Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar, OVP'yi değerlendirdi

TAKİP ET

Ekonomi Haberleri : Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programa (OVP) ilişkin, OVP'de ihracat sigortalarının daha etkin kullanılmasına yönelik yaklaşımı da son derece önemli buluyoruz. Türkiye'nin ihracat hedeflerini büyütürken ihracatçılarımızın ticari ve politik risklere karşı korunması, firmalarımızın yeni pazarlara daha güvenli biçimde açılabilmesine ve rekabet güçlerinin artırılmasına katkı sağlayacaktır. dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programı açıkladı.

Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar, yaptığı değerlendirmede, açıklanan yeni OVP'nin Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık döneme ilişkin temel politika önceliklerini ve yol haritasını ortaya koyması bakımından büyük önem taşıdığını ifade etti.

Yaşar, Türkiye Sigorta Birliği olarak Program'a ilişkin ilk değerlendirmelerimizi paylaşırken dezenflasyon ve sürdürülebilir büyümenin yanı sıra yatırımların, üretimin ve ihracatın desteklenmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması, uzun vadeli tasarrufların artırılması, yeşil ve dijital dönüşüm ile ekonomik güvenlik ve dayanıklılığın güçlendirilmesinin temel politika eksenleri arasında yer almasını son derece önemli buluyoruz. ifadelerini kullandı.

Özellikle dayanıklılık kavramının OVP'de güçlü biçimde yer almasını sigorta sektörü açısından son derece kıymetli gördüklerini vurgulayan Yaşar, enerji ve su arz güvenliğinden tarımsal dayanıklılığa, stratejik sektörlerden afet risklerine kadar oldukça geniş bir risk alanından söz edildiğini belirtti. Sigortacılığın risklerin önceden yönetilmesi, ekonomik kayıpların paylaşılması ve kamu maliyesi üzerindeki yükün azaltılması yoluyla ekonomik ve toplumsal dayanıklılığın temel finansal araçlarından biri olduğunu kaydetti.

OVP'de ihracat sigortalarının daha etkin kullanılmasına yönelik yaklaşımı son derece önemli buluyoruz

Yaşar, 6 Şubat depremlerinin afet risklerinin ekonomik ve mali boyutunu en çarpıcı biçimde ortaya koyduğuna dikkati çekerek, bugün açıklanan verilere göre 2023-2026 döneminde, 2026 yılı fiyatlarıyla deprem harcamalarının 5,4 trilyon liraya (yaklaşık 104 milyar dolar), toplam harcamanın ise yaklaşık 116 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini ve 2027 yılında da yaklaşık 10 milyar dolarlık ilave harcama öngörüldüğünü bildirdi.

TSB Başkanı Yaşar, şunları kaydetti:

Bu rakamlar, afetlerin yalnızca insani ve sosyal sonuçlar doğurmadığını, aynı zamanda ülke ekonomisi ve kamu maliyesi açısından son derece büyük bir risk oluşturduğunu göstermektedir. Bu nedenle afet sonrasında kamu kaynaklarıyla kayıpların telafi edilmesinin yanında, afet öncesinde riski azaltan kentsel dönüşüm politikalarının hızlandırılması ve kalan riskin daha büyük bölümünün sigorta, reasürans ve sermaye piyasaları aracılığıyla paylaşılması gerektiğine inanıyoruz.

Zorunlu Afet Sigortası'nın kapsamının genişletilmesini de afetlere karşı finansal dayanıklılığın güçlendirilmesine yönelik bütüncül yaklaşımın önemli unsurlarından biri olarak değerlendiriyoruz. OVP'de ihracat sigortalarının daha etkin kullanılmasına yönelik yaklaşımı da son derece önemli buluyoruz. Türkiye'nin ihracat hedeflerini büyütürken ihracatçılarımızın ticari ve politik risklere karşı korunması, firmalarımızın yeni pazarlara daha güvenli biçimde açılabilmesine ve rekabet güçlerinin artırılmasına katkı sağlayacaktır.

