Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında TBMM’yi bilgilendirdi: (1)

Ankara Haber — Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Tasfiye halindeki 131 fon, toplam fon sayısının yüzde 4,6’sını, toplam portföy değerinin ise yüzde 7,7’sini oluşturmaktadır.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında TBMM’yi bilgilendirdi: (1)
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında TBMM’yi bilgilendirdi: (1)

Ankara Haberleri — Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Tasfiye halindeki 131 fon, toplam fon sayısının yüzde 4,6'sını, toplam portföy değerinin ise yüzde 7,7'sini oluşturmaktadır. Diğer bir ifadeyle sorun, fon piyasasının sınırlı bir alanında yaşanmıştır." dedi.

Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda, Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında hükümet adına bilgi verdi.

Ekonominin temellerinin sağlam olduğunu, makro ekonomik görünüme ilişkin bir sorun olmadığını vurgulayan Yılmaz, deprem harcamalarına rağmen bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3 civarında, bölgede yaşanan savaş ve bunun petrol fiyatları başta olmak üzere olumsuz etkilerine rağmen cari açığın milli gelire oranının yüzde 2,6 seviyesinde olduğunu kaydetti.

Merkez Bankası rezervlerinin dış şoklara karşı emniyet sağladığını ve bankacılık sisteminin yüksek sermaye yeterlilik oranlarıyla son derece güvenilir bir yapıda olduğunu söyleyen Yılmaz, finans piyasalarında sistemik bir riskin söz konusu olmadığını belirtti. Yılmaz, "Sermaye piyasalarımızın yapısı sağlamdır. Sorunlu fonların tasfiyesi sermaye piyasalarımızı zayıflatmayacak, bilakis potansiyel risklerden kurtulan sermaye piyasalarımız yoluna daha güçlü bir şekilde devam edecektir." diye konuştu.

"Soruna olduğundan büyük veya olduğundan küçük bir anlam atfetmeyelim"

Yanlışların üzerine kararlılıkla gidilirken, çok yönlü tedbirlerle sermaye piyasalarını desteklemeye devam edeceklerinin altını çizen Yılmaz, sermaye piyasalarının geneli ve yaşanan sorunlarla ilgili hiçbir sorumluluğu olmayan finansal kurumlar ve araçlarla ilgili olarak, iktidarı ve muhalefeti ile tüm kesimlerin hassasiyet taşıdığına inandığını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sizler aracılığıyla medya ve sosyal medyada soruna yaklaşım biçimi konusunda da kısa bir değerlendirme yapmak isterim. Lütfen bu soruna olduğundan büyük veya olduğundan küçük bir anlam atfetmeyelim. Gerçekçi olalım ve sağlıklı bilgilere dayalı yorumlar yapalım. Aksi takdirde, yaşanan sorunlarla hiçbir bağı olmayan, işini düzgün yapan fonlara ve yatırımcılara zarar veririz. Vücuda girmiş hastalıklı unsurları tedavi ve tasfiye ederken, vücudun kendisine zarar vermeyelim. Dolaylı olarak bu gelişmelerden etkilenen şirketlere ve milyonlarca yatırımcıya karşı bunun ortak sorumluluğumuz olduğuna inanıyorum. Bilinmesini isterim ki Türkiye, kalkınma sürecimizin asli bir unsuru olan sermaye piyasalarını büyütme ve derinleştirme hedefinden asla geri adım atmayacaktır. Tasarrufların üretime ve yatırıma yönelmesini sağlayan, yatırımcısına güven veren ve finansman imkanlarını çeşitlendiren daha güçlü bir sermaye piyasası yapısı için çalışmalarımızı kararlı şekilde sürdüreceğiz. Bu süreçte vatandaşlarımızın haklarını koruyacak, piyasanın güven içinde işlemesini sağlayacak ve gerekli düzenlemeleri gecikmeksizin hayata geçireceğiz."

