UCM Başsavcısı'nın görevden alınması, İsrailli yetkililere yönelik soruşturmayı durdurmayacak
Dünya — İngiltere Sussex Üniversitesi emekli Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Profesörü Martin Shaw: - Filistin soruşturmasını ve Gazze suçlamalarını geriletmek isteyen dahili ve harici unsurlar, Han'ın gönderilmesi kararıyla daha da güçlendi - Kanada York Üniversitesi Osgoode Hall Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Heidi Matthews: - Görevden alma kararı, Mahkemenin çalışmalarını itibarsızlaştırmaya ve aksatmaya yönelik eşi görülmemiş siyasi çabalardan ayrı düşünülemez
Dünya Haberleri — SELMAN AKSÜNGER - Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han'ın görevden alınmasının İsrailli yetkililere yönelik soruşturmayı durdurmayacağı belirtildi.
Uzmanlar, UCM Başsavcısı Han'ın görevden alınması kararını, Mahkemenin bağımsızlığını tehlikeye atan siyasi bir adım olarak değerlendiriyor.
İngiltere Sussex Üniversitesi emekli Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Profesörü Martin Shaw ile Kanada York Üniversitesi Osgoode Hall Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Heidi Matthews, AA muhabirine yaptıkları değerlendirmede, ABD ve İsrail'in Mahkemeye yönelik baskılarının bu sürecin arka planında göz önünde bulundurulması gerektiğini, Han'ın görevden alınmasının başta Filistin soruşturması olmak üzere devam eden davaları zayıflatmak için bir zemin oluşturabileceği uyarısında bulundu.
Taraf Devletler Meclisinin (ASP) 24 Temmuz'da New York'ta düzenlenen özel oturumunda 125 üye ülkeden 82'sinin oyuyla Han görevden alınırken, Başsavcı'nın avukatları kararın usul yönünden adil olmadığını, müvekkillerinin kendilerini savunma fırsatı bulamadan görevden alındığını belirtiyor.
Prof. Martin Shaw, yaklaşık 25 yıldır faaliyette olan UCM'nin daha önce ağırlıklı olarak Afrikalı liderleri yargıladığını ve bu nedenle eleştirildiğini, son üç yılda Kerim Han döneminde tablonun değiştiğini söyledi.
Han'ın Gazze'deki soykırımın başlamasıyla İsrail ve Hamas'a yönelik soruşturmayı ilerlettiğini, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun yanı sıra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında da tutuklama kararı çıkarttığını hatırlatan Shaw, Mahkeme, son yıllarda Batılı devletler de dahil olmak üzere güçlü aktörlerin işlediği uluslararası suçları ciddiye alan bir kurum olarak çalışmaya başlamıştı. dedi.
Shaw, ASP'nin görevden alma gerekçesi olarak Han'ın kişisel davranışını gösterdiğini ancak Mahkemenin kendi görevlendirdiği yargıç panelinin Han'ı ciddi bir suistimalden mahkum edecek bulguya ulaşamadığını vurguladı.
Bunun siyasi bir karar olduğunu dile getiren Shaw, Kerim Han'ın avukatları dün bunun siyasetin bir yansıması olduğunu söyledi. Bence de bu, güçlü devletlerin siyasetinden başka bir şey değil. ifadelerini kullandı.
İsrail ve ABD, Mahkemeyi çökertmeye çalışıyor
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun geçen hafta Mahkemeye yönelik kampanyayı yeniden başlattığına işaret eden Shaw, İsrail ve ABD, Mahkemeyi çökertmeye çalışıyor. Bunu, bu krizin bir parçası olarak görmemek mümkün değil. diye konuştu.
Görevden alma kararının resmi olarak devam eden soruşturmayı ve suçlamaları değiştirmediğini aktaran Shaw, asıl endişesinin Mahkemenin bundan sonraki tutumu olduğunu kaydetti.
Yeni başsavcının, güçlü devletleri rahatsız edecek adımlar atması halinde kendisinin de görevden alınabileceğinin farkında olacağını dile getiren Shaw, Filistin soruşturmasını ve Gazze suçlamalarını geriletmek isteyen dahili ve harici unsurlar, Han'ın gönderilmesi kararıyla daha da güçlendi. değerlendirmesini yaptı.
24 yıllık tarihin en ciddi kurumsal krizi
Dr. Heidi Matthews, Han'ın görevden alınmasının UCM'nin 24 yıllık tarihindeki en ciddi kurumsal kriz olduğunu vurgulayarak, Han hakkında şikayette bulunan kişinin iddialarıyla bu iddiaları değerlendirme sürecinin ve Mahkemeye yönelik siyasi saldırıların birbirinden ayrı ele alınması gerektiğinin altını çizdi.
Han hakkındaki iddiaları ele alan ve bağımsız yargıçlardan oluşan panelin Han'ın görevini suistimal ettiğine ilişkin makul şüphenin ötesinde delil ve suçun oluştuğunu tespit etmesi için yeterli hukuki temel bulunmadığını, buna rağmen Taraf Devletler Meclisinin ihtilafları yok etmek için soruşturmayı detaylandırmak yerine doğrudan görevden alma oylamasına gittiğini anlatan Matthews, kararın Trump yönetiminin mahkemeye yönelik topyekün saldırısı bağlamında alındığını söyledi.
Rubio'nun UCM'ye yönelik alınan kararların hükümetin tamamını kapsayan bir kampanya olarak tanımladığını aktaran Matthews, Görevden alma kararı, Mahkemenin çalışmalarını itibarsızlaştırmaya ve aksatmaya yönelik eşi görülmemiş siyasi çabalardan ayrı düşünülemez. dedi.
Filistin soruşturması, Mahkemenin meşruiyet turnusolu
Netanyahu ve eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkındaki tutuklama kararlarının halen yürürlükte olduğunu belirten Matthews, yeni başsavcının kim olacağının ve bu sürecin de siyasi baskı altında yürütüleceğinin bilinmediğine işaret etti.
Geçen ay Darfur davasında sanık Abdullah Banda hakkındaki suçlamaların, başsavcının delillerin yetersizliğini öne sürmesi üzerine yargıçlarca geri çekilmesine izin verildiğini anımsatan Matthews, benzer bir gerekçenin Netanyahu ve Gallant davalarında da öne sürülebileceği uyarısında bulundu.
Filistin'deki durumun uluslararası ceza hukuku camiasında, Mahkemenin meşruiyetinin bir turnusol testi olarak görüldüğünü dile getiren Matthews, aynı soruşturma kapsamında Hamas liderleri hakkında da üç tutuklama kararı çıkarıldığını ancak bu kişilerin İsrail tarafından öldürülmesi nedeniyle davaların ilerlemediğini kaydetti.
Matthews, Yeni başsavcı bu soruşturmayı terk ederse, Mahkemenin Batılı devletler ya da müttefikleri tarafından işlenen suçlara ciddi şekilde eğilme kapasitesi açısından kritik bir dönüm noktasında olacağız. değerlendirmesinde bulundu.