
Dünya Haberleri — ABD'de yapılan ara seçimlerde Başkan Donald Trump ve Cumhuriyetçi Parti’nin yaşadığı büyük oy kaybının ardından, önde gelen ekonomistler ABD iç politikasında tam bir kilitlenme ve dış politikada uluslararası gerilimin tırmanacağı bir dönemin başlayacağı öngörüsünde bulunuyor.
ABD'de yapılan Kongre ara seçimlerinin sonuçları dünya genelinde yakından takip ediliyor. Seçim sonuçlarına göre ABD'nin ekonomi ve jeopolitik politikalarında değişiklik olabileceği beklenirken, bu durumun küresel piyasaları da etkileyeceği öngörülüyor.
ABD Kongre ara seçimlerinde Demokratlar, resmi olmayan sonuçlara göre Senato’da 54, Temsilciler Meclisi'nde ise 228 sandalyeye ulaştı. Bu sonuçla, Trump'ın liderliğindeki Cumhuriyetçiler hem Temsilciler Meclisi hem de Senato'daki çoğunluklarını kaybetmiş durumda.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Avrupa’da önde gelen ekonomi enstitüleri ve finans kuruluşlarının yöneticileri, ABD ara seçim sonuçlarının küresel ekonomi ve iç politikada siyasi tıkanıklıklara yol açabileceğini değerlendiriyor.
Ekonomistler, ABD'deki siyasi tıkanıklığın küresel finans piyasalarında belirsizliği artıracağını ve dünya genelinde dezenflasyon sürecini daha kırılgan hale getirebileceğini öngörüyor.
Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (DIW) Başkanı Marcel Fratzscher, Demokratların ABD ara seçimlerindeki zaferinin küresel ekonomi için olumlu bir mesaj olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:
"ABD'de güçler ayrılığı ilkesi yeniden daha etkin şekilde işlemeye başladı. Trump artık son iki yıldır ABD Merkez Bankası (Fed) örneğinde olduğu gibi, birçok devlet kurumunu kendi isteğine göre kolayca kısıtlayamayacak ve yeniden yapılandıramayacak. Kongre, bütçe yetkilerini kullanarak Trump'ın İran politikasını daha da sınırlandırabilir. Bu durum enerji fiyatlarını düşürebilir ve Avrupa'nın da yararına olur."
Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü (IfW) Başkanı Moritz Schularick ise seçimin en büyük kazananının Amerikan demokrasisi ve hukuk devleti olduğunu vurgulayarak, "Ara seçimler net bir dönüm noktasıdır; bu sonuçlar, Trump ve uyguladığı politikalar için sonun başlangıcı anlamına geliyor." değerlendirmesinde bulundu.
İç politikada siyasi tıkanıklık ve bütçe krizleri kapıda
Münih merkezli Ekonomi Araştırma Enstitüsü (Ifo) Başkanı Clemens Fuest, ABD iç politikasında tam bir kilitlenme dönemi baş gösterdiğine dikkati çekerek, "Trump, Demokratların yasa tekliflerini veto edebilecek olsa da yeni vergi indirimleri gibi kendi projeleri için ihtiyaç duyduğu çoğunluktan artık yoksun. Bu durum, federal hükümetin faaliyetlerinin durmasına (shutdown) yol açabilecek bütçe krizlerini ve harcama dondurma kararlarını daha sık göreceğimiz anlamına geliyor." yorumunu yaptı.
Landesbank Baden-Württemberg Analisti Dirk Chlench, Beyaz Saray ile Kongre arasında iki yıl sürecek çatışmalı bir ilişki modelinin ortaya çıktığını belirterek, şu öngörülerde bulundu:
"Büyük yasama hamleleri artık iki partinin uzlaşmasına bağlı. Demokratlar, Trump'ın iç politika ajandasını yavaşlatabilir ancak başkanın veto yetkisi nedeniyle kendi hamleleri de sınırlı kalacaktır. Bu durum mali teşvik olasılıklarını azaltırken, bütçe finansmanı ve borç tavanının artırılması hususunda yeni krizleri tetikleyebilir. Borç tavanı meselesi 2027 yılında sermaye piyasaları üzerinde yeniden ciddi bir baskı oluşturabilir."