Yılmaz, sorunlu fonlarla ilgili olarak kamunun ve yatırımcıların haklarının korunması, sorumluluğu bulunanların tespit edilmesi ve piyasanın sağlıklı işleyişinin sürdürülmesi amacıyla gerekli çalışmaları ilk günden itibaren başlattıklarını hatırlatarak, "Sayın Cumhurbaşkanımızın açık ve net belirttiği üzere yaşanan bu süreçte sorumluluğu olan, spekülasyon ve manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlayan her kim olursa olsun, hukuk kuralları çerçevesinde bunun hesabını verecektir. Hukuk dışı eylemlerde bulunan kim olursa olsun bunun sonuçlarına katlanacaktır. Sermaye piyasalarımızda yaşanan sorunun her bir detayı, ilk andan itibaren yetkili adli ve idari kurumlarımız tarafından titizlikle takip edilmekte, somut tedbirler alınmakta ve gerekli adımlar atılmaktadır." ifadesini kullandı.

"Yatırımcıların haklarını ilgili fonun kaynakları ile karşılamak esastır"

Hak yiyenleri savunma yoluna asla girmeyeceklerinin, etkin bir idari ve adli süreç içinde gereğini yaptıklarının ve yapmaya devam edeceklerinin altını çizen Yılmaz, "Aceleci ve yeterli bilgiye dayanmayan bir yaklaşımla da hiç kimseyi haksız yere töhmet altında tutmayacağız. Yatırımcılarımızın, sermaye piyasalarımızın ve milletimizin hakkını korurken, manipülatörlere ve spekülatörlere karşı en etkili şekilde mücadelemnizi sürdeceğiz." dedi.

Cevdet Yılmaz, 5 Ekim 2026 itibarıyla, tasfiyedeki fonların toplam portföy değerinin, hane halkının finansal varlıklarının yüzde 2,4’üne karşılık geldiğini bildirerek, şu bilgileri paylaştı:

"Tasfiye halindeki 131 fon, toplam fon sayısının yüzde 4,6'sını, toplam portföy değerinin ise yüzde 7,7'sini oluşturmaktadır. Diğer bir ifadeyle sorun fon piyasasının sınırlı bir alanında yaşanmıştır. Türkiye'nin finansal sistemi güçlüdür, sermaye piyasalarımız gelişimini sürdürmektedir ve bu alandaki temel politikamızda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Bununla beraber, sorunun sınırlı bir alanda ortaya çıkması meselenin önemini azaltmamaktadır. Vatandaşlarımızın tasarruflarını etkileyen, piyasa güvenini zedeleyen veya haksız kazanca yol açan işlemlerin üzerine hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla gidilmektedir. Bir taraftan yaşanan sorundan olumsuz etkilenenlerin haklarına yönelik adımlar atılırken, diğer taraftan benzer sorunların tekrar yaşanmaması için gerekli idari ve hukuki tedbirler değerlendirilmektedir.

Altını çizmek istediğim diğer bir temel husus: bu süreçte oluşan özel zararlar için Hazine kaynağının kullanılmayacağıdır. Risk düzeyi yüksek serbest fonlar başta olmak üzere, fon piyasalarında bankacılık sistemimizdeki devlet garantisi söz konusu değildir. Serbest fonlara giren herkes Profesyonel Müşteri ve Nitelikli Yatırımcı Talep Formu sözleşmesini imzalar. En az 10 milyon lira finansal varlık ile sisteme girilir. Yüksek kazanç beklentisi ile orantılı yüksek kayıp riskini de göze alır. Tasfiye sürecinde her bir fon bazında yatırımcıların haklarını ilgili fonun kaynakları ile karşılamak esastır. Tasfiye sürecinde öncelikli olarak fonların halihazırda kendi uhdelerinde bulunan kaynakları kullanılacaktır. Ayrıca, fahiş veya haksız gelir elde edenlerden geri alınacak kaynaklar ile sistem dışına çıkarılan malların satışından elde edilecek kaynaklar kullanılacaktır."