Bu çerçevede sigorta sektörünün, ihracat politikasını tamamlayan tali bir unsur olarak değil, finansmanla birlikte ihracat politikalarının temel araçlarından biri olarak değerlendirilmesi gerektiğine inandıklarına değinen Yaşar, Programda banka dışı finansal kuruluşların geliştirilmesi ve finansmana erişimin kolaylaştırılmasına yönelik ortaya konulan yaklaşım, finansal sistemimizin derinleşmesi açısından da önem taşımaktadır. Türkiye'nin büyümesinin ağırlıklı olarak bankacılık sistemi üzerinden finanse edildiği yapıdan, sigorta, emeklilik, sermaye piyasaları ve diğer banka dışı finansal kuruluşların daha güçlü rol üstlendiği dengeli ve derinlikli bir finansal mimariye geçişi destekliyoruz. ifadelerini kullandı.

Sigorta sektörünün rolü giderek daha kritik hale gelmektedir

Yaşar, sigorta ve emeklilik sektörlerinin büyümesinin risklerin finansal sistem içinde daha geniş bir tabana yayılmasına katkı sağlarken aynı zamanda uzun vadeli fonların ekonomiye kazandırılmasını da mümkün kılacağını belirterek, OVP'de uzun vadeli tasarrufların teşvik edilmesine yönelik hedeflerin sigorta ve emeklilik sektörü açısından özel bir öneme sahip olduğunu düşündüklerini bildirdi.

Hayat sigortaları ve Bireysel Emeklilik Sistemi'nin büyümesinin yalnızca bireylerin geleceklerini güvence altına almalarına katkı sağlamadığını, aynı zamanda Türkiye ekonomisinin ihtiyaç duyduğu uzun vadeli yerli kaynakların oluşmasına ve sermaye piyasalarının derinleşmesine de destek verdiğine dikkati çeken Yaşar, tasarrufların artırılması ve uzun vadeye yönlendirilmesinin Türkiye'nin yatırımlarını daha güçlü bir yerli finansman tabanıyla destekleyebilmesi bakımından stratejik önem taşıdığını belirtti.

TSB Başkanı Yaşar, şu değerlendirmede bulundu:

Yenilenebilir enerji yatırımlarından enerji verimliliğine, iklim risklerinden yeni teknolojilere ve dijital altyapılara kadar dönüşümün beraberinde getirdiği yeni risklerin doğru şekilde yönetilmesinde sigorta sektörünün rolü giderek daha kritik hale gelmektedir. Sigorta, yalnızca gerçekleşen risklerin sonuçlarını karşılayan bir mekanizma değil; yatırımın önünü açan, finansmana erişimi destekleyen ve yatırımların sürdürülebilirliğini güvence altına alan stratejik bir araçtır.

Önümüzdeki dönemde sektör olarak enflasyon kaynaklı nominal prim artışından reel büyümeye, prim tutarından poliçe ve sigortalı sayısının artırılmasına, finansal gelirlerden sürdürülebilir teknik karlılığa ve sigorta penetrasyonunun yükseltilmesine daha fazla odaklanmamız gerekecektir. Türkiye'de sigortacılığın ekonomideki payının artırılması, koruma açığının azaltılması ve daha geniş kesimlerin sigorta güvencesine erişebilmesi, sektörümüzün önümüzdeki dönemdeki temel öncelikleri arasında yer alacaktır.

Sigorta sektörünün OVP'nin sonuçlarından yalnızca yararlanan bir sektör değil, Program'da ortaya konulan hedeflerin gerçekleşmesine doğrudan katkı sağlayabilecek stratejik sektörlerden biri olduğunu vurgulayan Yaşar, afetlerin kamu maliyesi üzerindeki yükünün azaltılmasından ihracatın güvence altına alınmasına, yatırımların korunmasından uzun vadeli tasarrufların artırılmasına, yeşil dönüşümün desteklenmesinden finansal sistemin derinleşmesine kadar çok geniş bir alanda sektörün üstlenebileceği önemli sorumlulukların bulunduğunu ifade etti.

2027-2029 dönemi Ahmet Yaşar Orta Vadeli Program OVP sigorta Türkiye Sigorta Birliği