Türkiye ilan ettiği iki deniz milli parkıyla mavi sularda koruma hedefini büyütüyor

TAKİP ET

İstanbul / Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Mustafa Başkara: - Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege'nin deniz milli parkı ilan edilmesi, Türkiye'nin yalnızca kendi kara sularında değil, uluslararası hukuka uygun olarak kara sularının ötesindeki deniz yetki alanlarında da deniz çevresini koruma önceliğini yansıtması açısından büyük önem taşıyor - DEHUKAM Araştırmacısı Büşra Deniz: - Bir bölgenin deniz milli parkı ilan edilmesi, koruma sürecinin sadece bir adımı olup, bu ilanın ardından deniz biyoçeşitliliği envanterinin çıkarılması ve izlenmesi çalışmaları ivme kazanacaktır

İstanbul Haberleri : YEŞİM YÜKSEL - Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi (DEHUKAM) Müdürü Dr. Mustafa Başkara, Türkiye'de ilan edilen ilk deniz milli parklarının hem kendi kara sularında hem de kara sularının ötesindeki deniz yetki alanlarında deniz çevresini koruma önceliğini yansıttığını söyledi.

Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla 2 milyon 170 bin 603 hektar büyüklüğündeki Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı ile 174 bin 214 hektar büyüklüğündeki Kuzey Ege Deniz Milli Parkı koruma statüsüne alındı. Bu kapsamda Türkiye'nin ilk deniz milli parkları Fethiye-Kaş ile Kuzey Ege oldu.

DEHUKAM Müdürü Dr. Mustafa Başkara, Türkiye'nin deniz milli parklarının önemi ve kapsamına ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Deniz milli parkının Türkiye'deki tabiatın ve biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik politikalar geliştirilmesi amacıyla ilan edilen bir korunan alan statüsü olduğunu belirten Başkara, bir deniz alanının milli park ilan edilmesinin, Türkiye'nin deniz yetki alanlarında koruduğu deniz alanlarının uluslararası hukuka uygun olarak genişlemesi ve çevre denizlerine giderek daha fazla sahip çıkması anlamına geldiğini kaydetti.

Başkara, şöyle devam etti:

Bu statünün temel işlevleri arasında deniz biyoçeşitliliği envanterinin çıkarılması, korunması, izlenmesi ve sürdürülebilir kullanımının sağlanması bulunuyor. Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege'nin deniz milli parkı ilan edilmesi, Türkiye'nin yalnızca kendi kara sularında değil, uluslararası hukuka uygun olarak kara sularının ötesindeki deniz yetki alanlarında da deniz çevresini koruma önceliğini yansıtması açısından büyük önem taşıyor. Fethiye-Kaş bölgesinin 2013'te ilan edilen Finike Denizaltı Dağları Özel Çevre Koruma Bölgesi ile kısmen örtüşen yapısı ve her iki alanın Dünya Doğa Koruma Birliği (IUCN) tarafından tanımlanan Önemli Deniz Memelisi Alanları (IMMA) içinde kalması, bu bölgelerin seçilmesinde biyolojik zenginliğin kritik bir belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı'nın setase türleri için kritik öneme sahip habitatlara ev sahipliği yaptığını vurgulayan Başkara, bölgede başta deniz kaplumbağaları olmak üzere pek çok türün yuvalama ve beslenme alanları bulunduğunu, Akdeniz foku (Monachus monachus) gibi nesli tehlike altındaki türlerin doğal yaşam alanlarının da yer aldığını hatırlattı.

Kuzey Ege Deniz Milli Parkı'nın da özellikle setase türleri açısından yüksek ekolojik değere sahip olması nedeniyle koruma altına alınması gereken bölgeler arasında yer aldığına dikkati çeken Başkara, söz konusu alanın IUCN tarafından tanımlanan Önemli Deniz Memelisi Alanı (IMMA) ile örtüştüğüne değindi.

Başkara, bölgenin Akdeniz foku için barınma, dinlenme ve yavrulama açısından elverişli doğal mağara sistemleri, kıyı habitatları ve geniş deniz çayırları (Posidonia oceanica) ile karakterize edildiğini ve bu niteliklerin bölgenin setase türlerinin yanında tüm deniz ekosistemleri açısından da korunmasının gerekliliğini ortaya koyduğunu aktardı.

İklim değişikliğiyle mücadele güçleniyor

DEHUKAM Araştırmacısı Büşra Deniz de ilan edilen milli parkların denizel biyoçeşitliliğin ve habitatların korunması ile sürdürülebilir kullanımı için yürütülen çalışmalara büyük ivme kazandırdığını kaydetti.

Deniz ekosistemlerinin korunmasının, deniz suyu sıcaklığındaki artış, asitlenme ve aşırı hava olayları gibi iklim değişikliğinin etkilerine karşı ekosistemlerin uyum ve direnç kapasitesini güçlendirdiğinin altını çizen Deniz, bu yönüyle deniz milli parklarının yalnızca biyoçeşitlilik koruma araçları değil, aynı zamanda iklim değişikliğine uyum ve azaltım politikalarını destekleyen önemli doğa temelli çözümler olarak değerlendirildiğini vurguladı.

Dünyadaki başarılı deniz milli parkı uygulamalarından bahseden Deniz, Avustralya'daki Büyük Set Resifi Deniz Parkı ile ABD'deki Monterey Bay National Marine Sanctuary'yi bu alanda başta gelen örnekler olarak sıraladı.

Deniz alanları koruma altına alınırken, diğer deniz faaliyetleri açısından en önemli prensibin seyrüsefer serbestisinin etkilenmemesi için gerekli önlemlerin alınması olduğunu belirten Deniz, Denizel biyoçeşitliliğin sürdürülebilir kullanımı da hedefleniyor ve bu durum söz konusu bölgelerdeki deniz faaliyetlerinin tamamen durdurulmasından ziyade, doğayla uyumlu bir şekilde ve mevcut ekosistem gözetilerek sürdürüleceğini gösteriyor. diye konuştu.

Bir bölgenin deniz milli parkı ilan edilmesi sonrası atılacak adımlardan bahseden Deniz, şu değerlendirmelerde bulundu:

Bir bölgenin deniz milli parkı ilan edilmesi, koruma sürecinin sadece bir adımı olup, bu ilanın ardından deniz biyoçeşitliliği envanterinin çıkarılması ve izlenmesi çalışmaları ivme kazanacaktır. Bundan sonraki süreçte deniz milli parklarının yönetimi Tarım ve Orman Bakanlığı uhdesinde olacak ve Bakanlık bu süreci diğer ilgili bakanlıklarla yakın işbirliği içerisinde yürütecektir. Bu kurumlar arası eşgüdüm sayesinde biyoçeşitliliğin muhafazasına yönelik izleme faaliyetleri ve yönetim planları çok daha etkin ve bilimsel temellerle sürdürülebilecektir.

Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi (DEHUKAM) Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Mustafa Başkara DEHUKAM Araştırmacısı Büşra Deniz Deniz Milli Parkı Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı Kuzey Ege Deniz Mill