
Dünya Haberleri — GÜLSELİ KENARLI - Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'nın (COP31) Akdeniz'in sorunlarının uluslararası gündeme taşınması ve arıtma yatırımlarında finansman imkanlarının geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat olduğunu söyledi.
Akdeniz, iklim değişikliğinden en fazla etkilenen ve en hızlı ısınan bölgeler arasında yer alıyor. COP toplantıları, düzenlendikleri bölgelerin öncelikli sorunlarının uluslararası gündeme taşınmasına da katkı sağlıyor. Türkiye'nin ev sahipliğinde ve dönem başkanlığında Antalya'da 9-20 Kasım'da düzenlenecek COP31'in de Akdeniz'in karşı karşıya olduğu çevresel sorunlara çözüm arayışlarının geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat sunması bekleniyor.
Öztürk, AA muhabirine, Paris Anlaşması'nın küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefinin aşıldığını, Grönland ve Antarktika'daki buz erimelerinin 1990'lı yıllara kıyasla hızlandığını söyledi.
Sera gazı emisyonlarının azaltılması için küresel işbirliğinin önemine işaret eden Öztürk, savaşlar, enerji krizi ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle iklim değişikliğiyle mücadelenin uluslararası gündemde daha az konuşulduğunu ifade etti.
Öztürk, bu koşullarda COP31'in Türkiye'de düzenlenmesinin değerli bir fırsat olduğunu belirterek, "COP31, Akdeniz'in sorunlarını dünya gündemine taşımak için önemli bir fırsat. Bütün Akdeniz ülkelerinin üst düzey temsilcilerinin burada bulunması da önemli bir mesaj olacak." dedi.
"Denizler ısınıyor, Akdeniz tropikalleşiyor"
Akdeniz'in iklim değişikliği nedeniyle önemli bir ekolojik dönüşüm geçirdiğine dikkati çeken Öztürk, bölgedeki dağlık alanlara düşen kar ve yağış miktarının azalmasının denizlere ulaşan tatlı su miktarını da düşürdüğünü kaydetti.
Öztürk, deniz suyu sıcaklıklarının yükselmesinin türlerin dağılımını değiştirdiğinin altını çizerek, "Denizler ısınıyor, Akdeniz tropikalleşiyor. Kızıldeniz'de yaşaması gereken deniz canlıları artık Marmara ve Karadeniz'de de görülüyor. 50 yıl sonra Akdeniz ve Karadeniz, Kızıldeniz ve Hint Okyanusu kökenli türlerin çoğunlukta olduğu yeni bir ekosistem haline gelebilir. Bu olasılıkları inceliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Akdeniz'in karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan birinin kara kökenli kirlilik olduğunu vurgulayan Öztürk, bu kirliliğin etkilerinin Adriyatik, Marmara ve Ege denizlerinde müsilaj gibi olaylarla görüldüğünü söyledi.
Öztürk, Akdeniz genelinde atık su arıtma altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, bunun önemli bir finansman kaynağı gerektirdiğini dile getirdi.
"Arıtmaların bütün Akdeniz’de yapılması şart"
Yerel yönetimlerin alternatif finansman imkanlarından yararlanmasının önemine vurgu yapan Öztürk, şunları kaydetti:
"Arıtmaların bütün Akdeniz'de yapılması şart. Bu da finansman demek. Son dönemde mavi bono gibi finansman imkanlarından başta yerel yönetimlerin yararlanması gerekiyor. Aksi takdirde Akdeniz hızla kirlenirse başta turizm ve balıkçılık olmak üzere hepimiz bundan olumsuz etkileneceğiz."
Öztürk, deniz çayırları ve korallijen habitatların iklim değişikliğiyle mücadelede ve deniz ekosistemlerinin korunmasında önemli bir yere sahip olduğuna dikkati çekerek, Akdeniz'de yeni deniz koruma alanlarının oluşturulması gerektiğini aktardı.
Mevcut koruma alanlarının toplam kıyı ve deniz uzunluğunun yüzde 10'una dahi ulaşmadığına işaret eden Öztürk, koruma çalışmalarının yaygınlaştırılması çağrısında bulundu.
"Denizlerde ölçüm istasyonları kurulmalı"
Öztürk, Türkiye'nin Akdeniz'in korunması konusunda öncü rol üstlenmesinin önemine dikkati çekerek, akademik kurumların iklim değişikliğinin denizler üzerindeki etkilerini ortaya koyacak ölçüm ve veri toplama çalışmalarını artırması gerektiğini söyledi.
Denizlerde bilimsel çalışmaların güvenilir verilere dayanması gerektiğini vurgulayan Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı:
"Veriniz yoksa, ölçüm yapmıyorsanız bilim yapamazsınız. Sadece boş konuşursunuz. Bu nedenle denizlerde ölçüm istasyonları kurulmalı. TÜDAV olarak son 50 yıla ait oşinografik ve yıllık verileri bir araya getirerek iklim veri tabanı oluşturuyoruz. Tecrübelerimizi 14 ve 17 Kasım tarihlerinde Antalya'da COP31 kapsamında TÜDAV standında katılımcılarla paylaşacağız."




