Dünya Haberleri : Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Başkanı Dr. Kadir Temiz, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Mısır ziyaretinin perde arkasını AA Analiz için kaleme aldı.***
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in 1-2 Eylül'de gerçekleştirdiği Mısır ziyareti, ilk bakışta iki ülke ilişkilerinin 70. yıl dönümü vesilesiyle yapılan sembolik bir devlet ziyareti olarak görülebilir. Ancak ziyaretin zamanlaması, bölgesel ve küresel gelişmeler dikkate alındığında çok daha geniş bir stratejik bağlama işaret etmektedir. Şi, Mısır'ı 10 yıl aradan sonra ilk kez ziyaret ederken, ziyaretin aynı zamanda eylül ayı sonunda ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirmesi beklenen görüşmenin hemen öncesine denk gelmesi dikkat çekicidir. Söz konusu ABD ziyareti henüz bütün ayrıntılarıyla resmen ilan edilmiş olmasa da iki ülke arasında yürütülen hazırlıkların böyle bir zirveye yönelik olduğu görülmektedir. Bu bakımdan Kahire ziyareti, Çin’in ABD ile yeni bir müzakere sürecine girerken Orta Doğu’daki pozisyonunu tahkim etme ve ABD’ye Çin’in bölgesel denklemde göz ardı edilemeyeceği mesajını verme girişimi olarak da okunmalıdır.Mısır’ın bu mesaj için seçilmesi tesadüf değildir. Mısır, 1956’da Çin ile diplomatik ilişki kuran ilk Arap ve Afrika ülkesi olması bakımından Pekin’in bölgesel hafızasında özel bir yere sahiptir. Şi’nin ziyareti tam da diplomatik ilişkilerin 70. yılına denk gelmiştir. Üstelik Mısır bugün yalnızca önemli bir Arap devleti değil, Afrika, Akdeniz, Kızıldeniz ve Orta Doğu’nun kesiştiği, Süveyş Kanalı’nı kontrol eden ve Filistin meselesinde önemli diplomatik ağırlığa sahip bir aktördür. Bu nedenle Kahire, Çin açısından hem ikili ortak hem de daha geniş Arap ve Afrika dünyasına ulaşmada stratejik bir kaldıraç noktasıdır. Şi de ziyareti sırasında iki ülkeyi gelişmekte olan ülkeler arasındaki dayanışmanın ve işbirliğinin örneği olarak tanımlamıştır.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in 1-2 Eylül'de gerçekleştirdiği Mısır ziyareti, ilk bakışta iki ülke ilişkilerinin 70. yıl dönümü vesilesiyle yapılan sembolik bir devlet ziyareti olarak görülebilir. Ancak ziyaretin zamanlaması, bölgesel ve küresel gelişmeler dikkate alındığında çok daha geniş bir stratejik bağlama işaret etmektedir. Şi, Mısır'ı 10 yıl aradan sonra ilk kez ziyaret ederken, ziyaretin aynı zamanda eylül ayı sonunda ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirmesi beklenen görüşmenin hemen öncesine denk gelmesi dikkat çekicidir. Söz konusu ABD ziyareti henüz bütün ayrıntılarıyla resmen ilan edilmiş olmasa da iki ülke arasında yürütülen hazırlıkların böyle bir zirveye yönelik olduğu görülmektedir. Bu bakımdan Kahire ziyareti, Çin’in ABD ile yeni bir müzakere sürecine girerken Orta Doğu’daki pozisyonunu tahkim etme ve ABD’ye Çin’in bölgesel denklemde göz ardı edilemeyeceği mesajını verme girişimi olarak da okunmalıdır.Mısır’ın bu mesaj için seçilmesi tesadüf değildir. Mısır, 1956’da Çin ile diplomatik ilişki kuran ilk Arap ve Afrika ülkesi olması bakımından Pekin’in bölgesel hafızasında özel bir yere sahiptir. Şi’nin ziyareti tam da diplomatik ilişkilerin 70. yılına denk gelmiştir. Üstelik Mısır bugün yalnızca önemli bir Arap devleti değil, Afrika, Akdeniz, Kızıldeniz ve Orta Doğu’nun kesiştiği, Süveyş Kanalı’nı kontrol eden ve Filistin meselesinde önemli diplomatik ağırlığa sahip bir aktördür. Bu nedenle Kahire, Çin açısından hem ikili ortak hem de daha geniş Arap ve Afrika dünyasına ulaşmada stratejik bir kaldıraç noktasıdır. Şi de ziyareti sırasında iki ülkeyi gelişmekte olan ülkeler arasındaki dayanışmanın ve işbirliğinin örneği olarak tanımlamıştır.




