Cenevre Haberleri : Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Ben bizzat afetlere gitmiş, afetlerde mücadele etmiş bir bakan olarak bunları ifade ediyorum, Dünya Meteoroloji Örgütü'nün (WMO) herkes için erken uyarı girişimini biz de COP31 Başkanlığı olarak, Türkiye olarak güçlü bir şekilde destekliyoruz. dedi.Kurum, WMO'nun Cenevre'deki merkezindeki COP31 Başkanlığı WMO Toplantısı Üst Düzey Oturumu başlıklı toplantıda konuştu.Katılımcıları COP31 Başkanlığı adına selamlayan Kurum, bu toplantıyı organize eden WMO'ya teşekkür etti.Kurum, bu toplantının COP31'e ilerledikleri bir dönemde özel bir anlam taşıdığına değinerek, İklim değişikliği konusunda bugün sahip olduğumuz ortak anlayışın, aldığımız kararların ve işbirliğinin temelinde uzun yıllara dayanan bilimsel tecrübemiz var. COP31 Başkanlığı olarak ortak sorumluluğumuz insanlığın sahip olduğu bu bilimsel temeli korumak, bilimle uygulama arasındaki bağı da güçlendirmektir. diye konuştu.Sıcaklıkların rekor seviyede yükseldiğini, kuraklık riski yaşandığını ve buzulların eridiğini belirten Kurum, 2026 sonu için El Nino uyarısının yapıldığını da hatırlattı.Kurum, şöyle devam etti:
Küresel anlamda iklim riski insanların artık hayatına, geçim kaynaklarına, şehirlerimize ve bu anlamda kalkınma imkanlarına doğrudan yansıyor. Bunun en acı örneklerinden birini birkaç hafta önce Nepal'de gördük. Himalayalar'da meydana gelen buzul çökmesinin tetiklediği büyük sel, yerleşim alanlarını, yolları, köprüleri ve enerji altyapısını vurdu. 1386 insanımız hayatını kaybetti, 5 bin 130'dan fazla insanımız hala kayıp. İklim değişikliğinin sonucu nedir derseniz, net bir şekilde Nepal’i gösterebiliriz.Türkiye'de de sıcaklıkların yükseldiğine değinen Kurum, yağış düzeninin değiştiğini ve aşırı hava olaylarının artık daha sık karşımıza çıktığını ifade etti.Bakan Kurum, şöyle konuştu:
Yağışlar konusunda da tarihimizin en değişken sürecini yaşıyoruz. 2025’te, son 52 yılın en düşük yağış seviyesini görmüşken 2026'da son 66 yılın en yüksek yağış seviyesine ulaştık. Son 10 yılda bazı illerimizde aşırı yağışların ardından sel, su baskınları ve heyelanlar yaşadık, aynı zamanlarda başka bir bölgemizde orman yangınlarıyla mücadele ettik. İşte bu tablo bize meteorolojik risklerin arkasında evler, çiftçiler, çocuklar ve aileler olduğunu yeniden hatırlatıyor. Meseleye bu açıdan baktığımızda şunu söylemek zorundayız: Doğru gözlem, doğru tahmin ve zamanında uyarı bugün dünyanın en temel güvenlik meselesidir. Doğru uygulamanın ilk şartı riski doğru bilmektir.Gözlem, tahmin ve erken uyarı kapasitesini güçlendirmenin COP31'in uygulama yaklaşımının en önemli parçalarından biri olduğunun altını çizen Kurum, Ben bizzat afetlere gitmiş, afetlerde mücadele etmiş bir bakan olarak bunları ifade ediyorum, WMO'nun herkes için erken uyarı girişimini biz de COP31 Başkanlığı olarak, Türkiye olarak güçlü bir şekilde destekliyoruz. Biz de bu konuda sağlam bir kapasite oluşturduk. Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz gözlem sistemleri, meteoroloji radarları, uydu verileri ve tahmin modelleriyle meteorolojik hadiseleri yakından takip ediyor. ifadelerini kullandı.
Küresel anlamda iklim riski insanların artık hayatına, geçim kaynaklarına, şehirlerimize ve bu anlamda kalkınma imkanlarına doğrudan yansıyor. Bunun en acı örneklerinden birini birkaç hafta önce Nepal'de gördük. Himalayalar'da meydana gelen buzul çökmesinin tetiklediği büyük sel, yerleşim alanlarını, yolları, köprüleri ve enerji altyapısını vurdu. 1386 insanımız hayatını kaybetti, 5 bin 130'dan fazla insanımız hala kayıp. İklim değişikliğinin sonucu nedir derseniz, net bir şekilde Nepal’i gösterebiliriz.Türkiye'de de sıcaklıkların yükseldiğine değinen Kurum, yağış düzeninin değiştiğini ve aşırı hava olaylarının artık daha sık karşımıza çıktığını ifade etti.Bakan Kurum, şöyle konuştu:
Yağışlar konusunda da tarihimizin en değişken sürecini yaşıyoruz. 2025’te, son 52 yılın en düşük yağış seviyesini görmüşken 2026'da son 66 yılın en yüksek yağış seviyesine ulaştık. Son 10 yılda bazı illerimizde aşırı yağışların ardından sel, su baskınları ve heyelanlar yaşadık, aynı zamanlarda başka bir bölgemizde orman yangınlarıyla mücadele ettik. İşte bu tablo bize meteorolojik risklerin arkasında evler, çiftçiler, çocuklar ve aileler olduğunu yeniden hatırlatıyor. Meseleye bu açıdan baktığımızda şunu söylemek zorundayız: Doğru gözlem, doğru tahmin ve zamanında uyarı bugün dünyanın en temel güvenlik meselesidir. Doğru uygulamanın ilk şartı riski doğru bilmektir.Gözlem, tahmin ve erken uyarı kapasitesini güçlendirmenin COP31'in uygulama yaklaşımının en önemli parçalarından biri olduğunun altını çizen Kurum, Ben bizzat afetlere gitmiş, afetlerde mücadele etmiş bir bakan olarak bunları ifade ediyorum, WMO'nun herkes için erken uyarı girişimini biz de COP31 Başkanlığı olarak, Türkiye olarak güçlü bir şekilde destekliyoruz. Biz de bu konuda sağlam bir kapasite oluşturduk. Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz gözlem sistemleri, meteoroloji radarları, uydu verileri ve tahmin modelleriyle meteorolojik hadiseleri yakından takip ediyor. ifadelerini kullandı.

