise bir başka küresel gelişmeyle karşı karşıyayız. Modern değerler üzerinde kurulan, Batı'nın fikri ve medeni hakimiyeti üzerinde gerçekleşen bir asırlık bu uluslararası anlayış ve uluslararası sistem, bugün maalesef tam anlamıyla bir çöküşe geçmiştir. Modern değerler üzerine kurulan neredeyse dünyadaki bütün kurumların ya fonksiyonsuz hale geldiği ya tamamıyla yenilenme ihtiyacı içerisinde olduğu ya da miadını doldurduğu gerçektir. Hatta sadece kurumların değil, kavramların da kuralların da tartışıldığı yeni bir dönemin içerisine giriyoruz. En basitinden uluslararası alanda Batı medeniyetinin ürettiği en önemli kavramlardan birisi olan insan haklarının ne manaya geldiğini bugün çok derinden tartışıyoruz. Ayrıca kural bazlı bir uluslararası sistemin kurulması, devletlerin hepsinin egemenlikte eşit olduğu anlayışı üzerinde yeni bir dünyanın kurulmasının üzerinden çok yıllar geçti. Ama bugün geldiğimiz noktada ulusların egemenliği dediğimiz şey, güçlülerin istediğini egemen görüp istediğini egemen görmediği bir orman kanunun geçerli olduğu dünyaya evrildi. Modern değerler üzerinde ortaya konulan uluslararası sistemin bütün kurum ve kuralları, hatta daha ilerisini söyleyeyim terminolojisi, hak ile yeksan oldu. Bunlar artık günümüz meselelerini anlatamaz, anlayamaz ve çözüm bulamaz bir noktaya geldi.
Günümüzdeki modernleşme çabalarının aynı zamanda evrensel sonuçlar üretmekle yükümlü olduğunun altını çizen Kurtulmuş, Bugün artık hiçbir ulusun modernleşme, çağdaşlaşma meselesi tek başına kendisini ilgilendiren bir mesele olmanın çok ötesindedir. Mutlaka bunun için Türkiye'nin aydınları olarak da bizim, milletimizin lehine olacak sözü geliştirirken insanlığın hayrına, faydasına olacak ortak sözü, ortak çabayı ve ortak teklifleri de geliştirmek mecburiyetindeyiz. dedi.
Kurtulmuş, büyük bir tarihsel birikime sahip olan, fevkalade sancılı, zorlu bir modernleşme sürecini geçmişte bırakan Türkiye'nin aydınları olarak dünyaya ve insanlığa söyleyecek sözü, teklifi hazırlamak gerektiğini ifade ederek, şunları kaydetti:
Bu anlamda Türkiye'nin önünde çok önemli bir imkanın, çok değerli bir tarihsel fırsatın olduğunu düşünüyorum. İnşallah bütün insanlığın hayrına olacak, her alanda adaleti ortaya koyacak, devlet yönetiminde nizamı ortaya koyarken insanların özgürlüğünü ıskalamayacak bir anlayışla dünyaya yeni sözleri söylemenin tam zamanı olduğu kanaatindeyim. Çünkü artık mevcut şablonlarla, alışılmış terimlerle, alışılmış kurullar, kurallarla ve kurumlarla dünyanın bundan sonrasının doğru dürüst gitmesi mümkün değildir. Yoksa her gün gördüğümüz çatışmaların, krizlerin artarak devam etmesi kaçınılmazdır.
Dünyanın içinden geçtiği zor döneme de dikkati çeken Kurtulmuş, insanlık tarihi boyunca yaşanan açlık, kuraklık ve kıtlığın en önemli krizlerinin bu dönemde meydana geldiğini belirtti.
Kurtulmuş, çevre felaketlerinin de bütün dünya için zor ve hayati sorun haline geldiği dönemin içinde bulunulduğunu, bu kriz ve baskıların uluslararası göçmen krizini de etkilediğini kaydetti.
Bu krizleri alışılan sözlerle tanımlamanın veya bu krizlere alışılmış sözlerle çözüm bulmanın mümkün olmadığını dile getiren Kurtulmuş, Zaten öyle olmuş olsaydı insanlık bunların hepsine çözüm bulabilirdi. Şunu çok açık söyleyebiliriz ki bugün dünyada yaşadığımız doğal afetler dışındaki bütün sorunların tamamı, insan eliyle üretilmiş sorunlardır. Dolayısıyla insan eliyle üretilmiş bu sorunları çözecek olan da yine insanın niyeti, gayreti, fikri çabası ve ümit ederim ki bu gayretler sonucu ortaya koyduğu, teklifleriyle şekillenecek istikamettir. Bu anlamda şimdiye kadarki tecrübemizi en iyi şekilde değerlendirmemiz gerektiğini ifade etmek istiyorum. şeklinde konuştu.
