
Şirketten yapılan açıklamaya göre, Dorçe, prefabrik ve modüler yapı sektöründeki üretim faaliyetlerinde çevresel etkilerin ölçülmesi, azaltılması ve sürdürülebilir üretim uygulamalarının geliştirilmesine yönelik adımlar atıyor.
Şirket, faaliyetlerini ISO 14067 Ürün Karbon Ayak İzi, ISO 14064 Kurumsal Sera Gazı Emisyonları ve ISO 14046 Su Ayak İzi standartları kapsamında yürütüyor. Böylece çevresel performansını, üretim süreçleri, kullanılan hammaddeler, su tüketimi ve ürünlerin yaşam döngüsü açısından bütüncül biçimde değerlendiriyor.
Emisyonlarını 2020 yılı esaslı çalışmalarıyla başlatarak ISO 14064 Karbon Ayak İzi Beyan Belgesi'ni alan şirket, standart tip modüler yapı ürünü için ISO 14067 kapsamında Ürün Karbon Ayak İzi çalışmasını da tamamladı.
Doğrulanan sonuçlara göre, şirketin standart tip modüler yapısının karbon ayak izi, adet başına 4,52 ton karbondioksit (CO2), birim alan başına ise yaklaşık 215 kgCO2e/m2 olarak gerçekleşti. Londra Enerji Dönüşüm Girişimi'nin (LETI) konut tipi yapılar için esas aldığı sektör ortalaması referansı yaklaşık 850 kgCO2e/m2 düzeyinde bulunuyor. Dorçe'nin değeri, bu referansın yaklaşık yüzde 75 altında kalırken, LETI'nin 2030 yılı için öngördüğü 300 kgCO2e/m2 hedefinin de altında yer alıyor.
Enerji tüketiminin büyük bölümü GES’ten karşılanıyor
Karbon yönetimini enerji tüketimiyle sınırlı tutmayan şirket, mühendislik optimizasyonu, malzeme seçimi, tedarik zinciri yönetimi, üretim teknolojileri, dijital araçlar, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kullanımını birlikte ele alıyor.
Ankara'nın Kahramankazan ilçesindeki üretim tesislerinin çatılarında kurulu güneş enerjisi santrali (GES) sayesinde elektrik ihtiyacının büyük bölümünü yenilenebilir kaynaklardan karşılayan şirket, şebeke elektriğine bağımlılığını ve enerji kaynaklı emisyonlarını azaltıyor.
Nature Sustainability dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, beton üretimi küresel sanayi suyu çekimlerinin yaklaşık yüzde 9'una karşılık geliyor. Dorçe'nin ISO 14046 kapsamında yürüttüğü su ayak izi hesaplamalarında, toplam su tüketiminin yanı sıra üretim süreçlerindeki su verimliliği ve atık su kaynaklı çevresel etkiler değerlendiriliyor. Kuru yapım tekniklerine dayanan modüler çelik üretiminin ıslak imalata dayanan betonarmeye kıyasla daha düşük su ayak izi sağladığı belirtilirken, hesaplamalar, üretimde iyileştirme alanlarını tespit etmek için kullanılıyor.
Dorçe, Karbon Saydamlık Projesi (CDP) kapsamındaki süreçleri de tamamlayarak kaydını onaylattı. CDP raporlaması ve puanı, yatırımcılar ve finansman kuruluşları nezdinde şirketin iklim şeffaflığını ve güvenilirliğini gösteren bir referans oluşturuyor.
Şirket, Bilim Temelli Hedefler Girişimi'ne (SBTi) de başvuru yaptı. SBTi, şirketlerin emisyon azaltım hedeflerinin küresel ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefiyle uyumunu değerlendiriyor. Bağımsız değerlendirme, şirketlerin iklim hedeflerinin güvenilirliği ve şeffaflığı konusunda finansman kuruluşlarına güven verirken, yeşil finansman araçlarına erişimde referans oluşturabiliyor.
