
Güncel Haberleri — Editör Masası'na konuk olan Yılmaz, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
Şirketler ile bunların altındaki sorunlu fonlar ve olağan tasfiyelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, kapalı fonlarda da olağan tasfiye edilen 3 kuruluşta 2 binden fazla kişi bulunduğunu, bu fonların kendi tabiatı ve özellikleri içinde tasfiye edileceğini bildirdi.
Yılmaz, "Dolayısıyla burada, aşağı yukarı 46 bin kişinin olağan yöntemlerle tasfiye sürecine girdiğini söyleyebiliriz. A1 Capital, Bulls ve Pardus bu üçü tasfiye edilmiş oldu. 7 şirketten 3'ü ayrılmış oldu bir kenara, 4 şirket kaldı." dedi. Yılmaz, bu şirketlerde mağdur kalmadığını, 46 bin kişinin bu sistemden çıktığını söyledi.
Dört büyük fon olduğunu, bunlardan en büyüğünün Tera Finansal Yatırımlar Holding, diğerlerinin Pusula, Hedef ve Atlas olduğunu dile getiren Yılmaz, "Atlas ile ilgili de şu anda müzakereler devam ediyor. Atlas'la ilgili de olağan tasfiye mümkün. Bunu bu hafta herhalde görmüş oluruz. Sahipleriyle görüşmeler yapılıyor, müzakereler yapılıyor. Atlas da devreye girerse olağan tasfiyeye tabi olursa orada da 58 bin civarında bu işten olumsuz etkilenen yatırımcı var. Bunlarla ilgili de olağan tasfiye uygulanmış olacak. Bunu bugün yarın, bu hafta içinde herhalde netleşmiş olur diye tahmin ediyorum." diye konuştu.
"Kamu kaynağının kullanılması söz konusu değil"
Fon soruşturmasının ekonomik boyutu ve olağan tasfiyede zarar görmüş yatırımcıların nasıl finanse edildiğine ilişkin soruyu yanıtlayan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ne olağan tasfiyede ne olağanüstü tasfiyede kamu kaynağının kullanılması söz konusu değil. Kamu kaynağı, hazine dediğiniz milletimizin, vatandaşımızın kaynağı. Dolayısıyla bunları kullanmak söz konusu değil. Neden değil? Fon piyasalarında, sermaye piyasalarında devletin bir güvencesi yok. Bankacılık sisteminde var, belli bir miktara kadar bir devlet güvencesi var. Onun için de TMSF diye bir yapımız var orada biriken bir kaynak var, bir sorun çıktığı zaman o devreye giriyor ve tazminatları ödüyor. Burada öyle bir durum söz konusu değil, bir kamu garantisi söz konusu değil. Serbest fonlara giderken profesyonel yatırım ve nitelikli yatırımcı sözleşmesi imzalanıyor. Bu sözleşmede hem kazanç hem de kayıp bir anlamda kabul edilmiş oluyor. Dolayısıyla burada bir kamu kaynağı kullanımı söz konusu değil. Bu 3 fonun tasfiyesi de kendi kaynaklarıyla. Olağanüstü fonda da en önemli prensibimiz kamu kaynağının kullanılmaması."
Olağanüstü fonda toplanması beklenen paraların mağduriyetleri giderip gideremeyeceğine ilişkin soruya Yılmaz, şu yanıtı verdi:
"Burada bizim esas aldığımız ana para, net yatırım tutarı diyoruz buna. Bu net yatırım tutarını iyi çerçevelemek lazım. Nedir bu net yatırım tutarı? Basit bir örnekle, siz gittiniz diyelim bir fondan bir pay aldınız, bir milyon para yatırdınız. Ana paranız bir milyon. Sonra iki milyon da kar ettiniz diyelim. Arada o iki milyonunuzu çektiniz, bir milyon kaldı hesabınızda. Bir vesileyle o karınızı çektiniz diyelim, bir milyon kaldı. Biz size bu olağanüstü ödemede bir milyona kadar ödeme yapmayacağız. Çünkü siz ana paranızı zaten aldınız. Net yatırım tutarı üzerinden ana parayı ödeyecek bir sistem kurguluyoruz. Bu kanunumuzdaki teklif bu. Meclisimizden henüz geçmedi tabii.
Net yatırım tutarını alıp çıkanlar bir de hukuk dışı işlemler yapanlar, bu iki kesim bu bir milyona kadar şeyi alamayacaklar. Haksız kazanç elde etmiş, hukuk dışı soruşturmalara, kovuşturmalara konu olmuş şahıslar tabii ki faydalanmayacak. Bir şekilde net yatırım tutarıyla baktığınızda ana parasını almış olanlar yine yararlanmayacaklar. Ama bu geçici bir durum. Ana hükümler devam ediyor."
