Cape Town Haberleri — quot;Global İletişim Ortağı olduğu, Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026 kapsamında, Arabuluculukta Bölgesel Sahiplenme: Afrika Boynuzu Örneği başlıklı panelde, bölgedeki çatışma alanları, dış aktörlerin müdahalesi ve arabuluculuk modelleri ele alındı.Moderatörlüğünü Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse'nin yaptığı panelde, Somali Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Devlet Bakanı Ali Mohamed Omar, Doğu Afrika'da Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) İcra Sekreteri Yardımcısı Mohamed Abdi Ware, Afrika Birliği Güney Sudan Özel Temsilcisi Abdiweli Mohamed Ali, Hamad Bin Khalifa Üniversitesi akademisyeni Sultan Barakat, Jimmy-Rosalynn Carter Barış ve Çatışma Çözümü Okulu Dekanı Alpaslan Özerdem ve Avrupa Birliği (AB) Afrika Boynuzu Özel Temsilcisi Annette Weber konuşmacı olarak katıldı.- İsrail'in Somaliland'a desteği bölgede yeni çatışmaları tetikleyebilirBakan Omar, Afrika ülkelerinin 1960'larda bağımsızlığını kazandığında sömürge dönemi üzerinden belirlenen güncel sınırların etnik açıdan birçok kırılma hattına sahip olduğunu belirterek, Bu yüzden çatışma potansiyeli her zaman mevcut. Bu çatışmaların yönetilmesi ve sürdürülebilir şekilde kontrol edilmesi gerekiyor. ifadesini kullandı.Coğrafi yakınlık nedeniyle Arap Yarımadası ile Afrika arasındaki ilişkinin de dikkatli yönetilmesi gerektiğine değinen Omar, Orta Doğu'da yaşanan gelişmeler Afrika'yı doğrudan etkiler. Çünkü bu bölgede rekabet eden güçler Somali gibi ülkelerde de etkisini gösterir. dedi.Omar, bölgesel çatışmalarda arabuluculuk yapan ülkelerin tarafsız ve dayatmasız şekilde yaklaşımlarının önemine işaret ederek, Somali ile Etiyopya arasında Türkiye'nin arabuluculuk modelini bölgesel ve kıtasal açıdan örnek model olarak gösterdi.İsrail'in, Somaliland'in tek taraflı bağımsızlık ilan etmesine verdiği desteğin bölgeye yeni çatışma dinamiği getirme riski taşıdığını vurgulayan Omar, İsrail'in bulunduğu her yerde, buna karşı çıkan başka aktörlerin de devreye girdiğini görüyoruz. İsyancı grupların ve İsrail'in sürece dahil olmasıyla bu bölgenin yeni çatışmalara sahne olabileceğini düşünüyorum. diye konuştu.Omar, bu durumun sadece yeni bir çatışma katmanı eklemekle kalmayacağını belirterek, Üzücü ama yakın zamanda Arap Yarımadası'nın güneyinde de yeni silahlı grupların ortaya çıktığını görebiliriz. ifadesini kullandı.- Türkiye, bölgesel arabuluculukta rol modelIGAD İcra Sekreteri Yardımcısı Ware de Doğu Afrika'daki arabuluculuk örneğinde Türkiye'nin örnek rolüne dikkati çekerek, şunları söyledi:
Başlangıçta Türkiye'nin, Somali'nin tarafında yer alacağı ve Etiyopya'ya karşı Somali'yi destekleyeceği yönünde bir beklenti vardı. Ancak Türkiye akıllıca bir tercih yaparak tarafsız bir arabulucu olmayı seçti. Çünkü Türkiye'nin hem Etiyopya hem de Somali ile iyi ilişkileri var ve bu ilişkileri kullanarak iki taraf arasında güvenilir bir arabulucu olmayı başardı. Ware, Türkiye'nin bu yaklaşımının her iki tarafın da kendini rahat hissetmesi açısından kritik öneme sahip olduğunu söyleyerek, Bu dengeyi kurmak çok zor ama bu durumda Türkiye bunu başarabildi. Ayrıca IGAD çerçevesinde yürütülen yerel arabuluculuk çabalarına ve Avrupa'daki ortaklarla yürütülen süreçlere de katkı sağladı. değerlendirmesinde bulundu.Bu anlayışı ve anlaşmayı hayata geçirmenin zamanının geldiğini dile getiren Ware, Çünkü çatışmanın temel nedenleri ortadan kalkmadığı sürece sorun zaman zaman yeniden ortaya çıkar. Bu nedenle artık bir sonraki aşamaya geçilmesi ve somut çözümler üretilerek bu sorunun kalıcı şekilde çözülmesi gerekiyor. diye konuştu.