Üniversite tercih festivali TercihFest'26 zirve konuşmalarıyla devam etti
İstanbul / Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş: - Bugün bulunduğunuz kavşakta bir tercih yapmak durumundasınız. Çabanız, gayretiniz, bugüne kadarki tecrübeniz, yaşadıklarınız, aldığınız eğitim ile bütün bunların neticesinde, bugün bu kavşakta hayata atılırken önemli bir kararla ve elinizde bulunan imkanlarla hayatın belirli bir mecrasına yönlendirileceksiniz - UNESCO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Gülnur Aybet: - Örneklerin hepsinde yapay zeka bilgiyle çalışıyor. Kararları ise hala insanlar veriyor ve doğru kararlar verebilmek insanları anlamayı gerektiriyor. İşte bu yüzden sosyal bilimler daha az değil, tam tersine her zamankinden daha önemli bir hale geliyor
İstanbul Haberleri : İbn Haldun Üniversitesi (İHÜ) tarafından bu yıl dokuzuncusu düzenlenen üniversite tercih festivali TercihFest'26, zirve konuşmaları ile devam etti.
Türkiye'nin 53 şehri ve 308 nitelikli lisesinden 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nda (YKS-2026) başarı gösteren 716 üniversite adayı, Başakşehir'deki İHÜ Külliyesi'nde alanında lider isimlerle bir araya geldi.
Festival kapsamında düzenlenen oturuma katılan Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş ve Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Daimi Temsilcisi Büyükelçi Prof. Dr. Gülnur Aybet, gençlerle tecrübelerini ve gelecek vizyonlarını paylaştı.
Arpaguş, yaklaşık 40 yılını İstanbul'da ilahiyat camiasında geçirdiğini belirterek, hayatın her döneminin insanlara önemli tecrübeler kazandırdığını söyledi.
Gençlerin hayatlarının en önemli dönüm noktalarından birinde bulunduğunu ifade eden Arpaguş, Bugün geleceği inşa ederken ve toplumu ayakta tutarken farklı bilimler, farklı alanlar vardır. Fen bilimleri, sosyal bilimler, dini bilimler, teknolojik imkanlar. Bugün bulunduğunuz kavşakta bir tercih yapmak durumundasınız. Çabanız, gayretiniz, bugüne kadarki tecrübeniz, yaşadıklarınız, aldığınız eğitim ile bütün bunların neticesinde, bugün bu kavşakta hayata atılırken önemli bir kararla ve elinizde bulunan imkanlarla hayatın belirli bir mecrasına yönlendirileceksiniz. diye konuştu.
Kendi eğitim hayatından örnek veren Arpaguş, lise yıllarında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanmayı hedeflediğini ancak okul birinciliğini 0,2 puanla kaçırdığını anlattı. Arpaguş, şunları kaydetti:
O gün o genç 0,2 puanla İlahiyat Fakültesini kazandı, Hukuk Fakültesine gidemedi. Belki üzülmüştür o gün ama bugün geldiği noktaya bakıldığında, dini bilimlerde, ilahiyat sahasında ve ülkenin dini kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığına başkanlık ettiği bir süreci düşündüğünüzde onun için belki de o kavşakta başına gelen hadise hayır olarak da nitelenebilir.
Arpaguş, üniversite eğitiminin gençlere uzun gibi görünse de çok hızlı geçeceğini belirterek, zamanı doğru değerlendirmenin önemine dikkati çekti.
Tasavvufta yer alan ibnü'l-vakit kavramına değinen Arpaguş, geçmişe takılıp kalmadan ve geleceğin belirsizliklerine kapılmadan içinde bulunulan anın en iyi şekilde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Arpaguş, sosyal bilimlerin bir ülkedeki sosyal hayatı şekillendiren, yönlendiren ve toplumun nabzını tutan önemli bir ilim olduğunu kaydederek ilahiyat, hukuk ve diğer sosyal bilimlerin ülkenin yetişmiş insan kaynağının temelini oluşturduğunu ifade etti.
İlahiyat eğitimi almayı düşünen öğrencilere tavsiyelerde bulunan Arpaguş, Öncelikle niyetiniz halis olmalı. Acabalar yaşamamalısınız çünkü neye karar verirseniz verin, o kararda ısrar edip onun gereğini yerine getirmeniz gerekir. ifadelerini kullandı.
Arpaguş, üniversite tercihinde sadece okulun değil, eğitim görülecek şehrin de önemli olduğunu dile getirerek Bazı şehirler vardır ki o 5 yıllık eğitim ve öğretim sürecinde sizlere ikinci bir fakülte bitirmiş kadar birikim katabilir. İstanbul bu anlamda, okulundaki dersleriniz dışında alabileceğiniz ek dersler anlamında, özel hocalardan istifade etmek anlamında, sosyal faaliyetler anlamında İstanbul'un üzerine başka bir şehir bugün bir Ankaralı olarak ben göremiyorum. değerlendirmesinde bulundu.
İlim gurbet ürünüdür
Gençlere ailelerinden uzaklaşmaktan çekinmemeleri tavsiyesinde bulunan Arpaguş, şöyle devam etti:
İlim gurbet ürünüdür. Eğer gerçek anlamda yetişmek, alanınızda güzel hizmetlere medar olmak istiyorsanız arkadaşlar, kişiliğinizin çok genç yaşlarda gelişmesini, oturmasını istiyorsanız yapacağınız şey bu yola tek başına çıkmaktır. Tek başına çıkılan yolculuklar vardır ya, ailenizden uzak kalın anlamında söylemiyorum ama aile içerisindeki rahat ve huzur içerisinde ilim yapmakla gurbette ilim yapmak ve kendini tamamen tahsil hayatına vermek arasında farklar olacaktır. Dolayısıyla tercihlerinizde özellikle iyi şehirleri, geleneği olan okulları, eğitim-öğretim kadrosunu inceleyerek orada alabileceğiniz imkanları değerlendirerek tercih yapmanızı tavsiye ederim.