Kurtulmuş, modernleşme ve çağdaşlaşma konusunda zaman zaman yapılan hatalara işaret ederken, bunların tekrarlanmaması, terminolojinin yerli yerinde kullanılması gerektiğini ifade etti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Modernleşme başka bir şey, çağdaşlaşma başka bir şey, Batılılaşma bambaşka bir şeydir. Bunların hepsini birbirine karıştırarak ve Batı'yı gözümüzde büyük bir hedef gibi görüp ona öykünmeye çalışmak köklerimizden uzaklaşmaktır. Biz bu anlamda köklerimizin üzerinde hem de 22. yüzyıla yakışır, yeni bir çıkış yapabilecek milli bir tecrübeye sahip olduğumuza inanıyorum. Kökü mazide olan atiyi kurabilmek Türkiye'nin ve Türk dünyasının fikirsel, zihni mücadelesine, kabiliyetine ve çabasına bağlıdır. Bunu ortaya koyabileceğimize böyle bir tecrübemizin olduğuna inanıyorum. ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet'e uzanan süreç içerisinde Türk modernleşmesinin en önemli alanlarından birisinin de demokrasi olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şöyle konuştu:
Demokrasiyi göz bebeğimiz gibi korumak mecburiyetindeyiz. Türkiye'nin, devletin milletle bütünleşme sürecinin en önemli göstergelerinden birisi demokrasi alanındaki ilerlememizdir. Evet çok kolay gelmedik bugüne, zorluklar içerisinde bu mücadele verildi. Türkiye'de darbelerin olduğu, başbakanların idam edildiği, hükümetlerin birkaç tane general istiyor diye düşürüldüğü dönemleri hep birlikte yaşadık. Hatta demokrasi ve siyaset alanı sadece elit bir grubun işi, onların sahip olduğu kendi özel alanları olarak görüldü, tanımlandı ve ne yazık ki nice büyük badirelerden bu şekilde geçilmiş oldu. Ama her zaman demokrasiye yöneldiğimizde esasında sadece demokratik kazanımlar elde etmedik. Demokrasiye yöneldiğimizde milletle devletin yaklaştığını, hatta demokrasinin gelişmesiyle birlikte milletle devletin bütünleşmeye başladığını gördük.
Kurtulmuş, Türkiye'nin modernleşme serüveni içerisinde en önemli araçlarından birisinin demokrasi olduğunu belirterek, Türk demokrasisinin dünya ölçeğinde örnek bir konuma getirilmesinin önemine işaret etti.
Dünya genelinde küresel sistem sorunu yaşandığının altını çizen Kurtulmuş, küresel sistem sorununun, kimin hiyerarşinin en üstüne oturacağı meselesi olmadığını, esas meselenin, hangi değerlerin en üste çıkarak insanlığa ışık saçacağı olduğunu vurguladı.
Kurtulmuş, adaleti esas alan, yaratılan bütün insanları yaratılışta eşit gören, dünyanın bütün milletlerini ekonomik, askeri ve siyasi gücünden uzak, birbirlerinin egemenlikte eşiti olarak gören bir anlayışın fiilen uygulanması ve bu anlayışın hiyerarşinin en üstünde olması gerektiğini söyledi.
- Devletle millet arasındaki bağları, köprüleri daha da kuvvetlendireceğiz
Daha önce büyük acıları, büyük savaşları ortaya çıkaran tutumların herhangi bir hükümetin uygulamasının yanlışı değil, dünyayı yöneten değerler sisteminin yanlışlığı olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Güce dayalı, hakkı esas almayan, hakkaniyeti esas almayan, kimin elinde güç varsa ona göre dünyanın tanımlandığı bir anlayış hiç şüphesiz bütün dünyayı da aynı şekilde acılar içerisinde bıraktı. Dolayısıyla yapacağımız iş açıktır. Türk modernleşmesini çok zengin bir birikimin üzerinde, büyük bir milli kimlik üzerinde güçlendireceğiz ve bu anlamda devletle millet arasındaki bağları, köprüleri daha da kuvvetlendireceğiz. şeklinde konuştu.
- Barbar İsrail yönetiminin nasıl durdurulacağı Türkiye'nin meselesidir
Türk milletinin kendisini, bütün insanlığın hayrına olan sözü söyleyen ve gayret eden bir millet olarak kabul ettiğini belirten Kurtulmuş, sözlerini şöyle tamamladı:
Afrika'nın yoksul halklarının, yoksulluğundan nasıl kurtarılacağı Türkiye'nin meselesidir. Filistin'de, Gazze'de hakkın, hukukun nasıl sağlanacağı, barbar İsrail yönetiminin nasıl durdurulacağı Türkiye'nin meselesidir. Dünyanın her yerinde var olan ve artık insanlık için bir kabusa dönüşen çevre tahribatının ve iklim krizlerinin nasıl önleneceği Türkiye'nin meselesidir. Türkiye'nin aydınlarının meselesidir. Bu çerçevede bu geniş kapsamda önümüze belki çok fazla ev ödevi koyacağız ama önce kendi içimizde köklerimize sağlam basarak, kökü mazide olan bir atiyi gerçekleştiren anlayışla yolumuza devam edeceğiz.