Argümanlar sunmak ve bunlar üzerinden akıl yürütebilmek şöyle dursun, Frantzman’ın yazısı aklın tatile gönderildiği bir hezeyan belgesine dönüşmüştür. Biyografisine bakıldığında eğitimli bir yazar olduğu anlaşılan Frantzman’ın söylemek istediğini yazılı olarak ifade edebilecek kabiliyete sahip olmadığını düşünmek muhal olduğuna göre, onun böyle bir yazı yazabilmesinin -daha doğrusu yazamamasının- tek bir makul açıklaması kalıyor: Belli ki işlediği savaş suçları ve gerçekleştirdiği katliamlar artık -Siyonizmin bir uzantısı işlevini gören- uluslararası medya tarafından örtülemez hale geldiği için telaşlanan İsrail’in resmî yalan üretim merkezinin başındaki bir neo-Goebbels’dan gelen direktif doğrultusunda acilen bir yazı üretebilmek için Frantzman aklına gelen her herzeyi birer argümanmış gibi alt alta dizmiş. Muhatap olduğumuz yazı buna her ne kadar uygun olmasa da biz yine de akıl ve izan çerçevesinde bir cevap vermeye çalışacağız. Umulur ki “gerçeğin aşıldığı” (post-truth) şu çağda hâlâ aklı ve izanı önemseyen insanlar kalmıştır.
Hem yazının geneline sirayet eden hem de ilk paragrafında açıkça bildirilen asıl “sorun” Türk medyasının -bilhassa devletle ilişkili medyanın- bölgenin en çok “İsrail karşıtı” haber yapan medyası olmasıdır. Frantzman İran ile kıyaslayarak Türk medyasının öne çıktığını söylüyor. Frantzman’ın bu tespiti bizim yukarıda sunduğumuz tezi güçlendiriyor: Belli ki asıl rahatsızlık TRT ve Anadolu Ajansı’nı