Arpaguş, ilahiyat fakültelerindeki hazırlık sınıfında verilen Arapça eğitiminin büyük önem taşıdığını belirterek, Öyle ya da böyle sosyal bilimler alanında hizmet verecek ve bu alanda gelecek düşünen arkadaşların özellikle iki dili halletmesi gerekir. İlahiyatçı açısından bir Batı dilinin yanında Arapçanın kesinlikle hallolması gerekir. Ama ben bir üçüncü dil tavsiye edeceğim. Zaten bildiğimiz bir Osmanlıcamız var bizim. Geçmişle köprü kurabilmek için bu hiç olmazsa olmazımız. Bunu asla geride bırakmamalıyız.
Arpaguş, konuşmasının sonunda dua ettiği gençlere sadece akademik başarıya değil, ahlaki gelişime de önem vermeleri çağrısında bulundu.
Yapay zeka bunları sadece taklit edebilir ama insanlar bunu gerçekten yaşar
UNESCO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Gülnur Aybet, yapay zekanın sosyal bilimlere etkisi üzerinde konuşarak yapay zekanın sosyal bilimleri nasıl etkileyeceğini anlattı.
Aybet, Bunun bence cevabı şu, kendimiz. Kendimizi anlayabilirsek makineler düşünme konusunda giderek daha başarılı olursa anlamamız gereken en önemli şey kendimizdir ve sosyal bilimlerin de incelediği ana konu budur. Kaçınız yapay zekanın bir gün gelecekte yapacağınız işi üstleneceğini düşünüyor? Yapay zeka dünyayı öylesine hızlı değiştiriyor ki pek çok öğrenci kendi kendine şu soruları sormaya başladı. 'Hala hukuk okumalı mıyım, psikologlara gelecekte ne ihtiyaç olacak, ekonomi giderek otomatikleşen bir alan mı haline geliyor?' Ama bence bunlar doğru soru değil. Asıl sormamız gereken soru şu, makinelerin giderek daha akıllı hale geldiği bir dünyada insanlar için en değerli şey ne olacak? diye konuştu.
Sosyal bilimlerin var olan en karmaşık sistemleri incelediğini aktaran Aybet, bilgisayar, roket, kuantum fiziğini değil, insanları incelediğini söyledi.
İnsanların, sosyal bilimler ifadesini duyduklarında genellikle psikoloji, sosyoloji, ekonomi, siyaset bilimi, antropoloji, uluslararası ilişkiler, eğitim bilimleri, iletişim veya hukuk gibi alanları düşündüklerini kaydeden Aybet, şunları söyledi:
İlk bakışta bu disiplinler oldukça birbirlerinden farklı gözükmekle birlikte hepsi aynı temel sorunun peşindedir, 'İnsanlar nasıl düşünür, nasıl davranır, nasıl işbirliği yapar, nasıl rekabet eder, kurumları nasıl oluşturur, toplumları nasıl inşa eder?' Bütün sosyal bilimler bu soruları sorar. İnsanlar harika derecede öngörülemez varlıklardır. Peki yapay zeka da çok şey bildiğini söylüyor. Peki, bilmekle beraber yapay zeka gerçekten anlar mı? Yapay zeka bunları sadece taklit edebilir ama insanlar bunu gerçekten yaşar. Şimdi ilginç bir noktaya gelelim, yapay zeka olağanüstü bilgiyi işleyebilir. Ancak toplum yalnızca bilgiden ibaret değildir. Toplum güvendir, kültürdür, kimliktir, duygulardır, güç ilişkileridir, tarihtir ve anlamdır. Bunlar yalnızca sayılara indirgenecek şeyler değildir.
Sosyal bilimler her zamankinden daha önemli bir hale geliyor
Yapay zekanın meslekleri nasıl değiştireceğinin düşünülmesi gerektiğine değinen Aybet, sözlerini şöyle tamamladı:
Yeni bir teknoloji ortaya çıktığında insanlar genellikle şu soruyu sorar, 'Hangi meslekler ortadan kalkacak?' Aslında bu yanlış bir sorudur. Sorulması gereken daha doğru bir soru var, 'Hangi meslekler değişecek?' Cevap ise şudur, neredeyse hepsi. Burada önemli bir nokta daha var. Örneklerin hepsinde yapay zeka bilgiyle çalışıyor. Kararları ise hala insanlar veriyor ve doğru kararlar verebilmek insanları anlamayı gerektiriyor. İşte bu yüzden sosyal bilimler daha az değil, tam tersine her zamankinden daha önemli bir hale geliyor. Çünkü karar alma süreçleri tamamen insani bir beceridir. Yani sırf bilgi ve veriyle bu iş çözülmüyor.
Pek çok öğrenci bana şu soruyu soruyor, 'Hangi bölüm bana kesin bir iş garantisi sağlar?' Şimdi hiçbir üniversite bu soruya dürüstçe yanıt veremez. Çünkü teknoloji çok hızlı değişiyor. Bunun yerine benim tavsiyem şu soruyu sorun: Teknoloji nasıl değişirse değişsin, hangi beceriler benim değerimi koruyacak? Ben 5 beceri öneriyorum. Birincisi eleştirel düşünme, ikincisi etkili iletişim, üçüncüsü etik muhakeme, dördüncüsü yaratıcılık, beşincisi ise farklı geçmişlere ve kültürlere sahip insanlarla birlikte çalışabilme becerisi. İşte sosyal bilimlerde tam eğitim olarak bu becerileri geliştiriyor.