İstanbul Haberleri : Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nde yürütülen restorasyon projesinde yeni bir aşamaya geçilerek, doğu yarım kubbenin güçlendirilmesi için çelik platform kurulacak.Cumhuriyet tarihinin en büyük ve kapsamlı çalışmasının yürütüldüğü yapıda, daha sonra kubbedeki mozaik, kalem işi ve mermer yüzeylerde kapsamlı restorasyon ve konservasyon çalışmaları yürütülecek.Projenin Bilim Heyeti Üyesi mimar Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Ayasofya'nın doğu yarım kubbesinin yapının en fazla zafiyet gösteren alanı olduğunu ve olası deprem senaryolarında çöküntünün ilk başlayacağı yer olarak görüldüğünü belirtti.
Bilim Heyeti Üyesi sanat tarihçisi Prof. Dr. Asnü Bilban Yalçın, Ayasofya'nın tarih boyunca geçirdiği onarımlara ve yürütülen çalışmaların önemine ilişkin şunları kaydetti:1500 yıllık yaşı ile Ayasofya yapıldığı tarihten itibaren statik sorunlarla karşılaşmış ve bu nedenle hem Bizans hem Osmanlı dönemlerinde tamiratlar görmüştür. Yapının hem kendi hem de daha sonraki döneme göre fazlasıyla cesur olan yapısı çok hassas olup, deprem gibi doğal afetler karşısında dayanıklılık gerektirmektedir. Başlatılan bu geniş kapsamlı restorasyon çalışmaları, modern bilgi ve teknolojilerin ışığında, yapının statik anlamda güçlendirilmesini amaçlamaktadır. Hem uzun geçmişinde hem de Cumhuriyet tarihimizde bir ilk olan bu çalışmalarla kubbe, yarım kubbeler ve eksedraların güçlendirilmesi planlanmıştır. Bu çalışmalar için dış cephe ve iç mekanda iskele kurulması gerekmiş olup, bu sayede yapının günümüzde hala bilinmeyen bazı noktaları anlaşılabilecek ve gerekli önlemler alınabilecektir.
Çalışmalar kapsamında Ayasofya, ibadete ve ziyarete açık olacak
Diker, doğu yarım kubbeden başlayacak çalışma için yine ibadete ve ziyarete mani olmayacak şekilde bir düzenleme yaparak, iç mekanda iskele kuracaklarını söyledi.Kurulacak iskelenin devasa büyüklükte olmayacağına işaret eden Diker, Ana kubbenin dış kısmı tamamen kaplanmış durumda. Biz bu süreci doğu yarım kubbede devam ettirerek gereken müdahaleleri gözlemleyeceğiz. Doğu yarım kubbeyle ana yarım kubbenin diskini güçlendireceğiz. dedi.Diker, bu çalışmanın restorasyonun en önemli aşaması olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:Ana kubbeyi 4 büyük kemer taşıyor ve bu kemerlerden en narin olanı doğu yarım kubbeyle ana kubbeyi birbirine bağlayan kemer. Dolayısıyla önceliği buraya vermek durumundaydık. Ondan ötürü de hem kubbeyi iç mekandan kuşatacak şekilde hem de ana kubbeyle beraber, yapılacak iş örtüsüyle beraber yukarıdan ve içeriden restorasyon süreci devam edecek.Cumhuriyet döneminde Ayasofya'da bu ölçekte bütüncül bir restorasyon çalışmasının gerçekleştirilmediğini anlatan Prof. Dr. Diker, önceki onarımların daha çok bölgesel müdahaleler şeklinde yapıldığını ifade etti.Yeni restorasyon sürecinin hem yapısal sorunların giderilmesini hem de yapının özgün bezeme unsurlarının ihya edilmesini kapsayacağını söyleyen Diker, çalışmanın mümkün olduğunca uzun sürmemesinin hedeflendiğini dile getirdi.Diker, gelecek yıl restorasyonun pek çok aşamasının tamamlanmasının hedeflendiğini, Ayasofya'yı ibadet ve ziyaret amacıyla kullananlardan çalışmalar süresince sabır beklediklerini kaydetti.Membran kaplamalı koruyucu kubbe sistemi kurulmuştur
Kültür ve Turizm Bakanlığından yapılan açıklamada ise Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi Bilim Heyeti üyelerinin yapıda yürütülen güçlendirme, restorasyon ve konservasyon çalışmalarına ilişkin değerlendirmeleri yer aldı.Açıklamada görüşlerine yer verilen Bilim Heyeti Üyesi inşaat mühendisi Doç. Dr. Mehmet Selim Ökten, yapılan sayısal modellemeler ve analizler doğrultusunda ana kubbenin yarım kubbelerle birlikte güçlendirilmesine gerek görüldüğünü belirterek, Bu işlemleri ve restorasyon müdahalelerini güvenli ve usulüne uygun gerçekleştirebilmek için bahsi geçen iskele sistemi planlanmış ve membran kaplamalı koruyucu kubbe sistemi kurulmuştur. bilgisini verdi.Bilim Heyeti Üyesi sanat tarihçisi Prof. Dr. Asnü Bilban Yalçın, Ayasofya'nın tarih boyunca geçirdiği onarımlara ve yürütülen çalışmaların önemine ilişkin şunları kaydetti:1500 yıllık yaşı ile Ayasofya yapıldığı tarihten itibaren statik sorunlarla karşılaşmış ve bu nedenle hem Bizans hem Osmanlı dönemlerinde tamiratlar görmüştür. Yapının hem kendi hem de daha sonraki döneme göre fazlasıyla cesur olan yapısı çok hassas olup, deprem gibi doğal afetler karşısında dayanıklılık gerektirmektedir. Başlatılan bu geniş kapsamlı restorasyon çalışmaları, modern bilgi ve teknolojilerin ışığında, yapının statik anlamda güçlendirilmesini amaçlamaktadır. Hem uzun geçmişinde hem de Cumhuriyet tarihimizde bir ilk olan bu çalışmalarla kubbe, yarım kubbeler ve eksedraların güçlendirilmesi planlanmıştır. Bu çalışmalar için dış cephe ve iç mekanda iskele kurulması gerekmiş olup, bu sayede yapının günümüzde hala bilinmeyen bazı noktaları anlaşılabilecek ve gerekli önlemler alınabilecektir.


