Yapay Zeka ve Milli Teknoloji Üzerine Yansımalar kitabı tanıtıldı
Ekonomi / TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker: - Sıradan, vasat insanın değersizleştiği bir noktaya doğru gidiyoruz. O yüzden yükseköğretimin kendini buna göre kurgulaması gerekiyor - KÜME Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Eren: - Teknoloji şüphesiz üretildiği coğrafyanın, onu tasarlayan zihinlerin önceliklerini ve dünyayı algılayış biçimlerini taşıyan kültürel bir formdur - T3 Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Kuzucu Hıdır: - Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında yalnızca teknolojiyi kullanabilmek değil, kendi insan kaynağımızı yetiştirebilmek, dilimizi ve verimizi koruyabilmek ve ihtiyaç duyduğumuz kritik teknolojilerde yetkinlik geliştirebilmek önem taşıyor
Ekonomi Haberleri : Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı), Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) ve Kültür Medeniyet Vakfı (KÜME) işbirliğiyle hazırlanan Artificial Intelligence and National Technology Reflections (Yapay Zeka ve Milli Teknoloji Üzerine Yansımalar) adlı kitabın tanıtım toplantısı Karaköy Palas'ta gerçekleştirildi.
Yapay zekanın bilim, teknoloji, ekonomi, eğitim, kamu yönetimi ve toplumsal yaşam üzerindeki dönüştürücü etkisini küresel, ulusal ve geleceğe yönelik perspektiflerle ele alan, 3 ana bölüm altında toplam 25 bölümden oluşan, 38 bilim insanı, araştırmacı ve uzmanın katkıda bulunduğu eser, yapay zekayı geniş bir perspektiften ele alıyor.
Kitapta, yapay zekanın geleneksel sistemlerden süper zekaya uzanan gelişimi, büyük veri, işlemciler ve büyük dil modelleri, yapay zeka jeopolitiği, uluslararası işbirliği ve inovasyon ağları gibi başlıklar değerlendiriliyor.
Eserde ayrıca, yapay zekanın sürdürülebilirlik, iş gücü piyasaları, iletişim teknolojileri ve eğitim sistemleri üzerindeki etkileri küresel ölçekte inceleniyor.
Kitabın teknolojinin kültürel bir biçim olarak anlamı, yapay zeka yönetişimi, toplumların dönüşümü, Yapay Genel Zeka (AGI), kuantum teknolojileri, insan-yapay zeka işbirliği ve geleceğin çalışma hayatı gibi konuları da detaylı irdelemesiyle alanında bir ilk hedefleniyor.
Üretirsek ayakta kalabiliyoruz, bağımsızlığımızı koruyabiliyoruz
TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, yapay zeka sürecinin ilgi odağı olmaya devam ettiğini belirterek, bilim insanlarının da neler yapması gerektiği, sorumluluğun ne olduğu konusunu tartıştığını ve yazdığını söyledi.
Devletlerin üst düzeyde alınması gereken tedbirleri ciddi anlamda masaya yatırıp stratejiler ve planlamalar yapmak için ellerinin altındaki tüm enstrümanları harekete geçirmek üzere çaba sarf ettiğini kaydeden Şeker, İnsan kaynağı, arkasından alternatif enerji kaynakları ve yatırımlar, donanım başlıkları hepsi beraber senkronize bir şekilde yürütülmek zorunda. Bunlar için de ciddi anlamda üst düzey irade gerekiyor. diye konuştu.
Şeker, Türkiye'nin bu anlamda üst düzey iradeyi ortaya koyarak planlamasını yaptığını belirterek, İlgili bakanlıklar ve herkes üzerine düşen kendi kurumsal sorumluluğunu yansıtmaya ve çaba içerisinde üretmeye gayret ediyor. Çünkü üretici olmazsanız tüketici olmaya mahkumsunuz ve şimdiye kadar yeteri kadar tüketici olduk, artık üretmek zorundayız. Üretirsek ayakta kalabiliyoruz, bağımsızlığımızı koruyabiliyoruz. ifadelerini kullandı.