- Kültürel bağ faktörüJimmy-Rosalynn Carter Barış ve Çatışma Çözümü Okulu Dekanı Özerdem ise bölgede arabuluculukta asıl sorunun eksiklik değil, koordinasyon yetersizliği olduğu vurgulayarak, çatışmayı yönetmekten ziyade taraflara alan açmaya dayanan, esnek ve tarafları merkeze alan bir model izlediğini belirtti.Türkiye'nin taraflara kültürel yakınlığının da arabuluculukta önemli bir avantaj kattığına değinen Özerdem, Bu sadece ortak kimlikten ibaret değil. Daha çok güven inşa etme biçimi, taraflarla kurulan ilişki ve hiyerarşi yerine saygı temelli yaklaşım gibi unsurlarla ilgili. Bu tarz, arabuluculukta belirleyici olabilir ve Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki rolünü farklı kılan unsurlardan biri de bu olabilir. şeklinde konuştu.Özerdem, bununla birlikte kültürel bağların romantize edilmemesi gerektiğine işaret ederek, şunları kaydetti:Kültür kapıyı açar ama süreci sürdüren şey değildir. Bunun için kurumsal kapasite gerekir. Günümüzde arabuluculuk alanında bir rekabet de söz konusu. Bu nedenle ülkelerin gerçekten bu işi yapacak kapasite ve kaynaklara sahip olup olmadıklarını sorgulamaları gerekir. Çünkü arabuluculuk sadece tarafları bir araya getirmekten ibaret değildir. Daha fazlasını gerektirir. Aksi takdirde iyi niyetle yapılan girişimler bile faydadan çok zarar getirebilir.
Başlangıçta Türkiye'nin, Somali'nin tarafında yer alacağı ve Etiyopya'ya karşı Somali'yi destekleyeceği yönünde bir beklenti vardı. Ancak Türkiye akıllıca bir tercih yaparak tarafsız bir arabulucu olmayı seçti. Çünkü Türkiye'nin hem Etiyopya hem de Somali ile iyi ilişkileri var ve bu ilişkileri kullanarak iki taraf arasında güvenilir bir arabulucu olmayı başardı. Ware, Türkiye'nin bu yaklaşımının her iki tarafın da kendini rahat hissetmesi açısından kritik öneme sahip olduğunu söyleyerek, Bu dengeyi kurmak çok zor ama bu durumda Türkiye bunu başarabildi. Ayrıca IGAD çerçevesinde yürütülen yerel arabuluculuk çabalarına ve Avrupa'daki ortaklarla yürütülen süreçlere de katkı sağladı. değerlendirmesinde bulundu.Bu anlayışı ve anlaşmayı hayata geçirmenin zamanının geldiğini dile getiren Ware, Çünkü çatışmanın temel nedenleri ortadan kalkmadığı sürece sorun zaman zaman yeniden ortaya çıkar. Bu nedenle artık bir sonraki aşamaya geçilmesi ve somut çözümler üretilerek bu sorunun kalıcı şekilde çözülmesi gerekiyor. diye konuştu.- Kültürel bağ faktörüJimmy-Rosalynn Carter Barış ve Çatışma Çözümü Okulu Dekanı Özerdem ise bölgede arabuluculukta asıl sorunun eksiklik değil, koordinasyon yetersizliği olduğu vurgulayarak, çatışmayı yönetmekten ziyade taraflara alan açmaya dayanan, esnek ve tarafları merkeze alan bir model izlediğini belirtti.Türkiye'nin taraflara kültürel yakınlığının da arabuluculukta önemli bir avantaj kattığına değinen Özerdem, Bu sadece ortak kimlikten ibaret değil. Daha çok güven inşa etme biçimi, taraflarla kurulan ilişki ve hiyerarşi yerine saygı temelli yaklaşım gibi unsurlarla ilgili. Bu tarz, arabuluculukta belirleyici olabilir ve Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki rolünü farklı kılan unsurlardan biri de bu olabilir. şeklinde konuştu.Özerdem, bununla birlikte kültürel bağların romantize edilmemesi gerektiğine işaret ederek, şunları kaydetti:Kültür kapıyı açar ama süreci sürdüren şey değildir. Bunun için kurumsal kapasite gerekir. Günümüzde arabuluculuk alanında bir rekabet de söz konusu. Bu nedenle ülkelerin gerçekten bu işi yapacak kapasite ve kaynaklara sahip olup olmadıklarını sorgulamaları gerekir. Çünkü arabuluculuk sadece tarafları bir araya getirmekten ibaret değildir. Daha fazlasını gerektirir. Aksi takdirde iyi niyetle yapılan girişimler bile faydadan çok zarar getirebilir.