Köln Alman Ekonomisi Enstitüsü (IW) Direktörü Michael Hüther de ABD iç politikasında çalkantılı bir sürecin beklendiğini ifade ederek, "Bütçe müzakerelerinde geçici bir temerrüt riskini de barındıran bir tıkanıklık kapıda. Trump’ın yeniden aday olamayacağı 2028 başkanlık seçimleri de düşünüldüğünde, bu yenilgi sonrası Cumhuriyetçi Parti içindeki güç savaşları daha da derinleşecektir. Almanya'nın en önemli ticaret ortağındaki bu siyasi belirsizlik, transatlantik ticareti olumsuz etkileyecektir." uyarısını yaptı.
Dış politikada riskli adımlar ve korumacılık devam edebilir
Mannheim merkezli Avrupa Ekonomik Araştırmalar Merkezi (ZEW) Başkanı Achim Wambach, Başkan Trump'ın iç politikadaki hareket alanı kısıtlandığı için siyasi ajandasını dış politika ve ticaret politikaları üzerinden yürütmeye çalışacağını öngördüklerini belirterek, şu analizi paylaştı:
"Trump, dış politikada hala geniş yetkilere sahip. Öte yandan, Demokratların çoğunluğu sağlamasıyla ABD’nin serbest ticarete tamamen geri döneceğini düşünmek hata olur. Korumacı ekonomi politikaları sadece Trump yönetimine özgü değildir; Çin’e yönelik ticaret politikalarında ve yerli sanayinin korunmasında Washington’da partiler üstü geniş bir konsensüs bulunmaktadır."
Avrupa'nın vizyonuna ve atması gereken adımlara değinen Wambach ise kıtaya rehavet uyarısında bulunarak, şunları kaydetti:
"Avrupa bu seçim sonuçlarına güvenerek rehavete kapılmamalı, hele ki 2028'deki başkanlık seçimlerinin sonuçlarına asla bel bağlamamalıdır. Avrupa, kendi ekonomi politikasını kararlılıkla uygulamalı, rekabet gücünü artırmalı ve stratejik bağımsızlığını tesis etmelidir. Bu doğrultuda ortak pazardaki ticari engeller azaltılmalı, Birleşik Krallık ile işbirliği derinleştirilmeli, Mercosur ve Hindistan anlaşmaları hızla hayata geçirilerek Filipinler ile yeni anlaşmalar akdedilmelidir."
Berenberg Bank Başekonomisti Holger Schmieding ise Trump başkanlığının son iki yılında ciddi dış politika çalkantılarına hazırlıklı olunması gerektiğini kaydederek, "Siyasi olarak zayıflayan bir başkan, riskli jeopolitik maceralara atılma eğilimi gösterebilir. Özellikle ABD yönetiminin yaptırımları sıkılaştırarak baskıyı artırdığı Küba, bu süreçte ciddi bir endişe kaynağı haline gelebilir." ifadelerini kullandı.
Avrupa için çıkarılacak dersler
VP Bank Başekonomisti Thomas Gitzel, Cumhuriyetçilerin yenilgisinin arkasında yüksek enflasyonun yattığına işaret ederek, "Ayrıca yapay zeka veri merkezlerinin inşası da halkın bir kesiminde huzursuzluk yarattı. Demokratların rengine atıfla bu sonuç tam bir 'mavi tsunami' niteliğindedir. Amerikan halkı Trump'a net bir ihtar vermiştir. Ancak yatırımcılar finansal piyasalardaki ilk reaksiyonları aşırı yorumlamamalıdır; tarihsel olarak Kongre'deki koltuk dağılımları borsalar için uzun vadede belirleyici olmamıştır." ifadelerini kullandı.
Commerzbank Ekonomisti Christoph Balz, sonuçların olası seçim manipülasyonu tartışmalarını tamamen boşa çıkaracak kadar net olduğunu vurgulayarak, "Yenilgiyi kabul eden Başkan Trump için bu durum büyük bir darbedir. Kalan iki yılında yürütme emirlerine ve daha rahat hareket edebileceği dış politikaya yönelecektir. Trump ile Avrupa hükümetleri arasında uluslararası meselelerdeki temel görüş ayrılıkları sürüyor; bu nedenle Trump’ın dış politikada daha agresif bir tutum benimsemesi Avrupa için oldukça rahatsız edici olabilir." değerlendirmesinde bulundu.