"Binaların üretim biçimini değiştirmek zorundayız"
Açıklamada görüşlerine yer verilen Dorçe Yönetim Kurulu Başkanı Süheyla Çebi Karahan, sürdürülebilirliğin şirketleri için ayrı bir kurumsal başlık değil, üretim ve yönetim modellerinin kendisi olduğunu ifade etti.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ile Küresel Binalar ve İnşaat İttifakı'nın 2024/2025 raporuna göre, binalar ve inşaat sektörünün, dünyadaki enerji tüketiminin yüzde 32'sinden, küresel CO2 emisyonlarının ise yaklaşık yüzde 34'ünden sorumlu bulunduğuna dikkati çeken Karahan, şunları kaydetti:
"Binaların işletme enerjisi verimli hale geldikçe yapı malzemelerinin üretimi, taşınması ve inşaat sürecinde ortaya çıkan gömülü karbon, toplam etki içinde daha büyük pay alıyor. Çelik üretimi, karbon yoğun bir faaliyet alanı. Dünya Çelik Birliği verilerine göre, inşaat sektöründeki çeliğin yaklaşık yüzde 85'i ömrünü tamamladığında geri kazanılıyor ve kullanılan her ton hurda yaklaşık 1,5 ton CO2 emisyonunun oluşmasını önlüyor. Dünyayı sürdürülebilir kılmak istiyorsak, önce binaların üretim biçimini değiştirmek zorundayız. Endüstriyel ve modüler inşaat, bu değişimin kendisidir. Bina, şantiyede kaynak tüketen bir süreç olmaktan çıkıyor ve fabrikada ölçülebilen, iyileştirilebilen, ömrü bittiğinde yeniden kullanılabilen bir ürüne dönüşüyor."
Dönüşümün ilk ayağını malzeme ve gömülü karbonun oluşturduğunu belirten Karahan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"İşletme enerjisi azaldıkça, bir binanın toplam karbonu içinde malzemenin payı giderek büyüyor. Bu nedenle her ürünün gömülü karbonunu ölçüyor, malzeme seçimi ve mühendislikle azaltmaya çalışıyoruz. Ana ham maddemiz çelik, özelliğini kaybetmeden defalarca geri dönüştürülebildiği için, ürettiğimiz yapı ömrünü tamamladığında yıkıntı değil, yeniden kullanılabilir bir ham madde stoku oluyor. İkinci ayakta ise karbon, enerji ve su yönetimi yer alıyor. Yenilenebilir enerji kullanımını artırıyor, enerjiyi daha verimli hale getiriyoruz. Karbonu ürünün tüm yaşam döngüsü boyunca hem fabrikadaki üretim hem de şantiye süreçlerinde takip ediyor, suyu da daha verimli kullanıyoruz. Son 5 yıldır karbon ve su ayak izi belgelerimizi yayımlıyoruz."
Karahan, üçüncü aşamada ise şeffaflık, bilim temelli hedefler ve regülasyonlara hazırlığa odaklandıklarını vurgulayarak, "Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın kesin dönemi 1 Ocak 2026'da başladı, ülkemizde de İklim Kanunu ile emisyon ticaret sistemi için yasal zemin oluştu. Bu düzenlemeleri bir yük değil, hazırlıklı üreticiyi öne çıkaracak bir rekabet avantajı olarak görüyoruz. GRI standartlarına uygun kurumsal sürdürülebilirlik raporumuzu yayımlıyor, yeşil finansman araçlarını da yatırım planlarımızın bir parçası haline getiriyoruz." ifadelerini kullandı.
Hedeflerinin, sıfırın gücüne inanan bir üretim anlayışı olduğunu aktaran Karahan, "Gelecek nesillere yıkıp yeniden yaptığımız bir dünya değil, söküp taşıyabildiğimiz, dönüştürebildiğimiz ve doğal kaynakları tüketmeden büyüyebilen bir yapı kültürü bırakmak istiyoruz. Bütün teknolojik ve kurumsal yatırımlarımızı bu mirası mümkün kılmak için gerçekleştiriyoruz." değerlendirmesini yaptı.