"Özellikle küçük yatırımcıyı ve para piyasası fonlarını önceliklendiren bir yaklaşım var kanunda"
Yılmaz, olağanüstü tasfiyenin bir milyon liraya kadar insanların ana parasını ödemeye imkan sağlayacak bir sistem olduğunun altını çizdi.
Cevdet Yılmaz, şunları kaydetti:
"Yani zamanı geldiğinde işte bütün bu kaynaklar toparlandığında kime ne düşecekse yine alacak. Orada bir mahsuplaşma olacak. Yani bu bir milyona kadar almış olanların aldığı miktar nihai hakları ve yükümlülükleri hesaplanırken, mahsuplaşmayla oraya hesaba girmiş olacak. Ama biz istiyoruz ki özellikle küçük yatırımcıyı ve para piyasası fonlarını önceliklendiren bir yaklaşım var bu kanunda. Küçük yatırımcılar bir an önce bu kaynaklara kavuşsunlar. Sosyal açıdan bunun önemli olduğuna inanıyoruz. Dolayısıyla büyük bir kitle de burada zaten. 450 bin dediğimizin çok büyük bir kısmı burada, nihai rakamlar netleşecektir kısa sürede ama ben şuna inanıyorum, bu olağanüstü tasfiyeye ilişkin kararlar Meclisimizden geçerse ve gerçekleştirilirse muhtemelen burada konuştuğumuz yatırımcı sayısı 100 binin altına düşmüş olacak."
"Her bir fon için 131 tane hesap açıldı"
Yılmaz, haksız kazançların iadesi kapsamında kaç kişi ve şirketin gönüllü iade yaptığı, iade edilen toplam tutarın ne olduğu ve ödemenin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırıp kaldırmadığına ilişkin soruyu yanıtladı.
SPK'nin 131 fonla ilgili bir karar aldığını ve TMSF bünyesinde her bir fona özel bir hesap açıldığını aktaran Yılmaz, "Çünkü her fonun hukuki durumu farklı. Her fona birebir bakmak durumundasınız. O fona girmiş yatırım yapmış olanlar var, o fonun ilişki biçimleri var. Dolayısıyla her bir fon için 131 tane hesap açıldı. Bir tane de genel hesap açıldı. O genel hesap da fon bazında değil, hisse senedi bazında hukuk dışı işlem yapanlarla veya haksız kazanç, fahiş gelir elde edenlerle ilgili bir hesap. Veya mal varlıklarının satışından elde edilecek gelirlerin konacağı bir hesap. 132'nci hesap da bu genel hesap." bilgisini verdi.
Mevcut durumda bir sürecin başladığını belirten Yılmaz, kanun çıkarsa bu sürecin çok daha sağlıklı bir zemine oturacağını vurguladı.
İsteğe bağlı olarak fahiş kazançları iade edenler, hukuk dışı işlemler yapmış, haksız kazanç elde etmiş şirketlerin veya kişilerin mal varlıklarının satışından gelecek gelirlerin bu hesaplarda toplanacağını kaydeden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir fona özel bir gelirse o fonun hesabına girmiş olacak. Değilse genel hesaba gelecek. Genel hesaptan da belli kriterlerle yine bu fonlara bu kaynak dağılmış olacak. Olumsuz etkilenmiş yatırımcılara, bu kaynakları iade ederken kullanacağımız 3 kaynak var. Birincisi bu fonda kalmış varlıklar, halen içinde belli değere dönüştürülebilir varlıklar var. İkincisi bu hesaplara yapılacak iadeler, üçüncüsü yine sorumlu birçok kişinin mal varlığına tedbir konmuş durumda. Şirket, kişi bu süreçte rolü olduğu düşünülen. Dolayısıyla bu kanunda TMSF'ye bu olaya özgü olarak çok ciddi yetkiler veriliyor.
TMSF'nin bu konudaki çalışmalarıyla bu varlıkların nakde dönüşmesi, bu varlıkların değerlendirilmesiyle gelecek kaynaklar var. Dolayısıyla bu yatırımcılara verilecek tutarlar bu kaynaklardan finanse edilmiş olacak. Herhangi bir kamu kaynağı söz konusu olmayacak. Bu hesaplar açılmış, süreçler başlamış durumda. Belli sayıda yatıranlar olduğunu da duyuyoruz ama asıl bundan sonra bu kanunla birlikte bu süreç daha hızlanacaktır."
(Sürecek)