"Yatırımcılara payları oranında dağılım yapılması genel ilkedir, kanuni ilkedir"

Başkanlığını yürüttüğü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından oluşturulan Fon Koordinasyon Kurulu'nun yoğun bir mesai harcadığını, yol haritasının ve temel ilkelerinin belirlendiğini anlatan Yılmaz, eşgüdüm içinde ilgili her bir kurumun kendi yetki alanında somut adımlar atmaya başladığını aktardı. Yılmaz, bahse konu kurumların büyük bir kısmının bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoriteler olduğunu, kanunlar çerçevesinde kendilerine verilmiş yetkileri kullandığını ve kendi kararlarını aldığını söyledi.

Yılmaz, Fon Koordinasyon Kurulu'nun genel eşgüdümü sağladığını, kurumlar arası ortak çalışmaları hızlandırdığını, ilkesel yaklaşımları ortak akılla tespit ettiğini, Kurulun kanuni düzenleme gerektiren hususlarda, kurumların teknik desteğini sağlayarak, partisinin Meclis Grubu ile ortak çalışmalar yaptığını ifade etti.

Fon Koordinasyon Kurulu'nun yürütülen tasfiye sürecindeki ana çerçevesine ilişkin bilgi veren Yılmaz, şöyle konuştu:

"Süreç şeffaf şekilde yürütülecektir, adil, etkin ve olabilecek en hızlı şekilde sürdürülecektir. Hızlı derken hızlı ve doğru şekilde elbette. Hız adına doğrulardan da uzaklaşmadan ama olabilecek en hızlı şekilde yürütülecektir. Hazineden kaynak kullanılmayacaktır. Her bir fonun kendi kaynakları ve açılmış hesaplara yatırılan kaynaklar değerlendirilerek hareket edilecektir. Yatırımcılara payları oranında dağılım yapılması genel ilkedir, kanuni ilkedir. Olağanüstü tasfiye şartlarına tabi olacak fonlarda ise ara ödeme ile 1 milyon liraya kadar ana paraların geri ödenmesi planlanmaktadır. Öncelik küçük yatırımcılara ve para piyasası fonlarına verilerek ödemeler gerçekleştirilecektir."

"Sahada 10 müfettişle Devlet Denetleme Kurulumuz çalışmaları sürdürmektedir"

Cevdet Yılmaz, 2008'de ABD'de yaşanan Madoff Şirketi Krizi, 2018 yılında Endonezya'da yaşanan Jiwasraya Krizi ve 2019 yılında Güney Kore'de yaşanan Lime Krizi'nin, denetim ve gözetim mekanizmaları güçlü, gelişmiş ekonomilerde de çeşitli piyasa oyuncularının piyasa bozucu faaliyetlerde bulunabildiğini gösterdiğine işaret etti.

Finans piyasalarının yapısında böyle bir durumun olduğunu anımsatan Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:

"Çeşitli dönemlerde çeşitli sebeplerle finans piyasalarında sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Önemli olan bu piyasa bozucu yapıları en kısa sürede tespit etmek ve en etkili şekilde tasfiye etmektir. Ülkemizde yaşanan süreçte ilgili kurumlarımızın ve ilgili bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoritelerin sorumlulukları Devlet Denetleme Kurulu tarafından başlatılmış olan kapsamlı incelemelerle netleştirilecektir. Bağımsız denetleyici ve düzenleyici kurumlarla ilgili Meclisimizin yine çıkardığı çok teferruatlı kanunlar var, oradaki usuller var. O usuller çerçevesinde elbette bu yapılacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımız Devlet Denetleme Kurulunu görevlendirmiştir. Şu anda sahada 10 müfettiş ile Devlet Denetleme Kurulumuz bu çalışmaları sürdürmektedir."

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sürecin öncesinde de çeşitli adımların atıldığını hatırlatarak, bu adımların atılmamış olması halinde sorunlu fonların büyümeye devam edeceğini, bugünkünden daha büyük bir sorun ile karşı karışya kalınacağını dile getirdi.

(Sürecek)

  • Muhabir: HARUN KUTBE
  • Yayınlayan: HÜSEYİN GAZİ KAYKI
  • Düzenleyen: SEVAL OCAK