Alanında yetkin, sorun çözmede, sorunun nerede olduğunu görüp anlamada hassas yeteneklere sahip olmanın daha önemli hale geleceğine işaret eden Şeker, Sıradan, vasat insanın değersizleştiği bir noktaya doğru gidiyoruz. O yüzden yükseköğretimin kendini buna göre kurgulaması gerekiyor. Bu çabayı gelecek nesiller için bir borç olarak yapmak zorundayız. dedi.
Yapay zeka, kamusal alana, günlük yaşantıya, varoluşsal meselelere ve varoluşsal bilince sirayet ediyor
KÜME Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Eren de insanlık tarihine bakıldığında özellikle son 200 yılda çok büyük kırılmalar yaşandığını dile getirerek, içinden geçilen yapay zeka devriminin kamusal alana, günlük yaşantıya, varoluşsal meselelere ve varoluşsal bilince sirayet ettiğini kaydetti.
Eren, teknoloji devriminin, internet devriminin sunduğu imkan ve tehditlerin değerlendirildiğinde toplumların uzun vadeli kalıcı etkilere maruz kaldığını anımsattı.
Türkiye'nin insansız hava araçlarında dünyanın en iyi 2-3 ülkesinden biri olduğuna işaret eden Eren, Şu an kendi insanlı savaş uçağımızı yapmaya çalışıyoruz ama işte 5-6 senemiz, 7-8 senemiz var daha önümüzde. ifadesini kullandı.
Eren, teknolojinin şüphesiz üretildiği coğrafyanın, onu tasarlayan zihinlerin önceliklerini ve dünyayı algılayış biçimlerini taşıyan kültürel bir form olduğuna dikkati çekerek, Aslında son 200-250 yılı bir modernleşme hikayesi içerisinde geçen bir ülkenin, bir toplumun fertleri olarak bunu bizatihi yaşıyoruz. Dolayısıyla bu yaptığımız teknolojiye dair çıkarımlar, birer kültürel çıkarım. Meselenin kültür boyutunu da ıskalamamamız lazım. İşte Küme Vakfı bu noktada katkı sağlıyor. dedi.
Yapay zeka yalnızca teknik bir alan değil
T3 Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Kuzucu Hıdır ise 38 bilim insanı, araştırmacı ve uzmanın katkılarıyla hazırlanan Yapay Zeka ve Milli Teknoloji Üzerine Yansımalar eserini okuyucuyla buluşturduklarını belirterek, yapay zekanın çalışma hayatında oluşturacağı dönüşüm üzerine çok şey konuşulduğunu aktardı.
Yapay zekanın artık yalnızca teknik bir alan olmadığını vurgulayan Hıdır, şu ifadeleri kullandı:
Dilimizi, eğitimimizi, çalışma biçimlerimizi ve bilgiyle kurduğumuz ilişkiyi de etkileyen paradigma dönüşümünün bir parçası. Bu eser de küresel gelişmelerden Türkiye'nin kapasitesine, eğitimden çalışma hayatına, yönetişimden etiğe kadar bu dönüşüme farklı pencerelerden bakmaya çalışıyor. Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre şirketlerin yüzde 86'sı yapay zeka ve bilgi teknolojilerinin 2030'a kadar faaliyetlerini dönüştürecek temel unsurlardan biri olacağını öngörüyor. Mevcut becerilerin yaklaşık yüzde 39'unun da aynı dönemde dönüşmesi veya geçerliliğini yitirmesi bekleniyor. Bu nedenle Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında yalnızca teknolojiyi kullanabilmek değil, kendi insan kaynağımızı yetiştirebilmek, dilimizi ve verimizi koruyabilmek ve ihtiyaç duyduğumuz kritik teknolojilerde yetkinlik geliştirebilmek önem taşıyor.
Hıdır, yapay zekanın geleceğini yalnızca daha büyük modeller, daha hızlı işlemciler ve performans rakamları üzerinden değerlendirmenin yeterli olmadığını belirterek, Teknolojinin insanla, etikle ve toplumsal sorumlulukla kurduğu ilişkiyi de hep beraber konuşmamız gerekiyor. Bu eserin kesin cevaplar vermekten ziyade yeni sorulara, yeni çalışmalara ve farklı disiplinler arasında kurulacak işbirliklerine katkı sunmasını temenni ediyorum. değerlendirmesinde bulundu.